T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TASAVVUF ANABİLİM DALI

ŞEYH MUHAMMED NAZIM ADİL HAKKÂNİ EL-KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI

Doktora Tezi

Selami Erdoğan

ANKARA 2013

T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TASAVVUF ANABİLİM DALI

ŞEYH MUHAMMED NAZIM ADİL HAKKÂNİ EL-KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI

Doktora Tezi Selami Erdoğan

Tez Danışmanı: Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu

ANKARA 2013

T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TASAVVUF ANABİLİM DALI

ŞEYH MUHAMMED NAZIM ADİL HAKKÂNİ EL-KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI

Doktora Tezi

Tez Danışmanı Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu Tez Jüri Üyeleri Adı ve Soyadı: …………………… …………………… …………………… …………………… …………………… …………………… Tez Sınav Tarihi: …………………… İmzası …………………… …………………… …………………… …………………… …………………… ……………………

ÖNSÖZ Kâinatın küçük bir numunesi olan insan, dünya sahnesindeki varoluşunun bir gereği olarak, hem iç âlemiyle hem de dışındaki âlem-i kubrâ ile, alakadar olmuştur. İnsanın enfüs ve afak ile kurduğu ilişki, onun varlık anlayışına göre şekillenmektedir. Varlık anlayışının merkezine kendi benliğini oturtan insan, iç dünyasından gelen sesleri kontrol etmeyi, kendi varlığına ihanet bildiğinden; kâinat ile olan alakasındaki ilkeleri aklıyla belirlemeye çalışmıştır. Varlığın merkezine, Allah(cc)’ı yerleştiren insan ise, enfüs ve afâk ile olan muamelatının ilkelerini, vahye tabi olarak belirlemiştir. Zamana, mekâna ve bireyin fıtratına ve içinde bulunduğu enfusî şartlara bağlı olarak söz konusu muamelat ilişkileri, dinamik bir yapı arzetmektedir. Dolayısıyla insanın içindeki mikro âlem ve dışındaki makro âlem ile olan etkileşimini tanımlaması hususunda farklı açılardan yaklaşımlar söz konusudur. İslam düşüncesinde kelam, tasavvuf ve felsefe okulları olarak zuhur eden bu yaklaşımlar ve onların şekillendirdiği; ahlak felsefesi, siyaset felsefesi, hukuk felsefesi, iktisat felsefesi, tarih felsefesi, bilim felsefesi ve dil felsefesi gibi disiplinler, İslam düşünürlerinin hayata dair sorunlara dinamik olarak ürettikleri çözümlerdir. Muhâsibî, Kuşeyrî, Bayazîd-i Bistâmi, Gazâli, Abdulkâdir-i Geylâni, Şâh-ı Nakşîbendi, Hucvirî, Mevlanâ, İmam-ı Rabbânî ve İbn Arabî gibi birçok mutasavvıfın yaklaşımlarıyla şekillenen tasavvuf okulu ve bu okulun bir kurumu olan Nakşîbendiyye Tarikatı, Şeyh Nazım’ın hayat anlayışının çerçevesini belirlemiştir. Bu bağlamda günümüz sufîlerinden Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, iç dünyası ve kâinat ile olan ilişkisini, tasavvuf okuluna dayanan sünnî İslam düşüncesi ile şekillendirmiştir. Bu manada tezimizin konusu olan “Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Tasavvuf Anlayışı” genel çerçevede İslam düşüncesinden zuhur etmiş okulların yaklaşımlarının, özelde ise Nakşîbendi-Hâlidi disiplininin bir ürünüdür. Tezimizde, Kıbrısî’nin düşüncesini genel ya da özel çerçevede şekillendiren yaklaşımların doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılmamıştır. Kıbrısî’nin düşüncelerinin, ehlisünnet itikadında; ittifakla ya da kısmen kabul görmüş, gaybî ya da müşahidi yaklaşımlar içinde nerede olduğu incelenmiştir. Bu manada “Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Tasavvuf Anlayışı” başlıklı çalışmamız, Kıbrısî’nin bir şeyh olduğu ve tasavvuf okulu IV

merkezinde gelişen İslam düşüncesinin hak olduğu ön kabulü üzerine yapılmıştır. Şunu da hemen belirtmemiz gerekir ki, söz konusu ön kabullerimiz, akademik çalışmaların bir ilkesi olan “nesnellik” kaidesinin dışında değildir. Şeyh Nazım -ı Kıbrısî’ye yapılan eleştiriler, çalışma konumuzun dışında gibi görülse de, bu bağlamda, içindedir. Farklı bir ifadeyle Kıbrısî’ye yapılan eleştiriler, onun şeyh olup olmadığını tespit etmek üzere değil; Kıbrısî’nin dünya ve ahiret telakkisinin, genel anlayış içerisindeki yerini görmemize vesile olmasından dolayı tezimizde yer almıştır. Ayrıca, tezimizin konusu olan “Şeyh Nazım’ın Tasavvuf Anlayışı” Şeyh Nazım’ın, deney ve gözlemlerle ulaştığı, salt aklî tecrübe ve anlayış değildir. Bu manada Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışı, Nakşî-Halidî geleneği ve Hakkânî uygulamalarından bir mirası içermektedir. Bu anlayış ve uygulamalar ise tasavvufun kendi içerisinde oluşan diğer ekollerle olan bir etkileşimin eseridir. Bununla birlikte bu mirasa Kıbrısî tarafından yapılan fikrî ve tatbikî katkılar, nadiren tesbit edilebilen, yeni motifler gibidir. Bu düşünce ve tecrübeler ise, sadece kitabi ve kesbî bilgiler değil, sezgiye dayalı keşfî bilgi ve tecrübeleri de ihtiva etmektedir. Diğer taraftan, Şeyh Nazım’ın söz konusu minvalden teşekkül eden tasavvuf düşüncesi etrafında teşekkül etmiş Hakkâniye müridanı, çalışmamız dışında tutulmamıştır. Nitekim çalışmamızda tespit edilen tüm tarikat düşüncesi ve adetlerinin, müridan üzerindeki etkileri ve müridanın bu konulara yaklaşımları, tespit edildiği derecede paylaşılmıştır. Modern Çağ olarak bilinen 20. Yüzyıl; akılın vahye ikame edilecek derecede kutsandığı, değerlerin dünyevileştiği, insanın ölüm sonrası hayatın varlığını düşünecek vakti ve iç dünyasına yönelecek fırsatı bulamadığı çağ olmuştur. Böyle bir yüzyılda tasavvuf menşeli İslam yaşantısı, dünyevileşme hastalığına tutulmuş insanların reçetesidir. Bu manada Şeyh Nazım’ın insanları davet ettiği anlayış, Nakşibendî geleneğinin günümüzdeki bir temsilcisi olarak; insanları bu hızlı koşturmacada bir anlık durmaya ve nefis muhasebesine davet etmektedir. Avrupa’dan Asya’ya, Uzak Doğu’dan Amerika’ya, Anadolu’dan Güney Afrika’ya ve Arab Yarım adasına kadar ulaşan bu davete, iki milyon Mümin icabet etmiştir. Bu kadar çeşitli kültüre hitap etmesi bakımından, Şeyh Nazım’ın tasavvuf yaşantısı ve V

anlayışı, çalışmamıza önem katmaktadır. Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin davet ettiği vahiy merkezli değerlerin, modern çağdaki gibi akıl merkezli değerlere rağmen kabul görmesi, çalışmamız esnasında karşılaşılan ve cevabı kısmen bulunan, bir soru olmuştur. Diğer taraftan tasavvuf anlayışı incelediğimiz Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin, yaşıyor olmasından dolayı, çalışmamızda bazı avantaj ve dezavantajlar, bir araya gelmiştir. Mesela Kıbrısî’nin tezimizde kaydedilmiş düşüncesi, dinamik hayatın tabii bir gereği olarak değişime uğrayabilir olması, tezimiz açısından bir dezavantajdır. Ancak şunu da hemen belirtmek gerekir ki; Kıbrısî’nin düşünceleri, ekseriyette, şeyhinden tevarüs eden ve Kıbrısî’nin teslimiyetle kabullendiği değişmez bilgiler mahiyetinde olması, söz konusu dezavantajı önemli derecede izale etmektedir. Bununla birlikte çalışmamızda ulaştığımız kanaatleri, Kıbrısî’nin kendisiyle ve yayım çevresiyle paylaşıyor olmamızdan dolayı, bu kanaatlere bağlı olarak ulaştığımız sonuçların kabul edilme veya reddedilme süreci devam etmektedir. Bir avantaj addettiğimiz bu durumdan dolayı, bu çalışmada, sistematize edilmiş düşüncelerin, müstakbel çalışmalardaki tereddütleri izale edeceği kanaatindeyiz. Dolayısıyla tezimiz, ilerleyen süreçlerde makalelerimiz ile sağlamaları yapılmış ve müstakbel çalışmalara kaynak olacak, hakiki malumatların kaynağı olacak mahiyettedir. Bu çalışmamızdaki temel kaynakları üç kategoride toplayabiliriz. Bunlardan birincisi Şeyh Muhammed Nazım-ı Hakkâni’nin 1970’li yıllardan günümüze kadar yaptığı sohbetlere ait ses ve video kayıtlarıdır. Zikir meclislerini de içeren bu kayıtlara, ilgili internet sayfalarının veri tabanları üzerinden ulaşılabilir. Bu kaynaklardan tezimizde zikredilenler, ses ve video arşivimizde muhafaza edilmektedir. Temel kaynaklardan ikinci grubu, Şeyh Nazım’ın 1970-2000 yılları arasında yaptığı sohbetlerden derlenmiş kitaplar oluşturmaktadır. Bu kitaplardan en önemlisi “Tasavvuf Sohbetleri” adlı kitaptır. Bu kitaptaki görüşlerin detaylarına inmemize vesile olan diğer kaynaklar, Hakkâniyye câmiasında yayınlanan eserlerdir. Bu eserlerden en önemlisi ise Şeyh Nazım’ın Şam vekilinin yazdığı, “Futuhâtu’l Hakkâniyye” adlı eserdir. Üçüncü kategoride olan kaynak ise Şeyh Nazım’ın Kıbrıs ve Şam’daki Dergâhlarına yaptığımız ziyaretler esnasındaki gözlem ve mülakat VI

notlarımızdır. Şeyh Nazım üzerine yapılan sosyoloji alanındaki çalışmalar, gözlem notlarımızın sağlamasını yapmak açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmalardan en önemlisi ise “Batı’da Bir Nakşî Cemaati” adlı eserdir. Tezimiz giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin itikadî ve tatbikî değerlerinin kaynağı olan Nakşibendî Tarikatı ve onun bir kolu olan Hâlidiyye, giriş bölümünde incelenmiştir. Ayrıca Nakşîbendiyye-i Hâlidiyye’den, Şeyh Nazım’a ulaşan silsilenin adı olan Hâlidiyye-i Hakkâniyye, bu bölümde incelenmiştir. Giriş bölümde değinilen hususlar, Kıbrısî’nin tarikat uygulamalarına göre şekillenmiş ve bu uygulamalar Nakşî ve Hâlidi gelenekleri ile mukayese edilmiştir. Birinci bölümde Şeyh Nazım’ın biografisi, bu konuda yapılan çalışmalara bağlı olarak kayıt altına alınmıştır. Bu kaynaklardan bir kısmı, sözlü tarihçilik denilen bilgi ve anekdotlara dayandığından, bazı çelişkili malumatlar, Şeyh Nazım ile yaptığımız mülakatlarda, tasih ve teyit edilmiştir. İkinci bölümde ise, Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışı ve uygulamaları, çalışmamızda ele aldığımız temel kaynaklardan yola çıkarak incelenmiştir. Bu bölümde Kıbrısî’nin anlayışının, Kur’ân ve hadislerdeki temellerine değinirken, tasavvuf ıstılahı içindeki mukayeseli konumunu da incelenmiştir. Bu çalışma esnasında bize destek veren, zaman ayıran ve katkı sağlayan başta aileme, dostlarıma, Şam ve Lefke Dergâhlarında alakadar olan İbrahim Efendi ve Metin Efendi’ye, özellikle Dr. Hayati Bice’ye müteşekkirim. Ayrıca ve bilhassa bu konunun belirlenmesi dâhil, çalışmamızın tüm aşamalarında desteğini gördüğüm, muhterem hocam Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu’na minnet ve şükranlarımı bütün kalbimle arz ederim. Rabb olarak Allah(cc)’ı tanımak şeref; O’na kul olmak, izzettir.

Selami Erdoğan

VII

KISALTMALAR : Adı geçen eser : Adı geçen makale : Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi : Bölümü : Bakınız : Ayrıca bakınız. : Cilt : Celle Celâluhu : Hicri : Hazırlayan : İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi : Kültür Bakanlığı Yayınları : Kütüphanesi : Miladi : Milli Eğitim Bakanlığı : Neşriyat : Osmanlı Ansiklopedisi : Sayı : Sadeleştiren : Sayfa : Sayfalar arası : Türkiye Büyük Millet Meclisi : Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi : Türk Tarih Kurumu VIII

age. agm. AÜİFD. Bl. bkz. ayr. bkz. c. cc. h. haz. İÜEF KBY. Ktp. m. MEB. neşr. OA S. sad. s. ss. TBMM. TDV İA TTK.

v.trz. : Tarihsiz : Vefatı : Yayınları IX . yay.

(33) Has Muhammed-i Şirvanî (Dağıstanî) (v. Şam (Cebel Kasiyyûn) Tekkesi: ---------------------------------------------------------.(37) Ebu Muhammed-i Medeni (v. 1355/1936): ----------------------------------------------.27 a. 1393/1973) : -----------------------------------------------. Şeyh Abdullah’tan Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Âdetleri: ---.(39) Abdullah-ı Dağıstanî (v.25 a.17 a.34 BİRİNCİ BÖLÜM ---------------------------------------------------------------------------. .37 a.4. . Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de Silsile: -----------------------------------------------------------------. . . 1332/1913): -----------------------------------------.37 b. Nakşibendî-Hakkânî Yolunun Dış Ülkelerde Kuruluşu ve Yayılması: --------------------.37 1.5. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’den Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Adetleri:------------------------------------------------------------------------------------------------. Doğum Yeri ve Ailesi: ---------------------------------------------------------------------------------.21 a.2.37 NAZIM-I KIBRISÎ’NİN HAYATI VE ESERLERİ ------------------------------------.2. . 1265/1848): -----------------------.7. Şeyh Nazım’ın.8.29 a.4 3.13 a.28 a.16 a. . Eğitim Hayatı: -------------------------------------------------------------------------------------------. Şeyh Adnan Kabbanî: ----------------------------------------------------------------------. NAKŞİBENDİYYE-İ HÂLİDİYYE: ----------------------------------------------------. 1299/1882): -----------------------------------.8. TARİKAT-I NAKŞİBENDİYYE: --------------------------------------------------------.X GİRİŞ --------------------------------------------------------------------------------------------.(38) Şerafeddin-i Dağıstanî (v.5.6.VIII İÇİNDEKİLER --------------------------------------------------------------------------------.1.IV KISALTMALAR ---------------------------------------------------------------------------.29 a. 1260/1844): --------------------------.(35) Seyyid Cemâleddin-i Kumukî Hüseynî Dağıstanî: -------------------------------.(32) İsmail-i Şirvanî (Kurdemirî) (v. . HALİDİYYE-İ HAKKÂNİYYE (HAKKÂNÎ DERGÂHLARI): -------------------.1.İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ ----------------------------------------------------------------------------------------.19 a.20 a. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Hakkındaki İfadeleri: --------------. Şeyh Hişam Kabbanî: ----------------------------------------------------------------------.3.38 c.31 b.8. ŞEYH NAZIM ADİL EL-KIBRİSÎ EL HAKKÂNÎ’NİN HAYATI --------------.39 X . .6 a.1 TARİKAT-I HAKKÂNİYYE’NİN TEŞEKKÜLÜ ---------------------------------------. Şeyhi Abdullah Dağıstanî ile Buluşması: -------------------------------.15 a.8.3.(34) Muhammed Efendi (Yerağvî) Dağıstanî (v.8.8.1 1.4.1.(36) Ebu Ahmed-i Sugurî Dağıstanî (v.7. 1247/1832): --------------------------------------.22 a.1 2.14 a. Tasavvufa İntisabı.

58 ŞEYH NAZIM-I KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI ----------------------------. MİSÂK (YEVMU’L-EZEL): ----------------------------------------------------------------------. PEYGAMBER(SAV): -------------------------------------------------------------------------.201 a.105 2.113 a.43 f. Yevmu’l-ezel: ------------------------------------------------------------------------------------. Vekilleri: --------------------------------------------------------------------------------------------------.173 e.1.169 d.d.62 a.49 j.113 a. Şeyhinden Aldığı İlk Manevî Vazife: --------------------------------------------------------------. İlim ve Hikmet İlişkisi: --------------------------------------------------------------------------. ALLAH’IN NÛRU: ----------------------------------------------------------------------------------.1. Lefke (Kıbrıs) Dergâhı: --------------------------------------------------------------------------------.139 c. Velayet:----------------------------------------------------------------------------------------------.88 b.46 h. MİRAC: -------------------------------------------------------------------------------------------------.3.127 b. Peygamber’in Sırrı: ------------------------------------------------.84 b.131 c. Levh-i Mahfûz: ----------------------------------------------------------------------------------. SIR: ------------------------------------------------------------------------------------------------------.201 XI . Eserleri: ---------------------------------------------------------------------------------------------------. İlim ve Edeb İlişkisi: -----------------------------------------------------------------------------. Allah’ın Nuru ve Hz. Hz.41 e. İlim ve Marifet İlişkisi: --------------------------------------------------------------------------.62 a. Peygamber (sav) ve Ümmeti: -----------------------------------------------------------.62 1. Kutub:----------------------------------------------------------------------------------------------.53 k. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye Yapılan Eleştiriler: -----------------------------------------------------.3. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Kerametleri: ------------------------------------------------------------.1.159 d.142 d. Hz.3. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Halvetleri: ---------------------------------------------------------------.147 d.2. Evliliği ve Diğer Manevî Vazifeleri İfası: --------------------------------------------------------.76 a.80 b.2.44 g. Peygamber ve Misâk: ---------------------------------------------------------------------. VELÎ-EVLİYA: -----------------------------------------------------------------------------------------. Hz. Mürîdlere Tavsiyeler:-----------------------------------------------------------------------------------.97 b.180 3-MAKÂMLAR VE SEYR U SULÛK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: -------------.1.1.YARATILIŞ VE VARLIK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: -------------------------.2. KULLUK MAKÂMI (ÂBİD): --------------------------------------------------------------------. İLİM-ÂLİM: ---------------------------------------------------------------------------------------------. İLİM VE MARİFET İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: ----------------------------------.48 i.56 l. Keramet:---------------------------------------------------------------------------------------------.72 a.

292 4.1. DECCÂL: -----------------------------------------------------------------------------------------.257 g. Mehdi: ---------------------------------------------------------------------------------------------. Allah’a İman: -------------------------------------------------------------------------------------.226 d. Modern Çağ ve Modernizm: ------------------------------------------------------------------.1.210 c.2. Modern Çağ ve Teknoloji: ---------------------------------------------------------------. Modern Çağ ve Eğitim:-------------------------------------------------------------------.376 f. ZİKR: ----------------------------------------------------------------------------------------------------.245 g. Toplu Zikrin İcrası: -----------------------------------------------------------------------------.2.2.233 e.2. Kravat Takmanın Hükmü: ---------------------------------------------------------------.2. İslam: ----------------------------------------------------------------------------------------------------. Amerika’nın Irak İşgali: ------------------------------------------------------------------. MÜRÎD: -------------------------------------------------------------------------------------------------.382 f.1.1. Vahhâbîlik: ---------------------------------------------------------------------------------------------.4. NEFS: ----------------------------------------------------------------------------------------------------.384 f.3.1. SOHBET-HALVET: ---------------------------------------------------------------------------------. Modern Çağ ve Toplum: -----------------------------------------------------------------.338 c.384 f. RABITA:------------------------------------------------------------------------------------------------. MEHDİ/DECCÂL ANLAYIŞI: -------------------------------------------------------------------. Mehdi(as)’nin Özellikleri: ---------------------------------------------------------------. İman: -----------------------------------------------------------------------------------------------------.1.324 c.3.2.374 f. MÜRŞÎD: -----------------------------------------------------------------------------------------------. Bazı Güncel Hadiselere Yaptığı Yorumlar: -----------------------------------------------.1.239 f. Şeytan: ---------------------------------------------------------------------------------------------------.312 b.367 f.347 c.277 j. Mehdi(as)’nin Zuhur Âlametleri: ------------------------------------------------------. Prenses Diana’nın Vefatı: ----------------------------------------------------------------.1.2.380 f.305 a.1.317 c. BEY’AT:------------------------------------------------------------------------------------------------. Mehdi(as)’nin Zuhuru ve İsa Mesih(as): ---------------------------------------------.1.1. Modern Çağ ve Hukuk Sistemi: --------------------------------------------------------.272 i.1.365 e. GAFLET: ------------------------------------------------------------------------------------------------.1. Siyasî ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar ---------------------------------------------------.324 c.371 f.3.385 XII .359 d.305 a.2.371 f.384 f. DİĞER KONULARDAKİ GÖRÜŞLERİ: -------------------------------------------.268 h.341 c.1. KABZ VE BAST HÂLİ: ----------------------------------------------------------------------------.b.

2.386 f. Şili’de Maden Göçüğü Altında Kalan Madencilerin Müslüman Olması: ----.407 XIII .4.2.386 SONUÇ ---------------------------------------------------------------------------------------.385 f.5.389 ÖZET ------------------------------------------------------------------------------------------.403 ABSTRACKT -------------------------------------------------------------------------------. Nayef Bin Abdulaziz el Suud’un Vefatı: ------------------------------------------------------------------------------------.2.405 KAYNAKÇA --------------------------------------------------------------------------------. Suudî Arabistan Velihat Prensi (İç İşleri Bakanı).f. Necmettin Erbakan’ın Vefatı: -----------------------------------------------------------.387 EKLER ----------------------------------------------------------------------------------------.6.

Nakşîliği münferiden ele almaktan ziyade. Nasrullah. Marifet Yay. Taşköprülü. Şeyh Nazım’ın Nakşibendî Tarikatına dayanan silsilesinde. Studia Islamica. Eraydın. Tasavvuf ve Tarikatlar.GİRİŞ TARİKAT-I HAKKÂNİYYE’NİN TEŞEKKÜLÜ 1. 418. tarikatın unutulmaya yüz tutan prensiplerini ihya ettiği için. 1 . Yılmaz. Doğan Kardeş Yay. Hacegan Tarikatı da denmiştir. ss. Ter. s. Şeyh Nazım’ın Nakşibendî Tarikatına dayanan tasavvuf anlayışını ve tarikat uygulamalarını incelememiz açısından mühimdir. TARİKAT-I NAKŞİBENDİYYE: Buhara’dan neşet etmiş olan Nakşibendilik Tarikatı. İslam Tasavvufunda Hacegân Hânedânı. 73-77. s.: Necip Fazıl Kısakürek. Sad. Tosun. Safî.. İstanbul 2009. Dergah Yay. 2 Camî. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’deki anlayış ve uygulamalarla mukayeseli olarak değerlendirmeye çalışacağız. Ensar Neşriyat. İstanbul 2000. Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi..2 Tarikat-ı Nakşibendiyye’nin erkân ve terbiye metotları açısından diğer tarikatlardan ayrılan ve kendi içerisinde özgünleşen yönleri. Mevlanâ Hâlid-i Bağdadî (v. 1 Algar. 231. Marifeti’lyeyleri. s. İstanbul 2003. Hasan Kamil. Muhammed Bahaûddin el-Buharîdir (v. Hamid. Bahâi. Nefehâtu’l-uns min hadaratu’l-guds. Kara.1 Nakşibendiyye Tarikatına adını veren Şâh-ı Nakşibendi’nin tam adı. M. Hüseyn.. ayrıca ele alınması gerektiği kanaatindeyiz. İstanbul 1966. Reşahât ayne’l-hayat. Hz.. ss. Necdet. Ebu Bekir(ra)’den gelen ve hafî (gizli) zikr esasına dayalı olarak kurulan yoldur. Dolayısıyla Tarikat-ı Nakşibendiyye başlığında. ss. Şuşud. 123-152. Şevket Eygi Matbası.. Tasavvuf ve Tarikatlar. 1298. İstanbul 2003. İstanbul 1969. bütüncül bakışı temin etme hususunda. Muhammed b. 297. Selçuk. Alem Yay.: Lamî Çelebi. İz. Mustafa. Rahle Yay. Bahaûddin Nakşbend. 165. Muhammed Bahaeddin Şah Nakşbendî. Mahir. Abdülhalik Gucdevanî (v. Hasan Lütfi. 617/1220). s.. The Naqshband Order (A Preliminary Survey of Its History and Significance) . Tasavvuf. 791/1389). Ali Aydın. Ali b. 1241/1826)’den sonraki şubesi olan Hakkâniyye Dergâhlarındaki tasavvuf anlayışı ve tarikat uygulamalarının. ss. s. İnsan Yay. No. (1976). 44. 217-218. 256. yeni bir tarikat kurucusu olarak telakki edilmiş ve Nakşibendi Tarikatına daha önceleri. 300-60. İstanbul 1958. İstanbul 1981. Abdurrahman Ebu Berekât.

74. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). ruh sır. 802/1399)’a zikr-i cehr-i hakkında sorulduğunda. Ter. 7 Camî. İstanbul 1996. İstanbul 1974.: Ali Hüsrevoğlu. Tosun. Mesela Şâh-ı Nakşibend’in.. Tevhid Yay. 543. hafî ve ahfa olarak zikredilmiştir. 531-569. s. genel prensip olarak hafî zikrin esas alındığı. Bahaûddin Nakşbend. s. s. Çağlayan Yay. zikr olarak hafiyi telkin etmiştir. 8 Aynı eser. hazırlık ve istihare telkinleri ile karşılaşılmamıştır. s. 4 Bu veriler ışığında değerlendirildiğinde. Dimeşkiyye Abdurrahman. Abdurrahman Ebu Berekât. 308. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). 40. İstanbul 1985. Marifet Yay.g. a.g. Muhammed Nuri Şemseddin..3 Nakşibendiyye içerisindeki benzer uygulamalara dayanarak. Nakşibendilikte. s.8 Hakkâniyye içerisinde bugün hafi zikrin yanında. Reşahât. Nakşîbendî Tarikatında semayı Abdulhâlik-ı Gucdevanî gibi kabul etmeyenler.e. Yusuf Hemedanî gibi kabul edip uygulayanlar ve Ubeydullah Ahrar gibi uygulamayıp fikir beyan edenler olmuştur. İstanbul 1998.: Lamî Çelebi.9 3 4 Camî. 2 . s. Erkam Yay. Nakşbend.7 Nakşibendilikte zikr mevzuunda. Mustafa Kara. Hacegân Hânedânı. Muhammed b..5 Şâh-ı Nakşîbend. Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin intisab uygulamaları. a. Risale-i Murâkabe. Dolayısıyla Hakkânî Tekkeleri İmâm-ı Rabbânî’den sonraki cehri zikr esasına dayanmaktadır denilebilir. 6 Camî. s. İmâm-ı Rabbânî’ye kadar tarikat içerisinde. Hakkâniyye içerisinde farklı uygulandığı müşâhede edilmiştir. 851/1447)’yi tarikata hemen kabul etmediği.. s.. tarikata intisap öncesi hazırlık dönemine ve bu dönemde yapılan istihareye önem verildiği yönünde kanaatler vardır. 437.e.. Nefehâtu’l-uns. Yakûb-u Çerhî (v. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kavramlar/d. 532. Safî. cehri zikir ve semahının yaygın olmadığı bilinir. Şuşud. zikrin bedendeki mahalleri olan kalb. geleneksel Nakşîlik uygulamalarından ayrılmıştır diyebiliriz. Sad.: Sabri Çağlayan. 5 Tafsilatları için bu tezde Bkz. Âdâb. cehrî zikir ve semâ da yapılmaktadır. 244. 26-28.Beyat. Haz. Abdullah. s. Nakşibendilik. 301. kabul ettiği bilinmektedir.6 Alauddin-i Attar (v. ss. Tosun. ss. caiz olduğunu bildirmiş ancak. İmâm-ı Rabbânî’den sonra Nakşibendilik içerisinde ele alınan letâif. 15-22. 325-329. Ter.: Süleyman Uludağ. 9 Hanî. ss. 298. Çünkü Şeyh Nazım’ın tarikata mürîdan kabulü esnasında ve uyguladığı intisap usulünde. Çerhî’nin intisabından önceki gece istihare yaptığı ve istiharenin sabahında. Tosun. yaygın bir kanattir. telkin etmemiştir.Bu manada Şâh-ı Nakşibend tarafından uygulanarak gelmiş tarikat usul ve prensiplerinden bazılarının.

diğer günlük virtler kadar önem verilmiş ve manevî tekâmül aracı olarak uygulan arak telkin edilmiştir. 1355/1936)’den itibaren sırru’s-sır letâifi zikredilmiştir. sohbet. a. 13 Tosun. Şeyh Şerafeddin10 (v. Yolun en önemli bir terbiye metodu olarak vurguladığı sohbeti. halvete girdikleri ve riyazetle meşgul olmalarına yönelik malumat vardır.dir.Hakkâniyye içerisinde ahfa letâifi yerine. 16 Tafsilatları için bu tezde bkz. 34. Tafsilatı için bu tezde bkz. 71-447. 14 Bu tezde bkz. İstanbul 2006. genelde Nakşîlik öncesi usulleri tabir etmektedir. karma bir usul uygulamaktadır diyebiliriz. İkinci çeşit tarikat. 318. matluba ulaşmada usul edinen tarîk-ı nefsâni. Mesela Şeyh Nazım. Derviş Yay. 185. namaza. ss. a. Riyazet. 3 . Tarikat-ı Hakkânîyye Silsilesi. Tarik-i Nefsâni’ye ait irşad usulü.. Ankara 1995. s. Nakşibendilik ve metodu hakkında yapılan sohbetlerin genelinde.g.14 Tarikatlardaki irşad metodolojisini esas alarak yapılan kabul görmüş bir sınıflandırmaya göre iki çeşit tarikat vardır. 11 Burkay. mürîdlerin tekâmülü için telkin etmiştir.15 Hakkâniyye’nin silsilesinde Hâlid-i Bağdadî’den sonra yer alan Dağıstanlı pirlerin içerisinde riyazet ve halvete. Menâkıb-ı Şerefiyye (Şerâfeddin Hazretleri’nin Ağzından). Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de Silsile. Nefehâtu’l-uns. Kur’ân okumaya ve sohbete. ss. 27-342. sohbetin önemini belirtmiştir. 7-21. ss. 173. Bu usulde önemlilik arz eden araçlar. bu açıdan tarik-i nefsâni ile ruhanînin benimsediği terbiye metodlarından müteşekkil.12 Ancak Nakşibendiliğin irşad usulünde evrâda. riyazet ve halvetten daha fazla önem atfedilmiştir. ruhu terakki ettirmeyi usul edinen tarîk-ı ruhanî olarak adlandırılmakta ve Nakşibendilik ile ortaya konan usulü tanımlamaktadır. Şeyh Hişam’ın sohbetlerinde de sıkça vurgulanmaktadır. Camî.7. s. ruhaniyeti güçlendirecek ibadet. Şerafeddin-i Dağıstanî. vird ve zikir vs.e. Risale-i Murâkabe.e. ss. ss. Ebediyete Davet. 321. bir Nakşibendî-Hâlidî kolundan olan Hakkâniyye içerisinde telkin edilmektedir. tesbih. halvet ve çile bu usullerde uygulanan önemli araçlardandır. Nefsi tezkiye ve terbiye etmeyi. 12 Safî.g. bir terbiye usulü gerekli görülen mürîdlere telkin 10 Nazım-ı Kıbrısî’nin şeyhi.16 Hâlidiyye-i Hakkâniyye. 15 Nakşbend.172. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Hayatı. Giriş/Halidiyye-i Hakkânîyye Tekkeleri/a. 17 Şeyh Nazım Kıbrısî el-Hakkânî. en az diğer ibadetler kadar telkin edilmiştir. Hasan. Şemseddin. Eraydın..13 Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de riyazet ve halvet. Abdullah-ı Dağıstanî’nin şeyhidir.17 Bununla birlikte halvet ve riyazât.11 Nakşî silsilesindeki büyüklerin. Reşahât..

21 Hakkânî. Hakkâniyye ile mukayeseli ele almaya çalışacağız. sohbetle vazifelendirilmiş mürîdler olmuştur. Bu başlıkta. 20 Tosun. Dolayısıyla Nakşilikte asıl olmayan halvet. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin. 18 19 Tafsilatları için bu tezde bkz.e. Nakşibendî Tarikatında bulunan kuvvet ve salahiyetin yirminci yüzyılda diğer tarikatlarda olmadığını ifade etmiştir. 4 . bu tasniflerdeki usulün ikisini de ihtiva eden bir usul olarak uygulanmaktadır. tesiri ve ıstılahıyla en kâmil olanının Nakşibendî Tarikatı olduğuna yönelik. 330-332. Bahauddin Şâh-ı Nakşîbend’den Ubeydullah-ı Ahrar’a (v. devamlı ve yaygın bir irşâd metodu olmamıştır.21 Bu konuda Şeyh Şerâfeddin’in kıyamete kadar baki olacak yedi tarikat bulunduğunu ve bunlar içerisinde tarikat usulü. açıklaması da vardır. Abdulhâlik Gucdevanî. Hâlidiyye’nin bir şubesidir.Sohbet -Halvet. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). s. 895/1490) kadar halvet uygulanmasına rastlanmamıştır. Halvet konusunda görülen düşünce ve uygulamaları savunanlar. a. Bu kişiler hususiyetle. riyazet konusunda da paralel düşünceleri savunup uygulamalar yapmışlardır.18 Dolayısıyla bugün Hakkâniyye Dergâhlarındaki irşâd metodu.20 Bu açıdan bakıldığında. NAKŞİBENDİYYE-İ HÂLİDİYYE: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin takip ettiği irşad metodu olarak isimlendirilen Hakkâniyye. s. Kıbrısî. Hâlidiyye’nin müstakil bir başlıkta ele alınması ihtiyacı hâsıl olmuştur.19 Ubeydullah-ı Ahrar’da halveti uygulamamış ancak.. Menâkıb-ı Şerefiyye. halvet der encümen anlayışı ile halvet anlayışına yeni bir ufuk kazandırmıştır. halvet ve riyazet konusunda özgün bir usul tatbik ettiği görülmektedir.22 2. 6. Şeyh Nazım’a göre insanlara manevî feyzi veren ve onları terbiye eden yol Nakşibendîlik’tir. ss. 185. Camî.g. 22 Burkay. Hâlidiyye Kolu’nu. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/f.edilmiştir. 531-569. uygulayan bazı mürîdlerine de engel olmamıştır. s. Ebediyete Davet. Hakkâniyye’nin ve Şeyh Nazım -ı Hakkânî’nin tasavvuf anlayışının incelenmesi için.

Irak ve Anodolu coğrafyasında çoğunlukta olmak üzere. 693-701. Hindistan Delhi’de bulunan Abdullah-ı Dehlevî’den (v. 28 Kabbânî. İslam’ı ve Nakşiliği intişar etmeleri için. mürîdlerini on ile kırk günlük halvetlere almaktadırlar. a. s. Kazı Pub. Hadiykatu’l-verdiyye.g..19. Tasavvuf Tarikatlar Silsilesi ve Ahlâk-ı İslamîye. 1242/1826).28 Şeyh 23 Hanî. bulundukları coğrafyanın ilzam ettiği şartlara göre irşad usullerindeki öncelikleri belirlemiş olabileceklerinden. 701. s. Binaenaleyh Halidî kolları. Tarikatu’l-Nakşibandiyya ve Ulumiha. 147. Suriye. İstanbul Tarihsiz. iyi bir medrese eğitimi görmüştür. 24 Hanî. Eraydın. Virnig. terbiye ettikten sonra. İstanbul 1988. 5 . Hanî.. ss. Matba’a vizaratu’tterbiyye. kendi beldelerine göndermiştir.24 Vefatından kısa bir süre önce. 295-296.. Chicago 1995. Bu uygulamanın. Türkiye. a.e. Tah. ss. Şam’daki dergâhında görevli olan. The Naqshbandi Sufi Way (History and Guidebook of the Saints of the Golden Chain).25 Bir görüşe göre Bağdadî.g. Bu yüzden şeriat bilgisi yüksek bir âlimdir. 316-322. Muhammed Ahmed. a. bu bildiriyi. Abdülmecid. Ortadoğu Halidileri arasında pek rastlanmayan bir durum olduğu bilinmektedir. Ancak.g.e. yılın muhtelif zamanlarında. Kuzey Kafkasya’dan gelen silsilede. yer yer farklı özellikler arz etmişlerdir. aslî kimliğini korumayı başarmışsa da. toplu olarak ve münferiden uygulandığı bilinmektedir. ss. Nakşibendiyye’nin bu asırda anılan Halidilik kolunun bir kurucusudur. 83-87. Yılmaz. ss. İsmail elEneranî’yi tayin etmiş ve bunu tüm halifelerine duyurmuştur.172-187. Halidîlik. 669 -701.: Abdülrezzâk Abdullah. asır Nakşibendî ricalinden olan Mevlana Hâlid-i Bağdadî (v. 330. Hânî.. Malezya ve Endonezya gibi geniş bir coğrafyada intişar eden tarikatın halifeleri. Hisham.. Hamid. İrbil 2002. Âdâb. Hacı Reşit Paşa. TDV İA. 79-82. Mesela Malezya ve Endonezya Halidî şeyhleri. s. Hadiykatu’l-verdiyye. ss. ss. 26 Algar. Âdâb. ss.23 1238/1822 tarihinden itibaren Şam’da irşad vazifelerini sürdüren Bağdadî. Ergin Kitapevi. 27 Tosun. Divantaş Neşriyat. tarikatın kollara bölünmesini önlemek için yapmıştır. ss. 284-348. Irak.e. 287-315. düzenlediği bir vasiyetname ile yerine baş halife olarak. halifelerin uygulamaları birbirinden bağımsızlık arzetmiştir. Tarblus 1987. Hadâiku'l-verdiye fi ecilla Nakşibendiyye. tüm dünyadan gelen talebelerini.27 Tarikat-ı Hakkâniyye’de uygulanan halvetin ise. JurusBurus Yay. Mısır. Muhammed b. 25 Hanî.26 Halvet’in Nakşibendî yoluna Hâlid-i Bağdadî ile girdiği yaygın bir kanaattir. ss. 1252/1824) tarikat terbiyesi gören Bağdadî.

Anadolu ve Tırakya’daki Halidî kollarında pek rastlanmadığı tesbit edilmiştir. 3. Amerika.youtube. kayınpederden damada geçen şeyhlik. Hâlidiyye kolundan bir yol olan Hakkâniyye. Diğer Konulara Tasavvufî Yaklaşımlar/Siyasi ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar . Naşibendiyye’nin büyük şeyhleri.31 Bununla birlikte Hâlidîliğin Türkiye sınırları içerisindeki kolları arasında da birbirinden farklı uygulamaları vardır. HALİDİYYE-İ HAKKÂNİYYE (HAKKÂNÎ DERGÂHLARI): Nakşibendî Tarikatının. Mesela doğu ve güneydoğu bölgesinde. 33 www.30 Şeyh Nazım’ın Osmanlı kıyafetlerini tercihinde ve batı kıyafetlerini tasvib etmemedeki tavrı. Uludağ. 298. şeyhlik babadan oğula geçer. Şeyh Nazım’ın sigara mevzuundaki tutumu da bu hususta bir diğer bir örnek olabilir. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/f. s. Asya ve Afrika kıtalarında dergâhları bulunan bir harekettir.Sohbet -Halvet. İlgili kayıt. melamiliğe yaklaşan tavır sergilemiş olmalarına rağmen. a. Nazım Efendi. 15. Anadolu’da Halidîlik. oğlu Mehmet Efendi’yi halifesi olarak ilan etmiştir. c.. 31 Bu tezde bkz. Hâlidiyye ile bu durumun tam tersi bir istikamet kazandığı yönünde tespitler vardır.g. Bununla birlikte Şeyh Nazım. Hâlidiliğin şekil ve usul konusundaki belirleyici tavrına daha yakındır. İçtimai ve tarihi yapısının yanı sıra. video arşivimizde bulunmaktadır.e. dayıdan yeğene. Dergâhların dünya üzerinde yayılması. usul ve şekle fazla önem vermemekle. babadan oğula geçmemiştir. TDV İA. seyyidlik inancıyla pekiştiği düşünülen bu uygulamanın. 29 Ortadoğu Halidîlerinden ayrılsa da. 32 Uludağ. s. 6 .Nazım’ın terbiye metodu olarak zaruri gördüğü halvet anlayışı. Uzakdoğu ve Kuzey Kafkasya’da da uygulanmış olması hasebiyle. Şeyh Nazım’ın irşad vazifesini Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den almasından sonra başlamıştır. Kıbrıs adasında bir Hakkâniyye tekkesinin açılması ve buradan dünyanın muhtelif 29 30 Bu tezde bkz. Hâlid-i Bağdadî’den sonraki Hakkâniyye silsilesinde. 298. Avrupa.33 Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde gelenek olmayan bu durum.32 Bu durum Hâlidiyye-i Hakkâniyye için de geçerlidir. Süleyman.com/ Seyh Nazim Mehmet Adil efendiyi Halife ilan etti. bir ilkdir. Halidî’liğe sonradan dâhil edilmiş bir uygulama olmadığı kanaatindeyiz.

ülkelerinde davet ve irşad faaliyetlerinin yürütülmesi için, Şeyhi Abdullah Dağıstanî’den emir aldığını ifade etmiştir. Şeyh Abdullah’ın bu beyanına tanık olan Şeyh Hişam, söz konusu ifadeleri şöyle nakletmiştir: “Hz. Peygamber (sav)’in emriyle, Nazım Efendi’yi terbiye ile halifeliğe çıkardım. Ziyadesiyle halvete koydum, muhtelif usullerle irşad ettim ve onu halifem olarak tayin ettim. Onun bu yolu müstakbelde maşrıktan mağribe kadar intişar ettireceğini görüyorum. … Londra’dan Avrupa’ya, Uzakdoğu’dan Amerika’ya büyük dergâhlar kurduğunu ve yolumuzu taşıdığını görüyorum… Genç insanların her yönden ona koştuğunu görüyorum… Din Allah(cc)’ındır ve Allah(cc), kullarına hükmedici olarak yeter.”34 Hakkânî müridanının bugünkü sayısı hakkında net bir tespit yoktur. 1996 yılında yapılan bir çalışmada 56 farklı ülkeden müntesib mürîdin bulunduğu tespit edilmiştir.35 Tarikatın nasıl bu kadar yaygınlaştığı, sosyolojik bir çalışmada beş sebebe dayandırılmıştır: 1-Apokaliptik36 gündem. 2-Modern dünyanın beklenmeyen sosyal hadiselerini Şeyh Nazım’ın geleneksel tasavvuf ıstılahıyla birleştirme yeteneği. 3-Müslüman şahsiyet ve ulemalasına referanslar. 4-Şeyh Nazım ve Şeyh Hişam’ın Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’daki çevrelerine yaptıkları tasavvufî yorumların dinleyenlerle ilgili olduğu kadar, dinleyenler tarafından kolay anlaşılması. 5-Armagedon37 ve kıyamet gününe ait mesajların müntesipler için ilgi çekici bir konu olması.38 Hâlidiyye-i Hakkâniyye, bugün Nakşî usullerini esas alan bir irşâd metodolojisini, diğer tarikatların usulleriyle harmanlamış özgün bir metot takip etmektedir. Bu başlıkta Hakkânî Dergâhlarında tesbit edilmiş usul ve adetleri, kendi içerisinde ve Nakşîlik ile mukayeseli ele almaya çalışacağız. Söz konusu usul ve adetlerin, İslam ve tasavvuf düşüncesi açısından değerlendirilmesi, ikinci bölümde yapıldığından burada değinilmeyecektir.
34 35

K. Hisham, Sufî Way, s. 405. Atay, Tayfun, Batı’da bir Nakşî Cemaati: Şeyh Nazım Kıbrısî Örneği, İletişim Yay., İstanbul 1996, s. 86 36 Kıyamete dair, son gün. 37 Hiristiyan kaynaklarında bildirilen ahir zaman savaşı. İyiler ile kötülerin yapacağı büyük savaştır. Şeyh Nazım bu savaşı melhame-i Kubrâ olarak da ifade etmiştir. 38 Stjernholm, Simon, The Struggle for Purity: Nagshbandi-Haqqani Sufism in Eastren London, Basılmamış Y. Lisans Tezi, Lund University, [Scania] 2005, s. 8.

7

Hakkâniyye yolu için Nazım Efendi, “rütbe kazanma yolu değil, nefsi tüketmek yoludur” diyerek yolun gayesinde nefis tezkiyesini öne çıkarmıştır.39 Bu manada Hakkâniyye yoluna girenlerin dikkat etmesi gereken menhiyatın başında “kibir” görülür. Nazım Efendi, Bâyezıd-i Bistami Hazretlerinin sözüne atfederek “kendi nefsini Firavun’dan, Nemrut’tan, Ebu Cehil’den ve İblisten daha aşağı görmeyen kimse bizim yolumuzun kokusunu alamaz” demektedir.40 Kıbrısî’ye göre, Tarikat-ı Hakkâniyye mürîdlerinin, hiçbir mahlûkata karşı üstünlük düşüncesinde bulunmaya salahiyetleri yoktur. Bu durum mirac bahsinde de bildirilen nefsin hakikati olarak vurgulanmıştır. Bu hakikate göre nefs, fırsat bulduğu zaman Rablik ilan edebilecek bir yön taşımaktadır. Nefsin bu yönünü besleyen günah, kibirdir.41 Dolayısıyla yolun en önemli menhiyatı arasında zikredilmektedir. Hakkâniyye içerisinde, kibir ve ucuba sergilenen bu yaklaşım, iman ve küfür anlayışlarında da görülmektedir. İmanı da küfrü de atiyye olarak görmek, kibir ve ucubu izale edici bir anlayış olarak sıkça vurgulanmaktadır. Hakkâniyye içerisinde mürîdin imandan dolayı kendini üstün görmesi ve iman etmeyenlerin hakir görülmesi men edilmiştir. Nazım Efendi bu anlayışı, bir menkıbe ile müşahhaslaştırmıştır.42 Hakkâniyye dergâhlarında sıkça anılan dört düşman nefs, şeytan, hevâ ve dünyadır. Bu düşmanları galip getirecek en tehlikeli sıfat olarak gazab, sıkça ele alınır. Şeyh Şerafeddin’e göre gazab, tüm kötü sıfatların ortaya çıkabileceği zemini hazırlamasından dolayı zemmedilen sıfatların başında gelmektedir.43

39 40

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 40. Aynı eser, s. 37. 41 Aynı eser, s. 38. 42 Kıbrısî, menkıbeyi, şöyle nakletmiştir: “Veliullah’dan biri, bir Yahudi’yi gördüğü anda kendisinden geçip düşmüş. Ayılttıkları vakitte: ‘Şeyh Efendi size ne oldu? O Yahudiyi gördüğün vakitte niye bayıldınız?’ diye sual etmişler. Şeyh Efendi: ‘Ey evlatlar, sırrıma nida geldi ki; ‘Ey kulum! Onu hakir görme. Ona Yahudilik gömleğini giydiren Benim. İman libasını sana giydirdi isem, onu senden çıkarıp ona giydirmeye, ondakini çıkarıp sanan giydirmeye Kadirim. Edebi gözet!’ dediği vakitte, korkudan düşüverdim.’ demiş.” Ayrıca bkz. Kıbrısî, a.g.e., s. 42. 43 Burkay, Menakıb-ı Şerefiyye, s. 108.

8

Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî44 (v. 1393/1973)’ye göre nefsin, kendini kardeşine tercih etmesi, kendisini kardeşinden üstün görmesi, kendi ayıbını bırakıp kardeşlerinin ayıbını görmesi, tezkiye edilmesi gereken hususi yetlerdir. Bu haldeki mürîdin, her lahzada vazifesinden ve hudutlarından gafil olmaması gerekmektedir. Şeyh Abdullah, Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin şu edeplerini, mürîdana tavsiye niteliğinde saymıştır: Kendisine nimet olarak verilen hiçbir şeyi isyan yolunda sarf etmemek. Bunun için bilhassa dili ve gözü murakabe altında tutmak. Kendisine bahşedilen afiyet ve diğer nimetler için şükrederken, belalara da sabretmek. Şeyh Abdullah’a göre, şeriatın hudutları muhafaza edilmediği zaman, kalbe hastalık girer ve kişiyi ifsat eder. Dolayısıyla mürîdanın öncelikli vazifesi, Nebî(sav)’nin sünnetlerine yapışması ve şeriatın hudutlarını muhafaza etmesidir.45 Şeyh Nazım’ın sohbetlerinde ve Lefke dergâhındaki uygulamalarında dikkatimizi çeken diğer bir menhiyat sigaradır. Sigaraya karşı uzun yıllardır katı bir tutum sergileyen Kıbrısî, küçük görülen sigara günahının, nefs aracılığıyla kula büyük günahları işleteceğini ifade etmiştir.46 Lefke dergâhında ziyarete gelen mürîdanın büyük çoğunluğu sigara kullanmamaktadır. Kullanan birkaç kişi ise, Şeyh Nazım’ın emrinden dolayı, dergâh sınırının beş metre dışında sigara içmektedir. Londra’daki Hakkânî mürîdleri üzerinde yapılan bir çalışmaya göre, günlük yaşamda riayet edilen edepler konusunda ihtilaflı anlayışlar bulunmaktadır. Mesela kimi mürîde göre bir büyüğün elini öpmek tazim olduğu için edep olurken, kimisine göre küfür telakki edilebilmektedir.47 Londra’daki Hakkânî dergâhlarında müşâhede edilen bu ihtilafı, Şam Dergâhında gözlemlediğimizi belirtmek isteriz. Hakkânî Dergâhlarının geniş bir coğrafyada temsil edilmesi, söz konusu ihtilafın sebebi olmaktadır. Farklı bir ifadeyle, her dergâhın içinde bulunduğu sosyo-kültürel şartlara bağlı olarak gelişen edeb anlayışı, Hakkâniyye içerisinde çeşitlilik göstermektedir. Bununla birlikte mürîdanın hidayete erme ve mürîd olduktan sonraki tarikat içinde
44

Nazım-ı Kıbrısî’nin şeyhidir. Tafsilatı için bu tezde bkz. Giriş/Halidiyye-i Hakkânîyye Tekkeleri/a.8. Abdullah-ı Dağıstanî. 45 Kabbânî Muhammed Adnan, Futuhâtu’l-Hakkâniyye fi menâgibi eclâi’s-silsileti’z-zehebiyyeti’lâliyye, [Şam], Tarihsiz, c. 1, ss. 51, 52, 78. 46 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 117. 47 Stjernholm, The struggle for Purity, s. 38.

9

yer alma süresi de bu mevzuda etkilidir. Meselâ, yakın zamanda ihtida etmiş müridler için irşad, imani esaslar önceliğine dayanırken; ailesindeki tarikat adabıyla yetişmiş müridler için irşad, edeb ve usul önceliğine dayanmaktadır. Bu durum, geniş coğrafyaya yayılmış Halidilikte gözlemlenmiş çeşitliliğin, bir numunesini teşkil etmektedir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den nakledilen bir kaynağa göre, mürîdin bu yoldan müstefîd olabilmesi için tarikata riayet etmesi gerekmektedir. Ancak, tarikatın hakiki manası edeptir. Edebe riayet etmesi gerekmektedir fakat; edebin hakiki manası, teslimiyettir. Sırasıyla teslimiyetin hakiki manası, mürebbinin emrini bekleyiştir. Bekleyişin hakiki manası ittibâdır. İttibânın hakiki manası emre sıkıca yapışmaktır. Emre sıkıca yapışmanın hakiki manası, muhabbet; muhabbetin hakiki manası, tüm iradesinde rabıtalı olmaktır. Yani rabıtaya riayet etmelidir. Rabıtaya riayet etmek için, rabıtanın hakiki manasına vusûl etmelidir.48 Rabıtaya hakiki manada vusûl için maksuda iman etmesi gerekmektedir. Maksûda hakiki manada iman için takvaya ve takva için her lahza müşâhede de olmak gerekmektedir.49 Hakkâniyye yolu hakkındaki bu anlayış, Nazım Efendi’nin ilim ve edep konularında izah edildiği gibi,50 onun genel tasavvuf anlayışında mündemictir. Hakkâni Dergâhlarında sıklıkla eleştiri konusu olan bir düşünce ise Vahhâbîliktir. Şeyh Nazım-ı Hakkânî çevresinde, Vahhâbîlik düşüncesinin ehl-i sünnet dışında kalan yönleri, çeşitli vesilelerle ele alınan bir konudur. Londra’daki Hakkânî Dergâhının toplum içindeki işlevi üzerine yapılan sosyolojik bir çalışmada, Vahhâbîlik ve Selefîlik gibi mevzular, grup içindeki birliktelik duygusunu artıran bir unsur olarak görülmüş ve sebep olarak Hakkânî yolunda metafizik unsurların diğer Nakşîbendî yollarına göre daha fazla bulunması gösterilmiştir.51 İslamî erkânı fiziksel kaideler üzerinde yorumlayan Vahhâbîlik düşüncesi ile, diğer İslam ulemaları arasındaki görüş ayrılığı hem tarihi hem de aktüel bir vakıadır. Bu konuda Vahhabî karşıtlığı içinde Hakkânî’nin konumu ise, öğretileri içinde yer alan meta48 49

Üç mertebede vusûl, huzur üzerinden anlatılmıştır: Huzuru İlahî, Huzuru Habib, Huzuru Meşayıh. K. Adnan, Futuhâtu’l-Hakkâniyye, ss. 46-47. 50 Kıbrısî, Hak Dost 4, Dervish Kitapevi, Kıbrıs 2005, ss. 67, 81, 88, 89 . 51 Stjernholm, Struggle for Purity, s. 52.

10

fiziksel unsurların sadece niceliği ile değil, aynı zamanda niteliği ve ehemmiyeti ile ilişkili olduğu kanaatine varılmıştır. Meta-fiziksel dinamikleri modern bilimin fiziksel dinamikleriyle izah ve ispat metodunu sohbetlerinde kullanan Hişam Kabbanî,52 bu çatışmanın sebebini şöyle açıklar: “…Meteryalistik düşüncenin dinî temsilcisi addedilen Vahhâbîlik, bu anlayışı (Peygamber’in nurunu varlık felsefesi ile ilgili olarak, ontolojik olarak izah edildiği yaklaşımı)53 idrâk edemediği için bu düşüncelere karşı çıkmaktadır. Hakkâniyye bu düşüncelerin zıddında olduğu için Vahhâbîlik karşıtıdır.”54 Geleneksel tarikatlar gibi dışa kapalı olmaması, tarikat şeyhinin ve zikirlerinin tarikat dışındakilerle şifahen ya da internet üzerinden video olarak paylaşılmasında kısıtlama olmaması, bey’at yapmak isteyen bir mürîdin kolaylıkla Şeyh Nazım Efendi’ye ulaşabilmesi gibi konulardan dolayı, Hakkânî Dergâhının diğer Halidî şubelerden ayrıldığı yönünde tespitler mevcuttur.55 Hakkâniyy’ye ait internet sayfalarında, internet üzerinden kelime-i şehadet getirme ve Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye bey’at yapılabilmesi için bağlantılar bulunmaktadır.56 Bu uygulamaya, Anadolu’da ya da diğer kıtalarda faal olan Hâlidî şubelerinin internet sitelerinde rastlanmamıştır. Hakkâniyye cemaati üzerine yapılan farklı bir çalışmaya göre, mürîdler arasındaki iletişim ve irtibatın kurulmasında blog ve form sayfaları üzerinden internetin önemli işlevi bulunmaktadır.57 Dolayısıyla bu yönüyle Hakkâniyye, diğer Nakşî ve Hâlidî şubelerden ayrılmaktadır. Hakkânî Dergâhlarındaki irşâd metodunun diğer Nakşî tarikatlarındaki metodlardan nasıl ayrıldığını Nazım Efendi’ye ait şu cümlelerin ifade ettiği kanaatindeyiz: “Senenin dört mevsimi var. Her mevsimde insanlar yediklerini ve giydiklerini değiştirirler ama, gövdeleri değişmez. Tarikat tarikattır. İster Şam’da
52

Hâlidiyye-i Hakkânîyye yoluna, Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî döneminde, intisab etmiştir. Şeyh Nazım’ın dağmadı ve Amerika görevlisidir. Tafsilat için bu tezde bkz. Hâlidiyye-i Hakkâniyye Tekkeleri/a.8.3 Hişam Kabbanî. 53 Tafsilatı için bu tezde bkz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d.Hz. Peygamber. 54 www.sufîlive.com, CommingOfMahdi-1; Video Arşivimizde mevcuttur. 55 Aynı eser, s. 8 56 Ayrıca Bkz. http://www.haqqanisoul.com/profile/SHAHADAPAGE; Bkz. www.naqshbandiorder.org.tr 57 Jorgen, S Nilsen, Mustafa, Draper, Galina, Yemeliana, Sufism in West (Transnational Sufism, The Haqqania), Routledge, NY 2006, s. 101.

11

olsun, ister Avrupa’da, ister Amerika’da. Tarikat Allah (ac)’a giden yoldur. Lakin irşâd şekli her bir yerin ve insanların hususiyetlerine bağlı olarak bir yerden diğerine değişir. Mürşid, nasıl bir yol tatbik edip izleyeceğine, buna göre karar verir. Avrupa’da başka, Şam’da başka, Kıbrıs’ta başka, Türkiye’de başka, Mısır’da başka, Uzak Doğularda başka ve Amerika’da başkadır.”58 Hakkânî yolunun kendi içerisinde dahi farklı ülkelerde farklı irşâd metotlarının uygulandığını anladığımız bu metotların, Hakkânî yolu içerisinde ilk defa Şeyh Nazım tarafından uygulanmış olması gerekmektedir. Çünkü Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî, Dağıstan ve Yalova üzerinden gelerek Şam’a yerleşmiş ve daha sonra Şam dışına çıkmamıştır. Yani Şeyh Nazım’a kadar Hakkânî Dergâhı, bu coğrafyalara ulaşmamıştır. Dolayısıyla Şeyh Nazım’ın uygulamaları ile irşâd metodundaki değişme ve çeşitlenme ile bugün incelediğimiz tarikat yapısı teşekkül etmiştir. Ancak hem bu değişime, hem de çeşitlenmeye esas teşkil eden erkân, usul ve edeb, Hâlid-i Bağdadî’den Şeyh Abdullah’a kadar gelen meşâyıhın anlayışları üzerine tesis edilmiştir. İngiltere’de yapılan bir çalışmaya göre söz konusu çeşitlenme kendi içerisinde üç grup olarak tespit edilmiştir. Birbirleriyle uyumlarını esas alarak yapılan bu antropolojik çalışmaya göre Londra’da Türk mürîdler, Hint Alt kıtası göçmenlerinin oluşturduğu mürîdler ve çoğunluğu İngiliz olan Bâtılı mürîdler olmak üzere üç alt gruptan söz edilmiştir.59 Tarikat-ı Hakkâniyye’nin tekkelerinde ve internet sitelerinde öne çıkan en önemli görsel, merkezinde “el-Hakk” esmasının yazılı olduğu bir levhadır.60 Haftalık zikirlerde “el-Hay” ve “Hu” esmalarıyla birlikte zikredilen isim, tekke yakınlarında satılan cevşenlerin içinde de bulunan isimdir. Londra’daki mürîdler, bu cevşeni taşıma maksatlarını, Allah(cc)’tan bekledikleri hayır ve bereket olarak ifade etmişlerdir.61
58 59

Atay, Batı’da Bir Nakşî Cematı., s. 365. Atay, a.g.e., ss. 88-101. 60 Bkz. Ek 01. 61 Stjernholm, Strugle for Purity, s. 37.

12

Nakşibendî-Hakkânî tekkelerinde dikkatimizi çeken bir diğer husus ise yapılan toplu zikirlerde kimilerinin halka ortasında sema ederek dönmesidir.62 Nakşîlik yolunda olmayan bu zikir biçiminin Nazım Efendiyle başlama ihtimalinin yüksek olduğunu ve bununda Nazım Efendi’nin icazetli olduğu Mevlevilik ve Kadirilik tarikatlarıyla ilintili olarak girdikten sonra zikrin, bugünkü biçimini aldığı kanaatindeyiz. Hâlidiyye-i Hakkaniye’nin diğer Anadolu Halidilerinden ayrılan bir yönü ise, silsilelerinde Hızır(as)’ın bulunmasıdır. Nakşîlikte Abdulhâlik Gucdevanî’nin Hızır(as) tarafından terbiye edildiği, bildirilmiş olmasına rağmen silsile listesine eklenmemiştir. Küçük bir yaklaşım farkı olarak görülecek bu mevzu, Hakkânî silsilesindeki meşayıhın silsiledeki sıra sayılarını artırmıştır. Mesela Hâlid-i Bağdadî diğer silsilelerde otuzuncu sıradayken, Hakkâniyye’de otuzbirinci sıradadır.63 Nazım Efendi’den önce mürîdanın umumiyetle tercih ettiği ve bugüne kadar değişime uğramamış bir diğer uygulama ise, Osmanlı usulü kıyafet tarzıdır. Erkek mürîdler arasında standart bir kıyafet tarzı olarak yerleşen bu adet, Nakşibendîlikte prensip olarak esas bir uygulama değildir. Şalvar pantolonlar üzerine dikilen hâkim yaka gömlekler, geniş yelekler üzerine sarıklar ve köstekli saat, Hakkâniyye dergâhları içerisinde genel kıyafet tarzıdır. Her yerden temin edilemeyen bu kıyafet, Hakkâniyye’nin resmî internet sayfasında sipariş edilebilmektedir.64 Şam Dergâhı’nın türbedarı olan İbrahim Efendi, bir Osmanlı muhaciri olarak halen bu tarz kıyafetleri, geleneksel metotlarla dikmektedir.

a. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de Silsile: Mevlana Hâlid-i Bağdadî’den sonra, aşağıdaki sırayla irşad vazifesini devralan meşayıh ve onların tasavvuf anlayışları, Hâlidiyye-i Hakkâniyye ismiyle

62 63

Bkz. www.saltanat.org/hadra; sufilive.com/zikr; naqshbandiorde.org/hadra. Bkz. www.naqshbandiorder.org/silsile. 64 Bkz. www.naqshbandiorder.org.

13

anılmaktadır. Şeyh Nazım Efendi’nin bugünkü tasavvuf anlayışı, Hakkâniyye’nin tarikat uygulamaları ve manevi atmosferi içinde vücud bulmuştur. Tarikatın silsile sırasına göre otuz birinci sırada bulunan Bağdadî’den sonra sırasıyla aşağıdaki isimler, irşâd vazifesini ifa etmişlerdir.

a.1. - (32) İsmail-i Şirvanî (Kurdemirî) (v. 1247/1832): Nakşîbendî silsilesinde Mevlana Hâlid-i Bağdadî’den sonra, İsmail-i Enerânî’den bahsedilmiştir ancak;65 Şeyh Nazım Efendi’nin sohbetlerinde ve Şeyh Adnan’ın66 Tarikat-ı Hakkâniyye hakkında yazdığı eserinde, Şeyh İsmail-i Şirvanî’den önce Şeyh İsmail-i Eneranî’den söz edilir. Fakat Hakkâniyye’nin resmî internet sayfasında yer alan silsile listesinde ve Şeyh Hişam’ın, Hâlidiyye-i Hakkâniyye yolunu anlattığı eserinde, Şeyh Eneranî’nin ismi kaydedilmemiştir. Hâlid-i Bağdadî’nin halifeleri içinde, kendisinin imam olduğu ve sırru’l-a’zâmın tevarüs ettiği şeyh olarak rivayet edilen Eneranî’nin, Hâlid-i Bağdadî’den 17 gün sonra vefat ettiği ve hilafeti, Şeyh Abdullah Herevî’ye bıraktığı bilinmektedir.67 Farklı bir rivayete göre, Şeyh İsmâil Enerânî (v. 1251/1829), yılında vefat etmiştir.68 Şeyh Nazım ile 2011 yılında yaptığımız mülakatta, İsmail-i Eneranî’nin silsilede yer alıp almadığı sorulmuştur. Bu mevzuda Kıbrısî, Eneranî’nin Hakkânî silsilesindeki meşâyıhtan olduğunu ve emanetini Hâlid-i Bağdadî’den aldığını ifade etmiştir.69 İsmail eş-Şirvanî (v. 1201/1786) tarihinde Dağıstan’ın Şirvan bölgesindeki Kurdemir’de doğmuştur. Zamanının en önde gelen âlimlerinden birisi olan babası Şeyh Enver-i Şirvanî’den ilk eğitimini alan Kurdemirî, devrin önemli âlimlerden ders alarak tahsilini tamamlamıştır.70

65 66

Hanî, Hadiykatu’l-verdiyye, s. 701. Hâlidiyye-i Hakkânîyye yoluna, Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî döneminde, intisab etmiştir. Şeyh Nazım’ın Şam görevlisidir. Tafsilat için bu tezde bkz. Hâlidiyye-i Hakkâniyye Tekkeleri/a.8.2 Adnan Kabbanî. 67 Hanî, a.g.e., s. 727, 736. 68 Aynı eser, s. 347. 69 İlgili mülakata ait görüntü, video arşivimizde mevcuttur. 70 K. Adnan, Futuhâtu’l-Hakkâniyye, s. 385.

14

sonra Anadolu’ya göç etmiştir. K. halefleri arasındaki üç mürşide (Has Muhammed-i Şirvanî.e. a. 74 http://www.. Bkz. Ayrıca Şeyh İsmail’in 25 sene Şirvan’da kazdığı yer altında irşad vazifesini ifa ettiği kaydedilmiştir. 1260/1844): Has Muhammed Şirvanî. K. Hisham.73 Faaliyetleri Rus siyasi politikalarına uymadığı için. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.76 a.75 Amasya’da Türbe diye anılan semtte. s. Ek 02.naksibendihakkani. Sufi Way. oğlu Osmanlı sadrazamlarından Şirvanîzade Rüşdü Paşa tarafından yaptırılan mescit ve bitişiğindeki türbe ziyaretgâhtır.com/?page_id=154.74 Şeyh İsmail 1255/1839 tarihinde vefat etmiştir. Rusya tarafından baskılara maruz kalır ve yakın mürîdleri hapsedilip sürgün edilmiştir.(33) Has Muhammed-i Şirvanî (Dağıstanî) (v.2. s. s. Riyazet ehli bir sufî olduğu 71 72 http://www. 387. 284.Şeyh Abdullah-ı Dehlevî’ye mürîd olmak amacıyla Hindistan’a yolculuğuna çıkmış ve Basra’ya kadar gitmiştir. s. 389. Muhammed-i Yerağî.g.71 Bağdadî’nin vefatından sonra Şam’dan Dağıstan’a geri dönerek zaviyesini kurmuştur.72 Nakşibendî tabakâtında İsmail-i Şirvânî. yaşadığı evin yakınında defnedildiği kabri üzerine. Burada iken Abdullah-ı Dehlevî’den aldığı manevi işaret ile Bağdat’a. Cemaleddin-i Gazikumukî) sırr-ı akdesi aktardığı rivayet edilmektedir. 77 K. Adnan. Evvela Sivas ve sonra da Amasya’ya yerleşen Şeyh İsmail-i Şirvanî.77 İlk tasavvufî eğitimini ailesinden alan Şirvanî. Hadiykatu’l-verdiyye. Bağdadî’nin halifeleri arasında zikredilmektedir. . Adnan. Şeyh İsmail bu baskılar neticesinde önce Ahıska’ya. 725. 15 .com/?page_id=154. medrese eğitimi ile zahiri din ilimlerini tahsil ettikten sonra İsmail -i Şirvanî’nin halefi olacağı silsileye intisab etmiştir. 75 Şeyh Adnan’ın eserinde vefat tarihi 1277 olarak geçmektedir. Mevlana Halid’in dergâhına giderek Bağdadî’ye bağlandığı rivayet edilmektedir. Dağıstan’ın güneyinde yer alan Şirvan’ın Kulal kasabasında 1201/1786 yılında dünyaya gelmiştir.naksibendihakkani. 76 Bkz. 73 Hanî.

altı ay sonra tekrar Şam’a gelen Şeyh Muhammed’e sırr-ı azamı verdiği kaydedilir. Sufi Way.g. Bağdadî. Şam’da medfundur. Hayatı hakkında kayda girmiş birkaç menkıbe ve sözler dışında ayrıntılı bir bilginin olmadığı bilinmektedir. Bu yüzden kalb ne zaman bir zikir ya da terennüm duysa.78 Şeyh Muhammed. Misak bahsinde incelediğimiz anlayış ile ilgili olabileceğini düşündüğümüz ifadeleri şu şekildedir: “Güzel bir seda duyulduğunda kalblere inen huzur ve güvenin sebebi nedir? Ruhların zerrelerine Allah(ac)’ın huzurunda yapılan. Şeyh Muhammed’in ve kurduğu medresenin çalışmaları ile olmuştur. Adnan.3. mürîd ve mürîdizm gibi İslamî terimlerin hayata geçişi. 80 K. ruhunda nakşolan cemali tecrübe ederek ferah ve emniyet hisleri duyar. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 396.nakledilir.e. Adnan. ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ hitabıdır. Hâlid-i Bağdadî ile Şam’da görüşüp himmet ister. gazavat.80 Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz Şeyh Has Muhammed Dağıstanî’ye ait bir söz. 81 Aynı eser.com/?page_id=156. 294.”81 a. Şeyh Has Muhammed-i Şirvanî. 1265/1848): Kafkasya coğrafyasında bulunan Şirvan’ın Kural kasabasında 1191/1777 yılında dünyaya gelmiştir.82 Dağıstan ile Çeçenya’da imamet. 297. imam. 16 .(34) Muhammed Efendi (Yerağvî) Dağıstanî (v. 82 K. talebini tekrar düşünmesi için Şeyh Muhammedi. Dağıstan’a gönderir. s. a. 394. Kaynaklarda Şeyh Molla Muhammed adıyla geçtiği 78 79 http://www..79 Has Muhammed Şirvanî. Hisham. “elest bezmi” ile ilgilidir. s. . s. 1260/1844 yılında ifa ettiği Hacc vazifesi dönüşü ahirete irtihal etmiştir. s.naksibendihakkani. K. O(cc)’nun hitabındaki cemal ruhlara nakşolmuştur. Kaynaklarda.

Bkz. bir diğer bilgi kaynağıdır.(35) Seyyid Cemâleddin-i Kumukî Hüseynî Dağıstanî (v.naksibendihakkani. Nefis bahsinde ve Hakkâniyye şüyuhunun hayatlarında fark edilen halvet ve riyazat şu şekilde ifade edilmiştir: “Dört günlük oruçtan sonra ‘açım’ diyen bir sâlik yolumuza uygun değildir.86 Kur’ân hafızı olup.4.”85 a. 1285/1869): Şeceresi Hz. Muhammed Yağravî’ye ait bir söz. 303. Rus istilasına karşı direnişi kumanda eden Şeyh Şamil’in şeyhi olduğu da rivayet edilmektedir.87 Kafkas İstiklal Mücadelesi. 17 . s. s.84 Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz. 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşını Osmanlı’nın kaybetmesinden sonra başlamıştır.83 1265/1848 yılında vefat eden Şeyh Yerağvî. binlerce hadis-i şerifi tasnif edecek kadar iyi bildiği.naksibendihakkani. Dağıstan’daki Gazikumuk şehrinde 1203/1788 yılında dünyaya gelmiştir. riyazetin önemini vurgulamaktadır. Şeyh Nazım dönemine kadar ömür süren Ali Usta adında Dağıstanlı bir mürîd. zahirî ve batınî ilimlerde yetkin olduğu ve 15 civarında dili konuşacak düzeyde bildiği rivayet edilmektedir. Osmanlı’nın İran ve Mısır gibi meselelerden dolayı müdahale edemediği Kaskasya’da. Hisham. oğlu Seyyid Abdurrahman’ın yazdığı önsöz bildirilmektedir. 405.bildirilen Şeyh Muhammed’in aynı adla kurulmuş medresesi. bilhassa Osmanlı-İran anlaşmazlıkları döneminde zuhur eden Rus yayılmacılığının önlenmesi için gelişen örgütsel düşüncenin merkezi olduğu rivayet edilmektedir. Şeyh Şerafeddin (v. Peygamber(sav)’e ulaşan Cemâleddin-i Gazikumukî. Sufi Way. 1248/1832) 83 84 http://www. Hüseyin(ra)’in neslinden Hz. 1355/1936) döneminden itibaren Hâlidiyye-i Hakkâniyye’ye müntesip olup.com/?page_id=160.com/?page_id=158. www. 86 K. Adnan. K. . 85 Aynı yer. İmam Gazi Muhammed (v. Ali usta ile yapılan mülakatlar da bazı bilgilere kaynaklık teşkil etmiştir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 87 Hakkındaki bilgilerin kaynağı olarak Gazikumuk’lu Cemâleddîn’in kendi el yazısı ile kaleme aldığı “el-Âdâbu’l-marzıyye fi’t-tarîkati’n-Nakşîbendiyye” adlı eserinin orijinal nüshasına.

bey’at anlayışında önemli derecede yer 88 Saydam. 600 bin ile 2 milyon arasında olduğu görülmüştür. TDV İA.. Nakşîbendî tarikatına mensub müridlerin başlattığı bu hareket. c. Bkz. Samsun. s. Hisham. Çeçenistan. 41-62. Kırım üzerinden Osmanlı’ya göç ettiği bilinmektedir.971 bin Kafkasyalı’nın (2727 hane). pek çok başarılara sahne olmuştur.90 1285/1869 yılında İstanbul’da vefat eden Şeyh Cemâleddin’in kabri91 Üsküdar’dadır.39.89 Bu göç dalgasıyla kendisi ve damadı Şeyh Şamil’in ailesi. 18 . Nazım Efendi’nin kendisine Şeyh Kumukî tarafından verildiğini ifade ettiği manevî görev. s. 17. Batum. Ter. Kayıhan Yay. Azerbaycan dâhil tüm Kafkasya’dan Müslümanların göç etmelerini tavsiye etmiştir. Mürîdlerin hayretle anlam vermeye çalıştıkları süreçte bir daha elma alır ve aynı yere doğru fırlatır. Kırım ve Kafkas Göçleri. ss.88 Şeyh Şamil’in Rus kuvvetleri tarafından esir alınmasından sonra Seyyid Cemâleddin-i Gazikumukî. kara yoluyla Kars ve Batum sınırından girdikleri bilinmektedir. Bununla birlikte 1860 senesinde 100 bin kişin deniz yoluyla. Baddeley F. Şeyh Şâmil. 1829 senesinden itibaren. 92 K. 1249/1829)’ın şehid edilmesinden sonra. 89 K. İstanbul’a yerleşmiştir. Ek 03. Mürîdler kendi kendilerine anlam veremedikleri bu hadiseyi lüzumsuz olarak adderler. şu köyden dört saat sonra bir mürîdim geldiği zaman yapılacak’ der. Trabzon. Şeyh ne zaman vefa t etti diye sorunca. İstanbul. Dağıstan. John. Kırım ve Kafkas Göçleri (1856-1876). Sinop. Bkz. Bu sırada Şeyh Cemaleddin onlara bakarak ‘hadiseleri zahirinde gördüklerinizden dolayı yanlış tevil etme hatasına düşmeyin. 1840 yılında Avar hanları soyundan olan Hacı Murat’ın Şâmil’e iltihakı ile iyice güçlenen hareket. ss. Rize gibi iskelelere. 317. K. Saydam. 1860 -1864 seneleri arasında 400 bine ulaşan göçmen sayısı.. 317. a. 1856-1876 olarak ele alındığında. Rusların Kafkasya’yı İstilası ve Şeyh Şamil. Şeyh Cemaleddin bunun üzerine açıklama yapar.komutasında. İstanbul 1995. Tarikat-ı Hakkâniyye içeresinde ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında da yer aldığı kanaatindeyiz.g. imamlığa geçen Şâmil ile. Türk Tarih Kurumu Yay. Budak Mustafa.: Sedat Özden. Kafkasya’daki mücadele hız kazanmıştır. Kazan. s. 91 Bkz. Ermenistan. 67-70. Sufi Way. adam dört saat önce der.92 Şeyh Gazikumukî için rivayet edilen bir kerametin93 ihtiva ettiği zımni mananın. Hisham. 93 Rivayet edildiğine göre Şeyh Cemaleddin.e. Hisham. Sufi Way. Gazî Muhammed ve İmam Hamzat (v. İşlediğim fiilin izahını. mürîdleriyle birlikte oturup elma yerlerken aniden tabaktan bir elma alır ve karşısındaki boşluğa doğru fırlatır. müridinin son nefeste imanlı gitmesi için bu hareketleri yapmıştır… Söz konusu rivayetlerde İslamî kaynaklara muhtelif bir anlayış rivayet edildiğinden tezimizde nakledilmemiştir. 317. Abdullah. Dediği gibi bir adam işaret ettiği köyden gelerek ‘Ey Şeyhim kardeşim biraz önce vafat etti’ der.. ss. Şeyh Cemâleddin Gazikumukî’den manevî destek görmüştür. Ankara 1997. 90 Tarih kaynaklarında İmam Şâmil’in teslim olduğu 1859 senesinde. 63-93. Buna göre Şeyh.

Hisham. Dağıstan’ın Gazamiş köyünde. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/d. s. . Ebu Bekir’e dayandığı rivayet edilmektedir. Hazreti Peygamber(sav)’in Nuru ve Kulluk Makâmı (âbid) gibi başlıklara kaynaklık ettiği kanaatindeyiz. Mürîde yapılan bu yardımın. a. s.com/?page_id=162.. bekâ ve marifet. 417. 100 K. Ahmet Sugurî’ye ait bir sözün. Dağıstan’dan sürgün edildiği rivayet edilmektedir. s. Adnan. 1207/1793’te.e.Hz.98 Şeyh Ahmed Sugurî. Hisham. Peygamber(sav)’in verdiği manevi telkin anlayışlarına temel teşkil ettiği kanaatindeyiz. 425.97 İmam Şamil ile birlikte Ruslara karşı savaşan Ebu Ahmed es-Sugurî’nin. 323. sekerât-i mevt halinde olan bir mü’minin iman üzere can vermesi yönünde.94 Bey’atin tarikat içerisindeki uygulamalarına şekil veren bu anlayış. Bu makâmları Hazreti Peygamber’in (sav) nûrundan aldım. Kemâlâtın üç makâmını ve yedi hakikatini Şeyhim Cemaleddin-i Kumukî’den aldım.g. 94 95 Bu tezde bkz. ona. Rabıta ve Hazret-i Peygamber(sav) bahislerinde yapılan yorumların.etmiştir. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. s. Peygamber . 321. halk arasındaki şöhreti Rusları rahatsız etmesinden dolayı. Sugurî’nin. 1299/1882): Ebu Ahmed Sugurî Dağıstanî. yardım anlamına gelmektedir. Sufi Way.Bey’at.99 Tarikat-ı Hakkâniyye’nin ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz. Hakkâniyye meşayıhı arasındaki kaynağa işaret eden ifade şu şekildedir: “Üç derecede kulluğa vasıl oldum. 99 K. Dağıstan’ın Sugural köyünde.naksibendihakkani. Fenâ. 98 http://www.(36) Ebu Ahmed-i Sugurî Dağıstanî (v. 97 Aynı eser. 1299/1882 yılında ahirete intikal etmiştir. aynı zamanda. Bu tezde bkz. 96 K.96 Nesebinin Hz.”100 “Allah’ın Nûru ve Hz.5. Peygamber(sav)’in Sırrı” başlığında incelenen “Hakikat-i Ahmediyye” ve “Nûr-i Ahmediyye” anlayışları Şeyh Sugurî’den naklettiğimiz ifadede mündemictir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. son nefesinden önce mürşidinin ve Hz.95 a. 19 . dünyaya gelmiştir.

Saydam.103 Ebu Muhammed Medenî gençliğinde Ruslarla mücadele etmiştir. kutbaniyet makâmının bir vazifesi olarak addedilmektedir. Kırk sene kutbaniyet makâmında olduğu ifade edilen Sugurî’nin halleri ve sözleri.com/?page_id=165. Mesela Şeyh Ahmed. genel olarak. Ancak bu kaynaklarda.105 101 102 K.. Hisham. kabul edilmektedir. Ebu Muhammed-i Medenî’nin bu durumu hakkında malumat yoktur. Hisham. 63-93. 1896 yılında olmuştur. Sufi Way. http://www.104 Bugünkü Yalova-Orhangazi arasında.101 Nazım Efendi’nin evliya ve kutup bahislerinde belirginleşen bu durum. Adnan. Perşembe ve Cuma geceleri ümmetin ahvalini Hz. Peygamber(sav)’e arz etmekle vazifelidir. Şeyh Adnan’a göre Şeyh Sugurî. 325. a. 1332/1913): Ebu Muhammed el-Medeni bin Osman-ı Dağıstanî. Kırım ve Kafkas Göçleri. 102 Hâlid-i Bağdadî’den sonraki Hakkâniyye silsilesi. K. 104 Kaynaklar bu süreçte şahit olunan pek çok kerametinden bahseder. Hakkâniyye içerisinde kutbaniyet makâmının gereği addedilmektedir. Sibirya’ya kadar sürülmesine ve orada idamdan kurtularak Türkiye’ye hicretine kadar sürmüştür. tüm Nakşilerin devam eden ana kolu. tüm Sibirya muhacirleri ile yerleştiği bilinmektedir. 326331.naksibendihakkani. s.e. 418 Bu tezde Bkz.g. a. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. s. bizzat kendisi ümmettin kötü halleri için şefaat ve mağfiret niyazlarında bulunmakla vazifeli olduğunu ifade etmiştir. Dağıstan’ın Temirhanşura vilâyeti Gunib kazasının Kikuni köyünde 1251/1835 yılında dünyaya gelmiştir. ss. Medenî’nin bu mücadelesi. 20 . Bkz. . şimdiki Güney köyünün bulunduğu yere. Hakkânîyye’nin internet sitesine göre Türkiye’ye yapılan bu toplu göç. Bkz. ss.Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında yer aldığını düşündüğümüz bir diğer malumat ise. 105 Tarih kaynaklarında. Bu durum. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.Velî -Evliya 103 K. 1859 ile 1864 seneleri arasında yapılan yoğun göç ile ilgili bilgiler mevcuttur. Ahmet Sugurî’den nakledilen bir manevî vazifeyle alakalıdır. bir gereklilik olarak zikredilmektedir. Bkz.(37) Ebu Muhammed-i Medeni (v.6. her Salı.

. 21 . 1355/1936): Şerafeddin Zeynelabidin-i Dağıstanî 1292/1875 yılı. İmam Şâmil ile birlikte Ruslara karşı 106 107 K. 112 Aynı eser. Peygamber (sav)’in ve 124 bin evliyanın ahlakına varis olmak. 3-Dünyanın yaratılışından itibaren gelmiş ve gelecek bitki ve ağaçların kendilerine mahsus hallerine. 109 http://www. 21. ömrünün sonlarına doğru damadı Şeyh Şerafeddin’e tasarrufunda olan altı tarikatın tamamından irşâd izni vererek bütün bağlılarını kendisine devrettiği. 435. 111 Burkay. Ebu Muhammed Medenî’ye Cenab-ı Hakk’tan ihsan edilen yedi keramet üzerine yapılan bahiste geçmiştir.g. Ebu Ahmed-i Sugurî (v. dünyaya gelmiştir. a.107 1332/1913 senesinde. 110 K.naksibendihakkani. Medenî tarafından ifade edildiği belirtilen bu nimetin. Güney (Reşadiye) köyündedir. 110 “Ya Veledi” isimli bir eseri Hakkâniyye’nin mürşid ve keramet anlayışlarında yer aldığını düşündüğümüz bir malumat. 1.com/?page_id=165. Damadı ve halefi Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî ile birlikte metfun bulundukları türbe. Menâkıb-ı Şereffiyye. Dağıstan’ın Temirhanşura vilayeti. http://www.108 günümüzde ziyaretgâhtır. 1-Hz.naksibendihakkani.7. Gunip kazasının Kikuni köyünde.(38) Şerafeddin-i Dağıstanî (v. s. 325. s. 108 Bkz.109 Nakşîbendî Tarikatının incelikleri hakkında bilinmektedir. 1299/1882). altı-yedi yaşlarında iken Ebu Ahmed-i Sugurî’nin manevi eğitimine girmiştir.106 Bilhassa ömrünün son demlerinde yüzünü bir nikap ile kapatarak gezdiği de nakledilmektedir. Ek 04. s.112 Şeyh Şerafeddin. 4-Evrenin başındaki ve sonundaki şuûnata vakıf olmak. dördü kayda geçmiştir. özelliklerine.com/?page_id=165. Adnan.. 2-Dünyanın yaratılışından itibaren gelmiş ve gelecek insan ve ruh sahiplerinin iyi ve kötü amellerine vakıf olmak.111 a. emir ve tavsiyelerine riayet ettiği ifade edilmektedir. zikr ve tesbihâtına vakıf olmak.Ebu Muhammed-i Medenî. s. Hisham. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.e. kendisinin de bir mürîd gibi Şeyh Şerafeddin’e itaat ederek. Kabri Yalova’nın. 81 yaşında iken ahirete irtihal etmiştir.

115 Şeyhi Muhammed-i Medenî’den beş tarikat üzere icazet alan Şeyh Şerafeddin. Şeyh Şerafeddin’in görüşlerine değinilen müstakil başlıklardandır. yeri geldikçe değindiğimiz konular olmuştur.7. Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde hâlen uygulanmaya devam etmektedir. Ruslar tarafından vatanı Dağıstan’dan sürgün edildiğinde Şeyh Şerafeddin.118 a.g. Şeyh Şerafeddin’in öz amcası ve kayınpederidir. Bununla birlikte. mehdi.e. mirac ve feyz konularındaki anlayışa önemli derecede kaynak teşkil ettiği kanaatindeyiz. a.116 Şeyh Şerafeddin’in kabri. Ek 07. edep. 113 114 Bkz.. Sufî Way. o günkü haliyle muhafaza edilmiştir. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’den Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Adetleri: Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz Şeyh Şerafeddin’e ait bazı sözlerin. kalabalık bir cemaat halinde. Bu dönemde Şeyh Şerafeddin.com/?page_id=167.117 Şeyh Şerafeddin’in köy merkezinde.1. kutub.113 Ebu Ahmed-i Sugurî’nin halifesi olan Muhammed Medenî’nin (v. 335. K. Hisham. 5 ay süren kara yolculuğuyla Türkiye’ye göç etmiştir. 22 . sohbetlerini yaptığı salon. 116 K. mirâc. Şeyh Şerafeddin’in tesis ettiği terbiye metodu. 1332/1913) terbiyesi altına girmiştir. 344. Mürşid. Hisham. Şeyh Ebu Muhammed el-Medeni. Yalova ilinin Reşadiye (Güneyköy) köyünde 1355/1936 yılında vefat etmiştir. 118 Bkz. Dağıstan’ı terk ederek. Yalova’nın Reşadiye (Güneyköy) köyünde bulunmaktadır.114 İmam Şâmil imametindeki direnişinin kırılmasından sonra Ruslar. Ek 08. şeyhi Muhammed-i Medenî ve yakınları. Ek 05.naksibendihakkani.savaştığı için. ss. 115 http://www. mürîd. 117 Bkz. Bununla birlikte. yevmu’l-misak. evliya. ss. Kafkasya’ya ve Dağıstan’a baskılarını artırmışlardır. 334-337. sohbet. “Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Tasavvuf Anlayışı” başlığında.

s. tevfik kapısını kapatır. Kir ve ayıp görmek kırk gün feyiz kapısını kapatır.123 Bugün Hakkâniyye mürîdleri içerisinde benzer anlayış.” diyerek “Ve Rabbinin nimetini anlat”122 ayetini bu makâma atfen tefsir etmiştir. Bununla birlikte kalb.Mürîd . Nazım Efendi’nin daima üç huzurda manen bulunduğunu ifade etmektedirler. Şeyh Şerafeddin’in Nakşibendilikle ilgili görüşleri. Tarikat-ı Hakkâniyye’de yer alan mürşid. Abdullah-ı Dağıstanî’nin ve Şeyh Nazım’ın edep mevzuundaki anlayışlarında mündemictir. 441. ilgili başlıklarda paylaşılmıştır.e.. mürîd. Hakkâniyye’nin genel tasavvuf anlayış ve uygulamalarına temel olmuştur. Mesela Hâlidiyye-i Hakkâniyye müridleri arasında.com/?page_id=167.121 Bu anlayışın gelişmesine vesile olan anlayış. Mesela 124 bin evliyanın yevmu’l-ahd ve misâk günündeki ahdleri. 124 Bu tezde bkz.g. hafî ve ahfa ile ilgili makâmların.Şeyh Şerafeddin’in edep konusundaki şu ifadeleri.naksibendihakkani. a. Hakkâniyye’nin tasavvuf anlayışını şekillendirmiştir. nefs ile ilgili görüşleri. K. Bu ifadeler. mirâc gibi konularda Şeyh Şerafeddin Dağıstanî’ye ait beyanlar silsile içerisinde ulaşılmış en kadim ve temel anlayışı temsil etmektedir.120 rabıta bahsinde incelenen makâmlara kaynak teşkil ettiği şüphesizdir.g. Şeyh Şerafeddin’in daima Allah(cc)’ın ve Peygamber(sav)’in huzurunda bulunduğu anlayışı mevcuttur. s. Nazım Efendi hakkında görülmektedir. 438. evliya. s. sırru’s-sır. “Peygamber(sav) ile hicapsız her lahza bir araya gelme makâmı bana verildi. İnsanın yaratılışı. sır. 447. 23 .124 119 120 http://www. yevmu’l-misak. Şeyh Şerafeddin. Adnan. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/c. 122 Duha: 93/11. a. Adnan. 123 K.e. “Adab-ı tarikatta birinci şart kir ve ayıp görmemektir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. gaflet. yeri geldikçe. Evliyaullah’ın nazarları kesilir”119 sözü edep bahsinde incelenen edep anlayışına kaynak teşkil etmektedir. Hakkâniyye mürîdleri. 121 K. evliyalar içerisinde mürşid-i kâmillerin ve ricalin vazifeleri ve kerametleri hakkında Şeyh Şerafeddin’in görüşleri önemli yer almaktadır. Şeyh Şerafeddin’in ifadelerinde mevcuttur. Adnan.

Nazım Efendi’nin hayatında ve tasavvuf anlayışında da önem arz ettiği şüphesizdir. “Kim günde bir öğün yerse sıddık. 443. Adnan. 442. 131 Burkay. Adnan. Adnan.128 Bununla birlikte Nakşibendiyye’nin imamlık vazifesinin Hakkâniyye yolunun mürşidlerine verildiği hususunda. Bu tezde bkz. a.126 Hz.127 Detayları ve mahiyeti hususunda izahı bulunmayan bu ifade. ss. Şeyh Şerafeddin’in de beyanları bulunmaktadır..e. ss. Şeyh Abdullah’a verdiğini ifade etmiştir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.129 Hakkâniyye müridleri arasında yaygın olan bir görüşe göre Şeyh Şerafeddin. 128 Bu tezde bkz. s. Şeyh Şerafeddin. Bu uygulamalar. iki öğün yerse muttaki. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. bu bilginin kaynağı olarak gösterilmiştir. seyr ü sülûk uygulamalarında da müşâhede edilmektedir. 343-344. Mesela Sırru’l-a’zamın Muhammed-i Medenî’den sonra kendisine verildiğini ifade etmiştir. vefatından kısa bir süre önce En’am Sûresi ne murakabe yaparak 7007 Nakşîbendî şeyhinin isimlerini tahric etmiş ve bu malumatı yakınındaki müridanıyla paylaşmıştır. Menâkıb-ı Şerefiyye. Nakşî tarikatlara nisbeten daha ileri seviyededir. tezimizde. 17-20. 129 K.130 Mehdi(as)’nin yedi vezirinin ve kırk halifesinin isimlerinin zikredildiği sohbetlerde. Şeyh Şerafeddin.g. 130 Aynı eser. Bu uygulamaya vesile olabilecek vurgular. a. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/i. Bununla birlikte Şeyh Şerafeddin. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde vurgulanan riyazet.e.131 125 126 K. Peygamber(sav) tarafından kendisine verilen Mehdi(as)’nin eğitilmesi vazifesini.g.Mürîdin tekâmülü hususunda. kalbinin daha fazla dayanamayacağını ifade ederek vefatını bir hafta öncesinden haber vermiştir. üç öğün yerse hayvandır”125 gibi ifadeler sohbetlerde zikredilirken. ss. Şeyh Şerafeddin tarafından da yapılmıştır. 127 K. Peygamber(sav)’in 12 bin miracı olduğuna dair görüşleri Şeyh Şerafeddin’den rivayet edilmiştir.Mirac. s.. 24 . Nakledilenlere göre. Hz. 443-444.Nefs. bir sohbetinde. bu manevi tecrübeden sonra Şeyh Şerafeddin. Nazım Efendi’nin mirac ile ilgili bahislerinde yer almıştır. yevmu’l-ahd gününden itibaren bu güne kadar ümmet-i Muhammed’e hizmet etmekte olan ricalin isimlerini beyan etmiştir.

en fazla Şeyh Şerafeddin’in anlayışının. Semih Ofset. Şeyh Abdullah’ın sohbetine gider. Nazım Efendi’ye tevarüs ettiğini söyleyebiliriz. 1944 yılından itibaren İstanbul’a yerleşen Şeyh Turabî. Bu risalede Şeyh Turabî’ye hafî koldan irşad yetkisi verildiği. Bkz. çalışmamızda yardımcı olmuştur. s. Şeyh Adnan ve Şeyh Hişam’ın eserlerinde mevcuttur. Âb-ı Hayat Sohbetleri. 13-31.: Yavuz Selim Uzgur. Hasan Burkay’ın Hayatı ve Görüşleri. 1-13. Bununla birlikte Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den icazet alan Şeyh Turabî’nin133 beyan ve sohbetleri de Şeyh Abdullah’ın anlayışına geniş açıdan bakmamıza imkân vermiştir. Miladi 1938 yılında Muharrem Hilmi Efendi’nin (v. kız kardeşi hamile iken ona: “Bebeğin adını Abdullah koy. bir müridini. Başka bir ifade ile Hakkâniyye üstatları içeresinde.Şeyh Şerafeddin döneminde kayda geçen bu ifadelerin tamamı düşünüldüğünde. . 21 yaşında iken gördüğü bir rüya üzerine Şeyh Şerafettin’in halifelerinden Şeyh Mehmet Necati Simavî’ye bağlanır. Ankara 1995. Cebecioğlu. 1426/2005)132 eserlerine yansıyan tasavvuf görüşleri. 133 Şeyh es-Seyyid Hace Beyzade Turabî lakabıyla bilinen. Mustafa İhsan. Hâlidiyye-i Hakkâniyye cemaatinde muteber olan kaynaklar ve Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin tasavvuf anlayışıdır. Karadağ. Şeyhinin 1964 yılında vefatından sonra. O evliyalığın sırrını taşıyacaktır. Tezimizde kullanılan bu eserlerin haricinde. Şeyh Nazım’ın sohbetlerinde. Şeyh Abdullah’tan tevarüs eden bazı görüşler ise. Haz. Bu kaynakların yanısıra. Tarikatımızı Arap 132 1930 yılında Bursa’nın Orhangazi ilçesine bağlı. 1967 yılında Ankara’ya yerleşir. 1914 Erzincan Kemaliye’de dünyaya gelmiştir. 1958 yılında Şam’a gönderir.(39) Abdullah-ı Dağıstanî (v. Şeyh Abdullah’ın tasavvuf anlayışı. irşad vazifesini sürürmüştür. Abdullah-ı Dağıstanî. İbrahim. Hâlidiyye-i Hakkâniyye silsilesinde olmayan ancak. risalenin şu anki hamilince neşredilmiştir. 1957 yılında Şeyhi Simavî’nin vefatından sonraki ikinci yıl rüyasında Şeyhini görür ve mürîdleri kendi etrafında toplar. 1977 yılında Gölbaşı ilçesine 7 km uzaklıkta bir alana evlerin kurulmasına öncülük eder ve Hacı Hasan Köyü oluşur. Kars 2010.8. bunları nakleden kaynaklar vardır. Yukarı Sölez köyünde doğmuştur. 1393/1973) : Rivayete göre Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî. Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışına tevarüs eden öğretiler içerisinde önemli derecede belirleyici olduğu görülmektedir. Şeyh Şerafeddin ve Şeyh Abdullah ile sohbet edip. 25 . Ethem-Baz. Bkz. a. Şeyh Nazım’ın. ss. nakledildiği görülmüştür. Bu bilgilerin Şeyh Nazım’a intikaline delalet eden eserler. o mürid vesıtasıyla Şeyh Turabî’ye Arapça bir risale gönderir. Mesela Şeyh Şerafeddin’in talebesi olan Şeyh Hasan Burkay’ın (v. 1384/1964) terbiyesine girmiştir. Mustafa İhsan Karadağ. Şeyh Hasan kabrinin bulunduğu bu köyde 2005 yılında vefat etmiştir.

354-359.140 Şeyh Adnan’a göre bu vasiyette Şam Şehri de zikredilmiştir. Hisham. Semamızda Bir Yıldız. Sebil Yay. Adnan.136 aileleriyle beraber Türkiye’ye hicret etmiştir. ss.g. İstanbul 1996. 142 K.139 Şeyh Şerafeddin. seferberlik ilan edildiğinden. Sufî Way. Sufi Way.naksibendihakkani. beş sene sürecek ilk itikâfa girmiştir. s.e.. ss. Ayrıca bkz. “Eğer benim ölümümden sonra buradan hicret etme imkânın olursa git.142 134 135 Fatıma Mehlika Mısıroğlu. Oğlun yedi yaşına basınca bana getir. 370. vefatından bir hafta önce 30 Eylül 1973 tarihini zikrederek. 472.com/?page_id=169. tekrar beş senelik bir itikâfa girmiştir.e.com/?page_id=169. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Ek 06. a. 26 . Yirmi yaşında itikâftan çıktığında. vefat tarihini haber vermiştir..âleminde yeniden yayacak ve onun vekili de garb ve uzak şarka taşıyacaktır. 481. Hayatî. K. Ayrıca bkz.137 Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’nin emriyle 15 yaşında evlenmiş138 ve altı ay sonra. otuz yaşında ailesi ile birlikte Şam’a yerleşmiş ve orada. 140 K. Bir sene kadar Bursa’da ikamet ettikten sonra Yalova yakınlarında Şeyh Muhammed-i Medenî’nin de ikamet ettiği Reşadiye’ye (Güneyköy) yerleşmişlerdir. 162. 138 Bice. 354-359. s. Hisham. onu ben yetiştireceğim” demiştir. http://www.e.” diye vasiyet etmiştir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Gelibolu Cephesinde birinci Cihan Harbine katılmıştır. a. o zamanda Rus işgali altında olan Dağıstan’da dünyaya gelmiştir. İşaret Taşları. Hisham. Şeyh Abdullah’ın vefatı esnasında yanında bulunan Şeyh Hişam’a göre Dağıstanî. 136 Bkz. s.g. İstanbul 2006..naksibendihakkani. ss. 139 K..266-267. Adnan.135 Rus yönetiminin baskılarından dolayı Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî ve Şeyh Abdullah.141 Bu vasiyetten dolayı Şeyh Abdullah. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî daha sonra Kasiyyûn Dağının eteklerine taşınmış ve tekkesini kurduğu tepede 1393/1973’te Hakk’a rücû etmiştir. K. İnsan Yayınları. s. Hisham. 141 K.g. 348.134 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî 1309/1891 senesinde. s. 137 http://www. a.

