T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TASAVVUF ANABİLİM DALI

ŞEYH MUHAMMED NAZIM ADİL HAKKÂNİ EL-KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI

Doktora Tezi

Selami Erdoğan

ANKARA 2013

T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TASAVVUF ANABİLİM DALI

ŞEYH MUHAMMED NAZIM ADİL HAKKÂNİ EL-KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI

Doktora Tezi Selami Erdoğan

Tez Danışmanı: Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu

ANKARA 2013

T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TASAVVUF ANABİLİM DALI

ŞEYH MUHAMMED NAZIM ADİL HAKKÂNİ EL-KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI

Doktora Tezi

Tez Danışmanı Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu Tez Jüri Üyeleri Adı ve Soyadı: …………………… …………………… …………………… …………………… …………………… …………………… Tez Sınav Tarihi: …………………… İmzası …………………… …………………… …………………… …………………… …………………… ……………………

ÖNSÖZ Kâinatın küçük bir numunesi olan insan, dünya sahnesindeki varoluşunun bir gereği olarak, hem iç âlemiyle hem de dışındaki âlem-i kubrâ ile, alakadar olmuştur. İnsanın enfüs ve afak ile kurduğu ilişki, onun varlık anlayışına göre şekillenmektedir. Varlık anlayışının merkezine kendi benliğini oturtan insan, iç dünyasından gelen sesleri kontrol etmeyi, kendi varlığına ihanet bildiğinden; kâinat ile olan alakasındaki ilkeleri aklıyla belirlemeye çalışmıştır. Varlığın merkezine, Allah(cc)’ı yerleştiren insan ise, enfüs ve afâk ile olan muamelatının ilkelerini, vahye tabi olarak belirlemiştir. Zamana, mekâna ve bireyin fıtratına ve içinde bulunduğu enfusî şartlara bağlı olarak söz konusu muamelat ilişkileri, dinamik bir yapı arzetmektedir. Dolayısıyla insanın içindeki mikro âlem ve dışındaki makro âlem ile olan etkileşimini tanımlaması hususunda farklı açılardan yaklaşımlar söz konusudur. İslam düşüncesinde kelam, tasavvuf ve felsefe okulları olarak zuhur eden bu yaklaşımlar ve onların şekillendirdiği; ahlak felsefesi, siyaset felsefesi, hukuk felsefesi, iktisat felsefesi, tarih felsefesi, bilim felsefesi ve dil felsefesi gibi disiplinler, İslam düşünürlerinin hayata dair sorunlara dinamik olarak ürettikleri çözümlerdir. Muhâsibî, Kuşeyrî, Bayazîd-i Bistâmi, Gazâli, Abdulkâdir-i Geylâni, Şâh-ı Nakşîbendi, Hucvirî, Mevlanâ, İmam-ı Rabbânî ve İbn Arabî gibi birçok mutasavvıfın yaklaşımlarıyla şekillenen tasavvuf okulu ve bu okulun bir kurumu olan Nakşîbendiyye Tarikatı, Şeyh Nazım’ın hayat anlayışının çerçevesini belirlemiştir. Bu bağlamda günümüz sufîlerinden Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, iç dünyası ve kâinat ile olan ilişkisini, tasavvuf okuluna dayanan sünnî İslam düşüncesi ile şekillendirmiştir. Bu manada tezimizin konusu olan “Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Tasavvuf Anlayışı” genel çerçevede İslam düşüncesinden zuhur etmiş okulların yaklaşımlarının, özelde ise Nakşîbendi-Hâlidi disiplininin bir ürünüdür. Tezimizde, Kıbrısî’nin düşüncesini genel ya da özel çerçevede şekillendiren yaklaşımların doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılmamıştır. Kıbrısî’nin düşüncelerinin, ehlisünnet itikadında; ittifakla ya da kısmen kabul görmüş, gaybî ya da müşahidi yaklaşımlar içinde nerede olduğu incelenmiştir. Bu manada “Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Tasavvuf Anlayışı” başlıklı çalışmamız, Kıbrısî’nin bir şeyh olduğu ve tasavvuf okulu IV

merkezinde gelişen İslam düşüncesinin hak olduğu ön kabulü üzerine yapılmıştır. Şunu da hemen belirtmemiz gerekir ki, söz konusu ön kabullerimiz, akademik çalışmaların bir ilkesi olan “nesnellik” kaidesinin dışında değildir. Şeyh Nazım -ı Kıbrısî’ye yapılan eleştiriler, çalışma konumuzun dışında gibi görülse de, bu bağlamda, içindedir. Farklı bir ifadeyle Kıbrısî’ye yapılan eleştiriler, onun şeyh olup olmadığını tespit etmek üzere değil; Kıbrısî’nin dünya ve ahiret telakkisinin, genel anlayış içerisindeki yerini görmemize vesile olmasından dolayı tezimizde yer almıştır. Ayrıca, tezimizin konusu olan “Şeyh Nazım’ın Tasavvuf Anlayışı” Şeyh Nazım’ın, deney ve gözlemlerle ulaştığı, salt aklî tecrübe ve anlayış değildir. Bu manada Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışı, Nakşî-Halidî geleneği ve Hakkânî uygulamalarından bir mirası içermektedir. Bu anlayış ve uygulamalar ise tasavvufun kendi içerisinde oluşan diğer ekollerle olan bir etkileşimin eseridir. Bununla birlikte bu mirasa Kıbrısî tarafından yapılan fikrî ve tatbikî katkılar, nadiren tesbit edilebilen, yeni motifler gibidir. Bu düşünce ve tecrübeler ise, sadece kitabi ve kesbî bilgiler değil, sezgiye dayalı keşfî bilgi ve tecrübeleri de ihtiva etmektedir. Diğer taraftan, Şeyh Nazım’ın söz konusu minvalden teşekkül eden tasavvuf düşüncesi etrafında teşekkül etmiş Hakkâniye müridanı, çalışmamız dışında tutulmamıştır. Nitekim çalışmamızda tespit edilen tüm tarikat düşüncesi ve adetlerinin, müridan üzerindeki etkileri ve müridanın bu konulara yaklaşımları, tespit edildiği derecede paylaşılmıştır. Modern Çağ olarak bilinen 20. Yüzyıl; akılın vahye ikame edilecek derecede kutsandığı, değerlerin dünyevileştiği, insanın ölüm sonrası hayatın varlığını düşünecek vakti ve iç dünyasına yönelecek fırsatı bulamadığı çağ olmuştur. Böyle bir yüzyılda tasavvuf menşeli İslam yaşantısı, dünyevileşme hastalığına tutulmuş insanların reçetesidir. Bu manada Şeyh Nazım’ın insanları davet ettiği anlayış, Nakşibendî geleneğinin günümüzdeki bir temsilcisi olarak; insanları bu hızlı koşturmacada bir anlık durmaya ve nefis muhasebesine davet etmektedir. Avrupa’dan Asya’ya, Uzak Doğu’dan Amerika’ya, Anadolu’dan Güney Afrika’ya ve Arab Yarım adasına kadar ulaşan bu davete, iki milyon Mümin icabet etmiştir. Bu kadar çeşitli kültüre hitap etmesi bakımından, Şeyh Nazım’ın tasavvuf yaşantısı ve V

anlayışı, çalışmamıza önem katmaktadır. Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin davet ettiği vahiy merkezli değerlerin, modern çağdaki gibi akıl merkezli değerlere rağmen kabul görmesi, çalışmamız esnasında karşılaşılan ve cevabı kısmen bulunan, bir soru olmuştur. Diğer taraftan tasavvuf anlayışı incelediğimiz Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin, yaşıyor olmasından dolayı, çalışmamızda bazı avantaj ve dezavantajlar, bir araya gelmiştir. Mesela Kıbrısî’nin tezimizde kaydedilmiş düşüncesi, dinamik hayatın tabii bir gereği olarak değişime uğrayabilir olması, tezimiz açısından bir dezavantajdır. Ancak şunu da hemen belirtmek gerekir ki; Kıbrısî’nin düşünceleri, ekseriyette, şeyhinden tevarüs eden ve Kıbrısî’nin teslimiyetle kabullendiği değişmez bilgiler mahiyetinde olması, söz konusu dezavantajı önemli derecede izale etmektedir. Bununla birlikte çalışmamızda ulaştığımız kanaatleri, Kıbrısî’nin kendisiyle ve yayım çevresiyle paylaşıyor olmamızdan dolayı, bu kanaatlere bağlı olarak ulaştığımız sonuçların kabul edilme veya reddedilme süreci devam etmektedir. Bir avantaj addettiğimiz bu durumdan dolayı, bu çalışmada, sistematize edilmiş düşüncelerin, müstakbel çalışmalardaki tereddütleri izale edeceği kanaatindeyiz. Dolayısıyla tezimiz, ilerleyen süreçlerde makalelerimiz ile sağlamaları yapılmış ve müstakbel çalışmalara kaynak olacak, hakiki malumatların kaynağı olacak mahiyettedir. Bu çalışmamızdaki temel kaynakları üç kategoride toplayabiliriz. Bunlardan birincisi Şeyh Muhammed Nazım-ı Hakkâni’nin 1970’li yıllardan günümüze kadar yaptığı sohbetlere ait ses ve video kayıtlarıdır. Zikir meclislerini de içeren bu kayıtlara, ilgili internet sayfalarının veri tabanları üzerinden ulaşılabilir. Bu kaynaklardan tezimizde zikredilenler, ses ve video arşivimizde muhafaza edilmektedir. Temel kaynaklardan ikinci grubu, Şeyh Nazım’ın 1970-2000 yılları arasında yaptığı sohbetlerden derlenmiş kitaplar oluşturmaktadır. Bu kitaplardan en önemlisi “Tasavvuf Sohbetleri” adlı kitaptır. Bu kitaptaki görüşlerin detaylarına inmemize vesile olan diğer kaynaklar, Hakkâniyye câmiasında yayınlanan eserlerdir. Bu eserlerden en önemlisi ise Şeyh Nazım’ın Şam vekilinin yazdığı, “Futuhâtu’l Hakkâniyye” adlı eserdir. Üçüncü kategoride olan kaynak ise Şeyh Nazım’ın Kıbrıs ve Şam’daki Dergâhlarına yaptığımız ziyaretler esnasındaki gözlem ve mülakat VI

notlarımızdır. Şeyh Nazım üzerine yapılan sosyoloji alanındaki çalışmalar, gözlem notlarımızın sağlamasını yapmak açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmalardan en önemlisi ise “Batı’da Bir Nakşî Cemaati” adlı eserdir. Tezimiz giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin itikadî ve tatbikî değerlerinin kaynağı olan Nakşibendî Tarikatı ve onun bir kolu olan Hâlidiyye, giriş bölümünde incelenmiştir. Ayrıca Nakşîbendiyye-i Hâlidiyye’den, Şeyh Nazım’a ulaşan silsilenin adı olan Hâlidiyye-i Hakkâniyye, bu bölümde incelenmiştir. Giriş bölümde değinilen hususlar, Kıbrısî’nin tarikat uygulamalarına göre şekillenmiş ve bu uygulamalar Nakşî ve Hâlidi gelenekleri ile mukayese edilmiştir. Birinci bölümde Şeyh Nazım’ın biografisi, bu konuda yapılan çalışmalara bağlı olarak kayıt altına alınmıştır. Bu kaynaklardan bir kısmı, sözlü tarihçilik denilen bilgi ve anekdotlara dayandığından, bazı çelişkili malumatlar, Şeyh Nazım ile yaptığımız mülakatlarda, tasih ve teyit edilmiştir. İkinci bölümde ise, Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışı ve uygulamaları, çalışmamızda ele aldığımız temel kaynaklardan yola çıkarak incelenmiştir. Bu bölümde Kıbrısî’nin anlayışının, Kur’ân ve hadislerdeki temellerine değinirken, tasavvuf ıstılahı içindeki mukayeseli konumunu da incelenmiştir. Bu çalışma esnasında bize destek veren, zaman ayıran ve katkı sağlayan başta aileme, dostlarıma, Şam ve Lefke Dergâhlarında alakadar olan İbrahim Efendi ve Metin Efendi’ye, özellikle Dr. Hayati Bice’ye müteşekkirim. Ayrıca ve bilhassa bu konunun belirlenmesi dâhil, çalışmamızın tüm aşamalarında desteğini gördüğüm, muhterem hocam Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu’na minnet ve şükranlarımı bütün kalbimle arz ederim. Rabb olarak Allah(cc)’ı tanımak şeref; O’na kul olmak, izzettir.

Selami Erdoğan

VII

KISALTMALAR : Adı geçen eser : Adı geçen makale : Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi : Bölümü : Bakınız : Ayrıca bakınız. : Cilt : Celle Celâluhu : Hicri : Hazırlayan : İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi : Kültür Bakanlığı Yayınları : Kütüphanesi : Miladi : Milli Eğitim Bakanlığı : Neşriyat : Osmanlı Ansiklopedisi : Sayı : Sadeleştiren : Sayfa : Sayfalar arası : Türkiye Büyük Millet Meclisi : Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi : Türk Tarih Kurumu VIII

age. agm. AÜİFD. Bl. bkz. ayr. bkz. c. cc. h. haz. İÜEF KBY. Ktp. m. MEB. neşr. OA S. sad. s. ss. TBMM. TDV İA TTK.

: Tarihsiz : Vefatı : Yayınları IX .trz. v. yay.

37 1. .22 a.1 1.19 a.1 2.34 BİRİNCİ BÖLÜM ---------------------------------------------------------------------------. Şeyh Nazım’ın. Doğum Yeri ve Ailesi: ---------------------------------------------------------------------------------. 1393/1973) : -----------------------------------------------. Şeyhi Abdullah Dağıstanî ile Buluşması: -------------------------------.31 b. Şeyh Adnan Kabbanî: ----------------------------------------------------------------------.8. 1265/1848): -----------------------. 1332/1913): -----------------------------------------.8.2.16 a.(35) Seyyid Cemâleddin-i Kumukî Hüseynî Dağıstanî: -------------------------------. Şeyh Hişam Kabbanî: ----------------------------------------------------------------------.IV KISALTMALAR ---------------------------------------------------------------------------.28 a.VIII İÇİNDEKİLER --------------------------------------------------------------------------------.8. HALİDİYYE-İ HAKKÂNİYYE (HAKKÂNÎ DERGÂHLARI): -------------------.27 a.21 a. ŞEYH NAZIM ADİL EL-KIBRİSÎ EL HAKKÂNÎ’NİN HAYATI --------------.3.4 3. .39 X .37 NAZIM-I KIBRISÎ’NİN HAYATI VE ESERLERİ ------------------------------------. . 1299/1882): -----------------------------------.1.38 c.3. TARİKAT-I NAKŞİBENDİYYE: --------------------------------------------------------. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Hakkındaki İfadeleri: --------------. . Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’den Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Adetleri:------------------------------------------------------------------------------------------------.1 TARİKAT-I HAKKÂNİYYE’NİN TEŞEKKÜLÜ ---------------------------------------.15 a.8. .7.5. 1260/1844): --------------------------. NAKŞİBENDİYYE-İ HÂLİDİYYE: ----------------------------------------------------.(37) Ebu Muhammed-i Medeni (v.17 a.İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ ----------------------------------------------------------------------------------------.29 a.4.X GİRİŞ --------------------------------------------------------------------------------------------. Eğitim Hayatı: -------------------------------------------------------------------------------------------. 1355/1936): ----------------------------------------------.7. Şeyh Abdullah’tan Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Âdetleri: ---. . .20 a.1.37 a. Tasavvufa İntisabı.14 a. 1247/1832): --------------------------------------.29 a.5.(36) Ebu Ahmed-i Sugurî Dağıstanî (v.2.6.(38) Şerafeddin-i Dağıstanî (v. . Şam (Cebel Kasiyyûn) Tekkesi: ---------------------------------------------------------.(34) Muhammed Efendi (Yerağvî) Dağıstanî (v.25 a.8.(39) Abdullah-ı Dağıstanî (v.4.(33) Has Muhammed-i Şirvanî (Dağıstanî) (v.1. Nakşibendî-Hakkânî Yolunun Dış Ülkelerde Kuruluşu ve Yayılması: --------------------.(32) İsmail-i Şirvanî (Kurdemirî) (v.13 a. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de Silsile: -----------------------------------------------------------------.8.6 a.37 b.

MİRAC: -------------------------------------------------------------------------------------------------. Peygamber (sav) ve Ümmeti: -----------------------------------------------------------. Peygamber ve Misâk: ---------------------------------------------------------------------.2.62 1. Evliliği ve Diğer Manevî Vazifeleri İfası: --------------------------------------------------------. Hz. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Kerametleri: ------------------------------------------------------------. İLİM VE MARİFET İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: ----------------------------------. Peygamber’in Sırrı: ------------------------------------------------. MİSÂK (YEVMU’L-EZEL): ----------------------------------------------------------------------.49 j.159 d. Hz.62 a.76 a. Velayet:----------------------------------------------------------------------------------------------.1.127 b. Kutub:----------------------------------------------------------------------------------------------.173 e. Vekilleri: --------------------------------------------------------------------------------------------------. Yevmu’l-ezel: ------------------------------------------------------------------------------------.72 a. VELÎ-EVLİYA: -----------------------------------------------------------------------------------------.180 3-MAKÂMLAR VE SEYR U SULÛK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: -------------. Eserleri: ---------------------------------------------------------------------------------------------------. SIR: ------------------------------------------------------------------------------------------------------.44 g. Şeyhinden Aldığı İlk Manevî Vazife: --------------------------------------------------------------.YARATILIŞ VE VARLIK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: -------------------------.80 b.131 c. Keramet:---------------------------------------------------------------------------------------------.84 b. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Halvetleri: ---------------------------------------------------------------.1. İlim ve Hikmet İlişkisi: --------------------------------------------------------------------------. İLİM-ÂLİM: ---------------------------------------------------------------------------------------------. Lefke (Kıbrıs) Dergâhı: --------------------------------------------------------------------------------.113 a. Allah’ın Nuru ve Hz. PEYGAMBER(SAV): -------------------------------------------------------------------------.142 d. İlim ve Edeb İlişkisi: -----------------------------------------------------------------------------.113 a.97 b.d.3.201 XI . Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye Yapılan Eleştiriler: -----------------------------------------------------.2.2.46 h.88 b.139 c.62 a.169 d.201 a.41 e. Mürîdlere Tavsiyeler:-----------------------------------------------------------------------------------.3.1. İlim ve Marifet İlişkisi: --------------------------------------------------------------------------.1.53 k.105 2. Levh-i Mahfûz: ----------------------------------------------------------------------------------. KULLUK MAKÂMI (ÂBİD): --------------------------------------------------------------------.43 f. ALLAH’IN NÛRU: ----------------------------------------------------------------------------------.147 d.1. Hz.56 l.3.58 ŞEYH NAZIM-I KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI ----------------------------.48 i.

272 i.312 b.3. RABITA:------------------------------------------------------------------------------------------------. Mehdi(as)’nin Zuhur Âlametleri: ------------------------------------------------------. Modern Çağ ve Teknoloji: ---------------------------------------------------------------. Modern Çağ ve Toplum: -----------------------------------------------------------------.376 f. ZİKR: ----------------------------------------------------------------------------------------------------.2.3.245 g.4.324 c. Mehdi: ---------------------------------------------------------------------------------------------. BEY’AT:------------------------------------------------------------------------------------------------.210 c. SOHBET-HALVET: ---------------------------------------------------------------------------------. İman: -----------------------------------------------------------------------------------------------------.1.371 f.341 c.380 f.1.b.1.2.1.384 f.277 j. GAFLET: ------------------------------------------------------------------------------------------------. Kravat Takmanın Hükmü: ---------------------------------------------------------------.1. Bazı Güncel Hadiselere Yaptığı Yorumlar: -----------------------------------------------.2.384 f.384 f.1. MEHDİ/DECCÂL ANLAYIŞI: -------------------------------------------------------------------. Modern Çağ ve Modernizm: ------------------------------------------------------------------.1.317 c.1. Vahhâbîlik: ---------------------------------------------------------------------------------------------.305 a. İslam: ----------------------------------------------------------------------------------------------------.257 g.1.324 c.1. DECCÂL: -----------------------------------------------------------------------------------------.3.233 e. NEFS: ----------------------------------------------------------------------------------------------------.382 f.305 a.226 d.374 f.2.371 f.1.365 e. DİĞER KONULARDAKİ GÖRÜŞLERİ: -------------------------------------------.239 f.385 XII . Prenses Diana’nın Vefatı: ----------------------------------------------------------------. Mehdi(as)’nin Zuhuru ve İsa Mesih(as): ---------------------------------------------.359 d.1.2. Toplu Zikrin İcrası: -----------------------------------------------------------------------------. Şeytan: ---------------------------------------------------------------------------------------------------.338 c. Allah’a İman: -------------------------------------------------------------------------------------.2.292 4.2.2.1. Mehdi(as)’nin Özellikleri: ---------------------------------------------------------------. MÜRÎD: -------------------------------------------------------------------------------------------------. Modern Çağ ve Hukuk Sistemi: --------------------------------------------------------. MÜRŞÎD: -----------------------------------------------------------------------------------------------. Amerika’nın Irak İşgali: ------------------------------------------------------------------.347 c. Modern Çağ ve Eğitim:-------------------------------------------------------------------. Siyasî ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar ---------------------------------------------------.367 f.268 h.1. KABZ VE BAST HÂLİ: ----------------------------------------------------------------------------.

405 KAYNAKÇA --------------------------------------------------------------------------------. Nayef Bin Abdulaziz el Suud’un Vefatı: ------------------------------------------------------------------------------------.4.6.386 f.2. Şili’de Maden Göçüğü Altında Kalan Madencilerin Müslüman Olması: ----. Suudî Arabistan Velihat Prensi (İç İşleri Bakanı).407 XIII .386 SONUÇ ---------------------------------------------------------------------------------------. Necmettin Erbakan’ın Vefatı: -----------------------------------------------------------.385 f.389 ÖZET ------------------------------------------------------------------------------------------.2.387 EKLER ----------------------------------------------------------------------------------------.5.403 ABSTRACKT -------------------------------------------------------------------------------.f.2.

Marifeti’lyeyleri.: Lamî Çelebi. The Naqshband Order (A Preliminary Survey of Its History and Significance) . s. Şeyh Nazım’ın Nakşibendî Tarikatına dayanan silsilesinde. Eraydın.. Taşköprülü. Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi. ss. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’deki anlayış ve uygulamalarla mukayeseli olarak değerlendirmeye çalışacağız. Bahaûddin Nakşbend. Studia Islamica. 2 Camî. (1976). Marifet Yay. Hacegan Tarikatı da denmiştir. 617/1220). Alem Yay. Selçuk. ss. Ter. 297. Hz. Kara. M.. Reşahât ayne’l-hayat. 256. s. Hüseyn. Tosun. Necdet. Mustafa. İstanbul 1981. 1241/1826)’den sonraki şubesi olan Hakkâniyye Dergâhlarındaki tasavvuf anlayışı ve tarikat uygulamalarının. ayrıca ele alınması gerektiği kanaatindeyiz. 123-152.. Ali b. İstanbul 1966. ss. 1 Algar. Şeyh Nazım’ın Nakşibendî Tarikatına dayanan tasavvuf anlayışını ve tarikat uygulamalarını incelememiz açısından mühimdir. Nakşîliği münferiden ele almaktan ziyade. İnsan Yay.: Necip Fazıl Kısakürek. yeni bir tarikat kurucusu olarak telakki edilmiş ve Nakşibendi Tarikatına daha önceleri. Ebu Bekir(ra)’den gelen ve hafî (gizli) zikr esasına dayalı olarak kurulan yoldur. Tasavvuf ve Tarikatlar. Doğan Kardeş Yay. Tasavvuf. 1298. Abdurrahman Ebu Berekât. Bahâi. Nefehâtu’l-uns min hadaratu’l-guds. İz. Ensar Neşriyat.GİRİŞ TARİKAT-I HAKKÂNİYYE’NİN TEŞEKKÜLÜ 1. TARİKAT-I NAKŞİBENDİYYE: Buhara’dan neşet etmiş olan Nakşibendilik Tarikatı. 44. Nasrullah. 1 . Tasavvuf ve Tarikatlar. Hasan Lütfi. İstanbul 1969. 165. 418. İstanbul 2009.. Yılmaz. İstanbul 2000. 300-60. Dolayısıyla Tarikat-ı Nakşibendiyye başlığında. Mahir. s. Safî. 217-218. Mevlanâ Hâlid-i Bağdadî (v. 231... 73-77. tarikatın unutulmaya yüz tutan prensiplerini ihya ettiği için. Şuşud. Muhammed Bahaeddin Şah Nakşbendî. s. Abdülhalik Gucdevanî (v. Şevket Eygi Matbası. Rahle Yay. Dergah Yay. bütüncül bakışı temin etme hususunda. Muhammed Bahaûddin el-Buharîdir (v. Hasan Kamil. Hamid. İstanbul 2003. İstanbul 2003. Ali Aydın. s. Sad. No. ss. 791/1389). İstanbul 1958.2 Tarikat-ı Nakşibendiyye’nin erkân ve terbiye metotları açısından diğer tarikatlardan ayrılan ve kendi içerisinde özgünleşen yönleri.1 Nakşibendiyye Tarikatına adını veren Şâh-ı Nakşibendi’nin tam adı. İslam Tasavvufunda Hacegân Hânedânı. Muhammed b.

325-329. 532. a. Risale-i Murâkabe. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Nakşîbendî Tarikatında semayı Abdulhâlik-ı Gucdevanî gibi kabul etmeyenler. s. Erkam Yay. 437.: Sabri Çağlayan. 40. 543. s.7 Nakşibendilikte zikr mevzuunda. s. Nakşbend. 7 Camî. s. Mesela Şâh-ı Nakşibend’in.5 Şâh-ı Nakşîbend. Hakkâniyye içerisinde farklı uygulandığı müşâhede edilmiştir. Çağlayan Yay.6 Alauddin-i Attar (v.. Nakşibendilik.. İstanbul 1985.Bu manada Şâh-ı Nakşibend tarafından uygulanarak gelmiş tarikat usul ve prensiplerinden bazılarının. Reşahât.: Süleyman Uludağ. Dolayısıyla Hakkânî Tekkeleri İmâm-ı Rabbânî’den sonraki cehri zikr esasına dayanmaktadır denilebilir. Nefehâtu’l-uns. Tosun. Marifet Yay. Tevhid Yay.e. Nakşibendilikte.. İmâm-ı Rabbânî’den sonra Nakşibendilik içerisinde ele alınan letâif. Yusuf Hemedanî gibi kabul edip uygulayanlar ve Ubeydullah Ahrar gibi uygulamayıp fikir beyan edenler olmuştur. Muhammed b. ss. 4 Bu veriler ışığında değerlendirildiğinde. s. Dimeşkiyye Abdurrahman. Ter. s. Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin intisab uygulamaları. Muhammed Nuri Şemseddin. İstanbul 1996. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kavramlar/d. genel prensip olarak hafî zikrin esas alındığı. Mustafa Kara.g.: Lamî Çelebi. 74. Abdullah..e. İstanbul 1998.3 Nakşibendiyye içerisindeki benzer uygulamalara dayanarak. geleneksel Nakşîlik uygulamalarından ayrılmıştır diyebiliriz. ss. cehrî zikir ve semâ da yapılmaktadır.: Ali Hüsrevoğlu. Abdurrahman Ebu Berekât.9 3 4 Camî. 802/1399)’a zikr-i cehr-i hakkında sorulduğunda. ss. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Yakûb-u Çerhî (v. 6 Camî. yaygın bir kanattir. 2 . 15-22.Beyat. hazırlık ve istihare telkinleri ile karşılaşılmamıştır. 301. Çünkü Şeyh Nazım’ın tarikata mürîdan kabulü esnasında ve uyguladığı intisap usulünde. Bahaûddin Nakşbend. 8 Aynı eser. 5 Tafsilatları için bu tezde Bkz. Safî. 26-28. 298. ruh sır.8 Hakkâniyye içerisinde bugün hafi zikrin yanında. Ter. Sad. kabul ettiği bilinmektedir.g. tarikata intisap öncesi hazırlık dönemine ve bu dönemde yapılan istihareye önem verildiği yönünde kanaatler vardır. 851/1447)’yi tarikata hemen kabul etmediği. telkin etmemiştir. Âdâb. 531-569. zikr olarak hafiyi telkin etmiştir. 9 Hanî. caiz olduğunu bildirmiş ancak. cehri zikir ve semahının yaygın olmadığı bilinir. s. 308. a. Çerhî’nin intisabından önceki gece istihare yaptığı ve istiharenin sabahında. s. İstanbul 1974. hafî ve ahfa olarak zikredilmiştir. Şuşud. s. Tosun. Hacegân Hânedânı. zikrin bedendeki mahalleri olan kalb. Tosun. Haz. 244... İmâm-ı Rabbânî’ye kadar tarikat içerisinde.

7. Ebediyete Davet. bir terbiye usulü gerekli görülen mürîdlere telkin 10 Nazım-ı Kıbrısî’nin şeyhi. Şeyh Hişam’ın sohbetlerinde de sıkça vurgulanmaktadır. Tafsilatı için bu tezde bkz. 1355/1936)’den itibaren sırru’s-sır letâifi zikredilmiştir. Mesela Şeyh Nazım. 71-447.13 Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de riyazet ve halvet. a. 12 Safî. Tarikat-ı Hakkânîyye Silsilesi.Hakkâniyye içerisinde ahfa letâifi yerine. 34.14 Tarikatlardaki irşad metodolojisini esas alarak yapılan kabul görmüş bir sınıflandırmaya göre iki çeşit tarikat vardır. 14 Bu tezde bkz. Şeyh Şerafeddin10 (v. ss. bir Nakşibendî-Hâlidî kolundan olan Hakkâniyye içerisinde telkin edilmektedir. Şemseddin. 16 Tafsilatları için bu tezde bkz. 13 Tosun. Tarik-i Nefsâni’ye ait irşad usulü. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Hayatı.. mürîdlerin tekâmülü için telkin etmiştir.. Hasan. bu açıdan tarik-i nefsâni ile ruhanînin benimsediği terbiye metodlarından müteşekkil. 27-342.17 Bununla birlikte halvet ve riyazât. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de Silsile.dir. karma bir usul uygulamaktadır diyebiliriz. 173. Nefsi tezkiye ve terbiye etmeyi.e. Nefehâtu’l-uns. Risale-i Murâkabe. a. 318. Giriş/Halidiyye-i Hakkânîyye Tekkeleri/a.g.16 Hâlidiyye-i Hakkâniyye. ss. Bu usulde önemlilik arz eden araçlar. tesbih. ruhaniyeti güçlendirecek ibadet. 11 Burkay. Reşahât. ss. İkinci çeşit tarikat. 185. halvete girdikleri ve riyazetle meşgul olmalarına yönelik malumat vardır. diğer günlük virtler kadar önem verilmiş ve manevî tekâmül aracı olarak uygulan arak telkin edilmiştir. İstanbul 2006. sohbetin önemini belirtmiştir. namaza. matluba ulaşmada usul edinen tarîk-ı nefsâni. 3 . Riyazet. vird ve zikir vs. ruhu terakki ettirmeyi usul edinen tarîk-ı ruhanî olarak adlandırılmakta ve Nakşibendilik ile ortaya konan usulü tanımlamaktadır.172. s. Menâkıb-ı Şerefiyye (Şerâfeddin Hazretleri’nin Ağzından). genelde Nakşîlik öncesi usulleri tabir etmektedir. ss. 7-21. Nakşibendilik ve metodu hakkında yapılan sohbetlerin genelinde. Şerafeddin-i Dağıstanî.15 Hakkâniyye’nin silsilesinde Hâlid-i Bağdadî’den sonra yer alan Dağıstanlı pirlerin içerisinde riyazet ve halvete. Ankara 1995. 15 Nakşbend. Abdullah-ı Dağıstanî’nin şeyhidir. halvet ve çile bu usullerde uygulanan önemli araçlardandır. Derviş Yay.11 Nakşî silsilesindeki büyüklerin. s.12 Ancak Nakşibendiliğin irşad usulünde evrâda. Yolun en önemli bir terbiye metodu olarak vurguladığı sohbeti. Camî.g. 321.e. sohbet. ss. Eraydın.. Kur’ân okumaya ve sohbete. riyazet ve halvetten daha fazla önem atfedilmiştir. 17 Şeyh Nazım Kıbrısî el-Hakkânî. en az diğer ibadetler kadar telkin edilmiştir.

tesiri ve ıstılahıyla en kâmil olanının Nakşibendî Tarikatı olduğuna yönelik. 531-569.. s. Bu kişiler hususiyetle. Halvet konusunda görülen düşünce ve uygulamaları savunanlar.20 Bu açıdan bakıldığında. Hâlidiyye Kolu’nu.edilmiştir. s. 6. açıklaması da vardır. 20 Tosun. Bu başlıkta. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin. Nakşibendî Tarikatında bulunan kuvvet ve salahiyetin yirminci yüzyılda diğer tarikatlarda olmadığını ifade etmiştir. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/f. Abdulhâlik Gucdevanî. bu tasniflerdeki usulün ikisini de ihtiva eden bir usul olarak uygulanmaktadır. NAKŞİBENDİYYE-İ HÂLİDİYYE: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin takip ettiği irşad metodu olarak isimlendirilen Hakkâniyye.Sohbet -Halvet. 18 19 Tafsilatları için bu tezde bkz. Kıbrısî. 895/1490) kadar halvet uygulanmasına rastlanmamıştır.e. 185. Hâlidiyye’nin bir şubesidir. riyazet konusunda da paralel düşünceleri savunup uygulamalar yapmışlardır. Camî. ss. sohbetle vazifelendirilmiş mürîdler olmuştur.g. Bahauddin Şâh-ı Nakşîbend’den Ubeydullah-ı Ahrar’a (v. halvet ve riyazet konusunda özgün bir usul tatbik ettiği görülmektedir. 330-332. 4 . Şeyh Nazım’a göre insanlara manevî feyzi veren ve onları terbiye eden yol Nakşibendîlik’tir.19 Ubeydullah-ı Ahrar’da halveti uygulamamış ancak. uygulayan bazı mürîdlerine de engel olmamıştır. 22 Burkay. Hâlidiyye’nin müstakil bir başlıkta ele alınması ihtiyacı hâsıl olmuştur.18 Dolayısıyla bugün Hakkâniyye Dergâhlarındaki irşâd metodu.21 Bu konuda Şeyh Şerâfeddin’in kıyamete kadar baki olacak yedi tarikat bulunduğunu ve bunlar içerisinde tarikat usulü. devamlı ve yaygın bir irşâd metodu olmamıştır. Dolayısıyla Nakşilikte asıl olmayan halvet.22 2. Hakkâniyye’nin ve Şeyh Nazım -ı Hakkânî’nin tasavvuf anlayışının incelenmesi için. Menâkıb-ı Şerefiyye. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). halvet der encümen anlayışı ile halvet anlayışına yeni bir ufuk kazandırmıştır. s. Ebediyete Davet. a. 21 Hakkânî. Hakkâniyye ile mukayeseli ele almaya çalışacağız.

Bu uygulamanın. 147. JurusBurus Yay. 25 Hanî. a. 316-322.. bulundukları coğrafyanın ilzam ettiği şartlara göre irşad usullerindeki öncelikleri belirlemiş olabileceklerinden. Muhammed b. ss. Tah.. Irak. Binaenaleyh Halidî kolları. iyi bir medrese eğitimi görmüştür. Hindistan Delhi’de bulunan Abdullah-ı Dehlevî’den (v.e.19. Muhammed Ahmed. Hamid. 693-701. s. Matba’a vizaratu’tterbiyye.e. ss.27 Tarikat-ı Hakkâniyye’de uygulanan halvetin ise. ss.172-187.25 Bir görüşe göre Bağdadî. İsmail elEneranî’yi tayin etmiş ve bunu tüm halifelerine duyurmuştur. Ancak. Tasavvuf Tarikatlar Silsilesi ve Ahlâk-ı İslamîye. 5 . Yılmaz. toplu olarak ve münferiden uygulandığı bilinmektedir.g. Suriye.g. 26 Algar. kendi beldelerine göndermiştir.: Abdülrezzâk Abdullah. 330. yer yer farklı özellikler arz etmişlerdir. 669 -701. düzenlediği bir vasiyetname ile yerine baş halife olarak. Virnig. ss. Nakşibendiyye’nin bu asırda anılan Halidilik kolunun bir kurucusudur. ss. Şam’daki dergâhında görevli olan. İrbil 2002. tarikatın kollara bölünmesini önlemek için yapmıştır. halifelerin uygulamaları birbirinden bağımsızlık arzetmiştir. Ortadoğu Halidileri arasında pek rastlanmayan bir durum olduğu bilinmektedir.. Divantaş Neşriyat. 83-87. 27 Tosun. 1252/1824) tarikat terbiyesi gören Bağdadî.e. İstanbul Tarihsiz.. Irak ve Anodolu coğrafyasında çoğunlukta olmak üzere.24 Vefatından kısa bir süre önce. Kuzey Kafkasya’dan gelen silsilede. Ergin Kitapevi. terbiye ettikten sonra.g. Hanî. yılın muhtelif zamanlarında.26 Halvet’in Nakşibendî yoluna Hâlid-i Bağdadî ile girdiği yaygın bir kanaattir. Âdâb. TDV İA. Hisham. İslam’ı ve Nakşiliği intişar etmeleri için. Hadâiku'l-verdiye fi ecilla Nakşibendiyye. 24 Hanî. Abdülmecid. Malezya ve Endonezya gibi geniş bir coğrafyada intişar eden tarikatın halifeleri. Chicago 1995. Tarikatu’l-Nakşibandiyya ve Ulumiha. Hadiykatu’l-verdiyye. s. asır Nakşibendî ricalinden olan Mevlana Hâlid-i Bağdadî (v. Mısır. 701. Âdâb. 79-82. Türkiye. Mesela Malezya ve Endonezya Halidî şeyhleri.. bu bildiriyi. a. The Naqshbandi Sufi Way (History and Guidebook of the Saints of the Golden Chain).23 1238/1822 tarihinden itibaren Şam’da irşad vazifelerini sürdüren Bağdadî. 284-348. Eraydın. Kazı Pub. ss. 287-315. Tarblus 1987. Hânî. mürîdlerini on ile kırk günlük halvetlere almaktadırlar.28 Şeyh 23 Hanî. a. s. aslî kimliğini korumayı başarmışsa da. Hadiykatu’l-verdiyye. ss. tüm dünyadan gelen talebelerini. Halidîlik. 1242/1826). İstanbul 1988. 295-296. ss. 28 Kabbânî. ss. Bu yüzden şeriat bilgisi yüksek bir âlimdir. Hacı Reşit Paşa.

Avrupa. Uzakdoğu ve Kuzey Kafkasya’da da uygulanmış olması hasebiyle. video arşivimizde bulunmaktadır.com/ Seyh Nazim Mehmet Adil efendiyi Halife ilan etti. Naşibendiyye’nin büyük şeyhleri. 31 Bu tezde bkz.Sohbet -Halvet. bir ilkdir. 32 Uludağ. Hâlidiyye kolundan bir yol olan Hakkâniyye.youtube.g.30 Şeyh Nazım’ın Osmanlı kıyafetlerini tercihinde ve batı kıyafetlerini tasvib etmemedeki tavrı. oğlu Mehmet Efendi’yi halifesi olarak ilan etmiştir. Uludağ. 15. melamiliğe yaklaşan tavır sergilemiş olmalarına rağmen. İçtimai ve tarihi yapısının yanı sıra. İlgili kayıt.. Diğer Konulara Tasavvufî Yaklaşımlar/Siyasi ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar . 33 www. 29 Ortadoğu Halidîlerinden ayrılsa da. Nazım Efendi. dayıdan yeğene. Şeyh Nazım’ın irşad vazifesini Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den almasından sonra başlamıştır.e. c. Süleyman. HALİDİYYE-İ HAKKÂNİYYE (HAKKÂNÎ DERGÂHLARI): Nakşibendî Tarikatının. s. 3. Dergâhların dünya üzerinde yayılması. Hâlidiyye ile bu durumun tam tersi bir istikamet kazandığı yönünde tespitler vardır. 6 . kayınpederden damada geçen şeyhlik. Bununla birlikte Şeyh Nazım.33 Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde gelenek olmayan bu durum. seyyidlik inancıyla pekiştiği düşünülen bu uygulamanın.Nazım’ın terbiye metodu olarak zaruri gördüğü halvet anlayışı. 298. Amerika. Hâlidiliğin şekil ve usul konusundaki belirleyici tavrına daha yakındır. Hâlid-i Bağdadî’den sonraki Hakkâniyye silsilesinde. Kıbrıs adasında bir Hakkâniyye tekkesinin açılması ve buradan dünyanın muhtelif 29 30 Bu tezde bkz. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/f. s. Anadolu’da Halidîlik. Asya ve Afrika kıtalarında dergâhları bulunan bir harekettir. Mesela doğu ve güneydoğu bölgesinde. Anadolu ve Tırakya’daki Halidî kollarında pek rastlanmadığı tesbit edilmiştir. usul ve şekle fazla önem vermemekle.31 Bununla birlikte Hâlidîliğin Türkiye sınırları içerisindeki kolları arasında da birbirinden farklı uygulamaları vardır. Halidî’liğe sonradan dâhil edilmiş bir uygulama olmadığı kanaatindeyiz. şeyhlik babadan oğula geçer. Şeyh Nazım’ın sigara mevzuundaki tutumu da bu hususta bir diğer bir örnek olabilir. a. TDV İA. 298. babadan oğula geçmemiştir.32 Bu durum Hâlidiyye-i Hakkâniyye için de geçerlidir.

ülkelerinde davet ve irşad faaliyetlerinin yürütülmesi için, Şeyhi Abdullah Dağıstanî’den emir aldığını ifade etmiştir. Şeyh Abdullah’ın bu beyanına tanık olan Şeyh Hişam, söz konusu ifadeleri şöyle nakletmiştir: “Hz. Peygamber (sav)’in emriyle, Nazım Efendi’yi terbiye ile halifeliğe çıkardım. Ziyadesiyle halvete koydum, muhtelif usullerle irşad ettim ve onu halifem olarak tayin ettim. Onun bu yolu müstakbelde maşrıktan mağribe kadar intişar ettireceğini görüyorum. … Londra’dan Avrupa’ya, Uzakdoğu’dan Amerika’ya büyük dergâhlar kurduğunu ve yolumuzu taşıdığını görüyorum… Genç insanların her yönden ona koştuğunu görüyorum… Din Allah(cc)’ındır ve Allah(cc), kullarına hükmedici olarak yeter.”34 Hakkânî müridanının bugünkü sayısı hakkında net bir tespit yoktur. 1996 yılında yapılan bir çalışmada 56 farklı ülkeden müntesib mürîdin bulunduğu tespit edilmiştir.35 Tarikatın nasıl bu kadar yaygınlaştığı, sosyolojik bir çalışmada beş sebebe dayandırılmıştır: 1-Apokaliptik36 gündem. 2-Modern dünyanın beklenmeyen sosyal hadiselerini Şeyh Nazım’ın geleneksel tasavvuf ıstılahıyla birleştirme yeteneği. 3-Müslüman şahsiyet ve ulemalasına referanslar. 4-Şeyh Nazım ve Şeyh Hişam’ın Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’daki çevrelerine yaptıkları tasavvufî yorumların dinleyenlerle ilgili olduğu kadar, dinleyenler tarafından kolay anlaşılması. 5-Armagedon37 ve kıyamet gününe ait mesajların müntesipler için ilgi çekici bir konu olması.38 Hâlidiyye-i Hakkâniyye, bugün Nakşî usullerini esas alan bir irşâd metodolojisini, diğer tarikatların usulleriyle harmanlamış özgün bir metot takip etmektedir. Bu başlıkta Hakkânî Dergâhlarında tesbit edilmiş usul ve adetleri, kendi içerisinde ve Nakşîlik ile mukayeseli ele almaya çalışacağız. Söz konusu usul ve adetlerin, İslam ve tasavvuf düşüncesi açısından değerlendirilmesi, ikinci bölümde yapıldığından burada değinilmeyecektir.
34 35

K. Hisham, Sufî Way, s. 405. Atay, Tayfun, Batı’da bir Nakşî Cemaati: Şeyh Nazım Kıbrısî Örneği, İletişim Yay., İstanbul 1996, s. 86 36 Kıyamete dair, son gün. 37 Hiristiyan kaynaklarında bildirilen ahir zaman savaşı. İyiler ile kötülerin yapacağı büyük savaştır. Şeyh Nazım bu savaşı melhame-i Kubrâ olarak da ifade etmiştir. 38 Stjernholm, Simon, The Struggle for Purity: Nagshbandi-Haqqani Sufism in Eastren London, Basılmamış Y. Lisans Tezi, Lund University, [Scania] 2005, s. 8.

7

Hakkâniyye yolu için Nazım Efendi, “rütbe kazanma yolu değil, nefsi tüketmek yoludur” diyerek yolun gayesinde nefis tezkiyesini öne çıkarmıştır.39 Bu manada Hakkâniyye yoluna girenlerin dikkat etmesi gereken menhiyatın başında “kibir” görülür. Nazım Efendi, Bâyezıd-i Bistami Hazretlerinin sözüne atfederek “kendi nefsini Firavun’dan, Nemrut’tan, Ebu Cehil’den ve İblisten daha aşağı görmeyen kimse bizim yolumuzun kokusunu alamaz” demektedir.40 Kıbrısî’ye göre, Tarikat-ı Hakkâniyye mürîdlerinin, hiçbir mahlûkata karşı üstünlük düşüncesinde bulunmaya salahiyetleri yoktur. Bu durum mirac bahsinde de bildirilen nefsin hakikati olarak vurgulanmıştır. Bu hakikate göre nefs, fırsat bulduğu zaman Rablik ilan edebilecek bir yön taşımaktadır. Nefsin bu yönünü besleyen günah, kibirdir.41 Dolayısıyla yolun en önemli menhiyatı arasında zikredilmektedir. Hakkâniyye içerisinde, kibir ve ucuba sergilenen bu yaklaşım, iman ve küfür anlayışlarında da görülmektedir. İmanı da küfrü de atiyye olarak görmek, kibir ve ucubu izale edici bir anlayış olarak sıkça vurgulanmaktadır. Hakkâniyye içerisinde mürîdin imandan dolayı kendini üstün görmesi ve iman etmeyenlerin hakir görülmesi men edilmiştir. Nazım Efendi bu anlayışı, bir menkıbe ile müşahhaslaştırmıştır.42 Hakkâniyye dergâhlarında sıkça anılan dört düşman nefs, şeytan, hevâ ve dünyadır. Bu düşmanları galip getirecek en tehlikeli sıfat olarak gazab, sıkça ele alınır. Şeyh Şerafeddin’e göre gazab, tüm kötü sıfatların ortaya çıkabileceği zemini hazırlamasından dolayı zemmedilen sıfatların başında gelmektedir.43

39 40

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 40. Aynı eser, s. 37. 41 Aynı eser, s. 38. 42 Kıbrısî, menkıbeyi, şöyle nakletmiştir: “Veliullah’dan biri, bir Yahudi’yi gördüğü anda kendisinden geçip düşmüş. Ayılttıkları vakitte: ‘Şeyh Efendi size ne oldu? O Yahudiyi gördüğün vakitte niye bayıldınız?’ diye sual etmişler. Şeyh Efendi: ‘Ey evlatlar, sırrıma nida geldi ki; ‘Ey kulum! Onu hakir görme. Ona Yahudilik gömleğini giydiren Benim. İman libasını sana giydirdi isem, onu senden çıkarıp ona giydirmeye, ondakini çıkarıp sanan giydirmeye Kadirim. Edebi gözet!’ dediği vakitte, korkudan düşüverdim.’ demiş.” Ayrıca bkz. Kıbrısî, a.g.e., s. 42. 43 Burkay, Menakıb-ı Şerefiyye, s. 108.

8

Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî44 (v. 1393/1973)’ye göre nefsin, kendini kardeşine tercih etmesi, kendisini kardeşinden üstün görmesi, kendi ayıbını bırakıp kardeşlerinin ayıbını görmesi, tezkiye edilmesi gereken hususi yetlerdir. Bu haldeki mürîdin, her lahzada vazifesinden ve hudutlarından gafil olmaması gerekmektedir. Şeyh Abdullah, Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin şu edeplerini, mürîdana tavsiye niteliğinde saymıştır: Kendisine nimet olarak verilen hiçbir şeyi isyan yolunda sarf etmemek. Bunun için bilhassa dili ve gözü murakabe altında tutmak. Kendisine bahşedilen afiyet ve diğer nimetler için şükrederken, belalara da sabretmek. Şeyh Abdullah’a göre, şeriatın hudutları muhafaza edilmediği zaman, kalbe hastalık girer ve kişiyi ifsat eder. Dolayısıyla mürîdanın öncelikli vazifesi, Nebî(sav)’nin sünnetlerine yapışması ve şeriatın hudutlarını muhafaza etmesidir.45 Şeyh Nazım’ın sohbetlerinde ve Lefke dergâhındaki uygulamalarında dikkatimizi çeken diğer bir menhiyat sigaradır. Sigaraya karşı uzun yıllardır katı bir tutum sergileyen Kıbrısî, küçük görülen sigara günahının, nefs aracılığıyla kula büyük günahları işleteceğini ifade etmiştir.46 Lefke dergâhında ziyarete gelen mürîdanın büyük çoğunluğu sigara kullanmamaktadır. Kullanan birkaç kişi ise, Şeyh Nazım’ın emrinden dolayı, dergâh sınırının beş metre dışında sigara içmektedir. Londra’daki Hakkânî mürîdleri üzerinde yapılan bir çalışmaya göre, günlük yaşamda riayet edilen edepler konusunda ihtilaflı anlayışlar bulunmaktadır. Mesela kimi mürîde göre bir büyüğün elini öpmek tazim olduğu için edep olurken, kimisine göre küfür telakki edilebilmektedir.47 Londra’daki Hakkânî dergâhlarında müşâhede edilen bu ihtilafı, Şam Dergâhında gözlemlediğimizi belirtmek isteriz. Hakkânî Dergâhlarının geniş bir coğrafyada temsil edilmesi, söz konusu ihtilafın sebebi olmaktadır. Farklı bir ifadeyle, her dergâhın içinde bulunduğu sosyo-kültürel şartlara bağlı olarak gelişen edeb anlayışı, Hakkâniyye içerisinde çeşitlilik göstermektedir. Bununla birlikte mürîdanın hidayete erme ve mürîd olduktan sonraki tarikat içinde
44

Nazım-ı Kıbrısî’nin şeyhidir. Tafsilatı için bu tezde bkz. Giriş/Halidiyye-i Hakkânîyye Tekkeleri/a.8. Abdullah-ı Dağıstanî. 45 Kabbânî Muhammed Adnan, Futuhâtu’l-Hakkâniyye fi menâgibi eclâi’s-silsileti’z-zehebiyyeti’lâliyye, [Şam], Tarihsiz, c. 1, ss. 51, 52, 78. 46 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 117. 47 Stjernholm, The struggle for Purity, s. 38.

9

yer alma süresi de bu mevzuda etkilidir. Meselâ, yakın zamanda ihtida etmiş müridler için irşad, imani esaslar önceliğine dayanırken; ailesindeki tarikat adabıyla yetişmiş müridler için irşad, edeb ve usul önceliğine dayanmaktadır. Bu durum, geniş coğrafyaya yayılmış Halidilikte gözlemlenmiş çeşitliliğin, bir numunesini teşkil etmektedir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den nakledilen bir kaynağa göre, mürîdin bu yoldan müstefîd olabilmesi için tarikata riayet etmesi gerekmektedir. Ancak, tarikatın hakiki manası edeptir. Edebe riayet etmesi gerekmektedir fakat; edebin hakiki manası, teslimiyettir. Sırasıyla teslimiyetin hakiki manası, mürebbinin emrini bekleyiştir. Bekleyişin hakiki manası ittibâdır. İttibânın hakiki manası emre sıkıca yapışmaktır. Emre sıkıca yapışmanın hakiki manası, muhabbet; muhabbetin hakiki manası, tüm iradesinde rabıtalı olmaktır. Yani rabıtaya riayet etmelidir. Rabıtaya riayet etmek için, rabıtanın hakiki manasına vusûl etmelidir.48 Rabıtaya hakiki manada vusûl için maksuda iman etmesi gerekmektedir. Maksûda hakiki manada iman için takvaya ve takva için her lahza müşâhede de olmak gerekmektedir.49 Hakkâniyye yolu hakkındaki bu anlayış, Nazım Efendi’nin ilim ve edep konularında izah edildiği gibi,50 onun genel tasavvuf anlayışında mündemictir. Hakkâni Dergâhlarında sıklıkla eleştiri konusu olan bir düşünce ise Vahhâbîliktir. Şeyh Nazım-ı Hakkânî çevresinde, Vahhâbîlik düşüncesinin ehl-i sünnet dışında kalan yönleri, çeşitli vesilelerle ele alınan bir konudur. Londra’daki Hakkânî Dergâhının toplum içindeki işlevi üzerine yapılan sosyolojik bir çalışmada, Vahhâbîlik ve Selefîlik gibi mevzular, grup içindeki birliktelik duygusunu artıran bir unsur olarak görülmüş ve sebep olarak Hakkânî yolunda metafizik unsurların diğer Nakşîbendî yollarına göre daha fazla bulunması gösterilmiştir.51 İslamî erkânı fiziksel kaideler üzerinde yorumlayan Vahhâbîlik düşüncesi ile, diğer İslam ulemaları arasındaki görüş ayrılığı hem tarihi hem de aktüel bir vakıadır. Bu konuda Vahhabî karşıtlığı içinde Hakkânî’nin konumu ise, öğretileri içinde yer alan meta48 49

Üç mertebede vusûl, huzur üzerinden anlatılmıştır: Huzuru İlahî, Huzuru Habib, Huzuru Meşayıh. K. Adnan, Futuhâtu’l-Hakkâniyye, ss. 46-47. 50 Kıbrısî, Hak Dost 4, Dervish Kitapevi, Kıbrıs 2005, ss. 67, 81, 88, 89 . 51 Stjernholm, Struggle for Purity, s. 52.

10

fiziksel unsurların sadece niceliği ile değil, aynı zamanda niteliği ve ehemmiyeti ile ilişkili olduğu kanaatine varılmıştır. Meta-fiziksel dinamikleri modern bilimin fiziksel dinamikleriyle izah ve ispat metodunu sohbetlerinde kullanan Hişam Kabbanî,52 bu çatışmanın sebebini şöyle açıklar: “…Meteryalistik düşüncenin dinî temsilcisi addedilen Vahhâbîlik, bu anlayışı (Peygamber’in nurunu varlık felsefesi ile ilgili olarak, ontolojik olarak izah edildiği yaklaşımı)53 idrâk edemediği için bu düşüncelere karşı çıkmaktadır. Hakkâniyye bu düşüncelerin zıddında olduğu için Vahhâbîlik karşıtıdır.”54 Geleneksel tarikatlar gibi dışa kapalı olmaması, tarikat şeyhinin ve zikirlerinin tarikat dışındakilerle şifahen ya da internet üzerinden video olarak paylaşılmasında kısıtlama olmaması, bey’at yapmak isteyen bir mürîdin kolaylıkla Şeyh Nazım Efendi’ye ulaşabilmesi gibi konulardan dolayı, Hakkânî Dergâhının diğer Halidî şubelerden ayrıldığı yönünde tespitler mevcuttur.55 Hakkâniyy’ye ait internet sayfalarında, internet üzerinden kelime-i şehadet getirme ve Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye bey’at yapılabilmesi için bağlantılar bulunmaktadır.56 Bu uygulamaya, Anadolu’da ya da diğer kıtalarda faal olan Hâlidî şubelerinin internet sitelerinde rastlanmamıştır. Hakkâniyye cemaati üzerine yapılan farklı bir çalışmaya göre, mürîdler arasındaki iletişim ve irtibatın kurulmasında blog ve form sayfaları üzerinden internetin önemli işlevi bulunmaktadır.57 Dolayısıyla bu yönüyle Hakkâniyye, diğer Nakşî ve Hâlidî şubelerden ayrılmaktadır. Hakkânî Dergâhlarındaki irşâd metodunun diğer Nakşî tarikatlarındaki metodlardan nasıl ayrıldığını Nazım Efendi’ye ait şu cümlelerin ifade ettiği kanaatindeyiz: “Senenin dört mevsimi var. Her mevsimde insanlar yediklerini ve giydiklerini değiştirirler ama, gövdeleri değişmez. Tarikat tarikattır. İster Şam’da
52

Hâlidiyye-i Hakkânîyye yoluna, Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî döneminde, intisab etmiştir. Şeyh Nazım’ın dağmadı ve Amerika görevlisidir. Tafsilat için bu tezde bkz. Hâlidiyye-i Hakkâniyye Tekkeleri/a.8.3 Hişam Kabbanî. 53 Tafsilatı için bu tezde bkz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d.Hz. Peygamber. 54 www.sufîlive.com, CommingOfMahdi-1; Video Arşivimizde mevcuttur. 55 Aynı eser, s. 8 56 Ayrıca Bkz. http://www.haqqanisoul.com/profile/SHAHADAPAGE; Bkz. www.naqshbandiorder.org.tr 57 Jorgen, S Nilsen, Mustafa, Draper, Galina, Yemeliana, Sufism in West (Transnational Sufism, The Haqqania), Routledge, NY 2006, s. 101.

11

olsun, ister Avrupa’da, ister Amerika’da. Tarikat Allah (ac)’a giden yoldur. Lakin irşâd şekli her bir yerin ve insanların hususiyetlerine bağlı olarak bir yerden diğerine değişir. Mürşid, nasıl bir yol tatbik edip izleyeceğine, buna göre karar verir. Avrupa’da başka, Şam’da başka, Kıbrıs’ta başka, Türkiye’de başka, Mısır’da başka, Uzak Doğularda başka ve Amerika’da başkadır.”58 Hakkânî yolunun kendi içerisinde dahi farklı ülkelerde farklı irşâd metotlarının uygulandığını anladığımız bu metotların, Hakkânî yolu içerisinde ilk defa Şeyh Nazım tarafından uygulanmış olması gerekmektedir. Çünkü Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî, Dağıstan ve Yalova üzerinden gelerek Şam’a yerleşmiş ve daha sonra Şam dışına çıkmamıştır. Yani Şeyh Nazım’a kadar Hakkânî Dergâhı, bu coğrafyalara ulaşmamıştır. Dolayısıyla Şeyh Nazım’ın uygulamaları ile irşâd metodundaki değişme ve çeşitlenme ile bugün incelediğimiz tarikat yapısı teşekkül etmiştir. Ancak hem bu değişime, hem de çeşitlenmeye esas teşkil eden erkân, usul ve edeb, Hâlid-i Bağdadî’den Şeyh Abdullah’a kadar gelen meşâyıhın anlayışları üzerine tesis edilmiştir. İngiltere’de yapılan bir çalışmaya göre söz konusu çeşitlenme kendi içerisinde üç grup olarak tespit edilmiştir. Birbirleriyle uyumlarını esas alarak yapılan bu antropolojik çalışmaya göre Londra’da Türk mürîdler, Hint Alt kıtası göçmenlerinin oluşturduğu mürîdler ve çoğunluğu İngiliz olan Bâtılı mürîdler olmak üzere üç alt gruptan söz edilmiştir.59 Tarikat-ı Hakkâniyye’nin tekkelerinde ve internet sitelerinde öne çıkan en önemli görsel, merkezinde “el-Hakk” esmasının yazılı olduğu bir levhadır.60 Haftalık zikirlerde “el-Hay” ve “Hu” esmalarıyla birlikte zikredilen isim, tekke yakınlarında satılan cevşenlerin içinde de bulunan isimdir. Londra’daki mürîdler, bu cevşeni taşıma maksatlarını, Allah(cc)’tan bekledikleri hayır ve bereket olarak ifade etmişlerdir.61
58 59

Atay, Batı’da Bir Nakşî Cematı., s. 365. Atay, a.g.e., ss. 88-101. 60 Bkz. Ek 01. 61 Stjernholm, Strugle for Purity, s. 37.

12

Nakşibendî-Hakkânî tekkelerinde dikkatimizi çeken bir diğer husus ise yapılan toplu zikirlerde kimilerinin halka ortasında sema ederek dönmesidir.62 Nakşîlik yolunda olmayan bu zikir biçiminin Nazım Efendiyle başlama ihtimalinin yüksek olduğunu ve bununda Nazım Efendi’nin icazetli olduğu Mevlevilik ve Kadirilik tarikatlarıyla ilintili olarak girdikten sonra zikrin, bugünkü biçimini aldığı kanaatindeyiz. Hâlidiyye-i Hakkaniye’nin diğer Anadolu Halidilerinden ayrılan bir yönü ise, silsilelerinde Hızır(as)’ın bulunmasıdır. Nakşîlikte Abdulhâlik Gucdevanî’nin Hızır(as) tarafından terbiye edildiği, bildirilmiş olmasına rağmen silsile listesine eklenmemiştir. Küçük bir yaklaşım farkı olarak görülecek bu mevzu, Hakkânî silsilesindeki meşayıhın silsiledeki sıra sayılarını artırmıştır. Mesela Hâlid-i Bağdadî diğer silsilelerde otuzuncu sıradayken, Hakkâniyye’de otuzbirinci sıradadır.63 Nazım Efendi’den önce mürîdanın umumiyetle tercih ettiği ve bugüne kadar değişime uğramamış bir diğer uygulama ise, Osmanlı usulü kıyafet tarzıdır. Erkek mürîdler arasında standart bir kıyafet tarzı olarak yerleşen bu adet, Nakşibendîlikte prensip olarak esas bir uygulama değildir. Şalvar pantolonlar üzerine dikilen hâkim yaka gömlekler, geniş yelekler üzerine sarıklar ve köstekli saat, Hakkâniyye dergâhları içerisinde genel kıyafet tarzıdır. Her yerden temin edilemeyen bu kıyafet, Hakkâniyye’nin resmî internet sayfasında sipariş edilebilmektedir.64 Şam Dergâhı’nın türbedarı olan İbrahim Efendi, bir Osmanlı muhaciri olarak halen bu tarz kıyafetleri, geleneksel metotlarla dikmektedir.

a. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de Silsile: Mevlana Hâlid-i Bağdadî’den sonra, aşağıdaki sırayla irşad vazifesini devralan meşayıh ve onların tasavvuf anlayışları, Hâlidiyye-i Hakkâniyye ismiyle

62 63

Bkz. www.saltanat.org/hadra; sufilive.com/zikr; naqshbandiorde.org/hadra. Bkz. www.naqshbandiorder.org/silsile. 64 Bkz. www.naqshbandiorder.org.

13

anılmaktadır. Şeyh Nazım Efendi’nin bugünkü tasavvuf anlayışı, Hakkâniyye’nin tarikat uygulamaları ve manevi atmosferi içinde vücud bulmuştur. Tarikatın silsile sırasına göre otuz birinci sırada bulunan Bağdadî’den sonra sırasıyla aşağıdaki isimler, irşâd vazifesini ifa etmişlerdir.

a.1. - (32) İsmail-i Şirvanî (Kurdemirî) (v. 1247/1832): Nakşîbendî silsilesinde Mevlana Hâlid-i Bağdadî’den sonra, İsmail-i Enerânî’den bahsedilmiştir ancak;65 Şeyh Nazım Efendi’nin sohbetlerinde ve Şeyh Adnan’ın66 Tarikat-ı Hakkâniyye hakkında yazdığı eserinde, Şeyh İsmail-i Şirvanî’den önce Şeyh İsmail-i Eneranî’den söz edilir. Fakat Hakkâniyye’nin resmî internet sayfasında yer alan silsile listesinde ve Şeyh Hişam’ın, Hâlidiyye-i Hakkâniyye yolunu anlattığı eserinde, Şeyh Eneranî’nin ismi kaydedilmemiştir. Hâlid-i Bağdadî’nin halifeleri içinde, kendisinin imam olduğu ve sırru’l-a’zâmın tevarüs ettiği şeyh olarak rivayet edilen Eneranî’nin, Hâlid-i Bağdadî’den 17 gün sonra vefat ettiği ve hilafeti, Şeyh Abdullah Herevî’ye bıraktığı bilinmektedir.67 Farklı bir rivayete göre, Şeyh İsmâil Enerânî (v. 1251/1829), yılında vefat etmiştir.68 Şeyh Nazım ile 2011 yılında yaptığımız mülakatta, İsmail-i Eneranî’nin silsilede yer alıp almadığı sorulmuştur. Bu mevzuda Kıbrısî, Eneranî’nin Hakkânî silsilesindeki meşâyıhtan olduğunu ve emanetini Hâlid-i Bağdadî’den aldığını ifade etmiştir.69 İsmail eş-Şirvanî (v. 1201/1786) tarihinde Dağıstan’ın Şirvan bölgesindeki Kurdemir’de doğmuştur. Zamanının en önde gelen âlimlerinden birisi olan babası Şeyh Enver-i Şirvanî’den ilk eğitimini alan Kurdemirî, devrin önemli âlimlerden ders alarak tahsilini tamamlamıştır.70

65 66

Hanî, Hadiykatu’l-verdiyye, s. 701. Hâlidiyye-i Hakkânîyye yoluna, Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî döneminde, intisab etmiştir. Şeyh Nazım’ın Şam görevlisidir. Tafsilat için bu tezde bkz. Hâlidiyye-i Hakkâniyye Tekkeleri/a.8.2 Adnan Kabbanî. 67 Hanî, a.g.e., s. 727, 736. 68 Aynı eser, s. 347. 69 İlgili mülakata ait görüntü, video arşivimizde mevcuttur. 70 K. Adnan, Futuhâtu’l-Hakkâniyye, s. 385.

14

Bağdadî’nin halifeleri arasında zikredilmektedir. Dağıstan’ın güneyinde yer alan Şirvan’ın Kulal kasabasında 1201/1786 yılında dünyaya gelmiştir. medrese eğitimi ile zahiri din ilimlerini tahsil ettikten sonra İsmail -i Şirvanî’nin halefi olacağı silsileye intisab etmiştir. 1260/1844): Has Muhammed Şirvanî. 15 .com/?page_id=154. yaşadığı evin yakınında defnedildiği kabri üzerine.naksibendihakkani. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 725.com/?page_id=154. K. 75 Şeyh Adnan’ın eserinde vefat tarihi 1277 olarak geçmektedir. Mevlana Halid’in dergâhına giderek Bağdadî’ye bağlandığı rivayet edilmektedir.Şeyh Abdullah-ı Dehlevî’ye mürîd olmak amacıyla Hindistan’a yolculuğuna çıkmış ve Basra’ya kadar gitmiştir. s. Rusya tarafından baskılara maruz kalır ve yakın mürîdleri hapsedilip sürgün edilmiştir. s.g. Sufi Way.75 Amasya’da Türbe diye anılan semtte. 74 http://www. 284. 77 K. Adnan. Ek 02. 387. Burada iken Abdullah-ı Dehlevî’den aldığı manevi işaret ile Bağdat’a.73 Faaliyetleri Rus siyasi politikalarına uymadığı için. a.76 a.e.72 Nakşibendî tabakâtında İsmail-i Şirvânî. s. sonra Anadolu’ya göç etmiştir. Ayrıca Şeyh İsmail’in 25 sene Şirvan’da kazdığı yer altında irşad vazifesini ifa ettiği kaydedilmiştir.71 Bağdadî’nin vefatından sonra Şam’dan Dağıstan’a geri dönerek zaviyesini kurmuştur. Muhammed-i Yerağî. Evvela Sivas ve sonra da Amasya’ya yerleşen Şeyh İsmail-i Şirvanî. Bkz. Adnan.77 İlk tasavvufî eğitimini ailesinden alan Şirvanî. Hisham.2. Cemaleddin-i Gazikumukî) sırr-ı akdesi aktardığı rivayet edilmektedir. K. Şeyh İsmail bu baskılar neticesinde önce Ahıska’ya. 76 Bkz. Hadiykatu’l-verdiyye.naksibendihakkani. Riyazet ehli bir sufî olduğu 71 72 http://www. s.74 Şeyh İsmail 1255/1839 tarihinde vefat etmiştir. halefleri arasındaki üç mürşide (Has Muhammed-i Şirvanî.. 389.(33) Has Muhammed-i Şirvanî (Dağıstanî) (v. . oğlu Osmanlı sadrazamlarından Şirvanîzade Rüşdü Paşa tarafından yaptırılan mescit ve bitişiğindeki türbe ziyaretgâhtır. 73 Hanî.

394. s. “elest bezmi” ile ilgilidir.com/?page_id=156. Kaynaklarda Şeyh Molla Muhammed adıyla geçtiği 78 79 http://www.82 Dağıstan ile Çeçenya’da imamet. s. imam. Adnan. 82 K. Bağdadî. altı ay sonra tekrar Şam’a gelen Şeyh Muhammed’e sırr-ı azamı verdiği kaydedilir. 396. Şeyh Muhammed’in ve kurduğu medresenin çalışmaları ile olmuştur. 1260/1844 yılında ifa ettiği Hacc vazifesi dönüşü ahirete irtihal etmiştir.”81 a.80 Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz Şeyh Has Muhammed Dağıstanî’ye ait bir söz. 16 . talebini tekrar düşünmesi için Şeyh Muhammedi. Dağıstan’a gönderir. Şeyh Has Muhammed-i Şirvanî.79 Has Muhammed Şirvanî. 294. Misak bahsinde incelediğimiz anlayış ile ilgili olabileceğini düşündüğümüz ifadeleri şu şekildedir: “Güzel bir seda duyulduğunda kalblere inen huzur ve güvenin sebebi nedir? Ruhların zerrelerine Allah(ac)’ın huzurunda yapılan.. ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ hitabıdır. Hâlid-i Bağdadî ile Şam’da görüşüp himmet ister.nakledilir. Bu yüzden kalb ne zaman bir zikir ya da terennüm duysa. 1265/1848): Kafkasya coğrafyasında bulunan Şirvan’ın Kural kasabasında 1191/1777 yılında dünyaya gelmiştir.78 Şeyh Muhammed. s. 297. O(cc)’nun hitabındaki cemal ruhlara nakşolmuştur. 81 Aynı eser. .(34) Muhammed Efendi (Yerağvî) Dağıstanî (v. gazavat. Adnan. Hayatı hakkında kayda girmiş birkaç menkıbe ve sözler dışında ayrıntılı bir bilginin olmadığı bilinmektedir.naksibendihakkani. Sufi Way.g. 80 K.3. s. Kaynaklarda. a. mürîd ve mürîdizm gibi İslamî terimlerin hayata geçişi. K. ruhunda nakşolan cemali tecrübe ederek ferah ve emniyet hisleri duyar. Şam’da medfundur. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Hisham.e.

Sufi Way. 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşını Osmanlı’nın kaybetmesinden sonra başlamıştır. 303.87 Kafkas İstiklal Mücadelesi. Nefis bahsinde ve Hakkâniyye şüyuhunun hayatlarında fark edilen halvet ve riyazat şu şekilde ifade edilmiştir: “Dört günlük oruçtan sonra ‘açım’ diyen bir sâlik yolumuza uygun değildir.(35) Seyyid Cemâleddin-i Kumukî Hüseynî Dağıstanî (v. bilhassa Osmanlı-İran anlaşmazlıkları döneminde zuhur eden Rus yayılmacılığının önlenmesi için gelişen örgütsel düşüncenin merkezi olduğu rivayet edilmektedir. www.com/?page_id=158.com/?page_id=160. Hüseyin(ra)’in neslinden Hz. Osmanlı’nın İran ve Mısır gibi meselelerden dolayı müdahale edemediği Kaskasya’da. İmam Gazi Muhammed (v.”85 a.naksibendihakkani. Peygamber(sav)’e ulaşan Cemâleddin-i Gazikumukî. Şeyh Şerafeddin (v. Bkz.84 Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz. binlerce hadis-i şerifi tasnif edecek kadar iyi bildiği. K. Dağıstan’daki Gazikumuk şehrinde 1203/1788 yılında dünyaya gelmiştir.bildirilen Şeyh Muhammed’in aynı adla kurulmuş medresesi. bir diğer bilgi kaynağıdır. 85 Aynı yer. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. zahirî ve batınî ilimlerde yetkin olduğu ve 15 civarında dili konuşacak düzeyde bildiği rivayet edilmektedir. s.4. 17 . Şeyh Nazım dönemine kadar ömür süren Ali Usta adında Dağıstanlı bir mürîd. 1248/1832) 83 84 http://www.naksibendihakkani. oğlu Seyyid Abdurrahman’ın yazdığı önsöz bildirilmektedir. 86 K. 87 Hakkındaki bilgilerin kaynağı olarak Gazikumuk’lu Cemâleddîn’in kendi el yazısı ile kaleme aldığı “el-Âdâbu’l-marzıyye fi’t-tarîkati’n-Nakşîbendiyye” adlı eserinin orijinal nüshasına. riyazetin önemini vurgulamaktadır. s. 405. Hisham. Rus istilasına karşı direnişi kumanda eden Şeyh Şamil’in şeyhi olduğu da rivayet edilmektedir. Muhammed Yağravî’ye ait bir söz. Ali usta ile yapılan mülakatlar da bazı bilgilere kaynaklık teşkil etmiştir. 1355/1936) döneminden itibaren Hâlidiyye-i Hakkâniyye’ye müntesip olup. .86 Kur’ân hafızı olup.83 1265/1848 yılında vefat eden Şeyh Yerağvî. 1285/1869): Şeceresi Hz. Adnan.

ss. Kırım ve Kafkas Göçleri. 18 .: Sedat Özden. a. 317.. Dağıstan.g. 600 bin ile 2 milyon arasında olduğu görülmüştür. 63-93. imamlığa geçen Şâmil ile. 1856-1876 olarak ele alındığında. Budak Mustafa.komutasında. bey’at anlayışında önemli derecede yer 88 Saydam. Bu sırada Şeyh Cemaleddin onlara bakarak ‘hadiseleri zahirinde gördüklerinizden dolayı yanlış tevil etme hatasına düşmeyin.. Hisham. s. Şeyh Şâmil. Baddeley F. Kafkasya’daki mücadele hız kazanmıştır. 89 K. Sinop. Kırım üzerinden Osmanlı’ya göç ettiği bilinmektedir.971 bin Kafkasyalı’nın (2727 hane). s. İstanbul’a yerleşmiştir. Çeçenistan. K. Batum. mürîdleriyle birlikte oturup elma yerlerken aniden tabaktan bir elma alır ve karşısındaki boşluğa doğru fırlatır.39. müridinin son nefeste imanlı gitmesi için bu hareketleri yapmıştır… Söz konusu rivayetlerde İslamî kaynaklara muhtelif bir anlayış rivayet edildiğinden tezimizde nakledilmemiştir. şu köyden dört saat sonra bir mürîdim geldiği zaman yapılacak’ der. Şeyh Cemaleddin bunun üzerine açıklama yapar. c. Saydam. Kırım ve Kafkas Göçleri (1856-1876). İşlediğim fiilin izahını. 1249/1829)’ın şehid edilmesinden sonra. Şeyh ne zaman vefa t etti diye sorunca. Ter. pek çok başarılara sahne olmuştur. İstanbul 1995. Sufi Way. TDV İA. 1840 yılında Avar hanları soyundan olan Hacı Murat’ın Şâmil’e iltihakı ile iyice güçlenen hareket.92 Şeyh Gazikumukî için rivayet edilen bir kerametin93 ihtiva ettiği zımni mananın. Ankara 1997. Trabzon. adam dört saat önce der. Nakşîbendî tarikatına mensub müridlerin başlattığı bu hareket. ss. Rize gibi iskelelere. 317. Samsun. 91 Bkz. 93 Rivayet edildiğine göre Şeyh Cemaleddin. 67-70. Ek 03.90 1285/1869 yılında İstanbul’da vefat eden Şeyh Cemâleddin’in kabri91 Üsküdar’dadır. Gazî Muhammed ve İmam Hamzat (v. Bkz. Dediği gibi bir adam işaret ettiği köyden gelerek ‘Ey Şeyhim kardeşim biraz önce vafat etti’ der. Azerbaycan dâhil tüm Kafkasya’dan Müslümanların göç etmelerini tavsiye etmiştir. Kazan. 41-62. Buna göre Şeyh. Abdullah.89 Bu göç dalgasıyla kendisi ve damadı Şeyh Şamil’in ailesi. Kayıhan Yay. Mürîdlerin hayretle anlam vermeye çalıştıkları süreçte bir daha elma alır ve aynı yere doğru fırlatır.88 Şeyh Şamil’in Rus kuvvetleri tarafından esir alınmasından sonra Seyyid Cemâleddin-i Gazikumukî. Rusların Kafkasya’yı İstilası ve Şeyh Şamil. Şeyh Cemâleddin Gazikumukî’den manevî destek görmüştür. Türk Tarih Kurumu Yay. Bkz. Nazım Efendi’nin kendisine Şeyh Kumukî tarafından verildiğini ifade ettiği manevî görev. John.. Hisham. ss. 92 K. 17. Ermenistan. 317. Sufi Way.e. Bununla birlikte 1860 senesinde 100 bin kişin deniz yoluyla. 1829 senesinden itibaren. kara yoluyla Kars ve Batum sınırından girdikleri bilinmektedir. 1860 -1864 seneleri arasında 400 bine ulaşan göçmen sayısı. s. 90 Tarih kaynaklarında İmam Şâmil’in teslim olduğu 1859 senesinde. İstanbul. Hisham. Tarikat-ı Hakkâniyye içeresinde ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında da yer aldığı kanaatindeyiz. Mürîdler kendi kendilerine anlam veremedikleri bu hadiseyi lüzumsuz olarak adderler.

96 Nesebinin Hz. a. Hisham. bekâ ve marifet. 417. aynı zamanda.etmiştir. 323.g. 19 . s.94 Bey’atin tarikat içerisindeki uygulamalarına şekil veren bu anlayış.Bey’at. Peygamber(sav)’in Sırrı” başlığında incelenen “Hakikat-i Ahmediyye” ve “Nûr-i Ahmediyye” anlayışları Şeyh Sugurî’den naklettiğimiz ifadede mündemictir. s. 98 http://www. dünyaya gelmiştir. son nefesinden önce mürşidinin ve Hz. Rabıta ve Hazret-i Peygamber(sav) bahislerinde yapılan yorumların. Dağıstan’dan sürgün edildiği rivayet edilmektedir. .”100 “Allah’ın Nûru ve Hz. Mürîde yapılan bu yardımın.com/?page_id=162. 425. yardım anlamına gelmektedir. Kemâlâtın üç makâmını ve yedi hakikatini Şeyhim Cemaleddin-i Kumukî’den aldım. Ahmet Sugurî’ye ait bir sözün. Hisham. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/d. sekerât-i mevt halinde olan bir mü’minin iman üzere can vermesi yönünde.98 Şeyh Ahmed Sugurî. Dağıstan’ın Gazamiş köyünde. Peygamber(sav)’in verdiği manevi telkin anlayışlarına temel teşkil ettiği kanaatindeyiz. Hazreti Peygamber(sav)’in Nuru ve Kulluk Makâmı (âbid) gibi başlıklara kaynaklık ettiği kanaatindeyiz. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 96 K.97 İmam Şamil ile birlikte Ruslara karşı savaşan Ebu Ahmed es-Sugurî’nin. halk arasındaki şöhreti Rusları rahatsız etmesinden dolayı.Hz.5. Sufi Way. Bu makâmları Hazreti Peygamber’in (sav) nûrundan aldım. 1299/1882 yılında ahirete intikal etmiştir. 94 95 Bu tezde bkz. Ebu Bekir’e dayandığı rivayet edilmektedir. 99 K. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. ona. Adnan. 100 K. 1299/1882): Ebu Ahmed Sugurî Dağıstanî.95 a. 321. 97 Aynı eser. Sugurî’nin. Fenâ.. Peygamber . s.(36) Ebu Ahmed-i Sugurî Dağıstanî (v. 1207/1793’te. Hakkâniyye meşayıhı arasındaki kaynağa işaret eden ifade şu şekildedir: “Üç derecede kulluğa vasıl oldum.naksibendihakkani. Dağıstan’ın Sugural köyünde. Bu tezde bkz.e. s.99 Tarikat-ı Hakkâniyye’nin ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz.

Saydam. Peygamber(sav)’e arz etmekle vazifelidir. 105 Tarih kaynaklarında. ss. ss.g. 1859 ile 1864 seneleri arasında yapılan yoğun göç ile ilgili bilgiler mevcuttur.com/?page_id=165. Dağıstan’ın Temirhanşura vilâyeti Gunib kazasının Kikuni köyünde 1251/1835 yılında dünyaya gelmiştir. Ancak bu kaynaklarda.104 Bugünkü Yalova-Orhangazi arasında.Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında yer aldığını düşündüğümüz bir diğer malumat ise. Sufi Way.e. s. Bkz. Bkz. Ebu Muhammed-i Medenî’nin bu durumu hakkında malumat yoktur. . Hakkâniyye içerisinde kutbaniyet makâmının gereği addedilmektedir. kabul edilmektedir. 20 . Kırk sene kutbaniyet makâmında olduğu ifade edilen Sugurî’nin halleri ve sözleri.Velî -Evliya 103 K. a..105 101 102 K. 63-93.103 Ebu Muhammed Medenî gençliğinde Ruslarla mücadele etmiştir.(37) Ebu Muhammed-i Medeni (v. tüm Sibirya muhacirleri ile yerleştiği bilinmektedir. s. Hisham. şimdiki Güney köyünün bulunduğu yere. Sibirya’ya kadar sürülmesine ve orada idamdan kurtularak Türkiye’ye hicretine kadar sürmüştür. tüm Nakşilerin devam eden ana kolu. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Şeyh Adnan’a göre Şeyh Sugurî. Perşembe ve Cuma geceleri ümmetin ahvalini Hz. Kırım ve Kafkas Göçleri. genel olarak. her Salı. bir gereklilik olarak zikredilmektedir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 325. Adnan. 1896 yılında olmuştur.101 Nazım Efendi’nin evliya ve kutup bahislerinde belirginleşen bu durum. Ahmet Sugurî’den nakledilen bir manevî vazifeyle alakalıdır. bizzat kendisi ümmettin kötü halleri için şefaat ve mağfiret niyazlarında bulunmakla vazifeli olduğunu ifade etmiştir. http://www. Mesela Şeyh Ahmed. 104 Kaynaklar bu süreçte şahit olunan pek çok kerametinden bahseder. K. a. 102 Hâlid-i Bağdadî’den sonraki Hakkâniyye silsilesi.naksibendihakkani. 418 Bu tezde Bkz. Medenî’nin bu mücadelesi. Bkz. Bu durum. kutbaniyet makâmının bir vazifesi olarak addedilmektedir.6. 326331. Hakkânîyye’nin internet sitesine göre Türkiye’ye yapılan bu toplu göç. 1332/1913): Ebu Muhammed el-Medeni bin Osman-ı Dağıstanî. Hisham.

Kabri Yalova’nın. dünyaya gelmiştir.108 günümüzde ziyaretgâhtır. Güney (Reşadiye) köyündedir. Dağıstan’ın Temirhanşura vilayeti. 4-Evrenin başındaki ve sonundaki şuûnata vakıf olmak.e. altı-yedi yaşlarında iken Ebu Ahmed-i Sugurî’nin manevi eğitimine girmiştir. http://www. Peygamber (sav)’in ve 124 bin evliyanın ahlakına varis olmak. dördü kayda geçmiştir.(38) Şerafeddin-i Dağıstanî (v. Hisham.112 Şeyh Şerafeddin. s. 110 K. 110 “Ya Veledi” isimli bir eseri Hakkâniyye’nin mürşid ve keramet anlayışlarında yer aldığını düşündüğümüz bir malumat. kendisinin de bir mürîd gibi Şeyh Şerafeddin’e itaat ederek.g. 1299/1882). 435. 1. Adnan. İmam Şâmil ile birlikte Ruslara karşı 106 107 K. 1355/1936): Şerafeddin Zeynelabidin-i Dağıstanî 1292/1875 yılı. 21.109 Nakşîbendî Tarikatının incelikleri hakkında bilinmektedir. Ebu Muhammed Medenî’ye Cenab-ı Hakk’tan ihsan edilen yedi keramet üzerine yapılan bahiste geçmiştir. 3-Dünyanın yaratılışından itibaren gelmiş ve gelecek bitki ve ağaçların kendilerine mahsus hallerine.naksibendihakkani. 108 Bkz.com/?page_id=165. 81 yaşında iken ahirete irtihal etmiştir. özelliklerine. Medenî tarafından ifade edildiği belirtilen bu nimetin. s. s.7. ömrünün sonlarına doğru damadı Şeyh Şerafeddin’e tasarrufunda olan altı tarikatın tamamından irşâd izni vererek bütün bağlılarını kendisine devrettiği. Menâkıb-ı Şereffiyye. Ebu Ahmed-i Sugurî (v. Ek 04. 2-Dünyanın yaratılışından itibaren gelmiş ve gelecek insan ve ruh sahiplerinin iyi ve kötü amellerine vakıf olmak. 21 . 1-Hz.com/?page_id=165. 112 Aynı eser. Damadı ve halefi Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî ile birlikte metfun bulundukları türbe. s.naksibendihakkani. a. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.107 1332/1913 senesinde. zikr ve tesbihâtına vakıf olmak. Gunip kazasının Kikuni köyünde. emir ve tavsiyelerine riayet ettiği ifade edilmektedir. 325.Ebu Muhammed-i Medenî. 111 Burkay. .. 109 http://www.106 Bilhassa ömrünün son demlerinde yüzünü bir nikap ile kapatarak gezdiği de nakledilmektedir.111 a.

com/?page_id=167.118 a. sohbet. Şeyh Ebu Muhammed el-Medeni. Bununla birlikte. mirac ve feyz konularındaki anlayışa önemli derecede kaynak teşkil ettiği kanaatindeyiz. Şeyh Şerafeddin’in görüşlerine değinilen müstakil başlıklardandır.117 Şeyh Şerafeddin’in köy merkezinde. a. K.. Mürşid. Hisham. ss. Yalova’nın Reşadiye (Güneyköy) köyünde bulunmaktadır. Şeyh Şerafeddin’in tesis ettiği terbiye metodu. 334-337. 5 ay süren kara yolculuğuyla Türkiye’ye göç etmiştir. 113 114 Bkz. o günkü haliyle muhafaza edilmiştir. Ek 08.1. kutub. Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde hâlen uygulanmaya devam etmektedir. 335. Hisham. mehdi. Bununla birlikte. yevmu’l-misak. 344. ss. yeri geldikçe değindiğimiz konular olmuştur.naksibendihakkani.115 Şeyhi Muhammed-i Medenî’den beş tarikat üzere icazet alan Şeyh Şerafeddin. Sufî Way. “Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Tasavvuf Anlayışı” başlığında. Dağıstan’ı terk ederek.116 Şeyh Şerafeddin’in kabri. evliya. mirâc. Yalova ilinin Reşadiye (Güneyköy) köyünde 1355/1936 yılında vefat etmiştir. 116 K. edep. Bu dönemde Şeyh Şerafeddin.g. mürîd. kalabalık bir cemaat halinde. Ek 05. 1332/1913) terbiyesi altına girmiştir. Ek 07. 22 .savaştığı için. sohbetlerini yaptığı salon.e. Şeyh Şerafeddin’in öz amcası ve kayınpederidir. Kafkasya’ya ve Dağıstan’a baskılarını artırmışlardır. 118 Bkz.7.113 Ebu Ahmed-i Sugurî’nin halifesi olan Muhammed Medenî’nin (v. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’den Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Adetleri: Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz Şeyh Şerafeddin’e ait bazı sözlerin. şeyhi Muhammed-i Medenî ve yakınları. 115 http://www.114 İmam Şâmil imametindeki direnişinin kırılmasından sonra Ruslar. 117 Bkz. Ruslar tarafından vatanı Dağıstan’dan sürgün edildiğinde Şeyh Şerafeddin.

mirâc gibi konularda Şeyh Şerafeddin Dağıstanî’ye ait beyanlar silsile içerisinde ulaşılmış en kadim ve temel anlayışı temsil etmektedir. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/c. Abdullah-ı Dağıstanî’nin ve Şeyh Nazım’ın edep mevzuundaki anlayışlarında mündemictir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. sırru’s-sır. Adnan.124 119 120 http://www. mürîd. tevfik kapısını kapatır. Bununla birlikte kalb. yevmu’l-misak. Hakkâniyye’nin tasavvuf anlayışını şekillendirmiştir. Hakkâniyye’nin genel tasavvuf anlayış ve uygulamalarına temel olmuştur. yeri geldikçe.g. Nazım Efendi hakkında görülmektedir. sır.Şeyh Şerafeddin’in edep konusundaki şu ifadeleri. a. 124 Bu tezde bkz. “Adab-ı tarikatta birinci şart kir ve ayıp görmemektir.naksibendihakkani.Mürîd . s. Şeyh Şerafeddin’in Nakşibendilikle ilgili görüşleri. 122 Duha: 93/11. Şeyh Şerafeddin’in ifadelerinde mevcuttur. K. Adnan. İnsanın yaratılışı. 441. Tarikat-ı Hakkâniyye’de yer alan mürşid.121 Bu anlayışın gelişmesine vesile olan anlayış. gaflet. s. 447.e. Şeyh Şerafeddin’in daima Allah(cc)’ın ve Peygamber(sav)’in huzurunda bulunduğu anlayışı mevcuttur.e. a. Mesela Hâlidiyye-i Hakkâniyye müridleri arasında. Kir ve ayıp görmek kırk gün feyiz kapısını kapatır. Mesela 124 bin evliyanın yevmu’l-ahd ve misâk günündeki ahdleri. evliyalar içerisinde mürşid-i kâmillerin ve ricalin vazifeleri ve kerametleri hakkında Şeyh Şerafeddin’in görüşleri önemli yer almaktadır. “Peygamber(sav) ile hicapsız her lahza bir araya gelme makâmı bana verildi. 121 K. ilgili başlıklarda paylaşılmıştır. Evliyaullah’ın nazarları kesilir”119 sözü edep bahsinde incelenen edep anlayışına kaynak teşkil etmektedir. s.123 Bugün Hakkâniyye mürîdleri içerisinde benzer anlayış. evliya.. Şeyh Şerafeddin. Adnan. nefs ile ilgili görüşleri. hafî ve ahfa ile ilgili makâmların.120 rabıta bahsinde incelenen makâmlara kaynak teşkil ettiği şüphesizdir. Bu ifadeler.com/?page_id=167. Nazım Efendi’nin daima üç huzurda manen bulunduğunu ifade etmektedirler. Hakkâniyye mürîdleri.g. 23 . 438.” diyerek “Ve Rabbinin nimetini anlat”122 ayetini bu makâma atfen tefsir etmiştir. 123 K.

17-20. Şeyh Abdullah’a verdiğini ifade etmiştir.128 Bununla birlikte Nakşibendiyye’nin imamlık vazifesinin Hakkâniyye yolunun mürşidlerine verildiği hususunda. Bu uygulamaya vesile olabilecek vurgular. Bu uygulamalar. Şeyh Şerafeddin.Nefs. s. Hz. yevmu’l-ahd gününden itibaren bu güne kadar ümmet-i Muhammed’e hizmet etmekte olan ricalin isimlerini beyan etmiştir. üç öğün yerse hayvandır”125 gibi ifadeler sohbetlerde zikredilirken. seyr ü sülûk uygulamalarında da müşâhede edilmektedir. bu bilginin kaynağı olarak gösterilmiştir.Mirac. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde vurgulanan riyazet. a.126 Hz. 130 Aynı eser. vefatından kısa bir süre önce En’am Sûresi ne murakabe yaparak 7007 Nakşîbendî şeyhinin isimlerini tahric etmiş ve bu malumatı yakınındaki müridanıyla paylaşmıştır.127 Detayları ve mahiyeti hususunda izahı bulunmayan bu ifade. Peygamber(sav)’in 12 bin miracı olduğuna dair görüşleri Şeyh Şerafeddin’den rivayet edilmiştir.130 Mehdi(as)’nin yedi vezirinin ve kırk halifesinin isimlerinin zikredildiği sohbetlerde. tezimizde. Şeyh Şerafeddin tarafından da yapılmıştır.. 128 Bu tezde bkz.Mürîdin tekâmülü hususunda. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/i.g. Bu tezde bkz.129 Hakkâniyye müridleri arasında yaygın olan bir görüşe göre Şeyh Şerafeddin. 343-344. 442. 131 Burkay. ss. 24 . iki öğün yerse muttaki. 443. kalbinin daha fazla dayanamayacağını ifade ederek vefatını bir hafta öncesinden haber vermiştir. 443-444. Nazım Efendi’nin hayatında ve tasavvuf anlayışında da önem arz ettiği şüphesizdir. Adnan. Nakşî tarikatlara nisbeten daha ileri seviyededir. Adnan. “Kim günde bir öğün yerse sıddık. Peygamber(sav) tarafından kendisine verilen Mehdi(as)’nin eğitilmesi vazifesini. Bununla birlikte Şeyh Şerafeddin.g. s. a. Menâkıb-ı Şerefiyye. ss. Nakledilenlere göre. 127 K. ss. Adnan. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e.131 125 126 K. Şeyh Şerafeddin. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Şeyh Şerafeddin’in de beyanları bulunmaktadır.e. Nazım Efendi’nin mirac ile ilgili bahislerinde yer almıştır..e. Mesela Sırru’l-a’zamın Muhammed-i Medenî’den sonra kendisine verildiğini ifade etmiştir. bu manevi tecrübeden sonra Şeyh Şerafeddin. 129 K. bir sohbetinde.

1914 Erzincan Kemaliye’de dünyaya gelmiştir. Şeyh Abdullah’ın tasavvuf anlayışı. ss. Hasan Burkay’ın Hayatı ve Görüşleri. Şeyh Abdullah’ın sohbetine gider. Şeyhinin 1964 yılında vefatından sonra. Mesela Şeyh Şerafeddin’in talebesi olan Şeyh Hasan Burkay’ın (v. Bkz. 1426/2005)132 eserlerine yansıyan tasavvuf görüşleri. 1957 yılında Şeyhi Simavî’nin vefatından sonraki ikinci yıl rüyasında Şeyhini görür ve mürîdleri kendi etrafında toplar. Hâlidiyye-i Hakkâniyye cemaatinde muteber olan kaynaklar ve Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin tasavvuf anlayışıdır. 25 . Mustafa İhsan Karadağ. Şeyh Şerafeddin ve Şeyh Abdullah ile sohbet edip. Kars 2010. İbrahim. Şeyh Hasan kabrinin bulunduğu bu köyde 2005 yılında vefat etmiştir.(39) Abdullah-ı Dağıstanî (v. Mustafa İhsan. Semih Ofset. 1958 yılında Şam’a gönderir. bir müridini. Miladi 1938 yılında Muharrem Hilmi Efendi’nin (v. Abdullah-ı Dağıstanî. 13-31. a.8. . 1393/1973) : Rivayete göre Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî. Bkz. Cebecioğlu. Bu kaynakların yanısıra. Başka bir ifade ile Hakkâniyye üstatları içeresinde. Bununla birlikte Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den icazet alan Şeyh Turabî’nin133 beyan ve sohbetleri de Şeyh Abdullah’ın anlayışına geniş açıdan bakmamıza imkân vermiştir. çalışmamızda yardımcı olmuştur. Nazım Efendi’ye tevarüs ettiğini söyleyebiliriz. Âb-ı Hayat Sohbetleri.: Yavuz Selim Uzgur. en fazla Şeyh Şerafeddin’in anlayışının. 1967 yılında Ankara’ya yerleşir. Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışına tevarüs eden öğretiler içerisinde önemli derecede belirleyici olduğu görülmektedir. risalenin şu anki hamilince neşredilmiştir. Şeyh Nazım’ın sohbetlerinde. Şeyh Nazım’ın. 1977 yılında Gölbaşı ilçesine 7 km uzaklıkta bir alana evlerin kurulmasına öncülük eder ve Hacı Hasan Köyü oluşur. Şeyh Adnan ve Şeyh Hişam’ın eserlerinde mevcuttur. o mürid vesıtasıyla Şeyh Turabî’ye Arapça bir risale gönderir. Ethem-Baz. Tarikatımızı Arap 132 1930 yılında Bursa’nın Orhangazi ilçesine bağlı. Ankara 1995. nakledildiği görülmüştür. Yukarı Sölez köyünde doğmuştur. Bu bilgilerin Şeyh Nazım’a intikaline delalet eden eserler. irşad vazifesini sürürmüştür. Haz. Bu risalede Şeyh Turabî’ye hafî koldan irşad yetkisi verildiği. 133 Şeyh es-Seyyid Hace Beyzade Turabî lakabıyla bilinen. kız kardeşi hamile iken ona: “Bebeğin adını Abdullah koy. 21 yaşında iken gördüğü bir rüya üzerine Şeyh Şerafettin’in halifelerinden Şeyh Mehmet Necati Simavî’ye bağlanır. Tezimizde kullanılan bu eserlerin haricinde. Karadağ. Hâlidiyye-i Hakkâniyye silsilesinde olmayan ancak. 1-13. bunları nakleden kaynaklar vardır. 1944 yılından itibaren İstanbul’a yerleşen Şeyh Turabî.Şeyh Şerafeddin döneminde kayda geçen bu ifadelerin tamamı düşünüldüğünde. 1384/1964) terbiyesine girmiştir. O evliyalığın sırrını taşıyacaktır. Şeyh Abdullah’tan tevarüs eden bazı görüşler ise. s.

s. Semamızda Bir Yıldız. 140 K. tekrar beş senelik bir itikâfa girmiştir. onu ben yetiştireceğim” demiştir.g. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Gelibolu Cephesinde birinci Cihan Harbine katılmıştır. 136 Bkz. Hisham. Sufi Way. otuz yaşında ailesi ile birlikte Şam’a yerleşmiş ve orada.e.266-267. a. İnsan Yayınları.e. İşaret Taşları. ss.” diye vasiyet etmiştir. Adnan. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 370. Oğlun yedi yaşına basınca bana getir. 138 Bice. seferberlik ilan edildiğinden. a.140 Şeyh Adnan’a göre bu vasiyette Şam Şehri de zikredilmiştir. Hisham. Hisham. vefat tarihini haber vermiştir. 348. s. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî daha sonra Kasiyyûn Dağının eteklerine taşınmış ve tekkesini kurduğu tepede 1393/1973’te Hakk’a rücû etmiştir. 141 K. Bir sene kadar Bursa’da ikamet ettikten sonra Yalova yakınlarında Şeyh Muhammed-i Medenî’nin de ikamet ettiği Reşadiye’ye (Güneyköy) yerleşmişlerdir.142 134 135 Fatıma Mehlika Mısıroğlu. Hisham. Hayatî. Ek 06. İstanbul 2006.naksibendihakkani. 26 . 142 K. o zamanda Rus işgali altında olan Dağıstan’da dünyaya gelmiştir. 472. s. ss.141 Bu vasiyetten dolayı Şeyh Abdullah.com/?page_id=169.136 aileleriyle beraber Türkiye’ye hicret etmiştir. 137 http://www. ss. 481.naksibendihakkani. 139 K. Ayrıca bkz.. beş sene sürecek ilk itikâfa girmiştir. s. “Eğer benim ölümümden sonra buradan hicret etme imkânın olursa git.139 Şeyh Şerafeddin.âleminde yeniden yayacak ve onun vekili de garb ve uzak şarka taşıyacaktır.137 Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’nin emriyle 15 yaşında evlenmiş138 ve altı ay sonra. İstanbul 1996. http://www. 354-359.134 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî 1309/1891 senesinde.135 Rus yönetiminin baskılarından dolayı Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî ve Şeyh Abdullah..e. Ayrıca bkz. Yirmi yaşında itikâftan çıktığında.g. Adnan. a. K.. 354-359. Sebil Yay. Şeyh Abdullah’ın vefatı esnasında yanında bulunan Şeyh Hişam’a göre Dağıstanî. 162..com/?page_id=169. s. vefatından bir hafta önce 30 Eylül 1973 tarihini zikrederek. K. Sufî Way.g.

görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Kabrin türbedarı İbrahim Efendi ile yaptığımız bir mülakata göre. Şeyh Abdullah’ın vefatından önce üç 143 144 Bkz. Şam (Cebel Kasiyyûn) Tekkesi: Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin kabri bugün Şam’da Cebel Kasiyyûn olarak bilinen bir tepededir. 488. İbrahim Efendi. feyzu’l-akdes gibi kavramlar. evladım Abdullah Efendi Dağıstanîdir. Şeyh Şerafeddin’in irşâd vazifesini devrederken söylemiş olduğu şu ifadeler. Adnan. 091708-fenton-rs14thepowerofpatienceasexemlifiedbyProphedSahabaAwliyaMehdias. Sufî Way.1. Nazım Efendi’nin vazifeli vekilleri olarak hizmet etmektedirler: Şeyh Adnan Kabbani. s. Bu kavramlar Şeyh Şerafeddin’den itibaren izah edilmiştir. Peygamber(sav) tarafından verildiğini bildirmiştir. www. kim asi olursa bana asi olmuştur. Şubat 2009 tarihinde Şam’da yapılan görüşmeye ait ses kayıtları arşivimizde mevcuttur. bu makâmların Şeyh Nazım’a. 27 . s.145 Şeyh Abdullah’ın kendi ifadelerinden oluşturulan bir eserde sultanu’l-evliya. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 364. bana itaat etmiştir.”147 Hakkâniyye tarikatında Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin yetiştirdiği iki talebesi.143 Kare biçiminde bir mescidin köşesinde bulunan kabrin bulunduğu alan ek bir bina ile genişletilmiş olup bugün namaz ve zikir için kullanılmaktadır.8. Ek 09. Kim ona itaat ederse. bugün. sırr-ı azam ile birlikte intikal ettiğini ifade etmiştir. gavs. Hâlid-i Bağdadî’den kendisine kadar gelen meşâyıha atfen beyan edilen manaları tazammun etmektedir: “Benden sonraki halifem. a. K. s. 480. Nakşibendîliğin imamlığına delalet etmektedir.. Şeyh Abdullah. 146 K. Nakşibendî imamlığı gibi makâmların.e.a.g. Hisham.144 Şeyh Abdullah. mescidin Kâbe ölçüleriyle bire bir olduğunu söylemiştir. Muhyiddin Arabî Camisi civarında yaşamış ve Hz. Şeyh Hişam Kabbanî.com. evliyaya Hz.146 Hâlid-i Bağdadî’den sonraki silsile üstadlarına atfedilerek beyan edilen sırr-ı azam. 496. Adnan.sufîlive. 145 K. s. Peygamber(sav)’den aldığı manevî bir emirle bu mescidi inşa etmiştir. 147 Aynı eser. kare biçimli bu alanın inşasından önce Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. bu mescidin Mehdi(as)’nin merkezi olacağını ifade etmiştir. yüce Nakşîbendî Tarikatına nisbet edilen sırru’l-azam’ın ve en mukaddes nefesin tevarüs ettiği. Vazifeniz ona itaat etmektir.

2. Adnan. Büyük abimin ısrarıyla Şeyhi evimize misafir ettik. Sufi Way. Şeyh Nazım. Hisham. hayatı hakkında bilgi paylaşılmamıştır.150 Şeyh Hişam Kabbanî’nin abisi olan Şeyh Adnan genç yaşlarında iken Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile daha sonra Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî ile tanışmış ve Şam’daki sohbet meclislerine devam etmiştir.151 Şeyhinin emriyle Lübnan’a ziyarete giden Kıbrısî. Ek 11. Şeyh Adbullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinden derlenmiş ve ilmi 148 149 K.8.kişiden razı olduğunu söyleyerek Nazım Efendi ile birlikte Şeyh Adnan ve Şeyh Hişam’ı zikrettiği rivayet edilmektedir. Amcam da çok şaşırmıştı. Şeyh Adnan Kabbanî: Tarikat-ı Hakkânî’nin tebliğ ve duyurularının yapıldığı internet sayfalarında Şeyh Adnan Kabbanî’nin fotoğrafı vardır149 ancak. 386. s. s. O sırada bir şeyh gelip. Daha sonra diğer abime adıyla hitap etti ve sonra bana da adımla hitap etti. Bkz.”152 Şeyh Adnan Kabbanî’nin Arapça olarak kaleme aldığı Fütuhâtu’l-Hakkâniyye adlı eseri. Şeyh Adnan Kabbanî’nin. Bu şahsı daha önce hiç görmediğimiz için çok şaşırmıştık. 496. Şeyh Abdullah tarafından emredildiğini söylemiştir. 150 2006 yılında yaptığımız ziyarette öğrenilmiştir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. ben ve iki biraderim namaza durduk. yanımıza namaza durdu. ikindi namazında sağında bulunacak üç kişiyi Nakşî’lik yoluna davet etme vazifesinin kendisine. 28 . amcam ve kardeşlerim ile Beyrut’taki Mescide’l-Umeri El-Kabri’ye namaza gittik… Amcam imamlık yaptı. Kıbrısî’den icazetli olarak. s. Bu hadise Şeyh Nazım ile ilk karşılaşmamızdı. Bu karşılaşmayı Şeyh Hişam şöyle nakletmiştir: “1955 yılı… ikindi namazı vaktiydi. Namazdan sonra abime dönerek sen falan değil misin? diye adıyla hitap etti. isimlerle birlikte. o zamanlar on yaşlarında olan Adnan Kabbanî ve abisi ile karşılaşmıştır. 151 K. 385 152 Aynı eser.148 a. Arap coğrafyasının irşadıyla vazifeli kişi olduğu bilinmektedir.

saltanat.org/wiki/Hisham_Kabbani.4.157 a. 153 154 Bkz. 158 Hazreti Peygamber(sav)’i 124 bin ashabı ile bana doğru geldiğini gördüm… Peygamber’in(sav) bana sarıldığı anda./sohbet/ashq/ 10. Ek 12.htm. 1991 yılında Şeyh Nazım’ın emriyle Amerika’ya giderek Amerika Naşibendî-Hakkânî Sufî Yolu derneğini kurmuştur.dayanaklarıyla izah edilmiş olması hasebiyle. Çocukluğundan itibaren Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin ve Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbet ve zikir meclislerinde bulunmuştur. ilmin manaları ölçülemeyecek bir nicelikte idi. “kab-ı kavseyn” makamındaki hakiki görüşe ulaştığımı gördüğümde. Şam’da İslam Hukuku eğitimi almıştır. Şeyh Hişam Kabbanî: 1945 yılında Beyrut. ben değil sadece Peygamber(sav) vardı. Amerika’daki Hakkânî dergâhlarının idaresini ve irşâd vazifesini yürütmektedir.153 a. Lübnan’da doğmuştur.3.8. 157 www. Bu kayboluştan hemen sonra kendimi Peygamber’in(sav) isrâ gecesi yükseldiği kayanın üzerinden yükselirken gördüm.sufilive. Kendimi Hazreti Peygamber’in(sav) bütünü içinde bir parça olarak hissettim. İlahî divandan gelen “Ey Kulum huzuruma yaklaş” nidasını duydum. Tüm bu farklı mahiyetteki ilimler. Peygamber(sav)’in 29 .03.8. O günden itibaren Kanada ve Amerika’da 13 sufî merkezi açmıştır. 155 Bkz. tezimizdeki temel kaynaklardan biri olmuştur.org.154 Beyrut 155 Amerikan Üniversitesinin Kimya bölümünden mezun olan Şeyh Hişam. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’tan Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Âdetleri: Şeyh Abdullah’ın sohbetinden kayda geçen bir istihare rüyası.naqshbandi.2012.156 Şeyh Nazım’ın damadı olan Şeyh Hişam. yeşil renkle başlayıp mora dönüşen bir nûr olarak kalbime döküldüğünde. http://en.. Şeyh Adnan halen Şam’da ikamet etmektedir.org/about/biohmk. 158 miracın sırları olarak ifade edilen anlayışa kaynak teşkil etmektedir. Kıbrısî’yi Lefke’deki evinde dönem dönem ziyaret eden Şeyh Adnan. 156 http://www. kendimi onda eriyerek kaybolduğunu gördüm. Lefke Dergâhında bulunduğu süre zarfında sohbet yaptığı ve hadralarda zakir başı olduğu görülmektedir. Bu yolculukta Peygamber(sav) miraç gecesinde nail olduğu hakikatleri kalbime aktardı.wikipedia.com/LivingMasters. Peygamber(sav)’i taşıyan Burak’ın beni taşıdığını tecrübe ettim. Bu anlayışa göre Hz.

Bu ifadelerden bir kısmını şeyhi Şerafeddin-i Dağıstanî’den nakletmiş. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.161 Bu anlayışın tevarüs ettiği kaynak olarak Şeyh Abdullah’ın kendi ifadelerinin toparlandığı eserler gösterilebilir. Nazım Efendi’nin beyanlarında yer almaktadır. Diğer Konulardaki Görüşleri/c. Mehdi bahsinde incelenen alametlerden diğerleri ilk defa Şeyh Abdullah tarafından açıklanmıştır. Şeyh Abdullah’tan duyduğu ifadeleri bir eserde toparlayan Şeyh Hişam’a göre.Mehdi-Deccâl Anlayışı 30 . Şeyh Abdullah’a müjdelemiş ve İstanbul’da yeraltı Camiîni gözetmesini emretmiştir. Sufi Way. Her ev akıtılacak kandan müteessir olacak. 1936 yılında. Adnan. umuma izhar olunacağını ifade etmiştir.. 159 K. Hisham.160 Kur’ân’da bulunan birçok sırların. K.e. Allah(ac)’tan başka hiçbir şey kalmadı. halka ayan olacağı yönündeki anlayış. Mesela 1966 yılından bir sene önce Arap-İsrail savaşı sonucuyla birlikte haber verilmiştir. Rusya’nın gelecekte Türkiye’ye saldıracağı. Mirac başlığında incelenen bu anlayış ve bu anlayışa temel teşkil eden manevî tecrübe. a. s. s. “Körfez’de savaş olacaktır. Mesela Mehdi(as)’nin doğumunu ilk defa Şeyh Şerafeddin. Bunların bir kısmına Şeyh Şerafeddin’in ve Abdullah Dağıstanî’nin gelecekle ilgili ifadelerinin kaynaklık ettiği kanaatindeyiz.159 Bununla birlikte Şeyh Abdullah. Yasin Sûresi’ne ait sırların.Peygamber(sav). gelecekle ilgili ifadeleri ve hadisatı yorumlamaları yer almaktadır. Mehdi(as)’nin zuhurundan önceki alametlerin ilk defa Şeyh Şerafeddin tarafından Şeyh Abdullah’a haber verildiği rivayet edilmektedir. Mehdi(as)’nin zuhuruyla izhar olunup. Peygamber(sav)’in ruhanî hakikati dahil her şey yok oldu. Mehdi(as) geldiği zaman. Şeyh Nazım’ın Mehdi(as) ve ahir zaman bahislerinde. 361. 476. 161 Bu tezde bkz. miraca. Bu savaştan dolayı bir parçası olarak yaklaştığımda. ümmetinin evliyalarını beraberine alarak uruc etmiştir. Bkz.g. Hakkâniyye silsilesinde ilk defa Şeyh Abdullah tarafından zikredilmiştir. kurtulan olmayacak” şeklindeki ifadeleriyle 1975 yılında başlayacak savaşı haber vermiştir. bu haberlerden bir kısmı gerçekleşmiş. 1972’de “Beyrut kana boyanacak. melhametu’l-kubrânın gerçekleşeceği büyük harp bu haberlerdendir. 160 K. 352. s. bir kısmı da gerçekleşmeyi beklemektedir. Şeyh Abdullah’ın ifadeleri mühimdir. bir kısmını da ilk defa kendisi zikretmiş olduğu kanaatindeyiz. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde önemli bir yeri olan Mehdi(as) anlayışının terkibinde. Hisham.

dünyanın geri kalanını etkileyecek büyük bir ateş yükselecektir” şeklindeki ifadeleriyle de 1991’de olan Irak harbini haber verdiği beyan edilmiştir. İmâm-ı Rabbânî 9.g. Şeyh Abdullah’a göre bu kudret. 365. s. Şeyh Abdullah’ın gelip kendisini ameliyat ettiğini söylemiştir. a. 31 . Kardeşimiz yaşayacak. K. 372-373.8. Bkz. gelecekle ilgili diğer ifadeleridir. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile ilk karşılaşmasındaki hislerini şöyle açıklamıştır:165 “Daha önce hiç böyle bir şeyh görmemiştim. 165 O yıllardaki fotoğraf için Bkz. bazıları dokuz kez hatmedebilir. Hisham. Şeyh Abdullah’a göre bu tasarruf. a. Uludağ’ın yeniden faaliyete geçeceği. ilahî huzurdaki en büyük dokuz evliyaya Hz. Kalbinden ve gülümseyen yüzünden sıcaklık akıyordu. Kur’ân-ı Kerîm’in yaklaşık 60 bin harfi başına. evliyanın dokuz büyük tasarrufu konusunda. Peygamber(sav)’den bu güne kadar sayıları hiç değişmeyen bu zâtlar. Ertesi gün komadan çıkarak iyileşen mürîd. Huzura girdikleri anda Şeyh Abdullah ‘Geri dönün! Kaderinde ölümü yazılmış kardeşimize yaptığımız dualar müstecab oldu. ss. Hz. yaptığımız tasavvufî literatür çalışmasında. bu velinin vakti geldiğinde insanları manevî irşâd için ortaya çıkacağı bilgileri. Yüzünden ve alnından nûr akıyordu.5. Bu yönüyle Kur’ân-ı Kerim’i bazıları ömründe üç kez. olaydan haberdar edilmeyen Şeyh Abdullah’ın huzuruna dua istemek için giderler. 12 bin ilmi ihtiva etmektedir. Şeyh Abdullah’ın ve Şeyh Nazım’ın çeşitli ifadeleri bulunmaktadır.”166 162 163 K. Hisham. 164 Bu konuda şöyle bir menkibe rivayet edilmektedir: Beyrut’ta silahla vurulan bir mürîdin cerrahi ameliyata alınmasından sonra hadiseyi yaşayanlar.163 Hakkâniyye içinde ilk defa Şeyh Şerafeddin’in ifadelerinde karşılaştığımız. Rabbine niyazıyla mürîdinin defterinde yazılı..164 Nitekim. Şeyh Nazım’ın. Sufi Way. “sultanu’zzikr” kudreti ile tasarruf ederler. Ek 10. Mehdi(as) ve İsâ(as) tarafından işaret edilen bir velînin Almanya’da halk arasında gizli olarak yaşadığını. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Hakkındaki İfadeleri: Kıbrısî. ss.e. Peygamber(sav)’in aracılığıyla verilmiştir.999 kez hatmetmiştir. bu şekilde bir “hatim” türüne rastlamadık. Şeyh Şerafeddin ise 19. Şeyh Abdullah’a göre bu kudrete haiz evliya. Ameliyat başarılı geçecek’ der. Kahire’nin sular altında kalacağı. Aynı eser. kader-i mutlakı değiştirebilir. 371-372.162 Bunların haricinde.999 kez. Şâh-ı Nakşîbendî’nin ömründe 999 kez hatmettiği sultanu’z-zikri.

s. tarikat içerisindeki mevcudiyetini ve konumunu. Şeyh Abdullah’a verilen dokuz büyük kerametten biridir.g. Sultan (Abdullah-ı Dağıstanî) içerdedir. a.Mürşid.170 Bu anlayış.Bu ifadeler. 170 www. Kıbrısî.com. 2008 yılında yaptığı bir sohbette. 45. fenâ fi’ş-şeyh makâmıdır. 169 Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışında bu ifadelerin ihtiva ettiği mana için bu tezde bkz. Efendimizin bulunduğu meclislerde Abdullah-ı Dağıstanî’nin ruhanî zerresi de hazır olmuştur. Sultanlar içerde”171 Nazım Efendi. İstanbul 2004. 119. bizi kapıcı koymuşlar. Peygamber Efendimize(sav) nübüvvet gönderildiği andan itibaren.169 Mesela Şeyh Nazım. Bizde böyle bir tahta kutu (Lefke Dergâhı) uydurduk orada oturuyoruz… İşte o kadardır. s. “medet ya sultane’l-evliya” şeklindeki ifadeleri ile Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’ye hitap etmektedir. 172 Kıbrısî. 1970’li yıllarda yaptığı sohbetlerde Nazım Efendi. s. Kıbrısî’nin. 171 Hakkânî. Sufî Way. içeri kim isterse girer. Aslında konuşan odur”167 diyerek benzer manalardaki ifadeleri sohbetlerinde ve dualarında sarf etmiştir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye geçmiş asırlardaki evliyalara verilmeyen dokuz büyük kerametin verildiğini söylediği bir sohbetinde bunların bir kaçını mürîdleriyle paylaşmıştır. Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözcüğü(TTDS). 168 Cebecioğlu. sohbetlerinde. s. Nazım Efendiye göre bu durum. Kıbrısî’nin kendisini. Anka Yay. sohbeti... 18. Yalnız hüviyetini sorarım. Hisham. Bu manada Kıbrısî. Mesela 1976 yılında yapılan bir sohbette “Zaten konuşan o ya. 32 .172 166 167 K. Hak Dost 4.168 Kıbrısî’nin günümüzde yaptığı sohbetlerde dahi müşâhede edilmektedir. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. kendisi yerine şeyhinin yaptığını sıklıkla ifade etmiştir ki bu. böyle işittim de öyle işitiyorum. 010909-msh-london-priority-know-ur-shaykh-is-looking-at-you. Tasavvuf Sohbetleri. 210 .e. Ondan (şeyhinden) işitiyorum ve işittiğimi naklediyorum.sufilive. şeyhinden kalbî bir tesir aldığına delalet etmektedir. Bizim başka bir şeyimiz yok. sadece şeyhinin emrine istinad ettirerek şu cümlelerle ifade etmiştir: “… Ben kapıda duran adamım. Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/c. Istılahta fenâ fi’ş-şeyh kavramıyla izah edilen bu tür beyanlar. Ethem. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde nasıl gördüğüyle izah edilebilir. s. 380.

Dolayısıyla hiçbir mürşidin yoluna gitmez. Şeyh Abdullah’ın. ss. ss. Şam/Suriye’ye ziyarete gelen Abdu’r-Raûf-ı Yemanî ile yaptığı sohbette tercümanı devreden çıkarıp.176 Mehdi(as). bu söze mezun olan şeyh 173 174 Kıbrısî. tüm mürşîdlerin mürşîdi bir makâmdadır. Tasavvuf Sohbetleri. Şeyhi Dağıstanî’nin tanık olduğu başka bir kerametini bu dokuz keramet içinde saymaktadır. Buna göre Şeyh Dağıstanî. Dağıstanî’nin Sahibü’z-zaman (Mehdi) ile görüşmeye gittiğinde kendisini de götürdüğünü söylemiştir. Mehdi ile görüşme için. tarikata ayrıcalık kazandıran bir anlayıştır. 51. Bununla birlikte. bu manayı tazammun etmektedir. 33 . 119. mürşîdlerin tümü. 119-120. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisindeki Mehdi telakkisi. Her ne kadar. bu beyanlardan bir kısmını manevî tecrübelerine dayandırmıştır. s.173 1970’lerde yaptığı bir sohbette Nazım Efendi. 176 Aynı eser. s.175 Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’nin yetiştirdiği mürşidler içinde sırr-ı azamın Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye verildiğini ifade eden Kıbrısî. 136-137.Kıbrısî. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin bu izine sahip olduğunu. Şeyh Şerafeddin’in Mehdi(as)’ye ilim nakletmiş olması ve Şeyh Abdullah’ın Mehdi(as)’den sorumlu evliya olması174 bu anlayışın misalleridir. Medine-i Münevvere’den Rubu’l-Halî’ye (Necid ile Yemen arasında bir çöl) tayy-i mekân ile gitmesi. ya Arabistan’da. Nazım Efendi bu tür beyanların manevî izin olmadan yapılamayacağını ancak. evliya. Yemanî ile kimsenin anlamadığı bir lisanda konuşmuştur. ilgili bahislerde incelenmiştir. Şeyh Abdullah. şöyle ifade etmiştir: “Şimdi ya Anadolu’da. Buna göre murad olan kul. miraç gibi konularda Şeyh Abdullah’a ait düşünceler. varis-i Muhammed(sav) olan mürşidin yoluna ve ziyaretine gelirler. Şeyhinin mürîd değil murad olduğunu. Aynı eser. bu hadisenin dokuz büyük keramet ile ilgili olduğu beyan edilmemişse de. ya da buradaki meşayıhdan bu hakikat membalarını söyleyecek bir kimse. bir hadise üzerinden anlatmıştır. 175 Aynı eser.

şöyle nakletmiştir: “Bir defasında Rasûlullah(sav) mecliste üzüm yiyormuş. 178 Atay.179 1996 yılında yapılan bir çalışmaya göre Londra’daki mürîdlerin 177 Şeyhi Dağıstanî’nin. Şeyhimiz Hazretlerine açılmış bir kapıdır. sahabelerine izin ver otursunlar. O gelen heyetin reisi demiş ki. 1980’lerin başından itibaren ise. gavs anlayışını Nazım Şeyhi Efendiye Abdullah-ı göre Şeyh Dağıstanî’nin Abdullah-ı özellikleri Dağıstanî. Deki.’ Peygamber(sav) izin verdi ve oturdular. Bu. Sahabe öyle duruyor. lakin Sultanu’l Enbiya benden hesapsız büyüktür’ … Sonra demişler ki: ‘Ya Muhammed (sav). onlara takdim edip. s. Halbuki biz ibadet ederken. Onların huzuru merhamet etmeleri. ikinci sırada Türk mürîdler ve üçüncü sırada bâtılı mürîdler oluşturmuştur. kendisinin gavs olmasından kaynaklanan dokuz büyük kerametinden birisidir. Peygamber(as). 77. ile Hz. Dışarıdan bir Sahabe-i Kiram gelip. biz işitiyoruz ki senin Sahabelerin namaz kılarken kalplerine bir sürü havatır geliyor. Bütün Sahabe -i Kiram da resmî olarak ayakta durdular. izinle söyleniyor. sen mi ondan büyüksün?’ Sıddık demiş ki: ‘Benim ömrümün günleri ondan çok.178 Nazım Efendi’nin 1980’lere kadar Londra’daki irşâd meclislerine iştirak edenlerin çoğunluğunu. üzümün bu üst tarafındaki taneler daha olgun. daha İslam’a girmeden merhamet düştü. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Ruh Rabbimin emrindedir’ ayetini okudu…” Bkz.yoktur. Kıbrıslı Türkler oluşturmuştur. saygı göstermeleri. devrinin gavsı olduğunu savunan Şeyh Nazım. ss. altından topluyorsun?’ Efendimiz(sav): ‘Bizim sonumuz hayatımızın en tatlı günü olsun. Nakşibendî-Hakkânî Yolunun Dış Ülkelerde Kuruluşu ve Yayılması: Şeyh Nazım’ın Londra’ya ilk ziyareti 1972’de. söyleyen odur bizi zannetme” Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin. ‘Ya Rasûlullah! Yahud’dan bir heyet geliyor’ dediğinde. Ebu Bekir(ra) o mecliste hazır iken demişler ki: ‘O mu senden büyük. O gelen heyet içeri girdi. O gelen heyetin kalplerine. Ona izin vardı. Ebu Bekir ‘Ey Yehud’ demiş. 97. Peygamber-i Zi’şan üzümü indirdi. Peygamber (sav) ile yakazen bulunduğu meclisteki bir tecrübesini Nazım Efendi. Salkımı tutup ağzıyla topluyormuş. çoğunluğu ilk sırada Güney Asyalı mürîdler. neden oradan yemiyorsun da. Kıbrısî. 179 Aynı eser. kalplerine imanın işlemesine neden oldu. Kendisi sakal -ı şerifini düzeltip. yoksa hazineye mi gelir?’… sonra dediler ki: ‘Ya Muhammed bize ruhtan haber ver’ Efendimiz(sav): ‘Sana Ruhtan soruyorlar. 126-127. Peygamberi(sav) yakazen görebilmektedir. Dediler ki ‘Ya Muhammed(sav). yani şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin vefatından üç sene önce gerçekleşmiştir. üzümü alttan alta yemeye başladı. şekillendirmiştir. 34 . Bu. ‘Hırsız viraneye mi gelir. resmî olaraktan oturdu. hemen o üzümü oraya koyup yukarı kaldırtmış. Tasavvuf Sohbetleri. Rasûlullah(sav) izin verip ‘oturun’ dedi Onlar oturdular. Rabbimize kavuştuğumuz gün olsun diye’ … H z. daha tatlı. 95. hamâmesini başına koyup.’ Peygamber Efendimiz(sav) ‘Ya Ebu Bekir! Sen cevap ver’ demiş… Hz. ‘Ya Muhammed(sav). Hz. bizim kalbimize hiç havatır gelmiyor.177 b. s.

a. 1990’lı yılların sonuna kadar sürmüştür. 15. Amerika’yı ziyaret ettiği bilinir.185 Kıbrısî. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Bangladeş gibi Güney Asya ülkelerinden gelen göçmenlerden oluşmaktadır. Pakistan ve Sri Lanka’yı ziyaret etmiştir.187 Dünyadaki dergâh ve mürîd sayısı hususunda rakamlar. 183 Bkz. mezhep ve kültürden insanlarla görüşerek onların hidayetine vesile olmuştur. Şeyh Nazım’ın Londra ziyaretleri süresince artmıştır. 188 http://www. Bu ziyaretler. s. Sufism in West. s. 396. 396.büyük çoğunluğu Pakistan. 14. babası tarafından beyni yıkandı gerekçesiyle.180 Bâtılı mürîdler. Londra. Anglo-Sakson kökenli mürîdler arasında bir İngiliz Lordunun da bulunduğu ve bu kişinin tercih ettiği alışılmadık münzevî hayatından sonra. Hakkânî’nin bâtılı müridlerinin sayısındaki azalma. 185 Aynı eser. Nakşibendîlik metoduyla irşad edildiği. Ancak bir internet sayfasında. psikolojik tedaviye tabi tutulduğu kaydedilir. aynı rakamı 180 181 Atay. s.. 187 K.186 Buralarda.181 2000’li yıllarda bâtılı mürid sayısında düşüş olduğu yönünde bir görüş de bulunmaktadır. Hindistan. Mehdi hususunda bildirilen bazı haberlerin gerçekleşmemesiyle alakalıdır. Singapur. 1991’den itibaren. resmi olabilecek bir kaynak tarafından beyan edilmemiştir. Sufi Way. Ek 13. Ek 16.188 2000’li yıllarda yapılan bir röportajda.182 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin.184 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî Amerika’ya ikinci ziyaretini 1993’te yapmış ve orada pek çok yeri dolaşmıştır. 182 Jorgen. s.haqqanisoul.183 Kuzey Amerika’da aldığı desteklerle Nakşibendî tarikatına ait 15 merkez açmıştır. 93. Hindistan. 1. s. İlk ziyaretinde 15’ten fazla eyalette değişik din. 396. Bu gayretleri neticesinde Kuzey Amerika’da 10 binden fazla kişinin İslam’a girip. 17.com/ 35 . Beyrut ve Dağıstan üçgeninin ele alındığı bir yazıya göre. Malezya. dünyadaki mürid sayısının iki milyon olduğu beyan edilmiştir.g. ifade edilmektedir. Şeyh Hişam. 99. Hisham. 1986’da Uzakdoğu seyahatini gerçekleştirmiş ve Bruney.e. 184 K. devlet ricali ve halk tarafından ilgiyle karşılanmıştır. s. Aynı eser. 186 Bkz. Hisham.

191 www. Muhammed Ali bu bey’atı. medya ve ilim adamlarının da ziyaretlerine yönelik çok sayıda video kaydı arşivlerde mevcuttur. Şeyh Nazım’ı Lefke’de ziyaret etmişlerdir. İlgili kayıt. İlgili kayıt. dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen müridlerin yanı sıra. Muhammed Ali.org/archive. Bu röportajda 60 bin Amerikalının ihtida ettiği ve 20 bin Müslümanın Nakşîbendî bey’atı aldığı da söylenmiştir.195 189 190 Jorgen. http://www. video arşivimizde mevcuttur. Sufism in West. Hakkânî dergâhlarının sayısının bir veri teşkil edebileceğini söylemek mümkündür.sufilive. s.youtube.youtube. Nakşibendî bey’atı almaktadır. Ayrıca Bkz.com/Shaykh Nazim Habib Ali Jifri.com/Boxer Muhammad Ali taking Bayah in Naqshbandi Order!. 193 www. siyaset. dünyanın farklı köşelerinden. 195 Baknz.youtube.189 Her ne kadar. Hakkânî dergâhlarının dünya üzerindeki yerleri.193 Türkiye’nin çeşitli illerinden maneviyat.Talaa Badru.194 Her şeye rağmen dünyadaki Hakkânî müridlerinin sayısı hususunda.telaffuz etmiştir. 194 www. farklı insanların Tarikat-ı Hakkâniyye çatısı altında toplandıkları bir vakıadır.191 Yusuf İslam (Cat Stevens).com/Shaykh Nazim Cat Stevens . dünyadaki Hakkânî müridlerinin sayısı hususunda. 118. Mesela internette paylaşılan bir videoda eski boksör.com/Shaykh Nazim Parvaz Musharraf. 192 www. Lefke Dergâhı’na. elimizde kaynaklara dayalı.saltanat. Şeyh Nazım’ın Amerika vekili Şeyh Hişam’dan almaktadır.190 Pakistan Başbakanı Pervez Müşerref. bir harita üzerinde bulmak mümkündür.com/centers/ 36 . video arşivimizde mevcuttur. Ek 18.youtube. İnternette. kesin bir rakam olmasa da. www.192 Suriye âlimlerinden Habib Cibril. tanınmış simalarında bey’at aldığı ya da Şeyh Nazım’dan dua istediği görülmektedir.

Ek 20. Kıbrıs’ın Larnaka Köyünde dünyaya gelmiştir. Hisham. araştırmacıların kendisiyle yapılan şahsi mülakatlara istinaden yazdıkları makale ve otobiografilerden. 200 K.199 Baba tarafının Şeyh Abdülkadir Geylanî torunu olduğu.BİRİNCİ BÖLÜM NAZIM-I KIBRISÎ’NİN HAYATI VE ESERLERİ 1.naksibendihakkani. Mısıroğlu. Tatlıcan İsa. Şeyh Nazım Kıbrısî (ks) Hayatı ve Eserleri.196 tapu dairesinde memur olarak çalışmaktadır. Hatice Hanım. s. s. 70. 376. http://www. ŞEYH NAZIM ADİL EL-KIBRİSÎ EL HAKKÂNÎ’NİN HAYATI a.200 196 197 Bkz. Digital Production (Belgesel Film). Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.197 Adil Efendi. Adnan. Kadirî olduğu bilinen Hacı Hasan Efendi’nin validesi Hatice Hanımdır. Atay. üç erkek. 199 K. 23 Nisan 1340/1922’de. bir kız olan ailenin. Sufi Way. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Doğum Yeri ve Ailesi: Şeyh Muhammed Nazım Adil el-Kıbrisî el-Hakkânî en-Nakşîbendî’nin hayatı hakkındaki bilgileri. dolayısıyla nesebinin Hz.com/?page_id=171. Ayrıca Bkz. anne tarafından ise Mevlana Celalettin Rumî’ye dayandığı bilinmektedir. s. 198 Bkz. bu mülakatlara ait paylaşılan ses ve video görüntülerinden. Ek19. Peygamber(sav)’e dayandığı. Semamızda Bir Yıldız. s. Batıda bir Nakşî Cemaati. Bu tarihte babası Ahmet Adil Efendi. Larnaka’daki Hala Sultan Türbesinin imamı olduğu bilinmektedir. mevlevî şair Kaytaz-zade Nazım Efendi ve Zehra Hanım’ın kerimesidir. 502. Ayrıca Bkz. 54 37 . Hacı Hasan Efendi198 ile Fatma Hanım’ın oğuludur. yedinci bireyi olarak. yakınlarının ve halifelerinin kendisi hakkında yazdığı kitaplardaki malumatlara dayanmaktadır. Kıbrısî’nin dedesi Hacı Hasan Efendi’nin.

s.com/?page_id=171. 7. Nefi ve Hasan isimli üç erkek kardeşi201 ve bir kız kardeşi ile birlikte yedi kişilik bir ailede büyümüştür. Bu yıllarda ikinci cihan harbinden dolayı Kıbrıs’a gidemeyen Kıbrısî. 2011 yılında yapılan ziyarette ağabeyinin vefat ettiği söylenmiştir. 38 . 503-504.e. München 2007. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.202 Bugün kardeşlerinden hayatta olan yoktur. Abilerinden birinin genç yaşta vefat ettiği.207 201 202 Bkz. 206 Hakkânî. Eğitim Hayatı: Şeyh Nazım Efendi ilkokula 1928 yılında başlamıştır. 70. Aynı zamanda Nakşîbendî meşayıhından Şeyh Süleyman Erzurumî’den (v.203 b.. 205 K. 207 Aynı yer. Başladığı sene Türkiye’de harf inkılabı yapılmış olduğundan okulda sadece 204 birkaç ay Osmanlıca’dan sonraki eğitim hayatı latin alfabesiyle okumuştur. manevi ilimlerdeki terbiyesi için Suriye. Cuma Hutbeleri.205 Bu dönemde vaktinin çoğunu tefekkür ve manevi dersler ile Sultan Ahmet Camiî’nde geçiren Kıbrısî. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. fakülte haricindeki vakitlerinde Hacı Fuat Efendi’nin dini sohbetlerine katılmış. Bkz. Dervish Yay.naksibendihakkani. 204 http://www.. 5-6. Şam yolculuğuna çıkmıştır. Ek 21. ss. 1368/1948) tasavvuf terbiyesi almıştır. a. Şeyh Cemalettin El-Lasunî Efendi’den Arapça ve hadis dersleri almıştır.206 Bu dönemde yaşadığı bir manevi tecrübe üzerine. Atay. 70. s. s. 203 1996 yılında bir erkek kardeşinin İstanbul’da yaşadığı ve Şeyh Nazım’ın müridi olduğu bilinmektedir. Hakkânî Şeyh Muhammed. maddi ilimlerdeki eğitim hayatını yarıda bırakarak. diğer abilerinin ise vefat edene kadar Şeyh Nazım’ın müridleri olduğu bilinmektedir. 1359/1940 senesinde liseyi bitirerek İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesine kayıt olmuştur. Atay.Cemaleddin. ss. Ebediyete Davet. Adnan. şiddetli bir Medine arzusunda bulunduğunu ifade etmiştir.g.

O zamanlar beni Şam’ın mübarek topraklarına çağıran birçok rüyalar gördüm. Süleyman Efendi’yi yaklaşık iki saat sonra camiye gelirken buldum. Bana başka bilgi vermemişti. Bu olayı söylemek için şeyhimi aradım. Sadece Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî demişti. Gelip beni omzumdan sarsarak ‘Şimdi müsaade geldi. Sırların ve irşâdın onun elindedir. Şeyhi Abdullah Dağıstanî ile Buluşması: Kıbrısî. Şam’ı işgal etmiş Fransızlar’a karşı İngiliz kuvvetleri. Sabah namazlarını o camide (Sultan Ahmed Camiî. Onu misafir et diye emrederek senin suretini bana gösterdi. Tasavvufa İntisabı. İstanbul) şeyhlerim Şeyh Cemalettin El-Lasunî ve Şeyh Süleyman Erzurumî ile birlikte kılıyordum. Camide bana tahsis ettiği odada bir sene kaldım. İstanbul’dan Halep’e trenle gittim. Yanına koştum.c. Şam’a gidişi denedim ancak imkânsızdı. Beni eğitiyor ve kalbime manevî ilim yerleştiriyorlardı. O senin anahtarlarını tutuyor. gördüğü manevî bir işaretin Süleyman Efendi tarafından onaylanması üzerine yola çıkışını ve Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile buluşmak üzere Şam’a yolculuğunu şöyle ifade etmektedir: “Orda kalbime rahmet ve selamet geliyordu. Bana kollarını açıp ‘Evladım zuhurattan memnun musun?’ dedi Olan biten her şeyden haberdar olduğunu anladım. Sonra bir adam bana gelerek ‘Dün gece rüyamda Peygamber(sav)’i gördüm. 39 . Fakat henüz şeyhimden izin yoktu. Kalbimde her şeyi bırakıp Peygamber(sav)’in mübarek şehrine göç etmek için derin bir arzu vardı. Oradan eski bir kent olan Hamâ’ya geçtim. Bana ahfadımdan birisi buraya gelecek. Davetini kabul ettim. Seni benim de şeyhim olan Abdullah-ı Dağıstanî’ye havale edinceye kadar emanet aldım. Bende Humus’daki Halid Bin Velid (ra) kabrini ziyaret ettim ve mescidinde namaz kıldım. O kişinin sen olduğunu görüyorum’dedi Söylediklerinden çok müteessir olmuştum. Sırların ve manevî terbiyen bende değildir. Bu izin sana benden ve Peygamberimiz (sav)’den geliyor’ dedi Zuhurat bitmişti. Bir gün kalbimdeki bu hasretin çok yoğun olduğu bir günde Şeyhim Süleyman Erzurumî Hazretlerini gördüğüm bir zuhurat hâsıl oldu. Birçok kez rüyalarımda Peygamber Efendimiz(sav)’i beni mübarek huzuruna çağırırken gördüm. Şam’da bulunan Şeyhine git. saldırı için hazırlanıyordu.

Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile buluşması hususu. 380. Peygamber Efendimizin(sav) imam olduğu namaza durmuş peygamberleri(as) gördüm.211 Şeyh Nazım ile 2011 yılında yaptığımız mülakatta bu durumu sorduğumuzda. Beytu’l-mamura varıncaya kadar kelimeler ve cümleler muhteşem bir şekilde bir araya geliyor ve yükseldiğim her makâmda kalbime veriliyordu.. Mesela Şeyh Adnan’nın naklettiği ifadelere göre. Nazım Efendi’ye önce “Matlubuna hoş geldin” demiş sonra “Emniyete vasıl oldun” demiştir. Şeyh Abdullah’ın ve Şeyh Nazım’ın uzun süreler sohbetlerinde bulunan Şeyh Adnan ve Şeyh Hişam’ın yazdıkları eserlerde rivayet ettikleri bazı hadiselerin detayları birbirinden farklılık arz etmektedir. 40 .210 Şeyh Hişam’ın yazdığı otobiyografide ise Kıbrısî. ss. Hisham. İstanbul’dan ayrılışından sonra bir sene sürmüştür. s. 505.Namaz kılmak ve Humuslu iki büyük âlimin meclislerinde bulunmak dışında odamdan çıkmıyordum. 378-379. Nazım Efendi şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile buluştuğu gece bir rüya görmüştür. bu buluşmaya Şeyh Said Sabaî adında bir zat ile birlikte Humus’tan gidilmişt ir. 210 K. 211 K. 133.”208 Şeyh Nazım savaş şartlarından dolayı. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile ilk karşılaşmalarından şeyhinin: “Oğlum! Seni biz teslim aldık” dediğini bir sohbetlerinde ifade eden Kıbrısî. Her adım bir makâmdı ve her makâmda kalbime daha önce hiç bilmediğim ve duymadığım bilgiler geliyordu. kendisinin Süleyman Efendi tarafından yönlendirdiğini zaman zaman ifade etmiştir. Kıbrısî’nin bu yolculuğu. Tasavvuf Sohbetleri. Bu rüyayı kendisi şöyle anlatmıştır: “Sonra bir zuhurat hâsıl oldu ve namaz kıldığımız yerden gökyüzünün kabesi olan beytu’l-mamur’a merdivenle tırmandığımı gördüm. Humus’tan kara yoluyla Tripoli’ye. Büyük 208 209 K. Onların arkasında safa durmuş Peygamberimizin 124 bin sahabesini(ra) gördüm. Karşılaşmada Şeyh Abdullah. a. kendisinin Şeyh Sa’id Sabaî adlı bir refakatçi ile gittiğini söylemiştir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Orda. Ebu Bekir’in(ra) hemen sağ yanında iki kişilik boş yer kalmıştı.g.e. Onların da arkasında evliyaları (gördüm). Hz. Hisham. bu buluşmaya yalnız gitmiştir. Adnan.209 Kıbrısî’nin. s. oradan da Şam’a geçmiştir. s. Sufi Way. Kıbrısî.

Şeyh Efendi o boş yere gitti. İkinci Dünya Savaşının en şiddetli zamanıydı. Buluştuğu gecenin sabahında manevi makâmlara nail olduğunu ifade eden Kıbrısî. Dünya malına el sürmeyeceğim diye yeminimden dolayı para namına dirhem yok’ dedim ve Lübnan’a gidecek garaja yönlendim. Ona döndüm ve dedim ki ‘Kıbrıs yolculuğuna azmettim. Sufî Way. bu tezde bkz. bir günde manevi tekâmülünü tamamladığı ve irşad için ulaşılması gereken.”212 d. irşad vazifesiyle görevlendirilmesi.213 Ancak Kıbrısî. 383. Humus’a vardığımda fukaraya dağıttım. Şeyhinden Aldığı İlk Manevî Vazife: Kıbrısî’nin şeyhiyle beraber geçirdiği bir günün sonunda. O sırada adam tebessüm ederek ‘Bin hele! İnşaallah öderiz’ dedi Allah’a hamdederek otobüse bindim. vakar ve nûr sahibi. Peygamber Efendimiz(sav) namazı kıldırırken kıraatinin güzelliği tarif edilemezdi. Hiçbir kelime tarif edemezdi. Ona ‘evet. Şeyh Efendinin emrine hürmeten bana refakat ediyordu. Şimdilik sana yeterli olanı verdim. Kıbrısî’nin bu konudaki tasavvuf anlayışı için. Şeyh Sa’id Sabaî. Bu namazın tatlılığını daha önce hiç yaşamamıştım. Tripoli limanına indiğimde ‘Sen Şeyh Nazım değil misin?’ diye nida eden bir ses duydum. 212 213 K. mürşid-i teberrük makâmına vasıl olduğun manasını tazammun etmektedir. Beni de oraya çekti ve sabah namazını beraber kıldık. Bu vaziyette garaja vardığımda yanıma bir kişi geldi ve ‘Şeyh Efendi Trablus’a gidiyorsun? Şuradaki otobüs hemen kalkacak’ dedi Bir halime bir de adama baktım. Fransızlar Şam’ı işgal etmişler ve İngilizler de Fransız’ları çıkarmak için şehri kuşatmışlardı.Mürşid. celâlli bir şeyh gördüm. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/b. Dünya metaına ait her şeyi. Sabah namazı bitince zuhurat da sona erdi ve şeyhim benden sabah namazı için ezan okumamı istedi. Şeyhinin “Evladım halkının sana ihtiyacı var. Çünkü bu ilahî bir şeydi. Gözleri biçimli ve menekşe rengiydi. s. Hisham. 41 . bu mananın tasavvuf ıstılahında karşılığı olan icazetnameden bahsetmemiştir. Sese yöneldiğimde heybet. Bugün Kıbrıs’a git!” diye emrettikten sonraki dönüş yolculuğunu şöyle anlatır: “Elini öptükten sonra yola çıktım.

Nazım Efendi ile bu karşılaşma Şam’a gidişte olur. yaptığı ilk şey. Kalbim patlayacak gibiydi.e.”216 Şeyh Nazım’ın Kıbrıs’a vasıl olduğu dönem Arapça ezan okumak. Şeyh Nazım Kıbrısî. Bu esnada Nazım Efendi. Normal bir gemi ile altı saat sürmeyen yolculuğu. 507-508. 218 K. 380. Şeyh Adnan’ın eserinde Kıbrıs’ta Arapça ezanın serbest olması. Tatlıcan.benim’ dediğimde bana: ‘Üç gündür seni bekliyorum.g. Bu davaların sonuçlanacağı zamanlarda. Bu süre zarfında Kıbrıs’a gidecek gemi araştırıyordu. Digital Production (Belgesel Film). 216 K. 509. Rüyamda Hazreti Nebî(sav)’yi gördüm.218 2011 yılında yaptığımız bir mülakatta bu durum 214 Şeyh Hişam’ın naklettiğine göre Şeyh Münir. The Naqshbandi Sufi Way. s. 215 Bkz. Hisham.. Türkiye’de Adnan Menderes ezanın Arapça okunabilmesi ile alakalı kanunu çıkarmasından dolayı tüm davalar düşmüştür. Adnan. Nazım Efendi’yi seven Kıbrıslıların protestoları sonucunda gerçekleşmiş ve Nazım Efendi serbest bırakılmıştır. Kıbrıs’ta da yasaklanmıştı. Tüm cehdini sarf ederek bir küçük balıkçı sandalı buldu215 ve ona yüklü miktarda para verdi. 383. 217 K. s. Adnan. Bana kalk ve evladım Nazım’ı karşıla. Onun hizmetini yap ve misafir et’ diyerek. Muhammad Hisham Kabbani. Tripoli Müftüsüdür ve aynı zamanda şehirdeki tüm tarikatların Şeyhidir. ss. a. Türkiye’deki gibi. senin suretini gösterdi dedi Bana kendisini Şeyh Münir el-Melîk olarak tanıttı. Ek 23. Yanımda afakı kaplayan bir şekilde şeyhimin ruhaniyetini gördüm. Ayrıca Bkz. Kıbrısî’nin. yaklaşık sekiz günde tamamladık… Kıbrıs sahiline ayak bastığımda çok şiddetli bir hâle girdim. Akdeniz’in doğusundaki muhasaradan dolayı gemi bulamıyordu. Sufi Way. Hapisten çıktığında Lefkoşa Camiî’ne giderek tekrar ezan okudu. Bu durumdan dolayı resmi makâmlar tarafından kendisine dava açıldı. doğduğu beldeye girdiğinde. Mela-i âlâ’daki tüm makâmlar açılıyordu. Kıbrıs’taki tüm camileri dolaşarak ezan okumaya devam ettiğinden hakkında 114 dava açıldı. bana ve enbiyanın sırlarına varis kılmıştır. Bkz. bir hafta hapsedilmiştir.217 Şeyh Adnan’ın eserinde Nazım Efendi’nin beraati.214 Beni üç gün misafir etti. 42 . s. camide ezan okumak olmuştur. Şeyh Hişam’ın eserinden farklı bir nedene dayanmaktadır. Şam’dan dönüşte de balıkçı sandalı bulan ve yardımcı olan kişidir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Okuduğu Arapça ezandan dolayı tutuklanan Kıbrısî. Allah(ac) onu. Manevî ilimler ve ledunî hakikatlere ait makâmlar bana keşfoluyordu.

o dönemin TC.org/hajjah__amina__adil. O dönemdeki komünist Rus yönetiminin baskısından dolayı önce Erzurum’a sonra da Şam’a hicret etmişlerdir.221 2004 yılında vefat eden Hacı Âmine Hanım’ın. Bkz. Şaban ve Ramazan aylarını geçirmek üzere gitmiştir. a. s. Şam’da Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinde ve taliminde bulunmuştur. 76. ss.224 Evlendikten sonra Şam’da şeyhinin yanında bir eve yerleşen Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Evliliği ve Diğer Manevî Vazifeleri İfası: Nazım Efendi tekrar Şam’a döneceği 1952 senesine kadar Kıbrıs’ta manevi irşad ve İslamî eğitim ile meşgul olmuştur.htm.com/Hacı Emine Adil_Hayatı. Semamızda bir Yıldız. 383 43 .sorulduğunda Kıbrısî. Eşi Hacı Âmine Hanım tarikatın kadınlarla ilgili tüm faaliyetlerini yürüten ve eserler yayınlamış bir kişidir.70–72. zikirleri yönettiği de internet üzerindeki yazışmalarda geçmektedir. Şeyh Abdullah’ın tavsiyesiyle 23 yaşında iken Şeyh Nazım ile evlenmiştir.naqshbandi. 224 Atay.222 bayanlar arasındaki sohbetleri yaptığı. köy köy dolaşmıştır.g. Hisham. Mısıroğlu.225 Bu zaman zarfında Şeyh Nazım. Bu ziyaretlerinde Medine halvetleri olmuştur. Şeyhinin emri ile mesafesi 400 kilometre olan Şam Halep arasını. Ek 22. Başbakanı Adnan Menderes tarafından çıkarılan kanun vesilesiyle. Benzer şekilde çeşitli ziyaretlerde bulunan Kıbrısî. her sene Kıbrıslı kafilelere lider olarak hacca gitmiştir. 1952’de tekrar Şam’a döndüğünde Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin mürîdlerinden Hacı Âmine Hanımefendi ile evlenmiştir.219 e..g. 223 http://groups.. Yirmi yedi hac vazifesi ifa etmiştir.223 Şeyh Nazım’ın bu evlilikten iki oğlu ve iki kızı olmuştur. 166 225 K. Kıbrıs’a sadece Recep.220 Nesebinin Hz.yahoo. İslam’ı yaşamaya davet etmiş ve Nakşîbendî zikrini 219 220 İlgili mülakat video arşivimizde mevcuttur. insanlara maddeciliği bırakmalarını telkin etmiş. 222 http://www..e.com/group/the-heart/message/2574(2005-08-21). Peygamber’e dayandığı rivayet edilen Hacı Âmine. Rusya.154–156. ss.e. Ayrıca bkz.hakkanipost. a. Kazan’da doğmuş ve küçük yaşlarda iken ailesiyle hicret etmişti r. hukuki beratın gerçekleştiğini söylemiştir. 221 http://www.

44 . Beni de beraberinde götürdü. Abdülkadir hazretlerinin huzurunda halvet yapmayı çok istiyordum. 385. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin emri ile ikinci halvete girdiğinde. Eve bile uğramadan şehir merkezine doğru yürümeye başladım. s. Bunun haricinde Mısır. Bana ‘Ben de Bağdat’a gidiyorum’ dedi Bağdat’a bir tır dolusu eşya götürüyordu. Ürdün’ün Süeyl Köyünde. Her gün zuhurat üzerine zuhurat oluyordu. Abdülkadir Hazretlerinin camisine ulaştığımda caminin kapısını kapatan kocaman bir adam vardı. Buna ek olarak günde 313 bin Allah çekiyor ve bana vazife verilen diğer namazları kılıyordum. Aynı eser. büyük dedem olan Abdülkadir-i Geylanî Hazretlerine selam verdim. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin emriyle.226 f. Şeyh Nazım’ın iki çocuğu bulunmaktaydı. Hisham. ss. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Halvetleri: İlk halvetini 1955 senesinde. Bana git deyince ben de gittim. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin emriyle yapmıştır ve halvette altı ay kalmıştır. 124 bin salavat ve bütün delail-i hayratı okuyordum. Bu kişi Şeyh Hazretlerinin müridiydi. Şehir merkezine varınca bana bakan bir adam gördüm. İki günlük yürüyüşle ulaştığı köylerde. 397-398. Dahası 124 bin kelime-i tevhîd. Sonra beni bir odaya götürdü ve ‘sana her gün bir tas mercimek çorbası ve bir parça ekmek getireceğim dedi’ odamdan sadece beş vakit namaz için çıkıyordum. paraya veya erzaka ihtiyacım var diye hiç düşünmedim. birer hafta ikamet ederek. Şeyh Hişam’ın rivayetine göre Şeyh Abdullah: “Bağdat’ta Abdülkadir-i Geylani Camisinde halvet yapman için Peygamber Efendimizden(sav) emir aldım.neşretmiştir. Türkiye ve Lübnan’a da. ta ki ilahî huzurda yok olana kadar. Bunlar beni. Bu halveti Şeyh Nazım şöyle anlatmıştır: “Şeyhime hiçbir soru sormadım. bu vazifeyi bir yılda tamamlanmıştır. Onu takip ederek Gavsu’l-Azam’ın kapısına yaklaşıp. bir makâmdan diğerine taşımışlardı. Beni tanıyıp ‘Şeyh Nazım nereye gidiyorsun’ dedi ‘Bağdat’a’ dedim. bütün Kur’ân-ı Kerîm’i dokuz saatte okuyabiliyordum. Oraya git ve altı ay halvete gir” demiştir. Elbiseye. irşad ziyaretleri düzenlemiştir.”227 226 227 K. Öyle bir duruma gelmiştim ki. Sufi Way.

