P. 1
Nazım Hakkani

Nazım Hakkani

|Views: 29|Likes:
Yayınlayan: Dinbilim
Şeyh Muhammed Nazım Adil Hakkani el-Kıbrisi'nin Tasavvuf Anlayışı.
Şeyh Muhammed Nazım Adil Hakkani el-Kıbrisi'nin Tasavvuf Anlayışı.

More info:

Published by: Dinbilim on Sep 20, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

04/17/2014

pdf

text

original

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TASAVVUF ANABİLİM DALI

ŞEYH MUHAMMED NAZIM ADİL HAKKÂNİ EL-KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI

Doktora Tezi

Selami Erdoğan

ANKARA 2013

T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TASAVVUF ANABİLİM DALI

ŞEYH MUHAMMED NAZIM ADİL HAKKÂNİ EL-KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI

Doktora Tezi Selami Erdoğan

Tez Danışmanı: Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu

ANKARA 2013

T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TASAVVUF ANABİLİM DALI

ŞEYH MUHAMMED NAZIM ADİL HAKKÂNİ EL-KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI

Doktora Tezi

Tez Danışmanı Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu Tez Jüri Üyeleri Adı ve Soyadı: …………………… …………………… …………………… …………………… …………………… …………………… Tez Sınav Tarihi: …………………… İmzası …………………… …………………… …………………… …………………… …………………… ……………………

ÖNSÖZ Kâinatın küçük bir numunesi olan insan, dünya sahnesindeki varoluşunun bir gereği olarak, hem iç âlemiyle hem de dışındaki âlem-i kubrâ ile, alakadar olmuştur. İnsanın enfüs ve afak ile kurduğu ilişki, onun varlık anlayışına göre şekillenmektedir. Varlık anlayışının merkezine kendi benliğini oturtan insan, iç dünyasından gelen sesleri kontrol etmeyi, kendi varlığına ihanet bildiğinden; kâinat ile olan alakasındaki ilkeleri aklıyla belirlemeye çalışmıştır. Varlığın merkezine, Allah(cc)’ı yerleştiren insan ise, enfüs ve afâk ile olan muamelatının ilkelerini, vahye tabi olarak belirlemiştir. Zamana, mekâna ve bireyin fıtratına ve içinde bulunduğu enfusî şartlara bağlı olarak söz konusu muamelat ilişkileri, dinamik bir yapı arzetmektedir. Dolayısıyla insanın içindeki mikro âlem ve dışındaki makro âlem ile olan etkileşimini tanımlaması hususunda farklı açılardan yaklaşımlar söz konusudur. İslam düşüncesinde kelam, tasavvuf ve felsefe okulları olarak zuhur eden bu yaklaşımlar ve onların şekillendirdiği; ahlak felsefesi, siyaset felsefesi, hukuk felsefesi, iktisat felsefesi, tarih felsefesi, bilim felsefesi ve dil felsefesi gibi disiplinler, İslam düşünürlerinin hayata dair sorunlara dinamik olarak ürettikleri çözümlerdir. Muhâsibî, Kuşeyrî, Bayazîd-i Bistâmi, Gazâli, Abdulkâdir-i Geylâni, Şâh-ı Nakşîbendi, Hucvirî, Mevlanâ, İmam-ı Rabbânî ve İbn Arabî gibi birçok mutasavvıfın yaklaşımlarıyla şekillenen tasavvuf okulu ve bu okulun bir kurumu olan Nakşîbendiyye Tarikatı, Şeyh Nazım’ın hayat anlayışının çerçevesini belirlemiştir. Bu bağlamda günümüz sufîlerinden Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, iç dünyası ve kâinat ile olan ilişkisini, tasavvuf okuluna dayanan sünnî İslam düşüncesi ile şekillendirmiştir. Bu manada tezimizin konusu olan “Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Tasavvuf Anlayışı” genel çerçevede İslam düşüncesinden zuhur etmiş okulların yaklaşımlarının, özelde ise Nakşîbendi-Hâlidi disiplininin bir ürünüdür. Tezimizde, Kıbrısî’nin düşüncesini genel ya da özel çerçevede şekillendiren yaklaşımların doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılmamıştır. Kıbrısî’nin düşüncelerinin, ehlisünnet itikadında; ittifakla ya da kısmen kabul görmüş, gaybî ya da müşahidi yaklaşımlar içinde nerede olduğu incelenmiştir. Bu manada “Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Tasavvuf Anlayışı” başlıklı çalışmamız, Kıbrısî’nin bir şeyh olduğu ve tasavvuf okulu IV

merkezinde gelişen İslam düşüncesinin hak olduğu ön kabulü üzerine yapılmıştır. Şunu da hemen belirtmemiz gerekir ki, söz konusu ön kabullerimiz, akademik çalışmaların bir ilkesi olan “nesnellik” kaidesinin dışında değildir. Şeyh Nazım -ı Kıbrısî’ye yapılan eleştiriler, çalışma konumuzun dışında gibi görülse de, bu bağlamda, içindedir. Farklı bir ifadeyle Kıbrısî’ye yapılan eleştiriler, onun şeyh olup olmadığını tespit etmek üzere değil; Kıbrısî’nin dünya ve ahiret telakkisinin, genel anlayış içerisindeki yerini görmemize vesile olmasından dolayı tezimizde yer almıştır. Ayrıca, tezimizin konusu olan “Şeyh Nazım’ın Tasavvuf Anlayışı” Şeyh Nazım’ın, deney ve gözlemlerle ulaştığı, salt aklî tecrübe ve anlayış değildir. Bu manada Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışı, Nakşî-Halidî geleneği ve Hakkânî uygulamalarından bir mirası içermektedir. Bu anlayış ve uygulamalar ise tasavvufun kendi içerisinde oluşan diğer ekollerle olan bir etkileşimin eseridir. Bununla birlikte bu mirasa Kıbrısî tarafından yapılan fikrî ve tatbikî katkılar, nadiren tesbit edilebilen, yeni motifler gibidir. Bu düşünce ve tecrübeler ise, sadece kitabi ve kesbî bilgiler değil, sezgiye dayalı keşfî bilgi ve tecrübeleri de ihtiva etmektedir. Diğer taraftan, Şeyh Nazım’ın söz konusu minvalden teşekkül eden tasavvuf düşüncesi etrafında teşekkül etmiş Hakkâniye müridanı, çalışmamız dışında tutulmamıştır. Nitekim çalışmamızda tespit edilen tüm tarikat düşüncesi ve adetlerinin, müridan üzerindeki etkileri ve müridanın bu konulara yaklaşımları, tespit edildiği derecede paylaşılmıştır. Modern Çağ olarak bilinen 20. Yüzyıl; akılın vahye ikame edilecek derecede kutsandığı, değerlerin dünyevileştiği, insanın ölüm sonrası hayatın varlığını düşünecek vakti ve iç dünyasına yönelecek fırsatı bulamadığı çağ olmuştur. Böyle bir yüzyılda tasavvuf menşeli İslam yaşantısı, dünyevileşme hastalığına tutulmuş insanların reçetesidir. Bu manada Şeyh Nazım’ın insanları davet ettiği anlayış, Nakşibendî geleneğinin günümüzdeki bir temsilcisi olarak; insanları bu hızlı koşturmacada bir anlık durmaya ve nefis muhasebesine davet etmektedir. Avrupa’dan Asya’ya, Uzak Doğu’dan Amerika’ya, Anadolu’dan Güney Afrika’ya ve Arab Yarım adasına kadar ulaşan bu davete, iki milyon Mümin icabet etmiştir. Bu kadar çeşitli kültüre hitap etmesi bakımından, Şeyh Nazım’ın tasavvuf yaşantısı ve V

anlayışı, çalışmamıza önem katmaktadır. Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin davet ettiği vahiy merkezli değerlerin, modern çağdaki gibi akıl merkezli değerlere rağmen kabul görmesi, çalışmamız esnasında karşılaşılan ve cevabı kısmen bulunan, bir soru olmuştur. Diğer taraftan tasavvuf anlayışı incelediğimiz Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin, yaşıyor olmasından dolayı, çalışmamızda bazı avantaj ve dezavantajlar, bir araya gelmiştir. Mesela Kıbrısî’nin tezimizde kaydedilmiş düşüncesi, dinamik hayatın tabii bir gereği olarak değişime uğrayabilir olması, tezimiz açısından bir dezavantajdır. Ancak şunu da hemen belirtmek gerekir ki; Kıbrısî’nin düşünceleri, ekseriyette, şeyhinden tevarüs eden ve Kıbrısî’nin teslimiyetle kabullendiği değişmez bilgiler mahiyetinde olması, söz konusu dezavantajı önemli derecede izale etmektedir. Bununla birlikte çalışmamızda ulaştığımız kanaatleri, Kıbrısî’nin kendisiyle ve yayım çevresiyle paylaşıyor olmamızdan dolayı, bu kanaatlere bağlı olarak ulaştığımız sonuçların kabul edilme veya reddedilme süreci devam etmektedir. Bir avantaj addettiğimiz bu durumdan dolayı, bu çalışmada, sistematize edilmiş düşüncelerin, müstakbel çalışmalardaki tereddütleri izale edeceği kanaatindeyiz. Dolayısıyla tezimiz, ilerleyen süreçlerde makalelerimiz ile sağlamaları yapılmış ve müstakbel çalışmalara kaynak olacak, hakiki malumatların kaynağı olacak mahiyettedir. Bu çalışmamızdaki temel kaynakları üç kategoride toplayabiliriz. Bunlardan birincisi Şeyh Muhammed Nazım-ı Hakkâni’nin 1970’li yıllardan günümüze kadar yaptığı sohbetlere ait ses ve video kayıtlarıdır. Zikir meclislerini de içeren bu kayıtlara, ilgili internet sayfalarının veri tabanları üzerinden ulaşılabilir. Bu kaynaklardan tezimizde zikredilenler, ses ve video arşivimizde muhafaza edilmektedir. Temel kaynaklardan ikinci grubu, Şeyh Nazım’ın 1970-2000 yılları arasında yaptığı sohbetlerden derlenmiş kitaplar oluşturmaktadır. Bu kitaplardan en önemlisi “Tasavvuf Sohbetleri” adlı kitaptır. Bu kitaptaki görüşlerin detaylarına inmemize vesile olan diğer kaynaklar, Hakkâniyye câmiasında yayınlanan eserlerdir. Bu eserlerden en önemlisi ise Şeyh Nazım’ın Şam vekilinin yazdığı, “Futuhâtu’l Hakkâniyye” adlı eserdir. Üçüncü kategoride olan kaynak ise Şeyh Nazım’ın Kıbrıs ve Şam’daki Dergâhlarına yaptığımız ziyaretler esnasındaki gözlem ve mülakat VI

notlarımızdır. Şeyh Nazım üzerine yapılan sosyoloji alanındaki çalışmalar, gözlem notlarımızın sağlamasını yapmak açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmalardan en önemlisi ise “Batı’da Bir Nakşî Cemaati” adlı eserdir. Tezimiz giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin itikadî ve tatbikî değerlerinin kaynağı olan Nakşibendî Tarikatı ve onun bir kolu olan Hâlidiyye, giriş bölümünde incelenmiştir. Ayrıca Nakşîbendiyye-i Hâlidiyye’den, Şeyh Nazım’a ulaşan silsilenin adı olan Hâlidiyye-i Hakkâniyye, bu bölümde incelenmiştir. Giriş bölümde değinilen hususlar, Kıbrısî’nin tarikat uygulamalarına göre şekillenmiş ve bu uygulamalar Nakşî ve Hâlidi gelenekleri ile mukayese edilmiştir. Birinci bölümde Şeyh Nazım’ın biografisi, bu konuda yapılan çalışmalara bağlı olarak kayıt altına alınmıştır. Bu kaynaklardan bir kısmı, sözlü tarihçilik denilen bilgi ve anekdotlara dayandığından, bazı çelişkili malumatlar, Şeyh Nazım ile yaptığımız mülakatlarda, tasih ve teyit edilmiştir. İkinci bölümde ise, Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışı ve uygulamaları, çalışmamızda ele aldığımız temel kaynaklardan yola çıkarak incelenmiştir. Bu bölümde Kıbrısî’nin anlayışının, Kur’ân ve hadislerdeki temellerine değinirken, tasavvuf ıstılahı içindeki mukayeseli konumunu da incelenmiştir. Bu çalışma esnasında bize destek veren, zaman ayıran ve katkı sağlayan başta aileme, dostlarıma, Şam ve Lefke Dergâhlarında alakadar olan İbrahim Efendi ve Metin Efendi’ye, özellikle Dr. Hayati Bice’ye müteşekkirim. Ayrıca ve bilhassa bu konunun belirlenmesi dâhil, çalışmamızın tüm aşamalarında desteğini gördüğüm, muhterem hocam Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu’na minnet ve şükranlarımı bütün kalbimle arz ederim. Rabb olarak Allah(cc)’ı tanımak şeref; O’na kul olmak, izzettir.

Selami Erdoğan

VII

KISALTMALAR : Adı geçen eser : Adı geçen makale : Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi : Bölümü : Bakınız : Ayrıca bakınız. : Cilt : Celle Celâluhu : Hicri : Hazırlayan : İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi : Kültür Bakanlığı Yayınları : Kütüphanesi : Miladi : Milli Eğitim Bakanlığı : Neşriyat : Osmanlı Ansiklopedisi : Sayı : Sadeleştiren : Sayfa : Sayfalar arası : Türkiye Büyük Millet Meclisi : Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi : Türk Tarih Kurumu VIII

age. agm. AÜİFD. Bl. bkz. ayr. bkz. c. cc. h. haz. İÜEF KBY. Ktp. m. MEB. neşr. OA S. sad. s. ss. TBMM. TDV İA TTK.

trz. yay. v. : Tarihsiz : Vefatı : Yayınları IX .

1355/1936): ----------------------------------------------.4 3.(37) Ebu Muhammed-i Medeni (v.X GİRİŞ --------------------------------------------------------------------------------------------.39 X .3.8. HALİDİYYE-İ HAKKÂNİYYE (HAKKÂNÎ DERGÂHLARI): -------------------. .20 a.1 TARİKAT-I HAKKÂNİYYE’NİN TEŞEKKÜLÜ ---------------------------------------. Doğum Yeri ve Ailesi: ---------------------------------------------------------------------------------. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Hakkındaki İfadeleri: --------------. .İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ ----------------------------------------------------------------------------------------.34 BİRİNCİ BÖLÜM ---------------------------------------------------------------------------.2.17 a.28 a.6 a.37 NAZIM-I KIBRISÎ’NİN HAYATI VE ESERLERİ ------------------------------------.VIII İÇİNDEKİLER --------------------------------------------------------------------------------.37 a. 1393/1973) : -----------------------------------------------. .14 a. .(38) Şerafeddin-i Dağıstanî (v.15 a.6. Şeyhi Abdullah Dağıstanî ile Buluşması: -------------------------------.21 a. Tasavvufa İntisabı.4. .(32) İsmail-i Şirvanî (Kurdemirî) (v. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’den Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Adetleri:------------------------------------------------------------------------------------------------.8.29 a.7. Eğitim Hayatı: -------------------------------------------------------------------------------------------. Nakşibendî-Hakkânî Yolunun Dış Ülkelerde Kuruluşu ve Yayılması: --------------------.(36) Ebu Ahmed-i Sugurî Dağıstanî (v.1 2.(34) Muhammed Efendi (Yerağvî) Dağıstanî (v.29 a. Şeyh Adnan Kabbanî: ----------------------------------------------------------------------.2.1. 1299/1882): -----------------------------------. .IV KISALTMALAR ---------------------------------------------------------------------------.8. Şam (Cebel Kasiyyûn) Tekkesi: ---------------------------------------------------------.37 b. Şeyh Abdullah’tan Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Âdetleri: ---.22 a.8. 1260/1844): --------------------------.25 a.19 a.27 a.1.7.37 1.5. Şeyh Hişam Kabbanî: ----------------------------------------------------------------------.1. TARİKAT-I NAKŞİBENDİYYE: --------------------------------------------------------.4. 1332/1913): -----------------------------------------.(35) Seyyid Cemâleddin-i Kumukî Hüseynî Dağıstanî: -------------------------------.3. .13 a.38 c.31 b. ŞEYH NAZIM ADİL EL-KIBRİSÎ EL HAKKÂNÎ’NİN HAYATI --------------.16 a. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de Silsile: -----------------------------------------------------------------.8. 1265/1848): -----------------------. 1247/1832): --------------------------------------.(33) Has Muhammed-i Şirvanî (Dağıstanî) (v. NAKŞİBENDİYYE-İ HÂLİDİYYE: ----------------------------------------------------.8.(39) Abdullah-ı Dağıstanî (v.5.1 1. . Şeyh Nazım’ın.

MİSÂK (YEVMU’L-EZEL): ----------------------------------------------------------------------.58 ŞEYH NAZIM-I KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI ----------------------------.80 b. Peygamber’in Sırrı: ------------------------------------------------.1. Lefke (Kıbrıs) Dergâhı: --------------------------------------------------------------------------------.201 a.3. PEYGAMBER(SAV): -------------------------------------------------------------------------. VELÎ-EVLİYA: -----------------------------------------------------------------------------------------.97 b.72 a. İlim ve Marifet İlişkisi: --------------------------------------------------------------------------. Evliliği ve Diğer Manevî Vazifeleri İfası: --------------------------------------------------------. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye Yapılan Eleştiriler: -----------------------------------------------------. İLİM VE MARİFET İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: ----------------------------------.105 2. Vekilleri: --------------------------------------------------------------------------------------------------. Levh-i Mahfûz: ----------------------------------------------------------------------------------. Hz. ALLAH’IN NÛRU: ----------------------------------------------------------------------------------.113 a.180 3-MAKÂMLAR VE SEYR U SULÛK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: -------------. Kutub:----------------------------------------------------------------------------------------------. Şeyhinden Aldığı İlk Manevî Vazife: --------------------------------------------------------------. Hz. KULLUK MAKÂMI (ÂBİD): --------------------------------------------------------------------. Mürîdlere Tavsiyeler:-----------------------------------------------------------------------------------.2.2.44 g.127 b.1.173 e.1.62 a.3.49 j. İLİM-ÂLİM: ---------------------------------------------------------------------------------------------. Hz.169 d.41 e.84 b.147 d. Velayet:----------------------------------------------------------------------------------------------.d.1.2. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Halvetleri: ---------------------------------------------------------------. İlim ve Hikmet İlişkisi: --------------------------------------------------------------------------. Allah’ın Nuru ve Hz.159 d. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Kerametleri: ------------------------------------------------------------. Peygamber (sav) ve Ümmeti: -----------------------------------------------------------. SIR: ------------------------------------------------------------------------------------------------------.56 l.131 c.201 XI . Keramet:---------------------------------------------------------------------------------------------.YARATILIŞ VE VARLIK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: -------------------------.3. MİRAC: -------------------------------------------------------------------------------------------------.76 a. Yevmu’l-ezel: ------------------------------------------------------------------------------------.88 b.53 k.48 i. Eserleri: ---------------------------------------------------------------------------------------------------.43 f.62 a.139 c.1. İlim ve Edeb İlişkisi: -----------------------------------------------------------------------------. Peygamber ve Misâk: ---------------------------------------------------------------------.113 a.46 h.62 1.142 d.

305 a.226 d. Bazı Güncel Hadiselere Yaptığı Yorumlar: -----------------------------------------------.1. Modern Çağ ve Eğitim:-------------------------------------------------------------------. Mehdi(as)’nin Zuhur Âlametleri: ------------------------------------------------------.1.233 e. Şeytan: ---------------------------------------------------------------------------------------------------.338 c.1. SOHBET-HALVET: ---------------------------------------------------------------------------------. Modern Çağ ve Modernizm: ------------------------------------------------------------------.324 c.371 f. BEY’AT:------------------------------------------------------------------------------------------------.385 XII . Vahhâbîlik: ---------------------------------------------------------------------------------------------. GAFLET: ------------------------------------------------------------------------------------------------. Modern Çağ ve Hukuk Sistemi: --------------------------------------------------------. NEFS: ----------------------------------------------------------------------------------------------------.1.2.4.2. KABZ VE BAST HÂLİ: ----------------------------------------------------------------------------.2.b. DİĞER KONULARDAKİ GÖRÜŞLERİ: -------------------------------------------.384 f.257 g.305 a.382 f. Siyasî ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar ---------------------------------------------------. ZİKR: ----------------------------------------------------------------------------------------------------.268 h.376 f.380 f. Modern Çağ ve Teknoloji: ---------------------------------------------------------------.1.1.1. Kravat Takmanın Hükmü: ---------------------------------------------------------------.384 f.3.317 c. Mehdi: ---------------------------------------------------------------------------------------------. DECCÂL: -----------------------------------------------------------------------------------------. Mehdi(as)’nin Özellikleri: ---------------------------------------------------------------.239 f.2.277 j.347 c.367 f.312 b.292 4. Toplu Zikrin İcrası: -----------------------------------------------------------------------------. Amerika’nın Irak İşgali: ------------------------------------------------------------------.374 f.384 f.3.1.365 e. Modern Çağ ve Toplum: -----------------------------------------------------------------. MEHDİ/DECCÂL ANLAYIŞI: -------------------------------------------------------------------. Prenses Diana’nın Vefatı: ----------------------------------------------------------------.371 f. RABITA:------------------------------------------------------------------------------------------------. MÜRÎD: -------------------------------------------------------------------------------------------------. İslam: ----------------------------------------------------------------------------------------------------.1.210 c.2.359 d.1.2.341 c.2.3.2.272 i.1.1. Allah’a İman: -------------------------------------------------------------------------------------.324 c.1. MÜRŞÎD: -----------------------------------------------------------------------------------------------. İman: -----------------------------------------------------------------------------------------------------.245 g.1. Mehdi(as)’nin Zuhuru ve İsa Mesih(as): ---------------------------------------------.

2.4.2.405 KAYNAKÇA --------------------------------------------------------------------------------.389 ÖZET ------------------------------------------------------------------------------------------.385 f.2.f.5.6. Şili’de Maden Göçüğü Altında Kalan Madencilerin Müslüman Olması: ----.403 ABSTRACKT -------------------------------------------------------------------------------.407 XIII . Suudî Arabistan Velihat Prensi (İç İşleri Bakanı).386 f. Necmettin Erbakan’ın Vefatı: -----------------------------------------------------------. Nayef Bin Abdulaziz el Suud’un Vefatı: ------------------------------------------------------------------------------------.386 SONUÇ ---------------------------------------------------------------------------------------.387 EKLER ----------------------------------------------------------------------------------------.

2 Camî. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’deki anlayış ve uygulamalarla mukayeseli olarak değerlendirmeye çalışacağız. 791/1389). Marifeti’lyeyleri. Şeyh Nazım’ın Nakşibendî Tarikatına dayanan silsilesinde. Mustafa. ayrıca ele alınması gerektiği kanaatindeyiz. 1 . Bahâi. Hasan Lütfi.1 Nakşibendiyye Tarikatına adını veren Şâh-ı Nakşibendi’nin tam adı. Ter. No. 297. s. Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi... s. The Naqshband Order (A Preliminary Survey of Its History and Significance) . Safî.: Necip Fazıl Kısakürek. İnsan Yay. Nakşîliği münferiden ele almaktan ziyade. Abdurrahman Ebu Berekât. Doğan Kardeş Yay. Marifet Yay. ss. Yılmaz. Taşköprülü. tarikatın unutulmaya yüz tutan prensiplerini ihya ettiği için. 44.. 617/1220). Hüseyn. 1298. 73-77. Şeyh Nazım’ın Nakşibendî Tarikatına dayanan tasavvuf anlayışını ve tarikat uygulamalarını incelememiz açısından mühimdir. ss. Dolayısıyla Tarikat-ı Nakşibendiyye başlığında.. (1976). Sad. Muhammed Bahaûddin el-Buharîdir (v. Alem Yay. İstanbul 1966. 256. bütüncül bakışı temin etme hususunda. ss. Muhammed Bahaeddin Şah Nakşbendî. Dergah Yay. s. Tasavvuf ve Tarikatlar. 217-218.. yeni bir tarikat kurucusu olarak telakki edilmiş ve Nakşibendi Tarikatına daha önceleri. Selçuk. 418. Ebu Bekir(ra)’den gelen ve hafî (gizli) zikr esasına dayalı olarak kurulan yoldur. Mevlanâ Hâlid-i Bağdadî (v. Tosun. İstanbul 2003. 123-152. Nasrullah. Mahir. 1 Algar.2 Tarikat-ı Nakşibendiyye’nin erkân ve terbiye metotları açısından diğer tarikatlardan ayrılan ve kendi içerisinde özgünleşen yönleri. Hz. Necdet. 165. Hasan Kamil. Studia Islamica. Tasavvuf. Ensar Neşriyat.. Muhammed b. Eraydın. ss. İstanbul 1969. 231. İz. Reşahât ayne’l-hayat. İstanbul 2009. İstanbul 1981. Nefehâtu’l-uns min hadaratu’l-guds. Abdülhalik Gucdevanî (v. Şevket Eygi Matbası. Ali b. s. TARİKAT-I NAKŞİBENDİYYE: Buhara’dan neşet etmiş olan Nakşibendilik Tarikatı. İstanbul 1958. Ali Aydın. Bahaûddin Nakşbend. Tasavvuf ve Tarikatlar. Hamid. 1241/1826)’den sonraki şubesi olan Hakkâniyye Dergâhlarındaki tasavvuf anlayışı ve tarikat uygulamalarının.: Lamî Çelebi. Kara. İstanbul 2003. İslam Tasavvufunda Hacegân Hânedânı.GİRİŞ TARİKAT-I HAKKÂNİYYE’NİN TEŞEKKÜLÜ 1. 300-60. Hacegan Tarikatı da denmiştir. İstanbul 2000. Şuşud. s. Rahle Yay. M.

Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). 2 . Erkam Yay. Çağlayan Yay. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). 74. zikrin bedendeki mahalleri olan kalb. Nefehâtu’l-uns. Çünkü Şeyh Nazım’ın tarikata mürîdan kabulü esnasında ve uyguladığı intisap usulünde. 40. ruh sır. s. Marifet Yay. 26-28. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kavramlar/d. 851/1447)’yi tarikata hemen kabul etmediği. Nakşibendilikte.. Tevhid Yay. İmâm-ı Rabbânî’ye kadar tarikat içerisinde. Haz. Yusuf Hemedanî gibi kabul edip uygulayanlar ve Ubeydullah Ahrar gibi uygulamayıp fikir beyan edenler olmuştur. Âdâb.: Sabri Çağlayan. s.Bu manada Şâh-ı Nakşibend tarafından uygulanarak gelmiş tarikat usul ve prensiplerinden bazılarının. ss.3 Nakşibendiyye içerisindeki benzer uygulamalara dayanarak. Tosun. s. ss. 4 Bu veriler ışığında değerlendirildiğinde. s. Nakşibendilik.7 Nakşibendilikte zikr mevzuunda. telkin etmemiştir. İstanbul 1998. Muhammed Nuri Şemseddin. 7 Camî. cehri zikir ve semahının yaygın olmadığı bilinir. Safî. 543. Nakşbend. 437.. Mesela Şâh-ı Nakşibend’in. zikr olarak hafiyi telkin etmiştir.Beyat. a. Risale-i Murâkabe. Hacegân Hânedânı. İstanbul 1985. ss.6 Alauddin-i Attar (v. 5 Tafsilatları için bu tezde Bkz. Ter. Sad. 531-569. 802/1399)’a zikr-i cehr-i hakkında sorulduğunda. tarikata intisap öncesi hazırlık dönemine ve bu dönemde yapılan istihareye önem verildiği yönünde kanaatler vardır. İstanbul 1996. hazırlık ve istihare telkinleri ile karşılaşılmamıştır. Tosun.. hafî ve ahfa olarak zikredilmiştir. kabul ettiği bilinmektedir. 244. Şuşud. Bahaûddin Nakşbend. caiz olduğunu bildirmiş ancak.. s. cehrî zikir ve semâ da yapılmaktadır.. a. s. 6 Camî.g. s.: Ali Hüsrevoğlu. 308. 325-329.: Süleyman Uludağ.e. genel prensip olarak hafî zikrin esas alındığı. Abdullah. Reşahât. s. Dolayısıyla Hakkânî Tekkeleri İmâm-ı Rabbânî’den sonraki cehri zikr esasına dayanmaktadır denilebilir.g. yaygın bir kanattir. Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin intisab uygulamaları. 298. Tosun. Nakşîbendî Tarikatında semayı Abdulhâlik-ı Gucdevanî gibi kabul etmeyenler. geleneksel Nakşîlik uygulamalarından ayrılmıştır diyebiliriz. 301. Yakûb-u Çerhî (v.5 Şâh-ı Nakşîbend.: Lamî Çelebi. s. Hakkâniyye içerisinde farklı uygulandığı müşâhede edilmiştir. İmâm-ı Rabbânî’den sonra Nakşibendilik içerisinde ele alınan letâif. 8 Aynı eser.8 Hakkâniyye içerisinde bugün hafi zikrin yanında. 9 Hanî. Abdurrahman Ebu Berekât. İstanbul 1974. Ter. 15-22. Muhammed b. Dimeşkiyye Abdurrahman. Çerhî’nin intisabından önceki gece istihare yaptığı ve istiharenin sabahında.e. 532. Mustafa Kara.9 3 4 Camî..

ss. vird ve zikir vs.g. s. Tarik-i Nefsâni’ye ait irşad usulü.. Tafsilatı için bu tezde bkz. Tarikat-ı Hakkânîyye Silsilesi. a. matluba ulaşmada usul edinen tarîk-ı nefsâni. halvete girdikleri ve riyazetle meşgul olmalarına yönelik malumat vardır. ruhaniyeti güçlendirecek ibadet. 11 Burkay. sohbet. ss. ss. Nefehâtu’l-uns. bir terbiye usulü gerekli görülen mürîdlere telkin 10 Nazım-ı Kıbrısî’nin şeyhi. 12 Safî. 1355/1936)’den itibaren sırru’s-sır letâifi zikredilmiştir. Nakşibendilik ve metodu hakkında yapılan sohbetlerin genelinde. bir Nakşibendî-Hâlidî kolundan olan Hakkâniyye içerisinde telkin edilmektedir...g.12 Ancak Nakşibendiliğin irşad usulünde evrâda. Ebediyete Davet. Şeyh Hişam’ın sohbetlerinde de sıkça vurgulanmaktadır. Reşahât. Mesela Şeyh Nazım. 17 Şeyh Nazım Kıbrısî el-Hakkânî.Hakkâniyye içerisinde ahfa letâifi yerine. Kur’ân okumaya ve sohbete. ss. diğer günlük virtler kadar önem verilmiş ve manevî tekâmül aracı olarak uygulan arak telkin edilmiştir. 3 .13 Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de riyazet ve halvet. Risale-i Murâkabe. sohbetin önemini belirtmiştir. 27-342. İstanbul 2006.172. 34.14 Tarikatlardaki irşad metodolojisini esas alarak yapılan kabul görmüş bir sınıflandırmaya göre iki çeşit tarikat vardır. Menâkıb-ı Şerefiyye (Şerâfeddin Hazretleri’nin Ağzından). mürîdlerin tekâmülü için telkin etmiştir. Eraydın. Yolun en önemli bir terbiye metodu olarak vurguladığı sohbeti. 15 Nakşbend. halvet ve çile bu usullerde uygulanan önemli araçlardandır. 173. a. Giriş/Halidiyye-i Hakkânîyye Tekkeleri/a. karma bir usul uygulamaktadır diyebiliriz.e. ss. 14 Bu tezde bkz. s. 185. Nefsi tezkiye ve terbiye etmeyi. 71-447. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Hayatı. Riyazet. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de Silsile.15 Hakkâniyye’nin silsilesinde Hâlid-i Bağdadî’den sonra yer alan Dağıstanlı pirlerin içerisinde riyazet ve halvete. 13 Tosun. Ankara 1995.e. Şerafeddin-i Dağıstanî.17 Bununla birlikte halvet ve riyazât. Bu usulde önemlilik arz eden araçlar. İkinci çeşit tarikat. bu açıdan tarik-i nefsâni ile ruhanînin benimsediği terbiye metodlarından müteşekkil. Hasan. namaza. Abdullah-ı Dağıstanî’nin şeyhidir. Camî. Şemseddin. tesbih. 7-21. riyazet ve halvetten daha fazla önem atfedilmiştir.7. 318. Derviş Yay. ruhu terakki ettirmeyi usul edinen tarîk-ı ruhanî olarak adlandırılmakta ve Nakşibendilik ile ortaya konan usulü tanımlamaktadır.dir. genelde Nakşîlik öncesi usulleri tabir etmektedir. Şeyh Şerafeddin10 (v. 16 Tafsilatları için bu tezde bkz. 321. en az diğer ibadetler kadar telkin edilmiştir.11 Nakşî silsilesindeki büyüklerin.16 Hâlidiyye-i Hakkâniyye.

19 Ubeydullah-ı Ahrar’da halveti uygulamamış ancak. 21 Hakkânî. tesiri ve ıstılahıyla en kâmil olanının Nakşibendî Tarikatı olduğuna yönelik. 895/1490) kadar halvet uygulanmasına rastlanmamıştır. Dolayısıyla Nakşilikte asıl olmayan halvet.g. Bu kişiler hususiyetle. 185. ss. 22 Burkay. Bu başlıkta. Camî. uygulayan bazı mürîdlerine de engel olmamıştır. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin. NAKŞİBENDİYYE-İ HÂLİDİYYE: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin takip ettiği irşad metodu olarak isimlendirilen Hakkâniyye. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). s. Hâlidiyye’nin bir şubesidir. Abdulhâlik Gucdevanî. açıklaması da vardır. 18 19 Tafsilatları için bu tezde bkz. Ebediyete Davet. Kıbrısî. Hakkâniyye ile mukayeseli ele almaya çalışacağız.Sohbet -Halvet.20 Bu açıdan bakıldığında. s. Menâkıb-ı Şerefiyye. sohbetle vazifelendirilmiş mürîdler olmuştur. 20 Tosun.e. 6.. s. Hakkâniyye’nin ve Şeyh Nazım -ı Hakkânî’nin tasavvuf anlayışının incelenmesi için. Nakşibendî Tarikatında bulunan kuvvet ve salahiyetin yirminci yüzyılda diğer tarikatlarda olmadığını ifade etmiştir.21 Bu konuda Şeyh Şerâfeddin’in kıyamete kadar baki olacak yedi tarikat bulunduğunu ve bunlar içerisinde tarikat usulü. Bahauddin Şâh-ı Nakşîbend’den Ubeydullah-ı Ahrar’a (v. 4 . devamlı ve yaygın bir irşâd metodu olmamıştır. bu tasniflerdeki usulün ikisini de ihtiva eden bir usul olarak uygulanmaktadır.edilmiştir. 330-332. Hâlidiyye Kolu’nu. Halvet konusunda görülen düşünce ve uygulamaları savunanlar. halvet ve riyazet konusunda özgün bir usul tatbik ettiği görülmektedir.22 2.18 Dolayısıyla bugün Hakkâniyye Dergâhlarındaki irşâd metodu. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/f. riyazet konusunda da paralel düşünceleri savunup uygulamalar yapmışlardır. halvet der encümen anlayışı ile halvet anlayışına yeni bir ufuk kazandırmıştır. a. Şeyh Nazım’a göre insanlara manevî feyzi veren ve onları terbiye eden yol Nakşibendîlik’tir. 531-569. Hâlidiyye’nin müstakil bir başlıkta ele alınması ihtiyacı hâsıl olmuştur.

23 1238/1822 tarihinden itibaren Şam’da irşad vazifelerini sürdüren Bağdadî.24 Vefatından kısa bir süre önce.g. 27 Tosun. asır Nakşibendî ricalinden olan Mevlana Hâlid-i Bağdadî (v. Tarikatu’l-Nakşibandiyya ve Ulumiha. 701. 83-87. mürîdlerini on ile kırk günlük halvetlere almaktadırlar.25 Bir görüşe göre Bağdadî. 1242/1826). 1252/1824) tarikat terbiyesi gören Bağdadî. Hadâiku'l-verdiye fi ecilla Nakşibendiyye. Abdülmecid. Divantaş Neşriyat.: Abdülrezzâk Abdullah. Yılmaz. s. Bu yüzden şeriat bilgisi yüksek bir âlimdir. s.26 Halvet’in Nakşibendî yoluna Hâlid-i Bağdadî ile girdiği yaygın bir kanaattir. ss. ss. 284-348. The Naqshbandi Sufi Way (History and Guidebook of the Saints of the Golden Chain).. tarikatın kollara bölünmesini önlemek için yapmıştır. İstanbul Tarihsiz. Muhammed Ahmed. Tasavvuf Tarikatlar Silsilesi ve Ahlâk-ı İslamîye. kendi beldelerine göndermiştir. Kazı Pub. Irak ve Anodolu coğrafyasında çoğunlukta olmak üzere. Eraydın. 25 Hanî. düzenlediği bir vasiyetname ile yerine baş halife olarak. JurusBurus Yay.27 Tarikat-ı Hakkâniyye’de uygulanan halvetin ise. yılın muhtelif zamanlarında. 330. ss. Chicago 1995.. Hanî. Mısır. Tah. ss.g. Muhammed b. 26 Algar. iyi bir medrese eğitimi görmüştür. Mesela Malezya ve Endonezya Halidî şeyhleri. a. İrbil 2002. a. Binaenaleyh Halidî kolları. Hânî. Malezya ve Endonezya gibi geniş bir coğrafyada intişar eden tarikatın halifeleri. Ergin Kitapevi. 24 Hanî.g. a.. s.e.e. ss. toplu olarak ve münferiden uygulandığı bilinmektedir. ss. 316-322. ss. Matba’a vizaratu’tterbiyye. Tarblus 1987. Kuzey Kafkasya’dan gelen silsilede. İsmail elEneranî’yi tayin etmiş ve bunu tüm halifelerine duyurmuştur. tüm dünyadan gelen talebelerini. Irak.e. 147. Virnig. terbiye ettikten sonra. bu bildiriyi. Nakşibendiyye’nin bu asırda anılan Halidilik kolunun bir kurucusudur. Hadiykatu’l-verdiyye. Ortadoğu Halidileri arasında pek rastlanmayan bir durum olduğu bilinmektedir. 79-82. bulundukları coğrafyanın ilzam ettiği şartlara göre irşad usullerindeki öncelikleri belirlemiş olabileceklerinden. Âdâb. Hacı Reşit Paşa. TDV İA. Hadiykatu’l-verdiyye. aslî kimliğini korumayı başarmışsa da. Hamid. 28 Kabbânî. Suriye. Bu uygulamanın. halifelerin uygulamaları birbirinden bağımsızlık arzetmiştir.172-187. 5 . ss.. Hindistan Delhi’de bulunan Abdullah-ı Dehlevî’den (v.. İslam’ı ve Nakşiliği intişar etmeleri için. Türkiye. Hisham.28 Şeyh 23 Hanî. 295-296. Ancak. Şam’daki dergâhında görevli olan. Halidîlik. ss. İstanbul 1988. 693-701. yer yer farklı özellikler arz etmişlerdir. Âdâb. 669 -701. 287-315.19.

oğlu Mehmet Efendi’yi halifesi olarak ilan etmiştir. Hâlidiliğin şekil ve usul konusundaki belirleyici tavrına daha yakındır. s. Bununla birlikte Şeyh Nazım. Dergâhların dünya üzerinde yayılması. seyyidlik inancıyla pekiştiği düşünülen bu uygulamanın. Uzakdoğu ve Kuzey Kafkasya’da da uygulanmış olması hasebiyle. 6 . Diğer Konulara Tasavvufî Yaklaşımlar/Siyasi ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar . Nazım Efendi. Halidî’liğe sonradan dâhil edilmiş bir uygulama olmadığı kanaatindeyiz. 33 www. İçtimai ve tarihi yapısının yanı sıra. 32 Uludağ. video arşivimizde bulunmaktadır. kayınpederden damada geçen şeyhlik.com/ Seyh Nazim Mehmet Adil efendiyi Halife ilan etti. Şeyh Nazım’ın irşad vazifesini Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den almasından sonra başlamıştır. şeyhlik babadan oğula geçer. Avrupa. Anadolu ve Tırakya’daki Halidî kollarında pek rastlanmadığı tesbit edilmiştir. Süleyman. Şeyh Nazım’ın sigara mevzuundaki tutumu da bu hususta bir diğer bir örnek olabilir.33 Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde gelenek olmayan bu durum. Kıbrıs adasında bir Hakkâniyye tekkesinin açılması ve buradan dünyanın muhtelif 29 30 Bu tezde bkz.youtube. Asya ve Afrika kıtalarında dergâhları bulunan bir harekettir. s. Naşibendiyye’nin büyük şeyhleri. c.e.. TDV İA. Uludağ. usul ve şekle fazla önem vermemekle. a. 298. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/f. İlgili kayıt. 29 Ortadoğu Halidîlerinden ayrılsa da. 298. dayıdan yeğene. melamiliğe yaklaşan tavır sergilemiş olmalarına rağmen. HALİDİYYE-İ HAKKÂNİYYE (HAKKÂNÎ DERGÂHLARI): Nakşibendî Tarikatının. Hâlidiyye kolundan bir yol olan Hakkâniyye.31 Bununla birlikte Hâlidîliğin Türkiye sınırları içerisindeki kolları arasında da birbirinden farklı uygulamaları vardır. 15. bir ilkdir. Anadolu’da Halidîlik.32 Bu durum Hâlidiyye-i Hakkâniyye için de geçerlidir. Hâlid-i Bağdadî’den sonraki Hakkâniyye silsilesinde.Sohbet -Halvet. babadan oğula geçmemiştir. 31 Bu tezde bkz.30 Şeyh Nazım’ın Osmanlı kıyafetlerini tercihinde ve batı kıyafetlerini tasvib etmemedeki tavrı. Mesela doğu ve güneydoğu bölgesinde. Hâlidiyye ile bu durumun tam tersi bir istikamet kazandığı yönünde tespitler vardır. 3.Nazım’ın terbiye metodu olarak zaruri gördüğü halvet anlayışı.g. Amerika.

ülkelerinde davet ve irşad faaliyetlerinin yürütülmesi için, Şeyhi Abdullah Dağıstanî’den emir aldığını ifade etmiştir. Şeyh Abdullah’ın bu beyanına tanık olan Şeyh Hişam, söz konusu ifadeleri şöyle nakletmiştir: “Hz. Peygamber (sav)’in emriyle, Nazım Efendi’yi terbiye ile halifeliğe çıkardım. Ziyadesiyle halvete koydum, muhtelif usullerle irşad ettim ve onu halifem olarak tayin ettim. Onun bu yolu müstakbelde maşrıktan mağribe kadar intişar ettireceğini görüyorum. … Londra’dan Avrupa’ya, Uzakdoğu’dan Amerika’ya büyük dergâhlar kurduğunu ve yolumuzu taşıdığını görüyorum… Genç insanların her yönden ona koştuğunu görüyorum… Din Allah(cc)’ındır ve Allah(cc), kullarına hükmedici olarak yeter.”34 Hakkânî müridanının bugünkü sayısı hakkında net bir tespit yoktur. 1996 yılında yapılan bir çalışmada 56 farklı ülkeden müntesib mürîdin bulunduğu tespit edilmiştir.35 Tarikatın nasıl bu kadar yaygınlaştığı, sosyolojik bir çalışmada beş sebebe dayandırılmıştır: 1-Apokaliptik36 gündem. 2-Modern dünyanın beklenmeyen sosyal hadiselerini Şeyh Nazım’ın geleneksel tasavvuf ıstılahıyla birleştirme yeteneği. 3-Müslüman şahsiyet ve ulemalasına referanslar. 4-Şeyh Nazım ve Şeyh Hişam’ın Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’daki çevrelerine yaptıkları tasavvufî yorumların dinleyenlerle ilgili olduğu kadar, dinleyenler tarafından kolay anlaşılması. 5-Armagedon37 ve kıyamet gününe ait mesajların müntesipler için ilgi çekici bir konu olması.38 Hâlidiyye-i Hakkâniyye, bugün Nakşî usullerini esas alan bir irşâd metodolojisini, diğer tarikatların usulleriyle harmanlamış özgün bir metot takip etmektedir. Bu başlıkta Hakkânî Dergâhlarında tesbit edilmiş usul ve adetleri, kendi içerisinde ve Nakşîlik ile mukayeseli ele almaya çalışacağız. Söz konusu usul ve adetlerin, İslam ve tasavvuf düşüncesi açısından değerlendirilmesi, ikinci bölümde yapıldığından burada değinilmeyecektir.
34 35

K. Hisham, Sufî Way, s. 405. Atay, Tayfun, Batı’da bir Nakşî Cemaati: Şeyh Nazım Kıbrısî Örneği, İletişim Yay., İstanbul 1996, s. 86 36 Kıyamete dair, son gün. 37 Hiristiyan kaynaklarında bildirilen ahir zaman savaşı. İyiler ile kötülerin yapacağı büyük savaştır. Şeyh Nazım bu savaşı melhame-i Kubrâ olarak da ifade etmiştir. 38 Stjernholm, Simon, The Struggle for Purity: Nagshbandi-Haqqani Sufism in Eastren London, Basılmamış Y. Lisans Tezi, Lund University, [Scania] 2005, s. 8.

7

Hakkâniyye yolu için Nazım Efendi, “rütbe kazanma yolu değil, nefsi tüketmek yoludur” diyerek yolun gayesinde nefis tezkiyesini öne çıkarmıştır.39 Bu manada Hakkâniyye yoluna girenlerin dikkat etmesi gereken menhiyatın başında “kibir” görülür. Nazım Efendi, Bâyezıd-i Bistami Hazretlerinin sözüne atfederek “kendi nefsini Firavun’dan, Nemrut’tan, Ebu Cehil’den ve İblisten daha aşağı görmeyen kimse bizim yolumuzun kokusunu alamaz” demektedir.40 Kıbrısî’ye göre, Tarikat-ı Hakkâniyye mürîdlerinin, hiçbir mahlûkata karşı üstünlük düşüncesinde bulunmaya salahiyetleri yoktur. Bu durum mirac bahsinde de bildirilen nefsin hakikati olarak vurgulanmıştır. Bu hakikate göre nefs, fırsat bulduğu zaman Rablik ilan edebilecek bir yön taşımaktadır. Nefsin bu yönünü besleyen günah, kibirdir.41 Dolayısıyla yolun en önemli menhiyatı arasında zikredilmektedir. Hakkâniyye içerisinde, kibir ve ucuba sergilenen bu yaklaşım, iman ve küfür anlayışlarında da görülmektedir. İmanı da küfrü de atiyye olarak görmek, kibir ve ucubu izale edici bir anlayış olarak sıkça vurgulanmaktadır. Hakkâniyye içerisinde mürîdin imandan dolayı kendini üstün görmesi ve iman etmeyenlerin hakir görülmesi men edilmiştir. Nazım Efendi bu anlayışı, bir menkıbe ile müşahhaslaştırmıştır.42 Hakkâniyye dergâhlarında sıkça anılan dört düşman nefs, şeytan, hevâ ve dünyadır. Bu düşmanları galip getirecek en tehlikeli sıfat olarak gazab, sıkça ele alınır. Şeyh Şerafeddin’e göre gazab, tüm kötü sıfatların ortaya çıkabileceği zemini hazırlamasından dolayı zemmedilen sıfatların başında gelmektedir.43

39 40

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 40. Aynı eser, s. 37. 41 Aynı eser, s. 38. 42 Kıbrısî, menkıbeyi, şöyle nakletmiştir: “Veliullah’dan biri, bir Yahudi’yi gördüğü anda kendisinden geçip düşmüş. Ayılttıkları vakitte: ‘Şeyh Efendi size ne oldu? O Yahudiyi gördüğün vakitte niye bayıldınız?’ diye sual etmişler. Şeyh Efendi: ‘Ey evlatlar, sırrıma nida geldi ki; ‘Ey kulum! Onu hakir görme. Ona Yahudilik gömleğini giydiren Benim. İman libasını sana giydirdi isem, onu senden çıkarıp ona giydirmeye, ondakini çıkarıp sanan giydirmeye Kadirim. Edebi gözet!’ dediği vakitte, korkudan düşüverdim.’ demiş.” Ayrıca bkz. Kıbrısî, a.g.e., s. 42. 43 Burkay, Menakıb-ı Şerefiyye, s. 108.

8

Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî44 (v. 1393/1973)’ye göre nefsin, kendini kardeşine tercih etmesi, kendisini kardeşinden üstün görmesi, kendi ayıbını bırakıp kardeşlerinin ayıbını görmesi, tezkiye edilmesi gereken hususi yetlerdir. Bu haldeki mürîdin, her lahzada vazifesinden ve hudutlarından gafil olmaması gerekmektedir. Şeyh Abdullah, Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin şu edeplerini, mürîdana tavsiye niteliğinde saymıştır: Kendisine nimet olarak verilen hiçbir şeyi isyan yolunda sarf etmemek. Bunun için bilhassa dili ve gözü murakabe altında tutmak. Kendisine bahşedilen afiyet ve diğer nimetler için şükrederken, belalara da sabretmek. Şeyh Abdullah’a göre, şeriatın hudutları muhafaza edilmediği zaman, kalbe hastalık girer ve kişiyi ifsat eder. Dolayısıyla mürîdanın öncelikli vazifesi, Nebî(sav)’nin sünnetlerine yapışması ve şeriatın hudutlarını muhafaza etmesidir.45 Şeyh Nazım’ın sohbetlerinde ve Lefke dergâhındaki uygulamalarında dikkatimizi çeken diğer bir menhiyat sigaradır. Sigaraya karşı uzun yıllardır katı bir tutum sergileyen Kıbrısî, küçük görülen sigara günahının, nefs aracılığıyla kula büyük günahları işleteceğini ifade etmiştir.46 Lefke dergâhında ziyarete gelen mürîdanın büyük çoğunluğu sigara kullanmamaktadır. Kullanan birkaç kişi ise, Şeyh Nazım’ın emrinden dolayı, dergâh sınırının beş metre dışında sigara içmektedir. Londra’daki Hakkânî mürîdleri üzerinde yapılan bir çalışmaya göre, günlük yaşamda riayet edilen edepler konusunda ihtilaflı anlayışlar bulunmaktadır. Mesela kimi mürîde göre bir büyüğün elini öpmek tazim olduğu için edep olurken, kimisine göre küfür telakki edilebilmektedir.47 Londra’daki Hakkânî dergâhlarında müşâhede edilen bu ihtilafı, Şam Dergâhında gözlemlediğimizi belirtmek isteriz. Hakkânî Dergâhlarının geniş bir coğrafyada temsil edilmesi, söz konusu ihtilafın sebebi olmaktadır. Farklı bir ifadeyle, her dergâhın içinde bulunduğu sosyo-kültürel şartlara bağlı olarak gelişen edeb anlayışı, Hakkâniyye içerisinde çeşitlilik göstermektedir. Bununla birlikte mürîdanın hidayete erme ve mürîd olduktan sonraki tarikat içinde
44

Nazım-ı Kıbrısî’nin şeyhidir. Tafsilatı için bu tezde bkz. Giriş/Halidiyye-i Hakkânîyye Tekkeleri/a.8. Abdullah-ı Dağıstanî. 45 Kabbânî Muhammed Adnan, Futuhâtu’l-Hakkâniyye fi menâgibi eclâi’s-silsileti’z-zehebiyyeti’lâliyye, [Şam], Tarihsiz, c. 1, ss. 51, 52, 78. 46 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 117. 47 Stjernholm, The struggle for Purity, s. 38.

9

yer alma süresi de bu mevzuda etkilidir. Meselâ, yakın zamanda ihtida etmiş müridler için irşad, imani esaslar önceliğine dayanırken; ailesindeki tarikat adabıyla yetişmiş müridler için irşad, edeb ve usul önceliğine dayanmaktadır. Bu durum, geniş coğrafyaya yayılmış Halidilikte gözlemlenmiş çeşitliliğin, bir numunesini teşkil etmektedir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den nakledilen bir kaynağa göre, mürîdin bu yoldan müstefîd olabilmesi için tarikata riayet etmesi gerekmektedir. Ancak, tarikatın hakiki manası edeptir. Edebe riayet etmesi gerekmektedir fakat; edebin hakiki manası, teslimiyettir. Sırasıyla teslimiyetin hakiki manası, mürebbinin emrini bekleyiştir. Bekleyişin hakiki manası ittibâdır. İttibânın hakiki manası emre sıkıca yapışmaktır. Emre sıkıca yapışmanın hakiki manası, muhabbet; muhabbetin hakiki manası, tüm iradesinde rabıtalı olmaktır. Yani rabıtaya riayet etmelidir. Rabıtaya riayet etmek için, rabıtanın hakiki manasına vusûl etmelidir.48 Rabıtaya hakiki manada vusûl için maksuda iman etmesi gerekmektedir. Maksûda hakiki manada iman için takvaya ve takva için her lahza müşâhede de olmak gerekmektedir.49 Hakkâniyye yolu hakkındaki bu anlayış, Nazım Efendi’nin ilim ve edep konularında izah edildiği gibi,50 onun genel tasavvuf anlayışında mündemictir. Hakkâni Dergâhlarında sıklıkla eleştiri konusu olan bir düşünce ise Vahhâbîliktir. Şeyh Nazım-ı Hakkânî çevresinde, Vahhâbîlik düşüncesinin ehl-i sünnet dışında kalan yönleri, çeşitli vesilelerle ele alınan bir konudur. Londra’daki Hakkânî Dergâhının toplum içindeki işlevi üzerine yapılan sosyolojik bir çalışmada, Vahhâbîlik ve Selefîlik gibi mevzular, grup içindeki birliktelik duygusunu artıran bir unsur olarak görülmüş ve sebep olarak Hakkânî yolunda metafizik unsurların diğer Nakşîbendî yollarına göre daha fazla bulunması gösterilmiştir.51 İslamî erkânı fiziksel kaideler üzerinde yorumlayan Vahhâbîlik düşüncesi ile, diğer İslam ulemaları arasındaki görüş ayrılığı hem tarihi hem de aktüel bir vakıadır. Bu konuda Vahhabî karşıtlığı içinde Hakkânî’nin konumu ise, öğretileri içinde yer alan meta48 49

Üç mertebede vusûl, huzur üzerinden anlatılmıştır: Huzuru İlahî, Huzuru Habib, Huzuru Meşayıh. K. Adnan, Futuhâtu’l-Hakkâniyye, ss. 46-47. 50 Kıbrısî, Hak Dost 4, Dervish Kitapevi, Kıbrıs 2005, ss. 67, 81, 88, 89 . 51 Stjernholm, Struggle for Purity, s. 52.

10

fiziksel unsurların sadece niceliği ile değil, aynı zamanda niteliği ve ehemmiyeti ile ilişkili olduğu kanaatine varılmıştır. Meta-fiziksel dinamikleri modern bilimin fiziksel dinamikleriyle izah ve ispat metodunu sohbetlerinde kullanan Hişam Kabbanî,52 bu çatışmanın sebebini şöyle açıklar: “…Meteryalistik düşüncenin dinî temsilcisi addedilen Vahhâbîlik, bu anlayışı (Peygamber’in nurunu varlık felsefesi ile ilgili olarak, ontolojik olarak izah edildiği yaklaşımı)53 idrâk edemediği için bu düşüncelere karşı çıkmaktadır. Hakkâniyye bu düşüncelerin zıddında olduğu için Vahhâbîlik karşıtıdır.”54 Geleneksel tarikatlar gibi dışa kapalı olmaması, tarikat şeyhinin ve zikirlerinin tarikat dışındakilerle şifahen ya da internet üzerinden video olarak paylaşılmasında kısıtlama olmaması, bey’at yapmak isteyen bir mürîdin kolaylıkla Şeyh Nazım Efendi’ye ulaşabilmesi gibi konulardan dolayı, Hakkânî Dergâhının diğer Halidî şubelerden ayrıldığı yönünde tespitler mevcuttur.55 Hakkâniyy’ye ait internet sayfalarında, internet üzerinden kelime-i şehadet getirme ve Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye bey’at yapılabilmesi için bağlantılar bulunmaktadır.56 Bu uygulamaya, Anadolu’da ya da diğer kıtalarda faal olan Hâlidî şubelerinin internet sitelerinde rastlanmamıştır. Hakkâniyye cemaati üzerine yapılan farklı bir çalışmaya göre, mürîdler arasındaki iletişim ve irtibatın kurulmasında blog ve form sayfaları üzerinden internetin önemli işlevi bulunmaktadır.57 Dolayısıyla bu yönüyle Hakkâniyye, diğer Nakşî ve Hâlidî şubelerden ayrılmaktadır. Hakkânî Dergâhlarındaki irşâd metodunun diğer Nakşî tarikatlarındaki metodlardan nasıl ayrıldığını Nazım Efendi’ye ait şu cümlelerin ifade ettiği kanaatindeyiz: “Senenin dört mevsimi var. Her mevsimde insanlar yediklerini ve giydiklerini değiştirirler ama, gövdeleri değişmez. Tarikat tarikattır. İster Şam’da
52

Hâlidiyye-i Hakkânîyye yoluna, Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî döneminde, intisab etmiştir. Şeyh Nazım’ın dağmadı ve Amerika görevlisidir. Tafsilat için bu tezde bkz. Hâlidiyye-i Hakkâniyye Tekkeleri/a.8.3 Hişam Kabbanî. 53 Tafsilatı için bu tezde bkz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d.Hz. Peygamber. 54 www.sufîlive.com, CommingOfMahdi-1; Video Arşivimizde mevcuttur. 55 Aynı eser, s. 8 56 Ayrıca Bkz. http://www.haqqanisoul.com/profile/SHAHADAPAGE; Bkz. www.naqshbandiorder.org.tr 57 Jorgen, S Nilsen, Mustafa, Draper, Galina, Yemeliana, Sufism in West (Transnational Sufism, The Haqqania), Routledge, NY 2006, s. 101.

11

olsun, ister Avrupa’da, ister Amerika’da. Tarikat Allah (ac)’a giden yoldur. Lakin irşâd şekli her bir yerin ve insanların hususiyetlerine bağlı olarak bir yerden diğerine değişir. Mürşid, nasıl bir yol tatbik edip izleyeceğine, buna göre karar verir. Avrupa’da başka, Şam’da başka, Kıbrıs’ta başka, Türkiye’de başka, Mısır’da başka, Uzak Doğularda başka ve Amerika’da başkadır.”58 Hakkânî yolunun kendi içerisinde dahi farklı ülkelerde farklı irşâd metotlarının uygulandığını anladığımız bu metotların, Hakkânî yolu içerisinde ilk defa Şeyh Nazım tarafından uygulanmış olması gerekmektedir. Çünkü Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî, Dağıstan ve Yalova üzerinden gelerek Şam’a yerleşmiş ve daha sonra Şam dışına çıkmamıştır. Yani Şeyh Nazım’a kadar Hakkânî Dergâhı, bu coğrafyalara ulaşmamıştır. Dolayısıyla Şeyh Nazım’ın uygulamaları ile irşâd metodundaki değişme ve çeşitlenme ile bugün incelediğimiz tarikat yapısı teşekkül etmiştir. Ancak hem bu değişime, hem de çeşitlenmeye esas teşkil eden erkân, usul ve edeb, Hâlid-i Bağdadî’den Şeyh Abdullah’a kadar gelen meşâyıhın anlayışları üzerine tesis edilmiştir. İngiltere’de yapılan bir çalışmaya göre söz konusu çeşitlenme kendi içerisinde üç grup olarak tespit edilmiştir. Birbirleriyle uyumlarını esas alarak yapılan bu antropolojik çalışmaya göre Londra’da Türk mürîdler, Hint Alt kıtası göçmenlerinin oluşturduğu mürîdler ve çoğunluğu İngiliz olan Bâtılı mürîdler olmak üzere üç alt gruptan söz edilmiştir.59 Tarikat-ı Hakkâniyye’nin tekkelerinde ve internet sitelerinde öne çıkan en önemli görsel, merkezinde “el-Hakk” esmasının yazılı olduğu bir levhadır.60 Haftalık zikirlerde “el-Hay” ve “Hu” esmalarıyla birlikte zikredilen isim, tekke yakınlarında satılan cevşenlerin içinde de bulunan isimdir. Londra’daki mürîdler, bu cevşeni taşıma maksatlarını, Allah(cc)’tan bekledikleri hayır ve bereket olarak ifade etmişlerdir.61
58 59

Atay, Batı’da Bir Nakşî Cematı., s. 365. Atay, a.g.e., ss. 88-101. 60 Bkz. Ek 01. 61 Stjernholm, Strugle for Purity, s. 37.

12

Nakşibendî-Hakkânî tekkelerinde dikkatimizi çeken bir diğer husus ise yapılan toplu zikirlerde kimilerinin halka ortasında sema ederek dönmesidir.62 Nakşîlik yolunda olmayan bu zikir biçiminin Nazım Efendiyle başlama ihtimalinin yüksek olduğunu ve bununda Nazım Efendi’nin icazetli olduğu Mevlevilik ve Kadirilik tarikatlarıyla ilintili olarak girdikten sonra zikrin, bugünkü biçimini aldığı kanaatindeyiz. Hâlidiyye-i Hakkaniye’nin diğer Anadolu Halidilerinden ayrılan bir yönü ise, silsilelerinde Hızır(as)’ın bulunmasıdır. Nakşîlikte Abdulhâlik Gucdevanî’nin Hızır(as) tarafından terbiye edildiği, bildirilmiş olmasına rağmen silsile listesine eklenmemiştir. Küçük bir yaklaşım farkı olarak görülecek bu mevzu, Hakkânî silsilesindeki meşayıhın silsiledeki sıra sayılarını artırmıştır. Mesela Hâlid-i Bağdadî diğer silsilelerde otuzuncu sıradayken, Hakkâniyye’de otuzbirinci sıradadır.63 Nazım Efendi’den önce mürîdanın umumiyetle tercih ettiği ve bugüne kadar değişime uğramamış bir diğer uygulama ise, Osmanlı usulü kıyafet tarzıdır. Erkek mürîdler arasında standart bir kıyafet tarzı olarak yerleşen bu adet, Nakşibendîlikte prensip olarak esas bir uygulama değildir. Şalvar pantolonlar üzerine dikilen hâkim yaka gömlekler, geniş yelekler üzerine sarıklar ve köstekli saat, Hakkâniyye dergâhları içerisinde genel kıyafet tarzıdır. Her yerden temin edilemeyen bu kıyafet, Hakkâniyye’nin resmî internet sayfasında sipariş edilebilmektedir.64 Şam Dergâhı’nın türbedarı olan İbrahim Efendi, bir Osmanlı muhaciri olarak halen bu tarz kıyafetleri, geleneksel metotlarla dikmektedir.

a. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de Silsile: Mevlana Hâlid-i Bağdadî’den sonra, aşağıdaki sırayla irşad vazifesini devralan meşayıh ve onların tasavvuf anlayışları, Hâlidiyye-i Hakkâniyye ismiyle

62 63

Bkz. www.saltanat.org/hadra; sufilive.com/zikr; naqshbandiorde.org/hadra. Bkz. www.naqshbandiorder.org/silsile. 64 Bkz. www.naqshbandiorder.org.

13

anılmaktadır. Şeyh Nazım Efendi’nin bugünkü tasavvuf anlayışı, Hakkâniyye’nin tarikat uygulamaları ve manevi atmosferi içinde vücud bulmuştur. Tarikatın silsile sırasına göre otuz birinci sırada bulunan Bağdadî’den sonra sırasıyla aşağıdaki isimler, irşâd vazifesini ifa etmişlerdir.

a.1. - (32) İsmail-i Şirvanî (Kurdemirî) (v. 1247/1832): Nakşîbendî silsilesinde Mevlana Hâlid-i Bağdadî’den sonra, İsmail-i Enerânî’den bahsedilmiştir ancak;65 Şeyh Nazım Efendi’nin sohbetlerinde ve Şeyh Adnan’ın66 Tarikat-ı Hakkâniyye hakkında yazdığı eserinde, Şeyh İsmail-i Şirvanî’den önce Şeyh İsmail-i Eneranî’den söz edilir. Fakat Hakkâniyye’nin resmî internet sayfasında yer alan silsile listesinde ve Şeyh Hişam’ın, Hâlidiyye-i Hakkâniyye yolunu anlattığı eserinde, Şeyh Eneranî’nin ismi kaydedilmemiştir. Hâlid-i Bağdadî’nin halifeleri içinde, kendisinin imam olduğu ve sırru’l-a’zâmın tevarüs ettiği şeyh olarak rivayet edilen Eneranî’nin, Hâlid-i Bağdadî’den 17 gün sonra vefat ettiği ve hilafeti, Şeyh Abdullah Herevî’ye bıraktığı bilinmektedir.67 Farklı bir rivayete göre, Şeyh İsmâil Enerânî (v. 1251/1829), yılında vefat etmiştir.68 Şeyh Nazım ile 2011 yılında yaptığımız mülakatta, İsmail-i Eneranî’nin silsilede yer alıp almadığı sorulmuştur. Bu mevzuda Kıbrısî, Eneranî’nin Hakkânî silsilesindeki meşâyıhtan olduğunu ve emanetini Hâlid-i Bağdadî’den aldığını ifade etmiştir.69 İsmail eş-Şirvanî (v. 1201/1786) tarihinde Dağıstan’ın Şirvan bölgesindeki Kurdemir’de doğmuştur. Zamanının en önde gelen âlimlerinden birisi olan babası Şeyh Enver-i Şirvanî’den ilk eğitimini alan Kurdemirî, devrin önemli âlimlerden ders alarak tahsilini tamamlamıştır.70

65 66

Hanî, Hadiykatu’l-verdiyye, s. 701. Hâlidiyye-i Hakkânîyye yoluna, Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî döneminde, intisab etmiştir. Şeyh Nazım’ın Şam görevlisidir. Tafsilat için bu tezde bkz. Hâlidiyye-i Hakkâniyye Tekkeleri/a.8.2 Adnan Kabbanî. 67 Hanî, a.g.e., s. 727, 736. 68 Aynı eser, s. 347. 69 İlgili mülakata ait görüntü, video arşivimizde mevcuttur. 70 K. Adnan, Futuhâtu’l-Hakkâniyye, s. 385.

14

g. s.com/?page_id=154. 284.2.naksibendihakkani. Bağdadî’nin halifeleri arasında zikredilmektedir. 1260/1844): Has Muhammed Şirvanî. Rusya tarafından baskılara maruz kalır ve yakın mürîdleri hapsedilip sürgün edilmiştir. sonra Anadolu’ya göç etmiştir. Şeyh İsmail bu baskılar neticesinde önce Ahıska’ya. Cemaleddin-i Gazikumukî) sırr-ı akdesi aktardığı rivayet edilmektedir.com/?page_id=154.73 Faaliyetleri Rus siyasi politikalarına uymadığı için. s. s. Dağıstan’ın güneyinde yer alan Şirvan’ın Kulal kasabasında 1201/1786 yılında dünyaya gelmiştir. s. oğlu Osmanlı sadrazamlarından Şirvanîzade Rüşdü Paşa tarafından yaptırılan mescit ve bitişiğindeki türbe ziyaretgâhtır. Muhammed-i Yerağî. Ayrıca Şeyh İsmail’in 25 sene Şirvan’da kazdığı yer altında irşad vazifesini ifa ettiği kaydedilmiştir. Adnan.72 Nakşibendî tabakâtında İsmail-i Şirvânî. Sufi Way. 76 Bkz. Evvela Sivas ve sonra da Amasya’ya yerleşen Şeyh İsmail-i Şirvanî. Mevlana Halid’in dergâhına giderek Bağdadî’ye bağlandığı rivayet edilmektedir. Hadiykatu’l-verdiyye. 389.e. Hisham. 75 Şeyh Adnan’ın eserinde vefat tarihi 1277 olarak geçmektedir.. .71 Bağdadî’nin vefatından sonra Şam’dan Dağıstan’a geri dönerek zaviyesini kurmuştur. Bkz. Ek 02. K.76 a. a. medrese eğitimi ile zahiri din ilimlerini tahsil ettikten sonra İsmail -i Şirvanî’nin halefi olacağı silsileye intisab etmiştir.naksibendihakkani.(33) Has Muhammed-i Şirvanî (Dağıstanî) (v. yaşadığı evin yakınında defnedildiği kabri üzerine. 387.74 Şeyh İsmail 1255/1839 tarihinde vefat etmiştir. Adnan. Riyazet ehli bir sufî olduğu 71 72 http://www. Burada iken Abdullah-ı Dehlevî’den aldığı manevi işaret ile Bağdat’a. K.77 İlk tasavvufî eğitimini ailesinden alan Şirvanî.75 Amasya’da Türbe diye anılan semtte. 74 http://www. 77 K. 73 Hanî. 15 . Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 725. halefleri arasındaki üç mürşide (Has Muhammed-i Şirvanî.Şeyh Abdullah-ı Dehlevî’ye mürîd olmak amacıyla Hindistan’a yolculuğuna çıkmış ve Basra’ya kadar gitmiştir.

Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Sufi Way.naksibendihakkani.78 Şeyh Muhammed. Şeyh Has Muhammed-i Şirvanî.82 Dağıstan ile Çeçenya’da imamet. s. ruhunda nakşolan cemali tecrübe ederek ferah ve emniyet hisleri duyar. a. Hâlid-i Bağdadî ile Şam’da görüşüp himmet ister.nakledilir. Adnan. 82 K. “elest bezmi” ile ilgilidir. talebini tekrar düşünmesi için Şeyh Muhammedi. ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ hitabıdır. Hisham. 81 Aynı eser.3. altı ay sonra tekrar Şam’a gelen Şeyh Muhammed’e sırr-ı azamı verdiği kaydedilir.com/?page_id=156. s. mürîd ve mürîdizm gibi İslamî terimlerin hayata geçişi. imam. 294. Hayatı hakkında kayda girmiş birkaç menkıbe ve sözler dışında ayrıntılı bir bilginin olmadığı bilinmektedir. 1260/1844 yılında ifa ettiği Hacc vazifesi dönüşü ahirete irtihal etmiştir. Bu yüzden kalb ne zaman bir zikir ya da terennüm duysa. K. Bağdadî. 396. s. Kaynaklarda. gazavat.. Dağıstan’a gönderir. Misak bahsinde incelediğimiz anlayış ile ilgili olabileceğini düşündüğümüz ifadeleri şu şekildedir: “Güzel bir seda duyulduğunda kalblere inen huzur ve güvenin sebebi nedir? Ruhların zerrelerine Allah(ac)’ın huzurunda yapılan. 297. 394.(34) Muhammed Efendi (Yerağvî) Dağıstanî (v. s. 1265/1848): Kafkasya coğrafyasında bulunan Şirvan’ın Kural kasabasında 1191/1777 yılında dünyaya gelmiştir. Kaynaklarda Şeyh Molla Muhammed adıyla geçtiği 78 79 http://www. Adnan.e. Şeyh Muhammed’in ve kurduğu medresenin çalışmaları ile olmuştur. .79 Has Muhammed Şirvanî. O(cc)’nun hitabındaki cemal ruhlara nakşolmuştur. 80 K.”81 a. 16 .g. Şam’da medfundur.80 Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz Şeyh Has Muhammed Dağıstanî’ye ait bir söz.

İmam Gazi Muhammed (v.(35) Seyyid Cemâleddin-i Kumukî Hüseynî Dağıstanî (v. s. riyazetin önemini vurgulamaktadır.4. Nefis bahsinde ve Hakkâniyye şüyuhunun hayatlarında fark edilen halvet ve riyazat şu şekilde ifade edilmiştir: “Dört günlük oruçtan sonra ‘açım’ diyen bir sâlik yolumuza uygun değildir. 85 Aynı yer. 1355/1936) döneminden itibaren Hâlidiyye-i Hakkâniyye’ye müntesip olup. 303. Şeyh Nazım dönemine kadar ömür süren Ali Usta adında Dağıstanlı bir mürîd. Adnan. Bkz. oğlu Seyyid Abdurrahman’ın yazdığı önsöz bildirilmektedir. s.”85 a.naksibendihakkani. 405.naksibendihakkani. Hisham. . Osmanlı’nın İran ve Mısır gibi meselelerden dolayı müdahale edemediği Kaskasya’da.86 Kur’ân hafızı olup. 87 Hakkındaki bilgilerin kaynağı olarak Gazikumuk’lu Cemâleddîn’in kendi el yazısı ile kaleme aldığı “el-Âdâbu’l-marzıyye fi’t-tarîkati’n-Nakşîbendiyye” adlı eserinin orijinal nüshasına. Dağıstan’daki Gazikumuk şehrinde 1203/1788 yılında dünyaya gelmiştir. www. bir diğer bilgi kaynağıdır. 1285/1869): Şeceresi Hz. 17 .83 1265/1848 yılında vefat eden Şeyh Yerağvî. Peygamber(sav)’e ulaşan Cemâleddin-i Gazikumukî. Rus istilasına karşı direnişi kumanda eden Şeyh Şamil’in şeyhi olduğu da rivayet edilmektedir. K. 1248/1832) 83 84 http://www. 86 K. Muhammed Yağravî’ye ait bir söz. Ali usta ile yapılan mülakatlar da bazı bilgilere kaynaklık teşkil etmiştir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.com/?page_id=158. bilhassa Osmanlı-İran anlaşmazlıkları döneminde zuhur eden Rus yayılmacılığının önlenmesi için gelişen örgütsel düşüncenin merkezi olduğu rivayet edilmektedir.com/?page_id=160. zahirî ve batınî ilimlerde yetkin olduğu ve 15 civarında dili konuşacak düzeyde bildiği rivayet edilmektedir.84 Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz. binlerce hadis-i şerifi tasnif edecek kadar iyi bildiği.87 Kafkas İstiklal Mücadelesi.bildirilen Şeyh Muhammed’in aynı adla kurulmuş medresesi. Şeyh Şerafeddin (v. Sufi Way. 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşını Osmanlı’nın kaybetmesinden sonra başlamıştır. Hüseyin(ra)’in neslinden Hz.

şu köyden dört saat sonra bir mürîdim geldiği zaman yapılacak’ der. Kafkasya’daki mücadele hız kazanmıştır. Ter.90 1285/1869 yılında İstanbul’da vefat eden Şeyh Cemâleddin’in kabri91 Üsküdar’dadır.88 Şeyh Şamil’in Rus kuvvetleri tarafından esir alınmasından sonra Seyyid Cemâleddin-i Gazikumukî. Saydam. Bkz. bey’at anlayışında önemli derecede yer 88 Saydam. 317. Azerbaycan dâhil tüm Kafkasya’dan Müslümanların göç etmelerini tavsiye etmiştir.. 1829 senesinden itibaren. Hisham. 91 Bkz. mürîdleriyle birlikte oturup elma yerlerken aniden tabaktan bir elma alır ve karşısındaki boşluğa doğru fırlatır. Kırım ve Kafkas Göçleri. Kırım üzerinden Osmanlı’ya göç ettiği bilinmektedir. Dediği gibi bir adam işaret ettiği köyden gelerek ‘Ey Şeyhim kardeşim biraz önce vafat etti’ der. Mürîdlerin hayretle anlam vermeye çalıştıkları süreçte bir daha elma alır ve aynı yere doğru fırlatır. Bununla birlikte 1860 senesinde 100 bin kişin deniz yoluyla. Sinop. 317. Kırım ve Kafkas Göçleri (1856-1876). s. Tarikat-ı Hakkâniyye içeresinde ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında da yer aldığı kanaatindeyiz. 17. müridinin son nefeste imanlı gitmesi için bu hareketleri yapmıştır… Söz konusu rivayetlerde İslamî kaynaklara muhtelif bir anlayış rivayet edildiğinden tezimizde nakledilmemiştir.92 Şeyh Gazikumukî için rivayet edilen bir kerametin93 ihtiva ettiği zımni mananın. Bu sırada Şeyh Cemaleddin onlara bakarak ‘hadiseleri zahirinde gördüklerinizden dolayı yanlış tevil etme hatasına düşmeyin. pek çok başarılara sahne olmuştur. 1860 -1864 seneleri arasında 400 bine ulaşan göçmen sayısı. Sufi Way.e. ss. Şeyh ne zaman vefa t etti diye sorunca. Hisham. 92 K. Şeyh Şâmil. adam dört saat önce der. 1856-1876 olarak ele alındığında. 600 bin ile 2 milyon arasında olduğu görülmüştür. 93 Rivayet edildiğine göre Şeyh Cemaleddin. İstanbul’a yerleşmiştir. Sufi Way. Buna göre Şeyh. Kayıhan Yay.komutasında. Nakşîbendî tarikatına mensub müridlerin başlattığı bu hareket. 18 . Dağıstan. Samsun.. s. 89 K. Budak Mustafa. Ek 03. 41-62. Ankara 1997. 1249/1829)’ın şehid edilmesinden sonra. 67-70. Hisham. Kazan. 1840 yılında Avar hanları soyundan olan Hacı Murat’ın Şâmil’e iltihakı ile iyice güçlenen hareket. Şeyh Cemaleddin bunun üzerine açıklama yapar. Abdullah. s. Çeçenistan. kara yoluyla Kars ve Batum sınırından girdikleri bilinmektedir..89 Bu göç dalgasıyla kendisi ve damadı Şeyh Şamil’in ailesi. 90 Tarih kaynaklarında İmam Şâmil’in teslim olduğu 1859 senesinde. Trabzon. İstanbul 1995. K. Rusların Kafkasya’yı İstilası ve Şeyh Şamil. TDV İA.: Sedat Özden. John. Mürîdler kendi kendilerine anlam veremedikleri bu hadiseyi lüzumsuz olarak adderler. Batum. a. Rize gibi iskelelere. Şeyh Cemâleddin Gazikumukî’den manevî destek görmüştür. ss. ss.g.971 bin Kafkasyalı’nın (2727 hane). 317. Ermenistan. Nazım Efendi’nin kendisine Şeyh Kumukî tarafından verildiğini ifade ettiği manevî görev. İşlediğim fiilin izahını. Gazî Muhammed ve İmam Hamzat (v. c. Bkz. Baddeley F. Türk Tarih Kurumu Yay. imamlığa geçen Şâmil ile.39. İstanbul. 63-93.

Dağıstan’ın Gazamiş köyünde. s.Hz. a. Hakkâniyye meşayıhı arasındaki kaynağa işaret eden ifade şu şekildedir: “Üç derecede kulluğa vasıl oldum. 1207/1793’te.g.96 Nesebinin Hz.(36) Ebu Ahmed-i Sugurî Dağıstanî (v. son nefesinden önce mürşidinin ve Hz. 97 Aynı eser. Sufi Way. 19 . yardım anlamına gelmektedir.5.98 Şeyh Ahmed Sugurî.com/?page_id=162. 1299/1882): Ebu Ahmed Sugurî Dağıstanî. Ahmet Sugurî’ye ait bir sözün.Bey’at. s. 417. 99 K.97 İmam Şamil ile birlikte Ruslara karşı savaşan Ebu Ahmed es-Sugurî’nin. Hisham. s.e.”100 “Allah’ın Nûru ve Hz. 1299/1882 yılında ahirete intikal etmiştir. ona. 100 K. Rabıta ve Hazret-i Peygamber(sav) bahislerinde yapılan yorumların. Peygamber(sav)’in Sırrı” başlığında incelenen “Hakikat-i Ahmediyye” ve “Nûr-i Ahmediyye” anlayışları Şeyh Sugurî’den naklettiğimiz ifadede mündemictir. dünyaya gelmiştir. 98 http://www. 321. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/d..94 Bey’atin tarikat içerisindeki uygulamalarına şekil veren bu anlayış. Sugurî’nin. 425. aynı zamanda. Dağıstan’dan sürgün edildiği rivayet edilmektedir. Fenâ. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. Adnan. Mürîde yapılan bu yardımın. Bu makâmları Hazreti Peygamber’in (sav) nûrundan aldım.99 Tarikat-ı Hakkâniyye’nin ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz. s. sekerât-i mevt halinde olan bir mü’minin iman üzere can vermesi yönünde. 323. 94 95 Bu tezde bkz. halk arasındaki şöhreti Rusları rahatsız etmesinden dolayı. Kemâlâtın üç makâmını ve yedi hakikatini Şeyhim Cemaleddin-i Kumukî’den aldım. Peygamber(sav)’in verdiği manevi telkin anlayışlarına temel teşkil ettiği kanaatindeyiz.naksibendihakkani. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.etmiştir. 96 K. Dağıstan’ın Sugural köyünde. Peygamber . bekâ ve marifet. Hisham. Hazreti Peygamber(sav)’in Nuru ve Kulluk Makâmı (âbid) gibi başlıklara kaynaklık ettiği kanaatindeyiz. . Bu tezde bkz. Ebu Bekir’e dayandığı rivayet edilmektedir.95 a.

Sufi Way. 63-93. Ebu Muhammed-i Medenî’nin bu durumu hakkında malumat yoktur. . 102 Hâlid-i Bağdadî’den sonraki Hakkâniyye silsilesi. http://www. kabul edilmektedir. Peygamber(sav)’e arz etmekle vazifelidir. 104 Kaynaklar bu süreçte şahit olunan pek çok kerametinden bahseder. kutbaniyet makâmının bir vazifesi olarak addedilmektedir. 418 Bu tezde Bkz. ss. Mesela Şeyh Ahmed.105 101 102 K.6. tüm Sibirya muhacirleri ile yerleştiği bilinmektedir.Velî -Evliya 103 K. Ancak bu kaynaklarda. Dağıstan’ın Temirhanşura vilâyeti Gunib kazasının Kikuni köyünde 1251/1835 yılında dünyaya gelmiştir. 1859 ile 1864 seneleri arasında yapılan yoğun göç ile ilgili bilgiler mevcuttur.g. Saydam. s. Bkz. 326331. Kırım ve Kafkas Göçleri. 1896 yılında olmuştur. genel olarak. Hakkâniyye içerisinde kutbaniyet makâmının gereği addedilmektedir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. her Salı.naksibendihakkani. a. Adnan. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Hisham. a. 1332/1913): Ebu Muhammed el-Medeni bin Osman-ı Dağıstanî. bir gereklilik olarak zikredilmektedir. Kırk sene kutbaniyet makâmında olduğu ifade edilen Sugurî’nin halleri ve sözleri. Bkz.. Hisham. Perşembe ve Cuma geceleri ümmetin ahvalini Hz. 20 .101 Nazım Efendi’nin evliya ve kutup bahislerinde belirginleşen bu durum. 325.com/?page_id=165. Sibirya’ya kadar sürülmesine ve orada idamdan kurtularak Türkiye’ye hicretine kadar sürmüştür. bizzat kendisi ümmettin kötü halleri için şefaat ve mağfiret niyazlarında bulunmakla vazifeli olduğunu ifade etmiştir.e. Bkz.(37) Ebu Muhammed-i Medeni (v. K. Şeyh Adnan’a göre Şeyh Sugurî. ss. 105 Tarih kaynaklarında.104 Bugünkü Yalova-Orhangazi arasında. Hakkânîyye’nin internet sitesine göre Türkiye’ye yapılan bu toplu göç. Bu durum.Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında yer aldığını düşündüğümüz bir diğer malumat ise. s. tüm Nakşilerin devam eden ana kolu.103 Ebu Muhammed Medenî gençliğinde Ruslarla mücadele etmiştir. şimdiki Güney köyünün bulunduğu yere. Ahmet Sugurî’den nakledilen bir manevî vazifeyle alakalıdır. Medenî’nin bu mücadelesi.

109 Nakşîbendî Tarikatının incelikleri hakkında bilinmektedir.com/?page_id=165.7. 21 .com/?page_id=165. s. Dağıstan’ın Temirhanşura vilayeti. emir ve tavsiyelerine riayet ettiği ifade edilmektedir. 110 K. Adnan. .naksibendihakkani. 2-Dünyanın yaratılışından itibaren gelmiş ve gelecek insan ve ruh sahiplerinin iyi ve kötü amellerine vakıf olmak. 4-Evrenin başındaki ve sonundaki şuûnata vakıf olmak.e. altı-yedi yaşlarında iken Ebu Ahmed-i Sugurî’nin manevi eğitimine girmiştir. Damadı ve halefi Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî ile birlikte metfun bulundukları türbe. Kabri Yalova’nın.106 Bilhassa ömrünün son demlerinde yüzünü bir nikap ile kapatarak gezdiği de nakledilmektedir.naksibendihakkani. s. a. 81 yaşında iken ahirete irtihal etmiştir. 1-Hz. 111 Burkay. dünyaya gelmiştir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. ömrünün sonlarına doğru damadı Şeyh Şerafeddin’e tasarrufunda olan altı tarikatın tamamından irşâd izni vererek bütün bağlılarını kendisine devrettiği.112 Şeyh Şerafeddin. 3-Dünyanın yaratılışından itibaren gelmiş ve gelecek bitki ve ağaçların kendilerine mahsus hallerine.108 günümüzde ziyaretgâhtır. Peygamber (sav)’in ve 124 bin evliyanın ahlakına varis olmak. 21. 112 Aynı eser..107 1332/1913 senesinde. 1299/1882). Gunip kazasının Kikuni köyünde.111 a. Ek 04. s. Ebu Muhammed Medenî’ye Cenab-ı Hakk’tan ihsan edilen yedi keramet üzerine yapılan bahiste geçmiştir.(38) Şerafeddin-i Dağıstanî (v. Medenî tarafından ifade edildiği belirtilen bu nimetin. 1355/1936): Şerafeddin Zeynelabidin-i Dağıstanî 1292/1875 yılı. zikr ve tesbihâtına vakıf olmak. 325.Ebu Muhammed-i Medenî. Hisham. dördü kayda geçmiştir. 435. Ebu Ahmed-i Sugurî (v. 109 http://www. kendisinin de bir mürîd gibi Şeyh Şerafeddin’e itaat ederek. s. özelliklerine. 110 “Ya Veledi” isimli bir eseri Hakkâniyye’nin mürşid ve keramet anlayışlarında yer aldığını düşündüğümüz bir malumat. http://www. 108 Bkz. Güney (Reşadiye) köyündedir.g. İmam Şâmil ile birlikte Ruslara karşı 106 107 K. Menâkıb-ı Şereffiyye. 1.

117 Bkz. şeyhi Muhammed-i Medenî ve yakınları. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’den Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Adetleri: Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz Şeyh Şerafeddin’e ait bazı sözlerin. Mürşid. kalabalık bir cemaat halinde. mehdi. mirac ve feyz konularındaki anlayışa önemli derecede kaynak teşkil ettiği kanaatindeyiz. sohbetlerini yaptığı salon. 335.savaştığı için. evliya. 118 Bkz. a. 113 114 Bkz. 116 K.7.naksibendihakkani. Şeyh Şerafeddin’in öz amcası ve kayınpederidir. Yalova’nın Reşadiye (Güneyköy) köyünde bulunmaktadır. ss.. mürîd. Dağıstan’ı terk ederek. Bu dönemde Şeyh Şerafeddin.com/?page_id=167. Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde hâlen uygulanmaya devam etmektedir.1. K.g. Sufî Way. Bununla birlikte. Ek 08. Ek 05. edep. Ruslar tarafından vatanı Dağıstan’dan sürgün edildiğinde Şeyh Şerafeddin.116 Şeyh Şerafeddin’in kabri. ss. 5 ay süren kara yolculuğuyla Türkiye’ye göç etmiştir. yeri geldikçe değindiğimiz konular olmuştur. Bununla birlikte. o günkü haliyle muhafaza edilmiştir.e.118 a. 115 http://www. 22 .114 İmam Şâmil imametindeki direnişinin kırılmasından sonra Ruslar. Hisham. “Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Tasavvuf Anlayışı” başlığında.113 Ebu Ahmed-i Sugurî’nin halifesi olan Muhammed Medenî’nin (v. Şeyh Şerafeddin’in tesis ettiği terbiye metodu. Ek 07. 334-337. 344. Şeyh Şerafeddin’in görüşlerine değinilen müstakil başlıklardandır. Şeyh Ebu Muhammed el-Medeni. kutub.115 Şeyhi Muhammed-i Medenî’den beş tarikat üzere icazet alan Şeyh Şerafeddin. Kafkasya’ya ve Dağıstan’a baskılarını artırmışlardır.117 Şeyh Şerafeddin’in köy merkezinde. 1332/1913) terbiyesi altına girmiştir. mirâc. Hisham. yevmu’l-misak. Yalova ilinin Reşadiye (Güneyköy) köyünde 1355/1936 yılında vefat etmiştir. sohbet.

evliyalar içerisinde mürşid-i kâmillerin ve ricalin vazifeleri ve kerametleri hakkında Şeyh Şerafeddin’in görüşleri önemli yer almaktadır. Adnan. Kir ve ayıp görmek kırk gün feyiz kapısını kapatır. 122 Duha: 93/11. K. tevfik kapısını kapatır. Şeyh Şerafeddin’in ifadelerinde mevcuttur.124 119 120 http://www. a.com/?page_id=167. Mesela Hâlidiyye-i Hakkâniyye müridleri arasında. Şeyh Şerafeddin’in daima Allah(cc)’ın ve Peygamber(sav)’in huzurunda bulunduğu anlayışı mevcuttur. Evliyaullah’ın nazarları kesilir”119 sözü edep bahsinde incelenen edep anlayışına kaynak teşkil etmektedir. Şeyh Şerafeddin’in Nakşibendilikle ilgili görüşleri. s. s. ilgili başlıklarda paylaşılmıştır. s. Bununla birlikte kalb. Mesela 124 bin evliyanın yevmu’l-ahd ve misâk günündeki ahdleri. mürîd. 23 . Adnan. sır.g. Bu ifadeler.Mürîd .Şeyh Şerafeddin’in edep konusundaki şu ifadeleri. sırru’s-sır. Hakkâniyye’nin tasavvuf anlayışını şekillendirmiştir.naksibendihakkani.” diyerek “Ve Rabbinin nimetini anlat”122 ayetini bu makâma atfen tefsir etmiştir. yevmu’l-misak. “Peygamber(sav) ile hicapsız her lahza bir araya gelme makâmı bana verildi. Adnan. Abdullah-ı Dağıstanî’nin ve Şeyh Nazım’ın edep mevzuundaki anlayışlarında mündemictir. Nazım Efendi hakkında görülmektedir. 123 K. Nazım Efendi’nin daima üç huzurda manen bulunduğunu ifade etmektedirler. 121 K. 124 Bu tezde bkz.. evliya. hafî ve ahfa ile ilgili makâmların. gaflet. “Adab-ı tarikatta birinci şart kir ve ayıp görmemektir. a. nefs ile ilgili görüşleri. 438.e.e. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. İnsanın yaratılışı.121 Bu anlayışın gelişmesine vesile olan anlayış.123 Bugün Hakkâniyye mürîdleri içerisinde benzer anlayış. Şeyh Şerafeddin. 447. Hakkâniyye’nin genel tasavvuf anlayış ve uygulamalarına temel olmuştur. 441. Hakkâniyye mürîdleri.120 rabıta bahsinde incelenen makâmlara kaynak teşkil ettiği şüphesizdir. Tarikat-ı Hakkâniyye’de yer alan mürşid. yeri geldikçe.g. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/c. mirâc gibi konularda Şeyh Şerafeddin Dağıstanî’ye ait beyanlar silsile içerisinde ulaşılmış en kadim ve temel anlayışı temsil etmektedir.

Hz. 443-444. bir sohbetinde. Nakledilenlere göre.e. Bu tezde bkz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e.131 125 126 K. “Kim günde bir öğün yerse sıddık. Şeyh Şerafeddin. Peygamber(sav)’in 12 bin miracı olduğuna dair görüşleri Şeyh Şerafeddin’den rivayet edilmiştir. ss.e. 129 K. Adnan. iki öğün yerse muttaki. 17-20. vefatından kısa bir süre önce En’am Sûresi ne murakabe yaparak 7007 Nakşîbendî şeyhinin isimlerini tahric etmiş ve bu malumatı yakınındaki müridanıyla paylaşmıştır. 343-344. 442. s. Peygamber(sav) tarafından kendisine verilen Mehdi(as)’nin eğitilmesi vazifesini. bu manevi tecrübeden sonra Şeyh Şerafeddin.g. Adnan. a. 443.Nefs. 128 Bu tezde bkz. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde vurgulanan riyazet.Mirac.Mürîdin tekâmülü hususunda.126 Hz. Bununla birlikte Şeyh Şerafeddin. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/i. 24 . Nazım Efendi’nin hayatında ve tasavvuf anlayışında da önem arz ettiği şüphesizdir. Şeyh Şerafeddin. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.g.129 Hakkâniyye müridleri arasında yaygın olan bir görüşe göre Şeyh Şerafeddin. ss. bu bilginin kaynağı olarak gösterilmiştir. 131 Burkay. kalbinin daha fazla dayanamayacağını ifade ederek vefatını bir hafta öncesinden haber vermiştir. Mesela Sırru’l-a’zamın Muhammed-i Medenî’den sonra kendisine verildiğini ifade etmiştir. Nakşî tarikatlara nisbeten daha ileri seviyededir. Menâkıb-ı Şerefiyye. tezimizde. ss. Şeyh Abdullah’a verdiğini ifade etmiştir. Nazım Efendi’nin mirac ile ilgili bahislerinde yer almıştır. s. Şeyh Şerafeddin’in de beyanları bulunmaktadır. yevmu’l-ahd gününden itibaren bu güne kadar ümmet-i Muhammed’e hizmet etmekte olan ricalin isimlerini beyan etmiştir. seyr ü sülûk uygulamalarında da müşâhede edilmektedir. Bu uygulamalar. üç öğün yerse hayvandır”125 gibi ifadeler sohbetlerde zikredilirken. 130 Aynı eser..130 Mehdi(as)’nin yedi vezirinin ve kırk halifesinin isimlerinin zikredildiği sohbetlerde. a. 127 K. Bu uygulamaya vesile olabilecek vurgular. Adnan.128 Bununla birlikte Nakşibendiyye’nin imamlık vazifesinin Hakkâniyye yolunun mürşidlerine verildiği hususunda.. Şeyh Şerafeddin tarafından da yapılmıştır.127 Detayları ve mahiyeti hususunda izahı bulunmayan bu ifade.

8. nakledildiği görülmüştür. 133 Şeyh es-Seyyid Hace Beyzade Turabî lakabıyla bilinen. Mesela Şeyh Şerafeddin’in talebesi olan Şeyh Hasan Burkay’ın (v. Bununla birlikte Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den icazet alan Şeyh Turabî’nin133 beyan ve sohbetleri de Şeyh Abdullah’ın anlayışına geniş açıdan bakmamıza imkân vermiştir. Tezimizde kullanılan bu eserlerin haricinde. 1944 yılından itibaren İstanbul’a yerleşen Şeyh Turabî. Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışına tevarüs eden öğretiler içerisinde önemli derecede belirleyici olduğu görülmektedir. 21 yaşında iken gördüğü bir rüya üzerine Şeyh Şerafettin’in halifelerinden Şeyh Mehmet Necati Simavî’ye bağlanır. risalenin şu anki hamilince neşredilmiştir. Cebecioğlu. Mustafa İhsan Karadağ. bunları nakleden kaynaklar vardır. Hâlidiyye-i Hakkâniyye silsilesinde olmayan ancak. 1-13. Bu kaynakların yanısıra. 1384/1964) terbiyesine girmiştir. Abdullah-ı Dağıstanî. kız kardeşi hamile iken ona: “Bebeğin adını Abdullah koy. Şeyh Hasan kabrinin bulunduğu bu köyde 2005 yılında vefat etmiştir. Şeyh Abdullah’ın sohbetine gider. Nazım Efendi’ye tevarüs ettiğini söyleyebiliriz. Bu bilgilerin Şeyh Nazım’a intikaline delalet eden eserler. 1958 yılında Şam’a gönderir. Şeyh Şerafeddin ve Şeyh Abdullah ile sohbet edip. ss. 13-31. Şeyh Nazım’ın sohbetlerinde. Şeyh Abdullah’ın tasavvuf anlayışı. Âb-ı Hayat Sohbetleri. Şeyhinin 1964 yılında vefatından sonra. Kars 2010.: Yavuz Selim Uzgur. bir müridini.Şeyh Şerafeddin döneminde kayda geçen bu ifadelerin tamamı düşünüldüğünde. a.(39) Abdullah-ı Dağıstanî (v. 25 . Tarikatımızı Arap 132 1930 yılında Bursa’nın Orhangazi ilçesine bağlı. Bkz. Başka bir ifade ile Hakkâniyye üstatları içeresinde. Hâlidiyye-i Hakkâniyye cemaatinde muteber olan kaynaklar ve Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin tasavvuf anlayışıdır. Yukarı Sölez köyünde doğmuştur. Bu risalede Şeyh Turabî’ye hafî koldan irşad yetkisi verildiği. 1967 yılında Ankara’ya yerleşir. Şeyh Abdullah’tan tevarüs eden bazı görüşler ise. 1393/1973) : Rivayete göre Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî. Şeyh Nazım’ın. irşad vazifesini sürürmüştür. Miladi 1938 yılında Muharrem Hilmi Efendi’nin (v. Haz. s. Ethem-Baz. 1426/2005)132 eserlerine yansıyan tasavvuf görüşleri. Bkz. Mustafa İhsan. Şeyh Adnan ve Şeyh Hişam’ın eserlerinde mevcuttur. çalışmamızda yardımcı olmuştur. en fazla Şeyh Şerafeddin’in anlayışının. İbrahim. 1957 yılında Şeyhi Simavî’nin vefatından sonraki ikinci yıl rüyasında Şeyhini görür ve mürîdleri kendi etrafında toplar. Hasan Burkay’ın Hayatı ve Görüşleri. Ankara 1995. O evliyalığın sırrını taşıyacaktır. 1977 yılında Gölbaşı ilçesine 7 km uzaklıkta bir alana evlerin kurulmasına öncülük eder ve Hacı Hasan Köyü oluşur. o mürid vesıtasıyla Şeyh Turabî’ye Arapça bir risale gönderir. 1914 Erzincan Kemaliye’de dünyaya gelmiştir. Semih Ofset. Karadağ. .

137 Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’nin emriyle 15 yaşında evlenmiş138 ve altı ay sonra.com/?page_id=169. 139 K.136 aileleriyle beraber Türkiye’ye hicret etmiştir. Hisham. o zamanda Rus işgali altında olan Dağıstan’da dünyaya gelmiştir.naksibendihakkani. ss. seferberlik ilan edildiğinden. Adnan.. Ayrıca bkz. İnsan Yayınları. ss. 354-359.e.134 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî 1309/1891 senesinde. Bir sene kadar Bursa’da ikamet ettikten sonra Yalova yakınlarında Şeyh Muhammed-i Medenî’nin de ikamet ettiği Reşadiye’ye (Güneyköy) yerleşmişlerdir. tekrar beş senelik bir itikâfa girmiştir. s. s. Sebil Yay. “Eğer benim ölümümden sonra buradan hicret etme imkânın olursa git. Adnan. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Gelibolu Cephesinde birinci Cihan Harbine katılmıştır. 141 K.com/?page_id=169.e. K. otuz yaşında ailesi ile birlikte Şam’a yerleşmiş ve orada.naksibendihakkani. Şeyh Abdullah’ın vefatı esnasında yanında bulunan Şeyh Hişam’a göre Dağıstanî. a.. İstanbul 2006.g. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 142 K. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî daha sonra Kasiyyûn Dağının eteklerine taşınmış ve tekkesini kurduğu tepede 1393/1973’te Hakk’a rücû etmiştir.” diye vasiyet etmiştir. http://www. K.e. 140 K. İstanbul 1996.g.135 Rus yönetiminin baskılarından dolayı Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî ve Şeyh Abdullah. 472. 370. Hisham. Yirmi yaşında itikâftan çıktığında. a. Hisham. 138 Bice.140 Şeyh Adnan’a göre bu vasiyette Şam Şehri de zikredilmiştir. s. Hayatî. vefatından bir hafta önce 30 Eylül 1973 tarihini zikrederek. s. Sufi Way. Semamızda Bir Yıldız. 348.266-267. 481. Oğlun yedi yaşına basınca bana getir.139 Şeyh Şerafeddin.g.. 354-359.141 Bu vasiyetten dolayı Şeyh Abdullah. vefat tarihini haber vermiştir. 162. onu ben yetiştireceğim” demiştir. 136 Bkz. Sufî Way. İşaret Taşları.142 134 135 Fatıma Mehlika Mısıroğlu.. Hisham. Ek 06. s. 137 http://www. a. ss. Ayrıca bkz. 26 . beş sene sürecek ilk itikâfa girmiştir.âleminde yeniden yayacak ve onun vekili de garb ve uzak şarka taşıyacaktır.

evladım Abdullah Efendi Dağıstanîdir.144 Şeyh Abdullah. a. 147 Aynı eser. Hisham. s.e. Nakşibendîliğin imamlığına delalet etmektedir. İbrahim Efendi.sufîlive. 146 K. Peygamber(sav)’den aldığı manevî bir emirle bu mescidi inşa etmiştir. 480. 496.8. Şeyh Şerafeddin’in irşâd vazifesini devrederken söylemiş olduğu şu ifadeler. 145 K.g. kim asi olursa bana asi olmuştur. bana itaat etmiştir.com. 488. Adnan. s. yüce Nakşîbendî Tarikatına nisbet edilen sırru’l-azam’ın ve en mukaddes nefesin tevarüs ettiği. bugün. K.1.. kare biçimli bu alanın inşasından önce Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî.143 Kare biçiminde bir mescidin köşesinde bulunan kabrin bulunduğu alan ek bir bina ile genişletilmiş olup bugün namaz ve zikir için kullanılmaktadır. Hâlid-i Bağdadî’den kendisine kadar gelen meşâyıha atfen beyan edilen manaları tazammun etmektedir: “Benden sonraki halifem. Şeyh Abdullah.146 Hâlid-i Bağdadî’den sonraki silsile üstadlarına atfedilerek beyan edilen sırr-ı azam. Şam (Cebel Kasiyyûn) Tekkesi: Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin kabri bugün Şam’da Cebel Kasiyyûn olarak bilinen bir tepededir. s. bu makâmların Şeyh Nazım’a. Peygamber(sav) tarafından verildiğini bildirmiştir. gavs. 27 . www.”147 Hakkâniyye tarikatında Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin yetiştirdiği iki talebesi. Kim ona itaat ederse. Şubat 2009 tarihinde Şam’da yapılan görüşmeye ait ses kayıtları arşivimizde mevcuttur. Şeyh Hişam Kabbanî. Vazifeniz ona itaat etmektir. Şeyh Abdullah’ın vefatından önce üç 143 144 Bkz.145 Şeyh Abdullah’ın kendi ifadelerinden oluşturulan bir eserde sultanu’l-evliya. mescidin Kâbe ölçüleriyle bire bir olduğunu söylemiştir. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 364. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Muhyiddin Arabî Camisi civarında yaşamış ve Hz. Sufî Way. s.a. Nakşibendî imamlığı gibi makâmların. 091708-fenton-rs14thepowerofpatienceasexemlifiedbyProphedSahabaAwliyaMehdias. bu mescidin Mehdi(as)’nin merkezi olacağını ifade etmiştir. sırr-ı azam ile birlikte intikal ettiğini ifade etmiştir. evliyaya Hz. Kabrin türbedarı İbrahim Efendi ile yaptığımız bir mülakata göre. Nazım Efendi’nin vazifeli vekilleri olarak hizmet etmektedirler: Şeyh Adnan Kabbani. Ek 09. feyzu’l-akdes gibi kavramlar. Bu kavramlar Şeyh Şerafeddin’den itibaren izah edilmiştir. Adnan.

151 Şeyhinin emriyle Lübnan’a ziyarete giden Kıbrısî. Kıbrısî’den icazetli olarak. yanımıza namaza durdu. 28 . Namazdan sonra abime dönerek sen falan değil misin? diye adıyla hitap etti. amcam ve kardeşlerim ile Beyrut’taki Mescide’l-Umeri El-Kabri’ye namaza gittik… Amcam imamlık yaptı.148 a.”152 Şeyh Adnan Kabbanî’nin Arapça olarak kaleme aldığı Fütuhâtu’l-Hakkâniyye adlı eseri. Amcam da çok şaşırmıştı.2. s.kişiden razı olduğunu söyleyerek Nazım Efendi ile birlikte Şeyh Adnan ve Şeyh Hişam’ı zikrettiği rivayet edilmektedir. 386. Ek 11. Şeyh Adnan Kabbanî’nin. isimlerle birlikte. hayatı hakkında bilgi paylaşılmamıştır. 151 K. Bu şahsı daha önce hiç görmediğimiz için çok şaşırmıştık. ikindi namazında sağında bulunacak üç kişiyi Nakşî’lik yoluna davet etme vazifesinin kendisine. O sırada bir şeyh gelip. 150 2006 yılında yaptığımız ziyarette öğrenilmiştir. o zamanlar on yaşlarında olan Adnan Kabbanî ve abisi ile karşılaşmıştır. Şeyh Adbullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinden derlenmiş ve ilmi 148 149 K. Bkz. 496. Arap coğrafyasının irşadıyla vazifeli kişi olduğu bilinmektedir.8. Şeyh Abdullah tarafından emredildiğini söylemiştir. Büyük abimin ısrarıyla Şeyhi evimize misafir ettik. ben ve iki biraderim namaza durduk. Sufi Way. Şeyh Nazım. Daha sonra diğer abime adıyla hitap etti ve sonra bana da adımla hitap etti. Bu hadise Şeyh Nazım ile ilk karşılaşmamızdı. 385 152 Aynı eser. s. Bu karşılaşmayı Şeyh Hişam şöyle nakletmiştir: “1955 yılı… ikindi namazı vaktiydi.150 Şeyh Hişam Kabbanî’nin abisi olan Şeyh Adnan genç yaşlarında iken Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile daha sonra Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî ile tanışmış ve Şam’daki sohbet meclislerine devam etmiştir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Hisham. s. Şeyh Adnan Kabbanî: Tarikat-ı Hakkânî’nin tebliğ ve duyurularının yapıldığı internet sayfalarında Şeyh Adnan Kabbanî’nin fotoğrafı vardır149 ancak. Adnan.

3. Şam’da İslam Hukuku eğitimi almıştır. Ek 12.dayanaklarıyla izah edilmiş olması hasebiyle. Lefke Dergâhında bulunduğu süre zarfında sohbet yaptığı ve hadralarda zakir başı olduğu görülmektedir.sufilive..com/LivingMasters. Bu yolculukta Peygamber(sav) miraç gecesinde nail olduğu hakikatleri kalbime aktardı.htm. ilmin manaları ölçülemeyecek bir nicelikte idi. ben değil sadece Peygamber(sav) vardı.156 Şeyh Nazım’ın damadı olan Şeyh Hişam.4. 1991 yılında Şeyh Nazım’ın emriyle Amerika’ya giderek Amerika Naşibendî-Hakkânî Sufî Yolu derneğini kurmuştur. Kendimi Hazreti Peygamber’in(sav) bütünü içinde bir parça olarak hissettim.03. İlahî divandan gelen “Ey Kulum huzuruma yaklaş” nidasını duydum.8. Lübnan’da doğmuştur. Şeyh Hişam Kabbanî: 1945 yılında Beyrut.157 a. 158 Hazreti Peygamber(sav)’i 124 bin ashabı ile bana doğru geldiğini gördüm… Peygamber’in(sav) bana sarıldığı anda.wikipedia.naqshbandi.2012. 155 Bkz. Amerika’daki Hakkânî dergâhlarının idaresini ve irşâd vazifesini yürütmektedir.153 a. O günden itibaren Kanada ve Amerika’da 13 sufî merkezi açmıştır. http://en.org. Bu kayboluştan hemen sonra kendimi Peygamber’in(sav) isrâ gecesi yükseldiği kayanın üzerinden yükselirken gördüm. saltanat. Peygamber(sav)’in 29 .8./sohbet/ashq/ 10. 156 http://www.org/about/biohmk. Peygamber(sav)’i taşıyan Burak’ın beni taşıdığını tecrübe ettim. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’tan Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Âdetleri: Şeyh Abdullah’ın sohbetinden kayda geçen bir istihare rüyası. Kıbrısî’yi Lefke’deki evinde dönem dönem ziyaret eden Şeyh Adnan. kendimi onda eriyerek kaybolduğunu gördüm. Çocukluğundan itibaren Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin ve Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbet ve zikir meclislerinde bulunmuştur. tezimizdeki temel kaynaklardan biri olmuştur. “kab-ı kavseyn” makamındaki hakiki görüşe ulaştığımı gördüğümde.org/wiki/Hisham_Kabbani. Bu anlayışa göre Hz. 157 www. Şeyh Adnan halen Şam’da ikamet etmektedir. Tüm bu farklı mahiyetteki ilimler.154 Beyrut 155 Amerikan Üniversitesinin Kimya bölümünden mezun olan Şeyh Hişam. yeşil renkle başlayıp mora dönüşen bir nûr olarak kalbime döküldüğünde. 158 miracın sırları olarak ifade edilen anlayışa kaynak teşkil etmektedir. 153 154 Bkz.

Peygamber(sav). Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde önemli bir yeri olan Mehdi(as) anlayışının terkibinde. s. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.e. Şeyh Abdullah’tan duyduğu ifadeleri bir eserde toparlayan Şeyh Hişam’a göre.159 Bununla birlikte Şeyh Abdullah. Hisham. umuma izhar olunacağını ifade etmiştir. Peygamber(sav)’in ruhanî hakikati dahil her şey yok oldu. Mirac başlığında incelenen bu anlayış ve bu anlayışa temel teşkil eden manevî tecrübe. 1972’de “Beyrut kana boyanacak. Şeyh Nazım’ın Mehdi(as) ve ahir zaman bahislerinde. Her ev akıtılacak kandan müteessir olacak..g. 160 K. 361.160 Kur’ân’da bulunan birçok sırların. Nazım Efendi’nin beyanlarında yer almaktadır. “Körfez’de savaş olacaktır. Yasin Sûresi’ne ait sırların. ümmetinin evliyalarını beraberine alarak uruc etmiştir. s. Diğer Konulardaki Görüşleri/c. 159 K. Şeyh Abdullah’ın ifadeleri mühimdir. 1936 yılında. bu haberlerden bir kısmı gerçekleşmiş. melhametu’l-kubrânın gerçekleşeceği büyük harp bu haberlerdendir. Mehdi(as) geldiği zaman. gelecekle ilgili ifadeleri ve hadisatı yorumlamaları yer almaktadır. bir kısmı da gerçekleşmeyi beklemektedir. Mehdi bahsinde incelenen alametlerden diğerleri ilk defa Şeyh Abdullah tarafından açıklanmıştır. 352. Hakkâniyye silsilesinde ilk defa Şeyh Abdullah tarafından zikredilmiştir. Adnan. halka ayan olacağı yönündeki anlayış. Mehdi(as)’nin zuhuruyla izhar olunup. bir kısmını da ilk defa kendisi zikretmiş olduğu kanaatindeyiz. kurtulan olmayacak” şeklindeki ifadeleriyle 1975 yılında başlayacak savaşı haber vermiştir. Rusya’nın gelecekte Türkiye’ye saldıracağı. Bkz. Sufi Way. Mesela 1966 yılından bir sene önce Arap-İsrail savaşı sonucuyla birlikte haber verilmiştir. miraca. Mehdi(as)’nin zuhurundan önceki alametlerin ilk defa Şeyh Şerafeddin tarafından Şeyh Abdullah’a haber verildiği rivayet edilmektedir. Hisham. 476. Bu savaştan dolayı bir parçası olarak yaklaştığımda. 161 Bu tezde bkz. Şeyh Abdullah’a müjdelemiş ve İstanbul’da yeraltı Camiîni gözetmesini emretmiştir. a. Bu ifadelerden bir kısmını şeyhi Şerafeddin-i Dağıstanî’den nakletmiş. Allah(ac)’tan başka hiçbir şey kalmadı. Mesela Mehdi(as)’nin doğumunu ilk defa Şeyh Şerafeddin. s.161 Bu anlayışın tevarüs ettiği kaynak olarak Şeyh Abdullah’ın kendi ifadelerinin toparlandığı eserler gösterilebilir. K. Bunların bir kısmına Şeyh Şerafeddin’in ve Abdullah Dağıstanî’nin gelecekle ilgili ifadelerinin kaynaklık ettiği kanaatindeyiz.Mehdi-Deccâl Anlayışı 30 .

olaydan haberdar edilmeyen Şeyh Abdullah’ın huzuruna dua istemek için giderler.dünyanın geri kalanını etkileyecek büyük bir ateş yükselecektir” şeklindeki ifadeleriyle de 1991’de olan Irak harbini haber verdiği beyan edilmiştir.5. ss. s. 165 O yıllardaki fotoğraf için Bkz. Uludağ’ın yeniden faaliyete geçeceği. 164 Bu konuda şöyle bir menkibe rivayet edilmektedir: Beyrut’ta silahla vurulan bir mürîdin cerrahi ameliyata alınmasından sonra hadiseyi yaşayanlar. Hisham. a. ss. Şeyh Abdullah’a göre bu kudret. 365. Şeyh Abdullah’a göre bu kudrete haiz evliya. K. Şeyh Abdullah’ın ve Şeyh Nazım’ın çeşitli ifadeleri bulunmaktadır. 31 . Peygamber(sav)’den bu güne kadar sayıları hiç değişmeyen bu zâtlar. Yüzünden ve alnından nûr akıyordu. Şeyh Şerafeddin ise 19.163 Hakkâniyye içinde ilk defa Şeyh Şerafeddin’in ifadelerinde karşılaştığımız. Sufi Way. İmâm-ı Rabbânî 9. Hisham. yaptığımız tasavvufî literatür çalışmasında.999 kez hatmetmiştir.8. 371-372. Şeyh Abdullah’ın gelip kendisini ameliyat ettiğini söylemiştir. ilahî huzurdaki en büyük dokuz evliyaya Hz.. Kahire’nin sular altında kalacağı. Ameliyat başarılı geçecek’ der. Huzura girdikleri anda Şeyh Abdullah ‘Geri dönün! Kaderinde ölümü yazılmış kardeşimize yaptığımız dualar müstecab oldu. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile ilk karşılaşmasındaki hislerini şöyle açıklamıştır:165 “Daha önce hiç böyle bir şeyh görmemiştim.e. gelecekle ilgili diğer ifadeleridir. Şeyh Nazım’ın. Bu yönüyle Kur’ân-ı Kerim’i bazıları ömründe üç kez. evliyanın dokuz büyük tasarrufu konusunda. 12 bin ilmi ihtiva etmektedir. Şeyh Abdullah’a göre bu tasarruf. Şâh-ı Nakşîbendî’nin ömründe 999 kez hatmettiği sultanu’z-zikri.”166 162 163 K. kader-i mutlakı değiştirebilir. Ertesi gün komadan çıkarak iyileşen mürîd. Rabbine niyazıyla mürîdinin defterinde yazılı. 372-373. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Hakkındaki İfadeleri: Kıbrısî.999 kez. Mehdi(as) ve İsâ(as) tarafından işaret edilen bir velînin Almanya’da halk arasında gizli olarak yaşadığını. bazıları dokuz kez hatmedebilir.g. a. Kur’ân-ı Kerîm’in yaklaşık 60 bin harfi başına. bu şekilde bir “hatim” türüne rastlamadık.164 Nitekim. Ek 10. Kalbinden ve gülümseyen yüzünden sıcaklık akıyordu. “sultanu’zzikr” kudreti ile tasarruf ederler.162 Bunların haricinde. Bkz. Hz. bu velinin vakti geldiğinde insanları manevî irşâd için ortaya çıkacağı bilgileri. Kardeşimiz yaşayacak. Aynı eser. Peygamber(sav)’in aracılığıyla verilmiştir.

Sultanlar içerde”171 Nazım Efendi. s. 171 Hakkânî. 45. 32 . Kıbrısî’nin kendisini. 210 . Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. tarikat içerisindeki mevcudiyetini ve konumunu. Efendimizin bulunduğu meclislerde Abdullah-ı Dağıstanî’nin ruhanî zerresi de hazır olmuştur. İstanbul 2004.. “medet ya sultane’l-evliya” şeklindeki ifadeleri ile Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’ye hitap etmektedir. a. kendisi yerine şeyhinin yaptığını sıklıkla ifade etmiştir ki bu. şeyhinden kalbî bir tesir aldığına delalet etmektedir. 1970’li yıllarda yaptığı sohbetlerde Nazım Efendi. Anka Yay. Hisham. 170 www. 168 Cebecioğlu.172 166 167 K. bizi kapıcı koymuşlar. Sufî Way. Kıbrısî’nin. 119.e. Sultan (Abdullah-ı Dağıstanî) içerdedir. Istılahta fenâ fi’ş-şeyh kavramıyla izah edilen bu tür beyanlar. Şeyh Abdullah’a verilen dokuz büyük kerametten biridir. Ethem.Bu ifadeler. 172 Kıbrısî. s. Peygamber Efendimize(sav) nübüvvet gönderildiği andan itibaren. 010909-msh-london-priority-know-ur-shaykh-is-looking-at-you.sufilive. 2008 yılında yaptığı bir sohbette. Yalnız hüviyetini sorarım. Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/c. Hak Dost 4.Mürşid. Bizde böyle bir tahta kutu (Lefke Dergâhı) uydurduk orada oturuyoruz… İşte o kadardır. s. sohbetlerinde.169 Mesela Şeyh Nazım. 380. Tasavvuf Sohbetleri. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde nasıl gördüğüyle izah edilebilir. sohbeti. Kıbrısî. Nazım Efendiye göre bu durum. s. Aslında konuşan odur”167 diyerek benzer manalardaki ifadeleri sohbetlerinde ve dualarında sarf etmiştir. sadece şeyhinin emrine istinad ettirerek şu cümlelerle ifade etmiştir: “… Ben kapıda duran adamım. Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözcüğü(TTDS). Bizim başka bir şeyimiz yok. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye geçmiş asırlardaki evliyalara verilmeyen dokuz büyük kerametin verildiğini söylediği bir sohbetinde bunların bir kaçını mürîdleriyle paylaşmıştır. s.g. 18. fenâ fi’ş-şeyh makâmıdır.168 Kıbrısî’nin günümüzde yaptığı sohbetlerde dahi müşâhede edilmektedir. içeri kim isterse girer. Ondan (şeyhinden) işitiyorum ve işittiğimi naklediyorum. Mesela 1976 yılında yapılan bir sohbette “Zaten konuşan o ya.170 Bu anlayış. böyle işittim de öyle işitiyorum. Bu manada Kıbrısî. 169 Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışında bu ifadelerin ihtiva ettiği mana için bu tezde bkz.com..

Yemanî ile kimsenin anlamadığı bir lisanda konuşmuştur. Şam/Suriye’ye ziyarete gelen Abdu’r-Raûf-ı Yemanî ile yaptığı sohbette tercümanı devreden çıkarıp. ss. s. Buna göre murad olan kul. Medine-i Münevvere’den Rubu’l-Halî’ye (Necid ile Yemen arasında bir çöl) tayy-i mekân ile gitmesi.173 1970’lerde yaptığı bir sohbette Nazım Efendi.Kıbrısî. Şeyh Abdullah’ın. miraç gibi konularda Şeyh Abdullah’a ait düşünceler. mürşîdlerin tümü. bu beyanlardan bir kısmını manevî tecrübelerine dayandırmıştır. Aynı eser. ya Arabistan’da.176 Mehdi(as). Dağıstanî’nin Sahibü’z-zaman (Mehdi) ile görüşmeye gittiğinde kendisini de götürdüğünü söylemiştir. tarikata ayrıcalık kazandıran bir anlayıştır. 136-137. Bununla birlikte. Tasavvuf Sohbetleri. Şeyhi Dağıstanî’nin tanık olduğu başka bir kerametini bu dokuz keramet içinde saymaktadır. bu manayı tazammun etmektedir. 175 Aynı eser. Mehdi ile görüşme için. 176 Aynı eser. Her ne kadar. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin bu izine sahip olduğunu. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisindeki Mehdi telakkisi. tüm mürşîdlerin mürşîdi bir makâmdadır. evliya. bu söze mezun olan şeyh 173 174 Kıbrısî. 119. Buna göre Şeyh Dağıstanî. 51. s. ilgili bahislerde incelenmiştir. bir hadise üzerinden anlatmıştır. Nazım Efendi bu tür beyanların manevî izin olmadan yapılamayacağını ancak. 33 . Şeyh Şerafeddin’in Mehdi(as)’ye ilim nakletmiş olması ve Şeyh Abdullah’ın Mehdi(as)’den sorumlu evliya olması174 bu anlayışın misalleridir. Şeyh Abdullah. Dolayısıyla hiçbir mürşidin yoluna gitmez. şöyle ifade etmiştir: “Şimdi ya Anadolu’da. varis-i Muhammed(sav) olan mürşidin yoluna ve ziyaretine gelirler. Şeyhinin mürîd değil murad olduğunu. bu hadisenin dokuz büyük keramet ile ilgili olduğu beyan edilmemişse de. ya da buradaki meşayıhdan bu hakikat membalarını söyleyecek bir kimse. 119-120.175 Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’nin yetiştirdiği mürşidler içinde sırr-ı azamın Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye verildiğini ifade eden Kıbrısî. ss.

Batı’da bir Nakşî Cemaati. üzümü alttan alta yemeye başladı. gavs anlayışını Nazım Şeyhi Efendiye Abdullah-ı göre Şeyh Dağıstanî’nin Abdullah-ı özellikleri Dağıstanî. Peygamberi(sav) yakazen görebilmektedir.yoktur. O gelen heyet içeri girdi. neden oradan yemiyorsun da. resmî olaraktan oturdu. daha İslam’a girmeden merhamet düştü. çoğunluğu ilk sırada Güney Asyalı mürîdler. hemen o üzümü oraya koyup yukarı kaldırtmış. s. üzümün bu üst tarafındaki taneler daha olgun. bizim kalbimize hiç havatır gelmiyor. Hz. Ebu Bekir ‘Ey Yehud’ demiş. Tasavvuf Sohbetleri. Kıbrıslı Türkler oluşturmuştur. kendisinin gavs olmasından kaynaklanan dokuz büyük kerametinden birisidir. ‘Ya Muhammed(sav). Sahabe öyle duruyor. Peygamber(as). s. O gelen heyetin reisi demiş ki. O gelen heyetin kalplerine. sahabelerine izin ver otursunlar. Salkımı tutup ağzıyla topluyormuş. Peygamber-i Zi’şan üzümü indirdi.’ Peygamber(sav) izin verdi ve oturdular.177 b.178 Nazım Efendi’nin 1980’lere kadar Londra’daki irşâd meclislerine iştirak edenlerin çoğunluğunu. sen mi ondan büyüksün?’ Sıddık demiş ki: ‘Benim ömrümün günleri ondan çok. Şeyhimiz Hazretlerine açılmış bir kapıdır. 178 Atay. Peygamber (sav) ile yakazen bulunduğu meclisteki bir tecrübesini Nazım Efendi. Bütün Sahabe -i Kiram da resmî olarak ayakta durdular. Ona izin vardı. daha tatlı. 34 . Bu. Dışarıdan bir Sahabe-i Kiram gelip.’ Peygamber Efendimiz(sav) ‘Ya Ebu Bekir! Sen cevap ver’ demiş… Hz. 77. Bu. ‘Hırsız viraneye mi gelir. Rabbimize kavuştuğumuz gün olsun diye’ … H z. ikinci sırada Türk mürîdler ve üçüncü sırada bâtılı mürîdler oluşturmuştur. hamâmesini başına koyup. biz işitiyoruz ki senin Sahabelerin namaz kılarken kalplerine bir sürü havatır geliyor. Ebu Bekir(ra) o mecliste hazır iken demişler ki: ‘O mu senden büyük. 1980’lerin başından itibaren ise. altından topluyorsun?’ Efendimiz(sav): ‘Bizim sonumuz hayatımızın en tatlı günü olsun. Rasûlullah(sav) izin verip ‘oturun’ dedi Onlar oturdular. Deki. yani şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin vefatından üç sene önce gerçekleşmiştir. şöyle nakletmiştir: “Bir defasında Rasûlullah(sav) mecliste üzüm yiyormuş. şekillendirmiştir. 126-127. ss. lakin Sultanu’l Enbiya benden hesapsız büyüktür’ … Sonra demişler ki: ‘Ya Muhammed (sav). Kıbrısî. Kendisi sakal -ı şerifini düzeltip. 97. ile Hz.179 1996 yılında yapılan bir çalışmaya göre Londra’daki mürîdlerin 177 Şeyhi Dağıstanî’nin. Onların huzuru merhamet etmeleri. yoksa hazineye mi gelir?’… sonra dediler ki: ‘Ya Muhammed bize ruhtan haber ver’ Efendimiz(sav): ‘Sana Ruhtan soruyorlar. 179 Aynı eser. söyleyen odur bizi zannetme” Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin. kalplerine imanın işlemesine neden oldu. saygı göstermeleri. 95. devrinin gavsı olduğunu savunan Şeyh Nazım. Nakşibendî-Hakkânî Yolunun Dış Ülkelerde Kuruluşu ve Yayılması: Şeyh Nazım’ın Londra’ya ilk ziyareti 1972’de. izinle söyleniyor. Ruh Rabbimin emrindedir’ ayetini okudu…” Bkz. Dediler ki ‘Ya Muhammed(sav). onlara takdim edip. Halbuki biz ibadet ederken. ‘Ya Rasûlullah! Yahud’dan bir heyet geliyor’ dediğinde.

s. Hisham. ifade edilmektedir.e. Ancak bir internet sayfasında. Nakşibendîlik metoduyla irşad edildiği. 15. 182 Jorgen. Şeyh Hişam. 1991’den itibaren.182 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin. 1986’da Uzakdoğu seyahatini gerçekleştirmiş ve Bruney. s. Beyrut ve Dağıstan üçgeninin ele alındığı bir yazıya göre. aynı rakamı 180 181 Atay. Bu gayretleri neticesinde Kuzey Amerika’da 10 binden fazla kişinin İslam’a girip. 1990’lı yılların sonuna kadar sürmüştür.. dünyadaki mürid sayısının iki milyon olduğu beyan edilmiştir. 396. 14. 186 Bkz. mezhep ve kültürden insanlarla görüşerek onların hidayetine vesile olmuştur. Hindistan. 183 Bkz. Hindistan.186 Buralarda. Bangladeş gibi Güney Asya ülkelerinden gelen göçmenlerden oluşmaktadır. s.184 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî Amerika’ya ikinci ziyaretini 1993’te yapmış ve orada pek çok yeri dolaşmıştır. Anglo-Sakson kökenli mürîdler arasında bir İngiliz Lordunun da bulunduğu ve bu kişinin tercih ettiği alışılmadık münzevî hayatından sonra. babası tarafından beyni yıkandı gerekçesiyle.com/ 35 . 396. Londra. 1. Singapur. s. a. 185 Aynı eser. Hisham. Sufism in West. 188 http://www. 187 K. Şeyh Nazım’ın Londra ziyaretleri süresince artmıştır.büyük çoğunluğu Pakistan.180 Bâtılı mürîdler.haqqanisoul. Batı’da bir Nakşî Cemaati. devlet ricali ve halk tarafından ilgiyle karşılanmıştır.188 2000’li yıllarda yapılan bir röportajda. resmi olabilecek bir kaynak tarafından beyan edilmemiştir.187 Dünyadaki dergâh ve mürîd sayısı hususunda rakamlar. 396. Hakkânî’nin bâtılı müridlerinin sayısındaki azalma. 17. Malezya. Sufi Way. Pakistan ve Sri Lanka’yı ziyaret etmiştir. Mehdi hususunda bildirilen bazı haberlerin gerçekleşmemesiyle alakalıdır.183 Kuzey Amerika’da aldığı desteklerle Nakşibendî tarikatına ait 15 merkez açmıştır. s. s. Aynı eser. Ek 13.181 2000’li yıllarda bâtılı mürid sayısında düşüş olduğu yönünde bir görüş de bulunmaktadır. İlk ziyaretinde 15’ten fazla eyalette değişik din.185 Kıbrısî. Bu ziyaretler. Ek 16. Amerika’yı ziyaret ettiği bilinir. 99. 184 K. 93.g. psikolojik tedaviye tabi tutulduğu kaydedilir.

191 Yusuf İslam (Cat Stevens). Lefke Dergâhı’na.192 Suriye âlimlerinden Habib Cibril. Şeyh Nazım’ı Lefke’de ziyaret etmişlerdir. Muhammed Ali.195 189 190 Jorgen.193 Türkiye’nin çeşitli illerinden maneviyat. 194 www. www.com/centers/ 36 . elimizde kaynaklara dayalı. video arşivimizde mevcuttur. 191 www. medya ve ilim adamlarının da ziyaretlerine yönelik çok sayıda video kaydı arşivlerde mevcuttur. siyaset.190 Pakistan Başbakanı Pervez Müşerref.189 Her ne kadar. dünyanın farklı köşelerinden. s. 118.youtube.saltanat.youtube.com/Shaykh Nazim Habib Ali Jifri.telaffuz etmiştir. dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen müridlerin yanı sıra.com/Shaykh Nazim Cat Stevens . İlgili kayıt. Sufism in West. tanınmış simalarında bey’at aldığı ya da Şeyh Nazım’dan dua istediği görülmektedir. İnternette. İlgili kayıt. Hakkânî dergâhlarının dünya üzerindeki yerleri. Ayrıca Bkz. Ek 18. 192 www.org/archive. Muhammed Ali bu bey’atı. farklı insanların Tarikat-ı Hakkâniyye çatısı altında toplandıkları bir vakıadır.com/Shaykh Nazim Parvaz Musharraf. kesin bir rakam olmasa da. dünyadaki Hakkânî müridlerinin sayısı hususunda.youtube.sufilive. 193 www. video arşivimizde mevcuttur. Mesela internette paylaşılan bir videoda eski boksör. http://www.com/Boxer Muhammad Ali taking Bayah in Naqshbandi Order!.youtube. Nakşibendî bey’atı almaktadır. Şeyh Nazım’ın Amerika vekili Şeyh Hişam’dan almaktadır. Bu röportajda 60 bin Amerikalının ihtida ettiği ve 20 bin Müslümanın Nakşîbendî bey’atı aldığı da söylenmiştir.Talaa Badru. Hakkânî dergâhlarının sayısının bir veri teşkil edebileceğini söylemek mümkündür. bir harita üzerinde bulmak mümkündür. 195 Baknz.194 Her şeye rağmen dünyadaki Hakkânî müridlerinin sayısı hususunda.

Semamızda Bir Yıldız. yedinci bireyi olarak. Doğum Yeri ve Ailesi: Şeyh Muhammed Nazım Adil el-Kıbrisî el-Hakkânî en-Nakşîbendî’nin hayatı hakkındaki bilgileri. mevlevî şair Kaytaz-zade Nazım Efendi ve Zehra Hanım’ın kerimesidir. Tatlıcan İsa. Ayrıca Bkz. Hacı Hasan Efendi198 ile Fatma Hanım’ın oğuludur. yakınlarının ve halifelerinin kendisi hakkında yazdığı kitaplardaki malumatlara dayanmaktadır. Adnan. s. Ayrıca Bkz. Kıbrıs’ın Larnaka Köyünde dünyaya gelmiştir. 200 K. 54 37 . Ek19. anne tarafından ise Mevlana Celalettin Rumî’ye dayandığı bilinmektedir. Digital Production (Belgesel Film). Kadirî olduğu bilinen Hacı Hasan Efendi’nin validesi Hatice Hanımdır.199 Baba tarafının Şeyh Abdülkadir Geylanî torunu olduğu. Kıbrısî’nin dedesi Hacı Hasan Efendi’nin. s. Ek 20. 198 Bkz. Atay. Hisham. 23 Nisan 1340/1922’de. dolayısıyla nesebinin Hz. Mısıroğlu.naksibendihakkani. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. araştırmacıların kendisiyle yapılan şahsi mülakatlara istinaden yazdıkları makale ve otobiografilerden. Larnaka’daki Hala Sultan Türbesinin imamı olduğu bilinmektedir.com/?page_id=171. s. üç erkek. Bu tarihte babası Ahmet Adil Efendi. Hatice Hanım. bu mülakatlara ait paylaşılan ses ve video görüntülerinden. bir kız olan ailenin. Batıda bir Nakşî Cemaati.BİRİNCİ BÖLÜM NAZIM-I KIBRISÎ’NİN HAYATI VE ESERLERİ 1. Peygamber(sav)’e dayandığı. http://www.197 Adil Efendi. 70. 502. Sufi Way. Şeyh Nazım Kıbrısî (ks) Hayatı ve Eserleri.196 tapu dairesinde memur olarak çalışmaktadır. s.200 196 197 Bkz. 376. 199 K. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. ŞEYH NAZIM ADİL EL-KIBRİSÎ EL HAKKÂNÎ’NİN HAYATI a.

205 K. Atay. manevi ilimlerdeki terbiyesi için Suriye. ss.naksibendihakkani. 5-6. Nefi ve Hasan isimli üç erkek kardeşi201 ve bir kız kardeşi ile birlikte yedi kişilik bir ailede büyümüştür.. 203 1996 yılında bir erkek kardeşinin İstanbul’da yaşadığı ve Şeyh Nazım’ın müridi olduğu bilinmektedir. 1359/1940 senesinde liseyi bitirerek İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesine kayıt olmuştur. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. 503-504. 70. a. Başladığı sene Türkiye’de harf inkılabı yapılmış olduğundan okulda sadece 204 birkaç ay Osmanlıca’dan sonraki eğitim hayatı latin alfabesiyle okumuştur. 204 http://www. 206 Hakkânî.com/?page_id=171.g. fakülte haricindeki vakitlerinde Hacı Fuat Efendi’nin dini sohbetlerine katılmış.203 b.. ss. 70. München 2007.206 Bu dönemde yaşadığı bir manevi tecrübe üzerine. Hakkânî Şeyh Muhammed.Cemaleddin. s.205 Bu dönemde vaktinin çoğunu tefekkür ve manevi dersler ile Sultan Ahmet Camiî’nde geçiren Kıbrısî. Şam yolculuğuna çıkmıştır. s. maddi ilimlerdeki eğitim hayatını yarıda bırakarak. şiddetli bir Medine arzusunda bulunduğunu ifade etmiştir. Cuma Hutbeleri. Bu yıllarda ikinci cihan harbinden dolayı Kıbrıs’a gidemeyen Kıbrısî. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Dervish Yay. Eğitim Hayatı: Şeyh Nazım Efendi ilkokula 1928 yılında başlamıştır. Şeyh Cemalettin El-Lasunî Efendi’den Arapça ve hadis dersleri almıştır. diğer abilerinin ise vefat edene kadar Şeyh Nazım’ın müridleri olduğu bilinmektedir. Ebediyete Davet. 207 Aynı yer.202 Bugün kardeşlerinden hayatta olan yoktur. Adnan. 2011 yılında yapılan ziyarette ağabeyinin vefat ettiği söylenmiştir.e. 38 . Aynı zamanda Nakşîbendî meşayıhından Şeyh Süleyman Erzurumî’den (v. Bkz. Atay. Ek 21. s. 1368/1948) tasavvuf terbiyesi almıştır.207 201 202 Bkz. Abilerinden birinin genç yaşta vefat ettiği. 7.

Camide bana tahsis ettiği odada bir sene kaldım. Süleyman Efendi’yi yaklaşık iki saat sonra camiye gelirken buldum. Oradan eski bir kent olan Hamâ’ya geçtim. Bu olayı söylemek için şeyhimi aradım. Şam’da bulunan Şeyhine git. Davetini kabul ettim. Sabah namazlarını o camide (Sultan Ahmed Camiî. Seni benim de şeyhim olan Abdullah-ı Dağıstanî’ye havale edinceye kadar emanet aldım. Beni eğitiyor ve kalbime manevî ilim yerleştiriyorlardı. Şam’ı işgal etmiş Fransızlar’a karşı İngiliz kuvvetleri. Sonra bir adam bana gelerek ‘Dün gece rüyamda Peygamber(sav)’i gördüm. O zamanlar beni Şam’ın mübarek topraklarına çağıran birçok rüyalar gördüm. Bana ahfadımdan birisi buraya gelecek. Tasavvufa İntisabı. İstanbul’dan Halep’e trenle gittim. Sadece Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî demişti. Birçok kez rüyalarımda Peygamber Efendimiz(sav)’i beni mübarek huzuruna çağırırken gördüm. Bana kollarını açıp ‘Evladım zuhurattan memnun musun?’ dedi Olan biten her şeyden haberdar olduğunu anladım. O senin anahtarlarını tutuyor. Bana başka bilgi vermemişti. O kişinin sen olduğunu görüyorum’dedi Söylediklerinden çok müteessir olmuştum. 39 . Şam’a gidişi denedim ancak imkânsızdı.c. Bu izin sana benden ve Peygamberimiz (sav)’den geliyor’ dedi Zuhurat bitmişti. Şeyhi Abdullah Dağıstanî ile Buluşması: Kıbrısî. Kalbimde her şeyi bırakıp Peygamber(sav)’in mübarek şehrine göç etmek için derin bir arzu vardı. Gelip beni omzumdan sarsarak ‘Şimdi müsaade geldi. Sırların ve manevî terbiyen bende değildir. İstanbul) şeyhlerim Şeyh Cemalettin El-Lasunî ve Şeyh Süleyman Erzurumî ile birlikte kılıyordum. Yanına koştum. Sırların ve irşâdın onun elindedir. saldırı için hazırlanıyordu. gördüğü manevî bir işaretin Süleyman Efendi tarafından onaylanması üzerine yola çıkışını ve Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile buluşmak üzere Şam’a yolculuğunu şöyle ifade etmektedir: “Orda kalbime rahmet ve selamet geliyordu. Fakat henüz şeyhimden izin yoktu. Onu misafir et diye emrederek senin suretini bana gösterdi. Bende Humus’daki Halid Bin Velid (ra) kabrini ziyaret ettim ve mescidinde namaz kıldım. Bir gün kalbimdeki bu hasretin çok yoğun olduğu bir günde Şeyhim Süleyman Erzurumî Hazretlerini gördüğüm bir zuhurat hâsıl oldu.

a. 380. s.e. Sufi Way. İstanbul’dan ayrılışından sonra bir sene sürmüştür. kendisinin Süleyman Efendi tarafından yönlendirdiğini zaman zaman ifade etmiştir. Mesela Şeyh Adnan’nın naklettiği ifadelere göre. 378-379. Onların da arkasında evliyaları (gördüm). Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 133. 211 K. Peygamber Efendimizin(sav) imam olduğu namaza durmuş peygamberleri(as) gördüm. Şeyh Abdullah’ın ve Şeyh Nazım’ın uzun süreler sohbetlerinde bulunan Şeyh Adnan ve Şeyh Hişam’ın yazdıkları eserlerde rivayet ettikleri bazı hadiselerin detayları birbirinden farklılık arz etmektedir. 505.210 Şeyh Hişam’ın yazdığı otobiyografide ise Kıbrısî. oradan da Şam’a geçmiştir.”208 Şeyh Nazım savaş şartlarından dolayı. Her adım bir makâmdı ve her makâmda kalbime daha önce hiç bilmediğim ve duymadığım bilgiler geliyordu. Adnan. Kıbrısî. s. Ebu Bekir’in(ra) hemen sağ yanında iki kişilik boş yer kalmıştı.211 Şeyh Nazım ile 2011 yılında yaptığımız mülakatta bu durumu sorduğumuzda. bu buluşmaya Şeyh Said Sabaî adında bir zat ile birlikte Humus’tan gidilmişt ir. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile buluşması hususu. Kıbrısî’nin bu yolculuğu. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile ilk karşılaşmalarından şeyhinin: “Oğlum! Seni biz teslim aldık” dediğini bir sohbetlerinde ifade eden Kıbrısî. Onların arkasında safa durmuş Peygamberimizin 124 bin sahabesini(ra) gördüm. Nazım Efendi şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile buluştuğu gece bir rüya görmüştür. ss. s. 210 K. Hisham. Beytu’l-mamura varıncaya kadar kelimeler ve cümleler muhteşem bir şekilde bir araya geliyor ve yükseldiğim her makâmda kalbime veriliyordu. Humus’tan kara yoluyla Tripoli’ye..g.209 Kıbrısî’nin. kendisinin Şeyh Sa’id Sabaî adlı bir refakatçi ile gittiğini söylemiştir. bu buluşmaya yalnız gitmiştir. Bu rüyayı kendisi şöyle anlatmıştır: “Sonra bir zuhurat hâsıl oldu ve namaz kıldığımız yerden gökyüzünün kabesi olan beytu’l-mamur’a merdivenle tırmandığımı gördüm. Tasavvuf Sohbetleri. Hisham. Hz. Nazım Efendi’ye önce “Matlubuna hoş geldin” demiş sonra “Emniyete vasıl oldun” demiştir. Orda. Karşılaşmada Şeyh Abdullah.Namaz kılmak ve Humuslu iki büyük âlimin meclislerinde bulunmak dışında odamdan çıkmıyordum. 40 . Büyük 208 209 K.

Şeyhinden Aldığı İlk Manevî Vazife: Kıbrısî’nin şeyhiyle beraber geçirdiği bir günün sonunda. Bugün Kıbrıs’a git!” diye emrettikten sonraki dönüş yolculuğunu şöyle anlatır: “Elini öptükten sonra yola çıktım. Çünkü bu ilahî bir şeydi. İkinci Dünya Savaşının en şiddetli zamanıydı. celâlli bir şeyh gördüm. Ona döndüm ve dedim ki ‘Kıbrıs yolculuğuna azmettim. bir günde manevi tekâmülünü tamamladığı ve irşad için ulaşılması gereken. Peygamber Efendimiz(sav) namazı kıldırırken kıraatinin güzelliği tarif edilemezdi. Fransızlar Şam’ı işgal etmişler ve İngilizler de Fransız’ları çıkarmak için şehri kuşatmışlardı. Buluştuğu gecenin sabahında manevi makâmlara nail olduğunu ifade eden Kıbrısî. Dünya metaına ait her şeyi. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/b. Ona ‘evet. Sabah namazı bitince zuhurat da sona erdi ve şeyhim benden sabah namazı için ezan okumamı istedi. 383. Hisham. Şeyh Sa’id Sabaî. Sese yöneldiğimde heybet. Şeyh Efendinin emrine hürmeten bana refakat ediyordu. s. Tripoli limanına indiğimde ‘Sen Şeyh Nazım değil misin?’ diye nida eden bir ses duydum. mürşid-i teberrük makâmına vasıl olduğun manasını tazammun etmektedir. Sufî Way. Beni de oraya çekti ve sabah namazını beraber kıldık. Gözleri biçimli ve menekşe rengiydi. 212 213 K. O sırada adam tebessüm ederek ‘Bin hele! İnşaallah öderiz’ dedi Allah’a hamdederek otobüse bindim.Mürşid. Kıbrısî’nin bu konudaki tasavvuf anlayışı için. bu mananın tasavvuf ıstılahında karşılığı olan icazetnameden bahsetmemiştir. Şeyhinin “Evladım halkının sana ihtiyacı var.Şeyh Efendi o boş yere gitti. Dünya malına el sürmeyeceğim diye yeminimden dolayı para namına dirhem yok’ dedim ve Lübnan’a gidecek garaja yönlendim. irşad vazifesiyle görevlendirilmesi. Hiçbir kelime tarif edemezdi. Şimdilik sana yeterli olanı verdim.213 Ancak Kıbrısî.”212 d. Bu namazın tatlılığını daha önce hiç yaşamamıştım. bu tezde bkz. vakar ve nûr sahibi. Humus’a vardığımda fukaraya dağıttım. Bu vaziyette garaja vardığımda yanıma bir kişi geldi ve ‘Şeyh Efendi Trablus’a gidiyorsun? Şuradaki otobüs hemen kalkacak’ dedi Bir halime bir de adama baktım. 41 .

camide ezan okumak olmuştur. Kıbrıs’ta da yasaklanmıştı. Kalbim patlayacak gibiydi. Digital Production (Belgesel Film). Tüm cehdini sarf ederek bir küçük balıkçı sandalı buldu215 ve ona yüklü miktarda para verdi. 217 K. Manevî ilimler ve ledunî hakikatlere ait makâmlar bana keşfoluyordu. 42 . Rüyamda Hazreti Nebî(sav)’yi gördüm. Ayrıca Bkz. senin suretini gösterdi dedi Bana kendisini Şeyh Münir el-Melîk olarak tanıttı. Sufi Way. 215 Bkz. Onun hizmetini yap ve misafir et’ diyerek. Kıbrıs’taki tüm camileri dolaşarak ezan okumaya devam ettiğinden hakkında 114 dava açıldı. Türkiye’de Adnan Menderes ezanın Arapça okunabilmesi ile alakalı kanunu çıkarmasından dolayı tüm davalar düşmüştür. s. Bu süre zarfında Kıbrıs’a gidecek gemi araştırıyordu. bana ve enbiyanın sırlarına varis kılmıştır. Hapisten çıktığında Lefkoşa Camiî’ne giderek tekrar ezan okudu. Bu davaların sonuçlanacağı zamanlarda. Okuduğu Arapça ezandan dolayı tutuklanan Kıbrısî. Tripoli Müftüsüdür ve aynı zamanda şehirdeki tüm tarikatların Şeyhidir. doğduğu beldeye girdiğinde. ss. Ek 23. Kıbrısî’nin. Bu esnada Nazım Efendi. Şeyh Hişam’ın eserinden farklı bir nedene dayanmaktadır. Hisham. 380. Yanımda afakı kaplayan bir şekilde şeyhimin ruhaniyetini gördüm. Bana kalk ve evladım Nazım’ı karşıla. Bkz. Mela-i âlâ’daki tüm makâmlar açılıyordu.218 2011 yılında yaptığımız bir mülakatta bu durum 214 Şeyh Hişam’ın naklettiğine göre Şeyh Münir. Adnan.g.e. 509. a. Adnan.”216 Şeyh Nazım’ın Kıbrıs’a vasıl olduğu dönem Arapça ezan okumak. bir hafta hapsedilmiştir. Tatlıcan. Bu durumdan dolayı resmi makâmlar tarafından kendisine dava açıldı. yaptığı ilk şey. Allah(ac) onu. The Naqshbandi Sufi Way. Şeyh Adnan’ın eserinde Kıbrıs’ta Arapça ezanın serbest olması. 383. 216 K. s.214 Beni üç gün misafir etti.217 Şeyh Adnan’ın eserinde Nazım Efendi’nin beraati. Şam’dan dönüşte de balıkçı sandalı bulan ve yardımcı olan kişidir. yaklaşık sekiz günde tamamladık… Kıbrıs sahiline ayak bastığımda çok şiddetli bir hâle girdim.benim’ dediğimde bana: ‘Üç gündür seni bekliyorum. Akdeniz’in doğusundaki muhasaradan dolayı gemi bulamıyordu. s. Normal bir gemi ile altı saat sürmeyen yolculuğu. Türkiye’deki gibi. 507-508. Nazım Efendi ile bu karşılaşma Şam’a gidişte olur.. Nazım Efendi’yi seven Kıbrıslıların protestoları sonucunda gerçekleşmiş ve Nazım Efendi serbest bırakılmıştır. Şeyh Nazım Kıbrısî. 218 K. Muhammad Hisham Kabbani. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.

s. Şeyh Abdullah’ın tavsiyesiyle 23 yaşında iken Şeyh Nazım ile evlenmiştir.sorulduğunda Kıbrısî. a.. Benzer şekilde çeşitli ziyaretlerde bulunan Kıbrısî. Evliliği ve Diğer Manevî Vazifeleri İfası: Nazım Efendi tekrar Şam’a döneceği 1952 senesine kadar Kıbrıs’ta manevi irşad ve İslamî eğitim ile meşgul olmuştur. 383 43 .. O dönemdeki komünist Rus yönetiminin baskısından dolayı önce Erzurum’a sonra da Şam’a hicret etmişlerdir. Kazan’da doğmuş ve küçük yaşlarda iken ailesiyle hicret etmişti r.htm. Eşi Hacı Âmine Hanım tarikatın kadınlarla ilgili tüm faaliyetlerini yürüten ve eserler yayınlamış bir kişidir. 222 http://www. ss. zikirleri yönettiği de internet üzerindeki yazışmalarda geçmektedir. 223 http://groups. Şaban ve Ramazan aylarını geçirmek üzere gitmiştir.e. Mısıroğlu. 221 http://www.com/group/the-heart/message/2574(2005-08-21).223 Şeyh Nazım’ın bu evlilikten iki oğlu ve iki kızı olmuştur.e. Kıbrıs’a sadece Recep. köy köy dolaşmıştır.com/Hacı Emine Adil_Hayatı. Peygamber’e dayandığı rivayet edilen Hacı Âmine. her sene Kıbrıslı kafilelere lider olarak hacca gitmiştir. Bu ziyaretlerinde Medine halvetleri olmuştur.naqshbandi.220 Nesebinin Hz. Şeyhinin emri ile mesafesi 400 kilometre olan Şam Halep arasını. insanlara maddeciliği bırakmalarını telkin etmiş. İslam’ı yaşamaya davet etmiş ve Nakşîbendî zikrini 219 220 İlgili mülakat video arşivimizde mevcuttur. Ek 22. o dönemin TC. Semamızda bir Yıldız.70–72.g. Bkz.yahoo. Hisham. ss. 224 Atay.org/hajjah__amina__adil. hukuki beratın gerçekleştiğini söylemiştir. 1952’de tekrar Şam’a döndüğünde Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin mürîdlerinden Hacı Âmine Hanımefendi ile evlenmiştir.221 2004 yılında vefat eden Hacı Âmine Hanım’ın. Başbakanı Adnan Menderes tarafından çıkarılan kanun vesilesiyle. 166 225 K. Rusya. Şam’da Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinde ve taliminde bulunmuştur. Yirmi yedi hac vazifesi ifa etmiştir.154–156.g. 76.225 Bu zaman zarfında Şeyh Nazım.219 e.222 bayanlar arasındaki sohbetleri yaptığı.hakkanipost. Ayrıca bkz.224 Evlendikten sonra Şam’da şeyhinin yanında bir eve yerleşen Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.. a.

irşad ziyaretleri düzenlemiştir. Bana git deyince ben de gittim. Bu halveti Şeyh Nazım şöyle anlatmıştır: “Şeyhime hiçbir soru sormadım. 397-398. paraya veya erzaka ihtiyacım var diye hiç düşünmedim. Bu kişi Şeyh Hazretlerinin müridiydi.”227 226 227 K. Öyle bir duruma gelmiştim ki. Şehir merkezine varınca bana bakan bir adam gördüm. Şeyh Hişam’ın rivayetine göre Şeyh Abdullah: “Bağdat’ta Abdülkadir-i Geylani Camisinde halvet yapman için Peygamber Efendimizden(sav) emir aldım. ss. Aynı eser. Eve bile uğramadan şehir merkezine doğru yürümeye başladım. Türkiye ve Lübnan’a da. Bunlar beni. Bana ‘Ben de Bağdat’a gidiyorum’ dedi Bağdat’a bir tır dolusu eşya götürüyordu. bütün Kur’ân-ı Kerîm’i dokuz saatte okuyabiliyordum. İki günlük yürüyüşle ulaştığı köylerde. Sufi Way. bir makâmdan diğerine taşımışlardı. 385. Onu takip ederek Gavsu’l-Azam’ın kapısına yaklaşıp. Bunun haricinde Mısır. Ürdün’ün Süeyl Köyünde.226 f. birer hafta ikamet ederek. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin emri ile ikinci halvete girdiğinde. 44 . Hisham.neşretmiştir. ta ki ilahî huzurda yok olana kadar. s. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin emriyle. Her gün zuhurat üzerine zuhurat oluyordu. Elbiseye. Oraya git ve altı ay halvete gir” demiştir. bu vazifeyi bir yılda tamamlanmıştır. büyük dedem olan Abdülkadir-i Geylanî Hazretlerine selam verdim. Beni tanıyıp ‘Şeyh Nazım nereye gidiyorsun’ dedi ‘Bağdat’a’ dedim. Abdülkadir hazretlerinin huzurunda halvet yapmayı çok istiyordum. Şeyh Nazım’ın iki çocuğu bulunmaktaydı. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin emriyle yapmıştır ve halvette altı ay kalmıştır. Sonra beni bir odaya götürdü ve ‘sana her gün bir tas mercimek çorbası ve bir parça ekmek getireceğim dedi’ odamdan sadece beş vakit namaz için çıkıyordum. Buna ek olarak günde 313 bin Allah çekiyor ve bana vazife verilen diğer namazları kılıyordum. Beni de beraberinde götürdü. Abdülkadir Hazretlerinin camisine ulaştığımda caminin kapısını kapatan kocaman bir adam vardı. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Halvetleri: İlk halvetini 1955 senesinde. 124 bin salavat ve bütün delail-i hayratı okuyordum. Dahası 124 bin kelime-i tevhîd.