Adnan. Kim ona itaat ederse.e. 496. bana itaat etmiştir.143 Kare biçiminde bir mescidin köşesinde bulunan kabrin bulunduğu alan ek bir bina ile genişletilmiş olup bugün namaz ve zikir için kullanılmaktadır. Şam (Cebel Kasiyyûn) Tekkesi: Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin kabri bugün Şam’da Cebel Kasiyyûn olarak bilinen bir tepededir. Nazım Efendi’nin vazifeli vekilleri olarak hizmet etmektedirler: Şeyh Adnan Kabbani. 147 Aynı eser. s. 091708-fenton-rs14thepowerofpatienceasexemlifiedbyProphedSahabaAwliyaMehdias. İbrahim Efendi. Muhyiddin Arabî Camisi civarında yaşamış ve Hz. 27 .sufîlive. sırr-ı azam ile birlikte intikal ettiğini ifade etmiştir. evliyaya Hz. a. bugün.. kare biçimli bu alanın inşasından önce Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî.144 Şeyh Abdullah. Sufî Way. Hâlid-i Bağdadî’den kendisine kadar gelen meşâyıha atfen beyan edilen manaları tazammun etmektedir: “Benden sonraki halifem. yüce Nakşîbendî Tarikatına nisbet edilen sırru’l-azam’ın ve en mukaddes nefesin tevarüs ettiği. Şeyh Şerafeddin’in irşâd vazifesini devrederken söylemiş olduğu şu ifadeler. s.145 Şeyh Abdullah’ın kendi ifadelerinden oluşturulan bir eserde sultanu’l-evliya. Adnan. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Nakşibendîliğin imamlığına delalet etmektedir. Şeyh Hişam Kabbanî. s. mescidin Kâbe ölçüleriyle bire bir olduğunu söylemiştir. Kabrin türbedarı İbrahim Efendi ile yaptığımız bir mülakata göre.8. s. 488. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Ek 09.”147 Hakkâniyye tarikatında Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin yetiştirdiği iki talebesi.a. Peygamber(sav) tarafından verildiğini bildirmiştir.146 Hâlid-i Bağdadî’den sonraki silsile üstadlarına atfedilerek beyan edilen sırr-ı azam. gavs. 364. Şubat 2009 tarihinde Şam’da yapılan görüşmeye ait ses kayıtları arşivimizde mevcuttur.g. Peygamber(sav)’den aldığı manevî bir emirle bu mescidi inşa etmiştir. 480.com. Nakşibendî imamlığı gibi makâmların. feyzu’l-akdes gibi kavramlar. 146 K. Vazifeniz ona itaat etmektir.1. bu mescidin Mehdi(as)’nin merkezi olacağını ifade etmiştir. K. evladım Abdullah Efendi Dağıstanîdir. 145 K. www. Hisham. kim asi olursa bana asi olmuştur. bu makâmların Şeyh Nazım’a. Şeyh Abdullah. Bu kavramlar Şeyh Şerafeddin’den itibaren izah edilmiştir. Şeyh Abdullah’ın vefatından önce üç 143 144 Bkz.

ben ve iki biraderim namaza durduk. s.150 Şeyh Hişam Kabbanî’nin abisi olan Şeyh Adnan genç yaşlarında iken Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile daha sonra Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî ile tanışmış ve Şam’daki sohbet meclislerine devam etmiştir. s. Sufi Way. O sırada bir şeyh gelip.8. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.”152 Şeyh Adnan Kabbanî’nin Arapça olarak kaleme aldığı Fütuhâtu’l-Hakkâniyye adlı eseri. Hisham. o zamanlar on yaşlarında olan Adnan Kabbanî ve abisi ile karşılaşmıştır. Bu hadise Şeyh Nazım ile ilk karşılaşmamızdı. 151 K. Büyük abimin ısrarıyla Şeyhi evimize misafir ettik. Kıbrısî’den icazetli olarak. yanımıza namaza durdu. Şeyh Nazım. hayatı hakkında bilgi paylaşılmamıştır. Şeyh Adnan Kabbanî’nin. isimlerle birlikte. Namazdan sonra abime dönerek sen falan değil misin? diye adıyla hitap etti. Bu karşılaşmayı Şeyh Hişam şöyle nakletmiştir: “1955 yılı… ikindi namazı vaktiydi.151 Şeyhinin emriyle Lübnan’a ziyarete giden Kıbrısî. Bkz. 496. ikindi namazında sağında bulunacak üç kişiyi Nakşî’lik yoluna davet etme vazifesinin kendisine. Şeyh Adbullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinden derlenmiş ve ilmi 148 149 K. Amcam da çok şaşırmıştı. 386. 385 152 Aynı eser. amcam ve kardeşlerim ile Beyrut’taki Mescide’l-Umeri El-Kabri’ye namaza gittik… Amcam imamlık yaptı.2. Arap coğrafyasının irşadıyla vazifeli kişi olduğu bilinmektedir. 28 . Şeyh Abdullah tarafından emredildiğini söylemiştir.kişiden razı olduğunu söyleyerek Nazım Efendi ile birlikte Şeyh Adnan ve Şeyh Hişam’ı zikrettiği rivayet edilmektedir. Ek 11. Daha sonra diğer abime adıyla hitap etti ve sonra bana da adımla hitap etti. s. 150 2006 yılında yaptığımız ziyarette öğrenilmiştir.148 a. Bu şahsı daha önce hiç görmediğimiz için çok şaşırmıştık. Şeyh Adnan Kabbanî: Tarikat-ı Hakkânî’nin tebliğ ve duyurularının yapıldığı internet sayfalarında Şeyh Adnan Kabbanî’nin fotoğrafı vardır149 ancak. Adnan.

153 a. 156 http://www. 1991 yılında Şeyh Nazım’ın emriyle Amerika’ya giderek Amerika Naşibendî-Hakkânî Sufî Yolu derneğini kurmuştur.org. “kab-ı kavseyn” makamındaki hakiki görüşe ulaştığımı gördüğümde. Amerika’daki Hakkânî dergâhlarının idaresini ve irşâd vazifesini yürütmektedir.157 a. tezimizdeki temel kaynaklardan biri olmuştur.com/LivingMasters. Tüm bu farklı mahiyetteki ilimler. İlahî divandan gelen “Ey Kulum huzuruma yaklaş” nidasını duydum. ilmin manaları ölçülemeyecek bir nicelikte idi.156 Şeyh Nazım’ın damadı olan Şeyh Hişam. 158 Hazreti Peygamber(sav)’i 124 bin ashabı ile bana doğru geldiğini gördüm… Peygamber’in(sav) bana sarıldığı anda. Şeyh Adnan halen Şam’da ikamet etmektedir.htm. Kendimi Hazreti Peygamber’in(sav) bütünü içinde bir parça olarak hissettim..8. Şeyh Hişam Kabbanî: 1945 yılında Beyrut.03. Bu yolculukta Peygamber(sav) miraç gecesinde nail olduğu hakikatleri kalbime aktardı. saltanat.4.dayanaklarıyla izah edilmiş olması hasebiyle.naqshbandi. 153 154 Bkz.8./sohbet/ashq/ 10. Lübnan’da doğmuştur. Kıbrısî’yi Lefke’deki evinde dönem dönem ziyaret eden Şeyh Adnan. Lefke Dergâhında bulunduğu süre zarfında sohbet yaptığı ve hadralarda zakir başı olduğu görülmektedir. Şam’da İslam Hukuku eğitimi almıştır. Ek 12. 155 Bkz.org/about/biohmk. Peygamber(sav)’in 29 . Peygamber(sav)’i taşıyan Burak’ın beni taşıdığını tecrübe ettim. kendimi onda eriyerek kaybolduğunu gördüm.154 Beyrut 155 Amerikan Üniversitesinin Kimya bölümünden mezun olan Şeyh Hişam.org/wiki/Hisham_Kabbani. 158 miracın sırları olarak ifade edilen anlayışa kaynak teşkil etmektedir. ben değil sadece Peygamber(sav) vardı. yeşil renkle başlayıp mora dönüşen bir nûr olarak kalbime döküldüğünde. Çocukluğundan itibaren Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin ve Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbet ve zikir meclislerinde bulunmuştur.sufilive. Bu kayboluştan hemen sonra kendimi Peygamber’in(sav) isrâ gecesi yükseldiği kayanın üzerinden yükselirken gördüm.2012.wikipedia. 157 www. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’tan Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Âdetleri: Şeyh Abdullah’ın sohbetinden kayda geçen bir istihare rüyası. Bu anlayışa göre Hz. O günden itibaren Kanada ve Amerika’da 13 sufî merkezi açmıştır. http://en.3.

Diğer Konulardaki Görüşleri/c. Peygamber(sav)’in ruhanî hakikati dahil her şey yok oldu. K.Peygamber(sav). bir kısmını da ilk defa kendisi zikretmiş olduğu kanaatindeyiz.Mehdi-Deccâl Anlayışı 30 . Mehdi(as)’nin zuhuruyla izhar olunup. 352. gelecekle ilgili ifadeleri ve hadisatı yorumlamaları yer almaktadır. Şeyh Abdullah’ın ifadeleri mühimdir.g. Mehdi(as)’nin zuhurundan önceki alametlerin ilk defa Şeyh Şerafeddin tarafından Şeyh Abdullah’a haber verildiği rivayet edilmektedir. 161 Bu tezde bkz. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde önemli bir yeri olan Mehdi(as) anlayışının terkibinde. Adnan. a. 160 K.161 Bu anlayışın tevarüs ettiği kaynak olarak Şeyh Abdullah’ın kendi ifadelerinin toparlandığı eserler gösterilebilir. Yasin Sûresi’ne ait sırların. Mehdi(as) geldiği zaman. 1972’de “Beyrut kana boyanacak. Bkz. bu haberlerden bir kısmı gerçekleşmiş. 361. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. s. 159 K. s. “Körfez’de savaş olacaktır. Mesela 1966 yılından bir sene önce Arap-İsrail savaşı sonucuyla birlikte haber verilmiştir. Bu ifadelerden bir kısmını şeyhi Şerafeddin-i Dağıstanî’den nakletmiş. ümmetinin evliyalarını beraberine alarak uruc etmiştir. Bunların bir kısmına Şeyh Şerafeddin’in ve Abdullah Dağıstanî’nin gelecekle ilgili ifadelerinin kaynaklık ettiği kanaatindeyiz. miraca. Hisham. kurtulan olmayacak” şeklindeki ifadeleriyle 1975 yılında başlayacak savaşı haber vermiştir. bir kısmı da gerçekleşmeyi beklemektedir. s. Nazım Efendi’nin beyanlarında yer almaktadır. 1936 yılında. halka ayan olacağı yönündeki anlayış. Mirac başlığında incelenen bu anlayış ve bu anlayışa temel teşkil eden manevî tecrübe. Rusya’nın gelecekte Türkiye’ye saldıracağı. Allah(ac)’tan başka hiçbir şey kalmadı. Şeyh Abdullah’a müjdelemiş ve İstanbul’da yeraltı Camiîni gözetmesini emretmiştir. Her ev akıtılacak kandan müteessir olacak.159 Bununla birlikte Şeyh Abdullah.160 Kur’ân’da bulunan birçok sırların.. Hakkâniyye silsilesinde ilk defa Şeyh Abdullah tarafından zikredilmiştir. 476. Mesela Mehdi(as)’nin doğumunu ilk defa Şeyh Şerafeddin. Hisham. melhametu’l-kubrânın gerçekleşeceği büyük harp bu haberlerdendir. Şeyh Nazım’ın Mehdi(as) ve ahir zaman bahislerinde. Sufi Way. Bu savaştan dolayı bir parçası olarak yaklaştığımda. Mehdi bahsinde incelenen alametlerden diğerleri ilk defa Şeyh Abdullah tarafından açıklanmıştır.e. umuma izhar olunacağını ifade etmiştir. Şeyh Abdullah’tan duyduğu ifadeleri bir eserde toparlayan Şeyh Hişam’a göre.

a. bu şekilde bir “hatim” türüne rastlamadık. Rabbine niyazıyla mürîdinin defterinde yazılı. Hisham. Uludağ’ın yeniden faaliyete geçeceği.g.e. Kardeşimiz yaşayacak. Huzura girdikleri anda Şeyh Abdullah ‘Geri dönün! Kaderinde ölümü yazılmış kardeşimize yaptığımız dualar müstecab oldu. 12 bin ilmi ihtiva etmektedir. Mehdi(as) ve İsâ(as) tarafından işaret edilen bir velînin Almanya’da halk arasında gizli olarak yaşadığını.5. Şeyh Abdullah’ın gelip kendisini ameliyat ettiğini söylemiştir. s. gelecekle ilgili diğer ifadeleridir. Ek 10. Bu yönüyle Kur’ân-ı Kerim’i bazıları ömründe üç kez. Sufi Way. Hz. Bkz. evliyanın dokuz büyük tasarrufu konusunda. Kahire’nin sular altında kalacağı.8. 365. 31 .999 kez hatmetmiştir. bazıları dokuz kez hatmedebilir. İmâm-ı Rabbânî 9.163 Hakkâniyye içinde ilk defa Şeyh Şerafeddin’in ifadelerinde karşılaştığımız. Ertesi gün komadan çıkarak iyileşen mürîd. ilahî huzurdaki en büyük dokuz evliyaya Hz. Şeyh Abdullah’a göre bu tasarruf. ss. Hisham. Ameliyat başarılı geçecek’ der. Şeyh Abdullah’a göre bu kudrete haiz evliya.. kader-i mutlakı değiştirebilir. 372-373. Kalbinden ve gülümseyen yüzünden sıcaklık akıyordu. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile ilk karşılaşmasındaki hislerini şöyle açıklamıştır:165 “Daha önce hiç böyle bir şeyh görmemiştim. 165 O yıllardaki fotoğraf için Bkz. Peygamber(sav)’in aracılığıyla verilmiştir.dünyanın geri kalanını etkileyecek büyük bir ateş yükselecektir” şeklindeki ifadeleriyle de 1991’de olan Irak harbini haber verdiği beyan edilmiştir. Şeyh Şerafeddin ise 19.164 Nitekim. Şeyh Abdullah’ın ve Şeyh Nazım’ın çeşitli ifadeleri bulunmaktadır. K. olaydan haberdar edilmeyen Şeyh Abdullah’ın huzuruna dua istemek için giderler. ss. Yüzünden ve alnından nûr akıyordu. 371-372. Şeyh Abdullah’a göre bu kudret. bu velinin vakti geldiğinde insanları manevî irşâd için ortaya çıkacağı bilgileri. Aynı eser.”166 162 163 K. Kur’ân-ı Kerîm’in yaklaşık 60 bin harfi başına. a. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Hakkındaki İfadeleri: Kıbrısî. yaptığımız tasavvufî literatür çalışmasında.999 kez. “sultanu’zzikr” kudreti ile tasarruf ederler. Şâh-ı Nakşîbendî’nin ömründe 999 kez hatmettiği sultanu’z-zikri.162 Bunların haricinde. 164 Bu konuda şöyle bir menkibe rivayet edilmektedir: Beyrut’ta silahla vurulan bir mürîdin cerrahi ameliyata alınmasından sonra hadiseyi yaşayanlar. Peygamber(sav)’den bu güne kadar sayıları hiç değişmeyen bu zâtlar. Şeyh Nazım’ın.

Bu ifadeler. bizi kapıcı koymuşlar. böyle işittim de öyle işitiyorum. Kıbrısî’nin kendisini. Sufî Way. a. 1970’li yıllarda yaptığı sohbetlerde Nazım Efendi. İstanbul 2004.168 Kıbrısî’nin günümüzde yaptığı sohbetlerde dahi müşâhede edilmektedir.169 Mesela Şeyh Nazım. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 380. Sultan (Abdullah-ı Dağıstanî) içerdedir. Kıbrısî. Ondan (şeyhinden) işitiyorum ve işittiğimi naklediyorum. sadece şeyhinin emrine istinad ettirerek şu cümlelerle ifade etmiştir: “… Ben kapıda duran adamım. Nazım Efendiye göre bu durum..sufilive.g. şeyhinden kalbî bir tesir aldığına delalet etmektedir. Bu manada Kıbrısî. fenâ fi’ş-şeyh makâmıdır.170 Bu anlayış. Ethem. 210 . Aslında konuşan odur”167 diyerek benzer manalardaki ifadeleri sohbetlerinde ve dualarında sarf etmiştir. 168 Cebecioğlu. s. Anka Yay. Şeyh Abdullah’a verilen dokuz büyük kerametten biridir. 172 Kıbrısî. s. s. “medet ya sultane’l-evliya” şeklindeki ifadeleri ile Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’ye hitap etmektedir. 170 www.Mürşid. s. sohbetlerinde.. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde nasıl gördüğüyle izah edilebilir. 18. 45. Efendimizin bulunduğu meclislerde Abdullah-ı Dağıstanî’nin ruhanî zerresi de hazır olmuştur. tarikat içerisindeki mevcudiyetini ve konumunu. sohbeti. kendisi yerine şeyhinin yaptığını sıklıkla ifade etmiştir ki bu. 119. Bizim başka bir şeyimiz yok.com. içeri kim isterse girer. Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/c. 2008 yılında yaptığı bir sohbette. 32 . 169 Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışında bu ifadelerin ihtiva ettiği mana için bu tezde bkz. Hak Dost 4. Mesela 1976 yılında yapılan bir sohbette “Zaten konuşan o ya. Bizde böyle bir tahta kutu (Lefke Dergâhı) uydurduk orada oturuyoruz… İşte o kadardır. Yalnız hüviyetini sorarım. Tasavvuf Sohbetleri. Istılahta fenâ fi’ş-şeyh kavramıyla izah edilen bu tür beyanlar. s. Hisham. 171 Hakkânî. Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözcüğü(TTDS). Kıbrısî’nin. 010909-msh-london-priority-know-ur-shaykh-is-looking-at-you. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye geçmiş asırlardaki evliyalara verilmeyen dokuz büyük kerametin verildiğini söylediği bir sohbetinde bunların bir kaçını mürîdleriyle paylaşmıştır.e. Sultanlar içerde”171 Nazım Efendi. Peygamber Efendimize(sav) nübüvvet gönderildiği andan itibaren.172 166 167 K.

bu söze mezun olan şeyh 173 174 Kıbrısî.176 Mehdi(as). Aynı eser. evliya. tarikata ayrıcalık kazandıran bir anlayıştır. 119-120. Şeyh Abdullah’ın. Mehdi ile görüşme için. bu manayı tazammun etmektedir. Her ne kadar. ss. 33 . ya da buradaki meşayıhdan bu hakikat membalarını söyleyecek bir kimse. Şam/Suriye’ye ziyarete gelen Abdu’r-Raûf-ı Yemanî ile yaptığı sohbette tercümanı devreden çıkarıp. 51. s.173 1970’lerde yaptığı bir sohbette Nazım Efendi. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin bu izine sahip olduğunu.175 Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’nin yetiştirdiği mürşidler içinde sırr-ı azamın Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye verildiğini ifade eden Kıbrısî.Kıbrısî. Şeyh Abdullah. Şeyhi Dağıstanî’nin tanık olduğu başka bir kerametini bu dokuz keramet içinde saymaktadır. ilgili bahislerde incelenmiştir. bir hadise üzerinden anlatmıştır. ss. şöyle ifade etmiştir: “Şimdi ya Anadolu’da. ya Arabistan’da. 136-137. tüm mürşîdlerin mürşîdi bir makâmdadır. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisindeki Mehdi telakkisi. Medine-i Münevvere’den Rubu’l-Halî’ye (Necid ile Yemen arasında bir çöl) tayy-i mekân ile gitmesi. Şeyhinin mürîd değil murad olduğunu. Buna göre Şeyh Dağıstanî. s. 119. mürşîdlerin tümü. 176 Aynı eser. Bununla birlikte. bu hadisenin dokuz büyük keramet ile ilgili olduğu beyan edilmemişse de. miraç gibi konularda Şeyh Abdullah’a ait düşünceler. Dolayısıyla hiçbir mürşidin yoluna gitmez. Tasavvuf Sohbetleri. varis-i Muhammed(sav) olan mürşidin yoluna ve ziyaretine gelirler. Dağıstanî’nin Sahibü’z-zaman (Mehdi) ile görüşmeye gittiğinde kendisini de götürdüğünü söylemiştir. Buna göre murad olan kul. Şeyh Şerafeddin’in Mehdi(as)’ye ilim nakletmiş olması ve Şeyh Abdullah’ın Mehdi(as)’den sorumlu evliya olması174 bu anlayışın misalleridir. Yemanî ile kimsenin anlamadığı bir lisanda konuşmuştur. bu beyanlardan bir kısmını manevî tecrübelerine dayandırmıştır. Nazım Efendi bu tür beyanların manevî izin olmadan yapılamayacağını ancak. 175 Aynı eser.

179 1996 yılında yapılan bir çalışmaya göre Londra’daki mürîdlerin 177 Şeyhi Dağıstanî’nin. kendisinin gavs olmasından kaynaklanan dokuz büyük kerametinden birisidir.yoktur. üzümü alttan alta yemeye başladı. Rasûlullah(sav) izin verip ‘oturun’ dedi Onlar oturdular. Bütün Sahabe -i Kiram da resmî olarak ayakta durdular.’ Peygamber(sav) izin verdi ve oturdular. sen mi ondan büyüksün?’ Sıddık demiş ki: ‘Benim ömrümün günleri ondan çok. ikinci sırada Türk mürîdler ve üçüncü sırada bâtılı mürîdler oluşturmuştur. sahabelerine izin ver otursunlar. Rabbimize kavuştuğumuz gün olsun diye’ … H z. ss. Bu. izinle söyleniyor. Ebu Bekir ‘Ey Yehud’ demiş. hamâmesini başına koyup. devrinin gavsı olduğunu savunan Şeyh Nazım. ile Hz. 97. O gelen heyetin reisi demiş ki. s. şöyle nakletmiştir: “Bir defasında Rasûlullah(sav) mecliste üzüm yiyormuş. daha tatlı. 95. Peygamber-i Zi’şan üzümü indirdi. O gelen heyet içeri girdi. Tasavvuf Sohbetleri. neden oradan yemiyorsun da. lakin Sultanu’l Enbiya benden hesapsız büyüktür’ … Sonra demişler ki: ‘Ya Muhammed (sav). Sahabe öyle duruyor. üzümün bu üst tarafındaki taneler daha olgun. Ruh Rabbimin emrindedir’ ayetini okudu…” Bkz. resmî olaraktan oturdu. 1980’lerin başından itibaren ise. Dediler ki ‘Ya Muhammed(sav).’ Peygamber Efendimiz(sav) ‘Ya Ebu Bekir! Sen cevap ver’ demiş… Hz. ‘Hırsız viraneye mi gelir.177 b. Nakşibendî-Hakkânî Yolunun Dış Ülkelerde Kuruluşu ve Yayılması: Şeyh Nazım’ın Londra’ya ilk ziyareti 1972’de. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Salkımı tutup ağzıyla topluyormuş. altından topluyorsun?’ Efendimiz(sav): ‘Bizim sonumuz hayatımızın en tatlı günü olsun. Kendisi sakal -ı şerifini düzeltip. çoğunluğu ilk sırada Güney Asyalı mürîdler. Ebu Bekir(ra) o mecliste hazır iken demişler ki: ‘O mu senden büyük. biz işitiyoruz ki senin Sahabelerin namaz kılarken kalplerine bir sürü havatır geliyor. ‘Ya Rasûlullah! Yahud’dan bir heyet geliyor’ dediğinde.178 Nazım Efendi’nin 1980’lere kadar Londra’daki irşâd meclislerine iştirak edenlerin çoğunluğunu. şekillendirmiştir. Halbuki biz ibadet ederken. onlara takdim edip. daha İslam’a girmeden merhamet düştü. saygı göstermeleri. 34 . Deki. Peygamber(as). Dışarıdan bir Sahabe-i Kiram gelip. Kıbrısî. yoksa hazineye mi gelir?’… sonra dediler ki: ‘Ya Muhammed bize ruhtan haber ver’ Efendimiz(sav): ‘Sana Ruhtan soruyorlar. Hz. bizim kalbimize hiç havatır gelmiyor. O gelen heyetin kalplerine. hemen o üzümü oraya koyup yukarı kaldırtmış. Peygamber (sav) ile yakazen bulunduğu meclisteki bir tecrübesini Nazım Efendi. ‘Ya Muhammed(sav). yani şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin vefatından üç sene önce gerçekleşmiştir. kalplerine imanın işlemesine neden oldu. 77. Bu. söyleyen odur bizi zannetme” Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin. 178 Atay. Şeyhimiz Hazretlerine açılmış bir kapıdır. Peygamberi(sav) yakazen görebilmektedir. Kıbrıslı Türkler oluşturmuştur. 126-127. Onların huzuru merhamet etmeleri. gavs anlayışını Nazım Şeyhi Efendiye Abdullah-ı göre Şeyh Dağıstanî’nin Abdullah-ı özellikleri Dağıstanî. s. Ona izin vardı. 179 Aynı eser.

182 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin. Singapur.186 Buralarda. aynı rakamı 180 181 Atay. Beyrut ve Dağıstan üçgeninin ele alındığı bir yazıya göre. s. ifade edilmektedir.g. 187 K. psikolojik tedaviye tabi tutulduğu kaydedilir. Bu gayretleri neticesinde Kuzey Amerika’da 10 binden fazla kişinin İslam’a girip.185 Kıbrısî. s. mezhep ve kültürden insanlarla görüşerek onların hidayetine vesile olmuştur. Hisham. İlk ziyaretinde 15’ten fazla eyalette değişik din. 1. 17. Nakşibendîlik metoduyla irşad edildiği. s. resmi olabilecek bir kaynak tarafından beyan edilmemiştir. Mehdi hususunda bildirilen bazı haberlerin gerçekleşmemesiyle alakalıdır. Sufism in West. Bu ziyaretler. 15.e. 99. s. 188 http://www. Şeyh Nazım’ın Londra ziyaretleri süresince artmıştır. Sufi Way. Ek 13. Şeyh Hişam. Ek 16.haqqanisoul. 1990’lı yılların sonuna kadar sürmüştür. 396. 1986’da Uzakdoğu seyahatini gerçekleştirmiş ve Bruney. 185 Aynı eser. 186 Bkz.büyük çoğunluğu Pakistan. Londra. Ancak bir internet sayfasında. 93.188 2000’li yıllarda yapılan bir röportajda. 1991’den itibaren. 396. Bangladeş gibi Güney Asya ülkelerinden gelen göçmenlerden oluşmaktadır. 184 K. devlet ricali ve halk tarafından ilgiyle karşılanmıştır. Hindistan. Hisham. Hindistan. 182 Jorgen. Anglo-Sakson kökenli mürîdler arasında bir İngiliz Lordunun da bulunduğu ve bu kişinin tercih ettiği alışılmadık münzevî hayatından sonra.181 2000’li yıllarda bâtılı mürid sayısında düşüş olduğu yönünde bir görüş de bulunmaktadır. Amerika’yı ziyaret ettiği bilinir.183 Kuzey Amerika’da aldığı desteklerle Nakşibendî tarikatına ait 15 merkez açmıştır. Aynı eser. Hakkânî’nin bâtılı müridlerinin sayısındaki azalma. s. 14. a. dünyadaki mürid sayısının iki milyon olduğu beyan edilmiştir. 396. babası tarafından beyni yıkandı gerekçesiyle.187 Dünyadaki dergâh ve mürîd sayısı hususunda rakamlar.com/ 35 .180 Bâtılı mürîdler.. s. Malezya. 183 Bkz. Pakistan ve Sri Lanka’yı ziyaret etmiştir.184 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî Amerika’ya ikinci ziyaretini 1993’te yapmış ve orada pek çok yeri dolaşmıştır. Batı’da bir Nakşî Cemaati.

195 189 190 Jorgen.com/Shaykh Nazim Habib Ali Jifri.com/Shaykh Nazim Cat Stevens . farklı insanların Tarikat-ı Hakkâniyye çatısı altında toplandıkları bir vakıadır.youtube. s. elimizde kaynaklara dayalı. Lefke Dergâhı’na.Talaa Badru. Ayrıca Bkz.youtube.com/Shaykh Nazim Parvaz Musharraf. Şeyh Nazım’ı Lefke’de ziyaret etmişlerdir. İlgili kayıt. Mesela internette paylaşılan bir videoda eski boksör. bir harita üzerinde bulmak mümkündür. http://www. Nakşibendî bey’atı almaktadır. 193 www. 195 Baknz.192 Suriye âlimlerinden Habib Cibril. kesin bir rakam olmasa da. 194 www. Hakkânî dergâhlarının sayısının bir veri teşkil edebileceğini söylemek mümkündür.190 Pakistan Başbakanı Pervez Müşerref. www. Muhammed Ali bu bey’atı.youtube. 118.com/Boxer Muhammad Ali taking Bayah in Naqshbandi Order!. video arşivimizde mevcuttur. dünyadaki Hakkânî müridlerinin sayısı hususunda.saltanat. Şeyh Nazım’ın Amerika vekili Şeyh Hişam’dan almaktadır. İnternette. Hakkânî dergâhlarının dünya üzerindeki yerleri. Sufism in West. video arşivimizde mevcuttur. dünyanın farklı köşelerinden. Bu röportajda 60 bin Amerikalının ihtida ettiği ve 20 bin Müslümanın Nakşîbendî bey’atı aldığı da söylenmiştir.193 Türkiye’nin çeşitli illerinden maneviyat. Ek 18.191 Yusuf İslam (Cat Stevens). siyaset.194 Her şeye rağmen dünyadaki Hakkânî müridlerinin sayısı hususunda. İlgili kayıt. 192 www.telaffuz etmiştir.189 Her ne kadar. 191 www.org/archive. medya ve ilim adamlarının da ziyaretlerine yönelik çok sayıda video kaydı arşivlerde mevcuttur.sufilive. tanınmış simalarında bey’at aldığı ya da Şeyh Nazım’dan dua istediği görülmektedir.com/centers/ 36 . Muhammed Ali.youtube. dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen müridlerin yanı sıra.

Mısıroğlu. Hisham. Ek19. Kadirî olduğu bilinen Hacı Hasan Efendi’nin validesi Hatice Hanımdır. dolayısıyla nesebinin Hz. Bu tarihte babası Ahmet Adil Efendi. Doğum Yeri ve Ailesi: Şeyh Muhammed Nazım Adil el-Kıbrisî el-Hakkânî en-Nakşîbendî’nin hayatı hakkındaki bilgileri.199 Baba tarafının Şeyh Abdülkadir Geylanî torunu olduğu.com/?page_id=171. yakınlarının ve halifelerinin kendisi hakkında yazdığı kitaplardaki malumatlara dayanmaktadır. yedinci bireyi olarak. Ayrıca Bkz. araştırmacıların kendisiyle yapılan şahsi mülakatlara istinaden yazdıkları makale ve otobiografilerden. ŞEYH NAZIM ADİL EL-KIBRİSÎ EL HAKKÂNÎ’NİN HAYATI a. 200 K.200 196 197 Bkz.naksibendihakkani. Ayrıca Bkz. 376. Adnan.BİRİNCİ BÖLÜM NAZIM-I KIBRISÎ’NİN HAYATI VE ESERLERİ 1. Peygamber(sav)’e dayandığı. Şeyh Nazım Kıbrısî (ks) Hayatı ve Eserleri. 70. 502. Kıbrısî’nin dedesi Hacı Hasan Efendi’nin. s. Batıda bir Nakşî Cemaati. Tatlıcan İsa. Sufi Way.196 tapu dairesinde memur olarak çalışmaktadır. Hacı Hasan Efendi198 ile Fatma Hanım’ın oğuludur. s. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. 23 Nisan 1340/1922’de. 54 37 . Atay. mevlevî şair Kaytaz-zade Nazım Efendi ve Zehra Hanım’ın kerimesidir. 198 Bkz. Kıbrıs’ın Larnaka Köyünde dünyaya gelmiştir. bir kız olan ailenin. Hatice Hanım. Digital Production (Belgesel Film). s.197 Adil Efendi. 199 K. anne tarafından ise Mevlana Celalettin Rumî’ye dayandığı bilinmektedir. Ek 20. bu mülakatlara ait paylaşılan ses ve video görüntülerinden. Semamızda Bir Yıldız. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. http://www. s. Larnaka’daki Hala Sultan Türbesinin imamı olduğu bilinmektedir. üç erkek.

Atay.g. Atay. Abilerinden birinin genç yaşta vefat ettiği. 1359/1940 senesinde liseyi bitirerek İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesine kayıt olmuştur. fakülte haricindeki vakitlerinde Hacı Fuat Efendi’nin dini sohbetlerine katılmış.205 Bu dönemde vaktinin çoğunu tefekkür ve manevi dersler ile Sultan Ahmet Camiî’nde geçiren Kıbrısî. maddi ilimlerdeki eğitim hayatını yarıda bırakarak.206 Bu dönemde yaşadığı bir manevi tecrübe üzerine. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. Bkz. Eğitim Hayatı: Şeyh Nazım Efendi ilkokula 1928 yılında başlamıştır. manevi ilimlerdeki terbiyesi için Suriye. Cuma Hutbeleri. 206 Hakkânî. ss. Hakkânî Şeyh Muhammed. 203 1996 yılında bir erkek kardeşinin İstanbul’da yaşadığı ve Şeyh Nazım’ın müridi olduğu bilinmektedir. 70. München 2007. 5-6..202 Bugün kardeşlerinden hayatta olan yoktur. Ek 21.Cemaleddin.203 b. s. 204 http://www.207 201 202 Bkz. a. şiddetli bir Medine arzusunda bulunduğunu ifade etmiştir. Ebediyete Davet. 205 K. ss. Bu yıllarda ikinci cihan harbinden dolayı Kıbrıs’a gidemeyen Kıbrısî.. 38 . Aynı zamanda Nakşîbendî meşayıhından Şeyh Süleyman Erzurumî’den (v.naksibendihakkani. 70.e. Adnan. s. 1368/1948) tasavvuf terbiyesi almıştır. s. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 2011 yılında yapılan ziyarette ağabeyinin vefat ettiği söylenmiştir. 207 Aynı yer. Başladığı sene Türkiye’de harf inkılabı yapılmış olduğundan okulda sadece 204 birkaç ay Osmanlıca’dan sonraki eğitim hayatı latin alfabesiyle okumuştur. Şam yolculuğuna çıkmıştır. diğer abilerinin ise vefat edene kadar Şeyh Nazım’ın müridleri olduğu bilinmektedir. Şeyh Cemalettin El-Lasunî Efendi’den Arapça ve hadis dersleri almıştır. Nefi ve Hasan isimli üç erkek kardeşi201 ve bir kız kardeşi ile birlikte yedi kişilik bir ailede büyümüştür.com/?page_id=171. Dervish Yay. 503-504. 7.

saldırı için hazırlanıyordu. Sırların ve irşâdın onun elindedir. Oradan eski bir kent olan Hamâ’ya geçtim. Beni eğitiyor ve kalbime manevî ilim yerleştiriyorlardı. Yanına koştum. Fakat henüz şeyhimden izin yoktu. Şam’da bulunan Şeyhine git. Gelip beni omzumdan sarsarak ‘Şimdi müsaade geldi. Sabah namazlarını o camide (Sultan Ahmed Camiî. O senin anahtarlarını tutuyor. Tasavvufa İntisabı. Bende Humus’daki Halid Bin Velid (ra) kabrini ziyaret ettim ve mescidinde namaz kıldım. Bana başka bilgi vermemişti. O kişinin sen olduğunu görüyorum’dedi Söylediklerinden çok müteessir olmuştum. İstanbul’dan Halep’e trenle gittim. 39 . Bu izin sana benden ve Peygamberimiz (sav)’den geliyor’ dedi Zuhurat bitmişti. Camide bana tahsis ettiği odada bir sene kaldım. Bu olayı söylemek için şeyhimi aradım. Şam’a gidişi denedim ancak imkânsızdı. Şam’ı işgal etmiş Fransızlar’a karşı İngiliz kuvvetleri. Sonra bir adam bana gelerek ‘Dün gece rüyamda Peygamber(sav)’i gördüm. Süleyman Efendi’yi yaklaşık iki saat sonra camiye gelirken buldum. Bana kollarını açıp ‘Evladım zuhurattan memnun musun?’ dedi Olan biten her şeyden haberdar olduğunu anladım. Şeyhi Abdullah Dağıstanî ile Buluşması: Kıbrısî. Davetini kabul ettim. Seni benim de şeyhim olan Abdullah-ı Dağıstanî’ye havale edinceye kadar emanet aldım. Kalbimde her şeyi bırakıp Peygamber(sav)’in mübarek şehrine göç etmek için derin bir arzu vardı. Sırların ve manevî terbiyen bende değildir. Onu misafir et diye emrederek senin suretini bana gösterdi. gördüğü manevî bir işaretin Süleyman Efendi tarafından onaylanması üzerine yola çıkışını ve Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile buluşmak üzere Şam’a yolculuğunu şöyle ifade etmektedir: “Orda kalbime rahmet ve selamet geliyordu. Bir gün kalbimdeki bu hasretin çok yoğun olduğu bir günde Şeyhim Süleyman Erzurumî Hazretlerini gördüğüm bir zuhurat hâsıl oldu. O zamanlar beni Şam’ın mübarek topraklarına çağıran birçok rüyalar gördüm. İstanbul) şeyhlerim Şeyh Cemalettin El-Lasunî ve Şeyh Süleyman Erzurumî ile birlikte kılıyordum. Sadece Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî demişti.c. Bana ahfadımdan birisi buraya gelecek. Birçok kez rüyalarımda Peygamber Efendimiz(sav)’i beni mübarek huzuruna çağırırken gördüm.

. 210 K. Bu rüyayı kendisi şöyle anlatmıştır: “Sonra bir zuhurat hâsıl oldu ve namaz kıldığımız yerden gökyüzünün kabesi olan beytu’l-mamur’a merdivenle tırmandığımı gördüm. kendisinin Süleyman Efendi tarafından yönlendirdiğini zaman zaman ifade etmiştir. Onların da arkasında evliyaları (gördüm). Büyük 208 209 K. kendisinin Şeyh Sa’id Sabaî adlı bir refakatçi ile gittiğini söylemiştir. a. Orda. Nazım Efendi şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile buluştuğu gece bir rüya görmüştür. Nazım Efendi’ye önce “Matlubuna hoş geldin” demiş sonra “Emniyete vasıl oldun” demiştir. Humus’tan kara yoluyla Tripoli’ye.211 Şeyh Nazım ile 2011 yılında yaptığımız mülakatta bu durumu sorduğumuzda. Ebu Bekir’in(ra) hemen sağ yanında iki kişilik boş yer kalmıştı. Kıbrısî’nin bu yolculuğu. bu buluşmaya yalnız gitmiştir.”208 Şeyh Nazım savaş şartlarından dolayı. bu buluşmaya Şeyh Said Sabaî adında bir zat ile birlikte Humus’tan gidilmişt ir. Mesela Şeyh Adnan’nın naklettiği ifadelere göre. İstanbul’dan ayrılışından sonra bir sene sürmüştür. Hisham. Adnan. Hz. Peygamber Efendimizin(sav) imam olduğu namaza durmuş peygamberleri(as) gördüm.e.Namaz kılmak ve Humuslu iki büyük âlimin meclislerinde bulunmak dışında odamdan çıkmıyordum. 211 K.g. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile ilk karşılaşmalarından şeyhinin: “Oğlum! Seni biz teslim aldık” dediğini bir sohbetlerinde ifade eden Kıbrısî. 505. Onların arkasında safa durmuş Peygamberimizin 124 bin sahabesini(ra) gördüm. s. Her adım bir makâmdı ve her makâmda kalbime daha önce hiç bilmediğim ve duymadığım bilgiler geliyordu. ss. s. Beytu’l-mamura varıncaya kadar kelimeler ve cümleler muhteşem bir şekilde bir araya geliyor ve yükseldiğim her makâmda kalbime veriliyordu. Şeyh Abdullah’ın ve Şeyh Nazım’ın uzun süreler sohbetlerinde bulunan Şeyh Adnan ve Şeyh Hişam’ın yazdıkları eserlerde rivayet ettikleri bazı hadiselerin detayları birbirinden farklılık arz etmektedir. 380. 40 . Sufi Way. Kıbrısî.209 Kıbrısî’nin. Tasavvuf Sohbetleri. 378-379. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile buluşması hususu. Hisham. oradan da Şam’a geçmiştir. s. 133.210 Şeyh Hişam’ın yazdığı otobiyografide ise Kıbrısî. Karşılaşmada Şeyh Abdullah. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.

212 213 K. Dünya metaına ait her şeyi. Şeyhinin “Evladım halkının sana ihtiyacı var. Bu namazın tatlılığını daha önce hiç yaşamamıştım. Şimdilik sana yeterli olanı verdim. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/b. Fransızlar Şam’ı işgal etmişler ve İngilizler de Fransız’ları çıkarmak için şehri kuşatmışlardı. Kıbrısî’nin bu konudaki tasavvuf anlayışı için. celâlli bir şeyh gördüm. İkinci Dünya Savaşının en şiddetli zamanıydı. Beni de oraya çekti ve sabah namazını beraber kıldık. Gözleri biçimli ve menekşe rengiydi. O sırada adam tebessüm ederek ‘Bin hele! İnşaallah öderiz’ dedi Allah’a hamdederek otobüse bindim. Şeyh Sa’id Sabaî. s. Ona ‘evet. Şeyhinden Aldığı İlk Manevî Vazife: Kıbrısî’nin şeyhiyle beraber geçirdiği bir günün sonunda. 41 . 383. bu mananın tasavvuf ıstılahında karşılığı olan icazetnameden bahsetmemiştir. bu tezde bkz. Hiçbir kelime tarif edemezdi. Sabah namazı bitince zuhurat da sona erdi ve şeyhim benden sabah namazı için ezan okumamı istedi. Ona döndüm ve dedim ki ‘Kıbrıs yolculuğuna azmettim. Bu vaziyette garaja vardığımda yanıma bir kişi geldi ve ‘Şeyh Efendi Trablus’a gidiyorsun? Şuradaki otobüs hemen kalkacak’ dedi Bir halime bir de adama baktım. Sese yöneldiğimde heybet. Buluştuğu gecenin sabahında manevi makâmlara nail olduğunu ifade eden Kıbrısî. mürşid-i teberrük makâmına vasıl olduğun manasını tazammun etmektedir. Sufî Way. Hisham.Şeyh Efendi o boş yere gitti. Şeyh Efendinin emrine hürmeten bana refakat ediyordu. Peygamber Efendimiz(sav) namazı kıldırırken kıraatinin güzelliği tarif edilemezdi. irşad vazifesiyle görevlendirilmesi. vakar ve nûr sahibi.Mürşid.213 Ancak Kıbrısî. bir günde manevi tekâmülünü tamamladığı ve irşad için ulaşılması gereken. Dünya malına el sürmeyeceğim diye yeminimden dolayı para namına dirhem yok’ dedim ve Lübnan’a gidecek garaja yönlendim. Çünkü bu ilahî bir şeydi.”212 d. Tripoli limanına indiğimde ‘Sen Şeyh Nazım değil misin?’ diye nida eden bir ses duydum. Bugün Kıbrıs’a git!” diye emrettikten sonraki dönüş yolculuğunu şöyle anlatır: “Elini öptükten sonra yola çıktım. Humus’a vardığımda fukaraya dağıttım.

Kıbrısî’nin. Onun hizmetini yap ve misafir et’ diyerek. Allah(ac) onu. yaptığı ilk şey. Ayrıca Bkz. Bkz. Digital Production (Belgesel Film). senin suretini gösterdi dedi Bana kendisini Şeyh Münir el-Melîk olarak tanıttı. Akdeniz’in doğusundaki muhasaradan dolayı gemi bulamıyordu. s.e. Türkiye’de Adnan Menderes ezanın Arapça okunabilmesi ile alakalı kanunu çıkarmasından dolayı tüm davalar düşmüştür. bana ve enbiyanın sırlarına varis kılmıştır. Şam’dan dönüşte de balıkçı sandalı bulan ve yardımcı olan kişidir. ss.217 Şeyh Adnan’ın eserinde Nazım Efendi’nin beraati. 507-508.”216 Şeyh Nazım’ın Kıbrıs’a vasıl olduğu dönem Arapça ezan okumak. Muhammad Hisham Kabbani. 42 . 215 Bkz. Nazım Efendi’yi seven Kıbrıslıların protestoları sonucunda gerçekleşmiş ve Nazım Efendi serbest bırakılmıştır. The Naqshbandi Sufi Way. Nazım Efendi ile bu karşılaşma Şam’a gidişte olur. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Şeyh Nazım Kıbrısî. Rüyamda Hazreti Nebî(sav)’yi gördüm. Adnan. 216 K. Kıbrıs’taki tüm camileri dolaşarak ezan okumaya devam ettiğinden hakkında 114 dava açıldı. yaklaşık sekiz günde tamamladık… Kıbrıs sahiline ayak bastığımda çok şiddetli bir hâle girdim. s. Bu süre zarfında Kıbrıs’a gidecek gemi araştırıyordu. 380. Şeyh Hişam’ın eserinden farklı bir nedene dayanmaktadır. Adnan. Tüm cehdini sarf ederek bir küçük balıkçı sandalı buldu215 ve ona yüklü miktarda para verdi. Sufi Way. Ek 23. Bu durumdan dolayı resmi makâmlar tarafından kendisine dava açıldı. a. Tatlıcan.214 Beni üç gün misafir etti. Bu esnada Nazım Efendi. Hisham. s. Şeyh Adnan’ın eserinde Kıbrıs’ta Arapça ezanın serbest olması. Kıbrıs’ta da yasaklanmıştı. Türkiye’deki gibi.218 2011 yılında yaptığımız bir mülakatta bu durum 214 Şeyh Hişam’ın naklettiğine göre Şeyh Münir.g. 217 K. Yanımda afakı kaplayan bir şekilde şeyhimin ruhaniyetini gördüm.benim’ dediğimde bana: ‘Üç gündür seni bekliyorum. 218 K. Mela-i âlâ’daki tüm makâmlar açılıyordu. Bana kalk ve evladım Nazım’ı karşıla. Bu davaların sonuçlanacağı zamanlarda. Hapisten çıktığında Lefkoşa Camiî’ne giderek tekrar ezan okudu. Normal bir gemi ile altı saat sürmeyen yolculuğu.. doğduğu beldeye girdiğinde. Okuduğu Arapça ezandan dolayı tutuklanan Kıbrısî. camide ezan okumak olmuştur. Manevî ilimler ve ledunî hakikatlere ait makâmlar bana keşfoluyordu. 509. Kalbim patlayacak gibiydi. Tripoli Müftüsüdür ve aynı zamanda şehirdeki tüm tarikatların Şeyhidir. 383. bir hafta hapsedilmiştir.

. 383 43 .com/group/the-heart/message/2574(2005-08-21).yahoo. Ayrıca bkz. Mısıroğlu. 224 Atay. Peygamber’e dayandığı rivayet edilen Hacı Âmine. Şeyhinin emri ile mesafesi 400 kilometre olan Şam Halep arasını. s. Hisham.e.. İslam’ı yaşamaya davet etmiş ve Nakşîbendî zikrini 219 220 İlgili mülakat video arşivimizde mevcuttur.org/hajjah__amina__adil. a. Başbakanı Adnan Menderes tarafından çıkarılan kanun vesilesiyle. Semamızda bir Yıldız. Şam’da Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinde ve taliminde bulunmuştur. hukuki beratın gerçekleştiğini söylemiştir.222 bayanlar arasındaki sohbetleri yaptığı. Bkz. 221 http://www.hakkanipost.g.sorulduğunda Kıbrısî.htm. Rusya. Evliliği ve Diğer Manevî Vazifeleri İfası: Nazım Efendi tekrar Şam’a döneceği 1952 senesine kadar Kıbrıs’ta manevi irşad ve İslamî eğitim ile meşgul olmuştur.70–72.220 Nesebinin Hz. Eşi Hacı Âmine Hanım tarikatın kadınlarla ilgili tüm faaliyetlerini yürüten ve eserler yayınlamış bir kişidir.g. zikirleri yönettiği de internet üzerindeki yazışmalarda geçmektedir.223 Şeyh Nazım’ın bu evlilikten iki oğlu ve iki kızı olmuştur. 1952’de tekrar Şam’a döndüğünde Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin mürîdlerinden Hacı Âmine Hanımefendi ile evlenmiştir. Şeyh Abdullah’ın tavsiyesiyle 23 yaşında iken Şeyh Nazım ile evlenmiştir. O dönemdeki komünist Rus yönetiminin baskısından dolayı önce Erzurum’a sonra da Şam’a hicret etmişlerdir. Şaban ve Ramazan aylarını geçirmek üzere gitmiştir. Bu ziyaretlerinde Medine halvetleri olmuştur. Benzer şekilde çeşitli ziyaretlerde bulunan Kıbrısî. Kazan’da doğmuş ve küçük yaşlarda iken ailesiyle hicret etmişti r. 223 http://groups. her sene Kıbrıslı kafilelere lider olarak hacca gitmiştir.naqshbandi. a. Ek 22. o dönemin TC.. Kıbrıs’a sadece Recep. ss.221 2004 yılında vefat eden Hacı Âmine Hanım’ın. ss. 166 225 K. köy köy dolaşmıştır.219 e. 76.225 Bu zaman zarfında Şeyh Nazım.com/Hacı Emine Adil_Hayatı. Yirmi yedi hac vazifesi ifa etmiştir. 222 http://www.224 Evlendikten sonra Şam’da şeyhinin yanında bir eve yerleşen Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.154–156. insanlara maddeciliği bırakmalarını telkin etmiş.e.

Abdülkadir hazretlerinin huzurunda halvet yapmayı çok istiyordum. Beni tanıyıp ‘Şeyh Nazım nereye gidiyorsun’ dedi ‘Bağdat’a’ dedim. bütün Kur’ân-ı Kerîm’i dokuz saatte okuyabiliyordum. Bu halveti Şeyh Nazım şöyle anlatmıştır: “Şeyhime hiçbir soru sormadım.”227 226 227 K. Bunun haricinde Mısır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Halvetleri: İlk halvetini 1955 senesinde. ta ki ilahî huzurda yok olana kadar. Oraya git ve altı ay halvete gir” demiştir. Sufi Way. Eve bile uğramadan şehir merkezine doğru yürümeye başladım. irşad ziyaretleri düzenlemiştir. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin emriyle. Türkiye ve Lübnan’a da. bir makâmdan diğerine taşımışlardı. 385. paraya veya erzaka ihtiyacım var diye hiç düşünmedim. Onu takip ederek Gavsu’l-Azam’ın kapısına yaklaşıp. İki günlük yürüyüşle ulaştığı köylerde. Beni de beraberinde götürdü. bu vazifeyi bir yılda tamamlanmıştır. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin emriyle yapmıştır ve halvette altı ay kalmıştır. Abdülkadir Hazretlerinin camisine ulaştığımda caminin kapısını kapatan kocaman bir adam vardı. s. Elbiseye. Bu kişi Şeyh Hazretlerinin müridiydi. Aynı eser. Hisham. Dahası 124 bin kelime-i tevhîd. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin emri ile ikinci halvete girdiğinde. Bana ‘Ben de Bağdat’a gidiyorum’ dedi Bağdat’a bir tır dolusu eşya götürüyordu. birer hafta ikamet ederek. 44 . Şeyh Nazım’ın iki çocuğu bulunmaktaydı. büyük dedem olan Abdülkadir-i Geylanî Hazretlerine selam verdim. 124 bin salavat ve bütün delail-i hayratı okuyordum. Şeyh Hişam’ın rivayetine göre Şeyh Abdullah: “Bağdat’ta Abdülkadir-i Geylani Camisinde halvet yapman için Peygamber Efendimizden(sav) emir aldım. Şehir merkezine varınca bana bakan bir adam gördüm. Bunlar beni.226 f. ss. Ürdün’ün Süeyl Köyünde. Buna ek olarak günde 313 bin Allah çekiyor ve bana vazife verilen diğer namazları kılıyordum. 397-398.neşretmiştir. Her gün zuhurat üzerine zuhurat oluyordu. Bana git deyince ben de gittim. Sonra beni bir odaya götürdü ve ‘sana her gün bir tas mercimek çorbası ve bir parça ekmek getireceğim dedi’ odamdan sadece beş vakit namaz için çıkıyordum. Öyle bir duruma gelmiştim ki.

45 . Abdülkadir-i Geylanî Peygambere(sav)’e hürmeten ayağa kalktığı sırada ben de huzurdakilere hürmeten ayağa kalktım. Onun Nakşîbendî yolunda ulaştığı derecelerden çok memnunum. O sırada Hazreti kabrinden bana doğru gelerek. Seni Kadirî Tarikatına ben davet ediyorum. Bana tebessüm ederek ‘Biz senden memnunuz.230 Medine’de Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile bir seneliğine girdiği halvetinde Şeyh Nazım.Şeyh Hişam’a göre Nazım Efendi.naksibendihakkani. Kayaya vurduğunda kayadan muazzam bir nehir fışkırır. 385. Abdülkadir Geylanî’nin sırlarına ekleyerek bana havale etti. Medine-i Münevvere’de ve Şam-ı Şerif’ te halvete girdiği bilinmektedir. Sufi Way. Bu nehrin kıyamete kadar akacağını bildiren Gucdevanî. Aynı yer. yanımda durduğunu gördüm. Gavsu’l-azam olarak taşıdığım at’aları sana havale ediyorum. Geylanî Peygamber(sav)’e hitaben ‘Ey Peygamber’im. Buna göre Gucdevanî. Ebubekir(ra) yoluyla Şâh-ı Nakşîbendî’ye tevarüs eden tüm sırları. Hisham. Manevi at’alarımı Nakşî yoluna katmak istiyorum. Zikrederek kabre vardığımda ‘Es-selamu aleyke ya ceddi’ dedim.”229 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin vefatına kadar en az kırk gün en fazla bir sene olmak üzere defalarca Ürdün’de. o da Şeyh Abdullah’a. iki rekât namaz kıldım ve halvet odama birkaç adım mesafede olan kabre yürüdüm. Şeyh Abdullah. Adbülhalik Gucdevanî (v. s. 230 http://www. Nazım Efendi’yi bir kayanın yanına götürür. Bana ‘Evladım seni kabrimde bekliyorum. Şeyhin Abdullah-ı Dağıstanî’nin Nakşîbendî Tarikatı içindeki makâmı âlâdır. Gel!’ dedi Hemen boy abdesti alıp. Peygamber(sav) tebessüm ederek Şâh-ı Nakşîbendi’ye baktı. Şeyh Abdullah o zamandaki yaşayan Nakşî Şeyhi olması hasebiyle sorunun en uygun muhatabıydı. 561/1166) görmüştür. bu nehrin her bir damlası için 228 229 K. Ben senin dedenim. Peygamber(sav)’den Hz. Bağdat’ ta.com/?page_id=171. Şu tahta oturalım’ dedi Dede ve torun gibi o tahta oturduk. Ya Rasulallah şu evladın dedesi benim. 617/1220)’yi gördüğü bir zuhuratını anlatmıştır. Arkasında nadirane taşlar ile bezenmiş bir taht vardı. bu halvetin son gecesi rüyasında Abdülkadir-i Geylanî Hazretlerini (v. sonra Hazreti Peygamber(sav) ve Şâh-ı Nakşîbendî zuhur etti. O sırada birden Şeyh Abdullah Dağıstanî zuhur etti. Bana ‘Benimle beraber gel.228 Nazım Efendi bu tecrübesini şöyle anlatmaktadır: “…Bir gün Abdülkadir Geylanî’nin beni kabrine çağırdığı bir zuhurat gördüm.

s. Akşam altı buçuk civarı babamın bulunduğu eve gitmiştik. Cenaze işlerini ben yapacağım’ dedi Şeyh Efendi’nin geldiğini duyunca tüm aile toplandı. Bu meleklerin her birine farklı isimler vermekle vazifeli olduğunu söyleyen Gucdivanî. s.37. Babanız bugün vefat edecek.231 g. Babam tüm ailenin toplandığını görünce çok mutlu oldu. 46 . Hisham. Şeyh Efendi havaalanında söylediği gibi tüm işlemleri kendi ifa etti ve döndü. Tasavvuf Sohbetleri.. Şeyh Hişam hiç beklenmeyen bir zaman olan Şaban ayında Nazım Efendi’nin Lübnan’a kendilerini aniden ziyarete geldiğini ifade etmiştir. babamın yanına girdi ve selam verdi. insanlara hizmet etmek olarak görmektedir.”233 231 232 Detaylı anlatım için bkz.e. ss. muteber keramettir. 399-401. Nazım Efendi’nin Lübnan’a yaptığı bir ziyaretten bahseder. Kıbrısî. Şeyh Nazım’a göre ümmet-i Muhammed’i dünyada ve ahrette gözeterek hidayet yoluna sevk etmek. Sûreyi bitirmesine müteakiben birkaç saniye içinde babam son nefesini verdi. 401-402. Hisham. a. Babamla sohbet ederken birkaç dakika geçmeden kalbine ağrı girdi. Yasin Sûresini okumaya başladı. muteber kerameti. Sufi Way.bir melek yaratıldığını ve kıyamete kadar Allah(ac)’ı tesbih edeceğini bildirmiştir. havada uçmak nevinden kerametleri itibarsız bulan Kıbrısî. 233 K. K.g. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Kerametleri: Evliya bahsinde geçtiği üzere deniz üstünde yürümek. bu hizmette devamlı olmak. Biz de babama Şeyh Efendi’nin kendisini görmeye geldiğini söyledik. Havalimanına giderek kendisini karşıladıktan sonraki olayı şöyle anlatmıştır: “Hikmet-i ziyaretlerini anlamak için ‘Efendim siz bu ayda Lübnan’a gelmezdiniz?’ dediğimde şeyhim (Kıbrısî) ‘Rasu’l-lullah(sav) Efendimizden ve Sultanu’l-evliya’dan (Abdullah Dağıstanî) emir aldım.232 Nazım Efendi’nin kerameti olarak Şeyh Hişam. bu vazifeyi Nazım Efendi’ye devreder. Ailemizdeki kardeşlerimizin çoğu doktor olduğu için müdahale için koşuşturmaya başladılar. Bu sırada Şeyh Efendi. Altı ellibeş gibi Şeyh Efendi.

yanındaki müritleriyle birlikte oradan uzaklaşır. Şeyh Nazım’ın yanına gelerek. Niye taptıklarını sorar. Kıbrısî. günümüzün olaylarının gidişatı ve sonucu hakkında verilen haberlerle karşılaştık. Dedim ki ‘Bir böyle. Bunun üzerine Kıbrısî. Şeyh Nazım. ziyarete gider. Başını eğ! Başını eğdi.”235 Nazım Efendi’nin müstakbel hadiseler hakkında söylemleri ekseriyetle.youtube. Görevli bir cevap veremeyince yaşananları Şeyh Nazım şöyle ifade etmiştir: “…Benim üzerime kuvvet giydirildi o vakit. Deccâl. oradaki putun ona inanların nazarında ilah kabul inanamadığını ruhaniyetlerinin terakki etmesi için olduğunu söyler. Rüyasını hayra yorumlayarak birkaç gün sonra amaliyat için. 47 . Şeyh Nazım’ın kerametini ihtiva etmektedir. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Mehdi(as). Kız çekilen bacağında duyduğu acıdan duyarak uyanır. olmayanlar da olmuştur. Amaliyat öncesi son kontrol için çekilen filmde timör görülmez.Kadir Mısıroğlu. riskli olacağı söylenen bir amaliyat tarihi verilir. Amaliyat öncesi Kıbrısî’nin yakın ilgisini görür ve duasını alırlar. Londra’ya gelmeye başlayan Kıbrısî’yi. rüyasında Şeyh Nazım’ı görür. Görevli kadın yakabileceklerini söyler./Şeyh Nazım Kıbrısi . kızının ricasıyla. 235 www. Bu haberlerden tahakkuk edenler olduğu kadar. 1980’li yıllardaki bir hatırası.234 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bir başka kerameti. bir böyle gel’ (İşaret parmağıyla. Şeyh Nazım dünya üzerindeki büyük bir tapınak olan Tibet tapınağına ziyarete giderler. Orda Buda Heykelini görür.Kadir Mısıroğlu’nun Londra’da yaşadığı. Kıbrısî. tapınak görevlisi etmelerine bayan. 1355/1936)’den itibaren bulabildiğimiz ahir zaman anlayışına dayanmaktadır. kızın timörlü bacağını çeker. Mısıroğlu. kendisi tarafından nakledilen Tibet hatırası esnasında beyan edilmiştir.” Bu olaya tanık olan görevli bayılınca. Mesela 2010 yılının Kasım 234 http://www. Timörün alınması için. Mesih(as) ve kıyametten haber veren hadislerin manevî tecrübelerle yorumlanarak. Hakkânî yolunun Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî (v.com. bu ilahlardan alınan bir ruhaniyet varsa görmek istediğini söyler. bir böyle.com/1-Büyük Budayi Devirmesi. heykelin sağ ve soluna doğru paymağını havada kaydırarak) Gümbür gümbür bir böyle gitti. Buna göre Mısıroğlu’nun kız çocuğunun bacağında timör teşhis edilir.youtube. isterlerse tütsü söyler. O gece kızı. hastaneye giderler. O sırada.

benzeri yorumlarını yapmaktadır. 2011 yılının Şubat ayında Tunus Cumhuriyeti’nde başlayan. Gittiği yerlerde halk ve hükümet yetkilileri tarafından saygıyla karşılanan Kıbrısî.237 Kıbrısî. irşad ve terbiyeden sorumlu görevlilerin yanısıra. Sufi Way. Bu konular Mehdi bahsi içinde tafsilatlı bir şekilde incelenmiştir. s. irşadla görevli vekiller yetiştirmiştir. 241 http://halilurrahman. Türkiye’nin muhtelif vilayetlerinde de vekilleri olduğu bilinmektedir.241 Bununla birlikte münferiden karşılaşılan internet sayfalarında da. 48 .240 Şeyh Nazım’ın müridleri bulunan her ülkede. ss. h.236 Bununla birlikte.youtube. 238 K. 237 Kıbrısî. içerisinde Kuzey Afrika ülkeleri ve Türkiye olan bazı İslam ülkelerinin isimlerini saymış ve bu ülkelerdeki rejimlerin çökeceğini beyan etmiştir. Hisham. rejim değişiklikleri.com/. İstanbul’un ahir zamanda işgal edileceği yönündeki bir hadise dayanarak. buralarda Nakşibendî-Hakkânî Dergâhları ve İslam Merkezleri açmış ve birçok ülkede. Vekilleri: Şeyh Nazım. 1974’ten itibaren Avrupa’yı. video arşivimizde mevcuttur. aslî halifesinin. Hak Dost 4. sosyal paylaşım sitelerinde Kıbrısî’nin bir kerameti olarak da yorumlanmıştır.ayında paylaşılan bir videoda Kıbrısî. 240 Bu ziyarete ait görüntü kayıtları. mevcuttur. 1986’dan beri Uzak Doğuyu. Ek 24. 1980’lerin ortalarında Afganistan’ı işgal eden Rusya’nın (o zamanki Sovyetler Birliğinin) sırasıyla İran’ı ve Türkiye’yi de işgal edeceğini söylemiştir. Bu hadise. Libya. Mısır ve Suriye’yi de etkilemiştir. 04. 385-396.2012 tarihinde görüldü.238 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile 2011 yılında yaptığımız mülakaatta. 103-105. 1991’den itibaren ABD’yi ziyaret ederek her inançtan insana İslam’ı tebliğ etmeye gayret etmiştir. 1978’den beri Türkiye’yi. Bu halifelerin toplu olarak isimleri ve vazifeli oldukları yerleri bildiren bir internet sayfası. video arşivimizde mevcuttur. mahdumu Mehmet Efendi239 olduğunu ifade etmiştir. 1990 yılında çıkan Körfez Savaşından sonra yine İstanbul’un Ruslar tarafından işgal edileceğini söylemiştir. vazifeliler 236 http://www. 239 Bkz.com/“Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi Devletler çökecek!” İlgili sohbet.

Bangladeş.hakkında malumatlar bulunmaktadır. Ek 30. 245 http://haqqani-dergah. Şeyh Hişam244 Chikako’da.252 Şeyh Ömer253 İspanya’da vazifeli oldukları bilinmektedir. zikir ve hatme-i haceganlar için ayrı alanlarda toplandıkları görülmüştür. Senegal. 04. 254 Mirahmadi. 04. 1-4.255 i. Ek 31.2012 tarihinde görüldü. Ek 33. Belçika. Lübnan. 49 . Ek 28. Hedieh. Avustralya. Portekiz. Ek 27. Bu konuda tarikat içinde ve mürîdler arasındaki uygulamaları biraz daha dikkatli bir şekilde incelemeye çalıştık. BAE.za/. kadın ve erkek müridler bir arada olabilmektedirler. 249 Bkz. Sayyid Nurjan and Dr. Şili.246 Şah İbn Sultan Aslan247 Malezya’da. 251 Bkz. Japonya. ss.245 Şeyh Şerif Hollanda’da. Ek 25.naqshbandi. Kanada.Afrika’da.tripod.org. Ek 26. Norveç.org/. 04. Hindistan. Londra’daki müntesipler ve tekke adetleri üzerine yapılan bir çalışmada da kadın ve erkeklerin tüm bu faaliyetlerde ayrı olduğu 242 243 Bkz. The Healing Power of Sufi Meditation. İngiltere. Miami 2005. İtalya.2012 tarihinde görüldü . Ek 29. 246 Bkz.2012 tarihinde görüldü.250 Şeyh Yusuf251 G. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye Yapılan Eleştiriler: Şeyh Nazım’a ve Hâlidiyye-i Hakkâniyye’ye yönelik eleştiriler. 248 Bkz. Arjantin ve Pakistanda bulunan dergâh ve vekil isimleri bilinmektedir. 247 Bkz. Lefke ve Şam tekkelerinde şahsen yaptığımız müşâhedelerde. kadın ve erkek müridlerin. 244 Bkz. Naqshbandi Haqqani Sufi Order. İsviçre. Bosna Hersek. Mesela Şeyh Abdülkerim242 NewYork’ta. Fransa. Katar. meclislerinde kadın ve erkeklerin karışık oturmalarına ve Nazım Efendi’nin elini bayanlara öptürmesine yönelik yapılmaktadır. 255 http://halilurrahman. 252 http://www. Srilanka.com/form/dergah ve vekiller.243 Şeyh Adnan Suriye’de. 04.254 Bunların haricinde müstakil sitelerine ulaşamasak da. sohbet. Ek 32. Şeyh Lutfi ve Şeyh Mustafa248 Endonezya’da. Şeyh Hasan249 ve Şeyh Cemâleddin Almanya’da. Rusya. Bununla birlikte Şam Dergâhı içerisinde bulunan Şeyh Abdullah’ın kabrine yapılan ziyaretler sırasında. 250 Bkz.naksibendi.com/.2012 tarihinde görüldü 253 Bkz. http://www.

İslam ve tasavvufu merak edenlere düzenlenmiş küçük bir ev topalntısı olduğu gözlemlenmiştir.org/060607MiracleNaqshSaints.g.259 Dolayısıyla eleştiriler bu tür toplantılara yönelik yapılmış olabilir. Nazım Efendi’nin bu konudaki görüşünü anlamamıza vesile olabilecek bir diğer örnek ise Türk mürîdlerin eşlerinin çalışmaları konusunda görüyoruz.. 86 50 . Mürîdlerden bir tanesi eşinin çalışması için Nazım Efendi’den izin istediğinde Nazım Efendi. 1996 yılında yapılan bir çalışmaya göre Türk mürîdlerin eşleri ekseriyetle ev hanımı olduğu görülmüştür.257 Henüz İslam olmamış bazı gurplara yapılan sohbet ve tebliğ esnasında. evlerine yaptığı yemekli davette dahi ayrı oturmalardan dolayı görüşemediğini yazmıştır. 260 Atay. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. Londra’da yapılan bu çalışmaya göre Doğu-Batı Merkezi adındaki Hakkânî dergâhında kadınların. s.e. Genellikle bu bayanlar erkek katılımcıların ailesi.258 Bu konuda Şeyh Hişam’ın sohbetlerinde de aynı durum gözlenmiştir. a. yani erkek müşterilerin olmamasından dolayı izin verdiği yazmaktadır. Aynı çalışmada. 130 258 Bkz..e.sufilive. 26 Atay.256 Cemaat içinde yapılan farklı bir çalışmada da. s. 14 259 www. hanımın bayan kuaförü olmasından dolayı. Şeyh Nazım’ın kadınların çalışmalarını beli koşullar dışında uygun bulmadığı görülmüşdür. kadın ve erkeklerin karışık oturdukları da görülmüştür.260 256 257 Stjernholm. İspanyalı bir mürîd’in evinde yapılan bu sohbetin. erkeklerin hemen arkasında oturduğu görülmüştür. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Ek 13. Bu çalışmayı yapan kişi.yazmaktadır.g. bayan ve erkekler karışık oturmuşlardır. a. tarikattaki bayanları da anlayabilmek için görüşme yapmak istediğini ancak. ya da zikri izlemek amacıyla gelen kişilerdir. s. kadın erkek ayrımının kesin bir şekilde uygulandığı gözlenmiştir. Bir kısmının gayri müslüm olduğu anlaşılan bir sohbete ait video görüntülerinde.

genellikle tasavvuf anlayışıyla da alakalıdır.265 Şeyh Nazım’a yönelik diğer eleştiriler. Şeyh Nazım’a Lefke’de yaptığı ziyaret görüntüleri mevcuttur.Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. internette ses kaydı olarak mevcuttur.youtube.261 Nazım Efendi’nin. erkek sahabelerle perde arkasından görüşmüş olmalarından hareketle. Bu ziyaret videolarının önemli bir kısmı incelenmiştir. ilgili kayıt ses arşivimizde mevcuttur. Bu eleştirinin temel dayanağı. abdesti bozmadığını beyan etmiş ve bu mevzuda tafsilatlı bir beyanda bulunmamıştır.com/ Sahte Seyh Nazim Kibrisi Kadina el öptürüyor (yeni). Bu eleştiride. söylenmiştir. bu mevzu açılmamıştır. genellikle resmi internet sayfalarında paylaşılmaktadır. bu mevzu konuşulmamıştır. Mesela Kıbrısî’nin.264 Nazım Efendi’ye diğer cemaatler tarafından yapılan ziyaretlere ait video görüntüleri. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. Hanefî mezhebine göre bayanlar ile tokalaşmanın. 264 http://www. tokalaşmamıştır. İncelediğimiz videolarda.youtube. 265 Görüşmeye ait kayıt. kerameti zahir olmuş şeyhlerin dahi bu eleştiriden beri olmayacakları.263 İsmail Ağa çevresinde vaaza icazetli bir görevlisi olan Cübbeli Ahmet Hoca’nın. 51 .Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri Ziyareti. 262 Atay. elinin bayanlar tarafından öpülmesine müsaade etmiştir. 2000’li yıllarda yapılan bu ziyaretlerle ilgili görüntülerde. s. Hz. Peygamber(sav)’in zevcelerinin(ra). Bu eleştiriler.262 Bu eleştirilerin bir örneği. söz konusu davranışın sünnete muhalif olmasıdır. video arşivimizde mevcuttur. Hz. Peygamber(sav). her nekadar “Şeyh Nazım” ismine yönelik olsa da.com/Cübbeli Ahmet Hoca . Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile 2011 yılında yaptığımız kısa mülakatta birkaç konu arasında bu mevzu da arz edilmiştir.youtube. Şeyh Nazım. evliyanın tasarrufları mevzuundaki görüşleri İslamî naslarda ve selef âlimlerinin yaşantılarında bulunmadığı gerekçesiyle eleştirilmekte ve tüm 261 www. Kıbrısî’nin selefî ve vahhabî düşünce diye tanımladığı ve eleştirdiği kesimden gelmektedir. elini bayanlara öptürmesi 1990’larda özellikle İsmail Ağa çevresi tarafından çok eleştirilmiştir.com/kadınlara el öptüren şeyhler. 278 263 www. Bayan müridlere el öptürme hususundaki eleştrilere nasıl yaklaştığı sorulmuştur. hanım sahabelere el öptürmemiş. İlgili kayıt video arşivlerimizde mevcuttur.

Gazze Şeridi'ne insani yardım olduğu teyit edilmiş malzeme taşımakta olan ve 37 ülkeden sivil toplum örgütlerini bir araya 52 . akla dayalı kelâm anlayışını ya da keşfe dayalı tasavvuf anlayışını yerleştiren yaklaşımlara mukayeseli olarak değinilmiştir. bey’at. Hazreti Peygamber (sa v)/d. ölülerden medet isteme eleştirilen diğer konulardandır. Mehdi konusunda ayrıca beyan edilmiştir. 270 31 Mayıs 2010 tarihinde günün ilk saatlerinde İsrail askeri kuvvetlerinin.Mehdi-Deccâl/c. onun bir video kayıttında. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu eleştirilere cevabı.268 Tarikat-ı Hakkâniyye meşayıhı tarafından beyan edilmiş görüşler ise giriş bölümünde. Peygamber ve Misak. direkt olarak itikadi ve ameli yaşantıya dair değil.3.youtube. Kıbrısî. Eğer onlar bâtıl olan yolda ve ben hakikat yolunda isem. onları muhafaza et. misak gibi başlıklarda tafsilatlı olarak incelenmiş ve bu tür konulara. 268 Tafsilatı için bu tezde bkz. video arşivlerimizde mevcuttur.2. şu şekilde tespit edilmiştir. siyasi ve güncel meselelere yöneliktir. mürid. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d.com/LOL . naslara dayalı selefi anlayışını. Kim bâtıl üzere ise Allah(cc)’ın laneti onun üzerine olsun… Diyorum ki. şe yhleri tarafından verilen iman telkini. Bunun haricinde şeyhe teslimiyet.”269 Bunların haricinde yapılan bazı eleştiriler. Mehdi’nin Çıkış Alametleri.tasavvuf anlayışının sıratu’l-mustakîm çizgisinde olmadığı iddia edilmektedir. onlara lanetini indir. konusunda olmaktadır. Tafsilatı için bu tezde bkz. üç farklı açıdan bakılmaya çalışılmıştır. Cesaret edemezler. bu konuda hakkın ve bâtılın temyiz edilmesi için. İlgili kayıt. evliya.266 Şeyh Nazım’ın bu konudaki ve benzer eleştirilere hedef olabilecek görüşleri.1.267 Bu mevzuya bilginin kaynağı açısından bakışımız. onların anladığı mula’ane yapabilirim. 266 267 www.com/ Beware of Shaykh Nazim. özellikle Tarikat-ı Hakkâniyye başlığında incelenmiştir.youtube. Diğer Konulardaki Görüşleri/c. mürşid. Kıbrısî bu davetini şu ifadelerle yapmaktadır: “… Sadece Vahhâbî ve selefilere. son nefesleri esnasında. İki rekât namaz kılacağım. buraya gelin. bu eleştirileri yapanları lanetleşmeye davet etmektedir. İslam telakkisinin merkezine. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Bu konudaki eleştiri özellikle müridlere. 269 www. Hz. ‘Ya Rabbi! Eğer onlar doğru yol üzere iseler. Mesela “Mavi Marmara” gemisine yapılan İsrail saldırısına yönelik270 Şeyh Nazım’ın açıklamalarına istinaden.‘Shaykh’ Nazim’s Challenge to the ‘Wahabis’ ‘Salafis’ and to the Whole World!.

271 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu suçlamalarla ilgili bir açıklamasına rastlanmamıştır. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. aynı zamanda. zikir ve sohbetlerin yapıldığı iki katlı mescit bulunmaktadır. bu süre zarfında geçen aktüel mevzularda ziyadesiyle beyanları vardır. Bkz. Bunların tamamının bulunması ve tahkik edilmesi muhal olduğundan. 274 Bkz. İlgili kayıt. Nitekim Kıbrısî’nin ahiret anlayışından bağımsız olmayan. 273 Atay. Lefke (Kıbrıs) Dergâhı: Anadolu’da Nakşibendîliği yayan Hâlid-i Bağdadî (v. kendi yerine geçmek üzere Şeyh İsmail’e el verdiğini belirten Kıbrısî. vide arşivimizde mevcuttur. Ek 37 276 Bkz. Şeyh Nazım’ın Papa ile tokalaşma şekli gösterilmiştir.272 Bu incelemeler esnasında karşılaştığımız veriler.275 Mescidin kıble tarafında avlu ve avlunun bitiminde meyve bahçesi başlar. 271 www.276 Şeyh’in getiren bir koalisyon tarafından organize edilen.Şeyh Nazım’ın Yahudi dostu olduğu iddia edilmiştir. bir Hristiyanlık tarikatı olan illuminate üyesi olmakla da suçlamaktadır.com/Sahte Seyh Nazim Kibrisi ve Adnan Oktar (israili sevindirecek aciklamalar). son kırk yıldaki beyanları daha sık ele alınmaya çalışılmıştır. Ek 38 53 . s. Bu iddiaya istinad edilen. 272 Tafsilatı için bu tezde Bkz. birçok şeyhe icazet vermesine rağmen. Bağdadî’den günümüze tevarüs eden Halidî Dergâhının temsilcisi addedilmektedir. münferiden bir başlık olarak ele alınmıştır. 75. Ek 36 275 Bkz. Bu iddianın yapıldığı video. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin. YeniŞafak Gazetesi.Siyasî ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar. bu silsile ile sırr-ı azamın kendisine tevarüs ettiğini ifade etmektedir. Farklı bir ifadeyle. dünya ve siyaset görüşleri. Nazım Efendi’nin ikamet ettiği eviyle274 iç içe olan tekkenin yola bakan cephesinde namaz. videoda. j. Şeyh Nazım’ın hayatından sadece bir kesiti temsil etmektedir.273 Dolayısıyla Hakkâni müntesiblerince Lefk Dergâhı.youtube. 1948 senesinden itibaren aktif olarak irşad vazifesi sürdüren Kıbrısî. 11 Şubat 2011. Diğer Konulardaki Görüşleri/ g. altı gemiden oluşan uluslararası ve farklı inançlara sahip insanların yer aldığı konvoya uluslararası sularda saldırdı. 1242/1826)’nin.

Boşnak’ı var. Gelen ziyaretçilerin bu talepleri kendi piyasasını oluşturmuş olacak ki. Nazım Efendi’nin görüşü. Arnavut’u var. Şeyh Efendi hangi kapıdan gelirse o tarafta kendisini ziyarete gelen mürîdler ile selamlaşarak kısa sohbetl erle ilerler. 279 İlgili mülakata ait kayıt ses arşivimizde mevcuttur. mürîdlerden birileri kıdemlerine göre. Demek ki ruhaniyetleri bir şey sezip de geliyorlar.279 Dergâha ait bu adab. Batı kapısının karşısında yaklaşık yirmi kişilik bir toplantı odası bulunur. Buraya gelip bir saat 277 278 Bkz. Bende içeri havale ediyorum. Bahçeye girmeden önce bulunan küçük mutfakta. bazen da evinin dış kapısı tarafından gelir. civarda bu tür konaklama imkânın diğer köylere nispeten daha yaygınlaşmış olduğunu. Nazım Efendi’nin. namaz ve zikir ayinlerinde bayanlara tahsis edilmiştir.278 Bayan mürîdler için geceleme ve abdest için evin bir katı ayrılmıştır. orada da görevler alındığı söylenmiştir. Çeçen’i var. Kompütere (!) ismi alındıktan sonra. Mescidin doğu ve batı cephesinden iki kapı açılır.evinin iç kapısı bu avluya açıldığından namazlara bazen bu kapıyı kullanarak avlu üzerinden. tekkenin bahçesine uzanır. Macar’ı var. Erkek mürîdlerin uyku tulumları ile gece uyudukları mescidin277 ikinci katına dışarıdan bir merdiven ile ulaşıldığı için. şu ifadelerle özetlemektedir: “… Bunun içinde Ruslar’da var. Bkz. onların ismi de resmi de beraber yetişir. her kabilenin her türlüsü geliyor. Ek 39. özel görüşmelerini ve kabullerini yaptığı bu odanın kapısı ile mescidin kapısı arasında kalan koridor. Dergâha gelen ziyaretçiler hususunda. Türk asıllı Hollanda vatandaşı bir mürîdin söylediğine göre tekkedeki misafirlik süresi üç gündür. hizmet sorumlularının uygulamalarında da müşâhede edilmiştir. 54 . yaptığımız çeşitli ziyaretlerde müşâhede ettik. Tekke dışında Nazım Efendi’nin olduğu söylenen bir bahçeden de mutfakta kullanılmak üzere meyve ve sebze yetiştirildiği için. Ek 40. 2011 yılında yaptığımız ziyarette. Mescidin doğu kapısı ise avlunun da doğu sınırını oluşturan banyo ve tuvaletlerin bulunduğu tarafa açılır. Uzun süreli gelen mürîdlerden bir kısmı ise Lefke Tekkesinin civarında kiralık evlerde ya da pansiyonlarda ikamet etmektedirler. Bu sürenin sonunda herkes günlük yapılan işlerden kendisine bir vazife alır. mutfak başı görevini ifa ederek avluda sabah ve akşam verilen yemeklere yardım ederler.

280 281 Kıbrısî. 55 . maişetini nasıl kazandığını şöyle ifade etmiştir: “Burada her şeyimiz var. Hollanda. maişeti için bir işte çalışmamıştır. Şeyh Nazım’a. Kendi kendine buraya kimse gelmez.”281 Ziyaretçilere sunulan ikramların dergâh civarındaki arazisinden ve bahçelerden mürîdlerin emek gücüyle elde edildiği ve bu bahçelerin. Eskiden büyükler öyle dermiş. Dergâh ve bahçe alanlarının kira giderleri olmadığını ve Kıbrıs ikliminde kışlık ısınma ihtiyacı için ciddi bir maliyet olmayacağını düşünürsek. Şeyh Nazım-ı Hakkânî. Rızkımız. Dergâhta istihdam edilen daimi görevlilerin. Mısır. Katar. Hak Dost 4. 26. Cezayir. geliyor elhamdülillah. Cenab-ı Hakk’ın lütfu keremidir. s. Kamu işinden hiç gelir elde etmediğini bildiren Kıbrısî. Kayda geçmişlerdir. Belçika. hükümet lokması geçmedi. yürüttükleri günlük işlere. Çeşitli ülkelerden gelen çok sayıdaki müridlerin. Endonezya ve Malezya’dan müridler ile karşılaşılmıştır. Para pul istemeyiz biz. 18. Lefke Dergâhında. kimileri çevrenin temizlik ve düzenlemelerinde. İran. İspanya. Güney Afrika. Amerika. pederinden tevarüs ettiği bilinmektedir. Boğazımızdan hükümet parası. günlük hayatlarını idame etmeleri için gerekli olan asgari giderlerin nasıl finanse edildiği hususu. İngiltere. dergâhtaki ziyaretinin üçüncü gününü dolduran müridler yardımcı olmaktadırlar. kimileri de mutfakta vazife almışlardır. ‘Eğer mümkünse beylik çeşmesinden su içme!’. kimileri tarlada. Aynı eser. müridler için günlük çıkarılan yemekler haricinde yüksek maliyetli bir harcama görülmemektedir. Burunay Krallığı. Bahreyn. farklı bahçe ve mandıralardan da söz edilmiştir. dergâh hayatının bir diğer yüzüdür. Kalbine verilir de gelir”280 Şeyh Nazım’ın ifade ettiği bu ülkelerin haricinde. Nijerya.dursalar tamamdır. Almanya. Onları dışarıda bırakmayız. Bunun haricinde dergâha tahsis edilmiş. Lefke dergâhında bulunduğumuz süre zarfında bu yapılan işleri gözlemleme fırsatımız da olmuştur. Buna göre kimileri bahçelerde. s. Avusturya.

paylaştıkları ifadelere dayanmaktadır.org/ adresinden canlı olarak paylaşılmaktadır. hayırsever müridlerin yardımları ile finanse edilebilecek bedelde olduğu kanaatindeyiz. 1999’dan itibaren Lefke’deki dergâhından çıkmayan Kıbrısî.282 2009 yılından itibaren Şeyh Nazım kendisini ziyarete gelenlerden. Kıbrısî’nin sohbet. zâkir başına teslim edererek istirahate çekilmektedir. rahatsızlığından dolayı 2009’dan beri namazlarının bir kısmını evinde kılmaya başlamış ve sadece Cuma Namazları için. Dergâhtaki namaz. mescide çıkmaktadır. Gerek kendisini ziyaret edenlerin. Şeyh 282 283 Cuma Namazları ve Hadra. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/b. internette paylaşılmaktadır. hadra ve hatmelere daha seyrek iştirak eden Kıbrısî. eser yazmak yerine müridlerin terbiyesi ve yetişmesine zaman ayırmıştır diyebiliriz. gerekse iştirak ettiği zikirlere ait video görüntüleri. bugün dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen mürîdleri tarafından ziyaret edilmektedir. saltanat. hutbe ve vaazlarından derlenmiş. www. zikir. Bu malumatlar.saltanat. bir kısmı ise müridleri tarafından Şeyh Nazım’a atfen yazılmıştır. kitap yazılmasını tamamen reddetmemektedir. kısa süreler için evinde kabul etmektedir.org/ 284 Tafsilatı için bu tezde bkz. Ziyaretçiler namaz vaktinde. Cuma namazlarından sonra yapılan hadranın başlatılması için asasını. 56 . ziyaretlerimiz süresince dergâhtaki müridlerin. 1974 ile 1983 yılları arasında. Mürşid konusunda detaylarını incelediğimiz bu anlayışa284 rağmen Kıbrısî. zikirlerde ve özel sohbetlerde Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile birlikte olma fırsatı yakalarlar. “Tasavvuf Sohbetleri”dir. www. talep üzerine birebir ve grup olarak özel görüşmeler de 2009 yılına kadar yapılmıştır. mescidte görüşemediği müridleri.Mürşid . Bununla birlikte.283 k. Şeyh Nazım’ın sohbetlerinden derlenen ve tasavvuf anlayışına kaynak teşkil eden en temel eser.Dolayısıyla bu harcamalar. Şeyh Nazım. Eserleri: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin irşad mevzuuna yaklaşımından dolayı. Dolayısıyla Şeyh Nazım-ı Kıbrısî adıyla telif edilmiş kitapların bir kısmı.

Bu kitap tüm müridler tarafından anlaşılması için. Yayınevi tarafından 2005 yılında basılmıştır. ikinci baskısı 2008 yılında. Eserin ilk baskısı.Nazım’ın yaptığı Türkçe sohbetlerden. bir kısmı Arapça. Eserin birinci baskısı. mürîd gibi tasavvufî kavramlara bakışını yansıtan bu eser aynı zamanda. İslam. Türkçe olarak derlenmiştir. Nush Yayınları tarafından yapılmıştır. eş-Şeyh Muhammed Nazım Hakkânî en-Nakşibendî adıyla müellif ismi belirtilen bir diğer eser ise. Bu eser. bey’at. “Ebediyete Davet”dir. Müridin günlük olarak uygulaması gereken namaz. iman. Şeyh Nazım’ın sohbet. Şeyh Nazım’ın 1990’lı yıllardaki fikri ve ruhanî seyrine ışık tutan ifadeleri. Bu hütbeler. Bu eserin ilk baskısı 1983 yılında. âlim. genel İslamî hükümlere değinilmiştir. bir kısmı Türkçe ve anlamları İngilizce olarak basılmıştır. Şeyh Nazım’ın sohbetlerinden derlenen ve tasavvuf anlayışını ortaya koyan diğer bir eser ise “Hak Dost Sohbetleri” serisidir. Bu seriden Hak Dost Sohbetleri1. Mehdi ve Deccâl gibi diğer konularındaki tasavvufi yaklaşımını ortaya koymaktadır. Tasavvufî konulardan ziyade. 2010 yılında yapılmıştır. diğer 2. 2006 yılında Sistem Matbacılık tarafından yapılmıştır. tezimizde kullanılmıştır. 2007 yılında Derviş Yayınevi tarafından yapılmıştır. Tasavvuf Sohbetleri adlı eserinin daha net anlaşılmasına vesile olacak bir çalışmadır. Derviş 57 . Şeyh Nazım-ı Kıbrısî el-Hakkânî’nin bir diğer eseri. Aynı eserin Bizim Yayıncılık tarafından da bir baskısı. velî. 1997 yılında yapılan sohbetlerden. Serinin dördüncüsü. Sebil Yayınevi tarafından yayımlanmıştır. 3 ve dört serileri 1998 ve 1999 yıllarındaki Türkçe sohbetlerinden derlenmiştir. Şeyh Nazım’ın 1998 ile 2006 yılları arasında yaptığı sohbetlerin bir kısmından derlenen diğer eseri. Şeyh Nazım’ın genel olarak İslam telakkisini arz etmesi bakımından mühimdir. “Cuma Hutbeleri” adındaki bu eserde. dua ve zikrileri bildiren bu eser. 1998 ile 2005 yılları arasındaki bazı Cuma Namazlarında irad ettiği hutbelerinden toparlanmıştır. “Müridin El Kitabı (Hand Book of Mureed)”dır. mürşid.

Şeyh Nazım’a atfen yayınlanan ve kapağına Kıbrısî’nin fotoğrafı konulan bir eser. Beyrut. Şeyh Nazım’ın Amerika halifesi tarafından yazılmıştır.Şeyh Nazım’ın bir diğer eseri “Camiu’l-İrşadu eş-Şerif” adında Arapça bir eserdir. Haleb gibi şehirlerde yaptığı Arapça sohbetlerden derlenmiş ve şerh düşülmüştür. Lefke Dergâhının internet sayfası üzerinden duyurulmaktadır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Amerikadaki müridleri tarafından yazılıp. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî tarafından şerh edildiği ifade edilen bir başka eser ise. hevâ. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî en-Nakşibendî’nin Öğretilerinden derlendiği belirtilen bu iki ciltlik eser. “The Healing Power of Sufi Meditation”dır. yakîn. Müellifleri. Şeyh Nazım’ın 1997-1999 yılları arasında. l. Trablus. gerekse ticari ve sosyal hayatlarına yönelik mevzuların Kıbrısî’ye arz edildiği videolar mevcuttur. Haqqani Yayınevi tarından Fanton’da neşredilen eserin ilk baskısı 2005 yılında yapılmıştır. dünya. Müslüman kadınlar ve bayan müridleri için Kıbrısî. saltanat. Hedieh Mirahmedi’dir. saçlarını uzatmalarını tavsiye 285 www. tay-i zaman gibi konulara değinilmiştir. örtünme emrini hatırlatarak. tay-i mekân. ilk defa 1980 yılında neşredilmiştir. Zira gerek irşad ve hizmet faaliyetleri. 2009 yılındaki neşri Haqqanians Yayınevi tarafından Pakistan’da basılmıştır.285 Bu çalışmamız süresince yapılan ziyaretlerimizde de bu tür görüşmelere. Bu tavsiyelerden umumi olduğunu söyleyebileceğimiz bazıları.org/müridlere tavsiyeler. Mürîdlere Tavsiyeler: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin müridleri için hususi ve umumi birçok tavsiye ve telkinleri olmaktadır. Lefke Dergâhının girişindeki bir görüşme odasında tanık olunmuştur. Eserin önsözü. Şeyh Nazım’ın Lefkedeki Dergâhında satılan bu eserde. Nurjan Mirahmedi ve Dr. 08/2012 tarihinde görüldü. “Mercy Ocean (Rahmet Deryası)” adlı İngilizce kitaptır. nefis murakabesi. 58 .

irdeleyen müridlere. yapılan telkinlerin detaylarıyla ilgilenilmeme yönündedir. bizden himmet beklemesinler. Tebliğe dayanır. Bakara Sûresi nde Ben-i İsrail’e emredilen bir inek 286 http://saltanat. 287 http://saltanat.aspx.org/Borc-Alma-6-Kâsım-2010. tüccar. 08/2012’de görülmüştür. Saçlarını ahşap taraklarla tarasınlar. 59 .etmiştir: “…Saçlarınızı kestirmeyin. 288 Nazım Efendi’nin. Şeyh Nazım’ın tüm müridlerine yönelik yaptığı tavsiyesi. nasihat isteyenlere bir tavsiyesi. akıl baliğ olduktan sonra. Onlar korunur ve gözetilirler. Eskiden Hristiyan hanımlar. tek gamze yaparlardı. Allah’ın. evlenmeyi tavsiye etmektedir. Kuaför haramdır. genç bir müride bıyıklarını kesmemesini tavsiye ederken.aspx. Kıbrısî bu düşüncesini. Kıbrısî.org/Butun-Musluman-Hanimlara-Nasihat-29-Ekim-2010. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Peygamberlerinin ve Evliyanın sevdiği kadın. erkeği kadından ayıran hassanın bıyık ve sakal olduğunu söylemiştir. Kendiliğinden zuhuratla büyümeye giden işler için. esnaf ve sanayici mürîdlerinin iş hayatlarına yönelik şu tavsiyelerde bulunmuştur: “Ayağınızı yorganınıza kadar uzatın. İşiniz kendi kendine açılırsa o başka. Kuaför erkek de olsa. kadının güzelliğine delalettir. kadın da olsa gitmeyin. evinde olan kadındır.aspx. Müslüman hanımlar iki gamze yaparak Hıristiyan hanımlar ayrılırlardı. Saç uzunluğu. gençlere. 1986 yılında yaptığı bir sohbetinde tafsilatlı olarak izah etmiştir. bizden destek vardır.”287 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Onlara kredimiz yok. Bu tavsiyeleri esnasında namaza dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.org/Genclere-Nasihat-1532011. Kuaföre gitmesinler. Bizim kelamımız değildir. daha muteberdi. Kendilerine yapılan telkinleri uygulamak yerine. Böyle bir durum olmadığı halde. borç ile iş büyütmeye girişenler. Bu ölçüler ilahîdir. Ortadan ikiye ayırıp gamze (örgü belik) yapsınlar. İşinizi büyütmek için dahi olsa borç almayın. 288 http://saltanat. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. bıyıkları kesmenin ayıp olduğunu. Eskiden saçları topuklarına kadar uzun olan kadınlar.”286 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Bununla birlikte günde 100 besmelenin de ihmal edilmemesi gerektiğini söylemiştir. gece dışarıya çıkılmamasıdır. Fazlasına çıkarsanız biz karışmayız. Krediyle iş yapmayın.

Sizden komisyon alacak değilim. (Mûsâ) şöyle dedi: ‘Muhakkak ki O (Rabbim) buyuruyor ki: ‘Doğrusu o. Benim bir ayağım çukurdadır… 289 “Yine bir zaman Mûsâ. saygıları yok. Avrupa’da İslam’ın el uzatacağı kişi sayısından daha ziyade Anadolu’da. Ahlakları yok. (Mûsâ şöyle) dedi: ‘Şübhesiz O (Rabbim) buyuruyor ki: Doğrusu o.290 Gürbetçi Müslümanlara ve bilhassa mürîdlerine. Şeyh Efendi onunla evlen der. 2010 yılında yaptığı bir sohbette. (Onlar) ‘Bizim için Rabbine duâ et. ond a bir alaca yoktur. bir müridine evliliği tavsiye eder. Anadoluya dönmelerini tavsiye etmiştir. kavmine: ‘Şübhe yok ki Allah. Oğlan çocukları haşhaş içmekten sapsarı kesilmiş. mahallede avret yerleri açık gezen bir mecnun kadın vardır. kızlarımız berbad oluyor. Kıbrısî Anadolu’da maddi ve manevi yatırımlara ihtiyaç olduğunu da belirttiği ifadeleri şöyledir: “Kendisini toparlayabilen kimse İslam ülkelerine dönsün… Zayi ettiğimizin haddi hesabı yoktur.’ (Onlar) ‘İşte şimdi gerçeği getirdin!’ dediler. haça tapanların olduğunu ifade ederek. birincil derecede önemi haiz değildir. şuan evlilik sırrına vakıf âlimler zümresinden olduklarını söylemiştir. size bir bir sığır kesmenizi emrediyor!’ demişti. Kıbrısî. 60 . ne de (su taşıyarak) ekin sular bir sığırdır. bakanların hoşuna giden bir sığırdır. Ne kârı var bize Avrupa’nın… Bizim nasihatımız Allah içindir. Bunun üzerine onu (bulup) kestiler.saltanattv. fakat nerede ise (bunu) yapmayacaklardı. namaza. İnsana benzer tarafları yok. onun renginin ne olduğunu (da) bize açıklasın!’ dediler. nasihatin ittiba edilmesi için yapıldığını beyan etmiştir. “kiminle evleneyim sultanım” diye sorunca. vergi alacak değilim. Mürîdi. Binaenaleyh. yapın! (Onlar bu defa) ‘Bizim için Rabbine duâ et. Bu hadiseye göre Şeyh Şeraffedin.kurbanı misalini vermiştir. tesbihata devam etmelerini ve dışarıda yemek yememelerini tavsiye eden Kıbrısî.org/Arşiv/Audio/EdepBuKapıda(1986).” Bakarâ: 2/67-71. güçleri yok. bu tavsiyesinde bulunmuştur. Şeyh Nazım bu hususun anlaşılması için Şeyh Şerafeddin ile müridi arasında yaşanmış bir hadiseyi nakletmiştir. Bununla berâber eğer Allah dilerse. 290 www. rengi sapsarı. orada bulundukları müddetçe temizliğe. edebleri yok. onun ne olduğunu bize iyice açıklasın!’ dediler. Sohbete ait kayıt ses arşivimizde mevcuttur. Şeyh Nazım. Dağıstan’da yaşayan bu iki çocuğun. Mürîd sorduğu sualin yüküne tabî olur ve mecnun kadın ile meşakkatli bir evlilik hayatı yaşarken 2 çocuk sahibi olur.’ (Onlar tekrar şöyle) dediler: ‘Bizim için Rabbine duâ et. şübhesiz biz elbette doğruyu bulan kimseler (olur)uz. nasihatın incelenmesi gereken fikrî yanları. onun ne olduğunu bize iyice açıklasın! Çünkü bize göre sığırlar birbirine benzer geldi. (Mûsâ) şöyle dedi: ‘Şübhesiz O (Rabbim) buyuruyor ki: ‘Doğrusu o. bu (ikisi)nin arası (orta yaşta) bir sığırdır. ne yeri sürmek üzere boyunduruğa vurulan. Gençlerimiz gidiyor. Kusursuzdur. sevgileri yok.’ Artık ne emrolunuyorsanız. işleri yok.289 Bu düşünceden hareketle Kıbrısî. ne yaşlı ne de genç.

Anadoluda’ki Müslümanlar takviye bekler… Kazandıkları serveti Anadolu için sarfetsinler.org/tr_YurtDisinda_30-10-10_600. 08/2012 tarihinde görüldü. 61 .”291 291 http://saltanat.

297 anlamlarında zikredilmiştir.” Mücâdele: 58/11 .295 Kur’ân-ı Kerim’de birçok yerde zikredilen ilim. Beyrut 2005. sıfatlarını. İLİM-ÂLİM: Anlamak. el-Müfredât fi Garibi’l-Kur’ân. bir şeyin zatını bilmek ve o şeyin varlığına ve/veya yokluğuna ait kaide ve hikmetleri bilmek olarak tasnif edilmiştir. Dâru’l-ma’rife. Arapça bir kelime olarak.292 İlimin manası olan idrak. 293 Isfehanî Râgıb. bir şeyi hakikatiyle idrak etmek. Kâhire 1992. c.İKİNCİ BÖLÜM ŞEYH NAZIM-I KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI 1. Beyrut 1999. c. s. İstanbul 2012. 343. c. kavrayışı mükemmel. 9. irfan ve marifet sahibi anlamlarına gelir. 124. anlayışlı. 149. Kâşânî Abdulrezzâk. Uludağ Süleyman. 502 Beyrut Tarihsiz. 9. 297 “Onların içinden bir grup Hak ve hakikati bile bile gizlerler. hem iman gibi Allah tarafından bahşedilen bir atiyye.296 hem de gayret neticesinde kesbedilen bilgi. s.. s. Mektebetu’l-Lubnan. Curcanî Ali b. Dâru’l-Ma’rifet. 62 . Dâru’l-minat. 44. ss. gibi anlamlar taşıyan ilim. s.2.” Bakara: 2/46 . yakinen tasdik etmek. bilmek. Keşşâfu’l-ıstılahâti’l-funûn ve’l-ulûm. Müessesetu’r-risale. kendi zatını. Kitâbu’t-ta’rifât. 295 İbn Manzûr. Ârif. 1140. Muhammed eş-Şerif. 298 Yûsuf: 12/76. ilim kelimesinin ism-i faîli olarak bir şeyi idrak eden kişi. Tasavvuf Terimleri Sözlüğü (TTS).”298 ayeti ile 292 İbn Manzûr. Kamûsu’l-muhît. 294 Firuzebadî. İLİM VE MARİFET İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: a. Beyrut 1983. ilim sahibi olarak bilen kişi. bilen. Lisânu’l-Arab. isimlerini ve fiillerini müşâhede ettirdiği kimselere denir.: Ali Dehrûc. Firuzebadî Mecdeddin Muhammed b. Istılahâtu’s-sûfiyye. 370-375. s. Tehânevî Muhammed Ali. yakinen tasdik eden kişi manalarına gelmektedir. 153-157. âşinâ. age.. cehaletin zıddıdır. Kamûsu’l-muhît. Yakub. Allah’ın (cc). vâkıf. 1215-1219. Kabalacı Yay. tanıyan. ss. Tah. Kur’ân-ı Kerîm’de her âlimin sahip olduğu ilme göre diğer âlimlere üstünlüğü “Her bilenin üstünde bir bilen vardır.294 Ârif. 296 “… Kendilerine ilim verilenler için ise dereceler vardır. Beyrut 1996. s. 1140.293 Çoğulu ulemâ olan âlim ise. Dâru’l-ihyâ. s.

s.302 Sühreverdî. peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). Bu ilim.: Muhammed Fuad Abdülbaki. “Allah’tan ancak âlim olan kullar korkar”299 ayetinde âlim. Beyrut 2001. Âl-i İmrân: 3/179. size gaybı bildirecek de değildir. Avarifu’l-meârif (Gerçek Tasavvuf). haşyet sahibi kişiler olarak bildirilmiştir. Yezîd Gazvîniyyi. yakîn ilmine sahip olanlardır. Sahihu’l-Buhârî. hususi ve umumî olmak üzere iki çeşit ilimden bahsetmiştir.”304 hadis-i kutsisini delil gösteren Mısrî. Bu mahiyetteki ilmin doğruluğundan şüphe olmaz.”300 ayeti bu bilgiye delalet eder. müşâhedesiz. Nazar ve istidlalle ulaşılan umumi ilime sahib olanlar. ilme yüklenen diğer manalar ehemmiyet arz etmektedir. Fiten. Bu düşüncelerine “Bir kulumu sevince Ben. Ter. bu ilmi haiz kişileri ârif olarak tanımlamıştır. ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn derecesinde olduğundan. dünya âlimleridir. 303 Sühreverdî Şihâbuddin. ahiret âlimleridir. Süleyman Uludağ. Tah. Sünen-i İbn Mâce. 304 Buhârî Ebu Abdullah Muhammed b.: Dilaver Selvi. artışı olur. 344. 305 Attar Ferdüddîn. gaybi müşâhedeler tecelli eder. İstanbul 1999. Haleb Tarihsiz. İbn Mâce Ebu Abdullah Muhammed b. Dâru İhyâu’l-Kutûbu’l-Arabiyye. 16. Rikak. ss. Dâru’l-kitâb elilmiyye. habersiz. ilimdir. Bu ilmin sahipleri. onların diliyle ifade edilmektedir. el-Müfredât. Kalblerine şek ve şübhenin bulunmadığı. ss. 38. Dolayısıyla lügavî manasının yanında. kulu Allah(cc)’ın kurbiyyetine iten kuvvettir. ilim sahibinin kalbine ilham olunan ve inzal edilen sekinettir. Dimeşk-Beyrut 2002. Nazım Efendiye göre ilim. Hususi ilim. Bu ilmin kalbine ulaştığı kişi. Bursa 1984. Fakat Allah. s. Dâru’l-İbn Kesîr.bildirilmiştir. “…Allah. Tah. bulunduğu kalbde iman. Bu bilgi. Bununla birlikte sadece Allah’ın bildiği ve seçtiği peygamberlerine bildirdiği gayb ilimi vardır. sıfatsız ve perdesiz olarak görür. kutsal 299 300 Fâtır: 35/28. c...303 Bazı Sufîler. Ter. 302 Kuşeyrî Ebu Kâsım Abdulkerim. gözsüz. Umumi ilim ilme’l-yakîn derecesindeki bilgidir.: Halil Mensuk. 49-51. 301 İsfehanî. İsmâil. Bu yüzden onların sözü Hakk’ın sözü olup. âriflerin dolaşmalarının bile Hakk’ın dolaştırmasıyla olduğunu söyler. İlim ve Kültür Yay. konuşan dili ve tutan eli olurum. ilimsiz. Meselâ Zinnûn-i Mısrî’ye göre ârif. onun işiten kulağı. 63 . 214-215.301 Kuşeyrî’ye göre âlimler. 190. Allah’tan hakkıyla korkan ve O’na şükredendir. Semerkant Yayınları.305 Nazım Efendi’nin âlim veya velî tanımlamalarında temel teşkil eden kavram. gören gözü. Tezkiretü’l-evliyâ. 1-2. er-Risaletu’l-Kuşeyriyye.