O sırada birden Şeyh Abdullah Dağıstanî zuhur etti. Zikrederek kabre vardığımda ‘Es-selamu aleyke ya ceddi’ dedim. Şu tahta oturalım’ dedi Dede ve torun gibi o tahta oturduk. Sufi Way. Şeyh Abdullah. bu nehrin her bir damlası için 228 229 K. Hisham.com/?page_id=171. Nazım Efendi’yi bir kayanın yanına götürür. Onun Nakşîbendî yolunda ulaştığı derecelerden çok memnunum. Peygamber(sav)’den Hz.”229 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin vefatına kadar en az kırk gün en fazla bir sene olmak üzere defalarca Ürdün’de. O sırada Hazreti kabrinden bana doğru gelerek. Bağdat’ ta. Bu nehrin kıyamete kadar akacağını bildiren Gucdevanî. s. 385. Buna göre Gucdevanî. Seni Kadirî Tarikatına ben davet ediyorum.naksibendihakkani. 230 http://www. o da Şeyh Abdullah’a. Ya Rasulallah şu evladın dedesi benim. Medine-i Münevvere’de ve Şam-ı Şerif’ te halvete girdiği bilinmektedir. Şeyh Abdullah o zamandaki yaşayan Nakşî Şeyhi olması hasebiyle sorunun en uygun muhatabıydı. iki rekât namaz kıldım ve halvet odama birkaç adım mesafede olan kabre yürüdüm. Geylanî Peygamber(sav)’e hitaben ‘Ey Peygamber’im. 45 .Şeyh Hişam’a göre Nazım Efendi. Kayaya vurduğunda kayadan muazzam bir nehir fışkırır. 617/1220)’yi gördüğü bir zuhuratını anlatmıştır.228 Nazım Efendi bu tecrübesini şöyle anlatmaktadır: “…Bir gün Abdülkadir Geylanî’nin beni kabrine çağırdığı bir zuhurat gördüm. Ben senin dedenim. Gel!’ dedi Hemen boy abdesti alıp. Gavsu’l-azam olarak taşıdığım at’aları sana havale ediyorum. yanımda durduğunu gördüm. Peygamber(sav) tebessüm ederek Şâh-ı Nakşîbendi’ye baktı. bu halvetin son gecesi rüyasında Abdülkadir-i Geylanî Hazretlerini (v. Adbülhalik Gucdevanî (v. Arkasında nadirane taşlar ile bezenmiş bir taht vardı. Manevi at’alarımı Nakşî yoluna katmak istiyorum.230 Medine’de Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile bir seneliğine girdiği halvetinde Şeyh Nazım. Ebubekir(ra) yoluyla Şâh-ı Nakşîbendî’ye tevarüs eden tüm sırları. Şeyhin Abdullah-ı Dağıstanî’nin Nakşîbendî Tarikatı içindeki makâmı âlâdır. Bana ‘Evladım seni kabrimde bekliyorum. Abdülkadir-i Geylanî Peygambere(sav)’e hürmeten ayağa kalktığı sırada ben de huzurdakilere hürmeten ayağa kalktım. Bana ‘Benimle beraber gel. Abdülkadir Geylanî’nin sırlarına ekleyerek bana havale etti. Aynı yer. 561/1166) görmüştür. sonra Hazreti Peygamber(sav) ve Şâh-ı Nakşîbendî zuhur etti. Bana tebessüm ederek ‘Biz senden memnunuz.

g.. Nazım Efendi’nin Lübnan’a yaptığı bir ziyaretten bahseder. babamın yanına girdi ve selam verdi. Akşam altı buçuk civarı babamın bulunduğu eve gitmiştik. Altı ellibeş gibi Şeyh Efendi. Yasin Sûresini okumaya başladı. Babam tüm ailenin toplandığını görünce çok mutlu oldu. 46 . 399-401. muteber keramettir. ss. havada uçmak nevinden kerametleri itibarsız bulan Kıbrısî. Hisham.231 g. Tasavvuf Sohbetleri. K.e. Sufi Way.”233 231 232 Detaylı anlatım için bkz. Ailemizdeki kardeşlerimizin çoğu doktor olduğu için müdahale için koşuşturmaya başladılar. Şeyh Hişam hiç beklenmeyen bir zaman olan Şaban ayında Nazım Efendi’nin Lübnan’a kendilerini aniden ziyarete geldiğini ifade etmiştir. Cenaze işlerini ben yapacağım’ dedi Şeyh Efendi’nin geldiğini duyunca tüm aile toplandı. Kıbrısî. Şeyh Nazım’a göre ümmet-i Muhammed’i dünyada ve ahrette gözeterek hidayet yoluna sevk etmek.232 Nazım Efendi’nin kerameti olarak Şeyh Hişam. Bu meleklerin her birine farklı isimler vermekle vazifeli olduğunu söyleyen Gucdivanî. 401-402. s. a. Babamla sohbet ederken birkaç dakika geçmeden kalbine ağrı girdi. Biz de babama Şeyh Efendi’nin kendisini görmeye geldiğini söyledik.37. 233 K. Babanız bugün vefat edecek. Hisham. bu hizmette devamlı olmak. s. bu vazifeyi Nazım Efendi’ye devreder. insanlara hizmet etmek olarak görmektedir.bir melek yaratıldığını ve kıyamete kadar Allah(ac)’ı tesbih edeceğini bildirmiştir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Kerametleri: Evliya bahsinde geçtiği üzere deniz üstünde yürümek. Sûreyi bitirmesine müteakiben birkaç saniye içinde babam son nefesini verdi. Bu sırada Şeyh Efendi. Şeyh Efendi havaalanında söylediği gibi tüm işlemleri kendi ifa etti ve döndü. muteber kerameti. Havalimanına giderek kendisini karşıladıktan sonraki olayı şöyle anlatmıştır: “Hikmet-i ziyaretlerini anlamak için ‘Efendim siz bu ayda Lübnan’a gelmezdiniz?’ dediğimde şeyhim (Kıbrısî) ‘Rasu’l-lullah(sav) Efendimizden ve Sultanu’l-evliya’dan (Abdullah Dağıstanî) emir aldım.

Görevli bir cevap veremeyince yaşananları Şeyh Nazım şöyle ifade etmiştir: “…Benim üzerime kuvvet giydirildi o vakit.com/1-Büyük Budayi Devirmesi. olmayanlar da olmuştur. günümüzün olaylarının gidişatı ve sonucu hakkında verilen haberlerle karşılaştık. isterlerse tütsü söyler. 1355/1936)’den itibaren bulabildiğimiz ahir zaman anlayışına dayanmaktadır. Başını eğ! Başını eğdi. Timörün alınması için. rüyasında Şeyh Nazım’ı görür. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Bu haberlerden tahakkuk edenler olduğu kadar. Buna göre Mısıroğlu’nun kız çocuğunun bacağında timör teşhis edilir. O sırada. Kıbrısî. Şeyh Nazım. Şeyh Nazım’ın yanına gelerek. Hakkânî yolunun Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî (v. Londra’ya gelmeye başlayan Kıbrısî’yi. ziyarete gider. kendisi tarafından nakledilen Tibet hatırası esnasında beyan edilmiştir. 1980’li yıllardaki bir hatırası. Amaliyat öncesi son kontrol için çekilen filmde timör görülmez./Şeyh Nazım Kıbrısi . 235 www. bir böyle gel’ (İşaret parmağıyla.com. bu ilahlardan alınan bir ruhaniyet varsa görmek istediğini söyler. Mehdi(as). Mısıroğlu. Şeyh Nazım’ın kerametini ihtiva etmektedir. yanındaki müritleriyle birlikte oradan uzaklaşır. heykelin sağ ve soluna doğru paymağını havada kaydırarak) Gümbür gümbür bir böyle gitti. Kıbrısî. Rüyasını hayra yorumlayarak birkaç gün sonra amaliyat için. Orda Buda Heykelini görür. kızın timörlü bacağını çeker. Niye taptıklarını sorar. tapınak görevlisi etmelerine bayan. riskli olacağı söylenen bir amaliyat tarihi verilir. Bunun üzerine Kıbrısî. Görevli kadın yakabileceklerini söyler. Kız çekilen bacağında duyduğu acıdan duyarak uyanır. 47 . bir böyle.youtube.” Bu olaya tanık olan görevli bayılınca. O gece kızı. Amaliyat öncesi Kıbrısî’nin yakın ilgisini görür ve duasını alırlar. Mesih(as) ve kıyametten haber veren hadislerin manevî tecrübelerle yorumlanarak. Dedim ki ‘Bir böyle. kızının ricasıyla. Şeyh Nazım dünya üzerindeki büyük bir tapınak olan Tibet tapınağına ziyarete giderler. hastaneye giderler. Mesela 2010 yılının Kasım 234 http://www.”235 Nazım Efendi’nin müstakbel hadiseler hakkında söylemleri ekseriyetle.Kadir Mısıroğlu’nun Londra’da yaşadığı.youtube.234 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bir başka kerameti. oradaki putun ona inanların nazarında ilah kabul inanamadığını ruhaniyetlerinin terakki etmesi için olduğunu söyler. Deccâl.Kadir Mısıroğlu.

241 Bununla birlikte münferiden karşılaşılan internet sayfalarında da. 1978’den beri Türkiye’yi.240 Şeyh Nazım’ın müridleri bulunan her ülkede. 239 Bkz.2012 tarihinde görüldü.com/. Ek 24. Libya. Hak Dost 4. ss. 241 http://halilurrahman. 04. Hisham. 237 Kıbrısî. 385-396. 1986’dan beri Uzak Doğuyu.238 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile 2011 yılında yaptığımız mülakaatta. mevcuttur. Sufi Way. 1990 yılında çıkan Körfez Savaşından sonra yine İstanbul’un Ruslar tarafından işgal edileceğini söylemiştir.ayında paylaşılan bir videoda Kıbrısî. irşad ve terbiyeden sorumlu görevlilerin yanısıra. mahdumu Mehmet Efendi239 olduğunu ifade etmiştir. 1991’den itibaren ABD’yi ziyaret ederek her inançtan insana İslam’ı tebliğ etmeye gayret etmiştir.com/“Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi Devletler çökecek!” İlgili sohbet. video arşivimizde mevcuttur. buralarda Nakşibendî-Hakkânî Dergâhları ve İslam Merkezleri açmış ve birçok ülkede. 238 K. Vekilleri: Şeyh Nazım. 48 . rejim değişiklikleri. Mısır ve Suriye’yi de etkilemiştir. Bu hadise. s. 240 Bu ziyarete ait görüntü kayıtları. h. Gittiği yerlerde halk ve hükümet yetkilileri tarafından saygıyla karşılanan Kıbrısî. Bu halifelerin toplu olarak isimleri ve vazifeli oldukları yerleri bildiren bir internet sayfası. vazifeliler 236 http://www. aslî halifesinin. içerisinde Kuzey Afrika ülkeleri ve Türkiye olan bazı İslam ülkelerinin isimlerini saymış ve bu ülkelerdeki rejimlerin çökeceğini beyan etmiştir.237 Kıbrısî. İstanbul’un ahir zamanda işgal edileceği yönündeki bir hadise dayanarak.236 Bununla birlikte. 2011 yılının Şubat ayında Tunus Cumhuriyeti’nde başlayan. Türkiye’nin muhtelif vilayetlerinde de vekilleri olduğu bilinmektedir. video arşivimizde mevcuttur.youtube. 1974’ten itibaren Avrupa’yı. 1980’lerin ortalarında Afganistan’ı işgal eden Rusya’nın (o zamanki Sovyetler Birliğinin) sırasıyla İran’ı ve Türkiye’yi de işgal edeceğini söylemiştir. benzeri yorumlarını yapmaktadır. 103-105. irşadla görevli vekiller yetiştirmiştir. Bu konular Mehdi bahsi içinde tafsilatlı bir şekilde incelenmiştir. sosyal paylaşım sitelerinde Kıbrısî’nin bir kerameti olarak da yorumlanmıştır.

Ek 26. İtalya. 254 Mirahmadi. Rusya. Ek 30. 04. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye Yapılan Eleştiriler: Şeyh Nazım’a ve Hâlidiyye-i Hakkâniyye’ye yönelik eleştiriler.hakkında malumatlar bulunmaktadır. 249 Bkz.org/. 247 Bkz. 245 http://haqqani-dergah.naqshbandi. Avustralya. ss. 49 . Norveç. meclislerinde kadın ve erkeklerin karışık oturmalarına ve Nazım Efendi’nin elini bayanlara öptürmesine yönelik yapılmaktadır. Srilanka. Japonya. Şeyh Lutfi ve Şeyh Mustafa248 Endonezya’da. Hedieh. Bangladeş.245 Şeyh Şerif Hollanda’da.com/form/dergah ve vekiller. Fransa. Ek 31. 1-4.2012 tarihinde görüldü 253 Bkz. http://www. 250 Bkz. Miami 2005. Bosna Hersek. 251 Bkz. Portekiz. İsviçre. Bu konuda tarikat içinde ve mürîdler arasındaki uygulamaları biraz daha dikkatli bir şekilde incelemeye çalıştık. kadın ve erkek müridlerin. Şeyh Hişam244 Chikako’da.246 Şah İbn Sultan Aslan247 Malezya’da. 248 Bkz. zikir ve hatme-i haceganlar için ayrı alanlarda toplandıkları görülmüştür.250 Şeyh Yusuf251 G.2012 tarihinde görüldü. Senegal. Belçika.za/. Naqshbandi Haqqani Sufi Order. İngiltere. Ek 25. Sayyid Nurjan and Dr. Ek 28. Lefke ve Şam tekkelerinde şahsen yaptığımız müşâhedelerde.tripod.254 Bunların haricinde müstakil sitelerine ulaşamasak da. Arjantin ve Pakistanda bulunan dergâh ve vekil isimleri bilinmektedir. Ek 32. Ek 27. Hindistan.2012 tarihinde görüldü. sohbet. 04. The Healing Power of Sufi Meditation.2012 tarihinde görüldü .naksibendi. Ek 29.com/. Kanada. 04.252 Şeyh Ömer253 İspanya’da vazifeli oldukları bilinmektedir. 04. Şeyh Hasan249 ve Şeyh Cemâleddin Almanya’da. 255 http://halilurrahman. kadın ve erkek müridler bir arada olabilmektedirler.243 Şeyh Adnan Suriye’de. Ek 33. 252 http://www. Lübnan.Afrika’da. 246 Bkz. Londra’daki müntesipler ve tekke adetleri üzerine yapılan bir çalışmada da kadın ve erkeklerin tüm bu faaliyetlerde ayrı olduğu 242 243 Bkz. Bununla birlikte Şam Dergâhı içerisinde bulunan Şeyh Abdullah’ın kabrine yapılan ziyaretler sırasında.org. Mesela Şeyh Abdülkerim242 NewYork’ta. Şili. Katar. 244 Bkz. BAE.255 i.

tarikattaki bayanları da anlayabilmek için görüşme yapmak istediğini ancak. kadın ve erkeklerin karışık oturdukları da görülmüştür. yani erkek müşterilerin olmamasından dolayı izin verdiği yazmaktadır.e. Mürîdlerden bir tanesi eşinin çalışması için Nazım Efendi’den izin istediğinde Nazım Efendi.sufilive. Aynı çalışmada. İspanyalı bir mürîd’in evinde yapılan bu sohbetin.258 Bu konuda Şeyh Hişam’ın sohbetlerinde de aynı durum gözlenmiştir.259 Dolayısıyla eleştiriler bu tür toplantılara yönelik yapılmış olabilir.e. hanımın bayan kuaförü olmasından dolayı.g. Ek 13. ya da zikri izlemek amacıyla gelen kişilerdir. 1996 yılında yapılan bir çalışmaya göre Türk mürîdlerin eşleri ekseriyetle ev hanımı olduğu görülmüştür. bayan ve erkekler karışık oturmuşlardır. Londra’da yapılan bu çalışmaya göre Doğu-Batı Merkezi adındaki Hakkânî dergâhında kadınların.g.org/060607MiracleNaqshSaints. 26 Atay. 260 Atay. 14 259 www. evlerine yaptığı yemekli davette dahi ayrı oturmalardan dolayı görüşemediğini yazmıştır. a.256 Cemaat içinde yapılan farklı bir çalışmada da. kadın erkek ayrımının kesin bir şekilde uygulandığı gözlenmiştir. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 130 258 Bkz.257 Henüz İslam olmamış bazı gurplara yapılan sohbet ve tebliğ esnasında. Nazım Efendi’nin bu konudaki görüşünü anlamamıza vesile olabilecek bir diğer örnek ise Türk mürîdlerin eşlerinin çalışmaları konusunda görüyoruz. İslam ve tasavvufu merak edenlere düzenlenmiş küçük bir ev topalntısı olduğu gözlemlenmiştir.. s. Bir kısmının gayri müslüm olduğu anlaşılan bir sohbete ait video görüntülerinde. Şeyh Nazım’ın kadınların çalışmalarını beli koşullar dışında uygun bulmadığı görülmüşdür. s. s. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. erkeklerin hemen arkasında oturduğu görülmüştür. Bu çalışmayı yapan kişi.260 256 257 Stjernholm. 86 50 .. a.yazmaktadır. Genellikle bu bayanlar erkek katılımcıların ailesi.

Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri Ziyareti. elinin bayanlar tarafından öpülmesine müsaade etmiştir. söz konusu davranışın sünnete muhalif olmasıdır. Peygamber(sav). Bu ziyaret videolarının önemli bir kısmı incelenmiştir. her nekadar “Şeyh Nazım” ismine yönelik olsa da. internette ses kaydı olarak mevcuttur.263 İsmail Ağa çevresinde vaaza icazetli bir görevlisi olan Cübbeli Ahmet Hoca’nın. bu mevzu açılmamıştır. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. Bu eleştiriler. Hz. Mesela Kıbrısî’nin. Şeyh Nazım.com/Cübbeli Ahmet Hoca . abdesti bozmadığını beyan etmiş ve bu mevzuda tafsilatlı bir beyanda bulunmamıştır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile 2011 yılında yaptığımız kısa mülakatta birkaç konu arasında bu mevzu da arz edilmiştir. genellikle resmi internet sayfalarında paylaşılmaktadır. video arşivimizde mevcuttur. 262 Atay. Peygamber(sav)’in zevcelerinin(ra).Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. hanım sahabelere el öptürmemiş. Şeyh Nazım’a Lefke’de yaptığı ziyaret görüntüleri mevcuttur. 51 . Hz. elini bayanlara öptürmesi 1990’larda özellikle İsmail Ağa çevresi tarafından çok eleştirilmiştir.265 Şeyh Nazım’a yönelik diğer eleştiriler.com/ Sahte Seyh Nazim Kibrisi Kadina el öptürüyor (yeni). İncelediğimiz videolarda. kerameti zahir olmuş şeyhlerin dahi bu eleştiriden beri olmayacakları. Bu eleştiride. bu mevzu konuşulmamıştır.com/kadınlara el öptüren şeyhler. erkek sahabelerle perde arkasından görüşmüş olmalarından hareketle.261 Nazım Efendi’nin. tokalaşmamıştır. Bayan müridlere el öptürme hususundaki eleştrilere nasıl yaklaştığı sorulmuştur.264 Nazım Efendi’ye diğer cemaatler tarafından yapılan ziyaretlere ait video görüntüleri.youtube. Hanefî mezhebine göre bayanlar ile tokalaşmanın.youtube. 265 Görüşmeye ait kayıt. 264 http://www. söylenmiştir. 278 263 www. s. Bu eleştirinin temel dayanağı.youtube. Kıbrısî’nin selefî ve vahhabî düşünce diye tanımladığı ve eleştirdiği kesimden gelmektedir. ilgili kayıt ses arşivimizde mevcuttur. evliyanın tasarrufları mevzuundaki görüşleri İslamî naslarda ve selef âlimlerinin yaşantılarında bulunmadığı gerekçesiyle eleştirilmekte ve tüm 261 www. İlgili kayıt video arşivlerimizde mevcuttur. genellikle tasavvuf anlayışıyla da alakalıdır. 2000’li yıllarda yapılan bu ziyaretlerle ilgili görüntülerde.262 Bu eleştirilerin bir örneği.

youtube.‘Shaykh’ Nazim’s Challenge to the ‘Wahabis’ ‘Salafis’ and to the Whole World!. Mesela “Mavi Marmara” gemisine yapılan İsrail saldırısına yönelik270 Şeyh Nazım’ın açıklamalarına istinaden. Gazze Şeridi'ne insani yardım olduğu teyit edilmiş malzeme taşımakta olan ve 37 ülkeden sivil toplum örgütlerini bir araya 52 . onlara lanetini indir. bey’at. üç farklı açıdan bakılmaya çalışılmıştır.Mehdi-Deccâl/c. İslam telakkisinin merkezine. ‘Ya Rabbi! Eğer onlar doğru yol üzere iseler. 266 267 www. şu şekilde tespit edilmiştir. Eğer onlar bâtıl olan yolda ve ben hakikat yolunda isem. İki rekât namaz kılacağım. Kim bâtıl üzere ise Allah(cc)’ın laneti onun üzerine olsun… Diyorum ki.com/LOL . Diğer Konulardaki Görüşleri/c. Hazreti Peygamber (sa v)/d.”269 Bunların haricinde yapılan bazı eleştiriler. 269 www. misak gibi başlıklarda tafsilatlı olarak incelenmiş ve bu tür konulara. onların anladığı mula’ane yapabilirim. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu eleştirilere cevabı. Bunun haricinde şeyhe teslimiyet. evliya. Peygamber ve Misak. bu konuda hakkın ve bâtılın temyiz edilmesi için. Mehdi konusunda ayrıca beyan edilmiştir. Tafsilatı için bu tezde bkz.266 Şeyh Nazım’ın bu konudaki ve benzer eleştirilere hedef olabilecek görüşleri.com/ Beware of Shaykh Nazim. bu eleştirileri yapanları lanetleşmeye davet etmektedir. onları muhafaza et.3. naslara dayalı selefi anlayışını. Hz. buraya gelin. Bu konudaki eleştiri özellikle müridlere. mürid. onun bir video kayıttında. İlgili kayıt. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. son nefesleri esnasında. Kıbrısî bu davetini şu ifadelerle yapmaktadır: “… Sadece Vahhâbî ve selefilere.youtube. Cesaret edemezler. Kıbrısî. 268 Tafsilatı için bu tezde bkz. 270 31 Mayıs 2010 tarihinde günün ilk saatlerinde İsrail askeri kuvvetlerinin. ölülerden medet isteme eleştirilen diğer konulardandır.tasavvuf anlayışının sıratu’l-mustakîm çizgisinde olmadığı iddia edilmektedir.1. direkt olarak itikadi ve ameli yaşantıya dair değil. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur.268 Tarikat-ı Hakkâniyye meşayıhı tarafından beyan edilmiş görüşler ise giriş bölümünde. mürşid. Mehdi’nin Çıkış Alametleri. siyasi ve güncel meselelere yöneliktir.267 Bu mevzuya bilginin kaynağı açısından bakışımız. akla dayalı kelâm anlayışını ya da keşfe dayalı tasavvuf anlayışını yerleştiren yaklaşımlara mukayeseli olarak değinilmiştir. özellikle Tarikat-ı Hakkâniyye başlığında incelenmiştir. şe yhleri tarafından verilen iman telkini. konusunda olmaktadır. video arşivlerimizde mevcuttur.2.

vide arşivimizde mevcuttur. İlgili kayıt. altı gemiden oluşan uluslararası ve farklı inançlara sahip insanların yer aldığı konvoya uluslararası sularda saldırdı. Ek 37 276 Bkz. aynı zamanda. 273 Atay. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı.271 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu suçlamalarla ilgili bir açıklamasına rastlanmamıştır. 274 Bkz. Lefke (Kıbrıs) Dergâhı: Anadolu’da Nakşibendîliği yayan Hâlid-i Bağdadî (v. Bu iddiaya istinad edilen. bir Hristiyanlık tarikatı olan illuminate üyesi olmakla da suçlamaktadır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin. son kırk yıldaki beyanları daha sık ele alınmaya çalışılmıştır.Siyasî ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar. 75. dünya ve siyaset görüşleri. YeniŞafak Gazetesi. Bunların tamamının bulunması ve tahkik edilmesi muhal olduğundan. 11 Şubat 2011.273 Dolayısıyla Hakkâni müntesiblerince Lefk Dergâhı. Şeyh Nazım’ın Papa ile tokalaşma şekli gösterilmiştir. Farklı bir ifadeyle. Şeyh Nazım’ın hayatından sadece bir kesiti temsil etmektedir. 271 www.com/Sahte Seyh Nazim Kibrisi ve Adnan Oktar (israili sevindirecek aciklamalar). videoda. zikir ve sohbetlerin yapıldığı iki katlı mescit bulunmaktadır. Bağdadî’den günümüze tevarüs eden Halidî Dergâhının temsilcisi addedilmektedir.272 Bu incelemeler esnasında karşılaştığımız veriler. Bu iddianın yapıldığı video.275 Mescidin kıble tarafında avlu ve avlunun bitiminde meyve bahçesi başlar. Diğer Konulardaki Görüşleri/ g. 1242/1826)’nin. birçok şeyhe icazet vermesine rağmen. münferiden bir başlık olarak ele alınmıştır. Bkz. 1948 senesinden itibaren aktif olarak irşad vazifesi sürdüren Kıbrısî.Şeyh Nazım’ın Yahudi dostu olduğu iddia edilmiştir. Ek 36 275 Bkz.youtube.276 Şeyh’in getiren bir koalisyon tarafından organize edilen. Ek 38 53 . Nazım Efendi’nin ikamet ettiği eviyle274 iç içe olan tekkenin yola bakan cephesinde namaz. Nitekim Kıbrısî’nin ahiret anlayışından bağımsız olmayan. kendi yerine geçmek üzere Şeyh İsmail’e el verdiğini belirten Kıbrısî. bu süre zarfında geçen aktüel mevzularda ziyadesiyle beyanları vardır. bu silsile ile sırr-ı azamın kendisine tevarüs ettiğini ifade etmektedir. s. j. 272 Tafsilatı için bu tezde Bkz.

Şeyh Efendi hangi kapıdan gelirse o tarafta kendisini ziyarete gelen mürîdler ile selamlaşarak kısa sohbetl erle ilerler. Macar’ı var. Bu sürenin sonunda herkes günlük yapılan işlerden kendisine bir vazife alır. Uzun süreli gelen mürîdlerden bir kısmı ise Lefke Tekkesinin civarında kiralık evlerde ya da pansiyonlarda ikamet etmektedirler. Ek 40. onların ismi de resmi de beraber yetişir. Tekke dışında Nazım Efendi’nin olduğu söylenen bir bahçeden de mutfakta kullanılmak üzere meyve ve sebze yetiştirildiği için. civarda bu tür konaklama imkânın diğer köylere nispeten daha yaygınlaşmış olduğunu. özel görüşmelerini ve kabullerini yaptığı bu odanın kapısı ile mescidin kapısı arasında kalan koridor. Dergâha gelen ziyaretçiler hususunda. Nazım Efendi’nin görüşü. Mescidin doğu ve batı cephesinden iki kapı açılır. şu ifadelerle özetlemektedir: “… Bunun içinde Ruslar’da var. 2011 yılında yaptığımız ziyarette. Mescidin doğu kapısı ise avlunun da doğu sınırını oluşturan banyo ve tuvaletlerin bulunduğu tarafa açılır. Demek ki ruhaniyetleri bir şey sezip de geliyorlar. Buraya gelip bir saat 277 278 Bkz. hizmet sorumlularının uygulamalarında da müşâhede edilmiştir. Arnavut’u var.279 Dergâha ait bu adab. yaptığımız çeşitli ziyaretlerde müşâhede ettik.evinin iç kapısı bu avluya açıldığından namazlara bazen bu kapıyı kullanarak avlu üzerinden. Bahçeye girmeden önce bulunan küçük mutfakta.278 Bayan mürîdler için geceleme ve abdest için evin bir katı ayrılmıştır. Türk asıllı Hollanda vatandaşı bir mürîdin söylediğine göre tekkedeki misafirlik süresi üç gündür. mutfak başı görevini ifa ederek avluda sabah ve akşam verilen yemeklere yardım ederler. Gelen ziyaretçilerin bu talepleri kendi piyasasını oluşturmuş olacak ki. 54 . Boşnak’ı var. Erkek mürîdlerin uyku tulumları ile gece uyudukları mescidin277 ikinci katına dışarıdan bir merdiven ile ulaşıldığı için. Çeçen’i var. Bende içeri havale ediyorum. Ek 39. Nazım Efendi’nin. orada da görevler alındığı söylenmiştir. mürîdlerden birileri kıdemlerine göre. 279 İlgili mülakata ait kayıt ses arşivimizde mevcuttur. Batı kapısının karşısında yaklaşık yirmi kişilik bir toplantı odası bulunur. her kabilenin her türlüsü geliyor. Kompütere (!) ismi alındıktan sonra. Bkz. tekkenin bahçesine uzanır. bazen da evinin dış kapısı tarafından gelir. namaz ve zikir ayinlerinde bayanlara tahsis edilmiştir.

Lefke Dergâhında. İspanya.dursalar tamamdır. Güney Afrika. Kayda geçmişlerdir. 18. 26. s. Cezayir. Almanya. Hak Dost 4. Kamu işinden hiç gelir elde etmediğini bildiren Kıbrısî. s. Endonezya ve Malezya’dan müridler ile karşılaşılmıştır. maişetini nasıl kazandığını şöyle ifade etmiştir: “Burada her şeyimiz var. pederinden tevarüs ettiği bilinmektedir. müridler için günlük çıkarılan yemekler haricinde yüksek maliyetli bir harcama görülmemektedir. dergâh hayatının bir diğer yüzüdür. Bahreyn. Şeyh Nazım’a. geliyor elhamdülillah. maişeti için bir işte çalışmamıştır. farklı bahçe ve mandıralardan da söz edilmiştir. İngiltere. kimileri de mutfakta vazife almışlardır. yürüttükleri günlük işlere. Nijerya. Avusturya. Kendi kendine buraya kimse gelmez. dergâhtaki ziyaretinin üçüncü gününü dolduran müridler yardımcı olmaktadırlar. Rızkımız. Dergâh ve bahçe alanlarının kira giderleri olmadığını ve Kıbrıs ikliminde kışlık ısınma ihtiyacı için ciddi bir maliyet olmayacağını düşünürsek. 55 . Çeşitli ülkelerden gelen çok sayıdaki müridlerin. Onları dışarıda bırakmayız. Şeyh Nazım-ı Hakkânî. Bunun haricinde dergâha tahsis edilmiş. Mısır. Hollanda. Cenab-ı Hakk’ın lütfu keremidir. Kalbine verilir de gelir”280 Şeyh Nazım’ın ifade ettiği bu ülkelerin haricinde. kimileri çevrenin temizlik ve düzenlemelerinde. kimileri tarlada. 280 281 Kıbrısî. İran. Eskiden büyükler öyle dermiş. Lefke dergâhında bulunduğumuz süre zarfında bu yapılan işleri gözlemleme fırsatımız da olmuştur. Aynı eser. Boğazımızdan hükümet parası. Amerika. günlük hayatlarını idame etmeleri için gerekli olan asgari giderlerin nasıl finanse edildiği hususu. ‘Eğer mümkünse beylik çeşmesinden su içme!’. Belçika. Burunay Krallığı. Katar. hükümet lokması geçmedi. Dergâhta istihdam edilen daimi görevlilerin. Buna göre kimileri bahçelerde.”281 Ziyaretçilere sunulan ikramların dergâh civarındaki arazisinden ve bahçelerden mürîdlerin emek gücüyle elde edildiği ve bu bahçelerin. Para pul istemeyiz biz.

paylaştıkları ifadelere dayanmaktadır. Dolayısıyla Şeyh Nazım-ı Kıbrısî adıyla telif edilmiş kitapların bir kısmı. zâkir başına teslim edererek istirahate çekilmektedir. hayırsever müridlerin yardımları ile finanse edilebilecek bedelde olduğu kanaatindeyiz. Şeyh Nazım. mescide çıkmaktadır. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/b. kısa süreler için evinde kabul etmektedir. Cuma namazlarından sonra yapılan hadranın başlatılması için asasını. hadra ve hatmelere daha seyrek iştirak eden Kıbrısî.saltanat. Bununla birlikte. Gerek kendisini ziyaret edenlerin. bugün dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen mürîdleri tarafından ziyaret edilmektedir. hutbe ve vaazlarından derlenmiş. Kıbrısî’nin sohbet.283 k. zikir. Bu malumatlar.Dolayısıyla bu harcamalar. internette paylaşılmaktadır. eser yazmak yerine müridlerin terbiyesi ve yetişmesine zaman ayırmıştır diyebiliriz.org/ 284 Tafsilatı için bu tezde bkz.org/ adresinden canlı olarak paylaşılmaktadır. ziyaretlerimiz süresince dergâhtaki müridlerin.Mürşid . rahatsızlığından dolayı 2009’dan beri namazlarının bir kısmını evinde kılmaya başlamış ve sadece Cuma Namazları için. www. gerekse iştirak ettiği zikirlere ait video görüntüleri. 1999’dan itibaren Lefke’deki dergâhından çıkmayan Kıbrısî. www. “Tasavvuf Sohbetleri”dir. 1974 ile 1983 yılları arasında. Dergâhtaki namaz. Ziyaretçiler namaz vaktinde. saltanat. talep üzerine birebir ve grup olarak özel görüşmeler de 2009 yılına kadar yapılmıştır. bir kısmı ise müridleri tarafından Şeyh Nazım’a atfen yazılmıştır. Şeyh Nazım’ın sohbetlerinden derlenen ve tasavvuf anlayışına kaynak teşkil eden en temel eser. zikirlerde ve özel sohbetlerde Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile birlikte olma fırsatı yakalarlar. Şeyh 282 283 Cuma Namazları ve Hadra. mescidte görüşemediği müridleri. Mürşid konusunda detaylarını incelediğimiz bu anlayışa284 rağmen Kıbrısî. kitap yazılmasını tamamen reddetmemektedir.282 2009 yılından itibaren Şeyh Nazım kendisini ziyarete gelenlerden. Eserleri: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin irşad mevzuuna yaklaşımından dolayı. 56 .

velî. 2006 yılında Sistem Matbacılık tarafından yapılmıştır. Eserin ilk baskısı. diğer 2. 1998 ile 2005 yılları arasındaki bazı Cuma Namazlarında irad ettiği hutbelerinden toparlanmıştır. Bu seriden Hak Dost Sohbetleri1. Nush Yayınları tarafından yapılmıştır. Eserin birinci baskısı. Yayınevi tarafından 2005 yılında basılmıştır. Şeyh Nazım’ın sohbetlerinden derlenen ve tasavvuf anlayışını ortaya koyan diğer bir eser ise “Hak Dost Sohbetleri” serisidir. “Cuma Hutbeleri” adındaki bu eserde. Bu kitap tüm müridler tarafından anlaşılması için. Sebil Yayınevi tarafından yayımlanmıştır. Şeyh Nazım’ın 1990’lı yıllardaki fikri ve ruhanî seyrine ışık tutan ifadeleri. eş-Şeyh Muhammed Nazım Hakkânî en-Nakşibendî adıyla müellif ismi belirtilen bir diğer eser ise. Bu eser. iman. mürîd gibi tasavvufî kavramlara bakışını yansıtan bu eser aynı zamanda. ikinci baskısı 2008 yılında. Bu hütbeler. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî el-Hakkânî’nin bir diğer eseri. İslam. Şeyh Nazım’ın genel olarak İslam telakkisini arz etmesi bakımından mühimdir. Bu eserin ilk baskısı 1983 yılında. tezimizde kullanılmıştır. 3 ve dört serileri 1998 ve 1999 yıllarındaki Türkçe sohbetlerinden derlenmiştir. mürşid. Türkçe olarak derlenmiştir. Şeyh Nazım’ın sohbet. Serinin dördüncüsü. “Müridin El Kitabı (Hand Book of Mureed)”dır. Müridin günlük olarak uygulaması gereken namaz. 1997 yılında yapılan sohbetlerden. “Ebediyete Davet”dir. bey’at. Tasavvuf Sohbetleri adlı eserinin daha net anlaşılmasına vesile olacak bir çalışmadır. âlim. genel İslamî hükümlere değinilmiştir. Mehdi ve Deccâl gibi diğer konularındaki tasavvufi yaklaşımını ortaya koymaktadır. Derviş 57 . 2010 yılında yapılmıştır. dua ve zikrileri bildiren bu eser. Şeyh Nazım’ın 1998 ile 2006 yılları arasında yaptığı sohbetlerin bir kısmından derlenen diğer eseri. Aynı eserin Bizim Yayıncılık tarafından da bir baskısı.Nazım’ın yaptığı Türkçe sohbetlerden. Tasavvufî konulardan ziyade. bir kısmı Türkçe ve anlamları İngilizce olarak basılmıştır. 2007 yılında Derviş Yayınevi tarafından yapılmıştır. bir kısmı Arapça.

Trablus.285 Bu çalışmamız süresince yapılan ziyaretlerimizde de bu tür görüşmelere. 2009 yılındaki neşri Haqqanians Yayınevi tarafından Pakistan’da basılmıştır. “Mercy Ocean (Rahmet Deryası)” adlı İngilizce kitaptır. Eserin önsözü. Zira gerek irşad ve hizmet faaliyetleri. Müellifleri. Müslüman kadınlar ve bayan müridleri için Kıbrısî. tay-i mekân. saçlarını uzatmalarını tavsiye 285 www. l. saltanat. Mürîdlere Tavsiyeler: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin müridleri için hususi ve umumi birçok tavsiye ve telkinleri olmaktadır. ilk defa 1980 yılında neşredilmiştir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Amerikadaki müridleri tarafından yazılıp. Lefke Dergâhının internet sayfası üzerinden duyurulmaktadır. hevâ. Hedieh Mirahmedi’dir. nefis murakabesi. yakîn. Şeyh Nazım’ın Lefkedeki Dergâhında satılan bu eserde. dünya. Beyrut. Lefke Dergâhının girişindeki bir görüşme odasında tanık olunmuştur. Haqqani Yayınevi tarından Fanton’da neşredilen eserin ilk baskısı 2005 yılında yapılmıştır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî tarafından şerh edildiği ifade edilen bir başka eser ise. 58 .Şeyh Nazım’ın bir diğer eseri “Camiu’l-İrşadu eş-Şerif” adında Arapça bir eserdir.org/müridlere tavsiyeler. Haleb gibi şehirlerde yaptığı Arapça sohbetlerden derlenmiş ve şerh düşülmüştür. Şeyh Nazım’ın Amerika halifesi tarafından yazılmıştır. tay-i zaman gibi konulara değinilmiştir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî en-Nakşibendî’nin Öğretilerinden derlendiği belirtilen bu iki ciltlik eser. Nurjan Mirahmedi ve Dr. Şeyh Nazım’a atfen yayınlanan ve kapağına Kıbrısî’nin fotoğrafı konulan bir eser. Bu tavsiyelerden umumi olduğunu söyleyebileceğimiz bazıları. örtünme emrini hatırlatarak. 08/2012 tarihinde görüldü. gerekse ticari ve sosyal hayatlarına yönelik mevzuların Kıbrısî’ye arz edildiği videolar mevcuttur. “The Healing Power of Sufi Meditation”dır. Şeyh Nazım’ın 1997-1999 yılları arasında.

Onlar korunur ve gözetilirler. evinde olan kadındır. 288 http://saltanat.org/Borc-Alma-6-Kâsım-2010. yapılan telkinlerin detaylarıyla ilgilenilmeme yönündedir.aspx. Peygamberlerinin ve Evliyanın sevdiği kadın. 287 http://saltanat. Allah’ın. Bu tavsiyeleri esnasında namaza dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. 1986 yılında yaptığı bir sohbetinde tafsilatlı olarak izah etmiştir.aspx. nasihat isteyenlere bir tavsiyesi.”286 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. İşinizi büyütmek için dahi olsa borç almayın. Müslüman hanımlar iki gamze yaparak Hıristiyan hanımlar ayrılırlardı. Bakara Sûresi nde Ben-i İsrail’e emredilen bir inek 286 http://saltanat.etmiştir: “…Saçlarınızı kestirmeyin. erkeği kadından ayıran hassanın bıyık ve sakal olduğunu söylemiştir. akıl baliğ olduktan sonra. Eskiden saçları topuklarına kadar uzun olan kadınlar. Kıbrısî. Fazlasına çıkarsanız biz karışmayız. bıyıkları kesmenin ayıp olduğunu. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Ortadan ikiye ayırıp gamze (örgü belik) yapsınlar. Bu ölçüler ilahîdir. Kendiliğinden zuhuratla büyümeye giden işler için. genç bir müride bıyıklarını kesmemesini tavsiye ederken. borç ile iş büyütmeye girişenler. tek gamze yaparlardı. Saçlarını ahşap taraklarla tarasınlar. 59 . İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. evlenmeyi tavsiye etmektedir. İşiniz kendi kendine açılırsa o başka. esnaf ve sanayici mürîdlerinin iş hayatlarına yönelik şu tavsiyelerde bulunmuştur: “Ayağınızı yorganınıza kadar uzatın. Kuaför erkek de olsa.org/Genclere-Nasihat-1532011. tüccar. Şeyh Nazım’ın tüm müridlerine yönelik yaptığı tavsiyesi. gece dışarıya çıkılmamasıdır. Kuaföre gitmesinler. daha muteberdi. Onlara kredimiz yok. Kendilerine yapılan telkinleri uygulamak yerine. 288 Nazım Efendi’nin. Bizim kelamımız değildir. Bununla birlikte günde 100 besmelenin de ihmal edilmemesi gerektiğini söylemiştir. bizden himmet beklemesinler.aspx. gençlere. Eskiden Hristiyan hanımlar. kadın da olsa gitmeyin. Krediyle iş yapmayın. bizden destek vardır. 08/2012’de görülmüştür. irdeleyen müridlere. Tebliğe dayanır. kadının güzelliğine delalettir.org/Butun-Musluman-Hanimlara-Nasihat-29-Ekim-2010. Saç uzunluğu. Kıbrısî bu düşüncesini.”287 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Kuaför haramdır. Böyle bir durum olmadığı halde.

nasihatin ittiba edilmesi için yapıldığını beyan etmiştir. ne de (su taşıyarak) ekin sular bir sığırdır. Bu hadiseye göre Şeyh Şeraffedin. Sizden komisyon alacak değilim. size bir bir sığır kesmenizi emrediyor!’ demişti. 2010 yılında yaptığı bir sohbette. bu tavsiyesinde bulunmuştur. birincil derecede önemi haiz değildir. Kıbrısî Anadolu’da maddi ve manevi yatırımlara ihtiyaç olduğunu da belirttiği ifadeleri şöyledir: “Kendisini toparlayabilen kimse İslam ülkelerine dönsün… Zayi ettiğimizin haddi hesabı yoktur. şuan evlilik sırrına vakıf âlimler zümresinden olduklarını söylemiştir. Binaenaleyh. Sohbete ait kayıt ses arşivimizde mevcuttur. fakat nerede ise (bunu) yapmayacaklardı. güçleri yok. vergi alacak değilim. Mürîd sorduğu sualin yüküne tabî olur ve mecnun kadın ile meşakkatli bir evlilik hayatı yaşarken 2 çocuk sahibi olur. orada bulundukları müddetçe temizliğe. Kusursuzdur.kurbanı misalini vermiştir. 60 .org/Arşiv/Audio/EdepBuKapıda(1986). Gençlerimiz gidiyor. Oğlan çocukları haşhaş içmekten sapsarı kesilmiş. şübhesiz biz elbette doğruyu bulan kimseler (olur)uz.” Bakarâ: 2/67-71. Anadoluya dönmelerini tavsiye etmiştir. Dağıstan’da yaşayan bu iki çocuğun. ne yaşlı ne de genç. mahallede avret yerleri açık gezen bir mecnun kadın vardır. 290 www. Kıbrısî.’ (Onlar) ‘İşte şimdi gerçeği getirdin!’ dediler. edebleri yok. “kiminle evleneyim sultanım” diye sorunca. onun renginin ne olduğunu (da) bize açıklasın!’ dediler. rengi sapsarı. bir müridine evliliği tavsiye eder. Ne kârı var bize Avrupa’nın… Bizim nasihatımız Allah içindir. Şeyh Efendi onunla evlen der. saygıları yok. işleri yok. Mürîdi. ond a bir alaca yoktur.290 Gürbetçi Müslümanlara ve bilhassa mürîdlerine.saltanattv. Bunun üzerine onu (bulup) kestiler.’ (Onlar tekrar şöyle) dediler: ‘Bizim için Rabbine duâ et. ne yeri sürmek üzere boyunduruğa vurulan. namaza. onun ne olduğunu bize iyice açıklasın! Çünkü bize göre sığırlar birbirine benzer geldi. (Onlar) ‘Bizim için Rabbine duâ et. İnsana benzer tarafları yok. yapın! (Onlar bu defa) ‘Bizim için Rabbine duâ et.’ Artık ne emrolunuyorsanız. Şeyh Nazım bu hususun anlaşılması için Şeyh Şerafeddin ile müridi arasında yaşanmış bir hadiseyi nakletmiştir. bu (ikisi)nin arası (orta yaşta) bir sığırdır. kavmine: ‘Şübhe yok ki Allah. (Mûsâ) şöyle dedi: ‘Muhakkak ki O (Rabbim) buyuruyor ki: ‘Doğrusu o. Ahlakları yok. Bununla berâber eğer Allah dilerse. (Mûsâ) şöyle dedi: ‘Şübhesiz O (Rabbim) buyuruyor ki: ‘Doğrusu o. sevgileri yok. nasihatın incelenmesi gereken fikrî yanları. kızlarımız berbad oluyor. Benim bir ayağım çukurdadır… 289 “Yine bir zaman Mûsâ.289 Bu düşünceden hareketle Kıbrısî. onun ne olduğunu bize iyice açıklasın!’ dediler. bakanların hoşuna giden bir sığırdır. Avrupa’da İslam’ın el uzatacağı kişi sayısından daha ziyade Anadolu’da. tesbihata devam etmelerini ve dışarıda yemek yememelerini tavsiye eden Kıbrısî. Şeyh Nazım. haça tapanların olduğunu ifade ederek. (Mûsâ şöyle) dedi: ‘Şübhesiz O (Rabbim) buyuruyor ki: Doğrusu o.

08/2012 tarihinde görüldü.org/tr_YurtDisinda_30-10-10_600.Anadoluda’ki Müslümanlar takviye bekler… Kazandıkları serveti Anadolu için sarfetsinler. 61 .”291 291 http://saltanat.

Muhammed eş-Şerif. yakinen tasdik etmek. Arapça bir kelime olarak. 9. 502 Beyrut Tarihsiz. Kamûsu’l-muhît. Dâru’l-ihyâ. Kamûsu’l-muhît.296 hem de gayret neticesinde kesbedilen bilgi. 1140.297 anlamlarında zikredilmiştir. sıfatlarını. bir şeyi hakikatiyle idrak etmek. 62 .295 Kur’ân-ı Kerim’de birçok yerde zikredilen ilim.. Beyrut 1999. Curcanî Ali b. Keşşâfu’l-ıstılahâti’l-funûn ve’l-ulûm. gibi anlamlar taşıyan ilim. Uludağ Süleyman. İLİM VE MARİFET İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: a. c. Beyrut 1996. ss.293 Çoğulu ulemâ olan âlim ise. kavrayışı mükemmel. tanıyan. 343. s. Kabalacı Yay. hem iman gibi Allah tarafından bahşedilen bir atiyye. Tah. 1140.. bilen. s. s.: Ali Dehrûc.İKİNCİ BÖLÜM ŞEYH NAZIM-I KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI 1. 295 İbn Manzûr. c. anlayışlı. 44. Yakub. Lisânu’l-Arab. yakinen tasdik eden kişi manalarına gelmektedir. 296 “… Kendilerine ilim verilenler için ise dereceler vardır. age.” Mücâdele: 58/11 . İLİM-ÂLİM: Anlamak. ilim kelimesinin ism-i faîli olarak bir şeyi idrak eden kişi. 124. Firuzebadî Mecdeddin Muhammed b. irfan ve marifet sahibi anlamlarına gelir. 9. İstanbul 2012. s. c.2. Allah’ın (cc). Dâru’l-Ma’rifet. Müessesetu’r-risale. Dâru’l-minat. Tasavvuf Terimleri Sözlüğü (TTS). 298 Yûsuf: 12/76. Kâşânî Abdulrezzâk. Ârif. Tehânevî Muhammed Ali. 149. ss. vâkıf. bilmek. Beyrut 1983. Mektebetu’l-Lubnan. 370-375. 1215-1219.”298 ayeti ile 292 İbn Manzûr. ilim sahibi olarak bilen kişi. isimlerini ve fiillerini müşâhede ettirdiği kimselere denir.” Bakara: 2/46 . bir şeyin zatını bilmek ve o şeyin varlığına ve/veya yokluğuna ait kaide ve hikmetleri bilmek olarak tasnif edilmiştir. Kâhire 1992. âşinâ. 294 Firuzebadî. 153-157. s. Dâru’l-ma’rife.294 Ârif. Istılahâtu’s-sûfiyye. Beyrut 2005. 297 “Onların içinden bir grup Hak ve hakikati bile bile gizlerler. 293 Isfehanî Râgıb. s. Kur’ân-ı Kerîm’de her âlimin sahip olduğu ilme göre diğer âlimlere üstünlüğü “Her bilenin üstünde bir bilen vardır. Kitâbu’t-ta’rifât. s. kendi zatını.292 İlimin manası olan idrak. cehaletin zıddıdır. el-Müfredât fi Garibi’l-Kur’ân.

onun işiten kulağı. Bu ilim.: Dilaver Selvi. haşyet sahibi kişiler olarak bildirilmiştir. ilimdir. dünya âlimleridir. Bu ilmin sahipleri. Bursa 1984. Allah’tan hakkıyla korkan ve O’na şükredendir. konuşan dili ve tutan eli olurum. Umumi ilim ilme’l-yakîn derecesindeki bilgidir.: Halil Mensuk. 49-51. 304 Buhârî Ebu Abdullah Muhammed b. Nazar ve istidlalle ulaşılan umumi ilime sahib olanlar. gözsüz.303 Bazı Sufîler. Âl-i İmrân: 3/179.301 Kuşeyrî’ye göre âlimler. artışı olur. 303 Sühreverdî Şihâbuddin.. kulu Allah(cc)’ın kurbiyyetine iten kuvvettir. Hususi ilim. s. Dâru İhyâu’l-Kutûbu’l-Arabiyye. ss. âriflerin dolaşmalarının bile Hakk’ın dolaştırmasıyla olduğunu söyler. sıfatsız ve perdesiz olarak görür.. Bu mahiyetteki ilmin doğruluğundan şüphe olmaz. bulunduğu kalbde iman. Meselâ Zinnûn-i Mısrî’ye göre ârif. el-Müfredât. Haleb Tarihsiz. İsmâil. onların diliyle ifade edilmektedir. Sahihu’l-Buhârî. Sünen-i İbn Mâce. 305 Attar Ferdüddîn. habersiz. Bununla birlikte sadece Allah’ın bildiği ve seçtiği peygamberlerine bildirdiği gayb ilimi vardır. “Allah’tan ancak âlim olan kullar korkar”299 ayetinde âlim. Tah. Dâru’l-kitâb elilmiyye. hususi ve umumî olmak üzere iki çeşit ilimden bahsetmiştir.”304 hadis-i kutsisini delil gösteren Mısrî. Ter. Fakat Allah. size gaybı bildirecek de değildir. kutsal 299 300 Fâtır: 35/28. ss. 302 Kuşeyrî Ebu Kâsım Abdulkerim. ahiret âlimleridir. Semerkant Yayınları. Kalblerine şek ve şübhenin bulunmadığı. İlim ve Kültür Yay. Avarifu’l-meârif (Gerçek Tasavvuf). İbn Mâce Ebu Abdullah Muhammed b. Bu ilmin kalbine ulaştığı kişi. Tah. 344. Bu yüzden onların sözü Hakk’ın sözü olup. Tezkiretü’l-evliyâ. s.”300 ayeti bu bilgiye delalet eder. 1-2. bu ilmi haiz kişileri ârif olarak tanımlamıştır. Nazım Efendiye göre ilim. Dimeşk-Beyrut 2002. Yezîd Gazvîniyyi. “…Allah.302 Sühreverdî. ilim sahibinin kalbine ilham olunan ve inzal edilen sekinettir. gaybi müşâhedeler tecelli eder. 16. ilimsiz. peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). Ter. Süleyman Uludağ. 190.305 Nazım Efendi’nin âlim veya velî tanımlamalarında temel teşkil eden kavram. müşâhedesiz. ilme yüklenen diğer manalar ehemmiyet arz etmektedir. Bu düşüncelerine “Bir kulumu sevince Ben. Rikak. yakîn ilmine sahip olanlardır. Bu bilgi. Fiten. 214-215. Beyrut 2001. 63 . Dâru’l-İbn Kesîr. gören gözü. 38.bildirilmiştir. c. İstanbul 1999. Dolayısıyla lügavî manasının yanında. er-Risaletu’l-Kuşeyriyye.: Muhammed Fuad Abdülbaki. 301 İsfehanî. ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn derecesinde olduğundan.

64 . ezberlenmiş. bu ilme itibar etmedikleri için. “Kendilerine Tevrat verildiği halde onun yükümlülüğünü yerine getirmeyenlerin durumu.309 Şeyh Nazım’ın bu tanımlamasına dayanarak. 309 Kıbrısî. 310 Cum’a: 62/5. velî tanımına yaklaşan bir âlim anlayışından söz edebiliriz. 31. kendilerine fayda vermeyen hayırları yüklenmesine rağmen. Şeyh Nazım’a göre. ilmiyle amil olmayanlar. s. Şeyh Nazım’ın âlim tanımlamalarında zımnen bulunduğu şüphesizdir. kula dönük yönünde her şeyden önce iman vurgulanmaktadır. Sahip olduğu bilgi ile ilahî kudretin ve düzenin arasında bağ kuramayan. Aynı eser. onun ihtiva ettiği bilgiyi tanımazlar. ârif-i billah olan kimsedir. Tasavvuf Sohbetleri. 306 307 Atay. s. Nazım Efendi’ye göre mahlûku bilmeden Hâlık(cc)’ı bilmeye yol yoktur.308 Bu düşünceyi tersinden okuduğumuz zaman. s.” der. s. ciltlerle kitap yüklenmiş eşeğe benzer…”310 ayeti. imana muhalif olmayan bilgileri içerir. kuru bilgi hamili halk arasında âlim olarak bilinse de âlim değildir.306 Nazım Efendi’nin tanımladığı bu ilmin. Dolayısıyla bu bilgiler. O ilmiyle masivayı ve yaratılmış her şeyi adedi ve hikmeti ile bilir. ilmiyle semavî bilgilere ulaşan bilim adamları ise. Bu bilginin doğruluğuna inanmayanların. İlim olarak haiz olduğu tüm bilgilerle Yaratıcıyı tanıyan kişi ârif -i billah olan âlimdir. 185. Cuma Sohbetleri. günlük hayatta kullanılan âlim tanımlamasından ayrılan. ilmin kurbiyyete itici gücünden nasipleri yoktur. ilmin kuvvetiyle.kitaplarda mevcuttur. Bu semavî olan ilme iman etmeyenler. Hakk’ı bulamamıştır. Sonradan unutulacak olan. Dolayısıyla. bilgi hamillerinin âlim olarak vasıflandırıldıklarını söyleyen Nazım Efendi: “Âlim. 167.307 Başka bir ifadeyle Şeyh Nazım’a göre ilim. profesör unvanına sahip dahi olsa cahildir. ilmi temsil etmemektedir. 185. İmana muhalif bilgiler ilim olmadığı için. Nazım Efendi’ye göre. insan idrakini Allah(cc)’ın kurbiyyetine itmez. Kutsal kitaplardaki bu bilgi ise. Kutsal kitaplarda bildirilen bu ilahî ilme zıt olan bilgi ve idrakler. bilimsel bilgiyi ve tekniği putlaştırırlar. Bilim adamları. kurbiyyete sevk olunurlar diyebiliriz. o bilgilerin hamilleri. Batıda bir Nakşî Cemaati. cennetten gelir. 308 el-Hakkânî.

1-4 (cüz1-16). Giydiği elbisenin cepleri yılan ve akrepler gibi öldürücü şeylerle dolu olan kimsenin. Bkz. yaşadığı bir hadise üzerinden ifade etmiştir. Birincisi. Peygamber(sav)’in “Allah'tan faydalı ilim dileyiniz ve (sahibine) fayda sağlamayacak ilimden Allah'a sığının”312 tavsiyesinde işaret ettiği faydasız ilme sahip olanlar. s. taşıdıkları ilimlerde kuvvet ve kudret bulunmadığını. Bu derecede ilimle uğraşanlar. Şeyh Nazım’ın misalinde.”311 Şeyh Nazım’ın bu ifadelerinden iki çeşit ilim ve âlim tanımlamasına ulaşmaktayız.313 İkincisi faydalı ilimi bilmelerine rağmen. toplumu da dönüştürmekten aciz kalmış bir kişi portresi çizilmiştir. tedavi ve ilaç ilimleri olmayan kişilerdir. 313 İmam Gazalî bu manada ilmi farz olan ilimler ve makbul olmayan ilimler olarak tasnif etmiştir. c. Hz. Muhammed b. teşhis. kâlden hâle dönüştürülmemiş ilim gibi değildir. kulluğa ve iki cihan saadetine sevk etmez. Dolayısıyla her iki durumda da ilmiyle benlik dönüşümünü tamamlayıp. 3843. Arif-i billah olan hakiki âlimin hayatındaki marifet ilimi. Hz. ss. 132. Yahut verdiğiniz ilaçlar. şu cevabı verir: “Maşallah hem sana. 5963. Muhammed. hem o 150 bin âlime… 150 bin âlimin bulunduğu memleket. faydasız ilim sahibi âlimlerdir ki bunların ilmi. Sihir. Kıbrısî. İbn Mâce. elEzher’de 150 bin âlim var deyince Şeyh Nazım. Kitâbu’d-duâ. o ilmi içselleştirip geliştiremeyen kişilerdir. Gazalî’ye göre başkasının düzelmesi uğruna kendini helak eden kimse gibi ahmaklardan sayılır. hepsi müddeti geçen ilaçlar. İhyâ-i ulûmu’d-dîn. bu ilimle âmil olmayan. hidayete. Mısır/İskenderiye’de karşılaştığı bir âlim. kişinin kendisini ve çevresini.Bununla birlikte. tılsım ve yıldız falları olarak saydığı ilimlerin yanı sıra hacet miktarının üzerinde talim edilen ilim-i zahirin makbul olmadığını belirtmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. 65 . Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre. başkasının yüzündeki sinekle meşgul olması en büyük ahmaklık. bu halde mi olacak? Nerede sizin ilmî kudretiniz? Demek ki sıfırdır… 150 bin doktor! Yüz elli bin doktor olduğu memlekette bu kadar hasta olur mu? Demek ki sizin hiç tedavi ettiğiniz yok. kendi hayatını düşünmeyerek. c. kendisi tabib zannedilen ancak. umum tarafından âlim olarak bilinen zatların. Gazalî Ebu Hâmid Muhammed b. Dâru’ş-şaâb. İsa’nın şöyle dediği rivayet edilir: “Hepsi meyve vermedikten sonra ağaçların çokluğu ne işe yarar? Hepsi mürşîd olmadıktan 311 312 Kıbrısî. 1970’li senelerdeki Müslüman toplumların ictimaî durumlarını delil gösterilerek. İlahî kitaba muhalif olamayan ilim de iki şekilde ele alınmaktadır. hâle dönüştürülmüş ilmin bir kudreti ve şerefi vardır.1 (cüz 1).

Ter. Şeyh Nazım’a göre İngiltere’deki İslâmî ilimleri okutan gayr-i Müslim akademisyenlerin. 66 . meyvelerin çokluğunu kim neylesin? Hepsi faydalı olmayınca. ıstılahta ilmin çeşitli tasnifleri yapılmıştır. s. Mercy Oceans. Ancak bu anlayış. Dolayısıyla hakiki ilmin kaynağı bakımından esas olan kesbî ilim değil. Haqqani Publishers. Allah(cc)’a yakın olmuş. s. gerçek âlim olan kişi. Söz konusu yaklaşıma istinaden. Yani vehbî ilim sahibi.: Mahmut Kanık. Bir sohbetinde. velî kul anlamına gelmektedir. Feyzu’l-Kadîr. bu anlayışa temel teşkil ettiği kanaatindeyiz. hakiki ilmi haiz olduğu için âlim olarak nitelendirilmesi gereken kişidir. Book Two. ss.315 İnsanları Allah(cc)’ı tanımaya ve ahiret saadetine sevk eden ilimleri bilenler ve bu ilimlerle benlik dönüşümleri yaşayanlar. 58. nebevî ilim ve nazarî ilim şeklinde de tasnif etmiş ve ilmin zirvesi olarak marifeti göstermiştir. akıl ilmi. dikkat çekmiştir. Ma’rifet ve Hikmet. haller ilmi ve sırlar ilmi olmak üzere yaptığı tasnifin yanı sıra. 318 Kıbrısî (Qubrusi).sonra. Ter.318 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. 102. Tenbihu’l-gâfilîn ve bustanu’l-arifîn. âlim kavramını velî ile ilintili olarak izah etmiştir. “Bizim uğrumuzda cihat edenlere (çaba harcayanlara) şüphesiz yollarımızı göstereceğiz. âlimlerin çokluğundan ne fayda var? Hepsi olgun olmayınca. Mesela İbn Arabî ilmi. âlim ve velî tanımlamalarındaki benzerlik ve ayrılıkları. umumun genel olarak kullandığı âlim terimini tam olarak karşılamadığı için Nazım Efendi. 316 Ankebût: 29/69. kesbî ilim sahibini âlim-i lisan. 314 315 Semerkandî Ebu’l-Leys.: Abdülkadir Akçiçek. 317 Münavî. İslam Enstitülerinde eğitim görevlisi olan gayri-müslim profesörler ile Müslüman profesörler misali üzerinden izah etmiştir.”317 hadis-i şerifine atfen. Pakistan 2009. tatbik edildiği zaman şeref kazandırdığına. Kur’ân ilminin dahi. İstanbul 2011. 64. “Ümmetimin en şereflisi Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyen ve onu yaşayanlardır. 1/522. ne fayda sağlar”314 Nazım Efendi tarafından yapılan ilim yorumunu temel alırsak. yaşadıkları ilmin ötesindeki vehbî hakikatlere ulaşırlar. Şeyh Nazım. ilmin çokluğu. Zira Allah iyilik yapan ve iyi kulluk edenlerle beraberdir. 500. İz Yayıncılık.”316 Ayetinin. vehbî ilimdir. vehbî ilim sahibini ise âlim-i kalb olarak tanımlamaktadır. İbn Arabî Muhyiddin.

Şeyh Nazım’ın ilm-i zahir ve ilm-i batın anlayışında etkili olduğu şüphesizdir. 325 www.. evliyaların kalbine indiğini ve bu ilmin Peygamber(sav)’in ilmine nisbeten okyanustan bir damla gibi olduğu yazmaktadır. Câmiu’l-kebîr. 61. bu ilmin Hakikat-i Ahmedîyye’den.: Beşşâr Avvâl Ma’rûf. kalbiyle câhil olan münâfıklardır. Bu hadis. ledunnî ilim olan ilm-i kalb bakımından mukayese edildiklerinde gerçek ilim sahibi olan evliyalara müşterek olamazlar.com/020909-msh-oakland-gssl-intro-noonecandenywhatawliyahsay. 12. Ölümsüz Diri’den almış bulunuyoruz ”323 Ebu Hureyre(ra)’nin “Nebî(sav)’den iki kab (dolusu) ilim belledim.321 Şeyh Nazım’ın âlim-i lisân ve âlim-i kalb tasnifinde ve ıstılahtaki ilim tasniflerinde “Ümmetim içinde en çok korktuğum kimseler. İbn Mâce. 124 . Ank. Zühd. Kıbrısî’nin ilahiyatçı akademisyen ile zahir uleması arasında yaptığı mukayesenin manası daha açık görülmektedir. Beyrut 1996. Hayatı Eserleri Fikri. Diğerine gelince onu meydana çıkaracak olsa idim şu boğazım kesilir. Hakkâniyye Dergâhlarında. 324 Buharî. s. 24. 1994. İsâ .”322 hadis-i şerifinin etkili olduğu şüphesiszdir. zahir uleması arasında fark yoktur.Görüntülü sohbet video arşivimize mevcuttur. Zümmer: 39/09. veliler olduğunu ifade etmişlerdir. İlim. Bu anlayışa ıstılahta temel teşkil edecek görüşünü Bâyazıd-ı Bistâmî şöyle ifade etmiştir: “Miskinler. 319 Bu manadaki âlimlere Kıbrısî’nin vekilleri. Fiten. s.”324 rivayeti. bildiğini yaşamayan.sufilive.com/video/archive/100808-signs-of-the-knower-in-Allah. “Hiç bilen ile bilmeyen bir olur mu?”320 ayetini delil getirmiş ve ayette de zikredilen bilenlerin (âlimleri). 67 . Tasavvuf Sohbetleri. Bu hadisi-i şeriften hareketle. 323 Bistâmî Bâyezîd. Bunlardan birini (size) açıkladım. Dâru’l Karbu’lİslâmî. Hudûd. Oysa biz ilmimizi. 321 www. 67. Zühd. 2008 yılına ait bu sohbet. Haz. Bu manada pozitivist bilgiyle kendisini dönüştüremeyen bir ilahiyatçı akademisyen ile. 322 Tirmizî Ebu İsâ Muhammed b. video arşivimizde mevcuttur. Hakkâniyye yayınlarında. Ancak Gayr-i Müslim profesörler.Müslüman akademisyenlerden ilm-i lisan bakımından farkı yoktur. Hudûd. 21. 42.: Süleyman Uludağ. 59. ilimleri ölünün ölülerden yaptığı rivayetlerden elde etmişler. ilimle alakalı sohbetlerde sıkça tekrarlanmıştır. sözüyle âlim fakat. Tah.sufilive.325 319 320 Kıbrısî. TDV Yay.

hal ü şanından bildiriyoruz. yakinen bilmiyorlar diyerek onlara şefkat gösterir. Şeyh Nazım’a göre Hz. onlara merhamet eder. s. onlardan nefret eder. s. Sonra biz. yani velî kulda doğal olarak bir arada bulunan merhamet. Mesela âlim. Mekke’nin fethinden sonra Mekkeli müşrikleri af etmesini misal getirerek.329 326 327 Kıbrısî. Hızır(as)’a verilen ledunnî nimeti anımsatmaktadır.”327 Hakikat ilmine vakıf âlim. Peygamber(sav)’in sıfatı ile vasıflandırmaktadır: “Demek ki Peygamber(sav)’de ilim gözünün sertliği yokmuş. evliyalar mazur görür dedik. velî ile mukayeseli olarak farklarını ifade etmiştir. 32. 68 .. örtünmeye uygun giyinmediği için tekfir edilmediği bildirilmiştir. s. Buna göre kim halka ilim (zahir ilmiyle) ile bakarsa. zaman z aman halkın tanımladığı mânâda da kullanarak. şu cümleler ile evliyayı. nazarı Peygamber(sav)’den almadır. Peygamber(sav)’in örtünmeye uygun giyinmeyen Müslüman kadınlarına olan hitabı misal verilmiştir. Allah (cc)’ın velî kulları ise insanlara hakikat gözüyle baktığı için onları mazur görür. Kendilerine malik değiller. Onu nereden icat ettin derlerse. Tasavvuf Sohbetleri. yine Peygamber(sav)’in sözlerinden. halka Halik’ın gözüyle bakan. velî ile aynı manada ifade ettiği âlim kelimesini. 33. Hayatı Eserleri Fikri. Bu nimet ise Kıbrısî’ye göre ayrıcalıklı bir keyfiyettir diyebiliriz.e. Bu misalde ahir zamanda yaşayacak Müslüman kadınların.Nazım Efendi. Ledunnî ilim sahiplerinin ayrıcalıklı keyfiyetlerini Bâyazıd-i Bistâmî. Yani halka halk gözüyle bakan.326 Hz. 328 Bistâmî.328 Yine bu hususla ilgili olarak. 100.g. a. Kim halka hakkikat (sufî) gözüyle bakarsa. Aynı eser. onları mazur görür. bu kabahatleri onlara yükler ve onlara buğz eder. onlar için Hakk’a giden yol olur. Şeyh Nazım’ın anlayışına temel teşkil edecek bir terminoloji ile ıstılaha kaydetmiştir. Bu yön peygamberlerde daha ağır basar. insanlara ilim gözüyle baktığı için onların kabahatlerini görerek. bu kadınları ümmetimin kadınları olarak tabir etmiştir. 112. s. Evliyalar. onları Allah(cc)’tan uzaklaştırmış olur. Hz. Peygamber(sav)’in Taif’te ve Uhud Gazvesinde yaralandığında ettiği duayı. Peygamber(sav). 329 Kıbrısî.

fakat çıplak birtakım kadınlar olacaktır. karşılığı ödenmemiş bir atiyye. ucub. o imana sahip olmayanlara merhamet eder. zımnî olarak hak edildiği anlamına da gelmektir. Dolayısıyla Allah dostları. 333 İman ve küfür gibi ezelde yapılan bir rızk taksimine rağmen. Ancak onlar cennete giremez. olmayana karşı merhamet gerektirir. Kıbrısî tarafından tercih edildiği görülmektedir. cehennem ehli kulların ahirette ateşe atılmasındaki mana ve hikmete Kulluk Makamı (Âbid) Konusunda değinilmiştir. bu kadınların Cehennemlik oldukları haber verilmiştir.: Muhammed Nasıri’d-dîn Albânî. 112. s. 331 Kıbrısî’ye göre evliyanın bir vasfı da miracdaki sırları bilmektir.. kulun dünya hayatında iman dairesinde olması. Libas. Bu ise kulda kibir. Bu hediyenin kimlere ne şeklide dağıtıldığı hususunda sorgulama ise kulun edeb sınırını aştığı yerdir. Gümüşhanevî Ahmed Ziyâüddin. onları işledikleri günahlardan vazgeçirmek için gayret etmek ve dua etmek gerekir. Bu tercihte ise. Yersiz 1982. Müslüman olup olmadıkları cümle kuruluşunda belli olmamaktadır. Tasavvuf Sohbetleri. 303. Ramûz el-Ehâdîs. kendine hediye olarak bahşedilmiş iman ile başkasını hor görmez. cennetin kokusunu bile alamazlar. İman hediyesi verilmemiş kullara gadap ve buğz ile yaklaşmak. Müt. Farklı bir nakli için Bkz. Milsan Basın. yaratılış akidesine kadar genel tasavvuf anlayışıyla ilgili olarak ele almak gerekmektedir. Bkz. Mektebetu’l-marife. Ebu Dâvud Süleyman b. günahlarından dolayı tekfir etmek yerine. Ebu Davud’un eserinde bildirilen rivayete göre. Şeyh Nazım’ın bu anlayışı. faziletli davranış işleyen kul da yüceltilmez. Yani nasıl haram fiil işleyen bir kul hemen tekfir edilemez ise.331 Nazım Efendi’ye göre Müslümanları. Cennet 52. kula karşılıksız verilmiş bir hediyedir. yevmu’l-ezel anlayışından. Bu sırlardan birine göre insanların hepsinde rablik ilan edebilecek derecede. kucaklayıcı manaları bulunan hadislerin. sadece o kula mal edilemeyeceği ile ilgilidir. sahip olduğu imanı bile kendine atfetmediği için.333 Dolayısıyla iman gibi önemli bir atiyyeye sahib olmak.Söz konusu hadisle ilgili farklı nakiller vardır. Kıbrısî’nin söz konusu yaklaşımının etkili olduğu şüphesizdir.332 Nazım Efendi’nin bu düşüncelerindeki temel anlayışı. Sünen-i Ebu Dâvud. Allah(cc)’ın zâtı gibi sorgulanamaz mahiyettedir.: Abdülaziz Bekkine. Bu açıdan bakıldığında. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/Mirac Konusu. aynı zamanda. Bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. s. 125. Kendi derinliklerindeki gizli şirkin en küçük zerrelerini temizlemeye çalışır. Tah. takdir-i ezelî ve lütfu ilahî olması hasebiyle.330 Dolayısıyla nakiller içerisinde. iyilik ya da kötülüğün zahiren tayin edildikten sonra. kendinde bulunan imanın. 69 . Riyad Tarihsiz. Yani. Ancak bu rivayette haber verilen kadınların. Eş’as es-Sicistânî. gadap ve 330 Ümmetimin son dönemlerinde giyimli. gizli bir şirkin bulunmasıdır. 332 Kıbrısî. Mirac bahsinde de değinildiği üzere evliya.

: Bekir Hayyâbî. iblis kovulanlardan olmuştur. 112. Kenzu’l-Ummâl fi Sünen-i’l-Egvâli ve el-ef’âl. İşte insan da ancak. Kıbrısî. kişiler değil. İnsan ihtiyarını şeytanın ve nefsinin telkinlerinden yana kullandığında günahlar işlenmiş olur. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. Aliyyu’l-Muttakî Alâddîn b. c. 113. Hak Dost 4. Ancak Allah(cc) bu konuda insanın ihtiyarını serbest bırakmıştır. hikmetin gerektirdiği şeyi vermekle “hakim” diye adlandırılabilir… Demek ki hikmet ehli için bu âlemde. s. ss. 70 . “Bana ne oluyor ki. nefislerin ve şeytanın kullara işlettikleri kötü fiillerdir.336 Bu tavırlarda Mü’minlere zirve derece model teşkil eden ve usve-i hasene diye tabir edilen Hz. Tasavvuf Sohbetleri. Allah(cc) hükmetmedikçe.Sır Konusu.335 Bu ilim peygamberlerin ilmi olduğu için onlar. Allah(cc)’ın el-Hakîm ismiyle izah etmiştir. 26207. 638/1240)’nin şu ifadeleri. Dolayısıyla ıstılahta bu anlayışı ihtiva eden görüşler. hidayetleri için uğraşırlar.şirk gibi potansiyel günahlara işarettir. insanlar harama düşmezler. Müessesetu’r-risâle.338 Allah(cc)’ın el-Hakîm isminden dolayı insanların hatalarını mazur görmek mevzuundaki ifadeler. meleklere ve cinlere kıblegâh olurken. Bu düşünceye göre.334 Âdem ile azazil (iblis) bu noktada birbirinden ayrılırlar. 90. sizleri dişleri sararmış ve ağızları kokuyor olarak görüyorum. 9. Hüsâmeddîn. 339 Tâha: 20/50. Misvak kullanınız!”337 diyerek. inanmayanlara karşı peygamberane tavır takınırlar.Mirac. söz konusu ilgiyi açıklayıcı mahiyettedir. 337 Bendî. Bu açıklamaya göre Şeyh Nazım tarafından kerih görülen. tafsilatlı değildir. ehl-i küfüre merhametle bakarlar. bu sırrı ve hikmeti haiz oldukları için. Dolayısıyla bu tavırlar. 334 335 Bu tezde bkz. Peygamberimiz(sav).Veli-Evliya. Bu mevzuda Muhyiddin-i Arabî (v. Tah. Peygamberlerin varisleri olan evliyalar. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. Şeyh Nazım’ın görüşünü anlamak bakımından mühimdir. başkalarında zahiren görünen hataları bile kendine izafe etmeye yönelmiştir. Şeyh Nazım bu düşünceleri. 336 Ayrıca bu tezde bkz. 338 Kıbrısî. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Yersiz Tarihsiz. ledunî ilimlerden ve bu ilimlerin beraberindeki engin merhametten zuhur ettiği görülmektedir. Suçu kendine atfeden Âdem. Makamlar ve Seyr-i Sülûk ile İlgili Kavramlar/Mürşîd. “Allah Teâlâ’nın ‘Her şeye yaratılışını veren Rabbinizdir’339 sözü de Hakîm isminden meydana gelmiştir.

”340 Bu ifadelerden hareketle Şeyh Nazım’ın söz konusu anlayışı şöyle ifade edilebilir. idrakte belli bir kemale ulaşmamış kişilere anlatılmaz. yani hakiki âbid olan kimselerin kalblerine Kur’ân’la inen ve Hz. hayrı izhar eden bir sayfa olduğunu görür. Şeyh Nazım Efendi’ye göre hakiki ilmin şerefi vardır. yine ilim. Nazım Efendi. Çünkü kesin delile. Bu kimse halk arasında ister âlim. onlar Allah(cc)’ın veli kullarıdır. ss. Bu durumdaki tavrını yine şeri’at-i Muhammedî belirler. hakiki ilimleri bilmede. Nazım Efendiye göre. kıyamete kadar yeryüzünde bulunacaktır. âlim ve ârif gibi kavramlar tanım kazanmaktadır. Böylelikle şerri izhar eden kullarda gördüğü. hikmet ve marifet kavramları belirleyici olarak karşımıza çıkmaktadır. Onları meşru yollarla hayra davet eden bir siyaset izler. Kıbrısî. Hakiki ilmin kuvvet ve kudreti. Peygamber(sav)’den itibaren bugüne kadar sahabeler ve mürşidler aracılığıyla gelen nûrdur ki o. 31. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den (1407/1973) naklettiği şu cümlelerle ifade etmiştir: “Bize bir dinleyecek kimse gösteriniz de. Süleyman Peygamber’in(as) Belkıs ile olan hadisesini haber veren ayet kadar yücedir.341 Allah’ın nûru başlığında detaylarıyla incelediğimiz üzere bu nûr. yaratılıştaki hikmetleri de görür. Bu hikmetlere bakınca şerrin dahî. yani Kur’ân’a göre kendisine ilim verilen zat.Allah’ın kulları için koyduğu meşru yollarla bir siyaset söz konusudur. Cilve-i Rabbânîlerdir. onlara bizim ilmimizden 340 341 İbn Arabî. “Gözünü açıp kapamadan ben sana onu (kraliçenin tahtını) getiririm dedi”342 Dolayısıyla bu mahiyetteki ilmin. 173-176. kulluk makâmında bulunan. Hakikat ilmine vakıf âlim. Marifet ve Hikmet. bu konuyu. 342 Neml: 27/40. aslında velî olandır. Bu noktada ilm-i lisanı ve ilm-i kalbi temyiz etmede. Bu şereften dolayı hikmet ilimleri. s. 71 . Tasavvuf Sohbetleri. Şeyh Nazım’ın bu konudaki tabirlerinin geneline göre âlim olarak nitelendirilen zât. tanımına bağlı olarak. isterse velî olarak adlandırılsın. Nazım Efendi’ye göre bu kulların kalblerine nûru Nübüvvetten nûr tahsis olunur. irfan.

Allah(cc) bilgisi anlamına gelmektedir. s. 133. Keşşâf. Marifetullah. hikmet ve edeb kavramlarından temyiz edilmesi gayesiyle ilmin. anlama. bilme. 331. marifet. görüp yaşayıp tadarak elde edilen bilgi olarak da tarif edilir. s. birleşik ve çok yönlü de olabilir. İlmin daha net anlaşılması ve marifet. Kamûsu’l-muhît.g. Hakkı isim ve sıfatlarıyla bilip. el-müfredât. hakikate vâkıf olma. s.”343 Şeyh Nazım. İlim ve Marifet İlişkisi: Marifet lügatte. hakikati anlama ve şuur halidir. 837.345 Mutlak idrak olarak da tanımlanan marifet. idrakin cüz’i ya da küllî olmasına göre de ilim ile marifet tanımlaması yapılmıştır. sağlam görüş. Bu manada bilmek basit ve tekyönlü olabileceği gibi. sezgi. hikmet ve edeb ile ilgileri müstakil başlıklar altında incelenmeye çalışılmıştır. Allah(cc)’ı bilme. hikmet ve edeb gibi kavramlarla beraber zikretmiştir. basit ve tek yönlü ise marifet olarak tanımlanmıştır. 154. Ta’rifat. kavrama. 343 344 Kıbrısî. bileşik ve çok yönlü ise ilim.söyleyelim. bir şeyi tefekkür ederek.346 Istılahta marifet. Tasavvuf Sohbetleri. bilmenin mahiyetine göre anlam kazanmaktadır. a. 72 . Firuzebadî. s. Cürcanî. 345 Isfahânî. Bu manada bilme. biz o ilmi zayi etmiş oluruz. s.1.e. Firuzebadî. ma la-yânî yapmış oluruz. bilinen şeye yönelen ve bilinen şeyden sadır olan işlere bağlıdır. 346 Tahânevî.. marifet. c. 2. Bizi dinlemeyen bir kimseye bir söz söylediğimizde. Marifet Allah(cc)’ı tanıma konusunda kesin bilgi. kulun Allah(cc)’a yaklaşmasında ilmi. s. Bilmenin basit ya da bileşik olması. a. manevi ve ilahi hakikatleri tadarak elde ettikleri bilgi ve irfan ıstılahî olarak yine marifet olarak tanımlanır. iç tecrübe. Bununla birlikte. Sûfilerin ruhâni halleri yaşayarak. tasavvur veya tasdik yoluyla olan kesin bilgiye denir.344 Bu bakımdan “ilim” kelimesinden manaca farklılaşır. idrâk etmek ve aklın şehadetiyle nefsin istikrar kazanması demektir. 1583. Ayrıca lügatte. 836.

kalbine hakkı da bâtılı da sokmayandır. bir Hakk vergisidir. 73 . s. Necmettin Bardakçı. eşyayı kendine sığdırır ancak. 353 Kaşânî. 38 . ârif in kalbi Allah(cc)’tan başkasıyla itminan duymaz denilir. Anka Yay. Hakk’ın vechi açılır. Ethem. 486. marifet keşfolunur. İbn Meserre. Meselâ Kuşeyrî’ye göre ilimle kâim olan âlim ile. 348 Allah(cc)’ı tanıma eylemi ise “marifet” olarak tanımlanmıştır.352 Arif. Denilmiştir ki marifet. önce bir şeyi tanır... Hakk’ın hükmünden bir şey cereyan eder. Mü’minin kalbi zikr-i ilahî ile mutmain olurken. 351 Tusî. er-Risâle. 352 Kuşeyrî. İstanbul 1999.: M. 154-164. Allah(cc)’ın. TTS. marifet. Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözcüğü (TTDS).. tanımlanırken. şöyledir. Allah(cc)’tan başkasını müşâhede etmeyen. Mısır 1960. 350 İbn Arabî. İnsan Yay. ss. zatını. a. Kur’ân’nın taşıyıcısı olan arif. 342-343. s. s. kalbi Hak için ayna olan. Âlimler. eşya onu kaplayamaz. 354 İbn Arabî. marifet İman. 348 Uludağ. 38. esmasını ve fiillerini gören kişidir. 101. Hakk’la kâim olan ârif arasındaki fark. Allah(cc)’ın bilinmesi “ilim” olarak nardır. Ter. Tah..351 Marifetin bu tanımı. ârif Allah(cc) ile nazar eder.sonra muameleleriyle Allah(cc)’ı tasdik etmek. s. Bundan sonra Hakk ehline. nur sahibidir.e. el-Müntekâ. ss. 124. Istlahatu’s-sufiyye. Hak ehli sûfîlerin üzerinde. a.349 Ona ancak ibadet ve taatlardaki ihlâs ve takvâ ile riyâzet ve nefis tezkiyesi ile nâil olunur. Ebu Nâsır es-Sirrâc. ahlâktaki kötülükleri gidermek ve kalbine sahip olmak anlamlarına da gelmektedir. s. Ma’rifet ve Hikmet. 363-364. şahit olduğu her şeyde. sıfatlarını. gönüldeki vecdtir.e. el-Lumâ.350 Dolayısıyla mü’min Allah(cc)’ın nûru ile bakar. âlimlerin ayrıntısını bilmediği. Dâru’l -kutubu’lhâdîs.78.g.g. 349 Tusî. ihsan-ı ilâhi. Abdülbâki Surûr. Cebecioğlu. merhametlidir. 247.: Abdulhalîm Mahmud. sonra ilimleriyle bilirler. Mektebe lemisnâ bîgidâr. 236. daima Rabbinin emirleri üzerine olan.347 Tasavvuf ıstılahında âlim ve ârif tanımlamalarında belirleyici olan ilim. el-Lumâ. bazı sufîlerin irfan tanımı ile benzeşmektedir.353 Arif. İstanbul 2004s. genellikle irfan ve marifetle birlikte ele alınmıştır.354 347 Kâşânî. ss. İman nûr. ss.

Ebediyete Davet. gafil.aspx. edep ve hikmetle Marifet düşüncesi tasavvufî düşüncenin en zirve noktasını gösterir. hikmet ve marifet. isimlerini ve fiillerini müşâhede ettiği kimse olarak tanımlanmıştır. ilk anda öfkelenme gibi. Âlemde görülen tesirleri vasıtalara bağlayan kişi. şirk-i hafî sahibi). Süleyman.Hakkâniyye’nin resmi internet sayfasında irfan. Hakk ile bakidir. olgunluk bakımında en yüksek özelliklere sahip olarak gördükleri ârifi. Hak olmasından dolayı.356 Edep. (08/2012’de görüldü). Ârif. rızaya muhalif hal zuhur eden. Bu üç hususiyet içerisinde en üst makâmda elde edilecek olan marifettir. 361. 64. el-Hakkânî. 357 http://saltanat. Allahü Teâlâ’ya cehennemden kurtulmak veya cennete girmek için değil. Çelebi’ye göre bu hadiselerden gâfil olan. c. Bundan dolayı ârif. kendi varlığında fani. ulaşılır. âbid ve zâhidlerin aksine dünya i le birlikte âhireti hedeflemeyen kişidir. düşünmeden. aynı zamanda. buna sahip olan kişiye ârif veya ârif-i billah denmiştir. Zamanla sûfîler. 933/1532)’ye göre ârif. İbadeti ve kulluğu en tabi bir görev bilir. 358 Uludağ. Genellikle ilim. daha sonra bu halini idrak ederek.. Marifet için aklın aciz kaldığı yerde. Ârif. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. s.358 Lamî Çelebi (v. tevbe eden kişi muteriftir (itiraf eden). ruhâni gücün idraki ile marifete varılır.355 Şeyh Nazım’ın marifet anlayışı. duraksamadan bilen ve tüm hadiselerden razı olan kişidir. 3. tamamlayıcı olan bir diğer kişi ise müşrik-i hâldir (dalgın. sufîler arasındaki anlayıştan farklı değildir. 355 356 http://www.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. Cenab-ı Hakk’ın. edep ve hikmetle beraber anılan marifet. Bu tanımlamaların anlaşılmasında.naksibendihakkani. s. Arif Md. 74 . ruhâni hallerle manevi ve ilahi hakikatleri tecrübe etmek ve vasıtasız bilgi elde etmek olarak tanımlanmıştır. hiçbir karşılık beklemeden ibadet eder.com/?page_id=2072. Yani edep ve hikmet sahibi olunmadan marifet sahibi olunamaz ancak. abid ve zâhidden üstün tuttular. TDV İA. marifet sahibi olmadan edeb sahibi olunabilir. Şeyh Nazım’a göre. taşınmadan. O’na ibadet eder. yaşadığı her hadisenin Fâil-i Mutlak(cc)’tan olduğunu. Bu yoldan elde edilen bilgiye marifetullah. Şeyh Nazım’a göre evliyanın hususiyetlerindendir. akılla elde edilmez. Allahu Teâlâ’nın kendi zatını. sıfatlarını. Ârif. 357 Marifete kul.

hakke’l-yakîn makâmındaki tecrübeleri edinir. ruhanî varlıkların zuhur ettiği bedenler âleminin 359 360 Camî. insandaki noksanlık. âlemdeki noksanlıktır. 71.müşrik-i hâl olarak tanımlamıştır. hakikatler ilmi. Üçüncüsü. Allah(cc)’ın tecellisi ile mütessir olan tüm varlığa ait kudsî ruhların. ilme’l-yakîn. Allah(cc)’ın kendini kullarına tanıttığı ayetleri ve peygamberlerin getirdiği ilimleri kapsar. ilaçlar ve hastalıklarla ilgili ilimdir. Beşincisi. insanın kendisini tanımasıyla ilgili olan ilim. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). huzur ve fenâ makâmlarını ikmal eder. muhalefet bu dünyanın hakiki olduğu algısına karşı olur. huzur makâmında olan. ayne’l-yakîn makâmındaki tecrübeleri edinir. ruhanî varlık olduğunu murakabe ile kabul eder. Şeyh Nazım adına yazılan ve Hakkâniyye yayınlarında yer alan bir eserde izah edilmiştir. Fena makâmında olan mürîd ise. 31. Abdurrahman. Hakkın tecellisi ile ilgili olan ilim. Yani muhabbet makâmındaki mürîd. 361 Aynı eser. Bu marifet aşamalarının herbirinde sâlik. 75 . Mirahmadi. şeri’atin bildirdikleriyle ilgili olan ilim. 36. Dördüncüsü Allah(cc)’a layık bir mükemmellik ve bu mükemmelliğin insan idrakindeki noksanlığına dair ilimdir. tazammun ettiği ıstılahî manalar. İkincisi. Bu eserde. İnsan âlemin kapsamına girdiğinden. s. Düşünsel olarak kul hakiki varlığın maddî varlık değil. mürşîd rehberliğinde kendini tanımasıdır. Şeyh Nazım’ın marifette yüklediği anlamın. Bunlar. Sufi Meditation.361 İbn Arabî’ye göre seyr ü sulûk ile elde edilen marifet. ilme’l-yakîn makâmındaki bilgilere haiz olurken. hayal âlemine ait ilim. bütün âlemin ibadetlerini kendinde toplayan insanın. bu tecellilere göre değişen hallerine ait ilmidir. ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn makâmlarıdır. Rabıta ile desteklenen bu nefis mücadelesinden sonra.360 Bu makâmlar mürîdin amel dünyasına yansımaya başladığında ilk olarak nefsin hevâ ve heveslerine muhalefet gözlemlenir. Bunlardan birincisi olan hakikatler ilmi. s. Allah(cc)’ın zatına.359 Bu yaklaşımları göz önünü aldığımızda. sâlikin ilmî tekâmülünü ve marifet derecelerini gösteren üç makâmdan bahsedilir ki bunlar. yedi şeyi bilmekle olur. daha açık görülmektedir. Altıncısı. sıfatlarına. muhabbet. fiillerine delalet eden isimlere ait ilimlerdir. s. Kıbrısî’nin ilim ve marifet mevzuundaki görüşü. varoluş içindeki mükemmellik ve noksanlık ile ilgili olan ilim.

Kur’ân Terimleri Sözlüğü.368 insanların fehmi yani anlayışı.. insanların sözlerinde.. el-Bakara 2/251.” Bakara: 2/231. İlim ve Hikmet İlişkisi: Hikmet kelimesi. Al-i İmrân 3/48. İsfehanî.2. 85-154. 369 “Her birine hüküm vermiştik.e. el-Müfredât.ilmidir.1. onun varlığının ve mevcudiyetinin beşerî kader içindeki yerini idrak etmektir.” Nisa: 4/54.. a. hallerinde olan hastalıkları ve tedavilerini bilmeye dair ilimdir. s. Berzah âlemine ait ilimdir.362 Özetle Şeyh Nazım’a göre marifet.363 Adalete. Meryem 19/12. Suretler ilimidir. 76 . Kur’ân ayetlerinde. Hakka uygun düşen kelam.364 Eşyanın hakikatini bilmek.” Enbiyâ: 21/79. 365 Cürcanî. ss. 338340.369 nübüvvet370 gibi anlamlarda meal edilmiştir.366 Kur’ân-ı Kerîm’in kendisi.367 Kur’ân’daki emir ve nehiylerden oluşan nasihatlar. 1095. ss. Ta’rifat. 371 Mukâtil b. Marifet ve Hikmet. ihtiva ettiği ilmin doğrudan Allah(cc)’a dair olmasıdır. Bu açıdan marifet. 96.g. ıslah etmek üzere menetmek. Kamûsu’l-muhît. kötülükten korumak ve adaletle hüküm vermek anlamındaki “ha-ke-me” kökünden türemiştir. peygamberin vaaz ve irşadları. fiillerinde. İsfehanî. 364 Firuzebadî. c. 128. aynı zamanda.365 Hikmet kelimesi. hikmet ve edepden üstündür. Sâd 38/20. 370 “Biz Âl-i İbrahim'e Kitap ve hikmet vermiştik. s. Marifet ilminin bir diğer hususiyeti ise. s. İşaret Yayınları. 126-127. ss. 366 “Ona Kitabı öğretecek…” Âl-i İmrân: 3/48.371 362 363 İbn Arabî. tecrübe ile kazanılan doğru bilgi. Süleyman. 367 “Rabbinin yoluna hikmet ile çağır” Nahl: 16/125. varlıkların hakikatini kavrama olan hikmet ilimlerini ve bu ilmin getirdiği zâhiri ve bâtıni edebi de ihtiva eder. Yedincisi. Kendisiyle amel edilen bilgi neticesinde. Çünkü marifet. 368 “Size indirdiği Kitap'tan ve Hikmet'ten. mü’minin arınmışlık mertebesine nisbeten ulaştığı hakikat bilgisidir. söz ve davranıştaki isabet ve her şeyin en mükemmeli anlamlarına gelmektedir. a. en-Nisâ 4/ 113. Bu bilginin özelliği vehbî olması ve hakikate ters olmayan kesbî ilim ile çelişmemesidir. Hakk kelamı ve Kur’an ahkâmı manasına gelir. ilime ve hilme esas olan nübüvvet ilmi olarak tanımlanan hikmet. İstanbul Tarihsiz.

mülk âleminden daha geniş ve kapsamlı olduğu gibi. TTDS. 74.375 Yine onun anlayışına göre ilim. Istlahatu’s-sufiyye. Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş (Varlığın Dili). Ona göre hikmet.372 Hikmet. bâtılı. hakikatler de suretlerden daha fazladır. hikmeti. İstanbul 2010. a. 374 Tirmizî. Nesnelerin hakikati olan sırlar. 378 Bursevî. Nedim Tan. bu görüşe ontolojik izah da getirmiştir.Tasavvuf tabiri olarak hikmet. 83. Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş.374 Nazım Efendi’ye göre hikmet. 135. dünya ve ahiret umûrunu hakikatleriyle gördüğü için. dünyayı terk etmiştir. Haz. nesnelere ait hakikatlerin dış âlemde (afakta). Kâşânî. s. tasavvuf literatüründeki genel tanımlardan farklı değildir. 320/940).: M. hikmet ehli tarafından bilinmektedir. Merkez Kitabu’l-neşr. Bursevî’ye göre hikmet. Cebecioğlu. Tasavvuf Sohbetleri. Çünkü kendileri semavî ilimle çatıştıkları müddetçe hakiki ilim değil.e. 35-37. ilmin ruhudur. s. 377 İsmail Hakkı Bursevî. İz Yay. Bunun için kabiliyetli olanlar ve ince işaretleri kavrayanlar. ss. 290-291. bâtıl olarak bilmek ve ondan kaçınmaktır. O’na göre hikmet sahibi kişi. Dolayısıyla ilahî kurbiyyete vesile olmayan bilgilerin ruhu yoktur.. anlaşılması gayret isteyen ikinci ve üçüncü dereceli derin manaları da beyan ederler. bâtıl bilgidirler. ulemâ tarafından değil. s. Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb.377 Melekût âlemi. 1137/1713).: Ahmed Abülrahim Sâyih.373 İlk dönem sufîlerinden olan Hakim-i Tirmizî (v. eşyanın hakikatlerini bilmek. 375 Kıbrısî. Tah. bu bilmenin gereği ile iş yapmak ve Allah(cc)’ı ilimlerin en büyüğü olan ilm-i ilâhi ile bilmektir.g. ilmin ruhu olarak tanımlamıştır.376 Osmanlı sufîlerinden İsmail Hakkı Bursevî (v. ilahî isimler adedince hakikatler bulunur. s.. bir sözde ilk anlaşılan mana ile yetinmezler. olduğu gibi bilinmesi ve ona göre hareket edilmesidir. ss. 77 . Yani görünen her bir surette. s. hakkı hak olarak bilmek ve ona ittiba etmek. Hâkim. 135. 276. 75.378 372 373 Kâşânî. kulu Allah’ın kurbiyyetine iten kuvveti haizdir. 376 Aynı eser. s. Kâhire Tarihsiz.

386 Razî. 380 Bu açıdan bakıldığında “Hikmet. Tefsiru Fahri Râzî (Mefatihu’l-Gayb). 59. Mü’minin yitik malıdır.386 379 380 Kıbrısî (Qubrusi). hakiki ilimin dahi kişiye faydası yoktur. 385 Âl-i İmrân: 3/48. hikmeti Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek. 17.382 Nazım Efendi’ye göre hikmet olmadığı zaman. İbn Arabî. hikmete uygun olduğunu bilir. eşyanın ve hadisatın hareket etmesi gereken yörüngede olduğunu bildiğinden. Hikmet Md. ancak akli ve şer’i ilimlerin kavranmasıyla vakıf olunur. 105. hâkime yeni faziletler edindirir. 384 Kıbrısî. 383 Kıbrısî. Buna göre hâkim. Bu hikmetleri gören en zararlı mahlûkatın dahi. Bu ahlak. bunlardan razı olur. Mercy Oceans. c. hikmet ehli. s. 1. ss. hikmet ve edebin edinileceği kaynağın sadece ilahî kelam olduğunu beyan eder. Razî’ye göre “Allah ona (İsâ’ya) kitabı (yazmayı). 382 Kutluer İlhan. 135. el-Camîu’s-sagîr. aslında atomlar dahil her mevcudatın yaratılışındaki hikmetlere binaen zuhur eder. Marifet ve Hikmet. TDV İA. Tasavvuf Sohbetleri.383 O. Bu rıza. c. hal olarak his ve amellerinde bir rıza ahlakını oluşturur.. faydalarını görür. Hak Dost 4.379 Bu anlayışı Muhyiddin İbn Arabî. 88. 89. daimî saadete vasıl olur. ruhu olmayan cesede benzetmektedir. Bu manada Farabî (v. s. o mutluluğu elde eder.Şeyh Nazım’a göre bugün ekoloji olarak bilinen tabiat dengesi. bu bilgiye sahip olanların ellerindeki ilmi. Suyutî. ss. 402. rıza ahlakıyla ifade etmiştir. İbn Mace. bu ahlakın belirtileri gözlenir. Dâru’l-fikir. 338/950)’ye göre hikmet. ss. eşyanın düzen ve işleyişinin. gerçek mutluluğun ne olduğunu gösterir. 15. 381 Tirmizî. 15.384 Bu manada Fahreddin-i Razî (v. Bu ilme vakıf olanlarda güzel ahlak ve onların davranışlarında. Fahreddin. Bu ise ruhun var oluş amacıdır. Hikmete göre yaşantısını tanzim eden hâkim ise. 8. Zühd. hikmet sahibi hâkimi. 78 . İlmin hikmetleri ise. 505-506. c. ilahî kitaplara ait sırlardır ve bu sırlara.”381 hadis-i şerifinde ifade edilen yitik mal bulunulduğu zaman. İlim. beraberinde edebi ihtiva eder. 606/1209). 81. s. ilim. Bu manada hâkim. 173-192. s.”385 ayetindeki hikmet.

387 http://saltanat. Ankara 1980. Uğurlu yıldızlarla uğursuz yıldızları biliyorsun. Sen elif dersin hoca. ne hâle geleceğim. Sen kendin bilmezsen. 79 . Dört kitabın manası bellidir bir elifte. Hikmet ilminin kesbedilmesinde. işe yarar mısın. O her cevherin mahiyetini bilir de. kulun kendini bilmesiyle başlar. Aslı ve Sadeleştirilmişiyle Manzûm Nahifî Tercümesi. Celâleddîn. Bu ahmaklıktır. bu nice okumaktır. Mesnevî-i Şerîf. yoksa acuze bir kocakarı mısın? Bundan haberin yok! Bu. demen bunu bilmen gerek!”389 Binaenaleyh Şeyh Nazım’a göre hikmet. ilim ilmektir. Okudun bilmezsin ya. marifet ilminde olduğu gibi direkt bilgi değildir. nesnelere dair elde edilen hakiki ilimle çelişmeyen ancak. 3. 2648. Âlim. doğrudur. Hakk’ı bilmektir. uygundur. yoksa cemcenabetbiri misin? Buna bakmıyorsun bile? Bütün bilgilerin ruhu budur bu. şu caiz değildir. Okumanın manası ne. İstanbul 2000.. içsel tecrübelerle yakîn ve derinlik kazanmış ilimdir. Bu bilgi ile dolaylı olarak. eğri mi? Bir de kendine iyice bak! Her kumaşın değeri nedir? Biliyorsun da kendi değerini bilmiyorsun. s. hikmetin ilimdeki gerekliliğine misal olabilecek mahiyettedir. Yunus Emre Divanı. 56. fakat sen uğurlu musun. ilim kendin bilmektir. bilgilerin yüz binlerce çeşidini bilir de zâlim herif.Şeyh Nazım’a göre hikmeti ihtiva eden ilim.: Amil Çelebioğlu. ben caiz olan şeylerle caiz olmayanları bilirim dersin ama kendin caiz misin. Faruk. Rabbini tanır. mahşer günü ben kimim. Bu ilim Allah(cc)’ı tanımada araç olan dolaylı bilgi olsa da. yanlıştır. c. kişinin kendini bilmesi başlar.org/Player/TabId/266/VideoId/1325/Ilim-Ve-Edep-3042011. uygun değildir bunu biliyorsun ama sen doğru musun. s. o bir kuru ekmektir. Haz. 51. manası ne demektir?”388 Kulun kendini bilmesiyle ilgili şu Mesnevî dizeleri. Kültür Bakanlığı Yay. video arşivimizde mevcuttur. 389 Mevlânâ. sen. caizdir.aspx. Sohbet. kendi cevherine gelince bir eşeğe döner! Be hey âlim. Muhammed b. 388 Timurtaş. b. Bu anlayışı Yunus Emre’nin şu dizeleriyle ifade etmiştir:387 “İlim.. Muhammed el-Belhî er-Rûmî. kendisini bilmez. MEB Yay.

Peygamber(sav)’in hadis-i şeriflerinde. Avarifu’l-Mearif. iyi ahlâk. Hz.390 Edeb.3. dindarların ve ariflerin edebi olmak üzere üç sınıfta tarif etmiştir.394 Tüsterî edebi. 1-89. Dergah Yayınları. Kendisine muhtelif kabilelerin lehçelerini nasıl anlayabildiğini sorduğunda Hz. c. s. dünya ehlinin edebidir. Kâhire. İstanbul 1999. 70. 392 Kâşânî. Haddini bilme. Cahiliye döneminde edeb. Keşful’l-hafâ. içinde İmâm-ı Gazalî (v. Şerîf. ilmî. TTS. 372. geleneksel tutum gibi manalarda kullanılmış olsa da İslam literatüründe anlamı Kur’ân ölçüleri ve Hz. Dindarların edebine ek olarak. görgü kuralları gibi manaları da ihtiva eder. 2. Mektebe ve’s -tebe’a keriata fevterâ semmarâ. 1. Uludağ.395 Mutasavvıflar. Ashab-ı kiram. Ta’rifat. Dâru’l-Ma’rife. ahlakî ve sosyal yaşamı sistemetize eden. Bu tasnife göre güzel konuşma. adet. terbiye. İhyâ’i ulûmu’d-dîn. ilke ve kuralları ihtiva ederek mana hududlarını genişletmiştir. kibarlık.396 Sufîler genelde iki 390 391 Firuzebadî. s. İbn Manzûr. dünyevî. ariflerin edebidir. el-Lumâ. Peygamber(sav)’in sünnetleri ile tanımlanmıştır. alışkanlık. 2. ruhu korumaya ve gönül temizliğine dikkat de. dünya ehlinin. 393 Aclunî. Kuşeyrî Risâlesi. Istılahatu’s-sufiyye.: Cibir Halîm Mahmud. 195. 1. arasında bulunarak.a. güzel muamele ve davranış gibi anlamlara gelmektedir. 396 İmam-ı Gazalî. kulu her türlü hatadan koruyan. İlim ve Edeb İlişkisi: Lügatte edeb. Lisânu’l-Arab. c. 14. kötü hâl ve hareketlerden vazgeçirir. s. 272-273. fikrî ve örfî değerler olarak tabir edilmiştir. sanat ve siyaset bilgileriyle muamele.: Süleyman Uludağ. onun en zengin manasını tanımlamıştır. Sühreverdî Şihâbuddin. Kahir. s. c. Peygamber: “Beni Rabbim eğitti (eddebeni) ve eğitimimi (te’dibi) en iyi şekilde yaptı”393 hadisini zikretmiş ve edeb kelimesini. ss. 505/1111) bu kelimeyi ele alış biçimiyle. Kamûsu’l-muhît. Kuşeyrî. 394 Cürcanî.: Yedevî Tebbâna. dini. Tah. arzu ve istekleri kontrol ve nefis terbiyesi. eğitme manasında kullanmıştır. kötü hâl ve hareketlerden korunma olarak da tanımlanmıştır. Ter. Mahmud b. havf-recâ. s. davet. izlenmesi gereken esaslar. 58. eğitme anlamında kullanılmıştır.391 Kabz-bast. Haz.e ss. 80 . Bu öyle bir melekedir ki. tasavvufî. ss. 93-94. zarafet. dindarların edebidir. ifrat-tefrit. c. 116. s. Bununla birlikte edeb. kişiyi. Ebu Kâsım Abdulkerim.392 Kur’ân-ı Kerîm’de edeb kelimesi veya türevleri geçmez. s. 395 Serâc. 353. bu anlamlarının dışında. Farklı bir ifadeyle bu terim.

edebin bir diğer tasnifi edebi yaşayan kulun manevi makâmına göre olmaktadır. 89. İkincisi de bâtınî edebdir ki bu. zâhirî edeb ki bu. TD İA. kalbî olursa bâtınî edebe muhaliftir. www. kulun edepsizliği olarak addedilmiştir ki bu sual. Mustafa. gibi olumsuz şeyleri temizlemekten ibarettir. öfke ve gurur sahibi olması bâtınî edebi haiz 397 398 Hanî. İlmin hikmet ve edebine haiz olma konusunda Nazım Efendi’nin. kendini kusursuz görmesi. 81 . o taşın orada bulunmasının ardındaki hikmetlere ve Rabbânî tecellilere vakıf olduğu için. 412-414. avam-ı nâsın riayet ettiği edeplerden farklıdır. c. takip ettiği edeb için nefsine muhalefet eder. 399 Arâf: 05/16. kavlî olursa zahiri. belki buna bağlı olarak tekebbür. eliyle alarak. münafıklıktan. şehvet. “…Öyleyse beni azdırmana karşılık…”399 diyerek işlediği suçu Allah’a atfetti ve kovulanlardan oldu.türlü edeb kabul etmişlerdir: Birincisi şeklî. Bu tasnife ek olarak Kıbrısî’ye göre edebler insanların avamına ve havasına göre de değişmektedir.”400 diyerek zelleyi kendine atfetti ve istiğfarda bulundu.397 Edebin ıstılahtaki bu tasnifi hususunda Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin herhangi bir ifadesiyle karşılaşmasak da. Ona göre insan-ı kâmilin riayet ettiği edebler. Yani.398 Bu misal aynı zamanda zahiri edebe delalet eder. Edeb. 10. İnsan-ı kâmil. kalblerdeki.saltanattv. amelleri. 401 Kıbrısî. Meselâ mutlak gayb âleminde iman nimetinin kullara nasıl dağıtıldığı hususunda sual etmek. ss. itiraz. 400 Arâf: 05/23.”401 Şeytan’ın kendine noksanlık izafe etmemesi yani. kenara koyması icab eder. fail-i mutlaka hürmeten o taşı. 88. 81. ss. ss. zımnen edebin zahiri ve bâtınî yönlerine değinilmiştir. yağcılıktan korumaktır. kibir. Mesela insanlara eziyet veren bir taşı yoldan kaldırırken avam-ı nâsın ayağıyla taşı itmesi edepsizlik olmaz ancak insan-ı kâmil için edepsizlik olur.org/Arşiv/Audio/EdepBuKapıda(1986). Âdem(as) ile şeytan misallerini verdiği ifadeleri şöyledir: “İlim sahibi olmasına rağmen hikmetten ve edepten uzak olan şeytan. “…Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Sohbete ait ses kaydı arşivimizde mevcuttur. Aynı durumda olan Âdem Peygamber(as) ise. Âdâb.283-285. riyâdan. Çağrıcı. Hak Dost 4. irâdede zayıflık vs. Ancak her kul.

”403 Şeyh Nazım’ın bu ifadelerini genel tasavvuf anlayışı ile birlikte düşündüğümüzde. Kuba Yayınları. Şeyh Nazım’a göre. Mirâc hadisesini haber veren ayete Ebu Ali Dekkak’ın (v. Ben demedi. insan ancak edeple ve tevâzuyla gider. Kur’ân Ansiklopedisi. tevâzu talimiyle başlar. Peygamberini(sav) onunla isimlendirirdi405 Benzer şekilde Şeyh Nazım. Peygamber o makâma kulluk davası ile vardı. Peygamber(sav)’in vardığı makâm olarak miracı. kovulur. Hz. edepsizliktir. mutlak manada azamet ve izzet gerektirir. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren (Allah) her türlü eksiklikten münezzehtir. ss. 1-19. 402 403 Ta Hâ: 20/14. c. “Şüphesiz ki Ben. kullukla nitelendirildiğine dikkat çekerek. fahr-i kâinat (kâinatın övüncü) olan Hz. 21. 405/1015) yorumu. Allah’ım”402 Hz. kullukla kıyam ettiği anlamı çıkmaktadır. Bundan dolayı Dekkak’a göre. edep talimidir. kâinatı temsilen çıktığı divanda benlikle değil. Âdem’in cennetten dünyaya gönderilme sebebi. Peygamber(sav)’in dâhi. Nazım Efendi. yalnız Allah’ındır. 391392. Hiçlikle varan kabul görür. 405 Ateş. Bu edeb. dünyada en şerefli vakti olan Mirâc gecesindeki halinin. eğer kulluktan daha değerli bir isim olsaydı Allah(cc) ayetinde. Suçu Allah’a yüklemesi ise. Süleyman. İlim. bu durumu şöyle izah etmektedir: “el-Azametu lillah ve el-izzetu lillah ve el-heybetu lillah. Bu sıfatları mutlak manada haiz olan Allah(cc)’ın kapısına. hatırlanmaktadır. http://saltanat. 82 . "Kulunu bir gece Mescid-i Harâm’dan.”404 ayetinde Peygamber’in (sav). Tekebbüre bürünmek. bâtında yaşanan edep zaafının. edepsiz kulda benliğe (megalomania) ve ucuba (narsizm) sebep olur. Ebû Alî Dekkak. 404 İsrâ: 17/01. fiilde edebi terkine sebep olmuştur. İstanbul Tarihsiz. kulluktan daha şerefli bir şeyin olmadığını söylemiştir. Ben demeye kullun hakkı yoktur. Ene deme hakkı.aspx. Tevâzunun zıddı olan tekebbür.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. c. miracı anlatırken.olmamasından kaynaklanmaktadır diyebiliriz. Allah’a benlikle varan. Kıbrısî’nin bu ifadeleri ile ilgili görülmektedir. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur.

hikmet ve marifete nasıl vasıl olacağını Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî şeriat. Ancak kulun cehde sarılması. hikmet ile varlıkları ve marifet ile Rabbini tanır. kıldım talep. K. edebe riayettir. şeriatın ve tarikatın emri olmasından dolayı olmalıdır.”410 Özetle Şeyh Nazım’a göre mü’min. Edebe riayet ise.409 Şeyh Nazım ilim ile edep arasındaki farkı Yunus Emre’nin bir şiiri ile şöyle ifade etmektedir: “… ‘ Ehli irfan meclisinde aradım. Hikmetsiz ilim sahipleri ise. Şeyh Nazım Efendi’ye göre kul. Edeb ile yol alır. Adnan. Zeburu ve Tevratı da bilir ancak. Bu noktada edep kavramı da. 408 Aynı eser. Bu makâmların üst derecelerinde Allah’a kul olma vardır. Bu izaha göre marifete vasıl olmanın en önemli kanunu. 142. Kulluk Makamı (Âbid). Hak Dost 4. 83 . illa edep. Şeyh Nazım. amelde cehdetmek edebi ikmal eder.Nazım Efendi’ye göre ilme hikmetiyle vakıf olan kul. 410 http://saltanat. 62. 61. 88. Çünkü tarikat. 409 Kıbrısî. edebi olmadığı için kovulmuştur. Bu bağlamda.408 Edebin ikmaline vesile olan tefekkür konusunu. s. Tasavvuf Sohbetleri. 81. Şeyh Abdullah’a göre. İncili.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. ss. tarikat ve zikr kavramları ile izah etmiştir. ilmin ruhu olarak tabir edilmiştir. Şeytan ilmi çoktur. İlim en geridedir. 63. sadece şeriata sıkıca bağlanmaya bağlıdır. edebe muhalif söz ve fiiller sergileyebilirler. 2011 yılında yapılan sohbet. edebin ruhudur. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Ayrıca Bu tezde bkz. tefekkürün cazibesi ise zikrullah ile artar. illa edep…’ İlimle insan yürümez. gaflet ve zikirle birlikte ele almıştır. hikmet gibi. Yani bu anları zaman zaman idrâk eden ve bu anları kendinde daim bir idrâk kılanlar. tefekkür ile gafletten kurtulur ve içinde bulunduğu anı idrâk ederek. onu maksuduna vasıl edeceğine inandığı için değil. mü’minin Rabbiyle ve kâinat ile olan muamelatındaki 406 407 Kıbrısî. 89.407 Edebin ikmali tefekkürle. Her anıda Hakk(cc)’ın rızasını tefekkür etmek. edebi de haiz olur. ss. video arşivimizde mevcuttur. İblis gibi. Hakk Teâla için yaşar.406 Edeb sahibi sâlikin. makâmlar kat eder. s.

15. 275. Bu edebin esası kulluk ve tevazudur. s. Kur’ân Ansiklopedisi. dost. b. Muhammed: 47/11 Bakara: 2/257. c. Bazı yerlerde kelime manasıyla413 meal edilen bu kelimeye. O’nu seven. dost. Velî kelimesi. arkadaş. edebi de artar. Kamûsu’l-muhît. Dolayısıyla hikmeti ve marifeti artan mü’minin. Allah’a bağlı. s. c. O’nu seven kişidir. 401-402.411 Hakk’ı müşâhede ile O’nda fânî olmak manalarına gelmektedir. s. Yakınlık ve kurb anlamındaki “ve-la” kökünden türemiş olan velî. ayetlerde fâil ve meful olmasına göre de değişik manalar alır. Tasavvufta veli. Keşşâf. 84 . kulunu seven.”415 ayetinde olduğu gibi velî kelimesi mef'ûl olarak geldiğinde. Meryem: 19/5. isyanlardan uzak duran. Bu ayetlerde velî. Lisânu’l-Arab. 415 A’raf: 7/196. yöneten olarak anlamlandırılır. 414 Nahl: 16/76. edeb belirler.ölçüyü. Kitab'ı (Kur'an'ı) indiren Allah'tır. Çoğulu evliya olan veli. İbn Manzûr. Ta’rifat. ss. s. işlerini gören. 533. 1344. c. 416 Ateş. işlerini gördüğü kul olan velî. Velî. Sâdık ve yardım eden ve gören kişi anlamına gelmektedir.412 Bu kelime müştaklarıyla birlikte Kur’ân-ı Kerîm’in birçok yerinde zikredilmiştir. Allah(cc) için velî ve mevlâ. el-Müfredât. 413 Mâide: 5/57. O’na karşı kulluk görevini yerine getiren kimse olarak meal edilmiştir. ss. sevilen. yar. kendi nefsine bırakmadığı. Kul hakkında velî kelimesi hem fail hem de meful anlamında kullanılır. 3. “Çünkü benim velim. sadece fâil olarak gelmiştir. 22. Allah(cc)’a bağlı. Nisâ: 4/33. hem alenî hem 411 412 Firuzebadî. Yani Allah(cc)’ın kendisini sevdiği. Âl-i İmran: 3/50. Allah’ın nimetleri üzerine devamlı olan kuldur. Velî fail olarak geldiğinde. 1805. bu kelimenin Kur’ân’daki hem fâil hem de. Tehânevî. Cürcanî.416 Tasavvuf ıstılahında velî. düşmanın zıddı. mef’ûl anlamlarını ihtiva etmektedir. mâlik. İsfehanî. işlerini Allah(cc)’ın gördüğü. koruyup kolladığı kimse anlamında meal edilir. VELÎ-EVLİYA: Çoğulu evliya olan velî kelimesi lügatte. O. gizlide ve açıkta Allah(cc)’ın buyruğuna uyması gerekir. bütün salihlere velilik eder. 190-194. efendi414 gibi anlamlar da verilmiştir.

Tasavvuf Sohbetleri. Ta’rifât. Diğer Konulardaki Görüşleri/Mirac. s. Kamûsu’l-muhît. Tasavvuf Sohbetleri. 425 Şeyh Hişam Kabanî’nin görüntülü sohbetleridir. 1368/1936) ve Ebu Muhammed-i Medenî (v. 38. s. 422 Aynı yer. 424 Kıbrısî. sıkça kullandığı bir terimdir. 419 Firuzebadî. 1160. 358. Peygamber(sav)’e giden ve Allah(cc)’a ulaşan saadet yolunun kılavuzlarıdır. Tehânevî.426 Hakkâniyye silsilesi içerisinde bu rakam Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî (v. 420 Bu tezde bkz. s. Hatifü’r-Rabbânî’ye (Rabbânî telefon/bağ) tabi olan kimsedir. s.417 Veli. senetsiz söz söylemez. Evliyanın sözlerinin senedi Kur’ân ve hadis olur. vefat eden evliyanın yerine yenisinin getirildiğini ifade etmiştir. Cebecioğlu. ilk dönem sufîlerinden. Ebu Abdurrahman Muhammed b. a. 423 Sülemi. Hz. kalbine gelen ilhamlar ile konuşsa bile. Huseyn.g. 419 Şeyh Nazım’a göre velî. Allah tarafından feyz yoluyla kalbe dolan. 418 Kıbrısî. c. Isfehânî. Dâru’l-kutubu’l-ilmiyye.423 Evliyalar. 367/977)’nin Tabakat’ında.421 Nazım Efendi’ye göre velî. s. 533. s. Bayezîd-i Bistâmî (v. 184. s. TTS. Ta’rifat. Beyrut 2003. s. 417 Cürcanî. mirac sırrı420 kalbine keşfolan kimsede olur. duyulan ve keşfedilen şeye Arapça’da ilham denir. TTDS. Çünkü velayet sırrı. el-Müfredât. TTS. el-Müfredât.e.de gizli hallerde Hakk’ın hukukuna riayet eden ve devamlı taat üzere olan. 29. 261/875)’nin “hatefe liy hatifen” şeklindeki ifadesi olarak zikredilmiş ve ilham manasında kullanılmıştır. Keşşâf. Cürcanî. 1805. 2. 421 Kıbrısî. 216. 305. 85 . Allah(cc)’ın hitabına. s.424 Nazım Efendi’nin sohbetlerinde ve Hakkâniyye yolunun farklı meclislerinde yapılan sohbetlerde425 evliya sayısının 124 bin olduğu ifade edilmektedir. İlgili sohbetler. video arşivimizde mevcuttur. İsfehanî. 426 Kıbrısî. Bu terim.422 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin ilham manasında kullandığı hatifü’r-Rabbânî. s. 35. Uludağ.418 Yani velî ilham alır.: Mustafa Abdülkadir Ata. 555. 69. mirac gecesinin esrarını ilham ile anlar. Uludağ. ârif kişi gibi anlamlara da gelmektedir. s. s. 91. Sülemî (v. s. Nazım Efendi bu sayının hiç değişmediğini. Hak Dost 4. s. et-Tabakâtu’s-sufîyye ve yeleyhi zikru’nnisveti’l-muteabbidâti’s-sufiyye. Tah. Nazım Efendi’nin ifadesiyle. 275.

Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d.nakşibendi. Ömer(ra)dir.Hz.org. Tasavvuf Sohbetleri.430 Hz. evliyaya tevdi edildi. Peygamber(sav). Eski şeriatlerde. emin sıfatıyla ilgili olarak incelenmiştir. peygamberler gibi oldu. Peygamberin(sav). s. Hz. Menakıb-ı Şerefiyye. 1034/1624)’ye göre evliyanın bu vazifesi. Dolayısıyla onların önce yakalanması gerekir ki. Peygamber(sav). 429 Bu tezde bkz. 69. zarurî ve sevimli telakki etmektedirler.428 Ümmetinin işleyeceği günahları gören Hz.1345/1913) tarafından zikredildiği tesbit edilmiştir. 86 . O’nun ümmetinin âlimleri. Kıbrısî’ye göre günümüz evliyası. Mek. 39. bunun için kement vazifesi görecek şey. 432 www. Peygamber(sav). Kıbrısî. Hz. Bu misale göre kaçmakta olanları korkutmak. Şeyh Nazım insanların bu kaçışını. kavimlerini ve ümmetlerini. aynı usul ile çevresindekilere havf-reca dengesi oluşturmuşlardır. ss. bu hakikatlere sevk etmek gayesiyle hem müjdeleyici. Bu husus Hz. 25. ulu’lazm peygamberlerin vefatından sonra. maddî değerleri ise. Ebu Bekir ve Hz. halka sadece müjdelemekle vazifelidir. Mektubât.427 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre Hz.431 Allah(cc)’ın haber vermesiyle dünyanın ve ukbanın hakikatlerini gören Peygamberler(as). yabanî atlara benzetmiştir.tr/arşiv/ses kaydı/edep. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî 124 bin evliyayı misak bahsi ile ilgili olarak zikretmiştir. dini değerlerleri yaklaşılmayacak kadar korkutucu.432 427 428 Burkay. Bu ilmin varisleri ve peygamber yardımcıları olarak velî kullar ise. ümmetini yevmu’lezelden beri tanımaktadır. onların daha ziyadesiyle kaçmasına sebep olur. Peygamber(sav). İstanbul 2002. 430 İmam-ı Rabbânî. Yani şeriati güçlendirmek işi. 431 Aynı eser. No: 251. No: 209. Peygamber(sav)’in ilk peygamberlik yükünü taşıyanlar.429 İmâm-ı Rabbânî (v. Mek. müjde ve recadır. Vakfu’l-İhlâs. kendisine yardımcılar olarak 124 bin evliyayı almıştır. 1986 yılında yapılan sohbetin ses kayıtları. tüm peygamberlerin sonuncusu olduğu için ve O’nun şeriati hiç değiştirilmeyeceği için. hem de korkutucu olmuşlardır. arşivimizde mevcuttur. o peygamberin şeriatini güçlendirecek yeni bir peygamber gönderilirdi. bir sünnetullahın devamı gibidir. Zira çağımız insanları.

öfke. imanı atiyye olarak gördüğü için.e.433 Özellikle teheccüd vakti evliyanın ortak kurbiyyet vaktidir. 437 Bistâmî. 47. 87 . Allah dostlarında vurgulanan bir diğer husus ise. s.438 Bu manada evliya ile âbid kavramları 433 Teheccüd namazının kılındığı vakittir.. 438 Kıbrısî. Yatsı namazından sonra henüz uyumadan veya bir süre uyuduktan sonra kalkılıp kılınan gece namazıdır. imanın kendisinden alınması korkusunu yaşayandır. Bkz. Allah(ac)’ın hazinelerinden hediyelerin. Şeyh Nazım’a göre. Nazım Efendi. Bu velayet ilmi. kibir. nefsin ve şeytanın davet ettiği hevâ ve heveslere dalınmadığı zaman elde edilebilir. o vakitte kâim bulunan evliyaya. En az iki. velînin en belirgin özelliği. Hayatı Eserleri Fikri. İslam İlmihali. bu sırrı.”435 ayetini delil getirerek. s. Bâyezid-i Bistâmi’nin görüşlerinden hareketle. yani Allah dostları. en fazla sekiz rekattır. 41. 199. şükretmek için yapar. ikindi ile akşam arasındaki vakit. bu işe memur melâike ile inzâl olduğunu ifade etmiştir. gıybet. 115. 68. DİB Yay. 435 Bakarâ: 2/194. Allah(cc) tarafından terbiye edilmiş muttaki kullar.g. akşamla yatsı arasındaki vakit ve teheccüd vaktidir. bu yolda takva üzere olmalarıdır. Tasavvuf Sohbetleri. a. s. zulmeti kaldırıcı. 436 Kıbrısî. Seyfettin.Şeyh Nazım Efendi. rıza. tamah. muhabbeti celbedici ve mahlukâta faydalı olan kullardır.436 Bu ifadelere göre mü’min. Nazım Efendi. “Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. şehvet. a. 434 Kıbrısî.434 Her evliyanın kendisine has bir sırrı olduğunu söyleyen Kıbrısî. Allah yolunda cihat edildiği.e.g. Şentürk.437 Şeyh Nazım’a göre evliya. Allah(cc)’ın kalblere indirdiği ilim olarak ifade etmiştir. Ank. s. tevekkül ve sabır halinde olması ve kerameti bulunmasıdır. 2009. takva sahibi olan kulu. evliyaullahın şu üç vakte çok önem vererek o vakitlerdeki tecelliyi kazanabilmek için gayret sarf ettiklerini söylemiştir.. istihzâ gibi ahlak-ı zemîmelerden arındığı zaman velayet ilmine ulaşır ve kendisine velayet sırları açılır. hased. Zikri ise kendisine bahşedilen en büyük nimet olan imana. s. Sevabı pek çok olan bu namaza Peygamberimiz (sav) devam ederdi. Allah(cc)’ın terbiye edeceğini ifade etmiştir. Lütfi-Yazıcı. Bunlar. riyâ. hırs.. Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.

221-222. ıstılahtaki velî kavramı teşekkül etmiştir.1. Özetle tüm bu ifadeler müşterek bir anlayışı temsil eden velî kavramının.aynı şekilde kullanılır. koruyuculuk anlamında kullanılmıştır. anlamları ihtiva eden bir kelimedir. Çünkü peygamberler. hayrın da şerrin de Allah(cc)’tan olduğunu bilerek ubudiyeti terk etmeyendir. 1344. Velayet: “Velâ” fiilinin masdarı olan velâyet. çeşitlenmiş olsa da. her an rıza halindedir. Çünkü hakiki kul. Firuzebadî. 441 İbn Manzûr. Tah. el-A’mâlu’l-kâmile. b. yardımcı. Lisânu’l-Arab.441 “İşte o durumda velayet yalnız hak olan Allah’a mahsustur"442 ayetinde geçtiği gibi velayet. birbirine yaklaşma. nefsinin tasallutunu iradesinin kontrolüne almış. belaların büyükleriyle imtihan olan. 401. mahbubuna vuslat ile kalbi ferah bulmuş.440 Bu tarif üzerinden Şeyh Nazım’ın ifadelerini değerlendirecek olursak velî. Mansûr. Peygamber(sav)’e varis olan evliyâ. halleri kendi tasarrufunda. her sufînin bakış açısına göre. ss. Hallac’ın bakışıyla. 83. farklı açılardan tarifleridir. Aynı şekilde Şeyh Nazım’ın ifadelerinde Hatifü’r-Rabbânî’ye (Rabbânî telefon/bağ) tabi olan kimse. Riyad el-Rayyes. s.443 439 440 Kıbrısî. hakiki kulluk şerefine vasıl olmuş. koruma. Hallâc. ss. yakınlık. belâ ve nusubetlerin büyüklerine uğrayanlardır. akrabalık. Beyrut 2002. birkaç yerde. Meselâ Hallac-ı Mansûr’a göre evliyâ. Kamûsu’l-muhît. Tasavvuf Sohbetleri. Allah(cc) kullarından istediğini hayra. ilahî tecellilere ve sırlara vakıf olan zâttır. haşmet ve heybet sahibi.: Kâsım Muhammed Abbas. Hayrın da şerrin de Allah’tan olduğunu idrak ederek. Şeyh Nazım’ın ifadelerinde Hz. valilik vb. Hallac’ın ifadelerine göre. dost olma. ilahî tecellilere ve sırlara vakıf olandır. 15. Hallac’ın ifadelerinde. 82. s. 88 . istediğini şerre havale ettiği için âlim.439 Sonuç olarak velî kavramının tanımı. sultanlık. vuslata eren ve ferah bulandır. c. diğer insanlara nisbeten bela ve musibetlerin büyüklerine uğramışlardır. Allah(cc)’ın hükmünü sorgulamadan sadece kulluğuna karşı şükrün edebiyle meşgul olandır. Bu ifadelerde tarif edilen zât. emirlik. abiddir.

449 442 443 Kehf: 28/44. hem de mevlâsı olarak kullanılmış. Tasavvuf ıstılahında velayet. el-Müfredat. Velayetin şartı. Kuşeyrî. nefsinin tasallutundan kurtulan kulun. Cebecioğlu. s. 7/196. 292-293.” Enfâl: 08/72. Kur’ân’da Allah(cc). s. kulun Hak ile halkta tasarruf etmesi gibi manalar verilmiştir. 2. Allah(cc)’ın kulunu. bunu mef’ul manasıyla fail kalıbında bir kelime olup “Allah’ın işini üzerine aldığı kişi” olarak tanımlar. 449 Haksever. Bu durumdaki korku. Nübüvvetin bâtınî yönüdür. 89 .696. kendi kökünden türemiş bir sıfat olan velî kelimesi ile de anlamlandırılır. Nübüvvet. Seven. 447 A’râf. kullarının ve hiçbir zaman isyana düşmeyip taat üzere olanların mütevellisidir”448 anlamında meal etmiştir. er-Risâle. Hak ile kaim olmasıdır. s.”447 âyetini verir ve burada geçen “yetevellâ” kelimesinin mübalağa bildirdiğini. 7/196. TTS.Velayet kavramı.445 Dolayısıyla velayet. Dolayısıyla âyette “O. 533. bunun bir tuzak olabileceğini düşünmek ve imtihan şuuruyla korkuya kapılmaktır. kulun da Mevlâsını dost edinmesi. kurb ve temkin makâmlarına vasıl olmak. 448 A’râf. Konuyla ilgili “Ve O (Allah) Salihlerin mütevellisidir. 15. Ahmet Cahit. kişinin en yakını demektir. s. 275.444 Tehânevî için velâyet. ss. Ankara 2005. ss. Ta’rifat. Hak ile halkta tasarruf etmektir. Uludağ. “İnanıp da hicret etmeyenlere gelince. bâtında ise nefislerde tasarrufta bulunmaktır. koruyan yahut sevilen korunan anlamına gelen velî aynı zamanda. 444 Cürcanî. 248. 446 Kâşânî. velî kelimesinin gramer yapısına da değinerek. onlar hicret edinceye kadar onların velayetinden size bir şey yoktur. Allah’ın. TTDS. c. zâhirde haber vermek.446 Yakûb-u Çerhî. Keşşâf. failinin O (Allah) olduğunu belirtir. Basılmamış Doktora Tezi. s. fakat inananlar hakkında sadece Allah’ın velîsi oldukları belirtilmiştir. Hakk’a olan yakınlığı ve dostluğu kaybetme korkusudur. mü’minlerin hem velîsi. s. Bu manada evliyâ. nefsi terbiye etmek ve Hakk’ın dostluğunu kazanmak anlamına gelir. Istlahatu’s-sufiyye. 1805. 445 Tehânevî. keramet zuhur ettiği anlarda. kuluna isimleriyle tecellisi. 378. Yüzyıl Bir Türk Sufisi: Yakub-ı Çerhî. 79. Isfehanî. enbiyâ gibi gönüllerde tasarrufta bulunur.

459 Bu konuda tafsilatlı izaha rastlanmamıştır..452 Nazım Efendi velayet ilmi için şu altı ilmin şart olduğunu ve velî kalbine döküldüğünü ifade etmektedir:453 Hakikatu’l-feyz454. 460 İbn Arabî. TDV İA. Bir görüşe göre insan-ı kâmil düşüncesi.459 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin eserlerinde ve sohbet kayıtlarında bu hakikatlerin tafsilatı ile ilgili ifadelere rastlanmamıştır. Mehmet S. süflî hakikatler ve berzahla ilgili hakikatler olmak üzere. hakikatu’t-tay456. Kaya. zevk. hakikatu’l-cezbe. hakikatu’t-teveccüh458. İbn Arabî’nin (v.Rabıta-Murakabe. 454 Allah’ın Nûru Bahsinde “feyz” anlayışı incelenmiştir.Velayet kavramı. s. Bu kavramın tasavvuf literatürüne yerleşmesinde İbn Arabî’nin önemli derecede tesiri olduğu bilinmektedir. c. Mukaddes Zât’a. insanların manevî hastalıkları ve tedavilerine yönelik hakikatler de bunlardandır. münezzeh sıfatlara. 456 Şeyh Nazım’ın şahsi tay tecrübesi “şeyh Abdullah Dağıstanî” başlığında incelenmiştir. hakikatu’l-irşad455. 458 Bu tezde bkz. s.23. c. daha önce nüveleri bulunan “insan-ı kâmil” kavramıyla ilişkilendirilmiştir. 638/1240) hakikat ilimleri mevzuundaki izahları. Velayet makâmı ise nübüvvet makâmı gibi vehbî değil. İbn Arabî ile birlikte. 450 tasavvuf kültürü ve ayetlerle hadislerin uzlaştırılmasından ortaya çıkmıştır.451 Şeyh Nazım’a göre velî. İran’daki İslam öncesi din anlayışları ve Yeni Eflatunculuk olmak üzere çeşitli kültürler ile İslam işrak felsefesi. ss. 457 Bu tezde bkz. manevi hastalıklar ve devalarıyla ilgili hakikatler olarak düşünülebilir.Hz. Peygamber(sav) . bizler için açıklayıcı olmaktadır. 69-73. s. 453 Aynı eser. Makamlar ve Seyr u Sülük ile İlgili Kavramlar/e. 450 İşrâkıyye terimi. bilginin kaynağı olarak akıl yürütmeyi (istidlal) temel alan rasyonalist Meşşâî felsefeye karşı mistik tecrübe ve sezgiye (keşf. Tasavvuf Sohbetleri. İşrâkiyye. 90 . Mahmut. Yani nübüvvet makâmı çalışılarak kazanılmaz lakin velayet mertebeleri kulların gayret ve cehdine bağlıdır.460 Bu bağlamda Şeyh Nazım’ın hakikatu’l-irşad ve cezbe kavramları. 23. 68. 27. “Kün” emrinden doğan fiillere ve bu fiillerin sonuçlarına yönelik olan hakikatler bunlardandır. 452 Kıbrısî. 455 Mürşid-mürîd Bahsinde “irşâd” anlayışı incelenmiştir. hakikatu’ttevessül457. Marifet ve Hikmet. Bunların berzah âlemindeki karşılığı olan hayali keşiflerinin bilinmesine yönelik hakikatler. İnsan-ı Kâmil. ulvî hakikatler. 451 Aydın. bu bağlamda. s. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. hads) dayanan teosofik düşünce sisteminin adıdır. velayet makâmında olan kişidir. kesbîdir. üç mertebe üzerinden ele almıştır. İbn Arabî bu hakikatleri. 435. TDV İA. İslam düşünce tarihinde. 330-331.

Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. İbn Arabî terminolojisinde.462 Bu bilgilerin özünü semavî hakikatler oluşturduğu için. Tah. velîlerin Peygamber varisleri olduklarını söyler.sufilive. Filozoflar. birbirini tenkit ederek doğruları arar ancak nübüvvet ilmini haiz nebîler. Evliyanın nasıl Peygamber(sav) varisleri oldukları. c. birbirini tasdik ederek doğruları tebliğ ederler. münezzeh sıfatlara yönelik hakikatler olarak düşünülebilir.com/020909-msh-oakland-gssl-intro-noonecandenywhatawliyahsay. Hâfız.sufilive. Görüntülü sohbet video arşivimize mevcuttur. 463 www.. sufîler tarafından benzer yollarla ifade edilmiştir. Muhammed Süleyman. b. 83. Mesela Bursevî’ye (v.com/060507SeektruthandReality. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde önemli yer teşkil eder. 49. s. Mektebetu’l-Kudus. Her çağda yaşayan evliyaya tevarüs eden bu sırların hakikât-i Ahmediyye’den yansıdığını söyleyen Şeyh Hişam. İz Yay. söz konusu tevarüsün. evliyalar arasında kalbî iletişim vesilesiyle olduğunu ifade etmiştir. Muhammed. Muhammed el-Cerrâhî.com/02262007-AwliyaTelepathy.sufilive. Peygamber(sav)’e ait bu hakikati hiçbir evliyanın idrak edemeyeceğini ifade eden Şeyh Hişam.: Said b. 464 www.Bununla birlikte hakikatu’l-feyz. İsmâil b. Şeyh Hişam bunun en bariz örneği olarak Peygamberlerden ve filozoflardan bugüne kadar gelen bilgileri örnek vermiştir. misak (yevmu’l-ezel) bahsinde ontolojik yönden ele alınmıştır. kişiden kişiye değişen doğrular değil. her marifet ehlinin tasdik ettiği doğrulardır. Şeyh Nazım’ın hakikatu’t-tay ve teveccüh gibi kavramları. Cemu’l-fevâid. 91 . 2. Yersiz 1351. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den nakledilen ve yorumlanan bu bilgiler.”461 hadis-i şerifine dayanarak. cezbe ve irşad. Bu tür izahlar Nazım Efendi’nin vekillerinden olan Şeyh Hişam ve Şeyh Adnan tarafından yapılmaktadır. c. 1. İstanbul 2009. Keşfu’l-hafâ ve muzîlu’l-ilbâs. her evliyanın bu hakikati kendi derecesi nisbetinde tanıyabileceğini söylemektedir. berzah âlemindeki hakikatlerin bilinmesi ve bunların müşâhede âlemine indirilmesi ile ilgili hakikatler olarak incelenebilir. 1137/1725) göre 461 Aclunî.463 Her ne kadar evliyalar Hakikat-i Ahmediyye’den beslenseler de. s. Nazım Efendi “…Âlimler hiç şüphesiz Peygamberler’in varisleridir.464 Hakkâniyye vekilleri ve yayınları tarafından savunulan bu anlayış. 462 www. Görüntülü sohbet video arşivimize mevcuttur.

s. Peygamber(sav)’in fanî âleme vedasıyla. Nazım Efendi bu düşüncesini şu şekilde ifade etmiştir: “Peygamber’den evliyaya ‘Sizin isminiz zikrolunan meclise bir hizmette bulunacaksınız’ diye emir vardır. kendi özel makâmında. diğer velâyet nûru olmak üzere iki nûru vardır. s. 832/1428) göre. Buna göre kıyamete kadar olacak hadisattan haber vermiş olan Hz. ss. Tasavvuf Sohbetleri. Velâyet nûru ise. Bu yüzden evliya 465 466 Bursevî. Hz. haber verilen bu alametlere kendi dönemlerinde muhalif ameller işlemekten hâyâ ettikleri için. Tasavvuf Sohbetleri. Cilî.466 Evliyanın tasarruf ve manevî kudretlerini örneklerle izah ettiği bir sohbetinde467 Nazım Efendi. Kendisinin dışında kimse görmeye güç yetiremez. Abdülkerim. Zira Hz. Alâddin-i Atâr’ın sözünü de örnek vermiştir: “Eğer Şeyhim Şah-ı Nakşbendî Hazretleri teveccüh yaparsa yeryüzündeki bütün kulları velayet makamına oturtabilecek kudreti vardır” Bkz. nübüvvet nûrunun batınıdır. Peygamber(sav)’in birisi nübüvvet. velayet tasarruflarını kullanmazlar.: Asım İbrahim eŞazalî edDekavî. Hz. Ter. 467 Ellerindeki velayet nûrunu açtıkları zaman herkesin hakla bâtılı kolayca ayırt edebileceğini. Peygamber(sav)’in ruhaniyeti aşikâr olmuştur. 84-88. Peygamber(sav)’in emriyle tasarrufta bulunur. 92 . 67. Peygamber(sav)’i. 66. Bursevî’ye göre Hz.468 Nazım Efendi’ye göre evliya. diğer nurlar zıllî olduğundan. İstanbul 2011. Hz. Şerh-i Salavât. bu tasarrufların kullanılmadaki yetkilerini Peygamber Efendimizin(sav) Muhbir-i Sâdık sıfatıyla ilişik anlatmıştır. Nebî’nin nûru aslî. hakikat-i Muhammediyye’dir. Hz. Peygamber(sav)’in yolunda olan veli kullar. Muhammedî kemalâtı bulunduğu hal üzere değil. velinin nuru ise ışığını güneşten alan ayın nuru gibidir. ss. 67. Kıbrısî. O’nun nûrundan doğmuş ve yayılmıştır. Tah. Kemâlâtu’l-ilâhiyye fi’s-sıfati’l-Muhammediyye. benî İsrâil’in peygamberleri gibidir.465 Abdülkerim-i Çili’ye (v. gören kişinin kendi kabiliyeti miktarınca görür. Velîler bu nurdan feyz alırlar. nübüvvet nûrunun zahire ait kısmı şeriatta kalmıştır. İlkharf Yay. Yani varlık âlemindeki her şeyin başlangıcı ve kaynağı. 299. nazarlarıyla ümmet-i Muhammed üzerindeki zulümatı kaldırmakla görevli velilerden bahsettiği bir sohbetinde evliyanın tasarrufları yönünde örneklerin verildiğini görüyoruz. 468 Kıbrısî. Hz. Peygamber(sav)’in velâyet nûrunu müşâhede eden velî kullar. Bu hikmete binaen ümmetin âlimleri.ilahî zuhurun ilk başlangıcı olan mutlak gaybdan sonra. velinin kendi haliyle ilgili iddiaya kalkışması yasak bilinmiş ve yerilmiştir. Peygamber(sav)’in nûru güneş gibi.: Cevher Caduk.. Batınına ait sırrı ise.

Peygamber(sav)’in başlattığı. Beyrut 1999. s.Nübüvvet yolundaki barış. Abdullah-ı Dehlevî. Evliyalar bulundukları çağdaki ümmetin affı için edenlerdir. onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. 93 . ümmetin uleması ile ifâ edilmektedir. 471 “Andolsun. asr-ı saadet toplumunu yeniden teşekkül etmek. onları arıtıp tertemiz yapan. Kâfirler isterse hoşlanmasınlar!” Tevbe: 9/32 . ss. harb. Muhammed Beşîr. 3. emrettiği. 156160. Oysa onlar. velayet ve velî kavramlarının mahiyetini anlamada mühimdir. nûrunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. Zahirde meliklerin eliyle yürütülen hilafet.bu meclislerde ya ruhaniyetleri ile hazır olurlar ya da. daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. Abdullah-ı Dehlevî (v.”469 Evliyânın hizmeti mevzusu. Daru İbn Hazım. Allah.472 Evliyânın söz konusu vazifesi hakkında benzer açıklama Nazım Efendi hakkında dua yazılmış bir eserde paylaşılmıştır. Peygamber(sav)’e layık olmak. Peygamber(sav)’in yardımcılarıdır.Hz. Hz.” Âl -i İmrân: 3/164. ihlas ve ihsanlarını ıslah etme vazifesini bu dünyada ifâ eden son Peygamber(sav)’den sonra hilafet başlamıştır. Esere göre olduğu evliya. evliyanın hizmetini üç ana maddede özetlemiştir: 1. Bu manada velayet. kimi 200 milyon Mü’minin 469 470 Kıbrısî. 470 nihayete erdirmektir.Ümmet olarak bu amaçlar doğrultusunda. şeriat ve siyaset usulüyle. Peygamber(sav)’in nübüvvetinin ve insanlığa hizmetinin halefidir. 2. âlem-i berzahtan nazar ederler. Hz. İnsanlığın akaidini. mü’minlere kendi içlerinden. batında. 471 evliyanın insanlara bir hizmeti olarak da ifade edilmiştir. Hz. sünnetlerini yaşatmak ve övgüye layık bir rahmet toplumu olmak. 85. Peygamber ile insanlığa inen nûru tamamlamak. Teheccüd namazlarında sorumlu mü’minleri Peygamber(sav)’e arz eden evliyaların kimi bir Mü’min. Dehlevî şahu’l-velîyullah. Hz. müjdelediği ve vadettiği işleri tamamlamak. Tasavvuf Sohbetleri. amellerini. 472 Simakulunî. onlara âyetlerini okuyan. Hz. 1240/1824)’ye göre velayet ve evliyâ’nın hizmeti. Allah ise. “Onlar Allah’ın nûrunu ağızlarıyla üfleyip söndürmek isterler. kelimetu’llahı alî etmek ve Allah(cc)’ın vadini yerine getirmek olan nübüvvet gayesini. Allah(cc)’ın kullarına lütfu olan nurun tamamlanması.

191. Burkay. bir lokomotif ile ona bağlı 124 bin vagon şeklinde temsil edilmiştir. a.” Bkz.475 Kıbrısî’ye göre bu muhabbet.”474 Şeyh Nazım Efendiye göre. Bera zehirin tesiriyle ölür (4974). c. aynı zamanda. Bu velî kullar. Allah’ın Nuru.e. s. Tasavvuf Sohbetleri. Kimileri ise arka vagonlar gibi lokomotife uzaktır yani. Bu halden daha kemal makâmlarda ise kuvvet. s. 477 Hz. Hz. kalbte toplanmıştır. Peygamber(sav)’i gölgeler şeklinde görür. Ebu Hureyre(ra) anlatıyor. Ali Efendimiz (ra) hepsini yese bir şey olmazdı. “Yahudilerden bir kadın. ancak vahyen zehirli olduğu bildirilir. 94 . bu kuvvetin hiç bulunmadığı beşerin vücudu ve azaları ile aynı olduğunu Şeyh Nazım şöyle ifade etmektedir: “Peygamber (aleyhi salatu ve’s-selam) bir lokma yese ona dokunurdu. Her mürşîde. 14. Bu hikmeti Peygamberimize(sav) ikram edilen zehirli kuzu hadisesi477 üzerinde Hz. Canan. Ali(ra) ile mukayeseli izah etmiştir. Bu suretle ahdu misakı alındı.476 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre evliyada da enbiyada olduğu gibi bir kuvvet-i tevhîd bulunmaktadır. 24. kaç kişiyi davet ve irşâda memur olunduğu bildirdi. s. Bu kuvvet nebîlerin kalblerinde toplanmışken. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. lokomotife yakın vagonlar gibi Peygamber(sav)’e çok yakındır. 476 Kıbrısî.g. Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi. Bu muhabbet ile kalb kandili tutuşur ve etrafını aydınlatır. Bırak o zehirli koyunu.15. Sufi Meditation. bu esnada lokmasını yutmuş olan Bişr b. velîlerin vücutlarında dağınık olarak bulunmaktadır.affı için dua eder. Mü’minin kalbindeki nurun parlamasına. Bu temsile göre kimi velî. Peygamber(sav) ile evliya arasındaki ilişki. bütün dünyadaki 473 474 Mirahmadi. yutmada n tükürür. 15. tüm azalarında bulunmaktadır. Ankara 1995. Peygamber(sav)’le doğrudan irtibat halindedirler.16.. Durumu sofradaki ashaba duyurur ama. Rasullulah(sav) zehir katılmış bir koyun hediye etti… Rasulullah(sav) zehirli lokmayı alır. Ayrıca Bkz. s. sonraki asırlarda ümmet-i Muhammed’i irşâd ve hidayet etmek için Rasullullah(sav)’ın havass-ı ümmetinden mürşid-i kiramı tayin ve tahsis buyurdu. Bu izaha göre velayet makâmında bulunan kulların tevhîd kuvvetleri. Menâkıb-ı Şerefiyye. Peygamber(sav) ile evliya arasındaki bu bağı rabıta ile başlayan muhabbet oluşturmaktadır. İbrahim. vesiledir. Akçağ Yayınları. 475 Mirahmadi. Hz. s. Bu makâmda bulunan nebinin vücudu ve azaları.473 Bu anlayışı Şeyh Şerafeddin şöyle ifade etmiştir: “İla yevmi’lkıyam.

Ali’nin derecesi daha mı fazla? Hayır! Şimdi sizin sorunuza münasip hikaye ile cevaptır bu. Herevî. 142-143. 308-309. 86. ilmen sonra cehden. Hucvî’nin fenâ-bekâ anlayışıyla bütünleşen bir mahiyettedir.479 Hucvirî (v. bütün varlığı ile insanları Hak teâlaya 478 479 Kıbrısî. kalanın ismidir. 481/1089) fena kavramını. bütün bütün mahlûklara değildir. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). yükselme makâmlarının hepsini bitirip de indiği için. nefs. Batını Hak ile. 465/1072)’nin fenâ ve bekâ tanımlaması. ondaki beka göstergesidir. Ter. 480 Hucvirî. Peygamber-i Zişan o kuvvet-i tevhîdi azadan kalbe toplamış bulunuyordu. İstanbul 2008. Nübüvvet sahibi ise. s. Bu manada Hucvirî’ye göre fenâ halinin manası.480 İmâm-ı Rabbânî (v. Kıbrısî’nin genel tasavvuf anlayışına daha yakın görünmektedir. Hâce Abdullah el-Ensârî. tüm hal ve sıfatlarıyla elest bezminde yaşadığı hal ve sıfatlara bürünmesidir. vücut yine eski halinde olur. 95 . 1034/1625)’velayet ve nübüvvet seyri arasındaki farkı şöyle ifade etmiştir: “Her iki çıkışta da insan.. Çünkü velayet sahibi (velî). Menâzilü’s-sâirîn. Hz. Eh şimdi Hz. Ali hepsini yese. ss. Şeyh Nazım tarafından altı çizilen misak anlayışı. İnişte de mahlûklara doğrudur.”478 Kıbrısî’nin fena ve bekâ anlayışları ıstılahtaki tanımlamalardan farklı değildir. şehvetlerin fenâ olmasından ve onların hükmünün ortadan kalkmasından sonra. çıkış makâmlarını bitirmeden inişe başlamıştır. Yakar. Lakin kemal makâmına doğru o kuvvet.ne kadar zehirler varsa. Evliyalıktaki inişde. Bu konuda önemli bir çalışma olan “Menâzilü’s-Sâirîn” eserinin müellifi Abdullah-ı Ensarî (v. kalbin içine doğru indiği vakitte. Ona o zehrin hükmü yok. bütün bütün mahlûklara karşıdır. Hakka doğrudur. Hz. mürşid konularında. Böyle olmakla birlikte peygamberlikteki inişte insan. Ali Efendimiz daha bütün azasında olduğu için ona tesir olmazdı. Zira Allah’ın nûru. Kulun ubudiyetinin hakikatine tekrar vasıl olması. ulûhiyette fani olduğu andır. yakar bitirirdi. Ensarî’ye göre beka. Hakkın dışındaki şeylerin. zahiri halk ile olur.: Abdurrezak Tek. Onun her azasında hal kuvveti var. gaflet. Bütün varlığı ile halka bakamamaktadır. Onun kılına bir şey olmazdı. ss. Tasavvuf Sohbetleri. Bu durum kulun ubudiyetini bile unuttuğu. Emin Yay. kulun içinde bulunduğu fenâ anında. Peygamber-i Zişan ona tahammül edemezdi. velayet. sonra da hakkan fenâ bulması olarak tanımlamıştır. Bunun için gözü hep yukardadır.