Şeyh Abdullah o zamandaki yaşayan Nakşî Şeyhi olması hasebiyle sorunun en uygun muhatabıydı. Abdülkadir-i Geylanî Peygambere(sav)’e hürmeten ayağa kalktığı sırada ben de huzurdakilere hürmeten ayağa kalktım.Şeyh Hişam’a göre Nazım Efendi. Sufi Way. bu halvetin son gecesi rüyasında Abdülkadir-i Geylanî Hazretlerini (v. Gel!’ dedi Hemen boy abdesti alıp. 561/1166) görmüştür. Zikrederek kabre vardığımda ‘Es-selamu aleyke ya ceddi’ dedim. Adbülhalik Gucdevanî (v. Şeyh Abdullah.com/?page_id=171. Abdülkadir Geylanî’nin sırlarına ekleyerek bana havale etti.230 Medine’de Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile bir seneliğine girdiği halvetinde Şeyh Nazım. Aynı yer. Ben senin dedenim. Ya Rasulallah şu evladın dedesi benim. Bu nehrin kıyamete kadar akacağını bildiren Gucdevanî. Seni Kadirî Tarikatına ben davet ediyorum. 230 http://www. Bana ‘Evladım seni kabrimde bekliyorum. Onun Nakşîbendî yolunda ulaştığı derecelerden çok memnunum. Peygamber(sav) tebessüm ederek Şâh-ı Nakşîbendi’ye baktı. Gavsu’l-azam olarak taşıdığım at’aları sana havale ediyorum. Kayaya vurduğunda kayadan muazzam bir nehir fışkırır. Bana ‘Benimle beraber gel.naksibendihakkani. Şeyhin Abdullah-ı Dağıstanî’nin Nakşîbendî Tarikatı içindeki makâmı âlâdır. 45 . iki rekât namaz kıldım ve halvet odama birkaç adım mesafede olan kabre yürüdüm. O sırada birden Şeyh Abdullah Dağıstanî zuhur etti. Medine-i Münevvere’de ve Şam-ı Şerif’ te halvete girdiği bilinmektedir.”229 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin vefatına kadar en az kırk gün en fazla bir sene olmak üzere defalarca Ürdün’de. bu nehrin her bir damlası için 228 229 K. Nazım Efendi’yi bir kayanın yanına götürür. Bağdat’ ta. yanımda durduğunu gördüm. s. Bana tebessüm ederek ‘Biz senden memnunuz. Buna göre Gucdevanî. O sırada Hazreti kabrinden bana doğru gelerek. Ebubekir(ra) yoluyla Şâh-ı Nakşîbendî’ye tevarüs eden tüm sırları. 617/1220)’yi gördüğü bir zuhuratını anlatmıştır.228 Nazım Efendi bu tecrübesini şöyle anlatmaktadır: “…Bir gün Abdülkadir Geylanî’nin beni kabrine çağırdığı bir zuhurat gördüm. 385. Arkasında nadirane taşlar ile bezenmiş bir taht vardı. Hisham. Geylanî Peygamber(sav)’e hitaben ‘Ey Peygamber’im. Manevi at’alarımı Nakşî yoluna katmak istiyorum. Şu tahta oturalım’ dedi Dede ve torun gibi o tahta oturduk. sonra Hazreti Peygamber(sav) ve Şâh-ı Nakşîbendî zuhur etti. o da Şeyh Abdullah’a. Peygamber(sav)’den Hz.

muteber kerameti. Biz de babama Şeyh Efendi’nin kendisini görmeye geldiğini söyledik. Babam tüm ailenin toplandığını görünce çok mutlu oldu. Yasin Sûresini okumaya başladı. insanlara hizmet etmek olarak görmektedir. Ailemizdeki kardeşlerimizin çoğu doktor olduğu için müdahale için koşuşturmaya başladılar. Hisham.”233 231 232 Detaylı anlatım için bkz. Sufi Way. Havalimanına giderek kendisini karşıladıktan sonraki olayı şöyle anlatmıştır: “Hikmet-i ziyaretlerini anlamak için ‘Efendim siz bu ayda Lübnan’a gelmezdiniz?’ dediğimde şeyhim (Kıbrısî) ‘Rasu’l-lullah(sav) Efendimizden ve Sultanu’l-evliya’dan (Abdullah Dağıstanî) emir aldım.bir melek yaratıldığını ve kıyamete kadar Allah(ac)’ı tesbih edeceğini bildirmiştir. Nazım Efendi’nin Lübnan’a yaptığı bir ziyaretten bahseder. 46 . Akşam altı buçuk civarı babamın bulunduğu eve gitmiştik. Şeyh Hişam hiç beklenmeyen bir zaman olan Şaban ayında Nazım Efendi’nin Lübnan’a kendilerini aniden ziyarete geldiğini ifade etmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. muteber keramettir. bu hizmette devamlı olmak. Altı ellibeş gibi Şeyh Efendi. 233 K. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Kerametleri: Evliya bahsinde geçtiği üzere deniz üstünde yürümek. ss.. Babanız bugün vefat edecek. Hisham. Bu sırada Şeyh Efendi. Babamla sohbet ederken birkaç dakika geçmeden kalbine ağrı girdi. s.37. Bu meleklerin her birine farklı isimler vermekle vazifeli olduğunu söyleyen Gucdivanî.g. a.e.232 Nazım Efendi’nin kerameti olarak Şeyh Hişam.231 g. Şeyh Efendi havaalanında söylediği gibi tüm işlemleri kendi ifa etti ve döndü. havada uçmak nevinden kerametleri itibarsız bulan Kıbrısî. bu vazifeyi Nazım Efendi’ye devreder. Kıbrısî. babamın yanına girdi ve selam verdi. 399-401. Şeyh Nazım’a göre ümmet-i Muhammed’i dünyada ve ahrette gözeterek hidayet yoluna sevk etmek. K. Cenaze işlerini ben yapacağım’ dedi Şeyh Efendi’nin geldiğini duyunca tüm aile toplandı. Sûreyi bitirmesine müteakiben birkaç saniye içinde babam son nefesini verdi. 401-402. s.

com. Dedim ki ‘Bir böyle.Kadir Mısıroğlu. 1355/1936)’den itibaren bulabildiğimiz ahir zaman anlayışına dayanmaktadır. Niye taptıklarını sorar.” Bu olaya tanık olan görevli bayılınca. Hakkânî yolunun Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî (v. Amaliyat öncesi Kıbrısî’nin yakın ilgisini görür ve duasını alırlar. Mesih(as) ve kıyametten haber veren hadislerin manevî tecrübelerle yorumlanarak.234 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bir başka kerameti. Görevli bir cevap veremeyince yaşananları Şeyh Nazım şöyle ifade etmiştir: “…Benim üzerime kuvvet giydirildi o vakit. 47 . 1980’li yıllardaki bir hatırası. Şeyh Nazım dünya üzerindeki büyük bir tapınak olan Tibet tapınağına ziyarete giderler. Kız çekilen bacağında duyduğu acıdan duyarak uyanır. Görevli kadın yakabileceklerini söyler. yanındaki müritleriyle birlikte oradan uzaklaşır. bu ilahlardan alınan bir ruhaniyet varsa görmek istediğini söyler. Şeyh Nazım’ın kerametini ihtiva etmektedir. Başını eğ! Başını eğdi. O gece kızı. Mısıroğlu. Kıbrısî. Orda Buda Heykelini görür. riskli olacağı söylenen bir amaliyat tarihi verilir./Şeyh Nazım Kıbrısi . Şeyh Nazım.Kadir Mısıroğlu’nun Londra’da yaşadığı. rüyasında Şeyh Nazım’ı görür. kızının ricasıyla. Buna göre Mısıroğlu’nun kız çocuğunun bacağında timör teşhis edilir. bir böyle gel’ (İşaret parmağıyla. O sırada. günümüzün olaylarının gidişatı ve sonucu hakkında verilen haberlerle karşılaştık. bir böyle.com/1-Büyük Budayi Devirmesi.youtube. Amaliyat öncesi son kontrol için çekilen filmde timör görülmez. Mesela 2010 yılının Kasım 234 http://www. Londra’ya gelmeye başlayan Kıbrısî’yi. Mehdi(as). Timörün alınması için.”235 Nazım Efendi’nin müstakbel hadiseler hakkında söylemleri ekseriyetle. Deccâl. kızın timörlü bacağını çeker. isterlerse tütsü söyler. 235 www. Bunun üzerine Kıbrısî. Şeyh Nazım’ın yanına gelerek. Bu haberlerden tahakkuk edenler olduğu kadar. olmayanlar da olmuştur. hastaneye giderler. tapınak görevlisi etmelerine bayan. heykelin sağ ve soluna doğru paymağını havada kaydırarak) Gümbür gümbür bir böyle gitti. ziyarete gider. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Kıbrısî. Rüyasını hayra yorumlayarak birkaç gün sonra amaliyat için.youtube. oradaki putun ona inanların nazarında ilah kabul inanamadığını ruhaniyetlerinin terakki etmesi için olduğunu söyler. kendisi tarafından nakledilen Tibet hatırası esnasında beyan edilmiştir.

237 Kıbrısî. 239 Bkz. 2011 yılının Şubat ayında Tunus Cumhuriyeti’nde başlayan. içerisinde Kuzey Afrika ülkeleri ve Türkiye olan bazı İslam ülkelerinin isimlerini saymış ve bu ülkelerdeki rejimlerin çökeceğini beyan etmiştir. video arşivimizde mevcuttur.com/“Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi Devletler çökecek!” İlgili sohbet. Mısır ve Suriye’yi de etkilemiştir. İstanbul’un ahir zamanda işgal edileceği yönündeki bir hadise dayanarak. Sufi Way. irşadla görevli vekiller yetiştirmiştir. buralarda Nakşibendî-Hakkânî Dergâhları ve İslam Merkezleri açmış ve birçok ülkede. benzeri yorumlarını yapmaktadır.238 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile 2011 yılında yaptığımız mülakaatta. 1990 yılında çıkan Körfez Savaşından sonra yine İstanbul’un Ruslar tarafından işgal edileceğini söylemiştir.240 Şeyh Nazım’ın müridleri bulunan her ülkede. 103-105. Bu hadise. 1980’lerin ortalarında Afganistan’ı işgal eden Rusya’nın (o zamanki Sovyetler Birliğinin) sırasıyla İran’ı ve Türkiye’yi de işgal edeceğini söylemiştir.241 Bununla birlikte münferiden karşılaşılan internet sayfalarında da. 1978’den beri Türkiye’yi. rejim değişiklikleri. 1991’den itibaren ABD’yi ziyaret ederek her inançtan insana İslam’ı tebliğ etmeye gayret etmiştir. Türkiye’nin muhtelif vilayetlerinde de vekilleri olduğu bilinmektedir. Hak Dost 4.com/. Vekilleri: Şeyh Nazım. Ek 24. 238 K. 1974’ten itibaren Avrupa’yı. s. 385-396. 48 .2012 tarihinde görüldü. irşad ve terbiyeden sorumlu görevlilerin yanısıra. sosyal paylaşım sitelerinde Kıbrısî’nin bir kerameti olarak da yorumlanmıştır. Libya. 1986’dan beri Uzak Doğuyu.237 Kıbrısî. Hisham.236 Bununla birlikte. video arşivimizde mevcuttur. 240 Bu ziyarete ait görüntü kayıtları. 241 http://halilurrahman. mahdumu Mehmet Efendi239 olduğunu ifade etmiştir. aslî halifesinin. ss. h. 04. Bu konular Mehdi bahsi içinde tafsilatlı bir şekilde incelenmiştir. Bu halifelerin toplu olarak isimleri ve vazifeli oldukları yerleri bildiren bir internet sayfası.ayında paylaşılan bir videoda Kıbrısî.youtube. mevcuttur. vazifeliler 236 http://www. Gittiği yerlerde halk ve hükümet yetkilileri tarafından saygıyla karşılanan Kıbrısî.

254 Bunların haricinde müstakil sitelerine ulaşamasak da. Rusya. Arjantin ve Pakistanda bulunan dergâh ve vekil isimleri bilinmektedir. Bununla birlikte Şam Dergâhı içerisinde bulunan Şeyh Abdullah’ın kabrine yapılan ziyaretler sırasında. Japonya. Ek 32. Sayyid Nurjan and Dr. 248 Bkz. Srilanka.naksibendi. Ek 28. 244 Bkz.Afrika’da. Şeyh Hişam244 Chikako’da. 1-4.252 Şeyh Ömer253 İspanya’da vazifeli oldukları bilinmektedir. Belçika.2012 tarihinde görüldü.2012 tarihinde görüldü. Lübnan. Bangladeş. Ek 27. Lefke ve Şam tekkelerinde şahsen yaptığımız müşâhedelerde. 250 Bkz.com/form/dergah ve vekiller. Şeyh Lutfi ve Şeyh Mustafa248 Endonezya’da. Şeyh Hasan249 ve Şeyh Cemâleddin Almanya’da. Ek 25. 04. ss. Senegal. Fransa. kadın ve erkek müridlerin.250 Şeyh Yusuf251 G.org. Naqshbandi Haqqani Sufi Order. 251 Bkz.org/.255 i. BAE. 249 Bkz. Bu konuda tarikat içinde ve mürîdler arasındaki uygulamaları biraz daha dikkatli bir şekilde incelemeye çalıştık.2012 tarihinde görüldü 253 Bkz. 254 Mirahmadi. Kanada. Hedieh. meclislerinde kadın ve erkeklerin karışık oturmalarına ve Nazım Efendi’nin elini bayanlara öptürmesine yönelik yapılmaktadır. Londra’daki müntesipler ve tekke adetleri üzerine yapılan bir çalışmada da kadın ve erkeklerin tüm bu faaliyetlerde ayrı olduğu 242 243 Bkz.tripod. Bosna Hersek. İtalya. 255 http://halilurrahman. Ek 31.naqshbandi. Şili. Hindistan. Ek 30.246 Şah İbn Sultan Aslan247 Malezya’da. The Healing Power of Sufi Meditation. Norveç. İngiltere.243 Şeyh Adnan Suriye’de. 246 Bkz. 252 http://www. Ek 33.com/.za/. Ek 29. 245 http://haqqani-dergah. 49 . 04.hakkında malumatlar bulunmaktadır. İsviçre. Avustralya. 04.2012 tarihinde görüldü . zikir ve hatme-i haceganlar için ayrı alanlarda toplandıkları görülmüştür. Mesela Şeyh Abdülkerim242 NewYork’ta. Portekiz. sohbet. Ek 26. kadın ve erkek müridler bir arada olabilmektedirler. 04. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye Yapılan Eleştiriler: Şeyh Nazım’a ve Hâlidiyye-i Hakkâniyye’ye yönelik eleştiriler. Miami 2005. http://www. Katar.245 Şeyh Şerif Hollanda’da. 247 Bkz.

yazmaktadır. Ek 13. İspanyalı bir mürîd’in evinde yapılan bu sohbetin. kadın ve erkeklerin karışık oturdukları da görülmüştür.sufilive... İslam ve tasavvufu merak edenlere düzenlenmiş küçük bir ev topalntısı olduğu gözlemlenmiştir. Aynı çalışmada.g. kadın erkek ayrımının kesin bir şekilde uygulandığı gözlenmiştir. Londra’da yapılan bu çalışmaya göre Doğu-Batı Merkezi adındaki Hakkânî dergâhında kadınların. tarikattaki bayanları da anlayabilmek için görüşme yapmak istediğini ancak. Genellikle bu bayanlar erkek katılımcıların ailesi. hanımın bayan kuaförü olmasından dolayı. evlerine yaptığı yemekli davette dahi ayrı oturmalardan dolayı görüşemediğini yazmıştır.256 Cemaat içinde yapılan farklı bir çalışmada da. 130 258 Bkz. Bu çalışmayı yapan kişi. Nazım Efendi’nin bu konudaki görüşünü anlamamıza vesile olabilecek bir diğer örnek ise Türk mürîdlerin eşlerinin çalışmaları konusunda görüyoruz. s. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. yani erkek müşterilerin olmamasından dolayı izin verdiği yazmaktadır. Şeyh Nazım’ın kadınların çalışmalarını beli koşullar dışında uygun bulmadığı görülmüşdür. 86 50 .258 Bu konuda Şeyh Hişam’ın sohbetlerinde de aynı durum gözlenmiştir. 1996 yılında yapılan bir çalışmaya göre Türk mürîdlerin eşleri ekseriyetle ev hanımı olduğu görülmüştür.e.g. Mürîdlerden bir tanesi eşinin çalışması için Nazım Efendi’den izin istediğinde Nazım Efendi. bayan ve erkekler karışık oturmuşlardır. 260 Atay.259 Dolayısıyla eleştiriler bu tür toplantılara yönelik yapılmış olabilir. a. erkeklerin hemen arkasında oturduğu görülmüştür.260 256 257 Stjernholm.e. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. s. 14 259 www. Bir kısmının gayri müslüm olduğu anlaşılan bir sohbete ait video görüntülerinde. s. a. ya da zikri izlemek amacıyla gelen kişilerdir. 26 Atay.org/060607MiracleNaqshSaints.257 Henüz İslam olmamış bazı gurplara yapılan sohbet ve tebliğ esnasında.

51 . s. Mesela Kıbrısî’nin. Bu eleştirinin temel dayanağı. Hz. İncelediğimiz videolarda. İlgili kayıt video arşivlerimizde mevcuttur. Hz. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. 2000’li yıllarda yapılan bu ziyaretlerle ilgili görüntülerde. Bayan müridlere el öptürme hususundaki eleştrilere nasıl yaklaştığı sorulmuştur. her nekadar “Şeyh Nazım” ismine yönelik olsa da.262 Bu eleştirilerin bir örneği. Şeyh Nazım’a Lefke’de yaptığı ziyaret görüntüleri mevcuttur. söylenmiştir. video arşivimizde mevcuttur. Şeyh Nazım. abdesti bozmadığını beyan etmiş ve bu mevzuda tafsilatlı bir beyanda bulunmamıştır. Kıbrısî’nin selefî ve vahhabî düşünce diye tanımladığı ve eleştirdiği kesimden gelmektedir. elinin bayanlar tarafından öpülmesine müsaade etmiştir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile 2011 yılında yaptığımız kısa mülakatta birkaç konu arasında bu mevzu da arz edilmiştir. hanım sahabelere el öptürmemiş. ilgili kayıt ses arşivimizde mevcuttur.263 İsmail Ağa çevresinde vaaza icazetli bir görevlisi olan Cübbeli Ahmet Hoca’nın.com/kadınlara el öptüren şeyhler. 262 Atay. tokalaşmamıştır. genellikle resmi internet sayfalarında paylaşılmaktadır.com/ Sahte Seyh Nazim Kibrisi Kadina el öptürüyor (yeni). elini bayanlara öptürmesi 1990’larda özellikle İsmail Ağa çevresi tarafından çok eleştirilmiştir. 278 263 www.261 Nazım Efendi’nin. Hanefî mezhebine göre bayanlar ile tokalaşmanın. Bu eleştiriler. bu mevzu konuşulmamıştır. Peygamber(sav)’in zevcelerinin(ra). evliyanın tasarrufları mevzuundaki görüşleri İslamî naslarda ve selef âlimlerinin yaşantılarında bulunmadığı gerekçesiyle eleştirilmekte ve tüm 261 www. kerameti zahir olmuş şeyhlerin dahi bu eleştiriden beri olmayacakları. Bu eleştiride. Peygamber(sav).youtube.youtube. 264 http://www.265 Şeyh Nazım’a yönelik diğer eleştiriler.Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri Ziyareti.Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. bu mevzu açılmamıştır.com/Cübbeli Ahmet Hoca . internette ses kaydı olarak mevcuttur.264 Nazım Efendi’ye diğer cemaatler tarafından yapılan ziyaretlere ait video görüntüleri. söz konusu davranışın sünnete muhalif olmasıdır. Bu ziyaret videolarının önemli bir kısmı incelenmiştir. 265 Görüşmeye ait kayıt. erkek sahabelerle perde arkasından görüşmüş olmalarından hareketle. genellikle tasavvuf anlayışıyla da alakalıdır.youtube.

Bunun haricinde şeyhe teslimiyet. naslara dayalı selefi anlayışını. İslam telakkisinin merkezine. İki rekât namaz kılacağım. Mehdi konusunda ayrıca beyan edilmiştir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu eleştirilere cevabı. Kıbrısî.Mehdi-Deccâl/c. Hz. Diğer Konulardaki Görüşleri/c. 269 www. bu eleştirileri yapanları lanetleşmeye davet etmektedir. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. bu konuda hakkın ve bâtılın temyiz edilmesi için. üç farklı açıdan bakılmaya çalışılmıştır. Kıbrısî bu davetini şu ifadelerle yapmaktadır: “… Sadece Vahhâbî ve selefilere. direkt olarak itikadi ve ameli yaşantıya dair değil. buraya gelin.”269 Bunların haricinde yapılan bazı eleştiriler.com/LOL . Cesaret edemezler. onları muhafaza et.268 Tarikat-ı Hakkâniyye meşayıhı tarafından beyan edilmiş görüşler ise giriş bölümünde.youtube.com/ Beware of Shaykh Nazim. Gazze Şeridi'ne insani yardım olduğu teyit edilmiş malzeme taşımakta olan ve 37 ülkeden sivil toplum örgütlerini bir araya 52 . Kim bâtıl üzere ise Allah(cc)’ın laneti onun üzerine olsun… Diyorum ki. akla dayalı kelâm anlayışını ya da keşfe dayalı tasavvuf anlayışını yerleştiren yaklaşımlara mukayeseli olarak değinilmiştir. siyasi ve güncel meselelere yöneliktir. özellikle Tarikat-ı Hakkâniyye başlığında incelenmiştir. Bu konudaki eleştiri özellikle müridlere. onun bir video kayıttında. onlara lanetini indir. 266 267 www.266 Şeyh Nazım’ın bu konudaki ve benzer eleştirilere hedef olabilecek görüşleri.1.‘Shaykh’ Nazim’s Challenge to the ‘Wahabis’ ‘Salafis’ and to the Whole World!. evliya. şu şekilde tespit edilmiştir. Tafsilatı için bu tezde bkz. 268 Tafsilatı için bu tezde bkz. Mehdi’nin Çıkış Alametleri. mürşid. son nefesleri esnasında. bey’at. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. Peygamber ve Misak. video arşivlerimizde mevcuttur. Hazreti Peygamber (sa v)/d. şe yhleri tarafından verilen iman telkini. 270 31 Mayıs 2010 tarihinde günün ilk saatlerinde İsrail askeri kuvvetlerinin. ‘Ya Rabbi! Eğer onlar doğru yol üzere iseler.2. Eğer onlar bâtıl olan yolda ve ben hakikat yolunda isem. Mesela “Mavi Marmara” gemisine yapılan İsrail saldırısına yönelik270 Şeyh Nazım’ın açıklamalarına istinaden. İlgili kayıt.tasavvuf anlayışının sıratu’l-mustakîm çizgisinde olmadığı iddia edilmektedir. onların anladığı mula’ane yapabilirim. ölülerden medet isteme eleştirilen diğer konulardandır.youtube.267 Bu mevzuya bilginin kaynağı açısından bakışımız. mürid. misak gibi başlıklarda tafsilatlı olarak incelenmiş ve bu tür konulara. konusunda olmaktadır.3.

Nazım Efendi’nin ikamet ettiği eviyle274 iç içe olan tekkenin yola bakan cephesinde namaz. YeniŞafak Gazetesi. Bunların tamamının bulunması ve tahkik edilmesi muhal olduğundan. Şeyh Nazım’ın Papa ile tokalaşma şekli gösterilmiştir. videoda. aynı zamanda. son kırk yıldaki beyanları daha sık ele alınmaya çalışılmıştır. İlgili kayıt.273 Dolayısıyla Hakkâni müntesiblerince Lefk Dergâhı.com/Sahte Seyh Nazim Kibrisi ve Adnan Oktar (israili sevindirecek aciklamalar). 1242/1826)’nin.272 Bu incelemeler esnasında karşılaştığımız veriler.youtube.Siyasî ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar. 1948 senesinden itibaren aktif olarak irşad vazifesi sürdüren Kıbrısî. altı gemiden oluşan uluslararası ve farklı inançlara sahip insanların yer aldığı konvoya uluslararası sularda saldırdı. Bu iddiaya istinad edilen. münferiden bir başlık olarak ele alınmıştır. Bkz. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin. Lefke (Kıbrıs) Dergâhı: Anadolu’da Nakşibendîliği yayan Hâlid-i Bağdadî (v.271 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu suçlamalarla ilgili bir açıklamasına rastlanmamıştır. Şeyh Nazım’ın hayatından sadece bir kesiti temsil etmektedir.276 Şeyh’in getiren bir koalisyon tarafından organize edilen. Bağdadî’den günümüze tevarüs eden Halidî Dergâhının temsilcisi addedilmektedir. 274 Bkz. 273 Atay. Farklı bir ifadeyle. bu süre zarfında geçen aktüel mevzularda ziyadesiyle beyanları vardır. zikir ve sohbetlerin yapıldığı iki katlı mescit bulunmaktadır.Şeyh Nazım’ın Yahudi dostu olduğu iddia edilmiştir. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. Bu iddianın yapıldığı video. birçok şeyhe icazet vermesine rağmen. dünya ve siyaset görüşleri. 271 www. Ek 36 275 Bkz.275 Mescidin kıble tarafında avlu ve avlunun bitiminde meyve bahçesi başlar. Nitekim Kıbrısî’nin ahiret anlayışından bağımsız olmayan. 272 Tafsilatı için bu tezde Bkz. s. kendi yerine geçmek üzere Şeyh İsmail’e el verdiğini belirten Kıbrısî. 11 Şubat 2011. bir Hristiyanlık tarikatı olan illuminate üyesi olmakla da suçlamaktadır. Ek 37 276 Bkz. vide arşivimizde mevcuttur. j. 75. Ek 38 53 . bu silsile ile sırr-ı azamın kendisine tevarüs ettiğini ifade etmektedir. Diğer Konulardaki Görüşleri/ g.

279 İlgili mülakata ait kayıt ses arşivimizde mevcuttur. tekkenin bahçesine uzanır. özel görüşmelerini ve kabullerini yaptığı bu odanın kapısı ile mescidin kapısı arasında kalan koridor. Demek ki ruhaniyetleri bir şey sezip de geliyorlar. Gelen ziyaretçilerin bu talepleri kendi piyasasını oluşturmuş olacak ki. Ek 39. Kompütere (!) ismi alındıktan sonra. mutfak başı görevini ifa ederek avluda sabah ve akşam verilen yemeklere yardım ederler. 54 . Bende içeri havale ediyorum. Mescidin doğu kapısı ise avlunun da doğu sınırını oluşturan banyo ve tuvaletlerin bulunduğu tarafa açılır. Buraya gelip bir saat 277 278 Bkz. Bu sürenin sonunda herkes günlük yapılan işlerden kendisine bir vazife alır. bazen da evinin dış kapısı tarafından gelir. civarda bu tür konaklama imkânın diğer köylere nispeten daha yaygınlaşmış olduğunu. Macar’ı var.279 Dergâha ait bu adab.278 Bayan mürîdler için geceleme ve abdest için evin bir katı ayrılmıştır. mürîdlerden birileri kıdemlerine göre. Bahçeye girmeden önce bulunan küçük mutfakta. Boşnak’ı var. her kabilenin her türlüsü geliyor. Nazım Efendi’nin görüşü. 2011 yılında yaptığımız ziyarette. Arnavut’u var. Türk asıllı Hollanda vatandaşı bir mürîdin söylediğine göre tekkedeki misafirlik süresi üç gündür. namaz ve zikir ayinlerinde bayanlara tahsis edilmiştir. Erkek mürîdlerin uyku tulumları ile gece uyudukları mescidin277 ikinci katına dışarıdan bir merdiven ile ulaşıldığı için. onların ismi de resmi de beraber yetişir. Şeyh Efendi hangi kapıdan gelirse o tarafta kendisini ziyarete gelen mürîdler ile selamlaşarak kısa sohbetl erle ilerler. Batı kapısının karşısında yaklaşık yirmi kişilik bir toplantı odası bulunur. Mescidin doğu ve batı cephesinden iki kapı açılır. yaptığımız çeşitli ziyaretlerde müşâhede ettik. Dergâha gelen ziyaretçiler hususunda. Çeçen’i var. Bkz. Uzun süreli gelen mürîdlerden bir kısmı ise Lefke Tekkesinin civarında kiralık evlerde ya da pansiyonlarda ikamet etmektedirler. Tekke dışında Nazım Efendi’nin olduğu söylenen bir bahçeden de mutfakta kullanılmak üzere meyve ve sebze yetiştirildiği için. hizmet sorumlularının uygulamalarında da müşâhede edilmiştir. orada da görevler alındığı söylenmiştir.evinin iç kapısı bu avluya açıldığından namazlara bazen bu kapıyı kullanarak avlu üzerinden. şu ifadelerle özetlemektedir: “… Bunun içinde Ruslar’da var. Nazım Efendi’nin. Ek 40.

‘Eğer mümkünse beylik çeşmesinden su içme!’. Şeyh Nazım-ı Hakkânî. Amerika. Şeyh Nazım’a. Dergâhta istihdam edilen daimi görevlilerin. Lefke Dergâhında. 26. günlük hayatlarını idame etmeleri için gerekli olan asgari giderlerin nasıl finanse edildiği hususu. yürüttükleri günlük işlere. Eskiden büyükler öyle dermiş. Mısır. maişetini nasıl kazandığını şöyle ifade etmiştir: “Burada her şeyimiz var. dergâhtaki ziyaretinin üçüncü gününü dolduran müridler yardımcı olmaktadırlar. kimileri tarlada.”281 Ziyaretçilere sunulan ikramların dergâh civarındaki arazisinden ve bahçelerden mürîdlerin emek gücüyle elde edildiği ve bu bahçelerin. Kamu işinden hiç gelir elde etmediğini bildiren Kıbrısî. 280 281 Kıbrısî. Çeşitli ülkelerden gelen çok sayıdaki müridlerin. Cenab-ı Hakk’ın lütfu keremidir. İran. Hollanda. Katar. Endonezya ve Malezya’dan müridler ile karşılaşılmıştır. 55 .dursalar tamamdır. Cezayir. Güney Afrika. maişeti için bir işte çalışmamıştır. Onları dışarıda bırakmayız. Kayda geçmişlerdir. Kendi kendine buraya kimse gelmez. Boğazımızdan hükümet parası. Avusturya. 18. Almanya. Dergâh ve bahçe alanlarının kira giderleri olmadığını ve Kıbrıs ikliminde kışlık ısınma ihtiyacı için ciddi bir maliyet olmayacağını düşünürsek. Hak Dost 4. kimileri çevrenin temizlik ve düzenlemelerinde. Belçika. Bunun haricinde dergâha tahsis edilmiş. s. İngiltere. Nijerya. Aynı eser. Kalbine verilir de gelir”280 Şeyh Nazım’ın ifade ettiği bu ülkelerin haricinde. kimileri de mutfakta vazife almışlardır. Lefke dergâhında bulunduğumuz süre zarfında bu yapılan işleri gözlemleme fırsatımız da olmuştur. farklı bahçe ve mandıralardan da söz edilmiştir. Burunay Krallığı. s. İspanya. Bahreyn. Rızkımız. müridler için günlük çıkarılan yemekler haricinde yüksek maliyetli bir harcama görülmemektedir. Para pul istemeyiz biz. dergâh hayatının bir diğer yüzüdür. geliyor elhamdülillah. pederinden tevarüs ettiği bilinmektedir. hükümet lokması geçmedi. Buna göre kimileri bahçelerde.

ziyaretlerimiz süresince dergâhtaki müridlerin. hadra ve hatmelere daha seyrek iştirak eden Kıbrısî.282 2009 yılından itibaren Şeyh Nazım kendisini ziyarete gelenlerden.saltanat. Cuma namazlarından sonra yapılan hadranın başlatılması için asasını. “Tasavvuf Sohbetleri”dir.Dolayısıyla bu harcamalar. Kıbrısî’nin sohbet. Şeyh Nazım’ın sohbetlerinden derlenen ve tasavvuf anlayışına kaynak teşkil eden en temel eser. hayırsever müridlerin yardımları ile finanse edilebilecek bedelde olduğu kanaatindeyiz. rahatsızlığından dolayı 2009’dan beri namazlarının bir kısmını evinde kılmaya başlamış ve sadece Cuma Namazları için. Dergâhtaki namaz. saltanat. eser yazmak yerine müridlerin terbiyesi ve yetişmesine zaman ayırmıştır diyebiliriz. Şeyh 282 283 Cuma Namazları ve Hadra. zikir. zikirlerde ve özel sohbetlerde Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile birlikte olma fırsatı yakalarlar.org/ adresinden canlı olarak paylaşılmaktadır. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/b. paylaştıkları ifadelere dayanmaktadır.Mürşid . www. Gerek kendisini ziyaret edenlerin.org/ 284 Tafsilatı için bu tezde bkz. kısa süreler için evinde kabul etmektedir. Bununla birlikte. gerekse iştirak ettiği zikirlere ait video görüntüleri. hutbe ve vaazlarından derlenmiş. 56 . mescidte görüşemediği müridleri. Mürşid konusunda detaylarını incelediğimiz bu anlayışa284 rağmen Kıbrısî. Ziyaretçiler namaz vaktinde. mescide çıkmaktadır. Dolayısıyla Şeyh Nazım-ı Kıbrısî adıyla telif edilmiş kitapların bir kısmı. Eserleri: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin irşad mevzuuna yaklaşımından dolayı. 1999’dan itibaren Lefke’deki dergâhından çıkmayan Kıbrısî. bugün dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen mürîdleri tarafından ziyaret edilmektedir. internette paylaşılmaktadır. bir kısmı ise müridleri tarafından Şeyh Nazım’a atfen yazılmıştır. talep üzerine birebir ve grup olarak özel görüşmeler de 2009 yılına kadar yapılmıştır. kitap yazılmasını tamamen reddetmemektedir. www. Şeyh Nazım. 1974 ile 1983 yılları arasında. Bu malumatlar. zâkir başına teslim edererek istirahate çekilmektedir.283 k.

bir kısmı Arapça. tezimizde kullanılmıştır. Bu eser. Tasavvufî konulardan ziyade. 1998 ile 2005 yılları arasındaki bazı Cuma Namazlarında irad ettiği hutbelerinden toparlanmıştır. 2007 yılında Derviş Yayınevi tarafından yapılmıştır. genel İslamî hükümlere değinilmiştir. Şeyh Nazım’ın 1998 ile 2006 yılları arasında yaptığı sohbetlerin bir kısmından derlenen diğer eseri. “Ebediyete Davet”dir. Aynı eserin Bizim Yayıncılık tarafından da bir baskısı. Türkçe olarak derlenmiştir. bey’at. velî. iman. Yayınevi tarafından 2005 yılında basılmıştır. ikinci baskısı 2008 yılında. eş-Şeyh Muhammed Nazım Hakkânî en-Nakşibendî adıyla müellif ismi belirtilen bir diğer eser ise. İslam. Nush Yayınları tarafından yapılmıştır. Eserin ilk baskısı. Bu hütbeler. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî el-Hakkânî’nin bir diğer eseri. Şeyh Nazım’ın sohbet. Bu kitap tüm müridler tarafından anlaşılması için. 3 ve dört serileri 1998 ve 1999 yıllarındaki Türkçe sohbetlerinden derlenmiştir. bir kısmı Türkçe ve anlamları İngilizce olarak basılmıştır. Derviş 57 . Eserin birinci baskısı. Bu eserin ilk baskısı 1983 yılında. diğer 2. Sebil Yayınevi tarafından yayımlanmıştır. 2010 yılında yapılmıştır. “Cuma Hutbeleri” adındaki bu eserde. dua ve zikrileri bildiren bu eser. âlim. Serinin dördüncüsü. Mehdi ve Deccâl gibi diğer konularındaki tasavvufi yaklaşımını ortaya koymaktadır. mürşid. mürîd gibi tasavvufî kavramlara bakışını yansıtan bu eser aynı zamanda. Şeyh Nazım’ın 1990’lı yıllardaki fikri ve ruhanî seyrine ışık tutan ifadeleri. “Müridin El Kitabı (Hand Book of Mureed)”dır. Müridin günlük olarak uygulaması gereken namaz. Şeyh Nazım’ın sohbetlerinden derlenen ve tasavvuf anlayışını ortaya koyan diğer bir eser ise “Hak Dost Sohbetleri” serisidir. 1997 yılında yapılan sohbetlerden. Şeyh Nazım’ın genel olarak İslam telakkisini arz etmesi bakımından mühimdir. Bu seriden Hak Dost Sohbetleri1.Nazım’ın yaptığı Türkçe sohbetlerden. Tasavvuf Sohbetleri adlı eserinin daha net anlaşılmasına vesile olacak bir çalışmadır. 2006 yılında Sistem Matbacılık tarafından yapılmıştır.

dünya. Müslüman kadınlar ve bayan müridleri için Kıbrısî. tay-i zaman gibi konulara değinilmiştir. Mürîdlere Tavsiyeler: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin müridleri için hususi ve umumi birçok tavsiye ve telkinleri olmaktadır. saçlarını uzatmalarını tavsiye 285 www. tay-i mekân. Şeyh Nazım’a atfen yayınlanan ve kapağına Kıbrısî’nin fotoğrafı konulan bir eser. Nurjan Mirahmedi ve Dr. l. Lefke Dergâhının girişindeki bir görüşme odasında tanık olunmuştur.org/müridlere tavsiyeler. 2009 yılındaki neşri Haqqanians Yayınevi tarafından Pakistan’da basılmıştır. gerekse ticari ve sosyal hayatlarına yönelik mevzuların Kıbrısî’ye arz edildiği videolar mevcuttur. Zira gerek irşad ve hizmet faaliyetleri. Haleb gibi şehirlerde yaptığı Arapça sohbetlerden derlenmiş ve şerh düşülmüştür.285 Bu çalışmamız süresince yapılan ziyaretlerimizde de bu tür görüşmelere. hevâ. 08/2012 tarihinde görüldü. Lefke Dergâhının internet sayfası üzerinden duyurulmaktadır. Şeyh Nazım’ın Amerika halifesi tarafından yazılmıştır. “Mercy Ocean (Rahmet Deryası)” adlı İngilizce kitaptır. Eserin önsözü. Hedieh Mirahmedi’dir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Amerikadaki müridleri tarafından yazılıp. Müellifleri. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî tarafından şerh edildiği ifade edilen bir başka eser ise. saltanat. Şeyh Nazım’ın 1997-1999 yılları arasında. Beyrut. nefis murakabesi. ilk defa 1980 yılında neşredilmiştir. yakîn. “The Healing Power of Sufi Meditation”dır. 58 . örtünme emrini hatırlatarak. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî en-Nakşibendî’nin Öğretilerinden derlendiği belirtilen bu iki ciltlik eser. Haqqani Yayınevi tarından Fanton’da neşredilen eserin ilk baskısı 2005 yılında yapılmıştır. Trablus. Şeyh Nazım’ın Lefkedeki Dergâhında satılan bu eserde.Şeyh Nazım’ın bir diğer eseri “Camiu’l-İrşadu eş-Şerif” adında Arapça bir eserdir. Bu tavsiyelerden umumi olduğunu söyleyebileceğimiz bazıları.

Bizim kelamımız değildir. Fazlasına çıkarsanız biz karışmayız. Bakara Sûresi nde Ben-i İsrail’e emredilen bir inek 286 http://saltanat. tüccar. kadının güzelliğine delalettir. Peygamberlerinin ve Evliyanın sevdiği kadın. akıl baliğ olduktan sonra. Kuaför erkek de olsa. Saçlarını ahşap taraklarla tarasınlar. 288 Nazım Efendi’nin. Bu ölçüler ilahîdir. daha muteberdi. Bununla birlikte günde 100 besmelenin de ihmal edilmemesi gerektiğini söylemiştir. evinde olan kadındır. Tebliğe dayanır. Müslüman hanımlar iki gamze yaparak Hıristiyan hanımlar ayrılırlardı.aspx. erkeği kadından ayıran hassanın bıyık ve sakal olduğunu söylemiştir. kadın da olsa gitmeyin.”286 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Ortadan ikiye ayırıp gamze (örgü belik) yapsınlar. bizden himmet beklemesinler. Kendilerine yapılan telkinleri uygulamak yerine. irdeleyen müridlere. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Kıbrısî bu düşüncesini. Eskiden Hristiyan hanımlar. Eskiden saçları topuklarına kadar uzun olan kadınlar. tek gamze yaparlardı. gençlere. Kendiliğinden zuhuratla büyümeye giden işler için.org/Borc-Alma-6-Kâsım-2010. Böyle bir durum olmadığı halde. bıyıkları kesmenin ayıp olduğunu. gece dışarıya çıkılmamasıdır. Onlar korunur ve gözetilirler. Krediyle iş yapmayın.aspx. bizden destek vardır. borç ile iş büyütmeye girişenler. 08/2012’de görülmüştür. 288 http://saltanat. Kuaföre gitmesinler.org/Butun-Musluman-Hanimlara-Nasihat-29-Ekim-2010. nasihat isteyenlere bir tavsiyesi. Şeyh Nazım’ın tüm müridlerine yönelik yaptığı tavsiyesi. 59 .”287 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. yapılan telkinlerin detaylarıyla ilgilenilmeme yönündedir. Allah’ın. 287 http://saltanat. Bu tavsiyeleri esnasında namaza dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.aspx. İşiniz kendi kendine açılırsa o başka. İşinizi büyütmek için dahi olsa borç almayın.org/Genclere-Nasihat-1532011. Saç uzunluğu. esnaf ve sanayici mürîdlerinin iş hayatlarına yönelik şu tavsiyelerde bulunmuştur: “Ayağınızı yorganınıza kadar uzatın. Kuaför haramdır. 1986 yılında yaptığı bir sohbetinde tafsilatlı olarak izah etmiştir. evlenmeyi tavsiye etmektedir. Onlara kredimiz yok. genç bir müride bıyıklarını kesmemesini tavsiye ederken.etmiştir: “…Saçlarınızı kestirmeyin. Kıbrısî.

290 www.’ (Onlar) ‘İşte şimdi gerçeği getirdin!’ dediler. bu (ikisi)nin arası (orta yaşta) bir sığırdır. Bu hadiseye göre Şeyh Şeraffedin. vergi alacak değilim. Oğlan çocukları haşhaş içmekten sapsarı kesilmiş. Şeyh Efendi onunla evlen der. Kıbrısî Anadolu’da maddi ve manevi yatırımlara ihtiyaç olduğunu da belirttiği ifadeleri şöyledir: “Kendisini toparlayabilen kimse İslam ülkelerine dönsün… Zayi ettiğimizin haddi hesabı yoktur. (Mûsâ) şöyle dedi: ‘Şübhesiz O (Rabbim) buyuruyor ki: ‘Doğrusu o. Mürîdi. bakanların hoşuna giden bir sığırdır. nasihatin ittiba edilmesi için yapıldığını beyan etmiştir. (Onlar) ‘Bizim için Rabbine duâ et. onun renginin ne olduğunu (da) bize açıklasın!’ dediler. Bununla berâber eğer Allah dilerse.290 Gürbetçi Müslümanlara ve bilhassa mürîdlerine. Ne kârı var bize Avrupa’nın… Bizim nasihatımız Allah içindir. ne yaşlı ne de genç. İnsana benzer tarafları yok. Anadoluya dönmelerini tavsiye etmiştir. edebleri yok. ond a bir alaca yoktur. mahallede avret yerleri açık gezen bir mecnun kadın vardır. ne de (su taşıyarak) ekin sular bir sığırdır. nasihatın incelenmesi gereken fikrî yanları. Ahlakları yok.’ Artık ne emrolunuyorsanız. Gençlerimiz gidiyor. Şeyh Nazım. şuan evlilik sırrına vakıf âlimler zümresinden olduklarını söylemiştir. onun ne olduğunu bize iyice açıklasın! Çünkü bize göre sığırlar birbirine benzer geldi. Kıbrısî.kurbanı misalini vermiştir. (Mûsâ şöyle) dedi: ‘Şübhesiz O (Rabbim) buyuruyor ki: Doğrusu o. “kiminle evleneyim sultanım” diye sorunca. bir müridine evliliği tavsiye eder. orada bulundukları müddetçe temizliğe. saygıları yok. Mürîd sorduğu sualin yüküne tabî olur ve mecnun kadın ile meşakkatli bir evlilik hayatı yaşarken 2 çocuk sahibi olur. Dağıstan’da yaşayan bu iki çocuğun. kızlarımız berbad oluyor. fakat nerede ise (bunu) yapmayacaklardı. Binaenaleyh. Şeyh Nazım bu hususun anlaşılması için Şeyh Şerafeddin ile müridi arasında yaşanmış bir hadiseyi nakletmiştir. namaza. yapın! (Onlar bu defa) ‘Bizim için Rabbine duâ et. güçleri yok. Sohbete ait kayıt ses arşivimizde mevcuttur.’ (Onlar tekrar şöyle) dediler: ‘Bizim için Rabbine duâ et. (Mûsâ) şöyle dedi: ‘Muhakkak ki O (Rabbim) buyuruyor ki: ‘Doğrusu o. tesbihata devam etmelerini ve dışarıda yemek yememelerini tavsiye eden Kıbrısî. Kusursuzdur. onun ne olduğunu bize iyice açıklasın!’ dediler. 60 . işleri yok. sevgileri yok. bu tavsiyesinde bulunmuştur.” Bakarâ: 2/67-71. ne yeri sürmek üzere boyunduruğa vurulan. şübhesiz biz elbette doğruyu bulan kimseler (olur)uz. Bunun üzerine onu (bulup) kestiler. Avrupa’da İslam’ın el uzatacağı kişi sayısından daha ziyade Anadolu’da. kavmine: ‘Şübhe yok ki Allah. haça tapanların olduğunu ifade ederek.saltanattv. rengi sapsarı. birincil derecede önemi haiz değildir.289 Bu düşünceden hareketle Kıbrısî. Sizden komisyon alacak değilim.org/Arşiv/Audio/EdepBuKapıda(1986). size bir bir sığır kesmenizi emrediyor!’ demişti. Benim bir ayağım çukurdadır… 289 “Yine bir zaman Mûsâ. 2010 yılında yaptığı bir sohbette.

”291 291 http://saltanat. 08/2012 tarihinde görüldü.org/tr_YurtDisinda_30-10-10_600.Anadoluda’ki Müslümanlar takviye bekler… Kazandıkları serveti Anadolu için sarfetsinler. 61 .

vâkıf. Kitâbu’t-ta’rifât. İLİM VE MARİFET İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: a. Arapça bir kelime olarak. 295 İbn Manzûr.. Yakub. Dâru’l-ihyâ. s. Ârif.296 hem de gayret neticesinde kesbedilen bilgi. bilen. c. yakinen tasdik etmek. Allah’ın (cc). Dâru’l-minat.: Ali Dehrûc. Kabalacı Yay. Keşşâfu’l-ıstılahâti’l-funûn ve’l-ulûm. Beyrut 1999. 149. 1215-1219.” Bakara: 2/46 . Uludağ Süleyman. 124. irfan ve marifet sahibi anlamlarına gelir. hem iman gibi Allah tarafından bahşedilen bir atiyye. bir şeyi hakikatiyle idrak etmek. 153-157. Beyrut 1983. c.”298 ayeti ile 292 İbn Manzûr. Tasavvuf Terimleri Sözlüğü (TTS).293 Çoğulu ulemâ olan âlim ise. 343.295 Kur’ân-ı Kerim’de birçok yerde zikredilen ilim. cehaletin zıddıdır.297 anlamlarında zikredilmiştir. 293 Isfehanî Râgıb. Muhammed eş-Şerif. Dâru’l-Ma’rifet. Kamûsu’l-muhît. Kâşânî Abdulrezzâk. age. Kur’ân-ı Kerîm’de her âlimin sahip olduğu ilme göre diğer âlimlere üstünlüğü “Her bilenin üstünde bir bilen vardır. sıfatlarını. 298 Yûsuf: 12/76. 1140. s. 502 Beyrut Tarihsiz. Lisânu’l-Arab. 9. ilim kelimesinin ism-i faîli olarak bir şeyi idrak eden kişi. s. kendi zatını. Tehânevî Muhammed Ali. 297 “Onların içinden bir grup Hak ve hakikati bile bile gizlerler. İLİM-ÂLİM: Anlamak.İKİNCİ BÖLÜM ŞEYH NAZIM-I KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI 1. anlayışlı. Beyrut 2005. s. İstanbul 2012. kavrayışı mükemmel. ilim sahibi olarak bilen kişi. 44. c. Kamûsu’l-muhît. Mektebetu’l-Lubnan. 294 Firuzebadî. el-Müfredât fi Garibi’l-Kur’ân. s.” Mücâdele: 58/11 . ss. 62 . Dâru’l-ma’rife. s. isimlerini ve fiillerini müşâhede ettirdiği kimselere denir. Istılahâtu’s-sûfiyye. bilmek. âşinâ..2. bir şeyin zatını bilmek ve o şeyin varlığına ve/veya yokluğuna ait kaide ve hikmetleri bilmek olarak tasnif edilmiştir. yakinen tasdik eden kişi manalarına gelmektedir. 370-375. s. tanıyan. Müessesetu’r-risale. 9. 296 “… Kendilerine ilim verilenler için ise dereceler vardır. Beyrut 1996. Tah. Kâhire 1992. Firuzebadî Mecdeddin Muhammed b.292 İlimin manası olan idrak.294 Ârif. ss. 1140. gibi anlamlar taşıyan ilim. Curcanî Ali b.

Bursa 1984. haşyet sahibi kişiler olarak bildirilmiştir. kulu Allah(cc)’ın kurbiyyetine iten kuvvettir. ahiret âlimleridir. onun işiten kulağı. c. gören gözü. 190. İstanbul 1999. Tah. Allah’tan hakkıyla korkan ve O’na şükredendir. Süleyman Uludağ.: Halil Mensuk. Bu bilgi. konuşan dili ve tutan eli olurum. Sünen-i İbn Mâce. “Allah’tan ancak âlim olan kullar korkar”299 ayetinde âlim.. Bu yüzden onların sözü Hakk’ın sözü olup. bu ilmi haiz kişileri ârif olarak tanımlamıştır. peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). s.303 Bazı Sufîler. Bununla birlikte sadece Allah’ın bildiği ve seçtiği peygamberlerine bildirdiği gayb ilimi vardır. onların diliyle ifade edilmektedir. Dâru’l-İbn Kesîr. “…Allah. Bu düşüncelerine “Bir kulumu sevince Ben. 16. müşâhedesiz. dünya âlimleridir. Umumi ilim ilme’l-yakîn derecesindeki bilgidir. sıfatsız ve perdesiz olarak görür.301 Kuşeyrî’ye göre âlimler.: Dilaver Selvi. Bu ilmin kalbine ulaştığı kişi. er-Risaletu’l-Kuşeyriyye. Fakat Allah. Dâru İhyâu’l-Kutûbu’l-Arabiyye. 63 . habersiz. 305 Attar Ferdüddîn. size gaybı bildirecek de değildir. gözsüz. 304 Buhârî Ebu Abdullah Muhammed b. Bu ilim.302 Sühreverdî. İlim ve Kültür Yay. âriflerin dolaşmalarının bile Hakk’ın dolaştırmasıyla olduğunu söyler. Bu mahiyetteki ilmin doğruluğundan şüphe olmaz. Nazar ve istidlalle ulaşılan umumi ilime sahib olanlar. Meselâ Zinnûn-i Mısrî’ye göre ârif. ilme yüklenen diğer manalar ehemmiyet arz etmektedir.305 Nazım Efendi’nin âlim veya velî tanımlamalarında temel teşkil eden kavram. Dolayısıyla lügavî manasının yanında. Dâru’l-kitâb elilmiyye. ss. Âl-i İmrân: 3/179. gaybi müşâhedeler tecelli eder. Nazım Efendiye göre ilim.: Muhammed Fuad Abdülbaki. Yezîd Gazvîniyyi. 1-2. Ter. artışı olur. 49-51. 214-215. Tezkiretü’l-evliyâ. el-Müfredât. ilimdir. Avarifu’l-meârif (Gerçek Tasavvuf). hususi ve umumî olmak üzere iki çeşit ilimden bahsetmiştir. 344. yakîn ilmine sahip olanlardır. ilimsiz. Beyrut 2001. Hususi ilim. Sahihu’l-Buhârî. Rikak. ilim sahibinin kalbine ilham olunan ve inzal edilen sekinettir.”300 ayeti bu bilgiye delalet eder. 301 İsfehanî. kutsal 299 300 Fâtır: 35/28. Tah. İbn Mâce Ebu Abdullah Muhammed b. Bu ilmin sahipleri. 303 Sühreverdî Şihâbuddin.bildirilmiştir. s. ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn derecesinde olduğundan. 38. Kalblerine şek ve şübhenin bulunmadığı. Fiten. bulunduğu kalbde iman. Dimeşk-Beyrut 2002.”304 hadis-i kutsisini delil gösteren Mısrî. Semerkant Yayınları. Ter. 302 Kuşeyrî Ebu Kâsım Abdulkerim.. Haleb Tarihsiz. ss. İsmâil.

Batıda bir Nakşî Cemaati. insan idrakini Allah(cc)’ın kurbiyyetine itmez. s. s. Tasavvuf Sohbetleri. kurbiyyete sevk olunurlar diyebiliriz. onun ihtiva ettiği bilgiyi tanımazlar. İlim olarak haiz olduğu tüm bilgilerle Yaratıcıyı tanıyan kişi ârif -i billah olan âlimdir. ciltlerle kitap yüklenmiş eşeğe benzer…”310 ayeti. Dolayısıyla bu bilgiler. ilmin kuvvetiyle.306 Nazım Efendi’nin tanımladığı bu ilmin. kuru bilgi hamili halk arasında âlim olarak bilinse de âlim değildir. ilmi temsil etmemektedir. 308 el-Hakkânî. Aynı eser. Nazım Efendi’ye göre mahlûku bilmeden Hâlık(cc)’ı bilmeye yol yoktur. Sonradan unutulacak olan. O ilmiyle masivayı ve yaratılmış her şeyi adedi ve hikmeti ile bilir. kendilerine fayda vermeyen hayırları yüklenmesine rağmen. profesör unvanına sahip dahi olsa cahildir. 306 307 Atay.kitaplarda mevcuttur. imana muhalif olmayan bilgileri içerir. Bu bilginin doğruluğuna inanmayanların. 167. o bilgilerin hamilleri. ilmiyle amil olmayanlar. günlük hayatta kullanılan âlim tanımlamasından ayrılan.307 Başka bir ifadeyle Şeyh Nazım’a göre ilim. Bu semavî olan ilme iman etmeyenler. Cuma Sohbetleri. 64 .” der. “Kendilerine Tevrat verildiği halde onun yükümlülüğünü yerine getirmeyenlerin durumu. Şeyh Nazım’ın âlim tanımlamalarında zımnen bulunduğu şüphesizdir. ârif-i billah olan kimsedir. Şeyh Nazım’a göre. ilmin kurbiyyete itici gücünden nasipleri yoktur. s. 185.308 Bu düşünceyi tersinden okuduğumuz zaman. Kutsal kitaplardaki bu bilgi ise.309 Şeyh Nazım’ın bu tanımlamasına dayanarak. cennetten gelir. velî tanımına yaklaşan bir âlim anlayışından söz edebiliriz. 309 Kıbrısî. Sahip olduğu bilgi ile ilahî kudretin ve düzenin arasında bağ kuramayan. bu ilme itibar etmedikleri için. Nazım Efendi’ye göre. ilmiyle semavî bilgilere ulaşan bilim adamları ise. ezberlenmiş. Kutsal kitaplarda bildirilen bu ilahî ilme zıt olan bilgi ve idrakler. s. 31. bilimsel bilgiyi ve tekniği putlaştırırlar. İmana muhalif bilgiler ilim olmadığı için. kula dönük yönünde her şeyden önce iman vurgulanmaktadır. 185. bilgi hamillerinin âlim olarak vasıflandırıldıklarını söyleyen Nazım Efendi: “Âlim. Bilim adamları. 310 Cum’a: 62/5. Hakk’ı bulamamıştır. Dolayısıyla.

Gazalî Ebu Hâmid Muhammed b. Peygamber(sav)’in “Allah'tan faydalı ilim dileyiniz ve (sahibine) fayda sağlamayacak ilimden Allah'a sığının”312 tavsiyesinde işaret ettiği faydasız ilme sahip olanlar. hepsi müddeti geçen ilaçlar. hidayete.313 İkincisi faydalı ilimi bilmelerine rağmen. başkasının yüzündeki sinekle meşgul olması en büyük ahmaklık. Tasavvuf Sohbetleri. hâle dönüştürülmüş ilmin bir kudreti ve şerefi vardır. 1-4 (cüz1-16). bu halde mi olacak? Nerede sizin ilmî kudretiniz? Demek ki sıfırdır… 150 bin doktor! Yüz elli bin doktor olduğu memlekette bu kadar hasta olur mu? Demek ki sizin hiç tedavi ettiğiniz yok.1 (cüz 1). Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre. Dâru’ş-şaâb. kendi hayatını düşünmeyerek. 313 İmam Gazalî bu manada ilmi farz olan ilimler ve makbul olmayan ilimler olarak tasnif etmiştir. c. 3843. Kitâbu’d-duâ. Hz. Şeyh Nazım’ın misalinde. c. Birincisi. Bkz. teşhis. faydasız ilim sahibi âlimlerdir ki bunların ilmi. taşıdıkları ilimlerde kuvvet ve kudret bulunmadığını. kişinin kendisini ve çevresini. elEzher’de 150 bin âlim var deyince Şeyh Nazım. umum tarafından âlim olarak bilinen zatların. tılsım ve yıldız falları olarak saydığı ilimlerin yanı sıra hacet miktarının üzerinde talim edilen ilim-i zahirin makbul olmadığını belirtmiştir. İlahî kitaba muhalif olamayan ilim de iki şekilde ele alınmaktadır. Gazalî’ye göre başkasının düzelmesi uğruna kendini helak eden kimse gibi ahmaklardan sayılır. Muhammed. ss. Kıbrısî. Arif-i billah olan hakiki âlimin hayatındaki marifet ilimi. 132. Giydiği elbisenin cepleri yılan ve akrepler gibi öldürücü şeylerle dolu olan kimsenin. şu cevabı verir: “Maşallah hem sana. s. Muhammed b. İbn Mâce.”311 Şeyh Nazım’ın bu ifadelerinden iki çeşit ilim ve âlim tanımlamasına ulaşmaktayız.Bununla birlikte. Hz. Mısır/İskenderiye’de karşılaştığı bir âlim. toplumu da dönüştürmekten aciz kalmış bir kişi portresi çizilmiştir. kendisi tabib zannedilen ancak. Yahut verdiğiniz ilaçlar. bu ilimle âmil olmayan. Sihir. kulluğa ve iki cihan saadetine sevk etmez. 65 . yaşadığı bir hadise üzerinden ifade etmiştir. Dolayısıyla her iki durumda da ilmiyle benlik dönüşümünü tamamlayıp. tedavi ve ilaç ilimleri olmayan kişilerdir. İhyâ-i ulûmu’d-dîn. kâlden hâle dönüştürülmemiş ilim gibi değildir. Bu derecede ilimle uğraşanlar. 5963. hem o 150 bin âlime… 150 bin âlimin bulunduğu memleket. İsa’nın şöyle dediği rivayet edilir: “Hepsi meyve vermedikten sonra ağaçların çokluğu ne işe yarar? Hepsi mürşîd olmadıktan 311 312 Kıbrısî. 1970’li senelerdeki Müslüman toplumların ictimaî durumlarını delil gösterilerek. o ilmi içselleştirip geliştiremeyen kişilerdir.

bu anlayışa temel teşkil ettiği kanaatindeyiz. vehbî ilimdir. akıl ilmi. gerçek âlim olan kişi. Ter. vehbî ilim sahibini ise âlim-i kalb olarak tanımlamaktadır. nebevî ilim ve nazarî ilim şeklinde de tasnif etmiş ve ilmin zirvesi olarak marifeti göstermiştir. tatbik edildiği zaman şeref kazandırdığına.318 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Pakistan 2009. hakiki ilmi haiz olduğu için âlim olarak nitelendirilmesi gereken kişidir. ilmin çokluğu.”316 Ayetinin. 58. Haqqani Publishers. Şeyh Nazım’a göre İngiltere’deki İslâmî ilimleri okutan gayr-i Müslim akademisyenlerin. Mercy Oceans. Şeyh Nazım. âlimlerin çokluğundan ne fayda var? Hepsi olgun olmayınca. yaşadıkları ilmin ötesindeki vehbî hakikatlere ulaşırlar. “Bizim uğrumuzda cihat edenlere (çaba harcayanlara) şüphesiz yollarımızı göstereceğiz. Book Two. Tenbihu’l-gâfilîn ve bustanu’l-arifîn. Feyzu’l-Kadîr. İstanbul 2011. İbn Arabî Muhyiddin. Dolayısıyla hakiki ilmin kaynağı bakımından esas olan kesbî ilim değil. 317 Münavî.: Abdülkadir Akçiçek. s. ıstılahta ilmin çeşitli tasnifleri yapılmıştır. “Ümmetimin en şereflisi Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyen ve onu yaşayanlardır. 316 Ankebût: 29/69. ne fayda sağlar”314 Nazım Efendi tarafından yapılan ilim yorumunu temel alırsak. meyvelerin çokluğunu kim neylesin? Hepsi faydalı olmayınca. umumun genel olarak kullandığı âlim terimini tam olarak karşılamadığı için Nazım Efendi. Zira Allah iyilik yapan ve iyi kulluk edenlerle beraberdir. Bir sohbetinde. Ancak bu anlayış. âlim ve velî tanımlamalarındaki benzerlik ve ayrılıkları. Allah(cc)’a yakın olmuş.sonra. s. kesbî ilim sahibini âlim-i lisan. 318 Kıbrısî (Qubrusi). İz Yayıncılık. 102. 500. 64. ss. dikkat çekmiştir. İslam Enstitülerinde eğitim görevlisi olan gayri-müslim profesörler ile Müslüman profesörler misali üzerinden izah etmiştir.315 İnsanları Allah(cc)’ı tanımaya ve ahiret saadetine sevk eden ilimleri bilenler ve bu ilimlerle benlik dönüşümleri yaşayanlar. Yani vehbî ilim sahibi. Ma’rifet ve Hikmet. velî kul anlamına gelmektedir. 66 . âlim kavramını velî ile ilintili olarak izah etmiştir.”317 hadis-i şerifine atfen.: Mahmut Kanık. 314 315 Semerkandî Ebu’l-Leys. Ter. haller ilmi ve sırlar ilmi olmak üzere yaptığı tasnifin yanı sıra. 1/522. Kur’ân ilminin dahi. Söz konusu yaklaşıma istinaden. Mesela İbn Arabî ilmi.

24. Zühd. 1994. s. ilimle alakalı sohbetlerde sıkça tekrarlanmıştır. 21. 324 Buharî.. kalbiyle câhil olan münâfıklardır. 323 Bistâmî Bâyezîd. Bunlardan birini (size) açıkladım. 321 www. “Hiç bilen ile bilmeyen bir olur mu?”320 ayetini delil getirmiş ve ayette de zikredilen bilenlerin (âlimleri). 325 www. 67 . s. 322 Tirmizî Ebu İsâ Muhammed b. video arşivimizde mevcuttur. Bu hadis. bildiğini yaşamayan. Hudûd. Zümmer: 39/09.”324 rivayeti. sözüyle âlim fakat.321 Şeyh Nazım’ın âlim-i lisân ve âlim-i kalb tasnifinde ve ıstılahtaki ilim tasniflerinde “Ümmetim içinde en çok korktuğum kimseler. Hudûd. Câmiu’l-kebîr. Hayatı Eserleri Fikri. Tasavvuf Sohbetleri.sufilive. Zühd.”322 hadis-i şerifinin etkili olduğu şüphesiszdir. Oysa biz ilmimizi. İlim. Hakkâniyye Dergâhlarında. 319 Bu manadaki âlimlere Kıbrısî’nin vekilleri. 59. 42. Ank.325 319 320 Kıbrısî. Şeyh Nazım’ın ilm-i zahir ve ilm-i batın anlayışında etkili olduğu şüphesizdir. Haz. Ancak Gayr-i Müslim profesörler. TDV Yay. 67. veliler olduğunu ifade etmişlerdir. Bu anlayışa ıstılahta temel teşkil edecek görüşünü Bâyazıd-ı Bistâmî şöyle ifade etmiştir: “Miskinler.com/020909-msh-oakland-gssl-intro-noonecandenywhatawliyahsay.Müslüman akademisyenlerden ilm-i lisan bakımından farkı yoktur. Beyrut 1996. ilimleri ölünün ölülerden yaptığı rivayetlerden elde etmişler. Kıbrısî’nin ilahiyatçı akademisyen ile zahir uleması arasında yaptığı mukayesenin manası daha açık görülmektedir. Bu manada pozitivist bilgiyle kendisini dönüştüremeyen bir ilahiyatçı akademisyen ile. Ölümsüz Diri’den almış bulunuyoruz ”323 Ebu Hureyre(ra)’nin “Nebî(sav)’den iki kab (dolusu) ilim belledim. bu ilmin Hakikat-i Ahmedîyye’den. ledunnî ilim olan ilm-i kalb bakımından mukayese edildiklerinde gerçek ilim sahibi olan evliyalara müşterek olamazlar.: Süleyman Uludağ. Dâru’l Karbu’lİslâmî.com/video/archive/100808-signs-of-the-knower-in-Allah.: Beşşâr Avvâl Ma’rûf. Hakkâniyye yayınlarında. 12.sufilive. zahir uleması arasında fark yoktur. İbn Mâce. Fiten. Bu hadisi-i şeriften hareketle. 124 . 2008 yılına ait bu sohbet.Görüntülü sohbet video arşivimize mevcuttur. İsâ . 61. Diğerine gelince onu meydana çıkaracak olsa idim şu boğazım kesilir. evliyaların kalbine indiğini ve bu ilmin Peygamber(sav)’in ilmine nisbeten okyanustan bir damla gibi olduğu yazmaktadır. Tah.

Peygamber(sav)’in Taif’te ve Uhud Gazvesinde yaralandığında ettiği duayı. bu kabahatleri onlara yükler ve onlara buğz eder. evliyalar mazur görür dedik. yakinen bilmiyorlar diyerek onlara şefkat gösterir. onlardan nefret eder. Peygamber(sav). onları mazur görür. Hızır(as)’a verilen ledunnî nimeti anımsatmaktadır. 328 Bistâmî. Mekke’nin fethinden sonra Mekkeli müşrikleri af etmesini misal getirerek. Peygamber(sav)’in sıfatı ile vasıflandırmaktadır: “Demek ki Peygamber(sav)’de ilim gözünün sertliği yokmuş. onlar için Hakk’a giden yol olur. 100. şu cümleler ile evliyayı. Ledunnî ilim sahiplerinin ayrıcalıklı keyfiyetlerini Bâyazıd-i Bistâmî. örtünmeye uygun giyinmediği için tekfir edilmediği bildirilmiştir. s. Yani halka halk gözüyle bakan.328 Yine bu hususla ilgili olarak. Hayatı Eserleri Fikri.Nazım Efendi. yine Peygamber(sav)’in sözlerinden. Şeyh Nazım’a göre Hz. Allah (cc)’ın velî kulları ise insanlara hakikat gözüyle baktığı için onları mazur görür. velî ile aynı manada ifade ettiği âlim kelimesini. 329 Kıbrısî. 33. s. onlara merhamet eder. insanlara ilim gözüyle baktığı için onların kabahatlerini görerek. s. halka Halik’ın gözüyle bakan. 68 .. Tasavvuf Sohbetleri. 112.e. velî ile mukayeseli olarak farklarını ifade etmiştir.326 Hz. Onu nereden icat ettin derlerse. nazarı Peygamber(sav)’den almadır. 32. Şeyh Nazım’ın anlayışına temel teşkil edecek bir terminoloji ile ıstılaha kaydetmiştir. onları Allah(cc)’tan uzaklaştırmış olur.329 326 327 Kıbrısî. Bu misalde ahir zamanda yaşayacak Müslüman kadınların. Buna göre kim halka ilim (zahir ilmiyle) ile bakarsa. Kim halka hakkikat (sufî) gözüyle bakarsa. a. Bu yön peygamberlerde daha ağır basar. Bu nimet ise Kıbrısî’ye göre ayrıcalıklı bir keyfiyettir diyebiliriz. Evliyalar. yani velî kulda doğal olarak bir arada bulunan merhamet. Hz.g. hal ü şanından bildiriyoruz. Sonra biz.”327 Hakikat ilmine vakıf âlim. Peygamber(sav)’in örtünmeye uygun giyinmeyen Müslüman kadınlarına olan hitabı misal verilmiştir. Kendilerine malik değiller. bu kadınları ümmetimin kadınları olarak tabir etmiştir. zaman z aman halkın tanımladığı mânâda da kullanarak. Mesela âlim. s. Aynı eser.

Dolayısıyla Allah dostları. 332 Kıbrısî. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/Mirac Konusu. o imana sahip olmayanlara merhamet eder. Bu tercihte ise. Tah. Farklı bir nakli için Bkz. 303. fakat çıplak birtakım kadınlar olacaktır. Mirac bahsinde de değinildiği üzere evliya. 112.331 Nazım Efendi’ye göre Müslümanları. Eş’as es-Sicistânî. kulun dünya hayatında iman dairesinde olması. kula karşılıksız verilmiş bir hediyedir. Bu ise kulda kibir. Yani nasıl haram fiil işleyen bir kul hemen tekfir edilemez ise. Kıbrısî’nin söz konusu yaklaşımının etkili olduğu şüphesizdir. Allah(cc)’ın zâtı gibi sorgulanamaz mahiyettedir. Bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. ucub. Ebu Dâvud Süleyman b. Bu açıdan bakıldığında. aynı zamanda. günahlarından dolayı tekfir etmek yerine.: Abdülaziz Bekkine. Bu hediyenin kimlere ne şeklide dağıtıldığı hususunda sorgulama ise kulun edeb sınırını aştığı yerdir. sahip olduğu imanı bile kendine atfetmediği için. Gümüşhanevî Ahmed Ziyâüddin. sadece o kula mal edilemeyeceği ile ilgilidir. Ebu Davud’un eserinde bildirilen rivayete göre. kendine hediye olarak bahşedilmiş iman ile başkasını hor görmez. 125. Ancak bu rivayette haber verilen kadınların. İman hediyesi verilmemiş kullara gadap ve buğz ile yaklaşmak. Şeyh Nazım’ın bu anlayışı. gadap ve 330 Ümmetimin son dönemlerinde giyimli. kucaklayıcı manaları bulunan hadislerin. Tasavvuf Sohbetleri. 331 Kıbrısî’ye göre evliyanın bir vasfı da miracdaki sırları bilmektir. yaratılış akidesine kadar genel tasavvuf anlayışıyla ilgili olarak ele almak gerekmektedir. takdir-i ezelî ve lütfu ilahî olması hasebiyle. Ancak onlar cennete giremez. bu kadınların Cehennemlik oldukları haber verilmiştir.330 Dolayısıyla nakiller içerisinde. s.333 Dolayısıyla iman gibi önemli bir atiyyeye sahib olmak. Sünen-i Ebu Dâvud.: Muhammed Nasıri’d-dîn Albânî. Kendi derinliklerindeki gizli şirkin en küçük zerrelerini temizlemeye çalışır. Müslüman olup olmadıkları cümle kuruluşunda belli olmamaktadır. s. kendinde bulunan imanın. 333 İman ve küfür gibi ezelde yapılan bir rızk taksimine rağmen. iyilik ya da kötülüğün zahiren tayin edildikten sonra. cennetin kokusunu bile alamazlar. Bkz.332 Nazım Efendi’nin bu düşüncelerindeki temel anlayışı. faziletli davranış işleyen kul da yüceltilmez. Müt. Milsan Basın. cehennem ehli kulların ahirette ateşe atılmasındaki mana ve hikmete Kulluk Makamı (Âbid) Konusunda değinilmiştir.Söz konusu hadisle ilgili farklı nakiller vardır. karşılığı ödenmemiş bir atiyye. Mektebetu’l-marife. yevmu’l-ezel anlayışından. Riyad Tarihsiz. onları işledikleri günahlardan vazgeçirmek için gayret etmek ve dua etmek gerekir. Kıbrısî tarafından tercih edildiği görülmektedir. Yani. 69 . zımnî olarak hak edildiği anlamına da gelmektir. olmayana karşı merhamet gerektirir. Cennet 52.. gizli bir şirkin bulunmasıdır. Yersiz 1982. Bu sırlardan birine göre insanların hepsinde rablik ilan edebilecek derecede. Ramûz el-Ehâdîs. Libas.

Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. 638/1240)’nin şu ifadeleri. Suçu kendine atfeden Âdem. 334 335 Bu tezde bkz. 9. Dolayısıyla ıstılahta bu anlayışı ihtiva eden görüşler. ehl-i küfüre merhametle bakarlar. Kenzu’l-Ummâl fi Sünen-i’l-Egvâli ve el-ef’âl. 112. hikmetin gerektirdiği şeyi vermekle “hakim” diye adlandırılabilir… Demek ki hikmet ehli için bu âlemde. Şeyh Nazım’ın görüşünü anlamak bakımından mühimdir.Sır Konusu. Bu mevzuda Muhyiddin-i Arabî (v. insanlar harama düşmezler. söz konusu ilgiyi açıklayıcı mahiyettedir. 113. Müessesetu’r-risâle. Tasavvuf Sohbetleri. inanmayanlara karşı peygamberane tavır takınırlar. bu sırrı ve hikmeti haiz oldukları için.336 Bu tavırlarda Mü’minlere zirve derece model teşkil eden ve usve-i hasene diye tabir edilen Hz. kişiler değil. Aliyyu’l-Muttakî Alâddîn b. nefislerin ve şeytanın kullara işlettikleri kötü fiillerdir. Hüsâmeddîn. Ancak Allah(cc) bu konuda insanın ihtiyarını serbest bırakmıştır. ledunî ilimlerden ve bu ilimlerin beraberindeki engin merhametten zuhur ettiği görülmektedir. iblis kovulanlardan olmuştur. Hak Dost 4. Allah(cc) hükmetmedikçe. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Yersiz Tarihsiz. tafsilatlı değildir.Veli-Evliya.334 Âdem ile azazil (iblis) bu noktada birbirinden ayrılırlar. 70 . Peygamberimiz(sav). s. 90. 338 Kıbrısî. Makamlar ve Seyr-i Sülûk ile İlgili Kavramlar/Mürşîd. meleklere ve cinlere kıblegâh olurken. İşte insan da ancak. ss. Bu açıklamaya göre Şeyh Nazım tarafından kerih görülen. Peygamberlerin varisleri olan evliyalar.Mirac. “Allah Teâlâ’nın ‘Her şeye yaratılışını veren Rabbinizdir’339 sözü de Hakîm isminden meydana gelmiştir.şirk gibi potansiyel günahlara işarettir. 339 Tâha: 20/50. 26207. 337 Bendî. İnsan ihtiyarını şeytanın ve nefsinin telkinlerinden yana kullandığında günahlar işlenmiş olur.335 Bu ilim peygamberlerin ilmi olduğu için onlar. sizleri dişleri sararmış ve ağızları kokuyor olarak görüyorum.338 Allah(cc)’ın el-Hakîm isminden dolayı insanların hatalarını mazur görmek mevzuundaki ifadeler. Misvak kullanınız!”337 diyerek. 336 Ayrıca bu tezde bkz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. başkalarında zahiren görünen hataları bile kendine izafe etmeye yönelmiştir. Allah(cc)’ın el-Hakîm ismiyle izah etmiştir. Dolayısıyla bu tavırlar. Şeyh Nazım bu düşünceleri.: Bekir Hayyâbî. “Bana ne oluyor ki. Kıbrısî. Tah. c. hidayetleri için uğraşırlar. Bu düşünceye göre.

hikmet ve marifet kavramları belirleyici olarak karşımıza çıkmaktadır. Nazım Efendiye göre.”340 Bu ifadelerden hareketle Şeyh Nazım’ın söz konusu anlayışı şöyle ifade edilebilir. tanımına bağlı olarak. isterse velî olarak adlandırılsın. bu konuyu. yaratılıştaki hikmetleri de görür.341 Allah’ın nûru başlığında detaylarıyla incelediğimiz üzere bu nûr. Şeyh Nazım’ın bu konudaki tabirlerinin geneline göre âlim olarak nitelendirilen zât. Marifet ve Hikmet. Çünkü kesin delile. Bu şereften dolayı hikmet ilimleri. hakiki ilimleri bilmede. Nazım Efendi’ye göre bu kulların kalblerine nûru Nübüvvetten nûr tahsis olunur. idrakte belli bir kemale ulaşmamış kişilere anlatılmaz. 31. Nazım Efendi.Allah’ın kulları için koyduğu meşru yollarla bir siyaset söz konusudur. Kıbrısî. kıyamete kadar yeryüzünde bulunacaktır. aslında velî olandır. 173-176. Cilve-i Rabbânîlerdir. “Gözünü açıp kapamadan ben sana onu (kraliçenin tahtını) getiririm dedi”342 Dolayısıyla bu mahiyetteki ilmin. 342 Neml: 27/40. irfan. yine ilim. Bu kimse halk arasında ister âlim. hayrı izhar eden bir sayfa olduğunu görür. 71 . Bu hikmetlere bakınca şerrin dahî. onlara bizim ilmimizden 340 341 İbn Arabî. kulluk makâmında bulunan. Süleyman Peygamber’in(as) Belkıs ile olan hadisesini haber veren ayet kadar yücedir. onlar Allah(cc)’ın veli kullarıdır. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den (1407/1973) naklettiği şu cümlelerle ifade etmiştir: “Bize bir dinleyecek kimse gösteriniz de. yani Kur’ân’a göre kendisine ilim verilen zat. s. yani hakiki âbid olan kimselerin kalblerine Kur’ân’la inen ve Hz. Hakikat ilmine vakıf âlim. Böylelikle şerri izhar eden kullarda gördüğü. Hakiki ilmin kuvvet ve kudreti. âlim ve ârif gibi kavramlar tanım kazanmaktadır. Şeyh Nazım Efendi’ye göre hakiki ilmin şerefi vardır. Onları meşru yollarla hayra davet eden bir siyaset izler. Tasavvuf Sohbetleri. Bu durumdaki tavrını yine şeri’at-i Muhammedî belirler. Peygamber(sav)’den itibaren bugüne kadar sahabeler ve mürşidler aracılığıyla gelen nûrdur ki o. Bu noktada ilm-i lisanı ve ilm-i kalbi temyiz etmede. ss.

. Kamûsu’l-muhît. Allah(cc)’ı bilme.346 Istılahta marifet. bileşik ve çok yönlü ise ilim. anlama. Hakkı isim ve sıfatlarıyla bilip.”343 Şeyh Nazım. Bu manada bilme.g. manevi ve ilahi hakikatleri tadarak elde ettikleri bilgi ve irfan ıstılahî olarak yine marifet olarak tanımlanır. bilinen şeye yönelen ve bilinen şeyden sadır olan işlere bağlıdır. 345 Isfahânî. 1583.e. idrâk etmek ve aklın şehadetiyle nefsin istikrar kazanması demektir. 72 . Bizi dinlemeyen bir kimseye bir söz söylediğimizde. Firuzebadî. Tasavvuf Sohbetleri. Ayrıca lügatte. bilme. basit ve tek yönlü ise marifet olarak tanımlanmıştır. Keşşâf. el-müfredât. s. görüp yaşayıp tadarak elde edilen bilgi olarak da tarif edilir. sezgi. 837. Firuzebadî. Bu manada bilmek basit ve tekyönlü olabileceği gibi. birleşik ve çok yönlü de olabilir. hakikati anlama ve şuur halidir. idrakin cüz’i ya da küllî olmasına göre de ilim ile marifet tanımlaması yapılmıştır. hikmet ve edeb gibi kavramlarla beraber zikretmiştir. c.344 Bu bakımdan “ilim” kelimesinden manaca farklılaşır.söyleyelim. hakikate vâkıf olma. bilmenin mahiyetine göre anlam kazanmaktadır. kavrama. 154. 133. biz o ilmi zayi etmiş oluruz. 836. Cürcanî. ma la-yânî yapmış oluruz. s. Bununla birlikte. İlim ve Marifet İlişkisi: Marifet lügatte. tasavvur veya tasdik yoluyla olan kesin bilgiye denir. bir şeyi tefekkür ederek. Marifetullah. a. 343 344 Kıbrısî. marifet. Ta’rifat. iç tecrübe. Allah(cc) bilgisi anlamına gelmektedir. 2. İlmin daha net anlaşılması ve marifet. a. s. Sûfilerin ruhâni halleri yaşayarak. hikmet ve edeb ile ilgileri müstakil başlıklar altında incelenmeye çalışılmıştır. Marifet Allah(cc)’ı tanıma konusunda kesin bilgi. s. marifet.345 Mutlak idrak olarak da tanımlanan marifet. 346 Tahânevî. Bilmenin basit ya da bileşik olması. s. 331. hikmet ve edeb kavramlarından temyiz edilmesi gayesiyle ilmin. kulun Allah(cc)’a yaklaşmasında ilmi.1. s. sağlam görüş.

s.351 Marifetin bu tanımı. kalbine hakkı da bâtılı da sokmayandır. Anka Yay. Ma’rifet ve Hikmet. 38 . bir Hakk vergisidir. 363-364. Mü’minin kalbi zikr-i ilahî ile mutmain olurken.g.. İbn Meserre. Abdülbâki Surûr. 236. Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözcüğü (TTDS). 348 Allah(cc)’ı tanıma eylemi ise “marifet” olarak tanımlanmıştır.354 347 Kâşânî. marifet.. Mektebe lemisnâ bîgidâr. bazı sufîlerin irfan tanımı ile benzeşmektedir. gönüldeki vecdtir. şahit olduğu her şeyde. s. eşya onu kaplayamaz.. zatını. önce bir şeyi tanır. İman nûr. Hakk’ın vechi açılır.350 Dolayısıyla mü’min Allah(cc)’ın nûru ile bakar. sonra ilimleriyle bilirler. Ter. a.g. 247. Denilmiştir ki marifet. 348 Uludağ. Allah(cc)’ın bilinmesi “ilim” olarak nardır. Kur’ân’nın taşıyıcısı olan arif.352 Arif. s. merhametlidir.e. ss. Ethem. Hakk’la kâim olan ârif arasındaki fark. marifet keşfolunur. a. İstanbul 2004s. Allah(cc)’ın. Mısır 1960. el-Lumâ. 351 Tusî. Âlimler. 353 Kaşânî. Istlahatu’s-sufiyye. Bundan sonra Hakk ehline. Allah(cc)’tan başkasını müşâhede etmeyen. 350 İbn Arabî. Meselâ Kuşeyrî’ye göre ilimle kâim olan âlim ile. Ebu Nâsır es-Sirrâc. İstanbul 1999. er-Risâle. 352 Kuşeyrî.: Abdulhalîm Mahmud. 154-164. s. s.. şöyledir. daima Rabbinin emirleri üzerine olan. el-Lumâ.353 Arif. ahlâktaki kötülükleri gidermek ve kalbine sahip olmak anlamlarına da gelmektedir. eşyayı kendine sığdırır ancak. kalbi Hak için ayna olan. ârif Allah(cc) ile nazar eder. genellikle irfan ve marifetle birlikte ele alınmıştır. Hak ehli sûfîlerin üzerinde. el-Müntekâ. TTS. Cebecioğlu. sıfatlarını.sonra muameleleriyle Allah(cc)’ı tasdik etmek. ss. 349 Tusî. İnsan Yay. tanımlanırken. âlimlerin ayrıntısını bilmediği. 101. ârif in kalbi Allah(cc)’tan başkasıyla itminan duymaz denilir.349 Ona ancak ibadet ve taatlardaki ihlâs ve takvâ ile riyâzet ve nefis tezkiyesi ile nâil olunur. Necmettin Bardakçı. 124. ihsan-ı ilâhi. marifet İman. esmasını ve fiillerini gören kişidir. 354 İbn Arabî.78. 486. 73 .347 Tasavvuf ıstılahında âlim ve ârif tanımlamalarında belirleyici olan ilim. nur sahibidir.e. ss. 342-343. Dâru’l -kutubu’lhâdîs. ss. Hakk’ın hükmünden bir şey cereyan eder. Tah.: M. 38.

Hakkâniyye’nin resmi internet sayfasında irfan. yaşadığı her hadisenin Fâil-i Mutlak(cc)’tan olduğunu. hiçbir karşılık beklemeden ibadet eder. tevbe eden kişi muteriftir (itiraf eden). âbid ve zâhidlerin aksine dünya i le birlikte âhireti hedeflemeyen kişidir. Bundan dolayı ârif. Şeyh Nazım’a göre. 355 356 http://www.naksibendihakkani. 361. 3. aynı zamanda. sıfatlarını. Cenab-ı Hakk’ın. Bu yoldan elde edilen bilgiye marifetullah. Allahu Teâlâ’nın kendi zatını. Ârif.com/?page_id=2072. ruhâni gücün idraki ile marifete varılır. Bu üç hususiyet içerisinde en üst makâmda elde edilecek olan marifettir. Ârif. ilk anda öfkelenme gibi. Hakk ile bakidir.358 Lamî Çelebi (v.. buna sahip olan kişiye ârif veya ârif-i billah denmiştir. TDV İA.356 Edep. O’na ibadet eder. şirk-i hafî sahibi). Allahü Teâlâ’ya cehennemden kurtulmak veya cennete girmek için değil. olgunluk bakımında en yüksek özelliklere sahip olarak gördükleri ârifi. Çelebi’ye göre bu hadiselerden gâfil olan. Âlemde görülen tesirleri vasıtalara bağlayan kişi. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. isimlerini ve fiillerini müşâhede ettiği kimse olarak tanımlanmıştır. ulaşılır. rızaya muhalif hal zuhur eden. 933/1532)’ye göre ârif. akılla elde edilmez. ruhâni hallerle manevi ve ilahi hakikatleri tecrübe etmek ve vasıtasız bilgi elde etmek olarak tanımlanmıştır. Yani edep ve hikmet sahibi olunmadan marifet sahibi olunamaz ancak. edep ve hikmetle beraber anılan marifet. Ârif. el-Hakkânî. taşınmadan. sufîler arasındaki anlayıştan farklı değildir. düşünmeden. s. 74 . kendi varlığında fani. marifet sahibi olmadan edeb sahibi olunabilir. 64. Süleyman. (08/2012’de görüldü). daha sonra bu halini idrak ederek. abid ve zâhidden üstün tuttular. hikmet ve marifet. Zamanla sûfîler. edep ve hikmetle Marifet düşüncesi tasavvufî düşüncenin en zirve noktasını gösterir. Genellikle ilim. gafil. İbadeti ve kulluğu en tabi bir görev bilir. Arif Md. c. Hak olmasından dolayı. 357 http://saltanat. Şeyh Nazım’a göre evliyanın hususiyetlerindendir. 358 Uludağ.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. Marifet için aklın aciz kaldığı yerde.aspx. Bu tanımlamaların anlaşılmasında. tamamlayıcı olan bir diğer kişi ise müşrik-i hâldir (dalgın.355 Şeyh Nazım’ın marifet anlayışı. duraksamadan bilen ve tüm hadiselerden razı olan kişidir. Ebediyete Davet. s. 357 Marifete kul.

71. Şeyh Nazım adına yazılan ve Hakkâniyye yayınlarında yer alan bir eserde izah edilmiştir. Sufi Meditation. ilme’l-yakîn makâmındaki bilgilere haiz olurken. Allah(cc)’ın zatına. âlemdeki noksanlıktır. ruhanî varlık olduğunu murakabe ile kabul eder. 361 Aynı eser. Hakkın tecellisi ile ilgili olan ilim. Yani muhabbet makâmındaki mürîd. ayne’l-yakîn makâmındaki tecrübeleri edinir. Dördüncüsü Allah(cc)’a layık bir mükemmellik ve bu mükemmelliğin insan idrakindeki noksanlığına dair ilimdir. hayal âlemine ait ilim. hakikatler ilmi. Üçüncüsü. İkincisi. s. daha açık görülmektedir. 31. hakke’l-yakîn makâmındaki tecrübeleri edinir. huzur makâmında olan. insanın kendisini tanımasıyla ilgili olan ilim. şeri’atin bildirdikleriyle ilgili olan ilim. s. muhabbet. ilme’l-yakîn. Düşünsel olarak kul hakiki varlığın maddî varlık değil. muhalefet bu dünyanın hakiki olduğu algısına karşı olur. yedi şeyi bilmekle olur. bu tecellilere göre değişen hallerine ait ilmidir. insandaki noksanlık. Kıbrısî’nin ilim ve marifet mevzuundaki görüşü. tazammun ettiği ıstılahî manalar. Şeyh Nazım’ın marifette yüklediği anlamın. sıfatlarına. fiillerine delalet eden isimlere ait ilimlerdir. İnsan âlemin kapsamına girdiğinden. ruhanî varlıkların zuhur ettiği bedenler âleminin 359 360 Camî. Altıncısı.müşrik-i hâl olarak tanımlamıştır. ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn makâmlarıdır. Bunlardan birincisi olan hakikatler ilmi. 75 . Bu eserde.360 Bu makâmlar mürîdin amel dünyasına yansımaya başladığında ilk olarak nefsin hevâ ve heveslerine muhalefet gözlemlenir.359 Bu yaklaşımları göz önünü aldığımızda. Fena makâmında olan mürîd ise. Mirahmadi. Beşincisi. s. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). mürşîd rehberliğinde kendini tanımasıdır. Bunlar. Rabıta ile desteklenen bu nefis mücadelesinden sonra. 36. varoluş içindeki mükemmellik ve noksanlık ile ilgili olan ilim. huzur ve fenâ makâmlarını ikmal eder. ilaçlar ve hastalıklarla ilgili ilimdir. Abdurrahman. bütün âlemin ibadetlerini kendinde toplayan insanın. Bu marifet aşamalarının herbirinde sâlik. sâlikin ilmî tekâmülünü ve marifet derecelerini gösteren üç makâmdan bahsedilir ki bunlar.361 İbn Arabî’ye göre seyr ü sulûk ile elde edilen marifet. Allah(cc)’ın tecellisi ile mütessir olan tüm varlığa ait kudsî ruhların. Allah(cc)’ın kendini kullarına tanıttığı ayetleri ve peygamberlerin getirdiği ilimleri kapsar.

364 Firuzebadî.” Nisa: 4/54. 1095. Ta’rifat. 369 “Her birine hüküm vermiştik. 367 “Rabbinin yoluna hikmet ile çağır” Nahl: 16/125. ilime ve hilme esas olan nübüvvet ilmi olarak tanımlanan hikmet. s. fiillerinde. Marifet ve Hikmet.1. a. hikmet ve edepden üstündür.ilmidir.362 Özetle Şeyh Nazım’a göre marifet.. 368 “Size indirdiği Kitap'tan ve Hikmet'ten. kötülükten korumak ve adaletle hüküm vermek anlamındaki “ha-ke-me” kökünden türemiştir.367 Kur’ân’daki emir ve nehiylerden oluşan nasihatlar. 370 “Biz Âl-i İbrahim'e Kitap ve hikmet vermiştik. aynı zamanda. onun varlığının ve mevcudiyetinin beşerî kader içindeki yerini idrak etmektir. 371 Mukâtil b. mü’minin arınmışlık mertebesine nisbeten ulaştığı hakikat bilgisidir. Süleyman.e. c. en-Nisâ 4/ 113. Hakka uygun düşen kelam. Bu açıdan marifet.2.368 insanların fehmi yani anlayışı. Kur’ân ayetlerinde. 366 “Ona Kitabı öğretecek…” Âl-i İmrân: 3/48. İsfehanî. Suretler ilimidir. ss. el-Müfredât. ihtiva ettiği ilmin doğrudan Allah(cc)’a dair olmasıdır. 85-154. Berzah âlemine ait ilimdir. 338340. hallerinde olan hastalıkları ve tedavilerini bilmeye dair ilimdir. peygamberin vaaz ve irşadları. İşaret Yayınları. Kur’ân Terimleri Sözlüğü. 128.365 Hikmet kelimesi. ss. 96. Kamûsu’l-muhît. s.364 Eşyanın hakikatini bilmek.363 Adalete. a. Sâd 38/20. Hakk kelamı ve Kur’an ahkâmı manasına gelir. Marifet ilminin bir diğer hususiyeti ise.. s.. ıslah etmek üzere menetmek. İstanbul Tarihsiz.366 Kur’ân-ı Kerîm’in kendisi. insanların sözlerinde. İsfehanî. Bu bilginin özelliği vehbî olması ve hakikate ters olmayan kesbî ilim ile çelişmemesidir.369 nübüvvet370 gibi anlamlarda meal edilmiştir. Meryem 19/12. varlıkların hakikatini kavrama olan hikmet ilimlerini ve bu ilmin getirdiği zâhiri ve bâtıni edebi de ihtiva eder.” Bakara: 2/231. el-Bakara 2/251. tecrübe ile kazanılan doğru bilgi. Kendisiyle amel edilen bilgi neticesinde. 365 Cürcanî. İlim ve Hikmet İlişkisi: Hikmet kelimesi. ss.” Enbiyâ: 21/79. 76 .371 362 363 İbn Arabî. Al-i İmrân 3/48. 126-127. Yedincisi. söz ve davranıştaki isabet ve her şeyin en mükemmeli anlamlarına gelmektedir.g. Çünkü marifet.

ulemâ tarafından değil. Dolayısıyla ilahî kurbiyyete vesile olmayan bilgilerin ruhu yoktur. a. 375 Kıbrısî. s.Tasavvuf tabiri olarak hikmet. TTDS. Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş (Varlığın Dili). bu görüşe ontolojik izah da getirmiştir.: M. ilmin ruhudur. 378 Bursevî. Tah.376 Osmanlı sufîlerinden İsmail Hakkı Bursevî (v. eşyanın hakikatlerini bilmek. Merkez Kitabu’l-neşr. hakikatler de suretlerden daha fazladır. Tasavvuf Sohbetleri. 320/940).378 372 373 Kâşânî. ilahî isimler adedince hakikatler bulunur. bu bilmenin gereği ile iş yapmak ve Allah(cc)’ı ilimlerin en büyüğü olan ilm-i ilâhi ile bilmektir. Bursevî’ye göre hikmet. O’na göre hikmet sahibi kişi. 135. 35-37. kulu Allah’ın kurbiyyetine iten kuvveti haizdir. bâtıl olarak bilmek ve ondan kaçınmaktır.: Ahmed Abülrahim Sâyih. 374 Tirmizî. mülk âleminden daha geniş ve kapsamlı olduğu gibi. 75. s. Cebecioğlu.375 Yine onun anlayışına göre ilim. hikmeti. Nedim Tan. s. Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb. İz Yay.377 Melekût âlemi. 135. hakkı hak olarak bilmek ve ona ittiba etmek. Bunun için kabiliyetli olanlar ve ince işaretleri kavrayanlar. ss.g. Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş. 376 Aynı eser. 276. Haz. İstanbul 2010.. Ona göre hikmet. 1137/1713). 74. bir sözde ilk anlaşılan mana ile yetinmezler.373 İlk dönem sufîlerinden olan Hakim-i Tirmizî (v. 290-291. s.374 Nazım Efendi’ye göre hikmet. Kâşânî. Çünkü kendileri semavî ilimle çatıştıkları müddetçe hakiki ilim değil. ss. hikmet ehli tarafından bilinmektedir. dünya ve ahiret umûrunu hakikatleriyle gördüğü için. Hâkim. tasavvuf literatüründeki genel tanımlardan farklı değildir. ilmin ruhu olarak tanımlamıştır. s. dünyayı terk etmiştir. bâtıl bilgidirler. anlaşılması gayret isteyen ikinci ve üçüncü dereceli derin manaları da beyan ederler. Yani görünen her bir surette.372 Hikmet. olduğu gibi bilinmesi ve ona göre hareket edilmesidir. 377 İsmail Hakkı Bursevî. Kâhire Tarihsiz. Nesnelerin hakikati olan sırlar. s. Istlahatu’s-sufiyye. nesnelere ait hakikatlerin dış âlemde (afakta). 77 ..e. bâtılı. 83.

15. hâkime yeni faziletler edindirir.. Bu ahlak. eşyanın ve hadisatın hareket etmesi gereken yörüngede olduğunu bildiğinden.384 Bu manada Fahreddin-i Razî (v. Bu manada Farabî (v. 402. Buna göre hâkim. Razî’ye göre “Allah ona (İsâ’ya) kitabı (yazmayı). s. ss. ss. 1.”381 hadis-i şerifinde ifade edilen yitik mal bulunulduğu zaman. s. 15.379 Bu anlayışı Muhyiddin İbn Arabî. 383 Kıbrısî. 606/1209). 385 Âl-i İmrân: 3/48. ruhu olmayan cesede benzetmektedir. Suyutî. Bu hikmetleri gören en zararlı mahlûkatın dahi. 173-192. bunlardan razı olur.Şeyh Nazım’a göre bugün ekoloji olarak bilinen tabiat dengesi. hikmet sahibi hâkimi.382 Nazım Efendi’ye göre hikmet olmadığı zaman. hikmet ehli. rıza ahlakıyla ifade etmiştir. ss. s. Hikmet Md. Bu ise ruhun var oluş amacıdır. gerçek mutluluğun ne olduğunu gösterir. 380 Bu açıdan bakıldığında “Hikmet. el-Camîu’s-sagîr. 135. 338/950)’ye göre hikmet. Bu ilme vakıf olanlarda güzel ahlak ve onların davranışlarında. eşyanın düzen ve işleyişinin. Hikmete göre yaşantısını tanzim eden hâkim ise. c. 88. bu ahlakın belirtileri gözlenir. o mutluluğu elde eder. hal olarak his ve amellerinde bir rıza ahlakını oluşturur. Bu rıza. İlmin hikmetleri ise. Bu manada hâkim. hikmet ve edebin edinileceği kaynağın sadece ilahî kelam olduğunu beyan eder. Mercy Oceans. hikmete uygun olduğunu bilir. TDV İA. 8.386 379 380 Kıbrısî (Qubrusi). beraberinde edebi ihtiva eder.”385 ayetindeki hikmet. hakiki ilimin dahi kişiye faydası yoktur. s. ilim. c. 59. İbn Arabî.383 O. faydalarını görür. İlim. 382 Kutluer İlhan. daimî saadete vasıl olur. 386 Razî. 89. c. bu bilgiye sahip olanların ellerindeki ilmi. Tasavvuf Sohbetleri. 105. Zühd. 78 . Dâru’l-fikir. Hak Dost 4. 381 Tirmizî. Fahreddin. Marifet ve Hikmet. İbn Mace. 505-506. 81. Mü’minin yitik malıdır. 17. Tefsiru Fahri Râzî (Mefatihu’l-Gayb). hikmeti Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek. aslında atomlar dahil her mevcudatın yaratılışındaki hikmetlere binaen zuhur eder. ancak akli ve şer’i ilimlerin kavranmasıyla vakıf olunur. ilahî kitaplara ait sırlardır ve bu sırlara. 384 Kıbrısî.

Mesnevî-i Şerîf. Bu ilim Allah(cc)’ı tanımada araç olan dolaylı bilgi olsa da. Muhammed el-Belhî er-Rûmî. Kültür Bakanlığı Yay. Okumanın manası ne. yoksa acuze bir kocakarı mısın? Bundan haberin yok! Bu. o bir kuru ekmektir. Haz. Dört kitabın manası bellidir bir elifte. kulun kendini bilmesiyle başlar. Muhammed b. c. Sen elif dersin hoca. fakat sen uğurlu musun. Faruk.: Amil Çelebioğlu. kendisini bilmez. yoksa cemcenabetbiri misin? Buna bakmıyorsun bile? Bütün bilgilerin ruhu budur bu. içsel tecrübelerle yakîn ve derinlik kazanmış ilimdir. kendi cevherine gelince bir eşeğe döner! Be hey âlim. O her cevherin mahiyetini bilir de. ilim ilmektir. manası ne demektir?”388 Kulun kendini bilmesiyle ilgili şu Mesnevî dizeleri. bilgilerin yüz binlerce çeşidini bilir de zâlim herif. nesnelere dair elde edilen hakiki ilimle çelişmeyen ancak. yanlıştır. mahşer günü ben kimim. Bu anlayışı Yunus Emre’nin şu dizeleriyle ifade etmiştir:387 “İlim. Ankara 1980. Aslı ve Sadeleştirilmişiyle Manzûm Nahifî Tercümesi. Uğurlu yıldızlarla uğursuz yıldızları biliyorsun. Hakk’ı bilmektir. 387 http://saltanat. doğrudur. ilim kendin bilmektir. sen. ben caiz olan şeylerle caiz olmayanları bilirim dersin ama kendin caiz misin. s. b. kişinin kendini bilmesi başlar. ne hâle geleceğim. 389 Mevlânâ. Celâleddîn. Âlim. 2648. Hikmet ilminin kesbedilmesinde. Bu bilgi ile dolaylı olarak. 51.. İstanbul 2000. 3. marifet ilminde olduğu gibi direkt bilgi değildir. s. caizdir.org/Player/TabId/266/VideoId/1325/Ilim-Ve-Edep-3042011. Okudun bilmezsin ya. Bu ahmaklıktır. Rabbini tanır. demen bunu bilmen gerek!”389 Binaenaleyh Şeyh Nazım’a göre hikmet. Sen kendin bilmezsen. 79 . 388 Timurtaş. MEB Yay.Şeyh Nazım’a göre hikmeti ihtiva eden ilim. işe yarar mısın. hikmetin ilimdeki gerekliliğine misal olabilecek mahiyettedir..aspx. 56. uygun değildir bunu biliyorsun ama sen doğru musun. Sohbet. uygundur. eğri mi? Bir de kendine iyice bak! Her kumaşın değeri nedir? Biliyorsun da kendi değerini bilmiyorsun. şu caiz değildir. video arşivimizde mevcuttur. Yunus Emre Divanı. bu nice okumaktır.

353. Ashab-ı kiram. sanat ve siyaset bilgileriyle muamele. c. kibarlık. Kuşeyrî. Ter. s. Şerîf. TTS.: Yedevî Tebbâna. güzel muamele ve davranış gibi anlamlara gelmektedir. ilmî.392 Kur’ân-ı Kerîm’de edeb kelimesi veya türevleri geçmez. terbiye. 80 . Cahiliye döneminde edeb. ss. s.3.391 Kabz-bast. kötü hâl ve hareketlerden vazgeçirir. kişiyi. Kamûsu’l-muhît. adet. 393 Aclunî. 395 Serâc. Ta’rifat. 392 Kâşânî. alışkanlık. Mahmud b. arasında bulunarak. kötü hâl ve hareketlerden korunma olarak da tanımlanmıştır. Haz. 2. s. Uludağ. Tah. fikrî ve örfî değerler olarak tabir edilmiştir. dini. s.: Cibir Halîm Mahmud. tasavvufî. Istılahatu’s-sufiyye. 272-273. c.e ss. c. 58. zarafet. c. Kendisine muhtelif kabilelerin lehçelerini nasıl anlayabildiğini sorduğunda Hz. İbn Manzûr. Dâru’l-Ma’rife. havf-recâ. ariflerin edebidir. 70. Peygamber(sav)’in hadis-i şeriflerinde. Haddini bilme. İstanbul 1999. 93-94. 372. Keşful’l-hafâ. el-Lumâ. eğitme manasında kullanmıştır. ss. Hz. dindarların edebidir. geleneksel tutum gibi manalarda kullanılmış olsa da İslam literatüründe anlamı Kur’ân ölçüleri ve Hz. eğitme anlamında kullanılmıştır. iyi ahlâk. ruhu korumaya ve gönül temizliğine dikkat de. Kahir. dünya ehlinin. s. ifrat-tefrit. 195. Peygamber: “Beni Rabbim eğitti (eddebeni) ve eğitimimi (te’dibi) en iyi şekilde yaptı”393 hadisini zikretmiş ve edeb kelimesini.: Süleyman Uludağ. 394 Cürcanî.394 Tüsterî edebi. s. 396 İmam-ı Gazalî. Bu tasnife göre güzel konuşma. davet. İhyâ’i ulûmu’d-dîn. dünyevî. 1-89. Kâhire. Dergah Yayınları. onun en zengin manasını tanımlamıştır. Bu öyle bir melekedir ki. Dindarların edebine ek olarak. Sühreverdî Şihâbuddin. Bununla birlikte edeb.396 Sufîler genelde iki 390 391 Firuzebadî. s. 1. bu anlamlarının dışında. içinde İmâm-ı Gazalî (v. arzu ve istekleri kontrol ve nefis terbiyesi. dindarların ve ariflerin edebi olmak üzere üç sınıfta tarif etmiştir. kulu her türlü hatadan koruyan. 14. görgü kuralları gibi manaları da ihtiva eder. Peygamber(sav)’in sünnetleri ile tanımlanmıştır. ilke ve kuralları ihtiva ederek mana hududlarını genişletmiştir. Kuşeyrî Risâlesi. Ebu Kâsım Abdulkerim. Lisânu’l-Arab.390 Edeb. 2.a. 1. ahlakî ve sosyal yaşamı sistemetize eden. dünya ehlinin edebidir. 505/1111) bu kelimeyi ele alış biçimiyle. Avarifu’l-Mearif. Farklı bir ifadeyle bu terim. izlenmesi gereken esaslar. Mektebe ve’s -tebe’a keriata fevterâ semmarâ.395 Mutasavvıflar. 116. İlim ve Edeb İlişkisi: Lügatte edeb.

amelleri. “…Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik.”401 Şeytan’ın kendine noksanlık izafe etmemesi yani. c. 399 Arâf: 05/16. fail-i mutlaka hürmeten o taşı. İnsan-ı kâmil.”400 diyerek zelleyi kendine atfetti ve istiğfarda bulundu. kalblerdeki. Edeb. Bu tasnife ek olarak Kıbrısî’ye göre edebler insanların avamına ve havasına göre de değişmektedir. kenara koyması icab eder. 400 Arâf: 05/23. 81 . Aynı durumda olan Âdem Peygamber(as) ise. avam-ı nâsın riayet ettiği edeplerden farklıdır. münafıklıktan. riyâdan. yağcılıktan korumaktır. ss. 10.397 Edebin ıstılahtaki bu tasnifi hususunda Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin herhangi bir ifadesiyle karşılaşmasak da. ss. eliyle alarak. belki buna bağlı olarak tekebbür. Yani.saltanattv. İlmin hikmet ve edebine haiz olma konusunda Nazım Efendi’nin. “…Öyleyse beni azdırmana karşılık…”399 diyerek işlediği suçu Allah’a atfetti ve kovulanlardan oldu. kibir. Ancak her kul. İkincisi de bâtınî edebdir ki bu.283-285. kavlî olursa zahiri. kalbî olursa bâtınî edebe muhaliftir. şehvet. Hak Dost 4. kulun edepsizliği olarak addedilmiştir ki bu sual.398 Bu misal aynı zamanda zahiri edebe delalet eder. 88. TD İA. Mustafa. zımnen edebin zahiri ve bâtınî yönlerine değinilmiştir.türlü edeb kabul etmişlerdir: Birincisi şeklî. o taşın orada bulunmasının ardındaki hikmetlere ve Rabbânî tecellilere vakıf olduğu için. Ona göre insan-ı kâmilin riayet ettiği edebler. 401 Kıbrısî. 89. Sohbete ait ses kaydı arşivimizde mevcuttur. Âdem(as) ile şeytan misallerini verdiği ifadeleri şöyledir: “İlim sahibi olmasına rağmen hikmetten ve edepten uzak olan şeytan. Çağrıcı. irâdede zayıflık vs. 412-414. takip ettiği edeb için nefsine muhalefet eder. zâhirî edeb ki bu. itiraz.org/Arşiv/Audio/EdepBuKapıda(1986). Mesela insanlara eziyet veren bir taşı yoldan kaldırırken avam-ı nâsın ayağıyla taşı itmesi edepsizlik olmaz ancak insan-ı kâmil için edepsizlik olur. ss. 81. öfke ve gurur sahibi olması bâtınî edebi haiz 397 398 Hanî. kendini kusursuz görmesi. www. gibi olumsuz şeyleri temizlemekten ibarettir. Âdâb. Meselâ mutlak gayb âleminde iman nimetinin kullara nasıl dağıtıldığı hususunda sual etmek. edebin bir diğer tasnifi edebi yaşayan kulun manevi makâmına göre olmaktadır.

kâinatı temsilen çıktığı divanda benlikle değil. 405/1015) yorumu. Süleyman. Kur’ân Ansiklopedisi. Peygamber(sav)’in dâhi. fahr-i kâinat (kâinatın övüncü) olan Hz. Ene deme hakkı. kovulur. 1-19. Tekebbüre bürünmek. yalnız Allah’ındır. Allah’ım”402 Hz. “Şüphesiz ki Ben. tevâzu talimiyle başlar. Ben demedi. dünyada en şerefli vakti olan Mirâc gecesindeki halinin. insan ancak edeple ve tevâzuyla gider.”403 Şeyh Nazım’ın bu ifadelerini genel tasavvuf anlayışı ile birlikte düşündüğümüzde. Peygamberini(sav) onunla isimlendirirdi405 Benzer şekilde Şeyh Nazım. İlim. Bu edeb. Allah’a benlikle varan. Suçu Allah’a yüklemesi ise. 404 İsrâ: 17/01. İstanbul Tarihsiz. Bundan dolayı Dekkak’a göre. Şeyh Nazım’a göre. Tevâzunun zıddı olan tekebbür. Peygamber o makâma kulluk davası ile vardı.olmamasından kaynaklanmaktadır diyebiliriz. fiilde edebi terkine sebep olmuştur. 391392. ss. miracı anlatırken. edepsizliktir. Kıbrısî’nin bu ifadeleri ile ilgili görülmektedir. Âdem’in cennetten dünyaya gönderilme sebebi. Kuba Yayınları. Mirâc hadisesini haber veren ayete Ebu Ali Dekkak’ın (v.”404 ayetinde Peygamber’in (sav). Bu sıfatları mutlak manada haiz olan Allah(cc)’ın kapısına. Peygamber(sav)’in vardığı makâm olarak miracı. bâtında yaşanan edep zaafının.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. "Kulunu bir gece Mescid-i Harâm’dan.aspx. http://saltanat. 82 . Nazım Efendi. c. edepsiz kulda benliğe (megalomania) ve ucuba (narsizm) sebep olur. Ben demeye kullun hakkı yoktur. 405 Ateş. bu durumu şöyle izah etmektedir: “el-Azametu lillah ve el-izzetu lillah ve el-heybetu lillah. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren (Allah) her türlü eksiklikten münezzehtir. hatırlanmaktadır. Ebû Alî Dekkak. 402 403 Ta Hâ: 20/14. mutlak manada azamet ve izzet gerektirir. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Hiçlikle varan kabul görür. 21. edep talimidir. kullukla nitelendirildiğine dikkat çekerek. kullukla kıyam ettiği anlamı çıkmaktadır. kulluktan daha şerefli bir şeyin olmadığını söylemiştir. c. Hz. eğer kulluktan daha değerli bir isim olsaydı Allah(cc) ayetinde.

Bu noktada edep kavramı da. Edebe riayet ise. İncili. hikmet ile varlıkları ve marifet ile Rabbini tanır. s. makâmlar kat eder. 81. edebe riayettir. gaflet ve zikirle birlikte ele almıştır. Şeyh Abdullah’a göre.”410 Özetle Şeyh Nazım’a göre mü’min. ilmin ruhu olarak tabir edilmiştir. tefekkür ile gafletten kurtulur ve içinde bulunduğu anı idrâk ederek. Şeytan ilmi çoktur. 89. Çünkü tarikat. 61. tarikat ve zikr kavramları ile izah etmiştir. s. edebe muhalif söz ve fiiller sergileyebilirler.Nazım Efendi’ye göre ilme hikmetiyle vakıf olan kul. İlim en geridedir. 142.407 Edebin ikmali tefekkürle. İblis gibi. Adnan. edebi de haiz olur.409 Şeyh Nazım ilim ile edep arasındaki farkı Yunus Emre’nin bir şiiri ile şöyle ifade etmektedir: “… ‘ Ehli irfan meclisinde aradım.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. Kulluk Makamı (Âbid). hikmet gibi. 409 Kıbrısî. 2011 yılında yapılan sohbet. Şeyh Nazım Efendi’ye göre kul. onu maksuduna vasıl edeceğine inandığı için değil.408 Edebin ikmaline vesile olan tefekkür konusunu. edebi olmadığı için kovulmuştur. ss. Ancak kulun cehde sarılması. Edeb ile yol alır. tefekkürün cazibesi ise zikrullah ile artar. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Hak Dost 4. kıldım talep. 410 http://saltanat. Bu bağlamda. 408 Aynı eser. 83 . Zeburu ve Tevratı da bilir ancak. 62. illa edep. edebin ruhudur.406 Edeb sahibi sâlikin. Yani bu anları zaman zaman idrâk eden ve bu anları kendinde daim bir idrâk kılanlar. Her anıda Hakk(cc)’ın rızasını tefekkür etmek. ss. Hikmetsiz ilim sahipleri ise. Tasavvuf Sohbetleri. Bu izaha göre marifete vasıl olmanın en önemli kanunu. şeriatın ve tarikatın emri olmasından dolayı olmalıdır. illa edep…’ İlimle insan yürümez. Bu makâmların üst derecelerinde Allah’a kul olma vardır. hikmet ve marifete nasıl vasıl olacağını Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî şeriat. Şeyh Nazım. amelde cehdetmek edebi ikmal eder. Hakk Teâla için yaşar. video arşivimizde mevcuttur. 63. Ayrıca Bu tezde bkz. sadece şeriata sıkıca bağlanmaya bağlıdır. K. 88. mü’minin Rabbiyle ve kâinat ile olan muamelatındaki 406 407 Kıbrısî.

Kamûsu’l-muhît. Kur’ân Ansiklopedisi. O. 190-194. işlerini Allah(cc)’ın gördüğü. 3. işlerini gördüğü kul olan velî. 401-402. Nisâ: 4/33. Sâdık ve yardım eden ve gören kişi anlamına gelmektedir. edeb belirler. O’nu seven kişidir. dost. b. 22. 1805. c. İsfehanî. bütün salihlere velilik eder. efendi414 gibi anlamlar da verilmiştir. 414 Nahl: 16/76. kulunu seven.411 Hakk’ı müşâhede ile O’nda fânî olmak manalarına gelmektedir. Allah’ın nimetleri üzerine devamlı olan kuldur. 15. ss. el-Müfredât. dost. Tehânevî. edebi de artar.416 Tasavvuf ıstılahında velî. Lisânu’l-Arab. hem alenî hem 411 412 Firuzebadî. ayetlerde fâil ve meful olmasına göre de değişik manalar alır. mef’ûl anlamlarını ihtiva etmektedir. Bazı yerlerde kelime manasıyla413 meal edilen bu kelimeye. 416 Ateş. yar. Ta’rifat. Kul hakkında velî kelimesi hem fail hem de meful anlamında kullanılır. koruyup kolladığı kimse anlamında meal edilir. Çoğulu evliya olan veli. Meryem: 19/5. c.412 Bu kelime müştaklarıyla birlikte Kur’ân-ı Kerîm’in birçok yerinde zikredilmiştir. ss. Tasavvufta veli. 415 A’raf: 7/196. mâlik.”415 ayetinde olduğu gibi velî kelimesi mef'ûl olarak geldiğinde. yöneten olarak anlamlandırılır. düşmanın zıddı. isyanlardan uzak duran. 84 . O’nu seven. 1344. Allah(cc) için velî ve mevlâ. Âl-i İmran: 3/50. arkadaş. Allah(cc)’a bağlı. Velî fail olarak geldiğinde. Yakınlık ve kurb anlamındaki “ve-la” kökünden türemiş olan velî. Keşşâf. gizlide ve açıkta Allah(cc)’ın buyruğuna uyması gerekir. bu kelimenin Kur’ân’daki hem fâil hem de.ölçüyü. Cürcanî. VELÎ-EVLİYA: Çoğulu evliya olan velî kelimesi lügatte. Bu ayetlerde velî. Yani Allah(cc)’ın kendisini sevdiği. işlerini gören. “Çünkü benim velim. 413 Mâide: 5/57. Bu edebin esası kulluk ve tevazudur. s. İbn Manzûr. Muhammed: 47/11 Bakara: 2/257. Velî kelimesi. c. 533. kendi nefsine bırakmadığı. Allah’a bağlı. sadece fâil olarak gelmiştir. Dolayısıyla hikmeti ve marifeti artan mü’minin. sevilen. O’na karşı kulluk görevini yerine getiren kimse olarak meal edilmiştir. Velî. Kitab'ı (Kur'an'ı) indiren Allah'tır. s. s. 275. s.

423 Evliyalar. s. Uludağ.421 Nazım Efendi’ye göre velî. 91. s. senetsiz söz söylemez. 426 Kıbrısî. el-Müfredât. Allah tarafından feyz yoluyla kalbe dolan. Nazım Efendi bu sayının hiç değişmediğini. Hz. 533. Hatifü’r-Rabbânî’ye (Rabbânî telefon/bağ) tabi olan kimsedir. Cürcanî. Cebecioğlu. s. Ebu Abdurrahman Muhammed b. 35. duyulan ve keşfedilen şeye Arapça’da ilham denir. video arşivimizde mevcuttur. Allah(cc)’ın hitabına. 261/875)’nin “hatefe liy hatifen” şeklindeki ifadesi olarak zikredilmiş ve ilham manasında kullanılmıştır. 216. 1805. el-Müfredât. 38. Hak Dost 4.426 Hakkâniyye silsilesi içerisinde bu rakam Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî (v. Bayezîd-i Bistâmî (v. Tasavvuf Sohbetleri. 417 Cürcanî.g. mirac sırrı420 kalbine keşfolan kimsede olur. 419 Firuzebadî. TTS. 423 Sülemi. ilk dönem sufîlerinden. 85 . 422 Aynı yer. 69.e. Çünkü velayet sırrı. Bu terim. s. 358. Peygamber(sav)’e giden ve Allah(cc)’a ulaşan saadet yolunun kılavuzlarıdır. Tah. s. 1368/1936) ve Ebu Muhammed-i Medenî (v. 421 Kıbrısî. 184. Kamûsu’l-muhît. s. 419 Şeyh Nazım’a göre velî. Ta’rifat.422 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin ilham manasında kullandığı hatifü’r-Rabbânî. Diğer Konulardaki Görüşleri/Mirac.418 Yani velî ilham alır. 2. 555. 367/977)’nin Tabakat’ında.: Mustafa Abdülkadir Ata. kalbine gelen ilhamlar ile konuşsa bile. s. et-Tabakâtu’s-sufîyye ve yeleyhi zikru’nnisveti’l-muteabbidâti’s-sufiyye. Tasavvuf Sohbetleri. Uludağ. Huseyn.de gizli hallerde Hakk’ın hukukuna riayet eden ve devamlı taat üzere olan. Keşşâf. 420 Bu tezde bkz. TTS. İsfehanî. Sülemî (v. s. 425 Şeyh Hişam Kabanî’nin görüntülü sohbetleridir. mirac gecesinin esrarını ilham ile anlar. sıkça kullandığı bir terimdir. c. Nazım Efendi’nin ifadesiyle. s. s. vefat eden evliyanın yerine yenisinin getirildiğini ifade etmiştir. İlgili sohbetler. 418 Kıbrısî. Beyrut 2003. ârif kişi gibi anlamlara da gelmektedir. s.424 Nazım Efendi’nin sohbetlerinde ve Hakkâniyye yolunun farklı meclislerinde yapılan sohbetlerde425 evliya sayısının 124 bin olduğu ifade edilmektedir. 305. 424 Kıbrısî. TTDS. s. s. 29. Evliyanın sözlerinin senedi Kur’ân ve hadis olur. s. a. Isfehânî.417 Veli. Dâru’l-kutubu’l-ilmiyye. 1160. 275. Ta’rifât. Tehânevî.

Peygamber(sav). Hz. kavimlerini ve ümmetlerini.430 Hz. dini değerlerleri yaklaşılmayacak kadar korkutucu. 69. 39. No: 251. Mek.tr/arşiv/ses kaydı/edep. maddî değerleri ise.431 Allah(cc)’ın haber vermesiyle dünyanın ve ukbanın hakikatlerini gören Peygamberler(as). Ebu Bekir ve Hz. Menakıb-ı Şerefiyye.428 Ümmetinin işleyeceği günahları gören Hz.429 İmâm-ı Rabbânî (v. Kıbrısî. Bu misale göre kaçmakta olanları korkutmak. İstanbul 2002. 25. 430 İmam-ı Rabbânî.427 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre Hz. 1986 yılında yapılan sohbetin ses kayıtları. ümmetini yevmu’lezelden beri tanımaktadır. No: 209. bunun için kement vazifesi görecek şey. Eski şeriatlerde. yabanî atlara benzetmiştir. müjde ve recadır. Zira çağımız insanları. s. Bu ilmin varisleri ve peygamber yardımcıları olarak velî kullar ise. Kıbrısî’ye göre günümüz evliyası. Hz. hem de korkutucu olmuşlardır. aynı usul ile çevresindekilere havf-reca dengesi oluşturmuşlardır. emin sıfatıyla ilgili olarak incelenmiştir. Ömer(ra)dir. Şeyh Nazım insanların bu kaçışını. bir sünnetullahın devamı gibidir. 1034/1624)’ye göre evliyanın bu vazifesi. ulu’lazm peygamberlerin vefatından sonra. arşivimizde mevcuttur.nakşibendi. Peygamber(sav)’in ilk peygamberlik yükünü taşıyanlar. Mek. peygamberler gibi oldu.org.Hz. 432 www. 431 Aynı eser. tüm peygamberlerin sonuncusu olduğu için ve O’nun şeriati hiç değiştirilmeyeceği için. 429 Bu tezde bkz.432 427 428 Burkay. evliyaya tevdi edildi. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. Vakfu’l-İhlâs. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî 124 bin evliyayı misak bahsi ile ilgili olarak zikretmiştir. zarurî ve sevimli telakki etmektedirler. Bu husus Hz. bu hakikatlere sevk etmek gayesiyle hem müjdeleyici. O’nun ümmetinin âlimleri. halka sadece müjdelemekle vazifelidir. o peygamberin şeriatini güçlendirecek yeni bir peygamber gönderilirdi. 86 . Peygamber(sav). Peygamber(sav). Dolayısıyla onların önce yakalanması gerekir ki. onların daha ziyadesiyle kaçmasına sebep olur. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber(sav). Peygamberin(sav). ss. kendisine yardımcılar olarak 124 bin evliyayı almıştır. Yani şeriati güçlendirmek işi.1345/1913) tarafından zikredildiği tesbit edilmiştir. Mektubât.

a. şükretmek için yapar.. bu sırrı. riyâ. DİB Yay. Sevabı pek çok olan bu namaza Peygamberimiz (sav) devam ederdi.436 Bu ifadelere göre mü’min. 47. Bkz. Yatsı namazından sonra henüz uyumadan veya bir süre uyuduktan sonra kalkılıp kılınan gece namazıdır. Allah(cc)’ın kalblere indirdiği ilim olarak ifade etmiştir. istihzâ gibi ahlak-ı zemîmelerden arındığı zaman velayet ilmine ulaşır ve kendisine velayet sırları açılır. imanın kendisinden alınması korkusunu yaşayandır. tamah. 87 . Bâyezid-i Bistâmi’nin görüşlerinden hareketle. Hayatı Eserleri Fikri. s. En az iki. gıybet. 68. 438 Kıbrısî. 436 Kıbrısî. imanı atiyye olarak gördüğü için. Lütfi-Yazıcı. hased. muhabbeti celbedici ve mahlukâta faydalı olan kullardır. İslam İlmihali.e.. 434 Kıbrısî. öfke. Nazım Efendi. Allah(cc) tarafından terbiye edilmiş muttaki kullar.437 Şeyh Nazım’a göre evliya. Bunlar. 437 Bistâmî. yani Allah dostları. kibir. Ank. Şeyh Nazım’a göre. bu işe memur melâike ile inzâl olduğunu ifade etmiştir.434 Her evliyanın kendisine has bir sırrı olduğunu söyleyen Kıbrısî. Allah(cc)’ın terbiye edeceğini ifade etmiştir. a. Şentürk. 41.438 Bu manada evliya ile âbid kavramları 433 Teheccüd namazının kılındığı vakittir. zulmeti kaldırıcı. Zikri ise kendisine bahşedilen en büyük nimet olan imana.Şeyh Nazım Efendi. o vakitte kâim bulunan evliyaya. 2009. s.”435 ayetini delil getirerek. “Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. hırs. Bu velayet ilmi.g. nefsin ve şeytanın davet ettiği hevâ ve heveslere dalınmadığı zaman elde edilebilir. Allah dostlarında vurgulanan bir diğer husus ise. Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. 435 Bakarâ: 2/194.433 Özellikle teheccüd vakti evliyanın ortak kurbiyyet vaktidir. Nazım Efendi. 115.. s. velînin en belirgin özelliği. s. Allah(ac)’ın hazinelerinden hediyelerin. Allah yolunda cihat edildiği. şehvet. takva sahibi olan kulu. akşamla yatsı arasındaki vakit ve teheccüd vaktidir. ikindi ile akşam arasındaki vakit. tevekkül ve sabır halinde olması ve kerameti bulunmasıdır. bu yolda takva üzere olmalarıdır. rıza. Tasavvuf Sohbetleri. Seyfettin. 199. s.g. evliyaullahın şu üç vakte çok önem vererek o vakitlerdeki tecelliyi kazanabilmek için gayret sarf ettiklerini söylemiştir. en fazla sekiz rekattır.e.

b. dost olma. Beyrut 2002.441 “İşte o durumda velayet yalnız hak olan Allah’a mahsustur"442 ayetinde geçtiği gibi velayet. Allah(cc)’ın hükmünü sorgulamadan sadece kulluğuna karşı şükrün edebiyle meşgul olandır. farklı açılardan tarifleridir. haşmet ve heybet sahibi. birkaç yerde. Hallac’ın bakışıyla. yakınlık. çeşitlenmiş olsa da. c. valilik vb. koruma. Firuzebadî. Meselâ Hallac-ı Mansûr’a göre evliyâ. nefsinin tasallutunu iradesinin kontrolüne almış. sultanlık. Hayrın da şerrin de Allah’tan olduğunu idrak ederek. 221-222. hayrın da şerrin de Allah(cc)’tan olduğunu bilerek ubudiyeti terk etmeyendir. Kamûsu’l-muhît. Lisânu’l-Arab. 88 . el-A’mâlu’l-kâmile. Şeyh Nazım’ın ifadelerinde Hz. halleri kendi tasarrufunda. Riyad el-Rayyes. yardımcı. hakiki kulluk şerefine vasıl olmuş. diğer insanlara nisbeten bela ve musibetlerin büyüklerine uğramışlardır. Hallâc. ıstılahtaki velî kavramı teşekkül etmiştir.: Kâsım Muhammed Abbas. Hallac’ın ifadelerine göre. 1344. ss. Çünkü peygamberler. birbirine yaklaşma. Aynı şekilde Şeyh Nazım’ın ifadelerinde Hatifü’r-Rabbânî’ye (Rabbânî telefon/bağ) tabi olan kimse. 82. 15.440 Bu tarif üzerinden Şeyh Nazım’ın ifadelerini değerlendirecek olursak velî. belâ ve nusubetlerin büyüklerine uğrayanlardır. Özetle tüm bu ifadeler müşterek bir anlayışı temsil eden velî kavramının. vuslata eren ve ferah bulandır. Hallac’ın ifadelerinde.1. mahbubuna vuslat ile kalbi ferah bulmuş. 401. Çünkü hakiki kul. s. akrabalık. her an rıza halindedir. 441 İbn Manzûr. Tasavvuf Sohbetleri.aynı şekilde kullanılır. istediğini şerre havale ettiği için âlim. her sufînin bakış açısına göre. koruyuculuk anlamında kullanılmıştır. emirlik. Velayet: “Velâ” fiilinin masdarı olan velâyet. s. Peygamber(sav)’e varis olan evliyâ.443 439 440 Kıbrısî.439 Sonuç olarak velî kavramının tanımı. Bu ifadelerde tarif edilen zât. abiddir. 83. ss. Allah(cc) kullarından istediğini hayra. ilahî tecellilere ve sırlara vakıf olandır. anlamları ihtiva eden bir kelimedir. belaların büyükleriyle imtihan olan. ilahî tecellilere ve sırlara vakıf olan zâttır. Mansûr. Tah.

kulun da Mevlâsını dost edinmesi. s.696. el-Müfredat. Hakk’a olan yakınlığı ve dostluğu kaybetme korkusudur. Keşşâf. nefsinin tasallutundan kurtulan kulun. Hak ile halkta tasarruf etmektir. Allah’ın. TTS. nefsi terbiye etmek ve Hakk’ın dostluğunu kazanmak anlamına gelir. Kur’ân’da Allah(cc). bunu mef’ul manasıyla fail kalıbında bir kelime olup “Allah’ın işini üzerine aldığı kişi” olarak tanımlar. 2.446 Yakûb-u Çerhî.445 Dolayısıyla velayet. Yüzyıl Bir Türk Sufisi: Yakub-ı Çerhî. 89 . Bu manada evliyâ. Seven. 79.Velayet kavramı. Kuşeyrî. Nübüvvet. s. fakat inananlar hakkında sadece Allah’ın velîsi oldukları belirtilmiştir. 7/196. s. Bu durumdaki korku. onlar hicret edinceye kadar onların velayetinden size bir şey yoktur. TTDS. “İnanıp da hicret etmeyenlere gelince. 292-293. 533. Allah(cc)’ın kulunu. er-Risâle. keramet zuhur ettiği anlarda. 275. 15.444 Tehânevî için velâyet. Dolayısıyla âyette “O. bunun bir tuzak olabileceğini düşünmek ve imtihan şuuruyla korkuya kapılmaktır. Hak ile kaim olmasıdır. Istlahatu’s-sufiyye. Ta’rifat. Isfehanî. bâtında ise nefislerde tasarrufta bulunmaktır. 444 Cürcanî. kurb ve temkin makâmlarına vasıl olmak. 449 Haksever. 446 Kâşânî. velî kelimesinin gramer yapısına da değinerek. Basılmamış Doktora Tezi. kişinin en yakını demektir. Uludağ. 448 A’râf. Ahmet Cahit. koruyan yahut sevilen korunan anlamına gelen velî aynı zamanda. Velayetin şartı. mü’minlerin hem velîsi. Cebecioğlu. failinin O (Allah) olduğunu belirtir.” Enfâl: 08/72. ss. kendi kökünden türemiş bir sıfat olan velî kelimesi ile de anlamlandırılır. s. Ankara 2005. kulun Hak ile halkta tasarruf etmesi gibi manalar verilmiştir. 7/196. hem de mevlâsı olarak kullanılmış.”447 âyetini verir ve burada geçen “yetevellâ” kelimesinin mübalağa bildirdiğini. 248. 1805. Tasavvuf ıstılahında velayet. kullarının ve hiçbir zaman isyana düşmeyip taat üzere olanların mütevellisidir”448 anlamında meal etmiştir. 378. c. s. 447 A’râf. 445 Tehânevî.449 442 443 Kehf: 28/44. zâhirde haber vermek. kuluna isimleriyle tecellisi. Nübüvvetin bâtınî yönüdür. ss. s. enbiyâ gibi gönüllerde tasarrufta bulunur. Konuyla ilgili “Ve O (Allah) Salihlerin mütevellisidir.

460 Bu bağlamda Şeyh Nazım’ın hakikatu’l-irşad ve cezbe kavramları. İslam düşünce tarihinde. 460 İbn Arabî. Kaya.23. 451 Aydın. Marifet ve Hikmet. “Kün” emrinden doğan fiillere ve bu fiillerin sonuçlarına yönelik olan hakikatler bunlardandır. Bir görüşe göre insan-ı kâmil düşüncesi. İbn Arabî bu hakikatleri. Bunların berzah âlemindeki karşılığı olan hayali keşiflerinin bilinmesine yönelik hakikatler. 450 İşrâkıyye terimi. hads) dayanan teosofik düşünce sisteminin adıdır.452 Nazım Efendi velayet ilmi için şu altı ilmin şart olduğunu ve velî kalbine döküldüğünü ifade etmektedir:453 Hakikatu’l-feyz454. s. Bu kavramın tasavvuf literatürüne yerleşmesinde İbn Arabî’nin önemli derecede tesiri olduğu bilinmektedir. 452 Kıbrısî.459 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin eserlerinde ve sohbet kayıtlarında bu hakikatlerin tafsilatı ile ilgili ifadelere rastlanmamıştır.Rabıta-Murakabe. manevi hastalıklar ve devalarıyla ilgili hakikatler olarak düşünülebilir. 330-331. kesbîdir. s. 450 tasavvuf kültürü ve ayetlerle hadislerin uzlaştırılmasından ortaya çıkmıştır. 27. 23. 68. Mahmut. ulvî hakikatler.Velayet kavramı. 90 . Makamlar ve Seyr u Sülük ile İlgili Kavramlar/e. s. Mukaddes Zât’a. hakikatu’l-cezbe.. 456 Şeyh Nazım’ın şahsi tay tecrübesi “şeyh Abdullah Dağıstanî” başlığında incelenmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. insanların manevî hastalıkları ve tedavilerine yönelik hakikatler de bunlardandır. Velayet makâmı ise nübüvvet makâmı gibi vehbî değil. 453 Aynı eser. c. c. İşrâkiyye. İbn Arabî’nin (v. TDV İA. Mehmet S. bizler için açıklayıcı olmaktadır. hakikatu’t-teveccüh458. zevk. 459 Bu konuda tafsilatlı izaha rastlanmamıştır. velayet makâmında olan kişidir. 455 Mürşid-mürîd Bahsinde “irşâd” anlayışı incelenmiştir. hakikatu’l-irşad455. Peygamber(sav) . TDV İA. 435. İbn Arabî ile birlikte. ss.Hz. 69-73. münezzeh sıfatlara. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. 457 Bu tezde bkz. üç mertebe üzerinden ele almıştır.451 Şeyh Nazım’a göre velî. 454 Allah’ın Nûru Bahsinde “feyz” anlayışı incelenmiştir. bilginin kaynağı olarak akıl yürütmeyi (istidlal) temel alan rasyonalist Meşşâî felsefeye karşı mistik tecrübe ve sezgiye (keşf. bu bağlamda. 458 Bu tezde bkz. hakikatu’ttevessül457. Yani nübüvvet makâmı çalışılarak kazanılmaz lakin velayet mertebeleri kulların gayret ve cehdine bağlıdır. hakikatu’t-tay456. s. 638/1240) hakikat ilimleri mevzuundaki izahları. daha önce nüveleri bulunan “insan-ı kâmil” kavramıyla ilişkilendirilmiştir. süflî hakikatler ve berzahla ilgili hakikatler olmak üzere. İnsan-ı Kâmil. İran’daki İslam öncesi din anlayışları ve Yeni Eflatunculuk olmak üzere çeşitli kültürler ile İslam işrak felsefesi.

s. 49. 464 www. Tah. Mektebetu’l-Kudus. b. Görüntülü sohbet video arşivimize mevcuttur. Filozoflar. Muhammed el-Cerrâhî. 1137/1725) göre 461 Aclunî. her marifet ehlinin tasdik ettiği doğrulardır. kişiden kişiye değişen doğrular değil.sufilive.sufilive. 83. 462 www. Muhammed. Şeyh Hişam bunun en bariz örneği olarak Peygamberlerden ve filozoflardan bugüne kadar gelen bilgileri örnek vermiştir.Bununla birlikte hakikatu’l-feyz. İstanbul 2009.com/02262007-AwliyaTelepathy. 463 www. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde önemli yer teşkil eder. Mesela Bursevî’ye (v.com/020909-msh-oakland-gssl-intro-noonecandenywhatawliyahsay. Evliyanın nasıl Peygamber(sav) varisleri oldukları.464 Hakkâniyye vekilleri ve yayınları tarafından savunulan bu anlayış. 91 .462 Bu bilgilerin özünü semavî hakikatler oluşturduğu için. İz Yay. evliyalar arasında kalbî iletişim vesilesiyle olduğunu ifade etmiştir. Şeyh Nazım’ın hakikatu’t-tay ve teveccüh gibi kavramları. c. Keşfu’l-hafâ ve muzîlu’l-ilbâs. İbn Arabî terminolojisinde.sufilive. münezzeh sıfatlara yönelik hakikatler olarak düşünülebilir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den nakledilen ve yorumlanan bu bilgiler. Peygamber(sav)’e ait bu hakikati hiçbir evliyanın idrak edemeyeceğini ifade eden Şeyh Hişam. berzah âlemindeki hakikatlerin bilinmesi ve bunların müşâhede âlemine indirilmesi ile ilgili hakikatler olarak incelenebilir.463 Her ne kadar evliyalar Hakikat-i Ahmediyye’den beslenseler de. birbirini tasdik ederek doğruları tebliğ ederler. Hâfız. velîlerin Peygamber varisleri olduklarını söyler. sufîler tarafından benzer yollarla ifade edilmiştir. 1. c. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Görüntülü sohbet video arşivimize mevcuttur. Nazım Efendi “…Âlimler hiç şüphesiz Peygamberler’in varisleridir.. cezbe ve irşad. misak (yevmu’l-ezel) bahsinde ontolojik yönden ele alınmıştır.: Said b. s. birbirini tenkit ederek doğruları arar ancak nübüvvet ilmini haiz nebîler.”461 hadis-i şerifine dayanarak. söz konusu tevarüsün. Bu tür izahlar Nazım Efendi’nin vekillerinden olan Şeyh Hişam ve Şeyh Adnan tarafından yapılmaktadır. Cemu’l-fevâid. Yersiz 1351. Muhammed Süleyman. her evliyanın bu hakikati kendi derecesi nisbetinde tanıyabileceğini söylemektedir. Her çağda yaşayan evliyaya tevarüs eden bu sırların hakikât-i Ahmediyye’den yansıdığını söyleyen Şeyh Hişam. 2.com/060507SeektruthandReality. İsmâil b.

s. bu tasarrufların kullanılmadaki yetkilerini Peygamber Efendimizin(sav) Muhbir-i Sâdık sıfatıyla ilişik anlatmıştır. Batınına ait sırrı ise. O’nun nûrundan doğmuş ve yayılmıştır. 84-88. Velâyet nûru ise. Velîler bu nurdan feyz alırlar.468 Nazım Efendi’ye göre evliya. haber verilen bu alametlere kendi dönemlerinde muhalif ameller işlemekten hâyâ ettikleri için. s. nazarlarıyla ümmet-i Muhammed üzerindeki zulümatı kaldırmakla görevli velilerden bahsettiği bir sohbetinde evliyanın tasarrufları yönünde örneklerin verildiğini görüyoruz. 832/1428) göre.465 Abdülkerim-i Çili’ye (v.. Cilî. 92 . Muhammedî kemalâtı bulunduğu hal üzere değil. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. Kemâlâtu’l-ilâhiyye fi’s-sıfati’l-Muhammediyye. ss. Peygamber(sav)’in emriyle tasarrufta bulunur. nübüvvet nûrunun zahire ait kısmı şeriatta kalmıştır. Hz. Peygamber(sav)’in velâyet nûrunu müşâhede eden velî kullar. nübüvvet nûrunun batınıdır. 66. hakikat-i Muhammediyye’dir. Nazım Efendi bu düşüncesini şu şekilde ifade etmiştir: “Peygamber’den evliyaya ‘Sizin isminiz zikrolunan meclise bir hizmette bulunacaksınız’ diye emir vardır. İstanbul 2011. Peygamber(sav)’in fanî âleme vedasıyla. Bu yüzden evliya 465 466 Bursevî. Tah. Peygamber(sav)’in ruhaniyeti aşikâr olmuştur. Zira Hz. ss.ilahî zuhurun ilk başlangıcı olan mutlak gaybdan sonra.466 Evliyanın tasarruf ve manevî kudretlerini örneklerle izah ettiği bir sohbetinde467 Nazım Efendi. 467 Ellerindeki velayet nûrunu açtıkları zaman herkesin hakla bâtılı kolayca ayırt edebileceğini. Tasavvuf Sohbetleri. Ter. Hz. velinin nuru ise ışığını güneşten alan ayın nuru gibidir. diğer velâyet nûru olmak üzere iki nûru vardır. Buna göre kıyamete kadar olacak hadisattan haber vermiş olan Hz. Nebî’nin nûru aslî. 468 Kıbrısî. Yani varlık âlemindeki her şeyin başlangıcı ve kaynağı. İlkharf Yay. Bursevî’ye göre Hz. Kıbrısî. Alâddin-i Atâr’ın sözünü de örnek vermiştir: “Eğer Şeyhim Şah-ı Nakşbendî Hazretleri teveccüh yaparsa yeryüzündeki bütün kulları velayet makamına oturtabilecek kudreti vardır” Bkz. Hz. kendi özel makâmında. Abdülkerim. velinin kendi haliyle ilgili iddiaya kalkışması yasak bilinmiş ve yerilmiştir.: Cevher Caduk. Bu hikmete binaen ümmetin âlimleri. Hz. Peygamber(sav)’in nûru güneş gibi. Şerh-i Salavât. Peygamber(sav)’in birisi nübüvvet. benî İsrâil’in peygamberleri gibidir. Peygamber(sav)’i. diğer nurlar zıllî olduğundan. 67. Kendisinin dışında kimse görmeye güç yetiremez. 67. 299. gören kişinin kendi kabiliyeti miktarınca görür. Peygamber(sav)’in yolunda olan veli kullar.: Asım İbrahim eŞazalî edDekavî. velayet tasarruflarını kullanmazlar.

Hz. sünnetlerini yaşatmak ve övgüye layık bir rahmet toplumu olmak. Hz. emrettiği. nûrunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. ss. Beyrut 1999. batında. onlara âyetlerini okuyan. müjdelediği ve vadettiği işleri tamamlamak. Hz. 93 . İnsanlığın akaidini. Allah ise. s. evliyanın hizmetini üç ana maddede özetlemiştir: 1. Allah(cc)’ın kullarına lütfu olan nurun tamamlanması. ümmetin uleması ile ifâ edilmektedir.Hz. mü’minlere kendi içlerinden. Dehlevî şahu’l-velîyullah. Peygamber(sav)’e layık olmak. Evliyalar bulundukları çağdaki ümmetin affı için edenlerdir. Hz. 156160. Teheccüd namazlarında sorumlu mü’minleri Peygamber(sav)’e arz eden evliyaların kimi bir Mü’min. Peygamber ile insanlığa inen nûru tamamlamak. Esere göre olduğu evliya. Peygamber(sav)’in başlattığı. Bu manada velayet. Muhammed Beşîr. harb. Zahirde meliklerin eliyle yürütülen hilafet. şeriat ve siyaset usulüyle. 470 nihayete erdirmektir. Peygamber(sav)’in yardımcılarıdır. Daru İbn Hazım. Abdullah-ı Dehlevî. onları arıtıp tertemiz yapan. 472 Simakulunî. amellerini. Allah. Abdullah-ı Dehlevî (v. kimi 200 milyon Mü’minin 469 470 Kıbrısî.Ümmet olarak bu amaçlar doğrultusunda. daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. kelimetu’llahı alî etmek ve Allah(cc)’ın vadini yerine getirmek olan nübüvvet gayesini.”469 Evliyânın hizmeti mevzusu. 85. 3. asr-ı saadet toplumunu yeniden teşekkül etmek.Nübüvvet yolundaki barış. 1240/1824)’ye göre velayet ve evliyâ’nın hizmeti.472 Evliyânın söz konusu vazifesi hakkında benzer açıklama Nazım Efendi hakkında dua yazılmış bir eserde paylaşılmıştır. onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. 471 evliyanın insanlara bir hizmeti olarak da ifade edilmiştir. velayet ve velî kavramlarının mahiyetini anlamada mühimdir. Peygamber(sav)’in nübüvvetinin ve insanlığa hizmetinin halefidir. Hz. 471 “Andolsun. Kâfirler isterse hoşlanmasınlar!” Tevbe: 9/32 . “Onlar Allah’ın nûrunu ağızlarıyla üfleyip söndürmek isterler. Oysa onlar.bu meclislerde ya ruhaniyetleri ile hazır olurlar ya da. Tasavvuf Sohbetleri. âlem-i berzahtan nazar ederler. 2.” Âl -i İmrân: 3/164. ihlas ve ihsanlarını ıslah etme vazifesini bu dünyada ifâ eden son Peygamber(sav)’den sonra hilafet başlamıştır.

İbrahim. Kimileri ise arka vagonlar gibi lokomotife uzaktır yani. 15. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. bu kuvvetin hiç bulunmadığı beşerin vücudu ve azaları ile aynı olduğunu Şeyh Nazım şöyle ifade etmektedir: “Peygamber (aleyhi salatu ve’s-selam) bir lokma yese ona dokunurdu. kaç kişiyi davet ve irşâda memur olunduğu bildirdi. 94 . Akçağ Yayınları. 476 Kıbrısî. s. Ankara 1995. s. s. Bu izaha göre velayet makâmında bulunan kulların tevhîd kuvvetleri. lokomotife yakın vagonlar gibi Peygamber(sav)’e çok yakındır.g. bütün dünyadaki 473 474 Mirahmadi. Peygamber(sav)’le doğrudan irtibat halindedirler. Canan. c. Bu temsile göre kimi velî. Durumu sofradaki ashaba duyurur ama. velîlerin vücutlarında dağınık olarak bulunmaktadır. Tasavvuf Sohbetleri. a. 14. s. Bu kuvvet nebîlerin kalblerinde toplanmışken. Bu makâmda bulunan nebinin vücudu ve azaları. Ali(ra) ile mukayeseli izah etmiştir.”474 Şeyh Nazım Efendiye göre.473 Bu anlayışı Şeyh Şerafeddin şöyle ifade etmiştir: “İla yevmi’lkıyam.. bu esnada lokmasını yutmuş olan Bişr b. sonraki asırlarda ümmet-i Muhammed’i irşâd ve hidayet etmek için Rasullullah(sav)’ın havass-ı ümmetinden mürşid-i kiramı tayin ve tahsis buyurdu. 477 Hz. 475 Mirahmadi. yutmada n tükürür. tüm azalarında bulunmaktadır. “Yahudilerden bir kadın. kalbte toplanmıştır.475 Kıbrısî’ye göre bu muhabbet. Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi. Hz. Ayrıca Bkz. Bu muhabbet ile kalb kandili tutuşur ve etrafını aydınlatır. Menâkıb-ı Şerefiyye.476 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre evliyada da enbiyada olduğu gibi bir kuvvet-i tevhîd bulunmaktadır. 24. Ebu Hureyre(ra) anlatıyor. Mü’minin kalbindeki nurun parlamasına. Bırak o zehirli koyunu.16. Rasullulah(sav) zehir katılmış bir koyun hediye etti… Rasulullah(sav) zehirli lokmayı alır. Bu hikmeti Peygamberimize(sav) ikram edilen zehirli kuzu hadisesi477 üzerinde Hz. Sufi Meditation. Peygamber(sav) ile evliya arasındaki bu bağı rabıta ile başlayan muhabbet oluşturmaktadır.” Bkz. Bu halden daha kemal makâmlarda ise kuvvet. Hz.15. Peygamber(sav)’i gölgeler şeklinde görür. Bu velî kullar.e. Peygamber(sav) ile evliya arasındaki ilişki. aynı zamanda. 191. bir lokomotif ile ona bağlı 124 bin vagon şeklinde temsil edilmiştir. Her mürşîde. Allah’ın Nuru. vesiledir. Burkay. Bu suretle ahdu misakı alındı. Bera zehirin tesiriyle ölür (4974). ancak vahyen zehirli olduğu bildirilir.affı için dua eder. Ali Efendimiz (ra) hepsini yese bir şey olmazdı. s.

Emin Yay. 1034/1625)’velayet ve nübüvvet seyri arasındaki farkı şöyle ifade etmiştir: “Her iki çıkışta da insan. Eh şimdi Hz. vücut yine eski halinde olur. 308-309. nefs. kulun içinde bulunduğu fenâ anında. kalbin içine doğru indiği vakitte. ulûhiyette fani olduğu andır. Bu durum kulun ubudiyetini bile unuttuğu. bütün bütün mahlûklara değildir.: Abdurrezak Tek. Peygamber-i Zişan ona tahammül edemezdi. ss. yükselme makâmlarının hepsini bitirip de indiği için. Kulun ubudiyetinin hakikatine tekrar vasıl olması. İstanbul 2008. 142-143. şehvetlerin fenâ olmasından ve onların hükmünün ortadan kalkmasından sonra. 86. Çünkü velayet sahibi (velî). Hâce Abdullah el-Ensârî. Şeyh Nazım tarafından altı çizilen misak anlayışı. Hakka doğrudur. Hz. bütün varlığı ile insanları Hak teâlaya 478 479 Kıbrısî.. Yakar. ilmen sonra cehden.479 Hucvirî (v. Ona o zehrin hükmü yok. 480 Hucvirî. Hucvî’nin fenâ-bekâ anlayışıyla bütünleşen bir mahiyettedir. Bunun için gözü hep yukardadır. Ali’nin derecesi daha mı fazla? Hayır! Şimdi sizin sorunuza münasip hikaye ile cevaptır bu.”478 Kıbrısî’nin fena ve bekâ anlayışları ıstılahtaki tanımlamalardan farklı değildir. Böyle olmakla birlikte peygamberlikteki inişte insan. ss. Bu konuda önemli bir çalışma olan “Menâzilü’s-Sâirîn” eserinin müellifi Abdullah-ı Ensarî (v. çıkış makâmlarını bitirmeden inişe başlamıştır. gaflet. mürşid konularında. Kıbrısî’nin genel tasavvuf anlayışına daha yakın görünmektedir. zahiri halk ile olur.480 İmâm-ı Rabbânî (v. Zira Allah’ın nûru. tüm hal ve sıfatlarıyla elest bezminde yaşadığı hal ve sıfatlara bürünmesidir.ne kadar zehirler varsa. kalanın ismidir. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). Lakin kemal makâmına doğru o kuvvet. Bu manada Hucvirî’ye göre fenâ halinin manası. Herevî. bütün bütün mahlûklara karşıdır. Onun her azasında hal kuvveti var. s. Peygamber-i Zişan o kuvvet-i tevhîdi azadan kalbe toplamış bulunuyordu. Ensarî’ye göre beka. Ali hepsini yese. Onun kılına bir şey olmazdı. Evliyalıktaki inişde. 481/1089) fena kavramını. 95 . Ter. 465/1072)’nin fenâ ve bekâ tanımlaması. Bütün varlığı ile halka bakamamaktadır. yakar bitirirdi. Menâzilü’s-sâirîn. İnişte de mahlûklara doğrudur. Nübüvvet sahibi ise. Hz. sonra da hakkan fenâ bulması olarak tanımlamıştır. Batını Hak ile. Hakkın dışındaki şeylerin. ondaki beka göstergesidir. velayet. Ali Efendimiz daha bütün azasında olduğu için ona tesir olmazdı. Tasavvuf Sohbetleri.

bekâ ve Hz.e. 96 .no: 260. avam sınıfından başlar. Binaenaleyh Hz. a. Bu yüzden evliyâ. Kehf: 18/111.Mirac Konusu. Nazım Efendi’nin ifadesiyle “velî. 483 İmam-ı Rabbanî. Kalbinde kavuşma arzusuyla alevlenmiş bir aşk ile sidre-i müntehadan girdiğinde. Mek.”484 Kıbrısî’ye göre velayet makâmlarının en yüceleri olan bu makâmdaki evliya yani. beka makâmında bedenen halka karışıp halk olan kul. geri dönmek istememiştir. kabirlerinde çürümeyecektir. Mek. yol alır. tasavvuftaki beka anlayışıyla ilgilidir. Peygamber(sav). Mektubât.”481 İmâm-ı Rabbânî’ye göre bu durum aynı zamanda Hz. nübüvvet nuruyla verilen haberlerin muhalifinde tasarrufta bulunamaz.486 Yani. Hakk’ta fena olması farkı söz konusudur. batında Allah(ac)’ın yeryüzündeki hilafetini giyen zâtlardır. aşk. kemale geldiğinde başlangıca dönmüş olur. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den aktardığı bu bilgiden hareketle Nazım Efendi. “Onlara söyle Ben de sizin gibi bir insanım. 484 Kıbrısî.no: 209. Hz. ruhanî yönünden daha kuvvetli olmasıyla da ilgilidir. yürür. s.483 Dolayısıyla. tevhîd kuvvetini kalbinde toplayan velîler. Binaenaleyh Şeyh Nazım-ı Hakkâni’ye göre velayet.çağırmaya bakmaktadır. Bu zatlar zahirde avam. Kıbrısî’ye göre Fahr-i Kâinat Efendimiz(sav).g. 88. 486 Bkz. Ancak bana vahyolunur…”482 ayetinde bildirilen bu yön. 86. Bununla birlikte velayet makâmı olan fenâ ve 481 482 İmam-ı Rabbanî. sufîlerin bu çerçevedeki fenâ. s.485 Bu konuyu Şeyh Nazım’ın mirac anlayışıyla ilgili düşündüğümüzde. Peygamber(sav) anlayışlarına dayandığı. evliya makâmâtı hakkında şöyle bir anlayışa ulaşır. fena makâmında halktan uzaklaşıp. nübüvvet nûrunun ve kudretinin varisidir. Peygamber(sav)’in insanî yönünün. âlem-i halkta yapılan davetin kuvveti içindir. Evliya kemal makâmlarında ilerlediği nispette üzerindeki harikulade halleri gizler ve o nispette avam gibi görüntü ve yaşantı arz eder. Peygamber(sav)’in miraçtan inişi. şüphesizdir. 485 Aynı eser.. Şeyh Nazım’ın verdiği zehirli kuzu misali. sidre-i münteha. fenâ ve bekâ gibi ıstılahî kavramlar açıklayıcı olmaktadır. miracda sidre-i müntehadan içeri girerken kalbinde yokluk kaygısı yoktur. Yaratılış ve Varlık İle İlgili Kavramlar/e. Tasavvuf Sohbetleri.