Şeyh Nazım’a göre. Kutsal kitaplarda bildirilen bu ilahî ilme zıt olan bilgi ve idrakler. Bilim adamları. O ilmiyle masivayı ve yaratılmış her şeyi adedi ve hikmeti ile bilir. bilgi hamillerinin âlim olarak vasıflandırıldıklarını söyleyen Nazım Efendi: “Âlim. 306 307 Atay. Dolayısıyla bu bilgiler. 31. imana muhalif olmayan bilgileri içerir. s. bilimsel bilgiyi ve tekniği putlaştırırlar. ilmin kuvvetiyle. 310 Cum’a: 62/5. Tasavvuf Sohbetleri. Bu semavî olan ilme iman etmeyenler. onun ihtiva ettiği bilgiyi tanımazlar. Şeyh Nazım’ın âlim tanımlamalarında zımnen bulunduğu şüphesizdir. 308 el-Hakkânî. cennetten gelir. “Kendilerine Tevrat verildiği halde onun yükümlülüğünü yerine getirmeyenlerin durumu. Hakk’ı bulamamıştır.kitaplarda mevcuttur. Sahip olduğu bilgi ile ilahî kudretin ve düzenin arasında bağ kuramayan. s. kendilerine fayda vermeyen hayırları yüklenmesine rağmen. İmana muhalif bilgiler ilim olmadığı için.306 Nazım Efendi’nin tanımladığı bu ilmin. ilmi temsil etmemektedir. 185. ilmiyle amil olmayanlar. 185. Nazım Efendi’ye göre. günlük hayatta kullanılan âlim tanımlamasından ayrılan. ilmin kurbiyyete itici gücünden nasipleri yoktur. velî tanımına yaklaşan bir âlim anlayışından söz edebiliriz. Dolayısıyla. Nazım Efendi’ye göre mahlûku bilmeden Hâlık(cc)’ı bilmeye yol yoktur. kurbiyyete sevk olunurlar diyebiliriz. s. 309 Kıbrısî. o bilgilerin hamilleri. kuru bilgi hamili halk arasında âlim olarak bilinse de âlim değildir. s. 167. Aynı eser. Sonradan unutulacak olan. 64 . bu ilme itibar etmedikleri için. kula dönük yönünde her şeyden önce iman vurgulanmaktadır. insan idrakini Allah(cc)’ın kurbiyyetine itmez. Bu bilginin doğruluğuna inanmayanların. ciltlerle kitap yüklenmiş eşeğe benzer…”310 ayeti.307 Başka bir ifadeyle Şeyh Nazım’a göre ilim. ârif-i billah olan kimsedir. ezberlenmiş. Batıda bir Nakşî Cemaati.308 Bu düşünceyi tersinden okuduğumuz zaman. İlim olarak haiz olduğu tüm bilgilerle Yaratıcıyı tanıyan kişi ârif -i billah olan âlimdir. ilmiyle semavî bilgilere ulaşan bilim adamları ise. Kutsal kitaplardaki bu bilgi ise. profesör unvanına sahip dahi olsa cahildir.309 Şeyh Nazım’ın bu tanımlamasına dayanarak. Cuma Sohbetleri.” der.

Hz. Dâru’ş-şaâb. Muhammed. Bu derecede ilimle uğraşanlar. Yahut verdiğiniz ilaçlar. Birincisi. Mısır/İskenderiye’de karşılaştığı bir âlim. c. hidayete. 1970’li senelerdeki Müslüman toplumların ictimaî durumlarını delil gösterilerek.”311 Şeyh Nazım’ın bu ifadelerinden iki çeşit ilim ve âlim tanımlamasına ulaşmaktayız. Hz. s. kişinin kendisini ve çevresini.313 İkincisi faydalı ilimi bilmelerine rağmen. kendi hayatını düşünmeyerek. Giydiği elbisenin cepleri yılan ve akrepler gibi öldürücü şeylerle dolu olan kimsenin. Gazalî Ebu Hâmid Muhammed b.Bununla birlikte.1 (cüz 1). ss. Kitâbu’d-duâ. 65 . toplumu da dönüştürmekten aciz kalmış bir kişi portresi çizilmiştir. faydasız ilim sahibi âlimlerdir ki bunların ilmi. kâlden hâle dönüştürülmemiş ilim gibi değildir. bu ilimle âmil olmayan. umum tarafından âlim olarak bilinen zatların. c. İhyâ-i ulûmu’d-dîn. kulluğa ve iki cihan saadetine sevk etmez. Şeyh Nazım’ın misalinde. Sihir. Peygamber(sav)’in “Allah'tan faydalı ilim dileyiniz ve (sahibine) fayda sağlamayacak ilimden Allah'a sığının”312 tavsiyesinde işaret ettiği faydasız ilme sahip olanlar. Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre. hem o 150 bin âlime… 150 bin âlimin bulunduğu memleket. 313 İmam Gazalî bu manada ilmi farz olan ilimler ve makbul olmayan ilimler olarak tasnif etmiştir. kendisi tabib zannedilen ancak. 1-4 (cüz1-16). o ilmi içselleştirip geliştiremeyen kişilerdir. bu halde mi olacak? Nerede sizin ilmî kudretiniz? Demek ki sıfırdır… 150 bin doktor! Yüz elli bin doktor olduğu memlekette bu kadar hasta olur mu? Demek ki sizin hiç tedavi ettiğiniz yok. Arif-i billah olan hakiki âlimin hayatındaki marifet ilimi. İlahî kitaba muhalif olamayan ilim de iki şekilde ele alınmaktadır. tılsım ve yıldız falları olarak saydığı ilimlerin yanı sıra hacet miktarının üzerinde talim edilen ilim-i zahirin makbul olmadığını belirtmiştir. Muhammed b. şu cevabı verir: “Maşallah hem sana. İbn Mâce. Tasavvuf Sohbetleri. yaşadığı bir hadise üzerinden ifade etmiştir. tedavi ve ilaç ilimleri olmayan kişilerdir. 5963. hepsi müddeti geçen ilaçlar. 3843. İsa’nın şöyle dediği rivayet edilir: “Hepsi meyve vermedikten sonra ağaçların çokluğu ne işe yarar? Hepsi mürşîd olmadıktan 311 312 Kıbrısî. taşıdıkları ilimlerde kuvvet ve kudret bulunmadığını. Gazalî’ye göre başkasının düzelmesi uğruna kendini helak eden kimse gibi ahmaklardan sayılır. başkasının yüzündeki sinekle meşgul olması en büyük ahmaklık. teşhis. elEzher’de 150 bin âlim var deyince Şeyh Nazım. 132. hâle dönüştürülmüş ilmin bir kudreti ve şerefi vardır. Kıbrısî. Bkz. Dolayısıyla her iki durumda da ilmiyle benlik dönüşümünü tamamlayıp.

dikkat çekmiştir. ss. 58. 318 Kıbrısî (Qubrusi). ne fayda sağlar”314 Nazım Efendi tarafından yapılan ilim yorumunu temel alırsak. 102. âlimlerin çokluğundan ne fayda var? Hepsi olgun olmayınca. vehbî ilimdir. Book Two.”317 hadis-i şerifine atfen. s. 317 Münavî. “Ümmetimin en şereflisi Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyen ve onu yaşayanlardır. ilmin çokluğu. Ter. Pakistan 2009.: Mahmut Kanık. Ma’rifet ve Hikmet. kesbî ilim sahibini âlim-i lisan. Mercy Oceans.318 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Bir sohbetinde. İslam Enstitülerinde eğitim görevlisi olan gayri-müslim profesörler ile Müslüman profesörler misali üzerinden izah etmiştir. yaşadıkları ilmin ötesindeki vehbî hakikatlere ulaşırlar. Mesela İbn Arabî ilmi. umumun genel olarak kullandığı âlim terimini tam olarak karşılamadığı için Nazım Efendi. vehbî ilim sahibini ise âlim-i kalb olarak tanımlamaktadır. 1/522. Söz konusu yaklaşıma istinaden. tatbik edildiği zaman şeref kazandırdığına. “Bizim uğrumuzda cihat edenlere (çaba harcayanlara) şüphesiz yollarımızı göstereceğiz.”316 Ayetinin. akıl ilmi. Şeyh Nazım. âlim kavramını velî ile ilintili olarak izah etmiştir. 316 Ankebût: 29/69. Yani vehbî ilim sahibi. velî kul anlamına gelmektedir. Ancak bu anlayış. nebevî ilim ve nazarî ilim şeklinde de tasnif etmiş ve ilmin zirvesi olarak marifeti göstermiştir. haller ilmi ve sırlar ilmi olmak üzere yaptığı tasnifin yanı sıra. İstanbul 2011.sonra. Feyzu’l-Kadîr. hakiki ilmi haiz olduğu için âlim olarak nitelendirilmesi gereken kişidir. âlim ve velî tanımlamalarındaki benzerlik ve ayrılıkları. Kur’ân ilminin dahi. 500. Haqqani Publishers. İz Yayıncılık. Tenbihu’l-gâfilîn ve bustanu’l-arifîn. 64. bu anlayışa temel teşkil ettiği kanaatindeyiz. Dolayısıyla hakiki ilmin kaynağı bakımından esas olan kesbî ilim değil. 66 . Ter.315 İnsanları Allah(cc)’ı tanımaya ve ahiret saadetine sevk eden ilimleri bilenler ve bu ilimlerle benlik dönüşümleri yaşayanlar. İbn Arabî Muhyiddin. gerçek âlim olan kişi. Allah(cc)’a yakın olmuş. s.: Abdülkadir Akçiçek. Zira Allah iyilik yapan ve iyi kulluk edenlerle beraberdir. 314 315 Semerkandî Ebu’l-Leys. ıstılahta ilmin çeşitli tasnifleri yapılmıştır. Şeyh Nazım’a göre İngiltere’deki İslâmî ilimleri okutan gayr-i Müslim akademisyenlerin. meyvelerin çokluğunu kim neylesin? Hepsi faydalı olmayınca.

322 Tirmizî Ebu İsâ Muhammed b. Bu anlayışa ıstılahta temel teşkil edecek görüşünü Bâyazıd-ı Bistâmî şöyle ifade etmiştir: “Miskinler. Haz. 42. 67 . 59. Dâru’l Karbu’lİslâmî. 325 www. Tah.”322 hadis-i şerifinin etkili olduğu şüphesiszdir. Bu hadisi-i şeriften hareketle. Hudûd. video arşivimizde mevcuttur.321 Şeyh Nazım’ın âlim-i lisân ve âlim-i kalb tasnifinde ve ıstılahtaki ilim tasniflerinde “Ümmetim içinde en çok korktuğum kimseler. Fiten. 1994. Hakkâniyye Dergâhlarında. Zühd. bu ilmin Hakikat-i Ahmedîyye’den. İbn Mâce. Beyrut 1996. “Hiç bilen ile bilmeyen bir olur mu?”320 ayetini delil getirmiş ve ayette de zikredilen bilenlerin (âlimleri). Oysa biz ilmimizi.sufilive. 319 Bu manadaki âlimlere Kıbrısî’nin vekilleri. 21. TDV Yay. 67. 124 .com/video/archive/100808-signs-of-the-knower-in-Allah. 2008 yılına ait bu sohbet. veliler olduğunu ifade etmişlerdir. Câmiu’l-kebîr. 24. kalbiyle câhil olan münâfıklardır.: Süleyman Uludağ. Tasavvuf Sohbetleri. Ancak Gayr-i Müslim profesörler. Bu hadis. 323 Bistâmî Bâyezîd.. Ank. ilimle alakalı sohbetlerde sıkça tekrarlanmıştır.sufilive.: Beşşâr Avvâl Ma’rûf. İsâ . ledunnî ilim olan ilm-i kalb bakımından mukayese edildiklerinde gerçek ilim sahibi olan evliyalara müşterek olamazlar. 321 www. Şeyh Nazım’ın ilm-i zahir ve ilm-i batın anlayışında etkili olduğu şüphesizdir. Ölümsüz Diri’den almış bulunuyoruz ”323 Ebu Hureyre(ra)’nin “Nebî(sav)’den iki kab (dolusu) ilim belledim.”324 rivayeti. sözüyle âlim fakat. s. s. İlim.Müslüman akademisyenlerden ilm-i lisan bakımından farkı yoktur. 324 Buharî. Hakkâniyye yayınlarında. Zümmer: 39/09. 12. Zühd. Kıbrısî’nin ilahiyatçı akademisyen ile zahir uleması arasında yaptığı mukayesenin manası daha açık görülmektedir. Bunlardan birini (size) açıkladım. Hayatı Eserleri Fikri. Diğerine gelince onu meydana çıkaracak olsa idim şu boğazım kesilir.Görüntülü sohbet video arşivimize mevcuttur. Bu manada pozitivist bilgiyle kendisini dönüştüremeyen bir ilahiyatçı akademisyen ile. evliyaların kalbine indiğini ve bu ilmin Peygamber(sav)’in ilmine nisbeten okyanustan bir damla gibi olduğu yazmaktadır. 61. Hudûd.com/020909-msh-oakland-gssl-intro-noonecandenywhatawliyahsay. ilimleri ölünün ölülerden yaptığı rivayetlerden elde etmişler. bildiğini yaşamayan. zahir uleması arasında fark yoktur.325 319 320 Kıbrısî.

Mesela âlim. Mekke’nin fethinden sonra Mekkeli müşrikleri af etmesini misal getirerek. zaman z aman halkın tanımladığı mânâda da kullanarak. Peygamber(sav)’in örtünmeye uygun giyinmeyen Müslüman kadınlarına olan hitabı misal verilmiştir.g. Evliyalar. Şeyh Nazım’a göre Hz. a. hal ü şanından bildiriyoruz. Bu yön peygamberlerde daha ağır basar. Tasavvuf Sohbetleri. yani velî kulda doğal olarak bir arada bulunan merhamet. onlara merhamet eder.”327 Hakikat ilmine vakıf âlim. Allah (cc)’ın velî kulları ise insanlara hakikat gözüyle baktığı için onları mazur görür.329 326 327 Kıbrısî. 328 Bistâmî. Sonra biz. velî ile aynı manada ifade ettiği âlim kelimesini. yine Peygamber(sav)’in sözlerinden. Yani halka halk gözüyle bakan. Hz. onlar için Hakk’a giden yol olur. 100. evliyalar mazur görür dedik. halka Halik’ın gözüyle bakan. velî ile mukayeseli olarak farklarını ifade etmiştir. insanlara ilim gözüyle baktığı için onların kabahatlerini görerek. Hayatı Eserleri Fikri. Aynı eser. s. s. Peygamber(sav)’in sıfatı ile vasıflandırmaktadır: “Demek ki Peygamber(sav)’de ilim gözünün sertliği yokmuş. 68 .326 Hz. Şeyh Nazım’ın anlayışına temel teşkil edecek bir terminoloji ile ıstılaha kaydetmiştir. Peygamber(sav). Onu nereden icat ettin derlerse. 32. onları mazur görür. Bu misalde ahir zamanda yaşayacak Müslüman kadınların. Ledunnî ilim sahiplerinin ayrıcalıklı keyfiyetlerini Bâyazıd-i Bistâmî. onları Allah(cc)’tan uzaklaştırmış olur. 329 Kıbrısî.328 Yine bu hususla ilgili olarak. s. bu kabahatleri onlara yükler ve onlara buğz eder. bu kadınları ümmetimin kadınları olarak tabir etmiştir. Hızır(as)’a verilen ledunnî nimeti anımsatmaktadır. şu cümleler ile evliyayı.e. nazarı Peygamber(sav)’den almadır.Nazım Efendi. s. onlardan nefret eder. Bu nimet ise Kıbrısî’ye göre ayrıcalıklı bir keyfiyettir diyebiliriz. 33. Buna göre kim halka ilim (zahir ilmiyle) ile bakarsa. yakinen bilmiyorlar diyerek onlara şefkat gösterir.. örtünmeye uygun giyinmediği için tekfir edilmediği bildirilmiştir. Peygamber(sav)’in Taif’te ve Uhud Gazvesinde yaralandığında ettiği duayı. 112. Kendilerine malik değiller. Kim halka hakkikat (sufî) gözüyle bakarsa.

Ancak bu rivayette haber verilen kadınların. 303.331 Nazım Efendi’ye göre Müslümanları. Bu sırlardan birine göre insanların hepsinde rablik ilan edebilecek derecede. s. Milsan Basın. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/Mirac Konusu. bu kadınların Cehennemlik oldukları haber verilmiştir. Allah(cc)’ın zâtı gibi sorgulanamaz mahiyettedir. günahlarından dolayı tekfir etmek yerine. Cennet 52. sadece o kula mal edilemeyeceği ile ilgilidir. yaratılış akidesine kadar genel tasavvuf anlayışıyla ilgili olarak ele almak gerekmektedir.330 Dolayısıyla nakiller içerisinde. Bu hediyenin kimlere ne şeklide dağıtıldığı hususunda sorgulama ise kulun edeb sınırını aştığı yerdir. Bu ise kulda kibir. aynı zamanda. Dolayısıyla Allah dostları..: Abdülaziz Bekkine. kulun dünya hayatında iman dairesinde olması. Gümüşhanevî Ahmed Ziyâüddin. 331 Kıbrısî’ye göre evliyanın bir vasfı da miracdaki sırları bilmektir. Bu açıdan bakıldığında. o imana sahip olmayanlara merhamet eder. 125. iyilik ya da kötülüğün zahiren tayin edildikten sonra. 333 İman ve küfür gibi ezelde yapılan bir rızk taksimine rağmen. faziletli davranış işleyen kul da yüceltilmez. 332 Kıbrısî. Tah. kendine hediye olarak bahşedilmiş iman ile başkasını hor görmez. karşılığı ödenmemiş bir atiyye. kula karşılıksız verilmiş bir hediyedir. Bu tercihte ise. onları işledikleri günahlardan vazgeçirmek için gayret etmek ve dua etmek gerekir. yevmu’l-ezel anlayışından. takdir-i ezelî ve lütfu ilahî olması hasebiyle. Sünen-i Ebu Dâvud. Ancak onlar cennete giremez. cennetin kokusunu bile alamazlar. Mektebetu’l-marife. Ebu Dâvud Süleyman b. s.: Muhammed Nasıri’d-dîn Albânî. sahip olduğu imanı bile kendine atfetmediği için. Kendi derinliklerindeki gizli şirkin en küçük zerrelerini temizlemeye çalışır. kendinde bulunan imanın. Şeyh Nazım’ın bu anlayışı.Söz konusu hadisle ilgili farklı nakiller vardır. ucub. Kıbrısî’nin söz konusu yaklaşımının etkili olduğu şüphesizdir. Farklı bir nakli için Bkz. Kıbrısî tarafından tercih edildiği görülmektedir. olmayana karşı merhamet gerektirir. İman hediyesi verilmemiş kullara gadap ve buğz ile yaklaşmak. Yani. Yani nasıl haram fiil işleyen bir kul hemen tekfir edilemez ise. cehennem ehli kulların ahirette ateşe atılmasındaki mana ve hikmete Kulluk Makamı (Âbid) Konusunda değinilmiştir. fakat çıplak birtakım kadınlar olacaktır. Ramûz el-Ehâdîs. Müt. 69 . Tasavvuf Sohbetleri. Yersiz 1982. gizli bir şirkin bulunmasıdır. Mirac bahsinde de değinildiği üzere evliya. Müslüman olup olmadıkları cümle kuruluşunda belli olmamaktadır. Riyad Tarihsiz. Bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. Bkz. Eş’as es-Sicistânî.332 Nazım Efendi’nin bu düşüncelerindeki temel anlayışı. Libas.333 Dolayısıyla iman gibi önemli bir atiyyeye sahib olmak. Ebu Davud’un eserinde bildirilen rivayete göre. 112. gadap ve 330 Ümmetimin son dönemlerinde giyimli. zımnî olarak hak edildiği anlamına da gelmektir. kucaklayıcı manaları bulunan hadislerin.

70 . tafsilatlı değildir. Bu düşünceye göre. Misvak kullanınız!”337 diyerek. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. İşte insan da ancak. nefislerin ve şeytanın kullara işlettikleri kötü fiillerdir. sizleri dişleri sararmış ve ağızları kokuyor olarak görüyorum. s. ehl-i küfüre merhametle bakarlar. 638/1240)’nin şu ifadeleri. 26207.Mirac. 334 335 Bu tezde bkz. Kenzu’l-Ummâl fi Sünen-i’l-Egvâli ve el-ef’âl.338 Allah(cc)’ın el-Hakîm isminden dolayı insanların hatalarını mazur görmek mevzuundaki ifadeler. söz konusu ilgiyi açıklayıcı mahiyettedir. Peygamberimiz(sav). ledunî ilimlerden ve bu ilimlerin beraberindeki engin merhametten zuhur ettiği görülmektedir. meleklere ve cinlere kıblegâh olurken. 337 Bendî.şirk gibi potansiyel günahlara işarettir. kişiler değil. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. Şeyh Nazım’ın görüşünü anlamak bakımından mühimdir.335 Bu ilim peygamberlerin ilmi olduğu için onlar. Dolayısıyla ıstılahta bu anlayışı ihtiva eden görüşler. “Bana ne oluyor ki.334 Âdem ile azazil (iblis) bu noktada birbirinden ayrılırlar.Veli-Evliya. 113. İnsan ihtiyarını şeytanın ve nefsinin telkinlerinden yana kullandığında günahlar işlenmiş olur. Peygamberlerin varisleri olan evliyalar. 112. Yersiz Tarihsiz. hidayetleri için uğraşırlar. 338 Kıbrısî.: Bekir Hayyâbî. Müessesetu’r-risâle.336 Bu tavırlarda Mü’minlere zirve derece model teşkil eden ve usve-i hasene diye tabir edilen Hz. inanmayanlara karşı peygamberane tavır takınırlar. Tasavvuf Sohbetleri. Kıbrısî. Suçu kendine atfeden Âdem. Makamlar ve Seyr-i Sülûk ile İlgili Kavramlar/Mürşîd. Hüsâmeddîn. Dolayısıyla bu tavırlar. Allah(cc)’ın el-Hakîm ismiyle izah etmiştir. 339 Tâha: 20/50. Allah(cc) hükmetmedikçe.Sır Konusu. Bu açıklamaya göre Şeyh Nazım tarafından kerih görülen. 90. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. Bu mevzuda Muhyiddin-i Arabî (v. iblis kovulanlardan olmuştur. Şeyh Nazım bu düşünceleri. Hak Dost 4. başkalarında zahiren görünen hataları bile kendine izafe etmeye yönelmiştir. 336 Ayrıca bu tezde bkz. Tah. Aliyyu’l-Muttakî Alâddîn b. insanlar harama düşmezler. hikmetin gerektirdiği şeyi vermekle “hakim” diye adlandırılabilir… Demek ki hikmet ehli için bu âlemde. bu sırrı ve hikmeti haiz oldukları için. Ancak Allah(cc) bu konuda insanın ihtiyarını serbest bırakmıştır. “Allah Teâlâ’nın ‘Her şeye yaratılışını veren Rabbinizdir’339 sözü de Hakîm isminden meydana gelmiştir. 9. ss. c.

hayrı izhar eden bir sayfa olduğunu görür. onlara bizim ilmimizden 340 341 İbn Arabî. âlim ve ârif gibi kavramlar tanım kazanmaktadır.341 Allah’ın nûru başlığında detaylarıyla incelediğimiz üzere bu nûr. Hakiki ilmin kuvvet ve kudreti. kıyamete kadar yeryüzünde bulunacaktır. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den (1407/1973) naklettiği şu cümlelerle ifade etmiştir: “Bize bir dinleyecek kimse gösteriniz de. ss. Bu hikmetlere bakınca şerrin dahî. yine ilim. Bu noktada ilm-i lisanı ve ilm-i kalbi temyiz etmede. hakiki ilimleri bilmede. aslında velî olandır. yani Kur’ân’a göre kendisine ilim verilen zat. Onları meşru yollarla hayra davet eden bir siyaset izler. 31. Şeyh Nazım Efendi’ye göre hakiki ilmin şerefi vardır. bu konuyu. Marifet ve Hikmet. Hakikat ilmine vakıf âlim. tanımına bağlı olarak. Kıbrısî. isterse velî olarak adlandırılsın. 342 Neml: 27/40. 173-176. Nazım Efendi. Bu kimse halk arasında ister âlim.”340 Bu ifadelerden hareketle Şeyh Nazım’ın söz konusu anlayışı şöyle ifade edilebilir. Peygamber(sav)’den itibaren bugüne kadar sahabeler ve mürşidler aracılığıyla gelen nûrdur ki o. irfan. hikmet ve marifet kavramları belirleyici olarak karşımıza çıkmaktadır. Tasavvuf Sohbetleri. Nazım Efendiye göre. onlar Allah(cc)’ın veli kullarıdır. Böylelikle şerri izhar eden kullarda gördüğü. Süleyman Peygamber’in(as) Belkıs ile olan hadisesini haber veren ayet kadar yücedir. 71 . Bu durumdaki tavrını yine şeri’at-i Muhammedî belirler.Allah’ın kulları için koyduğu meşru yollarla bir siyaset söz konusudur. Çünkü kesin delile. kulluk makâmında bulunan. s. Cilve-i Rabbânîlerdir. yaratılıştaki hikmetleri de görür. yani hakiki âbid olan kimselerin kalblerine Kur’ân’la inen ve Hz. idrakte belli bir kemale ulaşmamış kişilere anlatılmaz. Bu şereften dolayı hikmet ilimleri. “Gözünü açıp kapamadan ben sana onu (kraliçenin tahtını) getiririm dedi”342 Dolayısıyla bu mahiyetteki ilmin. Nazım Efendi’ye göre bu kulların kalblerine nûru Nübüvvetten nûr tahsis olunur. Şeyh Nazım’ın bu konudaki tabirlerinin geneline göre âlim olarak nitelendirilen zât.

s. görüp yaşayıp tadarak elde edilen bilgi olarak da tarif edilir. Bu manada bilmek basit ve tekyönlü olabileceği gibi. Firuzebadî. tasavvur veya tasdik yoluyla olan kesin bilgiye denir. Marifet Allah(cc)’ı tanıma konusunda kesin bilgi. hakikate vâkıf olma.. Hakkı isim ve sıfatlarıyla bilip. biz o ilmi zayi etmiş oluruz. birleşik ve çok yönlü de olabilir. Bizi dinlemeyen bir kimseye bir söz söylediğimizde. s. bileşik ve çok yönlü ise ilim.346 Istılahta marifet. Sûfilerin ruhâni halleri yaşayarak. a. bilmenin mahiyetine göre anlam kazanmaktadır. bilinen şeye yönelen ve bilinen şeyden sadır olan işlere bağlıdır. c.g. Bu manada bilme. 345 Isfahânî. bir şeyi tefekkür ederek. marifet. Allah(cc)’ı bilme. Bilmenin basit ya da bileşik olması. Ta’rifat. Bununla birlikte. 836.söyleyelim. basit ve tek yönlü ise marifet olarak tanımlanmıştır. manevi ve ilahi hakikatleri tadarak elde ettikleri bilgi ve irfan ıstılahî olarak yine marifet olarak tanımlanır. 2. bilme. marifet.e. 154. a. Kamûsu’l-muhît. 72 . Tasavvuf Sohbetleri.1. Allah(cc) bilgisi anlamına gelmektedir. s. ma la-yânî yapmış oluruz. Keşşâf. 346 Tahânevî.345 Mutlak idrak olarak da tanımlanan marifet. Firuzebadî. Cürcanî. 343 344 Kıbrısî. sağlam görüş.”343 Şeyh Nazım. hikmet ve edeb kavramlarından temyiz edilmesi gayesiyle ilmin. s. kavrama. kulun Allah(cc)’a yaklaşmasında ilmi. Ayrıca lügatte. 133. 837. s.344 Bu bakımdan “ilim” kelimesinden manaca farklılaşır. 1583. sezgi. hakikati anlama ve şuur halidir. hikmet ve edeb gibi kavramlarla beraber zikretmiştir. idrakin cüz’i ya da küllî olmasına göre de ilim ile marifet tanımlaması yapılmıştır. iç tecrübe. İlim ve Marifet İlişkisi: Marifet lügatte. hikmet ve edeb ile ilgileri müstakil başlıklar altında incelenmeye çalışılmıştır. el-müfredât. idrâk etmek ve aklın şehadetiyle nefsin istikrar kazanması demektir. Marifetullah. 331. İlmin daha net anlaşılması ve marifet. anlama. s.

marifet keşfolunur. eşya onu kaplayamaz. tanımlanırken. Tah. marifet İman. 38 .. Ma’rifet ve Hikmet. daima Rabbinin emirleri üzerine olan. s. İstanbul 2004s. Cebecioğlu. Istlahatu’s-sufiyye. 350 İbn Arabî. 486. Hakk’ın vechi açılır. s.349 Ona ancak ibadet ve taatlardaki ihlâs ve takvâ ile riyâzet ve nefis tezkiyesi ile nâil olunur. TTS. 348 Uludağ. Mısır 1960. İman nûr. eşyayı kendine sığdırır ancak. şahit olduğu her şeyde. Dâru’l -kutubu’lhâdîs. Kur’ân’nın taşıyıcısı olan arif. 349 Tusî. Allah(cc)’ın bilinmesi “ilim” olarak nardır. el-Lumâ. ârif Allah(cc) ile nazar eder.. 348 Allah(cc)’ı tanıma eylemi ise “marifet” olarak tanımlanmıştır. zatını. 352 Kuşeyrî. merhametlidir. esmasını ve fiillerini gören kişidir. ârif in kalbi Allah(cc)’tan başkasıyla itminan duymaz denilir. Mü’minin kalbi zikr-i ilahî ile mutmain olurken. 353 Kaşânî.g. 73 .e. el-Lumâ. Ter. 154-164. 351 Tusî. âlimlerin ayrıntısını bilmediği. Mektebe lemisnâ bîgidâr. s. kalbi Hak için ayna olan. Hak ehli sûfîlerin üzerinde. İbn Meserre.sonra muameleleriyle Allah(cc)’ı tasdik etmek. 101. ss. sonra ilimleriyle bilirler.350 Dolayısıyla mü’min Allah(cc)’ın nûru ile bakar. bir Hakk vergisidir. sıfatlarını. İnsan Yay. ss. Allah(cc)’ın. gönüldeki vecdtir.352 Arif. Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözcüğü (TTDS). Allah(cc)’tan başkasını müşâhede etmeyen.. el-Müntekâ. 38. Anka Yay. a. nur sahibidir. 247. Bundan sonra Hakk ehline. 124. kalbine hakkı da bâtılı da sokmayandır. şöyledir. 354 İbn Arabî. Ebu Nâsır es-Sirrâc. Ethem. ss. ahlâktaki kötülükleri gidermek ve kalbine sahip olmak anlamlarına da gelmektedir.g.: M. 363-364. marifet.347 Tasavvuf ıstılahında âlim ve ârif tanımlamalarında belirleyici olan ilim..353 Arif. genellikle irfan ve marifetle birlikte ele alınmıştır. s. Âlimler. Hakk’la kâim olan ârif arasındaki fark. İstanbul 1999.354 347 Kâşânî. önce bir şeyi tanır.e. Necmettin Bardakçı. Abdülbâki Surûr.78.: Abdulhalîm Mahmud. bazı sufîlerin irfan tanımı ile benzeşmektedir. Hakk’ın hükmünden bir şey cereyan eder.351 Marifetin bu tanımı. 236. er-Risâle. Meselâ Kuşeyrî’ye göre ilimle kâim olan âlim ile. s. ihsan-ı ilâhi. ss. 342-343. a. Denilmiştir ki marifet.

355 356 http://www. hiçbir karşılık beklemeden ibadet eder. buna sahip olan kişiye ârif veya ârif-i billah denmiştir.naksibendihakkani. ilk anda öfkelenme gibi. yaşadığı her hadisenin Fâil-i Mutlak(cc)’tan olduğunu. Bu tanımlamaların anlaşılmasında. gafil. Âlemde görülen tesirleri vasıtalara bağlayan kişi.358 Lamî Çelebi (v. Hakk ile bakidir. 357 Marifete kul. Ârif. Çelebi’ye göre bu hadiselerden gâfil olan. âbid ve zâhidlerin aksine dünya i le birlikte âhireti hedeflemeyen kişidir. Ârif. O’na ibadet eder.org/Ilim-Ve-Edep-3042011.356 Edep. 3. kendi varlığında fani. c. Şeyh Nazım’a göre. Allahu Teâlâ’nın kendi zatını. aynı zamanda. olgunluk bakımında en yüksek özelliklere sahip olarak gördükleri ârifi.Hakkâniyye’nin resmi internet sayfasında irfan. 361. ruhâni hallerle manevi ve ilahi hakikatleri tecrübe etmek ve vasıtasız bilgi elde etmek olarak tanımlanmıştır. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Zamanla sûfîler. ulaşılır. Bundan dolayı ârif. düşünmeden. Süleyman. abid ve zâhidden üstün tuttular. hikmet ve marifet. Ebediyete Davet. taşınmadan. edep ve hikmetle beraber anılan marifet. edep ve hikmetle Marifet düşüncesi tasavvufî düşüncenin en zirve noktasını gösterir. 933/1532)’ye göre ârif. s. TDV İA. akılla elde edilmez.aspx. Genellikle ilim. s. Hak olmasından dolayı. 357 http://saltanat. rızaya muhalif hal zuhur eden. sıfatlarını. şirk-i hafî sahibi). tevbe eden kişi muteriftir (itiraf eden). 74 . Cenab-ı Hakk’ın. İbadeti ve kulluğu en tabi bir görev bilir. sufîler arasındaki anlayıştan farklı değildir. (08/2012’de görüldü). Bu üç hususiyet içerisinde en üst makâmda elde edilecek olan marifettir. Yani edep ve hikmet sahibi olunmadan marifet sahibi olunamaz ancak. Allahü Teâlâ’ya cehennemden kurtulmak veya cennete girmek için değil. Arif Md. duraksamadan bilen ve tüm hadiselerden razı olan kişidir. ruhâni gücün idraki ile marifete varılır. tamamlayıcı olan bir diğer kişi ise müşrik-i hâldir (dalgın. Ârif. 358 Uludağ. 64.com/?page_id=2072. isimlerini ve fiillerini müşâhede ettiği kimse olarak tanımlanmıştır. daha sonra bu halini idrak ederek. Şeyh Nazım’a göre evliyanın hususiyetlerindendir. el-Hakkânî. marifet sahibi olmadan edeb sahibi olunabilir.355 Şeyh Nazım’ın marifet anlayışı.. Marifet için aklın aciz kaldığı yerde. Bu yoldan elde edilen bilgiye marifetullah.

36. Mirahmadi. varoluş içindeki mükemmellik ve noksanlık ile ilgili olan ilim. huzur makâmında olan. hakke’l-yakîn makâmındaki tecrübeleri edinir. s. Kıbrısî’nin ilim ve marifet mevzuundaki görüşü.361 İbn Arabî’ye göre seyr ü sulûk ile elde edilen marifet. Allah(cc)’ın kendini kullarına tanıttığı ayetleri ve peygamberlerin getirdiği ilimleri kapsar. mürşîd rehberliğinde kendini tanımasıdır. fiillerine delalet eden isimlere ait ilimlerdir. ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn makâmlarıdır. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). muhabbet. Altıncısı. Bunlar. Rabıta ile desteklenen bu nefis mücadelesinden sonra. Beşincisi. Bu eserde.müşrik-i hâl olarak tanımlamıştır. şeri’atin bildirdikleriyle ilgili olan ilim. huzur ve fenâ makâmlarını ikmal eder. Sufi Meditation. Hakkın tecellisi ile ilgili olan ilim. Yani muhabbet makâmındaki mürîd. tazammun ettiği ıstılahî manalar. muhalefet bu dünyanın hakiki olduğu algısına karşı olur. ruhanî varlıkların zuhur ettiği bedenler âleminin 359 360 Camî. insanın kendisini tanımasıyla ilgili olan ilim. daha açık görülmektedir. s. hakikatler ilmi. Allah(cc)’ın tecellisi ile mütessir olan tüm varlığa ait kudsî ruhların. 361 Aynı eser.360 Bu makâmlar mürîdin amel dünyasına yansımaya başladığında ilk olarak nefsin hevâ ve heveslerine muhalefet gözlemlenir. ruhanî varlık olduğunu murakabe ile kabul eder. s. sâlikin ilmî tekâmülünü ve marifet derecelerini gösteren üç makâmdan bahsedilir ki bunlar. 75 . Şeyh Nazım adına yazılan ve Hakkâniyye yayınlarında yer alan bir eserde izah edilmiştir. ilme’l-yakîn makâmındaki bilgilere haiz olurken. Abdurrahman.359 Bu yaklaşımları göz önünü aldığımızda. Üçüncüsü. Fena makâmında olan mürîd ise. Allah(cc)’ın zatına. ilme’l-yakîn. bütün âlemin ibadetlerini kendinde toplayan insanın. Düşünsel olarak kul hakiki varlığın maddî varlık değil. Şeyh Nazım’ın marifette yüklediği anlamın. 31. yedi şeyi bilmekle olur. İnsan âlemin kapsamına girdiğinden. ayne’l-yakîn makâmındaki tecrübeleri edinir. Bu marifet aşamalarının herbirinde sâlik. ilaçlar ve hastalıklarla ilgili ilimdir. sıfatlarına. İkincisi. hayal âlemine ait ilim. bu tecellilere göre değişen hallerine ait ilmidir. âlemdeki noksanlıktır. insandaki noksanlık. Dördüncüsü Allah(cc)’a layık bir mükemmellik ve bu mükemmelliğin insan idrakindeki noksanlığına dair ilimdir. 71. Bunlardan birincisi olan hakikatler ilmi.

İsfehanî. Meryem 19/12. aynı zamanda. 96. İstanbul Tarihsiz. hikmet ve edepden üstündür... Sâd 38/20. Bu bilginin özelliği vehbî olması ve hakikate ters olmayan kesbî ilim ile çelişmemesidir.367 Kur’ân’daki emir ve nehiylerden oluşan nasihatlar. Al-i İmrân 3/48.” Bakara: 2/231. 365 Cürcanî. ilime ve hilme esas olan nübüvvet ilmi olarak tanımlanan hikmet. Kur’ân Terimleri Sözlüğü. el-Müfredât. İsfehanî. 128.ilmidir. hallerinde olan hastalıkları ve tedavilerini bilmeye dair ilimdir. Çünkü marifet. 85-154. onun varlığının ve mevcudiyetinin beşerî kader içindeki yerini idrak etmektir. mü’minin arınmışlık mertebesine nisbeten ulaştığı hakikat bilgisidir.371 362 363 İbn Arabî.2.369 nübüvvet370 gibi anlamlarda meal edilmiştir. ss. ss. el-Bakara 2/251. 366 “Ona Kitabı öğretecek…” Âl-i İmrân: 3/48.366 Kur’ân-ı Kerîm’in kendisi. Yedincisi. ss. Süleyman. s.” Nisa: 4/54. s. Marifet ilminin bir diğer hususiyeti ise. tecrübe ile kazanılan doğru bilgi. insanların sözlerinde. s. Hakk kelamı ve Kur’an ahkâmı manasına gelir.. Hakka uygun düşen kelam. Kur’ân ayetlerinde. a. 368 “Size indirdiği Kitap'tan ve Hikmet'ten. Kamûsu’l-muhît.362 Özetle Şeyh Nazım’a göre marifet. varlıkların hakikatini kavrama olan hikmet ilimlerini ve bu ilmin getirdiği zâhiri ve bâtıni edebi de ihtiva eder. Kendisiyle amel edilen bilgi neticesinde. Berzah âlemine ait ilimdir. 364 Firuzebadî. 367 “Rabbinin yoluna hikmet ile çağır” Nahl: 16/125. 370 “Biz Âl-i İbrahim'e Kitap ve hikmet vermiştik. 369 “Her birine hüküm vermiştik. ihtiva ettiği ilmin doğrudan Allah(cc)’a dair olmasıdır.e. 126-127. ıslah etmek üzere menetmek. en-Nisâ 4/ 113.364 Eşyanın hakikatini bilmek. 1095. 76 .” Enbiyâ: 21/79. Bu açıdan marifet.1. İşaret Yayınları.g. 338340. a.365 Hikmet kelimesi. peygamberin vaaz ve irşadları. Suretler ilimidir. İlim ve Hikmet İlişkisi: Hikmet kelimesi.368 insanların fehmi yani anlayışı. Marifet ve Hikmet. 371 Mukâtil b. söz ve davranıştaki isabet ve her şeyin en mükemmeli anlamlarına gelmektedir. Ta’rifat.363 Adalete. c. fiillerinde. kötülükten korumak ve adaletle hüküm vermek anlamındaki “ha-ke-me” kökünden türemiştir.

374 Tirmizî. 135. s. Nedim Tan. 1137/1713). Tasavvuf Sohbetleri. 320/940). 83. 35-37. Yani görünen her bir surette.g. s. ilahî isimler adedince hakikatler bulunur. Cebecioğlu. bu bilmenin gereği ile iş yapmak ve Allah(cc)’ı ilimlerin en büyüğü olan ilm-i ilâhi ile bilmektir. Kâhire Tarihsiz. 290-291. Bursevî’ye göre hikmet. s. hakikatler de suretlerden daha fazladır.: Ahmed Abülrahim Sâyih.378 372 373 Kâşânî. 75. Haz. Nesnelerin hakikati olan sırlar.374 Nazım Efendi’ye göre hikmet. Tah. dünya ve ahiret umûrunu hakikatleriyle gördüğü için. TTDS. İstanbul 2010. bâtıl olarak bilmek ve ondan kaçınmaktır...377 Melekût âlemi. nesnelere ait hakikatlerin dış âlemde (afakta). s. ss.Tasavvuf tabiri olarak hikmet.375 Yine onun anlayışına göre ilim.e. 135. 74. Hâkim. dünyayı terk etmiştir. hakkı hak olarak bilmek ve ona ittiba etmek. bâtılı. İz Yay. bir sözde ilk anlaşılan mana ile yetinmezler. ilmin ruhu olarak tanımlamıştır. Kâşânî. bâtıl bilgidirler. 378 Bursevî. O’na göre hikmet sahibi kişi. Çünkü kendileri semavî ilimle çatıştıkları müddetçe hakiki ilim değil. s.: M. Dolayısıyla ilahî kurbiyyete vesile olmayan bilgilerin ruhu yoktur. hikmet ehli tarafından bilinmektedir. kulu Allah’ın kurbiyyetine iten kuvveti haizdir. Istlahatu’s-sufiyye. Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş. olduğu gibi bilinmesi ve ona göre hareket edilmesidir. Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb. Merkez Kitabu’l-neşr. ss. eşyanın hakikatlerini bilmek. Bunun için kabiliyetli olanlar ve ince işaretleri kavrayanlar. tasavvuf literatüründeki genel tanımlardan farklı değildir. bu görüşe ontolojik izah da getirmiştir. Ona göre hikmet. 375 Kıbrısî. a. 276. mülk âleminden daha geniş ve kapsamlı olduğu gibi. hikmeti. anlaşılması gayret isteyen ikinci ve üçüncü dereceli derin manaları da beyan ederler.373 İlk dönem sufîlerinden olan Hakim-i Tirmizî (v. Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş (Varlığın Dili). 77 . ulemâ tarafından değil. s. 377 İsmail Hakkı Bursevî.376 Osmanlı sufîlerinden İsmail Hakkı Bursevî (v. ilmin ruhudur. 376 Aynı eser.372 Hikmet.

ss. Hikmet Md. Tefsiru Fahri Râzî (Mefatihu’l-Gayb). hikmet ve edebin edinileceği kaynağın sadece ilahî kelam olduğunu beyan eder. 78 .384 Bu manada Fahreddin-i Razî (v. Mü’minin yitik malıdır. s. 105. 15. s. Bu ahlak. c. 81. 17. 59. faydalarını görür. 173-192. 135. beraberinde edebi ihtiva eder. hal olarak his ve amellerinde bir rıza ahlakını oluşturur. Bu rıza. Hikmete göre yaşantısını tanzim eden hâkim ise. İbn Mace. ruhu olmayan cesede benzetmektedir. hakiki ilimin dahi kişiye faydası yoktur. Marifet ve Hikmet. Tasavvuf Sohbetleri. hâkime yeni faziletler edindirir. daimî saadete vasıl olur. c. c. TDV İA. Mercy Oceans. 1. Bu manada Farabî (v. bunlardan razı olur. hikmeti Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek. Suyutî. Hak Dost 4. el-Camîu’s-sagîr. 338/950)’ye göre hikmet.”385 ayetindeki hikmet. ss.386 379 380 Kıbrısî (Qubrusi). ilahî kitaplara ait sırlardır ve bu sırlara. 8. Fahreddin.382 Nazım Efendi’ye göre hikmet olmadığı zaman. bu bilgiye sahip olanların ellerindeki ilmi. o mutluluğu elde eder. aslında atomlar dahil her mevcudatın yaratılışındaki hikmetlere binaen zuhur eder. rıza ahlakıyla ifade etmiştir. Bu ise ruhun var oluş amacıdır. s. hikmet ehli. Razî’ye göre “Allah ona (İsâ’ya) kitabı (yazmayı). ss. 384 Kıbrısî. Zühd.. 383 Kıbrısî. 380 Bu açıdan bakıldığında “Hikmet. ancak akli ve şer’i ilimlerin kavranmasıyla vakıf olunur. 381 Tirmizî. 402. eşyanın düzen ve işleyişinin. 89.”381 hadis-i şerifinde ifade edilen yitik mal bulunulduğu zaman. 505-506. 386 Razî. gerçek mutluluğun ne olduğunu gösterir. Dâru’l-fikir. İbn Arabî. Buna göre hâkim. 88. hikmete uygun olduğunu bilir. eşyanın ve hadisatın hareket etmesi gereken yörüngede olduğunu bildiğinden. ilim. İlmin hikmetleri ise. 382 Kutluer İlhan. 15. 385 Âl-i İmrân: 3/48. 606/1209). Bu manada hâkim.383 O.379 Bu anlayışı Muhyiddin İbn Arabî. bu ahlakın belirtileri gözlenir. Bu hikmetleri gören en zararlı mahlûkatın dahi. İlim. hikmet sahibi hâkimi. s. Bu ilme vakıf olanlarda güzel ahlak ve onların davranışlarında.Şeyh Nazım’a göre bugün ekoloji olarak bilinen tabiat dengesi.

uygundur. kişinin kendini bilmesi başlar. Mesnevî-i Şerîf. Hikmet ilminin kesbedilmesinde. marifet ilminde olduğu gibi direkt bilgi değildir. caizdir. demen bunu bilmen gerek!”389 Binaenaleyh Şeyh Nazım’a göre hikmet.org/Player/TabId/266/VideoId/1325/Ilim-Ve-Edep-3042011. Uğurlu yıldızlarla uğursuz yıldızları biliyorsun. ilim kendin bilmektir. hikmetin ilimdeki gerekliliğine misal olabilecek mahiyettedir. Faruk. Kültür Bakanlığı Yay. s. Hakk’ı bilmektir. kendisini bilmez. yanlıştır. Bu ahmaklıktır. s. MEB Yay. Sen kendin bilmezsen. uygun değildir bunu biliyorsun ama sen doğru musun. yoksa acuze bir kocakarı mısın? Bundan haberin yok! Bu. Muhammed b. İstanbul 2000. mahşer günü ben kimim.. 389 Mevlânâ. Aslı ve Sadeleştirilmişiyle Manzûm Nahifî Tercümesi. Âlim. nesnelere dair elde edilen hakiki ilimle çelişmeyen ancak. sen. Yunus Emre Divanı. b. doğrudur. 387 http://saltanat. Celâleddîn. 2648. fakat sen uğurlu musun. Bu anlayışı Yunus Emre’nin şu dizeleriyle ifade etmiştir:387 “İlim. manası ne demektir?”388 Kulun kendini bilmesiyle ilgili şu Mesnevî dizeleri. Bu bilgi ile dolaylı olarak. Sohbet.: Amil Çelebioğlu. yoksa cemcenabetbiri misin? Buna bakmıyorsun bile? Bütün bilgilerin ruhu budur bu. kulun kendini bilmesiyle başlar. Sen elif dersin hoca. şu caiz değildir.. içsel tecrübelerle yakîn ve derinlik kazanmış ilimdir.Şeyh Nazım’a göre hikmeti ihtiva eden ilim.aspx. bilgilerin yüz binlerce çeşidini bilir de zâlim herif. bu nice okumaktır. 388 Timurtaş. ben caiz olan şeylerle caiz olmayanları bilirim dersin ama kendin caiz misin. o bir kuru ekmektir. 56. kendi cevherine gelince bir eşeğe döner! Be hey âlim. 79 . Rabbini tanır. c. ilim ilmektir. O her cevherin mahiyetini bilir de. 51. video arşivimizde mevcuttur. eğri mi? Bir de kendine iyice bak! Her kumaşın değeri nedir? Biliyorsun da kendi değerini bilmiyorsun. Bu ilim Allah(cc)’ı tanımada araç olan dolaylı bilgi olsa da. Muhammed el-Belhî er-Rûmî. Okudun bilmezsin ya. ne hâle geleceğim. işe yarar mısın. 3. Haz. Okumanın manası ne. Ankara 1980. Dört kitabın manası bellidir bir elifte.

kötü hâl ve hareketlerden korunma olarak da tanımlanmıştır. dünyevî.396 Sufîler genelde iki 390 391 Firuzebadî. tasavvufî. 396 İmam-ı Gazalî. Ter. bu anlamlarının dışında. 505/1111) bu kelimeyi ele alış biçimiyle. Kuşeyrî. Haz. s. ariflerin edebidir. Istılahatu’s-sufiyye.391 Kabz-bast. 2. Tah. Ashab-ı kiram. dünya ehlinin edebidir. Peygamber(sav)’in hadis-i şeriflerinde.392 Kur’ân-ı Kerîm’de edeb kelimesi veya türevleri geçmez.: Yedevî Tebbâna. Dâru’l-Ma’rife.: Cibir Halîm Mahmud. 353. 70. 58. eğitme anlamında kullanılmıştır.a. eğitme manasında kullanmıştır. 395 Serâc.395 Mutasavvıflar.3. Dergah Yayınları.e ss. c. dindarların edebidir. ruhu korumaya ve gönül temizliğine dikkat de. Mektebe ve’s -tebe’a keriata fevterâ semmarâ. Şerîf. görgü kuralları gibi manaları da ihtiva eder. ifrat-tefrit. Ta’rifat. 1-89. sanat ve siyaset bilgileriyle muamele. TTS. zarafet. Hz. Mahmud b. arzu ve istekleri kontrol ve nefis terbiyesi. dindarların ve ariflerin edebi olmak üzere üç sınıfta tarif etmiştir. İstanbul 1999. Uludağ. 392 Kâşânî. Kuşeyrî Risâlesi. Sühreverdî Şihâbuddin. s. adet. İhyâ’i ulûmu’d-dîn.390 Edeb. Bu tasnife göre güzel konuşma. Kendisine muhtelif kabilelerin lehçelerini nasıl anlayabildiğini sorduğunda Hz. Farklı bir ifadeyle bu terim. 372. s. ss. Bununla birlikte edeb. güzel muamele ve davranış gibi anlamlara gelmektedir. 2. kulu her türlü hatadan koruyan. arasında bulunarak. Kâhire. ilmî. dini. Bu öyle bir melekedir ki. 393 Aclunî. davet. 116. Peygamber: “Beni Rabbim eğitti (eddebeni) ve eğitimimi (te’dibi) en iyi şekilde yaptı”393 hadisini zikretmiş ve edeb kelimesini. 93-94. fikrî ve örfî değerler olarak tabir edilmiştir. 1. 195. Avarifu’l-Mearif. Haddini bilme. s. c. terbiye. el-Lumâ. kibarlık. Peygamber(sav)’in sünnetleri ile tanımlanmıştır. c. içinde İmâm-ı Gazalî (v. c. 1. onun en zengin manasını tanımlamıştır. s. ilke ve kuralları ihtiva ederek mana hududlarını genişletmiştir. İlim ve Edeb İlişkisi: Lügatte edeb. dünya ehlinin. alışkanlık. iyi ahlâk. Kamûsu’l-muhît. 80 . Kahir. Lisânu’l-Arab.: Süleyman Uludağ. 272-273. havf-recâ. geleneksel tutum gibi manalarda kullanılmış olsa da İslam literatüründe anlamı Kur’ân ölçüleri ve Hz. s. s. kötü hâl ve hareketlerden vazgeçirir. ss. izlenmesi gereken esaslar. ahlakî ve sosyal yaşamı sistemetize eden. Cahiliye döneminde edeb. kişiyi. Ebu Kâsım Abdulkerim. 394 Cürcanî. Keşful’l-hafâ. Dindarların edebine ek olarak. 14.394 Tüsterî edebi. İbn Manzûr.

www. 399 Arâf: 05/16. İkincisi de bâtınî edebdir ki bu. amelleri. Mesela insanlara eziyet veren bir taşı yoldan kaldırırken avam-ı nâsın ayağıyla taşı itmesi edepsizlik olmaz ancak insan-ı kâmil için edepsizlik olur. takip ettiği edeb için nefsine muhalefet eder. 81 . Çağrıcı. yağcılıktan korumaktır. 10. İlmin hikmet ve edebine haiz olma konusunda Nazım Efendi’nin. kalbî olursa bâtınî edebe muhaliftir. Sohbete ait ses kaydı arşivimizde mevcuttur. 400 Arâf: 05/23. kulun edepsizliği olarak addedilmiştir ki bu sual. fail-i mutlaka hürmeten o taşı.398 Bu misal aynı zamanda zahiri edebe delalet eder.283-285. 401 Kıbrısî. kibir. avam-ı nâsın riayet ettiği edeplerden farklıdır. “…Öyleyse beni azdırmana karşılık…”399 diyerek işlediği suçu Allah’a atfetti ve kovulanlardan oldu. zâhirî edeb ki bu. 81. Yani. irâdede zayıflık vs. TD İA. Âdem(as) ile şeytan misallerini verdiği ifadeleri şöyledir: “İlim sahibi olmasına rağmen hikmetten ve edepten uzak olan şeytan. Âdâb. ss. Ancak her kul. kavlî olursa zahiri. Meselâ mutlak gayb âleminde iman nimetinin kullara nasıl dağıtıldığı hususunda sual etmek.org/Arşiv/Audio/EdepBuKapıda(1986). Edeb. kalblerdeki. itiraz. belki buna bağlı olarak tekebbür. kenara koyması icab eder. ss. 89. “…Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. edebin bir diğer tasnifi edebi yaşayan kulun manevi makâmına göre olmaktadır.saltanattv. gibi olumsuz şeyleri temizlemekten ibarettir. münafıklıktan. Hak Dost 4.”401 Şeytan’ın kendine noksanlık izafe etmemesi yani. Ona göre insan-ı kâmilin riayet ettiği edebler. 412-414. Aynı durumda olan Âdem Peygamber(as) ise. İnsan-ı kâmil.397 Edebin ıstılahtaki bu tasnifi hususunda Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin herhangi bir ifadesiyle karşılaşmasak da. şehvet.türlü edeb kabul etmişlerdir: Birincisi şeklî. Mustafa. öfke ve gurur sahibi olması bâtınî edebi haiz 397 398 Hanî. riyâdan.”400 diyerek zelleyi kendine atfetti ve istiğfarda bulundu. eliyle alarak. Bu tasnife ek olarak Kıbrısî’ye göre edebler insanların avamına ve havasına göre de değişmektedir. 88. zımnen edebin zahiri ve bâtınî yönlerine değinilmiştir. ss. kendini kusursuz görmesi. c. o taşın orada bulunmasının ardındaki hikmetlere ve Rabbânî tecellilere vakıf olduğu için.

kulluktan daha şerefli bir şeyin olmadığını söylemiştir. Ebû Alî Dekkak. edepsiz kulda benliğe (megalomania) ve ucuba (narsizm) sebep olur. Ene deme hakkı. Hz. tevâzu talimiyle başlar. bu durumu şöyle izah etmektedir: “el-Azametu lillah ve el-izzetu lillah ve el-heybetu lillah. Nazım Efendi. Kuba Yayınları. Bundan dolayı Dekkak’a göre. Peygamber(sav)’in vardığı makâm olarak miracı.olmamasından kaynaklanmaktadır diyebiliriz. 402 403 Ta Hâ: 20/14. edep talimidir. dünyada en şerefli vakti olan Mirâc gecesindeki halinin. Kur’ân Ansiklopedisi. yalnız Allah’ındır. miracı anlatırken. hatırlanmaktadır. ss. bâtında yaşanan edep zaafının. İstanbul Tarihsiz. Hiçlikle varan kabul görür. kovulur. insan ancak edeple ve tevâzuyla gider. Peygamber o makâma kulluk davası ile vardı. kâinatı temsilen çıktığı divanda benlikle değil. İlim. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren (Allah) her türlü eksiklikten münezzehtir. http://saltanat. Bu edeb. 405 Ateş. Bu sıfatları mutlak manada haiz olan Allah(cc)’ın kapısına. “Şüphesiz ki Ben. Peygamberini(sav) onunla isimlendirirdi405 Benzer şekilde Şeyh Nazım. fahr-i kâinat (kâinatın övüncü) olan Hz. kullukla nitelendirildiğine dikkat çekerek.aspx. edepsizliktir. kullukla kıyam ettiği anlamı çıkmaktadır. Allah’ım”402 Hz. Peygamber(sav)’in dâhi. Âdem’in cennetten dünyaya gönderilme sebebi. Mirâc hadisesini haber veren ayete Ebu Ali Dekkak’ın (v. 391392. c. 21. "Kulunu bir gece Mescid-i Harâm’dan. 405/1015) yorumu. eğer kulluktan daha değerli bir isim olsaydı Allah(cc) ayetinde.”403 Şeyh Nazım’ın bu ifadelerini genel tasavvuf anlayışı ile birlikte düşündüğümüzde.”404 ayetinde Peygamber’in (sav). Suçu Allah’a yüklemesi ise. fiilde edebi terkine sebep olmuştur.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. mutlak manada azamet ve izzet gerektirir. Ben demeye kullun hakkı yoktur. Allah’a benlikle varan. Tekebbüre bürünmek. 82 . İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. c. Tevâzunun zıddı olan tekebbür. Ben demedi. 1-19. Şeyh Nazım’a göre. Süleyman. Kıbrısî’nin bu ifadeleri ile ilgili görülmektedir. 404 İsrâ: 17/01.

şeriatın ve tarikatın emri olmasından dolayı olmalıdır. ilmin ruhu olarak tabir edilmiştir. hikmet ile varlıkları ve marifet ile Rabbini tanır. Adnan. 409 Kıbrısî. edebi olmadığı için kovulmuştur. edebe muhalif söz ve fiiller sergileyebilirler. 81. mü’minin Rabbiyle ve kâinat ile olan muamelatındaki 406 407 Kıbrısî.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. 89. 63. illa edep…’ İlimle insan yürümez. Bu bağlamda. Her anıda Hakk(cc)’ın rızasını tefekkür etmek.Nazım Efendi’ye göre ilme hikmetiyle vakıf olan kul.”410 Özetle Şeyh Nazım’a göre mü’min. Bu makâmların üst derecelerinde Allah’a kul olma vardır. Tasavvuf Sohbetleri. Ancak kulun cehde sarılması. Şeyh Nazım Efendi’ye göre kul. 410 http://saltanat. amelde cehdetmek edebi ikmal eder.406 Edeb sahibi sâlikin. onu maksuduna vasıl edeceğine inandığı için değil. s. kıldım talep. illa edep. tarikat ve zikr kavramları ile izah etmiştir. sadece şeriata sıkıca bağlanmaya bağlıdır. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Ayrıca Bu tezde bkz. Yani bu anları zaman zaman idrâk eden ve bu anları kendinde daim bir idrâk kılanlar. Çünkü tarikat. Şeytan ilmi çoktur. Edeb ile yol alır. 62. Hakk Teâla için yaşar. tefekkürün cazibesi ise zikrullah ile artar. ss. Hak Dost 4. gaflet ve zikirle birlikte ele almıştır. 61. s. hikmet gibi. Bu izaha göre marifete vasıl olmanın en önemli kanunu. ss. Kulluk Makamı (Âbid). 142. 83 . Hikmetsiz ilim sahipleri ise.408 Edebin ikmaline vesile olan tefekkür konusunu. makâmlar kat eder. Zeburu ve Tevratı da bilir ancak. İncili. İblis gibi. İlim en geridedir. Edebe riayet ise. edebin ruhudur. edebe riayettir. 88. hikmet ve marifete nasıl vasıl olacağını Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî şeriat. edebi de haiz olur.409 Şeyh Nazım ilim ile edep arasındaki farkı Yunus Emre’nin bir şiiri ile şöyle ifade etmektedir: “… ‘ Ehli irfan meclisinde aradım. Şeyh Abdullah’a göre. tefekkür ile gafletten kurtulur ve içinde bulunduğu anı idrâk ederek.407 Edebin ikmali tefekkürle. K. 2011 yılında yapılan sohbet. Bu noktada edep kavramı da. Şeyh Nazım. video arşivimizde mevcuttur. 408 Aynı eser.

415 A’raf: 7/196. Âl-i İmran: 3/50. O’nu seven. 22. Çoğulu evliya olan veli. s. s. “Çünkü benim velim. Nisâ: 4/33. yöneten olarak anlamlandırılır. Allah’ın nimetleri üzerine devamlı olan kuldur. hem alenî hem 411 412 Firuzebadî. yar.412 Bu kelime müştaklarıyla birlikte Kur’ân-ı Kerîm’in birçok yerinde zikredilmiştir. Tasavvufta veli. Lisânu’l-Arab. Bazı yerlerde kelime manasıyla413 meal edilen bu kelimeye. kendi nefsine bırakmadığı. el-Müfredât. Muhammed: 47/11 Bakara: 2/257. O. 413 Mâide: 5/57. ss. edebi de artar. işlerini Allah(cc)’ın gördüğü. c. Kamûsu’l-muhît. 275. kulunu seven. 15. Ta’rifat. Kur’ân Ansiklopedisi. Velî fail olarak geldiğinde.ölçüyü. düşmanın zıddı. dost. sadece fâil olarak gelmiştir. isyanlardan uzak duran. 533. edeb belirler. Allah’a bağlı. 3.”415 ayetinde olduğu gibi velî kelimesi mef'ûl olarak geldiğinde. bütün salihlere velilik eder. Cürcanî. dost. mâlik. s. Bu ayetlerde velî. işlerini gören. Yakınlık ve kurb anlamındaki “ve-la” kökünden türemiş olan velî. İbn Manzûr. Dolayısıyla hikmeti ve marifeti artan mü’minin. Sâdık ve yardım eden ve gören kişi anlamına gelmektedir. koruyup kolladığı kimse anlamında meal edilir. c. İsfehanî. efendi414 gibi anlamlar da verilmiştir. VELÎ-EVLİYA: Çoğulu evliya olan velî kelimesi lügatte. 414 Nahl: 16/76. sevilen. Velî. Yani Allah(cc)’ın kendisini sevdiği. Tehânevî. ayetlerde fâil ve meful olmasına göre de değişik manalar alır. Velî kelimesi.411 Hakk’ı müşâhede ile O’nda fânî olmak manalarına gelmektedir. Kitab'ı (Kur'an'ı) indiren Allah'tır. işlerini gördüğü kul olan velî. 84 . arkadaş. Meryem: 19/5. Allah(cc)’a bağlı. 190-194. Bu edebin esası kulluk ve tevazudur. O’na karşı kulluk görevini yerine getiren kimse olarak meal edilmiştir. 416 Ateş. Kul hakkında velî kelimesi hem fail hem de meful anlamında kullanılır.416 Tasavvuf ıstılahında velî. bu kelimenin Kur’ân’daki hem fâil hem de. mef’ûl anlamlarını ihtiva etmektedir. 1344. c. 401-402. b. Allah(cc) için velî ve mevlâ. Keşşâf. ss. gizlide ve açıkta Allah(cc)’ın buyruğuna uyması gerekir. O’nu seven kişidir. 1805. s.

s. ilk dönem sufîlerinden. Sülemî (v. Peygamber(sav)’e giden ve Allah(cc)’a ulaşan saadet yolunun kılavuzlarıdır. Ta’rifat.e. 419 Şeyh Nazım’a göre velî. 422 Aynı yer. Uludağ. Beyrut 2003. Nazım Efendi’nin ifadesiyle. 423 Sülemi. s. 417 Cürcanî. 184. Allah(cc)’ın hitabına. Hz. 1160. 419 Firuzebadî. el-Müfredât. s.422 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin ilham manasında kullandığı hatifü’r-Rabbânî.de gizli hallerde Hakk’ın hukukuna riayet eden ve devamlı taat üzere olan. Ta’rifât. s. mirac gecesinin esrarını ilham ile anlar. mirac sırrı420 kalbine keşfolan kimsede olur. 555. s. vefat eden evliyanın yerine yenisinin getirildiğini ifade etmiştir. 367/977)’nin Tabakat’ında. Allah tarafından feyz yoluyla kalbe dolan. Dâru’l-kutubu’l-ilmiyye. İlgili sohbetler.421 Nazım Efendi’ye göre velî. Bu terim. 1368/1936) ve Ebu Muhammed-i Medenî (v. senetsiz söz söylemez. İsfehanî. s. Bayezîd-i Bistâmî (v.: Mustafa Abdülkadir Ata. s. Kamûsu’l-muhît.418 Yani velî ilham alır. video arşivimizde mevcuttur. ârif kişi gibi anlamlara da gelmektedir. s. 420 Bu tezde bkz. Diğer Konulardaki Görüşleri/Mirac.423 Evliyalar. s. Evliyanın sözlerinin senedi Kur’ân ve hadis olur. 1805. Cebecioğlu. 425 Şeyh Hişam Kabanî’nin görüntülü sohbetleridir. 426 Kıbrısî. s. 358. et-Tabakâtu’s-sufîyye ve yeleyhi zikru’nnisveti’l-muteabbidâti’s-sufiyye. a. TTDS. 424 Kıbrısî. s. 533. 305.g. Tehânevî.424 Nazım Efendi’nin sohbetlerinde ve Hakkâniyye yolunun farklı meclislerinde yapılan sohbetlerde425 evliya sayısının 124 bin olduğu ifade edilmektedir. 418 Kıbrısî. Cürcanî. 91. Nazım Efendi bu sayının hiç değişmediğini. 216. Tah. s. Keşşâf.417 Veli. 85 . 2. el-Müfredât. 35. Uludağ. Çünkü velayet sırrı. c. 38. Ebu Abdurrahman Muhammed b. 421 Kıbrısî. Huseyn. Hak Dost 4. s. duyulan ve keşfedilen şeye Arapça’da ilham denir. Isfehânî. 29. 275. 261/875)’nin “hatefe liy hatifen” şeklindeki ifadesi olarak zikredilmiş ve ilham manasında kullanılmıştır. s. TTS. Tasavvuf Sohbetleri. Tasavvuf Sohbetleri. kalbine gelen ilhamlar ile konuşsa bile.426 Hakkâniyye silsilesi içerisinde bu rakam Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî (v. 69. TTS. Hatifü’r-Rabbânî’ye (Rabbânî telefon/bağ) tabi olan kimsedir. sıkça kullandığı bir terimdir.

tr/arşiv/ses kaydı/edep. kendisine yardımcılar olarak 124 bin evliyayı almıştır. Peygamber(sav). 86 .427 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre Hz. halka sadece müjdelemekle vazifelidir. 39. dini değerlerleri yaklaşılmayacak kadar korkutucu. Peygamber(sav)’in ilk peygamberlik yükünü taşıyanlar. Yani şeriati güçlendirmek işi. Mektubât. Peygamberin(sav). yabanî atlara benzetmiştir. No: 209.432 427 428 Burkay. Kıbrısî.Hz. Eski şeriatlerde. ulu’lazm peygamberlerin vefatından sonra. Şeyh Nazım insanların bu kaçışını. 430 İmam-ı Rabbânî. bir sünnetullahın devamı gibidir. Dolayısıyla onların önce yakalanması gerekir ki. evliyaya tevdi edildi. maddî değerleri ise. aynı usul ile çevresindekilere havf-reca dengesi oluşturmuşlardır. 69. Bu husus Hz. ümmetini yevmu’lezelden beri tanımaktadır.429 İmâm-ı Rabbânî (v. 429 Bu tezde bkz. peygamberler gibi oldu.1345/1913) tarafından zikredildiği tesbit edilmiştir. Hz. Tasavvuf Sohbetleri.431 Allah(cc)’ın haber vermesiyle dünyanın ve ukbanın hakikatlerini gören Peygamberler(as). Mek. Ebu Bekir ve Hz. zarurî ve sevimli telakki etmektedirler. Hz. Mek.430 Hz. 1986 yılında yapılan sohbetin ses kayıtları. onların daha ziyadesiyle kaçmasına sebep olur. Bu ilmin varisleri ve peygamber yardımcıları olarak velî kullar ise. o peygamberin şeriatini güçlendirecek yeni bir peygamber gönderilirdi. müjde ve recadır. Zira çağımız insanları. Peygamber(sav). kavimlerini ve ümmetlerini. Vakfu’l-İhlâs. tüm peygamberlerin sonuncusu olduğu için ve O’nun şeriati hiç değiştirilmeyeceği için. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî 124 bin evliyayı misak bahsi ile ilgili olarak zikretmiştir. Kıbrısî’ye göre günümüz evliyası.nakşibendi.org. s. bunun için kement vazifesi görecek şey. O’nun ümmetinin âlimleri. Peygamber(sav). hem de korkutucu olmuşlardır. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d.428 Ümmetinin işleyeceği günahları gören Hz. Bu misale göre kaçmakta olanları korkutmak. No: 251. Ömer(ra)dir. Menakıb-ı Şerefiyye. 432 www. İstanbul 2002. 1034/1624)’ye göre evliyanın bu vazifesi. 25. emin sıfatıyla ilgili olarak incelenmiştir. arşivimizde mevcuttur. bu hakikatlere sevk etmek gayesiyle hem müjdeleyici. Peygamber(sav). ss. 431 Aynı eser.

Ank. Yatsı namazından sonra henüz uyumadan veya bir süre uyuduktan sonra kalkılıp kılınan gece namazıdır.”435 ayetini delil getirerek. 437 Bistâmî. 41. s.434 Her evliyanın kendisine has bir sırrı olduğunu söyleyen Kıbrısî. zulmeti kaldırıcı. bu işe memur melâike ile inzâl olduğunu ifade etmiştir. 434 Kıbrısî.433 Özellikle teheccüd vakti evliyanın ortak kurbiyyet vaktidir. muhabbeti celbedici ve mahlukâta faydalı olan kullardır. istihzâ gibi ahlak-ı zemîmelerden arındığı zaman velayet ilmine ulaşır ve kendisine velayet sırları açılır. 438 Kıbrısî. ikindi ile akşam arasındaki vakit. tamah. Allah(cc) tarafından terbiye edilmiş muttaki kullar. şehvet. hased.436 Bu ifadelere göre mü’min. Seyfettin.g.. nefsin ve şeytanın davet ettiği hevâ ve heveslere dalınmadığı zaman elde edilebilir. s. bu sırrı. s. velînin en belirgin özelliği. öfke. Tasavvuf Sohbetleri. 435 Bakarâ: 2/194. Nazım Efendi. hırs. gıybet. kibir.Şeyh Nazım Efendi.e. Zikri ise kendisine bahşedilen en büyük nimet olan imana. o vakitte kâim bulunan evliyaya. Sevabı pek çok olan bu namaza Peygamberimiz (sav) devam ederdi. bu yolda takva üzere olmalarıdır. rıza. riyâ. Allah(cc)’ın kalblere indirdiği ilim olarak ifade etmiştir. İslam İlmihali. Bâyezid-i Bistâmi’nin görüşlerinden hareketle. en fazla sekiz rekattır. Bkz. Şentürk. takva sahibi olan kulu.. Bunlar. imanın kendisinden alınması korkusunu yaşayandır. 436 Kıbrısî. 199. Allah yolunda cihat edildiği. 68. En az iki. imanı atiyye olarak gördüğü için. Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. şükretmek için yapar. 47. tevekkül ve sabır halinde olması ve kerameti bulunmasıdır. Allah(cc)’ın terbiye edeceğini ifade etmiştir. Lütfi-Yazıcı. evliyaullahın şu üç vakte çok önem vererek o vakitlerdeki tecelliyi kazanabilmek için gayret sarf ettiklerini söylemiştir. Hayatı Eserleri Fikri.438 Bu manada evliya ile âbid kavramları 433 Teheccüd namazının kılındığı vakittir. akşamla yatsı arasındaki vakit ve teheccüd vaktidir. 87 . “Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. a. s. Nazım Efendi. 2009. Şeyh Nazım’a göre. Bu velayet ilmi. Allah dostlarında vurgulanan bir diğer husus ise. yani Allah dostları.g.. s. DİB Yay. Allah(ac)’ın hazinelerinden hediyelerin. a.e. 115.437 Şeyh Nazım’a göre evliya.

440 Bu tarif üzerinden Şeyh Nazım’ın ifadelerini değerlendirecek olursak velî. Kamûsu’l-muhît.443 439 440 Kıbrısî. s. hakiki kulluk şerefine vasıl olmuş. Hallâc. Bu ifadelerde tarif edilen zât. ss. her an rıza halindedir. nefsinin tasallutunu iradesinin kontrolüne almış. Firuzebadî. Allah(cc)’ın hükmünü sorgulamadan sadece kulluğuna karşı şükrün edebiyle meşgul olandır. Çünkü peygamberler. yakınlık. Tah. 82. 221-222. sultanlık. Çünkü hakiki kul. Peygamber(sav)’e varis olan evliyâ. akrabalık. haşmet ve heybet sahibi. istediğini şerre havale ettiği için âlim. halleri kendi tasarrufunda. b.439 Sonuç olarak velî kavramının tanımı. Velayet: “Velâ” fiilinin masdarı olan velâyet. Riyad el-Rayyes. Lisânu’l-Arab. s. ss. yardımcı.: Kâsım Muhammed Abbas. hayrın da şerrin de Allah(cc)’tan olduğunu bilerek ubudiyeti terk etmeyendir. Meselâ Hallac-ı Mansûr’a göre evliyâ. 441 İbn Manzûr.441 “İşte o durumda velayet yalnız hak olan Allah’a mahsustur"442 ayetinde geçtiği gibi velayet. çeşitlenmiş olsa da. Mansûr. koruyuculuk anlamında kullanılmıştır. diğer insanlara nisbeten bela ve musibetlerin büyüklerine uğramışlardır. birbirine yaklaşma. koruma. emirlik. Allah(cc) kullarından istediğini hayra. ilahî tecellilere ve sırlara vakıf olandır.1. Hallac’ın ifadelerine göre. c. Hayrın da şerrin de Allah’tan olduğunu idrak ederek. ilahî tecellilere ve sırlara vakıf olan zâttır. Hallac’ın bakışıyla. 83. 15. 88 . belaların büyükleriyle imtihan olan. 1344. Aynı şekilde Şeyh Nazım’ın ifadelerinde Hatifü’r-Rabbânî’ye (Rabbânî telefon/bağ) tabi olan kimse. farklı açılardan tarifleridir. Hallac’ın ifadelerinde. Tasavvuf Sohbetleri. vuslata eren ve ferah bulandır. belâ ve nusubetlerin büyüklerine uğrayanlardır. 401. birkaç yerde. abiddir.aynı şekilde kullanılır. ıstılahtaki velî kavramı teşekkül etmiştir. dost olma. Özetle tüm bu ifadeler müşterek bir anlayışı temsil eden velî kavramının. mahbubuna vuslat ile kalbi ferah bulmuş. Şeyh Nazım’ın ifadelerinde Hz. valilik vb. Beyrut 2002. anlamları ihtiva eden bir kelimedir. el-A’mâlu’l-kâmile. her sufînin bakış açısına göre.

Uludağ. TTDS. kurb ve temkin makâmlarına vasıl olmak.446 Yakûb-u Çerhî. s. bunu mef’ul manasıyla fail kalıbında bir kelime olup “Allah’ın işini üzerine aldığı kişi” olarak tanımlar. kişinin en yakını demektir. fakat inananlar hakkında sadece Allah’ın velîsi oldukları belirtilmiştir. kulun da Mevlâsını dost edinmesi. Yüzyıl Bir Türk Sufisi: Yakub-ı Çerhî. s.”447 âyetini verir ve burada geçen “yetevellâ” kelimesinin mübalağa bildirdiğini.444 Tehânevî için velâyet. kullarının ve hiçbir zaman isyana düşmeyip taat üzere olanların mütevellisidir”448 anlamında meal etmiştir. 248.449 442 443 Kehf: 28/44. Kuşeyrî. 275. enbiyâ gibi gönüllerde tasarrufta bulunur. 449 Haksever. Velayetin şartı. zâhirde haber vermek. 448 A’râf. Bu durumdaki korku. nefsi terbiye etmek ve Hakk’ın dostluğunu kazanmak anlamına gelir. Hakk’a olan yakınlığı ve dostluğu kaybetme korkusudur. Dolayısıyla âyette “O. 378. Kur’ân’da Allah(cc). Konuyla ilgili “Ve O (Allah) Salihlerin mütevellisidir. “İnanıp da hicret etmeyenlere gelince. onlar hicret edinceye kadar onların velayetinden size bir şey yoktur. el-Müfredat. Istlahatu’s-sufiyye. s. 2. hem de mevlâsı olarak kullanılmış.Velayet kavramı. kendi kökünden türemiş bir sıfat olan velî kelimesi ile de anlamlandırılır. er-Risâle. nefsinin tasallutundan kurtulan kulun. Nübüvvet. c. Cebecioğlu. Tasavvuf ıstılahında velayet. Nübüvvetin bâtınî yönüdür. 7/196. bâtında ise nefislerde tasarrufta bulunmaktır. Bu manada evliyâ. 79. keramet zuhur ettiği anlarda. 445 Tehânevî. kuluna isimleriyle tecellisi. velî kelimesinin gramer yapısına da değinerek. s. Seven. failinin O (Allah) olduğunu belirtir. Keşşâf. ss. Allah(cc)’ın kulunu. 15. s. 1805. Hak ile kaim olmasıdır.445 Dolayısıyla velayet. Allah’ın. s. Hak ile halkta tasarruf etmektir.696. 89 . ss. bunun bir tuzak olabileceğini düşünmek ve imtihan şuuruyla korkuya kapılmaktır. 447 A’râf. 533. TTS. mü’minlerin hem velîsi. Ta’rifat. 444 Cürcanî. Basılmamış Doktora Tezi. 446 Kâşânî. koruyan yahut sevilen korunan anlamına gelen velî aynı zamanda. 7/196.” Enfâl: 08/72. Ahmet Cahit. Isfehanî. kulun Hak ile halkta tasarruf etmesi gibi manalar verilmiştir. Ankara 2005. 292-293.

İbn Arabî ile birlikte. Velayet makâmı ise nübüvvet makâmı gibi vehbî değil. hakikatu’t-tay456. Mehmet S. hads) dayanan teosofik düşünce sisteminin adıdır. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. 457 Bu tezde bkz.460 Bu bağlamda Şeyh Nazım’ın hakikatu’l-irşad ve cezbe kavramları. Kaya. 90 . manevi hastalıklar ve devalarıyla ilgili hakikatler olarak düşünülebilir. münezzeh sıfatlara. insanların manevî hastalıkları ve tedavilerine yönelik hakikatler de bunlardandır. 460 İbn Arabî. 450 İşrâkıyye terimi. İran’daki İslam öncesi din anlayışları ve Yeni Eflatunculuk olmak üzere çeşitli kültürler ile İslam işrak felsefesi.23. 458 Bu tezde bkz. 453 Aynı eser.459 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin eserlerinde ve sohbet kayıtlarında bu hakikatlerin tafsilatı ile ilgili ifadelere rastlanmamıştır. Yani nübüvvet makâmı çalışılarak kazanılmaz lakin velayet mertebeleri kulların gayret ve cehdine bağlıdır. 450 tasavvuf kültürü ve ayetlerle hadislerin uzlaştırılmasından ortaya çıkmıştır. c. 451 Aydın. velayet makâmında olan kişidir. ulvî hakikatler. s. 23. s. bu bağlamda. s. hakikatu’l-irşad455. Mahmut. Peygamber(sav) .. bizler için açıklayıcı olmaktadır. 27. 330-331. “Kün” emrinden doğan fiillere ve bu fiillerin sonuçlarına yönelik olan hakikatler bunlardandır.451 Şeyh Nazım’a göre velî.Rabıta-Murakabe. 69-73.Hz. Bir görüşe göre insan-ı kâmil düşüncesi. TDV İA. Bunların berzah âlemindeki karşılığı olan hayali keşiflerinin bilinmesine yönelik hakikatler. bilginin kaynağı olarak akıl yürütmeyi (istidlal) temel alan rasyonalist Meşşâî felsefeye karşı mistik tecrübe ve sezgiye (keşf.452 Nazım Efendi velayet ilmi için şu altı ilmin şart olduğunu ve velî kalbine döküldüğünü ifade etmektedir:453 Hakikatu’l-feyz454. İslam düşünce tarihinde. zevk. hakikatu’l-cezbe. 452 Kıbrısî. ss. 454 Allah’ın Nûru Bahsinde “feyz” anlayışı incelenmiştir. İbn Arabî bu hakikatleri. üç mertebe üzerinden ele almıştır. İnsan-ı Kâmil. İşrâkiyye.Velayet kavramı. Marifet ve Hikmet. süflî hakikatler ve berzahla ilgili hakikatler olmak üzere. kesbîdir. Makamlar ve Seyr u Sülük ile İlgili Kavramlar/e. Tasavvuf Sohbetleri. 638/1240) hakikat ilimleri mevzuundaki izahları. 459 Bu konuda tafsilatlı izaha rastlanmamıştır. İbn Arabî’nin (v. hakikatu’t-teveccüh458. TDV İA. daha önce nüveleri bulunan “insan-ı kâmil” kavramıyla ilişkilendirilmiştir. s. Bu kavramın tasavvuf literatürüne yerleşmesinde İbn Arabî’nin önemli derecede tesiri olduğu bilinmektedir. c. 68. hakikatu’ttevessül457. 435. Mukaddes Zât’a. 456 Şeyh Nazım’ın şahsi tay tecrübesi “şeyh Abdullah Dağıstanî” başlığında incelenmiştir. 455 Mürşid-mürîd Bahsinde “irşâd” anlayışı incelenmiştir.

Muhammed. Mektebetu’l-Kudus. s. 462 www. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den nakledilen ve yorumlanan bu bilgiler.com/060507SeektruthandReality. 1137/1725) göre 461 Aclunî. 1.464 Hakkâniyye vekilleri ve yayınları tarafından savunulan bu anlayış. berzah âlemindeki hakikatlerin bilinmesi ve bunların müşâhede âlemine indirilmesi ile ilgili hakikatler olarak incelenebilir. Muhammed Süleyman. 91 . Bu tür izahlar Nazım Efendi’nin vekillerinden olan Şeyh Hişam ve Şeyh Adnan tarafından yapılmaktadır. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Görüntülü sohbet video arşivimize mevcuttur. velîlerin Peygamber varisleri olduklarını söyler. Peygamber(sav)’e ait bu hakikati hiçbir evliyanın idrak edemeyeceğini ifade eden Şeyh Hişam.462 Bu bilgilerin özünü semavî hakikatler oluşturduğu için. 49. Nazım Efendi “…Âlimler hiç şüphesiz Peygamberler’in varisleridir. Hâfız. sufîler tarafından benzer yollarla ifade edilmiştir. İz Yay. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde önemli yer teşkil eder. c. evliyalar arasında kalbî iletişim vesilesiyle olduğunu ifade etmiştir.com/02262007-AwliyaTelepathy.Bununla birlikte hakikatu’l-feyz.sufilive.: Said b. kişiden kişiye değişen doğrular değil.”461 hadis-i şerifine dayanarak. münezzeh sıfatlara yönelik hakikatler olarak düşünülebilir. Şeyh Hişam bunun en bariz örneği olarak Peygamberlerden ve filozoflardan bugüne kadar gelen bilgileri örnek vermiştir.com/020909-msh-oakland-gssl-intro-noonecandenywhatawliyahsay. Tah.463 Her ne kadar evliyalar Hakikat-i Ahmediyye’den beslenseler de. b. Muhammed el-Cerrâhî. Filozoflar. İbn Arabî terminolojisinde. cezbe ve irşad. 464 www. Görüntülü sohbet video arşivimize mevcuttur. 463 www. Her çağda yaşayan evliyaya tevarüs eden bu sırların hakikât-i Ahmediyye’den yansıdığını söyleyen Şeyh Hişam. Yersiz 1351. 2. Keşfu’l-hafâ ve muzîlu’l-ilbâs.sufilive.sufilive. her marifet ehlinin tasdik ettiği doğrulardır. s. Evliyanın nasıl Peygamber(sav) varisleri oldukları. c. 83. birbirini tenkit ederek doğruları arar ancak nübüvvet ilmini haiz nebîler. birbirini tasdik ederek doğruları tebliğ ederler. her evliyanın bu hakikati kendi derecesi nisbetinde tanıyabileceğini söylemektedir. Şeyh Nazım’ın hakikatu’t-tay ve teveccüh gibi kavramları. Mesela Bursevî’ye (v. İsmâil b. Cemu’l-fevâid. misak (yevmu’l-ezel) bahsinde ontolojik yönden ele alınmıştır. söz konusu tevarüsün. İstanbul 2009..

Bu yüzden evliya 465 466 Bursevî. nazarlarıyla ümmet-i Muhammed üzerindeki zulümatı kaldırmakla görevli velilerden bahsettiği bir sohbetinde evliyanın tasarrufları yönünde örneklerin verildiğini görüyoruz. Velîler bu nurdan feyz alırlar. Hz. 67. Yani varlık âlemindeki her şeyin başlangıcı ve kaynağı. nübüvvet nûrunun batınıdır. Nebî’nin nûru aslî. 92 .: Cevher Caduk. Peygamber(sav)’in birisi nübüvvet. Velâyet nûru ise. Bursevî’ye göre Hz. s. diğer velâyet nûru olmak üzere iki nûru vardır. Hz. hakikat-i Muhammediyye’dir. Peygamber(sav)’i. Zira Hz. Abdülkerim. s. ss. Muhammedî kemalâtı bulunduğu hal üzere değil. 467 Ellerindeki velayet nûrunu açtıkları zaman herkesin hakla bâtılı kolayca ayırt edebileceğini. Nazım Efendi bu düşüncesini şu şekilde ifade etmiştir: “Peygamber’den evliyaya ‘Sizin isminiz zikrolunan meclise bir hizmette bulunacaksınız’ diye emir vardır. Batınına ait sırrı ise. benî İsrâil’in peygamberleri gibidir. Şerh-i Salavât. 66. gören kişinin kendi kabiliyeti miktarınca görür. Hz. haber verilen bu alametlere kendi dönemlerinde muhalif ameller işlemekten hâyâ ettikleri için. Kendisinin dışında kimse görmeye güç yetiremez. Tasavvuf Sohbetleri.. velinin nuru ise ışığını güneşten alan ayın nuru gibidir. 299.: Asım İbrahim eŞazalî edDekavî. Peygamber(sav)’in nûru güneş gibi. Hz.ilahî zuhurun ilk başlangıcı olan mutlak gaybdan sonra. ss. Peygamber(sav)’in emriyle tasarrufta bulunur. nübüvvet nûrunun zahire ait kısmı şeriatta kalmıştır. Peygamber(sav)’in yolunda olan veli kullar. İlkharf Yay. diğer nurlar zıllî olduğundan.465 Abdülkerim-i Çili’ye (v. O’nun nûrundan doğmuş ve yayılmıştır. velinin kendi haliyle ilgili iddiaya kalkışması yasak bilinmiş ve yerilmiştir. Kemâlâtu’l-ilâhiyye fi’s-sıfati’l-Muhammediyye. Hz. 832/1428) göre. velayet tasarruflarını kullanmazlar. Alâddin-i Atâr’ın sözünü de örnek vermiştir: “Eğer Şeyhim Şah-ı Nakşbendî Hazretleri teveccüh yaparsa yeryüzündeki bütün kulları velayet makamına oturtabilecek kudreti vardır” Bkz. Peygamber(sav)’in fanî âleme vedasıyla.466 Evliyanın tasarruf ve manevî kudretlerini örneklerle izah ettiği bir sohbetinde467 Nazım Efendi. Tasavvuf Sohbetleri. İstanbul 2011. Buna göre kıyamete kadar olacak hadisattan haber vermiş olan Hz. bu tasarrufların kullanılmadaki yetkilerini Peygamber Efendimizin(sav) Muhbir-i Sâdık sıfatıyla ilişik anlatmıştır. Bu hikmete binaen ümmetin âlimleri. Peygamber(sav)’in velâyet nûrunu müşâhede eden velî kullar. 67. Kıbrısî. kendi özel makâmında. 84-88. Tah. Cilî. 468 Kıbrısî. Peygamber(sav)’in ruhaniyeti aşikâr olmuştur.468 Nazım Efendi’ye göre evliya. Ter.

Tasavvuf Sohbetleri. kelimetu’llahı alî etmek ve Allah(cc)’ın vadini yerine getirmek olan nübüvvet gayesini. Peygamber(sav)’in başlattığı. s. nûrunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. Muhammed Beşîr. daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. 2. 85.Hz. Hz. Allah ise. şeriat ve siyaset usulüyle. 156160. Allah(cc)’ın kullarına lütfu olan nurun tamamlanması. onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur.Ümmet olarak bu amaçlar doğrultusunda. Peygamber ile insanlığa inen nûru tamamlamak. Zahirde meliklerin eliyle yürütülen hilafet. Daru İbn Hazım. İnsanlığın akaidini.bu meclislerde ya ruhaniyetleri ile hazır olurlar ya da. velayet ve velî kavramlarının mahiyetini anlamada mühimdir.”469 Evliyânın hizmeti mevzusu. Oysa onlar. evliyanın hizmetini üç ana maddede özetlemiştir: 1. Peygamber(sav)’in yardımcılarıdır. sünnetlerini yaşatmak ve övgüye layık bir rahmet toplumu olmak. müjdelediği ve vadettiği işleri tamamlamak. “Onlar Allah’ın nûrunu ağızlarıyla üfleyip söndürmek isterler. Hz. harb. Kâfirler isterse hoşlanmasınlar!” Tevbe: 9/32 . ss. onlara âyetlerini okuyan. Hz. batında. 472 Simakulunî. Hz. Esere göre olduğu evliya. 470 nihayete erdirmektir. 3. ümmetin uleması ile ifâ edilmektedir. Dehlevî şahu’l-velîyullah. amellerini. Peygamber(sav)’in nübüvvetinin ve insanlığa hizmetinin halefidir. Abdullah-ı Dehlevî (v. âlem-i berzahtan nazar ederler. Abdullah-ı Dehlevî.472 Evliyânın söz konusu vazifesi hakkında benzer açıklama Nazım Efendi hakkında dua yazılmış bir eserde paylaşılmıştır. 471 “Andolsun. Peygamber(sav)’e layık olmak. Allah. 471 evliyanın insanlara bir hizmeti olarak da ifade edilmiştir. Evliyalar bulundukları çağdaki ümmetin affı için edenlerdir. mü’minlere kendi içlerinden. emrettiği. Teheccüd namazlarında sorumlu mü’minleri Peygamber(sav)’e arz eden evliyaların kimi bir Mü’min. asr-ı saadet toplumunu yeniden teşekkül etmek.” Âl -i İmrân: 3/164. ihlas ve ihsanlarını ıslah etme vazifesini bu dünyada ifâ eden son Peygamber(sav)’den sonra hilafet başlamıştır. Hz.Nübüvvet yolundaki barış. kimi 200 milyon Mü’minin 469 470 Kıbrısî. 1240/1824)’ye göre velayet ve evliyâ’nın hizmeti. Bu manada velayet. 93 . onları arıtıp tertemiz yapan. Beyrut 1999.

Peygamber(sav) ile evliya arasındaki ilişki. Hz. aynı zamanda. tüm azalarında bulunmaktadır. Mü’minin kalbindeki nurun parlamasına. Peygamber(sav)’i gölgeler şeklinde görür. ancak vahyen zehirli olduğu bildirilir.16. Allah’ın Nuru. bu esnada lokmasını yutmuş olan Bişr b. velîlerin vücutlarında dağınık olarak bulunmaktadır.473 Bu anlayışı Şeyh Şerafeddin şöyle ifade etmiştir: “İla yevmi’lkıyam. “Yahudilerden bir kadın.475 Kıbrısî’ye göre bu muhabbet.. Peygamber(sav) ile evliya arasındaki bu bağı rabıta ile başlayan muhabbet oluşturmaktadır. Bu velî kullar. s. Bu hikmeti Peygamberimize(sav) ikram edilen zehirli kuzu hadisesi477 üzerinde Hz. s.affı için dua eder. Peygamber(sav)’le doğrudan irtibat halindedirler. 477 Hz. s. 94 . yutmada n tükürür. Her mürşîde. Ali Efendimiz (ra) hepsini yese bir şey olmazdı.”474 Şeyh Nazım Efendiye göre. 475 Mirahmadi.g. 14.” Bkz. Burkay. bir lokomotif ile ona bağlı 124 bin vagon şeklinde temsil edilmiştir. kalbte toplanmıştır. Ankara 1995. Bu makâmda bulunan nebinin vücudu ve azaları. Bırak o zehirli koyunu. s.15. İbrahim. Kimileri ise arka vagonlar gibi lokomotife uzaktır yani. lokomotife yakın vagonlar gibi Peygamber(sav)’e çok yakındır. Bera zehirin tesiriyle ölür (4974). Ebu Hureyre(ra) anlatıyor. a. Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi. Hz. Bu kuvvet nebîlerin kalblerinde toplanmışken. bütün dünyadaki 473 474 Mirahmadi. bu kuvvetin hiç bulunmadığı beşerin vücudu ve azaları ile aynı olduğunu Şeyh Nazım şöyle ifade etmektedir: “Peygamber (aleyhi salatu ve’s-selam) bir lokma yese ona dokunurdu. 191. 24. c. Akçağ Yayınları. Durumu sofradaki ashaba duyurur ama. Menâkıb-ı Şerefiyye. Bu temsile göre kimi velî. Canan. Rasullulah(sav) zehir katılmış bir koyun hediye etti… Rasulullah(sav) zehirli lokmayı alır. s.e. Tasavvuf Sohbetleri.476 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre evliyada da enbiyada olduğu gibi bir kuvvet-i tevhîd bulunmaktadır. 476 Kıbrısî. Ali(ra) ile mukayeseli izah etmiştir. Sufi Meditation. Bu halden daha kemal makâmlarda ise kuvvet. kaç kişiyi davet ve irşâda memur olunduğu bildirdi. Bu suretle ahdu misakı alındı. Bu izaha göre velayet makâmında bulunan kulların tevhîd kuvvetleri. 15. sonraki asırlarda ümmet-i Muhammed’i irşâd ve hidayet etmek için Rasullullah(sav)’ın havass-ı ümmetinden mürşid-i kiramı tayin ve tahsis buyurdu. Bu muhabbet ile kalb kandili tutuşur ve etrafını aydınlatır. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. Ayrıca Bkz. vesiledir.

ss. Evliyalıktaki inişde. Hâce Abdullah el-Ensârî. yükselme makâmlarının hepsini bitirip de indiği için. Çünkü velayet sahibi (velî). yakar bitirirdi. Ali’nin derecesi daha mı fazla? Hayır! Şimdi sizin sorunuza münasip hikaye ile cevaptır bu. Hucvî’nin fenâ-bekâ anlayışıyla bütünleşen bir mahiyettedir. bütün varlığı ile insanları Hak teâlaya 478 479 Kıbrısî. ilmen sonra cehden. Menâzilü’s-sâirîn. kalanın ismidir. Nübüvvet sahibi ise. Peygamber-i Zişan o kuvvet-i tevhîdi azadan kalbe toplamış bulunuyordu. Ali hepsini yese. 480 Hucvirî. Onun her azasında hal kuvveti var. Tasavvuf Sohbetleri. Hakka doğrudur.ne kadar zehirler varsa. Bu manada Hucvirî’ye göre fenâ halinin manası. 1034/1625)’velayet ve nübüvvet seyri arasındaki farkı şöyle ifade etmiştir: “Her iki çıkışta da insan. velayet.”478 Kıbrısî’nin fena ve bekâ anlayışları ıstılahtaki tanımlamalardan farklı değildir. Hz. İnişte de mahlûklara doğrudur. Peygamber-i Zişan ona tahammül edemezdi.: Abdurrezak Tek. vücut yine eski halinde olur. 86. Onun kılına bir şey olmazdı. bütün bütün mahlûklara değildir. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi).479 Hucvirî (v. ondaki beka göstergesidir. Kulun ubudiyetinin hakikatine tekrar vasıl olması. çıkış makâmlarını bitirmeden inişe başlamıştır. Batını Hak ile. sonra da hakkan fenâ bulması olarak tanımlamıştır. Emin Yay. Eh şimdi Hz. Ter. kalbin içine doğru indiği vakitte. ulûhiyette fani olduğu andır.. Şeyh Nazım tarafından altı çizilen misak anlayışı. Hakkın dışındaki şeylerin. Bu durum kulun ubudiyetini bile unuttuğu. Yakar. Ona o zehrin hükmü yok. Bu konuda önemli bir çalışma olan “Menâzilü’s-Sâirîn” eserinin müellifi Abdullah-ı Ensarî (v. Lakin kemal makâmına doğru o kuvvet. Bütün varlığı ile halka bakamamaktadır. 481/1089) fena kavramını. Zira Allah’ın nûru. Ali Efendimiz daha bütün azasında olduğu için ona tesir olmazdı. tüm hal ve sıfatlarıyla elest bezminde yaşadığı hal ve sıfatlara bürünmesidir. mürşid konularında. Kıbrısî’nin genel tasavvuf anlayışına daha yakın görünmektedir. s. 142-143. İstanbul 2008. 95 . Böyle olmakla birlikte peygamberlikteki inişte insan. Herevî. şehvetlerin fenâ olmasından ve onların hükmünün ortadan kalkmasından sonra. Bunun için gözü hep yukardadır.480 İmâm-ı Rabbânî (v. zahiri halk ile olur. 465/1072)’nin fenâ ve bekâ tanımlaması. Hz. ss. bütün bütün mahlûklara karşıdır. kulun içinde bulunduğu fenâ anında. gaflet. Ensarî’ye göre beka. 308-309. nefs.

Bu yüzden evliyâ. 88. Peygamber(sav)’in insanî yönünün.”481 İmâm-ı Rabbânî’ye göre bu durum aynı zamanda Hz.483 Dolayısıyla. 86. Mek.485 Bu konuyu Şeyh Nazım’ın mirac anlayışıyla ilgili düşündüğümüzde. avam sınıfından başlar. Yaratılış ve Varlık İle İlgili Kavramlar/e. Binaenaleyh Hz. tevhîd kuvvetini kalbinde toplayan velîler.no: 260. 483 İmam-ı Rabbanî. nübüvvet nuruyla verilen haberlerin muhalifinde tasarrufta bulunamaz. Kıbrısî’ye göre Fahr-i Kâinat Efendimiz(sav). kemale geldiğinde başlangıca dönmüş olur. 486 Bkz. yürür. Peygamber(sav)’in miraçtan inişi. Şeyh Nazım’ın verdiği zehirli kuzu misali. Bu zatlar zahirde avam. s. Nazım Efendi’nin ifadesiyle “velî. bekâ ve Hz. s. fenâ ve bekâ gibi ıstılahî kavramlar açıklayıcı olmaktadır. Evliya kemal makâmlarında ilerlediği nispette üzerindeki harikulade halleri gizler ve o nispette avam gibi görüntü ve yaşantı arz eder. Hz. Binaenaleyh Şeyh Nazım-ı Hakkâni’ye göre velayet. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den aktardığı bu bilgiden hareketle Nazım Efendi. tasavvuftaki beka anlayışıyla ilgilidir. Ancak bana vahyolunur…”482 ayetinde bildirilen bu yön. evliya makâmâtı hakkında şöyle bir anlayışa ulaşır. batında Allah(ac)’ın yeryüzündeki hilafetini giyen zâtlardır.Mirac Konusu. sufîlerin bu çerçevedeki fenâ. nübüvvet nûrunun ve kudretinin varisidir. 484 Kıbrısî. 485 Aynı eser. geri dönmek istememiştir.e. şüphesizdir. sidre-i münteha. âlem-i halkta yapılan davetin kuvveti içindir.çağırmaya bakmaktadır. Mek.. Peygamber(sav) anlayışlarına dayandığı. aşk. ruhanî yönünden daha kuvvetli olmasıyla da ilgilidir. Bununla birlikte velayet makâmı olan fenâ ve 481 482 İmam-ı Rabbanî. yol alır.g. Peygamber(sav). beka makâmında bedenen halka karışıp halk olan kul. Kalbinde kavuşma arzusuyla alevlenmiş bir aşk ile sidre-i müntehadan girdiğinde. Tasavvuf Sohbetleri. miracda sidre-i müntehadan içeri girerken kalbinde yokluk kaygısı yoktur.486 Yani.”484 Kıbrısî’ye göre velayet makâmlarının en yüceleri olan bu makâmdaki evliya yani. kabirlerinde çürümeyecektir. Kehf: 18/111. 96 . Mektubât.no: 209. “Onlara söyle Ben de sizin gibi bir insanım. a. Hakk’ta fena olması farkı söz konusudur. fena makâmında halktan uzaklaşıp.

lütuf gibi anlamlara gelmektedir. Peygamber(sav). eniştesi Hz. Meryem’in odasına girdiğinde gayb âleminden gelen rızıkları görünce bunların nereden geldiğini sormuş. Doğduğunda yetim olan Meryem'in bakımını. Nihavend’e duyurduğu hadisesi keramete sahabe örneği olarak verilir. “Ey Meryem.489 Bununla birlikte Kehf Sûresi nde haber verilen Ashab-ı Kehfin hadisesi ve Musa(as) ile Hızır(as) arasında yaşananlar bu kavramın kazandığı anlamda. bu sana nereden?” derdi.487 Kur’ân’da keramete delil olarak Meryem kıssası gösterilir. 26. ss. 156-161. Meryem biraz büyüyünce.488 Dolayısıyla peygamber olmadığı halde Meryem’e manâ âleminden rızıkların gelmesi. Peygamber(sav). Kur’ân Ansiklopedisi. Hz. lütufta bulunmak. Zekeryâ. itibar. şeref. dağa!" diye nida ettiği ve bu sesin. onun yanına. s.” Âl-i İmrân: 3/37. el-Müfredât. mihraba her girdiğinde yanında bir rızık bulurdu.490 Hz. 97 . mevsiminde bulunmayan meyvelerle müşerref olmuştur. 1154. ordu kumandanına "Ey Sâriye dağa bak. 429. Hz. "Sizden önceki milletlerde mukaddesi kendisine ilham olunan 487 488 Firuzebadî. bir bakıma nübüvvet dairesinin küçük bir numunesidir.2. İsfehanî. velî fenâ makâmına varır. velî bekâ makâmına indiği dairesel seyrini yapar. ihsanda bulunmak. Nihavend’de çarpışan İslâm ordusunun arkadan çevrildiğini görüp. s. onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeryâ’da onun bakımım üstlendi. Kamûsu’l-muhît. b. miraçtan inerken. er-Risâle. 380. cömertlik. Yani nübüvvet nuru ile Hz. Keramet: Keramet lugatta. (O da) “Bu Allah katından” derdi. Meryem burada eğitim ve ibadet ile meşgul iken. sidre-i müntehaya çıkarken. Zekeryâ(as) üstlenmişti. Meryem de bunların Allah(cc) katından geldiğini söylemiştir. “Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu. 490 Kuşeyrî. “Zira Allah. annesinin vadinin yerine gelmesi için Zekeryâ(as) onu Kudüs mabedindeki mihraba yerleştirdi. Kur’ân-ı Kerîm’e istinad edilen dayanaklarıdır. Zekeryâ. c. 489 Ateş. Ömer’in Medine’de hutbe okurken İran. izzet. sâlih kişilerin böyle tanrısal lütuflara erebileceklerini gösteren delil olarak kabul edilmiştir. s. dilediğine hesapsız rızık verir.bekâ.