”481 İmâm-ı Rabbânî’ye göre bu durum aynı zamanda Hz. ruhanî yönünden daha kuvvetli olmasıyla da ilgilidir. 483 İmam-ı Rabbanî. Mektubât. Hakk’ta fena olması farkı söz konusudur. nübüvvet nuruyla verilen haberlerin muhalifinde tasarrufta bulunamaz. 484 Kıbrısî. Bu yüzden evliyâ. Yaratılış ve Varlık İle İlgili Kavramlar/e.e. Kehf: 18/111.g. sufîlerin bu çerçevedeki fenâ.486 Yani. 86. Kalbinde kavuşma arzusuyla alevlenmiş bir aşk ile sidre-i müntehadan girdiğinde. s. âlem-i halkta yapılan davetin kuvveti içindir. Binaenaleyh Hz. sidre-i münteha. fenâ ve bekâ gibi ıstılahî kavramlar açıklayıcı olmaktadır. 88. 486 Bkz. “Onlara söyle Ben de sizin gibi bir insanım. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den aktardığı bu bilgiden hareketle Nazım Efendi. Evliya kemal makâmlarında ilerlediği nispette üzerindeki harikulade halleri gizler ve o nispette avam gibi görüntü ve yaşantı arz eder. nübüvvet nûrunun ve kudretinin varisidir. s. Kıbrısî’ye göre Fahr-i Kâinat Efendimiz(sav). 485 Aynı eser. Ancak bana vahyolunur…”482 ayetinde bildirilen bu yön. Hz.çağırmaya bakmaktadır. fena makâmında halktan uzaklaşıp.483 Dolayısıyla. Tasavvuf Sohbetleri. Binaenaleyh Şeyh Nazım-ı Hakkâni’ye göre velayet. aşk. Mek.no: 209. Peygamber(sav)’in miraçtan inişi.. kabirlerinde çürümeyecektir. tevhîd kuvvetini kalbinde toplayan velîler. avam sınıfından başlar. 96 . evliya makâmâtı hakkında şöyle bir anlayışa ulaşır. yürür. Mek. Peygamber(sav). bekâ ve Hz. Bu zatlar zahirde avam.no: 260. kemale geldiğinde başlangıca dönmüş olur. şüphesizdir. a. Nazım Efendi’nin ifadesiyle “velî. Peygamber(sav) anlayışlarına dayandığı.”484 Kıbrısî’ye göre velayet makâmlarının en yüceleri olan bu makâmdaki evliya yani. batında Allah(ac)’ın yeryüzündeki hilafetini giyen zâtlardır.Mirac Konusu. beka makâmında bedenen halka karışıp halk olan kul. Bununla birlikte velayet makâmı olan fenâ ve 481 482 İmam-ı Rabbanî. yol alır. tasavvuftaki beka anlayışıyla ilgilidir. miracda sidre-i müntehadan içeri girerken kalbinde yokluk kaygısı yoktur.485 Bu konuyu Şeyh Nazım’ın mirac anlayışıyla ilgili düşündüğümüzde. Peygamber(sav)’in insanî yönünün. geri dönmek istememiştir. Şeyh Nazım’ın verdiği zehirli kuzu misali.

velî bekâ makâmına indiği dairesel seyrini yapar.488 Dolayısıyla peygamber olmadığı halde Meryem’e manâ âleminden rızıkların gelmesi. Zekeryâ. s. Nihavend’e duyurduğu hadisesi keramete sahabe örneği olarak verilir. Zekeryâ. Peygamber(sav). “Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu. dilediğine hesapsız rızık verir. ihsanda bulunmak.2. Hz. sidre-i müntehaya çıkarken. Doğduğunda yetim olan Meryem'in bakımını. ss. itibar. bu sana nereden?” derdi. mihraba her girdiğinde yanında bir rızık bulurdu. cömertlik. Keramet: Keramet lugatta. 26. 429. miraçtan inerken. b. annesinin vadinin yerine gelmesi için Zekeryâ(as) onu Kudüs mabedindeki mihraba yerleştirdi. Yani nübüvvet nuru ile Hz. Zekeryâ(as) üstlenmişti. ordu kumandanına "Ey Sâriye dağa bak. şeref. İsfehanî. "Sizden önceki milletlerde mukaddesi kendisine ilham olunan 487 488 Firuzebadî. (O da) “Bu Allah katından” derdi.bekâ. 156-161.490 Hz. 380. Ömer’in Medine’de hutbe okurken İran. eniştesi Hz. 490 Kuşeyrî. 97 . Meryem de bunların Allah(cc) katından geldiğini söylemiştir. Kur’ân Ansiklopedisi. lütuf gibi anlamlara gelmektedir. 489 Ateş. Peygamber(sav). dağa!" diye nida ettiği ve bu sesin. onun yanına. Nihavend’de çarpışan İslâm ordusunun arkadan çevrildiğini görüp. lütufta bulunmak. s. Kur’ân-ı Kerîm’e istinad edilen dayanaklarıdır. Meryem’in odasına girdiğinde gayb âleminden gelen rızıkları görünce bunların nereden geldiğini sormuş. velî fenâ makâmına varır. Meryem biraz büyüyünce.487 Kur’ân’da keramete delil olarak Meryem kıssası gösterilir.” Âl-i İmrân: 3/37. er-Risâle. s.489 Bununla birlikte Kehf Sûresi nde haber verilen Ashab-ı Kehfin hadisesi ve Musa(as) ile Hızır(as) arasında yaşananlar bu kavramın kazandığı anlamda. mevsiminde bulunmayan meyvelerle müşerref olmuştur. Kamûsu’l-muhît. izzet. “Zira Allah. sâlih kişilerin böyle tanrısal lütuflara erebileceklerini gösteren delil olarak kabul edilmiştir. bir bakıma nübüvvet dairesinin küçük bir numunesidir. onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeryâ’da onun bakımım üstlendi. el-Müfredât. Meryem burada eğitim ve ibadet ile meşgul iken. c. “Ey Meryem. Hz. 1154.

er-Risale. tayy-ı zaman ve manevî dilleri konuşmak gibi olağan dışı fiillerin arız olması anlamında kullanılmıştır. 492 Câmî. keramet kavramını genel terminolojideki manasıyla kullanmıştır. kerametlerden bahseder. 25. Ali b. Buna göre keramet. s.498 Istılahtaki sayısız menkıbe. Beyrut 1991. 269. tayy-ı mekan. Bunlara göre keramet sahibi veli.kimseler vardı. Fezailu’s-Sahabe. 497 Hucvirî.379. 495 Cebecioğlu.495 Kerametin gayri-iradî olduğu genel kabul görse de. Dâru’l-hadîs. ıstılahta. 248. Tasavvuf Sohbetleri. s. kalbten geçeni okur. 98 . 23. Enbiya. fiziksel imkanlar dâhilinde olmayan bereketli sofralar kurar. mesafeyi kısaltarak bir yere vasıl olma manasına gelen. s. Allah dostlarından sâdır olan harikulâde haller olarak anlam bulmuştur. et-Ta’rifat. Sa’düddin. Kıbrısî. İstanbul 2010. Müslim. Dergah Yay.494 Bir işte hareket etmek. bazen iradî. 140. tayy-ı mekan yapar. c. 629. Asıl fiil sahibi. 498 Şeyh Abdullah Dağıstanî bahsinde detayıyla belirtilmiş olan hadisede keramet. 184."491 hadis-i şerifi ise kerametin delili addedilir. Peygamber(sav)’in vefatından sonra. ateşi alan maşa gibi dolaylıdır. ss. kendisinden farklı mekanda bulunanların yardımına koşar. Yani velî.. Şerhu’l-Akâid (İslam Akâidi).Yavuz Yusuf Şevki. 493 Taftazanî.492 Velilerin kerametlerinin hak olduğu kelam uleması tarafından kabul edilmiştir. Ter. s. O’nun devam eden hissi mucizeleridir. nefsini dize getirdiği için diğer mahlukâtın zikrine ve lisanına vakıf olur.: Süleyman Uludağ. Haccâc.: Süleyman Uludağ. Sahihu Muslim.: Muhammed Fuâd Abdüldaki. TDV İA. Keramet. bazen irade dışı gerçekleşir. Sufîlere göre bu tasarruf esnasında kul. 280-285. 494 Curcanî. bitkiler 491 Buhârî. Allah’ın velî kullarına bahşettiği bir lütuf ve keramet olarak tanımlanır. Haz. Osman. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). 496 Kuşeyrî. Hz.493 Tasavvuf ıstılâhında keramet. gözden kaybolur. s.. Nefehâtu'l-uns(Evliyâ Menkıbeleri). hayvanlar. Tah. Fezâil. s. 54. İstanbul 2010.496 Bu kerametler. 6. yaşa nan bir tay-i mekan tecrübesi olarak ifade edilmiştir. o maşayı tutan adamdır. Ebu Hüseyn b. ss.497 Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’yi anlattığı bir sohbetinde Nazım Efendi. bir işin içine girip idare etmek anlamları olan tasarruf. Ayrıca Bkz. TTDS. 118-119. Benim ümmetimde de varsa Ömer’dir. sobadan ateş alan maşa gibi bir fonksiyonu haizdir.

ss. ‘Allah’ım şu işi şöyle yapacaktır’ diye yemin etseler. s. İnkiyap Kitapevi. olgular dünyasına indirme gücüne sahiptirler. onları hidayete sevk edecek hizmetleri görmek olarak tanımlanmıştır. ss. İstanbul 1989.”501 Hz. Onlar böyle ümmet-i Muhammed(sav)’e bakar. Dâru’l-Ma’rife. onların vazifelerini şöyle ifade etmiştir: “Onlar. Tirmizî. keramete örnek olarak vermiştir.499 Şeyh Nazım’a göre velî. 499 Attâr. er-Risale.. Menâkibu’l-imâm el-a’zâm ebu Adbullah Süfyan b. Menâkıb. Boğaziçi Ünv. a. Onlar. Hilmi.: M. İsmaîl. Gümüşhanevî. Beyrut 1994. temize çıkar. Ahmed. hidayete vesile olma kudreti manasında da tanımlanmıştır. Başka bir ifadeyle keramet.500 Ümmet-i Muhammed’i hidayete sevk edecek hizmeti sürekli olarak gören velî zatların vazifelerini Nazım Efendi. Mevlevî. Schimmel. Ahmed Ziyauddin. ümmet-i Muhmmed’i dünyada ve ahirette gözetmek. Menâkıb-ı Hacı Bektaş-ı Velî. Annemarie. İstanbul 2004.. Bahar Yay. İstanbul 1980.Z.: İbrahim Utve Avvad. elbiseleri eski ve kendilerine önem verilmez nice insan vardır ki. 54. İstanbul 1958. Dâru’s-sahâbe li’t-Turâs. Feridüddîn-i. Câmiu kerâmati’l-evliyâ.. Zihebî. Kıbrısî kerameti. özel bir anlama da sahiptir. Bayramî Tarikatlerine Bağlı Dört Evliya Menkibeleri Üzerine Bir İnceleme. Bektaşî. Bedir Yay. 214-228. 65-66. Sabuncu. 500 Kıbrısî.. Bu evliyânın bakışlarının farz olduğunu söyleyen Şeyh Nazım. ss.”502 hadis-i şerifi naz ehli Allah dostlarının tasarruflarına ve indi ilahîdeki makbul dualarına işaret etmektedir. Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı. Şeyh Nazım’ın keramet anlayışında bu hadis-i şerifin etkili olduğu kadar. Peygamber Efendimizin(sav) “Üstleri başları toza toprak. 40.g. Gölpınarlı. Tasavvuf Sohbetleri. s.37. İstanbul 1988. Said es-Sevrî. Tezkiretü’l-evliyâ.. İslamın Mistik Boyutları. Başka bir ifadeyle keramet sahibi veli kullar. Mesela. 1993. Haz. Üzerinde ne kadar zulmet olursa olsun onun nazarının altına giren kimseler temize çıkar. Onların nazarı değen kimse. Birr. Keramet ıstılahtaki manasıyla kullanılmış olsa da. gözleri ile ibâdullahı ve ümmet-i Muhammedi temizleyecek nûr sahipleridir. 66. Osmanlı Yay. c. Nebehânî Yusûf b. 501 Kıbrısî. Hadikatü’l-Evliyâ.K. Adbülbaki. 382-424. bir velinin kerametini Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den naklederek ifade etmiştir. Fahr-i Kâinat efdalu’s-salatu ve’s-selam Efendimizin varisleridirler. 1-2. keramet sahibidir. Tah. Basılmamış Doktora Tezi. Ehl-i Sünnet İ’tikadı. 1979. Zeyneb.ve taşlar ona itaat eder. Ahmed Hocazade. Kabalacı Yay. Allah onları yeminlerinde yalan çıkarmaz. alem -i misal’deki olayları..e. 99 . Ebu Abdullah Muhammed b. 502 Müslüm. Kuşeyrî.

maddi keramettir.510 Keramet. Allah’ın nûru ile bakan kullardandır. maddî keramet kadar. gören gözü. 13. bu olay. “Mü’minin firasetinden sakının zira o. Tasavvuf Sohbetleri.Allah’ın Nuru. Bu nûrla bakan kullar aynı zamanda. Keramet sahibi kulda ledünnî ilimlerin zuhur etmesi ve onun dualarının makbul olması ise.Misak Bahsi (Yevmu’l-ezl). Kulum bana devamlı olarak nafile ibadetlerle de yaklaşır. bu kerametin işaretlerini gözlemledikleri manevi bir durumdur. 503 504 Buhârî. varoluş adetlerinin dışında fiiller sergilemeleri.”503 Hadisinin de etkili olduğu şüphesizdir. ilahî esmanın tecelli ettiği hane olur. Allah’ın nûruyla bakar”505 hadis-i şerifine atfen bu konuyu Allah’ın nûru ile farklı bir açıdan izah etmiştir. s. 14.“Hiçbir amel. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. s. Keramet Md. İbn Mâce. 16. c.Allah’ın Nûru. Fiten. 269.506 Nazım Efendi bu nûrla bakan kulu bazı yerlerde mü’min. s. yürüyen ayağı olurum.508 bazen de irşâd sahibi mürşîd509 olarak tanımlamıştır. c. 509 Aynı eser. sobadaki koru taşıyan maşa misali “Attığın zaman sen atmadın. 511 Yavuz. 14. elest bezmindeki hitabı her an işitenlerdir. Ancak Allah attı”504 ayetindeki sırlara mazhar olurken. 510 Tafsilat için bkz. 507 Kıbrısî. bu tasnif üzerinden değerlendirildiğinde. c. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre bu kerametin ehli zat. aynı zamanda. 508 Aynı eser.507 bazı yerlerde levh-i mahfuzu okuyabilen âbid. s. Bu gayretinin neticesi olarak ben onu severim. Bu tasnife göre çevredeki mevcudatın. 40. manevî keramet nev’inden misallerdir. 4. 38. Enfâl: 8/17. Rikak. kullarımı bana. somut olduğu da söylenebilir. Bununla birlikte bu tecrübeyi yaşayan kişi açısından. Çünkü bu keramete şahit olanların. Kıbrısî. manevî keramet nev’indendir. nazarlarıyla insanları hidayete sevk etmesi. farz kıldığım amellerin yaklaştırdığı derecede sevimli bir şekilde yaklaştırmamıştır. 25. Bu halin yaşandığı anda kul. maddî ve manevî olmak üzere iki çeşit bir tasnif dâhilinde de ele alınmıştır. 506 Bkz. Onu sevdiğim zaman da işiten kulağı. 100 . tutan eli. 505 Canan. 672.511 Şeyh Nazım’ın misalindeki keramet sahibi zatın. s. TDV İA. kendi algı dünyalarında tecrübe ettikleri maddi bir tecrübe değil. Kütüb-i Sitte.

g. 140. Bu durumda insanın işi ve hali. s. bir sınamadır. Şeyh Nazım bu konuda geçmişteki ve günümüzdeki Allah dostlarının tasarruflarını misal getirmiştir. Şeyh Nazım’ın sır anlayışıyla bir bütünlük oluşturur mahiyettedir. 517 İbn Arabî. Bu güç verilene bir şeref değil. “Ve yeryüzünde ve gökyüzünde bulunanların tümü size musahhar kılındı”512 ayetinde bildirildiği gibi yerde ve gökteki her şeyin musahhar kılındığını ifade etmiştir. âlem-i berzahta dahi devam eder. büyük ve aslî cem’iyet (insanın esmaî hakikatleri) ve hükmü tashih edilen cem’iyetine (insanın kevnî hakikati) göre değişir. Konevî bu anlayışı şöyle ifade etmiştir: “İnsan.. İstanbul 2002..g. Kıbrısî.Şeyh Nazım. Ter. s. s. Bu anlayışa göre Allah(cc). 69.514 Günümüzdeki evliyanın keramet ve tasarrufuna örnek olarak Nazım Efendi. vazifesinden bahsetmiştir. Söz konusu tasarrufa esas teşkil eden 512 513 Casiye: 88/13.517 Bu kerametler. 515 Kıbrısî. İstanbul’da yaşayan Allah dostu bir zâttan ve o zatın sırrı olarak da ifade edilen.. Bu ilişki “ümmetin avamına bu fazilet verilirse.515 Sadreddin Konevî (v. Nazım Efendi bugünü. keramete ve sırra delalet eder.e. 68. s.e. insana bu âlemde hükmetme gücü vermiştir. “hakikatü’l-hakaik” diye isimlendirilir ve insan-ı kâmillerin halleri. 120. 122. (Aladdin-i Attar’ın ifadesine göre) bir teveccühüyle insanları velayet makamına çıkarabilecek tasarruf kudreti verilmiştir. “Benim ümmetimden fesat zamanında bir sünnetimi dirilten kimseye yüz şehid sevabı vardır” hadis -i şerifiyle tanımlamakta ve bugünkü evliyânın tasarrufuyla ilişkilendirmektedir.: Ekrem Demirli. 126. Bu açıdan keramet. insan-ı kâmilin gerçekleştirdiği sır anlayışı ile ilgili izah etmiştir. Miftâhu Gaybi’l-cem ve’l-vücûd (Tasavvuf Metafiziği). 101 . Bu büyük aslî cem’iyet. 638/1240)’ye göre bu tasarruf insanın. velayet sırrına vakıf olan evliyaya.513 Nazım Efendi’ye göre bu ikram. Tasavvuf Sohbetleri. bunun sırları ve tafsili hükümlerinin suretlerinden ibarettir. s. her evliyanın Rabbinden aldığı tasarruf kuvveti nispetindedir ki bazıları. 516 Konevî. halifelik yönüyle ilgilidir. her evliyada farklı zuhur eden tasarrufa. 673/1274)’ye göre söz konusu keramet. sonuçta ve başlangıçta tam olarak mazharı olduğu esmaî ve kevnî hakikatlerin neticesini değiştirebilir. Mehdi(as)’ye ait emanetlerin gözetilmesinden sorumludur. evliyalarına ne verilmiştir” şeklindeki bir fikir yürütmedir. Peygamber(sav)’den doğrudan emir alan tek velî olduğunu ifade ettiği bu zât.”516 İbn Arabî (v. 514 Bu örneğe göre Şah-ı Nakşibendî’ye. Bugünün evliyalarına ise bugünün zorlu fesat zamanlarından dolayı daha âlâ bir tasarruf kudreti verilmiştir. Marifet ve Hikmet. a. Kıbrısî. İz Yay. Sadreddin. a.

ss. ss. s. nûrun ayetten ya da nûr sahiplerinin (evliyânın) nazarından çıkıp. 21-22. ss..523 Osmanlı dönemi mutasavvıflarından Âbidin Paşa (v. kalbin titremesi.518 Nazım Efendi. Allah(cc)’a duyulan sevgi ve ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Ebediyete Davet. Bu halini muhafaza eden evliyaya Allah(cc).522 Kıbrısî’nin bu düşüncesinden hareketle. bir ürperme halinin meydana geldiğini ifade etmiştir. 121-122. c. ümmet-i Muhammed(sav)’in misak günündeki ahidlerini yerine getirmelerine yol açmaktır. onların duasıyla yoldan geri döner. 523 el-Hakkânî. Basılmamış Doktora Tezi. İsa. 129 -130.g. Mefâtihu’l-gayb. ile ilgili görülmektedir.524 518 519 Kıbrısî. Kur’ân-ı Kerîm’in lafzı ile beraber okunmuş ve Kur’ân lafzından o nûru alanlar olduğu için ümmet içinde bu güne kadar yayılarak gelmiştir. Atatürk Ünv. Allah’ın nûru Peygamber Efendimiz(sav)’e Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte indirilmiş. haşyet ise. Bu inayet ile atıldığı zaman dönmeyen kaza ve bela okları. inayet ihsan etmiştir. onların imanlarını artırır ve yalnız Rab'lerine güvenip dayanırlar. s. Tasavvuf Sohbetleri. Berzah âlemindeki bir evliyanın adının zikredildiği meclislerde onun ruhaniyeti hazır olarak bulunabilir.. 521 Razî. Erzurum 2001.519 “Gerçek Mü’minler ancak o Mü’minlerdir ki yanlarında Allah zikredilince kalpleri ürperir. ibadetle artar ve taatla korunur. a. 520 Enfal: 8/2.e. kendilerine O'nun âyetleri okununca bu. 1324/1906) da keramet ile ibadet arasındaki benzer ilgiyi kurmuştur. 15. Nazım Efendiye göre tasarruf Rabbi’nin izniyle olur ve bu Allah(cc)’ın dostlarına bir lütfudur. 522 Kıbrısî. Allah(cc)’a duyulan haşyetten. gelir.521 Nazım Efendi’ye göre bu ürperti Allah’ın nûru. Âbidin Paşa’nın Mesnevî Şerhi ve Tasavvufî Düşünceleri. 15. evliyanın ruhâni olarak hazır bulunduğu veya nazar ettiği meclislerde bulunan kişilerde.husus. 102 . Abidin paşaya göre velayetin ilk işareti. 37. Mü’minin kalbine tesir etmesi şeklinde anlaşılmaktadır. zemmedilen ahlaklardan sıyrılmış olmak ve çok fazla ibadet yapmaktır.”520 Razî’ye göre bu ayetteki ürperme. Aynı yer. 524 Çelik. Kerameti manevî bir güç ve tasarruf olarak tanımlayan Kıbrısî’ye göre bu güç.

yevmu’l-misakta gösterilen vazifenin eksiksiz ifa edilmesidir. Tasavvuf Sohbetleri. Şeyh Şerafeddin’e göre irşâd. Peygamber(sav)’in nübüvvetten önce ve sonra. 528 Burkay.8. hidayete ve kemâlata sevk etmektir. Menakıb-ı Şerefiyye. Yedinci keramet. mürîdleri içerisinde amel ve itikat cihetinden en zayıf olanını bile hidayete sevk edebilmektir. kalbinde bir lahza dahi masivallahtan havatırın girmemesidir. ailesini tanır gibi bilerek. Bu muvaffakiyet. ss. bu vazifeler arasında gösterilmişse yapılır.Nazım Efendi’ye göre bu asırdaki büyük evliya ya. Böylelikle son zamanın büyük velileri. s. 103 . tövbe etmedikçe ilahî huzura durmayı kendilerine haram kılarlar. bu kerametin gereğidir.com/02182007-earh-awliyah. Bu tezde bkz. Altıncı keramet. Bu keramete sahip zatlar kendilerinde masivallah görürlerse. Dördüncü keramet. Sekizinci keramet. bugüne kadar tüm gelmiş geçmiş ümmet-i Muhammed(sav)’in tamamını. Bu izaha göre önceki evliyanın sır ve marifetleri. Üçüncü keramet kendisine yevmu’l-misakta emanet edilen mürîdanı. 44-49. onlara dua ve münacatta bulunabilmektir. Beşinci keramet. Şeyh Nazım. Giriş/Halidiyye-i Hakkaniyye Tekkeleri/a. kendi ve ümmeti için yaptığı tüm dua ve münacâtlarını. Hz. kendisine hakaret ve iftira ile övgünün müsavi olmasıdır. kendisinden sonrakilere tevarüs ederek kümülatif olarak artar. İkinci keramet.sufilive. 119. Bu mürîdan içerisinde dünyada görüşülmeden vefat edenleri dahi bu fazilet ve kemâlâttan mahrum etmemek. tüm bu kalbî birikimi miras alır ve dokuz büyük keramete de sahip olurlar.Şeyh Abdullah Dağıstanî. 527 www. bir Kur’an hafızının bildiği gibi bilmektir.526 Bu çağdaki velilere verilen dokuz büyük kerametin neden geçmişteki evliyaya verilmediğini. tevarüs üzerinden izah eder. tevhîd-i ilahî’ye ve tasdik-i nebevî’ye muvaffak olmaktır. o zamandan beri olmalıdır.527 Evliyaya ve mürşid-i kirama bahşedilen dokuz büyük keramet hakkında Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’nin tafsilatlı izahı mevcuttur. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. Bu izaha göre birinci keramet.525 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî bu dokuz büyük kerameti haizdir. geçmiş velilere verilmeyen dokuz büyük keramet verilmiştir. o hâtırdan dolayı gusül abdesti alıp.528 525 526 Kıbrısî. kelime-i tevhide “Muhammedu’r-Rasulullah” kelimesi ne zaman eklenmişse. kendine ait hak ve hukuktan dolayı ümmet-i Muhammed(sav)’den bir şahsın dahi intikam-ı ilahîyeye mazhar olmasına razı olmamaktır. Dokuzuncu keramet.

enbiyâ gibi doğru sözlü. veli kullar için tasarruf kavramıyla izah edilmiştir. Bu kerametle birlikte. keramet sahibinin zikir ve dua üzerine inşa ettiği takva ve merhamet hayatıyla ilgili olduğu kadar. ibadetle hizmetlerini artırırlar. yerde ve gökteki her şeyi. Keramet ehli zatlar. misafirlerinin tümünü bir nazar ile. et-Taarruf. irşad vazifesi başladığından. Bu menkıbeye göre Şâh-ı Nakşîbend.e. Bu kudret.g. Şeyh Şerafeddin’in belirttiği dokuz keramet üzerinden bakacak olursak. Mürşîd-i A’zâm(sav) ile kurbiyet ve ayniyet kerametine ve bunun neticesinde Hz. Gördükleri hakikatlere ve güzelliklere insanları davet ederler. Allah(cc) onları mucizeleriyle doğrular. insanları hidayete sevk etme hizmeti ve bu hizmetin devamlılığıdır. bir sonuç olmaktadır. 104 . Tehanevî’ye göre bu durumda evliyâ.529 Şeyh Şerafeddin tarafından Şâh-ı Nakşîbend hakkında ifade edilen bir menkıbe. Bu açıdan bakıldığında keramet. Peygamber(sav)’in merhametinden bir şube olma kerametine vasıl olur. taatla 529 530 Kelâbâzî. keramet sahibi. evliya tasarrufuna örnek olacak mahiyettedir.Şeyh Şerafeddin tarafından sayılan bu tüm bu kerametler. peygamberleri yalanladıklarında. bir amaç ya da sebeb değil. Allah(cc) tarafından doğrulanması ise kerametle olur. hizmetlerindeki devamlılığı sağlarlar. Kıbrısî’ye göre velî kulun en önemli kerameti. sâdıklardan olur. a.530 Özet olarak Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre keramet.. bu hayatın başkalarını irşâd etmesiyle de alakalıdır. 80. Allah dostlarından sâdır olan harikulâde hallerdir. Bu haller Allah’ın nûru ile bakan velî kullardan sadır olur. Davet edildikleri hakikatleri idrak acziyeti yaşayan insanlar. 79-87. ahdine sâdık olarak bir hayat yaşadığı zaman. Burkay. kalbini havatırdan daima koruma kerametine vasıl olur. Kıbrısî’ye göre. tarikat içerisinde hakikate vasıl olan zümrenin makâmına idhâl etmiştir. velî kullarına musahhar kılınmıştır. s. Peygamber gibi doğru sözlü olan Evliyâ’nın. Allah(cc). ss.

kutub üzerinden cereyan ederek vuku bulur. Tasavvuf Sohbetleri. Nazım Efendi. s. Tüm bu tanımlamalara ek olarak kutub. yani kutbu şu cümlelerle tanımlamıştır: “Kutup.b. Mıknatısın eksi artı uçları da kutub adını alır. s. Ta'rîfât. Keşşâf. Cebecioğlu. kendi ekseni çevresinde dönen kürenin sabit kalan iki noktasıdır. 105 . s. 386. Güney. 533 Kâşânî. Kutub olabilme özelliği. ss. Emir âleminden halk âlemine doğru meydana gelen tenezzül olayları. Istılahatu’s-sufiyye. Bu iki ucu birleştiren eksenin merkez noktasına da kutub denilir. halkı Hakk’a götürmekle görevlidir. Ancak kutub kendi ihtiyarı ile hareket edemez. 3. değirmende alt taşa yerleştirilen ve üst taşın dönmesini sağlayan demir anlamına gelmektedir. hâkimi gibidir. Curcânî. Cürcanî. dünya hayatında bu temennide bulunan Bâyazîd-i Bistâmî’yi bu fedailere örnek olarak vermiştir. s. 162. 186. Emaneti tahakkuk ettirebilen yani onu kuvveden fiile çıkarabilen kâmil velî. emaneti. varlıklar içinde sadece insana vermiş ve buna bağlı olarak cümle kâinatı da onun emrine boyun eğdirmiştir.532 Allah(cc)’ın yeryüzünde her zaman kendisine baktığı kutub. s. 126. Müessesetü’l-muhtar.3. kendindeki bu özellikle kâinatın mahkûmu değil. âbid vasıflarını ihtiva etmektedir. 31. bütün inâyet üzerine inzal olup içinden gerek ulvî 531 532 Firuzebadî. Kutub: Çoğulu aktâb olan kutub kelimesi. Kamûsu’l-muhît. s. Bir kavmin kutbu. TTS. Yani onlar. Mu’cemu’l-fazu’ssufiyye. 534 Kıbrısî. s.534 Nazım Efendi kutbaniyet makâmında bulunan velî kulu. Dünyâmızın alt ve üst tepe noktalarıdır. ss. 1326-1327. kendi asrında bulunan ümmet-i Muhammed(sav)’in yerine kendini fedâ eden kimse olarak da tanımlanmıştır. 35. 235. Uludağ. manevî derecesi büyük. velî. Allah(cc). buyruğunca hareket ettikleri lideridir. TTDS. Geometride kutub. kuzey kutupları. Kâhire 1987. herkeste bi’l-kuvve vardır. hesap gününde noksanları bulunan ümmetin azabına talip olarak kendilerini feda eden kimselerdir.531 Istılahta kutub. Sargavî Hasan. âlim.533 Nazım Efendi’ye göre kutub. Tehânevî. 223. Ama bunu gerçekleştirebilmek çok az kişiye nasib olmaktadır. c. Zira mutlak bağımsız yetki ve güç sadece Allah(cc)’ındır. 129. velî bir kuldur ve âlemin ruhu olarak değerlendirilir. Ta’rifât.

O da: “Senin duan beni neden sevindirmesin ki?” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah(sav).Velayet. evliyanın ve onlar içerisinde kutbun. Âişe’nin geçmiş.. onu sorardı. gizli ve açık bütün günahlarını mağfiret eyle!” diye dua etti. Peygamber(sav)’e varis olması ile direkt olarak ilgilidir. mahşer gününde bunca isyanları ile ümmet-i Muhammed’in hali nice olcak? Diyerek çocuk gibi hüngür hüngür ağlamış.g.1. 542 Enbiya: 21/107. Ümmeti için sürekli gözyaşı ile dua eden Hz.”540 Bu manada Hz. demirci: Ey Sultanım! Benim içimde olan.16. ancak rahmet olarak gönderdik. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Hazretin geldiğini gören demirci işini bırakıp Hazretin ellerini öpmek ister. Cebrail(as)’e “Git ona de ki: ‘Biz sana ihanet edecek değiliz. İbn-i Hibbân. “Biz Seni âlemlere. s. beni bir lahza rahat bırakmayan. Peygamber(as) bütün âlemlere 535 536 Kıbrısî. Rasûlullah(sav) “Dua etmem seni sevindirdi mi?” diye sordu. sendeki ateş nedir deyince. Peygamber(sav)’e vâris olanlar içerisinde evliyânın hizmetleri konusunda. Bestamî: Sen benim elimi öpme ben senin elini öpeyim der. Hz. o bir tek olur. hasta ise “geçmiş olsun” demeye giderdi. evindeyse ziyaret eder.539 Hz. 106 . Rasûlullah(sav) “Allah’ım. Âişe vâlidemiz o kadar mesrûr oldu ki. O asırda binlerce evliya olsa da. gerek süfli âlemlere. 47/7111 539 Heysemî. 538 Hz. Sahîh. Demirci: Ah Sultanım. a. c. gayelerine döndürecek.e. gerek semâvata. ümmetim” diye ağladığı gecelerin birinde Allah(cc). 541 Hz. ümmet-i Mahammed(sav)’in ahretteki halleri ve çileleri olduğunu beyan etmiştir. Ümmetin hakkında sana. sevincinden başı önüne düştü. bu halleri bulunduğu çağda en derinden yaşayan kişi olduğu anlaşılmaktadır. İdaretu’l-Minyeriyye. Bkz. gelecek.âlemlere. Peygamber(sav)’in “Ümmetim. s. Heysemî. “Vallâhi bu. 537 Kıbrısî. Beyrut.: Seyyid Muhammed Dişkeri el-Alusî. benim için Allah’a dua ediver!” demişti.537 Şeyh Nazım’ın kutub için tanımladığı bu çile.”542 ayetindeki sırda olan zâttır. Tas. 29. benim elimi öpmekle benim içindeki ateş sönmez ki der. Ruhu’l-me’anî fi tefsiri’l-Kur’âni’l-Azim ve’sseb’e’s-mesâni. Çünkü Hz. 540 Alusî Ebu Fadıl Şehabeddin Seyyid Mahmud. Vaktin kutbu odur. Şeyh Nazım’ın tafsilatlı görüşü için bu tezde bkz. c. 29 Kutupluk vazifesinin ümmî bir demircide olduğunu bilen Beyazıd -ı Bestamî Hazretleri onu ziyarete gider.”535 Nazım Efendi bir menkıbe536 üzerinden kutubların yaşadığı en acılı ve en çetin çilenin. Peygamber(sav). 2/295. Peygamber Efendimiz(sav)’i neşeli gördüğü bir gün: “Ey Allah’ın Rasûlü. 160-161. gerek yerlere dair ve içerisinde olan bütün mahlûkatı yaşatacak. Tasavvuf Sohbetleri. 9/243. Uzaktaysa onun için duâ eder. kalbimi daima mahzun eden. ss. Bestamî. onları vücutta tutacak inâyeti taksim eden zât demektir. Peygamber(sav)’e vâris olanlar içerisinde kutub.541 Şeyh Nazım’a göre kutub. Hz. (sen) razı oluncaya kadar vereceğiz’ buyurmuştur. Âişe(ra). alev alev tutuşan. 30. benim ümmetim için her namazda yaptığım duâmdır” buyurdu.538 ashabından birini üç gün göremezse.

emlak ve malları bulunur. Hızır ve İlyas(as) kutbu ziyaret eder. Hz. tasarruf sahibi oldukları ve dünyadaki diğer evliyaya vazife dağılımlarını emrettikleri ifade edilmiştir.543 Nazım Efendi’nin silsile şeyhlerinden olan Şeyh Şerafeddin. Burkay. 27. makâmında sabit durur. evladı. ona hürmet eder ve onun arkasında namaz kılarlar. o gibi nesneleri terk etmişlerdir. tebeddül eder. içerler. Yükseklik ve bina gibi bir alametleri yoktur. Bir yerde fazla durmazlar. Mezarlarını. Bunların içinde bulunan 543 544 Kıbrısî. yerin sathi ile aynı seviyededir. 107 . kutbaniyet makâmının Hz. 31. 90. Şeyh Şerafeddin’e göre bu kimseler.rahmet olarak geldiği gibi kutuplar ise Hz. s. Yerler. 124 bin evliyanın bin tanesi millet meclisindeki mebuslara benzetilmiştir. Şeyh Nazım’ın Almanya vekili tarafından yapıldığını düşündüğümüz bu sohbette. 898/1492). s. Peygamber(sav)’in sünneti olduğu rivayet edilen her hususta çok titiz davranan abdallar taifesinin mezarları. Peygamber(sav) tarafından verilecek bir görev olduğunu ifade etmiştir. Menakıb-ı Şerefiyye. Camî’ye göre. Onlar çokça hasta olurlar. tedavi görürler. Buna göre ricâlullahın hali. başkaları bilmez. hasta olurlar. Hz. beşeriyet itibariyle diğer insanlar gibidir. Peygamber(sav)’in mahşerde davacı olacağını ifade etmiştir. abdal sınıfına girmeden evvel nikâhlanırlar. 545 Câmî. ümmeti ziyana götürürler. kendilerini tedavi ederler. Peygamber(sav)’in gönderildiği tüm insanlara rahmettirler. Bin seçilmiş evliyanın içerisinde 313 zâtın. kutub. değişir. Hz.544 Ricâlullah’tan pek çok zat ile görüştüğünü bildiren Abdurrahman Camî (v. s. Kutbiyyet vazifesini almadıkları halde kutupluk iddiasında bulunanlardan veya mürîdanın kutupluk yakıştırmalarından razı olanlardan. Lakin abdal tabakasına dâhil olduktan sonra. Kutbun haricindeki abdallar. Tasavvuf Sohbetleri. onun ömrü uzun olur. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Hakkâniyye câmiasında görülen kutup telakkisine kaynak olan bir terminolojiye sahip olduğu görülmektedir.545 124 bin evliya hiyerarşisi içerisinde kutbun nasıl bir makâmı olduğu konusundaki bir sohbet Hakkâniyye’nin resmi internet sayfasında paylaşılmaktadır. Bunların evleri.

hem ricalullahın başı Gavsul Azam. geçmiş peygamberlerin fıtratı üzere olan evliyalardır. Ebu Bekir(ra). Muhammed(sav). Ta'rîfât. Sad: F. 9495. gavsu’l-a’zâm denir. Curcânî. bu sorumluluklarının mahiyeti bilinemez. Ali(ra) ve Hz.546 Tasavvufta kutub.kırkların vazifelerinin bilinemeyeceği. Bazılarına göre de gavs kutbun da üstünde bir velîlik makâmıdır.naksibendihakkani. Ebu Bekir’in(ra) ruhaniyeti.547 Başka bir görüşe göre kutub. Hz. 04/2011 tarihinde görüldü. Muhammed Mustafa(sav)’ya vekâleten iş yapar. gavs olarak da isimlendirilmiştir. kutbu’l-aktâbdır. 108 . Hz. Hz. halifetullah olarak da anılan. Keşfu'l-mahcûb. Bunlardan Hz. iman etmeyen insanlara kadar herkesin yiyeceğinden içeceğine kadar sorumlulukları vardır. 177. Peygamber(sav)’e vakt-i saadetlerinde ihsan edilen dört ashabın. Ebu Bekir fıtratı üzerine olan velî kula ise. Biri kuzeyde. onları bilmek için onlara manen yakın olmak gerektiği ifade edilmiştir. Osman(ra). Hz. biri güneyde biri doğuda ve biri batıda bulunan bu zâtlar.com/?page_id=2212. Fatıma’ya(ra) vekâleten vazifeli olan bu zâtların haricinde “evtad” denilen dört tane evliya vardır. manevî mertebelerin en yükseğine erişmiş. yerdeki karıncadan. Nefs Mertebeleri. Nakşibend’in sağ omzundan eksik olmamıştır. Bu unvan. kutub tabiri ile birlikte kullanılır. Gavs yardım istemek. Hz. Hem kutupların. sadece kendisinden manevî yardım istenilen zâta verildiği için. Kırklardan başka ricâlu’l-gayb erleri denilen yedi zât vardır. 371. her gün imsak vaktinde efrad-ı ümmettin isimlerini sayarak hatmetmiş ve 546 547 http://www. darda kalanlara yardım edebilen. Kırklar Kur’ân’a mükellef olan herkesten sorumlu olsalar da. Bunların haricinde her biri 12 yüce peygambere vekâleten hizmet eden kutuplar vardır. Bu ifadelere göre Şâh-ı Nakşîbend’e irşâd vazifesinin verildiği günden itibaren. Ömer(ra). ss. kurtarıcı velî olan kutbun unvanıdır. Allah(cc). Hucvîrî. Bunlar içerisinde. s. Hz. Şâh-ı Nakşîbend. Peygamber(sav) kademi üzere olan velî. fıtratı üzere olan evliya ise kutubdur. feryâdetmek anlamına geldiğinden tasavvufta. Bütün bunlara emir veren bir kişi vardır ki gavsul azamdır. Osmanlı Yayınevi. Zehra Dedeoğlu. Hz.548 Bu konudaki benzer ifadeler Şeyh Şerafeddin tarafından da zikredilmiştir. İstanbul 1996. 548 Nakşıbendî.

s. kademe kademe ifâ eder. mutasavvıflar arasında. Uludağ. 55-56.549 Bu münacat Şeyh Şerafeddin’e göre. son yedi nefese sığdırılmış lahzalarda. Peygamber(sav)’i davet etmektir. 109 .552 Ancak ıstılahta ricâlu’l-gayb anlayışına istinad edilen hadis-i şeriflerden bir tanesi şöyledir:553 “Bu ümmet içerisinde üçyüz kişi Âdem meşrebi üzerine. Görevi. Beytu’l-efkâru’d-devliyye. Keşfu’l-hafâ. Tasavvufun Temel Öğretilerinin Hadislerdeki Dayanakları.onlar için münacatta bulunmuştur. 276. Futuhâtu’l-Mekiyye. Ahmet. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde de yaygın olan bu anlayışa istinad 549 Tafsilatı için bu tezde bkz. Tah. 551 İbn Arabî Muhyiddin. Kara. ss. ss.: Osman Yahya. Şeyh Nazım’a göre. 322. 223. Hz. TDV Yay. s. Tasavvuf ve Tarikatlar. Hz. kutbu’l-aktab. 25. Tasavvuf Sohbetleri. Kutbu’l-mutasarrıf bu vazifeyi. Suudi Arabia 1998.: İbrahim Harkûr. s. 385-387. Ankara 2009.Mürşid/Kutup. el hey’etu’s-Suriyyetu’l-âmetu’l-kitâb. üç kişi Mikail meşrebi üzere. bir kişi İsrafil meşrebi üzere bulunur. s. Aclunî. İmanî noksanlıklar ikmal edildikten sonra. kutbu’l-mutasarrıf. Tasavvuf ve Tarîkatlar. 555 Hz. evtâd. nükebâ. Hucvirî. Yersiz 1975. kutbu’lirşad gibi kavramlarla birlikte kullanılmıştır. Mur. 552 Bu konuda bkz. İkinci Bölüm/Makamlar ve Seyru Sülûk İle İlgili Kavramlar/c. Peygamber(sav) başlığında da değindiğimiz bu anlayış. 553 Yıldırım. TTDS. s. s. bir Mü’minin ruhunun kabz olunması halinde hazır bulunan kişidir. TTS. 322. yedi kişi İbrahim meşrebi üzere. eimme ve kutup şeklinde551 sıralanan ricâlu’l-gayb’ın yapısı içerisindeki hiyararşik düzen konusunda ortak bir görüş bulunmamaktadır. Kutbu’l-mutasarrıf. abdal. selamete ve saadete vesile olur. alt derecelerden üstte doğru nücebâ. 550 Burkay. s. 554 Ahmed b. ümmete hâsıl olan belalardan emanete. Peygamber(sav)’in “abdal” olarak bahsettiği şahısların özelliklerine istinaden diğer kavramlar gelişmiş ve bu zâtların vazifeleri hususunda muhtelif tasarruf ve vazifeler atfedilmiştir. beş kişi Cibril meşrebi üzerine. 2. c. dünyadan çıkacak kulu noksanlardan arındırıp ikmal ettikten sonra. Hambel Ebi Abdullah. c.. 157-183. ss. 585-601. abdal adıyla nakledilen hadislere isitnad edilerek oluşmuştur. 1. 80. ss. Yılmaz. 251-254. Hz. Peygamber(sav)’i davet eder.”554 Tarikat-ı Hakkâniyye’de kutub. Musned. Menâkıb-ı Şerefiyye. Keşfu’l-mahcûb(Marifet Bilgisi). Cebecioğlu.550 İbn Arabî’ye göre. 555 Kıbrısî. kırk kişi Musa meşrebi.

110 . abdallar değil. Konevî (v. Peygamber(sav)’in ümmeti içindeki manevî kuvveti gibidir. Kutub olarak anlaşılan bu kişinin aklında irade ettiği şey. ateşten közü alan maşaya benzetilmesidir. Peygamber(sav)’in şefaatte bulunduğu lahzayı düşünmesidir. ilk aslî irade ile birleştiğinde. müstaid zatın zikri esnasında ortaya çıkmaz. kutbu’l-irşâd. kutbu’l-bilâd ve kutbu’l-mutasarrıf. kendisinde el-Adl. Bu mürşîd-i kâmillerden birisinin iradesi. 49. Bunların fiilleri sadece birkaç esmanın değil. 558 K. Çünkü onun aklı. “ekmellik” derecesine yükselmiş mürşid-i kâmiller vardır. 50. Şeyh Adnan’a göre. en büyük ve en kâmil imam olur. Dolayısıyla ateşten közü alan. ikincisi de. Allah(cc)’ın iradesi dışında zuhur edemez. s. 559 Burkay. onlar sebebiyle yardıma nail olursunuz. s. Onlar sebebiyle yağmura mazharsınız. Dolayısıyla Allah(cc). Cebecioğlu.558 Bu anlayışın Hakkâniyye içerisinde dayanakları olabilecek ifadeleri Şeyh Şerafeddin. sureti ve zahir varlığı. Keramet hususunda verilen örnekte de olduğu gibi bu kişiler. Adnan. şeriate göre kötü gördüğü dahi olsa. Hz. 673/1274)’ye göre. en faziletli. gerçekleşir. TTDS.559 556 557 Suyutiî. Nakşibendiyye usul ve ıstılahına göre 12 bin kelime-i tevhidi. genel olan görüş.edilebilecek bir hadis-i şerif şöyledir: “Ümmetimde Abdallar otuz tanedir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. iradelerini Allah(cc)’ın iradesinde erittikleri için. sufiler içerisinde muhtelif şekillerde örneklendirilmiş olsa da. akl-ı külün dışında değildir. kutbu’l-aktab. 629. Birincisi. Şeyh Şerafeddin’e göre iki havatır. Kutub. boğazından beş gün lokma geçmemiş zatın rızkını düşünmesi. Müstaid. Menâkıb-ı Şerefiyye. Allah(cc)’ın tüm esma ve sıfatlarının tecelligahı olur. 3032. ilahî mizan ile icra eden mürşîdler arasında. s. müstaid derecesindeki kimselere fitne ve fesatlık fısıldar.”556 Bu hadis-i şerifte bildirilen yardım. s. Yeryüzü onlar sebebiyle ayaktadır. c. Kutublar. bu kullarını vesile kılar. Tasavvuf Metafiziği. kullarına inzal edeceği merhamete. 1.557 Nazım Efendi’ye göre kutbu’l-mutasarrıf ile birlikte beş kutub vardır. el-Muktedir ve el-Muksir isimlerinden kaynaklanan adaleti. o maşayı elinde tutan kudrettir. Konevî. 470. onlardan zahir olan keramet veya yardımlar. s. Şeyh Şerafeddin’e göre “Seridyakin” namındaki cin taifesi. en şerefli. kalbine dünya ve ahiret işlerinden bir havatır gelmeden zikretmeye muktedir olan kişidir. Camiu’s-sagir. yardıma vesile olan bu kişilerin. “müstaid” olarak nitelendirdiği zatlarda görüyoruz. 140.

Adnan. kutbu’lekber ve kutbu’l-irşâd. Şeyh Şerafeddin. Şeyh Hişam bu olayı. Allah(cc)’a verdiği sözde sâdık kalan ricalden olduğunu ifade etmiştir. Kutbu’l-irşad mertebesi.Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî.sufilive. “nübüvvetin mührü” olmasından dolayı olduğunu savunmuştur. velîler hiyerarşisinde yer alan. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin.560 Tasavvuf ıstılahında kutbu’l-aktab. Hakîm Tirmizî’ye göre hâtemu’l-evliyâ. nebilerin sonuncusu olmasından dolayı değil. Cebecioğlu. Muhammed(sav)’e ihsan edilen bu peygamberlik lütfu. hatemu’l-evliya ile de ilgili tanımlanmıştır. orada kapının bir kaidesine kendisi. Şeyh Abdullah’ın kendisinden naklettiğini ifade etmiştir. Tirmizî. TTDS. Tirmizî. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde kutbu’l-aktab ve hatemu’l-evliya olarak nitelenmiştir. 562 www. halifesi Şeyh Abdullah’ı aldığı bir manevî vazife icabı İstanbul Kapalıçarşı’ya götürmüştür. 386. en büyük velîlere verilen isimdir.562 Istılahta ilk defa Hakim-i Tirmizî tarafından tanımlanmış olan kutub kelimesi. Peygamber’in nübüvveti ile alakalı olarak tanımladığı “hâtemu’l-enbiyâ” kavramını. K. Dolayısıyla Hakim Tirmizî’ye göre hâtemu’l- 560 561 Bkz. diğer kaidesinde de Şeyh Abdullah’ı durdurarak elini havaya kaldırmasını istemiştir. birbirinden farklı niteliklere sahip evliyâ içinde nübüvvetten en fazla payı alandır. 111 . nübüvvetin batını olarak tabir edilmiştir. ricalin vazifelerinin Hakkâniyye’de nasıl yorumlandığı hususunda ehemmiyet arz etmektedir. ahirette Peygamber-i Zişan’ın Sancağı altında toplanacağını bildirilmiştir. havada Şeyhinin eli ile bir kemer oluşturduğunu Şeyh Hişam’a söylemiştir. s. 1920’lerde yaşanan bu olay. Çarşı kapılarından birine varınca. o gün o kemer altından geçen yerli ya da yabancı herkesin. Şeyh Abdullah. Yan yana on kişinin sığabileceği kapının diğer kaidesinden Şeyh Abdullah fiziki koşulları hiç düşünmeden ellerini kaldırdığında. onu şeytandan ve nefsin desiselerinden koruyan özel bir mühürdür. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Şeyh Hişam’ın bahsettiği şu hadise. aynı kalıbı velâyetle ilgili olarak da kullanmakta ve bu ifadenin “velilerin sonuncusu” değil “velilerin mührü” anlamına geldiğini ima etmektedir. Hz. Hz.com adresinde neşredilen sohbet video arşivimizde mevcuttur. Şeyh Abdullah ile şeyhi Şerafeddin Efendi’nin İstanbul’da ikamet ettikleri bir döneme tekabül etmektedir.561 Bununla birlikte Şeyh Hişam Kabbanî.

ss. sonuç da Hz. O şöyle demektedir: “Allah. 563 Hakîm Tirmizî. 421-422. ıstılahta Hakim Tirmizî anlayışına en yakın olduğu kanaatindeyiz. ss. Tah.565 Şeyh Nazım’ın kutub anlayışının. Hakkâniyye meşayıhının özellikleriyle de tavsif edilmiştir. 259. 93. 567 Aynı eser.567 Özetle Şeyh Nazım’a göre kutub. Hatem. Çift. Gavs ve hatemu’l-evliya olarak da anılan kutub. her asırda yalnızca bir tane olan kutubdur. bulunduğu vakitte tek olan. imanı nakşetmiştir. ümmetin hidayetini dert edinen. bütün velilerden sonra gelecek olan tek bir veli değil. İstanbul 2003. Beyrut Tarihsiz. 50. c.evliyâ olan kişi. Dergah Yay. Tah. ss. Tasavvuf Sohbetleri. 260. Ferdaniyet makâmıyla beraber zikrettiği.: Osman İsmail Yahya. 49. ss. Beyrut. s. hazineleri ise hatem ile muhafaza etmektedir. Enbiyânın makâmından perdeler ona açılmıştır.566 Şeyh Nazım’a göre bu makâmın bir mutasarrıfı olan Şeyh Suhurî.: Osman İsmail Yahya. O ebedi olarak sa’y halindedir. âlemi halife ile. Başlangıç Hz. 45. mahlukâta gelen inayeti taksim eden zâttır. 1. alemlere rahmet olan. 421. 112 . Kara Mustafa. Matba’a Kasulikiyye. Rûhu’l-beyân. Kitâbu hatmetu’l-evliya. Ulaşabileceği en son menzil ise kurb hazinesidir. 565 Tirmizî Hâkim. Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi. huzurunda kelime-i şehadet getiren herkesin kalbine. s. Hakîm Tirmizî ve Tasavvuf Anlayışı. Çift. 564 Bursevî. s. her dönemde var olan ve adeta tasavvuf tarihinde “kutub” sıfatıyla anılan kişidir. Hâtemu’l-evliyânın makâmı ihsan hazinelerindedir. 120-121.”564 Hakim Tirmizî’nin yer yer zikrettiği ve ferdaniyyet makâmında bulunduğunu ifade ettiği “münferid” de Hatem ile aynı zattır.. s. Kitâbu hatmetu’l-evliya. Hakîm Tirmizî ve Tasavvuf Anlayışı. 566 Kıbrısî.563 İsmail Hakkı Bursevî’ye göre her asırda mevcut olan kutub döneminin hatemu’l-evliyâsıdır. İsa ile olacaktır. kırk sene kutbaniyet makâmında kaldığını ifade etmiştir. Matba’a Kasulikiyye. kutbaniyet makâmını şeyhi Ahmet Suhurî’ye atfen zikrederek. Adem ile idi.

hidayet olarak da tefsir edilmiştir. 574 “Bize bakın da nurunuzdan iktibas edelim. tevhid esasına dayalı düzeni. 579 Tevbe: 9/32. hidayetin yolu gibi manalar verilmiştir. s. 575 “Ve O’nun beraberinde indirilen nura (yani.14. Hakk’ın adı. 402-407. Allah’ın mesajı. Lisânu’l-Arab. kendisiyle hidâyet bulacağınız îmân) kılsın. nebi neslinden gelen nebidir). el-Mu’cemu’l-vasît. 580 Tabatabaî. ss. aydınlık mânâlarına gelen nur. “Onlar ağızlarıyla Allah’ın nûrunu söndürmek istiyorlar. akılla idrak edilen Kur’an’ın nuru ve gözle idrak edilen kamerin nuru gibidir. c. 570 Nûr: 24/35. 125. 577 Mukâtil b.. Hadîd: 57/28. 572 “Sizin için kendisiyle yürüyeceğiniz bir nûr (yani. Allah’ın nûrunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmayacağı579 bildirilmiştir. el-Müfredat. c. Firuzebadî. İşaret Yay. Kur’ân terimi olarak nûr.580 568 569 İbn Manzûr. Dünyevî nûr ise. Kevser Yayınevi. s. Kur’ân Terimleri Sözlüğü. s. Peygamber(sav). 576 “Arz Rabbinin nuruyla aydınlanacak” Zümer: 39/69. Allah’ın esmasından biri olan nûr. İslam dini. 113 . Ter. ayetlerdeki yerine göre. eşyanın görülmesine ve idrakine vesilesidir.: Vahdettin İnce. 573 “Nûr üstüne nurdur (yani. 578 Saff: 61/8. 508. el-Mîzân fî tefsîri’l-Kur’ân. “Allah’ın nuru” şeklindeki ifadeye tefsir kitaplarında.2. 571 Tevbe: 9/32. ışığınızın aydınlığında yürüyelim)” Hadîd: 57/13. ALLAH’IN NÛRU: Arapça’da ışık. s.569 Allah’ın nûru konusunda muhtelif anlayışlara kaynak olan “Allah göklerin ve yerin nûrudur.” Nûr: 24/35. c.. ilahî mizanı.” A'râf: 7/157 “De ki: “Musa’nın getirdiği o kitabı (yani.571 imân. Başka bir ayette ise. Isfehanî. adaleti. 3. Nebi’nin(sav) beraberindekine) tâbi olanlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nûrunu tamamlayacaktır”578 mealinde zikredilmiştir. 491. Süleyman. 5.575 Allah(cc)’ın nûru576 olarak mana kazanmıştır. 1.573 Mü’minlerin ışığı. Bu tasnife göre Allah(cc)’ın ismi olan “en-Nûr” uhrevidir. Muhammed Hüseyin.”570 ayetinde geçen nûr.572 Hz. Tevrat’ı) kim indirdi?” En’âm: 06/91 . ss.YARATILIŞ VE VARLIK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: a. s. 630. (yani.568 dünyevî ve uhrevî olmak üzere iki çeşittir. c. 321-324.577 Bununla birlikte Allah(cc)’ın nûru Kur’ân-ı Kerim’de.574 Kur’ân ve Tevrat’taki hükümler.. 526.

584 Kıbrısî. Ter. Nur. s. Kur’ân-ı Kerim. c. Cebecioğlu. İbn Arabî’nin varlık anlayışına benzer bir yaklaşım görmekteyiz. 30-31. TTS. onun ihtiva ettiği feyiz olduğu anlaşılmaktadır.586 Allah(cc)’ın merhametinin semeresi gibi manalara gelmektedir. 582 Gazalî. s. ayet ve hadislere işarî tefsir ekolüyle yaklaşımı ve bu yaklaşım içerisinde.com/CommingofMahdi. mutlak nûr olan Allah’dır. meleklere ve cinlere kıblegâh olma sebebi. TTDS.1. Beşinci nûr. Ta’rifât. 46. Duyular âleminde ışık olarak bilinen nur ve bu nûrun idraki için insanda bulunan göz nûru. 583 www.583 Peygamberlere(as) indirilen İlahî feyz. 2. Kavâidu’l-akâid. 581 Cürcânî. 1731-1732. s. nûru altı farklı manada izah etmiştir. 586 Kıbrısî.587 Bu anlayışı şekillendiren kavramları müstakil olarak ele aldığımızda. Peygamber’in Sırrı. s.: Yaman Arıkan. Ebediyete Davet. 585 el-Hakkânî. Bu iki nûr maddîdir. bu düzenin temini için gerekli olan imandır. Uludağ. Bu tezde bkz. 79.584 her kulda bulunan ve ortaya çıkarılmayı bekleyen hazine.e. d.585 kulun dünya hayatında gerçekleştirdiği iman. mutasavvıflar tarafından. Altıncı nûr. s. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. s. Tehânevî. Istlahatu’s-sufiyye. 1971. Dünya üstü olan ülvî âlemlerden olan üçüncü nûr. Bu anlamda Allah’ın nûru Allah’ın mesajının kendisi değil ancak. Bu nûr. s. 562. 317. a. 15. güneş ışığıdır. 114 . 587 K. Keşşâf.sufilive. ilahi vâridât olarak da tanımlanmıştır. 204-208.Allah’ın nuru ve Hz. gizlenmiş bir şeyin. kalpten masivayı çıkarıp atılması sonucunda nâil olunan. el-kıstâsu’l-müstakîm (Mirâcu’s-sâlikin). Kâşânî. sır ve hidayet. ledün ilmiyle ortaya çıkmasına denildiği gibi. İlahî mizanın ve tevhide dayalı düzenin kendisi değil.582 Allah’ın nûru. Tasavvuf Sohbetleri. Rasûl(sav) ve ilim için kullanılır. ss. Âdem(as)’in. diğer iki nurdan daha şereflidir. 280. Eskin Matbası. s. Hakk esmasının tecelli ettiği bir hidayet yolu olarak anlaşılmıştır.. 505/1111). Peygamber(sav)’e verilen feyzu’l-akdes. Dördüncü nûr. Hz.581 İmâm-ı Gazalî (v. Nazım Efendi’nin ifadelerinde. Allah(cc)’ın ez-Zahir isimli tecellisi.Nûr. eşyanın hakikatlerini idrâk eden akıl ve nefs nurudur. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. ss. Adnan.g. 118. Hakk’ın adı değil. kâinattaki suretlerde ortaya çıkan vücûd olarak tanımlanmıştır. Kâinattaki suretlerde ortaya çıkan vücûdtur.

590 Nazım Efendi’nin Şeyhi Abdullah Dağıstanî’nin halifelerinden olan Şeyh Hişam. Peygamberlere verilen nûrlar. her kulun gerçek sırları (nûru) zuhur eder. bütünü tamamlayan cüzler olarak önem taşımaktadır. bu yansımalar bittiği zaman. Mesela Şeyh Hişam’ın590 bu konudaki özet açıklamasına göre Hz. Hz. a.sufilive. Bu anlayışın detayları Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. 593 www. Peygamber(sav) bu nûru. CommingofMahdi. Âdem(as) kendisindeki bu nûrdan dolayı meleklere ve cinlere kıblegâh olmuştur. tasavvuf anlayışındaki varoluşsal yönleri genel ifadelerle ancak. kulun kendi sırrına dönüşüne işaret edilmektedir. Hakkâniyye içerisindeki ortak terminoloji ile yapmıştır. s. Giriş/Halidiyye-i Hakkaniyye/Şeyh Hişam. Hz. Dağıstanî’den tevarüs eden ve Şeyh Nazım’ın ifade ettiği bazı anlayışları detaylandırmamız hususunda. 589 K. Peygamber . 591 Bu tezde bkz.e. Cenab-ı Hakk’kın kullarına ilahî bir lütuftur. ss. Nazım Efendi’ye göre bu nûrun kendisine eriştiği kişi 588 el-Hakkânî. bu nûrun taşıyıcılarıdır. Dolayısıyla bu nûrun ehadiyet âleminde bulunması sebebiyle. Peygamber(sav) başlığında incelenmiştir.com. Peygamber Efendimiz(sav)’e verilen aslî nurdan yansımalardır.Hz. Bütün Peygamberler(as). Şeyh Hişam’ın Şeyh Abdullah’tan naklettiği bazı ifadeler. Allah’a mahsusuz ve şüphesiz O’na döneceğiz”592 ayeti.588 Bu nûrun taşıyıcıları şeref sahibi kullardır. ashabın ve diğer Mü’minlerin kalbine nakletmiştir. Ancak vahdaniyet âlemi ‘Muhammedu’r-rasu’lullah’ da denen nasutî âleme yansıması. Peygamber(sav)’in nûrundan (Hakikat-ı Ahmediyye) olur. aynı zamanda Şeyh Nazım’ın damadıdır. Şeyh Hişam’a ait görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Adnan. Bkz.. 592 Bakara: 02/156.589 Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde bu nûrun ontolojik izahı detaylı yapılmıştır. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. Âdem(as)’e konulan bu nûrun kaynağı ehadiyet âlemi ‘La ilahe illallah’ da denen âlem-i hakikidir.593 Bu nûr kalb-i Muhammedî’den ümmetinin kalbine aktarılan feyzu’l-akdes olarak da ifade edilmiştir. 115 .g. 15. 30-31. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışını incelememize ışık tutmaktadır. Ebediyete Davet. Bu anlayışa göre “Şüphesiz ki biz. Kulun dönüşü işte bu nûra olacaktır. Bu konulara izahat getirmeyen Şeyh Nazım.Nazım Efendi’ye göre bu nûr. Bu bağlamda Hakkâniyye içerisindeki yapılmış ontolojik ifadeler. onun mahiyetini hiçbir evliya bilemez591 ancak.

Allah(cc)’ın zatî isimlerindendir. Canan. Bu anlayışa göre en-Nûr ismi. Hangisini rehber edinirseniz. hidayet bulursunuz.hakikî iman. 290.e. 46. nûru Ahmedî’nin âlemlere rahmet olduğu. Nazım Efendi’ye göre “Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. İnsanlığa hidayet rehberi ve nûr olarak gelen tüm peygamberler.599 Bu mana. 596 Kıbrısî. Hz. Peygamber(sav) “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. 832/1428) tarafından da savunulmuştur. Tasavvuf Sohbetleri. 270. ümmetine getirdiği anlaşılmaktadır. c. 4. varlık mertebelerine göre iki ayrı mevcudiyet olsa da. s. Peygamber(sav)’in aynı varlık düzeyi olarak ele alınmıştır.1. Farklı bir ifadeyle Cilî. Peygamber Efendimiz(sav)’e Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte indirilmiş. ontolojik anlayışında. s. hakikatte tek olduğu anlaşılmaktadır. Nazım Efendi’ye göre bu nûr.596 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu görüşü ve vekillerinin şerh ettikleri ontolojik yaklaşım. Kur’ân-ı Kerîm’in lafzı ile beraber okunmuş ve Kur’an lafzından o nûru alanlar olduğu için ümmet içinde bu güne kadar yayılarak 594 595 Kıbrısî. s. hakikî aşk ve şevk makâmlarına mazhar olur. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. 598 Enbiyâ: 21/107. Farklı bir ifadeyle varlıkta. Kutub-i Sitte. Muhammed(sav)’dir. Hz. insanlık için bir nurdur. 306. Âlem. nurlarını. Peygamber(sav)’in ise bu nûru. 599 Cilî. “Gerçekten size Allah’tan bir nur geldi”597 ayetinde zikredilen nûr. Hakkânî çevresinde ise bu durum. Hz. Kıbrısî’nin anlayışında açıkça ifade edilmemekle birlikte. Peygamber(sav)’den daha kadim bir zât bulunmamaktadır.g. Kıbrısî’nin vekilleri tarafından getirilen ontolojik yaklaşımda. Bu yönüyle Hz.”595 hadis-i şerifinde bildirilen sahabenin tamamı. 15. nûru Ahmedî’den yaratılmıştır. nûru Ahmedî ile Hz.”598 ayetinde bildirildiği gibi. elest bezmindeki hitabı an be an işitip Allah’ın nûruyla nûrlanan kişilerdir. a. ss. zımnen bulunmaktadır. nûru Ahmedî’den alırlar. 597 Mâide: 5/15.. Abdülkerim-i Cilî (v. 116 .594 Bu mazhariyete nail olanların başında Ashâb-ı Kirâm gelir. kalemu’l-a’lâ ve akl-ı evvel olarak da ifade edilen.

Peygamber’in kalbi olduğunu savunmuştur. 602 Şuarâ: 26/193. nurun iniş mahallinin. kandil. takva ve muhabbetin nurları. Kalbi bir kandil olarak tasvir eden Kıbrısî.603 Nazım Efendi’ye ait ifadelerin genelinden anladığımız kadarıyla. Allah o nûru taşıyan erbabının kıyamet gününe kadar devam edeceğini vâdetmiştir. Bu nûrun tutuşma mahalli kalbtir. 79. Hakim Tirmizî (v. Şerh-i Salavât. s. 606 Ahzâb: 33/46. Istılahta bu anlayışı İsmail Hakkı Bursevî (v. kulun yaratılışına dercedilmiş olan nurun. Hz..gelmiştir. kandilin tutuşmasına benzetmiştir.”604 “… O’nun peygamberliği ile birlikte indirilen bu nûrun ardından giden kimseler var ya…”605 ayeti. Peygamber(sav)’in “aydınlatan bir kandil”606 olarak tarif edildiği ayetin. bu ifadelere kaynak olduğu şüphesizdir.e. s. 318/932) kalbi ve içindeki nûru. 604 Kıbrısî. Bu ifadelerdeki anahtar kelime olarak tanımlayabileceğimiz “kandillerin tutuşması”. Allah’ın nûru bugüne kadar kalblerden kalblere intikal ederek bu güne kadar gelmiş ve yevmu’l-kıyamete kadar devam edecektir. 605 A’raf: 07/157. kandillerin tutuşturulması. Şeyh Nazım’ın genel tasavvuf anlayışı ile birlikte düşündüğümüzde. bu nûrun iniş yeri Peygamberlerin(as) kalpleridir. a. Ebu Bekir Sıddık’ı(ra) tutuşturdu. Tasavvuf Sohbetleri.g. 15. yağ ve fitil misaliyle izah etmiştir. Kur’ân bu nûru ihtiva etmektedir ancak. Hz.600 “… Biz size apaçık bir nûr indirdik”601 ayeti Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Nisa: 4/174. Bu izaha göre iman. Nazım Efendi şöyle ifade etmektedir: “Rasulullah Efendimiz’in(sav) kalbine inen bu nûr. s. açığa çıkması olarak anlaşılmaktadır. Nazım Efendi’ye göre. kalb kandilindeki 600 601 Kıbrısî. haşyet. 15. Peygamber(sav)’e indirilen nûr olarak tefsir edilmiş diyebiliriz. 1135/1725) de savunmuştur. Nitekim Bursevî. Peygamberlerin kalplerinden Mü’minlerin kalplerine bu nurun aktarıldığını. kalpteki nurun parlamasını. o nûru taşıyanlar olarak meal edilmiş olduğunu söyleyebiliriz. 603 Bursevî. 117 . nûrun anlaşılmasında önemli görülmektedir. Senin kalbine Rûhu’l-Emîn indiriyor”602 ayetine istinaden. Sıddık’ın nûru ise bütün Sahabe-i Kiram’ın kalblerindeki kandilleri tutuşturdu. “Onu.

kıyamet gününde kabrinden çürümemiş olarak kıyam edeceğini ifade etmiştir. Bu nûrun madeni.fitil tutuşunca çıkar. Allah(cc)’ın rahmetinin ezelî ve ebedî olmasından dolayı kıyamete kadar devam edecektir. Camî.”612 Bununla birlikte Nazım Efendi’nin ifadeleri genel olarak değerlendirilirse. Kulun kalıbı (cismanî bedeni). Bunlar. Onlar bu nûrun vahdaniyet âleminden mülk âlemine tenziline vesile olanlardır. 17-20. Allah(ac) nûrunu tamamlayacaktır. velîler ve Mehdi(as) ile olacaktır.. Beyânu’l-fark. 610 K.607 Nakşî meşayıhı içerisinde Yakûb-u Çerhî (v. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Çerağı almış.609 Bu nûrun tamamlanması Peygamberler. Ebediyete Davet. Bu nûrun parlaması. Tasavvuf Sohbetleri. 30-31. ss. şöyle kullanmıştır: “Bir tâlib.611 Nazım Efendi 1977 yılında yaptığı bir sohbetinde nûru. yani şark (Ortadoğu) beldelerine inen bu nûr. ss. 851/1447).e. fitilini ve yağını hazırlamış. Adnan. bu nûrla dirilen hücrenin (bedenin) ölmeyeceğini ve çürümeyeceğini dolayısıyla. garp beldelerinde yaşayan kulların da. dünya ve hevâ yaratılışın başladığı hakikî nûrun mülk âlemindeki yansımalarını izale etmek istese de. Bu rahmet nûru o kadar kuvvetlidir ki. 607 608 Hâkim. içinde bulunduğu cisimleri de kıyamete kadar ebedîleştirdiği söylenebilir. 611 el-Hakkânî. Zahir oluncaya kadar mevcudiyeti. 118 . s. 612 Kıbrısî. 79. bu nûrdan. gözden akan yaş gibidir. bir kıvılcım beklerdi”608 Nazım Efendi’nin genel ifadelerine dayanarak bu nûrun mahiyeti itibariyle ebedî olduğu. bu misali. bu nura ait şuaların bulunduğu kalbde iman hâsıl olmaktadır.g. kalıpları batıda bulunsa bile kalbin doğuya yöneldiği bir anda bu nûrla buluşması anında iman hâsıl olur. Nefis. şeytan. s. bir azizin hizmetine geldiği zaman Ubeydullah gibi gelmesi gerekir. ss. bu rahmanî cezbeden ne kadar uzakta olursa olsun ruhaniyeti nasiplenebilir.610 Ayrıca Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. sıddıklar. gizlidir. doğudakiler gibi istifade edebileceklerini şöyle ifade etmektedir: “Bu rahmetin cezbesi insan fıtratına ve ruhaniyetine tesir eder. a. kalbtir. 609 Saff: 61/8. Peygamberlerin(as) yaşadığı mekânlara. 33-35. 550. Allah(cc)’ın rahmeti olarak ifade etmiştir. Şeyh Nazım.

Hak Dost 4. irşâd vazifelerini Peygamber(sav)’den itibaren Hz. Allah’ın birliğine tam iman olarak zuhur etmesi.614 Bu nûrun aranacağı adres ise. Allah(cc)’tan Resulüne(sav) inen nûr. anlamına gelmektedir. Bu çalışmalara göre kalbde elektrokardiyogram olarak (EKG) ölçülebilen elektrik alanı. bu sinir sistemi ile. 14. Kalbde üretilen biyoelektromanyetik sahalar. bugüne kadar kalbten kalbe aktarılarak. s. nûr üzerinden tabir etmiştir. nûr araştırın!’ denilecek”613 ayetini delil göstermektedir. dokular tarafından 613 614 Hadîd: 57/13. nurun bir kandil gibi tutuşturduğu kalbin. “kalbdeki beyin” olarak tanımlan bir siteme sahiptir. sadece tasavvuf konularında değil. O’ndan aldığı nûru bu güne kadar getirenler vardır. insan kalbinden yaklaşık 50–70 cm mesafeden SQUID (Süperiletken Kuantum İnterference Cihazı) tabanlı magnetometreler ile ölçülebildiği Psikofizyolojik çalışmalarda tesbit edilmiştir. bir irşâd vazifesi ifa ettiği için mûrşid olarak nitelendirebiliriz. İçindeki nûr ile etrafındakileri aydınlatan kişi. Nazım Efendi bir sohbetinde bu nûrun aranması gerektiğini belirterek “O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar şöyle diyeceklerdir: ‘Bize biraz bakınız da nurunuzdan alalım!’ Onlara. Kıbrısî. o nûru kendisinde bulunduran zatlardır. tıp çalışmalarında da yer almıştır. 615 Kıbrısî. Ali(ra) aracılığıyla bu güne kadar gelen silsile üzerinden ifâ etmektedir. Nazım Efendi bu vazifeyi. vücut sarayında en güçlü ve geniş elektromanyetik alanın üretildiği bir sistemdir. beyinde üretilen manyetik bileşenden yaklaşık 5 bin kere daha güçlüdür.aydınlattığı kalbde.615 Kıbrısî’nin ifadelerinde. manyetik bileşeni de. Tasavvuf Sohbetleri. kendine has kompleks ve sırlı bir sinir sistemine sahip olan kalb. kalbin ürettiği elektirik alanın. Beyinden bağımsız en az 40 bin sinir hücresinden yapılmış. beyinde kaydedilen elektroencephalogramdan (EEG) genlik (amplitud) bakımından ortalama 60 misli daha büyük. Şeyh Nazım’a göre. Bu manada insan kalbi. Ebu Bekir(ra) ve/veya Hz. aynı zamanda bu nuru nakletme görevini de icra ettiği görülmektedir. Çünkü tasavvuf literatürüne göre mürşidler. ‘Arkanıza dönün de. 119 . Bu nûru en ziyade kemiyette ve en kâmil keyfiyette taşıyan Peygamber Efendimizdir(sav). Bu yönüyle kalb. gelmiştir. ss. Bu durum. 254-260.

bu nûrun aranacağı yerin dünya hayatı olduğunu şöyle ifade etmektedir: “Dünya hayatının araçlarını amaç edinenler. geldiği yere. cismiyle kesif (iç içe) olan tarafıyla cesede ulaştırmasından ötürü. Sızıntı Dergisi. İstanbul 2004. 616 Rollin. bu ifadelerde zımnen bulunduğu şüphesizdir. ruh ile cesed arasında bir vasıtadır. Selim. ss. Tomasino. Hak Dost 4. ses basıncı ve elektromanyetik dalgalardaki değişiklikler ile kalbin dışına ulaşır. CA 2001. hakikat âlemi ve hakikat-ı Ahmediyye üzerinden izah etmiştir. bu nûru aramaktan gafil oldukları için bulamazlar. Vücuttaki bir verici istasyonuna benzetebileceğimiz kalb. Bulanlar ise dünya hayatından bir nûr alarak. vücuttaki her organ ve hücre tarafından algılanan sinyaller üretir. Science of The Heart. Atkinson-Dana. Bu sinyaller. 120 . ruh ile cesed arasında bir birliktelik oluşur ve böylece insanın bir düzen çerçevesinde sürekliliği sağlanır. geldiği yere dönmesini Şeyh Hişam. Hatırlanacağı üzere. kalbin ritmik aktivitesi ile üretilen kan basıncı. Biaenaleyh nûr. 618 Kıbrısî. Publication No. ahrette de ferah içinde olurlar. 126.”618 Nûr konusunda Şeyh Hişam’dan nakledilen ontolojik anlayışın. aynı zamanda o enerjinin yayılma sahası içinde bulunan kişiler tarafından da hissedilebilir olduğu tesbit edilmiştir.. kıyamete kadar bu mekanizma içinde devam edeceği söylenebilir. kulun dünya hayatında bu nûru alarak. Nazım Efendi. tutuşmuş bir kandil gibi. ışığını diğer kandillere nakledebilecek mahiyettedir.616 Bu manada nurunu gerçekleştirmiş bir kalb. Şerh-i Salavât. Kalbin Keşfedilen Yeni Boyutu. Bu nûru bulanlar dünyada da.emilerek yok edilemeyeceği ve bir iletici güç olduğu anlamına gelmektedir. yani Rablerinin huzuruna çıkarlar. Kalbin bu vasıtalığı iledir ki. sayı Mayıs 304. Işık Yay. Aydın. 254-260.”617 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs ettiğini düşündüğümüz “nûru aramak” ifadesi Hakkâniyye yolunun temel sohbet mevzularındandır. McCraty-Mike. Kalbde yaratılan bu elektromanyetik enerji. ehadiyet âlemi. Bulamayanlar ise iki âlemde de telaş içindedir. Bilimsel verilerle bir yönü ispat edilmiş bu hakikatin tasavvufî yönünü Bursevî. s. 617 Bursevî. Institute of HeartMath. Aynı şekilde felekler ile hareketleri arasında vasıta olan nüfus-ı nâtıka-i felekiyye (nefisleri)dir. şöyle ifade etmektedir: “İnsan kalbi latif (cisimden uzak) tarafıyla ruhun ışığını alıp. sadece bedenin her tarafına iletilmekle kalmaz. 01-001.

Kula düşen. Dolayısıyla ahiret âleminde gaflet ehlinin fıtrî nurları (Nuru Ahmediyye). Allah’ın nûru. Bu manada âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. 622 Bu tezde bkz. zuhur etmeyecektir. Dolayısıyla bu kullar. insanlığa adanmış bir hayat yaşamıştır. Lakin gafil 619 620 A’raf: 07/186. “…Allah. 4. bocalayıp dururlar”619 ayetine atfen bir bocalama ve telaş içinde oldukları ifade edilmiş olabilir. Buraya kadar değinilen nûr. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî sohbetlerinde. 3. onları azgınlıkları içinde bırakır. 121 . şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî tarafından şöyle beyan edilmiştir: “Ebubekir Sıddık Hazretleri’ne nakledilen feyz-i kudsiyyenin. ahiret saadetine. Hazinesi olmayan insan olmaz. ümmetine yani. Burkay.620 Bu nûrun Hz. aksi ise. Menâkıb-ı Şerefiyye. Kıbrısî’nin nûr anlayışına getirdiğimiz bütüncül yorumları destekleyen ve besleyen bir veçhi olması hasebiyle mühimdir. ss. ehadiyet âleminde olan Nuru Ahmediyye ve nasutî âlemde bulunan Nuru Muhammediyye kavramları bulunmasa da. Rabbânîdir. her kulda birbirinden farklı kemiyet ve keyfiyettedir. Bu nurun kulda zuhur etmesi. dünya hayatında gafil olanların. kendilerindeki nuru (Nuru Muhammediyye) aramaktan gafil olacağına işaret etmiştir. Ebu Bekir(ra)’e neden nakledildiği konusundaki hikmet. bu rahmetin umumi olması için. ebedî hüsrana sebeptir. kulun yaratılışında bulunan ve dünya hayatında iman olarak zuhur edebilecek bir potansiyel olarak.”621 Nurun naklinde umumiyet temennisi. bütün ümmet-i merhûmeye ve mâsivâullâha umumî olmasını tekrar temin için ve bu feyz-i kudsiye ile ta’zim için bu nûr nakledilir. Hz. “feyz-i akdes” olarak ifade edilmiş ve bu nûr.Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin ifadelerinde. kendindeki bu hazineyi nûr sahiplerinin rehberliğinde bulmaktır. Peygamber(sav) . Peygamber(sav).622 Bazen manevî bir hazine veya sır olarak ifade edilen bu nûr. Nazım Efendi bu düşünceleri şöyle ifade etmektedir: “Senin de hazinelerin var. Abdullah-ı Dağıstanî’nin şeyhi Şerafeddin-i Dağıstanî de sohbetlerinde Allah’ın nûrundan bahsetmiştir. hakikât-i tevhîd ve esrar-ı mahz-ı tevhîd ifadeleriyle tarif edilmiştir. 621 Aynı yer.

kuldaki nurun bir hazine gibi ortaya çıkarılması. Farklı bir ifadeyle Hz. mürşîdler ve gaflet konusuyla birlikte değerlendirilmiştir. Peygamber(sav)’in tüm insanlar için bu nurun kaynağı olmasıyla ilgilidir. Hz. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. dünyanın günlük telaşıyla uğraşarak. Allah’tan gaflete düşmemiştir. 625 Bu tezde bkz. bu iki farklı varlık mertebesinin hakikatte aynı olduğu kabul edilmiş ancak. Kendisindeki nurun zatî olmasından dolayı Hz. Hz. Peygamber(sav) .625 623 624 el-Hakkânî. 263-264. Hz. göz açıp kapayıncaya kadar. şehadet âlemi üzerinden idraki için. Peygamber(sav). insanoğlunun kendisine tayin olunan kemal mertebesine ulaştırmak için gönderilmiş zatlarla o yollar bulunur. kendindeki nur ile diğer insanları da gafletten uyandırmaktadır. Cilî. ss. ontolojik olarak Hz. 56-57. Hz. her vücud mertebesi farklı şekilde ele alınmış ve izah edilmiştir. Bu yaklaşım. yiyeceği bir lokma için meşakkate düşer… Fakat bu manevi hazine ki. rahimlerde ve sülblerde dahi bir peygamber vasfını haiz oldu ve gaflete düşmedi. Cilî hakikatte varlık mertebelerinin olmamasından hareketle. Peygamber(sav).624 Hakkânî içerisinde bu konulara getirilen ontolojik izahlar ile Cilî’nin bu yaklaşımı arasındaki ince farklılık. Peygamber(sav)’in nasuti âlemdeki varlığı ile taayyünü evveldeki varlığının aynı olduğunu esas alarak. sıfatların açığa çıkışında da. Peygamber(sav). Allah(cc)’ı sıfatlarla bildiği için. Abdülkerim-i Cilî’ye göre Hz. Hakkânî çevresinde. gaflete düşendir. Diğer tüm insanlar. Bu manada nûr konusu. Hz. gaflete düşmedi. Ancak zat. Ebediyete Davet. Peygamber(sav). kendindeki bu nurdan dolayı. Peygamber(sav). insan-ı kâmil olamaz… Onun için gayret etmek ve inanmak lazımdır… Sahabe Peygamberi buldu ve ‘sana inandık ve seni tasdik ettik’ dedi”623 Şeyh Nazım’ın bu ifadelerinde de görüldüğü gibi. Peygamber(sav). sıfatların açığa çıktığı zamanlarda bildiler. Onları bulamazsa insan. batınlığında da değişmediğinden. varlık mertebeleri açısından ele alınıp alınmamasına göre oluşmaktadır. ss. yorum yapmıştır. Hakk’ın Zat’ından aldığı nûr ile diğer insanlığa tecelli etmekte ve onları gafletten uyandırmaktadır. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. Bu değerlendirmeye göre söz konusu gafletten mahfuz olan Hz. Abdülkerim. Peygamber(sav) ve O’nun varisleri olan insan-ı kâmillerin bulunmasıyla olmaktadır. 122 . Bu arayıştan uzak insan. melekût âleminin.insan hazineyi geçer.

Rasûlullah(sav) şöyle buyurdu: “İflas eden kimdir? Biliyor musunuz?” Ashab: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bize göre. Razı olma dereceleri ise kulun zorlandığı hadiselerde zuhur eder. daru’l imtihan olan dünyadır. 2608. sövdüğü zina isnadında bulunduğu. kulun Allah(cc)’tan razı olduğu hallerde parlayan. 40. Farklı bir ifadeyle. 52. müflis mefhumunu ise. müflis parası ve malı olmayan kimsedir” dediler. onda tahakkuk eden içsel olgunluk düzeyi ile orantılı olduğu söylenebilir. 3. 4779. Musned. İslam ve Kur’an’ın nûru kulda ya parlayacak ya da kul. “Siz aranızda kimi pehlivan addedersiniz?” diye sordu Ashab(ra): “Erkeklerin yenmeye muvaffak olamadığı kimseyi!” dediler Resulullah(sav) deki: “Hayır gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hâkim olabilen kimsedir. Bu yaklaşım ise Hz. hayatının kolay anlarında değil.”628 hadisini. haksız yere mal yediği ve haksız yere kan akıttığı ve ona buna vurduğu şerlerde ortaya konacaktır. Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin “iman ve tasdik” hadisiyle birlikte ele aldığı bu yaklaşımda. 630 Resulullah(sav). aksinde ise sönen bir mahiyettedir. Hak Dost 4. c. 629 Kıbrısî.630 Böyle bir yaklaşımla günlük hayatın en zor anlarında dahi kalbi 626 627 Tevbe: 9/40. Kulun bu anlarında zuhur eden. Tasavvuf Sohbetleri. Birr. kulda parlayan nurun. Nazım Efendi’ye göre geçici olan bu dünya hayatı sona erdiğinde ya iman.Nazım Efendi. ondaki hasletlere ait kemal derecesinin bir göstergesi olduğu anlaşılmaktadır. en zor anlarda dahi memnuniyet halinin muhafaza edilmesi şeklinde yorumlamıştır. dünyevî mefhumların. Kulun Allah’tan ne derece razı olduğu ise.627 Buradan hareketle Nazım Efendi “İmanın alameti tasdik etmektir. Kıbrısî. ahirette karanlık içinde olacaktır. his. s. onların içinde gizli olan potansiyel hasletlere delalet etmektedir. s. Edeb. Peygamber(sav)’in hadis-i şeriflerinde sıkça açıkça görülmektedir. Ebu Davud. pehlivan mefhumunu. öfkesini yenen. ahirette kaybeden olarak tanımlamıştır. Müslim. insanların en zor anlarındaki tepkileri. Peygamber(sav). Bu manada Hz. Ebedî âlemde taşınacak bu nûru kazanma yeri. Ve böylece o kişi yaptıklarının hesabını vermeye oturacak ve 123 . s. uhrevî açıdan yorumlandığı görülmektedir.629 Burada izah edilen nûr. Allah bizimle beraberdir”626 ayetindeki hale dönüş yapılarak sürekli parlak tutulması gerektiğini söylemektedir. 628 Hanbel. zor anlarında belli olmaktadır. bir sohbetlerinde iman nûrunun Allah(cc)’tan razı olunmadığı zaman karardığını ifade ederek bu anlarda kulun “Tasalanma.” Bkz. Ebû Hüreyre(ra)’den rivâyete göre. tavır ve davranışlarındaki memnuniyet hali. 236. Bu düşüncelerden hareketle. Bunun üzerine Rasûlullah(sav) şöyle buyurdu: “Ümmetimin müflisi o kimsedir ki kıyamet günü kıldığı namazıyla tuttuğu orucuyla ve verdiği zekatıyla getirilecek aynı zamanda işlediği günahlardan.

632 Nazım Efendi’ye göre açıktır. ilmin artması için. 632 Taftazanî. aynı zamanda ilmin kaynağı olduğundan. Nazım Efendi’nin bu konudaki ifadeleri ve genel tasavvuf anlayışıyla değerlendirildiği zaman nûrun. Peygamber(sav). İyilikleri bitince takas işlemi onun günahlarının buna verilmesi bunun sevaplarının da ona verilmesiyle devam edilecektir. Kurân-ı Kerim’de şöyle bir hitab vardır: “Ey nefs-i mutmainne! Râzı olan. sır. Bu nur. Allah’ın nûru olarak ifade edilen iman. Feyzin aktarıldığı ortam olarak sohbet. ss. Tirmizî’ye göre kalbte yer alan nûrun artması. 124 . Çift. Sonucunda da cezasını ateşle çekmek üzere Cehenneme atılacaktır. Hakîm Tirmizî. Bu ortamlar yaptığı kötülüklere karşılık iyilikleri takas edilecektir. İşte müflis budur. Söz konusu aktarış. kendisinden râzı olunan olarak Rabbine dön! Artık (sâlih) kullarımın arasına katıl! Ve (onlarla) Cennetime gir!”631 Kelam âlimlerinin tartışma konularından biri durumundaki imanın artıp eksilmesi hususu. nasipleri miktarında aktarmıştır. 30-45. Sufilerden benzer görüşü Hakim-iTirmizî de savunmuştur. hidayet feyz ve feyzu’l-akdes gibi tanımlamaların birbirlerinden hangi manalarda farklılaştığı konusu önemlilik arz etmektedir. Beyânu’l-fark. 74. ss. feyzin ve imanın aynı ifadelerde iç içe kullanılmalarına rağmen farklı içerikli oldukları görülmektedir. yıldızlar gibi parlayan numuneleri. Mesela Peygamberler(as) içerisinde en kutsal nûra sahip olan Hz. imanın artmasına. 40. bu nurun söneceği anlaşılmaktadır.” Müslim. aksi durumda sönerek karanlığa bürünür. alış ve tevarüs esnasında genellikle nûr kavramı yerine “feyz” kavramı kullanılmıştır. 633 Tirmizî Hâkim. gafletten uzak olunduğu ve zor anlarda Hakk’tan razı olunduğu hayatta olur. zulmetin nûra galebe çalması ise. Birr ve Sıla. miras bıraktığı anlaşılmaktadır. Bu duruma Ashab-ı kiram yönünden bakıldığında. kendindeki nûru ashabına. 212-213. zikr ve halvet vurgulanmıştır. s. nurun da artması gerekir. insan-ı kâmillerin model alındığı.mutmain olan ve Allah(cc)’tan razı olan kullara. Allah(cc)’tan razı olunduğu zaman kalpteki nur parlayarak genişler. Tersi durumun yaşandığı hayatta ise. Şerh-i Akaid. her bir sahabenin kabiliyeti ve nasibi nisbetinde bu nûrdan ahiret hayatına taşıdığı ve ümmetin gelecek kuşaklarına.633 Kıbrısî’nin anlayışına göre bu nurun artması. imanın eksilmesine delalet etmektedir. 631 Fecr: 89/27-30.

nûrun bulunduğu zaman ve mekânın bereketi ve bunların idrâki. Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb. şeyh tarafından zikr. Bu izaha göre Allah. her kim de bundan mahrum kaldıysa dalalete düşmüştür.Hâlidiyye-i Hakkaniyye Tekkeleri. sohbet.636 Bu manada nûrun. ontolojik yönden izah etmiştir.kuldaki imanın zuhur etmesine. sohbet ve halvet esnasında mürîdin gönlüne yansıtılır. Tasavvuf ve Tarikatlar. g. İman. Bazen kalbteki bu nûrun bizzat kendisi iman olarak isimlendirilmiş. kâfirinki ise “nâr”dan.638 Tüm bu tanımlamalara göre. Hz. hidayete ve mü’minin sırrını gerçekleştirmesine vesiledir. Mü’minin sadrı ve bunun içinde yer alan kalbi nûr ve zulmetin mücadele alanıdır. Hz.637 Nûrun iman ve hidayet ile ilgisini.Sohbet. zikr ve konularında da yapılmıştır. onlar feyzu’l-akdesin taşıyıcılarıdır. 634 Sahabenin(ra) içerisinde Hz. bazen de “iman nuru” olarak. bütün mahlûkatı zulmetin içinde yaratmış ve sonra da kendi nûrunu onların üzerine yaymıştır. Tafsilatı için bu tezde bkz. Peygamber(sav) başlıklarında incelenmiştir. onun kalbine bilgi ve manevî hal gelir. yani ateştendir. bu feyzu’l-akdesten hâsıl olan feyzi alırlar ve Mü’minlerin gönüllerine dağıtırlar. ss. Hakîm Tirmizî. 125 . Giriş/3. sened ve silsile yoluyla ulaşan irfan olarak tanımlanan bu feyz. Sadrını iman nûru istila eden kişiye mü’min denir. feyiz olarak anlaşılmaktadır diyebiliriz. 637 Bu tezde bkz. İdrâk edemeyenler ne nûrdan ne de onun kendisindeki tesiri olan feyizden bahsedebilirler.635 Nazım Efendi’nin feyz manası yüklediği nur. Tirmizî’ye göre Mü’minin ruhu nûrdan. Nakşîbendî silsilesi içerisindeki diğer mürşîdler. Feyzi idrak edenler 634 635 Bu mevzudaki detaylar. Kime bu nûrdan isabet ettiyse o hidayete ermiş. Ebu Bekir(ra)’in göğsüne aktarılan nûr ise “feyzu’l-akdes” ile ifade edilmiştir. nûra sebep olan şey olarak zikredilmiştir. 223-224. Bu feyz vesilesiyle müridin çaba ve iktisabı olmadığı halde. 25-39.Zikr . Şeyh ve mürîdlere. Ebu Bekir(ra)’den bugüne kadar gelen Nakşîbendî meşayıhı içerisinde altın silsile olarak tabir edilen mürşîd silsilesi ile gelmiştir ki. nâr ile birlikte ele alarak. ıstılahtaki istinâdî feyz kavramıyla anlaşılacak mahiyettedir. Makamlar ve Seyr u Sûluk ile İlgili Kavramlar/f. 638 Tirmizî Hâkim. 636 Yılmaz. feyz ile manasındaki telakkisi hususundaki inter-disipliner incelemeler. Sır. ss.

İnancının gereği gibi yaşayan kullar içerisinde sûlûka girip. Ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler” Fussilet: 41/17. Esasen kulun iman etmesi. hidayeti bulursunuz”639 ayetinde de işaret edildiği gibi inanılana itaat. hidayetin üç menzili olarak izah etmiştir. “Hidayeti kabul edenlere gelince. küfrü de tercih edebilirler. 646 “Bir ölü iken kendisini dirilttiğimiz. 642 “Gerçek şu ki. hidayette esastır.” Ankebût: 29/69. 645 “Bizim uğrumuzda mücahede edenlere gelince.” Muhammed: 47/17.” Hacc 22/46 .içinde iman edenler de. erişemeyenler de olabilir. Rabbinden bir nûr üzeredir. itaat ederek. içinden çıkamaz bir halde karanlıkta kalan kişi gibi olur mu hiç?” En’am: 6/122. ss. onlara kaçınacaklarını ilham etmiştir. meratib kat ederek sırrını gerçekleştiren olabildiği gibi. İhyâ.648 Bu anlayışın bütününü Ubeydullah-ı Ahrar (v. Buna “Vech-i has” denir. Allah(cc)’ın emir ve yasaklarına itaat etmeyenler olabildiği gibi. sır. ona insanların arasında yürüyeceği bir nûr verdiğimiz kimse.646 “De ki: ‘Allah’ın hidayeti. “… Eğer O’na (Allah’a ve Peygamber’e) itaat ederseniz. 648 Gazalî.” Zümer: 39/22 647 Bakara: 2/120. Biz onlara elbette yollarımızı gösteririz. “Öyle ya.642 kibir.641 İnsanları imandan meneden hased. Allah(cc)’ın her kula akıl ya da peygamberleri vasıtasıyla gösterdiği iman nurudur. iman. 895/1489). itikadî ve amelî bütünlüğe ulaşanlar da olabilir. Bunun incizabı da 639 640 Nûr: 24/54. Mevcut olan her şey O’nun zatî tecellisinden nasibini alır. “Biz ona iki de yol gösterdik” Beled: 90/10. 641 “Semûd’e gelince. Allah’ın nûrunun kullar arasında bu şekilde farklılaşmasına bağlı olarak. 644 “Fakat hakikat şudur ki.645 Üçüncü menzil ise. mücâhedenin kemale ermesinden sonra nübüvvet ya da velayet âleminde ulaşılan mutlak ve gerçek nûr ve hidayettir. 643 “Şu Kur’ân iki memleketin birindeki büyük bir adama indirilmeli değil miydi?” Zuhruf: 43/31 . basiret körlüğü veren sebeplerdendir. Allah’ın göğsünde Müslümanlık için inşirah verdiği bir kimse ki o.644 Hidayetin ikinci menzili. şöyle ifade etmiştir: “Feyzin tezahürleri pek çoktur. gerçekleştiremeyenler de olabilir. 3 (cüz 12).”647 ayeti. gözler kör olmaz. feyz ve feyzu’l-akdes gibi ifadelerin kullanıldığı kanaatindeyiz. 2249. c. etmeyenler de olabilir. mücâhedenin neticesinde kulun halden hale çekilmesidir. hakiki hidayete işaret etmektedir. nefis tezkiyesinde bulunanlar içerisinde. Biz onlara da doğru yolu gösterdik. ama sinelerin içindeki kalbler kör olur. 126 . Aynı şekilde iman ettikten sonra hidayete erişenler olabildiği gibi. İzaha göre birinci menzil. hidayet.643 dünya sevgisi. hidayete ermesi ve ahiret sırrını gerçekleştirmesi yönündeki bu anlayışı İmâm-ı Gazali. biz atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk” Zuhruf: 43/22. Allah onların muvaffakiyetlerini artırmış. Yani Allah(ac)’a inanmasına rağmen. ancak o hidayettir’.640 İnsanlar bu imanı tercih ettikleri gibi.

653 Isfehanî. 652 Mutçalı. sıddıklar. el-Müfredat..653 649 650 Camî.e.”649 Binaenaleyh nûr. Kudsî varlığa olan devamlı incizabı vasıtasıyla. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Teveccühün devam şekline göre Hâdî ism-i şerifinin tesiriyle. Mudil isminin tasarrufundan kurtulur. yazıt anlamına gelmektedir. Levh-i Mahfûz: Arapça bir kelime olan levh. s. korunmuş anlamına gelmektedir. Firüzebadî.651 Modern Arapçada el-levh. manevi mertebelerin kat edilmesi ile olur ki bu. 456. Dağarcık Yay. Nuru Muhammedî’den ümmetinin kalbine aktarılan feyzu’l-akdes olarak da ifade edilmiştir.1. bu nûrun iniş yeri Peygamberlerin(as) kalpleridir. sınıfta üstüne yazı yazılan kara tahta (sebbûre) anlamını ifade etmektedir. 456. aynı zamanda kulun kendi sırrını gerçekleştirmesi anlamına gelmektedir. “el-Levha” ise. kader sırlarının yazıldığı ve insanlara gösterilenlerin dışında bilinemeyecek bir levha olarak tanımlanmıştır. el-Müfredat. 127 . Kur’ân bu nûru ihtiva etmektedir ancak. s. kemik ya da ahşaptan yapılmış levha manasına gelmektedir. İstanbul 1995 s. Serdar.g. Bu nûrun tamamlanması Peygamberler. 651 Firüzebadî. Cenab-ı Hakk’ın kullarına ilahî bir lütuftur. Kuldaki bu nurun parlaması. s. kendinden tamamen geçip. İman bu nurun kulda tahakkuk etmesidir. fenâ bulup. velîler ve Mehdi(as) ile olacaktır. 811. Isfehanî. 240. her kulda birbirinden farklı kemmiyet ve keyfiyettedir. Mü’minlerin kalplerine nurun aktarılmasını tanımlayan ifadelerde feyz kelimesi kullanılmıştır. 561. hayret ve cezbe ehline kavuşur. Seyr-i sülûk ile nefis tezkiyesi. 695. s. bekçilik etmek anlamına gelen “hafaza” kelimesinden türemiş mahfuz kelimesi ise. kitabe. a. s. Peygamberlerin kalplerinden. Kamûsu’l-muhît. bu nurun kulda parlaması ve kemale ermesi anlamına gelmektedir.650 Korumak. Bu nûrun kendisine eriştiği kişi hakikî iman. hakikî aşk ve şevk makâmlarına mazhar olur.Hak Subhanehu ve Teâla hazretlerinedir.652 Levh-i mahfûz. a. el-Mu’cemu’l-Arabî el-Hadîs (Arapça-Türkçe Sözlük). Manevî bir hazine veya sır olarak ifade edilen bu nûr.

Kabalcı Yay. 664 Yavuz Yusuf Şevki. kitâb-ı mübîn659 ve kitâb660 diye ifade edilen. s.” Yâsin: 36/12 . levh’i-kaza. DİA.” Vâkıa 56/77-78. Kur’ân Ansiklopedisi. ss. Hakîm Suâd. Levh-i mahfuz ise. Mehmed. Korunan bir levhadadır (yazılı). meselâ kanun levhaları olarak da tanımlanmıştır. 128 . 12. nefsu’l-kulliyye olarak da bilinen levh. 2005.665 Mukadderatın Levh-i mahfûzdaki yazılarını. bazen fa’âl akıl. 656 A’raf: 07/145. c.663 İslâm âlimleri levh-i mahfûzun mâhiyeti ve keyfiyeti ile ilgili çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. tasavvuf ıstılahında. üzerine yazı yazılan yassı bir şey. İbnü’l-Arabî Sözlüğü. hafızların ezberlerindeki 654 655 Kamer: 54/13. TTDS. gayb âlemine ait bir meseledir. 662 “(O öğüt) sahifeler içindedir. s.”657 ayetinde geçen levh-i mahfuzu. diğer ayetlerde zikredilen ve imâm-ı mübîn658. ulvî âlemde bulunan bir levha olarak tanımlanmıştır. 204. 659 “Ne yaş. 660 “Ne yeryüzünde ne de nefislerinizde meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce. Saklı bir Kitap’tadır. s.“Biz onu (Nuh’u) levhaları olan (gemiye) bindirdik”654 ayetinde geçen levhalar kelimesinden dolayı. İstanbul 1979. c. ne kuru hiçbir şey yoktur ki açık bir Kitapta olmasın” En’am 06/49 . Çoğu mutasavvıfa göre bu levhada olmuş ve olacak her şey yazılıdır. 440 -443. 14. ss. elbette değerli bir Kur’ân'dır.27. “Hayır. Hulasatu’l-Beyan fi tefsiri’l-Kur’ân. Doğrusu bu. 399. İstanbul. bir Kitapta olmasın. 661 “O. mükerrem sayfalar(dadır). 151. c. levh’i-lkader. Vehbî. Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilen “saklı bir kitap (kitabun meknun)”661 ve “saygı ile yükseltilen sayfaların (suhufin mukerremeh)”662 da levh-i mahfuz olduğuna yönelik tefsirler olmuştur. üzerine yazı yazılan tahta ve sair malzemeye de levh denilmiştir. Ta’rifât.664 Levh. 658 “Her şeyi açık bir imamda (Kitâb) saymışızdır. geminin tahtalarından her birine levh denildiği gibi. Levh-i Mahfûz. bazen de külli nefs olarak izah edilmiştir. 151. Yavuz Yusuf Şevki.: Ekrem Demirli. s.655 “Onun için (Tevrat) levhalarında her türlü öğüdü ve her şeyin açıklamasını yazdık”656 ayetinde geçen el-vâh kelimesine dayanarak levh.” Hadid 57/22 . bilgi hazînesi olduğunu da söylemişlerdir.. Genel kabul gören anlayışa göre levh-i mahfuz. Çev. o şerefli bir Kur'ân'dır. 665 Cürcanî. c. levh’i-akıl. 657 Bürûc: 85/21-22. tasavvufî kaynaklarda kâinat sistemine sokulmuş. Müfessirler. 27. c. 470-476. TDV İA. 5669. Allah’a kolaydır. Levh-i Mahfûz. s. levh-i mahfuz gibi türleriyle de anılmıştır. Dolayısıyla onun mâhiyeti tam olarak bilinemez.” Abese 80/13 -14 663 Ateş. değer verilen. Kitabu’l-mubiyn. Cebecioğlu. 1-8. Üçdal Neşriyat.

şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’ye göre kulun sırrı ile de ilgilidir. Osman da. 672. yanına gelen birine. s. s. c. O kimse. Bu nûrla bakan kullar aynı zamanda.g. 16. 670 Aynı eser.668 Nazım Efendi bu nûrla bakan kulu bazı yerlerde mü’min. o. Kıbrısî’nin anlayışında etkili olduğunu düşündüğümüz bu hadisede Hz. elest bezmindeki hitabı her an işitenlerdir. Kulun sırrı ve hidayeti ise Kıbrısî’nin anlayışına göre. Osman(ra). 668 Kıbrısî. 672 Bu tezde bkz.Kur’ân-ı Kerîm yazısına benzeten İmâm-ı Gazalî (v. dünyada vuku bulacak hadiseler ve her söz sahibi kulun.666 “Mü’minin firasetinden sakının zira o. “Nereden bildin?” dedi Hz. “Mü’minin firasetinden korkun. Şeyh Şerafeddin’e göre kulun hidayeti. kulun dünyada karşılaşacağı hadiselerle ve bu hadiselere göre sergileyeceği kulluk 666 667 Gazalî. Tefsîru`l-Kur`ân. c. s. 14. 13. 673 Buhârî. 129 .Misak (Yevmu’l -Ezel). Câmi-ul-keramat.674 Kulların misak gününde verdikleri ahidler. 669 Aynı eser. İhyâ. kulların misak gününde verdikleri ahidler. 674 Kıbrısî.”673 Nazım Efendi’ye göre levh-i mahfûz’da üç şey yazılıdır.. Tirmizi. Allah’ın nuru ile bakar” hadis-i şerifini bildirdi. “Gözünde zina eseri var. Canan. Allah’ın nûrunu taşıyan kulun O’nun nûruyla baktığını söyler. dar-ı dünyada nasıl kulluk yapacağıdır. 2937. 13. 40. s.670 bazen de irşâd sahibi mürşîd671 olarak tanımlamıştır. Şeyh Şerafeddin’e göre. kula elest bezminde çizilen manevi rotanın âlem-i dünyada kemal derecede vuku bulması. 505/1111). Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/c. s. Tasavvuf Sohbetleri. kendisine elest bezminde çizilen hat ile ilgilidir. s. 4 (cüz 16). Allah(cc)’ın levhinin ve kitabının bizim bildiğimiz levha ve kitaplardan farklı olduğunu ifade etmiştir. a. 14. Kütüb-i Sitte.669 bazı yerlerde levh-i mahfuzu okuyabilen âbid.e. Allah’ın nuru ile ilgili olduğu görülmüştür.672 Söz konusu hadisin şerhi mahiyetinde cereyan eden bir hadiseden sonra. Hz. Allah(cc)’ın nuru ile bakmayı tanımlamaktadır. Osman’ın ifadeleri. 13. s. 4. Bunlar. Allah’ın nûruyla bakar”667 hadisine atfederek Nazım Efendi. 671 Aynı eser. Bir kadına bakmışsın” buyurdu.

13. Nazım Efendi levh-i mahfûzun kullara yol göstermek üzere yaratıldığını şöyle ifade eder: “Cenab-ı Allah levh-i mahfûza bakmaya muhtaç değildir. O tecelli makamına mazhar mûrîdin duası kabul olunup. sen bir gece dayanamadın. 2 (cüz 8). Şimdi mekteplerde ne gün ne ders okurlar diye program var. Çocuk ona bakar ve ne yapacağını. bu haline rıza göstermesinden dolayı. Çocukların eline bir program veriyorlar. Mûrîdinin secdedeki duasıyla ismi tekrar şekavet listesine yazılan şeyhe şöyle bir ilham geliyor: “Ya âbidim! Sen benim muhlis kulumsun. Mûrîd sabah mürşîdine mazhar olduğu tecelli ve neticesini anlattığında şu cevabı almış: “ Ya veledi! 37 senedir ben orada şekavetimi gördüğüm halde ubudiyeti terk etmedim. zaman mefhumuyla tanımlanamayan yevmu’l-ezelde gerçekleşmiş. 130 . c. O. Onu kendisi için yapmadı. Onu ehli cennet kıl Ya Rabbi!” diye dua etmiş. gerçekleşmeyi beklemektedir. Kıbrısî’ye göre bu programda yazılı olan şeylerden bir kısmı. s. Kıbrısî. Mahiyeti itibariyle cismaniyet âlemindeki levhalardan olmayan levh -i mahfuz. s. önceden hazırladığı plana göre inşaatı yapıyorsa. levh-i mahfûz’da yazmıştır. İhyâ. Kıbrısî’ye göre Allah(cc)’ın nuruyla bakan zatlar..676 Binaenaleyh.Sır. O levh-i mahfûz bizim gündemimizdir… Melaike baksın bakmasın. Tasavvuf Sohbetleri. bir kısmı da. 1374.678 Özet olarak levh-i mahfuz.rolüyle ilgilidir. 677 Kıbrısî. Levh-i mahfuz. Kıbrısî.e. Bir mûrîd halvet halindeyken kendisine ayân olan levh-i mahfuzda şeyhini şekavet içinde ehli cehennemlikler arasında görmüş. a. melaikeninki (orada) yazılı değil.” diyerek yazının eskisi gibi olması yönünde dua etmesi için mûrîdine emir buyurmuş. Orası senide beni de ilgilendirmez. Senin adını o listeden şimdi Ben siliyorum seni saidlerin başı yazdım. levh-i mahfûza bakmaya muhtaç olsaydı Allah olmazdı (haşa). yapılacak işlerin yazılı olduğu bir programa benzetilmiştir. ehl-i cennet olarak değiştirildiğini belirtmiştir. Hemen secdeye kapanıp: “Ya Rabbel izzeti ve’l azame! Beni bu rutbeye yetiştiren şeyhimi ehl-i nâr olmaktan kurtar.g. dünyada vuku bulacak hadiseler ve her 675 676 Bu tezde bkz. etbasını bu işaretlere göre irşad eder. Allah’ın ilmi ezelisini ihata edemez. s. misak gününde Rablerine verdikleri ahidler. gayb âlemine ait varlıktır. ne okuyacağını bilir. Allah dünya âleminin tüm vakitlerini içeren bir nüshasını. 678 Gazalî. Bu misale göre nasıl bir mühendis. 86.”677 Benzer bir misali İmâm-ı Gazalî. şeyhinin adı ehli cennet tarafına yazılmış. mühendis üzerinden vermiştir. Kulların. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b.675 Bu anlayışı ihtiva eden bir menkıbede. Kıbrısî’ye göre.” Bkz. levh-i mahfuzda ehl-i cehennem yazılmış bir zâtın. Orada olanlar benî Adem’in ahitleridir.

s. “Allah’ın Nûru” başlığında. kalbte bulunan Rabbânî bir latifedir derler. el-Lümâ. nikâh. el-Müfredat. hâlin içindeki ilâhi muradın bilindiği sırdır. cehrî olarak bilinen şeylerin batınıdır. sır da müşâhedenin mahalli olduğu söylenir. Cebecioğlu. rububiyyetin sırrının sırrından bahsedilmiştir.683 Sır. 682 Cürcanî. 430. İkincisi. ilmin sırrı. izhar olmayan ve kendisine delalet eden şeylerle bilinen şey anlamına da gelmektedir. Bu gizliliğin bilindiği alana göre. 685 Kâşânî. Mefâtihu’l-gayb. 123.684 Kaşanî’ye göre bu gizliliği bilmek. Ta’rifat. aynı zamanda kıymetli vadinin orta yeri. Bu ayetin tefsirinde Razî (v. rububiyyetin sırrı. 606/1209). TTDS. s. 234-239.679 “O. 8-9. 684 Serrâc. insanlar bu bilgiye tecrübe ve gözlemle ulaşabilirler. 121. s. Mesela hâlin sırrı. nasıl kulluk yapacağı bunlardandır. gizliden gizliyi de.682 Kul ile Hakk Teâlâ arasında saklı ve gizli kalan hallere de sır denilir. bir şeyin hâlisi gibi anlamları ihtiva eder. bildiği vurgulanmaktadır.685 Sır. 131 . Isfehanî. Üçüncüsü ise gayretle kesbedilemeyen bilgi olan ahfadır. tecelliyatın sırrı. Buna göre birincisi cehrî bilgidir ki.681 Sır için mutasavvıflar.”680 âyetinde Allah'ın sırrı da. s. Lisânu’l-Arab. ilmi üç derecede ele almıştır. kuldaki potansiyel iman derecesi olarak anlaşılmıştır. 681 Razî. Kullara yol göstermek üzere yaratılan levh-i mahfûzu. er-Risale. İbn Manzûr. 124. Tahâ: 45/7. içte gizlenen söz. sırrı da ahfâyı da bilir. Mü’minler içerisinde. ss. ruh sevginin. s. ss. 683 Kuşeyrî. 22. c. hakkı bilmektir. b. c. Bunlardan bir kısmı gayret ile kesbedilir ile bir kısmı vahiy ile bilinir. 228. s. Allah(cc)’ın indirdiği nurdan ve feyzden nasibini 679 680 hakikatin sıırı. 569. asıl. SIR: Arapça gizli şey demek olan sır. Istlahatu’s-sufiyye.söz sahibi kulun. irşad sahibi mürşîdler okuyabilir. 6. Kalb marifetin. Çoğulu esrar olan bu kelime. dar-ı dünyada. mevcud ile yokluk arasındaki bir gizlilik olarak tanımlanmıştır. ahfâyı da yani.

yevmu’l-ezelde her kul ilahî divana farklı isimle çağrılacaktır. 690 Arâf: 07/172. savunmuştur. Tasavvuf Sohbetleri.. Ankara Ünv. 30. Bu iman derecesi. Ter. herkese ilâhî nûrların feyzi olan sırları. Doktora Tezi. Kâf: 50/35. 689 Şeyh Bedrreddin-i Mahmud. Varidât. 838/1435). 691 Bakarâ: 02/31. 145. kula yaratılışında dercedilen sıfat ve esmalar olarak tanımlanabilir. esma ile ilgisi üzerine Necmeddin-i Kübrâ (v. yevmu’l-ezelde kulun ne derece aşkla misak ettiğiyle alakalıdır. 132 . Nazım Efendi’ye göre her kul farklı nitelik ve nicelikteki sır ile donatıldığı için. Hafî’ye göre “Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol belirledik.: Cengiz Ketene. s. Zeynuddin-i Hafî (v. 10-19. Ankara 1990. Bu sıfat ve esmaları.”687 ayeti bu anlayışa işaret etmektedir. Allah(cc) kulunun kaderini. farklı kemal derecelerinde zuhur edeceği anlaşılmıştır. Allah(cc)’ın 686 687 Kıbrısî. Bu imanın dünyada gerçekleşebilecek potansiyeli ise sır olarak anlaşılmaktadır.alanlarda iman. Bekir.686 Bu anlayışı ıstılahta besleyen yaklaşımlardan birini. Zeynüddin-i Hâfî ve Eserlerinde Tasavvuf. Kübrâ’ya göre Allah(cc)’ın elest bezmindeki hitabı690 ve Âdem(as)’e öğretilen esma691. sır ile birlikte ele alınmış olması hasebiyle mühimdir. Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışına bütüncül bakışımızı desteklemektedir. Ankara 2009. Kabiliyet ise yaratılışındaki bir âtiyedir. dünya hayatında imana dönüştürdüğü nisbette Mü’mindir ve iman ettiklerini tatbik ettiği nisbette hidayettedir. Şeyh Nazım’ın genel tasavvuf anlayışı çerçevesinde sır. ss. nitelikler ve işlerinin hepsi kabiliyetlere bağlıdır. s. 618/1221)’nın görüşü. kulun dünya hayatında ulaşabileceği makâmlar ve imanî kemâlat dereceleri için potansiyel istidatlar olarak da tarif edebiliriz. nûr ve feyz konularında Hafî’nin görüşü. Nur sahipleri olan mürşidlerin terbiyesiyle nefslerini tezkiye edenler.689 Sırrın. Bu anlayışa göre Allah(cc). Allah(cc)’ın kendisi için belirlediği tarîk ve makâmdan öteye de geçemez.688 Şeyh Bedreddin (v. Kulun yaratılışına bağlı olarak ulaşabileceği makâmlar ve bu makâmlara ulaşmasına vesile olan iman. Bu yüzden sâlik. bu kabiliyetlerini ortaya çıkarması yönünde çizmiştir. Kültür Bakanlığı Yay. onlara bahşettiği istidad ve kabiliyet kadar verir. ilahî nur ve kabiliyet ile olan ilgisinin yanı sıra. Mü’min yevmu’l-ezelde donandığı sırrını. 823/1420)’e göre kulların isimleri. 688 Köle.. nurlarını ortaya çıkarır ve sırlarına vakıf olurlar.

. fıtratının gereği olarak Allah’ın zatını bilme. Bu durumda insan. Allah(cc)’ın el-Latîf isminin tecellisi olduğu ifade edilmiştir. s.e. kalbin letâiflerindendir.692 İnsan. Keşfu’l-Mahcûb (Hakikat Bilgisi). a. 2. Kulun vücud karanlığında setretilmiş vaziyette olan bu ilim. Bu bütünlük kul ile Allah arasında bir sırdır. 1279/1862). insana doğuştan tevdi edilen istidatlarının benliğinden sıyrılmak suretiyle Allahu Teâlâ adına geliştirilmesidir.693 Mevlanâ Celaleddin ise. Hucvirî’ye göre bu sır tevhîddir. s. 59.696 İnsan ruhundaki bu ilahî yönün. bu letâifleri sayarken sırru’s-sır yerine hafî zikrini saymış ve her bir letâifin bazı peygamberin kademinde olduğunu ifade 692 Kubrâ. ilmi ledün olarak zuhur eder. Mesela. 138. Allah’ın nuru veya Allah’ın boyası697 olarak mevcut olduğuna inanılmaktadır. a. 694 Mevlânâ. birleme.: Yusuf Zeydân. ruhânî bir latife olarak.ruhlara talim ettiği ilm-i ezelîdir. Fevaihu’l-Cemâl ve fevâtihu’l-Celâl.g. s. benim yaratılışım da O’nun sır hanesidir… Gözünü iyi aç da bana öyle bak ki beşerde Allah nurunu göresin” diyerek sırrın bu yönünü vurgulamıştır. müşâhede makâmı anlamında kullanılmıştır. Bu makâmdaki kulun kalbine vahdaniyet âleminden doğuşlar olur. “Kâbe her ne kadar O’nun evi ise de. Kısaca tevhîd. 696 K. c. Tah. marifet ilmini zahir eden ve ledunnî ilimlere kapı olan ilimdir.698 Abdullah-ı Hanî (v. O’ndan başka ilâh olmadığını kabul etme potansiyeliyle donatılmıştır.695 Letâif. Bu potansiyelin gerçekleşmesine göre aşkın olan Allahu Teâlâ’yla bir bütünlük oluşturur.e. 20.. Necmeddin. 697 “Allah’ın boyasıyla boyanın…” Bakara: 2/138. Dâr Suâd Sabbâh. haberdardır. 695 “Yaratan hiç bilmez olur mu? O. âlem-i sıfattan âlem-i esmâya indirilmek suretiyle insana hediye edilmiş bir atiyedir. Hızır(as)’dan Hz Ali(ra)’ye ve kırklara tevarüs eden sırr-ı hakîkîdir. 693 Hucvirî. 133 . Adnan. Bu ilim. Adnan.” Mülk: 67/14. ezelî olanla olmayanı ayırma şuuruna sahip olabilmektedir. bno: 2245-2252. Üçüncü makâm olan sırru’s-sır.694 Hakkâniyye yayınlarında ruh konusunda incelenen ontolojik ifadelerde de sır. Sır makâmındaki ilmin kaynağı.g. 698 K. ss. Kuveyt 1993. Âdemoğluna ruh vesilesiyle bahşedilen letâif-i hamsenin. Mesnevî Tercümesi. 342-349. seyr ü sülük ile saflaşan ve maddi varlığından gaybete düşen mü’minde. Latiftir.

Şeyh Nazım’ın sır olarak tanımladığı bu letâifin asılları. 35. 99-100. İsâ(as). dünkü haberdir buyuruyor. bir grup da sırrın ayan cümlesinden değil. kulun kendisine dahi sırdır. 244. Mektun no: 160. 134 . 701 Konevî. latife-i sırr. 79. Tasavvufun Ana Esasları. İzzeddin. Mektubât. sırrın ruhanî latifelerden bir latife olduğuna ve müşâhede makâmı olduğuna inanırlarken. insandan başka her şey demek olan.700 Sadreddin-i Konevî (v. Ter. 703 Kıbrısî. Yani sır. mürşid-i kâmilin bu sırra vakıf olup olamayacağı diğer bir husustur.”703 Sırrın kul ile Allah(cc) arasında meydana gelen örtülü bir hal olduğu anlaşılmasına rağmen. Kurtuba Kitap. 1034/1624)’ye göre âlem-i sügrâ olan insanda bulunan bu beş letâifin asılları. s. Adem(as). Musa(as). Kendi yaratılışına uygun letâifin. aslına varamama durumu. Tasavvuf Sohbetleri. kul ile Allah arasında meydana gelen örtülü bir haldir. Allah(cc)’ın isimlerinin zıllerinden pay alırlar. latife-i hafî. Bu konuda Hakkâniyye meşayıhı içerisinden Şeyh Şerafeddin-i 699 700 Hanî. İstanbul 2010. ss. bu letâiflerin zıllerini geçer ve asıllarına varır. Varlık. Tasavvuf Metafiziği. Nazım Efendi’nin şu ifadeleri. âlem-i kebirdedir. latife-i ruh. Bu halden başkasının haberi ve bilgisi olmaz. 673/1274)’ye göre her varlığın. Onun ötesinde olan haberler vardır ki. ihtiva etmektedir: “Cennet mekan Şeyhim Hazretleri o zerrelere olan hitap. latife-i ahfa.: Hakkı Uygur. s. o sırru’s-sır makâmında. ss. daha sonra seyri fillah (velayet-i kübrâ) ile tam fenaya vasıl olur. ondan ileride hafi. Buna göre latife-i kalb.699 İmâm-ı Rabbânî (v. bir mürşîd rehberliğinde bu letâifiler arasında seyri illallah ile fenaya (velayet-i sugray). Âdâb. Hakikat talibi. peygamberler ve meleklerden başka bütün mahlûkatın mebde-i taayyünleridir. mevcut olduğu mertebeye göre bir taayyünü vardır. Bu daire. manalar cümlesinden olduğuna inanırlar. bu taayyününde baskın olan hüküm açısından Rabbini bilebilir. İmam-ı Rabbanî. Seyru sülûk ile Mü’min. ondan ileride ahfa makâmlarında olan sır vardır. bu makâmdaki sırlar. Nuh ve İbrahim(as). kul için noksanlıktır.702 Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında ise her iki mananın da bulunduğu kanaatindeyiz. Bu anlayışın devamında sıru’s-sır gelir ki.701 Mutasavvıflardan bir grup. Muhammed(sav)’in kademindedir. 702 Kâşânî.etmiştir. Sırrın kul ile Allah arasındaki gizli bir hal olduğu anlayışını.

Bu karşılaşma. s. O’nun zahirinin feyzinden. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî. Allah(cc) ile olan muhabbeti ve misak gününde Rabbi’nin huzuruna hangi isimlerle çağrıldığına bağlıdır. Peygamber(sav)’in hakikatinden ibarettir. Hz. kulu velayet makâmına çıkaracak kuvvettedir. Kul bu sureti kalbinde aklederse. Çünkü Nazım Efendi’ye göre bir sünnete hakkıyla ittibâ edildiği zaman ortaya çıkan Muhammedî sır. Allah ile kul arasındaki bu hale. Peygamber(sav).707 Şeyh Nazım’a göre. 707 Kıbrısî. 706 Cilî. Bu ifadelere göre bu sırlar kişinin kim olduğunun cevabıdır. Bu anlayış şöyle ifade edilmiştir: “Muhakkak ve muhakkak herkeste olan sır… Dünyada sırrı zahir olmazsa. mahşere de aynı isimler ile çağrılacaktır. Gaybın gaybı ise. misak günü çağrıldıkları isimlerde sırları gizli olan kullar. 30. s. ss. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. Peygamber(sav) bahsinde izah edilen Muhammedî Sırr705 ifadelerine dayanarak sırrın. 26. kendisiyle Peygamber(sav) arasında vasıta olmaksızın yardım isteme kanalı açılır.g. a. 293-294. Muhammedî suretle aniden karşılaşma konumuna yükselir. Bu müşâhedenin neticesinde. Bu makâmın ötesindeki bir arınma ile kul. Meselâ göre. Kişinin kim olduğu ise dünya hayatındaki kimlik bilgileri veya toplumdaki statüsü değil. mürşid-i kâmilin vakıf olabileceğini ifade etmiştir. velayet ve kemalat makâmlarına erişmiş olur. Hz. 135 . Tasavvuf Sohbetleri. bazı sufîlerin anlayışlarına yaklaşmakta ve bu anlayışın bina görülmektedir. 42. Kıbrısî. sünnete hakkıyla ittibâ eden kul. O’nun batınının feyzinden yaratılmıştır. s. Böylece sâlikin varlığı kâmil olur.. ufuk-i a’lâda müşâhededir. bu görüştedir. Peygamber(sav) Abdulkerim-i anlayışı Cilî’ye ile birlikte Hz. Şehadet âlemi. Menâkıb-ı Şerefiyye. “ruhanî latife” manasında da kullanıldığı kanaatindeyiz. dünyadan 704 705 Burkay. velinin kabiliyetinde bulunan Muhammedî kemaller.e.Dağıstanî.704 Bununla birlikte Hz. 298.706 Bu açıdan bakıldığında. manaların heyulası ve varlıksal suretleridir. mühürlenir. Kıbrısî’nin edildiği zemin bu anlayışı. düşünüldüğünde. gayb âlemi de.

Peygamber(sav) gelmeseydi. kulda zahir olacak sırlar. Deyaları için bu tezde bkz. su. kabirde. Hakkânî’ye göre mahiyeti âlem-i gaybda olan bu kimlik. Peygamber(sav)’in önceliğine nisbetle sonra gelirler.giderken (olacak). Hz. Bu kimlikteki sırların şehadet âleminde. hangi isimlerle çağırdı seni. Biz henüz kendimizi tanımış değiliz. Binaenaleyh. isimlerine ve fiillerinin zuhuruna kaynak olduğundan. ilahî sırların güzelliği görülemezdi. Peygamber(sav)’in biri ruhanî diğeri cismanî olmak üzere iki vechi vardır. Hz. Peygamber(sav)’in ruhaniyetinden doğup yayılmıştır. Peygamber (sav). sıfatlarına. 1135/1725) savunmuştur. Peygamber(sav)’in zuhuru. Muhakkak o insanlara verilmiş olan sır zahir olacaktır. kulun manevî kimliği olarak tanımlayabiliriz. 136 . Allah(cc)’ın zatına. Efendimiz(sav)’in güzelliğinin aynasında görmüşlerdir. bitkilerin ve hayvanların kaynağı olan cism -i küll suretindedir. ss. Bu anlayışa göre Hz. Dolayısıyla tüm ruhanî sırlar. kulun varoluşunu temsil eden asıl kimliktir.709 Bursevî’ye göre Hz. Hz. Hz. Peygamber(sav)” konularıyla da ilgilidir. s. Peygamber(sav)’in sadece ruhanî değil. Tasavvuf Sohbetleri. heyulau’l-kulldür. varlığı oluşturan ateş. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. Onun için bütün peygamberler. Peygamber(sav). Bu küllî hakikatin izahına göre Hz. Ruhanî tarafıyla Efendimiz(sav). ontolojik olarak “Allah’ın Nûru” ve “Hz. Dünyadan giderayak sırrı zahir olmazsa. biliyor musun? Kaç isimle çağırdı?”708 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin belirttiği isimler ve sırrı. Bütün mükemmelliğin mazharı sayılan Hz. Şerh-i Salavât. 76-78. Hz. Sen kimsin ve nesin? Sırrın nedir? Allah ile olan muaheden nedir? ‘elestu bi Rabbikum? Kalu bela’ da Allahu zü’l-celal seni çağırdığı günde. kabirde sırrı zahir olmazsa. veliler ve diğerlerinin ruhları. toprak ve hava gibi unsurların ve madenlerin. Bursevî. Biz henüz kendi sırrımıza agâh değiliz. yaratılışta her şeyden önce gelir. kullar kendindeki sırları. kabir âleminde ya da mahşerde zahir olması. İsmail Hakkı Bursevî (v. Peygamber(sav)’in cismanî yönü de tüm mevcudattan öncedir. bu âlemin hem suret hem de mana bakımından bütün sırlarını kendinde toplamış ve onların hakikatlerine kaynak olmuştur. Yani. onun yaratılışında 708 709 Kıbrısî. Kıbrısî’nin üç farklı başlık altında toplanan bu anlayışına temel teşkil edebilecek yaklaşımı. Müşâhede âlemi olan cisimler âleminin kaynağı. Kendimi tanımıyorum Kimsin sen? Ben filancayım. cismanî tarafı da her şeyden önce olmuştur. 30. mahşerde (olacak).

mücessem ve tam azalı suret bulunursa.712 Nazım Efendi’nin sır tanımında “muhabbet” ehemmiyet arz etmektedir. mahbubun kişideki sırrı istilâ etmesidir. sırrın gerçekleşmesine vesile olur. mahbubun gayrısındaki her türlü mensubiyet bağlarını koparır. Şeyh Şerafeddin. Muhabbet ehli. ezelî isimden farklı tesmiye edilen kullara nisbeten yedi derece daha kâmilâne olacağını beyan etmiştir. ezelî isimi ile aynı olması halinde kuldaki zekâ ve idrakinin. Şerh-i Salavât. ss. 410. Burkay.”711 Şeyh Nazım Efendi. Bir çocuk doğduğu vakit. Şeyh Nazım’a göre bu muhabbetin dereceleri ise. âlem-i ahd u misâkda takdir ve tayin buyrulmuştur. 137 . Bu düşünceye göre dünyada verilen isimlerin. maksudunda fenâ bulduğu için. 712 el-Hakkânî. Sır ile muhabbet arasındaki ıstılahi bağ. muhalifu şeria’ ahval ile harir döşemeler. Bebeğin kundaklanma şeklindeki edebin derecelerine göre tesmiyede hazır bulunan meleklerin adedinin bir ile bin arasında değişebileceğini ifade etmiştir. kulların hakiki isimlerinin dünyada da konulması için ilham veren görevli melekler olduğunu şöyle ifade etmiştir: “… ‘el-Esmau tenezzelu mines-semai’ fehvasınca. 76-78. s. bilumum asnaf-ı beşerin esmaisi. Kışeyrî’de görülmektedir. Muhabbetle kulun kalbi daimî zikre girer ve masivayı düşünmekten uzaklaşır. uyulan sünnetin çokluğuna bağlı olarak. ss. s.710 Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî. 713 Kuşeyrî. “Muhammedu’rRasulu’llah” kelimesi olduğunu ifade etmiştir. 133-135. Ebediyete Davet. sırrın tahkikinde ismin önemini esma-i beşer başlığıyla irdelemiş ve yeni doğan çocuklara yapılan tesmiye merasimi üzerinden izah etmiştir. 42. Kuşeyri Risâlesi. bu melekler oraya girmez. Menâkıb-ı Şerefiyye. Peygamber(sav)’in nurundan akseden esma ve sırların tezahürüdür. Peygamber(sav) sevgisinin Allah(cc) sevgisinden olduğunu ve Peygamber(sav) sevgisinin en temel göstergesinin. çocuğun ismi de hakiki ismin muhalifi bir isimle tesmiye olunur. 713 Bu 710 711 Bursevî.bulunan ve Hz. ona isim verecek kimselere ism-i hakikisini ilham için Cenab-ı Hakk (cc) melekler hâlketmiştir. Kuşeyrî’ye göre muhabbet. İsim tesmiye olunacak mahalde.

714 715 nurdan yansıyan sırların. Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş. Kuldaki sırrın zuhurunda anahtar kelime. Peygamber(sav)’in kalbidir. 79-80. Hz.çerçevede yapılan muhabbet tanımı üzerinden bakıldığında sır. O sevgiyle daha canlı. Aşkın kökeninde ne su var. İslamî Benliğin İçyüzü. 35. Aşk ona dünyayı aydınlatmayı öğretir. nasıl muhabbetle zahir olduğuna Bursevî. Allah(cc)’ın karşılıksız varlık verdiği Rahmân isminden. ne de rüzgâr…”714 Kuldaki sırrın. yevmu’l-ezelde kulun ne derece aşkla misak ettiğiyle alakalıdır. Sufiler tarafından bu anlayışa benzer anlayışlar açısından ele alındığında. Varlık âlemi olan âfâk ve insanın iç dünyası olan enfüsün. Peygamber(sav)’in kalbi olmasa. Kulun Allah(cc)’a olan muhabbeti ve misak gününde Rabbi’nin huzuruna hangi isimlerle çağrıldığına bağlıdır. Sırrın dünyada gerçekleştirilmesine göre kul. kimse Kur’ânı ve onun ihtiva ettiği sırları bilmezdi. afak. Peygamber(sav)’in hakikatidir. Sırrın sadece kul ile Allah(cc) arasındaki gizli bir hal olan yönü de vardır. muhabbetin kalbi istilası. daha yakıcı ve daha pırıl pırıl olarak ebedileşir… O’nun özü. Bu muhabbetten kaynaklanan ilahî sırlar ise. muhabbetin kaynağı ilahîdir. masiva karanlığından sıyrılmasına İkbâl. ne toprak var. Bu yaklaşımlar. sırrın hakikat-i Muhammedî ve nûru ilahî ile ilgili yönleri de görülmüştür. 1394/1973) “aşk” üzerinden şöyle tanımlamıştır: “Adı benlik olan nur. Şeyh Nazım’ın ifadelerinde bulunmasa da. 138 . Kur’ân’ın iniş mahalli. ontolojik bir izah getirmiştir. Bursevî. aşktan ateş alır. Benzer kanaati Muhammed İkbal (v. toprağımızın altında hayat kıvılcımlarıdır. kalbe Muhammedî benzetilmiştir. enfüs ve Kur’ân olmak üzere üç nüshada yazılıdır. Hz. Sırrın bu yönüne. Hz. kulun fena fillah makâmında ortaya çıkan nûr olarak da anlaşılmaktadır. iman mertebelerine vasıl olur. s. İman derecelerine delalet eden bu sır.715 Binaenaleyh. ss. öz olarak varoldukları icmal mertebesinde zuhurun mahalli. Binaenaley Nazım Efendi’ye göre her kul farklı nitelik ve nicelikteki sır ile donatılmıştır. Kulun yaratılışında decredilmiş sırrın. mürşid-i kâmiller vakıf olur. Aşk kılıçtan ve oktan korkmaz. Şeyh Nazım’ın Hz. muhabbettir. kulun cismani varlığındaki zuhuru “ruhanî latife”dir. diğer varlıklara verilmiştir. anlayışına temel teşkil edebilecek bu izaha göre.

718 “. çünkü Kur’ân’da mîsâk kelimesi. “Biz İsrâîloğullarından şöyle söz almıştık: Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz. doğruları tasdik etmek. c.“Hani Rabbin. Kâfirlere de acı bir azâb hazırlamıştır. Başka bir ifadeyle “şahit olduk” şeklinde cevap verenlerin Âdem(as)’in sulbundan kıyamete kadar vücut 716 İbn Manzûr. ‘Bizim b undan haberimiz yoktu’ demeyesiniz.. gerçekten başkasını söylememeleri hususunda kendilerinden Kitâb mîsâkı alınmamış mıydı” A’raf: 07/169.15.. anlaşma. ahd.. yetimlere. Allah hakkında. Musa’dan ve Meryem oğlu İsa’dan. onları kendilerine karşı şahit tutarak ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ (demişti Onlarda) ‘Evet buna şahit olduk’ demişlerdi. bazı İslam ulemasına göre temsilî iken bazı ulemaya göre de hakiki olarak gerçekleşmiş bir haberdir. Bunu kıyamet gününde ‘Bizim bundan haberimiz yoktu’ demeyesiniz diye yapmıştık”721 mealindeki ayete dayanmaktadır. Senden. akd ve and anlamlarına gelmektedir.” El -Arâf: 7/172. MİSÂK (YEVMU’L-EZEL): “Ve-se-ka” kökünden müştak olan “misâk” kelimesinin çoğulu “mevâsîk” olup sözlükte.716 Terim bakımından Misâk kelimesi bir takım farklılıklar içerir.720 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin misâk anlayışı.Peygamber(sav) ve Allah(cc)’ın Nûru anlayışlarıyla bir bütünlük oluşturmakta ve Kıbrısî’nin anlayışına paralel diğer tasavvufi ıstılahı göstermektedir.” Ahzâb: 33/7 -8. Mutasavvıfların çoğuna göre bu ahid hakikidir. Kur’an’da zikredilmiştir. (evet) onlardan sapasağlam söz almıştık. 928. yakınlara. Böyle yaptık ki kıyamet gününde. (Böyle yaptık) ki (Allah).. kâfirleri ise ateşe atmak için alındığı bildirilmiştir. unların sırtlarından zürriyetlerini alıp bunları kendileri hakkındaki şu sözleşmeye şahit tutmuştu: Ben sizin rabbiniz değil miyim? ‘Elbette öyle!’ dediler. s. Âyette bu ahdin. o doğrulara doğruluklarından sorsun. Isfehanî.717 Kur’ân-ı Kerim’de Allah(cc)’ın İsrailoğullarından aldığı misak718 ve ahidlerini yerine getirmemeleri719 ile ilgili pek çok ayet bulunmaktadır. 139 . Bu ayette bildirilen misâk. Firuzebadî. Bununla birlikte Peygamberlerden alınan misak da. Âdemoğullarından. onların bellerinden zürriyetlerini almış. bazen genel. elMüfredat. 301. Lisânü’l-Arab. Nûh’dan. İbrahim’den.” Bakara: 2/83. kuvvetle ahidlerini almıştık. yoksullara iyilik edeceksiniz. 721 A’râf: 7/172. s. c. s. 523 717 “Rabbin Âdemoğullarından. Kamûsu’l-muhît. anaya-babaya. 719 “Sözlerini bozdukları için onları la'netledik ve kalblerini katılaştırdık…” Maide: 4/13 720 “Biz peygamberlerden. bazen de özel bir sözleşmeyi ifade eder.

Bu suale muhatap olunduğunda Âdemoğullarının akıl.e. Hz.723 Misâk. 6. Başka bir ifadeyle “Âdemoğullarının zürriyetlerinin alınması” ontolojik olarak bir temsildir. Sad. 724 A’râf: 7/172. ss. Ancak mukavele bir hakikattir. Hz. İstanbul Tarihsiz. Bursevî. Komisyon. Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışı içerisinde bütünün gözardı edilemez bir parçası olarak. Elmalılı M.: İsmail Karaçam ve diğ. 726 Sühreverdî. Hulasatu’l-Beyan. Yani misâk bu tefsire göre temsilî değil. Şeyh Nazım Efendi bu mukaveleyi. a. ss. 412-421. 170-171.bulacak zürriyetlerin olduğu beyan edilmektedir. s. Mekke ile Taif arasındaki Numan vadisinde. bu mukavele ile iman hakikatleri insan ruhuna deruhte edilmiştir. Hamdi. diğer tüm kavramlar ile sıkı ilişkilidir. Sühreverdî. Avarifu’l-Mearif (Gerçek Tasavvuf). Aziz Dağ.726 Bu hitabın nerede vuku bulduğu hususunda Şeyh 722 Vehbî.g. Hz. Zerreler bu ilahî hitaba cevap verdikten sonra tekrar Hz. hem de ruhanî bir hakikattir. Çünkü Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde gelişen varlık felsefesi içinde bu ayete atfedilen anlamın önemli bir yeri vardır. irdelemeden geçilmeyecek bir önemi haizdir. Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında misâk. 140 . c. Dolayısıyla ayette hem tekvinî bir temsil. 30.722 Farklı bir görüşe göre ise ayetin yaratılışa işaret eden ifadeleri temsilî bile olsa. ss. Âdem(as)’in sırtı sıvazlandığında onun vücudundan gelecek bütün zürriyetin. hayat ve nutuk sahibi olarak. 1799-1800. Âdem(as) yere uzanmış bir haldeyken gerçekleşmiştir. 106. zerrelere hitap olarak ifade etmektedir. s. Şihabuddîn Sühreverdî’ye göre bu hadise. deriden çıkan ter damlacıkları gibi çıktığını beyan etmiştir. Sühreverdî’ye göre bu vakıa zerrelere hitaptır. hem de ruhanî bir hakikat olduğu savunulmuştur. Tasavvuf Sohbetleri. Âdem(as)’in belinden ihraç olundukları ifade edilmektedir.725 Şeyh Nazım Efendi’nin bu konuyla ilgili beyanlarının genlinden anlaşıldığına göre misâk hadisesi. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî ve Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbetlerinde çok sık bahis konusu olan bir husustur. 725 Kıbrısî. c. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”724 ayetinde Allah(cc) ile Âdemoğulları arasında olan bu misâk. Hak Dini Kur’ân Dili. hem yaratılışa dair hakiki bir vakıa. hakiki bir mukaveledir. Âdem’in sulbuna konmuşlardır. Ruhu’l-Beyân. 106... Sühreverdî. 723 Yazır.. s. 9.

buluğa erme çağında olduğunu savunanlar da olmuştur.734 Kulun kemal derecede hidayetine vesile olacak misak sırrı şöyle ifade edilmiştir: “Binaenaleyh. 69.Sır. Aralarında muhalefet olduğu takdirde maksat ve netice hâsıl olmaz. Kulun yevmu’l-ezelde Allah(cc) tarafından çağrıldığı isimlerinin nitelik ve nicelikleri kulun sırrı ile de ilgilidir. yevmu’l-ezel’de vuku bulan hadisatın bir cüz’üdür. Peygamber(sav). ss. Şeyh Nazım’a göre. Peygamber(sav) .. bilinmeyi istedim ve mahlûkatı yarattım”731 hadis-i kutsisindeki hitabında yevmu’l-ezel’de olduğunu ifade etmiştir. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. ana rahmine girince başlamış. kulun dünyada tesmiyesi ile başlar ve son nefesine kadar devam eder.e. s. Bir diğer görüşe göre misâk. 173. 729 Kıbrısî. Ana rahmine düşmeden baba sulbunda olduğunu savunanlar olduğu kadar. Nazım Efendi’nin genel tasavvuf anlayışıyla ilgili olarak müstakil bir başlıkta incelenmiştir. Yapılan amel ve 727 728 Burkay. Hakk Dini. Bkz. Ayrıca Bu tezde bkz. s. 30. c. 734 Burkay.g. daru’t-teklif olan âlem-i dünyada. o yevmu’l-ahd ve misakta gösterilmiş ve çizilmiş hatt-ı harekete göre amel edilmesi lazımdır. baba sulbundan çıkıp. kula elest bezminde çizilen manevi rotanın âlem-i dünyada kemal derecede vuku bulması. 25 Elmalılı. s. 174-175.728 Nazım Efendi’ye göre bu misâk..Hz. 731 Taberânî. 9. Nazım Efendi. s. Ayrıca bu tezde bkz.733 Şeyh Şerafeddin. c. kulun sırrı ile alakalı mütalaa edilen hidayetin.727 Bu misâkın ne vakit olduğu konusunda genel olarak üç görüş öne çıkmaktadır.Hz. 42.e.Nazım’ın ifadelerine rastlanmamıştır ancak Şeyh Şerafeddin. 69.729 Yevmu’l-ezel. s. 79. 733 Aynı eser. 730 Bu bağlamda misak. Hz. a. s. a. yevmu’l-ezelde gerçekleşmiştir. 730 Kıbrısî. kendisine elest bezminde çizilen hat ile ilgilidir. Menâkıb-ı Şerefiyye. 2. Peygamber(sav)’in ümmetini iman eder vaziyette Allah(cc)’tan emanet aldığı gündür. Keşfu’l-hafa. Tasavvuf Sohbetleri. Menâkıb-ı Şerefiyye.” 141 . Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. 732 Kıbrısî.g. s. ruh üflendiği zaman tamamlanmıştır.732 Bütüncül izahı ontolojik bir bahis olan yevmu’l-ezel. misak ile ilişkisine biraz daha tafsilatlı izah getirmiş tir. “Ben gizli bir hazine idim. Bu izaha göre kulun hidayeti. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. bu hitabın “âlem-i zerrede” olduğunu ifade etmiştir. Şeyh Şerafeddin’e göre.

737 İbn Manzûr.1. bütün özellikleriyle. ss. 2. Nazım Efendi’ye göre misâk. doğuşu ile batışına göre belirlenen zaman dilimi olarak. Allah(cc) ile Âdemoğulları arasında yapılan misâkı haber vermektedir. Dolayısıyla Allah(cc) ezelîdir ve Allah(cc)’ın gayrısındaki mahluk.15. Peygamber’in ümmetini iman eder vaziyette Allah(cc)’tan emanet alması. yevmu’l-ezel’de gerçekleşen diğer hadisattan biridir. s. mürid olsun. Menakıb-ı Şerefiyye. Şerhu’l-Akâid. 142 . c. ss.738 Mâturidîlere göre. Allah’ın zatını tanıma potansiyelini gerçekleştirmiş olur. Bu ahid. hem de ruhanî bir hakikattir. Şeyh Nazım’a göre. makbul ve maksad-ı ilahiyyeye vasıl olmaya vesile olamaz. hem yaratılışa dair hakiki bir vakıa. 25. a.737 “Yevm” kelimesi ise güneşin dünyada. 1816-1817.işlenen ibadet. Cürcanî. 739 Taftazânî. gün anlamına gelmektedir. c. s. o âlem-i zerrede mesbuk olan ahd ü misakına göre çalışması lazımdır… Başka türlü hakiki hidayet vâsıl olmaz. c. Hz. 144-150. Yevmu’l-ezel: Arapça bir kelime olan ezel kelimesi. ss. Tehânevî.”735 Özet olarak “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”736 ayeti. 134-135. Vuku bulacak şeylerin zaman ve mekânını. ezelî olan ile hadis olanı birbirinden ayırmak suretiyle kul. sır ve tevhid ile ele aldığı olmuştur. hadistir. sâlik olsun ve hatta avamm-ı nas olsun. c.. Şu halde mürşid olsun.g. ezelî olmayan nesne hadistir. Yani ezelî değildir.739 Sufilerin ezel ve ezelî olan bahisleri. Hucvirî’ye göre. s.1. yevmu’l-ezelde gerçekleşmiş ve yevmu’l-ezel’de vuku bulan hadisatın bir cüz’üdür. A’râf: 7/172. öncesizlik ve mazinin yanında varlığın devamlılığı anlamına gelmektedir. 16. zahir itibariyle ne kadar yüksek ve mukaddes olsa da hakikat itibariyle. 738 İbn Manzûr. 465-467.e. Ta’rifât. Hucvirî’ye göre sır olarak 735 736 Burkay. Lisânu’l-Arab. Cenab-ı Hakk bilip ezelde takdir ve tahdid etmiştir. Keşşâf.

masivâdan olan her şeyin melekût âleminde bir hakikati ve melekûtu (egemenliği) var olduğu yazmaktadır. 79. sıfatlar âleminde mevcut olup. genellikle Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den nakil şeklindedir. s. 143 . Mesela misâk hadisesinin yevmu’lezel’de gerçekleştiğini. âlem-i esmada zuhur eden her hakikatin makâmıdır. “Ben gizli bir hazine idim. Onun da ötesinde vuku bulan öyle hadisat vardır ki onlar.”744 740 741 Hucvirî. hitabın muhataplarının mevcut olduğunu söylemektedir. 743 K. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den bu konudaki en fazla nakli Şeyh Adnan Kabbanî ve Şeyh Hişam Kabbanî yapmıştır. Bu ifadelere göre yevmu’l-ezel’de vuku bulan hadisatın bir cüzü misak. Siz de O’na döndürüleceksiniz. Hakkâniyye içerisinde Nazım Efendiye tevarüs ederken şu ayete istinat edilmiştir:743 “Her şeyin mülkü (saltanatı) kendi elinde olan Allah’ın şanı ne kadar yücedir. 173. yevmu’l-ezel için bahsedilen mevcudiyetin. Tasavvuf Sohbetleri. acz ve fakr dairesinde. Taberânî. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin tasavvuf görüşlerinin izah edildiği “Futuhâtu’l-Hakkâniyye” adlı eserde.tanımlanan bu potansiyelin gerçekleşmesi tevhiddir. 14. Adnan. 2. s. c. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). Dolayısıyla. bilinmeyi istedim ve mahlûkatı yarattım”741 hadisi kutsisinde bildirilen hitabda. Keşfu’l-hafâ. 744 Yâsin: 36/83. 345. şeyhinden nakletmektedir. Allah(ac) ile kaim olan bu melekût âlemi. 742 Kıbrısî. Nakşibendî-Hakkânî yolunda. yevmu’l-ezel için bahsedilen mevcudiyetin mekânı ve mahiyeti tafsilatlı olarak irdelenmesi gerekmektedir ki. Ancak kevnî konulardaki malumatlara Nazım Efendi pek fazla değinmemiş ve yeni yorumlar getirmemiştir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinde karşılaştığımız bu öğreti. ezelî olanla olmayanı ayırma şuuruna sahip olabilmektedir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. büyük önem arz etmektedir. bu inceleme bizi yaratılış ve varlık ile ilgili tüm başlıklara götürmüştür. melekût âleminde olduğu yazmaktadır.740 Nazım Efendi’nin yevmu’l-ezel hakkındaki ifadeleri. Nazım Efendi.742 Yevmu’l-ezel olarak çeşitli sohbetlerde ve kaynaklarda geçen bu kavramın nasıl anlamlandırıldığı. hadisesidir. diğer makâmlardaki sırlar olduğu ifade edilmiştir. buna bağlı olarak Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında. Dolayısıyla. s. s. Bu durumda insan.

“la taayyün” olarak da bilinen bu varlıktan sonra ilk varlık olan Nûru Muhammedî ve onun nurundan. Yaratılışa dair anlayışın en önemli cüz’ünü oluşturan bu kavrama Şeyh Nazım’ın yaklaşımı. Bununla birlikte bu ontolojik anlayışın anahtar kavramları.. bu hakikatten ve bu hakikat için yaratılmıştır.. Allah(cc)’ın saltanatı. Nazım Efendi’nin farklı ifadelerinde. Huzurunda duran ‘Muhammedu’r-rasulu’llah’. ebedî ve mutlak saltanatın sahibi olan ‘la ilahe illallah’. İstanbul 2003. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde yapılan ontolojik ifadeler ile birlikte düşünüldüğünde. 747 Muhyiddin İbn Arabî’ye göre bu nûr. 1.746 Nûru Muhammedi. 144 . Habibu’llah(sav)’a zahir olur… Onun içindir ki. Âriflerin Tevhidi. Celle ve Alâ’dır. 179-180. Habibu’llah’ın saltanatı. Bu manaları tazammun eden anahtar kavramlar. Tasavvuf Sohbetleri. misal âlemine ve duyular âlemi de denen mülk âlemine kadar gelen bir vücud mertebeleri zuhur etmiştir. Salavatullahi ve Selamu aleyh’tir. müstakil bir başlık olarak ele alınmıştır.748 Şeyh Nazım’ın yevmu’l-ezel anlayışı. s. o ezelî. TDV İA. Peygamber’in Sırrı . Allah’ın Nuru ve Hz. madde-i evvel. kalem. Şeyh Nazım-ı Hakkâni’nin bu husustaki ifadeleri şöyledir: “Cenab-ı Hakk’ın saltanatının azametini hiç kimse. Hakikat-i Muhammediyye Md. Nablusî Abdulganî.”745 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu ifadeleri. vücud mertebeleri ve varlık anlayışı içerisindeki Nûru Ahmediyye anlayışını tazammun etmektedir. “Muhammedur’-rasulullah” âlemidir. daha bütüncül bir çerçevede 745 746 Kıbrısî. Hakikat-i Ahmedi. bu anlayışın aksine ifadelerle de karşılaşmadık.: Ekrem Demirli. c. akl-ı kül. melekût âlemine. hakikat-ı Âdem. Efendimizin(sav) saltanatından seyrederiz. zımnen Şeyh Dağıstanî’den tevarüs eden manalar ile kullanılmıştır. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. ne nebiyyü’lmürsel ne veliyyü’l-kâmil ne de melikü’l-mukarreb anlayacak değildir. 156. 748 Muhyiddin b.Şeyh Nazım Efendi’nin bu hususta ontolojik izahları ile karşılaşmasak da. 9-36. Ancak o saltanatın azametinden bir şua. ss. Bu varlıktan önceki varlık mutlak gayb olarak mahiyeti kesinlikle bilinemeyen Allah(cc)’ın zatına dair oluştadır.1. “La ilahe illallah” âlemi. Biz Cenab-ı Halik’in(cc) saltanatının azametini. hatta melekler. 747 Demirci. Bkz. ss. Ter. kitap kavramlarıyla da ifade edilen bu anlayışa göre bütün yaratıklar. Füsus. Mehmet. Arabî. İz Yay. Ter: Ahmed Avni Konuk. Allah(cc)’ın vücud mertebelerinde ilk oluşu temsil eder.

750 Çünkü Hücvirî’ye göre gafletten uyanan insan.749 Bu saltanatın azameti. kadim olan Allah(cc)’a şahit olduklarına. a. Peygamber(sav)’in ümmetini iman eder vaziyette Allah(cc)’tan emanet aldığı gündür. 752 Kıbrısî. Sureti Allah(cc)’ın yed-i kudreti ile şekillenen gölge varlıktan biri de insandır. Peygamber(sav)’in saltanatından (nurundan) seyredilebilir.. Çünkü Allah(cc) esma saltanatında “İsmu’l-A’zam” ile kaimdir.Hz. kendindeki sırrı gerçekleştirmiş olan yani. ss. 345. tanık olur. âlemin-i esmaya tenzilini. hakiki varlığın tecellileri ne mazhar olur.754 749 750 K. Âlem-i esmadaki bu tenzilatın ikmali. Hak Dost 4.751 Bu tanıklık aynı zamanda. Dolayısıyla Hz. Cenâb-ı Hakk’a aittir. Adnan. Kendi varlığını yok bilen kul olur.753 Hz. Peygamber(sav) ümmetini yevmu’l-misâktan beri tanımaktadır. Bu izaha göre aslî varlık. Peygamber(sav)’e ümmetinin gösterilmesini ve emanet edilmesini Şeyh Şerafeddin -i Dağıstanî. Makamlar ve Seyr u Sülûk ile İlgili Kaynaklar/b. s. Peygamber(sav) . sâlikte İsmu’llahi A’zam’ın tecelli etmesi anlamına gelmektedir. Hz. Bu anlayışı Nazım Efendi bir sohbetlerinde aslî varlık ve gölge varlık terimleriyle izah etmiştir. ss. Şeyh Nazım’a göre.g. mürşid-i kâmiller ile ilişkilendirerek izah etmiştir. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). kendisine ait hakikatlerin sıfatlar âleminden. tevhîde ulaşmış olan kullardır. Kıbrısî. ikmal etmektedir. Sâlik seyri esnasında.752 Bununla birlikte yevmu’l-ezel. 751 Hucvirî. 18. Diğer varlıklar Allah(cc)’ın kudret aynasında yansıyan gölge varlıklardır. Tasavvuf Sohbetleri. Bu sırra dâhil olanlar ise. nefsine ve Şeytan’a yenik düşmez. 69. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 156. Bu tezde bkz. 19. s. âlem-i esmada (isimler âlemine) zuhur eder. 753 Kıbrısî.kavram tanımlaması yapabiliyoruz. s. Kulun mülk âlemindeki kemâlata doğru seyrinden bazı hakikatler tecelli eder ki bunlar. kendisi gibi muhdes olan varlığın tüm hareketlerinde. 60-66.e. Meselâ kulun ahdini doğrulayarak kemale erme ya da yalanlayarak esfele düşme yeri mülk âlemidir. Hz. İnsan ahir zaman Peygamberi(sav)’nin getirdiğine tabi olduğu zaman gölge varlıklar arasında ilahî kudrete haiz olur. 754 Bu tezde bkz. 145 . yevmu’l-ezelin idrakidir. Varlık iddiasında bulunmadığı müddetçe şirk ve kibir bataklarından korunur. Şeyh Nazım’a göre.Mürşîd .

hani onlar mağradaydı.Mirac Konusu. Ehl-i tevhid diyebileceğimiz bu kul. 757 “Eğer siz ona (Rasûlullah’a) yardm etmezseniz. yoksa hadiselerin ayrı ayrı zuhuru mudur. nefis. Sıddıklar ve evliyalar ile tamamlayacaktır. Nefsine 755 756 Bu tezde bkz. ifade edilmemiştir. Lahuti âlemden bakıldığında bu iki hadisenin de zamanı yoktur.758 zerreler âleminden beri taşıdığı bu sırrı sahiplerinin kalplerine tevarüs ettirmesini emretmiştir. Allah ona yardım etmişt i. yevmu’l-ezel’e vakıf olur. s. Peygamber(sav)’den akseden bu ilim birikerek büyüyen. Allah(cc) nurunu tamamlayacaktır. her an misâk günündeki ahdine Sâdık kalır.Allah’ın Nûru.Bu hususta Kıbrısî’nin Amerika halifesi tarafından yevmu’l ezel ile miractaki sidre-i münteha. 146 . Nasuti âlem yönünden bakıldığında iki farklı zaman olarak yevmu’l-ezel ve mirac tarihleri vardır. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kaynaklar/b. Şeytan. iyi bilinki. hakikatleri değişmeyen. Sufi Meditation. kendi sırlarını gerçekleştiren kullarda Allah’ın nûru tecelli eder. nasutî âleme dair olan bu hadiseleri de tek bir zamansızlık anlayışında toplamamıştır. 759 Nazım Efendi’ye atfen yazılan bir eserde bu durum.756 Allah(cc) nurunu Peygamber(sav). Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/a. Allah’ın ilahî tecellilerinden ve “el -Âlim” isminin hakikatinden aldığı ilmi.755 Nazım Efendi’nin ve Tarikat-ı Hakkâniyye’nin genel tasavvuf anlayışı içerisinde yevmu’l-ezel anlayışını diğer kavramlar ile ilgili olarak şöyle değerlendirebiliriz. Peygamber.760 Bu nûr ile levh-i mahfuzu okur.Mürşid. Hani kâfirler onu. İşte o zaman Allah ona emniyetini indirdi ve onu. Mehdi(as). hakiki ilimdir. iki kişiden biri (Ebu Bekir ile birlikte yurdundan) çıkarmışlardı. Kıbrısî’ye göre bu durumun iki veçhi vardır. Bkz. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/e.757 Allah(cc)’ın mübarek göğsüne aktardığı nûru Sevr Mağarasında Ebu Bekir(ra)’e aktaran Peygamber(sav).759 Mürşidlerden bu sırları alarak. Mirahmadi. sahabelerine verdiği gibi evliyalarının kalblerine de vermeye devam etmektedir. o arkadaşına: “Üzülme Allah bizimle beraberdir” diyordu. dünya ve hevâ yaratılışın başladığı hakikî nurun mülk âlemindeki yansımalarını izale etmek istese de. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. 11. Başka bir ifadeyle Kıbrısî’ye göre zamansızlık için ifade edilen hadiselerin tamamı tek bir hadise midir.Hz. nurlar ve zerreler âlemindeki fıtratlarını vâhidiyet âlemindeki haliyle muhafaza eden ve mülk âlemine tenzil edenlerdir. 760 Bu tezde bkz. Bu tezde bkz. Ancak Kıbrısî. Buna göre Peygamber(sav)’in kalbi. Çünkü onlar ehâdiyete gark olmuş nakışları. zaman olmayan zaman olarak telakki edilmiş ve iki kavramda anlaşılan bir zaman olarak telakki edilmiştir. ilim kaynağı yönüyle ifade edilmiştir. sizin görmediğiniz askerlerle destekledi ve inanmayanların sözünü alçalttı…” Tevbe: 09/40 . 758 Bu tezde bkz.