490 Hz. 490 Kuşeyrî. İsfehanî. eniştesi Hz. Meryem’in odasına girdiğinde gayb âleminden gelen rızıkları görünce bunların nereden geldiğini sormuş. s. Zekeryâ. annesinin vadinin yerine gelmesi için Zekeryâ(as) onu Kudüs mabedindeki mihraba yerleştirdi. velî fenâ makâmına varır. mihraba her girdiğinde yanında bir rızık bulurdu. 489 Ateş. “Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu. ordu kumandanına "Ey Sâriye dağa bak. 380. bu sana nereden?” derdi. Kamûsu’l-muhît. “Zira Allah. Meryem de bunların Allah(cc) katından geldiğini söylemiştir. s. sâlih kişilerin böyle tanrısal lütuflara erebileceklerini gösteren delil olarak kabul edilmiştir.488 Dolayısıyla peygamber olmadığı halde Meryem’e manâ âleminden rızıkların gelmesi. itibar. 97 . izzet. s. Keramet: Keramet lugatta. dağa!" diye nida ettiği ve bu sesin. cömertlik. "Sizden önceki milletlerde mukaddesi kendisine ilham olunan 487 488 Firuzebadî.” Âl-i İmrân: 3/37. c. onun yanına. 26. ihsanda bulunmak. Hz. (O da) “Bu Allah katından” derdi. velî bekâ makâmına indiği dairesel seyrini yapar. mevsiminde bulunmayan meyvelerle müşerref olmuştur. onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeryâ’da onun bakımım üstlendi. el-Müfredât. Zekeryâ(as) üstlenmişti. Ömer’in Medine’de hutbe okurken İran.487 Kur’ân’da keramete delil olarak Meryem kıssası gösterilir. sidre-i müntehaya çıkarken. ss. Doğduğunda yetim olan Meryem'in bakımını. 1154. 429. Yani nübüvvet nuru ile Hz. lütufta bulunmak. dilediğine hesapsız rızık verir. Hz. lütuf gibi anlamlara gelmektedir. miraçtan inerken. Zekeryâ. “Ey Meryem. b. şeref. Kur’ân Ansiklopedisi.489 Bununla birlikte Kehf Sûresi nde haber verilen Ashab-ı Kehfin hadisesi ve Musa(as) ile Hızır(as) arasında yaşananlar bu kavramın kazandığı anlamda.2. 156-161. Nihavend’e duyurduğu hadisesi keramete sahabe örneği olarak verilir. Kur’ân-ı Kerîm’e istinad edilen dayanaklarıdır. Meryem burada eğitim ve ibadet ile meşgul iken. Peygamber(sav). Nihavend’de çarpışan İslâm ordusunun arkadan çevrildiğini görüp. bir bakıma nübüvvet dairesinin küçük bir numunesidir. Meryem biraz büyüyünce.bekâ. er-Risâle. Peygamber(sav).

ıstılahta. er-Risale. Ter. Keramet. ss. kerametlerden bahseder. kendisinden farklı mekanda bulunanların yardımına koşar. bir işin içine girip idare etmek anlamları olan tasarruf. Bunlara göre keramet sahibi veli. TDV İA. Hz.494 Bir işte hareket etmek. 629. Beyrut 1991. et-Ta’rifat. ateşi alan maşa gibi dolaylıdır.493 Tasavvuf ıstılâhında keramet. s.497 Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’yi anlattığı bir sohbetinde Nazım Efendi. Tah.. tayy-ı mekan.: Süleyman Uludağ. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). Osman. İstanbul 2010. s. keramet kavramını genel terminolojideki manasıyla kullanmıştır. Enbiya. 248. 498 Şeyh Abdullah Dağıstanî bahsinde detayıyla belirtilmiş olan hadisede keramet. tayy-ı mekan yapar. Allah’ın velî kullarına bahşettiği bir lütuf ve keramet olarak tanımlanır. Ali b. 54. 6. 184. 23. 25. Buna göre keramet. Ebu Hüseyn b. kalbten geçeni okur. s.498 Istılahtaki sayısız menkıbe.495 Kerametin gayri-iradî olduğu genel kabul görse de. Nefehâtu'l-uns(Evliyâ Menkıbeleri). 280-285. s. s. 496 Kuşeyrî. Benim ümmetimde de varsa Ömer’dir. sobadan ateş alan maşa gibi bir fonksiyonu haizdir."491 hadis-i şerifi ise kerametin delili addedilir. Fezâil. 118-119. nefsini dize getirdiği için diğer mahlukâtın zikrine ve lisanına vakıf olur. 494 Curcanî. c. O’nun devam eden hissi mucizeleridir. Kıbrısî. 98 . Haccâc.492 Velilerin kerametlerinin hak olduğu kelam uleması tarafından kabul edilmiştir. Allah dostlarından sâdır olan harikulâde haller olarak anlam bulmuştur. bitkiler 491 Buhârî. bazen irade dışı gerçekleşir. s.: Muhammed Fuâd Abdüldaki. Asıl fiil sahibi. tayy-ı zaman ve manevî dilleri konuşmak gibi olağan dışı fiillerin arız olması anlamında kullanılmıştır. o maşayı tutan adamdır. 495 Cebecioğlu. Müslim. Haz. hayvanlar. 493 Taftazanî.. mesafeyi kısaltarak bir yere vasıl olma manasına gelen.496 Bu kerametler. fiziksel imkanlar dâhilinde olmayan bereketli sofralar kurar. Fezailu’s-Sahabe. bazen iradî. Sahihu Muslim. TTDS. yaşa nan bir tay-i mekan tecrübesi olarak ifade edilmiştir. Yani velî. İstanbul 2010.Yavuz Yusuf Şevki.: Süleyman Uludağ. 492 Câmî. 497 Hucvirî. Ayrıca Bkz. Tasavvuf Sohbetleri.379.kimseler vardı. Dergah Yay. 140. 269. Şerhu’l-Akâid (İslam Akâidi). Dâru’l-hadîs. gözden kaybolur. Sufîlere göre bu tasarruf esnasında kul. ss. Peygamber(sav)’in vefatından sonra. Sa’düddin.

s. 502 Müslüm. Şeyh Nazım’ın keramet anlayışında bu hadis-i şerifin etkili olduğu kadar. Gölpınarlı. İstanbul 1980. 1-2. Beyrut 1994.e. alem -i misal’deki olayları. c.: M. 54. Tirmizî. Osmanlı Yay. Adbülbaki.. İslamın Mistik Boyutları. Ebu Abdullah Muhammed b. İnkiyap Kitapevi. Tasavvuf Sohbetleri. Bu evliyânın bakışlarının farz olduğunu söyleyen Şeyh Nazım. 501 Kıbrısî. Gümüşhanevî. hidayete vesile olma kudreti manasında da tanımlanmıştır. Câmiu kerâmati’l-evliyâ. 214-228.: İbrahim Utve Avvad. Sabuncu.Z.499 Şeyh Nazım’a göre velî. ss. Basılmamış Doktora Tezi. Allah onları yeminlerinde yalan çıkarmaz. Kuşeyrî.”501 Hz. Menâkıb-ı Hacı Bektaş-ı Velî. ‘Allah’ım şu işi şöyle yapacaktır’ diye yemin etseler. Ehl-i Sünnet İ’tikadı. Fahr-i Kâinat efdalu’s-salatu ve’s-selam Efendimizin varisleridirler.37.”502 hadis-i şerifi naz ehli Allah dostlarının tasarruflarına ve indi ilahîdeki makbul dualarına işaret etmektedir.ve taşlar ona itaat eder. ss. 1993. Başka bir ifadeyle keramet. Başka bir ifadeyle keramet sahibi veli kullar. Feridüddîn-i. Onların nazarı değen kimse.. İsmaîl. onların vazifelerini şöyle ifade etmiştir: “Onlar. Üzerinde ne kadar zulmet olursa olsun onun nazarının altına giren kimseler temize çıkar.. Menâkıb. elbiseleri eski ve kendilerine önem verilmez nice insan vardır ki. 65-66. olgular dünyasına indirme gücüne sahiptirler. er-Risale. Kabalacı Yay. temize çıkar. Dâru’s-sahâbe li’t-Turâs. Mevlevî. 66. Boğaziçi Ünv. Onlar. 99 . İstanbul 2004. İstanbul 1958. Ahmed Hocazade. Bahar Yay. Ahmed. Birr. gözleri ile ibâdullahı ve ümmet-i Muhammedi temizleyecek nûr sahipleridir. Bedir Yay. Keramet ıstılahtaki manasıyla kullanılmış olsa da. 382-424. Haz. İstanbul 1988.. Tah. Mesela. Peygamber Efendimizin(sav) “Üstleri başları toza toprak. onları hidayete sevk edecek hizmetleri görmek olarak tanımlanmıştır. keramet sahibidir. 1979. Annemarie. 499 Attâr. s. ss. Nebehânî Yusûf b. Menâkibu’l-imâm el-a’zâm ebu Adbullah Süfyan b. Hilmi.500 Ümmet-i Muhammed’i hidayete sevk edecek hizmeti sürekli olarak gören velî zatların vazifelerini Nazım Efendi. Bayramî Tarikatlerine Bağlı Dört Evliya Menkibeleri Üzerine Bir İnceleme. Bektaşî. bir velinin kerametini Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den naklederek ifade etmiştir. Schimmel.K.. 40. Zihebî. a. ümmet-i Muhmmed’i dünyada ve ahirette gözetmek. keramete örnek olarak vermiştir. Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı. Tezkiretü’l-evliyâ. Zeyneb.. özel bir anlama da sahiptir. Kıbrısî kerameti. Said es-Sevrî. Onlar böyle ümmet-i Muhammed(sav)’e bakar. 500 Kıbrısî. Dâru’l-Ma’rife. Hadikatü’l-Evliyâ. Ahmed Ziyauddin.g. İstanbul 1989.

511 Şeyh Nazım’ın misalindeki keramet sahibi zatın. 25. 14. c. Ancak Allah attı”504 ayetindeki sırlara mazhar olurken. 506 Bkz.507 bazı yerlerde levh-i mahfuzu okuyabilen âbid. Kütüb-i Sitte. Enfâl: 8/17. 510 Tafsilat için bkz. Allah’ın nûru ile bakan kullardandır. varoluş adetlerinin dışında fiiller sergilemeleri. 4. TDV İA. Allah’ın nûruyla bakar”505 hadis-i şerifine atfen bu konuyu Allah’ın nûru ile farklı bir açıdan izah etmiştir. manevî keramet nev’indendir. 505 Canan.”503 Hadisinin de etkili olduğu şüphesizdir. s. bu olay. 672. c. s. Kulum bana devamlı olarak nafile ibadetlerle de yaklaşır. bu kerametin işaretlerini gözlemledikleri manevi bir durumdur. aynı zamanda. s.508 bazen de irşâd sahibi mürşîd509 olarak tanımlamıştır. somut olduğu da söylenebilir. Bu nûrla bakan kullar aynı zamanda. Keramet sahibi kulda ledünnî ilimlerin zuhur etmesi ve onun dualarının makbul olması ise. maddî ve manevî olmak üzere iki çeşit bir tasnif dâhilinde de ele alınmıştır. Çünkü bu keramete şahit olanların. 511 Yavuz. Bu gayretinin neticesi olarak ben onu severim. 38. manevî keramet nev’inden misallerdir. elest bezmindeki hitabı her an işitenlerdir. Kıbrısî. 16. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. 100 . c. 507 Kıbrısî. 269. 503 504 Buhârî. Rikak. Keramet Md. s. 509 Aynı eser. gören gözü. nazarlarıyla insanları hidayete sevk etmesi. maddi keramettir.506 Nazım Efendi bu nûrla bakan kulu bazı yerlerde mü’min. Fiten.“Hiçbir amel. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre bu kerametin ehli zat. 508 Aynı eser.510 Keramet. 40. Tasavvuf Sohbetleri. Onu sevdiğim zaman da işiten kulağı. Bu halin yaşandığı anda kul. yürüyen ayağı olurum. Bununla birlikte bu tecrübeyi yaşayan kişi açısından. “Mü’minin firasetinden sakının zira o. tutan eli. bu tasnif üzerinden değerlendirildiğinde. Bu tasnife göre çevredeki mevcudatın. kullarımı bana. kendi algı dünyalarında tecrübe ettikleri maddi bir tecrübe değil.Allah’ın Nûru. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. 14. s. farz kıldığım amellerin yaklaştırdığı derecede sevimli bir şekilde yaklaştırmamıştır. 13.Misak Bahsi (Yevmu’l-ezl). İbn Mâce.Allah’ın Nuru. sobadaki koru taşıyan maşa misali “Attığın zaman sen atmadın. ilahî esmanın tecelli ettiği hane olur. maddî keramet kadar.

vazifesinden bahsetmiştir. Bu büyük aslî cem’iyet. 101 . a. Bu açıdan keramet. (Aladdin-i Attar’ın ifadesine göre) bir teveccühüyle insanları velayet makamına çıkarabilecek tasarruf kudreti verilmiştir.g. 68. 120. Nazım Efendi bugünü..”516 İbn Arabî (v. s. Bu anlayışa göre Allah(cc). Bu ilişki “ümmetin avamına bu fazilet verilirse. Marifet ve Hikmet.e. s. büyük ve aslî cem’iyet (insanın esmaî hakikatleri) ve hükmü tashih edilen cem’iyetine (insanın kevnî hakikati) göre değişir. Söz konusu tasarrufa esas teşkil eden 512 513 Casiye: 88/13. a. 69. 122. Mehdi(as)’ye ait emanetlerin gözetilmesinden sorumludur. İz Yay.: Ekrem Demirli. Peygamber(sav)’den doğrudan emir alan tek velî olduğunu ifade ettiği bu zât.513 Nazım Efendi’ye göre bu ikram. 514 Bu örneğe göre Şah-ı Nakşibendî’ye. Ter. s. 126.514 Günümüzdeki evliyanın keramet ve tasarrufuna örnek olarak Nazım Efendi. 517 İbn Arabî. insana bu âlemde hükmetme gücü vermiştir... Miftâhu Gaybi’l-cem ve’l-vücûd (Tasavvuf Metafiziği). Kıbrısî. Bu güç verilene bir şeref değil. her evliyada farklı zuhur eden tasarrufa.g. bir sınamadır. Konevî bu anlayışı şöyle ifade etmiştir: “İnsan. Şeyh Nazım bu konuda geçmişteki ve günümüzdeki Allah dostlarının tasarruflarını misal getirmiştir. Bugünün evliyalarına ise bugünün zorlu fesat zamanlarından dolayı daha âlâ bir tasarruf kudreti verilmiştir. 516 Konevî. Kıbrısî. 638/1240)’ye göre bu tasarruf insanın. velayet sırrına vakıf olan evliyaya. İstanbul 2002. sonuçta ve başlangıçta tam olarak mazharı olduğu esmaî ve kevnî hakikatlerin neticesini değiştirebilir. İstanbul’da yaşayan Allah dostu bir zâttan ve o zatın sırrı olarak da ifade edilen. keramete ve sırra delalet eder. Tasavvuf Sohbetleri. Bu durumda insanın işi ve hali. 515 Kıbrısî. âlem-i berzahta dahi devam eder.e. her evliyanın Rabbinden aldığı tasarruf kuvveti nispetindedir ki bazıları. insan-ı kâmilin gerçekleştirdiği sır anlayışı ile ilgili izah etmiştir. bunun sırları ve tafsili hükümlerinin suretlerinden ibarettir. Şeyh Nazım’ın sır anlayışıyla bir bütünlük oluşturur mahiyettedir. s. “hakikatü’l-hakaik” diye isimlendirilir ve insan-ı kâmillerin halleri.515 Sadreddin Konevî (v.517 Bu kerametler. halifelik yönüyle ilgilidir. “Ve yeryüzünde ve gökyüzünde bulunanların tümü size musahhar kılındı”512 ayetinde bildirildiği gibi yerde ve gökteki her şeyin musahhar kılındığını ifade etmiştir. evliyalarına ne verilmiştir” şeklindeki bir fikir yürütmedir. “Benim ümmetimden fesat zamanında bir sünnetimi dirilten kimseye yüz şehid sevabı vardır” hadis -i şerifiyle tanımlamakta ve bugünkü evliyânın tasarrufuyla ilişkilendirmektedir. s. 673/1274)’ye göre söz konusu keramet. 140.Şeyh Nazım. Sadreddin.

21-22. ümmet-i Muhammed(sav)’in misak günündeki ahidlerini yerine getirmelerine yol açmaktır.. gelir. Bu halini muhafaza eden evliyaya Allah(cc). 37. Allah’ın nûru Peygamber Efendimiz(sav)’e Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte indirilmiş. 1324/1906) da keramet ile ibadet arasındaki benzer ilgiyi kurmuştur.. 121-122. 102 . ss.519 “Gerçek Mü’minler ancak o Mü’minlerdir ki yanlarında Allah zikredilince kalpleri ürperir. ile ilgili görülmektedir. haşyet ise. inayet ihsan etmiştir. Berzah âlemindeki bir evliyanın adının zikredildiği meclislerde onun ruhaniyeti hazır olarak bulunabilir. Kerameti manevî bir güç ve tasarruf olarak tanımlayan Kıbrısî’ye göre bu güç.g. Mü’minin kalbine tesir etmesi şeklinde anlaşılmaktadır. kalbin titremesi. Bu inayet ile atıldığı zaman dönmeyen kaza ve bela okları. 129 -130. a. s. 521 Razî. zemmedilen ahlaklardan sıyrılmış olmak ve çok fazla ibadet yapmaktır.518 Nazım Efendi. Nazım Efendiye göre tasarruf Rabbi’nin izniyle olur ve bu Allah(cc)’ın dostlarına bir lütfudur. evliyanın ruhâni olarak hazır bulunduğu veya nazar ettiği meclislerde bulunan kişilerde.524 518 519 Kıbrısî. Erzurum 2001. İsa. ss. Abidin paşaya göre velayetin ilk işareti. ibadetle artar ve taatla korunur. Kur’ân-ı Kerîm’in lafzı ile beraber okunmuş ve Kur’ân lafzından o nûru alanlar olduğu için ümmet içinde bu güne kadar yayılarak gelmiştir. Basılmamış Doktora Tezi. Ebediyete Davet. nûrun ayetten ya da nûr sahiplerinin (evliyânın) nazarından çıkıp. bir ürperme halinin meydana geldiğini ifade etmiştir.”520 Razî’ye göre bu ayetteki ürperme. 520 Enfal: 8/2. s. Aynı yer.523 Osmanlı dönemi mutasavvıflarından Âbidin Paşa (v.522 Kıbrısî’nin bu düşüncesinden hareketle. Tasavvuf Sohbetleri. Allah(cc)’a duyulan haşyetten. Allah(cc)’a duyulan sevgi ve ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. 522 Kıbrısî. Mefâtihu’l-gayb. ss. 524 Çelik. 15.521 Nazım Efendi’ye göre bu ürperti Allah’ın nûru. onların duasıyla yoldan geri döner. c. 15. Atatürk Ünv. Âbidin Paşa’nın Mesnevî Şerhi ve Tasavvufî Düşünceleri.husus. 523 el-Hakkânî. onların imanlarını artırır ve yalnız Rab'lerine güvenip dayanırlar.e. kendilerine O'nun âyetleri okununca bu.

tevhîd-i ilahî’ye ve tasdik-i nebevî’ye muvaffak olmaktır. Bu izaha göre birinci keramet. kendisine hakaret ve iftira ile övgünün müsavi olmasıdır. kalbinde bir lahza dahi masivallahtan havatırın girmemesidir. Şeyh Şerafeddin’e göre irşâd. tüm bu kalbî birikimi miras alır ve dokuz büyük keramete de sahip olurlar. bir Kur’an hafızının bildiği gibi bilmektir. Beşinci keramet. geçmiş velilere verilmeyen dokuz büyük keramet verilmiştir. mürîdleri içerisinde amel ve itikat cihetinden en zayıf olanını bile hidayete sevk edebilmektir. Bu keramete sahip zatlar kendilerinde masivallah görürlerse. s. İkinci keramet. yevmu’l-misakta gösterilen vazifenin eksiksiz ifa edilmesidir. tövbe etmedikçe ilahî huzura durmayı kendilerine haram kılarlar. kendisinden sonrakilere tevarüs ederek kümülatif olarak artar. Altıncı keramet. bu vazifeler arasında gösterilmişse yapılır. 119. Bu mürîdan içerisinde dünyada görüşülmeden vefat edenleri dahi bu fazilet ve kemâlâttan mahrum etmemek. kelime-i tevhide “Muhammedu’r-Rasulullah” kelimesi ne zaman eklenmişse. 103 . hidayete ve kemâlata sevk etmektir. Bu izaha göre önceki evliyanın sır ve marifetleri. Giriş/Halidiyye-i Hakkaniyye Tekkeleri/a. o zamandan beri olmalıdır. bugüne kadar tüm gelmiş geçmiş ümmet-i Muhammed(sav)’in tamamını. Dördüncü keramet. Üçüncü keramet kendisine yevmu’l-misakta emanet edilen mürîdanı. 528 Burkay. ss.sufilive. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur.527 Evliyaya ve mürşid-i kirama bahşedilen dokuz büyük keramet hakkında Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’nin tafsilatlı izahı mevcuttur.Şeyh Abdullah Dağıstanî.com/02182007-earh-awliyah. kendine ait hak ve hukuktan dolayı ümmet-i Muhammed(sav)’den bir şahsın dahi intikam-ı ilahîyeye mazhar olmasına razı olmamaktır. tevarüs üzerinden izah eder. ailesini tanır gibi bilerek. Bu muvaffakiyet. 44-49. Böylelikle son zamanın büyük velileri. Sekizinci keramet. bu kerametin gereğidir.525 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî bu dokuz büyük kerameti haizdir. Peygamber(sav)’in nübüvvetten önce ve sonra. Dokuzuncu keramet. Tasavvuf Sohbetleri.8. Bu tezde bkz. Yedinci keramet. kendi ve ümmeti için yaptığı tüm dua ve münacâtlarını.528 525 526 Kıbrısî. 527 www.526 Bu çağdaki velilere verilen dokuz büyük kerametin neden geçmişteki evliyaya verilmediğini. Şeyh Nazım. Menakıb-ı Şerefiyye.Nazım Efendi’ye göre bu asırdaki büyük evliya ya. o hâtırdan dolayı gusül abdesti alıp. onlara dua ve münacatta bulunabilmektir. Hz.

ss. peygamberleri yalanladıklarında. taatla 529 530 Kelâbâzî. 104 . bu hayatın başkalarını irşâd etmesiyle de alakalıdır. Kıbrısî’ye göre. irşad vazifesi başladığından. Bu haller Allah’ın nûru ile bakan velî kullardan sadır olur. Gördükleri hakikatlere ve güzelliklere insanları davet ederler. a. insanları hidayete sevk etme hizmeti ve bu hizmetin devamlılığıdır. bir amaç ya da sebeb değil. Şeyh Şerafeddin’in belirttiği dokuz keramet üzerinden bakacak olursak. Allah(cc) tarafından doğrulanması ise kerametle olur. et-Taarruf. yerde ve gökteki her şeyi. bir sonuç olmaktadır. s. Peygamber gibi doğru sözlü olan Evliyâ’nın. tarikat içerisinde hakikate vasıl olan zümrenin makâmına idhâl etmiştir. Bu açıdan bakıldığında keramet. kalbini havatırdan daima koruma kerametine vasıl olur. Keramet ehli zatlar. veli kullar için tasarruf kavramıyla izah edilmiştir. 80.g. Tehanevî’ye göre bu durumda evliyâ.e. Allah(cc). ibadetle hizmetlerini artırırlar. Bu kerametle birlikte. Bu menkıbeye göre Şâh-ı Nakşîbend.529 Şeyh Şerafeddin tarafından Şâh-ı Nakşîbend hakkında ifade edilen bir menkıbe. ahdine sâdık olarak bir hayat yaşadığı zaman. keramet sahibi. Allah(cc) onları mucizeleriyle doğrular.Şeyh Şerafeddin tarafından sayılan bu tüm bu kerametler. Bu kudret. Davet edildikleri hakikatleri idrak acziyeti yaşayan insanlar. Mürşîd-i A’zâm(sav) ile kurbiyet ve ayniyet kerametine ve bunun neticesinde Hz. velî kullarına musahhar kılınmıştır. Peygamber(sav)’in merhametinden bir şube olma kerametine vasıl olur.. sâdıklardan olur. Kıbrısî’ye göre velî kulun en önemli kerameti. Burkay. 79-87. enbiyâ gibi doğru sözlü. evliya tasarrufuna örnek olacak mahiyettedir. keramet sahibinin zikir ve dua üzerine inşa ettiği takva ve merhamet hayatıyla ilgili olduğu kadar.530 Özet olarak Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre keramet. Allah dostlarından sâdır olan harikulâde hallerdir. misafirlerinin tümünü bir nazar ile. hizmetlerindeki devamlılığı sağlarlar.

dünya hayatında bu temennide bulunan Bâyazîd-i Bistâmî’yi bu fedailere örnek olarak vermiştir. 129. 31. TTS. buyruğunca hareket ettikleri lideridir. Mıknatısın eksi artı uçları da kutub adını alır. c. Ta’rifât. s. Ama bunu gerçekleştirebilmek çok az kişiye nasib olmaktadır. kendi ekseni çevresinde dönen kürenin sabit kalan iki noktasıdır. 534 Kıbrısî. Keşşâf. 235.533 Nazım Efendi’ye göre kutub. Ta'rîfât. Kutub: Çoğulu aktâb olan kutub kelimesi. 386. yani kutbu şu cümlelerle tanımlamıştır: “Kutup. 126. Uludağ. Yani onlar.3. ss. Kamûsu’l-muhît. 1326-1327. TTDS. âbid vasıflarını ihtiva etmektedir. 3. Müessesetü’l-muhtar.534 Nazım Efendi kutbaniyet makâmında bulunan velî kulu. s. manevî derecesi büyük. 105 . ss. 533 Kâşânî. Nazım Efendi. s. Ancak kutub kendi ihtiyarı ile hareket edemez. velî. Güney. Istılahatu’s-sufiyye. Geometride kutub. velî bir kuldur ve âlemin ruhu olarak değerlendirilir. bütün inâyet üzerine inzal olup içinden gerek ulvî 531 532 Firuzebadî. s. s. 35. Sargavî Hasan.532 Allah(cc)’ın yeryüzünde her zaman kendisine baktığı kutub. Emir âleminden halk âlemine doğru meydana gelen tenezzül olayları. kendindeki bu özellikle kâinatın mahkûmu değil. 223. Allah(cc). 162. varlıklar içinde sadece insana vermiş ve buna bağlı olarak cümle kâinatı da onun emrine boyun eğdirmiştir. 186. Dünyâmızın alt ve üst tepe noktalarıdır. hâkimi gibidir. emaneti.b. Curcânî. âlim. değirmende alt taşa yerleştirilen ve üst taşın dönmesini sağlayan demir anlamına gelmektedir. Tasavvuf Sohbetleri. Tüm bu tanımlamalara ek olarak kutub. halkı Hakk’a götürmekle görevlidir. Kâhire 1987. Cürcanî. Tehânevî. kutub üzerinden cereyan ederek vuku bulur. Bu iki ucu birleştiren eksenin merkez noktasına da kutub denilir. herkeste bi’l-kuvve vardır. kendi asrında bulunan ümmet-i Muhammed(sav)’in yerine kendini fedâ eden kimse olarak da tanımlanmıştır. Kutub olabilme özelliği. Bir kavmin kutbu. s. Cebecioğlu. Emaneti tahakkuk ettirebilen yani onu kuvveden fiile çıkarabilen kâmil velî. hesap gününde noksanları bulunan ümmetin azabına talip olarak kendilerini feda eden kimselerdir. Zira mutlak bağımsız yetki ve güç sadece Allah(cc)’ındır.531 Istılahta kutub. kuzey kutupları. s. Mu’cemu’l-fazu’ssufiyye.

Ümmetin hakkında sana. c. “Biz Seni âlemlere.”535 Nazım Efendi bir menkıbe536 üzerinden kutubların yaşadığı en acılı ve en çetin çilenin. Rasûlullah(sav) “Dua etmem seni sevindirdi mi?” diye sordu. evliyanın ve onlar içerisinde kutbun. Hz. 9/243. benim için Allah’a dua ediver!” demişti. 160-161. s. benim ümmetim için her namazda yaptığım duâmdır” buyurdu. ancak rahmet olarak gönderdik.”542 ayetindeki sırda olan zâttır. o bir tek olur. İbn-i Hibbân. 540 Alusî Ebu Fadıl Şehabeddin Seyyid Mahmud. ümmet-i Mahammed(sav)’in ahretteki halleri ve çileleri olduğunu beyan etmiştir. Heysemî.g. Peygamber(sav)’in “Ümmetim. gerek süfli âlemlere. Âişe(ra). Uzaktaysa onun için duâ eder. 106 . 541 Hz. gizli ve açık bütün günahlarını mağfiret eyle!” diye dua etti. alev alev tutuşan.538 ashabından birini üç gün göremezse.541 Şeyh Nazım’a göre kutub. Bkz. Âişe’nin geçmiş. ümmetim” diye ağladığı gecelerin birinde Allah(cc). Bunun üzerine Rasûlullah(sav). Ümmeti için sürekli gözyaşı ile dua eden Hz. O da: “Senin duan beni neden sevindirmesin ki?” dedi. gerek yerlere dair ve içerisinde olan bütün mahlûkatı yaşatacak.: Seyyid Muhammed Dişkeri el-Alusî. Tas. Bestamî: Sen benim elimi öpme ben senin elini öpeyim der. mahşer gününde bunca isyanları ile ümmet-i Muhammed’in hali nice olcak? Diyerek çocuk gibi hüngür hüngür ağlamış. Hazretin geldiğini gören demirci işini bırakıp Hazretin ellerini öpmek ister. Çünkü Hz. 537 Kıbrısî. onları vücutta tutacak inâyeti taksim eden zât demektir.Velayet. demirci: Ey Sultanım! Benim içimde olan. ss. İdaretu’l-Minyeriyye. Peygamber(sav). s. bu halleri bulunduğu çağda en derinden yaşayan kişi olduğu anlaşılmaktadır.e.”540 Bu manada Hz. Beyrut.1. sendeki ateş nedir deyince. sevincinden başı önüne düştü. Demirci: Ah Sultanım. (sen) razı oluncaya kadar vereceğiz’ buyurmuştur. 47/7111 539 Heysemî. Ruhu’l-me’anî fi tefsiri’l-Kur’âni’l-Azim ve’sseb’e’s-mesâni. onu sorardı. beni bir lahza rahat bırakmayan. 542 Enbiya: 21/107. c. gelecek. gerek semâvata. evindeyse ziyaret eder. O asırda binlerce evliya olsa da. Peygamber(sav)’e vâris olanlar içerisinde kutub.. Peygamber(sav)’e vâris olanlar içerisinde evliyânın hizmetleri konusunda. “Vallâhi bu.16. kalbimi daima mahzun eden.537 Şeyh Nazım’ın kutub için tanımladığı bu çile. Peygamber(sav)’e varis olması ile direkt olarak ilgilidir. 538 Hz. 29. Bestamî. 29 Kutupluk vazifesinin ümmî bir demircide olduğunu bilen Beyazıd -ı Bestamî Hazretleri onu ziyarete gider. Cebrail(as)’e “Git ona de ki: ‘Biz sana ihanet edecek değiliz. Peygamber Efendimiz(sav)’i neşeli gördüğü bir gün: “Ey Allah’ın Rasûlü. a. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Hz. gayelerine döndürecek. Peygamber(as) bütün âlemlere 535 536 Kıbrısî. 2/295. Vaktin kutbu odur. Âişe vâlidemiz o kadar mesrûr oldu ki.âlemlere. benim elimi öpmekle benim içindeki ateş sönmez ki der.539 Hz. Sahîh. 30. Tasavvuf Sohbetleri. Şeyh Nazım’ın tafsilatlı görüşü için bu tezde bkz. Rasûlullah(sav) “Allah’ım. hasta ise “geçmiş olsun” demeye giderdi.

107 . Şeyh Şerafeddin’e göre bu kimseler. Hakkâniyye câmiasında görülen kutup telakkisine kaynak olan bir terminolojiye sahip olduğu görülmektedir. Kutbun haricindeki abdallar. Bunların içinde bulunan 543 544 Kıbrısî.rahmet olarak geldiği gibi kutuplar ise Hz. Hızır ve İlyas(as) kutbu ziyaret eder. tedavi görürler. emlak ve malları bulunur. s. Şeyh Nazım’ın Almanya vekili tarafından yapıldığını düşündüğümüz bu sohbette. Menakıb-ı Şerefiyye. 27. s. Bir yerde fazla durmazlar. Peygamber(sav)’in mahşerde davacı olacağını ifade etmiştir. Hz. Onlar çokça hasta olurlar. değişir. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). içerler. Hz. Yükseklik ve bina gibi bir alametleri yoktur. Peygamber(sav) tarafından verilecek bir görev olduğunu ifade etmiştir. Camî’ye göre. Bin seçilmiş evliyanın içerisinde 313 zâtın. Kutbiyyet vazifesini almadıkları halde kutupluk iddiasında bulunanlardan veya mürîdanın kutupluk yakıştırmalarından razı olanlardan. s. Buna göre ricâlullahın hali. 545 Câmî. yerin sathi ile aynı seviyededir. Hz. Yerler. makâmında sabit durur. Lakin abdal tabakasına dâhil olduktan sonra. beşeriyet itibariyle diğer insanlar gibidir. Burkay. 898/1492). Tasavvuf Sohbetleri. başkaları bilmez. kutbaniyet makâmının Hz. 124 bin evliyanın bin tanesi millet meclisindeki mebuslara benzetilmiştir. ona hürmet eder ve onun arkasında namaz kılarlar. hasta olurlar. o gibi nesneleri terk etmişlerdir.545 124 bin evliya hiyerarşisi içerisinde kutbun nasıl bir makâmı olduğu konusundaki bir sohbet Hakkâniyye’nin resmi internet sayfasında paylaşılmaktadır. ümmeti ziyana götürürler.544 Ricâlullah’tan pek çok zat ile görüştüğünü bildiren Abdurrahman Camî (v. evladı. abdal sınıfına girmeden evvel nikâhlanırlar. tasarruf sahibi oldukları ve dünyadaki diğer evliyaya vazife dağılımlarını emrettikleri ifade edilmiştir. Peygamber(sav)’in gönderildiği tüm insanlara rahmettirler. Peygamber(sav)’in sünneti olduğu rivayet edilen her hususta çok titiz davranan abdallar taifesinin mezarları. 31. kendilerini tedavi ederler. tebeddül eder. kutub.543 Nazım Efendi’nin silsile şeyhlerinden olan Şeyh Şerafeddin. Bunların evleri. 90. Mezarlarını. onun ömrü uzun olur.

kutbu’l-aktâbdır. Bunlardan Hz. biri güneyde biri doğuda ve biri batıda bulunan bu zâtlar. Hz.com/?page_id=2212. Hucvîrî. İstanbul 1996.naksibendihakkani. Zehra Dedeoğlu. kutub tabiri ile birlikte kullanılır. Bunlar içerisinde. Curcânî. Fatıma’ya(ra) vekâleten vazifeli olan bu zâtların haricinde “evtad” denilen dört tane evliya vardır. Sad: F. s. Hem kutupların. gavs olarak da isimlendirilmiştir. Muhammed Mustafa(sav)’ya vekâleten iş yapar. kurtarıcı velî olan kutbun unvanıdır.547 Başka bir görüşe göre kutub. Hz. Hz. Nefs Mertebeleri. Ömer(ra). Ta'rîfât. geçmiş peygamberlerin fıtratı üzere olan evliyalardır. 371. ss. Kırklardan başka ricâlu’l-gayb erleri denilen yedi zât vardır.546 Tasavvufta kutub. iman etmeyen insanlara kadar herkesin yiyeceğinden içeceğine kadar sorumlulukları vardır. fıtratı üzere olan evliya ise kutubdur. manevî mertebelerin en yükseğine erişmiş. Bunların haricinde her biri 12 yüce peygambere vekâleten hizmet eden kutuplar vardır. Peygamber(sav) kademi üzere olan velî. Şâh-ı Nakşîbend. yerdeki karıncadan. Osmanlı Yayınevi. Ebu Bekir fıtratı üzerine olan velî kula ise. Keşfu'l-mahcûb. Allah(cc). 04/2011 tarihinde görüldü. hem ricalullahın başı Gavsul Azam. 108 . Hz. Bazılarına göre de gavs kutbun da üstünde bir velîlik makâmıdır. Hz. bu sorumluluklarının mahiyeti bilinemez.548 Bu konudaki benzer ifadeler Şeyh Şerafeddin tarafından da zikredilmiştir. darda kalanlara yardım edebilen. Hz. Ebu Bekir’in(ra) ruhaniyeti. Ebu Bekir(ra). onları bilmek için onlara manen yakın olmak gerektiği ifade edilmiştir. gavsu’l-a’zâm denir. Hz. halifetullah olarak da anılan. Bütün bunlara emir veren bir kişi vardır ki gavsul azamdır. Bu ifadelere göre Şâh-ı Nakşîbend’e irşâd vazifesinin verildiği günden itibaren. Peygamber(sav)’e vakt-i saadetlerinde ihsan edilen dört ashabın. her gün imsak vaktinde efrad-ı ümmettin isimlerini sayarak hatmetmiş ve 546 547 http://www. feryâdetmek anlamına geldiğinden tasavvufta. Osman(ra). Gavs yardım istemek. sadece kendisinden manevî yardım istenilen zâta verildiği için. Kırklar Kur’ân’a mükellef olan herkesten sorumlu olsalar da. Nakşibend’in sağ omzundan eksik olmamıştır. 9495. Ali(ra) ve Hz. 548 Nakşıbendî. Muhammed(sav). 177.kırkların vazifelerinin bilinemeyeceği. Biri kuzeyde. Bu unvan.

Ahmet. 2. bir Mü’minin ruhunun kabz olunması halinde hazır bulunan kişidir. ss. 385-387. 55-56. s.550 İbn Arabî’ye göre. Peygamber(sav) başlığında da değindiğimiz bu anlayış. TTS. ss. 322. s. dünyadan çıkacak kulu noksanlardan arındırıp ikmal ettikten sonra. 322. 585-601.: Osman Yahya. Kara. son yedi nefese sığdırılmış lahzalarda.: İbrahim Harkûr. kutbu’l-mutasarrıf. s. 555 Kıbrısî. Keşfu’l-hafâ. Menâkıb-ı Şerefiyye. Uludağ. Tasavvuf Sohbetleri.. mutasavvıflar arasında. Görevi. Yılmaz.”554 Tarikat-ı Hakkâniyye’de kutub. s. Suudi Arabia 1998. 554 Ahmed b. 551 İbn Arabî Muhyiddin. 109 . ss. Cebecioğlu. Kutbu’l-mutasarrıf bu vazifeyi. Hz. Ankara 2009. c. Yersiz 1975. Tasavvufun Temel Öğretilerinin Hadislerdeki Dayanakları. kırk kişi Musa meşrebi. Futuhâtu’l-Mekiyye. üç kişi Mikail meşrebi üzere. beş kişi Cibril meşrebi üzerine. kademe kademe ifâ eder. Mur. kutbu’l-aktab. Hz. Şeyh Nazım’a göre. İkinci Bölüm/Makamlar ve Seyru Sülûk İle İlgili Kavramlar/c. 276. Hucvirî. alt derecelerden üstte doğru nücebâ.552 Ancak ıstılahta ricâlu’l-gayb anlayışına istinad edilen hadis-i şeriflerden bir tanesi şöyledir:553 “Bu ümmet içerisinde üçyüz kişi Âdem meşrebi üzerine. kutbu’lirşad gibi kavramlarla birlikte kullanılmıştır. s. Beytu’l-efkâru’d-devliyye. Musned. 251-254. 550 Burkay. c. 552 Bu konuda bkz. Tah. selamete ve saadete vesile olur. 80. TTDS. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde de yaygın olan bu anlayışa istinad 549 Tafsilatı için bu tezde bkz. ss. abdal. Tasavvuf ve Tarikatlar.onlar için münacatta bulunmuştur. 25. Peygamber(sav)’i davet etmektir. 1. s. bir kişi İsrafil meşrebi üzere bulunur. Aclunî. 555 Hz.Mürşid/Kutup. nükebâ. eimme ve kutup şeklinde551 sıralanan ricâlu’l-gayb’ın yapısı içerisindeki hiyararşik düzen konusunda ortak bir görüş bulunmamaktadır. Kutbu’l-mutasarrıf. abdal adıyla nakledilen hadislere isitnad edilerek oluşmuştur. İmanî noksanlıklar ikmal edildikten sonra. yedi kişi İbrahim meşrebi üzere. 553 Yıldırım.549 Bu münacat Şeyh Şerafeddin’e göre. ümmete hâsıl olan belalardan emanete. Hz. s. Hambel Ebi Abdullah. 157-183. evtâd. TDV Yay. Peygamber(sav)’in “abdal” olarak bahsettiği şahısların özelliklerine istinaden diğer kavramlar gelişmiş ve bu zâtların vazifeleri hususunda muhtelif tasarruf ve vazifeler atfedilmiştir. Tasavvuf ve Tarîkatlar. Keşfu’l-mahcûb(Marifet Bilgisi). 223. el hey’etu’s-Suriyyetu’l-âmetu’l-kitâb. Peygamber(sav)’i davet eder.

ilk aslî irade ile birleştiğinde.557 Nazım Efendi’ye göre kutbu’l-mutasarrıf ile birlikte beş kutub vardır. ilahî mizan ile icra eden mürşîdler arasında. s. genel olan görüş. kutbu’l-irşâd. Nakşibendiyye usul ve ıstılahına göre 12 bin kelime-i tevhidi. 50. “ekmellik” derecesine yükselmiş mürşid-i kâmiller vardır. Kutublar. 49. yardıma vesile olan bu kişilerin. Allah(cc)’ın tüm esma ve sıfatlarının tecelligahı olur. Konevî (v. gerçekleşir. sufiler içerisinde muhtelif şekillerde örneklendirilmiş olsa da. Cebecioğlu. “müstaid” olarak nitelendirdiği zatlarda görüyoruz. onlar sebebiyle yardıma nail olursunuz. 673/1274)’ye göre. Kutub olarak anlaşılan bu kişinin aklında irade ettiği şey. 629. Keramet hususunda verilen örnekte de olduğu gibi bu kişiler. Menâkıb-ı Şerefiyye. kalbine dünya ve ahiret işlerinden bir havatır gelmeden zikretmeye muktedir olan kişidir. Peygamber(sav)’in ümmeti içindeki manevî kuvveti gibidir. s. 558 K. 559 Burkay. bu kullarını vesile kılar. akl-ı külün dışında değildir. 3032. Dolayısıyla Allah(cc). Çünkü onun aklı. c. müstaid zatın zikri esnasında ortaya çıkmaz. o maşayı elinde tutan kudrettir.edilebilecek bir hadis-i şerif şöyledir: “Ümmetimde Abdallar otuz tanedir. 110 .558 Bu anlayışın Hakkâniyye içerisinde dayanakları olabilecek ifadeleri Şeyh Şerafeddin. Şeyh Şerafeddin’e göre “Seridyakin” namındaki cin taifesi. TTDS. s. 1. kutbu’l-aktab. Adnan. el-Muktedir ve el-Muksir isimlerinden kaynaklanan adaleti. s. abdallar değil. kullarına inzal edeceği merhamete. Hz. Bu mürşîd-i kâmillerden birisinin iradesi. Şeyh Şerafeddin’e göre iki havatır. Allah(cc)’ın iradesi dışında zuhur edemez. sureti ve zahir varlığı. iradelerini Allah(cc)’ın iradesinde erittikleri için. kutbu’l-bilâd ve kutbu’l-mutasarrıf. Onlar sebebiyle yağmura mazharsınız. Yeryüzü onlar sebebiyle ayaktadır. Bunların fiilleri sadece birkaç esmanın değil. Müstaid. 470. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. ateşten közü alan maşaya benzetilmesidir. en şerefli. en faziletli. kendisinde el-Adl. Peygamber(sav)’in şefaatte bulunduğu lahzayı düşünmesidir. Camiu’s-sagir. müstaid derecesindeki kimselere fitne ve fesatlık fısıldar. boğazından beş gün lokma geçmemiş zatın rızkını düşünmesi. Tasavvuf Metafiziği. Birincisi. onlardan zahir olan keramet veya yardımlar. Dolayısıyla ateşten közü alan. Konevî.”556 Bu hadis-i şerifte bildirilen yardım. Kutub. şeriate göre kötü gördüğü dahi olsa. 140.559 556 557 Suyutiî. Şeyh Adnan’a göre. s. ikincisi de. en büyük ve en kâmil imam olur.

Hz. TTDS. Peygamber’in nübüvveti ile alakalı olarak tanımladığı “hâtemu’l-enbiyâ” kavramını. orada kapının bir kaidesine kendisi.Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. Tirmizî. K. nübüvvetin batını olarak tabir edilmiştir. Yan yana on kişinin sığabileceği kapının diğer kaidesinden Şeyh Abdullah fiziki koşulları hiç düşünmeden ellerini kaldırdığında. 111 . ricalin vazifelerinin Hakkâniyye’de nasıl yorumlandığı hususunda ehemmiyet arz etmektedir. Hz. Allah(cc)’a verdiği sözde sâdık kalan ricalden olduğunu ifade etmiştir. Adnan. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin. “nübüvvetin mührü” olmasından dolayı olduğunu savunmuştur. havada Şeyhinin eli ile bir kemer oluşturduğunu Şeyh Hişam’a söylemiştir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Şeyh Hişam’ın bahsettiği şu hadise. ahirette Peygamber-i Zişan’ın Sancağı altında toplanacağını bildirilmiştir. Şeyh Abdullah’ın kendisinden naklettiğini ifade etmiştir. Tirmizî. 386. en büyük velîlere verilen isimdir. hatemu’l-evliya ile de ilgili tanımlanmıştır.560 Tasavvuf ıstılahında kutbu’l-aktab. o gün o kemer altından geçen yerli ya da yabancı herkesin. Cebecioğlu. Şeyh Şerafeddin. s. aynı kalıbı velâyetle ilgili olarak da kullanmakta ve bu ifadenin “velilerin sonuncusu” değil “velilerin mührü” anlamına geldiğini ima etmektedir.sufilive. Şeyh Abdullah. Muhammed(sav)’e ihsan edilen bu peygamberlik lütfu. kutbu’lekber ve kutbu’l-irşâd. Kutbu’l-irşad mertebesi. Dolayısıyla Hakim Tirmizî’ye göre hâtemu’l- 560 561 Bkz. nebilerin sonuncusu olmasından dolayı değil. Çarşı kapılarından birine varınca. 562 www.com adresinde neşredilen sohbet video arşivimizde mevcuttur. birbirinden farklı niteliklere sahip evliyâ içinde nübüvvetten en fazla payı alandır. onu şeytandan ve nefsin desiselerinden koruyan özel bir mühürdür. Şeyh Hişam bu olayı. Şeyh Abdullah ile şeyhi Şerafeddin Efendi’nin İstanbul’da ikamet ettikleri bir döneme tekabül etmektedir. halifesi Şeyh Abdullah’ı aldığı bir manevî vazife icabı İstanbul Kapalıçarşı’ya götürmüştür. velîler hiyerarşisinde yer alan. diğer kaidesinde de Şeyh Abdullah’ı durdurarak elini havaya kaldırmasını istemiştir.561 Bununla birlikte Şeyh Hişam Kabbanî. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde kutbu’l-aktab ve hatemu’l-evliya olarak nitelenmiştir. Hakîm Tirmizî’ye göre hâtemu’l-evliyâ.562 Istılahta ilk defa Hakim-i Tirmizî tarafından tanımlanmış olan kutub kelimesi. 1920’lerde yaşanan bu olay.

ss. Hakkâniyye meşayıhının özellikleriyle de tavsif edilmiştir. 565 Tirmizî Hâkim. 260. 50. huzurunda kelime-i şehadet getiren herkesin kalbine. 1. Beyrut Tarihsiz. Enbiyânın makâmından perdeler ona açılmıştır. Tah. Matba’a Kasulikiyye. bulunduğu vakitte tek olan. ümmetin hidayetini dert edinen. Gavs ve hatemu’l-evliya olarak da anılan kutub. bütün velilerden sonra gelecek olan tek bir veli değil. s. 112 . Rûhu’l-beyân. hazineleri ise hatem ile muhafaza etmektedir. ss. Hakîm Tirmizî ve Tasavvuf Anlayışı.567 Özetle Şeyh Nazım’a göre kutub. 421. kutbaniyet makâmını şeyhi Ahmet Suhurî’ye atfen zikrederek. 566 Kıbrısî. 49. ss. Tasavvuf Sohbetleri. Matba’a Kasulikiyye. 45. ıstılahta Hakim Tirmizî anlayışına en yakın olduğu kanaatindeyiz. Hatem. Başlangıç Hz.: Osman İsmail Yahya. c. Dergah Yay. s. İstanbul 2003.: Osman İsmail Yahya.”564 Hakim Tirmizî’nin yer yer zikrettiği ve ferdaniyyet makâmında bulunduğunu ifade ettiği “münferid” de Hatem ile aynı zattır. Ferdaniyet makâmıyla beraber zikrettiği. sonuç da Hz. O şöyle demektedir: “Allah. her dönemde var olan ve adeta tasavvuf tarihinde “kutub” sıfatıyla anılan kişidir. alemlere rahmet olan. Kara Mustafa. 421-422. s. imanı nakşetmiştir. 93. 563 Hakîm Tirmizî. Beyrut. İsa ile olacaktır. Kitâbu hatmetu’l-evliya.. 567 Aynı eser. mahlukâta gelen inayeti taksim eden zâttır. O ebedi olarak sa’y halindedir. her asırda yalnızca bir tane olan kutubdur. Çift. kırk sene kutbaniyet makâmında kaldığını ifade etmiştir. 120-121. ss. Adem ile idi. Çift. Ulaşabileceği en son menzil ise kurb hazinesidir. Tah. Hâtemu’l-evliyânın makâmı ihsan hazinelerindedir.evliyâ olan kişi.566 Şeyh Nazım’a göre bu makâmın bir mutasarrıfı olan Şeyh Suhurî. 564 Bursevî. Kitâbu hatmetu’l-evliya. s.565 Şeyh Nazım’ın kutub anlayışının. âlemi halife ile.563 İsmail Hakkı Bursevî’ye göre her asırda mevcut olan kutub döneminin hatemu’l-evliyâsıdır. Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi. Hakîm Tirmizî ve Tasavvuf Anlayışı. 259.

akılla idrak edilen Kur’an’ın nuru ve gözle idrak edilen kamerin nuru gibidir.YARATILIŞ VE VARLIK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: a. 1.575 Allah(cc)’ın nûru576 olarak mana kazanmıştır. hidayet olarak da tefsir edilmiştir. 3. (yani.573 Mü’minlerin ışığı. Nebi’nin(sav) beraberindekine) tâbi olanlar. İşaret Yay. el-Mîzân fî tefsîri’l-Kur’ân.577 Bununla birlikte Allah(cc)’ın nûru Kur’ân-ı Kerim’de. 575 “Ve O’nun beraberinde indirilen nura (yani. c.. Ter.2. c. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nûrunu tamamlayacaktır”578 mealinde zikredilmiştir. Tevrat’ı) kim indirdi?” En’âm: 06/91 . s. 576 “Arz Rabbinin nuruyla aydınlanacak” Zümer: 39/69..572 Hz. s. 570 Nûr: 24/35. ss. s. 526. eşyanın görülmesine ve idrakine vesilesidir. Dünyevî nûr ise. 572 “Sizin için kendisiyle yürüyeceğiniz bir nûr (yani. Süleyman. s. 508. 402-407. el-Mu’cemu’l-vasît. Muhammed Hüseyin. 579 Tevbe: 9/32. Başka bir ayette ise.” A'râf: 7/157 “De ki: “Musa’nın getirdiği o kitabı (yani. Kur’ân Terimleri Sözlüğü.” Nûr: 24/35. Hakk’ın adı. c. Lisânu’l-Arab. ss. 574 “Bize bakın da nurunuzdan iktibas edelim. Isfehanî. Hadîd: 57/28. aydınlık mânâlarına gelen nur.”570 ayetinde geçen nûr.580 568 569 İbn Manzûr. 577 Mukâtil b. kendisiyle hidâyet bulacağınız îmân) kılsın. 571 Tevbe: 9/32.568 dünyevî ve uhrevî olmak üzere iki çeşittir. c. “Allah’ın nuru” şeklindeki ifadeye tefsir kitaplarında. 125. 630. Bu tasnife göre Allah(cc)’ın ismi olan “en-Nûr” uhrevidir. İslam dini. adaleti. 5. Kevser Yayınevi. ilahî mizanı.14. 321-324.569 Allah’ın nûru konusunda muhtelif anlayışlara kaynak olan “Allah göklerin ve yerin nûrudur. 491. “Onlar ağızlarıyla Allah’ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Allah’ın mesajı. hidayetin yolu gibi manalar verilmiştir. Kur’ân terimi olarak nûr. Firuzebadî. 578 Saff: 61/8. el-Müfredat. Allah’ın esmasından biri olan nûr. ALLAH’IN NÛRU: Arapça’da ışık. tevhid esasına dayalı düzeni.571 imân.574 Kur’ân ve Tevrat’taki hükümler. nebi neslinden gelen nebidir).: Vahdettin İnce. Peygamber(sav). ayetlerdeki yerine göre.. ışığınızın aydınlığında yürüyelim)” Hadîd: 57/13. 580 Tabatabaî. 113 . Allah’ın nûrunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmayacağı579 bildirilmiştir. 573 “Nûr üstüne nurdur (yani. s.

mutlak nûr olan Allah’dır. Keşşâf. kalpten masivayı çıkarıp atılması sonucunda nâil olunan.581 İmâm-ı Gazalî (v. 587 K. 562. 585 el-Hakkânî. TTS. nûru altı farklı manada izah etmiştir.585 kulun dünya hayatında gerçekleştirdiği iman. onun ihtiva ettiği feyiz olduğu anlaşılmaktadır. 280. Bu anlamda Allah’ın nûru Allah’ın mesajının kendisi değil ancak. 582 Gazalî. Hz.com/CommingofMahdi. Ter.e. 15. Uludağ. ledün ilmiyle ortaya çıkmasına denildiği gibi.587 Bu anlayışı şekillendiren kavramları müstakil olarak ele aldığımızda. Kavâidu’l-akâid. el-kıstâsu’l-müstakîm (Mirâcu’s-sâlikin). 204-208. ilahi vâridât olarak da tanımlanmıştır. 30-31.582 Allah’ın nûru. güneş ışığıdır. Bu iki nûr maddîdir. 2. mutasavvıflar tarafından. s. Cebecioğlu. s. Nazım Efendi’nin ifadelerinde. Hakk esmasının tecelli ettiği bir hidayet yolu olarak anlaşılmıştır. sır ve hidayet.sufilive. TTDS. 79.g. 1731-1732. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Istlahatu’s-sufiyye. s. Beşinci nûr. Peygamber(sav)’e verilen feyzu’l-akdes. s. s. 1971.Allah’ın nuru ve Hz. Tasavvuf Sohbetleri. 114 . Ebediyete Davet. Kur’ân-ı Kerim.. Adnan.1. s. ss. Duyular âleminde ışık olarak bilinen nur ve bu nûrun idraki için insanda bulunan göz nûru. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. kâinattaki suretlerde ortaya çıkan vücûd olarak tanımlanmıştır.583 Peygamberlere(as) indirilen İlahî feyz. Bu nûr. a. diğer iki nurdan daha şereflidir. eşyanın hakikatlerini idrâk eden akıl ve nefs nurudur. 46. Eskin Matbası. Allah(cc)’ın ez-Zahir isimli tecellisi. Altıncı nûr. Âdem(as)’in.: Yaman Arıkan. s. 583 www. ayet ve hadislere işarî tefsir ekolüyle yaklaşımı ve bu yaklaşım içerisinde. meleklere ve cinlere kıblegâh olma sebebi. 317. s.Nûr. Ta’rifât. Peygamber’in Sırrı. Bu tezde bkz. 584 Kıbrısî.584 her kulda bulunan ve ortaya çıkarılmayı bekleyen hazine. bu düzenin temini için gerekli olan imandır. 581 Cürcânî. İbn Arabî’nin varlık anlayışına benzer bir yaklaşım görmekteyiz. Rasûl(sav) ve ilim için kullanılır. 586 Kıbrısî.586 Allah(cc)’ın merhametinin semeresi gibi manalara gelmektedir. gizlenmiş bir şeyin. Hakk’ın adı değil. Tehânevî. İlahî mizanın ve tevhide dayalı düzenin kendisi değil. Dünya üstü olan ülvî âlemlerden olan üçüncü nûr. Dördüncü nûr. Nur. 505/1111). c. Kâşânî. 118. ss. d. Kâinattaki suretlerde ortaya çıkan vücûdtur.

ss. 30-31. Peygamber Efendimiz(sav)’e verilen aslî nurdan yansımalardır.Hz. Nazım Efendi’ye göre bu nûrun kendisine eriştiği kişi 588 el-Hakkânî. 115 . Âdem(as)’e konulan bu nûrun kaynağı ehadiyet âlemi ‘La ilahe illallah’ da denen âlem-i hakikidir..593 Bu nûr kalb-i Muhammedî’den ümmetinin kalbine aktarılan feyzu’l-akdes olarak da ifade edilmiştir. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. tasavvuf anlayışındaki varoluşsal yönleri genel ifadelerle ancak. Şeyh Hişam’ın Şeyh Abdullah’tan naklettiği bazı ifadeler. bu yansımalar bittiği zaman. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışını incelememize ışık tutmaktadır. bütünü tamamlayan cüzler olarak önem taşımaktadır. CommingofMahdi. Hakkâniyye içerisindeki ortak terminoloji ile yapmıştır. Peygamber(sav) başlığında incelenmiştir. Giriş/Halidiyye-i Hakkaniyye/Şeyh Hişam. Kulun dönüşü işte bu nûra olacaktır. Bu anlayışa göre “Şüphesiz ki biz. Peygamber . 15. Dolayısıyla bu nûrun ehadiyet âleminde bulunması sebebiyle. Mesela Şeyh Hişam’ın590 bu konudaki özet açıklamasına göre Hz. Âdem(as) kendisindeki bu nûrdan dolayı meleklere ve cinlere kıblegâh olmuştur.588 Bu nûrun taşıyıcıları şeref sahibi kullardır. Peygamber(sav)’in nûrundan (Hakikat-ı Ahmediyye) olur. bu nûrun taşıyıcılarıdır. s. Bu bağlamda Hakkâniyye içerisindeki yapılmış ontolojik ifadeler. Ebediyete Davet. Peygamber(sav) bu nûru. Hz. a. Dağıstanî’den tevarüs eden ve Şeyh Nazım’ın ifade ettiği bazı anlayışları detaylandırmamız hususunda. 590 Nazım Efendi’nin Şeyhi Abdullah Dağıstanî’nin halifelerinden olan Şeyh Hişam. Bu konulara izahat getirmeyen Şeyh Nazım. Bütün Peygamberler(as).e. Allah’a mahsusuz ve şüphesiz O’na döneceğiz”592 ayeti. Hz.Nazım Efendi’ye göre bu nûr. aynı zamanda Şeyh Nazım’ın damadıdır. 592 Bakara: 02/156. her kulun gerçek sırları (nûru) zuhur eder. 593 www. Şeyh Hişam’a ait görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. kulun kendi sırrına dönüşüne işaret edilmektedir.sufilive. 589 K. Adnan. Ancak vahdaniyet âlemi ‘Muhammedu’r-rasu’lullah’ da denen nasutî âleme yansıması.g. Bkz. Peygamberlere verilen nûrlar. 591 Bu tezde bkz.com. Cenab-ı Hakk’kın kullarına ilahî bir lütuftur.589 Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde bu nûrun ontolojik izahı detaylı yapılmıştır. Bu anlayışın detayları Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. onun mahiyetini hiçbir evliya bilemez591 ancak. ashabın ve diğer Mü’minlerin kalbine nakletmiştir.

598 Enbiyâ: 21/107.599 Bu mana. Kur’ân-ı Kerîm’in lafzı ile beraber okunmuş ve Kur’an lafzından o nûru alanlar olduğu için ümmet içinde bu güne kadar yayılarak 594 595 Kıbrısî. nûru Ahmedî ile Hz. Peygamber(sav)’den daha kadim bir zât bulunmamaktadır.”598 ayetinde bildirildiği gibi. 597 Mâide: 5/15. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. Tasavvuf Sohbetleri. Âlem. Hz. İnsanlığa hidayet rehberi ve nûr olarak gelen tüm peygamberler. “Gerçekten size Allah’tan bir nur geldi”597 ayetinde zikredilen nûr. a. 270.”595 hadis-i şerifinde bildirilen sahabenin tamamı.e. hidayet bulursunuz. 832/1428) tarafından da savunulmuştur. Peygamber(sav) “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. Peygamber(sav)’in aynı varlık düzeyi olarak ele alınmıştır. Hakkânî çevresinde ise bu durum. Bu yönüyle Hz. ümmetine getirdiği anlaşılmaktadır. nûru Ahmedî’den alırlar. nûru Ahmedî’den yaratılmıştır. insanlık için bir nurdur. Kıbrısî’nin anlayışında açıkça ifade edilmemekle birlikte. Peygamber(sav)’in ise bu nûru.594 Bu mazhariyete nail olanların başında Ashâb-ı Kirâm gelir. 4. c. Peygamber Efendimiz(sav)’e Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte indirilmiş. nurlarını. 599 Cilî. zımnen bulunmaktadır. s. ss.. Hz.hakikî iman.596 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu görüşü ve vekillerinin şerh ettikleri ontolojik yaklaşım. hakikî aşk ve şevk makâmlarına mazhar olur. ontolojik anlayışında. Nazım Efendi’ye göre bu nûr. varlık mertebelerine göre iki ayrı mevcudiyet olsa da. 290. Kutub-i Sitte.1. 46. Abdülkerim-i Cilî (v. nûru Ahmedî’nin âlemlere rahmet olduğu. Farklı bir ifadeyle Cilî. Hz. 306. s. hakikatte tek olduğu anlaşılmaktadır. Muhammed(sav)’dir. Farklı bir ifadeyle varlıkta. Hangisini rehber edinirseniz. elest bezmindeki hitabı an be an işitip Allah’ın nûruyla nûrlanan kişilerdir. 596 Kıbrısî.g. Kıbrısî’nin vekilleri tarafından getirilen ontolojik yaklaşımda. kalemu’l-a’lâ ve akl-ı evvel olarak da ifade edilen. Canan. s. Allah(cc)’ın zatî isimlerindendir. Bu anlayışa göre en-Nûr ismi. 15. Nazım Efendi’ye göre “Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. 116 .

Kur’ân bu nûru ihtiva etmektedir ancak. s. haşyet. nûrun anlaşılmasında önemli görülmektedir.603 Nazım Efendi’ye ait ifadelerin genelinden anladığımız kadarıyla. kandillerin tutuşturulması. kandil. Nisa: 4/174. kulun yaratılışına dercedilmiş olan nurun. Peygamber(sav)’e indirilen nûr olarak tefsir edilmiş diyebiliriz. 318/932) kalbi ve içindeki nûru. s.600 “… Biz size apaçık bir nûr indirdik”601 ayeti Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Kalbi bir kandil olarak tasvir eden Kıbrısî. 15. Hakim Tirmizî (v.g. Hz. Ebu Bekir Sıddık’ı(ra) tutuşturdu. Istılahta bu anlayışı İsmail Hakkı Bursevî (v.. Allah o nûru taşıyan erbabının kıyamet gününe kadar devam edeceğini vâdetmiştir. 117 . Peygamber’in kalbi olduğunu savunmuştur. Senin kalbine Rûhu’l-Emîn indiriyor”602 ayetine istinaden. Nazım Efendi şöyle ifade etmektedir: “Rasulullah Efendimiz’in(sav) kalbine inen bu nûr. 604 Kıbrısî. Şerh-i Salavât. 79. takva ve muhabbetin nurları. bu ifadelere kaynak olduğu şüphesizdir. Bu izaha göre iman. Sıddık’ın nûru ise bütün Sahabe-i Kiram’ın kalblerindeki kandilleri tutuşturdu. Bu nûrun tutuşma mahalli kalbtir. kalb kandilindeki 600 601 Kıbrısî. bu nûrun iniş yeri Peygamberlerin(as) kalpleridir.gelmiştir. 1135/1725) de savunmuştur. yağ ve fitil misaliyle izah etmiştir. 606 Ahzâb: 33/46. açığa çıkması olarak anlaşılmaktadır. kandilin tutuşmasına benzetmiştir. s. Peygamber(sav)’in “aydınlatan bir kandil”606 olarak tarif edildiği ayetin. 605 A’raf: 07/157. Bu ifadelerdeki anahtar kelime olarak tanımlayabileceğimiz “kandillerin tutuşması”. Allah’ın nûru bugüne kadar kalblerden kalblere intikal ederek bu güne kadar gelmiş ve yevmu’l-kıyamete kadar devam edecektir. Nazım Efendi’ye göre. Hz. 602 Şuarâ: 26/193. kalpteki nurun parlamasını.e. “Onu. Şeyh Nazım’ın genel tasavvuf anlayışı ile birlikte düşündüğümüzde. Peygamberlerin kalplerinden Mü’minlerin kalplerine bu nurun aktarıldığını.”604 “… O’nun peygamberliği ile birlikte indirilen bu nûrun ardından giden kimseler var ya…”605 ayeti. a. nurun iniş mahallinin. o nûru taşıyanlar olarak meal edilmiş olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim Bursevî. 603 Bursevî. 15. Tasavvuf Sohbetleri.

ss. Allah(cc)’ın rahmetinin ezelî ve ebedî olmasından dolayı kıyamete kadar devam edecektir. 607 608 Hâkim. 550.609 Bu nûrun tamamlanması Peygamberler. 611 el-Hakkânî. bu nûrla dirilen hücrenin (bedenin) ölmeyeceğini ve çürümeyeceğini dolayısıyla. kalbtir. bu nûrdan.e. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). dünya ve hevâ yaratılışın başladığı hakikî nûrun mülk âlemindeki yansımalarını izale etmek istese de. gizlidir. Adnan. velîler ve Mehdi(as) ile olacaktır. garp beldelerinde yaşayan kulların da. 33-35. Tasavvuf Sohbetleri. bu misali. sıddıklar. 118 .. Onlar bu nûrun vahdaniyet âleminden mülk âlemine tenziline vesile olanlardır. Şeyh Nazım. 851/1447). Allah(ac) nûrunu tamamlayacaktır. Kulun kalıbı (cismanî bedeni). doğudakiler gibi istifade edebileceklerini şöyle ifade etmektedir: “Bu rahmetin cezbesi insan fıtratına ve ruhaniyetine tesir eder. bu nura ait şuaların bulunduğu kalbde iman hâsıl olmaktadır. şöyle kullanmıştır: “Bir tâlib. ss.g. 17-20.610 Ayrıca Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Ebediyete Davet. bu rahmanî cezbeden ne kadar uzakta olursa olsun ruhaniyeti nasiplenebilir. Zahir oluncaya kadar mevcudiyeti. Camî. s.fitil tutuşunca çıkar. yani şark (Ortadoğu) beldelerine inen bu nûr. Bu rahmet nûru o kadar kuvvetlidir ki.611 Nazım Efendi 1977 yılında yaptığı bir sohbetinde nûru. Beyânu’l-fark. şeytan.607 Nakşî meşayıhı içerisinde Yakûb-u Çerhî (v.”612 Bununla birlikte Nazım Efendi’nin ifadeleri genel olarak değerlendirilirse. 610 K. Bu nûrun parlaması. ss. 30-31. kalıpları batıda bulunsa bile kalbin doğuya yöneldiği bir anda bu nûrla buluşması anında iman hâsıl olur. içinde bulunduğu cisimleri de kıyamete kadar ebedîleştirdiği söylenebilir. Bunlar. 79. gözden akan yaş gibidir. fitilini ve yağını hazırlamış. Nefis. bir kıvılcım beklerdi”608 Nazım Efendi’nin genel ifadelerine dayanarak bu nûrun mahiyeti itibariyle ebedî olduğu. Peygamberlerin(as) yaşadığı mekânlara. Allah(cc)’ın rahmeti olarak ifade etmiştir. 612 Kıbrısî. s. a. Bu nûrun madeni. kıyamet gününde kabrinden çürümemiş olarak kıyam edeceğini ifade etmiştir. Çerağı almış. 609 Saff: 61/8. bir azizin hizmetine geldiği zaman Ubeydullah gibi gelmesi gerekir.

kalbin ürettiği elektirik alanın. bu sinir sistemi ile. Nazım Efendi bu vazifeyi. ‘Arkanıza dönün de. 254-260.615 Kıbrısî’nin ifadelerinde. Bu nûru en ziyade kemiyette ve en kâmil keyfiyette taşıyan Peygamber Efendimizdir(sav). kendine has kompleks ve sırlı bir sinir sistemine sahip olan kalb. Allah(cc)’tan Resulüne(sav) inen nûr. ss. beyinde üretilen manyetik bileşenden yaklaşık 5 bin kere daha güçlüdür. Bu çalışmalara göre kalbde elektrokardiyogram olarak (EKG) ölçülebilen elektrik alanı. Kalbde üretilen biyoelektromanyetik sahalar. Bu manada insan kalbi. 119 . manyetik bileşeni de. Ebu Bekir(ra) ve/veya Hz. Şeyh Nazım’a göre. dokular tarafından 613 614 Hadîd: 57/13. aynı zamanda bu nuru nakletme görevini de icra ettiği görülmektedir. gelmiştir. bir irşâd vazifesi ifa ettiği için mûrşid olarak nitelendirebiliriz. vücut sarayında en güçlü ve geniş elektromanyetik alanın üretildiği bir sistemdir. nûr araştırın!’ denilecek”613 ayetini delil göstermektedir. nurun bir kandil gibi tutuşturduğu kalbin. “kalbdeki beyin” olarak tanımlan bir siteme sahiptir. Hak Dost 4. Bu yönüyle kalb. s. beyinde kaydedilen elektroencephalogramdan (EEG) genlik (amplitud) bakımından ortalama 60 misli daha büyük. tıp çalışmalarında da yer almıştır.614 Bu nûrun aranacağı adres ise. Kıbrısî. Nazım Efendi bir sohbetinde bu nûrun aranması gerektiğini belirterek “O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar şöyle diyeceklerdir: ‘Bize biraz bakınız da nurunuzdan alalım!’ Onlara. Allah’ın birliğine tam iman olarak zuhur etmesi. nûr üzerinden tabir etmiştir. Ali(ra) aracılığıyla bu güne kadar gelen silsile üzerinden ifâ etmektedir. insan kalbinden yaklaşık 50–70 cm mesafeden SQUID (Süperiletken Kuantum İnterference Cihazı) tabanlı magnetometreler ile ölçülebildiği Psikofizyolojik çalışmalarda tesbit edilmiştir.aydınlattığı kalbde. Beyinden bağımsız en az 40 bin sinir hücresinden yapılmış. 14. Tasavvuf Sohbetleri. sadece tasavvuf konularında değil. anlamına gelmektedir. İçindeki nûr ile etrafındakileri aydınlatan kişi. Bu durum. O’ndan aldığı nûru bu güne kadar getirenler vardır. o nûru kendisinde bulunduran zatlardır. irşâd vazifelerini Peygamber(sav)’den itibaren Hz. Çünkü tasavvuf literatürüne göre mürşidler. 615 Kıbrısî. bugüne kadar kalbten kalbe aktarılarak.

CA 2001.”618 Nûr konusunda Şeyh Hişam’dan nakledilen ontolojik anlayışın. ehadiyet âlemi. 254-260. Aydın. 126.616 Bu manada nurunu gerçekleştirmiş bir kalb. Işık Yay. Publication No. Bu nûru bulanlar dünyada da. geldiği yere dönmesini Şeyh Hişam. Vücuttaki bir verici istasyonuna benzetebileceğimiz kalb.emilerek yok edilemeyeceği ve bir iletici güç olduğu anlamına gelmektedir. Bulanlar ise dünya hayatından bir nûr alarak. geldiği yere. aynı zamanda o enerjinin yayılma sahası içinde bulunan kişiler tarafından da hissedilebilir olduğu tesbit edilmiştir. kulun dünya hayatında bu nûru alarak. 617 Bursevî. Bu sinyaller.”617 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs ettiğini düşündüğümüz “nûru aramak” ifadesi Hakkâniyye yolunun temel sohbet mevzularındandır. Biaenaleyh nûr. yani Rablerinin huzuruna çıkarlar. Bilimsel verilerle bir yönü ispat edilmiş bu hakikatin tasavvufî yönünü Bursevî. Aynı şekilde felekler ile hareketleri arasında vasıta olan nüfus-ı nâtıka-i felekiyye (nefisleri)dir. bu nûru aramaktan gafil oldukları için bulamazlar. cismiyle kesif (iç içe) olan tarafıyla cesede ulaştırmasından ötürü. Kalbde yaratılan bu elektromanyetik enerji. ışığını diğer kandillere nakledebilecek mahiyettedir. Institute of HeartMath. sayı Mayıs 304.. kalbin ritmik aktivitesi ile üretilen kan basıncı. Bulamayanlar ise iki âlemde de telaş içindedir. Science of The Heart. hakikat âlemi ve hakikat-ı Ahmediyye üzerinden izah etmiştir. 616 Rollin. şöyle ifade etmektedir: “İnsan kalbi latif (cisimden uzak) tarafıyla ruhun ışığını alıp. Selim. kıyamete kadar bu mekanizma içinde devam edeceği söylenebilir. 618 Kıbrısî. Atkinson-Dana. ss. ruh ile cesed arasında bir vasıtadır. Hatırlanacağı üzere. 01-001. sadece bedenin her tarafına iletilmekle kalmaz. İstanbul 2004. Kalbin Keşfedilen Yeni Boyutu. ahrette de ferah içinde olurlar. Sızıntı Dergisi. tutuşmuş bir kandil gibi. McCraty-Mike. ses basıncı ve elektromanyetik dalgalardaki değişiklikler ile kalbin dışına ulaşır. Kalbin bu vasıtalığı iledir ki. Hak Dost 4. bu ifadelerde zımnen bulunduğu şüphesizdir. Nazım Efendi. ruh ile cesed arasında bir birliktelik oluşur ve böylece insanın bir düzen çerçevesinde sürekliliği sağlanır. 120 . s. Tomasino. vücuttaki her organ ve hücre tarafından algılanan sinyaller üretir. Şerh-i Salavât. bu nûrun aranacağı yerin dünya hayatı olduğunu şöyle ifade etmektedir: “Dünya hayatının araçlarını amaç edinenler.

bu rahmetin umumi olması için. Dolayısıyla ahiret âleminde gaflet ehlinin fıtrî nurları (Nuru Ahmediyye). Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî sohbetlerinde. ebedî hüsrana sebeptir. Allah’ın nûru. 121 . ümmetine yani. 3. Ebu Bekir(ra)’e neden nakledildiği konusundaki hikmet. Peygamber(sav) . kendindeki bu hazineyi nûr sahiplerinin rehberliğinde bulmaktır. Hz. Burkay. ss. Bu manada âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Dolayısıyla bu kullar. Peygamber(sav). Menâkıb-ı Şerefiyye. Buraya kadar değinilen nûr. Abdullah-ı Dağıstanî’nin şeyhi Şerafeddin-i Dağıstanî de sohbetlerinde Allah’ın nûrundan bahsetmiştir. onları azgınlıkları içinde bırakır. 621 Aynı yer. Nazım Efendi bu düşünceleri şöyle ifade etmektedir: “Senin de hazinelerin var. Kıbrısî’nin nûr anlayışına getirdiğimiz bütüncül yorumları destekleyen ve besleyen bir veçhi olması hasebiyle mühimdir. Bu nurun kulda zuhur etmesi. bocalayıp dururlar”619 ayetine atfen bir bocalama ve telaş içinde oldukları ifade edilmiş olabilir. şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî tarafından şöyle beyan edilmiştir: “Ebubekir Sıddık Hazretleri’ne nakledilen feyz-i kudsiyyenin. “feyz-i akdes” olarak ifade edilmiş ve bu nûr. ehadiyet âleminde olan Nuru Ahmediyye ve nasutî âlemde bulunan Nuru Muhammediyye kavramları bulunmasa da. aksi ise. ahiret saadetine. insanlığa adanmış bir hayat yaşamıştır.Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin ifadelerinde. hakikât-i tevhîd ve esrar-ı mahz-ı tevhîd ifadeleriyle tarif edilmiştir.620 Bu nûrun Hz. “…Allah. kendilerindeki nuru (Nuru Muhammediyye) aramaktan gafil olacağına işaret etmiştir. 622 Bu tezde bkz. Rabbânîdir. dünya hayatında gafil olanların.622 Bazen manevî bir hazine veya sır olarak ifade edilen bu nûr.”621 Nurun naklinde umumiyet temennisi. bütün ümmet-i merhûmeye ve mâsivâullâha umumî olmasını tekrar temin için ve bu feyz-i kudsiye ile ta’zim için bu nûr nakledilir. zuhur etmeyecektir. Hazinesi olmayan insan olmaz. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. Lakin gafil 619 620 A’raf: 07/186. kulun yaratılışında bulunan ve dünya hayatında iman olarak zuhur edebilecek bir potansiyel olarak. 4. Kula düşen. her kulda birbirinden farklı kemiyet ve keyfiyettedir.

gaflete düşmedi. batınlığında da değişmediğinden. Ancak zat. Onları bulamazsa insan. Hz. Peygamber(sav)’in nasuti âlemdeki varlığı ile taayyünü evveldeki varlığının aynı olduğunu esas alarak. Peygamber(sav).insan hazineyi geçer. her vücud mertebesi farklı şekilde ele alınmış ve izah edilmiştir. Kendisindeki nurun zatî olmasından dolayı Hz. Allah(cc)’ı sıfatlarla bildiği için. Hakkânî çevresinde. ontolojik olarak Hz.624 Hakkânî içerisinde bu konulara getirilen ontolojik izahlar ile Cilî’nin bu yaklaşımı arasındaki ince farklılık. Hz. Diğer tüm insanlar. rahimlerde ve sülblerde dahi bir peygamber vasfını haiz oldu ve gaflete düşmedi. kendindeki bu nurdan dolayı. Hakk’ın Zat’ından aldığı nûr ile diğer insanlığa tecelli etmekte ve onları gafletten uyandırmaktadır. sıfatların açığa çıkışında da. Abdülkerim. varlık mertebeleri açısından ele alınıp alınmamasına göre oluşmaktadır. Peygamber(sav) ve O’nun varisleri olan insan-ı kâmillerin bulunmasıyla olmaktadır. Cilî hakikatte varlık mertebelerinin olmamasından hareketle. insanoğlunun kendisine tayin olunan kemal mertebesine ulaştırmak için gönderilmiş zatlarla o yollar bulunur. Hz. kendindeki nur ile diğer insanları da gafletten uyandırmaktadır. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. Peygamber(sav). şehadet âlemi üzerinden idraki için. Hz. Abdülkerim-i Cilî’ye göre Hz. ss. 122 . dünyanın günlük telaşıyla uğraşarak.625 623 624 el-Hakkânî. Peygamber(sav) . Farklı bir ifadeyle Hz. Bu değerlendirmeye göre söz konusu gafletten mahfuz olan Hz. Hz. 263-264. Peygamber(sav). 56-57. sıfatların açığa çıktığı zamanlarda bildiler. Bu yaklaşım. yiyeceği bir lokma için meşakkate düşer… Fakat bu manevi hazine ki. Ebediyete Davet. kuldaki nurun bir hazine gibi ortaya çıkarılması. insan-ı kâmil olamaz… Onun için gayret etmek ve inanmak lazımdır… Sahabe Peygamberi buldu ve ‘sana inandık ve seni tasdik ettik’ dedi”623 Şeyh Nazım’ın bu ifadelerinde de görüldüğü gibi. bu iki farklı varlık mertebesinin hakikatte aynı olduğu kabul edilmiş ancak. Peygamber(sav). ss. Peygamber(sav). Bu manada nûr konusu. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. yorum yapmıştır. 625 Bu tezde bkz. Allah’tan gaflete düşmemiştir. göz açıp kapayıncaya kadar. gaflete düşendir. melekût âleminin. Cilî. mürşîdler ve gaflet konusuyla birlikte değerlendirilmiştir. Peygamber(sav)’in tüm insanlar için bu nurun kaynağı olmasıyla ilgilidir. Peygamber(sav). Bu arayıştan uzak insan.

627 Buradan hareketle Nazım Efendi “İmanın alameti tasdik etmektir. “Siz aranızda kimi pehlivan addedersiniz?” diye sordu Ashab(ra): “Erkeklerin yenmeye muvaffak olamadığı kimseyi!” dediler Resulullah(sav) deki: “Hayır gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hâkim olabilen kimsedir. insanların en zor anlarındaki tepkileri. Tasavvuf Sohbetleri. ahirette karanlık içinde olacaktır. İslam ve Kur’an’ın nûru kulda ya parlayacak ya da kul. öfkesini yenen. Müslim. Edeb. Rasûlullah(sav) şöyle buyurdu: “İflas eden kimdir? Biliyor musunuz?” Ashab: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bize göre. sövdüğü zina isnadında bulunduğu. Musned. pehlivan mefhumunu. zor anlarında belli olmaktadır. 236. Nazım Efendi’ye göre geçici olan bu dünya hayatı sona erdiğinde ya iman. ahirette kaybeden olarak tanımlamıştır. müflis mefhumunu ise. müflis parası ve malı olmayan kimsedir” dediler. Kıbrısî. 4779.” Bkz. 628 Hanbel. Farklı bir ifadeyle. s. Kulun bu anlarında zuhur eden. Bu yaklaşım ise Hz. aksinde ise sönen bir mahiyettedir. daru’l imtihan olan dünyadır. 2608. Peygamber(sav).629 Burada izah edilen nûr. Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin “iman ve tasdik” hadisiyle birlikte ele aldığı bu yaklaşımda. s.630 Böyle bir yaklaşımla günlük hayatın en zor anlarında dahi kalbi 626 627 Tevbe: 9/40. Bunun üzerine Rasûlullah(sav) şöyle buyurdu: “Ümmetimin müflisi o kimsedir ki kıyamet günü kıldığı namazıyla tuttuğu orucuyla ve verdiği zekatıyla getirilecek aynı zamanda işlediği günahlardan. 629 Kıbrısî. Allah bizimle beraberdir”626 ayetindeki hale dönüş yapılarak sürekli parlak tutulması gerektiğini söylemektedir. onların içinde gizli olan potansiyel hasletlere delalet etmektedir. kulda parlayan nurun. Birr. 630 Resulullah(sav). Ebû Hüreyre(ra)’den rivâyete göre. 3. Ve böylece o kişi yaptıklarının hesabını vermeye oturacak ve 123 . uhrevî açıdan yorumlandığı görülmektedir. haksız yere mal yediği ve haksız yere kan akıttığı ve ona buna vurduğu şerlerde ortaya konacaktır. Hak Dost 4. c. kulun Allah(cc)’tan razı olduğu hallerde parlayan. 40. hayatının kolay anlarında değil. Razı olma dereceleri ise kulun zorlandığı hadiselerde zuhur eder. Ebu Davud.”628 hadisini. Peygamber(sav)’in hadis-i şeriflerinde sıkça açıkça görülmektedir. Ebedî âlemde taşınacak bu nûru kazanma yeri. s. onda tahakkuk eden içsel olgunluk düzeyi ile orantılı olduğu söylenebilir.Nazım Efendi. Bu düşüncelerden hareketle. en zor anlarda dahi memnuniyet halinin muhafaza edilmesi şeklinde yorumlamıştır. his. ondaki hasletlere ait kemal derecesinin bir göstergesi olduğu anlaşılmaktadır. 52. Bu manada Hz. dünyevî mefhumların. Kulun Allah’tan ne derece razı olduğu ise. bir sohbetlerinde iman nûrunun Allah(cc)’tan razı olunmadığı zaman karardığını ifade ederek bu anlarda kulun “Tasalanma. tavır ve davranışlarındaki memnuniyet hali.

kendisinden râzı olunan olarak Rabbine dön! Artık (sâlih) kullarımın arasına katıl! Ve (onlarla) Cennetime gir!”631 Kelam âlimlerinin tartışma konularından biri durumundaki imanın artıp eksilmesi hususu. 633 Tirmizî Hâkim. ss. 74. 212-213. alış ve tevarüs esnasında genellikle nûr kavramı yerine “feyz” kavramı kullanılmıştır. Beyânu’l-fark. İyilikleri bitince takas işlemi onun günahlarının buna verilmesi bunun sevaplarının da ona verilmesiyle devam edilecektir. her bir sahabenin kabiliyeti ve nasibi nisbetinde bu nûrdan ahiret hayatına taşıdığı ve ümmetin gelecek kuşaklarına. bu nurun söneceği anlaşılmaktadır. Bu duruma Ashab-ı kiram yönünden bakıldığında. yıldızlar gibi parlayan numuneleri. Şerh-i Akaid. s. sır. miras bıraktığı anlaşılmaktadır. feyzin ve imanın aynı ifadelerde iç içe kullanılmalarına rağmen farklı içerikli oldukları görülmektedir. gafletten uzak olunduğu ve zor anlarda Hakk’tan razı olunduğu hayatta olur. nurun da artması gerekir. Bu nur. Tersi durumun yaşandığı hayatta ise. Sufilerden benzer görüşü Hakim-iTirmizî de savunmuştur. Allah(cc)’tan razı olunduğu zaman kalpteki nur parlayarak genişler. nasipleri miktarında aktarmıştır. zulmetin nûra galebe çalması ise. kendindeki nûru ashabına. Kurân-ı Kerim’de şöyle bir hitab vardır: “Ey nefs-i mutmainne! Râzı olan. Nazım Efendi’nin bu konudaki ifadeleri ve genel tasavvuf anlayışıyla değerlendirildiği zaman nûrun. Birr ve Sıla. ss. 632 Taftazanî. 124 . İşte müflis budur. Mesela Peygamberler(as) içerisinde en kutsal nûra sahip olan Hz. Allah’ın nûru olarak ifade edilen iman. Çift. aynı zamanda ilmin kaynağı olduğundan. Peygamber(sav). 631 Fecr: 89/27-30. Bu ortamlar yaptığı kötülüklere karşılık iyilikleri takas edilecektir. Tirmizî’ye göre kalbte yer alan nûrun artması. Söz konusu aktarış. Hakîm Tirmizî.633 Kıbrısî’nin anlayışına göre bu nurun artması. Sonucunda da cezasını ateşle çekmek üzere Cehenneme atılacaktır.mutmain olan ve Allah(cc)’tan razı olan kullara. aksi durumda sönerek karanlığa bürünür.” Müslim. 30-45. ilmin artması için.632 Nazım Efendi’ye göre açıktır. hidayet feyz ve feyzu’l-akdes gibi tanımlamaların birbirlerinden hangi manalarda farklılaştığı konusu önemlilik arz etmektedir. imanın artmasına. insan-ı kâmillerin model alındığı. imanın eksilmesine delalet etmektedir. Feyzin aktarıldığı ortam olarak sohbet. zikr ve halvet vurgulanmıştır. 40.

ss. Makamlar ve Seyr u Sûluk ile İlgili Kavramlar/f. zikr ve konularında da yapılmıştır. yani ateştendir. Şeyh ve mürîdlere. Feyzi idrak edenler 634 635 Bu mevzudaki detaylar.Zikr . her kim de bundan mahrum kaldıysa dalalete düşmüştür. sohbet. g. Sadrını iman nûru istila eden kişiye mü’min denir. Kime bu nûrdan isabet ettiyse o hidayete ermiş. feyz ile manasındaki telakkisi hususundaki inter-disipliner incelemeler. 25-39. nûra sebep olan şey olarak zikredilmiştir. bu feyzu’l-akdesten hâsıl olan feyzi alırlar ve Mü’minlerin gönüllerine dağıtırlar. ontolojik yönden izah etmiştir. 638 Tirmizî Hâkim. İdrâk edemeyenler ne nûrdan ne de onun kendisindeki tesiri olan feyizden bahsedebilirler. sohbet ve halvet esnasında mürîdin gönlüne yansıtılır. Sır. 636 Yılmaz. Mü’minin sadrı ve bunun içinde yer alan kalbi nûr ve zulmetin mücadele alanıdır. Ebu Bekir(ra)’in göğsüne aktarılan nûr ise “feyzu’l-akdes” ile ifade edilmiştir. Nakşîbendî silsilesi içerisindeki diğer mürşîdler.636 Bu manada nûrun.kuldaki imanın zuhur etmesine. Hz. onun kalbine bilgi ve manevî hal gelir. Ebu Bekir(ra)’den bugüne kadar gelen Nakşîbendî meşayıhı içerisinde altın silsile olarak tabir edilen mürşîd silsilesi ile gelmiştir ki. Tasavvuf ve Tarikatlar. 223-224. ss. nâr ile birlikte ele alarak. 125 . bütün mahlûkatı zulmetin içinde yaratmış ve sonra da kendi nûrunu onların üzerine yaymıştır. bazen de “iman nuru” olarak. şeyh tarafından zikr. Tirmizî’ye göre Mü’minin ruhu nûrdan. hidayete ve mü’minin sırrını gerçekleştirmesine vesiledir. 637 Bu tezde bkz. kâfirinki ise “nâr”dan. Bazen kalbteki bu nûrun bizzat kendisi iman olarak isimlendirilmiş.Hâlidiyye-i Hakkaniyye Tekkeleri. nûrun bulunduğu zaman ve mekânın bereketi ve bunların idrâki. Hz. Giriş/3. feyiz olarak anlaşılmaktadır diyebiliriz.635 Nazım Efendi’nin feyz manası yüklediği nur. Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb. onlar feyzu’l-akdesin taşıyıcılarıdır. Hakîm Tirmizî. Peygamber(sav) başlıklarında incelenmiştir. sened ve silsile yoluyla ulaşan irfan olarak tanımlanan bu feyz. 634 Sahabenin(ra) içerisinde Hz. Bu feyz vesilesiyle müridin çaba ve iktisabı olmadığı halde. İman.637 Nûrun iman ve hidayet ile ilgisini. Bu izaha göre Allah.638 Tüm bu tanımlamalara göre. Tafsilatı için bu tezde bkz.Sohbet. ıstılahtaki istinâdî feyz kavramıyla anlaşılacak mahiyettedir.

895/1489). gerçekleştiremeyenler de olabilir. küfrü de tercih edebilirler. “… Eğer O’na (Allah’a ve Peygamber’e) itaat ederseniz. gözler kör olmaz. basiret körlüğü veren sebeplerdendir. şöyle ifade etmiştir: “Feyzin tezahürleri pek çoktur. hakiki hidayete işaret etmektedir. onlara kaçınacaklarını ilham etmiştir.” Ankebût: 29/69. “Öyle ya. etmeyenler de olabilir.”647 ayeti. Allah’ın göğsünde Müslümanlık için inşirah verdiği bir kimse ki o. Bunun incizabı da 639 640 Nûr: 24/54. “Hidayeti kabul edenlere gelince. 641 “Semûd’e gelince.643 dünya sevgisi. hidayeti bulursunuz”639 ayetinde de işaret edildiği gibi inanılana itaat. Esasen kulun iman etmesi. itikadî ve amelî bütünlüğe ulaşanlar da olabilir. 644 “Fakat hakikat şudur ki. ona insanların arasında yürüyeceği bir nûr verdiğimiz kimse. ama sinelerin içindeki kalbler kör olur. itaat ederek. Mevcut olan her şey O’nun zatî tecellisinden nasibini alır. c. 646 “Bir ölü iken kendisini dirilttiğimiz. hidayetin üç menzili olarak izah etmiştir. hidayet. biz atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk” Zuhruf: 43/22. Allah(cc)’ın her kula akıl ya da peygamberleri vasıtasıyla gösterdiği iman nurudur. Biz onlara da doğru yolu gösterdik. feyz ve feyzu’l-akdes gibi ifadelerin kullanıldığı kanaatindeyiz. ss. Yani Allah(ac)’a inanmasına rağmen. içinden çıkamaz bir halde karanlıkta kalan kişi gibi olur mu hiç?” En’am: 6/122. ancak o hidayettir’.646 “De ki: ‘Allah’ın hidayeti.” Zümer: 39/22 647 Bakara: 2/120. hidayette esastır.644 Hidayetin ikinci menzili. Buna “Vech-i has” denir. 3 (cüz 12).648 Bu anlayışın bütününü Ubeydullah-ı Ahrar (v. İnancının gereği gibi yaşayan kullar içerisinde sûlûka girip.içinde iman edenler de. 648 Gazalî. mücâhedenin neticesinde kulun halden hale çekilmesidir. Ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler” Fussilet: 41/17. “Biz ona iki de yol gösterdik” Beled: 90/10. Allah’ın nûrunun kullar arasında bu şekilde farklılaşmasına bağlı olarak. 643 “Şu Kur’ân iki memleketin birindeki büyük bir adama indirilmeli değil miydi?” Zuhruf: 43/31 .640 İnsanlar bu imanı tercih ettikleri gibi. Allah onların muvaffakiyetlerini artırmış. Rabbinden bir nûr üzeredir.645 Üçüncü menzil ise.” Muhammed: 47/17. erişemeyenler de olabilir. İzaha göre birinci menzil. hidayete ermesi ve ahiret sırrını gerçekleştirmesi yönündeki bu anlayışı İmâm-ı Gazali. Allah(cc)’ın emir ve yasaklarına itaat etmeyenler olabildiği gibi.642 kibir. Biz onlara elbette yollarımızı gösteririz. sır.641 İnsanları imandan meneden hased. nefis tezkiyesinde bulunanlar içerisinde. İhyâ. 645 “Bizim uğrumuzda mücahede edenlere gelince. iman. 2249. meratib kat ederek sırrını gerçekleştiren olabildiği gibi.” Hacc 22/46 . Aynı şekilde iman ettikten sonra hidayete erişenler olabildiği gibi. 126 . 642 “Gerçek şu ki. mücâhedenin kemale ermesinden sonra nübüvvet ya da velayet âleminde ulaşılan mutlak ve gerçek nûr ve hidayettir.

Seyr-i sülûk ile nefis tezkiyesi.653 649 650 Camî. s. İman bu nurun kulda tahakkuk etmesidir.651 Modern Arapçada el-levh. 456. Peygamberlerin kalplerinden. s. Dağarcık Yay.. manevi mertebelerin kat edilmesi ile olur ki bu. Teveccühün devam şekline göre Hâdî ism-i şerifinin tesiriyle. Mudil isminin tasarrufundan kurtulur. korunmuş anlamına gelmektedir. sıddıklar. 456. kader sırlarının yazıldığı ve insanlara gösterilenlerin dışında bilinemeyecek bir levha olarak tanımlanmıştır. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). 561. a. aynı zamanda kulun kendi sırrını gerçekleştirmesi anlamına gelmektedir. s. 127 . Manevî bir hazine veya sır olarak ifade edilen bu nûr. 652 Mutçalı. s. bekçilik etmek anlamına gelen “hafaza” kelimesinden türemiş mahfuz kelimesi ise. el-Mu’cemu’l-Arabî el-Hadîs (Arapça-Türkçe Sözlük).e. Kamûsu’l-muhît. 240.652 Levh-i mahfûz. 811. sınıfta üstüne yazı yazılan kara tahta (sebbûre) anlamını ifade etmektedir. Bu nûrun tamamlanması Peygamberler.”649 Binaenaleyh nûr. a. hakikî aşk ve şevk makâmlarına mazhar olur. 653 Isfehanî. Kur’ân bu nûru ihtiva etmektedir ancak. 651 Firüzebadî. el-Müfredat. kendinden tamamen geçip. 695. fenâ bulup. Firüzebadî. hayret ve cezbe ehline kavuşur.g. s. “el-Levha” ise. yazıt anlamına gelmektedir. Cenab-ı Hakk’ın kullarına ilahî bir lütuftur. Bu nûrun kendisine eriştiği kişi hakikî iman. Serdar. bu nurun kulda parlaması ve kemale ermesi anlamına gelmektedir. her kulda birbirinden farklı kemmiyet ve keyfiyettedir. İstanbul 1995 s. Kudsî varlığa olan devamlı incizabı vasıtasıyla. kemik ya da ahşaptan yapılmış levha manasına gelmektedir. bu nûrun iniş yeri Peygamberlerin(as) kalpleridir. velîler ve Mehdi(as) ile olacaktır. kitabe. Kuldaki bu nurun parlaması. el-Müfredat. Levh-i Mahfûz: Arapça bir kelime olan levh. Nuru Muhammedî’den ümmetinin kalbine aktarılan feyzu’l-akdes olarak da ifade edilmiştir.Hak Subhanehu ve Teâla hazretlerinedir. Mü’minlerin kalplerine nurun aktarılmasını tanımlayan ifadelerde feyz kelimesi kullanılmıştır.650 Korumak. Isfehanî.1.

” Hadid 57/22 . Çev. üzerine yazı yazılan yassı bir şey. elbette değerli bir Kur’ân'dır. 1-8. Saklı bir Kitap’tadır. İstanbul 1979. 665 Cürcanî. 661 “O. diğer ayetlerde zikredilen ve imâm-ı mübîn658.” Abese 80/13 -14 663 Ateş. İstanbul. meselâ kanun levhaları olarak da tanımlanmıştır. Kitabu’l-mubiyn. 151. Hakîm Suâd. 27. Allah’a kolaydır. 658 “Her şeyi açık bir imamda (Kitâb) saymışızdır. Hulasatu’l-Beyan fi tefsiri’l-Kur’ân. mükerrem sayfalar(dadır). bilgi hazînesi olduğunu da söylemişlerdir. 5669. Dolayısıyla onun mâhiyeti tam olarak bilinemez. s. levh’i-akıl. o şerefli bir Kur'ân'dır. “Hayır. s.” Vâkıa 56/77-78. 662 “(O öğüt) sahifeler içindedir.27.” Yâsin: 36/12 . 204.“Biz onu (Nuh’u) levhaları olan (gemiye) bindirdik”654 ayetinde geçen levhalar kelimesinden dolayı. levh-i mahfuz gibi türleriyle de anılmıştır. Mehmed. Vehbî. geminin tahtalarından her birine levh denildiği gibi.665 Mukadderatın Levh-i mahfûzdaki yazılarını. 151. 470-476. s. s. 440 -443. Genel kabul gören anlayışa göre levh-i mahfuz. 399. c. levh’i-kaza. ne kuru hiçbir şey yoktur ki açık bir Kitapta olmasın” En’am 06/49 . ss.664 Levh. 657 Bürûc: 85/21-22. bazen de külli nefs olarak izah edilmiştir. ss. tasavvuf ıstılahında. c. 128 . tasavvufî kaynaklarda kâinat sistemine sokulmuş. c. c..: Ekrem Demirli. Kabalcı Yay. gayb âlemine ait bir meseledir. 14. Levh-i mahfuz ise. s. Ta’rifât. 659 “Ne yaş. değer verilen. TTDS. c. 2005. Levh-i Mahfûz.”657 ayetinde geçen levh-i mahfuzu. Cebecioğlu. bir Kitapta olmasın. 664 Yavuz Yusuf Şevki. 660 “Ne yeryüzünde ne de nefislerinizde meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce. 12. nefsu’l-kulliyye olarak da bilinen levh.655 “Onun için (Tevrat) levhalarında her türlü öğüdü ve her şeyin açıklamasını yazdık”656 ayetinde geçen el-vâh kelimesine dayanarak levh. Yavuz Yusuf Şevki. Kur’ân Ansiklopedisi. levh’i-lkader. Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilen “saklı bir kitap (kitabun meknun)”661 ve “saygı ile yükseltilen sayfaların (suhufin mukerremeh)”662 da levh-i mahfuz olduğuna yönelik tefsirler olmuştur. bazen fa’âl akıl. Çoğu mutasavvıfa göre bu levhada olmuş ve olacak her şey yazılıdır.663 İslâm âlimleri levh-i mahfûzun mâhiyeti ve keyfiyeti ile ilgili çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. Korunan bir levhadadır (yazılı). hafızların ezberlerindeki 654 655 Kamer: 54/13. Levh-i Mahfûz. 656 A’raf: 07/145. kitâb-ı mübîn659 ve kitâb660 diye ifade edilen. üzerine yazı yazılan tahta ve sair malzemeye de levh denilmiştir. ulvî âlemde bulunan bir levha olarak tanımlanmıştır. DİA. Müfessirler. Doğrusu bu. TDV İA. İbnü’l-Arabî Sözlüğü. Üçdal Neşriyat.

4 (cüz 16).668 Nazım Efendi bu nûrla bakan kulu bazı yerlerde mü’min. yanına gelen birine. “Gözünde zina eseri var. Tirmizi. 2937. Allah(cc)’ın levhinin ve kitabının bizim bildiğimiz levha ve kitaplardan farklı olduğunu ifade etmiştir.669 bazı yerlerde levh-i mahfuzu okuyabilen âbid. Şeyh Şerafeddin’e göre kulun hidayeti. İhyâ. Allah’ın nuru ile ilgili olduğu görülmüştür.666 “Mü’minin firasetinden sakının zira o. c. 668 Kıbrısî. Kulun sırrı ve hidayeti ise Kıbrısî’nin anlayışına göre. Allah’ın nûruyla bakar”667 hadisine atfederek Nazım Efendi. Canan. Tasavvuf Sohbetleri.”673 Nazım Efendi’ye göre levh-i mahfûz’da üç şey yazılıdır. “Nereden bildin?” dedi Hz. s. Bunlar. s. a. Bir kadına bakmışsın” buyurdu. Allah’ın nûrunu taşıyan kulun O’nun nûruyla baktığını söyler. s. 4. 13. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/c.Misak (Yevmu’l -Ezel). 14. Câmi-ul-keramat.674 Kulların misak gününde verdikleri ahidler. dünyada vuku bulacak hadiseler ve her söz sahibi kulun. 673 Buhârî. Kütüb-i Sitte. 670 Aynı eser. O kimse.e. kula elest bezminde çizilen manevi rotanın âlem-i dünyada kemal derecede vuku bulması. Hz. s. şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’ye göre kulun sırrı ile de ilgilidir. Allah(cc)’ın nuru ile bakmayı tanımlamaktadır. dar-ı dünyada nasıl kulluk yapacağıdır.672 Söz konusu hadisin şerhi mahiyetinde cereyan eden bir hadiseden sonra. c.. kulların misak gününde verdikleri ahidler. Tefsîru`l-Kur`ân. 13. Şeyh Şerafeddin’e göre. 40. s. 671 Aynı eser.g. Bu nûrla bakan kullar aynı zamanda. 672 Bu tezde bkz. Kıbrısî’nin anlayışında etkili olduğunu düşündüğümüz bu hadisede Hz.670 bazen de irşâd sahibi mürşîd671 olarak tanımlamıştır. elest bezmindeki hitabı her an işitenlerdir. o. kendisine elest bezminde çizilen hat ile ilgilidir. Osman(ra). 16. 505/1111). 672. Osman da. 129 . “Mü’minin firasetinden korkun. 669 Aynı eser. s.Kur’ân-ı Kerîm yazısına benzeten İmâm-ı Gazalî (v. Allah’ın nuru ile bakar” hadis-i şerifini bildirdi. 14. 13. s. 674 Kıbrısî. kulun dünyada karşılaşacağı hadiselerle ve bu hadiselere göre sergileyeceği kulluk 666 667 Gazalî. Osman’ın ifadeleri.

Bir mûrîd halvet halindeyken kendisine ayân olan levh-i mahfuzda şeyhini şekavet içinde ehli cehennemlikler arasında görmüş. Allah’ın ilmi ezelisini ihata edemez. Bu misale göre nasıl bir mühendis. yapılacak işlerin yazılı olduğu bir programa benzetilmiştir. s. 86. Mûrîdinin secdedeki duasıyla ismi tekrar şekavet listesine yazılan şeyhe şöyle bir ilham geliyor: “Ya âbidim! Sen benim muhlis kulumsun. mühendis üzerinden vermiştir. Senin adını o listeden şimdi Ben siliyorum seni saidlerin başı yazdım. Çocuk ona bakar ve ne yapacağını.”677 Benzer bir misali İmâm-ı Gazalî.676 Binaenaleyh. Onu kendisi için yapmadı. etbasını bu işaretlere göre irşad eder. Tasavvuf Sohbetleri. Kıbrısî’ye göre bu programda yazılı olan şeylerden bir kısmı. s. sen bir gece dayanamadın. Kıbrısî. şeyhinin adı ehli cennet tarafına yazılmış. misak gününde Rablerine verdikleri ahidler.675 Bu anlayışı ihtiva eden bir menkıbede. Orası senide beni de ilgilendirmez. Hemen secdeye kapanıp: “Ya Rabbel izzeti ve’l azame! Beni bu rutbeye yetiştiren şeyhimi ehl-i nâr olmaktan kurtar. ne okuyacağını bilir.g.e. önceden hazırladığı plana göre inşaatı yapıyorsa. s. 2 (cüz 8).” Bkz.” diyerek yazının eskisi gibi olması yönünde dua etmesi için mûrîdine emir buyurmuş. Kıbrısî. a. Mûrîd sabah mürşîdine mazhar olduğu tecelli ve neticesini anlattığında şu cevabı almış: “ Ya veledi! 37 senedir ben orada şekavetimi gördüğüm halde ubudiyeti terk etmedim. O levh-i mahfûz bizim gündemimizdir… Melaike baksın bakmasın. 13. Onu ehli cennet kıl Ya Rabbi!” diye dua etmiş. İhyâ.678 Özet olarak levh-i mahfuz. Kıbrısî’ye göre. bir kısmı da. Allah dünya âleminin tüm vakitlerini içeren bir nüshasını. levh-i mahfuzda ehl-i cehennem yazılmış bir zâtın. Orada olanlar benî Adem’in ahitleridir. c. 677 Kıbrısî. Şimdi mekteplerde ne gün ne ders okurlar diye program var. O. levh-i mahfûza bakmaya muhtaç olsaydı Allah olmazdı (haşa). O tecelli makamına mazhar mûrîdin duası kabul olunup. levh-i mahfûz’da yazmıştır. bu haline rıza göstermesinden dolayı. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. 678 Gazalî.Sır. Kulların.rolüyle ilgilidir. Çocukların eline bir program veriyorlar. ehl-i cennet olarak değiştirildiğini belirtmiştir. Mahiyeti itibariyle cismaniyet âlemindeki levhalardan olmayan levh -i mahfuz. 1374. melaikeninki (orada) yazılı değil. Levh-i mahfuz. zaman mefhumuyla tanımlanamayan yevmu’l-ezelde gerçekleşmiş. dünyada vuku bulacak hadiseler ve her 675 676 Bu tezde bkz. gayb âlemine ait varlıktır. Nazım Efendi levh-i mahfûzun kullara yol göstermek üzere yaratıldığını şöyle ifade eder: “Cenab-ı Allah levh-i mahfûza bakmaya muhtaç değildir.. 130 . gerçekleşmeyi beklemektedir. Kıbrısî’ye göre Allah(cc)’ın nuruyla bakan zatlar.

679 “O. Kullara yol göstermek üzere yaratılan levh-i mahfûzu. irşad sahibi mürşîdler okuyabilir. mevcud ile yokluk arasındaki bir gizlilik olarak tanımlanmıştır. b. asıl. 684 Serrâc.söz sahibi kulun. ss. 606/1209). er-Risale. 124. nasıl kulluk yapacağı bunlardandır. 234-239. İkincisi.685 Sır. s. 430. Isfehanî. hakkı bilmektir. Lisânu’l-Arab. Mü’minler içerisinde. 682 Cürcanî. Allah(cc)’ın indirdiği nurdan ve feyzden nasibini 679 680 hakikatin sıırı. içte gizlenen söz. SIR: Arapça gizli şey demek olan sır. Cebecioğlu. 569. c. sırrı da ahfâyı da bilir. Üçüncüsü ise gayretle kesbedilemeyen bilgi olan ahfadır. ilmin sırrı. 8-9. s. Bu gizliliğin bilindiği alana göre. Tahâ: 45/7. Bunlardan bir kısmı gayret ile kesbedilir ile bir kısmı vahiy ile bilinir. 685 Kâşânî. 681 Razî.683 Sır. ss. Buna göre birincisi cehrî bilgidir ki. ahfâyı da yani. “Allah’ın Nûru” başlığında. kuldaki potansiyel iman derecesi olarak anlaşılmıştır. Istlahatu’s-sufiyye. rububiyyetin sırrı. Kalb marifetin. s. s. tecelliyatın sırrı. insanlar bu bilgiye tecrübe ve gözlemle ulaşabilirler.”680 âyetinde Allah'ın sırrı da. TTDS. 121. aynı zamanda kıymetli vadinin orta yeri. izhar olmayan ve kendisine delalet eden şeylerle bilinen şey anlamına da gelmektedir.681 Sır için mutasavvıflar. rububiyyetin sırrının sırrından bahsedilmiştir. kalbte bulunan Rabbânî bir latifedir derler. 22. hâlin içindeki ilâhi muradın bilindiği sırdır. s. 123.682 Kul ile Hakk Teâlâ arasında saklı ve gizli kalan hallere de sır denilir. Ta’rifat. gizliden gizliyi de.684 Kaşanî’ye göre bu gizliliği bilmek. 131 . Mefâtihu’l-gayb. dar-ı dünyada. el-Müfredat. sır da müşâhedenin mahalli olduğu söylenir. s. cehrî olarak bilinen şeylerin batınıdır. 6. bildiği vurgulanmaktadır. ruh sevginin. el-Lümâ. Çoğulu esrar olan bu kelime. 683 Kuşeyrî. nikâh. c. 228. Mesela hâlin sırrı. ilmi üç derecede ele almıştır. İbn Manzûr. bir şeyin hâlisi gibi anlamları ihtiva eder. Bu ayetin tefsirinde Razî (v.

689 Şeyh Bedrreddin-i Mahmud. 618/1221)’nın görüşü. Nazım Efendi’ye göre her kul farklı nitelik ve nicelikteki sır ile donatıldığı için. 30.alanlarda iman. Kabiliyet ise yaratılışındaki bir âtiyedir. Varidât. nitelikler ve işlerinin hepsi kabiliyetlere bağlıdır. farklı kemal derecelerinde zuhur edeceği anlaşılmıştır. Bekir. savunmuştur. Zeynüddin-i Hâfî ve Eserlerinde Tasavvuf. Şeyh Nazım’ın genel tasavvuf anlayışı çerçevesinde sır. Ankara Ünv. Allah(cc)’ın 686 687 Kıbrısî. onlara bahşettiği istidad ve kabiliyet kadar verir. 823/1420)’e göre kulların isimleri. esma ile ilgisi üzerine Necmeddin-i Kübrâ (v.688 Şeyh Bedreddin (v. Kulun yaratılışına bağlı olarak ulaşabileceği makâmlar ve bu makâmlara ulaşmasına vesile olan iman. nurlarını ortaya çıkarır ve sırlarına vakıf olurlar. ss. Kübrâ’ya göre Allah(cc)’ın elest bezmindeki hitabı690 ve Âdem(as)’e öğretilen esma691. Ankara 2009. Allah(cc)’ın kendisi için belirlediği tarîk ve makâmdan öteye de geçemez. Ankara 1990. 690 Arâf: 07/172.”687 ayeti bu anlayışa işaret etmektedir. Tasavvuf Sohbetleri. Zeynuddin-i Hafî (v. yevmu’l-ezelde kulun ne derece aşkla misak ettiğiyle alakalıdır.. Bu anlayışa göre Allah(cc). 132 . Bu imanın dünyada gerçekleşebilecek potansiyeli ise sır olarak anlaşılmaktadır. yevmu’l-ezelde her kul ilahî divana farklı isimle çağrılacaktır. kula yaratılışında dercedilen sıfat ve esmalar olarak tanımlanabilir.. 10-19. herkese ilâhî nûrların feyzi olan sırları. Kültür Bakanlığı Yay. 691 Bakarâ: 02/31. Allah(cc) kulunun kaderini. dünya hayatında imana dönüştürdüğü nisbette Mü’mindir ve iman ettiklerini tatbik ettiği nisbette hidayettedir. Bu sıfat ve esmaları. 838/1435).686 Bu anlayışı ıstılahta besleyen yaklaşımlardan birini. ilahî nur ve kabiliyet ile olan ilgisinin yanı sıra. Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışına bütüncül bakışımızı desteklemektedir. 145. Doktora Tezi. Ter. s. bu kabiliyetlerini ortaya çıkarması yönünde çizmiştir. Bu yüzden sâlik. kulun dünya hayatında ulaşabileceği makâmlar ve imanî kemâlat dereceleri için potansiyel istidatlar olarak da tarif edebiliriz. Mü’min yevmu’l-ezelde donandığı sırrını. Bu iman derecesi. Kâf: 50/35.689 Sırrın. Nur sahipleri olan mürşidlerin terbiyesiyle nefslerini tezkiye edenler. 688 Köle. Hafî’ye göre “Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol belirledik.: Cengiz Ketene. sır ile birlikte ele alınmış olması hasebiyle mühimdir. nûr ve feyz konularında Hafî’nin görüşü. s.

693 Hucvirî. a. s. Allah(cc)’ın el-Latîf isminin tecellisi olduğu ifade edilmiştir. Keşfu’l-Mahcûb (Hakikat Bilgisi). Hızır(as)’dan Hz Ali(ra)’ye ve kırklara tevarüs eden sırr-ı hakîkîdir. Latiftir. O’ndan başka ilâh olmadığını kabul etme potansiyeliyle donatılmıştır. ss. ezelî olanla olmayanı ayırma şuuruna sahip olabilmektedir. ruhânî bir latife olarak.g. Mesela. 696 K. 20. Necmeddin. Allah’ın nuru veya Allah’ın boyası697 olarak mevcut olduğuna inanılmaktadır. Bu makâmdaki kulun kalbine vahdaniyet âleminden doğuşlar olur. 133 .e. fıtratının gereği olarak Allah’ın zatını bilme.” Mülk: 67/14. Tah. Kuveyt 1993.: Yusuf Zeydân. Bu potansiyelin gerçekleşmesine göre aşkın olan Allahu Teâlâ’yla bir bütünlük oluşturur. 2. birleme. 1279/1862). benim yaratılışım da O’nun sır hanesidir… Gözünü iyi aç da bana öyle bak ki beşerde Allah nurunu göresin” diyerek sırrın bu yönünü vurgulamıştır. Bu durumda insan. haberdardır.ruhlara talim ettiği ilm-i ezelîdir.692 İnsan. a. Kısaca tevhîd. c. Âdemoğluna ruh vesilesiyle bahşedilen letâif-i hamsenin. 697 “Allah’ın boyasıyla boyanın…” Bakara: 2/138. Adnan. müşâhede makâmı anlamında kullanılmıştır. Üçüncü makâm olan sırru’s-sır. Fevaihu’l-Cemâl ve fevâtihu’l-Celâl. Hucvirî’ye göre bu sır tevhîddir. 694 Mevlânâ. 698 K. marifet ilmini zahir eden ve ledunnî ilimlere kapı olan ilimdir. kalbin letâiflerindendir. Kulun vücud karanlığında setretilmiş vaziyette olan bu ilim.694 Hakkâniyye yayınlarında ruh konusunda incelenen ontolojik ifadelerde de sır.696 İnsan ruhundaki bu ilahî yönün. 695 “Yaratan hiç bilmez olur mu? O. s. s. 342-349. Bu bütünlük kul ile Allah arasında bir sırdır. Dâr Suâd Sabbâh. bno: 2245-2252.698 Abdullah-ı Hanî (v.693 Mevlanâ Celaleddin ise.e.. âlem-i sıfattan âlem-i esmâya indirilmek suretiyle insana hediye edilmiş bir atiyedir.g. Bu ilim. insana doğuştan tevdi edilen istidatlarının benliğinden sıyrılmak suretiyle Allahu Teâlâ adına geliştirilmesidir. ilmi ledün olarak zuhur eder.695 Letâif. Mesnevî Tercümesi. 59. Adnan. “Kâbe her ne kadar O’nun evi ise de. bu letâifleri sayarken sırru’s-sır yerine hafî zikrini saymış ve her bir letâifin bazı peygamberin kademinde olduğunu ifade 692 Kubrâ. 138.. Sır makâmındaki ilmin kaynağı. seyr ü sülük ile saflaşan ve maddi varlığından gaybete düşen mü’minde.

sırrın ruhanî latifelerden bir latife olduğuna ve müşâhede makâmı olduğuna inanırlarken. İzzeddin. 1034/1624)’ye göre âlem-i sügrâ olan insanda bulunan bu beş letâifin asılları. bir grup da sırrın ayan cümlesinden değil. Kurtuba Kitap. latife-i hafî. 673/1274)’ye göre her varlığın. 99-100. ondan ileride hafi. İstanbul 2010. Ter.699 İmâm-ı Rabbânî (v.”703 Sırrın kul ile Allah(cc) arasında meydana gelen örtülü bir hal olduğu anlaşılmasına rağmen. Hakikat talibi. İmam-ı Rabbanî. peygamberler ve meleklerden başka bütün mahlûkatın mebde-i taayyünleridir. ondan ileride ahfa makâmlarında olan sır vardır. bir mürşîd rehberliğinde bu letâifiler arasında seyri illallah ile fenaya (velayet-i sugray). 134 . İsâ(as). ihtiva etmektedir: “Cennet mekan Şeyhim Hazretleri o zerrelere olan hitap. daha sonra seyri fillah (velayet-i kübrâ) ile tam fenaya vasıl olur. kulun kendisine dahi sırdır. Şeyh Nazım’ın sır olarak tanımladığı bu letâifin asılları. Âdâb. s. s. o sırru’s-sır makâmında. Yani sır. Tasavvufun Ana Esasları.700 Sadreddin-i Konevî (v. manalar cümlesinden olduğuna inanırlar. bu makâmdaki sırlar. Varlık. âlem-i kebirdedir. kul için noksanlıktır. Mektubât. ss. Allah(cc)’ın isimlerinin zıllerinden pay alırlar.etmiştir. mevcut olduğu mertebeye göre bir taayyünü vardır. Nuh ve İbrahim(as). Tasavvuf Sohbetleri. 703 Kıbrısî. 702 Kâşânî. Bu daire. Musa(as). aslına varamama durumu. mürşid-i kâmilin bu sırra vakıf olup olamayacağı diğer bir husustur. Tasavvuf Metafiziği. Kendi yaratılışına uygun letâifin. Bu halden başkasının haberi ve bilgisi olmaz. dünkü haberdir buyuruyor. insandan başka her şey demek olan. latife-i ruh. kul ile Allah arasında meydana gelen örtülü bir haldir. bu letâiflerin zıllerini geçer ve asıllarına varır.: Hakkı Uygur. 79. Buna göre latife-i kalb. 244. Bu anlayışın devamında sıru’s-sır gelir ki. Muhammed(sav)’in kademindedir. Sırrın kul ile Allah arasındaki gizli bir hal olduğu anlayışını. 35. Adem(as).702 Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında ise her iki mananın da bulunduğu kanaatindeyiz. latife-i ahfa. bu taayyününde baskın olan hüküm açısından Rabbini bilebilir. latife-i sırr. Onun ötesinde olan haberler vardır ki. Seyru sülûk ile Mü’min. ss. 701 Konevî.701 Mutasavvıflardan bir grup. Nazım Efendi’nin şu ifadeleri. Mektun no: 160. Bu konuda Hakkâniyye meşayıhı içerisinden Şeyh Şerafeddin-i 699 700 Hanî.

kendisiyle Peygamber(sav) arasında vasıta olmaksızın yardım isteme kanalı açılır.706 Bu açıdan bakıldığında. 706 Cilî. 135 . s. Hz. bazı sufîlerin anlayışlarına yaklaşmakta ve bu anlayışın bina görülmektedir. Hz. Şehadet âlemi. O’nun zahirinin feyzinden. Meselâ göre. manaların heyulası ve varlıksal suretleridir. 26. mahşere de aynı isimler ile çağrılacaktır. velayet ve kemalat makâmlarına erişmiş olur. Peygamber(sav) Abdulkerim-i anlayışı Cilî’ye ile birlikte Hz. bu görüştedir. Kul bu sureti kalbinde aklederse. Muhammedî suretle aniden karşılaşma konumuna yükselir.. Allah ile kul arasındaki bu hale. Bu makâmın ötesindeki bir arınma ile kul. Gaybın gaybı ise. Bu karşılaşma. 298. Peygamber(sav). Çünkü Nazım Efendi’ye göre bir sünnete hakkıyla ittibâ edildiği zaman ortaya çıkan Muhammedî sır. mürşid-i kâmilin vakıf olabileceğini ifade etmiştir.707 Şeyh Nazım’a göre. misak günü çağrıldıkları isimlerde sırları gizli olan kullar. velinin kabiliyetinde bulunan Muhammedî kemaller. düşünüldüğünde. a. 293-294. 42. ufuk-i a’lâda müşâhededir. Kişinin kim olduğu ise dünya hayatındaki kimlik bilgileri veya toplumdaki statüsü değil. Kemâlâtu’l-ilâhiyye.Dağıstanî. Peygamber(sav)’in hakikatinden ibarettir. Menâkıb-ı Şerefiyye.g. 707 Kıbrısî. mühürlenir. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî. Bu ifadelere göre bu sırlar kişinin kim olduğunun cevabıdır. Bu anlayış şöyle ifade edilmiştir: “Muhakkak ve muhakkak herkeste olan sır… Dünyada sırrı zahir olmazsa. s. gayb âlemi de. Allah(cc) ile olan muhabbeti ve misak gününde Rabbi’nin huzuruna hangi isimlerle çağrıldığına bağlıdır. dünyadan 704 705 Burkay. ss. kulu velayet makâmına çıkaracak kuvvettedir. Tasavvuf Sohbetleri. Bu müşâhedenin neticesinde. sünnete hakkıyla ittibâ eden kul. “ruhanî latife” manasında da kullanıldığı kanaatindeyiz. s. Kıbrısî.704 Bununla birlikte Hz. O’nun batınının feyzinden yaratılmıştır. Kıbrısî’nin edildiği zemin bu anlayışı. 30. Peygamber(sav) bahsinde izah edilen Muhammedî Sırr705 ifadelerine dayanarak sırrın.e. Böylece sâlikin varlığı kâmil olur.

Dünyadan giderayak sırrı zahir olmazsa. İsmail Hakkı Bursevî (v. su. Bu anlayışa göre Hz. Peygamber(sav)’in önceliğine nisbetle sonra gelirler. toprak ve hava gibi unsurların ve madenlerin. 76-78. Allah(cc)’ın zatına. 30. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber(sav)’in zuhuru. Hz. onun yaratılışında 708 709 Kıbrısî. 1135/1725) savunmuştur. Yani. Muhakkak o insanlara verilmiş olan sır zahir olacaktır. sıfatlarına. Kendimi tanımıyorum Kimsin sen? Ben filancayım. Peygamber(sav)’in biri ruhanî diğeri cismanî olmak üzere iki vechi vardır. Bursevî. Bu küllî hakikatin izahına göre Hz. Peygamber (sav). isimlerine ve fiillerinin zuhuruna kaynak olduğundan. kabir âleminde ya da mahşerde zahir olması. veliler ve diğerlerinin ruhları. yaratılışta her şeyden önce gelir. bitkilerin ve hayvanların kaynağı olan cism -i küll suretindedir. kulda zahir olacak sırlar. cismanî tarafı da her şeyden önce olmuştur. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. Peygamber(sav) gelmeseydi. Sen kimsin ve nesin? Sırrın nedir? Allah ile olan muaheden nedir? ‘elestu bi Rabbikum? Kalu bela’ da Allahu zü’l-celal seni çağırdığı günde. biliyor musun? Kaç isimle çağırdı?”708 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin belirttiği isimler ve sırrı. mahşerde (olacak). kullar kendindeki sırları. Bütün mükemmelliğin mazharı sayılan Hz. Hz. Bu kimlikteki sırların şehadet âleminde. Ruhanî tarafıyla Efendimiz(sav). heyulau’l-kulldür. hangi isimlerle çağırdı seni. Dolayısıyla tüm ruhanî sırlar. kabirde sırrı zahir olmazsa.709 Bursevî’ye göre Hz. Peygamber(sav)” konularıyla da ilgilidir.giderken (olacak). Onun için bütün peygamberler. s. Binaenaleyh. Biz henüz kendi sırrımıza agâh değiliz. varlığı oluşturan ateş. Şerh-i Salavât. Peygamber(sav)’in cismanî yönü de tüm mevcudattan öncedir. ilahî sırların güzelliği görülemezdi. Efendimiz(sav)’in güzelliğinin aynasında görmüşlerdir. Hakkânî’ye göre mahiyeti âlem-i gaybda olan bu kimlik. Peygamber(sav). Peygamber(sav)’in sadece ruhanî değil. bu âlemin hem suret hem de mana bakımından bütün sırlarını kendinde toplamış ve onların hakikatlerine kaynak olmuştur. Hz. Peygamber(sav)’in ruhaniyetinden doğup yayılmıştır. ss. kulun varoluşunu temsil eden asıl kimliktir. Biz henüz kendimizi tanımış değiliz. 136 . ontolojik olarak “Allah’ın Nûru” ve “Hz. Müşâhede âlemi olan cisimler âleminin kaynağı. kulun manevî kimliği olarak tanımlayabiliriz. Hz. Deyaları için bu tezde bkz. kabirde. Kıbrısî’nin üç farklı başlık altında toplanan bu anlayışına temel teşkil edebilecek yaklaşımı. Hz.

Şeyh Nazım’a göre bu muhabbetin dereceleri ise. s. uyulan sünnetin çokluğuna bağlı olarak. İsim tesmiye olunacak mahalde. Kuşeyri Risâlesi. bilumum asnaf-ı beşerin esmaisi. 713 Kuşeyrî. 137 . 42. 712 el-Hakkânî. sırrın gerçekleşmesine vesile olur. ss.”711 Şeyh Nazım Efendi. mahbubun kişideki sırrı istilâ etmesidir.712 Nazım Efendi’nin sır tanımında “muhabbet” ehemmiyet arz etmektedir. Peygamber(sav)’in nurundan akseden esma ve sırların tezahürüdür.710 Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî. Kışeyrî’de görülmektedir. 410. Menâkıb-ı Şerefiyye. ezelî isimi ile aynı olması halinde kuldaki zekâ ve idrakinin. Bir çocuk doğduğu vakit. muhalifu şeria’ ahval ile harir döşemeler. bu melekler oraya girmez. Muhabbet ehli. mücessem ve tam azalı suret bulunursa. Kuşeyrî’ye göre muhabbet. sırrın tahkikinde ismin önemini esma-i beşer başlığıyla irdelemiş ve yeni doğan çocuklara yapılan tesmiye merasimi üzerinden izah etmiştir. Burkay. âlem-i ahd u misâkda takdir ve tayin buyrulmuştur. 76-78. Muhabbetle kulun kalbi daimî zikre girer ve masivayı düşünmekten uzaklaşır. Şerh-i Salavât. Bebeğin kundaklanma şeklindeki edebin derecelerine göre tesmiyede hazır bulunan meleklerin adedinin bir ile bin arasında değişebileceğini ifade etmiştir. çocuğun ismi de hakiki ismin muhalifi bir isimle tesmiye olunur. Şeyh Şerafeddin. ona isim verecek kimselere ism-i hakikisini ilham için Cenab-ı Hakk (cc) melekler hâlketmiştir. Ebediyete Davet. kulların hakiki isimlerinin dünyada da konulması için ilham veren görevli melekler olduğunu şöyle ifade etmiştir: “… ‘el-Esmau tenezzelu mines-semai’ fehvasınca.bulunan ve Hz. 133-135. mahbubun gayrısındaki her türlü mensubiyet bağlarını koparır. maksudunda fenâ bulduğu için. ss. ezelî isimden farklı tesmiye edilen kullara nisbeten yedi derece daha kâmilâne olacağını beyan etmiştir. s. 713 Bu 710 711 Bursevî. “Muhammedu’rRasulu’llah” kelimesi olduğunu ifade etmiştir. Peygamber(sav) sevgisinin Allah(cc) sevgisinden olduğunu ve Peygamber(sav) sevgisinin en temel göstergesinin. Bu düşünceye göre dünyada verilen isimlerin. Sır ile muhabbet arasındaki ıstılahi bağ.

Kuldaki sırrın zuhurunda anahtar kelime. kalbe Muhammedî benzetilmiştir. nasıl muhabbetle zahir olduğuna Bursevî. Şeyh Nazım’ın Hz. öz olarak varoldukları icmal mertebesinde zuhurun mahalli. diğer varlıklara verilmiştir. Bu muhabbetten kaynaklanan ilahî sırlar ise. daha yakıcı ve daha pırıl pırıl olarak ebedileşir… O’nun özü. kulun cismani varlığındaki zuhuru “ruhanî latife”dir. ne de rüzgâr…”714 Kuldaki sırrın. Şeyh Nazım’ın ifadelerinde bulunmasa da. Hz.çerçevede yapılan muhabbet tanımı üzerinden bakıldığında sır. O sevgiyle daha canlı. 35. Allah(cc)’ın karşılıksız varlık verdiği Rahmân isminden. masiva karanlığından sıyrılmasına İkbâl. Kur’ân’ın iniş mahalli. Bu yaklaşımlar. Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş. muhabbettir. muhabbetin kalbi istilası. anlayışına temel teşkil edebilecek bu izaha göre. 714 715 nurdan yansıyan sırların. Sufiler tarafından bu anlayışa benzer anlayışlar açısından ele alındığında. Aşk kılıçtan ve oktan korkmaz. Benzer kanaati Muhammed İkbal (v. s.715 Binaenaleyh. toprağımızın altında hayat kıvılcımlarıdır. Peygamber(sav)’in kalbidir. aşktan ateş alır. ontolojik bir izah getirmiştir. Sırrın dünyada gerçekleştirilmesine göre kul. 1394/1973) “aşk” üzerinden şöyle tanımlamıştır: “Adı benlik olan nur. yevmu’l-ezelde kulun ne derece aşkla misak ettiğiyle alakalıdır. Bursevî. mürşid-i kâmiller vakıf olur. Binaenaley Nazım Efendi’ye göre her kul farklı nitelik ve nicelikteki sır ile donatılmıştır. enfüs ve Kur’ân olmak üzere üç nüshada yazılıdır. Kulun yaratılışında decredilmiş sırrın. ss. muhabbetin kaynağı ilahîdir. ne toprak var. afak. 138 . kulun fena fillah makâmında ortaya çıkan nûr olarak da anlaşılmaktadır. Aşk ona dünyayı aydınlatmayı öğretir. Peygamber(sav)’in kalbi olmasa. 79-80. Kulun Allah(cc)’a olan muhabbeti ve misak gününde Rabbi’nin huzuruna hangi isimlerle çağrıldığına bağlıdır. İman derecelerine delalet eden bu sır. iman mertebelerine vasıl olur. İslamî Benliğin İçyüzü. sırrın hakikat-i Muhammedî ve nûru ilahî ile ilgili yönleri de görülmüştür. Sırrın sadece kul ile Allah(cc) arasındaki gizli bir hal olan yönü de vardır. Aşkın kökeninde ne su var. Peygamber(sav)’in hakikatidir. kimse Kur’ânı ve onun ihtiva ettiği sırları bilmezdi. Hz. Hz. Varlık âlemi olan âfâk ve insanın iç dünyası olan enfüsün. Sırrın bu yönüne.

bazen genel. çünkü Kur’ân’da mîsâk kelimesi.“Hani Rabbin. 718 “. 719 “Sözlerini bozdukları için onları la'netledik ve kalblerini katılaştırdık…” Maide: 4/13 720 “Biz peygamberlerden. 301.717 Kur’ân-ı Kerim’de Allah(cc)’ın İsrailoğullarından aldığı misak718 ve ahidlerini yerine getirmemeleri719 ile ilgili pek çok ayet bulunmaktadır. doğruları tasdik etmek. Kâfirlere de acı bir azâb hazırlamıştır. yoksullara iyilik edeceksiniz. Musa’dan ve Meryem oğlu İsa’dan. ‘Bizim b undan haberimiz yoktu’ demeyesiniz. Âdemoğullarından. Bu ayette bildirilen misâk. anaya-babaya.Peygamber(sav) ve Allah(cc)’ın Nûru anlayışlarıyla bir bütünlük oluşturmakta ve Kıbrısî’nin anlayışına paralel diğer tasavvufi ıstılahı göstermektedir. c. bazı İslam ulemasına göre temsilî iken bazı ulemaya göre de hakiki olarak gerçekleşmiş bir haberdir. o doğrulara doğruluklarından sorsun. Kur’an’da zikredilmiştir. yakınlara. (evet) onlardan sapasağlam söz almıştık. ahd. Lisânü’l-Arab.. bazen de özel bir sözleşmeyi ifade eder. Başka bir ifadeyle “şahit olduk” şeklinde cevap verenlerin Âdem(as)’in sulbundan kıyamete kadar vücut 716 İbn Manzûr. Allah hakkında. kâfirleri ise ateşe atmak için alındığı bildirilmiştir... c. Mutasavvıfların çoğuna göre bu ahid hakikidir. s. onların bellerinden zürriyetlerini almış. (Böyle yaptık) ki (Allah). Bununla birlikte Peygamberlerden alınan misak da. Firuzebadî. 523 717 “Rabbin Âdemoğullarından.. Kamûsu’l-muhît. 928. Bunu kıyamet gününde ‘Bizim bundan haberimiz yoktu’ demeyesiniz diye yapmıştık”721 mealindeki ayete dayanmaktadır.720 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin misâk anlayışı. unların sırtlarından zürriyetlerini alıp bunları kendileri hakkındaki şu sözleşmeye şahit tutmuştu: Ben sizin rabbiniz değil miyim? ‘Elbette öyle!’ dediler.” Bakara: 2/83. s.15. Isfehanî. Nûh’dan.716 Terim bakımından Misâk kelimesi bir takım farklılıklar içerir. anlaşma. MİSÂK (YEVMU’L-EZEL): “Ve-se-ka” kökünden müştak olan “misâk” kelimesinin çoğulu “mevâsîk” olup sözlükte. gerçekten başkasını söylememeleri hususunda kendilerinden Kitâb mîsâkı alınmamış mıydı” A’raf: 07/169. onları kendilerine karşı şahit tutarak ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ (demişti Onlarda) ‘Evet buna şahit olduk’ demişlerdi. 721 A’râf: 7/172. 139 . Âyette bu ahdin.” El -Arâf: 7/172. elMüfredat. “Biz İsrâîloğullarından şöyle söz almıştık: Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz. Senden. s. Böyle yaptık ki kıyamet gününde. yetimlere. akd ve and anlamlarına gelmektedir. kuvvetle ahidlerini almıştık. İbrahim’den.” Ahzâb: 33/7 -8.

bu mukavele ile iman hakikatleri insan ruhuna deruhte edilmiştir. Hamdi. Başka bir ifadeyle “Âdemoğullarının zürriyetlerinin alınması” ontolojik olarak bir temsildir. ss. Yani misâk bu tefsire göre temsilî değil. 724 A’râf: 7/172. Dolayısıyla ayette hem tekvinî bir temsil. Âdem(as) yere uzanmış bir haldeyken gerçekleşmiştir. s. Sühreverdî. Hz. hayat ve nutuk sahibi olarak. 140 . deriden çıkan ter damlacıkları gibi çıktığını beyan etmiştir. c. Bursevî.bulacak zürriyetlerin olduğu beyan edilmektedir. Ancak mukavele bir hakikattir. 170-171. İstanbul Tarihsiz.723 Misâk. Sad. Şihabuddîn Sühreverdî’ye göre bu hadise. 726 Sühreverdî. Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında misâk. 106. 725 Kıbrısî. c. Zerreler bu ilahî hitaba cevap verdikten sonra tekrar Hz. ss.. Hak Dini Kur’ân Dili.722 Farklı bir görüşe göre ise ayetin yaratılışa işaret eden ifadeleri temsilî bile olsa. Bu suale muhatap olunduğunda Âdemoğullarının akıl. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”724 ayetinde Allah(cc) ile Âdemoğulları arasında olan bu misâk. 412-421. Hz. 1799-1800. Avarifu’l-Mearif (Gerçek Tasavvuf). 723 Yazır. a. Âdem(as)’in sırtı sıvazlandığında onun vücudundan gelecek bütün zürriyetin. s. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî ve Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbetlerinde çok sık bahis konusu olan bir husustur. diğer tüm kavramlar ile sıkı ilişkilidir. irdelemeden geçilmeyecek bir önemi haizdir. 30. Komisyon. Âdem(as)’in belinden ihraç olundukları ifade edilmektedir. Elmalılı M. hem yaratılışa dair hakiki bir vakıa. hakiki bir mukaveledir. 6. Mekke ile Taif arasındaki Numan vadisinde. Çünkü Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde gelişen varlık felsefesi içinde bu ayete atfedilen anlamın önemli bir yeri vardır. Aziz Dağ. Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışı içerisinde bütünün gözardı edilemez bir parçası olarak. Tasavvuf Sohbetleri.726 Bu hitabın nerede vuku bulduğu hususunda Şeyh 722 Vehbî. 9. zerrelere hitap olarak ifade etmektedir. s. Sühreverdî.. Hulasatu’l-Beyan. hem de ruhanî bir hakikat olduğu savunulmuştur. Şeyh Nazım Efendi bu mukaveleyi. Sühreverdî’ye göre bu vakıa zerrelere hitaptır. hem de ruhanî bir hakikattir.g.: İsmail Karaçam ve diğ. Hz. Ruhu’l-Beyân. 106.e.725 Şeyh Nazım Efendi’nin bu konuyla ilgili beyanlarının genlinden anlaşıldığına göre misâk hadisesi. ss. Âdem’in sulbuna konmuşlardır..

25 Elmalılı. bilinmeyi istedim ve mahlûkatı yarattım”731 hadis-i kutsisindeki hitabında yevmu’l-ezel’de olduğunu ifade etmiştir. Bkz. 69. ruh üflendiği zaman tamamlanmıştır. c. 9. 733 Aynı eser. Yapılan amel ve 727 728 Burkay. s. ss. Hz. Tasavvuf Sohbetleri. 30. o yevmu’l-ahd ve misakta gösterilmiş ve çizilmiş hatt-ı harekete göre amel edilmesi lazımdır. Ana rahmine düşmeden baba sulbunda olduğunu savunanlar olduğu kadar. bu hitabın “âlem-i zerrede” olduğunu ifade etmiştir. s.g.732 Bütüncül izahı ontolojik bir bahis olan yevmu’l-ezel. ana rahmine girince başlamış. c. Keşfu’l-hafa. Şeyh Nazım’a göre.727 Bu misâkın ne vakit olduğu konusunda genel olarak üç görüş öne çıkmaktadır. 730 Bu bağlamda misak.. 731 Taberânî. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d.734 Kulun kemal derecede hidayetine vesile olacak misak sırrı şöyle ifade edilmiştir: “Binaenaleyh. Bir diğer görüşe göre misâk.728 Nazım Efendi’ye göre bu misâk. Peygamber(sav)’in ümmetini iman eder vaziyette Allah(cc)’tan emanet aldığı gündür.e. 79. buluğa erme çağında olduğunu savunanlar da olmuştur. 174-175.g. Ayrıca bu tezde bkz. Bu izaha göre kulun hidayeti. Nazım Efendi.733 Şeyh Şerafeddin. kulun sırrı ile alakalı mütalaa edilen hidayetin.729 Yevmu’l-ezel. Peygamber(sav). “Ben gizli bir hazine idim.Hz. s. Kulun yevmu’l-ezelde Allah(cc) tarafından çağrıldığı isimlerinin nitelik ve nicelikleri kulun sırrı ile de ilgilidir. 734 Burkay. Şeyh Şerafeddin’e göre. kula elest bezminde çizilen manevi rotanın âlem-i dünyada kemal derecede vuku bulması.” 141 . Hakk Dini. Aralarında muhalefet olduğu takdirde maksat ve netice hâsıl olmaz. 732 Kıbrısî. Peygamber(sav) . 173. misak ile ilişkisine biraz daha tafsilatlı izah getirmiş tir. kendisine elest bezminde çizilen hat ile ilgilidir. 729 Kıbrısî. 730 Kıbrısî. s. Menâkıb-ı Şerefiyye. Nazım Efendi’nin genel tasavvuf anlayışıyla ilgili olarak müstakil bir başlıkta incelenmiştir. s. 42. 69. yevmu’l-ezelde gerçekleşmiştir. 2. yevmu’l-ezel’de vuku bulan hadisatın bir cüz’üdür. a. daru’t-teklif olan âlem-i dünyada. s. baba sulbundan çıkıp.. kulun dünyada tesmiyesi ile başlar ve son nefesine kadar devam eder. Menâkıb-ı Şerefiyye.e.Sır. Ayrıca Bu tezde bkz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. a. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d.Nazım’ın ifadelerine rastlanmamıştır ancak Şeyh Şerafeddin.Hz. s.

doğuşu ile batışına göre belirlenen zaman dilimi olarak.1. 2. A’râf: 7/172.739 Sufilerin ezel ve ezelî olan bahisleri. Tehânevî. Dolayısıyla Allah(cc) ezelîdir ve Allah(cc)’ın gayrısındaki mahluk.e. Hucvirî’ye göre sır olarak 735 736 Burkay. c. Keşşâf. sır ve tevhid ile ele aldığı olmuştur. Yevmu’l-ezel: Arapça bir kelime olan ezel kelimesi. s.15. Lisânu’l-Arab. c. 739 Taftazânî. 142 . bütün özellikleriyle. gün anlamına gelmektedir. c.g. ss. Şu halde mürşid olsun. Cenab-ı Hakk bilip ezelde takdir ve tahdid etmiştir. ezelî olmayan nesne hadistir. mürid olsun. Hucvirî’ye göre. sâlik olsun ve hatta avamm-ı nas olsun. öncesizlik ve mazinin yanında varlığın devamlılığı anlamına gelmektedir. c. Hz. Peygamber’in ümmetini iman eder vaziyette Allah(cc)’tan emanet alması.737 “Yevm” kelimesi ise güneşin dünyada. ezelî olan ile hadis olanı birbirinden ayırmak suretiyle kul. Menakıb-ı Şerefiyye. hem yaratılışa dair hakiki bir vakıa. 144-150. 16. 1816-1817. Cürcanî. hem de ruhanî bir hakikattir. makbul ve maksad-ı ilahiyyeye vasıl olmaya vesile olamaz. 134-135. 738 İbn Manzûr. a. s. Vuku bulacak şeylerin zaman ve mekânını. Bu ahid. Şerhu’l-Akâid. Allah(cc) ile Âdemoğulları arasında yapılan misâkı haber vermektedir. o âlem-i zerrede mesbuk olan ahd ü misakına göre çalışması lazımdır… Başka türlü hakiki hidayet vâsıl olmaz. Yani ezelî değildir.”735 Özet olarak “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”736 ayeti. 25. ss.1. Şeyh Nazım’a göre. yevmu’l-ezelde gerçekleşmiş ve yevmu’l-ezel’de vuku bulan hadisatın bir cüz’üdür. zahir itibariyle ne kadar yüksek ve mukaddes olsa da hakikat itibariyle. ss.işlenen ibadet. Nazım Efendi’ye göre misâk. s. 465-467.738 Mâturidîlere göre. 737 İbn Manzûr. Ta’rifât. yevmu’l-ezel’de gerçekleşen diğer hadisattan biridir. hadistir. Allah’ın zatını tanıma potansiyelini gerçekleştirmiş olur..

masivâdan olan her şeyin melekût âleminde bir hakikati ve melekûtu (egemenliği) var olduğu yazmaktadır. Keşfu’l-hafâ. buna bağlı olarak Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında. Onun da ötesinde vuku bulan öyle hadisat vardır ki onlar. 14. yevmu’l-ezel için bahsedilen mevcudiyetin. genellikle Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den nakil şeklindedir. Dolayısıyla. “Ben gizli bir hazine idim. s. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. diğer makâmlardaki sırlar olduğu ifade edilmiştir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinde karşılaştığımız bu öğreti. s. Mesela misâk hadisesinin yevmu’lezel’de gerçekleştiğini. hadisesidir. Hakkâniyye içerisinde Nazım Efendiye tevarüs ederken şu ayete istinat edilmiştir:743 “Her şeyin mülkü (saltanatı) kendi elinde olan Allah’ın şanı ne kadar yücedir. Tasavvuf Sohbetleri. Adnan. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den bu konudaki en fazla nakli Şeyh Adnan Kabbanî ve Şeyh Hişam Kabbanî yapmıştır. Siz de O’na döndürüleceksiniz. 2. hitabın muhataplarının mevcut olduğunu söylemektedir. yevmu’l-ezel için bahsedilen mevcudiyetin mekânı ve mahiyeti tafsilatlı olarak irdelenmesi gerekmektedir ki. 743 K. s. c. acz ve fakr dairesinde. melekût âleminde olduğu yazmaktadır. Bu durumda insan. s. 744 Yâsin: 36/83. Nazım Efendi. Bu ifadelere göre yevmu’l-ezel’de vuku bulan hadisatın bir cüzü misak. Taberânî. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin tasavvuf görüşlerinin izah edildiği “Futuhâtu’l-Hakkâniyye” adlı eserde. 345. sıfatlar âleminde mevcut olup. Dolayısıyla. Allah(ac) ile kaim olan bu melekût âlemi. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi).”744 740 741 Hucvirî. 79. 173.740 Nazım Efendi’nin yevmu’l-ezel hakkındaki ifadeleri.742 Yevmu’l-ezel olarak çeşitli sohbetlerde ve kaynaklarda geçen bu kavramın nasıl anlamlandırıldığı. âlem-i esmada zuhur eden her hakikatin makâmıdır. 742 Kıbrısî. Nakşibendî-Hakkânî yolunda. ezelî olanla olmayanı ayırma şuuruna sahip olabilmektedir. bilinmeyi istedim ve mahlûkatı yarattım”741 hadisi kutsisinde bildirilen hitabda. Ancak kevnî konulardaki malumatlara Nazım Efendi pek fazla değinmemiş ve yeni yorumlar getirmemiştir. bu inceleme bizi yaratılış ve varlık ile ilgili tüm başlıklara götürmüştür. şeyhinden nakletmektedir.tanımlanan bu potansiyelin gerçekleşmesi tevhiddir. 143 . büyük önem arz etmektedir.

“La ilahe illallah” âlemi. 179-180. Habibu’llah’ın saltanatı. ss. Habibu’llah(sav)’a zahir olur… Onun içindir ki. Bununla birlikte bu ontolojik anlayışın anahtar kavramları. kalem. Allah(cc)’ın vücud mertebelerinde ilk oluşu temsil eder. bu anlayışın aksine ifadelerle de karşılaşmadık. Ancak o saltanatın azametinden bir şua. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. melekût âlemine.: Ekrem Demirli.. hakikat-ı Âdem. ne nebiyyü’lmürsel ne veliyyü’l-kâmil ne de melikü’l-mukarreb anlayacak değildir. 1. bu hakikatten ve bu hakikat için yaratılmıştır. Allah(cc)’ın saltanatı.746 Nûru Muhammedi. “la taayyün” olarak da bilinen bu varlıktan sonra ilk varlık olan Nûru Muhammedî ve onun nurundan. c. Mehmet. Efendimizin(sav) saltanatından seyrederiz. “Muhammedur’-rasulullah” âlemidir.. Yaratılışa dair anlayışın en önemli cüz’ünü oluşturan bu kavrama Şeyh Nazım’ın yaklaşımı. 747 Demirci. Arabî. akl-ı kül. vücud mertebeleri ve varlık anlayışı içerisindeki Nûru Ahmediyye anlayışını tazammun etmektedir. Biz Cenab-ı Halik’in(cc) saltanatının azametini. Nablusî Abdulganî. müstakil bir başlık olarak ele alınmıştır. Bkz. hatta melekler. madde-i evvel. Bu varlıktan önceki varlık mutlak gayb olarak mahiyeti kesinlikle bilinemeyen Allah(cc)’ın zatına dair oluştadır. Füsus. Ter. Huzurunda duran ‘Muhammedu’r-rasulu’llah’. Allah’ın Nuru ve Hz. İstanbul 2003. daha bütüncül bir çerçevede 745 746 Kıbrısî. kitap kavramlarıyla da ifade edilen bu anlayışa göre bütün yaratıklar. 144 . Ter: Ahmed Avni Konuk. TDV İA.1. Nazım Efendi’nin farklı ifadelerinde. ebedî ve mutlak saltanatın sahibi olan ‘la ilahe illallah’. 748 Muhyiddin b. Tasavvuf Sohbetleri. 156. s.Şeyh Nazım Efendi’nin bu hususta ontolojik izahları ile karşılaşmasak da. ss. Peygamber’in Sırrı . Celle ve Alâ’dır. 747 Muhyiddin İbn Arabî’ye göre bu nûr. Âriflerin Tevhidi.748 Şeyh Nazım’ın yevmu’l-ezel anlayışı. Hakikat-i Ahmedi. zımnen Şeyh Dağıstanî’den tevarüs eden manalar ile kullanılmıştır. Şeyh Nazım-ı Hakkâni’nin bu husustaki ifadeleri şöyledir: “Cenab-ı Hakk’ın saltanatının azametini hiç kimse. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde yapılan ontolojik ifadeler ile birlikte düşünüldüğünde. İz Yay.”745 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu ifadeleri. 9-36. Hakikat-i Muhammediyye Md. Salavatullahi ve Selamu aleyh’tir. o ezelî. Bu manaları tazammun eden anahtar kavramlar. misal âlemine ve duyular âlemi de denen mülk âlemine kadar gelen bir vücud mertebeleri zuhur etmiştir.

Cenâb-ı Hakk’a aittir. s. Âlem-i esmadaki bu tenzilatın ikmali. Hz.752 Bununla birlikte yevmu’l-ezel.Hz. sâlikte İsmu’llahi A’zam’ın tecelli etmesi anlamına gelmektedir. Peygamber(sav)’e ümmetinin gösterilmesini ve emanet edilmesini Şeyh Şerafeddin -i Dağıstanî. 752 Kıbrısî. kendisine ait hakikatlerin sıfatlar âleminden. Peygamber(sav) . âlem-i esmada (isimler âlemine) zuhur eder. ss.g. 753 Kıbrısî.kavram tanımlaması yapabiliyoruz. Meselâ kulun ahdini doğrulayarak kemale erme ya da yalanlayarak esfele düşme yeri mülk âlemidir.753 Hz. yevmu’l-ezelin idrakidir. mürşid-i kâmiller ile ilişkilendirerek izah etmiştir. kendisi gibi muhdes olan varlığın tüm hareketlerinde. Hz. kadim olan Allah(cc)’a şahit olduklarına.e. Bu sırra dâhil olanlar ise. Kıbrısî. Makamlar ve Seyr u Sülûk ile İlgili Kaynaklar/b.750 Çünkü Hücvirî’ye göre gafletten uyanan insan. 145 .Mürşîd . Bu izaha göre aslî varlık. a. Bu anlayışı Nazım Efendi bir sohbetlerinde aslî varlık ve gölge varlık terimleriyle izah etmiştir. Çünkü Allah(cc) esma saltanatında “İsmu’l-A’zam” ile kaimdir. 754 Bu tezde bkz.749 Bu saltanatın azameti. Kendi varlığını yok bilen kul olur. 69. 156. İnsan ahir zaman Peygamberi(sav)’nin getirdiğine tabi olduğu zaman gölge varlıklar arasında ilahî kudrete haiz olur. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. nefsine ve Şeytan’a yenik düşmez. Şeyh Nazım’a göre. Dolayısıyla Hz. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Sâlik seyri esnasında. Diğer varlıklar Allah(cc)’ın kudret aynasında yansıyan gölge varlıklardır. 18. 751 Hucvirî. Sureti Allah(cc)’ın yed-i kudreti ile şekillenen gölge varlıktan biri de insandır. 60-66. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). tanık olur. Bu tezde bkz.754 749 750 K. Tasavvuf Sohbetleri.. Peygamber(sav)’in saltanatından (nurundan) seyredilebilir. hakiki varlığın tecellileri ne mazhar olur. s. ss. Peygamber(sav) ümmetini yevmu’l-misâktan beri tanımaktadır. âlemin-i esmaya tenzilini. Şeyh Nazım’a göre. ikmal etmektedir. s. 19. Adnan. kendindeki sırrı gerçekleştirmiş olan yani. 345.751 Bu tanıklık aynı zamanda. Hak Dost 4. Peygamber(sav)’in ümmetini iman eder vaziyette Allah(cc)’tan emanet aldığı gündür. Kulun mülk âlemindeki kemâlata doğru seyrinden bazı hakikatler tecelli eder ki bunlar. tevhîde ulaşmış olan kullardır. Varlık iddiasında bulunmadığı müddetçe şirk ve kibir bataklarından korunur.