98 . mesafeyi kısaltarak bir yere vasıl olma manasına gelen.: Süleyman Uludağ.497 Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’yi anlattığı bir sohbetinde Nazım Efendi. Sa’düddin. O’nun devam eden hissi mucizeleridir.. tayy-ı zaman ve manevî dilleri konuşmak gibi olağan dışı fiillerin arız olması anlamında kullanılmıştır. TDV İA.379. Ebu Hüseyn b. bitkiler 491 Buhârî. fiziksel imkanlar dâhilinde olmayan bereketli sofralar kurar. 184. Buna göre keramet. 269. kerametlerden bahseder. İstanbul 2010. Ter. Müslim. 629. 25. TTDS. hayvanlar. 494 Curcanî. İstanbul 2010. Enbiya.494 Bir işte hareket etmek. 498 Şeyh Abdullah Dağıstanî bahsinde detayıyla belirtilmiş olan hadisede keramet. bir işin içine girip idare etmek anlamları olan tasarruf. Fezâil. Yani velî. er-Risale. Allah’ın velî kullarına bahşettiği bir lütuf ve keramet olarak tanımlanır.498 Istılahtaki sayısız menkıbe. keramet kavramını genel terminolojideki manasıyla kullanmıştır. Allah dostlarından sâdır olan harikulâde haller olarak anlam bulmuştur. Ali b. Haccâc. ıstılahta.. Sufîlere göre bu tasarruf esnasında kul. Tah. Haz. Peygamber(sav)’in vefatından sonra.495 Kerametin gayri-iradî olduğu genel kabul görse de.: Süleyman Uludağ.496 Bu kerametler. bazen iradî."491 hadis-i şerifi ise kerametin delili addedilir. Benim ümmetimde de varsa Ömer’dir. 280-285. 493 Taftazanî. s. kendisinden farklı mekanda bulunanların yardımına koşar. ss. Fezailu’s-Sahabe. Tasavvuf Sohbetleri. 118-119. sobadan ateş alan maşa gibi bir fonksiyonu haizdir. ss. Keramet. s. 140. 492 Câmî. 497 Hucvirî. s. 495 Cebecioğlu. s. gözden kaybolur. 23.493 Tasavvuf ıstılâhında keramet. 6. Bunlara göre keramet sahibi veli. yaşa nan bir tay-i mekan tecrübesi olarak ifade edilmiştir.492 Velilerin kerametlerinin hak olduğu kelam uleması tarafından kabul edilmiştir. tayy-ı mekan yapar. Osman. s. o maşayı tutan adamdır. 54. c. tayy-ı mekan. 248. Hz. Şerhu’l-Akâid (İslam Akâidi). Kıbrısî. et-Ta’rifat. Nefehâtu'l-uns(Evliyâ Menkıbeleri).Yavuz Yusuf Şevki. Ayrıca Bkz. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). nefsini dize getirdiği için diğer mahlukâtın zikrine ve lisanına vakıf olur. kalbten geçeni okur.: Muhammed Fuâd Abdüldaki. 496 Kuşeyrî. Asıl fiil sahibi. Dâru’l-hadîs. Dergah Yay. ateşi alan maşa gibi dolaylıdır. s. bazen irade dışı gerçekleşir.kimseler vardı. Beyrut 1991. Sahihu Muslim.

499 Şeyh Nazım’a göre velî. Ahmed Hocazade. Beyrut 1994. Peygamber Efendimizin(sav) “Üstleri başları toza toprak. Onların nazarı değen kimse. Kabalacı Yay. Nebehânî Yusûf b. Haz. Mesela. er-Risale. Dâru’l-Ma’rife. 66. Gümüşhanevî. Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı.”502 hadis-i şerifi naz ehli Allah dostlarının tasarruflarına ve indi ilahîdeki makbul dualarına işaret etmektedir. keramet sahibidir. Tasavvuf Sohbetleri. Bahar Yay. İnkiyap Kitapevi. Tah.e. Fahr-i Kâinat efdalu’s-salatu ve’s-selam Efendimizin varisleridirler.g. İstanbul 1980. temize çıkar. gözleri ile ibâdullahı ve ümmet-i Muhammedi temizleyecek nûr sahipleridir. Hadikatü’l-Evliyâ. İstanbul 1958. Menâkibu’l-imâm el-a’zâm ebu Adbullah Süfyan b. Bektaşî. Onlar böyle ümmet-i Muhammed(sav)’e bakar. Bedir Yay.ve taşlar ona itaat eder. s. ss..Z. Zihebî. Ahmed Ziyauddin. 382-424. 502 Müslüm.37. ss. Başka bir ifadeyle keramet sahibi veli kullar. Gölpınarlı. İsmaîl. İstanbul 1988. Tezkiretü’l-evliyâ. 499 Attâr. alem -i misal’deki olayları. Üzerinde ne kadar zulmet olursa olsun onun nazarının altına giren kimseler temize çıkar. 500 Kıbrısî. Said es-Sevrî. Ehl-i Sünnet İ’tikadı.. Sabuncu.. Basılmamış Doktora Tezi. Başka bir ifadeyle keramet. ss. Keramet ıstılahtaki manasıyla kullanılmış olsa da. Tirmizî. 40. Adbülbaki. Hilmi. c. onların vazifelerini şöyle ifade etmiştir: “Onlar. Kuşeyrî. olgular dünyasına indirme gücüne sahiptirler. keramete örnek olarak vermiştir. bir velinin kerametini Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den naklederek ifade etmiştir. Mevlevî. İstanbul 1989. Câmiu kerâmati’l-evliyâ.: İbrahim Utve Avvad. 65-66. Dâru’s-sahâbe li’t-Turâs. Allah onları yeminlerinde yalan çıkarmaz. 214-228. Schimmel. Onlar. a. 99 . özel bir anlama da sahiptir. Feridüddîn-i. İslamın Mistik Boyutları. hidayete vesile olma kudreti manasında da tanımlanmıştır. 501 Kıbrısî. Menâkıb. Şeyh Nazım’ın keramet anlayışında bu hadis-i şerifin etkili olduğu kadar.500 Ümmet-i Muhammed’i hidayete sevk edecek hizmeti sürekli olarak gören velî zatların vazifelerini Nazım Efendi. Osmanlı Yay. İstanbul 2004. Birr. Zeyneb.K. s. Bu evliyânın bakışlarının farz olduğunu söyleyen Şeyh Nazım. 1979. ‘Allah’ım şu işi şöyle yapacaktır’ diye yemin etseler. Annemarie. onları hidayete sevk edecek hizmetleri görmek olarak tanımlanmıştır. elbiseleri eski ve kendilerine önem verilmez nice insan vardır ki. 1-2. 54.. Bayramî Tarikatlerine Bağlı Dört Evliya Menkibeleri Üzerine Bir İnceleme.. 1993. Boğaziçi Ünv. Menâkıb-ı Hacı Bektaş-ı Velî.: M.. Ahmed. Ebu Abdullah Muhammed b. ümmet-i Muhmmed’i dünyada ve ahirette gözetmek.”501 Hz. Kıbrısî kerameti.

Keramet Md. Kütüb-i Sitte. s. farz kıldığım amellerin yaklaştırdığı derecede sevimli bir şekilde yaklaştırmamıştır. 14. maddi keramettir. Allah’ın nûru ile bakan kullardandır. 40. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre bu kerametin ehli zat. 25. 14. c. tutan eli. 269. bu olay. Allah’ın nûruyla bakar”505 hadis-i şerifine atfen bu konuyu Allah’ın nûru ile farklı bir açıdan izah etmiştir. nazarlarıyla insanları hidayete sevk etmesi.508 bazen de irşâd sahibi mürşîd509 olarak tanımlamıştır. c. bu tasnif üzerinden değerlendirildiğinde. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. 505 Canan. yürüyen ayağı olurum. manevî keramet nev’inden misallerdir. Ancak Allah attı”504 ayetindeki sırlara mazhar olurken. TDV İA. maddî keramet kadar. ilahî esmanın tecelli ettiği hane olur. 672. elest bezmindeki hitabı her an işitenlerdir. 509 Aynı eser. maddî ve manevî olmak üzere iki çeşit bir tasnif dâhilinde de ele alınmıştır. 16. gören gözü. 510 Tafsilat için bkz. varoluş adetlerinin dışında fiiller sergilemeleri.“Hiçbir amel. Bununla birlikte bu tecrübeyi yaşayan kişi açısından. Fiten.Misak Bahsi (Yevmu’l-ezl). Rikak. sobadaki koru taşıyan maşa misali “Attığın zaman sen atmadın. 506 Bkz. c. somut olduğu da söylenebilir. manevî keramet nev’indendir.510 Keramet. Bu gayretinin neticesi olarak ben onu severim. Onu sevdiğim zaman da işiten kulağı. Tasavvuf Sohbetleri.Allah’ın Nûru. Bu tasnife göre çevredeki mevcudatın.”503 Hadisinin de etkili olduğu şüphesizdir. s. kendi algı dünyalarında tecrübe ettikleri maddi bir tecrübe değil. 507 Kıbrısî. Kıbrısî. 4.Allah’ın Nuru.507 bazı yerlerde levh-i mahfuzu okuyabilen âbid. Çünkü bu keramete şahit olanların. aynı zamanda. İbn Mâce. 13. Enfâl: 8/17. 100 . Keramet sahibi kulda ledünnî ilimlerin zuhur etmesi ve onun dualarının makbul olması ise. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a.506 Nazım Efendi bu nûrla bakan kulu bazı yerlerde mü’min. s. “Mü’minin firasetinden sakının zira o. 503 504 Buhârî. kullarımı bana.511 Şeyh Nazım’ın misalindeki keramet sahibi zatın. bu kerametin işaretlerini gözlemledikleri manevi bir durumdur. s. Bu nûrla bakan kullar aynı zamanda. Bu halin yaşandığı anda kul. Kulum bana devamlı olarak nafile ibadetlerle de yaklaşır. 511 Yavuz. 38. s. 508 Aynı eser.

Mehdi(as)’ye ait emanetlerin gözetilmesinden sorumludur.514 Günümüzdeki evliyanın keramet ve tasarrufuna örnek olarak Nazım Efendi. Sadreddin. 126. 68. âlem-i berzahta dahi devam eder. halifelik yönüyle ilgilidir. Kıbrısî.g.e. Bu ilişki “ümmetin avamına bu fazilet verilirse. Marifet ve Hikmet. Bu durumda insanın işi ve hali. 120. 638/1240)’ye göre bu tasarruf insanın. Bu büyük aslî cem’iyet. bir sınamadır. İstanbul 2002. (Aladdin-i Attar’ın ifadesine göre) bir teveccühüyle insanları velayet makamına çıkarabilecek tasarruf kudreti verilmiştir. büyük ve aslî cem’iyet (insanın esmaî hakikatleri) ve hükmü tashih edilen cem’iyetine (insanın kevnî hakikati) göre değişir. insan-ı kâmilin gerçekleştirdiği sır anlayışı ile ilgili izah etmiştir. s. s. “hakikatü’l-hakaik” diye isimlendirilir ve insan-ı kâmillerin halleri. s. 69. 101 . s. 515 Kıbrısî. Peygamber(sav)’den doğrudan emir alan tek velî olduğunu ifade ettiği bu zât. “Ve yeryüzünde ve gökyüzünde bulunanların tümü size musahhar kılındı”512 ayetinde bildirildiği gibi yerde ve gökteki her şeyin musahhar kılındığını ifade etmiştir. 673/1274)’ye göre söz konusu keramet.515 Sadreddin Konevî (v. Konevî bu anlayışı şöyle ifade etmiştir: “İnsan. evliyalarına ne verilmiştir” şeklindeki bir fikir yürütmedir.. insana bu âlemde hükmetme gücü vermiştir. sonuçta ve başlangıçta tam olarak mazharı olduğu esmaî ve kevnî hakikatlerin neticesini değiştirebilir. Şeyh Nazım bu konuda geçmişteki ve günümüzdeki Allah dostlarının tasarruflarını misal getirmiştir. 122.517 Bu kerametler. Ter. 516 Konevî. keramete ve sırra delalet eder. Bugünün evliyalarına ise bugünün zorlu fesat zamanlarından dolayı daha âlâ bir tasarruf kudreti verilmiştir. İstanbul’da yaşayan Allah dostu bir zâttan ve o zatın sırrı olarak da ifade edilen. a. Tasavvuf Sohbetleri. Kıbrısî.. bunun sırları ve tafsili hükümlerinin suretlerinden ibarettir.e.. İz Yay. vazifesinden bahsetmiştir. s.513 Nazım Efendi’ye göre bu ikram. Nazım Efendi bugünü. 140. Bu güç verilene bir şeref değil.g.: Ekrem Demirli. 514 Bu örneğe göre Şah-ı Nakşibendî’ye. her evliyanın Rabbinden aldığı tasarruf kuvveti nispetindedir ki bazıları. “Benim ümmetimden fesat zamanında bir sünnetimi dirilten kimseye yüz şehid sevabı vardır” hadis -i şerifiyle tanımlamakta ve bugünkü evliyânın tasarrufuyla ilişkilendirmektedir. Söz konusu tasarrufa esas teşkil eden 512 513 Casiye: 88/13.”516 İbn Arabî (v. Bu anlayışa göre Allah(cc). her evliyada farklı zuhur eden tasarrufa. a. Miftâhu Gaybi’l-cem ve’l-vücûd (Tasavvuf Metafiziği). velayet sırrına vakıf olan evliyaya. Bu açıdan keramet. 517 İbn Arabî. Şeyh Nazım’ın sır anlayışıyla bir bütünlük oluşturur mahiyettedir.Şeyh Nazım.

524 Çelik. onların duasıyla yoldan geri döner. Allah’ın nûru Peygamber Efendimiz(sav)’e Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte indirilmiş. Allah(cc)’a duyulan sevgi ve ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. 129 -130. 521 Razî. ile ilgili görülmektedir. a. Tasavvuf Sohbetleri. 102 .”520 Razî’ye göre bu ayetteki ürperme. Mü’minin kalbine tesir etmesi şeklinde anlaşılmaktadır. inayet ihsan etmiştir. 523 el-Hakkânî.518 Nazım Efendi..523 Osmanlı dönemi mutasavvıflarından Âbidin Paşa (v. s.522 Kıbrısî’nin bu düşüncesinden hareketle. Bu halini muhafaza eden evliyaya Allah(cc). ss. bir ürperme halinin meydana geldiğini ifade etmiştir. Berzah âlemindeki bir evliyanın adının zikredildiği meclislerde onun ruhaniyeti hazır olarak bulunabilir. nûrun ayetten ya da nûr sahiplerinin (evliyânın) nazarından çıkıp. haşyet ise. ss. ümmet-i Muhammed(sav)’in misak günündeki ahidlerini yerine getirmelerine yol açmaktır. Basılmamış Doktora Tezi. kalbin titremesi. Bu inayet ile atıldığı zaman dönmeyen kaza ve bela okları. 522 Kıbrısî.husus. Mefâtihu’l-gayb. Kerameti manevî bir güç ve tasarruf olarak tanımlayan Kıbrısî’ye göre bu güç. Aynı yer.524 518 519 Kıbrısî. c.519 “Gerçek Mü’minler ancak o Mü’minlerdir ki yanlarında Allah zikredilince kalpleri ürperir. 37. kendilerine O'nun âyetleri okununca bu. ss. onların imanlarını artırır ve yalnız Rab'lerine güvenip dayanırlar. 15. Ebediyete Davet. 1324/1906) da keramet ile ibadet arasındaki benzer ilgiyi kurmuştur.521 Nazım Efendi’ye göre bu ürperti Allah’ın nûru. evliyanın ruhâni olarak hazır bulunduğu veya nazar ettiği meclislerde bulunan kişilerde.g. İsa. s. Erzurum 2001. Âbidin Paşa’nın Mesnevî Şerhi ve Tasavvufî Düşünceleri. zemmedilen ahlaklardan sıyrılmış olmak ve çok fazla ibadet yapmaktır.e. Atatürk Ünv. 121-122. Kur’ân-ı Kerîm’in lafzı ile beraber okunmuş ve Kur’ân lafzından o nûru alanlar olduğu için ümmet içinde bu güne kadar yayılarak gelmiştir. gelir. 15.. 21-22. ibadetle artar ve taatla korunur. 520 Enfal: 8/2. Allah(cc)’a duyulan haşyetten. Abidin paşaya göre velayetin ilk işareti. Nazım Efendiye göre tasarruf Rabbi’nin izniyle olur ve bu Allah(cc)’ın dostlarına bir lütfudur.

Böylelikle son zamanın büyük velileri. s. Menakıb-ı Şerefiyye. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. mürîdleri içerisinde amel ve itikat cihetinden en zayıf olanını bile hidayete sevk edebilmektir. Giriş/Halidiyye-i Hakkaniyye Tekkeleri/a. onlara dua ve münacatta bulunabilmektir. kendisine hakaret ve iftira ile övgünün müsavi olmasıdır.8. kalbinde bir lahza dahi masivallahtan havatırın girmemesidir. o hâtırdan dolayı gusül abdesti alıp. kendisinden sonrakilere tevarüs ederek kümülatif olarak artar. bir Kur’an hafızının bildiği gibi bilmektir. kendi ve ümmeti için yaptığı tüm dua ve münacâtlarını. Şeyh Nazım. 119. Üçüncü keramet kendisine yevmu’l-misakta emanet edilen mürîdanı. Bu izaha göre birinci keramet. yevmu’l-misakta gösterilen vazifenin eksiksiz ifa edilmesidir.Şeyh Abdullah Dağıstanî. geçmiş velilere verilmeyen dokuz büyük keramet verilmiştir. ailesini tanır gibi bilerek. tüm bu kalbî birikimi miras alır ve dokuz büyük keramete de sahip olurlar. kendine ait hak ve hukuktan dolayı ümmet-i Muhammed(sav)’den bir şahsın dahi intikam-ı ilahîyeye mazhar olmasına razı olmamaktır. Sekizinci keramet.525 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî bu dokuz büyük kerameti haizdir. bugüne kadar tüm gelmiş geçmiş ümmet-i Muhammed(sav)’in tamamını. Şeyh Şerafeddin’e göre irşâd. tevhîd-i ilahî’ye ve tasdik-i nebevî’ye muvaffak olmaktır. Beşinci keramet. kelime-i tevhide “Muhammedu’r-Rasulullah” kelimesi ne zaman eklenmişse. Peygamber(sav)’in nübüvvetten önce ve sonra. Yedinci keramet. o zamandan beri olmalıdır. bu vazifeler arasında gösterilmişse yapılır. İkinci keramet. Tasavvuf Sohbetleri. ss. Hz. Bu izaha göre önceki evliyanın sır ve marifetleri. tevarüs üzerinden izah eder. Dördüncü keramet.sufilive. bu kerametin gereğidir. Bu keramete sahip zatlar kendilerinde masivallah görürlerse. Bu tezde bkz. 528 Burkay.528 525 526 Kıbrısî. Dokuzuncu keramet.526 Bu çağdaki velilere verilen dokuz büyük kerametin neden geçmişteki evliyaya verilmediğini.com/02182007-earh-awliyah. 44-49. Altıncı keramet. 103 .Nazım Efendi’ye göre bu asırdaki büyük evliya ya. tövbe etmedikçe ilahî huzura durmayı kendilerine haram kılarlar. Bu mürîdan içerisinde dünyada görüşülmeden vefat edenleri dahi bu fazilet ve kemâlâttan mahrum etmemek.527 Evliyaya ve mürşid-i kirama bahşedilen dokuz büyük keramet hakkında Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’nin tafsilatlı izahı mevcuttur. hidayete ve kemâlata sevk etmektir. 527 www. Bu muvaffakiyet.

529 Şeyh Şerafeddin tarafından Şâh-ı Nakşîbend hakkında ifade edilen bir menkıbe.e. veli kullar için tasarruf kavramıyla izah edilmiştir. Bu kudret. bir amaç ya da sebeb değil. 80. bu hayatın başkalarını irşâd etmesiyle de alakalıdır. Şeyh Şerafeddin’in belirttiği dokuz keramet üzerinden bakacak olursak.Şeyh Şerafeddin tarafından sayılan bu tüm bu kerametler. Allah dostlarından sâdır olan harikulâde hallerdir. irşad vazifesi başladığından. Peygamber gibi doğru sözlü olan Evliyâ’nın. Burkay. peygamberleri yalanladıklarında.. s.530 Özet olarak Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre keramet. Bu açıdan bakıldığında keramet. Kıbrısî’ye göre.g. hizmetlerindeki devamlılığı sağlarlar. et-Taarruf. Bu menkıbeye göre Şâh-ı Nakşîbend. Bu kerametle birlikte. Kıbrısî’ye göre velî kulun en önemli kerameti. insanları hidayete sevk etme hizmeti ve bu hizmetin devamlılığıdır. Allah(cc) tarafından doğrulanması ise kerametle olur. Tehanevî’ye göre bu durumda evliyâ. a. keramet sahibi. 104 . ahdine sâdık olarak bir hayat yaşadığı zaman. Davet edildikleri hakikatleri idrak acziyeti yaşayan insanlar. velî kullarına musahhar kılınmıştır. kalbini havatırdan daima koruma kerametine vasıl olur. Mürşîd-i A’zâm(sav) ile kurbiyet ve ayniyet kerametine ve bunun neticesinde Hz. Allah(cc). keramet sahibinin zikir ve dua üzerine inşa ettiği takva ve merhamet hayatıyla ilgili olduğu kadar. Bu haller Allah’ın nûru ile bakan velî kullardan sadır olur. taatla 529 530 Kelâbâzî. sâdıklardan olur. enbiyâ gibi doğru sözlü. evliya tasarrufuna örnek olacak mahiyettedir. Peygamber(sav)’in merhametinden bir şube olma kerametine vasıl olur. misafirlerinin tümünü bir nazar ile. Allah(cc) onları mucizeleriyle doğrular. ss. yerde ve gökteki her şeyi. ibadetle hizmetlerini artırırlar. Keramet ehli zatlar. tarikat içerisinde hakikate vasıl olan zümrenin makâmına idhâl etmiştir. 79-87. Gördükleri hakikatlere ve güzelliklere insanları davet ederler. bir sonuç olmaktadır.

herkeste bi’l-kuvve vardır. Cebecioğlu.3. yani kutbu şu cümlelerle tanımlamıştır: “Kutup. s. Ta’rifât. velî bir kuldur ve âlemin ruhu olarak değerlendirilir. Güney. 534 Kıbrısî. Curcânî. Emaneti tahakkuk ettirebilen yani onu kuvveden fiile çıkarabilen kâmil velî. 129. 186. buyruğunca hareket ettikleri lideridir. Ama bunu gerçekleştirebilmek çok az kişiye nasib olmaktadır. hesap gününde noksanları bulunan ümmetin azabına talip olarak kendilerini feda eden kimselerdir. ss. kendindeki bu özellikle kâinatın mahkûmu değil. kendi asrında bulunan ümmet-i Muhammed(sav)’in yerine kendini fedâ eden kimse olarak da tanımlanmıştır. Mıknatısın eksi artı uçları da kutub adını alır. Tüm bu tanımlamalara ek olarak kutub. ss.531 Istılahta kutub. Bu iki ucu birleştiren eksenin merkez noktasına da kutub denilir. 533 Kâşânî. 105 . Emir âleminden halk âlemine doğru meydana gelen tenezzül olayları. 223. Sargavî Hasan.533 Nazım Efendi’ye göre kutub. s. Ancak kutub kendi ihtiyarı ile hareket edemez. Zira mutlak bağımsız yetki ve güç sadece Allah(cc)’ındır. Ta'rîfât. âlim. TTS. Istılahatu’s-sufiyye. Kutub: Çoğulu aktâb olan kutub kelimesi. TTDS. 31. 386. bütün inâyet üzerine inzal olup içinden gerek ulvî 531 532 Firuzebadî. c. 162.532 Allah(cc)’ın yeryüzünde her zaman kendisine baktığı kutub. 35. s.534 Nazım Efendi kutbaniyet makâmında bulunan velî kulu. varlıklar içinde sadece insana vermiş ve buna bağlı olarak cümle kâinatı da onun emrine boyun eğdirmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. kuzey kutupları. Yani onlar. Dünyâmızın alt ve üst tepe noktalarıdır. Kutub olabilme özelliği. kutub üzerinden cereyan ederek vuku bulur. Bir kavmin kutbu. Allah(cc). Tehânevî. Kamûsu’l-muhît. Keşşâf. velî. Kâhire 1987. âbid vasıflarını ihtiva etmektedir. Nazım Efendi. halkı Hakk’a götürmekle görevlidir. dünya hayatında bu temennide bulunan Bâyazîd-i Bistâmî’yi bu fedailere örnek olarak vermiştir. s.b. 235. hâkimi gibidir. kendi ekseni çevresinde dönen kürenin sabit kalan iki noktasıdır. 3. 126. s. değirmende alt taşa yerleştirilen ve üst taşın dönmesini sağlayan demir anlamına gelmektedir. emaneti. Mu’cemu’l-fazu’ssufiyye. Uludağ. manevî derecesi büyük. Geometride kutub. s. Cürcanî. 1326-1327. s. Müessesetü’l-muhtar.

(sen) razı oluncaya kadar vereceğiz’ buyurmuştur. evindeyse ziyaret eder. Çünkü Hz. 30. a. 541 Hz. Rasûlullah(sav) “Allah’ım. alev alev tutuşan. 106 .538 ashabından birini üç gün göremezse. Peygamber(sav)’in “Ümmetim.537 Şeyh Nazım’ın kutub için tanımladığı bu çile.”542 ayetindeki sırda olan zâttır. gerek semâvata. evliyanın ve onlar içerisinde kutbun.”535 Nazım Efendi bir menkıbe536 üzerinden kutubların yaşadığı en acılı ve en çetin çilenin. Peygamber(sav). Bkz. gelecek.”540 Bu manada Hz. Heysemî. O da: “Senin duan beni neden sevindirmesin ki?” dedi.Velayet. ümmet-i Mahammed(sav)’in ahretteki halleri ve çileleri olduğunu beyan etmiştir.e. c. Hz. 542 Enbiya: 21/107. onu sorardı. 2/295. benim ümmetim için her namazda yaptığım duâmdır” buyurdu. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b.16. “Vallâhi bu. gayelerine döndürecek. gerek yerlere dair ve içerisinde olan bütün mahlûkatı yaşatacak. ancak rahmet olarak gönderdik. Peygamber(sav)’e varis olması ile direkt olarak ilgilidir. benim için Allah’a dua ediver!” demişti. 9/243.g. Peygamber(as) bütün âlemlere 535 536 Kıbrısî. Âişe vâlidemiz o kadar mesrûr oldu ki.âlemlere. s. Bestamî. Âişe’nin geçmiş. ss. 47/7111 539 Heysemî. Uzaktaysa onun için duâ eder. Şeyh Nazım’ın tafsilatlı görüşü için bu tezde bkz. Sahîh. ümmetim” diye ağladığı gecelerin birinde Allah(cc). gerek süfli âlemlere. Peygamber(sav)’e vâris olanlar içerisinde kutub. Peygamber(sav)’e vâris olanlar içerisinde evliyânın hizmetleri konusunda. c. sevincinden başı önüne düştü. Bunun üzerine Rasûlullah(sav). onları vücutta tutacak inâyeti taksim eden zât demektir. Demirci: Ah Sultanım. 160-161. Peygamber Efendimiz(sav)’i neşeli gördüğü bir gün: “Ey Allah’ın Rasûlü. İbn-i Hibbân. Âişe(ra).: Seyyid Muhammed Dişkeri el-Alusî. 29 Kutupluk vazifesinin ümmî bir demircide olduğunu bilen Beyazıd -ı Bestamî Hazretleri onu ziyarete gider. Bestamî: Sen benim elimi öpme ben senin elini öpeyim der. 537 Kıbrısî. 538 Hz. Beyrut. o bir tek olur.1. 540 Alusî Ebu Fadıl Şehabeddin Seyyid Mahmud. Ruhu’l-me’anî fi tefsiri’l-Kur’âni’l-Azim ve’sseb’e’s-mesâni. hasta ise “geçmiş olsun” demeye giderdi. Hazretin geldiğini gören demirci işini bırakıp Hazretin ellerini öpmek ister. O asırda binlerce evliya olsa da. Cebrail(as)’e “Git ona de ki: ‘Biz sana ihanet edecek değiliz. demirci: Ey Sultanım! Benim içimde olan. mahşer gününde bunca isyanları ile ümmet-i Muhammed’in hali nice olcak? Diyerek çocuk gibi hüngür hüngür ağlamış. s. Ümmetin hakkında sana. Vaktin kutbu odur. bu halleri bulunduğu çağda en derinden yaşayan kişi olduğu anlaşılmaktadır.541 Şeyh Nazım’a göre kutub. benim elimi öpmekle benim içindeki ateş sönmez ki der. Ümmeti için sürekli gözyaşı ile dua eden Hz. Tasavvuf Sohbetleri. 29. İdaretu’l-Minyeriyye. gizli ve açık bütün günahlarını mağfiret eyle!” diye dua etti. Rasûlullah(sav) “Dua etmem seni sevindirdi mi?” diye sordu. Tas. “Biz Seni âlemlere. sendeki ateş nedir deyince. Hz. beni bir lahza rahat bırakmayan. kalbimi daima mahzun eden..539 Hz.

Hz. Bunların evleri. kutbaniyet makâmının Hz. Burkay. Kutbun haricindeki abdallar. Menakıb-ı Şerefiyye. Peygamber(sav)’in sünneti olduğu rivayet edilen her hususta çok titiz davranan abdallar taifesinin mezarları. Buna göre ricâlullahın hali. 90.545 124 bin evliya hiyerarşisi içerisinde kutbun nasıl bir makâmı olduğu konusundaki bir sohbet Hakkâniyye’nin resmi internet sayfasında paylaşılmaktadır. Hz. Bir yerde fazla durmazlar. 27. kendilerini tedavi ederler.543 Nazım Efendi’nin silsile şeyhlerinden olan Şeyh Şerafeddin. Onlar çokça hasta olurlar. 124 bin evliyanın bin tanesi millet meclisindeki mebuslara benzetilmiştir. Hakkâniyye câmiasında görülen kutup telakkisine kaynak olan bir terminolojiye sahip olduğu görülmektedir. Yükseklik ve bina gibi bir alametleri yoktur. Şeyh Şerafeddin’e göre bu kimseler. ona hürmet eder ve onun arkasında namaz kılarlar. kutub. makâmında sabit durur. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Hızır ve İlyas(as) kutbu ziyaret eder. Camî’ye göre. evladı. o gibi nesneleri terk etmişlerdir. değişir. Tasavvuf Sohbetleri. Mezarlarını. tasarruf sahibi oldukları ve dünyadaki diğer evliyaya vazife dağılımlarını emrettikleri ifade edilmiştir. Yerler. 107 .rahmet olarak geldiği gibi kutuplar ise Hz. ümmeti ziyana götürürler. emlak ve malları bulunur. hasta olurlar. Lakin abdal tabakasına dâhil olduktan sonra. tedavi görürler. onun ömrü uzun olur. yerin sathi ile aynı seviyededir. Kutbiyyet vazifesini almadıkları halde kutupluk iddiasında bulunanlardan veya mürîdanın kutupluk yakıştırmalarından razı olanlardan. Peygamber(sav) tarafından verilecek bir görev olduğunu ifade etmiştir. tebeddül eder. beşeriyet itibariyle diğer insanlar gibidir. içerler. başkaları bilmez. 31. 545 Câmî. Hz. s. abdal sınıfına girmeden evvel nikâhlanırlar. Peygamber(sav)’in gönderildiği tüm insanlara rahmettirler. 898/1492). Bunların içinde bulunan 543 544 Kıbrısî. s. Bin seçilmiş evliyanın içerisinde 313 zâtın. Peygamber(sav)’in mahşerde davacı olacağını ifade etmiştir.544 Ricâlullah’tan pek çok zat ile görüştüğünü bildiren Abdurrahman Camî (v. s. Şeyh Nazım’ın Almanya vekili tarafından yapıldığını düşündüğümüz bu sohbette.

9495. yerdeki karıncadan. ss. Hz. Hz. Hucvîrî. Biri kuzeyde. iman etmeyen insanlara kadar herkesin yiyeceğinden içeceğine kadar sorumlulukları vardır. Bunların haricinde her biri 12 yüce peygambere vekâleten hizmet eden kutuplar vardır. Bazılarına göre de gavs kutbun da üstünde bir velîlik makâmıdır. Ta'rîfât. darda kalanlara yardım edebilen. Ebu Bekir(ra). 548 Nakşıbendî. Nefs Mertebeleri. Peygamber(sav) kademi üzere olan velî. 04/2011 tarihinde görüldü. 108 . İstanbul 1996. Bunlardan Hz. feryâdetmek anlamına geldiğinden tasavvufta. Nakşibend’in sağ omzundan eksik olmamıştır. Keşfu'l-mahcûb. Muhammed Mustafa(sav)’ya vekâleten iş yapar. Bu ifadelere göre Şâh-ı Nakşîbend’e irşâd vazifesinin verildiği günden itibaren. Hz. kutub tabiri ile birlikte kullanılır. Curcânî. biri güneyde biri doğuda ve biri batıda bulunan bu zâtlar.naksibendihakkani. bu sorumluluklarının mahiyeti bilinemez. 177. Kırklar Kur’ân’a mükellef olan herkesten sorumlu olsalar da. Şâh-ı Nakşîbend. her gün imsak vaktinde efrad-ı ümmettin isimlerini sayarak hatmetmiş ve 546 547 http://www. Muhammed(sav). Hz. gavs olarak da isimlendirilmiştir. geçmiş peygamberlerin fıtratı üzere olan evliyalardır.kırkların vazifelerinin bilinemeyeceği. Kırklardan başka ricâlu’l-gayb erleri denilen yedi zât vardır.com/?page_id=2212. Ömer(ra). sadece kendisinden manevî yardım istenilen zâta verildiği için. Ali(ra) ve Hz. gavsu’l-a’zâm denir. hem ricalullahın başı Gavsul Azam. Hz. Ebu Bekir fıtratı üzerine olan velî kula ise.548 Bu konudaki benzer ifadeler Şeyh Şerafeddin tarafından da zikredilmiştir. Fatıma’ya(ra) vekâleten vazifeli olan bu zâtların haricinde “evtad” denilen dört tane evliya vardır. kurtarıcı velî olan kutbun unvanıdır. Bütün bunlara emir veren bir kişi vardır ki gavsul azamdır. 371. Bunlar içerisinde. fıtratı üzere olan evliya ise kutubdur. s. Zehra Dedeoğlu. kutbu’l-aktâbdır. Osmanlı Yayınevi. halifetullah olarak da anılan. Gavs yardım istemek. Peygamber(sav)’e vakt-i saadetlerinde ihsan edilen dört ashabın. Hz. Bu unvan. Ebu Bekir’in(ra) ruhaniyeti. Sad: F.546 Tasavvufta kutub. Hz. Osman(ra). onları bilmek için onlara manen yakın olmak gerektiği ifade edilmiştir. Hem kutupların.547 Başka bir görüşe göre kutub. Allah(cc). manevî mertebelerin en yükseğine erişmiş.

Keşfu’l-mahcûb(Marifet Bilgisi). İmanî noksanlıklar ikmal edildikten sonra. c. Ankara 2009. s. s. s. c.: Osman Yahya.: İbrahim Harkûr. Tah. s. Hz. 585-601. 157-183. Peygamber(sav)’i davet eder.onlar için münacatta bulunmuştur. alt derecelerden üstte doğru nücebâ. Menâkıb-ı Şerefiyye. ss. Tasavvuf ve Tarikatlar. 109 . 552 Bu konuda bkz. evtâd. Peygamber(sav)’i davet etmektir. 251-254. dünyadan çıkacak kulu noksanlardan arındırıp ikmal ettikten sonra. abdal adıyla nakledilen hadislere isitnad edilerek oluşmuştur. İkinci Bölüm/Makamlar ve Seyru Sülûk İle İlgili Kavramlar/c. Tasavvufun Temel Öğretilerinin Hadislerdeki Dayanakları. Uludağ. son yedi nefese sığdırılmış lahzalarda. Yersiz 1975. s.550 İbn Arabî’ye göre. 55-56. 25. 554 Ahmed b. 80. s. selamete ve saadete vesile olur. Hz. TTS. mutasavvıflar arasında. Hz. 322. 385-387. 553 Yıldırım. Tasavvuf ve Tarîkatlar. 223. Beytu’l-efkâru’d-devliyye. ümmete hâsıl olan belalardan emanete. üç kişi Mikail meşrebi üzere. 550 Burkay. Cebecioğlu. Şeyh Nazım’a göre. kutbu’l-aktab. TDV Yay. ss. kutbu’l-mutasarrıf.. Peygamber(sav) başlığında da değindiğimiz bu anlayış. 551 İbn Arabî Muhyiddin.552 Ancak ıstılahta ricâlu’l-gayb anlayışına istinad edilen hadis-i şeriflerden bir tanesi şöyledir:553 “Bu ümmet içerisinde üçyüz kişi Âdem meşrebi üzerine. Suudi Arabia 1998. ss. bir kişi İsrafil meşrebi üzere bulunur. nükebâ. 1. TTDS. Futuhâtu’l-Mekiyye. Keşfu’l-hafâ. beş kişi Cibril meşrebi üzerine. Tasavvuf Sohbetleri. 2. Hambel Ebi Abdullah. Musned. 276. bir Mü’minin ruhunun kabz olunması halinde hazır bulunan kişidir. Mur. s. Ahmet. kırk kişi Musa meşrebi. Aclunî. Hucvirî. eimme ve kutup şeklinde551 sıralanan ricâlu’l-gayb’ın yapısı içerisindeki hiyararşik düzen konusunda ortak bir görüş bulunmamaktadır. ss.549 Bu münacat Şeyh Şerafeddin’e göre.”554 Tarikat-ı Hakkâniyye’de kutub. Yılmaz. yedi kişi İbrahim meşrebi üzere. Kara. 555 Kıbrısî. kutbu’lirşad gibi kavramlarla birlikte kullanılmıştır. Kutbu’l-mutasarrıf. Görevi. 555 Hz. kademe kademe ifâ eder. Peygamber(sav)’in “abdal” olarak bahsettiği şahısların özelliklerine istinaden diğer kavramlar gelişmiş ve bu zâtların vazifeleri hususunda muhtelif tasarruf ve vazifeler atfedilmiştir.Mürşid/Kutup. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde de yaygın olan bu anlayışa istinad 549 Tafsilatı için bu tezde bkz. abdal. el hey’etu’s-Suriyyetu’l-âmetu’l-kitâb. 322. Kutbu’l-mutasarrıf bu vazifeyi.

en şerefli. 140. 110 . Onlar sebebiyle yağmura mazharsınız. Kutublar. Konevî (v. s. Menâkıb-ı Şerefiyye. boğazından beş gün lokma geçmemiş zatın rızkını düşünmesi. şeriate göre kötü gördüğü dahi olsa. 1. kendisinde el-Adl. ilahî mizan ile icra eden mürşîdler arasında. s. 673/1274)’ye göre. müstaid zatın zikri esnasında ortaya çıkmaz. yardıma vesile olan bu kişilerin. kalbine dünya ve ahiret işlerinden bir havatır gelmeden zikretmeye muktedir olan kişidir. “müstaid” olarak nitelendirdiği zatlarda görüyoruz. Dolayısıyla ateşten közü alan. onlar sebebiyle yardıma nail olursunuz. müstaid derecesindeki kimselere fitne ve fesatlık fısıldar. gerçekleşir. iradelerini Allah(cc)’ın iradesinde erittikleri için. Allah(cc)’ın tüm esma ve sıfatlarının tecelligahı olur. onlardan zahir olan keramet veya yardımlar. Allah(cc)’ın iradesi dışında zuhur edemez. 3032. Şeyh Şerafeddin’e göre “Seridyakin” namındaki cin taifesi. Camiu’s-sagir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.”556 Bu hadis-i şerifte bildirilen yardım. Hz. Çünkü onun aklı.558 Bu anlayışın Hakkâniyye içerisinde dayanakları olabilecek ifadeleri Şeyh Şerafeddin. Keramet hususunda verilen örnekte de olduğu gibi bu kişiler. s. s. Birincisi. sureti ve zahir varlığı. Şeyh Şerafeddin’e göre iki havatır. sufiler içerisinde muhtelif şekillerde örneklendirilmiş olsa da. Peygamber(sav)’in şefaatte bulunduğu lahzayı düşünmesidir. genel olan görüş. Kutub olarak anlaşılan bu kişinin aklında irade ettiği şey. bu kullarını vesile kılar. el-Muktedir ve el-Muksir isimlerinden kaynaklanan adaleti. Tasavvuf Metafiziği. Müstaid. Kutub. abdallar değil. ilk aslî irade ile birleştiğinde. kullarına inzal edeceği merhamete. Adnan.557 Nazım Efendi’ye göre kutbu’l-mutasarrıf ile birlikte beş kutub vardır. Yeryüzü onlar sebebiyle ayaktadır. en faziletli. Şeyh Adnan’a göre. s. kutbu’l-bilâd ve kutbu’l-mutasarrıf. Konevî. c. Nakşibendiyye usul ve ıstılahına göre 12 bin kelime-i tevhidi.edilebilecek bir hadis-i şerif şöyledir: “Ümmetimde Abdallar otuz tanedir. Bu mürşîd-i kâmillerden birisinin iradesi. 50. 49. Dolayısıyla Allah(cc). 558 K. Peygamber(sav)’in ümmeti içindeki manevî kuvveti gibidir. kutbu’l-aktab. o maşayı elinde tutan kudrettir.559 556 557 Suyutiî. Bunların fiilleri sadece birkaç esmanın değil. 629. 470. TTDS. akl-ı külün dışında değildir. “ekmellik” derecesine yükselmiş mürşid-i kâmiller vardır. ateşten közü alan maşaya benzetilmesidir. en büyük ve en kâmil imam olur. ikincisi de. kutbu’l-irşâd. 559 Burkay. Cebecioğlu.

Cebecioğlu. Şeyh Abdullah ile şeyhi Şerafeddin Efendi’nin İstanbul’da ikamet ettikleri bir döneme tekabül etmektedir. Dolayısıyla Hakim Tirmizî’ye göre hâtemu’l- 560 561 Bkz. 562 www. Şeyh Şerafeddin. onu şeytandan ve nefsin desiselerinden koruyan özel bir mühürdür. Muhammed(sav)’e ihsan edilen bu peygamberlik lütfu. diğer kaidesinde de Şeyh Abdullah’ı durdurarak elini havaya kaldırmasını istemiştir. en büyük velîlere verilen isimdir.sufilive.562 Istılahta ilk defa Hakim-i Tirmizî tarafından tanımlanmış olan kutub kelimesi. Peygamber’in nübüvveti ile alakalı olarak tanımladığı “hâtemu’l-enbiyâ” kavramını. Tirmizî. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Çarşı kapılarından birine varınca. o gün o kemer altından geçen yerli ya da yabancı herkesin. hatemu’l-evliya ile de ilgili tanımlanmıştır. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin. Hakîm Tirmizî’ye göre hâtemu’l-evliyâ. kutbu’lekber ve kutbu’l-irşâd. Şeyh Hişam bu olayı. K.560 Tasavvuf ıstılahında kutbu’l-aktab.Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. ricalin vazifelerinin Hakkâniyye’de nasıl yorumlandığı hususunda ehemmiyet arz etmektedir. nebilerin sonuncusu olmasından dolayı değil. Hz. havada Şeyhinin eli ile bir kemer oluşturduğunu Şeyh Hişam’a söylemiştir. 1920’lerde yaşanan bu olay. Adnan. Şeyh Abdullah’ın kendisinden naklettiğini ifade etmiştir. Tirmizî. Şeyh Hişam’ın bahsettiği şu hadise. halifesi Şeyh Abdullah’ı aldığı bir manevî vazife icabı İstanbul Kapalıçarşı’ya götürmüştür. s. birbirinden farklı niteliklere sahip evliyâ içinde nübüvvetten en fazla payı alandır. orada kapının bir kaidesine kendisi. 386. aynı kalıbı velâyetle ilgili olarak da kullanmakta ve bu ifadenin “velilerin sonuncusu” değil “velilerin mührü” anlamına geldiğini ima etmektedir. “nübüvvetin mührü” olmasından dolayı olduğunu savunmuştur. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde kutbu’l-aktab ve hatemu’l-evliya olarak nitelenmiştir. Şeyh Abdullah. Kutbu’l-irşad mertebesi. Hz.561 Bununla birlikte Şeyh Hişam Kabbanî. 111 . ahirette Peygamber-i Zişan’ın Sancağı altında toplanacağını bildirilmiştir. velîler hiyerarşisinde yer alan. Yan yana on kişinin sığabileceği kapının diğer kaidesinden Şeyh Abdullah fiziki koşulları hiç düşünmeden ellerini kaldırdığında. nübüvvetin batını olarak tabir edilmiştir.com adresinde neşredilen sohbet video arşivimizde mevcuttur. TTDS. Allah(cc)’a verdiği sözde sâdık kalan ricalden olduğunu ifade etmiştir.

Matba’a Kasulikiyye. Adem ile idi.567 Özetle Şeyh Nazım’a göre kutub. 45. bulunduğu vakitte tek olan. Tah. Ulaşabileceği en son menzil ise kurb hazinesidir. her asırda yalnızca bir tane olan kutubdur. imanı nakşetmiştir. Ferdaniyet makâmıyla beraber zikrettiği. 564 Bursevî. 563 Hakîm Tirmizî. 120-121. 567 Aynı eser. 421-422. ss.565 Şeyh Nazım’ın kutub anlayışının. hazineleri ise hatem ile muhafaza etmektedir. bütün velilerden sonra gelecek olan tek bir veli değil. İstanbul 2003. Matba’a Kasulikiyye. ss. 93. Çift. Kitâbu hatmetu’l-evliya. Gavs ve hatemu’l-evliya olarak da anılan kutub.”564 Hakim Tirmizî’nin yer yer zikrettiği ve ferdaniyyet makâmında bulunduğunu ifade ettiği “münferid” de Hatem ile aynı zattır. 49. âlemi halife ile. 1. s. 421. ss. mahlukâta gelen inayeti taksim eden zâttır.563 İsmail Hakkı Bursevî’ye göre her asırda mevcut olan kutub döneminin hatemu’l-evliyâsıdır. Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi. Hakîm Tirmizî ve Tasavvuf Anlayışı. 566 Kıbrısî. c. ümmetin hidayetini dert edinen. Çift. O şöyle demektedir: “Allah. s. 112 . 260. Hakîm Tirmizî ve Tasavvuf Anlayışı.evliyâ olan kişi. ıstılahta Hakim Tirmizî anlayışına en yakın olduğu kanaatindeyiz. Rûhu’l-beyân. Beyrut Tarihsiz. 565 Tirmizî Hâkim. sonuç da Hz. Tah. Başlangıç Hz. s. O ebedi olarak sa’y halindedir. her dönemde var olan ve adeta tasavvuf tarihinde “kutub” sıfatıyla anılan kişidir. Hakkâniyye meşayıhının özellikleriyle de tavsif edilmiştir. Kara Mustafa. kutbaniyet makâmını şeyhi Ahmet Suhurî’ye atfen zikrederek. alemlere rahmet olan.566 Şeyh Nazım’a göre bu makâmın bir mutasarrıfı olan Şeyh Suhurî. s.. Tasavvuf Sohbetleri. 50. Hatem. kırk sene kutbaniyet makâmında kaldığını ifade etmiştir. Enbiyânın makâmından perdeler ona açılmıştır.: Osman İsmail Yahya. İsa ile olacaktır. huzurunda kelime-i şehadet getiren herkesin kalbine. Beyrut.: Osman İsmail Yahya. ss. 259. Dergah Yay. Hâtemu’l-evliyânın makâmı ihsan hazinelerindedir. Kitâbu hatmetu’l-evliya.

Bu tasnife göre Allah(cc)’ın ismi olan “en-Nûr” uhrevidir. Nebi’nin(sav) beraberindekine) tâbi olanlar. s.577 Bununla birlikte Allah(cc)’ın nûru Kur’ân-ı Kerim’de. Firuzebadî. Allah’ın nûrunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmayacağı579 bildirilmiştir. 580 Tabatabaî.571 imân. ss.”570 ayetinde geçen nûr. aydınlık mânâlarına gelen nur.. c. s. Tevrat’ı) kim indirdi?” En’âm: 06/91 . “Onlar ağızlarıyla Allah’ın nûrunu söndürmek istiyorlar. ayetlerdeki yerine göre.. c. 402-407. 576 “Arz Rabbinin nuruyla aydınlanacak” Zümer: 39/69. ilahî mizanı. akılla idrak edilen Kur’an’ın nuru ve gözle idrak edilen kamerin nuru gibidir. hidayet olarak da tefsir edilmiştir. Isfehanî.” Nûr: 24/35.580 568 569 İbn Manzûr. c. 579 Tevbe: 9/32. Kur’ân terimi olarak nûr. 575 “Ve O’nun beraberinde indirilen nura (yani. 577 Mukâtil b. 1. İşaret Yay. Peygamber(sav). Lisânu’l-Arab. “Allah’ın nuru” şeklindeki ifadeye tefsir kitaplarında. Süleyman. nebi neslinden gelen nebidir). Başka bir ayette ise. Allah’ın mesajı.574 Kur’ân ve Tevrat’taki hükümler.” A'râf: 7/157 “De ki: “Musa’nın getirdiği o kitabı (yani. Kevser Yayınevi. ss.568 dünyevî ve uhrevî olmak üzere iki çeşittir. Allah’ın esmasından biri olan nûr. Dünyevî nûr ise.2.572 Hz. 572 “Sizin için kendisiyle yürüyeceğiniz bir nûr (yani.575 Allah(cc)’ın nûru576 olarak mana kazanmıştır. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nûrunu tamamlayacaktır”578 mealinde zikredilmiştir. el-Müfredat. 573 “Nûr üstüne nurdur (yani. (yani.569 Allah’ın nûru konusunda muhtelif anlayışlara kaynak olan “Allah göklerin ve yerin nûrudur. Kur’ân Terimleri Sözlüğü.YARATILIŞ VE VARLIK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: a. 578 Saff: 61/8. Hakk’ın adı. 321-324. 125. Muhammed Hüseyin.573 Mü’minlerin ışığı. s. adaleti. ALLAH’IN NÛRU: Arapça’da ışık. el-Mîzân fî tefsîri’l-Kur’ân. 574 “Bize bakın da nurunuzdan iktibas edelim. 630. 526. 5. ışığınızın aydınlığında yürüyelim)” Hadîd: 57/13. 571 Tevbe: 9/32. s. Ter. 113 . el-Mu’cemu’l-vasît.. 491. s. c. Hadîd: 57/28. hidayetin yolu gibi manalar verilmiştir. 3.14. 570 Nûr: 24/35. kendisiyle hidâyet bulacağınız îmân) kılsın. 508. tevhid esasına dayalı düzeni. eşyanın görülmesine ve idrakine vesilesidir.: Vahdettin İnce. İslam dini.

582 Gazalî. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. s.586 Allah(cc)’ın merhametinin semeresi gibi manalara gelmektedir. 2. 15.585 kulun dünya hayatında gerçekleştirdiği iman. 562. Istlahatu’s-sufiyye. Keşşâf. 584 Kıbrısî. s. Dördüncü nûr. bu düzenin temini için gerekli olan imandır.583 Peygamberlere(as) indirilen İlahî feyz. Kur’ân-ı Kerim. sır ve hidayet. ilahi vâridât olarak da tanımlanmıştır. Âdem(as)’in. meleklere ve cinlere kıblegâh olma sebebi. Eskin Matbası. Bu anlamda Allah’ın nûru Allah’ın mesajının kendisi değil ancak. Tasavvuf Sohbetleri.581 İmâm-ı Gazalî (v. 583 www.sufilive. onun ihtiva ettiği feyiz olduğu anlaşılmaktadır. Hz. kalpten masivayı çıkarıp atılması sonucunda nâil olunan. ledün ilmiyle ortaya çıkmasına denildiği gibi. 46. kâinattaki suretlerde ortaya çıkan vücûd olarak tanımlanmıştır. İlahî mizanın ve tevhide dayalı düzenin kendisi değil. TTS. s. eşyanın hakikatlerini idrâk eden akıl ve nefs nurudur. Uludağ. Hakk esmasının tecelli ettiği bir hidayet yolu olarak anlaşılmıştır. nûru altı farklı manada izah etmiştir. Kavâidu’l-akâid. Kâşânî. 587 K. Duyular âleminde ışık olarak bilinen nur ve bu nûrun idraki için insanda bulunan göz nûru. TTDS. İbn Arabî’nin varlık anlayışına benzer bir yaklaşım görmekteyiz. s. Rasûl(sav) ve ilim için kullanılır. Kâinattaki suretlerde ortaya çıkan vücûdtur. Peygamber(sav)’e verilen feyzu’l-akdes.g. Cebecioğlu. 204-208. 586 Kıbrısî. 118.: Yaman Arıkan. 1731-1732. Ebediyete Davet. 1971.1. Hakk’ın adı değil. Nazım Efendi’nin ifadelerinde. Dünya üstü olan ülvî âlemlerden olan üçüncü nûr.584 her kulda bulunan ve ortaya çıkarılmayı bekleyen hazine. a. s. diğer iki nurdan daha şereflidir. ss. Ter. s.com/CommingofMahdi. c. Tehânevî. 317. Allah(cc)’ın ez-Zahir isimli tecellisi. mutasavvıflar tarafından. 581 Cürcânî. Nur. 114 .587 Bu anlayışı şekillendiren kavramları müstakil olarak ele aldığımızda. 505/1111).Allah’ın nuru ve Hz. mutlak nûr olan Allah’dır. s. Altıncı nûr. s. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. d.582 Allah’ın nûru. güneş ışığıdır. ss. 280.Nûr. Bu iki nûr maddîdir.. Beşinci nûr. Bu nûr. ayet ve hadislere işarî tefsir ekolüyle yaklaşımı ve bu yaklaşım içerisinde. Ta’rifât. el-kıstâsu’l-müstakîm (Mirâcu’s-sâlikin). gizlenmiş bir şeyin. Peygamber’in Sırrı.e. Bu tezde bkz. 585 el-Hakkânî. 79. 30-31. Adnan.

bütünü tamamlayan cüzler olarak önem taşımaktadır. 591 Bu tezde bkz. CommingofMahdi. Giriş/Halidiyye-i Hakkaniyye/Şeyh Hişam. Bu anlayışın detayları Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. Bkz. 30-31. 589 K. ashabın ve diğer Mü’minlerin kalbine nakletmiştir. 15. Şeyh Hişam’ın Şeyh Abdullah’tan naklettiği bazı ifadeler. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışını incelememize ışık tutmaktadır. Ancak vahdaniyet âlemi ‘Muhammedu’r-rasu’lullah’ da denen nasutî âleme yansıması. Kulun dönüşü işte bu nûra olacaktır. Bu bağlamda Hakkâniyye içerisindeki yapılmış ontolojik ifadeler. Şeyh Hişam’a ait görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Peygamber(sav)’in nûrundan (Hakikat-ı Ahmediyye) olur. bu yansımalar bittiği zaman. aynı zamanda Şeyh Nazım’ın damadıdır.sufilive. onun mahiyetini hiçbir evliya bilemez591 ancak. tasavvuf anlayışındaki varoluşsal yönleri genel ifadelerle ancak. ss.g. Nazım Efendi’ye göre bu nûrun kendisine eriştiği kişi 588 el-Hakkânî. Peygamber(sav) başlığında incelenmiştir. Bu anlayışa göre “Şüphesiz ki biz. Ebediyete Davet.Hz. 593 www.588 Bu nûrun taşıyıcıları şeref sahibi kullardır. s. Peygamber(sav) bu nûru. Âdem(as)’e konulan bu nûrun kaynağı ehadiyet âlemi ‘La ilahe illallah’ da denen âlem-i hakikidir.com.e. Âdem(as) kendisindeki bu nûrdan dolayı meleklere ve cinlere kıblegâh olmuştur.589 Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde bu nûrun ontolojik izahı detaylı yapılmıştır. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. Hz. Hakkâniyye içerisindeki ortak terminoloji ile yapmıştır. Allah’a mahsusuz ve şüphesiz O’na döneceğiz”592 ayeti. Bu konulara izahat getirmeyen Şeyh Nazım.. Dolayısıyla bu nûrun ehadiyet âleminde bulunması sebebiyle. a. Cenab-ı Hakk’kın kullarına ilahî bir lütuftur. 592 Bakara: 02/156. Mesela Şeyh Hişam’ın590 bu konudaki özet açıklamasına göre Hz. Peygamber .Nazım Efendi’ye göre bu nûr. kulun kendi sırrına dönüşüne işaret edilmektedir. Dağıstanî’den tevarüs eden ve Şeyh Nazım’ın ifade ettiği bazı anlayışları detaylandırmamız hususunda. her kulun gerçek sırları (nûru) zuhur eder. Peygamber Efendimiz(sav)’e verilen aslî nurdan yansımalardır. 115 . bu nûrun taşıyıcılarıdır. Bütün Peygamberler(as). Hz.593 Bu nûr kalb-i Muhammedî’den ümmetinin kalbine aktarılan feyzu’l-akdes olarak da ifade edilmiştir. 590 Nazım Efendi’nin Şeyhi Abdullah Dağıstanî’nin halifelerinden olan Şeyh Hişam. Peygamberlere verilen nûrlar. Adnan.

Farklı bir ifadeyle Cilî. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. nûru Ahmedî’den alırlar. Kemâlâtu’l-ilâhiyye.hakikî iman. 596 Kıbrısî. Hangisini rehber edinirseniz. Kutub-i Sitte. Hz. 832/1428) tarafından da savunulmuştur. varlık mertebelerine göre iki ayrı mevcudiyet olsa da. 598 Enbiyâ: 21/107.”595 hadis-i şerifinde bildirilen sahabenin tamamı. Bu yönüyle Hz. hidayet bulursunuz. nûru Ahmedî’den yaratılmıştır. insanlık için bir nurdur.. 270. Âlem.”598 ayetinde bildirildiği gibi. Peygamber(sav)’in ise bu nûru. c. ümmetine getirdiği anlaşılmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’in lafzı ile beraber okunmuş ve Kur’an lafzından o nûru alanlar olduğu için ümmet içinde bu güne kadar yayılarak 594 595 Kıbrısî.1. Peygamber(sav)’in aynı varlık düzeyi olarak ele alınmıştır. hakikî aşk ve şevk makâmlarına mazhar olur. Abdülkerim-i Cilî (v. “Gerçekten size Allah’tan bir nur geldi”597 ayetinde zikredilen nûr. Kıbrısî’nin vekilleri tarafından getirilen ontolojik yaklaşımda. hakikatte tek olduğu anlaşılmaktadır. 15. Muhammed(sav)’dir. Peygamber Efendimiz(sav)’e Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte indirilmiş. İnsanlığa hidayet rehberi ve nûr olarak gelen tüm peygamberler. kalemu’l-a’lâ ve akl-ı evvel olarak da ifade edilen. s. Canan. Peygamber(sav) “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. Kıbrısî’nin anlayışında açıkça ifade edilmemekle birlikte. nûru Ahmedî’nin âlemlere rahmet olduğu. nûru Ahmedî ile Hz.599 Bu mana. ss. Peygamber(sav)’den daha kadim bir zât bulunmamaktadır. elest bezmindeki hitabı an be an işitip Allah’ın nûruyla nûrlanan kişilerdir. nurlarını. a.594 Bu mazhariyete nail olanların başında Ashâb-ı Kirâm gelir. ontolojik anlayışında. s. 116 . Hz. Farklı bir ifadeyle varlıkta.596 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu görüşü ve vekillerinin şerh ettikleri ontolojik yaklaşım. 599 Cilî. Nazım Efendi’ye göre bu nûr. Hakkânî çevresinde ise bu durum. Bu anlayışa göre en-Nûr ismi. 4. Allah(cc)’ın zatî isimlerindendir.g.e. Nazım Efendi’ye göre “Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. zımnen bulunmaktadır. 597 Mâide: 5/15. s. 46. 290. 306.

Hz. haşyet. Kalbi bir kandil olarak tasvir eden Kıbrısî. s. nurun iniş mahallinin. Allah o nûru taşıyan erbabının kıyamet gününe kadar devam edeceğini vâdetmiştir. s. 602 Şuarâ: 26/193.gelmiştir. Bu izaha göre iman.600 “… Biz size apaçık bir nûr indirdik”601 ayeti Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Hakim Tirmizî (v.603 Nazım Efendi’ye ait ifadelerin genelinden anladığımız kadarıyla. a. yağ ve fitil misaliyle izah etmiştir. 606 Ahzâb: 33/46. Hz. kalpteki nurun parlamasını. Tasavvuf Sohbetleri. Istılahta bu anlayışı İsmail Hakkı Bursevî (v. kulun yaratılışına dercedilmiş olan nurun.”604 “… O’nun peygamberliği ile birlikte indirilen bu nûrun ardından giden kimseler var ya…”605 ayeti. Nazım Efendi’ye göre. Peygamber’in kalbi olduğunu savunmuştur. 117 . Peygamberlerin kalplerinden Mü’minlerin kalplerine bu nurun aktarıldığını. kalb kandilindeki 600 601 Kıbrısî. Peygamber(sav)’in “aydınlatan bir kandil”606 olarak tarif edildiği ayetin. Sıddık’ın nûru ise bütün Sahabe-i Kiram’ın kalblerindeki kandilleri tutuşturdu. Senin kalbine Rûhu’l-Emîn indiriyor”602 ayetine istinaden. 604 Kıbrısî. s. 1135/1725) de savunmuştur.g. Allah’ın nûru bugüne kadar kalblerden kalblere intikal ederek bu güne kadar gelmiş ve yevmu’l-kıyamete kadar devam edecektir. Bu ifadelerdeki anahtar kelime olarak tanımlayabileceğimiz “kandillerin tutuşması”. 318/932) kalbi ve içindeki nûru. kandillerin tutuşturulması. kandil. “Onu. Şeyh Nazım’ın genel tasavvuf anlayışı ile birlikte düşündüğümüzde. 605 A’raf: 07/157. Nazım Efendi şöyle ifade etmektedir: “Rasulullah Efendimiz’in(sav) kalbine inen bu nûr. 15. Nitekim Bursevî. takva ve muhabbetin nurları.. Peygamber(sav)’e indirilen nûr olarak tefsir edilmiş diyebiliriz.e. Kur’ân bu nûru ihtiva etmektedir ancak. Şerh-i Salavât. kandilin tutuşmasına benzetmiştir. bu ifadelere kaynak olduğu şüphesizdir. Ebu Bekir Sıddık’ı(ra) tutuşturdu. Bu nûrun tutuşma mahalli kalbtir. 15. bu nûrun iniş yeri Peygamberlerin(as) kalpleridir. 79. Nisa: 4/174. 603 Bursevî. nûrun anlaşılmasında önemli görülmektedir. açığa çıkması olarak anlaşılmaktadır. o nûru taşıyanlar olarak meal edilmiş olduğunu söyleyebiliriz.

Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Bu nûrun madeni. a. 851/1447). gözden akan yaş gibidir. Ebediyete Davet. 118 .g. s. doğudakiler gibi istifade edebileceklerini şöyle ifade etmektedir: “Bu rahmetin cezbesi insan fıtratına ve ruhaniyetine tesir eder.e. 610 K. velîler ve Mehdi(as) ile olacaktır. Allah(cc)’ın rahmetinin ezelî ve ebedî olmasından dolayı kıyamete kadar devam edecektir. sıddıklar. Bu rahmet nûru o kadar kuvvetlidir ki. Bu nûrun parlaması. ss. Çerağı almış.”612 Bununla birlikte Nazım Efendi’nin ifadeleri genel olarak değerlendirilirse. Adnan. 79. ss. 17-20. bu nûrdan.610 Ayrıca Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.fitil tutuşunca çıkar. 609 Saff: 61/8. 612 Kıbrısî. dünya ve hevâ yaratılışın başladığı hakikî nûrun mülk âlemindeki yansımalarını izale etmek istese de. Nefis. 33-35. içinde bulunduğu cisimleri de kıyamete kadar ebedîleştirdiği söylenebilir. Camî.611 Nazım Efendi 1977 yılında yaptığı bir sohbetinde nûru. s. Allah(cc)’ın rahmeti olarak ifade etmiştir. şöyle kullanmıştır: “Bir tâlib. ss. fitilini ve yağını hazırlamış.. 611 el-Hakkânî. bu rahmanî cezbeden ne kadar uzakta olursa olsun ruhaniyeti nasiplenebilir.607 Nakşî meşayıhı içerisinde Yakûb-u Çerhî (v. garp beldelerinde yaşayan kulların da. Onlar bu nûrun vahdaniyet âleminden mülk âlemine tenziline vesile olanlardır. Zahir oluncaya kadar mevcudiyeti. Beyânu’l-fark. 30-31. Bunlar. kıyamet gününde kabrinden çürümemiş olarak kıyam edeceğini ifade etmiştir. bir kıvılcım beklerdi”608 Nazım Efendi’nin genel ifadelerine dayanarak bu nûrun mahiyeti itibariyle ebedî olduğu. bu nûrla dirilen hücrenin (bedenin) ölmeyeceğini ve çürümeyeceğini dolayısıyla. Peygamberlerin(as) yaşadığı mekânlara. bu nura ait şuaların bulunduğu kalbde iman hâsıl olmaktadır. kalıpları batıda bulunsa bile kalbin doğuya yöneldiği bir anda bu nûrla buluşması anında iman hâsıl olur. Tasavvuf Sohbetleri. Allah(ac) nûrunu tamamlayacaktır. gizlidir.609 Bu nûrun tamamlanması Peygamberler. kalbtir. bir azizin hizmetine geldiği zaman Ubeydullah gibi gelmesi gerekir. 607 608 Hâkim. şeytan. 550. bu misali. yani şark (Ortadoğu) beldelerine inen bu nûr. Şeyh Nazım. Kulun kalıbı (cismanî bedeni).

Kalbde üretilen biyoelektromanyetik sahalar. Nazım Efendi bu vazifeyi. Ebu Bekir(ra) ve/veya Hz. manyetik bileşeni de. Ali(ra) aracılığıyla bu güne kadar gelen silsile üzerinden ifâ etmektedir. İçindeki nûr ile etrafındakileri aydınlatan kişi. tıp çalışmalarında da yer almıştır. “kalbdeki beyin” olarak tanımlan bir siteme sahiptir. Bu manada insan kalbi. Allah(cc)’tan Resulüne(sav) inen nûr. kalbin ürettiği elektirik alanın. insan kalbinden yaklaşık 50–70 cm mesafeden SQUID (Süperiletken Kuantum İnterference Cihazı) tabanlı magnetometreler ile ölçülebildiği Psikofizyolojik çalışmalarda tesbit edilmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. kendine has kompleks ve sırlı bir sinir sistemine sahip olan kalb. Hak Dost 4. anlamına gelmektedir. Beyinden bağımsız en az 40 bin sinir hücresinden yapılmış. Allah’ın birliğine tam iman olarak zuhur etmesi.614 Bu nûrun aranacağı adres ise. beyinde kaydedilen elektroencephalogramdan (EEG) genlik (amplitud) bakımından ortalama 60 misli daha büyük. bugüne kadar kalbten kalbe aktarılarak. aynı zamanda bu nuru nakletme görevini de icra ettiği görülmektedir. vücut sarayında en güçlü ve geniş elektromanyetik alanın üretildiği bir sistemdir. 119 . Bu nûru en ziyade kemiyette ve en kâmil keyfiyette taşıyan Peygamber Efendimizdir(sav). Bu durum. Nazım Efendi bir sohbetinde bu nûrun aranması gerektiğini belirterek “O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar şöyle diyeceklerdir: ‘Bize biraz bakınız da nurunuzdan alalım!’ Onlara. bir irşâd vazifesi ifa ettiği için mûrşid olarak nitelendirebiliriz. nûr üzerinden tabir etmiştir. bu sinir sistemi ile. ss. Çünkü tasavvuf literatürüne göre mürşidler. s. Şeyh Nazım’a göre. Kıbrısî. nurun bir kandil gibi tutuşturduğu kalbin. beyinde üretilen manyetik bileşenden yaklaşık 5 bin kere daha güçlüdür. Bu yönüyle kalb. 254-260. gelmiştir. O’ndan aldığı nûru bu güne kadar getirenler vardır. 615 Kıbrısî. ‘Arkanıza dönün de. irşâd vazifelerini Peygamber(sav)’den itibaren Hz. o nûru kendisinde bulunduran zatlardır. 14. dokular tarafından 613 614 Hadîd: 57/13. sadece tasavvuf konularında değil.aydınlattığı kalbde. nûr araştırın!’ denilecek”613 ayetini delil göstermektedir.615 Kıbrısî’nin ifadelerinde. Bu çalışmalara göre kalbde elektrokardiyogram olarak (EKG) ölçülebilen elektrik alanı.

kulun dünya hayatında bu nûru alarak. 126. Vücuttaki bir verici istasyonuna benzetebileceğimiz kalb. Institute of HeartMath. ışığını diğer kandillere nakledebilecek mahiyettedir. 254-260. hakikat âlemi ve hakikat-ı Ahmediyye üzerinden izah etmiştir. kıyamete kadar bu mekanizma içinde devam edeceği söylenebilir. s. aynı zamanda o enerjinin yayılma sahası içinde bulunan kişiler tarafından da hissedilebilir olduğu tesbit edilmiştir. Aydın. Atkinson-Dana. Science of The Heart..”618 Nûr konusunda Şeyh Hişam’dan nakledilen ontolojik anlayışın. Bilimsel verilerle bir yönü ispat edilmiş bu hakikatin tasavvufî yönünü Bursevî. tutuşmuş bir kandil gibi. ahrette de ferah içinde olurlar. İstanbul 2004. CA 2001. vücuttaki her organ ve hücre tarafından algılanan sinyaller üretir. bu ifadelerde zımnen bulunduğu şüphesizdir. bu nûrun aranacağı yerin dünya hayatı olduğunu şöyle ifade etmektedir: “Dünya hayatının araçlarını amaç edinenler. Bulanlar ise dünya hayatından bir nûr alarak. Bu nûru bulanlar dünyada da. şöyle ifade etmektedir: “İnsan kalbi latif (cisimden uzak) tarafıyla ruhun ışığını alıp.616 Bu manada nurunu gerçekleştirmiş bir kalb. Selim. Kalbin bu vasıtalığı iledir ki. ruh ile cesed arasında bir vasıtadır. Sızıntı Dergisi. Nazım Efendi. McCraty-Mike. Kalbin Keşfedilen Yeni Boyutu. geldiği yere dönmesini Şeyh Hişam. ses basıncı ve elektromanyetik dalgalardaki değişiklikler ile kalbin dışına ulaşır. kalbin ritmik aktivitesi ile üretilen kan basıncı. Hak Dost 4. Bulamayanlar ise iki âlemde de telaş içindedir. sadece bedenin her tarafına iletilmekle kalmaz. 617 Bursevî. Hatırlanacağı üzere. Tomasino. Publication No. Işık Yay. sayı Mayıs 304. Şerh-i Salavât. cismiyle kesif (iç içe) olan tarafıyla cesede ulaştırmasından ötürü.emilerek yok edilemeyeceği ve bir iletici güç olduğu anlamına gelmektedir. bu nûru aramaktan gafil oldukları için bulamazlar. Bu sinyaller. yani Rablerinin huzuruna çıkarlar. 120 . Aynı şekilde felekler ile hareketleri arasında vasıta olan nüfus-ı nâtıka-i felekiyye (nefisleri)dir. 616 Rollin. ruh ile cesed arasında bir birliktelik oluşur ve böylece insanın bir düzen çerçevesinde sürekliliği sağlanır. 618 Kıbrısî. 01-001. Kalbde yaratılan bu elektromanyetik enerji. ss. Biaenaleyh nûr. ehadiyet âlemi. geldiği yere.”617 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs ettiğini düşündüğümüz “nûru aramak” ifadesi Hakkâniyye yolunun temel sohbet mevzularındandır.

Peygamber(sav). 4. dünya hayatında gafil olanların. hakikât-i tevhîd ve esrar-ı mahz-ı tevhîd ifadeleriyle tarif edilmiştir. 622 Bu tezde bkz. kendindeki bu hazineyi nûr sahiplerinin rehberliğinde bulmaktır. Kula düşen. Ebu Bekir(ra)’e neden nakledildiği konusundaki hikmet. ehadiyet âleminde olan Nuru Ahmediyye ve nasutî âlemde bulunan Nuru Muhammediyye kavramları bulunmasa da. Dolayısıyla bu kullar. Bu nurun kulda zuhur etmesi. ahiret saadetine. Hazinesi olmayan insan olmaz. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî sohbetlerinde. bu rahmetin umumi olması için. 621 Aynı yer. şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî tarafından şöyle beyan edilmiştir: “Ebubekir Sıddık Hazretleri’ne nakledilen feyz-i kudsiyyenin. “feyz-i akdes” olarak ifade edilmiş ve bu nûr. aksi ise. 121 . Bu manada âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Kıbrısî’nin nûr anlayışına getirdiğimiz bütüncül yorumları destekleyen ve besleyen bir veçhi olması hasebiyle mühimdir. ümmetine yani. ss. bütün ümmet-i merhûmeye ve mâsivâullâha umumî olmasını tekrar temin için ve bu feyz-i kudsiye ile ta’zim için bu nûr nakledilir. Hz. Abdullah-ı Dağıstanî’nin şeyhi Şerafeddin-i Dağıstanî de sohbetlerinde Allah’ın nûrundan bahsetmiştir. onları azgınlıkları içinde bırakır. Buraya kadar değinilen nûr. Lakin gafil 619 620 A’raf: 07/186. Dolayısıyla ahiret âleminde gaflet ehlinin fıtrî nurları (Nuru Ahmediyye). Menâkıb-ı Şerefiyye. insanlığa adanmış bir hayat yaşamıştır.Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin ifadelerinde. zuhur etmeyecektir. kulun yaratılışında bulunan ve dünya hayatında iman olarak zuhur edebilecek bir potansiyel olarak. Nazım Efendi bu düşünceleri şöyle ifade etmektedir: “Senin de hazinelerin var. Peygamber(sav) .”621 Nurun naklinde umumiyet temennisi. “…Allah. her kulda birbirinden farklı kemiyet ve keyfiyettedir. Allah’ın nûru. ebedî hüsrana sebeptir. kendilerindeki nuru (Nuru Muhammediyye) aramaktan gafil olacağına işaret etmiştir.622 Bazen manevî bir hazine veya sır olarak ifade edilen bu nûr.620 Bu nûrun Hz. Burkay. bocalayıp dururlar”619 ayetine atfen bir bocalama ve telaş içinde oldukları ifade edilmiş olabilir. 3. Rabbânîdir. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d.

Peygamber(sav). rahimlerde ve sülblerde dahi bir peygamber vasfını haiz oldu ve gaflete düşmedi. Peygamber(sav) . Peygamber(sav). Abdülkerim-i Cilî’ye göre Hz. Allah(cc)’ı sıfatlarla bildiği için. ss. Kendisindeki nurun zatî olmasından dolayı Hz. Peygamber(sav) ve O’nun varisleri olan insan-ı kâmillerin bulunmasıyla olmaktadır. dünyanın günlük telaşıyla uğraşarak. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. Hz.insan hazineyi geçer. mürşîdler ve gaflet konusuyla birlikte değerlendirilmiştir. Hz. Cilî hakikatte varlık mertebelerinin olmamasından hareketle. 56-57. ontolojik olarak Hz. Ancak zat. gaflete düşendir. yorum yapmıştır. Abdülkerim. Allah’tan gaflete düşmemiştir. sıfatların açığa çıktığı zamanlarda bildiler. sıfatların açığa çıkışında da. Hz. insanoğlunun kendisine tayin olunan kemal mertebesine ulaştırmak için gönderilmiş zatlarla o yollar bulunur. Bu yaklaşım. Ebediyete Davet. Diğer tüm insanlar. bu iki farklı varlık mertebesinin hakikatte aynı olduğu kabul edilmiş ancak. Peygamber(sav)’in tüm insanlar için bu nurun kaynağı olmasıyla ilgilidir. Peygamber(sav). Hz. Bu manada nûr konusu. Cilî. Bu değerlendirmeye göre söz konusu gafletten mahfuz olan Hz. varlık mertebeleri açısından ele alınıp alınmamasına göre oluşmaktadır. 122 . göz açıp kapayıncaya kadar. batınlığında da değişmediğinden. 625 Bu tezde bkz. yiyeceği bir lokma için meşakkate düşer… Fakat bu manevi hazine ki. Peygamber(sav). şehadet âlemi üzerinden idraki için. Hz. gaflete düşmedi. kuldaki nurun bir hazine gibi ortaya çıkarılması. Hakk’ın Zat’ından aldığı nûr ile diğer insanlığa tecelli etmekte ve onları gafletten uyandırmaktadır. Peygamber(sav). ss. kendindeki nur ile diğer insanları da gafletten uyandırmaktadır. Hakkânî çevresinde. Peygamber(sav). 263-264.624 Hakkânî içerisinde bu konulara getirilen ontolojik izahlar ile Cilî’nin bu yaklaşımı arasındaki ince farklılık. Peygamber(sav)’in nasuti âlemdeki varlığı ile taayyünü evveldeki varlığının aynı olduğunu esas alarak. Farklı bir ifadeyle Hz. kendindeki bu nurdan dolayı. Onları bulamazsa insan.625 623 624 el-Hakkânî. insan-ı kâmil olamaz… Onun için gayret etmek ve inanmak lazımdır… Sahabe Peygamberi buldu ve ‘sana inandık ve seni tasdik ettik’ dedi”623 Şeyh Nazım’ın bu ifadelerinde de görüldüğü gibi. Bu arayıştan uzak insan. melekût âleminin. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. her vücud mertebesi farklı şekilde ele alınmış ve izah edilmiştir.

”628 hadisini. Peygamber(sav). Ebedî âlemde taşınacak bu nûru kazanma yeri. “Siz aranızda kimi pehlivan addedersiniz?” diye sordu Ashab(ra): “Erkeklerin yenmeye muvaffak olamadığı kimseyi!” dediler Resulullah(sav) deki: “Hayır gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hâkim olabilen kimsedir. Tasavvuf Sohbetleri. 629 Kıbrısî. Allah bizimle beraberdir”626 ayetindeki hale dönüş yapılarak sürekli parlak tutulması gerektiğini söylemektedir. Nazım Efendi’ye göre geçici olan bu dünya hayatı sona erdiğinde ya iman. s. 40. onların içinde gizli olan potansiyel hasletlere delalet etmektedir. öfkesini yenen. zor anlarında belli olmaktadır. Müslim. Bu manada Hz. kulun Allah(cc)’tan razı olduğu hallerde parlayan. Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin “iman ve tasdik” hadisiyle birlikte ele aldığı bu yaklaşımda. Kulun bu anlarında zuhur eden. dünyevî mefhumların. 3. 236. Rasûlullah(sav) şöyle buyurdu: “İflas eden kimdir? Biliyor musunuz?” Ashab: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bize göre. Ve böylece o kişi yaptıklarının hesabını vermeye oturacak ve 123 .” Bkz. 2608. c. müflis mefhumunu ise. sövdüğü zina isnadında bulunduğu.630 Böyle bir yaklaşımla günlük hayatın en zor anlarında dahi kalbi 626 627 Tevbe: 9/40. s. Peygamber(sav)’in hadis-i şeriflerinde sıkça açıkça görülmektedir. İslam ve Kur’an’ın nûru kulda ya parlayacak ya da kul. aksinde ise sönen bir mahiyettedir. his. Musned. ondaki hasletlere ait kemal derecesinin bir göstergesi olduğu anlaşılmaktadır. Hak Dost 4. pehlivan mefhumunu.Nazım Efendi. onda tahakkuk eden içsel olgunluk düzeyi ile orantılı olduğu söylenebilir. Ebu Davud. ahirette karanlık içinde olacaktır. Farklı bir ifadeyle. 4779. Ebû Hüreyre(ra)’den rivâyete göre. hayatının kolay anlarında değil. Razı olma dereceleri ise kulun zorlandığı hadiselerde zuhur eder. insanların en zor anlarındaki tepkileri.629 Burada izah edilen nûr. Birr. 52. ahirette kaybeden olarak tanımlamıştır. s. uhrevî açıdan yorumlandığı görülmektedir. bir sohbetlerinde iman nûrunun Allah(cc)’tan razı olunmadığı zaman karardığını ifade ederek bu anlarda kulun “Tasalanma. Edeb. Kıbrısî. Kulun Allah’tan ne derece razı olduğu ise. müflis parası ve malı olmayan kimsedir” dediler. tavır ve davranışlarındaki memnuniyet hali. Bunun üzerine Rasûlullah(sav) şöyle buyurdu: “Ümmetimin müflisi o kimsedir ki kıyamet günü kıldığı namazıyla tuttuğu orucuyla ve verdiği zekatıyla getirilecek aynı zamanda işlediği günahlardan. Bu düşüncelerden hareketle. 630 Resulullah(sav). en zor anlarda dahi memnuniyet halinin muhafaza edilmesi şeklinde yorumlamıştır. 628 Hanbel.627 Buradan hareketle Nazım Efendi “İmanın alameti tasdik etmektir. daru’l imtihan olan dünyadır. Bu yaklaşım ise Hz. haksız yere mal yediği ve haksız yere kan akıttığı ve ona buna vurduğu şerlerde ortaya konacaktır. kulda parlayan nurun.

Çift. kendisinden râzı olunan olarak Rabbine dön! Artık (sâlih) kullarımın arasına katıl! Ve (onlarla) Cennetime gir!”631 Kelam âlimlerinin tartışma konularından biri durumundaki imanın artıp eksilmesi hususu. feyzin ve imanın aynı ifadelerde iç içe kullanılmalarına rağmen farklı içerikli oldukları görülmektedir. kendindeki nûru ashabına. Şerh-i Akaid. Feyzin aktarıldığı ortam olarak sohbet. Bu ortamlar yaptığı kötülüklere karşılık iyilikleri takas edilecektir. Allah(cc)’tan razı olunduğu zaman kalpteki nur parlayarak genişler. ilmin artması için. Sufilerden benzer görüşü Hakim-iTirmizî de savunmuştur. Bu nur. nasipleri miktarında aktarmıştır. her bir sahabenin kabiliyeti ve nasibi nisbetinde bu nûrdan ahiret hayatına taşıdığı ve ümmetin gelecek kuşaklarına. 74. Hakîm Tirmizî. Nazım Efendi’nin bu konudaki ifadeleri ve genel tasavvuf anlayışıyla değerlendirildiği zaman nûrun. Söz konusu aktarış. Birr ve Sıla. imanın artmasına. 632 Taftazanî. Bu duruma Ashab-ı kiram yönünden bakıldığında. Kurân-ı Kerim’de şöyle bir hitab vardır: “Ey nefs-i mutmainne! Râzı olan. zikr ve halvet vurgulanmıştır. aksi durumda sönerek karanlığa bürünür. insan-ı kâmillerin model alındığı. ss. 631 Fecr: 89/27-30.” Müslim. 212-213. Mesela Peygamberler(as) içerisinde en kutsal nûra sahip olan Hz. Peygamber(sav). miras bıraktığı anlaşılmaktadır.632 Nazım Efendi’ye göre açıktır.633 Kıbrısî’nin anlayışına göre bu nurun artması. zulmetin nûra galebe çalması ise. sır. ss. yıldızlar gibi parlayan numuneleri. imanın eksilmesine delalet etmektedir. 633 Tirmizî Hâkim. bu nurun söneceği anlaşılmaktadır. s. hidayet feyz ve feyzu’l-akdes gibi tanımlamaların birbirlerinden hangi manalarda farklılaştığı konusu önemlilik arz etmektedir. İyilikleri bitince takas işlemi onun günahlarının buna verilmesi bunun sevaplarının da ona verilmesiyle devam edilecektir. 40. Tersi durumun yaşandığı hayatta ise.mutmain olan ve Allah(cc)’tan razı olan kullara. Sonucunda da cezasını ateşle çekmek üzere Cehenneme atılacaktır. gafletten uzak olunduğu ve zor anlarda Hakk’tan razı olunduğu hayatta olur. Beyânu’l-fark. nurun da artması gerekir. İşte müflis budur. 30-45. aynı zamanda ilmin kaynağı olduğundan. alış ve tevarüs esnasında genellikle nûr kavramı yerine “feyz” kavramı kullanılmıştır. Tirmizî’ye göre kalbte yer alan nûrun artması. Allah’ın nûru olarak ifade edilen iman. 124 .

Zikr . bazen de “iman nuru” olarak. İman. 638 Tirmizî Hâkim. 637 Bu tezde bkz. İdrâk edemeyenler ne nûrdan ne de onun kendisindeki tesiri olan feyizden bahsedebilirler. kâfirinki ise “nâr”dan. Peygamber(sav) başlıklarında incelenmiştir. her kim de bundan mahrum kaldıysa dalalete düşmüştür. nûra sebep olan şey olarak zikredilmiştir. 125 . sened ve silsile yoluyla ulaşan irfan olarak tanımlanan bu feyz. sohbet.Hâlidiyye-i Hakkaniyye Tekkeleri. Bu izaha göre Allah. 634 Sahabenin(ra) içerisinde Hz. nûrun bulunduğu zaman ve mekânın bereketi ve bunların idrâki. Ebu Bekir(ra)’in göğsüne aktarılan nûr ise “feyzu’l-akdes” ile ifade edilmiştir. feyz ile manasındaki telakkisi hususundaki inter-disipliner incelemeler. zikr ve konularında da yapılmıştır. Mü’minin sadrı ve bunun içinde yer alan kalbi nûr ve zulmetin mücadele alanıdır. Giriş/3. Ebu Bekir(ra)’den bugüne kadar gelen Nakşîbendî meşayıhı içerisinde altın silsile olarak tabir edilen mürşîd silsilesi ile gelmiştir ki. Tafsilatı için bu tezde bkz. ss. bu feyzu’l-akdesten hâsıl olan feyzi alırlar ve Mü’minlerin gönüllerine dağıtırlar. Şeyh ve mürîdlere. 25-39. Hz. feyiz olarak anlaşılmaktadır diyebiliriz. Nakşîbendî silsilesi içerisindeki diğer mürşîdler. 636 Yılmaz.635 Nazım Efendi’nin feyz manası yüklediği nur. bütün mahlûkatı zulmetin içinde yaratmış ve sonra da kendi nûrunu onların üzerine yaymıştır.637 Nûrun iman ve hidayet ile ilgisini. ss. Kime bu nûrdan isabet ettiyse o hidayete ermiş. onun kalbine bilgi ve manevî hal gelir. Tirmizî’ye göre Mü’minin ruhu nûrdan.kuldaki imanın zuhur etmesine. Sadrını iman nûru istila eden kişiye mü’min denir. Hakîm Tirmizî. ıstılahtaki istinâdî feyz kavramıyla anlaşılacak mahiyettedir.638 Tüm bu tanımlamalara göre. Bazen kalbteki bu nûrun bizzat kendisi iman olarak isimlendirilmiş. 223-224. onlar feyzu’l-akdesin taşıyıcılarıdır. Feyzi idrak edenler 634 635 Bu mevzudaki detaylar. Makamlar ve Seyr u Sûluk ile İlgili Kavramlar/f. ontolojik yönden izah etmiştir.636 Bu manada nûrun. Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb.Sohbet. yani ateştendir. sohbet ve halvet esnasında mürîdin gönlüne yansıtılır. Tasavvuf ve Tarikatlar. Bu feyz vesilesiyle müridin çaba ve iktisabı olmadığı halde. Sır. hidayete ve mü’minin sırrını gerçekleştirmesine vesiledir. Hz. g. nâr ile birlikte ele alarak. şeyh tarafından zikr.

646 “Bir ölü iken kendisini dirilttiğimiz. küfrü de tercih edebilirler. Biz onlara da doğru yolu gösterdik. 645 “Bizim uğrumuzda mücahede edenlere gelince. Allah’ın göğsünde Müslümanlık için inşirah verdiği bir kimse ki o. onlara kaçınacaklarını ilham etmiştir.642 kibir. Allah(cc)’ın her kula akıl ya da peygamberleri vasıtasıyla gösterdiği iman nurudur. İhyâ. ancak o hidayettir’. itikadî ve amelî bütünlüğe ulaşanlar da olabilir. basiret körlüğü veren sebeplerdendir. hidayete ermesi ve ahiret sırrını gerçekleştirmesi yönündeki bu anlayışı İmâm-ı Gazali. İzaha göre birinci menzil. hakiki hidayete işaret etmektedir. 643 “Şu Kur’ân iki memleketin birindeki büyük bir adama indirilmeli değil miydi?” Zuhruf: 43/31 . hidayet.648 Bu anlayışın bütününü Ubeydullah-ı Ahrar (v. “Biz ona iki de yol gösterdik” Beled: 90/10. c. şöyle ifade etmiştir: “Feyzin tezahürleri pek çoktur. Allah onların muvaffakiyetlerini artırmış. Allah(cc)’ın emir ve yasaklarına itaat etmeyenler olabildiği gibi. Yani Allah(ac)’a inanmasına rağmen.641 İnsanları imandan meneden hased. hidayeti bulursunuz”639 ayetinde de işaret edildiği gibi inanılana itaat. etmeyenler de olabilir. “Öyle ya. nefis tezkiyesinde bulunanlar içerisinde.640 İnsanlar bu imanı tercih ettikleri gibi. hidayette esastır. gözler kör olmaz. içinden çıkamaz bir halde karanlıkta kalan kişi gibi olur mu hiç?” En’am: 6/122. 2249.” Muhammed: 47/17. 641 “Semûd’e gelince. İnancının gereği gibi yaşayan kullar içerisinde sûlûka girip. Ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler” Fussilet: 41/17.” Ankebût: 29/69. Aynı şekilde iman ettikten sonra hidayete erişenler olabildiği gibi. Biz onlara elbette yollarımızı gösteririz. itaat ederek. 648 Gazalî. biz atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk” Zuhruf: 43/22. meratib kat ederek sırrını gerçekleştiren olabildiği gibi.643 dünya sevgisi. 895/1489). Buna “Vech-i has” denir. mücâhedenin neticesinde kulun halden hale çekilmesidir. iman. 3 (cüz 12). 644 “Fakat hakikat şudur ki. “… Eğer O’na (Allah’a ve Peygamber’e) itaat ederseniz. 642 “Gerçek şu ki.” Zümer: 39/22 647 Bakara: 2/120. Allah’ın nûrunun kullar arasında bu şekilde farklılaşmasına bağlı olarak. mücâhedenin kemale ermesinden sonra nübüvvet ya da velayet âleminde ulaşılan mutlak ve gerçek nûr ve hidayettir. hidayetin üç menzili olarak izah etmiştir.646 “De ki: ‘Allah’ın hidayeti. sır. ona insanların arasında yürüyeceği bir nûr verdiğimiz kimse.645 Üçüncü menzil ise. ama sinelerin içindeki kalbler kör olur.644 Hidayetin ikinci menzili. gerçekleştiremeyenler de olabilir. feyz ve feyzu’l-akdes gibi ifadelerin kullanıldığı kanaatindeyiz. 126 . Bunun incizabı da 639 640 Nûr: 24/54.”647 ayeti. ss. erişemeyenler de olabilir. Mevcut olan her şey O’nun zatî tecellisinden nasibini alır. Rabbinden bir nûr üzeredir.içinde iman edenler de. “Hidayeti kabul edenlere gelince. Esasen kulun iman etmesi.” Hacc 22/46 .

g. bu nurun kulda parlaması ve kemale ermesi anlamına gelmektedir. hayret ve cezbe ehline kavuşur. s. Nuru Muhammedî’den ümmetinin kalbine aktarılan feyzu’l-akdes olarak da ifade edilmiştir.651 Modern Arapçada el-levh. Kamûsu’l-muhît. Kur’ân bu nûru ihtiva etmektedir ancak. yazıt anlamına gelmektedir. 811. İstanbul 1995 s. Firüzebadî. velîler ve Mehdi(as) ile olacaktır. Seyr-i sülûk ile nefis tezkiyesi.e.. 127 .653 649 650 Camî. hakikî aşk ve şevk makâmlarına mazhar olur. sıddıklar. s. 653 Isfehanî. her kulda birbirinden farklı kemmiyet ve keyfiyettedir. İman bu nurun kulda tahakkuk etmesidir. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri).Hak Subhanehu ve Teâla hazretlerinedir. fenâ bulup. s. el-Müfredat. Dağarcık Yay. sınıfta üstüne yazı yazılan kara tahta (sebbûre) anlamını ifade etmektedir. 695. s. el-Mu’cemu’l-Arabî el-Hadîs (Arapça-Türkçe Sözlük).”649 Binaenaleyh nûr. Isfehanî. 652 Mutçalı. el-Müfredat. 456. Kudsî varlığa olan devamlı incizabı vasıtasıyla. “el-Levha” ise. Teveccühün devam şekline göre Hâdî ism-i şerifinin tesiriyle. Levh-i Mahfûz: Arapça bir kelime olan levh. Peygamberlerin kalplerinden. bekçilik etmek anlamına gelen “hafaza” kelimesinden türemiş mahfuz kelimesi ise. Bu nûrun kendisine eriştiği kişi hakikî iman. a. manevi mertebelerin kat edilmesi ile olur ki bu. Serdar. korunmuş anlamına gelmektedir. bu nûrun iniş yeri Peygamberlerin(as) kalpleridir. kader sırlarının yazıldığı ve insanlara gösterilenlerin dışında bilinemeyecek bir levha olarak tanımlanmıştır. Bu nûrun tamamlanması Peygamberler. 240. 651 Firüzebadî. Cenab-ı Hakk’ın kullarına ilahî bir lütuftur. Mudil isminin tasarrufundan kurtulur. Manevî bir hazine veya sır olarak ifade edilen bu nûr. kemik ya da ahşaptan yapılmış levha manasına gelmektedir.650 Korumak. kendinden tamamen geçip. 561. aynı zamanda kulun kendi sırrını gerçekleştirmesi anlamına gelmektedir. a. 456. kitabe. s.652 Levh-i mahfûz.1. Kuldaki bu nurun parlaması. Mü’minlerin kalplerine nurun aktarılmasını tanımlayan ifadelerde feyz kelimesi kullanılmıştır.

ulvî âlemde bulunan bir levha olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla onun mâhiyeti tam olarak bilinemez. Kabalcı Yay. nefsu’l-kulliyye olarak da bilinen levh.“Biz onu (Nuh’u) levhaları olan (gemiye) bindirdik”654 ayetinde geçen levhalar kelimesinden dolayı. s. s. 656 A’raf: 07/145. 662 “(O öğüt) sahifeler içindedir. 204. 5669. tasavvufî kaynaklarda kâinat sistemine sokulmuş. Üçdal Neşriyat. İbnü’l-Arabî Sözlüğü.663 İslâm âlimleri levh-i mahfûzun mâhiyeti ve keyfiyeti ile ilgili çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. c. elbette değerli bir Kur’ân'dır. bilgi hazînesi olduğunu da söylemişlerdir. İstanbul 1979.664 Levh. 661 “O. Çoğu mutasavvıfa göre bu levhada olmuş ve olacak her şey yazılıdır. 2005. hafızların ezberlerindeki 654 655 Kamer: 54/13. üzerine yazı yazılan tahta ve sair malzemeye de levh denilmiştir. TTDS. bir Kitapta olmasın. 440 -443. Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilen “saklı bir kitap (kitabun meknun)”661 ve “saygı ile yükseltilen sayfaların (suhufin mukerremeh)”662 da levh-i mahfuz olduğuna yönelik tefsirler olmuştur. Hakîm Suâd. 27. ss. levh’i-kaza. Yavuz Yusuf Şevki. “Hayır. 14. bazen de külli nefs olarak izah edilmiştir. levh-i mahfuz gibi türleriyle de anılmıştır. 658 “Her şeyi açık bir imamda (Kitâb) saymışızdır. 12.: Ekrem Demirli. 659 “Ne yaş. levh’i-akıl. levh’i-lkader. Çev. 660 “Ne yeryüzünde ne de nefislerinizde meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce. s. 470-476.” Abese 80/13 -14 663 Ateş. Levh-i mahfuz ise. tasavvuf ıstılahında. meselâ kanun levhaları olarak da tanımlanmıştır. 664 Yavuz Yusuf Şevki. 657 Bürûc: 85/21-22.655 “Onun için (Tevrat) levhalarında her türlü öğüdü ve her şeyin açıklamasını yazdık”656 ayetinde geçen el-vâh kelimesine dayanarak levh. Allah’a kolaydır. Cebecioğlu.” Vâkıa 56/77-78. Levh-i Mahfûz. mükerrem sayfalar(dadır). ne kuru hiçbir şey yoktur ki açık bir Kitapta olmasın” En’am 06/49 . 399. geminin tahtalarından her birine levh denildiği gibi.”657 ayetinde geçen levh-i mahfuzu. o şerefli bir Kur'ân'dır. Saklı bir Kitap’tadır. 151. Hulasatu’l-Beyan fi tefsiri’l-Kur’ân. Doğrusu bu.” Yâsin: 36/12 ..665 Mukadderatın Levh-i mahfûzdaki yazılarını. diğer ayetlerde zikredilen ve imâm-ı mübîn658. c. c. Korunan bir levhadadır (yazılı). TDV İA. üzerine yazı yazılan yassı bir şey. Kur’ân Ansiklopedisi. bazen fa’âl akıl. 128 . c. 1-8. gayb âlemine ait bir meseledir. değer verilen. 665 Cürcanî. c. Levh-i Mahfûz. ss. kitâb-ı mübîn659 ve kitâb660 diye ifade edilen.27. DİA. 151. Genel kabul gören anlayışa göre levh-i mahfuz. İstanbul. Ta’rifât. Mehmed. s. Kitabu’l-mubiyn. Vehbî. s.” Hadid 57/22 . Müfessirler.

s. 40. 13. 670 Aynı eser. Allah’ın nûrunu taşıyan kulun O’nun nûruyla baktığını söyler. s. kendisine elest bezminde çizilen hat ile ilgilidir. şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’ye göre kulun sırrı ile de ilgilidir. 4 (cüz 16). s. 14. 13. yanına gelen birine.670 bazen de irşâd sahibi mürşîd671 olarak tanımlamıştır. 14.. 2937. kulun dünyada karşılaşacağı hadiselerle ve bu hadiselere göre sergileyeceği kulluk 666 667 Gazalî. Hz.Kur’ân-ı Kerîm yazısına benzeten İmâm-ı Gazalî (v. Câmi-ul-keramat. kula elest bezminde çizilen manevi rotanın âlem-i dünyada kemal derecede vuku bulması. Allah’ın nuru ile ilgili olduğu görülmüştür. o. kulların misak gününde verdikleri ahidler. c.669 bazı yerlerde levh-i mahfuzu okuyabilen âbid. Tefsîru`l-Kur`ân.674 Kulların misak gününde verdikleri ahidler. “Gözünde zina eseri var. Osman da.”673 Nazım Efendi’ye göre levh-i mahfûz’da üç şey yazılıdır.e. 129 .668 Nazım Efendi bu nûrla bakan kulu bazı yerlerde mü’min. s. Osman(ra). 673 Buhârî. Bir kadına bakmışsın” buyurdu. 674 Kıbrısî. Bu nûrla bakan kullar aynı zamanda. 672 Bu tezde bkz.672 Söz konusu hadisin şerhi mahiyetinde cereyan eden bir hadiseden sonra. Şeyh Şerafeddin’e göre. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/c. Canan. 672. Allah(cc)’ın nuru ile bakmayı tanımlamaktadır. c.g. 671 Aynı eser. Bunlar. 668 Kıbrısî. 669 Aynı eser. dar-ı dünyada nasıl kulluk yapacağıdır. 13. 4. Kıbrısî’nin anlayışında etkili olduğunu düşündüğümüz bu hadisede Hz. Allah’ın nûruyla bakar”667 hadisine atfederek Nazım Efendi. Allah(cc)’ın levhinin ve kitabının bizim bildiğimiz levha ve kitaplardan farklı olduğunu ifade etmiştir. s. a. Tasavvuf Sohbetleri. 505/1111). Tirmizi.Misak (Yevmu’l -Ezel).666 “Mü’minin firasetinden sakının zira o. s. O kimse. Şeyh Şerafeddin’e göre kulun hidayeti. Kulun sırrı ve hidayeti ise Kıbrısî’nin anlayışına göre. s. “Mü’minin firasetinden korkun. elest bezmindeki hitabı her an işitenlerdir. Osman’ın ifadeleri. İhyâ. Kütüb-i Sitte. 16. “Nereden bildin?” dedi Hz. dünyada vuku bulacak hadiseler ve her söz sahibi kulun. Allah’ın nuru ile bakar” hadis-i şerifini bildirdi.