PEYGAMBER(SAV): “Senin adını yükseltmedik mi?”764 ayetinin bir tecellisi olarak adına kitapların. bazı ayet ve hadiseler. 763 Bu tezde bkz. kendini gaflette terk etmez.”768 hadis-i şerifi bu ayetin tefsiri mahiyetindedir. hidayete ve tevhide sevk ederler.Velî-Evliyâ. Yani kendisine bey’at eden mürîdanı. Buruç Yayınları. c.ve şeytana yenik düşerek.Şeytan. 147 . şiirlerin yazıldığı Hz. 1.2. Camiu’l-ahkâm. bu manada. dünyanın ve hevâların pençesinden kurtarma kerametini gösterirler. Tasavvuf Sohbetleri. ilimleri hikmeti ve edebiyle yaşayan irfan ve marifet ehilleridir. 764 İnşirâh: 94/4. 767 A’raf: 7/199. İslamî ilimlerden edebiyata. Peygamber(sav) tasavvurunda. j. “Muhakkak ki Sen. Peygamber(sav) ve Peygamber sevgisi büyük önem arz eder. 72. belirginleşmektedir. Tasavvuf tarihinde de Hz. Çünkü: ‘Af yolunu tut. Ben onun bu emrini kabul edip yerine getirince: ‘Ve şüphe yok ki sen çok büyük bir ahlâka sahipsin’ diye buyurdu.Nefs.İlim-Âlim. nefsin. s. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kaynaklar/i. Gönüllerini zikirle ihya edip onları. 533-534. felsefeden psikolojiye kadar çeşitli bilim dallarında anlaşılmaya ve anlatılmaya çalışılmıştır. 762 Bu tezde bkz. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Hz. 34. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. 766 Kıbrısî. s. b. c.762 Onlar velayet makâmında bulundukları için Allah(cc)’ın onlara musahhar kıldığı tasarruflar ile insanları hidayete sevk ederler. Peygamber(sav). Kurtubi. Yaratılış anlamına gelen “halk” kelimesinin manası olarak ahlak ve edep olduğuna dair tefsirler de 761 Bu tezde bkz. Keşfu’l-hafâ. yüce bir yaratılış üzeresin”765 ayeti Şeyh Nazım’ın Hz. Diğer Konulardaki Görüşleri/f. sohbetle imana.766 "Rabbim beni en güzel bir şekilde te’dib etmiştir. şeytanın. maruf olanı emret ve cahillerden yüz çevir’767 diye buyurmuştur. 765 Kalem: 68/4. Peygamber(sav) anlayışında sıkça vurgulanan bir ayettir. 768 Aclunî. Hz. 17.763 d. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a.761 Bu kişi gerçek ilim sahibi velî kullar olarak miracın sırlarını bilirler. Onlar.Kerâmet. ss.Gaflet. divanların.

onları bağışlaması. Peygamber-i zişân’ın(sav) bir işaretine bakıyordu. Peygamber’in(sav) kavliyle ortaya koyduğu. 8 s. Öztürk Mustafa. Şeyh Nazım Efendi’ye göre. Allah sizi affetsin. Kurtubi. Peygamber(sav)’in edep ve ahlaka işaret eden tüm ifade ve davranışları bu ayetin bir yönden tefsiri olmaktadır diyebiliriz. kerim olan kardeşimizsin senden lütfu keremden. Mesela Mekkelilerin kendisine yaptığı zulüm. Herkes.’ dedi O Peygamber’in ahlakı budur. Erkam Yay.”772 769 770 Taberî. 534-535. hürdür.bulunmaktadır. sözler söyleyenler ve mütekebbirlerdir” hadisi. Onlar öyle söylediği vakit. Tasavvuf Sohbetleri. Camiu’l-ahkâm. Peygamber(sav) kılıçtan geçirecek olsaydı. aftan başka bir şey ümit etmeyiz’ dedirtti Allah(ac). hem korkmaktan başlarını nereye saklayacaklarını bilmeden. kişilerin bakış açılarına göre ayette geçen yüce yaratılışa bir mana kazandırmaktadır. Kaya Murat. c. Üsve-i Hasene. diliyle insanlara eziyet ederek çirkin. boşboğazlık edenler. 17. Hatem-i Şerif’te toplanıp hem acaletten. c. ss. Mekke-i Mükerreme’nin fetih gününde hepsini kılıçtan geçirecekti. Hz. Taberi Tefsiri. Kılıç ile mimbere çıkıp makâmı teşrif ettiklerinde: ‘Ne ümit ediyorsunuz ey Kureyş? Benden size ne muamele edeceğimi bekliyorsunuz?’ dedi Allah söyletiyor onlara (Kureyşlilere): ‘Ehlü’l-Kerim. 771 “Şüphesiz ki kıyamet gününde aranızdan en çok sevdiğim ve bana en çok yakın olanlar arasında. yüce ahlakın bir nişanesidir. 32-33. Kıbrısî’nin bu misali verdiği ifadeleri şöyledir: “Peygamber(sav) ahlakı bu. sizi azarlamam.. 148 . Herkes affolunmuştur. İstanbul 2003. 772 Kıbrısî. görünmesek’ diyorlardı. 1-2. c. Mekke’yi fethettiği gün. Size serzenişte bulunmam. ahlâk itibariyle en güzel olanlarınızdır ve yine kıyamet gününde kendisine en çok buğzedip meclis itibariyle benden en uzakta olacak olanlar. ‘yer bizi yutsa da.771 Bu manada Peygamber(sav)’in Uhud Gazasın’da ve Mekke-i Mükerreme’nin fethindeki hal dili ile beyan ettikleri.769 Bu manada Hz. Peygamber(sav)’in. ‘Ne ümit ediyorsunuz ey Kureyş böyle?’ Kureyşliler. ambargo ve eziyette rağmen Hz. iyi ve kötü ahlak anlayışımıza ölçü olabilecek örneklerden sadece biridir. Çelik Ömer. Yani sizin yaptığınız kabahatleri sizin yüzünüze vurarak. 383. Tirmizî. Kur’an’da övülmüş ahlak için arz edilebilecek en bariz örneklerdendir. hem utanmaktan. onları yalan çıkarması Peygamber’in(sav) şanından değildir: ‘Ben de Yusuf’un kardeşlerine söylediğini size söylerim. öyle zannettiği vakit.770 Bu manada ahlak ve edep ölçüsü olan sünnet ve hadisler. ss. Bkz. 4/370.

Hz. İstanbul 2005. ss.774 Şeyh Nazım’a göre bu hal. c. Peygamber’i (sav) kanlar içinde gören ashabı. Müslim.775 Uhud Gazvesinde dikkatimizi çeken bir diğer ahlak ölçüsü Hz. cömertlik ve affedicilik. 125. 11. hiçbir zaman bana bunu niye yaptın.Mekke’nin fethine giden 10 bin kişilik ordunun seyir güzergâhında yavrularını emziren bir köpeğe rastlandığında. 774 Hz. Şeyh Nazım’ın yüce ahlaka örnek olarak gösterdiği bu iki hadise içerisinde dikkatimizi çeken diğer ahlak ölçüleri ise hilm. 775 Kıbrısî. Hiçbir zaman öf dememiş. Kütübü Sitte. Uhud Gazasında dişi kırılan ve yüzü kanlar içinde kalan Hz. Bunun üzerine Allah şu âyeti indirdi: “Allah'ın onların tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle senin bir ilgin yoktur. Fetih günü Mekke’ye 773 Şâmî. Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah’ındır. Ben davet edici ve merhamet ediciyim. Peygamber(sav)’in tavrıdır. Peygamber’in yüce yaratılışını. başından yaralandı. Cuayl b. Bu hadiseler. Hz. 12. Hambel. Kıbrısî’nin Hz. kendilerini Allah'a davet eden peygamberlerinin (başını) yarıp. savaşın en kızgın anında. Canan. 777 Bu husustaki farklı bir örneği Hz. Hz. Tasavvuf Sohbetleri. Bkz. Nesâî. İbn Mâce. s. (Yüzüne akan) kanı. Enes (ra) anlatıyor: “Resulullah’ın (sav) Uhud günü dişi kırıldı. 21. Megazî. Süraka(ra)’yı köpeğin yanına nöbetçi koyması. Enes(ra) bildirmiştir: “Ben Allah Resulü’nün on sene kadar hizmetinde bulundum. s. yüzünden siliyor ve: ‘Allah. Muhammed’in Hayatı ve İslam Daveti. c. Dilediğini bağışlar. Subûlu’l-Huda ve’r-reşâd. merhamet edendir” (Âl-i İmran: 3/128-129). Ebû Dâvûd. Yüzü parçalanmış. Celaleddin. 219. 94. s. 4. 3005-3006. Müslim. dişini kıran (ve yüzünü kana bulayan) bir kavmi nasıl iflâh eder?’ diyordu. Müsned. Bkz. Cihâd. 3/199. 1/513. 4/369. dilediğine azab eder. Allah’ım kavmime doğru yolu göster. 111.777 ilahî adalet ve tevazudur. Peygamber(sav) anlayışını şekillendiren numuneler olarak. Vâkidi.773 Bu misaller içinde görülen merhamet.” Bkz. ss. Mekke’nin fethi hadisesinde bunun gibi birçok yüce ahlak temsili hadisler mevcuttur. Aişe (ra) arz etmiştir: “Onun ahlâkı Kur'ân -ı Kerim'den ibaretti” Bkz. s. kayda geçmemiş sohbetlerde zikredilmiş olabilir. 149 . Tirmiz. Canan. 53..” sözlerinin döküldüğü duyulmuştur. Kütübü Sitte. Kıbrısî’nin yüce ahlak hususunda verdiği bir diğer örnek. zırhının halkaları yanağına batmış Hz. bunu yapan kavminin felahını düşünmek. mazur görme hususunda örnek alınacak.776 diğerkâmlık kelimesinin üzerinde mana ihtiva eden bir hal ve davranıştır. 2/40. 51. Tirmizî. Müslim. 776 Hz. Allah bağışlayandır. c. Tefsir. 34. Çünkü onlar zâlimlerdir. Peygamber’in (sav ) dudaklarından sadece: “Ben lanetleyici olarak gönderilmedim. Birr. bunu niye yapmadın dememiştir. 2/804. 2/72. 104/1791. yüce ahlakın sadece bir kısmıdır. onların zarar görmemesi için. Buhârî. Vatandaş. dişinin kırıldığı ve yüzünün kanlar içinde kaldığı bir anda. 7. Peygamber(sav)’in diğergâmlığıdır. Pınar Yay. 87. zirve bir modeldir. müşrikler için beddua etmesini istediler. Çünkü başının kanatıldığı. c. en özet ifadeyle. bu mevzuda hatırlanan başka misaldir. 430. Âl-i İmran. Onlar bilmiyorlar.

Muhammed’in Hayatı. Şefaat kelimesi Arapçada “şe-fe-a” fiilinden gelmekte olup lugatta. her şeyden haberdar olandır” (Hucurât: 49/13).778 İlahî adaletin. Bilal’e yapılan bu emir aynı zamanda bir ikram olarak değerlendirilir. Bilal’e Kâbe üzerinde ezan okumasını emrettiğinde. 779 “Ey Kureyş topluluğu! Hiç şüphesiz ki Allah. Peygamber’e (sav) korku ve heyecandan titreyerek yaklaşan bir adama: “Sakin ol! Korkma! Ben bir kral değilim. Bkz. Hakikaten Allah. Bütün müslümanların gıbta ettiği bu davranışı: “Şu köleyi görüyor musun. Ali(ra) yerine. secde edin ve ‘Ya Rabbi bizi affet’ deyin ki. Cürcanî. Mea’l-Enbiyâ. Şamil Yayınevi. sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Ebî Bekr b. kasabanın kapısından girerken eğilip. Ku’ân’da yüce yaratılış olarak vasıflandırılmış ve insanlığa bir usve-i hasane olarak model teşkil etmiştir. Hz. ŞİA. 783 Isfehanî. Hz. s. Razî. Muhittin.” ifadeleri tevazuunun göstergeleridir. Muhtâru’s-sıhah. Sizi birbirinizle tanışmanız için büyük büyük topluluklara. 782 Kıbrısî. 300.783 Kur’ân-ı Kerîm’de tek anlamındaki vitr’in karşıtı olarak 778 Tebbara. Âdem ise topraktandır. Beyrut. devesinin üzerinde neredeyse secde eder haldedir. 614. Tabbara. Bkz. Mea’l-Enbiyâ.. bir kimsenin bağışlanmasını istemek. 263. 410.779 siyahî olan Hz. ‘Ey insanlar! Gerçekten biz. c. s. Osman İbn-i Talha’ya(ra) vermiştir. Kur’ân’da Peygamberler ve Peygamberimiz. sizin hatalarınızı bağışlayayım. s. O’na verilen şefaat makâmıdır. Aynı gün. Şefaat edene şâfî veya şefî denir. Abdülkadir. insanî akla dayalı adalet anlayışından ayrıldığı yönler Mekke’nin fethedildiği gün Hz. Ankara 2005 s. Tasavvuf Sohbetleri. orada bulunanlardan dilediğiniz şekilde bolca yiyin. s.: Ali Rıza Temel. Ayrıca bkz. Sarıçam. 30. Nazım Efendi’ye göre. 780 Hz. Fikret ve Diğerleri-Komisyon. küçük küçük kabilelere ayırdık. “Bu kasabaya girin. Muhammed b. rica etmek. s. Et’ime. Esed adlı bir Mekkeliye bırakmıştır. Bkz. bu vazifeyi kalabalık önünde isteyen amcaoğlu Hz. 412. Sünen. Tabbara. 32. Vatandaş. Muhammed. Ter.. Şüphesiz ki sizin Allah katında en şerefliniz. Bkz. her şeyi bilen. Yayha Alkın. renklerine bakılmaksızın tüm insanların eşit olduğunu göstermiştir.giren ihtişamlı ordunun başındaki Hz. aracılık yapmak. Hz. 133. 544.781 Bu davranışlardaki görülen adalet. bir başkasını desteklemek üzere ona katılmak. Şefaat md. s. İstanbul 1990. Peygamberin(sav) 782 yüce ahlakının ve merhametinin bir tecellisi de. aile yakınlarına değil. s. Gonca Yay. s. el-Müfredat. Peygamber(sav). Bu hal dili tevazuunun göstergesidir. Peygamber’in(sav) bu hali.. İbn Mace. dua ve niyazda bulunmak gibi manalara gelir. Bkz. nereye çıktı” şeklindeki ifadelerle henüz idrak edemeyenler de olmuştur. Hz. 1999 s. 150 . 781 Kabenin perdedarlık vazifesini. Karaman. s. Ben ancak güneşte kurutulmuş et yiyen Kureyşli bir kadının oğluyum. 412. ilgili kişilere tevdi etmiştir. Tebbara. Peygamber(sav). Mea’l-Enbiyâ. takvaca en ileride olanınızdır. İnsanlar Âdem’dendir. Peygamber tarafından tüm Mekke halkına yapılan konuşmada ifade edilmiş. Mekkenin Valiliği görevini Attab b. sizden cahiliyyet gururunu ve atalarla böbürlenmeyi gidermiştir. Dini Kavramlar Sözlüğü. 280. Hz. zira iyi davrananlara karşılığını fazlasıyla vereceğimi vaat etmiştim” (Bakarâ: 2/58) ayetiyle de izah edilmiştir. 179.780 Yönetim düzeyindeki yetki ve görevleri Hz. İstanbul 1982. s. 7. Bağçeci. Ta’rifat. 437. Diyanet İşleri Başkanlığı Yay.

aracılık yaparak ona mevki. c. şefaatin ahirette vuku bulacağı savunulduğu gibi. Taberi Tefsiri. 787 Taberi. s. 256.” Zilizâl: 99/7-8. çift yapmak anlamına geldiği gibi. Tasavvuf Sohbetleri. ss. ss. 263. 433-435. 58. s. 4521.790 Hicri ikinci dönem mutasavvıflarından Yakûb-ı Çerhi (851/1447) tefsirinde. 151 . mü’minlere hak olduğunu savunmuştur.kullanılan şefaat. s. 786 “O gün Rahman’ın izin verip sözünden hoşlandığı kimseden başkasının şefaati fayda vermez. s. Taftazanî. 5.787 etmeyeceği bir gündür” 788 “O gün kimsenin kimseye yardım 789 gibi ayetlerden dolayı da şefaatin ahirette gerçekleşmeyeceği de savunulmuştur. Kur’ân Ansiklopedisi. Hz. her kim de zerre miktarı bir kötülük yaparsa. enbiyâ ve evliyânın şefaatinin. 793 Duhâ: 93/5. 37/4310. 795 Canan.. ümmetimin büyük günah sahiplerinedir”795 hadis-i şerifini örnek vermiştir. "Allah sana verecek ve sen razı olacaksın"793 ayetiyle savunmuştur. 3. İslam âlimleri tarafından. Kıyamet. 794 Gazalî. “O'nun izni olmadan kimse şefaat edemez” Yûnus: 10/3 .” Tâhâ: 20/109. 788 İnfitâr: 82/19. ümmetine duyduğu derin merhameten dolayı şefaatini ümmetinin büyük günah sahiplerine saklamıştır.796 784 785 Isfehanî. c. “Onlara şefaatçilerin şefaati bir yarar sağlamaz. Şerhu’lAkâid (İslam Akâidi). Rasulu Kibriya(sav)’ya vererek ve razı edeceği şey. 213. İnsan Yay.” Zümmer: 39/44. 945. Zühd. Gazalî’ye göre Allah(cc)’ın. 792 Haksever. “De ki: Şefaat tamamen Allah’ındır. Sünnet. İstanbul 1987.” Müddessir: 74/48 790 Mevdudî. birinin huzurunda iltimas. Tefhimu’l-Kur’ân. Ebu’l A’la. Tefhimu’l-Kur’ân.”785 ayetinden ve bu anlamdaki ayetlerden786 dolayı. 216-219. Yakub-ı Çerhî. c.794 Şeyh Nazım Efendi. yardımsız olan kişiye destek olup onu yalnızlıktan kurtarmak. Meryem: 19/87. Tirmizi. el-Müfredat. Ebu Davud. 12/2437. 796 Kıbrısî. Kutûb-i Sitte. 32. c. Ateş. 276-291. 4. İnsan Yayınları. o da onu görecek. 7. 24/4741) İbn Mace. “O gün kimsenin kimseye yardım etmeyeceği bir gündür”791 ayetinin kâfirler için olduğunu. İstanbul 1986.784 “O gün. Peygamber(sav)’in engin merhametiyle ilgili ele aldığı şefaat konusunda. s. 5090. şefaattir. menfaat sağlamak veya onu cezadan kurtarmak anlamına da gelir. 789 “Her kim zerre miktarı bir iyilik yaparsa onu görecek. Kıbrısî’ye göre Rasulullah(sav). İhyâ. rahman olan Allah’tan izin alandan başka kimse şefaatte bulunamayacaktır. 791 İnfitâr: 82/19. Mevdudi Ebu’l A’la. c. 505/1111).792 Sufîler arasındaki genel anlayışı temsil eden bu görüşü İmâm-ı Gazalî (v. ss. “Şefaatim. s. 19.

zikreden her kulun sırrına ve ihlasına göre tesir oluşturur. Kıbrısî’ye göre zikrin faziletleri ve zâkire kazandırdıkları. 802 Bu tezde bkz. Allah(cc). Peygamber Efendimizin bir kelime-i tevhid zikrinden hâsıl olan nuru dahi iktifa eder. Bu hadiste Hz. Hz. Kim de bana karşı gelirse. bir misal olduğu şüphesizdir. 160-161. Alusî (v. 51. ss. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/Allah’ın Nûru. İsâ’nın(as) duası: “Eğer onlara azab edersen. bendendir. 4. 798 Alusî.799 Kıbrısî’nin de şefaat-merhamet kurgusunda.” Mâide: 5/118. Cebrail(as)’i Rasûl-i Ekrem(sav)’e göndererek: “Git ona de ki: ‘Biz sana ihanet edecek değiliz.802 Tüm Peygamberlerin(as) ve insanların söylediği en güzel söz olan kelime-i tevhid. Rasûl-i Ekrem Efendimizin(sav) şefaatinin ahirette nasıl tecelli edeceğini Nazım Efendi Şöyle ifade etmektedir: “Ümmetin günahlarının tartıldığı kefenin karşısında Hz. 1270/1853)’nin. İbrahim’in(as) duası: “Rabbim çünkü onlar insanlardan birçoğunu baştan çıkardılar. 800 Kıbrısî. çok esirgeyicisin. Binaenaleyh Hz. muhakkak onlar senin kullarındır. zikrin ihtiva ettiği ilahi nurdan dolayıdır. şefaat ile merhamet arasında beyan ettiği kuvvetli ilişki hususunda tafsilatlı izah yapmamıştır. İsâ(as)’nın ümmeti için yaptığı duaları bildiren ayetleri797 okuduktan sonra. s. Ruhu’l-me’anî. c. Makamlar ve Seyru Sulûk ile İlgili Kavramlar/Zikr Konusu. Bu nur cehennemin içine konulsa. Hz.801 Nasuti âleme inen bu nûr ise. sadece 797 Hz. Bu mevzunun istinad edilebileceği bir nass. tefsirinde geçen bir hadis-i şerifte mevcuttur. Bundan sonra kim bana uyarsa. İhyâ. c. yedi cehennem ateşini söndürebilecek kuvvettedir.”800 Bu ifadeler Kıbrısî’nin hem zikr hem de Hakikat-i Ahmediyye (Muhammedî nûr) anlayışıyla ilgidir. hakikat sen çok yargılayıcı. 509. Tasavvuf Sohbetleri. işte o. (sen) razı oluncaya kadar vereceğiz’ buyurmuştur”798 Gazalî’nin şefaat anlayışında etkili olan ve nebevî merhameti sergileyen bu hadise. 799 Gazalî. Peygamber(sav). ellerini kaldırarak: “Ümmetim.” İbrahim: 14/36. ümmetim” diye ağlamıştır. 801 Bu tezde bkz. 152 .Kıbrısî. Çünkü Hz. İbrahim(as)’in ve Hz. Ümmetin hakkında sana. 30. s. Peygamber(sav) tarafından zikredildiğinde. şeriki olmayan bir kıymeti haiz olur. her daim Muhammedî Nûr üzerinden gelmektedir. Peygamber(sav) bu zikri.

Peygamber Efendimize(sav) Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte indirilmiş ve kalb-i Muhammedî’den ümmetinin kalbine aktarılan feyz olmuştur. Allah’ın şeriki olmadığı gibi.803 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sözkonusu anlayışı.”804 Şeyh Nazım’ın bu anlayışı yine. Tasavvuf Sohbetleri. İkinci Peygamber yok. Allah’tan gayrı kimse bilemez. Dolayısıyla bu zikr. Muhammedün Resulullah’ Orada Resul denildiği vakitte. “Allah’ın nûru ve Hz.1. Peygamber de. yedi cehennemi söndürebilecek kuvvettedir. Zira Peygamberler. 803 804 Bu tezde bkz. mutlak manasıyla Peygamber’e aittir. Peygamber’in ikincisi yoktur. Onların bu özellikleri ismet sıfatlarıyla tabir edilmiştir. Peygamberin Sırrı 806 Peygamberler. bir tek hadisin hakikatine inemeyiz. Peygamber(sav) hususunda “la şerikeleh” anlayışından neşet etmektedir. Peygamber’in Sırrı” başlığında incelenmiştir. Yaratılışın son mertebesi olan nasuti âlemde ise bu nûr.805 Masum olan Hz. Hz. şöyle ifade etmiştir: “Peygamber(sav) kelamını biz anlamaya. Hz. la şerikeleh’tir. ‘La ilahe illallah. Allah bir. 26-27. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/a. ‘Ve Kefa billahi şehida. Hz. Kıbrısî’ye göre. Buna göre yaratılışın ikinci taayyün mertebesinde vücud bulan tüm kullar. O Muhammedun Resulullah sırrını. Peygamber Efendimizin(sav) yüce bir yaratılış üzere olmasını ve şefaat makâmının Peygamberler içinde sadece ona bahşedilmiş olmasını da bu düşünceyle izah eden Kıbrısî. Şeyh Nazım bu anlayışı. gerek sözlerinde ve gerek fiillerinde kendilerini lekeleyecek.Allah’ın Nuru ve Hz. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/Allah’ın Nûru. insan olmaları itibariyle günah işleme gücüne sahip oldukları halde. Bir tek hadisin kaynağını bilen peygamber olur. İki tane değil ki. Peygamber Efendimizin(sav). Peygamber bir tanedir.806 “göz açıp kapayıncaya kadar beni nefsime bırakma”807 diye dua etmiş olması. 805 Bkz. değerlerini düşürecek hatalardan korunmuşlardır ancak. birinci taayyün mertebesinde vücûd bulan bu nûrdan var edilmiştir. dünyanın evvelinden ahirine bize ömür verilse. ss. Muhammed(sav) birdir.Allah(cc)’ın ve Kendisinin bildiği bir mahiyette yapar. Nûru Ahmediyye anlayışına dayanmaktadır ve bu konudaki ontolojik anlayış. d. Allah tarafından korunmuşlardır. Peygamber(sav) için “la şerike leh” demiştir.Allah’ın Nûru. Kıbrısî. Hz. Kıbrısî açısından Hz. birtakım hikmetlere uygun olarak kendilerinden sehven zelle denilen küçük 153 . Muhammedün Rasulullah’.

İtikadî mezhepler. Haz. İlim Yayınları. insanlara yapacakları işlerde bu ifadeyi kullanmalarını öğretmek için olduğu yönünde tefsir mevcuttur. “Allah dilerse (İnşaallah). Rabbanî metod denmiştir. başka bir ayettinde uygulamış ve zımnen bir eğitim usulü göstermiştir. kendi mutlak iradesi ve kudretiyle gerçekleştireceği (ve gerçekleştirdiği) bir fethi. Yani Cenâb-ı Allah Onu nefsin kötü vasıflarından arıtmış. böyle münacatta bulunup bizi talim ediyor. Gizli ve açık olan her şey. Ona masumluk verip. Bir izaha göre. Ebu Davud. fetih gerçekleşmeden önce indirdiği bu ayetinde. Peygamber(sav)’in. Peygamber(sav)’in sergilediği bu eğitim metodu. insan-ı kâmiller tarafından da tatbik edilmiş ve tasavvuf ıstılahına girmiştir. 5. müridine ayna olması olarak açıklanmış ve iki veçhi olduğu görülmüştür. korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz.810 İkinci hatalar meydana gelebilir. Onun cemâlinin aksidir. Onun hüsnü cihan nakşında tecellisi. Peygamber Efendimizin(sav) bu duasını ümmetine yol göstermek için olduğunu şu ifadelerle bildirmektedir: “. ss. Peygamber(sav)’in bu duasını mutasavvıflar. s. Dolayısıyla bu usulü ihtiva eden Peygamber(sav) uslubuna. var olan bütün bu âlemi zahiretti” Bkz.”808 Günah işlemeyen Hz. ilahî himayesinde tutmuştur. 808 Kıbrısî. c. ashabını eğitmek içindir. İsmail. boyuna aksi yola bizi meylettirmek istediği için. 154 . Cemâl-i Mutlak(cc)’ın tecellisi ile zahir olduğu noktasından hareketle. siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak.Çünkü Peygamber-i Zişan(sav) masumdur. (Bkz. temiz tutmuştur. 169. Peygamberlerin amel defterleri tertemizdir. 240-241 807 Hanbel. Allah Celle ve Âla. Furkan Tefsiri. Yani tüm âlemler. Hicazî Muhammed Mahmud.” (Fetih: 48/27) suresinde Allah(cc). 600-601). bu muhafazanın yani. 809 “…Hiçbir şey hakkında sakın ‘yarın şunu yapacağım’ deme! Ancak. kendi benliğinden arınmış mürşîdin. İsmet sıfatıyla. s. “Allah dilerse” diye ifada etmesi. İnsan Yay.Peygamber(sav)’i tanımada önemli bir ölçü mahiyetindedir. kâinatın ve âlemlerin varlığı. evrenin. ‘Ya Rabbi! Göz açıp kapayıncaya kadar beni nefsime bırakma’ diyor. İsmet sıfatı var. 810 “Âlemi ayna yaptı ve kendini gösterdi. Nazım Efendi. bizim nefsimiz. mutlak varlığın tecellisine bağlı olarak irdelenir. Ancak peygamberler. ismetin mahiyeti ve kapsamı noktasında farklı görüşler beyan etmişlerdir. bu duayı etme sebebi. s. Hz. 42. ss. Tasavvuf Sohbetleri. peygamberlerin günahtan korunmuş olduklarında görüş birliği içinde olmalarına rağmen. Rabbânî bir usûlü olarak da izah edilebilir. Bkz. Taftazanî. farklı açılardan izah etmişlerdir. Peygamber(sav)’in bu duası. Peygamber(sav)’in. Müsned. Peygamber-i Zişan. Edeb.: Saadettin Ekici. 5. ‘Allah dilerse yapacağım’ de…” (Kehf: 18/23-24) ayetinde bildirilen emri Allah(cc).. Şerhu’l-Âkaid. Hz. Ankaravî.. Bu durum ıstılahta. Bir açıdan. c. Yüce Yaratıcı(cc)’ya ayna olmasıdır.. 340. Onlara günah adına bir şey yazılmaz. peygamberliklerinden önce ve sonra en büyük günah olan Allah'a şirk (ortak) koşmaktan korunmuşlardır. Onun nefsinden aykırı bir şeyin husule gelmesi mümkün değildir. 101/5090.809 Bununla birlikte Hz. Lakin biz nefs sahipleri. Hz. İstanbul 1996. Minhâcu’l-fukara.

Zülfi. s. tevhîd ve marifet makâmlarına ulaşan arif kişinin. O gelir. Türkiye İş Bankası Kültür Yay. sâliklerinin kendilerine Hz. Hz. Peygamber(sav)’in kemaline delalet eden Nûru Muhammedî ise. Bunların tümünü at gönlünden. Ter. Çünkü o bütün nakışları aksettirir. Peygamber(sav). Sana yüzünü sensiz gösterir. Fahr i Kâinat(sav) kadar mükemmel bir aynanın tutulması. 1214/1799)’in divânında açıkça vurgulanan bu iki veçhi. Fırat Ünv. bütün peygamberlere. evliyaya hakiki ilimleri. 1. 357. değer kazanır. Elazığ 2004. İnsan Yay. Peygamber(sav). Minhâcu’l-Fukara. s. varlık sırrını anlaması. O’nda benliğini harab etmesi ve kendisinin de cuz’î bir ayna olmasıdır. mutlak varlığı görür. 155 . Ankaravî. Şeyh Galip Divanında Ayna Sembolü . 812 Güler. Senin varlığın dikenden. ss. İbn Arabî’ye göre bu nur. c. Sos. Dergisi. Başka bir açıdan nefs muhasebesi yapan insanlara. 5. Hz.814 Hz. Şeyh Galip Eserlerinin Dil ve Sanat Değeri. Sedit.811 Şeyh Gâlib (v. 31. say. 813 Mevlanâ.: Mahmut Kanık. İnsanın helal olarak yiyeceği 811 Ârifin gönlü varlık sırrını bilir. c.”813 Bu konuda özetle incelenen itikadî ve tasavvufî ıstılaha binaen Şeyh Nazım. resullere ve bütün ruhlara makâmlarını veren nurdur. O evden çıktı mı. Bil. İttihâdu’l-kevni Risalesi. Hz. Yüksel. Şeyh Nazım’a göre. bu hadisi vurgularken. Nakışsız bir ayna haline gelir. Peygamber(sav) aynasıyla bakmalarını murad etmiştir.. İbn Arabî tarafından da aynı şekilde ele alınmıştır. Ankara 1980.veçhi ise.. her yerde mutlak varlığı görmesi. 2662-2666.812 Mevlana Celaleddîn-i Rumî (678/1273). nebilere. ilahî yardımı verir. kulların nefislerde tevbe ile tezkiye edilmesi gereken yönlerin ne derece çok ve gizli olduğunu göstermek için olduğu söylenebilir. insana bahşedilen yiyecek ve içecek nimetine gösterilmesi gereken saygıyı misal vermiştir. çerden çöpten ibarettir. Mesnevî. Kendisine dost olmadığı için herkese dost kesilir. 814 İbn Arabî. İstanbul 1991. 103-121. b. Ebubekir(ra)’den silsile yoluyla bu güne kadar gelen bu öğretiler Tarikat-ı Hakkâniyye’nin öğretilerinin temelini oluşturur. 14. şu beyitlerle ifade etmiştir: “Kim benliğinden kurtulursa bütün benlikler onun olur. edebi ve hikmeti öğretendir. Şeyh Nazım bu öğretilerden bir örnek olarak. nefsiyle ve şeytanla mücadelesinde. insanın.

hakir görmez. yüce makâmdan gelen ikrama saygısızlık etmez. 4. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre. onu tanımada göz ardı edilmemesi gereken bir husustur. 300 meleğin hizmet etmesi. Yediği yemeğin bir parçasına hizmetkâr edilmiş melekleri bilince. tesbih ve tenzih ile zikrettiği. hayırlı. Bu açıdan bakıldığında. temiz olanı ve necis olan şeyleri bilmedeki ölçüleri bildirirler. âlim değil. Yani o ikramı. Şeyh Nazım’ın verdiği misali şöyle yorumlayabiliriz. hikmet. 817 Kıbrısî. çöpe dökmez ve israf etmez. ariflerin davranışlarıdır. Bu anlayışın tafsilatı için bkz. Modern bilimler ise. Mercy Oceans. temiz ve helal olan yiyeceğinde semavî lütfu ve ikramı görür. Bu manada Şeyh Nazım Efendi’ye göre hakiki ilim.2. semavî ilimle ve hikmetle edeblenmiş. Allah’tan gelen. vehbî ilimlerin bildirdikleri hakikatleri. Bu şükranın bir gereği olarak.815 Şeyh Nazım’ın bu düşüncelerini. bir yerden bir yere çıkmak. s. Bu bilgi ile kul. irtifa. içerisinde hikmeti. 35. modernizim ve çağdaş batı uygarlığı başlığında incelediğimiz görüşlerin. Peygamberler insanlara helali (iyiyi) ve haramı (kötüyü) öğrettikleri gibi. yalnızca 815 816 Qubrusi. Kıbrısî’ye göre. ilim. marifet anlayışıyla beraber değerlendirdiğimiz zaman. er-Rezzâk olan Yüce Yaratıcısını(cc). içerisinde semavî hakikatleri ihtiva eden vehbî ilimdir. bu bilgilere dayanarak ilahi hakikatleri reddediyorsa. edebi ihtiva eden bilgilerdir. 92. Modernizm ve Çağdaş Batı Uygarlığı. güzel ve büyük haber anlamındaki “ne-be-e” kökünden Arapça dilinin kaidelerine bağlı olarak türetilmiş ve sıfat olmuştur.816 Bu bilgi ve icatların hamilleri. cahildirler. 156 . Bu durumda nebî kelimesi. tasavvufî dayanaklarına da. s. Tasavvuf Sohbetleri.817 Nebî kelimesi. Rasulu Ekrem Efendimizin(sav) nebî olması ve nübüvvet kudretini haiz olması. Dolayısıyla bu davranışlar. sebep-sonuç ilişkisine bağlı olarak formüle eden bilgilerdir. bir yönden ulaşmış oluyoruz. edep.temiz rızıkların her bir parçasına. daha yakından tanır ve daha yakın bir hal ve his ile şükranlarını arz eder. ben beğenmiyorum demez. o yiyeceğe saygıyı gerektirir. Diğer Konulardaki Görüşleri/g. Peygamberlerin(as) bildirdikleri semavî ilimler ise.

s. 2006 yılında kendisiyle yaptığımız mülakatta da dile getirmiştir. daha önceden var olmayan bir şeyi ortaya koyan. a. s. Abdurrahman İbn Kays(ra)’ın rivayet ettiği şekilde. s. Lisânu’l-Arab. ss.819 Kelam ulemasına göre nebî. İbn Manzûr. “ne-be-ve” kökünden türetilerek. Allah(cc)’ın sözleri.2006 tarihli röportaja ait video kayıtları arşivimizde mevcuttur. halka dini hükümleri tebliğ etmesi için Allah(cc). Kamûsu’l-muhît. Şerhu’l-Akâid. nübüvvet kuvveti istikbalden haber veren kimsedir. 92. Istlahatu’ssufiyye. 94. 822 19. fail ya da meful anlamı almıştır. Cürcanî.05. Peygamber Efendimiz(sav) bu kuvvetle kendisinden bin dört yüz sene sonra gelen bir milyar insanın tasdikini kazanır. 114. Nebîler içerisinde kendisine Allah(cc) tarafından kitap verilenlere. Allah(cc)’tan vahiy alan şahıs ve aldığı bu vahiyle gelecekten ve gayptan haber veren. c. uzak.820 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre nebî. ahir zamanda vuku bulacak hadiseler ve bu yöndeki beklentiler. Hz.818 İkinci bir görüşe göre kelime. sıfata ve esmaya dair marifetin paylaşılması. nübüvvet sahibi kişi gibi manalara gelir.kendisinin bildiği şeyi haber veren kişi. Ramûz el-Ehâdis’te şöyle geçmektedir. uzaklaşmak. “Benden sonra hulefa.821 Peygamber’in nebî sıfatıyla gelecekten haber verdiği bazı hadisleri Nazım Efendi’nin ve Tarikat-ı Hakkâniyye’nin temel anlayışlarına veri teşkil eder. uzaklara gitmek. hulefadan sonra 818 819 Isfehanî. Kâşânî. ahkâmın tebliği. Mehdi(as) anlayışı. resul denir. ırak olmak.9-10. tarafından gönderilen bir insandır. gibi manalara gelir. 258-259. Nübüvvet ise. ahlakın ve edebin talimidir. kendisine güç yetirilemeyen. Nübüvvet ise.e. kelime anlamının bir cüz’üdür. el-Müfredat. ss. Bu kuvvetle insanların manevî vicdanları üzerinde saltanatını devam ettirir. insanüstü kuvvettir. s.. Firuzebadî. haberleri kendisine gelen kimse. 157 . 821 Kıbrısî. nebî kelimesinin mastarıdır ve bilinmeyeni haber vermek demektir. 820 Taftazanî. Bu durumda ise nebî kelimesi.822 Peygamberimizin(sav) gelecekle ilgili haber vermesi hususunda Şeyh Nazım Efendi’nin bahsettiği hadis. hikmetin. Ancak Allah(cc)’tan gelen haberlerin sessizce elde edildiği.g. 14. 53. geçmişte olduğu gibi bugün de Nazım Efendi’nin senelerdir tebliğ ettiği mevzulardandır. 482-483. 1974 yılında yaptığı sohbetlere konu olan bu temel anlayışı. Ta’rifat. Zata. ss.

s. Peygamber(sav)’in Sırrı başlığında tafsilatlı olarak incelediğimiz bu kudreti Şeyh Nazım şu ifadeler ile izah etmiştir: “Nebiler insanlara istikballerinden haber veren kimsedir. Cebâbireden sonra ise Ehli Beytimden bir kimse gelir de. hal ve şanından haber vermiştir. 5. manevî yani. c. 1400 sene öncesinden. Alelade bir insan olacak olsa. Rabbine takındığı edebi de içerir. Tirmizi. s. 158 . Allah(cc)’ı en iyi tanıyan kul olmuştur. Hz. bugün O’nun doğruluğunu. 824 Kıbrısî. Çünkü Fahr-i Kâinat(sav) bu ilim sayesinde. Demek oluyor ki.”824 Bununla birlikte Kıbrısî’ye göre nübüvvet ilmi. Eğer O’nda insanüstü vasıflar bulunmamış olsa. manevî kuvvetle insanların vicdanları üzerinde hüküm ve saltanatını devam ettirmektedir. Peygamberin(sav) nübüvvet kudretine delalet etmektedir. Kimde nübüvvet kuvveti varsa. Başka bir ifadeyle mirac esnasındaki her lahzada ve tüm muamelatta kâmiline ölçüyü sergilemeye vesile bu kudrettir. bütün insanlığın medarı iftiharı. “Mehdi” başlığında incelendiğinden burada tekrar edilmeyecektir. bir kimse çıkmış. c. Peygamber(sav)’in mirac hadiselerinde ve sidre-i müntehada. bir milyar insanın tasdik etmesine imkân ve ihtimal olmazdı. Hambel. ss. 92. sidretü’l-münteha’da ümmet-i Muhammed için yapılan niyaza atfen şöyle ifade etmiştir: “Peygamberin isteyişi bizim isteyişimize benzemez. Fahri Kâinat olan Efendimiz(sav). Ramûz el-Ehadis. Ahir zaman Peygamberi. 1400 sene öncesinden onun sözünün bize gelmesi mümkün olmazdı. Müsned. ilahî kudrettir. O yeryüzünü adaletle doldurur. 48. Kıbrısî bu hususu. 273. meliklerden sonra Cebâbire. Ondan sonra da "Kahtani" gelir. Dünya’nın ücra bir yerinde. 823 Gümüşhanevî. O. Kıbrısî’ye göre nübüvvet kudreti. Peygamber kendi nübüvvetinin hakikatine göre Allah(cc)’tan taleb ediyor. Hz. umeradan sonra melikler. 220-221. diğerlerinden aşağı değildir. Peygamberin talebi bizim talebimize hiç benzemez. Tasavvuf Sohbetleri. 4. Beni gönderen Zata kasem ederim ki. 518. Fiten. Şeyh Nazım Efendi’ye göre.”823 Nazım-ı Kıbrısî’nin bu hadis hakkındaki düşünceleri ve genel tasavvuf anlayışındaki yeri. s. Rasulu Kibriya Efendimizin(sav) istikbalden haber verdiği bu gibi hadisler. Münacat. Nübüvvet kuvveti ile insanüstü bir kuvvete delalettir.umera. bir kimse yaşamış ve 1400 sene sonra bir milyar insanın tasdikini kazanmış olsun. onda istikbale bakan gözler vardır. Peygamber(sav). Allah’ın Nûru ve Hz.

hilim. şeriki olmayan Hakikat-i Ahmediyye’den akseden bir nübüvvet nurudur.insanın Allah(cc)’a. o zuhur edecektir. Peygamber(sav)’in. aynı zamanda Hz. Peygamber’in Sırrı: Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışında yer alan “Allah’ın Nûru” anlayışı. Onun azamet. Peygamber(sav)’in hal ve davranışlarında gözlemlenip. Peygamber(sav)’i tanımlayamaz. Hz. Onu da. tasdik edilen bu üstün vasıfların ardındaki kaynak. tükenmezliğinin hakikatini bildiği zaman. Muhammed(sav). var olanın hakikatini bildiği derecede ister.826 Allah(cc)’ın Kendisini razı etmek için şefaat makâmını verdiği Fahr-i Kâinatın(sav) yüce yaratılışında. Umeyr. benlik dönüşümüne bariz bir misal teşkil eder. Şeyh Nazım Efendi için nübüvvet anlayışı. suikast yapmak amacıyla Hz. benlikleri dönüştürücü ve nefisleri tezkiye edici yönüne delalet etmektedir. Fadale diyor ki: “Vallahi! O (sav) göğsümden elini kaldırdığı zaman. misâk. irşad edici. s. emin olan Hz. Hz. “ne-be-ve” kökünden türetilmiş kelimenin lugavî manasıyla ele alınmış görünmektedir. cömertlik. sır. Abdülmelik b. elini uzatmış ve Fadale’nin göğsüne koyarak: ‘Allah’tan af dile’ demiştir. Peygamber(sav) bu nurdan gelen ilimle gelecekten haber verdiği gibi. Hz.” demiştir. o nisbette taleb etmesidir. Hz. Allah’ın Nuru ve Hz. gelecekten bir haber verdiyse. Dolayısıyla nebî olmasının yanı sıra sıdk. Fadale ‘Hiçbir şey düşünmüyorum. velî anlayışıyla ilgili olduğu kadar. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber’e yaklaşmaya çalışmıştır. Hişam. 159 . manevî kudretine delalet eder. Allah’ın yarattıkları içinde bana ondan daha sevimli kimse kalmamıştı. Allah’ı zikretmekle meşgulüm’ diye cevap vermiştir. Peygamber(sav) ve Hz. Kalbi kin ve öfkeyle dolu olan Fadale. Beyrut 1993. Bu hasletlerin zıdları. Bu kuvvet Hz. Peygamber(sav)’in 825 826 Kıbrısî. Bir ara iyice yaklaştığında elini belindeki bıçağa götürmek üzereyken Allah’ın Rasulü durup: ‘Sen Fadale misin?’ diye sormuştur. cesaret. Siretu’nNebeviyye. ‘Evet ben Fadaleyim’ diyen Fadalenin yüzüne imalı bir şekilde bakıp: ‘Ne düşünüyosun Fadale?’ demiştir. Peygamber’e (sav) suikast yapmak için yaklaşan Fadale b. doğruluk ve kanaat gibi hasletler vardır. kudret ve sonsuzluğuna bakarak. latiflik. Peygamber gülümseyip. Hz. merhamet. onun vericiliğinin. peygamberî ahlakın tesir edici. d. 52. Bkz.1. Bu. Peygamber(sav)’in kalbinden etrafındaki tüm beşerin kalbine dökülmesi ise. miraçtaki edebi de bu nurdan gelen ilimle bilmiştir. Allah(cc)’ı Peygamberimiz kadar bilen kimse yok…”825 Tüm bu ifadelerin genelinden anlaşıldığı üzere. Mekke’de dolaşırken Hz. bilhassa yalan.

27. Bu iki ayeti beraber ele alarak. manevî tecrübelerle de bilinebilirdir. kul ile Allah(cc) arasında meydana gelen örtülü bir hal olarak anlaşılamaz olduğu kadar. c. özgünlüğü açısından. Tasavvuf Sohbetleri. O’na ait Ahmedî sırla ilgilidir ve bu sır sadece Allah(cc) tarafından bilineceği ile ilgilidir. Kıbrısî’ye göre Hakk Teâlâ’nın bu ayetteki tanıklığı. 830 Râzi. Bu mevzudaki beyanların bütünü değerlendirildiğinde. 160 . 829 Kıbrısî. kendisini gönderenin sözü ile elçi olabilir. Cenâb-ı Peygamber(sav)’in sırrınadır. Binâenaleyh bir hükümdar. Peygamber(sav)’in sırrı mevzuunda anahtar kavram konumunda yer alan bu anlayış. Tasavvuf Sohbetleri. Muhammed Allah’ın Rasuludur… ”828 ayetlerini delil göstermiştir. onun elçi olduğunu kabul etmese bile. 28.831 Şeyh Nazım Efendi’nin anlayışına göre sır.g.827 Hz. Feth: 48/28-29. ruhanî latifelerden bir latife olduğu için. Daha önce de ifade edildiği gibi Hz. s. Yani Hz. onların reddiyeleri hiçbir şey ifade etmez. Cenâb -ı Hakk’ın tasdikine muhalif reddiyeler hiçbir mana ifade etmez. Hz.e. ayetin nüzul sebebi olan Hudeybiye Antlaşması’nda yaşanan hadiselerle ilgili ele alınmıştır. Dolayısıyla. dünyadakilerin tamamı.829 Bu ayetler. Hz. Allah(cc) her kuluna. resul ancak. ilâhî nûrların feyzi olan sırları.830 Şeyh Nazım’ın bu ayetlere getirdiği işarî yorum. merhameti ve kendisine bahşedilen şefaat makâmı. “la şerike lehu” diye ifade etmiştir. a. Muhammed(sav)’in bir olduğu. s. 831 Kıbrısî. Peygamber(sav)’in rasul oluşunu tekit için olduğunu beyan eden bir görüşe göre. Kıbrısî tarafından. tefsirlerde genellikle. Allah(cc)’ın şahitliğinin.sırrı anlayışıyla da ilgilidir. önem arz etmektedir. Peygamber(sav)’in sırrı konusu. öncesindeki ve sonrasındaki ayetlerle birlikte. 27. 32-34. Allah(cc)’ın nûru ile birlikte ele alınmış ve müstakil bir başlık hâsıl olmuştur. "Bu benim elçimdir" dediği zaman.. Peygamber(sav)’in yüce ahlakı. “…Şahit olarak Allah yeter. s. onun benzeri olmadığına istinat edilmiştir. Hz Muhammed(sav)’in bir benzeri olmadığını bildiren Nazım Efendi. ss. onlara bahşettiği istidad ve kabiliyet kadar vermiştir ancak 827 828 Kıbrısî. Mefâtihu’l-Gayb. 107.

“Benim Allah ile aramda öyle özel bir vakit vardır ki. Beyrut 1986.”834 ayeti yaratılıştaki söz konusu umumi ve hususi yönlere işaret etmektedir.bu sırrın kula yansıması Sırr-ı Ahmedî de denen. s. Bu konuyu Nazım Efendi’nin sır anlayışıyla birlikte ele aldığımızda. Peygamber(sav)’in şeriki yoktur anlayışı çıkmaktadır. Çünkü bu sırların tamamı buradan inikâs eder. o anda bana. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/Allah’ın Nûru. ne bir yakın Melek. Bkz. birbirine şekil ve renk yönünden benzer. bir şeyi bilmeden. Sır. Ancak bu sırlar. sadece kul ile Rabbi arasında kalan örtülü sırrı da vardır sonucuna varılmıştır. 835 Aclunî. Diğer taraftan kendindeki bu sırları bilen mürşidler. Muhammedî Nûr’dan aksetmektedir. çeşit çeşit hurma ve ekinleri. daha önce de ifade ettiğimiz gibi.832 Bu düşüncelerden hareketle ulaşabileceğimiz mantıksal çıkarım. el-Esrâru’l-merfûa. tat bakımından benzemez tarzda yaratıp yetiştiren hep O'dur. tanımlanan Hakikat-i Ahmediyye’nin sırrından evliyaya yansımalarından tecelli etmiştir. Bu ise. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde. tanıyabilirler. bir Hakikat-i Ahmediyye vardır. Keşfu’l-Hafa. 834 En’âm: 06/141. o şeye ortak olamaz” önermesi üzerinden savunulmuş bir tezdir. tanımlamalar bir açıdan mahiyeti bilinemeyen nûru tanımlama çabasıdır. Başka bir ifadeyle “kişi. Dolayısıyla Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde Hakikat-i Ahmediyye’ye dair zikredilen bilgiler dahi. 161 . Şema’il. Bu konuda “Asmalı-asmasız bağ ve bahçeleri. 291-292. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/Sır. Binaenaleyh bu anlayıştan. mahsûlleri. şerik olmanın bilmeye istinad edilmesidir diyebiliriz.” Aliyyü’l-Karî. 173. Peygamber(sav) haricindeki diğer kullara gizlidir.833 Bu manada kullara ait sırların tamamına ortak. insanlar içinde benzer sırları görüp. s. “Benim Allah ile aramda öyle özel bir vakit vardır ki Allah’tan başka hiçkimse beni ihata edemez. Hz. ne de bir Mürsel Peygamber yetişemez”835 hadisinin söz konusu sırr anlayışına temel olduğu kanaatindeyiz. lahutî âlem ya da ehadiyyet âlemi (la ilahe illa’llah) olarak adlandırılan 832 833 Bu tezde bkz. Hz. aslında her kulun ortağı olmayan ve sadece mahşer günü ortaya çıkacak sırlarının olduğu kadar. Hakikat-ı Ahmediyye olarak da adlandırılan bu sırrın. Tirmizi.

Bu âlem. tasavvuf ıstılahındaki umumî olan terminolojiye işaret etmektedir. 283/896) tarafından. bu cevherden süregelen yansımalardır. Hz. “ebu’l-ervah” olarak da anılmıştır. esma ve sıfatların zuhurundan önce olduğu için hakikati bilinmeyen bir âlemdir.837 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışındaki bazı konuların detaylarını ikmal edici açıklamaları.836 Bu mertebeler. akl-ı kül. Dolayısıyla Şeyh Nazım’ın Hz. tüm peygamberlerin(as) manevi babası manasına gelen. Tüm peygamberlerden de önce yaratılan bu nurdan dolayı Hz.sufilive. Fahr-i Kâinattan(sav) önceki Peygamberler(as) de. sonraki evliyalar da. Hakikat-i Muhammediyye. Daha sonra Hallac-ı Mansur. kendisinden önceki Peygamberlerden(as) sonra gelmesine ve onları bu dünya gözüyle görmemesine rağmen onlara. Peygamber(sav). Ethem. “Hakikat-i Muhammediyye” kavramıyla ifade edilmiştir. bu hakikatten ve bu hakikat için yaratılmıştır. Bu açıklamalara göre. ss. Peygamber(sav) için savunduğu. 179-180 162 . madde-i evvel. Sufyan es-Servî tarafından değinilmiş ve Muhyiddin İbn Arabî ve Abdülkerim Cili tarafından açıklanmıştır. Dolayısıyla her kula ait sırrın diğerinden farklı olması hasebiyle tektir ancak. bütün yaratıklar. Tarikat-ı Hakkâniyye’nin öğretilerini paylaşan diğer kaynaklarla birlikte ele almak. her ne kadar sufilerin hususi olarak tecrübe ettikleri keşfî bilgilere dayansa da ana hatlarıyla. Peygamber(sav)’in diğer Peygamberlere 836 837 www. kalem. muhabbet ve marifetlerini bu sırrın yansımalarında bulmuşlardır. tüm sırlara kaynaklık yapan Muhammedî nurun şeriki yoktur. tüm yaratılışlardan. Vahdaniyet âleminde vücûd bulan tüm kullara ait cevherin kaynağı Hakikat-i Ahmediyyedir. kitap kavramlarıyla da ifade edilen bu anlayış.com/021009-msh-oakland. Hz. Nûru Muhammedi/Ahmedî. Bu izahlara göre. “la şerike lehu” anlayışının. Çünkü beşerin varlığı.âlemde bulunduğu ifade edilmektedir. Demirci. ilk olarak Sehl b. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisindeki delilleri ve ontolojik izahları. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. Abdullah et-Tüsterî (v. hakikat-ı Âdem. Şeyh Nazım’ın halifeleri tarafından yapılmıştır. Hakikat-i Muhammedî/Ahmedi. İbrahim b. hatta melekler. bütünsel bakış açısına ulaşabilmek açısından ehemmiyetlidir.

sufilive. Hz. Hz. mutlaka Ebubekir’i halil edinirdim. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. Mesâcid. Müslim.com/021009-msh-oakland. Çünkü Fahr-i Kainat(sav)’a gönderilen vahiyler Allah Teâlânın direk zâtından olurken. kendinde zahir olmuştur.com/022009-msh-oakland-ca-jibril-was-given-what-the-ummah-could-take. Ayrıca bkz. 3. Peygamberi) kendine halil kıldı…. Peygambe(sav)’e aittir.. Diğer kullara mazhariyet. Allah(cc) ile melekler.845 838 “Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni (Habibim) de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman. onun aldığı vahiyle de ilgili görülür. ontolojik yönüyle izah etmiştir. Peygamber(sav)’e verilmesi ve varlıklar içerisinde sadece Hz. Allah Arkadaşınızı (Hz. s. zahir olmuştur. ben Rabbimden başkasını halil (dost) tutacak olsaydım.sufilive.: Cevher Caduk. Yusuf(as)’un nurları zahirinde. farklı açılardan ele alınmış ve savunulmuştur. 93. Menâkıbu'l-Ensâr. 3661. 41. Peygamber(sav)’den geldiğinden. Peygamber(sav)’in nuru ise. Peygamber(sav)’in sırrında şerikin olmadığını savunmuştur.sufilive. Kitâbu’l-Mirâc. 832/1428) bu anlayışı.841 Mutasavvıflar arasında benzer görüş. Menâkıb.840 Miracta Cebrail(as)’e verilmeyen Kur’ânî sırların Hz. Allah(cc)’ın zatının mazharı olması hasebiyle. 844 Kuşeyrî Abdülkerim. Kitâbu’l-Mirâc. Peygamber(sav)’in şerikinin olmaması.844 Sır mevzusunu nur ile birlikte ele alan Kuşeyrî’ye göre üç peygamberin nuru. Ter. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. s.838 onun yaratılışındaki önceliğe delil olarak getirilmiştir. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur.sufilive. 843 Buharî. 841 www. bakalım onların hâli nice olacak!” Nisâ: 4/41. 840 www. ”843 hadis-i şerifine istinaden Kuşeyrî. 265. Hâlidiyye-i Hakkâniyye ile aynı ontolojik usulle izah edilen bu anlayışa göre Hz. Fezâilu'l-Ashâb. Hakikat-i Ahmediyye üzerindendir. 71. Tirmizî. İstanbul 2011. şeriki yoktur. 163 . Musa(as)’ın nurları elinde. Bu sebeb. 45. 80.com/video arşiv/msh-suhbat-092003-isra. 839 www. 845 Kuşeyrî. Harf Yay. diğer Peygamberlere(as) bu hitap. Peygamber(sav)’in beden gözüyle Rabbini ve 99 esmanın tecellilerini müşâhede etmesi “la şerike lehu” anlayışının dayanaklarıdır. Peygamber(sav).com/msh-48-secretMiraj_2-102406. Fezâilu’s-Sahâbe 2/2382. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.842 “Şayet.839 Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde Hz. peygamberler ve insanlar arasında bir sebebtir.ve ümmetlerine şahit olarak getirilmesi. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 842 Cilî. Hz. sırrında zahir olmuştur. Hz. www. Meselâ Abdülkerim-i Cilî (v. ss.

kâmil. İstanbul 1998. Eraydın -E.Bu sırrın Hz. Kartal. 51. birinde bulunan şeyin diğerinde de bulunduğunu belirtir. bugünkü ilimleri ve kıyamete kadar bulunacak ilimleri ihtiva ettiğini söylemiştir. unutulmuş ilimleri. Bu bakımdan bazıları kâmil. Nazım Efendi her bir Sünnet-i Seniyyenin. 850 Kıbrısî. s. arşivimizde mevcuttur.”846 “Muhammedun beşerun ve leyse ke’l-beşer. s. Muhammed(sav) kadar.848 Bu dizelerin tasavvufî şerhi olabilecek bir anlayışı Abdülkerim el-Cîlî (v. bazılarında bil-fiil mevcuttur. 832/1429)’nin. s. 6. Bu tanımda. Peygamber(sav)’deki bir tecellisi olarak O’nu tüm insanlardan ayıran yönü Kıbrısî. Haz.: S. 26. yani varlıklar bazı insanlarda bil-kuvve. bir hadisin işaret ettiği yola hakkıyla giren bir kişinin velayet makâmına ulaşacağını söylemiştir. Çev. insan-ı kâmil sözüyle kastedilen Hz. 846 847 Kıbrısî. Muhammed(sav)’dir. Cîlî.: A. Peygamber-i zişânın kıldığı iki rekât namaza yetişemez. Demirli-A. her insanın insan olmak yönüyle. 339-340. Varlık âleminde Hz. diğer fertlerin bir nüshası olduğunu. Aynı eser. şöyle ifade etmiştir: “Min evveli ilâ’l-ahirihi bütün enbiya ve bütün ümmetlerin kılacakları bütün namazlar. Sırr-ı Muhammedî’dendir. bazıları ekmeldir. insan-ı kâmil tanımında görmekteyiz. 848 Mevlitlerde takip edilen okumalar listesi.851 Şeyh Nazım’ın bu anlayışına göre Hz.847 Bu dizeler Şam’daki Hakkânî dergâhında yapılan mevlitlerde de zikredilmektedir. Peygamber(sav). Kendilerinde eşyanın bilfiil bulunduğu şahıslar peygamberler ve kâmil olan velîlerdir. nebevî sırrı ihtiva eden nûru göz ardı edilmemiştir. el-İnsanü’l. Tasavvuf Sohbetleri. bel-hüve yakutetün beyne’lhacer” dizeleri üzerinden Peygamber Efendimizin(sav) beşeriyet yönü görülürken. kemâliyle taayyün eden başka bir şahıs zuhur etmemiştir849. Tasavvuf Sohbetleri. ss. Bununla birlikte eşya. 256. 27. 851 Aynı eser.850 Başka bir ifadeyle Kıbrısî. Bunlardaki kemâlde de farklılıklar vardır. s.Mecdi Tolun. Öğrenmekle bir ömre sığmayacağını ifade ettiği bu ilimin ihtiva ettiği manevi kuvvet. yapabilecekleri bütün taatın faziletini terazinin bir kefesine koysalar. manevi kudret ve tasarrufunu. 164 . 849 Cilî Abdülkerim.

Peygamber(sav)’in insaniliği ve ruhaniliği ile izah etmiştir. 264. Ayrıca bkz. o mirası Hz. 1. 853 Hucurat: 49/7. Miraç Sırları içerisinde ayrıca şerh edilmişt ir. İsrailoğullarının peygamberleri gibi yüceltmiş ve “Ümmetimin âlimleri Ben-i İsrail’in Peygamberleri gibidir. Bu izahlara göre Hakikat-ı Ahmediyye. Hucvirî. Peygamber(sav)’i görerek 852 Bu tezde bkz. Çev. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur.com/022509-msh-oakland-ca-levels-of-understanding-of-hadith.sufilive. Hz. c. Ayrıca bkz. Musa(as)’ya. Peygamber’in fiziki doğumundan önce gelen peygamberlerin ümmetlerindeki velileri de aynı şekilde manevi miraslarını kendi peygamberlerinden alırlar. Musa(as)’nın halinin Hz. Muhammed’den gelmiş olur. Sufi Meditation. İnsan Yay. siz de insanlara şahit olasınız diye…” Hacc: 22/78. www. Peygamber için olan şu hitapları. Muhammed(sav)’den geldiği gibi… Hz..852 Hz. Peygamber(sav) bu nûr ile ümmetinin ulemasını. Muhammed’den alırlar. Musa(as)’nın nurundan değil de Hz. İbn Arabi. Bazen Hz. İlim ve Marifet ile İlgili Kaynaklar/Velî-Evliya. s. 1034/1624). s. Mefâtihu’l-gayb. Böylece Hz. 30-32. Keşfu’l-Hafa.855 Istılahta bu görüşü İbn Arabî. Peygamber(sav) ve ümmetinin evliyaları ile devam eden bu manevi tasarruf. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde “Bilin ki Rasulullah sizin içinizdedir… ”853 ayeti üzerinden tefsir edilir. Tefsir. mülk) âleminde insanlık tarafını fazla açıklayarak davetini mükemmelleştirmiştir. Peygamber size şahit olsun. Tafsilatı için Bkz. Muhammed(sav)’in ümmetinden olan veliler.sufilive. Mirahmadi. İbn Arabî. Muhammed(sav)’in nurundan konar. Musa(as)’nın makâmına ve haline varis olan bir veli çıkabilir. 13. insanların ilgisi ve istifadeleri kolaylaştı ve imanları. 855 www. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. 165 . Peygamber(sav)’in bu yönünden dolayı. ”854 demiştir.one-breath-of-Holly-Prophet-saw. Binaenaleyh Hz.devrin gavsu’l-azamı ve evliyaları üzerinden kullanmaktadır. fakat o veli bu mirasa Hz.” Nahl: 16/89. Ayrıca seni (Ya Muhammed) de onların üzerine şahit olarak göndereceğiz. “Ve o gün her ümmetin içinden kendilerinin üzerlerine bir şahit göndereceğiz. Peygamber(sav). Hızır(as)’a ve balığın karnında Yunus(as)’a bilmediklerini öğreten nurdur.: Mahmut Kanık. Bu izaha göre Hz. Onların peygamberleri ise. ss. bu hadisin delilinde ayrıca belirtmiştir: “Allah bu Kur’ân’dan önceki kitaplarda da bu Kur’ân’da da sizi. Hz. 64. Neysaburi. Hz. 854 Razi. tıpkı Hz. c. s. İstanbul 1991.com/022609-msh-oakland-ca. 856 Kur’ânda Müslümanlar ve Hz. o manevî mirası ondan alma konusunda diğer peygamberlerle aynı şeyi ortaklaşa paylaşırlar.”856 Benzer anlayışı İmâm-ı Rabbânî (v. Müslümanlar diye adlandırdı.2. 8/302. Nurlar Risalesi. Dolayısıyla onun hali Hz. halk (şehadet. benzer terminolojiyle ifade etmiş ve bu hadisin izahını şöyle yapmıştır: “Muhammed(sav) ümmetinin velileri arasında –ki bunlar tüm peygamberlerin(as) makâmlarının birleştiricileridir. Mirac Konusunda değinildiğimiz bu hadis.

400-401. s.”859 (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik”860 ayetini bazı sufîler. İsâ(as) ve Mehdi(as) bu makâma gelerek dini kuvvetlendirecektir. Ahmedî Nûr anlayışı ile tefsir etmişlerdir. bu öğretinin teşekkülünde şu hadis-i şerif meknuz olduğu şüphesizdir: “…Her Pazartesi ve Perşembe akşamları amelleriniz bana arz olunur. Varlığa can. Hakiki hayatla hayat sahibidir. ss. 859 Münavî. O Peygamber(sav) yalnız ümmetinin hayatı değil. 3. Peygamber(sav) ölürse ümmet kalmaz. Olan da onun hürmetine.” 858 Muhammedî nuru tazammun eden bu ifadelerde. Bir manada bu durum. Allah(cc)’ın bütün yaratılmışlara rahmetinin sebebidir. Peygamber(sav)’in vefatından bin sene sonra. Hz.857 Bu düşünceler zımnen Şeyh Nazım tarafından şöyle ifade edilmiştir: “Peygamberimiz(sav) Hayy’dır. Feyzu’l-kadîr. olmayacaktı. Mek. insanlara bağlılığı azaldı. Komisyon. Ümmetlere hayat Peygamber sayesinde (yani). Peygamber(sav)’in Hayy olmasıdır. 861 Bursevî. s. Hz. Hz. Bütün kâinat onun yüzü suyu hürmetine vardır. ondan gelir. öne çıkan bir diğer anlayış. Onlardan hayır olanlar için Allah’a hamd ederim. Dolayısıyla O(sav)’nun varlık ve şuhûd âlemine göndermesi. Hakikat-i Ahmediyye anlayışından neş’et etmektedir. Allah’ın ilk yarattığı şey olan bu nurun. O olmasa kâinat yok idi. no: 209. bütün varlıklar için rahmettir. 860 Enbiyâ: 21/107. bütün kâinatın hayatı odur. Kıbrısî. 615. Peygamber(sav)’e kendisi için 857 858 İmâm-ı Rabbanî. c. dine çağırma nuraniyeti değiştiğinden evliyâ. bu ruhaniyettin yardımıyla dine yardım ettiler. Peygamberdir(asv). 166 . Peygamber(sav)’in ruhanî tarafı çoğaldı. Bu anlayış.oldu. Kötü amelleriniz için de istiğfar ederim. Bunu böyle bilmeyen gafildir. Rûhu’l Beyân. olacak da onun hürmetinedir.861 Sufiler arasındaki bu anlayış. Hz. bir kısmından arştan yere kadar olan tüm mahlûkat yaratılmıştır. 46. Tasavvuf Sohbetleri. Mektubât. Hz. Bu anlayışın sufiler tarafından istinad edildiği hadis-i şerif Şeyh Nazım’ın eserlerinde karşılaşmasak da.

ne veliyyü’l-kâmil. Aclunî. Herkes kendi derecesine göre o saltanattan bir rütbe giyecektir. 3. Mekâsıd. Delâilu’n-nubuvve. Buna göre Hz.peygamberliğin ne zaman sabit olduğunun sorulduğu hadise istinat edilir.. Sehavî. Habibu’llah’a zahir olur… Onun içindir ki. Ebu Hureyre(ra). s.”865 Şeyh Nazım. 167 .”863 Şeyh Nazım Efendi. Menâkıb. Peygamber(sav)’den şöyle rivayet edilmiştir: “Ben yaratılışta nebîlerin ilki. s. s. Biz Cenab-ı Halık’ın(cc) saltanatının azametini. Efendimiz(sav)’in saltanatından seyrederiz… Aslında Efendimiz(sav)’e verilen saltanatı da idrak etmeye imkân yok. 2. Peygamber(sav)’in doğduğu. şeriki olmayan Muhammedî Sırrı. rahmetini indirmiştir. c. Peygamberlerin(as) hayatlarında yaşadıkları mekânlara sürekli olarak 862 863 Yıldırım. İslamî naslar yer almaktadır. 4883. a. Ancak o saltanatın azametinden bir şua. 832. Celle ve Alâ’dır. yaşadığı. O rütbeyi. Bu anlayışa istinad edilen hadis-i şeriflerden birini. Keşfu’l-hafa. Huzurunda duran ‘Muhammedu’r-rasulu’llah’. Hz. müşterek bir anlayışı temsil etmektedir. c. defnolunduğu her yere Hz. peygamber olarak gönderilme yönünden sonuncusuyum. 545/3609.866 Bu rahmet. Ebu Nuaym. her ne kadar sufilerin hususi olarak tecrübe ettikleri keşfî bilgilere dayansa da ana hatlarıyla. ebedî ve mutlak saltanatın sahibi olan ‘la ilahe illallah’. Salavatullahi ve Selamu aleyh’tir. salihlere verilir. Allah’ın(cc) indirmiş olduğu rahmet kesilmez. 2007. o ezelî. ne de melekü’l-mukarreb anlayacak değildir. sürekli iner. 1. Firdevsu’l-ahbar. Peygamber(sav)’in manevî kuvvetini salt anat rumuzu ile izah etmiştir: “Cenab-ı Hakk’ın saltanatının azametini hiç kimse.”864 Bu anlayış. tasavvuf ıstılahında oluşan. Hz. yürüdüğü. oturduğu. 156. s.e. 79. c. 134. Allah’ın Nûru ile alakalı olarak izah etmiş ve hususiyetini bildirmiştir. Peygamber-i Zişan giydirecektir… Onun için güzel isimlerinden birisi de Rasûl’dür… Ahiretin ilelebet rütbeleri de yine Efendimiz(sav) tarafından bütün evliyalara. 42.g. Tasavvuf Sohbetleri. Tirmizî. Tasavvuf Sohbetleri. Ancak tüm bu ilhama dayalı bilgilerin temelinde. 866 Kıbrısî. 865 Deylemî. 864 Kıbrısî.862 Bu suale Hz. mü’minlere. Allah(cc). Peygamber(sav) şöyle cevap vermiştir: “Adem ruh ile cesed arasında iken. ne nebiyyü’l-mürsel.

Hakikat-i Muhammedî. Peygamber(sav)’in de her insan gibi. 168 . ilgili başlıkta tafsilatlı bir şeki lde ele alınmıştır. bu şa’nın mebdei olan isimdir. Muhammedî Sırrın başka bir özelliğini Nazım Efendi. Meselâ hakikat-i Muhammedî ve/veya Ahmedî kavramlarıyla ifade edilen hakikat. Bu izaha göre Hz. Bu nurun mahiyeti. “…Şahit olarak Allah yeter. bu nûr ezelîdir. Kıbrısî. Başka bir ifadeyle şeriki olmayan Muhammedî Nûr. yevmu’l-ezelden beri mevcuttur. Allah yok şeye mi şahadet ediyor?”868 Hz. Kıbrısî. o kimsenin rabbidir. Kelam-ı kadim ne demek? Ezeldeki Allah’ın şahadetidir o. Allah(cc)’ın bu ismi. bu. Bir insanın hakikati. 1034/1624)’nin izahatı. Yani. O Peygamber(sav) dünkü peygamber değil… Evet. Şeyh Nazım’a göre bu nurun kıyamete kadar bulunacak olması. 79. Hz. 867 868 Feth: 48/28-29. Ta’ayyün-i vücubî Allah(cc)’ın isimlerinden bir isimdir. ta’ayyün-i vücubîdir (âlem-i emirdir). o kimsenin ta’ayyün-i imkanisi (âlem-i halktadır) olur. Peygamber(sav)’in yevmu-l ezel’den beri peygamber olduğunu şu cümlelerle ifade etmiştir: “… O zaman yevmu-l ezeldir.inmeye devam etmektedir. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. ona gelen feyz bu isimden gelir. Peygamber(sav)’in ontolojik varlığı mevzuunda İmâm-ı Rabbânî (v. ss. Ta’ayyün-i vücubî’nin zıllî görüntüsü. Hz. Âlim şa’nıdır. âlem-i halk ile âlem-i emirden varolmuştur. peygamberlik verildi. Hakikat-i Ahmedî ise. Allah(cc)’ın bu tanıklığı yevmu’l-ezelde olmuştur. bazı kavramlar ve bu kavramlar ile vardığı sonuçları itibariyle İbn Arabî’den ayrılmış ve terminoloji içerisindeki özgün yaklaşımını korumuştur. ta’ayyün-i imkanîsine de denir. Binaenaleyh. çocuklara elif-be okuttukları kitapların ilmidir. Bu isim Kâbenin hakikatidir. Peygamber’in Nûrunun ebedî olmasıyla da alakalıdır.70. 570 tarihinde doğdu. Bu şahadeti ne zaman yaptı Allahu Azimu’ş-şan? Kelam-ı kadiminde yaptı. 40 yaşına geldi. Âlem-i halktaki rabbi olan ism-i ilâhisi Âlim şa’nıdır. ıstılahtaki anlayışların paralelinde olmasına rağmen. onun ta’yyün-i vücubîsine denildiği gibi. Âlim şa’nının üstünde (âlem-i emirde). Muhammed Allah’ın Rasuludur… ”867 ayetini delil göstererek izah etmiştir.

s. bu üstünlüğü ihtiva eden manevî kudreti temsil etmektedir.2. 22. Peygamber(sav)’in dünya hayatında öne çıkan tüm üstünlükler. Aliyyu’l-Kâri. 385. Binaenaleyh. Esrar. Allah(cc) tanıklık etmektedir. s. Allah’ın Nûrunu kullara aksettiren bir ayna gibidir. Dolayısıyla şeriki olmayan Hz. Yani Onun diri oluşu sadece ümmetine değil. Komisyon. Hz. no: 209. Peygamber(sav). diğer insanların ve peygamberlerin varlığına kaynak olduğu yönündeki. öne geçmek. 288. sevk ve idare etmek gibi anlamlara sahiptir. s. İbn Arabî kavramlarına ve yaklaşımına daha yakın olduğu görülmektedir. hakikatte manevî bir üstünlüğün. yönelmek. Mektubât. Peygamber(sav)’in insan ve peygamber olarak varlığı. Hz. Isfehanî. başı çekmek. dünya hayatındaki tecellileridir. Keşfu’l-hafâ. el-Müfredât. 287. Özetle Şeyh Nazım’a göre. talep etmek. 871 İbn Manzûr. 326/1012. Binaenaleyh. İmam-ı Rabbanî. aynı zamanda Hayy’dır yani. c. Hakikî hayatla hayat sahibidir. 2. 216.869 Bu izahda kullanılan kavramlar. bir topluluğun önünde olmak. bir sünnete hakkıyla ittiba eden. 2123. Şevkani. Acluni.Hz. şeriki olmayan Sırr-ı Muhammedî. Fevâidu’lmecmua. el-Hayy olan Allah’a ayna olmakta ve aynaya düşen Cemal-i Mutlak’ı kâinata aksettirmektedir. Âdem(as) yaratılmadan önce bulunan peygamberlik bu idi. Hz. Dolayısıyla Hz. s. millet. niyet etmek. Cenâb-ı Allah’ın “Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım”870 hitabı ise bu anlayışa temel teşkil ettiği şüphesizdir. Kıbrısî’nin bazen Ahmedî Nûr. 869 870 din. Yani Sırr-ı Muhammedî’den akseden bir kudretten dolayı. Mu’cemu’l-Vasît. “Emm” kökü. Peygamber (sav) ve Ümmeti: Arapça “emm” kökünden türemiş bir isim olan ümmet kelimesinin çoğulu “ümem” dir. tüm kâinata dirilik olmaktadır. bir şeyi hedef almak. 27. topluluk. Lisânu’l-Arab. bazen de Hakikat-i Muhammedî dediği bu nura. Ancak.871 “Lügatlerde ümmet kelimesinin. 1. 164. o sünnet içerisindeki sırra ve nura gark olarak velayet makâmına çıkabilir. Çünkü O’nun nûru. d. Peygamber(sav)’in yaşadığı her hal ve davranış. Hakkâniyye yayınlarında kullanılmasa da. ss. anlayış ile aynıdır. c. Kıbrısî’nin vekilleri tarafından yapılan izahın. 169 . Mek.

ana. Mektubât. 877 “Kendilerine azap göndermeyi belirli bir zamana kadar (ilâ ümmetin) ertelersek…” (Hûd. 2/143). bir dinin mensupları. en düşük peygamber derecesine yükselemez. 74. 16/120). s. 43/22). 3/104). peygamber gönderilen toplum. iyilikleri yayıp kötülükleri önleyen bir topluluk bulunsun” (Âl-i İmrân. hayra çağıran.878 inkârcı toplum. 881 “Sizden. Mu’cemu’l-Vasît. yeni anlayış ve değerlere topluca vasıl eden ve toplum içindeki hastalıkları tedavi eden değerler etrafında toplanan Mü’min topluluğudur. Ne zaman (Cehennem’e) bir ümmet girse. 883 Tehanevî. Resulün de size şahit olması için sizi mutedil bir ümmet kıldık” (Bakara. 876 “Her ümmet (ümmetün) oraya girdikçe. insanların iyiliği için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz” (Âl-i İmrân. 170 .872 Kur’ân’da ümmet kelimesi din. Allah’a itaat üzere bulunan bir önder (ümmeten kâniten) idi” (Nahl.879 cin ve hayvan toplulukları. 1. ss. el-Müfredât.874 kuşaklar. 875 “Seni de kendilerinden önce nice ümmetler (ümemun) geçmiş olan bir ümmete (fî ümmetin) gönderdik” (Ra’d. belirli bir gaye etrafında toplanan cemaat. Hangi ümmete peygamberi geldiyse onlar onu yalancı saydılar. peygamberlerden birinin kavmi. 3/110). 27. 878 “İşte böylece insanlığa şahitler olmanız. 1034/1624)’ye göre bir peygambere uyanların en üstünleri. 11/8) . “Biz babalarımızı bir dine bağlanmış bir yol üzere (alâ ümmetin) gördük” (Zuhruf.877 Müslüman toplum.876 zaman dilimi.cemaat. yol.883 İmâm-ı Rabbânî (v. “(Ey Ümmet -i Muhammed!) Siz.875 kavim. Mek. topluluk.881 bütün hayırlı halleri kendinde toplayan önder insan882 gibi anlamlara gelmektedir. s. No: 248-249. 6/38) .884 872 İbn Manzûr. yalnız ümmet-i Muhammed(sav)’e olduğundan onlar. hayvan cinslerinden biri gibi anlamlara geldiği belirtilmektedir. kanatlarıyla uçan hiç bir kuş türü yoktur ki sizin gibi birer toplum (ümem) teşkil etmesinler” (En’âm. peygamberlere çok uydukları ve sevdikleri için. sonra (hepsi) ancak Rablerinin huzûrunda toplanacaklardır. rehber. 23. 873 “İşte sizin bu dininiz/yolunuz bir tek dindir/yoldur (ümmeten vahide)” (Enbiyâ. 879 “Sonra resullerimizi peş peşe gönderdik. Komisyon. Bununla birlikte ümmetlerden hiçbiri. 1. 21/92). yol. aynı zaman diliminde yaşayan topluluk.873 sınıf. (Allah onlara:) “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan ümmetleri arasında (siz de) ateşe girin!” buyurur. tür. 874 “Yerde hareket eden hiç bir canlı. s. kendi arasındaki tefrikaları gideren. 882 “Gerçekten İbrahim. Ancak ümmetler içerisinde. 7/38) .” (Mü’minûn. Keşşâf. yoldaşına lânet eder” (A’raf. c.880 toplum içindeki iyiliğe çağıran kötülükleri engelleyen bir grup. Lisanu’l-Arab. 23/44) “Her ümmet peygamberini cezalandırmaya azmetmişti” (Mü’min. önder. 13/30). nesil. c. Tasavvuf ıstılahında ümmet. 884 İmam-ı Rabbanî. kemal sahibi olurlar. Isfehanî. canlı türlerinden bir grup. kendi (din) kardeşine (yoldaşına) lâ‘net eder…” A’râf: 7/38 . sizin gibi birer ümmet olmasınlar! (Biz) kitabda (Levh-i Mahfûz’da) hiçbir şeyi eksik bırakmadık. En’âm: 6/38. Hakk’a yönelen. ümmetlerin en hayırlıları oldular. 40/5) 880 Yeryüzünde debelenen hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş da yoktur ki. zat-ı ilahînin tecellisi. 216.

çok merhamet edendir. s.893 885 886 Kıbrısî. peşlerinden gelenler birbirleriyle savaşmazlardı. peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Hz. Andolsun. 171 . kendilerine açık delillerin gelmesine rağmen. 8. bazısını birçok derecelerle yükseltti. ss. Nûh'u.” En’âm: 06/86.” En’âm: 06/165 . 3009. biz insanoğlunu şerefli kıldık. Hz. Meryem'in oğlu Îsâ'ya da o açık belgeleri. Lâkin ihtilafa düştüler de onlardan bir kısmı iman. Hz. çok bağışlayandır. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı. İbrahim’e (Halilullah) dostluk özelliği. s. 887 “O. Hülasâtu’l-beyân. insanların yaratılan birçok mahlûktan daha üstün olduğu. hakkıyla bilendir. İsâ(as)’ya indirilen sofrayı vermiştir.889 “Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. 86-87. Bu misale göre sofra. Onları karada ve denizde taşıdık. 8.Şeyh Nazım’a göre her ümmet. 892 Vehbe. Dâvûd'a da Zebûr'u verdik”890 ayetine istinaden bu üstünlüğün. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık. kendi peygamberinin kadri derecesinde ilahî divanda takdir olunacaktır. cezası çabuk olandır. Hz. Her birini âlemlere üstün kılmıştık.891 Bahis konusu üstünlüğü bazı müfessirler. Eğer Allah dileseydi. her şeyi hakkıyla işitendir. Tefsiru’l-munîr. Çünkü İsâ(as). 891 Vehbi. Peygamber(sav)’in diğer peygamberlere(as) üstünlüğü derecesinde olacaktır.885 Kur’ân-ı Kerimde. Dolayısıyla ümmet-i Muhammed’in sair ümmetlere olacak üstünlüğü. sizi yeryüzünde halifeler (oraya hâkim kimseler) yapan. Âdem'i. Hz. Şüphesiz Rabbin. mûcizeleri verdik ve onu Rûhul-Kudüs ile destekledik. 893 Kıbrısî. 890 İsrâ: 17/55. 889 “İşte şimdiye kadar zikrettiğimiz resûllerden kimini kimine üstün kıldık. Elyasa'ı. Tasavvuf Sohbetleri. Allah. Yûnus'u ve Lût'u da doğru yola erdirmiştik.” İsrâ: 17/70 . Muhammed(sav)’e de Habibullah özelliğinin ve İsra’nın lütfedilmesi örnek vermişlerdir.” Âl-i İmrân: 03/33-34. Hz. 9. Peygamber(sav)’i tevessül ederek istemiştir.886 insanlardan kimilerinin kimilerinden üstün olduğu. Zuhayli. 8. bir kısmı ise inkâr ett i. s. Risale Yayınları. Süleyman’a verilen saltanat ve mülk ile değil. “İsmail'i. lâkin şu var ki Allah dilediği her şeyi yapar. size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Şüphe yok ki O. Şayet Allah dileseydi onlar birbirleri ile savaşmazlardı. c. Musa’ya (Kelamullah) konuşma özelliği. “Andolsun. Allah onlardan bazısına hitap buyurdu. Peygamber Efendimiz(sav) hürmetine indirilmiştir. onların.” Bakarâ: 2/253. sofranın indirilmesi için yaptığı duada.892 Şeyh Nazım bu üstünlüğe misal olarak. Davud’a indirilen Zebur olduğu yönünde görüşler vardır.887 Peygamberlerin diğer insanlardan üstün olduğu888 ve Peygamberlerin kendi aralarında birbirlerine üstünlüğü bildirilmiştir. 888 “Şüphesiz Allah. c.

899 894 895 Mâide: 5/114. Buna göre. bu anlayışa kapı aralar. Mehdi(as)’nin gelmesiyle açığa çıkacaktır. Furkan Tefsiri. Mehdi.g. ümmet-i Muhammed(sav)’in en faziletlisi olacağını ifade etmiştir. Ancak ahir zamanda gelenler arasında bulunan birkaç evliyanın. ümmetin en faziletlisi olacaktır. 52. bu dua hususunda ifade ettikleri. İsâ(as)’nın sofra indirilmesi için yaptığı duayı bildirmektedir. a.. bu sırların içinde zuhur ettiği toplum. ashab-ı kirâm döneminde evliyâ sayısının çok olması ve bid’at sahiblerinin az olması. havariler tarafından yapılan bu talebe. sofranın indirilmesine ve bu mucizenin illet ve sonuçlarına değinmişlerdir. 185-186. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Rûhu’l-beyân. 129-131. Hicazî. ashab-ı kiram ve tabiin ile mukayese ederek savunmuştur. 172 . 898 www. s. Şeyh Abdullah. ss. Nazım Efendi bu durumu. 2.898 İmâm-ı Rabbânî (v. genellikle. onları ümmetin en faziletlisi yapar. önce gelenlerimize ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve Senden (gelen) bir mucize olsun. Mektubât. Bu ayetlerle ilgili izahlarda müfessirler. Hz. ‘Ey Allah’ım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki. c. 896 Bursevî. Muhammed(sav) ümmeti içerisinde ise en kıymetli olanlar.e. Bizi rızıklandır. 1034/1624) benzer görüşü. Bu izaha göre miracta Hz. 5.com/video arşiv/MSH-47-secretsMiraj-1-102406. 897 Kıbrısî. duanın yapıldığına değinmişlerdir. o iki asırda bulunan evliyadan daha yüksek olması.896 Bu manada Şeyh Nazım’ın.897 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî de. Hz. Binaenaleyh. ahir zaman ümmetidir. Şeyh Nazım’a göre. ahir zamandaki ümmetin. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın’ dedi”894 ayeti.“Meryem oğlu İsa. 899 İmam-ı Rabbanî. Mek.sufilive. c. bu anlayışın temel taşıdır. bu duadaki “Allahumme” adıyla Allah(cc)’ın bütün isimlerine tevessül ederek. sütün en üstünde bulunan kaymağına benzetmiştir. no: 209. ss. bu konuyu Mehdi(as) ve Mirac konularıyla ilgili izah etmiştir.895 Sufiler. Peygamber’e verilen en gizli sırlar. silsiledeki meşayıhın manevî tecrübelerinden edindikleri bir keşfî bilgi olabilir.

523. 301. “Biz İsrâîloğullarından şöyle söz almıştık: Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz. 16.901 terim manasının dayandırıldığı özel bir manaya delalet eden ayet de vardır. Cürcanî. c. 901 “.3. 928. Hz. elMüfredat. Mea’l-Enbiyâ. Kıbrısî. beşerin en güveniliri olan Emin vasıflı Hz. müşriklerin dahi nübüvvetten sonra. Peygamber Efendimize(sav) imanlı olarak teslim edildiği şeklinde yorumlamıştır. yoksullara iyilik edeceksiniz. yakınlara. Peygamber Efendimizin(sav) manevî kuvvetiyle ilgili ele alınmıştır. Bu ayet Âdemoğulları ile Allah(cc) arasındaki ahdi anlatmaktadır.d.. kanaati. Peygamber ve Misâk: Misâk kelimesi lugatta. Hz. doğru sözlü olduğu derecede (sıdk). Bencillik yerine diğergamlığa işaret eden bu sıfatlar. anaya-babaya. 904 Tabbarâ.” El -Arâf: 7/172. Yalandan uzak olduğu nisbette ise. doğru ve güvenilir olduğu için halk içinde “Muhammedu’l-Emin” lakabıyla bilinmiştir.” Bakara: 2/83. Peygamber(sav). Peygamber’in bu sıfatlarının tamamı. cömertliği. kıymetli eşyalarını O’na emanet ettikleri bilinmektedir. gerçekten başkasını söylememeleri hususunda kendilerinden Kitâb mîsâkı alınmamış mıydı” A’raf: 07/169.. Isfehanî. Ta’rifat. Firuzebadî. duyular âleminde his. Bu vasıflardan bir tanesinin eksikliği. beraberinde merhameti.900 Kur’ân-ı Kerim’de bu manalarla meal edilen ayetler olduğu gibi. Farklı bir ifadeyle kişi. akd ve and anlamlarına gelmektedir. emindir. yalandan uzaktır.902 Nazım Efendi. 523. el-Müfredat. o vasfın zıddı olan ahlakın varlığını zaruri kılar. güvenilirdir yani. yetimlere. 903 A’râf: 7/172. 340.15. îsârı ve hilmi gerektirir. nübüvvetten önce dahi sözünde duran. s. Bu yoruma göre. Hz. tavır ve davranış olarak 900 İbn Manzûr. bu emaneti aldığı gibi teslim edecektir. Yani üstün vasıflardan biri diğerinden bağımsız değildir. s. ‘Bizim bandan haberimiz yoktu’ demeyesiniz. 173 . ümmet-i Muhammed(sav)’in imanlı olarak can verip vermeyecekleri. s.. Böyle yaptık ki kıyamet gününde. 902 “Rabbin Âdemoğullarından. anlaşma.904 Peygamberlerdeki üstün ahlakı değerlendirecek olursak. s. Isfehanî. mert. bunların hepsinin bir arada olması mantıkî bir gerekliliktir. Allah hakkında. O’nun bu sıfatından dolayı. Muhammed(sav). unların sırtlarından zürriyetlerini alıp bunları kendileri hakkındaki şu sözleşmeye şahit tutmuştu: Ben sizin rabbiniz değil miyim? ‘Elbette öyle!’ dediler. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim” sualine “bela” diyen903 her bir Ümmet-i Muhammed’in. ahd. s. s. Lisânu’l-Arab. Kamûsu’l-muhît.

fikir ve hareket sistemi olmasından dolayı. Peygamberimizin(sav) ümmetini teslim etti. 907 Kıbrısî. bireysel mükaşefelerden doğan yeni manalar ekler mahiyettedir. Muhammed(sav)’de bulunan üstün ahlakın. o meydanda onlara hitap ettiğinde.e. Süleyman. temiz veriyorum. bu sistemin teşekkülünde yer alan nascılık (selefiye). Hz. s. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. temiz alacağım… Sen eminsin’ dedi Allah’ın eminliğine şehadet ettiği zat. ıstılaha bir katkı mahiyetindedir. ıstılahtaki anlayışı te’kid ederken. misak kavramının mükâşefe ilmine dayandığını ve bu kavramın. zamana ve savunduğu öğretiye göre hakikati arz etmiş ve genel sistem içerisinde adeta fikrî düzeyde. Hz. sınırları ve çerçevesi çok geniş olan bir inanç. 71. akılcılık (kelamiye) ve ilhamcılık (sufîye) içerisinde en fazla sufîlerin değindiği bir mevzudur. sümme kella! İşte onun için bu söylediğimiz kelamı sen çok büyük görme. şeytanın eline ümmetini mi bırakacak? Haşa. 174 . delillerle anlatılmasının zor olmadığını şöyle ifade etmiştir: “Elestu bi Rabbikum.g. Daha sen yavrusun. yaratılışla ilgili ontolojik yönlerinin yanı sıra mahşerde zuhur edecek yönleri. Peygamber(sav)’in “elEmin” sıfatına. Peygamber(sav)’in manevî kudretine de esas teşkil eder. bir kısmı ıstılaha.”907 905 Uludağ. ss. İslam âlimleri için gaybtır yani. sırdır. a. Felsefe). 263-264. özellikle “emin” sıfatının duyular âleminde müşâhede edilmesinden önce. Tasavvuf. ahd-i misak gününde. İstanbul 1979. daha çok büyükleri var. mana âleminde halk edilmiş asılları vardır. bir tür ekolojik denge oluşturmuştur..gözlemlenmiş davranışlardır. ss. 906 Uludağ. İslamî düşünce sistemin teşekkülünde bu alt sistemlerin her biri. Hz. bizim zerrelerimizi Cenâb-ı Allah halk edip. bu tür gaybî konular. İslam Düşüncesinin Yapısı (Selef. ‘Günahsız veriyorum. 144-147. bu sıfatların. Kıbrısî’ye göre. Hakikat-i Ahmediyye ile ilgili olan bu anlayış. Kıbrısî tarafından getirilen bu yorum. İslam. Tasavvuf Sohbetleri. Kelam.905 Bunlardan hiçbiri tek başına İslam’ı temsil etmez ancak.906 Bu anlayış üzerine Şeyh Nazım tarafından getirilen işarî yorumların bir kısmı. Dergah Yay. İslam dairesinin içinde kalan daha küçük daireler gibi. Gayb âlemi. yutamıyorsun diye vermeyiz onları.. çeşitli itikadî ve ameli mezheplerle tarikatlar tarafından farklı telakki edilmiştir.

bu tasarrufuyla. 69. O’nun “Emin” sıfatının nişanesi olacaktır. genel olarak ele alınan Hz. Peygamber(sav)’in bu merhametini. “Hesaba katmadıkları birçok şey. Nazım Efendi Hz. rahmet ve emanet anlayışlarıyla izah edilen düşünceye işarî olarak istinad edildiği görülmektedir. ruhunu teslim etmek üzere olan mü’mini Hz. ss. Kıbrısî’ye göre Efendimizin(sav) orada hazır bulunma sebebi. 52. sekeratu’l-mevt. 175 . zamanın Kutbu’l Mutasarrıfını destekler. Yani Şeyh Nazım. Hz. Bu bilgi. âlemlerin Rabbi olan Allah(ac)’ın huzuruna teslim eder.Nazım Efendi’nin Peygamber(sav) anlayışı içinde önemli yer tutan bu anlayışa göre. annenin kırık evladından otuz dokuzu evde olup bir tanesi hapiste olsa. Peygamber(sav) anlayışının bir cüz’üdür. Peygamber(sav)’e ümmetini Mü’min olarak teslim etmiştir. 43. insanın can çekişmesi esnasında gördüklerini. Hz. Şeyh Nazım’a göre Hz. ümmetini son yedi nefes kala. Şeyh Nazım’ın ifadelerinde görülen bu mana şu şekilde izah edilebilir. 80. Bununla birlikte bu anlayış.908 Bu merhametin bir tecellisi olarak. ss. hayy olması bu anlayışın diğer cüzleridir. Peygamber(sav) tek bir ümmetinin dahi cehenneme girmesine râzı değildir. Bu fikir mevcut naslarda. Hz. Bu misale göre. Peygamber(sav). Çünkü Hz. iman telkin ederek kulun ahdini almaktır. (can çekişme esnasında) 908 909 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. bu konuda kalbî bilgiye dayalı olan. Bu son yedi nefesin her birine çok uzun zamanların sığabileceğini belirten Kıbrısî. yüce ahlak ve merhamet sahibi Hz. Buna göre Kutbu’l-Mutasarrıf.909 Bu mevzu tasavvuf ıstılahında son nefes. Aynı eser. Peygamber(sav). Peygamber(sav)’in tasarrufunun mahiyeti önemlilik arz etmektedir. Allah(cc). Peygamber(sav)’in ümmetini Allah(cc)’a Mü’min olarak iade etmesi. o bir çocukla meşgul olacaktır. annenin evlatlarına duyduğu sevgiye benzetmiştir. 81. anne kalbi. keşfî bir yapı içerisinde görülmektedir. Kur’ân ve hadis literatüründe bulunmamaktadır. husn’u-hatime veya su-i hatime kavramlarıyla ilgilidir. bu aşamayı “imanın ikmali” olarak tanımlamaktadır. Peygamber(sav)’e teslim eder. İmâm-ı Gazalî. Yani O(sav)’nun şerikinin olmaması.

s. bu tür özgün yönleri: “Bu söylediklerimiz. onun sözünün senedi Kur’ân-ı Kerîm ve Hadis-i Şeriflerdir”914 ifadesini de göz ardı etmeden. nur gibi parlayan bir cevherdir. çocuklara elif-be okuttukları kitapların ilmi değildir”913 şeklinde ifade etmektedir. İhyâ. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. kitaplarda bulunmaz. tasavvuf ıstılahı içerisinde bir yönden ifade edilmiş olabileceği gibi. Farklı bir ifadeyle Hz. manevî tasarrufuyla ilgili izahları. Hz. 912 Kıbrısî. bunlar Şeyhlerimizden öğrendiğimiz ledunnî ilimlerdendir”912 ya da “bu. bu iddiasını. Daha önce de ifade edildiği gibi. yine Kur’ân ve hadis ilimlerine dayanan anlayışların mukayesesi yoluyla doğruladığını görmekteyiz. Hz. keşfiyât ile ledünnî yorum ve bilgi olarak ortaya çıkmaktadır. Peygamber(sav)’e her zaman mağlup olacaktır.Velî-Evliya. Gazalî’ye göre arş. bir kısmı da Tarikat-ı Hakkâniyye silsilesindeki meşayıhın manevî tecrübeleriyle edindikleri keşfi bilgiye de dayanmaktadır. ölüm sarhoşluğu esnasında gördükleri şeyler. 4. Bu manada Kıbrısî. ortaya konacaktır”910 ayetine istinaden izah etmiştir. Bu izaha göre kulun. c. bu düşüncelerin İslamî ilimler içerisindeki dayanaklarıyla ortaya koymaya çalışıyoruz. 79. Tüm Peygamberlerin iblise karşı böyle bir vazifesi 910 911 Zümer: 39/47. Yani nasların yüzeysel anlam katmanlarında görülmeyen deruni mana açılımları. Tasavvuf Sohbetleri. ss. s. 81. “Velî senetsiz söz söylemez.911 Hz. o hali arşta sûretlenir.Allah tarafından. Ancak Şeyh Nazım. Şeyh Nazım’ın öğretilerindeki özgün yönleri teşkil etmektedir. bu öğretilerin bir kısmı. İnsan ne hal üzereyse. Kıbrısî. Şeytanın mü’minlerin imanlarını almak için harcamakta olduğu kuvvetten her daim üstündür. Şeyh Nazım’ın bu mevzudaki doğrulama usulü. 321-327. Peygamber(sav)’in dünya hayatında tasdik edilmiş sıfatlarının. Peygamber Efendimize(sav) ve şeytana verilen kuvvetin mukayesesi şeklindedir. 913 Aynı eser. Nazım Efendi’nin bu konudaki ifadelerine göre iblis. bir ömür boyunca kalbinde yer etmiş sevgiler olacak ve dili. Peygamberin(sav) bu vazifeyi ifa etmek için sarf ettiği kuvvet. gördüğü hevâları ya da zikrullahı tekrar edecektir. 914 Bkz. 176 . Gazalî. Ölüm anında arştaki sureti kendine keşfolunur ve çok kimseler kendilerini isyan üzere görür.

En edna peygamberin sıfatını böyle bil..olduğunu ve kendi nübüvvet kuvvetleri nisbetinde ümmetlerini savunduğunu şu ifadelerle beyan etmiştir: “Peygamber(sav)’in temsili nedir? Dağ başında bir arslan olsa. Peygambere(sav) yapılsa da. nasların derin anlam katmanlarında bir hakikat olarak meknûzdur. 177 . “(Hesaplar görülüp) iş bitince. 67. göre şeytan Mü’min ya da kâfir. yuvada yavrularını öyle gözetir ki.. Araya İblis mi girecek? İblis. Hz. 2895-2896. Dolayısıyla bu ayetler. Ümmetini böyle gözetiyor.”916 Bu ayetteki hitap. Peygamberin(sav)’in şeytana olan üstünlüğü ise. Peygamber(sav)’in elindedir. ss. 915 916 Kıbrısî. 917 Vehbî. 10. Beni kınamayın. O. Hz. “Kur’an okunduğu zaman. Âdem’in şeytana olan üstünlüğü konusunda gösterilen delil ve yorumlarla da ortaya konmuştur. kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın. şeytanın davet etme ve süslü gösterme anlamında bir gücü vardır. s. Peygamber(sav)’e Allahu Zülcelâl. 7. 43. kahır ve galebe anlamında bir hâkimiyeti yoktur. c. Hz.919 Hz. iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde gücü ve etkisi yoktur. Onun gücü ve etkisi. Gerçekten onun. 919 Bursevî. dağın başına adam bırakmayı. Mesela bu konuyla alakalı bazı ayetler oldukça vazihtir. ben sadece sizi davet ettim. 1137/1725). Bu müjdeyi de al. Şeytan’ın tasallutunun ancak ona itaat edip. Hepsi mağluptur. Hulasâtu’l-beyân. siz de davetimi kabul ettiniz. Rûhu’l-beyân. c. ne iblisi? Bütün mahlûkatın sayısında bile olsa onlarda Peygamber(sav)’in karşısında galip gelecek kuvvet yoktur. elestü bi-rabbikum kalu bela’dan teslim etmiş olduğu ümmetleri gene öyle teslim alacaktır. muradın ümmet-i Muhammed(sav) olduğu görüşü yaygındır. şeytan şöyle diyecek. Peygamber(sav)’in şeytanın vesveselerinden mahfuz olmasına dayanarak.”915 Kıbrısî’nin ifade ettiği bu fikirler. Ancak kâfirler üzerinde. Nahl: 16/98-100. Tasavvuf Sohbetleri. 918 İbrahim: 14/22. ancak onu dost ve koruyucu edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. ona dost olanlara (Şeyâtine’l-ins veya Evliyâu’şşeytan) olacağı yönünde tefsir edilir. hiçbir insan üzerinde. Kendinizi kınayın… ”918 Bu iki ayeti beraber ele alan Bursevî’ye (v. Kaçanlar da bir yere kaçamaz. Ümmetini çaldırdı zannetme.917 Bu konu ile alakalı başka bir ayet şöyledir. dağın eteğine bile insan veya vahşi hayvan bırakmaz yaklaşmaya. s.

Peygamber(sav)’e duyulan sevgidir. 178 . İsrâ: 17/81. Bizim halimiz ona malumdur.922 Şeyh Nazım’a göre bu ayet. 923 Bkz.920 Ayrıca “De ki: Hak geldi. Bu şart. Hak Dost 4. Cenâb-ı Allah(cc)’ın. Başka bir ifadeyle. Farklı bir ifadeyle. 43. bozulmaz. Peygamber(sav)’e muhabbet duyan kişi olarak arz edilmiştir. dünya hayatında hiç kimsenin hayatını nasıl sonlandıracağının bilinmemesi. s. insanlar açısından. meçhul 920 921 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri.. 89. 924 Kıbrısî. Peygamber(sav) sevgisine sahip olduğunun bilinmemesi açısından gizlidir. 922 Kıbrısî. zayıflığımız. Peygamber(sav)’in. şeytanın insanlara telkin ettiği bâtıl düzene galip geleceği yönündedir. Ya Rabbi sen Kadir ve Muktedirsin. Dolayısıyla Hz.e.923 Hz. O aşı. Peygamber(sav) muhabbetini aşıla. Peygamber(sav)’in imanını son nefeste ikmal edeceği kişinin kim olacağı. Ya Rabbi! Sen bizi teyyid eyle”924 Şeyh Nazım’ın bu mevzudaki düşüncelerine ek olarak. bir bakıma elest bezminde emanet edilen Müslümanları dünya hayatında teşhis etme metodu olmaktadır. Diğer Konulara Tasavvufî Yaklaşımlar/Mehdi. ss. Peygamber(sav)’e atfedilen bu manevî vazife. şeytana olan üstünlüğü. 135. Kıbrısî’ye göre bir de şarta bağlanmıştır. Hz. bâtıl zail oldu”921 ayetinin de bu üstünlüğe işaret ettiği söylenmiştir. sahip olduğu ilim. Hz. Âdem(as) ise zelleyi kendine atfederek bağışlanma dilemiştir. Mehdi(as)’nin gelmesiyle. Peygamberleriyle tebliğ ettiği hak düzenin. Hz. Mevcudiyeti ve kemmiyetinin ölçülmesi tam olarak mümkün olmayan muhabbetten dolayı. Müslümanların son nefesindeki imanı garantiler mahiyette olmasına rağmen. Hz. Peygamber(sav) tarafından son nefeste imanı ikmal edilecek Müslümanın nişanesi. onu ucûb ve kibre iterek. Çünkü Hz.g. zelil etmiştir. muhabbetin kimde olduğunun bilinmemesi kadar gizlidir. imtihan sırrı ifşa edilmemiştir diyebiliriz. s. zahiri âlametlere bağlı olarak tahmin edilse de. Peygamber(sav) muhabbetini aşıla ve korkma. 88. a. 81. kimin Hz. beyan ettiği Peygamber(sav) sevgisi. Kıbrısî bu hususu şöyle ifade etmiştir: “Evlatlarımıza Peygamber(sav) muhabbetini aşılayın.Mesela hikmet ve edeb sahibi olmayan şeytanın. hiçliğimiz sana malum. Zaafımız.

Kur’ân-ı Kerîm’deki birçok misallerinden bazılarıdır. göklerde ve yerde olan her şeyi bilir.” Teğâbün: 64/4 . Hz. Cenâb-ı Peygamber’in dünya hayatında sergilediği ve müşriklerin bile tasdik ettiği emin sıfatı. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Cenab-ı Allah’ın Muhammedî Nûra. tazimi ve sünnetlerine ittiba etmeyi göstermiştir. Manevî emanetlerin ne olduğu konusu ise. Dolayısıyla bu anlayışta olanlar. 925 “O. inanmadıkları halde.olmaktadır.saltanat. Hz. Peygamber(sav)’e gösterilen hürmeti.929 Sonuç olarak Şeyh Nazım’a göre. maddî emanetler için olduğu kadar. Peygamber(sav)’e ait yüce ahlakın. 929 www. başta iman olmak üzere. yevmu’l-ezelde verdiği edep talimidir. “Allah’ın Nûru ve Hz. muhabbet noksanlığı yaşamaktadırlar. söz konusu meçhul yönün. Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin!”926 veya “İnsanlardan öyleleri vardır ki. gönüllerin ta künhünü de bilir. manevî emanetler için de geçerlidir.925 Muhabbettin bilinmesi yönündeki bu meçhul durum. Özellikle tazim hususunda. Hz. Çünkü kalblerin özünü Allah. O sinelerin özünü. Peygamber(sav)’in emin sıfatına verilen işarî manaya dayanmaktadır. 179 . 926 Nisâ: 04/136. Hz. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selam verin. Gizlediğiniz ve açıkladığınız her şeyi de bilir. Allah(cc)’ın ve Meleklerinin salat ettiği Hz. Allah’a ve ahiret gününe iman ettik derler. kıyamette Hz. Peygamberine.” Ahzab: 33/56. yaratılışa müteallik manevî yönleri vardır ki bu yönler. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Peygamber(sav)’in nûru ve nebevî tasarrufuyla da alakalıdır.”927 ayetleri. mü’minlerin Hz. 927 Bakarâ: 02/08. kalbte olan tüm duygular için geçerlidir.org/Makam-Mahmud-Al-Maqam-al-Mahmud-tr. Peygamber(sav)’e olan muhabbetlerinin bir nişanesi olarak. Peygamber(sav) ile misak anlayışı arasındaki ilgi. hakkıyla bilir. 928 “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salat ederler. Peygamber’in Sırrı” başlığında. Kıbrısî’ye göre. Hz. Peygamber(sav)’in cemalini ve dolayısıyla Cemalu’llah’ı göremeyecektir.aspx. Dolayısıyla “Ey iman edenler! Allah'a. Vahhabî düşüncenin yasaklamalarını sert dille eleştiren Kıbrısî’ye göre. Peygamber(sav)’i928 tazim etme konusunda Vahabiler.

Isfehanî. Bu temâşânın ayette “rüya” olarak ifade edilmesinden dolayı Miracın uykuda meydana gelen bir rüya olduğunu zannedenler 930 İbn Manzûr.930 Kur’ân-ı Kerîm’de “Bir gece.932 Tasavvuf terminolojisinde bedensel olduğu kabul edilen bu yolculuk. yukarı çıkma aleti. ss. Firuzebadî.”934 ayetinde bildirilen temâşâyı bazıları Fetih Sûresi’nde gelecek olan Mekke fethi rüyası. çıkılacak yer. Tefhîmu’l-Kur’ân. göğe çıkma. Mi’râcu’n-nebî anlamlarına gelmektedir. 120. s.e. Peygamber’in Burak ile Kudüs’deki Beytu’l-Makdis’e vardığı. Cenâb-ı Allah(cc) ile kab-ı kavseyn yakınlığına vardığı bir yolculuktur. Biz onları. 932 Mevdûdî. Kitâbu’l-mirâc. diye tefsir etmişlerdir. kendisine bazı delillerimizi gösterelim diye kulu Muhammedi. 180 . Hz. 3. s. merdiven. 931 İsrâ: 17/1. her şeyi işiten. her şeyi gören O’dur. Lisânu’l-Arab. Kamûsu’l-muhît. 9. c. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksaya götüren O zatın şanı ne yücedir! Bütün eksikliklerden uzaktır O! Gerçekten. el-Müfredat.”931 ayetiyle bildirilen yolculuk. Peygamber(sav) ve ümmetinin yakin kuvvetini ziyadeleştirdiği gibi. bazıları da Bedir’de müşriklerin ileri gelenlerinden her birinin yıkılacakları yerleri gösteren Bedir’le ilgili rüyadır. korkutuyoruz. Hz. yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. muhtelif görüşler beyan etmişlerdir. 74-75. Mescid-i Haramdan. fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor. şeref nişanesi olan bir yolculuktur. 198. “… Sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lanet edilen ağacı da. MİRAC: Mirac kelimesi Arapça olup “uruc” mastarından ism-i alet. ism-i mekân olarak. 933 Kuşeyrî. 329. s.933 İsra Sûresi’nin 60. âyeti ile ve Necm Sûresinin bazı âyetleri ile birlikte ele alınan miraç bahsi hakkında İslam uleması. 934 İsrâ: 17/60. 70-71. ss. oradan göğe mirac edip peygamberler ve melekler ile görüştüğü. O(sav)’na özgü. c.

Menâkıb. bu görüşünü savunmuştur. Şerhu’l-akâid. “Bu şeref sana Allah’ın bir ikramıdır” diyerek öne çıkardı. 939 Cebrail(as) Burak’a: ‘Ey Burak! Vallahi sana Allah’ın kulları içinde Muhammed’den(sav) daha hayırlı ve şerefli birisi binmemiştir’ dedi bkz. Peygamber(sav).936 Mutasavvıflar arasında bu görüş. Sünen. Mirac hakkındaki genel kabul görmüş beyana göre Miractaki tüm temâşânın fiziksel bir görüş olduğu yönündedir. Seni fıtrata 181 . 1135/1725) tarafından da ifade edilmiştir. ss. s. İçlerinde babası İbrahim(as) ve Mürsel Peygamberlerin olmasından dolayı utanan ve çekinen Peygamberi(sav) Hz. Arslan. ruh ve bedenden müteşekkil cismin adıdır. mirac hadisesinin rüyada olmadığını. 936 Kıbrısî. c. Peygamber(sav). alışılmadık şekilde yolculuklar yaşayabileceğini. Sire. Kureyş ehlinin rüyada yaşanan bir Mirac hadisesi için ayağa kalkmayacağı yönünde yürütülen bir mantıkî çıkarım ile Kıbrısî. Büyük Kur’ân Tefsiri. Ali. 38. Tüm peygamberler buraya toplanmışlardı. Bursevî. tüm Peygamberlerin(as) toplandığı Mescid-i Aksa’ya Cebrail(as) ile varmıştır. ayette geçen “abdihi” kelimesiyle de savunmuştur. Bkz. 1/221. Peygamberimiz(sav) gelince hep birden ayağa kalkarak karşıladılar. Sünen. Tirmizi. uyku halinde herkesin semada ziyaretler yapabileceğini. diğeri şarap olan iki bardak içecek getirild i. Hz. 935 Taftazanî. Cebrail(as). c. 5/301. 941 Orada Fahr-i Kâinat Efendimize (sav) biri süt. “Hoş geldiniz! Miracınızı tebrik ederiz!” dediler. “Sen fıtratı t ercih ettin ve isabet ettin. 21-24. sütü içtikten sonra Cebrail (as). Ruhu’l-Beyân. tüm Peygamberlere imam olarak iki rekât namaz kıldırmıştır. 102. 243-247. Peygamber(sav). Bu anlayışa göre abd yani kul.olmuşsa da. İstanbul. İbn Hişam. 940 Peygamberimiz(sav) Mescid-i Aksa’ya girdi. Sonra Peygamberimizin(sav) kılınacak iki rekat namazda imam olmasını istediler. Tasavvuf Sohbetleri. İsmail Hakkı Bursevî (v. Ayrıca Kıbrısî’nin bu tezinin istinad edildiği hadis kaynakları ziyadesiyle mevcuttur. 1/148. Müslim. Sahih. 938 Buhârî. Bu hazırlıkta Cebrail(as). İbn Hişam. kalbini çıkarması. 2/39.938 Sonra adımları gözün ulaştığı son nokta olan Burak939 adlı binek ile Hz. 5.935 Miracın uyku halinde olduğunu savunan bazı âlimleri eleştiren Kıbrısî. Arslan Yayınları. 937 Bursevî.10. Muteber kaynaklarda nakledilen hadis-i şeriflerde miraç hadisesi bir nevi hazırlık ile başlamıştır. 2/39.940 Kendisine yapılan ikramdan941 sonra Hz. dolayısıyla rüya olması durumunda mucize olmayacağını ifade etmiştir.937 Esasen ayette miracın Mekke-Kudüs arasının maddi oluşu kesindir. ss. Sire. Orada Hz. 1/91. zemzem suyuyla yıkayıp iman ve hikmetle doldurması ve göğsünü kapamasıdır. s. Nesai. Peygamber Efendimizin(sav) göğsünü açıp.

1/92. 48/4. Peygamber(sav)’e asli suretiyle görünmüştür. Hz. Müslim. O da selamı “Hoş geldin ya salih peygamber. Peygamberimiz(sav) Cebrail’in(as) ilamı ile ona selam verdi. Müslim. s. Tüm varlıkların sonu oraya dayanıyor ve o kaynaktan besleniyordu. yâ Cebrail! Hoş geldin yâ salih peygamber Muhammed!” diye karşıladı. Sahih. Mahlûkat içinde güzelliğini tasvir etmek imkânsız idi. 1/148. Sidretu’l-Menteha’ya Cenneten getirilen Burak ile çıkarılmıştır. 1/146–149. 2/469. 945 Buhârî. Müsned. Sidretü’lMünteha’nın her şeyin sonu olduğunu ve kendisinin geçemeyeceğini söylemiştir. 944 Buhârî. Bunun için sağa bakınca güler. Kitâbu’l-Enbiya.946 yönlendiren Allah’a hamdolsun. Sağına bakarak gülüyor. 8/468. Orada bir adamı gördü.943 Buradan Hz. altıncı kat semada Hz. cennette de bunun meyvelerini yerler” dedi. 942 Önce “Dünya” semasına varıldı. Davud ve Süleyman(as) ile. dördüncü kat semada İdris(as) ve Azrail(as) ile görüşmüştür. Peygamber(sav). 4/209. 943 İbrahim(as) peygamberimize(sav) tavsiyelerde bulundu. sonra bir sahra (kaya) üzerine çıkarılmış ve göğe yükselen bir merdiven manasında olan miraca götürülmüştür. Cennetin fidanları bu kelimelerdir. Peygamber buradan Refref ile “Kab-ı Kavseyn” makâmına ve hiçbir mahlûkun yaklaşamadığı ve yaklaşamayacağı makâm olan “Kurbiyet-i İlahî’ye yaklaşmıştır. Beşinci kat semada Hz. 5/510. Sana ve ümmetine haram kılındı” dedi. Musa(as) ile görüşmüş ve konuşmuştur. soluna bakınca da ağlar” dedi. Beyhaki. 1. Tirmizi. İbn Hacer. 1/149. Sünen. Yakûb(as). Tirmizi. Sağında ve solundaki karartılara gelince sağındakiler cennetlik olan çocuklarıdır.” Peygamberimiz(sav) sordu: “Cennete nasıl fidan dikilir?” İbrahim(as) buyurdu: “Sübhanallahi vel-hamdü lillahi ve la ilahe İllaallahu vallahü ekber. Bundan böyle şarap. Bu öyle bir ağaç şeklinde bir âlem idi ki kökleri arştan kaynaklanıyor. Oraya bol bol fidan dikmelerini söyle. Yahya(as) ve İsâ(as). Sahih. Sünen. Buhârî. 946 Hambel. Bkz. Buhârî. 285. arzı da düz ve geniştir‟ de. c. 1/92. Müslim. Sahih. 4/249.945 Cenâb-ı Allah burada ru’yetini nasib etmiştir. Dünyada bunu söylerlerse. İbrahim’i ziyaret etmiştir.” “Yanında kimse var mı?” “Yanımda Muhammed(as) var. Tüm varlıkların sonu oraya dayanıyordu. 8/204. Cebrail(as) orada. Yusuf(as). Ve la havle ve la kuvvete illa billahi‟l aliyyül azîm” zikrini ve tesbihini çok söylesinler. Müstedrek. Hambel. 1/79. solundakiler ise cehennemi hak edenlerdir. Hâkim. Mecmau’z-zevâid. Müslim. üçüncü kat semâda Hz. Sahih. Buhârî. Âdem(as). Bkz. Heysemî. soluna bakarak ağlıyordu. suyu tatlı.Peygamber(sav) oradan ayrılmış. Birinci kat semada Hz. Peygamberimiz(sav) birinci kat semada pek çok hikmetli işleri gördü ve pek çok acaib şeyleri temaşa etti. Bkz. Oranın bekçisi olan melek ile Cebrail(as) arasında şöyle bir muhavere cereyan etti: “Sema kapısını aç!” “Kimsin?” “Ben Cebrail‟im. Son olarak da şöyle dedi: “Ümmetine benden selam söyle. salih oğlum!” dedi Peygamberimiz(sav) Cebrail’e(as) sordu: “Bu kimdir?” Cebrail(as): “Bu atan Âdem(as)’dir. dalları ise tüm mükevvenâtı kuşatmıştı. Kitâbu’l-Enbiyâ.944 Sonra Cebrail(as) Cennetten Refref adında yeşil bir binek getirmiştir ve Hz. 141. Harun(as). Buhârî. 74/1. Peygamberimiz(sav) öyle bir yere ulaştı ki orada “kaderi ve kazayı” yazan kalemin cızırtısını ve sesini işitti. 1/129.” “Kendisine gelsin diye izin verildi mi?” “Evet! İzin verild i” Bunun üzerine sema kapısı açıldı ve melek: “Hoş geldin. Sağında ve solunda bir takım gölge gibi karartılar vardı. Delâil. Onlara „Cennetin toprağı güzel. Yedinci kat semada bulunan ve meleklerin kıblesi olan Beytu’l-Mamur’da Hz.942 ikinci kat semada Hz. 182 . Fethu’l-bâri. 145. Bkz. 4/249. 5/387. Müsned. Eğer şarabı almış olsaydın ümmetin senden sonra azar ve yoldan çıkardı.

Sağlam Kitabevi. mülk. 952 Zebidî. bu ağacın kâinatı. Allah(cc)’ın sonsuz rahmet denizinden ümit kesmemektir. Buna göre bu mesajlardan bir tanesi. Allah(cc) ile Hz. Ter. Hz. Peygamber(sav)’in müşâhedelerine yönelik çok fazla hadis-i şerif vardır.nakşibendi. 950 www. 948 Bu nâkile göre Hz. Bedrettin Çetiner. Peygamber(sav)’in. TTK Yayımevi. bir payın ümmetin havas olan sınıfına (evliyaların kalblerine) tebliğ için olduğunu ve bir payının da Peygamber Efendimize(sav) mahsus olduğunu 947 İbn Kesîr. üç paydır.947 Bunlardan tahricini bulamadığımız bir hadisi nakleden Kıbrısî. c. 262.: Ahmed Naim. havf-reca arasındaki dengeyi sağlamada evliyanın vazifesi hususundaki anlayışına da aksetmiştir. ss. Bu hadise tasavvuf edebiyatında da atıf vardır. Bkz. 261-280. ss. 9. Ey Nebi! Selam.949 Şeyh Nazım’ın bu görüşü. Sad. c. Zira çağımız insanları. Envâru’l-Aşıkîn. bunlardan bir payın doğrudan ümmete tebliğ için.Genel hatlarıyla özetlediğimiz miraç hadisesi içerisinde.. halka sadece müjdelemekle vazifelidir. senâlar. Abdi’l-Latif.: Bekir Karlığa. Meali: Bütün dualar. İstanbul 1989. Ahmet Bican. malî ve bedenî ibâdetler.950 Kıbrısî’nin bu mevzudaki görüşünün tafsilatlı incelemesi. Allah’ın rahmet ve bereketi Sen’in üzerine olsun. azamet Allah’a mahsustur. ss. “Mürşid” başlığında yapılmıştır. arşivimizde mevcuttur.952 Kıbrısî’ye göre miraçta. miracında bir ağacın üzerinde bir kuş ve gagasında bir parça çamur görmüştür. dini değerlerler yaklaşılmayacak kadar korkutucu. Çağrı Yay. Tefsirû’l-Kur’âni’l-azîm. kuşun ümmet -i Muhammed(sav)’i gagasındaki çamurun ise ümmetin günahlarını temsil ettiğini söylemiştir. Kıbrısî’ye göre günümüz evliyası. 2. cehennem ile korkutarak ve cennetle müjdeleyerek yapmıştır. Ter. Selam bizim üzerimize ve Allah’ın salih kulları üzerine de olsun. Peygamber(sav). İstanbul 1974. 949 Qubrusi. Yazıcıoğlu. Ankara 1984. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur.: M. Peygamberler(ra) bu dengeyi. Peygamber(sav) arasında geçen muhadeseden bir paydır. Rahmi. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar . s. 1986 yılında yapılan sohbetin ses kayıtları.2. Kıbrısî.org. 951 Bu tezde bkz. 208-210. 146-147. Sahih-i Buharî Muhtasarı. maddî değerleri ise zarurî ve sevimli telakki etmektedirler. 183 .953 Şeyh Nazım’a göre. Hak Dost 4. Müslümanlara namazın oturuşlarında okunmasını tavsiye ettiği tahiyyat.951 Hz. Allah’ın Rasulü’dür. yine şehadet ederim ki Muhammed.948 bu hadise göre de miracın mesajlarını tahlil etmiştir. 953 Kıbrısî. Cebrail(as). Ahmed b. miracta Peygamber Efendimize(sav) tebliğ olunan ilim. Mercy Oceans. c. 4602-4650. ss.tr/arşiv/ses kaydı/edep.

Şifa. s. 2/122. Diğeri Ümmet-i Muhammed(sav)’den şirk koşmadan iman üzere vefat edenlere. Her biri. 5 vakte düşürümüştür. ümmeti ilgilendiren hususta. Allah’a. 38. 1/224. 959 Peygamberimiz(sav) mirac dönüşünde Hz.” Hz.959 954 955 Kıbrısî. Onun kazandığı iyilik kendi yararına. kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: ‘Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz. Kadı İyaz. Şeyh Nazım’ın ifadesiyle. 38. Sonra kullarına kılmaları için 50 vakit namaz bir emir ve hediyedir. mirac esrarı kalbinde keşfolan kimsede olduğu için. ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize. Müslim. ferman-ı ilahî olarak Bakara Sûresi ’nin son ayetlerini957 doğrudan Peygamberimize(sav) vahyetmesi bu tebliğden biridir.ifade etmiştir. 5/393–39. Ta ki beş vakte kadar yüce Allah indirdi. Musa(as) sordu: “Yüce Allah size ne emretti?” Peygamberimiz(sav) buyurdu: “Elli vakit namazı emir buyurdu.’ Allah. dayanak olduğu şüphesizdir. b ir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. (Şöyle diyerek dua ediniz): ‘Ey Rabbimiz! Unutur. benim dışımda hiçbir beşerin taşımaya muktedir olamayacağı bir ilimdir. bizi bağışla. 1/157. doğrudan ümmete tebliğ için olan payı anlatmaktadır. 958 Müslim. 1/93. 1/422. 1/138. İman. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet. ümmetimin avam ve havasına tebliğ etmemi emretti. Müminler de (iman ettiler). Müsned. kötülük de kendi zararınadır. Peygamber (sav): “Ben artık Rabbimden utanıyorum. Dön yine hafifletmesi için niyazda bulun!” deyince Hz. Sonunda dönüş yalnız sanadır. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sünen. Aynı eser. Mesela. Kıbrısî’nin bu görüşüne. Tefsir. 956 Tirmizî. Musa(as): “Rabbine dön ve bunu hafifletmesini iste. 1/147. Hambel.958 Hz. Bu nakiller. meleklerine. Zira ümmetin buna güç yetiremez. Allah(cc)’ın. Peygamber(sav). 2-4. altıncı kat semâda görüştüğü Hz. s.954 Kıbrısî’ye göre velayet sırrı. 184 . Buhârî. geri dönerek Rabbine niyazda bulunmuş ve 50 vakit namazı. miracın bu sırrını anlamayanlar. Delâil. Bakarâ: 2/285 -286. Sünen. Allah(cc)’ın saadet-i ebediyeye medâr olan cenneti müjdelemesidir. Bir ilimde de beni muhayyer bıraktı. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber(sav)’in sidretü’l-müntehayı anlattığı bir hadis-i şerif. Mirac dönüşünde. Rabbinden kendilerine indirilene iman ettiler. evliya sınıfından değildirler.”956 Miractan ümmete tebliğ edilen ilimler hususunda İslam ulemasının ittifakıyla nakledilenler sabittir. Musa(as) ile karşılaştı. Şifa. Musa’nın tavsiyesi üzerine. Ben bu hususta çok sıkıntı çektim. Bir ilmi gizleme konusunda benden ahid aldı. Bir daha geri dönemem” buyurdu. 39.’ Şöyle de dediler: ‘İşittik ve itaat ettik. Çünkü o.” dedi Peygamberimiz(sav) hafifletmesi için yüce Allah’a niyazda bulundu. bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Bana muhtelif ilimler öğretti. 1/142. Tirmizi. 957 Peygamber. Nesai. Diğer bir ilmi de. Bkz. Hadis-i şerifte bu anlayış şöyle ifade edilmiştir: “…Rabbim beni öncekilerin ve sonrakilerin ilmine varis kıldı.955 Hz. Beyhaki. Musa(as) “Ümmetin buna da güç yetiremez. Sahih. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et. Sahih.

Var mı başka?’ buyurduğunda Rasullullah(sav) Efendimiz ‘Ey ihsanında nihâyeti olmayan Rabbim! Sen bilirsin varacağım yere vardım’ der. Benim kullarımdır. c. Adnan. üçüncü ilim ise. marifet ve hakikat ilimleri açısından düşündüğümüzde. s. Allah(cc)’ın miracta Peygamber Efendimize(sav) bir bâb açarak ikramda bulunması yönünde ifade etmiştir. Onlar için hazır olmuş. Ondan ver Ya Rabbi!’ diye dua eder. 185 .”961 Abdullah-ı Dağıstanî’ye atfen yazılan bir eserde bu mukabele şerh edilmiştir. Bu izaha göre Peygamber’in(sav) taleplerinde gözettiği kriter. 54. Peygamberimizin(sav) ümmeti için istedikleri bir nokta gibi göründüğünde ‘Allah’ım! Beni göz açıp kapayıncaya kadar dahi nefsime bırakma. mükâfat ve makâmlardır. şeriat ilmidir. sadece hakikat ilmidir. 121. bucağı ve haddi olmayan öyle bir deniz açılır ki. s. niyetlerdir. Miracta ümmetin havassı için bildirilen payı. benim kullarıma vereceğim rahmetler. Futuhatû’l-Hakkaniyye. Bu tasnife göre birinci ilim. Allah(ac) ‘Ne istiyorsan ey Habib! Veriyorum. Buna göre Allah(cc). Bu payların bir kısmı ise. Bana. Kıbrısî. Tefsiru Ruhu’l-beyân. Kıbrısî’nin görüşü Bursevî’nin tasnifi ile aynıdır. Peygamber(sav)’in önünde ucu. makâm ve kabiliyetleri ile ilgili olduğu görülmektedir. onu gördüğü vakit Efendimize(sav) hayâ gelir. Bak!’ der. Farklı bir ifadeyle ümmetten her kulun küçük miracı olan namazında. ikinci ilim. İstanbul 1330.‘Ne istersen daha ziyadesini vereceğim’ buyurur. marifet ve hakikat ilimlerine ait sırları ihtiva etmektedir. Senin ümmetin. daha yakındır. Kıbrısî.962 960 961 Bursevî İsmail Hakkı. Rasullulah Efendimiz(sav) ümmeti için nübüvvet ilminin hakikatine göre hayırlı gördüğü her şeyi katıyla ve ziyadesiyle talep eder. ümmetin bu ilimlerden aldıkları paylarının nasıl değişebileceği. 70.Miracta verilen paylar hususunda. Hz. s. bir makâm açar. 5. 962 K.960 Şeyh Nazım’ın bu görüşünü şeriat. senin ümmetin. hepsi onlara verilecektir’ buyurur. büyük miraçtan aldığı paylar vardır. ameller iken Hak Teala’nın atiyyesinde gözetilen kriter. Senin indinde olan ihsanınla bize muamele et. Tasavvuf Sohbetleri. marifet ilmidir. Musabaka. Hakk Teâla ‘Ey Habibim! Senin ümmetin. Allah(ac) ‘Ey Habibim! Bu sonsuz deniz.

Peygamber(sav)’in. Rikak. niyet edip yapana ise bir günah olarak yazılır.”963 ayetinin tefsiri mahiyetindeki “Her kim ki iyi bir işi işlemeye niyet eder de onu yapmazsa.“Bir iyilik yapana on misli verilir. 31. Peygamber(sav) olup. Hz.”964 hadis-i şerifi. “Allah(cc) Cebrail(as)’e vahyetti” manasındadır.966 Ayette geçen “abdihi” için yapılan ikinci izaha göre "kul". Peygamber(sav)’in kendisine ve ümmetinin havasına verilen bilginin kâbe kavseyn’de verildiği görülmektedir. Niyet eder ve yaparsa. Kötü bir işe niyet edip. bir kötülük ise ancak misli ile cezalandırılır. Cebrail’in(as) tavsiyelerine müracaat etmemiş olması bu husustaki bir dayanak olarak ele alınması durumunda. niyetin ilahî takdirdeki değerini izhar etmesi açısından mühimdir. Şeyh Nazım’ın mirac mevzuundaki ifadelerine bakıldığında. on mislinden yediyüz misline kadar. Buharî. hiçbir şeye hainlik etmeyen. senedleri mahiyetindedir. hiç kimseye haksızlık yapılmaz. orada (Allah yanında) (meleklere) itaat edilen ve güvenilir olandır. emîn bir zat olduğunun beyanı yatmış olur. Şeyh Abdullah’ın mirac hususundaki söz konusu keşfi yaklaşımının. yine vahyedenin Allah oluşuna göre. Muhadesenin Cebrail(as) aracılıyla aktarılmamış olması ve Hz.” Tekvir: 81/21 . Peygamber(sav)’in şanını yüceltmek ve ululamak 963 964 En’am: 6/160. kendisine vahyedilen şeyler hususunda. Hz. yapmayana tam bir hasene sevabı. Cebrail(as) olup ayet. de. Cebrail(as)’in. "Allah Teâlâ Cebrail(as)’e vahyedeceğini vahyetti" anlaşılır ya da. son (vahyetti) fiilinin fâilinin kim olduğuna göre şu iki meal yapılır. ayette geçen “abdihi” ifadesi ile ilgili olarak şu iki izah yapılır. Mananın böyle olması durumunda. hatta daha fazla bile yazılır. Miracın “kâbe kavseyn” kısmını anlatan Necm Sûresi’nin “Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. Binaenaleyh bu naslar. Böyle olması halinde de. Cebrail(as)’in her peygambere vahyettiği şeyi vahyetti şeklinde olur. Bu kul. Kıbrısî’nin Necm Sûresi’ndeki görüşü belirginleşmektedir.”965 ayetinde geçen birinci (vahyetti) fiilin failinin kim olduğu hususunda şu iki izah yapılmıştır. 965 Necm: 53/10. Ya vahyedilen şeyin şan ve şerefinin yüceliğini göstermek için. 966 Bu manayı destekleyen diğer ayetler şöyledir: “Onu Ruhul -Emîn indirdi” Şuarâ: 26/193 ve “O. ona tam bir iyilik olarak yazılır. Allah Teâlâ’dır. Hz. Birinci izaha göre bu vahyi yapan. 186 . Buna göre.

Allah(cc) doksan dokuz Esmaü’l Hünsası ile tecelli edip Zâtını tarif ettikten sonra İsm-i Âzam tecellisini açmıştır. 28. c. Bu tariften sonrasını Kıbrısî şöyle ifade etmiştir: “Cenâb-ı Allah zatını 99 Esması ile miraç gecesinde bildirdikten sonra. Başka bir yönden bakıldığında. Benim hürmetimde bilmedikten sonra. 91-101. 969 Toploğlu Bekir. İnsanlar çeşit çeşit (Mü’min-kâfir) olduğu halde bütün insanlara ‘Benim Kullarım’ dedi Allah(ac). Marifet ve Hikmet. ilâhî mevcudun en büyük ismi olup. Bu isim. ister sıfat-ı Müşebbihe olsun. İbn Arabî. Beni kullarıma böyle bildir. Diğer doksan dokuz esmânın tecellisi İsm-i Âzam tecellisi içinde kaybolmuştur. 471-477. hepsinde vasıf anlamı gözetildiğinden bunlara “sıfat” denir. isterse masdardan menkul surette olsun. Zatını bildirmek için Habibi’ni(sav) miraca davet etmiştir. Kıbrısî. Bir kimse Benim kullarımı. Peygamber(sav)’e verilen pay olarak vasıflandırıldığı kanaatindeyiz. Muhammed'e. Kıbrısî’ye göre Allah(cc). Peygamber(sav)’in kendisi için olanı..içindir. Beni hakkıyla takdir etmekten uzaktır’ diyor. ledunnî ilim olarak tanımlamasından dolayı bu bilginin miracta ümmetin havaslarına ve Hz. O’nun özel ismi olması bakımından diğer güzel isimlerinin delâlet ettiği 967 968 Râzi.”968 Allâh(cc)’ın isimleri ister ism-i fail. Mefâtihu’l-gayb. Diğer taraftan vasfın medlulü ile muttasıf Zat’a delaletleri dikkate alındığında “Esma” denmektedir. 288. böylelikle göreceli olarak zatını tarif etmiştir. ss. 2. Allâh bu sıfatlarla o derece mevsuftur ki. bunlar isim derecesine çıkmış kabul edilir. vahyedeceğini vahyetti” şeklinde olur.967 Kıbrısî tarafından da savunulan bu ikinci görüşe göre Sidretü’lMünteha’da Cenâb-ı Allah ile Fahr-i Kâinat(sav) arasında geçen hususi mükâlemeyi bu ayet bildirmektedir. birçok açıdan diğer esmadan ayrılan özelliklerine dikkat çekilmiştir. 1977 senesinde yaptığı bir sohbette değinmiştir. “Allah. ss. c. 81-82. O ifadelere göre Allah(ac). Tasavvuf Sohbetleri. Bu durumda ayetin meali. Hadis olarak rivayet edilmeyen bu bilgiyi. Miracın bu yönüne Nazım Efendi. ayette bildirilen bu mükâlemeye atfen ifade edilmiş olması şüphesizdir. Kıbrısî’ye göre üçe ayrılan ilimden havas ve Hz. ss.969 Bu esma içerisinde “Hu” ve “Rabb” ism-i şerifleri ayrıca ele alınmışsa da Allah ism-i şerifinin. Allah Md. ‘Ey Habibim! Beni yine hakk-ı marifet ile bilmek istersen. Yani. TDV İA. ss. 187 .

Yemen melikesinin tahtını n. ss. ss. Allah(cc)’ın sıddık kullarından olan Âsaf b. Allah Teâla ‘Hatırlasana.970 İbn Arabî (v. Ali(ra) ile paylaştığı sırları içeren bu bilgi türü. Ahkami’l-Kur’ân. c. hakikat ilimlerindendir. Hz. 243-246. Cenâb-ı Hakkın bütün kemâl sıfatlarını. aynı zamanda kulların Rabblerini tanıması ve insanın ilahî dergâhtaki kıymetinin takdir edilmesidir. İlahi kıskançlık (el-Gayret) bunların açıklanmasına direnir. Şüphesiz ben bunu yapabilecek güçteyim. (Onun ihtiyacını görüp sevindirmekle beni memnun etmiş olacaktın)’ diye cevap verir. bunları bilirler ve Allah(cc)’a rağmen kullanmazlar. ‘Ey Âdemoğlu! 188 . sen yerinden kalkmadan getiririm. Hz. Binaenaleyh Allah ehli olanlar. bu isimle dua etmemiştir. Bu açıdan bakıldığında. Kul. Bilmiyor musun. ‘Ben onu (tahtı) sana. Peygamber(sav) tarafından. Marifet ve Hikmet. Allah(cc) ism-i şerifi. (yaptığın hayrı) Benim katımda bulacaktın. 972 “Cinlerden bir ifrit. Peygamber(sav)’in Hz. onun şeyhlerinden naklettiği keşfi bilgi olduğu şüphesizdir. tasavvufta esasın değil. söz konusu bilgide vurgulanan şey. 638/1240)’ye göre ilahî isimlere ait havassı bilmek. bu esma içerisindeki İsm-i A’zam diye adlandırılan bir ismi bilmesine rağmen. 88. eğer onu doyursaydın. Hz. 974 970 971 Cilî. Bu ilimleri haiz Allah ehli ariflerin. 13. İbn Arabî’ye göre Hz. Şeyh Nazım’ın da ifadelerinde görüldüğü üzere mirac. sen onu doyurmadın.971 Müfessirlerin çoğunun kanaatine göre. Peygamber(sav). Kudüs’e göz açıp kapama süresinde getirilmesi. beni niçin doyurmadın?’ der.973 Sidretü’l-Münteha’da Cenâb-ı Allah ile Fahr-i Kâinat(sav) arasında geçen hususi mükâleme mevzuunda Şeyh Nazım’ın ifadeleri. bazıları kelimelerden oluşan isimlerdir. ‘Ben onu Sana göz açıp kapayıncaya kadar getiririm’ dedi Onu (tahtı) yanında hemen hazır bulunca.bütün vasıfları içine alır. bu sırları açığa vurmalarına izin yoktur. Dolayısıyla Allah(cc)’ın yeryüzündeki halifesi olan insan. 182-190. söz konusu kanaatimizi desteklemektedir. dua yapmıştır. Bu isimlerden bazıları haflerden. İbn Arabî. Bu sebeple. 973 Kurtubi. Ebu Bekir(ra) ve Hz. tahtın getirilmesi için. Allah(cc)’ın İsm-i A’zam ismine tevessül ederek. falan kulum senden yiyecek istedi.972 İsm-i A’zam. Ve tekrar. İnsan-ı Kâmil. insandır. ilâhî vasıflarını toplar ve onlara delâlet eder. ‘Ya Rabbi! Sen âlemlerin Rabbi olduğun halde ben Seni nasıl doyururum?’ diye sorar. 86. İslam’ın merkezindedir. bu benim Rabbimin ihsan ve ikramındandır…” Neml: 27/39-40. s. duasıyla olmuştur. 99 esmanın müşâhede edilmiş olmasına yönelik nasların bulunmaması. Berhiya. sidre-i müntehâ’da. 974 Bu konuda birçok örnek vardır ancak şu hadis -i şerif insana hizmetin önemini açıkça izhar etmektedir: “Allah Teâla kıyamet gününde ‘Ey kulum! Senden yiyecek istedim. usulün muhteviyatındadır. güvenilirim’ dedi Yanında kitaptan bir bilgi olan biri. Süleyman(as) ile ilgili kıssada bu isimle dua yapılmıştır.

Sakın Hakkı benden ayrı sanma. Bu manada Hz. Gözünü iyi aç da bana öyle bak ki. 671/1273) bu anlayışı şöyle ifade etmiştir: “Kâbe her ne kadar onun lütuf ve ihsan evidir ama benim vücudum da onun sır evi. s. Kıbrısî’nin şeyhi.977 Bu ifadeleri Şeyh Nazım’ın sır konusundaki anlayışıyla birlikte değerlendirmek. Bu sohbetler ses ve video arşivimizde mevcuttur. Kâbe’yi kurdu ama kurdu kuralı ona gitmedi. Abdullah-ı Dağıstanî’nin ifadelerinde görmekteyiz. www. c. understandingAwliyah-Genny(mp3). hem de bütünselliğin temini açısından zaruri görülmektedir. Abdullah-ı Dağıstanî’den “Hamîsu’l-Kur’ân” ismiyle nakledilen bu makâmda. bil ki Allah’ı gördün. Bana hizmet. hakikî Kâbe’nin etrafında tavaf ettin. ‘Ya Rabbi! Sen âlemlerin Rabb’i olduğun halde ben Sana nasıl su verebilirim?’ diye sorar. 189 . Hz. İlahi muhabbet ile ulaşılan sırrın alameti imandır. onu övmektir. Buna göre Kâbe Kavseyn makâmı. o ebedi diri olan Allah’dan başka kimse gelmedi. Hâlbuki bu eve. Müslim. Bunların dünya hayatında tahakkuku. Senden su istedim Bana su vermedin’ der. ilahi muhabbetle olur. Kul. Mesela Bâyazid-i Bistâmî’ye göre insanlar.sufilive.sufilive.” Bkz. Allah. Ali(ra) ve Hz. 977 www. b. Hz. kulun yaratılışında dercedilen kabiliyet ve esmadır. Birr. 2.no: 2245. Şeyh Nazım’a göre sır. Oysa kalbi nazargah-ı ilahî olan insan. sen vermedin. Peygamber(sav). doğruluk Kâbe’sinin.com. Kâbe kadar değerli ve şereflidir. 976 Mevlanâ. benim vücuduma. 975 Bistâmî. 43. filan kulum senden su istedi. Eğer ona su verseydin bunu Benim indimde bulurdun’ der. Hayatı Eserleri Fikri. sûfilerin ziyadesiyle ifadeleri vardır.İnsanın söz konusu önemine binaen. hem miraç anlayışının daha net anlaşılması. Beni gördün ya. taş ve topraktan bina edilen Kabe’ye gösterdikleri ihtiramı.975 Celâleddin-i Rumî (v. Cibril(as)’in dahi bilmediği Kur’ânî sırların verildiği makâmdır. Mesnevî. 69. Bu sırların bir kısmını Hz. Mehdi(as)’nin gelişi ile zuhur edecektir. MSH-47secretsMiraj-1-102406.com. Ebu Bekir(ra) vesilesiyle bugüne intikal etmişse de tamamı. ilahî bir cevher taşıyan insana göstermezler. Allah’a itaat etmek. Allah Teâla ‘Hatırlasana. beşerde Allah nurunu göresin”976 Bu konuya şerh olabilecek mahiyetteki açıklamaları. Peygamber(sav)’e mahsus olan. 99 esmanın tecellilerini beden gözüyle izlemiş ve Kur’ân’ın her bir harfinde bulunan 24 bin sırra vakıf olmuştur.

Hz. Murat Sülün. 297/909) ve Bâyezîd-i Bistâmî (v. tasavvuf ıstılahındaki anlayışların bir sentezi gibidir. Darimî. Altundağ Mustafa. Muhasibi (v. Bu aşk ile. Bu sistemin geliştiği dönemlerde. 980 Duman. Diğer bir görüşe göre bu harfler. Sevabu’l-İcaz. Fezâilü’l-Kur’ân. 243/857). ‘lâm’ bir harf. İbrahim Kaçar. Ter. c. ‘Elif-lâm-mîm’ bir harftir. iman ve marifet ile ele alınmıştır. ‘mîm’ de bir harftir. ilâhî birer şifredir.: H. 13701405 yılları arasında. Selef âlimleri bu konuda. ancak insanların idrakinin bu hikmeti kavrayamayacağını söylemekle yetinmişlerdir. 979 Tirmizi. 237-256. onun için bir sevap vardır.Peygamber(sav)’in miracta şahit olduğu sır. Tirmizî.980 Miladdan önce üçüncü yüzyıldan itibaren görülen Hurufilik. Hurûf-ı Mukattaa Md. huruf-ı mukattaa hakkında nakledilen “Kim Allah’ın kitabından bir harf okursa. Zünnun-ı Mısrî (v. harflerle sayıların kutsallığı anlayışı üzerine inşa edilen sembolik anlatımlar sistemidir. ‘elif’ bir harf. Mesela bir görüşe göre huruf-ı mukattaa. Cüneyd-i Bağdadî (v. ss. Beşer fikri ona yetişemez. demiyorum. fenâ. sır ve marifet membaıdır. pek garip ve alışılmadık bir şeyin mukaddimesi ve keşif kolları olduklarına işarettir. 245/860). Kur’ân’ın her bir harfinde bulunan 24 bin sırrın detayıyla ilgili bir açıklama ile karşılaşmadık. 796/1394) tarafından İslamî bir sistem haline getirilmiştir. 638/1240) ve bazı sufiler de bu etkiye 978 Afifî. Tasavvuf terminolojisinde ilahî aşk. ilahî aşktır. Fezailu’l-Kur’ân. Her sevap da on misli kadar artar. M. Ebu’l-Ala. iman ile mütalaa ederken. 261/875) ilahî aşkı fenâ ile. 406-407. Zaman içinde bu sistemin şeriata muhalif ve şeriatten âli tutulmasından sonra. Ancak Kur’ânda sırları bilinmeyen. Risale Yay. Anahtarı. Tasavvuf ve İslam’da Manevî Devrim. Fazlullah-ı Hurufî (v. İstanbul 1996. söz konusu harflerin indirilmesinde hikmetlerin bulunmasının mutlak olduğu. TDV İA. zevke dayalı marifet ile müteala etmektedir. müntesipleri idam edilmiş ve varlığı sona ermiştir. 1.”979 hadisi. Müteahhirîn âlimleri ise çeşitli görüşler beyan etmişlerdir. marifete dönüşmektedir. İbn Arabî (v. ss.978 Bu manada Kıbrısî’ye göre mirac. 32. harflerin münferiden önemlerini vurgulamıştır. 16. Zeki. Peygamber(sav)’i Kâbe Kavseyn makâmının ötesine yürüten.. 18. vecde ve sırra yönelik her şey. 190 . ancak Hazret-i Muhammed(sav)’dedir. bir fenâ haliyle varılan makâmda elde edilen. Şeyh Nazım’ın bu anlayışı..

Hüsamettin. aynî varlığa çıkan her hangi bir şey. Bununla birlikte harf ve kelimelerin her birisine ait manevî mertebeler vardır. Bu kelimenin havası (özelliği). 89. 196. kelam ile sarf edilebilirler. kelamın suretinin kendisi ile zuhur ederek.981 Binaenaleyh İbn Arabî’ye göre harfler tabiatler. Tasavvuf Sohbetleri. İsâ(as)’ya verilen ölüleri diriltme mucizesi de bu ilimdendir. Aksu. sadece taşıyıcı bir madde ve maddenin kendisi ile tahakkuk ettiği surette olur.. Peygamber(sav). 986 Aynı yer. ıstılahtaki söz konusu telakkiler çerçevesinde olabilir. c. Mesela “Kun” (Ol) kelimesi. 684/1274)’ye göre harf ve kelimeler. Ancak ehlullah. Tasavvuf Metafiziği. Marifet ve Hikmet. Her birisinin tek başına ve birleşik olarak hususiyetleri vardır. 128-129.983 İsmail Hakkı Bursevî’ye göre hakikatler. hariçte somutlaştırdığı şeydir. kendilerini bilenlerin nefsinde şekillenmeleri açısından ele alındığında. Bir tek miractaki olan hakikatten söylendiği vakitte. Hz. Hz. miracın doğrudan doğruya ifade ettiği mana ile meydana gelmiş olan mucizeyi kabul edebilmekte çok kimseler şüphe ediyor. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. ss. suretler de mülk âlemindendir. melekût âleminden. s. onu bir kez kullanmış ve ashabından bazılarına bu sırrı bildirmek istemiştir. senin işittiğin bir miraçtır. Mülk âleminde hakikatler. Peygamber(sav)’e Kur’ân-ı Kerim’in harflerinden açılan sırların mahiyetini bu çerçevede değerlendirebiliriz. Hurûfîlik Md. Onlar içerisinde. Tebük savaşında Hz. Madde. 18.”986 981 982 Tafsilatlı bilgi için bkz. ilmî varlıktan. Nakşibendî sâdâtına göre. Nazım Efendi. zahir harf olur. batın harf olur.984 Binaenaleyh miracta..kapılmıştır.982 Sadreddin-i Konevî (v. İbn Arabî. 73-74. Bu şey. Peygamber(sav)’in 12 bin miracı olduğunu şöyle ifade etmiştir:985 “Senin bildiğin. 985 Kıbrısî. 408-412. Allah(cc)’a rağmen onu kullanmaktan teeddüp ederler. Maddenin hariçte somutlaşmadığı malumları. ss. kökler ve nesneler gibidir. TDV İA. suretler üzerine bina edildiği gibi. 38. 984 Cilî. harflerin fiilinden değil. Dolayısıyla Kıbrısî’nin Kur’ânî sırlar hususundaki telakkisi. 90. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin izahıyla karşılaşılmamıştır. kelimenin fiilindendir. ss. manalar da kelimeler üzerine bina edilmiştir. ss. Lakin Sıddık-ı Ekber’e(ra) vâris olan Sâdât-ı Nakşibendiyyun Meşayıh-ı İ’zam’ın malumatı olan 12 bin mirac vardır. 191 . 983 Konevî. 24 bin sırrın mahiyeti hakkında. harici varlıkta takipsiz taayyün ederse. yaratma ve var etme konusundadır.

Hz. c. 155-161. Kıbrısî’nin 12 bin miraç anlayışında etkili olduğunu düşündüğümüz keşfî bilginin izleri.990 Cuneyd-i Bağdadî’nin bir gaybet ve fena hali olarak tanımladığı bu hali Serrâc. Peygamber’in arkasında namaz kılması yönündeki tecrübesi. 4650. cephede yedi gün baygın kalır. O esnada Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. Tasavvuf ıstılahında benzer tecrübeler paylaşılmıştır. Detayları için bkz. Başka bir ifade ile biri tek başına din-i İslam’ı temsil etmeyecek üç yaklaşımın (nas. farklı kanaatleri söz konusudur. İstanbul 2006. Kaynaklarında ilk defa mirac edip. Peygamber(sav) ile birlikte bir mirac tecrübesi yaşar.988 Aynı şekilde Kıbrısî’nin hayatında bahsettiğimiz bir tecrübesinde. İnsan Yay. ravilerin mirac hadisesini ayrı ayrı nakletmelerinden dolayı birçok isrâ ve miracın ileri sürüldüğünü savunmuştur. akıl ve ilham). miractaki fiziksel rüyetin kabul edilmediği gibi. 9. Hz. ss.987 Bu hususta nasların incelenmesinden sonra ulaşılan kanaat ile manevî tecrübeye dayanarak elde edilen keşfî bilginin iki ayrı beyanı bulunmaktadır. 269-271. Çanakkale Harbinde Dağıstanî. Hakka doğru yapılan manevî mirac olarak anlaşılmıştır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Hayatı/Şeyhi Abdullah Dağıstanî ile Buluşması. Bu izaha göre Allah(cc). bir tür mirac görülür. Bice Hayati. semaya yükseldiğini ve orada Allah(cc) ile mülakatta bulunduğunu söyleyen Bâyazîd-i Bistâmî olmuştur.Bu mevzu da. s. Meselâ İbn Kesîr (v. bu hususta ittifak olunan miracın bir kere olduğunu ancak. ss. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin (v. Hayatı Eserleri Fikri. ruhun Hakka yücelmesi. 991 Alâk: 96/16. İşaret Taşları. cezandan 987 988 İbn Kesîr. sadece ehlinin bileceği hal olarak tanımlamış ve bu hali.. 774/1373). 192 . Peygamberine(sav) “Secde et ve yaklaş”991 diye emretmiştir. Peygamber(sav)’in Allah(cc)’ı bilmesindeki dereceleri üzerinden izah etmiştir. 990 Bistâmî. reddedilen bir konudur. Peygamber(sav) önce “Senin gazabından senin rızana. Tefsiru’l-Kur’ân. kalbine saplanan bir şaraplen parçasıyla aldığı yaradan dolayı. Beytü’l-Mamur’a yükselmesi ve orada Hz. 989 Bu tezde bkz. Hz. 1393/1973) hayatında buluyoruz. Bu anlayış Muhyiddin İbn Arabî’nin yaptığı önemli katkılardan sonra.989 zamansız bir zaman olarak da telakki edilen miracın 12 bin defa olması yönündeki kanaati destekleyici mahiyetteki tecrübelerdir.