Şeytan.Bu hususta Kıbrısî’nin Amerika halifesi tarafından yevmu’l ezel ile miractaki sidre-i münteha. Peygamber. Bu tezde bkz.758 zerreler âleminden beri taşıdığı bu sırrı sahiplerinin kalplerine tevarüs ettirmesini emretmiştir. 759 Nazım Efendi’ye atfen yazılan bir eserde bu durum. İşte o zaman Allah ona emniyetini indirdi ve onu.Hz. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kaynaklar/b. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/e. Çünkü onlar ehâdiyete gark olmuş nakışları. hakikatleri değişmeyen.Mürşid. Kıbrısî’ye göre bu durumun iki veçhi vardır. Allah(cc) nurunu tamamlayacaktır. Lahuti âlemden bakıldığında bu iki hadisenin de zamanı yoktur. Allah’ın ilahî tecellilerinden ve “el -Âlim” isminin hakikatinden aldığı ilmi. Sufi Meditation.755 Nazım Efendi’nin ve Tarikat-ı Hakkâniyye’nin genel tasavvuf anlayışı içerisinde yevmu’l-ezel anlayışını diğer kavramlar ile ilgili olarak şöyle değerlendirebiliriz. Ancak Kıbrısî. kendi sırlarını gerçekleştiren kullarda Allah’ın nûru tecelli eder. ifade edilmemiştir. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/a. Başka bir ifadeyle Kıbrısî’ye göre zamansızlık için ifade edilen hadiselerin tamamı tek bir hadise midir. sizin görmediğiniz askerlerle destekledi ve inanmayanların sözünü alçalttı…” Tevbe: 09/40 . Bkz. nefis. Mirahmadi. 760 Bu tezde bkz. nurlar ve zerreler âlemindeki fıtratlarını vâhidiyet âlemindeki haliyle muhafaza eden ve mülk âlemine tenzil edenlerdir. o arkadaşına: “Üzülme Allah bizimle beraberdir” diyordu. Peygamber(sav)’den akseden bu ilim birikerek büyüyen. 757 “Eğer siz ona (Rasûlullah’a) yardm etmezseniz. iki kişiden biri (Ebu Bekir ile birlikte yurdundan) çıkarmışlardı. sahabelerine verdiği gibi evliyalarının kalblerine de vermeye devam etmektedir.756 Allah(cc) nurunu Peygamber(sav). Ehl-i tevhid diyebileceğimiz bu kul. 758 Bu tezde bkz. zaman olmayan zaman olarak telakki edilmiş ve iki kavramda anlaşılan bir zaman olarak telakki edilmiştir. Allah ona yardım etmişt i.757 Allah(cc)’ın mübarek göğsüne aktardığı nûru Sevr Mağarasında Ebu Bekir(ra)’e aktaran Peygamber(sav). Buna göre Peygamber(sav)’in kalbi. Sıddıklar ve evliyalar ile tamamlayacaktır. s. hakiki ilimdir.Allah’ın Nûru.760 Bu nûr ile levh-i mahfuzu okur. Hani kâfirler onu. Nasuti âlem yönünden bakıldığında iki farklı zaman olarak yevmu’l-ezel ve mirac tarihleri vardır. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. nasutî âleme dair olan bu hadiseleri de tek bir zamansızlık anlayışında toplamamıştır. hani onlar mağradaydı. ilim kaynağı yönüyle ifade edilmiştir. dünya ve hevâ yaratılışın başladığı hakikî nurun mülk âlemindeki yansımalarını izale etmek istese de.Mirac Konusu. Mehdi(as). 146 . yevmu’l-ezel’e vakıf olur. iyi bilinki. Nefsine 755 756 Bu tezde bkz. yoksa hadiselerin ayrı ayrı zuhuru mudur. 11.759 Mürşidlerden bu sırları alarak. her an misâk günündeki ahdine Sâdık kalır.

bazı ayet ve hadiseler. 34. 147 . şiirlerin yazıldığı Hz. Buruç Yayınları. 768 Aclunî. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. 533-534. yüce bir yaratılış üzeresin”765 ayeti Şeyh Nazım’ın Hz.Nefs. hidayete ve tevhide sevk ederler. maruf olanı emret ve cahillerden yüz çevir’767 diye buyurmuştur. Keşfu’l-hafâ.Velî-Evliyâ. PEYGAMBER(SAV): “Senin adını yükseltmedik mi?”764 ayetinin bir tecellisi olarak adına kitapların. s.766 "Rabbim beni en güzel bir şekilde te’dib etmiştir. 767 A’raf: 7/199. Peygamber(sav).761 Bu kişi gerçek ilim sahibi velî kullar olarak miracın sırlarını bilirler. ilimleri hikmeti ve edebiyle yaşayan irfan ve marifet ehilleridir. Ben onun bu emrini kabul edip yerine getirince: ‘Ve şüphe yok ki sen çok büyük bir ahlâka sahipsin’ diye buyurdu. j. İslamî ilimlerden edebiyata. s. 72.Kerâmet.Şeytan. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Hz. felsefeden psikolojiye kadar çeşitli bilim dallarında anlaşılmaya ve anlatılmaya çalışılmıştır. 17. ss. bu manada.763 d. 766 Kıbrısî. c. “Muhakkak ki Sen. 763 Bu tezde bkz. Yani kendisine bey’at eden mürîdanı. sohbetle imana. dünyanın ve hevâların pençesinden kurtarma kerametini gösterirler. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. 762 Bu tezde bkz. kendini gaflette terk etmez. Yaratılış anlamına gelen “halk” kelimesinin manası olarak ahlak ve edep olduğuna dair tefsirler de 761 Bu tezde bkz.762 Onlar velayet makâmında bulundukları için Allah(cc)’ın onlara musahhar kıldığı tasarruflar ile insanları hidayete sevk ederler. 764 İnşirâh: 94/4. c. 765 Kalem: 68/4. 1. Tasavvuf tarihinde de Hz.Gaflet.2. Çünkü: ‘Af yolunu tut. Onlar. Peygamber(sav) anlayışında sıkça vurgulanan bir ayettir. Peygamber(sav) tasavvurunda. Gönüllerini zikirle ihya edip onları. Hz. belirginleşmektedir.”768 hadis-i şerifi bu ayetin tefsiri mahiyetindedir. nefsin. şeytanın. b. Camiu’l-ahkâm. Peygamber(sav) ve Peygamber sevgisi büyük önem arz eder. Diğer Konulardaki Görüşleri/f.ve şeytana yenik düşerek. Tasavvuf Sohbetleri.İlim-Âlim. Kurtubi. divanların. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kaynaklar/i.

769 Bu manada Hz. 4/370. 8 s.771 Bu manada Peygamber(sav)’in Uhud Gazasın’da ve Mekke-i Mükerreme’nin fethindeki hal dili ile beyan ettikleri. ‘Ne ümit ediyorsunuz ey Kureyş böyle?’ Kureyşliler. Kaya Murat. Onlar öyle söylediği vakit. ss. Peygamber’in(sav) kavliyle ortaya koyduğu. görünmesek’ diyorlardı. Çelik Ömer. ahlâk itibariyle en güzel olanlarınızdır ve yine kıyamet gününde kendisine en çok buğzedip meclis itibariyle benden en uzakta olacak olanlar. hem korkmaktan başlarını nereye saklayacaklarını bilmeden. 1-2. Şeyh Nazım Efendi’ye göre. Mekke-i Mükerreme’nin fetih gününde hepsini kılıçtan geçirecekti. 148 . Peygamber-i zişân’ın(sav) bir işaretine bakıyordu. c. Herkes affolunmuştur. hürdür. Allah sizi affetsin. ss. Kurtubi. ‘yer bizi yutsa da. 772 Kıbrısî. sözler söyleyenler ve mütekebbirlerdir” hadisi. sizi azarlamam. Tirmizî. c. Hatem-i Şerif’te toplanıp hem acaletten. Peygamber(sav)’in edep ve ahlaka işaret eden tüm ifade ve davranışları bu ayetin bir yönden tefsiri olmaktadır diyebiliriz. Size serzenişte bulunmam. Üsve-i Hasene. 534-535. Taberi Tefsiri.bulunmaktadır. Kur’an’da övülmüş ahlak için arz edilebilecek en bariz örneklerdendir. Peygamber(sav) kılıçtan geçirecek olsaydı. Herkes. Hz. Erkam Yay. 383.”772 769 770 Taberî. Peygamber(sav)’in. diliyle insanlara eziyet ederek çirkin. Tasavvuf Sohbetleri. c. kişilerin bakış açılarına göre ayette geçen yüce yaratılışa bir mana kazandırmaktadır. İstanbul 2003. Camiu’l-ahkâm. 32-33. aftan başka bir şey ümit etmeyiz’ dedirtti Allah(ac). öyle zannettiği vakit.770 Bu manada ahlak ve edep ölçüsü olan sünnet ve hadisler. Yani sizin yaptığınız kabahatleri sizin yüzünüze vurarak. yüce ahlakın bir nişanesidir. Bkz. onları bağışlaması. 17. Mesela Mekkelilerin kendisine yaptığı zulüm. boşboğazlık edenler.’ dedi O Peygamber’in ahlakı budur. hem utanmaktan. Kılıç ile mimbere çıkıp makâmı teşrif ettiklerinde: ‘Ne ümit ediyorsunuz ey Kureyş? Benden size ne muamele edeceğimi bekliyorsunuz?’ dedi Allah söyletiyor onlara (Kureyşlilere): ‘Ehlü’l-Kerim. onları yalan çıkarması Peygamber’in(sav) şanından değildir: ‘Ben de Yusuf’un kardeşlerine söylediğini size söylerim. iyi ve kötü ahlak anlayışımıza ölçü olabilecek örneklerden sadece biridir. 771 “Şüphesiz ki kıyamet gününde aranızdan en çok sevdiğim ve bana en çok yakın olanlar arasında. Kıbrısî’nin bu misali verdiği ifadeleri şöyledir: “Peygamber(sav) ahlakı bu. kerim olan kardeşimizsin senden lütfu keremden.. ambargo ve eziyette rağmen Hz. Öztürk Mustafa. Mekke’yi fethettiği gün.

Enes(ra) bildirmiştir: “Ben Allah Resulü’nün on sene kadar hizmetinde bulundum. Tefsir. Süraka(ra)’yı köpeğin yanına nöbetçi koyması. savaşın en kızgın anında. İstanbul 2005. s.” sözlerinin döküldüğü duyulmuştur. başından yaralandı. 219. zirve bir modeldir. yüzünden siliyor ve: ‘Allah. 34. c. Müsned. 430. Hz. s. merhamet edendir” (Âl-i İmran: 3/128-129).” Bkz. müşrikler için beddua etmesini istediler. 1/513. mazur görme hususunda örnek alınacak. Tirmiz. 4. 2/72. Tasavvuf Sohbetleri. Tirmizî. Peygamber(sav)’in diğergâmlığıdır. Hz. 776 Hz. Enes (ra) anlatıyor: “Resulullah’ın (sav) Uhud günü dişi kırıldı. Çünkü başının kanatıldığı. Peygamber’in yüce yaratılışını. İbn Mâce. c. hiçbir zaman bana bunu niye yaptın. Cihâd. Aişe (ra) arz etmiştir: “Onun ahlâkı Kur'ân -ı Kerim'den ibaretti” Bkz. 777 Bu husustaki farklı bir örneği Hz. Nesâî. Megazî. (Yüzüne akan) kanı. 51. 94. Peygamber(sav)’in tavrıdır.776 diğerkâmlık kelimesinin üzerinde mana ihtiva eden bir hal ve davranıştır. onların zarar görmemesi için. Dilediğini bağışlar. Müslim. Ebû Dâvûd. cömertlik ve affedicilik. 3005-3006.773 Bu misaller içinde görülen merhamet. 104/1791. Vatandaş. Hiçbir zaman öf dememiş. Çünkü onlar zâlimlerdir. Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah’ındır. zırhının halkaları yanağına batmış Hz.Mekke’nin fethine giden 10 bin kişilik ordunun seyir güzergâhında yavrularını emziren bir köpeğe rastlandığında. Allah’ım kavmime doğru yolu göster. Bu hadiseler. Kıbrısî’nin yüce ahlak hususunda verdiği bir diğer örnek. kayda geçmemiş sohbetlerde zikredilmiş olabilir. dişinin kırıldığı ve yüzünün kanlar içinde kaldığı bir anda. 149 . Peygamber(sav) anlayışını şekillendiren numuneler olarak. en özet ifadeyle. Cuayl b. c. Kütübü Sitte. bunu yapan kavminin felahını düşünmek. Şeyh Nazım’ın yüce ahlaka örnek olarak gösterdiği bu iki hadise içerisinde dikkatimizi çeken diğer ahlak ölçüleri ise hilm. Hambel. Müslim. dilediğine azab eder. 12.774 Şeyh Nazım’a göre bu hal. 125. Pınar Yay. Subûlu’l-Huda ve’r-reşâd. Onlar bilmiyorlar. Fetih günü Mekke’ye 773 Şâmî. Bkz. 4/369. Celaleddin. Ben davet edici ve merhamet ediciyim. Kıbrısî’nin Hz. Bkz. bunu niye yapmadın dememiştir. Mekke’nin fethi hadisesinde bunun gibi birçok yüce ahlak temsili hadisler mevcuttur. dişini kıran (ve yüzünü kana bulayan) bir kavmi nasıl iflâh eder?’ diyordu. Kütübü Sitte. Âl-i İmran. 7. 21. kendilerini Allah'a davet eden peygamberlerinin (başını) yarıp. c. s. Yüzü parçalanmış. 2/804. 3/199. Bunun üzerine Allah şu âyeti indirdi: “Allah'ın onların tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle senin bir ilgin yoktur.. Müslim. Vâkidi. 775 Kıbrısî. ss. 53. Allah bağışlayandır. Canan. Canan.775 Uhud Gazvesinde dikkatimizi çeken bir diğer ahlak ölçüsü Hz. Buhârî. 87. Muhammed’in Hayatı ve İslam Daveti. Peygamber’i (sav) kanlar içinde gören ashabı. bu mevzuda hatırlanan başka misaldir. Hz. 11. ss. 2/40. Birr. 111. 774 Hz.777 ilahî adalet ve tevazudur. s. Peygamber’in (sav ) dudaklarından sadece: “Ben lanetleyici olarak gönderilmedim. yüce ahlakın sadece bir kısmıdır. Uhud Gazasında dişi kırılan ve yüzü kanlar içinde kalan Hz.

Mea’l-Enbiyâ. ŞİA. rica etmek. Nazım Efendi’ye göre. Cürcanî. Fikret ve Diğerleri-Komisyon. s. Tabbara. Ben ancak güneşte kurutulmuş et yiyen Kureyşli bir kadının oğluyum. Tebbara. 781 Kabenin perdedarlık vazifesini.. s. Gonca Yay. ilgili kişilere tevdi etmiştir. Şefaat edene şâfî veya şefî denir.” ifadeleri tevazuunun göstergeleridir. Sarıçam. Yayha Alkın. Hz. Ankara 2005 s. sizden cahiliyyet gururunu ve atalarla böbürlenmeyi gidermiştir. Bilal’e Kâbe üzerinde ezan okumasını emrettiğinde. 300. Abdülkadir. dua ve niyazda bulunmak gibi manalara gelir. 412. c. s. Karaman. Peygamber(sav). Tabbara. 7. Peygamber’in(sav) bu hali. Mekkenin Valiliği görevini Attab b. Et’ime. sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. 437. Ter. küçük küçük kabilelere ayırdık. 133. 783 Isfehanî. takvaca en ileride olanınızdır. s. Ku’ân’da yüce yaratılış olarak vasıflandırılmış ve insanlığa bir usve-i hasane olarak model teşkil etmiştir. Vatandaş. kasabanın kapısından girerken eğilip. Hz. Ebî Bekr b. Bilal’e yapılan bu emir aynı zamanda bir ikram olarak değerlendirilir. Diyanet İşleri Başkanlığı Yay. 614. Razî.: Ali Rıza Temel. Kur’ân’da Peygamberler ve Peygamberimiz. Şamil Yayınevi. bir kimsenin bağışlanmasını istemek. 782 Kıbrısî. sizin hatalarınızı bağışlayayım. O’na verilen şefaat makâmıdır. renklerine bakılmaksızın tüm insanların eşit olduğunu göstermiştir. 30. 412. Ayrıca bkz. Şefaat md. 32. 779 “Ey Kureyş topluluğu! Hiç şüphesiz ki Allah. Osman İbn-i Talha’ya(ra) vermiştir. Muhtâru’s-sıhah. Sünen. s. Ali(ra) yerine. s. Âdem ise topraktandır. 150 . s. 780 Hz. Şefaat kelimesi Arapçada “şe-fe-a” fiilinden gelmekte olup lugatta. Muhittin. Esed adlı bir Mekkeliye bırakmıştır. Muhammed. Bkz.779 siyahî olan Hz. Dini Kavramlar Sözlüğü. 1999 s. zira iyi davrananlara karşılığını fazlasıyla vereceğimi vaat etmiştim” (Bakarâ: 2/58) ayetiyle de izah edilmiştir. 263. Sizi birbirinizle tanışmanız için büyük büyük topluluklara. 410. bu vazifeyi kalabalık önünde isteyen amcaoğlu Hz. Bütün müslümanların gıbta ettiği bu davranışı: “Şu köleyi görüyor musun. secde edin ve ‘Ya Rabbi bizi affet’ deyin ki. her şeyden haberdar olandır” (Hucurât: 49/13).783 Kur’ân-ı Kerîm’de tek anlamındaki vitr’in karşıtı olarak 778 Tebbara. s. “Bu kasabaya girin. devesinin üzerinde neredeyse secde eder haldedir. Ta’rifat. el-Müfredat. Muhammed’in Hayatı. s. 280. Hz.giren ihtişamlı ordunun başındaki Hz.778 İlahî adaletin. Peygamber’e (sav) korku ve heyecandan titreyerek yaklaşan bir adama: “Sakin ol! Korkma! Ben bir kral değilim. orada bulunanlardan dilediğiniz şekilde bolca yiyin. Bkz. Peygamberin(sav) 782 yüce ahlakının ve merhametinin bir tecellisi de. Şüphesiz ki sizin Allah katında en şerefliniz. her şeyi bilen. Tasavvuf Sohbetleri. Bu hal dili tevazuunun göstergesidir. İstanbul 1990. Peygamber(sav). Bkz. Peygamber tarafından tüm Mekke halkına yapılan konuşmada ifade edilmiş. ‘Ey insanlar! Gerçekten biz. insanî akla dayalı adalet anlayışından ayrıldığı yönler Mekke’nin fethedildiği gün Hz.. Mea’l-Enbiyâ.. s. bir başkasını desteklemek üzere ona katılmak. Beyrut. Aynı gün. 544. aile yakınlarına değil. aracılık yapmak.780 Yönetim düzeyindeki yetki ve görevleri Hz. Muhammed b. Bağçeci. Hz.781 Bu davranışlardaki görülen adalet. nereye çıktı” şeklindeki ifadelerle henüz idrak edemeyenler de olmuştur. İstanbul 1982. Bkz. Bkz. İbn Mace. Mea’l-Enbiyâ. 179. İnsanlar Âdem’dendir. Hakikaten Allah. Hz.

Sünnet. 786 “O gün Rahman’ın izin verip sözünden hoşlandığı kimseden başkasının şefaati fayda vermez.”785 ayetinden ve bu anlamdaki ayetlerden786 dolayı. ümmetimin büyük günah sahiplerinedir”795 hadis-i şerifini örnek vermiştir. ss. s. Gazalî’ye göre Allah(cc)’ın. 276-291. İstanbul 1987. Ebu Davud. Kur’ân Ansiklopedisi.” Zümmer: 39/44. 792 Haksever.794 Şeyh Nazım Efendi.” Müddessir: 74/48 790 Mevdudî. şefaatin ahirette vuku bulacağı savunulduğu gibi. Tefhimu’l-Kur’ân. Hz. 58.. "Allah sana verecek ve sen razı olacaksın"793 ayetiyle savunmuştur. “Şefaatim. Yakub-ı Çerhî. s. menfaat sağlamak veya onu cezadan kurtarmak anlamına da gelir. mü’minlere hak olduğunu savunmuştur. o da onu görecek. İslam âlimleri tarafından. Kutûb-i Sitte. 433-435. Zühd. Meryem: 19/87. 19. c. 7. 5090. 945. yardımsız olan kişiye destek olup onu yalnızlıktan kurtarmak.” Zilizâl: 99/7-8. Ebu’l A’la. 263. 796 Kıbrısî. “O gün kimsenin kimseye yardım etmeyeceği bir gündür”791 ayetinin kâfirler için olduğunu. 4521.787 etmeyeceği bir gündür” 788 “O gün kimsenin kimseye yardım 789 gibi ayetlerden dolayı da şefaatin ahirette gerçekleşmeyeceği de savunulmuştur. Taftazanî. şefaattir. 32. 216-219. 3. aracılık yaparak ona mevki. s. Şerhu’lAkâid (İslam Akâidi). 794 Gazalî. 787 Taberi. Peygamber(sav)’in engin merhametiyle ilgili ele aldığı şefaat konusunda. 788 İnfitâr: 82/19. ss. s. İnsan Yayınları. 793 Duhâ: 93/5. Kıyamet. rahman olan Allah’tan izin alandan başka kimse şefaatte bulunamayacaktır. İhyâ. Tirmizi. Rasulu Kibriya(sav)’ya vererek ve razı edeceği şey. c.796 784 785 Isfehanî. her kim de zerre miktarı bir kötülük yaparsa. el-Müfredat. “Onlara şefaatçilerin şefaati bir yarar sağlamaz. İnsan Yay. Mevdudi Ebu’l A’la. 256. 151 . ümmetine duyduğu derin merhameten dolayı şefaatini ümmetinin büyük günah sahiplerine saklamıştır.” Tâhâ: 20/109. 4. c. Tasavvuf Sohbetleri. 795 Canan. çift yapmak anlamına geldiği gibi.792 Sufîler arasındaki genel anlayışı temsil eden bu görüşü İmâm-ı Gazalî (v. 12/2437. c. c.kullanılan şefaat. 505/1111). 5. 37/4310.790 Hicri ikinci dönem mutasavvıflarından Yakûb-ı Çerhi (851/1447) tefsirinde. Ateş. “De ki: Şefaat tamamen Allah’ındır. İstanbul 1986. Kıbrısî’ye göre Rasulullah(sav). birinin huzurunda iltimas. 213. 24/4741) İbn Mace. “O'nun izni olmadan kimse şefaat edemez” Yûnus: 10/3 .784 “O gün. s. 789 “Her kim zerre miktarı bir iyilik yaparsa onu görecek. Taberi Tefsiri. ss. 791 İnfitâr: 82/19. enbiyâ ve evliyânın şefaatinin. s. Tefhimu’l-Kur’ân.

İsâ(as)’nın ümmeti için yaptığı duaları bildiren ayetleri797 okuduktan sonra. Bundan sonra kim bana uyarsa. 152 .” İbrahim: 14/36. Bu nur cehennemin içine konulsa. çok esirgeyicisin. Peygamber Efendimizin bir kelime-i tevhid zikrinden hâsıl olan nuru dahi iktifa eder. Hz. Bu hadiste Hz. 1270/1853)’nin.” Mâide: 5/118. 799 Gazalî. c. İbrahim(as)’in ve Hz. Çünkü Hz. Peygamber(sav) tarafından zikredildiğinde. Peygamber(sav) bu zikri. 801 Bu tezde bkz. ümmetim” diye ağlamıştır. Peygamber(sav).Kıbrısî. şeriki olmayan bir kıymeti haiz olur. c. 509. hakikat sen çok yargılayıcı.802 Tüm Peygamberlerin(as) ve insanların söylediği en güzel söz olan kelime-i tevhid. 798 Alusî. zikrin ihtiva ettiği ilahi nurdan dolayıdır. zikreden her kulun sırrına ve ihlasına göre tesir oluşturur.799 Kıbrısî’nin de şefaat-merhamet kurgusunda. 160-161. 4. sadece 797 Hz. muhakkak onlar senin kullarındır. Kim de bana karşı gelirse. İsâ’nın(as) duası: “Eğer onlara azab edersen. Alusî (v. bir misal olduğu şüphesizdir. Ruhu’l-me’anî. 802 Bu tezde bkz. (sen) razı oluncaya kadar vereceğiz’ buyurmuştur”798 Gazalî’nin şefaat anlayışında etkili olan ve nebevî merhameti sergileyen bu hadise. İhyâ. Tasavvuf Sohbetleri. Allah(cc).”800 Bu ifadeler Kıbrısî’nin hem zikr hem de Hakikat-i Ahmediyye (Muhammedî nûr) anlayışıyla ilgidir. tefsirinde geçen bir hadis-i şerifte mevcuttur. Hz. Cebrail(as)’i Rasûl-i Ekrem(sav)’e göndererek: “Git ona de ki: ‘Biz sana ihanet edecek değiliz. ss. s. 30. Bu mevzunun istinad edilebileceği bir nass. Binaenaleyh Hz. yedi cehennem ateşini söndürebilecek kuvvettedir. Kıbrısî’ye göre zikrin faziletleri ve zâkire kazandırdıkları. Ümmetin hakkında sana. her daim Muhammedî Nûr üzerinden gelmektedir.801 Nasuti âleme inen bu nûr ise. bendendir. ellerini kaldırarak: “Ümmetim. Rasûl-i Ekrem Efendimizin(sav) şefaatinin ahirette nasıl tecelli edeceğini Nazım Efendi Şöyle ifade etmektedir: “Ümmetin günahlarının tartıldığı kefenin karşısında Hz. 51. Makamlar ve Seyru Sulûk ile İlgili Kavramlar/Zikr Konusu. şefaat ile merhamet arasında beyan ettiği kuvvetli ilişki hususunda tafsilatlı izah yapmamıştır. s. işte o. 800 Kıbrısî. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/Allah’ın Nûru. İbrahim’in(as) duası: “Rabbim çünkü onlar insanlardan birçoğunu baştan çıkardılar.

1. Peygamber(sav) için “la şerike leh” demiştir.Allah(cc)’ın ve Kendisinin bildiği bir mahiyette yapar. ‘Ve Kefa billahi şehida. Peygamberin Sırrı 806 Peygamberler.805 Masum olan Hz. Hz.803 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sözkonusu anlayışı. şöyle ifade etmiştir: “Peygamber(sav) kelamını biz anlamaya. 803 804 Bu tezde bkz. Peygamber’in ikincisi yoktur. Dolayısıyla bu zikr. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/Allah’ın Nûru. Yaratılışın son mertebesi olan nasuti âlemde ise bu nûr. Kıbrısî’ye göre. insan olmaları itibariyle günah işleme gücüne sahip oldukları halde. Allah tarafından korunmuşlardır. ‘La ilahe illallah. Allah’ın şeriki olmadığı gibi. Peygamber Efendimizin(sav). Muhammedün Resulullah’ Orada Resul denildiği vakitte. İki tane değil ki. Peygamber(sav) hususunda “la şerikeleh” anlayışından neşet etmektedir. birinci taayyün mertebesinde vücûd bulan bu nûrdan var edilmiştir. yedi cehennemi söndürebilecek kuvvettedir. Peygamber Efendimizin(sav) yüce bir yaratılış üzere olmasını ve şefaat makâmının Peygamberler içinde sadece ona bahşedilmiş olmasını da bu düşünceyle izah eden Kıbrısî. Hz. Nûru Ahmediyye anlayışına dayanmaktadır ve bu konudaki ontolojik anlayış. Peygamber’in Sırrı” başlığında incelenmiştir.Allah’ın Nuru ve Hz. birtakım hikmetlere uygun olarak kendilerinden sehven zelle denilen küçük 153 . Peygamber de. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber bir tanedir. gerek sözlerinde ve gerek fiillerinde kendilerini lekeleyecek. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/a. “Allah’ın nûru ve Hz. Hz. değerlerini düşürecek hatalardan korunmuşlardır ancak. Allah’tan gayrı kimse bilemez. mutlak manasıyla Peygamber’e aittir. Zira Peygamberler.”804 Şeyh Nazım’ın bu anlayışı yine. Kıbrısî. 26-27. ss. 805 Bkz. la şerikeleh’tir. dünyanın evvelinden ahirine bize ömür verilse. Allah bir. bir tek hadisin hakikatine inemeyiz. Kıbrısî açısından Hz.806 “göz açıp kapayıncaya kadar beni nefsime bırakma”807 diye dua etmiş olması. O Muhammedun Resulullah sırrını. Muhammedün Rasulullah’. Peygamber Efendimize(sav) Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte indirilmiş ve kalb-i Muhammedî’den ümmetinin kalbine aktarılan feyz olmuştur.Allah’ın Nûru. d. Muhammed(sav) birdir. Onların bu özellikleri ismet sıfatlarıyla tabir edilmiştir. Bir tek hadisin kaynağını bilen peygamber olur. Hz. Şeyh Nazım bu anlayışı. Buna göre yaratılışın ikinci taayyün mertebesinde vücud bulan tüm kullar. İkinci Peygamber yok.

Haz. temiz tutmuştur. “Allah dilerse (İnşaallah).” (Fetih: 48/27) suresinde Allah(cc). var olan bütün bu âlemi zahiretti” Bkz. korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Ankaravî.810 İkinci hatalar meydana gelebilir. Taftazanî. Cemâl-i Mutlak(cc)’ın tecellisi ile zahir olduğu noktasından hareketle. fetih gerçekleşmeden önce indirdiği bu ayetinde. Peygamberlerin amel defterleri tertemizdir. 808 Kıbrısî..: Saadettin Ekici. bizim nefsimiz. Bir izaha göre. ‘Ya Rabbi! Göz açıp kapayıncaya kadar beni nefsime bırakma’ diyor. ss. Hz. ismetin mahiyeti ve kapsamı noktasında farklı görüşler beyan etmişlerdir. böyle münacatta bulunup bizi talim ediyor. siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak. 42. Rabbânî bir usûlü olarak da izah edilebilir. evrenin. müridine ayna olması olarak açıklanmış ve iki veçhi olduğu görülmüştür. Peygamber(sav)’in sergilediği bu eğitim metodu. 240-241 807 Hanbel. Furkan Tefsiri. farklı açılardan izah etmişlerdir. 340. Lakin biz nefs sahipleri. Ebu Davud. kendi benliğinden arınmış mürşîdin. İsmet sıfatı var. Yüce Yaratıcı(cc)’ya ayna olmasıdır. Nazım Efendi. Yani Cenâb-ı Allah Onu nefsin kötü vasıflarından arıtmış.Çünkü Peygamber-i Zişan(sav) masumdur. Hz. s. İsmail. 600-601). boyuna aksi yola bizi meylettirmek istediği için. 169. Bkz. Allah Celle ve Âla. insanlara yapacakları işlerde bu ifadeyi kullanmalarını öğretmek için olduğu yönünde tefsir mevcuttur.809 Bununla birlikte Hz. peygamberliklerinden önce ve sonra en büyük günah olan Allah'a şirk (ortak) koşmaktan korunmuşlardır. 5. c. Müsned. mutlak varlığın tecellisine bağlı olarak irdelenir.. insan-ı kâmiller tarafından da tatbik edilmiş ve tasavvuf ıstılahına girmiştir. başka bir ayettinde uygulamış ve zımnen bir eğitim usulü göstermiştir. 810 “Âlemi ayna yaptı ve kendini gösterdi. Tasavvuf Sohbetleri. İtikadî mezhepler. 5. Peygamber(sav)’in. ‘Allah dilerse yapacağım’ de…” (Kehf: 18/23-24) ayetinde bildirilen emri Allah(cc). Bu durum ıstılahta. 809 “…Hiçbir şey hakkında sakın ‘yarın şunu yapacağım’ deme! Ancak. Onun hüsnü cihan nakşında tecellisi. Rabbanî metod denmiştir.”808 Günah işlemeyen Hz. Onun nefsinden aykırı bir şeyin husule gelmesi mümkün değildir. 154 . Şerhu’l-Âkaid. Minhâcu’l-fukara. Peygamber(sav)’in bu duasını mutasavvıflar. bu duayı etme sebebi. peygamberlerin günahtan korunmuş olduklarında görüş birliği içinde olmalarına rağmen. Peygamber-i Zişan. Peygamber(sav)’in bu duası. Hz. Edeb. ss. İsmet sıfatıyla. Ona masumluk verip. İlim Yayınları. Onun cemâlinin aksidir. bu muhafazanın yani. Bir açıdan. Peygamber(sav)’in. İstanbul 1996. “Allah dilerse” diye ifada etmesi. s.. c.Peygamber(sav)’i tanımada önemli bir ölçü mahiyetindedir. Hicazî Muhammed Mahmud. kâinatın ve âlemlerin varlığı. s. Onlara günah adına bir şey yazılmaz. ilahî himayesinde tutmuştur. İnsan Yay. Yani tüm âlemler. Ancak peygamberler. (Bkz. kendi mutlak iradesi ve kudretiyle gerçekleştireceği (ve gerçekleştirdiği) bir fethi. Dolayısıyla bu usulü ihtiva eden Peygamber(sav) uslubuna. Peygamber Efendimizin(sav) bu duasını ümmetine yol göstermek için olduğunu şu ifadelerle bildirmektedir: “. 101/5090. Gizli ve açık olan her şey. ashabını eğitmek içindir.

Ankaravî. evliyaya hakiki ilimleri. Minhâcu’l-Fukara. O’nda benliğini harab etmesi ve kendisinin de cuz’î bir ayna olmasıdır. ilahî yardımı verir. İttihâdu’l-kevni Risalesi. Elazığ 2004. Peygamber(sav)’in kemaline delalet eden Nûru Muhammedî ise. İnsan Yay. 103-121. 813 Mevlanâ.: Mahmut Kanık. ss. tevhîd ve marifet makâmlarına ulaşan arif kişinin. Ankara 1980. Fahr i Kâinat(sav) kadar mükemmel bir aynanın tutulması.”813 Bu konuda özetle incelenen itikadî ve tasavvufî ıstılaha binaen Şeyh Nazım. c. kulların nefislerde tevbe ile tezkiye edilmesi gereken yönlerin ne derece çok ve gizli olduğunu göstermek için olduğu söylenebilir. her yerde mutlak varlığı görmesi. nefsiyle ve şeytanla mücadelesinde.. 2662-2666.veçhi ise. 31. Şeyh Galip Eserlerinin Dil ve Sanat Değeri. Ebubekir(ra)’den silsile yoluyla bu güne kadar gelen bu öğretiler Tarikat-ı Hakkâniyye’nin öğretilerinin temelini oluşturur. çerden çöpten ibarettir. O evden çıktı mı. Bunların tümünü at gönlünden. resullere ve bütün ruhlara makâmlarını veren nurdur. nebilere. 357. edebi ve hikmeti öğretendir. İbn Arabî’ye göre bu nur. Başka bir açıdan nefs muhasebesi yapan insanlara. şu beyitlerle ifade etmiştir: “Kim benliğinden kurtulursa bütün benlikler onun olur. Kendisine dost olmadığı için herkese dost kesilir. 1214/1799)’in divânında açıkça vurgulanan bu iki veçhi. İbn Arabî tarafından da aynı şekilde ele alınmıştır.811 Şeyh Gâlib (v. 814 İbn Arabî. say. Dergisi. Şeyh Nazım’a göre. b. s.. Sos. Bil. Fırat Ünv.814 Hz. bütün peygamberlere. insana bahşedilen yiyecek ve içecek nimetine gösterilmesi gereken saygıyı misal vermiştir. Sana yüzünü sensiz gösterir. O gelir. Yüksel. 1. 812 Güler. İnsanın helal olarak yiyeceği 811 Ârifin gönlü varlık sırrını bilir. 5. Çünkü o bütün nakışları aksettirir. 14. varlık sırrını anlaması. Peygamber(sav) aynasıyla bakmalarını murad etmiştir. Peygamber(sav). Şeyh Nazım bu öğretilerden bir örnek olarak. İstanbul 1991.812 Mevlana Celaleddîn-i Rumî (678/1273). Senin varlığın dikenden. c. Türkiye İş Bankası Kültür Yay. Ter. mutlak varlığı görür. Zülfi. Sedit. insanın. değer kazanır. Hz. 155 . sâliklerinin kendilerine Hz. Mesnevî. Hz. bu hadisi vurgularken. s. Şeyh Galip Divanında Ayna Sembolü . Peygamber(sav). Nakışsız bir ayna haline gelir. Hz.

bu bilgilere dayanarak ilahi hakikatleri reddediyorsa. daha yakından tanır ve daha yakın bir hal ve his ile şükranlarını arz eder. tesbih ve tenzih ile zikrettiği. modernizim ve çağdaş batı uygarlığı başlığında incelediğimiz görüşlerin. ariflerin davranışlarıdır. güzel ve büyük haber anlamındaki “ne-be-e” kökünden Arapça dilinin kaidelerine bağlı olarak türetilmiş ve sıfat olmuştur. bir yönden ulaşmış oluyoruz. ben beğenmiyorum demez. Peygamberlerin(as) bildirdikleri semavî ilimler ise. içerisinde hikmeti. hayırlı. cahildirler. yalnızca 815 816 Qubrusi. onu tanımada göz ardı edilmemesi gereken bir husustur. hakir görmez. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre. Dolayısıyla bu davranışlar. yüce makâmdan gelen ikrama saygısızlık etmez. Yani o ikramı.817 Nebî kelimesi. 300 meleğin hizmet etmesi. 156 . o yiyeceğe saygıyı gerektirir. Bu bilgi ile kul. 92. marifet anlayışıyla beraber değerlendirdiğimiz zaman. semavî ilimle ve hikmetle edeblenmiş.815 Şeyh Nazım’ın bu düşüncelerini. Rasulu Ekrem Efendimizin(sav) nebî olması ve nübüvvet kudretini haiz olması. temiz ve helal olan yiyeceğinde semavî lütfu ve ikramı görür. Kıbrısî’ye göre. temiz olanı ve necis olan şeyleri bilmedeki ölçüleri bildirirler. Mercy Oceans. vehbî ilimlerin bildirdikleri hakikatleri. 35. edebi ihtiva eden bilgilerdir.temiz rızıkların her bir parçasına. sebep-sonuç ilişkisine bağlı olarak formüle eden bilgilerdir. 817 Kıbrısî. Bu manada Şeyh Nazım Efendi’ye göre hakiki ilim.816 Bu bilgi ve icatların hamilleri. Bu şükranın bir gereği olarak.2. içerisinde semavî hakikatleri ihtiva eden vehbî ilimdir. 4. Bu durumda nebî kelimesi. bir yerden bir yere çıkmak. s. Tasavvuf Sohbetleri. Yediği yemeğin bir parçasına hizmetkâr edilmiş melekleri bilince. s. hikmet. Modern bilimler ise. ilim. tasavvufî dayanaklarına da. er-Rezzâk olan Yüce Yaratıcısını(cc). Peygamberler insanlara helali (iyiyi) ve haramı (kötüyü) öğrettikleri gibi. Bu açıdan bakıldığında. Diğer Konulardaki Görüşleri/g. âlim değil. Şeyh Nazım’ın verdiği misali şöyle yorumlayabiliriz. edep. Modernizm ve Çağdaş Batı Uygarlığı. Allah’tan gelen. çöpe dökmez ve israf etmez. irtifa. Bu anlayışın tafsilatı için bkz.

tarafından gönderilen bir insandır. “ne-be-ve” kökünden türetilerek. c. Bu kuvvetle insanların manevî vicdanları üzerinde saltanatını devam ettirir. Nübüvvet ise. hikmetin. 482-483. Cürcanî. kelime anlamının bir cüz’üdür. ahkâmın tebliği.819 Kelam ulemasına göre nebî.05. 157 . s. Istlahatu’ssufiyye. Allah(cc)’tan vahiy alan şahıs ve aldığı bu vahiyle gelecekten ve gayptan haber veren.820 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre nebî. 1974 yılında yaptığı sohbetlere konu olan bu temel anlayışı.9-10. halka dini hükümleri tebliğ etmesi için Allah(cc). Firuzebadî. s. Bu durumda ise nebî kelimesi. Zata. 820 Taftazanî. ss. uzaklaşmak. Nebîler içerisinde kendisine Allah(cc) tarafından kitap verilenlere.822 Peygamberimizin(sav) gelecekle ilgili haber vermesi hususunda Şeyh Nazım Efendi’nin bahsettiği hadis. Hz. nebî kelimesinin mastarıdır ve bilinmeyeni haber vermek demektir. 14. Kamûsu’l-muhît. sıfata ve esmaya dair marifetin paylaşılması. 258-259. a.2006 tarihli röportaja ait video kayıtları arşivimizde mevcuttur. 821 Kıbrısî. ss. 94. Ancak Allah(cc)’tan gelen haberlerin sessizce elde edildiği. gibi manalara gelir. resul denir. Ta’rifat.821 Peygamber’in nebî sıfatıyla gelecekten haber verdiği bazı hadisleri Nazım Efendi’nin ve Tarikat-ı Hakkâniyye’nin temel anlayışlarına veri teşkil eder. s. nübüvvet kuvveti istikbalden haber veren kimsedir. uzaklara gitmek. daha önceden var olmayan bir şeyi ortaya koyan. Lisânu’l-Arab. “Benden sonra hulefa. nübüvvet sahibi kişi gibi manalara gelir. ss. ırak olmak. kendisine güç yetirilemeyen. 53. 822 19. uzak. Kâşânî. Abdurrahman İbn Kays(ra)’ın rivayet ettiği şekilde. s.kendisinin bildiği şeyi haber veren kişi. Nübüvvet ise. haberleri kendisine gelen kimse.e. 92. insanüstü kuvvettir. fail ya da meful anlamı almıştır. Ramûz el-Ehâdis’te şöyle geçmektedir.818 İkinci bir görüşe göre kelime. geçmişte olduğu gibi bugün de Nazım Efendi’nin senelerdir tebliğ ettiği mevzulardandır. Şerhu’l-Akâid. Peygamber Efendimiz(sav) bu kuvvetle kendisinden bin dört yüz sene sonra gelen bir milyar insanın tasdikini kazanır. hulefadan sonra 818 819 Isfehanî. Mehdi(as) anlayışı. el-Müfredat. İbn Manzûr. 114. ahlakın ve edebin talimidir. ahir zamanda vuku bulacak hadiseler ve bu yöndeki beklentiler. Allah(cc)’ın sözleri. 2006 yılında kendisiyle yaptığımız mülakatta da dile getirmiştir.g..

Çünkü Fahr-i Kâinat(sav) bu ilim sayesinde. Peygamber(sav). 1400 sene öncesinden.”823 Nazım-ı Kıbrısî’nin bu hadis hakkındaki düşünceleri ve genel tasavvuf anlayışındaki yeri. bugün O’nun doğruluğunu. manevî yani. Beni gönderen Zata kasem ederim ki. Hz. ilahî kudrettir. bütün insanlığın medarı iftiharı. Rabbine takındığı edebi de içerir. Tasavvuf Sohbetleri. 5. s. Cebâbireden sonra ise Ehli Beytimden bir kimse gelir de. Ahir zaman Peygamberi. 824 Kıbrısî. Allah’ın Nûru ve Hz. Şeyh Nazım Efendi’ye göre. onda istikbale bakan gözler vardır. Hz. sidretü’l-münteha’da ümmet-i Muhammed için yapılan niyaza atfen şöyle ifade etmiştir: “Peygamberin isteyişi bizim isteyişimize benzemez. s. O yeryüzünü adaletle doldurur. diğerlerinden aşağı değildir. c.”824 Bununla birlikte Kıbrısî’ye göre nübüvvet ilmi. Peygamber(sav)’in Sırrı başlığında tafsilatlı olarak incelediğimiz bu kudreti Şeyh Nazım şu ifadeler ile izah etmiştir: “Nebiler insanlara istikballerinden haber veren kimsedir. 1400 sene öncesinden onun sözünün bize gelmesi mümkün olmazdı. bir kimse yaşamış ve 1400 sene sonra bir milyar insanın tasdikini kazanmış olsun. Ondan sonra da "Kahtani" gelir. bir kimse çıkmış. Peygamber(sav)’in mirac hadiselerinde ve sidre-i müntehada.umera. “Mehdi” başlığında incelendiğinden burada tekrar edilmeyecektir. Hambel. Ramûz el-Ehadis. 823 Gümüşhanevî. Fahri Kâinat olan Efendimiz(sav). Başka bir ifadeyle mirac esnasındaki her lahzada ve tüm muamelatta kâmiline ölçüyü sergilemeye vesile bu kudrettir. Kimde nübüvvet kuvveti varsa. Allah(cc)’ı en iyi tanıyan kul olmuştur. manevî kuvvetle insanların vicdanları üzerinde hüküm ve saltanatını devam ettirmektedir. ss. O. Münacat. umeradan sonra melikler. 273. Eğer O’nda insanüstü vasıflar bulunmamış olsa. Peygamber kendi nübüvvetinin hakikatine göre Allah(cc)’tan taleb ediyor. Fiten. Peygamberin(sav) nübüvvet kudretine delalet etmektedir. Kıbrısî’ye göre nübüvvet kudreti. hal ve şanından haber vermiştir. 48. Müsned. Demek oluyor ki. Dünya’nın ücra bir yerinde. Rasulu Kibriya Efendimizin(sav) istikbalden haber verdiği bu gibi hadisler. 158 . Tirmizi. 4. meliklerden sonra Cebâbire. Peygamberin talebi bizim talebimize hiç benzemez. 92. Alelade bir insan olacak olsa. c. Kıbrısî bu hususu. s. 518. bir milyar insanın tasdik etmesine imkân ve ihtimal olmazdı. 220-221. Nübüvvet kuvveti ile insanüstü bir kuvvete delalettir.

Bir ara iyice yaklaştığında elini belindeki bıçağa götürmek üzereyken Allah’ın Rasulü durup: ‘Sen Fadale misin?’ diye sormuştur. o nisbette taleb etmesidir. miraçtaki edebi de bu nurdan gelen ilimle bilmiştir.insanın Allah(cc)’a. benlikleri dönüştürücü ve nefisleri tezkiye edici yönüne delalet etmektedir. Allah’ı zikretmekle meşgulüm’ diye cevap vermiştir. merhamet. Peygamber(sav)’in 825 826 Kıbrısî.1. Bkz. gelecekten bir haber verdiyse. Peygamber(sav) ve Hz. Peygamber’in Sırrı: Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışında yer alan “Allah’ın Nûru” anlayışı. Allah(cc)’ı Peygamberimiz kadar bilen kimse yok…”825 Tüm bu ifadelerin genelinden anlaşıldığı üzere. Peygamber(sav)’i tanımlayamaz. “ne-be-ve” kökünden türetilmiş kelimenin lugavî manasıyla ele alınmış görünmektedir. Peygamber gülümseyip. benlik dönüşümüne bariz bir misal teşkil eder. cesaret. 159 . Bu hasletlerin zıdları. tükenmezliğinin hakikatini bildiği zaman. Peygamber’e (sav) suikast yapmak için yaklaşan Fadale b. Fadale diyor ki: “Vallahi! O (sav) göğsümden elini kaldırdığı zaman. Kalbi kin ve öfkeyle dolu olan Fadale. Şeyh Nazım Efendi için nübüvvet anlayışı. Bu kuvvet Hz. Hz. manevî kudretine delalet eder. Beyrut 1993. Onu da. Allah’ın Nuru ve Hz. Dolayısıyla nebî olmasının yanı sıra sıdk. hilim. 52. onun vericiliğinin. Hişam. Siretu’nNebeviyye. Abdülmelik b. sır. Umeyr. şeriki olmayan Hakikat-i Ahmediyye’den akseden bir nübüvvet nurudur. Hz. aynı zamanda Hz. Hz. d. Hz. s. elini uzatmış ve Fadale’nin göğsüne koyarak: ‘Allah’tan af dile’ demiştir. misâk. Peygamber(sav)’in kalbinden etrafındaki tüm beşerin kalbine dökülmesi ise. Muhammed(sav). Mekke’de dolaşırken Hz. Allah’ın yarattıkları içinde bana ondan daha sevimli kimse kalmamıştı. Onun azamet. emin olan Hz. Peygamber’e yaklaşmaya çalışmıştır. irşad edici. kudret ve sonsuzluğuna bakarak. Peygamber(sav)’in. Bu. suikast yapmak amacıyla Hz.” demiştir. Peygamber(sav)’in hal ve davranışlarında gözlemlenip. latiflik.826 Allah(cc)’ın Kendisini razı etmek için şefaat makâmını verdiği Fahr-i Kâinatın(sav) yüce yaratılışında. tasdik edilen bu üstün vasıfların ardındaki kaynak. Fadale ‘Hiçbir şey düşünmüyorum. peygamberî ahlakın tesir edici. velî anlayışıyla ilgili olduğu kadar. cömertlik. bilhassa yalan. doğruluk ve kanaat gibi hasletler vardır. Hz. Peygamber(sav) bu nurdan gelen ilimle gelecekten haber verdiği gibi. ‘Evet ben Fadaleyim’ diyen Fadalenin yüzüne imalı bir şekilde bakıp: ‘Ne düşünüyosun Fadale?’ demiştir. o zuhur edecektir. Tasavvuf Sohbetleri. var olanın hakikatini bildiği derecede ister.

“…Şahit olarak Allah yeter. 32-34. Kıbrısî tarafından.. Tasavvuf Sohbetleri. 27. 830 Râzi. Yani Hz. 160 . Peygamber(sav)’in sırrı konusu. 27. c. Hz Muhammed(sav)’in bir benzeri olmadığını bildiren Nazım Efendi. özgünlüğü açısından. merhameti ve kendisine bahşedilen şefaat makâmı. Allah(cc)’ın şahitliğinin. kendisini gönderenin sözü ile elçi olabilir. s. tefsirlerde genellikle. 829 Kıbrısî. 107. a.e. Tasavvuf Sohbetleri.g. O’na ait Ahmedî sırla ilgilidir ve bu sır sadece Allah(cc) tarafından bilineceği ile ilgilidir. s. Binâenaleyh bir hükümdar. ss. Muhammed Allah’ın Rasuludur… ”828 ayetlerini delil göstermiştir.831 Şeyh Nazım Efendi’nin anlayışına göre sır. Dolayısıyla. Muhammed(sav)’in bir olduğu. "Bu benim elçimdir" dediği zaman.sırrı anlayışıyla da ilgilidir. resul ancak. Hz.827 Hz. Peygamber(sav)’in yüce ahlakı. dünyadakilerin tamamı. Daha önce de ifade edildiği gibi Hz. Mefâtihu’l-Gayb. onun benzeri olmadığına istinat edilmiştir. s. Cenâb-ı Peygamber(sav)’in sırrınadır.829 Bu ayetler. öncesindeki ve sonrasındaki ayetlerle birlikte.830 Şeyh Nazım’ın bu ayetlere getirdiği işarî yorum. kul ile Allah(cc) arasında meydana gelen örtülü bir hal olarak anlaşılamaz olduğu kadar. 831 Kıbrısî. onlara bahşettiği istidad ve kabiliyet kadar vermiştir ancak 827 828 Kıbrısî. onların reddiyeleri hiçbir şey ifade etmez. Peygamber(sav)’in sırrı mevzuunda anahtar kavram konumunda yer alan bu anlayış. Peygamber(sav)’in rasul oluşunu tekit için olduğunu beyan eden bir görüşe göre. Kıbrısî’ye göre Hakk Teâlâ’nın bu ayetteki tanıklığı. ilâhî nûrların feyzi olan sırları. onun elçi olduğunu kabul etmese bile. ruhanî latifelerden bir latife olduğu için. Allah(cc)’ın nûru ile birlikte ele alınmış ve müstakil bir başlık hâsıl olmuştur. Cenâb -ı Hakk’ın tasdikine muhalif reddiyeler hiçbir mana ifade etmez. Allah(cc) her kuluna. manevî tecrübelerle de bilinebilirdir. Hz. ayetin nüzul sebebi olan Hudeybiye Antlaşması’nda yaşanan hadiselerle ilgili ele alınmıştır. “la şerike lehu” diye ifade etmiştir. Feth: 48/28-29. Bu iki ayeti beraber ele alarak. 28. Bu mevzudaki beyanların bütünü değerlendirildiğinde. önem arz etmektedir.

bir Hakikat-i Ahmediyye vardır. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde. bir şeyi bilmeden.832 Bu düşüncelerden hareketle ulaşabileceğimiz mantıksal çıkarım. Dolayısıyla Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde Hakikat-i Ahmediyye’ye dair zikredilen bilgiler dahi. tanıyabilirler. s. Bu konuda “Asmalı-asmasız bağ ve bahçeleri. şerik olmanın bilmeye istinad edilmesidir diyebiliriz. 291-292. insanlar içinde benzer sırları görüp. Tirmizi. s. Diğer taraftan kendindeki bu sırları bilen mürşidler. Muhammedî Nûr’dan aksetmektedir. o anda bana.833 Bu manada kullara ait sırların tamamına ortak. mahsûlleri.” Aliyyü’l-Karî. 834 En’âm: 06/141. “Benim Allah ile aramda öyle özel bir vakit vardır ki. Keşfu’l-Hafa. el-Esrâru’l-merfûa. Sır. Beyrut 1986. lahutî âlem ya da ehadiyyet âlemi (la ilahe illa’llah) olarak adlandırılan 832 833 Bu tezde bkz. ne de bir Mürsel Peygamber yetişemez”835 hadisinin söz konusu sırr anlayışına temel olduğu kanaatindeyiz. daha önce de ifade ettiğimiz gibi. o şeye ortak olamaz” önermesi üzerinden savunulmuş bir tezdir. Peygamber(sav)’in şeriki yoktur anlayışı çıkmaktadır. Bu ise. Çünkü bu sırların tamamı buradan inikâs eder. “Benim Allah ile aramda öyle özel bir vakit vardır ki Allah’tan başka hiçkimse beni ihata edemez. Binaenaleyh bu anlayıştan. 161 . tat bakımından benzemez tarzda yaratıp yetiştiren hep O'dur. aslında her kulun ortağı olmayan ve sadece mahşer günü ortaya çıkacak sırlarının olduğu kadar. Hakikat-ı Ahmediyye olarak da adlandırılan bu sırrın. Peygamber(sav) haricindeki diğer kullara gizlidir. 835 Aclunî. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/Allah’ın Nûru. 173. Hz. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/Sır.”834 ayeti yaratılıştaki söz konusu umumi ve hususi yönlere işaret etmektedir. Şema’il. Hz. ne bir yakın Melek. Başka bir ifadeyle “kişi. Bkz. tanımlamalar bir açıdan mahiyeti bilinemeyen nûru tanımlama çabasıdır. Ancak bu sırlar. sadece kul ile Rabbi arasında kalan örtülü sırrı da vardır sonucuna varılmıştır. Bu konuyu Nazım Efendi’nin sır anlayışıyla birlikte ele aldığımızda. çeşit çeşit hurma ve ekinleri. birbirine şekil ve renk yönünden benzer.bu sırrın kula yansıması Sırr-ı Ahmedî de denen. tanımlanan Hakikat-i Ahmediyye’nin sırrından evliyaya yansımalarından tecelli etmiştir.

tasavvuf ıstılahındaki umumî olan terminolojiye işaret etmektedir.836 Bu mertebeler. tüm sırlara kaynaklık yapan Muhammedî nurun şeriki yoktur. Tüm peygamberlerden de önce yaratılan bu nurdan dolayı Hz. Hz. kalem. Peygamber(sav)’in diğer Peygamberlere 836 837 www. sonraki evliyalar da. ss. hatta melekler. Vahdaniyet âleminde vücûd bulan tüm kullara ait cevherin kaynağı Hakikat-i Ahmediyyedir. Hakikat-i Muhammediyye. akl-ı kül. Peygamber(sav) için savunduğu. tüm peygamberlerin(as) manevi babası manasına gelen. Dolayısıyla Şeyh Nazım’ın Hz. 283/896) tarafından. 179-180 162 . Fahr-i Kâinattan(sav) önceki Peygamberler(as) de. Çünkü beşerin varlığı. Nûru Muhammedi/Ahmedî. bu cevherden süregelen yansımalardır. ilk olarak Sehl b. Bu izahlara göre. Şeyh Nazım’ın halifeleri tarafından yapılmıştır.âlemde bulunduğu ifade edilmektedir. Dolayısıyla her kula ait sırrın diğerinden farklı olması hasebiyle tektir ancak. Demirci. tüm yaratılışlardan. Hakikat-i Muhammedî/Ahmedi.837 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışındaki bazı konuların detaylarını ikmal edici açıklamaları. “Hakikat-i Muhammediyye” kavramıyla ifade edilmiştir. bütün yaratıklar. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. Bu açıklamalara göre. kitap kavramlarıyla da ifade edilen bu anlayış. Ethem. “la şerike lehu” anlayışının. bu hakikatten ve bu hakikat için yaratılmıştır. “ebu’l-ervah” olarak da anılmıştır. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisindeki delilleri ve ontolojik izahları. kendisinden önceki Peygamberlerden(as) sonra gelmesine ve onları bu dünya gözüyle görmemesine rağmen onlara. her ne kadar sufilerin hususi olarak tecrübe ettikleri keşfî bilgilere dayansa da ana hatlarıyla. esma ve sıfatların zuhurundan önce olduğu için hakikati bilinmeyen bir âlemdir. hakikat-ı Âdem.sufilive.com/021009-msh-oakland. bütünsel bakış açısına ulaşabilmek açısından ehemmiyetlidir. İbrahim b. Bu âlem. Daha sonra Hallac-ı Mansur. madde-i evvel. Tarikat-ı Hakkâniyye’nin öğretilerini paylaşan diğer kaynaklarla birlikte ele almak. Sufyan es-Servî tarafından değinilmiş ve Muhyiddin İbn Arabî ve Abdülkerim Cili tarafından açıklanmıştır. Hz. Abdullah et-Tüsterî (v. Peygamber(sav). muhabbet ve marifetlerini bu sırrın yansımalarında bulmuşlardır.

845 Kuşeyrî. 3. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. şeriki yoktur. Hz.com/022009-msh-oakland-ca-jibril-was-given-what-the-ummah-could-take. 80. Hz.839 Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde Hz. Peygamber(sav)’in beden gözüyle Rabbini ve 99 esmanın tecellilerini müşâhede etmesi “la şerike lehu” anlayışının dayanaklarıdır. 842 Cilî. 3661. 841 www.ve ümmetlerine şahit olarak getirilmesi. zahir olmuştur. Peygambe(sav)’e aittir.840 Miracta Cebrail(as)’e verilmeyen Kur’ânî sırların Hz. ben Rabbimden başkasını halil (dost) tutacak olsaydım. Ayrıca bkz. 45. 265. Yusuf(as)’un nurları zahirinde.: Cevher Caduk. s. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Peygamber(sav). Hâlidiyye-i Hakkâniyye ile aynı ontolojik usulle izah edilen bu anlayışa göre Hz. Meselâ Abdülkerim-i Cilî (v. 832/1428) bu anlayışı. ”843 hadis-i şerifine istinaden Kuşeyrî. Allah Arkadaşınızı (Hz. İstanbul 2011. Harf Yay.com/021009-msh-oakland. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. 840 www. Hz. Kitâbu’l-Mirâc. Mesâcid. Tirmizî.com/msh-48-secretMiraj_2-102406. Fezâilu’s-Sahâbe 2/2382. farklı açılardan ele alınmış ve savunulmuştur. Peygamber(sav)’e verilmesi ve varlıklar içerisinde sadece Hz.. Diğer kullara mazhariyet. Peygamber(sav)’in nuru ise. s. Allah(cc)’ın zatının mazharı olması hasebiyle. Menâkıbu'l-Ensâr. Müslim. Musa(as)’ın nurları elinde. 41.841 Mutasavvıflar arasında benzer görüş. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. ss. 163 . Ter. mutlaka Ebubekir’i halil edinirdim. Fezâilu'l-Ashâb.sufilive. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. Bu sebeb.sufilive. ontolojik yönüyle izah etmiştir. 844 Kuşeyrî Abdülkerim.sufilive.844 Sır mevzusunu nur ile birlikte ele alan Kuşeyrî’ye göre üç peygamberin nuru. 839 www.sufilive. Hz. sırrında zahir olmuştur. Peygamberi) kendine halil kıldı…. 93. Peygamber(sav)’in şerikinin olmaması.com/video arşiv/msh-suhbat-092003-isra. Peygamber(sav)’in sırrında şerikin olmadığını savunmuştur.845 838 “Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni (Habibim) de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman. 843 Buharî. www. 71. onun aldığı vahiyle de ilgili görülür. diğer Peygamberlere(as) bu hitap. peygamberler ve insanlar arasında bir sebebtir.838 onun yaratılışındaki önceliğe delil olarak getirilmiştir. Kitâbu’l-Mirâc. Menâkıb. Hakikat-i Ahmediyye üzerindendir. bakalım onların hâli nice olacak!” Nisâ: 4/41. Allah(cc) ile melekler.842 “Şayet. Peygamber(sav)’den geldiğinden. kendinde zahir olmuştur. Çünkü Fahr-i Kainat(sav)’a gönderilen vahiyler Allah Teâlânın direk zâtından olurken.

s. kemâliyle taayyün eden başka bir şahıs zuhur etmemiştir849. Aynı eser. yani varlıklar bazı insanlarda bil-kuvve. Kendilerinde eşyanın bilfiil bulunduğu şahıslar peygamberler ve kâmil olan velîlerdir. 339-340. Peygamber-i zişânın kıldığı iki rekât namaza yetişemez. Bunlardaki kemâlde de farklılıklar vardır. 851 Aynı eser.850 Başka bir ifadeyle Kıbrısî. bel-hüve yakutetün beyne’lhacer” dizeleri üzerinden Peygamber Efendimizin(sav) beşeriyet yönü görülürken.848 Bu dizelerin tasavvufî şerhi olabilecek bir anlayışı Abdülkerim el-Cîlî (v.Bu sırrın Hz.: A. Peygamber(sav). diğer fertlerin bir nüshası olduğunu. Öğrenmekle bir ömre sığmayacağını ifade ettiği bu ilimin ihtiva ettiği manevi kuvvet. s. Cîlî. Sırr-ı Muhammedî’dendir. Tasavvuf Sohbetleri. her insanın insan olmak yönüyle.”846 “Muhammedun beşerun ve leyse ke’l-beşer. arşivimizde mevcuttur. Varlık âleminde Hz. Haz. unutulmuş ilimleri. yapabilecekleri bütün taatın faziletini terazinin bir kefesine koysalar. bir hadisin işaret ettiği yola hakkıyla giren bir kişinin velayet makâmına ulaşacağını söylemiştir. ss. 27. nebevî sırrı ihtiva eden nûru göz ardı edilmemiştir. s. 832/1429)’nin.kâmil. 846 847 Kıbrısî. el-İnsanü’l. Nazım Efendi her bir Sünnet-i Seniyyenin.851 Şeyh Nazım’ın bu anlayışına göre Hz. 51. bugünkü ilimleri ve kıyamete kadar bulunacak ilimleri ihtiva ettiğini söylemiştir. Muhammed(sav)’dir. insan-ı kâmil sözüyle kastedilen Hz.847 Bu dizeler Şam’daki Hakkânî dergâhında yapılan mevlitlerde de zikredilmektedir. s. insan-ı kâmil tanımında görmekteyiz. İstanbul 1998. bazıları ekmeldir. Kartal. bazılarında bil-fiil mevcuttur. Çev. 164 . Muhammed(sav) kadar. Demirli-A. birinde bulunan şeyin diğerinde de bulunduğunu belirtir. Bu tanımda.: S. 26. Peygamber(sav)’deki bir tecellisi olarak O’nu tüm insanlardan ayıran yönü Kıbrısî. Bununla birlikte eşya. 849 Cilî Abdülkerim. 6. Eraydın -E. Tasavvuf Sohbetleri. 850 Kıbrısî. 256. Bu bakımdan bazıları kâmil. şöyle ifade etmiştir: “Min evveli ilâ’l-ahirihi bütün enbiya ve bütün ümmetlerin kılacakları bütün namazlar. 848 Mevlitlerde takip edilen okumalar listesi. manevi kudret ve tasarrufunu.Mecdi Tolun.

c. “Ve o gün her ümmetin içinden kendilerinin üzerlerine bir şahit göndereceğiz. Böylece Hz. c. ”854 demiştir. İbn Arabi. Ayrıca bkz. bu hadisin delilinde ayrıca belirtmiştir: “Allah bu Kur’ân’dan önceki kitaplarda da bu Kur’ân’da da sizi. Neysaburi.devrin gavsu’l-azamı ve evliyaları üzerinden kullanmaktadır. Musa(as)’nın halinin Hz. Musa(as)’nın nurundan değil de Hz. 264. Peygamber(sav)’i görerek 852 Bu tezde bkz. Hz. benzer terminolojiyle ifade etmiş ve bu hadisin izahını şöyle yapmıştır: “Muhammed(sav) ümmetinin velileri arasında –ki bunlar tüm peygamberlerin(as) makâmlarının birleştiricileridir. Hızır(as)’a ve balığın karnında Yunus(as)’a bilmediklerini öğreten nurdur. 1.sufilive. Mirac Konusunda değinildiğimiz bu hadis. Mirahmadi. Ayrıca seni (Ya Muhammed) de onların üzerine şahit olarak göndereceğiz. Bu izahlara göre Hakikat-ı Ahmediyye. 165 . Peygamber(sav)’in insaniliği ve ruhaniliği ile izah etmiştir. Binaenaleyh Hz.com/022509-msh-oakland-ca-levels-of-understanding-of-hadith. 855 www.852 Hz.855 Istılahta bu görüşü İbn Arabî. Onların peygamberleri ise. mülk) âleminde insanlık tarafını fazla açıklayarak davetini mükemmelleştirmiştir. İstanbul 1991. tıpkı Hz. Peygamber için olan şu hitapları. Keşfu’l-Hafa. 8/302. Mefâtihu’l-gayb. Tafsilatı için Bkz. İlim ve Marifet ile İlgili Kaynaklar/Velî-Evliya. Muhammed’den alırlar. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur.2. Hz. 64. 30-32. s.: Mahmut Kanık. www. o mirası Hz. Dolayısıyla onun hali Hz. İnsan Yay. Bazen Hz. Nurlar Risalesi.”856 Benzer anlayışı İmâm-ı Rabbânî (v. 13. Sufi Meditation. Musa(as)’ya. Müslümanlar diye adlandırdı. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde “Bilin ki Rasulullah sizin içinizdedir… ”853 ayeti üzerinden tefsir edilir. insanların ilgisi ve istifadeleri kolaylaştı ve imanları. s. Ayrıca bkz. fakat o veli bu mirasa Hz. Bu izaha göre Hz. Peygamber(sav) ve ümmetinin evliyaları ile devam eden bu manevi tasarruf. Muhammed(sav)’den geldiği gibi… Hz. 853 Hucurat: 49/7. ss. Miraç Sırları içerisinde ayrıca şerh edilmişt ir. İbn Arabî. Peygamber(sav)’in bu yönünden dolayı. Hucvirî. Muhammed(sav)’in nurundan konar. Peygamber’in fiziki doğumundan önce gelen peygamberlerin ümmetlerindeki velileri de aynı şekilde manevi miraslarını kendi peygamberlerinden alırlar. 854 Razi. Peygamber size şahit olsun. Peygamber(sav) bu nûr ile ümmetinin ulemasını.sufilive. Musa(as)’nın makâmına ve haline varis olan bir veli çıkabilir.” Nahl: 16/89. İsrailoğullarının peygamberleri gibi yüceltmiş ve “Ümmetimin âlimleri Ben-i İsrail’in Peygamberleri gibidir. Çev. halk (şehadet. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. s.com/022609-msh-oakland-ca.. Muhammed’den gelmiş olur. 1034/1624). Hz. Muhammed(sav)’in ümmetinden olan veliler. Tefsir. o manevî mirası ondan alma konusunda diğer peygamberlerle aynı şeyi ortaklaşa paylaşırlar. 856 Kur’ânda Müslümanlar ve Hz.one-breath-of-Holly-Prophet-saw. siz de insanlara şahit olasınız diye…” Hacc: 22/78. Peygamber(sav).

857 Bu düşünceler zımnen Şeyh Nazım tarafından şöyle ifade edilmiştir: “Peygamberimiz(sav) Hayy’dır. bu ruhaniyettin yardımıyla dine yardım ettiler. 400-401. bu öğretinin teşekkülünde şu hadis-i şerif meknuz olduğu şüphesizdir: “…Her Pazartesi ve Perşembe akşamları amelleriniz bana arz olunur. 46. Komisyon. Peygamber(sav)’in vefatından bin sene sonra. 859 Münavî. dine çağırma nuraniyeti değiştiğinden evliyâ. Allah’ın ilk yarattığı şey olan bu nurun. Peygamber(sav)’e kendisi için 857 858 İmâm-ı Rabbanî. c. İsâ(as) ve Mehdi(as) bu makâma gelerek dini kuvvetlendirecektir. O Peygamber(sav) yalnız ümmetinin hayatı değil. Hz. no: 209. Hakikat-i Ahmediyye anlayışından neş’et etmektedir. Hakiki hayatla hayat sahibidir. Hz. s. bir kısmından arştan yere kadar olan tüm mahlûkat yaratılmıştır. olmayacaktı.oldu. ss. Dolayısıyla O(sav)’nun varlık ve şuhûd âlemine göndermesi. Mektubât. Allah(cc)’ın bütün yaratılmışlara rahmetinin sebebidir. 861 Bursevî. 3. O olmasa kâinat yok idi. Bir manada bu durum. Hz. insanlara bağlılığı azaldı. Olan da onun hürmetine. Tasavvuf Sohbetleri.”859 (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik”860 ayetini bazı sufîler. Bu anlayış.861 Sufiler arasındaki bu anlayış. ondan gelir. Mek. Kötü amelleriniz için de istiğfar ederim. 615. öne çıkan bir diğer anlayış. bütün varlıklar için rahmettir. Bütün kâinat onun yüzü suyu hürmetine vardır. Ümmetlere hayat Peygamber sayesinde (yani). Varlığa can. bütün kâinatın hayatı odur. Onlardan hayır olanlar için Allah’a hamd ederim. Peygamber(sav)’in Hayy olmasıdır. Hz. Peygamber(sav) ölürse ümmet kalmaz. 860 Enbiyâ: 21/107. Peygamberdir(asv). s. olacak da onun hürmetinedir. Bunu böyle bilmeyen gafildir. Kıbrısî. Hz. Bu anlayışın sufiler tarafından istinad edildiği hadis-i şerif Şeyh Nazım’ın eserlerinde karşılaşmasak da. 166 . Peygamber(sav)’in ruhanî tarafı çoğaldı. Ahmedî Nûr anlayışı ile tefsir etmişlerdir. Feyzu’l-kadîr. Rûhu’l Beyân.” 858 Muhammedî nuru tazammun eden bu ifadelerde.

”864 Bu anlayış. 2. 3. mü’minlere. c. Ancak tüm bu ilhama dayalı bilgilerin temelinde. Celle ve Alâ’dır. s. İslamî naslar yer almaktadır. Allah’ın(cc) indirmiş olduğu rahmet kesilmez. Aclunî. 864 Kıbrısî. Habibu’llah’a zahir olur… Onun içindir ki.e.g. Peygamber(sav)’in manevî kuvvetini salt anat rumuzu ile izah etmiştir: “Cenab-ı Hakk’ın saltanatının azametini hiç kimse. c. Ebu Hureyre(ra). Sehavî. 4883. oturduğu. sürekli iner.866 Bu rahmet. ne veliyyü’l-kâmil. Firdevsu’l-ahbar. Biz Cenab-ı Halık’ın(cc) saltanatının azametini.”865 Şeyh Nazım. 79. Herkes kendi derecesine göre o saltanattan bir rütbe giyecektir. Tasavvuf Sohbetleri.”863 Şeyh Nazım Efendi.. tasavvuf ıstılahında oluşan. rahmetini indirmiştir.862 Bu suale Hz. O rütbeyi. yaşadığı. Menâkıb. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. 134. Salavatullahi ve Selamu aleyh’tir. Allah’ın Nûru ile alakalı olarak izah etmiş ve hususiyetini bildirmiştir. defnolunduğu her yere Hz. salihlere verilir. Huzurunda duran ‘Muhammedu’r-rasulu’llah’. 167 . Tirmizî. Allah(cc). Mekâsıd. Hz. Peygamber-i Zişan giydirecektir… Onun için güzel isimlerinden birisi de Rasûl’dür… Ahiretin ilelebet rütbeleri de yine Efendimiz(sav) tarafından bütün evliyalara. her ne kadar sufilerin hususi olarak tecrübe ettikleri keşfî bilgilere dayansa da ana hatlarıyla. o ezelî. şeriki olmayan Muhammedî Sırrı. 832. Ancak o saltanatın azametinden bir şua. Peygamber(sav) şöyle cevap vermiştir: “Adem ruh ile cesed arasında iken. 42. Ebu Nuaym. 866 Kıbrısî. a. peygamber olarak gönderilme yönünden sonuncusuyum. 865 Deylemî. Peygamber(sav)’in doğduğu. Keşfu’l-hafa. ne de melekü’l-mukarreb anlayacak değildir. s. 545/3609. Peygamber(sav)’den şöyle rivayet edilmiştir: “Ben yaratılışta nebîlerin ilki. s. müşterek bir anlayışı temsil etmektedir. 2007. Efendimiz(sav)’in saltanatından seyrederiz… Aslında Efendimiz(sav)’e verilen saltanatı da idrak etmeye imkân yok. Buna göre Hz. yürüdüğü. c. Bu anlayışa istinad edilen hadis-i şeriflerden birini. 1. Peygamberlerin(as) hayatlarında yaşadıkları mekânlara sürekli olarak 862 863 Yıldırım.peygamberliğin ne zaman sabit olduğunun sorulduğu hadise istinat edilir. ebedî ve mutlak saltanatın sahibi olan ‘la ilahe illallah’. s. Delâilu’n-nubuvve. 156. ne nebiyyü’l-mürsel.

Meselâ hakikat-i Muhammedî ve/veya Ahmedî kavramlarıyla ifade edilen hakikat. ta’ayyün-i imkanîsine de denir. O Peygamber(sav) dünkü peygamber değil… Evet. bu. âlem-i halk ile âlem-i emirden varolmuştur. Peygamber’in Nûrunun ebedî olmasıyla da alakalıdır. Âlem-i halktaki rabbi olan ism-i ilâhisi Âlim şa’nıdır. Bu şahadeti ne zaman yaptı Allahu Azimu’ş-şan? Kelam-ı kadiminde yaptı. Peygamber(sav)’in yevmu-l ezel’den beri peygamber olduğunu şu cümlelerle ifade etmiştir: “… O zaman yevmu-l ezeldir. 570 tarihinde doğdu. Hakikat-i Muhammedî. o kimsenin ta’ayyün-i imkanisi (âlem-i halktadır) olur. Bu nurun mahiyeti. Ta’ayyün-i vücubî’nin zıllî görüntüsü. o kimsenin rabbidir. peygamberlik verildi. Şeyh Nazım’a göre bu nurun kıyamete kadar bulunacak olması. Hz. Peygamber(sav)’in ontolojik varlığı mevzuunda İmâm-ı Rabbânî (v. ss. Peygamber(sav)’in de her insan gibi. bu nûr ezelîdir. Kelam-ı kadim ne demek? Ezeldeki Allah’ın şahadetidir o. çocuklara elif-be okuttukları kitapların ilmidir. Ta’ayyün-i vücubî Allah(cc)’ın isimlerinden bir isimdir. ona gelen feyz bu isimden gelir. “…Şahit olarak Allah yeter. 168 . ta’ayyün-i vücubîdir (âlem-i emirdir). yevmu’l-ezelden beri mevcuttur. Hz. 867 868 Feth: 48/28-29. Bu isim Kâbenin hakikatidir. Kıbrısî. ıstılahtaki anlayışların paralelinde olmasına rağmen. Bir insanın hakikati. Yani. Hz. ilgili başlıkta tafsilatlı bir şeki lde ele alınmıştır.inmeye devam etmektedir. onun ta’yyün-i vücubîsine denildiği gibi. Hakikat-i Ahmedî ise. 79. Kıbrısî.70. Âlim şa’nıdır. Allah yok şeye mi şahadet ediyor?”868 Hz. Allah(cc)’ın bu ismi. Allah(cc)’ın bu tanıklığı yevmu’l-ezelde olmuştur. bazı kavramlar ve bu kavramlar ile vardığı sonuçları itibariyle İbn Arabî’den ayrılmış ve terminoloji içerisindeki özgün yaklaşımını korumuştur. Âlim şa’nının üstünde (âlem-i emirde). Başka bir ifadeyle şeriki olmayan Muhammedî Nûr. 1034/1624)’nin izahatı. Muhammed Allah’ın Rasuludur… ”867 ayetini delil göstererek izah etmiştir. bu şa’nın mebdei olan isimdir. Tasavvuf Sohbetleri. Muhammedî Sırrın başka bir özelliğini Nazım Efendi. Binaenaleyh. Bu izaha göre Hz. 40 yaşına geldi.

bir sünnete hakkıyla ittiba eden. Peygamber(sav)’in dünya hayatında öne çıkan tüm üstünlükler. bazen de Hakikat-i Muhammedî dediği bu nura. aynı zamanda Hayy’dır yani. el-Hayy olan Allah’a ayna olmakta ve aynaya düşen Cemal-i Mutlak’ı kâinata aksettirmektedir. Hz. Mek. 326/1012. Lisânu’l-Arab. Isfehanî. Peygamber(sav). talep etmek. Dolayısıyla şeriki olmayan Hz. Allah’ın Nûrunu kullara aksettiren bir ayna gibidir. 1. Komisyon. Peygamber(sav)’in insan ve peygamber olarak varlığı.871 “Lügatlerde ümmet kelimesinin. c. dünya hayatındaki tecellileridir. Yani Sırr-ı Muhammedî’den akseden bir kudretten dolayı. Acluni. 216. diğer insanların ve peygamberlerin varlığına kaynak olduğu yönündeki. Binaenaleyh. d. c. 22. bir topluluğun önünde olmak. Peygamber (sav) ve Ümmeti: Arapça “emm” kökünden türemiş bir isim olan ümmet kelimesinin çoğulu “ümem” dir. hakikatte manevî bir üstünlüğün. yönelmek. Yani Onun diri oluşu sadece ümmetine değil. Dolayısıyla Hz. 869 870 din. Hz. topluluk. el-Müfredât. s. “Emm” kökü. Âdem(as) yaratılmadan önce bulunan peygamberlik bu idi. niyet etmek. s. Hakkâniyye yayınlarında kullanılmasa da. s. ss. s. Aliyyu’l-Kâri. bir şeyi hedef almak. Binaenaleyh. 2123. öne geçmek. Cenâb-ı Allah’ın “Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım”870 hitabı ise bu anlayışa temel teşkil ettiği şüphesizdir. 385. Özetle Şeyh Nazım’a göre. İbn Arabî kavramlarına ve yaklaşımına daha yakın olduğu görülmektedir. bu üstünlüğü ihtiva eden manevî kudreti temsil etmektedir. 2. 287. İmam-ı Rabbanî. Ancak. o sünnet içerisindeki sırra ve nura gark olarak velayet makâmına çıkabilir. Keşfu’l-hafâ. Kıbrısî’nin bazen Ahmedî Nûr. 871 İbn Manzûr. Peygamber(sav)’in yaşadığı her hal ve davranış. Allah(cc) tanıklık etmektedir. tüm kâinata dirilik olmaktadır. başı çekmek. 27. Mu’cemu’l-Vasît. anlayış ile aynıdır. Fevâidu’lmecmua. sevk ve idare etmek gibi anlamlara sahiptir. Mektubât.869 Bu izahda kullanılan kavramlar. şeriki olmayan Sırr-ı Muhammedî. 288. 169 . Çünkü O’nun nûru.2. Hz. Hakikî hayatla hayat sahibidir. no: 209. millet. 164. Esrar.Hz. Şevkani. Kıbrısî’nin vekilleri tarafından yapılan izahın.

iyilikleri yayıp kötülükleri önleyen bir topluluk bulunsun” (Âl-i İmrân. en düşük peygamber derecesine yükselemez. ümmetlerin en hayırlıları oldular. 23. 876 “Her ümmet (ümmetün) oraya girdikçe. yoldaşına lânet eder” (A’raf. yol. peygamberlerden birinin kavmi. Keşşâf. s. rehber. canlı türlerinden bir grup. 878 “İşte böylece insanlığa şahitler olmanız. s. el-Müfredât. 884 İmam-ı Rabbanî.881 bütün hayırlı halleri kendinde toplayan önder insan882 gibi anlamlara gelmektedir. topluluk. peygamberlere çok uydukları ve sevdikleri için. 2/143). yol. önder.876 zaman dilimi. 11/8) .878 inkârcı toplum. 1034/1624)’ye göre bir peygambere uyanların en üstünleri.” (Mü’minûn.cemaat.880 toplum içindeki iyiliğe çağıran kötülükleri engelleyen bir grup. 877 “Kendilerine azap göndermeyi belirli bir zamana kadar (ilâ ümmetin) ertelersek…” (Hûd. 879 “Sonra resullerimizi peş peşe gönderdik. Mu’cemu’l-Vasît.872 Kur’ân’da ümmet kelimesi din. 873 “İşte sizin bu dininiz/yolunuz bir tek dindir/yoldur (ümmeten vahide)” (Enbiyâ. aynı zaman diliminde yaşayan topluluk. 23/44) “Her ümmet peygamberini cezalandırmaya azmetmişti” (Mü’min. (Allah onlara:) “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan ümmetleri arasında (siz de) ateşe girin!” buyurur. ana. nesil. 1. 13/30). 1. Komisyon. “Biz babalarımızı bir dine bağlanmış bir yol üzere (alâ ümmetin) gördük” (Zuhruf. Bununla birlikte ümmetlerden hiçbiri. Mek. 3/104). 27.879 cin ve hayvan toplulukları. 875 “Seni de kendilerinden önce nice ümmetler (ümemun) geçmiş olan bir ümmete (fî ümmetin) gönderdik” (Ra’d. 74. 883 Tehanevî. ss. Tasavvuf ıstılahında ümmet. 881 “Sizden. yeni anlayış ve değerlere topluca vasıl eden ve toplum içindeki hastalıkları tedavi eden değerler etrafında toplanan Mü’min topluluğudur. 6/38) . Hakk’a yönelen. yalnız ümmet-i Muhammed(sav)’e olduğundan onlar. Ne zaman (Cehennem’e) bir ümmet girse. “(Ey Ümmet -i Muhammed!) Siz. tür. hayvan cinslerinden biri gibi anlamlara geldiği belirtilmektedir. 43/22). Resulün de size şahit olması için sizi mutedil bir ümmet kıldık” (Bakara. zat-ı ilahînin tecellisi. insanların iyiliği için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz” (Âl-i İmrân. 3/110). bir dinin mensupları. sizin gibi birer ümmet olmasınlar! (Biz) kitabda (Levh-i Mahfûz’da) hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Ancak ümmetler içerisinde. No: 248-249. c. s. kanatlarıyla uçan hiç bir kuş türü yoktur ki sizin gibi birer toplum (ümem) teşkil etmesinler” (En’âm.874 kuşaklar. 40/5) 880 Yeryüzünde debelenen hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş da yoktur ki. kendi arasındaki tefrikaları gideren. belirli bir gaye etrafında toplanan cemaat. Isfehanî. En’âm: 6/38. c. hayra çağıran. peygamber gönderilen toplum.883 İmâm-ı Rabbânî (v. 216.873 sınıf.884 872 İbn Manzûr. 16/120). 7/38) . 21/92). 874 “Yerde hareket eden hiç bir canlı. kendi (din) kardeşine (yoldaşına) lâ‘net eder…” A’râf: 7/38 . Allah’a itaat üzere bulunan bir önder (ümmeten kâniten) idi” (Nahl. 170 .875 kavim. kemal sahibi olurlar. 882 “Gerçekten İbrahim. sonra (hepsi) ancak Rablerinin huzûrunda toplanacaklardır. Mektubât. Hangi ümmete peygamberi geldiyse onlar onu yalancı saydılar.877 Müslüman toplum. Lisanu’l-Arab.

Meryem'in oğlu Îsâ'ya da o açık belgeleri. 890 İsrâ: 17/55. 888 “Şüphesiz Allah. Hz.” Bakarâ: 2/253. Andolsun. kendilerine açık delillerin gelmesine rağmen. Hz. Şüphe yok ki O. Hz. Peygamber Efendimiz(sav) hürmetine indirilmiştir. Hz.893 885 886 Kıbrısî. s. Hz. peşlerinden gelenler birbirleriyle savaşmazlardı. s. Her birini âlemlere üstün kılmıştık. Şayet Allah dileseydi onlar birbirleri ile savaşmazlardı. insanların yaratılan birçok mahlûktan daha üstün olduğu.” Âl-i İmrân: 03/33-34. ss. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık. Nûh'u. Yûnus'u ve Lût'u da doğru yola erdirmiştik. “Andolsun. sofranın indirilmesi için yaptığı duada. Allah. 9. Lâkin ihtilafa düştüler de onlardan bir kısmı iman. c. çok bağışlayandır. 8. s. Hülasâtu’l-beyân. 889 “İşte şimdiye kadar zikrettiğimiz resûllerden kimini kimine üstün kıldık.” En’âm: 06/165 .889 “Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Elyasa'ı. Tefsiru’l-munîr. bir kısmı ise inkâr ett i. Tasavvuf Sohbetleri. Muhammed(sav)’e de Habibullah özelliğinin ve İsra’nın lütfedilmesi örnek vermişlerdir. İsâ(as)’ya indirilen sofrayı vermiştir. Hz. Risale Yayınları. Hz. Dolayısıyla ümmet-i Muhammed’in sair ümmetlere olacak üstünlüğü.” İsrâ: 17/70 . hakkıyla bilendir. İbrahim’e (Halilullah) dostluk özelliği.887 Peygamberlerin diğer insanlardan üstün olduğu888 ve Peygamberlerin kendi aralarında birbirlerine üstünlüğü bildirilmiştir. lâkin şu var ki Allah dilediği her şeyi yapar. Davud’a indirilen Zebur olduğu yönünde görüşler vardır. Süleyman’a verilen saltanat ve mülk ile değil. 8. 891 Vehbi. İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı.Şeyh Nazım’a göre her ümmet. Dâvûd'a da Zebûr'u verdik”890 ayetine istinaden bu üstünlüğün. 887 “O. Tasavvuf Sohbetleri. Allah onlardan bazısına hitap buyurdu. size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Bu misale göre sofra. Peygamber(sav)’in diğer peygamberlere(as) üstünlüğü derecesinde olacaktır. Âdem'i. sizi yeryüzünde halifeler (oraya hâkim kimseler) yapan. Onları karada ve denizde taşıdık. çok merhamet edendir.891 Bahis konusu üstünlüğü bazı müfessirler. kendi peygamberinin kadri derecesinde ilahî divanda takdir olunacaktır. Musa’ya (Kelamullah) konuşma özelliği. 3009. Şüphesiz Rabbin. Eğer Allah dileseydi. c. peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. onların. 8. 86-87. Zuhayli. 171 .885 Kur’ân-ı Kerimde. mûcizeleri verdik ve onu Rûhul-Kudüs ile destekledik.892 Şeyh Nazım bu üstünlüğe misal olarak. “İsmail'i. cezası çabuk olandır.886 insanlardan kimilerinin kimilerinden üstün olduğu. her şeyi hakkıyla işitendir.” En’âm: 06/86. Peygamber(sav)’i tevessül ederek istemiştir. bazısını birçok derecelerle yükseltti. 893 Kıbrısî. 892 Vehbe. biz insanoğlunu şerefli kıldık. Çünkü İsâ(as).

c. sofranın indirilmesine ve bu mucizenin illet ve sonuçlarına değinmişlerdir. no: 209. Şeyh Nazım’a göre. Muhammed(sav) ümmeti içerisinde ise en kıymetli olanlar. ümmet-i Muhammed(sav)’in en faziletlisi olacağını ifade etmiştir. Bu izaha göre miracta Hz.“Meryem oğlu İsa. c. bu duadaki “Allahumme” adıyla Allah(cc)’ın bütün isimlerine tevessül ederek. Furkan Tefsiri. bu anlayışın temel taşıdır. Rûhu’l-beyân. 172 .899 894 895 Mâide: 5/114. genellikle.897 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî de.896 Bu manada Şeyh Nazım’ın. Mehdi(as)’nin gelmesiyle açığa çıkacaktır. bu konuyu Mehdi(as) ve Mirac konularıyla ilgili izah etmiştir. bu dua hususunda ifade ettikleri. havariler tarafından yapılan bu talebe.g. ss.sufilive. Nazım Efendi bu durumu. sütün en üstünde bulunan kaymağına benzetmiştir. önce gelenlerimize ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve Senden (gelen) bir mucize olsun. Hz. duanın yapıldığına değinmişlerdir. İsâ(as)’nın sofra indirilmesi için yaptığı duayı bildirmektedir. Hicazî. ss.com/video arşiv/MSH-47-secretsMiraj-1-102406. silsiledeki meşayıhın manevî tecrübelerinden edindikleri bir keşfî bilgi olabilir.. Şeyh Abdullah. Bu ayetlerle ilgili izahlarda müfessirler. 2. ashab-ı kiram ve tabiin ile mukayese ederek savunmuştur. Mehdi.898 İmâm-ı Rabbânî (v.e. 898 www. bu sırların içinde zuhur ettiği toplum. 129-131. 899 İmam-ı Rabbanî. ahir zaman ümmetidir. ashab-ı kirâm döneminde evliyâ sayısının çok olması ve bid’at sahiblerinin az olması. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın’ dedi”894 ayeti. onları ümmetin en faziletlisi yapar. bu anlayışa kapı aralar. 897 Kıbrısî. 52. Mek. Ancak ahir zamanda gelenler arasında bulunan birkaç evliyanın. Bizi rızıklandır. ümmetin en faziletlisi olacaktır. 185-186. 1034/1624) benzer görüşü. Buna göre. 5. 896 Bursevî. ahir zamandaki ümmetin. ‘Ey Allah’ım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki. s. a. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Binaenaleyh. Peygamber’e verilen en gizli sırlar. o iki asırda bulunan evliyadan daha yüksek olması.895 Sufiler. Mektubât. Hz.

. yakınlara. “Biz İsrâîloğullarından şöyle söz almıştık: Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz. ‘Bizim bandan haberimiz yoktu’ demeyesiniz. el-Müfredat. kanaati. 902 “Rabbin Âdemoğullarından. unların sırtlarından zürriyetlerini alıp bunları kendileri hakkındaki şu sözleşmeye şahit tutmuştu: Ben sizin rabbiniz değil miyim? ‘Elbette öyle!’ dediler.3. akd ve and anlamlarına gelmektedir.902 Nazım Efendi. s. 173 . beraberinde merhameti.904 Peygamberlerdeki üstün ahlakı değerlendirecek olursak. beşerin en güveniliri olan Emin vasıflı Hz.” El -Arâf: 7/172. Mea’l-Enbiyâ. o vasfın zıddı olan ahlakın varlığını zaruri kılar. anaya-babaya. doğru ve güvenilir olduğu için halk içinde “Muhammedu’l-Emin” lakabıyla bilinmiştir. 904 Tabbarâ. tavır ve davranış olarak 900 İbn Manzûr. O’nun bu sıfatından dolayı. 340. doğru sözlü olduğu derecede (sıdk).d. bunların hepsinin bir arada olması mantıkî bir gerekliliktir. Ta’rifat. Bu vasıflardan bir tanesinin eksikliği. 523. Peygamber Efendimizin(sav) manevî kuvvetiyle ilgili ele alınmıştır. emindir. s. 16. Firuzebadî. Allah hakkında. güvenilirdir yani.900 Kur’ân-ı Kerim’de bu manalarla meal edilen ayetler olduğu gibi. Böyle yaptık ki kıyamet gününde. Hz. yalandan uzaktır. Peygamber Efendimize(sav) imanlı olarak teslim edildiği şeklinde yorumlamıştır. Peygamber ve Misâk: Misâk kelimesi lugatta.15. bu emaneti aldığı gibi teslim edecektir. Lisânu’l-Arab. 928. kıymetli eşyalarını O’na emanet ettikleri bilinmektedir. gerçekten başkasını söylememeleri hususunda kendilerinden Kitâb mîsâkı alınmamış mıydı” A’raf: 07/169. îsârı ve hilmi gerektirir. Farklı bir ifadeyle kişi. Bu ayet Âdemoğulları ile Allah(cc) arasındaki ahdi anlatmaktadır. 301. Isfehanî. s. ahd. 523. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim” sualine “bela” diyen903 her bir Ümmet-i Muhammed’in. s. nübüvvetten önce dahi sözünde duran. Kamûsu’l-muhît. yetimlere. c. mert.. Bencillik yerine diğergamlığa işaret eden bu sıfatlar. Yani üstün vasıflardan biri diğerinden bağımsız değildir. ümmet-i Muhammed(sav)’in imanlı olarak can verip vermeyecekleri. 901 “. Kıbrısî. Muhammed(sav). cömertliği. s. Peygamber’in bu sıfatlarının tamamı.” Bakara: 2/83. Hz. Isfehanî. 903 A’râf: 7/172. Peygamber(sav)..901 terim manasının dayandırıldığı özel bir manaya delalet eden ayet de vardır. Hz. duyular âleminde his. yoksullara iyilik edeceksiniz. müşriklerin dahi nübüvvetten sonra. anlaşma. s. elMüfredat. Cürcanî. Bu yoruma göre. Yalandan uzak olduğu nisbette ise.

s. bireysel mükaşefelerden doğan yeni manalar ekler mahiyettedir. İslam dairesinin içinde kalan daha küçük daireler gibi. 907 Kıbrısî. sırdır. 906 Uludağ. Dergah Yay.. Kıbrısî tarafından getirilen bu yorum. bir kısmı ıstılaha. Kelam. o meydanda onlara hitap ettiğinde. temiz alacağım… Sen eminsin’ dedi Allah’ın eminliğine şehadet ettiği zat. Hz. ‘Günahsız veriyorum. Hz.g. ıstılaha bir katkı mahiyetindedir. İslamî düşünce sistemin teşekkülünde bu alt sistemlerin her biri. Tasavvuf. Felsefe). 263-264. sümme kella! İşte onun için bu söylediğimiz kelamı sen çok büyük görme. a. 174 . Kıbrısî’ye göre. Daha sen yavrusun. bir tür ekolojik denge oluşturmuştur. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. misak kavramının mükâşefe ilmine dayandığını ve bu kavramın. bizim zerrelerimizi Cenâb-ı Allah halk edip. Hakikat-i Ahmediyye ile ilgili olan bu anlayış. İslam âlimleri için gaybtır yani. Peygamberimizin(sav) ümmetini teslim etti. Süleyman. daha çok büyükleri var. ss. bu tür gaybî konular. temiz veriyorum. Hz. 144-147. delillerle anlatılmasının zor olmadığını şöyle ifade etmiştir: “Elestu bi Rabbikum. mana âleminde halk edilmiş asılları vardır. şeytanın eline ümmetini mi bırakacak? Haşa. bu sistemin teşekkülünde yer alan nascılık (selefiye).e. ahd-i misak gününde. akılcılık (kelamiye) ve ilhamcılık (sufîye) içerisinde en fazla sufîlerin değindiği bir mevzudur. Peygamber(sav)’in manevî kudretine de esas teşkil eder. zamana ve savunduğu öğretiye göre hakikati arz etmiş ve genel sistem içerisinde adeta fikrî düzeyde. bu sıfatların. yaratılışla ilgili ontolojik yönlerinin yanı sıra mahşerde zuhur edecek yönleri. fikir ve hareket sistemi olmasından dolayı.gözlemlenmiş davranışlardır. İstanbul 1979. İslam. ıstılahtaki anlayışı te’kid ederken. ss. özellikle “emin” sıfatının duyular âleminde müşâhede edilmesinden önce. Tasavvuf Sohbetleri.905 Bunlardan hiçbiri tek başına İslam’ı temsil etmez ancak. Gayb âlemi.”907 905 Uludağ. çeşitli itikadî ve ameli mezheplerle tarikatlar tarafından farklı telakki edilmiştir.. Muhammed(sav)’de bulunan üstün ahlakın.906 Bu anlayış üzerine Şeyh Nazım tarafından getirilen işarî yorumların bir kısmı. Peygamber(sav)’in “elEmin” sıfatına. İslam Düşüncesinin Yapısı (Selef. yutamıyorsun diye vermeyiz onları. sınırları ve çerçevesi çok geniş olan bir inanç. 71.

43. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. 80. Şeyh Nazım’a göre Hz. ss. annenin evlatlarına duyduğu sevgiye benzetmiştir. Bu son yedi nefesin her birine çok uzun zamanların sığabileceğini belirten Kıbrısî. ruhunu teslim etmek üzere olan mü’mini Hz. anne kalbi. hayy olması bu anlayışın diğer cüzleridir. bu konuda kalbî bilgiye dayalı olan. Peygamber(sav)’in tasarrufunun mahiyeti önemlilik arz etmektedir.909 Bu mevzu tasavvuf ıstılahında son nefes. Peygamber(sav)’e teslim eder. Bununla birlikte bu anlayış. âlemlerin Rabbi olan Allah(ac)’ın huzuruna teslim eder. annenin kırık evladından otuz dokuzu evde olup bir tanesi hapiste olsa. Kur’ân ve hadis literatüründe bulunmamaktadır. Peygamber(sav)’e ümmetini Mü’min olarak teslim etmiştir. Peygamber(sav) anlayışının bir cüz’üdür.908 Bu merhametin bir tecellisi olarak. “Hesaba katmadıkları birçok şey. Hz. rahmet ve emanet anlayışlarıyla izah edilen düşünceye işarî olarak istinad edildiği görülmektedir. ümmetini son yedi nefes kala. Yani Şeyh Nazım. insanın can çekişmesi esnasında gördüklerini. Allah(cc). Nazım Efendi Hz. Bu fikir mevcut naslarda. iman telkin ederek kulun ahdini almaktır. keşfî bir yapı içerisinde görülmektedir. yüce ahlak ve merhamet sahibi Hz. 69. Kıbrısî’ye göre Efendimizin(sav) orada hazır bulunma sebebi. Peygamber(sav) tek bir ümmetinin dahi cehenneme girmesine râzı değildir. (can çekişme esnasında) 908 909 Kıbrısî. Hz. Bu bilgi. husn’u-hatime veya su-i hatime kavramlarıyla ilgilidir. 81. zamanın Kutbu’l Mutasarrıfını destekler. Buna göre Kutbu’l-Mutasarrıf. İmâm-ı Gazalî. 52. 175 . Şeyh Nazım’ın ifadelerinde görülen bu mana şu şekilde izah edilebilir. bu aşamayı “imanın ikmali” olarak tanımlamaktadır. Yani O(sav)’nun şerikinin olmaması. Peygamber(sav)’in ümmetini Allah(cc)’a Mü’min olarak iade etmesi. Çünkü Hz. sekeratu’l-mevt. Bu misale göre. Peygamber(sav). o bir çocukla meşgul olacaktır. bu tasarrufuyla. Peygamber(sav).Nazım Efendi’nin Peygamber(sav) anlayışı içinde önemli yer tutan bu anlayışa göre. Aynı eser. ss. genel olarak ele alınan Hz. Peygamber(sav)’in bu merhametini. O’nun “Emin” sıfatının nişanesi olacaktır.

bir kısmı da Tarikat-ı Hakkâniyye silsilesindeki meşayıhın manevî tecrübeleriyle edindikleri keşfi bilgiye de dayanmaktadır. Şeyh Nazım’ın öğretilerindeki özgün yönleri teşkil etmektedir. 914 Bkz. çocuklara elif-be okuttukları kitapların ilmi değildir”913 şeklinde ifade etmektedir. kitaplarda bulunmaz. 4. Hz. Peygamberin(sav) bu vazifeyi ifa etmek için sarf ettiği kuvvet. gördüğü hevâları ya da zikrullahı tekrar edecektir. c. Daha önce de ifade edildiği gibi. bu öğretilerin bir kısmı. Bu izaha göre kulun. Ancak Şeyh Nazım. 912 Kıbrısî. Şeytanın mü’minlerin imanlarını almak için harcamakta olduğu kuvvetten her daim üstündür. Gazalî. bunlar Şeyhlerimizden öğrendiğimiz ledunnî ilimlerdendir”912 ya da “bu. bu tür özgün yönleri: “Bu söylediklerimiz. 321-327. manevî tasarrufuyla ilgili izahları. onun sözünün senedi Kur’ân-ı Kerîm ve Hadis-i Şeriflerdir”914 ifadesini de göz ardı etmeden. Gazalî’ye göre arş. keşfiyât ile ledünnî yorum ve bilgi olarak ortaya çıkmaktadır. Tasavvuf Sohbetleri. nur gibi parlayan bir cevherdir. Peygamber(sav)’e her zaman mağlup olacaktır.911 Hz. 79. Ölüm anında arştaki sureti kendine keşfolunur ve çok kimseler kendilerini isyan üzere görür. Tüm Peygamberlerin iblise karşı böyle bir vazifesi 910 911 Zümer: 39/47. Hz. Peygamber Efendimize(sav) ve şeytana verilen kuvvetin mukayesesi şeklindedir. ölüm sarhoşluğu esnasında gördükleri şeyler. ortaya konacaktır”910 ayetine istinaden izah etmiştir.Allah tarafından. bu iddiasını. o hali arşta sûretlenir. Yani nasların yüzeysel anlam katmanlarında görülmeyen deruni mana açılımları. yine Kur’ân ve hadis ilimlerine dayanan anlayışların mukayesesi yoluyla doğruladığını görmekteyiz. Şeyh Nazım’ın bu mevzudaki doğrulama usulü. 81. bir ömür boyunca kalbinde yer etmiş sevgiler olacak ve dili. Peygamber(sav)’in dünya hayatında tasdik edilmiş sıfatlarının. Farklı bir ifadeyle Hz. s. 913 Aynı eser. bu düşüncelerin İslamî ilimler içerisindeki dayanaklarıyla ortaya koymaya çalışıyoruz. Kıbrısî. tasavvuf ıstılahı içerisinde bir yönden ifade edilmiş olabileceği gibi. İnsan ne hal üzereyse.Velî-Evliya. İhyâ. 176 . “Velî senetsiz söz söylemez. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. ss. Nazım Efendi’nin bu konudaki ifadelerine göre iblis. s. Bu manada Kıbrısî.

Nahl: 16/98-100. O.”915 Kıbrısî’nin ifade ettiği bu fikirler. Peygambere(sav) yapılsa da. Ümmetini böyle gözetiyor.917 Bu konu ile alakalı başka bir ayet şöyledir. Âdem’in şeytana olan üstünlüğü konusunda gösterilen delil ve yorumlarla da ortaya konmuştur. Rûhu’l-beyân. Hz. dağın başına adam bırakmayı. ss. ben sadece sizi davet ettim. s. iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde gücü ve etkisi yoktur. Araya İblis mi girecek? İblis. 917 Vehbî. şeytanın davet etme ve süslü gösterme anlamında bir gücü vardır. şeytan şöyle diyecek. muradın ümmet-i Muhammed(sav) olduğu görüşü yaygındır. ancak onu dost ve koruyucu edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. ne iblisi? Bütün mahlûkatın sayısında bile olsa onlarda Peygamber(sav)’in karşısında galip gelecek kuvvet yoktur. Bu müjdeyi de al. yuvada yavrularını öyle gözetir ki.. elestü bi-rabbikum kalu bela’dan teslim etmiş olduğu ümmetleri gene öyle teslim alacaktır. Dolayısıyla bu ayetler. 7. 915 916 Kıbrısî. Ümmetini çaldırdı zannetme. c. Peygamber(sav)’in şeytanın vesveselerinden mahfuz olmasına dayanarak. c. Kaçanlar da bir yere kaçamaz. Peygamber(sav)’e Allahu Zülcelâl. Hz. siz de davetimi kabul ettiniz. dağın eteğine bile insan veya vahşi hayvan bırakmaz yaklaşmaya. Gerçekten onun. Tasavvuf Sohbetleri.. Ancak kâfirler üzerinde. “(Hesaplar görülüp) iş bitince. Mesela bu konuyla alakalı bazı ayetler oldukça vazihtir. Peygamberin(sav)’in şeytana olan üstünlüğü ise. Kendinizi kınayın… ”918 Bu iki ayeti beraber ele alan Bursevî’ye (v. 1137/1725). Şeytan’ın tasallutunun ancak ona itaat edip. Hepsi mağluptur. s. Onun gücü ve etkisi.919 Hz. 918 İbrahim: 14/22.olduğunu ve kendi nübüvvet kuvvetleri nisbetinde ümmetlerini savunduğunu şu ifadelerle beyan etmiştir: “Peygamber(sav)’in temsili nedir? Dağ başında bir arslan olsa. 67. hiçbir insan üzerinde. 919 Bursevî. En edna peygamberin sıfatını böyle bil. Hz. 10. Hulasâtu’l-beyân. kahır ve galebe anlamında bir hâkimiyeti yoktur.”916 Bu ayetteki hitap. Peygamber(sav)’in elindedir. 2895-2896. 43. ona dost olanlara (Şeyâtine’l-ins veya Evliyâu’şşeytan) olacağı yönünde tefsir edilir. nasların derin anlam katmanlarında bir hakikat olarak meknûzdur. “Kur’an okunduğu zaman. Beni kınamayın. kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın. göre şeytan Mü’min ya da kâfir. 177 .

s. Peygamber(sav) sevgisine sahip olduğunun bilinmemesi açısından gizlidir. Hak Dost 4. Hz. bâtıl zail oldu”921 ayetinin de bu üstünlüğe işaret ettiği söylenmiştir. Hz. Bu şart. beyan ettiği Peygamber(sav) sevgisi. İsrâ: 17/81. Peygamber(sav) tarafından son nefeste imanı ikmal edilecek Müslümanın nişanesi. Mevcudiyeti ve kemmiyetinin ölçülmesi tam olarak mümkün olmayan muhabbetten dolayı. Ya Rabbi! Sen bizi teyyid eyle”924 Şeyh Nazım’ın bu mevzudaki düşüncelerine ek olarak. a. zelil etmiştir. bir bakıma elest bezminde emanet edilen Müslümanları dünya hayatında teşhis etme metodu olmaktadır. Peygamber(sav)’in. Başka bir ifadeyle. Ya Rabbi sen Kadir ve Muktedirsin. Peygamber(sav) muhabbetini aşıla ve korkma. zayıflığımız. şeytanın insanlara telkin ettiği bâtıl düzene galip geleceği yönündedir. s. 43. Peygamber(sav) muhabbetini aşıla. 89. Kıbrısî bu hususu şöyle ifade etmiştir: “Evlatlarımıza Peygamber(sav) muhabbetini aşılayın. Zaafımız. Hz. 178 . kimin Hz. Çünkü Hz. hiçliğimiz sana malum. Müslümanların son nefesindeki imanı garantiler mahiyette olmasına rağmen.Mesela hikmet ve edeb sahibi olmayan şeytanın. Peygamber(sav)’e muhabbet duyan kişi olarak arz edilmiştir. Hz. O aşı. Dolayısıyla Hz.. meçhul 920 921 Kıbrısî. ss. bozulmaz. Kıbrısî’ye göre bir de şarta bağlanmıştır. zahiri âlametlere bağlı olarak tahmin edilse de. 135. 923 Bkz. 88. insanlar açısından. Peygamber(sav)’in imanını son nefeste ikmal edeceği kişinin kim olacağı. Diğer Konulara Tasavvufî Yaklaşımlar/Mehdi. Mehdi(as)’nin gelmesiyle. Tasavvuf Sohbetleri.g. Âdem(as) ise zelleyi kendine atfederek bağışlanma dilemiştir. 924 Kıbrısî. dünya hayatında hiç kimsenin hayatını nasıl sonlandıracağının bilinmemesi. 81.923 Hz.e.920 Ayrıca “De ki: Hak geldi. Bizim halimiz ona malumdur.922 Şeyh Nazım’a göre bu ayet. Cenâb-ı Allah(cc)’ın. Peygamber(sav)’e duyulan sevgidir. muhabbetin kimde olduğunun bilinmemesi kadar gizlidir. onu ucûb ve kibre iterek. Farklı bir ifadeyle. 922 Kıbrısî. şeytana olan üstünlüğü. sahip olduğu ilim. Peygamber(sav)’e atfedilen bu manevî vazife. Peygamberleriyle tebliğ ettiği hak düzenin. imtihan sırrı ifşa edilmemiştir diyebiliriz.

Peygamber(sav) ile misak anlayışı arasındaki ilgi. maddî emanetler için olduğu kadar. Hz. kalbte olan tüm duygular için geçerlidir. mü’minlerin Hz.” Ahzab: 33/56. 926 Nisâ: 04/136. Cenab-ı Allah’ın Muhammedî Nûra. Peygamber(sav)’e ait yüce ahlakın. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Hz. Dolayısıyla “Ey iman edenler! Allah'a. 929 www. O sinelerin özünü. başta iman olmak üzere. muhabbet noksanlığı yaşamaktadırlar.925 Muhabbettin bilinmesi yönündeki bu meçhul durum. Hz. kıyamette Hz. söz konusu meçhul yönün. Kur’ân-ı Kerîm’deki birçok misallerinden bazılarıdır. Peygamber(sav)’i928 tazim etme konusunda Vahabiler.aspx.929 Sonuç olarak Şeyh Nazım’a göre. Peygamber(sav)’e olan muhabbetlerinin bir nişanesi olarak.org/Makam-Mahmud-Al-Maqam-al-Mahmud-tr. Peygamber(sav)’in cemalini ve dolayısıyla Cemalu’llah’ı göremeyecektir.”927 ayetleri. Gizlediğiniz ve açıkladığınız her şeyi de bilir. Hz. Peygamberine. Peygamber(sav)’in emin sıfatına verilen işarî manaya dayanmaktadır. Çünkü kalblerin özünü Allah. Allah(cc)’ın ve Meleklerinin salat ettiği Hz. yevmu’l-ezelde verdiği edep talimidir.olmaktadır. “Allah’ın Nûru ve Hz. Vahhabî düşüncenin yasaklamalarını sert dille eleştiren Kıbrısî’ye göre. Manevî emanetlerin ne olduğu konusu ise. 928 “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salat ederler. manevî emanetler için de geçerlidir. yaratılışa müteallik manevî yönleri vardır ki bu yönler. tazimi ve sünnetlerine ittiba etmeyi göstermiştir. Hz. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin!”926 veya “İnsanlardan öyleleri vardır ki. Peygamber’in Sırrı” başlığında. Özellikle tazim hususunda. Peygamber(sav)’e gösterilen hürmeti.” Teğâbün: 64/4 . inanmadıkları halde. Dolayısıyla bu anlayışta olanlar.saltanat. Peygamber(sav)’in nûru ve nebevî tasarrufuyla da alakalıdır. göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Kıbrısî’ye göre. Cenâb-ı Peygamber’in dünya hayatında sergilediği ve müşriklerin bile tasdik ettiği emin sıfatı. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selam verin. gönüllerin ta künhünü de bilir. 179 . Allah’a ve ahiret gününe iman ettik derler. 927 Bakarâ: 02/08. hakkıyla bilir. 925 “O.

fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor. çıkılacak yer. ism-i mekân olarak. 180 . 3. merdiven. 9. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksaya götüren O zatın şanı ne yücedir! Bütün eksikliklerden uzaktır O! Gerçekten. 933 Kuşeyrî. ss. Bu temâşânın ayette “rüya” olarak ifade edilmesinden dolayı Miracın uykuda meydana gelen bir rüya olduğunu zannedenler 930 İbn Manzûr.e. bazıları da Bedir’de müşriklerin ileri gelenlerinden her birinin yıkılacakları yerleri gösteren Bedir’le ilgili rüyadır. Biz onları. ss. MİRAC: Mirac kelimesi Arapça olup “uruc” mastarından ism-i alet. korkutuyoruz. c. oradan göğe mirac edip peygamberler ve melekler ile görüştüğü. Mi’râcu’n-nebî anlamlarına gelmektedir. “… Sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lanet edilen ağacı da. Hz. 74-75. Peygamber’in Burak ile Kudüs’deki Beytu’l-Makdis’e vardığı. el-Müfredat. 932 Mevdûdî. Kitâbu’l-mirâc. s.933 İsra Sûresi’nin 60. O(sav)’na özgü. Lisânu’l-Arab. 329. kendisine bazı delillerimizi gösterelim diye kulu Muhammedi.”931 ayetiyle bildirilen yolculuk. yukarı çıkma aleti. göğe çıkma. Hz. her şeyi işiten. Firuzebadî. s. yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. muhtelif görüşler beyan etmişlerdir.”934 ayetinde bildirilen temâşâyı bazıları Fetih Sûresi’nde gelecek olan Mekke fethi rüyası.932 Tasavvuf terminolojisinde bedensel olduğu kabul edilen bu yolculuk. Tefhîmu’l-Kur’ân. 198. Peygamber(sav) ve ümmetinin yakin kuvvetini ziyadeleştirdiği gibi. 931 İsrâ: 17/1. diye tefsir etmişlerdir. Cenâb-ı Allah(cc) ile kab-ı kavseyn yakınlığına vardığı bir yolculuktur. 934 İsrâ: 17/60. âyeti ile ve Necm Sûresinin bazı âyetleri ile birlikte ele alınan miraç bahsi hakkında İslam uleması. s. Mescid-i Haramdan. şeref nişanesi olan bir yolculuktur. 70-71.930 Kur’ân-ı Kerîm’de “Bir gece. 120. Kamûsu’l-muhît. Isfehanî. c. her şeyi gören O’dur.

2/39. Büyük Kur’ân Tefsiri. diğeri şarap olan iki bardak içecek getirild i.935 Miracın uyku halinde olduğunu savunan bazı âlimleri eleştiren Kıbrısî. Nesai. 38. Peygamber(sav). “Bu şeref sana Allah’ın bir ikramıdır” diyerek öne çıkardı. Sünen. İçlerinde babası İbrahim(as) ve Mürsel Peygamberlerin olmasından dolayı utanan ve çekinen Peygamberi(sav) Hz. Bu anlayışa göre abd yani kul. 939 Cebrail(as) Burak’a: ‘Ey Burak! Vallahi sana Allah’ın kulları içinde Muhammed’den(sav) daha hayırlı ve şerefli birisi binmemiştir’ dedi bkz.938 Sonra adımları gözün ulaştığı son nokta olan Burak939 adlı binek ile Hz.940 Kendisine yapılan ikramdan941 sonra Hz. mirac hadisesinin rüyada olmadığını. sütü içtikten sonra Cebrail (as). Sire. Arslan Yayınları. “Sen fıtratı t ercih ettin ve isabet ettin. Ali. Tasavvuf Sohbetleri. c. Hz. 21-24. Sonra Peygamberimizin(sav) kılınacak iki rekat namazda imam olmasını istediler. 938 Buhârî. s. 936 Kıbrısî. 935 Taftazanî.olmuşsa da.937 Esasen ayette miracın Mekke-Kudüs arasının maddi oluşu kesindir. 102. ayette geçen “abdihi” kelimesiyle de savunmuştur. Arslan. Menâkıb. zemzem suyuyla yıkayıp iman ve hikmetle doldurması ve göğsünü kapamasıdır. uyku halinde herkesin semada ziyaretler yapabileceğini. Peygamber(sav). tüm Peygamberlerin(as) toplandığı Mescid-i Aksa’ya Cebrail(as) ile varmıştır. kalbini çıkarması. Peygamber Efendimizin(sav) göğsünü açıp. Sahih. dolayısıyla rüya olması durumunda mucize olmayacağını ifade etmiştir. Bkz. İstanbul. Seni fıtrata 181 .936 Mutasavvıflar arasında bu görüş.10. 2/39. Mirac hakkındaki genel kabul görmüş beyana göre Miractaki tüm temâşânın fiziksel bir görüş olduğu yönündedir. Peygamberimiz(sav) gelince hep birden ayağa kalkarak karşıladılar. 243-247. 5. İbn Hişam. İbn Hişam. Cebrail(as). Muteber kaynaklarda nakledilen hadis-i şeriflerde miraç hadisesi bir nevi hazırlık ile başlamıştır. Orada Hz. Sire. Sünen. Bursevî. Kureyş ehlinin rüyada yaşanan bir Mirac hadisesi için ayağa kalkmayacağı yönünde yürütülen bir mantıkî çıkarım ile Kıbrısî. Şerhu’l-akâid. İsmail Hakkı Bursevî (v. Ayrıca Kıbrısî’nin bu tezinin istinad edildiği hadis kaynakları ziyadesiyle mevcuttur. 941 Orada Fahr-i Kâinat Efendimize (sav) biri süt. 1135/1725) tarafından da ifade edilmiştir. bu görüşünü savunmuştur. Müslim. Tüm peygamberler buraya toplanmışlardı. s. 940 Peygamberimiz(sav) Mescid-i Aksa’ya girdi. tüm Peygamberlere imam olarak iki rekât namaz kıldırmıştır. 1/148. Bu hazırlıkta Cebrail(as). “Hoş geldiniz! Miracınızı tebrik ederiz!” dediler. Ruhu’l-Beyân. 937 Bursevî. Peygamber(sav). ss. 1/91. c. alışılmadık şekilde yolculuklar yaşayabileceğini. ss. Tirmizi. 5/301. ruh ve bedenden müteşekkil cismin adıdır. 1/221.

Ve la havle ve la kuvvete illa billahi‟l aliyyül azîm” zikrini ve tesbihini çok söylesinler.” Peygamberimiz(sav) sordu: “Cennete nasıl fidan dikilir?” İbrahim(as) buyurdu: “Sübhanallahi vel-hamdü lillahi ve la ilahe İllaallahu vallahü ekber. 5/387. Bu öyle bir ağaç şeklinde bir âlem idi ki kökleri arştan kaynaklanıyor. Bkz. cennette de bunun meyvelerini yerler” dedi. s. 1. Âdem(as).Peygamber(sav) oradan ayrılmış. Peygamberimiz(sav) öyle bir yere ulaştı ki orada “kaderi ve kazayı” yazan kalemin cızırtısını ve sesini işitti. 182 . Müslim. Birinci kat semada Hz. Peygamber(sav)’e asli suretiyle görünmüştür. Orada bir adamı gördü. Cennetin fidanları bu kelimelerdir. Hz. Delâil. Heysemî. Tirmizi. 945 Buhârî. 145. Sağına bakarak gülüyor. 4/249. Sahih.943 Buradan Hz. Hâkim. İbrahim’i ziyaret etmiştir. dalları ise tüm mükevvenâtı kuşatmıştı. Tüm varlıkların sonu oraya dayanıyor ve o kaynaktan besleniyordu. Sidretu’l-Menteha’ya Cenneten getirilen Burak ile çıkarılmıştır. Müstedrek. üçüncü kat semâda Hz. Bunun için sağa bakınca güler. Beşinci kat semada Hz. Yedinci kat semada bulunan ve meleklerin kıblesi olan Beytu’l-Mamur’da Hz.” “Kendisine gelsin diye izin verildi mi?” “Evet! İzin verild i” Bunun üzerine sema kapısı açıldı ve melek: “Hoş geldin. Sağında ve solunda bir takım gölge gibi karartılar vardı. Son olarak da şöyle dedi: “Ümmetine benden selam söyle. solundakiler ise cehennemi hak edenlerdir. Sağında ve solundaki karartılara gelince sağındakiler cennetlik olan çocuklarıdır. 1/129. Bundan böyle şarap. soluna bakarak ağlıyordu. Müslim. 1/146–149. yâ Cebrail! Hoş geldin yâ salih peygamber Muhammed!” diye karşıladı. 946 Hambel. 48/4. Hambel. Musa(as) ile görüşmüş ve konuşmuştur. 1/92. 942 Önce “Dünya” semasına varıldı. 141. 285.945 Cenâb-ı Allah burada ru’yetini nasib etmiştir.944 Sonra Cebrail(as) Cennetten Refref adında yeşil bir binek getirmiştir ve Hz. Peygamberimiz(sav) birinci kat semada pek çok hikmetli işleri gördü ve pek çok acaib şeyleri temaşa etti. 1/92. 74/1. Kitâbu’l-Enbiya. 943 İbrahim(as) peygamberimize(sav) tavsiyelerde bulundu. 2/469. 1/148. Sahih. Bkz. Davud ve Süleyman(as) ile. salih oğlum!” dedi Peygamberimiz(sav) Cebrail’e(as) sordu: “Bu kimdir?” Cebrail(as): “Bu atan Âdem(as)’dir. Bkz.946 yönlendiren Allah’a hamdolsun. 8/204. Oranın bekçisi olan melek ile Cebrail(as) arasında şöyle bir muhavere cereyan etti: “Sema kapısını aç!” “Kimsin?” “Ben Cebrail‟im. Sünen. Sidretü’lMünteha’nın her şeyin sonu olduğunu ve kendisinin geçemeyeceğini söylemiştir. Peygamber(sav). Sana ve ümmetine haram kılındı” dedi. 4/249. 4/209. Bkz. Peygamberimiz(sav) Cebrail’in(as) ilamı ile ona selam verdi. Beyhaki. Buhârî. İbn Hacer. sonra bir sahra (kaya) üzerine çıkarılmış ve göğe yükselen bir merdiven manasında olan miraca götürülmüştür. Müsned. Tirmizi. dördüncü kat semada İdris(as) ve Azrail(as) ile görüşmüştür. Mahlûkat içinde güzelliğini tasvir etmek imkânsız idi. Onlara „Cennetin toprağı güzel. Peygamber buradan Refref ile “Kab-ı Kavseyn” makâmına ve hiçbir mahlûkun yaklaşamadığı ve yaklaşamayacağı makâm olan “Kurbiyet-i İlahî’ye yaklaşmıştır. Sahih. Fethu’l-bâri. 944 Buhârî. Sünen. Tüm varlıkların sonu oraya dayanıyordu. Buhârî. Yusuf(as). Eğer şarabı almış olsaydın ümmetin senden sonra azar ve yoldan çıkardı. Cebrail(as) orada. Müslim. Buhârî. arzı da düz ve geniştir‟ de. Harun(as). Müsned. Buhârî. suyu tatlı.942 ikinci kat semada Hz. Müslim. 8/468. Sahih. 5/510. c. Yakûb(as). 1/149. Mecmau’z-zevâid. O da selamı “Hoş geldin ya salih peygamber. soluna bakınca da ağlar” dedi. 1/79.” “Yanında kimse var mı?” “Yanımda Muhammed(as) var. altıncı kat semada Hz. Kitâbu’l-Enbiyâ. Oraya bol bol fidan dikmelerini söyle. Yahya(as) ve İsâ(as). Dünyada bunu söylerlerse.

Ahmed b. 948 Bu nâkile göre Hz. Ey Nebi! Selam.. Müslümanlara namazın oturuşlarında okunmasını tavsiye ettiği tahiyyat. c.950 Kıbrısî’nin bu mevzudaki görüşünün tafsilatlı incelemesi. arşivimizde mevcuttur. 9.tr/arşiv/ses kaydı/edep. 950 www. Hz. 262. c. Peygamber(sav)’in müşâhedelerine yönelik çok fazla hadis-i şerif vardır. 1986 yılında yapılan sohbetin ses kayıtları.: M. malî ve bedenî ibâdetler. üç paydır. 208-210.org. 4602-4650. Meali: Bütün dualar. s. bunlardan bir payın doğrudan ümmete tebliğ için. Sağlam Kitabevi. halka sadece müjdelemekle vazifelidir. Bkz. Ter. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar . İstanbul 1989. 951 Bu tezde bkz. Çağrı Yay. Sahih-i Buharî Muhtasarı. dini değerlerler yaklaşılmayacak kadar korkutucu. Allah(cc) ile Hz. cehennem ile korkutarak ve cennetle müjdeleyerek yapmıştır.: Bekir Karlığa. ss. Buna göre bu mesajlardan bir tanesi. 2. Allah’ın Rasulü’dür. ss.nakşibendi. “Mürşid” başlığında yapılmıştır. 261-280. miracta Peygamber Efendimize(sav) tebliğ olunan ilim.Genel hatlarıyla özetlediğimiz miraç hadisesi içerisinde. ss.948 bu hadise göre de miracın mesajlarını tahlil etmiştir. Tefsirû’l-Kur’âni’l-azîm.953 Şeyh Nazım’a göre. Abdi’l-Latif. 953 Kıbrısî. 183 . yine şehadet ederim ki Muhammed. bu ağacın kâinatı. Mercy Oceans. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. mülk.947 Bunlardan tahricini bulamadığımız bir hadisi nakleden Kıbrısî. İstanbul 1974.949 Şeyh Nazım’ın bu görüşü. Zira çağımız insanları. Peygamberler(ra) bu dengeyi. c. Peygamber(sav). Kıbrısî’ye göre günümüz evliyası. Ahmet Bican. TTK Yayımevi. Allah’ın rahmet ve bereketi Sen’in üzerine olsun. Peygamber(sav)’in. Selam bizim üzerimize ve Allah’ın salih kulları üzerine de olsun. Bu hadise tasavvuf edebiyatında da atıf vardır. Rahmi. azamet Allah’a mahsustur. bir payın ümmetin havas olan sınıfına (evliyaların kalblerine) tebliğ için olduğunu ve bir payının da Peygamber Efendimize(sav) mahsus olduğunu 947 İbn Kesîr. ss.: Ahmed Naim. Ter.952 Kıbrısî’ye göre miraçta. miracında bir ağacın üzerinde bir kuş ve gagasında bir parça çamur görmüştür. Cebrail(as). 952 Zebidî. Peygamber(sav) arasında geçen muhadeseden bir paydır. 146-147. Ankara 1984. 949 Qubrusi. Allah(cc)’ın sonsuz rahmet denizinden ümit kesmemektir. Hak Dost 4.951 Hz. Sad. senâlar.2. maddî değerleri ise zarurî ve sevimli telakki etmektedirler. havf-reca arasındaki dengeyi sağlamada evliyanın vazifesi hususundaki anlayışına da aksetmiştir. Yazıcıoğlu. Kıbrısî. kuşun ümmet -i Muhammed(sav)’i gagasındaki çamurun ise ümmetin günahlarını temsil ettiğini söylemiştir. Bedrettin Çetiner. Envâru’l-Aşıkîn.

2/122. Musa(as): “Rabbine dön ve bunu hafifletmesini iste. 956 Tirmizî. 1/93. kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: ‘Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz. Musa’nın tavsiyesi üzerine. Müsned. 39. Diğer bir ilmi de. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”956 Miractan ümmete tebliğ edilen ilimler hususunda İslam ulemasının ittifakıyla nakledilenler sabittir. Ben bu hususta çok sıkıntı çektim. Bu nakiller. Tirmizi. 957 Peygamber. İman. Tasavvuf Sohbetleri. Diğeri Ümmet-i Muhammed(sav)’den şirk koşmadan iman üzere vefat edenlere. meleklerine. Allah(cc)’ın. 1/422. Musa(as) ile karşılaştı. Aynı eser. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet. Kadı İyaz. Bkz. 1/142. mirac esrarı kalbinde keşfolan kimsede olduğu için. (Şöyle diyerek dua ediniz): ‘Ey Rabbimiz! Unutur. b ir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Zira ümmetin buna güç yetiremez. 1/138.ifade etmiştir. 1/224. Rabbinden kendilerine indirilene iman ettiler. Sünen. Sonunda dönüş yalnız sanadır.’ Allah. ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize. Musa(as) “Ümmetin buna da güç yetiremez. 958 Müslim. 5 vakte düşürümüştür. Delâil. Hambel. Musa(as) sordu: “Yüce Allah size ne emretti?” Peygamberimiz(sav) buyurdu: “Elli vakit namazı emir buyurdu. geri dönerek Rabbine niyazda bulunmuş ve 50 vakit namazı. Şifa. kötülük de kendi zararınadır. Bir ilimde de beni muhayyer bıraktı. Müminler de (iman ettiler). Peygamber(sav). Hadis-i şerifte bu anlayış şöyle ifade edilmiştir: “…Rabbim beni öncekilerin ve sonrakilerin ilmine varis kıldı. ferman-ı ilahî olarak Bakara Sûresi ’nin son ayetlerini957 doğrudan Peygamberimize(sav) vahyetmesi bu tebliğden biridir. 1/157. bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. s. Bir daha geri dönemem” buyurdu. Peygamber (sav): “Ben artık Rabbimden utanıyorum. Müslim. 959 Peygamberimiz(sav) mirac dönüşünde Hz. Onun kazandığı iyilik kendi yararına. Allah(cc)’ın saadet-i ebediyeye medâr olan cenneti müjdelemesidir. ümmeti ilgilendiren hususta. Nesai. Her biri.955 Hz. Kıbrısî’nin bu görüşüne.958 Hz. Tefsir. Bir ilmi gizleme konusunda benden ahid aldı. 5/393–39. bizi bağışla. Şeyh Nazım’ın ifadesiyle. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Allah’a. 38. Çünkü o. Mesela. benim dışımda hiçbir beşerin taşımaya muktedir olamayacağı bir ilimdir. Bakarâ: 2/285 -286. Sonra kullarına kılmaları için 50 vakit namaz bir emir ve hediyedir. Beyhaki. Sahih. Dön yine hafifletmesi için niyazda bulun!” deyince Hz. bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. 38.954 Kıbrısî’ye göre velayet sırrı. Bana muhtelif ilimler öğretti. Şifa. Sünen. s. 1/147. Ta ki beş vakte kadar yüce Allah indirdi. Mirac dönüşünde. evliya sınıfından değildirler. miracın bu sırrını anlamayanlar. 2-4. Sahih. altıncı kat semâda görüştüğü Hz. doğrudan ümmete tebliğ için olan payı anlatmaktadır.’ Şöyle de dediler: ‘İşittik ve itaat ettik.” dedi Peygamberimiz(sav) hafifletmesi için yüce Allah’a niyazda bulundu.” Hz. ümmetimin avam ve havasına tebliğ etmemi emretti. 184 . Buhârî. Peygamber(sav)’in sidretü’l-müntehayı anlattığı bir hadis-i şerif. dayanak olduğu şüphesizdir.959 954 955 Kıbrısî.

Miracta ümmetin havassı için bildirilen payı.‘Ne istersen daha ziyadesini vereceğim’ buyurur. Bu payların bir kısmı ise. Bana.960 Şeyh Nazım’ın bu görüşünü şeriat.962 960 961 Bursevî İsmail Hakkı. Bu tasnife göre birinci ilim. hepsi onlara verilecektir’ buyurur. 54. Rasullulah Efendimiz(sav) ümmeti için nübüvvet ilminin hakikatine göre hayırlı gördüğü her şeyi katıyla ve ziyadesiyle talep eder. makâm ve kabiliyetleri ile ilgili olduğu görülmektedir. s. Kıbrısî. Onlar için hazır olmuş. büyük miraçtan aldığı paylar vardır. Hakk Teâla ‘Ey Habibim! Senin ümmetin. Hz. bucağı ve haddi olmayan öyle bir deniz açılır ki. c. Benim kullarımdır. ümmetin bu ilimlerden aldıkları paylarının nasıl değişebileceği. 5. s. Peygamber(sav)’in önünde ucu. bir makâm açar. Allah(ac) ‘Ne istiyorsan ey Habib! Veriyorum. niyetlerdir. Var mı başka?’ buyurduğunda Rasullullah(sav) Efendimiz ‘Ey ihsanında nihâyeti olmayan Rabbim! Sen bilirsin varacağım yere vardım’ der. s. Kıbrısî. marifet ve hakikat ilimlerine ait sırları ihtiva etmektedir. şeriat ilmidir. 70. Musabaka. mükâfat ve makâmlardır. 185 . senin ümmetin. marifet ve hakikat ilimleri açısından düşündüğümüzde. İstanbul 1330. ameller iken Hak Teala’nın atiyyesinde gözetilen kriter. Tefsiru Ruhu’l-beyân. ikinci ilim. Senin ümmetin. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamberimizin(sav) ümmeti için istedikleri bir nokta gibi göründüğünde ‘Allah’ım! Beni göz açıp kapayıncaya kadar dahi nefsime bırakma. benim kullarıma vereceğim rahmetler.”961 Abdullah-ı Dağıstanî’ye atfen yazılan bir eserde bu mukabele şerh edilmiştir. Allah(cc)’ın miracta Peygamber Efendimize(sav) bir bâb açarak ikramda bulunması yönünde ifade etmiştir. sadece hakikat ilmidir. Futuhatû’l-Hakkaniyye. daha yakındır. Farklı bir ifadeyle ümmetten her kulun küçük miracı olan namazında. onu gördüğü vakit Efendimize(sav) hayâ gelir. Kıbrısî’nin görüşü Bursevî’nin tasnifi ile aynıdır. marifet ilmidir. 121. Adnan. 962 K. Bu izaha göre Peygamber’in(sav) taleplerinde gözettiği kriter. Buna göre Allah(cc).Miracta verilen paylar hususunda. Ondan ver Ya Rabbi!’ diye dua eder. Bak!’ der. Allah(ac) ‘Ey Habibim! Bu sonsuz deniz. üçüncü ilim ise. Senin indinde olan ihsanınla bize muamele et.

“Allah(cc) Cebrail(as)’e vahyetti” manasındadır. ona tam bir iyilik olarak yazılır. Mananın böyle olması durumunda. yapmayana tam bir hasene sevabı. Hz. Şeyh Nazım’ın mirac mevzuundaki ifadelerine bakıldığında.”963 ayetinin tefsiri mahiyetindeki “Her kim ki iyi bir işi işlemeye niyet eder de onu yapmazsa. niyetin ilahî takdirdeki değerini izhar etmesi açısından mühimdir. Buharî. Şeyh Abdullah’ın mirac hususundaki söz konusu keşfi yaklaşımının. Kötü bir işe niyet edip. on mislinden yediyüz misline kadar. hiçbir şeye hainlik etmeyen.”965 ayetinde geçen birinci (vahyetti) fiilin failinin kim olduğu hususunda şu iki izah yapılmıştır. Peygamber(sav)’in şanını yüceltmek ve ululamak 963 964 En’am: 6/160. Peygamber(sav)’in. Cebrail(as)’in. 965 Necm: 53/10. de. Cebrail’in(as) tavsiyelerine müracaat etmemiş olması bu husustaki bir dayanak olarak ele alınması durumunda. 186 . Muhadesenin Cebrail(as) aracılıyla aktarılmamış olması ve Hz.”964 hadis-i şerifi. Peygamber(sav)’in kendisine ve ümmetinin havasına verilen bilginin kâbe kavseyn’de verildiği görülmektedir. Hz. senedleri mahiyetindedir. emîn bir zat olduğunun beyanı yatmış olur. Peygamber(sav) olup. Buna göre. ayette geçen “abdihi” ifadesi ile ilgili olarak şu iki izah yapılır. 966 Bu manayı destekleyen diğer ayetler şöyledir: “Onu Ruhul -Emîn indirdi” Şuarâ: 26/193 ve “O. son (vahyetti) fiilinin fâilinin kim olduğuna göre şu iki meal yapılır. Birinci izaha göre bu vahyi yapan. 31. Rikak.” Tekvir: 81/21 . kendisine vahyedilen şeyler hususunda. orada (Allah yanında) (meleklere) itaat edilen ve güvenilir olandır. bir kötülük ise ancak misli ile cezalandırılır. hatta daha fazla bile yazılır. Bu kul. Niyet eder ve yaparsa. Hz.966 Ayette geçen “abdihi” için yapılan ikinci izaha göre "kul". Miracın “kâbe kavseyn” kısmını anlatan Necm Sûresi’nin “Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. Böyle olması halinde de. Cebrail(as)’in her peygambere vahyettiği şeyi vahyetti şeklinde olur. Allah Teâlâ’dır. "Allah Teâlâ Cebrail(as)’e vahyedeceğini vahyetti" anlaşılır ya da. niyet edip yapana ise bir günah olarak yazılır. yine vahyedenin Allah oluşuna göre. Cebrail(as) olup ayet. Binaenaleyh bu naslar. Kıbrısî’nin Necm Sûresi’ndeki görüşü belirginleşmektedir. Ya vahyedilen şeyin şan ve şerefinin yüceliğini göstermek için.“Bir iyilik yapana on misli verilir. hiç kimseye haksızlık yapılmaz.

Allah Md. Diğer taraftan vasfın medlulü ile muttasıf Zat’a delaletleri dikkate alındığında “Esma” denmektedir. 471-477.969 Bu esma içerisinde “Hu” ve “Rabb” ism-i şerifleri ayrıca ele alınmışsa da Allah ism-i şerifinin. TDV İA. Kıbrısî’ye göre Allah(cc). O ifadelere göre Allah(ac). 969 Toploğlu Bekir. İbn Arabî. böylelikle göreceli olarak zatını tarif etmiştir. 187 . Diğer doksan dokuz esmânın tecellisi İsm-i Âzam tecellisi içinde kaybolmuştur. O’nun özel ismi olması bakımından diğer güzel isimlerinin delâlet ettiği 967 968 Râzi. Bir kimse Benim kullarımı. 2. Beni hakkıyla takdir etmekten uzaktır’ diyor. 28. ss. 288. Hadis olarak rivayet edilmeyen bu bilgiyi. c.967 Kıbrısî tarafından da savunulan bu ikinci görüşe göre Sidretü’lMünteha’da Cenâb-ı Allah ile Fahr-i Kâinat(sav) arasında geçen hususi mükâlemeyi bu ayet bildirmektedir. Kıbrısî. ss. Bu tariften sonrasını Kıbrısî şöyle ifade etmiştir: “Cenâb-ı Allah zatını 99 Esması ile miraç gecesinde bildirdikten sonra. ister sıfat-ı Müşebbihe olsun. Yani. 1977 senesinde yaptığı bir sohbette değinmiştir. c. ledunnî ilim olarak tanımlamasından dolayı bu bilginin miracta ümmetin havaslarına ve Hz. Zatını bildirmek için Habibi’ni(sav) miraca davet etmiştir. isterse masdardan menkul surette olsun. Peygamber(sav)’in kendisi için olanı. Muhammed'e. 81-82. ‘Ey Habibim! Beni yine hakk-ı marifet ile bilmek istersen. Kıbrısî’ye göre üçe ayrılan ilimden havas ve Hz. vahyedeceğini vahyetti” şeklinde olur. Benim hürmetimde bilmedikten sonra.. Bu isim. ilâhî mevcudun en büyük ismi olup. bunlar isim derecesine çıkmış kabul edilir. İnsanlar çeşit çeşit (Mü’min-kâfir) olduğu halde bütün insanlara ‘Benim Kullarım’ dedi Allah(ac). ss. hepsinde vasıf anlamı gözetildiğinden bunlara “sıfat” denir. Başka bir yönden bakıldığında. 91-101. Allâh bu sıfatlarla o derece mevsuftur ki. Bu durumda ayetin meali.içindir. Beni kullarıma böyle bildir.”968 Allâh(cc)’ın isimleri ister ism-i fail. ss. Tasavvuf Sohbetleri. Allah(cc) doksan dokuz Esmaü’l Hünsası ile tecelli edip Zâtını tarif ettikten sonra İsm-i Âzam tecellisini açmıştır. Marifet ve Hikmet. ayette bildirilen bu mükâlemeye atfen ifade edilmiş olması şüphesizdir. Mefâtihu’l-gayb. birçok açıdan diğer esmadan ayrılan özelliklerine dikkat çekilmiştir. “Allah. Miracın bu yönüne Nazım Efendi. Peygamber(sav)’e verilen pay olarak vasıflandırıldığı kanaatindeyiz.

971 Müfessirlerin çoğunun kanaatine göre. 973 Kurtubi. İlahi kıskançlık (el-Gayret) bunların açıklanmasına direnir. 182-190. 88. beni niçin doyurmadın?’ der. İslam’ın merkezindedir. Bu ilimleri haiz Allah ehli ariflerin. Bu açıdan bakıldığında. dua yapmıştır. Allah Teâla ‘Hatırlasana. Bu isimlerden bazıları haflerden. İbn Arabî’ye göre Hz. duasıyla olmuştur. Ahkami’l-Kur’ân. ‘Ben onu (tahtı) sana.970 İbn Arabî (v. bunları bilirler ve Allah(cc)’a rağmen kullanmazlar. falan kulum senden yiyecek istedi. Yemen melikesinin tahtını n. Peygamber(sav)’in Hz. Allah(cc)’ın sıddık kullarından olan Âsaf b. eğer onu doyursaydın. 243-246. Hz. 99 esmanın müşâhede edilmiş olmasına yönelik nasların bulunmaması. Binaenaleyh Allah ehli olanlar. bu isimle dua etmemiştir. usulün muhteviyatındadır. ‘Ey Âdemoğlu! 188 . 86. Allah(cc) ism-i şerifi. s. 638/1240)’ye göre ilahî isimlere ait havassı bilmek. Ve tekrar. Peygamber(sav) tarafından. Ali(ra) ile paylaştığı sırları içeren bu bilgi türü. Kul. Ebu Bekir(ra) ve Hz. Bu sebeple. İbn Arabî. onun şeyhlerinden naklettiği keşfi bilgi olduğu şüphesizdir.972 İsm-i A’zam. 974 Bu konuda birçok örnek vardır ancak şu hadis -i şerif insana hizmetin önemini açıkça izhar etmektedir: “Allah Teâla kıyamet gününde ‘Ey kulum! Senden yiyecek istedim. c. aynı zamanda kulların Rabblerini tanıması ve insanın ilahî dergâhtaki kıymetinin takdir edilmesidir. bu sırları açığa vurmalarına izin yoktur. bu esma içerisindeki İsm-i A’zam diye adlandırılan bir ismi bilmesine rağmen. 972 “Cinlerden bir ifrit. Hz. bazıları kelimelerden oluşan isimlerdir. İnsan-ı Kâmil. ‘Ya Rabbi! Sen âlemlerin Rabbi olduğun halde ben Seni nasıl doyururum?’ diye sorar. Dolayısıyla Allah(cc)’ın yeryüzündeki halifesi olan insan. Süleyman(as) ile ilgili kıssada bu isimle dua yapılmıştır. sen yerinden kalkmadan getiririm. tahtın getirilmesi için. tasavvufta esasın değil.bütün vasıfları içine alır. ss. Şüphesiz ben bunu yapabilecek güçteyim. Berhiya.973 Sidretü’l-Münteha’da Cenâb-ı Allah ile Fahr-i Kâinat(sav) arasında geçen hususi mükâleme mevzuunda Şeyh Nazım’ın ifadeleri. Hz. ‘Ben onu Sana göz açıp kapayıncaya kadar getiririm’ dedi Onu (tahtı) yanında hemen hazır bulunca. (yaptığın hayrı) Benim katımda bulacaktın. Cenâb-ı Hakkın bütün kemâl sıfatlarını. Kudüs’e göz açıp kapama süresinde getirilmesi. ss. Marifet ve Hikmet. sidre-i müntehâ’da. güvenilirim’ dedi Yanında kitaptan bir bilgi olan biri. söz konusu bilgide vurgulanan şey. insandır. Bilmiyor musun. 13. sen onu doyurmadın. söz konusu kanaatimizi desteklemektedir. bu benim Rabbimin ihsan ve ikramındandır…” Neml: 27/39-40. Şeyh Nazım’ın da ifadelerinde görüldüğü üzere mirac. (Onun ihtiyacını görüp sevindirmekle beni memnun etmiş olacaktın)’ diye cevap verir. Allah(cc)’ın İsm-i A’zam ismine tevessül ederek. ilâhî vasıflarını toplar ve onlara delâlet eder. 974 970 971 Cilî. Peygamber(sav). hakikat ilimlerindendir.

c. filan kulum senden su istedi. 976 Mevlanâ. benim vücuduma. 671/1273) bu anlayışı şöyle ifade etmiştir: “Kâbe her ne kadar onun lütuf ve ihsan evidir ama benim vücudum da onun sır evi. Kul. hem de bütünselliğin temini açısından zaruri görülmektedir. ‘Ya Rabbi! Sen âlemlerin Rabb’i olduğun halde ben Sana nasıl su verebilirim?’ diye sorar. Ebu Bekir(ra) vesilesiyle bugüne intikal etmişse de tamamı. Bunların dünya hayatında tahakkuku. 189 .com. Cibril(as)’in dahi bilmediği Kur’ânî sırların verildiği makâmdır. Peygamber(sav). Bana hizmet. Bu sohbetler ses ve video arşivimizde mevcuttur. Eğer ona su verseydin bunu Benim indimde bulurdun’ der. Beni gördün ya. İlahi muhabbet ile ulaşılan sırrın alameti imandır. Hz. Bu manada Hz. Sakın Hakkı benden ayrı sanma. s. hem miraç anlayışının daha net anlaşılması. Müslim. onu övmektir. Kâbe kadar değerli ve şereflidir. Birr. Buna göre Kâbe Kavseyn makâmı. kulun yaratılışında dercedilen kabiliyet ve esmadır. Ali(ra) ve Hz. Kâbe’yi kurdu ama kurdu kuralı ona gitmedi. Allah’a itaat etmek. 43. ilahî bir cevher taşıyan insana göstermezler. Abdullah-ı Dağıstanî’den “Hamîsu’l-Kur’ân” ismiyle nakledilen bu makâmda. Allah Teâla ‘Hatırlasana. Hz. o ebedi diri olan Allah’dan başka kimse gelmedi. understandingAwliyah-Genny(mp3). 975 Bistâmî.İnsanın söz konusu önemine binaen. hakikî Kâbe’nin etrafında tavaf ettin. 99 esmanın tecellilerini beden gözüyle izlemiş ve Kur’ân’ın her bir harfinde bulunan 24 bin sırra vakıf olmuştur. b. Mesnevî. Senden su istedim Bana su vermedin’ der.sufilive. sen vermedin. Allah. Gözünü iyi aç da bana öyle bak ki.” Bkz. MSH-47secretsMiraj-1-102406. sûfilerin ziyadesiyle ifadeleri vardır.975 Celâleddin-i Rumî (v. Kıbrısî’nin şeyhi. Hayatı Eserleri Fikri. Oysa kalbi nazargah-ı ilahî olan insan. Abdullah-ı Dağıstanî’nin ifadelerinde görmekteyiz.no: 2245.977 Bu ifadeleri Şeyh Nazım’ın sır konusundaki anlayışıyla birlikte değerlendirmek. www.com. 2. doğruluk Kâbe’sinin. Peygamber(sav)’e mahsus olan. Mehdi(as)’nin gelişi ile zuhur edecektir. Şeyh Nazım’a göre sır. beşerde Allah nurunu göresin”976 Bu konuya şerh olabilecek mahiyetteki açıklamaları. bil ki Allah’ı gördün.sufilive. ilahi muhabbetle olur. 977 www. Bu sırların bir kısmını Hz. 69. taş ve topraktan bina edilen Kabe’ye gösterdikleri ihtiramı. Hâlbuki bu eve. Mesela Bâyazid-i Bistâmî’ye göre insanlar.

İbn Arabî (v. ‘lâm’ bir harf. Bu sistemin geliştiği dönemlerde. 243/857).: H. 261/875) ilahî aşkı fenâ ile. M. 638/1240) ve bazı sufiler de bu etkiye 978 Afifî. Bu aşk ile. Altundağ Mustafa. sır ve marifet membaıdır. söz konusu harflerin indirilmesinde hikmetlerin bulunmasının mutlak olduğu. müntesipleri idam edilmiş ve varlığı sona ermiştir. 1. ancak insanların idrakinin bu hikmeti kavrayamayacağını söylemekle yetinmişlerdir. harflerle sayıların kutsallığı anlayışı üzerine inşa edilen sembolik anlatımlar sistemidir. Cüneyd-i Bağdadî (v. huruf-ı mukattaa hakkında nakledilen “Kim Allah’ın kitabından bir harf okursa. İstanbul 1996. İbrahim Kaçar. 32. Darimî. Risale Yay. marifete dönüşmektedir. Şeyh Nazım’ın bu anlayışı. Mesela bir görüşe göre huruf-ı mukattaa. ancak Hazret-i Muhammed(sav)’dedir. 979 Tirmizi. Müteahhirîn âlimleri ise çeşitli görüşler beyan etmişlerdir. 980 Duman. Ter. tasavvuf ıstılahındaki anlayışların bir sentezi gibidir. Hz.978 Bu manada Kıbrısî’ye göre mirac. harflerin münferiden önemlerini vurgulamıştır.Peygamber(sav)’in miracta şahit olduğu sır. Fazlullah-ı Hurufî (v. Kur’ân’ın her bir harfinde bulunan 24 bin sırrın detayıyla ilgili bir açıklama ile karşılaşmadık. Selef âlimleri bu konuda. Tirmizî. Murat Sülün. Hurûf-ı Mukattaa Md. iman ve marifet ile ele alınmıştır. ilâhî birer şifredir. 237-256.. 16. fenâ. TDV İA. ‘Elif-lâm-mîm’ bir harftir. ‘elif’ bir harf. Her sevap da on misli kadar artar. demiyorum. Zaman içinde bu sistemin şeriata muhalif ve şeriatten âli tutulmasından sonra. ilahî aşktır. 297/909) ve Bâyezîd-i Bistâmî (v. 18. 13701405 yılları arasında. ‘mîm’ de bir harftir. 796/1394) tarafından İslamî bir sistem haline getirilmiştir. vecde ve sırra yönelik her şey. onun için bir sevap vardır. Fezâilü’l-Kur’ân. Anahtarı. Sevabu’l-İcaz. 406-407. iman ile mütalaa ederken. 245/860). 190 . Muhasibi (v. ss. Ancak Kur’ânda sırları bilinmeyen. Beşer fikri ona yetişemez. ss. Peygamber(sav)’i Kâbe Kavseyn makâmının ötesine yürüten. Tasavvuf ve İslam’da Manevî Devrim.980 Miladdan önce üçüncü yüzyıldan itibaren görülen Hurufilik. Ebu’l-Ala. c. zevke dayalı marifet ile müteala etmektedir. Tasavvuf terminolojisinde ilahî aşk. bir fenâ haliyle varılan makâmda elde edilen.”979 hadisi. Diğer bir görüşe göre bu harfler. pek garip ve alışılmadık bir şeyin mukaddimesi ve keşif kolları olduklarına işarettir. Zeki. Fezailu’l-Kur’ân.. Zünnun-ı Mısrî (v.