Onu kendisi için yapmadı. 2 (cüz 8). Çocuk ona bakar ve ne yapacağını. s.” Bkz. 1374.678 Özet olarak levh-i mahfuz. Çocukların eline bir program veriyorlar. O. Hemen secdeye kapanıp: “Ya Rabbel izzeti ve’l azame! Beni bu rutbeye yetiştiren şeyhimi ehl-i nâr olmaktan kurtar. Nazım Efendi levh-i mahfûzun kullara yol göstermek üzere yaratıldığını şöyle ifade eder: “Cenab-ı Allah levh-i mahfûza bakmaya muhtaç değildir. Şimdi mekteplerde ne gün ne ders okurlar diye program var.675 Bu anlayışı ihtiva eden bir menkıbede. Levh-i mahfuz. zaman mefhumuyla tanımlanamayan yevmu’l-ezelde gerçekleşmiş. Bu misale göre nasıl bir mühendis. levh-i mahfuzda ehl-i cehennem yazılmış bir zâtın. Tasavvuf Sohbetleri.e. Kıbrısî’ye göre. Kulların.676 Binaenaleyh.” diyerek yazının eskisi gibi olması yönünde dua etmesi için mûrîdine emir buyurmuş. Kıbrısî’ye göre bu programda yazılı olan şeylerden bir kısmı. Mahiyeti itibariyle cismaniyet âlemindeki levhalardan olmayan levh -i mahfuz.. yapılacak işlerin yazılı olduğu bir programa benzetilmiştir. Allah dünya âleminin tüm vakitlerini içeren bir nüshasını. a. İhyâ. 130 . 13.”677 Benzer bir misali İmâm-ı Gazalî. Orada olanlar benî Adem’in ahitleridir. bu haline rıza göstermesinden dolayı. Mûrîd sabah mürşîdine mazhar olduğu tecelli ve neticesini anlattığında şu cevabı almış: “ Ya veledi! 37 senedir ben orada şekavetimi gördüğüm halde ubudiyeti terk etmedim. 86. s. Orası senide beni de ilgilendirmez. bir kısmı da. c. etbasını bu işaretlere göre irşad eder. önceden hazırladığı plana göre inşaatı yapıyorsa. dünyada vuku bulacak hadiseler ve her 675 676 Bu tezde bkz. levh-i mahfûza bakmaya muhtaç olsaydı Allah olmazdı (haşa). Allah’ın ilmi ezelisini ihata edemez. O levh-i mahfûz bizim gündemimizdir… Melaike baksın bakmasın. Kıbrısî’ye göre Allah(cc)’ın nuruyla bakan zatlar.g. mühendis üzerinden vermiştir. gerçekleşmeyi beklemektedir. sen bir gece dayanamadın. Onu ehli cennet kıl Ya Rabbi!” diye dua etmiş. ne okuyacağını bilir.rolüyle ilgilidir. levh-i mahfûz’da yazmıştır. Mûrîdinin secdedeki duasıyla ismi tekrar şekavet listesine yazılan şeyhe şöyle bir ilham geliyor: “Ya âbidim! Sen benim muhlis kulumsun. Bir mûrîd halvet halindeyken kendisine ayân olan levh-i mahfuzda şeyhini şekavet içinde ehli cehennemlikler arasında görmüş. s. misak gününde Rablerine verdikleri ahidler. Kıbrısî. gayb âlemine ait varlıktır. şeyhinin adı ehli cennet tarafına yazılmış. Kıbrısî.Sır. ehl-i cennet olarak değiştirildiğini belirtmiştir. 678 Gazalî. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. O tecelli makamına mazhar mûrîdin duası kabul olunup. 677 Kıbrısî. Senin adını o listeden şimdi Ben siliyorum seni saidlerin başı yazdım. melaikeninki (orada) yazılı değil.

685 Sır. 8-9. Bunlardan bir kısmı gayret ile kesbedilir ile bir kısmı vahiy ile bilinir. içte gizlenen söz. 682 Cürcanî.683 Sır. Allah(cc)’ın indirdiği nurdan ve feyzden nasibini 679 680 hakikatin sıırı. aynı zamanda kıymetli vadinin orta yeri.684 Kaşanî’ye göre bu gizliliği bilmek. bir şeyin hâlisi gibi anlamları ihtiva eder. tecelliyatın sırrı. 234-239. s.”680 âyetinde Allah'ın sırrı da. c. irşad sahibi mürşîdler okuyabilir. İkincisi. 606/1209). 124. kuldaki potansiyel iman derecesi olarak anlaşılmıştır. ss. cehrî olarak bilinen şeylerin batınıdır. Bu gizliliğin bilindiği alana göre. Mefâtihu’l-gayb. s. s. 131 . gizliden gizliyi de. el-Müfredat. nasıl kulluk yapacağı bunlardandır. 683 Kuşeyrî. sırrı da ahfâyı da bilir. Çoğulu esrar olan bu kelime. Üçüncüsü ise gayretle kesbedilemeyen bilgi olan ahfadır. asıl. c. Isfehanî. rububiyyetin sırrının sırrından bahsedilmiştir. bildiği vurgulanmaktadır. TTDS. s. 569. Ta’rifat. rububiyyetin sırrı. SIR: Arapça gizli şey demek olan sır. el-Lümâ. 228. Kullara yol göstermek üzere yaratılan levh-i mahfûzu. Bu ayetin tefsirinde Razî (v. Lisânu’l-Arab. 684 Serrâc.681 Sır için mutasavvıflar. ahfâyı da yani. Kalb marifetin. hâlin içindeki ilâhi muradın bilindiği sırdır.söz sahibi kulun. ilmi üç derecede ele almıştır.679 “O. 121. nikâh. b.682 Kul ile Hakk Teâlâ arasında saklı ve gizli kalan hallere de sır denilir. Cebecioğlu. kalbte bulunan Rabbânî bir latifedir derler. 22. 430. 123. ilmin sırrı. mevcud ile yokluk arasındaki bir gizlilik olarak tanımlanmıştır. İbn Manzûr. hakkı bilmektir. s. insanlar bu bilgiye tecrübe ve gözlemle ulaşabilirler. dar-ı dünyada. ruh sevginin. 681 Razî. 685 Kâşânî. ss. sır da müşâhedenin mahalli olduğu söylenir. Mesela hâlin sırrı. Mü’minler içerisinde. er-Risale. Buna göre birincisi cehrî bilgidir ki. 6. izhar olmayan ve kendisine delalet eden şeylerle bilinen şey anlamına da gelmektedir. “Allah’ın Nûru” başlığında. s. Istlahatu’s-sufiyye. Tahâ: 45/7.

Kübrâ’ya göre Allah(cc)’ın elest bezmindeki hitabı690 ve Âdem(as)’e öğretilen esma691. savunmuştur. s. Kabiliyet ise yaratılışındaki bir âtiyedir. Bu iman derecesi. esma ile ilgisi üzerine Necmeddin-i Kübrâ (v. 618/1221)’nın görüşü. ilahî nur ve kabiliyet ile olan ilgisinin yanı sıra. Varidât. Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışına bütüncül bakışımızı desteklemektedir. Bu anlayışa göre Allah(cc). Kâf: 50/35. Mü’min yevmu’l-ezelde donandığı sırrını. Ankara 1990. bu kabiliyetlerini ortaya çıkarması yönünde çizmiştir. onlara bahşettiği istidad ve kabiliyet kadar verir. 145.689 Sırrın. 689 Şeyh Bedrreddin-i Mahmud. 132 . nûr ve feyz konularında Hafî’nin görüşü. Kültür Bakanlığı Yay. 823/1420)’e göre kulların isimleri. Allah(cc)’ın kendisi için belirlediği tarîk ve makâmdan öteye de geçemez. 688 Köle. Hafî’ye göre “Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol belirledik.688 Şeyh Bedreddin (v. Nazım Efendi’ye göre her kul farklı nitelik ve nicelikteki sır ile donatıldığı için. yevmu’l-ezelde kulun ne derece aşkla misak ettiğiyle alakalıdır. Ankara 2009. 691 Bakarâ: 02/31. Allah(cc)’ın 686 687 Kıbrısî. s. yevmu’l-ezelde her kul ilahî divana farklı isimle çağrılacaktır. Bu sıfat ve esmaları. Bekir.”687 ayeti bu anlayışa işaret etmektedir.. kulun dünya hayatında ulaşabileceği makâmlar ve imanî kemâlat dereceleri için potansiyel istidatlar olarak da tarif edebiliriz. Doktora Tezi. farklı kemal derecelerinde zuhur edeceği anlaşılmıştır. Ankara Ünv. Bu imanın dünyada gerçekleşebilecek potansiyeli ise sır olarak anlaşılmaktadır. Bu yüzden sâlik. Şeyh Nazım’ın genel tasavvuf anlayışı çerçevesinde sır. Kulun yaratılışına bağlı olarak ulaşabileceği makâmlar ve bu makâmlara ulaşmasına vesile olan iman. kula yaratılışında dercedilen sıfat ve esmalar olarak tanımlanabilir. herkese ilâhî nûrların feyzi olan sırları.. sır ile birlikte ele alınmış olması hasebiyle mühimdir. Zeynuddin-i Hafî (v. ss. Allah(cc) kulunun kaderini. 838/1435). Nur sahipleri olan mürşidlerin terbiyesiyle nefslerini tezkiye edenler. dünya hayatında imana dönüştürdüğü nisbette Mü’mindir ve iman ettiklerini tatbik ettiği nisbette hidayettedir. nurlarını ortaya çıkarır ve sırlarına vakıf olurlar. Ter. nitelikler ve işlerinin hepsi kabiliyetlere bağlıdır.alanlarda iman. Tasavvuf Sohbetleri.: Cengiz Ketene. Zeynüddin-i Hâfî ve Eserlerinde Tasavvuf. 30. 10-19. 690 Arâf: 07/172.686 Bu anlayışı ıstılahta besleyen yaklaşımlardan birini.

698 Abdullah-ı Hanî (v. Âdemoğluna ruh vesilesiyle bahşedilen letâif-i hamsenin. Dâr Suâd Sabbâh. 138.ruhlara talim ettiği ilm-i ezelîdir. insana doğuştan tevdi edilen istidatlarının benliğinden sıyrılmak suretiyle Allahu Teâlâ adına geliştirilmesidir.. haberdardır. Bu makâmdaki kulun kalbine vahdaniyet âleminden doğuşlar olur.g. birleme. s.e. ss. a.694 Hakkâniyye yayınlarında ruh konusunda incelenen ontolojik ifadelerde de sır. Hızır(as)’dan Hz Ali(ra)’ye ve kırklara tevarüs eden sırr-ı hakîkîdir. 133 . Necmeddin. Kuveyt 1993.692 İnsan. Hucvirî’ye göre bu sır tevhîddir. Üçüncü makâm olan sırru’s-sır. bu letâifleri sayarken sırru’s-sır yerine hafî zikrini saymış ve her bir letâifin bazı peygamberin kademinde olduğunu ifade 692 Kubrâ. Adnan. c. müşâhede makâmı anlamında kullanılmıştır. “Kâbe her ne kadar O’nun evi ise de. 2. a. Bu bütünlük kul ile Allah arasında bir sırdır.g. 698 K.. ezelî olanla olmayanı ayırma şuuruna sahip olabilmektedir. Mesnevî Tercümesi. ilmi ledün olarak zuhur eder. 693 Hucvirî. Adnan.696 İnsan ruhundaki bu ilahî yönün. seyr ü sülük ile saflaşan ve maddi varlığından gaybete düşen mü’minde. 1279/1862). 20. Latiftir. 342-349. benim yaratılışım da O’nun sır hanesidir… Gözünü iyi aç da bana öyle bak ki beşerde Allah nurunu göresin” diyerek sırrın bu yönünü vurgulamıştır. O’ndan başka ilâh olmadığını kabul etme potansiyeliyle donatılmıştır. Allah’ın nuru veya Allah’ın boyası697 olarak mevcut olduğuna inanılmaktadır.e. Bu potansiyelin gerçekleşmesine göre aşkın olan Allahu Teâlâ’yla bir bütünlük oluşturur. 59.” Mülk: 67/14. ruhânî bir latife olarak. Kulun vücud karanlığında setretilmiş vaziyette olan bu ilim. Tah. Keşfu’l-Mahcûb (Hakikat Bilgisi). Bu ilim. 697 “Allah’ın boyasıyla boyanın…” Bakara: 2/138. Bu durumda insan. s. marifet ilmini zahir eden ve ledunnî ilimlere kapı olan ilimdir. 695 “Yaratan hiç bilmez olur mu? O. Allah(cc)’ın el-Latîf isminin tecellisi olduğu ifade edilmiştir. âlem-i sıfattan âlem-i esmâya indirilmek suretiyle insana hediye edilmiş bir atiyedir. Sır makâmındaki ilmin kaynağı. 694 Mevlânâ.: Yusuf Zeydân. fıtratının gereği olarak Allah’ın zatını bilme. Mesela. bno: 2245-2252. Kısaca tevhîd. s. kalbin letâiflerindendir.695 Letâif. Fevaihu’l-Cemâl ve fevâtihu’l-Celâl. 696 K.693 Mevlanâ Celaleddin ise.

ondan ileride hafi. Mektun no: 160. âlem-i kebirdedir. 701 Konevî. Şeyh Nazım’ın sır olarak tanımladığı bu letâifin asılları. 673/1274)’ye göre her varlığın. Buna göre latife-i kalb. 79.699 İmâm-ı Rabbânî (v. bu makâmdaki sırlar. Tasavvuf Metafiziği. kul için noksanlıktır. Varlık.702 Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında ise her iki mananın da bulunduğu kanaatindeyiz. mürşid-i kâmilin bu sırra vakıf olup olamayacağı diğer bir husustur. 703 Kıbrısî. ihtiva etmektedir: “Cennet mekan Şeyhim Hazretleri o zerrelere olan hitap. o sırru’s-sır makâmında. bir mürşîd rehberliğinde bu letâifiler arasında seyri illallah ile fenaya (velayet-i sugray). manalar cümlesinden olduğuna inanırlar. latife-i ahfa. Sırrın kul ile Allah arasındaki gizli bir hal olduğu anlayışını. Tasavvufun Ana Esasları. Bu konuda Hakkâniyye meşayıhı içerisinden Şeyh Şerafeddin-i 699 700 Hanî.: Hakkı Uygur. peygamberler ve meleklerden başka bütün mahlûkatın mebde-i taayyünleridir. bu letâiflerin zıllerini geçer ve asıllarına varır. Bu daire. Ter. Seyru sülûk ile Mü’min. İzzeddin. 134 . Âdâb. Bu halden başkasının haberi ve bilgisi olmaz. Musa(as). s. 1034/1624)’ye göre âlem-i sügrâ olan insanda bulunan bu beş letâifin asılları. Yani sır. Mektubât. ss. kulun kendisine dahi sırdır. bir grup da sırrın ayan cümlesinden değil. bu taayyününde baskın olan hüküm açısından Rabbini bilebilir. 702 Kâşânî. İsâ(as). aslına varamama durumu. mevcut olduğu mertebeye göre bir taayyünü vardır. Kurtuba Kitap. ss. İmam-ı Rabbanî. Hakikat talibi. 35. İstanbul 2010. latife-i hafî. Onun ötesinde olan haberler vardır ki. 99-100. Muhammed(sav)’in kademindedir.etmiştir. sırrın ruhanî latifelerden bir latife olduğuna ve müşâhede makâmı olduğuna inanırlarken. Allah(cc)’ın isimlerinin zıllerinden pay alırlar.701 Mutasavvıflardan bir grup. insandan başka her şey demek olan. Kendi yaratılışına uygun letâifin. daha sonra seyri fillah (velayet-i kübrâ) ile tam fenaya vasıl olur. s. Nuh ve İbrahim(as). Adem(as).700 Sadreddin-i Konevî (v. Bu anlayışın devamında sıru’s-sır gelir ki. latife-i ruh. Nazım Efendi’nin şu ifadeleri.”703 Sırrın kul ile Allah(cc) arasında meydana gelen örtülü bir hal olduğu anlaşılmasına rağmen. 244. ondan ileride ahfa makâmlarında olan sır vardır. kul ile Allah arasında meydana gelen örtülü bir haldir. dünkü haberdir buyuruyor. Tasavvuf Sohbetleri. latife-i sırr.

706 Cilî. bazı sufîlerin anlayışlarına yaklaşmakta ve bu anlayışın bina görülmektedir.706 Bu açıdan bakıldığında. düşünüldüğünde. Peygamber(sav) Abdulkerim-i anlayışı Cilî’ye ile birlikte Hz. dünyadan 704 705 Burkay.704 Bununla birlikte Hz. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. s. 298. Kıbrısî. Kul bu sureti kalbinde aklederse. velinin kabiliyetinde bulunan Muhammedî kemaller. misak günü çağrıldıkları isimlerde sırları gizli olan kullar. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. manaların heyulası ve varlıksal suretleridir. 135 . O’nun batınının feyzinden yaratılmıştır. Bu anlayış şöyle ifade edilmiştir: “Muhakkak ve muhakkak herkeste olan sır… Dünyada sırrı zahir olmazsa. Bu makâmın ötesindeki bir arınma ile kul. Çünkü Nazım Efendi’ye göre bir sünnete hakkıyla ittibâ edildiği zaman ortaya çıkan Muhammedî sır. bu görüştedir. Bu müşâhedenin neticesinde. velayet ve kemalat makâmlarına erişmiş olur. Bu karşılaşma. sünnete hakkıyla ittibâ eden kul. Menâkıb-ı Şerefiyye.e. Muhammedî suretle aniden karşılaşma konumuna yükselir. Peygamber(sav) bahsinde izah edilen Muhammedî Sırr705 ifadelerine dayanarak sırrın. s. Kişinin kim olduğu ise dünya hayatındaki kimlik bilgileri veya toplumdaki statüsü değil. 707 Kıbrısî. gayb âlemi de. “ruhanî latife” manasında da kullanıldığı kanaatindeyiz. O’nun zahirinin feyzinden. s. kulu velayet makâmına çıkaracak kuvvettedir. Hz. Kıbrısî’nin edildiği zemin bu anlayışı. 42. Peygamber(sav)’in hakikatinden ibarettir.707 Şeyh Nazım’a göre. 30. Gaybın gaybı ise. Meselâ göre. Peygamber(sav). Şehadet âlemi. Böylece sâlikin varlığı kâmil olur. mahşere de aynı isimler ile çağrılacaktır. 26. ss.g. Bu ifadelere göre bu sırlar kişinin kim olduğunun cevabıdır. a. kendisiyle Peygamber(sav) arasında vasıta olmaksızın yardım isteme kanalı açılır. Allah ile kul arasındaki bu hale. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî. mühürlenir.. 293-294. ufuk-i a’lâda müşâhededir.Dağıstanî. mürşid-i kâmilin vakıf olabileceğini ifade etmiştir. Allah(cc) ile olan muhabbeti ve misak gününde Rabbi’nin huzuruna hangi isimlerle çağrıldığına bağlıdır.

Hz. yaratılışta her şeyden önce gelir. Dolayısıyla tüm ruhanî sırlar. Peygamber(sav)’in ruhaniyetinden doğup yayılmıştır. Peygamber(sav)’in önceliğine nisbetle sonra gelirler. mahşerde (olacak).giderken (olacak). kulun varoluşunu temsil eden asıl kimliktir. Bu anlayışa göre Hz. Biz henüz kendi sırrımıza agâh değiliz. Bu kimlikteki sırların şehadet âleminde. kabirde. ontolojik olarak “Allah’ın Nûru” ve “Hz. Sen kimsin ve nesin? Sırrın nedir? Allah ile olan muaheden nedir? ‘elestu bi Rabbikum? Kalu bela’ da Allahu zü’l-celal seni çağırdığı günde. toprak ve hava gibi unsurların ve madenlerin. biliyor musun? Kaç isimle çağırdı?”708 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin belirttiği isimler ve sırrı. Peygamber(sav)’in sadece ruhanî değil. Kıbrısî’nin üç farklı başlık altında toplanan bu anlayışına temel teşkil edebilecek yaklaşımı. onun yaratılışında 708 709 Kıbrısî. varlığı oluşturan ateş. Hz. Muhakkak o insanlara verilmiş olan sır zahir olacaktır. Hz. kulda zahir olacak sırlar. Peygamber(sav). Peygamber(sav)” konularıyla da ilgilidir. 1135/1725) savunmuştur. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. Dünyadan giderayak sırrı zahir olmazsa. Binaenaleyh. bu âlemin hem suret hem de mana bakımından bütün sırlarını kendinde toplamış ve onların hakikatlerine kaynak olmuştur. Peygamber(sav)’in biri ruhanî diğeri cismanî olmak üzere iki vechi vardır. heyulau’l-kulldür. ilahî sırların güzelliği görülemezdi. s. Bütün mükemmelliğin mazharı sayılan Hz. 76-78. Onun için bütün peygamberler. Hz. Efendimiz(sav)’in güzelliğinin aynasında görmüşlerdir. kabirde sırrı zahir olmazsa. Bursevî. Kendimi tanımıyorum Kimsin sen? Ben filancayım.709 Bursevî’ye göre Hz. Peygamber(sav)’in zuhuru. Hz. Hakkânî’ye göre mahiyeti âlem-i gaybda olan bu kimlik. ss. veliler ve diğerlerinin ruhları. Peygamber (sav). Ruhanî tarafıyla Efendimiz(sav). Müşâhede âlemi olan cisimler âleminin kaynağı. kulun manevî kimliği olarak tanımlayabiliriz. kullar kendindeki sırları. sıfatlarına. İsmail Hakkı Bursevî (v. cismanî tarafı da her şeyden önce olmuştur. su. Tasavvuf Sohbetleri. 30. Şerh-i Salavât. 136 . kabir âleminde ya da mahşerde zahir olması. isimlerine ve fiillerinin zuhuruna kaynak olduğundan. Allah(cc)’ın zatına. Yani. Biz henüz kendimizi tanımış değiliz. Bu küllî hakikatin izahına göre Hz. Deyaları için bu tezde bkz. hangi isimlerle çağırdı seni. Peygamber(sav) gelmeseydi. Peygamber(sav)’in cismanî yönü de tüm mevcudattan öncedir. bitkilerin ve hayvanların kaynağı olan cism -i küll suretindedir.

Ebediyete Davet. Peygamber(sav) sevgisinin Allah(cc) sevgisinden olduğunu ve Peygamber(sav) sevgisinin en temel göstergesinin. Kışeyrî’de görülmektedir. s. Burkay. 76-78. “Muhammedu’rRasulu’llah” kelimesi olduğunu ifade etmiştir. 133-135.710 Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî. 42. 713 Kuşeyrî. ezelî isimden farklı tesmiye edilen kullara nisbeten yedi derece daha kâmilâne olacağını beyan etmiştir. uyulan sünnetin çokluğuna bağlı olarak. ss. muhalifu şeria’ ahval ile harir döşemeler. Kuşeyrî’ye göre muhabbet. ona isim verecek kimselere ism-i hakikisini ilham için Cenab-ı Hakk (cc) melekler hâlketmiştir. s. bu melekler oraya girmez. İsim tesmiye olunacak mahalde. Bebeğin kundaklanma şeklindeki edebin derecelerine göre tesmiyede hazır bulunan meleklerin adedinin bir ile bin arasında değişebileceğini ifade etmiştir. Sır ile muhabbet arasındaki ıstılahi bağ. Muhabbetle kulun kalbi daimî zikre girer ve masivayı düşünmekten uzaklaşır.”711 Şeyh Nazım Efendi. 410. ss. Bu düşünceye göre dünyada verilen isimlerin. Şeyh Şerafeddin. sırrın tahkikinde ismin önemini esma-i beşer başlığıyla irdelemiş ve yeni doğan çocuklara yapılan tesmiye merasimi üzerinden izah etmiştir. çocuğun ismi de hakiki ismin muhalifi bir isimle tesmiye olunur. sırrın gerçekleşmesine vesile olur. mahbubun kişideki sırrı istilâ etmesidir. âlem-i ahd u misâkda takdir ve tayin buyrulmuştur. Muhabbet ehli. 137 . Bir çocuk doğduğu vakit. Menâkıb-ı Şerefiyye.712 Nazım Efendi’nin sır tanımında “muhabbet” ehemmiyet arz etmektedir. mahbubun gayrısındaki her türlü mensubiyet bağlarını koparır. mücessem ve tam azalı suret bulunursa. Şeyh Nazım’a göre bu muhabbetin dereceleri ise. 713 Bu 710 711 Bursevî. Kuşeyri Risâlesi. Peygamber(sav)’in nurundan akseden esma ve sırların tezahürüdür. maksudunda fenâ bulduğu için.bulunan ve Hz. kulların hakiki isimlerinin dünyada da konulması için ilham veren görevli melekler olduğunu şöyle ifade etmiştir: “… ‘el-Esmau tenezzelu mines-semai’ fehvasınca. bilumum asnaf-ı beşerin esmaisi. Şerh-i Salavât. 712 el-Hakkânî. ezelî isimi ile aynı olması halinde kuldaki zekâ ve idrakinin.

masiva karanlığından sıyrılmasına İkbâl. Kulun Allah(cc)’a olan muhabbeti ve misak gününde Rabbi’nin huzuruna hangi isimlerle çağrıldığına bağlıdır. Benzer kanaati Muhammed İkbal (v. Peygamber(sav)’in kalbi olmasa. afak. Peygamber(sav)’in kalbidir. nasıl muhabbetle zahir olduğuna Bursevî. 79-80. İslamî Benliğin İçyüzü. Hz. O sevgiyle daha canlı. Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş. Sırrın dünyada gerçekleştirilmesine göre kul. aşktan ateş alır.715 Binaenaleyh. 714 715 nurdan yansıyan sırların. kimse Kur’ânı ve onun ihtiva ettiği sırları bilmezdi. s. yevmu’l-ezelde kulun ne derece aşkla misak ettiğiyle alakalıdır. diğer varlıklara verilmiştir. Aşk ona dünyayı aydınlatmayı öğretir. muhabbetin kalbi istilası. muhabbetin kaynağı ilahîdir. Bu yaklaşımlar. ne de rüzgâr…”714 Kuldaki sırrın. Allah(cc)’ın karşılıksız varlık verdiği Rahmân isminden. iman mertebelerine vasıl olur. Bu muhabbetten kaynaklanan ilahî sırlar ise. ontolojik bir izah getirmiştir. Hz. Bursevî. Kulun yaratılışında decredilmiş sırrın. Sırrın bu yönüne. Aşkın kökeninde ne su var. Hz. 138 . muhabbettir. İman derecelerine delalet eden bu sır. anlayışına temel teşkil edebilecek bu izaha göre. öz olarak varoldukları icmal mertebesinde zuhurun mahalli. Sırrın sadece kul ile Allah(cc) arasındaki gizli bir hal olan yönü de vardır. 35. Aşk kılıçtan ve oktan korkmaz. Binaenaley Nazım Efendi’ye göre her kul farklı nitelik ve nicelikteki sır ile donatılmıştır. enfüs ve Kur’ân olmak üzere üç nüshada yazılıdır.çerçevede yapılan muhabbet tanımı üzerinden bakıldığında sır. kalbe Muhammedî benzetilmiştir. daha yakıcı ve daha pırıl pırıl olarak ebedileşir… O’nun özü. ne toprak var. toprağımızın altında hayat kıvılcımlarıdır. sırrın hakikat-i Muhammedî ve nûru ilahî ile ilgili yönleri de görülmüştür. ss. Kur’ân’ın iniş mahalli. 1394/1973) “aşk” üzerinden şöyle tanımlamıştır: “Adı benlik olan nur. Kuldaki sırrın zuhurunda anahtar kelime. Peygamber(sav)’in hakikatidir. Şeyh Nazım’ın Hz. Şeyh Nazım’ın ifadelerinde bulunmasa da. Varlık âlemi olan âfâk ve insanın iç dünyası olan enfüsün. mürşid-i kâmiller vakıf olur. kulun fena fillah makâmında ortaya çıkan nûr olarak da anlaşılmaktadır. kulun cismani varlığındaki zuhuru “ruhanî latife”dir. Sufiler tarafından bu anlayışa benzer anlayışlar açısından ele alındığında.

c. 523 717 “Rabbin Âdemoğullarından. Başka bir ifadeyle “şahit olduk” şeklinde cevap verenlerin Âdem(as)’in sulbundan kıyamete kadar vücut 716 İbn Manzûr. gerçekten başkasını söylememeleri hususunda kendilerinden Kitâb mîsâkı alınmamış mıydı” A’raf: 07/169. ‘Bizim b undan haberimiz yoktu’ demeyesiniz. akd ve and anlamlarına gelmektedir. (evet) onlardan sapasağlam söz almıştık. yoksullara iyilik edeceksiniz. onların bellerinden zürriyetlerini almış.” El -Arâf: 7/172. 718 “. Musa’dan ve Meryem oğlu İsa’dan. 721 A’râf: 7/172.720 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin misâk anlayışı.. Kâfirlere de acı bir azâb hazırlamıştır. c. bazen genel. bazı İslam ulemasına göre temsilî iken bazı ulemaya göre de hakiki olarak gerçekleşmiş bir haberdir. kuvvetle ahidlerini almıştık. (Böyle yaptık) ki (Allah). MİSÂK (YEVMU’L-EZEL): “Ve-se-ka” kökünden müştak olan “misâk” kelimesinin çoğulu “mevâsîk” olup sözlükte. doğruları tasdik etmek. o doğrulara doğruluklarından sorsun. Senden.. Nûh’dan. Âdemoğullarından. elMüfredat. Lisânü’l-Arab.Peygamber(sav) ve Allah(cc)’ın Nûru anlayışlarıyla bir bütünlük oluşturmakta ve Kıbrısî’nin anlayışına paralel diğer tasavvufi ıstılahı göstermektedir.. Allah hakkında. yakınlara. “Biz İsrâîloğullarından şöyle söz almıştık: Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz. Mutasavvıfların çoğuna göre bu ahid hakikidir. s. bazen de özel bir sözleşmeyi ifade eder.15. unların sırtlarından zürriyetlerini alıp bunları kendileri hakkındaki şu sözleşmeye şahit tutmuştu: Ben sizin rabbiniz değil miyim? ‘Elbette öyle!’ dediler. yetimlere. Firuzebadî. onları kendilerine karşı şahit tutarak ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ (demişti Onlarda) ‘Evet buna şahit olduk’ demişlerdi.716 Terim bakımından Misâk kelimesi bir takım farklılıklar içerir. 928. Kur’an’da zikredilmiştir.717 Kur’ân-ı Kerim’de Allah(cc)’ın İsrailoğullarından aldığı misak718 ve ahidlerini yerine getirmemeleri719 ile ilgili pek çok ayet bulunmaktadır.“Hani Rabbin.. anaya-babaya. s.” Bakara: 2/83. Böyle yaptık ki kıyamet gününde. ahd. 139 . 719 “Sözlerini bozdukları için onları la'netledik ve kalblerini katılaştırdık…” Maide: 4/13 720 “Biz peygamberlerden. 301. s. Kamûsu’l-muhît. çünkü Kur’ân’da mîsâk kelimesi. kâfirleri ise ateşe atmak için alındığı bildirilmiştir.” Ahzâb: 33/7 -8. Bu ayette bildirilen misâk. Âyette bu ahdin. Bununla birlikte Peygamberlerden alınan misak da. Bunu kıyamet gününde ‘Bizim bundan haberimiz yoktu’ demeyesiniz diye yapmıştık”721 mealindeki ayete dayanmaktadır. anlaşma. Isfehanî. İbrahim’den.

725 Kıbrısî. 30. Şeyh Nazım Efendi bu mukaveleyi. Mekke ile Taif arasındaki Numan vadisinde. Âdem’in sulbuna konmuşlardır.726 Bu hitabın nerede vuku bulduğu hususunda Şeyh 722 Vehbî. Çünkü Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde gelişen varlık felsefesi içinde bu ayete atfedilen anlamın önemli bir yeri vardır. hakiki bir mukaveledir. Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında misâk. ss. bu mukavele ile iman hakikatleri insan ruhuna deruhte edilmiştir. 170-171. Sad. Ancak mukavele bir hakikattir. diğer tüm kavramlar ile sıkı ilişkilidir.722 Farklı bir görüşe göre ise ayetin yaratılışa işaret eden ifadeleri temsilî bile olsa. a. Tasavvuf Sohbetleri. 140 . 412-421. s. Bu suale muhatap olunduğunda Âdemoğullarının akıl.. Elmalılı M. s. s.: İsmail Karaçam ve diğ. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî ve Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbetlerinde çok sık bahis konusu olan bir husustur. 724 A’râf: 7/172.bulacak zürriyetlerin olduğu beyan edilmektedir. Âdem(as)’in belinden ihraç olundukları ifade edilmektedir. hem de ruhanî bir hakikat olduğu savunulmuştur. Dolayısıyla ayette hem tekvinî bir temsil. c. ss.725 Şeyh Nazım Efendi’nin bu konuyla ilgili beyanlarının genlinden anlaşıldığına göre misâk hadisesi. Aziz Dağ. Komisyon. 9. 106. Bursevî. Başka bir ifadeyle “Âdemoğullarının zürriyetlerinin alınması” ontolojik olarak bir temsildir. Sühreverdî. Hak Dini Kur’ân Dili. Hamdi. Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışı içerisinde bütünün gözardı edilemez bir parçası olarak. Zerreler bu ilahî hitaba cevap verdikten sonra tekrar Hz. 1799-1800. Sühreverdî. Hz. deriden çıkan ter damlacıkları gibi çıktığını beyan etmiştir. 726 Sühreverdî. hem yaratılışa dair hakiki bir vakıa. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”724 ayetinde Allah(cc) ile Âdemoğulları arasında olan bu misâk. hem de ruhanî bir hakikattir. Âdem(as)’in sırtı sıvazlandığında onun vücudundan gelecek bütün zürriyetin. Yani misâk bu tefsire göre temsilî değil. hayat ve nutuk sahibi olarak.. c.e. 723 Yazır. 6. Şihabuddîn Sühreverdî’ye göre bu hadise. zerrelere hitap olarak ifade etmektedir. Hz. 106. Ruhu’l-Beyân. Âdem(as) yere uzanmış bir haldeyken gerçekleşmiştir. Hulasatu’l-Beyan. Sühreverdî’ye göre bu vakıa zerrelere hitaptır. İstanbul Tarihsiz. ss..723 Misâk. Hz.g. irdelemeden geçilmeyecek bir önemi haizdir. Avarifu’l-Mearif (Gerçek Tasavvuf).

s. 9.734 Kulun kemal derecede hidayetine vesile olacak misak sırrı şöyle ifade edilmiştir: “Binaenaleyh. yevmu’l-ezel’de vuku bulan hadisatın bir cüz’üdür. Ana rahmine düşmeden baba sulbunda olduğunu savunanlar olduğu kadar.729 Yevmu’l-ezel. buluğa erme çağında olduğunu savunanlar da olmuştur. a. s. c. Tasavvuf Sohbetleri. Nazım Efendi’nin genel tasavvuf anlayışıyla ilgili olarak müstakil bir başlıkta incelenmiştir. kulun sırrı ile alakalı mütalaa edilen hidayetin. Peygamber(sav)’in ümmetini iman eder vaziyette Allah(cc)’tan emanet aldığı gündür. “Ben gizli bir hazine idim. s. s. kula elest bezminde çizilen manevi rotanın âlem-i dünyada kemal derecede vuku bulması. Menâkıb-ı Şerefiyye. yevmu’l-ezelde gerçekleşmiştir. 30. 25 Elmalılı. misak ile ilişkisine biraz daha tafsilatlı izah getirmiş tir. c. 731 Taberânî. Bir diğer görüşe göre misâk. ss. 42. Hz.727 Bu misâkın ne vakit olduğu konusunda genel olarak üç görüş öne çıkmaktadır. Nazım Efendi.. Menâkıb-ı Şerefiyye. 730 Bu bağlamda misak. 2. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. 734 Burkay. Ayrıca bu tezde bkz. Keşfu’l-hafa. bilinmeyi istedim ve mahlûkatı yarattım”731 hadis-i kutsisindeki hitabında yevmu’l-ezel’de olduğunu ifade etmiştir.Hz.” 141 . o yevmu’l-ahd ve misakta gösterilmiş ve çizilmiş hatt-ı harekete göre amel edilmesi lazımdır. s. ana rahmine girince başlamış.Sır.e. Peygamber(sav) .e.g. Şeyh Şerafeddin’e göre. 174-175.732 Bütüncül izahı ontolojik bir bahis olan yevmu’l-ezel. 733 Aynı eser. 79. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d.728 Nazım Efendi’ye göre bu misâk. 730 Kıbrısî. Yapılan amel ve 727 728 Burkay. baba sulbundan çıkıp.Nazım’ın ifadelerine rastlanmamıştır ancak Şeyh Şerafeddin. daru’t-teklif olan âlem-i dünyada. bu hitabın “âlem-i zerrede” olduğunu ifade etmiştir.. Ayrıca Bu tezde bkz. 69. Bu izaha göre kulun hidayeti. 69. Kulun yevmu’l-ezelde Allah(cc) tarafından çağrıldığı isimlerinin nitelik ve nicelikleri kulun sırrı ile de ilgilidir. Bkz. s. ruh üflendiği zaman tamamlanmıştır.g. kulun dünyada tesmiyesi ile başlar ve son nefesine kadar devam eder. 729 Kıbrısî. kendisine elest bezminde çizilen hat ile ilgilidir. Aralarında muhalefet olduğu takdirde maksat ve netice hâsıl olmaz. Peygamber(sav). 173.Hz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. 732 Kıbrısî. Hakk Dini. Şeyh Nazım’a göre. s.733 Şeyh Şerafeddin. a.

hem yaratılışa dair hakiki bir vakıa. 16.15. Yevmu’l-ezel: Arapça bir kelime olan ezel kelimesi. a. 465-467. 1816-1817. s. Nazım Efendi’ye göre misâk.işlenen ibadet. doğuşu ile batışına göre belirlenen zaman dilimi olarak. Lisânu’l-Arab. ezelî olan ile hadis olanı birbirinden ayırmak suretiyle kul. 25. Şeyh Nazım’a göre. 144-150. makbul ve maksad-ı ilahiyyeye vasıl olmaya vesile olamaz.1. bütün özellikleriyle.e. Şerhu’l-Akâid. 2. zahir itibariyle ne kadar yüksek ve mukaddes olsa da hakikat itibariyle.”735 Özet olarak “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”736 ayeti. Vuku bulacak şeylerin zaman ve mekânını.g. sır ve tevhid ile ele aldığı olmuştur. Bu ahid.738 Mâturidîlere göre.739 Sufilerin ezel ve ezelî olan bahisleri. o âlem-i zerrede mesbuk olan ahd ü misakına göre çalışması lazımdır… Başka türlü hakiki hidayet vâsıl olmaz. c. Yani ezelî değildir. 142 . ss. mürid olsun. ezelî olmayan nesne hadistir. Keşşâf.. s. Tehânevî. gün anlamına gelmektedir. sâlik olsun ve hatta avamm-ı nas olsun. Şu halde mürşid olsun. Ta’rifât. Hz. Cenab-ı Hakk bilip ezelde takdir ve tahdid etmiştir. Allah(cc) ile Âdemoğulları arasında yapılan misâkı haber vermektedir. yevmu’l-ezelde gerçekleşmiş ve yevmu’l-ezel’de vuku bulan hadisatın bir cüz’üdür. 739 Taftazânî. 738 İbn Manzûr. s. Hucvirî’ye göre sır olarak 735 736 Burkay. Hucvirî’ye göre. yevmu’l-ezel’de gerçekleşen diğer hadisattan biridir. c. Cürcanî.1. 134-135. c. öncesizlik ve mazinin yanında varlığın devamlılığı anlamına gelmektedir. Allah’ın zatını tanıma potansiyelini gerçekleştirmiş olur. Menakıb-ı Şerefiyye. Peygamber’in ümmetini iman eder vaziyette Allah(cc)’tan emanet alması. ss. Dolayısıyla Allah(cc) ezelîdir ve Allah(cc)’ın gayrısındaki mahluk. 737 İbn Manzûr.737 “Yevm” kelimesi ise güneşin dünyada. hem de ruhanî bir hakikattir. ss. A’râf: 7/172. hadistir. c.

şeyhinden nakletmektedir. hitabın muhataplarının mevcut olduğunu söylemektedir. Siz de O’na döndürüleceksiniz. 2. Nazım Efendi. bu inceleme bizi yaratılış ve varlık ile ilgili tüm başlıklara götürmüştür. 345. Adnan. acz ve fakr dairesinde. genellikle Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den nakil şeklindedir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin tasavvuf görüşlerinin izah edildiği “Futuhâtu’l-Hakkâniyye” adlı eserde. s. 744 Yâsin: 36/83. Taberânî. ezelî olanla olmayanı ayırma şuuruna sahip olabilmektedir. yevmu’l-ezel için bahsedilen mevcudiyetin mekânı ve mahiyeti tafsilatlı olarak irdelenmesi gerekmektedir ki. 743 K. 173. Dolayısıyla. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den bu konudaki en fazla nakli Şeyh Adnan Kabbanî ve Şeyh Hişam Kabbanî yapmıştır. Allah(ac) ile kaim olan bu melekût âlemi. “Ben gizli bir hazine idim. s.”744 740 741 Hucvirî. buna bağlı olarak Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında. Mesela misâk hadisesinin yevmu’lezel’de gerçekleştiğini. diğer makâmlardaki sırlar olduğu ifade edilmiştir. Keşfu’l-hafâ. Onun da ötesinde vuku bulan öyle hadisat vardır ki onlar. 79.742 Yevmu’l-ezel olarak çeşitli sohbetlerde ve kaynaklarda geçen bu kavramın nasıl anlamlandırıldığı. s. Hakkâniyye içerisinde Nazım Efendiye tevarüs ederken şu ayete istinat edilmiştir:743 “Her şeyin mülkü (saltanatı) kendi elinde olan Allah’ın şanı ne kadar yücedir. Bu ifadelere göre yevmu’l-ezel’de vuku bulan hadisatın bir cüzü misak. masivâdan olan her şeyin melekût âleminde bir hakikati ve melekûtu (egemenliği) var olduğu yazmaktadır. Dolayısıyla. s. yevmu’l-ezel için bahsedilen mevcudiyetin. Bu durumda insan. âlem-i esmada zuhur eden her hakikatin makâmıdır. 143 . 742 Kıbrısî.740 Nazım Efendi’nin yevmu’l-ezel hakkındaki ifadeleri. bilinmeyi istedim ve mahlûkatı yarattım”741 hadisi kutsisinde bildirilen hitabda. hadisesidir. 14. Tasavvuf Sohbetleri. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. melekût âleminde olduğu yazmaktadır.tanımlanan bu potansiyelin gerçekleşmesi tevhiddir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinde karşılaştığımız bu öğreti. sıfatlar âleminde mevcut olup. Ancak kevnî konulardaki malumatlara Nazım Efendi pek fazla değinmemiş ve yeni yorumlar getirmemiştir. c. büyük önem arz etmektedir. Nakşibendî-Hakkânî yolunda.

144 . Peygamber’in Sırrı . İstanbul 2003. 748 Muhyiddin b. Nablusî Abdulganî. Arabî. Hakikat-i Ahmedi. Efendimizin(sav) saltanatından seyrederiz. bu hakikatten ve bu hakikat için yaratılmıştır. s. ss. hatta melekler. ebedî ve mutlak saltanatın sahibi olan ‘la ilahe illallah’. c. 9-36. misal âlemine ve duyular âlemi de denen mülk âlemine kadar gelen bir vücud mertebeleri zuhur etmiştir. Mehmet. Salavatullahi ve Selamu aleyh’tir. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde yapılan ontolojik ifadeler ile birlikte düşünüldüğünde. müstakil bir başlık olarak ele alınmıştır. 156. Huzurunda duran ‘Muhammedu’r-rasulu’llah’. Nazım Efendi’nin farklı ifadelerinde. vücud mertebeleri ve varlık anlayışı içerisindeki Nûru Ahmediyye anlayışını tazammun etmektedir. Hakikat-i Muhammediyye Md. Yaratılışa dair anlayışın en önemli cüz’ünü oluşturan bu kavrama Şeyh Nazım’ın yaklaşımı. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d.748 Şeyh Nazım’ın yevmu’l-ezel anlayışı. akl-ı kül. ss. melekût âlemine.. Habibu’llah(sav)’a zahir olur… Onun içindir ki. Bkz. “Muhammedur’-rasulullah” âlemidir. 747 Demirci. Tasavvuf Sohbetleri. kitap kavramlarıyla da ifade edilen bu anlayışa göre bütün yaratıklar. zımnen Şeyh Dağıstanî’den tevarüs eden manalar ile kullanılmıştır. Bununla birlikte bu ontolojik anlayışın anahtar kavramları. madde-i evvel. Ter: Ahmed Avni Konuk. hakikat-ı Âdem. Allah’ın Nuru ve Hz. Şeyh Nazım-ı Hakkâni’nin bu husustaki ifadeleri şöyledir: “Cenab-ı Hakk’ın saltanatının azametini hiç kimse. bu anlayışın aksine ifadelerle de karşılaşmadık. 179-180. ne nebiyyü’lmürsel ne veliyyü’l-kâmil ne de melikü’l-mukarreb anlayacak değildir.: Ekrem Demirli. Ter. Füsus. 747 Muhyiddin İbn Arabî’ye göre bu nûr. o ezelî. “la taayyün” olarak da bilinen bu varlıktan sonra ilk varlık olan Nûru Muhammedî ve onun nurundan. Habibu’llah’ın saltanatı. Ancak o saltanatın azametinden bir şua..”745 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu ifadeleri. Bu manaları tazammun eden anahtar kavramlar. Allah(cc)’ın vücud mertebelerinde ilk oluşu temsil eder. Biz Cenab-ı Halik’in(cc) saltanatının azametini. Celle ve Alâ’dır. İz Yay. “La ilahe illallah” âlemi.Şeyh Nazım Efendi’nin bu hususta ontolojik izahları ile karşılaşmasak da.746 Nûru Muhammedi. Âriflerin Tevhidi.1. TDV İA. Allah(cc)’ın saltanatı. Bu varlıktan önceki varlık mutlak gayb olarak mahiyeti kesinlikle bilinemeyen Allah(cc)’ın zatına dair oluştadır. daha bütüncül bir çerçevede 745 746 Kıbrısî. kalem. 1.

kadim olan Allah(cc)’a şahit olduklarına. Varlık iddiasında bulunmadığı müddetçe şirk ve kibir bataklarından korunur. 753 Kıbrısî.. Peygamber(sav)’in ümmetini iman eder vaziyette Allah(cc)’tan emanet aldığı gündür. Tasavvuf Sohbetleri. Cenâb-ı Hakk’a aittir.g. Bu tezde bkz. Hz. Şeyh Nazım’a göre. ss. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. a.Hz. ss. nefsine ve Şeytan’a yenik düşmez. Bu izaha göre aslî varlık. yevmu’l-ezelin idrakidir. Dolayısıyla Hz. Kıbrısî. 751 Hucvirî. Bu sırra dâhil olanlar ise. Peygamber(sav)’e ümmetinin gösterilmesini ve emanet edilmesini Şeyh Şerafeddin -i Dağıstanî.751 Bu tanıklık aynı zamanda. kendisine ait hakikatlerin sıfatlar âleminden. 754 Bu tezde bkz.752 Bununla birlikte yevmu’l-ezel.753 Hz. Peygamber(sav) ümmetini yevmu’l-misâktan beri tanımaktadır. Hak Dost 4. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). âlem-i esmada (isimler âlemine) zuhur eder. 156. Kendi varlığını yok bilen kul olur. kendindeki sırrı gerçekleştirmiş olan yani. Peygamber(sav)’in saltanatından (nurundan) seyredilebilir. Adnan. Peygamber(sav) . İnsan ahir zaman Peygamberi(sav)’nin getirdiğine tabi olduğu zaman gölge varlıklar arasında ilahî kudrete haiz olur. 19. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. s. Bu anlayışı Nazım Efendi bir sohbetlerinde aslî varlık ve gölge varlık terimleriyle izah etmiştir. Âlem-i esmadaki bu tenzilatın ikmali. 345. Şeyh Nazım’a göre. 752 Kıbrısî. hakiki varlığın tecellileri ne mazhar olur. âlemin-i esmaya tenzilini.754 749 750 K. Sureti Allah(cc)’ın yed-i kudreti ile şekillenen gölge varlıktan biri de insandır. kendisi gibi muhdes olan varlığın tüm hareketlerinde. mürşid-i kâmiller ile ilişkilendirerek izah etmiştir. Hz. ikmal etmektedir. 69. Makamlar ve Seyr u Sülûk ile İlgili Kaynaklar/b. 145 . 60-66. s. Sâlik seyri esnasında.750 Çünkü Hücvirî’ye göre gafletten uyanan insan. Diğer varlıklar Allah(cc)’ın kudret aynasında yansıyan gölge varlıklardır.kavram tanımlaması yapabiliyoruz. tanık olur. Çünkü Allah(cc) esma saltanatında “İsmu’l-A’zam” ile kaimdir.e. Meselâ kulun ahdini doğrulayarak kemale erme ya da yalanlayarak esfele düşme yeri mülk âlemidir. sâlikte İsmu’llahi A’zam’ın tecelli etmesi anlamına gelmektedir. tevhîde ulaşmış olan kullardır. Kulun mülk âlemindeki kemâlata doğru seyrinden bazı hakikatler tecelli eder ki bunlar. s.Mürşîd . 18.749 Bu saltanatın azameti.

11. ifade edilmemiştir. Nefsine 755 756 Bu tezde bkz. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/a. Peygamber. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. 760 Bu tezde bkz. 757 “Eğer siz ona (Rasûlullah’a) yardm etmezseniz.Allah’ın Nûru.Hz.Mirac Konusu. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/e. dünya ve hevâ yaratılışın başladığı hakikî nurun mülk âlemindeki yansımalarını izale etmek istese de. Allah(cc) nurunu tamamlayacaktır. 759 Nazım Efendi’ye atfen yazılan bir eserde bu durum. kendi sırlarını gerçekleştiren kullarda Allah’ın nûru tecelli eder. yevmu’l-ezel’e vakıf olur. yoksa hadiselerin ayrı ayrı zuhuru mudur. Lahuti âlemden bakıldığında bu iki hadisenin de zamanı yoktur. nefis. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kaynaklar/b. nurlar ve zerreler âlemindeki fıtratlarını vâhidiyet âlemindeki haliyle muhafaza eden ve mülk âlemine tenzil edenlerdir. Çünkü onlar ehâdiyete gark olmuş nakışları. Hani kâfirler onu. Ehl-i tevhid diyebileceğimiz bu kul.760 Bu nûr ile levh-i mahfuzu okur. Allah ona yardım etmişt i. Şeytan. iyi bilinki. nasutî âleme dair olan bu hadiseleri de tek bir zamansızlık anlayışında toplamamıştır. Sıddıklar ve evliyalar ile tamamlayacaktır. İşte o zaman Allah ona emniyetini indirdi ve onu. Peygamber(sav)’den akseden bu ilim birikerek büyüyen. Ancak Kıbrısî.759 Mürşidlerden bu sırları alarak. her an misâk günündeki ahdine Sâdık kalır. zaman olmayan zaman olarak telakki edilmiş ve iki kavramda anlaşılan bir zaman olarak telakki edilmiştir. 146 . Sufi Meditation. hani onlar mağradaydı. Kıbrısî’ye göre bu durumun iki veçhi vardır. Bu tezde bkz.Mürşid.756 Allah(cc) nurunu Peygamber(sav). hakiki ilimdir. Bkz. sahabelerine verdiği gibi evliyalarının kalblerine de vermeye devam etmektedir.755 Nazım Efendi’nin ve Tarikat-ı Hakkâniyye’nin genel tasavvuf anlayışı içerisinde yevmu’l-ezel anlayışını diğer kavramlar ile ilgili olarak şöyle değerlendirebiliriz. iki kişiden biri (Ebu Bekir ile birlikte yurdundan) çıkarmışlardı. s.757 Allah(cc)’ın mübarek göğsüne aktardığı nûru Sevr Mağarasında Ebu Bekir(ra)’e aktaran Peygamber(sav). Başka bir ifadeyle Kıbrısî’ye göre zamansızlık için ifade edilen hadiselerin tamamı tek bir hadise midir. Mirahmadi. ilim kaynağı yönüyle ifade edilmiştir.758 zerreler âleminden beri taşıdığı bu sırrı sahiplerinin kalplerine tevarüs ettirmesini emretmiştir. 758 Bu tezde bkz. Nasuti âlem yönünden bakıldığında iki farklı zaman olarak yevmu’l-ezel ve mirac tarihleri vardır. Allah’ın ilahî tecellilerinden ve “el -Âlim” isminin hakikatinden aldığı ilmi. hakikatleri değişmeyen.Bu hususta Kıbrısî’nin Amerika halifesi tarafından yevmu’l ezel ile miractaki sidre-i münteha. sizin görmediğiniz askerlerle destekledi ve inanmayanların sözünü alçalttı…” Tevbe: 09/40 . Mehdi(as). o arkadaşına: “Üzülme Allah bizimle beraberdir” diyordu. Buna göre Peygamber(sav)’in kalbi.

İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b.Kerâmet. bu manada. 765 Kalem: 68/4. 764 İnşirâh: 94/4. İslamî ilimlerden edebiyata.762 Onlar velayet makâmında bulundukları için Allah(cc)’ın onlara musahhar kıldığı tasarruflar ile insanları hidayete sevk ederler. Ben onun bu emrini kabul edip yerine getirince: ‘Ve şüphe yok ki sen çok büyük bir ahlâka sahipsin’ diye buyurdu. kendini gaflette terk etmez. s. b. Onlar. dünyanın ve hevâların pençesinden kurtarma kerametini gösterirler.766 "Rabbim beni en güzel bir şekilde te’dib etmiştir. yüce bir yaratılış üzeresin”765 ayeti Şeyh Nazım’ın Hz. belirginleşmektedir. felsefeden psikolojiye kadar çeşitli bilim dallarında anlaşılmaya ve anlatılmaya çalışılmıştır. Buruç Yayınları. c. nefsin. 762 Bu tezde bkz.ve şeytana yenik düşerek. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kaynaklar/i.763 d.761 Bu kişi gerçek ilim sahibi velî kullar olarak miracın sırlarını bilirler. Peygamber(sav) anlayışında sıkça vurgulanan bir ayettir. Hz. 763 Bu tezde bkz. ss. Diğer Konulardaki Görüşleri/f.”768 hadis-i şerifi bu ayetin tefsiri mahiyetindedir. 768 Aclunî. j.İlim-Âlim. Kurtubi. Peygamber(sav) ve Peygamber sevgisi büyük önem arz eder. Camiu’l-ahkâm. Yani kendisine bey’at eden mürîdanı. maruf olanı emret ve cahillerden yüz çevir’767 diye buyurmuştur. Yaratılış anlamına gelen “halk” kelimesinin manası olarak ahlak ve edep olduğuna dair tefsirler de 761 Bu tezde bkz. Keşfu’l-hafâ. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. divanların. Tasavvuf Sohbetleri. “Muhakkak ki Sen. hidayete ve tevhide sevk ederler. PEYGAMBER(SAV): “Senin adını yükseltmedik mi?”764 ayetinin bir tecellisi olarak adına kitapların. 72. şeytanın. 17. şiirlerin yazıldığı Hz.Nefs. 533-534. ilimleri hikmeti ve edebiyle yaşayan irfan ve marifet ehilleridir. sohbetle imana. s. 34.2. bazı ayet ve hadiseler.Velî-Evliyâ. Peygamber(sav). Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Hz. 1. Tasavvuf tarihinde de Hz. 147 . Gönüllerini zikirle ihya edip onları.Şeytan.Gaflet. Peygamber(sav) tasavvurunda. 766 Kıbrısî. c. 767 A’raf: 7/199. Çünkü: ‘Af yolunu tut.

Üsve-i Hasene. c. hem utanmaktan. Kur’an’da övülmüş ahlak için arz edilebilecek en bariz örneklerdendir. iyi ve kötü ahlak anlayışımıza ölçü olabilecek örneklerden sadece biridir. İstanbul 2003. Hatem-i Şerif’te toplanıp hem acaletten. 771 “Şüphesiz ki kıyamet gününde aranızdan en çok sevdiğim ve bana en çok yakın olanlar arasında. Peygamber(sav)’in edep ve ahlaka işaret eden tüm ifade ve davranışları bu ayetin bir yönden tefsiri olmaktadır diyebiliriz.bulunmaktadır. Mekke’yi fethettiği gün. Tasavvuf Sohbetleri. 8 s. Tirmizî. Peygamber’in(sav) kavliyle ortaya koyduğu. c. sizi azarlamam. aftan başka bir şey ümit etmeyiz’ dedirtti Allah(ac). Peygamber-i zişân’ın(sav) bir işaretine bakıyordu. Allah sizi affetsin. Mekke-i Mükerreme’nin fetih gününde hepsini kılıçtan geçirecekti. 17. ‘Ne ümit ediyorsunuz ey Kureyş böyle?’ Kureyşliler. kerim olan kardeşimizsin senden lütfu keremden. Herkes. 383. görünmesek’ diyorlardı.”772 769 770 Taberî. kişilerin bakış açılarına göre ayette geçen yüce yaratılışa bir mana kazandırmaktadır. Size serzenişte bulunmam. Onlar öyle söylediği vakit.. Taberi Tefsiri. Çelik Ömer. Bkz. Kurtubi. 148 . 4/370. Mesela Mekkelilerin kendisine yaptığı zulüm.’ dedi O Peygamber’in ahlakı budur. ‘yer bizi yutsa da. ahlâk itibariyle en güzel olanlarınızdır ve yine kıyamet gününde kendisine en çok buğzedip meclis itibariyle benden en uzakta olacak olanlar. Kıbrısî’nin bu misali verdiği ifadeleri şöyledir: “Peygamber(sav) ahlakı bu.771 Bu manada Peygamber(sav)’in Uhud Gazasın’da ve Mekke-i Mükerreme’nin fethindeki hal dili ile beyan ettikleri. Hz.769 Bu manada Hz. diliyle insanlara eziyet ederek çirkin. hürdür. öyle zannettiği vakit. hem korkmaktan başlarını nereye saklayacaklarını bilmeden. c. 772 Kıbrısî. boşboğazlık edenler. 1-2. Yani sizin yaptığınız kabahatleri sizin yüzünüze vurarak. Öztürk Mustafa. Erkam Yay. Herkes affolunmuştur. ss. yüce ahlakın bir nişanesidir. Kılıç ile mimbere çıkıp makâmı teşrif ettiklerinde: ‘Ne ümit ediyorsunuz ey Kureyş? Benden size ne muamele edeceğimi bekliyorsunuz?’ dedi Allah söyletiyor onlara (Kureyşlilere): ‘Ehlü’l-Kerim. Camiu’l-ahkâm. sözler söyleyenler ve mütekebbirlerdir” hadisi. ambargo ve eziyette rağmen Hz. Peygamber(sav) kılıçtan geçirecek olsaydı.770 Bu manada ahlak ve edep ölçüsü olan sünnet ve hadisler. Peygamber(sav)’in. 32-33. 534-535. Kaya Murat. ss. onları yalan çıkarması Peygamber’in(sav) şanından değildir: ‘Ben de Yusuf’un kardeşlerine söylediğini size söylerim. onları bağışlaması. Şeyh Nazım Efendi’ye göre.

Süraka(ra)’yı köpeğin yanına nöbetçi koyması. Âl-i İmran. savaşın en kızgın anında. İbn Mâce. hiçbir zaman bana bunu niye yaptın. 775 Kıbrısî. Canan.774 Şeyh Nazım’a göre bu hal. Tirmizî. Ebû Dâvûd. 430. en özet ifadeyle. Müsned. Peygamber’in (sav ) dudaklarından sadece: “Ben lanetleyici olarak gönderilmedim. mazur görme hususunda örnek alınacak. Peygamber(sav)’in tavrıdır. Ben davet edici ve merhamet ediciyim. 4/369. bunu niye yapmadın dememiştir. Birr. Subûlu’l-Huda ve’r-reşâd. Vatandaş. Cuayl b. Peygamber(sav) anlayışını şekillendiren numuneler olarak. Canan. ss. cömertlik ve affedicilik. 87. 34. 776 Hz. 777 Bu husustaki farklı bir örneği Hz. 149 . Cihâd. Celaleddin. Aişe (ra) arz etmiştir: “Onun ahlâkı Kur'ân -ı Kerim'den ibaretti” Bkz. Hambel. 51. 11.Mekke’nin fethine giden 10 bin kişilik ordunun seyir güzergâhında yavrularını emziren bir köpeğe rastlandığında. Peygamber’in yüce yaratılışını. s. müşrikler için beddua etmesini istediler. onların zarar görmemesi için. ss. Buhârî. Hiçbir zaman öf dememiş. dişinin kırıldığı ve yüzünün kanlar içinde kaldığı bir anda. 3005-3006. 1/513. 125. Muhammed’in Hayatı ve İslam Daveti. Megazî. Enes (ra) anlatıyor: “Resulullah’ın (sav) Uhud günü dişi kırıldı. (Yüzüne akan) kanı. Kıbrısî’nin Hz. Nesâî.. Hz. 774 Hz. Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah’ındır. Dilediğini bağışlar. Onlar bilmiyorlar. kendilerini Allah'a davet eden peygamberlerinin (başını) yarıp. s.775 Uhud Gazvesinde dikkatimizi çeken bir diğer ahlak ölçüsü Hz. 2/72. Kütübü Sitte. Vâkidi. Uhud Gazasında dişi kırılan ve yüzü kanlar içinde kalan Hz. Fetih günü Mekke’ye 773 Şâmî. Mekke’nin fethi hadisesinde bunun gibi birçok yüce ahlak temsili hadisler mevcuttur. 104/1791. s. 2/804. 4. Şeyh Nazım’ın yüce ahlaka örnek olarak gösterdiği bu iki hadise içerisinde dikkatimizi çeken diğer ahlak ölçüleri ise hilm. Bkz. Kıbrısî’nin yüce ahlak hususunda verdiği bir diğer örnek. Peygamber’i (sav) kanlar içinde gören ashabı. dilediğine azab eder. İstanbul 2005. c. bu mevzuda hatırlanan başka misaldir. c. Bu hadiseler.776 diğerkâmlık kelimesinin üzerinde mana ihtiva eden bir hal ve davranıştır. dişini kıran (ve yüzünü kana bulayan) bir kavmi nasıl iflâh eder?’ diyordu. 94. kayda geçmemiş sohbetlerde zikredilmiş olabilir. Çünkü başının kanatıldığı. Kütübü Sitte. Çünkü onlar zâlimlerdir. başından yaralandı.” sözlerinin döküldüğü duyulmuştur. bunu yapan kavminin felahını düşünmek.” Bkz. Allah’ım kavmime doğru yolu göster. Tefsir. s.777 ilahî adalet ve tevazudur. yüce ahlakın sadece bir kısmıdır. Peygamber(sav)’in diğergâmlığıdır. Allah bağışlayandır. 219. zırhının halkaları yanağına batmış Hz. 3/199. 2/40. Tasavvuf Sohbetleri. c. Hz.773 Bu misaller içinde görülen merhamet. Bunun üzerine Allah şu âyeti indirdi: “Allah'ın onların tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle senin bir ilgin yoktur. c. Pınar Yay. yüzünden siliyor ve: ‘Allah. 12. Müslim. 53. 21. Yüzü parçalanmış. zirve bir modeldir. Müslim. Enes(ra) bildirmiştir: “Ben Allah Resulü’nün on sene kadar hizmetinde bulundum. Tirmiz. Bkz. 7. Müslim. Hz. merhamet edendir” (Âl-i İmran: 3/128-129). 111.

Razî. takvaca en ileride olanınızdır. bir kimsenin bağışlanmasını istemek. İbn Mace. Peygamberin(sav) 782 yüce ahlakının ve merhametinin bir tecellisi de. Hz. Ali(ra) yerine. s. Şamil Yayınevi.” ifadeleri tevazuunun göstergeleridir. Kur’ân’da Peygamberler ve Peygamberimiz. Hz. her şeyden haberdar olandır” (Hucurât: 49/13). Bkz. Ebî Bekr b. ilgili kişilere tevdi etmiştir. Karaman. Ayrıca bkz. Muhittin. s.780 Yönetim düzeyindeki yetki ve görevleri Hz. Tasavvuf Sohbetleri. Tabbara. Bkz. sizden cahiliyyet gururunu ve atalarla böbürlenmeyi gidermiştir. Mea’l-Enbiyâ. 781 Kabenin perdedarlık vazifesini. dua ve niyazda bulunmak gibi manalara gelir. Diyanet İşleri Başkanlığı Yay. bir başkasını desteklemek üzere ona katılmak. s. Hz. Peygamber tarafından tüm Mekke halkına yapılan konuşmada ifade edilmiş. aile yakınlarına değil. c. 280. secde edin ve ‘Ya Rabbi bizi affet’ deyin ki. insanî akla dayalı adalet anlayışından ayrıldığı yönler Mekke’nin fethedildiği gün Hz. Ankara 2005 s. Tebbara. Peygamber(sav). Muhammed. Ku’ân’da yüce yaratılış olarak vasıflandırılmış ve insanlığa bir usve-i hasane olarak model teşkil etmiştir. ‘Ey insanlar! Gerçekten biz. Bkz. “Bu kasabaya girin. 32. Bütün müslümanların gıbta ettiği bu davranışı: “Şu köleyi görüyor musun. s.. Ter.: Ali Rıza Temel. Hz. Mea’l-Enbiyâ. s. Sarıçam. 437. Şefaat edene şâfî veya şefî denir. 30.778 İlahî adaletin. 300. Abdülkadir. Hz. Bkz. bu vazifeyi kalabalık önünde isteyen amcaoğlu Hz. Vatandaş. 780 Hz. Şefaat kelimesi Arapçada “şe-fe-a” fiilinden gelmekte olup lugatta. İnsanlar Âdem’dendir. 412. Bkz. Şüphesiz ki sizin Allah katında en şerefliniz. Şefaat md. Et’ime. Cürcanî. nereye çıktı” şeklindeki ifadelerle henüz idrak edemeyenler de olmuştur. O’na verilen şefaat makâmıdır.. Peygamber’in(sav) bu hali. kasabanın kapısından girerken eğilip. 133. s. Dini Kavramlar Sözlüğü. Fikret ve Diğerleri-Komisyon. 150 . Âdem ise topraktandır. Tabbara. Muhtâru’s-sıhah. Beyrut. renklerine bakılmaksızın tüm insanların eşit olduğunu göstermiştir. Esed adlı bir Mekkeliye bırakmıştır. Sizi birbirinizle tanışmanız için büyük büyük topluluklara. Nazım Efendi’ye göre. Peygamber’e (sav) korku ve heyecandan titreyerek yaklaşan bir adama: “Sakin ol! Korkma! Ben bir kral değilim.. rica etmek. 179.779 siyahî olan Hz. orada bulunanlardan dilediğiniz şekilde bolca yiyin. aracılık yapmak. İstanbul 1982. Aynı gün. Ben ancak güneşte kurutulmuş et yiyen Kureyşli bir kadının oğluyum. küçük küçük kabilelere ayırdık.giren ihtişamlı ordunun başındaki Hz. s. 263. sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. 544. ŞİA. Bilal’e Kâbe üzerinde ezan okumasını emrettiğinde. devesinin üzerinde neredeyse secde eder haldedir. Osman İbn-i Talha’ya(ra) vermiştir. 779 “Ey Kureyş topluluğu! Hiç şüphesiz ki Allah. Ta’rifat. her şeyi bilen. 7. 782 Kıbrısî. Muhammed’in Hayatı. s.781 Bu davranışlardaki görülen adalet.783 Kur’ân-ı Kerîm’de tek anlamındaki vitr’in karşıtı olarak 778 Tebbara. Bağçeci. 614. Hakikaten Allah. Bilal’e yapılan bu emir aynı zamanda bir ikram olarak değerlendirilir. s. el-Müfredat. s. Yayha Alkın. 410. Muhammed b. zira iyi davrananlara karşılığını fazlasıyla vereceğimi vaat etmiştim” (Bakarâ: 2/58) ayetiyle de izah edilmiştir. Gonca Yay. Mea’l-Enbiyâ. İstanbul 1990. 1999 s. Mekkenin Valiliği görevini Attab b. Peygamber(sav). 412. Bu hal dili tevazuunun göstergesidir. sizin hatalarınızı bağışlayayım. 783 Isfehanî. Sünen.

Zühd. her kim de zerre miktarı bir kötülük yaparsa. 786 “O gün Rahman’ın izin verip sözünden hoşlandığı kimseden başkasının şefaati fayda vermez. İnsan Yayınları. Hz. 37/4310. c. Yakub-ı Çerhî. 263. ümmetine duyduğu derin merhameten dolayı şefaatini ümmetinin büyük günah sahiplerine saklamıştır. Tefhimu’l-Kur’ân. Rasulu Kibriya(sav)’ya vererek ve razı edeceği şey. "Allah sana verecek ve sen razı olacaksın"793 ayetiyle savunmuştur. o da onu görecek. “Şefaatim. “O gün kimsenin kimseye yardım etmeyeceği bir gündür”791 ayetinin kâfirler için olduğunu. s. 787 Taberi. ss.kullanılan şefaat. ss. ss. s.794 Şeyh Nazım Efendi.787 etmeyeceği bir gündür” 788 “O gün kimsenin kimseye yardım 789 gibi ayetlerden dolayı da şefaatin ahirette gerçekleşmeyeceği de savunulmuştur. 788 İnfitâr: 82/19. 4. “O'nun izni olmadan kimse şefaat edemez” Yûnus: 10/3 . 213. c. aracılık yaparak ona mevki. 256. Tirmizi. 795 Canan. c.” Zilizâl: 99/7-8. rahman olan Allah’tan izin alandan başka kimse şefaatte bulunamayacaktır.792 Sufîler arasındaki genel anlayışı temsil eden bu görüşü İmâm-ı Gazalî (v. c. Taftazanî. İslam âlimleri tarafından.” Zümmer: 39/44. s. 276-291. şefaatin ahirette vuku bulacağı savunulduğu gibi. İstanbul 1986. 5090. Kıbrısî’ye göre Rasulullah(sav).796 784 785 Isfehanî. ümmetimin büyük günah sahiplerinedir”795 hadis-i şerifini örnek vermiştir. 505/1111). s. şefaattir. Sünnet. 791 İnfitâr: 82/19.790 Hicri ikinci dönem mutasavvıflarından Yakûb-ı Çerhi (851/1447) tefsirinde. 945. Mevdudi Ebu’l A’la. s. c. 793 Duhâ: 93/5.” Tâhâ: 20/109. 796 Kıbrısî. 12/2437. Gazalî’ye göre Allah(cc)’ın.”785 ayetinden ve bu anlamdaki ayetlerden786 dolayı. 216-219. 433-435. Ebu Davud. Meryem: 19/87. Ebu’l A’la. 7. enbiyâ ve evliyânın şefaatinin. 19. Şerhu’lAkâid (İslam Akâidi). Tefhimu’l-Kur’ân. Kur’ân Ansiklopedisi. yardımsız olan kişiye destek olup onu yalnızlıktan kurtarmak. s. 794 Gazalî. Tasavvuf Sohbetleri. 3.. 5. “Onlara şefaatçilerin şefaati bir yarar sağlamaz. menfaat sağlamak veya onu cezadan kurtarmak anlamına da gelir. Ateş. 32. İhyâ. 24/4741) İbn Mace. Kıyamet. 151 . 4521. İnsan Yay. 792 Haksever. Peygamber(sav)’in engin merhametiyle ilgili ele aldığı şefaat konusunda. mü’minlere hak olduğunu savunmuştur. İstanbul 1987. 789 “Her kim zerre miktarı bir iyilik yaparsa onu görecek. el-Müfredat. 58.784 “O gün. Kutûb-i Sitte.” Müddessir: 74/48 790 Mevdudî. çift yapmak anlamına geldiği gibi. “De ki: Şefaat tamamen Allah’ındır. birinin huzurunda iltimas. Taberi Tefsiri.

ellerini kaldırarak: “Ümmetim.799 Kıbrısî’nin de şefaat-merhamet kurgusunda. şeriki olmayan bir kıymeti haiz olur. bir misal olduğu şüphesizdir. s. s. Binaenaleyh Hz. Peygamber Efendimizin bir kelime-i tevhid zikrinden hâsıl olan nuru dahi iktifa eder. Bundan sonra kim bana uyarsa. Hz. ümmetim” diye ağlamıştır. 800 Kıbrısî. 1270/1853)’nin. Peygamber(sav) tarafından zikredildiğinde. 802 Bu tezde bkz.Kıbrısî. 51. Kıbrısî’ye göre zikrin faziletleri ve zâkire kazandırdıkları. 798 Alusî. İhyâ. Bu nur cehennemin içine konulsa. bendendir.”800 Bu ifadeler Kıbrısî’nin hem zikr hem de Hakikat-i Ahmediyye (Muhammedî nûr) anlayışıyla ilgidir. İsâ’nın(as) duası: “Eğer onlara azab edersen. 152 . İbrahim(as)’in ve Hz. Tasavvuf Sohbetleri. ss. yedi cehennem ateşini söndürebilecek kuvvettedir. Makamlar ve Seyru Sulûk ile İlgili Kavramlar/Zikr Konusu. 160-161. Bu mevzunun istinad edilebileceği bir nass. İbrahim’in(as) duası: “Rabbim çünkü onlar insanlardan birçoğunu baştan çıkardılar. Peygamber(sav). Peygamber(sav) bu zikri.801 Nasuti âleme inen bu nûr ise. her daim Muhammedî Nûr üzerinden gelmektedir. Çünkü Hz. c. muhakkak onlar senin kullarındır. Kim de bana karşı gelirse. hakikat sen çok yargılayıcı. Rasûl-i Ekrem Efendimizin(sav) şefaatinin ahirette nasıl tecelli edeceğini Nazım Efendi Şöyle ifade etmektedir: “Ümmetin günahlarının tartıldığı kefenin karşısında Hz. c. Cebrail(as)’i Rasûl-i Ekrem(sav)’e göndererek: “Git ona de ki: ‘Biz sana ihanet edecek değiliz. sadece 797 Hz. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/Allah’ın Nûru. işte o. 799 Gazalî. 30. zikreden her kulun sırrına ve ihlasına göre tesir oluşturur.802 Tüm Peygamberlerin(as) ve insanların söylediği en güzel söz olan kelime-i tevhid. Alusî (v. Ruhu’l-me’anî. Allah(cc).” Mâide: 5/118. 801 Bu tezde bkz. 509.” İbrahim: 14/36. İsâ(as)’nın ümmeti için yaptığı duaları bildiren ayetleri797 okuduktan sonra. şefaat ile merhamet arasında beyan ettiği kuvvetli ilişki hususunda tafsilatlı izah yapmamıştır. çok esirgeyicisin. Hz. tefsirinde geçen bir hadis-i şerifte mevcuttur. Ümmetin hakkında sana. Bu hadiste Hz. 4. zikrin ihtiva ettiği ilahi nurdan dolayıdır. (sen) razı oluncaya kadar vereceğiz’ buyurmuştur”798 Gazalî’nin şefaat anlayışında etkili olan ve nebevî merhameti sergileyen bu hadise.

bir tek hadisin hakikatine inemeyiz. Allah bir. dünyanın evvelinden ahirine bize ömür verilse. Peygamber’in ikincisi yoktur. İki tane değil ki. mutlak manasıyla Peygamber’e aittir. Allah tarafından korunmuşlardır.Allah(cc)’ın ve Kendisinin bildiği bir mahiyette yapar. “Allah’ın nûru ve Hz. Kıbrısî’ye göre.”804 Şeyh Nazım’ın bu anlayışı yine. Peygamberin Sırrı 806 Peygamberler. Hz. Allah’tan gayrı kimse bilemez. gerek sözlerinde ve gerek fiillerinde kendilerini lekeleyecek. şöyle ifade etmiştir: “Peygamber(sav) kelamını biz anlamaya. Onların bu özellikleri ismet sıfatlarıyla tabir edilmiştir. Zira Peygamberler. Muhammedün Resulullah’ Orada Resul denildiği vakitte. değerlerini düşürecek hatalardan korunmuşlardır ancak. 26-27. Peygamber Efendimizin(sav) yüce bir yaratılış üzere olmasını ve şefaat makâmının Peygamberler içinde sadece ona bahşedilmiş olmasını da bu düşünceyle izah eden Kıbrısî. Peygamber’in Sırrı” başlığında incelenmiştir.Allah’ın Nuru ve Hz. Dolayısıyla bu zikr. Muhammedün Rasulullah’. birtakım hikmetlere uygun olarak kendilerinden sehven zelle denilen küçük 153 . Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/Allah’ın Nûru. Kıbrısî. birinci taayyün mertebesinde vücûd bulan bu nûrdan var edilmiştir. Nûru Ahmediyye anlayışına dayanmaktadır ve bu konudaki ontolojik anlayış. Peygamber Efendimizin(sav). Şeyh Nazım bu anlayışı. İkinci Peygamber yok. Peygamber bir tanedir. d.805 Masum olan Hz. Peygamber Efendimize(sav) Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte indirilmiş ve kalb-i Muhammedî’den ümmetinin kalbine aktarılan feyz olmuştur. ss. Hz. ‘La ilahe illallah.Allah’ın Nûru. Bir tek hadisin kaynağını bilen peygamber olur. Muhammed(sav) birdir. yedi cehennemi söndürebilecek kuvvettedir. la şerikeleh’tir. 805 Bkz. Peygamber(sav) hususunda “la şerikeleh” anlayışından neşet etmektedir. Allah’ın şeriki olmadığı gibi. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber(sav) için “la şerike leh” demiştir. Yaratılışın son mertebesi olan nasuti âlemde ise bu nûr. Buna göre yaratılışın ikinci taayyün mertebesinde vücud bulan tüm kullar.1.806 “göz açıp kapayıncaya kadar beni nefsime bırakma”807 diye dua etmiş olması. Kıbrısî açısından Hz.803 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sözkonusu anlayışı. O Muhammedun Resulullah sırrını. Peygamber de. Hz. insan olmaları itibariyle günah işleme gücüne sahip oldukları halde. Hz. 803 804 Bu tezde bkz. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/a. ‘Ve Kefa billahi şehida.

600-601). Cemâl-i Mutlak(cc)’ın tecellisi ile zahir olduğu noktasından hareketle. Bu durum ıstılahta. bu muhafazanın yani. insan-ı kâmiller tarafından da tatbik edilmiş ve tasavvuf ıstılahına girmiştir.. ismetin mahiyeti ve kapsamı noktasında farklı görüşler beyan etmişlerdir. bu duayı etme sebebi. Ankaravî. evrenin.”808 Günah işlemeyen Hz. s. Taftazanî.810 İkinci hatalar meydana gelebilir. 240-241 807 Hanbel. ashabını eğitmek içindir. 810 “Âlemi ayna yaptı ve kendini gösterdi. Müsned. ‘Allah dilerse yapacağım’ de…” (Kehf: 18/23-24) ayetinde bildirilen emri Allah(cc). 5. Minhâcu’l-fukara. Lakin biz nefs sahipleri. Rabbânî bir usûlü olarak da izah edilebilir. Peygamberlerin amel defterleri tertemizdir. Peygamber Efendimizin(sav) bu duasını ümmetine yol göstermek için olduğunu şu ifadelerle bildirmektedir: “.. bizim nefsimiz. Nazım Efendi. c. Yüce Yaratıcı(cc)’ya ayna olmasıdır. s. 101/5090. İsmail. Peygamber(sav)’in. Bir izaha göre. Hz.” (Fetih: 48/27) suresinde Allah(cc). Edeb. ‘Ya Rabbi! Göz açıp kapayıncaya kadar beni nefsime bırakma’ diyor. Tasavvuf Sohbetleri. farklı açılardan izah etmişlerdir. Yani tüm âlemler. böyle münacatta bulunup bizi talim ediyor. Şerhu’l-Âkaid. Peygamber(sav)’in sergilediği bu eğitim metodu. Rabbanî metod denmiştir. Onun nefsinden aykırı bir şeyin husule gelmesi mümkün değildir.Peygamber(sav)’i tanımada önemli bir ölçü mahiyetindedir. Allah Celle ve Âla. Peygamber-i Zişan. Hicazî Muhammed Mahmud. temiz tutmuştur. 5. (Bkz. 340. İstanbul 1996. Haz. “Allah dilerse” diye ifada etmesi. c. ss. Yani Cenâb-ı Allah Onu nefsin kötü vasıflarından arıtmış. 808 Kıbrısî. kendi mutlak iradesi ve kudretiyle gerçekleştireceği (ve gerçekleştirdiği) bir fethi. peygamberlerin günahtan korunmuş olduklarında görüş birliği içinde olmalarına rağmen. müridine ayna olması olarak açıklanmış ve iki veçhi olduğu görülmüştür. kâinatın ve âlemlerin varlığı. kendi benliğinden arınmış mürşîdin. ilahî himayesinde tutmuştur. İsmet sıfatıyla.809 Bununla birlikte Hz.: Saadettin Ekici. 42. 169. s. Bkz. insanlara yapacakları işlerde bu ifadeyi kullanmalarını öğretmek için olduğu yönünde tefsir mevcuttur. Dolayısıyla bu usulü ihtiva eden Peygamber(sav) uslubuna. Ona masumluk verip. korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. 154 . Hz. Onun cemâlinin aksidir. İsmet sıfatı var. İtikadî mezhepler. “Allah dilerse (İnşaallah). Hz.Çünkü Peygamber-i Zişan(sav) masumdur. Bir açıdan. Gizli ve açık olan her şey. Onun hüsnü cihan nakşında tecellisi. fetih gerçekleşmeden önce indirdiği bu ayetinde. Ebu Davud. boyuna aksi yola bizi meylettirmek istediği için. İnsan Yay. peygamberliklerinden önce ve sonra en büyük günah olan Allah'a şirk (ortak) koşmaktan korunmuşlardır. Peygamber(sav)’in bu duasını mutasavvıflar. Onlara günah adına bir şey yazılmaz. var olan bütün bu âlemi zahiretti” Bkz. ss. Ancak peygamberler.. başka bir ayettinde uygulamış ve zımnen bir eğitim usulü göstermiştir. 809 “…Hiçbir şey hakkında sakın ‘yarın şunu yapacağım’ deme! Ancak. İlim Yayınları. Peygamber(sav)’in bu duası. Peygamber(sav)’in. siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak. mutlak varlığın tecellisine bağlı olarak irdelenir. Furkan Tefsiri.

811 Şeyh Gâlib (v. Fırat Ünv. s. 14. Nakışsız bir ayna haline gelir. say. Ebubekir(ra)’den silsile yoluyla bu güne kadar gelen bu öğretiler Tarikat-ı Hakkâniyye’nin öğretilerinin temelini oluşturur. Yüksel. bütün peygamberlere. c.812 Mevlana Celaleddîn-i Rumî (678/1273). O gelir. b. edebi ve hikmeti öğretendir. İnsan Yay.. evliyaya hakiki ilimleri. 155 . bu hadisi vurgularken. 103-121. Senin varlığın dikenden. şu beyitlerle ifade etmiştir: “Kim benliğinden kurtulursa bütün benlikler onun olur. Hz. çerden çöpten ibarettir. Kendisine dost olmadığı için herkese dost kesilir. s. Bunların tümünü at gönlünden. İttihâdu’l-kevni Risalesi.: Mahmut Kanık. Çünkü o bütün nakışları aksettirir. Zülfi. Ter. Hz. Minhâcu’l-Fukara. insanın. Ankaravî. Şeyh Nazım’a göre. Sedit. Mesnevî. Dergisi. her yerde mutlak varlığı görmesi. 813 Mevlanâ. Şeyh Galip Divanında Ayna Sembolü . Peygamber(sav)’in kemaline delalet eden Nûru Muhammedî ise. Sos. Peygamber(sav) aynasıyla bakmalarını murad etmiştir. İnsanın helal olarak yiyeceği 811 Ârifin gönlü varlık sırrını bilir. O’nda benliğini harab etmesi ve kendisinin de cuz’î bir ayna olmasıdır. Bil. 1. Hz. nebilere. mutlak varlığı görür. Fahr i Kâinat(sav) kadar mükemmel bir aynanın tutulması.814 Hz. sâliklerinin kendilerine Hz.. 31. c. varlık sırrını anlaması. 357. Sana yüzünü sensiz gösterir. Elazığ 2004. ilahî yardımı verir.veçhi ise. Peygamber(sav). ss. Şeyh Galip Eserlerinin Dil ve Sanat Değeri. Peygamber(sav). 812 Güler. İstanbul 1991. 5. nefsiyle ve şeytanla mücadelesinde. değer kazanır. Ankara 1980. tevhîd ve marifet makâmlarına ulaşan arif kişinin. O evden çıktı mı. kulların nefislerde tevbe ile tezkiye edilmesi gereken yönlerin ne derece çok ve gizli olduğunu göstermek için olduğu söylenebilir. resullere ve bütün ruhlara makâmlarını veren nurdur. Şeyh Nazım bu öğretilerden bir örnek olarak. 2662-2666. Türkiye İş Bankası Kültür Yay. 814 İbn Arabî. insana bahşedilen yiyecek ve içecek nimetine gösterilmesi gereken saygıyı misal vermiştir. 1214/1799)’in divânında açıkça vurgulanan bu iki veçhi. İbn Arabî tarafından da aynı şekilde ele alınmıştır. Başka bir açıdan nefs muhasebesi yapan insanlara. İbn Arabî’ye göre bu nur.”813 Bu konuda özetle incelenen itikadî ve tasavvufî ıstılaha binaen Şeyh Nazım.

Bu anlayışın tafsilatı için bkz. çöpe dökmez ve israf etmez. modernizim ve çağdaş batı uygarlığı başlığında incelediğimiz görüşlerin. yüce makâmdan gelen ikrama saygısızlık etmez. Bu bilgi ile kul. bu bilgilere dayanarak ilahi hakikatleri reddediyorsa. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamberler insanlara helali (iyiyi) ve haramı (kötüyü) öğrettikleri gibi. tesbih ve tenzih ile zikrettiği. edep. ben beğenmiyorum demez. onu tanımada göz ardı edilmemesi gereken bir husustur. 4. güzel ve büyük haber anlamındaki “ne-be-e” kökünden Arapça dilinin kaidelerine bağlı olarak türetilmiş ve sıfat olmuştur. marifet anlayışıyla beraber değerlendirdiğimiz zaman. Bu açıdan bakıldığında. Bu şükranın bir gereği olarak. temiz ve helal olan yiyeceğinde semavî lütfu ve ikramı görür. bir yerden bir yere çıkmak. Rasulu Ekrem Efendimizin(sav) nebî olması ve nübüvvet kudretini haiz olması. 817 Kıbrısî. semavî ilimle ve hikmetle edeblenmiş. Kıbrısî’ye göre. Peygamberlerin(as) bildirdikleri semavî ilimler ise. ilim. ariflerin davranışlarıdır. 156 . Diğer Konulardaki Görüşleri/g. er-Rezzâk olan Yüce Yaratıcısını(cc). Modernizm ve Çağdaş Batı Uygarlığı. bir yönden ulaşmış oluyoruz. sebep-sonuç ilişkisine bağlı olarak formüle eden bilgilerdir. temiz olanı ve necis olan şeyleri bilmedeki ölçüleri bildirirler. Bu manada Şeyh Nazım Efendi’ye göre hakiki ilim. hakir görmez. Allah’tan gelen. Dolayısıyla bu davranışlar. Modern bilimler ise.817 Nebî kelimesi. hayırlı.815 Şeyh Nazım’ın bu düşüncelerini. cahildirler. 300 meleğin hizmet etmesi. 35. vehbî ilimlerin bildirdikleri hakikatleri. edebi ihtiva eden bilgilerdir. tasavvufî dayanaklarına da. Mercy Oceans. Bu durumda nebî kelimesi. yalnızca 815 816 Qubrusi.2. hikmet. s. s. içerisinde semavî hakikatleri ihtiva eden vehbî ilimdir.temiz rızıkların her bir parçasına.816 Bu bilgi ve icatların hamilleri. daha yakından tanır ve daha yakın bir hal ve his ile şükranlarını arz eder. irtifa. Yediği yemeğin bir parçasına hizmetkâr edilmiş melekleri bilince. o yiyeceğe saygıyı gerektirir. 92. âlim değil. içerisinde hikmeti. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre. Yani o ikramı. Şeyh Nazım’ın verdiği misali şöyle yorumlayabiliriz.

ss. 114.818 İkinci bir görüşe göre kelime. gibi manalara gelir. Allah(cc)’tan vahiy alan şahıs ve aldığı bu vahiyle gelecekten ve gayptan haber veren. uzaklaşmak. Istlahatu’ssufiyye. ahlakın ve edebin talimidir. halka dini hükümleri tebliğ etmesi için Allah(cc).9-10. Abdurrahman İbn Kays(ra)’ın rivayet ettiği şekilde. Nübüvvet ise. 1974 yılında yaptığı sohbetlere konu olan bu temel anlayışı.05. 92. sıfata ve esmaya dair marifetin paylaşılması. Şerhu’l-Akâid.822 Peygamberimizin(sav) gelecekle ilgili haber vermesi hususunda Şeyh Nazım Efendi’nin bahsettiği hadis. Peygamber Efendimiz(sav) bu kuvvetle kendisinden bin dört yüz sene sonra gelen bir milyar insanın tasdikini kazanır. Ramûz el-Ehâdis’te şöyle geçmektedir. ss. ırak olmak. ahir zamanda vuku bulacak hadiseler ve bu yöndeki beklentiler. Ancak Allah(cc)’tan gelen haberlerin sessizce elde edildiği. tarafından gönderilen bir insandır. kendisine güç yetirilemeyen. Bu durumda ise nebî kelimesi. s. s. Mehdi(as) anlayışı. 482-483. ahkâmın tebliği. Hz. 822 19. İbn Manzûr.821 Peygamber’in nebî sıfatıyla gelecekten haber verdiği bazı hadisleri Nazım Efendi’nin ve Tarikat-ı Hakkâniyye’nin temel anlayışlarına veri teşkil eder. resul denir. Nübüvvet ise. c. a. hikmetin. 14. ss. Cürcanî. Bu kuvvetle insanların manevî vicdanları üzerinde saltanatını devam ettirir. s. Nebîler içerisinde kendisine Allah(cc) tarafından kitap verilenlere. geçmişte olduğu gibi bugün de Nazım Efendi’nin senelerdir tebliğ ettiği mevzulardandır. 821 Kıbrısî. uzaklara gitmek.820 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre nebî. 94.. Zata.2006 tarihli röportaja ait video kayıtları arşivimizde mevcuttur. 820 Taftazanî. Allah(cc)’ın sözleri. nebî kelimesinin mastarıdır ve bilinmeyeni haber vermek demektir. Firuzebadî.kendisinin bildiği şeyi haber veren kişi. hulefadan sonra 818 819 Isfehanî. 157 . nübüvvet kuvveti istikbalden haber veren kimsedir. Kâşânî. Ta’rifat. Lisânu’l-Arab. s. daha önceden var olmayan bir şeyi ortaya koyan. fail ya da meful anlamı almıştır. uzak. 53. “Benden sonra hulefa. “ne-be-ve” kökünden türetilerek. 258-259. haberleri kendisine gelen kimse.e. kelime anlamının bir cüz’üdür. nübüvvet sahibi kişi gibi manalara gelir. 2006 yılında kendisiyle yaptığımız mülakatta da dile getirmiştir.g.819 Kelam ulemasına göre nebî. Kamûsu’l-muhît. el-Müfredat. insanüstü kuvvettir.

manevî kuvvetle insanların vicdanları üzerinde hüküm ve saltanatını devam ettirmektedir.”823 Nazım-ı Kıbrısî’nin bu hadis hakkındaki düşünceleri ve genel tasavvuf anlayışındaki yeri. Çünkü Fahr-i Kâinat(sav) bu ilim sayesinde. Peygamber(sav). Alelade bir insan olacak olsa. Fahri Kâinat olan Efendimiz(sav). c. Tirmizi. ss. Tasavvuf Sohbetleri. bütün insanlığın medarı iftiharı. Ramûz el-Ehadis. Nübüvvet kuvveti ile insanüstü bir kuvvete delalettir. 4. c. 518. Peygamber kendi nübüvvetinin hakikatine göre Allah(cc)’tan taleb ediyor. O yeryüzünü adaletle doldurur. Hz. 273. Münacat. 92. Kimde nübüvvet kuvveti varsa. sidretü’l-münteha’da ümmet-i Muhammed için yapılan niyaza atfen şöyle ifade etmiştir: “Peygamberin isteyişi bizim isteyişimize benzemez. s. s. bugün O’nun doğruluğunu. bir kimse çıkmış. umeradan sonra melikler. Peygamber(sav)’in Sırrı başlığında tafsilatlı olarak incelediğimiz bu kudreti Şeyh Nazım şu ifadeler ile izah etmiştir: “Nebiler insanlara istikballerinden haber veren kimsedir. 158 . bir kimse yaşamış ve 1400 sene sonra bir milyar insanın tasdikini kazanmış olsun. Peygamberin talebi bizim talebimize hiç benzemez. Kıbrısî’ye göre nübüvvet kudreti. Cebâbireden sonra ise Ehli Beytimden bir kimse gelir de. bir milyar insanın tasdik etmesine imkân ve ihtimal olmazdı. Rasulu Kibriya Efendimizin(sav) istikbalden haber verdiği bu gibi hadisler. Hambel. 1400 sene öncesinden. s. ilahî kudrettir. Hz. Allah’ın Nûru ve Hz. Kıbrısî bu hususu. Peygamber(sav)’in mirac hadiselerinde ve sidre-i müntehada. Dünya’nın ücra bir yerinde. onda istikbale bakan gözler vardır. 824 Kıbrısî. Rabbine takındığı edebi de içerir. Fiten. Başka bir ifadeyle mirac esnasındaki her lahzada ve tüm muamelatta kâmiline ölçüyü sergilemeye vesile bu kudrettir. 1400 sene öncesinden onun sözünün bize gelmesi mümkün olmazdı.”824 Bununla birlikte Kıbrısî’ye göre nübüvvet ilmi. 48. 5. “Mehdi” başlığında incelendiğinden burada tekrar edilmeyecektir. meliklerden sonra Cebâbire. Eğer O’nda insanüstü vasıflar bulunmamış olsa. Ahir zaman Peygamberi. Beni gönderen Zata kasem ederim ki. O.umera. Allah(cc)’ı en iyi tanıyan kul olmuştur. 220-221. Müsned. diğerlerinden aşağı değildir. Demek oluyor ki. manevî yani. Peygamberin(sav) nübüvvet kudretine delalet etmektedir. Şeyh Nazım Efendi’ye göre. 823 Gümüşhanevî. hal ve şanından haber vermiştir. Ondan sonra da "Kahtani" gelir.

Peygamber’e (sav) suikast yapmak için yaklaşan Fadale b. Allah’ın yarattıkları içinde bana ondan daha sevimli kimse kalmamıştı. Peygamber(sav)’in 825 826 Kıbrısî. irşad edici. Hz. elini uzatmış ve Fadale’nin göğsüne koyarak: ‘Allah’tan af dile’ demiştir. Hişam. Peygamber(sav) bu nurdan gelen ilimle gelecekten haber verdiği gibi. Bkz. şeriki olmayan Hakikat-i Ahmediyye’den akseden bir nübüvvet nurudur. onun vericiliğinin. tükenmezliğinin hakikatini bildiği zaman. Hz. Onu da. Allah’ın Nuru ve Hz. 159 . velî anlayışıyla ilgili olduğu kadar. aynı zamanda Hz. benlik dönüşümüne bariz bir misal teşkil eder. Bu hasletlerin zıdları.1. Tasavvuf Sohbetleri. tasdik edilen bu üstün vasıfların ardındaki kaynak. Fadale ‘Hiçbir şey düşünmüyorum. o nisbette taleb etmesidir. Peygamber(sav)’i tanımlayamaz. Peygamber’in Sırrı: Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışında yer alan “Allah’ın Nûru” anlayışı. doğruluk ve kanaat gibi hasletler vardır. Bu. Kalbi kin ve öfkeyle dolu olan Fadale. Hz. merhamet. miraçtaki edebi de bu nurdan gelen ilimle bilmiştir. Siretu’nNebeviyye. var olanın hakikatini bildiği derecede ister. 52. Muhammed(sav). Şeyh Nazım Efendi için nübüvvet anlayışı. Hz. Peygamber gülümseyip. Allah’ı zikretmekle meşgulüm’ diye cevap vermiştir. benlikleri dönüştürücü ve nefisleri tezkiye edici yönüne delalet etmektedir. misâk. sır. Hz. peygamberî ahlakın tesir edici. cömertlik. hilim. bilhassa yalan. s. Onun azamet. kudret ve sonsuzluğuna bakarak. Peygamber(sav)’in. Peygamber’e yaklaşmaya çalışmıştır. Beyrut 1993. manevî kudretine delalet eder. Mekke’de dolaşırken Hz.” demiştir. Peygamber(sav) ve Hz. Umeyr. Bu kuvvet Hz. suikast yapmak amacıyla Hz. cesaret. Peygamber(sav)’in kalbinden etrafındaki tüm beşerin kalbine dökülmesi ise.insanın Allah(cc)’a.826 Allah(cc)’ın Kendisini razı etmek için şefaat makâmını verdiği Fahr-i Kâinatın(sav) yüce yaratılışında. gelecekten bir haber verdiyse. Bir ara iyice yaklaştığında elini belindeki bıçağa götürmek üzereyken Allah’ın Rasulü durup: ‘Sen Fadale misin?’ diye sormuştur. ‘Evet ben Fadaleyim’ diyen Fadalenin yüzüne imalı bir şekilde bakıp: ‘Ne düşünüyosun Fadale?’ demiştir. o zuhur edecektir. Abdülmelik b. emin olan Hz. Peygamber(sav)’in hal ve davranışlarında gözlemlenip. “ne-be-ve” kökünden türetilmiş kelimenin lugavî manasıyla ele alınmış görünmektedir. Fadale diyor ki: “Vallahi! O (sav) göğsümden elini kaldırdığı zaman. d. Allah(cc)’ı Peygamberimiz kadar bilen kimse yok…”825 Tüm bu ifadelerin genelinden anlaşıldığı üzere. Dolayısıyla nebî olmasının yanı sıra sıdk. latiflik.

Kıbrısî’ye göre Hakk Teâlâ’nın bu ayetteki tanıklığı. 160 . ilâhî nûrların feyzi olan sırları. önem arz etmektedir. Cenâb -ı Hakk’ın tasdikine muhalif reddiyeler hiçbir mana ifade etmez. Bu mevzudaki beyanların bütünü değerlendirildiğinde. 27. s. "Bu benim elçimdir" dediği zaman. Allah(cc)’ın şahitliğinin. 829 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. Allah(cc) her kuluna. 107. Bu iki ayeti beraber ele alarak. Binâenaleyh bir hükümdar. manevî tecrübelerle de bilinebilirdir. O’na ait Ahmedî sırla ilgilidir ve bu sır sadece Allah(cc) tarafından bilineceği ile ilgilidir. 28.827 Hz. ruhanî latifelerden bir latife olduğu için. s. onlara bahşettiği istidad ve kabiliyet kadar vermiştir ancak 827 828 Kıbrısî. resul ancak. 831 Kıbrısî. Feth: 48/28-29.829 Bu ayetler. ss.. onun benzeri olmadığına istinat edilmiştir. Hz. Tasavvuf Sohbetleri. kul ile Allah(cc) arasında meydana gelen örtülü bir hal olarak anlaşılamaz olduğu kadar. s. ayetin nüzul sebebi olan Hudeybiye Antlaşması’nda yaşanan hadiselerle ilgili ele alınmıştır. Daha önce de ifade edildiği gibi Hz. Peygamber(sav)’in sırrı mevzuunda anahtar kavram konumunda yer alan bu anlayış.sırrı anlayışıyla da ilgilidir. “…Şahit olarak Allah yeter. dünyadakilerin tamamı.g. tefsirlerde genellikle. “la şerike lehu” diye ifade etmiştir. onların reddiyeleri hiçbir şey ifade etmez. Kıbrısî tarafından. c. a. merhameti ve kendisine bahşedilen şefaat makâmı. Hz.e. Cenâb-ı Peygamber(sav)’in sırrınadır. öncesindeki ve sonrasındaki ayetlerle birlikte. özgünlüğü açısından. Peygamber(sav)’in sırrı konusu. Allah(cc)’ın nûru ile birlikte ele alınmış ve müstakil bir başlık hâsıl olmuştur. 27. Yani Hz. Peygamber(sav)’in yüce ahlakı. Mefâtihu’l-Gayb. Hz Muhammed(sav)’in bir benzeri olmadığını bildiren Nazım Efendi. Muhammed(sav)’in bir olduğu. 830 Râzi. Muhammed Allah’ın Rasuludur… ”828 ayetlerini delil göstermiştir.830 Şeyh Nazım’ın bu ayetlere getirdiği işarî yorum.831 Şeyh Nazım Efendi’nin anlayışına göre sır. kendisini gönderenin sözü ile elçi olabilir. onun elçi olduğunu kabul etmese bile. 32-34. Dolayısıyla. Peygamber(sav)’in rasul oluşunu tekit için olduğunu beyan eden bir görüşe göre.

Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/Sır. s. daha önce de ifade ettiğimiz gibi. el-Esrâru’l-merfûa.” Aliyyü’l-Karî. Diğer taraftan kendindeki bu sırları bilen mürşidler. birbirine şekil ve renk yönünden benzer. o şeye ortak olamaz” önermesi üzerinden savunulmuş bir tezdir. Ancak bu sırlar. Dolayısıyla Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde Hakikat-i Ahmediyye’ye dair zikredilen bilgiler dahi. bir Hakikat-i Ahmediyye vardır. ne bir yakın Melek. Hakikat-ı Ahmediyye olarak da adlandırılan bu sırrın. Bu konuda “Asmalı-asmasız bağ ve bahçeleri.”834 ayeti yaratılıştaki söz konusu umumi ve hususi yönlere işaret etmektedir. aslında her kulun ortağı olmayan ve sadece mahşer günü ortaya çıkacak sırlarının olduğu kadar. Keşfu’l-Hafa. tanıyabilirler. Bkz. Bu ise. tat bakımından benzemez tarzda yaratıp yetiştiren hep O'dur. Beyrut 1986. s. Binaenaleyh bu anlayıştan. Sır. 834 En’âm: 06/141. 173.bu sırrın kula yansıması Sırr-ı Ahmedî de denen. sadece kul ile Rabbi arasında kalan örtülü sırrı da vardır sonucuna varılmıştır. 835 Aclunî. tanımlamalar bir açıdan mahiyeti bilinemeyen nûru tanımlama çabasıdır.833 Bu manada kullara ait sırların tamamına ortak. Şema’il. Bu konuyu Nazım Efendi’nin sır anlayışıyla birlikte ele aldığımızda. Çünkü bu sırların tamamı buradan inikâs eder. mahsûlleri.832 Bu düşüncelerden hareketle ulaşabileceğimiz mantıksal çıkarım. şerik olmanın bilmeye istinad edilmesidir diyebiliriz. Muhammedî Nûr’dan aksetmektedir. 291-292. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde. tanımlanan Hakikat-i Ahmediyye’nin sırrından evliyaya yansımalarından tecelli etmiştir. insanlar içinde benzer sırları görüp. Hz. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/Allah’ın Nûru. Peygamber(sav)’in şeriki yoktur anlayışı çıkmaktadır. bir şeyi bilmeden. “Benim Allah ile aramda öyle özel bir vakit vardır ki Allah’tan başka hiçkimse beni ihata edemez. Başka bir ifadeyle “kişi. çeşit çeşit hurma ve ekinleri. 161 . Peygamber(sav) haricindeki diğer kullara gizlidir. Tirmizi. o anda bana. ne de bir Mürsel Peygamber yetişemez”835 hadisinin söz konusu sırr anlayışına temel olduğu kanaatindeyiz. lahutî âlem ya da ehadiyyet âlemi (la ilahe illa’llah) olarak adlandırılan 832 833 Bu tezde bkz. “Benim Allah ile aramda öyle özel bir vakit vardır ki. Hz.

tüm peygamberlerin(as) manevi babası manasına gelen. tüm sırlara kaynaklık yapan Muhammedî nurun şeriki yoktur. esma ve sıfatların zuhurundan önce olduğu için hakikati bilinmeyen bir âlemdir. tasavvuf ıstılahındaki umumî olan terminolojiye işaret etmektedir. bütünsel bakış açısına ulaşabilmek açısından ehemmiyetlidir. Demirci. sonraki evliyalar da. Hz.âlemde bulunduğu ifade edilmektedir. Hz. ss. kitap kavramlarıyla da ifade edilen bu anlayış. 283/896) tarafından. Daha sonra Hallac-ı Mansur.sufilive. Hakikat-i Muhammedî/Ahmedi. Peygamber(sav). kendisinden önceki Peygamberlerden(as) sonra gelmesine ve onları bu dünya gözüyle görmemesine rağmen onlara. “la şerike lehu” anlayışının. Fahr-i Kâinattan(sav) önceki Peygamberler(as) de. İbrahim b.837 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışındaki bazı konuların detaylarını ikmal edici açıklamaları. madde-i evvel. Bu izahlara göre. Peygamber(sav)’in diğer Peygamberlere 836 837 www. Tüm peygamberlerden de önce yaratılan bu nurdan dolayı Hz. hakikat-ı Âdem. Bu âlem. “ebu’l-ervah” olarak da anılmıştır. 179-180 162 . bu hakikatten ve bu hakikat için yaratılmıştır. Çünkü beşerin varlığı. ilk olarak Sehl b. akl-ı kül. Dolayısıyla Şeyh Nazım’ın Hz. her ne kadar sufilerin hususi olarak tecrübe ettikleri keşfî bilgilere dayansa da ana hatlarıyla. Tarikat-ı Hakkâniyye’nin öğretilerini paylaşan diğer kaynaklarla birlikte ele almak. Sufyan es-Servî tarafından değinilmiş ve Muhyiddin İbn Arabî ve Abdülkerim Cili tarafından açıklanmıştır. Nûru Muhammedi/Ahmedî. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. bu cevherden süregelen yansımalardır.com/021009-msh-oakland. Ethem. Bu açıklamalara göre. Şeyh Nazım’ın halifeleri tarafından yapılmıştır. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisindeki delilleri ve ontolojik izahları. Dolayısıyla her kula ait sırrın diğerinden farklı olması hasebiyle tektir ancak. bütün yaratıklar. “Hakikat-i Muhammediyye” kavramıyla ifade edilmiştir. muhabbet ve marifetlerini bu sırrın yansımalarında bulmuşlardır. Hakikat-i Muhammediyye.836 Bu mertebeler. Vahdaniyet âleminde vücûd bulan tüm kullara ait cevherin kaynağı Hakikat-i Ahmediyyedir. Peygamber(sav) için savunduğu. kalem. hatta melekler. tüm yaratılışlardan. Abdullah et-Tüsterî (v.

93. Musa(as)’ın nurları elinde.com/video arşiv/msh-suhbat-092003-isra. 163 .com/022009-msh-oakland-ca-jibril-was-given-what-the-ummah-could-take.839 Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde Hz. 844 Kuşeyrî Abdülkerim. sırrında zahir olmuştur. Hz. Menâkıbu'l-Ensâr. Tirmizî.845 838 “Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni (Habibim) de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman. 80. Meselâ Abdülkerim-i Cilî (v.844 Sır mevzusunu nur ile birlikte ele alan Kuşeyrî’ye göre üç peygamberin nuru. Hakikat-i Ahmediyye üzerindendir. Hz.sufilive. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. Peygamberi) kendine halil kıldı…. s. Müslim. Hz. 41. 45. Fezâilu'l-Ashâb. 832/1428) bu anlayışı. Peygamber(sav)’in şerikinin olmaması. Mesâcid. Diğer kullara mazhariyet. 3661. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Peygamber(sav)’e verilmesi ve varlıklar içerisinde sadece Hz. Peygamber(sav)’in sırrında şerikin olmadığını savunmuştur. kendinde zahir olmuştur. 841 www. Peygambe(sav)’e aittir. Bu sebeb.: Cevher Caduk. Ter. Peygamber(sav). ontolojik yönüyle izah etmiştir. 840 www. Kitâbu’l-Mirâc.838 onun yaratılışındaki önceliğe delil olarak getirilmiştir. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. Kitâbu’l-Mirâc. mutlaka Ebubekir’i halil edinirdim.sufilive. şeriki yoktur. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. Çünkü Fahr-i Kainat(sav)’a gönderilen vahiyler Allah Teâlânın direk zâtından olurken. ss.ve ümmetlerine şahit olarak getirilmesi. 71. 845 Kuşeyrî. Allah(cc)’ın zatının mazharı olması hasebiyle. Peygamber(sav)’in nuru ise. ”843 hadis-i şerifine istinaden Kuşeyrî. 265. Ayrıca bkz. İstanbul 2011. 842 Cilî. Harf Yay. farklı açılardan ele alınmış ve savunulmuştur.. 843 Buharî. www. 839 www. Hâlidiyye-i Hakkâniyye ile aynı ontolojik usulle izah edilen bu anlayışa göre Hz. Peygamber(sav)’in beden gözüyle Rabbini ve 99 esmanın tecellilerini müşâhede etmesi “la şerike lehu” anlayışının dayanaklarıdır.840 Miracta Cebrail(as)’e verilmeyen Kur’ânî sırların Hz. zahir olmuştur. onun aldığı vahiyle de ilgili görülür. bakalım onların hâli nice olacak!” Nisâ: 4/41. Allah Arkadaşınızı (Hz. diğer Peygamberlere(as) bu hitap.com/msh-48-secretMiraj_2-102406. Peygamber(sav)’den geldiğinden. Fezâilu’s-Sahâbe 2/2382.com/021009-msh-oakland. Yusuf(as)’un nurları zahirinde. Hz. 3. Menâkıb. ben Rabbimden başkasını halil (dost) tutacak olsaydım. Allah(cc) ile melekler. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.sufilive. s. peygamberler ve insanlar arasında bir sebebtir.sufilive.841 Mutasavvıflar arasında benzer görüş.842 “Şayet.

Peygamber(sav)’deki bir tecellisi olarak O’nu tüm insanlardan ayıran yönü Kıbrısî. Aynı eser. Cîlî. Kendilerinde eşyanın bilfiil bulunduğu şahıslar peygamberler ve kâmil olan velîlerdir. Bu tanımda. 51. bel-hüve yakutetün beyne’lhacer” dizeleri üzerinden Peygamber Efendimizin(sav) beşeriyet yönü görülürken. 849 Cilî Abdülkerim. Bunlardaki kemâlde de farklılıklar vardır. Muhammed(sav) kadar. el-İnsanü’l. Peygamber(sav). Haz. 832/1429)’nin.kâmil. insan-ı kâmil tanımında görmekteyiz. arşivimizde mevcuttur. ss. bazıları ekmeldir. nebevî sırrı ihtiva eden nûru göz ardı edilmemiştir. Peygamber-i zişânın kıldığı iki rekât namaza yetişemez. 846 847 Kıbrısî. Öğrenmekle bir ömre sığmayacağını ifade ettiği bu ilimin ihtiva ettiği manevi kuvvet. her insanın insan olmak yönüyle. 848 Mevlitlerde takip edilen okumalar listesi. 27. kemâliyle taayyün eden başka bir şahıs zuhur etmemiştir849. 6. diğer fertlerin bir nüshası olduğunu.: A. Eraydın -E. Sırr-ı Muhammedî’dendir. Bu bakımdan bazıları kâmil. s. s. İstanbul 1998.Mecdi Tolun. bugünkü ilimleri ve kıyamete kadar bulunacak ilimleri ihtiva ettiğini söylemiştir. Bununla birlikte eşya. s.847 Bu dizeler Şam’daki Hakkânî dergâhında yapılan mevlitlerde de zikredilmektedir. Tasavvuf Sohbetleri. 339-340.850 Başka bir ifadeyle Kıbrısî. s.851 Şeyh Nazım’ın bu anlayışına göre Hz.: S.Bu sırrın Hz. Kartal. Varlık âleminde Hz. Çev. bir hadisin işaret ettiği yola hakkıyla giren bir kişinin velayet makâmına ulaşacağını söylemiştir. 164 . bazılarında bil-fiil mevcuttur.”846 “Muhammedun beşerun ve leyse ke’l-beşer. insan-ı kâmil sözüyle kastedilen Hz. Muhammed(sav)’dir. yani varlıklar bazı insanlarda bil-kuvve. Demirli-A. 256. 850 Kıbrısî. şöyle ifade etmiştir: “Min evveli ilâ’l-ahirihi bütün enbiya ve bütün ümmetlerin kılacakları bütün namazlar. manevi kudret ve tasarrufunu. unutulmuş ilimleri. 851 Aynı eser. Tasavvuf Sohbetleri. Nazım Efendi her bir Sünnet-i Seniyyenin. 26. birinde bulunan şeyin diğerinde de bulunduğunu belirtir.848 Bu dizelerin tasavvufî şerhi olabilecek bir anlayışı Abdülkerim el-Cîlî (v. yapabilecekleri bütün taatın faziletini terazinin bir kefesine koysalar.

Neysaburi. 855 www. Hz. s. s. Peygamber için olan şu hitapları. Binaenaleyh Hz. Keşfu’l-Hafa. www. Peygamber(sav)’in bu yönünden dolayı.sufilive. Musa(as)’nın makâmına ve haline varis olan bir veli çıkabilir. s. Muhammed(sav)’den geldiği gibi… Hz.sufilive. ss. halk (şehadet.”856 Benzer anlayışı İmâm-ı Rabbânî (v.. Ayrıca seni (Ya Muhammed) de onların üzerine şahit olarak göndereceğiz. tıpkı Hz. 13. Hz. Bu izaha göre Hz. 853 Hucurat: 49/7.one-breath-of-Holly-Prophet-saw.2. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. Hucvirî. Çev. o manevî mirası ondan alma konusunda diğer peygamberlerle aynı şeyi ortaklaşa paylaşırlar. 165 . c. İsrailoğullarının peygamberleri gibi yüceltmiş ve “Ümmetimin âlimleri Ben-i İsrail’in Peygamberleri gibidir. İstanbul 1991. Bazen Hz. Muhammed(sav)’in ümmetinden olan veliler.: Mahmut Kanık. Sufi Meditation. Onların peygamberleri ise. Peygamber(sav)’i görerek 852 Bu tezde bkz. Peygamber(sav). 1034/1624). Müslümanlar diye adlandırdı. Mirahmadi. İbn Arabi. 854 Razi. İnsan Yay.com/022509-msh-oakland-ca-levels-of-understanding-of-hadith. Ayrıca bkz. Dolayısıyla onun hali Hz. Peygamber’in fiziki doğumundan önce gelen peygamberlerin ümmetlerindeki velileri de aynı şekilde manevi miraslarını kendi peygamberlerinden alırlar. 264. Peygamber(sav) ve ümmetinin evliyaları ile devam eden bu manevi tasarruf. Muhammed’den alırlar. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur.devrin gavsu’l-azamı ve evliyaları üzerinden kullanmaktadır. İbn Arabî. Miraç Sırları içerisinde ayrıca şerh edilmişt ir. 30-32. Tefsir. Musa(as)’nın halinin Hz. 1. mülk) âleminde insanlık tarafını fazla açıklayarak davetini mükemmelleştirmiştir.” Nahl: 16/89. Mirac Konusunda değinildiğimiz bu hadis. fakat o veli bu mirasa Hz. Nurlar Risalesi. Ayrıca bkz. Mefâtihu’l-gayb.com/022609-msh-oakland-ca. Musa(as)’nın nurundan değil de Hz. Böylece Hz. ”854 demiştir. 64. o mirası Hz. siz de insanlara şahit olasınız diye…” Hacc: 22/78. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde “Bilin ki Rasulullah sizin içinizdedir… ”853 ayeti üzerinden tefsir edilir. Hz. Muhammed(sav)’in nurundan konar. Tafsilatı için Bkz. Peygamber(sav) bu nûr ile ümmetinin ulemasını. Peygamber(sav)’in insaniliği ve ruhaniliği ile izah etmiştir.852 Hz.855 Istılahta bu görüşü İbn Arabî. “Ve o gün her ümmetin içinden kendilerinin üzerlerine bir şahit göndereceğiz. benzer terminolojiyle ifade etmiş ve bu hadisin izahını şöyle yapmıştır: “Muhammed(sav) ümmetinin velileri arasında –ki bunlar tüm peygamberlerin(as) makâmlarının birleştiricileridir. Bu izahlara göre Hakikat-ı Ahmediyye. Peygamber size şahit olsun. 856 Kur’ânda Müslümanlar ve Hz. Muhammed’den gelmiş olur. 8/302. Musa(as)’ya. insanların ilgisi ve istifadeleri kolaylaştı ve imanları. bu hadisin delilinde ayrıca belirtmiştir: “Allah bu Kur’ân’dan önceki kitaplarda da bu Kur’ân’da da sizi. İlim ve Marifet ile İlgili Kaynaklar/Velî-Evliya. c. Hızır(as)’a ve balığın karnında Yunus(as)’a bilmediklerini öğreten nurdur.

Varlığa can. Mek. Hz. no: 209. Bir manada bu durum. c. 400-401. s. Hakikat-i Ahmediyye anlayışından neş’et etmektedir. Peygamber(sav) ölürse ümmet kalmaz. bu öğretinin teşekkülünde şu hadis-i şerif meknuz olduğu şüphesizdir: “…Her Pazartesi ve Perşembe akşamları amelleriniz bana arz olunur. İsâ(as) ve Mehdi(as) bu makâma gelerek dini kuvvetlendirecektir. olacak da onun hürmetinedir. O olmasa kâinat yok idi. Allah(cc)’ın bütün yaratılmışlara rahmetinin sebebidir. Bu anlayış. 859 Münavî. Allah’ın ilk yarattığı şey olan bu nurun.”859 (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik”860 ayetini bazı sufîler. 166 . Bu anlayışın sufiler tarafından istinad edildiği hadis-i şerif Şeyh Nazım’ın eserlerinde karşılaşmasak da. Peygamber(sav)’in Hayy olmasıdır.861 Sufiler arasındaki bu anlayış. Hakiki hayatla hayat sahibidir. Mektubât. Hz. ondan gelir. olmayacaktı. Komisyon. bir kısmından arştan yere kadar olan tüm mahlûkat yaratılmıştır. Peygamber(sav)’in ruhanî tarafı çoğaldı. Ümmetlere hayat Peygamber sayesinde (yani).” 858 Muhammedî nuru tazammun eden bu ifadelerde. öne çıkan bir diğer anlayış. Peygamberdir(asv). O Peygamber(sav) yalnız ümmetinin hayatı değil. Ahmedî Nûr anlayışı ile tefsir etmişlerdir. Rûhu’l Beyân. 46. Hz. Kıbrısî. ss. Peygamber(sav)’in vefatından bin sene sonra. bütün kâinatın hayatı odur. dine çağırma nuraniyeti değiştiğinden evliyâ. insanlara bağlılığı azaldı. Bütün kâinat onun yüzü suyu hürmetine vardır.oldu. Hz. Bunu böyle bilmeyen gafildir. Tasavvuf Sohbetleri. 3. Kötü amelleriniz için de istiğfar ederim. Onlardan hayır olanlar için Allah’a hamd ederim. Dolayısıyla O(sav)’nun varlık ve şuhûd âlemine göndermesi.857 Bu düşünceler zımnen Şeyh Nazım tarafından şöyle ifade edilmiştir: “Peygamberimiz(sav) Hayy’dır. Hz. 861 Bursevî. Olan da onun hürmetine. bu ruhaniyettin yardımıyla dine yardım ettiler. s. 860 Enbiyâ: 21/107. 615. Peygamber(sav)’e kendisi için 857 858 İmâm-ı Rabbanî. bütün varlıklar için rahmettir. Feyzu’l-kadîr.

832. Hz. a. c. Peygamber(sav)’in manevî kuvvetini salt anat rumuzu ile izah etmiştir: “Cenab-ı Hakk’ın saltanatının azametini hiç kimse. 134. şeriki olmayan Muhammedî Sırrı. Buna göre Hz. tasavvuf ıstılahında oluşan. Ebu Hureyre(ra). c.”863 Şeyh Nazım Efendi. Peygamberlerin(as) hayatlarında yaşadıkları mekânlara sürekli olarak 862 863 Yıldırım. O rütbeyi. 4883. Peygamber-i Zişan giydirecektir… Onun için güzel isimlerinden birisi de Rasûl’dür… Ahiretin ilelebet rütbeleri de yine Efendimiz(sav) tarafından bütün evliyalara. Ancak tüm bu ilhama dayalı bilgilerin temelinde. Allah’ın Nûru ile alakalı olarak izah etmiş ve hususiyetini bildirmiştir.peygamberliğin ne zaman sabit olduğunun sorulduğu hadise istinat edilir. Delâilu’n-nubuvve. s. 865 Deylemî. yürüdüğü. Mekâsıd. 2. Tasavvuf Sohbetleri.e. salihlere verilir. Biz Cenab-ı Halık’ın(cc) saltanatının azametini. Peygamber(sav)’in doğduğu. s. Peygamber(sav)’den şöyle rivayet edilmiştir: “Ben yaratılışta nebîlerin ilki. 167 . Tirmizî. Firdevsu’l-ahbar. Bu anlayışa istinad edilen hadis-i şeriflerden birini. ne nebiyyü’l-mürsel. Huzurunda duran ‘Muhammedu’r-rasulu’llah’. sürekli iner. s. 2007. ebedî ve mutlak saltanatın sahibi olan ‘la ilahe illallah’.866 Bu rahmet. Tasavvuf Sohbetleri. Herkes kendi derecesine göre o saltanattan bir rütbe giyecektir. Ebu Nuaym. Habibu’llah’a zahir olur… Onun içindir ki. oturduğu. Sehavî.g. o ezelî. İslamî naslar yer almaktadır. ne veliyyü’l-kâmil. mü’minlere. Keşfu’l-hafa. Peygamber(sav) şöyle cevap vermiştir: “Adem ruh ile cesed arasında iken. 79. defnolunduğu her yere Hz. Menâkıb. c. 864 Kıbrısî. 156. Aclunî. rahmetini indirmiştir. her ne kadar sufilerin hususi olarak tecrübe ettikleri keşfî bilgilere dayansa da ana hatlarıyla.”864 Bu anlayış. ne de melekü’l-mukarreb anlayacak değildir. müşterek bir anlayışı temsil etmektedir. Celle ve Alâ’dır. Hz. Allah(cc). 1. Ancak o saltanatın azametinden bir şua.862 Bu suale Hz. 42. yaşadığı.”865 Şeyh Nazım.. 866 Kıbrısî. s. 3. 545/3609. Allah’ın(cc) indirmiş olduğu rahmet kesilmez. peygamber olarak gönderilme yönünden sonuncusuyum. Efendimiz(sav)’in saltanatından seyrederiz… Aslında Efendimiz(sav)’e verilen saltanatı da idrak etmeye imkân yok. Salavatullahi ve Selamu aleyh’tir.

40 yaşına geldi. Peygamber(sav)’in ontolojik varlığı mevzuunda İmâm-ı Rabbânî (v. ta’ayyün-i vücubîdir (âlem-i emirdir). o kimsenin ta’ayyün-i imkanisi (âlem-i halktadır) olur. Peygamber’in Nûrunun ebedî olmasıyla da alakalıdır. 867 868 Feth: 48/28-29.inmeye devam etmektedir. 168 . ona gelen feyz bu isimden gelir. Kıbrısî. Âlim şa’nıdır. Yani. bu şa’nın mebdei olan isimdir. 1034/1624)’nin izahatı. ta’ayyün-i imkanîsine de denir. Bir insanın hakikati. Allah(cc)’ın bu tanıklığı yevmu’l-ezelde olmuştur. Hz. Bu isim Kâbenin hakikatidir. Tasavvuf Sohbetleri. bu. Âlim şa’nının üstünde (âlem-i emirde). onun ta’yyün-i vücubîsine denildiği gibi. Meselâ hakikat-i Muhammedî ve/veya Ahmedî kavramlarıyla ifade edilen hakikat. çocuklara elif-be okuttukları kitapların ilmidir. Allah(cc)’ın bu ismi. Hz. yevmu’l-ezelden beri mevcuttur. bu nûr ezelîdir. ıstılahtaki anlayışların paralelinde olmasına rağmen. Ta’ayyün-i vücubî Allah(cc)’ın isimlerinden bir isimdir. Peygamber(sav)’in yevmu-l ezel’den beri peygamber olduğunu şu cümlelerle ifade etmiştir: “… O zaman yevmu-l ezeldir. bazı kavramlar ve bu kavramlar ile vardığı sonuçları itibariyle İbn Arabî’den ayrılmış ve terminoloji içerisindeki özgün yaklaşımını korumuştur. Kıbrısî. o kimsenin rabbidir. Başka bir ifadeyle şeriki olmayan Muhammedî Nûr. 570 tarihinde doğdu. Binaenaleyh. Bu şahadeti ne zaman yaptı Allahu Azimu’ş-şan? Kelam-ı kadiminde yaptı. ss. Muhammed Allah’ın Rasuludur… ”867 ayetini delil göstererek izah etmiştir. Allah yok şeye mi şahadet ediyor?”868 Hz. O Peygamber(sav) dünkü peygamber değil… Evet. Âlem-i halktaki rabbi olan ism-i ilâhisi Âlim şa’nıdır. Hz. 79.70. Peygamber(sav)’in de her insan gibi. Şeyh Nazım’a göre bu nurun kıyamete kadar bulunacak olması. Hakikat-i Ahmedî ise. Hakikat-i Muhammedî. ilgili başlıkta tafsilatlı bir şeki lde ele alınmıştır. “…Şahit olarak Allah yeter. âlem-i halk ile âlem-i emirden varolmuştur. Bu nurun mahiyeti. Muhammedî Sırrın başka bir özelliğini Nazım Efendi. Kelam-ı kadim ne demek? Ezeldeki Allah’ın şahadetidir o. peygamberlik verildi. Ta’ayyün-i vücubî’nin zıllî görüntüsü. Bu izaha göre Hz.

Dolayısıyla şeriki olmayan Hz. Esrar. 164. şeriki olmayan Sırr-ı Muhammedî. bir şeyi hedef almak. 869 870 din. Hz. 2. Özetle Şeyh Nazım’a göre. Hz. 326/1012. 385. Acluni. diğer insanların ve peygamberlerin varlığına kaynak olduğu yönündeki. Çünkü O’nun nûru.871 “Lügatlerde ümmet kelimesinin. “Emm” kökü. s. Allah’ın Nûrunu kullara aksettiren bir ayna gibidir. d. topluluk. anlayış ile aynıdır. Hz. Ancak. bazen de Hakikat-i Muhammedî dediği bu nura. Fevâidu’lmecmua. s. 1. 169 . Lisânu’l-Arab. Kıbrısî’nin vekilleri tarafından yapılan izahın. İmam-ı Rabbanî. hakikatte manevî bir üstünlüğün. Peygamber(sav)’in yaşadığı her hal ve davranış. Hakikî hayatla hayat sahibidir. 2123. Cenâb-ı Allah’ın “Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım”870 hitabı ise bu anlayışa temel teşkil ettiği şüphesizdir. Peygamber (sav) ve Ümmeti: Arapça “emm” kökünden türemiş bir isim olan ümmet kelimesinin çoğulu “ümem” dir. Komisyon. bir sünnete hakkıyla ittiba eden. talep etmek. Peygamber(sav)’in insan ve peygamber olarak varlığı. millet. 216. başı çekmek. Allah(cc) tanıklık etmektedir. Mek. s. yönelmek. 27. İbn Arabî kavramlarına ve yaklaşımına daha yakın olduğu görülmektedir. s. sevk ve idare etmek gibi anlamlara sahiptir. no: 209. öne geçmek. Kıbrısî’nin bazen Ahmedî Nûr. tüm kâinata dirilik olmaktadır. Mu’cemu’l-Vasît. 22. Yani Onun diri oluşu sadece ümmetine değil. ss. Binaenaleyh. o sünnet içerisindeki sırra ve nura gark olarak velayet makâmına çıkabilir. el-Müfredât. Peygamber(sav)’in dünya hayatında öne çıkan tüm üstünlükler. Şevkani. 287. Dolayısıyla Hz. Yani Sırr-ı Muhammedî’den akseden bir kudretten dolayı. Binaenaleyh. 288. 871 İbn Manzûr. Aliyyu’l-Kâri. Âdem(as) yaratılmadan önce bulunan peygamberlik bu idi. niyet etmek.2. c. bu üstünlüğü ihtiva eden manevî kudreti temsil etmektedir. Hakkâniyye yayınlarında kullanılmasa da. Mektubât.869 Bu izahda kullanılan kavramlar.Hz. Peygamber(sav). aynı zamanda Hayy’dır yani. dünya hayatındaki tecellileridir. Isfehanî. bir topluluğun önünde olmak. el-Hayy olan Allah’a ayna olmakta ve aynaya düşen Cemal-i Mutlak’ı kâinata aksettirmektedir. c. Keşfu’l-hafâ.

Bununla birlikte ümmetlerden hiçbiri. kendi (din) kardeşine (yoldaşına) lâ‘net eder…” A’râf: 7/38 .875 kavim. Mu’cemu’l-Vasît. c. Hangi ümmete peygamberi geldiyse onlar onu yalancı saydılar. sizin gibi birer ümmet olmasınlar! (Biz) kitabda (Levh-i Mahfûz’da) hiçbir şeyi eksik bırakmadık.881 bütün hayırlı halleri kendinde toplayan önder insan882 gibi anlamlara gelmektedir. yalnız ümmet-i Muhammed(sav)’e olduğundan onlar.874 kuşaklar.” (Mü’minûn. yol. c. 13/30). aynı zaman diliminde yaşayan topluluk. Isfehanî. kendi arasındaki tefrikaları gideren.880 toplum içindeki iyiliğe çağıran kötülükleri engelleyen bir grup. s. 2/143). el-Müfredât. 873 “İşte sizin bu dininiz/yolunuz bir tek dindir/yoldur (ümmeten vahide)” (Enbiyâ. 1. 884 İmam-ı Rabbanî. hayra çağıran. peygamberlerden birinin kavmi. yeni anlayış ve değerlere topluca vasıl eden ve toplum içindeki hastalıkları tedavi eden değerler etrafında toplanan Mü’min topluluğudur. Komisyon. 43/22). s. Ne zaman (Cehennem’e) bir ümmet girse. rehber. 40/5) 880 Yeryüzünde debelenen hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş da yoktur ki.878 inkârcı toplum. insanların iyiliği için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz” (Âl-i İmrân. Lisanu’l-Arab. ümmetlerin en hayırlıları oldular. yoldaşına lânet eder” (A’raf. 216. ss.883 İmâm-ı Rabbânî (v. 1. Tasavvuf ıstılahında ümmet.cemaat. tür. Hakk’a yönelen. 878 “İşte böylece insanlığa şahitler olmanız. No: 248-249. yol. “(Ey Ümmet -i Muhammed!) Siz.872 Kur’ân’da ümmet kelimesi din. “Biz babalarımızı bir dine bağlanmış bir yol üzere (alâ ümmetin) gördük” (Zuhruf. 877 “Kendilerine azap göndermeyi belirli bir zamana kadar (ilâ ümmetin) ertelersek…” (Hûd. 74. sonra (hepsi) ancak Rablerinin huzûrunda toplanacaklardır. Resulün de size şahit olması için sizi mutedil bir ümmet kıldık” (Bakara. 883 Tehanevî. peygamber gönderilen toplum. kanatlarıyla uçan hiç bir kuş türü yoktur ki sizin gibi birer toplum (ümem) teşkil etmesinler” (En’âm. ana. zat-ı ilahînin tecellisi. 23/44) “Her ümmet peygamberini cezalandırmaya azmetmişti” (Mü’min.879 cin ve hayvan toplulukları. 874 “Yerde hareket eden hiç bir canlı.884 872 İbn Manzûr. En’âm: 6/38. Keşşâf. 879 “Sonra resullerimizi peş peşe gönderdik. (Allah onlara:) “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan ümmetleri arasında (siz de) ateşe girin!” buyurur. bir dinin mensupları. 21/92). peygamberlere çok uydukları ve sevdikleri için. kemal sahibi olurlar. 3/110). 3/104). topluluk. Mek.876 zaman dilimi. canlı türlerinden bir grup.877 Müslüman toplum. 6/38) .873 sınıf. s. 881 “Sizden. 876 “Her ümmet (ümmetün) oraya girdikçe. 23. 27. Allah’a itaat üzere bulunan bir önder (ümmeten kâniten) idi” (Nahl. 11/8) . en düşük peygamber derecesine yükselemez. Mektubât. nesil. iyilikleri yayıp kötülükleri önleyen bir topluluk bulunsun” (Âl-i İmrân. belirli bir gaye etrafında toplanan cemaat. 7/38) . 882 “Gerçekten İbrahim. 1034/1624)’ye göre bir peygambere uyanların en üstünleri. 875 “Seni de kendilerinden önce nice ümmetler (ümemun) geçmiş olan bir ümmete (fî ümmetin) gönderdik” (Ra’d. 170 . 16/120). hayvan cinslerinden biri gibi anlamlara geldiği belirtilmektedir. önder. Ancak ümmetler içerisinde.

lâkin şu var ki Allah dilediği her şeyi yapar. insanların yaratılan birçok mahlûktan daha üstün olduğu. kendi peygamberinin kadri derecesinde ilahî divanda takdir olunacaktır. “İsmail'i. 891 Vehbi. s. 8. Nûh'u. Zuhayli. Âdem'i. Şüphesiz Rabbin. 892 Vehbe. ss. sizi yeryüzünde halifeler (oraya hâkim kimseler) yapan. İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı. Tasavvuf Sohbetleri. Şayet Allah dileseydi onlar birbirleri ile savaşmazlardı. 889 “İşte şimdiye kadar zikrettiğimiz resûllerden kimini kimine üstün kıldık. Allah onlardan bazısına hitap buyurdu. çok bağışlayandır. Davud’a indirilen Zebur olduğu yönünde görüşler vardır. Elyasa'ı. sofranın indirilmesi için yaptığı duada.893 885 886 Kıbrısî. Hz. Meryem'in oğlu Îsâ'ya da o açık belgeleri. Risale Yayınları. 3009.885 Kur’ân-ı Kerimde. Çünkü İsâ(as). Peygamber Efendimiz(sav) hürmetine indirilmiştir.” İsrâ: 17/70 .” Bakarâ: 2/253. İbrahim’e (Halilullah) dostluk özelliği.887 Peygamberlerin diğer insanlardan üstün olduğu888 ve Peygamberlerin kendi aralarında birbirlerine üstünlüğü bildirilmiştir. Yûnus'u ve Lût'u da doğru yola erdirmiştik. Bu misale göre sofra. 171 . bazısını birçok derecelerle yükseltti. c.891 Bahis konusu üstünlüğü bazı müfessirler. Her birini âlemlere üstün kılmıştık. 890 İsrâ: 17/55. Hz. Allah. biz insanoğlunu şerefli kıldık. s. peşlerinden gelenler birbirleriyle savaşmazlardı. 887 “O. Dâvûd'a da Zebûr'u verdik”890 ayetine istinaden bu üstünlüğün. Hz. Hz. İsâ(as)’ya indirilen sofrayı vermiştir.889 “Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Peygamber(sav)’i tevessül ederek istemiştir.” En’âm: 06/165 . hakkıyla bilendir. 888 “Şüphesiz Allah.Şeyh Nazım’a göre her ümmet. Şüphe yok ki O. size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Süleyman’a verilen saltanat ve mülk ile değil. Peygamber(sav)’in diğer peygamberlere(as) üstünlüğü derecesinde olacaktır. 9. her şeyi hakkıyla işitendir. s. Hz. Hz. Dolayısıyla ümmet-i Muhammed’in sair ümmetlere olacak üstünlüğü. 8. peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Hülasâtu’l-beyân.892 Şeyh Nazım bu üstünlüğe misal olarak. bir kısmı ise inkâr ett i. 86-87. Musa’ya (Kelamullah) konuşma özelliği. “Andolsun. 8. kendilerine açık delillerin gelmesine rağmen. Tasavvuf Sohbetleri.886 insanlardan kimilerinin kimilerinden üstün olduğu. Andolsun. onların. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık. Eğer Allah dileseydi. çok merhamet edendir. Muhammed(sav)’e de Habibullah özelliğinin ve İsra’nın lütfedilmesi örnek vermişlerdir. Hz. c. Lâkin ihtilafa düştüler de onlardan bir kısmı iman.” En’âm: 06/86. 893 Kıbrısî. mûcizeleri verdik ve onu Rûhul-Kudüs ile destekledik. Tefsiru’l-munîr. cezası çabuk olandır.” Âl-i İmrân: 03/33-34.

. 1034/1624) benzer görüşü. 899 İmam-ı Rabbanî. 129-131.sufilive. bu duadaki “Allahumme” adıyla Allah(cc)’ın bütün isimlerine tevessül ederek. a. Hicazî. 2. ‘Ey Allah’ım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki. Bizi rızıklandır. Mek. Mektubât.e. Furkan Tefsiri. Şeyh Nazım’a göre. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. bu konuyu Mehdi(as) ve Mirac konularıyla ilgili izah etmiştir. Binaenaleyh. o iki asırda bulunan evliyadan daha yüksek olması. Mehdi. Hz. 5. ashab-ı kiram ve tabiin ile mukayese ederek savunmuştur. Hz. ümmet-i Muhammed(sav)’in en faziletlisi olacağını ifade etmiştir. duanın yapıldığına değinmişlerdir.896 Bu manada Şeyh Nazım’ın. 896 Bursevî. sütün en üstünde bulunan kaymağına benzetmiştir.898 İmâm-ı Rabbânî (v.“Meryem oğlu İsa.g. silsiledeki meşayıhın manevî tecrübelerinden edindikleri bir keşfî bilgi olabilir.com/video arşiv/MSH-47-secretsMiraj-1-102406. 185-186. Rûhu’l-beyân. onları ümmetin en faziletlisi yapar.897 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî de. s. ss. 898 www.899 894 895 Mâide: 5/114. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın’ dedi”894 ayeti. Bu ayetlerle ilgili izahlarda müfessirler. Mehdi(as)’nin gelmesiyle açığa çıkacaktır. 172 . ümmetin en faziletlisi olacaktır. havariler tarafından yapılan bu talebe. no: 209. bu sırların içinde zuhur ettiği toplum. ahir zamandaki ümmetin. Ancak ahir zamanda gelenler arasında bulunan birkaç evliyanın. ss. c. bu anlayışa kapı aralar. 897 Kıbrısî. ashab-ı kirâm döneminde evliyâ sayısının çok olması ve bid’at sahiblerinin az olması. ahir zaman ümmetidir. Muhammed(sav) ümmeti içerisinde ise en kıymetli olanlar. Buna göre. bu anlayışın temel taşıdır. bu dua hususunda ifade ettikleri. Nazım Efendi bu durumu. genellikle. önce gelenlerimize ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve Senden (gelen) bir mucize olsun.895 Sufiler. c. sofranın indirilmesine ve bu mucizenin illet ve sonuçlarına değinmişlerdir. Peygamber’e verilen en gizli sırlar. İsâ(as)’nın sofra indirilmesi için yaptığı duayı bildirmektedir. Bu izaha göre miracta Hz. Şeyh Abdullah. 52.

O’nun bu sıfatından dolayı. Mea’l-Enbiyâ. Cürcanî. Kıbrısî. ahd.d. Hz. 901 “. bu emaneti aldığı gibi teslim edecektir.. 928. elMüfredat. yoksullara iyilik edeceksiniz. nübüvvetten önce dahi sözünde duran.” Bakara: 2/83. Bencillik yerine diğergamlığa işaret eden bu sıfatlar.. “Biz İsrâîloğullarından şöyle söz almıştık: Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz. Yani üstün vasıflardan biri diğerinden bağımsız değildir. doğru sözlü olduğu derecede (sıdk). o vasfın zıddı olan ahlakın varlığını zaruri kılar. mert. emindir. 523.. Farklı bir ifadeyle kişi. 903 A’râf: 7/172.3. el-Müfredat. anlaşma. Hz. s.900 Kur’ân-ı Kerim’de bu manalarla meal edilen ayetler olduğu gibi. anaya-babaya. Isfehanî. Muhammed(sav). s. beşerin en güveniliri olan Emin vasıflı Hz. Bu vasıflardan bir tanesinin eksikliği. Ta’rifat. Peygamber ve Misâk: Misâk kelimesi lugatta.901 terim manasının dayandırıldığı özel bir manaya delalet eden ayet de vardır. güvenilirdir yani. s. s. 904 Tabbarâ. Peygamber Efendimize(sav) imanlı olarak teslim edildiği şeklinde yorumlamıştır.” El -Arâf: 7/172. c. tavır ve davranış olarak 900 İbn Manzûr. îsârı ve hilmi gerektirir. yalandan uzaktır. s. cömertliği. Allah hakkında. s. ümmet-i Muhammed(sav)’in imanlı olarak can verip vermeyecekleri. 523. Bu ayet Âdemoğulları ile Allah(cc) arasındaki ahdi anlatmaktadır. akd ve and anlamlarına gelmektedir. Yalandan uzak olduğu nisbette ise. unların sırtlarından zürriyetlerini alıp bunları kendileri hakkındaki şu sözleşmeye şahit tutmuştu: Ben sizin rabbiniz değil miyim? ‘Elbette öyle!’ dediler. bunların hepsinin bir arada olması mantıkî bir gerekliliktir. 902 “Rabbin Âdemoğullarından. gerçekten başkasını söylememeleri hususunda kendilerinden Kitâb mîsâkı alınmamış mıydı” A’raf: 07/169. Böyle yaptık ki kıyamet gününde. Isfehanî. müşriklerin dahi nübüvvetten sonra.904 Peygamberlerdeki üstün ahlakı değerlendirecek olursak.902 Nazım Efendi. 340. kanaati. yetimlere. Kamûsu’l-muhît. Hz. 16. Peygamber Efendimizin(sav) manevî kuvvetiyle ilgili ele alınmıştır. Peygamber(sav). doğru ve güvenilir olduğu için halk içinde “Muhammedu’l-Emin” lakabıyla bilinmiştir. kıymetli eşyalarını O’na emanet ettikleri bilinmektedir. beraberinde merhameti. Firuzebadî. 173 . 301. yakınlara. ‘Bizim bandan haberimiz yoktu’ demeyesiniz. Lisânu’l-Arab. Peygamber’in bu sıfatlarının tamamı. Bu yoruma göre. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim” sualine “bela” diyen903 her bir Ümmet-i Muhammed’in. duyular âleminde his.15.

çeşitli itikadî ve ameli mezheplerle tarikatlar tarafından farklı telakki edilmiştir. 906 Uludağ. fikir ve hareket sistemi olmasından dolayı.906 Bu anlayış üzerine Şeyh Nazım tarafından getirilen işarî yorumların bir kısmı. Peygamber(sav)’in manevî kudretine de esas teşkil eder. İstanbul 1979. temiz veriyorum. bu sıfatların. sümme kella! İşte onun için bu söylediğimiz kelamı sen çok büyük görme. Muhammed(sav)’de bulunan üstün ahlakın. Kıbrısî tarafından getirilen bu yorum. sırdır.g. Gayb âlemi. ıstılaha bir katkı mahiyetindedir.. Kıbrısî’ye göre. ıstılahtaki anlayışı te’kid ederken. ‘Günahsız veriyorum. akılcılık (kelamiye) ve ilhamcılık (sufîye) içerisinde en fazla sufîlerin değindiği bir mevzudur. zamana ve savunduğu öğretiye göre hakikati arz etmiş ve genel sistem içerisinde adeta fikrî düzeyde. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. özellikle “emin” sıfatının duyular âleminde müşâhede edilmesinden önce. sınırları ve çerçevesi çok geniş olan bir inanç.e. Peygamberimizin(sav) ümmetini teslim etti. bu sistemin teşekkülünde yer alan nascılık (selefiye). bu tür gaybî konular. Tasavvuf. 71.”907 905 Uludağ. delillerle anlatılmasının zor olmadığını şöyle ifade etmiştir: “Elestu bi Rabbikum. misak kavramının mükâşefe ilmine dayandığını ve bu kavramın. şeytanın eline ümmetini mi bırakacak? Haşa. a. 174 . İslam âlimleri için gaybtır yani. daha çok büyükleri var. ahd-i misak gününde. o meydanda onlara hitap ettiğinde. temiz alacağım… Sen eminsin’ dedi Allah’ın eminliğine şehadet ettiği zat. Hz.905 Bunlardan hiçbiri tek başına İslam’ı temsil etmez ancak. yaratılışla ilgili ontolojik yönlerinin yanı sıra mahşerde zuhur edecek yönleri. s. bireysel mükaşefelerden doğan yeni manalar ekler mahiyettedir. Hz. Kelam.. 144-147. İslam. Daha sen yavrusun. İslam dairesinin içinde kalan daha küçük daireler gibi. ss. Tasavvuf Sohbetleri. yutamıyorsun diye vermeyiz onları. mana âleminde halk edilmiş asılları vardır. bizim zerrelerimizi Cenâb-ı Allah halk edip. ss. Hz. 907 Kıbrısî. Peygamber(sav)’in “elEmin” sıfatına. bir kısmı ıstılaha. Felsefe). bir tür ekolojik denge oluşturmuştur. İslamî düşünce sistemin teşekkülünde bu alt sistemlerin her biri.gözlemlenmiş davranışlardır. Süleyman. Hakikat-i Ahmediyye ile ilgili olan bu anlayış. İslam Düşüncesinin Yapısı (Selef. 263-264. Dergah Yay.

Şeyh Nazım’ın ifadelerinde görülen bu mana şu şekilde izah edilebilir. genel olarak ele alınan Hz. Bu son yedi nefesin her birine çok uzun zamanların sığabileceğini belirten Kıbrısî. ss. annenin evlatlarına duyduğu sevgiye benzetmiştir. Şeyh Nazım’a göre Hz. Peygamber(sav)’e ümmetini Mü’min olarak teslim etmiştir. Bu bilgi. Peygamber(sav) anlayışının bir cüz’üdür. O’nun “Emin” sıfatının nişanesi olacaktır.Nazım Efendi’nin Peygamber(sav) anlayışı içinde önemli yer tutan bu anlayışa göre. hayy olması bu anlayışın diğer cüzleridir. “Hesaba katmadıkları birçok şey. 43. bu tasarrufuyla. rahmet ve emanet anlayışlarıyla izah edilen düşünceye işarî olarak istinad edildiği görülmektedir. Kıbrısî’ye göre Efendimizin(sav) orada hazır bulunma sebebi. 52. Bu misale göre. Buna göre Kutbu’l-Mutasarrıf. keşfî bir yapı içerisinde görülmektedir. o bir çocukla meşgul olacaktır. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. Peygamber(sav). anne kalbi. Peygamber(sav)’in bu merhametini. ss. 69. Bununla birlikte bu anlayış. Yani O(sav)’nun şerikinin olmaması. Peygamber(sav)’in ümmetini Allah(cc)’a Mü’min olarak iade etmesi. 80. 81. Peygamber(sav)’e teslim eder. (can çekişme esnasında) 908 909 Kıbrısî.908 Bu merhametin bir tecellisi olarak. Yani Şeyh Nazım. annenin kırık evladından otuz dokuzu evde olup bir tanesi hapiste olsa. iman telkin ederek kulun ahdini almaktır. 175 . İmâm-ı Gazalî. bu aşamayı “imanın ikmali” olarak tanımlamaktadır. Aynı eser. âlemlerin Rabbi olan Allah(ac)’ın huzuruna teslim eder. bu konuda kalbî bilgiye dayalı olan. Nazım Efendi Hz. ümmetini son yedi nefes kala.909 Bu mevzu tasavvuf ıstılahında son nefes. Hz. Hz. Allah(cc). Çünkü Hz. Peygamber(sav) tek bir ümmetinin dahi cehenneme girmesine râzı değildir. Kur’ân ve hadis literatüründe bulunmamaktadır. sekeratu’l-mevt. insanın can çekişmesi esnasında gördüklerini. Peygamber(sav)’in tasarrufunun mahiyeti önemlilik arz etmektedir. Peygamber(sav). yüce ahlak ve merhamet sahibi Hz. ruhunu teslim etmek üzere olan mü’mini Hz. husn’u-hatime veya su-i hatime kavramlarıyla ilgilidir. Bu fikir mevcut naslarda. zamanın Kutbu’l Mutasarrıfını destekler.

Hz. 321-327. Yani nasların yüzeysel anlam katmanlarında görülmeyen deruni mana açılımları. Ölüm anında arştaki sureti kendine keşfolunur ve çok kimseler kendilerini isyan üzere görür. Bu manada Kıbrısî. s. c. Hz. 79. tasavvuf ıstılahı içerisinde bir yönden ifade edilmiş olabileceği gibi. bunlar Şeyhlerimizden öğrendiğimiz ledunnî ilimlerdendir”912 ya da “bu. onun sözünün senedi Kur’ân-ı Kerîm ve Hadis-i Şeriflerdir”914 ifadesini de göz ardı etmeden. Nazım Efendi’nin bu konudaki ifadelerine göre iblis. İhyâ. Peygamber(sav)’in dünya hayatında tasdik edilmiş sıfatlarının. Peygamber(sav)’e her zaman mağlup olacaktır. bir ömür boyunca kalbinde yer etmiş sevgiler olacak ve dili. ss. Farklı bir ifadeyle Hz. yine Kur’ân ve hadis ilimlerine dayanan anlayışların mukayesesi yoluyla doğruladığını görmekteyiz. bu iddiasını. 912 Kıbrısî. Şeyh Nazım’ın öğretilerindeki özgün yönleri teşkil etmektedir. o hali arşta sûretlenir. “Velî senetsiz söz söylemez. nur gibi parlayan bir cevherdir. 176 . Daha önce de ifade edildiği gibi.Allah tarafından. s. Kıbrısî. Ancak Şeyh Nazım. kitaplarda bulunmaz. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b.Velî-Evliya. 81. bir kısmı da Tarikat-ı Hakkâniyye silsilesindeki meşayıhın manevî tecrübeleriyle edindikleri keşfi bilgiye de dayanmaktadır. Peygamber Efendimize(sav) ve şeytana verilen kuvvetin mukayesesi şeklindedir. Bu izaha göre kulun. Tasavvuf Sohbetleri. 914 Bkz. Şeyh Nazım’ın bu mevzudaki doğrulama usulü. 4. ölüm sarhoşluğu esnasında gördükleri şeyler. bu tür özgün yönleri: “Bu söylediklerimiz. keşfiyât ile ledünnî yorum ve bilgi olarak ortaya çıkmaktadır.911 Hz. çocuklara elif-be okuttukları kitapların ilmi değildir”913 şeklinde ifade etmektedir. bu düşüncelerin İslamî ilimler içerisindeki dayanaklarıyla ortaya koymaya çalışıyoruz. Tüm Peygamberlerin iblise karşı böyle bir vazifesi 910 911 Zümer: 39/47. bu öğretilerin bir kısmı. ortaya konacaktır”910 ayetine istinaden izah etmiştir. Peygamberin(sav) bu vazifeyi ifa etmek için sarf ettiği kuvvet. İnsan ne hal üzereyse. Şeytanın mü’minlerin imanlarını almak için harcamakta olduğu kuvvetten her daim üstündür. manevî tasarrufuyla ilgili izahları. Gazalî’ye göre arş. Gazalî. gördüğü hevâları ya da zikrullahı tekrar edecektir. 913 Aynı eser.

917 Bu konu ile alakalı başka bir ayet şöyledir. c. elestü bi-rabbikum kalu bela’dan teslim etmiş olduğu ümmetleri gene öyle teslim alacaktır. ne iblisi? Bütün mahlûkatın sayısında bile olsa onlarda Peygamber(sav)’in karşısında galip gelecek kuvvet yoktur. Hz. Kaçanlar da bir yere kaçamaz. dağın başına adam bırakmayı. Dolayısıyla bu ayetler. ona dost olanlara (Şeyâtine’l-ins veya Evliyâu’şşeytan) olacağı yönünde tefsir edilir. 919 Bursevî. Mesela bu konuyla alakalı bazı ayetler oldukça vazihtir. 917 Vehbî. Hz. hiçbir insan üzerinde. Tasavvuf Sohbetleri. Araya İblis mi girecek? İblis. ancak onu dost ve koruyucu edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. Nahl: 16/98-100. Şeytan’ın tasallutunun ancak ona itaat edip. yuvada yavrularını öyle gözetir ki. Onun gücü ve etkisi. “(Hesaplar görülüp) iş bitince. ss. Peygambere(sav) yapılsa da. şeytanın davet etme ve süslü gösterme anlamında bir gücü vardır. s. şeytan şöyle diyecek.”915 Kıbrısî’nin ifade ettiği bu fikirler. En edna peygamberin sıfatını böyle bil. 7. 67.. Peygamber(sav)’in elindedir. Beni kınamayın. 2895-2896. Peygamber(sav)’in şeytanın vesveselerinden mahfuz olmasına dayanarak. Ümmetini çaldırdı zannetme. 177 .olduğunu ve kendi nübüvvet kuvvetleri nisbetinde ümmetlerini savunduğunu şu ifadelerle beyan etmiştir: “Peygamber(sav)’in temsili nedir? Dağ başında bir arslan olsa. göre şeytan Mü’min ya da kâfir. Bu müjdeyi de al.919 Hz. O. nasların derin anlam katmanlarında bir hakikat olarak meknûzdur. Peygamber(sav)’e Allahu Zülcelâl. siz de davetimi kabul ettiniz. iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde gücü ve etkisi yoktur. muradın ümmet-i Muhammed(sav) olduğu görüşü yaygındır. Peygamberin(sav)’in şeytana olan üstünlüğü ise. “Kur’an okunduğu zaman. 43. dağın eteğine bile insan veya vahşi hayvan bırakmaz yaklaşmaya. kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın.”916 Bu ayetteki hitap. Hepsi mağluptur. 10. Ancak kâfirler üzerinde.. s. Hulasâtu’l-beyân. 915 916 Kıbrısî. Kendinizi kınayın… ”918 Bu iki ayeti beraber ele alan Bursevî’ye (v. Rûhu’l-beyân. kahır ve galebe anlamında bir hâkimiyeti yoktur. Âdem’in şeytana olan üstünlüğü konusunda gösterilen delil ve yorumlarla da ortaya konmuştur. c. Hz. ben sadece sizi davet ettim. 1137/1725). Ümmetini böyle gözetiyor. 918 İbrahim: 14/22. Gerçekten onun.

. Peygamber(sav) muhabbetini aşıla ve korkma. Hz. Müslümanların son nefesindeki imanı garantiler mahiyette olmasına rağmen. insanlar açısından. 178 .e. s. zelil etmiştir.922 Şeyh Nazım’a göre bu ayet. Cenâb-ı Allah(cc)’ın. Farklı bir ifadeyle. Dolayısıyla Hz. Kıbrısî’ye göre bir de şarta bağlanmıştır.g. beyan ettiği Peygamber(sav) sevgisi. Peygamber(sav) muhabbetini aşıla. 89. onu ucûb ve kibre iterek. Peygamberleriyle tebliğ ettiği hak düzenin. Peygamber(sav) sevgisine sahip olduğunun bilinmemesi açısından gizlidir. Mevcudiyeti ve kemmiyetinin ölçülmesi tam olarak mümkün olmayan muhabbetten dolayı. 88. Ya Rabbi! Sen bizi teyyid eyle”924 Şeyh Nazım’ın bu mevzudaki düşüncelerine ek olarak. Diğer Konulara Tasavvufî Yaklaşımlar/Mehdi. Çünkü Hz. kimin Hz. Ya Rabbi sen Kadir ve Muktedirsin. Peygamber(sav)’in imanını son nefeste ikmal edeceği kişinin kim olacağı. O aşı.Mesela hikmet ve edeb sahibi olmayan şeytanın. Âdem(as) ise zelleyi kendine atfederek bağışlanma dilemiştir. Peygamber(sav)’in. Kıbrısî bu hususu şöyle ifade etmiştir: “Evlatlarımıza Peygamber(sav) muhabbetini aşılayın.920 Ayrıca “De ki: Hak geldi. 922 Kıbrısî. ss. meçhul 920 921 Kıbrısî. 923 Bkz. Bizim halimiz ona malumdur. sahip olduğu ilim. Zaafımız. s. 43. Peygamber(sav)’e muhabbet duyan kişi olarak arz edilmiştir. zayıflığımız. bir bakıma elest bezminde emanet edilen Müslümanları dünya hayatında teşhis etme metodu olmaktadır. Peygamber(sav) tarafından son nefeste imanı ikmal edilecek Müslümanın nişanesi. Bu şart.923 Hz. Başka bir ifadeyle. hiçliğimiz sana malum. 81. a. bâtıl zail oldu”921 ayetinin de bu üstünlüğe işaret ettiği söylenmiştir. Hz. Hak Dost 4. imtihan sırrı ifşa edilmemiştir diyebiliriz. dünya hayatında hiç kimsenin hayatını nasıl sonlandıracağının bilinmemesi. Mehdi(as)’nin gelmesiyle. Peygamber(sav)’e atfedilen bu manevî vazife. şeytana olan üstünlüğü. Hz. 924 Kıbrısî. Peygamber(sav)’e duyulan sevgidir. muhabbetin kimde olduğunun bilinmemesi kadar gizlidir. zahiri âlametlere bağlı olarak tahmin edilse de. Tasavvuf Sohbetleri. 135. İsrâ: 17/81. bozulmaz. şeytanın insanlara telkin ettiği bâtıl düzene galip geleceği yönündedir. Hz.

yevmu’l-ezelde verdiği edep talimidir. inanmadıkları halde. 926 Nisâ: 04/136. Hz. Peygamber(sav) ile misak anlayışı arasındaki ilgi. kalbte olan tüm duygular için geçerlidir. Hz. Manevî emanetlerin ne olduğu konusu ise.olmaktadır. Cenab-ı Allah’ın Muhammedî Nûra.”927 ayetleri. Vahhabî düşüncenin yasaklamalarını sert dille eleştiren Kıbrısî’ye göre. Peygamber’in Sırrı” başlığında.” Ahzab: 33/56. Peygamber(sav)’in cemalini ve dolayısıyla Cemalu’llah’ı göremeyecektir. manevî emanetler için de geçerlidir. Peygamber(sav)’e ait yüce ahlakın. “Allah’ın Nûru ve Hz. Hz. Gizlediğiniz ve açıkladığınız her şeyi de bilir. Allah(cc)’ın ve Meleklerinin salat ettiği Hz.” Teğâbün: 64/4 . 929 www. Kur’ân-ı Kerîm’deki birçok misallerinden bazılarıdır.org/Makam-Mahmud-Al-Maqam-al-Mahmud-tr. 179 . Peygamberine.925 Muhabbettin bilinmesi yönündeki bu meçhul durum. gönüllerin ta künhünü de bilir. Özellikle tazim hususunda. yaratılışa müteallik manevî yönleri vardır ki bu yönler. Hz. mü’minlerin Hz. Cenâb-ı Peygamber’in dünya hayatında sergilediği ve müşriklerin bile tasdik ettiği emin sıfatı. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. göklerde ve yerde olan her şeyi bilir.929 Sonuç olarak Şeyh Nazım’a göre. başta iman olmak üzere. Dolayısıyla bu anlayışta olanlar. Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin!”926 veya “İnsanlardan öyleleri vardır ki. söz konusu meçhul yönün. O sinelerin özünü. Kıbrısî’ye göre. 925 “O. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selam verin. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Peygamber(sav)’in nûru ve nebevî tasarrufuyla da alakalıdır. 928 “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salat ederler. Peygamber(sav)’i928 tazim etme konusunda Vahabiler. hakkıyla bilir. Allah’a ve ahiret gününe iman ettik derler. Peygamber(sav)’e olan muhabbetlerinin bir nişanesi olarak.aspx. kıyamette Hz. Çünkü kalblerin özünü Allah. maddî emanetler için olduğu kadar. Peygamber(sav)’e gösterilen hürmeti. 927 Bakarâ: 02/08. tazimi ve sünnetlerine ittiba etmeyi göstermiştir. muhabbet noksanlığı yaşamaktadırlar.saltanat. Dolayısıyla “Ey iman edenler! Allah'a. Peygamber(sav)’in emin sıfatına verilen işarî manaya dayanmaktadır. Hz.

O(sav)’na özgü. Lisânu’l-Arab. Cenâb-ı Allah(cc) ile kab-ı kavseyn yakınlığına vardığı bir yolculuktur. her şeyi gören O’dur. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksaya götüren O zatın şanı ne yücedir! Bütün eksikliklerden uzaktır O! Gerçekten. 9. Kamûsu’l-muhît. s. kendisine bazı delillerimizi gösterelim diye kulu Muhammedi. MİRAC: Mirac kelimesi Arapça olup “uruc” mastarından ism-i alet.”934 ayetinde bildirilen temâşâyı bazıları Fetih Sûresi’nde gelecek olan Mekke fethi rüyası.933 İsra Sûresi’nin 60. yukarı çıkma aleti. 198. Firuzebadî. çıkılacak yer. c. her şeyi işiten. 74-75. 180 . 933 Kuşeyrî. korkutuyoruz. ss. 70-71. Mi’râcu’n-nebî anlamlarına gelmektedir. el-Müfredat. 931 İsrâ: 17/1. Mescid-i Haramdan. 120.932 Tasavvuf terminolojisinde bedensel olduğu kabul edilen bu yolculuk. Isfehanî. fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor. c.930 Kur’ân-ı Kerîm’de “Bir gece. 329. Bu temâşânın ayette “rüya” olarak ifade edilmesinden dolayı Miracın uykuda meydana gelen bir rüya olduğunu zannedenler 930 İbn Manzûr. Biz onları. 3. merdiven. diye tefsir etmişlerdir. oradan göğe mirac edip peygamberler ve melekler ile görüştüğü. Peygamber(sav) ve ümmetinin yakin kuvvetini ziyadeleştirdiği gibi. 934 İsrâ: 17/60.”931 ayetiyle bildirilen yolculuk. Kitâbu’l-mirâc. âyeti ile ve Necm Sûresinin bazı âyetleri ile birlikte ele alınan miraç bahsi hakkında İslam uleması. göğe çıkma.e. “… Sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lanet edilen ağacı da. Hz. s. s. muhtelif görüşler beyan etmişlerdir. Peygamber’in Burak ile Kudüs’deki Beytu’l-Makdis’e vardığı. bazıları da Bedir’de müşriklerin ileri gelenlerinden her birinin yıkılacakları yerleri gösteren Bedir’le ilgili rüyadır. şeref nişanesi olan bir yolculuktur. Tefhîmu’l-Kur’ân. yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. 932 Mevdûdî. ism-i mekân olarak. Hz. ss.

Bu hazırlıkta Cebrail(as). diğeri şarap olan iki bardak içecek getirild i. Bu anlayışa göre abd yani kul. Ayrıca Kıbrısî’nin bu tezinin istinad edildiği hadis kaynakları ziyadesiyle mevcuttur. 21-24. Peygamberimiz(sav) gelince hep birden ayağa kalkarak karşıladılar.olmuşsa da. 940 Peygamberimiz(sav) Mescid-i Aksa’ya girdi. 5. “Hoş geldiniz! Miracınızı tebrik ederiz!” dediler. Orada Hz. zemzem suyuyla yıkayıp iman ve hikmetle doldurması ve göğsünü kapamasıdır. İçlerinde babası İbrahim(as) ve Mürsel Peygamberlerin olmasından dolayı utanan ve çekinen Peygamberi(sav) Hz. 102. c. 939 Cebrail(as) Burak’a: ‘Ey Burak! Vallahi sana Allah’ın kulları içinde Muhammed’den(sav) daha hayırlı ve şerefli birisi binmemiştir’ dedi bkz. 938 Buhârî. Bkz. alışılmadık şekilde yolculuklar yaşayabileceğini. Menâkıb. s. c. Sire. tüm Peygamberlere imam olarak iki rekât namaz kıldırmıştır. İstanbul. İbn Hişam.940 Kendisine yapılan ikramdan941 sonra Hz.10. Arslan. Sünen. ss. 935 Taftazanî. 243-247. 1/148. tüm Peygamberlerin(as) toplandığı Mescid-i Aksa’ya Cebrail(as) ile varmıştır. 941 Orada Fahr-i Kâinat Efendimize (sav) biri süt. Muteber kaynaklarda nakledilen hadis-i şeriflerde miraç hadisesi bir nevi hazırlık ile başlamıştır.935 Miracın uyku halinde olduğunu savunan bazı âlimleri eleştiren Kıbrısî. 1/221. Ali. bu görüşünü savunmuştur. Sonra Peygamberimizin(sav) kılınacak iki rekat namazda imam olmasını istediler. mirac hadisesinin rüyada olmadığını. Sire. Cebrail(as). Arslan Yayınları. 1135/1725) tarafından da ifade edilmiştir. dolayısıyla rüya olması durumunda mucize olmayacağını ifade etmiştir. 2/39.936 Mutasavvıflar arasında bu görüş. İsmail Hakkı Bursevî (v. “Sen fıtratı t ercih ettin ve isabet ettin. ruh ve bedenden müteşekkil cismin adıdır. Mirac hakkındaki genel kabul görmüş beyana göre Miractaki tüm temâşânın fiziksel bir görüş olduğu yönündedir. Şerhu’l-akâid. ss. sütü içtikten sonra Cebrail (as). Büyük Kur’ân Tefsiri. Peygamber(sav). Seni fıtrata 181 . 5/301. Ruhu’l-Beyân. Sahih. Kureyş ehlinin rüyada yaşanan bir Mirac hadisesi için ayağa kalkmayacağı yönünde yürütülen bir mantıkî çıkarım ile Kıbrısî. s. 1/91. Tirmizi. Peygamber Efendimizin(sav) göğsünü açıp. Müslim. 937 Bursevî.938 Sonra adımları gözün ulaştığı son nokta olan Burak939 adlı binek ile Hz. kalbini çıkarması. 38. İbn Hişam. uyku halinde herkesin semada ziyaretler yapabileceğini. Tüm peygamberler buraya toplanmışlardı. Bursevî. Nesai. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. Peygamber(sav). Sünen. Peygamber(sav). 2/39.937 Esasen ayette miracın Mekke-Kudüs arasının maddi oluşu kesindir. ayette geçen “abdihi” kelimesiyle de savunmuştur. 936 Kıbrısî. “Bu şeref sana Allah’ın bir ikramıdır” diyerek öne çıkardı.

Tirmizi. Hambel. Sağına bakarak gülüyor. yâ Cebrail! Hoş geldin yâ salih peygamber Muhammed!” diye karşıladı. 8/204. Yedinci kat semada bulunan ve meleklerin kıblesi olan Beytu’l-Mamur’da Hz. Delâil. Sağında ve solundaki karartılara gelince sağındakiler cennetlik olan çocuklarıdır. Oraya bol bol fidan dikmelerini söyle. Müslim. Bundan böyle şarap. Yakûb(as). Müstedrek. Peygamberimiz(sav) Cebrail’in(as) ilamı ile ona selam verdi. sonra bir sahra (kaya) üzerine çıkarılmış ve göğe yükselen bir merdiven manasında olan miraca götürülmüştür. Kitâbu’l-Enbiyâ. Peygamberimiz(sav) öyle bir yere ulaştı ki orada “kaderi ve kazayı” yazan kalemin cızırtısını ve sesini işitti. 1/129. Ve la havle ve la kuvvete illa billahi‟l aliyyül azîm” zikrini ve tesbihini çok söylesinler. Peygamber(sav)’e asli suretiyle görünmüştür. dalları ise tüm mükevvenâtı kuşatmıştı. Fethu’l-bâri. 1/148. Yahya(as) ve İsâ(as). soluna bakınca da ağlar” dedi. 943 İbrahim(as) peygamberimize(sav) tavsiyelerde bulundu.” “Kendisine gelsin diye izin verildi mi?” “Evet! İzin verild i” Bunun üzerine sema kapısı açıldı ve melek: “Hoş geldin.944 Sonra Cebrail(as) Cennetten Refref adında yeşil bir binek getirmiştir ve Hz. Sidretu’l-Menteha’ya Cenneten getirilen Burak ile çıkarılmıştır. 4/249. Harun(as). Son olarak da şöyle dedi: “Ümmetine benden selam söyle. Sahih. üçüncü kat semâda Hz. Bu öyle bir ağaç şeklinde bir âlem idi ki kökleri arştan kaynaklanıyor. soluna bakarak ağlıyordu. Buhârî. suyu tatlı. Birinci kat semada Hz. İbrahim’i ziyaret etmiştir. Oranın bekçisi olan melek ile Cebrail(as) arasında şöyle bir muhavere cereyan etti: “Sema kapısını aç!” “Kimsin?” “Ben Cebrail‟im. Sahih. 141. 1/146–149. İbn Hacer. dördüncü kat semada İdris(as) ve Azrail(as) ile görüşmüştür. Tirmizi. 1. 945 Buhârî. 145. Heysemî. Sağında ve solunda bir takım gölge gibi karartılar vardı. Buhârî. Buhârî. Mahlûkat içinde güzelliğini tasvir etmek imkânsız idi. Bkz. solundakiler ise cehennemi hak edenlerdir. 1/92. Bkz. s. Musa(as) ile görüşmüş ve konuşmuştur. Davud ve Süleyman(as) ile. Müsned. Eğer şarabı almış olsaydın ümmetin senden sonra azar ve yoldan çıkardı. 48/4.943 Buradan Hz. 5/510. Orada bir adamı gördü. 5/387. O da selamı “Hoş geldin ya salih peygamber. Peygamberimiz(sav) birinci kat semada pek çok hikmetli işleri gördü ve pek çok acaib şeyleri temaşa etti. c. Sünen. 74/1. Dünyada bunu söylerlerse. Cebrail(as) orada. Sahih. Beşinci kat semada Hz. Buhârî. 4/209. 1/79. Sidretü’lMünteha’nın her şeyin sonu olduğunu ve kendisinin geçemeyeceğini söylemiştir. Müslim. Onlara „Cennetin toprağı güzel. Müslim. Müsned. 4/249. Peygamber buradan Refref ile “Kab-ı Kavseyn” makâmına ve hiçbir mahlûkun yaklaşamadığı ve yaklaşamayacağı makâm olan “Kurbiyet-i İlahî’ye yaklaşmıştır. altıncı kat semada Hz. cennette de bunun meyvelerini yerler” dedi. Sünen. arzı da düz ve geniştir‟ de. Hâkim. 942 Önce “Dünya” semasına varıldı. salih oğlum!” dedi Peygamberimiz(sav) Cebrail’e(as) sordu: “Bu kimdir?” Cebrail(as): “Bu atan Âdem(as)’dir. Müslim. Mecmau’z-zevâid. Yusuf(as). 946 Hambel.Peygamber(sav) oradan ayrılmış. Peygamber(sav).945 Cenâb-ı Allah burada ru’yetini nasib etmiştir. Bkz. Hz. 1/92. Cennetin fidanları bu kelimelerdir. Bkz. Bunun için sağa bakınca güler.942 ikinci kat semada Hz. Tüm varlıkların sonu oraya dayanıyor ve o kaynaktan besleniyordu. Kitâbu’l-Enbiya. Beyhaki. 182 . Tüm varlıkların sonu oraya dayanıyordu.946 yönlendiren Allah’a hamdolsun. Âdem(as). Sana ve ümmetine haram kılındı” dedi. 944 Buhârî. 2/469. Sahih. 285. 8/468. 1/149.” “Yanında kimse var mı?” “Yanımda Muhammed(as) var.” Peygamberimiz(sav) sordu: “Cennete nasıl fidan dikilir?” İbrahim(as) buyurdu: “Sübhanallahi vel-hamdü lillahi ve la ilahe İllaallahu vallahü ekber.

Bkz. yine şehadet ederim ki Muhammed. Tefsirû’l-Kur’âni’l-azîm. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar . arşivimizde mevcuttur. ss. miracta Peygamber Efendimize(sav) tebliğ olunan ilim. azamet Allah’a mahsustur. 2. Peygamber(sav)’in müşâhedelerine yönelik çok fazla hadis-i şerif vardır. 948 Bu nâkile göre Hz.org. 952 Zebidî. Allah(cc) ile Hz. halka sadece müjdelemekle vazifelidir. Ey Nebi! Selam.951 Hz. Sağlam Kitabevi. Selam bizim üzerimize ve Allah’ın salih kulları üzerine de olsun. Sad. maddî değerleri ise zarurî ve sevimli telakki etmektedirler.tr/arşiv/ses kaydı/edep. 949 Qubrusi.953 Şeyh Nazım’a göre. 183 .949 Şeyh Nazım’ın bu görüşü. c. 146-147. 1986 yılında yapılan sohbetin ses kayıtları.947 Bunlardan tahricini bulamadığımız bir hadisi nakleden Kıbrısî.: Bekir Karlığa.: M. Zira çağımız insanları.: Ahmed Naim. Hak Dost 4. 208-210. Peygamber(sav)’in. 4602-4650. İstanbul 1989. Ahmet Bican.950 Kıbrısî’nin bu mevzudaki görüşünün tafsilatlı incelemesi. Ter. Ahmed b.Genel hatlarıyla özetlediğimiz miraç hadisesi içerisinde. 9. c. Allah’ın rahmet ve bereketi Sen’in üzerine olsun.nakşibendi. c. havf-reca arasındaki dengeyi sağlamada evliyanın vazifesi hususundaki anlayışına da aksetmiştir. malî ve bedenî ibâdetler. Bu hadise tasavvuf edebiyatında da atıf vardır. Peygamber(sav) arasında geçen muhadeseden bir paydır. bir payın ümmetin havas olan sınıfına (evliyaların kalblerine) tebliğ için olduğunu ve bir payının da Peygamber Efendimize(sav) mahsus olduğunu 947 İbn Kesîr.2.952 Kıbrısî’ye göre miraçta. 262. ss. bunlardan bir payın doğrudan ümmete tebliğ için. miracında bir ağacın üzerinde bir kuş ve gagasında bir parça çamur görmüştür. Envâru’l-Aşıkîn. Bedrettin Çetiner. Cebrail(as). Kıbrısî’ye göre günümüz evliyası. Meali: Bütün dualar. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. Allah’ın Rasulü’dür. 951 Bu tezde bkz. Rahmi. Allah(cc)’ın sonsuz rahmet denizinden ümit kesmemektir. senâlar. Peygamber(sav). Buna göre bu mesajlardan bir tanesi. ss. Müslümanlara namazın oturuşlarında okunmasını tavsiye ettiği tahiyyat. Çağrı Yay. dini değerlerler yaklaşılmayacak kadar korkutucu. Ankara 1984. 953 Kıbrısî. Ter. mülk.948 bu hadise göre de miracın mesajlarını tahlil etmiştir. Yazıcıoğlu. bu ağacın kâinatı. Mercy Oceans. “Mürşid” başlığında yapılmıştır. Peygamberler(ra) bu dengeyi. ss. s. Kıbrısî.. üç paydır. Hz. TTK Yayımevi. Abdi’l-Latif. 950 www. kuşun ümmet -i Muhammed(sav)’i gagasındaki çamurun ise ümmetin günahlarını temsil ettiğini söylemiştir. Sahih-i Buharî Muhtasarı. İstanbul 1974. cehennem ile korkutarak ve cennetle müjdeleyerek yapmıştır. 261-280.

evliya sınıfından değildirler. Buhârî. Sünen. Şifa. Bkz. Dön yine hafifletmesi için niyazda bulun!” deyince Hz. benim dışımda hiçbir beşerin taşımaya muktedir olamayacağı bir ilimdir. ümmetimin avam ve havasına tebliğ etmemi emretti. Bu nakiller. Diğeri Ümmet-i Muhammed(sav)’den şirk koşmadan iman üzere vefat edenlere. Musa(as): “Rabbine dön ve bunu hafifletmesini iste. Sahih. Allah(cc)’ın saadet-i ebediyeye medâr olan cenneti müjdelemesidir. 184 . s. kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: ‘Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz. Şifa. Musa(as) “Ümmetin buna da güç yetiremez.” dedi Peygamberimiz(sav) hafifletmesi için yüce Allah’a niyazda bulundu. Her biri. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et. Musa(as) ile karşılaştı. mirac esrarı kalbinde keşfolan kimsede olduğu için. Şeyh Nazım’ın ifadesiyle. Allah(cc)’ın.”956 Miractan ümmete tebliğ edilen ilimler hususunda İslam ulemasının ittifakıyla nakledilenler sabittir. meleklerine. Müslim. Sahih. Çünkü o. Delâil. 957 Peygamber. Müsned. 1/224. Ta ki beş vakte kadar yüce Allah indirdi. altıncı kat semâda görüştüğü Hz. ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize. Mirac dönüşünde. b ir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Nesai.ifade etmiştir. Peygamber(sav)’in sidretü’l-müntehayı anlattığı bir hadis-i şerif. Allah’a. ümmeti ilgilendiren hususta. 956 Tirmizî. s.” Hz. Hadis-i şerifte bu anlayış şöyle ifade edilmiştir: “…Rabbim beni öncekilerin ve sonrakilerin ilmine varis kıldı. 38. 2-4. Bir daha geri dönemem” buyurdu. Sonra kullarına kılmaları için 50 vakit namaz bir emir ve hediyedir. 1/93. Bakarâ: 2/285 -286. Ben bu hususta çok sıkıntı çektim. Peygamber (sav): “Ben artık Rabbimden utanıyorum.954 Kıbrısî’ye göre velayet sırrı. bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Aynı eser. Tasavvuf Sohbetleri. 958 Müslim. 1/138. Kıbrısî’nin bu görüşüne. Rabbinden kendilerine indirilene iman ettiler. kötülük de kendi zararınadır. 2/122.959 954 955 Kıbrısî. Hambel. İman. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Peygamber(sav). Tefsir. Tirmizi. 1/147. 1/157.’ Şöyle de dediler: ‘İşittik ve itaat ettik. Müminler de (iman ettiler). Bir ilmi gizleme konusunda benden ahid aldı.955 Hz. bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Bana muhtelif ilimler öğretti.958 Hz. bizi bağışla. ferman-ı ilahî olarak Bakara Sûresi ’nin son ayetlerini957 doğrudan Peygamberimize(sav) vahyetmesi bu tebliğden biridir. 1/142. 5/393–39. Zira ümmetin buna güç yetiremez. Mesela. Diğer bir ilmi de. Bir ilimde de beni muhayyer bıraktı. Onun kazandığı iyilik kendi yararına. doğrudan ümmete tebliğ için olan payı anlatmaktadır. 38. 39. Musa’nın tavsiyesi üzerine. 1/422. Beyhaki.’ Allah. 5 vakte düşürümüştür. Musa(as) sordu: “Yüce Allah size ne emretti?” Peygamberimiz(sav) buyurdu: “Elli vakit namazı emir buyurdu. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet. 959 Peygamberimiz(sav) mirac dönüşünde Hz. geri dönerek Rabbine niyazda bulunmuş ve 50 vakit namazı. dayanak olduğu şüphesizdir. Sünen. (Şöyle diyerek dua ediniz): ‘Ey Rabbimiz! Unutur. miracın bu sırrını anlamayanlar. Kadı İyaz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.

benim kullarıma vereceğim rahmetler. Bu payların bir kısmı ise. Var mı başka?’ buyurduğunda Rasullullah(sav) Efendimiz ‘Ey ihsanında nihâyeti olmayan Rabbim! Sen bilirsin varacağım yere vardım’ der. mükâfat ve makâmlardır. üçüncü ilim ise. ameller iken Hak Teala’nın atiyyesinde gözetilen kriter. Senin ümmetin. Miracta ümmetin havassı için bildirilen payı. Farklı bir ifadeyle ümmetten her kulun küçük miracı olan namazında. Ondan ver Ya Rabbi!’ diye dua eder. Rasullulah Efendimiz(sav) ümmeti için nübüvvet ilminin hakikatine göre hayırlı gördüğü her şeyi katıyla ve ziyadesiyle talep eder. Allah(ac) ‘Ey Habibim! Bu sonsuz deniz. 185 . Kıbrısî’nin görüşü Bursevî’nin tasnifi ile aynıdır. niyetlerdir. Buna göre Allah(cc). büyük miraçtan aldığı paylar vardır. Allah(cc)’ın miracta Peygamber Efendimize(sav) bir bâb açarak ikramda bulunması yönünde ifade etmiştir. s. Bana. Adnan. 121. 70. Bak!’ der. Tasavvuf Sohbetleri. 5.962 960 961 Bursevî İsmail Hakkı. Bu tasnife göre birinci ilim. 54. Allah(ac) ‘Ne istiyorsan ey Habib! Veriyorum.‘Ne istersen daha ziyadesini vereceğim’ buyurur. onu gördüğü vakit Efendimize(sav) hayâ gelir. bucağı ve haddi olmayan öyle bir deniz açılır ki. senin ümmetin. daha yakındır. makâm ve kabiliyetleri ile ilgili olduğu görülmektedir. Kıbrısî. sadece hakikat ilmidir. Benim kullarımdır. Bu izaha göre Peygamber’in(sav) taleplerinde gözettiği kriter. Peygamberimizin(sav) ümmeti için istedikleri bir nokta gibi göründüğünde ‘Allah’ım! Beni göz açıp kapayıncaya kadar dahi nefsime bırakma. ümmetin bu ilimlerden aldıkları paylarının nasıl değişebileceği. s. s.960 Şeyh Nazım’ın bu görüşünü şeriat. Peygamber(sav)’in önünde ucu. Musabaka. Onlar için hazır olmuş. şeriat ilmidir. bir makâm açar. ikinci ilim. c. marifet ve hakikat ilimleri açısından düşündüğümüzde. Senin indinde olan ihsanınla bize muamele et. Futuhatû’l-Hakkaniyye. 962 K. Hz. Kıbrısî. marifet ilmidir. hepsi onlara verilecektir’ buyurur. Tefsiru Ruhu’l-beyân. marifet ve hakikat ilimlerine ait sırları ihtiva etmektedir.”961 Abdullah-ı Dağıstanî’ye atfen yazılan bir eserde bu mukabele şerh edilmiştir. İstanbul 1330. Hakk Teâla ‘Ey Habibim! Senin ümmetin.Miracta verilen paylar hususunda.

” Tekvir: 81/21 .”964 hadis-i şerifi. Buna göre. Buharî. Birinci izaha göre bu vahyi yapan. Peygamber(sav)’in şanını yüceltmek ve ululamak 963 964 En’am: 6/160.“Bir iyilik yapana on misli verilir. Ya vahyedilen şeyin şan ve şerefinin yüceliğini göstermek için. Şeyh Nazım’ın mirac mevzuundaki ifadelerine bakıldığında. 186 . “Allah(cc) Cebrail(as)’e vahyetti” manasındadır. 31. hiç kimseye haksızlık yapılmaz. Muhadesenin Cebrail(as) aracılıyla aktarılmamış olması ve Hz. niyetin ilahî takdirdeki değerini izhar etmesi açısından mühimdir. Mananın böyle olması durumunda.”965 ayetinde geçen birinci (vahyetti) fiilin failinin kim olduğu hususunda şu iki izah yapılmıştır. bir kötülük ise ancak misli ile cezalandırılır. Allah Teâlâ’dır. orada (Allah yanında) (meleklere) itaat edilen ve güvenilir olandır. yine vahyedenin Allah oluşuna göre. son (vahyetti) fiilinin fâilinin kim olduğuna göre şu iki meal yapılır. Peygamber(sav)’in kendisine ve ümmetinin havasına verilen bilginin kâbe kavseyn’de verildiği görülmektedir. Böyle olması halinde de. Miracın “kâbe kavseyn” kısmını anlatan Necm Sûresi’nin “Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. kendisine vahyedilen şeyler hususunda.”963 ayetinin tefsiri mahiyetindeki “Her kim ki iyi bir işi işlemeye niyet eder de onu yapmazsa. de. ayette geçen “abdihi” ifadesi ile ilgili olarak şu iki izah yapılır. Peygamber(sav) olup. Cebrail(as)’in her peygambere vahyettiği şeyi vahyetti şeklinde olur. Hz. senedleri mahiyetindedir. Şeyh Abdullah’ın mirac hususundaki söz konusu keşfi yaklaşımının. Binaenaleyh bu naslar. Cebrail(as)’in. emîn bir zat olduğunun beyanı yatmış olur. Cebrail(as) olup ayet. hiçbir şeye hainlik etmeyen. on mislinden yediyüz misline kadar. Rikak. Kıbrısî’nin Necm Sûresi’ndeki görüşü belirginleşmektedir. Niyet eder ve yaparsa. ona tam bir iyilik olarak yazılır. yapmayana tam bir hasene sevabı. "Allah Teâlâ Cebrail(as)’e vahyedeceğini vahyetti" anlaşılır ya da.966 Ayette geçen “abdihi” için yapılan ikinci izaha göre "kul". Bu kul. Cebrail’in(as) tavsiyelerine müracaat etmemiş olması bu husustaki bir dayanak olarak ele alınması durumunda. niyet edip yapana ise bir günah olarak yazılır. Peygamber(sav)’in. Hz. 966 Bu manayı destekleyen diğer ayetler şöyledir: “Onu Ruhul -Emîn indirdi” Şuarâ: 26/193 ve “O. Hz. hatta daha fazla bile yazılır. Kötü bir işe niyet edip. 965 Necm: 53/10.

TDV İA. ‘Ey Habibim! Beni yine hakk-ı marifet ile bilmek istersen. “Allah. vahyedeceğini vahyetti” şeklinde olur. c. Bu tariften sonrasını Kıbrısî şöyle ifade etmiştir: “Cenâb-ı Allah zatını 99 Esması ile miraç gecesinde bildirdikten sonra. Muhammed'e. ss. isterse masdardan menkul surette olsun. Bu durumda ayetin meali. Mefâtihu’l-gayb. Marifet ve Hikmet. O ifadelere göre Allah(ac). Beni hakkıyla takdir etmekten uzaktır’ diyor. Kıbrısî.içindir. ss. birçok açıdan diğer esmadan ayrılan özelliklerine dikkat çekilmiştir. ss.”968 Allâh(cc)’ın isimleri ister ism-i fail.969 Bu esma içerisinde “Hu” ve “Rabb” ism-i şerifleri ayrıca ele alınmışsa da Allah ism-i şerifinin. ilâhî mevcudun en büyük ismi olup. 81-82. Peygamber(sav)’in kendisi için olanı. 2. Peygamber(sav)’e verilen pay olarak vasıflandırıldığı kanaatindeyiz. Allâh bu sıfatlarla o derece mevsuftur ki. ayette bildirilen bu mükâlemeye atfen ifade edilmiş olması şüphesizdir. Allah Md.967 Kıbrısî tarafından da savunulan bu ikinci görüşe göre Sidretü’lMünteha’da Cenâb-ı Allah ile Fahr-i Kâinat(sav) arasında geçen hususi mükâlemeyi bu ayet bildirmektedir. Allah(cc) doksan dokuz Esmaü’l Hünsası ile tecelli edip Zâtını tarif ettikten sonra İsm-i Âzam tecellisini açmıştır. 288. ss. ledunnî ilim olarak tanımlamasından dolayı bu bilginin miracta ümmetin havaslarına ve Hz. Diğer taraftan vasfın medlulü ile muttasıf Zat’a delaletleri dikkate alındığında “Esma” denmektedir. 1977 senesinde yaptığı bir sohbette değinmiştir. 28. Bu isim. Miracın bu yönüne Nazım Efendi. Başka bir yönden bakıldığında. Yani. hepsinde vasıf anlamı gözetildiğinden bunlara “sıfat” denir.. 471-477. Zatını bildirmek için Habibi’ni(sav) miraca davet etmiştir. böylelikle göreceli olarak zatını tarif etmiştir. 187 . Benim hürmetimde bilmedikten sonra. c. İbn Arabî. O’nun özel ismi olması bakımından diğer güzel isimlerinin delâlet ettiği 967 968 Râzi. Diğer doksan dokuz esmânın tecellisi İsm-i Âzam tecellisi içinde kaybolmuştur. 969 Toploğlu Bekir. Bir kimse Benim kullarımı. Beni kullarıma böyle bildir. Kıbrısî’ye göre Allah(cc). İnsanlar çeşit çeşit (Mü’min-kâfir) olduğu halde bütün insanlara ‘Benim Kullarım’ dedi Allah(ac). Kıbrısî’ye göre üçe ayrılan ilimden havas ve Hz. Tasavvuf Sohbetleri. ister sıfat-ı Müşebbihe olsun. 91-101. Hadis olarak rivayet edilmeyen bu bilgiyi. bunlar isim derecesine çıkmış kabul edilir.

13. Yemen melikesinin tahtını n. Süleyman(as) ile ilgili kıssada bu isimle dua yapılmıştır. güvenilirim’ dedi Yanında kitaptan bir bilgi olan biri. bu sırları açığa vurmalarına izin yoktur. c. bunları bilirler ve Allah(cc)’a rağmen kullanmazlar. usulün muhteviyatındadır. Hz. 972 “Cinlerden bir ifrit. 974 Bu konuda birçok örnek vardır ancak şu hadis -i şerif insana hizmetin önemini açıkça izhar etmektedir: “Allah Teâla kıyamet gününde ‘Ey kulum! Senden yiyecek istedim. Allah(cc)’ın sıddık kullarından olan Âsaf b. Allah(cc)’ın İsm-i A’zam ismine tevessül ederek. tasavvufta esasın değil. sen yerinden kalkmadan getiririm. 86. ss. (Onun ihtiyacını görüp sevindirmekle beni memnun etmiş olacaktın)’ diye cevap verir. Şeyh Nazım’ın da ifadelerinde görüldüğü üzere mirac. Peygamber(sav). Hz. İbn Arabî. Bilmiyor musun. dua yapmıştır. Marifet ve Hikmet. Kudüs’e göz açıp kapama süresinde getirilmesi. Bu ilimleri haiz Allah ehli ariflerin.bütün vasıfları içine alır. 99 esmanın müşâhede edilmiş olmasına yönelik nasların bulunmaması. eğer onu doyursaydın. Binaenaleyh Allah ehli olanlar. Kul. ‘Ey Âdemoğlu! 188 . sen onu doyurmadın. söz konusu kanaatimizi desteklemektedir. ‘Ben onu Sana göz açıp kapayıncaya kadar getiririm’ dedi Onu (tahtı) yanında hemen hazır bulunca. söz konusu bilgide vurgulanan şey. İslam’ın merkezindedir. ss. Allah Teâla ‘Hatırlasana. tahtın getirilmesi için.973 Sidretü’l-Münteha’da Cenâb-ı Allah ile Fahr-i Kâinat(sav) arasında geçen hususi mükâleme mevzuunda Şeyh Nazım’ın ifadeleri. Bu sebeple. onun şeyhlerinden naklettiği keşfi bilgi olduğu şüphesizdir. ‘Ya Rabbi! Sen âlemlerin Rabbi olduğun halde ben Seni nasıl doyururum?’ diye sorar. hakikat ilimlerindendir. Bu açıdan bakıldığında. Ebu Bekir(ra) ve Hz. Hz. Peygamber(sav) tarafından. (yaptığın hayrı) Benim katımda bulacaktın.970 İbn Arabî (v. bu benim Rabbimin ihsan ve ikramındandır…” Neml: 27/39-40. Bu isimlerden bazıları haflerden. 88. 638/1240)’ye göre ilahî isimlere ait havassı bilmek. Peygamber(sav)’in Hz. Ve tekrar. 243-246.971 Müfessirlerin çoğunun kanaatine göre. beni niçin doyurmadın?’ der. duasıyla olmuştur. İnsan-ı Kâmil. Allah(cc) ism-i şerifi.972 İsm-i A’zam. Berhiya. bu esma içerisindeki İsm-i A’zam diye adlandırılan bir ismi bilmesine rağmen. Ahkami’l-Kur’ân. sidre-i müntehâ’da. insandır. Dolayısıyla Allah(cc)’ın yeryüzündeki halifesi olan insan. falan kulum senden yiyecek istedi. bazıları kelimelerden oluşan isimlerdir. ilâhî vasıflarını toplar ve onlara delâlet eder. s. Cenâb-ı Hakkın bütün kemâl sıfatlarını. Ali(ra) ile paylaştığı sırları içeren bu bilgi türü. 974 970 971 Cilî. İbn Arabî’ye göre Hz. İlahi kıskançlık (el-Gayret) bunların açıklanmasına direnir. ‘Ben onu (tahtı) sana. Şüphesiz ben bunu yapabilecek güçteyim. bu isimle dua etmemiştir. aynı zamanda kulların Rabblerini tanıması ve insanın ilahî dergâhtaki kıymetinin takdir edilmesidir. 182-190. 973 Kurtubi.

2. 99 esmanın tecellilerini beden gözüyle izlemiş ve Kur’ân’ın her bir harfinde bulunan 24 bin sırra vakıf olmuştur. beşerde Allah nurunu göresin”976 Bu konuya şerh olabilecek mahiyetteki açıklamaları. Bana hizmet. 975 Bistâmî. Kâbe kadar değerli ve şereflidir. Mehdi(as)’nin gelişi ile zuhur edecektir.İnsanın söz konusu önemine binaen. Bunların dünya hayatında tahakkuku. 189 . taş ve topraktan bina edilen Kabe’ye gösterdikleri ihtiramı. Abdullah-ı Dağıstanî’den “Hamîsu’l-Kur’ân” ismiyle nakledilen bu makâmda. Şeyh Nazım’a göre sır.977 Bu ifadeleri Şeyh Nazım’ın sır konusundaki anlayışıyla birlikte değerlendirmek. Oysa kalbi nazargah-ı ilahî olan insan. ilahi muhabbetle olur. ‘Ya Rabbi! Sen âlemlerin Rabb’i olduğun halde ben Sana nasıl su verebilirim?’ diye sorar. Allah Teâla ‘Hatırlasana.no: 2245. bil ki Allah’ı gördün.sufilive. sûfilerin ziyadesiyle ifadeleri vardır. 977 www. Peygamber(sav). Ali(ra) ve Hz. sen vermedin. Beni gördün ya. ilahî bir cevher taşıyan insana göstermezler.com. doğruluk Kâbe’sinin. Allah’a itaat etmek. c. Bu manada Hz. 976 Mevlanâ. Abdullah-ı Dağıstanî’nin ifadelerinde görmekteyiz. b. Mesnevî. Hayatı Eserleri Fikri. Gözünü iyi aç da bana öyle bak ki. Peygamber(sav)’e mahsus olan. Senden su istedim Bana su vermedin’ der. hem miraç anlayışının daha net anlaşılması. onu övmektir. Kâbe’yi kurdu ama kurdu kuralı ona gitmedi. understandingAwliyah-Genny(mp3).975 Celâleddin-i Rumî (v. 671/1273) bu anlayışı şöyle ifade etmiştir: “Kâbe her ne kadar onun lütuf ve ihsan evidir ama benim vücudum da onun sır evi. kulun yaratılışında dercedilen kabiliyet ve esmadır.com. Eğer ona su verseydin bunu Benim indimde bulurdun’ der. Hz. Bu sohbetler ses ve video arşivimizde mevcuttur. Mesela Bâyazid-i Bistâmî’ye göre insanlar. Hâlbuki bu eve. 69. MSH-47secretsMiraj-1-102406. s. hakikî Kâbe’nin etrafında tavaf ettin.sufilive. filan kulum senden su istedi. Ebu Bekir(ra) vesilesiyle bugüne intikal etmişse de tamamı. Sakın Hakkı benden ayrı sanma. Cibril(as)’in dahi bilmediği Kur’ânî sırların verildiği makâmdır. Müslim. www.” Bkz. 43. Buna göre Kâbe Kavseyn makâmı. Allah. İlahi muhabbet ile ulaşılan sırrın alameti imandır. Hz. Kıbrısî’nin şeyhi. Bu sırların bir kısmını Hz. benim vücuduma. o ebedi diri olan Allah’dan başka kimse gelmedi. Kul. Birr. hem de bütünselliğin temini açısından zaruri görülmektedir.

Fezailu’l-Kur’ân. ‘lâm’ bir harf. İbrahim Kaçar. Altundağ Mustafa.Peygamber(sav)’in miracta şahit olduğu sır. tasavvuf ıstılahındaki anlayışların bir sentezi gibidir. ancak insanların idrakinin bu hikmeti kavrayamayacağını söylemekle yetinmişlerdir. ‘elif’ bir harf. söz konusu harflerin indirilmesinde hikmetlerin bulunmasının mutlak olduğu. Tirmizî. 297/909) ve Bâyezîd-i Bistâmî (v. M. 245/860). fenâ. Zaman içinde bu sistemin şeriata muhalif ve şeriatten âli tutulmasından sonra. Darimî. harflerle sayıların kutsallığı anlayışı üzerine inşa edilen sembolik anlatımlar sistemidir. Ancak Kur’ânda sırları bilinmeyen.. Diğer bir görüşe göre bu harfler. sır ve marifet membaıdır. Beşer fikri ona yetişemez. 638/1240) ve bazı sufiler de bu etkiye 978 Afifî. 796/1394) tarafından İslamî bir sistem haline getirilmiştir. ancak Hazret-i Muhammed(sav)’dedir. 1. 16. ‘Elif-lâm-mîm’ bir harftir. harflerin münferiden önemlerini vurgulamıştır. Ter.. marifete dönüşmektedir. Fazlullah-ı Hurufî (v. Zeki. vecde ve sırra yönelik her şey. 980 Duman. TDV İA. müntesipleri idam edilmiş ve varlığı sona ermiştir. Her sevap da on misli kadar artar.: H. Muhasibi (v. Peygamber(sav)’i Kâbe Kavseyn makâmının ötesine yürüten. Tasavvuf ve İslam’da Manevî Devrim. ‘mîm’ de bir harftir. 406-407. Hurûf-ı Mukattaa Md. iman ve marifet ile ele alınmıştır. 190 . 13701405 yılları arasında. İstanbul 1996. Cüneyd-i Bağdadî (v. Murat Sülün. Risale Yay. 18. iman ile mütalaa ederken. Bu aşk ile. Mesela bir görüşe göre huruf-ı mukattaa. Hz. Ebu’l-Ala. Anahtarı. Kur’ân’ın her bir harfinde bulunan 24 bin sırrın detayıyla ilgili bir açıklama ile karşılaşmadık. demiyorum. ss.978 Bu manada Kıbrısî’ye göre mirac. ilahî aşktır. ss. Sevabu’l-İcaz. c. 261/875) ilahî aşkı fenâ ile. Selef âlimleri bu konuda. Fezâilü’l-Kur’ân. bir fenâ haliyle varılan makâmda elde edilen. ilâhî birer şifredir. 32. Tasavvuf terminolojisinde ilahî aşk. 979 Tirmizi. zevke dayalı marifet ile müteala etmektedir. pek garip ve alışılmadık bir şeyin mukaddimesi ve keşif kolları olduklarına işarettir.”979 hadisi. huruf-ı mukattaa hakkında nakledilen “Kim Allah’ın kitabından bir harf okursa. Müteahhirîn âlimleri ise çeşitli görüşler beyan etmişlerdir. onun için bir sevap vardır. Şeyh Nazım’ın bu anlayışı. Zünnun-ı Mısrî (v. İbn Arabî (v.980 Miladdan önce üçüncü yüzyıldan itibaren görülen Hurufilik. Bu sistemin geliştiği dönemlerde. 237-256. 243/857).

982 Sadreddin-i Konevî (v. 983 Konevî. Tasavvuf Metafiziği. Hüsamettin. kelam ile sarf edilebilirler. Onlar içerisinde. onu bir kez kullanmış ve ashabından bazılarına bu sırrı bildirmek istemiştir. Mülk âleminde hakikatler. ss. Peygamber(sav)’in 12 bin miracı olduğunu şöyle ifade etmiştir:985 “Senin bildiğin.984 Binaenaleyh miracta. Bir tek miractaki olan hakikatten söylendiği vakitte.kapılmıştır. 196. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. melekût âleminden. yaratma ve var etme konusundadır. aynî varlığa çıkan her hangi bir şey. 408-412. zahir harf olur. Peygamber(sav)’e Kur’ân-ı Kerim’in harflerinden açılan sırların mahiyetini bu çerçevede değerlendirebiliriz. Peygamber(sav). c. harici varlıkta takipsiz taayyün ederse. 191 . kelamın suretinin kendisi ile zuhur ederek. kendilerini bilenlerin nefsinde şekillenmeleri açısından ele alındığında. ss. Bu şey. kökler ve nesneler gibidir. TDV İA.. ilmî varlıktan. Nazım Efendi. manalar da kelimeler üzerine bina edilmiştir.”986 981 982 Tafsilatlı bilgi için bkz. Her birisinin tek başına ve birleşik olarak hususiyetleri vardır. sadece taşıyıcı bir madde ve maddenin kendisi ile tahakkuk ettiği surette olur. Hz. s. ss. Maddenin hariçte somutlaşmadığı malumları. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin izahıyla karşılaşılmamıştır. miracın doğrudan doğruya ifade ettiği mana ile meydana gelmiş olan mucizeyi kabul edebilmekte çok kimseler şüphe ediyor. Tebük savaşında Hz. suretler de mülk âlemindendir. 18. ıstılahtaki söz konusu telakkiler çerçevesinde olabilir. 984 Cilî. hariçte somutlaştırdığı şeydir. 985 Kıbrısî. 73-74. kelimenin fiilindendir. suretler üzerine bina edildiği gibi. Madde. Nakşibendî sâdâtına göre.. batın harf olur. Bununla birlikte harf ve kelimelerin her birisine ait manevî mertebeler vardır. 89. 38. harflerin fiilinden değil.983 İsmail Hakkı Bursevî’ye göre hakikatler. ss. Marifet ve Hikmet. Ancak ehlullah. 24 bin sırrın mahiyeti hakkında. Lakin Sıddık-ı Ekber’e(ra) vâris olan Sâdât-ı Nakşibendiyyun Meşayıh-ı İ’zam’ın malumatı olan 12 bin mirac vardır. İbn Arabî. Hurûfîlik Md.981 Binaenaleyh İbn Arabî’ye göre harfler tabiatler. 128-129. 684/1274)’ye göre harf ve kelimeler. İsâ(as)’ya verilen ölüleri diriltme mucizesi de bu ilimdendir. Aksu. Hz. Bu kelimenin havası (özelliği). Tasavvuf Sohbetleri. 986 Aynı yer. Mesela “Kun” (Ol) kelimesi. Allah(cc)’a rağmen onu kullanmaktan teeddüp ederler. senin işittiğin bir miraçtır. 90. Dolayısıyla Kıbrısî’nin Kur’ânî sırlar hususundaki telakkisi.

miractaki fiziksel rüyetin kabul edilmediği gibi. 269-271. Peygamber(sav) önce “Senin gazabından senin rızana. O esnada Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. Çanakkale Harbinde Dağıstanî. Bice Hayati. akıl ve ilham). 4650. ss.Bu mevzu da. ss. Detayları için bkz. farklı kanaatleri söz konusudur. Peygamber(sav)’in Allah(cc)’ı bilmesindeki dereceleri üzerinden izah etmiştir. İşaret Taşları. 989 Bu tezde bkz.. 1393/1973) hayatında buluyoruz. Tefsiru’l-Kur’ân. Kıbrısî’nin 12 bin miraç anlayışında etkili olduğunu düşündüğümüz keşfî bilginin izleri. Hz. ravilerin mirac hadisesini ayrı ayrı nakletmelerinden dolayı birçok isrâ ve miracın ileri sürüldüğünü savunmuştur.987 Bu hususta nasların incelenmesinden sonra ulaşılan kanaat ile manevî tecrübeye dayanarak elde edilen keşfî bilginin iki ayrı beyanı bulunmaktadır. Kaynaklarında ilk defa mirac edip. Peygamber(sav) ile birlikte bir mirac tecrübesi yaşar. Bu izaha göre Allah(cc). reddedilen bir konudur. Peygamberine(sav) “Secde et ve yaklaş”991 diye emretmiştir. cezandan 987 988 İbn Kesîr. Hayatı Eserleri Fikri. 990 Bistâmî. Meselâ İbn Kesîr (v. ruhun Hakka yücelmesi. Bu anlayış Muhyiddin İbn Arabî’nin yaptığı önemli katkılardan sonra. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin (v. sadece ehlinin bileceği hal olarak tanımlamış ve bu hali.990 Cuneyd-i Bağdadî’nin bir gaybet ve fena hali olarak tanımladığı bu hali Serrâc. 774/1373). Başka bir ifade ile biri tek başına din-i İslam’ı temsil etmeyecek üç yaklaşımın (nas. Hz. 991 Alâk: 96/16. İstanbul 2006. 155-161. semaya yükseldiğini ve orada Allah(cc) ile mülakatta bulunduğunu söyleyen Bâyazîd-i Bistâmî olmuştur. s. Hakka doğru yapılan manevî mirac olarak anlaşılmıştır. Tasavvuf ıstılahında benzer tecrübeler paylaşılmıştır. 9. Peygamber’in arkasında namaz kılması yönündeki tecrübesi. c. 192 . cephede yedi gün baygın kalır. Hz. kalbine saplanan bir şaraplen parçasıyla aldığı yaradan dolayı. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Hayatı/Şeyhi Abdullah Dağıstanî ile Buluşması. İnsan Yay.988 Aynı şekilde Kıbrısî’nin hayatında bahsettiğimiz bir tecrübesinde. bir tür mirac görülür.989 zamansız bir zaman olarak da telakki edilen miracın 12 bin defa olması yönündeki kanaati destekleyici mahiyetteki tecrübelerdir. Beytü’l-Mamur’a yükselmesi ve orada Hz. bu hususta ittifak olunan miracın bir kere olduğunu ancak.