Bursevî. Efendim. huzur-u ilahîye ümmetini kalbine alarak yükselmiştir. Serrâc’a göre.”994 hadis-i şerifinin hikmetini sormuş ve o âlimlerden birini görmeyi murad etmiştir. 656/1258) tarafından görülen bir rüya olduğu beyan edilmekte ve Bursevî’nin Bakarâ: 2/143 tefsirinde zikredilmektedir. Bu mülakatın. Şuan Peygamberlerin Sultanı ve Hateminin huzurundayız. neden bu kadar uzun bir yolla künyeni. www. nesebini oğlunun adıyla beraber birlikte söyledin? diye sorduğunda Gazalî: “Efendim siz beş büyük Peygamberden birisiniz. Bu kıssaya göre Musa(as).995 992 993 Tusî. Keşfu’l-hafa. Peygamber(sav)’in duasıyla.bağışlamana sığınırım. Bunun üzerine Musa(as) Hz. Kıbrısî’nin bir vekili tarafından yazılan bir eserde. Mescidu’l-Aksa’da Hz. el-Lumâ. o kadar uzun cevap vermenizin sebebi hayatınızın en şerefli lahzasını mümkün olduğu kadar uzatmaya çalışmaksa. Hz. 072408-cyprus-MSH-warith-Muhammady2. size elinizdeki nedir diye her şeyi bilen Allah(cc) sual ettiğinde. c. Hz.” der. Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Muhammed Ebu Hamid el-Gazalî” demiştir. Kıbrısî’nin Amerika vekili Şeyh Hişam. Hz. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. “Senden Sana sığınırım” diyerek. 193 . Bkz.sufilive. Mirahmadi.com. vecd ehlinin. s. İstanbul 1996..: Hasan Kamil Yılmaz.. Altınoluk Yay.” dediği bir makâmda Allah(cc)’ın sıfatlarından yine Allah(cc)’ın sıfatlarına sığındıysa da sonra. ümmetini ve ümmetinin evliyalarını da yükseltmesidir. ariflerin ve tevhid ehlinin anlayışları ulaşamaz. Allah(cc)’ın kendisine sığındığı makâma vasıl olmuştur. 995 Musa(as) İmam-ı Gazalî’ye adını sorduğunda. Hz.” der. benim gayemde benzer şeref içindir. Gazalî: “Benim adım. ss. 994 Neysaburi. 1. Sufi Meditation. Peygamber(sav)’den “Ümmetimin âlimleri Benî İsrail’in peygamberleri gibidir. Peygamber(sav) kurbiyetinde daha kemal bir makâma geldiğinde. gaybet ve fenanın da zirvesine vasıl oldu. bu soruyu cevaplamak üzere Gazalî’nin zerreleri orada cem olmuştur. Rûhu’l-beyân. 2/64. Peygamber’e(sav) dönerek: “Eğer ümmetinin her âlimi böyleyse şahitlik ederim ki. Aclunî. 13. Burada Kendini(sav) aradan çıkardı ve “Sen Kendini sena ettiğin gibisin” demiştir.992 Bu anlayışa müteallık bir konu ise Hz. mirac hadisinde bulunması. Şeyh Hasan Şâzeli (v. senin ümmetinin uleması. 116-117. Musa(as): “Sana sadece adını sordum. Bkz. Peygamber(sav)’in kendini aradan çıkardığı bu hale. Benzer bir anlayışı. 1/264. 505/1111) görüşmesi üzerinden anlatmıştır. Benim için ziyadesiyle mesrur olduğum bir lahzadır. Tefsir. 249-250. Musa(as) ile İmâm-ı Gazalî’nin (v. sığınmaktan utanmış ve O’nu övmeye sığınmıştır. “Sana övgü sayamam” dediği makâmdan daha ötelere vardığında yakınlık. Peygamberin(sav) bu yolculukta. Ben -i İsrail’in peygamberleri gibidir. Bunun üzerine Hz.993 Kendisinden sonra gelecek ümmetin. ss. miracın zamansızlığına delalet etmektedir. Peygamber(sav). Ter.

85. 1280/1864)’ye göre Hz. s. 166. hem insanın mevcudu bilme potansiyelini aşan. 14. Paygamber(sav)’e ümmetin hakikatlerini yani. Nefs Mertebeleri. s. Şemseddin-i Nakşibendî (v. Bu bilgi türü. Peygamber(sav)’in varisi olarak. ümmeti saf ve temiz olarak arz edilmiş ve Peygamber(sav)’in kabul etmesi üzerine ona emanet edilmiştir. 998 Mirahmadi. 194 . Allah(cc)’tan yardımcılar istediğinde Allah Tealâ. Hz. 94.1001 996 997 Kuşeyrî.998 Kıbrısî 124 bin evliya hususunda beyanlarda bulunmuştur ancak. 999 Bu tezde bkz. yadsınmayacak bir durum olarak kabul edilmiştir. Peygamber(sav)’e teslim edilmesini. Kıbrısî’nin Amerika’da görevli bir müridi tarafından yazılmıştır. Buna göre A şahsı için gayb olan. Hz. 124 bin evliyayı vermiştir. Şule Yay. yevmu’l-ezelde olduğunu ifade etmiştir. s.Velî-Evliyâ Konusu. hiç kimse tarafından yaşanmadığı sabittir. s.996 Sufilerin bu tür tecrübelerine getirilen bir izah ise “izafî gayb” kavramıyla ele alındığı olmuştur. kutubu’l-aktâb makâmındadır. 69.1000 Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. bu veliler içerisinde her zaman biri.997 Mirac olayına Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde getirilen farklı bir bakış. 1000 Nakşıbendî.999 Istılahta 124 bin evliya mevzuunda fazla bahis yoktur. Peygamber(sav)’e geçmişteki peygamberlerin sayısınca. Hz.Velilerin beyan ettikleri mirac tecrübelerinin dinen caiz olup olmadığı tartışılmıştır ancak sufiler. 1001 Kıbrısî. Ümmetini korumak için Peygamber(sav).. Kur’ân’da İnsan-Gayb İlişkisi. Tasavvuf Sohbetleri. bu durumun miraca gerçekleştiğini belirtmemiştir. Bu izaha göre miracla ilahî huzura vardığında. Mirac ile ilgili olmayan bu görüşe göre de. Peygamber(sav)’in bedenle yaptığı miracın. İlim ve Marifet ile ilgili Kaynaklar/b. Emaneti yüklendikten sonra Allah(cc). s. hem de bu gücünün dâhilinde olan bilgidir. peygamberlere varis olan evliya ihsan edilmiştir. Peygamber(sav)’e. Albayrak Halis. Hz. Sufi Meditation. B şahsı için şehadet olur. Kitâbu’l-mirâc. beden ile miraca çıktıklarını ifade etmemişlerdir. 124 bin evliyanın Hz. İstanbul 1993. nefislerinin ve şeytanın peşinden nasıl gidecekleri göstermiştir. Dolayısıyla ümmetten bazı havas kulların uyku ile uyanıklık arasında yaşadıkları bu tecrübeler.

Ona ‘Niye ağlıyorsun’ diye sordu. 1004 Attâr. Bu kavramlar. tayy-ı zaman ile de ilgilidir. tez konumuzun dışında kalmaktadır.org. Ehl-i Sünnet İ’tikadı. Zamandan ve mekândan münezzeh Hakk’ın âlemi olan lahutî âlemden bakıldığında. O da ‘Ya Cibril. Hilmi. Gölpınarlı.1004 1002 Cibril(as) Cennetten. Allah(cc)’ın velî kuluna bir anda uzak mesafeler katettirmesi olarak anlaşılmıştır. Video kaydı arşivlerimizde mevcuttur. tamamlayıcı cüzleri Nazım’ın oluşturmaktadır. Uludağ. bir tanesini ağlar buldu. Câmiu kerâmat. zamanın işleyişinin değişmesi. 382-424. Dolayısıyla miracta Hz. Menakıb-ı Hacı 195 . 7000 Burak’ın tamamı Allah’ı tesbih ediyorken. Hakkani. yerin dürülmesi. TTS.Mirac ile Elest bezmi (yevmu’l-ezel) konuları. 7000 Burak’tan bir tanesini seçmek için çıktı. müşterek bir hadiseye kaynak teşkil ettiğinden. Bu açıdan bakıldığında zamanlar arası kronolojinin olmaması. 66. Kıbrısî’nin Amerika Halifesi olan Şeyh Hişam.’ dediğinde Cibril(as) ‘O sensin’ dedi Bkz. miracın vuku bulduğu zamandan öncedir. bu zamanların tek bir tarifte toplanmaları anlamına da gelip gelmeyeceği farklı bir mevzudur. www. miracın anlaşılması hususunda tamamlayıcı bir vecihtir. Tezkiretü’l-evliyâ. Zamana ve mekâna bağlı olan nasutî âlemden bakıldığı zaman. Allah bizi yarattığında biriniz benim Peygamberim’i İsra gecesinde taşıyacak dedi O zaman olmayan andan beri Ya Rabbi beni o Burak yap diye yalvardım. ss. ss. Hadikatü’l-evliyâ. Allah(cc) dilerse velî kulu için. telkinler. Şeyh Mirac konusunda Hakkâniyye Tekkesi ve muhitindeki anlayışını incelememizde. 636-637.tr msh-suhbat-09202003-Isra. Peygamber(sav)’i taşıyacak Burak’ın. 345. bir açıdan muhtelif zaman telakkileri içermektedir. Nebehânî. er-Risale. Bast-ı zaman olarak bilinen bu keramet. Kıbrısî tarafından böyle bir ifadenin zikredilmemiş olmasından dolayı. Kuşeyrî. ss. TTDS. Kıbrısî’nin ABD vekili tarafından zamansız bir zaman olarak tanımlanıp bu şekilde değerlendirilmiş olsa da. Mirac ve yevmu’l-ezel anlayışına bağlı olarak ele alınan zamansızlık mevzuu. Gümüşhanevî. miracı zaman olamayan zaman olarak nitelendirirmiştir. 65-66. iki zamanın nasıl birbirinden temyiz edileceği önem arz etmektedir.1003 Istılahta bu konuda sayısız menkıbe nakledilmiştir. ss. Kâbe Kavseynde de. yevmu’l-ezelin vuku bulduğu zaman. nasıl tayin edildiği.1002 Bu değerlendirmelerin geneline bakıldığında Kıbrısî’nin yevmu’l-ezel ile mirac anlayışı bir açıdan benzer. zaman olmayan zamanda. 1003 Cebecioğlu. tasavvufta tayy-ı zaman ve tayy-ı mekân kavramlarıyla da kesişmektedir. yevmu’l-ezelde de zamanların önceliği ve sonralığı yoktur. zaman içinde zaman halkeder.

Zira ruhun hızı her yerde her an olabilme kuvvetindedir. Tasavvuf Sohbetleri. bir nevi tayydır. 88. Schimmel. 1980’li yıllardaki bilim ve teknoloji ile izah etmiştir. ys. nefsanî kirlerin yükünden arınıp. Bu ifadede anahtar kelime ise. ses ve görüntünün yüklenerek dolaştırılmasıdır. Allah(cc)’ın hayatımız için kanun koyan. koku ile.1006 Miracta Hz. Peygamber(sav)’in Mekke ile Kudüs arası yaptığı ruh mea’l-cesed nev’indendir. beraberindeki eşyaya da yaptırılır. ilahî kudret denize düşen bir damla gibi olması gerekir. Menâgibu’l-İmâm el-A’zâm. Çünkü ulûhiyyet ve otorite birbirini gerektirir. akıl (idrak) ile. 214-228. Bunlarla beraber insan aklı ve ruhu ışık hızından daha hızlıdır. Zihebî. uçakta 900 km/saat ile hız alırken. Hz. “Bu sıfat Peygamber(sav)’e niçin giydirildi?” şeklindeki bir soruya Nazım Efendi cevap olarak. Ulûhiyyetin gerektirdiği otorite mülkü. Ulûhiyyet vasıflarının en önemlisi. Bunların her biri ruha binerek tayy ederler. Bunun için insan ruhu. Ankara 1989. 1410/1989) tasavvuftaki tayy-ı zaman/mekan kavramını. saniyede 300 bin kilometre olan ışık hızına. Münir Derman. ss. Kıbrısî’nin mirac anlayışını incelemek açısından mühimdir. 1006 Kıbrısî.1005 Şeyh Nazım’a göre Miracta. Münir. havada sabit duruyormuş gibi hissetmeye benzetmiştir. Kısaca televizyondaki tayy-ı mekân. Benzer şekilde insanın da tayy’ı. Sabuncu. Birinin rüyasına girmek. s. tayy tecrübesini. suret ile. Peygamberdeki ilahî aşkı göstermiştir. ses ile. ruh ile ve cesed ile olur. İslamın Mistik Boyutları. tayy-ı ses. Peygamber(sav)’e ulûhiyet sıfatının giydirilmesini anlamak. 196 . Bir Allah Dostu Diyor ki. Cesed ile olan tayy. 114-124. Bu izaha göre günümüzdeki radyo. Sidre-i münteha’dan içeri yokluğa düşme kaygısıyla giremeyen bir Cebrail(as) varken. televizyon tayy-ı renk ve suret olarak adlandırılmıştır. Bunun için tayy-ı mekân yaptırılan velî kulun. izzeti ve kudreti murad Bektaş-ı Velî. ulûhiyettir. Hz. rüya ile. ss. nizam ve hukuk belirleyen olmasıdır. Peygamber(sav)’e ulûhiyet sıfatı giydirilmiştir..Cumhuriyet dönemi mutasavvıflarından Münir Derman (v. Dört Evliya Menkibeleri. Hz. aşkla varlığından geçen Peygamberin(sav) içeri girdiğini ifade etmiştir. 1005 Derman.

321. “Allâh’ı bırakıp da O’nun ortağı olduklarını kupkuru iddia ettiklerinize istediğiniz kadar yalvarın. O’nun nezdinde kendisine izin. İlah Md. Ahmet. maşukun nurundan kendi kalplerine ferahlık ve sevinç doğduğu için. kime dilersen mülkü ondan çekip alırsın.. âlemin bütün denizleri muhabbet denizi olsa. Marifet Yay. ateşin onda ilerleyişi başlar. el-Lumâ. Bana kulluk edin!” diye vahyetmişizdir. hüküm verilecek her şeyi. ss. 1010 Sebe: 34/22-23. Peygamber(sav)’e ulûhiyet sıfatının giydirilmesine vesile olan şey. ganî ve hamiddir. c. s. 1008 “Ey Muhammed! Senden önce gönderdiğimiz her Peygambere: “Benden başka ilâh yoktur.1013 Sûfîlere göre içmek.. ateşe ulaşıncaya kadar birkaç kanat çırpar. ortağı olmamayı gerektirir.” Enbiyâ: 21/25 . ss.” Mümtehine: 60/6. Ama kim de aksine giderse bilsin ki Allah. Her şeyi hakkıyla bilendir. 4.1008 Ortağı olmamak. Bu haldeki sufînin cânı içine. ona ulaşınca da uçuş biter.ettiği gibi dağıtır1007 çünkü ulûhiyet.” Zuhruf: 43/84. ateşe âşıktır. kimi dilersen onu alçaltırsın. verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. 449. 197 .1014 Âşık pervane gibidir.1009 Dolayısıyla Kıbrısî tarafından bahsedilen bu ulûhiyet sıfatı. Yurdagür. 1014 Tusî.” Âl -i İmran: 3/26. aşktır. 1012 “Onlarda sizin için. Onların buralarda hiçbir ortaklığı olmadığı gibi. s. Kimi dilersen onun kadrini yükseltir. yegâne hüküm verici olmayı. Sevgiliyi görememe güçlüğü dışında bütün güçlükler. Onların ne göklerde ne yerde bir zerre miktarına bile güçleri yetmez. İstanbul 1984. ilâhi sevgi ile kavrulur. hikmetleriyle beraber bilmeyi gerektirir. 1013 Hucvîrî. 76-79. Metin. maşuka kolay gelir. 27-29. maşukun gönlüne derya misali dolmasıdır. 1011 Mâide: 5/35. onun da bunlardan bir yardımcısı yoktur.”1010 ayetinde belirtilen bir ortaklık değil. Kıbrısî’ye göre. Hz. Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı arzu edenler için güzel bir örnek vardır. bu müşâhedeyi içmeye benzetirler. Binaenaleyh. Mâşuklarını müşâhede esnasında. Pervane bir anda maşukun 1007 “De ki: Ey mülkün sahibi Allâh’ım! Sen mülkü. Hucvirî’ye göre aşk. Keşfu’l-Mahcûb(Hakikat Bilgisi). temiz sırları ve yüce insanlardan gelen şeyi algılamak ve bununla ferahlanmaktır. “tevessül” kavramı dahilinde anlaşılan bir ortaklık olduğu görülmektedir. Canânı düştüğünden. İstanbul 2010. 1009 “O hüküm ve hikmet sahibidir. bunların hepsini içtiği halde hâlâ. “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve Ona yaklaşmaya yol arayın”1011 ayetinde belirtilen vesilelerde ve model insanlarda1012 söz konusu sıfat görülmektedir.. kime dilersen ona verirsin. aşk düşüncesinin bilinci kaplayıp. ruhları. Pervane kendi gayret kanadıyla ateşi özleyerek uçar. Şamil Yay. Şâmil İA. Yaşar . Allah’ın Sıfatları (Esmâü’l-Hüsnâ).

er-Risâle. Hakk ile Hak’la beraber kalmadır. sidretü’l-menteha’nın sahibi olan Allah(ac)’ta olmuştur. Aşkın Halleri. Kuşeyri. Aşkıyla kendi sıfatlarını. Daha sonra bunun evrende ihsas ve temyize döndürmesi ise farkın aynıdır. M. Hz. kulluk sıfatlarında bekâ olmuştur. fena halinde zuhur eden ulûhiyet sıfatları tekrar fena olunca. ruyetullah.1016 Ancak bu anlayışın ihtiva ettiği fena-beka hususunda. 1018 Kuşeyrî. Bu halde kendisine ait nefs. ss. Yani fark halinin yok olup. Bu yüzden Hz. s. 102-106. Peygamber(sav)’i fenaya taşıyan hal olmuştur. 198 . Peygamber(sav) Hakk’ın vasıflarını almakla kendi vasıflarından soyutlanmıştır. Firavun’un dünya hayatında bulunduğu durumda imtihana tabi olsaydı. Kıbrısî’ye göre aşk. Kuşeyrî’ye göre bu durum bir gurup âlimlerin cem ve mahv ile işaret ettikleri şeyin kendisidir. 134-135. Velî-Evliya konusunda incelenen fenâ-bekâ anlayışına istinaden. Hz.1017 Miracın Kabe Kavseyn anı.. Bu an Kuşeyrî’ye göre. Peygamber(sav)’in miractan dönüşü ise. s. ilahî sıfatlarda yok eden Hz. aşk. kişinin nefsine dairdir. zaman ve beyan kalmamıştır. Hz. kendi sıfatlarına daha kemal bir dairede geri dönüş olması hasebiyle. Ali(ra) fenâ makâmında. ilim. Mustafa(sav)’in Hakk Teâlâ’ya nazar ettiğinde. ss. İstanbul 2004. zehirden etkilenmeyecek bir maneviyatı vücudunda taşırken. 70. Sufîlerin detaylı beyanları vardır.kendisi olmuştur. Farklı bir ifadeyle. Peygamber(sav). Kitabu’l-mirâc. Nefs bahsinde teferruatı bulunan bu bilgiye göre tüm kullar. Firavunun 1015 1016 Gazâlî.1018 Şeyh Nazım Efendi’nin sohbetlerinde mirac bahsiyle ilgili paylaştığı bir bilgi. Çetinkaya. Hz. âşığın mâşuğunda kaybolup O’nda fani olmasıdır. beka olarak adlandırılmıştır.1015 Aslında bu aşk. beka ve uluhiyet gibi kavramlarla birlikte ele alınmıştır. Hakk’ı Hakk ile görmesidir.: Turan Koç. Ter. Ahmed. Kıbrısî’nin ifadesiyle ulûhiyet sıfatı giydirilmiştir. Çünkü her eşyada O’ndan bir işaret var ve bu da O’nun birliğine bir kanıttır. Tasavvuf Sohbetleri. 86. fena. cem halinin yaşadığı hal bu haldir. Gelenek yay. Resul(sav) beka makâmında. Bu durum zaman söz konusu olmaksızın. 1017 Kıbrısî. o tevhîd kuvvetini kalbinde toplamış ve bedenen sıradan insanlar gibi olmuştur. Peygamber(sav)’in kendindeki hal ve sıfatlarındaki fenası.

1024 İbn Arabî’ye göre insanî vücudun tedbiri için hangisinin imam olacağını ise. Bu anlayışı. her bir şartta ruhun üstünlüğünü izah ederek. Sümer Kitapevi. 18.1023 Mutasavvıflara göre bir vücudda. 67.1024 Nefs-i emmâre ile ruh. 1019 1020 Kıbrısî. akıl tahtına hâkim olmak ve nefsin benliğinden kurtulmak için yapılmıştır.1025 Nefsin bu yönü ile ilgili irdeleme. akıl sahibi olmak. 113. Firavunvarî bu yönünden dolayı esfele’s-safilîn’ne düşebilecek ve hayvanî bedenin bile hakkını yerine getiremeyerek. Bunun gibi tüm şartlar ele alındığında görülüyor ki. “Biz. potansiyel olarak bir firavun nefsi taşımaktadır. “şirk-i hafî” kavramıyla da ele alınmıştır. Uludağ. Erzurumî. yaratılışındaki ahsenu’l-takvim kodları ile kulluk görevini yüklendiği zaman. Her şeyi sebeplere bağlamaya ve sebeblerin arkasındaki müsebbibi görmemeye denir.1019 Kıbrısî’ye göre bu nefsin vasfı. bir imam olmalıdır. ss. Nakşibendî. et-Tedbirât. narî olan nefsin muharebesi. 199 . Nuranî bir yapıda olan ruh ile. Allah(cc)’tır. İbn Arabî. hür olmak. a.. 1026 Kıbrısî. 52. “la ilahe illa ene” demesidir. 1025 İbn Arabî. s. Tasavvuf Sohbetleri. Risâle-i Kudsiyye(Şah-ı Nakşibend^den Sözler). 1023 Şirk-i Esbâb da denir. s. Nefs Mertebeleri. nefsin tahakkümü bir nev’i kalbî şirk telakki edilmiştir. 23. c. s. 79-87. Kureyşî olmak ve engelli olmamak gibi fıtrî şartların yanı sıra. İstanbul. ruhundur. Erzurumî İbrahim Hakkı. 547-564. Marifetname. 45-46. 10. Meselâ ruh.. Aynı eser. Semerkand Yay. Ter.: Hasan Almaz. 88-89.: Selahaddin Alpay. 38. vücud sarayındaki imamet hakkı. 18. ss.1020 Buna göre kul bu halde iken Hakkı Hak olarak kabul etmeyip. Rûhu’lBeyân. İstanbul 2011. 1022 Furkan: 25/43.yaptığı gibi rablik ilan edeceklerdi. nefsine ait bâtıllarının hak olduğunu iddia eder.e. s. İnsanın. elest bezminde ergenliğine ermiştir. mana vücudunun. Ancak Kıbrısî’ye göre insan. zahiri imamet emirine istinaden izah etmiştir. nefs başlığında yapıldığından burada tekrar edilmeyecektir. Bkz. akıl sahibidir. Bu şer’î şartları ruh ve nefsle mukayeseli ele alan Arabî. TTS. erkek olmak. Sad. müttaki olmak ve Sâdıklarla beraber olmak gibi kesbî şartlar halifeyi belirler.. Tafsilatı için bkz. Buna göre ergen olmak. ss. manen hayvanlardan bile düşük bir derecede bulunabilecektir. ilim sahibi olmak. ruhun nefse imamlığını isbat etmeye çalışmıştır. melekût âleminde itibar görebilecek bir mahlûk olarak değer kazanır. Allah(cc) ile daimi bağı bulunan ruh. 1021 Aynı eser. Böylesi nefis her fiilde kendisini hâkim bilerek hak üzere olduğunu zanneder. Pârsâ Muhammed.1021 Bu durum ıstılahta “Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü?”1022 ayetinde bildirilen bu hakikatte bağlı olarak. Alem Yay. İnsan vücudunda ruha hükmedecek tek kudret. et-Tedbirâtu ilâhiyye. Fuad Başer. ss. s. nefsin değil. İstanbul 1973.g. Başka bir ifadeyle her kul. M. 336. s.1026 Bununla birlikte insan. Ter. diğergam olmak. şer’an imamet şatları belirlemiştir. Bursevî. ss. aynı anda mana vücuduna imam olamayacağından. İbn Arabî.

ilmen bilebilir. Üçüncü pay ise. doksan dokuz Esmaü’l Hüsnası ile tecelli edip Zâtını tarif ettikten sonra İsm-i Âzam tecellisini açmıştır. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin Hz. Bir dem gelir İsa gibi. ölmüşleri diri kılar. Hz. Efendimize(sav) miracta. Peygamber(sav)’in aşk ile fenaya düştüğü makâmdır ki burada Efendimize(sav) ulûhiyet sıfatı giydirilmiştir. 43. mirac ilimlerinden olan üçüncü payı da Hz. Ali(ra)’ye bildirilen sırlardan. üç kısımdır. yüz sürer anda yerlere. Bir dem varır deyre girer. Peygamber(sav)’in 12 bin miracı vardır. rahmet saçar her mahfile. kaynaklarda mirac hediyeleri olarak sabittir. İncil okur ruhban olur. aşağıların aşağısına indirdik. miractaki tüm temâşânın fiziksel bir görüş olduğuna dayanmaktadır. Bir dem gelir gümrah olur. Bir dem girer kibir evine. Firavun’un dünya hayatında bulunduğu durumda imtihana tabi olsaydı. 200 . Timurtaş. miskin Yunus hayran olur.gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Evliya. Firavunun yaptığı gibi rablik ilan edeceklerdi. İkinci pay. Bu mevzudaki Yunus Emre (v. ikinci paydan keşfen haberdar olur. Peygamber Efendimize(sav) mahsustur. Kâbe Kavseyn’e dair malumatlar.”1028 Şeyh Nazım’ın mirac anlayışının temeli. Beytü’l-Mamur’a yükselmesi ve orada Hz. Bunlardan bir payın doğrudan ümmete tebliğ içindir ki bu pay.”1027 ayetiyle bildirilen bu yönünü. Peygamber(sav) ile birlikte yaşadığı mirac tecrübesi ve Kıbrısî’nin hayatında bahsettiğimiz bir tecrübesinde. 720/1321) mısralar şöyledir: “Bir dem varır mescidlere. Kıbrısî’ye göre evliya. Bu bilgilerden bir başkasına göre insanlar. s. bugüne tevarüs edenleri. Firavun ile Hamân olur. 5. tasavvuf ıstılahında farklı açılardan ele alınmıştır. Kıbrısî’ye göre miraçtan iniş ise bekâ makâmını temsil eder. Sonra onu. Allah(cc)’ın sonsuz rahmetini vurgulamaktadır. Yunus Emre Divanı. Söz konusu bu mahrem bilgilere göre Allah(cc). 1027 1028 Tîn: 95/4. Peygamber(sav)’in arkasında namaz kılması bu bilgilerin temelindeki manevî tecrübelere misallerdir. Ebu Bekir(ra)’e ve Hz. miracta Peygamber Efendimize(sav) tebliğ olunan ilim. evliyaların kalblerine tebliğ içindir. Şeyh Nazım’a göre. Bu makâm Hz. Bir dem döner Cebrail’e.

Kâşânî.1035 Mutasavvıflara göre ubudiyet. s. s. 1038 Isfehanî. İbn Manzûr. İbadet ise. abidin ruhunu diriltir ve ona ehadiyet makâmlarını tecrübe ettirir. Isfehanî. KULLUK MAKÂMI (ÂBİD): Âbid kelimesinin Arapçadaki kökü olan “abd” köle. hevâlarının ve dünyanın kulu olurlar. ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. 2778. c. varoluşları bakımından Allah(cc)’ın kulu olsalar da. c.”1034 âyeti de hiçbir mükellef kulun ölünceye kadar ibadet vazifesinin sakıt olmayacağı yönünde anlaşılmıştır. kul olmanın bir gereği olarak. Allah(cc)’a yapılır.1037 tercihleriyle. ss. 126. Hulasat’ul-beyân. 1037 “Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir. kulluğa kuvvet kazandırmak ve bunu rahat yapabilmek içindir.”1033 ayetinde kulluğu izhar edici fiilin ibadet etmek olmasından hareketle. nefsin hevasına muhalefet etmek ve Allah(cc)’ı tazim etmek anlamlarına gelen Arapça bir kelimedir. s. Lisânu’l Arab. 1036 Kâşânî. 1031 Zümer: 39/11.” Meryem: 19/93 .1038 Allah(cc)’a kulluk. 10-16. s. “Sana yakın gelinceye dek Rabbine kulluk et. ubudiyet bakımından Allah(cc)’a kulluk yaptığı gibi. insanın asıl görevinin kulluk olduğu. O'na kulluk etmem emredildi. Müfessirlere göre hayatta uğraşılan diğer işler. itaat etmek. dünyaya da kulluk yapmaktadırlar. kul demektir. 1034 Hicr: 15/99. izharıdır. el-Müfredat. “Ben cinleri ve insanları.9. Kulluk ve ibadet. Kulluğun gereği olarak. Istlahâtu’s-sufiyye. s. s. Kamûsu’l-muhît.3-MAKÂMLAR VE SEYR U SULÛK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: a. kalbin Allah(cc)’tan ayrılmaması gibi yüce bir anlam ifade ettiği için tasavvuf ıstılahında 1029 1030 Firuzebadî. 1032 “De ki: ‘Ben dinimi Ona özgü kılarak Allah’a kulluk ederim’…” Zümer: 39/14 . tevhîd dininin gereği olarak yalnız Allah’a taptığı vurgulanmıştır. 125. Dünyanın kulu olanlar. 201 . boyun eğmek.”1031ayetinin devamında1032 Peygamber(sav)’in.1036 Ancak insanlar. bedenî ibadetlerin yanında. 319. 1033 Zâriyât: 51/56. el-Müfredat. 319. 1035 Vehbî. Istlahatu’s-sufiyye.1030 “Bana dini yalnız Allah(cc)'a hâlis kılarak. kulluk etmek. acziyetin ve kulluğun.1029 İbadet. kendisine kul olmaya ve ibadet edilmeye tek layık olan. Kur’ân’a dayalı anlayıştır. 7. 296.

1044 Nazım Efendi’nin kul anlayışında mühim bir husus olan benlik. ubûdiyyet ve ubûdet olmak üzere üç derece olarak da tasnif edilmiştir.1043 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tabirine göre hakiki kul. s. ibadet.. Yani benlik kişiyi Allah(cc)’a ve Peygamber(sav)’e hakkıyla tâbi olmaya engeldir.”1042 Kur’ân’da iyi ya da kötü olarak vasıflandırılan tüm insanlar. Dolayısıyla benlik sahibi.151. s. ubûdiyyet. ahde vefa göstermek. Cürcani.1039 Istılahta âbid ise. Cebecioğlu. getirenler hakiki kulluk makâmına bulunan âbidler olarak tanımlanmıştır.1041 Nazım Efendi kul kelimesini. 179. Peygamber(sav)’e has ümmet olmada da belirleyicidir. 19. yani Âdemoğlu anlamında kullanılmıştır. kalbini Allah(cc)’tan başka her şeyden ayıran kul olarak anlaşılmıştır. peygamberlerin Kur’ân’da anıldıkları isimdir.. Böylelikle kişi hakiki kul olmaktan düşer. s.e. 151. ayne’l-yakîn. Tasavvuf Sohbetleri. 10. sâlikin seyru sülûkünü tamamlamak için gösterdiği çabadır. hakik i manada tâbi olan etba’adan olamaz. s. Yani.g. Benlik kişinin kendi iradesini izhar ettiği yerde olur. Peygamber varislerine yani. Bu tasnife göre ibadet. Uludağ. ubûdet de. Taarifat. kendisine yaratılışla verilmiş kulluk vazifesini yerine getirmeyen Âdemoğlu kul ise de. mürşîd ve evliyalara tâbi olmakta da aynı durum söz konusudur. hakikat bilgisine vasıl olmuş sâlikler için söz konusudur. c. yani âbid vardır. Nazım Efendi bu durumu şöyle ifade 1039 1040 ve yitirilene sabretmek olarak Uludağ. insanoğlu manasıyla şöyle ifade eder.kulluk. TDV İA.1040 Ubudiyet ise. 151. vuku bulana rızayı gözetmek tanımlanmıştır. 247-248. 10. İbadet. Ancak insanlar içerisinde yaratılış gayesine ve kul olmaya göre hayatını yaşayan veya yaşamayan insanlar olduğu için Nazım Efendi’ye göre bir de hakiki kul olarak ifade ettiği kul. Kişi benlik gösterdiği yerde hakiki kulluk vasfını kaybeder. a. “Her kulun farklı sureti olduğu gibi farklı şahsiyetleri vardır. Mahlukâtın içerisinde sahip olunabilecek en yüce makâm olan kulluk makâmı. s. 1043 Kıbrısî. hakke’lyakîn seviyesinde. a. 1041 Cürcanî.g. 1042 Kıbrısî. bazen de manevî makâmları ifade etmiştir. TTS. Tasavvufta ibadet. TTDS. s. s. Allah(cc)’a kul olmaları gayesiyle yaratıldıkları için kul. Allah(cc)’ın iradesinde gölge gibi olandır. 202 . Farklı vasıflar ile tabir edilen kul. 1044 Aynı yer. ilme’l-yakîn.e.

1047 Herevî. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b.. o nurla bakan kişilerdir.g. 152.1053 Şeyh Nazım. acizliğini idrak etmesi gerektiğini ve daha sonra tüm fiil ve halleriyle. Zaten tevhid âleminde her şey bir görünür. ss. 1046 Kıbrısî. s. Hucvirî. Menâzilü’s-sâirîn. Baktım aşıkı ve maşuku bir olarak gördüm.. bu durumu misak ile ilintili olarak şöyle ifade etmektedir: “Bizim (kulların) hareket ve sükûnumuzda sürekli ‘elestu bi rabbikum’ hitabı vardır. a. Rabbi ile arasındaki bir perdesi olan nefsini ve benliğini çıkarttığı zaman ulaştığı fenâ makâmını Bistâmî şöyle tanımlamıştır: “Yılan gömleğinden nasıl çıkarsa ben de Bayezîdliğimden (benliğimden) öyle çıktım.. TTDS. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). Bu kişiler hakiki kul1050 olarak nitelendikleri gibi. Aclûnî. hiçbir ihtiyar taşımayan kimse Abdu’llahtır.”1046 Kulun benliğini izale etmesi. Sahabe-i Kirâm bu taifeye yol gösteren yıldızdırlar. kulun hakiki kul olan ricallerden olabilmesi için. 1051 Kıbrısî. ya da tekerrür içindedir. Hakka tâbi olan kimsenin sıfatındadır. ss. 10. 1048 Bistâmî. ss.g. Nazım Efendi. Keşfü’l-hafa. 237-256. Dolayısıyla kul dünya hayatının her lahzasında ya tekâmül. bu hitabı her daim ikrar edenlerdir. 210. 308-309.e.VelîEvliya. Hayatı Eserleri Fikri. c.g. s. s. s.g. 147. Nazım Efendiye göre evliyalardır. 2. 1052 Kıbrısî.”1048 Yevmu’l ezeldeki misakla başlayan vücûd mertebelerinin sonu yine başlangıcıdır. Afifî. 1050 Aynı yer. kendi iradesini Allah(cc)’ın iradesi önünde yok etmesi fena fi’llah gibi ileri bir kemal derecesi olarak önemli ve uzun bir seyirdir. 1051 yakin ehli. 11.”1049 Hakikat ehli olanlar. hakiki kul olarak nitelenen kişilerinde rical. a. 1047 Bu yolculukta kul.e. a. mukarreb kullar1052 olarak da nitelendikleri olmuştur.e. Manevî Devrim. 15. Cebecioğlu. Bizler davranışlarımızla bu hitabı tasdik/ikrar eder ya da etmeyiz. 1053 Kıbrısî.eder: “Allah’ın iradesinin önünde hiçbir irade. Elest bezmindeki hitabı an ve an işiten kişiler Allah(cc)’ın nuruyla nurlanan. a.. 83 hadis-i şerifindeki âlimler. s. s. s. peygamber varislerine tâbi olan kimseler1045 de. 203 . 24. 142-143. Peygamber(sav)’in hakiki ümmeti kimdir? Peygamber’in iradesi önünde iradesi olmayan kimsedir… Evliyaların etbaı..e. s. 1049 Kıbrısî Tasavvuf Sohbetleri.” Bkz. Bu tezde bkz. bu idrakini izhar etmesi 1045 “Âlimler Peygamberlerin varisleridir.

. Kul niye dediği anda. Mutlak varlık Cenâb-ı Allah’ındır. 1058 Kıbrısî. ne getirdin demezler. Kendisini gördüğü kadar da ondan imdat çekilir… Gavî olan Allah(cc)’tır.e. düşünür. mülk ve rütbe gibi insanı varlık iddiasına sevk eden her şeyin kalbten izale edilmesi gerekir. bir kısmı şerre yönlendirildiğinde hakiki kul. ilim. Allah(cc)’a en sevgili hâl olduğunu ifade etmiş1056 ve bunu bir menkıbe üzerinden izah etmiştir. Şeyh Nazım. O tecelli makamına mazhar mûrîdin duası kabul olunup. a. akıl. Tasavvuf Sohbetleri. a. ‘Ben Allah’ın bâbına çıktığımda Cenab-ı Hakk’ın huzuruna açılan kapıya geldiğim vakitte bana ne getirdin diye sordular. kul olmaktan uzaklaşır. Orası senide beni de ilgilendirmez. Kıbrısî.” diyerek yazının eskisi gibi olması yönünde dua etmesi için mûrîdine emir buyurmuş. Onu ehli cennet kıl Ya Rabbi!” diye dua etmiş. ‘Sultanın kapısına gelen dilenciden. Hemen secdeye kapanıp: “Ya Rabbel izzeti ve’l azame! Beni bu rutbeye yetiştiren şeyhimi ehl-i nâr olmaktan kurtar. Bu manada hakiki kulun iradesi. Mûrîdinin secdedeki duasıyla ismi tekrar şekavet listesine yazılan şeyhe 204 . Şeyh Nazım Efendi’ye göre insanlardan bir kısmı hayra.gerektiğini.1058 Acziyetini idrâk eden kulun.”1055 Nazım Efendi. Biz zayıfız. bunun nedenini Allah(cc)’tan sual edip edepsizlik yapmaz. ubudiyet hududunun dışına çıkmış olur. Bunun için kul hayır ve şerri Allah(cc)’tan bilmelidir. 149. 155. Bana ilham oldu. Bestâmi) Hazretlerini rüyada görmüşler. Allah(cc)’ın iradesinde kaybolmuş kişi olabilmek için benliğini izale etmek yönünde mühim bir hususu idrak etmektedir. sen bir gece dayanamadın. şeyhinin adı ehli cennet tarafına yazılmış. 1059 Bir mûrîd halvet halindeyken kendisine ayân olan levh-i mahfuzda şeyhini şekavet içinde ehli cehennemlikler arasında görmüş.g. s. 1056 Kıbrısî. ne istersin. Çünkü Allah(cc)’a şükrün manası bu edebi gözetmektir. “İnsan zayıf yaratılmıştır”1054 ayetine atfen kulun aciz olduğunu söyleyerek bu acziyeti bilmeyi kulluğun bir gereği olarak şöyle ifade etmektedir: “Kul acizdir. s.g. ne hacetin vardır derler’ deyince doğru söyledi açın kapıları gelsin içeriye! Diyerek beni karşıladılar. Aczini bildiği kadar ona imdat gelir. iradesini izale etmesinde bir diğer husus ise Fâil i Mutlak’ın Allah(cc) olduğunu tasdik etmesi ve kulun tüm fiillerde Allah(cc)’a tâbi olmasıdır. 108.e. acziyetini idrak eden kuldaki halin. Dolayısıyla kendindeki fani varlıkla gururlanan kişiler. Mûrîd sabah mürşîdine mazhar olduğu tecelli ve neticesini anlattığında şu cevabı almış: “ Ya veledi! 37 senedir ben orada şekavetimi gördüğüm halde ubudiyeti terk etmedim. Nazım Efendi bu ayrıntıyı bir sohbetlerinde menkıbe1059 ile daha anlaşılır bir düzeye indirgemiştir. s. 1057 Beyazıd-ı Bestâmi’nin vefatından sonra rüyada görüldüğü menkıbeyi Nazım Efendi şöyle anlatır: “Sultanûl Arifin (B.1060 1054 1055 Nisâ: 4/28. ‘Halin nasıl oldu’ demişler.1057 Bu manada kul olabilmek için.

acziyet. sıkıntı. hayatı kurtarmak için kangren olan eli kesmek de bu cihetten bir adalettir. Bu ezelî taksimattan daha adilane bir taksimat ihtimalinin olması veya Allah(cc)’ın yarattığı kullarına hak etmediği bir taksimin yapılması. Bu ise İslam’ın Allah(cc) anlayışına göre muhaldir. Sen ona karışma. sohbette bulunanlara şöyle bir tavsiyede bulunmuştur: “Ne hikmetler var… İşte böyle herkes bir vazife yüklenmiştir. cehenneme gidecek kullardır. Hayrı ve şerri yevmu’l-ezelde yazılı bir vazife olarak addeden Kıbrısî. Bu izaha göre tüm mahlûkatın özünü en iyi şekilde bilen Allah(cc)’ın ezeldeki rızık. s. 505/1111).” 1060 Kıbrısî. Gazali. “ilahî adalet” kavramıyla izah etmiştir.: Ahmed Serdaroğlu. Senin adını o listeden şimdi Ben siliyorum seni saidlerin başı yazdım. ecel. Tasavvuf Sohbetleri.g. kudret. Hacı efendiler. çoklarının hayret ettiği ve kâşiflerin açıklamada bulunmadan menedildiği kader sırrı vardır. Onlar bunun derinliğini bilemiştir. İlahi adaletdeki hikmeti anlamada en önemli konu. İhyâ’i ulûmu’d-dîn. O (iman etmeyen) vazifesini yapmaktadır. Cehennem ehline azab edilirken. adalet olduğu gibi. yevmu’l-ezelde cehennem için yaratılmış ruhların. Çokları bu denizde boğulmuştur. Sen kendi kulluğuna bak”1062 Nazım Efendi bu şöyle bir ilham geliyor: “Ya âbidim! Sen benim muhlis kulumsun. Gazalî. dalgaları sert. Çünkü bunun derinliğini ancak âlimler bilir. 1062 Kıbrısî. bir zulüm değil.e. ehl-i Cennet’e nimetlerin arz edilmesi ise aynı çeşit adalettir. cennetin cehennemle bilinmesi gibidir. Çünkü kemal ve noksanlık birbirine nisbetle belli olur. zıtlıklar ile izah etmiştir. genişlikte tevhid deryasına yakın bir deryadır. Bu manada hayvanların insanlara feda edilmesi. küfür. Binaenaleyh bu denge içerisindeki hikmet. hoca efendiler. 86. Mü’min kardeşler! Herkes bu âlemde bir vazife yüklenmiştir. 4. ahirette bir kemalinin olması. Kıbrısî’nin kulluk anlayışında açıkça görülmektedir.. c. İşte bu denizin sonunda. gecenin gündüzle. Allah(cc)’a noksanlık izaf etmektir. edeb ve kulluk kavramlarıyla ele aldığı söz konusu düşüncesinin temeli mahiyetindeki anlayışı İmâm-ı Gazalî (v. ss. huzur. dünya hayatlarında işlediği fiillerin karşılığında ateşe düçar olmalarındaki hikmeti. Bedir Yay. taat ve masiyet gibi kullarına taksim ettiği her şey tamamen adilane ve kusursuzdur. iman. s. İstanbul Tarihsiz. ya da dü nya hayatında eksik olan bir nimetin. a.” Tafsilat için bkz..1061 Gazalî’ye ait söz konusu düşünceler. 474-475. sıhhatin hastalıkla. dünyada tamamlayıcı nimetlerle desteklenmesi. bu taksimattaki adalet ölçülerinden biridir. Dolayısıyla ahirette eksik olan bir nimetin. 1061 “Bu da etrafı geniş. Ter. 86.Kıbrısî’nin şükür. 205 .

”1066 Nazım Efendi kul kelimesine genel tasavvuf anlayışı içerisinde farklı kavramlar ile ilişkilendirerek mana vermiştir. 15. 14. bu tarafa bak. 109.> 1065 Kıbrısî. Bizler davranışlarımızla bu hitabı tasdik eder ya da etmeyiz. s. ss. Şeyh Efendi Hazretlerine dedim ki: <Ya Seyyidî ! Sakalını traş ettiriyor.1065 Bu noktada İslam’ın şiarlarından olan “iyiliği emretmek ve kötülüğü nehyetmek” vazifesi ile ayıplardan yüz çevirmek arasındaki ince çizginin nasıl belirlendiği önem arz etmektedir. Ancak her münkerin menhiyat derecelerine göre hak ettiği bir sevilmeme haddi vardır. 1068 Aynı eser. Tâbi memur kiş i. 206 . Ayıp işleyen kişiye bakmak da ayıptır. 1067 Kıbrısî. “Münker görüldüğünde buğz-u fillah lazım değil midir? Lazımdır. Hicaz’dan memlekete dönüş yapan hacılardan birisi oturmuş sakalını traş ediyordu. 14. Bu mevzu Kur’ân’da “Belki (alay edilenler) kendilerinden daha hayırlıdırlar.e. Haram işleyene bakmakta haramdır. Nazım Efendi bu kulluğu misâk ile ilişkili olarak şöyle ifade etmiştir: “Bizim her hareket ve sükûnumuzda sürekli ‘elestu bi rabbikum’ hitabı vardır. 1066 Burkay. şahit olma. 1064 Şeyh Nazım bu anısını şöyle anlatmıştır: “Hicaz’dan geliyoruz. Tasavvuf Sohbetleri.” Hucurât: 49/11 ayeti ile vurgulanmıştır. Hz. Bu konudaki beyanı Şeyh. aynısını işlemedikçe ölmez” Tirmizi. Kınama. Yani toplumda umumileşmiş küçük münkerler için nehy-i anil münker uygulamak olmayacağı için o ayıptan yüz çevirmek ve işlendiği yerden uzaklaşmak uygunken. baktım sakalını traş ediyordu. a. Gözüm oraya değdi. Bununla birlikte misâk gününde Allah(cc)’a verilen ahid üzerine olanlar da. Hakikat ehli olanlar (kul olanlar) bu hitabı her daim ikrar edenlerdir..tavsiyesine. bu nuru taşıyan veya bu nur ile bakan kişileri. s. Peygamber(sav)’in varisleri olan mürşîdlerdir.> Hemen bana dedi ki: <Nazım Efendi! Oraya Bakma. 11. s.1067 Allah’ın nuru bahsinde izah edildiği üzere.”1068 1063 Bu manayı ihtiva eden hadis kaynaklarda şöyledir: “Kim din kardeşini tevbe ettiği bir günahtan dolayı ayıplarsa. Şeyhim Hazretleri Sultanûl Evliyanın mahiyetindeyim. büyük ayıpları işleyiş esnasında durdurmak dinî vazifedir. 53. Orada bulunduğu müddetce sakalını bırkmıştı. Şerafeddin-i Dağıstanî’nin ifadelerinde şu şekilde buluyoruz. Gözünü ondan çevir.g. Vapurda. Menakıb-ı Şerefiye. “ayıplayan ayıplanır”1063 hadis-i şerifini delil getirerek şeyhi Âbidullah Dağıstanî ile bir anısı1064 üzerinden bu tavsiyelerini mürîdleri ile paylaşmıştır. hakiki kullukla vasıflandırmıştır. Mesela bir sohbetinde hakiki kul olan âbid kişiyi Allah’ın nuru ile bakan ve o bakışla levh-i mahfuzu okuyabilen kul olarak tanımlamıştır.

yakîn ehlidirler. Bu vasıflardaki kul. 207 . Ebu Nuaym. s. Allah(cc)’a sevgili kul olma yolundadırlar.g. 1074 Aynı eser. dünyaya veya hevâsına kul olmayandır. Şeyh Nazım’a göre bir kişi Allah’ın kulu (abdu’llah) değilse. 48.Kutub. kulun Allah’ı hoşnut etmeyen amellerinde nefsi ya da şeytanı hoşnut edeceğini söyler. s. Çünkü onlar. Her daîm ahiret odaklı yaşadıkları için. Hilye. Onlar. Tâbi olmayı aynı zamanda hoşnut etme ile ilişkili anlatan Şeyh Nazım. ss. 57. s. abdu’ş-şeytan. Allah(cc)’ın mukarreb kullarındandır. Tasavvuf Sohbetleri.”1070 hadisini delil göstererek izah etmiştir. ölüm.1074 Bu manalardaki kulluğu yaşayan kişiyi “Erkek” ya da “Ricâlullah”1075 olarak da tanımladığı gibi. nefsine. Nazım Efendi.3. 1073 Aynı eser.1071 Bu hadis-i şerifte hizmette bulunmayı ve hadim olmayı da. sâlih olmayan niyetlerden hâsıl olduğu zaman kul için kazanç değil. Çünkü çok değerli olarak tanımlanmış ameller. 12.1072 Bu kavramlarla Nazım Efendi kul olmayı. Abdu’n-nefs veya Abdu’ş-şeytan olur. şeytana.1077 Nazım Efendi bu nurla bakan 1069 1070 Kıbrısî.1076 velî olarak da tanımlar. 24. ag. 1071 Aynı eser. Nazım Efendi’nin farklı bir ifadesiyle. tâbi olma ve tâbi olduğunu hoşnut etme gayreti içinde olma olarak da tanımlamıştır..1073 Âbid. 1072 Kıbrısî. Allah(cc)’ın hizmetinde memur olamayacağını ifade etmiştir. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b.e. 3/196. kul olmak olarak anlam vermiştir. abdu’d-dünya ya da abdu’l-hevadır. 152. hesap ve ceza sebebi olabilir. abdu’nnefs. Bu tanıma dayanarak kendini yaratan Allah(cc)’a ve dolaysıyla emirlerine tâbi olmayan kul.1069 1974 yılında yaptığı bir sohbetlerinde Nazım Efendi. Şeyh Nazım bu ifadelerini “Ey dünya! Benim hizmetimde bulunana.. dünyanın hizmetinde koşanın. 1076 Kıbrısî. kıyamet. nefsinin ya da şeytanın emirlerine tâbi olacaktır. s. 153. s.Kulluk makâmındaki âbidler. a.e. mahkeme-i kübrâ gibi olayları dünya gözüyle seyretmiş gibidirler. 12. amellerden daha önemlidir. dünyaya hakikat gözüyle bakanın dünyaya kul olmayacağını. Bu yolda niyetler. Senin hizmetinde koşanları. kendine hadim et. 1075 Tafsilatlı bilgi için bkz. Dolayısıyla hayatlarındaki hiçbir an ve durumu hafife almazlar. sen hadim ol.

e. el-Futuhât.g. evtad. kendindeki bu özellikle bütün kâinatın üzerinde. ‘Ya Âbdi! Hesaba gel’ dediğini işiteyim. 35.. 2. manevî derecesi büyük. "Kulunu bir gece Mescid-i Harâm'dan. Kullarının hepsini dışarıya at… O günü bekliyorum. 3. kutub üzerinden cereyan ederek vuku bulur. o gün ‘ya Eba Yezid’ dediğini işiteyim Habibimin ben. Zira mutlak bağımsız yetki ve güç sadece Allah(cc)’ındır. 41. evtâd. s. Şeyh Nazım. ss. 1082 Tehânevî. İbn Arabî’ye göre. onun mahkûmu değil hâkimi gibidir. Keşşâf. benim kalbimin içinde yedi cehennemi söndürecek ferah var.kişiyi bazı yerlerde levh-i mahfuzu okuyabilen âbid (hakiki kul).1082 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin ricâl anlayışı. Ya Rabbi! Benim vücudumu büyült. Aynı eser. Tasavvuf Sohbetleri.g. velî bir kuldur ve âlemin ruhu olarak değerlendirilir. 25. 1081 İbn Arabî. alt derecelerden üstte doğru nücebâ. 13. ss. 585-601. 208 . eimme ve kutup şeklindedir. nuceba gibi zâtlar olarak da bilinir. Istılahta ricâlullah. 1083 Bu tezde bkz. O zaman yedi cehennemin içerisine beni atarsa. s. Kâmil velî olan kutub. s. Emir âleminden halk âlemine doğru meydana gelen tenezzül olayları. yedi cehennemi dolduracak kadar büyült. 1326-1327. Bu kulun ismi Cenâb-ı Allah’ın mülk ve melekûtunda zikrolunur. s. Bâyezîd-i Bistâmî’yi vermiş ve şöyle ifade etmiştir: “…Eba Yezid öyle derdi. c. Bütün millet mahşerde Allah(cc)’ın huzurunda hesap vermekten titreyip dururken. a. c.1079 bazen de irşad sahibi mürşîd1080 olarak tanımlanmıştır.1084 Bu makâmın şeref ve yüceliğine misal olarak. s. Onu işittikten sonra yedi cehennem bana dokunmaz. 1079 Aynı eser. Ancak kutub kendi ihtiyarı ile hareket edemez. Yedi cehennemi benimle doldur.1083 Nazım Efendi’ye göre kul olma şerefiyle şeref ve izzet sahibi olan kulun makâmı çok yücedir. 1084 Kıbrısî. a. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren (Allah) her türlü 1077 1078 Kıbrısî.Kutub . İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b.e.”1085 Istılahta kulluğun önemini Ebû Alî Dakkak. kutub. 12. gavs.. s. 1085 Kıbrısî. 14.1081 Bunlar içerisinde kutub. 1080 Aynı eser.1078 bazı yerlerde mü’min. müstakil bir başlıkta ele alınmıştır. abdal. nükebâ.

1088 Bu makâmdaki zat. kulluktan daha şerefli bir makamın olmadığı anlamına gelmektedir.e. hem Rabbin fermanına razı olmamak. Rabbim olman. 209 . dünyaya veya hevasına kul olmayandır.g.1090 Şeyh Nazım’a göre kul genel olarak Âdemoğlu manasında. bir kısmı şerre yönlendirilmiştir. Hakiki kul olan âbid kişi. 25. Ateş. Nazım Efendi’ye göre hayatını varoluş gayesine göre yaşayan kul.. kullanılmıştır. yaşayan kulları bazı terimler ile birbirinden ayırmıştır. s.e. hakiki kul. Hz. 21. eğer kulluktan daha değerli bir isim olsaydı Allah(cc). Allah’ın iradesinde kaybolmuş kişidir. a.g. s. Bu izaha Bu göre. Kul. Hakiki kul. Peygamberini(sav) onunla isimlendirirdi. vakitte. nefsine. 1089 Kıbrısî.1087 Allah(cc)’a kulluğun üzerinde daha şerefli bir makâm yoktur. bunun nedenini Allah(cc)’tan sual edip edepsizlik yapmaz. Tasavvuf Sohbetleri. Bu manada hakiki kulun iradesi. Allah(cc)’a verilen ahid üzerine olan. Çünkü bu makâmdaki kişi Nazım Efendi'nin cümleleriyle her daim “Buyur ya Rabbi! Ferman senindir. miracı anlatırken. Allah(cc)’ın nuru ile bakan. 1088 Kıbrısî. Peygamber(sav)’in kullukla nitelendirilmesi. ss. 391-392. Çünkü kendi hakkına razı olmamak. a. bu memleket senindir. Bundan dolayı Dakkak’a göre. bu memlekette senin hükmün geçer başkasının hükmü geçmez” diyerek bu söylevleri hal ve makâm edinendir.”1086 dünyada ayetiyle en izah etmiştir. şeref olarak bana yeter” diyendir.. Kur’ân Ansiklopedisi. kıyamet. levh-i mahfuzu okuyabilen.1089 İnsanın kendi hakkına razı olmaması ise kişiyi şeref makâmından düşürür.eksiklikten münezzehtir. “sana kul olmak izzet olarak yeter. Hakiki kul. Kulun bu hallerdeki derecelerine göre mukarreb kullardan olurlar. Onlar. benlik gösterdiği yerde hakiki kulluk vasfını kaybeder. Şeyh Nazım Efendi’ye göre insanlardan bir kısmı hayra. 1086 1087 İsrâ: 17/01. 24. Peygamber(sav)’in şerefli vakti mirâctır. Kul niye dediği anda. Hz. ölüm. 99. hem de hakkı olmayan bir şeyi elde ederek haksızlık yapmak olur. yani âbiddir. s. 1090 Kıbrısî. c. Allah’ın iradesinde gölge gibi yapmıştır. şeytana. Çünkü Allah(cc)’a şükrün manası bu edebi gözetmektir. ubudiyet hududunun dışına çıkmış olur. Bununla birlikte insanlar içerisinde yaratılış gayesine göre hayatını yaşamayan kullar ile. benliğini.

Bu sistem içerisinde mürşid. Cebecioğlu Ethem. s. 210 . 3. Kâhire 2004. 196. s. 342. bir komutan gibidir. Kulun benliğini izale etmesi.1142. s. Bu makâmlardan hangisinde olursa olsun. Semih Ofset. Arapça’da. 13. 289.1091 “… Allah kime hidayet etmişse o. MÜRŞÎD: İrşad kelimesinin ism-i fâili olan mürşid. s. Allah(cc)’a da kulları sevdiren kişi olarak tanımlanmakla birlikte.1093 Istılahta mürşid. pîr. İran 1405. 1094 Kâşânî. c. Nefis ve şeytan düşmanına açılan harbte. öğüt veren. Mektebetu’ş-şurûgu’d-devliyye. Bunlardan bazıları ricâlullah ya da velî olarak da tanımlanmıştır. 1093 Isfehanî. 221. Cürcani. TC Kültür Bakanlığı Yay. 184. gemiye yol gösteren gibi anlamlara gelmektedir. Lisânu’l-Arab. s. Tehânevî. Ankara 1998.1095 1091 Ası Efendi. din ve şeriatı mürîdin kalbine yerleştiren.1. va’z eden. 279. kendi hakkına razı olandır. yakîn ehlidirler. mürşid de kendisine başvuran kimseleri aynı şekilde tedavi eder. hekime benzetilmiştir. Mu’cemu’l-vasît. c. Ankara 1994. el-Müfredat. hakiki kul. 735. velî ve eren kelimelerinin haiz olduğu manaları da ihtiva eder. Komisyon. Keşşâf. s. sapıklık karşısında doğru yolu gösteren.1. mürîdinin taktik ve stratejilerini belirler. Uludağ. Kamus Tercemesi. kendi iradesini Allah’ın iradesi önünde yok etmesi fena fi’llah gibi ileri bir kemal derecesi olarak önemli ve uzun bir seyirdir. Aşkar. s. Ebu Fazıl Cemaleddin. b. Kimi de sapıtırsa. Mustafa. şeyh. s. Dâru’l-da’ve. s. O. 1095 Yılmaz. tasavvuf sisteminin müessesesi addedilen tarikat sisteminin temel taşlarındandır. hidayete ermiştir. s. Hekim nasıl kendisine başvuran hastayı. kullara Allah(cc)’ı. 263.. ahiret hayatında elde edilecek saadete rehberlik ederler. Tarifat. Niyazî-i Mısrî ve Tasavvuf Anlayışı. 1092 Kehf: 17/18. Hacı Bayram Velî ve Tasavvuf Anlayışı. s. c.mahkeme-i kübra gibi olayları dünya gözüyle seyretmiş gibi olduklarından. Mısrî. Mu’cem. c. c.. Neşr Edeb.1094 Bu kavramlar.1092 Kur’ân’da zikredilen mürşîdler. 346. hastalığına ve bünyesinin kuvvetine göre tedavi ederse. TTS. Lisânu’l-Arab. irşâd eden. 1. uyaran. Tasavvuf ve Tarikatlar.” ayetinde zikredilmiş bu kelime “doğru yolu gösterecek dost” anlamında tercüme edilmektedir. s. 172. 175. sen onu koruyucu bir mürşid bulamazsın.

211 .. mürşid kavramını. s. TTDS.1102 1096 1097 Kıbrısî. bu bağlantıyı.17. hem alıcı hem verici olan yani.1098 Bu makâma gelmeden diğerlerini irşada koşanlar. 1100 Bu tezde bkz. Ter. hatif-i Rabbânî kavramıyla bir bağı olduğu görülür. fani olduğu zatın şahsiyetinde yok eder ve fani olduğu zatın üstün vasıfları. Levh-i Mahfuzda okuduklarıyla. kendisine bir hatif bağlanan kişidir. bazen fena fi’ş-şeyh makâmında mürşidi ile kalben oluşmuş daimî bağ. 195. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b.1099 Nazım Efendi’nin bu açıklamalarla genel çerçevesini çizdiği mürşîd kavramı. kendi zatında teşekkül eder. s. Tasavvufta Kırk Makam. Allah(cc)’ın nuru kendisinde bulunan kişidir. Yasin Yay. Bu makâmlarda mürîd. Nazım Efendi’nin tabiriyle. bütün varlığını. Tasavvuf Sohbetleri. s. 1098 Aynı eser. 1101 Bu tezde bkz. mürşid değillerdir. Mesela mürşîd.1101 Istılahta bu makâmlar sırasıyla. Aynı eser. 1099 Aynı eser. ss. Her daim “elestu” hitabını duyan ve yaşantısının her anını o hitaba verdiği cevaba layık yaşayan kişidir. 1102 İmam-ı Birgivi. aynı zamanda çevresindekilere “elestu” hitabını işittirendir. biraz daha açmıştır. kullara yol gösteren kişidir.Nazım Efendi’nin mürşid anlayışı. Mesela mürşid. bazen de fena fi’r-rasul makâmında Hz.Veli -Evliyâ Konusu.12. Kıbrısî tarafından. İstanbul 1999. Mürşidler aynı zamanda Peygamber(sav)’e de tabi olmuş kişilerdir. irşâda mezuniyetin. Mektûbât. hususiyetle.1096 O nur ile levh-i mahfuzu okuyan kişidir. İrşâda mezun kişi diyebileceğimiz mürşîd. Evliya ile ilgili bahislerinde Şeyh Nazım.1100 Nazım Efendi’nin bu mevzudaki ifadelerine baktığımızda.1097 İrşâda mezun kişi olan mürşid. Bu hatif. Bunlara ek olarak Kıbrısî. izin verilen anlamına gelen mezun kişidir.Veli -Evliyâ Konusu. 13. 14. Cebecioğlu. Erbilî Muhammed Es’ad. onların görüş ve okuyuşlarının yol göstermek için yetersiz olduğunu söyler. İstanbul 1983. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. fenâ fi’ş-şeyh. s. ıstılahtaki bu geniş kapsamlı mana ile paraleldir.: Muhlis Akar. fenâ fi’lrasul ve fenâ fi’lllah olarak geçmektedir. 12-15. Peygamber(sav) ile kurulmuş kalbî bağ manasında kullanılmıştır. gaflet içinde karanlıkta yazı yazanlara benzeterek. hatif -ı rabbani (Rabbânî ses/telefon) olarak da tabir etmiştir. 210. “mezuniyet” ve “elest bezmindeki hitab” ile ele alınmıştır.. Nazım Efendi onları. ss.

s. Kamusu’l-Muhit. c. Beyrut 1999. 23-53. 58. 212 . 895/1489)’ın mürşîd tanımında görülmektedir. Tasavvuf İlmi ve Akademik Tasavvuf Dergisi. ss. 667. 1108 Gafil kul anlayışı için bu tezde bkz. Bu manada pîr. Lisânu’l-Arab.1107 Nazım Efendi’ye göre mezuniyet gafletten kurtulduktan sonra gelir. Tasavvuf ve Tarikatlar. 1107 Erbilî Muhammed Es’ad. o zaman her şey ona ait… bu bağ kalbten kalbedir.Gaflet. TTDS. Kelime olarak ra-ba-ta kökünden gelen rabıta. Gafil kul. 1106 Refig el-Acem. 1108 irşâd için mezun ve vazifeli olamaz. ss. Bu mezuniyeti. s. nebevî sıfatlar ile muttasıf olan kimsedir. iki şeyi birbirine bağlayan. o.1104 Mürîdi fenâ fi’ş-şeyh makâmına hazırlayan bağ. o zaman başkalarına da yardım etmeye. Makamlar ve Seyr ü Sülûk ile İlgili Kavramlar/j. O ruh onun (şeyhinin). irşada yetkili mürşîd olarak görevine başlar. s.1106 Kıbrısî bu haldeki mürîd için kendinden değil. ahlak ve vasıfları. ıstılahta. o 1103 1104 Kıbrısî. Firuzebadî. Mürşid. rabıta kavramıyla izah edilmektedir. Camî. 507. kalbine söylenenlerle hitapta bulunandır. aynı zamanda peygamberî nurdan hisse almak olarak Kıbrısî şöyle ifade eder: “… Senin bileceğin budur (gafletten kurtulmak için her hak sahibine hakkını vermek). Hz. Mektebetu’l-Bünan. sayı: 19. Ubeydullah-ı Ahrar (v. Hz. sana izin geldiğinde. 379. Cebecioğlu. Tasavvufî Bir Terim Olarak Râbıta.1105 Tasavvuf ıstılahında rabıta. Resûl(sav)’in razı olmadığı şeylerden uzak duran. 1105 İbn Manzûr. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). 561. s. Gündüz İrfan. Hak Teâla’nın tasarruf ve kerametine mazhar olan. s. rapteden anlamlarına gelmektedir. 230. s. Mektubât. 112-113. s. kendinden kurtulan ve fiillerinde Hak Teâla’nın muradı olan kişidir. Mürşîd.Şeyh Nazım’a göre fenâ fi’ş-şeyh makâmında bulunan mürîde izin.14. Bunu kemaliyle yaptıktan sonra.”1103 Kıbrısî’nin bu anlayışı Nakşî geleneği içerinde. tefekkür ve muhayyile gücünü kullanarak mürşidiyle birlik halinde olmasını ifade eder. Bu makâmda mürîde vazife verilirse. Eraydın. mürşidinin kalbine fısıldamasıyla konuşacağını ifade etmiştir. müridin kalbini ilâhî sıfatlarla muttasıf kâmil bir mürşide bağlamasını. rabıtasını mürşidine yapması uygun olmaz çünkü bu halde Allah(cc)’a rabıta yapmak manasında olan murakabe tavsiye edilir. Ankara 2007. Bu durumu Kıbrısî şöyle ifade eder: “Mezun olduğumuz vakitte biz yoğuz. Peygamber(sav) emriyle şeyhinden gelir. Istılahta rabıta ile ruhanî bir olgunluğa erişen mürîdin. Tasavvuf Sohbetleri. Mustalahatu’t-tasavvufi’l-İslamî. 69.

TTS. Istılahta Fena fi’r-rasul makâmı olarak ifade ettiğimiz mürşidin iradesi. ss. 508.1113 Bununla birlikte kulun elest bezmindeki hitabı daima işittiği makâmı. Hz. Peygamber(sav)’den direkt emir alan ve mezun edilen mürşiddir diyebiliriz. uyanık olmama. 134. Peygamber(sav)’in iradesinde yok olmuştur ve seyri fenâ fi’llah ve bekâ billah makâmlarına doğru devam etmektedir.. ss.1112 Bu makâmdaki kul. Değilse vazifeni bil. ss.17. habersiz bulunma. s. a. Tasavvuf ve İslam’da Manevî Devrim. 12. s. Onunla iş görürsün.Gaflet Konusu. 409. 308-309. Firuzebadî. Değilse sen kendi nefsine ağla. Uludağ. kudreti ve nizamı görememe halidir.1110 Tasavvuf ıstılahında gaflet. elestü birabbikum galu bela hitabıdır. 1112 Bkz. izn-i Peygamberî gelir. Cebecioğlu. 1114 Kıbrısî. Menâzilü’s-sâirîn. 213 . 237-256. Tasavvuf Sohbetleri. farkına varmama hali anlamlarına gelmektedir. Kıbrısî’nin gaflet anlayışıyla birlikte düşünüldüğünde.sende tutuşan nurdan onları da tutuşturmağa. Allah(cc)’ı müşâhede halinde şekillenir. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). Dolayısıyla hakikî ya da misalî olarak getirilen bu örnekten hareketle.g. dünyadaki hadisatın arkasındaki ilahî muradı. Farklı bir ifadeyle bu kulun tüm hal ve davranışları.”1114 Bu ifadelerde de açıkça görülmektedir ki. gafil olma. 142-143.1111 Gafletten kurtulmuş kul. Makamlar ve Seyru Suluk ile İlgili Kavramlar/j. 507. el-Müfredat. O zaman bak. misaktaki hitabı sürekli işitme olarak tarif edilen makâm. 1049. s. 222. aynı zamanda mezuniyet telakki edilmekte ve bu durum mürşidi tasvir etmektedir. s. Kamûsu’l-muhît. 1113 Afifî. s. s. Hz.e.”1109 Arapça bir kelime olan gaflet. TTDS. s. ötekilere de işittir. Hucvirî. Tasavvuf Sohbetleri. Herevî. yaşantısının her lahzasında inancının gereği gibi yaşayandır. misâka sürekli muhatap olmanın bir çeşit mezuniyet ve irşad 1109 1110 Kıbrısî. dünyanın hayal olduğu hakikatini idrak eren. Isfehanî. mezuniyet olarak nitelendirmiş ve bu anlayışını şöyle ifade etmiştir: “…Sana (kendindeki noksanlar dururken başkalarının hatalarıyla uğraşan kişi) nereden salahiyet verildi? Sen kendi vazifeni bitirdin mi? Sana vazifeni bitirdiğine dair nişan verildiğinde ki. İşitmeye başladın mı? Başladıysan tamamdır işin. 1111 Cebecioğlu. Kıbrısî. onun alameti işte o.

s. nefsanî varlığından tam anlamıyla geçtikten sonra gerçekleşen. s. 1995. yevmu’l-kıyamette Mü’min olarak ulaştırması anlamına gelmektedir. yevmu’l-ezelde Mü’min olarak emanet aldığı ümmetini. Peygamber(sav)’in emin sıfatı. Kıbrısî’nin silsilesinde bulunan. Şeyh Şerafeddin’e (v. bu kavramları tazammun ettiği şüphesizdir. Peygamber(sav)’in hayatına benzetmişlerdir.g. ıstılahta “icazet” kelimesi ile kavramlaşmıştır. 296. Hz.. Hz. Peygamber(sav). İla yevmi’l-kıyam. mürşid-i kiramın misak günündeki ahdlerini şöyle ifade etmiştir: “Mesela. a. Bu suretle Rasul-i Ekrem Hazretlerine(as) de gösterdi. Yani Şeyh Nazım’a göre.”1117 Şeyh Şerafeddin’in bu anlayışı. Mürşid kelimesinin şeyh. vilayet i kubrâ olarak tarif etmiştir. Kıbrısî’nin Hz. Menâkıb-ı Şerefiyye. Kıbrısî’nin mezuniyet kelimesiyle belirtiği durum. Bu suretle ahd ü misakı alındı.vazifesi olduğu da görülmektedir. Dolayısıyla 124 bin evliya. Bu manada nasıl Hz. 1426/1991) müridin icazet ve mutlak hilafete hak kazanmasını. 214 . 24. Musa(as)’ya Benî İsrail kavmi.1115 Yakın dönem mutasavvıflarından İhsan Oğuz (v. 130 . M İhsan Oğuz’un Tasavvuf Anlayışı. bu ifadeler Kıbrısî tarafından. kaç kişiyi davet ve irşâda memur olunduğu bildird i. terbiye ve irşad için verilen icazete. ve’l-hasıl hangi kavme meb’us olacak ise ve kaç kişiye rasul olacak ise gösterdi (yevmu’l-ezelde). pir velî kavramlarıyla aynı manada kullanılmasından dolayı. Ank. Belli bir olgunluğa erişmiş müride.1116 Mürşid mefhumunun ahd-i misak mevzusu ile ele alınması hususunda. Hz. mürşid için ifade edilmemiş olsa bile. hayatını ve dualarını ümmetin affı ve kurtuluşu için ümmetine 1115 1116 Cebecioğlu. Kıbrısî’nin veli anlayışını güçlü bir bir şekilde etkilemiştir. mürîdanını ahd ü misak gününden itibaren emanet alandır. icazetname denir. Basılmamış Doktora Tezi. Her mürşîde. Hz.e. Bu anlayış. s. 1117 Burkay. Peygamber(sav) anlayışında da mevcuttur. sonraki asırlarda ümmet-i Muhammed’i irşâd ve hidayet etmek için Rasullullah’ın (as) havass-ı ümmetinden mürşid-i kiramı tayin ve tahsis buyurdu. Hz. Kıbrısî’nin halifeleri de mürşidlerin bu vazifelerini. Peygamber(sav)’in bu emanetini ve vazifesini paylaştığı seçkin ruhaniyetlerdir. İsâ(as)’ya kendi ümmeti. Yılmaz Sevim. mürşid-i kâmil. 1355/1936) ait biraz daha tafsilatlı izah bulunmaktadır. Şeyh Şerafeddin.

215 . Yani bedenî hastalıklarda. Menâkıb-ı Şerefiyye. tekrar Hz. nefsindeki hastalıkları tedavi etmiş kişidir. hastasını tanıma kabiliyetini de ele almıştır. Mürşîd-i kâmiller de. 632/1234) maddî ve manevî doğum anlayışıyla birlikte ele almıştır. hastalığının cinsine göre tedavi cihetine gider. Sühreverdî (v. s. şeriatın 1118 www. Şâyet şeyh. 26. manevî evlatlarına. Avarif(Hakikat Bilgisi). mürîdlerin hepsine aynı öğüt ve tavsiyede bulunursa.1120 Şeyh Şerafeddin bu kabiliyetin neleri ihtiva edeceğini saymış ve bunları mürşid olmanın gereği olarak beyan etmiştir. mürşidler de mürîdlerini huzuru ilahîye temiz çıkarmak için hayatlarını onlara adamış kullardır. mürîdlerin kalblerini tedavi edecek olan mürşid de herkesin nabzına. 010909-msh-london-priority-know-ur-shaykh-is-looking-at-you. Hz. Meselâ. Bu anlayışa göre. doktorun uygulayacağı tedavide.sufilive. hastalıklarını ve irşâd yollarını bilmeyen onları görecek basireti olmayan kul. diğer hastaları iyileştirmek için tavsiye edebilecek kabiliyetedir.1119 Nazım Efendi’ye göre mürşid de. manevî ilim ve halleri intikal ettirmektedirler. Peygamber(sav)’e tabî olduğu gibi. çoklarını helâk eder ve kalblerini öldürür. bazıları da. seyru sulûkunu tamamlayıp. zürriyetini devam ettiriyor. sahabenin(ra) Hz. Bu tohumlardan bazıları. nefsini tezkiye etmiştir. ss. babalarının sulbünde taşınarak. Mürşid. gözünü melekût âlemine açarak. dertlerini. elest bezmindeki suale belâ diyen zerreler. Dolayısıyla kendi hastalıklarını tedavi esnasında tanıdığı devaları. Âdem’in sülbüne kondular. manevî bir doğuş yaşar. Tasavvuf Sohbetleri.1121 Hasta ve doktor misali üzerinden bu konuyu anlatan Gazalî.1118 İrşadın misak ile birlikte değerlendirildiği bu yaklaşımı. 1121 Burkay. Bu ilimler ile mürid.adadıysa. mürşid olamaz ve misâk ahdinin muktezası ile hareket edemez. mürîd. Peygamber(sav)’in kıyamete kadar devam edecek manevî neslini devam ettiren silsile de kıyamete kadar devam edecektir. 18. konmayarak. s.com. mizaç ve bünyesine. nesli kesiliyor. 103-112. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 1119 Sühreverdi. Bu manada kendisine emanet edilmiş mürîdanın sayısını. 1120 Kıbrısî. şeyhine tabî olarak. hastalığa göre tedavinin değiştiği gibi.

diğer kullara üstünlüğünü. atın üstüne binilince vurulur. elmas.saltanattv. Hırka giyenler arasında da bir Hak fakiri vardır (sana düşen onu arayıp bulmandır). müşîdin. Şeyh Nazım. 2. mürşidin de aranması ve bulunması gerektiğini şöyle ifade etmiştir: “Hak gecelerde gizlenen Kadir gecesi gibidir. diğer günlere üstünlüğü misali üzerinden anlatırken. yabani atlara şeker vermek suretiyle. O hemen hazır bulunmaz. Kolay bulunan şey ucuz olur. beleş olur. ss. yakutun diğer taşlara göre değeri nisbetinde. Bu yüzden eşine nadir rastlanan mücevherlerin arandığı gibi aranmaları ve bulunmaları gerektiğini. 1125 Mevlanâ. her gece Kadir gecesi değildir ama bütün geceler de ondan hâli değildir. Ses dosyası. onları kamçıyla. amma yakut. Peygamber(sav)’den ve İslam’dan kaçışını. Onun hak olduğu sence anlaşıldı mı ona yapış!”1125 1122 1123 Gazalî. 15. Kur’ân-ı Kerîm’den. c. korkutmaktan ziyade müjdelemek ile yapılmalıdır. s.1122 Şeyh Nazım’a göre. 59-61. Kolay ele geçmedikleri için pahalıdır zaten. c. 1124 Kıbrısî.1123 Nazım Efendi’ye göre mürşîd.3. 2933-7. Ey delikanlı. arşivimizde mevcuttur. Tasavvuf Sohbetleri. Bu temsile göre mürşidin müjdelemesi.. b. Mesnevî. yabani atların kaçışına benzeten Kıbrısî. Kamçı. kadir gecesinin. bu devrin insanları için irşâd vazifesi. öyle kolay ele geçmez. Kıymetsiz bir şey diyerekten kimse cebine alıp koymaz. şöyle ifade eder: “İşte onları (mürşidleri) arayınız. gusul ve namaz gibi zahiri ibadetleri öğretir. yani korkutmakla.org/Arşiv/Audio/EdepBuKapıda(1986). İnsanların Allah(cc)’tan..”1124 Mevlanâ. 216 . www. hakikate cezbetmeye ve sevk etmeye benzer. Çakıl taşını beleş topla. İhyâ. zümrüt.hududunu bilmeyen ve bu yola yeni sülûk eden cahil bir kimse ise mürşid. temsilen ifade etmiştir. her bir geceyi imtihan edip O’nu bulabilsin diye. geri döndürülmeyeceklerini. önce abdest. ta ki can. insanlara göre değerlidir. Ötekiler çok bulunduğu için hemen ayağının ucuyla tepip geçersin. Hz. aranmadan meydana çıkmaz.

o anda yaşadıklarını şöyle ifade etmiştir: “O anda benim bakışım yenlerin ucuna takıldı. Durum bu olmakla beraber. barkını. ss. Allah(cc)’ın istemediği şeyi nefsi için murad etmez.. Nazım Efendi bu görüşünü. Çünkü mürîd. s. Taarruf. mürîdin murâd oluşuyla açıklamakta ve şöyle ifade etmektedir: “Her hakiki mürid aynı zamanda murâddır.g. “Eğer yenimi hareket ettirirsem. Hz. Zira Allah Teâlâ’nın irade etmediği hiçbir şey olmaz. yeninin içine çektiği nakledilmiştir. Hz. keramet ve/veya tasarruf kavramlarıyla da ele alınmıştır. Kendimden geçtim. Ben de bir acayip hal vaki oldu. 217 . Allah(cc)’tan kullarına. bir Şâh-ı Nakşîbend menkıbesi1126 üzerinden izah ederek. Tasavvuf Sohbetleri. Hazret o vakit bir perde yaptı.Velayet bahsinde incelendiği üzere evliyalar. evini. 238. Her murâd müriddir. s. 139. dükkânını bırakıp ardıma düşer” dedikten sonra ellini sallayıp.”1128 Kelâbâzî’ye göre mürîd. 158-159. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). Büyük küçük bütün Buharalılar benim aşıkım ve hayranım olur. ben buradayım. 1127 Kıbrısî.e. Mürşîdden mürîde bu muhabbetin aktarılması.1127 Kuşeyrî mürîdin mürşîdi tarafından bulunması mevzunu. er-Risâle. Onlar nerededir diyerekten oraya buraya koşup aramaya başladılar. Çünkü Allah Teâlâ onu irade etmeseydi mürid olamazdı. Sonra zahir oldu. bu açıdan ele alınmıştır. aslında seyru sülûka istendiği için murâddır. Şâh-ı Nakşîbend’in bir mecliste. 1130 Hucvirî. sûfiler mürid ile murâd arasında fark görmüşlerdir. 173.1130 Nakşîbendilikte. s. dediki. 139. Uzun 1126 Nazım Efendi menkıbeyi şöyle nakletmiştir: “Mûrîdleri elhamdu lillah sizi (Şah-ı Nakşîbendî) bulduk ya seyidi demişler. Kıbrısî. mürîdlerini yevmu’l-ezelde bulmuşlardır. Peygamber(sav)’in yardımcıları olarak. hakikatte mürşîdin mürîdini bulduğunu ifade etmiştir. a. kendisini kaybett i. s. Beni buldunuzsa niye burada bulamadınız? Bkz. Çünkü Hakk Sühanehû ve Teâlâ onu hususi bir şekilde irade edince. onlardan da mürîdlerine akar. Peygamber(sav)’den mürşidlere. 1128 Kuşeyrî. 1129 Kelabâzî.1129 Zira Allah istemedikçe kişi mürîd olma arzusu duymaz. Dükkânın içine düşmüşüm. Yani muhabbet. mürîdin mürşidine duyduğu muhabbet de. Siz mi beni buldunuz yoksa ben mi sizi buldum. görevlerini ve mesul olacakları mürîdlerini yevmu’l-ezelde emanet almışlardır. Dolayısıyla aranıp bulunması tavsiye edilen mürşidler. Bu menkıbeyi nakleden dükkân sahibi. onu mürid olmaya muvaffak kılar.

dokuz yaşındaki bir rehberin. o yolda yetişmiş ve yolu bilen bir mürşide ihtiyaç duyulduğunu şöyle ifade eder: “Bir bina kurulacağı vakitte veyahut bir motorun monte edileceği vakitte veyahut bir saati yerli yerinde yerleştireceğini ustası bilir.”1134 ayetini savunmuşlardır. din için peygamberlerin gönderilmesine istinat ederek izah etmiş ve “Hakka giden yolda delilsiz gidilebilseydi.. 1131 1132 Camî. bu yolculuğunda yolunu kitap rehberliğinde bulamaz. 1135 Geylanî Abdülkâdir. ben onu çalıştırmayı bilmem. Tasavvuf Sohbetleri. Cenab-ı Allah peygamber göndermezdi”1133 demiştir. değil mi?”1132 Şeyh Nazım bu görüşünü. 677/1278) hac yolculuğunda rehberlik yapan. Nazım Efendi’ye göre mürîd. Kıbrısî bu anlayışını. el-Fethu’r-Rabbâni ve’l-feyzu’r-Rahmani. Nerede kaldı ki bozulduğu vakitte onu tamir edebilelim. 64. kitapların ikame etmeyeceği. mürşide ihtiyacı vardır. 422-424. Maneviyat yolunda ricalin yetişmesi için. Haz: Yaman Arıkan. peygamber olmayan ve inanan Mü’min kimse olarak bildirilmiştir. s. 1134 Mü’minûn: 23/38. ss. s. Gelişi güzel korsa. o radyolar teypler bozulur. “O inanan kimse dedi ki: Ey Kavmim! Bana uyun ki sizi doğru yola ileteyim. Hz. Evi ve dükkânımı bıraktım. Nefehâtu’l-uns.bir zaman sonra kendime geldim.”1131 Mürşidi tanımlamanın bir diğer vechi ise. 59. dokuz yaşındaki çocuğu misal getirerek izah etmiştir. s. müridin nazırıyla ve onun tarafıyla olur. Uyanış Yay. 462. Peygamberlerden başka insanları irşad edecek zatların olmadığını düşünen kişilere karşı sufîler. Bu mi salde işaret edilen nokta. Hoca (Nakşibend)’nın muhabbet saltanatı bütün vücudumu kaplamış buldum. zamanının büyük muhaddislerinden olan İmâm-ı Nevevî Hazretleri’ne (v. 218 . Bu ayette doğru yola iletecek kişi (mürşîd). bu mevzudaki diğer husustur. Bana getirse ben ne bilirim. İmâm-ı Nevevî’yi düzeltmesidir. İstanbul 1985. İrşada yetkili mürşîdlerin Kur’ân’daki deliline de bu örnek verilmiş ve mürşidin gerekliliği savunulmuştur. ne kadar çok şey bilirse bilsin.1135 Mürîdin mürşide olan ihtiyacını. Nazım Efendi’ye göre hakikat talibi olan mürid. 1133 Aynı eser. Kıbrısî. “Menâsık-ı Hacc” kitabını yazacak kadar âlim olmasına rağmen Hacca gittiğinde.

298. 15-16. müridin hakikat yolundaki talebi. İslam’ın temel şia’rlarını anlatan kitaplar. cüz’î bir mürşid vazifesine ikame edilebilir diyebiliriz. Mâide: 5/3. bu görüşünü o dönem Bahauddin Nakşîbed’e arz etmiş ve onun tarafından da beğenilip. 1136 1137 Kıbrısî. Sen istersen allame-i cihan ol. mürşidlerin rehberliği zaruri olmaktadır. mürşidi olmadan. Kur’ân ve sünnet ile amel ettikten sonra bir şeyhe intisap etmenin gerekli olmadığını savunan Yakûb-ı Çerhi. 851/1447). 1138 Tosun. Değilsen olduğun yerde kalırsın. yerinde tatbikatını görmediği için dokuz yaşındaki çocuk onu ilzam etmiş. O. bütün Kur’ân-ı Kerîm’i tefsirleriyle beraber ezber et. tasdik edilmiştir. 219 . bu meclislerdeki vâizler ve imamlar. s. Bunlardan ilki mürşidin lugavî manasını karşılarken. Farklı bir ifadeyle Mü’min.İmâm-ı Nevevî Hazretleri çocuğa hüccetini sorduğunda çocuk. Tasavvuf Sohbetleri. dört mezhebin imamının bütün ahkâmını ezberinde tut… İlla o yolu yürüyüp geçmiş. iradesi ve muhabbetinin şiddeti mürşidin gerekliliğini belirleyici bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. irşâd için nazarî ve lisanî ilimlerin yetersiz kaldığını. Nevevî’nin kendi kitabından delil getirmiştir. bunların öğretildiği medreseler ve rahleler. ss. Kıbrısî’nin ifade ettiği gibi. imam olduğu halde orada şaşırdı. varmış olan kimselerin elinden tutmaya sen mecbursun.1138 Bu hakikati de göz önüne aldığımızda.”1136 Bu noktada Kur’ân ve hadis ışığında hayatını şekillendiren bir mü’minin. bütün Ehadisi Nebevîyye’nin hepsini iç. dokuz yaşındaki delile muhtaç oldu. Bahauddin. kendisini cehennem azabından koruyacak ve cennet nimetlerinin ilk katmanlarına taşıyacak bir düzeyde taleb ile mürid olduğunda. “Bugün sizin için dininizi tamamladım”1137 âyetini delil göstererek. Bundan ne mana alacağız? Yalnız kitap okumakla kimse delil olamaz. Yakûbu Çerhî (v. Bununla birlikte aşk-ı ilahî ve Allah(cc)’ın cemalinin taleb edildiği düzeyde bir mürîd olunduğunda ise. Mürşidin lüzumuna fazla vurgu yapıldığı ve intisâb olmadan hiçbir ilerleme olmayacağının savunulduğu bir dönemde. mürşidin tatbiki ve kalbî ilimlere ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn mertebelerinde vakıf olması gerektiğini şöyle ifade eder: “O kitabı kendisi yazdığı halde. Şeyh Nazım bu misal üzerinden. bu görüşe karşı çıkmıştır. manevi tekâmülü olup olmayacağı söz konusu olmaktadır.

bir hardal tanesi kadar dahi olsa. tüm Kur’ân ayetlerini en aşağı üçer mana ile tefsir edebilecek ilme ve namazın hakikatlerine vakıf olması gerekir. Kendi mürşid-i hakikisine tesadüf ve mülakat ettiği takdirde. yol kesicidir. bu misakı tanımadan irşâd vazifesini üstlenenleri. s. 32-35. Şeyh Nazım’a göre tasavvuf terbiyesiyle icazet almayan kişinin mürşid olarak telakki edilmediği aşikârdır. Peygamber’in huzurunda. Sırr letâifi zâkir olan mürşid. Menâkıb-ı Şerefiyye. mürşidden farkı ehemmiyet arz etmektedir.ikincisi ıstılahtaki manasını karşılamaktadır. istediği zaman Hz. hicapsız bulunur. tüm kabir ehlinin ahval-i berzahiyyelerine vakıf olabilir. zemmedilen tüm kötü ahlaktan kalbini temizlediği için kalb letâifi zâkirdir. halk içinde mürşidlere ikame edilen vaiz ve imamların. Şeyh Şerafeddin.”1139 Bununla birlikte hakiki mürşid ile yol kesici mürşidin temeyyüz edilmesindeki şart ve alametleri. Dolayısıyla onun. Abdulhâlik-ı Gucduvanî (v. Ancak söz konusu vâiz ya da hocaların mürşidlik iddiasında bulunması durumunda. daimi suretle Hz.1140 1139 1140 Burkay. 28. Ulaşılan bu düşünceden hareketle. 220 . tüm mahlûkatın tesbihâtına ve takdisâtına vakıf olması gerekir. yol kesici olarak tanımlamaktadır. Kıbrısî’ye göre. ümmi bile olsa. elest bezmindeki misakı daima hatırlaması ve hatırlatması gerekmektedir. muttali olur. şu şekilde izah etmiştir: “O mürşid-i kâzib. Bu makâmdaki mürşîd. Dolayısıyla Kıbrısî’nin bahsettiği zorunluluk. Mesela mürşid. ss. Ahfası zikir halinde olan mürşid. ikincisi için olduğu görülmektedir. Kıbrısî’nin mürşid tasvirinin dışında kalanlar bu temyizde bir göstergedir. 616/1220) tarafından kullanıldığını ifade ettiği yol kesiciliği. Böylece yol kesici olur. Peygamber ile sohbet ve mülakat edebilir. Sırru’s-sırrı zâkir olan mürşid. Aynı eser. Melaike ile ülfet edebilir ve hatif-i Rabbaniye muhatab olabilir. ümmet-i Muhammed(sav)’in hidayet yolunu kesen. arzu ettiği lahzada tüm meşayıhın ervahını davet ederek görüşebilir. Levh -i Mahfuz’a. müşid-i sâdık ile mürşid-i kezzabın temeyyüz edilmesi gerekir. hidayete ve saadete nail olacak kimseyi alıkoyarak hakiki saadetten mahrum kalmasına sebep olur. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî beş letâif üzerinden izah etmiştir. Ahfau’l-Ahfa makâmındaki mürşid. Bu izaha göre mürşid.

maksutlarına vasıl ederler. Sufi Meditation. Nazım Efendi. s. Yılmaz. Hz. s. Onların gayesi Allah(cc) olduğu için kendilerine tâbi olanları. Bu durumda olan mürîd. Hakk’a ulaştıran yoldaki uygun usulle yaklaşmayı temsil eden kapılar.1144 Onları arayıp bulan ve onlara tabi olanlar. 483-484. hevâ ve hevesine tapar. mürşidliğin ileri makâmlarında bir bağ olarak ifade edilmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. 17. Hz.Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin yaptığı bu tevcih. tasavvuf ıstılahının en temel kavramlarından biri olarak ele alınmış ve onun haricindeki manaları da kullanılmamıştır.”1143 Kıbrısî’nin ıstılahtaki manasıyla ele aldığı mürşid anlayışı. Peygamber(sav)’i görerek tâbi olan ashab misaliyle izah etmiştir. Tasavvuf ve Tarîkatlar. 41. er-Risale. Kıbrısî’nin mürşid telâkkisi. bu husussu. Peygamber(sav) ve mürşîdler olarak tefsir edilmiştir. irşadda mürşidi görmenin önemi hususunda da görülmektedir. Dolayısıyla. Mirahmadi.1142 Dolayısıyla Nazım Efendi’ye göre mürşidin bulunması. onun irşad anlayışına dayanmaktadır. olgunlaşma sürecinde mürşid ve/veya kitabın rehberliğini bir misal üzerinden izah eden İmâm-ı Kuşeyri. Nefes nefese ve tedrici bir surette tarikatın adâbını öğretecek bir üstada sahip olmayan mürîdin durumu da böyledir. Peygamber(sav)’i görmeleridir. 317. Peygamber(sav)’e varis evliya ve mürşidler. Nazım Efendi’ye atfen yazılan bir eserde irşâd. Hakikat yolcusu bir Mü’minin. sözlük anlamı olarak hiçbir zaman kabul edilmemiş. Bununla birlikte Kıbrısî’nin beyan ettiği hatifu’r-Rabbânî. Hz. 1143 Kuşeyrî. 221 . seyru sulûkun başladığı andır. “… Evlere kapılarından girin”1141 ayetinin tefsiriyle izah edilmiştir. bir bakıma bu mevzunun ıstılahtaki çizgisini belirlemiştir: “Bir başkası tarafından dikilmeksizin kendiliğinden yetişen ağaç. kıyamet gününe kadar insanlara rehber olacaklardır. Sahabe-i Kiram’ın Peygamber Efendimize(sav) tabi olduğu gibi merâtib 1141 1142 Bakara: 2/189. Yani ashabı diğer Müslümanlardan farklı olarak temeyyüz ettiren şey. başka bir kurtuluş yolu bulmaz. Hz. yapraklansa bile meyve vermez. 1144 Kıbrısî. s. ss. Nazım Efendi’ye göre.

Tabi olmayanlar ise İmâm-ı Nevevî’nin şaşırıp kaldığı gibi kalırlar. 1995. Mesnevî. TDV yay. en bayağı bir sanat. onların mertebelerine göre tasnifidir. s.. amel ve tasarruf sahibi kişidir. Tasavvuf Sohbetleri. hiçbir sanatı. mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye gibi kavramlar manevi mertebelere delalet etmektedir. 167-168.1148 1145 1146 Kıbrısî.. sahih bir silsileye dayanan. bu kana. Ebediyete Davet. 1298-1304. toprağa karışmış ölüyü ne yapayım. Eşrefoğlu Rumî. b. 222 . mürîdin kişisel gelişim sürecinde.kateder. Birisi mürşid. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasnifi.1145 Istılahta mürşidin önemi farklı açılardan ifade edilmiştir. iki kavram arasında derecelenmiştir. ilim. mürîdlerini de Allah(cc)’a sevdirir. 4.. fikirden doğacak değil ya! Fakat Kabilde bu anlayış olsaydı Hâbili başı üstünde taşır mıydı? Ben bu ölüyü. bir mürşid-i kâmil kavramı vardır. usta olmadıkça öğrenebiliyor mu? Hile kılı kırk yarar ama usta olmadıkça hiçbir sanatı elde edemez! Mezar kazmak. s. Yanına gelenlerin müşkülleri çözülür. Mevlanâ. yol alırlar. ss. 671/1273).”1146 Hakiki mürşidin tanımlanmasından sonraki husus. Bu yüzden bakışları Allah(cc)’ın nuru.. 1147 Hakkâni. şeyhin önemini. mürşid-i tezkiye. Meselâ Mevlanâ Celaleddin-i Rumî (v. düzenden. Ank. c. nasıl yok edeyim der miydi? Bir de gördü ki bir karga. tutuşları Allah(cc)’ın yed-i kudretiyle olur. Mustafa. düşünceden. Böylelikle Allah(cc)’ı mürîdlerine. 17. şu dizelerle ifade etmiştir: “Dikkat et de bak! Bizim bu aklımız. mürşid-i teberrük.1147 Istılahta mürşidin ulaştığı manevî makâm ve kemâlat derecelerine göre tanımlanan. 889/1484) göre mürşid-i kâmil. 186.. Eşrefoğlu Rumî’ye (v. hemen geldi. ölü bir kargayı ağzına almış. diğeri mürşid-i kâmil olan bu iki kavram arasında sırasıyla. 1148 Kara.

müridlerini mürşid-i kâmile yönlendirmesi gerekmektedir. mürîdinin tekâmülü hususunda kifayetsiz kalır ki onlar irşadda noksandırlar. Mürşid-i kâmil ise. ibtidaî kemalât mertebelerinin tamamını kat etmiştir. Ebediyete Davet. 120. Bu mertebede. kullandığı vasıtalara göre çeşitlenmektedir. tüm mürîdlerin manevî tekâmülünü murakabe edebilecek yetide olmalıdır. Bu manada Sadreddin-i Konevî (v. bu hal ve makâmlardan hiçbirinin kendisini sınırlamadığı.Nazım Efendi’ye göre bir mürşîdin kemali. hallerinin pek çoğunda kendisine hâkim olan. s. velayet mertebelerindeki bir noksanlıktır. dilediği kimseyi kemâle erdirebilir. vefatında dahi noksandır. 223 . “ekmellik” makâmına ulaşmış mürşiddir. Tasavvuf Metafiziği. ilahi isim ve sıfatların bazılarını idrak edebilecek düzeydeyken. s. Farklı bir ifadeyle mürşîd. ilahi isim ve sıfatların bütünü idrak edebilecek düzeydedir. yani ne kadar zikirle yürüdüğünü bilmeyen mürşid. bu durumu bir teşbih üzerinden ifade eder.1150 Bununla birlikte Şeyh Nazım’a göre mürşid-i kâmil. Şeyh Nazım’ın terminolojisinde mürşîd olarak tanımlanmadığı bilinmektedir. Çünkü mürîdinin hangi süratle seyrettiğini. mürîdlerini kemâl derecelerine vasıl etmedeki tasarruflarına göre yapılmıştır. Zira itikadî veya amelî noksanlığa haiz bir kulun. Nitekim mürşid-i kâmil. 186. hiç şüphesiz.1151 Nazım Efendi’ye göre mürşidlerin bir diğer tasnifi ise.1149 Nazım Efendi’nin ifade ettiği bu noksanlık. Mürşid mertebesindeki marifet. yalnız bindirecek vasıtası olmadığı için yürütür. kendisini gören ve huzur halini yaşayandır. mürşîd-i kâmil mertebesindeki marifet. 673/1274)’ye göre mürşîd-i kâmil. Konevî. bazılarının 1149 1150 Kıbrısî. s. onun kendi lisanı ile konuşacak zatları yetiştirmesiyle ölçülür. Buna göre bazı mürşidler yol bilir. taşı bile kendi lisanından konuşturan kişidir. Bu kemal derecesine varmış bir mürşîd. Bazı mürşidler yolu atıyla alır. kendinden sonra kendi lisanından konuşacak birisi olmayan mürşîd. 1151 el-Hakkânî. Hakka giden yolda mürşidlerin tasarrufları. diğer mürşidlerin tasarrufunda olmayan bir mertebeye ulaşmıştır. Bu yüzden mürîdlerinin manevî ilerleyişlerinin gerisinde kalan mürşidler. 140. Farklı bir ifadeyle. Tasavvuf Sohbetleri. Kıbrısî’nin ifadesiyle. Şeyh Nazım.

her mürîdin ihtiyaç ve kabiliyetine göre ayrı ayrı irşâd usulü seçebileceğini. bu durumdaki mürîde şöyle nasihat etmiştir: “Bir zaman olur. c. Bu muamelatı belirleyen durum. Nahl: 16/125. Kıbrısî’nin düşüncelerini besleyen tasavvuf terminolojisinden bir misaldir. mürîdin tedavi edilecek manevi hastalığına göre çeşitlenmektedir.. mürîdin terbiyesinde kendine has metotları kullanabilir. başkası değil. içi temizden başkası. a. 224 . sadece nasihatla değil. 1155 Mevlanâ.e. s.g. Mevlana Celaleddin-i Rumî’ye göre. kahır ateşi seni taşır. sana kanat kesilir.. a. yüzeysel ise mürîd tedavinin acısını dahi duymaz. tesir bakımından ikisinin de birliğini gör! Bir zaman seni toprak gibi yeşertir. nesrinler bitirir! Fakat bunları o görür. onun lûtuf dalgaları.”1153 ayetine istinaden savunmuştur.1152 Bu mevzuda Sühreverdî (v. hidâyete erenleri de çok iyi bilir. Bu manada hikmetle davet.1154 Bu irşad metodları. “(Rasûlüm!) Sen. 545-549. mürşidin müridine olan muamelatına göre de tasnif edilebilir. Kimilerinin treni.. b. 4.. mürîdin canı yanar ve mürşidinden hoşnutsuz olur. bir zaman seni sevgilinin havasıyla doldurur. Tasavvuf Sohbetleri. mürîdin zahiri kabiliyetlerine ve batınî hallerine göre faydalı olanı emretmektir. Mürşîdin tedavi ettiği bu hastalık derin ise. 1154 Sühreverdî.. götürür! Kahrını. şişirir! Arifin bedenine cemad vasfını verir de orada neşeli güller. Mevlanâ. kimilerinin de uçağı vardır. Kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O. lütfunun zıddı sayma pek. bir an gelir. 632/1234)’nin görüşleri.. 60. 124-125.e.g.da mürîdlerini taşıdıkları traktörleri vardır. cennetin kokusunu alamaz!”1155 1152 1153 Kıbrısî.. Sühreverdî’ye göre mürşidler. ss. Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin. Her insanın durumunun farklı olmasından hareketle Sühreverdî..

36. mürşid-i teberrük. Batı’da bir Nakşî Cemaati. bazı mürîdleri tarafından “Tebessüm sadakadır. 81. 82. bunlara nazar ve iltifatı olmaması gerekmektedir. beş bin lafza-i celâli ve beş bin salavat-ı şerifeyi telkin ve tavsiyeye mezun olmalıdır. sokak serserilerinden. Şeyh Şerafeddin’e göre bu zat.1159 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tanımlamasını yapmadan beyan ettiği. s. Tasavvuf Sohbetleri. Hemen her zaman neşelidir. Mürşid-i tezkiye olan zat. Allah(cc)’ın razı olmadığı bir haldir. s. dört mezhebin menhiyatından sakınması gerekmektedir. Bu zat müctehid-i mutlak mertebesine ermiştir. Beş adet irşada mezun 1156 1157 Atay.e. 82. Mürşid-i tasfiye olan zat. mürşid-i tezkiye. bir saat zarfında 700 bin adet zikre tayy-i lisan ile muvaffak olmalıdır. Peygamber(sav)’in özelliği olan rıfk ile muamele etmesi gerekir.Kabz ve Bast Hali . tüm kâinat ve melekût içinde kaybolmuş olsa dahi. mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye kavramları hakkında. Mürşid-i terbiye. Tirmzî. uyuşturucu kullananlara ve punkçulara kadar her tür insanla konuşmaktan kaçınmaz”1156.1158 bize göre kabz ve bast hallerinin nasıl anlaşıldığı ile de ilgilidir.1160 Şeyh Şerafeddin’e ait izahat mevcuttur. a. Meselâ mürşid-i teberrük olan zat. şakalaşmayı sever. 1160 Kıbrısî.Nazım Efendi’ye göre irşâd makâmında bulunan şeyh. ss. Hz. 1158 Atay. 24 binden 70 bine kadar zikr telkin etmeye mezun olmalıdır. nefsin ve şeytanın hilelerinden muhafaza etmeye muktedir olmalıdır. 60. her zaman cebinde çevresinde doluşan çocuklara vermek üzere şeker bulundurur ve her şeyden önemlisi.”1157 hadis-i şerifiyle ilgili yorumlansa da. Makamlar ve Seyr u Sülûk ile İlgili Kavramlar/h. mürşidin en yüksek mertebesidir. Bu zat 24 saat içerisinde 24 bin lafza-i celâli ve beş bin salavat-ı şerifeyi ifaya muktedir ve müdavim olmalıdır. 1159 Bu tezde bkz. Şeyh Nazım’ın mürîdleriyle ve diğer insanlarla olan muamelelerinde gözlemlediğimiz rıfk özelliği bir antropolojik çalışmada şöyle ifade edilmiştir: “Genel olarak Şeyh Nazım’ın cana yakın ve sevimli bir kişiliğe sahip olduğu söylenebilir.g.. mürşîdlerin kemal mertebelerine anlam kazanmıştır. Ayrıca etbâsını ve mürîdanını. 225 . Birr. Çünkü Nazım Efendi’ye göre memnuniyetsizlik ifadesi olan kabz hali ve onun çehrelerdeki yansımaları. Nazım Efendi’nin bu hali. Söz konusu izaha göre bu kavramlar. mizah duygusuna sahiptir… Dahası Şeyh Nazım.

mürşid-i tezkiye. Mürşidlerin mürşid-i kâmil olma yolundaki mertebelerine göre sırasıyla. 1164 Zubî. s. irade etmek anlamında kullanılmıştır. Mürşidler aynı zamanda Peygamber(sav)’e de tabi olmuş kişilerdir. c. irade etmek. Kâhire 1987. 22. Kamus Tercümesi. 1163 Hûd: 11/34. 226 . bu okumalarla insanlara yol gösteren kişidir. hidayet nuruyla kendi kusurlarının farkına varıp kemâle ulaşma arzusunda olan ve bu olgunluk eğitimini verecek bir mürşide bağlanan kişi için kullanılır. 124 bin evliya. 2. Asım Efendi. Hz. Komisyon. yaklaşmak gibi anlamlara gelmektedir.olmalıdır. MÜRÎD: Mürîd. s. Memduh. Allah(cc)’ın nuru kendisinde bulunan.1164 Farklı bir ifadeyle mürîd. Tevbe: 9/107. 381. 40-43. nefsindeki hastalıkları tedavi edip nefis tezkiyesini tamamlayan. ss. s. birbiriyle ilintili bir şekilde şöyle yapabiliriz. Bahriye Yay.1162 Her ne kadar Kuran-ı kerimde mürîd kelimesi geçmiyorsa da kelime kökü olan “e-ra-de”. Şergavî Hasan. mürşid-i teberrük. mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye gibi tasnifleri vardır. Menâkıb-ı Şerefiyye. 368. nazarı ve iradesini sırf Allah’a yönelten kişi demektir.1163 Tasavvuf ıstılahında mürîd. O nur ile levh-i mahfuzu okuyan. İstanbul 1852. Enbiyâ: 21/17.5. Peygamber(sav)’in misak günü yüklendiği emaneti paylaştığı seçkin ruhaniyetlerdir. c. Bir saat zarfında 24 bin müridi can çekişmekte dahi olsa. İbn Manzûr. bir an bile Allah(cc)’tan 1161 1162 Burkay. s. Müessesetu’l-muhtar. muhtelif yerlerde istemek. c. Mucemu’lfaz es-sufiyye. Mu’cemu’l-vasît. istemek.. Mürîd ismi taşıyan kişi. 376. 248. hepsinin imdadına aynı anda yetişmesi gerekmektedir. s. Kâhire 2004.1161 Nazım Efendi’nin genel tasavvuf anlayışı içerisinde telakki edilen mürşîd tanımını. Dâru’l-Cebel. irşâda icazetli manasındaki mezun kişidir. Her daim “elestu” hitabını duyan ve o ahde sâdık yaşayan mürşîd. Mürşîd. Mucemu’s-sufiyye. Lisânu’l-Arab.

6. imdat taleb edendir. Peygamber(sav)’i madden hiç görmediği halde. a. her iki cihanda da Allah(cc)’tan başka muradı yoktur. mürşidinin sohbetinde bulunması ve onun maddî nazarlarından feyz alması gerekmektedir..Mürşîd. Keşşâf. 221. c. sahabe derecesinden aşağıda ve tabiîn cümlesinden olmuştur. ss. Tasavvuf Sohbetleri. Kıbrısî’nin mürşîd anlayışından hareketle. Muhammed ümmeti içinde. 1169 Ramazanoğlu Samî. Erzincan 1997. Musâhabe. 124. bu tanımı şöyle yapabiliriz. 1. TTS. Londralı mürîdlere göre. Bu açıdan bakıldığında Üveys-i Karanî. 1168 Kıbrısî. 263. 526. tatbikî ve kalbî ilme tebdil eder. Kervan Yay. 15-16. mürşidini sureten görmesi. sahip olduğu kitabî. Hz. 227 . Pîr-i Sami Hazretleri Hayatı ve Sohbetleri. İstanbul 1985. Üveys-i Karanî ile mukayesesi şeklinde de savunulmuştur. O’nun batınından manevî feyz aldıysa da. acziyetini bilip medet isteyen. ıstılahtaki mürîd anlayışından farklı değildir. nefsini tezkiye etmek isteyen. s. mürşîdi vesilesiyle. Mürîd.1167 Nazım Efendi’ye göre mürîd için görerek rehber edinme onun yakînini artırır. İradesi Allah(cc)’ın iradesiyle tecerrüd ettiği için onun.1166 Mürîd.1168 Sufîler içerisinde bu görüş. Cebecioğlu. s. Ayrıca bu tezde bkz. Hakkâniyye içerisindeki mürîdler tarafından da ileri sürülmektedir. Ünal. Allah(cc)’ın nuruna ihtiyaç duyan. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlae/c. s. 174. mürîdin tekâmülü için. 158-159. Kur’ân-ı Kerim’i okuyarak İslam dinini yaşayan Müslümanlar ile Kur’ân-ı Kerîm’i (Hz. Nazım Efendi’nin görerek tâbi olma hususundaki görüşü.g. Sahabe-i Kirâm’ın. 64.başkasına yönelmeyen kişi anlamına da gelmektedir. 1167 Aynı eser s. s. Peygamber’i) görerek Sahabe olanların farkı irşada görmenin önemi için kullanır. Kıbrısî bu durumu Kur’ân misali üzerinden izah eder. et-Taarruf. Cürcanî. Bu misale göre. 1166 Kıbrısî. Tuygun.1169 Farklı bir ifadeyle mürîdin. s. nur sahiplerine tâbi ve teslim olandır.e. 132.1165 Nazım Efendi’nin mürîd tanımı. Uludağ. O’nun sohbetiyle müşerref olmadığından. s. soyut ve lisanî bilgileri. Ta’rifat. 62. mürşid ihtiyacını izale etmez aksine. c.. TTDS. s. İslam’ın öz bilgisine ancak tarikat disiplini içerisinde ve mürşîd-mürîd ilişkisiyle 1165 Tehânevî. Mürîd. Kelâbâzî. maneviyattan gelecek nuranî feyze ve ilme ihtiyaç duyan. onu taleb eden olduğu için. ss.

bu anlayışla Şeyhlerine yakın olurlar. Mürîd 10. 1173 Aynı eser. Yani onlara göre amaç. Lefke Tekkesine her fırsatta gelerek.000 tesbih çekerse buna mukabil şeyh 1000 tesbih çekerse mürîdler deli olur. rabıta kurar. O şeyhin kuvvetinin yetişmediğine delalettir. ibadet ve zikir vesilesiyle saflığa ve duruluğa ulaşmayı hedeflemektedirler. Hakkânî mürîdleri arasında net değildir. kalbi masivâdan arındırma ve cilalamadır. mürîdin önünde yürüyen adamdır. başka âlemlere düşer. mürîdleri yakınlaştıran her türlü fiil. mürîdi maksuduna ulaştıracak olan şey. Bâyezid-i Bestamî’nin 99 şeyh değiştirdiğini misal veren Kıbrısî. bu dönem için vuzuha kavuşmamış bir mevzudur. arınma.1172 Bu gayelere vasıl olan şeyhe. 297. Avrupa’daki mürîdlerin Tarikat-ı Hakkâniyye’de bulunma gayeleri.vasıl olunur. 56. batınî ve zahirî libaslar ile ona benzemeye çalışırlar. s. Şeyh Nazım’a ait videolar ile kifayet edenler olduğu kadar. Mürîdin himmeti şeyhi geçti mi mürîd zapt olmaz. Müridler taat. 1170 1171 Atay. Bir mürîdin şeriat bilgisine sahip olması elzemdir ancak. nefsin tezkiye edilmesi ve kalbin sevgiyle doldurulması şeklinde genel olarak ifade edilmiştir. Nagshbandi-Haqqani. 112-113. s. s. ziyerette bulunanlar da olmaktadır. 1172 Stjernholm. Mürîdler.1171 İnternet üzerinden. 37. kendinden geçer. 228 . mürşid-i kâmillere havale edilmelidir.1170 Mürîdlere göre İslamî bilginin öz kaynağı olan şeyhin (Kıbrısî’nin) belli bir ortamda sadece bulunması bile İslamî bilginin tezahürüdür. Onun için şeyh. bu ihtiyacı karşılayıp karşılamadığı. dinamik bir süreçten geçmektedir. ss. Farklı bir ifadeyle. Batı’da bir Nakşî Cemaati. canlı olarak paylaşılan sohbet videolarının. Son yirmi yılda yaygınlaşan bu teknolojiye bağlı olarak günlük hayatımıza giren bu durumun tasavvufî boyutu. Aynı eser. Hâlidiyye-i Hakkâniyye mürîdlerinden. mürşidine ait görüntüleri izleyen bir mürîdin.1173 Nazım Efendi’ye göre tâbi oldukları mürşidleri makâm olarak geçen mürîdler. şeyhini madden mi yoksa sureten mi gördüğü konusu. onları arınmaya ve saflığa götürür. bu konuyu şu ifadelerle izah eder: “… Onun için mürşîd-i kâmil. şer’î bilgi ve amellere ek olarak mürşîdin gösterdikleridir. hal tutar ve kendisi hallenmeye başlar.

28. tarikat-ı râbıta 1174 1175 Hakkânî. cezbenin ziyade ifradı dahi zuhur edip. Yani gerek letâiften. 1177 K. s. 20-39. ss. maşukun iradesinde kaybolması olarak tanımlanmıştır. Muhabbet. üç derece ayrı ayrı tahakkuk eder. Bu üç makâm. Hakkâniyye yayınları içinde olan ve Nazım Efendi adına yazılan bir eserde yer almaktadır. mürîd. gerekse seyri murakabeden bihaber olur. şöyle ifade etmiştir: “Eğer sâlikte muhabbetullah bundan (fenâ fi’ş-şeyh muhabbetinin. Şemseddin-i Nakşibend (v. Ebediyete Davet. ikinci makâm olan Peygamber(sav)’de muhabbet. tarikat-ı cezbe veya tarikat-ı muhabbet olarak nitelendirmiştir. Hakkâniyye’yi.”1174 Nakşibendiyye yolunda savunulan bu anlayışı. Eserde bu durum üç makâm olarak izah edilmiştir. ne kadar zikirle yürüdüğünü bilmesi lazımdır ve de bilir.1176 Mürîdin mürşîdine olan muhabbetteki öneme atfen Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. Bu izaha göre. 1176 Mirahmadi. Eğer sâlikte muhabbetullah’tan eser bulunmazsa. Risale-i Murâkabe. kötürüm olur. Mürşid seviyesinde. 229 . Nakşbendî. s. Peygamber(sav) seviyesinde ve Allah(ac) seviyesindedir. muhabbetullaha dönüşmek yerine şeyhte ifrada düşmesi) daha fazla olursa. huzur ve fena makâmlarını geçen mürîd (fenâ fi’ş-şeyh). s. Şeyhinin makâmına yaklaşması ve o makâmı geçmesine izah olabilecek süreç. Bu muhabbetten kaynaklanan rabıtanın devamı neticesinde. aşığın maşukundaki daimî huzur hali başlar ki. 1280/1866). Meğer mürşîdi kâmil ola…”1175 Mürîdin. Yani şeyhi derecesinde muhabbet.1177 Bu muhabbetten ötürü Hâlidiyye-i Hakkâniyye. şeyhine muhabbet duyar. Adnan. 92. huzur ve fena olarak ifade edilen bu üç makâmın üçüncüsü ise aşığın iradesinin. Sufi Meditation. Hakk’ta bu üç dereceyi yaşar ve fenâ fi’llah makâmına gelir. o salike. huzur ve fenayı (fenâ fi’r-rasul) yaşadıktan sonra. 186.manevî kuvvetiyle mürîdlerin hangi süratle seyrettiğini yani. rüyet-i Rasulullah nasib olmayıp. meczubu ilahî olur. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. bu durum zamanı ve mekânı aşkın bir birliktelik olarak. huzur halidir.

kendisine perde olunca. 1182 Kara. aşk nisbetinde olur ve aşırı muhabbetin neticesidir. Cezbe olmaz ise ünsiyet (bağlılık) hâsıl olmaz. Sâlikin kendisi. Bir kimse ne kadar çok aşıksa. s. Bu yolda geçerli olan esas budur. Bu yeteneği elde etmesi için. Tasavvuf ve Tarikatlar. 92. şevk. ss. o nisbette kendinden gâib olup. kendinden geçmektir.1181 Mürîd Allah(cc)’tan gayrı herşeyden ilgisini kesmelidir.1178 Futuhâtu’l-Hakkâniyye adlı eserde. 542. dünyayı aydınlatmayı muhabbetten öğrenir. 1178 1179 K. İnsanın yaradılışı. 505/1111). rüzgârdan. bir mıknatıs gibi şeyhindeki ilahî marifetleri ve Rabbânî tecellileri kalbinde toplar. fenâda fenâ hasıl olur. birçok manevi egzersizden.1179 İmâm-ı Gazalî (v. 72-73. ss. ss. Sevgi H. Allah(cc)’a duyulan. 1180 Gazalî. fenâ hasıl olur. s. 230 . İslamî Benliğin İç Yüzü. Buna izaha göre mürşîd ile mürîd arasında muhabbet olmaz ise. muhabbet. ss. 74. en kolay vasıta ile taşıyan mürşidin vasıtasına geçişi tavsiye eder. 802/1399) şöyle ifade etmiştir: “İşin başı kendinde yürümek (teemmül ve tefekküre dalmak) ve kendinden gitmek (kendinden geçmek)dir. 4. Aynı eser. Kendinden gâib olarak Hak Teâla’nın huzurunda olmak. Kendinde yürümenin alameti. daha parlak ve diri hâle getiren muhabbettir. sudan.1180 Maddi varlığı bir avuç topraktan başka bir şey olmayan insanın aslî varlığını.1182 Mürîdin. c. Seyyid Burhaneddin Muhakkik-i Tirmizî. İhyâ. ateşini aşktan alır. Kayseri 1995. mürîd için bu süreci sırasıyla. ünsiyet ve rıza olarak izah etmiştir. Çünkü mürîd bu bağ sayesinde enâniyetinden sıyrılıp şeyhinin iradesinde fanî olur. Nakşîbendî yolunda katedeceği mertebeleri. ss. 286-350. cezbe hâsıl olmaz.”1183 Her mürşidin farklı bir tasarruf ve vesileyle mürîdini maksuda götürdüğünü söyleyen Kıbrısî. 1183 Camî. muhabbetten aldığı kuvvetle. bu ilişki muhabbet.35-36. cezbe ve ünsiyet üzerinden izah edilmiştir. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). 27-29. Bu durumda mürîddeki muhabbet. Adnan. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. çile ve nefs mücadelesinden geçmesi şarttır. Muhabbetin aslı ise maddi alanı meydana getiren unsurlardan.olarak da adlandırılmıştır. Âlauddîn-i Attar (v. Ahmet. ateşten ve topraktan değildir. sevgilisinin huzurunda bulunur. Mülk ve melekut âlemleri talibe örtülü olup ona (masivayı) unutturursa. 75. 1181 İkbâl.

91. ne yapalım ağır ağır yol keseriz. hepsini sizin emrinize vermiştir. ss.” sözüyle ifade etmiştir.1187 “O. duran derviş de gerilemeye. gözünü yum. 2225. 61-62. bazısı vapur sahibi. Bunda düşünecek bir toplum için ibretler vardır.2. Yoldaki mürîdin edebi konusunda bir düsturu Şeyh Nazım-ı Hakkânî. Nazım Efendi’ye göre mürîdin yoldaki cehdi. 1186 Mevlanâ.”1188 ayeti. Tasavvuf Sohbetleri. Kıbrısî.Maksuda en kolay yoldan götüren mürşîdlere tâbi olmakdaki temel amaç ilahî rızadır. “İnsanların gözbebeği olan insanı ara.e. Bu amacı unutmadan yolda ilerlemek gerektiğini Kıbrısî şöyle ifade etmektedir: “Onların içerisinde. Ancak. Mesnevî. Sürücüler ‘sizden bir karşılık istemem’1184 sınıfındandır. “Duran da. aç’ deyip arşa bastıracak adam da var. 1189 Kıbrısî. 91. O yolda sefer Allah rızası içindir. nasıl olsa aynı yolda yürüyüp gidiyoruz’ Yahu arabalı da var. bu ayetin kendisinde tahakkuk ettiği ana ve sonrasındaki mertebelerine kadar devam etmelidir. bu mevzu aynı zamanda mürîdin yolda olmasıyla alakalıdır. s.”1185 Bu anlayışı Rumî. göklerde ve yerde ne varsa. a. mahkûmdur. 1188 Casiye: 88/13. durmağa. Mürîdin mürşîdine karşı edebleri ile de. Arabalıyı bulursan parayla değil ya bu.. Yolda yayan giderken arabalı rast gelirse arabalıya bin. bazısının tayyaresi var. tırnak miktarı dahi olsa ilerleme yönünde gayrettir. Hangisini istersen bul bir tane de. Hakkâniyye içerisinde evliya bahsinde sıkça telaffuz edilmiştir. Bazılarının traktörü var.g. Buna göre yorulan. adamı atla yürüten var.. mürîdin yolda olup olmadığının bir göstergesidir. s. Bazı yol göstericiler de ‘elimi tut. bazılarının arabası var. 1187 Kıbrısî. bazısı tren sahibi. insanların gözbebeği olan insanı. Bu yürüyüş yerleri ve gökleri fethedinceye kadar olmalıdır. Nazım Efendi’nin bu konudaki tavsiyesi. insanların gözbebeğini!”1186 ifadesiyle belirtmiştir. ‘Yok canım işte bizimki var ya.g. 231 . c.e.1189 1184 1185 Sebe: 34/47. yorulan da bizden değildir. b. a. İlerlemek için yorgunluk değil gayret gereklidir.

Osmanlı usulü şalvar. Keşşâf. Tehânevî (v. Almanların mor. Tanık olduğumuz bu mürîdlerden kimileri yeni ihtida etmiş. kimileri ise bulundukları ülkelerdeki tüm mürîdlerden sorumlu. Bu kıyafet genelde.g.e. Şeyh Nazım’ı hatırlayarak ruhanî ve fizikî yakınlık kurmak ve berekete nail olmak amacıyla giyinenler olduğu kadar. 2008 yılında Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin Şamdaki tekkesine yaptığımız çalışmalar süresince. 87. Arapların yeşil. 1528-1529. c. Almanya’da vazifeli olan bir mürîd. Mürîdlerin Lefke dergâhında da tercih ettikleri kıyafet usûlü genelde aynıdır. Istılahâtu’s-sufiyye. kıyafet ve sarık gibi dış görünüş itibariyle. a. tekkedeki tüm zikirlerin zakirbaşılık görevini ifa etmiştir. 1158/1744)’ye göre velayet. uzak Asya ülkelerinin. Mürîdlerin tamamen özgür tercihleriyle çeşitlen bu renklerin. s. sakal. gömlek ve geniş yelek üzerine giyilen çeşitli renklerde sarık olsa da.1192 Bâtılı mürîdlerin tekkelerinde ve evlerinde giydikleri bu kıyafeti neden tercih ettikleri sorulduğunda genelde üç cevap gelmiştir. kimileri seyru sulûkun başında. 232 . Türklerin beyaz. umumiyetle tercih ettikleri. 79. s. velayet kavramıyla mana kazanmıştır. Amerikalı ve Afrikalı mürîdlerin kırmızı renk sarıkları. Allah’ın 1190 1191 Tehânevî. Hak ile halkta tasarrufta bulunmaktır. Şeyh Nazım’a vekillik vazifeleri yüklenmişlerdir. ss. İngiliz mürîdlerin mavi. Nazım Efendi’nin Osmanlı usûlü kıyafet tarzını tercih ettiği gözlemlenmiştir. 1192 Atay.1190 Bu makâma erişmek için kulun nefsinde fanî olması ve Hakk’ta bekâya ermesi gerekir. Bu mürid. Şeyh Nazım tarafından ifade edilmiştir. Kâşânî. ülkelere göre şöyle dağıldığı söylenmektedir.Seyru sulûktaki şart olarak beyan edilen devamlılık ve neticesinde tüm mevcudatın kula musahhar kılındığı mertebe. 3.1191 Tarikat-ı Hakkâniyye yolunda yaptığımız araştırmalarda farklı etnik köken ve ulusa mensup mürîdler ile karşılaştık.. İslam’ın en iyi yolunda olmanın (Nakşibendiyye) verdiği gururla. ıstılahta. Arap ve Afrika ülkelerinin yerel kıyafetleri de tercih edilmiştir.

ruhunu kuşatan kafesten kurtulmuş bir nûr gibi olduğundan. Peygamberimiz(sav)’in davranış ve görgüsüne sahiptir.övdüklerinden olmak için giyenler de vardır. 1. lügatta. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. s. Hz. bu yüzyılda. Şeyh Nazım-ı Hakkânî.1197 Kur’ân-ı Kerîm’de bey’at. s. söz verme manasında zikredilmiştir. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. BEY’AT: Satın almak manasına gelen bey’ kelimesinden türemiş bey’at kelimesi. aynı Peygamber(sav)’in anda ve daima bulunmaktadır. Bazı mürîde göre ise bu kıyafetler.1194 Londra’daki mürîdlere göre Şeyh Nazım. 83. Ayrıca bu ayetlerde. s. 219. Ondan başka bu bilgilerin kaynağı olan evliya yoktur. Hz. 233 . ss. s. Hz. Onlara göre Kıbrısî. 705. 220. Kabe’de Haceru’l-esvedin Medine’de altında. 41.” Feth: 48/10. Hz. Şeyh Hişam’ın da ifade ettiği bu anlayışa göre Şeyh Nazım-ı huzurunda Kıbrısî. Ta’rifat. Peygamber(sav)’e yapılan bey’atın. 79. üç ayette. Peygamber(sav)’in gücü. mürîdleriyle beraber olsa bile yirmi dört saat boyunca aynı anda üç yerde ruhanî olarak hazır olur. Peygamber(sav)’in bu asırdaki manevî mirasçısıdır. miraç ve mehdi gibi hadiselerin manevî boyutu hakkında yegâne bilgi kaynağıdır. Allah büyük bir mükâfat verecektir. Komisyon. 50. 1196 İbn Manzûr. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Atay.1199 Hz. 557-558.1193 Hâlidiyye-i Hakkâniyye mürîdlerine göre Şeyh Nazım. c. akid yapma anlamlarına gelmektedir.1198 bey’at edenlerden Allah(cc)’ın razı olduğu bildirilmiştir. Allah’a verdiği sözü yerine getirene. Mu’cemu’l-vasiyt.1196 El ele tutuşarak yapılan bu fiilden dolayı bey’at. Firüzebadî. s. onda zuhur etmiştir. 1193 1194 Stjernholm. kendilerini vahhabî ve selefî gruplardan ayıran bir tarzdır. Allah(cc)’a yapıldığı. 1197 Curcanî. The Struggle for Purity.1195 d. Kamûsu’l-muhît. ve Sahibu’z-Zaman(as)’ın. ss. Lisânu’l-Arab. 1198 “Sana bey’at edenler ancak Allah'a bey’at etmiş olurlar. söz verme. Şeyh Hişam’ın ifadesiyle. 1195 Aynı eser. tokalaşma ve musafaha manasına da gelir.

Mu’cemu’s-sufiyye. mürîdin. TTS. Biat Maddesi. Bey’at töreni uygulaması tasavvufun ilk dönemlerinde icra edilmediğinden. mürşidine sâdık ve bağlı kalacağına. oluşan bu manevi ortama. İlgili görüntüler video arşivimizde mevcuttur. Peygamber(sav)’e Kur’ân-ı Kerîm’de bildirilen emirdir. Şeyh Nazım. hırka giyme töreni şeklinde icra edilmiştir. en yakınında bulunan mürîdin sırtlarına ellerini koyarak. iftira atmamak. ss. 41-42. s. tevbe edip bir daha günahlara dönmeyeceğine. c. TDV İA. evlatlarını öldürmemek. tasavvuf ıstılahındaki manasıyla kullanmış ve genel uygulamalara benzer bir şekilde gerçekleştirmiştir. bey’at almıştır.1202 Bey’atın yapılışı ve gayesi. 6. Bu esnada bu olaya tanık olan diğer mürîdler bir halka oluşturarak ellerini bey’at alan kişinin üzerine koyarlar. Bu bey’at hükümleri Hz. Allahu. 99-100. 88. hicri birinci asırda. el alma. Kıbrısî’nin ve Hakkâniyye vekillerinin bey’at alış şekilleri. hemen hemen bütün tarikatlarda aynıdır. 1203 Türer.org/be’at. 123. Tarikatlar döneminde yaygınlaşan bey’at uygulaması. 124. Cebecioğlu. bu bey’ati alan kişi elini koyar. Ahkâm. 2. saltanat. mürşîdine verdiği söze. Allahu.Peygamber(sav) Mü’minlerden.1201 Tasavvuf ıstılahında bey’at (inâbe. 561/1166) tarafından tarikat geleneği olarak uygulanan bey’at.1203 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. s. İlk halkaya dâhil olamadığı için dış halka veya halkalara yetişen mürîdler. intisab. video kaydı olarak arşivimizde ve bazı internet sayfalarında mevcuttur. kendisine kayıtsız şartsız teslim olacağına. TTDS. hayırlara ve faziletlere sarılacağına söz vermesidir. Müslim. el verme). Talak. ss. Abdülkadir-i Geylanî (v. madden iştirâk ederler.75-76. bey’at veren şeyhin eli üstüne. Tasavvuf. Uludağ. Osman. 1204 www. 72. 1201 Buharî. mürîdin. Bu halkada şeyhle birlikte bulunan herkes üç defa “Allahu. asasını uzatarak da bey’at vermiştir. 234 . s.1200 kendisine itaat etmek ve her zaman Hakkı konuşmak üzere. bey’atı. Allah(cc)’ı. 43. Rasulünü ve mürşidini şahit tutmasıdır. İz. Buharî. İmare.1204 Hakkâniyye içerisindeki uygulamalarda. İmarât. 1202 Zubî. Hakk” esmalarını mutedil 1199 1200 Feth: 48/18. hırsızlık yapmamak. tasavvufun ilk dönem eserlerinde bu konuya yer verilmemiştir. haramlardan ve münkerden kaçıp. Allah(cc)’a hiçbir şeyi eş koşmamak. Müslim. Mümtehine: 60/12 .

1210 Burada tarif edilen bey’at. diz dize gelmeksizin yapılmaktadır. Tasavvuf ve Tarikatlar. Bununla birlikte bu değişimin. Hz. Asım. kadın vekil tayin ederek. 363-364. Ve kim Allah’a vermiş olduğu sözü tutarsa Allah ona büyük bir mükafat verecektir”1209 ayetini okur. Rûhu’l-meânî. 28. ortaya bir bez parçası uzatıp. 1210 K.1206 Bayan sahabelere bey’atı. Gerek şahsen tanık olduğumuz. yoksa İslam dininde sebat için mi olduğuyla ilgili bir bilgiye rastlamadık. saltanat. eline bez sararak. Bu uygulama şeklinin. şeyh ile mürîdin bire bir ve diz dize oturduğu bir meclis anlatılmıştır. Afifi. Me’a’l-Enbiyâ. s. doğal olarak gelişmiş olduğu kanaatindeyiz. s. 186. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. İbn Esîr. Muhammed(as) ve İslamiyet. Mefâtihu’l-gayb. bir su kabına el batırarak. İlgili görüntüler video arşivimizde mevcuttur. “Estağfiru’llah e’l-Azîm ellezi la ilahe illa huve’l-Hayyu’l-Kayyûm ve etubu ileyh” tevbesini okur. 1209 Fetih: 48/10. c. 2/447-448. 1. 1208 Yılmaz. Köksal. Şeyh Nazım’ın uygulamasından şeklen farklılaşmaktadır. halkanın ekseriya. Bu bey’atin tarikat yolunda alınan ders için mi. Adnan. 1207 Razî. Yani bey’at. gerekse internet üzerinde yayımlanan bey’at hadiselerinde. Kıbrısî’nin irşâd vazifesini devralmasından sonra oluştuğu şüphesizdir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. c. s. Hakkâni Dergâhlarının yaygınlaşdığı ve mürîdân sayısının hızlı arttığı bir süreçte.1208 Fütuhât-ı Hakkâniyye adlı eserde bey’atın yapılış şekli tarif edilirken. 235 . tasavvufî anlayışta yer almış ve sufilerin bey’at uygulamalarına temel teşkil etmiştir. s. Adnan Kabbanî’nin yazdığı bu esere göre şeyh. 2/99. Beyhakî. Ancak Müslüman bir ailede dünyaya 1205 1206 www. Peygamber(sav)’in bu uygulaması. bey’at başlangıcında mürîd ile beraber üç defa. Delâil. ihtida etmiş gayr-i müslimler olduğu dikkatimizi çekmiştir. M. ashabla el tutuşurdu. kapı veya pencere arkasından sözle yapmıştır. c. 81. 267. 98. s. Alusî.1207 Hz. Kim ahdini bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. s. 14. 607.1205 Hz. Sonra şeyh bir defa “Şüphesiz Sana bey’at edenler gerçekte Allah’a bey’at etmektedirler. Kâmil.org/be’at. ucundan tutarak.bir ses ile tekrar ederler. Bundan sonra Şeyh mürîde dua yapar ve halkada bulunan herkes dağılır. Peygamber(sav) bey’at alırken elini uzatır.

doğal yollarla aralarından çıkamayacağım bir grup adamın içinde kaldım ki. 36.1211 Dolayısıyla bu ritüelin hem mühtediler. bir Türkiye vatandaşının Lefke Tekkesinde/Kıbrıs Nazım Efendi’den tarikat bey’atını. Yani bey’at her iki gruptaki insanlara aynı şekilde uygulanmaktadır. benim Müslüman oluşuma ve Nakşibendî-Hakkânî tarikatına girişimde bulunuyordu…”1212 Lefke Dergâhında yaptığımız gözlemlerde ve video görüntüleri üzerinden şahit olduğumuz bey’atlerde. toplum içinde ne tür bir işleve sahip olduğunu anlamak amacıyla yapılan bir tezde. Gözlemlediğimiz bu kişiler. Nakşibendî-Hakkânî Cemaati’nin Londra’daki faaliyetlerini inceleyerek. The Struggle for Purity.gelmiş. s. Lonrdra görevlisi) önünde beklemem için götüren hoca (dergahın eğitmeni). Bunun üzerine Şeyh Abdul Hamid elimi tuttu ve diğer kardeşler etrafımda halka oluşturacak şekilde toplandılar. 1212 Stjernholm. hem de zaten Müslüman olup da tarikata girenler için yapıldığını söyleyebiliriz. Tez araştırması için Londra. aldığına şahit olduk. dergâh Şeyh’inin de bilinçli bir şekilde iştirak ettiği bu olayın ardındaki anlayışı analiz 1211 2006/Mayıs ayında yapılan bir görüşme esnasında tanık olunmuştur. Olanlar benim beklediklerim değildi. İhtida eden mürîdlerin bey’attan sonraki sevinçli tavırları. Şeyh. Londra’daki gibi oldubittiye getirilerek yapılan bir şehadet ve bey’at dikkatimizi çekmemiştir. 236 . istisnai bir durum olduğu kanaatindeyiz. Totenham Dergâhına giden araştırmacı. Dolayısıyla araştırmacının yaşadığı hadisenin. ilk akşam dergâh şeyhiyle konuşmak isterken yaşadığı bey’ati şöyle anlatmaktadır: “Beni Şeyh’in (Abdul Hamid. mühtedilerin. bu kanaate varılmıştır. aynı şekilde icra edilen ritüelle. Aniden. bizzat yaşadığı bey’at tecrübesine yer vermiştir. Londra Dergâhında yaşanan. hepsi şahadetime tanık oluyorlardı. heyecanlı ve istekli oldukları görülmüştür. Şeyh. Müşâhede ettiğimiz bey’atlerin tamamında. Tez araştırması için yapılan bu ziyaretten elde edilen ses ve görüntü kayıtları ses arşivimizde mevcuttur. etrafındaki mürîdlerle kucaklaşması ve müsafaha yapması gibi gözlemlerimize istinaden. bey’attan sonraki zamanlarında. namaz ve zikir meclislerine devam etmişlerdir. Ancak. araştırmacı. Müslüman olmayı ikrar ve tasdik eden şahadet kelimelerini. orada Şeyhe anlayamadığım Arapça bir şeyler söyledi. tekrar etmem için söylemeye başladı.

iblis. insanlar.1215 Nazım Efendi. 3/192. her türlü korktuğundan kurtulur. Şakayla tetik atan adamın attığı kurşun vurmaz mı? Öldürmez mi? Yahu ben şakayla tetiğe dokunmuş idim! Şaka diye vurmadan. son nefeste o imanı ondan almaya imkân yoktur. Ebu Nuaym. kelime-i şehadet getirmek suretiyle dâhil olurlar. 1215 Kıbrısî.”1216 Kelime-i şehadetin Hakkâniyye yolunda nasıl anlaşıldığı ile ilgili karşılaşılan diğer misal ise. 1299/1882)’nin. 96. cin ve ins topluluğu dışarı çıkaramaz. bir âdeti ile ilgilidir. kelime-i şehadetten sonra şöyle dua ederdi: ‘Ya Rasulallah! 1213 Âl-i İmrân: 3/97. Her kim girer çıkmaz ise. bitti. 1214 Deylemi. hiç çıkmayacak nakışla nakşediyor. Hilye. bütün ümmet-i Muhammed’in(sav) ve onunla birlikte bütün geçmiş ümmetlerin hepsinin günahlarını öbür kefeye koysalar. Nakşibendî-Hakkânî yolunda kelime-i şehadetin nasıl anlaşıldığını.etmek için. bütün beni âdem için. 1216 Aynı eser. Kıbrısî’ye göre Allah(ac)’ın kalesi gibi olan bu dairede bulunan bir kimseyi. ayeti. kurşun kalır mı? Sen ne zannettin “La ilahe illallah” demeyi? Peygamber-i Zişan’ın “La ilahe illallah” dediği bir tevhidini mizanın bir kefesine koysalar. ayeti. isterse şaka yoluyla söylesin. Aynı Surenin 95. Tasavvuf Sohbetleri. silsilede Nazım Efendi’den önceki üçüncü Şeyh olan Ahmed Sugurî (v. 237 . Kelime-i şehadeti söyledikten sonra onun imanını bütün dünyada insu cinnin adedince şeytan olup üzerine gelse. tüy gibi tartar. “La ilahe illallah kelimesi. “…kim oraya girerse güvenlik içinde olur…”1213 ayetini Nazım Efendi. 5. Bu daireye. Nazım Efendi bir sohbetinde bu durumu şöyle anlatır: “Sugurî Hazretlerinin âdeti oydu ki. 6. Azabımdan emin olur. s. kelime-i şehâdetin şaka yoluyla söylenmiş olsa dahi bu daireye girileceğini şu cümlelerle ifade etmiştir: “Bir kere söyledi mi. hiç ehemmiyeti kalmaz. Bu tefsire göre kelime-i şehâdet. emin olunan dairedir. 5/244. Öyle büyük bir zât huzurunda kelime-i şehadeti okuyan kimsenin kalbine. s. Firdevs. onun kalbine saadet mührünü basıyordu. İbrahim’in(as) dininden. incelememiz gerekir. tesirini göstermeden. âlemler için mübarek ve doğru yol gösteren Kâbe’den bahsetmektedir. O. her kim huzuruna gelirse diz be diz oturtup kelime-i şehadeti getirtirdi.”1214 hadîs-i şerîfi ile tefsir etmiştir. benim bir metin kalemdir.

Şeyh Nazım Efendi’nin yaptığı hafî duanın. bu vazifenin devam ettirilmesi için.. kelime-i tevhide verdiği bu anlam görülmektedir.1218 Bugün karşılaştığımız bey’at ritüellerinin. Hz. size emanet eyledik. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den. Abdullah-ı Dağıstanî’den bununla ilgili şu ifadeleri nakletmiştir: “Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye şeyhlik vazifesi ve icazeti verilirken. Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde manevi bir vazife olarak yerini almıştır. Dolayısıyla bey’at ayinlerinin akabinde. son nefesindeki imanı için dua etmektedir.2. kerâmet. 092508-msh-fenton-6am-comeasyouare.”1217 Bey’at anlayış ve uygulamalarını şekillendiren bu anlayış. 49. Kerâmet. insanların imanları ve ahiret sadetleri için kullanırlar. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. rahmanî tecellilere ayna olan evliyâ. Farklı bir ifadeyle Şeyh Nazım -ı Hakkânî.1219 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin bey’at anlayışında ve uygulamalarında. s. Hakkâniyye’ye Camiâsına ait bir özgünlük olarak nitelendirebileceğimiz bu anlayış.. tasarruf ve hizmet gibi anlayışlarla bir bütünlük teşkil etmektedir. bu anlayışın da etkili olduğu kanaatindeyiz. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. 1219 Tafsilatı için bu tezde bkz. Farklı bir ifadeyle. Tasavvuf Sohbetleri. bey’at esnasında kelime-i tevhid-i ikrar ettirdiği zaman. Nazım Efendi.Bu okuduğumuz kelime-i şehadeti sizin hazineye koyduk. Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. Şeyh Nazım’ın velî. Hakkâniye içerisindeki uygulanışında. ifade etmiştir. kendisiyle beş dakika dahi olsa görüşenlere kurtuluş müjdesi verildiği söylenmiştir. Kıyamet gününde bu emanetimizi isteriz’.com. Aynı yer. keramet sahibi velî kulun amacı. 238 . insanları ebedî saadete sevk etmektir. Peygamber(sav)’e emanet etmekte ve mürîdin. Bu vazifenin ise.”1220 1217 1218 Kıbrısî. Ahmet Sugurî’nin duasındaki temennileri içerdiği şüphesizdir. Bu manada velayet mertebesinde. 1220 www. Şeyh Ahmed-i Sugurî’den sonra devam ettiği görülmektedir. tasarrufunu. Peygamber(sav)’in emriyle. Hz.sufilive. Şeyh Saruhî’nin. emir aldığını ve Şeyh Ahmed-i Sugurî’nin bu vazifeyi manen tasdik etmiş olduğunu. bu şehadeti.

1226 Kehf: 18/14. Mü’min olarak teslim edilmiştir.Hz. Dolayısıyla bey’at alan zatlar.1222 Bu kökten türeyen kelimeler. savaşa hazırlıklı ve uyanık bulunma. Rabıta 1221 Tafsilatı için bu tezde bkz. taklidî bir uygulama olduğu şüphesizdir. 1222 Firuzebadî. kelime-i şehadetin ikrar edilmesiyle. Peygamber(sav) ve misâk gibi konularla ilgili yönleri vardır. kutub. 1224 Enfâl: 8/60.1225 metanet bağlama. bir cüz olarak nitelendirebileceğimiz bey’atın. Bu bağlamda Nazım Efendi’nin küllî tasavvuf anlayışı içerisinde. bitiştirmek. Bey’at ve kelime-i şehadet hususu ile ilgili olarak dikkatimizi çeken bir diğer konu ise. Londra’da gerçekleşen bey’at hadisesinin. 239 . Bir vakit namazdan sonra diğer vakti bekleme fiili. İman etmiş olarak emanet edilen ümmetin. c. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. 5. 1225 Enfâl: 8/11. o dönemin kutupları. Kutub. ss. Peygamber(sav). rabıta kelimesinin köküdür. iki şeyi birbirine bağlayan. böyle bir vazifeyi ifa etmiş olmaktadırlar. Peygamber(sav)’e. Kamûsu’l-muhît. muhkem bir kale gibi görülmekte ve şakayla dahi söylendiğinde bu kaleye sığınıldığı anlaşılmaktadır. 1223 Âl-i İmran: 3/200.3. bu anlayış üzerine inşa edilmiş.1223 bağlanıp beslenen atlar. Hz. emin ismine mugayirdir. Muhammedu’l-Emîn’in. Kur’ân-ı Kerim’de. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. 112-113.1221 e. RABITA: Arapça’da birleştirmek.1226 kalbini pekiştirme. “rabitune” ile ifade edilmiştir. Son nefesten önce imanı tamam olmamış ümmetin imanlı dönüş yapmaları için.1224 kalbleri (birbirine) bağlamak. Bu düşünceden hareketle.1227 manalarında tercüme edilmiştir. Peygamber(sav) tarafından vazifelidir. parça bütün ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’de. Bu yönü şöyle özetleyebiliriz: Yevmu’l-ezelde Hz. ümmeti.Binaenaleyh bey’at esnasında ikrar edilen kelime-i tevhid. 667. Hz. iliştirmek manalarına gelen “ra-ba-ta”. Lisânu’l-Arab. Rabıta. rapteden anlamlarına gelmektedir. noksan olarak Rablerine dönmeleri. İbn Manzûr. s.

1237 Kıbrısî. 1235 Âl-i İmrân: 3/200.. ss. Tasavvuf Sohbetleri. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 74. ss. Mutasavvıflara göre “Sâdıklarla beraber olunuz”1230 ayeti bu konudaki ölçüdür. ss. Keşşâf. rabıta edin ve Allah’tan sakının ki. Buna göre rabıta mürîdin basiret gözüyle mürşidine nazar etmesidir. Uludağ. Adıyaman 2000. İstanbul 2000. Kemal Yıldız. Çünkü bu haldeyken. Şergavî. Hz. 149. 1.1228 Tasavvuf ıstılahında rabıta. 23-53. 62. TTDS. Tasavvuf ve Tarikatlar. ss. Şeyh Abdullah’ın 1227 1228 Kasas: 28/10. Sey-Tac Yay. mürşid ve mürîdler arasındaki ilahî akışlara vesile olur. Sufi Meditation. sevgi anlamı yüklenerek diğer tasavvuf okullarında mana olarak vardır. 1242/1826) ile ihdas edilmiş olduğu iddiasına istinaden. 1234 Aydın. Süleymaniye Vakfı Yay.1232 aslında Şâh-ı Nakşibend (v. Tasavvuf ve Tarikatlar. c. 1229 Tehanevî. Adnan. 1230 Tevbe: 9/119. s. 1232 Aydın Ferit.1233 Dolayısıyla Rabıtayı şirk olarak görmek. TTS. Rabıta ile ruhanî bir olgunluğa erişen mürîdin. s. Cebecioğlu. s. 1233 Safî. s.1236 Nazım Efendi’ye göre rabıta. 1236 K. Mirahmadi. 326-327.. Haz. Yılmaz. Peygamber(sav)’in huzurunda ya da O’nun varisleri olan. s. Sahib Esad. Reşahât. Rabıta ve Nakşibendilik. 70-75.kelimesinin Kur’ân-ı Kerîm’deki manaları. bid’at ve şirk olduğu savunulan rabıtanın.: Dilaver Selvi. 8. 231. 75. Mektubât-ı Mevâna Hâlid. mutasavvıfların rabıtadan ne kastettiğini bilmemeye ve onu tasavvufi bir hal olarak yaşamaya bağlı olarak ulaşılmış bir yargı olduğu görülmektedir. 113-115. 838. ss. Gündüz.1229 Nakşibendîlikte asıl olmamakla birlikte önem atfedilen rabıta. kâmil evliyanın huzurunda hissetmesidir. 507. el-Mu’cemu’l-mufehres. Allah’a rabıta yapmak manasında olan murakabe tavsiye edilir. Rabıta ve Nakşibendilik. 289. Râbıta. s. Abdulbâki.1231 Hâlid-i Bağdadî (v.1237 Bu akışın mahiyeti hususundaki izah. s. felaha ulaşın”1235 ayeti delil getirilerek sufîler ve evliyalar açısından rabıtanın tanımı yapılmıştır. Mu’cemu’l-faz. tasavvuftaki rabıta anlayışının temelini oluşturmuştur. kulun kendini ilahi huzurda. s. zihnî planda mürşidi ile beraberlik halinde olmaya başlar. 299-300. 1231 Eraydın. Bu sevgi vesilesiyle mürîd.1234 Fütuhatu’l-Hakkâniyye adlı eserde “Ey iman edenler! Sabredin. 791/1389) tarafından tavsiye edildiği bilinmektedir. rabıtasını mürşidine yapması uygun olmaz. ss. 18-19. 240 .

Mürşid Peygamber(sav)’den aldığı marifet ve muhabbeti.1240 Rabıtanın tesir mahali olan kalb.. Üçüncü olarak da gıyabında mürşid ile manevî birlik ve muhabbet tesis etmektir. s. cezbe ve ünsiyet üzerinden izah edilmiştir. Allah(cc)’a yaklaştırıcı bir rabıta gibidir. Bu gayelerde önem kazanan muhabbet. “kişi neyi düşünüyorsa onunladır ve odur” düşüncesinden dolayı rabıtanın da mahalidir. görüntülü sohbet video kayıtlarımızda mevcuttur. muhabbet. Lisans Tezi. rabıtanın genel kabul görmüş tanımında da yer almıştır. Nurettin Topçu’ya (v. Risale. mürşîdin ruhaniyetinden feyz almak ve onun vasıtası ile Allah(cc)’ı hatırlamak. 1350/1931) göre rabıta. 241 . Bu durumda mürîddeki muhabbet. Cezbe olmaz ise ünsiyet (bağlılık) hâsıl olmaz. bir bölgeye internet sağlayan ana sunucular ile onlardan veri alan bireysel internet kullanıcılarına benzetir. kalbî bağ ile kendisine rabıtalı olanlara aktarır. Vahit. Adnan.1241 Muhabbetin mahalli olan kalb.sohbetlerinden derlenen eserlerde mevcuttur.com. nebata ve hayvanata duyulan sevgide.1242 İradesi olmayan cemadata. şahsî bilgisayarlara veri aktarmasına da benzetilmiştir. sevgi ve muhabbetin neticesidir.g. 1242 Göktaş. Bu birliktelik ve muhabbet vesilesiyle mürşîdin hali mürîde yansıtılır. Muhammed Es’ad-ı Erbilî’nin Hayatı. “ribât” denilmiştir. Bazı Nakşibendîler rabıtayı “şeyhe tam muhabbet” diye tarif etmişlerdir. Eserleri ve Tasavvuf Felsefesi. Şeyh Esad-ı Erbilî’ye (v. “ribat” kelimesiyle ifade edilmiştir. cezbe hâsıl olmaz.593. Beden ile nefsin irtibatını sağlaması dolayısıyla. rabıta ile aynı kökten türemiş. Basılmamış Y. Çünkü mürîd bu bağ sayesinde enâniyetinden sıyrılıp şeyhinin iradesinde fanî olur. 92.e. 140. Şeyh Nazım’ın vekilleri tarafından yapılan izahlara göre bu akış. kulu. s. a.sufilive. Ankara 2002. 1396/1975) göre doğa ve sanata duyulan 1238 1239 K. Bu manada kula Allah(cc)’ı sevdiren her şey bir vesiledir. ağ üzerinden.1238 Şeyh Hişam mürîd ile mürşidi arasındaki bu bağı. şeyhindeki ilahî marifetleri ve Rabbânî tecellileri kalbinde toplar. www.1239 Nakşîbendilikte rabıtanın özet olarak üç gaye için yapıldığı kanaati yaygındır. s. s. Bu aktarış sunucu bilgisayarın. 316 1241 Kuşeyri. Kalbi dünyevî düşüncelerden temizlemek ve korumak. 1240 Tosun. Çünkü mâsivanın girmemesi için gözetlenmesi gereken yer kalbdir. 010909-msh-london-priority-know-ur-shaik-is-looking-at-you. Buna göre mürşid ile mürîd arasında muhabbet olmaz ise. kalbe. Bahauddin Nakşîbend.

s. tarikat-ı râbıta olarak adlandırılır. Kalbi dünyevî düşüncelerden temizlemek.1246 Hâlidiyye-i Hakkâniyye. Tasavvuf Sohbetleri. 62. 30. s.sevgi. mürîdan arasındaki uyumu temin etmektir. 92. aynı zamanda inci tanelerini bir arada tutan ipe benzeterek. lokomotife. mürşîdi ve yolunda olanlarla râbıtayı kesmemesi yönünde tavsiyelerde bulunur. s. insanda terapi etkisi oluşturan. bu ahenge vesile olan rabıtayı. 1249 Âl-i İmrân: 3/103. Kültür ve Medeniyet. Peygamber(sav)’in nurunu. İstanbul 2004.1247 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin Hakkâniyye’yi tarikat-ı cezbe veya tarikat-ı muhabbet olarak da nitelendirdiği olmuştur. Degah Yay.. Bu muhabbet ise. mürîdleri. mürîdlerin kendi içlerinde de bir ahenge vesile olur.1244 Nazım-ı Kıbrısî rabıtanın temin ettiği harmoniyi. Adnan.1245 Şeyh Nazım’ın bu hususta verdiği bir diğer misal ise tren üzerinden olmuştur. Bu misalde Kıbrısî. ss. 75. ilahî sevgiye dönüşebilir. Nakşibendilikteki üç gaye için yapılmaktadır. 82. s. 1245 Aynı yer. vagonlara.1243 Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de telkin edilen ve uygulanan rabıta. nefsindeki hastalıkları gideren ve onu. mürşîdin ruhaniyetinden feyz almak ve onun vasıtası ile Allah(cc)’ı hatırlamak olan bu üç gayenin haricindeki bir gaye ise. Kıbrısî. Hak Dost 4. Şeyh Nazım-ı Hakkâni’ye göre rabıta. bir mürîdin. yaratılanların hizmetine hazırlayan vesilelerdendir. ayrılmayın”1249 ayeti bu konuda delil gösterilmiş1250 1243 1244 ve rabıta. 1247 K. kul ile Allah ilişkisini izah edecek yönden Topçu. 1250 Mirahmadi. insan ruhuna decredilmiş muhabbet duygusunu harekete geçirir. Şeyh Nazım. 242 . Sufi Meditation.1248 Nazım Efendi’ye atfedilerek yazılan başka bir eserde “Hepiniz Allah’ın ipine sarılın. bir mürşîd elinde. 1248 Aynı eser. polislerin merkezle ve birbirleriyle olan telsiz bağlantılarına benzeterek. 1246 Kıbrısî. Nurettin. evliyaları. vagonlardaki yolculara ve tüm ümmet arasındaki muhabbet ve bağı da rabıtaya benzetmiştir. Hz. 74. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Allah(ac)’ın huzuruna dağınık gidilmemesi gerektiğini ifade etmiştir. Çünkü doğada ve sanatta bulunan ilahî nakışlar.

bazen de ikisini birden cezbeder. Buna göre cezbe. şeyhlerine olan yakınlıklarını muhafaza etmek için. Allah onları sever. lokomotife odaklanarak. eğer Allah’ı seviyorsanız Bana uyun. a. s. Kıbrısî’nin görüntülü sohbetlerini izlediklerini ve Avrupa’daki vekillerini ziyaret ettiklerini ifade 1251 1252 Mirahmadi. vagon ve yolcular arasındaki bağı. bu kanaate delil getirilmiştir. Rabıta.1256 1991’den beri Nazım Efendi’nin Londra ziyaretleri gerçekleşmediğinden. 243 . 30. Sufi Meditation. (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki. s. et-Taarruf. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın”1252 ayeti ifade edilmiştir. ss.1254 Bununla birlikte. Buna göre Peygamber(sav). ikisinin arasındaki rabıta ile olur. ilahi divana doğru yolculuk yapmaktadırlar. ss. Rabıta ve muhabbet ile yolcular vagona. Avrupalı mürîdler. s. Bu örnekte belirtilen lokomotif. Konevî’ye göre talep edenle edilen arasındaki teveccüh aynı zamanda ortaya çıkarsa ve muhabbet her iki cihetten birden gelirse. mutasavvıfa içerisinde. Bu anlayışa göre muhabbet. er-Risâle.1253 Sadreddin-i Konevî (v. bazen iki taraftan birisini cezbeder. onlardan her birisi seven ve sevilen olur. 158-159. 1254 Konevî. Kuşeyrî. Tasavvuf Metafiziği. Hakk’tan kula doğru olduğunda ise. 673/1274)’ye göre talep edenle edilen arasındaki münasebet. onların Allah(cc)’ı sevmesi sonra zikredilmiş olduğu. vagonlar. Ümmetin evliyalarını temsil eden vagonlarda ise her evliyanın affı için dua ettiği Mü’minler vardır. 1255 Mâide: 5/54.1251 Bu yolculuğun Kur’ân-ı Kerîm’deki delili olarak “Deki.. kul tarafından Hakka doğru olduğunda “teveccüh”. rabıta oluşturmaktadır. 16.örneklendirilmiştir. onlar da Allah'ı severler…”1255 ayetinde Allah(cc)’ın onları sevmesi önce.g. Rabıta bu münasebet hükmünün ve suretinin mecrasıdır. Allah(ac)’tan aldığı ilahî kuvvet ve kudret ile bir trenin lokomotifi gibi kendisine bağlı 124 bin vagonu çekmektedir. Âl-i İmrân: 3/32. 1253 Mirahmadi. 1256 Kelâbâzî. “icabet” olarak isimlendirilmiştir.e. “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse. Allah(cc)’ın muradından sonra kulda zuhur etmektedir. 238. 100-101. muhabbetin yukarı makâmlardan aşağıya doğru olduğu yönünde kanaat daha yaygındır.