Madde. Her birisinin tek başına ve birleşik olarak hususiyetleri vardır. Bununla birlikte harf ve kelimelerin her birisine ait manevî mertebeler vardır.981 Binaenaleyh İbn Arabî’ye göre harfler tabiatler. s. İbn Arabî. Aksu. Bu şey. harici varlıkta takipsiz taayyün ederse.kapılmıştır. aynî varlığa çıkan her hangi bir şey. Nakşibendî sâdâtına göre. hariçte somutlaştırdığı şeydir. 986 Aynı yer. Hz. Hüsamettin. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. 18. Dolayısıyla Kıbrısî’nin Kur’ânî sırlar hususundaki telakkisi. c. suretler de mülk âlemindendir.”986 981 982 Tafsilatlı bilgi için bkz. ss. ilmî varlıktan. 196. 90. kökler ve nesneler gibidir. 408-412. melekût âleminden. Tasavvuf Metafiziği.983 İsmail Hakkı Bursevî’ye göre hakikatler. ss. ss. Peygamber(sav). yaratma ve var etme konusundadır. TDV İA. harflerin fiilinden değil. kelimenin fiilindendir. kelam ile sarf edilebilirler. Mesela “Kun” (Ol) kelimesi.. 73-74. manalar da kelimeler üzerine bina edilmiştir. ss. senin işittiğin bir miraçtır. 128-129. Tasavvuf Sohbetleri. İsâ(as)’ya verilen ölüleri diriltme mucizesi de bu ilimdendir. zahir harf olur. 38. Peygamber(sav)’in 12 bin miracı olduğunu şöyle ifade etmiştir:985 “Senin bildiğin. Marifet ve Hikmet. Maddenin hariçte somutlaşmadığı malumları. 985 Kıbrısî. Onlar içerisinde. Bir tek miractaki olan hakikatten söylendiği vakitte. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin izahıyla karşılaşılmamıştır. suretler üzerine bina edildiği gibi. ıstılahtaki söz konusu telakkiler çerçevesinde olabilir. Nazım Efendi. Peygamber(sav)’e Kur’ân-ı Kerim’in harflerinden açılan sırların mahiyetini bu çerçevede değerlendirebiliriz. Tebük savaşında Hz. sadece taşıyıcı bir madde ve maddenin kendisi ile tahakkuk ettiği surette olur. 984 Cilî.982 Sadreddin-i Konevî (v..984 Binaenaleyh miracta. Lakin Sıddık-ı Ekber’e(ra) vâris olan Sâdât-ı Nakşibendiyyun Meşayıh-ı İ’zam’ın malumatı olan 12 bin mirac vardır. Allah(cc)’a rağmen onu kullanmaktan teeddüp ederler. batın harf olur. kelamın suretinin kendisi ile zuhur ederek. Ancak ehlullah. 684/1274)’ye göre harf ve kelimeler. Hz. 24 bin sırrın mahiyeti hakkında. 89. 191 . Mülk âleminde hakikatler. 983 Konevî. Hurûfîlik Md. miracın doğrudan doğruya ifade ettiği mana ile meydana gelmiş olan mucizeyi kabul edebilmekte çok kimseler şüphe ediyor. onu bir kez kullanmış ve ashabından bazılarına bu sırrı bildirmek istemiştir. Bu kelimenin havası (özelliği). kendilerini bilenlerin nefsinde şekillenmeleri açısından ele alındığında.

Bu anlayış Muhyiddin İbn Arabî’nin yaptığı önemli katkılardan sonra.Bu mevzu da. bir tür mirac görülür. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin (v. Meselâ İbn Kesîr (v. Hakka doğru yapılan manevî mirac olarak anlaşılmıştır. ss. 269-271. Hayatı Eserleri Fikri. 4650. semaya yükseldiğini ve orada Allah(cc) ile mülakatta bulunduğunu söyleyen Bâyazîd-i Bistâmî olmuştur. farklı kanaatleri söz konusudur. Başka bir ifade ile biri tek başına din-i İslam’ı temsil etmeyecek üç yaklaşımın (nas.987 Bu hususta nasların incelenmesinden sonra ulaşılan kanaat ile manevî tecrübeye dayanarak elde edilen keşfî bilginin iki ayrı beyanı bulunmaktadır. Peygamber’in arkasında namaz kılması yönündeki tecrübesi. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Hayatı/Şeyhi Abdullah Dağıstanî ile Buluşması. ruhun Hakka yücelmesi. 155-161. 991 Alâk: 96/16. Hz. İnsan Yay. c. reddedilen bir konudur. 989 Bu tezde bkz. 774/1373). Tefsiru’l-Kur’ân. ss. Peygamber(sav) ile birlikte bir mirac tecrübesi yaşar. İstanbul 2006. 990 Bistâmî. 192 . s. miractaki fiziksel rüyetin kabul edilmediği gibi. Bice Hayati.. Beytü’l-Mamur’a yükselmesi ve orada Hz.989 zamansız bir zaman olarak da telakki edilen miracın 12 bin defa olması yönündeki kanaati destekleyici mahiyetteki tecrübelerdir. Bu izaha göre Allah(cc). Tasavvuf ıstılahında benzer tecrübeler paylaşılmıştır. bu hususta ittifak olunan miracın bir kere olduğunu ancak. İşaret Taşları. Hz. Çanakkale Harbinde Dağıstanî. 1393/1973) hayatında buluyoruz. Peygamber(sav) önce “Senin gazabından senin rızana. sadece ehlinin bileceği hal olarak tanımlamış ve bu hali. akıl ve ilham). Kıbrısî’nin 12 bin miraç anlayışında etkili olduğunu düşündüğümüz keşfî bilginin izleri. kalbine saplanan bir şaraplen parçasıyla aldığı yaradan dolayı. cephede yedi gün baygın kalır. Peygamber(sav)’in Allah(cc)’ı bilmesindeki dereceleri üzerinden izah etmiştir. cezandan 987 988 İbn Kesîr. Detayları için bkz. ravilerin mirac hadisesini ayrı ayrı nakletmelerinden dolayı birçok isrâ ve miracın ileri sürüldüğünü savunmuştur. Peygamberine(sav) “Secde et ve yaklaş”991 diye emretmiştir.990 Cuneyd-i Bağdadî’nin bir gaybet ve fena hali olarak tanımladığı bu hali Serrâc. O esnada Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. Kaynaklarında ilk defa mirac edip.988 Aynı şekilde Kıbrısî’nin hayatında bahsettiğimiz bir tecrübesinde. 9. Hz.

size elinizdeki nedir diye her şeyi bilen Allah(cc) sual ettiğinde. Kıbrısî’nin bir vekili tarafından yazılan bir eserde. Allah(cc)’ın kendisine sığındığı makâma vasıl olmuştur.bağışlamana sığınırım. Altınoluk Yay. Hz. neden bu kadar uzun bir yolla künyeni. Mescidu’l-Aksa’da Hz. 193 . 1. Benzer bir anlayışı.”994 hadis-i şerifinin hikmetini sormuş ve o âlimlerden birini görmeyi murad etmiştir. 249-250. Kıbrısî’nin Amerika vekili Şeyh Hişam. miracın zamansızlığına delalet etmektedir. nesebini oğlunun adıyla beraber birlikte söyledin? diye sorduğunda Gazalî: “Efendim siz beş büyük Peygamberden birisiniz. benim gayemde benzer şeref içindir. s. Peygamber’e(sav) dönerek: “Eğer ümmetinin her âlimi böyleyse şahitlik ederim ki.” dediği bir makâmda Allah(cc)’ın sıfatlarından yine Allah(cc)’ın sıfatlarına sığındıysa da sonra. Musa(as): “Sana sadece adını sordum. Hz. senin ümmetinin uleması. bu soruyu cevaplamak üzere Gazalî’nin zerreleri orada cem olmuştur. Bunun üzerine Musa(as) Hz. Bkz. 2/64.com. Tefsir. Ter. Bursevî. Şeyh Hasan Şâzeli (v.: Hasan Kamil Yılmaz. Ben -i İsrail’in peygamberleri gibidir. Mirahmadi. Musa(as) ile İmâm-ı Gazalî’nin (v. el-Lumâ. Bkz. Gazalî: “Benim adım. 116-117.995 992 993 Tusî. Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Muhammed Ebu Hamid el-Gazalî” demiştir.. 994 Neysaburi. Aclunî. Peygamber(sav)’in duasıyla. vecd ehlinin.993 Kendisinden sonra gelecek ümmetin. Keşfu’l-hafa. Burada Kendini(sav) aradan çıkardı ve “Sen Kendini sena ettiğin gibisin” demiştir. o kadar uzun cevap vermenizin sebebi hayatınızın en şerefli lahzasını mümkün olduğu kadar uzatmaya çalışmaksa. Hz.” der. 656/1258) tarafından görülen bir rüya olduğu beyan edilmekte ve Bursevî’nin Bakarâ: 2/143 tefsirinde zikredilmektedir. Peygamber(sav). c. Benim için ziyadesiyle mesrur olduğum bir lahzadır. Peygamber(sav)’in kendini aradan çıkardığı bu hale. İstanbul 1996. www.992 Bu anlayışa müteallık bir konu ise Hz. 072408-cyprus-MSH-warith-Muhammady2.. gaybet ve fenanın da zirvesine vasıl oldu. Peygamber(sav)’den “Ümmetimin âlimleri Benî İsrail’in peygamberleri gibidir. 995 Musa(as) İmam-ı Gazalî’ye adını sorduğunda. Efendim. Rûhu’l-beyân. Şuan Peygamberlerin Sultanı ve Hateminin huzurundayız. 13. Serrâc’a göre. 1/264. Sufi Meditation. ariflerin ve tevhid ehlinin anlayışları ulaşamaz. Bu mülakatın. huzur-u ilahîye ümmetini kalbine alarak yükselmiştir. Bu kıssaya göre Musa(as). mirac hadisinde bulunması. ss. Peygamberin(sav) bu yolculukta. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. “Senden Sana sığınırım” diyerek. Bunun üzerine Hz.sufilive.” der. 505/1111) görüşmesi üzerinden anlatmıştır. Hz. ss. “Sana övgü sayamam” dediği makâmdan daha ötelere vardığında yakınlık. Peygamber(sav) kurbiyetinde daha kemal bir makâma geldiğinde. sığınmaktan utanmış ve O’nu övmeye sığınmıştır. ümmetini ve ümmetinin evliyalarını da yükseltmesidir.

85.. 94. Dolayısıyla ümmetten bazı havas kulların uyku ile uyanıklık arasında yaşadıkları bu tecrübeler. Hz. B şahsı için şehadet olur. Sufi Meditation. s. hiç kimse tarafından yaşanmadığı sabittir. Peygamber(sav)’e teslim edilmesini. bu veliler içerisinde her zaman biri. Tasavvuf Sohbetleri. kutubu’l-aktâb makâmındadır.996 Sufilerin bu tür tecrübelerine getirilen bir izah ise “izafî gayb” kavramıyla ele alındığı olmuştur.1001 996 997 Kuşeyrî. Bu bilgi türü.997 Mirac olayına Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde getirilen farklı bir bakış. Peygamber(sav)’e geçmişteki peygamberlerin sayısınca. 1000 Nakşıbendî. İlim ve Marifet ile ilgili Kaynaklar/b. Ümmetini korumak için Peygamber(sav). 124 bin evliyayı vermiştir. peygamberlere varis olan evliya ihsan edilmiştir. s. Kur’ân’da İnsan-Gayb İlişkisi. s. Peygamber(sav)’in bedenle yaptığı miracın.999 Istılahta 124 bin evliya mevzuunda fazla bahis yoktur. s. s. Paygamber(sav)’e ümmetin hakikatlerini yani. Şule Yay. bu durumun miraca gerçekleştiğini belirtmemiştir. 1001 Kıbrısî. Bu izaha göre miracla ilahî huzura vardığında. Hz. Allah(cc)’tan yardımcılar istediğinde Allah Tealâ. 998 Mirahmadi. Hz. yevmu’l-ezelde olduğunu ifade etmiştir. Peygamber(sav)’in varisi olarak. Hz. 194 . nefislerinin ve şeytanın peşinden nasıl gidecekleri göstermiştir. Kıbrısî’nin Amerika’da görevli bir müridi tarafından yazılmıştır. Şemseddin-i Nakşibendî (v. Nefs Mertebeleri. 166. Emaneti yüklendikten sonra Allah(cc). 999 Bu tezde bkz. Albayrak Halis. Kitâbu’l-mirâc. İstanbul 1993. ümmeti saf ve temiz olarak arz edilmiş ve Peygamber(sav)’in kabul etmesi üzerine ona emanet edilmiştir. hem insanın mevcudu bilme potansiyelini aşan.998 Kıbrısî 124 bin evliya hususunda beyanlarda bulunmuştur ancak. 69.1000 Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Mirac ile ilgili olmayan bu görüşe göre de. 1280/1864)’ye göre Hz. 124 bin evliyanın Hz. Buna göre A şahsı için gayb olan. yadsınmayacak bir durum olarak kabul edilmiştir. Peygamber(sav)’e. beden ile miraca çıktıklarını ifade etmemişlerdir.Velilerin beyan ettikleri mirac tecrübelerinin dinen caiz olup olmadığı tartışılmıştır ancak sufiler.Velî-Evliyâ Konusu. hem de bu gücünün dâhilinde olan bilgidir. 14.

345. 1003 Cebecioğlu. ss. Uludağ. tasavvufta tayy-ı zaman ve tayy-ı mekân kavramlarıyla da kesişmektedir. 65-66. zaman olmayan zamanda. Video kaydı arşivlerimizde mevcuttur. tez konumuzun dışında kalmaktadır. miracın vuku bulduğu zamandan öncedir. 1004 Attâr. Allah(cc)’ın velî kuluna bir anda uzak mesafeler katettirmesi olarak anlaşılmıştır. 636-637. Allah(cc) dilerse velî kulu için. yerin dürülmesi. tayy-ı zaman ile de ilgilidir. miracın anlaşılması hususunda tamamlayıcı bir vecihtir. yevmu’l-ezelde de zamanların önceliği ve sonralığı yoktur. Kıbrısî’nin ABD vekili tarafından zamansız bir zaman olarak tanımlanıp bu şekilde değerlendirilmiş olsa da. Bu açıdan bakıldığında zamanlar arası kronolojinin olmaması. Zamandan ve mekândan münezzeh Hakk’ın âlemi olan lahutî âlemden bakıldığında. www. Bast-ı zaman olarak bilinen bu keramet. bir açıdan muhtelif zaman telakkileri içermektedir.tr msh-suhbat-09202003-Isra. nasıl tayin edildiği. müşterek bir hadiseye kaynak teşkil ettiğinden. ss. 66. Kâbe Kavseynde de. er-Risale. Câmiu kerâmat. 7000 Burak’ın tamamı Allah’ı tesbih ediyorken. zaman içinde zaman halkeder. iki zamanın nasıl birbirinden temyiz edileceği önem arz etmektedir. telkinler. Dolayısıyla miracta Hz.org. miracı zaman olamayan zaman olarak nitelendirirmiştir. Zamana ve mekâna bağlı olan nasutî âlemden bakıldığı zaman. Hadikatü’l-evliyâ. Menakıb-ı Hacı 195 . bir tanesini ağlar buldu. Nebehânî. yevmu’l-ezelin vuku bulduğu zaman. 7000 Burak’tan bir tanesini seçmek için çıktı.1004 1002 Cibril(as) Cennetten. Gölpınarlı. ss. Peygamber(sav)’i taşıyacak Burak’ın.1002 Bu değerlendirmelerin geneline bakıldığında Kıbrısî’nin yevmu’l-ezel ile mirac anlayışı bir açıdan benzer. ss. Bu kavramlar. Kıbrısî’nin Amerika Halifesi olan Şeyh Hişam. Hakkani. zamanın işleyişinin değişmesi.1003 Istılahta bu konuda sayısız menkıbe nakledilmiştir. Hilmi. Kıbrısî tarafından böyle bir ifadenin zikredilmemiş olmasından dolayı. Gümüşhanevî. Şeyh Mirac konusunda Hakkâniyye Tekkesi ve muhitindeki anlayışını incelememizde. Ona ‘Niye ağlıyorsun’ diye sordu. Allah bizi yarattığında biriniz benim Peygamberim’i İsra gecesinde taşıyacak dedi O zaman olmayan andan beri Ya Rabbi beni o Burak yap diye yalvardım. TTDS. Tezkiretü’l-evliyâ. Mirac ve yevmu’l-ezel anlayışına bağlı olarak ele alınan zamansızlık mevzuu. bu zamanların tek bir tarifte toplanmaları anlamına da gelip gelmeyeceği farklı bir mevzudur. Kuşeyrî. tamamlayıcı cüzleri Nazım’ın oluşturmaktadır. 382-424. Ehl-i Sünnet İ’tikadı. O da ‘Ya Cibril.’ dediğinde Cibril(as) ‘O sensin’ dedi Bkz. TTS.Mirac ile Elest bezmi (yevmu’l-ezel) konuları.

1410/1989) tasavvuftaki tayy-ı zaman/mekan kavramını. ys. Bunun için tayy-ı mekân yaptırılan velî kulun. Allah(cc)’ın hayatımız için kanun koyan. Sidre-i münteha’dan içeri yokluğa düşme kaygısıyla giremeyen bir Cebrail(as) varken. bir nevi tayydır. Zira ruhun hızı her yerde her an olabilme kuvvetindedir.1005 Şeyh Nazım’a göre Miracta. Peygamberdeki ilahî aşkı göstermiştir. ses ile. 1005 Derman. havada sabit duruyormuş gibi hissetmeye benzetmiştir. Münir Derman. Ankara 1989. Birinin rüyasına girmek. tayy tecrübesini. ss. Peygamber(sav)’in Mekke ile Kudüs arası yaptığı ruh mea’l-cesed nev’indendir. Dört Evliya Menkibeleri. Kısaca televizyondaki tayy-ı mekân. Bunlarla beraber insan aklı ve ruhu ışık hızından daha hızlıdır.. Menâgibu’l-İmâm el-A’zâm. Peygamber(sav)’e ulûhiyet sıfatı giydirilmiştir. Hz. Bu izaha göre günümüzdeki radyo. Benzer şekilde insanın da tayy’ı. rüya ile. Bunların her biri ruha binerek tayy ederler. Çünkü ulûhiyyet ve otorite birbirini gerektirir.1006 Miracta Hz. ilahî kudret denize düşen bir damla gibi olması gerekir. Bu ifadede anahtar kelime ise. izzeti ve kudreti murad Bektaş-ı Velî. Kıbrısî’nin mirac anlayışını incelemek açısından mühimdir. 114-124. İslamın Mistik Boyutları. beraberindeki eşyaya da yaptırılır. Bir Allah Dostu Diyor ki. 214-228. Ulûhiyyet vasıflarının en önemlisi. saniyede 300 bin kilometre olan ışık hızına. Hz. 88. s. koku ile. 1980’li yıllardaki bilim ve teknoloji ile izah etmiştir. ses ve görüntünün yüklenerek dolaştırılmasıdır. 1006 Kıbrısî. Sabuncu. 196 . Bunun için insan ruhu. Tasavvuf Sohbetleri. aşkla varlığından geçen Peygamberin(sav) içeri girdiğini ifade etmiştir. uçakta 900 km/saat ile hız alırken. Ulûhiyyetin gerektirdiği otorite mülkü. nefsanî kirlerin yükünden arınıp. tayy-ı ses. Münir. “Bu sıfat Peygamber(sav)’e niçin giydirildi?” şeklindeki bir soruya Nazım Efendi cevap olarak.Cumhuriyet dönemi mutasavvıflarından Münir Derman (v. ruh ile ve cesed ile olur. televizyon tayy-ı renk ve suret olarak adlandırılmıştır. ulûhiyettir. suret ile. Peygamber(sav)’e ulûhiyet sıfatının giydirilmesini anlamak. Hz. nizam ve hukuk belirleyen olmasıdır. ss. Zihebî. akıl (idrak) ile. Cesed ile olan tayy. Schimmel.

yegâne hüküm verici olmayı. ona ulaşınca da uçuş biter. İstanbul 2010.” Âl -i İmran: 3/26. onun da bunlardan bir yardımcısı yoktur. Pervane kendi gayret kanadıyla ateşi özleyerek uçar. Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı arzu edenler için güzel bir örnek vardır. hikmetleriyle beraber bilmeyi gerektirir. ateşe âşıktır. ateşe ulaşıncaya kadar birkaç kanat çırpar. temiz sırları ve yüce insanlardan gelen şeyi algılamak ve bununla ferahlanmaktır. Onların buralarda hiçbir ortaklığı olmadığı gibi. Metin. İlah Md.ettiği gibi dağıtır1007 çünkü ulûhiyet. 1009 “O hüküm ve hikmet sahibidir. s. ruhları. maşukun nurundan kendi kalplerine ferahlık ve sevinç doğduğu için. kime dilersen mülkü ondan çekip alırsın. 449. bunların hepsini içtiği halde hâlâ. Ahmet.1008 Ortağı olmamak. Pervane bir anda maşukun 1007 “De ki: Ey mülkün sahibi Allâh’ım! Sen mülkü. 1011 Mâide: 5/35. ss. ilâhi sevgi ile kavrulur. Kimi dilersen onun kadrini yükseltir. 27-29. bu müşâhedeyi içmeye benzetirler. el-Lumâ. Bu haldeki sufînin cânı içine. aşk düşüncesinin bilinci kaplayıp. maşukun gönlüne derya misali dolmasıdır. 197 . Peygamber(sav)’e ulûhiyet sıfatının giydirilmesine vesile olan şey. kime dilersen ona verirsin.”1010 ayetinde belirtilen bir ortaklık değil. Hucvirî’ye göre aşk. Şamil Yay. 1012 “Onlarda sizin için.. Yaşar . maşuka kolay gelir.. Bana kulluk edin!” diye vahyetmişizdir. Keşfu’l-Mahcûb(Hakikat Bilgisi). âlemin bütün denizleri muhabbet denizi olsa. Onların ne göklerde ne yerde bir zerre miktarına bile güçleri yetmez. “Allâh’ı bırakıp da O’nun ortağı olduklarını kupkuru iddia ettiklerinize istediğiniz kadar yalvarın. Her şeyi hakkıyla bilendir. kimi dilersen onu alçaltırsın. Ama kim de aksine giderse bilsin ki Allah. Allah’ın Sıfatları (Esmâü’l-Hüsnâ).1013 Sûfîlere göre içmek. hüküm verilecek her şeyi. Yurdagür. c.1009 Dolayısıyla Kıbrısî tarafından bahsedilen bu ulûhiyet sıfatı.” Zuhruf: 43/84. s. ss. O’nun nezdinde kendisine izin. 1010 Sebe: 34/22-23. Mâşuklarını müşâhede esnasında. 4. İstanbul 1984. Kıbrısî’ye göre. 76-79. Hz. ortağı olmamayı gerektirir. Canânı düştüğünden. ateşin onda ilerleyişi başlar.. “tevessül” kavramı dahilinde anlaşılan bir ortaklık olduğu görülmektedir. Şâmil İA. 1013 Hucvîrî. 1014 Tusî. ganî ve hamiddir. “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve Ona yaklaşmaya yol arayın”1011 ayetinde belirtilen vesilelerde ve model insanlarda1012 söz konusu sıfat görülmektedir. Binaenaleyh. 1008 “Ey Muhammed! Senden önce gönderdiğimiz her Peygambere: “Benden başka ilâh yoktur.1014 Âşık pervane gibidir. aşktır.” Mümtehine: 60/6. Marifet Yay. verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Sevgiliyi görememe güçlüğü dışında bütün güçlükler.” Enbiyâ: 21/25 . 321.

Hakk’ı Hakk ile görmesidir. 70. Ali(ra) fenâ makâmında. Bu yüzden Hz.kendisi olmuştur. 198 . Peygamber(sav)’in miractan dönüşü ise. Sufîlerin detaylı beyanları vardır. kişinin nefsine dairdir. ruyetullah.1015 Aslında bu aşk. Kitabu’l-mirâc. Gelenek yay. Bu durum zaman söz konusu olmaksızın. Çetinkaya. cem halinin yaşadığı hal bu haldir.1018 Şeyh Nazım Efendi’nin sohbetlerinde mirac bahsiyle ilgili paylaştığı bir bilgi. Aşkıyla kendi sıfatlarını. Velî-Evliya konusunda incelenen fenâ-bekâ anlayışına istinaden. 86. sidretü’l-menteha’nın sahibi olan Allah(ac)’ta olmuştur. Kıbrısî’nin ifadesiyle ulûhiyet sıfatı giydirilmiştir. Bu an Kuşeyrî’ye göre. M. Firavunun 1015 1016 Gazâlî. Yani fark halinin yok olup. fena. Hz. ilahî sıfatlarda yok eden Hz.: Turan Koç. Kıbrısî’ye göre aşk. beka ve uluhiyet gibi kavramlarla birlikte ele alınmıştır. Bu halde kendisine ait nefs. kendi sıfatlarına daha kemal bir dairede geri dönüş olması hasebiyle. Ter. Kuşeyri. Aşkın Halleri. âşığın mâşuğunda kaybolup O’nda fani olmasıdır. Kuşeyrî’ye göre bu durum bir gurup âlimlerin cem ve mahv ile işaret ettikleri şeyin kendisidir. Hz. fena halinde zuhur eden ulûhiyet sıfatları tekrar fena olunca. Daha sonra bunun evrende ihsas ve temyize döndürmesi ise farkın aynıdır. ss. 1017 Kıbrısî.1016 Ancak bu anlayışın ihtiva ettiği fena-beka hususunda. Hakk ile Hak’la beraber kalmadır. zehirden etkilenmeyecek bir maneviyatı vücudunda taşırken. kulluk sıfatlarında bekâ olmuştur. beka olarak adlandırılmıştır. er-Risâle. Nefs bahsinde teferruatı bulunan bu bilgiye göre tüm kullar. o tevhîd kuvvetini kalbinde toplamış ve bedenen sıradan insanlar gibi olmuştur. Ahmed. aşk. s. İstanbul 2004. Mustafa(sav)’in Hakk Teâlâ’ya nazar ettiğinde. Hz. Hz. ss. Peygamber(sav)’in kendindeki hal ve sıfatlarındaki fenası. 1018 Kuşeyrî. Peygamber(sav) Hakk’ın vasıflarını almakla kendi vasıflarından soyutlanmıştır.. 102-106. Çünkü her eşyada O’ndan bir işaret var ve bu da O’nun birliğine bir kanıttır. Peygamber(sav). Resul(sav) beka makâmında. Tasavvuf Sohbetleri. 134-135. zaman ve beyan kalmamıştır.1017 Miracın Kabe Kavseyn anı. s. ilim. Farklı bir ifadeyle. Peygamber(sav)’i fenaya taşıyan hal olmuştur. Firavun’un dünya hayatında bulunduğu durumda imtihana tabi olsaydı.

diğergam olmak. s. nefsine ait bâtıllarının hak olduğunu iddia eder. Tasavvuf Sohbetleri. 1024 İbn Arabî’ye göre insanî vücudun tedbiri için hangisinin imam olacağını ise. TTS. ss. s. Bu anlayışı. 18. Erzurumî İbrahim Hakkı. akıl sahibidir. nefsin tahakkümü bir nev’i kalbî şirk telakki edilmiştir. akıl tahtına hâkim olmak ve nefsin benliğinden kurtulmak için yapılmıştır. Kureyşî olmak ve engelli olmamak gibi fıtrî şartların yanı sıra. 52. İstanbul. 38. Buna göre ergen olmak. İstanbul 1973. 1025 İbn Arabî. İnsanın. mana vücudunun. erkek olmak. potansiyel olarak bir firavun nefsi taşımaktadır.: Selahaddin Alpay. hür olmak. c. Ancak Kıbrısî’ye göre insan.1020 Buna göre kul bu halde iken Hakkı Hak olarak kabul etmeyip. M. 199 . manen hayvanlardan bile düşük bir derecede bulunabilecektir. Tafsilatı için bkz. yaratılışındaki ahsenu’l-takvim kodları ile kulluk görevini yüklendiği zaman. 10.1019 Kıbrısî’ye göre bu nefsin vasfı. her bir şartta ruhun üstünlüğünü izah ederek. 1019 1020 Kıbrısî. 88-89. Allah(cc) ile daimi bağı bulunan ruh. 1022 Furkan: 25/43. Ter.1021 Bu durum ıstılahta “Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü?”1022 ayetinde bildirilen bu hakikatte bağlı olarak. melekût âleminde itibar görebilecek bir mahlûk olarak değer kazanır. 18.. İbn Arabî.e. Aynı eser. Nuranî bir yapıda olan ruh ile. İnsan vücudunda ruha hükmedecek tek kudret. Pârsâ Muhammed. akıl sahibi olmak. aynı anda mana vücuduna imam olamayacağından. 79-87. nefsin değil. “şirk-i hafî” kavramıyla da ele alınmıştır. Başka bir ifadeyle her kul. elest bezminde ergenliğine ermiştir. şer’an imamet şatları belirlemiştir. 1021 Aynı eser. Bu şer’î şartları ruh ve nefsle mukayeseli ele alan Arabî. Alem Yay.: Hasan Almaz. Nakşibendî. zahiri imamet emirine istinaden izah etmiştir. 45-46. Marifetname.1024 Nefs-i emmâre ile ruh. Risâle-i Kudsiyye(Şah-ı Nakşibend^den Sözler).1025 Nefsin bu yönü ile ilgili irdeleme. Firavunvarî bu yönünden dolayı esfele’s-safilîn’ne düşebilecek ve hayvanî bedenin bile hakkını yerine getiremeyerek. 1026 Kıbrısî. Fuad Başer. Meselâ ruh.1023 Mutasavvıflara göre bir vücudda. 1023 Şirk-i Esbâb da denir. ss. ss.1026 Bununla birlikte insan. ilim sahibi olmak. Her şeyi sebeplere bağlamaya ve sebeblerin arkasındaki müsebbibi görmemeye denir. 547-564. nefs başlığında yapıldığından burada tekrar edilmeyecektir. 23. ss. “Biz. “la ilahe illa ene” demesidir.. 113. Rûhu’lBeyân. Sad. Bunun gibi tüm şartlar ele alındığında görülüyor ki. ruhundur. ss. Erzurumî.. Sümer Kitapevi. 336. 67. Bursevî. vücud sarayındaki imamet hakkı. Uludağ. Nefs Mertebeleri. et-Tedbirât. Allah(cc)’tır.g. Ter. s. İstanbul 2011. narî olan nefsin muharebesi. s. ruhun nefse imamlığını isbat etmeye çalışmıştır.yaptığı gibi rablik ilan edeceklerdi. Bkz. et-Tedbirâtu ilâhiyye. s. bir imam olmalıdır. Böylesi nefis her fiilde kendisini hâkim bilerek hak üzere olduğunu zanneder. İbn Arabî. Semerkand Yay. a. müttaki olmak ve Sâdıklarla beraber olmak gibi kesbî şartlar halifeyi belirler. s.

Bir dem gelir gümrah olur. 720/1321) mısralar şöyledir: “Bir dem varır mescidlere. doksan dokuz Esmaü’l Hüsnası ile tecelli edip Zâtını tarif ettikten sonra İsm-i Âzam tecellisini açmıştır. Bu mevzudaki Yunus Emre (v. üç kısımdır.”1028 Şeyh Nazım’ın mirac anlayışının temeli. Kıbrısî’ye göre miraçtan iniş ise bekâ makâmını temsil eder.gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Bir dem girer kibir evine. Firavun ile Hamân olur. Beytü’l-Mamur’a yükselmesi ve orada Hz. Şeyh Nazım’a göre. Ali(ra)’ye bildirilen sırlardan. yüz sürer anda yerlere. tasavvuf ıstılahında farklı açılardan ele alınmıştır. Kıbrısî’ye göre evliya. Efendimize(sav) miracta. Peygamber(sav)’in 12 bin miracı vardır. ilmen bilebilir. miskin Yunus hayran olur. Sonra onu. Bir dem gelir İsa gibi. Bir dem varır deyre girer. Kâbe Kavseyn’e dair malumatlar. Firavunun yaptığı gibi rablik ilan edeceklerdi. İkinci pay. ikinci paydan keşfen haberdar olur.”1027 ayetiyle bildirilen bu yönünü. bugüne tevarüs edenleri. Üçüncü pay ise. rahmet saçar her mahfile. s. 1027 1028 Tîn: 95/4. Peygamber(sav)’in aşk ile fenaya düştüğü makâmdır ki burada Efendimize(sav) ulûhiyet sıfatı giydirilmiştir. miractaki tüm temâşânın fiziksel bir görüş olduğuna dayanmaktadır. aşağıların aşağısına indirdik. Allah(cc)’ın sonsuz rahmetini vurgulamaktadır. Firavun’un dünya hayatında bulunduğu durumda imtihana tabi olsaydı. Peygamber Efendimize(sav) mahsustur. Bunlardan bir payın doğrudan ümmete tebliğ içindir ki bu pay. Evliya. Timurtaş. mirac ilimlerinden olan üçüncü payı da Hz. Peygamber(sav)’in arkasında namaz kılması bu bilgilerin temelindeki manevî tecrübelere misallerdir. Bu makâm Hz. İncil okur ruhban olur. kaynaklarda mirac hediyeleri olarak sabittir. evliyaların kalblerine tebliğ içindir. 43. 5. Bir dem döner Cebrail’e. Söz konusu bu mahrem bilgilere göre Allah(cc). Ebu Bekir(ra)’e ve Hz. ölmüşleri diri kılar. Bu bilgilerden bir başkasına göre insanlar. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin Hz. Yunus Emre Divanı. Hz. Peygamber(sav) ile birlikte yaşadığı mirac tecrübesi ve Kıbrısî’nin hayatında bahsettiğimiz bir tecrübesinde. 200 . miracta Peygamber Efendimize(sav) tebliğ olunan ilim.

1036 Ancak insanlar. Istlahatu’s-sufiyye. Kulluğun gereği olarak. Lisânu’l Arab. Dünyanın kulu olanlar. 1031 Zümer: 39/11. c. bedenî ibadetlerin yanında. izharıdır.” Meryem: 19/93 . 319. Kulluk ve ibadet. el-Müfredat. ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”1034 âyeti de hiçbir mükellef kulun ölünceye kadar ibadet vazifesinin sakıt olmayacağı yönünde anlaşılmıştır.1029 İbadet. 1032 “De ki: ‘Ben dinimi Ona özgü kılarak Allah’a kulluk ederim’…” Zümer: 39/14 . 201 .1035 Mutasavvıflara göre ubudiyet. ubudiyet bakımından Allah(cc)’a kulluk yaptığı gibi. 1035 Vehbî. itaat etmek. nefsin hevasına muhalefet etmek ve Allah(cc)’ı tazim etmek anlamlarına gelen Arapça bir kelimedir. s. KULLUK MAKÂMI (ÂBİD): Âbid kelimesinin Arapçadaki kökü olan “abd” köle. el-Müfredat. s. O'na kulluk etmem emredildi. s. İbn Manzûr.9. dünyaya da kulluk yapmaktadırlar. İbadet ise. Kâşânî.1038 Allah(cc)’a kulluk. s.1030 “Bana dini yalnız Allah(cc)'a hâlis kılarak. boyun eğmek. Müfessirlere göre hayatta uğraşılan diğer işler. 126. kalbin Allah(cc)’tan ayrılmaması gibi yüce bir anlam ifade ettiği için tasavvuf ıstılahında 1029 1030 Firuzebadî. “Sana yakın gelinceye dek Rabbine kulluk et. kulluk etmek. c. 296. 1038 Isfehanî. Kur’ân’a dayalı anlayıştır. tevhîd dininin gereği olarak yalnız Allah’a taptığı vurgulanmıştır. kul olmanın bir gereği olarak.”1033 ayetinde kulluğu izhar edici fiilin ibadet etmek olmasından hareketle. 2778. Hulasat’ul-beyân. acziyetin ve kulluğun. hevâlarının ve dünyanın kulu olurlar. s. Isfehanî. kendisine kul olmaya ve ibadet edilmeye tek layık olan. Kamûsu’l-muhît. varoluşları bakımından Allah(cc)’ın kulu olsalar da.3-MAKÂMLAR VE SEYR U SULÛK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: a. 125. abidin ruhunu diriltir ve ona ehadiyet makâmlarını tecrübe ettirir. s.”1031ayetinin devamında1032 Peygamber(sav)’in. Allah(cc)’a yapılır. “Ben cinleri ve insanları. 1037 “Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir. ss. insanın asıl görevinin kulluk olduğu. kul demektir. 1034 Hicr: 15/99. Istlahâtu’s-sufiyye. 7.1037 tercihleriyle. 1036 Kâşânî. kulluğa kuvvet kazandırmak ve bunu rahat yapabilmek içindir. 319. 10-16. 1033 Zâriyât: 51/56.

1041 Cürcanî. Böylelikle kişi hakiki kul olmaktan düşer. c. kendisine yaratılışla verilmiş kulluk vazifesini yerine getirmeyen Âdemoğlu kul ise de. yani âbid vardır.g. mürşîd ve evliyalara tâbi olmakta da aynı durum söz konusudur. Tasavvufta ibadet. Uludağ.1040 Ubudiyet ise. s. 179. s. a. hakke’lyakîn seviyesinde. Cebecioğlu. ilme’l-yakîn.e. 1043 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. 10. Cürcani. TTDS.kulluk. 202 .e. bazen de manevî makâmları ifade etmiştir. peygamberlerin Kur’ân’da anıldıkları isimdir. 10. ubûdiyyet ve ubûdet olmak üzere üç derece olarak da tasnif edilmiştir. s. “Her kulun farklı sureti olduğu gibi farklı şahsiyetleri vardır. Bu tasnife göre ibadet.”1042 Kur’ân’da iyi ya da kötü olarak vasıflandırılan tüm insanlar. Taarifat. TTS. 1044 Aynı yer. ahde vefa göstermek. s. s. s.151.1044 Nazım Efendi’nin kul anlayışında mühim bir husus olan benlik. ibadet. 247-248. yani Âdemoğlu anlamında kullanılmıştır.g. hakik i manada tâbi olan etba’adan olamaz.1039 Istılahta âbid ise. 151. TDV İA. Allah(cc)’ın iradesinde gölge gibi olandır. Peygamber varislerine yani.. vuku bulana rızayı gözetmek tanımlanmıştır. Yani.1041 Nazım Efendi kul kelimesini. a. Dolayısıyla benlik sahibi. 151. Kişi benlik gösterdiği yerde hakiki kulluk vasfını kaybeder. hakikat bilgisine vasıl olmuş sâlikler için söz konusudur. Benlik kişinin kendi iradesini izhar ettiği yerde olur. 1042 Kıbrısî. ayne’l-yakîn. Nazım Efendi bu durumu şöyle ifade 1039 1040 ve yitirilene sabretmek olarak Uludağ.1043 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tabirine göre hakiki kul.. Yani benlik kişiyi Allah(cc)’a ve Peygamber(sav)’e hakkıyla tâbi olmaya engeldir. getirenler hakiki kulluk makâmına bulunan âbidler olarak tanımlanmıştır. insanoğlu manasıyla şöyle ifade eder. Farklı vasıflar ile tabir edilen kul. Peygamber(sav)’e has ümmet olmada da belirleyicidir. Allah(cc)’a kul olmaları gayesiyle yaratıldıkları için kul. Ancak insanlar içerisinde yaratılış gayesine ve kul olmaya göre hayatını yaşayan veya yaşamayan insanlar olduğu için Nazım Efendi’ye göre bir de hakiki kul olarak ifade ettiği kul. Mahlukâtın içerisinde sahip olunabilecek en yüce makâm olan kulluk makâmı. s. kalbini Allah(cc)’tan başka her şeyden ayıran kul olarak anlaşılmıştır. ubûdet de. İbadet. sâlikin seyru sülûkünü tamamlamak için gösterdiği çabadır. ubûdiyyet. 19.

c. 10. Afifî. Bu kişiler hakiki kul1050 olarak nitelendikleri gibi. acizliğini idrak etmesi gerektiğini ve daha sonra tüm fiil ve halleriyle... Peygamber(sav)’in hakiki ümmeti kimdir? Peygamber’in iradesi önünde iradesi olmayan kimsedir… Evliyaların etbaı. 1047 Herevî. 308-309.”1048 Yevmu’l ezeldeki misakla başlayan vücûd mertebelerinin sonu yine başlangıcıdır. s.e. Nazım Efendi. 1053 Kıbrısî. Cebecioğlu. s. Keşfü’l-hafa. Aclûnî. 1050 Aynı yer.eder: “Allah’ın iradesinin önünde hiçbir irade. Nazım Efendiye göre evliyalardır. Bizler davranışlarımızla bu hitabı tasdik/ikrar eder ya da etmeyiz. a. o nurla bakan kişilerdir. Rabbi ile arasındaki bir perdesi olan nefsini ve benliğini çıkarttığı zaman ulaştığı fenâ makâmını Bistâmî şöyle tanımlamıştır: “Yılan gömleğinden nasıl çıkarsa ben de Bayezîdliğimden (benliğimden) öyle çıktım. Manevî Devrim. s. Sahabe-i Kirâm bu taifeye yol gösteren yıldızdırlar. bu durumu misak ile ilintili olarak şöyle ifade etmektedir: “Bizim (kulların) hareket ve sükûnumuzda sürekli ‘elestu bi rabbikum’ hitabı vardır. Elest bezmindeki hitabı an ve an işiten kişiler Allah(cc)’ın nuruyla nurlanan. bu idrakini izhar etmesi 1045 “Âlimler Peygamberlerin varisleridir. 1046 Kıbrısî. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. a. 15.. 24. Hayatı Eserleri Fikri. Bu tezde bkz. 237-256. 147. 1047 Bu yolculukta kul. 11. ss. ss. 210. peygamber varislerine tâbi olan kimseler1045 de. kendi iradesini Allah(cc)’ın iradesi önünde yok etmesi fena fi’llah gibi ileri bir kemal derecesi olarak önemli ve uzun bir seyirdir. s. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). a.e. s. kulun hakiki kul olan ricallerden olabilmesi için. 152. bu hitabı her daim ikrar edenlerdir.”1046 Kulun benliğini izale etmesi. 203 . 1048 Bistâmî.1053 Şeyh Nazım. 1051 yakin ehli. 83 hadis-i şerifindeki âlimler. Menâzilü’s-sâirîn. Dolayısıyla kul dünya hayatının her lahzasında ya tekâmül. a.g. hiçbir ihtiyar taşımayan kimse Abdu’llahtır.. Baktım aşıkı ve maşuku bir olarak gördüm.” Bkz.e. 142-143.g. ss. hakiki kul olarak nitelenen kişilerinde rical. s. Hucvirî. 1049 Kıbrısî Tasavvuf Sohbetleri. TTDS. Hakka tâbi olan kimsenin sıfatındadır. 1051 Kıbrısî..e.”1049 Hakikat ehli olanlar. Zaten tevhid âleminde her şey bir görünür.VelîEvliya. s. ya da tekerrür içindedir. s. 1052 Kıbrısî. mukarreb kullar1052 olarak da nitelendikleri olmuştur. 2.g.g.

bunun nedenini Allah(cc)’tan sual edip edepsizlik yapmaz. O tecelli makamına mazhar mûrîdin duası kabul olunup. iradesini izale etmesinde bir diğer husus ise Fâil i Mutlak’ın Allah(cc) olduğunu tasdik etmesi ve kulun tüm fiillerde Allah(cc)’a tâbi olmasıdır. ‘Sultanın kapısına gelen dilenciden. Allah(cc)’a en sevgili hâl olduğunu ifade etmiş1056 ve bunu bir menkıbe üzerinden izah etmiştir.. “İnsan zayıf yaratılmıştır”1054 ayetine atfen kulun aciz olduğunu söyleyerek bu acziyeti bilmeyi kulluğun bir gereği olarak şöyle ifade etmektedir: “Kul acizdir. ‘Ben Allah’ın bâbına çıktığımda Cenab-ı Hakk’ın huzuruna açılan kapıya geldiğim vakitte bana ne getirdin diye sordular. Nazım Efendi bu ayrıntıyı bir sohbetlerinde menkıbe1059 ile daha anlaşılır bir düzeye indirgemiştir. mülk ve rütbe gibi insanı varlık iddiasına sevk eden her şeyin kalbten izale edilmesi gerekir. Allah(cc)’ın iradesinde kaybolmuş kişi olabilmek için benliğini izale etmek yönünde mühim bir hususu idrak etmektedir. bir kısmı şerre yönlendirildiğinde hakiki kul. 1056 Kıbrısî. Bana ilham oldu. Kıbrısî. Kul niye dediği anda. Mutlak varlık Cenâb-ı Allah’ındır. 108. Mûrîd sabah mürşîdine mazhar olduğu tecelli ve neticesini anlattığında şu cevabı almış: “ Ya veledi! 37 senedir ben orada şekavetimi gördüğüm halde ubudiyeti terk etmedim. Dolayısıyla kendindeki fani varlıkla gururlanan kişiler. a. 1058 Kıbrısî. 1057 Beyazıd-ı Bestâmi’nin vefatından sonra rüyada görüldüğü menkıbeyi Nazım Efendi şöyle anlatır: “Sultanûl Arifin (B. Bunun için kul hayır ve şerri Allah(cc)’tan bilmelidir. a. şeyhinin adı ehli cennet tarafına yazılmış. 149.1058 Acziyetini idrâk eden kulun.e.1060 1054 1055 Nisâ: 4/28. düşünür. Bu manada hakiki kulun iradesi. Hemen secdeye kapanıp: “Ya Rabbel izzeti ve’l azame! Beni bu rutbeye yetiştiren şeyhimi ehl-i nâr olmaktan kurtar. Onu ehli cennet kıl Ya Rabbi!” diye dua etmiş. Mûrîdinin secdedeki duasıyla ismi tekrar şekavet listesine yazılan şeyhe 204 . s. ubudiyet hududunun dışına çıkmış olur. ne hacetin vardır derler’ deyince doğru söyledi açın kapıları gelsin içeriye! Diyerek beni karşıladılar. Tasavvuf Sohbetleri. Şeyh Nazım. s. akıl.1057 Bu manada kul olabilmek için. Aczini bildiği kadar ona imdat gelir.g.” diyerek yazının eskisi gibi olması yönünde dua etmesi için mûrîdine emir buyurmuş.e. Orası senide beni de ilgilendirmez. Biz zayıfız. sen bir gece dayanamadın. ‘Halin nasıl oldu’ demişler. Çünkü Allah(cc)’a şükrün manası bu edebi gözetmektir.gerektiğini.g. Kendisini gördüğü kadar da ondan imdat çekilir… Gavî olan Allah(cc)’tır. kul olmaktan uzaklaşır. ilim.”1055 Nazım Efendi. acziyetini idrak eden kuldaki halin. ne getirdin demezler. ne istersin. s. Şeyh Nazım Efendi’ye göre insanlardan bir kısmı hayra. 1059 Bir mûrîd halvet halindeyken kendisine ayân olan levh-i mahfuzda şeyhini şekavet içinde ehli cehennemlikler arasında görmüş. 155. Bestâmi) Hazretlerini rüyada görmüşler.

cehenneme gidecek kullardır. küfür. c. Bu manada hayvanların insanlara feda edilmesi. iman.1061 Gazalî’ye ait söz konusu düşünceler. 1062 Kıbrısî. zıtlıklar ile izah etmiştir. cennetin cehennemle bilinmesi gibidir. Binaenaleyh bu denge içerisindeki hikmet. 1061 “Bu da etrafı geniş. İşte bu denizin sonunda.” 1060 Kıbrısî. Gazali.e. İhyâ’i ulûmu’d-dîn. İstanbul Tarihsiz. Bu ezelî taksimattan daha adilane bir taksimat ihtimalinin olması veya Allah(cc)’ın yarattığı kullarına hak etmediği bir taksimin yapılması. Çünkü bunun derinliğini ancak âlimler bilir. ecel. acziyet. 86. Çokları bu denizde boğulmuştur. sıhhatin hastalıkla. taat ve masiyet gibi kullarına taksim ettiği her şey tamamen adilane ve kusursuzdur. ya da dü nya hayatında eksik olan bir nimetin. ss. Sen kendi kulluğuna bak”1062 Nazım Efendi bu şöyle bir ilham geliyor: “Ya âbidim! Sen benim muhlis kulumsun. çoklarının hayret ettiği ve kâşiflerin açıklamada bulunmadan menedildiği kader sırrı vardır. ehl-i Cennet’e nimetlerin arz edilmesi ise aynı çeşit adalettir. kudret. 474-475. ahirette bir kemalinin olması. gecenin gündüzle. genişlikte tevhid deryasına yakın bir deryadır. 86. a.Kıbrısî’nin şükür. dünya hayatlarında işlediği fiillerin karşılığında ateşe düçar olmalarındaki hikmeti. sıkıntı. Kıbrısî’nin kulluk anlayışında açıkça görülmektedir. sohbette bulunanlara şöyle bir tavsiyede bulunmuştur: “Ne hikmetler var… İşte böyle herkes bir vazife yüklenmiştir. Mü’min kardeşler! Herkes bu âlemde bir vazife yüklenmiştir.g. yevmu’l-ezelde cehennem için yaratılmış ruhların..: Ahmed Serdaroğlu. Hacı efendiler. bu taksimattaki adalet ölçülerinden biridir. Ter. edeb ve kulluk kavramlarıyla ele aldığı söz konusu düşüncesinin temeli mahiyetindeki anlayışı İmâm-ı Gazalî (v. 505/1111). huzur. Senin adını o listeden şimdi Ben siliyorum seni saidlerin başı yazdım. Çünkü kemal ve noksanlık birbirine nisbetle belli olur. s. Cehennem ehline azab edilirken. Onlar bunun derinliğini bilemiştir. 205 . Bedir Yay. 4..” Tafsilat için bkz. Tasavvuf Sohbetleri. Dolayısıyla ahirette eksik olan bir nimetin. bir zulüm değil. adalet olduğu gibi. “ilahî adalet” kavramıyla izah etmiştir. dünyada tamamlayıcı nimetlerle desteklenmesi. Bu izaha göre tüm mahlûkatın özünü en iyi şekilde bilen Allah(cc)’ın ezeldeki rızık. Allah(cc)’a noksanlık izaf etmektir. dalgaları sert. O (iman etmeyen) vazifesini yapmaktadır. hoca efendiler. s. hayatı kurtarmak için kangren olan eli kesmek de bu cihetten bir adalettir. Sen ona karışma. Gazalî. İlahi adaletdeki hikmeti anlamada en önemli konu. Hayrı ve şerri yevmu’l-ezelde yazılı bir vazife olarak addeden Kıbrısî. Bu ise İslam’ın Allah(cc) anlayışına göre muhaldir.

Ayıp işleyen kişiye bakmak da ayıptır. 1066 Burkay. Hicaz’dan memlekete dönüş yapan hacılardan birisi oturmuş sakalını traş ediyordu. s. 11. a. Ancak her münkerin menhiyat derecelerine göre hak ettiği bir sevilmeme haddi vardır. Hz.> Hemen bana dedi ki: <Nazım Efendi! Oraya Bakma. 14. 206 . Bu konudaki beyanı Şeyh. Orada bulunduğu müddetce sakalını bırkmıştı.1065 Bu noktada İslam’ın şiarlarından olan “iyiliği emretmek ve kötülüğü nehyetmek” vazifesi ile ayıplardan yüz çevirmek arasındaki ince çizginin nasıl belirlendiği önem arz etmektedir. bu tarafa bak. bu nuru taşıyan veya bu nur ile bakan kişileri.> 1065 Kıbrısî. Gözünü ondan çevir. Şeyhim Hazretleri Sultanûl Evliyanın mahiyetindeyim. s. Vapurda. 15. Mesela bir sohbetinde hakiki kul olan âbid kişiyi Allah’ın nuru ile bakan ve o bakışla levh-i mahfuzu okuyabilen kul olarak tanımlamıştır. Şerafeddin-i Dağıstanî’nin ifadelerinde şu şekilde buluyoruz. Şeyh Efendi Hazretlerine dedim ki: <Ya Seyyidî ! Sakalını traş ettiriyor.” Hucurât: 49/11 ayeti ile vurgulanmıştır. “Münker görüldüğünde buğz-u fillah lazım değil midir? Lazımdır.g. aynısını işlemedikçe ölmez” Tirmizi. Gözüm oraya değdi. “ayıplayan ayıplanır”1063 hadis-i şerifini delil getirerek şeyhi Âbidullah Dağıstanî ile bir anısı1064 üzerinden bu tavsiyelerini mürîdleri ile paylaşmıştır. Haram işleyene bakmakta haramdır. 109. Tâbi memur kiş i. 1068 Aynı eser. ss.e..”1066 Nazım Efendi kul kelimesine genel tasavvuf anlayışı içerisinde farklı kavramlar ile ilişkilendirerek mana vermiştir. Bununla birlikte misâk gününde Allah(cc)’a verilen ahid üzerine olanlar da. Bizler davranışlarımızla bu hitabı tasdik eder ya da etmeyiz. 1067 Kıbrısî.”1068 1063 Bu manayı ihtiva eden hadis kaynaklarda şöyledir: “Kim din kardeşini tevbe ettiği bir günahtan dolayı ayıplarsa. Bu mevzu Kur’ân’da “Belki (alay edilenler) kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kınama.tavsiyesine. şahit olma. Tasavvuf Sohbetleri.1067 Allah’ın nuru bahsinde izah edildiği üzere. s. baktım sakalını traş ediyordu. Yani toplumda umumileşmiş küçük münkerler için nehy-i anil münker uygulamak olmayacağı için o ayıptan yüz çevirmek ve işlendiği yerden uzaklaşmak uygunken. büyük ayıpları işleyiş esnasında durdurmak dinî vazifedir. 1064 Şeyh Nazım bu anısını şöyle anlatmıştır: “Hicaz’dan geliyoruz. Nazım Efendi bu kulluğu misâk ile ilişkili olarak şöyle ifade etmiştir: “Bizim her hareket ve sükûnumuzda sürekli ‘elestu bi rabbikum’ hitabı vardır. 53. 14. Peygamber(sav)’in varisleri olan mürşîdlerdir. hakiki kullukla vasıflandırmıştır. Hakikat ehli olanlar (kul olanlar) bu hitabı her daim ikrar edenlerdir. Menakıb-ı Şerefiye.

Ebu Nuaym.e. ss. Hilye.1074 Bu manalardaki kulluğu yaşayan kişiyi “Erkek” ya da “Ricâlullah”1075 olarak da tanımladığı gibi. Çünkü çok değerli olarak tanımlanmış ameller. 3/196. hesap ve ceza sebebi olabilir. Nazım Efendi’nin farklı bir ifadesiyle.3.1069 1974 yılında yaptığı bir sohbetlerinde Nazım Efendi. 1075 Tafsilatlı bilgi için bkz. 1076 Kıbrısî. 12. ölüm.Kutub. dünyaya hakikat gözüyle bakanın dünyaya kul olmayacağını. kendine hadim et. 1071 Aynı eser.. 24. 207 . s. 152. ag. Allah(cc)’ın hizmetinde memur olamayacağını ifade etmiştir. a. 1072 Kıbrısî. nefsine. sen hadim ol. Şeyh Nazım’a göre bir kişi Allah’ın kulu (abdu’llah) değilse. s. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Her daîm ahiret odaklı yaşadıkları için. abdu’nnefs. 1073 Aynı eser. şeytana.Kulluk makâmındaki âbidler. 153. s. mahkeme-i kübrâ gibi olayları dünya gözüyle seyretmiş gibidirler. Tâbi olmayı aynı zamanda hoşnut etme ile ilişkili anlatan Şeyh Nazım.1072 Bu kavramlarla Nazım Efendi kul olmayı. Allah(cc)’a sevgili kul olma yolundadırlar. Allah(cc)’ın mukarreb kullarındandır. 12. amellerden daha önemlidir. 57. abdu’ş-şeytan.1071 Bu hadis-i şerifte hizmette bulunmayı ve hadim olmayı da. 48. Çünkü onlar. yakîn ehlidirler. Abdu’n-nefs veya Abdu’ş-şeytan olur.1076 velî olarak da tanımlar. Senin hizmetinde koşanları. abdu’d-dünya ya da abdu’l-hevadır. 1074 Aynı eser. kulun Allah’ı hoşnut etmeyen amellerinde nefsi ya da şeytanı hoşnut edeceğini söyler. sâlih olmayan niyetlerden hâsıl olduğu zaman kul için kazanç değil.1073 Âbid. Tasavvuf Sohbetleri. Onlar.. Bu yolda niyetler.1077 Nazım Efendi bu nurla bakan 1069 1070 Kıbrısî. Şeyh Nazım bu ifadelerini “Ey dünya! Benim hizmetimde bulunana. s. kul olmak olarak anlam vermiştir. s. kıyamet.”1070 hadisini delil göstererek izah etmiştir. dünyaya veya hevâsına kul olmayandır. tâbi olma ve tâbi olduğunu hoşnut etme gayreti içinde olma olarak da tanımlamıştır. Bu tanıma dayanarak kendini yaratan Allah(cc)’a ve dolaysıyla emirlerine tâbi olmayan kul.e. Bu vasıflardaki kul. dünyanın hizmetinde koşanın. Nazım Efendi. nefsinin ya da şeytanın emirlerine tâbi olacaktır.g. Dolayısıyla hayatlarındaki hiçbir an ve durumu hafife almazlar.

g.Kutub . İbn Arabî’ye göre.”1085 Istılahta kulluğun önemini Ebû Alî Dakkak. Şeyh Nazım. benim kalbimin içinde yedi cehennemi söndürecek ferah var.. Zira mutlak bağımsız yetki ve güç sadece Allah(cc)’ındır. nuceba gibi zâtlar olarak da bilinir.. 14. s. s. Yedi cehennemi benimle doldur. abdal. 35. kutub üzerinden cereyan ederek vuku bulur. c. kutub.1078 bazı yerlerde mü’min. eimme ve kutup şeklindedir. 13. Bütün millet mahşerde Allah(cc)’ın huzurunda hesap vermekten titreyip dururken. 585-601. 1326-1327. 1084 Kıbrısî. O zaman yedi cehennemin içerisine beni atarsa.e. 1082 Tehânevî.1084 Bu makâmın şeref ve yüceliğine misal olarak. gavs. s.e. 208 . Kullarının hepsini dışarıya at… O günü bekliyorum. s. Emir âleminden halk âlemine doğru meydana gelen tenezzül olayları.1082 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin ricâl anlayışı. el-Futuhât. Aynı eser. 1083 Bu tezde bkz. 2. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren (Allah) her türlü 1077 1078 Kıbrısî. onun mahkûmu değil hâkimi gibidir. Keşşâf. s. 1079 Aynı eser. 25. Onu işittikten sonra yedi cehennem bana dokunmaz. a.1081 Bunlar içerisinde kutub. Tasavvuf Sohbetleri. kendindeki bu özellikle bütün kâinatın üzerinde. evtâd. alt derecelerden üstte doğru nücebâ. 41.g. a. 3. nükebâ. ‘Ya Âbdi! Hesaba gel’ dediğini işiteyim.1083 Nazım Efendi’ye göre kul olma şerefiyle şeref ve izzet sahibi olan kulun makâmı çok yücedir. müstakil bir başlıkta ele alınmıştır. "Kulunu bir gece Mescid-i Harâm'dan.1079 bazen de irşad sahibi mürşîd1080 olarak tanımlanmıştır. Istılahta ricâlullah. o gün ‘ya Eba Yezid’ dediğini işiteyim Habibimin ben. velî bir kuldur ve âlemin ruhu olarak değerlendirilir. 1085 Kıbrısî. 1081 İbn Arabî. ss. c. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. ss. Ya Rabbi! Benim vücudumu büyült. 1080 Aynı eser. manevî derecesi büyük. yedi cehennemi dolduracak kadar büyült. Ancak kutub kendi ihtiyarı ile hareket edemez.kişiyi bazı yerlerde levh-i mahfuzu okuyabilen âbid (hakiki kul). Bu kulun ismi Cenâb-ı Allah’ın mülk ve melekûtunda zikrolunur. Bâyezîd-i Bistâmî’yi vermiş ve şöyle ifade etmiştir: “…Eba Yezid öyle derdi. Kâmil velî olan kutub. evtad. s. 12.

Kur’ân Ansiklopedisi. kıyamet.eksiklikten münezzehtir. kulluktan daha şerefli bir makamın olmadığı anlamına gelmektedir. bunun nedenini Allah(cc)’tan sual edip edepsizlik yapmaz. hem de hakkı olmayan bir şeyi elde ederek haksızlık yapmak olur.e. Hakiki kul olan âbid kişi. Onlar. 25. yaşayan kulları bazı terimler ile birbirinden ayırmıştır. “sana kul olmak izzet olarak yeter. ss. Allah(cc)’ın nuru ile bakan. s. Hz. Peygamber(sav)’in kullukla nitelendirilmesi. vakitte. kullanılmıştır. bu memlekette senin hükmün geçer başkasının hükmü geçmez” diyerek bu söylevleri hal ve makâm edinendir. c. Allah’ın iradesinde kaybolmuş kişidir. Ateş. 1086 1087 İsrâ: 17/01. s. bu memleket senindir. Şeyh Nazım Efendi’ye göre insanlardan bir kısmı hayra.1089 İnsanın kendi hakkına razı olmaması ise kişiyi şeref makâmından düşürür. Rabbim olman. Hakiki kul. Allah’ın iradesinde gölge gibi yapmıştır. ölüm. benlik gösterdiği yerde hakiki kulluk vasfını kaybeder. Allah(cc)’a verilen ahid üzerine olan. 1090 Kıbrısî. s. Bu izaha Bu göre. şeref olarak bana yeter” diyendir. 1088 Kıbrısî. yani âbiddir. Peygamber(sav)’in şerefli vakti mirâctır.1087 Allah(cc)’a kulluğun üzerinde daha şerefli bir makâm yoktur. Kulun bu hallerdeki derecelerine göre mukarreb kullardan olurlar. benliğini. 391-392. 21. 24. levh-i mahfuzu okuyabilen. hem Rabbin fermanına razı olmamak. eğer kulluktan daha değerli bir isim olsaydı Allah(cc). Bununla birlikte insanlar içerisinde yaratılış gayesine göre hayatını yaşamayan kullar ile. bir kısmı şerre yönlendirilmiştir. Nazım Efendi’ye göre hayatını varoluş gayesine göre yaşayan kul. 209 .g.. hakiki kul. Peygamberini(sav) onunla isimlendirirdi. Hz. 1089 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri.1088 Bu makâmdaki zat.e. ubudiyet hududunun dışına çıkmış olur. Kul. Hakiki kul. a..g. Çünkü Allah(cc)’a şükrün manası bu edebi gözetmektir.1090 Şeyh Nazım’a göre kul genel olarak Âdemoğlu manasında. Çünkü bu makâmdaki kişi Nazım Efendi'nin cümleleriyle her daim “Buyur ya Rabbi! Ferman senindir. nefsine. dünyaya veya hevasına kul olmayandır. Kul niye dediği anda. Bundan dolayı Dakkak’a göre. Bu manada hakiki kulun iradesi. 99.”1086 dünyada ayetiyle en izah etmiştir. a. Çünkü kendi hakkına razı olmamak. miracı anlatırken. şeytana.

s. Tehânevî. Hacı Bayram Velî ve Tasavvuf Anlayışı. b. c. Mu’cem. pîr.1. Kimi de sapıtırsa. Nefis ve şeytan düşmanına açılan harbte. 1092 Kehf: 17/18. 196. Lisânu’l-Arab. s. Mısrî. TTS. 279. yakîn ehlidirler. 3. 342. mürşid de kendisine başvuran kimseleri aynı şekilde tedavi eder. Arapça’da. kendi hakkına razı olandır.. Kâhire 2004. c. 346.1094 Bu kavramlar. bir komutan gibidir. s. s.mahkeme-i kübra gibi olayları dünya gözüyle seyretmiş gibi olduklarından. Mektebetu’ş-şurûgu’d-devliyye. 175. 263. Dâru’l-da’ve. öğüt veren. 210 . s. s. Lisânu’l-Arab. sapıklık karşısında doğru yolu gösteren. kullara Allah(cc)’ı. din ve şeriatı mürîdin kalbine yerleştiren. Neşr Edeb. Niyazî-i Mısrî ve Tasavvuf Anlayışı. c. Cebecioğlu Ethem. İran 1405. Allah(cc)’a da kulları sevdiren kişi olarak tanımlanmakla birlikte. ahiret hayatında elde edilecek saadete rehberlik ederler.1. 289. MÜRŞÎD: İrşad kelimesinin ism-i fâili olan mürşid. 1095 Yılmaz. s. el-Müfredat. O. 184. 1. s. s. Bunlardan bazıları ricâlullah ya da velî olarak da tanımlanmıştır. irşâd eden. Komisyon. Bu sistem içerisinde mürşid. 735. Keşşâf. Mu’cemu’l-vasît. 13. c. Kamus Tercemesi. Aşkar. tasavvuf sisteminin müessesesi addedilen tarikat sisteminin temel taşlarındandır. uyaran. kendi iradesini Allah’ın iradesi önünde yok etmesi fena fi’llah gibi ileri bir kemal derecesi olarak önemli ve uzun bir seyirdir. Semih Ofset.” ayetinde zikredilmiş bu kelime “doğru yolu gösterecek dost” anlamında tercüme edilmektedir. 172. hekime benzetilmiştir. Hekim nasıl kendisine başvuran hastayı. mürîdinin taktik ve stratejilerini belirler. Tasavvuf ve Tarikatlar.1093 Istılahta mürşid. Ebu Fazıl Cemaleddin. şeyh. Tarifat.1095 1091 Ası Efendi. TC Kültür Bakanlığı Yay. 1093 Isfehanî. sen onu koruyucu bir mürşid bulamazsın.. hakiki kul. s. Uludağ. 221. s. va’z eden.1091 “… Allah kime hidayet etmişse o.1092 Kur’ân’da zikredilen mürşîdler. Kulun benliğini izale etmesi. c. gemiye yol gösteren gibi anlamlara gelmektedir. s. Ankara 1998. Ankara 1994. hidayete ermiştir. Mustafa. Bu makâmlardan hangisinde olursa olsun. hastalığına ve bünyesinin kuvvetine göre tedavi ederse. 1094 Kâşânî. Cürcani. velî ve eren kelimelerinin haiz olduğu manaları da ihtiva eder.1142.

mürşid kavramını. aynı zamanda çevresindekilere “elestu” hitabını işittirendir. bazen de fena fi’r-rasul makâmında Hz. Cebecioğlu. Allah(cc)’ın nuru kendisinde bulunan kişidir. 1100 Bu tezde bkz..1097 İrşâda mezun kişi olan mürşid. s.1100 Nazım Efendi’nin bu mevzudaki ifadelerine baktığımızda. hem alıcı hem verici olan yani. izin verilen anlamına gelen mezun kişidir. mürşid değillerdir. Bu makâmlarda mürîd. hatif -ı rabbani (Rabbânî ses/telefon) olarak da tabir etmiştir. Mesela mürşîd.1099 Nazım Efendi’nin bu açıklamalarla genel çerçevesini çizdiği mürşîd kavramı. kullara yol gösteren kişidir. İrşâda mezun kişi diyebileceğimiz mürşîd. İstanbul 1999. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. ıstılahtaki bu geniş kapsamlı mana ile paraleldir. s. Erbilî Muhammed Es’ad. hatif-i Rabbânî kavramıyla bir bağı olduğu görülür.. fenâ fi’lrasul ve fenâ fi’lllah olarak geçmektedir. Tasavvufta Kırk Makam. 210. İstanbul 1983. Mektûbât. Levh-i Mahfuzda okuduklarıyla. Bunlara ek olarak Kıbrısî. ss. gaflet içinde karanlıkta yazı yazanlara benzeterek.17.: Muhlis Akar. 195. Aynı eser. irşâda mezuniyetin. “mezuniyet” ve “elest bezmindeki hitab” ile ele alınmıştır.12. fenâ fi’ş-şeyh.Veli -Evliyâ Konusu. 1102 İmam-ı Birgivi. onların görüş ve okuyuşlarının yol göstermek için yetersiz olduğunu söyler. fani olduğu zatın şahsiyetinde yok eder ve fani olduğu zatın üstün vasıfları. bütün varlığını. Tasavvuf Sohbetleri. 1099 Aynı eser. Mürşidler aynı zamanda Peygamber(sav)’e de tabi olmuş kişilerdir. s. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Her daim “elestu” hitabını duyan ve yaşantısının her anını o hitaba verdiği cevaba layık yaşayan kişidir. kendi zatında teşekkül eder. Kıbrısî tarafından. s.Veli -Evliyâ Konusu. Yasin Yay. Bu hatif.1098 Bu makâma gelmeden diğerlerini irşada koşanlar. Nazım Efendi’nin tabiriyle. biraz daha açmıştır.1102 1096 1097 Kıbrısî. hususiyetle. Ter. 1098 Aynı eser. 14. 1101 Bu tezde bkz. Peygamber(sav) ile kurulmuş kalbî bağ manasında kullanılmıştır. TTDS. 211 .Nazım Efendi’nin mürşid anlayışı. 12-15. kendisine bir hatif bağlanan kişidir. Mesela mürşid.1101 Istılahta bu makâmlar sırasıyla. bazen fena fi’ş-şeyh makâmında mürşidi ile kalben oluşmuş daimî bağ. 13. Evliya ile ilgili bahislerinde Şeyh Nazım.1096 O nur ile levh-i mahfuzu okuyan kişidir. ss. Nazım Efendi onları. bu bağlantıyı.

o zaman başkalarına da yardım etmeye. Kelime olarak ra-ba-ta kökünden gelen rabıta. 1105 İbn Manzûr.Şeyh Nazım’a göre fenâ fi’ş-şeyh makâmında bulunan mürîde izin. o 1103 1104 Kıbrısî. Mustalahatu’t-tasavvufi’l-İslamî. tefekkür ve muhayyile gücünü kullanarak mürşidiyle birlik halinde olmasını ifade eder. 1108 Gafil kul anlayışı için bu tezde bkz.14. Makamlar ve Seyr ü Sülûk ile İlgili Kavramlar/j. mürşidinin kalbine fısıldamasıyla konuşacağını ifade etmiştir. 667. 23-53. 69. O ruh onun (şeyhinin). Resûl(sav)’in razı olmadığı şeylerden uzak duran. kalbine söylenenlerle hitapta bulunandır. s. ahlak ve vasıfları. sayı: 19. 895/1489)’ın mürşîd tanımında görülmektedir. Gündüz İrfan.1107 Nazım Efendi’ye göre mezuniyet gafletten kurtulduktan sonra gelir. Hz. ss. 379. Tasavvuf İlmi ve Akademik Tasavvuf Dergisi. Mektubât. kendinden kurtulan ve fiillerinde Hak Teâla’nın muradı olan kişidir. Tasavvuf Sohbetleri. s. rabıta kavramıyla izah edilmektedir. o zaman her şey ona ait… bu bağ kalbten kalbedir. 230. Gafil kul. Cebecioğlu.Gaflet. ıstılahta. Lisânu’l-Arab. 112-113. müridin kalbini ilâhî sıfatlarla muttasıf kâmil bir mürşide bağlamasını.1105 Tasavvuf ıstılahında rabıta. TTDS. Tasavvufî Bir Terim Olarak Râbıta. Hak Teâla’nın tasarruf ve kerametine mazhar olan. Camî. 212 .1104 Mürîdi fenâ fi’ş-şeyh makâmına hazırlayan bağ. Bu durumu Kıbrısî şöyle ifade eder: “Mezun olduğumuz vakitte biz yoğuz. Mektebetu’l-Bünan. Mürşid. s. iki şeyi birbirine bağlayan. irşada yetkili mürşîd olarak görevine başlar. Eraydın. Bu makâmda mürîde vazife verilirse. Firuzebadî. o. Tasavvuf ve Tarikatlar. 58.1106 Kıbrısî bu haldeki mürîd için kendinden değil. Bu mezuniyeti. aynı zamanda peygamberî nurdan hisse almak olarak Kıbrısî şöyle ifade eder: “… Senin bileceğin budur (gafletten kurtulmak için her hak sahibine hakkını vermek). c. Peygamber(sav) emriyle şeyhinden gelir. s. Mürşîd. 1107 Erbilî Muhammed Es’ad. Bunu kemaliyle yaptıktan sonra. 1108 irşâd için mezun ve vazifeli olamaz. 1106 Refig el-Acem. rapteden anlamlarına gelmektedir. s. Beyrut 1999.”1103 Kıbrısî’nin bu anlayışı Nakşî geleneği içerinde. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Hz. 507. s. ss. Ankara 2007. Ubeydullah-ı Ahrar (v. sana izin geldiğinde. nebevî sıfatlar ile muttasıf olan kimsedir. Istılahta rabıta ile ruhanî bir olgunluğa erişen mürîdin. Kamusu’l-Muhit. rabıtasını mürşidine yapması uygun olmaz çünkü bu halde Allah(cc)’a rabıta yapmak manasında olan murakabe tavsiye edilir. Bu manada pîr. 561. s.

TTS. 237-256. 409. Hz. O zaman bak. s. onun alameti işte o. Değilse vazifeni bil. s. 1111 Cebecioğlu. Farklı bir ifadeyle bu kulun tüm hal ve davranışları. Istılahta Fena fi’r-rasul makâmı olarak ifade ettiğimiz mürşidin iradesi. Onunla iş görürsün. dünyadaki hadisatın arkasındaki ilahî muradı. aynı zamanda mezuniyet telakki edilmekte ve bu durum mürşidi tasvir etmektedir. Isfehanî. 142-143.17.1111 Gafletten kurtulmuş kul. ötekilere de işittir. Cebecioğlu. Tasavvuf ve İslam’da Manevî Devrim. Tasavvuf Sohbetleri.1110 Tasavvuf ıstılahında gaflet. 1112 Bkz. ss. Kıbrısî’nin gaflet anlayışıyla birlikte düşünüldüğünde. dünyanın hayal olduğu hakikatini idrak eren. kudreti ve nizamı görememe halidir.. Peygamber(sav)’in iradesinde yok olmuştur ve seyri fenâ fi’llah ve bekâ billah makâmlarına doğru devam etmektedir. s. Değilse sen kendi nefsine ağla. gafil olma.g. Herevî. 134. a. misâka sürekli muhatap olmanın bir çeşit mezuniyet ve irşad 1109 1110 Kıbrısî. elestü birabbikum galu bela hitabıdır. Hz. s. Kamûsu’l-muhît. 508. 222.sende tutuşan nurdan onları da tutuşturmağa. Peygamber(sav)’den direkt emir alan ve mezun edilen mürşiddir diyebiliriz. Hucvirî. İşitmeye başladın mı? Başladıysan tamamdır işin.e. Tasavvuf Sohbetleri. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). Makamlar ve Seyru Suluk ile İlgili Kavramlar/j. 213 . yaşantısının her lahzasında inancının gereği gibi yaşayandır. s.”1114 Bu ifadelerde de açıkça görülmektedir ki. ss. 507. uyanık olmama. TTDS.Gaflet Konusu. s. s. Firuzebadî. el-Müfredat. mezuniyet olarak nitelendirmiş ve bu anlayışını şöyle ifade etmiştir: “…Sana (kendindeki noksanlar dururken başkalarının hatalarıyla uğraşan kişi) nereden salahiyet verildi? Sen kendi vazifeni bitirdin mi? Sana vazifeni bitirdiğine dair nişan verildiğinde ki. 1114 Kıbrısî.”1109 Arapça bir kelime olan gaflet. Menâzilü’s-sâirîn. izn-i Peygamberî gelir. Dolayısıyla hakikî ya da misalî olarak getirilen bu örnekten hareketle. 1113 Afifî. farkına varmama hali anlamlarına gelmektedir. Kıbrısî. 12. 1049. 308-309. Allah(cc)’ı müşâhede halinde şekillenir.1113 Bununla birlikte kulun elest bezmindeki hitabı daima işittiği makâmı.1112 Bu makâmdaki kul. misaktaki hitabı sürekli işitme olarak tarif edilen makâm. habersiz bulunma. ss. Uludağ.

Kıbrısî’nin Hz. 214 . Bu manada nasıl Hz. sonraki asırlarda ümmet-i Muhammed’i irşâd ve hidayet etmek için Rasullullah’ın (as) havass-ı ümmetinden mürşid-i kiramı tayin ve tahsis buyurdu. Kıbrısî’nin halifeleri de mürşidlerin bu vazifelerini. Peygamber(sav) anlayışında da mevcuttur. mürşid-i kiramın misak günündeki ahdlerini şöyle ifade etmiştir: “Mesela. 1995. kaç kişiyi davet ve irşâda memur olunduğu bildird i. 1355/1936) ait biraz daha tafsilatlı izah bulunmaktadır. M İhsan Oğuz’un Tasavvuf Anlayışı. yevmu’l-kıyamette Mü’min olarak ulaştırması anlamına gelmektedir. Belli bir olgunluğa erişmiş müride. Musa(as)’ya Benî İsrail kavmi. icazetname denir. İla yevmi’l-kıyam. İsâ(as)’ya kendi ümmeti. Dolayısıyla 124 bin evliya. Kıbrısî’nin silsilesinde bulunan. Hz.. Menâkıb-ı Şerefiyye. Hz. Bu anlayış. Peygamber(sav). s.”1117 Şeyh Şerafeddin’in bu anlayışı. mürîdanını ahd ü misak gününden itibaren emanet alandır. bu kavramları tazammun ettiği şüphesizdir. Peygamber(sav)’in emin sıfatı. Peygamber(sav)’in bu emanetini ve vazifesini paylaştığı seçkin ruhaniyetlerdir. nefsanî varlığından tam anlamıyla geçtikten sonra gerçekleşen. Basılmamış Doktora Tezi. mürşid-i kâmil. a. Hz. Bu suretle Rasul-i Ekrem Hazretlerine(as) de gösterdi. Şeyh Şerafeddin. Hz. Bu suretle ahd ü misakı alındı.1116 Mürşid mefhumunun ahd-i misak mevzusu ile ele alınması hususunda. 296. 1426/1991) müridin icazet ve mutlak hilafete hak kazanmasını. Her mürşîde. Ank. 1117 Burkay. Kıbrısî’nin mezuniyet kelimesiyle belirtiği durum. pir velî kavramlarıyla aynı manada kullanılmasından dolayı. terbiye ve irşad için verilen icazete.vazifesi olduğu da görülmektedir. Yılmaz Sevim. Peygamber(sav)’in hayatına benzetmişlerdir. Kıbrısî’nin veli anlayışını güçlü bir bir şekilde etkilemiştir. yevmu’l-ezelde Mü’min olarak emanet aldığı ümmetini. ıstılahta “icazet” kelimesi ile kavramlaşmıştır. 130 . s.1115 Yakın dönem mutasavvıflarından İhsan Oğuz (v. Mürşid kelimesinin şeyh. Yani Şeyh Nazım’a göre.g. Hz. s. bu ifadeler Kıbrısî tarafından. Şeyh Şerafeddin’e (v. 24. ve’l-hasıl hangi kavme meb’us olacak ise ve kaç kişiye rasul olacak ise gösterdi (yevmu’l-ezelde). hayatını ve dualarını ümmetin affı ve kurtuluşu için ümmetine 1115 1116 Cebecioğlu. mürşid için ifade edilmemiş olsa bile.e. vilayet i kubrâ olarak tarif etmiştir.

mürşid olamaz ve misâk ahdinin muktezası ile hareket edemez.com. Avarif(Hakikat Bilgisi). babalarının sulbünde taşınarak. manevî bir doğuş yaşar. ss. Bu ilimler ile mürid. tekrar Hz. 1120 Kıbrısî. diğer hastaları iyileştirmek için tavsiye edebilecek kabiliyetedir. nefsini tezkiye etmiştir. 18. manevî ilim ve halleri intikal ettirmektedirler. nefsindeki hastalıkları tedavi etmiş kişidir. 103-112. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. zürriyetini devam ettiriyor. hastalıklarını ve irşâd yollarını bilmeyen onları görecek basireti olmayan kul. dertlerini. 632/1234) maddî ve manevî doğum anlayışıyla birlikte ele almıştır. çoklarını helâk eder ve kalblerini öldürür.1121 Hasta ve doktor misali üzerinden bu konuyu anlatan Gazalî. mizaç ve bünyesine. manevî evlatlarına. Dolayısıyla kendi hastalıklarını tedavi esnasında tanıdığı devaları. Şâyet şeyh. mürşidler de mürîdlerini huzuru ilahîye temiz çıkarmak için hayatlarını onlara adamış kullardır. s. Hz. mürîdlerin hepsine aynı öğüt ve tavsiyede bulunursa. şeriatın 1118 www. Bu tohumlardan bazıları. Yani bedenî hastalıklarda. Mürşid. nesli kesiliyor. konmayarak. hastalığının cinsine göre tedavi cihetine gider. Sühreverdî (v. gözünü melekût âlemine açarak. seyru sulûkunu tamamlayıp. Peygamber(sav)’e tabî olduğu gibi. Âdem’in sülbüne kondular. 215 . mürîd. Meselâ. Bu manada kendisine emanet edilmiş mürîdanın sayısını.sufilive. Peygamber(sav)’in kıyamete kadar devam edecek manevî neslini devam ettiren silsile de kıyamete kadar devam edecektir. Tasavvuf Sohbetleri. şeyhine tabî olarak. s. 010909-msh-london-priority-know-ur-shaykh-is-looking-at-you. 1119 Sühreverdi. hastalığa göre tedavinin değiştiği gibi. doktorun uygulayacağı tedavide. Bu anlayışa göre. sahabenin(ra) Hz. Menâkıb-ı Şerefiyye. mürîdlerin kalblerini tedavi edecek olan mürşid de herkesin nabzına.adadıysa.1120 Şeyh Şerafeddin bu kabiliyetin neleri ihtiva edeceğini saymış ve bunları mürşid olmanın gereği olarak beyan etmiştir. elest bezmindeki suale belâ diyen zerreler. 1121 Burkay.1118 İrşadın misak ile birlikte değerlendirildiği bu yaklaşımı. 26. hastasını tanıma kabiliyetini de ele almıştır. Mürşîd-i kâmiller de.1119 Nazım Efendi’ye göre mürşid de. bazıları da.

. Bu yüzden eşine nadir rastlanan mücevherlerin arandığı gibi aranmaları ve bulunmaları gerektiğini. her gece Kadir gecesi değildir ama bütün geceler de ondan hâli değildir. Mesnevî. diğer günlere üstünlüğü misali üzerinden anlatırken.. 2933-7. temsilen ifade etmiştir. geri döndürülmeyeceklerini. amma yakut. 1124 Kıbrısî. 2. ta ki can. Tasavvuf Sohbetleri. ss. önce abdest. 15. şöyle ifade eder: “İşte onları (mürşidleri) arayınız. yakutun diğer taşlara göre değeri nisbetinde. www. müşîdin. 216 . Hz. atın üstüne binilince vurulur. gusul ve namaz gibi zahiri ibadetleri öğretir. Kolay ele geçmedikleri için pahalıdır zaten. O hemen hazır bulunmaz. s. c. hakikate cezbetmeye ve sevk etmeye benzer. İnsanların Allah(cc)’tan. Kur’ân-ı Kerîm’den. korkutmaktan ziyade müjdelemek ile yapılmalıdır. onları kamçıyla. Bu temsile göre mürşidin müjdelemesi. Hırka giyenler arasında da bir Hak fakiri vardır (sana düşen onu arayıp bulmandır). yabani atlara şeker vermek suretiyle. her bir geceyi imtihan edip O’nu bulabilsin diye. Kamçı. Kolay bulunan şey ucuz olur. diğer kullara üstünlüğünü. Peygamber(sav)’den ve İslam’dan kaçışını. arşivimizde mevcuttur. Kıymetsiz bir şey diyerekten kimse cebine alıp koymaz.1123 Nazım Efendi’ye göre mürşîd.1122 Şeyh Nazım’a göre. Ses dosyası. mürşidin de aranması ve bulunması gerektiğini şöyle ifade etmiştir: “Hak gecelerde gizlenen Kadir gecesi gibidir. öyle kolay ele geçmez. c. beleş olur. kadir gecesinin.hududunu bilmeyen ve bu yola yeni sülûk eden cahil bir kimse ise mürşid. yabani atların kaçışına benzeten Kıbrısî.saltanattv. İhyâ. zümrüt. 59-61. insanlara göre değerlidir. b. Çakıl taşını beleş topla. Ey delikanlı. elmas.org/Arşiv/Audio/EdepBuKapıda(1986). Ötekiler çok bulunduğu için hemen ayağının ucuyla tepip geçersin. yani korkutmakla. aranmadan meydana çıkmaz. Şeyh Nazım.3.”1124 Mevlanâ. 1125 Mevlanâ. Onun hak olduğu sence anlaşıldı mı ona yapış!”1125 1122 1123 Gazalî. bu devrin insanları için irşâd vazifesi.

Her murâd müriddir. Siz mi beni buldunuz yoksa ben mi sizi buldum.1127 Kuşeyrî mürîdin mürşîdi tarafından bulunması mevzunu. Mürşîdden mürîde bu muhabbetin aktarılması. hakikatte mürşîdin mürîdini bulduğunu ifade etmiştir. mürîdin murâd oluşuyla açıklamakta ve şöyle ifade etmektedir: “Her hakiki mürid aynı zamanda murâddır. 139. keramet ve/veya tasarruf kavramlarıyla da ele alınmıştır. onlardan da mürîdlerine akar. Tasavvuf Sohbetleri. “Eğer yenimi hareket ettirirsem. Peygamber(sav)’den mürşidlere. mürîdlerini yevmu’l-ezelde bulmuşlardır. evini. 1127 Kıbrısî. Sonra zahir oldu. 217 . görevlerini ve mesul olacakları mürîdlerini yevmu’l-ezelde emanet almışlardır.g. Taarruf.1130 Nakşîbendilikte. Çünkü mürîd. Kıbrısî. Nazım Efendi bu görüşünü. ben buradayım. Hz. Beni buldunuzsa niye burada bulamadınız? Bkz. Kendimden geçtim..Velayet bahsinde incelendiği üzere evliyalar. 173. dediki. ss. Uzun 1126 Nazım Efendi menkıbeyi şöyle nakletmiştir: “Mûrîdleri elhamdu lillah sizi (Şah-ı Nakşîbendî) bulduk ya seyidi demişler. Dolayısıyla aranıp bulunması tavsiye edilen mürşidler. a. Büyük küçük bütün Buharalılar benim aşıkım ve hayranım olur. Hazret o vakit bir perde yaptı.e. Allah(cc)’tan kullarına. Çünkü Allah Teâlâ onu irade etmeseydi mürid olamazdı. barkını. 158-159. Onlar nerededir diyerekten oraya buraya koşup aramaya başladılar. s. 1128 Kuşeyrî. Zira Allah Teâlâ’nın irade etmediği hiçbir şey olmaz. 1130 Hucvirî.1129 Zira Allah istemedikçe kişi mürîd olma arzusu duymaz. Peygamber(sav)’in yardımcıları olarak. 238. Durum bu olmakla beraber. s. bir Şâh-ı Nakşîbend menkıbesi1126 üzerinden izah ederek. Şâh-ı Nakşîbend’in bir mecliste.”1128 Kelâbâzî’ye göre mürîd. Allah(cc)’ın istemediği şeyi nefsi için murad etmez. kendisini kaybett i. yeninin içine çektiği nakledilmiştir. s. er-Risâle. s. o anda yaşadıklarını şöyle ifade etmiştir: “O anda benim bakışım yenlerin ucuna takıldı. Ben de bir acayip hal vaki oldu. 1129 Kelabâzî. Dükkânın içine düşmüşüm. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). sûfiler mürid ile murâd arasında fark görmüşlerdir. Bu menkıbeyi nakleden dükkân sahibi. onu mürid olmaya muvaffak kılar. aslında seyru sülûka istendiği için murâddır. Yani muhabbet. Hz. bu açıdan ele alınmıştır. mürîdin mürşidine duyduğu muhabbet de. Çünkü Hakk Sühanehû ve Teâlâ onu hususi bir şekilde irade edince. dükkânını bırakıp ardıma düşer” dedikten sonra ellini sallayıp. 139.

s. müridin nazırıyla ve onun tarafıyla olur. Nazım Efendi’ye göre mürîd.”1131 Mürşidi tanımlamanın bir diğer vechi ise. o radyolar teypler bozulur. Hz.bir zaman sonra kendime geldim. 1131 1132 Camî.. 218 . değil mi?”1132 Şeyh Nazım bu görüşünü. ne kadar çok şey bilirse bilsin. Kıbrısî bu anlayışını. 1133 Aynı eser.1135 Mürîdin mürşide olan ihtiyacını. Nazım Efendi’ye göre hakikat talibi olan mürid. Bu ayette doğru yola iletecek kişi (mürşîd). peygamber olmayan ve inanan Mü’min kimse olarak bildirilmiştir. 677/1278) hac yolculuğunda rehberlik yapan. 64. İstanbul 1985. Kıbrısî. el-Fethu’r-Rabbâni ve’l-feyzu’r-Rahmani. dokuz yaşındaki çocuğu misal getirerek izah etmiştir. Cenab-ı Allah peygamber göndermezdi”1133 demiştir. o yolda yetişmiş ve yolu bilen bir mürşide ihtiyaç duyulduğunu şöyle ifade eder: “Bir bina kurulacağı vakitte veyahut bir motorun monte edileceği vakitte veyahut bir saati yerli yerinde yerleştireceğini ustası bilir. Hoca (Nakşibend)’nın muhabbet saltanatı bütün vücudumu kaplamış buldum. dokuz yaşındaki bir rehberin. din için peygamberlerin gönderilmesine istinat ederek izah etmiş ve “Hakka giden yolda delilsiz gidilebilseydi. 1135 Geylanî Abdülkâdir.”1134 ayetini savunmuşlardır. İrşada yetkili mürşîdlerin Kur’ân’daki deliline de bu örnek verilmiş ve mürşidin gerekliliği savunulmuştur. Haz: Yaman Arıkan. “O inanan kimse dedi ki: Ey Kavmim! Bana uyun ki sizi doğru yola ileteyim. kitapların ikame etmeyeceği. Nefehâtu’l-uns. 462. Bana getirse ben ne bilirim. Bu mi salde işaret edilen nokta. ben onu çalıştırmayı bilmem. Tasavvuf Sohbetleri. bu mevzudaki diğer husustur. Peygamberlerden başka insanları irşad edecek zatların olmadığını düşünen kişilere karşı sufîler. s. Nerede kaldı ki bozulduğu vakitte onu tamir edebilelim. 422-424. Gelişi güzel korsa. “Menâsık-ı Hacc” kitabını yazacak kadar âlim olmasına rağmen Hacca gittiğinde. 1134 Mü’minûn: 23/38. zamanının büyük muhaddislerinden olan İmâm-ı Nevevî Hazretleri’ne (v. bu yolculuğunda yolunu kitap rehberliğinde bulamaz. s. ss. mürşide ihtiyacı vardır. Uyanış Yay. İmâm-ı Nevevî’yi düzeltmesidir. Evi ve dükkânımı bıraktım. Maneviyat yolunda ricalin yetişmesi için. 59.

Farklı bir ifadeyle Mü’min. 1136 1137 Kıbrısî. Bahauddin. Nevevî’nin kendi kitabından delil getirmiştir. bütün Kur’ân-ı Kerîm’i tefsirleriyle beraber ezber et. tasdik edilmiştir. mürşidlerin rehberliği zaruri olmaktadır. “Bugün sizin için dininizi tamamladım”1137 âyetini delil göstererek. Yakûbu Çerhî (v. bu görüşünü o dönem Bahauddin Nakşîbed’e arz etmiş ve onun tarafından da beğenilip. mürşidin tatbiki ve kalbî ilimlere ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn mertebelerinde vakıf olması gerektiğini şöyle ifade eder: “O kitabı kendisi yazdığı halde. Mâide: 5/3. bunların öğretildiği medreseler ve rahleler.İmâm-ı Nevevî Hazretleri çocuğa hüccetini sorduğunda çocuk. Değilsen olduğun yerde kalırsın. yerinde tatbikatını görmediği için dokuz yaşındaki çocuk onu ilzam etmiş. Mürşidin lüzumuna fazla vurgu yapıldığı ve intisâb olmadan hiçbir ilerleme olmayacağının savunulduğu bir dönemde. kendisini cehennem azabından koruyacak ve cennet nimetlerinin ilk katmanlarına taşıyacak bir düzeyde taleb ile mürid olduğunda. 298. irşâd için nazarî ve lisanî ilimlerin yetersiz kaldığını. mürşidi olmadan. ss. bu meclislerdeki vâizler ve imamlar. bütün Ehadisi Nebevîyye’nin hepsini iç. 1138 Tosun.1138 Bu hakikati de göz önüne aldığımızda. 219 . 15-16. İslam’ın temel şia’rlarını anlatan kitaplar. Bununla birlikte aşk-ı ilahî ve Allah(cc)’ın cemalinin taleb edildiği düzeyde bir mürîd olunduğunda ise. bu görüşe karşı çıkmıştır. cüz’î bir mürşid vazifesine ikame edilebilir diyebiliriz. Sen istersen allame-i cihan ol. Kur’ân ve sünnet ile amel ettikten sonra bir şeyhe intisap etmenin gerekli olmadığını savunan Yakûb-ı Çerhi. s. müridin hakikat yolundaki talebi. O. Kıbrısî’nin ifade ettiği gibi. manevi tekâmülü olup olmayacağı söz konusu olmaktadır. Bunlardan ilki mürşidin lugavî manasını karşılarken. varmış olan kimselerin elinden tutmaya sen mecbursun. imam olduğu halde orada şaşırdı. dört mezhebin imamının bütün ahkâmını ezberinde tut… İlla o yolu yürüyüp geçmiş.”1136 Bu noktada Kur’ân ve hadis ışığında hayatını şekillendiren bir mü’minin. iradesi ve muhabbetinin şiddeti mürşidin gerekliliğini belirleyici bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Tasavvuf Sohbetleri. dokuz yaşındaki delile muhtaç oldu. Şeyh Nazım bu misal üzerinden. Bundan ne mana alacağız? Yalnız kitap okumakla kimse delil olamaz. 851/1447).

ümmet-i Muhammed(sav)’in hidayet yolunu kesen. müşid-i sâdık ile mürşid-i kezzabın temeyyüz edilmesi gerekir. arzu ettiği lahzada tüm meşayıhın ervahını davet ederek görüşebilir. 616/1220) tarafından kullanıldığını ifade ettiği yol kesiciliği. şu şekilde izah etmiştir: “O mürşid-i kâzib. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî beş letâif üzerinden izah etmiştir. elest bezmindeki misakı daima hatırlaması ve hatırlatması gerekmektedir. yol kesicidir. Kıbrısî’ye göre.1140 1139 1140 Burkay. Aynı eser. 28. Kıbrısî’nin mürşid tasvirinin dışında kalanlar bu temyizde bir göstergedir. hidayete ve saadete nail olacak kimseyi alıkoyarak hakiki saadetten mahrum kalmasına sebep olur. ss. Kendi mürşid-i hakikisine tesadüf ve mülakat ettiği takdirde. Şeyh Şerafeddin. ümmi bile olsa. Sırru’s-sırrı zâkir olan mürşid. daimi suretle Hz. Ahfası zikir halinde olan mürşid. 220 . Ancak söz konusu vâiz ya da hocaların mürşidlik iddiasında bulunması durumunda. muttali olur. tüm kabir ehlinin ahval-i berzahiyyelerine vakıf olabilir. Bu izaha göre mürşid. tüm mahlûkatın tesbihâtına ve takdisâtına vakıf olması gerekir. Ulaşılan bu düşünceden hareketle. yol kesici olarak tanımlamaktadır. hicapsız bulunur. mürşidden farkı ehemmiyet arz etmektedir. Dolayısıyla Kıbrısî’nin bahsettiği zorunluluk. zemmedilen tüm kötü ahlaktan kalbini temizlediği için kalb letâifi zâkirdir. ikincisi için olduğu görülmektedir. Böylece yol kesici olur. bu misakı tanımadan irşâd vazifesini üstlenenleri. Menâkıb-ı Şerefiyye. halk içinde mürşidlere ikame edilen vaiz ve imamların. Peygamber ile sohbet ve mülakat edebilir. Ahfau’l-Ahfa makâmındaki mürşid. Bu makâmdaki mürşîd. tüm Kur’ân ayetlerini en aşağı üçer mana ile tefsir edebilecek ilme ve namazın hakikatlerine vakıf olması gerekir.”1139 Bununla birlikte hakiki mürşid ile yol kesici mürşidin temeyyüz edilmesindeki şart ve alametleri. bir hardal tanesi kadar dahi olsa. Mesela mürşid. Peygamber’in huzurunda. Dolayısıyla onun. Sırr letâifi zâkir olan mürşid. Şeyh Nazım’a göre tasavvuf terbiyesiyle icazet almayan kişinin mürşid olarak telakki edilmediği aşikârdır.ikincisi ıstılahtaki manasını karşılamaktadır. Levh -i Mahfuz’a. 32-35. s. Melaike ile ülfet edebilir ve hatif-i Rabbaniye muhatab olabilir. istediği zaman Hz. Abdulhâlik-ı Gucduvanî (v.

Peygamber(sav)’i görmeleridir.1142 Dolayısıyla Nazım Efendi’ye göre mürşidin bulunması. Nazım Efendi. seyru sulûkun başladığı andır. Hz. Hakikat yolcusu bir Mü’minin. 41. s. ss. Nazım Efendi’ye göre. Bu durumda olan mürîd. Tasavvuf ve Tarîkatlar. Bununla birlikte Kıbrısî’nin beyan ettiği hatifu’r-Rabbânî. Nazım Efendi’ye atfen yazılan bir eserde irşâd. bu husussu.Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin yaptığı bu tevcih. olgunlaşma sürecinde mürşid ve/veya kitabın rehberliğini bir misal üzerinden izah eden İmâm-ı Kuşeyri. başka bir kurtuluş yolu bulmaz. 17. Hz. onun irşad anlayışına dayanmaktadır. Dolayısıyla. tasavvuf ıstılahının en temel kavramlarından biri olarak ele alınmış ve onun haricindeki manaları da kullanılmamıştır. Sufi Meditation. mürşidliğin ileri makâmlarında bir bağ olarak ifade edilmiştir. 483-484. hevâ ve hevesine tapar. Nefes nefese ve tedrici bir surette tarikatın adâbını öğretecek bir üstada sahip olmayan mürîdin durumu da böyledir. Hz. irşadda mürşidi görmenin önemi hususunda da görülmektedir. Mirahmadi. Peygamber(sav)’e varis evliya ve mürşidler. 1144 Kıbrısî. Yani ashabı diğer Müslümanlardan farklı olarak temeyyüz ettiren şey. Yılmaz. Hz.1144 Onları arayıp bulan ve onlara tabi olanlar. Kıbrısî’nin mürşid telâkkisi. Onların gayesi Allah(cc) olduğu için kendilerine tâbi olanları. 317. er-Risale. Peygamber(sav) ve mürşîdler olarak tefsir edilmiştir. “… Evlere kapılarından girin”1141 ayetinin tefsiriyle izah edilmiştir. s. kıyamet gününe kadar insanlara rehber olacaklardır.”1143 Kıbrısî’nin ıstılahtaki manasıyla ele aldığı mürşid anlayışı. Sahabe-i Kiram’ın Peygamber Efendimize(sav) tabi olduğu gibi merâtib 1141 1142 Bakara: 2/189. Hakk’a ulaştıran yoldaki uygun usulle yaklaşmayı temsil eden kapılar. s. yapraklansa bile meyve vermez. 1143 Kuşeyrî. maksutlarına vasıl ederler. Peygamber(sav)’i görerek tâbi olan ashab misaliyle izah etmiştir. bir bakıma bu mevzunun ıstılahtaki çizgisini belirlemiştir: “Bir başkası tarafından dikilmeksizin kendiliğinden yetişen ağaç. 221 . Tasavvuf Sohbetleri. sözlük anlamı olarak hiçbir zaman kabul edilmemiş.

Bu yüzden bakışları Allah(cc)’ın nuru. iki kavram arasında derecelenmiştir.. Tabi olmayanlar ise İmâm-ı Nevevî’nin şaşırıp kaldığı gibi kalırlar.1147 Istılahta mürşidin ulaştığı manevî makâm ve kemâlat derecelerine göre tanımlanan. tutuşları Allah(cc)’ın yed-i kudretiyle olur. Meselâ Mevlanâ Celaleddin-i Rumî (v. 889/1484) göre mürşid-i kâmil. şeyhin önemini. onların mertebelerine göre tasnifidir. mürîdlerini de Allah(cc)’a sevdirir. Mesnevî. usta olmadıkça öğrenebiliyor mu? Hile kılı kırk yarar ama usta olmadıkça hiçbir sanatı elde edemez! Mezar kazmak. Tasavvuf Sohbetleri. fikirden doğacak değil ya! Fakat Kabilde bu anlayış olsaydı Hâbili başı üstünde taşır mıydı? Ben bu ölüyü.. Mevlanâ. Ebediyete Davet. Eşrefoğlu Rumî. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasnifi. Ank. diğeri mürşid-i kâmil olan bu iki kavram arasında sırasıyla. yol alırlar. Yanına gelenlerin müşkülleri çözülür. s. Eşrefoğlu Rumî’ye (v. bir mürşid-i kâmil kavramı vardır.”1146 Hakiki mürşidin tanımlanmasından sonraki husus.kateder. TDV yay. 1995. Böylelikle Allah(cc)’ı mürîdlerine. 17. s. mürşid-i tezkiye. 1298-1304.1148 1145 1146 Kıbrısî. mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye gibi kavramlar manevi mertebelere delalet etmektedir. Mustafa.. 1148 Kara. düşünceden. ss.1145 Istılahta mürşidin önemi farklı açılardan ifade edilmiştir. 222 . şu dizelerle ifade etmiştir: “Dikkat et de bak! Bizim bu aklımız. en bayağı bir sanat. 1147 Hakkâni. ölü bir kargayı ağzına almış. amel ve tasarruf sahibi kişidir. bu kana. hemen geldi.. b. toprağa karışmış ölüyü ne yapayım. Birisi mürşid. mürîdin kişisel gelişim sürecinde. c. sahih bir silsileye dayanan.. düzenden. 4. 671/1273). nasıl yok edeyim der miydi? Bir de gördü ki bir karga. ilim. mürşid-i teberrük. hiçbir sanatı. 186. 167-168.

velayet mertebelerindeki bir noksanlıktır. bu durumu bir teşbih üzerinden ifade eder. mürşîd-i kâmil mertebesindeki marifet.1149 Nazım Efendi’nin ifade ettiği bu noksanlık. Nitekim mürşid-i kâmil. kendinden sonra kendi lisanından konuşacak birisi olmayan mürşîd. Hakka giden yolda mürşidlerin tasarrufları.1151 Nazım Efendi’ye göre mürşidlerin bir diğer tasnifi ise. yani ne kadar zikirle yürüdüğünü bilmeyen mürşid. dilediği kimseyi kemâle erdirebilir. müridlerini mürşid-i kâmile yönlendirmesi gerekmektedir. mürîdinin tekâmülü hususunda kifayetsiz kalır ki onlar irşadda noksandırlar. hallerinin pek çoğunda kendisine hâkim olan. Zira itikadî veya amelî noksanlığa haiz bir kulun. tüm mürîdlerin manevî tekâmülünü murakabe edebilecek yetide olmalıdır. Şeyh Nazım. diğer mürşidlerin tasarrufunda olmayan bir mertebeye ulaşmıştır. Bu manada Sadreddin-i Konevî (v. hiç şüphesiz. ilahi isim ve sıfatların bütünü idrak edebilecek düzeydedir. kullandığı vasıtalara göre çeşitlenmektedir. Kıbrısî’nin ifadesiyle. 1151 el-Hakkânî. Bu mertebede. Bu yüzden mürîdlerinin manevî ilerleyişlerinin gerisinde kalan mürşidler. Buna göre bazı mürşidler yol bilir. kendisini gören ve huzur halini yaşayandır. vefatında dahi noksandır.1150 Bununla birlikte Şeyh Nazım’a göre mürşid-i kâmil. “ekmellik” makâmına ulaşmış mürşiddir. s. ibtidaî kemalât mertebelerinin tamamını kat etmiştir.Nazım Efendi’ye göre bir mürşîdin kemali. bu hal ve makâmlardan hiçbirinin kendisini sınırlamadığı. bazılarının 1149 1150 Kıbrısî. Mürşid mertebesindeki marifet. Konevî. Tasavvuf Sohbetleri. Farklı bir ifadeyle mürşîd. Bazı mürşidler yolu atıyla alır. Farklı bir ifadeyle. 120. taşı bile kendi lisanından konuşturan kişidir. s. ilahi isim ve sıfatların bazılarını idrak edebilecek düzeydeyken. s. Çünkü mürîdinin hangi süratle seyrettiğini. yalnız bindirecek vasıtası olmadığı için yürütür. Tasavvuf Metafiziği. Mürşid-i kâmil ise. Şeyh Nazım’ın terminolojisinde mürşîd olarak tanımlanmadığı bilinmektedir. onun kendi lisanı ile konuşacak zatları yetiştirmesiyle ölçülür. 186. 140. mürîdlerini kemâl derecelerine vasıl etmedeki tasarruflarına göre yapılmıştır. 223 . Ebediyete Davet. Bu kemal derecesine varmış bir mürşîd. 673/1274)’ye göre mürşîd-i kâmil.

tesir bakımından ikisinin de birliğini gör! Bir zaman seni toprak gibi yeşertir. Mevlanâ. cennetin kokusunu alamaz!”1155 1152 1153 Kıbrısî.da mürîdlerini taşıdıkları traktörleri vardır. 224 . Mevlana Celaleddin-i Rumî’ye göre. kahır ateşi seni taşır. Bu manada hikmetle davet. s. Nahl: 16/125. 60. şişirir! Arifin bedenine cemad vasfını verir de orada neşeli güller.. onun lûtuf dalgaları.e. mürîdin terbiyesinde kendine has metotları kullanabilir. 545-549. nesrinler bitirir! Fakat bunları o görür..g. a. mürşidin müridine olan muamelatına göre de tasnif edilebilir. bir an gelir. başkası değil.1152 Bu mevzuda Sühreverdî (v. Kimilerinin treni. Bu muamelatı belirleyen durum. götürür! Kahrını. mürîdin canı yanar ve mürşidinden hoşnutsuz olur. 4. b.”1153 ayetine istinaden savunmuştur. c.. her mürîdin ihtiyaç ve kabiliyetine göre ayrı ayrı irşâd usulü seçebileceğini. Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin. bir zaman seni sevgilinin havasıyla doldurur. 124-125. 1154 Sühreverdî. 632/1234)’nin görüşleri. hidâyete erenleri de çok iyi bilir. Her insanın durumunun farklı olmasından hareketle Sühreverdî. mürîdin zahiri kabiliyetlerine ve batınî hallerine göre faydalı olanı emretmektir.e. mürîdin tedavi edilecek manevi hastalığına göre çeşitlenmektedir.. sana kanat kesilir. Kıbrısî’nin düşüncelerini besleyen tasavvuf terminolojisinden bir misaldir. lütfunun zıddı sayma pek.. bu durumdaki mürîde şöyle nasihat etmiştir: “Bir zaman olur. Mürşîdin tedavi ettiği bu hastalık derin ise.. Tasavvuf Sohbetleri. “(Rasûlüm!) Sen. kimilerinin de uçağı vardır. 1155 Mevlanâ. yüzeysel ise mürîd tedavinin acısını dahi duymaz.g. Kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O.1154 Bu irşad metodları.. a. içi temizden başkası. Sühreverdî’ye göre mürşidler.. sadece nasihatla değil. ss.

Birr. Tirmzî. 1159 Bu tezde bkz. ss. Bu zat 24 saat içerisinde 24 bin lafza-i celâli ve beş bin salavat-ı şerifeyi ifaya muktedir ve müdavim olmalıdır.g. Mürşid-i tasfiye olan zat.. 1160 Kıbrısî. Ayrıca etbâsını ve mürîdanını. 1158 Atay. tüm kâinat ve melekût içinde kaybolmuş olsa dahi. Makamlar ve Seyr u Sülûk ile İlgili Kavramlar/h. mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye kavramları hakkında. s.1158 bize göre kabz ve bast hallerinin nasıl anlaşıldığı ile de ilgilidir. dört mezhebin menhiyatından sakınması gerekmektedir. a. nefsin ve şeytanın hilelerinden muhafaza etmeye muktedir olmalıdır. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Meselâ mürşid-i teberrük olan zat. Söz konusu izaha göre bu kavramlar. bunlara nazar ve iltifatı olmaması gerekmektedir. 81. mürşîdlerin kemal mertebelerine anlam kazanmıştır. Beş adet irşada mezun 1156 1157 Atay. mizah duygusuna sahiptir… Dahası Şeyh Nazım. şakalaşmayı sever. 24 binden 70 bine kadar zikr telkin etmeye mezun olmalıdır. Şeyh Şerafeddin’e göre bu zat.1159 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tanımlamasını yapmadan beyan ettiği. Nazım Efendi’nin bu hali. 36. sokak serserilerinden. Hz. bazı mürîdleri tarafından “Tebessüm sadakadır. Tasavvuf Sohbetleri. 82. 82. Mürşid-i tezkiye olan zat.Kabz ve Bast Hali . Şeyh Nazım’ın mürîdleriyle ve diğer insanlarla olan muamelelerinde gözlemlediğimiz rıfk özelliği bir antropolojik çalışmada şöyle ifade edilmiştir: “Genel olarak Şeyh Nazım’ın cana yakın ve sevimli bir kişiliğe sahip olduğu söylenebilir.”1157 hadis-i şerifiyle ilgili yorumlansa da.Nazım Efendi’ye göre irşâd makâmında bulunan şeyh. beş bin lafza-i celâli ve beş bin salavat-ı şerifeyi telkin ve tavsiyeye mezun olmalıdır. 225 . Allah(cc)’ın razı olmadığı bir haldir. mürşid-i teberrük. Bu zat müctehid-i mutlak mertebesine ermiştir. mürşid-i tezkiye. her zaman cebinde çevresinde doluşan çocuklara vermek üzere şeker bulundurur ve her şeyden önemlisi. Çünkü Nazım Efendi’ye göre memnuniyetsizlik ifadesi olan kabz hali ve onun çehrelerdeki yansımaları. mürşidin en yüksek mertebesidir.e. bir saat zarfında 700 bin adet zikre tayy-i lisan ile muvaffak olmalıdır. Hemen her zaman neşelidir. Mürşid-i terbiye. 60.1160 Şeyh Şerafeddin’e ait izahat mevcuttur. s. Peygamber(sav)’in özelliği olan rıfk ile muamele etmesi gerekir. uyuşturucu kullananlara ve punkçulara kadar her tür insanla konuşmaktan kaçınmaz”1156.

Asım Efendi. Kamus Tercümesi. c. Kâhire 1987. 376. Şergavî Hasan. İstanbul 1852. 1163 Hûd: 11/34. s.olmalıdır. bir an bile Allah(cc)’tan 1161 1162 Burkay. birbiriyle ilintili bir şekilde şöyle yapabiliriz. bu okumalarla insanlara yol gösteren kişidir. irşâda icazetli manasındaki mezun kişidir. Lisânu’l-Arab. Enbiyâ: 21/17. hidayet nuruyla kendi kusurlarının farkına varıp kemâle ulaşma arzusunda olan ve bu olgunluk eğitimini verecek bir mürşide bağlanan kişi için kullanılır.1163 Tasavvuf ıstılahında mürîd. ss. O nur ile levh-i mahfuzu okuyan. yaklaşmak gibi anlamlara gelmektedir. c. Mu’cemu’l-vasît. istemek. mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye gibi tasnifleri vardır. Hz. irade etmek anlamında kullanılmıştır. Tevbe: 9/107. İbn Manzûr. MÜRÎD: Mürîd.1162 Her ne kadar Kuran-ı kerimde mürîd kelimesi geçmiyorsa da kelime kökü olan “e-ra-de”. Bahriye Yay. Müessesetu’l-muhtar. Her daim “elestu” hitabını duyan ve o ahde sâdık yaşayan mürşîd. Peygamber(sav)’in misak günü yüklendiği emaneti paylaştığı seçkin ruhaniyetlerdir. 248. 368. Komisyon. 22. Allah(cc)’ın nuru kendisinde bulunan. s. mürşid-i teberrük. muhtelif yerlerde istemek. Bir saat zarfında 24 bin müridi can çekişmekte dahi olsa.. irade etmek. 1164 Zubî. 226 . Mürşîd.5. 40-43. Mucemu’s-sufiyye. Menâkıb-ı Şerefiyye. nefsindeki hastalıkları tedavi edip nefis tezkiyesini tamamlayan. 2. mürşid-i tezkiye. 124 bin evliya. s. Mürîd ismi taşıyan kişi. Mürşidler aynı zamanda Peygamber(sav)’e de tabi olmuş kişilerdir. hepsinin imdadına aynı anda yetişmesi gerekmektedir. c. 381.1161 Nazım Efendi’nin genel tasavvuf anlayışı içerisinde telakki edilen mürşîd tanımını.1164 Farklı bir ifadeyle mürîd. Mucemu’lfaz es-sufiyye. Dâru’l-Cebel. Kâhire 2004. nazarı ve iradesini sırf Allah’a yönelten kişi demektir. Mürşidlerin mürşid-i kâmil olma yolundaki mertebelerine göre sırasıyla. s. s. Memduh.

Ünal. Uludağ. Mürîd. TTS. Hz. 526. sahabe derecesinden aşağıda ve tabiîn cümlesinden olmuştur. Tasavvuf Sohbetleri. İstanbul 1985. s. s. a. 1169 Ramazanoğlu Samî. sahip olduğu kitabî.g. onu taleb eden olduğu için. nefsini tezkiye etmek isteyen. 132. nur sahiplerine tâbi ve teslim olandır. acziyetini bilip medet isteyen. 221. et-Taarruf. s. mürîdin tekâmülü için. Peygamber(sav)’i madden hiç görmediği halde.başkasına yönelmeyen kişi anlamına da gelmektedir. Kur’ân-ı Kerim’i okuyarak İslam dinini yaşayan Müslümanlar ile Kur’ân-ı Kerîm’i (Hz. Bu misale göre.1169 Farklı bir ifadeyle mürîdin. Kervan Yay. Allah(cc)’ın nuruna ihtiyaç duyan. 6. 62. tatbikî ve kalbî ilme tebdil eder.. Ayrıca bu tezde bkz. İslam’ın öz bilgisine ancak tarikat disiplini içerisinde ve mürşîd-mürîd ilişkisiyle 1165 Tehânevî. Tuygun. Erzincan 1997.1167 Nazım Efendi’ye göre mürîd için görerek rehber edinme onun yakînini artırır. 64. c. 1. Muhammed ümmeti içinde. her iki cihanda da Allah(cc)’tan başka muradı yoktur. Mürîd. Hakkâniyye içerisindeki mürîdler tarafından da ileri sürülmektedir. s. maneviyattan gelecek nuranî feyze ve ilme ihtiyaç duyan. O’nun batınından manevî feyz aldıysa da. Kıbrısî’nin mürşîd anlayışından hareketle. 1168 Kıbrısî. Keşşâf. 1167 Aynı eser s. Londralı mürîdlere göre.1165 Nazım Efendi’nin mürîd tanımı. Ta’rifat. O’nun sohbetiyle müşerref olmadığından.. imdat taleb edendir. bu tanımı şöyle yapabiliriz. Musâhabe. ıstılahtaki mürîd anlayışından farklı değildir. 227 . Kelâbâzî.1168 Sufîler içerisinde bu görüş. s. mürşid ihtiyacını izale etmez aksine. c. Cürcanî. s.1166 Mürîd. İradesi Allah(cc)’ın iradesiyle tecerrüd ettiği için onun. 158-159. s. TTDS. ss. soyut ve lisanî bilgileri. Nazım Efendi’nin görerek tâbi olma hususundaki görüşü. ss. 1166 Kıbrısî. mürşidinin sohbetinde bulunması ve onun maddî nazarlarından feyz alması gerekmektedir. 124. 263. Bu açıdan bakıldığında Üveys-i Karanî. 15-16. Sahabe-i Kirâm’ın. Cebecioğlu. 174.Mürşîd. Pîr-i Sami Hazretleri Hayatı ve Sohbetleri. mürşidini sureten görmesi. Kıbrısî bu durumu Kur’ân misali üzerinden izah eder. Üveys-i Karanî ile mukayesesi şeklinde de savunulmuştur.e. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlae/c. Peygamber’i) görerek Sahabe olanların farkı irşada görmenin önemi için kullanır. mürşîdi vesilesiyle.

ziyerette bulunanlar da olmaktadır. Farklı bir ifadeyle. şeyhini madden mi yoksa sureten mi gördüğü konusu. 297. 1173 Aynı eser. kalbi masivâdan arındırma ve cilalamadır. şer’î bilgi ve amellere ek olarak mürşîdin gösterdikleridir. Yani onlara göre amaç. mürîdin önünde yürüyen adamdır. Batı’da bir Nakşî Cemaati. mürşidine ait görüntüleri izleyen bir mürîdin.1170 Mürîdlere göre İslamî bilginin öz kaynağı olan şeyhin (Kıbrısî’nin) belli bir ortamda sadece bulunması bile İslamî bilginin tezahürüdür. Hakkânî mürîdleri arasında net değildir. nefsin tezkiye edilmesi ve kalbin sevgiyle doldurulması şeklinde genel olarak ifade edilmiştir. onları arınmaya ve saflığa götürür.vasıl olunur. Şeyh Nazım’a ait videolar ile kifayet edenler olduğu kadar. Bir mürîdin şeriat bilgisine sahip olması elzemdir ancak. Mürîdin himmeti şeyhi geçti mi mürîd zapt olmaz. Mürîd 10. Aynı eser. arınma. 1172 Stjernholm. 37. s. Lefke Tekkesine her fırsatta gelerek. 112-113. Hâlidiyye-i Hakkâniyye mürîdlerinden. s. bu konuyu şu ifadelerle izah eder: “… Onun için mürşîd-i kâmil. O şeyhin kuvvetinin yetişmediğine delalettir. Mürîdler. dinamik bir süreçten geçmektedir. Son yirmi yılda yaygınlaşan bu teknolojiye bağlı olarak günlük hayatımıza giren bu durumun tasavvufî boyutu. 228 . canlı olarak paylaşılan sohbet videolarının. Avrupa’daki mürîdlerin Tarikat-ı Hakkâniyye’de bulunma gayeleri. 56.1172 Bu gayelere vasıl olan şeyhe.000 tesbih çekerse buna mukabil şeyh 1000 tesbih çekerse mürîdler deli olur. hal tutar ve kendisi hallenmeye başlar. mürîdi maksuduna ulaştıracak olan şey. bu ihtiyacı karşılayıp karşılamadığı. ibadet ve zikir vesilesiyle saflığa ve duruluğa ulaşmayı hedeflemektedirler. mürîdleri yakınlaştıran her türlü fiil. mürşid-i kâmillere havale edilmelidir. rabıta kurar.1173 Nazım Efendi’ye göre tâbi oldukları mürşidleri makâm olarak geçen mürîdler. batınî ve zahirî libaslar ile ona benzemeye çalışırlar.1171 İnternet üzerinden. başka âlemlere düşer. bu anlayışla Şeyhlerine yakın olurlar. bu dönem için vuzuha kavuşmamış bir mevzudur. kendinden geçer. Nagshbandi-Haqqani. Onun için şeyh. s. Bâyezid-i Bestamî’nin 99 şeyh değiştirdiğini misal veren Kıbrısî. 1170 1171 Atay. Müridler taat. ss.

ss. Yani şeyhi derecesinde muhabbet. Risale-i Murâkabe. muhabbetullaha dönüşmek yerine şeyhte ifrada düşmesi) daha fazla olursa. Eğer sâlikte muhabbetullah’tan eser bulunmazsa. 229 . huzur ve fena olarak ifade edilen bu üç makâmın üçüncüsü ise aşığın iradesinin. Yani gerek letâiften. Şemseddin-i Nakşibend (v. Bu üç makâm. maşukun iradesinde kaybolması olarak tanımlanmıştır. Hakkâniyye’yi. 186. s. kötürüm olur. tarikat-ı cezbe veya tarikat-ı muhabbet olarak nitelendirmiştir. 28. Nakşbendî. 1177 K. s. Peygamber(sav) seviyesinde ve Allah(ac) seviyesindedir. Sufi Meditation. ne kadar zikirle yürüdüğünü bilmesi lazımdır ve de bilir. şöyle ifade etmiştir: “Eğer sâlikte muhabbetullah bundan (fenâ fi’ş-şeyh muhabbetinin. Adnan. Hakk’ta bu üç dereceyi yaşar ve fenâ fi’llah makâmına gelir. meczubu ilahî olur. 20-39. Hakkâniyye yayınları içinde olan ve Nazım Efendi adına yazılan bir eserde yer almaktadır.1177 Bu muhabbetten ötürü Hâlidiyye-i Hakkâniyye. Mürşid seviyesinde. 1176 Mirahmadi. o salike. huzur halidir. Ebediyete Davet. gerekse seyri murakabeden bihaber olur. Muhabbet. cezbenin ziyade ifradı dahi zuhur edip. aşığın maşukundaki daimî huzur hali başlar ki. Bu izaha göre. Şeyhinin makâmına yaklaşması ve o makâmı geçmesine izah olabilecek süreç. huzur ve fenayı (fenâ fi’r-rasul) yaşadıktan sonra. huzur ve fena makâmlarını geçen mürîd (fenâ fi’ş-şeyh). şeyhine muhabbet duyar. 92. bu durum zamanı ve mekânı aşkın bir birliktelik olarak. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. üç derece ayrı ayrı tahakkuk eder.manevî kuvvetiyle mürîdlerin hangi süratle seyrettiğini yani.”1174 Nakşibendiyye yolunda savunulan bu anlayışı. Eserde bu durum üç makâm olarak izah edilmiştir. 1280/1866). tarikat-ı râbıta 1174 1175 Hakkânî. Meğer mürşîdi kâmil ola…”1175 Mürîdin. mürîd. Bu muhabbetten kaynaklanan rabıtanın devamı neticesinde. ikinci makâm olan Peygamber(sav)’de muhabbet. s. rüyet-i Rasulullah nasib olmayıp.1176 Mürîdin mürşîdine olan muhabbetteki öneme atfen Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî.

birçok manevi egzersizden. Bu yeteneği elde etmesi için. Cezbe olmaz ise ünsiyet (bağlılık) hâsıl olmaz. ünsiyet ve rıza olarak izah etmiştir. 1180 Gazalî.1180 Maddi varlığı bir avuç topraktan başka bir şey olmayan insanın aslî varlığını. Kendinde yürümenin alameti. şevk. 230 . Aynı eser. ss. o nisbette kendinden gâib olup.1178 Futuhâtu’l-Hakkâniyye adlı eserde. Muhabbetin aslı ise maddi alanı meydana getiren unsurlardan. 505/1111). mürîd için bu süreci sırasıyla. Nakşîbendî yolunda katedeceği mertebeleri. daha parlak ve diri hâle getiren muhabbettir. Adnan.1181 Mürîd Allah(cc)’tan gayrı herşeyden ilgisini kesmelidir. 1183 Camî. İslamî Benliğin İç Yüzü. 802/1399) şöyle ifade etmiştir: “İşin başı kendinde yürümek (teemmül ve tefekküre dalmak) ve kendinden gitmek (kendinden geçmek)dir. bu ilişki muhabbet. ateşten ve topraktan değildir.1179 İmâm-ı Gazalî (v. 1178 1179 K. aşk nisbetinde olur ve aşırı muhabbetin neticesidir.1182 Mürîdin. dünyayı aydınlatmayı muhabbetten öğrenir. 4. Kendinden gâib olarak Hak Teâla’nın huzurunda olmak. kendinden geçmektir. c. ss. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). 72-73. en kolay vasıta ile taşıyan mürşidin vasıtasına geçişi tavsiye eder. s. sevgilisinin huzurunda bulunur.”1183 Her mürşidin farklı bir tasarruf ve vesileyle mürîdini maksuda götürdüğünü söyleyen Kıbrısî. Âlauddîn-i Attar (v. Bu yolda geçerli olan esas budur. Buna izaha göre mürşîd ile mürîd arasında muhabbet olmaz ise. İnsanın yaradılışı. çile ve nefs mücadelesinden geçmesi şarttır. s. ss. Çünkü mürîd bu bağ sayesinde enâniyetinden sıyrılıp şeyhinin iradesinde fanî olur. ss. Allah(cc)’a duyulan.35-36. Tasavvuf ve Tarikatlar. muhabbetten aldığı kuvvetle. Bir kimse ne kadar çok aşıksa. 74. kendisine perde olunca. ss. muhabbet. Sevgi H. bir mıknatıs gibi şeyhindeki ilahî marifetleri ve Rabbânî tecellileri kalbinde toplar. Kayseri 1995. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Bu durumda mürîddeki muhabbet. rüzgârdan. Seyyid Burhaneddin Muhakkik-i Tirmizî. fenâda fenâ hasıl olur. fenâ hasıl olur. 286-350. Mülk ve melekut âlemleri talibe örtülü olup ona (masivayı) unutturursa. Sâlikin kendisi.olarak da adlandırılmıştır. cezbe ve ünsiyet üzerinden izah edilmiştir. ateşini aşktan alır. 1181 İkbâl. Ahmet. 75. 542. 1182 Kara. 92. İhyâ. 27-29. sudan. cezbe hâsıl olmaz.

91.Maksuda en kolay yoldan götüren mürşîdlere tâbi olmakdaki temel amaç ilahî rızadır. durmağa. s.e. “İnsanların gözbebeği olan insanı ara. Yolda yayan giderken arabalı rast gelirse arabalıya bin. s. insanların gözbebeği olan insanı. a. aç’ deyip arşa bastıracak adam da var.”1188 ayeti. gözünü yum. Nazım Efendi’nin bu konudaki tavsiyesi. 1186 Mevlanâ. yorulan da bizden değildir. tırnak miktarı dahi olsa ilerleme yönünde gayrettir. bu ayetin kendisinde tahakkuk ettiği ana ve sonrasındaki mertebelerine kadar devam etmelidir.. nasıl olsa aynı yolda yürüyüp gidiyoruz’ Yahu arabalı da var. 1189 Kıbrısî. Bunda düşünecek bir toplum için ibretler vardır.” sözüyle ifade etmiştir. göklerde ve yerde ne varsa. bu mevzu aynı zamanda mürîdin yolda olmasıyla alakalıdır. Nazım Efendi’ye göre mürîdin yoldaki cehdi. Buna göre yorulan. ‘Yok canım işte bizimki var ya. Arabalıyı bulursan parayla değil ya bu.e. bazısı tren sahibi. O yolda sefer Allah rızası içindir. Ancak.1189 1184 1185 Sebe: 34/47. Mesnevî. a. İlerlemek için yorgunluk değil gayret gereklidir. mürîdin yolda olup olmadığının bir göstergesidir. 1188 Casiye: 88/13.”1185 Bu anlayışı Rumî.. 1187 Kıbrısî. Hakkâniyye içerisinde evliya bahsinde sıkça telaffuz edilmiştir. Bu yürüyüş yerleri ve gökleri fethedinceye kadar olmalıdır. hepsini sizin emrinize vermiştir. Bu amacı unutmadan yolda ilerlemek gerektiğini Kıbrısî şöyle ifade etmektedir: “Onların içerisinde. Yoldaki mürîdin edebi konusunda bir düsturu Şeyh Nazım-ı Hakkânî. ss. b. mahkûmdur.g. bazısı vapur sahibi. “Duran da. adamı atla yürüten var. ne yapalım ağır ağır yol keseriz. bazısının tayyaresi var.1187 “O. Bazı yol göstericiler de ‘elimi tut. Bazılarının traktörü var. c. 231 . 2225. bazılarının arabası var. Sürücüler ‘sizden bir karşılık istemem’1184 sınıfındandır.g. 61-62. insanların gözbebeğini!”1186 ifadesiyle belirtmiştir. Tasavvuf Sohbetleri.2. 91. Kıbrısî. Mürîdin mürşîdine karşı edebleri ile de. duran derviş de gerilemeye. Hangisini istersen bul bir tane de.

İngiliz mürîdlerin mavi. 3. Şeyh Nazım’a vekillik vazifeleri yüklenmişlerdir. Bu mürid. gömlek ve geniş yelek üzerine giyilen çeşitli renklerde sarık olsa da. 232 . Arap ve Afrika ülkelerinin yerel kıyafetleri de tercih edilmiştir. 87. Osmanlı usulü şalvar. Kâşânî. a. 2008 yılında Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin Şamdaki tekkesine yaptığımız çalışmalar süresince. Hak ile halkta tasarrufta bulunmaktır. kimileri ise bulundukları ülkelerdeki tüm mürîdlerden sorumlu. Allah’ın 1190 1191 Tehânevî. Şeyh Nazım’ı hatırlayarak ruhanî ve fizikî yakınlık kurmak ve berekete nail olmak amacıyla giyinenler olduğu kadar. uzak Asya ülkelerinin.1190 Bu makâma erişmek için kulun nefsinde fanî olması ve Hakk’ta bekâya ermesi gerekir. s. Almanya’da vazifeli olan bir mürîd.1192 Bâtılı mürîdlerin tekkelerinde ve evlerinde giydikleri bu kıyafeti neden tercih ettikleri sorulduğunda genelde üç cevap gelmiştir. Arapların yeşil.. ıstılahta. İslam’ın en iyi yolunda olmanın (Nakşibendiyye) verdiği gururla. Mürîdlerin tamamen özgür tercihleriyle çeşitlen bu renklerin. kıyafet ve sarık gibi dış görünüş itibariyle.1191 Tarikat-ı Hakkâniyye yolunda yaptığımız araştırmalarda farklı etnik köken ve ulusa mensup mürîdler ile karşılaştık. c. Almanların mor. umumiyetle tercih ettikleri. tekkedeki tüm zikirlerin zakirbaşılık görevini ifa etmiştir. sakal.g. Mürîdlerin Lefke dergâhında da tercih ettikleri kıyafet usûlü genelde aynıdır. s. 79. Istılahâtu’s-sufiyye. 1158/1744)’ye göre velayet. ss. Tanık olduğumuz bu mürîdlerden kimileri yeni ihtida etmiş. 1528-1529. Şeyh Nazım tarafından ifade edilmiştir. Amerikalı ve Afrikalı mürîdlerin kırmızı renk sarıkları. Nazım Efendi’nin Osmanlı usûlü kıyafet tarzını tercih ettiği gözlemlenmiştir.e. kimileri seyru sulûkun başında.Seyru sulûktaki şart olarak beyan edilen devamlılık ve neticesinde tüm mevcudatın kula musahhar kılındığı mertebe. Bu kıyafet genelde. velayet kavramıyla mana kazanmıştır. ülkelere göre şöyle dağıldığı söylenmektedir. Keşşâf. Tehânevî (v. Türklerin beyaz. 1192 Atay.

79. söz verme. Hz. Mu’cemu’l-vasiyt. 50. ruhunu kuşatan kafesten kurtulmuş bir nûr gibi olduğundan. 1196 İbn Manzûr. 1193 1194 Stjernholm. 41.1197 Kur’ân-ı Kerîm’de bey’at.1196 El ele tutuşarak yapılan bu fiilden dolayı bey’at. Hz.” Feth: 48/10. 220. s. s. 557-558. ss. Lisânu’l-Arab. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Şeyh Hişam’ın ifadesiyle. Peygamber(sav)’in bu asırdaki manevî mirasçısıdır. Allah(cc)’a yapıldığı. aynı Peygamber(sav)’in anda ve daima bulunmaktadır. Ayrıca bu ayetlerde. Peygamber(sav)’e yapılan bey’atın. Firüzebadî. s. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. ve Sahibu’z-Zaman(as)’ın.övdüklerinden olmak için giyenler de vardır. Peygamber(sav)’in gücü. s. 1198 “Sana bey’at edenler ancak Allah'a bey’at etmiş olurlar. kendilerini vahhabî ve selefî gruplardan ayıran bir tarzdır. Komisyon. s. 1. söz verme manasında zikredilmiştir. Allah’a verdiği sözü yerine getirene. tokalaşma ve musafaha manasına da gelir. 705. Bazı mürîde göre ise bu kıyafetler. BEY’AT: Satın almak manasına gelen bey’ kelimesinden türemiş bey’at kelimesi. ss. mürîdleriyle beraber olsa bile yirmi dört saat boyunca aynı anda üç yerde ruhanî olarak hazır olur.1195 d. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. Şeyh Hişam’ın da ifade ettiği bu anlayışa göre Şeyh Nazım-ı huzurunda Kıbrısî. 233 . Şeyh Nazım-ı Hakkânî. lügatta. Hz. üç ayette. bu yüzyılda. Ondan başka bu bilgilerin kaynağı olan evliya yoktur.1194 Londra’daki mürîdlere göre Şeyh Nazım. Peygamberimiz(sav)’in davranış ve görgüsüne sahiptir.1199 Hz. onda zuhur etmiştir. 1197 Curcanî. 1195 Aynı eser.1193 Hâlidiyye-i Hakkâniyye mürîdlerine göre Şeyh Nazım. 219. Onlara göre Kıbrısî. Ta’rifat. Hz. miraç ve mehdi gibi hadiselerin manevî boyutu hakkında yegâne bilgi kaynağıdır. Allah büyük bir mükâfat verecektir. akid yapma anlamlarına gelmektedir. c. 83. Kabe’de Haceru’l-esvedin Medine’de altında. The Struggle for Purity. Kamûsu’l-muhît. Atay.1198 bey’at edenlerden Allah(cc)’ın razı olduğu bildirilmiştir.

Osman.1203 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Talak. İmarât. Buharî.org/be’at. s. mürşidine sâdık ve bağlı kalacağına. hırsızlık yapmamak. Cebecioğlu. 234 . 72. bey’atı. Kıbrısî’nin ve Hakkâniyye vekillerinin bey’at alış şekilleri. TTDS.1202 Bey’atın yapılışı ve gayesi. hicri birinci asırda. 99-100. s. ss. 1202 Zubî. haramlardan ve münkerden kaçıp. asasını uzatarak da bey’at vermiştir. mürşîdine verdiği söze. hayırlara ve faziletlere sarılacağına söz vermesidir. ss. 1201 Buharî. c. 41-42. 561/1166) tarafından tarikat geleneği olarak uygulanan bey’at. saltanat. Hakk” esmalarını mutedil 1199 1200 Feth: 48/18. Abdülkadir-i Geylanî (v.1201 Tasavvuf ıstılahında bey’at (inâbe. 1203 Türer. İlk halkaya dâhil olamadığı için dış halka veya halkalara yetişen mürîdler. Müslim. Allah(cc)’a hiçbir şeyi eş koşmamak. İlgili görüntüler video arşivimizde mevcuttur. hemen hemen bütün tarikatlarda aynıdır. Ahkâm. Bu bey’at hükümleri Hz. evlatlarını öldürmemek.1200 kendisine itaat etmek ve her zaman Hakkı konuşmak üzere. en yakınında bulunan mürîdin sırtlarına ellerini koyarak. 1204 www. Bu halkada şeyhle birlikte bulunan herkes üç defa “Allahu. Müslim. Tarikatlar döneminde yaygınlaşan bey’at uygulaması. Rasulünü ve mürşidini şahit tutmasıdır. Allahu. el alma.1204 Hakkâniyye içerisindeki uygulamalarda. iftira atmamak. 2. hırka giyme töreni şeklinde icra edilmiştir.75-76. video kaydı olarak arşivimizde ve bazı internet sayfalarında mevcuttur. TTS. tasavvuf ıstılahındaki manasıyla kullanmış ve genel uygulamalara benzer bir şekilde gerçekleştirmiştir. mürîdin. tevbe edip bir daha günahlara dönmeyeceğine. Allah(cc)’ı. Bu esnada bu olaya tanık olan diğer mürîdler bir halka oluşturarak ellerini bey’at alan kişinin üzerine koyarlar. Allahu. İmare. Uludağ. Mümtehine: 60/12 . madden iştirâk ederler. Tasavvuf. Bey’at töreni uygulaması tasavvufun ilk dönemlerinde icra edilmediğinden. Mu’cemu’s-sufiyye. bey’at veren şeyhin eli üstüne. Biat Maddesi. İz. mürîdin. intisab.Peygamber(sav) Mü’minlerden. 124. kendisine kayıtsız şartsız teslim olacağına. bu bey’ati alan kişi elini koyar. oluşan bu manevi ortama. Peygamber(sav)’e Kur’ân-ı Kerîm’de bildirilen emirdir. 43. 88. 123. 6. tasavvufun ilk dönem eserlerinde bu konuya yer verilmemiştir. bey’at almıştır. TDV İA. el verme). Şeyh Nazım. s.

s. 98. yoksa İslam dininde sebat için mi olduğuyla ilgili bir bilgiye rastlamadık. halkanın ekseriya. kadın vekil tayin ederek. Peygamber(sav) bey’at alırken elini uzatır. Me’a’l-Enbiyâ. 1209 Fetih: 48/10. şeyh ile mürîdin bire bir ve diz dize oturduğu bir meclis anlatılmıştır. Beyhakî. bir su kabına el batırarak. diz dize gelmeksizin yapılmaktadır. saltanat. 1. 235 . Sonra şeyh bir defa “Şüphesiz Sana bey’at edenler gerçekte Allah’a bey’at etmektedirler. c. ucundan tutarak.bir ses ile tekrar ederler. 2/447-448. s. 363-364. Delâil. gerekse internet üzerinde yayımlanan bey’at hadiselerinde. Ancak Müslüman bir ailede dünyaya 1205 1206 www. c. 607. Bu uygulama şeklinin. ashabla el tutuşurdu. 2/99. ortaya bir bez parçası uzatıp. doğal olarak gelişmiş olduğu kanaatindeyiz. 1210 K. tasavvufî anlayışta yer almış ve sufilerin bey’at uygulamalarına temel teşkil etmiştir. 186.1208 Fütuhât-ı Hakkâniyye adlı eserde bey’atın yapılış şekli tarif edilirken. Adnan.org/be’at. s. Bundan sonra Şeyh mürîde dua yapar ve halkada bulunan herkes dağılır. Asım. Köksal. Bu bey’atin tarikat yolunda alınan ders için mi. Hakkâni Dergâhlarının yaygınlaşdığı ve mürîdân sayısının hızlı arttığı bir süreçte. Gerek şahsen tanık olduğumuz. “Estağfiru’llah e’l-Azîm ellezi la ilahe illa huve’l-Hayyu’l-Kayyûm ve etubu ileyh” tevbesini okur. Muhammed(as) ve İslamiyet. Alusî. kapı veya pencere arkasından sözle yapmıştır.1206 Bayan sahabelere bey’atı. Şeyh Nazım’ın uygulamasından şeklen farklılaşmaktadır. Afifi. s. Peygamber(sav)’in bu uygulaması. M. s. Kim ahdini bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Hz. İlgili görüntüler video arşivimizde mevcuttur. ihtida etmiş gayr-i müslimler olduğu dikkatimizi çekmiştir. s.1210 Burada tarif edilen bey’at. İbn Esîr. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 28. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Mefâtihu’l-gayb. Kıbrısî’nin irşâd vazifesini devralmasından sonra oluştuğu şüphesizdir. 1207 Razî. 1208 Yılmaz. bey’at başlangıcında mürîd ile beraber üç defa. eline bez sararak. Kâmil. Tasavvuf ve Tarikatlar.1205 Hz. 81. Bununla birlikte bu değişimin. 267. 14. Adnan Kabbanî’nin yazdığı bu esere göre şeyh. Ve kim Allah’a vermiş olduğu sözü tutarsa Allah ona büyük bir mükafat verecektir”1209 ayetini okur. c. Yani bey’at. Rûhu’l-meânî.1207 Hz.

hepsi şahadetime tanık oluyorlardı. benim Müslüman oluşuma ve Nakşibendî-Hakkânî tarikatına girişimde bulunuyordu…”1212 Lefke Dergâhında yaptığımız gözlemlerde ve video görüntüleri üzerinden şahit olduğumuz bey’atlerde. Tez araştırması için yapılan bu ziyaretten elde edilen ses ve görüntü kayıtları ses arşivimizde mevcuttur. Yani bey’at her iki gruptaki insanlara aynı şekilde uygulanmaktadır.gelmiş. hem de zaten Müslüman olup da tarikata girenler için yapıldığını söyleyebiliriz. doğal yollarla aralarından çıkamayacağım bir grup adamın içinde kaldım ki. istisnai bir durum olduğu kanaatindeyiz. The Struggle for Purity. Aniden. İhtida eden mürîdlerin bey’attan sonraki sevinçli tavırları. araştırmacı. 36. Dolayısıyla araştırmacının yaşadığı hadisenin. Ancak. 236 . bey’attan sonraki zamanlarında.1211 Dolayısıyla bu ritüelin hem mühtediler. s. ilk akşam dergâh şeyhiyle konuşmak isterken yaşadığı bey’ati şöyle anlatmaktadır: “Beni Şeyh’in (Abdul Hamid. bu kanaate varılmıştır. Şeyh. aynı şekilde icra edilen ritüelle. mühtedilerin. Totenham Dergâhına giden araştırmacı. Gözlemlediğimiz bu kişiler. Bunun üzerine Şeyh Abdul Hamid elimi tuttu ve diğer kardeşler etrafımda halka oluşturacak şekilde toplandılar. Müşâhede ettiğimiz bey’atlerin tamamında. 1212 Stjernholm. Nakşibendî-Hakkânî Cemaati’nin Londra’daki faaliyetlerini inceleyerek. aldığına şahit olduk. Olanlar benim beklediklerim değildi. Müslüman olmayı ikrar ve tasdik eden şahadet kelimelerini. bizzat yaşadığı bey’at tecrübesine yer vermiştir. heyecanlı ve istekli oldukları görülmüştür. Londra Dergâhında yaşanan. toplum içinde ne tür bir işleve sahip olduğunu anlamak amacıyla yapılan bir tezde. dergâh Şeyh’inin de bilinçli bir şekilde iştirak ettiği bu olayın ardındaki anlayışı analiz 1211 2006/Mayıs ayında yapılan bir görüşme esnasında tanık olunmuştur. Tez araştırması için Londra. Şeyh. orada Şeyhe anlayamadığım Arapça bir şeyler söyledi. Lonrdra görevlisi) önünde beklemem için götüren hoca (dergahın eğitmeni). tekrar etmem için söylemeye başladı. bir Türkiye vatandaşının Lefke Tekkesinde/Kıbrıs Nazım Efendi’den tarikat bey’atını. etrafındaki mürîdlerle kucaklaşması ve müsafaha yapması gibi gözlemlerimize istinaden. namaz ve zikir meclislerine devam etmişlerdir. Londra’daki gibi oldubittiye getirilerek yapılan bir şehadet ve bey’at dikkatimizi çekmemiştir.

bir âdeti ile ilgilidir.etmek için. 5/244. Bu tefsire göre kelime-i şehâdet. Firdevs. bitti. silsilede Nazım Efendi’den önceki üçüncü Şeyh olan Ahmed Sugurî (v. onun kalbine saadet mührünü basıyordu. her türlü korktuğundan kurtulur. Bu daireye. s. kurşun kalır mı? Sen ne zannettin “La ilahe illallah” demeyi? Peygamber-i Zişan’ın “La ilahe illallah” dediği bir tevhidini mizanın bir kefesine koysalar. 1215 Kıbrısî. “La ilahe illallah kelimesi. iblis.1215 Nazım Efendi. tesirini göstermeden. “…kim oraya girerse güvenlik içinde olur…”1213 ayetini Nazım Efendi. O. bütün beni âdem için. 1299/1882)’nin. Şakayla tetik atan adamın attığı kurşun vurmaz mı? Öldürmez mi? Yahu ben şakayla tetiğe dokunmuş idim! Şaka diye vurmadan. son nefeste o imanı ondan almaya imkân yoktur. s. incelememiz gerekir. Azabımdan emin olur. Kelime-i şehadeti söyledikten sonra onun imanını bütün dünyada insu cinnin adedince şeytan olup üzerine gelse. Ebu Nuaym. Kıbrısî’ye göre Allah(ac)’ın kalesi gibi olan bu dairede bulunan bir kimseyi. 237 . insanlar. âlemler için mübarek ve doğru yol gösteren Kâbe’den bahsetmektedir. bütün ümmet-i Muhammed’in(sav) ve onunla birlikte bütün geçmiş ümmetlerin hepsinin günahlarını öbür kefeye koysalar. emin olunan dairedir. benim bir metin kalemdir. Her kim girer çıkmaz ise. 5. 3/192. cin ve ins topluluğu dışarı çıkaramaz.”1214 hadîs-i şerîfi ile tefsir etmiştir. Hilye. 6.”1216 Kelime-i şehadetin Hakkâniyye yolunda nasıl anlaşıldığı ile ilgili karşılaşılan diğer misal ise. İbrahim’in(as) dininden. Tasavvuf Sohbetleri. Nazım Efendi bir sohbetinde bu durumu şöyle anlatır: “Sugurî Hazretlerinin âdeti oydu ki. kelime-i şehadet getirmek suretiyle dâhil olurlar. hiç çıkmayacak nakışla nakşediyor. 96. her kim huzuruna gelirse diz be diz oturtup kelime-i şehadeti getirtirdi. 1216 Aynı eser. Aynı Surenin 95. ayeti. isterse şaka yoluyla söylesin. kelime-i şehâdetin şaka yoluyla söylenmiş olsa dahi bu daireye girileceğini şu cümlelerle ifade etmiştir: “Bir kere söyledi mi. tüy gibi tartar. 1214 Deylemi. Nakşibendî-Hakkânî yolunda kelime-i şehadetin nasıl anlaşıldığını. kelime-i şehadetten sonra şöyle dua ederdi: ‘Ya Rasulallah! 1213 Âl-i İmrân: 3/97. ayeti. hiç ehemmiyeti kalmaz. Öyle büyük bir zât huzurunda kelime-i şehadeti okuyan kimsenin kalbine.

Aynı yer. bu vazifenin devam ettirilmesi için. Şeyh Nazım Efendi’nin yaptığı hafî duanın.com. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. insanları ebedî saadete sevk etmektir. kelime-i tevhide verdiği bu anlam görülmektedir. 1219 Tafsilatı için bu tezde bkz. keramet sahibi velî kulun amacı. Hz.sufilive. bu şehadeti. Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. Hakkâniye içerisindeki uygulanışında. Nazım Efendi.Bu okuduğumuz kelime-i şehadeti sizin hazineye koyduk. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. size emanet eyledik.”1220 1217 1218 Kıbrısî. tasarruf ve hizmet gibi anlayışlarla bir bütünlük teşkil etmektedir. Şeyh Nazım’ın velî. Dolayısıyla bey’at ayinlerinin akabinde. Farklı bir ifadeyle.. 49. Farklı bir ifadeyle Şeyh Nazım -ı Hakkânî. 1220 www. kendisiyle beş dakika dahi olsa görüşenlere kurtuluş müjdesi verildiği söylenmiştir. bu anlayışın da etkili olduğu kanaatindeyiz. 092508-msh-fenton-6am-comeasyouare. Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde manevi bir vazife olarak yerini almıştır.”1217 Bey’at anlayış ve uygulamalarını şekillendiren bu anlayış. Bu manada velayet mertebesinde. Abdullah-ı Dağıstanî’den bununla ilgili şu ifadeleri nakletmiştir: “Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye şeyhlik vazifesi ve icazeti verilirken. kerâmet. tasarrufunu. 238 . Şeyh Saruhî’nin. Peygamber(sav)’in emriyle. Tasavvuf Sohbetleri.1219 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin bey’at anlayışında ve uygulamalarında. s.1218 Bugün karşılaştığımız bey’at ritüellerinin. Hakkâniyye’ye Camiâsına ait bir özgünlük olarak nitelendirebileceğimiz bu anlayış. insanların imanları ve ahiret sadetleri için kullanırlar.2. emir aldığını ve Şeyh Ahmed-i Sugurî’nin bu vazifeyi manen tasdik etmiş olduğunu. Bu vazifenin ise. Kıyamet gününde bu emanetimizi isteriz’. Ahmet Sugurî’nin duasındaki temennileri içerdiği şüphesizdir. bey’at esnasında kelime-i tevhid-i ikrar ettirdiği zaman. rahmanî tecellilere ayna olan evliyâ. Hz. Kerâmet. Şeyh Ahmed-i Sugurî’den sonra devam ettiği görülmektedir. Peygamber(sav)’e emanet etmekte ve mürîdin. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den. ifade etmiştir. son nefesindeki imanı için dua etmektedir..

1223 Âl-i İmran: 3/200. ümmeti. Peygamber(sav)’e.1227 manalarında tercüme edilmiştir. 112-113. Son nefesten önce imanı tamam olmamış ümmetin imanlı dönüş yapmaları için. Kur’ân-ı Kerim’de. 1226 Kehf: 18/14. rapteden anlamlarına gelmektedir. bu anlayış üzerine inşa edilmiş. Peygamber(sav) tarafından vazifelidir. iliştirmek manalarına gelen “ra-ba-ta”. ss. noksan olarak Rablerine dönmeleri.Hz. Kur’ân-ı Kerîm’de. Londra’da gerçekleşen bey’at hadisesinin. s. Bu düşünceden hareketle. parça bütün ilişkisinden kaynaklanmaktadır. savaşa hazırlıklı ve uyanık bulunma. muhkem bir kale gibi görülmekte ve şakayla dahi söylendiğinde bu kaleye sığınıldığı anlaşılmaktadır. İman etmiş olarak emanet edilen ümmetin. o dönemin kutupları. Muhammedu’l-Emîn’in. Mü’min olarak teslim edilmiştir. 1222 Firuzebadî. Bir vakit namazdan sonra diğer vakti bekleme fiili. kutub. c. Hz. rabıta kelimesinin köküdür. Lisânu’l-Arab. kelime-i şehadetin ikrar edilmesiyle. böyle bir vazifeyi ifa etmiş olmaktadırlar. Dolayısıyla bey’at alan zatlar. iki şeyi birbirine bağlayan. 1225 Enfâl: 8/11. Kutub.1221 e. Bey’at ve kelime-i şehadet hususu ile ilgili olarak dikkatimizi çeken bir diğer konu ise. İbn Manzûr. emin ismine mugayirdir. Peygamber(sav) ve misâk gibi konularla ilgili yönleri vardır. 1224 Enfâl: 8/60. Hz.3.1224 kalbleri (birbirine) bağlamak.1222 Bu kökten türeyen kelimeler. 667. Rabıta 1221 Tafsilatı için bu tezde bkz. RABITA: Arapça’da birleştirmek. Rabıta. 5. Kamûsu’l-muhît.1225 metanet bağlama. bir cüz olarak nitelendirebileceğimiz bey’atın. Bu bağlamda Nazım Efendi’nin küllî tasavvuf anlayışı içerisinde. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b.1226 kalbini pekiştirme. taklidî bir uygulama olduğu şüphesizdir. “rabitune” ile ifade edilmiştir.1223 bağlanıp beslenen atlar. 239 . bitiştirmek. Bu yönü şöyle özetleyebiliriz: Yevmu’l-ezelde Hz. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. Peygamber(sav).Binaenaleyh bey’at esnasında ikrar edilen kelime-i tevhid.

İstanbul 2000. 1233 Safî. Bu sevgi vesilesiyle mürîd. Tasavvuf ve Tarikatlar. kâmil evliyanın huzurunda hissetmesidir. 1230 Tevbe: 9/119.1232 aslında Şâh-ı Nakşibend (v. Sey-Tac Yay. ss. rabıta edin ve Allah’tan sakının ki. TTDS. 1. 1242/1826) ile ihdas edilmiş olduğu iddiasına istinaden.1231 Hâlid-i Bağdadî (v. Mu’cemu’l-faz. Süleymaniye Vakfı Yay. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.1236 Nazım Efendi’ye göre rabıta. Rabıta ve Nakşibendilik. 75. Buna göre rabıta mürîdin basiret gözüyle mürşidine nazar etmesidir. tasavvuftaki rabıta anlayışının temelini oluşturmuştur. 1235 Âl-i İmrân: 3/200.1234 Fütuhatu’l-Hakkâniyye adlı eserde “Ey iman edenler! Sabredin. Şeyh Abdullah’ın 1227 1228 Kasas: 28/10. s.1237 Bu akışın mahiyeti hususundaki izah. Reşahât.kelimesinin Kur’ân-ı Kerîm’deki manaları. Yılmaz. 74.1233 Dolayısıyla Rabıtayı şirk olarak görmek. Cebecioğlu. bid’at ve şirk olduğu savunulan rabıtanın. 231. 149.. s. ss. rabıtasını mürşidine yapması uygun olmaz. Mirahmadi. Gündüz. 113-115. Mutasavvıflara göre “Sâdıklarla beraber olunuz”1230 ayeti bu konudaki ölçüdür. s. TTS. Mektubât-ı Mevâna Hâlid. 70-75. Rabıta ve Nakşibendilik. 240 .1228 Tasavvuf ıstılahında rabıta. Peygamber(sav)’in huzurunda ya da O’nun varisleri olan. 18-19. kulun kendini ilahi huzurda. Hz. s. 1236 K. mürşid ve mürîdler arasındaki ilahî akışlara vesile olur. 1234 Aydın. 1237 Kıbrısî. ss. Rabıta ile ruhanî bir olgunluğa erişen mürîdin. zihnî planda mürşidi ile beraberlik halinde olmaya başlar. 289. s. Abdulbâki. 791/1389) tarafından tavsiye edildiği bilinmektedir. ss. 23-53. Sufi Meditation. s.1229 Nakşibendîlikte asıl olmamakla birlikte önem atfedilen rabıta. Sahib Esad. Şergavî. 507. 1232 Aydın Ferit. Adnan. c. 1231 Eraydın. sevgi anlamı yüklenerek diğer tasavvuf okullarında mana olarak vardır. Râbıta. Uludağ. ss. Keşşâf. Haz. 326-327. 299-300. Allah’a rabıta yapmak manasında olan murakabe tavsiye edilir. Adıyaman 2000. el-Mu’cemu’l-mufehres.: Dilaver Selvi. ss. Tasavvuf ve Tarikatlar. 838. 8. 62. Tasavvuf Sohbetleri. felaha ulaşın”1235 ayeti delil getirilerek sufîler ve evliyalar açısından rabıtanın tanımı yapılmıştır. mutasavvıfların rabıtadan ne kastettiğini bilmemeye ve onu tasavvufi bir hal olarak yaşamaya bağlı olarak ulaşılmış bir yargı olduğu görülmektedir. s. 1229 Tehanevî. Çünkü bu haldeyken. Kemal Yıldız. s..