Bunun üzerine Hz.bağışlamana sığınırım. ariflerin ve tevhid ehlinin anlayışları ulaşamaz. Burada Kendini(sav) aradan çıkardı ve “Sen Kendini sena ettiğin gibisin” demiştir. 249-250. Peygamberin(sav) bu yolculukta. Kıbrısî’nin Amerika vekili Şeyh Hişam. Rûhu’l-beyân. huzur-u ilahîye ümmetini kalbine alarak yükselmiştir. c. Peygamber(sav)’in duasıyla. Musa(as): “Sana sadece adını sordum. Kıbrısî’nin bir vekili tarafından yazılan bir eserde. Peygamber’e(sav) dönerek: “Eğer ümmetinin her âlimi böyleyse şahitlik ederim ki. Peygamber(sav).: Hasan Kamil Yılmaz. Peygamber(sav)’den “Ümmetimin âlimleri Benî İsrail’in peygamberleri gibidir. 116-117. Aclunî. Bursevî. ss. size elinizdeki nedir diye her şeyi bilen Allah(cc) sual ettiğinde. Gazalî: “Benim adım. 995 Musa(as) İmam-ı Gazalî’ye adını sorduğunda. Şuan Peygamberlerin Sultanı ve Hateminin huzurundayız. miracın zamansızlığına delalet etmektedir. 656/1258) tarafından görülen bir rüya olduğu beyan edilmekte ve Bursevî’nin Bakarâ: 2/143 tefsirinde zikredilmektedir. gaybet ve fenanın da zirvesine vasıl oldu. mirac hadisinde bulunması. 505/1111) görüşmesi üzerinden anlatmıştır. Bu kıssaya göre Musa(as).992 Bu anlayışa müteallık bir konu ise Hz. Benim için ziyadesiyle mesrur olduğum bir lahzadır. Peygamber(sav) kurbiyetinde daha kemal bir makâma geldiğinde. Keşfu’l-hafa. Serrâc’a göre. “Sana övgü sayamam” dediği makâmdan daha ötelere vardığında yakınlık. 1/264.” der.993 Kendisinden sonra gelecek ümmetin. Allah(cc)’ın kendisine sığındığı makâma vasıl olmuştur. Peygamber(sav)’in kendini aradan çıkardığı bu hale.. 1.” der. s. Hz. www.sufilive. 193 . Mescidu’l-Aksa’da Hz. Benzer bir anlayışı. Hz. Musa(as) ile İmâm-ı Gazalî’nin (v. Bunun üzerine Musa(as) Hz.995 992 993 Tusî. ümmetini ve ümmetinin evliyalarını da yükseltmesidir. Şeyh Hasan Şâzeli (v.”994 hadis-i şerifinin hikmetini sormuş ve o âlimlerden birini görmeyi murad etmiştir. Mirahmadi.com. 13. Tefsir. sığınmaktan utanmış ve O’nu övmeye sığınmıştır. 994 Neysaburi. el-Lumâ. Ben -i İsrail’in peygamberleri gibidir. Bu mülakatın. İstanbul 1996. nesebini oğlunun adıyla beraber birlikte söyledin? diye sorduğunda Gazalî: “Efendim siz beş büyük Peygamberden birisiniz. 2/64. senin ümmetinin uleması. Altınoluk Yay.” dediği bir makâmda Allah(cc)’ın sıfatlarından yine Allah(cc)’ın sıfatlarına sığındıysa da sonra. Hz. o kadar uzun cevap vermenizin sebebi hayatınızın en şerefli lahzasını mümkün olduğu kadar uzatmaya çalışmaksa. Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Muhammed Ebu Hamid el-Gazalî” demiştir. “Senden Sana sığınırım” diyerek. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. bu soruyu cevaplamak üzere Gazalî’nin zerreleri orada cem olmuştur. ss. Sufi Meditation.. benim gayemde benzer şeref içindir. Bkz. Ter. neden bu kadar uzun bir yolla künyeni. vecd ehlinin. 072408-cyprus-MSH-warith-Muhammady2. Bkz. Hz. Efendim.

Kıbrısî’nin Amerika’da görevli bir müridi tarafından yazılmıştır. s. Hz. 998 Mirahmadi.1000 Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.. Peygamber(sav)’e teslim edilmesini. ümmeti saf ve temiz olarak arz edilmiş ve Peygamber(sav)’in kabul etmesi üzerine ona emanet edilmiştir. peygamberlere varis olan evliya ihsan edilmiştir. Kitâbu’l-mirâc. Hz. 69.Velî-Evliyâ Konusu. 94. 124 bin evliyayı vermiştir. nefislerinin ve şeytanın peşinden nasıl gidecekleri göstermiştir. Albayrak Halis. 194 . beden ile miraca çıktıklarını ifade etmemişlerdir. hem de bu gücünün dâhilinde olan bilgidir. İstanbul 1993. 166.996 Sufilerin bu tür tecrübelerine getirilen bir izah ise “izafî gayb” kavramıyla ele alındığı olmuştur. Hz. 124 bin evliyanın Hz. s. 1280/1864)’ye göre Hz. 1000 Nakşıbendî. bu veliler içerisinde her zaman biri. Mirac ile ilgili olmayan bu görüşe göre de. B şahsı için şehadet olur. Nefs Mertebeleri. Şule Yay. Peygamber(sav)’e.998 Kıbrısî 124 bin evliya hususunda beyanlarda bulunmuştur ancak. Peygamber(sav)’in varisi olarak. kutubu’l-aktâb makâmındadır.Velilerin beyan ettikleri mirac tecrübelerinin dinen caiz olup olmadığı tartışılmıştır ancak sufiler. 1001 Kıbrısî. Hz. 85. Şemseddin-i Nakşibendî (v. bu durumun miraca gerçekleştiğini belirtmemiştir.1001 996 997 Kuşeyrî. yevmu’l-ezelde olduğunu ifade etmiştir. Kur’ân’da İnsan-Gayb İlişkisi. Bu izaha göre miracla ilahî huzura vardığında.999 Istılahta 124 bin evliya mevzuunda fazla bahis yoktur. s. Dolayısıyla ümmetten bazı havas kulların uyku ile uyanıklık arasında yaşadıkları bu tecrübeler. yadsınmayacak bir durum olarak kabul edilmiştir. İlim ve Marifet ile ilgili Kaynaklar/b. 14. Emaneti yüklendikten sonra Allah(cc). hem insanın mevcudu bilme potansiyelini aşan. Peygamber(sav)’e geçmişteki peygamberlerin sayısınca. Sufi Meditation. Paygamber(sav)’e ümmetin hakikatlerini yani. Ümmetini korumak için Peygamber(sav). 999 Bu tezde bkz. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber(sav)’in bedenle yaptığı miracın. s. Buna göre A şahsı için gayb olan. s.997 Mirac olayına Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde getirilen farklı bir bakış. hiç kimse tarafından yaşanmadığı sabittir. Allah(cc)’tan yardımcılar istediğinde Allah Tealâ. Bu bilgi türü.

TTS.org. bir açıdan muhtelif zaman telakkileri içermektedir. 66. Video kaydı arşivlerimizde mevcuttur. 1004 Attâr. yevmu’l-ezelin vuku bulduğu zaman. Ona ‘Niye ağlıyorsun’ diye sordu. Bu açıdan bakıldığında zamanlar arası kronolojinin olmaması. Hilmi. Câmiu kerâmat. O da ‘Ya Cibril. Kuşeyrî. 636-637. Peygamber(sav)’i taşıyacak Burak’ın.’ dediğinde Cibril(as) ‘O sensin’ dedi Bkz. ss. iki zamanın nasıl birbirinden temyiz edileceği önem arz etmektedir. Şeyh Mirac konusunda Hakkâniyye Tekkesi ve muhitindeki anlayışını incelememizde. Dolayısıyla miracta Hz. ss. Kâbe Kavseynde de. 1003 Cebecioğlu. www. Bast-ı zaman olarak bilinen bu keramet. Gümüşhanevî.Mirac ile Elest bezmi (yevmu’l-ezel) konuları.1002 Bu değerlendirmelerin geneline bakıldığında Kıbrısî’nin yevmu’l-ezel ile mirac anlayışı bir açıdan benzer. zaman içinde zaman halkeder. 382-424. tayy-ı zaman ile de ilgilidir. tamamlayıcı cüzleri Nazım’ın oluşturmaktadır. 345. zamanın işleyişinin değişmesi. miracın anlaşılması hususunda tamamlayıcı bir vecihtir. Allah(cc) dilerse velî kulu için. Hakkani. ss. zaman olmayan zamanda. yevmu’l-ezelde de zamanların önceliği ve sonralığı yoktur.1003 Istılahta bu konuda sayısız menkıbe nakledilmiştir. Mirac ve yevmu’l-ezel anlayışına bağlı olarak ele alınan zamansızlık mevzuu.tr msh-suhbat-09202003-Isra.1004 1002 Cibril(as) Cennetten. tez konumuzun dışında kalmaktadır. bu zamanların tek bir tarifte toplanmaları anlamına da gelip gelmeyeceği farklı bir mevzudur. yerin dürülmesi. Nebehânî. Zamana ve mekâna bağlı olan nasutî âlemden bakıldığı zaman. Kıbrısî’nin ABD vekili tarafından zamansız bir zaman olarak tanımlanıp bu şekilde değerlendirilmiş olsa da. Kıbrısî tarafından böyle bir ifadenin zikredilmemiş olmasından dolayı. Allah(cc)’ın velî kuluna bir anda uzak mesafeler katettirmesi olarak anlaşılmıştır. Kıbrısî’nin Amerika Halifesi olan Şeyh Hişam. Menakıb-ı Hacı 195 . Uludağ. müşterek bir hadiseye kaynak teşkil ettiğinden. miracın vuku bulduğu zamandan öncedir. Bu kavramlar. miracı zaman olamayan zaman olarak nitelendirirmiştir. tasavvufta tayy-ı zaman ve tayy-ı mekân kavramlarıyla da kesişmektedir. TTDS. 65-66. Gölpınarlı. bir tanesini ağlar buldu. Zamandan ve mekândan münezzeh Hakk’ın âlemi olan lahutî âlemden bakıldığında. Ehl-i Sünnet İ’tikadı. Tezkiretü’l-evliyâ. Hadikatü’l-evliyâ. 7000 Burak’ın tamamı Allah’ı tesbih ediyorken. er-Risale. telkinler. nasıl tayin edildiği. 7000 Burak’tan bir tanesini seçmek için çıktı. ss. Allah bizi yarattığında biriniz benim Peygamberim’i İsra gecesinde taşıyacak dedi O zaman olmayan andan beri Ya Rabbi beni o Burak yap diye yalvardım.

Bunlarla beraber insan aklı ve ruhu ışık hızından daha hızlıdır. ulûhiyettir. “Bu sıfat Peygamber(sav)’e niçin giydirildi?” şeklindeki bir soruya Nazım Efendi cevap olarak. Kısaca televizyondaki tayy-ı mekân. havada sabit duruyormuş gibi hissetmeye benzetmiştir. ruh ile ve cesed ile olur. beraberindeki eşyaya da yaptırılır. 214-228. Bir Allah Dostu Diyor ki. bir nevi tayydır. rüya ile. Tasavvuf Sohbetleri. Zihebî. Peygamber(sav)’in Mekke ile Kudüs arası yaptığı ruh mea’l-cesed nev’indendir. Ulûhiyyet vasıflarının en önemlisi. ses ile. Peygamberdeki ilahî aşkı göstermiştir. suret ile. Ankara 1989. Zira ruhun hızı her yerde her an olabilme kuvvetindedir. İslamın Mistik Boyutları. 88. nizam ve hukuk belirleyen olmasıdır. aşkla varlığından geçen Peygamberin(sav) içeri girdiğini ifade etmiştir. Kıbrısî’nin mirac anlayışını incelemek açısından mühimdir. Peygamber(sav)’e ulûhiyet sıfatı giydirilmiştir. saniyede 300 bin kilometre olan ışık hızına. tayy-ı ses. 1006 Kıbrısî. 1410/1989) tasavvuftaki tayy-ı zaman/mekan kavramını. ys. Menâgibu’l-İmâm el-A’zâm. 114-124. 1005 Derman. Münir.1005 Şeyh Nazım’a göre Miracta. Çünkü ulûhiyyet ve otorite birbirini gerektirir.1006 Miracta Hz. Hz. akıl (idrak) ile. 1980’li yıllardaki bilim ve teknoloji ile izah etmiştir. 196 . Bu izaha göre günümüzdeki radyo. Dört Evliya Menkibeleri. ss.Cumhuriyet dönemi mutasavvıflarından Münir Derman (v. Bunun için tayy-ı mekân yaptırılan velî kulun. ilahî kudret denize düşen bir damla gibi olması gerekir. ss. Bu ifadede anahtar kelime ise. Bunun için insan ruhu.. Schimmel. Sabuncu. Hz. tayy tecrübesini. uçakta 900 km/saat ile hız alırken. Birinin rüyasına girmek. televizyon tayy-ı renk ve suret olarak adlandırılmıştır. Allah(cc)’ın hayatımız için kanun koyan. Hz. Sidre-i münteha’dan içeri yokluğa düşme kaygısıyla giremeyen bir Cebrail(as) varken. Bunların her biri ruha binerek tayy ederler. ses ve görüntünün yüklenerek dolaştırılmasıdır. izzeti ve kudreti murad Bektaş-ı Velî. Münir Derman. Cesed ile olan tayy. s. Benzer şekilde insanın da tayy’ı. Ulûhiyyetin gerektirdiği otorite mülkü. koku ile. nefsanî kirlerin yükünden arınıp. Peygamber(sav)’e ulûhiyet sıfatının giydirilmesini anlamak.

c.” Âl -i İmran: 3/26. ortağı olmamayı gerektirir. İstanbul 2010. ilâhi sevgi ile kavrulur. ateşe ulaşıncaya kadar birkaç kanat çırpar. O’nun nezdinde kendisine izin. Bana kulluk edin!” diye vahyetmişizdir. Pervane kendi gayret kanadıyla ateşi özleyerek uçar. aşktır. İlah Md. kime dilersen mülkü ondan çekip alırsın. yegâne hüküm verici olmayı. Kimi dilersen onun kadrini yükseltir.”1010 ayetinde belirtilen bir ortaklık değil. Şamil Yay. s. maşukun gönlüne derya misali dolmasıdır. Her şeyi hakkıyla bilendir. Yaşar . kime dilersen ona verirsin. el-Lumâ.” Mümtehine: 60/6. Marifet Yay.1013 Sûfîlere göre içmek. verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Canânı düştüğünden. 27-29.1008 Ortağı olmamak. Kıbrısî’ye göre. ateşe âşıktır. 1013 Hucvîrî. Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı arzu edenler için güzel bir örnek vardır. Keşfu’l-Mahcûb(Hakikat Bilgisi). maşuka kolay gelir. 321.. ateşin onda ilerleyişi başlar. Pervane bir anda maşukun 1007 “De ki: Ey mülkün sahibi Allâh’ım! Sen mülkü. Mâşuklarını müşâhede esnasında. 449. Onların buralarda hiçbir ortaklığı olmadığı gibi. s. 1008 “Ey Muhammed! Senden önce gönderdiğimiz her Peygambere: “Benden başka ilâh yoktur. 1010 Sebe: 34/22-23. maşukun nurundan kendi kalplerine ferahlık ve sevinç doğduğu için. 1014 Tusî. 1012 “Onlarda sizin için. kimi dilersen onu alçaltırsın. ss.1009 Dolayısıyla Kıbrısî tarafından bahsedilen bu ulûhiyet sıfatı. “tevessül” kavramı dahilinde anlaşılan bir ortaklık olduğu görülmektedir.” Zuhruf: 43/84.” Enbiyâ: 21/25 . Metin. İstanbul 1984. 1011 Mâide: 5/35. “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve Ona yaklaşmaya yol arayın”1011 ayetinde belirtilen vesilelerde ve model insanlarda1012 söz konusu sıfat görülmektedir. 197 .. onun da bunlardan bir yardımcısı yoktur.. “Allâh’ı bırakıp da O’nun ortağı olduklarını kupkuru iddia ettiklerinize istediğiniz kadar yalvarın. aşk düşüncesinin bilinci kaplayıp. ss. 76-79. Ama kim de aksine giderse bilsin ki Allah. ruhları. Binaenaleyh. Hucvirî’ye göre aşk. Ahmet. bu müşâhedeyi içmeye benzetirler. Sevgiliyi görememe güçlüğü dışında bütün güçlükler. Allah’ın Sıfatları (Esmâü’l-Hüsnâ). Peygamber(sav)’e ulûhiyet sıfatının giydirilmesine vesile olan şey. Yurdagür. hikmetleriyle beraber bilmeyi gerektirir. Hz. hüküm verilecek her şeyi. ona ulaşınca da uçuş biter. Bu haldeki sufînin cânı içine. âlemin bütün denizleri muhabbet denizi olsa. Şâmil İA. bunların hepsini içtiği halde hâlâ. temiz sırları ve yüce insanlardan gelen şeyi algılamak ve bununla ferahlanmaktır.ettiği gibi dağıtır1007 çünkü ulûhiyet.1014 Âşık pervane gibidir. Onların ne göklerde ne yerde bir zerre miktarına bile güçleri yetmez. 4. ganî ve hamiddir. 1009 “O hüküm ve hikmet sahibidir.

Hz. Bu durum zaman söz konusu olmaksızın. Kıbrısî’nin ifadesiyle ulûhiyet sıfatı giydirilmiştir. zaman ve beyan kalmamıştır. sidretü’l-menteha’nın sahibi olan Allah(ac)’ta olmuştur. Çetinkaya. Aşkıyla kendi sıfatlarını. ilim. Hakk’ı Hakk ile görmesidir. aşk. 134-135. fena. 198 . Ahmed. Kıbrısî’ye göre aşk. Çünkü her eşyada O’ndan bir işaret var ve bu da O’nun birliğine bir kanıttır. ss.: Turan Koç. Hz.. Kuşeyri. Aşkın Halleri. Velî-Evliya konusunda incelenen fenâ-bekâ anlayışına istinaden.kendisi olmuştur. 70. Nefs bahsinde teferruatı bulunan bu bilgiye göre tüm kullar. Peygamber(sav). Mustafa(sav)’in Hakk Teâlâ’ya nazar ettiğinde. 102-106. fena halinde zuhur eden ulûhiyet sıfatları tekrar fena olunca. zehirden etkilenmeyecek bir maneviyatı vücudunda taşırken. M. Ter. Peygamber(sav)’in miractan dönüşü ise. Bu yüzden Hz. Peygamber(sav)’in kendindeki hal ve sıfatlarındaki fenası. er-Risâle.1015 Aslında bu aşk. Farklı bir ifadeyle. 1018 Kuşeyrî. o tevhîd kuvvetini kalbinde toplamış ve bedenen sıradan insanlar gibi olmuştur. Sufîlerin detaylı beyanları vardır. beka ve uluhiyet gibi kavramlarla birlikte ele alınmıştır. beka olarak adlandırılmıştır. ruyetullah. Firavun’un dünya hayatında bulunduğu durumda imtihana tabi olsaydı. ss. Gelenek yay. Hz. kulluk sıfatlarında bekâ olmuştur. Ali(ra) fenâ makâmında. s.1018 Şeyh Nazım Efendi’nin sohbetlerinde mirac bahsiyle ilgili paylaştığı bir bilgi. ilahî sıfatlarda yok eden Hz. Hz. Yani fark halinin yok olup.1017 Miracın Kabe Kavseyn anı. İstanbul 2004. Kitabu’l-mirâc. kişinin nefsine dairdir. cem halinin yaşadığı hal bu haldir. kendi sıfatlarına daha kemal bir dairede geri dönüş olması hasebiyle.1016 Ancak bu anlayışın ihtiva ettiği fena-beka hususunda. Bu halde kendisine ait nefs. Firavunun 1015 1016 Gazâlî. 1017 Kıbrısî. Bu an Kuşeyrî’ye göre. Hakk ile Hak’la beraber kalmadır. 86. Daha sonra bunun evrende ihsas ve temyize döndürmesi ise farkın aynıdır. Peygamber(sav)’i fenaya taşıyan hal olmuştur. âşığın mâşuğunda kaybolup O’nda fani olmasıdır. s. Kuşeyrî’ye göre bu durum bir gurup âlimlerin cem ve mahv ile işaret ettikleri şeyin kendisidir. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber(sav) Hakk’ın vasıflarını almakla kendi vasıflarından soyutlanmıştır. Resul(sav) beka makâmında.

1021 Aynı eser. Erzurumî. narî olan nefsin muharebesi. Ter. potansiyel olarak bir firavun nefsi taşımaktadır. ruhun nefse imamlığını isbat etmeye çalışmıştır. Tasavvuf Sohbetleri. Sad.yaptığı gibi rablik ilan edeceklerdi. Buna göre ergen olmak. Pârsâ Muhammed. Rûhu’lBeyân. ss. akıl sahibidir. s. İnsan vücudunda ruha hükmedecek tek kudret. diğergam olmak. 1019 1020 Kıbrısî. akıl tahtına hâkim olmak ve nefsin benliğinden kurtulmak için yapılmıştır. İstanbul 2011. 1025 İbn Arabî. Bu anlayışı. Bkz. ss. Semerkand Yay. 18. Bu şer’î şartları ruh ve nefsle mukayeseli ele alan Arabî.1021 Bu durum ıstılahta “Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü?”1022 ayetinde bildirilen bu hakikatte bağlı olarak. Her şeyi sebeplere bağlamaya ve sebeblerin arkasındaki müsebbibi görmemeye denir. Sümer Kitapevi. her bir şartta ruhun üstünlüğünü izah ederek. a. erkek olmak. Uludağ. c. 199 . 1023 Şirk-i Esbâb da denir. nefsin değil. zahiri imamet emirine istinaden izah etmiştir.g. ruhundur. et-Tedbirâtu ilâhiyye. İstanbul. Meselâ ruh. 113. Aynı eser. mana vücudunun. Tafsilatı için bkz. s. elest bezminde ergenliğine ermiştir. 18. TTS. Firavunvarî bu yönünden dolayı esfele’s-safilîn’ne düşebilecek ve hayvanî bedenin bile hakkını yerine getiremeyerek. müttaki olmak ve Sâdıklarla beraber olmak gibi kesbî şartlar halifeyi belirler. Allah(cc)’tır. yaratılışındaki ahsenu’l-takvim kodları ile kulluk görevini yüklendiği zaman. Böylesi nefis her fiilde kendisini hâkim bilerek hak üzere olduğunu zanneder. Alem Yay. 52. 38. hür olmak. manen hayvanlardan bile düşük bir derecede bulunabilecektir. s. et-Tedbirât. İbn Arabî. s.1024 Nefs-i emmâre ile ruh. M. Allah(cc) ile daimi bağı bulunan ruh. Nuranî bir yapıda olan ruh ile. 1024 İbn Arabî’ye göre insanî vücudun tedbiri için hangisinin imam olacağını ise. 547-564. ilim sahibi olmak. 1026 Kıbrısî. İbn Arabî.: Selahaddin Alpay. 88-89.: Hasan Almaz. akıl sahibi olmak. “Biz. bir imam olmalıdır. 10.e. ss.1025 Nefsin bu yönü ile ilgili irdeleme.. İstanbul 1973.. nefs başlığında yapıldığından burada tekrar edilmeyecektir. 336. aynı anda mana vücuduna imam olamayacağından. s.1026 Bununla birlikte insan. “şirk-i hafî” kavramıyla da ele alınmıştır. Bursevî. ss. Başka bir ifadeyle her kul. vücud sarayındaki imamet hakkı. ss. 23. Ancak Kıbrısî’ye göre insan. Erzurumî İbrahim Hakkı.1019 Kıbrısî’ye göre bu nefsin vasfı. şer’an imamet şatları belirlemiştir.. Nakşibendî. s. İnsanın. 1022 Furkan: 25/43. Nefs Mertebeleri. nefsine ait bâtıllarının hak olduğunu iddia eder. nefsin tahakkümü bir nev’i kalbî şirk telakki edilmiştir. Risâle-i Kudsiyye(Şah-ı Nakşibend^den Sözler). 45-46. 67.1023 Mutasavvıflara göre bir vücudda. Kureyşî olmak ve engelli olmamak gibi fıtrî şartların yanı sıra.1020 Buna göre kul bu halde iken Hakkı Hak olarak kabul etmeyip. melekût âleminde itibar görebilecek bir mahlûk olarak değer kazanır. Ter. 79-87. Bunun gibi tüm şartlar ele alındığında görülüyor ki. Fuad Başer. “la ilahe illa ene” demesidir. Marifetname.

Bunlardan bir payın doğrudan ümmete tebliğ içindir ki bu pay. Bir dem döner Cebrail’e. Firavun’un dünya hayatında bulunduğu durumda imtihana tabi olsaydı. evliyaların kalblerine tebliğ içindir. Firavunun yaptığı gibi rablik ilan edeceklerdi. Bir dem gelir İsa gibi.gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. kaynaklarda mirac hediyeleri olarak sabittir. bugüne tevarüs edenleri. Peygamber Efendimize(sav) mahsustur. doksan dokuz Esmaü’l Hüsnası ile tecelli edip Zâtını tarif ettikten sonra İsm-i Âzam tecellisini açmıştır. 43. Evliya. Bir dem varır deyre girer. 720/1321) mısralar şöyledir: “Bir dem varır mescidlere. Bu mevzudaki Yunus Emre (v. Kıbrısî’ye göre evliya. Söz konusu bu mahrem bilgilere göre Allah(cc). Bir dem girer kibir evine. Peygamber(sav)’in aşk ile fenaya düştüğü makâmdır ki burada Efendimize(sav) ulûhiyet sıfatı giydirilmiştir.”1027 ayetiyle bildirilen bu yönünü. Şeyh Nazım’a göre. Bir dem gelir gümrah olur. Bu bilgilerden bir başkasına göre insanlar. Timurtaş. mirac ilimlerinden olan üçüncü payı da Hz. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin Hz. miracta Peygamber Efendimize(sav) tebliğ olunan ilim. ölmüşleri diri kılar. Firavun ile Hamân olur. Ali(ra)’ye bildirilen sırlardan. miractaki tüm temâşânın fiziksel bir görüş olduğuna dayanmaktadır. Efendimize(sav) miracta. rahmet saçar her mahfile. ikinci paydan keşfen haberdar olur. Bu makâm Hz. Kıbrısî’ye göre miraçtan iniş ise bekâ makâmını temsil eder. Peygamber(sav)’in arkasında namaz kılması bu bilgilerin temelindeki manevî tecrübelere misallerdir. Kâbe Kavseyn’e dair malumatlar. Peygamber(sav) ile birlikte yaşadığı mirac tecrübesi ve Kıbrısî’nin hayatında bahsettiğimiz bir tecrübesinde. Hz. Üçüncü pay ise. Allah(cc)’ın sonsuz rahmetini vurgulamaktadır. 200 . 1027 1028 Tîn: 95/4. Yunus Emre Divanı.”1028 Şeyh Nazım’ın mirac anlayışının temeli. Peygamber(sav)’in 12 bin miracı vardır. 5. İncil okur ruhban olur. tasavvuf ıstılahında farklı açılardan ele alınmıştır. yüz sürer anda yerlere. Sonra onu. s. aşağıların aşağısına indirdik. ilmen bilebilir. Beytü’l-Mamur’a yükselmesi ve orada Hz. Ebu Bekir(ra)’e ve Hz. İkinci pay. miskin Yunus hayran olur. üç kısımdır.

Allah(cc)’a yapılır. Istlahâtu’s-sufiyye. 7. izharıdır. c. s. ubudiyet bakımından Allah(cc)’a kulluk yaptığı gibi. Kulluğun gereği olarak. 1034 Hicr: 15/99.”1033 ayetinde kulluğu izhar edici fiilin ibadet etmek olmasından hareketle. kalbin Allah(cc)’tan ayrılmaması gibi yüce bir anlam ifade ettiği için tasavvuf ıstılahında 1029 1030 Firuzebadî. s.1036 Ancak insanlar. 1037 “Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir. insanın asıl görevinin kulluk olduğu. “Sana yakın gelinceye dek Rabbine kulluk et. Dünyanın kulu olanlar. tevhîd dininin gereği olarak yalnız Allah’a taptığı vurgulanmıştır. kulluğa kuvvet kazandırmak ve bunu rahat yapabilmek içindir. Istlahatu’s-sufiyye. 319.1035 Mutasavvıflara göre ubudiyet.9. s. 10-16. acziyetin ve kulluğun. 1035 Vehbî. Müfessirlere göre hayatta uğraşılan diğer işler.” Meryem: 19/93 . Kulluk ve ibadet. Kâşânî. 201 . s. 1033 Zâriyât: 51/56. 126. İbadet ise. varoluşları bakımından Allah(cc)’ın kulu olsalar da. bedenî ibadetlerin yanında. nefsin hevasına muhalefet etmek ve Allah(cc)’ı tazim etmek anlamlarına gelen Arapça bir kelimedir. Isfehanî. ss. dünyaya da kulluk yapmaktadırlar. “Ben cinleri ve insanları. c. abidin ruhunu diriltir ve ona ehadiyet makâmlarını tecrübe ettirir. KULLUK MAKÂMI (ÂBİD): Âbid kelimesinin Arapçadaki kökü olan “abd” köle.”1034 âyeti de hiçbir mükellef kulun ölünceye kadar ibadet vazifesinin sakıt olmayacağı yönünde anlaşılmıştır. İbn Manzûr. Kamûsu’l-muhît. hevâlarının ve dünyanın kulu olurlar.”1031ayetinin devamında1032 Peygamber(sav)’in. boyun eğmek. 319. kendisine kul olmaya ve ibadet edilmeye tek layık olan. itaat etmek. ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. el-Müfredat. s. Hulasat’ul-beyân. kul olmanın bir gereği olarak. 1032 “De ki: ‘Ben dinimi Ona özgü kılarak Allah’a kulluk ederim’…” Zümer: 39/14 . Lisânu’l Arab. s. Kur’ân’a dayalı anlayıştır.1038 Allah(cc)’a kulluk. 1036 Kâşânî. kulluk etmek. 125. 296.1029 İbadet. 1038 Isfehanî.1030 “Bana dini yalnız Allah(cc)'a hâlis kılarak. 2778.1037 tercihleriyle. el-Müfredat. 1031 Zümer: 39/11. kul demektir. O'na kulluk etmem emredildi.3-MAKÂMLAR VE SEYR U SULÛK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: a.

1042 Kıbrısî.1040 Ubudiyet ise. TDV İA. 179. c. s. 10.151. 1044 Aynı yer.g.g. Yani. Ancak insanlar içerisinde yaratılış gayesine ve kul olmaya göre hayatını yaşayan veya yaşamayan insanlar olduğu için Nazım Efendi’ye göre bir de hakiki kul olarak ifade ettiği kul. ilme’l-yakîn. Tasavvufta ibadet. Peygamber varislerine yani. s. ubûdiyyet ve ubûdet olmak üzere üç derece olarak da tasnif edilmiştir.1044 Nazım Efendi’nin kul anlayışında mühim bir husus olan benlik. Tasavvuf Sohbetleri. hakikat bilgisine vasıl olmuş sâlikler için söz konusudur. Farklı vasıflar ile tabir edilen kul. a. hakik i manada tâbi olan etba’adan olamaz. Nazım Efendi bu durumu şöyle ifade 1039 1040 ve yitirilene sabretmek olarak Uludağ. Benlik kişinin kendi iradesini izhar ettiği yerde olur.”1042 Kur’ân’da iyi ya da kötü olarak vasıflandırılan tüm insanlar. Cebecioğlu. peygamberlerin Kur’ân’da anıldıkları isimdir.e. kalbini Allah(cc)’tan başka her şeyden ayıran kul olarak anlaşılmıştır. 10. insanoğlu manasıyla şöyle ifade eder. 151. sâlikin seyru sülûkünü tamamlamak için gösterdiği çabadır. s. vuku bulana rızayı gözetmek tanımlanmıştır. Mahlukâtın içerisinde sahip olunabilecek en yüce makâm olan kulluk makâmı. kendisine yaratılışla verilmiş kulluk vazifesini yerine getirmeyen Âdemoğlu kul ise de.. Kişi benlik gösterdiği yerde hakiki kulluk vasfını kaybeder..1039 Istılahta âbid ise. s. Allah(cc)’ın iradesinde gölge gibi olandır. ibadet. Böylelikle kişi hakiki kul olmaktan düşer. “Her kulun farklı sureti olduğu gibi farklı şahsiyetleri vardır. Bu tasnife göre ibadet. 247-248. TTS.kulluk. a. yani âbid vardır. Dolayısıyla benlik sahibi. 202 . s. getirenler hakiki kulluk makâmına bulunan âbidler olarak tanımlanmıştır. yani Âdemoğlu anlamında kullanılmıştır. Cürcani. Allah(cc)’a kul olmaları gayesiyle yaratıldıkları için kul. ubûdet de. hakke’lyakîn seviyesinde. mürşîd ve evliyalara tâbi olmakta da aynı durum söz konusudur. 1043 Kıbrısî.1041 Nazım Efendi kul kelimesini. 19. ahde vefa göstermek. Uludağ. ubûdiyyet. 1041 Cürcanî. s. İbadet. s. Peygamber(sav)’e has ümmet olmada da belirleyicidir.e. TTDS. Taarifat. bazen de manevî makâmları ifade etmiştir.1043 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tabirine göre hakiki kul. 151. Yani benlik kişiyi Allah(cc)’a ve Peygamber(sav)’e hakkıyla tâbi olmaya engeldir. ayne’l-yakîn.

kendi iradesini Allah(cc)’ın iradesi önünde yok etmesi fena fi’llah gibi ileri bir kemal derecesi olarak önemli ve uzun bir seyirdir.g. 24. 1048 Bistâmî. 308-309.”1048 Yevmu’l ezeldeki misakla başlayan vücûd mertebelerinin sonu yine başlangıcıdır. kulun hakiki kul olan ricallerden olabilmesi için.e.g. Elest bezmindeki hitabı an ve an işiten kişiler Allah(cc)’ın nuruyla nurlanan. acizliğini idrak etmesi gerektiğini ve daha sonra tüm fiil ve halleriyle. 1052 Kıbrısî. Keşfü’l-hafa. ss. bu hitabı her daim ikrar edenlerdir. 147. 2.1053 Şeyh Nazım.. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b.g.e. Aclûnî. 1046 Kıbrısî. s. Rabbi ile arasındaki bir perdesi olan nefsini ve benliğini çıkarttığı zaman ulaştığı fenâ makâmını Bistâmî şöyle tanımlamıştır: “Yılan gömleğinden nasıl çıkarsa ben de Bayezîdliğimden (benliğimden) öyle çıktım. peygamber varislerine tâbi olan kimseler1045 de. s.e. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). Baktım aşıkı ve maşuku bir olarak gördüm.. Peygamber(sav)’in hakiki ümmeti kimdir? Peygamber’in iradesi önünde iradesi olmayan kimsedir… Evliyaların etbaı. 152. 210.” Bkz. ya da tekerrür içindedir. Nazım Efendiye göre evliyalardır. bu durumu misak ile ilintili olarak şöyle ifade etmektedir: “Bizim (kulların) hareket ve sükûnumuzda sürekli ‘elestu bi rabbikum’ hitabı vardır. Menâzilü’s-sâirîn. s.. 1050 Aynı yer. mukarreb kullar1052 olarak da nitelendikleri olmuştur. s. Bu kişiler hakiki kul1050 olarak nitelendikleri gibi... c.”1046 Kulun benliğini izale etmesi. Bu tezde bkz. Nazım Efendi. 10. o nurla bakan kişilerdir.”1049 Hakikat ehli olanlar. s. Dolayısıyla kul dünya hayatının her lahzasında ya tekâmül. Zaten tevhid âleminde her şey bir görünür. 1051 yakin ehli. Cebecioğlu. 1051 Kıbrısî. Hayatı Eserleri Fikri. Manevî Devrim. 1047 Bu yolculukta kul.e. hiçbir ihtiyar taşımayan kimse Abdu’llahtır. ss. Hucvirî. ss. Sahabe-i Kirâm bu taifeye yol gösteren yıldızdırlar.VelîEvliya. a. hakiki kul olarak nitelenen kişilerinde rical. a. bu idrakini izhar etmesi 1045 “Âlimler Peygamberlerin varisleridir. 1047 Herevî. 142-143. a. s. Hakka tâbi olan kimsenin sıfatındadır. 203 .g. Bizler davranışlarımızla bu hitabı tasdik/ikrar eder ya da etmeyiz. s. 1049 Kıbrısî Tasavvuf Sohbetleri. TTDS. 237-256. 83 hadis-i şerifindeki âlimler. 11. a. s. Afifî. 1053 Kıbrısî.eder: “Allah’ın iradesinin önünde hiçbir irade. 15.

Bestâmi) Hazretlerini rüyada görmüşler. Kıbrısî. ne hacetin vardır derler’ deyince doğru söyledi açın kapıları gelsin içeriye! Diyerek beni karşıladılar. ilim. 1057 Beyazıd-ı Bestâmi’nin vefatından sonra rüyada görüldüğü menkıbeyi Nazım Efendi şöyle anlatır: “Sultanûl Arifin (B. 1058 Kıbrısî. Şeyh Nazım.1057 Bu manada kul olabilmek için. a.. Bunun için kul hayır ve şerri Allah(cc)’tan bilmelidir. Aczini bildiği kadar ona imdat gelir. Hemen secdeye kapanıp: “Ya Rabbel izzeti ve’l azame! Beni bu rutbeye yetiştiren şeyhimi ehl-i nâr olmaktan kurtar. “İnsan zayıf yaratılmıştır”1054 ayetine atfen kulun aciz olduğunu söyleyerek bu acziyeti bilmeyi kulluğun bir gereği olarak şöyle ifade etmektedir: “Kul acizdir. s.” diyerek yazının eskisi gibi olması yönünde dua etmesi için mûrîdine emir buyurmuş. ‘Halin nasıl oldu’ demişler. Nazım Efendi bu ayrıntıyı bir sohbetlerinde menkıbe1059 ile daha anlaşılır bir düzeye indirgemiştir. Tasavvuf Sohbetleri. Onu ehli cennet kıl Ya Rabbi!” diye dua etmiş. ‘Ben Allah’ın bâbına çıktığımda Cenab-ı Hakk’ın huzuruna açılan kapıya geldiğim vakitte bana ne getirdin diye sordular. Bu manada hakiki kulun iradesi. acziyetini idrak eden kuldaki halin. Kendisini gördüğü kadar da ondan imdat çekilir… Gavî olan Allah(cc)’tır. Allah(cc)’a en sevgili hâl olduğunu ifade etmiş1056 ve bunu bir menkıbe üzerinden izah etmiştir. 149. 155. akıl.gerektiğini. Dolayısıyla kendindeki fani varlıkla gururlanan kişiler. sen bir gece dayanamadın. Orası senide beni de ilgilendirmez. Allah(cc)’ın iradesinde kaybolmuş kişi olabilmek için benliğini izale etmek yönünde mühim bir hususu idrak etmektedir. s.”1055 Nazım Efendi. bir kısmı şerre yönlendirildiğinde hakiki kul.e. Mûrîdinin secdedeki duasıyla ismi tekrar şekavet listesine yazılan şeyhe 204 .g. iradesini izale etmesinde bir diğer husus ise Fâil i Mutlak’ın Allah(cc) olduğunu tasdik etmesi ve kulun tüm fiillerde Allah(cc)’a tâbi olmasıdır.1060 1054 1055 Nisâ: 4/28. şeyhinin adı ehli cennet tarafına yazılmış. Mutlak varlık Cenâb-ı Allah’ındır.e.1058 Acziyetini idrâk eden kulun. 108. a. 1059 Bir mûrîd halvet halindeyken kendisine ayân olan levh-i mahfuzda şeyhini şekavet içinde ehli cehennemlikler arasında görmüş. ne getirdin demezler. Şeyh Nazım Efendi’ye göre insanlardan bir kısmı hayra. Biz zayıfız. 1056 Kıbrısî. kul olmaktan uzaklaşır. düşünür. O tecelli makamına mazhar mûrîdin duası kabul olunup. ubudiyet hududunun dışına çıkmış olur.g. ‘Sultanın kapısına gelen dilenciden. Bana ilham oldu. Mûrîd sabah mürşîdine mazhar olduğu tecelli ve neticesini anlattığında şu cevabı almış: “ Ya veledi! 37 senedir ben orada şekavetimi gördüğüm halde ubudiyeti terk etmedim. s. mülk ve rütbe gibi insanı varlık iddiasına sevk eden her şeyin kalbten izale edilmesi gerekir. bunun nedenini Allah(cc)’tan sual edip edepsizlik yapmaz. Çünkü Allah(cc)’a şükrün manası bu edebi gözetmektir. ne istersin. Kul niye dediği anda.

İhyâ’i ulûmu’d-dîn.1061 Gazalî’ye ait söz konusu düşünceler. sohbette bulunanlara şöyle bir tavsiyede bulunmuştur: “Ne hikmetler var… İşte böyle herkes bir vazife yüklenmiştir. “ilahî adalet” kavramıyla izah etmiştir. küfür.. cennetin cehennemle bilinmesi gibidir. genişlikte tevhid deryasına yakın bir deryadır.” 1060 Kıbrısî. Çokları bu denizde boğulmuştur. sıhhatin hastalıkla. s. Çünkü kemal ve noksanlık birbirine nisbetle belli olur. İstanbul Tarihsiz. hoca efendiler. dünya hayatlarında işlediği fiillerin karşılığında ateşe düçar olmalarındaki hikmeti. 474-475. hayatı kurtarmak için kangren olan eli kesmek de bu cihetten bir adalettir.g. Mü’min kardeşler! Herkes bu âlemde bir vazife yüklenmiştir. bu taksimattaki adalet ölçülerinden biridir. Bu ise İslam’ın Allah(cc) anlayışına göre muhaldir. Sen ona karışma. yevmu’l-ezelde cehennem için yaratılmış ruhların. Sen kendi kulluğuna bak”1062 Nazım Efendi bu şöyle bir ilham geliyor: “Ya âbidim! Sen benim muhlis kulumsun. İlahi adaletdeki hikmeti anlamada en önemli konu. 86. bir zulüm değil. gecenin gündüzle. Dolayısıyla ahirette eksik olan bir nimetin. Çünkü bunun derinliğini ancak âlimler bilir.. acziyet. Tasavvuf Sohbetleri. 505/1111). Cehennem ehline azab edilirken. Senin adını o listeden şimdi Ben siliyorum seni saidlerin başı yazdım. 205 . Onlar bunun derinliğini bilemiştir. iman. edeb ve kulluk kavramlarıyla ele aldığı söz konusu düşüncesinin temeli mahiyetindeki anlayışı İmâm-ı Gazalî (v. 1061 “Bu da etrafı geniş. ahirette bir kemalinin olması. 86. O (iman etmeyen) vazifesini yapmaktadır. Hacı efendiler. İşte bu denizin sonunda. Ter. zıtlıklar ile izah etmiştir.Kıbrısî’nin şükür.” Tafsilat için bkz. a. ss. kudret. dünyada tamamlayıcı nimetlerle desteklenmesi. cehenneme gidecek kullardır. Binaenaleyh bu denge içerisindeki hikmet. Bu manada hayvanların insanlara feda edilmesi. ehl-i Cennet’e nimetlerin arz edilmesi ise aynı çeşit adalettir. taat ve masiyet gibi kullarına taksim ettiği her şey tamamen adilane ve kusursuzdur.: Ahmed Serdaroğlu. Bu ezelî taksimattan daha adilane bir taksimat ihtimalinin olması veya Allah(cc)’ın yarattığı kullarına hak etmediği bir taksimin yapılması. adalet olduğu gibi. s. Gazalî. Bu izaha göre tüm mahlûkatın özünü en iyi şekilde bilen Allah(cc)’ın ezeldeki rızık. Kıbrısî’nin kulluk anlayışında açıkça görülmektedir. Hayrı ve şerri yevmu’l-ezelde yazılı bir vazife olarak addeden Kıbrısî. ecel. çoklarının hayret ettiği ve kâşiflerin açıklamada bulunmadan menedildiği kader sırrı vardır. Gazali. Bedir Yay. ya da dü nya hayatında eksik olan bir nimetin. 1062 Kıbrısî. sıkıntı. dalgaları sert.e. c. 4. Allah(cc)’a noksanlık izaf etmektir. huzur.

1067 Kıbrısî. 14. Vapurda. Peygamber(sav)’in varisleri olan mürşîdlerdir.g.” Hucurât: 49/11 ayeti ile vurgulanmıştır. baktım sakalını traş ediyordu. Orada bulunduğu müddetce sakalını bırkmıştı. Kınama.1067 Allah’ın nuru bahsinde izah edildiği üzere. Gözüm oraya değdi.e.”1068 1063 Bu manayı ihtiva eden hadis kaynaklarda şöyledir: “Kim din kardeşini tevbe ettiği bir günahtan dolayı ayıplarsa. Yani toplumda umumileşmiş küçük münkerler için nehy-i anil münker uygulamak olmayacağı için o ayıptan yüz çevirmek ve işlendiği yerden uzaklaşmak uygunken. Tasavvuf Sohbetleri. 1068 Aynı eser. 1064 Şeyh Nazım bu anısını şöyle anlatmıştır: “Hicaz’dan geliyoruz. “Münker görüldüğünde buğz-u fillah lazım değil midir? Lazımdır. s. Mesela bir sohbetinde hakiki kul olan âbid kişiyi Allah’ın nuru ile bakan ve o bakışla levh-i mahfuzu okuyabilen kul olarak tanımlamıştır. 15. hakiki kullukla vasıflandırmıştır. Hakikat ehli olanlar (kul olanlar) bu hitabı her daim ikrar edenlerdir. bu nuru taşıyan veya bu nur ile bakan kişileri. Ancak her münkerin menhiyat derecelerine göre hak ettiği bir sevilmeme haddi vardır. s. 206 . Şeyh Efendi Hazretlerine dedim ki: <Ya Seyyidî ! Sakalını traş ettiriyor. Bu konudaki beyanı Şeyh. “ayıplayan ayıplanır”1063 hadis-i şerifini delil getirerek şeyhi Âbidullah Dağıstanî ile bir anısı1064 üzerinden bu tavsiyelerini mürîdleri ile paylaşmıştır. Hicaz’dan memlekete dönüş yapan hacılardan birisi oturmuş sakalını traş ediyordu. s. Gözünü ondan çevir. 14. 109.”1066 Nazım Efendi kul kelimesine genel tasavvuf anlayışı içerisinde farklı kavramlar ile ilişkilendirerek mana vermiştir. büyük ayıpları işleyiş esnasında durdurmak dinî vazifedir.> Hemen bana dedi ki: <Nazım Efendi! Oraya Bakma. Bizler davranışlarımızla bu hitabı tasdik eder ya da etmeyiz. Hz. a. Nazım Efendi bu kulluğu misâk ile ilişkili olarak şöyle ifade etmiştir: “Bizim her hareket ve sükûnumuzda sürekli ‘elestu bi rabbikum’ hitabı vardır. ss. Ayıp işleyen kişiye bakmak da ayıptır. Menakıb-ı Şerefiye.1065 Bu noktada İslam’ın şiarlarından olan “iyiliği emretmek ve kötülüğü nehyetmek” vazifesi ile ayıplardan yüz çevirmek arasındaki ince çizginin nasıl belirlendiği önem arz etmektedir. Tâbi memur kiş i.tavsiyesine. 53.. Haram işleyene bakmakta haramdır. 1066 Burkay. şahit olma. Şeyhim Hazretleri Sultanûl Evliyanın mahiyetindeyim. aynısını işlemedikçe ölmez” Tirmizi. Bu mevzu Kur’ân’da “Belki (alay edilenler) kendilerinden daha hayırlıdırlar. 11. bu tarafa bak.> 1065 Kıbrısî. Şerafeddin-i Dağıstanî’nin ifadelerinde şu şekilde buluyoruz. Bununla birlikte misâk gününde Allah(cc)’a verilen ahid üzerine olanlar da.

1071 Aynı eser. kıyamet. 153. amellerden daha önemlidir. 1073 Aynı eser. s. mahkeme-i kübrâ gibi olayları dünya gözüyle seyretmiş gibidirler. Tasavvuf Sohbetleri. hesap ve ceza sebebi olabilir. s.1077 Nazım Efendi bu nurla bakan 1069 1070 Kıbrısî. Her daîm ahiret odaklı yaşadıkları için. Nazım Efendi. dünyanın hizmetinde koşanın. 57.. Bu vasıflardaki kul. Bu tanıma dayanarak kendini yaratan Allah(cc)’a ve dolaysıyla emirlerine tâbi olmayan kul. 1074 Aynı eser.1069 1974 yılında yaptığı bir sohbetlerinde Nazım Efendi. dünyaya veya hevâsına kul olmayandır. yakîn ehlidirler. abdu’d-dünya ya da abdu’l-hevadır. 12. sen hadim ol.3. Şeyh Nazım bu ifadelerini “Ey dünya! Benim hizmetimde bulunana. kendine hadim et.”1070 hadisini delil göstererek izah etmiştir. 207 . ölüm. Allah(cc)’a sevgili kul olma yolundadırlar.. Şeyh Nazım’a göre bir kişi Allah’ın kulu (abdu’llah) değilse. Nazım Efendi’nin farklı bir ifadesiyle.g. nefsinin ya da şeytanın emirlerine tâbi olacaktır. 1072 Kıbrısî.1072 Bu kavramlarla Nazım Efendi kul olmayı. abdu’ş-şeytan. dünyaya hakikat gözüyle bakanın dünyaya kul olmayacağını. şeytana.Kutub. Allah(cc)’ın mukarreb kullarındandır. tâbi olma ve tâbi olduğunu hoşnut etme gayreti içinde olma olarak da tanımlamıştır. a. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Bu yolda niyetler. Çünkü onlar. Onlar. kul olmak olarak anlam vermiştir. Dolayısıyla hayatlarındaki hiçbir an ve durumu hafife almazlar.e. 1076 Kıbrısî.Kulluk makâmındaki âbidler. nefsine.1076 velî olarak da tanımlar. 152.1071 Bu hadis-i şerifte hizmette bulunmayı ve hadim olmayı da.e.1073 Âbid.1074 Bu manalardaki kulluğu yaşayan kişiyi “Erkek” ya da “Ricâlullah”1075 olarak da tanımladığı gibi. 1075 Tafsilatlı bilgi için bkz. 48. Çünkü çok değerli olarak tanımlanmış ameller. 24. sâlih olmayan niyetlerden hâsıl olduğu zaman kul için kazanç değil. Hilye. 12. s. s. Senin hizmetinde koşanları. abdu’nnefs. Tâbi olmayı aynı zamanda hoşnut etme ile ilişkili anlatan Şeyh Nazım. Ebu Nuaym. ag. ss. 3/196. Abdu’n-nefs veya Abdu’ş-şeytan olur. kulun Allah’ı hoşnut etmeyen amellerinde nefsi ya da şeytanı hoşnut edeceğini söyler. s. Allah(cc)’ın hizmetinde memur olamayacağını ifade etmiştir.

Şeyh Nazım.1083 Nazım Efendi’ye göre kul olma şerefiyle şeref ve izzet sahibi olan kulun makâmı çok yücedir. 3.1084 Bu makâmın şeref ve yüceliğine misal olarak. İbn Arabî’ye göre. Bâyezîd-i Bistâmî’yi vermiş ve şöyle ifade etmiştir: “…Eba Yezid öyle derdi. 585-601. Zira mutlak bağımsız yetki ve güç sadece Allah(cc)’ındır. gavs. eimme ve kutup şeklindedir. Istılahta ricâlullah. onun mahkûmu değil hâkimi gibidir. 1326-1327.1079 bazen de irşad sahibi mürşîd1080 olarak tanımlanmıştır. a. manevî derecesi büyük. s. 13.g. Yedi cehennemi benimle doldur.kişiyi bazı yerlerde levh-i mahfuzu okuyabilen âbid (hakiki kul). Ya Rabbi! Benim vücudumu büyült. s. Ancak kutub kendi ihtiyarı ile hareket edemez. "Kulunu bir gece Mescid-i Harâm'dan. velî bir kuldur ve âlemin ruhu olarak değerlendirilir.. Aynı eser. 1080 Aynı eser. nuceba gibi zâtlar olarak da bilinir. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Onu işittikten sonra yedi cehennem bana dokunmaz. 1082 Tehânevî. evtad. evtâd. s. müstakil bir başlıkta ele alınmıştır. ‘Ya Âbdi! Hesaba gel’ dediğini işiteyim. 2. Emir âleminden halk âlemine doğru meydana gelen tenezzül olayları.”1085 Istılahta kulluğun önemini Ebû Alî Dakkak. s.g.1082 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin ricâl anlayışı. ss.Kutub . abdal. kendindeki bu özellikle bütün kâinatın üzerinde. 25. c. O zaman yedi cehennemin içerisine beni atarsa. Bu kulun ismi Cenâb-ı Allah’ın mülk ve melekûtunda zikrolunur.1078 bazı yerlerde mü’min. o gün ‘ya Eba Yezid’ dediğini işiteyim Habibimin ben. ss. 1083 Bu tezde bkz. 1085 Kıbrısî. Bütün millet mahşerde Allah(cc)’ın huzurunda hesap vermekten titreyip dururken. kutub üzerinden cereyan ederek vuku bulur. kutub. alt derecelerden üstte doğru nücebâ. a. s. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren (Allah) her türlü 1077 1078 Kıbrısî. yedi cehennemi dolduracak kadar büyült.1081 Bunlar içerisinde kutub. 14. 208 .. 1081 İbn Arabî. 1079 Aynı eser. 41. 1084 Kıbrısî. benim kalbimin içinde yedi cehennemi söndürecek ferah var.e. Kâmil velî olan kutub. 12. el-Futuhât. 35.e. Kullarının hepsini dışarıya at… O günü bekliyorum. s. nükebâ. Tasavvuf Sohbetleri. c. Keşşâf.

1090 Şeyh Nazım’a göre kul genel olarak Âdemoğlu manasında. hem Rabbin fermanına razı olmamak. c. 1090 Kıbrısî. 21. şeref olarak bana yeter” diyendir.1088 Bu makâmdaki zat. Peygamberini(sav) onunla isimlendirirdi. Hz.1089 İnsanın kendi hakkına razı olmaması ise kişiyi şeref makâmından düşürür.e. Bununla birlikte insanlar içerisinde yaratılış gayesine göre hayatını yaşamayan kullar ile. nefsine. s. kullanılmıştır. benliğini. Bundan dolayı Dakkak’a göre. s. Çünkü Allah(cc)’a şükrün manası bu edebi gözetmektir. Kul.”1086 dünyada ayetiyle en izah etmiştir. kıyamet. Nazım Efendi’ye göre hayatını varoluş gayesine göre yaşayan kul. Ateş.g. s. 24. Tasavvuf Sohbetleri. 25. ölüm. ss. a. ubudiyet hududunun dışına çıkmış olur. eğer kulluktan daha değerli bir isim olsaydı Allah(cc). bu memleket senindir. Çünkü kendi hakkına razı olmamak. hakiki kul. Hakiki kul. Peygamber(sav)’in kullukla nitelendirilmesi.e. Onlar. Kul niye dediği anda. Kur’ân Ansiklopedisi. Hz. Allah(cc)’a verilen ahid üzerine olan. Çünkü bu makâmdaki kişi Nazım Efendi'nin cümleleriyle her daim “Buyur ya Rabbi! Ferman senindir. Hakiki kul. Allah(cc)’ın nuru ile bakan. Bu izaha Bu göre. hem de hakkı olmayan bir şeyi elde ederek haksızlık yapmak olur. Allah’ın iradesinde kaybolmuş kişidir. kulluktan daha şerefli bir makamın olmadığı anlamına gelmektedir. 209 ..1087 Allah(cc)’a kulluğun üzerinde daha şerefli bir makâm yoktur. Hakiki kul olan âbid kişi. bir kısmı şerre yönlendirilmiştir. benlik gösterdiği yerde hakiki kulluk vasfını kaybeder. bu memlekette senin hükmün geçer başkasının hükmü geçmez” diyerek bu söylevleri hal ve makâm edinendir. 1088 Kıbrısî. 99. bunun nedenini Allah(cc)’tan sual edip edepsizlik yapmaz. dünyaya veya hevasına kul olmayandır. a. yaşayan kulları bazı terimler ile birbirinden ayırmıştır. Bu manada hakiki kulun iradesi.. 1086 1087 İsrâ: 17/01. yani âbiddir. “sana kul olmak izzet olarak yeter. Kulun bu hallerdeki derecelerine göre mukarreb kullardan olurlar. Peygamber(sav)’in şerefli vakti mirâctır. miracı anlatırken.eksiklikten münezzehtir. levh-i mahfuzu okuyabilen. Şeyh Nazım Efendi’ye göre insanlardan bir kısmı hayra. 1089 Kıbrısî. vakitte. 391-392.g. Allah’ın iradesinde gölge gibi yapmıştır. şeytana. Rabbim olman.

1. din ve şeriatı mürîdin kalbine yerleştiren. Tarifat. Bu makâmlardan hangisinde olursa olsun. 1094 Kâşânî. c. c. Lisânu’l-Arab. 1095 Yılmaz. Mu’cemu’l-vasît.” ayetinde zikredilmiş bu kelime “doğru yolu gösterecek dost” anlamında tercüme edilmektedir. yakîn ehlidirler. Allah(cc)’a da kulları sevdiren kişi olarak tanımlanmakla birlikte. Mısrî. 289. Mu’cem. mürşid de kendisine başvuran kimseleri aynı şekilde tedavi eder. ahiret hayatında elde edilecek saadete rehberlik ederler. Bunlardan bazıları ricâlullah ya da velî olarak da tanımlanmıştır. 342. TTS. Nefis ve şeytan düşmanına açılan harbte. hekime benzetilmiştir. s. şeyh.1092 Kur’ân’da zikredilen mürşîdler. Neşr Edeb. s. 210 . 13. s.. Semih Ofset.1095 1091 Ası Efendi. kendi iradesini Allah’ın iradesi önünde yok etmesi fena fi’llah gibi ileri bir kemal derecesi olarak önemli ve uzun bir seyirdir. sapıklık karşısında doğru yolu gösteren.1093 Istılahta mürşid. Ebu Fazıl Cemaleddin. 279. uyaran. b. 263.mahkeme-i kübra gibi olayları dünya gözüyle seyretmiş gibi olduklarından. c. 1092 Kehf: 17/18. irşâd eden. TC Kültür Bakanlığı Yay. hidayete ermiştir. 196. gemiye yol gösteren gibi anlamlara gelmektedir. Kimi de sapıtırsa. İran 1405. c. Komisyon. s. Aşkar. Kâhire 2004. velî ve eren kelimelerinin haiz olduğu manaları da ihtiva eder. s. 175. 221. el-Müfredat. s. Hacı Bayram Velî ve Tasavvuf Anlayışı. 184. Keşşâf. kullara Allah(cc)’ı. s.1142. s. Uludağ. Kulun benliğini izale etmesi. s. s. bir komutan gibidir. 1093 Isfehanî.1. Ankara 1994. Cebecioğlu Ethem. 172. Ankara 1998. Mustafa. Bu sistem içerisinde mürşid. 735. kendi hakkına razı olandır. Tehânevî. mürîdinin taktik ve stratejilerini belirler. pîr. tasavvuf sisteminin müessesesi addedilen tarikat sisteminin temel taşlarındandır. c. hastalığına ve bünyesinin kuvvetine göre tedavi ederse. Mektebetu’ş-şurûgu’d-devliyye.1094 Bu kavramlar. öğüt veren. Dâru’l-da’ve. sen onu koruyucu bir mürşid bulamazsın. 1.1091 “… Allah kime hidayet etmişse o. O. 3. 346. Lisânu’l-Arab. Niyazî-i Mısrî ve Tasavvuf Anlayışı. Kamus Tercemesi. Arapça’da. Tasavvuf ve Tarikatlar. va’z eden. s. s. MÜRŞÎD: İrşad kelimesinin ism-i fâili olan mürşid. Hekim nasıl kendisine başvuran hastayı.. hakiki kul. Cürcani.

13. 1102 İmam-ı Birgivi. Bu hatif. Erbilî Muhammed Es’ad. Yasin Yay. izin verilen anlamına gelen mezun kişidir. Nazım Efendi onları. Mürşidler aynı zamanda Peygamber(sav)’e de tabi olmuş kişilerdir. fani olduğu zatın şahsiyetinde yok eder ve fani olduğu zatın üstün vasıfları.1096 O nur ile levh-i mahfuzu okuyan kişidir. Kıbrısî tarafından.1099 Nazım Efendi’nin bu açıklamalarla genel çerçevesini çizdiği mürşîd kavramı.1097 İrşâda mezun kişi olan mürşid. bu bağlantıyı. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. onların görüş ve okuyuşlarının yol göstermek için yetersiz olduğunu söyler. kullara yol gösteren kişidir.1098 Bu makâma gelmeden diğerlerini irşada koşanlar. irşâda mezuniyetin. aynı zamanda çevresindekilere “elestu” hitabını işittirendir. Her daim “elestu” hitabını duyan ve yaşantısının her anını o hitaba verdiği cevaba layık yaşayan kişidir.17. Mesela mürşid. 195.. mürşid kavramını. ıstılahtaki bu geniş kapsamlı mana ile paraleldir. Aynı eser. Levh-i Mahfuzda okuduklarıyla. İstanbul 1999.: Muhlis Akar. hususiyetle. 12-15. bütün varlığını. 210. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. 1100 Bu tezde bkz. bazen de fena fi’r-rasul makâmında Hz. Peygamber(sav) ile kurulmuş kalbî bağ manasında kullanılmıştır. 1098 Aynı eser. 211 .12. hatif-i Rabbânî kavramıyla bir bağı olduğu görülür.Nazım Efendi’nin mürşid anlayışı.1100 Nazım Efendi’nin bu mevzudaki ifadelerine baktığımızda. mürşid değillerdir. Bu makâmlarda mürîd. gaflet içinde karanlıkta yazı yazanlara benzeterek. TTDS. ss. Nazım Efendi’nin tabiriyle. bazen fena fi’ş-şeyh makâmında mürşidi ile kalben oluşmuş daimî bağ. biraz daha açmıştır.. Tasavvufta Kırk Makam.Veli -Evliyâ Konusu.Veli -Evliyâ Konusu. Mesela mürşîd. “mezuniyet” ve “elest bezmindeki hitab” ile ele alınmıştır. s. s. İrşâda mezun kişi diyebileceğimiz mürşîd. fenâ fi’lrasul ve fenâ fi’lllah olarak geçmektedir. 1099 Aynı eser. Evliya ile ilgili bahislerinde Şeyh Nazım. Bunlara ek olarak Kıbrısî. hatif -ı rabbani (Rabbânî ses/telefon) olarak da tabir etmiştir. Allah(cc)’ın nuru kendisinde bulunan kişidir. 1101 Bu tezde bkz. fenâ fi’ş-şeyh. s. hem alıcı hem verici olan yani. ss.1101 Istılahta bu makâmlar sırasıyla. Mektûbât. Ter. kendi zatında teşekkül eder. Tasavvuf Sohbetleri. s. 14. kendisine bir hatif bağlanan kişidir.1102 1096 1097 Kıbrısî. İstanbul 1983. Cebecioğlu.

1105 İbn Manzûr. aynı zamanda peygamberî nurdan hisse almak olarak Kıbrısî şöyle ifade eder: “… Senin bileceğin budur (gafletten kurtulmak için her hak sahibine hakkını vermek). ss. Bunu kemaliyle yaptıktan sonra. kendinden kurtulan ve fiillerinde Hak Teâla’nın muradı olan kişidir. s. O ruh onun (şeyhinin). Hz. Ankara 2007.Gaflet. ahlak ve vasıfları. 561. c. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). 379. o. rabıta kavramıyla izah edilmektedir. s. Hak Teâla’nın tasarruf ve kerametine mazhar olan. Makamlar ve Seyr ü Sülûk ile İlgili Kavramlar/j. 69. Gafil kul. Beyrut 1999. irşada yetkili mürşîd olarak görevine başlar. iki şeyi birbirine bağlayan. Bu mezuniyeti. 667. sayı: 19. müridin kalbini ilâhî sıfatlarla muttasıf kâmil bir mürşide bağlamasını. 23-53. s. s. rabıtasını mürşidine yapması uygun olmaz çünkü bu halde Allah(cc)’a rabıta yapmak manasında olan murakabe tavsiye edilir. 58.14. Firuzebadî. s. Tasavvufî Bir Terim Olarak Râbıta. o zaman başkalarına da yardım etmeye. s. ıstılahta. mürşidinin kalbine fısıldamasıyla konuşacağını ifade etmiştir. Gündüz İrfan. Ubeydullah-ı Ahrar (v.1106 Kıbrısî bu haldeki mürîd için kendinden değil. 507. Lisânu’l-Arab. Mektebetu’l-Bünan. Mustalahatu’t-tasavvufi’l-İslamî. o zaman her şey ona ait… bu bağ kalbten kalbedir. 1106 Refig el-Acem. 112-113. Kelime olarak ra-ba-ta kökünden gelen rabıta. Tasavvuf ve Tarikatlar. 1107 Erbilî Muhammed Es’ad. Peygamber(sav) emriyle şeyhinden gelir.Şeyh Nazım’a göre fenâ fi’ş-şeyh makâmında bulunan mürîde izin. 230. TTDS. 895/1489)’ın mürşîd tanımında görülmektedir. Bu manada pîr. 212 . tefekkür ve muhayyile gücünü kullanarak mürşidiyle birlik halinde olmasını ifade eder. Bu makâmda mürîde vazife verilirse. Tasavvuf Sohbetleri. Mektubât. Hz. Istılahta rabıta ile ruhanî bir olgunluğa erişen mürîdin.1105 Tasavvuf ıstılahında rabıta. Mürşîd. Cebecioğlu.1104 Mürîdi fenâ fi’ş-şeyh makâmına hazırlayan bağ.1107 Nazım Efendi’ye göre mezuniyet gafletten kurtulduktan sonra gelir. 1108 irşâd için mezun ve vazifeli olamaz. 1108 Gafil kul anlayışı için bu tezde bkz. Kamusu’l-Muhit. kalbine söylenenlerle hitapta bulunandır. Eraydın. Mürşid. Camî. rapteden anlamlarına gelmektedir. o 1103 1104 Kıbrısî. Bu durumu Kıbrısî şöyle ifade eder: “Mezun olduğumuz vakitte biz yoğuz.”1103 Kıbrısî’nin bu anlayışı Nakşî geleneği içerinde. nebevî sıfatlar ile muttasıf olan kimsedir. s. Resûl(sav)’in razı olmadığı şeylerden uzak duran. Tasavvuf İlmi ve Akademik Tasavvuf Dergisi. sana izin geldiğinde. ss.

17. TTS. s. misâka sürekli muhatap olmanın bir çeşit mezuniyet ve irşad 1109 1110 Kıbrısî. İşitmeye başladın mı? Başladıysan tamamdır işin. uyanık olmama. Kıbrısî’nin gaflet anlayışıyla birlikte düşünüldüğünde.1113 Bununla birlikte kulun elest bezmindeki hitabı daima işittiği makâmı. Allah(cc)’ı müşâhede halinde şekillenir. Tasavvuf Sohbetleri. Tasavvuf ve İslam’da Manevî Devrim.”1114 Bu ifadelerde de açıkça görülmektedir ki. Cebecioğlu. onun alameti işte o. Kamûsu’l-muhît. 508. Peygamber(sav)’in iradesinde yok olmuştur ve seyri fenâ fi’llah ve bekâ billah makâmlarına doğru devam etmektedir. 1111 Cebecioğlu. 222. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). s. Farklı bir ifadeyle bu kulun tüm hal ve davranışları. Herevî. mezuniyet olarak nitelendirmiş ve bu anlayışını şöyle ifade etmiştir: “…Sana (kendindeki noksanlar dururken başkalarının hatalarıyla uğraşan kişi) nereden salahiyet verildi? Sen kendi vazifeni bitirdin mi? Sana vazifeni bitirdiğine dair nişan verildiğinde ki. 134. Makamlar ve Seyru Suluk ile İlgili Kavramlar/j. 1049. 1113 Afifî. s. Menâzilü’s-sâirîn. kudreti ve nizamı görememe halidir. izn-i Peygamberî gelir. s. elestü birabbikum galu bela hitabıdır. habersiz bulunma. ss. dünyadaki hadisatın arkasındaki ilahî muradı. aynı zamanda mezuniyet telakki edilmekte ve bu durum mürşidi tasvir etmektedir. Değilse sen kendi nefsine ağla. 12.. farkına varmama hali anlamlarına gelmektedir. 142-143.e. 507. a.sende tutuşan nurdan onları da tutuşturmağa. 1112 Bkz. 308-309. Firuzebadî. 409. ötekilere de işittir. TTDS. Isfehanî. ss. Tasavvuf Sohbetleri. Kıbrısî. ss. O zaman bak. Onunla iş görürsün.”1109 Arapça bir kelime olan gaflet. Peygamber(sav)’den direkt emir alan ve mezun edilen mürşiddir diyebiliriz. 237-256. yaşantısının her lahzasında inancının gereği gibi yaşayandır.1111 Gafletten kurtulmuş kul. el-Müfredat. 213 . Hz. Istılahta Fena fi’r-rasul makâmı olarak ifade ettiğimiz mürşidin iradesi. Dolayısıyla hakikî ya da misalî olarak getirilen bu örnekten hareketle. Değilse vazifeni bil.1110 Tasavvuf ıstılahında gaflet. Hz.g. s. s. gafil olma.Gaflet Konusu. Uludağ. misaktaki hitabı sürekli işitme olarak tarif edilen makâm. s.1112 Bu makâmdaki kul. dünyanın hayal olduğu hakikatini idrak eren. Hucvirî. 1114 Kıbrısî.

yevmu’l-ezelde Mü’min olarak emanet aldığı ümmetini. vilayet i kubrâ olarak tarif etmiştir.. Şeyh Şerafeddin’e (v. 24. sonraki asırlarda ümmet-i Muhammed’i irşâd ve hidayet etmek için Rasullullah’ın (as) havass-ı ümmetinden mürşid-i kiramı tayin ve tahsis buyurdu. Belli bir olgunluğa erişmiş müride. ve’l-hasıl hangi kavme meb’us olacak ise ve kaç kişiye rasul olacak ise gösterdi (yevmu’l-ezelde). 296. Kıbrısî’nin mezuniyet kelimesiyle belirtiği durum.”1117 Şeyh Şerafeddin’in bu anlayışı. a. 1995.e. Menâkıb-ı Şerefiyye. hayatını ve dualarını ümmetin affı ve kurtuluşu için ümmetine 1115 1116 Cebecioğlu. İla yevmi’l-kıyam. yevmu’l-kıyamette Mü’min olarak ulaştırması anlamına gelmektedir. Hz. s. 214 . Dolayısıyla 124 bin evliya. Kıbrısî’nin silsilesinde bulunan. Musa(as)’ya Benî İsrail kavmi. Kıbrısî’nin veli anlayışını güçlü bir bir şekilde etkilemiştir. nefsanî varlığından tam anlamıyla geçtikten sonra gerçekleşen. s. İsâ(as)’ya kendi ümmeti.1115 Yakın dönem mutasavvıflarından İhsan Oğuz (v. Her mürşîde. Yani Şeyh Nazım’a göre. Hz. Hz. 130 . Peygamber(sav)’in bu emanetini ve vazifesini paylaştığı seçkin ruhaniyetlerdir. Peygamber(sav). mürşid-i kâmil. mürşid-i kiramın misak günündeki ahdlerini şöyle ifade etmiştir: “Mesela. Kıbrısî’nin halifeleri de mürşidlerin bu vazifelerini. Mürşid kelimesinin şeyh. M İhsan Oğuz’un Tasavvuf Anlayışı. Peygamber(sav) anlayışında da mevcuttur. s. Ank. mürîdanını ahd ü misak gününden itibaren emanet alandır. Bu anlayış. Peygamber(sav)’in emin sıfatı. Bu suretle ahd ü misakı alındı. bu ifadeler Kıbrısî tarafından. Şeyh Şerafeddin. Bu suretle Rasul-i Ekrem Hazretlerine(as) de gösterdi. Kıbrısî’nin Hz. Yılmaz Sevim. mürşid için ifade edilmemiş olsa bile. bu kavramları tazammun ettiği şüphesizdir. terbiye ve irşad için verilen icazete. kaç kişiyi davet ve irşâda memur olunduğu bildird i. Peygamber(sav)’in hayatına benzetmişlerdir. Hz. pir velî kavramlarıyla aynı manada kullanılmasından dolayı. Hz. 1117 Burkay.g. icazetname denir. Basılmamış Doktora Tezi.1116 Mürşid mefhumunun ahd-i misak mevzusu ile ele alınması hususunda. ıstılahta “icazet” kelimesi ile kavramlaşmıştır.vazifesi olduğu da görülmektedir. Bu manada nasıl Hz. 1426/1991) müridin icazet ve mutlak hilafete hak kazanmasını. 1355/1936) ait biraz daha tafsilatlı izah bulunmaktadır.

sahabenin(ra) Hz.sufilive.adadıysa. nesli kesiliyor. Bu tohumlardan bazıları. Mürşid. manevî evlatlarına. hastalıklarını ve irşâd yollarını bilmeyen onları görecek basireti olmayan kul. 010909-msh-london-priority-know-ur-shaykh-is-looking-at-you. 1119 Sühreverdi. mürîdlerin hepsine aynı öğüt ve tavsiyede bulunursa. nefsindeki hastalıkları tedavi etmiş kişidir. mürşid olamaz ve misâk ahdinin muktezası ile hareket edemez. hastalığa göre tedavinin değiştiği gibi. şeriatın 1118 www.1121 Hasta ve doktor misali üzerinden bu konuyu anlatan Gazalî. mürîdlerin kalblerini tedavi edecek olan mürşid de herkesin nabzına. Bu anlayışa göre. 632/1234) maddî ve manevî doğum anlayışıyla birlikte ele almıştır. Menâkıb-ı Şerefiyye.1120 Şeyh Şerafeddin bu kabiliyetin neleri ihtiva edeceğini saymış ve bunları mürşid olmanın gereği olarak beyan etmiştir. Peygamber(sav)’e tabî olduğu gibi. ss. diğer hastaları iyileştirmek için tavsiye edebilecek kabiliyetedir. 215 . Âdem’in sülbüne kondular. tekrar Hz. Şâyet şeyh. nefsini tezkiye etmiştir. Yani bedenî hastalıklarda. hastalığının cinsine göre tedavi cihetine gider. Hz. zürriyetini devam ettiriyor. 103-112. mürşidler de mürîdlerini huzuru ilahîye temiz çıkarmak için hayatlarını onlara adamış kullardır. 1121 Burkay. gözünü melekût âlemine açarak. 1120 Kıbrısî. hastasını tanıma kabiliyetini de ele almıştır. dertlerini. konmayarak. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Meselâ.com. babalarının sulbünde taşınarak. s. seyru sulûkunu tamamlayıp. Bu manada kendisine emanet edilmiş mürîdanın sayısını. Tasavvuf Sohbetleri. 18. Mürşîd-i kâmiller de. manevî ilim ve halleri intikal ettirmektedirler. şeyhine tabî olarak. s. 26. manevî bir doğuş yaşar. mürîd. doktorun uygulayacağı tedavide. çoklarını helâk eder ve kalblerini öldürür. Avarif(Hakikat Bilgisi). Bu ilimler ile mürid. Peygamber(sav)’in kıyamete kadar devam edecek manevî neslini devam ettiren silsile de kıyamete kadar devam edecektir. elest bezmindeki suale belâ diyen zerreler. Sühreverdî (v. bazıları da.1119 Nazım Efendi’ye göre mürşid de.1118 İrşadın misak ile birlikte değerlendirildiği bu yaklaşımı. mizaç ve bünyesine. Dolayısıyla kendi hastalıklarını tedavi esnasında tanıdığı devaları.

yabani atlara şeker vermek suretiyle. Kamçı. b. zümrüt. İhyâ. arşivimizde mevcuttur. Kur’ân-ı Kerîm’den.saltanattv. 216 . aranmadan meydana çıkmaz. Çakıl taşını beleş topla. 59-61. Mesnevî. amma yakut. ss.hududunu bilmeyen ve bu yola yeni sülûk eden cahil bir kimse ise mürşid. geri döndürülmeyeceklerini. Hırka giyenler arasında da bir Hak fakiri vardır (sana düşen onu arayıp bulmandır).”1124 Mevlanâ. yakutun diğer taşlara göre değeri nisbetinde. öyle kolay ele geçmez. Kolay bulunan şey ucuz olur. hakikate cezbetmeye ve sevk etmeye benzer. atın üstüne binilince vurulur. www. yabani atların kaçışına benzeten Kıbrısî. c. 1125 Mevlanâ.1122 Şeyh Nazım’a göre. diğer kullara üstünlüğünü. korkutmaktan ziyade müjdelemek ile yapılmalıdır.3. 2.. Bu temsile göre mürşidin müjdelemesi. temsilen ifade etmiştir. Onun hak olduğu sence anlaşıldı mı ona yapış!”1125 1122 1123 Gazalî. ta ki can. Bu yüzden eşine nadir rastlanan mücevherlerin arandığı gibi aranmaları ve bulunmaları gerektiğini. her bir geceyi imtihan edip O’nu bulabilsin diye. diğer günlere üstünlüğü misali üzerinden anlatırken. yani korkutmakla. Tasavvuf Sohbetleri. mürşidin de aranması ve bulunması gerektiğini şöyle ifade etmiştir: “Hak gecelerde gizlenen Kadir gecesi gibidir. 2933-7. her gece Kadir gecesi değildir ama bütün geceler de ondan hâli değildir. O hemen hazır bulunmaz. bu devrin insanları için irşâd vazifesi. önce abdest. müşîdin. 15. Kıymetsiz bir şey diyerekten kimse cebine alıp koymaz. gusul ve namaz gibi zahiri ibadetleri öğretir.org/Arşiv/Audio/EdepBuKapıda(1986). Ey delikanlı. Hz. Ses dosyası. İnsanların Allah(cc)’tan. Peygamber(sav)’den ve İslam’dan kaçışını. elmas. 1124 Kıbrısî. s. şöyle ifade eder: “İşte onları (mürşidleri) arayınız. insanlara göre değerlidir. kadir gecesinin.1123 Nazım Efendi’ye göre mürşîd. onları kamçıyla.. c. Şeyh Nazım. beleş olur. Kolay ele geçmedikleri için pahalıdır zaten. Ötekiler çok bulunduğu için hemen ayağının ucuyla tepip geçersin.

139. Hz. Peygamber(sav)’den mürşidlere. s. Ben de bir acayip hal vaki oldu. Kendimden geçtim. Allah(cc)’ın istemediği şeyi nefsi için murad etmez.e. Tasavvuf Sohbetleri. a. 217 . Zira Allah Teâlâ’nın irade etmediği hiçbir şey olmaz. mürîdin mürşidine duyduğu muhabbet de. dediki. dükkânını bırakıp ardıma düşer” dedikten sonra ellini sallayıp. Çünkü Allah Teâlâ onu irade etmeseydi mürid olamazdı. Durum bu olmakla beraber. Her murâd müriddir. Peygamber(sav)’in yardımcıları olarak..g. keramet ve/veya tasarruf kavramlarıyla da ele alınmıştır. barkını. er-Risâle. Kıbrısî. 173. Hazret o vakit bir perde yaptı.1130 Nakşîbendilikte. Beni buldunuzsa niye burada bulamadınız? Bkz. Uzun 1126 Nazım Efendi menkıbeyi şöyle nakletmiştir: “Mûrîdleri elhamdu lillah sizi (Şah-ı Nakşîbendî) bulduk ya seyidi demişler. Dolayısıyla aranıp bulunması tavsiye edilen mürşidler. Allah(cc)’tan kullarına. 1127 Kıbrısî. bir Şâh-ı Nakşîbend menkıbesi1126 üzerinden izah ederek. 238. ben buradayım. aslında seyru sülûka istendiği için murâddır. 158-159. o anda yaşadıklarını şöyle ifade etmiştir: “O anda benim bakışım yenlerin ucuna takıldı. 1130 Hucvirî. Mürşîdden mürîde bu muhabbetin aktarılması.”1128 Kelâbâzî’ye göre mürîd. mürîdlerini yevmu’l-ezelde bulmuşlardır. 139. Sonra zahir oldu.1127 Kuşeyrî mürîdin mürşîdi tarafından bulunması mevzunu. Bu menkıbeyi nakleden dükkân sahibi. görevlerini ve mesul olacakları mürîdlerini yevmu’l-ezelde emanet almışlardır. yeninin içine çektiği nakledilmiştir. sûfiler mürid ile murâd arasında fark görmüşlerdir. Taarruf. mürîdin murâd oluşuyla açıklamakta ve şöyle ifade etmektedir: “Her hakiki mürid aynı zamanda murâddır. kendisini kaybett i.Velayet bahsinde incelendiği üzere evliyalar. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). onu mürid olmaya muvaffak kılar. s. onlardan da mürîdlerine akar. s. Onlar nerededir diyerekten oraya buraya koşup aramaya başladılar. s. Yani muhabbet. Çünkü Hakk Sühanehû ve Teâlâ onu hususi bir şekilde irade edince. evini. hakikatte mürşîdin mürîdini bulduğunu ifade etmiştir. Çünkü mürîd. Şâh-ı Nakşîbend’in bir mecliste.1129 Zira Allah istemedikçe kişi mürîd olma arzusu duymaz. Siz mi beni buldunuz yoksa ben mi sizi buldum. Dükkânın içine düşmüşüm. Hz. bu açıdan ele alınmıştır. “Eğer yenimi hareket ettirirsem. Nazım Efendi bu görüşünü. ss. 1129 Kelabâzî. Büyük küçük bütün Buharalılar benim aşıkım ve hayranım olur. 1128 Kuşeyrî.

Nefehâtu’l-uns. Tasavvuf Sohbetleri. 64. o radyolar teypler bozulur. Kıbrısî bu anlayışını. Haz: Yaman Arıkan. Nazım Efendi’ye göre hakikat talibi olan mürid. 677/1278) hac yolculuğunda rehberlik yapan. 462. s. 1134 Mü’minûn: 23/38. kitapların ikame etmeyeceği. o yolda yetişmiş ve yolu bilen bir mürşide ihtiyaç duyulduğunu şöyle ifade eder: “Bir bina kurulacağı vakitte veyahut bir motorun monte edileceği vakitte veyahut bir saati yerli yerinde yerleştireceğini ustası bilir. 218 . Peygamberlerden başka insanları irşad edecek zatların olmadığını düşünen kişilere karşı sufîler. Bu mi salde işaret edilen nokta. “O inanan kimse dedi ki: Ey Kavmim! Bana uyun ki sizi doğru yola ileteyim. Maneviyat yolunda ricalin yetişmesi için. İmâm-ı Nevevî’yi düzeltmesidir. s. ben onu çalıştırmayı bilmem. Kıbrısî. dokuz yaşındaki çocuğu misal getirerek izah etmiştir. Cenab-ı Allah peygamber göndermezdi”1133 demiştir. 59. Nerede kaldı ki bozulduğu vakitte onu tamir edebilelim. s. Hoca (Nakşibend)’nın muhabbet saltanatı bütün vücudumu kaplamış buldum.1135 Mürîdin mürşide olan ihtiyacını. İstanbul 1985. Hz.bir zaman sonra kendime geldim. bu mevzudaki diğer husustur. din için peygamberlerin gönderilmesine istinat ederek izah etmiş ve “Hakka giden yolda delilsiz gidilebilseydi. 1131 1132 Camî. peygamber olmayan ve inanan Mü’min kimse olarak bildirilmiştir. 422-424. dokuz yaşındaki bir rehberin. müridin nazırıyla ve onun tarafıyla olur. 1133 Aynı eser. Bana getirse ben ne bilirim. bu yolculuğunda yolunu kitap rehberliğinde bulamaz. Nazım Efendi’ye göre mürîd. Uyanış Yay. Gelişi güzel korsa.. Bu ayette doğru yola iletecek kişi (mürşîd). “Menâsık-ı Hacc” kitabını yazacak kadar âlim olmasına rağmen Hacca gittiğinde. zamanının büyük muhaddislerinden olan İmâm-ı Nevevî Hazretleri’ne (v. mürşide ihtiyacı vardır. ne kadar çok şey bilirse bilsin. Evi ve dükkânımı bıraktım. el-Fethu’r-Rabbâni ve’l-feyzu’r-Rahmani. ss.”1131 Mürşidi tanımlamanın bir diğer vechi ise. değil mi?”1132 Şeyh Nazım bu görüşünü. İrşada yetkili mürşîdlerin Kur’ân’daki deliline de bu örnek verilmiş ve mürşidin gerekliliği savunulmuştur. 1135 Geylanî Abdülkâdir.”1134 ayetini savunmuşlardır.

Değilsen olduğun yerde kalırsın. Şeyh Nazım bu misal üzerinden. O. Bunlardan ilki mürşidin lugavî manasını karşılarken. 1138 Tosun.1138 Bu hakikati de göz önüne aldığımızda. dört mezhebin imamının bütün ahkâmını ezberinde tut… İlla o yolu yürüyüp geçmiş. bu meclislerdeki vâizler ve imamlar. mürşidin tatbiki ve kalbî ilimlere ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn mertebelerinde vakıf olması gerektiğini şöyle ifade eder: “O kitabı kendisi yazdığı halde. bütün Kur’ân-ı Kerîm’i tefsirleriyle beraber ezber et. Nevevî’nin kendi kitabından delil getirmiştir. İslam’ın temel şia’rlarını anlatan kitaplar. mürşidi olmadan. Mürşidin lüzumuna fazla vurgu yapıldığı ve intisâb olmadan hiçbir ilerleme olmayacağının savunulduğu bir dönemde. irşâd için nazarî ve lisanî ilimlerin yetersiz kaldığını.”1136 Bu noktada Kur’ân ve hadis ışığında hayatını şekillendiren bir mü’minin. Yakûbu Çerhî (v. bu görüşe karşı çıkmıştır. ss. Sen istersen allame-i cihan ol. 1136 1137 Kıbrısî.İmâm-ı Nevevî Hazretleri çocuğa hüccetini sorduğunda çocuk. Bundan ne mana alacağız? Yalnız kitap okumakla kimse delil olamaz. bu görüşünü o dönem Bahauddin Nakşîbed’e arz etmiş ve onun tarafından da beğenilip. imam olduğu halde orada şaşırdı. Kıbrısî’nin ifade ettiği gibi. cüz’î bir mürşid vazifesine ikame edilebilir diyebiliriz. s. 298. iradesi ve muhabbetinin şiddeti mürşidin gerekliliğini belirleyici bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Kur’ân ve sünnet ile amel ettikten sonra bir şeyhe intisap etmenin gerekli olmadığını savunan Yakûb-ı Çerhi. Mâide: 5/3. Farklı bir ifadeyle Mü’min. varmış olan kimselerin elinden tutmaya sen mecbursun. 15-16. kendisini cehennem azabından koruyacak ve cennet nimetlerinin ilk katmanlarına taşıyacak bir düzeyde taleb ile mürid olduğunda. yerinde tatbikatını görmediği için dokuz yaşındaki çocuk onu ilzam etmiş. Bununla birlikte aşk-ı ilahî ve Allah(cc)’ın cemalinin taleb edildiği düzeyde bir mürîd olunduğunda ise. tasdik edilmiştir. 851/1447). bütün Ehadisi Nebevîyye’nin hepsini iç. mürşidlerin rehberliği zaruri olmaktadır. müridin hakikat yolundaki talebi. “Bugün sizin için dininizi tamamladım”1137 âyetini delil göstererek. 219 . Bahauddin. manevi tekâmülü olup olmayacağı söz konusu olmaktadır. dokuz yaşındaki delile muhtaç oldu. Tasavvuf Sohbetleri. bunların öğretildiği medreseler ve rahleler.

daimi suretle Hz. Menâkıb-ı Şerefiyye. 32-35. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî beş letâif üzerinden izah etmiştir.”1139 Bununla birlikte hakiki mürşid ile yol kesici mürşidin temeyyüz edilmesindeki şart ve alametleri. Peygamber’in huzurunda. mürşidden farkı ehemmiyet arz etmektedir. ss. 220 . elest bezmindeki misakı daima hatırlaması ve hatırlatması gerekmektedir. Bu makâmdaki mürşîd. Sırr letâifi zâkir olan mürşid.ikincisi ıstılahtaki manasını karşılamaktadır. Dolayısıyla onun. Dolayısıyla Kıbrısî’nin bahsettiği zorunluluk. muttali olur. yol kesicidir. halk içinde mürşidlere ikame edilen vaiz ve imamların. Levh -i Mahfuz’a. Ahfası zikir halinde olan mürşid. şu şekilde izah etmiştir: “O mürşid-i kâzib. ümmet-i Muhammed(sav)’in hidayet yolunu kesen. ümmi bile olsa. tüm mahlûkatın tesbihâtına ve takdisâtına vakıf olması gerekir. zemmedilen tüm kötü ahlaktan kalbini temizlediği için kalb letâifi zâkirdir. Kıbrısî’ye göre. tüm kabir ehlinin ahval-i berzahiyyelerine vakıf olabilir. Böylece yol kesici olur. Aynı eser. Şeyh Nazım’a göre tasavvuf terbiyesiyle icazet almayan kişinin mürşid olarak telakki edilmediği aşikârdır.1140 1139 1140 Burkay. Peygamber ile sohbet ve mülakat edebilir. Şeyh Şerafeddin. ikincisi için olduğu görülmektedir. hidayete ve saadete nail olacak kimseyi alıkoyarak hakiki saadetten mahrum kalmasına sebep olur. arzu ettiği lahzada tüm meşayıhın ervahını davet ederek görüşebilir. bir hardal tanesi kadar dahi olsa. müşid-i sâdık ile mürşid-i kezzabın temeyyüz edilmesi gerekir. hicapsız bulunur. Ancak söz konusu vâiz ya da hocaların mürşidlik iddiasında bulunması durumunda. Kıbrısî’nin mürşid tasvirinin dışında kalanlar bu temyizde bir göstergedir. istediği zaman Hz. Melaike ile ülfet edebilir ve hatif-i Rabbaniye muhatab olabilir. Abdulhâlik-ı Gucduvanî (v. yol kesici olarak tanımlamaktadır. tüm Kur’ân ayetlerini en aşağı üçer mana ile tefsir edebilecek ilme ve namazın hakikatlerine vakıf olması gerekir. Bu izaha göre mürşid. Mesela mürşid. 616/1220) tarafından kullanıldığını ifade ettiği yol kesiciliği. s. Ahfau’l-Ahfa makâmındaki mürşid. 28. bu misakı tanımadan irşâd vazifesini üstlenenleri. Kendi mürşid-i hakikisine tesadüf ve mülakat ettiği takdirde. Ulaşılan bu düşünceden hareketle. Sırru’s-sırrı zâkir olan mürşid.

Peygamber(sav)’i görerek tâbi olan ashab misaliyle izah etmiştir. Dolayısıyla. Bununla birlikte Kıbrısî’nin beyan ettiği hatifu’r-Rabbânî. Yılmaz. maksutlarına vasıl ederler.”1143 Kıbrısî’nin ıstılahtaki manasıyla ele aldığı mürşid anlayışı. er-Risale. Nefes nefese ve tedrici bir surette tarikatın adâbını öğretecek bir üstada sahip olmayan mürîdin durumu da böyledir. tasavvuf ıstılahının en temel kavramlarından biri olarak ele alınmış ve onun haricindeki manaları da kullanılmamıştır. mürşidliğin ileri makâmlarında bir bağ olarak ifade edilmiştir. Hz. olgunlaşma sürecinde mürşid ve/veya kitabın rehberliğini bir misal üzerinden izah eden İmâm-ı Kuşeyri. s. bu husussu. Hz. 1143 Kuşeyrî. Hakikat yolcusu bir Mü’minin. bir bakıma bu mevzunun ıstılahtaki çizgisini belirlemiştir: “Bir başkası tarafından dikilmeksizin kendiliğinden yetişen ağaç. Peygamber(sav) ve mürşîdler olarak tefsir edilmiştir. başka bir kurtuluş yolu bulmaz. sözlük anlamı olarak hiçbir zaman kabul edilmemiş. Yani ashabı diğer Müslümanlardan farklı olarak temeyyüz ettiren şey. hevâ ve hevesine tapar. 317. 41. Sufi Meditation. Mirahmadi. Nazım Efendi. Hz. Peygamber(sav)’i görmeleridir. “… Evlere kapılarından girin”1141 ayetinin tefsiriyle izah edilmiştir. onun irşad anlayışına dayanmaktadır. 17. irşadda mürşidi görmenin önemi hususunda da görülmektedir. ss. 483-484. yapraklansa bile meyve vermez. Sahabe-i Kiram’ın Peygamber Efendimize(sav) tabi olduğu gibi merâtib 1141 1142 Bakara: 2/189.1144 Onları arayıp bulan ve onlara tabi olanlar. s. seyru sulûkun başladığı andır. Hakk’a ulaştıran yoldaki uygun usulle yaklaşmayı temsil eden kapılar.Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin yaptığı bu tevcih. Tasavvuf Sohbetleri. s. 221 . Kıbrısî’nin mürşid telâkkisi. Nazım Efendi’ye göre. Nazım Efendi’ye atfen yazılan bir eserde irşâd. Tasavvuf ve Tarîkatlar. 1144 Kıbrısî.1142 Dolayısıyla Nazım Efendi’ye göre mürşidin bulunması. Onların gayesi Allah(cc) olduğu için kendilerine tâbi olanları. Bu durumda olan mürîd. kıyamet gününe kadar insanlara rehber olacaklardır. Hz. Peygamber(sav)’e varis evliya ve mürşidler.

1148 Kara. mürîdlerini de Allah(cc)’a sevdirir. Eşrefoğlu Rumî.1147 Istılahta mürşidin ulaştığı manevî makâm ve kemâlat derecelerine göre tanımlanan. ss. Böylelikle Allah(cc)’ı mürîdlerine. yol alırlar. şu dizelerle ifade etmiştir: “Dikkat et de bak! Bizim bu aklımız. 671/1273).”1146 Hakiki mürşidin tanımlanmasından sonraki husus. 1298-1304. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasnifi. şeyhin önemini. Ebediyete Davet. amel ve tasarruf sahibi kişidir. ölü bir kargayı ağzına almış. düzenden. bir mürşid-i kâmil kavramı vardır. TDV yay. iki kavram arasında derecelenmiştir. Mevlanâ.1148 1145 1146 Kıbrısî. b. mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye gibi kavramlar manevi mertebelere delalet etmektedir. ilim. 167-168. 186. toprağa karışmış ölüyü ne yapayım. onların mertebelerine göre tasnifidir. 1147 Hakkâni. Mustafa. en bayağı bir sanat. tutuşları Allah(cc)’ın yed-i kudretiyle olur. 889/1484) göre mürşid-i kâmil. 1995. düşünceden. Birisi mürşid. bu kana. mürîdin kişisel gelişim sürecinde. hiçbir sanatı.. mürşid-i teberrük. Ank. 4. Yanına gelenlerin müşkülleri çözülür. s. nasıl yok edeyim der miydi? Bir de gördü ki bir karga. Eşrefoğlu Rumî’ye (v. diğeri mürşid-i kâmil olan bu iki kavram arasında sırasıyla. c. Meselâ Mevlanâ Celaleddin-i Rumî (v. Tasavvuf Sohbetleri. mürşid-i tezkiye. Bu yüzden bakışları Allah(cc)’ın nuru.. sahih bir silsileye dayanan...kateder. hemen geldi. 222 . fikirden doğacak değil ya! Fakat Kabilde bu anlayış olsaydı Hâbili başı üstünde taşır mıydı? Ben bu ölüyü.1145 Istılahta mürşidin önemi farklı açılardan ifade edilmiştir. usta olmadıkça öğrenebiliyor mu? Hile kılı kırk yarar ama usta olmadıkça hiçbir sanatı elde edemez! Mezar kazmak. Mesnevî.. Tabi olmayanlar ise İmâm-ı Nevevî’nin şaşırıp kaldığı gibi kalırlar. 17. s.

tüm mürîdlerin manevî tekâmülünü murakabe edebilecek yetide olmalıdır.Nazım Efendi’ye göre bir mürşîdin kemali. yani ne kadar zikirle yürüdüğünü bilmeyen mürşid. Farklı bir ifadeyle mürşîd. Nitekim mürşid-i kâmil. 223 . Tasavvuf Metafiziği. Tasavvuf Sohbetleri. s. Kıbrısî’nin ifadesiyle. Çünkü mürîdinin hangi süratle seyrettiğini. Şeyh Nazım’ın terminolojisinde mürşîd olarak tanımlanmadığı bilinmektedir. ilahi isim ve sıfatların bazılarını idrak edebilecek düzeydeyken. Zira itikadî veya amelî noksanlığa haiz bir kulun. Bu yüzden mürîdlerinin manevî ilerleyişlerinin gerisinde kalan mürşidler. kendinden sonra kendi lisanından konuşacak birisi olmayan mürşîd. Farklı bir ifadeyle. onun kendi lisanı ile konuşacak zatları yetiştirmesiyle ölçülür.1150 Bununla birlikte Şeyh Nazım’a göre mürşid-i kâmil. Ebediyete Davet. Şeyh Nazım. 120. Bu kemal derecesine varmış bir mürşîd. yalnız bindirecek vasıtası olmadığı için yürütür. kullandığı vasıtalara göre çeşitlenmektedir. Mürşid mertebesindeki marifet. ibtidaî kemalât mertebelerinin tamamını kat etmiştir. dilediği kimseyi kemâle erdirebilir. Bu manada Sadreddin-i Konevî (v. “ekmellik” makâmına ulaşmış mürşiddir. s. Bazı mürşidler yolu atıyla alır. Mürşid-i kâmil ise. vefatında dahi noksandır. 140. Konevî. bu durumu bir teşbih üzerinden ifade eder. Bu mertebede. mürşîd-i kâmil mertebesindeki marifet.1149 Nazım Efendi’nin ifade ettiği bu noksanlık. mürîdlerini kemâl derecelerine vasıl etmedeki tasarruflarına göre yapılmıştır. 673/1274)’ye göre mürşîd-i kâmil. velayet mertebelerindeki bir noksanlıktır. bazılarının 1149 1150 Kıbrısî. Buna göre bazı mürşidler yol bilir. mürîdinin tekâmülü hususunda kifayetsiz kalır ki onlar irşadda noksandırlar. hallerinin pek çoğunda kendisine hâkim olan. s. bu hal ve makâmlardan hiçbirinin kendisini sınırlamadığı. taşı bile kendi lisanından konuşturan kişidir. kendisini gören ve huzur halini yaşayandır. müridlerini mürşid-i kâmile yönlendirmesi gerekmektedir. ilahi isim ve sıfatların bütünü idrak edebilecek düzeydedir. Hakka giden yolda mürşidlerin tasarrufları.1151 Nazım Efendi’ye göre mürşidlerin bir diğer tasnifi ise. 1151 el-Hakkânî. 186. hiç şüphesiz. diğer mürşidlerin tasarrufunda olmayan bir mertebeye ulaşmıştır.

Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin. bir an gelir. a.. içi temizden başkası. lütfunun zıddı sayma pek.1154 Bu irşad metodları. mürîdin canı yanar ve mürşidinden hoşnutsuz olur..da mürîdlerini taşıdıkları traktörleri vardır. başkası değil. Nahl: 16/125. s.. Sühreverdî’ye göre mürşidler. sana kanat kesilir. nesrinler bitirir! Fakat bunları o görür. c.. kimilerinin de uçağı vardır. mürîdin zahiri kabiliyetlerine ve batınî hallerine göre faydalı olanı emretmektir. 1155 Mevlanâ. hidâyete erenleri de çok iyi bilir.g. Mevlana Celaleddin-i Rumî’ye göre. yüzeysel ise mürîd tedavinin acısını dahi duymaz. Bu muamelatı belirleyen durum.. ss. mürîdin terbiyesinde kendine has metotları kullanabilir. Bu manada hikmetle davet. 224 . Kıbrısî’nin düşüncelerini besleyen tasavvuf terminolojisinden bir misaldir.. 60.g. sadece nasihatla değil. “(Rasûlüm!) Sen. 545-549.e.. şişirir! Arifin bedenine cemad vasfını verir de orada neşeli güller.. b. Mürşîdin tedavi ettiği bu hastalık derin ise.e. 632/1234)’nin görüşleri.”1153 ayetine istinaden savunmuştur. 4. Mevlanâ. onun lûtuf dalgaları. mürîdin tedavi edilecek manevi hastalığına göre çeşitlenmektedir. 124-125. cennetin kokusunu alamaz!”1155 1152 1153 Kıbrısî. Kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O. kahır ateşi seni taşır. tesir bakımından ikisinin de birliğini gör! Bir zaman seni toprak gibi yeşertir. her mürîdin ihtiyaç ve kabiliyetine göre ayrı ayrı irşâd usulü seçebileceğini. 1154 Sühreverdî. bir zaman seni sevgilinin havasıyla doldurur. mürşidin müridine olan muamelatına göre de tasnif edilebilir. götürür! Kahrını. Kimilerinin treni. bu durumdaki mürîde şöyle nasihat etmiştir: “Bir zaman olur. Tasavvuf Sohbetleri.1152 Bu mevzuda Sühreverdî (v. Her insanın durumunun farklı olmasından hareketle Sühreverdî. a.