Bu bağlantının amacı ilahi enerjinin kalbte toplanması ve toplanan nur ile nefsin ve şeytanın kalbte bıraktığı süfli kirlerden arınmak olarak ifade edilmiştir. 1260 Mirahmadi. 103.1258 Mürîdler tarafından bir vird olarak yapılan rabıta.1259 Hatme-i haceganda yapılan rabıta esnasında mürîdin. bu tür tecrübelerin birçok mürîd tarafından yaşandığı ifade edilmiştir. Şeyh Nazım’ı ziyarete giden bir mürîd. Bu tecrübenin nakledildiği çalışmada. bu işaretin Allah(cc)’tan olduğu kanaatine ulaşmıştır. Lefke ziyareti yaptıkları görülmüştür. Bu durum. hatme izahlarında geçmektedir. Sufi Meditation. Mürîdin El Kitabı. ss. Hakkâni mürîdleri. Bu manada kâğıtın tutuşmasına vesile olan mercek. rabıta ve murakabe gibidir. uçaktan. semadan dikey olarak uzanan gökkuşağı gördüğünü söylemiştir. ilahî huzura vâsıl olmaktır.1261 Rabıta ile ulaşılan ilahî vuslatı. Dolayısıyla her yerde bulunan ilahi nur. 61. s. Bu amaçla.e.1260 Misallerdeki vurgudan anlaşıldığı üzere kul açısından rabıtanın nihaî amacı. bu ziyaretin uygun olup olmadığını görmek için. geliş terminaline yaya olarak ilerlerken. Allah(cc)’tan bir işaret istemiştir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. 76. Bu tecrübeyi paylaşan Londra’lı mürîd. a. rabıta ve murakabe vesilesiyle kalbte toplanarak.g. Aynı eser. güneş ışığının bir kâğıt üzerinde mercekle toplanmasına benzetir. nefsin kalbte bıraktığı kirlerden temizler.etmişlerdir. 49. Kıbrıs havaalanına indiğinde. kimsenin görmediğini fark edince. sevgilisiyle geçirdiği anlarla itminana ulaşmayan bir âşık açısından. sürekli beraber olma haline benzetilir ve rabıtayla mürîdin fiziki mekânları aşkın bir buluşma içinde olacağı düşünülür. s.1257 Bununla birlikte Kıbrısî’nin görüntülü sohbetleri ya da vekilleri ile tatmin olmayan müridlerin. 48. s. mürîdin sürekli mürşidinin huzurunda bulunmak istemesi olarak ifade edilir. kalbte toplanan bu enerjiyi. zamanlamasının doğru olup olmadığından emin olmadığı için. Allah(cc)’ın nuruyla nurlanmak. 244 . nurun kalbi kandilini tutuşturması ve 1257 1258 Stjernholm. ss. 48. şeyhi vasıtasıyla tüm silsile şeyhlerinden Peygamber(sav)’e ruhanî olarak bağlantı kurması gerektiği. 1259 Kıbrısî. Çevresindekilere göstermek istediği gök kuşağını. aynı zamanda hatme-i hacegan zikirlerinin başlangıcında toplu olarak yapılmaktadır. Hakkâniyye mürîdânı tarafından verilen farklı bir örnekte rabıta. 47. . 1261 Aynı eser.

c. 15. dost olmak. 46. 1264 Cürcanî. Isfehanî. Kamûsu’l-muhît. zikredildiği ayetlere göre. müridine yansıttığı meclistir.1268 halk (ashab-ı Eyke). sahib olduğunda tasarrufta bulunmak ve sahib olduğu ile mukayyed olmak anlamına gelen “sa-ha-be” kökünden müştaktır. malik olmak. 275. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. s.” Ankebût: 29/15 1266 “Yoksa gerçekten Ashâb-ı Kehf ve Rakīm’in…” Kehf: 18/9. Tasavvuf Sohbetleri.1262 Bu manada düşünüldüğünde. 104. Isfehanî. Peygamber’i gören. 1271 Bu mallar özellikle. Kim nefsinin cimriliğinden. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. s. el-Müfredat. aynı kökten türemiştir. beraber oturmak. 1270 “Kendisiyle konuşmakta iken arkadaşı ona dedi ki…” Kehf: 18/37. sahib olmak. Peygamber(sav)’den bugüne kadar evliyaullah ile gelmiş ve kıyamete kadar sürecek olan ilahî nuruna vasıl olmak için yapılır. 275. s. 286. Allah’tan bir lütuf ve hoşnutluk ararken ve Allah’ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir.1271 Mutasavvıflara göre sohbet. işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir…(Haşr: 58/8-9) ayetleri Hz.1266 iman edenler (ashab-ı Musa). f. 1268 “Medyen ehline…” A’râf: 7/85. İbn Manzûr. c.1270 olarak da tercüme edilmiştir. 137. Hz. s.7. Bir kimse ile dostluk kurup onunla yar ve hem dem olmak. s. Sohbet. Peygamber’in ashabı için indirilmiş ayetlerdir. ‘Eyvah yakalandık’ dediler…” Şuarâ: 26/61. 245 . s.1265 mağraya girenler (ashab-ı kehf). Firuzebadî. Peygamber(sav)’in manevi meclisinden alırlar. el-Müfredat. Onunla beraber bulunan ve bu imanla ölen kimselere verilen sahâbî kelimesi. Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar. 1267 “İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın ashabı. Ruhâni kabiliyetlerin aktarıldığı bu mecliste aktarıcı olan mürşidler.1263 İmanla Hz. İbn Manzûr.aydınlatması şeklinde de ifade etmiştir.7. rabıta. mürşid-i kâmilin ruhundaki kabiliyetleri. SOHBET-HALVET: Sohbet kelimesi. eşlik etmek anlamına gelen mastardır. beraber yürümek gibi manaları da vardır. 287. 1265 “Biz de onu ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık. hırsından korunursa. bu halleri Hz.1264 Bu kelime. gemiye binenler (ashab-ı sefine).1267 ehil (ashab-ı Medyen). mürşidler Hz. 1262 1263 Kıbrısî. Lisânu’l-Arab. Ta’rifat.1269 arkadaş. Lisânu’l-Arab. 1269 “Eyke halkı da peygamberleri yalanladı…” Şuarâ: 26/176 . hicret edenleri severler. s. Sufilere göre. Bu yansıma kabiliyet aktarımı olarak da anlaşılır. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar.

Peygamber açısından sohbetin önemini. 322. bu tanıma misal olarak. s. Kıbrısî. TTS.1272 Sohbetin bir eğitim aracı olarak kullanılması özellikle tarîkatların ortaya çıkışından sonraki döneme rastlamıştır. Peygamberlere(as) tebliğin emredilmesi gibi ehemmiyetlidir. Adnan. Avarif (Gerçek Tasavvuf). 1277 K. 436. Tasavvuf Sohbetleri. 1279 Şûâra: 42/53. 119-120. “Sen onlara öğüt ver. Cebecioğlu. 3/265. 246 . Abdullah-ı Dağıstanî. ss. sohbette bulunan Mü’minlerin kalplerini. s. Hanbel. eğitim ve öğretimde sohbeti esas alırdı.1276 Sahabe-i Kiram’ın talimi ve sohbet arasında kurulan bu ilgiyi. tebliğ ve sohbet açısından ele almıştır. Peygamber(sav). Sohbette istifade edilen sufiye.Peygamberle(sav) manen sohbet ve beraberlik yaşarlar ve bu sayede kendilerine ulaşan manevi hal ve ilimleri aynı yolla müridlerine intikal ettirirler. TTDS. ashâb-ı kiramdan biriyle karşılaştığı zaman: ‘Gel (kardeşim!) Allah için bir müddet oturup Rabbimize imanımızı tazeleyelim (O’nu zikredelim). sohbettir. sosyal 1272 Sühreverdî.”1278 emr-i ilahisi ile Kur’ân’a atfedersek. Hz. Çünkü öğüt. Uludağ. Peygamber(sav)’in sohbetinde bulunarak gönüllerini insanlığa hizmete açan Sahabe-i Kiram(ra). 1278 Zâriyât: 51/55. 505.’ diye karşılık verdi. 1273 Tusî. anlamını sohbet kelimesinden almaktadır. göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah'ın yoluna…”1279 ayeti ile düşünebiliriz. O. şeyh-i sohbet. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. s.1277 Hz. Müsned. TTS. 28. 577. 189. el-Lumâ.’ Derd i. sahabe açısından bu önemi. Dolayısıyla Sahabe kelimesi. gidip durumu Haz ret-i Peygamber(sav)’e anlattı. s.1275 Nazım Efendi’ye göre sohbet. Efendimiz(sav) de ona: ‘Allah. İslam’ın tebliğinde en yüce modelleri oluştururlar. Bunun ne demek olduğunu anlamayan bir sahabe. sohbeti uzlet ve halvetin zıddı bir manada da kullanmışlardır.506. 46. Yılmaz. Nazım Efendi’ye göre Sahabe(ra)’ye ümmet içindeki yüce makâmlarını kazandıran haslet. meleklerin methettiği zikir meclislerini çok sever.1273 Ancak ilk dönem sûfîleri de sohbete büyük önem verir. Tasavvuf ve Tarikatlar. Bununla birlikte bir günü sadece hanım sahabelere tahsis eden Hz. s. Mü’minlere fayda verir. s. Abdullah bin Revâha'ya rahmet etsin. sahabelerin yaptığı gibi. Bununla birlikte ilk dönem sufileri. istifade edene sâhib denirdi. 1274 Abdullah bin Revâha(ra). 1275 Uludağ. Bu manada sohbet.1274 ehil ve hevesli gördükleri muhiblerle özel sohbetler yapar. “Şüphesiz ki Sen doğru bir yola iletiyorsun. s. Sahabe-i Kiram(ra)’ı vermiştir. 1276 Kıbrısî. Allah yolunda hizmete hazırlamaktadır.

176. zikr. 36. öz” manasında kullanılmaktadır. 83.yaşamda Müslüman kadın tipolojisinin çerçevesini çizmiş ve diğer kadınlara model teşkil edecek şahsiyetleri eğitmiştir. irşâd edici ve toplumu ıslah edici bir mahiyette olduğu görülmektedir.1281 Arapça taşmak anlamına gelen feyz. s. Cebecioğlu. 1282 Firuzebadî. mücerred ya da mürekkeb (bileşik) olabileceği gibi hal ya da mahal de olmasına göre nefs. 1284 Firuzebadî. s. s. Hakk’ın esmasının kulda tecellisi olarak da bilinir. suret de olabilir. Nazım Efendiye göre feyz. s. cevher olarak kendiyle kaim değildir. 388. Feyz. Kadınlar toplandılar. el-Müfredat. s.1285 Bu manada Nazım Efendinin tanımladığı cevher. Istılahta mürşidin mürîde kabiliyet aktardığı meclis olarak tanımlanan sohbet. Peygamber(sav)’den Ashaba(ra) ve tüm Müslümanlara inmeye devam etmektedir. Kamûsu’l-muhît. TTDS. o gün toplanıp Allah’ın sana öğrett iklerinden bize de öğretsen!” dedi Hz. zikr ve halvet ile mürekkeb olduğu zaman. ss. Hz. Isfehanî. 65.g.. 1283 Yılmaz. Çünkü Şeyh Nazım’a göre feyz ve feyzu’l-akdes şeklinde tanımlanan bu nur. halvet ve seyahat sırasında mürîdin gönlüne yansıtır. her kulun nasibi miktarında bu cevherden gıda aldığını söyler.1282 Mutasavvıflara göre feyzin bir de isnâdî olanı vardır. Peygamber(sav): “Peki şu gün şurada toplanınız!” buyurdu. 1281 el-Hakkânî. Farklı bir ifade ile asıl cevher olarak Allah’ın nuru. Bkz. bedensel gıda kadar zaruridir. kıymetli taş anlamına gelmekte ve “asıl. Buhârî. 1285 Cürcanî. Cürcanî. feyz olarak 1280 Bir kadın Rasûlullâh(sav)’e geldi ve “Ey Allah’ın Rasulü! Senin sözlerinden hep erkekler yararlanıyor. kulun çaba ve iktisabı olmadan kalbe taşan bilgi ve manevî hal olarak tanımlanmaktadır. Kıbrısî’ye göre söz konusu gıda. Ta’rifat. İlim. Allah(cc)’ın nuru ile mürekkeb ve heylula (asıl madde) olan Allah’ın nurudur. akıl. İsnâdî feyz. Sohbet meclisinde bulunan feyzi cevher olarak tanımlayan Kıbrısî. s. Nazım Efendi tarafından da aynı manada kullanılmıştır. 651. ss. sohbet.1284 Cevher. 247 . Tasavvuf ve Tarikatlar. a. sohbet. Şeyh Nazım bu anlayışı feyz ve cevher kavramlarıyla izah etmiştir. 126-127. Ebediyete Davet. Ta’rifat.e. Nebi(sav) de gidip Allah’ın kendisine öğrettiklerinden onlara öğrett i. Şeyh bu tür feyzi. nebevî bir usul olarak tanımlanmıştır.1283 Arapça’dan Türkçe’ye geçmiş olan cevher ise. Dolayısıyla Kıbrısî’nin sohbet anlayışında da etkili olduğu şüphesiz olan bu çerçeveye göre sohbet. mürekkebtir. Bizlere de bir gün ayırsanız da. 370. şeyh ve müridlere silsile yoluyla ulaşan irfandır.1280 Bu çerçeveden bakıldığında sohbetin. cisim. 223-224.

halvette şöhret. bizim idraklerimize göre bildirmiş. “Sohbet sünnet-i müekkededir. Onun içerisinden bir cevher almış. halvetin zıddı bir manada kullanmıştır. Nakşibend. şöhrette afet vardır”1288 diyerek sohbeti. 1287 Kıbrısî. Buna göre Şeyh Nazım.. Eğer 1286 Kıbrısî. 322. s. Allah’ın rahmet ve inayetiyle kıyamete kadar inecek ve tecelli edecektir. 1290 Kıbrısî.e. Bu manada Şâh-ı Nakşibendî. halvet ve zikir esnasında zuhur eden füyûzâttan hangisinin daha efdal olduğu yönünde. a. s. a. Ancak bir sohbetinde Kıbrısî.1289 Nazım Efendi. Mürid her gün veya iki günde bir şeyhinin sohbetine katılmalıdır. 802/1400) ifade etmiştir. s. insanlarla bir arada bulunmak önem kazanmıştır.”1287 Nakşibendî geleneği içerisinde halvet fazla uygulanmamış. üçlü bir mukayese. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a.g.Allah’ın Nuru Bahsi. Bkz. sohbet ve halveti feyz yönünden mukayese etmiştir. 126-127. halvetten daha efdal olduğunu şöyle ifade eder: “…Onun için olur ki. yüz senede alamayacağı rütbeyi. ss. 28. Nefehâtu’l-uns. bir kimse yüz sene halvette ibadet eder de. 1289 Tosun. 248 .’ buyurmuş.e. Şeyh Nazım tarafından yapılmamıştır. bir saat içerisinde sohbetten alır. celvete atfedilmiş ve halvetin zıddı olarak kullanılmıştır. Allah’ın nuru ve feyz. Tasavvuf Sohbetleri. Şâh-ı Nakşîbendî’nin sohbet hakkındaki görüşlerini şöyle ifade etmiştir: “Şâh-ı Nakşîbendî Hazretleri de öyle demiş.”1290 Nakşilik içerisinde bu önemi teyit eden görüşlerden diğerini de Şâh-ı Nakşibend’in postnişini Alaeddin Attar (v.g.. s. 1288 Camî. 12 bin defa bunu söylemiş. Sohbet ise Nakşîlik içerisinde. 420-421. Ehemmiyetine binaen bu mübarek sözü 12 bin defa tekrar etmiş.tanımlanmıştır. Hayatı boyunca Şâh-ı Nakşîbendî Hazretleri. bunun tersi olan celvet yani.1286 Sohbet. sohbetteki feyz ve bereketin. “Yolumuz sohbet yoludur. 28. ‘Bizim yolumuz sohbetle kâim ve hayrı da cemaattedir.

59. Mü’minlerin yöneticileri ve tüm müslümanlar için nasihattir. “Kimin için nasihattir?” dedik.”1292 hadis-i şerifine istinad edilmiş. İmâm-ı Gazalî (v. Ebu Davud. İhyâ. Zikir meclisi de denen bu sohbet ortamı için Ebu 1291 1292 Safi. Reşahât. Nesaî. biz de müşterek oluyoruz… Hakk üzerine olan cemiyete ma beyne’l-magrib ve’lmeşrık arasında olan ehl-i Hakk üzerine gelmekte olan inayet ve füyûzâtın hepsi bizim üzerimize de aynen gelir. Nebî (sav).”1291 Nazım Efendi’ye göre sohbet. 170-243. bu güne gelen nur olarak ifade edilmiştir.e. Allah(cc)’ın anıldığı sohbet meclislerinden.g. 31. halvet ile mukayeseli ele almış ve her iki ibadetin de bireysel ve toplumsal fayda/zararlarını tafsilatlı olarak ele almıştır. Onların üzerine inzal olan rahmet ve inayete. İman. Allah’ın yolunu takip eden varsa. toplumu ıslah edici bir amel olarak beyan edilmiş. İki kişi ile beraber bütün dünyada ne kadar peygamber yolu. 89. iki kişi olduğu zaman o hayır ve bereket oraya inzal olur. Kıbrısî bu hususu Şâh-ı Nakşîbendî’den tevarüs eden nasihatları ve bu günlere kadar intikal eden cevheri misal olarak vermiştir. s. cemiyette hayır ve bereketin zuhuruna vesile olmaktadır. Bey’at. 17. Allah(cc)’ın anıldığı meclis olarak görür. ss.1296 Kıbrısî sohbeti. Edeb. 1293 Kıbrısî. Müslim. 95. 1296 Gazalî. Bu hayır bir yönü ile “Din nasihattır. 505/1111) sohbetin içtimai yönünü. 42. Peygamber Efendimiz. ya da iki ayda bir zahiri ve manevî hallerini mektup yazarak bildirmelidir.”1294 “İnsanların arasına karışan. Buhârî.” buyurdu. Câmiu's-sağîr. 41. c. 1295 Süyûtî. 124-125. Bkz.” buyurdu. 249 . onların ezâ ve cefâsına katlanan Mü’min. Tirmizî. ss. Biz kendisine. “Din nasihattir. “Allah Kitabı ve Resulü. 1294 Aynı eser. 28. Ebu Rukayye Temîm İbn Evs ed-Darî(ra)’den rivayet edildiğine göre. 320.bulunduğu yer uzaksa her ay. a. ss. sohbetin celvet olarak anlaşıldığı ve halvete nisbeten ne gibi faziletleri olduğunu anlatan klasik eserlere umumiyetle kaynak olarak görülebilir. insanların arasına girmeyen ve onların eziyetlerine katlanmayan Mü’minden daha faziletlidir. Gazalî’ye göre halvet-sohbet üstünlüğü.. hepsi bizimle beraber oluyor. kulun içinde bulunduğu haricî ve batınî şartlara göre değişir. 2/282. Tasavvuf Sohbetleri. 2. İman. Tosun. s.1293 Bu durumu rahmet. Birr. feyz ve inayet ile ilgili olarak şöyle ifade etmektedir: “Tek başına olmuyor da.”1295 hadis-i şerifi. bir yönü ile de. Bizim cemiyetimiz iki kişiye münhasır kalmaz. 27.

oturuverdi. “Allah’ın. derler. halis sohbet ederler O sohbette marifet incilerin saçarlar. 3595.’ ‘Cenneti gördüler mi?’ der. cennet için daha çok hırs gösterirler. 120. ‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’ ‘Eğer seni görselerdi ibâdette çok daha ileri giderler. ‘Onu gördüler mi?’ der. derler. onları affettim!’ Resûlullah (sav) sözüne devamla şunu anlattı: ‘Onlardan bir melek der ki: ‘Bunların arasında falanca günahkâr kul dahi var. Tehanevî. ss. ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn derecesinde olduğundan. sana tekbir okuyorlar.Hureyre(ra)’den rivayet edilen şu hadis. Dolayısıyla sekine. Hasan. 66. c. 1300 Nifferî Muhammed b. 3375. ss. 2700.: Atrhur Yuhanna Erbi. (onları en iyi bilen olduğu halde) meleklere sorar: ‘Kullarım ne diyorlar?’ ‘Seni tesbih ediyorlar. bir hadis-i şerifte Allah(cc)’ın rahmeti ve sekine olarak zikredilmiştir: “Bir cemaat oturup Allah’ı zikrederse. 1298 Müslim. mutasavvıflar arasında ilk döneme kadar uzanan bir ıstılahı temsil etmektedir. mutlaka melekler etraflarını sarar. ‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’ der. ey Rabbimiz!’ derler. 964. 49-51. s. nurunu parlatır. cennet istiyorlar. Tirmizî. ‘Hayır Rabbimiz. Sohbet vakti hazır ol. Mektebu’l-meşnebî. Bu ilmin sahipleri.’ Allah Teâla sormaya devam eder: ‘Neden istiâze ediyorlar?’ ‘Cehennemden istiâze ediyorlar’ derler. daha şiddetli korkarlardı’ derler. bulunduğu kalbde iman. 78-79.’ Allah Teâla: ‘Onu da affettim. Kitâbu’l-mevâgif. s. O başka bir maksatla uğramıştı. Bunun üzerini Rabb Teâla şunu söyler: ‘Sizi şâhid kılıyorum. çok daha fazla tesbihde bulunurlardı’ derler. yanında bulunan (büyük melek)lere anar. kalbe inen bir nurdur ve yakîn bilginin kaynağıdır. Allah tekrar sorar: ‘Onlar ne istiyorlar?’ ‘Senden. Allahu Teâlâ'yı zikreden bir cemaate rastlarlarsa. (Hepsi gelip) onları kanatlarıyla kuşatarak dünya semasına kadar arayı doldururlar…”1297 Kıbrısî’nin bu meclislere atfen beyan ettiği rahmet ve inayet. Avarifu’l-Meârif (Gerçek Tasavvuf). Rabb Teâlâ sormaya devam eder: ‘Onlar beni gördüler mi?’ ‘Hayır!’ derler. yollarda dolaşıp zikredenleri araştıran melekleri vardır.1300 Kıbrısî’nin sohbet mevzuundaki bu anlayışı. Müslim. üstlerine sekine iner ve Allah onları. sana tahmid okuyorlar. 1299 Hususi ilim sahibinin kalbine ilham olunan ve inzal edilen sekinet. Allah'ın rahmeti onları bürür. 250 . onlar öyle bir cemaat ki onlarla oturanlar da onlar sayesinde bedbaht olmazlar’ buyurur. ss. erenlere nazır ol 1297 Hadis-i şerif’in devamında Allah. Daavât. Kâhire.” Bkz. 2689. Sühreverdi. görmediler!’ derler. Kutub-i Sitte.”1298 Istılahta sekine. c. “Ey dostlarım! arifler. Buhârî. birbirlerini ‘Aradığınıza gelin!’ diye çağırırlar. Tirmizî. Keşşâf. Tah. Abdülcebbar b. Daavât. ahiret âlimleridir. ona daha çok rağbet gösterirlerdi. kalbe gaybî bilgilerin akışı esnasında duyulan itminan hissidir. Daavât. Sana ta’zim (temcîd) ediyorlar’ derler. ‘Eğer cehennemi görselerdi ondan daha şiddetli kaçarlar. Bu onlardan değil. 1299 Cürcânî. Kıbrısî’nin feyz ve inayet ile ilişkilendirdiği ifadelerine dayanak teşkil etmiş olabilir. çok daha fazla ta'zim. Zikr. 7. 1. 195-196. ‘Hayır. onu daha ısrarla isterler. ‘Eğer görselerdi. Zikr. Canan. Ta’rifât. ‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’ der.

Kendi nefsin yanılır ancak. Haz. c. Kıbrısî. 156. Ankara 2009. ruhen sohbet etmek manalarına gelir. Allah(cc)’ın yanılması yoktur. 2/8361. Ebediyete Davet. 1305 Cebecioğlu.1305 Istılahta kırk gün olarak kabul gören halvet.O hâlette erenler. 65.” (Bakarâ: 2/51) gibi istinad edilen ayetler vardır. Cerrâhîlik. zikir. dilinden dökülür.1304 Halvete çekilmek deyimi ise. TTS. s. 345. Tafsilat için bkz. Lugavî manası tenha bir yere çekilme. s. ibadet. Musa’ya kırk gece vadetmiştik. onların sohbetlerinde bulunmayı tavsiye etmiştir. s. sevgiliyle baş başa kalma anlamına gelen halvet. başkasını öldürür. halvet etmek manalarına gelir. 2. s. s.1302 Bu konuda Nazım Efendi. sohbetinde bulunanları da hasta edeceğini ifade etmiştir. izinli olduğunda. Kendi nefsin tarafına çekmeyip.: Hayati Bice. İslam 1301 1302 Yesevi.1306 kalbten masivanın çıkarılması ve kalbin Allah(cc) muhabbeti ile dolması gayesiyle yapılır. halvete girmek. gizlenmiş olan ehlullahı bulup. s. 200. Süyutî. 1308 Aclunî. Hoca Ahmed. 195. kalb hastalıklarını tedavi edicidir. ere nazar kılarlar. Tasavvuf ve Tarikatlar. riyazet ve murakabe ile meşgul olmak üzere tenha bir hücreye kapanmak. 165-166. İstanbul 2004. 1306 Halvetilik içerisinde 40 gün anlayışı “Hani biz. Divan-ı Hikmet. Peygamber(sav)’in Cebel-i Hirâ’daki mağara içinde halvete girip muayyen günlerde ibadet etmesi ve “Kırk gün kendini samimiyetle ibadete veren kimsenin kalp menbaından zuhura gelen hikmetler. Haktan yana olmalısın. 1304 Uludağ. 1307 Yılmaz. İzinsiz sohbet yapan adam da insanların maneviyatını bozar. 27. Öztürk Mehmet Cemâl. TTDS. Keşfu’l-hafa. 1303 el-Hakkânî. Hak Dost 4. 49-50. Fayda yerine zarar hâsıl olur. ss. Onun için izinli olan kimse. Hakk ile sırren (mânen) konuşmak.”1301 Şeyh Nazım’a göre sohbet. Kalbinde hastalık bulunmayanların sâlih kullar olduğunu belirten Kıbrısî. TDV. sohbeti yapacak kişinin izinli olması gerektiğini ve izinsiz yapılan sohbetin zarar vereceğini şu cümlelerle ifade etmiştir: “… İzinsiz eline neşter alan adam. 251 . sohbet anlayışının halvet anlayışı ile kesiştiği hususlara dayandığı kanaatindeyiz. sohbetinde bulunan kişinin hasta olması durumunda.”1303 Nazım Efendi’nin bu anlayışı.. Camiu’s-sagir.1307 Hz. Bu yüzden Kıbrısî. Gelenek Yay. onu dinleyip itaat etmelisin. tasavvuf ıstılahında.”1308 şeklindeki hadis-i şeriflerinden dolayı halvet. ss.

1311 Tafsilatı için bu tezde bkz. sohbet eden kişinin.. Yılmaz. tarikata ait sırların alındığı bir çile ve bu sırlar ile irşada ve sohbete yetkili müridlerin yetiştirildiği bir ibadet olarak tanımlamıştır. Uludağ. sohbet meclisine manevî hastalıklar saçar. mürîdlerin terbiyesi için 1309 Ahmed Yesevî. sohbete hazır hale gelmesine vesile olan araçtır. Dolayısıyla halvetin amacı. toplamda kırk gün süren bir riyazet ve çiledir. Hz Peygamber(sav)’den meşayıh-ı izâm aracılığıyla talim edilmiş bir hizmettir. Nakşîbendî tarikatının bir gereği addetmektedir. Receb ayının başından itibaren otuz gün ve Şaban ayından on gün olmak üzere. Hâlid-i Bağdadî’den sonraki silsilenin tüm meşayıhı tarafından uygulanan halvet. Yani vaizin yaptığı sohbetin. halvet. Bu düşünceyi tersinden okumak şeklinde bir mantıki çıkarım yapan Kıbrısî’ye göre. 27-101. Öztürk. s.800/1397) tarafından kurulan tarikatın adıdır. sohbet eden ve dinleyen olmak üzere iki taraf olduğunu göz önüne alacak olursak. 394. İbn Arabî. az konuşma. fikir. sohbet meclislerinde bulunan vaizin ve hazirûnun gönüllerini terakki ettirir. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî. s. Kıbrısî’ye göre halvet. sohbet ile vuslata erecek kişinin.âlimlerince uygulanan bir ibadet olmuştur. Cerrahilik. bu amaca vesile olma bakımından sohbet. şöyle ifade etmiştir: “Erbain. müridler için de bir terbiye metodu olarak telkin edilmiştir. irşada vesile olan halveti. 252 . Kırk manasına gelen “erbain” kelimesini.1309 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî halvet kelimesini. Eraydın. Tasavvuf ve Tarikatlar. Giriş/Halidiyye-i Hakkaniyye’nin Teşekkülü. halvetten daha tesirlidir. Halvetîlikte müşâhede mertebesine ulaşmak için mücâhedenin şart olduğu anlayışı hâkimdir. vusulu ila’llahtır. Farklı bir ifadeyle. halvet manasında ifade eden Kıbrısî. Halvetîlikte1310 halvet. az uyuma. nefsini gizli kirlerden arındırmamış vaiz. halveti. Sohbette. kendisini ve sohbet meclisinde bulunanları manevî tekâmüle sevk edebilmesi için. 1310 Zamanının büyük bir kısmını halvette geçirmesinden dolayı halvetî lakabıyla tanınan Şeyh Ebu Abdullah (v. Cerrahiyye. ss. Bkz. Öztürk. inzivâ. s. Bektaş-ı Velî tarikattalar döneminden önce halvet ibadeti yapmış büyük sufîler olarak bilinmektedir. Genellikle tasavvufta önem verilen az yeme. Ancak Kıbrısî’ye göre. Kıbrısî’ye göre halvet. Bu düşüncemize dayanak olacak uygulamalar. 236. 195-199. şeyhe gönülden bağlı olma ilkelerine Halvetîlik’te hassasiyetle uyulur. Kıbrısî bu anlayışını.1311 Bununla birlikte Kıbrısî. Dolayısıyla bu sohbet. Bu ibadet vesilesiyle gönle dolan irfan. nefsindeki gizli masiyetlerden arınması gerekmektedir. ıstılahtaki bu manasıyla kullanmıştır. İmam Gazalî. Tasavvuf ve Tarikatlar. Tafsilat için Bkz. ss. nefsi tezkiyede ve maksuda ulaşmada bir metod iken. akademik bilgilendirmenin ötesine geçer ve benlik inşa eder. 28. TTS. amacına hizmet etmesi bakımından önem kazanmaktadır. Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde mevcuttur. zikir. H.

253 . Şeyh Nazım. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.zaruridir. “… Senin kulluğunun şerefine ulaştıracak ilhamdan bizi mahrum eyleme ve bizi nefsimizin şerrinden sakla… Ya Rabbi burada bulunan kullarını toplayan Sensin. Bu acziyet şuuruyla sohbet ortamında oluşacak ilahî feyizin ilhamıyla doğruyu konuşma ve anlamayı ve bu doğruları hayatlarında uygulayıcı bireyler olmak da temenni edilmektedir. Tasavvuf Sohbetleri. ben Nakşîyim demeyen utansın” dediğini nakleder. Bununla birlikte Kıbrısî’ye göre bu edeb.1313 Nazım Efendi’nin sohbetlerinde uyguladığı usul. Sohbetler. Yukarıdakiler mahrum kalır ama aşağıdakiler o feyzi 1312 1313 http://vimeo. tevazu göstergesidir.. O.com/12955344. Kitap okuyarak şeyh olmaz kimse. nefislerinin kontrol altına alınması. Besmele-i Şerife ile başladığı tüm sohbetlerin devamında Nazım Efendi.”1314 şeklinde sohbet için toplananlara da acziyetlerini hatırlatmaktadır. zabtu rabt altına alınması. halvet hakkındaki bu görüşünü Şâh-ı Nakşibend’e dayandırır ve Şâh-ı Nakşibend’in “Ömründe bir defa erbain çıkarmayan. hamd. genellikle Allah(cc)’a istigfar. Erbaiin. Müridlerin terbiyesi denildiğinde.”1312 Kıbrısî. müteaddid defalar. Fâtiha okunur.. sohbete atfettiği manalar açısından da önem arz etmektedir. en aşağıda olan vadilere doğru akar gider. sohbet esnasında gelecek füyûzâtın bu tevazu derecesiyle orantılı olduğunu bildirmek için su dağ ve vadi metaforunu kullanır: “…Sular dağın tepesine doğru yürümez. 7. toplatan Sensin. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. riyazat yapmayanın. çiledir. s. 1314 Kıbrısî. Nefsine hükmedecek kuvvet menbaı açılır. dinleten Sensin. vaizin sohbet esnasında kendisinin de manevi tekâmüle tabi olacağı anlayışını gösterir. http://vimeo.com/12955344. tüm hazirunun Fâtiha-i Şerife okumaları ile sona ermektedir. Bazı sohbetlerde Fâtiha’dan sonra. Kıbrısî tarafından yapılan kısa eklemelerden dolayı. ta’zim veya dua yer vermiştir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbetlerinde yaptığı bu dualar. Nakşî olduğunu söyleyen kimselere teklif olunur. Çile çekmeyen bir şey bilmez. bizi dinleyicilerden kıl ya Rabbi! Dinleyip de en iyisine tabi olanlardan kıl… bizim lisanımızı Sen doğrult. Sohbetinin başında. ortasında ya da sonundaki dualarında genel olarak acziyetin vurgulanması yer almaktadır. söyleten Sensin.

muhabbet. nereden bize söyletecekti Cenâb-ı Hak dilerse taşı da söyletir. Aynı yer. iki temenni ile açıklayabiliriz. kulun nefsini tezkiye etme derecesine bağlı olarak değişir. biz cemaatle şerefleniyoruz. 1318 Aynı eser. Bu anlayışı Kıbrısî. vaizin nefsinde benlik görmemesidir. tüm sohbetlerine Hz. Kıbrısî tarafından. Bu değerlendirmeden hareketle tevazu sahibi kimse. hepimizin ruhaniyeti bu hakikatlere talip olmasa idi. feyzin akışı için imdat edilmesinin elzem olduğunu savunur. “füyûzâtı içmek” tabiri ile ifade etmiştir. bu hakikatin. ihtiyaç arz etmeyen kimse olduğundan. Ya Resulullah.”1315 Kıbrısî feyzi. Hz. hakikat diliyle aktarabilmektir ki bu. 1317 Aynı yer. s. kendisini boş bilerek. 254 . Bu idrakle vücûd bulan idrakin gereğini tatbik etmek ise. Tasavvuf Sohbetleri.”1318 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. …medet ya Sultanu’l 1315 1316 Kıbrısî. füyûzâtla gelen marifeti. ss. feyizle birlikte gelecek irfanı ve/veya huzuru bir can simidi gibi görerek. İkincisi. “…Ya Seyidi. benlik ve ucubtan arınmış olmalıdır. bizim. hiç bir şey bilmeyen ve muhtaç sıfatında gören kişi olarak görmelidir. Nazım Efendi’ye göre kendi kendisiyle iktifa eden kimse. onun sohbetinde feyz olmaz. mecliste bulunanlarda zuhur eden marifet. İsâ(as)’ya indirilen sofraya benzeterek izah etmiştir: “…sizin bereketinize biz de bu manevî mâideden yedik… manevî mâide inmiş olan bir mecliste bulunup şereflendik.alır.1316 Allah’ın nuru konusu ile ilişkili olarak ele aldığımız ve yeri geldikçe değindiğimiz feyz. Hâzır olan cemaatin her ferdi bu cemaatle şerefleniyor… Bu hazır olan cemaatin. feyz mevzusunu esas alarak beyan etmiştir. Biz sizinle şereflendik. Sohbet meclisine inen feyzin hakikat diliyle aktarılması için. yani sohbettekileri kendi ilmiyle doyuracağını sanan kimse. idrak ve irade olarak değerlendirilir. maddî olarak dinleyenler tarafından manevî bir idrake dönüşmesidir. 8. Peygamber Efendimize(sav) salât ve salâvat ile hitapta bulunur. sohbet meclisine inen nurun. Bu manada Kıbrısî. sohbetin vaiz açısından da ifade ettiği anlamı.1317 Bu tabiri sohbet mevzusunu esas aldığımızda. Nazım-ı Kıbrısî sohbetin bu edebini. Birincisi. 8-10. Kıbrısî’ye göre vaiz.

”1321 Bir sohbete başlamadan Hz.” 1322 Kıbrısî. Bu temenniden sonra. İmâm-ı Şarânî Hazretlerinin bize talim ettiği mükemmel bir edeptir.’ dedi Allah: ‘Ey Âdem! Ben Muhammed’i cismen yaratmadığım halde sen onu nasıl biliyorsun’ dedi (Allah bildiği halde sorar). Hakim. 1323 Aynı eser. hazır olan cemaatin kalbine nakşetmesi. Aynı yer. İsâ(as) gökten sofra indirilmesi için yaptığı duayı Hz. 9. 2/4248. peygamberler ve evliyalar arasında da var olan bir edep olduğunu söyleyerek.’ Bu da bütün vaizlere olan edeptir… O desturu verdikten sonra. 8. onun söylediği kelamı. Bkz.1323 Hz. Bize şefkat nazarınızdan lütfen bir nazar kılınız…”1319 Sahabelerini sohbet ile yetiştiren Hz. Hz. 1322 Aynı eser. bana ruhundan üflediğin vakit. Mustedrek. 255 . İsa’ya(as) indirilen sofrayı örnek vermiştir. Nebi(sav)’nin manevi makâmından nazar etmesini münacat eder. o asırda. Biliyorum ki. Peygamber(sav)’e tevessül ederek yaptığı istiğfar ve duadan sonra af olunmasıdır. s. sohbet yapılan bölgedeki manevî tasarruf sahibinden bir destur taleb edilir. 7. Tasavvuf Sohbetleri. Muhammedur-Rasulullah’ın yazılı olduğunu gördüm. o zatın vazifesidir… İşte o. Âdem dedi ki: ‘Ya Rabbi’ Sen beni elinle yaratıp. ‘Hiçbir zaman cemaate bir söz söylemek üzere oturmadım ki. Onun hakkı için istiyorsan bağışladım seni. o belde bu vazife üzerinde asaleten uhdesinde tutan mutasarrıftan destur talep etmeyeyim. Peygamber bahsinde de ifade edildiği üzere Hz. şöyle ifade etmiştir: “İmâm-ı Şarânî Hazretleri buyurdu. Sen kendi ismini ancak yarattıklarının en sevgilisine izafe edersin. Eğer Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım’ buyurdu. 1321 Aynı yer.1324 1319 1320 Kıbrısî. Âdem(as)’in cennetten kovulduktan sonra Hz. size de teveccüh edip sizden de destur taleb ederek burada hazır olan cemaate lüzum eden mâideyi taleb ediyoruz. 1324 Âdem o bilinen hatayı işlediği zaman ‘Ya Rabbi! Muhammed hakkı için beni bağışlamanı istiyorum. Peygamberden ve civardaki evliyalardan medet istemenin bir tür edep olduğunu ve bu edebi İmâm-ı Şarânî’nin öğrettiğini Kıbrısî.”1320 manasında bir temennidir. bu edebin sadece sohbete has olmadığını.’ Yüce Allah ‘Doğru söyledin ey Âdem. hakikat ikliminde yetişen Ümmet-i Muhammed şâd olsun.Enbiya. s. başımı kaldırdım ve arşın direkleri üzerinde ‘La ilahe illallah. “Nazar kılınız ki. “…Bu beldede tasarrufa müvekkel olan zat. s. Peygamber(sav)’i tevessül ederek yapmıştır. Bu konuda verilen bir diğer misal ise Hz.

hizmete hazırlamaktır. Bkz. Bu ise halvet ve riyazat ile olur. sohbete hazır hale gelmesine vesile olan araçtır. 110) ayetinde bildirilen salih amelin dışında kaldığını ve şirk olduğunu iddia etmektedirler. 5. ss. 4/138. şifayı Allah(cc)’tan beklemesi kabilinde gördükleri için.. 1325 1326 Mâide: 5/35. Şâmil İslâm Ansiklopedisi. gözümün açılması için şefaatçi olmanı istiyorum. Bu ibadet vesilesiyle gönle dolan irfan. c. Gözleri kapanan bir adam Peygamber’e gelerek. Vahhâbîlik ve selefi âlimlerine. Kıbrısî’ye göre. Ey Muhammed. iki rekat namaz kıl. Vaiz. sohbet meclislerinde bulunan vaizin ve hazirûnun gönüllerini terakki ettirir. İkame. sohbet eden vaizin gönlünün hizmete aç olması gerekir. Tevessül Md.Tevessül ve istimdat kavramlarıyla tasavvuf ıstılahında yer bulmuş bu anlayışa. Peygamber(sav)’e ve Allah dostlarına tevessül ederek dua etmeyi. ss. meşru addetmişlerdir.1328 Bu manada Kıbrısî. kendisini hiç bir şey bilmeyen ve muhtaç sıfatında gören kişi olarak görmelidir ki. Allah’tan korkun ve O’na vesile (yaklaşma yolu) arayın ve O’nun yolunda cihâd edin. umulur ki böylece kurtuluşa erersiniz. 245-246. 256 . İbn Hambel. Ateş. Mü’minlerin kalplerini. 1328 Yılmaz. hep aynısını. Peygamber(sav)’in sahabelerine yaptığı gibi.1327 Sufiler bu mevzuyu. Dımeşkî. Peygamber şöyle ilave etti: Bir ihtiyacın olduğu zaman. Ardından Hz. Selefiler bu konuya temel teşkil eden bazı hadislerin1326 zayıf olduklarını arz ederek. Allah’ım O’nun hakkımdaki şefaatini kabul buyur. Ancak bunun için. sık sık reddiyede bulunmuştur. İbn Mace. sâlih amel işlesin ve Rabbine olan ibâdetinde hiç bir şeyi ortak koşmasın. “Ey iman edenler. sohbet ile vuslata erecek kişinin. sohbetlerinde. 1327 Selef âlimleri tevessülü “Artık her kim Rabbine kavuşmak istiyorsa. 531-535. gözlerim kapandı. 345-347. c. Deavat. Tafsilatı için Bkz. Ebû Eymen. Allah’ım Peygamberim Muhammed ile sana tevessül ediyorum. Dolayısıyla Halvetîlikte halvet. nefsi tezkiyede ve maksuda ulaşmada bir metod iken. Benim için dua buyur” dedi Peygamberimiz şu karşılığı verdi: “Abdest al. Kur’ân Ansiklopedisi. Tirmizî. şifa arayan hastanın doktora gitmesi ancak. "1325 ayetinde zikredilen vesilenin neler olabileceği hususuna dayanak teşkil eden hadislere selefilerin yaklaşımı. selefi ulema tarafından ağır tenkitler yapılmıştır. 6. 49.” Bu olaydan sonra adamın gözleri açılmıştır. Hz. s. hiçliktir. sufîlerin yaklaşımından daha farklı olmuştur. yap. Kıbrısî’ye göre vaizde bulunması gereken bir diğer haslet. sonra şöyle de. “Ya Rasulallah. tevessülün Allah(cc)’ın esması ve hayır ameller haricinde yapılamayacağını iddia etmişlerdir. Özetle Şeyh Nazım Efendi’ye göre sohbet.” (18/Kehf. Mürşidin. Tasavvuf ve Tarikatlar. feyz ve cevherdir ve her kul nasibi miktarında bu cevherden gıda alır. müride kabiliyet aktardığı meclis olarak telakki edilen sohbet. Kıbrısî’ye göre halvet. 22. Hz.. Allah yolunda.

1. düşünmek1334. 1333 Âraf: 7/57. Tehânevî. Kur’ân-ı Kerîm veya semâvî kitaplardan biri anlamına da gelmektedir. düzeltmek1336 olarak tercüme edildiği gibi bazı ayetlerde haber1337. s. Taarruf. Keşşâf. 1330 Âl-i İmran: 3/135. ss. 290-305. c. Allah’ın dışında her şeyi unutmasıdır. şan ve şöhret1338 gibi mecazî anlamlarıyla da tercüme edilmiştir. edebe riayet ederek. er-Risâle. 1334 Âl-i İmrân: 3/7. Lisânü’l-Arab. En’am: 6/68. İhyâ. Kelâbazî. 152. 396. Tehânevî. açıklamak1332. ss. Gazâlî. 257 . Nefsin terbiyesi için yapılan zikir. Peygamberden(sav) ve civardaki evliyalardan inayet gelsin. Hud: 11/24. Zikrin hakikati. öğüt. ss. Araf: 7/130. Kuşeyrî. unutmanın zıddı olup.ona sohbet esnasında Hz. anmak1331. c. Bir şeyin dilde dolaşıp akması. 179-180. 1340 Isfahânî. 49-51. Allah’ı anmak. ferdî ya da toplu olarak söylemeleridir. 1331 Bakara: 2/114. TTS. Enbiya: 21/24. hatırlamak. şeref. 825. c. 122-123. dua ve övgü anlamlarına gelir. 1. Kur’ân’ın sıfatlarından biri olan Zikr-i Hakîm. Keşşâf. ZİKR: Zikir. 5. tasavvuf ve tarikat ehli kişilerin belli kelime ve ibareleri çeşitli miktar ve yerlerde. sağlam ve şerefli mânâlarına gelir. 1336 Bakara: 2/282. s. namaz. öğüt vermek1335. c. ibret almak1333. 257. 393-394.1329 Kur’ân-ı Kerîm’de zikr kelimesi hatırlamak1330. Zikr. s. Uludağ. 1332 Bakara: 2/221. g. lügatte bir şeyi ezberleyip korumak. hatırlanması gereken bir şeyi korumak. 1339 Hicir: 15/9. devamlı olması. hatırdan çıkarmamak ve unutmamak şeklinde ifade edilir. 90. ss. 1335 Enam: 6/70. manevi tekâmüle ersin. İbn Manzûr. 1337 Âraf: 7/63. s. ss. Kamûsu’l-muhît. Müfredât. her türlü ihtilaf ve çelişkiden uzak.1340 1329 Firuzebadî.1339 Tasavvuf terminolojisinde zikir. Bu inayet ile hem kendisi hem de sohbeti dinleyenler. 1338 İnşirah: 84/4. 1. Allah(cc)’ı anmak da zikirdir. zikreden kişinin kendisinden geçip. 825.

Cehrî zikir. “Size amellerinizin en hayırlısı haber vereyim mi? Allah’ı zikretmek. sesli olarak yapılan zikirdir. Hafî zikir. Nurbahşiye: Hz. Musned. Hz. 6. Kara.1343 Binaenaleyh zikir ile daimi ilahî huzurda oturmayı tavsiye eden Kıbrısî. Sıddîkiye: Hz. TTS. s.”1346 hadisinde tavsiye edilmiştir. Hz. 179. Davaât. O. Cebecioğlu. TTDS. 4. Kul Rabbini zikrettikçe. genellikle silsileleriyle Hz. 213-215. Cevâhiru’l-İslâm. tarikat kurumlarının teşekkülünden sonra da her tarikat bu dört usule göre zikirlerine şekil vermişlerdir. Hz. “Allah’ı o kadar çok zikredin ki. Ebubekir’in(ra) kulağına üç kez Allah isminin zikir telkininde bulunmuştu. s. Ömer(ra) Müslüman olduğu sırada Hz. 1343 “Kullarımın dudakları hareket ederken (Kulum Beni zikrederken). namaz ve zekât ibadetleri gibi belli bir şekil ve sayı söz konusu iken. zikr ile kulu daimi huzurdan alınacak manevî gıdaya davet eder. “Lâ ilâhe illallah” kelime-i tevhidini cehrî(sesli) olarak ona telkin etmiştir. Rabbi onunla birlikte olur. Ali’ye(ra) bağlıdırlar. Davaât. bu esnada Peygamber Efendimiz(sav).1341 Başka bir sınıflamaya göre zikir.Mutasavvıflara göre zikr. sırrın zikri olmak üzere üç çeşittir. Ebubekir(ra) de ayaklarını önde kavuşturarak oturmuş vaziyetteydiler. Cebecioğlu. rahmet onları kaplar. 2. Peygamber Mekke’den Medine’ye hicret ederken. 728-729. Peygamber(sav). Ömer(ra) ayakta duramayıp yere çöktüğü için. yüksek sesle veya çevrede bulunanların işitebileceği şekilde. 3/68. 3. size mecnun (deli. s.1344 “Bir topluluk oturup Allah(cc)’ı zikrederse. s. 1346 Hanbel. 394. Osman(ra)’a telkin ettiği harfsiz ve sessiz kalbî zikir çeşididir. TTDS. Şeyh Nazım’a göre kulun Rabbini hatırlamasıdır. Bu nedenle cehri(sesli) zikir yapan tarikatlar. Daha sonra da aynı cümleyi üç kere de ona tekrarlattırmıştır. zikredenin sadece kendisinin işitebileceği alçak bir sesle yaptığı zikirdir. ss. Ben kullarımla beraberim.1342 Zikr. Peygamber(sav) ile kucaklaşmış. dilin zikri. hafî (gizli) ve cehrî (açık) olarak iki kısma ayrılır. Peygamberin(sav). 8. Kübreviye: Hz. Kıbrısî’nin anlayışını şekillendiren naslardan olduğu 1341 1342 Isfehanî. 139. kalbin zikri. Fakat Hz. 258 . 47. 1347 Tirmizî. dört halifesine de değişik usullerde zikir telkin etmiş. Kübrevîler ayaklarını önde kavuşturmuş vaziyette oturarak zikrederler. tasavvufi manada zikir telkinini ilk olarak Hz. Bu zikr ile kul. 71. Mutasavvıflara göre. 1345 Muslim.” Buhârî. Bu dört çeşit zikir telkini şunlardır: 1. 1344 el-Hakkânî. Peygamber(sav) uylukları üzerinde. 783. zikrettiğini sever. melekler onları kuşatır. divâne) desinler. “Cenâb-ı Hakk’tan neler almaz neler!” diyerek. gözlerini kapattırmış ve üç defa “Lâ ilâhe illallah” demiştir. ss. Ebediyete Davet. Ali’yi(ra) diz üstü oturtturup. Bu sırada Hz. bazı zikirler her vakitte ve mekânda yapılır. s. Cehriye: Hz. zikrettiği de kulu sever. el-Müfredat. Rabbini hatırlayan kula zikir vesilesiyle çeşitli nimetler bahşedilir. Bazı zikirlerde oruç.”1345 hadisinde övülen zikir. Hz. Hafî(gizli) zikir bu hadiseye dayanır. Uludağ.”1347 hadis-i şerifiyle diğer amellere nisbeten önemi belirtilen zikir. Tasavvuf ve Tarikatlar. Muhammed(sav) yapmıştır.

Allah’ın Nuru. 88. bu anlayış ile de alakalıdır. Firuzabadî. muhakkak artırırım.Mirac. Bu manada hakiki hayat sahibi olan Allah(cc)’ı zikreden kul. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. Kâmusu’l-muhît. İlim-Âlim.1350 İmanın Allah(cc)’tan bir âtiye ve hediye gibi görülmesi gerektiğini tavsiye eden Şeyh Nazım. şekûr denir. zikir ile İslam’ın ve Kur’ân’ın nûrunu ahirete taşır 1348 1349 Buhârî. âlimin dilinde. Ayrıca bkz. imanın parlayacağı düşüncesini hatırlayacak olursak. 1355 Kuşeyrî.Evliya-Evliyâ. b. 1353 İbn Manzûr. hal ve amel ile olmak üzere. Kıbrısî’nin “manevî gıda” anlayışına. abidlerin fiilinde ve ariflerin hallerinde olur.Velî-Evliya.1351 bu hediyeyi en büyük nimet addeder ve bu nimet için yapılacak şükre en güzel vesile olarak zikri tavsiye etmektedir.g. s. Istılahta ilim. 1351 Tafsilatı için bu tezde bkz. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. zikir ehlinin kabrinde çürümeyecek olması. 211. a. aşikar bir mana ilişkisi görülmektedir. Tasavvuf Sohbetleri. 259 . İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. 47.1353 tasavvufta yapılan iyiliği anıp. s. diri ile ölü gibidir. Farklı bir ifade ile Kıbrısî’nin. basit bir mantıkî çıkarım yapabiliriz.7. s. 615. 66. Kıbrısî’ye göre. kabrinde çürümeyecek olarak tanımladığı kullar ile. bu iyiliği yapanı övme ve nankör olmamak şeklinde tarif edilmiştir.e. Nazım Efendi’ye göre zikr. Hak Dost 4. Allah(cc)’tan her hal üzere razı olma haline bağlı olarak.” İbrahim: 14/7 . s. Davaât. iyiliğin kıymetini bilme ve nimeti dile getirme anlamlarına gelen şükür.1355 Bu manada imanı bir nimet addeden Kıbrısî. Ayrıca bu tezde bkz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e.1349 zikrin manevî gıdasını tadanlar diye tanımladıkları arasında. er-Risâle. 1350 Kıbrısî.. 1354 “Şükrederseniz. üç türlü olan şükür. 210. Nimetin artmasına vesile olan şükrü1354 ifa etmede acziyetini hisseden kula. Kıbrısî. s. O’nun ilâhî esmasından ve dolayısıyla “el-Hay” isminden manevi gıda alır. bu hadis üzerinden bakacak olursak. Cebecioğlu. s. mü’minin kendisine verilen iman nimetine şükür içindir. 40.1352 Lügatte teşekkür etme. TTDS. s. 1356 Kıbrısî. Salâtu’l-Musâfîrîn. c. 41. 170. Muslim.1356 Kıbrısî’ye göre kul. İman ise zikr için bir fırsattır. s. “İçinde Allah’ın anıldığı ev ile içinde Allah’ın zikredilmediği ev. 1352 el-Hakkânî. Lisânu’l-Arab.şüphesizdir. Ebediyete Davet. 419. bu nimetlere şükür için zikri tavsiye etmiş ve bu vesileyle imanın artacağını ifade edilmiştir.”1348 hadisi ise Kıbrısî’nin işaret ettiği manevi gıdaya örnek teşkil etmektedir.

Bu makâmda sâlik. 1360 Cebecioğlu.”1358 hadis-i şerifi bu izahta tevhid zikrinin önemine atfedilmiştir. s. Zikirler içinde kelime-i tevhîd (la ilahe illallah) ve ismi Celâl (Allah) kulun manevi makâmlar arasında seyrine vesile olur. 791/1388). Nefy-isbat zikriyle mertebe kateden Mü’mine göre kelime-i tevhid. 441. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. Sadece mabud olarak Allah(cc)’a ve tevhide iman edenlerin. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre her zikrin farklı faziletleri vardır. manevî mertebelere göre kazandığı bu anlamları. s. c. Mezkûr ismi kalble ya da lisanla anan kulu. TTDS.1360 Kelime-i tevhidin. bâtıl olan mabud nefy edilir. zikrin faziletleri sayılamayacak kadar çoktur. Ramûzu’l-ehadîs. s. 382. fena makâmına doğru seyreder. Mezkûra(cc) götüren yolda. Adnan. 2. ism-i Celâl’dir. Bu anlama göre Hak olan mabud isbât. “Ey iman edenler.1357 Nakşîbendiyye tarikatının Hâlid-i Bağdadîden sonra Şeyh Abdullah Dağıstanî’ye ve Şeyh Nazım’a ulaşan şubesi olan Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de bu iki zikre önem atfedilerek. “Lâ maksûde illallah” ve “Lâ mevcude illallah” manalarına gelir. Bu. Bâtıl olan mabûd ise insanların yapıp taptığı put ve benzeri şeylerdir. kelime-i tevhîd zikriyle. Hakkâniyye meşayıhı içerisinde telkin edilen ve önem atfedilen kelime-i tevhîd zikrine. Tevhid-i Avâmdır. Kur’ân-ı Kerîm’de Allah(cc)’ın zatî kavli için kullanılan. Gümüşhanevi. Allah’a iman ediniz”1361 ayetine işaret ederek izah etmiştir. hevâlarını da ilah telakki eder ve gönlünü masivadan arındırarak. Kul. zikr ile Allah’tan her daim razı olma haline erişir ki bu. iman nurunun parlamasıdır. “gala’llahu” ayetleriyle açıklamıştır. hakiki tevhide vasıl olur. 1359 K.diyebiliriz.1359 Kelime-i tevhîdin mealen manası. Kulun fenâ fillah makâmında ve bu makâmdan sonrasındaki bekâ makâmlarındaki zikri. Hak olan mabûd. 42. “Lâ mabûde illallah” olarak birincil bir anlamı vardır. 1361 Nisâ: 4/37. s. “Zikirde “la ilahe illallah”dan duada “istiğfar”dan efdali yoktur. İsm-i Celâl’in önemini. Tasavvuf Sohbetleri. sırasıyla. Şâh-ı Nakşibend (v. 260 . şüphesiz ki Allah(cc)’tır. Bu mantıksal çıkarıma göre kul. maksut olarak da sadece Allah(cc)’ı istemeleri gerekmektedir. Bu iman mertebesinden sonraki 1357 1358 Kıbrısî. vird olarak telkin edilmektedir. nefiy ve isbat (la ilahe illallah) zikri de denmektedir. 101. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.

Allah(cc)’a kavuşturan yolda ilerler. 59-62. ss. Mektubat. Batı’da bir Nakşî Cemaati. kalbin işlediği bir sâlih ameldir. 1364 İmâm-ı Rabbanî. ondan nasibini almaya bak” diyerek zikirde devamlılığı ve adette istikrarlı bir artışı tavsiye eder.makâmda kul için. illallah (Allah’tan başka) ile olur. Bu makâmda sâlikin müşâhede.1366 Kalbin zikri ise. isbât. Mesela mübtedî mürîdlere telkin edilen ve onların uyguladıkları esnasında zikirler. içerisinde Allah(cc) muhabbeti ve şevkinin birleştiği kalbte olur ve bu zikr dilin değil.”1362 Farklı bir ifade ile nefy.1364 Nazım Efendi’ye göre adedine ve devamına riayet edilen zikrin başka bir fazileti ise kalbe serinlik vermesidir. Pârsâ. 1. bu mertebeyi şöyle ifade etmiştir: “Her göz açıp kapamada bu maddî vücudu red edip.1363 İmâm-ı Rabbânî (v. ağır ağır kalbimizi açacaktır… her gün zikir yapanların kalbine o serinlik verilecektir. 1034/1624) ise seyru sulûkta Allah zikrini. Parkta bir bankın üzerinde otururken. Binaenaleyh hakiki kelime-i tevhid. 1366 Atay. 130. Kalbin ve dilin zikri şeklinde yapılan bu tasnif.1365 Bu ifadelere göre kalbin açılmasından önce yapılan zikirle. 418-419. c. Aynı şekilde ihlasla zikredilen isbât ile kalbi temizlenir ve daimi Hakka müteveccih olur. lâ ilahe (İlah yoktur) ile. yolculukta. gafletten kurtulması ile ilgilidir. zikrin ihtiva ettiği nur ile kalbin ferah duyması. Ebediyete Davet. hakiki Mabudu isbât edesin. kalb letâifine terkiz etmek suretiyle. Nakşibend. Kulun ihlasla zikrettiği nefy ile. batınında bulunan gizli şirkleri ve esbabı izâle olur. irade ve sıfatları Allah(cc)’ta yok olmuştur. 35. c. letâifler ile birlikte ele almıştır. gibi bâtılı anlaşılmaktadır mürîdler ki bunlar vird dilin olarak zikri da kategorisindedirler. açılmasından sonra yapılan zikirlerin mahiyetleri ve tesirlerine göre çeşitlendirilmiştir diyebiliriz. Mesela Allah isminin zikredilmesi esnasında kul. Nefehâtu’l-uns. ss. 212-122 1365 el-Hakkânî. bir meşguliyet yapılabilecek tarafından tanımlanmıştır. vird zikr. s. Risâle-i Kudsiyye. Şeyh Nazım’ın diğer ifadelerinde zımnen bulunmaktadır. s. Şeyh Nazım bu hususu şöyle ifade eder: “Zikir azar azar da olsa. 261 . 1362 1363 Camî. Allah(cc)’tan başka hakiki mevcut yoktur.

Tertîbu’s-sulûk fî tarîgi’-llahi te’alâ. Bununla birlikte. Ona göre faydalı olan zikir. 1369 Kuşeyrî Abdulkerîm. Bu keşiflerden sonra sahih keşifler başlar. Azimle devamı neticesinde kalbinde haşyetullah zuhur eder. ilâhî bir sıfat olarak nitelendirir. Dolayısıyla bu zikre ulaşan kul. Bkz. ss. Bunun neticesinde de kişi yaptığı zikirden zevk almaya başlar. Bu sesi etrafındakiler idrak edemez. zikrine karşılık bulması. zamanla ünsiyet ve muhabbet meydana gelir. İbn Arabî. ibadetlerin en şereflisi olmakla beraber bazı vakitlerde kılınması caiz değildir. Çünkü zikrin. Kalbin gafil olduğu bir sırada sadece dil ile yapılan zikrin faydası olsa da bu azdır. başlangıçta kulu. duyuşunda ve görüşünde sadece zikrini bulur. kendisini zikredeni O da zikredeceğini bildirmiştir. Nazım Efendi’nin buraya kadar paylaştığımız görüşlerine dayanak 1367 “Beni zikrediniz. Sadece kendisi ve ehli duyar. Her zaman ve her yerde yapılabilir. 32-34. Nurlar Risalesi. Bu tecelliyât ile hayal âleminde olan perdeler kuldan kalkar ve sırasıyla. 1.: İbrahim Besyunî. İbn Arabî de zikri. dilin ve kalbin zikri olmak üzere ikiye ayrılır. zikri doğurmaktadır. Dolayısıyla zikir için belli bir vaktinin olmayışı ve zâkirin. 262 .1368 Bununla birlikte lisanla yapılan zikr. 1370 Gazalî. Kenzu’t-turâsi es-sufî. 367-370. Namaz. kalbî zikre vasıl olur.1369 Gazâlî ise zikri. dilin zikriyle ulaşılır. İhyâ. el-Futuhâtu’l-Mekkîyye.Kuşeyrî’ye göre zikir. eşyaların nurlarına vakıf olur. hayvanlar âlemini keşfeder.1370 İbn Arabî’ye göre kalbî zikrin sonunda kula. s. er-Risâle.1371 Zikir mevzuunda paylaşılan söz konusu yaklaşımlar. c. levhi keşfedip. yıldızların nurlarını görür. ss. Bu halin de zikirle muhafazası neticesinde kul. Çünkü zikir. 295-305. 1368 Kuşeyrî. “Beni anın ki Ben de sizi anayım” (Bakara. bitkiler âlemini. c. Kıbrısî’nin düşünce atmosferini şekillendiren tasavvuf ıstılahınının çerçevesini ortaya koymaktadır. Tüm cevherlerinden ve kalbinden sürekli zikrin sesini duyar. Bu haldeki salikin derisi ve kemiğinde hareket başlar. kâinat düzeninin suretini görür ve huzur-u ilahînin adabını talim eder. madenler âlemini. Kul daimî zikir mertebesine. Başlangıçta her ne kadar zikirden bir tat alınmasa da. ss. Ben de sizi zikredeyim” Bakara: 2/152. Tah. günahlardan alıkoyar. manalar âlemi tecelli eder. 2. ss. 302. Kur’ân-ı Kerîm okumadan sonra en üstün ibadet olarak değerlendirir. namaz gibi belli bir vakti yoktur.1367 zikrin özellikleri arasındadır. 2/152) âyetiyle kendi zikrini kulun zikriyle irtibatlandırmış. devamlı ve kalb huzuruyla yapılan zikirdir. nefsinde. 21-27. Ona göre Allah. 1371 İbn Arabî. Kalble yapılan zikre herhangi bir sınırlama yoktur.

Huzurundan haberdar olmama anlamında bir huzur hâsıl olur. O zaman bu müşâhededen tam bir zevk alır. Allah(cc)’ın kullarına emridir. Çünkü zikrin hakikati kalbten gafleti uzaklaştırır. 1377 Camî. Nakşbend. 533.1378 Ubeydullah-ı Ahrar’a (859/1490) göre zikirden maksad. Bu emrin bir gereği olarak Allah(cc)’ı. Hakk’a şahit olur. 100. masivayı tamamen yok etmektir. Şeyh Abdullah’a göre “… Muhakkak ki Allah’ın zikri en büyüktür. “Beni zikredin ki. Alâadin-i Attar’a göre zikir kalble yapılmalı ve zikrle beraber. Çünkü huzur vasfından haberdar değildir. Futuhatu’l-Hakkâniyye adlı eserde bulunmaktadır. zikrin faziletlerine nail olur ve onun gönlü. 1374 Ankebût: 29/45. mücahede devam etmelidir. haberiniz olsun ki. müşahit derler. 791/1388)’e göre zikrin amacı. itminana erer. Adnan. gerçekten kalbte (başka bir şeyin sığması için) yer kalmaz. s. 1379 Tosun. Buna göre zikr. ayakta. 1378 Aynı eser. Ben de sizi zikredeyim ve Bana şükredin. Şeyhi Abdullah Dağıstanî’nin görüşlerinin şerh edildiği. kalbte gizli olan Allah sevgisini çıkarmaktır. ss. zira huzurdan haberdar olduğun nisbette Hak ile huzurun eksik olur. Bu haldeki kalbe. 559. zikrin kalpteki ve hallerdeki tesiri açısından ifade etmiştir: “Kalb huzuru bu zikre devamla öyle bir dereceye yükselir ki. kelime-i tevhidin hakikatine erişmek. ss. 1375 Ra’d: 13/28.”1377 Nakşibendî geleneğinde Allah(cc)’ı hatırlamak için yapılan zikrin nihai amacı. oturarak ya da yanları üzerinde zikrederek. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. Nefehâtü’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri).1373 daima zikir üzere olunmalıdır. 301.1379 Toplu olarak yapılan cehrî zikir ve bu esnada semahların yapıldığı 1372 1373 Bakara: 2/152. Şâh-ı Nakşibend (v. nankörlük etmeyin”1372 ayetinde bildirildiği üzere. zikr ehlinin mutmain olduğunu ve kalblerinde zikirden dolayı sürekli itminanın bulunduğunu ifade etmiştir.teşkil edecek açıklamalar. 1376 K. 307.1376 Söz konusu anlayışın kaynakları mahiyetindeki bir görüşü Ubeydullah-ı Ahrar (v. 542. kulun kalbini itminana erdirir. kalbler sadece Allah’ın zikriyle huzur bulur”1375 ayetine işaret ederek. zâkirin daima Allah’ın huzurunda olduğu bilincine ermesidir. 263 . Âl-i İmrân: 3/191. Allah ne yaparsanız bilir”1374 ayetiyle diğer ibadetlere göre öne çıkarılmış olan zikr. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. iman edip kalbleri Allah’ın zikriyle huzur bulan kimselerdir. 895/1489). Bu hal üzere olan kul. s. “Bunlar.

edebin ruhudur. içinde bulunan Allah(cc) sevgisini çıkarmak ve gafletten uzaklaşmaktır. 1386 Aynı eser.1380 Kıbrısî. sadece şeriata sıkıca bağlanmaya bağlıdır. gaflet ve zikirle birlikte ele almıştır. 62. Yani zikrin amacı kalbin mutmain olması. s. Bu esere göre. 142. zikrin amacı hususunda ayrılmamışlardır. misaktaki ahdine sâdık olduğu ve yaratılışının manasına uygun olduğu lahzalar olarak tanımlamasından1381 hareketle. “Bunlar. yaratılış gayesine göre1383 yaşayan bir kul olarak dereceler kat eder ve ilahî huzura vasıl olur. iman edip kalbleri Allah’ın zikriyle huzur bulan kimselerdir. Edebe riayet ise. 62. Adnan. Hâlidiyye öncesi geleneksel uygulamadan ayrılsa da. Bu haldeki kul. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî adına yazılmış bir eserde. a.Gaflet. Ancak kulun cehde sarılması.e. tefekkür üzere olduğu. amelde cehdetmek edebi ikmal eder. zikr telkin eden mürşîdinin emirlerine sıkıca sarılmak icap eder. tefekkürün cazibesi ise zikrullah ile artar. 1382 Ra’d: 13/28. gafletten ulaşılan anları. Şeyh Abdullah’a göre. 101. ss.” Zâriyât: 51/56.1386 Edebin ikmaline vesile olan tefekkür konusunu. kalbler sadece Allah’ın zikriyle huzur bulur.1384 Ancak bu makâmlarda terakkinin en önemli kanunu. s. 1385 Aynı eser. gafletten ve nefsinin tasallutundan kurtulmuş olacağı da söylenebilir ki. Kıbrısî. zikrin nihayetindeki kulun. 264 . Adnan. bu sıfatlar velayet makâmlarında müşâhede edilir. 1384 K.”1382 ayeti bu makâmdaki kula işaret eder. Her anında Hakk(cc)’ın rızasını tefekkür etmek. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.1385 Edebin ikmali tefekkürle. 63.g. Makamlar ve Seyru Sulûk ile İlgili Kavramlar/j. şeriatın ve tarikatın emri olmasından dolayı olmalıdır. Şeyh Nazım Efendi’ye göre kul. Tasavvuf Sohbetleri. zikrin zâkirdeki beş letâife nakşolması için. 1383 “İnsanlar ve cinleri yalnız Bana kulluk etsinler diye yarattım. edebe riayettir. Bu anlayış.. zayıflık ve acziyetini noksansız izhar ve ikrar ederse. Çünkü tarikat. Şeyh Nazım. “zikrin beş letâife nakşolması” şeklinde izah etmiştir. tefekkür ile gafletten kurtulur ve içinde 1380 1381 K.Hakkâniyye hadraları. s. Ayrıca Bkz. kulun içinde bulunduğu anın idrakinde olduğu. 63. haberiniz olsun ki. onu maksuduna vasıl edeceğine inandığı için değil. ss. 61.

Bir mürşid-i kâmil tarafından telkin edilen zikirle zâkir. bir kulunu velî edinmek isterse. Ebediyete Davet. tüm mürşîdlere. 1389 Kadim olanı. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). 345. Bkz. Bu manada Şeyh Abdullah. s.1390 Bu makâmlarda bulunan velî kullar. bu kuvveti şu ifadelerle izah etmiştir: “Dünyada Allah(cc)’ın emrini ulu tutan. 265 . zikrin esrarını bilen bir mûrşid-i kâmil tarafından telkin edilmesi gerekmektedir. evliyâ konusunda incelediğimiz manevî tasarruf ile de alakalı görülmektedir. Peygamber(sav)’in yardımcılarıdır ve her birinin derecelerine göre manevî tasarrufları vardır. zikrin telkin edildiği silsileye girer ve merâtib kateder. s. Yani bu anlarda. kemâl mertebesine ulaşamaz. Hucvirîye göre t evhid yolunda bir adımdır. idrakin getirdiği bir zikr hali vardır. Hakk Teâla için yaşar. Tasavvuf Sohbetleri. s. a. doğru yola götürecek bir dost bulamazsın”1392 1387 Kıbrısî. 100.Mürşîd . Hz. zikrin kuvvetini aşılar. 18. Keramet bahsinde de geçtiği üzere kuldan sadır olan kerametin manevi kuvveti zikirden hâsıl olur. s. Allah(cc) esmâsına ait sırların keşfi için anahtar mahiyetinde olan zikr. Hucvirî. yani Allah’ı zikredip. 142. Adnan.1391 Bu manada kalbî zikrin şekil ve adedi.bulunduğu anı idrâk ederek. 79. Allah’ı yâdından bırakmayan. sayısıyla birlikte. Kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu. Zikirde bir kuvvet vardır ki.Kulluk Makamı (Âbid). Peygamber(sav)’e telkin etmiştir. 1391 Kıbrısî. Tafsilatı için bkz.g. “Bu Allah’ın ayetlerindendir. Dolayısıyla mürşidler tarafından telkin edilmeyen zikrin manevî makâmlara eriştirici fazileti yoktur. Ayrıca bkz. Kıbrısî’nin manevî gıda anlayışıyla ilgili olduğu kadar. Şeyh Abdullah Dağıstanî’ye göre Allah. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/b. gece gündüz tüm ezkar ile zikretse. telkin edilerek gelmiştir. 1390 K. Hz. Allah kime hidayet ederse işte o hakka ulaşmıştır. Hz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. sonra kurb kapısını açarak kulu tevhid kürsüsüne oturtur ve ondaki hicabı kaldırarak “ferdaniyyet makâmına”1389 sokar. Dolaysıyla bir mürşîdten telkin almayan bir kul. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. hadis olandan tefrid etmek olan Ferdaniyyet.. Allah ile beraber olana Cenâb-ı Allah. s. bütün dünyanın yiyeceklerini yesen o kuvvete bedel olmaz”1388 Burada bahsedilen zikrin manevî kudreti. 1388 el-Hakkânî. ona zikir kapısını.e. Peygamber(sav)’den ise. 1392 Kehf: 18/17.1387 Nazım Efendi’ye göre zikrin manevî bir kudreti vardır. Nazım Efendi.

Yani zikir önemli bir vesile olsa da. “Şayet bilmiyorsanız zikir ehline sorun”1394 ayetinde bildirilen zikir ehlini Şeyh Şerafeddin. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. mezkûr olan Allah(cc)’tan gelen nûrdur diyebiliriz. onu silsileye dâhil eder ve mertebeler kat ettirir. istinâdî feyz telakkisinin zikr anlayışında yer aldığını belirtebiliriz. 101. zikr ve halvet ile mürekkeb olduğu zaman. 1395 Burkay. s. feyz olarak mürîdin gönlüne dolarak. 132 1396 Yılmaz. tasavvuf ıstılahında isnâdî feyz kavramıyla ilgilidir. sohbet.Rabbânî inayet ile Kur’ân-ı Kerim’de mezkûr sekiz yüz menhiyattan korunmuş olma. Londra’da 2005 yılında yapılan bir çalışmaya göre oradaki Hakkâni mürîdleri zikri birkaç çeşitte tanımlamaktadırlar. s. şu dört nesneyi kendinde toplayan kişiler olarak tanımlamıştır: 1. kalbi cilalama ve 1393 1394 K. mürşidler olarak tefsir etmiştir. Menâkıb-ı Şerefiyye. 223-224.1396 Allah(cc)’ın nûru ve feyz konularına Nazım Efendi’nin yaklaşımlarından hareketle. sohbet ve halvet esnasında mürîdin gönlüne yansıtılır. 4Dünya ve ahiret işlerinin tamamından zâhid olma. Bir mürid için zikir. Bu feyz vesilesiyle mürîdin çaba ve iktisabı olmadığı halde. Allah’ın nuru ile kaim olan feyzin (istinâdî). ss. Tasavvuf ve Tarikatlar. itaatinde muvaffak olma.Yevmu’l-ahd ve’l-misakta olan tecelli-i ilahiye vakıf olma. asıl cevher olarak Allah’ın nuru. onun kalbine bilgi ve manevî hal gelir. Enbiya: 21/7.1395 Zikrin bir mürşid tarafından telkin edilmesine atfedilen ehemmiyet. Sohbet bahsinde de belirtildiği üzere. Adnan.1393 Zikrin manevî kudreti ve mürşîd ile ilgisini tamamlayacak bir husus “ehl-i zikrin” kimler olduğudur. 266 .Allah(cc)’ın yardımı ile beş yüz ilahî emire imtisal ederek. ona değer kazandıran mahiyetinde bulunan cevher. 2. sohbet. şeyh tarafından zikr. 3. Şeyh ve mürîdlere sened ve silsile yoluyla ulaşan irfan olarak tanımlanan bu feyz. zikir ve halvet ile paylaşıldığını söyleyebiliriz.ayetinde bildirilen “doğru yola ulaştıracak dostları”.

modern dünyanın özellikle batıda doğurduğu psikososyal rahatsızlıklara karşı tek etkili tedavidir. farklı faziletleri vardır. içindeki Allah(cc) sevgisinin açığa çıkarılmasıdır. Yani zikir seyru sulûkta önemli bir vesile olsa da. Mesela kelime-i tevhîd (la ilahe illallah) ve ism-i Celâl (Allah) zikirleri kulun manevi makâmlar arasında seyrine vesile olur. ona değer kazandıran. 40. Bâtılı bir mürîde göre ise zikr. 1397 1996 yılında Lefke Dergâhında (Kıbrıs) yapılan farklı bir antropolojik çalışmada görüşülen mürîdlere göre zikr. Bir başka mürîde göre zikr anı. kalbi dinlemenin yolu ve genellikle kalbî cilalamak olarak anlaşılmaktadır. Şeyhlerinin varlığını en çok hissettikleri andır. Şeyhin Londra’da olmadığı uzun dönem boyunca dahi grup içindeki dinamizmi sağlar. zikrin haricinde sohbet ve halvet esnasında kalbe dökülen feyz olarak telakki edilir. zikrin esrarını bilen bir mûrşid-i kâmil tarafından telkin edilmesi gerekmektedir. Batı’da Bir Nakşi Cemaatı. gafletten ve nefsinin tasallutundan kurtularak velayet makâmlarında seyrine devam eder. Bu bilinç cemaatin ortak değeri olarak. 125. ruhun nefs üzerine galip gelmesine vesile olur. The Struggle forPurity. Bu cevher ise mezkûr olan Allah(cc)’tan gelen nûrdur. 123. s. iman nimetine şükür içindir. zikrin manevî kudreti ile olur ve velayet makâmındaki tasarruf. cemaat bireylerini ortak bilince vardırır. Zikrin nihayetinde kul. bu kudretle zuhur eder. Dolayısıyla mürşidler tarafından telkin edilmeyen zikrin manevî makâmlara eriştirici fazileti yoktur. 1397 1398 Stjernholm. Kıbrısî’nin genel tasavvuf anlayışında bu nûr. Ancak zikir bizatihi kudreti haiz değildir. Zikrin amacı kalbin mutmain olması.1398 Bu çalışmayı yapan bir antropolog nazarıyla zikr. Zâkiri daimi huzura ve manevî gıdalara vasıl eden her zikrin. 1399 Aynı eser. Başka bir mürîd için zikir. ss. Ancak kula manevî makâmlar kazandıracak kalbî zikrin şekil ve adedi. 122. kalbin aşkla dolması ve masivâdan temizlenmesi olarak ifade etmiştir.1399 Özet olarak Şeyh Nazım’a göre kulun Rabbini hatırlaması olan zikr.Allah(cc)’ın nurunu yansıtma olarak tanımlanırken bir başkası. onun mahiyetinde bulunan cevherdir. Atay. Nazım Efendi’ye göre bu seyr. 267 . s.

1400 18. Zâkir başının yönlendirmesine göre temposu ve şiddeti değişen bu zikirlerin geçişleri esnasında silsile üstadlarına dualar okunur. Hadralar. 70 estağfirullah. TTDS. 177-203. belli bir güne ve vakte bağlı olmadan her zaman yapılabilirken. Perşembe günü akşam namazından sonra yapılan hadralar. bazı surelerin tertib üzere okunması ve belli miktarda zikrin çekilmesiyle yapılır. Ya 1400 1401 Cebecioğlu. Hatm-i kebir. 79 İnşirah Sûresi.1. Sâfî. Bununla birlikte günlük olarak yapılan seher virdleri ve namazlardan sonra yapılan tesbihatlar. şeyhin işaretiyle başlayan ritüelin adıdır. mübarek gecelerde yapılan hadralar ve hatmelerden farklıdır. 268 . dağıtılan taşlar ile zikr adetleri takip edilir. s. toplu zikir ayinleridir. şeyhin huzurunda bir grup müridin halka olmasından sonra. sıkıntılı durumlara son vermek niyetiyle yapılan ilk uygulamalara dayanmaktadır.1402 Hakkânî dergâhlarında. kıyam zikri ile devam eder ve tekrar oturuşla yapılan Kur’an tilaveti ve dua ile sona erer. 1402 Tosun. 100 Allah.e. 7 Fatiha. 256. hatmeler. Nakşibend. Ya Hafız. s. 100 “la ilaha illallah”. 7 Fatiha. 1001 İhlas Sûresi sessizce okunurken. “Allah Hu! Allah Hayy” ve “Allah Hayy! Ya Kayyum” söylenir. s. salavatlar ve kelime-i tevhidler toplu olarak zikredilir. Kısaca hatim deneden bu ayin. 33 Hakk. Ya Halim. Toplu Zikrin İcrası: Lefke ve Şam’da bulunan Hakkânî tekkelerinde gözlemlediğimiz kadarıyla. Bakî Billah’a nisbet edilen terkibe “hatm-i Hacegân-ı sagir” adı verilmiştir. 100 Salavat. cehrî zikr de yapıldığı bilinmektedir. Bu iki zikirden sonra 10’ar defa “Allah Hu! Allah Hakk”.. 100 Salavat. Pazartesi günü akşam namazından sonra yapılan hatm-i haceganın yanı sıra. Pazartesi ve Perşembe günleri akşam namazından önceki kırk dakika içinde yapılır. Daha sonra Ya Daim. ss. yüzyıldan itibaren periyodik hale gelen bu hafî zikirin sonunda. ku’udî ve hafî zikr olarak başlar. Reşahât. Hatm (bitirmek) ismi verilmesinin sebebi. 321. 100 Hu. 3 kelime-i şehadet. Cehri olan ikinci kısmında.g.g. a. Nakşîlik ıstılahında olan hatm-i hacegân.1401 Gucdevanî’ye nisbet edilen terkibe “hatm-i Hacegân-ı kebir”. 321. Tosun. 33 Hay zikirleri yapılır. Hafî ve cehrî olmak üzere 2 kısım olan hatm-i kebirin birinci kısmında sırasıyla.

Ya Mu’izz. Ya Deyyân. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. sonunda ise şeker ve sandviç ekmeği dağıtılmıştır.g.g. Şam Dergâhında. 33 Hay. Hz.e. dualar aynı şekilde Hz. Ya Subhân. yani Cuma gecesi. Bu hatmeler esnasında okunan virdler. Aynı çalışmada “Hatm-i Hacegân” başlığında izah edilen zikrin ise1405 hatme-i kebir olduğunu düşünüyoruz. Ya Settâr. ss. Peygamber (sav)’e ve silsile üstadlarına hediye edilir. ikişer kez şu formatta tekrarlanır. cehri olduğu bilinmektedir. Londra’da bulunan Hakkânî dergâhında yapılan bir antropolojik incelemede izah edilen ve ku’udî olarak yapıldığı bildirilen zikrin1404 hatm-i sagir olduğu kanaatindeyiz. 33 Hu. Ya Fettâh. 132-138. 33 Hakk. 148. Mesela 1970’li yıllara kadar Londra’da da hafi yapıldığı bilinen hatmeler. okunduktan sonra “Ya Daîm! ya Daîm! ya Daîm! Ya Allah” şeklinde yapılan esma zikirleri üçer defa yapıldıktan sonra 25 Besmele ve 10 salavat okunur. a. 1403 1404 http://www. Ya Mu’id. Ya Sultân esmaları. Ya Hennân. olduğu gözlemlenmiştir. s. ss. Ya Gaffâr.Latîf. Şam’da ve New York’ta arz ettiği farklılık. 7 İnşirah Sûresi.1407 icra edilmiştir. 10 Salavat. Londra’da. 25 estağfirullah. Ya Rahmân. Bazı geçişlerde ve sonda Kur’ân tilaveti. 100 Allah.e. 269 . Peygamber(sav)’in ve silsile üstadlarının ruhlarına hediye edilir ve hatme dağılır. 121-146. “Ya Daîm! ya Daîm! ya Daîm! Ya Allah”.. Ya Mucîb..naqshbandi. 1406 Atay. 1407 Londra’da yapılan zikirde de Perşembe günü. Ya Vedûd.1406 2008 yılındaki iki aylık ziyaretimiz süresince.1403 Hatme-i sagir sırasıyla. Atay. 100 kelime-i tevhid. sırasıyla.org/zikr/khatma-i huwacegan. Lefke’de. hatme-i kebir düzenli olarak Perşembe günü. Bu uygulamalar. a. Atay. ss. 7 Fatiha. zaman içinde de değişime tabi olmuştur. Bkz.. 11 İhlas Sûresi. 146-150. Bu hatmelerin başında kahve ikramı yapılıp. 10 Salavat. el kitapçıklarından takip edilmiştir. 1405 Aynı eser. Son olarak okunan 10 salavat ve Kur’an tilaveti. yetmişlerden sonra Nazım Efendi’nin uygulamaya başlamasıyla. Ya Mennân. halkada bulunanlar tarafından. 7 Fatiha.

1409 İslâm tasavvufunun kurumlaşmasından sonra. diğer grup kıyam zikri yapar. kıdemli mürîdler zâkir başının sağı ya da solunda daha yakın olanlardır. Meselâ Gucdivanî’ye nisbet edilen hatmede. Abdülhalik Gucdevanî’ye veya Bahâuddin Nakşbend’e nisbet edilen hat-i hacegân tertiblerinden farklılaşmıştır. kıyam zikrinde eller iki yandaki zâkir ile kilitlendikten sonra belden yapılan salınım ile öne doğru eğilerek yapılır. bir grup ilahi ve medhiye okurken. Nakşbend’e isnad edilen hatmede. Zâkir başına dönük olarak oluşturulan halkada yer bulamayanlar. 1001 İhlas Sûresi. 15 istiğfar. 270 . Melâmetiler ve Nakşîbendiler hafî zikri. Her iki salınımda da esas olan kalbin bulunduğu sol tarafa “illa’llah” zikrinin vurulmasıdır. 100 salavat. rabıta. www. Nakşbend. Bu zikirler hem oturarak hem de ayakta icra edilebilir.naqshbandi. buna “devr” 1408 1409 Tosun. 100 salavat ve aşr-ı şeriftir. s. Şayet ayakta dönerek yapılırsa.Hatme ve zikirler mihrabın önünde duran zâkir başının sağına ve soluna halka oluşturarak olur.org/zikr. Kıyam zikrinde halkanın ortasında dolaşarak zikreden müridler. Lefke ve Şam tekkelerinde kıyam zikri olarak da gözlemlediğimiz hadralar da. 7 Fatiha Sûresi. 100 salavat ve duadır. hemen arkada katılanların sayısına göre ikinci. Yaklaşık otuz dakika süren hadralar ve diğer hatmeler çeşitli internet sayfalarında da paylaşılmaktadır. 321. ellerini iki yanda kenetli olmadığı halde kenetliymiş gibi tutarak zikreder ve halkadaki diğerlerinin önünde durarak dolaşır.org/Video&Audio/Dhikr-Hadra. Hadralarda bazen bir ya da birkaç zâkirin ortada semah ettik leri de olmuştur. Tarikat-ı Hakkâniyye’de uygulanan hatmeler. 79 İnşirah Sûresi. Genellikle loş bir ışık ortamında yapılan zikirlerde. üçüncü ve dördüncü halkayı oluştururlar. Hatmelerde oturularak yapılan kelime-i tevhid zikrinde baş ve gövde ile salınarak yapılırken. 7 Fatiha Sûresi. Rifâîler ve Kâdirîler ise cehrî zikri esas almışlardır. http://www.saltanat.1408 Hatm-i hacegânların haricinde Cuma günleri ve mübarek gecelerde hadra adı verilen zikirler yapılır. kıyam zikri olarak başlar ve biter. 500 “ya hafiyye’leltaf edrikni bi-lutfike’l-hafi. 100 salavat. Hadra. 7 Fatiha Sûresi. hatme gibi başında okunan ayetler olmaksızın.

Lümâ. Tasavvuf ve Tarikatlar. Ankaravî. Cürcânî. çalgı. “işitmek. c. 162. birkaç saniye için tefekkürü mevt yapılır. s. Seher virdinden önce iki rekât abdest namazı kılınlar da olmaktadır. vecde gelmek ve üns meclisi” manalarında kullanılmıştır. 369-371. s.1414 Lefke tekkesinde seher virdleri. Yılmaz. yedi defa döndükten sonra ayakları yerden kesilerek döner. toplanan uyku tulumları ve alınan abdestlere müteakiben başlar. Tahkiki semâda hakikaten dönen zâkir. 1415 Tüm bu zikirlerin adetleri ve duaları ile ilgili detayları için bkz.1413 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre semâ taklit ve tahkik olmak üzere iki çeşittir. 1415 Bu tesbihatların sonunda sabah namazına geçmeden sağ omuz üzerine uzanarak. hançereden testere ve bıçkı sesi gibi ses çıkarılarak yapılan zikre ise “zikr-i erre” denilir. Müridin El Kitabı. hakiki olarak semâ eden zâkir. İbn Manzûr. s. 1412 Serrâc. şarkı dinlemek. Müridler. musiki eşliğinde dinlerken ilâhilerin ruhta bırakmış olduğu tesirle coşup dönerek raks etmek ve deverân etmektir. TTDS. 1. 20.1412 Bu dönüş. 312. 974. insan ile diğer mahlûkatın aynı dilden yaptığı zikri temsil eder. Uludağ. mescitte uyuyanların uyandırılmasına. Kamûsu’l-Muhît. Tehânevî. Ta’rifât. beste. Bunlardan bağımsız olarak Lefke tekkesinde ise akşam namazından sonra toplu olarak cenaze namazı kılınır. s. Keşşâf. Lisânu’l-Arab. Kıbrısî. Yesevîlikte. 1413 Cebecioğlu. Taklidi semânın baştan sona kadar ayaklar üzerinde olduğu ifade etmiştir. Nazım Efendi’nin ifadesiyle tayyarenin uçması için çalışan yer tekerler değil motordur. 730.6. s. Bir müezzinin duasından sonra imamın müezzinliğinde sırası ile Ya Halim.ve “deverân” adı verilir. tegannî. 262. kendi kuvveti ile orada bulunmamaktadır.1410 Bununla beraber farklı bir zikr biçimi olan semâ lügatte. bu namazın Müslüman olarak vefat edip de cenaze namazı kılınmayan tüm dünyadaki 1410 1411 Zikir ve zikir çeşitleri için bkz. TTS. raks. ss. 364. kâinattaki atomlardan galaksilere kadar dairesel bir hareket olduğu için. Ebediyete Davet. Uçak havalandıktan sonra tekerlere ihtiyaç duymadığı gibi. 121. c. s. Firuzabadî. Ya Hafız yüzer defa hafî olarak okunur. s. makâm ve nağmelerle okunan dinî metinleri ve ilâhîleri. Minhâcu’l-Fukarâ. 21. 1414 el-Hakkânî. 555. gınâ. kulak vermek.1411 Tasavvuf ıstılahında ise. 271 . s. İki rekât necat namazı kılındıktan sonra secdede dua edilir.

Allah’ın lütuf ve cemâlini düşünmesinden dolayı bir genişleme. lügat anlamıyla tercüme edilmektedir. sevinçli olmak. TTDS. neşeli olmak. s.g. s. zihni açık olmak. yeme ve içme duygusu yok denecek kadar zayıflar. 56. 210-211. 710-711. s. a. daralmak. 46. s. 1420 Bakara: 2/245. İbn Manzûr.g. 1422 Isfehanî. a.g. Nazım Efendi’nin manevi bir vazifesi olduğu için kılınır. Zümer. Bir mürîde göre bu namaz. s. Yine O’na döndürüleceksiniz. ses arşivimizde mevcuttur. s. 1419 Bkz. Mülk. Istlahatu’s-Sufiyye. Allah’ın gazabının korkusuyla dolar. 9/67. bu manaların üzerine inşa edilmiştir. 1. 20/96. el-Müfredât. 2/245.e.1417 Bast ise lügatte genişlemek. karşı konulamayan bir endişe ve korku hisseder. Allah’ın celâlini tefekkür etmekten dolayı. s. kapanmak. ss.Müslümanlar için niyet edilerek gıyaben yapılan bir namaz olduklarını söylerler. 25/46. tutulmak. Bast.e. Kabz hâlindeki sâlikte. 1421 Yılmaz. kulun geçmişte işlemiş olduğu iyi amelleri hatırlanması sonucunda. keyifli olmak. açılmak. 18/18 . KABZ VE BAST HÂLİ: Lügatte sıkıntılı olmak. Komisyon. 1418 İbn Manzûr. Bu halde salikin kalbi. Tevbe. a. bu kelimelerin tasavvuf ıstılahındaki anlamlarında önemli olmuştur. Tâhâ.1418 Kur’ân-ı Kerim’de kabz ve bast kelimeleri daha çok lügatteki manalarıyla meal edilmiştir. ruhun dertli olması. 67/19.”1420 ayetinde bu kelimeler. Bast. Kehf. salikin yaşadığı bir halet-i ruhiyedir. Sufîlerin yüklemiş oldukları manalar ise. 1422 Bast halini yaşayan sâlikin kalbinde ise. âriflerin 1416 1417 Mürîd ile yapılan mülakata ait kayıtlar. 272 . endişeli olmak gibi manalarına gelen kabz. Furkân. Mu’cemu’l-vasît. Bu ayete yapılan işarî tefsirler. Kâmûs. 39/67.. bast kelimesinin zıddıdır. Tasavvuf ve Tarikatlar. 352-354.1416 h. Komisyon. rahat ve huzûr içinde olmak gibi anlamlara gelir. 13..1419 “Rızkı daraltanda (kabz) Allah’tır. 659. Maide. Cebecioğlu. ondan alınacak mükâfat beklentisinden dolayı ferahlaması ve Mevlâ’sına yakınlığını göstermesidir.. üzüntülü olmak. ss. ss. ferahlık ve sevinç duyma meydana gelir. tutmak. genişleten (bast) de.e.1421 Istılahta kabz. Bakara. Kâşânî. Lisânü’l-Arab. 408-409. 11. c. 651. 5/11. Firuzebadî. c. Firuzebadî. 333.

210-211. s. bu genişliği etrafına yansıtması. Nazım Efendi’ye göre bast. Bu durumda kul. kalbin ferahlı olması. güler yüzlü ve mütebessim çehreli olmayla ilişkili olarak anlatır. Uludağ. Kalb ve nefs ilişkisi ile izah ettiği bu hallerden kabz. Bast hâlinde gönül şen. Kabz ve bast hallerinin sonuçlarını ve tesirlerini esas alarak ulaşılan bu görüşlere göre. Kıbrısî.1423 Nazım Efendi bast halini. bast haline bir üstünlük atfetmiştir. kuldaki makbul ve muteber bir hal iken. Tasavvuf ve Tarikatlar. bu kulların mekânları cennettir. ss. 273 . kulun ahiret azabına sebebiyet verir. s. her mecliste ve işte kulun kendini genişlikte bulması. Çünkü nefs..1427 Mesela İzzeddîn Kâşânî (v. TTS. Bu hali yaşayan sâlikin çehresi. dış görünüşünü ve fiillerini ilmine göre ayarlar. daima rahat olması ve kalbinin ferah olması olarak tanımlar. 1427 Yılmaz. Avârif. 643-645. kabz makbul olmayan ve kerih görülen bir haldir. zihin de açık durumdadır.sıfatlarından biri olarak tabir edilir. 85-86.g.1428 Çoğu sufî. mutasavvıflar değişik görüşler beyan etmişlerdir. Bastın sebebi ise. basttan haz alıp. Bu çehrenin zıttı olan abus şekli (somurtma. Bu hallin devamlılığı. Tasavvuf Sohbetleri. a. bu konuda Şeyh Nazım’ın aksine bir görüş beyan etmişlerdir. Bu neşe hali kalbte inbisata ve ferahlamaya sebep olur. kabz hali.1424 Şeyh Nazım’a göre kabz hali ise. s. s. Allah(cc)’ın sevdiği hâl olarak tanımladığı bast hâlini. s. s. 1425 Aynı eser. ferah 1423 Serrâc. Sühreverdî. Cebecioğlu.1425 Kabz ve bast hallerinden hangisinin üstün olduğu konusunda Şeyh Nazım’ın görüşü kesindir. s. 121. 1428 Kâşânî. nefsin sıfatlarının zuhur etmesi ve kalbe hicab olmasından dolayı olur. Misbahu’l-hidâye. basttan evladır. ss. Çünkü bu çehre Allah(cc)’tan razı olmaya delalettir ki. 420-421. 336-337.e. Ankaravî. 121. 1426 Kıbrısî. 1424 Kıbrısî. el-Lümâ. bu hallerin zuhur etme sebeplerine bakarak. kulun daralma ve sıkıntı halinde bulunmasıdır. Minhâc. yaşadığı halin aynası olur. ss. TTDS. 342. 67. Allah(cc)’tan razı olmamaya delalet etmektedir. kulun kalbine ve etrafına sıkıntı vermemesi. 735/1334). 120.1426 Kabz ve bast hallerinden hangisinin daha üstün olduğu konusunda. ekşitilmiş surat) ise. kalbin önünden nefs hicabının kalkması ile olur.

Dolayısıyla umum görüşe göre. kabz hali basttan üstün görülmüştür. 274 . sâlike kabz hâli geldiğinde onun üzülmemesi gerektiğini. Nitekim kabz ve bast. 669. nefsinin sıkıldığı yerde olduğundan. s. Farklı bir ifadeyle avamın tecrübe ettiği haller. Kendi varlıklarını aşmış kullar için. ama yakıcıdır. Mesnevi. Hakk’ta fenâ ve bekâ makâmlarına vasıl olmamış sâliklerin halleridir. her halin fevkindedir. onların. ama şefkatlidir. kabzdan sıkılır. 341. bu halleri tecrübe ettiği varsayılan kesimin çeşitliliğinden kaynaklanmaktadır. Avârif (Gerçek Tasavvuf). fenafillahda yaşanan zevk. Minhacu’l-fukarâ. Mesela Sühreverdî (v.. haz almaz. kendilerinin kabz ve bast hâllerini yaşadığı zannına kapılsalar da bu durum. Bu açıdan bakıldığında sufilerin umumiyetle bahsettiği. 343. hâlâ nefs-i emmâreye ait sıfatların etkisinde bulunmasına bağlıdır. s.1432 Bu hali Kuşeyrî. imtihanları geçer. kabz hali daha evladır. Bast hâlinin yüzü ise güleçtir. terakki eder ve bast hâlini görecek. 1432 Ankaravî. havasu’l-havasın yaşadığı bir hal olarak değerlendirilebilir. yaşadıkları hâllerden dolayı. Sühreverdî’ye göre bu yanılgı. Bundan dolayı mürid kabz hâlinde. bu durumun sıkıntı ve neşe durumu olduğunu belirtir. 3. kabz ve basta benzer duyguların Mü’minlerin avâmında görüleceğini. havasın hallerinden. Allah’ın gayrısındaki her şeyden sıyrılmış kullar (havasu’l-havas) üzerinden izah 1429 1430 Ankaravî.1429 Aynı görüşü savunan Mevlânâ. s. ancak bunun gerçek manada kabz ve bast hâlleri olmayacağını. onların halleri ise havasu’l-havasın hallerinden faklı olmaktadır.1430 Bu konudaki görüş ayrılıklarının sebebi. bağı ve bahçeyi kavuracağını belirtir. 696-699. Sâlike yol aldıran işler ise. kabz hâlini kışa. Yine o.g. Ona göre kabzın yüzü ekşidir . bir yanılgıdan ibarettir. 3757-3762b. Yani bu kişiler. bu hâlin onun kurtuluşu olduğunu belirtir. 632/1234). Çünkü bazı mutasavvıfa göre ise kabz ve bast hali. c. Zira avamın ve havasu’l-havasın halleri bu değerlendirmelerin dışında kalmıştır. s. bast hâlini de yaza benzeterek. a.bulurken. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin üstün gördüğü bast hali. 1431 Sühreverdî.1431 Sühreverdî’nin izahına bağlı olarak düşünecek olursak. nefs-i levvâmeye yükselme ve muhabbet makâmından nasiplenme sayesinde meydana gelir. yaz mevsiminin devamlılığının.e. Mevlânâ. havasın halleri olmaktadır.

etmiştir. Kuşeyrî’ye göre, sufîde, bast hâli hâkim olduğu zaman, en şiddetli ve elem verici hadiseler, onu hiçbir şekilde etkilemez. Böylesi sufîler, ona göre, ilahî kaderin cilvesi ve Allah(cc)’ın rahmeti ile eşyaya kul olmaktan kurtulmuş kimselerdir.1433 Nazım Efendi, eşyanın esaretinden kurtulmuş kulu, rıza makâmıyla ilintili ele almaktadır. Kıbrısî’ye göre kabz halinde bulunan kişi Rabbinden razı değildir, bir daralma ve kasıntı haliyle etrafına da aynı hâli yayar. Bu hali hayatı boyunca yaşayan kişi cehennem ehlinin sıfatıyla sıfatlanır. Dolayısıyla kabz hali, kulda devamlı olmamalıdır.1434 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî tarafından, bast haline yüklenen rıza halinin de kendi içinde dereceleri olduğu görülmektedir. Kıbrısî’ye göre mahlûkun Hâlik’ı ile olan ilişkisinde insan, kendisi kadar mûkerrem olmayan diğer mahlûkun yaşadığı rıza makâmından daha alt seviyede olmamalıdır. Mahlûkun içinde bulunduğu halde duyduğu memnuniyet ve rıza, ilah-kul ilişkinin uygunluğunu belirlemektedir. Şeyh Nazım’a göre Âdemoğlunun hizmetine tayin edilen tüm hayvanat, nebatat ve madde; her durum ve zamanda, ferah içindedirler. Onlardan daha mükerrem bir yaratılış içinde olan insan ise, her halinde razı olmalıdır. İnsana giydirilmiş bu şeref, onu her hal üzere razı etmeye kâfi derecede ferah sebebidir. Başka bir ifadeyle kulluk, Âdemoğlu için en büyük şereftir ki, takdir edildiği zaman kişiyi her daim genişlik, mutluluk ve ferah içinde bırakır. Nazım Efendi bu düşüncelerden hareketle kabz halini neden kerih gördüklerini ve Allah(ac)’ın neden bu halden hoşnut olmayacağını şöyle ifade etmektedir: “Âdemoğluna minel-ezeli ile’l ebed bu kadar şerefi giydiren Allah(ac), verdiği hesaba gelmez bu şeref dururken dünya için mahzun olan kullundan razı olmaz.”1435 Bu ifadelerden de anlaşıldığı üzere, Kıbrısî’nin tarif ettiği rıza ve şükür, karşılaşılan dünyevî hadiseler içindir. Bu ise Sühreverdî’nin tarif ettiği nefs-i emmare seviyesindeki avamın halleridir. Şeyh Nazım, “el-hamdulillah” zikrini, bu kişilere tavsiye etmiştir. “Gönlün açılması için” diyerek tavsiye ettiği bu zikir ile kul, dünya
1433 1434

Kuşeyrî, er-Risâle, ss. 94-95. Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 122. 1435 Aynı yer.

275

için olan hadiselerden sıyrılmaya çalışır. Kıbrısî, bunu başarmış kulları, rıza makâmı ile ilintili bir şekilde anlatmıştır. Bizim havas olarak nitelendirdiğimiz bu kişileri Kıbrısî, “hammadûn” olarak nitelendirmiş ve onları övmüştür.1436 Buradan da anlaşıldığı üzere havasın kabız ve bast halleri, dünya için değil de, Allah (cc) için ve O’nun rızası için olmaktadır. Bu misal üzerinden havasu’l-havas ise, Allah(cc) ile birlikte olma hazzı yaşadığından; ne dünya için, ne de Allah için bir hal yaşamaz. Zira o, Allah(cc) ile birlikteliğin neşvesinden başka bir şey duymamaktadır. Istılahta kabz ve bast hali, keşif ve şükür gibi kavramlarla da ele alınmıştır. Mesela her iki halin bir birine göre zuhur edebileceklerini savunan Kuşeyrî, hangi halde olursa olsun kulun, sebepleri araştırmak yerine hal geçinceye kadar sükûneti muhafaza etmesi gerektiğini ifade etmiştir. Cüneyd-i Bağdadî, her iki hali de Allah’a sığınılması gereken haller olarak görür. Bağdadî’ye göre bu haller, Allah’ta fenaya ve bekâya giden yolculuğunda, kulun tekâmülüne, tekerrüre ya da tenziline sebep olur.1437 İbn Arabi’ye göre, Allah(cc)’ın “zahir” ve “batın” isimlerinin tecellilerinin müşâhedesine bağlı olarak kullarda kabz ve bast hali deveran eder.1438 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, bast hâlini rıza makâmına ait olarak tanımladıktan sonra, bu makâma ulaştıran vesile olarak tefekküre işaret etmiştir. Tefekkürün Allah(ac) muhabbetini ve gurbîyeti artırdığını şu şekilde ifade etmektedir: “Hadsiz ve hesapsız nimetin ve lütfun içindeyiz. İşte insan onu (tefekkürle) bildiği vakit ferahlıyor. Neşeli insanı, ferahlı insanı Allah seviyor ve ona bast hâli derliyor. Kabz hâli bütün zulmetlerin membaıdır”1439 Gaflet başlığında da incelenen tefekkür, kulu Allah(cc)’tan gaflete düşmekten korur. Kıbrısî tefekkürü, sürekli teyakkuzda bulunmak üzere tavsiye etmiştir.1440 Tefekkürü aynı zamanda rıza makâmına ulaşmak için tavsiye eden Kıbrısî, bu makâmdaki salike ait halin, bast olduğunu söylemektedir. Buradan da anlaşılmaktadır ki bu hal, avama ve havasa aittir. Avam, dünyevi amaçlarla yapılan
1436 1437

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 122. Kuşeyrî, er-Risâle, s. 94. 1438 İbn Arabî, Nurlar Risalesi, s. 23. 1439 Kıbrısî, a.g.e., s. 122. 1440 Aynı eser, s. 142.

276

işlerden sıyrılmak için tefekkürde bulunur ve ilahî rıza için işlediği fiilerden dolayı bast hali yaşar. Havas ise, ilahi rıza için işlediği fiilerden sıyrılarak, fenâ fillah hali yaşamak için tefekkürde bulunur. Fenâyı yaşadığı vakitlerde bast hali yaşar. Fenâdan uzaklaştığı vakitlerde, eski makâmı olan rıza halline dönüş yapar. Bunun sâlik açısından bir ayrılık olduğu düşünüldüğünde, sâlikte, kabz haline sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre, kalbin ferahlı olması, bast hali; daralma ve sıkıntı halinde bulunması ise, kabz halidir. Nazım Efendi’ye göre bast, Allah’ın sevdiği, kuldaki makbul ve muteber bir hal iken; kabz bu halin tersidir. Mü’mindeki bast hâli, onun gülen yüzünde ve mütebessim çehresinde görülür. Şeyh Nazım, bu hale ulaştıran vesile olarak tefekküre işaret etmiştir. Allah(ac)’ın hadsiz ve hesapsız nimetlerini ve lütfunu hatırlamak anlamında kullanılan tefekkür, kuldaki muhabbeti ve gurbîyeti artırarak, ondaki bast halini, muhafaza eder. Böylesi nimetlere rağmen kabz halinde bulunan kişi, esasen Rabbinden razı değildir. Bazı mutasavvıflara göre kabz hali, Mü’minin manevi terakkisi için, bast halinden daha muteberdir. Sufiler arasındaki bu görüş ayrılığı, bu hallerin sebepleri ve sonuçlarına bağlı olarak oluştuğu kadar; bu halleri yaşayanın avam, havas ya da havasu’l havas olmasına göre de oluşmuştur.

i. NEFS: Arapça bir kelime olan nefs; can, ruh, kan, ceset, izzet, hamiyet, herhangi bir şeyin özü, nazar değdiren göz gibi manalara gelmektedir.1441 Kur’ân-ı Kerîm’de nefs; kötülüğü emreden,1442 kıskançlıktan yana,1443 cimrilik ve hırs sahibi1444 gibi menfî vasıflarla zikredildiği gibi; kötü arzulardan
1441

Firuzebadî, Kamûsu’l-muhît, s. 577; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. 15, Dâru’s-sadır, s. 117; Isfehanî, el-Müfredât, s. 502. 1442 “Rabbimin muhafazası dışındaki nefs, daima kötülüğü emretmektedir.” Yusuf: 12/53 . 1443 “Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu.” Mâide: 5/30.

277

kurtulmuş, itminana ermiş1445 gibi müsbet sıfatlarla da tavsif edilmiştir. Nefse tasavvuf ıstılahında yüklenen manayı en açık şekilde ifade eden ayette Hz. Musa(as), buzağıyı ilâh edinen kavmine şöyle seslenmiştir: “…Gelin yaratıcınıza tövbe edin, nefislerinizi öldürün.”1446 Mutasavvıflar tarafından kulun Allah(cc)’a dönüşünden önce tezkiye ve terbiye etmesi gereken bir yönü manasında kullanılan nefs, İmam Kâşânî’ye (v. 730/1329) göre kendisinde irâdî hareket, his ve hayat kuvveti bulunan latîf buharlı bir cevherdir. Hakîm Tirmizî bu tanıma şunu ekler: “O, hayvanî ruhdur, kalb (nefs-i natıka) ile beden arasında vasıtadır.”1447 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin yayın ve sohbetlerinde, nefs teriminin ontolojik yönüne dair izahat ile karşılaşılmamıştır. Kıbrısî’nin sohbetlerinde nefs, genellikle nefs-i emmare manasında kullanmaktadır. Tasavvuf ıstılahında nefs-i emmare, genel olarak hevâ ve heveslerinin peşinden koşan nefs mertebesi olarak tanımlanmaktadır.1448 Şeyh Nazım Efendi’ye göre bu derecedeki nefs; insanı, insanlık şerefinden mahrum eden, kendi hevâ ve arzularını ilah edinen nefstir.1449 Çünkü kişi kendi manevî memleketi olan yaşantısında, Rabbi’nin isteklerine tabi olmazsa, o emirlerin gayrını emreden nefsinin, şeytanın, hevâlarının veya dünyanın isteklerine tabi olur. Böylelikle kul, Rabbi’ne değil nefsine kulluk etmiş olduğundan, kulluk şerefinden düşer.1450 Seyru sulûkta nefsin, hevanın ve şeytanın tuzakları üzerinde sufîlerin görüşleri, İslam düşüncesindeki çerçeveyi şekillendirmiştir. Bu manana nefis, şeytan ve hevâ, insanın batınî düşmanları olarak telakki edilmiştir. Bunlardan iblisin düşmanlığı, Hz. Âdem(as)’e secde etmediği günden beri bilinmektedir. Ancak hevâ,
1444

“Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” Haşr: 59/9. 1445 “Ey mutmain nefs! Sen Rabbinden razı, O senden razı olarak dön Rabbine! Sen de katıl has kullarımın içine, gir cennetime!” Fecr: 89/27-30. 1446 Bakara: 2/54. 1447 Cürcanî, Ta’rifat, s. 262; Kâşânî, Istlahatu’s-Sufiyye, s. 115; Cebecioğlu, TTDS, s. 472. 1448 el-Nakşıbendî el-Hac Mehmed Nuri Şemsüddin, Miftâhu’l-kulûb, Haz.: Salah Bilici K.Evi, İstanbul 1983, ss. 135-136. 1449 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 18. 1450 Aynı eser, s. 24.

278

insanın nefsindeki hükmedici yönün habercisidir. Şeytan, Âdem(as)’in bu zafını kullanarak, onu yasak ağaca yaklaştırmış ve Cennet’ten kovulmasına sebep olmuştur.1451 Nefs, şeytan ve hevanın söz konusu durumlarına yönelik anlayış, Kıbrısî’nin de anlayışını şekillendiren yaklaşımlardandır. Bu hususu Kıbrısî’nin âbid anlayışıyla birlikte değerlendirdiğimizde, onun abid tanımında etkili olan ve nefs tezkiyesi ile ilgili yönlerini görüyoruz. Mesela nefsini en üst derecede arındıran kul, kendi iradesini, Rabbinin iradesinde kaybedendir. Bunu yaparken âbid, kendini aciz bilerek, Rabbinden gelecek inayete dayanır. Binaenaleyh bu makâmdaki kul, nefsine, şeytana ve dünyaya kul olmadığı için, Rabbine, teslimiyet ve tevekkül ile kul olur.1452 Nefsin, insanı kulluk şerefinden düşüren bir diğer fiil ise, kişinin kendine vacip olan vazifeyi bırakıp, üzerine lazım gelmeyen vazifelerle iştigal ettiği anda olur. Kendisini ehli cennet sayan bu kişi, Kıbrısî’nin ifadesiyle, ahiretini garantilemenin ferahıyla, kendisi haricinde her şeye müdahale eder. Hükümetlerden devlete, yerden göğe kadar her olaya akıl verirken, kendisini dünyada Allah(cc)’ın vekili olmaya yetkin görür.1453 Kıbrısî’nin tavsif ettiği bu karakteri, Abdul Bakî Gölpınarlı (v. 1403/1982) iman ile ilişkili olarak analiz etmiştir. Gölpınarlı’ya göre, gayba iman etmeyen kula, gayb âleminden yol gösterici bir kapı açılmaz. Dolayısıyla kula açılan kapılar, kontrolü nefsin elinde olan bir âlemden açılır ki, bu kulu, rablik iddiasına kadar götürür. Benlik ve bencillik ile başlayan bu yol, kulu hayvanlık seviyesine ve “keşke toprak olsaydım”1454 dediği pişmanlığa götürür.1455 Bununla birlikte bazı sufîlere göre, gayba iman eden kulun dahi nefsinde ilahlaşma iddiasının görülmesi olasıdır. Celvetiye tarikatı piri Üfdade (v. 988/1580)’ye göre, mü’min kulun nefsinde müşâhede edilen ilahlaşmaya en temel sebeb, kibirdir. Kulun nefsini bilmemesinden kaynaklanan kibir, gazab ve haset gibi tüm hastalıkların menşeidir. Bu mertebedeki

1451

Razî, Yahyâ b. Muâz, Cevâhiru’t-tasavvuf, Tah.: Saîd Hârûn Âşık, Mektebetu’l -Arab, Kâhire 2002, s. 172. 1452 Bu tezde bkz. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kavramlar/a.Kulluk Makamı (Âbid ). 1453 Kıbrısî, a.g.e., s. 18. 1454 Nebe: 78/40. 1455 Mevlâna Celâleddîn, Mecâlis-i Seb’a, Ter.: Abdülbakî Gölpınarlı, Konya Turizm Derneği Yay., Konya 1965, ss. 85-86.

279

kul, kendi ayıplarını bırakıp, başkalarının ayıplarıyla ilgilenir. Kibir ve enâniyete dair tüm hastalıklardan kurtulmanın yolu, nefis tezkiyesi ve seyru sulûktur. Her kulun ayıp ve hataları olduğu kadar, fazilet ve kemale müteveccih yönleri de olduğundan; Üfdade’ye göre, nefsini tezkiye etmeye çalışan kul, insanların faziletlerini görmeye çalışmalıdır. Böylelikle tüm insanları kâmil, kendisini nâkıs bilerek, bu hastalıktan kurtulur.1456 “Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler”1457 ayeti tasavvuf terminolojisinde ve Kıbrısî’nin düşüncesinde yer alan söz konusu anlayışın dayandığı naslardandır. Bu ayette işaret edilenler; namazı derin saygı içinde kılanlar, zekâtı verip, ırzlarını koruyanlarla birlikte kurtuluşa eren Mü’minler zümresinde sayılmışlardır.1458 Bununla birlikte “Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.”1459 ayetinde boş işlerden yüz çeviren kişiler olarak bildirilenler, tevbe edip, sâlih amel işleyen ve Allah(cc)’a, tevbesi kabul edilmiş olarak dönenler1460 olarak anılmışlardır. Boş iş ve sözlerden yüz çevirenler, Kur’ân-ı Kerîm’de, birçok faziletli amel ve âmillerle birlikte zikredilerek ve Cennetin yüksek makâmlarıyla müjdelenmiştir.1461 Bununla birlikte boş konuşma, “Ey îmân edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir gazab (sebebi) oldu.”1462 ayetiyle Cenâb-ı Allah(cc)’ın sevmediği bir fiil olarak zikredilmiştir. Şâh-ı Nakşîbend (v. 791/1389)’e göre boş konuşmayla ilgili bu ayet, kulun seyrindeki hedefini ve istikametini belirlemektedir. Hak için yapılmayan tüm
1456 1457

Bahadıroğlu Mustafa, Hz. Üftâde ve Dîvânı, Üfdade Kur’ân Kursu Yay., Bursa 1995, ss. 220 -221. Mü’minûn: 23/3. 1458 “Müminler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler. Onlar ki, zekâtı öderler. Onlar ki, ırzlarını korurlar.” Mü’minûn: 23/1 -5. 1459 Furkân: 25/72. 1460 “Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah'a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.” Furkân: 25/71. 1461 “Onlar, kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler. Onlar, ‘Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle’ diyenlerdir. İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır. Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!” Furkân: 25/73-75. 1462 Saff: 61/1-2.

280

konuşmalar, kulu Hakk’ın gayrına götürür. “O halde siz Beni hatırlayın ki, Ben de sizi hatırlayayım”1463 ayeti, kul için malayağni yapmadığı anlarda geçerlidir. Binaenaleyh Nakşibend’e göre, Hakka’a müteveccih istikamet, kulu malayaniden koruyan ve gayret isteyen bir iştir. Bu gayretin mükafâtı ise kulun, Hakk Teâla tarafından anılmasıdır.1464 Nefsin boş konuşması mevzuunda, Şeyh Nazım’ın anlayışı, iblis ve gaflet anlayışıyla da ilgilidir. Yani ayetlerde zemmedilen bu hal ve davranışlar, kulun sadrına iblis tarafından fısıldansa da, insan nefsine uyup, gaflete düşmedikçe bu fiili işlemez. Çünkü İblis Mü’minlere bir fiili yaptırmada acizdir, o fiilin işlenmesinde nefis daha etkindir.1465 Nefsin kul üzerinde etkin olmadığı anlar, kulun yaşadığı hayatın anlamın idrakinde olduğu anlardır. Allah ve ahiret yörüngesinden çıkmış tüm aklî, kalbî ve hissî lahzalar, kulun gaflet anlarıdır. Binaenaleyh kul, bu anlarda kendisini bırakıp başkalarıyla ya da boş söz ve fiillerle meşgul olmaktadır.1466 “Kur’ân okunduğu zaman, kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın. Gerçekten onun, iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde gücü ve etkisi yoktur. Onun gücü ve etkisi, ancak onu dost ve koruyucu edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.”1467 ayetinde de belirtildiği üzere şeytanın, mü’minler üzerinde bir hâkimiyet kuramayacağı, kâfirler üzerinde ise, davet etme ve süslü gösterme yoluyla bir tesiri olduğu anlaşılmıştır.1468 Mü’min kulun gafleti, iç dünyasında şehveti ile aklının muharebesine bağlı olarak olur. Farklı bir ifadeyle, şehvetin akla tahakkümü esnasında kul, gaflete düşer ve iblisin davetine kapı aralar.1469 Bu anlayış, Şeyh Nazım’ın boş konuşma hususundaki bu yaklaşımının, ıstılahtaki karşılığı olması bakımından önemlidir.

1463 1464

Bakara: 2/152. Parsâ, Risâle-i Kudsiyye, s. 52. 1465 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 162. 1466 Aynı eser, ss. 141-142. 1467 Nahl: 16/98-100. 1468 Bursevî, Rûhu’l-beyân, c. 10, s. 67. 1469 Aynı eser, c. 3, ss. 281-282.

281

Gaflet konusunda gafil kul için nitelendirilen bu durum, nefsine yenik düşen mü’min için de geçerlidir diyebiliriz. Çünkü Nazım Efendi, hem gaflete düşmüş, hem de nefsine yenik düşmüş kul için, kendi noksanlıklarının gayrında her şeyle uğraştığını ifade etmiştir. Muhasibî’ye göre fıkıh gibi İslamî ilmlere sahip olanlar, zahitler, kendini ibadete verenler, uzlete çekilenler, uzlet ve verâ hayatı yaşayanlar dahi kendi noksanlıklarını bırakıp, başkalarının kusuruyla uğraşabilirler. Zira onlar sahip oldukları ilim ya da yaptıkları ibadetten dolayı kendilerinde kibir, hased ve riya gibi kötü huyların olmadığını düşünürler. Bu aldanışlarının sebebi, bildiklerinin ya da vaaz ettiklerinin gerçekten kalblerinde olup olmadığına bakmamalarıdır.1470 Nazım Efendi’ye göre nefs-i emmarenin karakteristik özelliği haramlarla hoşnut olmasıdır. Nefis her ne kadar dünya hayatının çeşitli arzularıyla ferah bulsa da, bu arzulardan helal olanlarını elde etmesinde bir yasaklama olmadığı için, yasaklanmış olanları arzular. O ulaşılması daha zor olan haramları elde ettiği müddetçe nefs, haramlarla ferah bulmaya başlar. Bu hal üzere devam edince haramlara bağımlılık başlar. Bu aşamada kul, bağımlılığını giderdiği için ferah bulur hale gelir ki, bağımlılıkları haramlardır.1471 Nazım Efendi nefsin bu hali için “…şüphesiz ki nefs kötülüğü emreder”1472 ayetini delil göstermektedir.1473 Şeyh Nazım’a göre nefs-i emmare manası ima edilen nefsin diğer karakteristik özelliklerinden biri yalnız olduğu zamanlarda günahlara daha fazla temayüllü, kalabalıkta ise çekingen bir tavırda olmasıdır.1474 Nazım Efendi’ye göre bu mertebedeki nefiste gençlik iştahı gibi iştah olur. Dünya şehvetlerinin hepsini birden elde etmek için hücum eder. Bu karakterin neticesinde nefs makine gibi olur. İhtiyar ve iradesini kaybeden nefs, esaret içinde bir kişilik ortaya koyar. Nefsin bu karakterine esir olmuş kişi, artık lezzet aldığı için değil o duyguların esiri olduğu için hevâ ve heveslerinin peşinden ayrılamaz.1475

1470

Muhâsibî Ebu Abdullah Hâris, Nefs Muhasebesinin Temelleri (Er-Riâye), Şahin Filiz-Hülya Küçük, İnsan Yay., İstanbul 2004, ss. 522-531. 1471 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 20. 1472 Yusûf: 12/53. 1473 Kıbrısî, a.g.e., s. 21. 1474 Aynı eser, s. 22. 1475 Aynı eser, s. 23.

282

283 . Bu durumdaki nefs. Nefs Mertebeleri. hayvanî ruh ve sultanî ruh da denilmiştir. 1176/1855)’ye göre nefs-i emmarenin riyâ ile ilgili yönü. sonra da kulağını ve kalbini mühürlemiş. kendisi de hemen döner. 1477 Furkan: 25/43. İslamî değerler ile kabile değerlerinin çatıştığı mevzularda. Abdülrahîm. Bu hallere bağlı olarak zuhur eden amelleri. salt kendi arzusu peşinden giden kimseden daha şaşkın kim olabilir?” Kasas: 28/50. Ahmed b. 1195/1780)’ye göre nefs-i emmare. nitelendirilmişlerdir. hased. insanî ruhu tasallutu altına almasıyla olur. mü’min olduğunu beyan eden münafık.Söz konusu ifadeler. Kulluk şerefinden ve hazzından bihaber olur. ss. İmanî belirsizliklerin sebeb olduğu münafıklık. nefse kul olma ifadesinin “Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü?”1477 ayetine dayandığı aşikardır. s.1481 Cehalet. 1478 “…Allah’tan doğru bir delil olmaksızın. nefs-i emmarede görülen riyanın da sebebi addedilebilir. 1479 Câsiye: 45/23. Allah da onu bir ilimle saptırmış. 1480 Erzurumî. Bu ayette işaret edilen bu kimseler. nefs-i emmâredeki halleri temsil ettiğinden. Şeyh Abdullah-ı Dehlevî (v. Dehlevî’ye göre. tarafı kabilesinden yana olduğundan. 1481 Nakşıbendî.1476 Şeyh Nazım Efendi’nin sohbetlerinde karşılaştığımız. boş 1476 Dehlevî. 547-564. toplum ahlakını zedeleyici olurlar. Peygamber(sav)’e yönelik muhabbet tohumları ekilmediğinden. Dâru’l-beşâiru’l-İslâmiyye. kötülüğü tahrik edici olduğundan kirlenmiştir. kavmî değerleri belirlediğinden. kulun imanındaki eksiklik ve belirsizlikten zuhur etmektedir. farklı bir ayette şaşkınlıkla. ss. Yaşantısındaki hukuku. iman ettiği değerleri ya mecburiyetten ya da çevresindeki sosyal şartların gereğinden kabul etmiştir.: Selam Hüseynî en-Narvî. dünyevî sevgiden ve bu sevgiden neş’et eden hırsa müteallik bir mizacı olur. 37-38. Beyrut 1987. İbrahim Hakkı Erzurumî (v. gözünü de bir perdeyle örtmüş…”1479 ayeti ise zamanla mühürlenmiş ve perdelenmiş olarak hevâlarına esir olan nefs-i emmare için dayanak teşkil etmektedir. münafıklığın sebepleri. Kalbinde Allah(cc)’a ve Hz. şehvanî ruhun. şehvet. Fevzu’l-kebîr fî sülûku’t-tefsîr.1480 Sufiler arasında genel kabul gören söz konusu iki ruha.1478 “Şu kimseye bir baksana: Arzusunu ilah edinmiş. 7. kavmi küfre dönse. Marifetname. Tah. nefsin riya ve bağımlılık ile ilgili yönlerini tebarüz etmektedir. toplum içinde nifak olur.

eroin. hayvanî ruhla bir olmuş ve onda kaybolmuş olduğundan. Duygusal ihtiyaçların beyne iletilmesinden sonra bu ihtiyaçların tatmin ya da kontrol edilir. bunlarla hoşnut olarak iftihar eder ve bunları yeniden yapmak için gayret sarfederler. genel süreçler şeklinde ifade etmiştir.1483 Nefsanî duyguların nasıl esiri olunduğunu Kıbrısî. vücuttaki salgı bezlerinin ürettikleri hormonları. hayat sermayesini tüketirken. onlardan tamamen uzaklaşmıştır. İnsan beyninde bulunan nohut büyüklüğündeki duyu merkezine tıp literatüründe. a.1482 Bu durumdaki kişilerde sultanî ruh. 48. şeytanın yardımcısı olmuştur. Tıp biliminde bu kimyasallardan bazılarının.e. kokain. Bu duyguların kaynağı nefs olduğu için. Buna göre. hakkı bâtıldan..1484 Söz konusu ruhanî yanının yanı sıra. 284 . Tasavvuf Sohbetleri. kulu birçok ahiret faziletlerinden mahrum bırakan nefsin arzuları.şeylerle uğraşmak. Bu ihtiyaçların tatmin edilmesinden sonra yeniden zuhur etmesi yine “nörotransmiter” kimyasalları beyne iletilir. Dolayısıyla bu haldeki kişi. hayrı şerden ayıramayıp. “hipotalamus” denmektedir. Nakşibendî. bedenin psikofiziksel faaliyetlerini düzenleyen Endokrin Sistemi (hormonlar sistemi) ile arasındaki iletişimi. 1484 Kıbrısî. tatmin etmek istediği müddetçe bu duyguların esiri olur. duygu ve heyecanlar zuhur eder. gibi sıfatlar kendisinde görülen nefs -i emmare. 45-46. ss. kendilerinden sadır olan tüm kötü amelleri olağan fiiler karşılar. hedef organlara gönderir ve vücuttaki bazı fizyolojik fonksiyonlar sonucu his. Marifetnâme.g. Kul olmayı tâbi olma ve tâbi olduğunu hoşnut etme olarak tanımlayan Şeyh Nazım. ekstasi. beyninin ürettiği “nörotransmiter” denen kimyasallar ile temin eder. hayvanî nefsin hükmü altında kaldığından. vazgeçilemez bağımlılıkların esiri olabilecek bir varlıktır. Sadece sıfat-ı hayvaniyye ile muttafıs olan bu kişiler. nefsinin kulu olarak tanımlar. 547-564. esrar. nefsinin esiri olur. duygularının oluşumunda görev alan kimyasal tetikleyicilerin oluşturduğu. gayesi Rabbinin hoşnutluğu değil. kafein veya alkol ile eşdeğer bağımlılıklar oluşturduğu bilimsel bir gerçek kabul 1482 1483 Erzurumî. biyolojik bir varlık olarak insan. bu durumdaki kulu Rabbinin değil. bu kişilere ihsan olunan insaniyet sıfatı. s. alay etmek vs. Bu duyu merkezi. ss. nefsinin hoşnutluğu olur. Bu merkez. Aksine daha da çok ziyadeleştiği için kişi. yerine getirildikçe nihayetlenmez.

Dönem. Hâlid-i Bağdadî’ye göre. hevâ ve heveslerinin kölesi olan kul. Erzurumî. Bu manada kulun nefsinde bulunan söz konusu firavunvarî potansiyelden kurtulması için. nefsinin hevasına makine gibi tabi olarak. etmese de. Kocaeli Ünv. Alkol ve Madde Kullanım Bozuklukları. Dolayısıyla seyru sulûk ile nefsini tezkiye eden kulun.edilmektedir. nefsanî istekler için çalıştırılırsa insan. velâyet-i sugra makâmındaki kula. hal sahibi ile Allah(cc) arasındaki Rabbânî bir sırdır. miraç gecesi. Bağdadî’ye göre.1486 Buraya kadar Muhasibî. Ekim 2002. Dünya ve 1485 Akdemir. 24-29. bu durumdan tamamen mi.1485 Binaenaleyh insanın biyolojik yapısı. 1486 Kıbrısî. varlık âlemindeki eşyaların nasıl Allah(cc)’la birlikte olduğu hakikati lütfedilmiştir. s. Ümit. bu hal (velâyet-i sugrâ). nefis tezkiyesi tavsiye edilmiştir. her kulda istisnasız bulunmaktadır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Miracta verilen bu ilme göre her kulun nefsinde istisnasız. Klinik Psikiyatri Dergisi. Dehlevî ve Gölpınarlı gibi mutasavvıfların bakış açısıyla incelenen nefsanî haller. Peygambere(sav) bildirildiğini ifade etmiştir.tr/docs/ders_notlari/u_tural/alkol.kocaeli. http://tip. Sibel-Karaoğlan. Asena-Örsel. Bu sırra vakıf olmuş kulun nefsinde zuhur edebilecek benlik. Nazım Efendi nefsin bu yönünü. nefisdeki benlik ile mücadeleye devam etmelidir. nefs-i emmâre vasıflarındaki nefse ait bir yönün. yoksa kısmen mi kurtulacağı hususu. Depresyon Etiyolojisinde Nöropeptidler. 39. fenâ fillah ile velâyet-i sugra makâmına vasıl olduktan sonra dahi sâlik. Bu açıdan bakıldığında. ss. 285 . Nazım Efendi’nin ifadesiyle.edu.pdf. Nazım Efendi bu metaforu kullanarak nefsin şu an olmasa bile potansiyel olarak firavun’un nefsiyle ortak yönünü bildirmektedir. bulunmaktadır. nefislerdeki potansiyel olarak bulunan firavunvarî hastalığın mahiyeti hakkında bir bakış açısı sağlamıştır. Tasavvuf Sohbetleri. sâlik için zâhir olur. Hz.” diye ifade etmiştir. Üfdâde. Ayrıca bkz. ona kulluk yapar. Psikiyatri Anabilim Dalı Ders Notları. Tural. Şeyh Nazım’a göre nefsin bu yönü. gövde verir ve bir dane iken yedi başak üzerinde yüzler daneler olurdu. Firavunvarî Rablik ilan ettiği potansiyel bir küfür yönü. bu mevzunun farklı bir boyutudur. iman etse de. 2008 -2009/5. nefsini rab olarak tanımış gibidir. tarlasına ekilmemiş tohum olarak nitelendirerek: “Eğer ekilseydi. toprakta açılır. şöyle ifade edilmiştir: “…Güneşin gündüz zâhir olmasından daha fazla. Akfer. Tıp Fak. Varlıkların birbirleriyle olan beraberliği gibi olmayan bu beraberlik.

kendisini tamamlayan mürşîdi ile ruhanî irtibatını kuvvetlendirmektir. nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim? (Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?’ Zuhruf: 43/51-53. Hakikati yalanlamak olarak neş’et eden bu aldanma. 33. enâniyetin hafî kirlerinden temizlendiği makâm. arş. tevhîd-i şuhûdînin zâhir olduğu. 1491 Nâziât: 79/24. nefislerdeki kibir. Hâlbuki şüphesiz onlar (o şeytanlar). 1490 “Firavun kavmine seslenerek dedi ki: ‘Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hâlâ görmüyor musunuz? Yoksa ben. 1489 Yûnus: 10/78. su-i zanna dayalı kötülüktür. "Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hâkimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz. Mektubât-ı Mevlâna Hâlid. bütün fiilerin kemâlatıyla ve zahiri isimlerle müzeyyen olmuştur. Şeyh Nazım’ın Mirac sırrı olarak bahsettiği nefis hastalığı ise. bunları mutlaka (doğru) yoldan çıkarırlar da. güneşin ışığında görülen bir zerre hükmündedir. bu nefsin bir nev’î tahlilidir. İnsanın bu aldanışı. velâyet-i kübrâ makâmıdır. Bu makâmda şu tehlikeden korkulur. nefs-i emmâreye müteallik bir mevzu olarak karşımıza çıkmaktadır. enâniyet ile dâimdir. Bu durumda yapılması gereken. 1487 1488 Erbilî. sâlikin basireti yanında. Riyaset ile kâim. kendini de kâmil görebilir. bütün tasarrufların kendi emir ve iradesine göre olduğunu görür. Zira nefsi bütün mülkün maliki. 286 . sizin en yüce Rabbinizim!”1491 ayetinde ifade edilen. Firavunvarî nefsin. “velayet-i sugrâ” makâmında dahi zuhur edebilmektedir. Bununla birlikte firavun ve çevresindekilerin.1488 Bu durumda kulun nefsinde zuhur edebilecek rablik iddiası. nefs-i emmârede görülürken. bütün mevcudât. (biz) ona bir şeytanı musallat ederiz de o. gurur ve tekebbürle birleşince1490 “Ben. s. Dolayısıyla firavunvarî nefsin mahiyeti. şu zavallı. cehennem hâsılı. Aynı eser. imana perde olan. ona arkadaş olur. ilahî mucizeleri gördükten sonra iman etmemelerine yönelik gerekçeleri.”1487 Özetle Bağdâdî’ye göre. Sâlik kendini terbiye eden mürşidini unutup. s. Halbuki nefis. ıstılahta incelenen nefs-i emmâreden pek farklı olmadığı görülmüştür. bir ilahlık beyanına dönüşecek yapıdadır. bu ifadeleri netleştirmemizde önem kazanmaktadır. benlik iddiası."1489 yönündeki cevapta görüldüğü üzere.içindekiler gökler. cennet. nefisin gerçek fenaya vasıl olup. “Kim Rahmân’ın zikrini görmezlikten gelirse. 195. 196.

Buna göre kâfir. Bu noktada insanı aldatanın şeytan ve onun yolunda giden insan-şeytanlar olduğu yönünde görüşler vardır. Nefs. Hakikati görmezlikten gelmekle başlayan bu yanılgı insanı aldatmaktadır. onun “la ilahe illa ene” demesidir diyerek de ifade etmiştir. ss.”1492 ayetinde bildirildiği şekilde cereyan eder. kendini ferahlatır. s. 1496 Kehf: 18/36.1497 Kıbrısî’ye göre nefs. Kur’ân Ansiklopedisi.gerçekten kendilerinin hidayete erdirilmiş kimseler olduklarını sanırlar. Beyrut Tarhsiz. 1494 Kıbrısî. Ebu Abdullah Hâris. doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı. ant olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum”1496 ayetini örnek vermiştir. azapta ortak olan kimselersiniz. ss. Nazım Efendi’ye göre. Nihâyet (o kimse şeytanıyla beraber) bize geldiğinde (şeytanına): ‘Keşke benimle senin aranda. 1495 Aynı eser. Nazım Efendi’nin 1492 1493 Zuhruf: 43/36-39. şeytan ile işbirliği yaparsa kulu haram bataklığına saplar. 329-334. Hakkı Hak olarak kabul etmeyip. c. Ateş. doğrusu siz. orada da birilerine ödül olarak nimetler taksim edilirse. hak üzere olduğunu zanneder. 287 .1493 İnsandaki bu aldanmaya sebep olan nefs. Dâru’l kitâbu’l-ilmiyye. çünkü zulmettiniz.1494 Nefisin insanı küfre nasıl götürdüğü konusundaki bir açıklamaya göre kul. 113. 1497 Muhasibî. 1498 Kıbrısî. onu rablik ilanına kadar götürür.1498 Bu bataklıkta kişiler. Tasavvuf Sohbetleri. eğer ahirette dirilme olur da.1495 Muhasibî. Tah: Abdulkadir Ahmed Atâ. söz konusu halde iken. 6. nefsine ait bâtıllarının hak olduğunu iddia eder. Hâlbuki (böyle demeniz) bugün size asla fayda vermez. er-Riâyetu li’l-hukûki’llah. Kıbrısî nefsin sıfatını. şeytanın içerideki yardımcısıdır. s.. 23. 382-383. Demek (sen) ne kötü arkadaşmış(sın)!’ der. bu nimetlerden pay almaya kendisini diğer kullardan daha layık bilerek. Böyle nefis her fiilde kendisini hâkim bilerek. Tasavvuf Sohbetleri. s. iman etmeyen kuldaki nefsanî ve şeytanî telkine “…Eğer Rabbime döndürülürsem. 18.

a. Hz. Tasavvuf Sohbetleri. Menâkıb-ı Şerefiyye. dünyaya veya hevâsına kul olanlardır ki bunlar. rical ve veli sıfatları ile de nitelendirilmişlerdir.1499 “Kulluk Makâmı” başlığında değinildiği üzere hakiki kul olanlar. Bir parça ona koymaya çalış ki. nefsine. Böylelikle kul. hiçbir zaman nefislerine yenik düşmeyecekleri ya da şeytan tarafından aldatılmayacakları anlamına gelmemektedir. amelî olmaktan ziyade kalbîdir.saltanat. hiçbir zaman. hakiki kul olma vasfını kaybedenlerdir. Kuzu gibi arkasından yürüme. içindeki nefsini tezkiye edip. istiğfarla yeniden kalbî zikre dönmeleridir. Şeytan. 39. Nefs.org/Audio/entr_AllahinSifatlari_The_4_Enemies_Dec1986_mp3 (ilgili sohbet ses arşivimizde mevcuttur). s.e.ifadesiyle. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde dört düşman olarak vurgulanan nefs. şeytan. www. eğilmeye gelmez”1501 diyerek ifade etmiştir. onunla mücadelenin başlangıcı olabileceğini düşündüğümüz şu tavsiyelerde bulunur: “…Nefsin dediğinin arkasından gitmemeye gayret et. hevâ ve dünyaya ait beyan hakkındaki ontolojik izah Şeyh Şerafeddin’in sohbetlerinde geçmektedir.g. hevâ ve dünya insandaki bu zulmanî sıfatlardan dolayı düşman olarak sayılmıştır. Şeyh Şerafeddin bu dört düşmanı insanın yaratılışında yer alan ateş. 1501 Kıbrısî. dünyaya. 288 . bu hallerini hemen fark edip. s. su ve hava nesnelerinde bulunan zulmanî kısımlar ile izah etmiştir. Âdem’in Allah(cc)’a münacatından sonra. dörde indirilmiştir. s.. onunla sana yol açılır.1500 Nefsin arzularını küçük dahi olsa yerine getirme hususunda imtina edilmesi gerektiğini Nazım Efendi: “Kişinin en büyük düşmanı olan nefsin tarafına. Bu kulların özelliği. iblis tarafından aldatılması da güçleşir. toprak. Nefis tarafına eğilmemeyi onunla mücadele etmek anlamında kullanan Kıbrısî. Binaenaleyh. şeytana. 86. Bir parça mücadele et. Bu izaha göre insanın yaratılışında bulunan altı adet zulmanî kısım. 1500 Burkay. Allah(cc)’a giden 1499 Kıbrısî. Daimi zikir halinde bulunan bu kişilerin. 12. hakiki kul olma vasıflarını kaybetmez. heva ve heveslerine meyletmeyen bir kulun. Âlim-Velî bahsinde detaylarıyla incelediğimiz bu kulların nefislerine veya şeytana yenik düştükleri gaflet anlarındaki hataları.

tövbenizi kabul eder. tövbeleri çokça kabul eden merhameti sonsuz olandır. Kıbrısî’ye göre sigara. Abdullah-ı Dağıstanî.” Bakara: 2/54 . Çünkü nefs kulu. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Küçük günahlara alışmamış olsaydı büyüklerine düşüren kapıları kapatırdı diyen Nazım Efendi. fail-i mutlak olan Allah(ac) o kulunu tezkiye eder.1507 Şeyh Nazım. s. Kendini günahlara gömen kimse de hüsrana uğramıştır”1503 gibi benzeri ayetleri1504 nefis tezkiyesi için delil göstererek tefsir etmiştir. Peygamber(sav)’i örnek verir. “Hani bir zamanlar Musa kavmine demişti ki: Ey kavmim! Buzağıyı tanrı edinmekle hiç şüphesiz kendinize zulmettiniz. Hakiki oluş Hakk Teâlâdandır. 1506 K. Buna göre kul nefsini temizlemek konusundaki gayretini. Sahibine zarardan başka bir şey vermeyen nefsin tezkiyesi için takip edilecek yegâne yolun tasavvufî tarikatların olduğu. “Nefsini günah kirinden temizleyen felaha ermiştir. “Kendini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır. Hiç şüphesiz O. Rabbini zikredip namaz kılan. s. a. 79. 1507 Kıbrısî.1506 Nefsin bu yönlerinden dolayı ona her konuda muhalefet etmek için çaba sarf edilmelidir. Küçük günahlara alışan kişi büyüklere düşer.e. nefsin günahlara olan küçük temayüllerinden dahi sakınılması gerektiği konusundaki hassasiyetin bir misali olarak Hz. mutlaka felah bulacaktır. bu konuda sigarayı örnek vermiştir. Peygamber(sav). ismet sıfatını haiz Hz. hem büyük hem de küçük günahlara sürükler. s.”1505 ayetinin tefsirine göre kul. Ayet. Allahu Zü’l-celal bize inayet buyursun. hayvanî sıfatlardan temizlenerek ve Rabbânî esrarları müşâhede etmesinde kısmi olarak kadirdir. Tasavvuf Sohbetleri..”1502 Nazım Efendi’nin tavsiye ettiği bu küçük gayretin tafsilatlı izahını Fütuhatu’lHakkâniyye adlı eserde görüyoruz. Kıbrısî’ye göre. insan vücuduna girecek şeytana kapı olarak tabir edilmiştir. 1504 “Nefsini tezkiye eden. acziyet içinde Allah(cc)’a bir kurban gibi takdim ederse. 1415. 1505 Nisâ: 4/49. 117.g. nefs bahsinde ayrıca vurgulanmıştır. masum olmasına 1502 1503 Kıbrısî.” A’lâ Sûresi. hidayet buyursun. Böyle yapmanınız Yaratanınız katında sizin için daha iyidir. yalnız Allah dilediğini temize çıkarır ve onlara kıl kadar haksızlık edilmez. 289 . 42. Adnan. Hemen Yaradanınıza tövbe edin ve nefislerinizi öldürün. Şems: 91/9-10.yolda öyle gidebilirsin.

Buna göre nefret.rağmen “Beni göz açıp kapayıncaya kadar nefsime bırakma”1508 diye dua ederken. “nefse teslim olmama” temel hedef olarak ele alındığı görülmektedir. Şeyh Şerafeddin bu hususu şöyle ifade etmiştir: “Gadab-ı nefsanî. Edeb. s. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. gadap (öfke) olarak sıklıkla beyan edilmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. 1512 Burkay. tamah. Başına gelen her halden razı olan nefsin gadablanmayacağı ve sürekli 1508 1509 Hanbel. Bu tavsiye kul olmanın bir gereği olarak her işte Kadir-i Mutlak olan Kudred(cc)’e dayanmayı. Başka bir ifadeyle nefse muhalefet ederken dahi. nefis tezkiyesi için izale edilmesi gereken kötü sıfatlardır. Ateşin ateşle söndürülmeyeceği misaliyle de izah edilebilecek bu durumda Kıbrısî. Menakıb-ı Şerefiyye. bir kimsenin kalbindeki imanı ve nuru İslamı söndürmek için gadab-ı nefsâniyyeyi delil ve vasıta kılar.1510 Nefse muhalefet konusunda yapılan tavsiyelerde. nefs. kibir ve benliktir. ss. s. şikâyet eden nefsi zemmetmiştir. korkaklık ve dünya sevgisi. nefs alameti olarak görüldüğü anlaşılmaktadır. Allah(cc)’a dayanmayı tavsiye etmektedir. nefs ile tezkiye edilmez şeklinde de ifade edebiliriz. Ahlak-ı zemime. Bununla birlikte Kıbrısî. nefsanî ateşi söndürmek mevzuunda.1509 Aynı zamanda mirac konusuyla birlikte zikredilen bu hadis ile Kıbrısî. gadab mevzuunda. müridlerine eksikliklerini gösterme gayreti içinde olduğu görülmüştür. azim ve kudretine dayanması. nefsini aciz ve yok bilmesi. 1510 Bkz. Müsned. 108. insanların nefislerine muhalefet hususunda ne derece dikkatli olmaları gerektiğine işaret etmiştir. Adnan. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. hırs. haset. öfke. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinin şerh edildiği Fütuhâtu’lHakkâniyye adlı eserde zemmedilen şu ahlaklar. kendini beğenme. Fâil-i Mutlak olan Hakk(cc)’ı mutlak varlık bilmesi anlamlarına gelmektedir. kibir. bi’l-cümle ahlak-ı zemimenin sebebi ve vasıtadır.”1512 Nazım Efendi’nin sohbetlerinde en fazla zemmedilen kötü ahlak. 169. 290 . 1511 K. 5090. Ebu Davud. kişinin kendi irade. Kıbrısî.1511 Bununla birlikte Tarikat-ı Hakkâniyye’de nefse ait zemmedilen sıfatları hususunda en temel sebep. 79-81. tembellik. Bu anlayışı. cimrilik. izah edilmiş ve bunların izale edilmesi için tavsiyelerde bulunulmuştur.Mirac Konusu. 5/ 42.

Nefsin hayat.1513 Nefsdeki bu kötü hasletleri izale etmeyi “nefis terbiyesi” olarak tanımlayarak. haramlarla hoşnut olan. ss. boş konuşan. Kendini.bast halinde olacağı vurgulanmış ve tavsiye etmiştir. Makamlar ve Seyru Suluk ile İlgili Kavramlar/h. bütün hallerde ona muvafakat eden insanî nefs. mürşîdin gerekliliği ile ilgili mevzunun bir cüzüdür. Zikirle ruh ne derece ferahlarsa. nefsi aslana benzetir ve mürebbi olmadan aslanın terbiye olmayacağını anlatır. 291 . Ona göre nefsin sıkıldığı şeylerde ruh ferahlar. 1515 Kıbrısî.1514 Nefsin tezkiyesinde mürebbinin lüzumu. ilah olarak kendi hevâ ve arzularını edinen. kendine vacip olan vazifeyi bırakıp. Nazım-ı Kıbrısî nefs ve ruh arasında tezat bir denge olduğunu savunur. hesabı sorulacak işlerle ferahlar. emmare. 22. 1516 Erzurumî. s. Maddeden mücerred bir cevher olarak kabul edilen nefs-i natıkaya. insanî ruh denmiştir. Ebediyete Davet. Marifetname. 182-184. nefs-i mutmainne denmiştir. yalnız olduğu zamanlarda günahlara daha fazla temayülü olan. kitap okuyarak terbiye edebileceğini düşünenlere hitaben. Özet olarak Kıbrısî’nin sohbetlerinde genellikle nefs-i emmare manasında kullanılan nefs. levvame. ruhun ferahladığı şeylerde nefs sıkılır. Mesela şehvanî nefse boyun eğip. tasavvuf ıstılahında genel kabul gören nefsin mahiyeti ile ilgili olduğu kanaatindeyiz. Boş sözlerle.1516 Bu iki nefs arasındaki mücadelenin Kıbrısî tarafından. nefs o derece sıkılır. Tasavvuf Sohbetleri.Kabz-Bast Hali. hareket ve iradesini yüklenen cevhere. el-Hakkânî. s. gerçek kulluk makâmına ulaştıysa. nefs-i emaredir. 547. üzerine lazım gelmeyen vazifelerle iştigal eden. his. mutmainne. hayvanî ruh denilmiştir. Nefis kalabalıkta malayani ile ferahlar. bu işin bir mürebbi ile yapılacağını ifade etmiştir. nefs-ruh mücadelesi olarak ifade edildiği kanaatindeyiz.1515 Şeyh Nazım Efendi’nin bu anlayışı. Kıbrısî’nin bu husustaki görüşleri ve tafsilatlı izahları mürşîd konusunda yapılmıştır. Nefsanî nefsin hükmünden çıkıp. Nefsin ferahladığı malayani ile ruh sıkılır ve daralır. ahirette mükâfat karşılığı olmayan. Bu iki ruhun birbirine üstünlüğüne göre nefs. mülhime. 1513 1514 Bu tezde bkz. radiye gibi vasıflarla derecelendirilmiştir.