Şeyh Esad-ı Erbilî’ye (v. Buna göre mürşid ile mürîd arasında muhabbet olmaz ise. a. bir bölgeye internet sağlayan ana sunucular ile onlardan veri alan bireysel internet kullanıcılarına benzetir. kulu. s. cezbe hâsıl olmaz. cezbe ve ünsiyet üzerinden izah edilmiştir. kalbî bağ ile kendisine rabıtalı olanlara aktarır. şahsî bilgisayarlara veri aktarmasına da benzetilmiştir. Çünkü mâsivanın girmemesi için gözetlenmesi gereken yer kalbdir. Cezbe olmaz ise ünsiyet (bağlılık) hâsıl olmaz.. “kişi neyi düşünüyorsa onunladır ve odur” düşüncesinden dolayı rabıtanın da mahalidir. 010909-msh-london-priority-know-ur-shaik-is-looking-at-you. s. Bazı Nakşibendîler rabıtayı “şeyhe tam muhabbet” diye tarif etmişlerdir. Allah(cc)’a yaklaştırıcı bir rabıta gibidir. Üçüncü olarak da gıyabında mürşid ile manevî birlik ve muhabbet tesis etmektir. Lisans Tezi. s. 1396/1975) göre doğa ve sanata duyulan 1238 1239 K. Bu aktarış sunucu bilgisayarın. Muhammed Es’ad-ı Erbilî’nin Hayatı. 1240 Tosun.g. şeyhindeki ilahî marifetleri ve Rabbânî tecellileri kalbinde toplar. Kalbi dünyevî düşüncelerden temizlemek ve korumak. rabıta ile aynı kökten türemiş. Basılmamış Y. sevgi ve muhabbetin neticesidir. kalbe.com.1240 Rabıtanın tesir mahali olan kalb. 140. “ribât” denilmiştir.e.1238 Şeyh Hişam mürîd ile mürşidi arasındaki bu bağı. Risale. Vahit. www. 92. Bahauddin Nakşîbend. Bu manada kula Allah(cc)’ı sevdiren her şey bir vesiledir. ağ üzerinden. Nurettin Topçu’ya (v. rabıtanın genel kabul görmüş tanımında da yer almıştır. Adnan. Çünkü mürîd bu bağ sayesinde enâniyetinden sıyrılıp şeyhinin iradesinde fanî olur. Şeyh Nazım’ın vekilleri tarafından yapılan izahlara göre bu akış.sufilive. Bu gayelerde önem kazanan muhabbet. nebata ve hayvanata duyulan sevgide. Ankara 2002. Bu durumda mürîddeki muhabbet. 1242 Göktaş. Bu birliktelik ve muhabbet vesilesiyle mürşîdin hali mürîde yansıtılır. mürşîdin ruhaniyetinden feyz almak ve onun vasıtası ile Allah(cc)’ı hatırlamak.sohbetlerinden derlenen eserlerde mevcuttur. s. görüntülü sohbet video kayıtlarımızda mevcuttur. Mürşid Peygamber(sav)’den aldığı marifet ve muhabbeti.1241 Muhabbetin mahalli olan kalb.1239 Nakşîbendilikte rabıtanın özet olarak üç gaye için yapıldığı kanaati yaygındır.593.1242 İradesi olmayan cemadata. Eserleri ve Tasavvuf Felsefesi. 241 . Beden ile nefsin irtibatını sağlaması dolayısıyla. muhabbet. 1350/1931) göre rabıta. 316 1241 Kuşeyri. “ribat” kelimesiyle ifade edilmiştir.

92. kul ile Allah ilişkisini izah edecek yönden Topçu. aynı zamanda inci tanelerini bir arada tutan ipe benzeterek. bir mürîdin.1243 Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de telkin edilen ve uygulanan rabıta. İstanbul 2004. s. Kültür ve Medeniyet. ss. s. s. vagonlardaki yolculara ve tüm ümmet arasındaki muhabbet ve bağı da rabıtaya benzetmiştir. 1245 Aynı yer. mürîdleri. bir mürşîd elinde. Tasavvuf Sohbetleri. nefsindeki hastalıkları gideren ve onu. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 242 . evliyaları..1244 Nazım-ı Kıbrısî rabıtanın temin ettiği harmoniyi. Hz. mürîdlerin kendi içlerinde de bir ahenge vesile olur. mürşîdin ruhaniyetinden feyz almak ve onun vasıtası ile Allah(cc)’ı hatırlamak olan bu üç gayenin haricindeki bir gaye ise. ayrılmayın”1249 ayeti bu konuda delil gösterilmiş1250 1243 1244 ve rabıta.1246 Hâlidiyye-i Hakkâniyye. polislerin merkezle ve birbirleriyle olan telsiz bağlantılarına benzeterek. Bu muhabbet ise. Bu misalde Kıbrısî. 1250 Mirahmadi. tarikat-ı râbıta olarak adlandırılır. Çünkü doğada ve sanatta bulunan ilahî nakışlar. insanda terapi etkisi oluşturan.sevgi. Peygamber(sav)’in nurunu. Nurettin. mürîdan arasındaki uyumu temin etmektir. s. Şeyh Nazım-ı Hakkâni’ye göre rabıta. 1248 Aynı eser.1248 Nazım Efendi’ye atfedilerek yazılan başka bir eserde “Hepiniz Allah’ın ipine sarılın. vagonlara. Kalbi dünyevî düşüncelerden temizlemek. Allah(ac)’ın huzuruna dağınık gidilmemesi gerektiğini ifade etmiştir. Kıbrısî. 1247 K. 74. Sufi Meditation. 30. 82. Şeyh Nazım. 1249 Âl-i İmrân: 3/103. Degah Yay. Adnan. bu ahenge vesile olan rabıtayı. insan ruhuna decredilmiş muhabbet duygusunu harekete geçirir. mürşîdi ve yolunda olanlarla râbıtayı kesmemesi yönünde tavsiyelerde bulunur. Hak Dost 4. yaratılanların hizmetine hazırlayan vesilelerdendir. ilahî sevgiye dönüşebilir. Nakşibendilikteki üç gaye için yapılmaktadır. lokomotife. 1246 Kıbrısî. 75.1245 Şeyh Nazım’ın bu hususta verdiği bir diğer misal ise tren üzerinden olmuştur. 62.1247 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin Hakkâniyye’yi tarikat-ı cezbe veya tarikat-ı muhabbet olarak da nitelendirdiği olmuştur.

Konevî’ye göre talep edenle edilen arasındaki teveccüh aynı zamanda ortaya çıkarsa ve muhabbet her iki cihetten birden gelirse. “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse. Allah onları sever. 1253 Mirahmadi. şeyhlerine olan yakınlıklarını muhafaza etmek için. 673/1274)’ye göre talep edenle edilen arasındaki münasebet. ilahi divana doğru yolculuk yapmaktadırlar. kul tarafından Hakka doğru olduğunda “teveccüh”. vagon ve yolcular arasındaki bağı. Sufi Meditation. Ümmetin evliyalarını temsil eden vagonlarda ise her evliyanın affı için dua ettiği Mü’minler vardır. 1254 Konevî. ss. Buna göre Peygamber(sav). Allah(ac)’tan aldığı ilahî kuvvet ve kudret ile bir trenin lokomotifi gibi kendisine bağlı 124 bin vagonu çekmektedir. s. bu kanaate delil getirilmiştir. Bu örnekte belirtilen lokomotif. bazen de ikisini birden cezbeder. Âl-i İmrân: 3/32. 1256 Kelâbâzî. Rabıta bu münasebet hükmünün ve suretinin mecrasıdır.1251 Bu yolculuğun Kur’ân-ı Kerîm’deki delili olarak “Deki.e. bazen iki taraftan birisini cezbeder. “icabet” olarak isimlendirilmiştir. onların Allah(cc)’ı sevmesi sonra zikredilmiş olduğu. Buna göre cezbe. Kıbrısî’nin görüntülü sohbetlerini izlediklerini ve Avrupa’daki vekillerini ziyaret ettiklerini ifade 1251 1252 Mirahmadi.1254 Bununla birlikte. onlar da Allah'ı severler…”1255 ayetinde Allah(cc)’ın onları sevmesi önce.g.1256 1991’den beri Nazım Efendi’nin Londra ziyaretleri gerçekleşmediğinden. ss. a. 16.1253 Sadreddin-i Konevî (v. onlardan her birisi seven ve sevilen olur.. et-Taarruf. Bu anlayışa göre muhabbet. (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki. Kuşeyrî. 30. lokomotife odaklanarak. Rabıta. 243 . s. Avrupalı mürîdler. er-Risâle. 158-159. 1255 Mâide: 5/54. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın”1252 ayeti ifade edilmiştir. Rabıta ve muhabbet ile yolcular vagona. 100-101. rabıta oluşturmaktadır. 238. eğer Allah’ı seviyorsanız Bana uyun. Tasavvuf Metafiziği. mutasavvıfa içerisinde. vagonlar.örneklendirilmiştir. ikisinin arasındaki rabıta ile olur. muhabbetin yukarı makâmlardan aşağıya doğru olduğu yönünde kanaat daha yaygındır. Allah(cc)’ın muradından sonra kulda zuhur etmektedir. s. Hakk’tan kula doğru olduğunda ise.

1260 Mirahmadi. sevgilisiyle geçirdiği anlarla itminana ulaşmayan bir âşık açısından. mürîdin sürekli mürşidinin huzurunda bulunmak istemesi olarak ifade edilir. Aynı eser. Bu tecrübenin nakledildiği çalışmada. 1261 Aynı eser. geliş terminaline yaya olarak ilerlerken. Bu tecrübeyi paylaşan Londra’lı mürîd. ss. ilahî huzura vâsıl olmaktır. rabıta ve murakabe gibidir. sürekli beraber olma haline benzetilir ve rabıtayla mürîdin fiziki mekânları aşkın bir buluşma içinde olacağı düşünülür. Allah(cc)’tan bir işaret istemiştir. Lefke ziyareti yaptıkları görülmüştür. 1259 Kıbrısî. şeyhi vasıtasıyla tüm silsile şeyhlerinden Peygamber(sav)’e ruhanî olarak bağlantı kurması gerektiği.1261 Rabıta ile ulaşılan ilahî vuslatı. uçaktan. Bu bağlantının amacı ilahi enerjinin kalbte toplanması ve toplanan nur ile nefsin ve şeytanın kalbte bıraktığı süfli kirlerden arınmak olarak ifade edilmiştir. Sufi Meditation.1260 Misallerdeki vurgudan anlaşıldığı üzere kul açısından rabıtanın nihaî amacı.1258 Mürîdler tarafından bir vird olarak yapılan rabıta. Bu manada kâğıtın tutuşmasına vesile olan mercek. 48. nefsin kalbte bıraktığı kirlerden temizler.1257 Bununla birlikte Kıbrısî’nin görüntülü sohbetleri ya da vekilleri ile tatmin olmayan müridlerin. Bu durum. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. nurun kalbi kandilini tutuşturması ve 1257 1258 Stjernholm. 103. Dolayısıyla her yerde bulunan ilahi nur. 76. ss. bu işaretin Allah(cc)’tan olduğu kanaatine ulaşmıştır. Hakkâniyye mürîdânı tarafından verilen farklı bir örnekte rabıta. Bu amaçla. zamanlamasının doğru olup olmadığından emin olmadığı için. s.e. hatme izahlarında geçmektedir. 48. Allah(cc)’ın nuruyla nurlanmak.g. semadan dikey olarak uzanan gökkuşağı gördüğünü söylemiştir. . aynı zamanda hatme-i hacegan zikirlerinin başlangıcında toplu olarak yapılmaktadır. a. kimsenin görmediğini fark edince. Şeyh Nazım’ı ziyarete giden bir mürîd. s. 47. Mürîdin El Kitabı. kalbte toplanan bu enerjiyi. Kıbrıs havaalanına indiğinde. güneş ışığının bir kâğıt üzerinde mercekle toplanmasına benzetir. s. bu tür tecrübelerin birçok mürîd tarafından yaşandığı ifade edilmiştir. bu ziyaretin uygun olup olmadığını görmek için. 61.etmişlerdir.1259 Hatme-i haceganda yapılan rabıta esnasında mürîdin. rabıta ve murakabe vesilesiyle kalbte toplanarak. 244 . Hakkâni mürîdleri. 49. Çevresindekilere göstermek istediği gök kuşağını.

sahib olduğunda tasarrufta bulunmak ve sahib olduğu ile mukayyed olmak anlamına gelen “sa-ha-be” kökünden müştaktır. İbn Manzûr.1269 arkadaş. s. beraber yürümek gibi manaları da vardır. Peygamber’i gören. zikredildiği ayetlere göre. 1262 1263 Kıbrısî. beraber oturmak. Peygamber(sav)’in manevi meclisinden alırlar. dost olmak. s. aynı kökten türemiştir. 275. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Lisânu’l-Arab.1262 Bu manada düşünüldüğünde. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.1263 İmanla Hz. 1267 “İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın ashabı. gemiye binenler (ashab-ı sefine). Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar. s. sahib olmak.1266 iman edenler (ashab-ı Musa). müridine yansıttığı meclistir. Kim nefsinin cimriliğinden. s. 1265 “Biz de onu ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık. Isfehanî. 287. 1268 “Medyen ehline…” A’râf: 7/85. 1270 “Kendisiyle konuşmakta iken arkadaşı ona dedi ki…” Kehf: 18/37. 137. Hz. Tasavvuf Sohbetleri. hicret edenleri severler. Ruhâni kabiliyetlerin aktarıldığı bu mecliste aktarıcı olan mürşidler. Allah’tan bir lütuf ve hoşnutluk ararken ve Allah’ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir…(Haşr: 58/8-9) ayetleri Hz. rabıta. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Isfehanî. el-Müfredat.1270 olarak da tercüme edilmiştir. hırsından korunursa. Firuzebadî.1267 ehil (ashab-ı Medyen). f.” Ankebût: 29/15 1266 “Yoksa gerçekten Ashâb-ı Kehf ve Rakīm’in…” Kehf: 18/9.1265 mağraya girenler (ashab-ı kehf). Onunla beraber bulunan ve bu imanla ölen kimselere verilen sahâbî kelimesi. Sohbet.1271 Mutasavvıflara göre sohbet. SOHBET-HALVET: Sohbet kelimesi. s. Bir kimse ile dostluk kurup onunla yar ve hem dem olmak. İbn Manzûr. Bu yansıma kabiliyet aktarımı olarak da anlaşılır. 1271 Bu mallar özellikle. c. ‘Eyvah yakalandık’ dediler…” Şuarâ: 26/61.7. Lisânu’l-Arab. 245 . s. bu halleri Hz. 286. 104. Sufilere göre. s.7. Ta’rifat. c. mürşidler Hz. el-Müfredat. malik olmak.aydınlatması şeklinde de ifade etmiştir. 275. Peygamber(sav)’den bugüne kadar evliyaullah ile gelmiş ve kıyamete kadar sürecek olan ilahî nuruna vasıl olmak için yapılır. 46. 15. Peygamber’in ashabı için indirilmiş ayetlerdir. 1269 “Eyke halkı da peygamberleri yalanladı…” Şuarâ: 26/176 . mürşid-i kâmilin ruhundaki kabiliyetleri.1268 halk (ashab-ı Eyke). eşlik etmek anlamına gelen mastardır. Kamûsu’l-muhît. 1264 Cürcanî.1264 Bu kelime.

Bununla birlikte ilk dönem sufileri. TTS. s. Peygamber(sav)’in sohbetinde bulunarak gönüllerini insanlığa hizmete açan Sahabe-i Kiram(ra). istifade edene sâhib denirdi. s. şeyh-i sohbet. 246 .’ Derd i. anlamını sohbet kelimesinden almaktadır. 505.1274 ehil ve hevesli gördükleri muhiblerle özel sohbetler yapar. 577. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Peygamberlere(as) tebliğin emredilmesi gibi ehemmiyetlidir. İslam’ın tebliğinde en yüce modelleri oluştururlar.1277 Hz. s. ss. Tasavvuf Sohbetleri. Yılmaz. sahabe açısından bu önemi. sohbeti uzlet ve halvetin zıddı bir manada da kullanmışlardır. meleklerin methettiği zikir meclislerini çok sever. s. 1277 K. Efendimiz(sav) de ona: ‘Allah. Peygamber açısından sohbetin önemini. Sahabe-i Kiram(ra)’ı vermiştir. sosyal 1272 Sühreverdî. TTS. gidip durumu Haz ret-i Peygamber(sav)’e anlattı. 322. Peygamber(sav). O. Abdullah bin Revâha'ya rahmet etsin. Uludağ. eğitim ve öğretimde sohbeti esas alırdı. Cebecioğlu. Abdullah-ı Dağıstanî. s.1273 Ancak ilk dönem sûfîleri de sohbete büyük önem verir. Tasavvuf ve Tarikatlar. Adnan. Bununla birlikte bir günü sadece hanım sahabelere tahsis eden Hz. Avarif (Gerçek Tasavvuf). Dolayısıyla Sahabe kelimesi. 1274 Abdullah bin Revâha(ra). 46. Nazım Efendi’ye göre Sahabe(ra)’ye ümmet içindeki yüce makâmlarını kazandıran haslet. 28. Hz.”1278 emr-i ilahisi ile Kur’ân’a atfedersek. 189. Çünkü öğüt. “Sen onlara öğüt ver. Kıbrısî. 3/265. sohbettir. bu tanıma misal olarak. sahabelerin yaptığı gibi. TTDS. 1273 Tusî. ashâb-ı kiramdan biriyle karşılaştığı zaman: ‘Gel (kardeşim!) Allah için bir müddet oturup Rabbimize imanımızı tazeleyelim (O’nu zikredelim).’ diye karşılık verdi. Mü’minlere fayda verir. Allah yolunda hizmete hazırlamaktadır. göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah'ın yoluna…”1279 ayeti ile düşünebiliriz. Bunun ne demek olduğunu anlamayan bir sahabe.1275 Nazım Efendi’ye göre sohbet. s. Bu manada sohbet.1272 Sohbetin bir eğitim aracı olarak kullanılması özellikle tarîkatların ortaya çıkışından sonraki döneme rastlamıştır. 436. Sohbette istifade edilen sufiye. Müsned. sohbette bulunan Mü’minlerin kalplerini. 1276 Kıbrısî. “Şüphesiz ki Sen doğru bir yola iletiyorsun. Hanbel. 1278 Zâriyât: 51/55.1276 Sahabe-i Kiram’ın talimi ve sohbet arasında kurulan bu ilgiyi. tebliğ ve sohbet açısından ele almıştır. 119-120.Peygamberle(sav) manen sohbet ve beraberlik yaşarlar ve bu sayede kendilerine ulaşan manevi hal ve ilimleri aynı yolla müridlerine intikal ettirirler. s. el-Lumâ. 1275 Uludağ. 1279 Şûâra: 42/53.506.

s. Kıbrısî’ye göre söz konusu gıda. suret de olabilir. Buhârî. irşâd edici ve toplumu ıslah edici bir mahiyette olduğu görülmektedir. sohbet. a. kıymetli taş anlamına gelmekte ve “asıl. 83. Bkz. 651. 1283 Yılmaz. Bizlere de bir gün ayırsanız da. zikr. Feyz. mürekkebtir. 1282 Firuzebadî. Nazım Efendiye göre feyz. s. o gün toplanıp Allah’ın sana öğrett iklerinden bize de öğretsen!” dedi Hz. Hz. kulun çaba ve iktisabı olmadan kalbe taşan bilgi ve manevî hal olarak tanımlanmaktadır. Kamûsu’l-muhît.e. her kulun nasibi miktarında bu cevherden gıda aldığını söyler. akıl. Çünkü Şeyh Nazım’a göre feyz ve feyzu’l-akdes şeklinde tanımlanan bu nur. Peygamber(sav): “Peki şu gün şurada toplanınız!” buyurdu. Şeyh bu tür feyzi.1280 Bu çerçeveden bakıldığında sohbetin. şeyh ve müridlere silsile yoluyla ulaşan irfandır.yaşamda Müslüman kadın tipolojisinin çerçevesini çizmiş ve diğer kadınlara model teşkil edecek şahsiyetleri eğitmiştir. Farklı bir ifade ile asıl cevher olarak Allah’ın nuru. 1281 el-Hakkânî. 370.1282 Mutasavvıflara göre feyzin bir de isnâdî olanı vardır.1283 Arapça’dan Türkçe’ye geçmiş olan cevher ise. cisim. 223-224..1285 Bu manada Nazım Efendinin tanımladığı cevher. Cebecioğlu. s. Kadınlar toplandılar. ss. Ta’rifat. Dolayısıyla Kıbrısî’nin sohbet anlayışında da etkili olduğu şüphesiz olan bu çerçeveye göre sohbet. 1284 Firuzebadî. el-Müfredat. Ebediyete Davet. s. halvet ve seyahat sırasında mürîdin gönlüne yansıtır. 388. bedensel gıda kadar zaruridir. 176. Sohbet meclisinde bulunan feyzi cevher olarak tanımlayan Kıbrısî. Istılahta mürşidin mürîde kabiliyet aktardığı meclis olarak tanımlanan sohbet. 247 . Ta’rifat. Cürcanî. feyz olarak 1280 Bir kadın Rasûlullâh(sav)’e geldi ve “Ey Allah’ın Rasulü! Senin sözlerinden hep erkekler yararlanıyor. öz” manasında kullanılmaktadır.1281 Arapça taşmak anlamına gelen feyz. sohbet. 65. zikr ve halvet ile mürekkeb olduğu zaman. 36. TTDS. Hakk’ın esmasının kulda tecellisi olarak da bilinir. Isfehanî. ss.1284 Cevher. İsnâdî feyz.g. cevher olarak kendiyle kaim değildir. nebevî bir usul olarak tanımlanmıştır. mücerred ya da mürekkeb (bileşik) olabileceği gibi hal ya da mahal de olmasına göre nefs. Allah(cc)’ın nuru ile mürekkeb ve heylula (asıl madde) olan Allah’ın nurudur. Şeyh Nazım bu anlayışı feyz ve cevher kavramlarıyla izah etmiştir. Nazım Efendi tarafından da aynı manada kullanılmıştır. s. 1285 Cürcanî. Tasavvuf ve Tarikatlar. Peygamber(sav)’den Ashaba(ra) ve tüm Müslümanlara inmeye devam etmektedir. s. 126-127. Nebi(sav) de gidip Allah’ın kendisine öğrettiklerinden onlara öğrett i. İlim.

28. halvette şöhret. üçlü bir mukayese.g. yüz senede alamayacağı rütbeyi. 1290 Kıbrısî. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a.g. a..1286 Sohbet. Ehemmiyetine binaen bu mübarek sözü 12 bin defa tekrar etmiş. 322. halvet ve zikir esnasında zuhur eden füyûzâttan hangisinin daha efdal olduğu yönünde.”1290 Nakşilik içerisinde bu önemi teyit eden görüşlerden diğerini de Şâh-ı Nakşibend’in postnişini Alaeddin Attar (v. halvetin zıddı bir manada kullanmıştır. bir kimse yüz sene halvette ibadet eder de.. 28. şöhrette afet vardır”1288 diyerek sohbeti. Tasavvuf Sohbetleri.1289 Nazım Efendi. Nefehâtu’l-uns. Bkz. Allah’ın nuru ve feyz.”1287 Nakşibendî geleneği içerisinde halvet fazla uygulanmamış.tanımlanmıştır. 420-421. s. 1287 Kıbrısî. “Yolumuz sohbet yoludur. bunun tersi olan celvet yani. s. a. 248 . insanlarla bir arada bulunmak önem kazanmıştır.Allah’ın Nuru Bahsi. Buna göre Şeyh Nazım. 126-127. ss. Allah’ın rahmet ve inayetiyle kıyamete kadar inecek ve tecelli edecektir. Mürid her gün veya iki günde bir şeyhinin sohbetine katılmalıdır. celvete atfedilmiş ve halvetin zıddı olarak kullanılmıştır. bir saat içerisinde sohbetten alır.e. 1288 Camî. Sohbet ise Nakşîlik içerisinde. Şâh-ı Nakşîbendî’nin sohbet hakkındaki görüşlerini şöyle ifade etmiştir: “Şâh-ı Nakşîbendî Hazretleri de öyle demiş. Hayatı boyunca Şâh-ı Nakşîbendî Hazretleri. halvetten daha efdal olduğunu şöyle ifade eder: “…Onun için olur ki. ‘Bizim yolumuz sohbetle kâim ve hayrı da cemaattedir. Onun içerisinden bir cevher almış. 12 bin defa bunu söylemiş. s. Nakşibend. Bu manada Şâh-ı Nakşibendî. sohbet ve halveti feyz yönünden mukayese etmiştir. “Sohbet sünnet-i müekkededir.e. sohbetteki feyz ve bereketin. 1289 Tosun. Ancak bir sohbetinde Kıbrısî. 802/1400) ifade etmiştir. bizim idraklerimize göre bildirmiş. Şeyh Nazım tarafından yapılmamıştır.’ buyurmuş. s. Eğer 1286 Kıbrısî.

Onların üzerine inzal olan rahmet ve inayete. a. bu güne gelen nur olarak ifade edilmiştir. biz de müşterek oluyoruz… Hakk üzerine olan cemiyete ma beyne’l-magrib ve’lmeşrık arasında olan ehl-i Hakk üzerine gelmekte olan inayet ve füyûzâtın hepsi bizim üzerimize de aynen gelir. kulun içinde bulunduğu haricî ve batınî şartlara göre değişir. Müslim. Reşahât. Allah(cc)’ın anıldığı sohbet meclislerinden.” buyurdu. Nebî (sav). 59. 2/282. İman.”1291 Nazım Efendi’ye göre sohbet. bir yönü ile de. Gazalî’ye göre halvet-sohbet üstünlüğü.1293 Bu durumu rahmet. 1295 Süyûtî. Ebu Rukayye Temîm İbn Evs ed-Darî(ra)’den rivayet edildiğine göre. 1296 Gazalî. 27.” buyurdu. Nesaî. ss. Kıbrısî bu hususu Şâh-ı Nakşîbendî’den tevarüs eden nasihatları ve bu günlere kadar intikal eden cevheri misal olarak vermiştir. 42.”1295 hadis-i şerifi. ss. Peygamber Efendimiz. Biz kendisine. onların ezâ ve cefâsına katlanan Mü’min. Birr. Allah(cc)’ın anıldığı meclis olarak görür. ya da iki ayda bir zahiri ve manevî hallerini mektup yazarak bildirmelidir.”1294 “İnsanların arasına karışan. “Din nasihattir. 124-125.1296 Kıbrısî sohbeti. Bey’at. iki kişi olduğu zaman o hayır ve bereket oraya inzal olur.g. Buhârî. 1293 Kıbrısî. sohbetin celvet olarak anlaşıldığı ve halvete nisbeten ne gibi faziletleri olduğunu anlatan klasik eserlere umumiyetle kaynak olarak görülebilir. Bu hayır bir yönü ile “Din nasihattır. 89. 170-243.”1292 hadis-i şerifine istinad edilmiş. Câmiu's-sağîr. 28. Ebu Davud. “Kimin için nasihattir?” dedik. s. Zikir meclisi de denen bu sohbet ortamı için Ebu 1291 1292 Safi. “Allah Kitabı ve Resulü. feyz ve inayet ile ilgili olarak şöyle ifade etmektedir: “Tek başına olmuyor da. toplumu ıslah edici bir amel olarak beyan edilmiş. 17. cemiyette hayır ve bereketin zuhuruna vesile olmaktadır. 95. hepsi bizimle beraber oluyor. Mü’minlerin yöneticileri ve tüm müslümanlar için nasihattir. 2. 41. halvet ile mukayeseli ele almış ve her iki ibadetin de bireysel ve toplumsal fayda/zararlarını tafsilatlı olarak ele almıştır. 1294 Aynı eser. İki kişi ile beraber bütün dünyada ne kadar peygamber yolu. Edeb. Bkz. ss. İhyâ. İman. insanların arasına girmeyen ve onların eziyetlerine katlanmayan Mü’minden daha faziletlidir. s. 31.e. İmâm-ı Gazalî (v. Tirmizî. Allah’ın yolunu takip eden varsa. 320. 505/1111) sohbetin içtimai yönünü. c.. 249 . Tosun. Bizim cemiyetimiz iki kişiye münhasır kalmaz.bulunduğu yer uzaksa her ay. Tasavvuf Sohbetleri.

yanında bulunan (büyük melek)lere anar. onları affettim!’ Resûlullah (sav) sözüne devamla şunu anlattı: ‘Onlardan bir melek der ki: ‘Bunların arasında falanca günahkâr kul dahi var. Tirmizî. görmediler!’ derler. sana tekbir okuyorlar. c. Canan. oturuverdi. ss. s. Sana ta’zim (temcîd) ediyorlar’ derler. Tehanevî. (onları en iyi bilen olduğu halde) meleklere sorar: ‘Kullarım ne diyorlar?’ ‘Seni tesbih ediyorlar. Daavât. Keşşâf. Kutub-i Sitte. ‘Hayır. ‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’ der. ‘Hayır Rabbimiz. 964. 2689. 3595. s. Rabb Teâlâ sormaya devam eder: ‘Onlar beni gördüler mi?’ ‘Hayır!’ derler. bir hadis-i şerifte Allah(cc)’ın rahmeti ve sekine olarak zikredilmiştir: “Bir cemaat oturup Allah’ı zikrederse. 1298 Müslim. 1299 Hususi ilim sahibinin kalbine ilham olunan ve inzal edilen sekinet. Zikr. Kıbrısî’nin feyz ve inayet ile ilişkilendirdiği ifadelerine dayanak teşkil etmiş olabilir. Daavât. “Allah’ın. 120. ‘Eğer cehennemi görselerdi ondan daha şiddetli kaçarlar. derler. Kâhire. Tah. ss. Sühreverdi. Allah'ın rahmeti onları bürür. bulunduğu kalbde iman. Mektebu’l-meşnebî. Bunun üzerini Rabb Teâla şunu söyler: ‘Sizi şâhid kılıyorum. Avarifu’l-Meârif (Gerçek Tasavvuf). halis sohbet ederler O sohbette marifet incilerin saçarlar. Abdülcebbar b. Ta’rifât. Sohbet vakti hazır ol. ona daha çok rağbet gösterirlerdi. onlar öyle bir cemaat ki onlarla oturanlar da onlar sayesinde bedbaht olmazlar’ buyurur. Dolayısıyla sekine.: Atrhur Yuhanna Erbi. Bu onlardan değil. Daavât. ss. ‘Onu gördüler mi?’ der. Buhârî. Müslim. onu daha ısrarla isterler. Bu ilmin sahipleri. 195-196. nurunu parlatır. 78-79. birbirlerini ‘Aradığınıza gelin!’ diye çağırırlar. ‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’ der.”1298 Istılahta sekine. 1299 Cürcânî. Hasan. 1300 Nifferî Muhammed b. 7. “Ey dostlarım! arifler. Zikr. çok daha fazla ta'zim. ahiret âlimleridir. çok daha fazla tesbihde bulunurlardı’ derler.’ Allah Teâla: ‘Onu da affettim. (Hepsi gelip) onları kanatlarıyla kuşatarak dünya semasına kadar arayı doldururlar…”1297 Kıbrısî’nin bu meclislere atfen beyan ettiği rahmet ve inayet.” Bkz. cennet için daha çok hırs gösterirler.Hureyre(ra)’den rivayet edilen şu hadis. 49-51.’ ‘Cenneti gördüler mi?’ der. derler. 250 . ey Rabbimiz!’ derler. mutasavvıflar arasında ilk döneme kadar uzanan bir ıstılahı temsil etmektedir. O başka bir maksatla uğramıştı. kalbe gaybî bilgilerin akışı esnasında duyulan itminan hissidir. Allah tekrar sorar: ‘Onlar ne istiyorlar?’ ‘Senden. c. Tirmizî. mutlaka melekler etraflarını sarar. cennet istiyorlar. yollarda dolaşıp zikredenleri araştıran melekleri vardır.’ Allah Teâla sormaya devam eder: ‘Neden istiâze ediyorlar?’ ‘Cehennemden istiâze ediyorlar’ derler. 66. sana tahmid okuyorlar. daha şiddetli korkarlardı’ derler. 2700. üstlerine sekine iner ve Allah onları. 3375. ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn derecesinde olduğundan. kalbe inen bir nurdur ve yakîn bilginin kaynağıdır. Allahu Teâlâ'yı zikreden bir cemaate rastlarlarsa. ‘Eğer görselerdi. erenlere nazır ol 1297 Hadis-i şerif’in devamında Allah. Kitâbu’l-mevâgif. ‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’ ‘Eğer seni görselerdi ibâdette çok daha ileri giderler. 1.1300 Kıbrısî’nin sohbet mevzuundaki bu anlayışı.

65. Haktan yana olmalısın. s. 165-166. gizlenmiş olan ehlullahı bulup. 27. halvet etmek manalarına gelir.1307 Hz. c. 200. sevgiliyle baş başa kalma anlamına gelen halvet. sohbetinde bulunan kişinin hasta olması durumunda. Öztürk Mehmet Cemâl. Bu yüzden Kıbrısî. dilinden dökülür. Tasavvuf ve Tarikatlar. 1304 Uludağ. Allah(cc)’ın yanılması yoktur. sohbetinde bulunanları da hasta edeceğini ifade etmiştir. halvete girmek. Peygamber(sav)’in Cebel-i Hirâ’daki mağara içinde halvete girip muayyen günlerde ibadet etmesi ve “Kırk gün kendini samimiyetle ibadete veren kimsenin kalp menbaından zuhura gelen hikmetler. ss. ibadet.: Hayati Bice. TTS.1304 Halvete çekilmek deyimi ise. 156. s. İzinsiz sohbet yapan adam da insanların maneviyatını bozar. Divan-ı Hikmet. Haz.. İslam 1301 1302 Yesevi. 345. 1306 Halvetilik içerisinde 40 gün anlayışı “Hani biz. 2. Cerrâhîlik. 1305 Cebecioğlu. sohbeti yapacak kişinin izinli olması gerektiğini ve izinsiz yapılan sohbetin zarar vereceğini şu cümlelerle ifade etmiştir: “… İzinsiz eline neşter alan adam. kalb hastalıklarını tedavi edicidir. Hakk ile sırren (mânen) konuşmak. başkasını öldürür. onu dinleyip itaat etmelisin. Tafsilat için bkz. zikir. TTDS. s.1305 Istılahta kırk gün olarak kabul gören halvet. Ebediyete Davet. Süyutî. TDV. ss. Kalbinde hastalık bulunmayanların sâlih kullar olduğunu belirten Kıbrısî. Onun için izinli olan kimse. s.O hâlette erenler. Kendi nefsin yanılır ancak. izinli olduğunda. Lugavî manası tenha bir yere çekilme. 1307 Yılmaz. Keşfu’l-hafa. Gelenek Yay. Kendi nefsin tarafına çekmeyip.1306 kalbten masivanın çıkarılması ve kalbin Allah(cc) muhabbeti ile dolması gayesiyle yapılır. Hak Dost 4. Ankara 2009. 2/8361. 251 .”1303 Nazım Efendi’nin bu anlayışı. Musa’ya kırk gece vadetmiştik.” (Bakarâ: 2/51) gibi istinad edilen ayetler vardır. 1308 Aclunî. ere nazar kılarlar. Hoca Ahmed. 195. Kıbrısî. Camiu’s-sagir. onların sohbetlerinde bulunmayı tavsiye etmiştir. tasavvuf ıstılahında.1302 Bu konuda Nazım Efendi. 1303 el-Hakkânî. ruhen sohbet etmek manalarına gelir. riyazet ve murakabe ile meşgul olmak üzere tenha bir hücreye kapanmak. Fayda yerine zarar hâsıl olur. İstanbul 2004. s. sohbet anlayışının halvet anlayışı ile kesiştiği hususlara dayandığı kanaatindeyiz.”1308 şeklindeki hadis-i şeriflerinden dolayı halvet. 49-50.”1301 Şeyh Nazım’a göre sohbet. s.

TTS. s. Giriş/Halidiyye-i Hakkaniyye’nin Teşekkülü. sohbet meclisine manevî hastalıklar saçar. s. Ancak Kıbrısî’ye göre. Tasavvuf ve Tarikatlar. bu amaca vesile olma bakımından sohbet. az uyuma. halvetten daha tesirlidir. vusulu ila’llahtır. sohbet eden ve dinleyen olmak üzere iki taraf olduğunu göz önüne alacak olursak. Farklı bir ifadeyle. Cerrahiyye. kendisini ve sohbet meclisinde bulunanları manevî tekâmüle sevk edebilmesi için. mürîdlerin terbiyesi için 1309 Ahmed Yesevî. Cerrahilik. zikir. halvet manasında ifade eden Kıbrısî.. Kıbrısî’ye göre halvet. Receb ayının başından itibaren otuz gün ve Şaban ayından on gün olmak üzere. şöyle ifade etmiştir: “Erbain. 252 . Dolayısıyla halvetin amacı. müridler için de bir terbiye metodu olarak telkin edilmiştir. ss. sohbet eden kişinin. Kıbrısî’ye göre halvet. Öztürk. halveti. ss. irşada vesile olan halveti.1311 Bununla birlikte Kıbrısî. Yani vaizin yaptığı sohbetin. toplamda kırk gün süren bir riyazet ve çiledir. Nakşîbendî tarikatının bir gereği addetmektedir. nefsi tezkiyede ve maksuda ulaşmada bir metod iken. 394. sohbet ile vuslata erecek kişinin. İmam Gazalî. inzivâ. Kıbrısî bu anlayışını. sohbete hazır hale gelmesine vesile olan araçtır. Bu ibadet vesilesiyle gönle dolan irfan.800/1397) tarafından kurulan tarikatın adıdır. Eraydın. Öztürk. Halvetîlikte1310 halvet. 27-101. Hz Peygamber(sav)’den meşayıh-ı izâm aracılığıyla talim edilmiş bir hizmettir.1309 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî halvet kelimesini. az konuşma. akademik bilgilendirmenin ötesine geçer ve benlik inşa eder. halvet. Bektaş-ı Velî tarikattalar döneminden önce halvet ibadeti yapmış büyük sufîler olarak bilinmektedir. H. Bu düşünceyi tersinden okumak şeklinde bir mantıki çıkarım yapan Kıbrısî’ye göre. Dolayısıyla bu sohbet. tarikata ait sırların alındığı bir çile ve bu sırlar ile irşada ve sohbete yetkili müridlerin yetiştirildiği bir ibadet olarak tanımlamıştır.âlimlerince uygulanan bir ibadet olmuştur. sohbet meclislerinde bulunan vaizin ve hazirûnun gönüllerini terakki ettirir. 236. 1311 Tafsilatı için bu tezde bkz. nefsindeki gizli masiyetlerden arınması gerekmektedir. 28. Genellikle tasavvufta önem verilen az yeme. Bu düşüncemize dayanak olacak uygulamalar. Sohbette. Uludağ. Hâlid-i Bağdadî’den sonraki silsilenin tüm meşayıhı tarafından uygulanan halvet. ıstılahtaki bu manasıyla kullanmıştır. Kırk manasına gelen “erbain” kelimesini. 195-199. İbn Arabî. nefsini gizli kirlerden arındırmamış vaiz. Tasavvuf ve Tarikatlar. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî. fikir. Yılmaz. s. Halvetîlikte müşâhede mertebesine ulaşmak için mücâhedenin şart olduğu anlayışı hâkimdir. Tafsilat için Bkz. Bkz. amacına hizmet etmesi bakımından önem kazanmaktadır. şeyhe gönülden bağlı olma ilkelerine Halvetîlik’te hassasiyetle uyulur. 1310 Zamanının büyük bir kısmını halvette geçirmesinden dolayı halvetî lakabıyla tanınan Şeyh Ebu Abdullah (v. Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde mevcuttur.

Nakşî olduğunu söyleyen kimselere teklif olunur. genellikle Allah(cc)’a istigfar.zaruridir. halvet hakkındaki bu görüşünü Şâh-ı Nakşibend’e dayandırır ve Şâh-ı Nakşibend’in “Ömründe bir defa erbain çıkarmayan. Nefsine hükmedecek kuvvet menbaı açılır. en aşağıda olan vadilere doğru akar gider. nefislerinin kontrol altına alınması.. 253 . ta’zim veya dua yer vermiştir. s. Bu acziyet şuuruyla sohbet ortamında oluşacak ilahî feyizin ilhamıyla doğruyu konuşma ve anlamayı ve bu doğruları hayatlarında uygulayıcı bireyler olmak da temenni edilmektedir. http://vimeo. tüm hazirunun Fâtiha-i Şerife okumaları ile sona ermektedir. “… Senin kulluğunun şerefine ulaştıracak ilhamdan bizi mahrum eyleme ve bizi nefsimizin şerrinden sakla… Ya Rabbi burada bulunan kullarını toplayan Sensin. Bazı sohbetlerde Fâtiha’dan sonra. Besmele-i Şerife ile başladığı tüm sohbetlerin devamında Nazım Efendi. sohbet esnasında gelecek füyûzâtın bu tevazu derecesiyle orantılı olduğunu bildirmek için su dağ ve vadi metaforunu kullanır: “…Sular dağın tepesine doğru yürümez. Müridlerin terbiyesi denildiğinde. müteaddid defalar. söyleten Sensin. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. zabtu rabt altına alınması. Sohbetler. Erbaiin. Şeyh Nazım. Kıbrısî tarafından yapılan kısa eklemelerden dolayı. ben Nakşîyim demeyen utansın” dediğini nakleder. toplatan Sensin.com/12955344. O. çiledir. bizi dinleyicilerden kıl ya Rabbi! Dinleyip de en iyisine tabi olanlardan kıl… bizim lisanımızı Sen doğrult. hamd. Kitap okuyarak şeyh olmaz kimse. Fâtiha okunur. riyazat yapmayanın. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. sohbete atfettiği manalar açısından da önem arz etmektedir. dinleten Sensin. Yukarıdakiler mahrum kalır ama aşağıdakiler o feyzi 1312 1313 http://vimeo.”1312 Kıbrısî. Sohbetinin başında. Tasavvuf Sohbetleri.. 1314 Kıbrısî.1313 Nazım Efendi’nin sohbetlerinde uyguladığı usul. Çile çekmeyen bir şey bilmez. vaizin sohbet esnasında kendisinin de manevi tekâmüle tabi olacağı anlayışını gösterir. Bununla birlikte Kıbrısî’ye göre bu edeb.”1314 şeklinde sohbet için toplananlara da acziyetlerini hatırlatmaktadır. tevazu göstergesidir.com/12955344. 7. ortasında ya da sonundaki dualarında genel olarak acziyetin vurgulanması yer almaktadır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbetlerinde yaptığı bu dualar.

onun sohbetinde feyz olmaz. Bu anlayışı Kıbrısî. iki temenni ile açıklayabiliriz. İsâ(as)’ya indirilen sofraya benzeterek izah etmiştir: “…sizin bereketinize biz de bu manevî mâideden yedik… manevî mâide inmiş olan bir mecliste bulunup şereflendik. Aynı yer. yani sohbettekileri kendi ilmiyle doyuracağını sanan kimse. 254 . Sohbet meclisine inen feyzin hakikat diliyle aktarılması için.”1318 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. 1318 Aynı eser. Birincisi. hepimizin ruhaniyeti bu hakikatlere talip olmasa idi.1316 Allah’ın nuru konusu ile ilişkili olarak ele aldığımız ve yeri geldikçe değindiğimiz feyz. 1317 Aynı yer. Bu manada Kıbrısî. muhabbet. İkincisi. Nazım-ı Kıbrısî sohbetin bu edebini. kulun nefsini tezkiye etme derecesine bağlı olarak değişir. Peygamber Efendimize(sav) salât ve salâvat ile hitapta bulunur. 8-10. Ya Resulullah. feyizle birlikte gelecek irfanı ve/veya huzuru bir can simidi gibi görerek. kendisini boş bilerek. Nazım Efendi’ye göre kendi kendisiyle iktifa eden kimse. “füyûzâtı içmek” tabiri ile ifade etmiştir. ihtiyaç arz etmeyen kimse olduğundan. Hz. biz cemaatle şerefleniyoruz.”1315 Kıbrısî feyzi. sohbet meclisine inen nurun. ss. Hâzır olan cemaatin her ferdi bu cemaatle şerefleniyor… Bu hazır olan cemaatin. s. hiç bir şey bilmeyen ve muhtaç sıfatında gören kişi olarak görmelidir. benlik ve ucubtan arınmış olmalıdır. feyzin akışı için imdat edilmesinin elzem olduğunu savunur. 8. mecliste bulunanlarda zuhur eden marifet. bizim. Biz sizinle şereflendik. feyz mevzusunu esas alarak beyan etmiştir. Kıbrısî tarafından.1317 Bu tabiri sohbet mevzusunu esas aldığımızda. “…Ya Seyidi. …medet ya Sultanu’l 1315 1316 Kıbrısî. Bu idrakle vücûd bulan idrakin gereğini tatbik etmek ise. tüm sohbetlerine Hz. hakikat diliyle aktarabilmektir ki bu.alır. Tasavvuf Sohbetleri. vaizin nefsinde benlik görmemesidir. nereden bize söyletecekti Cenâb-ı Hak dilerse taşı da söyletir. füyûzâtla gelen marifeti. idrak ve irade olarak değerlendirilir. bu hakikatin. Kıbrısî’ye göre vaiz. sohbetin vaiz açısından da ifade ettiği anlamı. maddî olarak dinleyenler tarafından manevî bir idrake dönüşmesidir. Bu değerlendirmeden hareketle tevazu sahibi kimse.

”1321 Bir sohbete başlamadan Hz. ‘Hiçbir zaman cemaate bir söz söylemek üzere oturmadım ki. onun söylediği kelamı. İmâm-ı Şarânî Hazretlerinin bize talim ettiği mükemmel bir edeptir. hazır olan cemaatin kalbine nakşetmesi. Bu konuda verilen bir diğer misal ise Hz. 1322 Aynı eser. o asırda.”1320 manasında bir temennidir. İsa’ya(as) indirilen sofrayı örnek vermiştir. Onun hakkı için istiyorsan bağışladım seni. 1323 Aynı eser. Bkz. bu edebin sadece sohbete has olmadığını. hakikat ikliminde yetişen Ümmet-i Muhammed şâd olsun. bana ruhundan üflediğin vakit. Peygamber bahsinde de ifade edildiği üzere Hz. 8. sohbet yapılan bölgedeki manevî tasarruf sahibinden bir destur taleb edilir.’ dedi Allah: ‘Ey Âdem! Ben Muhammed’i cismen yaratmadığım halde sen onu nasıl biliyorsun’ dedi (Allah bildiği halde sorar). 7. Sen kendi ismini ancak yarattıklarının en sevgilisine izafe edersin. 255 . o zatın vazifesidir… İşte o. s.1323 Hz. Biliyorum ki. 9. Muhammedur-Rasulullah’ın yazılı olduğunu gördüm. Mustedrek. Peygamber(sav)’e tevessül ederek yaptığı istiğfar ve duadan sonra af olunmasıdır. Aynı yer. size de teveccüh edip sizden de destur taleb ederek burada hazır olan cemaate lüzum eden mâideyi taleb ediyoruz. Peygamber(sav)’i tevessül ederek yapmıştır. Hz.’ Bu da bütün vaizlere olan edeptir… O desturu verdikten sonra.” 1322 Kıbrısî.1324 1319 1320 Kıbrısî. Bu temenniden sonra. Âdem(as)’in cennetten kovulduktan sonra Hz. peygamberler ve evliyalar arasında da var olan bir edep olduğunu söyleyerek.’ Yüce Allah ‘Doğru söyledin ey Âdem. Eğer Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım’ buyurdu. “…Bu beldede tasarrufa müvekkel olan zat. Bize şefkat nazarınızdan lütfen bir nazar kılınız…”1319 Sahabelerini sohbet ile yetiştiren Hz. o belde bu vazife üzerinde asaleten uhdesinde tutan mutasarrıftan destur talep etmeyeyim. 1324 Âdem o bilinen hatayı işlediği zaman ‘Ya Rabbi! Muhammed hakkı için beni bağışlamanı istiyorum. Tasavvuf Sohbetleri. “Nazar kılınız ki. Âdem dedi ki: ‘Ya Rabbi’ Sen beni elinle yaratıp. Nebi(sav)’nin manevi makâmından nazar etmesini münacat eder. Peygamberden ve civardaki evliyalardan medet istemenin bir tür edep olduğunu ve bu edebi İmâm-ı Şarânî’nin öğrettiğini Kıbrısî.Enbiya. s. 2/4248. 1321 Aynı yer. Hakim. s. İsâ(as) gökten sofra indirilmesi için yaptığı duayı Hz. başımı kaldırdım ve arşın direkleri üzerinde ‘La ilahe illallah. şöyle ifade etmiştir: “İmâm-ı Şarânî Hazretleri buyurdu.

sufîlerin yaklaşımından daha farklı olmuştur. Ebû Eymen. gözlerim kapandı. tevessülün Allah(cc)’ın esması ve hayır ameller haricinde yapılamayacağını iddia etmişlerdir. hiçliktir. Kıbrısî’ye göre halvet. İbn Hambel. Mürşidin. Allah yolunda. İkame. “Ya Rasulallah. yap. Deavat. Tafsilatı için Bkz. 245-246. 49. Selefiler bu konuya temel teşkil eden bazı hadislerin1326 zayıf olduklarını arz ederek. Peygamber(sav)’in sahabelerine yaptığı gibi. ss. Ateş. Allah’ım O’nun hakkımdaki şefaatini kabul buyur. Hz. sohbet meclislerinde bulunan vaizin ve hazirûnun gönüllerini terakki ettirir. iki rekat namaz kıl.. selefi ulema tarafından ağır tenkitler yapılmıştır.” (18/Kehf. meşru addetmişlerdir. Tasavvuf ve Tarikatlar. Ancak bunun için. Vahhâbîlik ve selefi âlimlerine. Mü’minlerin kalplerini. nefsi tezkiyede ve maksuda ulaşmada bir metod iken. Ey Muhammed. 6. sâlih amel işlesin ve Rabbine olan ibâdetinde hiç bir şeyi ortak koşmasın. Dımeşkî. 345-347. Gözleri kapanan bir adam Peygamber’e gelerek. Özetle Şeyh Nazım Efendi’ye göre sohbet. sohbetlerinde. 1327 Selef âlimleri tevessülü “Artık her kim Rabbine kavuşmak istiyorsa.1327 Sufiler bu mevzuyu. şifa arayan hastanın doktora gitmesi ancak. sık sık reddiyede bulunmuştur. Hz. 4/138. “Ey iman edenler. sohbete hazır hale gelmesine vesile olan araçtır. Peygamber şöyle ilave etti: Bir ihtiyacın olduğu zaman. sonra şöyle de. 531-535. c. hizmete hazırlamaktır. İbn Mace. Vaiz. şifayı Allah(cc)’tan beklemesi kabilinde gördükleri için. Kıbrısî’ye göre. 5. feyz ve cevherdir ve her kul nasibi miktarında bu cevherden gıda alır. Dolayısıyla Halvetîlikte halvet. Tirmizî. Tevessül Md..1328 Bu manada Kıbrısî. Ardından Hz. hep aynısını. 22. 256 . sohbet eden vaizin gönlünün hizmete aç olması gerekir. sohbet ile vuslata erecek kişinin. gözümün açılması için şefaatçi olmanı istiyorum. s. Allah’tan korkun ve O’na vesile (yaklaşma yolu) arayın ve O’nun yolunda cihâd edin.Tevessül ve istimdat kavramlarıyla tasavvuf ıstılahında yer bulmuş bu anlayışa. Allah’ım Peygamberim Muhammed ile sana tevessül ediyorum. Peygamber(sav)’e ve Allah dostlarına tevessül ederek dua etmeyi. umulur ki böylece kurtuluşa erersiniz. Bu ibadet vesilesiyle gönle dolan irfan. Kur’ân Ansiklopedisi. Kıbrısî’ye göre vaizde bulunması gereken bir diğer haslet.” Bu olaydan sonra adamın gözleri açılmıştır. "1325 ayetinde zikredilen vesilenin neler olabileceği hususuna dayanak teşkil eden hadislere selefilerin yaklaşımı. Benim için dua buyur” dedi Peygamberimiz şu karşılığı verdi: “Abdest al. kendisini hiç bir şey bilmeyen ve muhtaç sıfatında gören kişi olarak görmelidir ki. 110) ayetinde bildirilen salih amelin dışında kaldığını ve şirk olduğunu iddia etmektedirler. ss. müride kabiliyet aktardığı meclis olarak telakki edilen sohbet. 1325 1326 Mâide: 5/35. Bkz. Şâmil İslâm Ansiklopedisi. c. Bu ise halvet ve riyazat ile olur. 1328 Yılmaz.

şan ve şöhret1338 gibi mecazî anlamlarıyla da tercüme edilmiştir. ss. açıklamak1332. ibret almak1333. manevi tekâmüle ersin. Araf: 7/130. 1340 Isfahânî. Müfredât. tasavvuf ve tarikat ehli kişilerin belli kelime ve ibareleri çeşitli miktar ve yerlerde. ZİKR: Zikir. 1. Zikr. 1338 İnşirah: 84/4. 1. 122-123. 1339 Hicir: 15/9. ss. hatırdan çıkarmamak ve unutmamak şeklinde ifade edilir. 1333 Âraf: 7/57. 825. öğüt vermek1335. s. lügatte bir şeyi ezberleyip korumak. dua ve övgü anlamlarına gelir. Tehânevî. Peygamberden(sav) ve civardaki evliyalardan inayet gelsin. hatırlamak. TTS. 1. 1334 Âl-i İmrân: 3/7. Zikrin hakikati. 152. s. her türlü ihtilaf ve çelişkiden uzak. c. 1335 Enam: 6/70. 825. 257 . c. ferdî ya da toplu olarak söylemeleridir. Gazâlî. Kur’ân’ın sıfatlarından biri olan Zikr-i Hakîm. Kelâbazî. g. ss. Keşşâf. Kuşeyrî. Enbiya: 21/24. İbn Manzûr. 179-180. Lisânü’l-Arab. hatırlanması gereken bir şeyi korumak. devamlı olması. 5. 393-394. öğüt.ona sohbet esnasında Hz. Kamûsu’l-muhît. Allah’ın dışında her şeyi unutmasıdır. namaz. unutmanın zıddı olup. Taarruf. 90. şeref. Kur’ân-ı Kerîm veya semâvî kitaplardan biri anlamına da gelmektedir. 49-51.1339 Tasavvuf terminolojisinde zikir. 1330 Âl-i İmran: 3/135. ss. Tehânevî. düzeltmek1336 olarak tercüme edildiği gibi bazı ayetlerde haber1337. c.1340 1329 Firuzebadî. zikreden kişinin kendisinden geçip. En’am: 6/68. 257.1329 Kur’ân-ı Kerîm’de zikr kelimesi hatırlamak1330. anmak1331. s. 1332 Bakara: 2/221. 290-305. 1337 Âraf: 7/63. ss. Nefsin terbiyesi için yapılan zikir. s. Allah(cc)’ı anmak da zikirdir. Bir şeyin dilde dolaşıp akması. Uludağ. 396. er-Risâle. Bu inayet ile hem kendisi hem de sohbeti dinleyenler. 1331 Bakara: 2/114. düşünmek1334. 1336 Bakara: 2/282. Allah’ı anmak. c. Hud: 11/24. İhyâ. edebe riayet ederek. Keşşâf. sağlam ve şerefli mânâlarına gelir.

Daha sonra da aynı cümleyi üç kere de ona tekrarlattırmıştır. 2. 1346 Hanbel. ss. Hz. TTS. namaz ve zekât ibadetleri gibi belli bir şekil ve sayı söz konusu iken.”1345 hadisinde övülen zikir. Davaât. 6. zikr ile kulu daimi huzurdan alınacak manevî gıdaya davet eder. melekler onları kuşatır. TTDS. Kübreviye: Hz. zikrettiği de kulu sever. Musned. Ömer(ra) Müslüman olduğu sırada Hz. dört halifesine de değişik usullerde zikir telkin etmiş. “Allah’ı o kadar çok zikredin ki. Peygamber Mekke’den Medine’ye hicret ederken. Peygamber(sav) uylukları üzerinde. Ben kullarımla beraberim. 8. zikrettiğini sever. Peygamberin(sav). 394. Bu zikr ile kul. Uludağ. Ali’yi(ra) diz üstü oturtturup. rahmet onları kaplar. Bu nedenle cehri(sesli) zikir yapan tarikatlar. 1345 Muslim. Rabbini hatırlayan kula zikir vesilesiyle çeşitli nimetler bahşedilir. s. Ebediyete Davet. Ali’ye(ra) bağlıdırlar. Hafî(gizli) zikir bu hadiseye dayanır. Peygamber(sav). Osman(ra)’a telkin ettiği harfsiz ve sessiz kalbî zikir çeşididir. el-Müfredat.1344 “Bir topluluk oturup Allah(cc)’ı zikrederse. genellikle silsileleriyle Hz. Peygamber(sav) ile kucaklaşmış. Şeyh Nazım’a göre kulun Rabbini hatırlamasıdır. Muhammed(sav) yapmıştır. Hz. gözlerini kapattırmış ve üç defa “Lâ ilâhe illallah” demiştir. Kul Rabbini zikrettikçe. Cehrî zikir. Cevâhiru’l-İslâm. “Lâ ilâhe illallah” kelime-i tevhidini cehrî(sesli) olarak ona telkin etmiştir. 783. “Cenâb-ı Hakk’tan neler almaz neler!” diyerek.1341 Başka bir sınıflamaya göre zikir. Hz. 3. “Size amellerinizin en hayırlısı haber vereyim mi? Allah’ı zikretmek. sırrın zikri olmak üzere üç çeşittir. size mecnun (deli. Kara. Bu sırada Hz. 139. Hafî zikir. Cebecioğlu. Ebubekir(ra) de ayaklarını önde kavuşturarak oturmuş vaziyetteydiler.” Buhârî. Rabbi onunla birlikte olur. 3/68. Kübrevîler ayaklarını önde kavuşturmuş vaziyette oturarak zikrederler. Bu dört çeşit zikir telkini şunlardır: 1. s. zikredenin sadece kendisinin işitebileceği alçak bir sesle yaptığı zikirdir. sesli olarak yapılan zikirdir. dilin zikri.1343 Binaenaleyh zikir ile daimi ilahî huzurda oturmayı tavsiye eden Kıbrısî. 213-215. Nurbahşiye: Hz. bu esnada Peygamber Efendimiz(sav). 1343 “Kullarımın dudakları hareket ederken (Kulum Beni zikrederken). s. Fakat Hz. Hz. Tasavvuf ve Tarikatlar. Ebubekir’in(ra) kulağına üç kez Allah isminin zikir telkininde bulunmuştu. Ömer(ra) ayakta duramayıp yere çöktüğü için. hafî (gizli) ve cehrî (açık) olarak iki kısma ayrılır. 71. tarikat kurumlarının teşekkülünden sonra da her tarikat bu dört usule göre zikirlerine şekil vermişlerdir. divâne) desinler. 728-729. Bazı zikirlerde oruç.”1347 hadis-i şerifiyle diğer amellere nisbeten önemi belirtilen zikir. 47. 258 . O. 179.Mutasavvıflara göre zikr.1342 Zikr. 1344 el-Hakkânî. tasavvufi manada zikir telkinini ilk olarak Hz. Mutasavvıflara göre. TTDS. Cehriye: Hz. bazı zikirler her vakitte ve mekânda yapılır. s. ss. yüksek sesle veya çevrede bulunanların işitebileceği şekilde. s. 4. kalbin zikri.”1346 hadisinde tavsiye edilmiştir. Cebecioğlu. Kıbrısî’nin anlayışını şekillendiren naslardan olduğu 1341 1342 Isfehanî. Davaât. 1347 Tirmizî. Sıddîkiye: Hz.

7. abidlerin fiilinde ve ariflerin hallerinde olur. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. er-Risâle.”1348 hadisi ise Kıbrısî’nin işaret ettiği manevi gıdaya örnek teşkil etmektedir. Kıbrısî. 259 .g. 66. 40. 210. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. şekûr denir. 1356 Kıbrısî. Salâtu’l-Musâfîrîn.1352 Lügatte teşekkür etme. s. 1352 el-Hakkânî. 615. Ayrıca bu tezde bkz. “İçinde Allah’ın anıldığı ev ile içinde Allah’ın zikredilmediği ev. Kâmusu’l-muhît. imanın parlayacağı düşüncesini hatırlayacak olursak. Cebecioğlu. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. s. Lisânu’l-Arab.Evliya-Evliyâ. a. 1354 “Şükrederseniz. bu iyiliği yapanı övme ve nankör olmamak şeklinde tarif edilmiştir. 1355 Kuşeyrî.şüphesizdir. Farklı bir ifade ile Kıbrısî’nin. üç türlü olan şükür. zikir ehlinin kabrinde çürümeyecek olması. s.. 88. basit bir mantıkî çıkarım yapabiliriz. Kıbrısî’ye göre. Kıbrısî’nin “manevî gıda” anlayışına. kabrinde çürümeyecek olarak tanımladığı kullar ile. s. Istılahta ilim. aşikar bir mana ilişkisi görülmektedir. muhakkak artırırım. Ebediyete Davet.” İbrahim: 14/7 .1355 Bu manada imanı bir nimet addeden Kıbrısî. Allah(cc)’tan her hal üzere razı olma haline bağlı olarak. b. hal ve amel ile olmak üzere. iyiliğin kıymetini bilme ve nimeti dile getirme anlamlarına gelen şükür. s. 47. 1353 İbn Manzûr. s. bu anlayış ile de alakalıdır. mü’minin kendisine verilen iman nimetine şükür içindir. 211.Mirac. Hak Dost 4. 1350 Kıbrısî. 1351 Tafsilatı için bu tezde bkz. Ayrıca bkz. İman ise zikr için bir fırsattır. bu nimetlere şükür için zikri tavsiye etmiş ve bu vesileyle imanın artacağını ifade edilmiştir.e. Bu manada hakiki hayat sahibi olan Allah(cc)’ı zikreden kul. zikir ile İslam’ın ve Kur’ân’ın nûrunu ahirete taşır 1348 1349 Buhârî.1356 Kıbrısî’ye göre kul. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Davaât.1351 bu hediyeyi en büyük nimet addeder ve bu nimet için yapılacak şükre en güzel vesile olarak zikri tavsiye etmektedir.1349 zikrin manevî gıdasını tadanlar diye tanımladıkları arasında. 170. 419. TTDS. 41. bu hadis üzerinden bakacak olursak. Muslim.1350 İmanın Allah(cc)’tan bir âtiye ve hediye gibi görülmesi gerektiğini tavsiye eden Şeyh Nazım. Nazım Efendi’ye göre zikr.Velî-Evliya. O’nun ilâhî esmasından ve dolayısıyla “el-Hay” isminden manevi gıda alır. Nimetin artmasına vesile olan şükrü1354 ifa etmede acziyetini hisseden kula. Firuzabadî. c. s. Tasavvuf Sohbetleri. âlimin dilinde.1353 tasavvufta yapılan iyiliği anıp. s.Allah’ın Nuru. diri ile ölü gibidir. İlim-Âlim.

”1358 hadis-i şerifi bu izahta tevhid zikrinin önemine atfedilmiştir. nefiy ve isbat (la ilahe illallah) zikri de denmektedir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre her zikrin farklı faziletleri vardır. İsm-i Celâl’in önemini. Gümüşhanevi. sırasıyla. Bâtıl olan mabûd ise insanların yapıp taptığı put ve benzeri şeylerdir. Tasavvuf Sohbetleri. Zikirler içinde kelime-i tevhîd (la ilahe illallah) ve ismi Celâl (Allah) kulun manevi makâmlar arasında seyrine vesile olur. s. Kul. zikrin faziletleri sayılamayacak kadar çoktur. “Lâ maksûde illallah” ve “Lâ mevcude illallah” manalarına gelir. fena makâmına doğru seyreder. Hak olan mabûd. “gala’llahu” ayetleriyle açıklamıştır. 1360 Cebecioğlu. 441. kelime-i tevhîd zikriyle. c. Mezkûra(cc) götüren yolda. iman nurunun parlamasıdır. Şâh-ı Nakşibend (v. ism-i Celâl’dir. Bu anlama göre Hak olan mabud isbât. “Zikirde “la ilahe illallah”dan duada “istiğfar”dan efdali yoktur. Ramûzu’l-ehadîs. 42. 382. Mezkûr ismi kalble ya da lisanla anan kulu. 1361 Nisâ: 4/37. hevâlarını da ilah telakki eder ve gönlünü masivadan arındırarak. zikr ile Allah’tan her daim razı olma haline erişir ki bu. s. Allah’a iman ediniz”1361 ayetine işaret ederek izah etmiştir. maksut olarak da sadece Allah(cc)’ı istemeleri gerekmektedir. 2. Tevhid-i Avâmdır.diyebiliriz. Bu iman mertebesinden sonraki 1357 1358 Kıbrısî. hakiki tevhide vasıl olur. 260 .1359 Kelime-i tevhîdin mealen manası. vird olarak telkin edilmektedir. Bu mantıksal çıkarıma göre kul. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 1359 K. Hakkâniyye meşayıhı içerisinde telkin edilen ve önem atfedilen kelime-i tevhîd zikrine. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. Bu makâmda sâlik. Kur’ân-ı Kerîm’de Allah(cc)’ın zatî kavli için kullanılan. bâtıl olan mabud nefy edilir. Bu.1360 Kelime-i tevhidin. s. Sadece mabud olarak Allah(cc)’a ve tevhide iman edenlerin. 791/1388). manevî mertebelere göre kazandığı bu anlamları. şüphesiz ki Allah(cc)’tır. “Ey iman edenler. “Lâ mabûde illallah” olarak birincil bir anlamı vardır. Nefy-isbat zikriyle mertebe kateden Mü’mine göre kelime-i tevhid. Adnan. Kulun fenâ fillah makâmında ve bu makâmdan sonrasındaki bekâ makâmlarındaki zikri.1357 Nakşîbendiyye tarikatının Hâlid-i Bağdadîden sonra Şeyh Abdullah Dağıstanî’ye ve Şeyh Nazım’a ulaşan şubesi olan Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de bu iki zikre önem atfedilerek. TTDS. s. 101.

261 . Nefehâtu’l-uns. 418-419. Kalbin ve dilin zikri şeklinde yapılan bu tasnif.1363 İmâm-ı Rabbânî (v. Nakşibend. Pârsâ. c. ondan nasibini almaya bak” diyerek zikirde devamlılığı ve adette istikrarlı bir artışı tavsiye eder. lâ ilahe (İlah yoktur) ile. 1034/1624) ise seyru sulûkta Allah zikrini.1364 Nazım Efendi’ye göre adedine ve devamına riayet edilen zikrin başka bir fazileti ise kalbe serinlik vermesidir. batınında bulunan gizli şirkleri ve esbabı izâle olur. Aynı şekilde ihlasla zikredilen isbât ile kalbi temizlenir ve daimi Hakka müteveccih olur. içerisinde Allah(cc) muhabbeti ve şevkinin birleştiği kalbte olur ve bu zikr dilin değil. yolculukta. ss. Allah(cc)’a kavuşturan yolda ilerler. Mektubat. 1. Bu makâmda sâlikin müşâhede. Kulun ihlasla zikrettiği nefy ile. bir meşguliyet yapılabilecek tarafından tanımlanmıştır. Parkta bir bankın üzerinde otururken. kalb letâifine terkiz etmek suretiyle. vird zikr. 35. gibi bâtılı anlaşılmaktadır mürîdler ki bunlar vird dilin olarak zikri da kategorisindedirler. illallah (Allah’tan başka) ile olur. 1362 1363 Camî. s. Şeyh Nazım bu hususu şöyle ifade eder: “Zikir azar azar da olsa. ağır ağır kalbimizi açacaktır… her gün zikir yapanların kalbine o serinlik verilecektir. Mesela mübtedî mürîdlere telkin edilen ve onların uyguladıkları esnasında zikirler. hakiki Mabudu isbât edesin. bu mertebeyi şöyle ifade etmiştir: “Her göz açıp kapamada bu maddî vücudu red edip. 130. 59-62.makâmda kul için.1365 Bu ifadelere göre kalbin açılmasından önce yapılan zikirle. Binaenaleyh hakiki kelime-i tevhid. irade ve sıfatları Allah(cc)’ta yok olmuştur. 1364 İmâm-ı Rabbanî. Risâle-i Kudsiyye. Mesela Allah isminin zikredilmesi esnasında kul.1366 Kalbin zikri ise. Şeyh Nazım’ın diğer ifadelerinde zımnen bulunmaktadır. zikrin ihtiva ettiği nur ile kalbin ferah duyması.”1362 Farklı bir ifade ile nefy. letâifler ile birlikte ele almıştır. isbât. s. ss. Batı’da bir Nakşî Cemaati. kalbin işlediği bir sâlih ameldir. Allah(cc)’tan başka hakiki mevcut yoktur. c. açılmasından sonra yapılan zikirlerin mahiyetleri ve tesirlerine göre çeşitlendirilmiştir diyebiliriz. 212-122 1365 el-Hakkânî. gafletten kurtulması ile ilgilidir. 1366 Atay. Ebediyete Davet.

ss. kendisini zikredeni O da zikredeceğini bildirmiştir. kalbî zikre vasıl olur. Bu haldeki salikin derisi ve kemiğinde hareket başlar. Nurlar Risalesi. 295-305. namaz gibi belli bir vakti yoktur. Kalbin gafil olduğu bir sırada sadece dil ile yapılan zikrin faydası olsa da bu azdır. 1. Ona göre faydalı olan zikir. Kur’ân-ı Kerîm okumadan sonra en üstün ibadet olarak değerlendirir. Her zaman ve her yerde yapılabilir. Kenzu’t-turâsi es-sufî. Kul daimî zikir mertebesine.1371 Zikir mevzuunda paylaşılan söz konusu yaklaşımlar. Çünkü zikir. manalar âlemi tecelli eder. başlangıçta kulu. yıldızların nurlarını görür. 21-27. s. Dolayısıyla zikir için belli bir vaktinin olmayışı ve zâkirin. Bunun neticesinde de kişi yaptığı zikirden zevk almaya başlar. nefsinde. Ona göre Allah. Tertîbu’s-sulûk fî tarîgi’-llahi te’alâ. “Beni anın ki Ben de sizi anayım” (Bakara.1367 zikrin özellikleri arasındadır. günahlardan alıkoyar. Bu sesi etrafındakiler idrak edemez. Bu keşiflerden sonra sahih keşifler başlar. Kıbrısî’nin düşünce atmosferini şekillendiren tasavvuf ıstılahınının çerçevesini ortaya koymaktadır. Azimle devamı neticesinde kalbinde haşyetullah zuhur eder. zikri doğurmaktadır. Bununla birlikte.Kuşeyrî’ye göre zikir.: İbrahim Besyunî. 262 .1369 Gazâlî ise zikri. levhi keşfedip. ss. Namaz. 302. madenler âlemini. Sadece kendisi ve ehli duyar. İbn Arabî. hayvanlar âlemini keşfeder. 32-34. Ben de sizi zikredeyim” Bakara: 2/152. 1368 Kuşeyrî. ss. ss. devamlı ve kalb huzuruyla yapılan zikirdir.1370 İbn Arabî’ye göre kalbî zikrin sonunda kula. el-Futuhâtu’l-Mekkîyye. dilin ve kalbin zikri olmak üzere ikiye ayrılır. Çünkü zikrin. 1370 Gazalî. Tüm cevherlerinden ve kalbinden sürekli zikrin sesini duyar. 2/152) âyetiyle kendi zikrini kulun zikriyle irtibatlandırmış. c. Kalble yapılan zikre herhangi bir sınırlama yoktur. duyuşunda ve görüşünde sadece zikrini bulur. Bu tecelliyât ile hayal âleminde olan perdeler kuldan kalkar ve sırasıyla. zamanla ünsiyet ve muhabbet meydana gelir. dilin zikriyle ulaşılır. İbn Arabî de zikri. eşyaların nurlarına vakıf olur. ilâhî bir sıfat olarak nitelendirir.1368 Bununla birlikte lisanla yapılan zikr. zikrine karşılık bulması. bitkiler âlemini. kâinat düzeninin suretini görür ve huzur-u ilahînin adabını talim eder. 1369 Kuşeyrî Abdulkerîm. Nazım Efendi’nin buraya kadar paylaştığımız görüşlerine dayanak 1367 “Beni zikrediniz. 367-370. Bkz. 2. Dolayısıyla bu zikre ulaşan kul. ibadetlerin en şereflisi olmakla beraber bazı vakitlerde kılınması caiz değildir. c. 1371 İbn Arabî. er-Risâle. Başlangıçta her ne kadar zikirden bir tat alınmasa da. İhyâ. Bu halin de zikirle muhafazası neticesinde kul. Tah.

”1377 Nakşibendî geleneğinde Allah(cc)’ı hatırlamak için yapılan zikrin nihai amacı. 1377 Camî. Şeyh Abdullah’a göre “… Muhakkak ki Allah’ın zikri en büyüktür. 1374 Ankebût: 29/45. mücahede devam etmelidir. müşahit derler. Şâh-ı Nakşibend (v. Adnan. kelime-i tevhidin hakikatine erişmek. masivayı tamamen yok etmektir. 559. 100. Nefehâtü’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Buna göre zikr. zikrin kalpteki ve hallerdeki tesiri açısından ifade etmiştir: “Kalb huzuru bu zikre devamla öyle bir dereceye yükselir ki.1379 Toplu olarak yapılan cehrî zikir ve bu esnada semahların yapıldığı 1372 1373 Bakara: 2/152. Çünkü huzur vasfından haberdar değildir. gerçekten kalbte (başka bir şeyin sığması için) yer kalmaz. s. Çünkü zikrin hakikati kalbten gafleti uzaklaştırır.1376 Söz konusu anlayışın kaynakları mahiyetindeki bir görüşü Ubeydullah-ı Ahrar (v.1373 daima zikir üzere olunmalıdır. Alâadin-i Attar’a göre zikir kalble yapılmalı ve zikrle beraber. Âl-i İmrân: 3/191. 1375 Ra’d: 13/28. 895/1489). Allah(cc)’ın kullarına emridir. Ben de sizi zikredeyim ve Bana şükredin. Bu hal üzere olan kul. 1379 Tosun. “Beni zikredin ki. zira huzurdan haberdar olduğun nisbette Hak ile huzurun eksik olur. ss. Bu emrin bir gereği olarak Allah(cc)’ı. zâkirin daima Allah’ın huzurunda olduğu bilincine ermesidir. 263 . Hakk’a şahit olur. kulun kalbini itminana erdirir. 1378 Aynı eser. Futuhatu’l-Hakkâniyye adlı eserde bulunmaktadır. nankörlük etmeyin”1372 ayetinde bildirildiği üzere. “Bunlar. ss. oturarak ya da yanları üzerinde zikrederek. 533. Allah ne yaparsanız bilir”1374 ayetiyle diğer ibadetlere göre öne çıkarılmış olan zikr. Nakşbend. Bu haldeki kalbe. kalbler sadece Allah’ın zikriyle huzur bulur”1375 ayetine işaret ederek. iman edip kalbleri Allah’ın zikriyle huzur bulan kimselerdir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. 301. 791/1388)’e göre zikrin amacı.1378 Ubeydullah-ı Ahrar’a (859/1490) göre zikirden maksad. s. ayakta. zikrin faziletlerine nail olur ve onun gönlü. 542. kalbte gizli olan Allah sevgisini çıkarmaktır. zikr ehlinin mutmain olduğunu ve kalblerinde zikirden dolayı sürekli itminanın bulunduğunu ifade etmiştir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Huzurundan haberdar olmama anlamında bir huzur hâsıl olur. 1376 K. haberiniz olsun ki.teşkil edecek açıklamalar. Şeyhi Abdullah Dağıstanî’nin görüşlerinin şerh edildiği. O zaman bu müşâhededen tam bir zevk alır. itminana erer. 307.

Bu anlayış. onu maksuduna vasıl edeceğine inandığı için değil. “Bunlar. Edebe riayet ise. Ayrıca Bkz. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî adına yazılmış bir eserde. ss.1380 Kıbrısî. gafletten ulaşılan anları.e. 142. Yani zikrin amacı kalbin mutmain olması.1384 Ancak bu makâmlarda terakkinin en önemli kanunu. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. içinde bulunan Allah(cc) sevgisini çıkarmak ve gafletten uzaklaşmaktır. Kıbrısî.”1382 ayeti bu makâmdaki kula işaret eder. 1384 K. yaratılış gayesine göre1383 yaşayan bir kul olarak dereceler kat eder ve ilahî huzura vasıl olur. Bu esere göre. Hâlidiyye öncesi geleneksel uygulamadan ayrılsa da. Çünkü tarikat.1386 Edebin ikmaline vesile olan tefekkür konusunu. amelde cehdetmek edebi ikmal eder. tefekkürün cazibesi ise zikrullah ile artar. 63. s. gaflet ve zikirle birlikte ele almıştır. 61. Makamlar ve Seyru Sulûk ile İlgili Kavramlar/j. “zikrin beş letâife nakşolması” şeklinde izah etmiştir. Şeyh Nazım. iman edip kalbleri Allah’ın zikriyle huzur bulan kimselerdir. Şeyh Nazım Efendi’ye göre kul. sadece şeriata sıkıca bağlanmaya bağlıdır. tefekkür ile gafletten kurtulur ve içinde 1380 1381 K.Gaflet.” Zâriyât: 51/56. kalbler sadece Allah’ın zikriyle huzur bulur. s. Her anında Hakk(cc)’ın rızasını tefekkür etmek. bu sıfatlar velayet makâmlarında müşâhede edilir. 62. edebin ruhudur.1385 Edebin ikmali tefekkürle. 1383 “İnsanlar ve cinleri yalnız Bana kulluk etsinler diye yarattım.Hakkâniyye hadraları. zikrin amacı hususunda ayrılmamışlardır. 264 . edebe riayettir. haberiniz olsun ki. 63. tefekkür üzere olduğu. misaktaki ahdine sâdık olduğu ve yaratılışının manasına uygun olduğu lahzalar olarak tanımlamasından1381 hareketle. zikrin nihayetindeki kulun.g. 1386 Aynı eser. şeriatın ve tarikatın emri olmasından dolayı olmalıdır. Adnan. 1382 Ra’d: 13/28. Şeyh Abdullah’a göre. 62. 101. s. gafletten ve nefsinin tasallutundan kurtulmuş olacağı da söylenebilir ki. zayıflık ve acziyetini noksansız izhar ve ikrar ederse. Adnan. Tasavvuf Sohbetleri. 1385 Aynı eser. Ancak kulun cehde sarılması. a. ss. Bu haldeki kul. kulun içinde bulunduğu anın idrakinde olduğu.. zikr telkin eden mürşîdinin emirlerine sıkıca sarılmak icap eder. zikrin zâkirdeki beş letâife nakşolması için.

sonra kurb kapısını açarak kulu tevhid kürsüsüne oturtur ve ondaki hicabı kaldırarak “ferdaniyyet makâmına”1389 sokar. Tafsilatı için bkz. doğru yola götürecek bir dost bulamazsın”1392 1387 Kıbrısî. Yani bu anlarda. sayısıyla birlikte. Bir mürşid-i kâmil tarafından telkin edilen zikirle zâkir. Hakk Teâla için yaşar.Kulluk Makamı (Âbid). Allah kime hidayet ederse işte o hakka ulaşmıştır. Keramet bahsinde de geçtiği üzere kuldan sadır olan kerametin manevi kuvveti zikirden hâsıl olur. 345. Hz. Hz. bir kulunu velî edinmek isterse. 79. a. s. gece gündüz tüm ezkar ile zikretse. kemâl mertebesine ulaşamaz. 100. “Bu Allah’ın ayetlerindendir. zikrin telkin edildiği silsileye girer ve merâtib kateder. 142. Ebediyete Davet. Dolaysıyla bir mürşîdten telkin almayan bir kul.e. bütün dünyanın yiyeceklerini yesen o kuvvete bedel olmaz”1388 Burada bahsedilen zikrin manevî kudreti. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). yani Allah’ı zikredip. ona zikir kapısını. 1388 el-Hakkânî. Allah(cc) esmâsına ait sırların keşfi için anahtar mahiyetinde olan zikr. telkin edilerek gelmiştir.. zikrin esrarını bilen bir mûrşid-i kâmil tarafından telkin edilmesi gerekmektedir. Hz. Hucvirî. Ayrıca bkz. s. 1391 Kıbrısî. Nazım Efendi.1390 Bu makâmlarda bulunan velî kullar. Peygamber(sav)’in yardımcılarıdır ve her birinin derecelerine göre manevî tasarrufları vardır. Allah’ı yâdından bırakmayan.bulunduğu anı idrâk ederek. Peygamber(sav)’den ise. Bkz. Hucvirîye göre t evhid yolunda bir adımdır.1387 Nazım Efendi’ye göre zikrin manevî bir kudreti vardır. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/b. s. hadis olandan tefrid etmek olan Ferdaniyyet. Zikirde bir kuvvet vardır ki.g. zikrin kuvvetini aşılar.Mürşîd . 1392 Kehf: 18/17. 265 . Bu manada Şeyh Abdullah. 1389 Kadim olanı. bu kuvveti şu ifadelerle izah etmiştir: “Dünyada Allah(cc)’ın emrini ulu tutan. Kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu. 18. Allah ile beraber olana Cenâb-ı Allah. Şeyh Abdullah Dağıstanî’ye göre Allah. evliyâ konusunda incelediğimiz manevî tasarruf ile de alakalı görülmektedir. 1390 K. Peygamber(sav)’e telkin etmiştir. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a.1391 Bu manada kalbî zikrin şekil ve adedi. s. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Dolayısıyla mürşidler tarafından telkin edilmeyen zikrin manevî makâmlara eriştirici fazileti yoktur. s. Tasavvuf Sohbetleri. Kıbrısî’nin manevî gıda anlayışıyla ilgili olduğu kadar. Adnan. tüm mürşîdlere. idrakin getirdiği bir zikr hali vardır.

onun kalbine bilgi ve manevî hal gelir. Adnan. Allah’ın nuru ile kaim olan feyzin (istinâdî). Futuhâtu’l-Hakkâniyye. şu dört nesneyi kendinde toplayan kişiler olarak tanımlamıştır: 1. kalbi cilalama ve 1393 1394 K.1395 Zikrin bir mürşid tarafından telkin edilmesine atfedilen ehemmiyet. Bu feyz vesilesiyle mürîdin çaba ve iktisabı olmadığı halde. tasavvuf ıstılahında isnâdî feyz kavramıyla ilgilidir. şeyh tarafından zikr. zikr ve halvet ile mürekkeb olduğu zaman. sohbet. istinâdî feyz telakkisinin zikr anlayışında yer aldığını belirtebiliriz. zikir ve halvet ile paylaşıldığını söyleyebiliriz. ona değer kazandıran mahiyetinde bulunan cevher. mezkûr olan Allah(cc)’tan gelen nûrdur diyebiliriz.1393 Zikrin manevî kudreti ve mürşîd ile ilgisini tamamlayacak bir husus “ehl-i zikrin” kimler olduğudur. sohbet. Sohbet bahsinde de belirtildiği üzere. feyz olarak mürîdin gönlüne dolarak.ayetinde bildirilen “doğru yola ulaştıracak dostları”.Rabbânî inayet ile Kur’ân-ı Kerim’de mezkûr sekiz yüz menhiyattan korunmuş olma. itaatinde muvaffak olma. Bir mürid için zikir. onu silsileye dâhil eder ve mertebeler kat ettirir. 223-224. 266 . Yani zikir önemli bir vesile olsa da.1396 Allah(cc)’ın nûru ve feyz konularına Nazım Efendi’nin yaklaşımlarından hareketle. Menâkıb-ı Şerefiyye. Londra’da 2005 yılında yapılan bir çalışmaya göre oradaki Hakkâni mürîdleri zikri birkaç çeşitte tanımlamaktadırlar. sohbet ve halvet esnasında mürîdin gönlüne yansıtılır. s.Yevmu’l-ahd ve’l-misakta olan tecelli-i ilahiye vakıf olma. “Şayet bilmiyorsanız zikir ehline sorun”1394 ayetinde bildirilen zikir ehlini Şeyh Şerafeddin. mürşidler olarak tefsir etmiştir. 132 1396 Yılmaz. ss. 101.Allah(cc)’ın yardımı ile beş yüz ilahî emire imtisal ederek. 3. Tasavvuf ve Tarikatlar. asıl cevher olarak Allah’ın nuru. s. Şeyh ve mürîdlere sened ve silsile yoluyla ulaşan irfan olarak tanımlanan bu feyz. 4Dünya ve ahiret işlerinin tamamından zâhid olma. Enbiya: 21/7. 2. 1395 Burkay.

ss. 40. Zâkiri daimi huzura ve manevî gıdalara vasıl eden her zikrin. Bu bilinç cemaatin ortak değeri olarak. 122. onun mahiyetinde bulunan cevherdir. kalbin aşkla dolması ve masivâdan temizlenmesi olarak ifade etmiştir. Zikrin nihayetinde kul.1398 Bu çalışmayı yapan bir antropolog nazarıyla zikr. s. iman nimetine şükür içindir. zikrin haricinde sohbet ve halvet esnasında kalbe dökülen feyz olarak telakki edilir. gafletten ve nefsinin tasallutundan kurtularak velayet makâmlarında seyrine devam eder. bu kudretle zuhur eder.Allah(cc)’ın nurunu yansıtma olarak tanımlanırken bir başkası. içindeki Allah(cc) sevgisinin açığa çıkarılmasıdır. 125. Kıbrısî’nin genel tasavvuf anlayışında bu nûr. 1397 1398 Stjernholm. Şeyhin Londra’da olmadığı uzun dönem boyunca dahi grup içindeki dinamizmi sağlar. Atay. Şeyhlerinin varlığını en çok hissettikleri andır. Bu cevher ise mezkûr olan Allah(cc)’tan gelen nûrdur. Ancak kula manevî makâmlar kazandıracak kalbî zikrin şekil ve adedi. Zikrin amacı kalbin mutmain olması. 123. Dolayısıyla mürşidler tarafından telkin edilmeyen zikrin manevî makâmlara eriştirici fazileti yoktur. zikrin esrarını bilen bir mûrşid-i kâmil tarafından telkin edilmesi gerekmektedir. The Struggle forPurity. farklı faziletleri vardır. modern dünyanın özellikle batıda doğurduğu psikososyal rahatsızlıklara karşı tek etkili tedavidir. 1399 Aynı eser. Nazım Efendi’ye göre bu seyr. s. 1397 1996 yılında Lefke Dergâhında (Kıbrıs) yapılan farklı bir antropolojik çalışmada görüşülen mürîdlere göre zikr. ona değer kazandıran. Ancak zikir bizatihi kudreti haiz değildir. Yani zikir seyru sulûkta önemli bir vesile olsa da.1399 Özet olarak Şeyh Nazım’a göre kulun Rabbini hatırlaması olan zikr. Batı’da Bir Nakşi Cemaatı. cemaat bireylerini ortak bilince vardırır. kalbi dinlemenin yolu ve genellikle kalbî cilalamak olarak anlaşılmaktadır. 267 . Bâtılı bir mürîde göre ise zikr. zikrin manevî kudreti ile olur ve velayet makâmındaki tasarruf. Bir başka mürîde göre zikr anı. ruhun nefs üzerine galip gelmesine vesile olur. Mesela kelime-i tevhîd (la ilahe illallah) ve ism-i Celâl (Allah) zikirleri kulun manevi makâmlar arasında seyrine vesile olur. Başka bir mürîd için zikir.

Hatm (bitirmek) ismi verilmesinin sebebi. yüzyıldan itibaren periyodik hale gelen bu hafî zikirin sonunda. Hadralar. 33 Hakk. s. 321. Tosun. dağıtılan taşlar ile zikr adetleri takip edilir. 1001 İhlas Sûresi sessizce okunurken. 100 Salavat. 33 Hay zikirleri yapılır. ss. kıyam zikri ile devam eder ve tekrar oturuşla yapılan Kur’an tilaveti ve dua ile sona erer. hatmeler. 100 Salavat. 100 “la ilaha illallah”. bazı surelerin tertib üzere okunması ve belli miktarda zikrin çekilmesiyle yapılır. Hatm-i kebir. Sâfî. şeyhin işaretiyle başlayan ritüelin adıdır. a. Ya 1400 1401 Cebecioğlu. 3 kelime-i şehadet. Toplu Zikrin İcrası: Lefke ve Şam’da bulunan Hakkânî tekkelerinde gözlemlediğimiz kadarıyla. Zâkir başının yönlendirmesine göre temposu ve şiddeti değişen bu zikirlerin geçişleri esnasında silsile üstadlarına dualar okunur. 100 Hu. 100 Allah.1400 18. cehrî zikr de yapıldığı bilinmektedir. şeyhin huzurunda bir grup müridin halka olmasından sonra. TTDS. ku’udî ve hafî zikr olarak başlar. Pazartesi ve Perşembe günleri akşam namazından önceki kırk dakika içinde yapılır.1401 Gucdevanî’ye nisbet edilen terkibe “hatm-i Hacegân-ı kebir”. Bakî Billah’a nisbet edilen terkibe “hatm-i Hacegân-ı sagir” adı verilmiştir. s. Pazartesi günü akşam namazından sonra yapılan hatm-i haceganın yanı sıra. 7 Fatiha. Nakşibend.1. belli bir güne ve vakte bağlı olmadan her zaman yapılabilirken.. 321. 268 . toplu zikir ayinleridir. Perşembe günü akşam namazından sonra yapılan hadralar. Ya Halim. Kısaca hatim deneden bu ayin. Ya Hafız. salavatlar ve kelime-i tevhidler toplu olarak zikredilir.1402 Hakkânî dergâhlarında. mübarek gecelerde yapılan hadralar ve hatmelerden farklıdır. Hafî ve cehrî olmak üzere 2 kısım olan hatm-i kebirin birinci kısmında sırasıyla. 79 İnşirah Sûresi. 1402 Tosun. 177-203. 70 estağfirullah. sıkıntılı durumlara son vermek niyetiyle yapılan ilk uygulamalara dayanmaktadır.e. s. Bu iki zikirden sonra 10’ar defa “Allah Hu! Allah Hakk”. Reşahât. Bununla birlikte günlük olarak yapılan seher virdleri ve namazlardan sonra yapılan tesbihatlar. Cehri olan ikinci kısmında.g. 7 Fatiha. 256.g. Nakşîlik ıstılahında olan hatm-i hacegân. “Allah Hu! Allah Hayy” ve “Allah Hayy! Ya Kayyum” söylenir. Daha sonra Ya Daim.

269 .g. Ya Hennân. Hz. Ya Rahmân.. Londra’da.1407 icra edilmiştir. Atay. 1403 1404 http://www. ss. cehri olduğu bilinmektedir. Bazı geçişlerde ve sonda Kur’ân tilaveti. Peygamber (sav)’e ve silsile üstadlarına hediye edilir. 1405 Aynı eser. Peygamber(sav)’in ve silsile üstadlarının ruhlarına hediye edilir ve hatme dağılır. Atay.naqshbandi. el kitapçıklarından takip edilmiştir. Ya Subhân. Bu uygulamalar. Londra’da bulunan Hakkânî dergâhında yapılan bir antropolojik incelemede izah edilen ve ku’udî olarak yapıldığı bildirilen zikrin1404 hatm-i sagir olduğu kanaatindeyiz.org/zikr/khatma-i huwacegan. Ya Mucîb.e. 1406 Atay.Latîf. 10 Salavat. 33 Hu. Ya Gaffâr. 1407 Londra’da yapılan zikirde de Perşembe günü. 146-150. ss. Ya Sultân esmaları. Bu hatmelerin başında kahve ikramı yapılıp.e. Ya Fettâh. hatme-i kebir düzenli olarak Perşembe günü. 7 Fatiha. Şam Dergâhında. 7 Fatiha. Aynı çalışmada “Hatm-i Hacegân” başlığında izah edilen zikrin ise1405 hatme-i kebir olduğunu düşünüyoruz. 148. okunduktan sonra “Ya Daîm! ya Daîm! ya Daîm! Ya Allah” şeklinde yapılan esma zikirleri üçer defa yapıldıktan sonra 25 Besmele ve 10 salavat okunur. Şam’da ve New York’ta arz ettiği farklılık. Ya Settâr. dualar aynı şekilde Hz. 121-146. olduğu gözlemlenmiştir.g. “Ya Daîm! ya Daîm! ya Daîm! Ya Allah”. s. Ya Mu’id. 7 İnşirah Sûresi. sonunda ise şeker ve sandviç ekmeği dağıtılmıştır. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. Mesela 1970’li yıllara kadar Londra’da da hafi yapıldığı bilinen hatmeler. Ya Deyyân.1406 2008 yılındaki iki aylık ziyaretimiz süresince. ss. Ya Vedûd. sırasıyla. 132-138. 33 Hay. 100 kelime-i tevhid. Bu hatmeler esnasında okunan virdler. yetmişlerden sonra Nazım Efendi’nin uygulamaya başlamasıyla. Son olarak okunan 10 salavat ve Kur’an tilaveti. 25 estağfirullah. Ya Mu’izz. ikişer kez şu formatta tekrarlanır. Bkz. 33 Hakk.. a. 100 Allah. Ya Mennân.. Lefke’de. a. halkada bulunanlar tarafından. 10 Salavat. 11 İhlas Sûresi. zaman içinde de değişime tabi olmuştur. yani Cuma gecesi.1403 Hatme-i sagir sırasıyla.

Hatmelerde oturularak yapılan kelime-i tevhid zikrinde baş ve gövde ile salınarak yapılırken. Bu zikirler hem oturarak hem de ayakta icra edilebilir. 270 . Rifâîler ve Kâdirîler ise cehrî zikri esas almışlardır. 100 salavat. bir grup ilahi ve medhiye okurken. Her iki salınımda da esas olan kalbin bulunduğu sol tarafa “illa’llah” zikrinin vurulmasıdır. 100 salavat ve duadır. Hadra. 7 Fatiha Sûresi. ellerini iki yanda kenetli olmadığı halde kenetliymiş gibi tutarak zikreder ve halkadaki diğerlerinin önünde durarak dolaşır. Abdülhalik Gucdevanî’ye veya Bahâuddin Nakşbend’e nisbet edilen hat-i hacegân tertiblerinden farklılaşmıştır. 100 salavat ve aşr-ı şeriftir.1409 İslâm tasavvufunun kurumlaşmasından sonra. diğer grup kıyam zikri yapar. Hadralarda bazen bir ya da birkaç zâkirin ortada semah ettik leri de olmuştur. rabıta. 15 istiğfar. üçüncü ve dördüncü halkayı oluştururlar. Yaklaşık otuz dakika süren hadralar ve diğer hatmeler çeşitli internet sayfalarında da paylaşılmaktadır. Kıyam zikrinde halkanın ortasında dolaşarak zikreden müridler.org/Video&Audio/Dhikr-Hadra. hatme gibi başında okunan ayetler olmaksızın. Genellikle loş bir ışık ortamında yapılan zikirlerde.org/zikr. Nakşbend. s. buna “devr” 1408 1409 Tosun. Nakşbend’e isnad edilen hatmede. 100 salavat. 79 İnşirah Sûresi.1408 Hatm-i hacegânların haricinde Cuma günleri ve mübarek gecelerde hadra adı verilen zikirler yapılır. Zâkir başına dönük olarak oluşturulan halkada yer bulamayanlar. kıdemli mürîdler zâkir başının sağı ya da solunda daha yakın olanlardır. hemen arkada katılanların sayısına göre ikinci. 321. http://www.Hatme ve zikirler mihrabın önünde duran zâkir başının sağına ve soluna halka oluşturarak olur. Lefke ve Şam tekkelerinde kıyam zikri olarak da gözlemlediğimiz hadralar da. kıyam zikri olarak başlar ve biter. 500 “ya hafiyye’leltaf edrikni bi-lutfike’l-hafi. 1001 İhlas Sûresi. 7 Fatiha Sûresi. Meselâ Gucdivanî’ye nisbet edilen hatmede. www. Melâmetiler ve Nakşîbendiler hafî zikri.naqshbandi. kıyam zikrinde eller iki yandaki zâkir ile kilitlendikten sonra belden yapılan salınım ile öne doğru eğilerek yapılır.saltanat. 7 Fatiha Sûresi. Şayet ayakta dönerek yapılırsa. Tarikat-ı Hakkâniyye’de uygulanan hatmeler.

Tehânevî. Bunlardan bağımsız olarak Lefke tekkesinde ise akşam namazından sonra toplu olarak cenaze namazı kılınır. 730.1412 Bu dönüş. kulak vermek. 1413 Cebecioğlu. Uludağ. Keşşâf. Ya Hafız yüzer defa hafî olarak okunur. İki rekât necat namazı kılındıktan sonra secdede dua edilir. 271 . şarkı dinlemek. vecde gelmek ve üns meclisi” manalarında kullanılmıştır. 364.1411 Tasavvuf ıstılahında ise. Ta’rifât. Yesevîlikte. 312. 974. mescitte uyuyanların uyandırılmasına. Minhâcu’l-Fukarâ.1413 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre semâ taklit ve tahkik olmak üzere iki çeşittir. 262. makâm ve nağmelerle okunan dinî metinleri ve ilâhîleri. toplanan uyku tulumları ve alınan abdestlere müteakiben başlar. c. beste. 1415 Bu tesbihatların sonunda sabah namazına geçmeden sağ omuz üzerine uzanarak. 121. gınâ. Tasavvuf ve Tarikatlar. Nazım Efendi’nin ifadesiyle tayyarenin uçması için çalışan yer tekerler değil motordur.1414 Lefke tekkesinde seher virdleri. Taklidi semânın baştan sona kadar ayaklar üzerinde olduğu ifade etmiştir. Tahkiki semâda hakikaten dönen zâkir. TTS. Kıbrısî. musiki eşliğinde dinlerken ilâhilerin ruhta bırakmış olduğu tesirle coşup dönerek raks etmek ve deverân etmektir. s. “işitmek. çalgı.6. Yılmaz. hançereden testere ve bıçkı sesi gibi ses çıkarılarak yapılan zikre ise “zikr-i erre” denilir.ve “deverân” adı verilir. insan ile diğer mahlûkatın aynı dilden yaptığı zikri temsil eder. 1415 Tüm bu zikirlerin adetleri ve duaları ile ilgili detayları için bkz. Seher virdinden önce iki rekât abdest namazı kılınlar da olmaktadır. hakiki olarak semâ eden zâkir. 1. Cürcânî. 369-371. s. ss. Lisânu’l-Arab. Kamûsu’l-Muhît. Lümâ. Müridin El Kitabı. İbn Manzûr. 555. Uçak havalandıktan sonra tekerlere ihtiyaç duymadığı gibi. Ebediyete Davet. s. s. s. Bir müezzinin duasından sonra imamın müezzinliğinde sırası ile Ya Halim. 162. bu namazın Müslüman olarak vefat edip de cenaze namazı kılınmayan tüm dünyadaki 1410 1411 Zikir ve zikir çeşitleri için bkz. Firuzabadî. Ankaravî. birkaç saniye için tefekkürü mevt yapılır. s. 1414 el-Hakkânî. TTDS.1410 Bununla beraber farklı bir zikr biçimi olan semâ lügatte. kendi kuvveti ile orada bulunmamaktadır. 1412 Serrâc. c. raks. Müridler. yedi defa döndükten sonra ayakları yerden kesilerek döner. kâinattaki atomlardan galaksilere kadar dairesel bir hareket olduğu için. 20. tegannî. s. s. 21.

ss. Kâmûs. 1420 Bakara: 2/245. endişeli olmak gibi manalarına gelen kabz. Firuzebadî. Allah’ın celâlini tefekkür etmekten dolayı. bast kelimesinin zıddıdır. 1. s. 20/96. açılmak. c. 2/245. 18/18 . Allah’ın lütuf ve cemâlini düşünmesinden dolayı bir genişleme. kapanmak. s. Bu halde salikin kalbi. 1422 Bast halini yaşayan sâlikin kalbinde ise.1418 Kur’ân-ı Kerim’de kabz ve bast kelimeleri daha çok lügatteki manalarıyla meal edilmiştir. âriflerin 1416 1417 Mürîd ile yapılan mülakata ait kayıtlar. ruhun dertli olması. tutulmak. İbn Manzûr.1421 Istılahta kabz. 1418 İbn Manzûr. ondan alınacak mükâfat beklentisinden dolayı ferahlaması ve Mevlâ’sına yakınlığını göstermesidir. 710-711. Allah’ın gazabının korkusuyla dolar. Kâşânî. 333. 352-354.e. s. genişleten (bast) de. sevinçli olmak. Furkân. Mülk. 25/46. 272 . Mu’cemu’l-vasît. s. keyifli olmak. 408-409. Komisyon. 11. 1422 Isfehanî.e. ss. Tasavvuf ve Tarikatlar. kulun geçmişte işlemiş olduğu iyi amelleri hatırlanması sonucunda. Firuzebadî. Kabz hâlindeki sâlikte. a. 659. TTDS.e. 5/11. Bast. 67/19. Tevbe. s. Lisânü’l-Arab. Bast. Sufîlerin yüklemiş oldukları manalar ise. 56. Nazım Efendi’nin manevi bir vazifesi olduğu için kılınır. Yine O’na döndürüleceksiniz. 46. lügat anlamıyla tercüme edilmektedir. bu manaların üzerine inşa edilmiştir. Tâhâ. el-Müfredât. a. Bakara. Cebecioğlu. Bir mürîde göre bu namaz. 9/67.Müslümanlar için niyet edilerek gıyaben yapılan bir namaz olduklarını söylerler. Maide.”1420 ayetinde bu kelimeler. 1419 Bkz.g. Istlahatu’s-Sufiyye. c.. salikin yaşadığı bir halet-i ruhiyedir. tutmak. neşeli olmak.. rahat ve huzûr içinde olmak gibi anlamlara gelir. ses arşivimizde mevcuttur. 210-211. 39/67.g.. s. yeme ve içme duygusu yok denecek kadar zayıflar. ss. zihni açık olmak.1417 Bast ise lügatte genişlemek. üzüntülü olmak. ferahlık ve sevinç duyma meydana gelir. Komisyon.g.1419 “Rızkı daraltanda (kabz) Allah’tır. Zümer. KABZ VE BAST HÂLİ: Lügatte sıkıntılı olmak.1416 h. Bu ayete yapılan işarî tefsirler. 1421 Yılmaz. a. 13. s. karşı konulamayan bir endişe ve korku hisseder. 651. Kehf. bu kelimelerin tasavvuf ıstılahındaki anlamlarında önemli olmuştur. daralmak.

s. s. her mecliste ve işte kulun kendini genişlikte bulması. s.g. Tasavvuf ve Tarikatlar. güler yüzlü ve mütebessim çehreli olmayla ilişkili olarak anlatır. Kıbrısî. s. 1427 Yılmaz. bu genişliği etrafına yansıtması. Ankaravî. 1426 Kıbrısî. Bu çehrenin zıttı olan abus şekli (somurtma. 1424 Kıbrısî. Avârif.1423 Nazım Efendi bast halini. kuldaki makbul ve muteber bir hal iken. Cebecioğlu. 85-86. TTDS. Uludağ. Bast hâlinde gönül şen. Sühreverdî. 336-337. 643-645. 120. 210-211. 420-421. 735/1334). kulun kalbine ve etrafına sıkıntı vermemesi. Bu durumda kul. ferah 1423 Serrâc. a. Bu neşe hali kalbte inbisata ve ferahlamaya sebep olur. 1425 Aynı eser. 67. bu konuda Şeyh Nazım’ın aksine bir görüş beyan etmişlerdir. 342. 121. 1428 Kâşânî. Bu hallin devamlılığı. nefsin sıfatlarının zuhur etmesi ve kalbe hicab olmasından dolayı olur. kulun daralma ve sıkıntı halinde bulunmasıdır. Nazım Efendi’ye göre bast. dış görünüşünü ve fiillerini ilmine göre ayarlar.1425 Kabz ve bast hallerinden hangisinin üstün olduğu konusunda Şeyh Nazım’ın görüşü kesindir. ss. kabz hali. Çünkü bu çehre Allah(cc)’tan razı olmaya delalettir ki. basttan evladır. kalbin ferahlı olması.1426 Kabz ve bast hallerinden hangisinin daha üstün olduğu konusunda. Bastın sebebi ise. bast haline bir üstünlük atfetmiştir. ss.sıfatlarından biri olarak tabir edilir.1427 Mesela İzzeddîn Kâşânî (v. kalbin önünden nefs hicabının kalkması ile olur. basttan haz alıp. s. 121. Kabz ve bast hallerinin sonuçlarını ve tesirlerini esas alarak ulaşılan bu görüşlere göre.1428 Çoğu sufî. Tasavvuf Sohbetleri. Allah(cc)’tan razı olmamaya delalet etmektedir. kabz makbul olmayan ve kerih görülen bir haldir. yaşadığı halin aynası olur. bu kulların mekânları cennettir.e. zihin de açık durumdadır.. bu hallerin zuhur etme sebeplerine bakarak. kulun ahiret azabına sebebiyet verir. el-Lümâ. s. Minhâc. Kalb ve nefs ilişkisi ile izah ettiği bu hallerden kabz. ekşitilmiş surat) ise. Allah(cc)’ın sevdiği hâl olarak tanımladığı bast hâlini. s. ss. mutasavvıflar değişik görüşler beyan etmişlerdir. 273 . Çünkü nefs. daima rahat olması ve kalbinin ferah olması olarak tanımlar. Bu hali yaşayan sâlikin çehresi. TTS. Misbahu’l-hidâye.1424 Şeyh Nazım’a göre kabz hali ise.

Ona göre kabzın yüzü ekşidir . s. Dolayısıyla umum görüşe göre. Zira avamın ve havasu’l-havasın halleri bu değerlendirmelerin dışında kalmıştır. s. hâlâ nefs-i emmâreye ait sıfatların etkisinde bulunmasına bağlıdır. 632/1234). Mevlânâ. 3. Bast hâlinin yüzü ise güleçtir. Sühreverdî’ye göre bu yanılgı. Farklı bir ifadeyle avamın tecrübe ettiği haller. bu durumun sıkıntı ve neşe durumu olduğunu belirtir. Minhacu’l-fukarâ. bir yanılgıdan ibarettir. Bu açıdan bakıldığında sufilerin umumiyetle bahsettiği.1430 Bu konudaki görüş ayrılıklarının sebebi. Avârif (Gerçek Tasavvuf). s. a. terakki eder ve bast hâlini görecek. ama şefkatlidir. 3757-3762b. bast hâlini de yaza benzeterek. havasın hallerinden.g. ama yakıcıdır. Bundan dolayı mürid kabz hâlinde. c. Kendi varlıklarını aşmış kullar için. nefs-i levvâmeye yükselme ve muhabbet makâmından nasiplenme sayesinde meydana gelir. kabz ve basta benzer duyguların Mü’minlerin avâmında görüleceğini. sâlike kabz hâli geldiğinde onun üzülmemesi gerektiğini.1431 Sühreverdî’nin izahına bağlı olarak düşünecek olursak. kabz hâlini kışa. Yine o.e. Sâlike yol aldıran işler ise. bağı ve bahçeyi kavuracağını belirtir. 1431 Sühreverdî. kabzdan sıkılır. onların halleri ise havasu’l-havasın hallerinden faklı olmaktadır. Mesnevi. bu halleri tecrübe ettiği varsayılan kesimin çeşitliliğinden kaynaklanmaktadır. s. havasu’l-havasın yaşadığı bir hal olarak değerlendirilebilir. yaşadıkları hâllerden dolayı. Nitekim kabz ve bast. 341. 343. 1432 Ankaravî. onların.. kabz hali basttan üstün görülmüştür. bu hâlin onun kurtuluşu olduğunu belirtir. her halin fevkindedir. Allah’ın gayrısındaki her şeyden sıyrılmış kullar (havasu’l-havas) üzerinden izah 1429 1430 Ankaravî. Mesela Sühreverdî (v. imtihanları geçer. Hakk’ta fenâ ve bekâ makâmlarına vasıl olmamış sâliklerin halleridir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin üstün gördüğü bast hali. havasın halleri olmaktadır. ancak bunun gerçek manada kabz ve bast hâlleri olmayacağını. nefsinin sıkıldığı yerde olduğundan. fenafillahda yaşanan zevk. 696-699.1432 Bu hali Kuşeyrî. Yani bu kişiler. 274 . kendilerinin kabz ve bast hâllerini yaşadığı zannına kapılsalar da bu durum. 669. haz almaz. yaz mevsiminin devamlılığının.bulurken. Çünkü bazı mutasavvıfa göre ise kabz ve bast hali.1429 Aynı görüşü savunan Mevlânâ. kabz hali daha evladır.

etmiştir. Kuşeyrî’ye göre, sufîde, bast hâli hâkim olduğu zaman, en şiddetli ve elem verici hadiseler, onu hiçbir şekilde etkilemez. Böylesi sufîler, ona göre, ilahî kaderin cilvesi ve Allah(cc)’ın rahmeti ile eşyaya kul olmaktan kurtulmuş kimselerdir.1433 Nazım Efendi, eşyanın esaretinden kurtulmuş kulu, rıza makâmıyla ilintili ele almaktadır. Kıbrısî’ye göre kabz halinde bulunan kişi Rabbinden razı değildir, bir daralma ve kasıntı haliyle etrafına da aynı hâli yayar. Bu hali hayatı boyunca yaşayan kişi cehennem ehlinin sıfatıyla sıfatlanır. Dolayısıyla kabz hali, kulda devamlı olmamalıdır.1434 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî tarafından, bast haline yüklenen rıza halinin de kendi içinde dereceleri olduğu görülmektedir. Kıbrısî’ye göre mahlûkun Hâlik’ı ile olan ilişkisinde insan, kendisi kadar mûkerrem olmayan diğer mahlûkun yaşadığı rıza makâmından daha alt seviyede olmamalıdır. Mahlûkun içinde bulunduğu halde duyduğu memnuniyet ve rıza, ilah-kul ilişkinin uygunluğunu belirlemektedir. Şeyh Nazım’a göre Âdemoğlunun hizmetine tayin edilen tüm hayvanat, nebatat ve madde; her durum ve zamanda, ferah içindedirler. Onlardan daha mükerrem bir yaratılış içinde olan insan ise, her halinde razı olmalıdır. İnsana giydirilmiş bu şeref, onu her hal üzere razı etmeye kâfi derecede ferah sebebidir. Başka bir ifadeyle kulluk, Âdemoğlu için en büyük şereftir ki, takdir edildiği zaman kişiyi her daim genişlik, mutluluk ve ferah içinde bırakır. Nazım Efendi bu düşüncelerden hareketle kabz halini neden kerih gördüklerini ve Allah(ac)’ın neden bu halden hoşnut olmayacağını şöyle ifade etmektedir: “Âdemoğluna minel-ezeli ile’l ebed bu kadar şerefi giydiren Allah(ac), verdiği hesaba gelmez bu şeref dururken dünya için mahzun olan kullundan razı olmaz.”1435 Bu ifadelerden de anlaşıldığı üzere, Kıbrısî’nin tarif ettiği rıza ve şükür, karşılaşılan dünyevî hadiseler içindir. Bu ise Sühreverdî’nin tarif ettiği nefs-i emmare seviyesindeki avamın halleridir. Şeyh Nazım, “el-hamdulillah” zikrini, bu kişilere tavsiye etmiştir. “Gönlün açılması için” diyerek tavsiye ettiği bu zikir ile kul, dünya
1433 1434

Kuşeyrî, er-Risâle, ss. 94-95. Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 122. 1435 Aynı yer.

275

için olan hadiselerden sıyrılmaya çalışır. Kıbrısî, bunu başarmış kulları, rıza makâmı ile ilintili bir şekilde anlatmıştır. Bizim havas olarak nitelendirdiğimiz bu kişileri Kıbrısî, “hammadûn” olarak nitelendirmiş ve onları övmüştür.1436 Buradan da anlaşıldığı üzere havasın kabız ve bast halleri, dünya için değil de, Allah (cc) için ve O’nun rızası için olmaktadır. Bu misal üzerinden havasu’l-havas ise, Allah(cc) ile birlikte olma hazzı yaşadığından; ne dünya için, ne de Allah için bir hal yaşamaz. Zira o, Allah(cc) ile birlikteliğin neşvesinden başka bir şey duymamaktadır. Istılahta kabz ve bast hali, keşif ve şükür gibi kavramlarla da ele alınmıştır. Mesela her iki halin bir birine göre zuhur edebileceklerini savunan Kuşeyrî, hangi halde olursa olsun kulun, sebepleri araştırmak yerine hal geçinceye kadar sükûneti muhafaza etmesi gerektiğini ifade etmiştir. Cüneyd-i Bağdadî, her iki hali de Allah’a sığınılması gereken haller olarak görür. Bağdadî’ye göre bu haller, Allah’ta fenaya ve bekâya giden yolculuğunda, kulun tekâmülüne, tekerrüre ya da tenziline sebep olur.1437 İbn Arabi’ye göre, Allah(cc)’ın “zahir” ve “batın” isimlerinin tecellilerinin müşâhedesine bağlı olarak kullarda kabz ve bast hali deveran eder.1438 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, bast hâlini rıza makâmına ait olarak tanımladıktan sonra, bu makâma ulaştıran vesile olarak tefekküre işaret etmiştir. Tefekkürün Allah(ac) muhabbetini ve gurbîyeti artırdığını şu şekilde ifade etmektedir: “Hadsiz ve hesapsız nimetin ve lütfun içindeyiz. İşte insan onu (tefekkürle) bildiği vakit ferahlıyor. Neşeli insanı, ferahlı insanı Allah seviyor ve ona bast hâli derliyor. Kabz hâli bütün zulmetlerin membaıdır”1439 Gaflet başlığında da incelenen tefekkür, kulu Allah(cc)’tan gaflete düşmekten korur. Kıbrısî tefekkürü, sürekli teyakkuzda bulunmak üzere tavsiye etmiştir.1440 Tefekkürü aynı zamanda rıza makâmına ulaşmak için tavsiye eden Kıbrısî, bu makâmdaki salike ait halin, bast olduğunu söylemektedir. Buradan da anlaşılmaktadır ki bu hal, avama ve havasa aittir. Avam, dünyevi amaçlarla yapılan
1436 1437

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 122. Kuşeyrî, er-Risâle, s. 94. 1438 İbn Arabî, Nurlar Risalesi, s. 23. 1439 Kıbrısî, a.g.e., s. 122. 1440 Aynı eser, s. 142.

276

işlerden sıyrılmak için tefekkürde bulunur ve ilahî rıza için işlediği fiilerden dolayı bast hali yaşar. Havas ise, ilahi rıza için işlediği fiilerden sıyrılarak, fenâ fillah hali yaşamak için tefekkürde bulunur. Fenâyı yaşadığı vakitlerde bast hali yaşar. Fenâdan uzaklaştığı vakitlerde, eski makâmı olan rıza halline dönüş yapar. Bunun sâlik açısından bir ayrılık olduğu düşünüldüğünde, sâlikte, kabz haline sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre, kalbin ferahlı olması, bast hali; daralma ve sıkıntı halinde bulunması ise, kabz halidir. Nazım Efendi’ye göre bast, Allah’ın sevdiği, kuldaki makbul ve muteber bir hal iken; kabz bu halin tersidir. Mü’mindeki bast hâli, onun gülen yüzünde ve mütebessim çehresinde görülür. Şeyh Nazım, bu hale ulaştıran vesile olarak tefekküre işaret etmiştir. Allah(ac)’ın hadsiz ve hesapsız nimetlerini ve lütfunu hatırlamak anlamında kullanılan tefekkür, kuldaki muhabbeti ve gurbîyeti artırarak, ondaki bast halini, muhafaza eder. Böylesi nimetlere rağmen kabz halinde bulunan kişi, esasen Rabbinden razı değildir. Bazı mutasavvıflara göre kabz hali, Mü’minin manevi terakkisi için, bast halinden daha muteberdir. Sufiler arasındaki bu görüş ayrılığı, bu hallerin sebepleri ve sonuçlarına bağlı olarak oluştuğu kadar; bu halleri yaşayanın avam, havas ya da havasu’l havas olmasına göre de oluşmuştur.

i. NEFS: Arapça bir kelime olan nefs; can, ruh, kan, ceset, izzet, hamiyet, herhangi bir şeyin özü, nazar değdiren göz gibi manalara gelmektedir.1441 Kur’ân-ı Kerîm’de nefs; kötülüğü emreden,1442 kıskançlıktan yana,1443 cimrilik ve hırs sahibi1444 gibi menfî vasıflarla zikredildiği gibi; kötü arzulardan
1441

Firuzebadî, Kamûsu’l-muhît, s. 577; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. 15, Dâru’s-sadır, s. 117; Isfehanî, el-Müfredât, s. 502. 1442 “Rabbimin muhafazası dışındaki nefs, daima kötülüğü emretmektedir.” Yusuf: 12/53 . 1443 “Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu.” Mâide: 5/30.

277

kurtulmuş, itminana ermiş1445 gibi müsbet sıfatlarla da tavsif edilmiştir. Nefse tasavvuf ıstılahında yüklenen manayı en açık şekilde ifade eden ayette Hz. Musa(as), buzağıyı ilâh edinen kavmine şöyle seslenmiştir: “…Gelin yaratıcınıza tövbe edin, nefislerinizi öldürün.”1446 Mutasavvıflar tarafından kulun Allah(cc)’a dönüşünden önce tezkiye ve terbiye etmesi gereken bir yönü manasında kullanılan nefs, İmam Kâşânî’ye (v. 730/1329) göre kendisinde irâdî hareket, his ve hayat kuvveti bulunan latîf buharlı bir cevherdir. Hakîm Tirmizî bu tanıma şunu ekler: “O, hayvanî ruhdur, kalb (nefs-i natıka) ile beden arasında vasıtadır.”1447 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin yayın ve sohbetlerinde, nefs teriminin ontolojik yönüne dair izahat ile karşılaşılmamıştır. Kıbrısî’nin sohbetlerinde nefs, genellikle nefs-i emmare manasında kullanmaktadır. Tasavvuf ıstılahında nefs-i emmare, genel olarak hevâ ve heveslerinin peşinden koşan nefs mertebesi olarak tanımlanmaktadır.1448 Şeyh Nazım Efendi’ye göre bu derecedeki nefs; insanı, insanlık şerefinden mahrum eden, kendi hevâ ve arzularını ilah edinen nefstir.1449 Çünkü kişi kendi manevî memleketi olan yaşantısında, Rabbi’nin isteklerine tabi olmazsa, o emirlerin gayrını emreden nefsinin, şeytanın, hevâlarının veya dünyanın isteklerine tabi olur. Böylelikle kul, Rabbi’ne değil nefsine kulluk etmiş olduğundan, kulluk şerefinden düşer.1450 Seyru sulûkta nefsin, hevanın ve şeytanın tuzakları üzerinde sufîlerin görüşleri, İslam düşüncesindeki çerçeveyi şekillendirmiştir. Bu manana nefis, şeytan ve hevâ, insanın batınî düşmanları olarak telakki edilmiştir. Bunlardan iblisin düşmanlığı, Hz. Âdem(as)’e secde etmediği günden beri bilinmektedir. Ancak hevâ,
1444

“Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” Haşr: 59/9. 1445 “Ey mutmain nefs! Sen Rabbinden razı, O senden razı olarak dön Rabbine! Sen de katıl has kullarımın içine, gir cennetime!” Fecr: 89/27-30. 1446 Bakara: 2/54. 1447 Cürcanî, Ta’rifat, s. 262; Kâşânî, Istlahatu’s-Sufiyye, s. 115; Cebecioğlu, TTDS, s. 472. 1448 el-Nakşıbendî el-Hac Mehmed Nuri Şemsüddin, Miftâhu’l-kulûb, Haz.: Salah Bilici K.Evi, İstanbul 1983, ss. 135-136. 1449 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 18. 1450 Aynı eser, s. 24.

278

insanın nefsindeki hükmedici yönün habercisidir. Şeytan, Âdem(as)’in bu zafını kullanarak, onu yasak ağaca yaklaştırmış ve Cennet’ten kovulmasına sebep olmuştur.1451 Nefs, şeytan ve hevanın söz konusu durumlarına yönelik anlayış, Kıbrısî’nin de anlayışını şekillendiren yaklaşımlardandır. Bu hususu Kıbrısî’nin âbid anlayışıyla birlikte değerlendirdiğimizde, onun abid tanımında etkili olan ve nefs tezkiyesi ile ilgili yönlerini görüyoruz. Mesela nefsini en üst derecede arındıran kul, kendi iradesini, Rabbinin iradesinde kaybedendir. Bunu yaparken âbid, kendini aciz bilerek, Rabbinden gelecek inayete dayanır. Binaenaleyh bu makâmdaki kul, nefsine, şeytana ve dünyaya kul olmadığı için, Rabbine, teslimiyet ve tevekkül ile kul olur.1452 Nefsin, insanı kulluk şerefinden düşüren bir diğer fiil ise, kişinin kendine vacip olan vazifeyi bırakıp, üzerine lazım gelmeyen vazifelerle iştigal ettiği anda olur. Kendisini ehli cennet sayan bu kişi, Kıbrısî’nin ifadesiyle, ahiretini garantilemenin ferahıyla, kendisi haricinde her şeye müdahale eder. Hükümetlerden devlete, yerden göğe kadar her olaya akıl verirken, kendisini dünyada Allah(cc)’ın vekili olmaya yetkin görür.1453 Kıbrısî’nin tavsif ettiği bu karakteri, Abdul Bakî Gölpınarlı (v. 1403/1982) iman ile ilişkili olarak analiz etmiştir. Gölpınarlı’ya göre, gayba iman etmeyen kula, gayb âleminden yol gösterici bir kapı açılmaz. Dolayısıyla kula açılan kapılar, kontrolü nefsin elinde olan bir âlemden açılır ki, bu kulu, rablik iddiasına kadar götürür. Benlik ve bencillik ile başlayan bu yol, kulu hayvanlık seviyesine ve “keşke toprak olsaydım”1454 dediği pişmanlığa götürür.1455 Bununla birlikte bazı sufîlere göre, gayba iman eden kulun dahi nefsinde ilahlaşma iddiasının görülmesi olasıdır. Celvetiye tarikatı piri Üfdade (v. 988/1580)’ye göre, mü’min kulun nefsinde müşâhede edilen ilahlaşmaya en temel sebeb, kibirdir. Kulun nefsini bilmemesinden kaynaklanan kibir, gazab ve haset gibi tüm hastalıkların menşeidir. Bu mertebedeki

1451

Razî, Yahyâ b. Muâz, Cevâhiru’t-tasavvuf, Tah.: Saîd Hârûn Âşık, Mektebetu’l -Arab, Kâhire 2002, s. 172. 1452 Bu tezde bkz. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kavramlar/a.Kulluk Makamı (Âbid ). 1453 Kıbrısî, a.g.e., s. 18. 1454 Nebe: 78/40. 1455 Mevlâna Celâleddîn, Mecâlis-i Seb’a, Ter.: Abdülbakî Gölpınarlı, Konya Turizm Derneği Yay., Konya 1965, ss. 85-86.

279

kul, kendi ayıplarını bırakıp, başkalarının ayıplarıyla ilgilenir. Kibir ve enâniyete dair tüm hastalıklardan kurtulmanın yolu, nefis tezkiyesi ve seyru sulûktur. Her kulun ayıp ve hataları olduğu kadar, fazilet ve kemale müteveccih yönleri de olduğundan; Üfdade’ye göre, nefsini tezkiye etmeye çalışan kul, insanların faziletlerini görmeye çalışmalıdır. Böylelikle tüm insanları kâmil, kendisini nâkıs bilerek, bu hastalıktan kurtulur.1456 “Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler”1457 ayeti tasavvuf terminolojisinde ve Kıbrısî’nin düşüncesinde yer alan söz konusu anlayışın dayandığı naslardandır. Bu ayette işaret edilenler; namazı derin saygı içinde kılanlar, zekâtı verip, ırzlarını koruyanlarla birlikte kurtuluşa eren Mü’minler zümresinde sayılmışlardır.1458 Bununla birlikte “Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.”1459 ayetinde boş işlerden yüz çeviren kişiler olarak bildirilenler, tevbe edip, sâlih amel işleyen ve Allah(cc)’a, tevbesi kabul edilmiş olarak dönenler1460 olarak anılmışlardır. Boş iş ve sözlerden yüz çevirenler, Kur’ân-ı Kerîm’de, birçok faziletli amel ve âmillerle birlikte zikredilerek ve Cennetin yüksek makâmlarıyla müjdelenmiştir.1461 Bununla birlikte boş konuşma, “Ey îmân edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir gazab (sebebi) oldu.”1462 ayetiyle Cenâb-ı Allah(cc)’ın sevmediği bir fiil olarak zikredilmiştir. Şâh-ı Nakşîbend (v. 791/1389)’e göre boş konuşmayla ilgili bu ayet, kulun seyrindeki hedefini ve istikametini belirlemektedir. Hak için yapılmayan tüm
1456 1457

Bahadıroğlu Mustafa, Hz. Üftâde ve Dîvânı, Üfdade Kur’ân Kursu Yay., Bursa 1995, ss. 220 -221. Mü’minûn: 23/3. 1458 “Müminler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler. Onlar ki, zekâtı öderler. Onlar ki, ırzlarını korurlar.” Mü’minûn: 23/1 -5. 1459 Furkân: 25/72. 1460 “Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah'a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.” Furkân: 25/71. 1461 “Onlar, kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler. Onlar, ‘Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle’ diyenlerdir. İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır. Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!” Furkân: 25/73-75. 1462 Saff: 61/1-2.

280

konuşmalar, kulu Hakk’ın gayrına götürür. “O halde siz Beni hatırlayın ki, Ben de sizi hatırlayayım”1463 ayeti, kul için malayağni yapmadığı anlarda geçerlidir. Binaenaleyh Nakşibend’e göre, Hakka’a müteveccih istikamet, kulu malayaniden koruyan ve gayret isteyen bir iştir. Bu gayretin mükafâtı ise kulun, Hakk Teâla tarafından anılmasıdır.1464 Nefsin boş konuşması mevzuunda, Şeyh Nazım’ın anlayışı, iblis ve gaflet anlayışıyla da ilgilidir. Yani ayetlerde zemmedilen bu hal ve davranışlar, kulun sadrına iblis tarafından fısıldansa da, insan nefsine uyup, gaflete düşmedikçe bu fiili işlemez. Çünkü İblis Mü’minlere bir fiili yaptırmada acizdir, o fiilin işlenmesinde nefis daha etkindir.1465 Nefsin kul üzerinde etkin olmadığı anlar, kulun yaşadığı hayatın anlamın idrakinde olduğu anlardır. Allah ve ahiret yörüngesinden çıkmış tüm aklî, kalbî ve hissî lahzalar, kulun gaflet anlarıdır. Binaenaleyh kul, bu anlarda kendisini bırakıp başkalarıyla ya da boş söz ve fiillerle meşgul olmaktadır.1466 “Kur’ân okunduğu zaman, kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın. Gerçekten onun, iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde gücü ve etkisi yoktur. Onun gücü ve etkisi, ancak onu dost ve koruyucu edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.”1467 ayetinde de belirtildiği üzere şeytanın, mü’minler üzerinde bir hâkimiyet kuramayacağı, kâfirler üzerinde ise, davet etme ve süslü gösterme yoluyla bir tesiri olduğu anlaşılmıştır.1468 Mü’min kulun gafleti, iç dünyasında şehveti ile aklının muharebesine bağlı olarak olur. Farklı bir ifadeyle, şehvetin akla tahakkümü esnasında kul, gaflete düşer ve iblisin davetine kapı aralar.1469 Bu anlayış, Şeyh Nazım’ın boş konuşma hususundaki bu yaklaşımının, ıstılahtaki karşılığı olması bakımından önemlidir.

1463 1464

Bakara: 2/152. Parsâ, Risâle-i Kudsiyye, s. 52. 1465 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 162. 1466 Aynı eser, ss. 141-142. 1467 Nahl: 16/98-100. 1468 Bursevî, Rûhu’l-beyân, c. 10, s. 67. 1469 Aynı eser, c. 3, ss. 281-282.

281

Gaflet konusunda gafil kul için nitelendirilen bu durum, nefsine yenik düşen mü’min için de geçerlidir diyebiliriz. Çünkü Nazım Efendi, hem gaflete düşmüş, hem de nefsine yenik düşmüş kul için, kendi noksanlıklarının gayrında her şeyle uğraştığını ifade etmiştir. Muhasibî’ye göre fıkıh gibi İslamî ilmlere sahip olanlar, zahitler, kendini ibadete verenler, uzlete çekilenler, uzlet ve verâ hayatı yaşayanlar dahi kendi noksanlıklarını bırakıp, başkalarının kusuruyla uğraşabilirler. Zira onlar sahip oldukları ilim ya da yaptıkları ibadetten dolayı kendilerinde kibir, hased ve riya gibi kötü huyların olmadığını düşünürler. Bu aldanışlarının sebebi, bildiklerinin ya da vaaz ettiklerinin gerçekten kalblerinde olup olmadığına bakmamalarıdır.1470 Nazım Efendi’ye göre nefs-i emmarenin karakteristik özelliği haramlarla hoşnut olmasıdır. Nefis her ne kadar dünya hayatının çeşitli arzularıyla ferah bulsa da, bu arzulardan helal olanlarını elde etmesinde bir yasaklama olmadığı için, yasaklanmış olanları arzular. O ulaşılması daha zor olan haramları elde ettiği müddetçe nefs, haramlarla ferah bulmaya başlar. Bu hal üzere devam edince haramlara bağımlılık başlar. Bu aşamada kul, bağımlılığını giderdiği için ferah bulur hale gelir ki, bağımlılıkları haramlardır.1471 Nazım Efendi nefsin bu hali için “…şüphesiz ki nefs kötülüğü emreder”1472 ayetini delil göstermektedir.1473 Şeyh Nazım’a göre nefs-i emmare manası ima edilen nefsin diğer karakteristik özelliklerinden biri yalnız olduğu zamanlarda günahlara daha fazla temayüllü, kalabalıkta ise çekingen bir tavırda olmasıdır.1474 Nazım Efendi’ye göre bu mertebedeki nefiste gençlik iştahı gibi iştah olur. Dünya şehvetlerinin hepsini birden elde etmek için hücum eder. Bu karakterin neticesinde nefs makine gibi olur. İhtiyar ve iradesini kaybeden nefs, esaret içinde bir kişilik ortaya koyar. Nefsin bu karakterine esir olmuş kişi, artık lezzet aldığı için değil o duyguların esiri olduğu için hevâ ve heveslerinin peşinden ayrılamaz.1475

1470

Muhâsibî Ebu Abdullah Hâris, Nefs Muhasebesinin Temelleri (Er-Riâye), Şahin Filiz-Hülya Küçük, İnsan Yay., İstanbul 2004, ss. 522-531. 1471 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 20. 1472 Yusûf: 12/53. 1473 Kıbrısî, a.g.e., s. 21. 1474 Aynı eser, s. 22. 1475 Aynı eser, s. 23.

282

1481 Cehalet. Dâru’l-beşâiru’l-İslâmiyye. 547-564. 1477 Furkan: 25/43.: Selam Hüseynî en-Narvî. şehvet. ss. nefs-i emmarede görülen riyanın da sebebi addedilebilir. Kulluk şerefinden ve hazzından bihaber olur. nefsin riya ve bağımlılık ile ilgili yönlerini tebarüz etmektedir.1476 Şeyh Nazım Efendi’nin sohbetlerinde karşılaştığımız. Kalbinde Allah(cc)’a ve Hz. ss. Nefs Mertebeleri. kavmi küfre dönse. Ahmed b. sonra da kulağını ve kalbini mühürlemiş.Söz konusu ifadeler. 1176/1855)’ye göre nefs-i emmarenin riyâ ile ilgili yönü. 283 . 1478 “…Allah’tan doğru bir delil olmaksızın. münafıklığın sebepleri. farklı bir ayette şaşkınlıkla. nefs-i emmâredeki halleri temsil ettiğinden. kötülüğü tahrik edici olduğundan kirlenmiştir. Marifetname. Peygamber(sav)’e yönelik muhabbet tohumları ekilmediğinden. Abdülrahîm. hayvanî ruh ve sultanî ruh da denilmiştir. dünyevî sevgiden ve bu sevgiden neş’et eden hırsa müteallik bir mizacı olur. nefse kul olma ifadesinin “Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü?”1477 ayetine dayandığı aşikardır. Beyrut 1987. nitelendirilmişlerdir. insanî ruhu tasallutu altına almasıyla olur. şehvanî ruhun. 1481 Nakşıbendî. gözünü de bir perdeyle örtmüş…”1479 ayeti ise zamanla mühürlenmiş ve perdelenmiş olarak hevâlarına esir olan nefs-i emmare için dayanak teşkil etmektedir. s. 1480 Erzurumî. salt kendi arzusu peşinden giden kimseden daha şaşkın kim olabilir?” Kasas: 28/50. Dehlevî’ye göre. hased. 7. tarafı kabilesinden yana olduğundan. İmanî belirsizliklerin sebeb olduğu münafıklık. kavmî değerleri belirlediğinden. toplum ahlakını zedeleyici olurlar. Bu hallere bağlı olarak zuhur eden amelleri. Bu durumdaki nefs. 37-38. Şeyh Abdullah-ı Dehlevî (v. 1479 Câsiye: 45/23. kendisi de hemen döner. İslamî değerler ile kabile değerlerinin çatıştığı mevzularda. 1195/1780)’ye göre nefs-i emmare. boş 1476 Dehlevî.1478 “Şu kimseye bir baksana: Arzusunu ilah edinmiş. İbrahim Hakkı Erzurumî (v. Yaşantısındaki hukuku. kulun imanındaki eksiklik ve belirsizlikten zuhur etmektedir. Fevzu’l-kebîr fî sülûku’t-tefsîr.1480 Sufiler arasında genel kabul gören söz konusu iki ruha. iman ettiği değerleri ya mecburiyetten ya da çevresindeki sosyal şartların gereğinden kabul etmiştir. Bu ayette işaret edilen bu kimseler. mü’min olduğunu beyan eden münafık. Tah. Allah da onu bir ilimle saptırmış. toplum içinde nifak olur.

kulu birçok ahiret faziletlerinden mahrum bırakan nefsin arzuları. hayvanî ruhla bir olmuş ve onda kaybolmuş olduğundan. Bu duyu merkezi.1483 Nefsanî duyguların nasıl esiri olunduğunu Kıbrısî.e.1484 Söz konusu ruhanî yanının yanı sıra. Bu ihtiyaçların tatmin edilmesinden sonra yeniden zuhur etmesi yine “nörotransmiter” kimyasalları beyne iletilir. bu kişilere ihsan olunan insaniyet sıfatı. nefsinin esiri olur. hayat sermayesini tüketirken. tatmin etmek istediği müddetçe bu duyguların esiri olur. bunlarla hoşnut olarak iftihar eder ve bunları yeniden yapmak için gayret sarfederler. Dolayısıyla bu haldeki kişi. 48. Buna göre. eroin.. kendilerinden sadır olan tüm kötü amelleri olağan fiiler karşılar. Aksine daha da çok ziyadeleştiği için kişi.g. gibi sıfatlar kendisinde görülen nefs -i emmare. şeytanın yardımcısı olmuştur. kafein veya alkol ile eşdeğer bağımlılıklar oluşturduğu bilimsel bir gerçek kabul 1482 1483 Erzurumî. 284 . hayvanî nefsin hükmü altında kaldığından. yerine getirildikçe nihayetlenmez. beyninin ürettiği “nörotransmiter” denen kimyasallar ile temin eder. duygu ve heyecanlar zuhur eder. ss. nefsinin kulu olarak tanımlar. bu durumdaki kulu Rabbinin değil. nefsinin hoşnutluğu olur. Bu duyguların kaynağı nefs olduğu için. hakkı bâtıldan. vazgeçilemez bağımlılıkların esiri olabilecek bir varlıktır. onlardan tamamen uzaklaşmıştır. hayrı şerden ayıramayıp. Tıp biliminde bu kimyasallardan bazılarının. İnsan beyninde bulunan nohut büyüklüğündeki duyu merkezine tıp literatüründe. Duygusal ihtiyaçların beyne iletilmesinden sonra bu ihtiyaçların tatmin ya da kontrol edilir. alay etmek vs. kokain. ss. genel süreçler şeklinde ifade etmiştir.1482 Bu durumdaki kişilerde sultanî ruh. vücuttaki salgı bezlerinin ürettikleri hormonları. 547-564. Marifetnâme. Nakşibendî. Tasavvuf Sohbetleri. gayesi Rabbinin hoşnutluğu değil. biyolojik bir varlık olarak insan. s. 45-46. Bu merkez. Sadece sıfat-ı hayvaniyye ile muttafıs olan bu kişiler. Kul olmayı tâbi olma ve tâbi olduğunu hoşnut etme olarak tanımlayan Şeyh Nazım. esrar. “hipotalamus” denmektedir. duygularının oluşumunda görev alan kimyasal tetikleyicilerin oluşturduğu. bedenin psikofiziksel faaliyetlerini düzenleyen Endokrin Sistemi (hormonlar sistemi) ile arasındaki iletişimi.şeylerle uğraşmak. hedef organlara gönderir ve vücuttaki bazı fizyolojik fonksiyonlar sonucu his. a. ekstasi. 1484 Kıbrısî.

Hâlid-i Bağdadî’ye göre. Şeyh Nazım’a göre nefsin bu yönü. Peygambere(sav) bildirildiğini ifade etmiştir. nefislerdeki potansiyel olarak bulunan firavunvarî hastalığın mahiyeti hakkında bir bakış açısı sağlamıştır. 24-29. Ayrıca bkz. ona kulluk yapar. Bağdadî’ye göre. s.pdf. Sibel-Karaoğlan.edilmektedir. 2008 -2009/5. bu mevzunun farklı bir boyutudur. Psikiyatri Anabilim Dalı Ders Notları. miraç gecesi. Tasavvuf Sohbetleri. Erzurumî. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Hz. nefs-i emmâre vasıflarındaki nefse ait bir yönün. Üfdâde. Kocaeli Ünv. gövde verir ve bir dane iken yedi başak üzerinde yüzler daneler olurdu. Nazım Efendi nefsin bu yönünü. Tural. Nazım Efendi bu metaforu kullanarak nefsin şu an olmasa bile potansiyel olarak firavun’un nefsiyle ortak yönünü bildirmektedir. Dolayısıyla seyru sulûk ile nefsini tezkiye eden kulun. Asena-Örsel. şöyle ifade edilmiştir: “…Güneşin gündüz zâhir olmasından daha fazla. varlık âlemindeki eşyaların nasıl Allah(cc)’la birlikte olduğu hakikati lütfedilmiştir.1485 Binaenaleyh insanın biyolojik yapısı. bu durumdan tamamen mi. sâlik için zâhir olur. 285 . Alkol ve Madde Kullanım Bozuklukları.kocaeli. 39. Firavunvarî Rablik ilan ettiği potansiyel bir küfür yönü. Depresyon Etiyolojisinde Nöropeptidler. http://tip. nefsini rab olarak tanımış gibidir.edu. Klinik Psikiyatri Dergisi. fenâ fillah ile velâyet-i sugra makâmına vasıl olduktan sonra dahi sâlik. Varlıkların birbirleriyle olan beraberliği gibi olmayan bu beraberlik. bu hal (velâyet-i sugrâ).tr/docs/ders_notlari/u_tural/alkol. Bu sırra vakıf olmuş kulun nefsinde zuhur edebilecek benlik. Akfer. Bu manada kulun nefsinde bulunan söz konusu firavunvarî potansiyelden kurtulması için. Ümit. toprakta açılır. Dünya ve 1485 Akdemir.” diye ifade etmiştir. 1486 Kıbrısî. nefis tezkiyesi tavsiye edilmiştir. Nazım Efendi’nin ifadesiyle. Dehlevî ve Gölpınarlı gibi mutasavvıfların bakış açısıyla incelenen nefsanî haller. Tıp Fak. Ekim 2002. bulunmaktadır. Dönem. nefsinin hevasına makine gibi tabi olarak. her kulda istisnasız bulunmaktadır. etmese de. hal sahibi ile Allah(cc) arasındaki Rabbânî bir sırdır. hevâ ve heveslerinin kölesi olan kul. Bu açıdan bakıldığında. velâyet-i sugra makâmındaki kula. nefisdeki benlik ile mücadeleye devam etmelidir. yoksa kısmen mi kurtulacağı hususu. tarlasına ekilmemiş tohum olarak nitelendirerek: “Eğer ekilseydi. iman etse de. Miracta verilen bu ilme göre her kulun nefsinde istisnasız. nefsanî istekler için çalıştırılırsa insan.1486 Buraya kadar Muhasibî. ss.

nefislerdeki kibir. Bununla birlikte firavun ve çevresindekilerin. cennet. Şeyh Nazım’ın Mirac sırrı olarak bahsettiği nefis hastalığı ise. bütün mevcudât. bir ilahlık beyanına dönüşecek yapıdadır. nefs-i emmâreye müteallik bir mevzu olarak karşımıza çıkmaktadır. "Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hâkimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz. Firavunvarî nefsin. enâniyetin hafî kirlerinden temizlendiği makâm. 195. Zira nefsi bütün mülkün maliki. kendini de kâmil görebilir. Bu makâmda şu tehlikeden korkulur."1489 yönündeki cevapta görüldüğü üzere. su-i zanna dayalı kötülüktür. İnsanın bu aldanışı. bunları mutlaka (doğru) yoldan çıkarırlar da. s. nefs-i emmârede görülürken. Mektubât-ı Mevlâna Hâlid. 33. sizin en yüce Rabbinizim!”1491 ayetinde ifade edilen. Sâlik kendini terbiye eden mürşidini unutup.”1487 Özetle Bağdâdî’ye göre. imana perde olan. ıstılahta incelenen nefs-i emmâreden pek farklı olmadığı görülmüştür. ilahî mucizeleri gördükten sonra iman etmemelerine yönelik gerekçeleri. gurur ve tekebbürle birleşince1490 “Ben. Halbuki nefis. 1491 Nâziât: 79/24. Bu durumda yapılması gereken. Hakikati yalanlamak olarak neş’et eden bu aldanma. bütün tasarrufların kendi emir ve iradesine göre olduğunu görür. “velayet-i sugrâ” makâmında dahi zuhur edebilmektedir. bu ifadeleri netleştirmemizde önem kazanmaktadır. 1490 “Firavun kavmine seslenerek dedi ki: ‘Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hâlâ görmüyor musunuz? Yoksa ben. kendisini tamamlayan mürşîdi ile ruhanî irtibatını kuvvetlendirmektir. bu nefsin bir nev’î tahlilidir. sâlikin basireti yanında.içindekiler gökler. (biz) ona bir şeytanı musallat ederiz de o. benlik iddiası. 1487 1488 Erbilî. ona arkadaş olur. arş.1488 Bu durumda kulun nefsinde zuhur edebilecek rablik iddiası. güneşin ışığında görülen bir zerre hükmündedir. 196. s. Riyaset ile kâim. 1489 Yûnus: 10/78. “Kim Rahmân’ın zikrini görmezlikten gelirse. Aynı eser. velâyet-i kübrâ makâmıdır. nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim? (Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?’ Zuhruf: 43/51-53. cehennem hâsılı. enâniyet ile dâimdir. bütün fiilerin kemâlatıyla ve zahiri isimlerle müzeyyen olmuştur. Dolayısıyla firavunvarî nefsin mahiyeti. tevhîd-i şuhûdînin zâhir olduğu. nefisin gerçek fenaya vasıl olup. Hâlbuki şüphesiz onlar (o şeytanlar). 286 . şu zavallı.

18.1494 Nefisin insanı küfre nasıl götürdüğü konusundaki bir açıklamaya göre kul. söz konusu halde iken. s. 382-383. 1497 Muhasibî. ss. Kıbrısî nefsin sıfatını. çünkü zulmettiniz. nefsine ait bâtıllarının hak olduğunu iddia eder. onun “la ilahe illa ene” demesidir diyerek de ifade etmiştir. Buna göre kâfir. 1498 Kıbrısî. c. Kur’ân Ansiklopedisi. 329-334. 1496 Kehf: 18/36. ss. Hâlbuki (böyle demeniz) bugün size asla fayda vermez. doğrusu siz.1498 Bu bataklıkta kişiler. s. Tasavvuf Sohbetleri. doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı. er-Riâyetu li’l-hukûki’llah. Demek (sen) ne kötü arkadaşmış(sın)!’ der. Nazım Efendi’nin 1492 1493 Zuhruf: 43/36-39. Nefs. 1494 Kıbrısî.1495 Muhasibî. bu nimetlerden pay almaya kendisini diğer kullardan daha layık bilerek. Tah: Abdulkadir Ahmed Atâ. 113.1497 Kıbrısî’ye göre nefs. 287 . şeytanın içerideki yardımcısıdır. hak üzere olduğunu zanneder. Böyle nefis her fiilde kendisini hâkim bilerek. orada da birilerine ödül olarak nimetler taksim edilirse. Dâru’l kitâbu’l-ilmiyye. Ebu Abdullah Hâris. azapta ortak olan kimselersiniz. iman etmeyen kuldaki nefsanî ve şeytanî telkine “…Eğer Rabbime döndürülürsem. Ateş. onu rablik ilanına kadar götürür.1493 İnsandaki bu aldanmaya sebep olan nefs. Nihâyet (o kimse şeytanıyla beraber) bize geldiğinde (şeytanına): ‘Keşke benimle senin aranda. şeytan ile işbirliği yaparsa kulu haram bataklığına saplar. Beyrut Tarhsiz. 6. Bu noktada insanı aldatanın şeytan ve onun yolunda giden insan-şeytanlar olduğu yönünde görüşler vardır. Tasavvuf Sohbetleri. kendini ferahlatır. Hakkı Hak olarak kabul etmeyip. Nazım Efendi’ye göre. Hakikati görmezlikten gelmekle başlayan bu yanılgı insanı aldatmaktadır. ant olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum”1496 ayetini örnek vermiştir. eğer ahirette dirilme olur da. s.”1492 ayetinde bildirildiği şekilde cereyan eder. 1495 Aynı eser. 23.gerçekten kendilerinin hidayete erdirilmiş kimseler olduklarını sanırlar..

dörde indirilmiştir.1499 “Kulluk Makâmı” başlığında değinildiği üzere hakiki kul olanlar.1500 Nefsin arzularını küçük dahi olsa yerine getirme hususunda imtina edilmesi gerektiğini Nazım Efendi: “Kişinin en büyük düşmanı olan nefsin tarafına.ifadesiyle. Bu izaha göre insanın yaratılışında bulunan altı adet zulmanî kısım. Hz. onunla mücadelenin başlangıcı olabileceğini düşündüğümüz şu tavsiyelerde bulunur: “…Nefsin dediğinin arkasından gitmemeye gayret et.e. 39.saltanat. dünyaya veya hevâsına kul olanlardır ki bunlar. 86. Bu kulların özelliği. bu hallerini hemen fark edip. hakiki kul olma vasfını kaybedenlerdir. onunla sana yol açılır. Nefs. su ve hava nesnelerinde bulunan zulmanî kısımlar ile izah etmiştir. nefsine. rical ve veli sıfatları ile de nitelendirilmişlerdir. Binaenaleyh. s. Böylelikle kul. Şeytan. Âdem’in Allah(cc)’a münacatından sonra. Bir parça ona koymaya çalış ki. Tasavvuf Sohbetleri. iblis tarafından aldatılması da güçleşir. içindeki nefsini tezkiye edip. Bir parça mücadele et. Menâkıb-ı Şerefiyye. Nefis tarafına eğilmemeyi onunla mücadele etmek anlamında kullanan Kıbrısî. Daimi zikir halinde bulunan bu kişilerin. 1500 Burkay. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde dört düşman olarak vurgulanan nefs.org/Audio/entr_AllahinSifatlari_The_4_Enemies_Dec1986_mp3 (ilgili sohbet ses arşivimizde mevcuttur). şeytana. hevâ ve dünyaya ait beyan hakkındaki ontolojik izah Şeyh Şerafeddin’in sohbetlerinde geçmektedir. toprak. hiçbir zaman. amelî olmaktan ziyade kalbîdir. şeytan. Allah(cc)’a giden 1499 Kıbrısî. dünyaya. 288 . a. heva ve heveslerine meyletmeyen bir kulun.g. Âlim-Velî bahsinde detaylarıyla incelediğimiz bu kulların nefislerine veya şeytana yenik düştükleri gaflet anlarındaki hataları. hevâ ve dünya insandaki bu zulmanî sıfatlardan dolayı düşman olarak sayılmıştır. 1501 Kıbrısî. s. hakiki kul olma vasıflarını kaybetmez. 12. istiğfarla yeniden kalbî zikre dönmeleridir. Şeyh Şerafeddin bu dört düşmanı insanın yaratılışında yer alan ateş. Kuzu gibi arkasından yürüme. s. eğilmeye gelmez”1501 diyerek ifade etmiştir. hiçbir zaman nefislerine yenik düşmeyecekleri ya da şeytan tarafından aldatılmayacakları anlamına gelmemektedir.. www.

mutlaka felah bulacaktır. “Hani bir zamanlar Musa kavmine demişti ki: Ey kavmim! Buzağıyı tanrı edinmekle hiç şüphesiz kendinize zulmettiniz. 117. Ayet. yalnız Allah dilediğini temize çıkarır ve onlara kıl kadar haksızlık edilmez.. Hiç şüphesiz O. bu konuda sigarayı örnek vermiştir. 79. Şems: 91/9-10. Allahu Zü’l-celal bize inayet buyursun. Kıbrısî’ye göre sigara. 289 . Peygamber(sav)’i örnek verir. a.” A’lâ Sûresi. Sahibine zarardan başka bir şey vermeyen nefsin tezkiyesi için takip edilecek yegâne yolun tasavvufî tarikatların olduğu. s. 1504 “Nefsini tezkiye eden. Kıbrısî’ye göre. ismet sıfatını haiz Hz.”1502 Nazım Efendi’nin tavsiye ettiği bu küçük gayretin tafsilatlı izahını Fütuhatu’lHakkâniyye adlı eserde görüyoruz. 1415. 1505 Nisâ: 4/49. “Nefsini günah kirinden temizleyen felaha ermiştir. 1507 Kıbrısî. hem büyük hem de küçük günahlara sürükler. Böyle yapmanınız Yaratanınız katında sizin için daha iyidir. s.e.”1505 ayetinin tefsirine göre kul. Rabbini zikredip namaz kılan. nefs bahsinde ayrıca vurgulanmıştır.” Bakara: 2/54 .yolda öyle gidebilirsin. Peygamber(sav). Küçük günahlara alışmamış olsaydı büyüklerine düşüren kapıları kapatırdı diyen Nazım Efendi. Çünkü nefs kulu. 42.1507 Şeyh Nazım. masum olmasına 1502 1503 Kıbrısî. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Kendini günahlara gömen kimse de hüsrana uğramıştır”1503 gibi benzeri ayetleri1504 nefis tezkiyesi için delil göstererek tefsir etmiştir.1506 Nefsin bu yönlerinden dolayı ona her konuda muhalefet etmek için çaba sarf edilmelidir. “Kendini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır. tövbeleri çokça kabul eden merhameti sonsuz olandır. tövbenizi kabul eder. Hemen Yaradanınıza tövbe edin ve nefislerinizi öldürün. acziyet içinde Allah(cc)’a bir kurban gibi takdim ederse. insan vücuduna girecek şeytana kapı olarak tabir edilmiştir. 1506 K. hayvanî sıfatlardan temizlenerek ve Rabbânî esrarları müşâhede etmesinde kısmi olarak kadirdir. Buna göre kul nefsini temizlemek konusundaki gayretini. Tasavvuf Sohbetleri. fail-i mutlak olan Allah(ac) o kulunu tezkiye eder. hidayet buyursun. nefsin günahlara olan küçük temayüllerinden dahi sakınılması gerektiği konusundaki hassasiyetin bir misali olarak Hz. Abdullah-ı Dağıstanî. Küçük günahlara alışan kişi büyüklere düşer. Adnan. Hakiki oluş Hakk Teâlâdandır.g. s.

Şeyh Şerafeddin bu hususu şöyle ifade etmiştir: “Gadab-ı nefsanî. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. bi’l-cümle ahlak-ı zemimenin sebebi ve vasıtadır. Bununla birlikte Kıbrısî. kendini beğenme.”1512 Nazım Efendi’nin sohbetlerinde en fazla zemmedilen kötü ahlak.rağmen “Beni göz açıp kapayıncaya kadar nefsime bırakma”1508 diye dua ederken.1510 Nefse muhalefet konusunda yapılan tavsiyelerde. ss. tamah. Bu tavsiye kul olmanın bir gereği olarak her işte Kadir-i Mutlak olan Kudred(cc)’e dayanmayı. 1511 K. 5/ 42. nefsini aciz ve yok bilmesi. 169. korkaklık ve dünya sevgisi. azim ve kudretine dayanması. kişinin kendi irade. nefs ile tezkiye edilmez şeklinde de ifade edebiliriz. gadap (öfke) olarak sıklıkla beyan edilmiştir.1509 Aynı zamanda mirac konusuyla birlikte zikredilen bu hadis ile Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. nefsanî ateşi söndürmek mevzuunda. insanların nefislerine muhalefet hususunda ne derece dikkatli olmaları gerektiğine işaret etmiştir. Başına gelen her halden razı olan nefsin gadablanmayacağı ve sürekli 1508 1509 Hanbel. nefis tezkiyesi için izale edilmesi gereken kötü sıfatlardır. Edeb. kibir. Allah(cc)’a dayanmayı tavsiye etmektedir. Adnan. öfke. s. Menakıb-ı Şerefiyye. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinin şerh edildiği Fütuhâtu’lHakkâniyye adlı eserde zemmedilen şu ahlaklar. Ahlak-ı zemime.Mirac Konusu. müridlerine eksikliklerini gösterme gayreti içinde olduğu görülmüştür.1511 Bununla birlikte Tarikat-ı Hakkâniyye’de nefse ait zemmedilen sıfatları hususunda en temel sebep. Başka bir ifadeyle nefse muhalefet ederken dahi. tembellik. hırs. 1510 Bkz. Ateşin ateşle söndürülmeyeceği misaliyle de izah edilebilecek bu durumda Kıbrısî. Kıbrısî. 79-81. Buna göre nefret. nefs alameti olarak görüldüğü anlaşılmaktadır. gadab mevzuunda. kibir ve benliktir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. cimrilik. 108. “nefse teslim olmama” temel hedef olarak ele alındığı görülmektedir. 1512 Burkay. haset. 290 . Ebu Davud. 5090. Fâil-i Mutlak olan Hakk(cc)’ı mutlak varlık bilmesi anlamlarına gelmektedir. şikâyet eden nefsi zemmetmiştir. nefs. bir kimsenin kalbindeki imanı ve nuru İslamı söndürmek için gadab-ı nefsâniyyeyi delil ve vasıta kılar. Bu anlayışı. Müsned. s. izah edilmiş ve bunların izale edilmesi için tavsiyelerde bulunulmuştur.

bast halinde olacağı vurgulanmış ve tavsiye etmiştir. hesabı sorulacak işlerle ferahlar. bu işin bir mürebbi ile yapılacağını ifade etmiştir. haramlarla hoşnut olan. nefs o derece sıkılır. üzerine lazım gelmeyen vazifelerle iştigal eden. 1513 1514 Bu tezde bkz. Makamlar ve Seyru Suluk ile İlgili Kavramlar/h. ilah olarak kendi hevâ ve arzularını edinen. tasavvuf ıstılahında genel kabul gören nefsin mahiyeti ile ilgili olduğu kanaatindeyiz. nefs-i emaredir. Kendini. 1515 Kıbrısî. Nazım-ı Kıbrısî nefs ve ruh arasında tezat bir denge olduğunu savunur. ss. Bu iki ruhun birbirine üstünlüğüne göre nefs. s. Maddeden mücerred bir cevher olarak kabul edilen nefs-i natıkaya. levvame. his. kendine vacip olan vazifeyi bırakıp. mutmainne. Marifetname. Nefsin hayat. boş konuşan. Ona göre nefsin sıkıldığı şeylerde ruh ferahlar. hareket ve iradesini yüklenen cevhere. ruhun ferahladığı şeylerde nefs sıkılır. Mesela şehvanî nefse boyun eğip.1515 Şeyh Nazım Efendi’nin bu anlayışı. yalnız olduğu zamanlarda günahlara daha fazla temayülü olan. el-Hakkânî. ahirette mükâfat karşılığı olmayan. Zikirle ruh ne derece ferahlarsa. radiye gibi vasıflarla derecelendirilmiştir. Nefsanî nefsin hükmünden çıkıp. mürşîdin gerekliliği ile ilgili mevzunun bir cüzüdür. Boş sözlerle. bütün hallerde ona muvafakat eden insanî nefs. kitap okuyarak terbiye edebileceğini düşünenlere hitaben.1516 Bu iki nefs arasındaki mücadelenin Kıbrısî tarafından. Ebediyete Davet. 547. Nefsin ferahladığı malayani ile ruh sıkılır ve daralır. Nefis kalabalıkta malayani ile ferahlar. nefs-ruh mücadelesi olarak ifade edildiği kanaatindeyiz. nefsi aslana benzetir ve mürebbi olmadan aslanın terbiye olmayacağını anlatır. s. nefs-i mutmainne denmiştir. 182-184.1513 Nefsdeki bu kötü hasletleri izale etmeyi “nefis terbiyesi” olarak tanımlayarak. gerçek kulluk makâmına ulaştıysa. hayvanî ruh denilmiştir. 1516 Erzurumî. Tasavvuf Sohbetleri.Kabz-Bast Hali. Özet olarak Kıbrısî’nin sohbetlerinde genellikle nefs-i emmare manasında kullanılan nefs.1514 Nefsin tezkiyesinde mürebbinin lüzumu. 291 . mülhime. insanî ruh denmiştir. Kıbrısî’nin bu husustaki görüşleri ve tafsilatlı izahları mürşîd konusunda yapılmıştır. emmare. 22.

kilitlemek anlamına gelen “ga-fe-le” kökünden türemiştir. uyanık olmama. Gafil ise gaflet içinde olan kimsedir. her kulda. Kamûsu’l-muhît. Gaflet kelimesinin çeşitli ism-i fâil kiplerinde 1517 1518 Firuzebadî. yalvararak ve ürpererek. farkına varmama hali anlamlarına gelmektedir. Çünkü nefsin hâkimiyeti Mü’min olan ve olmayan kulda farklı olmaktadır. Rabbinin değil. Gaflet kelimesi lügatte. 1049. s. j. Nefsdeki bu kötü hasletleri izale etmeyi “nefis terbiyesi” olarak tanımlayan Kıbrısî. Farklı bir ifadeyle bu anlar Mü’minin. gövde verecek daneler gibi bulunmaktadır. hem büyük hem de küçük günahlara sürükler. Kulu Rablik beyanına kadar götürebilecek nefsle mücadelede küçük ve büyük günah yoktur. Tehânevî. nefsinin kulu olarak tanımlar. Çünkü nefs kulu. 2. Küçük günahlara alışan kişi büyüklere düşer. Mü’min kul için dahi haramlara bağımlılık başlar ki bu durum Mü’min kulu da iman etmeyen kul ile aynı sona götürür. Kıbrısî’ye göre nefs ve ruh arasında ters orantılı işleyen bir denge vardır ve kulun gafleti ve inzi’âcı arasındaki gelgitleri esnasında nefsin sıkıldığı şeylerde ruh ferahlar. Mü’min kulun nefsine yenik düşmediği lahzalar. 292 . bu işin bir rehbersiz yapılamayacağını savunur. ruhun ferahladığı şeylerde ise nefs sıkılır. Allah ve ahiret odaklı hayat yörüngesinden sapmadığı anlardır. habersiz bulunma. s. Araf: 7/205. zikrin terki manasında zikredilmiştir.1517 “Kendi kendine.kalabalıkta ise çekingen olan vasıflarla tasvir edilmiştir. Mirac sırlarından olan bu yön. yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Allah’ı an. Bu durumun en dip noktasında Firavunvarî Rablik ilan ettiği potansiyel bir küfür yönü vardır. GAFLET: Arapça bir kelime olan gaflet. Gâfillerden olma.”1518 ayetine göre Kur’ân-ı Kerîm’de gaflet. kulun yaşadığı hayatın anlamın idrakinde olduğu anlardır. s. gafil olma. vurmak. Kıbrısî’nin nefs anlayışını. 1254. yardım etmek. 409. Isfehanî. Kıbrısî bu durumdaki kullar için. Müfredat. c. ekildiği zaman açılıp. Keşşaf. Nefsin ferahladığı anların devamlılığı durumunda. gaflet anlayışından bağımsız değildir.

kim iman ettikten sonra kâfir olur ve gönül rızasıyla inkârı benimserse. ahiret hayatını unutmaya. iman ettikten sonra dünya hayatını sevmesinden dolayı ahirete tercih edip. 162.1522 Nazım Efendi bu mevzuyu. Buna sebep. 1523 el-Hakkânî. “Onlar. Hucvirî. öyleleri Allah’ın gazabına uğrar. s. kula karşı kazandığı tüm zaferlerin müsebbibi gaflettir. Ta’rifat. nefsin arzularına uyarak. kudreti ve nizamı görememedir. iman etmeyenler1519 ve ibadetlerinde gafil olan Mü’minler1520 için zikredilmiştir. Hâris. hayal olduğu hakikatini bilmeyen kişidir.. Buna göre bu ayetteki gafiller. küfre girenler olarak bildirilmektedir. O’nun emir ve yasaklarını unutma hâlidir. 1521 “Kalbi imanla huzura ermiş olduğu halde inkâra zorlanan kimse hariç. Bu hal. Allah(cc)’ı. 1524 Ankebût: 29/64. havasın tevbesi gafletten olur. Ter. 293 . Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin anlayışına temel teşkil eden nasslardan olduğu şüphesizdir. 2/795. Dolayısıyla avamın tevbesi işlediği günahlardan iken. dünyanın bir serap gibi.geçtiği ayetlerde gafil. dünya hayatının bir oyun ve rüya gibi olmasıyla ilintili yapar. 251. gaflet denir. ss. kâfirler güruhuna yol göstermez. s. 1525 Aclunî. iman edenlerin ve etmeyenlerin gafleti şeklinde iki açıdan ele alır. Gelenek Yay. 1519 “Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya. Allah(cc)’a ve ahirete inanan ya da inanmayan tüm kullara yönelik bir gaflet tarifini Şeyh Nazım. Çünkü Allah. 1522 Curcanî. işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden. Keşfu’l-Hafâ. Keşke bilselerdi!”1524 ayeti ve bu ayetin tefsiri mahiyetinde olan “İnsanlar uykudadır. sadece görünen dünya hayatı bilirler. 191. 73-82.” Nahl: 16/106-107. 58. Kuşeyrî Risalesi. Ebediyete Davet. 112. 1520 “Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız kimseye uyma” Kehf: 18/28 .” Rûm: 30/7.: Ali Pekcan. s. Nefsini Bilen Rabbini Bilir. onlar ahiretten gafildirler. Muhasibî. İstanbul 2011. dünyadaki hadisatın arkasındaki ilahî muradı. Binaenaleyh nefsanî arzuların. ss. Geleceğini kesin bir şekilde bildikten sonra. Kuşeyrî.” Yûnus: 10/7-8. Ahiret yurduna gelince. Nazım Efendi’ye göre gafil. Allahu Teâlâyı unutmak. Keşfu’l-Mahcûb(Hakikat Bilgisi). onların hakkı büyük bir azaptır. onların dünya hayatını seve seve âhirete tercih etmeleridir.1521 Tasavvuf ıstılahında gaflet. işte gerçek hayat odur. Öldükleri zaman uyanırlar”1525 hadis-i şerifi. varacakları yer ateştir.1523 “Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir.

37-55..: Dâru’s-saffe. İman ettiği halde zevklerine yenik düşen insanın gafleti ise. Kuşeyrî. 1529 Uludağ. 294 . küfürdür. Ter. s. 1528 Vergote. Bu gaflet. ss. dünyanın tüm düzenini hakiki varlık addeder ve Hâlık(ac)’ı inkâr etmek suretiyle büyük gaflete düşer. içinde bulunduğu cemiyeti ve gençliği gibi değerlere aldanarak. er-Risale. 3. pratik ateizm olarak adlandırılır. 319/931) gaflet tanımı da inanan ve inanmayan tüm kullar için kullanılabilecek bir tanımlamadır. İkinci ise. TTS.1527 Söz konusu anlayışın.1529 Her iki şirk de. Kalben iman eden bir Mü’min içine düştüğü 1526 1527 Âl-i İmran: 3/185. ölümden ve ölüm ötesi hayatın emirlerinden gafil olurlar. yaşayan diğer canlıl ar olan hayvan ve nebattan farklı olmaz. iman edenin gafletidir. Bu durumda İbn Ata’nın (v. Bu bakış açısıyla ilahî kudreti tabiata indirgeyen insan. kendi varoluşundaki güçlerinin ve zevklerinin efendisi olarak. kendi var oluşuna bir ihanet olarak görmesidir. insanın yaşadığı hayatın anlamından uzaklaştığı anda olur. Antonie. Ateizmin Psikolojisi. psikoloji literatüründe de ifade edildiği olmuştur. o kudreti günlük hayatından çıkarır. Der.Bu manada inanmayan kul. Bu anlayışa göre insan. zevklerin tatminine dayanmaktadır. Bunun sebebi kendisinde meşru gördüğü ve zevk addettiği fiillerinin kısıtlanmasını. en derin gaflette gark olmuştur. c. dinin tekliflerini süzgeçten geçirme ve onları uzakta tutmak şeklinde bir tutum sergiler. Çünkü o anda insan hayata anlam veremediği için. 231-245. Bu durumda kişi. Dolayısıyla kabilesi. kendisinin üstündeki bir ilahi otoriteyi kabul etmeme potansiyelindedir. ss. Beyrut 1994. Ter. sufiler tarafından. inancının gereği gibi yaşama hususunda gaflete düşer. 1530 Muzâhirî. İbn Ata’ya göre Rabbinin emir ve yasaklarından gafil olan kul. Üstad. İlahiyat Fak. şirk-i esbâb olarak da tanımlanmıştır.: Hayati Hökelekli. Bir görüşe mü’minler nefislerine yenik düştüklerinden ve şeytanın hilelerinden aldandıklarından dolayı dünya zevklerine dalarlar.1530 Nazım Efendi’ye göre gaflet. Uludağ Ünv. 336. Farklı bir ifadeyle inanmaktan gaflet eder. İnan kul ise “Dünya hayatı zaten sadece aldatıcı bir geçinmeden ibarettir. Dâru’s-saffe.1528 Bu hallerden birincisi iman etmemek yani.”1526 ayetine ve Kur’ân’ın tüm ayetleri gibi iman etmesine rağmen. Bursa 1991. s. dünyanın oyun ve eğlencesine dalarak. 64. Fadâil ve Rezâil.

1135/1725)’ye göre bir yanı ruhanî.1534 iç dünyasındaki algıları. şehvetini ve nefsini tahakküm altına alan insan.1533 Hayatın manasından uzaklaşmanın nasıl olabileceği hususunda felsefî ve tasavvufî açıklamalar. diğer yanı cismanî olan insanın iç âlemi daima şehvet ile aklın muharebe yeridir.”1532 ayetini hatırlatmaktadır. meleklerden üstün olurken. aksi durumda hayvanlardan aşağı mertebeye düşer. fıtratlarında bulunan marifet cevherine ihanet ederler. c. İnsanı hayvandan ayıran bu cevherin ortaya çıkmamasından dolayı. tutku ve akıl arasındaki ilişkiyi madde-beden ve ruhdüşünce açısından ele alarak incelemiştir. bu manaya ışık tutmaktadır.1531 Hayatın anlamından uzaklaşan kulun gafil olduğu ve bu durumda insanî vasıfları kaybetmiş olduğu hususundaki bu beyanlar. madde ve bedenden beslenen tutkuya hâkim bir iktidar kurabileceğini 1531 1532 Kıbrısî. s. 3. Hem maddî hem de manevî boyutta yaratılışı temsil eden bir varlık olan insan. Bu bağlamda ruh ve düşünceden beslenen akılın. Aklıyla. insanın maddî ve manevî yönlerini düalist çizgilerle ikiye ayıranlar olmuşsa da Descartes (v. küfürle iman arasında bir çizgide bulunur. Bu mertebedeki insanlar dünya ziynetlerine ve heveslerine olan düşkünlüklerinden dolayı.gaflet durumunda ise. 281-282. Onu güzelce düzenleyip insan şekline koyduğum ve ona ruhumdan üflediğim zaman. Bu mertebe. hisleri ve tutkuları ile. 141. Rûhul-Beyân. “Hâsılı. Cinleri ise daha önce zehi rli ateşten yaratmıştık. hatta onlardan da şaşkındırlar. Arâf: 7/179. Âraf Sûresinde gâfil olarak bildirilen insanlara aittir. Dolayısıyla Kıbrısî’nin. Allah(cc)’ı sevmezler ve O’nu tanımayı arzulamazlar. 1379/1960).” Hicr: 15/26-29. İsmail Hakkı Bursevî (v. Hani Rabbin meleklere demişti ki: ‘Ben biçimlenmiş kupkuru balçıktan bir beşer yaratacağım. Tasavvuf Sohbetleri. ss. 1534 “Biz insanı biçimlenip kupkuru hal almış bir balçıktan yarattık. Felsefe literatüründe. karşısında secdeye kapanın. Nazım Efendi bu haldeki kulun imanını tecdit etmesi gerektiğini ifade etmiştir. onlar hayvanlar gibi. 1533 Bursevî. dış dünyayla ilişki içerisinde bir varlıktır. söz konusu gafil tanımını bu ayete atfen yapmış olduğu şüphesizdir. İşte asıl gafil olanlar onlardır. 295 .

Cambridge Unv. December 2012. Sühreverdî’ye (v. Şeytan bu dinamiğe dışardan müdahil olmaya çalışır. iç dünyasındaki algı. gökleri. Sayı 10. Nazım Efendi yerleri. insanın hayatın anlamından uzaklaştığı.” Bkz. Herkese niyet ettiği şey vardır. göklere bakınız. Yerlere bakınız. Descartes on Thinking With the Body. s. dışsal olarak gözlemlenebilen amel ve tepkilerde bulunur. söz konusu bir ruhanî mekanizma işlemektedir. tavır ya da davranış şeklinde gözlemlenebilecek bu çıkış. Buhârî. şehadet âlemi) tepki ve amellerine kaynaklık ettiği söylenebilir. Çünkü mevcudat içerisinde bu şuura sahip olarak yaşayan tek varlık. Tirmizî. Bu davete uymayanların gaflette olduklarını şöyle ifade eder: “Sen nereye ayak bastığının farkında değilsen. 208 . dolayısıyla. 155. Kitabu’l-fazâili’lcihad. Kitab’u Bedu’lvahyi. Ter. his ve tutkularını inancına göre kontrol edip. 572-592. 1537 Sühreverdi. günah mı? İşlediğin taat mıdır. Bedenle Düşünmek Konusunda Descartes. günlük yaşantısında sergilediği hal. insanoğludur. Öyleyse kimin hicreti Allah’a ve Resulüne ise onun hicreti Allah ve Resulu’nadır. Rotry Amelie Oksenberg. tavır ve davranışların arka planında. her ne kadar gaflet haliyle olsa da. Avârifu’l-meârif. Ebu Davud. ss.savunmuştur. Kitâbu’t-talak. Kitâbu’l-İmara.1537 Binaenaleyh Mü’minin küçük dahi olsa sergilediği bir hal. Gelenleri. 1997. Bu anlar. kaybedilen imanın tecdid ile kazanılması anlamına gelmektedir diyebiliriz. 2201. oluşturduğu içsel sistemle ve murakabe dinamikleriyle. Kıbrısî’nin imanın yenilenmesi noktasındaki görüşü. 1536 “Ameller niyetlere göredir. Müslim. konanları ve boyuna göçenleri gördünüz. Sizin bu hayattan bir şey öğrenmeniz lazım. Uyanın! Uyanmanız lazım. tavır ya da amelin arka planında iman ettiği sisteme aykırı bir çıkış yaşamış olabilir. 296 .: Doğan Şahiner. Bu manada mü’min. 1647. İnsanın. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikâhlanacağı bir kadına ise onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir. Rotry Amelie. 632/1234) göre bu içsel dinamiğin oluşundaki aktörler ruh. nefs. üryan mı? Bunu ayırt edemeyen kimselerin imanı tecdit etmesi vaciptir… Binaenaleyh bakınız. etrafınıza bakınız. akıl ve kalbtir. Dolayısıyla bu dinamikleri düşündüğümüz zaman. arasındakileri ve yaratılışı gösteren ayetleri göstererek tüm insanların imana ve İslam’a davet edildiklerini söyler. Cogito. Duygu. 1. insanî vasıflarını yitirdiği lahzalardır. onun dış dünyada (duyular âlemi. bir bakıma imanın yitirildiği andır. The Cambiridge Companion to Descartes. imana mı? Hakk’a mı.1535 “Ameller niyetlere göredir”1536 hadis-i şerifinin özetlediği bu düşünceden hareketle insanın iç dünyasında işlettiği manevi mekanizmanın. Press. küfre mi ayak basıyorsun. bâtıla mı? İşlediğin sevap mıdır. 1535 Oksenberg.

her hareketinin hak yolunda olup olmadığını kontrol etmek zorundadır. ss. onu hem Allah’tan hem de ahiretten gafil etmesidir. 638/1240) gafleti.e. inanan insanın gafleti. Tasavvuf Sohbetleri. TTDS. 297 . 1542 Kıbrısî. 1543 Lokman: 31/31. 316. zikirden gaflete düştüğü vakitte. s. s. zikrin geride bıraktığı lezzeti hatırlar. 1538 1539 Kıbrısî. istiğfar ve nedamet halleri duyar. Zikir kulu. el-Lumâ. kulun aldığı nasihatın etkisiyle Allah(cc)’a yönelmesi demektir.Çünkü siz dört ayaklıların sınıfından değilsiniz. Arabî’ye göre kul. Bakıp uyanmanız gerekir.”1538 Nazım Efendi’nin iman etmiş kulları davet ettiği bu uyanma. zikirle birlikte ele almıştır. 358-359. onu hayaller âlemine hapseder. s. iman edenlerin ise her hareketlerindeki teyakkuz ile gafletten kurtulabileceğini ifade eden Kıbrısî.g. a. dünya hayatına dalmak ve ahiretten gafil olmaktır. s. 1540 Cebecioğlu.1541 İnsanlara gaflet konusunda Kur’ân-ı Kerîm’de yapılan uyarılardan yola çıkarak. Allah’ı müşâhede etmekten gafil olduğu tüm hal ve davranışlar olarak anlaşılmaktadır. 21. İman etmeyenlerin gafleti iki çeşittir. Ebu Nasr Serrâc Tusî tarafından “inzi’âc olarak tanımlanmıştır. inanan kulun gafletidir. hayaller âlemi olan bu duyular âleminden çıkarırken gaflet. Tûsî. 144. 142. Çünkü Nazım Efendi’ye göre Mü’min. 1541 İbn Arabî. “Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın… Allah’ın affına güvendirerek şeytan sizi aldatmasın”1543 ayetleri bu aldanışa işaret etmektedir. mevki ve ihsanın. Nurlar Risalesi.1542 Bu düşüncelerden hareketle inanmayan insanın gafleti küfür olarak anlaşılırken. teyakkuz. Bu dünyadan kaybolmadan uyanınız.1539 Arapça rahatsız ve endişeli olmak anlamında bir mastar olan inzi’âc.1540 İbn Arabî (v. Küfür ve imanı esas alarak gaflet tanımını yapan Hâris el-Muhasibî’ye göre iman etmeyenlerin aldanması. Birincisi Allah’ın affına güvenerek. rızık. İkincisi kula bahşedilen hayır. Bu kontrolün kaybolduğu an. nefislerinin ve Şeytanın aldatmasıyla ahiretten gafil olmaktır. iman etmeyenlerin gaflette olduğunu. Siz onların bakışı ile bu âleme bakmayınız. inanan kimselerin gafletinin inanmayan insanların gafletinden daha tehlikeli görmektedir. Ancak gaflet anından uyandıktan sonra. 33..

en ağır işkencelerde bile imanı bırakmamışlardır. 603/1273). ss. 145. er-Riâyetu li’l-hukûki’llah.1547 Bu noktada dünya ile ahiretin hakiki değerleriyle bilinmesi hususu. 298 . ss. Bu farkın farkında olanlar. insanın bu değerleri bilmesine perde olan dünyevî ve uhrevî zevklerin hakiki değerleriyle bilinmesine de dayandığı görülmektedir. bu husussa ahiret zevkleri açısından yaklaşmıştır. Yani eğer ahirette dirilme olur da.1546 Nazım Efendi bu konuda muhatabın. 1546 Kıbrısî. dünya zevkleriyle eğlense bile.: Abdulhalîm Muhammed. dünya ile ahiretin gerçek değerleri ile bilinmesi manasına gelmektedir. 472-475.1550 Manâ âleminin zevkini tatmayan kul ise. ant olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum”1544 ayetinde işaret edildiği gibi düşünmektedirler. 1548 Müslim. Ebu Abdullah Hâris. c. er-Riâye. Sahip olmayanlar ise olmadıkları miktarda gaflettedirler. bu zevkleri hakikatlerine perde olan dünya hayatını istemez. Tah. b. s.1545 Nazım Efendi’ye göre gafletten kurtulmakla ilgili esas mesele. Muhâsibî. s. bir açıdan. 3. dünya ile ahiretin gerçek değerleri ile bilinmesidir. 3460. 1547 Aynı eser.1549 Ahiret nimetlerine kavuşuncaya kadar. 1551 Aynı eser. Rumî’ye göre ahiret âleminin dünyadaki manevî zevklerini tadan kul.Bu durumda kul. Bu şuura sahip olanlar uyanmıştır. kendisini diğer kullardan daha layık bilir. orada da birilerine ödül olarak nimetler taksim edilirse. dünya hayatında ahiret arzusu yaşar. 1. Kâhire. hakikatte mutsuz olur. Zikr. 143. Tasavvuf Sohbetleri. Muhasibi. 99. 1. bu nimetlerden pay almaya. Dâru’l meârif. c. Her iki zevkinde hakikatine vakıf olmak. 1549 Mevlanâ. tüm insanlık olduğunu ve insanların uyanabilmeleri için asgari düzeyde hak ve bâtıl konularını içeren hakiki bilgilerinden sorumlu olduklarını söylemiştir. O zaman iman ile küfür arasındaki fark da belirginleşir.1551 1544 1545 Kehf: 18/36. “Dünya hayatı tatlı. “…Eğer Rabbime döndürülürsem. 382-383. Mesnevî. no: 1555. c. no: 895. Mevlânâ Celaleddîn-i Rumî (v. (Dikkat edin!) Dünyaya aldanmaktan sakının. göz kamaştırıcı ve çekicidir. Allah onu sizin kullanımınıza verecek ve nasıl davrandığınıza bakacaktır. 1550 Aynı eser.”1548 hadis-i şerifi bizim için süslü görünen dünyevî zevklerin aslında aldatıcı olduğunu göstermektedir.

Kıbrısî’ye göre bu bilgi. Başka bir hadis-i şerifte ise dua içinde istenebilecek en faziletli şeyin. şeytan ve nefsin hilelerini bilen ve onlara galib gelebilen mürşidlerdir. bu bilginin kitapla okunarak değil. 6. s.’ Canan. Herhalde senin talebine baktığı vakitte onda ihlassız bir nokta bulundu. küfrün temelde ne olmadığını öğrenmektedir. Peygamber(sav)’in “Sizden herkes. onun için men olundu. gafletin küfür ihtiva eden manasından bir çıkış yani. Böyle bir yardımı dileyen kula Allah’ın yardım edeceğini. Rabbinden yardım dilemelidir. 144. 1555 İbn Mes’ud(ra) hazretleri anlatıyor: “Resûlullah(asv) buyurdular ki: ‘Allahu Teâla Hazretleri’nin fazlından isteyin. 5481786. ss. Tasavvuf Sohbetleri. küfürden kurtuluş. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. Nazım Efendi’ye göre kişinin idrak ettiği bu bilgi. Daavât. kendisinden istenmesini sever. imanı tanıdığı nisbette küfrü tanımaktadır. hatırlanmalıdır. kurtuluş olduğu bildirilmiştir. 299 . talimle edinilebilir. kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar Rabbinden istesin. Kadîr-i Mutlak(cc)’a muhtaç olduğunu ve bu ihtiyacını gidermede de duanın önemini bildirir. Kıbrısî. İman dairesine girdikten sonraki gafletten çıkış için gereken ilim daha farklıdır. (işte) bu Cenâb-ı Hakk’ın şanına layık değildir. Kıbrısî’nin mürşid ve nefs anlayışlarını incelediğimiz başlıklara dayanarak. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre kul. 3607. kendi rızası yolunda bir hizmete niyet edesin ve kıyam edesin ve diyesin ki. İbadetin en efdali de (dua edip) kurtuluşu beklemektir. kulun gaflet anlarından önce ve sonra 1552 1553 Bu tezde bkz. yaşanarak öğrenilir olduğu. Ya Rabbi! Bu hususta yardımını dilerim. Zira Allah. Kutub-i Sitte. iman dairesine giriş olduğu söylenebilir.1555 Binaenaleyh. Nazım Efendi şu cümlelerle ifade etmiştir: “Sen. 1554 Tirmizî. Sonunda Cenâb-ı Hakk senden yardımını esirgesin.1552 İmanı tanıyan kimse. ihtiyaçlarının tamamını hatta. aynı zamanda kulu imana sevk eder.”1553 Hz. 3608.Gafletten kurtulmanın ilk aşaması kişinin dünya ve ahiret hayatına mana ve yön veren hakiki ilimle olduğu anlaşılmaktadır. gafletten kurtulma hususunda. Kulu Hakk(cc)’a yaklaştıran ilim olarak özetleyebileceğimiz hakiki ilim. c.İlim-Âlim. insanın kendisini ziyadesiyle muktedir bildiği bir ihtiyacını teminde dahi. Bu Allah’a büyük bir bühtan olur.”1554 hadis-i şerifi. Talimin kendisinden yapılacağı kul ise. Farklı bir ifadeyle imanı öğrenen kimse.

Bunlar sahip oldukları ilimden. İlki Müslümanlardan günahkâr olanların ve avamın gafletidir. Bildiklerinin. “hayatı anlayın ve ölmeden önce uyanın” şeklinde tüm insanlara hitaben telkinlerde bulunmuştur. kendini ibadete verenlerin. Mü’minin uyanıklık halinden. Bir kalb ibadeti olan tefekkür. s. yaşadığı manevî daireden uzaklaşmaz. affolunacağı zannıyla o günahı işler. ya da yaptıkları ibadetten dolayı. İkincisi ise iman etmiş bir kişinin içinde bulunduğu her hali daim tanımlayabilecek bir düşünce düzeyinde olmasıdır. iki açıdan izah etmiştir. recâ duygularına yaklaşıp. 300 . 1558 Ankaravî. uzlete çekilenlerin. Tasavvuf ve Tarîkatlar. kulun gafletten kurtulup. günahtan vazgeçmesi gerekirken. Yılmaz. kendilerinde kibir. hal diliyle öğrenilecek bir ibadettir. Cebecioğlu. aynı zamanda bir mürşidin yanında. Bu durumda Mü’min recâ ile aldanır. ıstılahta ashab-ı şuhûda mahsus tefekkür olarak da nitelendirilebilir.sığınacağı Allah(cc). 203. Bu durumda kul. “… Sakın gafillerden olma”1556 ayetini hatırlatarak gafletten sakınmayı tavsiye eden Kıbrısî. 142. gaflete düşmesine mani olur. s. İkinci açıdan gaflet ise fıkıh gibi ilime sahip olanların. Dünya nedir? Ahiret nedir? Bunların hakikatleri nelerdir? Hangisi fânî. ss. ya da vaaz ettiklerinin 1556 1557 gerçekten kalblerinde olup olmadığına bakmadıkları için Araf: 7/205. zahitlerin. Akıl ile düşünmek manasında kullandığı tefekkürü tavsiye ederek. hased ve riya gibi kötü huyların olmadığını düşünürler. Yani Mü’min günah işlemeden önce havf duygularına yaklaşıp. TTDS.1558 Nazım Efendi’nin tefekkür üzerinden izah ettiği bu gafleti Muhasibî. Bu gaflete sebep olan nesfin ve şeytanın aldatmasıdır. 643. tefekkürü bu sakınma için tavsiye etmiştir. 224-225. Kıbrısî. hangisi bâkîdir? gibi konular üzerinden imana kavuşturucu tefekkür. kurtuluşa ermesi konusunda tek dayanaktır. s. Tasavvuf Sohbetleri. kişiyi küfür gafletinden çıkarır.1557 Bu durumda gafletten kurtulmak için tefekkür etmeye yüklenen anlam da iki şekilde anlaşılmaktadır. Kıbrısî’nin tavsiye ettiği tefekkür. uzlet ve verâ hayatı yaşayanların gafletidir. Minhâcu’l-fukarâ. Başka bir ifade ile tefekkür.

Nefs Muhasebesinin Temelleri (Er-Riaye). Bu irşâda yetkili mürşid. 522-531. tekrar edilmeyecektir ancak burada şu hususu hatırlamakta fayda vardır. Kenzu’l-ummal. sen kendini o kafirlerin İslam’a girmeleri için açık duran kapıdan girmeye müstahak say. 125. ss. s. Kıbrısî’nin imanı bir atiyye olarak görmesi ile de mutlak surette alakalıdır. Muhâsibi. Bu tavsiye. 1561 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. 2/359. tüm yaratılmışlar içerisinde sadece insanlara ve cinlere mahsustur. Nazım Efendi’ye göre rehberlik. 3278. ss. Mecmau’z-zevaid. içinde bulunduğu hali tanımlama zafiyeti yaşayan mürîde rehber olandır. “La ilahe illallah ile imanınızı yenileyiniz”1563 hadis-i şerifi anlayışına istinad edebiliriz. diğer kapıdan İslam olacak kimseler için açılmış olsa. 168. 1562 Aynı eser. bu manada. Gaflet halindeyken yerine getirilmeyen hakların neler olduğu ileride ele alınacaktır.1559 İbn Arabî’ye göre gaflet. Heysemi. karşılığı 1559 Muhâsibi. bir kapıdan imanı yenilemek isteyen kimseler girse. Allah(cc)’a secde etmekte ve Allah(cc)’ın kendilerine belirlemiş olduğu bir tarzda. 382-383. gafletten uyanıklığa taşıyıcı bir irşadı da içermektedir.aldanmaktadırlar ancak. şöyle bir tavsiyede bulunur: “İmânâ girmek için iki kapı olsa.1560 Nazım Efendi’nin gafletten korunmak için tavsiye ettiği mürşidler. gafletlerden ve gafilken düşülen haklardan mezun olmuş kuldur. öteki de kâfirlerin imânâ girmesi için olsa. yani tecdid-i iman için bir kapı ki Müslümanların imanlarını yenileyip girmeleri için. Müsned. ibadet ve zikir halinde olurlar. 1560 İbn Arabî. Çünkü onların dışında kalan bütün âlem. 301 . Marifet ve Hikmet. ss. Müttaki. Ayrıca bkz. 144. s. kendi bulunduğu hali bilen mürşid. er-Riaye. Bu mevzuda. 1563 Hanbel. Gaflet. Gafletini fark ettiği anda tevbe ederek.1561 Mûrşid bahsinde detayları ile izah edildiği üzere. bu ikinci çeşit gafletten korunma hususunda daha fazla ehemmiyetti haizdir. 123. teyakkuz haline tekrardan dönüş yapan Mü’mine Nazım Efendi. Kulun dünya hayatında iman dairesinde olması. Mü’minin bu zikiri duymamasıdır.”1562 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin bu tavsiyesi. 1768. âbid başlığında beyan edilen hususlar. bundan gafillerdir.

Binaenaleyh o anda hayatın manasını kaybetmiş Mü’min. 302 . bu durumun bir göstergesi olarak.ödenmemiş bir atiyye. 1567 Tarık: 86/9. kendi derdine bak.g.1569 Bu durumu Rumî.. Zamane Müslümanlarının çoğunun gaflette olduğunu söyleyen Kıbrısî. aynısını işlemedikçe ölmez” Tirmizi. takdir-i ezelî ve lütf-i ilahî olması hasebiyle. namazın bozuldu’ der. ezanı okudun mu. yoksa vakit var mı?’ Öbür Hintli.” Enbiyâ: 21/23. 53. yitirdiği imanın yeniden kendisine hediye edilmesini istemektir. Ramûz el-ehâdis. varlık kapısında.e. 6/8869.1564 Dolayısıyla. Tasavvuf Sohbetleri.1565 “Ayıplayan ayıplanır. İsteme hususundaki en uygun edebin. 13. Camiu’s-sagir. s. Gümüşhanevî. Suyuti. 347. Kıssaya göre rükû ve secdeye koyulmuş Hintlilerin her biri niyet edip tekbir alarak huzur ve huşuyla namaz kılarken müezzin içeriye girer. kula karşılıksız verilmiş bir hediyedir. 1565 Kıbrısî. namazda olduğu hâlde ‘Sus yahu. Bu konuda “Bakana da baktırana da lanet olsun”1568 hadis-i şerifini delil göstererek bunu bilerek yapan Müslümanın gaflette olduğunu söyler. ikincisine der ki: ‘Onu ne kınıyorsun baba. ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır. Bu mevzu Kur’ân’da “Belki (alay edilenler) kendilerinden daha hayırlıdırlar. sorgulanamaz mahiyettedir. ss. Kınama. 171-173. aynı zamanda. Kenzu’l-ummâl. yoklukla durmak olduğu dolaylı olarak vurgulanmıştır.” Hucurât: 49/11 ayeti ile vurgulanmıştır. Üçüncü Hintli. yoktur. kendilerindeki noksanlıkları gidermeden başkalarının kusurlarıyla uğraşan Müslümanların durumlarını misal olarak göstermiştir. üçünüz gibi 1564 “O yaptıklarından sorumlu değildir. a. O'nu sorguya çekecek kimse yoktur. Hintlilerin birisinin ağzından bilâihtiyâr şu söz çıkar: ‘Müezzin. 1569 Kıbrısî. 1566 Bu manayı ihtiva eden hadis kaynaklarda şöyledir: “Kim din kardeşini tevbe ettiği bir günahtan dolayı ayıplarsa. Yani Allah’ın zâtı gibi. başkalarının ayıp ve günahlarının dünya hayatında iken görülmemesi gerektiğini söyler ve bu şekilde kusura bakmanın.. s.”1566 Hadis-i Şerifinde bildirilen duruma düşmemek için “Bütün sırların ortaya döküleceği günde”1567 ayıp ve günahlarının setredilmesi için. 1568 Bendî. bu hediyeyi bir defa kaybetmiş ya da zedelemiş birisinin bu hediyeyi yeniden alma garantisi. gaflet olduğunu söyler. Bu hediyenin kimlere ne şeklide dağıtıldığı hususunda sorgulama ise kulun edeb sınırını aştığı yerdir. 19162/26634. bir mescitte Allah(cc)’a ibâdet için namaza durmuş dört Hintli kıssası üzerinden anlatmıştır. kendini kına!’ Dördüncü: ‘Hamd olsun ben. konuştun.

kuyuya düşmedim’ der. Dördünün de namazı bozulan bu kıssayı, Rumî şöyle değerlendirir: “Başkalarının ayıbını söyleyip (onlarla uğraşanlar, kınadıklarından) daha fazla yollarını kaybetmişlerdir. Ne mutlu o kişiye ki kendi ayıbını görür. Her kim, birisinin ayıbını söylerse o ayıbı, kendine satın aldı demektir. Çünkü insanın yarısı ayıptandır (yani o ayıbı işleyeninki gibi bir nefsi bulunmaktadır), yarısı gayb âleminden! (zira ruhu gayb âlemindendir)… Şu işe bak Şeytan, belâlara düştü de sana ibret oldu. Sen belâya uğrayıp ona ibret olmadın. O zehri içti; sen şerbetini iç (yani ibret almaya bak).”1570 Kıbrısî’ye göre, Mü’minlerin bir diğer gafleti ise hak sahiplerine haklarını verme hususunda zuhur eder. Nazım Efendi’ye göre gaflette iken verilmeyen haklar; Allah(cc)’ın, Peygamber(sav)’in, devletin, evladın, ailenin, komşunun, milletin, insanoğlunun, mahlûkatın haklarıdır. Şeyh Nazım’a göre bu haklar teslim edilmeden gafletten tam mânâsıyla çıkılmaz.1571 İbn Arabî (v. 638/1240)’ye göre hakikat ehlini, hakikate vasıl eden üç haktır. Allah(cc)’ın hakkı, kendilerinin hakkı ve yaratılmışların hakkıdır. İnsanların yalnızca Allah(cc)’a ibadet etmeleri, O’na kulluk etmeleri ve hiçbir şeyi ortak koşmamaları, Allah(cc)’ın kulu üzerindeki hakkıdır. Şeriat yasaklamadığı müddetçe, yaratıklara eza vermemeleri, yaratılmışların insan üzerindeki hakkıdır. İnsanın, insan üzerindeki hakkı ise, kurtuluşlarının ve mutluluklarının olduğu yola rehberliğidir.1572 Allah(cc)’ın hakkını vermek, âbid konusunda belirtilen bir kul olmayı, Hz. Peygamber(sav)’in hakkını vermek, kendisine Ahmedî bir aynayı tutmayı gerektireceği kanaatindeyiz. Zira Kıbrısî, bu başlıklarda ilgili konuya sıkça değinmiştir. Diğer haklar, Müslümanın içinde bulunduğu toplumsal ilişkilerinde, dinamik olan hükümlere göre, mürşidlerden öğrenilir. İslam dini kulun, aile, evlat, komşu, akraba, millet ve devlet ile olabilecek hukukun sınırlarını bildirmiştir.
1570 1571

Mevlana, Mesnevî, c. 2, b. 3027-45. Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, ss. 171-173. 1572 İbn Arabî, Marifet ve Hikmet, ss. 67-68.

303

Dolayısıyla muallim ya da talebe, amir ya da memur, seçilmiş ya da seçmen olsun toplumun her statüsünde bulunan Mü’minlerin, vazifelerini ifa esnasındaki hukuka riayeti, o hukukun hakkını vermektir. İslamî hukuka muhalif olmayan ve ihlal edilen hukuk, aynı zamanda kul hakkıdır. Bu ise amelde gözlemlenen bariz bir gaflettir.1573 Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde gafletin ontolojisi ile ilgili beyan, Kıbrısî’nin şeyhinin şeyhi Şerafeddin Dağıstanî’nin sohbetlerinde mevcuttur. Şeyh Şerafeddin gafleti, insanın hilkati ile ilişkili olarak izah etmiştir. İnsanın hilkatinde yer alan ateş, toprak, su, hava gibi nesnelerin zulmanî ve nûranî yönleri bulunduğunu ifade eden Şeyh Şerafeddin, bu nesnelerden zulmanî kısımları nefsinde toplayan kimselerin küffar grubundan olacağını ifade etmiştir. Şeyh Şerafeddin’e göre bu nesnelerin sadece nûranî kısımlarını nefsinde cem etmiş kimseler, ümmetin havas kısmından olan ricâllerindendir. Bunların haricinde kullarda zulmanî ve nûranî kısımlar birbirine galebe çalar. Zulmanî kısmın baskın gelmesini Şeyh Şerafeddin, kuldaki gaflet anı olarak tanımlamıştır.1574 Özet olarak Nazım Efendi’ye göre gaflet, dünyanın hayal olduğu hakikatini idrak edememektir. O anda insan hayata anlam veremediği için, hayvandan farklı olmaz. Bu idrakin yokluğu, iman edenlerde ve etmeyenlerde farklı tezahür eder. İnanmayan kul, dünyanın tüm düzenini hakiki varlık addeder ve Hâlık(cc)’ı inkâr etmek suretiyle gaflete düşer. İnanan kul ise inancının gereği gibi yaşama hususunda gaflete düşer. Bu gaflet, Mü’minin Allah’ı müşâhede etmekten gafil olduğu, tüm hal ve davranışlar olarak anlaşılmaktadır. Kendindeki noksanlıkları gidermeden başkalarının kusurlarıyla uğraşanlar ve içtimai hayatta mükellef olduğu hak ve hukuku yerine getirmede yetersiz olanlar Kıbrısî’ye göre gaflete düşen Mü’minlerdendir. Bu durumda Mü’minler; Allah(cc)’ın, Peygamber(sav)’in, devletin, evladın, ailenin, komşunun, milletin, insanoğlunun, mahlûkatın haklarını yerine getirmede noksanlık arz ederler. Gafletten kaynaklanan bu haktan kurtulma hususunda, Cenâb-ı Allah(cc)’tan aman dilemek gerekir.

1573 1574

Muzâhirî, Fadâil ve Rezâil, ss. 17-75. Burkay, Menâkıb-ı Şerefiyye, ss. 85-86.

304

4. DİĞER KONULARDAKİ GÖRÜŞLERİ:

a. İman: İman; güven içinde bulunmak, korkusuz olmak anlamına gelen “e-me-ne” kökünden türemiş, Arapça bir kelimedir. Küfür kelimesinin zıttı olan iman, güven duygusu içinde tasdik etmek, inanmak, huzur duymak, adaletli olmak, şeriati ve tevhidi kabul etmek gibi manalara gelmektedir. Farklı bir ifadeyle iman, İslam erkânını kalb ile tasdik, dil ile ikrar edilmesi ve İslam’ın emirleri ile amel edilmesidir.1575 Kur’ân-ı Kerîm’de iman, 800’den fazla yerde zikredilmiştir. Allah(cc)’a, peygamberlerine(as), ahiret gününe iman edenler, sâlih amel işleyenlerin kurtuluşa ereceği bildirilmiştir.1576 Kur’ân’da Mü’minlerin; başka bir ilaha ibadet etmedikleri, cana kıymadıkları ve haram yemedikleri,1577 oruç tuttukları, iyiliği emredip, kötülüğü nehyettikleri, namaz kıldıkları,1578 bildirilmiştir. Farklı ayetlerde ise bu ibadetlerin incelikleri bildirilerek, bu inceliklere bağlı olarak, gerçek Mü’minler bildirilmiştir. Mesela Mü’min namaz kılar dediğimiz zaman, gerçek Mü’min namazlarının karşılığını sadece Rablerinden bekleyerek kılarlar. Mü’min infak eder ancak gerçek Mü’min, sevdiği şeylerden infak ederler. Onlar, Allah(cc)’ın adı anıldığı zaman kalbleri titreyenlerdir.1579 Ehl-i sünnet ulemasına göre iman; Hz. Peygamber(sav)’in Allah(cc) tarafından getirdiği zarurî ve kesin olarak bilinen şeylerin tümünü dil ile ikrar etmek,
1575

Firuzebadî, Kamûsu’l-muhît, s. 1177; Isfehanî, el-Müfredat, s. 25; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. 1, s. 223; Cürcanî, Ta’rifât, s. 41; Isfehanî, a.g.e., s. 26. 1576 “Onlar gayba iman edip, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. Onlar hem sana hem de senden once indirilene iman ederler, ahirete de şüphesiz iman ederler. İşte bunlar Rablerinden birdoğruluk üzerindedir ve bunlar kurtuluşa erenlerdir.” Bakara: 2/35. 1577 “Onlar başka bir ilaha dua etmezler. Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar…” Furkan: 25/68. 1578 “(Onlar) tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku edenler, iyiliği emredenler, kötülüğü menedenler ve Allah’ın çizdiği sınırları koruyanlardır. Müminlere müjdele.” Tevbe: 9/112. 1579 “Müminler; Allah anıldığı zaman yürekleri ürperen, kendilerine O’nun ayetleri okunduğu zaman imanları artan, bir de Rablerine tevekül edenlerdir.” Enfâl: 8/2.

305

taat ve ibadetleri tatbik etmek ve kalble tasdik etmenin terkibi olarak değerlendirilir. Taftazanî (v. 797/1395)’ye göre bu terkibin içerisinde en önemli olanı, gönüllü olarak benimseme ve kabul etmektir. Zira dil ile ikrar etmeyen ve amel etmeyenler, dünyevî ve hukukî hükümler itibariyle mü’min olmasalar bile, Allah(cc) nezdinde mü’mindirler. “Onların çoğu, sadece şirk koştukları halde Allah’a iman ederler.”1580 ayetinde buna işaret edilmiştir. Ayrıca “İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah(cc)’a ve ahiret gününe iman ettik derler, halbuki onlar mü’min değillerdir”1581 ayeti, kalbi tasdikin iman esasındaki önemine delildir.1582 Taftazanî’nin bu anlayışına düşülen haşiyede iman, kalbin tam meyili manasına gelen sevgi esasına dayandırılmıştır.1583 Mutasavvıfların iman anlayışında önemli yeri bulunan sevgi, imanın artıp eksilmesinde belirleyicidir. Bu anlayışı Ziyâuddîn-i Gümüşhanevî (v. 1311/1893) şöyle ifade etmiştir: “Yerdeki ve göktekilerin imanları, dünya ve ahirette iman edilmesi gereken şeylere, iman etmeleri bakımından eksiklik ve fazlalık kabul etmez. Ancak, tasdikte, marifette, yakinde, tevekkülde, sevgide, rızada, korku ve ümidde iman, noksanlık ve fazlalık kabul eder.”1584 Bu manada iman dört derecede tasnif edilebilir. Birincisi imân-ı istidlalidir. Bu imana ilmi delillerle ulaşılır. İkincisi, bu inancın yakîn (güçlü inanç) derecesinde olan, imân-ı yakînîdir. Üçüncüsü, kalb zevkleriyle iman hakikatlerinin müşâhede edildiği, imân-ı şuhûdîdir. Sonuncusu Hakk ile mütehakkık olunan (Hakk vasıtasıyla, Hakk’a ulaşma), imân-ı huzûrîdir. Bu iman çeşitlerinden son üçü, seyr-u sülük ile elde edilir.1585 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre iman, kulun en önemli cevheridir. Dolayısıyla iman sahibi kul, kıymetli mücevher bulunduran dükkân gibidir. Şeytan ise bu mücevheratı çalmaya çalışan hırsız gibidir. Nasıl ki dünyanın geçici mücevheratının çalınması önlemek için güvenlik tedbirleri alınıyorsa, ahret hayatının

1580 1581

Yusuf: 12/106. Bakarâ: 2/8. 1582 Taftazanî, Şerhu’l-Akâid, ss. 220-223. 1583 Aynı eser, s. 227. 1584 Gümüşhanevî, Ehl-i Sünnet İtikâdı, s. 63. 1585 Gazalî, İhyâ, c. 4, ss. 202-205; Hucvirî, Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi), s. 371; Cebecioğlu, TTDS, s. 309.

306

sonsuz mücevheri olan imanın da koruma altına alınması gerekir. Nazım Efendi, imanın korunması için namaz kılmak, zikir çekmek, iyilik yapmak, öfke halinde susmak, kavgayı terk etmek gibi amelleri güvenlik tedbiri olarak ifade etmiştir.1586 Bu ifadelerde anahtar kavram addedebileceğimiz cevherin mahiyeti, nur kavramı ile ifade edilecek ve kuldaki delaletleri üzerinde durulacaktır. Bununla birlikte burada imânın, amel olmadan da, tasdikle elde edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Hakkânî’ye göre ameller, kulun imanını inşa edici değil, muhafaza edici mahiyette olduğu şüphesizdir. İslam âlimleri arasında iman ile amel arasında kurulan alakaya göre iman anlayışı şekillenmiştir. Hârici, Mu’tezilî ve Şiî kelamcıları, amel olmadan imanın olmayacağını kabul etmişken Sünnîler, amel olmaksızın iman teşekkülünün mümkün olacağını kabul etmişlerdir. Sünnî inanışa göre, iman etmenin, sâlih amel işlemekle birlikte olacağı bildirilmekle birlikte, cürme düşenleri tekzib etmek yerine kucaklamayı esas almaktadır.1587 Sünnî Mâtüridî itikat ekolünün kurucusu olan İmam Mâtüridî, “Ey İman edenler! Size ne oldu da Allah yolunda savaşa çıkın denilince, yerinize çakılıp kaldınız? Yoksa ahiretten vazgeçip değersiz dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının zevk ve sefası, ahiretin yanında pek az bir şeydir.”1588 ayetinde bildirilen emirlere uymayanlara, Mü’minler diye hitab edilmiş olmasını, bu anlayışa delil göstermiştir.1589 Farklı bir ifadeyle Sünnî inanışa göre amel, imana dâhil değildir. Şeyh Nazım’ın iman ve amel arasında kurduğu ilgi de bu anlayış çerçevesindedir. İbrahim b. Edhem (v. 162/779), Hâtem Asamm (v. 237/852), Ebu Süleyman Daranî (v. 205/820), Zünnûn Mısrî (v. 245/859), Bayezid Bistâmî (v. 262/875), Hâris Muhasibî (v. 243/857), Cuneyd-i Bağdadî (v. 298/911), Sehl b. Abdullah Tüsterî (v. 283/896) gibi mutasavvıflar da imanı dil ile ikrar, kalb ile tasdik olarak kabul etmiştir. Nitekim Fudayl b. İyaz (v. 187/803), Bişr-i Hafî (v. 227/841), Hayru’n-Nessâc (v. 322/933) gibi zevat imânı, ikrar, tasdik ve amel olarak tanımlamıştır.1590 Hakim Tirmizî’ye göre iman; tasdik, ilim ve amel olarak İslam’dır.1591
1586 1587

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 52. Taftazanî, Şerhu’l-Akâid, ss. 209-223. 1588 Tevbe: 9/38. 1589 Sinanoğlu, Mustafa, İmân, TDV İA, c. 22, s. 213. 1590 Hucvirî, Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi), s. 350. 1591 Hâkim, Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb, s. 51.

307

Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre iman, taklidî ve hakikî olmak üzere iki çeşittir. İlim ile elde edilen iman, kalben tasdik edilir düzeyde olmadığı müddetçe taklididir. İlim ile elde edilen ve akıl ile tasdik edilen imanın üzerine, keşf ve ilham ile yapılan eklemeler kulu, hakiki imana vasıl eder. Kıbrısî bu anlayışını şöyle ifade etmiştir: “İmanın hakikati bir kimsenin kalbine ne zaman yerleşir? Gökler de kapansa, yerler de kaya ile döşense rızkın nereden geleceğine şüphesi olmayan kuvvet sahibi, hakiki imana mazhar olan kimsedir. Bunun altındaki iman sayılmaz, o taklittir. İman mertebesi oradan başlar. Allah’a böyle bir imanı varsa, o zaman ona Mü’min denir. Yoksa gökler de yağar, yerler de her şeyi bitirir, daha (rızık) korkumuz olur. Aldığı aylıkla geçinemiyorum diye şikâyet ediyor. Seni geçindiren aylık mı ki, bir de şikâyet ediyorsun. Aylıkla geçinen adam var mı hiç? Allah erRezzaku’l-mutlaktır, geçindirir. Öyle bileceğiz.”1592 Şeyh Nazım’ın hakiki iman terimine yüklediği bu anlam, ıstılahta tevekkül kavramıyla birleşmektedir. Lügatlerde güvenmek, vekil tayin etmek, bel bağlamak, havale etmek, terk etmek, bırakmak, teslim etmek, bir işte acizliğin ve yetersizliğin ortaya çıkması sebebiyle başka birine güvenerek işi ona teslim etmek, itimat etmek gibi anlamlara gelen tevekkül,1593 sufîlerin üzerinde çok durdukları bir kavramdır. Mutasavvıfların nazarında tevekkül, Allah’ın katında olana güvenip, insanların elinde olana ümit bağlamamak şeklinde özetlenebilir. Bu halin tam manasıyla olması durumunda, tevekkül eden kişi, kendisinin böylesi bir hal içinde olduğunun farkına bile varmaz.1594 Tevvekkül ile iman kavramları arasındaki söz konusu ilgiyi Sühreverdî (v. 632/1234), “Haydi eğer inanıyorsanız Allah’a dayanıp tevekkül edin.”1595 “...Mü’minler Allah’a dayanıp tevekkül etsinler.”1596 âyetlerini açıklarken

1592 1593

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 42. Firuzebadî, Kamûsu’l-muhît, s. 1069; Isfehanî, el-Müfredat, s. 531; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. 15, s. 387; Cürcânî, Ta’rifât, s. 254. 1594 Serrâc, Lümâ, s. 78; Kelâbâzî, Taarruf, ss.118-119; Kuşeyrî, er-Risâle, s. 199; Kaşânî, Mu’cem, s. 28; Kübrâ, Necmeddin, Usûlu aşere (Tasavvufî Hayat), Ter.: Mustafa Kara, Dergah Yay., İstanbul 198, ss. 49-50; Uludağ, TTS, ss. 357-358; Eraydın, Tasavvuf ve Tarîkatlar, s. 166; Yılmaz, Tasavvuf ve Tarîkatlar, s. 174; Cebecioğlu, TTDS, s. 658. 1595 Maide: 5/23. 1596 Maide: 5/11.

308

kurmuştur. Ayette tevekkülle imanın bir arada zikredilmiş olmasından hareketle Sühreverdî, tevekkülü imanın bir neticesi olduğunu, bu hale ise marifet ile vasıl olunabileceğini savunur. Allah’ın yapmış olduğu taksimde, adalet sahibi olduğunu bilmeyi gerektiren marifet, nefs kaybolunca zuhur eder. Bu makâmda olan kulda cehaletin kökü kazınmış, tevekkül gerçekleşmiş, hatta tevekkülünü dahi göremeyecek hâle gelmiş olur. Binaenaleyh mütevekkil, Allah(cc)’ın vaat ettiklerini sükûnetle bekleyendir.1597 Nazım Efendi’nin şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî, taklidi ve hakiki iman yönünde yapılan bu tasnifi, “Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberi’ne ve Kitabına iman edin.”1598 ayetine dayandırarak izah etmiştir. Şeyh Abdullah’a göre “ey iman edenler” hitabı, taklidi iman edenler içindir. “İman edin” emri ise hakiki imana girilmesi içindir.1599 Şeyh Nazım’a göre, böylesi bir iman ile taklidi imandan hakiki imana yükselen kulun kalbi, nûr ile dolar. Nazım Efendi, iman nûru diye ifade ettiği bu nûrun, Allah(cc)’tan razı olunmadığı zaman karardığını ifade eder. Kıbrısî bu hale düşen kulun, “Tasalanma şüphesiz ki Allah, bizimle beraberdir.”1600 ayetindeki hale dönüş yaparak, kalbinde nûrun sürekli parlak tutulması gerektiğini ifade etmiştir.1601 Buradan hareketle Nazım Efendi “İmanın alameti tasdiktir.”1602 hadisini en zor anlarda dahi memnuniyet halinin muhafaza edilmesi şeklinde yorumlamıştır.1603 Allah(cc)’tan razı olunduğu zaman kalpteki nurun parlayarak genişlemesi, aksi durumda sönerek karanlığa bürünmesi, imanın artıp eksilebileceği anlamına gelmektedir. Istılahta benzer görüşü Hakîm Tirmizî (v. 318/932) de savunmuştur. Kalbte yer alan nûrun artması, imanın artmasına, zulmetin nûra galebe çalması ise, imanın eksilmesine delalet etmektedir. Dolayısıyla Hakim Tirmizî’ye göre, sadrını iman nûru istila eden kul, Mü’mindir. Çünkü kalbteki bu nûrun bizzat kendisi, iman olarak isimlendirilmektedir.1604 Mâtüridî ve Eş’arîlerin çoğunluğu, imanın artıp
1597 1598

Sühreverdî, Avarifu’l-mearif, c. 2, ss. 291-293. Nisâ: 4/136. 1599 Qubrusi, Mercy Oceans Book 2, s. 11. 1600 Tevbe: 9/40. 1601 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 52. 1602 Hambel, Müsned, 3/236. 1603 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 52. 1604 Çift, Hakîm Tirmizî ve Tasavvuf Anlayışı, ss. 212-213.

309

eksilmesini mümkün görmemişken, Selef âlimleri imanın artıp eksilebileceği görüşünü benimsemişlerdir.1605 Şeyh Nazım’a göre hakiki iman olarak ifade edilen bu makâm dahi gizli şirk ihtiva eder. Asıl olan iman, kulun nefy-isbat zikriyle, kendini yok bildiği makâmda olur.1606 Kıbrısî, hakiki imanın üç alametinden bahseder. Hakiki imanın ilk alameti, Şeyh Nazım’a göre, tüm mevcudatın tesbihini duymaktır. İkinci alameti, yaratılmış tüm mahlûkun varlığındaki hikmeti görmektir. Üçüncü alameti ise, berzah ile kul arasındaki perdelerin kalkmasıdır. Berzah âlemindeki peygamberler ve evliyalar ile görüşebilir bir hale gelmektir.1607 Hakiki imanın alametleri olarak, Şeyh Nazım tarafından sayılan bu haller, taklidi imanı, hakiki imandan ayıran keşfî bilginin mahiyetini göstermektedir. İmanın keşfî bilgiyle ilgili ele alınması, Mü’minin tevhid anlayışına da delalet etmektedir. Bu manada düşünüldüğünde, Kıbrısî’nin iman tanımında kullandığı cevherin mahiyeti görülmektedir. Farklı bir ifadeyle kul, tevhid ile hakiki imana vasıl olmakta ve kendindeki en önemli cevheri bulmaktadır. Tasavvuf erbabı, bu manada imanı, ulûhiyeti temâşâ etmek, vuslat derecesine ulaşmak, Bir’den başkasını görmemek şeklinde de tarif etmiştir.1608 İmâm-ı Gazalî, imanın bu durumu hidayet ile ilgili ele almış ve üç menzili halinde izah etmiştir. İzaha göre birinci menzil, Allah’ın her kula akıl ya da peygamberleri vasıtasıyla gösterdiği iman nurudur.1609 Hidayetin ikinci menzili, mücâhedenin neticesinde kulun halden hale çekilmesidir.1610 Üçüncü menzil ise, mücâhedenin kemale ermesinden sonra nübüvvet ya da velayet âleminde ulaşılan

1605 1606

Sinanoğlu, İmân, TDV İA, c. 22, s. 213. Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 42. 1607 Kıbrısî, a.g.e., s. 52. 1608 Hucvirî, Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi), s. 371. 1609 “Biz ona iki de yol gösterdik” Beled: 90/10. 1610 “Bizim uğrumuzda mücahede edenlere gelince; Biz onlara elbette yollarımızı gösteririz.” Ankebût: 29/69; “Hidayeti kabul edenlere gelince; Allah onların muvaffakiyetlerini artırmış, onlara kaçınacaklarını ilham etmiştir.” Muhammed: 47/17.

310

1613 Her mutasavvıfın hususi olan keşfî tecrübelerini izah ederken kullandıkları kavramlar. Kul yevmu’l-ezelde donandığı imanı ilmi delillerle izhar ederek.Sır. ilahî divana farklı isimlerle çağrılacaktır. 30. cevher. hakiki hidayete işaret etmektedir. Mesela iman.” Zümer: 39/22 . 202-205. onun. ancak o hidayettir’. “Öyle ya. 1614 Kıbrısî. 1611 “Bir ölü iken kendisini dirilttiğimiz. s. büyük ehemmiyet arz etmektedir. şöyle bir sonuçla karşılaşmaktayız. 311 . ıstılahtaki genel anlam yapısına katkı sağlarken. 1613 Gazalî.mutlak ve gerçek nûr ve hidayettir. taat ve mücahede ile korunması ve gelişmesi. Rabbinden bir nûr üzeredir.1614 Mü’min yevmu’l-ezelde donandığı sırrını. yevmu’l-ezelde. Bu hali Şeyh Nazım. kulun hidayet sürecidir. İhyâ. dünya hayatında imana dönüştürdüğü nisbette Mü’mindir ve iman ettiklerini tatbik ettiği nisbette hidayettedir. ss. onların diğer kavramlardan olan farklarını görmeye vesile olmaktadır. 4. 1615 Bkz. Seyru sulûk ile ulaşılan müşâhede ve keşfî hallerin bu taklidi iman seviyesine eklenmesiyle. kulda ileri bir tevekkül ve iman hali hâsıl olur. Tasavvuf Sohbetleri. c.”1612 ayeti. 1612 Bakarâ: 2/120.1611 “De ki: ‘Allah’ın hidayeti. tevekkül ve hidayet gibi kavramların yanı sıra. taklidi iman seviyesine ulaşır. ıstılahtaki yeri belirginleşmektedir. ona insanların arasında yürüyeceği bir nûr verdiğimiz kimse. Yarartılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. Bu seviyedeki inancın. içinden çıkamaz bir halde karanlıkta kalan kişi gibi olur mu hiç?” En’am: 6/122. Bu manada şimdiye değin imanı tarif etmede ele alınan. hakiki iman olarak tanımlamıştır. “Allah’ın Nûru” başlığında ulaşılan sonuca göre Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sır anlayışı. Detaylarını “Sır” başlığında ele aldığımız bu anlayışı1615 taklidi ve hakiki iman açısından değerlendirdiğimizde. kuldaki potansiyel iman derecesi olarak tanımlanmıştır. Kıbrısî’nin feyz ve sır gibi kavramlara verdiği anlamlar. ibadet. Allah’ın göğsünde Müslümanlık için inşirah verdiği bir kimse ki o. nur. nur. Nazım Efendi’ye göre her kul farklı nitelik ve nicelikteki sır ile donatıldığı için. cevher ve hidayet gibi kavramlarla birlikte ele alındığı zaman.

312 . s. ss. 91.a.1618 Nitekim saydığımız bu harflerle ile başlayan birçok ayet-i kerimeler mevcuttur. Allah yerine kullanılacak diğer esmâ. c.1617 Müslümanlığın izharı olan kelime-i şehadet ve kelime-i tevhid’de. s. gönülden bağlanıp sığınma anlamına gelmektedir. ss. Bu harflerden sonuncusu olan ‘He’. Ta’rifât. Allahu Teâlâ’nın Yüce Zâtına işaret etmektedir. Ali Arslan. Kur’ân-ı Kerîm’in ilk sûresi olan ‘Fâtiha’da. illarahman. yine aynı mânâ inceliğini görürüz. Allah’a İman: Allah kelimesi. Cilî.1616 ‘Allah’ ism-i şerifi. 264-268. ondan sonra da sıfat ve isimlerin en mühimi olan ‘Rabb’ ism-i şerîfi gelmektedir. ortadaki ‘lâm’ harfiyle birleşince ‘lehu’ olmuş olur ki.1619 1616 1617 İbn Manzûr. İslâm’a girişi temsil etmez. ‘Hüve’ zamiri takdirinde olup. 243-246. İslam İnançları (Tevhid ve İlm-i Kelam). 1619 Aydın. 1. s. Bu harf. Tapılan yüceliğin karşısında hayrete düşme. el-Acem. İbn Arabî. 59-60 1618 Cürcanî. 24. Dördüncü harf ‘elîf’ ile birlikte ise. Arab harfleriyle her harfi Allahü Teâlâ’ya delâlet eder. Refig. el-Müfredât. zâta delalet eden ‘Allah’ ism-i celâlinin ilâhî bir özelliği olarak kabul edilir. Üçüncü harf olan ‘lâm’ ile birlikte okunduğu takdirde ‘Lillâhi’ olur ki. Mustalahâtu’t-tasavvufi’l-İslâmî. Buna rağmen Kur’ân’da ancak 960 defa geçmekte ve başka hiçbir isim. 188-189. 21. bu da yine Cenâb-ı Hakk’ın Yüce Zâtına işaret eder. Bu lafz-ı şerifi başından itibaren de bu şekilde tahlil etsek. Yani la ilahe illallah yerine. Isfehanî. diğer güzel isimlerin hepsinden çok olarak 2800 defa zikredilmiştir. ss. Marifet ve Hikmet. ss. Hak Teâlâ’nın Zâtına ve Sıfatlarına delâlet eden ve O Yüce Varlığın has (özel) ismi olan ‘Allah’ lafz-ı şerifini meydana getirmektedir. bütün isimlerden önce ‘Allah’ ism-i şerifi. bu da yine Cenâb-ı Hakk'a işaret eder. Başka hiçbir kelimede bulunmayan bu husus. bu ikisi kadar kullanılmamaktadır. denilemez. Kur’ân-ı Kerîm'de. Cenâb-ı Hakk’ın bu özel ismi. Arapça’da kulluk etmek manasına gelen “e-le-he” ve idrak ötesinde olmak manasına gelen “e-li-he” kökünden türemiş bir ism-i meful manasında mastardır. Lisânu’l-Arab.1. İnsan-ı Kâmil. Hak Teâlâ’nın ‘Rabb’ ismi de Kur’ân’da en çok zikredilen ism-i şeriflerdendir.

İlk dönem selef uleması ve mutezile âlimleri evrenin kendi kendine var olamayacağından.. 142.1620 Hudûs ve nizam usûlüyle de varlığın yaratılışından. Allah(cc)’ın varlık ve birliğini ispatlayıcı mevzuların olması beklendiğinden. konanları ve boyuna göçenleri gördünüz. kendini bilmenin bir gereği olarak ifade edilmiş ve burada Allah(cc)’ın varlığını isbat hususunda tafsilata girilmemiştir. 1623 Kıbrısî. Yerlere bakınız. bu durum enteresandır. isyan mı? Bunu ayırt edemeyen kimselerin imanı tecdit etmesi vaciptir… Binaenaleyh bakınız. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Allah(cc)’ı bilme mevzu. c. Çünkü siz dört ayaklıların sınıfından değilsiniz.sufilive. TDV İA. Kıbrısî’nin ana tema olarak. Farklı bir ifadeyle bu mevzular. Şeyh 1620 www. göklere bakınız. Bakıp uyanmanız gerekir. 1621 Allah’ın varlığının bilinmesi ve isbatedilmesi bazı âlimlere göre enfus ve afaktaki düzenin akılla bilinebilecek kadar açık olduğu yönündedir.1622 bu çalışmamız süresince incelediğimiz kaynaklarda. Meselâ 1980’li yıllarda yaptığı bir sohbetinde. imana mı? Hakk’a mı. sohbet ve telkinlerinin merkezinde. bâtıla mı? İşlediğin sevap mıdır.sufilive. Bu sohbette Allah(cc)’ın varlığı ve birliğini isbata dair geçen ifadeler şöyledir: “Sen nereye ayak bastığının farkında değilsen.”1623 İrşad. parantez içinde verilen. Tasavvuf Sohbetleri. birlik ve çokluk karakterleri arasındaki uyumun bir dış müessirle gerçekleşebileceğine dayanan bu usulü kelamcılar. 313 . Bu dünyadan kaybolmadan uyanınız.com/Allah’ınSıfatları. Bkz. insanoğlunun O’nu fıtraten bulabileceğine dayalı delil usulü ise “fıtrat” delilidir.02. Tabiatta. 1986 yılında yapılmış sohbetin ses kaydı 12. sohbet ve hizmetleriyle gayr-i Müslimlerin hidayetine vesile olması açısından bakıldığında. Gelenleri. küfre mi ayak basıyorsun. vacib ve mümkün varlık esasına dayandırdıkları imkân deliliyle ele almıştır. ss. fıtrat üzerinden ispata değindiğinden bahsedebiliriz. Siz onların bakışı ile bu âleme bakmayınız. Sizin bu hayattan bir şey öğrenmeniz lazım. s. 2. Her şeyin Allah’ı tesbih etmesi ise (İsrâ: 17/44). Allah Md. Toploğlu.Şeyh Nazım Efendi. yaratılmış olması esasına dayanan “hudüs” metoduyla bu isbatı yapmışlardır. 1622 www. Evrendeki nesnelerde hem birlik hem de çokluk özelliğinin bulunmasının yanı sıra. Bu delillerden hareketle Allah’ın(cc) birliği de isbat edilmiştir.1621 Yaratanın varlığı ve birliği delillendirilmiş olsa da. fevkalade hassas ve ince bir nizamın hâkim olmasına ve bunun şuursuz varlıklar tarafından yaratılmayacak olmasına dayalı “nizam” delili. Allah’ın varlığını ispatlamak mevzuunu ele aldığı görülmemiştir. nadiren. insanın en güzel surette yaratılışını ele aldığı bazı sohbetlerinde.2011 tarihinde dinlenmiştir. Konuyu felsefe uleması. bir diğer usûl olmuştur. Uyanın! Uyanmanız lazım. “cevher (öz)” ve “araz (özün taşıdığı vasıflar)” esaslarına dayandırarak izah etmişlerdir. etrafınıza bakınız. günah mı? İşlediğin taat mıdır. 471-477. talî hususlardan olmuştur.com/A Perfect Creation-Mükemmel Bir Yaradılış (en).

Allah Teâla vasıtasıyla tanıdım. tevekküle ve muhabbete dayalı hissi bir zemini esas almıştır. kendisiyle berzah arasındaki perdelerin kalkacağı bir iman düzeyine ulaşır. Şeyh Nazım’ın Allah’a iman akidesini bina etmek istediği esasa ışık tutmaktadır: “Allahu Teâla’yı delilsiz. insanları hakiki imana irşad etmeye dair mevzulara değinmektedir diyebiliriz. insanları irşad etmek istediği iman seviyesi. delilleri. gösterenin. Taklidi olan iman ise. O’nu gösteren bir şey yoktur. Çünkü her şeyin delili. Bu açıdan bakıldığında Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. nefs ve şeytana yapılması gereken muhalefet mevzuları. Bu durumun sebebi. Allah(cc)’ın varlığını. ileri bir tevekküle ve imana delalet eder. İmâm-ı Rabbânî (v. 314 . dünya hayatında tabi olunan imtihanlarının şiddetine bağlı olarak yitirilebilir. Nitekim Mü’min. vesilesiz olarak tanıdım. Bu müşâhedeyi yaşayan Mü’min. Kıbrısî’ye göre Allah(cc)’ın varlığı ve birliğini idrak manasında olan iman. Daha doğrusu. O’ndan daha açıkta ne vardır? Çünkü her şey. seyru sulûk ile müşâhede ve keşfî hallere ulaşır ki bu. Allah’ın varlığı ve birliğini isbatlayıcı delil getirmelerden daha fazladır. birliğini ve diğer iman esaslarını kabul etmiş olur. kalben tasdik edilir düzeyde olmadığı müddetçe taklididir. O’nunla 1624 Kıbrısî. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin iman anlayışıyla ilgili olduğu kanaatindeyiz. tüm mevcudatın tesbihini duyacak. bunlardan önceki merhalede.Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbet ve telkinleri. umumiyetle. İman konusunu incelerken değindiğimiz gibi. Dolayısıyla nefsiyle mücadeleye ve şeytana mukavemete azmetmiş bir kişi. ilim ile elde edeceği temel imandan sonra. 1034/1624)’nin şu ifadeleri. akli delil ve isbat temalarının işlendiği taklidi ve aklî bir platformu değil. insanlara Allah(cc) inancını ve imanı telkin ederken. tüm mahlûkun varlığındaki hikmeti görecek. 42. s. Şeyh Nazım’ın son yıllarda paylaşılan video sohbetlerinde.1624 Binaenaleyh Şeyh Nazım’ın. Tasavvuf Sohbetleri. her şeyin varlığını gösteren. Allah(cc)’a imandan sonra kabul edilen kulluk hususunda olmaktadır. O’nun varlığıdır. Çünkü delil olanın. gösterilenden daha çok meydanda olması lazımdır. bu anlayışla paralel olduğundan.

64. kıyamuhu bizâtihi ve vahdaniyet olmak üzere altı sıfatın yanı sıra yedi adet meanî sıfatlar ve yedi adet manevî sıfatlardan bahsedilmiştir. muhâlefetuhu li’l-hevâdisi. Allah(ac)’ın tecellilerini tam olarak görebilmek için yirmi sıfatın lüzum ettiği beyan etmiştir. Mektubât. burada delil aramanın yeri yoktur.” Nisâ: 4/28 . 148/767) itibaren bu kelimelerin arasındaki ayrım yapılmaya çalışılmış. Bu sıfatların zıtları. Bunun içindir ki. başka bir ifadeyle edilgenleri ise Allah(cc)’da olmaması gereken sıfatlar olarak sayılabilir. her şeyi de göstermektedir. Semî’. Âlim. K. Mürîd. Ancak. âlimler tarafından isim veya sıfat kelimeleriyle ifade edilmiş ve ilk defa Ebu Hanife (ra)’dan (v. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. gözünde perde olan. Peygamber(sav) döneminde nasıl 1625 1626 Rabbanî. konunun mahiyetiyle değil. 315 .. Kendini de. Rabbimi.meydandadır. ss. Adnan.1626 Manevî sıfatlar ise meanî sıfatlardan her birinin olabilmesi için gerekli olan sıfatlardır. Mek. sıfatları ve bunların sayıları belirlenmiştir. Hay. kıdem. ss. terminolojiyle ilgilidir.1630 Bu isim ve sıfatların Hz. el-İrade. No: 247. Melsela el-Kudret ya da Kâdir sıfatına haiz olan Allah aynı zamanda aciz olamaz. a. Bu izaha göre el-Kudret sıfatı için nasıl Kâdir sıfatı gerekiyorsa diğer sıfatlar için sırasıyla. es-Semî’. insanın idrâk yükünü hafifletmek içindir.1627 Çünkü zayıf olan insana ilimden çok az verildiğinden1628 Allah(cc) bize icap ettiğinden fazla marifet ile mesul kılmamıştır. bekâ. Her şeyden daha açıktır. Adnan. Çünkü Allahu Teâla’nın varlığı. 1630 Allah’ın zât-ı ilâhiyyesini nitelendiren kavramlar. 1629 K. el-İlim. Rabbim vasıtasıyla tanıdım ve her şeyi. O.” İsrâ: 17/85. O’nunla tanıdım deriz… Doğrusu ise.g. 1628 “Size çok az ilim verilmiştir. meydandadır. kalbi hasta. el-Basîr. 67.e. 65. 66. Bunun gibi acziyet içeren sıfatlara da sahip olması imkânsızdır. 1627 “Allah yükünüzü hafifletmek istiyor.”1625 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Şam vekili Şeyh Adnan. Basir ve Mütekellim sıfatlarının sayılması gerekmektedir. Her şeyin varlığı O’ndandır. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Kur’ân-ı Kerim ve hadis-i şerifi esas alarak isimleri. subutî ve iradî olmak üzere üç grubta ele almış. el-Kelam meanî sıfat olarak ayrılmıştır. Meydanda olmasında hiç şüphe yoktur. Selef uleması sıfatları tenzihi. el-Kudret. el-Hayat.1629 Bu tür kavramlara isim ya da sıfat denilmesi. Buna göre vücûd. anormal kimse göremez. Allah(cc)’da bulunması gereken sıfatların ve bir o kadar da bulunması imkânsız olan sıfatların sayısı çok fazla olmasına rağmen bu yirmi sıfatı bilmek.

1634 İbn Arabî. Bkz. sohbetlerinde ana tema olarak ele almayan Kıbrısî.1634 Allah(cc)’ın zât. Allah(cc)’ı tanımaya çalışmıştır. ayrı başlıkta ele alınmıştır. kelam başlıklarında tanıtıldığı gibi fiilleri. el-Aziz. Âlim. sıfat ve esmayı ayrı ayrı ele alarak. Binaenaleyh bize göre Kıbrısî. Bu açıdan bakıldığında Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Allah Md. akâid esaslarını ele aldığı eserinde Allah(cc). hayat-kudret. 93’ü hadis-i şerifte zikredilen bu esmanın (Tirmizî. İnsan-ı Kâmil. sıfat ve esmaları mevzuunda. zatla kaim olup.anlaşılıp yorumlandığı hususunda bilgi sahibi olmasak da. akli delil ve isbat temalarının kelamcılar ve İslam filozofları. Allah. 255-268. ileri bir tevekküle ve imana delalet eder. İbn Mace. Bununla birlikte bu isimlerden birkaçında ortak olan isimler. Kadir. insanları irşad etmek istediği iman seviyesi ile alakalıdır. Allah(cc)’a imandan sonra kabul edilen kulluk hususlarına değinmektedir.. c.. eıl-Hakîm gibi 26 isim arasından belirlenmektedir. 56. Allah(cc)’ın varlığını ispatlamak yönündeki mevzuları. diğer altı ismi Kur’ân’da yer almış farklı kelimelerle ifade edilen manalara izafe edilmiştir. ss. 486. 2. dördüncü kısmı oluşturur. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin ifade ettiği bir görüşü ile karşılaşmadık. hem sıfat hem de fiile yönelik birkaç ismi mana olarak ihtiva eder. Bunlar. bu konu ile ilgili en yaygın bilgi. 316 . 2. ism-i a’zam. Mün’in (bol nimet veren) gibi isimlerin manalarını da ihtiva eder. zat-sıfat-esma konularında öğretilerini geliştirmişlerdir. 1632 Gazalî. umumiyetle. Mu’ti (bağış veren). Marifet ve Hikmet. insanlara Allah(cc) inancını ve imanı telkin ederken. Duâ. el-Âlim. Kavâidu’l-akâid. sıfatlara delalet eden isimleri (Hayy. iştime-görme.1631 İmâm-ı Gazalî (v. Vehhâb (karşılıksız veren). s. Nitekim vekillerinin bu konudaki yazılarına izin vermiştir. ss. 481-494. bu mevzu ashab devrinin sonlarından itibaren gündeme gelmiştir. Mustalahâtu’t-tasavvufi’l-İslâmî. 86-101. TDV İA. Toploğlu. Bu yaklaşım ise Şeyh Nazım’ın.1632 Abülkerim Cilî ise zât. 638/1240) ise zata delalet eden isimleri (isim-i hâs. Bu manada Allah’ın subuti sıfatları hususundaki görüşler.1633 İbn Arabî (v. 1633 Cilî. 55-157. ss. Allah Md. el-Kadir. 1631 Refig el-Acem. irade. Cevâd (cömertlik Eden). Toploğlu. c. İslam dünyasında. ss. hüve) ayrı. seyru sulûk ile müşâhede ve keşfî hallere ulaşır ki bu. ss. el-Hayy. Mesela el-Kerim ismi. insanları hakiki iman diye adlandırdığı seviyedeki bir imanı hedeflemekte ve bu hedefe göre bir irşad usulü uygulamaktadır. 10). ilim. 505/1111)’nin. Şeyh Nazım’a göre kul. Daavât. Semi’ gibi)ayrı ve el-Musavvir gibi fiillere delalet eden isimleri ayrı ele almıştır. 82. ilim ile elde edeceği temel imandan sonra. Allah’ın(cc) 99 ismidir (esmâu hüsna). TDV İA.

barış yapmak manalarına gelen “se-le-me” kökünden türemiştir.” Mü’min: 40/66. Saff: 7.1635 İslam. Tevbe: 29. (sizin) kazandıklarınız da sizedir. 20. 23. boyun eğmek. Lisânu’l-Arab. boyun eğmek. hidayete iletilen insanların göğüslerinin açıldığı ve insanların davet edildiği bir din manalarında zikredilmiştir. Zümer: 22. Bunlar gerçekten gelip geçmiş bir ümmettir. “Muhakkak ki Allah katında (yegâne) din. Lugatta İslam. 1640 “De ki: ‘Bana sâdece.1636 Kur’ân-ı Kerim’de İslam. b.1639 tevhid inancında olmak1640 gibi anlamlarda tercüme edilmiştir. 60. Zaten biz. 1637 Âl-i İmrân: 3/19. Cürcanî. 1639 Bakara: 2/131. 1122. Allah(cc)’a yönelmek. Feyrüzebadi. O’na teslim olan kimseleriz!’ dediler.” Âl-i İmrân: 3/85. Hz. s. İslam: İslam kelimesi. 345-346. Hz. itaat etmek anlamına gelmektedir. (Bütün) işlerin akıbeti ise. Ve (siz) onların yapmakta olduklarından sual olunmayacaksınız! (Onlar:) ‘Yahudi veya 317 . İslâm’dır!”1641 ayetinde Allah(cc) katındaki tek hak din olduğu bildirilen İslam. Adem(as)’den itibaren.1637 Kelime kökünün ve müştaklarının kullanıldığı diğer ayetlerde.1642 Bu tevhid dini 1635 1636 İbn Manzûr. teslim olmak. Allah(cc) katında seçilen. En’am: 125. Yakûb(as). ss.işlendiği taklidi ve aklî bir platformu değil. (Onların) kazandıkları kendilerine. tevekküle ve muhabbete dayalı hissi bir zemini esas almıştır. Kamus el-Muhit. 1641 “Kim de İslâm’dan başka bir din ararsa.1638 O’na teslim olmak. 100. imânın dil ile ikrar ve kalb ile tasdikidir. Nuh(as). Zekeryya(as) ve İsâ(as) ve diğer peygamberlerin(as) getirdikleri tevhid inancını tasdik eden ve getirdikleri şeriatları tamamlayan dinin adıdır. Ayrıca bkz. Bakara: 2/112. 6. İsmail ve İshâk’ın İlahı olan tek bir İlaha (Allah’a) ibadet edeceğiz. artık kendisinden aslâ kabul edilmeyecektir. İbrahim(as). Şimdi siz Müslüman kimseler (olacak) mısınız?” Enbiyâ: 21/108. Ta’rifât. iyi bir kimse olarak kendini Allah’a teslim ederse. 1638 “Halbuki kim. Yusuf(as). Allah’a (varacak)tır. Allah’dan başka (kendisine) yalvarmakta olduklarınıza ibadet etmekten yasaklandım ve âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum. o takdirde muhakkak ki en sağlam kulpa tutunmuştur. 1642 “Yoksa siz Yakub’a ölüm geldiği zaman yanında mı idiniz? O zaman oğullarına: ‘Benden sonra neye ibâdet edeceksiniz?’ demişti. 85. c. Musa(as).” Lokman: 31/22. “De ki: ‘Doğrusu ben Rabbimden bana apaçık deliller gelince. kurtuluşa ermek. s. sizin İlâhınızın ancak bir tek İlâh olduğu vahyediliyor. (Oğulları da:) ‘Senin İlâhın ve ataların İbrahîm. teslim etmek. Mâide: 5/3.

Hz. (Harman. Bu kaynaklardan biri olan sünnet. karın ile sırta benzeten Gümüşhanevi (v. bize indirilene. İslam Md. O’na teslîm olan kimseleriz’ deyin! İşte (onlar da) böyle sizin kendisine imân ettiğiniz gibi imân ederlerse. el-Lümâ. tavır ve davranışlardır. emirleriyle birlikte adları da değiştirilmiş. İslam. İlahi hakikatın zahirini İslam. 227. İslam ile iman konularını. Hz. Mûsâ’ya ve İsâ’ya verilenlere ve Rableri tarafından (diğer) peygamberlere verilenlere îmân ettik. Onlardan hiçbirinin arasında (Allah’ın birer peygamberi olmaları cihetiyle) ayırım yapmayız. 1643 Âl-i İmrân: 3/64. Kıbrısî’ye göre İslam’ın kelime olarak anlamının yanı sıra. Onun manevi hakikatinin ve gücünün olduğunu savunmaktadır. şeriatın bütününü oluşturur ve birbirinden ayrılamazlar. s. kanunla. c. kelimelerin sözlük anlamlarından hareketle. 22. Şerhu’l-akâid. Peygamber(sav)’in yaşamında izhar olan hal. İshak’a. s. Ebediyete Davet. 1644 Taftazanî.1643 Ehl-i sünnet ulemasına göre iman ile İslam birdir. Serrâc. Dolayısıyla bu oluşu sağlayan İslam’ın manevî gücüdür. Eşarî ve Selefiyye âlimleri ise. 318 . 23. 1311/1893)’ye göre bunlar. 1645 Gümüşhanevî. s. Bkz. s. o takdirde gerçekten hidâyete ermiş olurlar. bu günkü Yahudilik ve Hristiyanlık isimleri verildiğinden. ele almışlardır. 1647 el-Hakkânî.1644 İman ile İslam’ı.tebliğ edildikten sonra. farklı olduklarını savunmuşlardır . 5.1646 dünya üzerinde bulunan milyonlarca mescidde görev yapan müezzinlerin dakikası dakikasına okudukları ezan. (Ey Resûlüm!) De ki: ‘Hayır! (Biz) Hanîf. bâtını iman ve ihsan olarak izah etmiştir. TDV İA. c.. Ehl-i Sünnet İtikadı. Peygamber (sav) ve evliyalar için hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız!’ dediler. Ömer Faruk. bütün İslam tarihi boyunca kabul görmüştür. kelimelerin terim anlamlarını göz önünde bulundurarak bunların aynı şeyi ifade ettiğini savunmuş.1648 Şeyh Nazımı Kıbrısî’nin İslam için ifade ettiği manevi güç.” Bakara: 133 -137. 1646 İslâm uleması. 63.1645 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. İslam ve iman kelimelerinin içerik ve ayrımı mevzularında görüş beyan etmemiştir. Mutezile ve Maturidi kelamcıları. İslam kelimesine kavramsal yaklaşım olarak nitelendirebileceğimiz bu anlayışa göre. s. İsmaîl’e. s. TDV İA. Kur’ân-ı Kerîm tüm insanları bir olan Allah(cc) inancına davet etmektedir. İbrahîm’e. 1) Bu dönemin mutasavvıflarından Cürcanî. Çünkü biz. Bununla birlikte İslam kelimesine atfettiği zahiri mananın yanı sıra. 26. Yakub’a ve (onun) torunlar(ın)a indirilenlere. içeriği ve sınırı açısından.1647 İslam’ın en temel kaynaklarının Kur’ân-ı Kerîm ve sünnet-i seniyye olduğu. 1648 Harman. İslam’ın manevî gücü vardır. (Biz) Allah’a. mukayeseli olarak. 23. askerle ve polisle yapılmaya dahi çalışılsa yapılamaz.

başkalarının haklarını gözetmekle mükelleftir. İslam’ın zahiri ve batını kavramlarını.Hz. Hz.1649 Bu gücün cevheri olarak ifade edilen nûr. adalet kelimesiyle izah etmiştir. toplumsal bir adaletin 1649 1650 Kıbrısî. hem de kendinden sonra bir din ve kitab gelmeyeceği için.”1652 ayetinde belirtildiği gibi nefsini ve kalbini Allah’a bağlamış kuldur. dini. hem kendinden öncekilere varis olmuş ve onları kuşatmış. zahirî emir ve yasakların oluşturduğu bireysel ve toplumsal düzende muzahhar olur ve o iklimde müşâhede edilebilir. Peygamber(sav)’in sadrından. Buna göre dil ile ikrar kulun Müslümanlığına ve imanına delalet eder.de ifade edilmiş ve tasarruf kavramıyla izah edilmiştir.Allah’ın Nuru. “Hayır! Kim tam bir teslimiyetle yüzünü Allah'a döner ve güzelce kullukta bulunursa. insana verdiği değer. insan olmaları bakımından. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. 20-22. Müslüman olanlarla mukayeseli ele almıştır. İslam’ın en temel kaynağı olan Kur’ân-ı Kerîm hakkında. Peygamber. 1652 Bakara: 2/112. Böylelikle insanlık. s. ırkı. kendi hakkını gözettiği şekilde. Hz. 1651 Hicr: 15/9. bu kuvvettin dayandığı mutlak kudreti göstermesi açısından ve Kıbrısî’nin anlayışına dayanak teşkil etmesi açısından mühimdir. çağlar üstü ve evrensel boyuta ulaşmıştır. ss. eğitimi. Binaenaleyh İslam’ın ortaya koyduğu kâinat ve hakikat anlayışı.1650 Bu manada İslam’ın diğer kaynağı olan Kur’an’nın d a manevi gücünden bahsedildiği için. d. Bu manada rengi. 15. 319 . Aynı eser. s. siyasi düşüncesi ne olursa olsun bütün insanların. bütüncül bir manevî güç anlayışı görülmektedir. 1653 Hâkim. Bu yüzden iman dairesine giren insan. Kur’ân-ı Kerîm’de bulunduğu gibi. vahye dayalı hakikatlere dayanır. Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb.1653 Şeyh Nazım’a göre İslam’ın bu batınî kudreti. Bu haklar. elde ettikleri hakları vardır. 67. onun Rabbi katında ödülü vardır. hukuk ve ahlak ilkeleri. Ancak hakiki Müslüman. Ebu Bekir(ra)’in sadrına ve tüm evliyaların kalblerine aktarılarak gelmiştir. Kıbrısî bu durumu. Tasavvuf Sohbetleri. 66. “Muhakkak ki o Zikr’i (Kur’ân’ı) biz indirdik ve muhakkak onu koruyucu olanlar da elbette biziz”1651 ayeti. Tafsilatı için bkz. Hakim Tirmizî.

bilir… Allah(cc)’ı bırakıp şeytanın arkasından giden hayvanlaşmaz. 48. akıl ve ihtiyar kudreti olan tüm insanlar ve cinlerdir.1657 “…Biz insanı en güzel surette yarattık. Herkese hakkını. 1659 Bursevî. Ancak insanların çoğu (bunu) bilmezler. şeytanlaşır”1655 “O halde yüzünü hanif olan dine (İslam’a) çevir. aşağıların aşağısı seviyesini Bursevî. Dolayısıyla İslam’dan uzaklaşıldığı nispette adaletten uzaklaşılır. ss. İslam olmakla. Sonra onu aşağıların en aşağısına döndürdük” Tîn: 95/4-5. 1657 Râzi. Tasavvuf Sohbetleri. Mutasavvıfanın işarî tefsir anlayışlarıyla temelini oluşturdukları bu anlayış içerisinde. c. el-Hakkâni. c. Ebediyete Davet. aksi durumda şeytanlık vasfına bürünür. Bu dosdoğru sağlam bir dindir. kullarını bu kemale erişebilecek bir potansiyelde halketmiştir. Kıbrısî. Ruhu’l-beyân. hayvanlaşır demeyeceğim çünkü hayvanların bir seviyeleri vardır ve her hayvan kendi yaratılış hikmetine agahtır.1654 Şeyh Nazım’a göre İslamiyet’in muhatabı. Çünkü mahlûkatı Kendisine ibadet etsinler diye yaratan Allah(cc).1659 Binaenaleyh Şeyh Nazım’ın insanlık şiarı olarak beyan ettiği İslam anlayışı. insan olma şerefine yükselirken. Bu hitaba tabi olan Allah’ın kulları. Allah’ın bir oluşuyla ve bu birliğin. hak ettiği miktarda vermek üzerine kuruludur. ısıtılahtaki bu ve benzeri anlayışlar çerçevesinde olduğu görülmektedir. İnsanların fıtratlarında bulunan bu tevhide iman etmenin birinci basamağı olan kavli iman (dil ile ikrar) Razî tefsirinde “fıtrî iman” olarak isimlendirilmiş ve ibadetle beslenip kemal seviyelere yükseltilmedikçe kâfi olmadığı beyan edilmiştir. Ne derece doğrudan uzaklaşırsa o kadar insanlığından kaybeder. 1656 “…Allah’ın yaratmasında bir değişiklik yoktur. (Bu) Allah’ın. çok daha fazla misalle desteklenebilir.zirvesine ulaşılır. batınî olduğunu beyan etmiştir. Sonra onu aşağıların en aşağısına düşürdük…”1658 ayetinde bildirilen en güzel sureti. 10. Mefâtihu’l-gayb. yani bir insan doğruyu takip ediyorsa o derece kıymet kazanır. s. 1658 “…Biz insanı en güzel surette yarattık. bu anlayışını şöyle ifade etmiştir: “İslamiyet insaniyet şiarıdır. İnsanların kıymet ölçüleri onunla ölçülür. s. 98. insanların kalbinde kök salmasıyla ilgilidir. 320 . 1654 1655 Kıbrısî. 18. s. 108-110.” Rûm: 30/30. 468. insanları onun üzerine yarattığı fıtrattır…”1656 ayetinde bildirilen insan fıtratının İslam dini üzere olması.

Secdeyi gözetmek kulluk gereğidir. İslam tasavvuruna getirilen tüm batınî yorumların kaynağı olmuştur. 1663 Tusî. “Rablarına dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalbleri çarparak yaparlar. 1661 el-Hakkânî.Müridlere Tavsiyeler. şeytana secde eder yani. kemale ulaşmaya ve kalbi arındırmaya bir vesile addetmişlerdir.1664 1660 http://www. ss. Bir melek bir taraftan tutup çıkarmak ister. Bu iş için iki melaike gönderilir. sufilerin ilhama dayalı yaklaşımlarını temsil edecek bir mahiyettedir.1663 Binaenaleyh. ss.”1662 ayetinde bildirilen erbâb-ı kulûb. Orada çok rahattır.halilurrahman. edebleriyle birlikte anlama ve uygulamada mutasavvıfların merkeze aldıkları kalbî hayat. İslam’ın inanç esaslarına iman etmek ve emirlerini yerine getirmek olarak özetlenebilir. Kıbrısî’nin anne karnındaki bebekle ilgili bu ifadeleri. 1664 Bu tezde bkz.1661 İslam’ın emir ve yasaklarını. Anne karnındaki yerinden çıkmak istemez. 79-80. yani yaratıldığı İslam fıtratı üzerine yaşamayan kul. beraberinde getirmiştir.İlim-Âlim. İslam’ın emirlerini.com/Eserler/Allah’ın Gücü.1660 Her insanın doğuştan itibaren İslam üzere olduğunu Nazım Efendi.Şeyh Nazım’a göre İslam üzere olmak. 321 . Doğan çocuk secde halinde doğar. Dolayısıyla. Modern tıb biliminde vuzuha kavuşmuş bu mevzu hususundaki ifadeler. zahiri hayatta yaşanan her fiilin arkasındaki gizli kudret üzerinden görmeyi. 87-88. Rahmana secde etmeyen. fıtratının aksine yaşar. dışarıda kim bilir başıma neler gelir diye çıkmak istemez… Neticede melaike der ki: ‘Ey Rabbim. Bu emir ve yasaklar insan fıtratına en uygun kurallardır. bebeklerin doğumundaki secde pozisyonu üzerinden şu şekilde ifade eder: “Çocuk dünyaya gelirken anne karnındaki hareketinden ana sancılanır. Birinci Bölüm/m. o başka tarafa kaçar. biz bunu dışarı alamıyoruz’ O zaman Cenab -ı Hakk’ın tecellisiyle çocuk secdeye kapanır. el-Lumâ.” Nazım Efendi’ye göre secdeyle bu dünyaya gelen kul secdeyle dönecektir. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. sadece zahiri bir vazife olarak ifa etmemiş. Şeyh Nazım’ın hikmet ve marifet tanımları dâhilindeki bir bakış açısı olduğu şüphesizdir. bu senin kulun itaat etmiyor. Ayrıca Bkz. İslam telakkisinin merkezinde yaşanan batınî hayat. 1662 Mü’minûn: 23/60. Ebediyete Davet.

Doğumdan ölüme Müslümanların hayatında olan sadaka. hakikat ve marifet açısından bakarak. gebelik. Popovic Alexandre. havuza belli meblağ öderler.: Muhlis Akar. hem önce hem de sonra. Uludağ. 1669 Müslümanların İslamî hükümlere ittiba etmeleri için. zaruri durumlarda üye olunabilir. genel kanaate göre. 1668 Yılmaz. siyaset. Hayreddin. Bkz. s. Tasavvuf Kitabı. din-i İslam’ı ayakta tutan müessesedir. Meydana gelecek zarar ve hasarlar. kitlesel çözüm arayışı ve hizmeti içinde olur. TTS. bu meblağdan ve onun nemasından ödenir. Yasin Yay. şeriatın hükümleridir ve bu hükümlere ittiba. kalan bedel yine sigortalılara aittir. sünnet ve hastalıklarında verildiği gibi. Tasavvuf ve Tarikatlar. meşru görülmüştür. infak eden kulunu. 229-232. korur. ss. Belirli bir müddet içinde yatırılan para ile bunun geliri. Bu meblağ. tarikat. somut bir misal üzerinden incelemeye çalışacağız.1667 İslam fıkhına dair olan bu mevzuu. Istılahtaki bu makamlar için Bkz. kulun. Sufî 322 .1666 Kıbrısî’nin İslam anlayışını şekillendiren aşamaları. ss. İslamî değildir. ölüm ve sakatlık gibi zarar ve ziyandan sonra olur. İlim. 118-120.. günümüzde ikame edilmeye çalışılan sigorta sistemi. İslam Dünyasında Tarikatlar. Şeriatın zahirinden.1668 şeriatın zahirine ters düşmediği gibi. İslam Işığında Günün Meseleleri. toplumsal bir dayanışma şeklinde olduğu zaman. 1667 İslam’da sigorta. sadaka ve vakıf gibi müesseselerinin yerine. çok önemlidir.Nazım Efendi’ye göre sadaka. müşâhede edilen tarikatlar. Dolayısıyla ihtiyaç sahiblerine rıza -ı ilahî gözetilerek yapılan infaklar. riziko durumlarına göre. şeriat. Bununla birlikte sigorta sisteminde. meşru sistemlerin kurması ve yaygınlaştırmasında. 12. 1018. Tasavvufta Kırk Makam. bir görüşe göre. Kitabevi. 110. Ter. Ter. yüzyıldan itibaren sosyal hayattaki bu etkisini kaybetmiştir. bu sistem meşru değildir.1669 Hakikat 1665 1666 Kıbrısî. yeniden ödeme yapmadan sigortalı olmaya ve gelire ortak olmaya devam ederler. faiz geliri gibi haram yollarla yapıldığından ve sigortalılardan her yıl yeniden prim istediğinden. İmam-ı Birgivi. zorunlu olunması durumunda sigortadan istifade etmek caizdir. Bu işlemi yöneten kurumun giderleri çıkarıldıktan sonra. Karaman. düğün. (Bkz. İslam hukuku açısından bakıldığında. spor ve cihada kadar her sahada. İstanbul 2003. Farklı bir ifadeyle bu sistem içerisinde bir şirket işletmek caiz değildir ancak. 19. her Müslümanın mükellefiyetidir. sair zarar ve ziyandan. Ancak günümüzdeki mevcut primli sigorta sisteminde nemalandırma. Osman Türer. doğum. düşenleri kurtarma mesuliyetiyle. Hak Dost 4. kültür ve sanattan. yüzyıldan sonra. Şeyh Nazım’a göre. öngörülen riziko oranına göre muhtemel hasarı ödemeye kâfi geldiğinde üyeler. Bu sigortaya dâhil olanlar. Gerçek Hayat.1665 Kıbrısî’nin sigorta mevzuundaki bu anlayışına sırasıyla. Şeyh Nazım’a göre Hakk Teâla. sigortalıya yapılan ödeme. s. İstanbul 1999. İstanbul 2003. Veinstein Gilles. tarikatların oynadığı rol. Çiftçi Cemil. üyelerin tamamı adına nemalandırılır. bazı zararların tazmin edilmesi yönünde. sigorta sistemlerine duyacağı ihtiyacı izale eder. günümüzdeki gibi çalışan sigorta şirketleri işletmek caiz değil. batınına (hakikate) giden yol olarak tanımlanan tarikatta insan. mal ya da emlak alındığında veya mahsullün bereketi için de verilir.

Bununla birlikte tarikatların toplumsal değişimleri. sigorta sistemi gereksiz olur. Kıbrısî. İstanbul 2004) 20. 1670 Bu tezde bkz. ss.”1672 Bu ifadelerde de görüldüğü üzere. Mizan başında sonra hüsran olma. ebedidir. yokluk makâmı olduğu için orada. 70-71. bu durumu evliyanın tasarrufu ile ifade etmiş ve izinsiz bu tasarrufun kullanılamayacağını ifade etmiştir. Çünkü hakikat ehli için.. Cennet ehli de günlerimiz azalıyor. yorulmanın.1670 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin İslam anlayışı daima hakikat ve marifet derecelerinden olmamıştır. nimet bitecek. asli vazifeleri olan insan ruhunu terbiye etmeye devam etmektedir. acıkmanın. 1671 el-Hakkânî. Peki sonra ne olacak?. ihtiyarlamanın olmadığı. kulun iradesi. 323 . biz dışarı çıkacağız diye kahırlanır… Dünya hiç manasındadır. Yani marifet ilmi açısından bakıldığında. Allah için çalış. Yay. ne sigortada sisteminden ne de kuldan bahsedilir. manevî tasarrufuyla (kitlesel) sorunlara çözüm üretmez. Ebediyete Davet. Kıbrısî. sığınılan ve matlub olan tek şey Allah (cc)’tır. dünyanın başından sonuna kadar kibrit çöpünün yanıp sönmesi kadardır. insana hiçbir eziyetin olmadığı Cennette. sadece temizler girebilir…1671 Katrilyon kere katrilyon sene cennette kaldınız. ne tazmin edilecek zarardan. Yani buraların ebedi ya da fani olmaları üzerinden şöyle ifade edilmiştir: “Uyumanın. Bkz. Rabbinin iradesinde kaybolmuştur. günlerimiz azalıyor diye sevinirler. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışı içinde düşündüğümüzde kul. izin verilmedikçe. bu hakikat ilminden sonra marifete ulaşır. Aldanma. Cehennem ehline şu kadar trilyon cehennemde kalacaksınız ve çıkacaksınız dense çok iyi bize hiçbir zararı yok derler… Cehennem ehline sonu görünmeyecek bir rakam bile verseler. Farklı bir ifadeyle nefis tezkiyesi ve tarikat terbiyesi ile hakikat ve marifet ilmine ulaşan velî kul. insanı dış dünyanın tesirlerinden kurtarma ve iç dünyadaki mutlak hakikate ulaştırma hizmetini sürdürmektedir. 67. tarikat terbiyesine devam eder ancak. şeriata muhalif olmaz. Mesela bir sohbetinde Şeyh Nazım. Farklı bir ifadeyle hakikate vasıl olan kul.ilmi açısından bakıldığında. Murad -ı İlahînin aksine ceryan edemez.. Cennet ehlinin ferahı ebedidir. İslam anlayışı içerisinde dünya. s. Hakiki tevhidin yaşandığı bu makâm. hakikat ilmine ulaşan kulun tüm işlerindeki dayanağı ve sığınağı sadece Allah(cc) olur. naru’l-hasretle yanma… Dünyadaki hayatını Allah için kullan. 1672 Aynı eser. yüzyılda oluşan sigorta ve bankacılık sistemine alternatif bir sistem geliştiremese de tarikatlar. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar. 66. ss. 76. Bu dünya hayatı.. Bu manada tarikat. Çünkü cennet. Cenâb-ı Hakk’ın divanına yüzün ak çıkasın. bunları en temel düzeydeki bilgilerle ele almıştır. Tasavvuf Sohbetleri. kendisi için. Cennet ve Cehennemi konumlandırırken.

s. cennet ve cehennem mevzuundaki beyan. el-Müfredat. 28. Peygamber(sav)’in bir vasfı olarak da zikredilmiştir. 16/2676. farklı isimlerle doğru yolu gösterecek ve adaleti sağlayacak bir kurtarıcı beklentisi olmuştur. Mehdi. ism-i mefuldur. Sarıkçıoğlu Ekrem. Bakara: 2/143. Hac: 22/54. Mehdi: Mehdi kavramı. 226. En’am: 6/90. hidayete ermek. 1675 İbn Manzûr.1678 Malik b.dünya. doğru yolu bulmak. hidayet. yol göstermek. İlim. bu kökten türetilmiştir ve Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilmiştir. s. c. 324 . c. 1674 Tirmizi. s.1675 Mehdi kavramı Kur’ân-ı Kerîm’de bulunmamaktadır. Ta’rifât. Bu kökten türeyen ve hidayete erdirici anlamında olan el-Hâdi kelimesi Allah’ın isimlerinden biridir. Raşit ve Mehdi halifelerin yoluna teşvik ederim. Nahl: 16/36. rehberlik etmek vb. İslam öncesi toplumlarda. ss.1. Benim sünnetime sarılmaya. Buhârî. 1677 Ra’d: 13/7. 6/42. TDV İA. ilk dört halife olduğu açıklanmıştır. Rum: 30/53. Müslim ve Nesâi gibi hadis âlimlerinin rivayetlerinde ve İmam Malik’in Muvatta’sında da Mehdi(as) ile ilgili hadis rivayeti yer 1673 Firuzebadî. Kamûs. 369-370. İslam kültüründe bir kurtarıcı olarak kavramsal bir anlam kazanmadan önce. 1676 Furkan: 25/31. ifade etmek için de kullanılmıştır. kelime anlamı olarak “hidaye” masdarından türemiş. ehl-i sünnet anlayışının en temel inançları arasındadır.”1674 hadis-i şerifindeki mehdi halifelerden kastın. MEHDİ/DECCÂL ANLAYIŞI: c. 59. 540-542.1673 Mehdi ismi. Mukaddime. Isfehanî. Lisânu’l-Arab. c. manalara gelir. İbn Mace. dini ve siyasi liderleri. Mesela “Sizi. Allah(cc)’ın yol göstericiliğine delalet eden bu kelime1676 ve Hz. 241. Cürcanî.1677 Bununla birlikte hidayete eren anlamında mühtedi kelimesi. Anlam olarak. Bu kurtarıcı İslam ile dini bir anlam kazanmış. 212. 15. Enes. 1678 A’raf: 7/178. gerçek dine erişmek anlamına gelmiş ve Mehdi ismiyle anılmıştır.

Tabatabaî. haz. Seyyid Muhammed Hüseyin. Eser Matbası. rivayetlerdeki farklılıkları ve bazı ravilerin zayıf olmalarına istinaden. 371-374. Tafsilatı için bkz.: Bahri Akyol. Nusayrilerin İnanç Dünyası ve Kutsal Kitabı.almadığından dolayı. Tüm hadis çalışmalarında olduğu gibi. TDV İA. Bu manada Şiîliğin bazı aşırı fırkalarında görülen. İslam tarihinde lider kabul edilen kişiler olarak ilan edilmiş ve kabul edilmiştir. rec’at (İmamların gözden uzaklaşması ve geri dönmeleri). 1679 yaşantılarına ve günlük alışkanlıklarının detaylı Müslim’de yer alan bir hadis-i şerifte Hz. ehli sünnet görüşüyle arasındaki kesin çizgiyi teşkil etmiştir. Samsun 1994. Ahmed b. hudûsü’l-ilim (İlahın bir şeyi sonradan öğrenmesi). ss. 7. ss. Turan. Buna bağlı olarak Mehdi’nin.. Ahmet.1682 Hadis tahkiklerine dayanarak Mehdi(as)’yi ve ahir zaman hadislerini kabul etmeyenler. Hâkim ve Taberanî gibi muhaddislerin rivayetlerine dayanılarak da Mehdi anlayışı kabul görmüştür. İslam İnancında Mehdi Md. Bu görüşlere göre İslam tarihindeki Mehdilik inancı. Şiîlikteki ve Şiî fırkaların itikadî çerçevesine nisbeten farklılaşmaktadır. Şiilik inancından ve onun fırkalarından çıkmıştır. Yezidiler. 2. 1683 Seyhan. c. Hadislerde Kıyamet Alâmetleri (Envâru’l-Âşikîn Örneğinde). 1681 Gerek Sünnî. 138-139. Cenâiz. Mukaddime. Esra Yayınları. 1682 Yavuz. Bununla birlikte Mehdi anlayışının Sünnî itikad çerçevesindeki yeri. ahir zamanda geleceği ve dünyayı adaletle dolduracağına inanılmaktadır. MEB.1683 1679 1680 İbn Haldun.1680 Bu gibi hadislere istinaden Mehdi. vas’i (İmametin Nübüvvet’e varis olması). c. amelî. ailevî. Ebu Seleme’ye(ra) dua ederken “Allah’ım O’nun derecesini mehdilerin derecesine yükselt” dediği nakledilmektedir. Yay. İslam’da Şi’a. Peygamber(sav)’in. Mehdi anlayışı kabul görmezken.. teşbîh (İlah ile kul benzerliği). Bu anlayış zaman içinde. ahir zamanda gönderileceğine ve Müslüman bir dünya düzeni kuracağına inanılan bir şahıs. tahlillerine dayanmaktadır. İbn Mace. kendi görüşlerini savunmuşlardır. 28. 105-230. İstanbul 1997. Müslim. Ter: Zakir Kadiri Ugan. Ebu Davud. İslami Kültür ve İlişkiler Mer. İstanbul 1998. Sinanoğlu. 325 . Mehdi hadislerinin kabulü ya da reddindeki kriterler. bir hükümdar manası kazanmıştır.1681 Bu anlayıştan dolayı Sünni kelamcılar ya bu mevzuya hiç temas etmemiş. hadislerin sened ve metinlerindeki problemleri. ya da ahir zaman alametleri arasında kısaca değinmişlerdir. hulûl (İlahî ruhun intikali). bedâ (Bir şeyin yaratılışının aksi yönde zuhuru etmesi). tenâsüh (ruh göçü) ve ibâha (Haramları helal sayma) gibi anlayışlar. sosyal. Tuğra Ofset. Isparta 2006. Hanbel. ss. Yusuf Şevki. gerekse Şiî âlimlerince Mehdi’nin. hadis ravilerinin ilmî. Mehdi kişiliğini kabul etmeyen âlimler tarafından savunulur. Allah(cc) tarafından doğru yola iletilmiş. Tirmizi. Abdülhamit. hicri üçüncü (miladi dokuzuncu) asırda ihdas edildiği yönünde görüşler. itikadî. İstanbul 1989.. Ahmet Emin.

1688 Mısrî Niyazî. kendisinden önce zulüm ve haksızlıkların hâkim olduğu bir zamanda zuhur edecek ve yeryüzünü adaletle dolduracak kimsedir. Kaşanî’ye göre Mehdi(as).: Ahmed Çelebioğlu. Marif Kitaphanesi. Abdullah Niyazî (v. Istlahâtu’s-sûfiyye. 2.Mehdi(as) inancını savunanlara göre Mehdi(as). 910/1504) ve onun takipçilerinden olan Alâî (v. Muhammediye. 898/1492) gibi zevatın kanaatlerinde Mehdi(as) anlayışı mevcuttur. 1686 Kâşânî. mekânda kabz/bast.1684 “Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah. 5/92. ?)’nin yanı sıra.1686 Mutasavvıflar arasında Feridüddin-i Attâr (v. 326 . Tasavvuf ve Tarikatlar. yeryüzü zulümle dolduğu gibi o. s. 544. 1106/1694)’nin divanında1688 ve iki kardeş olan Yazıcızâde Mehmed (v. İslam İnancında Mehdi Md. 589/1193). Envâru’l-aşıkîn. 671/1273). benim Ehl-i Beytimden (soyumdan) bir zatı gönderecek. 853/1449) ve kardeşi Ahmed-i Bican (v.”1685 hadis-i şerifi bu anlayışa istinad edilen naslardan biridir. 151. İbn Haldun. İstanbul Tarihsiz. 1684 Yazıcıoğlu. cehaletin yerine ilmi. İstanbul 1996. s. Allah’ın(cc) kendisine vereceği kudretle zulmün yerine adaleti. Şevki.371. Muhyiddin İbn Arabî ve ondan sonraki tasavvuf çevrelerinde Mehdi(as). Sünen. MEB Yay. s. ss. c.1687 Bu anlayış. s. Niyazi-i Mısrî (v. 320. s. zamanda tay/neşr tasarrufuna sahib zat olduğundan sahibu’zZaman olarak da anılır. Sadreddin-i Konevî (v. 638/1240). 673/1274) ve Abdurrahmân-ı Camî (v. Tam ve Tekmil Divânı. ss. Özellikle sosyo-kültürel altyapısı bu duruma müsait olan Hint topraklarında. İslam coğrafyasında Mehdilik iddiasıyla ortaya çıkan kişiler de olmuştur. 1685 Ebu Davud. 870/1465)’ın eserlerinde de mevcuttur: “Olısar Mehdi’ye İsâ mülakaat Ezan okuna çünkim ola evkaat Diye Mehdi ki Bismi’llah imamet Senindir kıl kim okundu ikamet…”1689 Misallerde görülen Mehdi(as) bekleyişinin yanı sıra. 506-507. Mehdi Seyyid Muhammed (v. 1689 Yazıcızade Mehmet. Muhyiddin İbn Arabî (v. 1687 Yılmaz. Sad.. 155. Mevlanâ Celaleddin-i Rumî (v. Mukaddime. 140-147. fakirliğin yerine zenginliği.. yeryüzünü adaletle dolduracak. zaafın yerine kuvveti getirecek kişi olarak kabul görmüştür.

Künyesi Ebu’l-Abbâs. 41-44. Ahmed bin Muhammed’dir..?) ve Meyan Mustafa (v. 1694 Adı.com/?page_id=2563. Şeyh Abdullah’tan Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Âdetleri. Nakşibendi-Hakkânî internet sayfasında paylaşılmaya başlanmıştır. Yine bu anlayışın.1690 Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışı içerisinde önemli yer tutan Mehdi anlayışı. 327 . Şeyh Şerafeddin Dağıstanî’den Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Adetleri. bir kısmı da bu asli kaynaklardan istifade ederek şerh içeren tâli eserlerden oluşturulmuştur. Hakkâniyye meşayıhı içerisinde. 985/1577) gibi zâtlar. Bu kaynaklardan bir kısmı direkt olarak aslî hadis kaynaklarından belirtilmişken. 1034/1624)’den sonra da. ss. Muhyiddin İbn Arabî (v. detaylarıyla birlikte ele alınmıştır. Şeyh Abdullah ve Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî tarafından da önemli bir bahis konusu olarak ele alındığı bilinmektedir. Hâfızuddîn Ebû’l -Berekât Abdullah İbn Ahmed en-Nesefi’nin (v. 1970’lerden beri onun sohbetlerine konu olmuştur. 638/1240) “el-Futûhâtü’l-Mekkiyye”. İmâm-ı Rabbanî Hareketi ve Tesirleri.1566/974) “El-Kavlu’lmuhtasar fî Alamati’l-Mehdiyyi’l-muntazar”. Kıbrısî’nin Amerika vekili olan Şeyh Hişam tarafından yazılmıştır. Dedelerinden birisinin ismine nisbetle İbn-i Hacer nisbesiyle meşhur olmuştur. 1690 1691 Cebecioğlu. 1692 http://www. 709/1310) talebesidir. Bu tâli eserler içinde en sık kullanılanlar şunlardır: Ali bin Hüsamüddîn1693 (v. Mısır’da Heytem denilen yerde doğduğu için Heytemî. 714/1314) “Kitâbu’l-Burhân fî Alameti’l-Mehdiyyi’lAhiri’z-zaman. Mekke’ye yerleştiği için Mekkî nisbeleriyle tanınmıştır.naksibendihakkani.1692 Hakkâniyye içerisindeki Mehdi telakkisinin naslara dayandırılarak ele alındığı “The Approach of Armageddon” adlı eser.1691 Mehdi anlayışının isnat edildiği hadisler ve bu hadislerin şerh edildiği kaynak kitaplar 2010 yılında. mehdi enflasyonu yaşanmıştır. Heytemî Ahmed İbn Hacer-i Mekkî1694 (v. mehdilik iddiasında bulunmuşlardır. Hakkâniyye’de. Bkz. Mehdi(as)’nin zuhur edeceği ve içinde bulunacağı dönemin alametleri ile Mehdi(as)’nin fiziksel ve kişisel özellikleri. Erkam Yay. Ethem. Bununla birlikte İmâm-ı Rabbânî (v. İstanbul 1999. bu coğrafyada. lakabı Şihâbüddîn’dir. Giriş. 1693 Mâverâünnehir bölgesinin yetiştirdiği âlimlerdendir.

c. Ali(ra) ve Hz. 238. ıstılahtaki bu tefsirler üzerine bina edildiği görülmektedir. 135. Sahibü’z-Zaman olarak da anılan Mehdi(as)’nin ilmî kudreti. 11. Cibril(as)’in dahi bilmediği Kur’ânî sırların verildiği bir makâmdır. 1699 İsrâ: 17/81. Hak geldi.sufilive.”1696 Nazım Efendi bâtılın yok oluşunu. 1701 İbn Meserre. Rûhu’l-beyân.com. Peygamber. Bu sohbetler ses ve video arşivimizde mevcuttur.com. www. yanında mevhum ve mümkün varlık kaybolur.1698 Mekke’nin fethinden sonra Hz. Bu ilim her kişide iman derecelerine göre farklı derecelerde zuhur edecektir. ss. 319/931)’ye göre Hak. s. Ebu Bekir(ra) vesilesiyle bugüne intikal etmişse de tamamı. Hz. Yeryüzünde bâtıl namına zahir ve batında bir şey kalmayacaktır. Bu sırların bir kısmını Hz. 135. Kıbrısî’nin mirac anlayışıyla da ilişkilidir. Kıbrısî. s. 1700 Buhârî. Mehdi’de ortaya çıkacaktır. 1695 1696 İsrâ: 17/81. Müslim. 1697 Aynı eser.1702 Şeyh Nazım’ın hak ve bâtıl anlayışı. 1702 Bursevî. el-Müntekâ. sabit ve vacib olan. Hz. tereddüttü olmayan Kıbrısî. 87. Kâbe’deki putları kırarken “De ki: Hak geldi. Cihad. bâtıl zail oldu.1700 İbn Meserre (v. Hatta bâtılı kalbinde tutan kimseyi de süpürüp götürecek. Kâbe’deki putları temizleyen Hz.1697 Bu sırrın ortaya çıkması. Bâtıl ise beşeri ve mümkün varlık olduğundan. Allah(cc)’a mahsus olan şeydir. Allah(cc) için. Hakk’ın ahir zamanda zuhurunu. Bununla birlikte içinde bulunduğumuz zamanın ahir zaman olduğu hususunda. 1698 www. bâtıl kayboldu”1699 ayetini okumuştur. Şüphesiz bâtıl yok olmaya mahkûmdur”1695 ayeti. s. Tasavvuf Sohbetleri. Hazret (Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî) bana bunu da söyledi. 244. Mehdi(as) geldiği zaman. Miracdaki Kâbe Kavseyn makâmı. Hz. bu ayetle alakalı olarak şöyle izah edilmiştir: “Bu ayetin sırrının hakikati. ezel ve ebed olan varlık olarak tanımlamıştır. Bâtıl ise O’ndan başkası için olan şeydir. hakiki manada tecelli edecek ve gerçekleşecektir.1701 Bursevî ise Hakk’ı. Dolayısıyla Hakkânî varlığa ait parıltılar zuhur edince.Nazım Efendi’ye göre “De ki. Peygamber(sav)’e mahsus olan.sufilive. cehaletin yok olması ve ilmin insanlar üzerinde hâkim olması olarak açıklamaktadır. 32. zeval ve fenâ kabul eder. Mezâlim. MSH-47- 328 . understandingAwliyah-Genny(mp3). 245. secretsMiraj-1-102406. Mehdi(as)’nin gelişi ile zuhur edecektir.

ss. dünya hayatının fâni. dünya ateşi içerisinde yanarken bile zevk duyacağını. hakiki hayata ait zevkleri dünyada tadan bir çocuğun. ilahî muhabbetin zevklerini temaşâ eder. gönüllerindeki masivaya ait muhabbetleri temsil ettiği görülmektedir. Gerçi zâhirde ateş içinde isem de ben burada iyiyim. Bu temaşaya dalan Mü’min. madde sevgisi. perde olarak zâhirde bir göz bağıdır. Hâlbuki senden doğunca havası hoş. bize sırrın ve hakikatin çerçevesini göstermektedir. Fakat hakikatte mâna yakasından baş çıkarmış. Bu sırrın kalbleri dolduracak hakikat bilgisi olmasından hareketle. Burûc: 85/4-9. bu suretle Hak haslarının zevk ve işaretini de göresin. fakat zâhiren suya benzeyen bir âlemden çık. gel de Allah’ın burhanını gör ki. bu ateşe gir de ateşe benzeyen suyu gör! Ateşe gir de ateş içinde gül ve yasemin bulan İbrahim’in sırlarını gör. Bu manada putların. Başka bir ifade ile kulların gönüllerine yerleşen mâsiva sevgisi. Bu ateş. Ancak Mü’min. 329 . zuhur etmiş bir rahmettir. iman dâhilinde bildiği ile amel etmemesinden kaynaklanır. ahiret hayatının bâki olduğuna iman eden kulun. Bu arınmaya bağlı olarak mü’min. Nitekim inandığı gibi yaşamayan kul. Ana. Mehdi(as)’nin gelişi ile kalblerde zuhur etmesini beklediği sırrın mahiyetini belirtmemiştir. fıtratlarındaki Allah(cc) muhabbetine galib olmaktadır. Nefsini Bilen Rabbini Bilir. Ana. Rumî. dünyanın zevk ve lezzetlerine değişmez. hoşum. Muhasibî’nin görüşü. Allah(cc) sevgisine perde olmaktadır. Burûc Sûresi nde bildirilen kıssa1704 üzerinden. Senden doğarken ölümü görüyordum.Peygamber(sav)’in zuhuru gibi. Mehdi(as)’nin zuhuruna benzetmiştir. Simdi şu ateş içindeki 1703 1704 Muhâsibî. put önünde secde etmek isteyince çocuk ateş içinde ‘Ben ölmedim’ diye haykırdı. Muhasibî’ye göre bu durumun sebebi. Ana. Hâris el-Muhâsibî (v. senden ayrılmaktan pek korkuyordum. Benzer şekilde Mevlâna Celâleddin-i Rumî’ye göre hakikat bilgisi. 243/892)’ye göre ahirete ait manevî zevklerin dünya hayatında bilinmemesinden dolayı. inancının gereği taat ve ibadeti bildiği kadar tatbik ederse ve bunu gayretle bir tabiat haline getirirse. temaşânın zevkini. gel. şöyle ifade etmiştir: “Kadın. onun gönlünü temizler ve onu hevânın putlarından arındırır. ilahî zevki temaşâ etmeyle başlamaktadır. 44-45. Allah(cc). zaman içinde yaşadığı gibi inanmaya başlar.1703 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. hakikatte ateş olan. rengi güzel bir âleme gelip dar bir zindandan kurtuldum.

Birincisi. Mesela. Üçüncüsü ise Kur’ân ahlâkını tüm dünyaya hâkim kılmak ve Hristiyanlarla ittifak kurmaktır. 1711 Nursî. c. Said Nursî. Kıbrısî.1707 “Mehdi bendendir. 785-795. İstanbul 2006. Bediüzzaman Said-i Nursî’ye (v. Söz Basım Yay. Emirdağ Lâhikası. yeryüzü nasıl zulüm ve işkence ile dolduysa. 1709 İbn Mace.1711 Nazım Efendi’ye göre Mehdi(as)’nin vazifesini yapması için gerekli güç. dünyayı ana rahmi gibi görmeye başladım. saltanat ve hâkimiyet lazımdır. Kur’ân ahlakının esaslarını ve Peygamberimiz(sav)’in sünnetini icra ve tatbik etmek olan bu ikinci vazifenin ifa edilebilmesi için. Bu ateş içinde bir âlem gördüm ki her zerresinde bir İsâ nefesi var. tarikat-ı Hakkâniyye içinde sıkça 1705 1706 Mevlanâ.sükûn ve rahatı bulunca. Allah(cc)’tan haberi olmayan herkesi. Tasavvuf Sohbetleri. 1710 Bediüzzaman. 129.”1705 Allah(cc)’ın misak gününde herkesi bir vazife ile vazifelendirdiğini. ss. Sünen. Said-i Nursî’nin ifade ettiği kuvvete nisbeten daha çok manevî dinamikleri içermektedir. herkesin kendi rolüne uygun şekilde yaratıldığını ifade eden Kıbrısî. 1708 Ebu Davud. yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Mehdi) de insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi.. Mesela Kıbrısî’ye göre. Sünen. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. gayet büyük bir maddi kuvvet. Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî.. İkincisi İslam Birliğini kurmak ve tüm dünya Müslümanlarının önderi olmaktır. O da onu doğruluk ve adaletle doldurur. 1707 Aynı yer. b. kalblere açılacak tevhîd için. 5/93. s.”1708 ve “Bu Emir (yani Hz.1710 Nursî’ye göre.org/video/Bleif-In-Mahdi-082106. Söz Basım Yay. insanların imanını kurtarmaktır. şeytanlar topluluğu o inancın içine şüphe düşüremeyecektir. Mesnevî. s. 337-340. 330 .”1709 gibi hadislerin geneline atfen. Mehdi(as)’nin zuhur etmesinden sonra getireceği tekbirin. 244. 1379/1960) göre. iletişim araçları bir araç olarak kullanılmayacaktır. Allah(cc)’ın varlığından haberdar etmek olduğunu. bu roller içinde Hazreti Mehdi(as)’nin rolünün. ifade etmiştir.1706 Nazım Efendi’ye göre Mehdi(as)’nin kalblere açacağı marifetten sonra. www. İstanbul 2006. 10/348. 1.saltanat. ahir zamanda zuhur edecek Mehdi(as)’nin üç büyük vazifesi olacaktır. tüm insanlar tarafından mânen duyulacağı. bu tür vazifeler beyan edilmiştir.

Dolayısıyla bu.g. Yani.” Bkz. meleklerin bina ettiği bir kubbenin altındadır ve Sahibü’z-Zaman. 135. a. kimsenin geçemediği bir kum denizi olduğunu söylen Kıbrısî..1713 Bütün bunlara göre Mehdi. Kıbrısî bu bilgiyi.com. O makama indiğimizde Sahip oradaydı.ifade edilmektedir. Tasavvuf Sohbetleri. bu imanı “La ilahe illallah” ve “Muhammedun Rasulu’llah”tan açılacak bir damla sır olarak tasvir edilmiştir. Kıbrısî’nin şeyhlerinden naklettiği tecrübeler iken. kırk halifesi. Yemen ile Umman arasında uzanan bu çöl için hayat olmayan. Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. Sizi onun için davet ettik. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. bu tekbirden sonra gönüllerde açılacak imanın içine hiçbir şeytanın şüphe düşüremeyeceğini beyan etmiştir.sufilive. Cismanî vücut ile davet edildiğinde avcı kelbi ile çıkar (hâşa minel huzur). şeyhimizle böyle kavuşup dedi ki: “Ya Seyyidi! Sizinle görüşmek için emrolundu. onun yüz yapısına da kimse bakmaya doyamaz. s.1715 Şeyh Nazım’ın Mehdi(as) hususundaki beyanlarının tamamını üç kategoride toparlayabiliriz.1714 Istılahta Nebî Râzil hakkında malumat bulunmamaktadır. Bu manevî işaretlerin bir kısmı. 136-137. bilimsel doğrulanabilirliği söz konusu olmayan bilgidir. Tay ile bizi oraya aldı. gayet heybetli. Şeyh Nazım Kıbrısî’nin beyan ettiği bu bilgi. 1715 Nazım Efendi bu tecrübesini şöyle ifade etmektedir: “Biz Medine -i Münevvere’de iken Şeyh Efendi Hazretlerine bir haberci gelip Sahib’in (Mehdi) kendisini davet ettiğini söyled i. Üçüncüsü ise bu hadislerin ve şerhlerinin delalet ettiği güncel hadiseler ve keşfî bilgilere dayanan manevî işaretlerdir. Mehdi(as) Hicaz’da Necid ile Yemen arasında Rub’u’l-Halî çölünde bulunmaktadır.com. O surette bizi beraberine aldı.sufilive. video. 1713 www. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile birlikte yaşadığı bir ta-i mekân tecrübesi esnasında. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. 1714 Kıbrısî. ahir zamanda imanı güçlendirecek bir kişidir.e. Kıbrısî. 100507-MI-MSH-PreparitionforCommingofMehdi. video. Nazım Efendi’ye göre. 100507-MI-MSH-PreparitionforCommingofMehdi. Kucaklayıp öptüğü vakit yukardan öper. yedi veziri ve Nebî Râzil ile oradadır. İşte. 1981 yılında orada bulunan “Kubbetü’ş-Şüheda” (şehitler kubbesi) dediği bir makâmdan da bahsetmiştir. ss. Sahibüzzaman boylu boslu. manen edindiğini söylemiştir. 331 . İkincisi bu hadislere yapılan şerhlerdir. yürüyüşle değil. Mesela Mehdi(as)’ye ömrünün ilk altı aylık devrinde nakşedilen ilimlerin temelinin. Nazım Efendi’ye göre bu makâm. keşfî tecrübeye dayandığı kanaatindeyiz. Bunlardan birincisi Mehdi hususundaki hadis-i şeriflerdir. Göz açıp kapayıncaya kadar oraya vardırdı. kalbî olan ve doğrudan bilgidir. bir kısmı da kendisinin manevî işaretlerine ve bunları teviline dayanmaktadır.1712 Kıbrısî. Şeyh 1712 www.

waleg. 1990. Orası bomboş bir yer. dünyanın en büyük çöllerinden biridir. Mehdi(as).emirates247.html. Oradan ne kuş uçar.com/archives/024363. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî tarafından yapıldığı yönündeki bilgiler. Nebatta yoktur.. bahçe ve nehirlere kavuşmadıkça kıyamet kopmayacaktır” hadisi üzerine. Kıbrısî’nin Rub’u’l-Halî çölünde yaşadığı manevî tecrübenin haricindeki diğer tecrübeleri ve Mehdi(as)’nin zuhuru ile ilgili tevilleri müstakil bir başlık halinde incelenmiştir. kum fırtınasından sonra kaybolduğu iddialarını araştırmak üzere çalışmalar 1990’larda başlamıştır. http://www. 1719 Bkz. 51. 332 . Kıbrısî. MÖ dokuz bin yıllarına kadar uzandığı ve bu tarihten kalma yüzey şekillerinin.1718 Yüz ölçümü 620 bin km2 olan Rubu’l-Hali çölü. Orası seyyar kum denizleridir.google.Şerafeddin-i Dağıstanî tarafından verildiği ve Mehdi(as)’nin altı aydan sonraki hizmetinin. bunlardan bazılarının bulunduğu. http://www. bazılarının da bulunamadığı yer almaktadır. içerisinde kaleler.com/news/three-men-missing-in-saudi-empty-quarter-2011-05-24 1722 Bkz. 1720 http://islamhukukusayfasi.com/newspapers/Spoken Chronickle/July 16.1719 Bu bölgede yapılan bir arkeoloji çalışması sonucunda.e. Tasavvuf Sohbetleri. s. 1718 Aynı eser. a. 136. mağaranın cin taifesi tarafından korunduğunu ifade etmiştir. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den naklederken. 1716 1717 Kıbrısî. Nazım Efendi tayy-i mekân tecrübesi ile ziyaret ettiğini söylediği bu mekânda bulunan mağarayı ve Kubbetu’ş-Şuheda makâmını şöyle ifade etmiştir: “Orada hayat namına hiçbir şey yoktur.”1717 Şeyh Nazım ikinci cihan harbinden önce Suudi Arabistan’ın İngilizler tarafından işgale uğradığı dönemde. insanların kaybolduğu. uydudan tespit edildiği bilinmektedir. ne de kervan geçer. su sarnıçları ve barınaklarıyla Ubar medeniyetinin bulunduğu iddia edilmektedir. Oradan geçmek memnu’. s.1716 silsile şeyhlerinin manevi tecrübelerine dayanmaktadır. Kayıp kent söylentilerinin olduğu bu çölde. 135. MÖ 30 yıllarında bir kentin.1720 Çöldeki yaşamın. devriye kuvvetlerini orada dolaşılırken kayboluşlarını ve onları aramak için o mağaraya giren bir bölük İngiliz askerinin kaybolduğunu ifade etmiştir. http://news. 1721 Bkz.1721 Çölle ilgili güncel haberlerde.g. s.tr. o mıntıkada bir makâmda duruyor. Kıbrısî. basın taramasında kaybolan İngiliz bölüğü ile ilgili habere rastlanmamıştır.1722 Genel olarak yaptığımız.gg /“Arap toprakları yeniden bağ.

Ayrıca Bkz. Ebu Zekerya Ahmede’s-Saffa. İsmail San’ânî. Zaine’l-Âbidin es-Sanusî. Kemalu’d -din Ercahî. İmamu’d-din Ebu Mevhebu’l-Harezmî. Yusufu’s-sıddık el-Zercenî. İbn Aşni’l-Cebavî. Moinu’d-din.google. Burhanu’d-din Hazretullahi’l-Muhlas. İmamu’l-Ahrar Abdu’r-Rezzâk. Azimu’d-din Tahkanî. Yasin Durrediu’d-din. Ebu’l-fukara Halid Lahorî. Aliye’d-din Semerkandî. 333 . Muhammedî Kayyimî’l-Kasaraî. bu isimleri En’âm Sûresi’den üç ay zarfında tahric etmiş ve bu listeyi halifesi Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye vermiştir. Sadiu’d-dine’s-şahavî. Vaktu’l-Ani Ridattavî. 1725 Muhyiddin Tavafî. Zekiu’d-din Helvanî. 103. Yusuf Es-Sıddık. İbrahimu’l-azad. Nasru’d-din Dasukî. Mişabu’d-din Şarnubî. Bu isimler. İmanu’l-Arifîn Emanu’l-Hak. Lisânu’l-Mutekellimin Avnu’llah es-Sakavî.Mehdi(as)’nin kırk halifesi ve vezirleri hususunda tafsilatlı malumatı Amerika vekili vermektedir. Babullahi Hacı. Nasru’l -Hakk Ebu Zakvayni’l-Haveydî. Mucamurullahî Barakişî.com. Sıbgatullah-ı Tirmizî. Rumuzu’d-din Kurayye. Buna göre Şeyh Şerafeddin. 112003-lailatulQadr-Mahdi(as). Arifu Tayyar El-Merufe’lMunhar Adi Saybani Ayan. 1726 Kelimu’llahî Kurtubî. İmâmu’l-fukara emanu’lHak. “Mürîdin El Kitabı” adlı eserde de geçmektedir. Bediru’d-dîni Suyutî. Sadarunî’s-sâcid. Ayrıca Bkz. Emacu’d-dîn Rabbânî. http://groups. Arifu’t-Tahayyar elMa’ruf bi Mulhan. Abdulkadiri’lAvhadî. 100307-MI-MSH-TheAgeofMahdiBegins. Ebu Usmanî Dujajî. Ebu Süleyman Şarati’l-Harrav. Monjuru’l-Hakk Abdulhayyi’l-Kaşî. Samit Ebu İshak İttaurî. 1727 www. Ebu Abbas Muhammed Sahip. Muradu’llahi Cekir. Ebu Yahyâ Medenî. Lutfu’l-lahi’l-Anaranî. Hammâd Ebu Şeyban Nasafî. Zeyne’l-Âbidin Rasafî. Abdulata Ataullah Nebevî. Ebu Davudu’l-Ebharî. Ebu’l-Zabbari Bistamî. Atau’r-rageya.sufilive. http://groups.1727 1723 www. Sibagu’l-Ahrar. Yakutu’l-kavvat. Sadraru’d-dini’l-Asharî. Abdullahi Yafeî. İbrahimu’l-Nasavî. Ebu Cumla Ömer İbn Muhlas.com. Abdulazimu’l-Harezmî. Ebu Hazfızu’l-Athar.com/group/naqshbandi/msg/1bd64b4fecdf7523.1724 Nazım-ı Kıbrısî ve Abdullah-ı Dağıstanî’den aldığı bilgileri nakleden Şeyh Hişam Kabbanî. Bahau’d-dini Dehlevî. Seyyid Keramu’d-din. Burhanu’l-kuramâ sultânu’l-evliyâ Gavsi’l-enam’dır. Abdurvasiyu’r-Rıfaî. Celaluddîn-i Buharî. Nabibu’d-dini’lAtavî. Abdu’l-Hadil Askalanî. Ebu Meâli Vaymur Selâmi. Amenu’d-dîni’l-Ensarî. 1724 Nakşibendî. Muhammed Sarafu’d-dini’l-Haddanî. Habibullahi Fanavî. Şakiku’l-Cuveyn. Abdu’r-Rauf el-Yemenî. s. Faru’d-dîn el-Azra. Asani’l-Karmani. elli dokuz da yardımcının1726 ismini sayarak bu bilgilerin kendilerine Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’den tevarüs ettiğini bildirmiştir. Seyyid Hasballah Burdancı. Samiru’l-Hak. Ebu’l -Abbas Er-Rasafî. Yunusu’s-sanî. Ruknu’d-dîn Bâkî. Amenu’llah Şekavî. Ebu’l-Vasa Bediu’d-dîn. Ebu İshak Nizamu’d -din Barvadî. Abdî Cemretu’s-sabikîn. Ebu Cafer İbn Hafî. Keramu’d-dîn Heramî. Burhanu’d-din Şazili. Bisharatullahi’l-Lübnanî. video. Nizamu’d-dîn Şahanî. Ebu Zeynel Murşî. Ziau’d-dîn Kerkenî. yedi vezirin isimlerini saymıştır:1723 Şahamedu’l-Fardanî. Zahidi’d-din Mannavî. Şeyh Nazım’a bu isimlerin zikredilmesi için ruhsat verildiğini söyleyerek.com/group/naqshbandi/msg/1bd64b4fecdf7523. Ebu Yusuf Hasballah Darkaşî. Fakaru’d-dîn Haytemî. Habibu’r-Rahman Ebu’l-fevarişi’l-Adabî. Şemsu’d-dini’l-Mehlevî. Mutiu’d-din el-Feredanî. video. Şeyh Zekiyyu’d-din. Bashiru’ddini’l-Baridî. Safiullah Murşi. Zeynu’l-Abidin. Abdu’r-Râhil Kufî. Ömeri’l-Hasnayiin.sufilive. Ebu Rahimu’l-Keremî. İmamu’l-Vahiddin Ebu Kâsıme’s-sâcid. İmamu’l-Cebe Abdu’l-varisu’l-ceberrut. Ebu’l Hayyuti’l-Kuayyubî. Şeyh Hişam 2003 yılında. Muşkuru’d-din es-Semedânî. Zekiyu’d-din’er-Reşafî.google. Ebu’l-Aşıkin Ahmedi’lMunji. Mansuru’l-Vahavî. Şahabu’d-dîni’l-Behrevî. Mürîdin El Kitabı. kırk halifenin1725 de ismini zikrettiği bir sohbetinde. Tacu Arifin Nafiyu’d -din.

138. 59 yerine 68 olarak sayılmıştır. s. Dolayısıyla zikredilen isimler. Bununla birlikte Şehâmedu’l-Ferdânî. Mekke yakınlarında Vadi el-Fatıma denilen yerde. 1728 1729 Burkay.1730 Bu ifadelerden hareketle Kıbrısî’nin Mehdi telakkisinin. Kıbrısî’nin şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin birinci ve ikinci cihan harblerine tanık olmuş ve şeyhi Şerafeddin-i Dağıstanî’den bazı haberlerin önceden bildirilmiş olmasından dolayı. bir manevi şahsiyete delalet ettiği de ifade edilebilir.1729 Nazım Efendi. Vekili Şeyh Hişam ise 1980’lerde yaptığı bir sohbette Mehdi(as)’nin on sekiz yaşındayken Hz. Ali(ra) soyundan gelen bir kadınla evlendiğini söylemiştir. fizikî hususiyetler ön plana çıktığından. Atay. Kıbrısî’nin Mehdi(as) hususundaki ifade ve beklentilerinde bir değişiklik olmamıştır. isimler arası duraklamalar esas alınarak yazılmıştır. ya da sadece lakab olarak tesmiye edilmesine bağlı olarak 59 sayısı değişebilmektedir. Batıda bir Nakşî Cemaati.1728 Mehdi mevzuunda Kıbrısî ve silsile şeyhleri tarafından muvakkat olarak beyan edilen bazı malumatlar.Kaynaklarda bu isimler ile ilgili malumatlara rastlanmamıştır. 334 . manevî bir şahsiyete delalet etmektedir. Menâkıb-ı Şerefiyye. isimler arasında zikredilen lakabların kendisinden önceki mi. misâk gününden itibaren ümmet-i Muhammed(sav)’e hizmet etmekte olan ricallerin isimleri olarak zikretmiştir. dünyaya geldiğini ifade etmiştir. Mesela Nazım Efendi. beşerî bir kişiliğe delalet etmiştir. 220. 1730 Kıbrısî. beyan edilen vakitlerde zuhur etmemiştir. kırk ile elli yaş arasının kırk diye hesaplandığını ifade etmiştir. s. 1981 yılında yaptığı bir sohbette. fiziksel görünümü evliliği gibi hususiyetleri göz önüne alındığında. Bazı isimlerin lakab ile beraber zikredilmesi. Mehdi(as)’nin. 19. beşeri bir kişilik. Kıbrısî’nin silsilesinden tevarüs eden anlayışlarda. Farklı bir ifadeyle nesebi. Tasavvuf Sohbetleri. Ancak diğer taraftan. ömründe geçen on yıllık zamanın. 1941 yılında. yoksa sonraki isme idgam edildiği anlaşılmadığından. s. Ancak. Abdurrauf el-Yemenî gibi benzer isimlerin içerisinde bulunduğu 49 ismi Şeyh Serafeddin-i Dağıstanî. Mehdi(as)’nin kırk yaşında olduğunu. Bu isimlerin zikredildiği sohbette. kırk olarak hesaplanması ise.

aspx. 335 . şek ve şüphe duyulmayan bir tecrübedir. önceki Mehdi(as) telakkilerinin bir manevî şahsiyet. (Mehdi’yi) Burada mı görürüz. Kıbrısî bu harbten kısa bir süre sonra Mehdi’nin(as) zuhurunu beklemektedir. şimdi beklenenin ise. şeyhe teslimiyet anlayışı önemlidir. Mehdi(as) mevzuunda da değişmemiştir. Kıbrısî açısından. o manevi şahsiyetin tecessüm etmiş kişisi olabileceği şeklinde telakki edilmesi. Şeyh Hişam’ın bir sohbetinde açıkça görülmektedir. 1732 www. bu durum Peygamber(sav)’in emin sıfatına gölge düşürmez. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur.. her mürîdin manevî makâmları nisbetinde elzem olduğunu ifade etmiştir. tasavvuf anlayışında. 1734 http://saltanat. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur.sufilive. Bununla birlikte Kıbrısî’nin ta-i mekân tecrübesinde görüştüğünü ifade ettiği Mehdi(as) ve kendisine şeyhinin verdiği haberler ise.com. kuvvetli bir ihtimaldir. Mehdi(as)’nin zuhuru için beklenen “melhame-i kübra”1731 olarak tevil edile ihtimali yüksektir. evliya ise makâmından düşer. Şeyh Şerafeddin ve Şeyh Abdullah -ı Dağıstanî son nefeslerine kadar Mehdi(as)’yi bekleyerek ve dua ederek.com. GSS-6Blief-In-Mahdi-082106.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. Peygamber(sav)’in sahabesine Mehdi(as)’yi göreceksiniz diye haber verdiği rivayet edilen bir hadis -i şerife istinad edilmiştir. Şeyh Hişam. Tam metni okunmadan bahsedilen bu hadis-i şerife getirilen izaha göre Sahabe-i Kiram. kabir de mi görürüz Allahu â’lem”1734 1731 Mehdi’nin(as) Çıkış Alametleri başlığında belirtilen çok çetin bir cihan harbidir. Mehdi(as)’yi bu günün Mü’minleri olan torunlarının gözüyle görecektir. GSS-6Blief-In-Mahdi-082106. şüphesiz iman etmenin. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin. kendilerine de bir bekleme modeli oluşturmuştur. Dolayısıyla Mehdi(as)’nin zuhuru hususunda tevil edilen hadisatın beklenen zamanda tecelli etmemiş olması. Kıbrısî’nin vekilleri tarafından bu anlayışın nasıl şekillendiği.1732 Bu konudaki bir diğer görüş. Dolayısıyla Kıbrısî’nin vekilleri ve müridleri tarafından bu mevzunun nasıl anlaşıldığı da önemlilik arz etmektedir. Bu anlayış.1733 Kıbrısî’nin bu manayı tazammun eden ifadesi ise şudur: “. Çünkü Sahabe-i Kiram(ra). Şeyh Hişam’a göre bunlardan şüphe duyan mürîd derecesinden.. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. Mehdi(as)’yi görmeden bu dünyadan irtihal ettiler ise. 1733 www.sufilive. Bu manada. maneviyatta Şeyhlerine bildirilen ve onlardan da kendilerine nakledilen tüm bilgiye.cihan harblerinin.

Bu anlayışa istinad edilebilecek bu hadis-i şerifin ne olabileceği açısından bakıldığında.”1736 Nazım Efendi’nin 1974 yılında mürîdlerine yaptığı bu telkini anlamamıza yardımcı olabilecek açıklayıcı ifadeleri. nereye munkalib olacak. karnına sancı verir. bu anlayışı. Mehdi’yi müjdelediği ve görmeyi beklediği halde göremediyse bu durum. Sevban(ra)’dan nakledilen şu ifadeleri telaffuz edebiliriz: “Yakında size Horasan tarafından siyah bayraklılar gelecek. Sabredersen o. bu hadise muhatap olan sahabelerin Mehdi(as)’yi görmeden ahirete intikal etmeleri üzerinden. No. Hakkâniyye içerisindeki anlayışa bir yorum getirmiş olabilir. Gümüşhanevî. iman ettiğini. öyle şeylere aldırma. İşin sonuna bakın. işin sonuna dikkat ediniz… Olacak şeyden bize böyle söylenmiş iken bambaşka şeyler oldu diye taaccüpte kalmayın. Olan şeyden siz üzülmeyiniz. ondan üzüntü duymayın. Hz. O gece sabaha kadar dua eden Firavun. daru’l-imtihan olan dünyadaki tecelliyat. daha sonraki müridleri tarafından görüleceği anlamı da ihtiva etmektedir. 298. Kıbrısî. Nereye müncer olacak. Şeyh Hişam’ın ifade ettiği anlayışa açıklama getirir: “Siz olacak işlere bakınız. Hiç merak etme. 51. Şeyh Hişam. Ne olacaksa da. Allah Teâla: 336 . Yalnız size bir vasiyetim olacak. 4082. bazen peygamberlere bile değişebilir niteliklerde arz edilmiştir. s. insanlarla belli bir sure eğlenmek için imanını açıklamasa bile helak olmamak için Musa’nın Rabbinden mühlet ister. Buna göre manevîyatta ve maddiyatta kudreti sorgulanamayacak olan Allah(cc). Firavun hâlâ yaşıyor” der. Farklı bir ifadeyle Şeyh Şerafeddin. Zira onların arasında Allah’ın halifesi Mehdi vardır. Hz. Fiten. s.”1735 Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. Sabah Firavun’u yaşar halde bulan Musa(as): “Ya Rabbi. Bu hakikatlere bağlı olarak. Kar üzerinde emekleyerek olsa da onlara iltihak ediniz. vekili Şeyh Hişam’ın 2008 yılında yaptığı sohbette görüyoruz. Tasavvuf Sohbetleri. bal olur.1738 Bu izahı destekleyici 1735 1736 İbn Mace. Ağaçlar ham olduğu vakit meyvesini ağzına alırsan ağzını burar. Onun için buruk buruk işler görülür. imtihan sırrı olarak bunların bir kısmını gizlemiştir. Ramûz el-ehadis. Musa(as) ile Allahu Teâla arasındaki bir kıssa1737 üzerinden izah etmiştir. 1737 Firavun’un zulmüne maruz kalan kavmi için mahsun olan Musa’ya(as) Hakk Teâla o gece Firavun’u helak edeceğini bildirir. O hareket buruk tatları tatlandırmak içindir. cilve-i Rabbânîsi olarak mahlûka ait hakikatleri olduğu gibi aşikâr etmemiş. Nazım Efendi’nin ahir zaman ve Mehdi(as) mevzuunda müridlerine bulunduğu şu vasiyet. olana pişman olmayın.