Isfehanî.kalabalıkta ise çekingen olan vasıflarla tasvir edilmiştir. hem büyük hem de küçük günahlara sürükler. GAFLET: Arapça bir kelime olan gaflet. ekildiği zaman açılıp. yalvararak ve ürpererek. Nefsdeki bu kötü hasletleri izale etmeyi “nefis terbiyesi” olarak tanımlayan Kıbrısî. 292 . vurmak. Çünkü nefsin hâkimiyeti Mü’min olan ve olmayan kulda farklı olmaktadır. Kıbrısî’ye göre nefs ve ruh arasında ters orantılı işleyen bir denge vardır ve kulun gafleti ve inzi’âcı arasındaki gelgitleri esnasında nefsin sıkıldığı şeylerde ruh ferahlar. Allah ve ahiret odaklı hayat yörüngesinden sapmadığı anlardır. nefsinin kulu olarak tanımlar. Kulu Rablik beyanına kadar götürebilecek nefsle mücadelede küçük ve büyük günah yoktur. Mü’min kulun nefsine yenik düşmediği lahzalar. gafil olma. j. bu işin bir rehbersiz yapılamayacağını savunur. Gaflet kelimesi lügatte. Kıbrısî’nin nefs anlayışını. kulun yaşadığı hayatın anlamın idrakinde olduğu anlardır. Kamûsu’l-muhît. Mirac sırlarından olan bu yön. Mü’min kul için dahi haramlara bağımlılık başlar ki bu durum Mü’min kulu da iman etmeyen kul ile aynı sona götürür. gaflet anlayışından bağımsız değildir. Küçük günahlara alışan kişi büyüklere düşer. 1049. s. farkına varmama hali anlamlarına gelmektedir. 2. gövde verecek daneler gibi bulunmaktadır. 409. uyanık olmama. Kıbrısî bu durumdaki kullar için. yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Allah’ı an. Bu durumun en dip noktasında Firavunvarî Rablik ilan ettiği potansiyel bir küfür yönü vardır. 1254. s. her kulda. Tehânevî. Gâfillerden olma. yardım etmek. c. Gaflet kelimesinin çeşitli ism-i fâil kiplerinde 1517 1518 Firuzebadî. s. ruhun ferahladığı şeylerde ise nefs sıkılır. kilitlemek anlamına gelen “ga-fe-le” kökünden türemiştir. Gafil ise gaflet içinde olan kimsedir.”1518 ayetine göre Kur’ân-ı Kerîm’de gaflet. Çünkü nefs kulu. Farklı bir ifadeyle bu anlar Mü’minin. Araf: 7/205. Keşşaf. Rabbinin değil. zikrin terki manasında zikredilmiştir.1517 “Kendi kendine. Müfredat. habersiz bulunma. Nefsin ferahladığı anların devamlılığı durumunda.

dünyanın bir serap gibi. 1525 Aclunî. Nazım Efendi’ye göre gafil. 1524 Ankebût: 29/64.” Yûnus: 10/7-8. dünyadaki hadisatın arkasındaki ilahî muradı. s. İstanbul 2011. gaflet denir. nefsin arzularına uyarak. kula karşı kazandığı tüm zaferlerin müsebbibi gaflettir. “Onlar. 293 . havasın tevbesi gafletten olur. Çünkü Allah. 162. Buna göre bu ayetteki gafiller. varacakları yer ateştir. Hucvirî. 1523 el-Hakkânî. 73-82.” Rûm: 30/7. Keşke bilselerdi!”1524 ayeti ve bu ayetin tefsiri mahiyetinde olan “İnsanlar uykudadır. Keşfu’l-Mahcûb(Hakikat Bilgisi). Ahiret yurduna gelince. Allah(cc)’ı. Buna sebep. onlar ahiretten gafildirler. 112.: Ali Pekcan. ss. kudreti ve nizamı görememedir. onların dünya hayatını seve seve âhirete tercih etmeleridir. Muhasibî. 191. 58. 1521 “Kalbi imanla huzura ermiş olduğu halde inkâra zorlanan kimse hariç. Binaenaleyh nefsanî arzuların.. kâfirler güruhuna yol göstermez. Kuşeyrî Risalesi. Ter. sadece görünen dünya hayatı bilirler. dünya hayatının bir oyun ve rüya gibi olmasıyla ilintili yapar. Nefsini Bilen Rabbini Bilir. işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden. iman ettikten sonra dünya hayatını sevmesinden dolayı ahirete tercih edip. Allahu Teâlâyı unutmak. 2/795. öyleleri Allah’ın gazabına uğrar.geçtiği ayetlerde gafil. 1519 “Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya. Keşfu’l-Hafâ. ahiret hayatını unutmaya. ss. 1520 “Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız kimseye uyma” Kehf: 18/28 . küfre girenler olarak bildirilmektedir. 1522 Curcanî. onların hakkı büyük bir azaptır. Ta’rifat. hayal olduğu hakikatini bilmeyen kişidir. s.1521 Tasavvuf ıstılahında gaflet. Gelenek Yay. Öldükleri zaman uyanırlar”1525 hadis-i şerifi. Ebediyete Davet. Kuşeyrî. Allah(cc)’a ve ahirete inanan ya da inanmayan tüm kullara yönelik bir gaflet tarifini Şeyh Nazım.1523 “Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir.” Nahl: 16/106-107. iman edenlerin ve etmeyenlerin gafleti şeklinde iki açıdan ele alır. Hâris. Dolayısıyla avamın tevbesi işlediği günahlardan iken. iman etmeyenler1519 ve ibadetlerinde gafil olan Mü’minler1520 için zikredilmiştir.1522 Nazım Efendi bu mevzuyu. O’nun emir ve yasaklarını unutma hâlidir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin anlayışına temel teşkil eden nasslardan olduğu şüphesizdir. 251. Geleceğini kesin bir şekilde bildikten sonra. işte gerçek hayat odur. Bu hal. s. kim iman ettikten sonra kâfir olur ve gönül rızasıyla inkârı benimserse.

psikoloji literatüründe de ifade edildiği olmuştur. Bu anlayışa göre insan. Bunun sebebi kendisinde meşru gördüğü ve zevk addettiği fiillerinin kısıtlanmasını. Ateizmin Psikolojisi. en derin gaflette gark olmuştur. dinin tekliflerini süzgeçten geçirme ve onları uzakta tutmak şeklinde bir tutum sergiler. insanın yaşadığı hayatın anlamından uzaklaştığı anda olur. Farklı bir ifadeyle inanmaktan gaflet eder. dünyanın oyun ve eğlencesine dalarak. Bursa 1991.. Bu durumda İbn Ata’nın (v. er-Risale. Beyrut 1994. Uludağ Ünv. Bu durumda kişi. İkinci ise. ölümden ve ölüm ötesi hayatın emirlerinden gafil olurlar. s. dünyanın tüm düzenini hakiki varlık addeder ve Hâlık(ac)’ı inkâr etmek suretiyle büyük gaflete düşer. Antonie. yaşayan diğer canlıl ar olan hayvan ve nebattan farklı olmaz. o kudreti günlük hayatından çıkarır. Bu gaflet. iman edenin gafletidir. Kalben iman eden bir Mü’min içine düştüğü 1526 1527 Âl-i İmran: 3/185. Der. Dolayısıyla kabilesi. 37-55.1529 Her iki şirk de. 231-245. pratik ateizm olarak adlandırılır. İman ettiği halde zevklerine yenik düşen insanın gafleti ise. zevklerin tatminine dayanmaktadır. TTS. Ter. içinde bulunduğu cemiyeti ve gençliği gibi değerlere aldanarak.Bu manada inanmayan kul.1527 Söz konusu anlayışın. 1529 Uludağ. kendi varoluşundaki güçlerinin ve zevklerinin efendisi olarak. s. Fadâil ve Rezâil. İlahiyat Fak. İbn Ata’ya göre Rabbinin emir ve yasaklarından gafil olan kul.: Dâru’s-saffe. 1528 Vergote.1530 Nazım Efendi’ye göre gaflet. Dâru’s-saffe. Üstad. 3. İnan kul ise “Dünya hayatı zaten sadece aldatıcı bir geçinmeden ibarettir. Kuşeyrî. 336. c.1528 Bu hallerden birincisi iman etmemek yani. ss. Bu bakış açısıyla ilahî kudreti tabiata indirgeyen insan. şirk-i esbâb olarak da tanımlanmıştır. sufiler tarafından. kendi var oluşuna bir ihanet olarak görmesidir. 294 . 64.: Hayati Hökelekli. ss. inancının gereği gibi yaşama hususunda gaflete düşer. Bir görüşe mü’minler nefislerine yenik düştüklerinden ve şeytanın hilelerinden aldandıklarından dolayı dünya zevklerine dalarlar. Ter.”1526 ayetine ve Kur’ân’ın tüm ayetleri gibi iman etmesine rağmen. kendisinin üstündeki bir ilahi otoriteyi kabul etmeme potansiyelindedir. Çünkü o anda insan hayata anlam veremediği için. 1530 Muzâhirî. küfürdür. 319/931) gaflet tanımı da inanan ve inanmayan tüm kullar için kullanılabilecek bir tanımlamadır.

bu manaya ışık tutmaktadır. karşısında secdeye kapanın. hisleri ve tutkuları ile. Bu mertebedeki insanlar dünya ziynetlerine ve heveslerine olan düşkünlüklerinden dolayı. Allah(cc)’ı sevmezler ve O’nu tanımayı arzulamazlar. Bu mertebe. 3. Hani Rabbin meleklere demişti ki: ‘Ben biçimlenmiş kupkuru balçıktan bir beşer yaratacağım. söz konusu gafil tanımını bu ayete atfen yapmış olduğu şüphesizdir. 1533 Bursevî.1534 iç dünyasındaki algıları. İnsanı hayvandan ayıran bu cevherin ortaya çıkmamasından dolayı. Cinleri ise daha önce zehi rli ateşten yaratmıştık. Dolayısıyla Kıbrısî’nin. dış dünyayla ilişki içerisinde bir varlıktır.” Hicr: 15/26-29. s. Felsefe literatüründe. c. 295 . Âraf Sûresinde gâfil olarak bildirilen insanlara aittir. şehvetini ve nefsini tahakküm altına alan insan. “Hâsılı. 281-282. aksi durumda hayvanlardan aşağı mertebeye düşer. Onu güzelce düzenleyip insan şekline koyduğum ve ona ruhumdan üflediğim zaman. Aklıyla. onlar hayvanlar gibi.1531 Hayatın anlamından uzaklaşan kulun gafil olduğu ve bu durumda insanî vasıfları kaybetmiş olduğu hususundaki bu beyanlar. Rûhul-Beyân. tutku ve akıl arasındaki ilişkiyi madde-beden ve ruhdüşünce açısından ele alarak incelemiştir. İsmail Hakkı Bursevî (v. insanın maddî ve manevî yönlerini düalist çizgilerle ikiye ayıranlar olmuşsa da Descartes (v. küfürle iman arasında bir çizgide bulunur. İşte asıl gafil olanlar onlardır.gaflet durumunda ise. meleklerden üstün olurken. diğer yanı cismanî olan insanın iç âlemi daima şehvet ile aklın muharebe yeridir. Nazım Efendi bu haldeki kulun imanını tecdit etmesi gerektiğini ifade etmiştir. 1534 “Biz insanı biçimlenip kupkuru hal almış bir balçıktan yarattık. 1135/1725)’ye göre bir yanı ruhanî. Bu bağlamda ruh ve düşünceden beslenen akılın. ss. fıtratlarında bulunan marifet cevherine ihanet ederler. Hem maddî hem de manevî boyutta yaratılışı temsil eden bir varlık olan insan.”1532 ayetini hatırlatmaktadır. 141. 1379/1960). Tasavvuf Sohbetleri. Arâf: 7/179. madde ve bedenden beslenen tutkuya hâkim bir iktidar kurabileceğini 1531 1532 Kıbrısî. hatta onlardan da şaşkındırlar.1533 Hayatın manasından uzaklaşmanın nasıl olabileceği hususunda felsefî ve tasavvufî açıklamalar.

akıl ve kalbtir. Sühreverdî’ye (v. 1537 Sühreverdi. Sayı 10.savunmuştur. Kitabu’l-fazâili’lcihad. Çünkü mevcudat içerisinde bu şuura sahip olarak yaşayan tek varlık. Ter. 155. Yerlere bakınız. Bu davete uymayanların gaflette olduklarını şöyle ifade eder: “Sen nereye ayak bastığının farkında değilsen. iç dünyasındaki algı. gökleri. oluşturduğu içsel sistemle ve murakabe dinamikleriyle. insanî vasıflarını yitirdiği lahzalardır. etrafınıza bakınız. Bu manada mü’min. şehadet âlemi) tepki ve amellerine kaynaklık ettiği söylenebilir. 632/1234) göre bu içsel dinamiğin oluşundaki aktörler ruh. Gelenleri. Kitab’u Bedu’lvahyi. insanın hayatın anlamından uzaklaştığı.1535 “Ameller niyetlere göredir”1536 hadis-i şerifinin özetlediği bu düşünceden hareketle insanın iç dünyasında işlettiği manevi mekanizmanın. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikâhlanacağı bir kadına ise onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir. küfre mi ayak basıyorsun. Uyanın! Uyanmanız lazım. ss. 1997. Herkese niyet ettiği şey vardır. Kitâbu’l-İmara. Sizin bu hayattan bir şey öğrenmeniz lazım. s. Duygu. Öyleyse kimin hicreti Allah’a ve Resulüne ise onun hicreti Allah ve Resulu’nadır. İnsanın. 208 . Kıbrısî’nin imanın yenilenmesi noktasındaki görüşü. 296 . Cogito. Rotry Amelie Oksenberg. tavır ve davranışların arka planında. 1536 “Ameller niyetlere göredir. 1. konanları ve boyuna göçenleri gördünüz. günah mı? İşlediğin taat mıdır. kaybedilen imanın tecdid ile kazanılması anlamına gelmektedir diyebiliriz. tavır ya da davranış şeklinde gözlemlenebilecek bu çıkış. Nazım Efendi yerleri. Tirmizî. 572-592. bir bakıma imanın yitirildiği andır. Avârifu’l-meârif. göklere bakınız. Kitâbu’t-talak. 2201. Bu anlar. December 2012. dolayısıyla. his ve tutkularını inancına göre kontrol edip. her ne kadar gaflet haliyle olsa da. Ebu Davud. Rotry Amelie. onun dış dünyada (duyular âlemi. 1535 Oksenberg. Descartes on Thinking With the Body. Cambridge Unv. The Cambiridge Companion to Descartes. Bedenle Düşünmek Konusunda Descartes.: Doğan Şahiner.1537 Binaenaleyh Mü’minin küçük dahi olsa sergilediği bir hal. söz konusu bir ruhanî mekanizma işlemektedir. günlük yaşantısında sergilediği hal. Buhârî. bâtıla mı? İşlediğin sevap mıdır. dışsal olarak gözlemlenebilen amel ve tepkilerde bulunur. insanoğludur.” Bkz. arasındakileri ve yaratılışı gösteren ayetleri göstererek tüm insanların imana ve İslam’a davet edildiklerini söyler. Press. üryan mı? Bunu ayırt edemeyen kimselerin imanı tecdit etmesi vaciptir… Binaenaleyh bakınız. nefs. tavır ya da amelin arka planında iman ettiği sisteme aykırı bir çıkış yaşamış olabilir. Dolayısıyla bu dinamikleri düşündüğümüz zaman. Şeytan bu dinamiğe dışardan müdahil olmaya çalışır. imana mı? Hakk’a mı. Müslim. 1647.

Tûsî. TTDS.”1538 Nazım Efendi’nin iman etmiş kulları davet ettiği bu uyanma. 638/1240) gafleti. 316. Ancak gaflet anından uyandıktan sonra. nefislerinin ve Şeytanın aldatmasıyla ahiretten gafil olmaktır. 33. Arabî’ye göre kul. Bakıp uyanmanız gerekir. s. ss.e. 1540 Cebecioğlu. Çünkü Nazım Efendi’ye göre Mü’min. inanan kulun gafletidir. dünya hayatına dalmak ve ahiretten gafil olmaktır. 297 . Nurlar Risalesi. “Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın… Allah’ın affına güvendirerek şeytan sizi aldatmasın”1543 ayetleri bu aldanışa işaret etmektedir. a. iman etmeyenlerin gaflette olduğunu. kulun aldığı nasihatın etkisiyle Allah(cc)’a yönelmesi demektir.1542 Bu düşüncelerden hareketle inanmayan insanın gafleti küfür olarak anlaşılırken.1539 Arapça rahatsız ve endişeli olmak anlamında bir mastar olan inzi’âc. İkincisi kula bahşedilen hayır. Bu dünyadan kaybolmadan uyanınız. inanan kimselerin gafletinin inanmayan insanların gafletinden daha tehlikeli görmektedir. Küfür ve imanı esas alarak gaflet tanımını yapan Hâris el-Muhasibî’ye göre iman etmeyenlerin aldanması. Siz onların bakışı ile bu âleme bakmayınız. 1541 İbn Arabî. 1543 Lokman: 31/31. Bu kontrolün kaybolduğu an. 1538 1539 Kıbrısî. her hareketinin hak yolunda olup olmadığını kontrol etmek zorundadır. Birincisi Allah’ın affına güvenerek. zikirden gaflete düştüğü vakitte. rızık. onu hayaller âlemine hapseder. Allah’ı müşâhede etmekten gafil olduğu tüm hal ve davranışlar olarak anlaşılmaktadır. hayaller âlemi olan bu duyular âleminden çıkarırken gaflet.Çünkü siz dört ayaklıların sınıfından değilsiniz. 142. Ebu Nasr Serrâc Tusî tarafından “inzi’âc olarak tanımlanmıştır. istiğfar ve nedamet halleri duyar.1541 İnsanlara gaflet konusunda Kur’ân-ı Kerîm’de yapılan uyarılardan yola çıkarak. Zikir kulu. iman edenlerin ise her hareketlerindeki teyakkuz ile gafletten kurtulabileceğini ifade eden Kıbrısî. s. teyakkuz. mevki ve ihsanın.1540 İbn Arabî (v. 144.g. zikirle birlikte ele almıştır.. inanan insanın gafleti. s. İman etmeyenlerin gafleti iki çeşittir. 358-359. zikrin geride bıraktığı lezzeti hatırlar. onu hem Allah’tan hem de ahiretten gafil etmesidir. Tasavvuf Sohbetleri. 21. s. 1542 Kıbrısî. el-Lumâ.

ss.”1548 hadis-i şerifi bizim için süslü görünen dünyevî zevklerin aslında aldatıcı olduğunu göstermektedir. dünya zevkleriyle eğlense bile. hakikatte mutsuz olur. Her iki zevkinde hakikatine vakıf olmak. s. O zaman iman ile küfür arasındaki fark da belirginleşir. Tah.1547 Bu noktada dünya ile ahiretin hakiki değerleriyle bilinmesi hususu. c. (Dikkat edin!) Dünyaya aldanmaktan sakının. s. Tasavvuf Sohbetleri.1545 Nazım Efendi’ye göre gafletten kurtulmakla ilgili esas mesele. er-Riâye. er-Riâyetu li’l-hukûki’llah. Mevlânâ Celaleddîn-i Rumî (v. no: 1555.1546 Nazım Efendi bu konuda muhatabın. 1546 Kıbrısî. 298 . “…Eğer Rabbime döndürülürsem. Sahip olmayanlar ise olmadıkları miktarda gaflettedirler. c. 1547 Aynı eser. 1. Ebu Abdullah Hâris. 145. dünya hayatında ahiret arzusu yaşar. 472-475.: Abdulhalîm Muhammed. 1549 Mevlanâ. ss. 1551 Aynı eser. insanın bu değerleri bilmesine perde olan dünyevî ve uhrevî zevklerin hakiki değerleriyle bilinmesine de dayandığı görülmektedir. c. bu husussa ahiret zevkleri açısından yaklaşmıştır. 603/1273). Rumî’ye göre ahiret âleminin dünyadaki manevî zevklerini tadan kul. Yani eğer ahirette dirilme olur da. Dâru’l meârif. Mesnevî. Allah onu sizin kullanımınıza verecek ve nasıl davrandığınıza bakacaktır. dünya ile ahiretin gerçek değerleri ile bilinmesi manasına gelmektedir. Bu farkın farkında olanlar. Zikr. 1550 Aynı eser. Bu şuura sahip olanlar uyanmıştır. Muhâsibî.1551 1544 1545 Kehf: 18/36. b. göz kamaştırıcı ve çekicidir. orada da birilerine ödül olarak nimetler taksim edilirse. 1. 3460. 1548 Müslim. bu nimetlerden pay almaya. bir açıdan. Muhasibi. 143. ant olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum”1544 ayetinde işaret edildiği gibi düşünmektedirler. bu zevkleri hakikatlerine perde olan dünya hayatını istemez.Bu durumda kul. dünya ile ahiretin gerçek değerleri ile bilinmesidir.1549 Ahiret nimetlerine kavuşuncaya kadar.1550 Manâ âleminin zevkini tatmayan kul ise. tüm insanlık olduğunu ve insanların uyanabilmeleri için asgari düzeyde hak ve bâtıl konularını içeren hakiki bilgilerinden sorumlu olduklarını söylemiştir. 382-383. en ağır işkencelerde bile imanı bırakmamışlardır. “Dünya hayatı tatlı. 3. Kâhire. 99. no: 895. kendisini diğer kullardan daha layık bilir.

Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre kul. Böyle bir yardımı dileyen kula Allah’ın yardım edeceğini. Sonunda Cenâb-ı Hakk senden yardımını esirgesin. 3607. kendi rızası yolunda bir hizmete niyet edesin ve kıyam edesin ve diyesin ki. 6.Gafletten kurtulmanın ilk aşaması kişinin dünya ve ahiret hayatına mana ve yön veren hakiki ilimle olduğu anlaşılmaktadır. Kutub-i Sitte. iman dairesine giriş olduğu söylenebilir. Tasavvuf Sohbetleri. 3608. İman dairesine girdikten sonraki gafletten çıkış için gereken ilim daha farklıdır. (işte) bu Cenâb-ı Hakk’ın şanına layık değildir. imanı tanıdığı nisbette küfrü tanımaktadır. Kıbrısî’ye göre bu bilgi. Farklı bir ifadeyle imanı öğrenen kimse. Kıbrısî. küfrün temelde ne olmadığını öğrenmektedir. talimle edinilebilir. 299 . insanın kendisini ziyadesiyle muktedir bildiği bir ihtiyacını teminde dahi. Zira Allah.1552 İmanı tanıyan kimse.”1553 Hz. Daavât. Herhalde senin talebine baktığı vakitte onda ihlassız bir nokta bulundu. aynı zamanda kulu imana sevk eder.”1554 hadis-i şerifi. gafletten kurtulma hususunda.İlim-Âlim.’ Canan. kendisinden istenmesini sever. İbadetin en efdali de (dua edip) kurtuluşu beklemektir. 1554 Tirmizî. 144. onun için men olundu. hatırlanmalıdır. ss. kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar Rabbinden istesin. Talimin kendisinden yapılacağı kul ise. Ya Rabbi! Bu hususta yardımını dilerim. 5481786. Rabbinden yardım dilemelidir. ihtiyaçlarının tamamını hatta. Kadîr-i Mutlak(cc)’a muhtaç olduğunu ve bu ihtiyacını gidermede de duanın önemini bildirir. c. Nazım Efendi’ye göre kişinin idrak ettiği bu bilgi. Peygamber(sav)’in “Sizden herkes.1555 Binaenaleyh. kulun gaflet anlarından önce ve sonra 1552 1553 Bu tezde bkz. gafletin küfür ihtiva eden manasından bir çıkış yani. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. yaşanarak öğrenilir olduğu. Bu Allah’a büyük bir bühtan olur. s. Kulu Hakk(cc)’a yaklaştıran ilim olarak özetleyebileceğimiz hakiki ilim. küfürden kurtuluş. kurtuluş olduğu bildirilmiştir. Başka bir hadis-i şerifte ise dua içinde istenebilecek en faziletli şeyin. şeytan ve nefsin hilelerini bilen ve onlara galib gelebilen mürşidlerdir. Nazım Efendi şu cümlelerle ifade etmiştir: “Sen. bu bilginin kitapla okunarak değil. 1555 İbn Mes’ud(ra) hazretleri anlatıyor: “Resûlullah(asv) buyurdular ki: ‘Allahu Teâla Hazretleri’nin fazlından isteyin. Kıbrısî’nin mürşid ve nefs anlayışlarını incelediğimiz başlıklara dayanarak.

iki açıdan izah etmiştir. Mü’minin uyanıklık halinden.sığınacağı Allah(cc). Bir kalb ibadeti olan tefekkür. tefekkürü bu sakınma için tavsiye etmiştir. hased ve riya gibi kötü huyların olmadığını düşünürler.1557 Bu durumda gafletten kurtulmak için tefekkür etmeye yüklenen anlam da iki şekilde anlaşılmaktadır. Bu durumda kul. ss. Kıbrısî’nin tavsiye ettiği tefekkür. uzlete çekilenlerin. Cebecioğlu. Bu durumda Mü’min recâ ile aldanır. İkincisi ise iman etmiş bir kişinin içinde bulunduğu her hali daim tanımlayabilecek bir düşünce düzeyinde olmasıdır. Dünya nedir? Ahiret nedir? Bunların hakikatleri nelerdir? Hangisi fânî. zahitlerin. İlki Müslümanlardan günahkâr olanların ve avamın gafletidir. s. Yılmaz. “… Sakın gafillerden olma”1556 ayetini hatırlatarak gafletten sakınmayı tavsiye eden Kıbrısî.1558 Nazım Efendi’nin tefekkür üzerinden izah ettiği bu gafleti Muhasibî. 300 . Tasavvuf Sohbetleri. uzlet ve verâ hayatı yaşayanların gafletidir. İkinci açıdan gaflet ise fıkıh gibi ilime sahip olanların. “hayatı anlayın ve ölmeden önce uyanın” şeklinde tüm insanlara hitaben telkinlerde bulunmuştur. 203. 224-225. recâ duygularına yaklaşıp. Akıl ile düşünmek manasında kullandığı tefekkürü tavsiye ederek. aynı zamanda bir mürşidin yanında. ya da vaaz ettiklerinin 1556 1557 gerçekten kalblerinde olup olmadığına bakmadıkları için Araf: 7/205. yaşadığı manevî daireden uzaklaşmaz. kurtuluşa ermesi konusunda tek dayanaktır. kulun gafletten kurtulup. Minhâcu’l-fukarâ. ıstılahta ashab-ı şuhûda mahsus tefekkür olarak da nitelendirilebilir. Başka bir ifade ile tefekkür. Bildiklerinin. 1558 Ankaravî. Bunlar sahip oldukları ilimden. Tasavvuf ve Tarîkatlar. Kıbrısî. günahtan vazgeçmesi gerekirken. kişiyi küfür gafletinden çıkarır. ya da yaptıkları ibadetten dolayı. TTDS. affolunacağı zannıyla o günahı işler. hal diliyle öğrenilecek bir ibadettir. kendini ibadete verenlerin. hangisi bâkîdir? gibi konular üzerinden imana kavuşturucu tefekkür. s. 142. 643. Bu gaflete sebep olan nesfin ve şeytanın aldatmasıdır. Yani Mü’min günah işlemeden önce havf duygularına yaklaşıp. gaflete düşmesine mani olur. s. kendilerinde kibir.

Mecmau’z-zevaid. Gaflet. Bu tavsiye. bundan gafillerdir. Gafletini fark ettiği anda tevbe ederek. Gaflet halindeyken yerine getirilmeyen hakların neler olduğu ileride ele alınacaktır. teyakkuz haline tekrardan dönüş yapan Mü’mine Nazım Efendi. Mü’minin bu zikiri duymamasıdır. 123. 3278. 301 . diğer kapıdan İslam olacak kimseler için açılmış olsa. Müttaki. 1563 Hanbel. Bu mevzuda. sen kendini o kafirlerin İslam’a girmeleri için açık duran kapıdan girmeye müstahak say. 1560 İbn Arabî. Nazım Efendi’ye göre rehberlik. Kulun dünya hayatında iman dairesinde olması. tekrar edilmeyecektir ancak burada şu hususu hatırlamakta fayda vardır. âbid başlığında beyan edilen hususlar. ibadet ve zikir halinde olurlar. gafletlerden ve gafilken düşülen haklardan mezun olmuş kuldur. 382-383.1559 İbn Arabî’ye göre gaflet. Kenzu’l-ummal. s. 144. 2/359. tüm yaratılmışlar içerisinde sadece insanlara ve cinlere mahsustur. Müsned.1561 Mûrşid bahsinde detayları ile izah edildiği üzere. 522-531. Çünkü onların dışında kalan bütün âlem. şöyle bir tavsiyede bulunur: “İmânâ girmek için iki kapı olsa. Kıbrısî’nin imanı bir atiyye olarak görmesi ile de mutlak surette alakalıdır. ss. Ayrıca bkz. gafletten uyanıklığa taşıyıcı bir irşadı da içermektedir.1560 Nazım Efendi’nin gafletten korunmak için tavsiye ettiği mürşidler. er-Riaye. bir kapıdan imanı yenilemek isteyen kimseler girse.”1562 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin bu tavsiyesi. bu manada. Muhâsibi. içinde bulunduğu hali tanımlama zafiyeti yaşayan mürîde rehber olandır. Tasavvuf Sohbetleri. 168. ss. karşılığı 1559 Muhâsibi. yani tecdid-i iman için bir kapı ki Müslümanların imanlarını yenileyip girmeleri için. kendi bulunduğu hali bilen mürşid. bu ikinci çeşit gafletten korunma hususunda daha fazla ehemmiyetti haizdir. ss. Heysemi. Bu irşâda yetkili mürşid. Marifet ve Hikmet. 1768. Allah(cc)’a secde etmekte ve Allah(cc)’ın kendilerine belirlemiş olduğu bir tarzda. 1561 Kıbrısî. “La ilahe illallah ile imanınızı yenileyiniz”1563 hadis-i şerifi anlayışına istinad edebiliriz. s. öteki de kâfirlerin imânâ girmesi için olsa. Nefs Muhasebesinin Temelleri (Er-Riaye). 1562 Aynı eser.aldanmaktadırlar ancak. 125.

Camiu’s-sagir. ikincisine der ki: ‘Onu ne kınıyorsun baba. 6/8869. bir mescitte Allah(cc)’a ibâdet için namaza durmuş dört Hintli kıssası üzerinden anlatmıştır.” Enbiyâ: 21/23. kendi derdine bak. Yani Allah’ın zâtı gibi. Zamane Müslümanlarının çoğunun gaflette olduğunu söyleyen Kıbrısî. yoksa vakit var mı?’ Öbür Hintli. Tasavvuf Sohbetleri. s. Kınama.e. ss. 53. Bu konuda “Bakana da baktırana da lanet olsun”1568 hadis-i şerifini delil göstererek bunu bilerek yapan Müslümanın gaflette olduğunu söyler.ödenmemiş bir atiyye. 1566 Bu manayı ihtiva eden hadis kaynaklarda şöyledir: “Kim din kardeşini tevbe ettiği bir günahtan dolayı ayıplarsa. 1567 Tarık: 86/9. 171-173. Üçüncü Hintli.g. konuştun. yoklukla durmak olduğu dolaylı olarak vurgulanmıştır. kendini kına!’ Dördüncü: ‘Hamd olsun ben. Binaenaleyh o anda hayatın manasını kaybetmiş Mü’min.”1566 Hadis-i Şerifinde bildirilen duruma düşmemek için “Bütün sırların ortaya döküleceği günde”1567 ayıp ve günahlarının setredilmesi için. 1569 Kıbrısî. 302 . Bu hediyenin kimlere ne şeklide dağıtıldığı hususunda sorgulama ise kulun edeb sınırını aştığı yerdir. bu durumun bir göstergesi olarak. namazda olduğu hâlde ‘Sus yahu. varlık kapısında. Kenzu’l-ummâl. bu hediyeyi bir defa kaybetmiş ya da zedelemiş birisinin bu hediyeyi yeniden alma garantisi. Bu mevzu Kur’ân’da “Belki (alay edilenler) kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kıssaya göre rükû ve secdeye koyulmuş Hintlilerin her biri niyet edip tekbir alarak huzur ve huşuyla namaz kılarken müezzin içeriye girer. yoktur. O'nu sorguya çekecek kimse yoktur.. namazın bozuldu’ der. sorgulanamaz mahiyettedir. 19162/26634. Hintlilerin birisinin ağzından bilâihtiyâr şu söz çıkar: ‘Müezzin. kendilerindeki noksanlıkları gidermeden başkalarının kusurlarıyla uğraşan Müslümanların durumlarını misal olarak göstermiştir. Ramûz el-ehâdis. ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır. 1568 Bendî. gaflet olduğunu söyler. 347. kula karşılıksız verilmiş bir hediyedir. ezanı okudun mu. Gümüşhanevî. a. aynısını işlemedikçe ölmez” Tirmizi. Suyuti. İsteme hususundaki en uygun edebin.. 1565 Kıbrısî. takdir-i ezelî ve lütf-i ilahî olması hasebiyle.1569 Bu durumu Rumî. 13. üçünüz gibi 1564 “O yaptıklarından sorumlu değildir. s.1565 “Ayıplayan ayıplanır.1564 Dolayısıyla. aynı zamanda. başkalarının ayıp ve günahlarının dünya hayatında iken görülmemesi gerektiğini söyler ve bu şekilde kusura bakmanın. yitirdiği imanın yeniden kendisine hediye edilmesini istemektir.” Hucurât: 49/11 ayeti ile vurgulanmıştır.

kuyuya düşmedim’ der. Dördünün de namazı bozulan bu kıssayı, Rumî şöyle değerlendirir: “Başkalarının ayıbını söyleyip (onlarla uğraşanlar, kınadıklarından) daha fazla yollarını kaybetmişlerdir. Ne mutlu o kişiye ki kendi ayıbını görür. Her kim, birisinin ayıbını söylerse o ayıbı, kendine satın aldı demektir. Çünkü insanın yarısı ayıptandır (yani o ayıbı işleyeninki gibi bir nefsi bulunmaktadır), yarısı gayb âleminden! (zira ruhu gayb âlemindendir)… Şu işe bak Şeytan, belâlara düştü de sana ibret oldu. Sen belâya uğrayıp ona ibret olmadın. O zehri içti; sen şerbetini iç (yani ibret almaya bak).”1570 Kıbrısî’ye göre, Mü’minlerin bir diğer gafleti ise hak sahiplerine haklarını verme hususunda zuhur eder. Nazım Efendi’ye göre gaflette iken verilmeyen haklar; Allah(cc)’ın, Peygamber(sav)’in, devletin, evladın, ailenin, komşunun, milletin, insanoğlunun, mahlûkatın haklarıdır. Şeyh Nazım’a göre bu haklar teslim edilmeden gafletten tam mânâsıyla çıkılmaz.1571 İbn Arabî (v. 638/1240)’ye göre hakikat ehlini, hakikate vasıl eden üç haktır. Allah(cc)’ın hakkı, kendilerinin hakkı ve yaratılmışların hakkıdır. İnsanların yalnızca Allah(cc)’a ibadet etmeleri, O’na kulluk etmeleri ve hiçbir şeyi ortak koşmamaları, Allah(cc)’ın kulu üzerindeki hakkıdır. Şeriat yasaklamadığı müddetçe, yaratıklara eza vermemeleri, yaratılmışların insan üzerindeki hakkıdır. İnsanın, insan üzerindeki hakkı ise, kurtuluşlarının ve mutluluklarının olduğu yola rehberliğidir.1572 Allah(cc)’ın hakkını vermek, âbid konusunda belirtilen bir kul olmayı, Hz. Peygamber(sav)’in hakkını vermek, kendisine Ahmedî bir aynayı tutmayı gerektireceği kanaatindeyiz. Zira Kıbrısî, bu başlıklarda ilgili konuya sıkça değinmiştir. Diğer haklar, Müslümanın içinde bulunduğu toplumsal ilişkilerinde, dinamik olan hükümlere göre, mürşidlerden öğrenilir. İslam dini kulun, aile, evlat, komşu, akraba, millet ve devlet ile olabilecek hukukun sınırlarını bildirmiştir.
1570 1571

Mevlana, Mesnevî, c. 2, b. 3027-45. Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, ss. 171-173. 1572 İbn Arabî, Marifet ve Hikmet, ss. 67-68.

303

Dolayısıyla muallim ya da talebe, amir ya da memur, seçilmiş ya da seçmen olsun toplumun her statüsünde bulunan Mü’minlerin, vazifelerini ifa esnasındaki hukuka riayeti, o hukukun hakkını vermektir. İslamî hukuka muhalif olmayan ve ihlal edilen hukuk, aynı zamanda kul hakkıdır. Bu ise amelde gözlemlenen bariz bir gaflettir.1573 Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde gafletin ontolojisi ile ilgili beyan, Kıbrısî’nin şeyhinin şeyhi Şerafeddin Dağıstanî’nin sohbetlerinde mevcuttur. Şeyh Şerafeddin gafleti, insanın hilkati ile ilişkili olarak izah etmiştir. İnsanın hilkatinde yer alan ateş, toprak, su, hava gibi nesnelerin zulmanî ve nûranî yönleri bulunduğunu ifade eden Şeyh Şerafeddin, bu nesnelerden zulmanî kısımları nefsinde toplayan kimselerin küffar grubundan olacağını ifade etmiştir. Şeyh Şerafeddin’e göre bu nesnelerin sadece nûranî kısımlarını nefsinde cem etmiş kimseler, ümmetin havas kısmından olan ricâllerindendir. Bunların haricinde kullarda zulmanî ve nûranî kısımlar birbirine galebe çalar. Zulmanî kısmın baskın gelmesini Şeyh Şerafeddin, kuldaki gaflet anı olarak tanımlamıştır.1574 Özet olarak Nazım Efendi’ye göre gaflet, dünyanın hayal olduğu hakikatini idrak edememektir. O anda insan hayata anlam veremediği için, hayvandan farklı olmaz. Bu idrakin yokluğu, iman edenlerde ve etmeyenlerde farklı tezahür eder. İnanmayan kul, dünyanın tüm düzenini hakiki varlık addeder ve Hâlık(cc)’ı inkâr etmek suretiyle gaflete düşer. İnanan kul ise inancının gereği gibi yaşama hususunda gaflete düşer. Bu gaflet, Mü’minin Allah’ı müşâhede etmekten gafil olduğu, tüm hal ve davranışlar olarak anlaşılmaktadır. Kendindeki noksanlıkları gidermeden başkalarının kusurlarıyla uğraşanlar ve içtimai hayatta mükellef olduğu hak ve hukuku yerine getirmede yetersiz olanlar Kıbrısî’ye göre gaflete düşen Mü’minlerdendir. Bu durumda Mü’minler; Allah(cc)’ın, Peygamber(sav)’in, devletin, evladın, ailenin, komşunun, milletin, insanoğlunun, mahlûkatın haklarını yerine getirmede noksanlık arz ederler. Gafletten kaynaklanan bu haktan kurtulma hususunda, Cenâb-ı Allah(cc)’tan aman dilemek gerekir.

1573 1574

Muzâhirî, Fadâil ve Rezâil, ss. 17-75. Burkay, Menâkıb-ı Şerefiyye, ss. 85-86.

304

4. DİĞER KONULARDAKİ GÖRÜŞLERİ:

a. İman: İman; güven içinde bulunmak, korkusuz olmak anlamına gelen “e-me-ne” kökünden türemiş, Arapça bir kelimedir. Küfür kelimesinin zıttı olan iman, güven duygusu içinde tasdik etmek, inanmak, huzur duymak, adaletli olmak, şeriati ve tevhidi kabul etmek gibi manalara gelmektedir. Farklı bir ifadeyle iman, İslam erkânını kalb ile tasdik, dil ile ikrar edilmesi ve İslam’ın emirleri ile amel edilmesidir.1575 Kur’ân-ı Kerîm’de iman, 800’den fazla yerde zikredilmiştir. Allah(cc)’a, peygamberlerine(as), ahiret gününe iman edenler, sâlih amel işleyenlerin kurtuluşa ereceği bildirilmiştir.1576 Kur’ân’da Mü’minlerin; başka bir ilaha ibadet etmedikleri, cana kıymadıkları ve haram yemedikleri,1577 oruç tuttukları, iyiliği emredip, kötülüğü nehyettikleri, namaz kıldıkları,1578 bildirilmiştir. Farklı ayetlerde ise bu ibadetlerin incelikleri bildirilerek, bu inceliklere bağlı olarak, gerçek Mü’minler bildirilmiştir. Mesela Mü’min namaz kılar dediğimiz zaman, gerçek Mü’min namazlarının karşılığını sadece Rablerinden bekleyerek kılarlar. Mü’min infak eder ancak gerçek Mü’min, sevdiği şeylerden infak ederler. Onlar, Allah(cc)’ın adı anıldığı zaman kalbleri titreyenlerdir.1579 Ehl-i sünnet ulemasına göre iman; Hz. Peygamber(sav)’in Allah(cc) tarafından getirdiği zarurî ve kesin olarak bilinen şeylerin tümünü dil ile ikrar etmek,
1575

Firuzebadî, Kamûsu’l-muhît, s. 1177; Isfehanî, el-Müfredat, s. 25; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. 1, s. 223; Cürcanî, Ta’rifât, s. 41; Isfehanî, a.g.e., s. 26. 1576 “Onlar gayba iman edip, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. Onlar hem sana hem de senden once indirilene iman ederler, ahirete de şüphesiz iman ederler. İşte bunlar Rablerinden birdoğruluk üzerindedir ve bunlar kurtuluşa erenlerdir.” Bakara: 2/35. 1577 “Onlar başka bir ilaha dua etmezler. Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar…” Furkan: 25/68. 1578 “(Onlar) tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku edenler, iyiliği emredenler, kötülüğü menedenler ve Allah’ın çizdiği sınırları koruyanlardır. Müminlere müjdele.” Tevbe: 9/112. 1579 “Müminler; Allah anıldığı zaman yürekleri ürperen, kendilerine O’nun ayetleri okunduğu zaman imanları artan, bir de Rablerine tevekül edenlerdir.” Enfâl: 8/2.

305

taat ve ibadetleri tatbik etmek ve kalble tasdik etmenin terkibi olarak değerlendirilir. Taftazanî (v. 797/1395)’ye göre bu terkibin içerisinde en önemli olanı, gönüllü olarak benimseme ve kabul etmektir. Zira dil ile ikrar etmeyen ve amel etmeyenler, dünyevî ve hukukî hükümler itibariyle mü’min olmasalar bile, Allah(cc) nezdinde mü’mindirler. “Onların çoğu, sadece şirk koştukları halde Allah’a iman ederler.”1580 ayetinde buna işaret edilmiştir. Ayrıca “İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah(cc)’a ve ahiret gününe iman ettik derler, halbuki onlar mü’min değillerdir”1581 ayeti, kalbi tasdikin iman esasındaki önemine delildir.1582 Taftazanî’nin bu anlayışına düşülen haşiyede iman, kalbin tam meyili manasına gelen sevgi esasına dayandırılmıştır.1583 Mutasavvıfların iman anlayışında önemli yeri bulunan sevgi, imanın artıp eksilmesinde belirleyicidir. Bu anlayışı Ziyâuddîn-i Gümüşhanevî (v. 1311/1893) şöyle ifade etmiştir: “Yerdeki ve göktekilerin imanları, dünya ve ahirette iman edilmesi gereken şeylere, iman etmeleri bakımından eksiklik ve fazlalık kabul etmez. Ancak, tasdikte, marifette, yakinde, tevekkülde, sevgide, rızada, korku ve ümidde iman, noksanlık ve fazlalık kabul eder.”1584 Bu manada iman dört derecede tasnif edilebilir. Birincisi imân-ı istidlalidir. Bu imana ilmi delillerle ulaşılır. İkincisi, bu inancın yakîn (güçlü inanç) derecesinde olan, imân-ı yakînîdir. Üçüncüsü, kalb zevkleriyle iman hakikatlerinin müşâhede edildiği, imân-ı şuhûdîdir. Sonuncusu Hakk ile mütehakkık olunan (Hakk vasıtasıyla, Hakk’a ulaşma), imân-ı huzûrîdir. Bu iman çeşitlerinden son üçü, seyr-u sülük ile elde edilir.1585 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre iman, kulun en önemli cevheridir. Dolayısıyla iman sahibi kul, kıymetli mücevher bulunduran dükkân gibidir. Şeytan ise bu mücevheratı çalmaya çalışan hırsız gibidir. Nasıl ki dünyanın geçici mücevheratının çalınması önlemek için güvenlik tedbirleri alınıyorsa, ahret hayatının

1580 1581

Yusuf: 12/106. Bakarâ: 2/8. 1582 Taftazanî, Şerhu’l-Akâid, ss. 220-223. 1583 Aynı eser, s. 227. 1584 Gümüşhanevî, Ehl-i Sünnet İtikâdı, s. 63. 1585 Gazalî, İhyâ, c. 4, ss. 202-205; Hucvirî, Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi), s. 371; Cebecioğlu, TTDS, s. 309.

306

sonsuz mücevheri olan imanın da koruma altına alınması gerekir. Nazım Efendi, imanın korunması için namaz kılmak, zikir çekmek, iyilik yapmak, öfke halinde susmak, kavgayı terk etmek gibi amelleri güvenlik tedbiri olarak ifade etmiştir.1586 Bu ifadelerde anahtar kavram addedebileceğimiz cevherin mahiyeti, nur kavramı ile ifade edilecek ve kuldaki delaletleri üzerinde durulacaktır. Bununla birlikte burada imânın, amel olmadan da, tasdikle elde edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Hakkânî’ye göre ameller, kulun imanını inşa edici değil, muhafaza edici mahiyette olduğu şüphesizdir. İslam âlimleri arasında iman ile amel arasında kurulan alakaya göre iman anlayışı şekillenmiştir. Hârici, Mu’tezilî ve Şiî kelamcıları, amel olmadan imanın olmayacağını kabul etmişken Sünnîler, amel olmaksızın iman teşekkülünün mümkün olacağını kabul etmişlerdir. Sünnî inanışa göre, iman etmenin, sâlih amel işlemekle birlikte olacağı bildirilmekle birlikte, cürme düşenleri tekzib etmek yerine kucaklamayı esas almaktadır.1587 Sünnî Mâtüridî itikat ekolünün kurucusu olan İmam Mâtüridî, “Ey İman edenler! Size ne oldu da Allah yolunda savaşa çıkın denilince, yerinize çakılıp kaldınız? Yoksa ahiretten vazgeçip değersiz dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının zevk ve sefası, ahiretin yanında pek az bir şeydir.”1588 ayetinde bildirilen emirlere uymayanlara, Mü’minler diye hitab edilmiş olmasını, bu anlayışa delil göstermiştir.1589 Farklı bir ifadeyle Sünnî inanışa göre amel, imana dâhil değildir. Şeyh Nazım’ın iman ve amel arasında kurduğu ilgi de bu anlayış çerçevesindedir. İbrahim b. Edhem (v. 162/779), Hâtem Asamm (v. 237/852), Ebu Süleyman Daranî (v. 205/820), Zünnûn Mısrî (v. 245/859), Bayezid Bistâmî (v. 262/875), Hâris Muhasibî (v. 243/857), Cuneyd-i Bağdadî (v. 298/911), Sehl b. Abdullah Tüsterî (v. 283/896) gibi mutasavvıflar da imanı dil ile ikrar, kalb ile tasdik olarak kabul etmiştir. Nitekim Fudayl b. İyaz (v. 187/803), Bişr-i Hafî (v. 227/841), Hayru’n-Nessâc (v. 322/933) gibi zevat imânı, ikrar, tasdik ve amel olarak tanımlamıştır.1590 Hakim Tirmizî’ye göre iman; tasdik, ilim ve amel olarak İslam’dır.1591
1586 1587

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 52. Taftazanî, Şerhu’l-Akâid, ss. 209-223. 1588 Tevbe: 9/38. 1589 Sinanoğlu, Mustafa, İmân, TDV İA, c. 22, s. 213. 1590 Hucvirî, Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi), s. 350. 1591 Hâkim, Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb, s. 51.

307

Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre iman, taklidî ve hakikî olmak üzere iki çeşittir. İlim ile elde edilen iman, kalben tasdik edilir düzeyde olmadığı müddetçe taklididir. İlim ile elde edilen ve akıl ile tasdik edilen imanın üzerine, keşf ve ilham ile yapılan eklemeler kulu, hakiki imana vasıl eder. Kıbrısî bu anlayışını şöyle ifade etmiştir: “İmanın hakikati bir kimsenin kalbine ne zaman yerleşir? Gökler de kapansa, yerler de kaya ile döşense rızkın nereden geleceğine şüphesi olmayan kuvvet sahibi, hakiki imana mazhar olan kimsedir. Bunun altındaki iman sayılmaz, o taklittir. İman mertebesi oradan başlar. Allah’a böyle bir imanı varsa, o zaman ona Mü’min denir. Yoksa gökler de yağar, yerler de her şeyi bitirir, daha (rızık) korkumuz olur. Aldığı aylıkla geçinemiyorum diye şikâyet ediyor. Seni geçindiren aylık mı ki, bir de şikâyet ediyorsun. Aylıkla geçinen adam var mı hiç? Allah erRezzaku’l-mutlaktır, geçindirir. Öyle bileceğiz.”1592 Şeyh Nazım’ın hakiki iman terimine yüklediği bu anlam, ıstılahta tevekkül kavramıyla birleşmektedir. Lügatlerde güvenmek, vekil tayin etmek, bel bağlamak, havale etmek, terk etmek, bırakmak, teslim etmek, bir işte acizliğin ve yetersizliğin ortaya çıkması sebebiyle başka birine güvenerek işi ona teslim etmek, itimat etmek gibi anlamlara gelen tevekkül,1593 sufîlerin üzerinde çok durdukları bir kavramdır. Mutasavvıfların nazarında tevekkül, Allah’ın katında olana güvenip, insanların elinde olana ümit bağlamamak şeklinde özetlenebilir. Bu halin tam manasıyla olması durumunda, tevekkül eden kişi, kendisinin böylesi bir hal içinde olduğunun farkına bile varmaz.1594 Tevvekkül ile iman kavramları arasındaki söz konusu ilgiyi Sühreverdî (v. 632/1234), “Haydi eğer inanıyorsanız Allah’a dayanıp tevekkül edin.”1595 “...Mü’minler Allah’a dayanıp tevekkül etsinler.”1596 âyetlerini açıklarken

1592 1593

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 42. Firuzebadî, Kamûsu’l-muhît, s. 1069; Isfehanî, el-Müfredat, s. 531; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. 15, s. 387; Cürcânî, Ta’rifât, s. 254. 1594 Serrâc, Lümâ, s. 78; Kelâbâzî, Taarruf, ss.118-119; Kuşeyrî, er-Risâle, s. 199; Kaşânî, Mu’cem, s. 28; Kübrâ, Necmeddin, Usûlu aşere (Tasavvufî Hayat), Ter.: Mustafa Kara, Dergah Yay., İstanbul 198, ss. 49-50; Uludağ, TTS, ss. 357-358; Eraydın, Tasavvuf ve Tarîkatlar, s. 166; Yılmaz, Tasavvuf ve Tarîkatlar, s. 174; Cebecioğlu, TTDS, s. 658. 1595 Maide: 5/23. 1596 Maide: 5/11.

308

kurmuştur. Ayette tevekkülle imanın bir arada zikredilmiş olmasından hareketle Sühreverdî, tevekkülü imanın bir neticesi olduğunu, bu hale ise marifet ile vasıl olunabileceğini savunur. Allah’ın yapmış olduğu taksimde, adalet sahibi olduğunu bilmeyi gerektiren marifet, nefs kaybolunca zuhur eder. Bu makâmda olan kulda cehaletin kökü kazınmış, tevekkül gerçekleşmiş, hatta tevekkülünü dahi göremeyecek hâle gelmiş olur. Binaenaleyh mütevekkil, Allah(cc)’ın vaat ettiklerini sükûnetle bekleyendir.1597 Nazım Efendi’nin şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî, taklidi ve hakiki iman yönünde yapılan bu tasnifi, “Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberi’ne ve Kitabına iman edin.”1598 ayetine dayandırarak izah etmiştir. Şeyh Abdullah’a göre “ey iman edenler” hitabı, taklidi iman edenler içindir. “İman edin” emri ise hakiki imana girilmesi içindir.1599 Şeyh Nazım’a göre, böylesi bir iman ile taklidi imandan hakiki imana yükselen kulun kalbi, nûr ile dolar. Nazım Efendi, iman nûru diye ifade ettiği bu nûrun, Allah(cc)’tan razı olunmadığı zaman karardığını ifade eder. Kıbrısî bu hale düşen kulun, “Tasalanma şüphesiz ki Allah, bizimle beraberdir.”1600 ayetindeki hale dönüş yaparak, kalbinde nûrun sürekli parlak tutulması gerektiğini ifade etmiştir.1601 Buradan hareketle Nazım Efendi “İmanın alameti tasdiktir.”1602 hadisini en zor anlarda dahi memnuniyet halinin muhafaza edilmesi şeklinde yorumlamıştır.1603 Allah(cc)’tan razı olunduğu zaman kalpteki nurun parlayarak genişlemesi, aksi durumda sönerek karanlığa bürünmesi, imanın artıp eksilebileceği anlamına gelmektedir. Istılahta benzer görüşü Hakîm Tirmizî (v. 318/932) de savunmuştur. Kalbte yer alan nûrun artması, imanın artmasına, zulmetin nûra galebe çalması ise, imanın eksilmesine delalet etmektedir. Dolayısıyla Hakim Tirmizî’ye göre, sadrını iman nûru istila eden kul, Mü’mindir. Çünkü kalbteki bu nûrun bizzat kendisi, iman olarak isimlendirilmektedir.1604 Mâtüridî ve Eş’arîlerin çoğunluğu, imanın artıp
1597 1598

Sühreverdî, Avarifu’l-mearif, c. 2, ss. 291-293. Nisâ: 4/136. 1599 Qubrusi, Mercy Oceans Book 2, s. 11. 1600 Tevbe: 9/40. 1601 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 52. 1602 Hambel, Müsned, 3/236. 1603 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 52. 1604 Çift, Hakîm Tirmizî ve Tasavvuf Anlayışı, ss. 212-213.

309

eksilmesini mümkün görmemişken, Selef âlimleri imanın artıp eksilebileceği görüşünü benimsemişlerdir.1605 Şeyh Nazım’a göre hakiki iman olarak ifade edilen bu makâm dahi gizli şirk ihtiva eder. Asıl olan iman, kulun nefy-isbat zikriyle, kendini yok bildiği makâmda olur.1606 Kıbrısî, hakiki imanın üç alametinden bahseder. Hakiki imanın ilk alameti, Şeyh Nazım’a göre, tüm mevcudatın tesbihini duymaktır. İkinci alameti, yaratılmış tüm mahlûkun varlığındaki hikmeti görmektir. Üçüncü alameti ise, berzah ile kul arasındaki perdelerin kalkmasıdır. Berzah âlemindeki peygamberler ve evliyalar ile görüşebilir bir hale gelmektir.1607 Hakiki imanın alametleri olarak, Şeyh Nazım tarafından sayılan bu haller, taklidi imanı, hakiki imandan ayıran keşfî bilginin mahiyetini göstermektedir. İmanın keşfî bilgiyle ilgili ele alınması, Mü’minin tevhid anlayışına da delalet etmektedir. Bu manada düşünüldüğünde, Kıbrısî’nin iman tanımında kullandığı cevherin mahiyeti görülmektedir. Farklı bir ifadeyle kul, tevhid ile hakiki imana vasıl olmakta ve kendindeki en önemli cevheri bulmaktadır. Tasavvuf erbabı, bu manada imanı, ulûhiyeti temâşâ etmek, vuslat derecesine ulaşmak, Bir’den başkasını görmemek şeklinde de tarif etmiştir.1608 İmâm-ı Gazalî, imanın bu durumu hidayet ile ilgili ele almış ve üç menzili halinde izah etmiştir. İzaha göre birinci menzil, Allah’ın her kula akıl ya da peygamberleri vasıtasıyla gösterdiği iman nurudur.1609 Hidayetin ikinci menzili, mücâhedenin neticesinde kulun halden hale çekilmesidir.1610 Üçüncü menzil ise, mücâhedenin kemale ermesinden sonra nübüvvet ya da velayet âleminde ulaşılan

1605 1606

Sinanoğlu, İmân, TDV İA, c. 22, s. 213. Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 42. 1607 Kıbrısî, a.g.e., s. 52. 1608 Hucvirî, Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi), s. 371. 1609 “Biz ona iki de yol gösterdik” Beled: 90/10. 1610 “Bizim uğrumuzda mücahede edenlere gelince; Biz onlara elbette yollarımızı gösteririz.” Ankebût: 29/69; “Hidayeti kabul edenlere gelince; Allah onların muvaffakiyetlerini artırmış, onlara kaçınacaklarını ilham etmiştir.” Muhammed: 47/17.

310

311 . Yarartılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. Bu hali Şeyh Nazım. Tasavvuf Sohbetleri. içinden çıkamaz bir halde karanlıkta kalan kişi gibi olur mu hiç?” En’am: 6/122. Bu manada şimdiye değin imanı tarif etmede ele alınan. büyük ehemmiyet arz etmektedir.”1612 ayeti.1614 Mü’min yevmu’l-ezelde donandığı sırrını. “Allah’ın Nûru” başlığında ulaşılan sonuca göre Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sır anlayışı. yevmu’l-ezelde. nur. nur. tevekkül ve hidayet gibi kavramların yanı sıra. ıstılahtaki genel anlam yapısına katkı sağlarken. ibadet. kulun hidayet sürecidir. c. ss. Mesela iman. İhyâ. 1612 Bakarâ: 2/120. “Öyle ya. 1611 “Bir ölü iken kendisini dirilttiğimiz. kuldaki potansiyel iman derecesi olarak tanımlanmıştır. şöyle bir sonuçla karşılaşmaktayız. ancak o hidayettir’. hakiki iman olarak tanımlamıştır.1611 “De ki: ‘Allah’ın hidayeti.1613 Her mutasavvıfın hususi olan keşfî tecrübelerini izah ederken kullandıkları kavramlar. 202-205. Allah’ın göğsünde Müslümanlık için inşirah verdiği bir kimse ki o. dünya hayatında imana dönüştürdüğü nisbette Mü’mindir ve iman ettiklerini tatbik ettiği nisbette hidayettedir. taklidi iman seviyesine ulaşır. ona insanların arasında yürüyeceği bir nûr verdiğimiz kimse.” Zümer: 39/22 . Kıbrısî’nin feyz ve sır gibi kavramlara verdiği anlamlar. ıstılahtaki yeri belirginleşmektedir. 4. cevher.Sır. 30. hakiki hidayete işaret etmektedir. Nazım Efendi’ye göre her kul farklı nitelik ve nicelikteki sır ile donatıldığı için.mutlak ve gerçek nûr ve hidayettir. s. taat ve mücahede ile korunması ve gelişmesi. 1615 Bkz. ilahî divana farklı isimlerle çağrılacaktır. Seyru sulûk ile ulaşılan müşâhede ve keşfî hallerin bu taklidi iman seviyesine eklenmesiyle. onların diğer kavramlardan olan farklarını görmeye vesile olmaktadır. Kul yevmu’l-ezelde donandığı imanı ilmi delillerle izhar ederek. cevher ve hidayet gibi kavramlarla birlikte ele alındığı zaman. 1613 Gazalî. Rabbinden bir nûr üzeredir. kulda ileri bir tevekkül ve iman hali hâsıl olur. 1614 Kıbrısî. Bu seviyedeki inancın. Detaylarını “Sır” başlığında ele aldığımız bu anlayışı1615 taklidi ve hakiki iman açısından değerlendirdiğimizde. onun.

1618 Nitekim saydığımız bu harflerle ile başlayan birçok ayet-i kerimeler mevcuttur. ortadaki ‘lâm’ harfiyle birleşince ‘lehu’ olmuş olur ki.1619 1616 1617 İbn Manzûr. bu da yine Cenâb-ı Hakk'a işaret eder. Bu harf. Arapça’da kulluk etmek manasına gelen “e-le-he” ve idrak ötesinde olmak manasına gelen “e-li-he” kökünden türemiş bir ism-i meful manasında mastardır. Ali Arslan.1617 Müslümanlığın izharı olan kelime-i şehadet ve kelime-i tevhid’de. 24. Hak Teâlâ’nın ‘Rabb’ ismi de Kur’ân’da en çok zikredilen ism-i şeriflerdendir. ss. s. Ta’rifât.1616 ‘Allah’ ism-i şerifi. Allahu Teâlâ’nın Yüce Zâtına işaret etmektedir. Isfehanî. denilemez. Yani la ilahe illallah yerine. Refig. Lisânu’l-Arab. Üçüncü harf olan ‘lâm’ ile birlikte okunduğu takdirde ‘Lillâhi’ olur ki. Mustalahâtu’t-tasavvufi’l-İslâmî. zâta delalet eden ‘Allah’ ism-i celâlinin ilâhî bir özelliği olarak kabul edilir. Kur’ân-ı Kerîm’in ilk sûresi olan ‘Fâtiha’da. Hak Teâlâ’nın Zâtına ve Sıfatlarına delâlet eden ve O Yüce Varlığın has (özel) ismi olan ‘Allah’ lafz-ı şerifini meydana getirmektedir. Marifet ve Hikmet. s. diğer güzel isimlerin hepsinden çok olarak 2800 defa zikredilmiştir. Cenâb-ı Hakk’ın bu özel ismi. Tapılan yüceliğin karşısında hayrete düşme. 59-60 1618 Cürcanî. Allah’a İman: Allah kelimesi. Bu lafz-ı şerifi başından itibaren de bu şekilde tahlil etsek. el-Müfredât. Buna rağmen Kur’ân’da ancak 960 defa geçmekte ve başka hiçbir isim. c. el-Acem. Allah yerine kullanılacak diğer esmâ. 1. 91. bütün isimlerden önce ‘Allah’ ism-i şerifi. İnsan-ı Kâmil. 264-268. İbn Arabî. ss. İslâm’a girişi temsil etmez. 1619 Aydın. bu da yine Cenâb-ı Hakk’ın Yüce Zâtına işaret eder. illarahman. 312 .a. yine aynı mânâ inceliğini görürüz. Bu harflerden sonuncusu olan ‘He’. Dördüncü harf ‘elîf’ ile birlikte ise. ss. ss. Kur’ân-ı Kerîm'de. 243-246. s. 21. bu ikisi kadar kullanılmamaktadır. ‘Hüve’ zamiri takdirinde olup. Cilî.1. ondan sonra da sıfat ve isimlerin en mühimi olan ‘Rabb’ ism-i şerîfi gelmektedir. Başka hiçbir kelimede bulunmayan bu husus. gönülden bağlanıp sığınma anlamına gelmektedir. Arab harfleriyle her harfi Allahü Teâlâ’ya delâlet eder. 188-189. İslam İnançları (Tevhid ve İlm-i Kelam).

Meselâ 1980’li yıllarda yaptığı bir sohbetinde. konanları ve boyuna göçenleri gördünüz. birlik ve çokluk karakterleri arasındaki uyumun bir dış müessirle gerçekleşebileceğine dayanan bu usulü kelamcılar. Bu delillerden hareketle Allah’ın(cc) birliği de isbat edilmiştir. Allah(cc)’ın varlık ve birliğini ispatlayıcı mevzuların olması beklendiğinden. c.”1623 İrşad.com/Allah’ınSıfatları. Bu sohbette Allah(cc)’ın varlığı ve birliğini isbata dair geçen ifadeler şöyledir: “Sen nereye ayak bastığının farkında değilsen. TDV İA. Uyanın! Uyanmanız lazım. 1621 Allah’ın varlığının bilinmesi ve isbatedilmesi bazı âlimlere göre enfus ve afaktaki düzenin akılla bilinebilecek kadar açık olduğu yönündedir. 313 . Yerlere bakınız. Allah Md.1622 bu çalışmamız süresince incelediğimiz kaynaklarda. Kıbrısî’nin ana tema olarak. Sizin bu hayattan bir şey öğrenmeniz lazım.sufilive. etrafınıza bakınız.1620 Hudûs ve nizam usûlüyle de varlığın yaratılışından.. Toploğlu. imana mı? Hakk’a mı. 1622 www.Şeyh Nazım Efendi. talî hususlardan olmuştur. Tabiatta. isyan mı? Bunu ayırt edemeyen kimselerin imanı tecdit etmesi vaciptir… Binaenaleyh bakınız. yaratılmış olması esasına dayanan “hudüs” metoduyla bu isbatı yapmışlardır.1621 Yaratanın varlığı ve birliği delillendirilmiş olsa da. insanın en güzel surette yaratılışını ele aldığı bazı sohbetlerinde. insanoğlunun O’nu fıtraten bulabileceğine dayalı delil usulü ise “fıtrat” delilidir. Tasavvuf Sohbetleri.com/A Perfect Creation-Mükemmel Bir Yaradılış (en). Her şeyin Allah’ı tesbih etmesi ise (İsrâ: 17/44). 1623 Kıbrısî. fevkalade hassas ve ince bir nizamın hâkim olmasına ve bunun şuursuz varlıklar tarafından yaratılmayacak olmasına dayalı “nizam” delili. bâtıla mı? İşlediğin sevap mıdır. göklere bakınız. s. Bakıp uyanmanız gerekir. Çünkü siz dört ayaklıların sınıfından değilsiniz. parantez içinde verilen. Gelenleri. Bkz. Evrendeki nesnelerde hem birlik hem de çokluk özelliğinin bulunmasının yanı sıra. Bu dünyadan kaybolmadan uyanınız. İlk dönem selef uleması ve mutezile âlimleri evrenin kendi kendine var olamayacağından. “cevher (öz)” ve “araz (özün taşıdığı vasıflar)” esaslarına dayandırarak izah etmişlerdir.02. sohbet ve hizmetleriyle gayr-i Müslimlerin hidayetine vesile olması açısından bakıldığında.sufilive. bu durum enteresandır. fıtrat üzerinden ispata değindiğinden bahsedebiliriz. Allah(cc)’ı bilme mevzu. 142. Farklı bir ifadeyle bu mevzular. Allah’ın varlığını ispatlamak mevzuunu ele aldığı görülmemiştir. Siz onların bakışı ile bu âleme bakmayınız. ss. küfre mi ayak basıyorsun. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. vacib ve mümkün varlık esasına dayandırdıkları imkân deliliyle ele almıştır. günah mı? İşlediğin taat mıdır. nadiren. sohbet ve telkinlerinin merkezinde. bir diğer usûl olmuştur.2011 tarihinde dinlenmiştir. Konuyu felsefe uleması. 1986 yılında yapılmış sohbetin ses kaydı 12. kendini bilmenin bir gereği olarak ifade edilmiş ve burada Allah(cc)’ın varlığını isbat hususunda tafsilata girilmemiştir. Şeyh 1620 www. 2. 471-477.

O’nun varlığıdır. gösterilenden daha çok meydanda olması lazımdır. Dolayısıyla nefsiyle mücadeleye ve şeytana mukavemete azmetmiş bir kişi. her şeyin varlığını gösteren. Bu durumun sebebi. Nitekim Mü’min. dünya hayatında tabi olunan imtihanlarının şiddetine bağlı olarak yitirilebilir. 314 . Daha doğrusu. bunlardan önceki merhalede. Allah Teâla vasıtasıyla tanıdım. insanlara Allah(cc) inancını ve imanı telkin ederken. Tasavvuf Sohbetleri. Kıbrısî’ye göre Allah(cc)’ın varlığı ve birliğini idrak manasında olan iman. Allah’ın varlığı ve birliğini isbatlayıcı delil getirmelerden daha fazladır. insanları hakiki imana irşad etmeye dair mevzulara değinmektedir diyebiliriz. 1034/1624)’nin şu ifadeleri. bu anlayışla paralel olduğundan. nefs ve şeytana yapılması gereken muhalefet mevzuları. ileri bir tevekküle ve imana delalet eder. ilim ile elde edeceği temel imandan sonra. vesilesiz olarak tanıdım. Çünkü her şeyin delili. O’ndan daha açıkta ne vardır? Çünkü her şey. Şeyh Nazım’ın son yıllarda paylaşılan video sohbetlerinde. seyru sulûk ile müşâhede ve keşfî hallere ulaşır ki bu. umumiyetle. tevekküle ve muhabbete dayalı hissi bir zemini esas almıştır. Çünkü delil olanın. tüm mahlûkun varlığındaki hikmeti görecek. insanları irşad etmek istediği iman seviyesi. Bu müşâhedeyi yaşayan Mü’min. 42. akli delil ve isbat temalarının işlendiği taklidi ve aklî bir platformu değil. İman konusunu incelerken değindiğimiz gibi. O’nunla 1624 Kıbrısî. s. O’nu gösteren bir şey yoktur. Allah(cc)’ın varlığını. tüm mevcudatın tesbihini duyacak. kalben tasdik edilir düzeyde olmadığı müddetçe taklididir. gösterenin. Bu açıdan bakıldığında Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. delilleri. Allah(cc)’a imandan sonra kabul edilen kulluk hususunda olmaktadır. Taklidi olan iman ise. İmâm-ı Rabbânî (v. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin iman anlayışıyla ilgili olduğu kanaatindeyiz. birliğini ve diğer iman esaslarını kabul etmiş olur. Şeyh Nazım’ın Allah’a iman akidesini bina etmek istediği esasa ışık tutmaktadır: “Allahu Teâla’yı delilsiz. kendisiyle berzah arasındaki perdelerin kalkacağı bir iman düzeyine ulaşır.Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbet ve telkinleri.1624 Binaenaleyh Şeyh Nazım’ın.

Her şeyden daha açıktır. sıfatları ve bunların sayıları belirlenmiştir. Âlim. ss. Hay. Bunun gibi acziyet içeren sıfatlara da sahip olması imkânsızdır. Rabbimi. 1630 Allah’ın zât-ı ilâhiyyesini nitelendiren kavramlar. kıyamuhu bizâtihi ve vahdaniyet olmak üzere altı sıfatın yanı sıra yedi adet meanî sıfatlar ve yedi adet manevî sıfatlardan bahsedilmiştir.1629 Bu tür kavramlara isim ya da sıfat denilmesi.. subutî ve iradî olmak üzere üç grubta ele almış. Basir ve Mütekellim sıfatlarının sayılması gerekmektedir. Kendini de. gözünde perde olan. 1629 K. Mürîd. Melsela el-Kudret ya da Kâdir sıfatına haiz olan Allah aynı zamanda aciz olamaz. a. 1628 “Size çok az ilim verilmiştir. Adnan. meydandadır. Her şeyin varlığı O’ndandır.g. kalbi hasta. Buna göre vücûd. Selef uleması sıfatları tenzihi. Meydanda olmasında hiç şüphe yoktur. 64. Ancak. Allah(ac)’ın tecellilerini tam olarak görebilmek için yirmi sıfatın lüzum ettiği beyan etmiştir. O. Peygamber(sav) döneminde nasıl 1625 1626 Rabbanî. insanın idrâk yükünü hafifletmek içindir. Semî’. Mektubât. Bu izaha göre el-Kudret sıfatı için nasıl Kâdir sıfatı gerekiyorsa diğer sıfatlar için sırasıyla. Bunun içindir ki.meydandadır. terminolojiyle ilgilidir.1626 Manevî sıfatlar ise meanî sıfatlardan her birinin olabilmesi için gerekli olan sıfatlardır. Allah(cc)’da bulunması gereken sıfatların ve bir o kadar da bulunması imkânsız olan sıfatların sayısı çok fazla olmasına rağmen bu yirmi sıfatı bilmek. kıdem.1627 Çünkü zayıf olan insana ilimden çok az verildiğinden1628 Allah(cc) bize icap ettiğinden fazla marifet ile mesul kılmamıştır. el-İrade. el-Hayat. Kur’ân-ı Kerim ve hadis-i şerifi esas alarak isimleri. âlimler tarafından isim veya sıfat kelimeleriyle ifade edilmiş ve ilk defa Ebu Hanife (ra)’dan (v. Adnan. Bu sıfatların zıtları. Çünkü Allahu Teâla’nın varlığı.1630 Bu isim ve sıfatların Hz. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. 66. burada delil aramanın yeri yoktur. Mek. başka bir ifadeyle edilgenleri ise Allah(cc)’da olmaması gereken sıfatlar olarak sayılabilir. konunun mahiyetiyle değil. K. el-İlim. anormal kimse göremez.” Nisâ: 4/28 .e. 67. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.”1625 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Şam vekili Şeyh Adnan. 65. Rabbim vasıtasıyla tanıdım ve her şeyi. muhâlefetuhu li’l-hevâdisi. el-Kelam meanî sıfat olarak ayrılmıştır. 148/767) itibaren bu kelimelerin arasındaki ayrım yapılmaya çalışılmış. bekâ.” İsrâ: 17/85. 1627 “Allah yükünüzü hafifletmek istiyor. es-Semî’. el-Kudret. 315 . O’nunla tanıdım deriz… Doğrusu ise. ss. No: 247. her şeyi de göstermektedir. el-Basîr.

TDV İA. ss. iştime-görme. 1631 Refig el-Acem. seyru sulûk ile müşâhede ve keşfî hallere ulaşır ki bu. Cevâd (cömertlik Eden). bu konu ile ilgili en yaygın bilgi. Duâ.1632 Abülkerim Cilî ise zât. hem sıfat hem de fiile yönelik birkaç ismi mana olarak ihtiva eder. Mu’ti (bağış veren). diğer altı ismi Kur’ân’da yer almış farklı kelimelerle ifade edilen manalara izafe edilmiştir. insanları irşad etmek istediği iman seviyesi ile alakalıdır. 82. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin ifade ettiği bir görüşü ile karşılaşmadık. Toploğlu. Semi’ gibi)ayrı ve el-Musavvir gibi fiillere delalet eden isimleri ayrı ele almıştır. 255-268.1633 İbn Arabî (v. 1633 Cilî. 505/1111)’nin. Bunlar. Allah Md. Bkz. Bu manada Allah’ın subuti sıfatları hususundaki görüşler. 55-157. Toploğlu.. el-Hayy. Vehhâb (karşılıksız veren). c. el-Kadir. bu mevzu ashab devrinin sonlarından itibaren gündeme gelmiştir. hayat-kudret. Marifet ve Hikmet. 638/1240) ise zata delalet eden isimleri (isim-i hâs. Mesela el-Kerim ismi. ss. 1634 İbn Arabî. Bu açıdan bakıldığında Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Mustalahâtu’t-tasavvufi’l-İslâmî. 10). ss. dördüncü kısmı oluşturur. 486. TDV İA. sıfat ve esmayı ayrı ayrı ele alarak. Allah. c. 93’ü hadis-i şerifte zikredilen bu esmanın (Tirmizî. insanlara Allah(cc) inancını ve imanı telkin ederken. 481-494. ileri bir tevekküle ve imana delalet eder. Kadir. ilim ile elde edeceği temel imandan sonra. Bununla birlikte bu isimlerden birkaçında ortak olan isimler. kelam başlıklarında tanıtıldığı gibi fiilleri. Allah(cc)’a imandan sonra kabul edilen kulluk hususlarına değinmektedir. ss. İslam dünyasında.1631 İmâm-ı Gazalî (v..1634 Allah(cc)’ın zât.anlaşılıp yorumlandığı hususunda bilgi sahibi olmasak da. Allah(cc)’ın varlığını ispatlamak yönündeki mevzuları. Kavâidu’l-akâid. irade. umumiyetle. Binaenaleyh bize göre Kıbrısî. Âlim. 86-101. 2. sıfat ve esmaları mevzuunda. 2. 56. Mün’in (bol nimet veren) gibi isimlerin manalarını da ihtiva eder. sıfatlara delalet eden isimleri (Hayy. Bu yaklaşım ise Şeyh Nazım’ın. Daavât. Şeyh Nazım’a göre kul. sohbetlerinde ana tema olarak ele almayan Kıbrısî. Nitekim vekillerinin bu konudaki yazılarına izin vermiştir. akâid esaslarını ele aldığı eserinde Allah(cc). ism-i a’zam. İbn Mace. eıl-Hakîm gibi 26 isim arasından belirlenmektedir. İnsan-ı Kâmil. zat-sıfat-esma konularında öğretilerini geliştirmişlerdir. el-Aziz. el-Âlim. ilim. 316 . Allah(cc)’ı tanımaya çalışmıştır. 1632 Gazalî. akli delil ve isbat temalarının kelamcılar ve İslam filozofları. ayrı başlıkta ele alınmıştır. insanları hakiki iman diye adlandırdığı seviyedeki bir imanı hedeflemekte ve bu hedefe göre bir irşad usulü uygulamaktadır. zatla kaim olup. Allah Md. ss. s. Allah’ın(cc) 99 ismidir (esmâu hüsna). hüve) ayrı.

1642 “Yoksa siz Yakub’a ölüm geldiği zaman yanında mı idiniz? O zaman oğullarına: ‘Benden sonra neye ibâdet edeceksiniz?’ demişti. tevekküle ve muhabbete dayalı hissi bir zemini esas almıştır. Şimdi siz Müslüman kimseler (olacak) mısınız?” Enbiyâ: 21/108. 1639 Bakara: 2/131. 6. Allah’a (varacak)tır. (Bütün) işlerin akıbeti ise. Yusuf(as). Yakûb(as). Feyrüzebadi. Lugatta İslam. hidayete iletilen insanların göğüslerinin açıldığı ve insanların davet edildiği bir din manalarında zikredilmiştir. artık kendisinden aslâ kabul edilmeyecektir. Mâide: 5/3. imânın dil ile ikrar ve kalb ile tasdikidir. “Muhakkak ki Allah katında (yegâne) din. barış yapmak manalarına gelen “se-le-me” kökünden türemiştir. Bakara: 2/112. teslim etmek.1639 tevhid inancında olmak1640 gibi anlamlarda tercüme edilmiştir. Ayrıca bkz. Saff: 7. c.1642 Bu tevhid dini 1635 1636 İbn Manzûr. (sizin) kazandıklarınız da sizedir. Allah(cc)’a yönelmek. Nuh(as). İsmail ve İshâk’ın İlahı olan tek bir İlaha (Allah’a) ibadet edeceğiz. s. 1122. (Oğulları da:) ‘Senin İlâhın ve ataların İbrahîm. Bunlar gerçekten gelip geçmiş bir ümmettir. 85. boyun eğmek.1637 Kelime kökünün ve müştaklarının kullanıldığı diğer ayetlerde. itaat etmek anlamına gelmektedir. Zaten biz. 60.” Âl-i İmrân: 3/85.1638 O’na teslim olmak. Allah’dan başka (kendisine) yalvarmakta olduklarınıza ibadet etmekten yasaklandım ve âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum.1636 Kur’ân-ı Kerim’de İslam.1635 İslam. Tevbe: 29. “De ki: ‘Doğrusu ben Rabbimden bana apaçık deliller gelince. 1637 Âl-i İmrân: 3/19. kurtuluşa ermek. 1638 “Halbuki kim. sizin İlâhınızın ancak bir tek İlâh olduğu vahyediliyor. Cürcanî. Ve (siz) onların yapmakta olduklarından sual olunmayacaksınız! (Onlar:) ‘Yahudi veya 317 . En’am: 125. Adem(as)’den itibaren. İbrahim(as). b. 345-346.” Lokman: 31/22. 23. iyi bir kimse olarak kendini Allah’a teslim ederse. 1640 “De ki: ‘Bana sâdece. Kamus el-Muhit. O’na teslim olan kimseleriz!’ dediler. 100. o takdirde muhakkak ki en sağlam kulpa tutunmuştur. Hz. Lisânu’l-Arab. (Onların) kazandıkları kendilerine. teslim olmak. Ta’rifât. İslâm’dır!”1641 ayetinde Allah(cc) katındaki tek hak din olduğu bildirilen İslam. 1641 “Kim de İslâm’dan başka bir din ararsa. Musa(as). boyun eğmek. Zekeryya(as) ve İsâ(as) ve diğer peygamberlerin(as) getirdikleri tevhid inancını tasdik eden ve getirdikleri şeriatları tamamlayan dinin adıdır. ss. Zümer: 22. 20. Hz.işlendiği taklidi ve aklî bir platformu değil. Allah(cc) katında seçilen. İslam: İslam kelimesi. s.” Mü’min: 40/66.

bütün İslam tarihi boyunca kabul görmüştür. emirleriyle birlikte adları da değiştirilmiş. 318 . kanunla. farklı olduklarını savunmuşlardır .1645 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. İslam Md. Bununla birlikte İslam kelimesine atfettiği zahiri mananın yanı sıra. 227. kelimelerin terim anlamlarını göz önünde bulundurarak bunların aynı şeyi ifade ettiğini savunmuş. şeriatın bütününü oluşturur ve birbirinden ayrılamazlar. 1643 Âl-i İmrân: 3/64. TDV İA. bu günkü Yahudilik ve Hristiyanlık isimleri verildiğinden. Eşarî ve Selefiyye âlimleri ise. Onun manevi hakikatinin ve gücünün olduğunu savunmaktadır. bize indirilene. İsmaîl’e. TDV İA. 1645 Gümüşhanevî. tavır ve davranışlardır. İslam ve iman kelimelerinin içerik ve ayrımı mevzularında görüş beyan etmemiştir. 22.1648 Şeyh Nazımı Kıbrısî’nin İslam için ifade ettiği manevi güç. Peygamber(sav)’in yaşamında izhar olan hal.1647 İslam’ın en temel kaynaklarının Kur’ân-ı Kerîm ve sünnet-i seniyye olduğu. Dolayısıyla bu oluşu sağlayan İslam’ın manevî gücüdür. Onlardan hiçbirinin arasında (Allah’ın birer peygamberi olmaları cihetiyle) ayırım yapmayız. 23. Hz. 1644 Taftazanî. mukayeseli olarak. 1) Bu dönemin mutasavvıflarından Cürcanî. bâtını iman ve ihsan olarak izah etmiştir. el-Lümâ. Çünkü biz.1643 Ehl-i sünnet ulemasına göre iman ile İslam birdir. 23. (Ey Resûlüm!) De ki: ‘Hayır! (Biz) Hanîf. Bu kaynaklardan biri olan sünnet. 26. Ehl-i Sünnet İtikadı. kelimelerin sözlük anlamlarından hareketle. İslam ile iman konularını. Ebediyete Davet. (Harman. s. 1646 İslâm uleması.. s. karın ile sırta benzeten Gümüşhanevi (v. Hz.” Bakara: 133 -137. Serrâc. 1648 Harman. 1311/1893)’ye göre bunlar. (Biz) Allah’a. askerle ve polisle yapılmaya dahi çalışılsa yapılamaz. ele almışlardır. Kıbrısî’ye göre İslam’ın kelime olarak anlamının yanı sıra. 5. s.1646 dünya üzerinde bulunan milyonlarca mescidde görev yapan müezzinlerin dakikası dakikasına okudukları ezan.tebliğ edildikten sonra. O’na teslîm olan kimseleriz’ deyin! İşte (onlar da) böyle sizin kendisine imân ettiğiniz gibi imân ederlerse. İslam’ın manevî gücü vardır. İlahi hakikatın zahirini İslam. 63. Peygamber (sav) ve evliyalar için hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız!’ dediler. o takdirde gerçekten hidâyete ermiş olurlar. İslam kelimesine kavramsal yaklaşım olarak nitelendirebileceğimiz bu anlayışa göre. Bkz. Mutezile ve Maturidi kelamcıları. İbrahîm’e. s. Yakub’a ve (onun) torunlar(ın)a indirilenlere. s. Şerhu’l-akâid. içeriği ve sınırı açısından. Mûsâ’ya ve İsâ’ya verilenlere ve Rableri tarafından (diğer) peygamberlere verilenlere îmân ettik. c. c. s.1644 İman ile İslam’ı. Kur’ân-ı Kerîm tüm insanları bir olan Allah(cc) inancına davet etmektedir. İshak’a. İslam. Ömer Faruk. 1647 el-Hakkânî.

insan olmaları bakımından. 1653 Hâkim. çağlar üstü ve evrensel boyuta ulaşmıştır. bütüncül bir manevî güç anlayışı görülmektedir. Hakim Tirmizî. 15.Allah’ın Nuru. siyasi düşüncesi ne olursa olsun bütün insanların. toplumsal bir adaletin 1649 1650 Kıbrısî.”1652 ayetinde belirtildiği gibi nefsini ve kalbini Allah’a bağlamış kuldur. hukuk ve ahlak ilkeleri. Kıbrısî bu durumu. Tafsilatı için bkz. ss. 1651 Hicr: 15/9.1649 Bu gücün cevheri olarak ifade edilen nûr.1650 Bu manada İslam’ın diğer kaynağı olan Kur’an’nın d a manevi gücünden bahsedildiği için. Binaenaleyh İslam’ın ortaya koyduğu kâinat ve hakikat anlayışı. Tasavvuf Sohbetleri. 66. Bu haklar. 67. Peygamber(sav)’in sadrından. vahye dayalı hakikatlere dayanır. onun Rabbi katında ödülü vardır. ırkı.1653 Şeyh Nazım’a göre İslam’ın bu batınî kudreti. Peygamber. bu kuvvettin dayandığı mutlak kudreti göstermesi açısından ve Kıbrısî’nin anlayışına dayanak teşkil etmesi açısından mühimdir. kendi hakkını gözettiği şekilde. Ancak hakiki Müslüman. eğitimi. hem kendinden öncekilere varis olmuş ve onları kuşatmış. zahirî emir ve yasakların oluşturduğu bireysel ve toplumsal düzende muzahhar olur ve o iklimde müşâhede edilebilir. Kur’ân-ı Kerîm’de bulunduğu gibi. Aynı eser. s. adalet kelimesiyle izah etmiştir. hem de kendinden sonra bir din ve kitab gelmeyeceği için. 1652 Bakara: 2/112. insana verdiği değer. elde ettikleri hakları vardır. Bu yüzden iman dairesine giren insan. dini. Hz. başkalarının haklarını gözetmekle mükelleftir. Hz. “Muhakkak ki o Zikr’i (Kur’ân’ı) biz indirdik ve muhakkak onu koruyucu olanlar da elbette biziz”1651 ayeti. Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb. Müslüman olanlarla mukayeseli ele almıştır. “Hayır! Kim tam bir teslimiyetle yüzünü Allah'a döner ve güzelce kullukta bulunursa. Buna göre dil ile ikrar kulun Müslümanlığına ve imanına delalet eder. 20-22. s.Hz. 319 .de ifade edilmiş ve tasarruf kavramıyla izah edilmiştir. Böylelikle insanlık. Ebu Bekir(ra)’in sadrına ve tüm evliyaların kalblerine aktarılarak gelmiştir. İslam’ın zahiri ve batını kavramlarını. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. Bu manada rengi. İslam’ın en temel kaynağı olan Kur’ân-ı Kerîm hakkında. d.

Kıbrısî. Herkese hakkını. şeytanlaşır”1655 “O halde yüzünü hanif olan dine (İslam’a) çevir.” Rûm: 30/30. Ruhu’l-beyân.zirvesine ulaşılır. hak ettiği miktarda vermek üzerine kuruludur.1659 Binaenaleyh Şeyh Nazım’ın insanlık şiarı olarak beyan ettiği İslam anlayışı. kullarını bu kemale erişebilecek bir potansiyelde halketmiştir. Ebediyete Davet. insanların kalbinde kök salmasıyla ilgilidir. c. Bu hitaba tabi olan Allah’ın kulları. aşağıların aşağısı seviyesini Bursevî. 10.1654 Şeyh Nazım’a göre İslamiyet’in muhatabı. Bu dosdoğru sağlam bir dindir. ısıtılahtaki bu ve benzeri anlayışlar çerçevesinde olduğu görülmektedir. İnsanların kıymet ölçüleri onunla ölçülür. yani bir insan doğruyu takip ediyorsa o derece kıymet kazanır. 1654 1655 Kıbrısî. Sonra onu aşağıların en aşağısına döndürdük” Tîn: 95/4-5. s. çok daha fazla misalle desteklenebilir. ss. Allah’ın bir oluşuyla ve bu birliğin. 18. insan olma şerefine yükselirken. 320 . 1658 “…Biz insanı en güzel surette yarattık. s. batınî olduğunu beyan etmiştir. bilir… Allah(cc)’ı bırakıp şeytanın arkasından giden hayvanlaşmaz. Ne derece doğrudan uzaklaşırsa o kadar insanlığından kaybeder. Ancak insanların çoğu (bunu) bilmezler. Çünkü mahlûkatı Kendisine ibadet etsinler diye yaratan Allah(cc). Mefâtihu’l-gayb. Mutasavvıfanın işarî tefsir anlayışlarıyla temelini oluşturdukları bu anlayış içerisinde. Dolayısıyla İslam’dan uzaklaşıldığı nispette adaletten uzaklaşılır. İslam olmakla. akıl ve ihtiyar kudreti olan tüm insanlar ve cinlerdir. el-Hakkâni. bu anlayışını şöyle ifade etmiştir: “İslamiyet insaniyet şiarıdır. Sonra onu aşağıların en aşağısına düşürdük…”1658 ayetinde bildirilen en güzel sureti. 468. Tasavvuf Sohbetleri. İnsanların fıtratlarında bulunan bu tevhide iman etmenin birinci basamağı olan kavli iman (dil ile ikrar) Razî tefsirinde “fıtrî iman” olarak isimlendirilmiş ve ibadetle beslenip kemal seviyelere yükseltilmedikçe kâfi olmadığı beyan edilmiştir. 108-110. 1659 Bursevî. 98. (Bu) Allah’ın. 48. c. hayvanlaşır demeyeceğim çünkü hayvanların bir seviyeleri vardır ve her hayvan kendi yaratılış hikmetine agahtır. 1656 “…Allah’ın yaratmasında bir değişiklik yoktur.1657 “…Biz insanı en güzel surette yarattık. s. aksi durumda şeytanlık vasfına bürünür. insanları onun üzerine yarattığı fıtrattır…”1656 ayetinde bildirilen insan fıtratının İslam dini üzere olması. 1657 Râzi.

el-Lumâ. 79-80. dışarıda kim bilir başıma neler gelir diye çıkmak istemez… Neticede melaike der ki: ‘Ey Rabbim. 1662 Mü’minûn: 23/60. ss. 1663 Tusî.1664 1660 http://www. Rahmana secde etmeyen. kemale ulaşmaya ve kalbi arındırmaya bir vesile addetmişlerdir. 1661 el-Hakkânî. edebleriyle birlikte anlama ve uygulamada mutasavvıfların merkeze aldıkları kalbî hayat.1663 Binaenaleyh. Kıbrısî’nin anne karnındaki bebekle ilgili bu ifadeleri. Bu iş için iki melaike gönderilir.İlim-Âlim. İslam tasavvuruna getirilen tüm batınî yorumların kaynağı olmuştur. Doğan çocuk secde halinde doğar. Şeyh Nazım’ın hikmet ve marifet tanımları dâhilindeki bir bakış açısı olduğu şüphesizdir. o başka tarafa kaçar. “Rablarına dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalbleri çarparak yaparlar. Ebediyete Davet.1661 İslam’ın emir ve yasaklarını. sadece zahiri bir vazife olarak ifa etmemiş.”1662 ayetinde bildirilen erbâb-ı kulûb. zahiri hayatta yaşanan her fiilin arkasındaki gizli kudret üzerinden görmeyi. biz bunu dışarı alamıyoruz’ O zaman Cenab -ı Hakk’ın tecellisiyle çocuk secdeye kapanır. Ayrıca Bkz. 87-88. sufilerin ilhama dayalı yaklaşımlarını temsil edecek bir mahiyettedir. beraberinde getirmiştir. İslam’ın inanç esaslarına iman etmek ve emirlerini yerine getirmek olarak özetlenebilir. Secdeyi gözetmek kulluk gereğidir.halilurrahman. Orada çok rahattır. İslam’ın emirlerini. 1664 Bu tezde bkz. ss.1660 Her insanın doğuştan itibaren İslam üzere olduğunu Nazım Efendi. Dolayısıyla. Anne karnındaki yerinden çıkmak istemez. 321 . İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a.Müridlere Tavsiyeler. Bu emir ve yasaklar insan fıtratına en uygun kurallardır. bu senin kulun itaat etmiyor. fıtratının aksine yaşar. Modern tıb biliminde vuzuha kavuşmuş bu mevzu hususundaki ifadeler.” Nazım Efendi’ye göre secdeyle bu dünyaya gelen kul secdeyle dönecektir. İslam telakkisinin merkezinde yaşanan batınî hayat. Birinci Bölüm/m. yani yaratıldığı İslam fıtratı üzerine yaşamayan kul.Şeyh Nazım’a göre İslam üzere olmak. bebeklerin doğumundaki secde pozisyonu üzerinden şu şekilde ifade eder: “Çocuk dünyaya gelirken anne karnındaki hareketinden ana sancılanır. şeytana secde eder yani.com/Eserler/Allah’ın Gücü. Bir melek bir taraftan tutup çıkarmak ister.

siyaset. gebelik. Karaman. Veinstein Gilles. Şeriatın zahirinden. her Müslümanın mükellefiyetidir. bir görüşe göre. Hak Dost 4. Dolayısıyla ihtiyaç sahiblerine rıza -ı ilahî gözetilerek yapılan infaklar. s. tarikatların oynadığı rol. düğün. 118-120. (Bkz. somut bir misal üzerinden incelemeye çalışacağız. Şeyh Nazım’a göre. 110. düşenleri kurtarma mesuliyetiyle. Tasavvuf ve Tarikatlar. Tasavvuf Kitabı. meşru sistemlerin kurması ve yaygınlaştırmasında. üyelerin tamamı adına nemalandırılır. Bu işlemi yöneten kurumun giderleri çıkarıldıktan sonra. Bu meblağ. İstanbul 2003. kulun. ss. hem önce hem de sonra. batınına (hakikate) giden yol olarak tanımlanan tarikatta insan. 229-232.1669 Hakikat 1665 1666 Kıbrısî. ss. mal ya da emlak alındığında veya mahsullün bereketi için de verilir. İslam Işığında Günün Meseleleri.Nazım Efendi’ye göre sadaka. çok önemlidir. korur. din-i İslam’ı ayakta tutan müessesedir. Ancak günümüzdeki mevcut primli sigorta sisteminde nemalandırma. Osman Türer. tarikat. sair zarar ve ziyandan. Hayreddin. Bununla birlikte sigorta sisteminde. 12. Şeyh Nazım’a göre Hakk Teâla. 1018. genel kanaate göre. 1669 Müslümanların İslamî hükümlere ittiba etmeleri için. Bkz. müşâhede edilen tarikatlar. günümüzdeki gibi çalışan sigorta şirketleri işletmek caiz değil. faiz geliri gibi haram yollarla yapıldığından ve sigortalılardan her yıl yeniden prim istediğinden. havuza belli meblağ öderler. kitlesel çözüm arayışı ve hizmeti içinde olur. doğum. yüzyıldan sonra. riziko durumlarına göre. 19. İslamî değildir.. sigortalıya yapılan ödeme. 1668 Yılmaz.: Muhlis Akar. İslam hukuku açısından bakıldığında. sünnet ve hastalıklarında verildiği gibi. ölüm ve sakatlık gibi zarar ve ziyandan sonra olur. Sufî 322 .1668 şeriatın zahirine ters düşmediği gibi. Farklı bir ifadeyle bu sistem içerisinde bir şirket işletmek caiz değildir ancak. bu meblağdan ve onun nemasından ödenir. meşru görülmüştür. Meydana gelecek zarar ve hasarlar. infak eden kulunu. Istılahtaki bu makamlar için Bkz.1667 İslam fıkhına dair olan bu mevzuu. kalan bedel yine sigortalılara aittir. Ter. 1667 İslam’da sigorta. Çiftçi Cemil. İstanbul 2003. toplumsal bir dayanışma şeklinde olduğu zaman. İlim. Kitabevi. Tasavvufta Kırk Makam. Yasin Yay. İslam Dünyasında Tarikatlar. zaruri durumlarda üye olunabilir. Bu sigortaya dâhil olanlar. s. yeniden ödeme yapmadan sigortalı olmaya ve gelire ortak olmaya devam ederler. öngörülen riziko oranına göre muhtemel hasarı ödemeye kâfi geldiğinde üyeler. hakikat ve marifet açısından bakarak.1666 Kıbrısî’nin İslam anlayışını şekillendiren aşamaları. şeriat. bu sistem meşru değildir. sadaka ve vakıf gibi müesseselerinin yerine. Belirli bir müddet içinde yatırılan para ile bunun geliri. kültür ve sanattan. günümüzde ikame edilmeye çalışılan sigorta sistemi. bazı zararların tazmin edilmesi yönünde. şeriatın hükümleridir ve bu hükümlere ittiba.1665 Kıbrısî’nin sigorta mevzuundaki bu anlayışına sırasıyla. Uludağ. İmam-ı Birgivi. Popovic Alexandre. Gerçek Hayat. İstanbul 1999. Doğumdan ölüme Müslümanların hayatında olan sadaka. sigorta sistemlerine duyacağı ihtiyacı izale eder. Ter. zorunlu olunması durumunda sigortadan istifade etmek caizdir. yüzyıldan itibaren sosyal hayattaki bu etkisini kaybetmiştir. spor ve cihada kadar her sahada. TTS.

66. Çünkü cennet. Cennet ve Cehennemi konumlandırırken. bu durumu evliyanın tasarrufu ile ifade etmiş ve izinsiz bu tasarrufun kullanılamayacağını ifade etmiştir. acıkmanın.. Kıbrısî.”1672 Bu ifadelerde de görüldüğü üzere. nimet bitecek. bu hakikat ilminden sonra marifete ulaşır. 67. Cennet ehlinin ferahı ebedidir. ebedidir. Murad -ı İlahînin aksine ceryan edemez. tarikat terbiyesine devam eder ancak. ss.ilmi açısından bakıldığında. Allah için çalış. 1671 el-Hakkânî.. kulun iradesi. Yani marifet ilmi açısından bakıldığında. Yani buraların ebedi ya da fani olmaları üzerinden şöyle ifade edilmiştir: “Uyumanın. 76.. 323 . Kıbrısî. ihtiyarlamanın olmadığı. biz dışarı çıkacağız diye kahırlanır… Dünya hiç manasındadır. Farklı bir ifadeyle hakikate vasıl olan kul. yorulmanın. Yay. Bu dünya hayatı. kendisi için. ne tazmin edilecek zarardan. naru’l-hasretle yanma… Dünyadaki hayatını Allah için kullan. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışı içinde düşündüğümüzde kul. Mesela bir sohbetinde Şeyh Nazım. insanı dış dünyanın tesirlerinden kurtarma ve iç dünyadaki mutlak hakikate ulaştırma hizmetini sürdürmektedir. sigorta sistemi gereksiz olur. Ebediyete Davet. Peki sonra ne olacak?. hakikat ilmine ulaşan kulun tüm işlerindeki dayanağı ve sığınağı sadece Allah(cc) olur. manevî tasarrufuyla (kitlesel) sorunlara çözüm üretmez. Bu manada tarikat. günlerimiz azalıyor diye sevinirler. Rabbinin iradesinde kaybolmuştur. Aldanma. Cenâb-ı Hakk’ın divanına yüzün ak çıkasın. sığınılan ve matlub olan tek şey Allah (cc)’tır. 1670 Bu tezde bkz. dünyanın başından sonuna kadar kibrit çöpünün yanıp sönmesi kadardır. s. Çünkü hakikat ehli için. Mizan başında sonra hüsran olma. Farklı bir ifadeyle nefis tezkiyesi ve tarikat terbiyesi ile hakikat ve marifet ilmine ulaşan velî kul. Hakiki tevhidin yaşandığı bu makâm. Cehennem ehline şu kadar trilyon cehennemde kalacaksınız ve çıkacaksınız dense çok iyi bize hiçbir zararı yok derler… Cehennem ehline sonu görünmeyecek bir rakam bile verseler. ne sigortada sisteminden ne de kuldan bahsedilir. İstanbul 2004) 20. insana hiçbir eziyetin olmadığı Cennette. sadece temizler girebilir…1671 Katrilyon kere katrilyon sene cennette kaldınız. şeriata muhalif olmaz. 1672 Aynı eser. asli vazifeleri olan insan ruhunu terbiye etmeye devam etmektedir. yüzyılda oluşan sigorta ve bankacılık sistemine alternatif bir sistem geliştiremese de tarikatlar. Cennet ehli de günlerimiz azalıyor. Tasavvuf Sohbetleri.1670 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin İslam anlayışı daima hakikat ve marifet derecelerinden olmamıştır. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar. ss. yokluk makâmı olduğu için orada. 70-71. izin verilmedikçe. İslam anlayışı içerisinde dünya. Bkz. bunları en temel düzeydeki bilgilerle ele almıştır. Bununla birlikte tarikatların toplumsal değişimleri.

212. ifade etmek için de kullanılmıştır. 59. hidayete ermek. 1674 Tirmizi. 1677 Ra’d: 13/7. Nahl: 16/36.1. Isfehanî. 16/2676. cennet ve cehennem mevzuundaki beyan. İslam öncesi toplumlarda. dini ve siyasi liderleri. Müslim ve Nesâi gibi hadis âlimlerinin rivayetlerinde ve İmam Malik’in Muvatta’sında da Mehdi(as) ile ilgili hadis rivayeti yer 1673 Firuzebadî. Sarıkçıoğlu Ekrem. gerçek dine erişmek anlamına gelmiş ve Mehdi ismiyle anılmıştır. 1675 İbn Manzûr. 324 . 15. s. doğru yolu bulmak. Kamûs. c. 540-542. Raşit ve Mehdi halifelerin yoluna teşvik ederim. Anlam olarak. 1678 A’raf: 7/178. bu kökten türetilmiştir ve Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilmiştir. farklı isimlerle doğru yolu gösterecek ve adaleti sağlayacak bir kurtarıcı beklentisi olmuştur.1675 Mehdi kavramı Kur’ân-ı Kerîm’de bulunmamaktadır.1673 Mehdi ismi. Bu kurtarıcı İslam ile dini bir anlam kazanmış. s. Peygamber(sav)’in bir vasfı olarak da zikredilmiştir. En’am: 6/90. ss. Benim sünnetime sarılmaya. rehberlik etmek vb. ism-i mefuldur.dünya. c. Mehdi: Mehdi kavramı. İlim. Hac: 22/54. Rum: 30/53. hidayet. 241. manalara gelir.1678 Malik b. Mesela “Sizi. İbn Mace. Enes. Bu kökten türeyen ve hidayete erdirici anlamında olan el-Hâdi kelimesi Allah’ın isimlerinden biridir. 226. el-Müfredat.1677 Bununla birlikte hidayete eren anlamında mühtedi kelimesi. İslam kültüründe bir kurtarıcı olarak kavramsal bir anlam kazanmadan önce. s. 28. TDV İA. kelime anlamı olarak “hidaye” masdarından türemiş. yol göstermek. Lisânu’l-Arab. 369-370. 1676 Furkan: 25/31. Allah(cc)’ın yol göstericiliğine delalet eden bu kelime1676 ve Hz.”1674 hadis-i şerifindeki mehdi halifelerden kastın. Ta’rifât. ilk dört halife olduğu açıklanmıştır. Mukaddime. Buhârî. 6/42. MEHDİ/DECCÂL ANLAYIŞI: c. Mehdi. ehl-i sünnet anlayışının en temel inançları arasındadır. Cürcanî. c. Bakara: 2/143.

Buna bağlı olarak Mehdi’nin.: Bahri Akyol. İslam tarihinde lider kabul edilen kişiler olarak ilan edilmiş ve kabul edilmiştir. ahir zamanda gönderileceğine ve Müslüman bir dünya düzeni kuracağına inanılan bir şahıs. 28. 138-139. 105-230. İstanbul 1998. hadis ravilerinin ilmî. Bu anlayış zaman içinde. İbn Mace.almadığından dolayı. Şiilik inancından ve onun fırkalarından çıkmıştır.1680 Bu gibi hadislere istinaden Mehdi. Ebu Seleme’ye(ra) dua ederken “Allah’ım O’nun derecesini mehdilerin derecesine yükselt” dediği nakledilmektedir. Samsun 1994. Tuğra Ofset. Hanbel. Hâkim ve Taberanî gibi muhaddislerin rivayetlerine dayanılarak da Mehdi anlayışı kabul görmüştür.. ss. Isparta 2006. tenâsüh (ruh göçü) ve ibâha (Haramları helal sayma) gibi anlayışlar. hulûl (İlahî ruhun intikali). Yezidiler. Müslim.. ahir zamanda geleceği ve dünyayı adaletle dolduracağına inanılmaktadır. Seyyid Muhammed Hüseyin. kendi görüşlerini savunmuşlardır. Mehdi anlayışı kabul görmezken. ya da ahir zaman alametleri arasında kısaca değinmişlerdir. Mehdi hadislerinin kabulü ya da reddindeki kriterler. Allah(cc) tarafından doğru yola iletilmiş. Abdülhamit. 1683 Seyhan. Mukaddime. Hadislerde Kıyamet Alâmetleri (Envâru’l-Âşikîn Örneğinde). Tabatabaî. Bu görüşlere göre İslam tarihindeki Mehdilik inancı.1683 1679 1680 İbn Haldun. Cenâiz. Tirmizi. sosyal. c. İslam’da Şi’a. Peygamber(sav)’in. ehli sünnet görüşüyle arasındaki kesin çizgiyi teşkil etmiştir. TDV İA. Ahmet Emin. c. gerekse Şiî âlimlerince Mehdi’nin. vas’i (İmametin Nübüvvet’e varis olması). hudûsü’l-ilim (İlahın bir şeyi sonradan öğrenmesi). İslami Kültür ve İlişkiler Mer. Ahmed b. 1682 Yavuz. Yusuf Şevki.1681 Bu anlayıştan dolayı Sünni kelamcılar ya bu mevzuya hiç temas etmemiş. İslam İnancında Mehdi Md. Turan. 7. ss.1682 Hadis tahkiklerine dayanarak Mehdi(as)’yi ve ahir zaman hadislerini kabul etmeyenler. İstanbul 1997. Şiîlikteki ve Şiî fırkaların itikadî çerçevesine nisbeten farklılaşmaktadır. rec’at (İmamların gözden uzaklaşması ve geri dönmeleri). ailevî.. haz. Ahmet. ss. Bu manada Şiîliğin bazı aşırı fırkalarında görülen. Esra Yayınları. 1681 Gerek Sünnî. bedâ (Bir şeyin yaratılışının aksi yönde zuhuru etmesi). Bununla birlikte Mehdi anlayışının Sünnî itikad çerçevesindeki yeri. bir hükümdar manası kazanmıştır. 2. teşbîh (İlah ile kul benzerliği). İstanbul 1989. hadislerin sened ve metinlerindeki problemleri. tahlillerine dayanmaktadır. MEB. amelî. Ter: Zakir Kadiri Ugan. Tafsilatı için bkz. 325 . 1679 yaşantılarına ve günlük alışkanlıklarının detaylı Müslim’de yer alan bir hadis-i şerifte Hz. Yay. 371-374. rivayetlerdeki farklılıkları ve bazı ravilerin zayıf olmalarına istinaden. Sinanoğlu. Nusayrilerin İnanç Dünyası ve Kutsal Kitabı. Ebu Davud. Mehdi kişiliğini kabul etmeyen âlimler tarafından savunulur. Eser Matbası. itikadî. Tüm hadis çalışmalarında olduğu gibi. hicri üçüncü (miladi dokuzuncu) asırda ihdas edildiği yönünde görüşler.

İslam İnancında Mehdi Md. Şevki.. Marif Kitaphanesi. 544. 2. İbn Haldun. 326 . 589/1193). Muhammediye. Özellikle sosyo-kültürel altyapısı bu duruma müsait olan Hint topraklarında. 910/1504) ve onun takipçilerinden olan Alâî (v. ?)’nin yanı sıra. Mehdi Seyyid Muhammed (v. 1687 Yılmaz. 1686 Kâşânî. 1684 Yazıcıoğlu. 320. s. s. ss. kendisinden önce zulüm ve haksızlıkların hâkim olduğu bir zamanda zuhur edecek ve yeryüzünü adaletle dolduracak kimsedir. zaafın yerine kuvveti getirecek kişi olarak kabul görmüştür. Niyazi-i Mısrî (v. 151. MEB Yay. Muhyiddin İbn Arabî ve ondan sonraki tasavvuf çevrelerinde Mehdi(as). 870/1465)’ın eserlerinde de mevcuttur: “Olısar Mehdi’ye İsâ mülakaat Ezan okuna çünkim ola evkaat Diye Mehdi ki Bismi’llah imamet Senindir kıl kim okundu ikamet…”1689 Misallerde görülen Mehdi(as) bekleyişinin yanı sıra. 638/1240). Sad. 1688 Mısrî Niyazî. zamanda tay/neşr tasarrufuna sahib zat olduğundan sahibu’zZaman olarak da anılır. 853/1449) ve kardeşi Ahmed-i Bican (v. 1685 Ebu Davud. Tam ve Tekmil Divânı. s. 155. 1689 Yazıcızade Mehmet. 671/1273).”1685 hadis-i şerifi bu anlayışa istinad edilen naslardan biridir. Tasavvuf ve Tarikatlar. Istlahâtu’s-sûfiyye. Kaşanî’ye göre Mehdi(as). 673/1274) ve Abdurrahmân-ı Camî (v. Muhyiddin İbn Arabî (v. Envâru’l-aşıkîn.1684 “Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah.1687 Bu anlayış.371.. 898/1492) gibi zevatın kanaatlerinde Mehdi(as) anlayışı mevcuttur. 140-147. yeryüzü zulümle dolduğu gibi o. Mukaddime. yeryüzünü adaletle dolduracak. 5/92. 506-507. Allah’ın(cc) kendisine vereceği kudretle zulmün yerine adaleti. İstanbul Tarihsiz. 1106/1694)’nin divanında1688 ve iki kardeş olan Yazıcızâde Mehmed (v. Abdullah Niyazî (v. s. İslam coğrafyasında Mehdilik iddiasıyla ortaya çıkan kişiler de olmuştur.Mehdi(as) inancını savunanlara göre Mehdi(as). Mevlanâ Celaleddin-i Rumî (v. fakirliğin yerine zenginliği. ss. mekânda kabz/bast.: Ahmed Çelebioğlu.1686 Mutasavvıflar arasında Feridüddin-i Attâr (v. c. s. cehaletin yerine ilmi. benim Ehl-i Beytimden (soyumdan) bir zatı gönderecek. İstanbul 1996. Sadreddin-i Konevî (v. Sünen.

Yine bu anlayışın. Hâfızuddîn Ebû’l -Berekât Abdullah İbn Ahmed en-Nesefi’nin (v. Şeyh Abdullah’tan Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Âdetleri. lakabı Şihâbüddîn’dir. bu coğrafyada.. 327 . Bu kaynaklardan bir kısmı direkt olarak aslî hadis kaynaklarından belirtilmişken. Dedelerinden birisinin ismine nisbetle İbn-i Hacer nisbesiyle meşhur olmuştur. Bu tâli eserler içinde en sık kullanılanlar şunlardır: Ali bin Hüsamüddîn1693 (v. 1694 Adı. Mekke’ye yerleştiği için Mekkî nisbeleriyle tanınmıştır. 1693 Mâverâünnehir bölgesinin yetiştirdiği âlimlerdendir. 985/1577) gibi zâtlar. mehdilik iddiasında bulunmuşlardır. Hakkâniyye’de. detaylarıyla birlikte ele alınmıştır.1692 Hakkâniyye içerisindeki Mehdi telakkisinin naslara dayandırılarak ele alındığı “The Approach of Armageddon” adlı eser. 1692 http://www. Mısır’da Heytem denilen yerde doğduğu için Heytemî. Şeyh Abdullah ve Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî tarafından da önemli bir bahis konusu olarak ele alındığı bilinmektedir. bir kısmı da bu asli kaynaklardan istifade ederek şerh içeren tâli eserlerden oluşturulmuştur. Kıbrısî’nin Amerika vekili olan Şeyh Hişam tarafından yazılmıştır.1691 Mehdi anlayışının isnat edildiği hadisler ve bu hadislerin şerh edildiği kaynak kitaplar 2010 yılında.1566/974) “El-Kavlu’lmuhtasar fî Alamati’l-Mehdiyyi’l-muntazar”. Heytemî Ahmed İbn Hacer-i Mekkî1694 (v. Ahmed bin Muhammed’dir. 41-44. Muhyiddin İbn Arabî (v. İmâm-ı Rabbanî Hareketi ve Tesirleri. 1970’lerden beri onun sohbetlerine konu olmuştur. 1690 1691 Cebecioğlu. Mehdi(as)’nin zuhur edeceği ve içinde bulunacağı dönemin alametleri ile Mehdi(as)’nin fiziksel ve kişisel özellikleri. Bununla birlikte İmâm-ı Rabbânî (v.com/?page_id=2563. mehdi enflasyonu yaşanmıştır. İstanbul 1999. Ethem. ss. 709/1310) talebesidir.1690 Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışı içerisinde önemli yer tutan Mehdi anlayışı. 1034/1624)’den sonra da. Erkam Yay. Hakkâniyye meşayıhı içerisinde.naksibendihakkani. 638/1240) “el-Futûhâtü’l-Mekkiyye”. Künyesi Ebu’l-Abbâs. Bkz. Şeyh Şerafeddin Dağıstanî’den Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Adetleri. 714/1314) “Kitâbu’l-Burhân fî Alameti’l-Mehdiyyi’lAhiri’z-zaman. Nakşibendi-Hakkânî internet sayfasında paylaşılmaya başlanmıştır.?) ve Meyan Mustafa (v. Giriş.

Yeryüzünde bâtıl namına zahir ve batında bir şey kalmayacaktır. Cihad. 135. Bâtıl ise beşeri ve mümkün varlık olduğundan. zeval ve fenâ kabul eder. Bu ilim her kişide iman derecelerine göre farklı derecelerde zuhur edecektir. Bâtıl ise O’ndan başkası için olan şeydir. Ali(ra) ve Hz. MSH-47- 328 . secretsMiraj-1-102406. tereddüttü olmayan Kıbrısî.1701 Bursevî ise Hakk’ı.1702 Şeyh Nazım’ın hak ve bâtıl anlayışı.Nazım Efendi’ye göre “De ki.”1696 Nazım Efendi bâtılın yok oluşunu. Kâbe’deki putları temizleyen Hz. 32. Bu sırların bir kısmını Hz. Mezâlim. hakiki manada tecelli edecek ve gerçekleşecektir. Sahibü’z-Zaman olarak da anılan Mehdi(as)’nin ilmî kudreti. ezel ve ebed olan varlık olarak tanımlamıştır.1700 İbn Meserre (v. s. Hatta bâtılı kalbinde tutan kimseyi de süpürüp götürecek. Hz. Şüphesiz bâtıl yok olmaya mahkûmdur”1695 ayeti. 1702 Bursevî. Dolayısıyla Hakkânî varlığa ait parıltılar zuhur edince. 245. 11. 319/931)’ye göre Hak. Tasavvuf Sohbetleri. 1700 Buhârî. Mehdi’de ortaya çıkacaktır. www. 1697 Aynı eser. Allah(cc) için. bâtıl zail oldu.sufilive. Cibril(as)’in dahi bilmediği Kur’ânî sırların verildiği bir makâmdır. 1695 1696 İsrâ: 17/81. sabit ve vacib olan. 1698 www. Ebu Bekir(ra) vesilesiyle bugüne intikal etmişse de tamamı. Rûhu’l-beyân. Kıbrısî’nin mirac anlayışıyla da ilişkilidir. s. yanında mevhum ve mümkün varlık kaybolur. cehaletin yok olması ve ilmin insanlar üzerinde hâkim olması olarak açıklamaktadır. Hz.1697 Bu sırrın ortaya çıkması. 87. bâtıl kayboldu”1699 ayetini okumuştur. bu ayetle alakalı olarak şöyle izah edilmiştir: “Bu ayetin sırrının hakikati. Mehdi(as) geldiği zaman. 1699 İsrâ: 17/81. Bu sohbetler ses ve video arşivimizde mevcuttur. ss. 1701 İbn Meserre.com. Hz. Peygamber(sav)’e mahsus olan. 244. Miracdaki Kâbe Kavseyn makâmı.com. c. ıstılahtaki bu tefsirler üzerine bina edildiği görülmektedir. Mehdi(as)’nin gelişi ile zuhur edecektir.1698 Mekke’nin fethinden sonra Hz. 135.sufilive. understandingAwliyah-Genny(mp3). Müslim. Hak geldi. Peygamber. Kıbrısî. el-Müntekâ. 238. Hazret (Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî) bana bunu da söyledi. Bununla birlikte içinde bulunduğumuz zamanın ahir zaman olduğu hususunda. Hakk’ın ahir zamanda zuhurunu. s. Allah(cc)’a mahsus olan şeydir. Kâbe’deki putları kırarken “De ki: Hak geldi.

dünyanın zevk ve lezzetlerine değişmez. senden ayrılmaktan pek korkuyordum. gel de Allah’ın burhanını gör ki. iman dâhilinde bildiği ile amel etmemesinden kaynaklanır. Nitekim inandığı gibi yaşamayan kul. Allah(cc). hoşum. fakat zâhiren suya benzeyen bir âlemden çık. Ancak Mü’min. 329 . ahiret hayatının bâki olduğuna iman eden kulun. Muhasibî’ye göre bu durumun sebebi. dünya hayatının fâni. hakiki hayata ait zevkleri dünyada tadan bir çocuğun. zuhur etmiş bir rahmettir. temaşânın zevkini. Bu manada putların. Nefsini Bilen Rabbini Bilir. 243/892)’ye göre ahirete ait manevî zevklerin dünya hayatında bilinmemesinden dolayı. gönüllerindeki masivaya ait muhabbetleri temsil ettiği görülmektedir. ilahî muhabbetin zevklerini temaşâ eder. ss.Peygamber(sav)’in zuhuru gibi. bize sırrın ve hakikatin çerçevesini göstermektedir. madde sevgisi. Gerçi zâhirde ateş içinde isem de ben burada iyiyim. fıtratlarındaki Allah(cc) muhabbetine galib olmaktadır. Ana. perde olarak zâhirde bir göz bağıdır. put önünde secde etmek isteyince çocuk ateş içinde ‘Ben ölmedim’ diye haykırdı. 44-45. bu ateşe gir de ateşe benzeyen suyu gör! Ateşe gir de ateş içinde gül ve yasemin bulan İbrahim’in sırlarını gör. Simdi şu ateş içindeki 1703 1704 Muhâsibî. gel. hakikatte ateş olan.1703 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Fakat hakikatte mâna yakasından baş çıkarmış. Bu sırrın kalbleri dolduracak hakikat bilgisi olmasından hareketle. onun gönlünü temizler ve onu hevânın putlarından arındırır. inancının gereği taat ve ibadeti bildiği kadar tatbik ederse ve bunu gayretle bir tabiat haline getirirse. Hâris el-Muhâsibî (v. Mehdi(as)’nin gelişi ile kalblerde zuhur etmesini beklediği sırrın mahiyetini belirtmemiştir. şöyle ifade etmiştir: “Kadın. bu suretle Hak haslarının zevk ve işaretini de göresin. zaman içinde yaşadığı gibi inanmaya başlar. Ana. Burûc: 85/4-9. Ana. rengi güzel bir âleme gelip dar bir zindandan kurtuldum. ilahî zevki temaşâ etmeyle başlamaktadır. Senden doğarken ölümü görüyordum. Bu temaşaya dalan Mü’min. Hâlbuki senden doğunca havası hoş. Burûc Sûresi nde bildirilen kıssa1704 üzerinden. Başka bir ifade ile kulların gönüllerine yerleşen mâsiva sevgisi. dünya ateşi içerisinde yanarken bile zevk duyacağını. Allah(cc) sevgisine perde olmaktadır. Muhasibî’nin görüşü. Mehdi(as)’nin zuhuruna benzetmiştir. Rumî. Bu arınmaya bağlı olarak mü’min. Bu ateş. Benzer şekilde Mevlâna Celâleddin-i Rumî’ye göre hakikat bilgisi.

Allah(cc)’ın varlığından haberdar etmek olduğunu. Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî. şeytanlar topluluğu o inancın içine şüphe düşüremeyecektir. b. Bediüzzaman Said-i Nursî’ye (v. 1711 Nursî. Birincisi.org/video/Bleif-In-Mahdi-082106. Söz Basım Yay.saltanat. İstanbul 2006. saltanat ve hâkimiyet lazımdır. ifade etmiştir. Kıbrısî. 129. Mesela Kıbrısî’ye göre. ss.1706 Nazım Efendi’ye göre Mehdi(as)’nin kalblere açacağı marifetten sonra. bu roller içinde Hazreti Mehdi(as)’nin rolünün. Mesela. Sünen. tüm insanlar tarafından mânen duyulacağı.”1705 Allah(cc)’ın misak gününde herkesi bir vazife ile vazifelendirdiğini. İstanbul 2006. Emirdağ Lâhikası. 1379/1960) göre.”1708 ve “Bu Emir (yani Hz.1707 “Mehdi bendendir. İkincisi İslam Birliğini kurmak ve tüm dünya Müslümanlarının önderi olmaktır.1710 Nursî’ye göre. www. Mehdi) de insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi. dünyayı ana rahmi gibi görmeye başladım. Üçüncüsü ise Kur’ân ahlâkını tüm dünyaya hâkim kılmak ve Hristiyanlarla ittifak kurmaktır. c. Bu ateş içinde bir âlem gördüm ki her zerresinde bir İsâ nefesi var. Sünen. Said Nursî. Said-i Nursî’nin ifade ettiği kuvvete nisbeten daha çok manevî dinamikleri içermektedir.”1709 gibi hadislerin geneline atfen.1711 Nazım Efendi’ye göre Mehdi(as)’nin vazifesini yapması için gerekli güç. 337-340. 1707 Aynı yer. herkesin kendi rolüne uygun şekilde yaratıldığını ifade eden Kıbrısî. 1. Kur’ân ahlakının esaslarını ve Peygamberimiz(sav)’in sünnetini icra ve tatbik etmek olan bu ikinci vazifenin ifa edilebilmesi için. 5/93. s. 244. ahir zamanda zuhur edecek Mehdi(as)’nin üç büyük vazifesi olacaktır.. yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Mehdi(as)’nin zuhur etmesinden sonra getireceği tekbirin. Mesnevî. tarikat-ı Hakkâniyye içinde sıkça 1705 1706 Mevlanâ. yeryüzü nasıl zulüm ve işkence ile dolduysa. insanların imanını kurtarmaktır. Tasavvuf Sohbetleri. Allah(cc)’tan haberi olmayan herkesi. 330 . 10/348. bu tür vazifeler beyan edilmiştir. 1709 İbn Mace. 1708 Ebu Davud. s. 785-795. kalblere açılacak tevhîd için. Söz Basım Yay. gayet büyük bir maddi kuvvet. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 1710 Bediüzzaman.. iletişim araçları bir araç olarak kullanılmayacaktır. O da onu doğruluk ve adaletle doldurur.sükûn ve rahatı bulunca.

Üçüncüsü ise bu hadislerin ve şerhlerinin delalet ettiği güncel hadiseler ve keşfî bilgilere dayanan manevî işaretlerdir. kırk halifesi.g. Nazım Efendi’ye göre bu makâm. s. Mehdi(as) Hicaz’da Necid ile Yemen arasında Rub’u’l-Halî çölünde bulunmaktadır. 1714 Kıbrısî. bu tekbirden sonra gönüllerde açılacak imanın içine hiçbir şeytanın şüphe düşüremeyeceğini beyan etmiştir.1715 Şeyh Nazım’ın Mehdi(as) hususundaki beyanlarının tamamını üç kategoride toparlayabiliriz.sufilive. 100507-MI-MSH-PreparitionforCommingofMehdi. Yani. Sahibüzzaman boylu boslu. onun yüz yapısına da kimse bakmaya doyamaz..ifade edilmektedir. 1713 www. bu imanı “La ilahe illallah” ve “Muhammedun Rasulu’llah”tan açılacak bir damla sır olarak tasvir edilmiştir.com. Dolayısıyla bu. 135. 331 . Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. meleklerin bina ettiği bir kubbenin altındadır ve Sahibü’z-Zaman. Bunlardan birincisi Mehdi hususundaki hadis-i şeriflerdir. video. İkincisi bu hadislere yapılan şerhlerdir. Göz açıp kapayıncaya kadar oraya vardırdı. video. kalbî olan ve doğrudan bilgidir. şeyhimizle böyle kavuşup dedi ki: “Ya Seyyidi! Sizinle görüşmek için emrolundu.1713 Bütün bunlara göre Mehdi.” Bkz. Tay ile bizi oraya aldı. 1981 yılında orada bulunan “Kubbetü’ş-Şüheda” (şehitler kubbesi) dediği bir makâmdan da bahsetmiştir.1712 Kıbrısî.com. manen edindiğini söylemiştir.1714 Istılahta Nebî Râzil hakkında malumat bulunmamaktadır. bir kısmı da kendisinin manevî işaretlerine ve bunları teviline dayanmaktadır. Nazım Efendi’ye göre. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. Yemen ile Umman arasında uzanan bu çöl için hayat olmayan. İşte. Şeyh Nazım Kıbrısî’nin beyan ettiği bu bilgi. O surette bizi beraberine aldı. Cismanî vücut ile davet edildiğinde avcı kelbi ile çıkar (hâşa minel huzur). bilimsel doğrulanabilirliği söz konusu olmayan bilgidir. Tasavvuf Sohbetleri. Bu manevî işaretlerin bir kısmı. gayet heybetli. Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. yürüyüşle değil. Kıbrısî. Kucaklayıp öptüğü vakit yukardan öper. Şeyh 1712 www.sufilive. a. keşfî tecrübeye dayandığı kanaatindeyiz. Mesela Mehdi(as)’ye ömrünün ilk altı aylık devrinde nakşedilen ilimlerin temelinin. Kıbrısî’nin şeyhlerinden naklettiği tecrübeler iken. 1715 Nazım Efendi bu tecrübesini şöyle ifade etmektedir: “Biz Medine -i Münevvere’de iken Şeyh Efendi Hazretlerine bir haberci gelip Sahib’in (Mehdi) kendisini davet ettiğini söyled i. O makama indiğimizde Sahip oradaydı.e. yedi veziri ve Nebî Râzil ile oradadır. Sizi onun için davet ettik. 100507-MI-MSH-PreparitionforCommingofMehdi. 136-137. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile birlikte yaşadığı bir ta-i mekân tecrübesi esnasında. kimsenin geçemediği bir kum denizi olduğunu söylen Kıbrısî. Kıbrısî bu bilgiyi. ss. ahir zamanda imanı güçlendirecek bir kişidir.

Şerafeddin-i Dağıstanî tarafından verildiği ve Mehdi(as)’nin altı aydan sonraki hizmetinin.1719 Bu bölgede yapılan bir arkeoloji çalışması sonucunda. o mıntıkada bir makâmda duruyor.tr. MÖ 30 yıllarında bir kentin.google. http://news.1721 Çölle ilgili güncel haberlerde.com/newspapers/Spoken Chronickle/July 16. bazılarının da bulunamadığı yer almaktadır. Orası bomboş bir yer. MÖ dokuz bin yıllarına kadar uzandığı ve bu tarihten kalma yüzey şekillerinin.g.emirates247. uydudan tespit edildiği bilinmektedir.gg /“Arap toprakları yeniden bağ. a. 1720 http://islamhukukusayfasi.1722 Genel olarak yaptığımız. 135. kum fırtınasından sonra kaybolduğu iddialarını araştırmak üzere çalışmalar 1990’larda başlamıştır. s.com/archives/024363. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den naklederken. Oradan ne kuş uçar.com/news/three-men-missing-in-saudi-empty-quarter-2011-05-24 1722 Bkz. 136. bahçe ve nehirlere kavuşmadıkça kıyamet kopmayacaktır” hadisi üzerine. Kıbrısî’nin Rub’u’l-Halî çölünde yaşadığı manevî tecrübenin haricindeki diğer tecrübeleri ve Mehdi(as)’nin zuhuru ile ilgili tevilleri müstakil bir başlık halinde incelenmiştir.waleg. Kayıp kent söylentilerinin olduğu bu çölde.1720 Çöldeki yaşamın. su sarnıçları ve barınaklarıyla Ubar medeniyetinin bulunduğu iddia edilmektedir. http://www. 1719 Bkz.”1717 Şeyh Nazım ikinci cihan harbinden önce Suudi Arabistan’ın İngilizler tarafından işgale uğradığı dönemde.e. bunlardan bazılarının bulunduğu. 1716 1717 Kıbrısî. Nebatta yoktur. 1990. devriye kuvvetlerini orada dolaşılırken kayboluşlarını ve onları aramak için o mağaraya giren bir bölük İngiliz askerinin kaybolduğunu ifade etmiştir. Nazım Efendi tayy-i mekân tecrübesi ile ziyaret ettiğini söylediği bu mekânda bulunan mağarayı ve Kubbetu’ş-Şuheda makâmını şöyle ifade etmiştir: “Orada hayat namına hiçbir şey yoktur. ne de kervan geçer. Mehdi(as). Kıbrısî.. http://www. Kıbrısî. 332 . Tasavvuf Sohbetleri.html. dünyanın en büyük çöllerinden biridir. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî tarafından yapıldığı yönündeki bilgiler.1716 silsile şeyhlerinin manevi tecrübelerine dayanmaktadır. s.1718 Yüz ölçümü 620 bin km2 olan Rubu’l-Hali çölü. basın taramasında kaybolan İngiliz bölüğü ile ilgili habere rastlanmamıştır. 1721 Bkz. 1718 Aynı eser. Oradan geçmek memnu’. içerisinde kaleler. s. 51. insanların kaybolduğu. mağaranın cin taifesi tarafından korunduğunu ifade etmiştir. Orası seyyar kum denizleridir.

İmanu’l-Arifîn Emanu’l-Hak.1727 1723 www. Zahidi’d-din Mannavî. Ebu Zeynel Murşî. Abdulkadiri’lAvhadî. İmamu’l-Vahiddin Ebu Kâsıme’s-sâcid. Amenu’d-dîni’l-Ensarî. Sadarunî’s-sâcid. Mansuru’l-Vahavî. Arifu Tayyar El-Merufe’lMunhar Adi Saybani Ayan.com/group/naqshbandi/msg/1bd64b4fecdf7523.google. Şakiku’l-Cuveyn. Zaine’l-Âbidin es-Sanusî. Nabibu’d-dini’lAtavî. Zeynu’l-Abidin. Abdulata Ataullah Nebevî.google. bu isimleri En’âm Sûresi’den üç ay zarfında tahric etmiş ve bu listeyi halifesi Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye vermiştir. Amenu’llah Şekavî. Lisânu’l-Mutekellimin Avnu’llah es-Sakavî. Ebu Süleyman Şarati’l-Harrav. Şeyh Zekiyyu’d-din. 1726 Kelimu’llahî Kurtubî. Abdulazimu’l-Harezmî. İbrahimu’l-Nasavî. Ebu’l-Vasa Bediu’d-dîn. Muhammed Sarafu’d-dini’l-Haddanî. Şahabu’d-dîni’l-Behrevî. Habibullahi Fanavî. Emacu’d-dîn Rabbânî. Zeyne’l-Âbidin Rasafî. Tacu Arifin Nafiyu’d -din. Rumuzu’d-din Kurayye. İbrahimu’l-azad. Sibagu’l-Ahrar. Şeyh Hişam 2003 yılında.com/group/naqshbandi/msg/1bd64b4fecdf7523. Vaktu’l-Ani Ridattavî. İmamu’d-din Ebu Mevhebu’l-Harezmî.com. Şemsu’d-dini’l-Mehlevî. Ebu Yahyâ Medenî. Yasin Durrediu’d-din. 1727 www. Muradu’llahi Cekir. Nasru’l -Hakk Ebu Zakvayni’l-Haveydî. Ebu Cafer İbn Hafî.1724 Nazım-ı Kıbrısî ve Abdullah-ı Dağıstanî’den aldığı bilgileri nakleden Şeyh Hişam Kabbanî. Yusuf Es-Sıddık. Ayrıca Bkz. Habibu’r-Rahman Ebu’l-fevarişi’l-Adabî. Sadraru’d-dini’l-Asharî. Bisharatullahi’l-Lübnanî. Sıbgatullah-ı Tirmizî. Mutiu’d-din el-Feredanî. Ebu Cumla Ömer İbn Muhlas. Bu isimler. kırk halifenin1725 de ismini zikrettiği bir sohbetinde. Burhanu’d-din Hazretullahi’l-Muhlas. 333 . Ebu’l-Aşıkin Ahmedi’lMunji. Ruknu’d-dîn Bâkî. video. Burhanu’l-kuramâ sultânu’l-evliyâ Gavsi’l-enam’dır. video. Ebu Usmanî Dujajî. Abdullahi Yafeî. Fakaru’d-dîn Haytemî. İmamu’l-Cebe Abdu’l-varisu’l-ceberrut. Buna göre Şeyh Şerafeddin. http://groups. Safiullah Murşi. Samit Ebu İshak İttaurî. Mişabu’d-din Şarnubî. Abdu’r-Rauf el-Yemenî. Mucamurullahî Barakişî. Keramu’d-dîn Heramî. Yunusu’s-sanî. Bahau’d-dini Dehlevî. Aliye’d-din Semerkandî. Ayrıca Bkz. Ebu Rahimu’l-Keremî. Yakutu’l-kavvat. Hammâd Ebu Şeyban Nasafî. Zekiyu’d-din’er-Reşafî.com. Yusufu’s-sıddık el-Zercenî. Ömeri’l-Hasnayiin. Seyyid Keramu’d-din. Ebu Hazfızu’l-Athar. “Mürîdin El Kitabı” adlı eserde de geçmektedir. Ebu Yusuf Hasballah Darkaşî. Muşkuru’d-din es-Semedânî. Ebu’l -Abbas Er-Rasafî. Muhammedî Kayyimî’l-Kasaraî. Lutfu’l-lahi’l-Anaranî. Ebu İshak Nizamu’d -din Barvadî. Ebu Davudu’l-Ebharî. Ebu Zekerya Ahmede’s-Saffa. Abdu’l-Hadil Askalanî. Babullahi Hacı. Celaluddîn-i Buharî. İbn Aşni’l-Cebavî. Zekiu’d-din Helvanî. Samiru’l-Hak. Abdu’r-Râhil Kufî. 112003-lailatulQadr-Mahdi(as). Seyyid Hasballah Burdancı. Abdurvasiyu’r-Rıfaî.sufilive. İmamu’l-Ahrar Abdu’r-Rezzâk. Asani’l-Karmani. Sadiu’d-dine’s-şahavî. Burhanu’d-din Şazili. Ebu Abbas Muhammed Sahip. Monjuru’l-Hakk Abdulhayyi’l-Kaşî. Kemalu’d -din Ercahî. Arifu’t-Tahayyar elMa’ruf bi Mulhan. Bashiru’ddini’l-Baridî. Ebu’l-fukara Halid Lahorî. 1724 Nakşibendî. elli dokuz da yardımcının1726 ismini sayarak bu bilgilerin kendilerine Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’den tevarüs ettiğini bildirmiştir. 1725 Muhyiddin Tavafî. Abdî Cemretu’s-sabikîn. Atau’r-rageya. Ziau’d-dîn Kerkenî. yedi vezirin isimlerini saymıştır:1723 Şahamedu’l-Fardanî. Ebu’l Hayyuti’l-Kuayyubî. Moinu’d-din. s. Şeyh Nazım’a bu isimlerin zikredilmesi için ruhsat verildiğini söyleyerek.sufilive. İmâmu’l-fukara emanu’lHak.Mehdi(as)’nin kırk halifesi ve vezirleri hususunda tafsilatlı malumatı Amerika vekili vermektedir. İsmail San’ânî. 100307-MI-MSH-TheAgeofMahdiBegins. Bediru’d-dîni Suyutî. 103. Ebu Meâli Vaymur Selâmi. Nizamu’d-dîn Şahanî. Nasru’d-din Dasukî. Azimu’d-din Tahkanî. http://groups. Ebu’l-Zabbari Bistamî. Faru’d-dîn el-Azra. Mürîdin El Kitabı.

Kıbrısî’nin Mehdi(as) hususundaki ifade ve beklentilerinde bir değişiklik olmamıştır. Bununla birlikte Şehâmedu’l-Ferdânî. Mesela Nazım Efendi. ya da sadece lakab olarak tesmiye edilmesine bağlı olarak 59 sayısı değişebilmektedir. Ancak diğer taraftan. Bu isimlerin zikredildiği sohbette. bir manevi şahsiyete delalet ettiği de ifade edilebilir. Batıda bir Nakşî Cemaati. Dolayısıyla zikredilen isimler. isimler arası duraklamalar esas alınarak yazılmıştır. beyan edilen vakitlerde zuhur etmemiştir. Kıbrısî’nin şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin birinci ve ikinci cihan harblerine tanık olmuş ve şeyhi Şerafeddin-i Dağıstanî’den bazı haberlerin önceden bildirilmiş olmasından dolayı. Ali(ra) soyundan gelen bir kadınla evlendiğini söylemiştir. Ancak. beşeri bir kişilik. Abdurrauf el-Yemenî gibi benzer isimlerin içerisinde bulunduğu 49 ismi Şeyh Serafeddin-i Dağıstanî. kırk ile elli yaş arasının kırk diye hesaplandığını ifade etmiştir.Kaynaklarda bu isimler ile ilgili malumatlara rastlanmamıştır. Vekili Şeyh Hişam ise 1980’lerde yaptığı bir sohbette Mehdi(as)’nin on sekiz yaşındayken Hz. 19. 138. dünyaya geldiğini ifade etmiştir. Mekke yakınlarında Vadi el-Fatıma denilen yerde.1730 Bu ifadelerden hareketle Kıbrısî’nin Mehdi telakkisinin. s. ömründe geçen on yıllık zamanın. manevî bir şahsiyete delalet etmektedir.1728 Mehdi mevzuunda Kıbrısî ve silsile şeyhleri tarafından muvakkat olarak beyan edilen bazı malumatlar. fizikî hususiyetler ön plana çıktığından. Bazı isimlerin lakab ile beraber zikredilmesi. Kıbrısî’nin silsilesinden tevarüs eden anlayışlarda. s. misâk gününden itibaren ümmet-i Muhammed(sav)’e hizmet etmekte olan ricallerin isimleri olarak zikretmiştir. 1730 Kıbrısî. Mehdi(as)’nin kırk yaşında olduğunu. Farklı bir ifadeyle nesebi. Menâkıb-ı Şerefiyye. Atay. Mehdi(as)’nin. yoksa sonraki isme idgam edildiği anlaşılmadığından. 334 . Tasavvuf Sohbetleri. isimler arasında zikredilen lakabların kendisinden önceki mi. beşerî bir kişiliğe delalet etmiştir. s. 220. 59 yerine 68 olarak sayılmıştır. 1728 1729 Burkay. 1941 yılında. kırk olarak hesaplanması ise. 1981 yılında yaptığı bir sohbette.1729 Nazım Efendi. fiziksel görünümü evliliği gibi hususiyetleri göz önüne alındığında.

com. GSS-6Blief-In-Mahdi-082106. GSS-6Blief-In-Mahdi-082106. Bu anlayış. Kıbrısî’nin vekilleri tarafından bu anlayışın nasıl şekillendiği.sufilive. Şeyh Hişam’a göre bunlardan şüphe duyan mürîd derecesinden. Şeyh Hişam. o manevi şahsiyetin tecessüm etmiş kişisi olabileceği şeklinde telakki edilmesi. Şeyh Hişam’ın bir sohbetinde açıkça görülmektedir. Şeyh Şerafeddin ve Şeyh Abdullah -ı Dağıstanî son nefeslerine kadar Mehdi(as)’yi bekleyerek ve dua ederek. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. 1734 http://saltanat. 1732 www. Mehdi(as) mevzuunda da değişmemiştir. 335 . Bununla birlikte Kıbrısî’nin ta-i mekân tecrübesinde görüştüğünü ifade ettiği Mehdi(as) ve kendisine şeyhinin verdiği haberler ise. Kıbrısî açısından. şek ve şüphe duyulmayan bir tecrübedir. kendilerine de bir bekleme modeli oluşturmuştur.. Çünkü Sahabe-i Kiram(ra).sufilive. Mehdi(as)’yi bu günün Mü’minleri olan torunlarının gözüyle görecektir.1732 Bu konudaki bir diğer görüş. kabir de mi görürüz Allahu â’lem”1734 1731 Mehdi’nin(as) Çıkış Alametleri başlığında belirtilen çok çetin bir cihan harbidir.cihan harblerinin.com. her mürîdin manevî makâmları nisbetinde elzem olduğunu ifade etmiştir. Bu manada. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin. maneviyatta Şeyhlerine bildirilen ve onlardan da kendilerine nakledilen tüm bilgiye. Tam metni okunmadan bahsedilen bu hadis-i şerife getirilen izaha göre Sahabe-i Kiram. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. Mehdi(as)’yi görmeden bu dünyadan irtihal ettiler ise. 1733 www. Dolayısıyla Mehdi(as)’nin zuhuru hususunda tevil edilen hadisatın beklenen zamanda tecelli etmemiş olması. önceki Mehdi(as) telakkilerinin bir manevî şahsiyet. tasavvuf anlayışında..org/Ilim-Ve-Edep-3042011.1733 Kıbrısî’nin bu manayı tazammun eden ifadesi ise şudur: “.aspx. şimdi beklenenin ise. Kıbrısî bu harbten kısa bir süre sonra Mehdi’nin(as) zuhurunu beklemektedir. şüphesiz iman etmenin. Mehdi(as)’nin zuhuru için beklenen “melhame-i kübra”1731 olarak tevil edile ihtimali yüksektir. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. kuvvetli bir ihtimaldir. Dolayısıyla Kıbrısî’nin vekilleri ve müridleri tarafından bu mevzunun nasıl anlaşıldığı da önemlilik arz etmektedir. şeyhe teslimiyet anlayışı önemlidir. evliya ise makâmından düşer. bu durum Peygamber(sav)’in emin sıfatına gölge düşürmez. (Mehdi’yi) Burada mı görürüz. Peygamber(sav)’in sahabesine Mehdi(as)’yi göreceksiniz diye haber verdiği rivayet edilen bir hadis -i şerife istinad edilmiştir.

Bu anlayışa istinad edilebilecek bu hadis-i şerifin ne olabileceği açısından bakıldığında. işin sonuna dikkat ediniz… Olacak şeyden bize böyle söylenmiş iken bambaşka şeyler oldu diye taaccüpte kalmayın. öyle şeylere aldırma. olana pişman olmayın. imtihan sırrı olarak bunların bir kısmını gizlemiştir. Bu hakikatlere bağlı olarak. Yalnız size bir vasiyetim olacak. Hakkâniyye içerisindeki anlayışa bir yorum getirmiş olabilir. Ağaçlar ham olduğu vakit meyvesini ağzına alırsan ağzını burar.”1735 Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. Tasavvuf Sohbetleri. Şeyh Hişam’ın ifade ettiği anlayışa açıklama getirir: “Siz olacak işlere bakınız. Gümüşhanevî. iman ettiğini. Şeyh Hişam. bal olur. Ne olacaksa da. Kar üzerinde emekleyerek olsa da onlara iltihak ediniz. Nazım Efendi’nin ahir zaman ve Mehdi(as) mevzuunda müridlerine bulunduğu şu vasiyet. Zira onların arasında Allah’ın halifesi Mehdi vardır. daha sonraki müridleri tarafından görüleceği anlamı da ihtiva etmektedir. Hiç merak etme. Sevban(ra)’dan nakledilen şu ifadeleri telaffuz edebiliriz: “Yakında size Horasan tarafından siyah bayraklılar gelecek. 298. s. Hz. cilve-i Rabbânîsi olarak mahlûka ait hakikatleri olduğu gibi aşikâr etmemiş. ondan üzüntü duymayın. Mehdi’yi müjdelediği ve görmeyi beklediği halde göremediyse bu durum. nereye munkalib olacak. 4082. bu anlayışı. Buna göre manevîyatta ve maddiyatta kudreti sorgulanamayacak olan Allah(cc). daru’l-imtihan olan dünyadaki tecelliyat. vekili Şeyh Hişam’ın 2008 yılında yaptığı sohbette görüyoruz. karnına sancı verir.”1736 Nazım Efendi’nin 1974 yılında mürîdlerine yaptığı bu telkini anlamamıza yardımcı olabilecek açıklayıcı ifadeleri. Sabredersen o. Allah Teâla: 336 . No. Farklı bir ifadeyle Şeyh Şerafeddin.1738 Bu izahı destekleyici 1735 1736 İbn Mace. Sabah Firavun’u yaşar halde bulan Musa(as): “Ya Rabbi. O gece sabaha kadar dua eden Firavun. s. Firavun hâlâ yaşıyor” der. 51. insanlarla belli bir sure eğlenmek için imanını açıklamasa bile helak olmamak için Musa’nın Rabbinden mühlet ister. Musa(as) ile Allahu Teâla arasındaki bir kıssa1737 üzerinden izah etmiştir. Ramûz el-ehadis. Nereye müncer olacak. Fiten. İşin sonuna bakın. O hareket buruk tatları tatlandırmak içindir. Kıbrısî. bazen peygamberlere bile değişebilir niteliklerde arz edilmiştir. Hz. bu hadise muhatap olan sahabelerin Mehdi(as)’yi görmeden ahirete intikal etmeleri üzerinden. 1737 Firavun’un zulmüne maruz kalan kavmi için mahsun olan Musa’ya(as) Hakk Teâla o gece Firavun’u helak edeceğini bildirir. Olan şeyden siz üzülmeyiniz. Onun için buruk buruk işler görülür.

sufilive. s. 1742 Aynı eser. 337 . Peygamber(sav)’e Kâbe anahtarlarının rüyada teslim edildiği sene. s.com. geçmişte pek çok defa Şeyh önce Mehdi(as)’nin belirmesinin çok yakın olduğunu ifade edip. Sikke-i tasdîk-ı gaybî. 368. Mea’l-enbiyâ. 244.1741 Mürîdlere göre Nazım Efendi. 040709-Lefke-MSH-QA-HowtoprepareforMahdi. ss. Allah’a şükrederiz. bu hadislere yapılan şerhler ve üçüncü olarak bu hadislerin ve şerhlerinin delalet ettiği güncel hadiseler ve keşfî bilgilere dayanan “Ya Musa! Sen uyurken Firavun bana iltica ederek. Bkz.mahiyetteki bir diğer misal ise.com. Said-i Nursî. 1739 Tabbarâ. 1738 www.1743 Özet olarak Şeyh Nazım’ın Mehdi anlayışı. hac yapılamayıp ve Hudeybiye antlaşması ile Medinetu’l-Munevvere’ye dönmesi1739 farklı bir misal olarak ifade edilmiş olabilir. üç kaynaktan teşekkül etmiştir. 394-401. s. Batıda bir Nakşî Cemaati. Benden mühlet isted i. Mehdi(as)’in kendisinden sonraki asırda gelmesi durumunda da görüleceğini. 1740 Nursî. topluluğun son derece önemli olduğu inancını pekiştirirken. 232. kimileri için bu bahis olmasa bile Hakkâniyye yolunun değeri değişmez. mürîdlere haysiyet ve güven aşılayan bir olgudur. hayatın geniş dairesinde. Mürîdlere göre. 1743 Aynı eser. s. www. Bizler de kabrimizde seyredip. Ben ona mühlet verdim” der.1742 Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisindeki Mehdi(as) öğretisi kimi mürîdler için en önemli bahis olarak görülürken. Topluluk üzerine yapılan bir çalışmaya göre Mehdi(as) bahsi. Mehdi hususundaki hadis-i şerifler. yanlarında olduğu zamanlarda bile Mehdi(as) ile beraberdir. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. asıl sahipleri. yani Mehdi ve şakirtleri Cenâb-ı Hakk’ın izniyle gelir. şöyle ifade etmiştir: “…Ta ahir zamanda. o daireyi genişlendirir ve tohumlar sümbüllenir. Ruhunu kuşatan kafesten kurtulduğu için her yere ulaşabilir. daha sonra bunun ertelendiğini söylese de asıl olan huşu. 1741 Atay. şüphe etmeden tasdik etmektir. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. Mekke’nin fethinde görülmektedir.sufilive.”1740 Ahir zaman ve Mehdi mevzûunun Hakkâni müridleri arasında nasıl anlaşıldığı da ehemmiyet arz etmektedir. 219. 040709-Lefke-MSH-QA-HowtoprepareforMahdi. Hz.

karnı büyük. zuhuru beklenen Mehdi ise. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî (v. 338 . Bu anlayış çerçevesinde Mehdi(as) hususu. dünyayı adaletle doldurur. 1393/1973) ve Şerafeddin-i Dağıstanî’nin (v.”1745 Nazım Efendiye göre Allah(cc). Ramûz el-ehadis. Peygamber(sav)’i tasdik. 477. Ahmed b. Dolayısıyla Mehdî(as) hususunda tecrübe edilen keşfi bilgiler manevî kişiliği.1744 Bu özelliklerin ikisi. mahlûka ait hakikatleri olduğu gibi aşikâr etmemiş. dişleri parlak olacaktır. Onun alnı açıktır. Mehdi(as)’ye hakikat membaından yedi yüz ilim vermiştir. Mehdi(as)’nin Özellikleri: Hakkâniyye yolunda ve Nazım Efendi’nin ifadelerinde Mehdi(as)’nin fiziksel özellikleri Deylemî. sakalı bol ve sık. Hz. Mehdi mevzuundaki hadisler ve bunların şerhlerinin yanı sıra. burnu ise ince. Bu ilim.manevî işaretlerdir. Gümüşhanevî.1. bir açıdan Hz. bir açıdan şeyhe teslimiyet ile bir sadakat ve bekleme imtihanıdır. s. Çünkü Mehdi(as)’nin beklenmesi. O yeryüzünün daha evvel zulümle doldurulduğu gibi. Tirmizî.naksibendihakkani. Mehdi’nin zuhuru hususunda beklenen hadiseler bu manevî tecelliyata bağlı olarak te’cil edebilir. 1355/1936) keşfi bilgilerine dayanan haberlere bağlı olarak manevî ve beşeri Mehdi(as) telakkisi görülmektedir.com/?page_id=2563. alnı geniş. âlim olarak adlandırılan kişilerin tesirsiz ilimleri gibi 1744 1745 http://www. İdaresi yedi sene sürer. Hanbel ve İbnu’l-Cevzî ve Ziyauddin-i Gümüşhanevî’nin eserleri kaynak gösterilerek belirtilmiştir. Ebu Davud. Buna göre adı Muhammed b. Orta boylu. gökyüzünde parlayan yıldız gibidir ve yüzünde bir ben bulunmaktadır. Abdullah olan Mehdi’nin yüzü. Ebû Said(ra) tarafından şöyle rivayet edilmiştir: “Benim Ehli Beytimden bir adam yeryüzüne hâkim olmadıkça kıyamet kopmaz. iki uyluk arası açık. kemer burunludur.1. c. aynı zamanda bir tasdik ve teslimiyet mevzûudur. manevi kişiliğin tecessüm ettiği beşeri kişiliği temsil eder. Çünkü cilve-i Rabbânîsinden dolayı Allah(cc). Peygamber(sav)’in alameti vardır. Omuzunda Hz. imtihan sırrı olarak bunların bir kısmını gizlemiştir.

Hak geldi. yüce Allah(cc)’ın İsm-i A’zamına tevessül ederek yaptığı duayla. ss. ta’ayyün-i imkanilerin birleşmesiyle olur. video.com. nezdinde kitap bilgisi bulunan kişinin adı. Tasavvuf Sohbetleri. Bu ayete verilen mânâ. bu ayette de görülmektedir. Asaf b. el-Camiu li-ahkâmi’l-Kur’ân. 1748 Neml: 27/39-40. 1750 İsrâ: 17/81. Dolayısıyla “De ki. İsm-i A’zam. tevessül edildiği zaman. c. www. bu sırların ise kalbine Peygamber(sav) tarafından konduğunu söylemiştir. Şüphesiz ben bunu yapabilecek güçteyim. Mehdi(as)’nin. ‘Ben onu Sana göz açıp kapayıncaya kadar getiririm’ dedi Onu (tahtı) yanında hemen hazır bulunca. Kur’ân-ı Kerîm’in sırlarıyla geleceğini. Bu görüşe göre ruhanileşme. ‘Ben onu (tahtı) sana. Neml Sûresi nde geçen ilim türündendir. manevî bir tasarrufa ve otoriteye delalet etmektedir. tahtı getirmiştir.1749 Bu çeşit bir ilmin.1746 Bu konuda Kıbrısî’nin bir vekili. istenilenin verildiği ve duaların kabul edildiği bir isimdir. bu tasarrufunu. Sıddîklardan olan Berhiya. bu benim Rabbimin ihsan ve ikramındandır…”1748 ayeti. İmâm-ı Rabbânî’ye göre Mehdi(as). karşılaşılmamıştır. 339 . bâtıl zail oldu…”1750 ayetine verilen işarî anlam ile Mehdi(as) anlayışı arasında kurulan ilişki. Bu konuya ilmin kudreti yönünden değinen Nazım Efendi. s.1747 “Cinlerden bir ifrit. Benzetmeye göre 1746 1747 Kıbrısî. güvenilirim’ dedi Yanında kitaptan bir bilgi olan biri. İsâ(as)’ya bağlıdır.sufilive. 1749 Kurtubî. Mehdi(as)’de bulunacağı ile ilgili bir tefsirle. Sohbet video arşivimizde mevcuttur. Müfessirlerin çoğunun kanaatine göre. Hakikat-i Muhammedî ile Hakaikat-i Ahmedî’nin birleşmesidir. Şeyh Nazım’ın Mehdi(as)’de zuhur edeceğini beklediği ilme misal olması hasebiyle önemlidir. Mehdî(as). Dolayısıyla Mehdi(as)’ye tecelli eden kuvvet. Berhiya'dır ve bu İsrailoğullarındandır. Hz. Timeofmehdi-AleyhiSalam-SecretofQuran. 134. Peygamber(sav)’in vefatından sonra ruhanileşen. âlem-i halk ve emirdeki. sen yerinden kalkmadan getiririm. Hakikat-i Muhammedî’den alır. Hz. 182-190. İmâm-ı Rabbânî’ye göre. Ali(ra) gibi velayet yönü ağır basacağından. Mehdi(as) telakkisinde ziyadesiyle. Mehdi(as)’ye verilen ilmin bu türden ilim olduğunu ifade etmiştir. 13.olmayıp.