1742 Aynı eser.1741 Mürîdlere göre Nazım Efendi. s. Peygamber(sav)’e Kâbe anahtarlarının rüyada teslim edildiği sene. üç kaynaktan teşekkül etmiştir. daha sonra bunun ertelendiğini söylese de asıl olan huşu. Bizler de kabrimizde seyredip. o daireyi genişlendirir ve tohumlar sümbüllenir. 1738 www.com. asıl sahipleri. 1741 Atay.1743 Özet olarak Şeyh Nazım’ın Mehdi anlayışı.mahiyetteki bir diğer misal ise. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. www. topluluğun son derece önemli olduğu inancını pekiştirirken. 040709-Lefke-MSH-QA-HowtoprepareforMahdi. s. 219. Allah’a şükrederiz. şüphe etmeden tasdik etmektir. s. ss. Hz. Sikke-i tasdîk-ı gaybî.”1740 Ahir zaman ve Mehdi mevzûunun Hakkâni müridleri arasında nasıl anlaşıldığı da ehemmiyet arz etmektedir. bu hadislere yapılan şerhler ve üçüncü olarak bu hadislerin ve şerhlerinin delalet ettiği güncel hadiseler ve keşfî bilgilere dayanan “Ya Musa! Sen uyurken Firavun bana iltica ederek. Mürîdlere göre. hac yapılamayıp ve Hudeybiye antlaşması ile Medinetu’l-Munevvere’ye dönmesi1739 farklı bir misal olarak ifade edilmiş olabilir. Ruhunu kuşatan kafesten kurtulduğu için her yere ulaşabilir. hayatın geniş dairesinde.sufilive. Said-i Nursî.1742 Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisindeki Mehdi(as) öğretisi kimi mürîdler için en önemli bahis olarak görülürken. 368. s.com. Ben ona mühlet verdim” der. Mekke’nin fethinde görülmektedir. mürîdlere haysiyet ve güven aşılayan bir olgudur.sufilive. 232. şöyle ifade etmiştir: “…Ta ahir zamanda. Benden mühlet isted i. 1743 Aynı eser. Bkz. 1740 Nursî. Topluluk üzerine yapılan bir çalışmaya göre Mehdi(as) bahsi. yanlarında olduğu zamanlarda bile Mehdi(as) ile beraberdir. 040709-Lefke-MSH-QA-HowtoprepareforMahdi. Mehdi(as)’in kendisinden sonraki asırda gelmesi durumunda da görüleceğini. Mehdi hususundaki hadis-i şerifler. Batıda bir Nakşî Cemaati. geçmişte pek çok defa Şeyh önce Mehdi(as)’nin belirmesinin çok yakın olduğunu ifade edip. kimileri için bu bahis olmasa bile Hakkâniyye yolunun değeri değişmez. Mea’l-enbiyâ. 244. 1739 Tabbarâ. 394-401. yani Mehdi ve şakirtleri Cenâb-ı Hakk’ın izniyle gelir. 337 .

aynı zamanda bir tasdik ve teslimiyet mevzûudur. dünyayı adaletle doldurur.1. Ahmed b. Tirmizî. manevi kişiliğin tecessüm ettiği beşeri kişiliği temsil eder. Onun alnı açıktır. Orta boylu. Dolayısıyla Mehdî(as) hususunda tecrübe edilen keşfi bilgiler manevî kişiliği. âlim olarak adlandırılan kişilerin tesirsiz ilimleri gibi 1744 1745 http://www. Ramûz el-ehadis. Peygamber(sav)’in alameti vardır.”1745 Nazım Efendiye göre Allah(cc). Mehdi’nin zuhuru hususunda beklenen hadiseler bu manevî tecelliyata bağlı olarak te’cil edebilir. Mehdi(as)’nin Özellikleri: Hakkâniyye yolunda ve Nazım Efendi’nin ifadelerinde Mehdi(as)’nin fiziksel özellikleri Deylemî. O yeryüzünün daha evvel zulümle doldurulduğu gibi. 1393/1973) ve Şerafeddin-i Dağıstanî’nin (v. gökyüzünde parlayan yıldız gibidir ve yüzünde bir ben bulunmaktadır. Mehdi mevzuundaki hadisler ve bunların şerhlerinin yanı sıra. bir açıdan şeyhe teslimiyet ile bir sadakat ve bekleme imtihanıdır. İdaresi yedi sene sürer. imtihan sırrı olarak bunların bir kısmını gizlemiştir. alnı geniş. Hanbel ve İbnu’l-Cevzî ve Ziyauddin-i Gümüşhanevî’nin eserleri kaynak gösterilerek belirtilmiştir. Gümüşhanevî. Ebû Said(ra) tarafından şöyle rivayet edilmiştir: “Benim Ehli Beytimden bir adam yeryüzüne hâkim olmadıkça kıyamet kopmaz.1744 Bu özelliklerin ikisi. bir açıdan Hz. Omuzunda Hz.com/?page_id=2563. s. Mehdi(as)’ye hakikat membaından yedi yüz ilim vermiştir. dişleri parlak olacaktır. karnı büyük. Çünkü cilve-i Rabbânîsinden dolayı Allah(cc). iki uyluk arası açık. burnu ise ince. 1355/1936) keşfi bilgilerine dayanan haberlere bağlı olarak manevî ve beşeri Mehdi(as) telakkisi görülmektedir. Bu anlayış çerçevesinde Mehdi(as) hususu. zuhuru beklenen Mehdi ise.manevî işaretlerdir. Çünkü Mehdi(as)’nin beklenmesi. 338 .1. Bu ilim. mahlûka ait hakikatleri olduğu gibi aşikâr etmemiş. Abdullah olan Mehdi’nin yüzü. Peygamber(sav)’i tasdik. Hz. Ebu Davud. 477. sakalı bol ve sık. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî (v. Buna göre adı Muhammed b.naksibendihakkani. c. kemer burunludur.

Asaf b. âlem-i halk ve emirdeki. c. Neml Sûresi nde geçen ilim türündendir. İmâm-ı Rabbânî’ye göre Mehdi(as). Timeofmehdi-AleyhiSalam-SecretofQuran. el-Camiu li-ahkâmi’l-Kur’ân. Şüphesiz ben bunu yapabilecek güçteyim. Mehdi(as) telakkisinde ziyadesiyle. www. Hz. Kur’ân-ı Kerîm’in sırlarıyla geleceğini. ‘Ben onu (tahtı) sana. Hz.com. Benzetmeye göre 1746 1747 Kıbrısî. Mehdi(as)’ye verilen ilmin bu türden ilim olduğunu ifade etmiştir. Sıddîklardan olan Berhiya. 1748 Neml: 27/39-40. karşılaşılmamıştır. ‘Ben onu Sana göz açıp kapayıncaya kadar getiririm’ dedi Onu (tahtı) yanında hemen hazır bulunca. istenilenin verildiği ve duaların kabul edildiği bir isimdir. Bu ayete verilen mânâ.1746 Bu konuda Kıbrısî’nin bir vekili. ta’ayyün-i imkanilerin birleşmesiyle olur. İmâm-ı Rabbânî’ye göre. İsâ(as)’ya bağlıdır. bâtıl zail oldu…”1750 ayetine verilen işarî anlam ile Mehdi(as) anlayışı arasında kurulan ilişki. tevessül edildiği zaman. video. İsm-i A’zam. güvenilirim’ dedi Yanında kitaptan bir bilgi olan biri. nezdinde kitap bilgisi bulunan kişinin adı. yüce Allah(cc)’ın İsm-i A’zamına tevessül ederek yaptığı duayla. ss. Ali(ra) gibi velayet yönü ağır basacağından.1747 “Cinlerden bir ifrit. Mehdi(as)’de bulunacağı ile ilgili bir tefsirle.sufilive. 13. Hak geldi. 182-190. 134. s. sen yerinden kalkmadan getiririm. Bu görüşe göre ruhanileşme. bu ayette de görülmektedir. 1750 İsrâ: 17/81. Peygamber(sav)’in vefatından sonra ruhanileşen. Dolayısıyla Mehdi(as)’ye tecelli eden kuvvet. Mehdî(as). Dolayısıyla “De ki. Şeyh Nazım’ın Mehdi(as)’de zuhur edeceğini beklediği ilme misal olması hasebiyle önemlidir. bu benim Rabbimin ihsan ve ikramındandır…”1748 ayeti. Hakikat-i Muhammedî ile Hakaikat-i Ahmedî’nin birleşmesidir. bu sırların ise kalbine Peygamber(sav) tarafından konduğunu söylemiştir. Tasavvuf Sohbetleri. 339 . Müfessirlerin çoğunun kanaatine göre. Berhiya'dır ve bu İsrailoğullarındandır. 1749 Kurtubî. bu tasarrufunu. Hakikat-i Muhammedî’den alır. manevî bir tasarrufa ve otoriteye delalet etmektedir. Mehdi(as)’nin. tahtı getirmiştir. Bu konuya ilmin kudreti yönünden değinen Nazım Efendi.olmayıp. Sohbet video arşivimizde mevcuttur.1749 Bu çeşit bir ilmin.

Allâhuekber! Bütün Mü’minlere hakiki îman nuru ve aslandaki gibi şecaat giydirilecek. Mehdî(as) bu makina devrini yani teknoloji denilen insanlığı yıldıran ve kendisine taptıran sahte ilâhı yıkacaktır. no: 209. ilk tekbirde teknoloji diye bir şey kalmaz. Mehdi(as)’nin bulunduğu makâmdan zuhur etmesinden sonra. Hz. O birinci tekbirde gider.1751 Her ne kadar İmâm-ı Rabbânî’nin bu görüşü. Kâfirler kurtulmak. Mek. Şeyh Nazım’ın bu konudaki anlayışının. ss. onun tasarruf ve kuvvetine delâlet etmektedir. Tasavvuf Sohbetleri. ruhullah ve kelimetullahtır.İsâ(as)’nın iki ayağından biri Hz. Hz. dünyada adaletin hâkim olması beklenmektedir. Makine devri diye bir şey kalmaz.”1752 Özet olarak Mehdi(as)’nin beşer olarak fiziksel hususiyetleri ve manevi kudreti olmak üzere iki tür hususiyetinden bahsedilir. Mehdi(as)’nin başı üzerindedir. Kıbrısî. Yani kendisinde. Ali(ra) ve Hz. Mehdi’nin zuhurundan sonra getireceği ilk tekbirde teknolojinin ve makina devrinin yıkılması. Kıbrısî’nin bu ifadeleri şöyledir: “Onun şimdiki makâmı Hicaz’dadır… Orada tekbir alındığında. alnı geniş. kâfirlerin kalplerine korku sarılır. 340 . 103-105. O da bir kutup elindedir. Çünkü İsâ(as). Buna göre sakalı bol ve sık. şalteri şırak diye aşağı döndürdü mü. velayet yüzü. insanların gönlünün imanla dolması. Mehdi(as)’nin bu bağlarından dolayı velayet yüzleri daha kuvvetlidir.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. Kuvvet membaını bitirdi mi biter. Üçüncü tekbirde Şam’a ayak basılır. Bu ise Mehdî(as)’nin manevî hususiyetidir. başlarının çaresine bakmak için paniğe düşerler. Ali(ra)’nin. www. peygamberlik yüzünden daha kuvvetlidir. Mektubât. 1751 1752 İmam-ı Rabbanî. Neml ve İsrâ Surelerinde zikredilen ayetlere atfen beyan edilmese de. diğer sufilere nisbeten nerede olduğunu görmemize olanak sağlar.izleveindir. burnu ise ince. diğeri Hz. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. ifa edeceği işler. hiçbir alet edevat işlemez. Bkz. İkinci tekbiri ne radyo ne de televizyona gerek kalmadan magripten maşrıka bütün dünya işitecektir. dişleri parlak olması fiziksel özellikleri olarak beyan edilmiştir.

Bu savaş üç ay sürer ve dünya nüfusunun büyük bir kısmı telef olur. Kıbrısî. İsa’nın nüzulüne bir işarettir. Mehdi(as) Medine’de zuhur eder ve üç kere "Allahu Ekber" diye tekbir aldığında bütün ateşli silahlar durur. birlikte ele alınmış mevzulardır.”1754 hadis-i şerifi. “Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır. yedide altı nisbetindedir. Bu kaynaklar göz önüne alındığında.”1753 Mehdi(as)’nin tekbir getirerek zuhur etmesinden sonraki hadisat. 3/211. 103-105. dünyayı kapsayan ve üç ay süren büyük savaştır. hem Mehdi(as)’nin hem de Hz. Bu hadiselerin genel hatlarıyla vuku bulacak tertibini. dünyayı kaplayacak olan bütün zamanların en büyük savaşı çıkar.c. Savaş durduktan sonra. Mehdi(as)’nin Zuhur Âlametleri: Mehdi(as)’nin çıkış alametleri. Mehdi(as)’nin ve Hz.. İsâ(as)’nın nüzulü hadiseleri arasındaki kronolojinin nasıl olduğu biraz daha göreceli olabilmektedir. Çünkü bunlar birbirine bağlı gerçekleşecek hadiselerdir. İsâ(as)’nın 1753 1754 Kıbrısî. Hz. kıyamet alametlerinin gerçekleşmesi. Kıbrısîye göre tüm kıyamet alametleri. Mehdi(as)’nin zuhur etmesi ve Hz. ss. Hanbel. Ancak Mehdi’nin zuhurundan sonra sırasıyla Deccâl’in zuhûru ve Hz. kaynaklarda ahir zaman alametleri ve İsa Mesih(as)’in nüzûlü konularıyla bağlantılı olduğundan. Aynı zamanda dünyada teknolojiye hayat veren enerji yok olur. daha muteber kaynaklarda ve daha fazla sayıda zikredilmiştir. Hz. Daha sonra. Suyûtî.1. Müsned.. ayrıca Mehdi(as) mevzuna atfedilen naslardan. Mehdi'nin zuhurundan önce. Deccâl ve ordularına karşı gerçek cihadı başlatmak üzere Şam’a geri döner. Mehdi(as)’nin zuhurundan önceki alamet.2. Ahir zamana ve İsa Mesih(as)’in inişine dair ayetlerin tefsirleri ve hadislerin tahricleri yapılmış. şöyle ifade etmiştir: “Hz. Câmiu’s-sagîr. savaş biter. 2/492 341 . İsâ(as)’nın nüzûlünden önce beklenen bu duruma bir misaldir. Bir habere göre. “Mehdi(as)’nin Zuhuru ve İsâ Mesih(as)” başlığında incelenmiştir. Ölecek olanlar zalimler ve kâfirlerdir. Hak Dost 4. Mehdi Şam ve Konya üzerinden İstanbul’a vararak Mukaddes Emanetleri teslim alır ve Deccâl’ın Horasan (İran)’dan ortaya çıkmakta olduğunu ilan eder.

1756 Canan. 1758 İskenderun ilinde bulunmaktadır. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Ali bin Hüsâmüddin’in (v. Şeyh Nazım bu harb hususundaki hadisi. Kütüb-i Sitte.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. Müslümanlara baskının artması. (v. Ancak Buhârî ve Müslim’de Mehdi ismi. Mehdinin zuhur alametleri açısından. dünyanın her yerini karışıklık ve kargaşanın kaplaması. İkda’ddürer fî ahbâri’l-muntazar. Suyûtî.izleveindir. 1759 www. Tasrîh. Nuaym b. c. Adına ‘Büyük Budama’ denilen öyle büyük bir savaş olur ki. Kıbrısî’nin diğer beyanları. Durru’l-mensûr. Kitâbu’l-fiten. 2. Sülemi. bu Benî Asfar (Rus) kabilesinin Türk kavmine saldırmasıyla başlar. Mehdi(as)’nin çıkışından önce yaygın katliamların meydana gelmesi. s. yolların kesildiği bir dönem olması. Hz. 714/1314) “Kitâbu’l-burhan fî alameti’l-Mehdiyyi’l-âhir zaman”1757 ve İmam Şarânî’nin. ahir zaman kurtarıcısı manasında zikredilmediğinden. 972/1565) “Ölüm-Kıyamet. İsâ(as)’nın nüzulü hadisesi temel hadis kaynaklarının çoğunda etraflıca zikredilmiş. Hz.1756 Kıbrısî’nin bahsettiği Mehdi(as) hadiselerine ve hususiyetlerine işaret edebilecek Buhârî ve Müslim hadislerini yeri geldikçe paylaşmaya çalışacağız. dünya doğu ve batı olmak üzere iki cepheye ayrılır. Allah(cc)’ın açıkça inkar edilmesi. ehemmiyet arz etmektedir. İstanbul 1986. 14. mescit ve camilerin yıkılması. Nitekim doğu’nun batı’ya karşı yapacak olduğu bu savaşta insanların yedide altısı telef olur.”1759 Hakkâniyye’nin internet sayfasına göre Mehdi(as)’nin çıkış alametleri şöyledir: Fitnelerin çoğalması. 342 . kadınlar ve çocukların dahi katledildiği fitnelerin yaşanması. İran-Irak 1755 Keşmirî. Bu kaynakların dışında kalan. 77. Hammad. savaşın tarafları ve sonuçları. yani Kıbrısî’nin Mehdi(as) telakkisini şekillendiren hadislerin önemli bir kısmı ise.Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri” adlı kaynaklardan nakledilmiştir. haramların helal sayılması. Bu manada Mehdi(as)’nin zuhurundan önceki savaş hususunda. şerh ederek şöyle nakletmiştir: “…Lakin ondan önce bir Melhame-i Kübra olur ki. 1757 Gonca Yayınevi.1755 Buhârî ve Müslim’de de bu nevi hadisler nakledilmiştir.nüzûlü beklenmektedir. Üç ile yedi ay kadar sürecek olan bu müthiş ve görülmemiş savaşta Benî Asfar kabilesi Amik ovasında1758 tamamen imha edilir.

sufilive. Kıbrısî. kuyruklu yıldızın doğması. Tasavvuf Sohbetleri. doğu tarafından bir ateşin görülmesi. kıyamete dair hadisler. 8. büyük ve hayret verici şeylerin meydana gelmesi. Ramazan’da ay ve güneş tutulmaları. güneşten bir alametin belirmesi. Subbuhun Kuddusun. Bu açıdan bakıldığında. aranızda mal mülk çoğalmadıkça… ve binalar konusunda insanlar büyüklük yarışı yapmadıkça. ilim (din alimleri ve ilimleri) kaldırılmadıkça. Hz.naksibendihakkani. dinin şahsî çıkarlar için kullanılması.savaşı. umumiyetle tevil edilmiştir. 100307-MI-MSH-TheAgefMehdiBegins. depremlerin çoğalması.com. farklı telakkilere sebep olabilmektedir. çölde batan ordu ve tüm bu alametlerin arka arkaya gelmesi. bilim 1760 1761 http://www. bu alametler arasında yazılmıştır.”1761 Bu hadis-i şerifte de görüldüğü üzere. dumanın zuhuru. Buna göre Mehdi’nin gelişi. depremler çoğalmadıkça. mağripten maşrığa. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. fitneler hakim olmadıkça. yani ölüm artmadıkça. 25. 1762 Kıbrısî. semada yapılacak zikirden. Fiten. video. Afganistan’ın işgali. gece gündüz aydınlanacaktır. zaman yakınlaşmadıkça (vakitler bereketsizleşmedikçe).”1763 Kendisindeki malumatın kaynağının Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî ve Şeyh Nazım-ı Kıbrısî olduğunu sık sık belirten Şeyh Hişam. karışıklık. büyük şehirlerin yok olması. bu konuda Şeyh Abdullah’tan bazı malumatlar nakletmiştir.com/?page_id=2563. kıyamet kopmaz.1762 Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. Kabe’de kan akıtılması. zikirden çıkacaktır ve bu nurlarla dünya. Kıbrısî’ye göre bu renkler. Mehdi(as)’nin çıkış alametlerindendir. 101. Kıbrısî’nin esas aldığı hadisler aynı dahi olsa. 129. Buhârî. s. Mehdi(as)’nin zuhuruna delalet edecek bazı fiziksel alametlerden de bahsedilmiştir. ehl-i sema tarafında şu zikirlerle kutlanacaktır: “Subhâne zi’l-İzzeti ve’l-Ceberrût. bir kişi bir kimsenin mezarına uğrayıp ‘keşke ben senin yerinde olsaydım’ demedikçe (intihar düşüncesi ve intihar artmadıkça) ve güneş batıdan doğmadıkça. 343 . 1763 www. Rabbuna ve Rabbu’l-Melâiketi ve’r-Ruh. Subhâne zi’l-Kudreti ve’lMelekût. Bununla birlikte Fırat’ın suyunun kesilmesi.1760 Buhârî’de kıyamet alametlerinden haber veren hadis-i şeriflerden biri şöyledir: “Ve kıyamet. Mehdi’nin zuhurundan sonra ortaya çıkan nûr ile insanların şimdiye kadar görmedikleri renkleri göreceklerini beyan etmiştir. sahte peygamberlerin çoğalması.

1764 Mehdi(as)’ye yapılacak bey’at hususuna istinad edilecek hadis-i şerifler mevcuttur.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. 1765 Ebu Davud. o ortamda getirilen bir tekbirin. yeni ses dalgalarının zuhur edeceğini söylemiştir. 100507-MI-MSH-PreparitionforCommingofMehdi. bu beklenti de imkân dairesindedir. Dolayısıyla bu dinamik bugün için.sufilive. müzikal bir titreşime sahip olacak bu ses dalgalarını duyacaklar ve evliyalar. Bu konuda İslam ulemasının çalışmalarında ve yayınladığı eserlerinde duyarsız ve yetersiz kaldıklarını düşünen Kıbrısî. Sünen. Buna göre insanlar. teknolojisi sıfırlanmış bir dünyada. Bu manada maddenin atom yapısına dayalı köklü bir değişimden söz edildiği için. o fiziki şartların gerçekleşmesi durumunda değerlendirilebilecek bir husustur.1766 1970’li yıllardan beri Şeyh Nazım’ın güncel olayları ahir zaman hadisleriyle tevilini şöyle özetleyebiliriz: 1764 www. kimilerine göre tabiat kanunlarının değişmezliğine bağlı olarak imkân dairesi dışındayken. kimilerine göre ise.1765 Ancak Mehdî’nin zikrinin ya da zuhur ettiğinde getirdiği ilk tekbirin. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 1766 www. 344 . Hakkâniyye’nin internet sayfasında Mehdi(as)’nin çıkış alametleri olarak özetlenen hadislerin bir kısmı kıyamet alametlerini tasvir eden hadislerdir. ne şekildeki doğudan batıya duyulacağı. saltanat.org/6 mayıs ilahi ihtar geldi.izleveindir. gelecek zamanda zuhur edecek hadiseler ile yorumlayan Kıbrısî. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. 2012 yılında yapılan görüntülü sohbet. video. bu tevilinin kendisine ait keramet olarak telakki edilmemesi gerektiğini. yeri geldikçe vurgulamıştır. www. ifade etmiştir. nasıl tüm insanlar tarafından duyulacağı. video arşivimizde mevcuttur. tasavvuf ve dünya anlayışıyla birlikte gelecekle ilgili konuşmalarında da önemli yer almaktadır. Güncel hadiseleri. Mehdi(as)’ye bey’at edeceklerdir. Nazım Efendi’nin İslam. Sünnetullah’ın dışına çıkan her mucizevi hadise gibi. 5/94. kendisinin ahir zaman hadislerini naklettiğini. bu hadislerden hareketle yapılan şerhlere ve yorumlara dayanmaktadır.adamlarını hayrete düşürecek. Bu hadislerin nasıl tevil edildiği.com.

2. 1980’li Yıllarda Gerçekleşen ve Mehdi’nin (as) Zuhuruna İşaret Olarak Tevil Edilen Ahir Zaman Alametleri: 1980’li yılların başlarında başlayıp. Bu depremde 500 bin kişi evini terk ederken. Sovyetler Birliği yıkıldı ve Gorbaçov’la birlikte Bağımsız Devletler ortaya çıktı. Eriyen kar ve buzun oluşturduğu çamur yüzünden Armero kentinin sular altında kaldığı afette 20.2011 tarihinde görülmüştür. Mehdi’nin (as) Zuhur Yılı Olan Hicri 1400 (Miladi 1979) Yılı Başlarında Meydana Gelen Büyük Olaylar: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin resmi internet sayfasında. Afganistan’ı işgal etti.06. 1989 yılında.1767 c. Hindistan’ın Bombay kentinde bir fabrikadan sızan gaz 20. Çin’de. İsveç Başbakanı Olof Palme öldürüldü. Ermenistan’daki depremde kent harabeye dönüştü. komünist bölükler tanklarla öğrencilerin üzerine yürüdü.1.000 kişinin ölümüne yol açtı. infilak etti.com/?page_id=2563/17. tarihinin en büyük orman yangını oldu.c. şu ana kadar on binlerce kişinin ölümüne sebep olan ilk AIDS vakaları (Çağın Vebası) tespit edildi. şu hadiseler.2011 tarihinde görülmüştür. Kâbe basıldı ve çok sayıda Müslümanın kanı akıtıldı. Mexico City şiddetli bir depremle yıkıldı. Hindistan Başkanı Gandi. Bu olayda. Papa II. Jean Paul vuruldu. Ruslar. Mehdi(as)’nin zuhuruna delalet eden hadiseler olarak tevil edilmiştir. Çin’de. şimdiye kadar görülen en büyük nükleer kaza meydana geldi. 345 . 1986’da uzay mekiği Challenger.1.naksibendihakkani.1768 1767 1768 http://www.000 kişinin ölümüne sebep oldu. Irak’ın Kuveyt’i ilhak etmesinden sonra Körfez Savaşı başladı. küresel iklim üzerinde çok olumsuz etkiler bıraktı.06. Mısır Devlet başkanı Enver Sedat. Ozon tabakasının delinmesi.000 kişi öldü.2.1. http://www. Hristiyanlığın merkezi Roma’yı sular bastı. Soğuk Savaşın sembolü olan Berlin duvarı inşasından tam 28 yıl sonra yıkıldı.naksibendihakkani. Ukrayna’daki Çernobil Nükleer Santralında.com/?page_id=2563/17. 2 bin öğrenci öldü. Bangladeş’teki sel 25.2. 1986’da. 2500 yıllık İran şahlığı yıkıldı ve İran Şahı Rıza Pehlevî öldü. 1986’da. Kuzey Kolombiya’daki Nevada Del Ruiz yanardağı 400 yıldır ilk kez patladı. ölü sayısı 40 bini aştı. fırlatılışından sonraki çok kısa bir sürede. İki Müslüman ülke olan İran ve Irak arasında 8 yıl sürecek bir savaş başladı.

uzak mesafelerden görülebilir yoğunlukta. Şeyh Nazım 1769 1770 http://www. Mehdi(as)’ın Arafat’ta tekbir aldığını.1. Mehdi(as)’ın zuhuru mevzuunda. Bangladeş’te meydana gelen sellerin sonrasında. Ebola virüsü on binlerce kişinin ölümüne sebep oldu.2011 tarihinde görülmüştür. 1991 yılında.4. Muhammed(sav) ümmetinin beş dönem olarak bildirildiği dönemin dördüncüsüdür. 346 . “cebabire” döneminin sonudur. Nazım Efendi tarafından Mehdi(as)’nin çıkış alameti olarak tevil edilmiştir. Harun Yahya lakabıyla da bilnen Adnan Oktar.1769 c.naksibendihakkani.06.com/?page_id=2563/17. El-Nino tüm dünya ülkelerine çok büyük felaketler getirdi. “Mehdi’nin Zuhur Âlametleri” konusunda belirtilen cebabire dönemi. ABD’nin Körfez savaşında. 1771 http://www. 120 binin üstünde kişi öldü.com/“Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi Devletler çökecek !” İlgili sohbet. Kıbrısî bu haberi beyan ederken. video arşivimizde mevcuttur. Arafatta tekbiri aldı 2012 de temizliğe başlar”. 1990’lı Yıllarda Gerçekleşen ve Mehdi’nin (as) Zuhuruna İşaret Olarak Tevil Edilen Ahir Zaman Alametleri: 1990 yılında Mekke-i Mükerreme’deki tüneldeki izdihamda 1400’den fazla hacı hayatını yitirdi. Türkiye dâhil birçok İslam ülkelerini saymış ve bu devletlerdeki rejimlerin değişeceğini ifade etmiştir.3.2. İnternet sitesindeki bir videoda.1770 Kıbrısî’ye göre bu olaylar. ancak. Irak petrol kuyuları yandı. halka açık tebliğin çok yakın olduğunu 2012 yılı içinde beyan etmiştir.youtube. Şeyh Nazım ile paralel görüş ve beyanları bulmaktadır.1771 Şeyh Nazım’ın bu tarihleri öngörmede ebced hesabının da etkisi olduğu kanaatindeyiz.2. Kıbrısî’ye göre bu dönemin sonunda Mehdi(as) zuhur edecektir. Nazım Efendi tarafından haber verildiği görülür. Bosna ve Kosova’daki katliamda yüz binlerce Müslüman öldürüldü ve yüz binlercesi yurtlarından çıkarıldı. bazı Arap ülkelerinin siyasi yapılarını değiştiren halk olayları. Bu olayda. 2000’li Yıllarda Gerçekleşen ve Mehdi’nin (as) Zuhuruna İşaret Olarak Tevil Edilen Ahir Zaman Alametleri: Tunus Cumhuriyetinde. Şeyh Nazım.youtube. siyah duman çıktı.c.1. 2011’in Ocak ayında başlayıp. http://www. milyonlarca kişi evsiz kaldı.com/ “Mehdi. Tunus’tan başlayan Arap Baharı’nın zuhurundan önce. halka açık tebliğin yapılmadığını.

1778 Bakara: 2/87. s.2012 tarihinde görülmüştür. Nil Yay. Nisâ: 4/156. c. 1775 Firuzebadî. güler yüzlü.com/ “Mehdi.. sıfat olarak kullanıldığında meshedilmiş. 1772 1773 http://www. Mehdi(as)’nin Zuhuru ve İsa Mesih(as): Arap dili sözlüklerinin birçoğu Mesih kelimenin Arapça asıllı olmadığını İbranice’deki “Meşiha”dan geldiğini kabul etmektedir. İsâ Peygamber(as)’in ismi olan bu kelime. 55. 110. Şûrâ: 42/13 . 1776 İbn Manzûr. benzemek anlamına gelen “a-yi-se” ya da “â-sâ” kökünden müştaktır. isim olarak kullanıldığında İsâ(as) manalarına gelir. Lisânu’l Arab. 98.1. yağlanmış. ayetinin ahir zamana işaret ettiğini ve 135. Lisânu’l Arab. fiil olarak kullanıldığında ölçmek. 1774 Gülen. 497. 9/ 30-31. İsâ(as)’nın ahir zamanda nüzulü anlayışın temelini teşkil etmektedir. İstanbul 2011. Kur’ân-ı Kerîm’in batınından ebced hesabıyla çıkarılan bazı tevillerin. gerçekleştiği yönünde pekçok tarihi vakıalar nakledilmektedir. ben seni vefat ettireceğim. Tevbe: 9/30. İşarî tefsirler kadar ebced ve Hurufilik de söz konusu batıni yönün muhtemel oluşuna delalet eder. Kamûsu’l-muhît. s. ayetinin ebced hesabının göre 1993 yılına tekabül ettiğini belirtmiştir. göğe çekilmesi ve kıyametten önce yeniden indirilmesine yönelik Kur’ân ayetleri.. 72. silmek. Arafatta tekbiri aldı 2012 de temizliğe başlar” . “Mesih” kelimesi kök itibariyle Arapça’da. 5/ 17. Mü’minlere rehber olmuştur. ss. Mâide: 5/46. M. 78.1775 İsâ kelimesi. Adnan Oktar’ın mehdi olduğuna yönelik bir beyan ya da imâ ile karşılaşılmamıştır. Kur’ân-ı Kerîm’in muhkemat olarak adlandırılan zahiri yönleri kadar. Azhâb: 33/7. 11. 241. Cürcanî. Âl-i İmrân: 3/45. 52.1774 c. seyahat eden. 84. İbn Manzûr. Kur’ân-ı Kerim’de tek başına zikredildiği gibi. s.Allah demişti ki: ‘Ey İsa. “. Bu hadiselerden çıkarılan sonuca göre. Ta’rifât. Çizgimizi Hecelerken. İsâ(as)’nın öldürülmesi. 226. 9. Mâide. Fethullah. Tevbe. 4/172. Kıbrısî’ye ait yayınlar arasında. s.1777 Mesih ismiyle birlikte de anılmıştır. 13.1773 Bununla birlikte.75.com/En’am Suresinden ahir zamana ait ebced hesabı. batınî yönleri de. En’âm: 6/85. 136.05. 347 . 205-225. Meryem: 19/34..1772 En’am Sûresi 134. www.tarafından manevî oğul olarak bildirilen Oktar. 1777 Nisâ. günahlardan arınmış.1776 Hz. dailymotion. c.1778 Hz.3.youtube. 253.

Yağmur yağmasa da saçından su damlayacaktır. İsâ(as)’nın nüzulüne ve kıyamete dair birçok hadis rivayet edilmiştir. 269. Feyzu’l-Furkân. Tefhimü’l Kur’ân. c. Feyzu’l-Furkân. İsa’nın nüzûlüne işaret etmektedir. O da yeryüzünde kırk sene 1779 1780 Âl-i İmran: 3/55. s. başka bir mana ile tevil edilmesinin gerekli olduğunu savunmuştur. Çünkü İsa’nın zuhuru. İnsanlarla İslam için savaşacaktır. henüz Allah’a dönmemiştir. s. vefat edecek ve ruhu kabzolunacaktır..1780 Bununla birlikte. c.. Müslümanlar arasında meşhur olan mana ve inanç da budur. İsâ’yı öldürüp astıklarını zannetmişlerse de. İsâ(as)’nın öldürülmediği yaygın bir kanaat olmuştur. o ölmemiştir. Ben İsâ b. Mevdudi’ye göre. dünyanın sonunun geldiğine ve ahiretin başlangıcına delildir. s.. ilgili ayetin mealinde. Benimle İsâ arasında bir peygamber yoktur.. s.1784 Hz. Yeryüzüne iniş. kıyamet gününe kadar. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler. ayette belirtilen teveffa kelimesinden onun ölümünün kastedilmediğini söylemişlerdir. Bkz. İsâ’yı geri çağırmıştır. s. 1361/1942). Ona göre Hz.. cizyeyi kaldırır. 1783 Zuhruf: 43/61. 56. 3. 62. Sarıya boyalı iki elbise içindedir. orta boylu.. Komisyon. 348 .1. Sadece İslam kalır. Buna göre söz konusu fiil “uyutmak” anlamına gelmektedir. s. Kıyametten evvel eceli gelecek. Meryem’e insanların en yakınıyım. 372-373.1782 Hz. Mevdudî. Onun zamanında Allah milletlerin hepsini helak eder. 56-57. Onun nüzulü kıyametin yaklaştığını bildiren bir alamettir. Kur’ân-ı Kerîm Meali. Onun daha dünyada göreceği işler vardır. Mevdudi.”1779 ayetine ve “teveffa” kelimesinin ifade ettiği anlamlarına atfen Hz. Çünkü İsrailoğulları getirdiği apaçık ayetlere rağmen O’nu reddetmiştir. Bkz. Bilakis. Feyizli. Onu gördüğünüz zaman tanıyın! O. Her ne kadar inkârcılar suikast sırasında Hz. DİB Yay.”1781 ayeti ise. 7. ayetin zahiri olarak anlaşılanın dışında. ‘İsa ölmemiştir. onlara benzeri gösterildi. kıyametten önce tekrar gelecektir’ mealindeki bir hadise atıfta bulunarak. c. “. c. Ondan hiç şüphe etmeyin ve bana uyun.katıma yükselteceğim. Ankara 2011. Allah daima Aziz ve Hâkimdir. göğe çekilme düşüncesine istinad edilmiştir. Seni inkâr edenlerden temizleyeceğim ve Sana uyanları. Tefhimu’l-Kur’ân. Müfessirlerin büyük bir kısmı. 2. 1782 Vehbî. kıyamet alametlerindendir. Bkz. beyaza çalar kırmızı renktedir. Elmalılı Hamdi Yazır (v. İstanbul. Yazır. ‘vefat’ görevden alma manasında mecazi olarak kullanılmıştır. Feyizli. s. Hak Dini. Onu yakinen öldürmediler. Zira ruhunun eceli gelmemiştir. tam bir kuşku içindedirler. Hz. Kur’ân-ı Kerîm Meal ve Kelime Meali. Bkz. “Peygamberler birbirlerinin babaları bir. Allah’tan bir kelime olan ve Ruhu’l-Kudüs ile teyid edilmiş olan Mesih İsâ. anneleri farklı kardeşleridir. domuzu öldürür. Çünkü Allah “muhakkak seni öldüreceğim” şeklinde buyurmuştur.. Mesih-i Deccâl’ı helak eder. 1784 Âlimlerin çoğuna göre Zuhruf. 1108. Hülasâtu’l-beyan. inkâr edenlerden üstün tutacağım’. İsâ’nın ruhu henüz kabzedilmemiştir. O gerçekten inecektir.Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. s.. Aktaş Hamdi. Allah. 43/61. 1781 Nisa: 4/157-158. ayet Hz. 5. Allah Onu katına yükseltti. (Hıristiyanların) haçını kırar. Kur’ân Dili. 262. 503. Elmalılı. İsâ(as)’nın kıyametten önce yeniden dünyaya indirileceğine yönelik işari tefsirler ise “Şüphesiz ki o (İsa) kıyametin (ne zaman kopacağının) bilgisidir. İpek Yay.”1783 ayetine yapılmıştır. c.

Muhammed. 1787 Mevlanâ. Cefalarını vefa yerine tutar. Müsned. s. b. Mehdi anlayışını dayandırdığı bir hadis-i şerife1788 göre Hz.: Abdülbaki Gölpınarlı. noksandan kurtulup kemâle erişesin diye kulağını burar. Kıbrısî’nin tabiriyle. ikincisi. b. Bu manada Mü’minler arasındaki ölüleri diriltmesi. duruluklar çıkarır. dört büyük Halife’nin ardarda geleceği devir olan hulefa-i raşidin. Müslümanların halifesiz ve imamsız kalacağı. Bunlardan birincisi. Mevlanâ. Ahir zaman alameti olan bu devir. tevazu konusuyla da ele alınır: “Meryem oğlu İsa. 2. Bulanıklardan. İstanbul 1957. “O. c. derinliklerindeki Hakk’ı(cc) keşfetmesi. Mevlanâ. Cefakârlıkta bulunursan. Enbiyâ. satımdan kaldın mı O(cc). Osmanlı Padişahlarının halifeliği devralıp müslümanları idare edecegi mülûk deviri. 152. inançsızlığın moda 1785 1786 Buhârî. hiç eşeğe biner mi?”1787 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. o nimeti buldu da hemencecik ayı ikiye böldü…”1786 “İsa. İsâ(as) anlayışına. o mülkü. yurttan alımdan. merdivenini buldu da dördüncü kat göğün üstüne çıktı. Mesnevî. Hanbel. aynı zamanda kendisine bir hedef ve yol göstermektedir. 349 . İsâ(as)’da vurgulanan bu üstün varlıklara nisbeten eşeğe binmiş olması ise. Bağdat’ta Abbasilerin emir olacağı umerâ devri. Hz. Sen yerden. Kur’ân ve hadise dayalı bu anlayışın yanı sıra. ne Karun gibi yerlere geçer. sonra vefat eder. fanî olan zevklerde ölüp. Mesnevî. Divan-ı Kebir.” Bknz. Haz. mana âleminde yol alması.”1785 hadis-i şerifi ve benzeri hadisler Buhârî ve Müslüm gibi muteber hadis kaynakları arasında yer almaktadır. 4/273. c. ölümsüzlük vadisinde ikinci doğuş olarak da adlandırılırken. bir Mü’min için sadece bir kıssa değil. c. 48. Ölmeden önce ölmek olarak da tabir edilen bu anlayış. Peygamber(sav)’den sonra kıyamete kadar yaşanacak devirler dört devir olarak özetlenmiştir. ne İsa gibi göklere ağar(çıkar). üçüncüsü. İsa’nın ölüleri diriltmesi bir metafor olarak ele alınmıştır. 2. gönül alçaklığı göstermek için eşeğe bindi. Şam’da Emevilerin. İsâ(as)’nın ölüleri diriltme mucizesi. Kur’ân-ı Kerîm’e riayet edilmeyen cebâbire devridir. zulmün ve küfrün arttığı. Mesela Hz. 920. 1788 Hanbel. mutasavvıflar tarafından bazı mecazî manalar da verilmiştir. 920. Remzi Kitapevi.kalır. Lâmekân âleminde de.1-7. ilahi zevklerle dirilmesi demektir. Müslümanlar onun üzerine namaz kılar. yoksa seher yeli. 2/406. mekân âleminde de seninle beraberdir. dördüncüsü. Müsned.

Mehdi(as)’nin zuhur etmesinden sonra olacaktır. Muhammed(sav) ümmetini bir sancakta toplayacaktır. s. cebabire dönemine kadar bildiren bir hadis şöyledir: “Benden sonra hulefa. 103.olduğu bir devir. Fiten 48. Bunların ilki. 518. insanların gurur ve büyüklüğüne vesile olan tüm 1789 1790 Tirmizi. 1791 Kıbrısî. Mesela Sahibü’z Zaman(as)’ın (Mehdi) alacağı tekbir. cebabire devrinin sonunda çıkacak büyük savaşı sona erdirecektir. Bu tekbirle. ss. Kaynakta Hulefa-i Raşidin döneminden. Kıbrısî’ye göre Mehdi(as)’nin zuhuru ile İsâ(as)’nın nüzûlü arasında bir takım hadisat cereyan edecektir. Beşinci devir olan Hazret-i Mehdi ve Hazret-i İsa Devri. 220-221. Kıbrısî’nin Mehdi(as) anlayışını dayandırdığı bir kaynak Râmuz el-Ehâdistir. O yeryüzünü adaletle doldurur. ss. 5. Ondan sonra da "Kahtani" gelir. Doğudan batıya tüm insanların duyacağı bu tekbir. Cebâbireden sonra ise Ehl-i Beytimden bir kimse gelir de. Mü’minlerin tekrar bir bütün haline gelip tüm dünya üzerinde adaletin ve Allah(cc)’a imanın yayılacağı devirdir. s. Hambel.1790 Daha sonra Mehdi(as). Gümüşhanevî. Müsned. 103-105. Bu hadis çerçevesinde Hz. 1791 Genel hatlarıyla kronolojik olarak ifade etmeye çalıştığımız bu hadisatın detaylarında Kıbrısî’nin beyanları ve şerhleri önem arz etmektedir. Peygamber(sav)’in sancağı ve kılıcıyla Şam-ı Şerif’e dönecektir. Tasavvuf Sohbetleri. Ramûz el-ehadis. Bu esnada Deccâl zuhur ettiği için İsâ(as) nüzûl edecek ve Deccâl’i öldürecektir. diğerlerinden aşağı değildir. O. İsâ(as)’nın nüzûlü. küfür ordusu tarafından işgal edilmiş olan İstanbul’u tekrar fethedecek ve oradan Hz. Kıbrısî. cebâbire devrinin sona ermesine müteakiben. Mehdi(as)’nin getireceği tekbirdir. hulefadan sonra umera.”1789 Bu hadiste bildirilen Kahtani’nin kim olduğu ya da olabileceği hususunda Kıbrısî’nin bir izahı ile karşılaşılmamıştır. meliklerden sonra Cebâbire. c. 350 . Beni gönderen Zata kasem ederim ki. Hak Dost 4. umeradan sonra melikler.

1792 İnsanların gönüllerindeki tüm iman zaafları gidecek. Ayrıca Bkz. s. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. öz be öz torunum olan Muhammedu’l-Mehdi(as) zuhur eder ve bu savaşı durdurup. fethin üç kez “La ilahe illallahu vallahu ekber” denilince Müslümanlara açılacağını ve şehre girileceğini söylemiştir. Fiten. bir tarafı karada olan bir şehir olarak tarif edildiğinden.teknolojik silahlar. bu anlayışını. el-Hakkânî. Bu tarih İstanbul’un 1453’ten sonraki ilk Müslüman 1792 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. hadise yapılan Aziziye Şerhinde geçtiğini ifade etmiştir. kutsal emanetler ve Konya ifadeleri. buyurur ve ‘Allahu Ekber! Allahu Ekber! Allahu Ekber!’ tekbirleriyle hutbesini tamamlar. 1793 Kıbrısî. garbî Roma ile şarkî Roma’yı (Vatikan ve Istanbul) fetheder. 1795 2006 yılında yapılan mülakata ait kayıtlar. Bu görüşe göre. Kıbrısî.. s. Osmanlı Padişahı dördüncü Selim.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. ey Ashabım! Üç tekbir sesi duyulur ve benim temiz soyumdan kırkıncı neslimden. İstanbul’un Ruslar tarafından işgal olacağı beklenmektedir. 2920.1793 Mehdi(as)’nin zuhurundan önce bahsedilen büyük savaşta. Bu ifadeden kitle imha silahları anlaşılmıştı ancak.”1794 Kıbrısî’nin burada beyan ettiği. 1796 Müslim. Buna bağlı olarak Kıbrısî. mecazî bir anlatımdır. Sultan Selim Han tarafından bizzat tören ile. 93. 1794 www. bu anlayışa istinad edilen hadiste geçmediği kanaatindeyiz.’ Akabinde derhal Konya’ya gelir ve orada ihtişam ve tazim içinde benim kutsal emanetlerimden mübarek kılıcımı son Selim olan Osmanlı Padişahı 4. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. a. Ebediyete Davet. Mehdi(as)’nin aldığı tekbirlerden sonra İstanbul’u ve Roma’yı fethedeceğini şöyle ifade etmektedir: “… ‘Sonra. Fiten. Bu hadisde tarif edilen Konstantıniyye. 104. video arşivimizde mevcuttur. İstanbul olduğu düşünülmektedir. işlemez hale gelecektir. Dolayısıyla.izleveindir.e.saltanat. 1296. bunun gibi daha birçok Hadisler mevcuddur ki Riyazu’s-Salihin’de yazmaktadır.1796 Bir görüşe göre bu hadis-i şerifte bildirilen tehlil. yeryüzünde hakikate dayalı bir adalet ve nizam gelecektir. 351 . bir tarafı denizde.’. Ebu Hureyre(ra).org/video/Bleif-In-Mahdi-082106. tekbir ve feth. s. farklı bir sohbette bu silahlara tank ve tabancaların da dâhil olduğunu anladığımız ifadelerle karşılaştık. 30 Ekim 1918’de İstanbul’u işgal ettiler. yirminci yüzyılın başında kendi teknoloji ve güçlerini ilah gibi gören kuvvetler. Tirmizi. www.1795 Ahir zaman hadisatı ile Konstantıniyye’nin fethini haber veren bir hadisi şerifi naklederken.g. 58. teslim alıp beline kuşanır.

Mehdî(as)’nin yetişmesine az kaldı. bir hükümet gelecek üç ay komünist Rus tertibi olacaktır. Komünist ordularıyla İslâm askeri orada karşılaşacak deniyor. ta İstanbul’a kadar açılır.1798 Müslim’de İstanbul’un fethini haber veren bu hadis-i şerif ile Kıbrısî’nin ifade ettiği fetihde benzer olan bir diğer husus ise. Müslim’de ve bazı kaynaklarda zikredilmiştir. 352 . Üçüncü bölük sebat eder ve Cenâb-ı Hakk’ın nusreti yetişir ve şol komünist ordularının hepsini süpürür geçer.. Komünistlik öldü ama komünistler hâlâ duruyor. Murat. Müslim. Allah’ın düşmanı (Deccâl) onu görünce. derken gökten Meryem oğlu İsâ inip onlara imamlık edecek. ikinci bölük şehid olur. Hz. Hanbel. Cenâb-ı Hakk onlara ilahi nusretini gönderir. Bkz. suda tuzun eridiği gibi eriyecek. ss. Hz. Askerler saf bağladıkları vakit Romalılar bizimle. Peygamber’in Açıklamaları Işığında Deccâl ve Deccâliyyet. Müteakiben onlarla harp edecekler ve üçte biri yenilgiye uğrayıp. lâkin bütün Türkiye değil. İstanbul’un fethi ve Deccâl’in zuhuru ve Hz. İskenderun Amik Ovasında büyük muharebe olur. 34. silahsız olarak son bulmuştur. gayb Alman kuvveti çıkacak dedi. 1798 Romalılar A’mak’a yahut Dabık’a inmedikçe kıyamet kopmayacaktır. 1797 Sarıcık. Şam hudûdu açılır ve hudut kalmaz. Gaziler kılıçlarını zeytin ağaçlarına asmış ganimetleri taksim ederken aniden içlerinde şeytan bağıracaktır: “Ne duruyorsunuz. Allah indinde şehitlerin en faziletlisi olacaklardır. cevabını vereceklerdir. Mesihu’d Deccâl çıktı. gayb Almanın kuvveti bir taraftan Rus’un üstüne yürür. Onların iflâhı kesilecek ve bitecektir. bir bölüğü döner kaçar. fakat daha tam erimeden onu kendi eliyle öldürüp mızrağındaki kanını halka gösterecektir. ailelerinizi bastı. O temizlik olacaktır. Bu işgal Lozan antlaşması ile 1923’te. Şam’a geldiklerinde gerçekten çıkmış olacak. 1/180. diyecekler. Onu o haliyle bıraksa tamamıyla eriyecek. bizden esir alınanların arasını serbest bırakın: Onlarla harbedelim.yönetiminden çıkışıdır. ahali de ordu da ikiye ayrılacaktır. Sonra İstanbul fethedilecektir. Hadis-i şerifteki tehlil ve tekbir bu silahsız fethi haber vermiştir.1797 Bu konuya benzerlik arz eden bir diğer hadis. Fiten. 145-146. Müslümanlar da: hayır! Vallahi sizinle din kardeşimizin arasını serbest bırakamayız. üç bölük ordudur. Türkler sancağa girdikten sonra Allah’ın hikmetiyle kanallar açtılar ve bataklık kurudu. Nesil Yay. Müsned. İbn Mace. Onların karşısına Medine’den o gün yeryüzü halkının en iyilerinden bir ordu çıkacaktır.” Ortada bir şey yokken hemen çıkacaklardır. Sonra üç ay içinde büyük muharebe çıktığında Mehdi(as)’nin çıkmasına üç ay var demektir. Eskiden Amik Ovası bataklık içerisinde bir yermiş. Bu orduyu Kıbrısî. İsa’nın nüzulü bildirilmiştir. 185. Büyük Şeyh Efendi Hazretleri. Söz konusu hadis-i şerifte de Mehdi(as)’nin ismi zikredilmemiş. İstanbul 2011. birisi Türkiye meselesidir. Mehdi’nin zuhurundan önceki alamet içinde şöyle ifade etmiştir: “Vaktin sahibine vakit yakın geldi. Onlar saflarını teşkil edip savaşa hazırlanırken namaza kamet getirilecek. İslâm askeri üç bölük olur. Fiten. 33.

video arşivimizde mevcuttur.1804 1799 www. İstanbul Tarihsiz. ikinci cihan harbinden sonrası için gerçekleşmediyse. 1804 2006 yılında yapılan mülakatta beyan edilmiştir. Konstantıniyye’nin fethi ve Deccâl’in çıkışı yedi ay içindedir. İstanbul’un tehlil ve tekbirle fethi olan 1923’ten sonra gerçekleşecektir. Deccâl ve Deccâliyyet..net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. 2012 yılında yapılan görüntülü sohbet. Kıbrısî’nin ifadelerinde de açıktır. İhlas Matb. 189 -200. İlki. 1801 Sarıcık. 147-148.”1800 Bu hadis-i şeriflerdeki haberleri mecazî olarak nitelendiren mezkur görüşe göre yedi rakamı. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Bu anlayışın şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs ettiği. c. ss. Mehdi(as)’nin zuhurundan önce beklenen bir cihan harbi anlamına gelmektedir. Mekke ya da Medine’ye gitmelerini söyleyecektir. 1803 Komisyon.org/6 mayıs ilahi ihtar geldi. emaneti verir. Daha önce belirttiğimiz gibi “Aziziye Şerhi” olarak ifade edilen kaynağa atfederek iki Selim’den bahsedilir. Kıbrısî’ye göre böylelikle dağılmış olan ümmetin yeniden hilafet sancağı altında toplanacağını ifade etmiştir. 147. www. saltanat. 353 . Osmanlı Tarihi Ansiklopedisi. s. Büyük harb olarak tercüme edebileceğimiz “melhametu’l-kubrâ” bir hadis-i şerifte şöyle bildirilmektedir: “Büyük harb. Kıbrısî’ye göre şek ve şüphe taşımayan bu haber. Kütübü Sitte. Mehdi(as)’nin İstanbul’dan emanetleri almasını. İslam hilafetini Mısır fethi ile alan birinci Selim Handır (Yavuz Sultan Selim).izleveindir.” alıntısını yaparak ifade etmiştir. hilafet sancağını kaldıracak başka bir Selim’in deniz yoluyla İstanbul’a geleceğini söyler. “Bir Selim gelir emaneti alır ve en son bir Selim daha gelir.1801 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre Mehdi(as). 139.1803 İkincisi. ss. Tasavvuf Sohbetleri. O vakit Mehdî(as)’ye tekbir alsın diye emir verilir. 1802 Kıbrısî. Dolayısıyla Deccâl’in zuhuru. Deccâl’in Horasanda ortaya çıktığına dair haber duyulması üzerine Mehdi(as) İstanbul’dan çıkacak ve Deccâl’in şerrinden kurtulmak isteyenlerin Şam. 14.Japon ise Çinin üstüne yürür. Daha önce de belirtildiği gibi. cebâbire devriyle hilafet yıkılmış olduğu için. c. üçüncü cihan harbinden sonra gerçekleşecektir diyebiliriz.1802 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur.”1799 Şeyh Nazım’ın bu ifadeleri. İstanbul’a Sancak-ı Şerif’i almaya geldiğinde. çokluk ifade etmektedir. s. 2/4092. Canan. 1800 İbn Mace. 6.

Nazım Efendi. tecrübe edenler arasında. Hazreti Mehdi(as) yedi günlük olduğunda. Nazım Efendi bu zâtın. yaygın ve paylaşılırdır. bu bilginin bilimselliği ve bunun gereği olan “yaygınlık” ve “paylaşılırlık” nitelikleri açısından tartışmalı görülmektedir. Tecrübe anlayışı duyulara. İsâ Mesih(as)’in ve Deccâl’in ahir zamanda zuhuruna işaret eden haberler ile iç içedir. tanık olmayanlarla paylaşma sürecinde oluşmuştur. vaktin sahibi olduğuna dair ondan bey’at üzerine durup bütün evliyalar da orada bey’at ettiler. onu tesmiye için orada Peygamber Efendimizin(sav) ruhaniyeti ve evliyaların hazır olduğu bir mecliste içtima olup. epistemoloji anlayışı da 1805 1806 Kıbrısî. Diğer taraftan bu tecrübe. Ancak bu tecrübeyle edinilen bilginin paylaşılabilir olması. herkes tarafından tecrübe edilmesini gerektirir. 138. Hızır(as) o bebeği getirdi. Peygamber(sav)’den doğrudan emir alan tek velî olduğunu ifade etmiştir. 354 . Mehdi telakkisini görmemizde onun açısından bir sufî tecrübe olması hasebiyle çok önem arz ederken. bir kısmı da bazı manevi tecrübelerine dayanmaktadır. sadece bir zümrenin tanık olduğu vakıayı. s. Ondan sonra burada (Yer altı Câmiînde) durdurulmadı. yaşayabilecek her mü’mine açık olduğu kadar. Aynı eser. s. Sonra kendisi mübarek elini koyup. Yedi günlük bebek günde bir ay büyümek suretiyle yedi aylık olarak geldi. Bununla birlikte tasavvuf ıstılahı. yaygın olması ise. Dolayısıyla. Mehdi(as)’nin zuhuru hakkında verilen haberlerin.Şeyh Nazım’ın Mehdi telakkisi. 140. vazifesi odur”1805 Nazım Efendi’ye göre Mehdi(as)’ye ait emanetler İstanbul’da bulunan evliyadan bir zât tarafından gözetilmektedir.1806 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu tecrübesi. Tasavvuf Sohbetleri. Onun buraya gelişi Sancak-ı Şerifi teslim almak için olacaktır. Dolayısıyla Kıbrısî’nin Mehdi(as) hususundaki beyanlarının bir kısmı. bu tecrübeyi tadanların arasında bir kavramlar birliği oluşmuştur. o bilginin fenomenal (olgusal) değil kavramsal olmasını. diğer kıyamet haberleriyle birlikte şerh ve tevillerine de dayanırken. tekrar yerine döndürüldü. Mehdi(as)’nin İstanbul’a gelmesiyle alakalı bu tecrübelerinden bir tanesini şu ifadelerle paylaşmıştır: “Karaköy’de Yer altı Câmiî vardır. Peygamberimiz(sav) onu Muhammedu’l-Mehdi diye tesmiye etti.

355 . Fecr Yayınevi. ister fasid olsun. 6457. Hz. diğer bilimsel kanunlara ters olmaması gibi şartları vardır. Kıbrısî’nin Mehdi anlayışı İslami kaynaklarla mukayeseli olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. cehennem ehlinin hüzün ve kederi de bir kat daha artar. Ankara 2004. hayatı anlatılırken ele alınmıştır. Sahih.” Bkz. Mehdi(as) ile görüşme tecrübeleri. 638/1240)’ye göre bu tecrübeler. cehennem ehli de cehenneme vardığında. İslamî hükümlere muhalif olmaması. Ertürk. Dolayısıyla zahir ulemasının eleştirileri misal âleminin varlığına değildir. Ramazan. Sahih. Müslim. yapısal açıdan duyu tecrübesi ile neredeyse aynıdır. Benzer şekilde bir sufi tecrübenin. 1. tecrübeyi yaşayan kişinin hal ve davranışlarının terakki etmesi. bu âlemin varlığı kabul edilmektedir: “Öyleyse o ister sahih olsun. mülk âlemiyle çelişmesinden dolayı reddedilse de.duyu algılarına indirgemiş bilimsellik açısından. 1809 “Cennet ehli cennete vardığı. Onların eleştirileri. mevzu bahis olur. Buhârî. Meşayıh-ı kiram tecrübelerinde ise. Sufî Tecrübenin Epistemolojisi. Ey cehennem ahalisi! Artık ölüm yoktur!’ diye nidâ eder. Kıyamette ölümün koç suretinde 1809 getirilip kesilmesinin gerçekleştiği bu âlemdeki müşâhedelerin. Bizim amacımız misalin varlığını ispat etmektir. ıstılahta yer alması için. ashab-ı kiramla(ra). 43/2850. 1807 Tafsilatlı bilgi için bkz. onu bir yana bırak. benzer tecrübeleri yaşamış büyük sufilerin bildirdiklerine ters düşmemesi icab eder. dördüncü mertebesi olan misal (hayaller) âleminde gerçekleşir. hakikatleri orada sembolik olarak bulunur. Sonra bir münâdî. Bölüm/Nazım-ı Kıbrısî’nin Hayatı ve Eserleri. kutuplarla ve evliya-ı kiram ile manen görüşme tecrübeleri yaygındır. Hızırla(as). yaygın ve paylaşılabilir olmadığı gerekçesiyle önemsiz addedilen sufî tecrübe. 1808 Bu tezde bkz. Cennetle cehennem arasında yatırılıp kesilir.1807 Kıbrısî’nin tecrübesine bu açıdan bakacak olursak. hal ve davranışları. Müşâhede âlemine ait her şeyin. Bu başlıkta. Mesela bir bulgunun bilimsel olması için. ‘Ey cennet ahalisi! Artık ölüm yoktur.1808 Bununla birlikte Mehdi anlayışının İslamî olup olmadığı ve büyük mutasavvıfların tecrübelerine aykırı düşüp düşmediği. mana âlemindeki müşâhedelerin. Peygamber(sav) ve Peygamberlerle(as). Bu o kadar önemli değil. İbn Arabî (v. mülk âlemine nisbeten anlamsız olmasınadır. ölüm alacalı bir koç suretinde getirilir. beş merteben oluşan varlığın. tecrübe ve/veya deneyle isbat edilmesi. Şeyh Nazım’ın ve Hakkâniyye’nin özgün bir yönü olduğu görülmektedir. Ancak. Bu hâdise sebebiyle cennet ehlinin ferahı bir kat daha artar.

Humus. ey Mü’minler. bey’attan bahsetmiştir. 140.”1813 Hadis-i şeriflerde manevî bey’attan söz edilmemektedir. s. Şam. manevî ve maddi olmak üzere üç çeşit.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. Marifet ve Hikmet. marifet ehli sayılmaz. Bunlardan bir tanesi Ebu Davud’da şöyle geçmektedir: “Halifenin ölümü anında ihtilaf olur. Kıbrısî. 5/94. oniki bin evliyanın yaptığı. Halep.1812 Mehdi’ye bey’at edilmesi hususunda bazı hadis-i şerifler vardır. hadis şerhlerine ya da Kıbrısî’nin tevilleri dayanmaktadır. Hama olarak yedi konakta da bey’at alacaktır. Bunlardan birincisi. ‘Ey insanlar. s. Üçüncüsü ise Mehdi(as)’nin maddî zuhurundan sonra Şam’da umumî olarak Müslümanların yapacağı bey’at olacaktır. O emanetlerin pörsümüş hali gidecek ve Efendimizin(sav) zamanında nasılsa aynen öyle olacaktır. Trablusgarp. Hacer-i Esved’le Makâm-ı İbrahim arasında ona bey’at ederler. Onun şerrinden kendini korumak isteyenler Şam’a gelsin’ Mekke. Medine ve Kudüs de dâhildir. Mehdî(as) kerametle yürür. Bursa.”1814 1810 1811 İbn Arabî. 129. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 1814 www. Bu bey’at Mehdi(as)’nin halifetullah olduğu yönünde olacaktır.Misalde zuhur eden şeylerin sahihliğine veya fasitliğine pek aldırmıyoruz… Bu âlemin mertebelerini bilmeyen. Arafat dağında. Allah’ın düşmanı Müslümanların düşmanı huruç etmiştir. Dolayısıyla manevî bey’at hususu. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.izleveindir. istememesine rağmen (bulunduğu yerden) çıkarırlar.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir.”1810 Mehdi(as)’nin zuhurundan sonra. Kıbrısî.1811 Kıbrısî’ye göre Mehdi(as). İstanbul’da bey’at verir gökyüzünden bir seda gelir ki. İstanbul’a yapacağı yolculuk esnasında. Konya. rüya yoluyla birçok kişinin yaptığı manevî bey’atlardır. 137. Tasavvuf Sohbetleri. İstanbul. 1812 www. Medine halkından bir kişi koşarak Mekke’ye çıkar. Bey’atlardan sonra Mehdi’nin yedinci konağı olan İstanbul’a varışını Kıbrısî şöyle ifade etmiştir: “Sancağ-ı şerîfi ve mukaddes emanetlerin hepsini alır. ikincisi. 1813 Ebu Davud. Hz. Bu keramettir. Mekke halkından bir grup onu.izleveindir. 356 . Sünen.

Hz. 357 . Kıbrısî’nin buluşmaya dair beyan ettiği hadisler. Hz İsa bütün dünyada kırk yıl hükmeder. Kıbrısî bu buluşmayı şöyle ifade etmiştir: “Îsa peygamber gelinceye kadar Şam’da mahsur kalırlar. ümmeti Muhammedîden olduğunu tahakkuk etmek için.1817 Ancak bu eserlerde Mehdi ismi geçmediği için. Bu zaman içerisinde kötü ve şeytani hiçbir şey kalmaz ve dünya adeta 1815 www. Fiten. Ebu Davut. İmare. deccâl başlığında incelenecektir. Müslümanlar Deccâl’le savaşa hazırlanırken. Mehdi(as)’nin arkasında durur ve namaz kılar. Bu hadiseler içerisinde Hz. Namaz kılacakları zaman ineceği ve Müslümanlara imamlık yaptıktan sonra. Deccâl’i Şam yakınlarında öldürür ve Hz. Hz.1816 Buhârî ve Müslim’de yer almaktadır. Kıbrısî’nin beyanlarında doğu ve batı Roma’nın fethi konusunda detaylı izah ile karşılaşılmamıştır.”1815 Burada beyan edilen deccâl ile ilgili ifadeler. Cenâb-ı Hakk. 34.izleveindir. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. daha önce belirttiğimiz diğer kaynaklarda mezkûrdur. Müslim: İmare. İsâ(as)’nın İstanbul’un fethinden sonra. Mesela Hz. 1816 Buhârî. Fiten. 1. batı Roma’nın fethine izah getirilmemiş olmaktadır. İsâ(as)’nın Deccâl’in çıkışından sonra ortaya çıkacağı. Deccâl’in öldürülmesinden sonraki süreci. Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği bir hadisde.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir.Bu kronoloji içerisinde İstanbul’un fethi hadisesinden sonra Şam-ı Şerif’e dönüleceğini düşünecek olursak. Îsa Peygamber(as) gökyüzünden sabah namazında iner. Deccâl’i kılıcıyla öldüreceği belirtilmektedir. Kıbrısî. Mehdi(as)’nin İstanbul’dan Şam’a dönmesi esnasında Deccâlin Kudüs'e gideceğini ve oradan tüm dünyaya küfrü yaymak üzere kırk günlük bir seyahate başlayacağını söyler. İsâ(as)’nın nüzulü ile ilgili hadis-i şerif çok fazladır. Hz. Kırk gün sonra Hz. Mehdi(as) namaz için mihrâba girer ama heybetli Îsa Peygamberin(as) geldiğini görünce mihrabtan geri çekilir ve mihrâbı işaret edip Îsa Peygamberi davet eder… Îsa Peygamber(as). 1817 Müslim. Îsa(as)’yı gönderdiğinde. Ondan sonra ise. Hz. 11. Mehdi ile Şam’da buluşur. İsa nüzul eder. Şeyh Nazım şöyle ifade etmiştir: “Mehdi(as)’nin hükmü yedi sene sürer. 51.

36. Sonra kötüler ve şeytaniler dünya üzerinde azar azar yeniden ortaya çıkar ve on yıl boyunca çoğalırlar. İsâ(as)’nın ölümünden önce. 33. Bu on yılın sonunda. müfessirlere göre bazı ayetlere istinad edilmiştir. İsâ(as) Medine'de ruhunu teslim eder ve Peygamberimizin(sav) yanına defnedilir. ss. 31. Fiten. cizyeyi kaldıracağı vakit yakındır. Mal sahih olarak verilir ve müsavaat üzere taksim edilir. Ebu Hureyre. İbn Mace. 431-432. İbn Mace. 21. Müsned. Fiten. Allah Zülcelal Hazretleri ona rahmetini indirir. 110. bazı hadislerde ravinin tereddütüne göre beş.”1820 ayetinde geçen “gable mevtihi” ifadesindeki zamir. İman. Mesela. adaletli bir hükümdar olarak Meryem oğlu İsa’nın aranıza adaletli bir hâkim olarak ineceği. “Kitap ehlinden her biri. yedi ya da dokuz sene olarak bildirilen hadis-i şeriflerin birine dayandırıldığı kanaatindeyiz. Fiten. 59. 1823 Müslim. Sem’an’dan gelen bir hadiste. Hz.1819 Ancak Hz. Ta ki. umumî müfessirler tarafından Hz. s. Fiten. 508. haçı kırıp. Müslim. 1821 Konyevî. 62. c. tüm insanların iman edeceği ve asr-ı saâdet misali bir altın çağın olacağı anlayışı kabul görmüştür. uzun uzun bir takım şahıslar ve olaylardan söz edilmektedir. Cariyeler bile saygı görür. İsâ(as) olarak yorumlanmış ve Hz. Hak Dost 4. Gümüşhanevî. Nevvas b. kıyametin de bu insanların üzerine kopacağı ifade edilmektedir. Davar çok olur.3. Bkz. Enbiya 49. domuzu öldüreceği.” Yedi veya sekiz rakamında ravi (Hz. Allah güzel kokulu bir rüzgâr göndereceği ve bütün Mü’minlerin ruhunun kabzedileceği. dünya ve içindekilerden tamamından daha hayırlı olur. ss. 24. Mü’minler cennetten gelen rüzgârı teneffüs edip ruhlarını teslim eder ve kıyamet geriye kalan kötülerin ve kâfirlerin üzerine kopar. tek bir secde. İsâ(as) mevzuunda beyan edilen diğer haberler. Ebû Said ra) tereddüd etmiştir. Hülasâtu’l-Beyân. 1822 Buhârî. Ramûz el-ehadis. Arz ona nebatını çıkarır. 242-243. Mevdudî.”1822 hadisi ise bu anlayışın muhaddislerce kabul gördüğü kaynaktır. 103-105. Peygamberin şöyle buyurduğunu nakletmektedir: “…Beş. Tirmizi. Hadisin en sonunda ise.” Bkz. s. 1821 “Nefsimi kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki. c. Kırk yılsonunda Hz. 358 . Hanbel. geride insanların kötülerinin kalacağı.”1818 Mehdi(as)’nin yedi sene yaşaması yönündeki anlayış. “Ümmetimin sonunda Mehdi (as) çıkar. ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. 1. 4/182. 4084. yedi ya da dokuz sene hüküm sürecek ve doğu beldelerinden gelen siyah sancaklı adamlar onun (Mehdi’nin) ordusuna katılacaklardır. O zaman mal öylesine çoğalır ki kimse onu kabul etmez. 59. Ahmed Ziyâüddin. Yedi veya sekiz yıl yaşar. 1108. 1820 Nisa: 4/159. Tirmizi. Fiten.1823 Dolayısıyla 1818 1819 Kıbrısî. Mezâlim.cennet gibi olur. Tefhîmu’l-Kur’ân. 4088.

gönüllerdeki imanlar kemale erecek. Müsned. Lisânu’l-Arab. aralarında Mehdi(as)’nin bulunmasıdır. s. Hadis-i şeriflerde bildirilen deccâl. Müsned. 238). 2. Hanbel. Deccâl ve Deccâliyyet. 16. c. Peygamber(sav)’e miracda verilen ve bugüne kadar açılmayan sırlar açılacaktır. 1828 İbn Mâce. 67) ve yahûdîler (Müslim. Buna bağlı olarak. Hâlidiyye-i Hakkâniyye müridleri olması beklenmektedir. münafıklar (Hanbel. Kamûsu’l-muhît. s. Müsned. 1826 Sarıcık. Fiten. İbn Mâce. kadınlar (Hambel. Bu telakkilerin sonucu olarak Tarikat-ı Hakkâniyye meşayıhından tevarüs eden bir vazife çıkmaktadır. Feyruzabadi. c. Fiten. DECCÂL: Deccâl. 1829 Ona özellikle inançsızlar. 1825 Buhârî.1824 c. onlardan olmak üzere dua etmektedir. Hz.” yönündeki bir anlayışa istinaden.1828 Deccâl. 33. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs eden bu anlayışa bağlı olarak ahir zaman ümmeti övülmüştür.1830 kıvırcık saçlı. Kıbrısî. yalancı mesih anlamına gelmektedir. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Mehdi’nin saltanatını hazırlayacaklardır. Farklı bir ifadeyle ahir zaman ümmetine kıymet kazandıracak olan nesne. 4.1827 Deccâl ismi Kur’ân-ı Kerîm’de geçmemektedir. c.1832 sağ 1824 www. pis ve necis yapan gübredir. s. 294. ahir zaman ümmeti övülmüş olduğundan. sahtekar demektir. s. hadis-i şeriflere dayanmaktadır.sufilive. s. Binaenaleyh. büyük bir baştan çıkarıcıdır ve bu durum. c. 224 359 . sırlar keşfedilecek ve yeryüzü adaletle dolacaktır. manevi tecrübelere ya da hadis şerhlerine değil. 1827 İbn Manzûr. 997-998. deccâl olan mesih. Fiten. onun Mesih gibi bazı kuvvetlerle donanmış olmasından ileri gelmektedir. “Doğu tarafından birtakım insanlar çıkıp. hizmet edenlerin. Hz. 124.1831 iri cüsseli olup.1825 Bu manaya bağlı olarak elmesihu’d-deccâl. s.2. Bununla birlikte Mehdi(as)’nin zuhuruyla. kızılca renkli.Kıbrısî’nin bu ifadeleri. 3. Fiten.1829 Deccâl. çok yalancı.com/video arşiv/MSH-47-secretsMiraj-1-102406. 3. 25. ahir zamanda vuku bulacak alâmetlerdendir. 35.1826 Deccâl’in bir manası da bulunduğu yeri kirleten.

Kıbrısî. 33. 1106/1694)’nin “Kimi İsâ nefestir. Melâhim. Nerede deccâle hançer çekecek Hz. ahir zaman hadisleri çerçevesinde ele alınmıştır: “Nerde o nefesi kutlu Hz. 68. nefis yönünü zayıflatan. 1/195. Mukaddime. 3/79. İbn Hanbel. Müslim. Ru’yâ. sağı ölü eyler”1836 dizeleri. 173. 2/135. 544. 20. Her peygamber ümmetine. söz konusu anlayışa bir misaldir. 1835 Yazıcızade. Bununla birlikte Mevlanâ. Kimi deccâl olup. 138-139. 506-507. Ru’yâ. Hac. Fiten. 14. Mevlanâ’daki gibi. 151. Tam ve Tekmil Divânı. ss. 33. s. İsâ(as) ki. yazı bilen. deccâlini öldürmüş İsâ’ya benzetilirken. bilmeyen her Mü’minin okuyabileceği biçimde “kâfir” yazılıdır. Bkz. Tevhîd. İsâ(as)’yı. 11. manevî yanını kuvvetlendiren kişiyi. Yılmaz. Fiten. Enbiyâ. s. Kıbrısî’ye göre İsrailoğulları kendilerine gönderilen Peygamberleri. 1839 Kıbrısî. yani Hz. 100. bir metafor olarak zikredilmiştir. 17. ahir zaman hadisleriyle birlikte işlemiştir. söz konusu tanımlamasında. 1832 Buhârî. 103. Hz. 1836 Mısrî. 1834 Buhârî. b. deccâlini öldürmüş kişi olarak tanımlar. ss. 30. 43.”1838 Nazım Efendi’nin ifadelerinde. Tasavvuf Sohbetleri. 362-363. İbn Haldun. metoforik kullanımlarla karşılaşılmamıştır. 2. 8. İsâ ve Deccâl anlayışlarının metoforik anlatımını. diğer gözü dışa doğru patlaktır. Libâs. Meryem(as)’in vasıtası olmaksızın coşup taşsın da onun yüzünden Hristiyanların gönülleri. 104. inkâr ettikleri için deccâli beklenen peygamber zannedeceklerdir.1839 katılacaklardır. 1830 Buhârî. 1837 Mevlanâ. Enbiyâ. 87. s. Mesela varlık vehmini tamamen ortadan kaldıran kişi. s. 20. kıyameti kopması. 1833 Buhârî. deccâlin Horasan tarafından Filistin topraklarına geleceğini söylediği bir sohbetinde. İsâ(as)’sı gökten inmiş. 320. Libâs.1833 İki gözü arasında. Muhammediye. Divân-ı Kebîr. Buhârî. 360 . Niyazî-i Mısrî(v. 1831 Buhârî. onu öldürerek ruhu ve azizliği temsilen İsâ(as). Yahudiler ve İsrail halkından bir zümrenin ahir zamanda gelecek bir peygamberi beklemekte olduklarını ifade etmiştir. gel de bize güzelliğinin efsununu oku da. Müsned. 137. Müslim. eder ihyâ. İsâ…”1837 “Ey zamanenin İsâ’sı. Hz. zünnârları koparıp atsın. bu baştan çıkarıcıdan korunmayı emretmiştir.1834 Sufilerin deccâl anlayışı. 1838 Aynı eser. b. Envaru’l-Aşıkîn. İslam Tasavvufu. bu anlayışlardan farklı değildir. c. Yazıcıoğlu. dirilelim. Ebû Dâvûd.veya sol gözü kördür. 105. s.1835 Ancak bunlara ek olarak nefs ve zilleti temsilen deccâl. s. 3. Mevlanâ. 799.

deccâlin emrine uyacağı bildirilmiştir. üçüncü günü bir hafta gibi.1841 Dolayısıyla ahir zamanda zuhur edecek deccâli. Ladinilik.1845 Bir görüşe göre deccâlin bu hâkimiyeti ve süresi Hz. mucitleri. sonra ikiye bölünen bu adam deccâlin çağrısıyla yanına geleceği bildirilmiştir. Gün.Hadis kaynaklarında kıyamet alametleri bildiren rivayetlerde deccâlin doğuda. Bu yer bir rivayete göre Horasan. Farklı bir ifadeyle ilk günü. İbn Mâce. 362. İsrail’de kendisine ayrılan tahta oturduğunda dünyanın hâkimi olduğunu ilan edip. Bunların liderleri. Fiten. dinleri. Deccâl hâkimiyeti esnasında. Müsned. 137. ikinci ise bir ayda yapılabilecek tahribatı yapar. fitne ve imansızlık ile insanlar arasından hakikatin zıddında olan tüm fikir. kendisine uymayan Mü’min bir genci kılıcıyla ikiye böleceği.1840 bir rivayete göre İsfahan’dır. s. Fiten. c. 1844 Müslüm. 1842 Müslim. 1845 Müslim. 1 ss. gizli/açık şirk. hadislerde devir manasında olup. Şam. sonra bir haftalık ve sonra da. 361 . dünyevilik. 110. Bu görüşe göre deccâl. Tasavvuf Sohbetleri. deccâlin ekseri tabileri Yahudiler olacaktır. Peygamber(sav)’in meteforik anlatımlarındadır. oluşum ve sistemler deccâlliyetir. 110. 20. 1843 Kıbrısî. bir ok atımı kadar birbirinden uzak düşeceği. toprak da bol ürün verecek. ikinci günü bir ay gibi. uzak bir yerde ortaya çıkacağı bildirilmiştir.”1844 Bu süre zarfında yerin göğün. 7. bir yılda yapılabilecek tahribatı. irtidada. kendisine secde edilmesini isteyecektir. kırk gün uzun bir zamanı ifade etmektedir.1842 Nazım Efendi’ye göre deccâl. Fiten. kendilerine gönderilen kurtarıcı zannedecekleri yönündeki anlayışın istinad edilebileceği bir hadis-i şerife göre. 33.1843 Hadis-i şeriflerde deccâlin kırk gün hüküm süreceği kaynaklarda şöyle geçmektedir: “Bu kırk günün birinci günü bir yıl gibi. Bununla birlikte uğradığı harabeler içinden defineler çıkaracağı. 1840 1841 Hanbel. yöneticileri ise. bir günde ne yapılabilirse onu yapar manasına gelir. ona uymayanlar son derece kıtlık içine düşeceği bir tasarrufundan bahsedilmiştir. adamın her parçası. Mekke ve Medine hariç tüm dün yaya kırk gün hükmedecektir. 4. toplum hayatından uzaklaştırmaya yönelten her şeydir. diğer günleri sizin günleriniz gibidir. Sahih. yüzyıl başlarında zuhur eden ve bütün dünyayı dinsizliğe. emriyle kendine uyanlara yağmur yağdıracak.

Farklı bir ifadeyle mürşidin terbiyesinde hakikati arayan mürid. Tekrar küfür orada burada görünmeye başlar. İlim. 136-324. Bilim ve teknikle yeryüzündeki tüm hazinelerin ortaya çıkması sonucu takipçilerine.1849 Şeyhe tam teslimiyet ve bu haberlerden şüphe etmemenin önemli olduğu Hakkâniyye yolunda. Efendimizin(sav) ayağı ucuna defnolunur. 1849 Bu tezde bkz.Mürşid-d. Kıbrısî açısından bir şey ifade etmez. sadece maddi hayatı görür. Ondan sonra İsâ(as)’nın zamanı on sene daha devam eder. ss. Efendimizi(sav) ziyarete gider ve ruhu orada kabzolunur. arkeolojiden jeolojiye tüm bilimlerin mahsulü olan yer nimetlerini arz etmesidir.1846 Tüm bu bilgilerin kaynağının Hz. 362 . hadis ulemasınca zayıf olarak nitelendirilmesi.küçük deccâllerdir. 103-105. Çünkü bu bilgi kendisine Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs etmiştir.1848 Çünkü onlar hakikat ilmine haiz. Kâfirlere bir şey olmaz. aslında bir bakıma üstadlarının ve şahsının tevilleriyle şekillenmiş bir anlayışı beyan etmektedir.Mürid. tahricen değerlendirilmelerine bağlı olarak. ss. kıyamet. Bu yüzden rablik ilan etmeleri. İsâ(as) kırk sene Efendimizin(sav) şeriatı üzerine hükmeder. İsâ(as). Onu koklayan her Müslüman. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. onları defneder. mürşidine kalben dahi muhalefet etmez. Veli . 1848 Bu tezde bkz. Peygamber(sav) hadisleri olduğunu ifade eden Nazım Efendi. Hak Dost 4. lakin kıyamet alametleri her tarafta görünmeye başlar. Sonra Cenâb-ı Allah cennetten bir rüzgâr gönderir. Makamlar ve Seyr u Süluk ile İlgili Kavramlar/c. Kıbrısî. Sonra Allah melaike gönderir. Bu görüşe göre. Hep tevhîd ehlidir. Deccâl ve Deccâliyyet. b. mürid ve terbiye anlayışıyla ilgili olduğu kadar. Bu anlayışa esas teşkil eden hadislerden bir kısmının. Ondan sonra yeryüzünde o vakte kadar kırk sene içerisinde tek kâfir yoktur. Bir gözü kör olan bu kişiler ya da akımlar. deccâlin Mü’min genci ikiye bölmesi ise. 1846 1847 Sarıcık. Müslümanların iman ve fikir hayatlarını nifakla bölmesi ve öldürmesi ve bâtılla ihya etmesi gibi manalarda tevil edilmiştir. ıslah ve yenilik adına kendine uyanlara hükmetmeleri söz konusudur. gerçek âlimlerdir. ruhunu teslim eder. yine hadislere dayanarak şu şekilde ifade edilmiştir: “…Allah deyenler bulunduktan sonra kıyamet kopmaz. âlim ve evliya anlayışıyla da ilgilidir. manevî hayata kördürler.1847 Bu durum Kıbrısî’nin mürşid.

103-105. Ondan sonra mesih-i deccâlin peşine düşüp onu öldürecektir. Müslim. Hak Dost 4. zayıf ve merdud olmak üzere birçok hadis bulunduğundan. Hadis’e göre Hz. gelişiyle birlikte tabiatta ne gibi değişikliklerin olacağını anlatmıştır. deccâlin Hint Okyanusunda bir adada zincirli olduğunu belirtmiştir. Hz. Peygamber(sav) zamanında da sahabeler tarafından beklendiği.1851 1994 yılında yaptığı bir sohbette Şeyh Nazım. s. Fiten. 4.1853 bu ifadelerin hadise dayandırılma ihtimali olduğu gibi. deccâl hususundaki tevillerinde yanıldığını.Namazlarını kılarlar. Müsned. Deccâl. söylediği kaydedilir. ss. kıyametin de bu insanların üzerine kopacağı ifade edilmektedir. Hanbel. soluğu. ayrıca yeryüzünde meydana gelecek bazı güzellik ve bereketlerin görüleceğinden bahsedilmiştir. İsâ(as)’nın soluğunu duyan her kâfir hemen ölecek. Sem’an’dan gelen bir hadiste. s. kendi gözünün görebildiği yere kadar gidecek ve herkes onun soluğunu duyacaktır. 1852 Kıbrısî. Ebu Bekir’e. Mehdi(as) anlayışında da olduğu gibi. Deccâl ve Deccâliyyet. bütün mü’minlerin ruhunun kabzedileceği. 363 . 182. Yeryüzünde yalnız kâfir kalır.”1850 Nevvas b. 99. kıyamet onların başına kalır. Tirmizi. Ebu Bekir’in(ra) deccâl vasıflarına uyan bir çocuğu dikkatlice tahkik ettikten sonra Hz. 1854 Sarıcık. sahabenin de deccâli beklediği ve yanıldığı kanaati vardır. yeryüzündeki hızını.1852 Kıbrısî. Bu hadisten öğrendiğimize göre Hz. s. 1853 Bulut. İsâ(as) ona uyanların Ye’cuc ve Me’cuc ile savaşmalarından. s. 85. Peygamber(sav)’e haber verdiği ve O’nun da Hz. Allah(cc)’ın güzel kokulu bir rüzgâr göndereceği. Rivayetin devamında Hz. Peygamber(sav)’in bildirdiği ahir zaman haberlerinden şüphe 1850 1851 Kıbrısî. geride insanların kötülerinin kalacağı. Hak Dost 4. c. Peygamber(sav) burada ashabına deccâlden çokça bahsetmiş. onun bedensel özelliklerini ve yeryüzünde ne kadar kalacağını. uzun uzun bir takım şahıslar ve olaylardan söz edilmektedir. bazı hadislerin şerhlerine dayandırılma ihtimalleri de vardır. 59. Deccâl hakkında sahih. bu anlayışına dayanak teşkil edebilecek bir hadisi zikretmemiştir. Fiten. bir defasında Hz. Hadisin en sonunda ise. 192. Bununla birlikte deccâlin Hz.1854 Dolayısıyla Kıbrısî’nin deccâl konusuna yaklaşımı. Bu ve benzeri rivayetlere istinaden. 110.

103-105. Bu haberlere bağlı olarak yapılan günlük teviller gerçekleşse de gerçekleşmese de. İsâ(as) Medine'de ruhunu teslim eder ve Peygamberimizin(sav) yanına defnedilir. Bu on yılın sonunda. muhtelif tevillerden bir tanesidir diyebiliriz. Mehdi ile Şam’da buluşur. Fiten. deccâlı Şam yakınlarında öldürür ve Hz. Kıbrısî. 110. Mehdi(as) ve İsâ(as) başlıklarında yeri geldikçe değindiğimiz hadisat içerisinde deccâlin malum sonu bildirilmiştir. Sonra kötüler ve şeytaniler dünya üzerinde azar azar yeniden ortaya çıkar ve on yıl boyunca çoğalırlar. 182. Hz İsa bütün dünyada kırk yıl hükmeder. Bu zaman içerisinde kötü ve şeytani hiçbir şey kalmaz ve dünya adeta cennet gibi olur. Kırk gün tamamlandıktan sonra Hz. Şeyhinin de tasdik ettiği bu haberler. şuan gerçekleşmese bile. Tirmizi. s. 1855 1856 Kıbrısî. 4. muhakkak gerçekleşecektir. 364 . İsâ nüzul eder. Deccâl’in Horasan tarafından zuhur etmesi. Deccâl’in Hint Okyanusunda bir adada zincirli olması ise tecrübeye dayalı tevil nevinden heber olma ihtimali yüksektir. Mü’minler cennetten gelen rüzgârı teneffüs edip ruhlarını teslim eder ve kıyamet geriye kalan kötüler ve kâfirlerin üzerine kopar. Hak Dost 4.1855 Deccâl’in öldürülmesinden sonraki hadisatın muteber kaynaklarda geçen hadisi zikretmiştik. asıl olan şüphe etmeden beklemektir. Mehdi(as)’nin hükmü yedi sene sürer. Mekke ve Medine hariç tüm dünyaya kırk gün hükmetmesi bu çerçeveden haberlerdir. Kırk yılın sonunda Hz. Fiten.etmemek üzerine kurulu olduğu görülmektedir. Müslim. c. ss.1856 Özet olarak Kıbrısî’nin deccâl anlayışı. Ancak bunlara ilaveten manevi tecrübelere dayalı teviller de bulunmaktadır. bu hadisler çerçevesindedir ancak. Hanbel. kıyamete kadar uzanan süreci şöyle ifade etmiştir: “…Bu arada. Müsned. Ondan sonra ise. 59. Şam. deccâlin öldürülmesinden itibaren. Deccâl Kudüs’e gider ve oradan tüm dünyaya küfrü yaymak üzere kırk günlük bir seyahate başlar.

Allah(cc) üzerine yemin etmek ve isitiğase (imdat dileme) büyük günah addedilerek. el-Gadiyr. Sâib. Faruk Meyan. İstanbul 1977. Abdulhamîd.d. Tashihü’lmesâil. İstanbul 2002. günümüz Müslümanlarının maddeperest inanç ve yaşantılarının müsebbibidirler. Muhammed Fadlürrasul. Zeynî. kabir üzerine türbe yapmak. Allah’ı cismanî varlık olarak tassavvur etmek olan tescim anlayışı ve Allah’ı mahlûkata benzetmek olan müşebbihe anlayışı. yüzyılda. evliyayı ve manevi mertebeleri reddettikleri için Vahhâbîler.: A. edDuraru’s-seniyye fî reddi ale’l-Vehhâbîyyeti. İbn Teymiyye’nin (v. Teymiyyeciler ve Vahhâbîler arasında zımnen mevcuttur. Beyrut. Bu anlayışa göre. Sagafi. Peygamberi normal insanla bir denk gördükleri. İstanbul 1976. men edilmiştir. İslam’daki ruhaniyeti reddeden Vahhâbîler için Peygamber. Işık. 365 . İstanbul 1976. Press. Dâru’l-Marife. 1792 yılında vefat etmiştir. İmare. Sudi Arabistan’ın Necid bölgesinde ortaya çıkmıştır.. İhlas Vakfı. Polat. tescim ve teşbih inançlarına dayanmaktadır. Wahhabi Islam. Hz. ekser tevhid anlayışını reddeden bir tevhid akidesi üzerine kuruludur. 1207/1792) adına nisbet edilen Vahhâbîlik. Abdülkerim. Vehhâbiyye Nashiyat. Peygamber(sav)’e seyyidina (efendimiz) demek. elVehhabiyyetu fî suretiha’l-hakikiyyeti. Bu görüşü savunan meşhur eseri Kitâbu’t-tevhid. New York 2004. Hasan.. Tunus. Oxford Unv. ulema ve halk tarafından çok tepki görmüştür. mevlid-i şerif okumak. es-Selefiyyetu. Vahhâbîler hakkındaki bu düşüncelerini 1857 1858 Natana. Daru’l-İmâm-ı Ravvas. Delong-Bas.1858 Mezhep dışı olan Vahhâbîlik. Hüseyin Hilmi. Fazilet Neşr. ekseri İslam ulemasını tekfir etmiş. Dehlân. postacıdan ibarettir. Vahhâbîlik: Vahhâbîlik. Muhammed. Berekat Yay. Kıbrısî’ye göre Yahudilerin uydurduğu bir yoldur. es-selefiyyetu’l-Vahhâbîyyetu. tevessülü ve nezri (adağı) şirk kabul etmiştir. Teymiyyeci yaklaşımın devamı niteliğinde olan Vahhâbîlik anlayışında ise. Işık Kitabevi. 18. Beyrut 1995. Bu anlayışın bir sonucu olarak Teymiyyeciler bir tevhîd anlayışı geliştirmiş. Ali b. Teymiyyecilik ve Vehhâbilik. Ahmed b. 728/1393) sıkı takipçisi addedilen Abdullah İbn Vahhâb’ın (v. kabir ziyareti yapmak. Ter. 1744 yılında Suûdî Devletinin kurucu ailesi tarafından destek gören bu düşüncenin kurucusu.1857 Bir görüşe göre Vahhâbîliğin Allah akidesi.

”1862 âyetine işaret ederek mekânlara atfedilen bu kutsiyete Kur’ân’dan delil getirmiştir. birçok sohbetinde tenkid etmiştir. Kitâbu’lBehceti’s-seniyye. 108-109. 1861 Atay. mürîdlerin kötülükleri Vahhâbîlik olarak genelledikleri tespit edilmiştir. Abdullah Halidî Nakşibendî.1860 Hakkâniyye çevresinde de sık sık yapılmaktadır. 366 . 1862 Bakara: 02/125. kendisine oğul istediğini söylemiştir. mevzunun Vahhâbîliğe gelme ihtimali çok yüksektir. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. Mekânın mekîn ile şeref bulmasına bir delili ise Meryem(as) kıssasından getirerek Zekeriyya’nın(as). 286. Bu tür konularda genellikle zahiri yorumlar getiren Vahhâbîliğe karşı reddiye ve eleştiriler. Bu reddiyelerden birisi için bkz. İstanbul 2002. “…Sizde İbrahim’in makâmından bir namaz yeri edinin. Selamet Yanlız Göklerden Gelir . ss. Yahudilerin dinlerini maddeleştirerek yaptıkları buzağı örneğini vermiştir. Kutsal mekânları red eden selefî düşünceyi eleştirirken Şeyh Nazım. Ebediyete Davet.1861 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Vakfu’l-ihlâs. Meryem(as) ile şereflenen mekânda. Hakkâniyye içinde yapılan bir antropolojik çalışmada.paylaşırken Nazım-ı Kıbrısî.com/İngilizce Sohbet Tercümesi/17. Bu çalışmaya göre mürîdler.hakkanipost. Vahhâbîlerin mukaddes mekânları ve türbeleri İslam dışı addederek yıkmalarını. İslam’ın batıni yönüyle ilgili izahlarda.2011. Dolayısıyla Vahabîlerin bu tür ziyaretleri engellemelerini. orada mekân tutandan kaynaklandığını söylemiştir. “şerefu’l-mekân bi’l-mekin” ifadesini kullanarak mekândaki kutsiyetin. Muhammed b. 1864 www. son dönem mutasavvıflarında olduğu gibi. Şeyh Nazım sıklıkla eleştirmiştir.1864 1859 1860 el-Hakkânî. Hani. s. “Orada Zekeriyya Rabbi’ne şöyle dua etti…”1863 âyetinde orada anlamında olan “hunalike” kelimesine atfen insanların mübarek yerlere gitmesinin İslamî olduğunu ifade etmiştir. birbirlerinde gördükleri yanlışlıkları “Vahhâbîlik yapma!” diyerek uyarmaktadır.1859 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbetlerinde. 1863 Âli İmrân: 3/38.06.

Havvâ ve Şeytan!) Birbirinize düşman olarak inin!” Bakara: 2/36. şerri ruh. s. Tasavvuf ehline göre şeytan. Allah(cc) kimi seçer ve faziletli kılarsa üstün olan odur. insan için apaçık bir düşmandır. s. ardı arkası kesilmez dünyalık emeller) va deder ve kendilerini boş temennîlere sevk eder. 513. ‘Ben ondan daha hayırlıyım. Lisânu’l-Arab. 1866 “Derken şeytan onları(n ayaklarını) oradan kaydırdı da içinde bulundukları şeyden (o nimetten) onları çıkardı. elbette onların hepsini azdıracağım’ dedi” Sâd: 39/82-83. 1869 (Şeytan) onlara (uzun ömür. Beni ateşten yarattın.1868 aldatan. 135. Âdem(as)’e secde etmeyerek Allah(cc)’a asi olan. Hz. 146. onu ise çamurdan yarattın’ dedi” Sâd: 39/76. Mu’cemu’l-vasît. c. bilemeyeceğiniz şeyleri söylemenizi emreder. 1872 “Ve böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık…” En’am: 6/112 . Ta’rifât. Curcanî. 1871 “… Çünki şeytan. İblis olarak da zikredilmiştir. s. er-Risale. tarafından bir emniyet olmak üzere hafif bir uykuya bürüyordu ve üzerinize gökten bir su indiriyordu ki.1877 Şeytan’ın lanetlenmeden önceki üstünlüğü kendinden değil. 367 . Cennette iken.1865 Kur’ân-ı Kerîm’de şeytan. Âdem ve Havvâ(as)’yı harama ikna eden. nefisten daha tehlikeli değildir.1867 insanlara kötülüğü ve çirkin işleri emreden.1876 iblistir.1869 vesvese veren. Firuzebadin. saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı. Şeytan: Şeytan. İran. 1877 Kuşeyrî. gadap ateşi. içlerinden ihlâslı kulların hariç. Şeytan’ın Cennetten kovulma hadisesini bildiren ayetlerde adı. ateşten yaratılmış mahlûk gibi manalara gelmektedir.1874 Allah(cc)’tan mühlet isteyen. 1878 Hucvirî. onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez. Nisâ: 4/120. Isfehanî. 1870 “O zaman sizi. 1873 “Ancak İblis. sizden şeytanın pisliğini (vesvesesini) gidersin. Müfredât. 236. uzaklaşmak anlamına gelen “şe-ta-ne” kökünden türetilmiştir. ‘Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver’ dedi” Sâd: 39/79. Şeytan kelimesi lügatte. Hâlbuki şeytan. çirkin işleri ve Allah’a karşı. kalblerinizi pekiştirsin (kendine bağlasın) ve bununla ayakları(nızı) sâbit kılsın” Enfal: 8/11 . s.” Yusuf: 12/5. Bunun üzerine (biz onlara) şöyle dedik: (Ey Âdem.1871 insanlardan ve cinlerden bir grup1872 olarak zikredilmiştir. Kamûsu’l-muhit. 261. Komisyon.1878 1865 İbn Manzûr.1875 insanları saptırmaya and içen. 120. onların Cennet’ten kovulmalarına sebep olan. ‘Senin şerefine andolsun ki. s. 1874 “İblis. 1209. bununla sizi temizlesin. 1867 Meryem: 19/44.” Hicr: 15/31 . Keşfu’l-mahcûb.1866 Allah’ın emrine asi olan. 1876 “İblis. Allah(cc)’tandır.1873 buna sebeb olarak kendisinin üstün olduğunu iddia eden.” Bakara: 2/169. s. 7.1870 apaçık düşman. 1875 “İblis. 1868 “O (şeytan) size ancak kötülüğü. Fussilet: 41/36 .e. s.

1883 Nazım Efendi’ye göre. secde edenlerden olmamıştır. fasıka. Bu fiiller vesilesiyle inanları iman dairesinden çıkarır veya çıkanları orada tutar. ilim sahibidir. 1881 Kıbrısî. kendi beraatını ilan etmiş ve bu suçu Allah(ac)’a yüklemiştir. s. Ancak ondaki ilmin hikmetten uzak bir ilim olmasından dolayı. Böylelikle. Hz. Tasavvuf Sohbetleri. s. münafıka başka 1879 1880 Kıbrısî. Âlime. Kur’ân-ı Kerim’de bildirilen “Şeytan ameli”1884 insanları rahatlık ve özgürlük vaadiyle kandıran Şeytan’ın onlara işlettiği tüm İslam dışı amellerdir. boş duran ve bir işle uğraşmayan kullardır. Allah’ın af ve merhametine sığınarak. mühimdir. “(İblis): ‘Öyle ise beni azdırmandan dolayı (ben de) mutlaka onlar(ı saptırmak) için. onun haiz olduğu ilmin ruhsuz olmasıdır. âbide. 1884 Kasas: 28/15. Âdem(as)’e secde etmediği zaman. 1883 Kıbrısî. Ancak İblis. edep dairesinden dışarı çıkmıştır.1879 Bu anlayış. hatayı kendinde görür. 90. bu zelleyi işlediğinde. 33. Allah’ın emrine uymayarak. müşrike.1881 İblis. edepsizlik yapmıştır. İlim sahibi olmasına rağmen hikmet sahibi olmayan Şeytan. 135. bu noktada. hikmet ise ilmin ruhu olduğundan. insanları gaflete sürüklemeye çalışır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre. iblisin insanlara tuzak kurma konusunda mahareti vardır. hikmet sahibinde edeb zaruridir. ss. İnanmayan insanlara kurduğu gaflet tuzağında onları inanmaya sevk edecek düşünce ve fikirlerden gaflete düşürür. hikmet ve marifet kavramları merkezinde incelenmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. Hak Dost 4. senin dosdoğru yoluna oturacağım!’…”1880 ayetinde iblis. s.1882 Şeytanın bu aldatmalarına en çabuk düşenler. Ancak bu anlayışın somut bir göstergesi olarak verilen misal. 368 . hatayı Allah(cc)’a atfetmiştir. 144-145. A’raf: 7/16. Çünkü Kıbrısî’ye göre. Hak Dost 4. İnanan insanlar için kurduğu gaflet tuzağında ise bâtıl bir fiili işlemeye sürüklemek vardır. Âdem(ra)’in ilmine nisbeten izah etmiştir.Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre Şeytan. zahide başka. Bu izaha göre yasak ağaç meyvesinden yiyen Âdem(as). “İlim-Âlim” başlığında ebeb. Şeyh Nazım’a göre şeytanın ilmindeki hakikat. 1882 Kıbrısî. Bu manada İblisin lanetlenmesine sebeb olan.

davet etme. insanları tarih boyunca karşılaşılan harb. iyi ve kötü arasında temyiz zafiyeti yaşaması için vesveseler verir. 1888 el-Hakkânî. şeytanın tuzaklarıyla doludur. insanların hayatını kısaltarak. 99-101.oyunlarla yaklaşır. Şeytan. insanı gaflet haline düşürerek. elest bezmindeki misakından gaflete düşmüş. insanların imanlarını almak için onları öfkelendirir ve kavgaya sürükler. insan üzerinde cebri bir otorite kuramaz ancak. elinden almak ister. Bu görüş üzerinde İslam uleması ittifak etmiştir. Şeytan. Çünkü bu aldanmanın içinde bulunduğu müddetçe insan. Şeyh Nazım’ın ifadesiyle. İbn Teymiyye’nin de mutabık görüşüne göre şeytan. ss. Nazım Efendi’ye göre Şeytanın hedefi. Ebediyete Davet. 1887 Çelebi. 39. Bu kalbi ehsas ve efkârın müspet iken menfiye dönüşmesinden başlayarak. Şeytan. iman etmeyen insanın iman etmesine vesile olabilecek her türlü fiilden alıkoymak için çabalar. fesat ve fitne ortamına sürüklemeye çalışır. böylelikle teyakkuzdan gaflete düşürmüş olur. onun bedenî rahatsızlıklara maruz kalmasına sebep olabilecek kuvveti vardır. TDV İA.1888 1885 1886 Kıbrısî. insana işlettiği kötü amelleri cebri bir hâkimiyet üzerinden değil. c. Şeytan. İman eden kulun içinde bulunduğu hal ve durumu anlamlandıramaması için çalışan Şeytan. ss.1887 Şeyh Nazım’a göre şeytan. 369 . süslü gösterme ve aldatma üzerinden yapar. dünyaya veya hevasına kul olmayandır. s.1885 Şeytan’ın bu oyunlarına aldanmayan kişiler. şeytana. 12. hakiki kul olmaktan da uzaklaşmıştır. s. Tasavvuf Sohbetleri. 145. nefsine. İman edenlerin gafletleri kalblerinde geçen düşünce ve hislerde başlar. milletleri büyük harplere sokarak imanlarını toplu olarak yok etmektir. İlyas. 162-165. Bu tuzağa düşen Mü’min içinde bulunduğu durumu anlamlandıramamış olur. Dolayısıyla şeytan.1886 Gaflet bahsinde irdelenen iki çeşit gaflet anlayışından hareketle Şeytanın kuracağı tuzak da iman edenler ve iman etmeyenler için farklı şekillerde olabileceği şeklinde yorumlanabilir. bunların amel olarak zuhur etmesine kadar geçen süreç. Aynı eser.

dışarıda taşın altında kıstırılmış bir alamet var… ‘Ya Rasullallah! Bu melanet bana bugün bu hileyi yaptı. 1891 Kıbrısî bu menkıbeyi şöyle nakletmiştir: “Sultanu’l -arifin Bayezid-i Bistâmî Hazretleri Kâbe-i Muazzama’nın kapısının halkasını tutmuş: ‘Yeter ya Rabbi! Yeter bu şeytanın.Şeyh Nazım’a göre iblis. sen bana el açmayacaksı n. s. Tasavvuf Sohbetleri. Kullarının arkasına düşmesin. o günahlardan. şeytanın yaratılış hikmetini izah etmiştir.e. Ben bir rekatı kaybettim. 370 . Bu şerefe vesile olan günahların tohumlarını. 73. Bu senin kullarını rahat bıraksın. Allah(ac)’ın bilinmeyen merhametinin. o şeytana uymalardan tutacak olsa idim. 162/779) menkıbesi1894 üzerinden izah etmişir. Üzerindekine mesafeler kat ederek makâmlar kazandırır. bu dünyada. Bilmeyenlerin üzerine binen iblis.1892 Şeyh Nazım’a göre iblisin yaratılışında. Kıyamet gününe kadar ümmetler buna tükürsün. Ali(ra)’ye. s. a. insanların içindeki muhlis kulların bilinmesine vesile olur.1893 Kıbrısî’ye göre. 76..g. İçeri girdi namaz kıldı. s. Allahümmağfirli demesi kula şereftir. Hz. Ali Efendimizin edebi. Bilmeyenler için ise yüktür.e. Efendimiz(sav) baktı ki. Paygamberimizin(sav) ‘Allahu Ekber’ diye ikinci rekata kalktığını gördü. 74. Edhem (v. orada aklı başından gidip. ‘Ya İbrahim! Gaffar oluşum kimin için olacaktır?’. Nazım Efendi. O zaman istiğfar fazilettir. Ali Efendimiz sabah namazına çıkıyor. başka bir kavim yaratacaktım …” Bkz. Ali Efendimiz öfkesinden onu tutuğu gibi orada bulunan büyük bir taşın altına kıstırdı.g. s. Bu şeytanı artık azlet. 74. O sallana sallana. 1892 Kıbrısî. indallahtan olan bütün rütbeleri alacaklar. Sabah namazına giderken kapıyı açtığı gibi önünde bir ihtiyar bulmuş. Allah(cc)’ın rahmetinin tecellisine vesile olur. ihtiyar olan kimsenin önüne geçmezdi. kul için tevbe ve şeref vesilesi olmaktadır. 1893 Aynı yer. Masum olduğun vakitte. Ben bu rahmete veya hiçbir şeye muhtaç değilim. bilinmesine vesile olur. a.. Farklı bir ifadeyle şeytan. hikmetini bilenler için binektir. Kıbrısî. baygın düştü. adım adım yürürken Mescid -i Saadetin kapısına vardığında. bu görüşünü ise bir sohbetlerinde İbrahim b. İblis hakkında verdiği bir nasihat1890 ve Bayezîd-i Bistâmi Menkıbesi1891 üzerinden Nazım Efendi. Sen bu şereften kendini mahrum etmek istersin. iblis ekmektedir. bu ümmetin arkasından koşup onları azdırdığı. ss..” Bkz. O ihtiyarın da mescide değil de diğer tarafa saptığını görünce anladı ki. onları şerrin en dibine sürükler. a. Dışarı geldiklerinde. Hz. kul için bir şereftir.g.’ Peygamberimizin ona cevabı: ‘Ya Ali! Yol kesici olma. Hz. 73-74.1895 1889 1890 Kıbrısî. Dolayısıyla iblis. Tasavvuf Sohbetleri. o iblistir. Kıbrısî. O zaman ‘Allahümmağfirli’ dedi…” Kıbrısî. Sen kendini bu faziletten mahrum etmek istiyorsun. Bu manada iblis. Onun için bunu oraya hapsettim. Hitâb-ı İzzet geldi ki: ‘Ya Bayezid! yukarı bak’ Ebu Yezid yukarı baktığında. 1894 Kıbrısî bu menkıbeyi şöyle nakletmiştir: İbrahim bin Ethem: ‘Ya Rabbi. Benim ümmetim buna mücahede ederek. ismet istiyorum’ demiş. Kıbrısî bu menkıbeyi şöyle nakletmiştir: “Bir gün Hz. Farklı bir ifadeyle şeytanın aldatmasıyla Mü’minlerden asi olan kullar. başka bir hikmet daha vardır. kul ile Allah ilişkisinde günah ve tevbe. ‘Ya Ebu Yezid! Bu rahmet denizini Bana asi olan kullar için ayırmışım. Bu rahmeti burada asilere vermek için tutuyorum… Bu kulları.e.1889 Peygamber Efendimiz(sav)’in.

ss. Allah(cc)’ın yardımıyla. şeytanın tasallutu altına girmiş olanlar ve ona itaat edenler (Şeyâtine’l-ins veya evliyâu’ş-şeytan) olduğu yönünde tefsir edilir. c. Gerçekten onun. 10. Hulasâtu’l-beyan.1899 Bu konu ile alakalı başka bir ayet şöyledir. “yeni olma” anlamına gelen. s. 1137/1725) göre şeytan. şeytanın davet etme ve süslü gösterme anlamında bir gücü vardır.1896 Ancak Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre günahları olağan bir şey kabul etmek. 1899 Vehbî. demokrasi. Ancak kâfirler üzerinde. “aydınlanma” ve Rönesans gibi hadiselerin bir sonucu olarak Avrupa ve Amerika’da görülen yenileşme hareketi. Bu ayette bildirilen dost. Siyasî ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar f.g. 76. 67.1897 Kıbrısî’nin bu görüşü.Şeyh Nazım’a göre İblis zayıftır.1.“Kur’an okunduğu zaman. hiçbir insan üzerinde. iblise sorgusuzca teslimiyetin temel sebebidir. 371 . 162. güçlü zanneder. Rûhu’l-beyân. 162. Beni kınamayın. siz de davetimi kabul ettiniz. iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde gücü ve etkisi yoktur. 1898 Nahl: 16/98-100. kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın. İnsanlar. Mü’min ya da kâfir. Tasavvuf Sohbetleri.. Teknoloji. ona karşı hiç mukavemet göstermediği için. ancak onu dost ve koruyucu edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. Kendinizi kınayın… ”1900 Bu iki ayeti beraber ele alan Bursevî’ye (v. s. 2895-2896. Biraz karşı koymaya çalışılırsa. deniz ötesi ticaretlerin. modernleşme olarak tabir edilmiştir. “(Hesaplar görülüp) iş bitince.1901 f.”1898 ayetine dayandığı şüphesizdir. coğrafi keşiflerin. ulus devletler ve kapitalist üretim sistemi 1895 1896 Kıbrısî. bilim. onu. Onun gücü ve etkisi. 7. kahır ve galebe anlamında bir hâkimiyet kuramaz. 1897 Aynı eser. Ben sadece sizi davet ettim. 1901 Bursevî. a. iblise galib gelinir.e. s. Modern Çağ ve Modernizm: Bilimsel gelişmelerin. Kıbrısî. s. c. şeytan şöyle diyecek.. 1900 İbrahim: 14/22.

Ancak benzer düşünceyi bir bâtılı gözüyle Eric Fromm da şöyle ifade etmektedir: “Descartes’den başlayarak insanlar. Komisyon. Avrupa ve Batı sözcükleri ile eş anlamlı olarak kullanılagelmiştir. Rönesans’tan beri Avrupa kültür tarihinin geliştirdiği sistematik bir süreci ifade etmektedir. tüm dünyaya yayılan lâdinî düşüncelerdir ve bunlar.gibi oluşumları hatırlatan modernleşme. Kıbrısî’nin Osmanlı Devleti vatandaşı olarak dünyaya gelmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş sürecindeki değişimleri. sadece Osmanlı tebasını değil. Müslümanların hak olmayan bir davayı gütmeleri ile içlerinde ayrılığın ve bölünmenin getirdiği zulmün acısını yaşamaktadırlar. Modernite. Osmanlı Devleti ve tebası bulunmaktadır. “batı” kavramı ile özdeşleşmiş. 56.55. eleştiri ve edebiyat alanında çıkan akımlar için kullanılırken modernite. Eskişehir 2013. dünyadaki değişimlerle birlikte müşahede etmesiyle alakalı olduğu şüphesizdir. bugüne kadar süren söz konusu hadisatı ve etkilerini Kıbrısî. 124-125. 1904 Aynı eser. Kıbrısî’ye göre modernizm ve modern çağ olan 20. ve 21.1902 19. Bu durum. Yüzyılın başlangıç seneleri. Hak Dost 4. sanat..1904 Kıbrısî’nin bu konulardaki tahlillerinin merkezinde. giderek düşünceyle duygunun arasını açtılar. duygu yapısı gereği akıl dışı nitelendi. Yüzyıl ve 21. Osmanlı Devletinden. Kıbrısî’nin içinde bulunduğu zamanı ve olayları tanımlamasında da anahtar kavramlar olmuştur. Modern çağın İslam coğrafyasını etkilemesinden önce Müslümanlar ümmet şuuruyla bir şemsiyede toplanmışken. kendi başına tarihî. Bu kavramlar 20. ss. Yalnız düşünce akla uygun kabul edilip. Yüzyıl içerisinde cereyan eden ekser hadisat ile ilgili olduğu için. daha çok düşünce. Yüzyılın ortalarından başlayıp. Anadolu Üniversitesi Yay. Çağdaş Sosoyoloji Kuramları. sömürgecilik ve Avrupa emperyalizmi ile küresel bir boyut kazanırken. Bu bağlamda modernizm.1903 Kıbrısî’ye göre modernizm. Türkiye Cumhuriyeti’ne tevarüs ederken geçmişe ait değerleri tamamen tahribetmiştir. bu düşünce akımından dolayı ayrılıklar ve bölünmeler başlamıştır. 1902 1903 Bkz. Kıbrısî. içlerinde milliyetçilik davası girmiş. 372 . politik veya sosyolojik bir kavram olmamakla beraber geleneksel olana ve geçmiş kültürlere karşı duran ve mentalite değişikliğini öne çıkaran bir kavramdır. tüm İslam toplumlarını tahribetmiştir. ss. “modern çağ (!)” olarak tabir etmektedir.

”1905 Ahmed Cevdet Paşa (v. İstanbul 1978. beni ve doğayı denetimi altına alabilecek ve benliği oluşturan anlama ve yargılama yeteneği akıl. 1905 1906 Fromm. Sempozyum 9-11 Haziran 1995. Anlama yeteneğinin yardımıyla doğanın denetim altına alınıbilmiş ve daha çok. Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin dünya ve ahiret görüşünün merkezinde bulunan İslam tasavvufu anlayışı. Dolayısıyla kanun-ı kadim. Psikanaliz ve Zen Budizm. hem de Osmanlı’nın modernleşme sürecinin başlangıcı sayılabilecek Tanzimat’ın saraydaki düzenlemelerinde vazifeler almış olan Cevdet Paşa. hem de o zamanın şartlarına göre İslam Medeniyetinin gelişmesi için gerekli görülmüştür. zamanın şartlarına göre İslam Medeniyetinin terakki imkan ve ihtimalini sekteye uğratmıştır. Eric. Başka bir ifadeyle. pratik yaşantısındaki tatbikatında görülmektedir. Tanzimat’la başlayan modernleşme sürecini hem tenkit etmiş.1906 Kıbrısî’nin modernizm anlayışı. Kıbrısî’nin düşüncelerini direkt ya da dolaylı olarak şekillendirmesi kuvvetle muhtemeldir. 373 .. daha değişik şeyler üretebilmiş olması. Batı’da başlayan değişimleri takip etmeyen Osmanlı Devleti. sanki yaşamdaki en önemli şeymiş gibi ele alındı. 1313/1895)’nın modernizm mevzuundaki görüşü. Yol Yay..kişiliğimizden “benden”. ss. geleneksel yapıya uyarlanmadan taklit edilmelerinden dolayı da eleştirmiştir. Ahmet Cevdet Paşa. Onun bu konudaki düşünceleri. 16-19. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Benden sonra hulefa. kendisinin sözde modern çağ olarak vasıflandırdığı. Cevdet Paşa’nın dönemindeki İslam toplumuna şamil olmuş bir mütefekkir olmasından dolayı. ss.: İlhan Güngören. İslam toplumunun kıyamete kadar geçireceği evreleri haber veren bir hadis-i şerife dayanmaktadır. zamanın hal ve şartlarına göre güncellenmesinin gerekliliğini düşündüğü için Tanzimat’ı savunmuş. hulefadan sonra umera. 20. Bu hadiste Hz. TDV Yay. onun olarak yaptığı kavramsal tanımlamalarında bulunmaktadır. onun hayatındaki tüm düşünce ve görüşlerini. Mesela Kıbrısî’nin modern çağ anlayışını şekillendiren İslam anlayışı. direkt ya da dolaylı olarak belirlemiş ya da şekillendirmiştir. Yüzyıl hadisatına yönelik eleştirilerinde ve bu çağın içinde yaşayan bir zat olarak. bölünüp ayrımlaştı. İnsan bu süreç içerisinde kendini bir eşya durumuna dönüştürdü. Ankara 1997. bu yeniliklerin. Hem Osmanlı tebaasında İslam medeniyetinin son dönemlerini yaşamış ve sahip çıkmış. 68-77. Ter.

teknoloji ve eğitim sistemi alt başlıkları olarak incelenirken.1. s. toplum. s. Nazım Efendi sıklıkla vurgulamaktadır. f. tasavvuf disiplini merkezli İslam düşüncesi tespit edildikçe paylaşılacaktır.g. Müsned. Hambel. Fiten. 1909 el-Hakkânî. Kıbrısî’ye göre modern çağ ile başlayan ve içinde bulunduğumuz dönem cebabire devridir. Modern Çağ ve Toplum: Nazım Efendi bazen “yirminci yüzyıl” terimini. 30.. onun görüşlerinde meknuz olan. 5/220-221. 1910 Kıbrısî.e. Kıbrısî. Bu manada Nazım Efendi’ye göre. yirminci yüzyılda yapılan teknik ve teknolojik gelişmeler. Hak Dost 4. hukuk sistemi.”1907 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre hadisde haber verilen hulefa. Emeviler ve Abbâsiler devrini. a. Cuma Hutbeleri. Bu yüzyılın kavramı olan “moda” insanları kibre sürükleyen bir oyundur. 157-159. Kıbrısî’nin her sahadaki düşüncesini şekillendiren temel İslam düşüncesi. yirminci yüzyılın hastalığı insanoğlunun kibirlenmesidir. 518. ss. Hakkâniyye mürîdanınca önemle veridiğini gördüğümüz bir konu olan kibri. Osmanlı Devletini haber vermiş ve bu devirler gerçekleşmiştir. Cebâbireden sonra ise Ehli Beytimden bir kimse gelir de. Ramûz. 92. Müslüman toplumun yönetiminde. modern çağ düşüncesini de şekillendirmiştir. gerekse tüketen kişiler. meliklerden sonra Cebâbire. umerâ. Bu ifadelerin özetine göre. Gerek icat eden.1909 İnsanın kendisini örtmek için giyindiği kıyafetlerin tarzlarındaki çeşitlilik ile de büyüklenme içine girerler. içerisinde cereyan eden tüm sosyal ve siyasi olayların genelini içeren bir anlamda kullanmaktadır. O yeryüzünü adaletle doldurur. insanoğlunu kibre sürüklemiştir. s.1908 “Modern Çağ” tabirinin muhteviyatı birçok alanla ilgili olsa da. 48. melik. münafık şahsiyetlerin bulunduğu ve dini yaşamı baskı altına aldıkları dönemdir. 374 . Gümüşhanevî. Dolayısıyla Kıbrısî’nin modern çağ görüşü. hulefâ-i raşidîn devrini. Detaylarını Mehdi başlığında incelediğimiz bu devir.1.1910 1907 1908 Tirmizi. mahiyeti itibariyle teneke olan bu metalarla birbirine karşı büyüklenme içine girerler.umeradan sonra melikler.

Modern yaşam.1911 İslam düşüncesindeki kibir ve israf ile ilgili kaynaklar. Hak Dost 4. insanlık tarihinde benzeri görülmemiş bir koşturmaca ve tatminsizlik içindedir. rahat yaşamayı basit yaşama olarak tanımlamıştır. bireysel huzur ve refahın gelişimini de sekteye uğratmıştır. sadece İslami düşünceden değil. insanları rahat ettirmekten çok rahatsız ettiğini ifade eden Kıbrısî. Arabasıyla evin içine girip. kibir duygusu ile izah edilmiştir. batıda yapılan siyasi ve sosyal düşüncelerden de karşılığını bulacak mahiyettedir. elli sene öncesiyle mukayese edilmeyecek derecede artmış. ss. insan hayatına makineleşme ile girmiştir. ss. Bu amaç ile Yahudiler tarafından icat edilen bu olgu. asansörle yatak odasına çıkan insanlarda. sadece sosyal düzenin gelişiminde değil. Nazım Efendi’ye göre bu artışın arkasında tatmin olmayan nefsanî duygular yatmaktadır.1912 İslamî yaşamın günlük hayattan çıkarılması. el-Hakkânî. Bununla birlikte söz konusu menfi fiillerin. sanal bir ihtiyaç anlayışı oluşturmuştur. Elinde bulunan her eşyanın yenisini almaya çalışan zengin kesim de. Nazım Efendi’ye göre bu yüzyılda karşılaşılan ekonomik krizlerin arka planında da iktisat dışı (tasarrufa dayanmayan) bir tüketim anlayışı yatmaktadır. Özet olarak rahatlık adına yaşanan bu hayatın. sadece İslam âleminin geleneklerini değil. bu dönemin hastalıklarından ekonomik krizlerine kadar insanlığın tüm çilesi manevî hayattan kopuşun tecellileridir. 375 . Şeyh Nazım’ın moda ve teknoloji konusundaki yaklaşımını şekillendirdiği şüphesizdir. Günümüzün kanser gibi birçok hastalığının sebebi olan atalet. Ebediyete Davet. 157-159. bir atalet (tembellik) meydana gelmiştir. toplumsal bir alışkanlık haline gelmesi sürecinde Yahudilerin rolü. 1911 1912 Kıbrısî. Yani.Nazım Efendi’ye göre modanın icat edilmesinin temelinde Peygamber(sav) sünnetini unutturmak yatmaktadır. Moda olgusu yirminci yüzyılın ihtiyaç dışı tüketim anlayışını besleyen bir kaynaktır. zenginlerdeki tüm imkânları borçlanarak temin etmeye çalışan orta kesim de. 176-179. İhtiyaç için olmayan harcama ve tüketimin arka planı. Hıristiyan âleminin de geleneklerini yıkmıştır.

İslam esas alınarak kurulmuştur. Bina bittikten sonra iskele üstünde kalmaz. ümmetçilik şuuruyla yeniden bir araya gelmelerine dayanmaktadır. Bu varlıkta mevcut oluşumun sebebi nedir? …Vazife elde etmek için.. 376 .g. Evi yaparken iskele kurarlar. Onlar vasıtadır. s. ss. Âdem’e ulaşır. “De ki: Hak geldi bâtıl mahvoldu”1914 ayetinin bir işareti olarak bu çağ sona erdiğinde insanlar. dünyevileşerek bâtıla düşenler ve hakkatten ayrılmayanlar olmak üzere iki millet oluşmuştur. 178-179. Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş. çoluk çocuk sahibi olmak için.e.1917 Osmanlılar. Hak Dost 4.”1913 Binaenaleyh Nazım Kıbrısî’ye göre. mevki sahibi olmak için. bu uğraşıların uhrevi bir amacı ihtiva etmemesinden dolayı hayal olduklarını şöyle ifade eder: “Hep uğraşıları hayaldir. sıfırdır. sosyal ve ekonomik statü için koşturduklarını söyleyerek. geleneksel olandan modern olana geçiş gibi anlaşılmıştır diyebiliriz. kariyer. dünyevi sufliklerden uzaklaşacaklardır. 1915 Kıbrısî. Bâtılın Hak’a üstün geldiği bu çağ.2. bugün anlamsız amaçlar haline getirilmiştir.1916 Osmanlı’nın şeceresi Şeyh Ebebali’ye dayanmaktadır.e. sona erecektir. 58. Adnan(as) ve İsmail(as) üzerinden Hz. modern çağda.1. a. Nazım Efendi günümüz insanının meslek. Nazım Efendi’ye göre Osmanlı’nın uyguladığı hukukî. 1916 Kıbrısî. Nazım Efendi’ye göre Müslümanların kurtuluşu bu temiz ailenin adıyla oluşturulmuş Osmanlılık şemsiyesi altında toplanmalarıdır. siyasî ve sosyal nizam. s. ss. 1917 Aynı eser.g. 104.Osmanlı toplumunda bireysel günlük yaşam gayesi.. Şeyh Edebali ise Hz. Yani. sancaklarında 1913 1914 Kıbrısî. aradıkları dünyaya aittir. Modern Çağ ve Hukuk Sistemi: Şeyh Nazım’a göre Osmanlı devletinden. İslamî nizamın unutulmasına sebep olmuş ve İslamî hukuk sistemlerinin ve İslam Medeniyeti’nin kendi içinde gelişimine sekte vurmuştur. Dolayısıyla modernizmin tesisi esnasında Osmanlı’yı unutturma kastı güden politikalar. 124-125. İsrâ: 17/81.1915 f. a. Peygamber(sav)’e dolayısıyla Hz.

1920 Nisâ: 4/59. boşanma oranındaki artışın. 377 .. Bkz. Kendini bir Osmanlı olarak tanımlayan Kıbrısî. silahlı ve anarşist mücadele haramdır. Çünkü yönetime itaat. ilahi takdirdir.1921 Modern çağın geliştirdiği hukuk sistemi olan sekülerizm ya da laiklik. vahşet ve yıkım uygarlığını meydana getirmişlerdir. Bunun farkında olmayan Müslüman memleketler de batı âleminin kopyası olmaya çalışmaktadır. 251-262. Uygarlığın özü teknolojik gelişmelerde değil. Atay. İslam’ın emridir. Farklı bir ifade ile bugünkü idareciler. “Ey îmân edenler! Allah’a itâat edin. Mutlak özgürlüğün arayışı içinde olan insanlar. o dönemin evliya ve ulemaları. Bu hukuk sistemi.1918 Kıbrısî’ye göre geçmişe ait değerleri derinden reddederek gelen Modernizm.Kur’ân yazısı taşımışlardır. Mesela Liberalizim özgürlükte sınır bulamadığı için.youtube.e. uygarlığın temelleri İslam’da yatar. Şeyh Hişam’ın bazı sohbetlerinde. 1922 Aynı eser. ss.g. 1919 Bu düşünceleri bir fikri tez olarak savunan Kıbrısî. değişime engel olamamıştır. fikrî olarak müsebbibidir. Cumhuriyet sonrası bu yazılar kaldırılmış olsa da bu değişim. 251-262. ss. ahlaki açıdan yüce bir seviyede olmak ve bu seviyedeki hukuk sistemlerini teşekkül etmektir. insanları geçici olan dünya çıkarlarına göre programladığı için toplumsal sorunların da müsebbibidirler. Yani. Bu takdir önlenemez olduğu için.com/2-Seyh Nazim Ilahi takdir önlenemez! Ayette geçen “ûlu’l-emr”.1922 1918 1919 www. 189-193. Avrupa’nın baskısıyla. demokrasideki başbakan görevini ifa eden bir sadrazamın ve bakanların fonksiyonlarını yerine getirecek vezirlerin bir sultan tarafından atandığı yönetim biçimini savunmaktadır. Şeyh Nazım’a göre. Bu kurumun hukuk sistemi olan demokrasinin İslamî olmadığını düşünen Kıbrısî. İslam dünyasının selameti için hilafetin bir sembolü olan sancak-ı şerifin yeniden açılması ve dalgalandırılması gerektiğini düşünmektedir. yirminci yüzyılın bir cehalet nişanesidir. yirminci yüzyılda kaos. Peygambere ve sizden olan ûlu’l-emre (emir sâhibi idârecilerinize) de itâat edin!”1920 ayetine istinaden emir sahibi ile mücadeleyi uygun bulmamaktadır. 1921 Atay. ss. a. manevî otorite olarak manalandırılmıştır. gayr-i İslamî bile olsalar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile kurumsallaşmıştır. Batı’da bir Nakşî Cemaati.

Mehdi(as)’in zuhurundan sonra. ben de doğusunu da batısını da gördüm. Bu noktada Kıbrısî’nin felsefî. Şeyh Nazım’a göre. Şeyh Nazım’a göre. Bunlara ilaveten Şeyh Nazım’ın savunduğu söz konusu ayrılık. onun tasavvuf düşüncesiyle şekillenmiştir. Farklı bir ifadeyle Kıbrısî’nin ideal hukuk sistemi. modern çağın İslam toplumunda bir hizipleşmeye sebebiyet verdiği açıkça görülecektir. 142-143. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ. Osmanlı Devletinden sonra tatbik edilmediği için gelişmemiştir. Nazım Efendi’ye göre fikrî kökleri Avrupa’ya dayanan particilik. Kanaatimizce. Modern çağdaki değişimlerin tesiriyle İslam toplumunda görülen söz konusu tüm değişiklikler. bana gösterilen yerlere kadar uzanacaktır. bir hadis-i şerif üzerinde özetlemektedir. birleşmiş gibi görünen Avrupa’yı partilere böldüğü gibi İslam âlemini de hiziplere ayırmıştır. İslam ulemasının henüz içinde yaşadığı bir süreç olması hasebiyle. Modern çağın geliştirdiği hukuk sistemi. yeryüzünü benim için dürüp topladı. aynı zamanda cemaat taassubuna bağlı ayrılıkları da içermektedir. gerçekleşmesini beklediği altın çağda görülecektir. Batı’da bir Nakşî Cemaati. henüz daha gelişmiş bir sistem uygulanma ya konmamıştır. ulemanın ittifak ettiği. mana âlemindeki takdirin cereyan etmesi için madde âleminde husule gelmiş sebepler zinciridir. Müslümanların arasındaki ayrılık ve bölünme unsurunun müsebbibidir. Bu hadis-i şerifte Hz. kesin olarak ve ittifakla. ss. Kıbrısî’nin beklediği ideal hukuk sistemine en yakın olanı ise. iki ayrılıktır. Bana iki 1923 Atay. Müslüman toplumunun bugünkü sosyal ve siyasî durumuna yönelik söz konusu tespiti Kıbrısî. hukukî ve ekonomik bir sistem modeli ortaya koyduğu söylenemez. Ümmetimin mülkü. hizipleşme olarak addedilmemiştir. bu dinamik sürecin sonunda. hem itikadi he de siyasi boyutları olan. 378 . Kanaatimize dayanak olan gözlemler sadece siyasi partilere bağlı hizipleşmeler değil.İnsan düşüncesinin geliştirdiği en mütekâmil yönetim biçimi addedilen demokrasinin eksik yönleri tartışılsa da.1923 İslam toplumundaki ilk hizipleşmenin Şiilik ile başlaması ve ehl-i sünnet içerisinde Vahhâbilğin zuhur etmesi. Ancak Kıbrısî’nin karşı çıktığı demokrasi hukukunun üstündeki bir model.

hazine verildi: Kırmızı ve beyaz hazineler. Ben Rabbimden, ümmetimi umumî bir kıtlıkla helâk etmemesini, ümmetime kendi nefislerinden başka bir düşman musallat edip çoğunluğu helâk etmelerine meydan vermemesini talep ettim. Rabbim bu isteklerime şöyle cevap verdi: ‘Ey Muhammed! Bir hüküm verdim, artık o geri alınmaz. Ben, Senin ümmetini umumî bir kıtlıkla helâk etmeyeceğim, kendileri dışında, çoğunu helâk edecek bir düşman da musallat etmeyeceğim, hatta yeryüzünün her tarafında bulunanlar, onlar aleyhinde toplansalar da. Ama, kendi aralarında birbirlerini helâk edecekler.”1924 Bunun bir ilahî ferman olarak önlenemez olduğunu ifade eden Kıbrısî, Muhammed ümmeti içinde ayrılık ve çatışmalardan doğan zulmün hak yolundan sapıldığı müddetçe devam edeceğini söyler. Yani günümüz hadiseleri, bu ilahi ferman dâhilinde cereyan etmektedir.1925 Daha önce de belirtildiği gibi Kıbrısî’ye göre, insanlığın içinde bulunduğu zaman olan 21. Yüzyıl, ahir zamandır ve bu günler, Hz. Peygamber(sav)’in mağlum hadis-i şerifinde1926 haber verdiği üzere cebabire devridir.1927 Söz konusu devir; tek olan İslam reisliğinin kaldırıldığı, her bir İslam devletinin kendi başına buyruk olduğu, başlarında dışa bağımlı reislerle yönetilen ve hiçbir İslam devletinin diğerine tabi olmadığı bir dönemdir. Binaenaleyh, 20. yüzyıldaki sosyal, siyasi ya da ekonomik tüm hadisat, söz konusu durumla ilgilidir.1928 Kıbrısî’ye göre bu zaman, bütün reislerin üzerine reislik yapacak vasıflarda, manevî kuvvet taşıyan bir şahsiyetin bulunmadığı bir zamandır. Bu yüzden içinde bulunduğumuz “cebabire dönemi”, bir nevi bekleyiş ve geçiş dönemidir. Halk böyle bir zâtı bulalım ve seçelim deseler bile sürgün ve cezalara maruz kalacakları bir hukuk sistemine tabidir.1929 Bununla birlikte insanlar, her konuda kendilerini haklı bildikleri gibi, her şeye kendilerini layık kabul etmektedirler. Şeyh Nazım, söz

1924 1925

Müslim, Fiten, 2889; Tirmizî, Fiten, 2177; Ebû Dâvud, Fiten, 4252. Kıbrısî, Hak Dost 4, s. 103. 1926 “Benden sonra hulefa, hulefadan sonra umera, umeradan sonra melikler, meliklerden sonra Cebâbire, Cebâbireden sonra ise Ehli Beytimden bir kimse gelir de, O yeryüzünü adaletle doldurur…” Bkz. Tirmizi, Fiten, 48; Hambel, Müsned, c. 5, ss. 220-221; Gümüşhanevî, Ramûz, s. 518. 1926 Kıbrısî, a.g.e., s. 92. 1927 Tafsilatı için bu tezde bkz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d.Hz. Peygamber. 1928 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 94. 1929 Aynı yer.

379

konusu toplumsal durumu, bireyden başlayan psikolojik bir temele dayandırır. Buna göre, toplumdaki ekser ferdin nefsaniyetine esir düşmesi, bu durumun sebebidir. Binaenaleyh bu çağda söz konusu adaleti insanlara kabul ettirecek bir manevî kudret gereklidir.1930 Sonuç olarak Şeyh Nazım’ın modern çağ anlayışı, onun birnevi bekleme ibadeti addettiği Mehdi anlayışı ile ilgilidir. Detaylarını ilgili başlıkta incelediğimiz bu anlayışa göre, Muhammed ümmetini bu cebabire döneminden çıkaracak ve onları bir sancakta toplayacak şahsiyet, Mehdi(as)’dir. Mehdi(as)’nin zuhuru ile insanlar, bâtıl anlayışların ürünü olan hukuk sistemlerine değil, hakkın zahir olduğu anlayışa tabi olacaktır.1931

f.1.3. Modern Çağ ve Teknoloji: Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre içinde bulunduğumuz zaman, her sahada hızlı keşif ve icatların yaşandığı bir dönem olduğu kadar, insanların acziyetlerini unuttukları bir zamandır. Aya çıkan, uzaya uydular gönderen bu insanlık gurur ile Allah(cc)’a başkaldırır bir durumdadır.1932 Günümüzde icat ve imal edilen toplu imha silahlarının insanlığı melhame-i kübraya (büyük harbe)1933 götüreceğini söylemektedir.1934 Teknoloji üreten fabrikalar yaşam dengesini bozarken, temizlik için kullanılan deterjanlar bile, okyanusları kirletir.1935 Dolayısıyla mutlak özgürlüğün arayışı içinde olan insanlar, yirminci yüzyılda kaos, vahşet ve yıkım uygarlığını meydana getirmişlerdir.1936 20. yüzyıl fikir adamlarından Nurettin Topçu (ö. 1975), modernizm akımını; ilim, sanat, siyaset, ticaret ve kültür gibi açılardan yaptığı değerlendirme sonucu sunduğu reçete, Kıbrısî’nin tavsiyesi ile aynıdır. Ona göre Müslümanlardan
1930 1931

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 102. Aynı eser, s. 104. 1932 Aynı yer. 1933 Kıbrısî’nin ahir zamanda olmasını beklediği dünya savaşı. 1934 Şeyh Nazım Kıbrısî, Hak Dost 4, ss. 103-105; www.izleveindir.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir; 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 1935 Atay, Batı’da Bir Nakşî Cemaatı, ss. 189-193. 1936 Atay, a.g.e., ss. 189-193.

380

modernleşme konusuna taassup ile yaklaşarak mutlak bir reddiye sınıfında olanlar tefrite düştüğü gibi; modernleşmeyi olduğu gibi kabul edip, eski değerlerin yerine ikame edenler de ifrata düşmüştür. Topçu’ya göre modern olarak adlandırılan bu yüzyıl, maddeci değerler sistemi üzerine inşa edildiğinden, mana yönü eksiktir. Madde ve mâna dengesi üzerine kurulmuş İslam Medeniyeti, modern çağın geliştirdiği medeniyete değil, tekniğe yenik düşmüştür. Dolayısıyla modern çağın Âdemoğlunda açtığı yaranın tedavisi, İslam’dır. Şunu da belirtmek gerekir ki Topçu’nun reçetesi, selefi bir yaklaşımla kalbi hayatı ihmal eden bir İslam anlayışı değil, tasavvufî bir yaklaşımla içsel tekâmüle önem veren İslam olması açısından, Kıbrısî’nin düşünce atmosferi dâhilindedir.1937 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu düşüncelerinden dolayı, Hakkâniyye çevresinde, teknolojinin kullanılmadığı düşünülebilir. Ancak Hakkâniyye müridanının günlük yaşantısında teknoloji önemli derecede yer almıştır. Lefke tekkesinde kamera ve dizüstü bilgisayarlarıyla dolaşan mürîdlere tanık olduk. Modern toplumun en önemli ulaşım aracı olan hava taşımacılığı ise Hakkânî yolunun dünyaya yayılışında olduğu kadar, Kıbrısî’nin ve mürîdlerin günlük hayatlarında vazgeçilmez derecede yer aldığı hatırlanmalıdır. Dolayısıyla Kıbrısî’nin bu mevzudaki görüşlerini, aksiyoner mesajlarıyla birlikte değerlendirecek olursak; Şeyh Nazım’ın karşı çıktığı şeyin, teknoloji değil, neden olduğu sonuçlar olduğu görülmektedir. Manevi değerleri tahrip eden düşünce zeminine vesile olması açısından teknoloji, insanları ahiret gayesinden uzak, dünyevi hazlara sürüklüyorsa eleştirilmiştir. Bununla birlikte, bir Müslüman hayatında teknolojinin müsbet katkıları, Kıbrısî’nin konu başlıkları arasında görülmemiştir. Nitekim Kıbrısî’nin kibir başlığıyla ele aldığı değerlendirmesinde teknoloji; insanları benlik, ucûb ve kibir gibi suflî duygulara sürüklemesi bakımından ele alınmış ve menfi görülmüştür.

1937

Topçu, Kültür ve Medeniyet, ss. 1-202.

381

f.1.4. Modern Çağ ve Eğitim: Şeyh Nazım’a göre eğitiminin temelinde ateizm olan modern eğitim kurumları, hiçbir şeye inanmamayı öğretmekte ve Allah(cc)’ın varlığını reddetmektedir. Hakikat ilminden habersiz ve cahil olan bu sistemin, fayda için ürettiği nesneler dahi, bir noktada zarara yol açar. Dolayısıyla uygar olarak nitelendirilen bu eğitim sistemi, ilkeldir. Söz konusu eğitim sistemi, devlet yönetimindeki laiklik ilkesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla yirminci yüzyılın eğitim sistemi, Kıbrısî’nin ifadesiyle bir cehalet nişanesidir ve insanları geçici olan dünya çıkarlarına göre programlamaktadır.1938 Kıbrısî, ahir zamanda tahsil yapanların çok olacağını ve okudukça cahil olacaklarını, ahir zaman alameti olarak kabul etmektedir. Cehalet kelimesi ile, Allah’ı bilmemeyi kasteden Kıbrısî, bu düşüncelerini, 1990’lı yıllardaki bir sohbetinde şöyle ifade etmiştir: “Diplomalı cahil, sonunda en büyük diplomayı aldığında Allah yoktur diyor. Master, doktorluk payesi var ama, Allah’ı tanır mısın? diye sorsan, Ne Allah’ı? Üniversite’de Allah’ı anmak yasaktır. Bizim taptığımız, tabiattır der”1939 Bilhassa Müslüman toplumlardaki materyalist eğitim metodu ve bu eğitim metodunun teşekkül ettiği anlayış, Kıbrısî tarafından eleştirildiği görülmektedir. Benzer eleştirilerin, İslam toplumlarındaki muhtelif mütefekkirler tarafından yapıldığı görülmektedir. Mehmet Akif Ersoy (v. 1356/1936)’un “O vicdan nerededir, lakin? O iman kimde var? Hayhat! Ne olmuş ben de bilmem, pek karanlık şimdi hissiyat!”1940 dizelerindeki serzenişi, günümüz akademisyen ve mütefekkirlerinden Seyyid Hüseyin Nâsır (d. 1352/1933), modernizim tarifi üzerinden yapmıştır. Ona göre modern olan düşünce, vahye dayalı değişmez ilkelerden ayrılmış, ilahî kaynak ile bağını kesmiş, dinin ve geleneğin dışında olan şey demektir. Söz konusu kopukluk, var oluş hakikatlerini hem obje hem de subje alanlarından dışlanmasına sebebiyet vermiş ve bu dışlanmayla birlikte akla dayalı bir
1938 1939

Atay, Batı’da Bir Nakşî Cemaatı, ss. 189-193. el-Hakkânî, Ebediyete Davet, s. 41. 1940 Ersoy, Mehmet Akif, Safahât, Karanfil Yay., İstanbul 2012, s. 349.

382

ilkeler bütünü aranmış ancak, evrensel bir ilkesizliğe sebebiyet vermiştir. Bu durumda aklın, vahiy ve entelektüel sezgiyle olan bağı kopmuş olduğundan, oluşturduğu medeniyette modern insan, kendi kaderinin hâkimi, dünyanın efendisi, ölüm ötesi tüm gerçekliklere gözünü kapamış bir modern insan tipidir.1941 Nazım Efendi’ye göre günümüz eğitim sistemi, dünyada söz sahibi olmuş Yahudilerin kendi değer ve anlayışlarına göre tertip ettikleri bir düzendir. Dolayısıyla bu nizamın temel anlayışı, Yahudilerin dinlerini anladıkları gibi, özü ya da ruhu hiçe sayan bir cismani bir anlayışa dayanmaktadır. Bu anlayış, göz ile görüleni kabul edip, görülmeyeni reddeder.1942 Yüzyıl filozoflarından Karl Heinrich Marx (ö. 1883)’ın bir Yahudi

19.

olması ve ahiret anlayışına dayalı ahlaki, sosyal ve ekonomik sistemleri reddederek, dünya anlayışına dayalı sistemleri önermiş olması,1943 Kıbrısî’nin anlayışını şekillendiren mühim bir misal olduğu şüphesizdir. Bize göre 20. Yüzyılın düşünce ve bilim adamlarını Musevî olanlar ve olmayanlar olmak üzere ayırdığımızda, görülen şey mücerred maddecilik değil, ihtilaf ve kaos olmaktadır. Çünkü kapitalist sistemin kurulumunda önemli rol oynayan Musevî tüccar ve bilim adamlarından sonra, Max’ın fikir babası olan komünist sistem, insanlığın içine düştüğü kaosun arka planı gibidir. Bununla birlikte komünizmin tam zıddı addedilebilecek spritualizmin yine bir Musevî düşünür olan Henry Louis Bergson (ö. 1941) ile bilinirken,1944 insan ruhunu haz ve dürtüler üzerine temellendiren Sigmund Freud (ö. 1939)’da Musevîdir.1945

1941 1942

Nasr, Seyyid Hüseyin, Makaleler 1, Ter.: Şehabettin Yalçın, İnsan Yay., İstanbul 1995, ss. 73 -90. Aynı eser, s. 75. 1943 Robert, Jean Longuet, Büyük Dedem Karl Marx, Ter.: Renan Akman, Yordam Kitap, İstanbul 2012; Marx, Karl, Yahudi Sorunu, ter.: Yayın Kurulu, Sol Yayınları, Ankara 1997; Marx, Ücretli Emek ve Sermaye, ter.: Sevim Belli, Sol Yayınları, Ankara 2008. 1944 Direk, Zeynep, Çağdaş Felsefe II, Anadolu Üniversitesi Yay., Eskişehir 2012, s. 4. 1945 Sheppard, Ruth, Zihnin Kaşifi-Sigmund Freud, Ter.: Yonca Aşcı Dalar, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2012; Freud, Sigmund, Cinsiyet ve Psikanaliz, Ter.: Zeki Yıldırım, Yeryüzü Yayınevi, Ankara 2003; Freud, Dinin Kökenleri, Ter.: Ayşen Tekşen Kapkın, Payel Yayınları, İstanbul 2002.

383

f.2. Bazı Güncel Hadiselere Yaptığı Yorumlar:

f.2.1. Amerika’nın Irak İşgali: Irak’ın Amerika tarafından işgali, Şeyh Nazım’a göre, 1958 yılında gerçekleşen kanlı darbe ile Irak Krallığının devrilip, Cumhuriyetin ilan edildiği hadiselerle ilgilidir. Bu düşüncesini şöyle ifade etmiştir: “…(Melik) mütevazi bir ikametgahta oturuyordu. Bugünkü gibi (Saddam Hüseyin), saraylarda oturmuyordu. Kapılarında, yalnız, nöbetçiler var. Başka kimsesi yok. Bir gecede topa tuttular, o yeri (Bağdattaki konağı). O hain Kafir (Abdülkerim Kasım), tayyareden düşüp parçalandı. Sıra sıra, bu (Saddam Hüseyin) geldi… Cehennem ettiler orasını, yandı. İçeriye hücum ettiler, Meliki taradılar, ailesini taradılar, çoluk çocuklarını taradılar. Ehl-i Beyt hepsi. Peygamber(sav) nesli. 90 yaşında nine çıktı. Ben hatırlıyorum. Ben Hicazdan döndüğümde haberi aldık. Elinde Mushaf-ı Şerifle çıktı. Merhamet etmediler ona da, onu da taradılar. Yaktılar. Cehennem yaptılar orasını, o gece, ehl-i beyti Rasul’e. Allah uyur mu be!”1946

f.2.2. Kravat Takmanın Hükmü: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, kravat modasının icadında, çarmıha gerilmiş Hz. İsâ(as)’nın rumuz olarak taşınma kastının olduğunu şöyle ifade etmiştir: “Kravatı, Hristiyanlar uydurdu, İsa Peygamber’in çarmıha gerilmiş şekli diyerekten. Bize sattılar. Kendi papazları bilir bunları… Asıl bu. Maksat bu. Maksat o hatırayı devam ettirmek. İsa Peygamber çarmıhta gibi, göğsümde, kalbimde dedirtmek için. Bizim gibi gafiller onu mecburi yapıyorlar.”1947

1946

www.youtube.com./Şeyh Nazım El’Hakkani-Bağdat Sebepsiz Yanmıyor1; İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. 1947 www.youtube.com/Seyh Nazim Kibrisi - Kravat takmanin hukmu

384

f.2.3. Prenses Diana’nın Vefatı: İngiliz Kraliyet ailesinin Prensesi Diana’nın 1997’deki vefatından sonra Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, bu durumun, her hadise gibi, ibret alınması gereken veçhini ifade etmiştir. İslam’ın rehberlik etmediği tüm insanlar gibi, İngiliz milleti de, bu vefat hadisesinin güçlükleriyle başa çıkamamışlardır. Şeyh Nazım, bu hadisenin sebebi olarak üç şeyden söz etmiştir. Prenses Diana, Müslüman kadının mütevazi kıyafetini giyiyor olsaydı, görünür ve görünmez musibetlerden korunurdu. Kıbrısî’ye göre bu kıyafet tarzı, onu paparazziden uzak tutacak ve öldürülmesine sebeb olan durum, göz önünde olmayacaktı. İkincisi, Diana’nın haram olan alkolden uzak durması gerekirdi. Üçüncüsü, Diana’nın İslam’da belirtilen kadın-erkek mahremiyetine ve nikah emirlerine riayet etmemesiyle alakalıdır. Özet olarak Şeyh Nazım’a göre, kulun başına gelen her hadise, onun yaşantısına rehberlik edecek İslamî, değerlere uygun olması ya da ters düşmesiyle alakalıdır.1948

f.2.4. Şili’de Maden Göçüğü Altında Kalan Madencilerin Müslüman Olması: Bu madencilerden Ömer Regadand ve Daryo Segafiyo, yetmiş gün kaldıkları göçükten kurtulmalarından kısa bir süre sonra Şeyh Nazım’ı Lefkedeki dergâhında ziyaret edip, Müslüman oldular ve Şeyh Nazım’dan bey’at aldılar. Bu hadisenin duyurulduğu haberde Kıbrısî’nin bu konudaki açıklaması, şu ifadelerle olmuştur: “Bir mağaranın içerisinde, bir göçüğün içerisinde kaldı bu adamlar. İlk günde ben yetiştim desem onlara, inanır mısınız? …Bir gün dua ediyordum. Muska hazırladım. Orada bir tanıdığımız var mı diye müritlerime sordum. Evet yanıtını alınca hemen gönderdim” Muskayı göçük altında alan Ömer Regedand, hislerini şöyle ifade etmiştir: “Madene o muskalar gelinceye kadar, kendimi sarhoş gibi hissediyordum. Ama ulaştıktan sonra çok huzurlu ve rahat hissettim.”1949

1948 1949

Jorgen, Sufism in West, ss. 123-124 www.youtube.com/Seyh Nazim Hz. ŞILI'li Madencilere ettiği Manevi yardımını anlatıyor .

385

f.2.5. Necmettin Erbakan’ın Vefatı: Şeyh Nazım’ın, Necmeddin Erbakan’ın vefatıyla alakalı ifadeleri şöyledir: “…Kadirşinas milletimizin gönlünde yer almış olmasaydı, cenazesi bu kadar kalabalık olmazdı. Necmettin Bey’e biz de dua ettik. Merkez Efendi’nin emriyle bizim de ruhaniyetimizin hazır bulunduğu bir mecliste karşılandı. Bizi de davet ettiler. Kabri hoştur.”1950

f.2.6. Suudî Arabistan Velihat Prensi (İç İşleri Bakanı), Nayef Bin Abdulaziz el Suud’un Vefatı: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, “Dün gece (17.06.2012) kalbime varid olan ve veliaht prensi ile ilgili olan haberleri tüm Müslümanlar ve insanlar ile paylaşmam icab ediyor... ” diyerek, Nafey b. Abdülaziz’in ruhunun kabz olduğu mirac gecesinde, kendisine giydirilen elbisenin nurdan olduğunu söylemiş ve onun vasıl olduğu manevi makâmı övmüştür. Bu videoda Kıbrısî, Suud ailesine ve tüm insanlara hitaben, “Her can, ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.”1951 ayeti üzerinden ölümü hatırlatmış ve “Hanginizin daha iyi ameller işlediğini göstermek üzere, ölümü ve hayatı yaratan odur.”1952 ayeti üzerinden nasihat etmiştir: “Ey Suud ailesi! Allah’ın emirlerine dikkat edin, Allah’a kul olun! Nefislerinize hâkim olun! Hakk’ta sabit olun… Bizim hakkımızda sadece hüsn-i zan bekliyoruz. İnsanlar hakkında hüsnü zanda bulunun ve onlara ikram edin. Onlara ikramda bulunursanız, kendinize ikramda bulunmuş olursunuz. Ey doğu, ey batı ehli! Kelamımız kitaplardan değildir. Hz. Peygamber (sav)’in bize ikram ettiği, varidattır. ‘Rabbim bana salât ediyor. Bana salavatı yasaklıyorlar. Kıyamet günü onlardan davacı olacağım.’ Estağfurullah. Tevbe ettim. Tebliğ ettim. Allah(cc) ve Melekleri(as) şahittir…”1953

1950 1951

www.youtube.com./Şeyh Nazım Erbakan Müjdesi; İlgili kayıt video arşivlerimizde me vcuttur. Ankebût: 29/57. 1952 Mülk: 67/02. 1953 www.saltanat.org/The Star of Al-Saud; İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur.

386

Bu anlayış. dilediğini aziz eder. Kökleri İslam dinine dayanan bu anlayışın farklı dil. görmemezlikten gelinemez. Binaenaleyh bu ilişkiyi anlamamızda önemli derecede belirleyici olduğunu düşündüğümüz yönler. olamaz. din ve kültürlerden oluşan bu kitleyi nasıl İslam şemsiyesinde topladığı mühim bir sorudur. Muhammed Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışının ve yaşantısında görülen madde-mana ilişkisi. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışının. Bu sebeblerin tamamını kendisinde toplayan herhangibir kişi/kurum. Dolayısıyla Şeyh Nazım’ın teslimiyet anlayışı. Kıbrısî’nin “kulun acziyeti” anlayışıyla da ilgilidir. öze değil kabuğa dairdir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışı ve yaşantısı. aynı sonuç. 56 farklı ülkenin insanı tarafından kabul görmüştür. Bu duruma bir misal üzerinden bakacak olursak. Ancak Şeyh Nazım’a göre bu sorunun cevabı. çalışmamız bu sorunun cevabını bulmak amacı üzerine bina edilmemiştir. “Hakkâniyye hareketinin nasıl bu kadar yaygınlaştı?” sorusuna cevap arayan sosyolojik çalışmalarda. yedi kıtada. Bu anlayışı tezimizde geçen bir örnekle somutlaştırabiliriz. bizim tezimizde ulaştığımız sonuçlar olmaktadır. Çünkü modern bilimler. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin ilahî kudrete dayandırdığı tasavvuf anlayışında. insan-kâinat ilişkisi ve bu ilişkiyi ölçme usulü olan deney ve gözlem sonuçları.yy ve modern dünya etkisini de dikkate almamıza vesile olmuştur. Bununla birlikte “Bu kadar çeşitli kültürden insanı. manevî yönün dışında değildir. Çünkü Allah(cc). Şunu da hemen belirtmemiz gerekir ki. şöyle söyleyebiliriz. hayat ve ölüme dair sorularımızın cevabı olur mu? Şeyh Nazım’ın perspekti