Mehdi(as)’nin bulunduğu makâmdan zuhur etmesinden sonra. Neml ve İsrâ Surelerinde zikredilen ayetlere atfen beyan edilmese de. ilk tekbirde teknoloji diye bir şey kalmaz. no: 209. velayet yüzü.izleveindir. diğeri Hz. Mek. ruhullah ve kelimetullahtır. dişleri parlak olması fiziksel özellikleri olarak beyan edilmiştir. Mehdi(as)’nin başı üzerindedir. www. Tasavvuf Sohbetleri. O da bir kutup elindedir. Mehdi(as)’nin bu bağlarından dolayı velayet yüzleri daha kuvvetlidir. Ali(ra) ve Hz.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. diğer sufilere nisbeten nerede olduğunu görmemize olanak sağlar. İkinci tekbiri ne radyo ne de televizyona gerek kalmadan magripten maşrıka bütün dünya işitecektir. şalteri şırak diye aşağı döndürdü mü. Hz. 340 . Makine devri diye bir şey kalmaz. Şeyh Nazım’ın bu konudaki anlayışının. burnu ise ince. 1751 1752 İmam-ı Rabbanî. ifa edeceği işler. Kâfirler kurtulmak. Ali(ra)’nin. Mehdî(as) bu makina devrini yani teknoloji denilen insanlığı yıldıran ve kendisine taptıran sahte ilâhı yıkacaktır. Kıbrısî’nin bu ifadeleri şöyledir: “Onun şimdiki makâmı Hicaz’dadır… Orada tekbir alındığında. O birinci tekbirde gider. ss. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. peygamberlik yüzünden daha kuvvetlidir. 103-105. Çünkü İsâ(as).”1752 Özet olarak Mehdi(as)’nin beşer olarak fiziksel hususiyetleri ve manevi kudreti olmak üzere iki tür hususiyetinden bahsedilir. Kıbrısî. Bu ise Mehdî(as)’nin manevî hususiyetidir. dünyada adaletin hâkim olması beklenmektedir. Kuvvet membaını bitirdi mi biter. alnı geniş. Buna göre sakalı bol ve sık. Mehdi’nin zuhurundan sonra getireceği ilk tekbirde teknolojinin ve makina devrinin yıkılması. Mektubât. Üçüncü tekbirde Şam’a ayak basılır. Bkz. Allâhuekber! Bütün Mü’minlere hakiki îman nuru ve aslandaki gibi şecaat giydirilecek. Hz. insanların gönlünün imanla dolması. hiçbir alet edevat işlemez. başlarının çaresine bakmak için paniğe düşerler. kâfirlerin kalplerine korku sarılır.1751 Her ne kadar İmâm-ı Rabbânî’nin bu görüşü. onun tasarruf ve kuvvetine delâlet etmektedir. Yani kendisinde.İsâ(as)’nın iki ayağından biri Hz.

hem Mehdi(as)’nin hem de Hz. kıyamet alametlerinin gerçekleşmesi. Mehdi'nin zuhurundan önce.1. savaş biter. Bu savaş üç ay sürer ve dünya nüfusunun büyük bir kısmı telef olur.. İsâ(as)’nın nüzulü hadiseleri arasındaki kronolojinin nasıl olduğu biraz daha göreceli olabilmektedir. Mehdi(as)’nin zuhurundan önceki alamet. Câmiu’s-sagîr. 103-105. dünyayı kapsayan ve üç ay süren büyük savaştır. Hz. Savaş durduktan sonra.c. Mehdi(as)’nin ve Hz. Mehdi Şam ve Konya üzerinden İstanbul’a vararak Mukaddes Emanetleri teslim alır ve Deccâl’ın Horasan (İran)’dan ortaya çıkmakta olduğunu ilan eder. daha muteber kaynaklarda ve daha fazla sayıda zikredilmiştir. Hak Dost 4. birlikte ele alınmış mevzulardır. Kıbrısîye göre tüm kıyamet alametleri. ayrıca Mehdi(as) mevzuna atfedilen naslardan. İsâ(as)’nın nüzûlünden önce beklenen bu duruma bir misaldir. Bu kaynaklar göz önüne alındığında.. Bir habere göre. Müsned. yedide altı nisbetindedir. Ölecek olanlar zalimler ve kâfirlerdir. İsâ(as)’nın 1753 1754 Kıbrısî.”1754 hadis-i şerifi. ss. Çünkü bunlar birbirine bağlı gerçekleşecek hadiselerdir. Mehdi(as)’nin Zuhur Âlametleri: Mehdi(as)’nin çıkış alametleri. Mehdi(as) Medine’de zuhur eder ve üç kere "Allahu Ekber" diye tekbir aldığında bütün ateşli silahlar durur. Bu hadiselerin genel hatlarıyla vuku bulacak tertibini. Hanbel. Ahir zamana ve İsa Mesih(as)’in inişine dair ayetlerin tefsirleri ve hadislerin tahricleri yapılmış. İsa’nın nüzulüne bir işarettir. Deccâl ve ordularına karşı gerçek cihadı başlatmak üzere Şam’a geri döner. Daha sonra. “Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır. 2/492 341 . Suyûtî. 3/211. Hz. şöyle ifade etmiştir: “Hz. Ancak Mehdi’nin zuhurundan sonra sırasıyla Deccâl’in zuhûru ve Hz. “Mehdi(as)’nin Zuhuru ve İsâ Mesih(as)” başlığında incelenmiştir.”1753 Mehdi(as)’nin tekbir getirerek zuhur etmesinden sonraki hadisat. kaynaklarda ahir zaman alametleri ve İsa Mesih(as)’in nüzûlü konularıyla bağlantılı olduğundan. Kıbrısî. Aynı zamanda dünyada teknolojiye hayat veren enerji yok olur. Mehdi(as)’nin zuhur etmesi ve Hz.2. dünyayı kaplayacak olan bütün zamanların en büyük savaşı çıkar.

Kütüb-i Sitte. İstanbul 1986. İkda’ddürer fî ahbâri’l-muntazar. dünya doğu ve batı olmak üzere iki cepheye ayrılır. dünyanın her yerini karışıklık ve kargaşanın kaplaması. Hz. s. (v. 1756 Canan. Durru’l-mensûr. 2. yani Kıbrısî’nin Mehdi(as) telakkisini şekillendiren hadislerin önemli bir kısmı ise. Kıbrısî’nin diğer beyanları. Üç ile yedi ay kadar sürecek olan bu müthiş ve görülmemiş savaşta Benî Asfar kabilesi Amik ovasında1758 tamamen imha edilir. Mehdinin zuhur alametleri açısından.izleveindir. mescit ve camilerin yıkılması. Sülemi. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. savaşın tarafları ve sonuçları. 972/1565) “Ölüm-Kıyamet. Nuaym b. Hammad. ahir zaman kurtarıcısı manasında zikredilmediğinden. kadınlar ve çocukların dahi katledildiği fitnelerin yaşanması. Hz. İsâ(as)’nın nüzulü hadisesi temel hadis kaynaklarının çoğunda etraflıca zikredilmiş. Bu manada Mehdi(as)’nin zuhurundan önceki savaş hususunda. 77.nüzûlü beklenmektedir. şerh ederek şöyle nakletmiştir: “…Lakin ondan önce bir Melhame-i Kübra olur ki. Şeyh Nazım bu harb hususundaki hadisi. ehemmiyet arz etmektedir. Tasrîh. Bu kaynakların dışında kalan. 14. 1759 www. Müslümanlara baskının artması. Allah(cc)’ın açıkça inkar edilmesi. Adına ‘Büyük Budama’ denilen öyle büyük bir savaş olur ki. 342 . bu Benî Asfar (Rus) kabilesinin Türk kavmine saldırmasıyla başlar.1756 Kıbrısî’nin bahsettiği Mehdi(as) hadiselerine ve hususiyetlerine işaret edebilecek Buhârî ve Müslim hadislerini yeri geldikçe paylaşmaya çalışacağız. yolların kesildiği bir dönem olması. 1758 İskenderun ilinde bulunmaktadır. Kitâbu’l-fiten. Ali bin Hüsâmüddin’in (v.Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri” adlı kaynaklardan nakledilmiştir. 714/1314) “Kitâbu’l-burhan fî alameti’l-Mehdiyyi’l-âhir zaman”1757 ve İmam Şarânî’nin. Nitekim doğu’nun batı’ya karşı yapacak olduğu bu savaşta insanların yedide altısı telef olur.”1759 Hakkâniyye’nin internet sayfasına göre Mehdi(as)’nin çıkış alametleri şöyledir: Fitnelerin çoğalması.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. Suyûtî. haramların helal sayılması. İran-Irak 1755 Keşmirî. 1757 Gonca Yayınevi. Ancak Buhârî ve Müslim’de Mehdi ismi.1755 Buhârî ve Müslim’de de bu nevi hadisler nakledilmiştir. Mehdi(as)’nin çıkışından önce yaygın katliamların meydana gelmesi. c.

kıyamet kopmaz. video. dinin şahsî çıkarlar için kullanılması. Mehdi(as)’nin zuhuruna delalet edecek bazı fiziksel alametlerden de bahsedilmiştir.”1761 Bu hadis-i şerifte de görüldüğü üzere. bu konuda Şeyh Abdullah’tan bazı malumatlar nakletmiştir. Ramazan’da ay ve güneş tutulmaları.naksibendihakkani. ehl-i sema tarafında şu zikirlerle kutlanacaktır: “Subhâne zi’l-İzzeti ve’l-Ceberrût. Subbuhun Kuddusun.com/?page_id=2563. 100307-MI-MSH-TheAgefMehdiBegins. doğu tarafından bir ateşin görülmesi.”1763 Kendisindeki malumatın kaynağının Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî ve Şeyh Nazım-ı Kıbrısî olduğunu sık sık belirten Şeyh Hişam. 25. Buna göre Mehdi’nin gelişi.1760 Buhârî’de kıyamet alametlerinden haber veren hadis-i şeriflerden biri şöyledir: “Ve kıyamet. Buhârî. aranızda mal mülk çoğalmadıkça… ve binalar konusunda insanlar büyüklük yarışı yapmadıkça. s. Kıbrısî’ye göre bu renkler. büyük şehirlerin yok olması. 129. kuyruklu yıldızın doğması. güneşten bir alametin belirmesi. Bununla birlikte Fırat’ın suyunun kesilmesi. zaman yakınlaşmadıkça (vakitler bereketsizleşmedikçe). bu alametler arasında yazılmıştır. Subhâne zi’l-Kudreti ve’lMelekût. depremler çoğalmadıkça. 1763 www. zikirden çıkacaktır ve bu nurlarla dünya. sahte peygamberlerin çoğalması. Tasavvuf Sohbetleri. Rabbuna ve Rabbu’l-Melâiketi ve’r-Ruh. Afganistan’ın işgali. Kıbrısî’nin esas aldığı hadisler aynı dahi olsa. 8. karışıklık. mağripten maşrığa. Fiten. dumanın zuhuru. yani ölüm artmadıkça. gece gündüz aydınlanacaktır.1762 Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. bilim 1760 1761 http://www.com. ilim (din alimleri ve ilimleri) kaldırılmadıkça. Mehdi’nin zuhurundan sonra ortaya çıkan nûr ile insanların şimdiye kadar görmedikleri renkleri göreceklerini beyan etmiştir. 101. Hz. fitneler hakim olmadıkça. 343 . Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. semada yapılacak zikirden. kıyamete dair hadisler. Bu açıdan bakıldığında. 1762 Kıbrısî. Mehdi(as)’nin çıkış alametlerindendir.savaşı. çölde batan ordu ve tüm bu alametlerin arka arkaya gelmesi.sufilive. Kıbrısî. farklı telakkilere sebep olabilmektedir. bir kişi bir kimsenin mezarına uğrayıp ‘keşke ben senin yerinde olsaydım’ demedikçe (intihar düşüncesi ve intihar artmadıkça) ve güneş batıdan doğmadıkça. Kabe’de kan akıtılması. umumiyetle tevil edilmiştir. depremlerin çoğalması. büyük ve hayret verici şeylerin meydana gelmesi.

müzikal bir titreşime sahip olacak bu ses dalgalarını duyacaklar ve evliyalar. Dolayısıyla bu dinamik bugün için. Bu hadislerin nasıl tevil edildiği. ifade etmiştir.izleveindir.1765 Ancak Mehdî’nin zikrinin ya da zuhur ettiğinde getirdiği ilk tekbirin. Mehdi(as)’ye bey’at edeceklerdir. Nazım Efendi’nin İslam. 5/94.com.org/6 mayıs ilahi ihtar geldi. bu tevilinin kendisine ait keramet olarak telakki edilmemesi gerektiğini. o fiziki şartların gerçekleşmesi durumunda değerlendirilebilecek bir husustur. bu hadislerden hareketle yapılan şerhlere ve yorumlara dayanmaktadır. gelecek zamanda zuhur edecek hadiseler ile yorumlayan Kıbrısî. teknolojisi sıfırlanmış bir dünyada. 1766 www. 344 .sufilive. yeni ses dalgalarının zuhur edeceğini söylemiştir. Bu konuda İslam ulemasının çalışmalarında ve yayınladığı eserlerinde duyarsız ve yetersiz kaldıklarını düşünen Kıbrısî. Sünnetullah’ın dışına çıkan her mucizevi hadise gibi.adamlarını hayrete düşürecek. tasavvuf ve dünya anlayışıyla birlikte gelecekle ilgili konuşmalarında da önemli yer almaktadır. Bu manada maddenin atom yapısına dayalı köklü bir değişimden söz edildiği için. www. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. kimilerine göre ise. bu beklenti de imkân dairesindedir. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur.1766 1970’li yıllardan beri Şeyh Nazım’ın güncel olayları ahir zaman hadisleriyle tevilini şöyle özetleyebiliriz: 1764 www. kendisinin ahir zaman hadislerini naklettiğini. 2012 yılında yapılan görüntülü sohbet.1764 Mehdi(as)’ye yapılacak bey’at hususuna istinad edilecek hadis-i şerifler mevcuttur. Güncel hadiseleri. Buna göre insanlar. nasıl tüm insanlar tarafından duyulacağı. Hakkâniyye’nin internet sayfasında Mehdi(as)’nin çıkış alametleri olarak özetlenen hadislerin bir kısmı kıyamet alametlerini tasvir eden hadislerdir. kimilerine göre tabiat kanunlarının değişmezliğine bağlı olarak imkân dairesi dışındayken. Sünen. video arşivimizde mevcuttur. video.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. saltanat. yeri geldikçe vurgulamıştır. ne şekildeki doğudan batıya duyulacağı. 100507-MI-MSH-PreparitionforCommingofMehdi. o ortamda getirilen bir tekbirin. 1765 Ebu Davud.

2500 yıllık İran şahlığı yıkıldı ve İran Şahı Rıza Pehlevî öldü. Mehdi’nin (as) Zuhur Yılı Olan Hicri 1400 (Miladi 1979) Yılı Başlarında Meydana Gelen Büyük Olaylar: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin resmi internet sayfasında. Hindistan Başkanı Gandi. Ozon tabakasının delinmesi. Hristiyanlığın merkezi Roma’yı sular bastı. Mehdi(as)’nin zuhuruna delalet eden hadiseler olarak tevil edilmiştir. Irak’ın Kuveyt’i ilhak etmesinden sonra Körfez Savaşı başladı.2. 1980’li Yıllarda Gerçekleşen ve Mehdi’nin (as) Zuhuruna İşaret Olarak Tevil Edilen Ahir Zaman Alametleri: 1980’li yılların başlarında başlayıp. Kâbe basıldı ve çok sayıda Müslümanın kanı akıtıldı. komünist bölükler tanklarla öğrencilerin üzerine yürüdü.2.naksibendihakkani. 345 . İsveç Başbakanı Olof Palme öldürüldü. tarihinin en büyük orman yangını oldu.1.1.1.06.naksibendihakkani. Ermenistan’daki depremde kent harabeye dönüştü. Sovyetler Birliği yıkıldı ve Gorbaçov’la birlikte Bağımsız Devletler ortaya çıktı. Ukrayna’daki Çernobil Nükleer Santralında. şu ana kadar on binlerce kişinin ölümüne sebep olan ilk AIDS vakaları (Çağın Vebası) tespit edildi.com/?page_id=2563/17.06. küresel iklim üzerinde çok olumsuz etkiler bıraktı. Soğuk Savaşın sembolü olan Berlin duvarı inşasından tam 28 yıl sonra yıkıldı. İki Müslüman ülke olan İran ve Irak arasında 8 yıl sürecek bir savaş başladı. http://www. 1989 yılında.1767 c.1768 1767 1768 http://www. Eriyen kar ve buzun oluşturduğu çamur yüzünden Armero kentinin sular altında kaldığı afette 20. 1986’da.2011 tarihinde görülmüştür. 2 bin öğrenci öldü. 1986’da. infilak etti. fırlatılışından sonraki çok kısa bir sürede. Mexico City şiddetli bir depremle yıkıldı. Kuzey Kolombiya’daki Nevada Del Ruiz yanardağı 400 yıldır ilk kez patladı. Çin’de. Çin’de. şu hadiseler. Mısır Devlet başkanı Enver Sedat. Hindistan’ın Bombay kentinde bir fabrikadan sızan gaz 20. şimdiye kadar görülen en büyük nükleer kaza meydana geldi. Afganistan’ı işgal etti.000 kişinin ölümüne yol açtı. Bu olayda. Ruslar. Papa II. Bangladeş’teki sel 25. Jean Paul vuruldu.000 kişi öldü. ölü sayısı 40 bini aştı. Bu depremde 500 bin kişi evini terk ederken.2011 tarihinde görülmüştür.c.2.000 kişinin ölümüne sebep oldu. 1986’da uzay mekiği Challenger.com/?page_id=2563/17.

“Mehdi’nin Zuhur Âlametleri” konusunda belirtilen cebabire dönemi.2. http://www. Nazım Efendi tarafından haber verildiği görülür.2011 tarihinde görülmüştür. Irak petrol kuyuları yandı.06. halka açık tebliğin çok yakın olduğunu 2012 yılı içinde beyan etmiştir. Mehdi(as)’ın zuhuru mevzuunda. 2000’li Yıllarda Gerçekleşen ve Mehdi’nin (as) Zuhuruna İşaret Olarak Tevil Edilen Ahir Zaman Alametleri: Tunus Cumhuriyetinde. Tunus’tan başlayan Arap Baharı’nın zuhurundan önce. Şeyh Nazım ile paralel görüş ve beyanları bulmaktadır. Kıbrısî’ye göre bu dönemin sonunda Mehdi(as) zuhur edecektir. milyonlarca kişi evsiz kaldı. 120 binin üstünde kişi öldü. Bu olayda.1769 c. 346 . Ebola virüsü on binlerce kişinin ölümüne sebep oldu. 1771 http://www.1. bazı Arap ülkelerinin siyasi yapılarını değiştiren halk olayları. Harun Yahya lakabıyla da bilnen Adnan Oktar. uzak mesafelerden görülebilir yoğunlukta.1771 Şeyh Nazım’ın bu tarihleri öngörmede ebced hesabının da etkisi olduğu kanaatindeyiz.com/“Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi Devletler çökecek !” İlgili sohbet. Şeyh Nazım. Bosna ve Kosova’daki katliamda yüz binlerce Müslüman öldürüldü ve yüz binlercesi yurtlarından çıkarıldı. İnternet sitesindeki bir videoda.2.c. Türkiye dâhil birçok İslam ülkelerini saymış ve bu devletlerdeki rejimlerin değişeceğini ifade etmiştir. El-Nino tüm dünya ülkelerine çok büyük felaketler getirdi. 2011’in Ocak ayında başlayıp.naksibendihakkani. Şeyh Nazım 1769 1770 http://www. Arafatta tekbiri aldı 2012 de temizliğe başlar”. Muhammed(sav) ümmetinin beş dönem olarak bildirildiği dönemin dördüncüsüdür.1. siyah duman çıktı. “cebabire” döneminin sonudur. video arşivimizde mevcuttur.com/ “Mehdi. Bangladeş’te meydana gelen sellerin sonrasında.4. Mehdi(as)’ın Arafat’ta tekbir aldığını.com/?page_id=2563/17. Nazım Efendi tarafından Mehdi(as)’nin çıkış alameti olarak tevil edilmiştir.1770 Kıbrısî’ye göre bu olaylar.3. Kıbrısî bu haberi beyan ederken.youtube.youtube. halka açık tebliğin yapılmadığını. 1990’lı Yıllarda Gerçekleşen ve Mehdi’nin (as) Zuhuruna İşaret Olarak Tevil Edilen Ahir Zaman Alametleri: 1990 yılında Mekke-i Mükerreme’deki tüneldeki izdihamda 1400’den fazla hacı hayatını yitirdi. 1991 yılında. ancak. ABD’nin Körfez savaşında.

1772 En’am Sûresi 134. 72. İsâ(as)’nın öldürülmesi.3. “. İbn Manzûr. benzemek anlamına gelen “a-yi-se” ya da “â-sâ” kökünden müştaktır. Kur’ân-ı Kerîm’in muhkemat olarak adlandırılan zahiri yönleri kadar. M. gerçekleştiği yönünde pekçok tarihi vakıalar nakledilmektedir. isim olarak kullanıldığında İsâ(as) manalarına gelir... s. s. İşarî tefsirler kadar ebced ve Hurufilik de söz konusu batıni yönün muhtemel oluşuna delalet eder.1773 Bununla birlikte. ayetinin ahir zamana işaret ettiğini ve 135.1775 İsâ kelimesi. 84. Tevbe: 9/30. 98. İsâ(as)’nın ahir zamanda nüzulü anlayışın temelini teşkil etmektedir. batınî yönleri de. Mehdi(as)’nin Zuhuru ve İsa Mesih(as): Arap dili sözlüklerinin birçoğu Mesih kelimenin Arapça asıllı olmadığını İbranice’deki “Meşiha”dan geldiğini kabul etmektedir.2012 tarihinde görülmüştür. 1776 İbn Manzûr. Mâide. Fethullah..75. yağlanmış. 226. ss. 1778 Bakara: 2/87.05. c. Şûrâ: 42/13 . Çizgimizi Hecelerken. Tevbe. Nisâ: 4/156. En’âm: 6/85. 110. Nil Yay. 1772 1773 http://www. 136. günahlardan arınmış. 11. s.youtube. Azhâb: 33/7. fiil olarak kullanıldığında ölçmek. sıfat olarak kullanıldığında meshedilmiş. Cürcanî. 205-225. 1775 Firuzebadî. Kur’ân-ı Kerîm’in batınından ebced hesabıyla çıkarılan bazı tevillerin.1776 Hz. 9. seyahat eden. www.1777 Mesih ismiyle birlikte de anılmıştır. c. Lisânu’l Arab. Kur’ân-ı Kerim’de tek başına zikredildiği gibi.Allah demişti ki: ‘Ey İsa.com/ “Mehdi. s. ayetinin ebced hesabının göre 1993 yılına tekabül ettiğini belirtmiştir.tarafından manevî oğul olarak bildirilen Oktar. 52. 497. dailymotion. 253.com/En’am Suresinden ahir zamana ait ebced hesabı. 1774 Gülen. Kıbrısî’ye ait yayınlar arasında. 9/ 30-31. 347 .1774 c. 1777 Nisâ.1778 Hz. Mâide: 5/46. Âl-i İmrân: 3/45. 13. “Mesih” kelimesi kök itibariyle Arapça’da. Kamûsu’l-muhît. Arafatta tekbiri aldı 2012 de temizliğe başlar” . 4/172. 5/ 17. Adnan Oktar’ın mehdi olduğuna yönelik bir beyan ya da imâ ile karşılaşılmamıştır. ben seni vefat ettireceğim. silmek. Lisânu’l Arab. göğe çekilmesi ve kıyametten önce yeniden indirilmesine yönelik Kur’ân ayetleri. 78. 55. İstanbul 2011. Mü’minlere rehber olmuştur. güler yüzlü. Bu hadiselerden çıkarılan sonuca göre.1. 241. Meryem: 19/34. Ta’rifât. İsâ Peygamber(as)’in ismi olan bu kelime.

Müslümanlar arasında meşhur olan mana ve inanç da budur. Feyizli. İstanbul. Aktaş Hamdi. Buna göre söz konusu fiil “uyutmak” anlamına gelmektedir. 56-57. Feyizli. s. O gerçekten inecektir. 1784 Âlimlerin çoğuna göre Zuhruf. Ona göre Hz. Yazır. 262. domuzu öldürür. DİB Yay. kıyamet gününe kadar.. Onun nüzulü kıyametin yaklaştığını bildiren bir alamettir.1782 Hz. 1783 Zuhruf: 43/61. Mevdudi. c. Allah daima Aziz ve Hâkimdir.Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. beyaza çalar kırmızı renktedir. Yağmur yağmasa da saçından su damlayacaktır. Müfessirlerin büyük bir kısmı. kıyametten önce tekrar gelecektir’ mealindeki bir hadise atıfta bulunarak. İsa’nın nüzûlüne işaret etmektedir. 503. Meryem’e insanların en yakınıyım. ilgili ayetin mealinde. 62. Elmalılı Hamdi Yazır (v. 372-373. Çünkü Allah “muhakkak seni öldüreceğim” şeklinde buyurmuştur. 1361/1942). Sarıya boyalı iki elbise içindedir. Çünkü İsrailoğulları getirdiği apaçık ayetlere rağmen O’nu reddetmiştir. başka bir mana ile tevil edilmesinin gerekli olduğunu savunmuştur. Mevdudî. s. 269. İsâ’yı öldürüp astıklarını zannetmişlerse de. 1781 Nisa: 4/157-158. c. anneleri farklı kardeşleridir. 348 . inkâr edenlerden üstün tutacağım’. Zira ruhunun eceli gelmemiştir. s. Feyzu’l-Furkân. Onun zamanında Allah milletlerin hepsini helak eder. Hak Dini. 1782 Vehbî. Elmalılı. Tefhimu’l-Kur’ân. Onun daha dünyada göreceği işler vardır. onlara benzeri gösterildi. Bkz. ‘vefat’ görevden alma manasında mecazi olarak kullanılmıştır. O da yeryüzünde kırk sene 1779 1780 Âl-i İmran: 3/55.. Tefhimü’l Kur’ân. “Peygamberler birbirlerinin babaları bir. 2. c. Ankara 2011... Seni inkâr edenlerden temizleyeceğim ve Sana uyanları. İsâ’nın ruhu henüz kabzedilmemiştir. Onu gördüğünüz zaman tanıyın! O. c. vefat edecek ve ruhu kabzolunacaktır. Allah’tan bir kelime olan ve Ruhu’l-Kudüs ile teyid edilmiş olan Mesih İsâ.”1779 ayetine ve “teveffa” kelimesinin ifade ettiği anlamlarına atfen Hz. 3. Her ne kadar inkârcılar suikast sırasında Hz. Çünkü İsa’nın zuhuru. Mesih-i Deccâl’ı helak eder. 56. Feyzu’l-Furkân. s. Allah Onu katına yükseltti. cizyeyi kaldırır. ayet Hz. Sadece İslam kalır. “. Onu yakinen öldürmediler. ayette belirtilen teveffa kelimesinden onun ölümünün kastedilmediğini söylemişlerdir. (Hıristiyanların) haçını kırar. İsâ(as)’nın kıyametten önce yeniden dünyaya indirileceğine yönelik işari tefsirler ise “Şüphesiz ki o (İsa) kıyametin (ne zaman kopacağının) bilgisidir. Hülasâtu’l-beyan. İsâ’yı geri çağırmıştır. s. Benimle İsâ arasında bir peygamber yoktur. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler. Bkz. tam bir kuşku içindedirler.. Ben İsâ b.katıma yükselteceğim. Kur’ân Dili. Kur’ân-ı Kerîm Meal ve Kelime Meali. ayetin zahiri olarak anlaşılanın dışında. İpek Yay. Bkz. Mevdudi’ye göre. İsâ(as)’nın öldürülmediği yaygın bir kanaat olmuştur. Ondan hiç şüphe etmeyin ve bana uyun. dünyanın sonunun geldiğine ve ahiretin başlangıcına delildir. İsâ(as)’nın nüzulüne ve kıyamete dair birçok hadis rivayet edilmiştir. Bkz.1784 Hz. Kur’ân-ı Kerîm Meali. Hz. Komisyon.1780 Bununla birlikte. o ölmemiştir. Yeryüzüne iniş. 5. 43/61. s.. 7.”1781 ayeti ise. henüz Allah’a dönmemiştir. Kıyametten evvel eceli gelecek. 1108. göğe çekilme düşüncesine istinad edilmiştir.. kıyamet alametlerindendir.”1783 ayetine yapılmıştır. ‘İsa ölmemiştir. s. Bilakis. c..1. Allah. orta boylu. İnsanlarla İslam için savaşacaktır. s.

Kur’ân ve hadise dayalı bu anlayışın yanı sıra.: Abdülbaki Gölpınarlı. Bu manada Mü’minler arasındaki ölüleri diriltmesi. gönül alçaklığı göstermek için eşeğe bindi. zulmün ve küfrün arttığı. Hz. 1788 Hanbel.”1785 hadis-i şerifi ve benzeri hadisler Buhârî ve Müslüm gibi muteber hadis kaynakları arasında yer almaktadır. s. mana âleminde yol alması. Bulanıklardan. İsâ(as)’nın ölüleri diriltme mucizesi. aynı zamanda kendisine bir hedef ve yol göstermektedir. 152. üçüncüsü. Haz. c. derinliklerindeki Hakk’ı(cc) keşfetmesi. Mehdi anlayışını dayandırdığı bir hadis-i şerife1788 göre Hz. Hanbel. yoksa seher yeli. İstanbul 1957. Cefakârlıkta bulunursan. dördüncüsü. Mesela Hz. 4/273. İsâ(as)’da vurgulanan bu üstün varlıklara nisbeten eşeğe binmiş olması ise. noksandan kurtulup kemâle erişesin diye kulağını burar. Muhammed. ne Karun gibi yerlere geçer. inançsızlığın moda 1785 1786 Buhârî. Müsned. sonra vefat eder. 1787 Mevlanâ. dört büyük Halife’nin ardarda geleceği devir olan hulefa-i raşidin. Osmanlı Padişahlarının halifeliği devralıp müslümanları idare edecegi mülûk deviri. Kıbrısî’nin tabiriyle. merdivenini buldu da dördüncü kat göğün üstüne çıktı. “O.1-7. Mesnevî. Remzi Kitapevi. 920. Divan-ı Kebir. Cefalarını vefa yerine tutar. Sen yerden. Enbiyâ. b. Kur’ân-ı Kerîm’e riayet edilmeyen cebâbire devridir. mutasavvıflar tarafından bazı mecazî manalar da verilmiştir. 349 . 920. 48. o mülkü. mekân âleminde de seninle beraberdir. c. Müslümanlar onun üzerine namaz kılar. Mevlanâ. b. Ölmeden önce ölmek olarak da tabir edilen bu anlayış. Peygamber(sav)’den sonra kıyamete kadar yaşanacak devirler dört devir olarak özetlenmiştir. Bağdat’ta Abbasilerin emir olacağı umerâ devri. ikincisi. Şam’da Emevilerin.kalır. 2/406. ölümsüzlük vadisinde ikinci doğuş olarak da adlandırılırken. Lâmekân âleminde de. Bunlardan birincisi. duruluklar çıkarır. hiç eşeğe biner mi?”1787 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.” Bknz. 2. Müslümanların halifesiz ve imamsız kalacağı. yurttan alımdan. İsâ(as) anlayışına. satımdan kaldın mı O(cc). c. ilahi zevklerle dirilmesi demektir. 2. tevazu konusuyla da ele alınır: “Meryem oğlu İsa. bir Mü’min için sadece bir kıssa değil. İsa’nın ölüleri diriltmesi bir metafor olarak ele alınmıştır. Müsned. ne İsa gibi göklere ağar(çıkar). o nimeti buldu da hemencecik ayı ikiye böldü…”1786 “İsa. Mevlanâ. fanî olan zevklerde ölüp. Ahir zaman alameti olan bu devir. Mesnevî.

518. Bu tekbirle. Kıbrısî’nin Mehdi(as) anlayışını dayandırdığı bir kaynak Râmuz el-Ehâdistir. 103. O yeryüzünü adaletle doldurur. Hambel. 220-221. Bunların ilki. İsâ(as)’nın nüzûlü. 1791 Genel hatlarıyla kronolojik olarak ifade etmeye çalıştığımız bu hadisatın detaylarında Kıbrısî’nin beyanları ve şerhleri önem arz etmektedir. diğerlerinden aşağı değildir. Peygamber(sav)’in sancağı ve kılıcıyla Şam-ı Şerif’e dönecektir. 103-105. hulefadan sonra umera. Fiten 48. 350 . Muhammed(sav) ümmetini bir sancakta toplayacaktır. ss. cebabire devrinin sonunda çıkacak büyük savaşı sona erdirecektir. 1791 Kıbrısî. Bu hadis çerçevesinde Hz. Cebâbireden sonra ise Ehl-i Beytimden bir kimse gelir de.olduğu bir devir. Kaynakta Hulefa-i Raşidin döneminden. Mü’minlerin tekrar bir bütün haline gelip tüm dünya üzerinde adaletin ve Allah(cc)’a imanın yayılacağı devirdir. c. Tasavvuf Sohbetleri. Mesela Sahibü’z Zaman(as)’ın (Mehdi) alacağı tekbir. O. cebabire dönemine kadar bildiren bir hadis şöyledir: “Benden sonra hulefa. Kıbrısî. meliklerden sonra Cebâbire. ss.”1789 Bu hadiste bildirilen Kahtani’nin kim olduğu ya da olabileceği hususunda Kıbrısî’nin bir izahı ile karşılaşılmamıştır. 5. Gümüşhanevî. s. Mehdi(as)’nin getireceği tekbirdir. küfür ordusu tarafından işgal edilmiş olan İstanbul’u tekrar fethedecek ve oradan Hz. insanların gurur ve büyüklüğüne vesile olan tüm 1789 1790 Tirmizi. Beni gönderen Zata kasem ederim ki. Mehdi(as)’nin zuhur etmesinden sonra olacaktır. Beşinci devir olan Hazret-i Mehdi ve Hazret-i İsa Devri. Ondan sonra da "Kahtani" gelir.1790 Daha sonra Mehdi(as). umeradan sonra melikler. Hak Dost 4. Doğudan batıya tüm insanların duyacağı bu tekbir. Ramûz el-ehadis. Bu esnada Deccâl zuhur ettiği için İsâ(as) nüzûl edecek ve Deccâl’i öldürecektir. Müsned. cebâbire devrinin sona ermesine müteakiben. Kıbrısî’ye göre Mehdi(as)’nin zuhuru ile İsâ(as)’nın nüzûlü arasında bir takım hadisat cereyan edecektir. s.

104. Dolayısıyla. 2920. bir tarafı karada olan bir şehir olarak tarif edildiğinden.izleveindir.1795 Ahir zaman hadisatı ile Konstantıniyye’nin fethini haber veren bir hadisi şerifi naklederken. Tirmizi. fethin üç kez “La ilahe illallahu vallahu ekber” denilince Müslümanlara açılacağını ve şehre girileceğini söylemiştir. Bu tarih İstanbul’un 1453’ten sonraki ilk Müslüman 1792 Kıbrısî. 1796 Müslim. Bu görüşe göre.”1794 Kıbrısî’nin burada beyan ettiği. Ayrıca Bkz. 351 . ey Ashabım! Üç tekbir sesi duyulur ve benim temiz soyumdan kırkıncı neslimden. 1795 2006 yılında yapılan mülakata ait kayıtlar. Ebediyete Davet. 1296. Buna bağlı olarak Kıbrısî. Kıbrısî. Bu ifadeden kitle imha silahları anlaşılmıştı ancak. s. s. tekbir ve feth.. kutsal emanetler ve Konya ifadeleri. Tasavvuf Sohbetleri. öz be öz torunum olan Muhammedu’l-Mehdi(as) zuhur eder ve bu savaşı durdurup.teknolojik silahlar. el-Hakkânî. www. a. teslim alıp beline kuşanır.org/video/Bleif-In-Mahdi-082106.1792 İnsanların gönüllerindeki tüm iman zaafları gidecek.1793 Mehdi(as)’nin zuhurundan önce bahsedilen büyük savaşta. farklı bir sohbette bu silahlara tank ve tabancaların da dâhil olduğunu anladığımız ifadelerle karşılaştık. garbî Roma ile şarkî Roma’yı (Vatikan ve Istanbul) fetheder. bunun gibi daha birçok Hadisler mevcuddur ki Riyazu’s-Salihin’de yazmaktadır.1796 Bir görüşe göre bu hadis-i şerifte bildirilen tehlil. 58. Fiten. buyurur ve ‘Allahu Ekber! Allahu Ekber! Allahu Ekber!’ tekbirleriyle hutbesini tamamlar.g. 1793 Kıbrısî. Osmanlı Padişahı dördüncü Selim. hadise yapılan Aziziye Şerhinde geçtiğini ifade etmiştir. işlemez hale gelecektir. 30 Ekim 1918’de İstanbul’u işgal ettiler. video arşivimizde mevcuttur.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. Bu hadisde tarif edilen Konstantıniyye. 93.’ Akabinde derhal Konya’ya gelir ve orada ihtişam ve tazim içinde benim kutsal emanetlerimden mübarek kılıcımı son Selim olan Osmanlı Padişahı 4. bu anlayışını. yeryüzünde hakikate dayalı bir adalet ve nizam gelecektir. İstanbul olduğu düşünülmektedir. İstanbul’un Ruslar tarafından işgal olacağı beklenmektedir. mecazî bir anlatımdır. yirminci yüzyılın başında kendi teknoloji ve güçlerini ilah gibi gören kuvvetler.’. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.saltanat.e. Fiten. Sultan Selim Han tarafından bizzat tören ile. bu anlayışa istinad edilen hadiste geçmediği kanaatindeyiz. Mehdi(as)’nin aldığı tekbirlerden sonra İstanbul’u ve Roma’yı fethedeceğini şöyle ifade etmektedir: “… ‘Sonra. bir tarafı denizde. Ebu Hureyre(ra). s. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 1794 www.

Müslim.. ta İstanbul’a kadar açılır. Müslim’de ve bazı kaynaklarda zikredilmiştir. Müsned. Bu işgal Lozan antlaşması ile 1923’te. Hz. gayb Almanın kuvveti bir taraftan Rus’un üstüne yürür. Komünist ordularıyla İslâm askeri orada karşılaşacak deniyor. Eskiden Amik Ovası bataklık içerisinde bir yermiş. ikinci bölük şehid olur. Mehdî(as)’nin yetişmesine az kaldı. ss. ailelerinizi bastı. Mesihu’d Deccâl çıktı.” Ortada bir şey yokken hemen çıkacaklardır. fakat daha tam erimeden onu kendi eliyle öldürüp mızrağındaki kanını halka gösterecektir. Onların karşısına Medine’den o gün yeryüzü halkının en iyilerinden bir ordu çıkacaktır. O temizlik olacaktır. Cenâb-ı Hakk onlara ilahi nusretini gönderir. lâkin bütün Türkiye değil. Nesil Yay. gayb Alman kuvveti çıkacak dedi. bir hükümet gelecek üç ay komünist Rus tertibi olacaktır. Murat. Fiten. Üçüncü bölük sebat eder ve Cenâb-ı Hakk’ın nusreti yetişir ve şol komünist ordularının hepsini süpürür geçer. bir bölüğü döner kaçar. Onu o haliyle bıraksa tamamıyla eriyecek. Sonra İstanbul fethedilecektir. suda tuzun eridiği gibi eriyecek. Hz. İslâm askeri üç bölük olur. İbn Mace. silahsız olarak son bulmuştur. Söz konusu hadis-i şerifte de Mehdi(as)’nin ismi zikredilmemiş. Hanbel.1798 Müslim’de İstanbul’un fethini haber veren bu hadis-i şerif ile Kıbrısî’nin ifade ettiği fetihde benzer olan bir diğer husus ise. Askerler saf bağladıkları vakit Romalılar bizimle.1797 Bu konuya benzerlik arz eden bir diğer hadis. Allah indinde şehitlerin en faziletlisi olacaklardır. Müslümanlar da: hayır! Vallahi sizinle din kardeşimizin arasını serbest bırakamayız. İstanbul’un fethi ve Deccâl’in zuhuru ve Hz. 145-146. cevabını vereceklerdir. Mehdi’nin zuhurundan önceki alamet içinde şöyle ifade etmiştir: “Vaktin sahibine vakit yakın geldi. Şam’a geldiklerinde gerçekten çıkmış olacak. Sonra üç ay içinde büyük muharebe çıktığında Mehdi(as)’nin çıkmasına üç ay var demektir. İstanbul 2011. 34. Türkler sancağa girdikten sonra Allah’ın hikmetiyle kanallar açtılar ve bataklık kurudu. Fiten. Büyük Şeyh Efendi Hazretleri. Bkz. 1797 Sarıcık.yönetiminden çıkışıdır. Şam hudûdu açılır ve hudut kalmaz. 33. diyecekler. 352 . Hadis-i şerifteki tehlil ve tekbir bu silahsız fethi haber vermiştir. Müteakiben onlarla harp edecekler ve üçte biri yenilgiye uğrayıp. Onlar saflarını teşkil edip savaşa hazırlanırken namaza kamet getirilecek. Peygamber’in Açıklamaları Işığında Deccâl ve Deccâliyyet. 185. Komünistlik öldü ama komünistler hâlâ duruyor. bizden esir alınanların arasını serbest bırakın: Onlarla harbedelim. Onların iflâhı kesilecek ve bitecektir. ahali de ordu da ikiye ayrılacaktır. 1798 Romalılar A’mak’a yahut Dabık’a inmedikçe kıyamet kopmayacaktır. İskenderun Amik Ovasında büyük muharebe olur. Bu orduyu Kıbrısî. üç bölük ordudur. derken gökten Meryem oğlu İsâ inip onlara imamlık edecek. Allah’ın düşmanı (Deccâl) onu görünce. 1/180. birisi Türkiye meselesidir. İsa’nın nüzulü bildirilmiştir. Gaziler kılıçlarını zeytin ağaçlarına asmış ganimetleri taksim ederken aniden içlerinde şeytan bağıracaktır: “Ne duruyorsunuz.

org/6 mayıs ilahi ihtar geldi. İstanbul’un tehlil ve tekbirle fethi olan 1923’ten sonra gerçekleşecektir. İstanbul’a Sancak-ı Şerif’i almaya geldiğinde. cebâbire devriyle hilafet yıkılmış olduğu için.1801 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre Mehdi(as). c. İhlas Matb. Deccâl ve Deccâliyyet. Bu anlayışın şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs ettiği. 14. video arşivimizde mevcuttur. Kıbrısî’nin ifadelerinde de açıktır. 6. 1804 2006 yılında yapılan mülakatta beyan edilmiştir. Kütübü Sitte. Tasavvuf Sohbetleri. 1802 Kıbrısî. 2/4092.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. Mehdi(as)’nin İstanbul’dan emanetleri almasını. 1800 İbn Mace. Kıbrısî’ye göre şek ve şüphe taşımayan bu haber.”1799 Şeyh Nazım’ın bu ifadeleri. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Daha önce belirttiğimiz gibi “Aziziye Şerhi” olarak ifade edilen kaynağa atfederek iki Selim’den bahsedilir. Mehdi(as)’nin zuhurundan önce beklenen bir cihan harbi anlamına gelmektedir.. emaneti verir.1804 1799 www. c. Canan.Japon ise Çinin üstüne yürür. 353 . Mekke ya da Medine’ye gitmelerini söyleyecektir. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. s. 1801 Sarıcık. Osmanlı Tarihi Ansiklopedisi. hilafet sancağını kaldıracak başka bir Selim’in deniz yoluyla İstanbul’a geleceğini söyler. 147-148. 1803 Komisyon.izleveindir. saltanat. 147.1802 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. İslam hilafetini Mısır fethi ile alan birinci Selim Handır (Yavuz Sultan Selim). Deccâl’in Horasanda ortaya çıktığına dair haber duyulması üzerine Mehdi(as) İstanbul’dan çıkacak ve Deccâl’in şerrinden kurtulmak isteyenlerin Şam. O vakit Mehdî(as)’ye tekbir alsın diye emir verilir. ss. ikinci cihan harbinden sonrası için gerçekleşmediyse. “Bir Selim gelir emaneti alır ve en son bir Selim daha gelir.”1800 Bu hadis-i şeriflerdeki haberleri mecazî olarak nitelendiren mezkur görüşe göre yedi rakamı. İstanbul Tarihsiz. Daha önce de belirtildiği gibi. üçüncü cihan harbinden sonra gerçekleşecektir diyebiliriz.” alıntısını yaparak ifade etmiştir.1803 İkincisi. çokluk ifade etmektedir. 2012 yılında yapılan görüntülü sohbet. 139. Büyük harb olarak tercüme edebileceğimiz “melhametu’l-kubrâ” bir hadis-i şerifte şöyle bildirilmektedir: “Büyük harb. Dolayısıyla Deccâl’in zuhuru. www. 189 -200. s. İlki. Kıbrısî’ye göre böylelikle dağılmış olan ümmetin yeniden hilafet sancağı altında toplanacağını ifade etmiştir. ss. Konstantıniyye’nin fethi ve Deccâl’in çıkışı yedi ay içindedir.

sadece bir zümrenin tanık olduğu vakıayı. Hızır(as) o bebeği getirdi. Dolayısıyla. Hazreti Mehdi(as) yedi günlük olduğunda. İsâ Mesih(as)’in ve Deccâl’in ahir zamanda zuhuruna işaret eden haberler ile iç içedir. 354 . Mehdi(as)’nin zuhuru hakkında verilen haberlerin. bir kısmı da bazı manevi tecrübelerine dayanmaktadır. Dolayısıyla Kıbrısî’nin Mehdi(as) hususundaki beyanlarının bir kısmı.Şeyh Nazım’ın Mehdi telakkisi. Aynı eser. Yedi günlük bebek günde bir ay büyümek suretiyle yedi aylık olarak geldi. Tasavvuf Sohbetleri. epistemoloji anlayışı da 1805 1806 Kıbrısî. s. Tecrübe anlayışı duyulara. herkes tarafından tecrübe edilmesini gerektirir. Onun buraya gelişi Sancak-ı Şerifi teslim almak için olacaktır. Mehdi(as)’nin İstanbul’a gelmesiyle alakalı bu tecrübelerinden bir tanesini şu ifadelerle paylaşmıştır: “Karaköy’de Yer altı Câmiî vardır. diğer kıyamet haberleriyle birlikte şerh ve tevillerine de dayanırken. yaşayabilecek her mü’mine açık olduğu kadar. Diğer taraftan bu tecrübe. tekrar yerine döndürüldü. Sonra kendisi mübarek elini koyup. bu bilginin bilimselliği ve bunun gereği olan “yaygınlık” ve “paylaşılırlık” nitelikleri açısından tartışmalı görülmektedir. Peygamberimiz(sav) onu Muhammedu’l-Mehdi diye tesmiye etti. s.1806 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu tecrübesi. Nazım Efendi. tecrübe edenler arasında. Ancak bu tecrübeyle edinilen bilginin paylaşılabilir olması. Ondan sonra burada (Yer altı Câmiînde) durdurulmadı. o bilginin fenomenal (olgusal) değil kavramsal olmasını. 138. tanık olmayanlarla paylaşma sürecinde oluşmuştur. vaktin sahibi olduğuna dair ondan bey’at üzerine durup bütün evliyalar da orada bey’at ettiler. vazifesi odur”1805 Nazım Efendi’ye göre Mehdi(as)’ye ait emanetler İstanbul’da bulunan evliyadan bir zât tarafından gözetilmektedir. Mehdi telakkisini görmemizde onun açısından bir sufî tecrübe olması hasebiyle çok önem arz ederken. Nazım Efendi bu zâtın. Peygamber(sav)’den doğrudan emir alan tek velî olduğunu ifade etmiştir. yaygın ve paylaşılırdır. yaygın olması ise. 140. onu tesmiye için orada Peygamber Efendimizin(sav) ruhaniyeti ve evliyaların hazır olduğu bir mecliste içtima olup. bu tecrübeyi tadanların arasında bir kavramlar birliği oluşmuştur. Bununla birlikte tasavvuf ıstılahı.

Müslim. ölüm alacalı bir koç suretinde getirilir. Ancak. 1809 “Cennet ehli cennete vardığı. Sufî Tecrübenin Epistemolojisi. İslamî hükümlere muhalif olmaması. ister fasid olsun. mülk âlemine nisbeten anlamsız olmasınadır. Bu hâdise sebebiyle cennet ehlinin ferahı bir kat daha artar. bu âlemin varlığı kabul edilmektedir: “Öyleyse o ister sahih olsun. Kıyamette ölümün koç suretinde 1809 getirilip kesilmesinin gerçekleştiği bu âlemdeki müşâhedelerin. Hz. benzer tecrübeleri yaşamış büyük sufilerin bildirdiklerine ters düşmemesi icab eder. mülk âlemiyle çelişmesinden dolayı reddedilse de. Dolayısıyla zahir ulemasının eleştirileri misal âleminin varlığına değildir. hayatı anlatılırken ele alınmıştır. Meşayıh-ı kiram tecrübelerinde ise. 43/2850. Benzer şekilde bir sufi tecrübenin. Bizim amacımız misalin varlığını ispat etmektir.duyu algılarına indirgemiş bilimsellik açısından. hal ve davranışları. 1808 Bu tezde bkz. Onların eleştirileri. Hızırla(as). İbn Arabî (v. Ertürk. Şeyh Nazım’ın ve Hakkâniyye’nin özgün bir yönü olduğu görülmektedir. kutuplarla ve evliya-ı kiram ile manen görüşme tecrübeleri yaygındır. cehennem ehlinin hüzün ve kederi de bir kat daha artar. ‘Ey cennet ahalisi! Artık ölüm yoktur. Bu o kadar önemli değil. Fecr Yayınevi. Mesela bir bulgunun bilimsel olması için. cehennem ehli de cehenneme vardığında. Ankara 2004. ashab-ı kiramla(ra). 638/1240)’ye göre bu tecrübeler. Ramazan. Ey cehennem ahalisi! Artık ölüm yoktur!’ diye nidâ eder. Sahih. Sahih. Buhârî. diğer bilimsel kanunlara ters olmaması gibi şartları vardır. beş merteben oluşan varlığın. tecrübeyi yaşayan kişinin hal ve davranışlarının terakki etmesi. dördüncü mertebesi olan misal (hayaller) âleminde gerçekleşir. tecrübe ve/veya deneyle isbat edilmesi. Peygamber(sav) ve Peygamberlerle(as). mevzu bahis olur.1808 Bununla birlikte Mehdi anlayışının İslamî olup olmadığı ve büyük mutasavvıfların tecrübelerine aykırı düşüp düşmediği. mana âlemindeki müşâhedelerin. ıstılahta yer alması için. 355 . hakikatleri orada sembolik olarak bulunur.” Bkz. Sonra bir münâdî. 1. Cennetle cehennem arasında yatırılıp kesilir. Kıbrısî’nin Mehdi anlayışı İslami kaynaklarla mukayeseli olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bölüm/Nazım-ı Kıbrısî’nin Hayatı ve Eserleri. Mehdi(as) ile görüşme tecrübeleri. Bu başlıkta. 1807 Tafsilatlı bilgi için bkz. yapısal açıdan duyu tecrübesi ile neredeyse aynıdır. Müşâhede âlemine ait her şeyin. yaygın ve paylaşılabilir olmadığı gerekçesiyle önemsiz addedilen sufî tecrübe.1807 Kıbrısî’nin tecrübesine bu açıdan bakacak olursak. onu bir yana bırak. 6457.

İstanbul’a yapacağı yolculuk esnasında.izleveindir. manevî ve maddi olmak üzere üç çeşit. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 5/94. Bursa. ikincisi. Arafat dağında. 129. Kıbrısî. 140. Konya. Şam.”1810 Mehdi(as)’nin zuhurundan sonra. Bunlardan bir tanesi Ebu Davud’da şöyle geçmektedir: “Halifenin ölümü anında ihtilaf olur. istememesine rağmen (bulunduğu yerden) çıkarırlar. Bunlardan birincisi. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. s. Halep. Bu bey’at Mehdi(as)’nin halifetullah olduğu yönünde olacaktır. Marifet ve Hikmet. 1812 www. 356 . marifet ehli sayılmaz. Allah’ın düşmanı Müslümanların düşmanı huruç etmiştir. ‘Ey insanlar. rüya yoluyla birçok kişinin yaptığı manevî bey’atlardır. Hz.izleveindir.”1814 1810 1811 İbn Arabî. hadis şerhlerine ya da Kıbrısî’nin tevilleri dayanmaktadır. s. Bu keramettir.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. O emanetlerin pörsümüş hali gidecek ve Efendimizin(sav) zamanında nasılsa aynen öyle olacaktır. 137. Mehdî(as) kerametle yürür.”1813 Hadis-i şeriflerde manevî bey’attan söz edilmemektedir. Mekke halkından bir grup onu. Sünen. Onun şerrinden kendini korumak isteyenler Şam’a gelsin’ Mekke.1812 Mehdi’ye bey’at edilmesi hususunda bazı hadis-i şerifler vardır. Medine ve Kudüs de dâhildir. 1813 Ebu Davud.Misalde zuhur eden şeylerin sahihliğine veya fasitliğine pek aldırmıyoruz… Bu âlemin mertebelerini bilmeyen. İstanbul’da bey’at verir gökyüzünden bir seda gelir ki. Hama olarak yedi konakta da bey’at alacaktır. Üçüncüsü ise Mehdi(as)’nin maddî zuhurundan sonra Şam’da umumî olarak Müslümanların yapacağı bey’at olacaktır. ey Mü’minler. Bey’atlardan sonra Mehdi’nin yedinci konağı olan İstanbul’a varışını Kıbrısî şöyle ifade etmiştir: “Sancağ-ı şerîfi ve mukaddes emanetlerin hepsini alır. İstanbul. Hacer-i Esved’le Makâm-ı İbrahim arasında ona bey’at ederler. Humus.1811 Kıbrısî’ye göre Mehdi(as). Tasavvuf Sohbetleri. Medine halkından bir kişi koşarak Mekke’ye çıkar. Dolayısıyla manevî bey’at hususu. Kıbrısî.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. oniki bin evliyanın yaptığı. Trablusgarp. bey’attan bahsetmiştir. 1814 www.

51. Kıbrısî’nin buluşmaya dair beyan ettiği hadisler. Mehdi(as)’nin İstanbul’dan Şam’a dönmesi esnasında Deccâlin Kudüs'e gideceğini ve oradan tüm dünyaya küfrü yaymak üzere kırk günlük bir seyahate başlayacağını söyler. İsâ(as)’nın Deccâl’in çıkışından sonra ortaya çıkacağı. Mesela Hz. Kırk gün sonra Hz. Şeyh Nazım şöyle ifade etmiştir: “Mehdi(as)’nin hükmü yedi sene sürer. 1816 Buhârî. Bu zaman içerisinde kötü ve şeytani hiçbir şey kalmaz ve dünya adeta 1815 www. 34. Bu hadiseler içerisinde Hz. Deccâl’i Şam yakınlarında öldürür ve Hz. Mehdi(as)’nin arkasında durur ve namaz kılar.”1815 Burada beyan edilen deccâl ile ilgili ifadeler. Deccâl’i kılıcıyla öldüreceği belirtilmektedir. İsâ(as)’nın nüzulü ile ilgili hadis-i şerif çok fazladır. Müslümanlar Deccâl’le savaşa hazırlanırken. 357 . Hz. batı Roma’nın fethine izah getirilmemiş olmaktadır. Ebu Davut. Îsa(as)’yı gönderdiğinde. Kıbrısî.Bu kronoloji içerisinde İstanbul’un fethi hadisesinden sonra Şam-ı Şerif’e dönüleceğini düşünecek olursak. Deccâl’in öldürülmesinden sonraki süreci. Fiten. 11. Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği bir hadisde.1816 Buhârî ve Müslim’de yer almaktadır. İsa nüzul eder. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. İsâ(as)’nın İstanbul’un fethinden sonra. İmare. Cenâb-ı Hakk. Namaz kılacakları zaman ineceği ve Müslümanlara imamlık yaptıktan sonra. Ondan sonra ise. Fiten. daha önce belirttiğimiz diğer kaynaklarda mezkûrdur. Hz. Hz. 1. Kıbrısî’nin beyanlarında doğu ve batı Roma’nın fethi konusunda detaylı izah ile karşılaşılmamıştır.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. deccâl başlığında incelenecektir. Mehdi ile Şam’da buluşur. Müslim: İmare. Kıbrısî bu buluşmayı şöyle ifade etmiştir: “Îsa peygamber gelinceye kadar Şam’da mahsur kalırlar. Îsa Peygamber(as) gökyüzünden sabah namazında iner. Hz İsa bütün dünyada kırk yıl hükmeder.izleveindir. 1817 Müslim.1817 Ancak bu eserlerde Mehdi ismi geçmediği için. Hz. ümmeti Muhammedîden olduğunu tahakkuk etmek için. Mehdi(as) namaz için mihrâba girer ama heybetli Îsa Peygamberin(as) geldiğini görünce mihrabtan geri çekilir ve mihrâbı işaret edip Îsa Peygamberi davet eder… Îsa Peygamber(as).

24. İbn Mace. “Ümmetimin sonunda Mehdi (as) çıkar. Gümüşhanevî.”1820 ayetinde geçen “gable mevtihi” ifadesindeki zamir. O zaman mal öylesine çoğalır ki kimse onu kabul etmez. Nevvas b. domuzu öldüreceği.3. Ta ki. yedi ya da dokuz sene hüküm sürecek ve doğu beldelerinden gelen siyah sancaklı adamlar onun (Mehdi’nin) ordusuna katılacaklardır. ss. Müslim. Mü’minler cennetten gelen rüzgârı teneffüs edip ruhlarını teslim eder ve kıyamet geriye kalan kötülerin ve kâfirlerin üzerine kopar. müfessirlere göre bazı ayetlere istinad edilmiştir. Sonra kötüler ve şeytaniler dünya üzerinde azar azar yeniden ortaya çıkar ve on yıl boyunca çoğalırlar. 59. 110. bazı hadislerde ravinin tereddütüne göre beş. haçı kırıp. İsâ(as) mevzuunda beyan edilen diğer haberler. Mal sahih olarak verilir ve müsavaat üzere taksim edilir. Mevdudî. Kırk yılsonunda Hz. 62. ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. tek bir secde. 358 . 21. 1820 Nisa: 4/159. Müsned. Ramûz el-ehadis. 1823 Müslim. geride insanların kötülerinin kalacağı. İsâ(as) Medine'de ruhunu teslim eder ve Peygamberimizin(sav) yanına defnedilir.” Bkz.cennet gibi olur. Hülasâtu’l-Beyân. c. Davar çok olur.1819 Ancak Hz. ss. dünya ve içindekilerden tamamından daha hayırlı olur. 1108. Yedi veya sekiz yıl yaşar.”1818 Mehdi(as)’nin yedi sene yaşaması yönündeki anlayış. Peygamberin şöyle buyurduğunu nakletmektedir: “…Beş. Bkz. 59. Sem’an’dan gelen bir hadiste. 4084. 4088. cizyeyi kaldıracağı vakit yakındır. Enbiya 49. tüm insanların iman edeceği ve asr-ı saâdet misali bir altın çağın olacağı anlayışı kabul görmüştür. Arz ona nebatını çıkarır. 103-105. 1. Tirmizi. yedi ya da dokuz sene olarak bildirilen hadis-i şeriflerin birine dayandırıldığı kanaatindeyiz. Hanbel. 431-432. kıyametin de bu insanların üzerine kopacağı ifade edilmektedir. İman. s. İsâ(as)’nın ölümünden önce. Ahmed Ziyâüddin. Mesela. Ebû Said ra) tereddüd etmiştir.”1822 hadisi ise bu anlayışın muhaddislerce kabul gördüğü kaynaktır. Bu on yılın sonunda. uzun uzun bir takım şahıslar ve olaylardan söz edilmektedir. umumî müfessirler tarafından Hz. Cariyeler bile saygı görür. Tirmizi. Ebu Hureyre. 1821 “Nefsimi kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki. Fiten. Fiten. 242-243. 4/182. s. 33. Mezâlim. Fiten.” Yedi veya sekiz rakamında ravi (Hz. Fiten. İbn Mace. c. “Kitap ehlinden her biri. Tefhîmu’l-Kur’ân. Fiten. Allah güzel kokulu bir rüzgâr göndereceği ve bütün Mü’minlerin ruhunun kabzedileceği. adaletli bir hükümdar olarak Meryem oğlu İsa’nın aranıza adaletli bir hâkim olarak ineceği. 36. Allah Zülcelal Hazretleri ona rahmetini indirir. Hadisin en sonunda ise.1823 Dolayısıyla 1818 1819 Kıbrısî. Hz. İsâ(as) olarak yorumlanmış ve Hz. 1822 Buhârî. 31. 1821 Konyevî. Hak Dost 4. 508.

25. münafıklar (Hanbel. onlardan olmak üzere dua etmektedir. hizmet edenlerin. c. Hanbel. “Doğu tarafından birtakım insanlar çıkıp. sırlar keşfedilecek ve yeryüzü adaletle dolacaktır. s. ahir zaman ümmeti övülmüş olduğundan. 35. 1827 İbn Manzûr. onun Mesih gibi bazı kuvvetlerle donanmış olmasından ileri gelmektedir. Binaenaleyh. Feyruzabadi. 67) ve yahûdîler (Müslim. gönüllerdeki imanlar kemale erecek. c.Kıbrısî’nin bu ifadeleri. hadis-i şeriflere dayanmaktadır. deccâl olan mesih. Fiten. c. 997-998. Bununla birlikte Mehdi(as)’nin zuhuruyla. DECCÂL: Deccâl.” yönündeki bir anlayışa istinaden. 3. s. Farklı bir ifadeyle ahir zaman ümmetine kıymet kazandıracak olan nesne. c. 1826 Sarıcık.com/video arşiv/MSH-47-secretsMiraj-1-102406. sahtekar demektir.sufilive. kadınlar (Hambel.1832 sağ 1824 www. çok yalancı. 224 359 . Kamûsu’l-muhît.1831 iri cüsseli olup. yalancı mesih anlamına gelmektedir. Hz.1825 Bu manaya bağlı olarak elmesihu’d-deccâl. ahir zamanda vuku bulacak alâmetlerdendir. 1829 Ona özellikle inançsızlar. Kıbrısî. s. Lisânu’l-Arab.1824 c.1826 Deccâl’in bir manası da bulunduğu yeri kirleten. 124. 4. Fiten.1829 Deccâl. Mehdi’nin saltanatını hazırlayacaklardır. Hâlidiyye-i Hakkâniyye müridleri olması beklenmektedir. 33. Bu telakkilerin sonucu olarak Tarikat-ı Hakkâniyye meşayıhından tevarüs eden bir vazife çıkmaktadır. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs eden bu anlayışa bağlı olarak ahir zaman ümmeti övülmüştür. s. İbn Mâce. 16. pis ve necis yapan gübredir.1828 Deccâl. 2.2. kızılca renkli. s. 1828 İbn Mâce. Hz. Buna bağlı olarak. aralarında Mehdi(as)’nin bulunmasıdır. Deccâl ve Deccâliyyet. Müsned. 3. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Fiten. büyük bir baştan çıkarıcıdır ve bu durum.1830 kıvırcık saçlı. 238). Müsned. s. Müsned. manevi tecrübelere ya da hadis şerhlerine değil. Peygamber(sav)’e miracda verilen ve bugüne kadar açılmayan sırlar açılacaktır. Fiten. 1825 Buhârî.1827 Deccâl ismi Kur’ân-ı Kerîm’de geçmemektedir. 294. Hadis-i şeriflerde bildirilen deccâl.

deccâlini öldürmüş kişi olarak tanımlar. 151. Yahudiler ve İsrail halkından bir zümrenin ahir zamanda gelecek bir peygamberi beklemekte olduklarını ifade etmiştir. İbn Hanbel. s. 1/195. s. yani Hz. 1833 Buhârî. Bununla birlikte Mevlanâ. 173. Mevlanâ’daki gibi. Libâs. Bkz. b. 87. bu baştan çıkarıcıdan korunmayı emretmiştir. 1835 Yazıcızade. Melâhim. deccâlini öldürmüş İsâ’ya benzetilirken. 68. kıyameti kopması. 1836 Mısrî.veya sol gözü kördür. ss. 137. onu öldürerek ruhu ve azizliği temsilen İsâ(as). bir metafor olarak zikredilmiştir. ahir zaman hadisleriyle birlikte işlemiştir. 20. Tasavvuf Sohbetleri. Mesela varlık vehmini tamamen ortadan kaldıran kişi.1833 İki gözü arasında. Ebû Dâvûd.1835 Ancak bunlara ek olarak nefs ve zilleti temsilen deccâl. Her peygamber ümmetine. 1831 Buhârî. İsâ(as)’sı gökten inmiş.1839 katılacaklardır. 3. Hz. 1839 Kıbrısî. 103. 2/135. c.”1838 Nazım Efendi’nin ifadelerinde. b. ss. 1106/1694)’nin “Kimi İsâ nefestir. Yazıcıoğlu. deccâlin Horasan tarafından Filistin topraklarına geleceğini söylediği bir sohbetinde. 506-507. 100. 362-363. Nerede deccâle hançer çekecek Hz. 105. 104. inkâr ettikleri için deccâli beklenen peygamber zannedeceklerdir. 1830 Buhârî. 360 . 33. Müsned. manevî yanını kuvvetlendiren kişiyi. Enbiyâ.1834 Sufilerin deccâl anlayışı. yazı bilen. nefis yönünü zayıflatan. 20. 1832 Buhârî. Divân-ı Kebîr. Ru’yâ. İslam Tasavvufu. Hz. Müslim. İsâ(as)’yı. s. 2. eder ihyâ. söz konusu anlayışa bir misaldir. Meryem(as)’in vasıtası olmaksızın coşup taşsın da onun yüzünden Hristiyanların gönülleri. 14. Yılmaz. Kimi deccâl olup. 43. Mevlanâ. s. 8. bilmeyen her Mü’minin okuyabileceği biçimde “kâfir” yazılıdır. Hac. Buhârî. 544. gel de bize güzelliğinin efsununu oku da. Niyazî-i Mısrî(v. 17. söz konusu tanımlamasında. sağı ölü eyler”1836 dizeleri. 138-139. Müslim. 1838 Aynı eser. ahir zaman hadisleri çerçevesinde ele alınmıştır: “Nerde o nefesi kutlu Hz. 799. dirilelim. Kıbrısî’ye göre İsrailoğulları kendilerine gönderilen Peygamberleri. Tevhîd. Tam ve Tekmil Divânı. 30. s. Ru’yâ. İbn Haldun. 1837 Mevlanâ. 320. Muhammediye. bu anlayışlardan farklı değildir. 11. İsâ(as) ki. Kıbrısî. Fiten. Libâs. diğer gözü dışa doğru patlaktır. metoforik kullanımlarla karşılaşılmamıştır. İsâ…”1837 “Ey zamanenin İsâ’sı. Fiten. Enbiyâ. İsâ ve Deccâl anlayışlarının metoforik anlatımını. s. Mukaddime. 3/79. 33. zünnârları koparıp atsın. Envaru’l-Aşıkîn. 1834 Buhârî.

Deccâl hâkimiyeti esnasında. bir yılda yapılabilecek tahribatı. 361 . emriyle kendine uyanlara yağmur yağdıracak.1845 Bir görüşe göre deccâlin bu hâkimiyeti ve süresi Hz. Şam. sonra bir haftalık ve sonra da. toprak da bol ürün verecek. Fiten. 1842 Müslim. s. kendisine uymayan Mü’min bir genci kılıcıyla ikiye böleceği. kırk gün uzun bir zamanı ifade etmektedir. Bununla birlikte uğradığı harabeler içinden defineler çıkaracağı. adamın her parçası. Sahih. Tasavvuf Sohbetleri. Bunların liderleri. fitne ve imansızlık ile insanlar arasından hakikatin zıddında olan tüm fikir. İbn Mâce. 137. Mekke ve Medine hariç tüm dün yaya kırk gün hükmedecektir. Gün. ikinci günü bir ay gibi. ona uymayanlar son derece kıtlık içine düşeceği bir tasarrufundan bahsedilmiştir. bir günde ne yapılabilirse onu yapar manasına gelir. 110. 1 ss. diğer günleri sizin günleriniz gibidir. 4. deccâlin emrine uyacağı bildirilmiştir. ikinci ise bir ayda yapılabilecek tahribatı yapar. c. 33. 1840 1841 Hanbel. mucitleri. Peygamber(sav)’in meteforik anlatımlarındadır. Farklı bir ifadeyle ilk günü. deccâlin ekseri tabileri Yahudiler olacaktır. yöneticileri ise. gizli/açık şirk. 7. 1843 Kıbrısî.”1844 Bu süre zarfında yerin göğün. hadislerde devir manasında olup. 362. 20. Bu yer bir rivayete göre Horasan. yüzyıl başlarında zuhur eden ve bütün dünyayı dinsizliğe. toplum hayatından uzaklaştırmaya yönelten her şeydir. kendilerine gönderilen kurtarıcı zannedecekleri yönündeki anlayışın istinad edilebileceği bir hadis-i şerife göre. sonra ikiye bölünen bu adam deccâlin çağrısıyla yanına geleceği bildirilmiştir. Bu görüşe göre deccâl. irtidada. Ladinilik.1841 Dolayısıyla ahir zamanda zuhur edecek deccâli. dinleri. 110. Fiten. üçüncü günü bir hafta gibi. İsrail’de kendisine ayrılan tahta oturduğunda dünyanın hâkimi olduğunu ilan edip.1840 bir rivayete göre İsfahan’dır. kendisine secde edilmesini isteyecektir.1843 Hadis-i şeriflerde deccâlin kırk gün hüküm süreceği kaynaklarda şöyle geçmektedir: “Bu kırk günün birinci günü bir yıl gibi. 1844 Müslüm. dünyevilik. 1845 Müslim. Müsned. bir ok atımı kadar birbirinden uzak düşeceği. uzak bir yerde ortaya çıkacağı bildirilmiştir.1842 Nazım Efendi’ye göre deccâl.Hadis kaynaklarında kıyamet alametleri bildiren rivayetlerde deccâlin doğuda. Fiten. oluşum ve sistemler deccâlliyetir.

İsâ(as). Farklı bir ifadeyle mürşidin terbiyesinde hakikati arayan mürid. gerçek âlimlerdir. ss. Hak Dost 4. Hep tevhîd ehlidir. Makamlar ve Seyr u Süluk ile İlgili Kavramlar/c.1847 Bu durum Kıbrısî’nin mürşid. ss. Bu anlayışa esas teşkil eden hadislerden bir kısmının.1848 Çünkü onlar hakikat ilmine haiz. Deccâl ve Deccâliyyet. Efendimizin(sav) ayağı ucuna defnolunur. yine hadislere dayanarak şu şekilde ifade edilmiştir: “…Allah deyenler bulunduktan sonra kıyamet kopmaz. Çünkü bu bilgi kendisine Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs etmiştir. ruhunu teslim eder. Bir gözü kör olan bu kişiler ya da akımlar. Bu görüşe göre. Kâfirlere bir şey olmaz. Kıbrısî açısından bir şey ifade etmez. 1848 Bu tezde bkz. lakin kıyamet alametleri her tarafta görünmeye başlar. Ondan sonra yeryüzünde o vakte kadar kırk sene içerisinde tek kâfir yoktur. Efendimizi(sav) ziyarete gider ve ruhu orada kabzolunur. 1849 Bu tezde bkz. hadis ulemasınca zayıf olarak nitelendirilmesi. b.1849 Şeyhe tam teslimiyet ve bu haberlerden şüphe etmemenin önemli olduğu Hakkâniyye yolunda. onları defneder.küçük deccâllerdir. arkeolojiden jeolojiye tüm bilimlerin mahsulü olan yer nimetlerini arz etmesidir. ıslah ve yenilik adına kendine uyanlara hükmetmeleri söz konusudur. 103-105. Onu koklayan her Müslüman. İsâ(as) kırk sene Efendimizin(sav) şeriatı üzerine hükmeder.Mürid. Sonra Allah melaike gönderir. Tekrar küfür orada burada görünmeye başlar. tahricen değerlendirilmelerine bağlı olarak.1846 Tüm bu bilgilerin kaynağının Hz. Müslümanların iman ve fikir hayatlarını nifakla bölmesi ve öldürmesi ve bâtılla ihya etmesi gibi manalarda tevil edilmiştir. manevî hayata kördürler. sadece maddi hayatı görür. Peygamber(sav) hadisleri olduğunu ifade eden Nazım Efendi. Ondan sonra İsâ(as)’nın zamanı on sene daha devam eder. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. Kıbrısî. Sonra Cenâb-ı Allah cennetten bir rüzgâr gönderir. deccâlin Mü’min genci ikiye bölmesi ise. 1846 1847 Sarıcık. aslında bir bakıma üstadlarının ve şahsının tevilleriyle şekillenmiş bir anlayışı beyan etmektedir. âlim ve evliya anlayışıyla da ilgilidir. Bu yüzden rablik ilan etmeleri. mürid ve terbiye anlayışıyla ilgili olduğu kadar. mürşidine kalben dahi muhalefet etmez. İlim. 362 . kıyamet. 136-324. Veli . Bilim ve teknikle yeryüzündeki tüm hazinelerin ortaya çıkması sonucu takipçilerine.Mürşid-d.

Ebu Bekir’e. Peygamber(sav)’e haber verdiği ve O’nun da Hz. söylediği kaydedilir. Deccâl. Peygamber(sav) zamanında da sahabeler tarafından beklendiği. Fiten. Deccâl ve Deccâliyyet. kendi gözünün görebildiği yere kadar gidecek ve herkes onun soluğunu duyacaktır. deccâlin Hint Okyanusunda bir adada zincirli olduğunu belirtmiştir. deccâl hususundaki tevillerinde yanıldığını. 4. bir defasında Hz.1852 Kıbrısî. 192. bazı hadislerin şerhlerine dayandırılma ihtimalleri de vardır.”1850 Nevvas b. s. Ondan sonra mesih-i deccâlin peşine düşüp onu öldürecektir. Mehdi(as) anlayışında da olduğu gibi. 110. ayrıca yeryüzünde meydana gelecek bazı güzellik ve bereketlerin görüleceğinden bahsedilmiştir. Sem’an’dan gelen bir hadiste. Hanbel. uzun uzun bir takım şahıslar ve olaylardan söz edilmektedir. Hak Dost 4. Peygamber(sav)’in bildirdiği ahir zaman haberlerinden şüphe 1850 1851 Kıbrısî. soluğu. Tirmizi. kıyamet onların başına kalır. İsâ(as)’nın soluğunu duyan her kâfir hemen ölecek. bütün mü’minlerin ruhunun kabzedileceği.Namazlarını kılarlar. sahabenin de deccâli beklediği ve yanıldığı kanaati vardır. Ebu Bekir’in(ra) deccâl vasıflarına uyan bir çocuğu dikkatlice tahkik ettikten sonra Hz. Hadis’e göre Hz. 182. 1852 Kıbrısî. Bununla birlikte deccâlin Hz. bu anlayışına dayanak teşkil edebilecek bir hadisi zikretmemiştir. Fiten. 59. c. 363 . Müslim. 99. Yeryüzünde yalnız kâfir kalır. Hak Dost 4. 1853 Bulut. gelişiyle birlikte tabiatta ne gibi değişikliklerin olacağını anlatmıştır. Bu ve benzeri rivayetlere istinaden. onun bedensel özelliklerini ve yeryüzünde ne kadar kalacağını.1854 Dolayısıyla Kıbrısî’nin deccâl konusuna yaklaşımı. Hz. geride insanların kötülerinin kalacağı.1853 bu ifadelerin hadise dayandırılma ihtimali olduğu gibi. s.1851 1994 yılında yaptığı bir sohbette Şeyh Nazım. Müsned. Deccâl hakkında sahih. Hadisin en sonunda ise. Allah(cc)’ın güzel kokulu bir rüzgâr göndereceği. Peygamber(sav) burada ashabına deccâlden çokça bahsetmiş. 1854 Sarıcık. kıyametin de bu insanların üzerine kopacağı ifade edilmektedir. zayıf ve merdud olmak üzere birçok hadis bulunduğundan. s. 85. 103-105. yeryüzündeki hızını. ss. Rivayetin devamında Hz. Bu hadisten öğrendiğimize göre Hz. s. İsâ(as) ona uyanların Ye’cuc ve Me’cuc ile savaşmalarından.

103-105. 59. ss. Kırk gün tamamlandıktan sonra Hz. Şam. Müsned. Bu haberlere bağlı olarak yapılan günlük teviller gerçekleşse de gerçekleşmese de.1856 Özet olarak Kıbrısî’nin deccâl anlayışı. 110. İsâ nüzul eder. Ancak bunlara ilaveten manevi tecrübelere dayalı teviller de bulunmaktadır. Tirmizi. 364 . Deccâl’in Horasan tarafından zuhur etmesi. Fiten. Mü’minler cennetten gelen rüzgârı teneffüs edip ruhlarını teslim eder ve kıyamet geriye kalan kötüler ve kâfirlerin üzerine kopar. Müslim. 1855 1856 Kıbrısî. Hanbel. Mekke ve Medine hariç tüm dünyaya kırk gün hükmetmesi bu çerçeveden haberlerdir. Hak Dost 4. şuan gerçekleşmese bile. s. Bu zaman içerisinde kötü ve şeytani hiçbir şey kalmaz ve dünya adeta cennet gibi olur. bu hadisler çerçevesindedir ancak. Kırk yılın sonunda Hz. Kıbrısî. Mehdi ile Şam’da buluşur. 182. deccâlin öldürülmesinden itibaren. Şeyhinin de tasdik ettiği bu haberler. Deccâl Kudüs’e gider ve oradan tüm dünyaya küfrü yaymak üzere kırk günlük bir seyahate başlar.etmemek üzerine kurulu olduğu görülmektedir. kıyamete kadar uzanan süreci şöyle ifade etmiştir: “…Bu arada. Deccâl’in Hint Okyanusunda bir adada zincirli olması ise tecrübeye dayalı tevil nevinden heber olma ihtimali yüksektir. muhakkak gerçekleşecektir. İsâ(as) Medine'de ruhunu teslim eder ve Peygamberimizin(sav) yanına defnedilir. asıl olan şüphe etmeden beklemektir. 4. Mehdi(as)’nin hükmü yedi sene sürer. Fiten. Hz İsa bütün dünyada kırk yıl hükmeder. Mehdi(as) ve İsâ(as) başlıklarında yeri geldikçe değindiğimiz hadisat içerisinde deccâlin malum sonu bildirilmiştir. deccâlı Şam yakınlarında öldürür ve Hz. Bu on yılın sonunda. Ondan sonra ise.1855 Deccâl’in öldürülmesinden sonraki hadisatın muteber kaynaklarda geçen hadisi zikretmiştik. Sonra kötüler ve şeytaniler dünya üzerinde azar azar yeniden ortaya çıkar ve on yıl boyunca çoğalırlar. c. muhtelif tevillerden bir tanesidir diyebiliriz.

Kıbrısî’ye göre Yahudilerin uydurduğu bir yoldur. Ahmed b. Hasan. Berekat Yay. Bu anlayışın bir sonucu olarak Teymiyyeciler bir tevhîd anlayışı geliştirmiş.1857 Bir görüşe göre Vahhâbîliğin Allah akidesi. Muhammed... New York 2004. İstanbul 1976.1858 Mezhep dışı olan Vahhâbîlik. Polat. Ali b. evliyayı ve manevi mertebeleri reddettikleri için Vahhâbîler. es-Selefiyyetu.d. Zeynî. Teymiyyeci yaklaşımın devamı niteliğinde olan Vahhâbîlik anlayışında ise. ulema ve halk tarafından çok tepki görmüştür.: A. edDuraru’s-seniyye fî reddi ale’l-Vehhâbîyyeti. mevlid-i şerif okumak. Beyrut 1995. Işık Kitabevi. kabir ziyareti yapmak. Beyrut. Press. 365 . Ter. Vehhâbiyye Nashiyat. 1207/1792) adına nisbet edilen Vahhâbîlik. Abdulhamîd. Oxford Unv. ekseri İslam ulemasını tekfir etmiş. Bu anlayışa göre. İslam’daki ruhaniyeti reddeden Vahhâbîler için Peygamber. Teymiyyeciler ve Vahhâbîler arasında zımnen mevcuttur. Fazilet Neşr. Delong-Bas. postacıdan ibarettir. es-selefiyyetu’l-Vahhâbîyyetu. ekser tevhid anlayışını reddeden bir tevhid akidesi üzerine kuruludur. Tunus. Muhammed Fadlürrasul. tevessülü ve nezri (adağı) şirk kabul etmiştir. Dehlân. 728/1393) sıkı takipçisi addedilen Abdullah İbn Vahhâb’ın (v. İmare. Vahhâbîler hakkındaki bu düşüncelerini 1857 1858 Natana. Vahhâbîlik: Vahhâbîlik. 18. İstanbul 1977. Allah(cc) üzerine yemin etmek ve isitiğase (imdat dileme) büyük günah addedilerek. Allah’ı cismanî varlık olarak tassavvur etmek olan tescim anlayışı ve Allah’ı mahlûkata benzetmek olan müşebbihe anlayışı. İhlas Vakfı. tescim ve teşbih inançlarına dayanmaktadır. Hz. İstanbul 1976. el-Gadiyr. Wahhabi Islam. Peygamberi normal insanla bir denk gördükleri. günümüz Müslümanlarının maddeperest inanç ve yaşantılarının müsebbibidirler. kabir üzerine türbe yapmak. İbn Teymiyye’nin (v. Işık. Sagafi. Peygamber(sav)’e seyyidina (efendimiz) demek. 1792 yılında vefat etmiştir. İstanbul 2002. Teymiyyecilik ve Vehhâbilik. Dâru’l-Marife. Bu görüşü savunan meşhur eseri Kitâbu’t-tevhid. Hüseyin Hilmi. Faruk Meyan. Sâib. elVehhabiyyetu fî suretiha’l-hakikiyyeti. men edilmiştir. yüzyılda. Sudi Arabistan’ın Necid bölgesinde ortaya çıkmıştır. Daru’l-İmâm-ı Ravvas. Tashihü’lmesâil. Abdülkerim. 1744 yılında Suûdî Devletinin kurucu ailesi tarafından destek gören bu düşüncenin kurucusu.

Vakfu’l-ihlâs. Kitâbu’lBehceti’s-seniyye. Meryem(as) ile şereflenen mekânda. 366 . İslam’ın batıni yönüyle ilgili izahlarda. 1861 Atay. Hakkâniyye içinde yapılan bir antropolojik çalışmada. Bu çalışmaya göre mürîdler.”1862 âyetine işaret ederek mekânlara atfedilen bu kutsiyete Kur’ân’dan delil getirmiştir. ss.2011. “Orada Zekeriyya Rabbi’ne şöyle dua etti…”1863 âyetinde orada anlamında olan “hunalike” kelimesine atfen insanların mübarek yerlere gitmesinin İslamî olduğunu ifade etmiştir. Bu reddiyelerden birisi için bkz.1859 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbetlerinde. Vahhâbîlerin mukaddes mekânları ve türbeleri İslam dışı addederek yıkmalarını. Mekânın mekîn ile şeref bulmasına bir delili ise Meryem(as) kıssasından getirerek Zekeriyya’nın(as). 286.com/İngilizce Sohbet Tercümesi/17. Yahudilerin dinlerini maddeleştirerek yaptıkları buzağı örneğini vermiştir. 1864 www.1860 Hakkâniyye çevresinde de sık sık yapılmaktadır. son dönem mutasavvıflarında olduğu gibi. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. Ebediyete Davet. İstanbul 2002. Selamet Yanlız Göklerden Gelir . “şerefu’l-mekân bi’l-mekin” ifadesini kullanarak mekândaki kutsiyetin. orada mekân tutandan kaynaklandığını söylemiştir. Hani.1861 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.hakkanipost. birçok sohbetinde tenkid etmiştir. mürîdlerin kötülükleri Vahhâbîlik olarak genelledikleri tespit edilmiştir. Bu tür konularda genellikle zahiri yorumlar getiren Vahhâbîliğe karşı reddiye ve eleştiriler.paylaşırken Nazım-ı Kıbrısî. birbirlerinde gördükleri yanlışlıkları “Vahhâbîlik yapma!” diyerek uyarmaktadır. Kutsal mekânları red eden selefî düşünceyi eleştirirken Şeyh Nazım. kendisine oğul istediğini söylemiştir. Abdullah Halidî Nakşibendî. mevzunun Vahhâbîliğe gelme ihtimali çok yüksektir. Şeyh Nazım sıklıkla eleştirmiştir. s. 108-109. Muhammed b.1864 1859 1860 el-Hakkânî. Dolayısıyla Vahabîlerin bu tür ziyaretleri engellemelerini. “…Sizde İbrahim’in makâmından bir namaz yeri edinin. 1863 Âli İmrân: 3/38. 1862 Bakara: 02/125.06.

nefisten daha tehlikeli değildir. İran. s. 1873 “Ancak İblis. 1869 (Şeytan) onlara (uzun ömür. 120. Tasavvuf ehline göre şeytan. Allah(cc) kimi seçer ve faziletli kılarsa üstün olan odur. Şeytan kelimesi lügatte. 367 . ‘Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver’ dedi” Sâd: 39/79.1870 apaçık düşman. 236. s. 146. s. insan için apaçık bir düşmandır.1867 insanlara kötülüğü ve çirkin işleri emreden. 1868 “O (şeytan) size ancak kötülüğü. onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.1869 vesvese veren. 1878 Hucvirî. 1867 Meryem: 19/44. saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı. c. s. 261. 1876 “İblis. içlerinden ihlâslı kulların hariç. 513. Bunun üzerine (biz onlara) şöyle dedik: (Ey Âdem. Cennette iken. çirkin işleri ve Allah’a karşı. Ta’rifât. 1870 “O zaman sizi. Isfehanî. er-Risale.1878 1865 İbn Manzûr. ‘Ben ondan daha hayırlıyım. 1877 Kuşeyrî. onu ise çamurdan yarattın’ dedi” Sâd: 39/76. 1209. Müfredât. Firuzebadin. Lisânu’l-Arab.1875 insanları saptırmaya and içen.1874 Allah(cc)’tan mühlet isteyen. Mu’cemu’l-vasît. Kamûsu’l-muhit. 1874 “İblis. 1871 “… Çünki şeytan. gadap ateşi. Hâlbuki şeytan. kalblerinizi pekiştirsin (kendine bağlasın) ve bununla ayakları(nızı) sâbit kılsın” Enfal: 8/11 . ‘Senin şerefine andolsun ki. s. 135. ardı arkası kesilmez dünyalık emeller) va deder ve kendilerini boş temennîlere sevk eder. elbette onların hepsini azdıracağım’ dedi” Sâd: 39/82-83. Komisyon. Şeytan: Şeytan. 1872 “Ve böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık…” En’am: 6/112 . onların Cennet’ten kovulmalarına sebep olan. uzaklaşmak anlamına gelen “şe-ta-ne” kökünden türetilmiştir. tarafından bir emniyet olmak üzere hafif bir uykuya bürüyordu ve üzerinize gökten bir su indiriyordu ki. Keşfu’l-mahcûb. Fussilet: 41/36 . ateşten yaratılmış mahlûk gibi manalara gelmektedir. s. Âdem ve Havvâ(as)’yı harama ikna eden.e.” Yusuf: 12/5. Hz.1876 iblistir. Allah(cc)’tandır.1877 Şeytan’ın lanetlenmeden önceki üstünlüğü kendinden değil. Beni ateşten yarattın. 1866 “Derken şeytan onları(n ayaklarını) oradan kaydırdı da içinde bulundukları şeyden (o nimetten) onları çıkardı. s. bununla sizi temizlesin. şerri ruh. Âdem(as)’e secde etmeyerek Allah(cc)’a asi olan. Curcanî.1873 buna sebeb olarak kendisinin üstün olduğunu iddia eden. Şeytan’ın Cennetten kovulma hadisesini bildiren ayetlerde adı. 7. Havvâ ve Şeytan!) Birbirinize düşman olarak inin!” Bakara: 2/36.1871 insanlardan ve cinlerden bir grup1872 olarak zikredilmiştir.1868 aldatan. İblis olarak da zikredilmiştir.” Hicr: 15/31 .1866 Allah’ın emrine asi olan. bilemeyeceğiniz şeyleri söylemenizi emreder.” Bakara: 2/169.1865 Kur’ân-ı Kerîm’de şeytan. Nisâ: 4/120. sizden şeytanın pisliğini (vesvesesini) gidersin. 1875 “İblis.

münafıka başka 1879 1880 Kıbrısî.1882 Şeytanın bu aldatmalarına en çabuk düşenler. 1884 Kasas: 28/15. “İlim-Âlim” başlığında ebeb. İnanmayan insanlara kurduğu gaflet tuzağında onları inanmaya sevk edecek düşünce ve fikirlerden gaflete düşürür. Şeyh Nazım’a göre şeytanın ilmindeki hakikat. 368 . Ancak bu anlayışın somut bir göstergesi olarak verilen misal. hikmet ise ilmin ruhu olduğundan. Allah’ın af ve merhametine sığınarak. Âdem(as)’e secde etmediği zaman. 1883 Kıbrısî. Bu fiiller vesilesiyle inanları iman dairesinden çıkarır veya çıkanları orada tutar. Allah’ın emrine uymayarak. 33. Ancak İblis. onun haiz olduğu ilmin ruhsuz olmasıdır. Kur’ân-ı Kerim’de bildirilen “Şeytan ameli”1884 insanları rahatlık ve özgürlük vaadiyle kandıran Şeytan’ın onlara işlettiği tüm İslam dışı amellerdir. Hak Dost 4. Bu manada İblisin lanetlenmesine sebeb olan. s.1881 İblis. İlim sahibi olmasına rağmen hikmet sahibi olmayan Şeytan. 144-145. Çünkü Kıbrısî’ye göre. Bu izaha göre yasak ağaç meyvesinden yiyen Âdem(as). iblisin insanlara tuzak kurma konusunda mahareti vardır. Böylelikle. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre. 1881 Kıbrısî. âbide. ilim sahibidir. hikmet ve marifet kavramları merkezinde incelenmiştir. edep dairesinden dışarı çıkmıştır. A’raf: 7/16. ss. Hz. mühimdir. hatayı kendinde görür. hikmet sahibinde edeb zaruridir. Tasavvuf Sohbetleri. Tasavvuf Sohbetleri. müşrike. “(İblis): ‘Öyle ise beni azdırmandan dolayı (ben de) mutlaka onlar(ı saptırmak) için. 135. 1882 Kıbrısî. secde edenlerden olmamıştır. Âdem(ra)’in ilmine nisbeten izah etmiştir.1883 Nazım Efendi’ye göre. Âlime. bu noktada.Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre Şeytan. Ancak ondaki ilmin hikmetten uzak bir ilim olmasından dolayı. senin dosdoğru yoluna oturacağım!’…”1880 ayetinde iblis. 90. fasıka. İnanan insanlar için kurduğu gaflet tuzağında ise bâtıl bir fiili işlemeye sürüklemek vardır. Hak Dost 4.1879 Bu anlayış. s. bu zelleyi işlediğinde. insanları gaflete sürüklemeye çalışır. zahide başka. s. hatayı Allah(cc)’a atfetmiştir. kendi beraatını ilan etmiş ve bu suçu Allah(ac)’a yüklemiştir. boş duran ve bir işle uğraşmayan kullardır. edepsizlik yapmıştır.

1887 Şeyh Nazım’a göre şeytan. insanların hayatını kısaltarak. fesat ve fitne ortamına sürüklemeye çalışır. 1887 Çelebi. İbn Teymiyye’nin de mutabık görüşüne göre şeytan. 145. insana işlettiği kötü amelleri cebri bir hâkimiyet üzerinden değil. Şeytan. Aynı eser. TDV İA. Çünkü bu aldanmanın içinde bulunduğu müddetçe insan. davet etme.1886 Gaflet bahsinde irdelenen iki çeşit gaflet anlayışından hareketle Şeytanın kuracağı tuzak da iman edenler ve iman etmeyenler için farklı şekillerde olabileceği şeklinde yorumlanabilir. nefsine. Şeytan. insan üzerinde cebri bir otorite kuramaz ancak. hakiki kul olmaktan da uzaklaşmıştır. onun bedenî rahatsızlıklara maruz kalmasına sebep olabilecek kuvveti vardır. Ebediyete Davet. insanların imanlarını almak için onları öfkelendirir ve kavgaya sürükler. Nazım Efendi’ye göre Şeytanın hedefi. İlyas. iman etmeyen insanın iman etmesine vesile olabilecek her türlü fiilden alıkoymak için çabalar. 39. böylelikle teyakkuzdan gaflete düşürmüş olur. milletleri büyük harplere sokarak imanlarını toplu olarak yok etmektir. Tasavvuf Sohbetleri. İman eden kulun içinde bulunduğu hal ve durumu anlamlandıramaması için çalışan Şeytan. Şeytan. insanı gaflet haline düşürerek. şeytanın tuzaklarıyla doludur. c. İman edenlerin gafletleri kalblerinde geçen düşünce ve hislerde başlar. 369 . elest bezmindeki misakından gaflete düşmüş. Şeyh Nazım’ın ifadesiyle. Bu kalbi ehsas ve efkârın müspet iken menfiye dönüşmesinden başlayarak.1885 Şeytan’ın bu oyunlarına aldanmayan kişiler. elinden almak ister. 162-165. Dolayısıyla şeytan. 12. dünyaya veya hevasına kul olmayandır. Bu görüş üzerinde İslam uleması ittifak etmiştir. Bu tuzağa düşen Mü’min içinde bulunduğu durumu anlamlandıramamış olur. şeytana. s. süslü gösterme ve aldatma üzerinden yapar. 1888 el-Hakkânî. insanları tarih boyunca karşılaşılan harb. ss. ss.oyunlarla yaklaşır. Şeytan.1888 1885 1886 Kıbrısî. s. 99-101. iyi ve kötü arasında temyiz zafiyeti yaşaması için vesveseler verir. bunların amel olarak zuhur etmesine kadar geçen süreç.

Allahümmağfirli demesi kula şereftir. Sabah namazına giderken kapıyı açtığı gibi önünde bir ihtiyar bulmuş. s. Benim ümmetim buna mücahede ederek. ‘Ya Ebu Yezid! Bu rahmet denizini Bana asi olan kullar için ayırmışım. Ben bir rekatı kaybettim. Efendimiz(sav) baktı ki. 76. Bu senin kullarını rahat bıraksın. Farklı bir ifadeyle şeytan.Şeyh Nazım’a göre iblis.” Bkz. s. Paygamberimizin(sav) ‘Allahu Ekber’ diye ikinci rekata kalktığını gördü.. onları şerrin en dibine sürükler. başka bir hikmet daha vardır. o iblistir. bilinmesine vesile olur. bu görüşünü ise bir sohbetlerinde İbrahim b. Edhem (v. Hz. 162/779) menkıbesi1894 üzerinden izah etmişir. Farklı bir ifadeyle şeytanın aldatmasıyla Mü’minlerden asi olan kullar. s. O zaman ‘Allahümmağfirli’ dedi…” Kıbrısî. Bu şeytanı artık azlet. Sen kendini bu faziletten mahrum etmek istiyorsun. bu ümmetin arkasından koşup onları azdırdığı. Allah(cc)’ın rahmetinin tecellisine vesile olur.e. Ali Efendimizin edebi. Ali Efendimiz öfkesinden onu tutuğu gibi orada bulunan büyük bir taşın altına kıstırdı. insanların içindeki muhlis kulların bilinmesine vesile olur. O sallana sallana. Dolayısıyla iblis. hikmetini bilenler için binektir. ‘Ya İbrahim! Gaffar oluşum kimin için olacaktır?’. Sen bu şereften kendini mahrum etmek istersin. 370 .1889 Peygamber Efendimiz(sav)’in. Kıbrısî. Ben bu rahmete veya hiçbir şeye muhtaç değilim. 1892 Kıbrısî. Masum olduğun vakitte. Bilmeyenlerin üzerine binen iblis. Dışarı geldiklerinde. adım adım yürürken Mescid -i Saadetin kapısına vardığında. o şeytana uymalardan tutacak olsa idim. O ihtiyarın da mescide değil de diğer tarafa saptığını görünce anladı ki. 1894 Kıbrısî bu menkıbeyi şöyle nakletmiştir: İbrahim bin Ethem: ‘Ya Rabbi. a. 73.. Ali(ra)’ye. Allah(ac)’ın bilinmeyen merhametinin. o günahlardan. indallahtan olan bütün rütbeleri alacaklar. ihtiyar olan kimsenin önüne geçmezdi. Tasavvuf Sohbetleri. Ali Efendimiz sabah namazına çıkıyor. a.e. Bu rahmeti burada asilere vermek için tutuyorum… Bu kulları. Kullarının arkasına düşmesin. kul için bir şereftir.1893 Kıbrısî’ye göre. dışarıda taşın altında kıstırılmış bir alamet var… ‘Ya Rasullallah! Bu melanet bana bugün bu hileyi yaptı. iblis ekmektedir. Bu şerefe vesile olan günahların tohumlarını. başka bir kavim yaratacaktım …” Bkz. kul için tevbe ve şeref vesilesi olmaktadır. kul ile Allah ilişkisinde günah ve tevbe. baygın düştü. Hitâb-ı İzzet geldi ki: ‘Ya Bayezid! yukarı bak’ Ebu Yezid yukarı baktığında. Kıbrısî bu menkıbeyi şöyle nakletmiştir: “Bir gün Hz.. ss. 74.1892 Şeyh Nazım’a göre iblisin yaratılışında. Hz. O zaman istiğfar fazilettir. 73-74. Onun için bunu oraya hapsettim. Kıyamet gününe kadar ümmetler buna tükürsün. Bu manada iblis. Bilmeyenler için ise yüktür. sen bana el açmayacaksı n.g. 1893 Aynı yer. İçeri girdi namaz kıldı. orada aklı başından gidip. İblis hakkında verdiği bir nasihat1890 ve Bayezîd-i Bistâmi Menkıbesi1891 üzerinden Nazım Efendi. şeytanın yaratılış hikmetini izah etmiştir. Kıbrısî.’ Peygamberimizin ona cevabı: ‘Ya Ali! Yol kesici olma. 74. Tasavvuf Sohbetleri. a.g. ismet istiyorum’ demiş. 1891 Kıbrısî bu menkıbeyi şöyle nakletmiştir: “Sultanu’l -arifin Bayezid-i Bistâmî Hazretleri Kâbe-i Muazzama’nın kapısının halkasını tutmuş: ‘Yeter ya Rabbi! Yeter bu şeytanın. Hz. bu dünyada.e. Üzerindekine mesafeler kat ederek makâmlar kazandırır.1895 1889 1890 Kıbrısî.g. s. Nazım Efendi.

Beni kınamayın. Onun gücü ve etkisi. Kıbrısî. onu. 162. iblise galib gelinir. 162. 67.“Kur’an okunduğu zaman. Gerçekten onun. demokrasi.. “aydınlanma” ve Rönesans gibi hadiselerin bir sonucu olarak Avrupa ve Amerika’da görülen yenileşme hareketi. hiçbir insan üzerinde. 1899 Vehbî. coğrafi keşiflerin. Siyasî ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar f. siz de davetimi kabul ettiniz.e. Bu ayette bildirilen dost. 1137/1725) göre şeytan. s. iblise sorgusuzca teslimiyetin temel sebebidir. ona karşı hiç mukavemet göstermediği için. “(Hesaplar görülüp) iş bitince. güçlü zanneder. c. 7. 1898 Nahl: 16/98-100. s. Ancak kâfirler üzerinde. 1900 İbrahim: 14/22.”1898 ayetine dayandığı şüphesizdir. İnsanlar. Tasavvuf Sohbetleri. bilim. şeytanın tasallutu altına girmiş olanlar ve ona itaat edenler (Şeyâtine’l-ins veya evliyâu’ş-şeytan) olduğu yönünde tefsir edilir. Kendinizi kınayın… ”1900 Bu iki ayeti beraber ele alan Bursevî’ye (v. Biraz karşı koymaya çalışılırsa.1901 f. Ben sadece sizi davet ettim. 371 . c. Hulasâtu’l-beyan. 2895-2896.1. 10.g. Mü’min ya da kâfir. şeytanın davet etme ve süslü gösterme anlamında bir gücü vardır.Şeyh Nazım’a göre İblis zayıftır. deniz ötesi ticaretlerin. “yeni olma” anlamına gelen. ss. 76. 1901 Bursevî. Allah(cc)’ın yardımıyla. ancak onu dost ve koruyucu edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. Rûhu’l-beyân.. şeytan şöyle diyecek. s. iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde gücü ve etkisi yoktur. 1897 Aynı eser. modernleşme olarak tabir edilmiştir. Modern Çağ ve Modernizm: Bilimsel gelişmelerin. Teknoloji. ulus devletler ve kapitalist üretim sistemi 1895 1896 Kıbrısî. kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın. s.1899 Bu konu ile alakalı başka bir ayet şöyledir.1896 Ancak Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre günahları olağan bir şey kabul etmek. kahır ve galebe anlamında bir hâkimiyet kuramaz.1897 Kıbrısî’nin bu görüşü. a.

1902 1903 Bkz. 1904 Aynı eser. Komisyon. kendi başına tarihî.gibi oluşumları hatırlatan modernleşme. Yüzyılın ortalarından başlayıp. Ancak benzer düşünceyi bir bâtılı gözüyle Eric Fromm da şöyle ifade etmektedir: “Descartes’den başlayarak insanlar. tüm dünyaya yayılan lâdinî düşüncelerdir ve bunlar. Yalnız düşünce akla uygun kabul edilip. Çağdaş Sosoyoloji Kuramları. bu düşünce akımından dolayı ayrılıklar ve bölünmeler başlamıştır. dünyadaki değişimlerle birlikte müşahede etmesiyle alakalı olduğu şüphesizdir. Avrupa ve Batı sözcükleri ile eş anlamlı olarak kullanılagelmiştir. Bu bağlamda modernizm.1903 Kıbrısî’ye göre modernizm. ve 21. duygu yapısı gereği akıl dışı nitelendi. giderek düşünceyle duygunun arasını açtılar. 56. Hak Dost 4. içlerinde milliyetçilik davası girmiş. Kıbrısî’ye göre modernizm ve modern çağ olan 20.1902 19. Bu kavramlar 20. Yüzyılın başlangıç seneleri. ss. 124-125. “modern çağ (!)” olarak tabir etmektedir. Kıbrısî’nin içinde bulunduğu zamanı ve olayları tanımlamasında da anahtar kavramlar olmuştur. Osmanlı Devletinden. Bu durum.55. ss. 372 . sanat. eleştiri ve edebiyat alanında çıkan akımlar için kullanılırken modernite. Yüzyıl içerisinde cereyan eden ekser hadisat ile ilgili olduğu için. daha çok düşünce. bugüne kadar süren söz konusu hadisatı ve etkilerini Kıbrısî. Müslümanların hak olmayan bir davayı gütmeleri ile içlerinde ayrılığın ve bölünmenin getirdiği zulmün acısını yaşamaktadırlar. Kıbrısî. Yüzyıl ve 21. Modernite. politik veya sosyolojik bir kavram olmamakla beraber geleneksel olana ve geçmiş kültürlere karşı duran ve mentalite değişikliğini öne çıkaran bir kavramdır. Modern çağın İslam coğrafyasını etkilemesinden önce Müslümanlar ümmet şuuruyla bir şemsiyede toplanmışken. Rönesans’tan beri Avrupa kültür tarihinin geliştirdiği sistematik bir süreci ifade etmektedir. Kıbrısî’nin Osmanlı Devleti vatandaşı olarak dünyaya gelmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş sürecindeki değişimleri. Osmanlı Devleti ve tebası bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’ne tevarüs ederken geçmişe ait değerleri tamamen tahribetmiştir.1904 Kıbrısî’nin bu konulardaki tahlillerinin merkezinde. Anadolu Üniversitesi Yay. sadece Osmanlı tebasını değil. tüm İslam toplumlarını tahribetmiştir. “batı” kavramı ile özdeşleşmiş.. sömürgecilik ve Avrupa emperyalizmi ile küresel bir boyut kazanırken. Eskişehir 2013.

16-19. TDV Yay. 1905 1906 Fromm. direkt ya da dolaylı olarak belirlemiş ya da şekillendirmiştir. onun olarak yaptığı kavramsal tanımlamalarında bulunmaktadır. Ter.: İlhan Güngören. Eric. 68-77. Ankara 1997. Yüzyıl hadisatına yönelik eleştirilerinde ve bu çağın içinde yaşayan bir zat olarak. kendisinin sözde modern çağ olarak vasıflandırdığı. zamanın şartlarına göre İslam Medeniyetinin terakki imkan ve ihtimalini sekteye uğratmıştır. ss. Batı’da başlayan değişimleri takip etmeyen Osmanlı Devleti. İstanbul 1978. bu yeniliklerin. Mesela Kıbrısî’nin modern çağ anlayışını şekillendiren İslam anlayışı. Tanzimat’la başlayan modernleşme sürecini hem tenkit etmiş. hem de Osmanlı’nın modernleşme sürecinin başlangıcı sayılabilecek Tanzimat’ın saraydaki düzenlemelerinde vazifeler almış olan Cevdet Paşa. daha değişik şeyler üretebilmiş olması. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Benden sonra hulefa. Bu hadiste Hz. Dolayısıyla kanun-ı kadim. Başka bir ifadeyle. onun hayatındaki tüm düşünce ve görüşlerini. zamanın hal ve şartlarına göre güncellenmesinin gerekliliğini düşündüğü için Tanzimat’ı savunmuş. pratik yaşantısındaki tatbikatında görülmektedir. Hem Osmanlı tebaasında İslam medeniyetinin son dönemlerini yaşamış ve sahip çıkmış. hulefadan sonra umera. 1313/1895)’nın modernizm mevzuundaki görüşü. Ahmet Cevdet Paşa. sanki yaşamdaki en önemli şeymiş gibi ele alındı. İslam toplumunun kıyamete kadar geçireceği evreleri haber veren bir hadis-i şerife dayanmaktadır.. hem de o zamanın şartlarına göre İslam Medeniyetinin gelişmesi için gerekli görülmüştür..”1905 Ahmed Cevdet Paşa (v. beni ve doğayı denetimi altına alabilecek ve benliği oluşturan anlama ve yargılama yeteneği akıl. geleneksel yapıya uyarlanmadan taklit edilmelerinden dolayı da eleştirmiştir. Yol Yay. Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin dünya ve ahiret görüşünün merkezinde bulunan İslam tasavvufu anlayışı. İnsan bu süreç içerisinde kendini bir eşya durumuna dönüştürdü. bölünüp ayrımlaştı. 20. Sempozyum 9-11 Haziran 1995. Cevdet Paşa’nın dönemindeki İslam toplumuna şamil olmuş bir mütefekkir olmasından dolayı. Kıbrısî’nin düşüncelerini direkt ya da dolaylı olarak şekillendirmesi kuvvetle muhtemeldir. ss. Onun bu konudaki düşünceleri. Anlama yeteneğinin yardımıyla doğanın denetim altına alınıbilmiş ve daha çok. 373 . Psikanaliz ve Zen Budizm.1906 Kıbrısî’nin modernizm anlayışı.kişiliğimizden “benden”.

Cebâbireden sonra ise Ehli Beytimden bir kimse gelir de. 30. yirminci yüzyılda yapılan teknik ve teknolojik gelişmeler. Müslüman toplumun yönetiminde. 1909 el-Hakkânî.g. 5/220-221. 48.1. Gümüşhanevî. 92. 374 . 518. Dolayısıyla Kıbrısî’nin modern çağ görüşü.. tasavvuf disiplini merkezli İslam düşüncesi tespit edildikçe paylaşılacaktır. Kıbrısî’nin her sahadaki düşüncesini şekillendiren temel İslam düşüncesi.umeradan sonra melikler. Emeviler ve Abbâsiler devrini. münafık şahsiyetlerin bulunduğu ve dini yaşamı baskı altına aldıkları dönemdir. 157-159.1. Bu ifadelerin özetine göre. melik. Kıbrısî’ye göre modern çağ ile başlayan ve içinde bulunduğumuz dönem cebabire devridir. s. hulefâ-i raşidîn devrini. Osmanlı Devletini haber vermiş ve bu devirler gerçekleşmiştir.1909 İnsanın kendisini örtmek için giyindiği kıyafetlerin tarzlarındaki çeşitlilik ile de büyüklenme içine girerler. yirminci yüzyılın hastalığı insanoğlunun kibirlenmesidir. içerisinde cereyan eden tüm sosyal ve siyasi olayların genelini içeren bir anlamda kullanmaktadır. gerekse tüketen kişiler. Detaylarını Mehdi başlığında incelediğimiz bu devir. Hakkâniyye mürîdanınca önemle veridiğini gördüğümüz bir konu olan kibri. 1910 Kıbrısî.”1907 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre hadisde haber verilen hulefa. Bu manada Nazım Efendi’ye göre. mahiyeti itibariyle teneke olan bu metalarla birbirine karşı büyüklenme içine girerler.1908 “Modern Çağ” tabirinin muhteviyatı birçok alanla ilgili olsa da. Hambel. ss. f. meliklerden sonra Cebâbire. Hak Dost 4. teknoloji ve eğitim sistemi alt başlıkları olarak incelenirken. Gerek icat eden. s. Nazım Efendi sıklıkla vurgulamaktadır. Modern Çağ ve Toplum: Nazım Efendi bazen “yirminci yüzyıl” terimini. hukuk sistemi.1910 1907 1908 Tirmizi. a. Müsned. modern çağ düşüncesini de şekillendirmiştir. onun görüşlerinde meknuz olan. O yeryüzünü adaletle doldurur. Kıbrısî. Fiten.e. insanoğlunu kibre sürüklemiştir. toplum. Bu yüzyılın kavramı olan “moda” insanları kibre sürükleyen bir oyundur. Ramûz. umerâ. s. Cuma Hutbeleri.

bu dönemin hastalıklarından ekonomik krizlerine kadar insanlığın tüm çilesi manevî hayattan kopuşun tecellileridir. ss. Yani. batıda yapılan siyasi ve sosyal düşüncelerden de karşılığını bulacak mahiyettedir. sadece İslam âleminin geleneklerini değil. 1911 1912 Kıbrısî.Nazım Efendi’ye göre modanın icat edilmesinin temelinde Peygamber(sav) sünnetini unutturmak yatmaktadır. sadece İslami düşünceden değil. 375 . insanlık tarihinde benzeri görülmemiş bir koşturmaca ve tatminsizlik içindedir. toplumsal bir alışkanlık haline gelmesi sürecinde Yahudilerin rolü. Özet olarak rahatlık adına yaşanan bu hayatın. elli sene öncesiyle mukayese edilmeyecek derecede artmış. rahat yaşamayı basit yaşama olarak tanımlamıştır. Nazım Efendi’ye göre bu artışın arkasında tatmin olmayan nefsanî duygular yatmaktadır. zenginlerdeki tüm imkânları borçlanarak temin etmeye çalışan orta kesim de.1911 İslam düşüncesindeki kibir ve israf ile ilgili kaynaklar. Şeyh Nazım’ın moda ve teknoloji konusundaki yaklaşımını şekillendirdiği şüphesizdir. 157-159. sanal bir ihtiyaç anlayışı oluşturmuştur. 176-179. Moda olgusu yirminci yüzyılın ihtiyaç dışı tüketim anlayışını besleyen bir kaynaktır. Günümüzün kanser gibi birçok hastalığının sebebi olan atalet. Modern yaşam. Ebediyete Davet. insan hayatına makineleşme ile girmiştir. Bu amaç ile Yahudiler tarafından icat edilen bu olgu. insanları rahat ettirmekten çok rahatsız ettiğini ifade eden Kıbrısî. asansörle yatak odasına çıkan insanlarda. el-Hakkânî. ss. İhtiyaç için olmayan harcama ve tüketimin arka planı. Hıristiyan âleminin de geleneklerini yıkmıştır. Bununla birlikte söz konusu menfi fiillerin. Hak Dost 4. Elinde bulunan her eşyanın yenisini almaya çalışan zengin kesim de. bireysel huzur ve refahın gelişimini de sekteye uğratmıştır. Nazım Efendi’ye göre bu yüzyılda karşılaşılan ekonomik krizlerin arka planında da iktisat dışı (tasarrufa dayanmayan) bir tüketim anlayışı yatmaktadır. Arabasıyla evin içine girip.1912 İslamî yaşamın günlük hayattan çıkarılması. bir atalet (tembellik) meydana gelmiştir. sadece sosyal düzenin gelişiminde değil. kibir duygusu ile izah edilmiştir.

a.2. Nazım Efendi’ye göre Osmanlı’nın uyguladığı hukukî. İslamî nizamın unutulmasına sebep olmuş ve İslamî hukuk sistemlerinin ve İslam Medeniyeti’nin kendi içinde gelişimine sekte vurmuştur. a.1917 Osmanlılar. s. 178-179. Onlar vasıtadır. 376 . ss. 58. ümmetçilik şuuruyla yeniden bir araya gelmelerine dayanmaktadır..e. Dolayısıyla modernizmin tesisi esnasında Osmanlı’yı unutturma kastı güden politikalar. “De ki: Hak geldi bâtıl mahvoldu”1914 ayetinin bir işareti olarak bu çağ sona erdiğinde insanlar. aradıkları dünyaya aittir. mevki sahibi olmak için.e. 124-125.Osmanlı toplumunda bireysel günlük yaşam gayesi.”1913 Binaenaleyh Nazım Kıbrısî’ye göre. sosyal ve ekonomik statü için koşturduklarını söyleyerek. Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş. 1916 Kıbrısî.1916 Osmanlı’nın şeceresi Şeyh Ebebali’ye dayanmaktadır. çoluk çocuk sahibi olmak için. Âdem’e ulaşır. 104. dünyevi sufliklerden uzaklaşacaklardır.1.g. Nazım Efendi günümüz insanının meslek. modern çağda. Bina bittikten sonra iskele üstünde kalmaz. siyasî ve sosyal nizam. bugün anlamsız amaçlar haline getirilmiştir. s.1915 f. sona erecektir. Nazım Efendi’ye göre Müslümanların kurtuluşu bu temiz ailenin adıyla oluşturulmuş Osmanlılık şemsiyesi altında toplanmalarıdır. kariyer. sıfırdır. 1917 Aynı eser. Hak Dost 4. Şeyh Edebali ise Hz. İslam esas alınarak kurulmuştur. dünyevileşerek bâtıla düşenler ve hakkatten ayrılmayanlar olmak üzere iki millet oluşmuştur. bu uğraşıların uhrevi bir amacı ihtiva etmemesinden dolayı hayal olduklarını şöyle ifade eder: “Hep uğraşıları hayaldir. Bu varlıkta mevcut oluşumun sebebi nedir? …Vazife elde etmek için. Bâtılın Hak’a üstün geldiği bu çağ. Adnan(as) ve İsmail(as) üzerinden Hz. Modern Çağ ve Hukuk Sistemi: Şeyh Nazım’a göre Osmanlı devletinden. ss. İsrâ: 17/81. 1915 Kıbrısî. Peygamber(sav)’e dolayısıyla Hz.. Yani. Evi yaparken iskele kurarlar.g. sancaklarında 1913 1914 Kıbrısî. geleneksel olandan modern olana geçiş gibi anlaşılmıştır diyebiliriz.

Peygambere ve sizden olan ûlu’l-emre (emir sâhibi idârecilerinize) de itâat edin!”1920 ayetine istinaden emir sahibi ile mücadeleyi uygun bulmamaktadır. gayr-i İslamî bile olsalar. 1922 Aynı eser. Farklı bir ifade ile bugünkü idareciler. 251-262. 377 .. ss. yirminci yüzyılda kaos. 1919 Bu düşünceleri bir fikri tez olarak savunan Kıbrısî. 189-193. Bu kurumun hukuk sistemi olan demokrasinin İslamî olmadığını düşünen Kıbrısî.Kur’ân yazısı taşımışlardır. Atay. Bkz. demokrasideki başbakan görevini ifa eden bir sadrazamın ve bakanların fonksiyonlarını yerine getirecek vezirlerin bir sultan tarafından atandığı yönetim biçimini savunmaktadır.g. “Ey îmân edenler! Allah’a itâat edin. insanları geçici olan dünya çıkarlarına göre programladığı için toplumsal sorunların da müsebbibidirler. Mesela Liberalizim özgürlükte sınır bulamadığı için. Çünkü yönetime itaat. Bu takdir önlenemez olduğu için. boşanma oranındaki artışın. Bu hukuk sistemi. Avrupa’nın baskısıyla.1918 Kıbrısî’ye göre geçmişe ait değerleri derinden reddederek gelen Modernizm. Şeyh Nazım’a göre. ilahi takdirdir. fikrî olarak müsebbibidir. yirminci yüzyılın bir cehalet nişanesidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile kurumsallaşmıştır. silahlı ve anarşist mücadele haramdır. Batı’da bir Nakşî Cemaati. ss. ss. manevî otorite olarak manalandırılmıştır.1921 Modern çağın geliştirdiği hukuk sistemi olan sekülerizm ya da laiklik. a. uygarlığın temelleri İslam’da yatar. ahlaki açıdan yüce bir seviyede olmak ve bu seviyedeki hukuk sistemlerini teşekkül etmektir.com/2-Seyh Nazim Ilahi takdir önlenemez! Ayette geçen “ûlu’l-emr”. Uygarlığın özü teknolojik gelişmelerde değil. 251-262. Kendini bir Osmanlı olarak tanımlayan Kıbrısî. Cumhuriyet sonrası bu yazılar kaldırılmış olsa da bu değişim.e. vahşet ve yıkım uygarlığını meydana getirmişlerdir.1922 1918 1919 www. 1921 Atay. Mutlak özgürlüğün arayışı içinde olan insanlar. o dönemin evliya ve ulemaları.youtube. 1920 Nisâ: 4/59. Şeyh Hişam’ın bazı sohbetlerinde. İslam’ın emridir. Bunun farkında olmayan Müslüman memleketler de batı âleminin kopyası olmaya çalışmaktadır. Yani. değişime engel olamamıştır. İslam dünyasının selameti için hilafetin bir sembolü olan sancak-ı şerifin yeniden açılması ve dalgalandırılması gerektiğini düşünmektedir.

Kıbrısî’nin beklediği ideal hukuk sistemine en yakın olanı ise. ss. modern çağın İslam toplumunda bir hizipleşmeye sebebiyet verdiği açıkça görülecektir. birleşmiş gibi görünen Avrupa’yı partilere böldüğü gibi İslam âlemini de hiziplere ayırmıştır. İslam ulemasının henüz içinde yaşadığı bir süreç olması hasebiyle. bu dinamik sürecin sonunda. bana gösterilen yerlere kadar uzanacaktır. iki ayrılıktır. Modern çağdaki değişimlerin tesiriyle İslam toplumunda görülen söz konusu tüm değişiklikler. mana âlemindeki takdirin cereyan etmesi için madde âleminde husule gelmiş sebepler zinciridir. Bu noktada Kıbrısî’nin felsefî. 142-143. Mehdi(as)’in zuhurundan sonra. Modern çağın geliştirdiği hukuk sistemi. hizipleşme olarak addedilmemiştir. kesin olarak ve ittifakla. ben de doğusunu da batısını da gördüm. Nazım Efendi’ye göre fikrî kökleri Avrupa’ya dayanan particilik. Osmanlı Devletinden sonra tatbik edilmediği için gelişmemiştir. henüz daha gelişmiş bir sistem uygulanma ya konmamıştır. Kanaatimizce. Ancak Kıbrısî’nin karşı çıktığı demokrasi hukukunun üstündeki bir model. Bu hadis-i şerifte Hz. hem itikadi he de siyasi boyutları olan. gerçekleşmesini beklediği altın çağda görülecektir. Müslüman toplumunun bugünkü sosyal ve siyasî durumuna yönelik söz konusu tespiti Kıbrısî.İnsan düşüncesinin geliştirdiği en mütekâmil yönetim biçimi addedilen demokrasinin eksik yönleri tartışılsa da. Kanaatimize dayanak olan gözlemler sadece siyasi partilere bağlı hizipleşmeler değil.1923 İslam toplumundaki ilk hizipleşmenin Şiilik ile başlaması ve ehl-i sünnet içerisinde Vahhâbilğin zuhur etmesi. Şeyh Nazım’a göre. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ. Bana iki 1923 Atay. hukukî ve ekonomik bir sistem modeli ortaya koyduğu söylenemez. Müslümanların arasındaki ayrılık ve bölünme unsurunun müsebbibidir. Farklı bir ifadeyle Kıbrısî’nin ideal hukuk sistemi. Ümmetimin mülkü. Şeyh Nazım’a göre. yeryüzünü benim için dürüp topladı. ulemanın ittifak ettiği. aynı zamanda cemaat taassubuna bağlı ayrılıkları da içermektedir. 378 . Bunlara ilaveten Şeyh Nazım’ın savunduğu söz konusu ayrılık. bir hadis-i şerif üzerinde özetlemektedir. onun tasavvuf düşüncesiyle şekillenmiştir. Batı’da bir Nakşî Cemaati.

hazine verildi: Kırmızı ve beyaz hazineler. Ben Rabbimden, ümmetimi umumî bir kıtlıkla helâk etmemesini, ümmetime kendi nefislerinden başka bir düşman musallat edip çoğunluğu helâk etmelerine meydan vermemesini talep ettim. Rabbim bu isteklerime şöyle cevap verdi: ‘Ey Muhammed! Bir hüküm verdim, artık o geri alınmaz. Ben, Senin ümmetini umumî bir kıtlıkla helâk etmeyeceğim, kendileri dışında, çoğunu helâk edecek bir düşman da musallat etmeyeceğim, hatta yeryüzünün her tarafında bulunanlar, onlar aleyhinde toplansalar da. Ama, kendi aralarında birbirlerini helâk edecekler.”1924 Bunun bir ilahî ferman olarak önlenemez olduğunu ifade eden Kıbrısî, Muhammed ümmeti içinde ayrılık ve çatışmalardan doğan zulmün hak yolundan sapıldığı müddetçe devam edeceğini söyler. Yani günümüz hadiseleri, bu ilahi ferman dâhilinde cereyan etmektedir.1925 Daha önce de belirtildiği gibi Kıbrısî’ye göre, insanlığın içinde bulunduğu zaman olan 21. Yüzyıl, ahir zamandır ve bu günler, Hz. Peygamber(sav)’in mağlum hadis-i şerifinde1926 haber verdiği üzere cebabire devridir.1927 Söz konusu devir; tek olan İslam reisliğinin kaldırıldığı, her bir İslam devletinin kendi başına buyruk olduğu, başlarında dışa bağımlı reislerle yönetilen ve hiçbir İslam devletinin diğerine tabi olmadığı bir dönemdir. Binaenaleyh, 20. yüzyıldaki sosyal, siyasi ya da ekonomik tüm hadisat, söz konusu durumla ilgilidir.1928 Kıbrısî’ye göre bu zaman, bütün reislerin üzerine reislik yapacak vasıflarda, manevî kuvvet taşıyan bir şahsiyetin bulunmadığı bir zamandır. Bu yüzden içinde bulunduğumuz “cebabire dönemi”, bir nevi bekleyiş ve geçiş dönemidir. Halk böyle bir zâtı bulalım ve seçelim deseler bile sürgün ve cezalara maruz kalacakları bir hukuk sistemine tabidir.1929 Bununla birlikte insanlar, her konuda kendilerini haklı bildikleri gibi, her şeye kendilerini layık kabul etmektedirler. Şeyh Nazım, söz

1924 1925

Müslim, Fiten, 2889; Tirmizî, Fiten, 2177; Ebû Dâvud, Fiten, 4252. Kıbrısî, Hak Dost 4, s. 103. 1926 “Benden sonra hulefa, hulefadan sonra umera, umeradan sonra melikler, meliklerden sonra Cebâbire, Cebâbireden sonra ise Ehli Beytimden bir kimse gelir de, O yeryüzünü adaletle doldurur…” Bkz. Tirmizi, Fiten, 48; Hambel, Müsned, c. 5, ss. 220-221; Gümüşhanevî, Ramûz, s. 518. 1926 Kıbrısî, a.g.e., s. 92. 1927 Tafsilatı için bu tezde bkz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d.Hz. Peygamber. 1928 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 94. 1929 Aynı yer.

379

konusu toplumsal durumu, bireyden başlayan psikolojik bir temele dayandırır. Buna göre, toplumdaki ekser ferdin nefsaniyetine esir düşmesi, bu durumun sebebidir. Binaenaleyh bu çağda söz konusu adaleti insanlara kabul ettirecek bir manevî kudret gereklidir.1930 Sonuç olarak Şeyh Nazım’ın modern çağ anlayışı, onun birnevi bekleme ibadeti addettiği Mehdi anlayışı ile ilgilidir. Detaylarını ilgili başlıkta incelediğimiz bu anlayışa göre, Muhammed ümmetini bu cebabire döneminden çıkaracak ve onları bir sancakta toplayacak şahsiyet, Mehdi(as)’dir. Mehdi(as)’nin zuhuru ile insanlar, bâtıl anlayışların ürünü olan hukuk sistemlerine değil, hakkın zahir olduğu anlayışa tabi olacaktır.1931

f.1.3. Modern Çağ ve Teknoloji: Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre içinde bulunduğumuz zaman, her sahada hızlı keşif ve icatların yaşandığı bir dönem olduğu kadar, insanların acziyetlerini unuttukları bir zamandır. Aya çıkan, uzaya uydular gönderen bu insanlık gurur ile Allah(cc)’a başkaldırır bir durumdadır.1932 Günümüzde icat ve imal edilen toplu imha silahlarının insanlığı melhame-i kübraya (büyük harbe)1933 götüreceğini söylemektedir.1934 Teknoloji üreten fabrikalar yaşam dengesini bozarken, temizlik için kullanılan deterjanlar bile, okyanusları kirletir.1935 Dolayısıyla mutlak özgürlüğün arayışı içinde olan insanlar, yirminci yüzyılda kaos, vahşet ve yıkım uygarlığını meydana getirmişlerdir.1936 20. yüzyıl fikir adamlarından Nurettin Topçu (ö. 1975), modernizm akımını; ilim, sanat, siyaset, ticaret ve kültür gibi açılardan yaptığı değerlendirme sonucu sunduğu reçete, Kıbrısî’nin tavsiyesi ile aynıdır. Ona göre Müslümanlardan
1930 1931

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 102. Aynı eser, s. 104. 1932 Aynı yer. 1933 Kıbrısî’nin ahir zamanda olmasını beklediği dünya savaşı. 1934 Şeyh Nazım Kıbrısî, Hak Dost 4, ss. 103-105; www.izleveindir.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir; 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 1935 Atay, Batı’da Bir Nakşî Cemaatı, ss. 189-193. 1936 Atay, a.g.e., ss. 189-193.

380

modernleşme konusuna taassup ile yaklaşarak mutlak bir reddiye sınıfında olanlar tefrite düştüğü gibi; modernleşmeyi olduğu gibi kabul edip, eski değerlerin yerine ikame edenler de ifrata düşmüştür. Topçu’ya göre modern olarak adlandırılan bu yüzyıl, maddeci değerler sistemi üzerine inşa edildiğinden, mana yönü eksiktir. Madde ve mâna dengesi üzerine kurulmuş İslam Medeniyeti, modern çağın geliştirdiği medeniyete değil, tekniğe yenik düşmüştür. Dolayısıyla modern çağın Âdemoğlunda açtığı yaranın tedavisi, İslam’dır. Şunu da belirtmek gerekir ki Topçu’nun reçetesi, selefi bir yaklaşımla kalbi hayatı ihmal eden bir İslam anlayışı değil, tasavvufî bir yaklaşımla içsel tekâmüle önem veren İslam olması açısından, Kıbrısî’nin düşünce atmosferi dâhilindedir.1937 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu düşüncelerinden dolayı, Hakkâniyye çevresinde, teknolojinin kullanılmadığı düşünülebilir. Ancak Hakkâniyye müridanının günlük yaşantısında teknoloji önemli derecede yer almıştır. Lefke tekkesinde kamera ve dizüstü bilgisayarlarıyla dolaşan mürîdlere tanık olduk. Modern toplumun en önemli ulaşım aracı olan hava taşımacılığı ise Hakkânî yolunun dünyaya yayılışında olduğu kadar, Kıbrısî’nin ve mürîdlerin günlük hayatlarında vazgeçilmez derecede yer aldığı hatırlanmalıdır. Dolayısıyla Kıbrısî’nin bu mevzudaki görüşlerini, aksiyoner mesajlarıyla birlikte değerlendirecek olursak; Şeyh Nazım’ın karşı çıktığı şeyin, teknoloji değil, neden olduğu sonuçlar olduğu görülmektedir. Manevi değerleri tahrip eden düşünce zeminine vesile olması açısından teknoloji, insanları ahiret gayesinden uzak, dünyevi hazlara sürüklüyorsa eleştirilmiştir. Bununla birlikte, bir Müslüman hayatında teknolojinin müsbet katkıları, Kıbrısî’nin konu başlıkları arasında görülmemiştir. Nitekim Kıbrısî’nin kibir başlığıyla ele aldığı değerlendirmesinde teknoloji; insanları benlik, ucûb ve kibir gibi suflî duygulara sürüklemesi bakımından ele alınmış ve menfi görülmüştür.

1937

Topçu, Kültür ve Medeniyet, ss. 1-202.

381

f.1.4. Modern Çağ ve Eğitim: Şeyh Nazım’a göre eğitiminin temelinde ateizm olan modern eğitim kurumları, hiçbir şeye inanmamayı öğretmekte ve Allah(cc)’ın varlığını reddetmektedir. Hakikat ilminden habersiz ve cahil olan bu sistemin, fayda için ürettiği nesneler dahi, bir noktada zarara yol açar. Dolayısıyla uygar olarak nitelendirilen bu eğitim sistemi, ilkeldir. Söz konusu eğitim sistemi, devlet yönetimindeki laiklik ilkesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla yirminci yüzyılın eğitim sistemi, Kıbrısî’nin ifadesiyle bir cehalet nişanesidir ve insanları geçici olan dünya çıkarlarına göre programlamaktadır.1938 Kıbrısî, ahir zamanda tahsil yapanların çok olacağını ve okudukça cahil olacaklarını, ahir zaman alameti olarak kabul etmektedir. Cehalet kelimesi ile, Allah’ı bilmemeyi kasteden Kıbrısî, bu düşüncelerini, 1990’lı yıllardaki bir sohbetinde şöyle ifade etmiştir: “Diplomalı cahil, sonunda en büyük diplomayı aldığında Allah yoktur diyor. Master, doktorluk payesi var ama, Allah’ı tanır mısın? diye sorsan, Ne Allah’ı? Üniversite’de Allah’ı anmak yasaktır. Bizim taptığımız, tabiattır der”1939 Bilhassa Müslüman toplumlardaki materyalist eğitim metodu ve bu eğitim metodunun teşekkül ettiği anlayış, Kıbrısî tarafından eleştirildiği görülmektedir. Benzer eleştirilerin, İslam toplumlarındaki muhtelif mütefekkirler tarafından yapıldığı görülmektedir. Mehmet Akif Ersoy (v. 1356/1936)’un “O vicdan nerededir, lakin? O iman kimde var? Hayhat! Ne olmuş ben de bilmem, pek karanlık şimdi hissiyat!”1940 dizelerindeki serzenişi, günümüz akademisyen ve mütefekkirlerinden Seyyid Hüseyin Nâsır (d. 1352/1933), modernizim tarifi üzerinden yapmıştır. Ona göre modern olan düşünce, vahye dayalı değişmez ilkelerden ayrılmış, ilahî kaynak ile bağını kesmiş, dinin ve geleneğin dışında olan şey demektir. Söz konusu kopukluk, var oluş hakikatlerini hem obje hem de subje alanlarından dışlanmasına sebebiyet vermiş ve bu dışlanmayla birlikte akla dayalı bir
1938 1939

Atay, Batı’da Bir Nakşî Cemaatı, ss. 189-193. el-Hakkânî, Ebediyete Davet, s. 41. 1940 Ersoy, Mehmet Akif, Safahât, Karanfil Yay., İstanbul 2012, s. 349.

382

ilkeler bütünü aranmış ancak, evrensel bir ilkesizliğe sebebiyet vermiştir. Bu durumda aklın, vahiy ve entelektüel sezgiyle olan bağı kopmuş olduğundan, oluşturduğu medeniyette modern insan, kendi kaderinin hâkimi, dünyanın efendisi, ölüm ötesi tüm gerçekliklere gözünü kapamış bir modern insan tipidir.1941 Nazım Efendi’ye göre günümüz eğitim sistemi, dünyada söz sahibi olmuş Yahudilerin kendi değer ve anlayışlarına göre tertip ettikleri bir düzendir. Dolayısıyla bu nizamın temel anlayışı, Yahudilerin dinlerini anladıkları gibi, özü ya da ruhu hiçe sayan bir cismani bir anlayışa dayanmaktadır. Bu anlayış, göz ile görüleni kabul edip, görülmeyeni reddeder.1942 Yüzyıl filozoflarından Karl Heinrich Marx (ö. 1883)’ın bir Yahudi

19.

olması ve ahiret anlayışına dayalı ahlaki, sosyal ve ekonomik sistemleri reddederek, dünya anlayışına dayalı sistemleri önermiş olması,1943 Kıbrısî’nin anlayışını şekillendiren mühim bir misal olduğu şüphesizdir. Bize göre 20. Yüzyılın düşünce ve bilim adamlarını Musevî olanlar ve olmayanlar olmak üzere ayırdığımızda, görülen şey mücerred maddecilik değil, ihtilaf ve kaos olmaktadır. Çünkü kapitalist sistemin kurulumunda önemli rol oynayan Musevî tüccar ve bilim adamlarından sonra, Max’ın fikir babası olan komünist sistem, insanlığın içine düştüğü kaosun arka planı gibidir. Bununla birlikte komünizmin tam zıddı addedilebilecek spritualizmin yine bir Musevî düşünür olan Henry Louis Bergson (ö. 1941) ile bilinirken,1944 insan ruhunu haz ve dürtüler üzerine temellendiren Sigmund Freud (ö. 1939)’da Musevîdir.1945

1941 1942

Nasr, Seyyid Hüseyin, Makaleler 1, Ter.: Şehabettin Yalçın, İnsan Yay., İstanbul 1995, ss. 73 -90. Aynı eser, s. 75. 1943 Robert, Jean Longuet, Büyük Dedem Karl Marx, Ter.: Renan Akman, Yordam Kitap, İstanbul 2012; Marx, Karl, Yahudi Sorunu, ter.: Yayın Kurulu, Sol Yayınları, Ankara 1997; Marx, Ücretli Emek ve Sermaye, ter.: Sevim Belli, Sol Yayınları, Ankara 2008. 1944 Direk, Zeynep, Çağdaş Felsefe II, Anadolu Üniversitesi Yay., Eskişehir 2012, s. 4. 1945 Sheppard, Ruth, Zihnin Kaşifi-Sigmund Freud, Ter.: Yonca Aşcı Dalar, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2012; Freud, Sigmund, Cinsiyet ve Psikanaliz, Ter.: Zeki Yıldırım, Yeryüzü Yayınevi, Ankara 2003; Freud, Dinin Kökenleri, Ter.: Ayşen Tekşen Kapkın, Payel Yayınları, İstanbul 2002.

383

f.2. Bazı Güncel Hadiselere Yaptığı Yorumlar:

f.2.1. Amerika’nın Irak İşgali: Irak’ın Amerika tarafından işgali, Şeyh Nazım’a göre, 1958 yılında gerçekleşen kanlı darbe ile Irak Krallığının devrilip, Cumhuriyetin ilan edildiği hadiselerle ilgilidir. Bu düşüncesini şöyle ifade etmiştir: “…(Melik) mütevazi bir ikametgahta oturuyordu. Bugünkü gibi (Saddam Hüseyin), saraylarda oturmuyordu. Kapılarında, yalnız, nöbetçiler var. Başka kimsesi yok. Bir gecede topa tuttular, o yeri (Bağdattaki konağı). O hain Kafir (Abdülkerim Kasım), tayyareden düşüp parçalandı. Sıra sıra, bu (Saddam Hüseyin) geldi… Cehennem ettiler orasını, yandı. İçeriye hücum ettiler, Meliki taradılar, ailesini taradılar, çoluk çocuklarını taradılar. Ehl-i Beyt hepsi. Peygamber(sav) nesli. 90 yaşında nine çıktı. Ben hatırlıyorum. Ben Hicazdan döndüğümde haberi aldık. Elinde Mushaf-ı Şerifle çıktı. Merhamet etmediler ona da, onu da taradılar. Yaktılar. Cehennem yaptılar orasını, o gece, ehl-i beyti Rasul’e. Allah uyur mu be!”1946

f.2.2. Kravat Takmanın Hükmü: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, kravat modasının icadında, çarmıha gerilmiş Hz. İsâ(as)’nın rumuz olarak taşınma kastının olduğunu şöyle ifade etmiştir: “Kravatı, Hristiyanlar uydurdu, İsa Peygamber’in çarmıha gerilmiş şekli diyerekten. Bize sattılar. Kendi papazları bilir bunları… Asıl bu. Maksat bu. Maksat o hatırayı devam ettirmek. İsa Peygamber çarmıhta gibi, göğsümde, kalbimde dedirtmek için. Bizim gibi gafiller onu mecburi yapıyorlar.”1947

1946

www.youtube.com./Şeyh Nazım El’Hakkani-Bağdat Sebepsiz Yanmıyor1; İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. 1947 www.youtube.com/Seyh Nazim Kibrisi - Kravat takmanin hukmu

384

f.2.3. Prenses Diana’nın Vefatı: İngiliz Kraliyet ailesinin Prensesi Diana’nın 1997’deki vefatından sonra Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, bu durumun, her hadise gibi, ibret alınması gereken veçhini ifade etmiştir. İslam’ın rehberlik etmediği tüm insanlar gibi, İngiliz milleti de, bu vefat hadisesinin güçlükleriyle başa çıkamamışlardır. Şeyh Nazım, bu hadisenin sebebi olarak üç şeyden söz etmiştir. Prenses Diana, Müslüman kadının mütevazi kıyafetini giyiyor olsaydı, görünür ve görünmez musibetlerden korunurdu. Kıbrısî’ye göre bu kıyafet tarzı, onu paparazziden uzak tutacak ve öldürülmesine sebeb olan durum, göz önünde olmayacaktı. İkincisi, Diana’nın haram olan alkolden uzak durması gerekirdi. Üçüncüsü, Diana’nın İslam’da belirtilen kadın-erkek mahremiyetine ve nikah emirlerine riayet etmemesiyle alakalıdır. Özet olarak Şeyh Nazım’a göre, kulun başına gelen her hadise, onun yaşantısına rehberlik edecek İslamî, değerlere uygun olması ya da ters düşmesiyle alakalıdır.1948

f.2.4. Şili’de Maden Göçüğü Altında Kalan Madencilerin Müslüman Olması: Bu madencilerden Ömer Regadand ve Daryo Segafiyo, yetmiş gün kaldıkları göçükten kurtulmalarından kısa bir süre sonra Şeyh Nazım’ı Lefkedeki dergâhında ziyaret edip, Müslüman oldular ve Şeyh Nazım’dan bey’at aldılar. Bu hadisenin duyurulduğu haberde Kıbrısî’nin bu konudaki açıklaması, şu ifadelerle olmuştur: “Bir mağaranın içerisinde, bir göçüğün içerisinde kaldı bu adamlar. İlk günde ben yetiştim desem onlara, inanır mısınız? …Bir gün dua ediyordum. Muska hazırladım. Orada bir tanıdığımız var mı diye müritlerime sordum. Evet yanıtını alınca hemen gönderdim” Muskayı göçük altında alan Ömer Regedand, hislerini şöyle ifade etmiştir: “Madene o muskalar gelinceye kadar, kendimi sarhoş gibi hissediyordum. Ama ulaştıktan sonra çok huzurlu ve rahat hissettim.”1949

1948 1949

Jorgen, Sufism in West, ss. 123-124 www.youtube.com/Seyh Nazim Hz. ŞILI'li Madencilere ettiği Manevi yardımını anlatıyor .

385

f.2.5. Necmettin Erbakan’ın Vefatı: Şeyh Nazım’ın, Necmeddin Erbakan’ın vefatıyla alakalı ifadeleri şöyledir: “…Kadirşinas milletimizin gönlünde yer almış olmasaydı, cenazesi bu kadar kalabalık olmazdı. Necmettin Bey’e biz de dua ettik. Merkez Efendi’nin emriyle bizim de ruhaniyetimizin hazır bulunduğu bir mecliste karşılandı. Bizi de davet ettiler. Kabri hoştur.”1950

f.2.6. Suudî Arabistan Velihat Prensi (İç İşleri Bakanı), Nayef Bin Abdulaziz el Suud’un Vefatı: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, “Dün gece (17.06.2012) kalbime varid olan ve veliaht prensi ile ilgili olan haberleri tüm Müslümanlar ve insanlar ile paylaşmam icab ediyor... ” diyerek, Nafey b. Abdülaziz’in ruhunun kabz olduğu mirac gecesinde, kendisine giydirilen elbisenin nurdan olduğunu söylemiş ve onun vasıl olduğu manevi makâmı övmüştür. Bu videoda Kıbrısî, Suud ailesine ve tüm insanlara hitaben, “Her can, ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.”1951 ayeti üzerinden ölümü hatırlatmış ve “Hanginizin daha iyi ameller işlediğini göstermek üzere, ölümü ve hayatı yaratan odur.”1952 ayeti üzerinden nasihat etmiştir: “Ey Suud ailesi! Allah’ın emirlerine dikkat edin, Allah’a kul olun! Nefislerinize hâkim olun! Hakk’ta sabit olun… Bizim hakkımızda sadece hüsn-i zan bekliyoruz. İnsanlar hakkında hüsnü zanda bulunun ve onlara ikram edin. Onlara ikramda bulunursanız, kendinize ikramda bulunmuş olursunuz. Ey doğu, ey batı ehli! Kelamımız kitaplardan değildir. Hz. Peygamber (sav)’in bize ikram ettiği, varidattır. ‘Rabbim bana salât ediyor. Bana salavatı yasaklıyorlar. Kıyamet günü onlardan davacı olacağım.’ Estağfurullah. Tevbe ettim. Tebliğ ettim. Allah(cc) ve Melekleri(as) şahittir…”1953

1950 1951

www.youtube.com./Şeyh Nazım Erbakan Müjdesi; İlgili kayıt video arşivlerimizde me vcuttur. Ankebût: 29/57. 1952 Mülk: 67/02. 1953 www.saltanat.org/The Star of Al-Saud; İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur.

386

etki ve sinerjiyi oluşturabilir mi/miydi? Akıl merkezli sebep-sonuç ilişkisi içerisinde ele alındığı zaman. “Hakkâniyye hareketinin nasıl bu kadar yaygınlaştı?” sorusuna cevap arayan sosyolojik çalışmalarda. insan-kâinat ilişkisi ve bu ilişkiyi ölçme usulü olan deney ve gözlem sonuçları. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin ilahî kudrete dayandırdığı tasavvuf anlayışında. Çünkü Allah(cc). Çünkü modern bilimler. hayat ve ölüme dair sorularımızın cevabı olur mu? Şeyh Nazım’ın perspektifinden bakıldığında. İslami düşünce ve tasavvuf ıstılahı içindeki yerini belirlemek amacı üzerine bina edilmiş çalışmamız. aynı sonuç. din ve kültürlerden oluşan bu kitleyi nasıl İslam şemsiyesinde topladığı mühim bir sorudur. 56 farklı ülkenin insanı tarafından kabul görmüştür. tarikat hizmetlerindeki başarıları bu sebeplere değil. manevî yönün dışında değildir. 21. Bu anlayışı tezimizde geçen bir örnekle somutlaştırabiliriz. çalışmamız bu sorunun cevabını bulmak amacı üzerine bina edilmemiştir. Bu sebeblerin tamamını kendisinde toplayan herhangibir kişi/kurum. bir mana âlemini var eden ve yöneten ilahî kudret. şöyle söyleyebiliriz. yedi kıtada. öze değil kabuğa dairdir. Bununla birlikte “Bu kadar çeşitli kültürden insanı. Muhammed Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışının ve yaşantısında görülen madde-mana ilişkisi. Mesela Kıbrısî.yy ve modern dünya etkisini de dikkate almamıza vesile olmuştur. dilediğini aziz eder. Kökleri İslam dinine dayanan bu anlayışın farklı dil. Yani madde âleminin varoluş dinamiklerinin ardında. cevap kesindir. olamaz. görmemezlikten gelinemez. Binaenaleyh bu ilişkiyi anlamamızda önemli derecede belirleyici olduğunu düşündüğümüz yönler. Şunu da hemen belirtmemiz gerekir ki. sebeb-sonuç ilişkisine bağlı olarak belirlediği maddî yön. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışı ve yaşantısı. Bu yüzden ulaşılan sonuçlar. Modern insanın aklı esas alarak kurduğu. Bu anlayış. bizim tezimizde ulaştığımız sonuçlar olmaktadır. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışını incelerken bulduk. Nakşîbendi Tarikatının Geleneksel yaşam tarzında birleştiren nedir?” yönündeki sorunun cevabını. Ancak Şeyh Nazım’a göre bu sorunun cevabı. sonuçlar beş sebebe indirgenmiştir. bu açıdan bir maddi ve manevi hayatın 387 . dilediğini zelil eder. ilahi lütfa ve kudrete atfetmiştir. aynı sonuçları doğurur. maddenin manaya bakan yönündeki ilahî kudreti reddedici bir anlayışın üzerine inşa edilmiştir. formülize edilemez ve tamamiyle hukuklaştırılamaz. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışının. Dolayısıyla Şeyh Nazım’ın teslimiyet anlayışı. bizi sosyoloji sahasında aranan sözkonusu sorunun cevabına ulaştırmış oldu. Bu duruma bir misal üzerinden bakacak olursak. Çünkü aynı sebepler. Nakşibendî tarikatının dünyada yayılmasına vesile olan aklî kriterleri göz ardı etmediği gibi. “Allah(cc) dilerse” olur. Kıbrısî’nin “kulun acziyeti” anlayışıyla da ilgilidir.SONUÇ Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf hayatı ve bu yaşantının temelleri olan tasavvuf anlayışı. bu sorunun cevabı evet olmalıdır.

aynı zamanda Hz. modern çağın bilimsel dinamiklerinin. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den aldığı emirleri hiç tereddüt etmeden uygulamaya koyması. Çünkü bu haberi ashabına veren Hz. Peygamber(sav)’in haberini beklemek. Peygamber(sav)’e imandaki sıddıkiyeti temsil etmektedir. O’nun emin sıfatını tasdiktir.dinamikleri arasındaki tercihte bir denge unsurudur.’ın içindeki materyalist kültürle. Bu haberlerden bir kısmının gerçekleşmemesine bağlı olarak mürîd sayısında düşüş olmasına rağmen Kıbrısî. Ancak bu incelemelere. Kıbrısî’nin genel tasavvuf anlayışı ve yaşantısında mündemictir. Kıbrısî’ye göre bu bekleme. gelmektedir. Şeyh Nazım’ın tayy-i mekân ile Mehdi(as)’yi ziyaret tecrübesi. onun manevî âleme olan imanının. Özetle Şeyh Nazım’ın hayatındaki vahye dayalı hukukun belirlediği yaşam tarzı ve bu hukukun kalbî hayata kadar uzanan inisiyasyon sürecini içeren tasavvuf anlayışı. Bu konuların başında Mehdi(as) beklentisi. günümüz insanı için önemli bir model teşkil etmektedir. 388 . İslam’ın iman esaslarına dayanan ve geleneksel tasavvuf terminolojisi dâhilinde olması lüzum eder. genel manada ters düşen bu anlayışın ve etkilerinin daha derinlemesine incelenebileceği bir vakıadır. bu haberleri ilk günkü gibi beklemeye ve ilan etmeye devam etmektedir. bu platformun. ahir zaman haberlerini yaklaşık olarak kırk senedir beklemekte ve mürîdânına haber vermektedir. teslimiyetin pratikteki göstergesidir. Bununla birlikte. maddi âlem kadar somut olduğu yönündeki bir sonuca işaret etmektedir. yy. Bununla birlikte Kıbrısî. 20. Müstakil bir başlıkta incelenmeyen teslimiyet. Mevzu Şeyh Nazım-ı Kıbrısî olması hasebiyle. şeyhinden duyduğu. manevî dinamiklere oturtulduğu bir platform gözetilmelidir.

EKLER Ek 01: Hakk Levhası Ek 02: Şeyh İsmail eş-Şirvanî’nin Kabri. Amasya 389 .

Güneyköy/Yalova 390 . Üsküdar/İstanbul Ek 04: Şeyh Ebu Muhammed Medenî’nin Türbe içindeki Kabri.Ek 03: Şeyh Cemaleddin Kumukî’nin Türbesi.

Ek 05: Şeyh Şerafeddin Dağıstanî Ek 06: Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Ek 07: Şeyh Şerafeddin ve Şeyhi Muhammed Medenî’nin Kabirlerinin bulunduğu türbenin dışı. Güneyköy/Yalova 391 .

Güneyköy/Yalova 09: Şeyh Abdullah’ın Kabri.07-08: Şeyh Şerafeddin’in evi (sohbet salonu). Şam/Suriye 392 .

Ek 10: Şeyh Abdullah (sağda ) ve Şeyh Nazım (solda) Ek 11: Şeyh Adnan Kabbanî Ek 12: Şeyh Hişam Kabbanî 393 .

1991 Ek 14: New York. 1991 394 .Ek 13: New Meksiko.

1993 Ek 16: Malezya Prensi Rja Aslan’a Bey’at Verirken-Kulalumpur/Malezya 395 .Ek 15: Hakkânî Dergahı. USA/Michigam.

Ek 17: Hakkânî Degahı. Kulalumpur/Malezya Ek 18: Harita Üzerinde Hakkânî Dergahları 396 .

Hacı Âmine Hanım Ek 21:Hasan. Ön Sol: Şeyh Nazım. Arka Sol: Celaleddin. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Babası Ek 22: Şeyh Nazım’ın eşi.Ek 20: Şeyh Nazım’ın Büyük Babası Ek 19: Ahmed Adil. Arka Sağ: Nefi 397 .

Ek 24: Şeyh Nazım'ın mahdumu. Şeyh Mehmet Efendi Ek 23: Tripoli-Kıbrıs için sandala binerken 398 .

2012). Malezya Görevlisi 399 .Ek 25: Şeyh Abdülkerim (v. Suriye Görevlisi Damadı Şeyh Hişam (Kıbrısî’nin solunda). Chicago Görevlisi Ek 27: Şeyh Şerif. Hollanda Görevlisi Ek 28: Şah İbn Sultan Aslan (v. 2012) NY Görevlisi Ek 26: Şeyh Adnan (Kıbrısî’nin sağında).

Ek 29: Şeyh Lutfi (solda) ve Şeyh Mustafa (sağda) Endonezya Görevlisi Ek 30: Şeyh Hasan. Güney Afrika Görevlisi 400 . Almanya Görevlisi Ek 31: Cemaleddin Almanya Ek 32: Yusuf Da Costa.

bahçe kısımı 401 . Lefke/Kıbrıs Ek 35: Dergahın yola bakan cephesi.Ek 33: Şeyh Ömer. İspanya/Madrid Görevlisi Ek 34: Şeyh Nazım’ın iki katlı evi. Lefke/Kıbrıs Ek 36: Şeyhin evinin Dergah’a açılan.

Ek 37: Dergah içindeki mescidin mihrap ve minberi Ek38: Mescidin doğu cephesi. Lefke/Kıbrıs 402 .

Ebediyete Davet. Kıbrısî’nin velayet ilmi olarak tanımladığı söz konusu malumaltları. şeyhinden tevarüs eden ve bireysel olarak yaşanan manevi tecrübelerden müterakibtir. Bu rivayet. İslamî metinlerde verilen haberlerin yanısıra. 23 Nisan 1340/1922’de Larnaka. Asya ve Afrika kıtalarına yayılması. Nazım-ı Kıbrısî ilkokula 1928 yılında başlamış. “Mürîdin El Kitabı (Hand Book of Mureed)”. “Câmiu’l-irşâduş-şerîf”. Bunların haricinde. Kıbrıs’taki irşad vazifesiyle görevlendirilmiştir. manevî ilimlerle meşgul olmuş ve Şeyh Süleyman Erzurumî’den (v. Şeyh Nazım. Hak Dost Sohbetleri. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin Avrupa. Allah’ın Nûrunun tamamlanacağı güne kadar devam edecektir. Şeyh Şerafeddin tarafından bildirilmiştir. Şeyhinin kendisine verdiği manevi destekden dolayıdır. Mehdi’nin beklelenen en son irşad ehli addedilmesi hasebiyle. Bu bilgilerden bir kısmı. Bu manada Kıbrısî’nin Mehdi anlayışı. 1359/1940 senesinde liseyi bitirerek İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi’ne kayıt olmuştur. Üniversite eğitimi esnasında. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber(sav)’e dayanan Kıbrısî’nin. Bu dönemde yaşadığı bir manevi tecrübe üzerine. Şeyh Nazım’a göre bu hizmetin başarısı. Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışında belirleyici bir mevzu olmuştur. Zira bu vazife. 1986’dan beri Uzak Doğuyu.1368/1948) tasavvuf terbiyesi almıştır. “Mercy Ocean (Rahmet Deryası)”. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî dünyaya geldiğinde. Kıbrısî. Şeyh Nazım’ın bu evlilikten iki oğlu ve iki kızı dünyaya gelmiştir. yevmu’l-ezelde tevdi edilmiştir. Peygamber varisleri olan evliyaya. Kıbrısî’nin ya da şeyhlerinin bu bilgilere bağlı olarak tevil ettikleri güncel hadiseler ve bu hadiselere bağlı olarak. Şeyh Abdullah’ın sohbetlerinden. Baba tarafı.ÖZET Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin mürîdlerinden Hacı Âmine Hanımefendi ile evlenmiştir. 1991’den itibaren ABD’yi ziyaret ederek iman nurunu her çeşit insana yaymaya gayret etmiştir. Lübnan’da yaptığı sohbetlerden derlenmiş. Şam’a gitmiş ve orada Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye intisab etmiştir. Şeyh Nazım’ın irşad vazifesini Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den almasından sonra başlamıştır. mürîdler için telkin edilen zikir ve tesbihatın derlendiği eserlerdir. irşad ehli bilir ve ehline aktarır. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışının bir cüz’ünü teşkil etmektedir. Cuma Hutbeleri. Şeyh Abdülkadir Geylanî’ye. ke