60. Tirmzî.1158 bize göre kabz ve bast hallerinin nasıl anlaşıldığı ile de ilgilidir. Hz. Mürşid-i terbiye. a. mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye kavramları hakkında.. 24 binden 70 bine kadar zikr telkin etmeye mezun olmalıdır. Çünkü Nazım Efendi’ye göre memnuniyetsizlik ifadesi olan kabz hali ve onun çehrelerdeki yansımaları. Ayrıca etbâsını ve mürîdanını. şakalaşmayı sever. uyuşturucu kullananlara ve punkçulara kadar her tür insanla konuşmaktan kaçınmaz”1156. Nazım Efendi’nin bu hali. Söz konusu izaha göre bu kavramlar. Meselâ mürşid-i teberrük olan zat. s.Kabz ve Bast Hali . mürşidin en yüksek mertebesidir. Şeyh Nazım’ın mürîdleriyle ve diğer insanlarla olan muamelelerinde gözlemlediğimiz rıfk özelliği bir antropolojik çalışmada şöyle ifade edilmiştir: “Genel olarak Şeyh Nazım’ın cana yakın ve sevimli bir kişiliğe sahip olduğu söylenebilir.Nazım Efendi’ye göre irşâd makâmında bulunan şeyh. beş bin lafza-i celâli ve beş bin salavat-ı şerifeyi telkin ve tavsiyeye mezun olmalıdır. her zaman cebinde çevresinde doluşan çocuklara vermek üzere şeker bulundurur ve her şeyden önemlisi.e. dört mezhebin menhiyatından sakınması gerekmektedir. sokak serserilerinden. bazı mürîdleri tarafından “Tebessüm sadakadır. Bu zat müctehid-i mutlak mertebesine ermiştir.”1157 hadis-i şerifiyle ilgili yorumlansa da. 82. 1160 Kıbrısî. Peygamber(sav)’in özelliği olan rıfk ile muamele etmesi gerekir. Makamlar ve Seyr u Sülûk ile İlgili Kavramlar/h. Batı’da bir Nakşî Cemaati. 1159 Bu tezde bkz. Bu zat 24 saat içerisinde 24 bin lafza-i celâli ve beş bin salavat-ı şerifeyi ifaya muktedir ve müdavim olmalıdır. Birr. Hemen her zaman neşelidir. bunlara nazar ve iltifatı olmaması gerekmektedir. 1158 Atay. ss. 36. nefsin ve şeytanın hilelerinden muhafaza etmeye muktedir olmalıdır. Beş adet irşada mezun 1156 1157 Atay. Şeyh Şerafeddin’e göre bu zat. bir saat zarfında 700 bin adet zikre tayy-i lisan ile muvaffak olmalıdır. mürşid-i tezkiye. Mürşid-i tasfiye olan zat. Mürşid-i tezkiye olan zat. mürşid-i teberrük. tüm kâinat ve melekût içinde kaybolmuş olsa dahi. 82. mizah duygusuna sahiptir… Dahası Şeyh Nazım. 81.g. 225 .1160 Şeyh Şerafeddin’e ait izahat mevcuttur. mürşîdlerin kemal mertebelerine anlam kazanmıştır.1159 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tanımlamasını yapmadan beyan ettiği. s. Tasavvuf Sohbetleri. Allah(cc)’ın razı olmadığı bir haldir.

s. Mucemu’lfaz es-sufiyye. yaklaşmak gibi anlamlara gelmektedir.1164 Farklı bir ifadeyle mürîd. Mucemu’s-sufiyye. 368. nefsindeki hastalıkları tedavi edip nefis tezkiyesini tamamlayan. 381. s. Asım Efendi. irşâda icazetli manasındaki mezun kişidir. Enbiyâ: 21/17. c. s. Mu’cemu’l-vasît. Kâhire 1987. Mürîd ismi taşıyan kişi. 226 .. 248. s.5. O nur ile levh-i mahfuzu okuyan. 40-43. hepsinin imdadına aynı anda yetişmesi gerekmektedir. Mürşîd.olmalıdır. 1164 Zubî. 2. s. nazarı ve iradesini sırf Allah’a yönelten kişi demektir. MÜRÎD: Mürîd. Mürşidlerin mürşid-i kâmil olma yolundaki mertebelerine göre sırasıyla. Bir saat zarfında 24 bin müridi can çekişmekte dahi olsa. Kamus Tercümesi. Müessesetu’l-muhtar. Memduh. 376. Her daim “elestu” hitabını duyan ve o ahde sâdık yaşayan mürşîd. Şergavî Hasan. istemek. Komisyon. Bahriye Yay. İbn Manzûr. mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye gibi tasnifleri vardır. 22. Menâkıb-ı Şerefiyye. Tevbe: 9/107. Allah(cc)’ın nuru kendisinde bulunan. muhtelif yerlerde istemek. c.1162 Her ne kadar Kuran-ı kerimde mürîd kelimesi geçmiyorsa da kelime kökü olan “e-ra-de”. birbiriyle ilintili bir şekilde şöyle yapabiliriz. Hz. 1163 Hûd: 11/34. c.1163 Tasavvuf ıstılahında mürîd. mürşid-i teberrük. bir an bile Allah(cc)’tan 1161 1162 Burkay. mürşid-i tezkiye. Lisânu’l-Arab. Peygamber(sav)’in misak günü yüklendiği emaneti paylaştığı seçkin ruhaniyetlerdir. 124 bin evliya. irade etmek. Mürşidler aynı zamanda Peygamber(sav)’e de tabi olmuş kişilerdir. irade etmek anlamında kullanılmıştır. Kâhire 2004. ss. hidayet nuruyla kendi kusurlarının farkına varıp kemâle ulaşma arzusunda olan ve bu olgunluk eğitimini verecek bir mürşide bağlanan kişi için kullanılır. İstanbul 1852.1161 Nazım Efendi’nin genel tasavvuf anlayışı içerisinde telakki edilen mürşîd tanımını. Dâru’l-Cebel. bu okumalarla insanlara yol gösteren kişidir.

O’nun batınından manevî feyz aldıysa da. Keşşâf. 1167 Aynı eser s. mürşidinin sohbetinde bulunması ve onun maddî nazarlarından feyz alması gerekmektedir. Peygamber(sav)’i madden hiç görmediği halde. s. 1166 Kıbrısî. Muhammed ümmeti içinde. imdat taleb edendir. ıstılahtaki mürîd anlayışından farklı değildir. Peygamber’i) görerek Sahabe olanların farkı irşada görmenin önemi için kullanır.1166 Mürîd. s. 1. Mürîd. sahip olduğu kitabî.1169 Farklı bir ifadeyle mürîdin. Erzincan 1997. O’nun sohbetiyle müşerref olmadığından. Ayrıca bu tezde bkz.g. Üveys-i Karanî ile mukayesesi şeklinde de savunulmuştur.1167 Nazım Efendi’ye göre mürîd için görerek rehber edinme onun yakînini artırır. 263. Mürîd. 174. bu tanımı şöyle yapabiliriz. Tasavvuf Sohbetleri. İradesi Allah(cc)’ın iradesiyle tecerrüd ettiği için onun. s. İstanbul 1985. 15-16. Londralı mürîdlere göre. Kervan Yay.e. s. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlae/c. soyut ve lisanî bilgileri.başkasına yönelmeyen kişi anlamına da gelmektedir. TTDS. 1169 Ramazanoğlu Samî.Mürşîd. onu taleb eden olduğu için.1165 Nazım Efendi’nin mürîd tanımı. c. mürşîdi vesilesiyle. Musâhabe. Kıbrısî’nin mürşîd anlayışından hareketle. maneviyattan gelecek nuranî feyze ve ilme ihtiyaç duyan. s. tatbikî ve kalbî ilme tebdil eder. Uludağ. 227 .. her iki cihanda da Allah(cc)’tan başka muradı yoktur. Ta’rifat. Cürcanî. Allah(cc)’ın nuruna ihtiyaç duyan. et-Taarruf. s. Ünal. mürîdin tekâmülü için. mürşid ihtiyacını izale etmez aksine. a. Kıbrısî bu durumu Kur’ân misali üzerinden izah eder. nur sahiplerine tâbi ve teslim olandır. 221. Hz. 526. ss. 1168 Kıbrısî. Sahabe-i Kirâm’ın. 64. 62. 132. c. Bu misale göre. ss.. Kur’ân-ı Kerim’i okuyarak İslam dinini yaşayan Müslümanlar ile Kur’ân-ı Kerîm’i (Hz. Hakkâniyye içerisindeki mürîdler tarafından da ileri sürülmektedir. 6. nefsini tezkiye etmek isteyen. TTS. 158-159. Tuygun. Bu açıdan bakıldığında Üveys-i Karanî. sahabe derecesinden aşağıda ve tabiîn cümlesinden olmuştur. s. 124. Pîr-i Sami Hazretleri Hayatı ve Sohbetleri. İslam’ın öz bilgisine ancak tarikat disiplini içerisinde ve mürşîd-mürîd ilişkisiyle 1165 Tehânevî.1168 Sufîler içerisinde bu görüş. mürşidini sureten görmesi. Kelâbâzî. Nazım Efendi’nin görerek tâbi olma hususundaki görüşü. acziyetini bilip medet isteyen. Cebecioğlu.

O şeyhin kuvvetinin yetişmediğine delalettir. kalbi masivâdan arındırma ve cilalamadır. Son yirmi yılda yaygınlaşan bu teknolojiye bağlı olarak günlük hayatımıza giren bu durumun tasavvufî boyutu. 1172 Stjernholm. kendinden geçer. onları arınmaya ve saflığa götürür. Mürîd 10. 37.vasıl olunur. nefsin tezkiye edilmesi ve kalbin sevgiyle doldurulması şeklinde genel olarak ifade edilmiştir. Müridler taat. Farklı bir ifadeyle. ziyerette bulunanlar da olmaktadır. şer’î bilgi ve amellere ek olarak mürşîdin gösterdikleridir. ibadet ve zikir vesilesiyle saflığa ve duruluğa ulaşmayı hedeflemektedirler.1170 Mürîdlere göre İslamî bilginin öz kaynağı olan şeyhin (Kıbrısî’nin) belli bir ortamda sadece bulunması bile İslamî bilginin tezahürüdür. Hakkânî mürîdleri arasında net değildir. rabıta kurar. dinamik bir süreçten geçmektedir. Yani onlara göre amaç. 1170 1171 Atay. 1173 Aynı eser. Bir mürîdin şeriat bilgisine sahip olması elzemdir ancak. şeyhini madden mi yoksa sureten mi gördüğü konusu. 56. başka âlemlere düşer. mürîdleri yakınlaştıran her türlü fiil. mürşid-i kâmillere havale edilmelidir.1173 Nazım Efendi’ye göre tâbi oldukları mürşidleri makâm olarak geçen mürîdler. mürîdi maksuduna ulaştıracak olan şey. 297. 228 . Nagshbandi-Haqqani. arınma. Bâyezid-i Bestamî’nin 99 şeyh değiştirdiğini misal veren Kıbrısî. canlı olarak paylaşılan sohbet videolarının.1171 İnternet üzerinden. ss.1172 Bu gayelere vasıl olan şeyhe. Mürîdler. Lefke Tekkesine her fırsatta gelerek. batınî ve zahirî libaslar ile ona benzemeye çalışırlar. s. mürîdin önünde yürüyen adamdır. 112-113. Mürîdin himmeti şeyhi geçti mi mürîd zapt olmaz. Onun için şeyh. bu dönem için vuzuha kavuşmamış bir mevzudur. bu konuyu şu ifadelerle izah eder: “… Onun için mürşîd-i kâmil. Hâlidiyye-i Hakkâniyye mürîdlerinden. hal tutar ve kendisi hallenmeye başlar. s. bu anlayışla Şeyhlerine yakın olurlar. Avrupa’daki mürîdlerin Tarikat-ı Hakkâniyye’de bulunma gayeleri. bu ihtiyacı karşılayıp karşılamadığı. Aynı eser. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Şeyh Nazım’a ait videolar ile kifayet edenler olduğu kadar.000 tesbih çekerse buna mukabil şeyh 1000 tesbih çekerse mürîdler deli olur. mürşidine ait görüntüleri izleyen bir mürîdin. s.

Bu muhabbetten kaynaklanan rabıtanın devamı neticesinde. huzur ve fenayı (fenâ fi’r-rasul) yaşadıktan sonra. o salike. Bu izaha göre.manevî kuvvetiyle mürîdlerin hangi süratle seyrettiğini yani. Yani gerek letâiften. cezbenin ziyade ifradı dahi zuhur edip. ne kadar zikirle yürüdüğünü bilmesi lazımdır ve de bilir. rüyet-i Rasulullah nasib olmayıp. Eğer sâlikte muhabbetullah’tan eser bulunmazsa. bu durum zamanı ve mekânı aşkın bir birliktelik olarak. 186. Bu üç makâm. Eserde bu durum üç makâm olarak izah edilmiştir. meczubu ilahî olur. muhabbetullaha dönüşmek yerine şeyhte ifrada düşmesi) daha fazla olursa. Nakşbendî. Peygamber(sav) seviyesinde ve Allah(ac) seviyesindedir. tarikat-ı cezbe veya tarikat-ı muhabbet olarak nitelendirmiştir. Ebediyete Davet. Hakkâniyye yayınları içinde olan ve Nazım Efendi adına yazılan bir eserde yer almaktadır. üç derece ayrı ayrı tahakkuk eder. Meğer mürşîdi kâmil ola…”1175 Mürîdin. ss. Adnan. 20-39. huzur ve fena olarak ifade edilen bu üç makâmın üçüncüsü ise aşığın iradesinin.”1174 Nakşibendiyye yolunda savunulan bu anlayışı. 1280/1866). 28. gerekse seyri murakabeden bihaber olur. Şemseddin-i Nakşibend (v. 229 . tarikat-ı râbıta 1174 1175 Hakkânî. Mürşid seviyesinde. Hakkâniyye’yi. Risale-i Murâkabe.1177 Bu muhabbetten ötürü Hâlidiyye-i Hakkâniyye.1176 Mürîdin mürşîdine olan muhabbetteki öneme atfen Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. 92. 1176 Mirahmadi. şeyhine muhabbet duyar. kötürüm olur. huzur halidir. 1177 K. Hakk’ta bu üç dereceyi yaşar ve fenâ fi’llah makâmına gelir. Muhabbet. s. ikinci makâm olan Peygamber(sav)’de muhabbet. s. mürîd. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. maşukun iradesinde kaybolması olarak tanımlanmıştır. aşığın maşukundaki daimî huzur hali başlar ki. şöyle ifade etmiştir: “Eğer sâlikte muhabbetullah bundan (fenâ fi’ş-şeyh muhabbetinin. Yani şeyhi derecesinde muhabbet. huzur ve fena makâmlarını geçen mürîd (fenâ fi’ş-şeyh). s. Şeyhinin makâmına yaklaşması ve o makâmı geçmesine izah olabilecek süreç. Sufi Meditation.

92. 542. sudan. en kolay vasıta ile taşıyan mürşidin vasıtasına geçişi tavsiye eder. Sâlikin kendisi.olarak da adlandırılmıştır. İhyâ. Aynı eser. ateşini aşktan alır. Ahmet. aşk nisbetinde olur ve aşırı muhabbetin neticesidir. 4. 72-73. 1178 1179 K. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. kendisine perde olunca.35-36.1182 Mürîdin. Kendinden gâib olarak Hak Teâla’nın huzurunda olmak. Çünkü mürîd bu bağ sayesinde enâniyetinden sıyrılıp şeyhinin iradesinde fanî olur.1179 İmâm-ı Gazalî (v. şevk. 1180 Gazalî. Muhabbetin aslı ise maddi alanı meydana getiren unsurlardan. ünsiyet ve rıza olarak izah etmiştir. fenâda fenâ hasıl olur. Mülk ve melekut âlemleri talibe örtülü olup ona (masivayı) unutturursa. Âlauddîn-i Attar (v. bir mıknatıs gibi şeyhindeki ilahî marifetleri ve Rabbânî tecellileri kalbinde toplar. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). ss. İslamî Benliğin İç Yüzü. Seyyid Burhaneddin Muhakkik-i Tirmizî. çile ve nefs mücadelesinden geçmesi şarttır. s. Adnan. ss. 505/1111). Tasavvuf ve Tarikatlar. s. kendinden geçmektir. 1181 İkbâl.”1183 Her mürşidin farklı bir tasarruf ve vesileyle mürîdini maksuda götürdüğünü söyleyen Kıbrısî. muhabbetten aldığı kuvvetle. muhabbet. 286-350. 27-29. ateşten ve topraktan değildir. Sevgi H.1180 Maddi varlığı bir avuç topraktan başka bir şey olmayan insanın aslî varlığını. fenâ hasıl olur. ss. o nisbette kendinden gâib olup. Allah(cc)’a duyulan. 1183 Camî. sevgilisinin huzurunda bulunur. cezbe hâsıl olmaz. Cezbe olmaz ise ünsiyet (bağlılık) hâsıl olmaz. rüzgârdan. Bu yolda geçerli olan esas budur. Nakşîbendî yolunda katedeceği mertebeleri. dünyayı aydınlatmayı muhabbetten öğrenir. c. cezbe ve ünsiyet üzerinden izah edilmiştir. 230 . bu ilişki muhabbet. İnsanın yaradılışı. Bu yeteneği elde etmesi için. ss. 1182 Kara. daha parlak ve diri hâle getiren muhabbettir.1181 Mürîd Allah(cc)’tan gayrı herşeyden ilgisini kesmelidir. ss. 802/1399) şöyle ifade etmiştir: “İşin başı kendinde yürümek (teemmül ve tefekküre dalmak) ve kendinden gitmek (kendinden geçmek)dir. Buna izaha göre mürşîd ile mürîd arasında muhabbet olmaz ise. 74. Bir kimse ne kadar çok aşıksa. Kayseri 1995. Kendinde yürümenin alameti. Bu durumda mürîddeki muhabbet.1178 Futuhâtu’l-Hakkâniyye adlı eserde. 75. birçok manevi egzersizden. mürîd için bu süreci sırasıyla.

e. Bazı yol göstericiler de ‘elimi tut. 1186 Mevlanâ. Ancak. bu mevzu aynı zamanda mürîdin yolda olmasıyla alakalıdır.. s.”1185 Bu anlayışı Rumî. Nazım Efendi’ye göre mürîdin yoldaki cehdi. insanların gözbebeğini!”1186 ifadesiyle belirtmiştir. s. Hangisini istersen bul bir tane de. İlerlemek için yorgunluk değil gayret gereklidir. Bazılarının traktörü var. Mesnevî.1187 “O. Bu yürüyüş yerleri ve gökleri fethedinceye kadar olmalıdır. O yolda sefer Allah rızası içindir.g. a. 2225. hepsini sizin emrinize vermiştir. ss. Sürücüler ‘sizden bir karşılık istemem’1184 sınıfındandır. insanların gözbebeği olan insanı. Yoldaki mürîdin edebi konusunda bir düsturu Şeyh Nazım-ı Hakkânî. duran derviş de gerilemeye. bazılarının arabası var. Buna göre yorulan. nasıl olsa aynı yolda yürüyüp gidiyoruz’ Yahu arabalı da var. 1188 Casiye: 88/13. Arabalıyı bulursan parayla değil ya bu. Mürîdin mürşîdine karşı edebleri ile de. gözünü yum. 91. ne yapalım ağır ağır yol keseriz. durmağa. ‘Yok canım işte bizimki var ya. Bunda düşünecek bir toplum için ibretler vardır. Tasavvuf Sohbetleri.e.Maksuda en kolay yoldan götüren mürşîdlere tâbi olmakdaki temel amaç ilahî rızadır. 61-62. mahkûmdur. yorulan da bizden değildir.” sözüyle ifade etmiştir. 231 . 1189 Kıbrısî. c. Yolda yayan giderken arabalı rast gelirse arabalıya bin. 1187 Kıbrısî.. bu ayetin kendisinde tahakkuk ettiği ana ve sonrasındaki mertebelerine kadar devam etmelidir. adamı atla yürüten var. Hakkâniyye içerisinde evliya bahsinde sıkça telaffuz edilmiştir. “İnsanların gözbebeği olan insanı ara. Nazım Efendi’nin bu konudaki tavsiyesi. a. mürîdin yolda olup olmadığının bir göstergesidir. Bu amacı unutmadan yolda ilerlemek gerektiğini Kıbrısî şöyle ifade etmektedir: “Onların içerisinde. “Duran da.1189 1184 1185 Sebe: 34/47. bazısının tayyaresi var. b. bazısı vapur sahibi.”1188 ayeti. aç’ deyip arşa bastıracak adam da var. göklerde ve yerde ne varsa.g.2. 91. Kıbrısî. tırnak miktarı dahi olsa ilerleme yönünde gayrettir. bazısı tren sahibi.

Osmanlı usulü şalvar.1190 Bu makâma erişmek için kulun nefsinde fanî olması ve Hakk’ta bekâya ermesi gerekir. İngiliz mürîdlerin mavi. s. kıyafet ve sarık gibi dış görünüş itibariyle.g. 1528-1529. 87. Hak ile halkta tasarrufta bulunmaktır. Nazım Efendi’nin Osmanlı usûlü kıyafet tarzını tercih ettiği gözlemlenmiştir. Allah’ın 1190 1191 Tehânevî. uzak Asya ülkelerinin. Tehânevî (v. Amerikalı ve Afrikalı mürîdlerin kırmızı renk sarıkları. 2008 yılında Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin Şamdaki tekkesine yaptığımız çalışmalar süresince. a. 3. Arap ve Afrika ülkelerinin yerel kıyafetleri de tercih edilmiştir. kimileri ise bulundukları ülkelerdeki tüm mürîdlerden sorumlu. Istılahâtu’s-sufiyye. tekkedeki tüm zikirlerin zakirbaşılık görevini ifa etmiştir. Türklerin beyaz. Keşşâf. Tanık olduğumuz bu mürîdlerden kimileri yeni ihtida etmiş. Arapların yeşil. Şeyh Nazım’ı hatırlayarak ruhanî ve fizikî yakınlık kurmak ve berekete nail olmak amacıyla giyinenler olduğu kadar.Seyru sulûktaki şart olarak beyan edilen devamlılık ve neticesinde tüm mevcudatın kula musahhar kılındığı mertebe. c. Almanların mor. 79. kimileri seyru sulûkun başında.. Bu mürid. velayet kavramıyla mana kazanmıştır. Almanya’da vazifeli olan bir mürîd. 1158/1744)’ye göre velayet. ss. Kâşânî.1191 Tarikat-ı Hakkâniyye yolunda yaptığımız araştırmalarda farklı etnik köken ve ulusa mensup mürîdler ile karşılaştık.1192 Bâtılı mürîdlerin tekkelerinde ve evlerinde giydikleri bu kıyafeti neden tercih ettikleri sorulduğunda genelde üç cevap gelmiştir. Şeyh Nazım’a vekillik vazifeleri yüklenmişlerdir. ıstılahta. s. İslam’ın en iyi yolunda olmanın (Nakşibendiyye) verdiği gururla. gömlek ve geniş yelek üzerine giyilen çeşitli renklerde sarık olsa da. umumiyetle tercih ettikleri. Şeyh Nazım tarafından ifade edilmiştir. 1192 Atay. sakal.e. Mürîdlerin Lefke dergâhında da tercih ettikleri kıyafet usûlü genelde aynıdır. Bu kıyafet genelde. 232 . ülkelere göre şöyle dağıldığı söylenmektedir. Mürîdlerin tamamen özgür tercihleriyle çeşitlen bu renklerin.

The Struggle for Purity. Hz. c. ruhunu kuşatan kafesten kurtulmuş bir nûr gibi olduğundan. 1196 İbn Manzûr. 1195 Aynı eser. s.1196 El ele tutuşarak yapılan bu fiilden dolayı bey’at. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı.1198 bey’at edenlerden Allah(cc)’ın razı olduğu bildirilmiştir.1194 Londra’daki mürîdlere göre Şeyh Nazım. Peygamberimiz(sav)’in davranış ve görgüsüne sahiptir. 219. Atay. 83. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. 1197 Curcanî. Firüzebadî. ss. kendilerini vahhabî ve selefî gruplardan ayıran bir tarzdır. 1198 “Sana bey’at edenler ancak Allah'a bey’at etmiş olurlar. akid yapma anlamlarına gelmektedir. Ondan başka bu bilgilerin kaynağı olan evliya yoktur. 1.1197 Kur’ân-ı Kerîm’de bey’at. Allah büyük bir mükâfat verecektir. 41. mürîdleriyle beraber olsa bile yirmi dört saat boyunca aynı anda üç yerde ruhanî olarak hazır olur. Ayrıca bu ayetlerde. miraç ve mehdi gibi hadiselerin manevî boyutu hakkında yegâne bilgi kaynağıdır. lügatta.1199 Hz. 79. Kabe’de Haceru’l-esvedin Medine’de altında. Şeyh Nazım-ı Hakkânî. Peygamber(sav)’in gücü. söz verme. 1193 1194 Stjernholm. Onlara göre Kıbrısî. Lisânu’l-Arab. Allah(cc)’a yapıldığı.1195 d. s. Allah’a verdiği sözü yerine getirene. Peygamber(sav)’e yapılan bey’atın. BEY’AT: Satın almak manasına gelen bey’ kelimesinden türemiş bey’at kelimesi. Hz.” Feth: 48/10. Bazı mürîde göre ise bu kıyafetler. bu yüzyılda. Komisyon.övdüklerinden olmak için giyenler de vardır. aynı Peygamber(sav)’in anda ve daima bulunmaktadır. söz verme manasında zikredilmiştir. Hz. ss. s. üç ayette. Hz. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. Mu’cemu’l-vasiyt. onda zuhur etmiştir. ve Sahibu’z-Zaman(as)’ın. Ta’rifat. Kamûsu’l-muhît. 50. Peygamber(sav)’in bu asırdaki manevî mirasçısıdır. 233 . Şeyh Hişam’ın ifadesiyle. 220. s. Şeyh Hişam’ın da ifade ettiği bu anlayışa göre Şeyh Nazım-ı huzurunda Kıbrısî. 557-558. tokalaşma ve musafaha manasına da gelir.1193 Hâlidiyye-i Hakkâniyye mürîdlerine göre Şeyh Nazım. s. 705.

hicri birinci asırda. ss. mürîdin. İz. Tasavvuf. iftira atmamak. 43. Osman. Talak. Mümtehine: 60/12 . Müslim. Bey’at töreni uygulaması tasavvufun ilk dönemlerinde icra edilmediğinden. 6. TTDS. madden iştirâk ederler. evlatlarını öldürmemek. 41-42. hemen hemen bütün tarikatlarda aynıdır. tasavvuf ıstılahındaki manasıyla kullanmış ve genel uygulamalara benzer bir şekilde gerçekleştirmiştir. el verme). TDV İA. saltanat. 99-100.org/be’at.1202 Bey’atın yapılışı ve gayesi. bu bey’ati alan kişi elini koyar. kendisine kayıtsız şartsız teslim olacağına. video kaydı olarak arşivimizde ve bazı internet sayfalarında mevcuttur. bey’at almıştır. tasavvufun ilk dönem eserlerinde bu konuya yer verilmemiştir.1201 Tasavvuf ıstılahında bey’at (inâbe. İmarât. Allahu. Rasulünü ve mürşidini şahit tutmasıdır. 88. Bu esnada bu olaya tanık olan diğer mürîdler bir halka oluşturarak ellerini bey’at alan kişinin üzerine koyarlar. Allah(cc)’a hiçbir şeyi eş koşmamak.1200 kendisine itaat etmek ve her zaman Hakkı konuşmak üzere. İmare. Ahkâm. Buharî. 561/1166) tarafından tarikat geleneği olarak uygulanan bey’at. 2. s. asasını uzatarak da bey’at vermiştir. 234 . bey’at veren şeyhin eli üstüne. Müslim. Bu bey’at hükümleri Hz. Tarikatlar döneminde yaygınlaşan bey’at uygulaması. Allahu. 72.1203 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Cebecioğlu. c. tevbe edip bir daha günahlara dönmeyeceğine. bey’atı. mürîdin. Allah(cc)’ı. Hakk” esmalarını mutedil 1199 1200 Feth: 48/18. 1202 Zubî. hırka giyme töreni şeklinde icra edilmiştir. Bu halkada şeyhle birlikte bulunan herkes üç defa “Allahu. 1204 www. en yakınında bulunan mürîdin sırtlarına ellerini koyarak. 123. ss. 1201 Buharî.1204 Hakkâniyye içerisindeki uygulamalarda. Uludağ. Mu’cemu’s-sufiyye. Peygamber(sav)’e Kur’ân-ı Kerîm’de bildirilen emirdir. intisab. el alma. mürşidine sâdık ve bağlı kalacağına.75-76. 124. s. s. 1203 Türer. Kıbrısî’nin ve Hakkâniyye vekillerinin bey’at alış şekilleri. Şeyh Nazım. İlgili görüntüler video arşivimizde mevcuttur. mürşîdine verdiği söze.Peygamber(sav) Mü’minlerden. oluşan bu manevi ortama. hırsızlık yapmamak. Biat Maddesi. hayırlara ve faziletlere sarılacağına söz vermesidir. Abdülkadir-i Geylanî (v. TTS. İlk halkaya dâhil olamadığı için dış halka veya halkalara yetişen mürîdler. haramlardan ve münkerden kaçıp.

607. s. ucundan tutarak. 1207 Razî. Ve kim Allah’a vermiş olduğu sözü tutarsa Allah ona büyük bir mükafat verecektir”1209 ayetini okur.bir ses ile tekrar ederler. İlgili görüntüler video arşivimizde mevcuttur. diz dize gelmeksizin yapılmaktadır. Köksal. Yani bey’at. Ancak Müslüman bir ailede dünyaya 1205 1206 www. halkanın ekseriya. Me’a’l-Enbiyâ. Bu bey’atin tarikat yolunda alınan ders için mi. Asım. Tasavvuf ve Tarikatlar.1205 Hz. 186. Adnan Kabbanî’nin yazdığı bu esere göre şeyh. 1. 1208 Yılmaz.1210 Burada tarif edilen bey’at. Alusî. tasavvufî anlayışta yer almış ve sufilerin bey’at uygulamalarına temel teşkil etmiştir. 14. Mefâtihu’l-gayb.1208 Fütuhât-ı Hakkâniyye adlı eserde bey’atın yapılış şekli tarif edilirken. 1209 Fetih: 48/10. bey’at başlangıcında mürîd ile beraber üç defa. s. c.1206 Bayan sahabelere bey’atı. yoksa İslam dininde sebat için mi olduğuyla ilgili bir bilgiye rastlamadık. 81. 235 . 363-364. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.org/be’at. M. Gerek şahsen tanık olduğumuz. “Estağfiru’llah e’l-Azîm ellezi la ilahe illa huve’l-Hayyu’l-Kayyûm ve etubu ileyh” tevbesini okur. c. gerekse internet üzerinde yayımlanan bey’at hadiselerinde. Peygamber(sav) bey’at alırken elini uzatır. s. şeyh ile mürîdin bire bir ve diz dize oturduğu bir meclis anlatılmıştır. Muhammed(as) ve İslamiyet. 28. eline bez sararak. s. kadın vekil tayin ederek. Hz. Afifi. c. ihtida etmiş gayr-i müslimler olduğu dikkatimizi çekmiştir. doğal olarak gelişmiş olduğu kanaatindeyiz. Kâmil. Bununla birlikte bu değişimin. Şeyh Nazım’ın uygulamasından şeklen farklılaşmaktadır.1207 Hz. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Hakkâni Dergâhlarının yaygınlaşdığı ve mürîdân sayısının hızlı arttığı bir süreçte. 2/99. bir su kabına el batırarak. Peygamber(sav)’in bu uygulaması. Adnan. Rûhu’l-meânî. Kim ahdini bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. 1210 K. 2/447-448. 98. s. kapı veya pencere arkasından sözle yapmıştır. saltanat. s. Delâil. İbn Esîr. Beyhakî. Kıbrısî’nin irşâd vazifesini devralmasından sonra oluştuğu şüphesizdir. ashabla el tutuşurdu. Bu uygulama şeklinin. Sonra şeyh bir defa “Şüphesiz Sana bey’at edenler gerçekte Allah’a bey’at etmektedirler. ortaya bir bez parçası uzatıp. Bundan sonra Şeyh mürîde dua yapar ve halkada bulunan herkes dağılır. 267.

toplum içinde ne tür bir işleve sahip olduğunu anlamak amacıyla yapılan bir tezde. Müşâhede ettiğimiz bey’atlerin tamamında. Gözlemlediğimiz bu kişiler. benim Müslüman oluşuma ve Nakşibendî-Hakkânî tarikatına girişimde bulunuyordu…”1212 Lefke Dergâhında yaptığımız gözlemlerde ve video görüntüleri üzerinden şahit olduğumuz bey’atlerde. s. namaz ve zikir meclislerine devam etmişlerdir. araştırmacı.gelmiş. ilk akşam dergâh şeyhiyle konuşmak isterken yaşadığı bey’ati şöyle anlatmaktadır: “Beni Şeyh’in (Abdul Hamid. bu kanaate varılmıştır. The Struggle for Purity. bizzat yaşadığı bey’at tecrübesine yer vermiştir. dergâh Şeyh’inin de bilinçli bir şekilde iştirak ettiği bu olayın ardındaki anlayışı analiz 1211 2006/Mayıs ayında yapılan bir görüşme esnasında tanık olunmuştur. Ancak. Londra Dergâhında yaşanan. doğal yollarla aralarından çıkamayacağım bir grup adamın içinde kaldım ki. hem de zaten Müslüman olup da tarikata girenler için yapıldığını söyleyebiliriz. aldığına şahit olduk. mühtedilerin. Nakşibendî-Hakkânî Cemaati’nin Londra’daki faaliyetlerini inceleyerek. hepsi şahadetime tanık oluyorlardı. orada Şeyhe anlayamadığım Arapça bir şeyler söyledi. 1212 Stjernholm. Şeyh. 36. istisnai bir durum olduğu kanaatindeyiz. İhtida eden mürîdlerin bey’attan sonraki sevinçli tavırları. etrafındaki mürîdlerle kucaklaşması ve müsafaha yapması gibi gözlemlerimize istinaden. Olanlar benim beklediklerim değildi. Dolayısıyla araştırmacının yaşadığı hadisenin. Tez araştırması için yapılan bu ziyaretten elde edilen ses ve görüntü kayıtları ses arşivimizde mevcuttur. Yani bey’at her iki gruptaki insanlara aynı şekilde uygulanmaktadır. Aniden.1211 Dolayısıyla bu ritüelin hem mühtediler. Tez araştırması için Londra. aynı şekilde icra edilen ritüelle. bir Türkiye vatandaşının Lefke Tekkesinde/Kıbrıs Nazım Efendi’den tarikat bey’atını. Şeyh. bey’attan sonraki zamanlarında. 236 . Bunun üzerine Şeyh Abdul Hamid elimi tuttu ve diğer kardeşler etrafımda halka oluşturacak şekilde toplandılar. Londra’daki gibi oldubittiye getirilerek yapılan bir şehadet ve bey’at dikkatimizi çekmemiştir. Lonrdra görevlisi) önünde beklemem için götüren hoca (dergahın eğitmeni). Totenham Dergâhına giden araştırmacı. Müslüman olmayı ikrar ve tasdik eden şahadet kelimelerini. heyecanlı ve istekli oldukları görülmüştür. tekrar etmem için söylemeye başladı.

“…kim oraya girerse güvenlik içinde olur…”1213 ayetini Nazım Efendi. s. insanlar. s. 96. Kelime-i şehadeti söyledikten sonra onun imanını bütün dünyada insu cinnin adedince şeytan olup üzerine gelse. kurşun kalır mı? Sen ne zannettin “La ilahe illallah” demeyi? Peygamber-i Zişan’ın “La ilahe illallah” dediği bir tevhidini mizanın bir kefesine koysalar. her türlü korktuğundan kurtulur. kelime-i şehadetten sonra şöyle dua ederdi: ‘Ya Rasulallah! 1213 Âl-i İmrân: 3/97.etmek için. Nazım Efendi bir sohbetinde bu durumu şöyle anlatır: “Sugurî Hazretlerinin âdeti oydu ki. Nakşibendî-Hakkânî yolunda kelime-i şehadetin nasıl anlaşıldığını. ayeti. Ebu Nuaym. “La ilahe illallah kelimesi. 1215 Kıbrısî. bütün beni âdem için.1215 Nazım Efendi. Hilye. 5/244. onun kalbine saadet mührünü basıyordu. 1216 Aynı eser. kelime-i şehadet getirmek suretiyle dâhil olurlar. Öyle büyük bir zât huzurunda kelime-i şehadeti okuyan kimsenin kalbine. Kıbrısî’ye göre Allah(ac)’ın kalesi gibi olan bu dairede bulunan bir kimseyi. incelememiz gerekir. her kim huzuruna gelirse diz be diz oturtup kelime-i şehadeti getirtirdi. O. bütün ümmet-i Muhammed’in(sav) ve onunla birlikte bütün geçmiş ümmetlerin hepsinin günahlarını öbür kefeye koysalar. Bu tefsire göre kelime-i şehâdet. Aynı Surenin 95. 3/192. 1214 Deylemi.”1216 Kelime-i şehadetin Hakkâniyye yolunda nasıl anlaşıldığı ile ilgili karşılaşılan diğer misal ise. ayeti. emin olunan dairedir. Azabımdan emin olur. 6. son nefeste o imanı ondan almaya imkân yoktur. cin ve ins topluluğu dışarı çıkaramaz. Her kim girer çıkmaz ise. Firdevs. iblis. İbrahim’in(as) dininden. bir âdeti ile ilgilidir. Bu daireye. Tasavvuf Sohbetleri.”1214 hadîs-i şerîfi ile tefsir etmiştir. Şakayla tetik atan adamın attığı kurşun vurmaz mı? Öldürmez mi? Yahu ben şakayla tetiğe dokunmuş idim! Şaka diye vurmadan. tesirini göstermeden. 1299/1882)’nin. bitti. hiç çıkmayacak nakışla nakşediyor. 5. 237 . isterse şaka yoluyla söylesin. kelime-i şehâdetin şaka yoluyla söylenmiş olsa dahi bu daireye girileceğini şu cümlelerle ifade etmiştir: “Bir kere söyledi mi. âlemler için mübarek ve doğru yol gösteren Kâbe’den bahsetmektedir. silsilede Nazım Efendi’den önceki üçüncü Şeyh olan Ahmed Sugurî (v. tüy gibi tartar. benim bir metin kalemdir. hiç ehemmiyeti kalmaz.

. kelime-i tevhide verdiği bu anlam görülmektedir. Kerâmet. Şeyh Ahmed-i Sugurî’den sonra devam ettiği görülmektedir. Aynı yer. Şeyh Nazım’ın velî. 092508-msh-fenton-6am-comeasyouare. Hz. bey’at esnasında kelime-i tevhid-i ikrar ettirdiği zaman. keramet sahibi velî kulun amacı. Tasavvuf Sohbetleri. size emanet eyledik. Şeyh Saruhî’nin.Bu okuduğumuz kelime-i şehadeti sizin hazineye koyduk. Bu vazifenin ise. bu vazifenin devam ettirilmesi için. Hakkâniye içerisindeki uygulanışında. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den. Dolayısıyla bey’at ayinlerinin akabinde.1219 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin bey’at anlayışında ve uygulamalarında.com. bu anlayışın da etkili olduğu kanaatindeyiz. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. 1220 www. bu şehadeti.”1220 1217 1218 Kıbrısî.1218 Bugün karşılaştığımız bey’at ritüellerinin. Nazım Efendi. kendisiyle beş dakika dahi olsa görüşenlere kurtuluş müjdesi verildiği söylenmiştir. Şeyh Nazım Efendi’nin yaptığı hafî duanın. Kıyamet gününde bu emanetimizi isteriz’.2. insanların imanları ve ahiret sadetleri için kullanırlar. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. rahmanî tecellilere ayna olan evliyâ. ifade etmiştir. tasarruf ve hizmet gibi anlayışlarla bir bütünlük teşkil etmektedir.sufilive. 49. Hakkâniyye’ye Camiâsına ait bir özgünlük olarak nitelendirebileceğimiz bu anlayış. Abdullah-ı Dağıstanî’den bununla ilgili şu ifadeleri nakletmiştir: “Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye şeyhlik vazifesi ve icazeti verilirken. Hz. Peygamber(sav)’e emanet etmekte ve mürîdin. Bu manada velayet mertebesinde. insanları ebedî saadete sevk etmektir.. emir aldığını ve Şeyh Ahmed-i Sugurî’nin bu vazifeyi manen tasdik etmiş olduğunu. tasarrufunu. son nefesindeki imanı için dua etmektedir. Ahmet Sugurî’nin duasındaki temennileri içerdiği şüphesizdir. Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde manevi bir vazife olarak yerini almıştır. Farklı bir ifadeyle Şeyh Nazım -ı Hakkânî. 1219 Tafsilatı için bu tezde bkz.”1217 Bey’at anlayış ve uygulamalarını şekillendiren bu anlayış. Peygamber(sav)’in emriyle. kerâmet. s. 238 . Farklı bir ifadeyle.

1224 Enfâl: 8/60. 112-113. ümmeti. Bu bağlamda Nazım Efendi’nin küllî tasavvuf anlayışı içerisinde.3. 1225 Enfâl: 8/11. 667. c. Kur’ân-ı Kerîm’de. Rabıta.1222 Bu kökten türeyen kelimeler. Kutub. İbn Manzûr. iliştirmek manalarına gelen “ra-ba-ta”. 239 . s. bu anlayış üzerine inşa edilmiş. Peygamber(sav) ve misâk gibi konularla ilgili yönleri vardır. taklidî bir uygulama olduğu şüphesizdir. Rabıta 1221 Tafsilatı için bu tezde bkz. ss. Hz. emin ismine mugayirdir. Londra’da gerçekleşen bey’at hadisesinin. 1226 Kehf: 18/14. Bu düşünceden hareketle. Bu yönü şöyle özetleyebiliriz: Yevmu’l-ezelde Hz.1227 manalarında tercüme edilmiştir.1223 bağlanıp beslenen atlar.Binaenaleyh bey’at esnasında ikrar edilen kelime-i tevhid. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b.1226 kalbini pekiştirme. rapteden anlamlarına gelmektedir. Dolayısıyla bey’at alan zatlar. Bey’at ve kelime-i şehadet hususu ile ilgili olarak dikkatimizi çeken bir diğer konu ise. kelime-i şehadetin ikrar edilmesiyle.1225 metanet bağlama. bir cüz olarak nitelendirebileceğimiz bey’atın. Mü’min olarak teslim edilmiştir. RABITA: Arapça’da birleştirmek. Kur’ân-ı Kerim’de. böyle bir vazifeyi ifa etmiş olmaktadırlar. “rabitune” ile ifade edilmiştir. iki şeyi birbirine bağlayan. 1223 Âl-i İmran: 3/200.1224 kalbleri (birbirine) bağlamak.1221 e. muhkem bir kale gibi görülmekte ve şakayla dahi söylendiğinde bu kaleye sığınıldığı anlaşılmaktadır. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. Muhammedu’l-Emîn’in. bitiştirmek. Peygamber(sav). parça bütün ilişkisinden kaynaklanmaktadır. kutub. İman etmiş olarak emanet edilen ümmetin. 5. Bir vakit namazdan sonra diğer vakti bekleme fiili. Peygamber(sav)’e. noksan olarak Rablerine dönmeleri. Kamûsu’l-muhît. savaşa hazırlıklı ve uyanık bulunma. Lisânu’l-Arab. Peygamber(sav) tarafından vazifelidir. rabıta kelimesinin köküdür. 1222 Firuzebadî. Son nefesten önce imanı tamam olmamış ümmetin imanlı dönüş yapmaları için. Hz.Hz. o dönemin kutupları.

Peygamber(sav)’in huzurunda ya da O’nun varisleri olan. Hz. s. ss. Adıyaman 2000. zihnî planda mürşidi ile beraberlik halinde olmaya başlar. 1230 Tevbe: 9/119. kâmil evliyanın huzurunda hissetmesidir. tasavvuftaki rabıta anlayışının temelini oluşturmuştur. Rabıta ve Nakşibendilik. Sufi Meditation. Allah’a rabıta yapmak manasında olan murakabe tavsiye edilir. s. 75. el-Mu’cemu’l-mufehres. 18-19. Mirahmadi. sevgi anlamı yüklenerek diğer tasavvuf okullarında mana olarak vardır. kulun kendini ilahi huzurda. Yılmaz. s. 1242/1826) ile ihdas edilmiş olduğu iddiasına istinaden. bid’at ve şirk olduğu savunulan rabıtanın. Cebecioğlu. 23-53. 289. Sey-Tac Yay. Reşahât. Haz. İstanbul 2000. mutasavvıfların rabıtadan ne kastettiğini bilmemeye ve onu tasavvufi bir hal olarak yaşamaya bağlı olarak ulaşılmış bir yargı olduğu görülmektedir.: Dilaver Selvi. 1232 Aydın Ferit. Sahib Esad. Mu’cemu’l-faz. 838. 62.1229 Nakşibendîlikte asıl olmamakla birlikte önem atfedilen rabıta. s. s. 113-115. Tasavvuf ve Tarikatlar. Râbıta. 507. s. 1229 Tehanevî.1236 Nazım Efendi’ye göre rabıta. 1233 Safî. s.1232 aslında Şâh-ı Nakşibend (v. Uludağ. Kemal Yıldız. Mektubât-ı Mevâna Hâlid. 231. Keşşâf.1237 Bu akışın mahiyeti hususundaki izah. 74.. rabıta edin ve Allah’tan sakının ki. TTDS. 1234 Aydın. Abdulbâki. 326-327. Gündüz. 1237 Kıbrısî.kelimesinin Kur’ân-ı Kerîm’deki manaları. 1.. Tasavvuf ve Tarikatlar. ss. Çünkü bu haldeyken. 791/1389) tarafından tavsiye edildiği bilinmektedir. rabıtasını mürşidine yapması uygun olmaz. ss. Şergavî. 1235 Âl-i İmrân: 3/200. ss. Buna göre rabıta mürîdin basiret gözüyle mürşidine nazar etmesidir. c. Bu sevgi vesilesiyle mürîd. 1231 Eraydın. mürşid ve mürîdler arasındaki ilahî akışlara vesile olur. 8.1234 Fütuhatu’l-Hakkâniyye adlı eserde “Ey iman edenler! Sabredin. ss. Şeyh Abdullah’ın 1227 1228 Kasas: 28/10. 1236 K. felaha ulaşın”1235 ayeti delil getirilerek sufîler ve evliyalar açısından rabıtanın tanımı yapılmıştır.1233 Dolayısıyla Rabıtayı şirk olarak görmek. 149. 70-75. ss. Adnan. s. Rabıta ile ruhanî bir olgunluğa erişen mürîdin. 299-300. Süleymaniye Vakfı Yay. 240 .1228 Tasavvuf ıstılahında rabıta. Tasavvuf Sohbetleri. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.1231 Hâlid-i Bağdadî (v. Mutasavvıflara göre “Sâdıklarla beraber olunuz”1230 ayeti bu konudaki ölçüdür. Rabıta ve Nakşibendilik. TTS.

1350/1931) göre rabıta. “ribât” denilmiştir.1242 İradesi olmayan cemadata. 92. Eserleri ve Tasavvuf Felsefesi. Mürşid Peygamber(sav)’den aldığı marifet ve muhabbeti. Bahauddin Nakşîbend. Şeyh Esad-ı Erbilî’ye (v. Şeyh Nazım’ın vekilleri tarafından yapılan izahlara göre bu akış. www. bir bölgeye internet sağlayan ana sunucular ile onlardan veri alan bireysel internet kullanıcılarına benzetir. muhabbet. cezbe hâsıl olmaz. şeyhindeki ilahî marifetleri ve Rabbânî tecellileri kalbinde toplar. sevgi ve muhabbetin neticesidir. rabıtanın genel kabul görmüş tanımında da yer almıştır. 010909-msh-london-priority-know-ur-shaik-is-looking-at-you. Bu gayelerde önem kazanan muhabbet. Bu birliktelik ve muhabbet vesilesiyle mürşîdin hali mürîde yansıtılır.com. 241 .e.. Bazı Nakşibendîler rabıtayı “şeyhe tam muhabbet” diye tarif etmişlerdir. Çünkü mâsivanın girmemesi için gözetlenmesi gereken yer kalbdir. kalbî bağ ile kendisine rabıtalı olanlara aktarır. Cezbe olmaz ise ünsiyet (bağlılık) hâsıl olmaz. s. kalbe.sufilive. Adnan. Bu manada kula Allah(cc)’ı sevdiren her şey bir vesiledir. Ankara 2002. Üçüncü olarak da gıyabında mürşid ile manevî birlik ve muhabbet tesis etmektir. rabıta ile aynı kökten türemiş. Nurettin Topçu’ya (v. mürşîdin ruhaniyetinden feyz almak ve onun vasıtası ile Allah(cc)’ı hatırlamak. ağ üzerinden. a. Beden ile nefsin irtibatını sağlaması dolayısıyla. Kalbi dünyevî düşüncelerden temizlemek ve korumak. s.593.1240 Rabıtanın tesir mahali olan kalb.1238 Şeyh Hişam mürîd ile mürşidi arasındaki bu bağı. 1396/1975) göre doğa ve sanata duyulan 1238 1239 K. nebata ve hayvanata duyulan sevgide. s. 316 1241 Kuşeyri. s.1239 Nakşîbendilikte rabıtanın özet olarak üç gaye için yapıldığı kanaati yaygındır.sohbetlerinden derlenen eserlerde mevcuttur.1241 Muhabbetin mahalli olan kalb. Muhammed Es’ad-ı Erbilî’nin Hayatı. Bu aktarış sunucu bilgisayarın. Allah(cc)’a yaklaştırıcı bir rabıta gibidir. Lisans Tezi. Risale. Çünkü mürîd bu bağ sayesinde enâniyetinden sıyrılıp şeyhinin iradesinde fanî olur. kulu. Buna göre mürşid ile mürîd arasında muhabbet olmaz ise. görüntülü sohbet video kayıtlarımızda mevcuttur. “kişi neyi düşünüyorsa onunladır ve odur” düşüncesinden dolayı rabıtanın da mahalidir. Bu durumda mürîddeki muhabbet. cezbe ve ünsiyet üzerinden izah edilmiştir. Basılmamış Y. 140. 1240 Tosun. şahsî bilgisayarlara veri aktarmasına da benzetilmiştir. Vahit.g. “ribat” kelimesiyle ifade edilmiştir. 1242 Göktaş.

Sufi Meditation. 1247 K. Bu misalde Kıbrısî. Nakşibendilikteki üç gaye için yapılmaktadır. İstanbul 2004.1246 Hâlidiyye-i Hakkâniyye. 1250 Mirahmadi. Adnan. 92. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. evliyaları. Degah Yay. s. Kalbi dünyevî düşüncelerden temizlemek. vagonlardaki yolculara ve tüm ümmet arasındaki muhabbet ve bağı da rabıtaya benzetmiştir. Şeyh Nazım. 1248 Aynı eser. 1246 Kıbrısî. ayrılmayın”1249 ayeti bu konuda delil gösterilmiş1250 1243 1244 ve rabıta. lokomotife. Çünkü doğada ve sanatta bulunan ilahî nakışlar. 30. 1249 Âl-i İmrân: 3/103. s. ss. 82. mürşîdi ve yolunda olanlarla râbıtayı kesmemesi yönünde tavsiyelerde bulunur. Hz. s. kul ile Allah ilişkisini izah edecek yönden Topçu.1243 Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de telkin edilen ve uygulanan rabıta. mürîdlerin kendi içlerinde de bir ahenge vesile olur. aynı zamanda inci tanelerini bir arada tutan ipe benzeterek. 242 .1248 Nazım Efendi’ye atfedilerek yazılan başka bir eserde “Hepiniz Allah’ın ipine sarılın. 75.. polislerin merkezle ve birbirleriyle olan telsiz bağlantılarına benzeterek. mürîdleri.sevgi. Nurettin. vagonlara. Tasavvuf Sohbetleri. mürîdan arasındaki uyumu temin etmektir. Allah(ac)’ın huzuruna dağınık gidilmemesi gerektiğini ifade etmiştir. bir mürşîd elinde. bu ahenge vesile olan rabıtayı. 62. ilahî sevgiye dönüşebilir. Hak Dost 4. 74. bir mürîdin. yaratılanların hizmetine hazırlayan vesilelerdendir. Kültür ve Medeniyet.1247 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin Hakkâniyye’yi tarikat-ı cezbe veya tarikat-ı muhabbet olarak da nitelendirdiği olmuştur. 1245 Aynı yer. s. Şeyh Nazım-ı Hakkâni’ye göre rabıta.1244 Nazım-ı Kıbrısî rabıtanın temin ettiği harmoniyi. Peygamber(sav)’in nurunu. insan ruhuna decredilmiş muhabbet duygusunu harekete geçirir. insanda terapi etkisi oluşturan. tarikat-ı râbıta olarak adlandırılır. Kıbrısî.1245 Şeyh Nazım’ın bu hususta verdiği bir diğer misal ise tren üzerinden olmuştur. nefsindeki hastalıkları gideren ve onu. Bu muhabbet ise. mürşîdin ruhaniyetinden feyz almak ve onun vasıtası ile Allah(cc)’ı hatırlamak olan bu üç gayenin haricindeki bir gaye ise.

bu kanaate delil getirilmiştir. 1253 Mirahmadi. ikisinin arasındaki rabıta ile olur.e.. 30. Allah(ac)’tan aldığı ilahî kuvvet ve kudret ile bir trenin lokomotifi gibi kendisine bağlı 124 bin vagonu çekmektedir. eğer Allah’ı seviyorsanız Bana uyun. Kuşeyrî. bazen iki taraftan birisini cezbeder. er-Risâle.1251 Bu yolculuğun Kur’ân-ı Kerîm’deki delili olarak “Deki. lokomotife odaklanarak. ss. Rabıta. muhabbetin yukarı makâmlardan aşağıya doğru olduğu yönünde kanaat daha yaygındır. Rabıta ve muhabbet ile yolcular vagona. Bu anlayışa göre muhabbet.1256 1991’den beri Nazım Efendi’nin Londra ziyaretleri gerçekleşmediğinden. 238. Âl-i İmrân: 3/32. vagon ve yolcular arasındaki bağı. mutasavvıfa içerisinde. Avrupalı mürîdler. Allah onları sever. ss. a.1253 Sadreddin-i Konevî (v. bazen de ikisini birden cezbeder.örneklendirilmiştir. Hakk’tan kula doğru olduğunda ise. Rabıta bu münasebet hükmünün ve suretinin mecrasıdır. Konevî’ye göre talep edenle edilen arasındaki teveccüh aynı zamanda ortaya çıkarsa ve muhabbet her iki cihetten birden gelirse. onlardan her birisi seven ve sevilen olur. kul tarafından Hakka doğru olduğunda “teveccüh”. Buna göre cezbe. Tasavvuf Metafiziği. Allah(cc)’ın muradından sonra kulda zuhur etmektedir.g. s. 100-101. 158-159. 1256 Kelâbâzî. s. (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki. Kıbrısî’nin görüntülü sohbetlerini izlediklerini ve Avrupa’daki vekillerini ziyaret ettiklerini ifade 1251 1252 Mirahmadi. Buna göre Peygamber(sav). “icabet” olarak isimlendirilmiştir.1254 Bununla birlikte. Ümmetin evliyalarını temsil eden vagonlarda ise her evliyanın affı için dua ettiği Mü’minler vardır. onlar da Allah'ı severler…”1255 ayetinde Allah(cc)’ın onları sevmesi önce. et-Taarruf. 1255 Mâide: 5/54. 1254 Konevî. s. 243 . rabıta oluşturmaktadır. 16. ilahi divana doğru yolculuk yapmaktadırlar. onların Allah(cc)’ı sevmesi sonra zikredilmiş olduğu. Bu örnekte belirtilen lokomotif. 673/1274)’ye göre talep edenle edilen arasındaki münasebet. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın”1252 ayeti ifade edilmiştir. Sufi Meditation. şeyhlerine olan yakınlıklarını muhafaza etmek için. “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse. vagonlar.

kimsenin görmediğini fark edince. Allah(cc)’ın nuruyla nurlanmak. bu tür tecrübelerin birçok mürîd tarafından yaşandığı ifade edilmiştir. kalbte toplanan bu enerjiyi. şeyhi vasıtasıyla tüm silsile şeyhlerinden Peygamber(sav)’e ruhanî olarak bağlantı kurması gerektiği. s. 244 . . Sufi Meditation. Bu tecrübenin nakledildiği çalışmada. s. aynı zamanda hatme-i hacegan zikirlerinin başlangıcında toplu olarak yapılmaktadır. 48.1261 Rabıta ile ulaşılan ilahî vuslatı. Bu manada kâğıtın tutuşmasına vesile olan mercek.1260 Misallerdeki vurgudan anlaşıldığı üzere kul açısından rabıtanın nihaî amacı. 48. sürekli beraber olma haline benzetilir ve rabıtayla mürîdin fiziki mekânları aşkın bir buluşma içinde olacağı düşünülür. Bu tecrübeyi paylaşan Londra’lı mürîd.etmişlerdir. Hakkâni mürîdleri. sevgilisiyle geçirdiği anlarla itminana ulaşmayan bir âşık açısından. s. Lefke ziyareti yaptıkları görülmüştür. Aynı eser.1258 Mürîdler tarafından bir vird olarak yapılan rabıta. Çevresindekilere göstermek istediği gök kuşağını. nurun kalbi kandilini tutuşturması ve 1257 1258 Stjernholm. Dolayısıyla her yerde bulunan ilahi nur. bu ziyaretin uygun olup olmadığını görmek için. rabıta ve murakabe vesilesiyle kalbte toplanarak.g. uçaktan. Bu durum. 47. nefsin kalbte bıraktığı kirlerden temizler. 61. 1259 Kıbrısî. hatme izahlarında geçmektedir. 49. 76. ss. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.e. 1261 Aynı eser. geliş terminaline yaya olarak ilerlerken. 103. zamanlamasının doğru olup olmadığından emin olmadığı için. Kıbrıs havaalanına indiğinde. Şeyh Nazım’ı ziyarete giden bir mürîd. semadan dikey olarak uzanan gökkuşağı gördüğünü söylemiştir.1259 Hatme-i haceganda yapılan rabıta esnasında mürîdin. güneş ışığının bir kâğıt üzerinde mercekle toplanmasına benzetir. rabıta ve murakabe gibidir. Bu amaçla. Mürîdin El Kitabı.1257 Bununla birlikte Kıbrısî’nin görüntülü sohbetleri ya da vekilleri ile tatmin olmayan müridlerin. Hakkâniyye mürîdânı tarafından verilen farklı bir örnekte rabıta. Bu bağlantının amacı ilahi enerjinin kalbte toplanması ve toplanan nur ile nefsin ve şeytanın kalbte bıraktığı süfli kirlerden arınmak olarak ifade edilmiştir. ss. bu işaretin Allah(cc)’tan olduğu kanaatine ulaşmıştır. ilahî huzura vâsıl olmaktır. mürîdin sürekli mürşidinin huzurunda bulunmak istemesi olarak ifade edilir. 1260 Mirahmadi. a. Allah(cc)’tan bir işaret istemiştir.

Ruhâni kabiliyetlerin aktarıldığı bu mecliste aktarıcı olan mürşidler. Sufilere göre.1270 olarak da tercüme edilmiştir. 286. Kim nefsinin cimriliğinden. İbn Manzûr. işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir…(Haşr: 58/8-9) ayetleri Hz.1265 mağraya girenler (ashab-ı kehf). İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. s. bu halleri Hz. 104. Sohbet. eşlik etmek anlamına gelen mastardır. rabıta. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Ta’rifat.” Ankebût: 29/15 1266 “Yoksa gerçekten Ashâb-ı Kehf ve Rakīm’in…” Kehf: 18/9. 1271 Bu mallar özellikle. aynı kökten türemiştir. Peygamber(sav)’den bugüne kadar evliyaullah ile gelmiş ve kıyamete kadar sürecek olan ilahî nuruna vasıl olmak için yapılır. Kamûsu’l-muhît. c. hırsından korunursa.1268 halk (ashab-ı Eyke). hicret edenleri severler. malik olmak.1262 Bu manada düşünüldüğünde. s. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. 275. zikredildiği ayetlere göre. Allah’tan bir lütuf ve hoşnutluk ararken ve Allah’ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. Tasavvuf Sohbetleri.aydınlatması şeklinde de ifade etmiştir. s. Peygamber’i gören. s.1269 arkadaş. 275. 15. s. 1270 “Kendisiyle konuşmakta iken arkadaşı ona dedi ki…” Kehf: 18/37. ‘Eyvah yakalandık’ dediler…” Şuarâ: 26/61. 1264 Cürcanî. Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar. mürşid-i kâmilin ruhundaki kabiliyetleri. beraber yürümek gibi manaları da vardır. 1265 “Biz de onu ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık. dost olmak. müridine yansıttığı meclistir. el-Müfredat. Lisânu’l-Arab. f. el-Müfredat. mürşidler Hz. 1269 “Eyke halkı da peygamberleri yalanladı…” Şuarâ: 26/176 . Firuzebadî. İbn Manzûr. 287. 245 . Bir kimse ile dostluk kurup onunla yar ve hem dem olmak. 46. Peygamber’in ashabı için indirilmiş ayetlerdir. s. Lisânu’l-Arab.1263 İmanla Hz.7. 1262 1263 Kıbrısî. 1267 “İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın ashabı.1264 Bu kelime. Onunla beraber bulunan ve bu imanla ölen kimselere verilen sahâbî kelimesi. Bu yansıma kabiliyet aktarımı olarak da anlaşılır.7. Hz. sahib olmak.1271 Mutasavvıflara göre sohbet. 1268 “Medyen ehline…” A’râf: 7/85. Peygamber(sav)’in manevi meclisinden alırlar.1267 ehil (ashab-ı Medyen). sahib olduğunda tasarrufta bulunmak ve sahib olduğu ile mukayyed olmak anlamına gelen “sa-ha-be” kökünden müştaktır. gemiye binenler (ashab-ı sefine). 137. beraber oturmak. c. Isfehanî.1266 iman edenler (ashab-ı Musa). SOHBET-HALVET: Sohbet kelimesi. Isfehanî. s.

Tasavvuf ve Tarikatlar. tebliğ ve sohbet açısından ele almıştır. sosyal 1272 Sühreverdî. s. Bununla birlikte ilk dönem sufileri. 28.Peygamberle(sav) manen sohbet ve beraberlik yaşarlar ve bu sayede kendilerine ulaşan manevi hal ve ilimleri aynı yolla müridlerine intikal ettirirler. Uludağ. “Şüphesiz ki Sen doğru bir yola iletiyorsun. 119-120.1272 Sohbetin bir eğitim aracı olarak kullanılması özellikle tarîkatların ortaya çıkışından sonraki döneme rastlamıştır. 46. 436. 1279 Şûâra: 42/53.”1278 emr-i ilahisi ile Kur’ân’a atfedersek. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Peygamber(sav)’in sohbetinde bulunarak gönüllerini insanlığa hizmete açan Sahabe-i Kiram(ra). Hz. Hanbel. Yılmaz. Cebecioğlu. TTS. bu tanıma misal olarak. 3/265. 1278 Zâriyât: 51/55.506.1276 Sahabe-i Kiram’ın talimi ve sohbet arasında kurulan bu ilgiyi. s. Abdullah-ı Dağıstanî. Nazım Efendi’ye göre Sahabe(ra)’ye ümmet içindeki yüce makâmlarını kazandıran haslet. İslam’ın tebliğinde en yüce modelleri oluştururlar. Adnan. Abdullah bin Revâha'ya rahmet etsin. sohbette bulunan Mü’minlerin kalplerini. sahabe açısından bu önemi. şeyh-i sohbet. Allah yolunda hizmete hazırlamaktadır.1275 Nazım Efendi’ye göre sohbet. 1277 K. istifade edene sâhib denirdi. Mü’minlere fayda verir. s. Sohbette istifade edilen sufiye. Dolayısıyla Sahabe kelimesi. TTDS. Müsned. “Sen onlara öğüt ver. 322. 1274 Abdullah bin Revâha(ra).1274 ehil ve hevesli gördükleri muhiblerle özel sohbetler yapar. anlamını sohbet kelimesinden almaktadır. Efendimiz(sav) de ona: ‘Allah. s. gidip durumu Haz ret-i Peygamber(sav)’e anlattı. s. el-Lumâ. Peygamber(sav). Peygamber açısından sohbetin önemini. 1276 Kıbrısî. sohbeti uzlet ve halvetin zıddı bir manada da kullanmışlardır. 1273 Tusî. sohbettir. Tasavvuf Sohbetleri. Çünkü öğüt. 505.’ Derd i. 189. s. ss. Kıbrısî.1277 Hz. 577. eğitim ve öğretimde sohbeti esas alırdı. Bunun ne demek olduğunu anlamayan bir sahabe. göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah'ın yoluna…”1279 ayeti ile düşünebiliriz. ashâb-ı kiramdan biriyle karşılaştığı zaman: ‘Gel (kardeşim!) Allah için bir müddet oturup Rabbimize imanımızı tazeleyelim (O’nu zikredelim). Bu manada sohbet. sahabelerin yaptığı gibi. Sahabe-i Kiram(ra)’ı vermiştir.’ diye karşılık verdi.1273 Ancak ilk dönem sûfîleri de sohbete büyük önem verir. 246 . 1275 Uludağ. s. O. meleklerin methettiği zikir meclislerini çok sever. Peygamberlere(as) tebliğin emredilmesi gibi ehemmiyetlidir. TTS. Avarif (Gerçek Tasavvuf). Bununla birlikte bir günü sadece hanım sahabelere tahsis eden Hz.

1280 Bu çerçeveden bakıldığında sohbetin. nebevî bir usul olarak tanımlanmıştır. ss. el-Müfredat. s. 1284 Firuzebadî.g. Bizlere de bir gün ayırsanız da. Cebecioğlu. Ebediyete Davet. Buhârî. bedensel gıda kadar zaruridir. her kulun nasibi miktarında bu cevherden gıda aldığını söyler. cevher olarak kendiyle kaim değildir.yaşamda Müslüman kadın tipolojisinin çerçevesini çizmiş ve diğer kadınlara model teşkil edecek şahsiyetleri eğitmiştir. mücerred ya da mürekkeb (bileşik) olabileceği gibi hal ya da mahal de olmasına göre nefs. Kadınlar toplandılar.1284 Cevher. Ta’rifat. Kıbrısî’ye göre söz konusu gıda. 1285 Cürcanî. mürekkebtir. öz” manasında kullanılmaktadır. s. 1282 Firuzebadî. Tasavvuf ve Tarikatlar. TTDS. 1281 el-Hakkânî. Istılahta mürşidin mürîde kabiliyet aktardığı meclis olarak tanımlanan sohbet. cisim. Hakk’ın esmasının kulda tecellisi olarak da bilinir. Feyz. akıl. İsnâdî feyz. zikr. 83. Peygamber(sav)’den Ashaba(ra) ve tüm Müslümanlara inmeye devam etmektedir. 223-224.e. 651.1285 Bu manada Nazım Efendinin tanımladığı cevher. 1283 Yılmaz. Nebi(sav) de gidip Allah’ın kendisine öğrettiklerinden onlara öğrett i. Sohbet meclisinde bulunan feyzi cevher olarak tanımlayan Kıbrısî. halvet ve seyahat sırasında mürîdin gönlüne yansıtır. s. o gün toplanıp Allah’ın sana öğrett iklerinden bize de öğretsen!” dedi Hz.1281 Arapça taşmak anlamına gelen feyz. Cürcanî. şeyh ve müridlere silsile yoluyla ulaşan irfandır. 247 . Şeyh bu tür feyzi. a. Ta’rifat. Bkz. irşâd edici ve toplumu ıslah edici bir mahiyette olduğu görülmektedir. kıymetli taş anlamına gelmekte ve “asıl. Allah(cc)’ın nuru ile mürekkeb ve heylula (asıl madde) olan Allah’ın nurudur. sohbet.1283 Arapça’dan Türkçe’ye geçmiş olan cevher ise. zikr ve halvet ile mürekkeb olduğu zaman. s. Kamûsu’l-muhît. Farklı bir ifade ile asıl cevher olarak Allah’ın nuru.1282 Mutasavvıflara göre feyzin bir de isnâdî olanı vardır. Peygamber(sav): “Peki şu gün şurada toplanınız!” buyurdu. ss. Dolayısıyla Kıbrısî’nin sohbet anlayışında da etkili olduğu şüphesiz olan bu çerçeveye göre sohbet. 126-127.. kulun çaba ve iktisabı olmadan kalbe taşan bilgi ve manevî hal olarak tanımlanmaktadır. s. Çünkü Şeyh Nazım’a göre feyz ve feyzu’l-akdes şeklinde tanımlanan bu nur. Isfehanî. 370. 176. 65. Nazım Efendiye göre feyz. İlim. 36. Hz. sohbet. Şeyh Nazım bu anlayışı feyz ve cevher kavramlarıyla izah etmiştir. suret de olabilir. Nazım Efendi tarafından da aynı manada kullanılmıştır. s. 388. feyz olarak 1280 Bir kadın Rasûlullâh(sav)’e geldi ve “Ey Allah’ın Rasulü! Senin sözlerinden hep erkekler yararlanıyor.

bizim idraklerimize göre bildirmiş. ‘Bizim yolumuz sohbetle kâim ve hayrı da cemaattedir. bunun tersi olan celvet yani. Hayatı boyunca Şâh-ı Nakşîbendî Hazretleri.e. 1287 Kıbrısî. halvet ve zikir esnasında zuhur eden füyûzâttan hangisinin daha efdal olduğu yönünde.”1290 Nakşilik içerisinde bu önemi teyit eden görüşlerden diğerini de Şâh-ı Nakşibend’in postnişini Alaeddin Attar (v. 1288 Camî. Buna göre Şeyh Nazım. sohbet ve halveti feyz yönünden mukayese etmiştir. Allah’ın rahmet ve inayetiyle kıyamete kadar inecek ve tecelli edecektir. 28.1289 Nazım Efendi. Ehemmiyetine binaen bu mübarek sözü 12 bin defa tekrar etmiş. Şeyh Nazım tarafından yapılmamıştır. s. Ancak bir sohbetinde Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. “Yolumuz sohbet yoludur. Mürid her gün veya iki günde bir şeyhinin sohbetine katılmalıdır. 420-421. “Sohbet sünnet-i müekkededir. ss.. Şâh-ı Nakşîbendî’nin sohbet hakkındaki görüşlerini şöyle ifade etmiştir: “Şâh-ı Nakşîbendî Hazretleri de öyle demiş. a. s. bir kimse yüz sene halvette ibadet eder de.’ buyurmuş.Allah’ın Nuru Bahsi. 1289 Tosun. Onun içerisinden bir cevher almış. celvete atfedilmiş ve halvetin zıddı olarak kullanılmıştır. Bu manada Şâh-ı Nakşibendî. 802/1400) ifade etmiştir. halvetten daha efdal olduğunu şöyle ifade eder: “…Onun için olur ki.”1287 Nakşibendî geleneği içerisinde halvet fazla uygulanmamış. yüz senede alamayacağı rütbeyi. 12 bin defa bunu söylemiş.tanımlanmıştır.. Sohbet ise Nakşîlik içerisinde. halvetin zıddı bir manada kullanmıştır. 28. Nakşibend. sohbetteki feyz ve bereketin. 1290 Kıbrısî. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. 322. s. a. üçlü bir mukayese. Bkz. halvette şöhret.e. Allah’ın nuru ve feyz. Nefehâtu’l-uns.g.1286 Sohbet. bir saat içerisinde sohbetten alır.g. Eğer 1286 Kıbrısî. s. 126-127. insanlarla bir arada bulunmak önem kazanmıştır. 248 . şöhrette afet vardır”1288 diyerek sohbeti.

.e. İki kişi ile beraber bütün dünyada ne kadar peygamber yolu.”1294 “İnsanların arasına karışan. 1295 Süyûtî. Birr. İman. Peygamber Efendimiz. sohbetin celvet olarak anlaşıldığı ve halvete nisbeten ne gibi faziletleri olduğunu anlatan klasik eserlere umumiyetle kaynak olarak görülebilir. 249 . Bkz. Ebu Davud. Allah’ın yolunu takip eden varsa. Reşahât. ss. s. bir yönü ile de. 28. iki kişi olduğu zaman o hayır ve bereket oraya inzal olur. Buhârî. 59. 41. “Kimin için nasihattir?” dedik. Bu hayır bir yönü ile “Din nasihattır. hepsi bizimle beraber oluyor.”1295 hadis-i şerifi. Tasavvuf Sohbetleri. 31. halvet ile mukayeseli ele almış ve her iki ibadetin de bireysel ve toplumsal fayda/zararlarını tafsilatlı olarak ele almıştır. Allah(cc)’ın anıldığı sohbet meclislerinden. 505/1111) sohbetin içtimai yönünü. Câmiu's-sağîr. 27. toplumu ıslah edici bir amel olarak beyan edilmiş. 320. 2/282. 170-243. 17. Nebî (sav). kulun içinde bulunduğu haricî ve batınî şartlara göre değişir. İmâm-ı Gazalî (v. Gazalî’ye göre halvet-sohbet üstünlüğü.bulunduğu yer uzaksa her ay. a.”1291 Nazım Efendi’ye göre sohbet. “Allah Kitabı ve Resulü. Allah(cc)’ın anıldığı meclis olarak görür. Nesaî. Biz kendisine. “Din nasihattir. Müslim. feyz ve inayet ile ilgili olarak şöyle ifade etmektedir: “Tek başına olmuyor da. ss.” buyurdu. c.1296 Kıbrısî sohbeti. Tosun.g. Kıbrısî bu hususu Şâh-ı Nakşîbendî’den tevarüs eden nasihatları ve bu günlere kadar intikal eden cevheri misal olarak vermiştir. Ebu Rukayye Temîm İbn Evs ed-Darî(ra)’den rivayet edildiğine göre.”1292 hadis-i şerifine istinad edilmiş. ya da iki ayda bir zahiri ve manevî hallerini mektup yazarak bildirmelidir. 42. 1296 Gazalî. Bey’at. insanların arasına girmeyen ve onların eziyetlerine katlanmayan Mü’minden daha faziletlidir. Mü’minlerin yöneticileri ve tüm müslümanlar için nasihattir. Onların üzerine inzal olan rahmet ve inayete. biz de müşterek oluyoruz… Hakk üzerine olan cemiyete ma beyne’l-magrib ve’lmeşrık arasında olan ehl-i Hakk üzerine gelmekte olan inayet ve füyûzâtın hepsi bizim üzerimize de aynen gelir.” buyurdu. 1294 Aynı eser. Bizim cemiyetimiz iki kişiye münhasır kalmaz. onların ezâ ve cefâsına katlanan Mü’min. İman. s. 2. ss. Edeb. İhyâ. 1293 Kıbrısî. Tirmizî.1293 Bu durumu rahmet. cemiyette hayır ve bereketin zuhuruna vesile olmaktadır. 124-125. bu güne gelen nur olarak ifade edilmiştir. 95. 89. Zikir meclisi de denen bu sohbet ortamı için Ebu 1291 1292 Safi.

c. ‘Eğer cehennemi görselerdi ondan daha şiddetli kaçarlar. (Hepsi gelip) onları kanatlarıyla kuşatarak dünya semasına kadar arayı doldururlar…”1297 Kıbrısî’nin bu meclislere atfen beyan ettiği rahmet ve inayet. onlar öyle bir cemaat ki onlarla oturanlar da onlar sayesinde bedbaht olmazlar’ buyurur. kalbe gaybî bilgilerin akışı esnasında duyulan itminan hissidir. 78-79.Hureyre(ra)’den rivayet edilen şu hadis. Abdülcebbar b. Tehanevî. cennet için daha çok hırs gösterirler. sana tekbir okuyorlar. mutasavvıflar arasında ilk döneme kadar uzanan bir ıstılahı temsil etmektedir. bir hadis-i şerifte Allah(cc)’ın rahmeti ve sekine olarak zikredilmiştir: “Bir cemaat oturup Allah’ı zikrederse. halis sohbet ederler O sohbette marifet incilerin saçarlar. Mektebu’l-meşnebî. erenlere nazır ol 1297 Hadis-i şerif’in devamında Allah. Zikr. derler.’ ‘Cenneti gördüler mi?’ der. Avarifu’l-Meârif (Gerçek Tasavvuf). “Allah’ın. ‘Eğer görselerdi. çok daha fazla ta'zim. çok daha fazla tesbihde bulunurlardı’ derler. Bu onlardan değil. bulunduğu kalbde iman. Zikr. 3595. Canan. 120. daha şiddetli korkarlardı’ derler. görmediler!’ derler. ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn derecesinde olduğundan. Allah'ın rahmeti onları bürür. 1300 Nifferî Muhammed b.1300 Kıbrısî’nin sohbet mevzuundaki bu anlayışı. Tirmizî. cennet istiyorlar. Allah tekrar sorar: ‘Onlar ne istiyorlar?’ ‘Senden. Hasan. Müslim. 1299 Cürcânî. 1298 Müslim. Bunun üzerini Rabb Teâla şunu söyler: ‘Sizi şâhid kılıyorum. 964. Daavât. “Ey dostlarım! arifler. Sohbet vakti hazır ol. onu daha ısrarla isterler. onları affettim!’ Resûlullah (sav) sözüne devamla şunu anlattı: ‘Onlardan bir melek der ki: ‘Bunların arasında falanca günahkâr kul dahi var. 195-196. Sühreverdi. derler. 66. mutlaka melekler etraflarını sarar. Rabb Teâlâ sormaya devam eder: ‘Onlar beni gördüler mi?’ ‘Hayır!’ derler.’ Allah Teâla sormaya devam eder: ‘Neden istiâze ediyorlar?’ ‘Cehennemden istiâze ediyorlar’ derler. Daavât. Kıbrısî’nin feyz ve inayet ile ilişkilendirdiği ifadelerine dayanak teşkil etmiş olabilir. 1299 Hususi ilim sahibinin kalbine ilham olunan ve inzal edilen sekinet. Tirmizî. Kitâbu’l-mevâgif. nurunu parlatır. 2700. sana tahmid okuyorlar. ‘Onu gördüler mi?’ der. 7. 3375. Tah.: Atrhur Yuhanna Erbi.” Bkz. Keşşâf. ona daha çok rağbet gösterirlerdi.’ Allah Teâla: ‘Onu da affettim. oturuverdi. 250 . ‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’ der. 1. Ta’rifât. kalbe inen bir nurdur ve yakîn bilginin kaynağıdır. ‘Hayır Rabbimiz. s. ey Rabbimiz!’ derler. ss. Bu ilmin sahipleri. s. Dolayısıyla sekine. Kutub-i Sitte. c. birbirlerini ‘Aradığınıza gelin!’ diye çağırırlar. Allahu Teâlâ'yı zikreden bir cemaate rastlarlarsa. yanında bulunan (büyük melek)lere anar. O başka bir maksatla uğramıştı. 49-51. ahiret âlimleridir. ‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’ ‘Eğer seni görselerdi ibâdette çok daha ileri giderler. Kâhire. ‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’ der. üstlerine sekine iner ve Allah onları.”1298 Istılahta sekine. Daavât. ‘Hayır. Sana ta’zim (temcîd) ediyorlar’ derler. yollarda dolaşıp zikredenleri araştıran melekleri vardır. ss. Buhârî. 2689. ss. (onları en iyi bilen olduğu halde) meleklere sorar: ‘Kullarım ne diyorlar?’ ‘Seni tesbih ediyorlar.

zikir. tasavvuf ıstılahında. Allah(cc)’ın yanılması yoktur. Kıbrısî. ruhen sohbet etmek manalarına gelir. Hoca Ahmed. 1303 el-Hakkânî. 1306 Halvetilik içerisinde 40 gün anlayışı “Hani biz. Hak Dost 4.1307 Hz. sevgiliyle baş başa kalma anlamına gelen halvet. s. 200. TDV. ss. halvete girmek. Onun için izinli olan kimse. Cerrâhîlik.”1303 Nazım Efendi’nin bu anlayışı. Divan-ı Hikmet. Keşfu’l-hafa. Tafsilat için bkz.” (Bakarâ: 2/51) gibi istinad edilen ayetler vardır. Ankara 2009. sohbet anlayışının halvet anlayışı ile kesiştiği hususlara dayandığı kanaatindeyiz. İzinsiz sohbet yapan adam da insanların maneviyatını bozar. sohbetinde bulunanları da hasta edeceğini ifade etmiştir.”1308 şeklindeki hadis-i şeriflerinden dolayı halvet. s.. Kendi nefsin tarafına çekmeyip. Süyutî. s.1306 kalbten masivanın çıkarılması ve kalbin Allah(cc) muhabbeti ile dolması gayesiyle yapılır. Öztürk Mehmet Cemâl. 1307 Yılmaz. TTDS. Camiu’s-sagir. sohbeti yapacak kişinin izinli olması gerektiğini ve izinsiz yapılan sohbetin zarar vereceğini şu cümlelerle ifade etmiştir: “… İzinsiz eline neşter alan adam. Peygamber(sav)’in Cebel-i Hirâ’daki mağara içinde halvete girip muayyen günlerde ibadet etmesi ve “Kırk gün kendini samimiyetle ibadete veren kimsenin kalp menbaından zuhura gelen hikmetler. Ebediyete Davet. Haz.: Hayati Bice. ere nazar kılarlar. halvet etmek manalarına gelir. kalb hastalıklarını tedavi edicidir. Tasavvuf ve Tarikatlar. Musa’ya kırk gece vadetmiştik. 49-50. sohbetinde bulunan kişinin hasta olması durumunda. riyazet ve murakabe ile meşgul olmak üzere tenha bir hücreye kapanmak. 1308 Aclunî. Bu yüzden Kıbrısî. Kalbinde hastalık bulunmayanların sâlih kullar olduğunu belirten Kıbrısî.O hâlette erenler. Fayda yerine zarar hâsıl olur. 195. Kendi nefsin yanılır ancak.”1301 Şeyh Nazım’a göre sohbet. 1304 Uludağ. gizlenmiş olan ehlullahı bulup. s. Lugavî manası tenha bir yere çekilme. İstanbul 2004. 165-166. onların sohbetlerinde bulunmayı tavsiye etmiştir. 2/8361. 251 . 65. izinli olduğunda. 156. 1305 Cebecioğlu.1302 Bu konuda Nazım Efendi. Gelenek Yay.1304 Halvete çekilmek deyimi ise. 27. onu dinleyip itaat etmelisin. s. İslam 1301 1302 Yesevi. başkasını öldürür.1305 Istılahta kırk gün olarak kabul gören halvet. ibadet. 345. dilinden dökülür. Haktan yana olmalısın. TTS. c. s. Hakk ile sırren (mânen) konuşmak. 2. ss.

zikir. 28. s. toplamda kırk gün süren bir riyazet ve çiledir. Eraydın. inzivâ. Bu düşünceyi tersinden okumak şeklinde bir mantıki çıkarım yapan Kıbrısî’ye göre. sohbet meclisine manevî hastalıklar saçar. nefsini gizli kirlerden arındırmamış vaiz.1311 Bununla birlikte Kıbrısî. 1311 Tafsilatı için bu tezde bkz. Halvetîlikte müşâhede mertebesine ulaşmak için mücâhedenin şart olduğu anlayışı hâkimdir. Kırk manasına gelen “erbain” kelimesini. az konuşma. sohbete hazır hale gelmesine vesile olan araçtır. Bkz. sohbet eden kişinin. vusulu ila’llahtır. mürîdlerin terbiyesi için 1309 Ahmed Yesevî. tarikata ait sırların alındığı bir çile ve bu sırlar ile irşada ve sohbete yetkili müridlerin yetiştirildiği bir ibadet olarak tanımlamıştır. Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde mevcuttur. Sohbette. Hâlid-i Bağdadî’den sonraki silsilenin tüm meşayıhı tarafından uygulanan halvet. Bu ibadet vesilesiyle gönle dolan irfan. 252 .âlimlerince uygulanan bir ibadet olmuştur. Tafsilat için Bkz. Halvetîlikte1310 halvet. Kıbrısî’ye göre halvet. Dolayısıyla halvetin amacı. Cerrahiyye.1309 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî halvet kelimesini. akademik bilgilendirmenin ötesine geçer ve benlik inşa eder. bu amaca vesile olma bakımından sohbet. 236. fikir. az uyuma. sohbet ile vuslata erecek kişinin. müridler için de bir terbiye metodu olarak telkin edilmiştir. ss.. sohbet eden ve dinleyen olmak üzere iki taraf olduğunu göz önüne alacak olursak. halvetten daha tesirlidir. ss. Uludağ. Öztürk. Yılmaz. sohbet meclislerinde bulunan vaizin ve hazirûnun gönüllerini terakki ettirir. nefsindeki gizli masiyetlerden arınması gerekmektedir. Nakşîbendî tarikatının bir gereği addetmektedir. H. Ancak Kıbrısî’ye göre. Cerrahilik. 27-101. nefsi tezkiyede ve maksuda ulaşmada bir metod iken. TTS. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî. Genellikle tasavvufta önem verilen az yeme. Bu düşüncemize dayanak olacak uygulamalar. Tasavvuf ve Tarikatlar. irşada vesile olan halveti. halvet. halvet manasında ifade eden Kıbrısî. Tasavvuf ve Tarikatlar. Öztürk. halveti. Kıbrısî’ye göre halvet. Kıbrısî bu anlayışını. İbn Arabî. Bektaş-ı Velî tarikattalar döneminden önce halvet ibadeti yapmış büyük sufîler olarak bilinmektedir. s. s. Giriş/Halidiyye-i Hakkaniyye’nin Teşekkülü. amacına hizmet etmesi bakımından önem kazanmaktadır. Yani vaizin yaptığı sohbetin. 195-199. kendisini ve sohbet meclisinde bulunanları manevî tekâmüle sevk edebilmesi için. ıstılahtaki bu manasıyla kullanmıştır. Farklı bir ifadeyle. şöyle ifade etmiştir: “Erbain. İmam Gazalî. Receb ayının başından itibaren otuz gün ve Şaban ayından on gün olmak üzere. 1310 Zamanının büyük bir kısmını halvette geçirmesinden dolayı halvetî lakabıyla tanınan Şeyh Ebu Abdullah (v. Hz Peygamber(sav)’den meşayıh-ı izâm aracılığıyla talim edilmiş bir hizmettir. şeyhe gönülden bağlı olma ilkelerine Halvetîlik’te hassasiyetle uyulur.800/1397) tarafından kurulan tarikatın adıdır. 394. Dolayısıyla bu sohbet.

Nakşî olduğunu söyleyen kimselere teklif olunur. Şeyh Nazım. Bununla birlikte Kıbrısî’ye göre bu edeb. 253 .com/12955344. ortasında ya da sonundaki dualarında genel olarak acziyetin vurgulanması yer almaktadır.1313 Nazım Efendi’nin sohbetlerinde uyguladığı usul. Müridlerin terbiyesi denildiğinde. Nefsine hükmedecek kuvvet menbaı açılır. Sohbetler. 1314 Kıbrısî. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. zabtu rabt altına alınması. tevazu göstergesidir. “… Senin kulluğunun şerefine ulaştıracak ilhamdan bizi mahrum eyleme ve bizi nefsimizin şerrinden sakla… Ya Rabbi burada bulunan kullarını toplayan Sensin. müteaddid defalar. http://vimeo. Fâtiha okunur. bizi dinleyicilerden kıl ya Rabbi! Dinleyip de en iyisine tabi olanlardan kıl… bizim lisanımızı Sen doğrult. 7. nefislerinin kontrol altına alınması. Çile çekmeyen bir şey bilmez.com/12955344.”1314 şeklinde sohbet için toplananlara da acziyetlerini hatırlatmaktadır.”1312 Kıbrısî. sohbete atfettiği manalar açısından da önem arz etmektedir. ben Nakşîyim demeyen utansın” dediğini nakleder. toplatan Sensin. Tasavvuf Sohbetleri. Kitap okuyarak şeyh olmaz kimse. Bu acziyet şuuruyla sohbet ortamında oluşacak ilahî feyizin ilhamıyla doğruyu konuşma ve anlamayı ve bu doğruları hayatlarında uygulayıcı bireyler olmak da temenni edilmektedir. O. ta’zim veya dua yer vermiştir. hamd. Erbaiin. söyleten Sensin. Sohbetinin başında. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbetlerinde yaptığı bu dualar. vaizin sohbet esnasında kendisinin de manevi tekâmüle tabi olacağı anlayışını gösterir. Besmele-i Şerife ile başladığı tüm sohbetlerin devamında Nazım Efendi. Bazı sohbetlerde Fâtiha’dan sonra. Kıbrısî tarafından yapılan kısa eklemelerden dolayı. sohbet esnasında gelecek füyûzâtın bu tevazu derecesiyle orantılı olduğunu bildirmek için su dağ ve vadi metaforunu kullanır: “…Sular dağın tepesine doğru yürümez. en aşağıda olan vadilere doğru akar gider. Yukarıdakiler mahrum kalır ama aşağıdakiler o feyzi 1312 1313 http://vimeo.. riyazat yapmayanın. dinleten Sensin. çiledir. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. halvet hakkındaki bu görüşünü Şâh-ı Nakşibend’e dayandırır ve Şâh-ı Nakşibend’in “Ömründe bir defa erbain çıkarmayan..zaruridir. s. tüm hazirunun Fâtiha-i Şerife okumaları ile sona ermektedir. genellikle Allah(cc)’a istigfar.

kendisini boş bilerek. maddî olarak dinleyenler tarafından manevî bir idrake dönüşmesidir. vaizin nefsinde benlik görmemesidir. …medet ya Sultanu’l 1315 1316 Kıbrısî. idrak ve irade olarak değerlendirilir. 8-10. ss. İkincisi. hiç bir şey bilmeyen ve muhtaç sıfatında gören kişi olarak görmelidir.”1315 Kıbrısî feyzi. füyûzâtla gelen marifeti. Bu idrakle vücûd bulan idrakin gereğini tatbik etmek ise. kulun nefsini tezkiye etme derecesine bağlı olarak değişir.1316 Allah’ın nuru konusu ile ilişkili olarak ele aldığımız ve yeri geldikçe değindiğimiz feyz.alır.”1318 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Bu anlayışı Kıbrısî. 254 . Kıbrısî tarafından. 1318 Aynı eser. Nazım Efendi’ye göre kendi kendisiyle iktifa eden kimse. bu hakikatin. biz cemaatle şerefleniyoruz. İsâ(as)’ya indirilen sofraya benzeterek izah etmiştir: “…sizin bereketinize biz de bu manevî mâideden yedik… manevî mâide inmiş olan bir mecliste bulunup şereflendik. tüm sohbetlerine Hz. 8.1317 Bu tabiri sohbet mevzusunu esas aldığımızda. Bu değerlendirmeden hareketle tevazu sahibi kimse. ihtiyaç arz etmeyen kimse olduğundan. sohbet meclisine inen nurun. mecliste bulunanlarda zuhur eden marifet. onun sohbetinde feyz olmaz. Aynı yer. iki temenni ile açıklayabiliriz. Bu manada Kıbrısî. 1317 Aynı yer. Birincisi. Kıbrısî’ye göre vaiz. hakikat diliyle aktarabilmektir ki bu. Tasavvuf Sohbetleri. nereden bize söyletecekti Cenâb-ı Hak dilerse taşı da söyletir. hepimizin ruhaniyeti bu hakikatlere talip olmasa idi. sohbetin vaiz açısından da ifade ettiği anlamı. Hâzır olan cemaatin her ferdi bu cemaatle şerefleniyor… Bu hazır olan cemaatin. “füyûzâtı içmek” tabiri ile ifade etmiştir. benlik ve ucubtan arınmış olmalıdır. Nazım-ı Kıbrısî sohbetin bu edebini. Hz. feyz mevzusunu esas alarak beyan etmiştir. bizim. Biz sizinle şereflendik. Sohbet meclisine inen feyzin hakikat diliyle aktarılması için. “…Ya Seyidi. yani sohbettekileri kendi ilmiyle doyuracağını sanan kimse. Peygamber Efendimize(sav) salât ve salâvat ile hitapta bulunur. feyizle birlikte gelecek irfanı ve/veya huzuru bir can simidi gibi görerek. feyzin akışı için imdat edilmesinin elzem olduğunu savunur. s. Ya Resulullah. muhabbet.

’ Yüce Allah ‘Doğru söyledin ey Âdem. 1323 Aynı eser. İsa’ya(as) indirilen sofrayı örnek vermiştir. 255 . Peygamberden ve civardaki evliyalardan medet istemenin bir tür edep olduğunu ve bu edebi İmâm-ı Şarânî’nin öğrettiğini Kıbrısî.’ Bu da bütün vaizlere olan edeptir… O desturu verdikten sonra. o zatın vazifesidir… İşte o. Bize şefkat nazarınızdan lütfen bir nazar kılınız…”1319 Sahabelerini sohbet ile yetiştiren Hz.”1320 manasında bir temennidir. hazır olan cemaatin kalbine nakşetmesi. 1321 Aynı yer. o belde bu vazife üzerinde asaleten uhdesinde tutan mutasarrıftan destur talep etmeyeyim. Muhammedur-Rasulullah’ın yazılı olduğunu gördüm. İsâ(as) gökten sofra indirilmesi için yaptığı duayı Hz. Aynı yer. Bkz. Biliyorum ki. bana ruhundan üflediğin vakit. s. hakikat ikliminde yetişen Ümmet-i Muhammed şâd olsun. Hz. Sen kendi ismini ancak yarattıklarının en sevgilisine izafe edersin. 1322 Aynı eser. Peygamber bahsinde de ifade edildiği üzere Hz. 2/4248. s. sohbet yapılan bölgedeki manevî tasarruf sahibinden bir destur taleb edilir. “Nazar kılınız ki. başımı kaldırdım ve arşın direkleri üzerinde ‘La ilahe illallah. bu edebin sadece sohbete has olmadığını. Onun hakkı için istiyorsan bağışladım seni. 8. İmâm-ı Şarânî Hazretlerinin bize talim ettiği mükemmel bir edeptir. Nebi(sav)’nin manevi makâmından nazar etmesini münacat eder. onun söylediği kelamı. Peygamber(sav)’e tevessül ederek yaptığı istiğfar ve duadan sonra af olunmasıdır.’ dedi Allah: ‘Ey Âdem! Ben Muhammed’i cismen yaratmadığım halde sen onu nasıl biliyorsun’ dedi (Allah bildiği halde sorar). Peygamber(sav)’i tevessül ederek yapmıştır. Âdem(as)’in cennetten kovulduktan sonra Hz. Eğer Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım’ buyurdu. o asırda. “…Bu beldede tasarrufa müvekkel olan zat. şöyle ifade etmiştir: “İmâm-ı Şarânî Hazretleri buyurdu.Enbiya. s. 7. Mustedrek. Âdem dedi ki: ‘Ya Rabbi’ Sen beni elinle yaratıp.”1321 Bir sohbete başlamadan Hz. peygamberler ve evliyalar arasında da var olan bir edep olduğunu söyleyerek.1324 1319 1320 Kıbrısî. Hakim.1323 Hz. Bu konuda verilen bir diğer misal ise Hz. 1324 Âdem o bilinen hatayı işlediği zaman ‘Ya Rabbi! Muhammed hakkı için beni bağışlamanı istiyorum. Bu temenniden sonra. Tasavvuf Sohbetleri.” 1322 Kıbrısî. 9. size de teveccüh edip sizden de destur taleb ederek burada hazır olan cemaate lüzum eden mâideyi taleb ediyoruz. ‘Hiçbir zaman cemaate bir söz söylemek üzere oturmadım ki.

Dımeşkî. meşru addetmişlerdir. 49. sufîlerin yaklaşımından daha farklı olmuştur. ss. sâlih amel işlesin ve Rabbine olan ibâdetinde hiç bir şeyi ortak koşmasın. Allah’tan korkun ve O’na vesile (yaklaşma yolu) arayın ve O’nun yolunda cihâd edin. şifa arayan hastanın doktora gitmesi ancak. ss. Ateş. gözlerim kapandı. sohbet ile vuslata erecek kişinin. Kıbrısî’ye göre. İbn Hambel. Vahhâbîlik ve selefi âlimlerine. Dolayısıyla Halvetîlikte halvet.1328 Bu manada Kıbrısî. Vaiz. Ancak bunun için. gözümün açılması için şefaatçi olmanı istiyorum. 1328 Yılmaz. tevessülün Allah(cc)’ın esması ve hayır ameller haricinde yapılamayacağını iddia etmişlerdir. Deavat. hep aynısını. Mü’minlerin kalplerini. s. Tasavvuf ve Tarikatlar. şifayı Allah(cc)’tan beklemesi kabilinde gördükleri için.1327 Sufiler bu mevzuyu. "1325 ayetinde zikredilen vesilenin neler olabileceği hususuna dayanak teşkil eden hadislere selefilerin yaklaşımı. 1325 1326 Mâide: 5/35. Şâmil İslâm Ansiklopedisi.” Bu olaydan sonra adamın gözleri açılmıştır. Tevessül Md. 5. Ardından Hz. c. hizmete hazırlamaktır. Selefiler bu konuya temel teşkil eden bazı hadislerin1326 zayıf olduklarını arz ederek. yap. İkame. sonra şöyle de. Ebû Eymen. İbn Mace. Tirmizî. 531-535. sohbet meclislerinde bulunan vaizin ve hazirûnun gönüllerini terakki ettirir. “Ya Rasulallah. Allah’ım Peygamberim Muhammed ile sana tevessül ediyorum. hiçliktir. 6. Gözleri kapanan bir adam Peygamber’e gelerek. Kıbrısî’ye göre vaizde bulunması gereken bir diğer haslet. 345-347. müride kabiliyet aktardığı meclis olarak telakki edilen sohbet. feyz ve cevherdir ve her kul nasibi miktarında bu cevherden gıda alır. sohbet eden vaizin gönlünün hizmete aç olması gerekir. 4/138. Benim için dua buyur” dedi Peygamberimiz şu karşılığı verdi: “Abdest al. “Ey iman edenler. sık sık reddiyede bulunmuştur. Özetle Şeyh Nazım Efendi’ye göre sohbet. 245-246. sohbetlerinde. Peygamber(sav)’in sahabelerine yaptığı gibi. 256 . Kur’ân Ansiklopedisi.. Bu ise halvet ve riyazat ile olur. umulur ki böylece kurtuluşa erersiniz. 110) ayetinde bildirilen salih amelin dışında kaldığını ve şirk olduğunu iddia etmektedirler. Bu ibadet vesilesiyle gönle dolan irfan. sohbete hazır hale gelmesine vesile olan araçtır. Ey Muhammed. Hz. Kıbrısî’ye göre halvet. iki rekat namaz kıl. 22.Tevessül ve istimdat kavramlarıyla tasavvuf ıstılahında yer bulmuş bu anlayışa. 1327 Selef âlimleri tevessülü “Artık her kim Rabbine kavuşmak istiyorsa. selefi ulema tarafından ağır tenkitler yapılmıştır. nefsi tezkiyede ve maksuda ulaşmada bir metod iken. Peygamber(sav)’e ve Allah dostlarına tevessül ederek dua etmeyi..” (18/Kehf. Hz. Allah yolunda. c. Mürşidin. Peygamber şöyle ilave etti: Bir ihtiyacın olduğu zaman. Bkz. kendisini hiç bir şey bilmeyen ve muhtaç sıfatında gören kişi olarak görmelidir ki. Tafsilatı için Bkz. Allah’ım O’nun hakkımdaki şefaatini kabul buyur.

İhyâ. Peygamberden(sav) ve civardaki evliyalardan inayet gelsin. sağlam ve şerefli mânâlarına gelir. Allah’ı anmak. 1338 İnşirah: 84/4. ZİKR: Zikir. Zikrin hakikati. Zikr.1340 1329 Firuzebadî. 1336 Bakara: 2/282. Nefsin terbiyesi için yapılan zikir. 1340 Isfahânî. tasavvuf ve tarikat ehli kişilerin belli kelime ve ibareleri çeşitli miktar ve yerlerde. s. ss. 122-123. 1330 Âl-i İmran: 3/135. er-Risâle. düzeltmek1336 olarak tercüme edildiği gibi bazı ayetlerde haber1337. Tehânevî. 152. öğüt vermek1335. 257. 49-51. ss. manevi tekâmüle ersin. Lisânü’l-Arab. ss. 396. TTS. öğüt. 179-180. Uludağ. devamlı olması. zikreden kişinin kendisinden geçip. c. Araf: 7/130. ss. Kelâbazî. c. 90. 257 . 1334 Âl-i İmrân: 3/7. Müfredât. Kuşeyrî. Bir şeyin dilde dolaşıp akması. 5. 1332 Bakara: 2/221. En’am: 6/68. lügatte bir şeyi ezberleyip korumak. 1. 1333 Âraf: 7/57. ss. 1339 Hicir: 15/9. Enbiya: 21/24. Hud: 11/24. Kamûsu’l-muhît. açıklamak1332. 825. s. düşünmek1334. hatırlanması gereken bir şeyi korumak. Gazâlî. c. Keşşâf. Kur’ân-ı Kerîm veya semâvî kitaplardan biri anlamına da gelmektedir. g. 1337 Âraf: 7/63. 290-305. unutmanın zıddı olup. namaz. hatırlamak.ona sohbet esnasında Hz. Taarruf. 393-394. İbn Manzûr. anmak1331. 1. şeref. 1. 825.1339 Tasavvuf terminolojisinde zikir. ferdî ya da toplu olarak söylemeleridir. şan ve şöhret1338 gibi mecazî anlamlarıyla da tercüme edilmiştir. Bu inayet ile hem kendisi hem de sohbeti dinleyenler. s. Tehânevî. c. s. 1335 Enam: 6/70. her türlü ihtilaf ve çelişkiden uzak. dua ve övgü anlamlarına gelir. Allah(cc)’ı anmak da zikirdir. Keşşâf. edebe riayet ederek. hatırdan çıkarmamak ve unutmamak şeklinde ifade edilir. ibret almak1333.1329 Kur’ân-ı Kerîm’de zikr kelimesi hatırlamak1330. 1331 Bakara: 2/114. Kur’ân’ın sıfatlarından biri olan Zikr-i Hakîm. Allah’ın dışında her şeyi unutmasıdır.

Muhammed(sav) yapmıştır. Hz. s. melekler onları kuşatır. size mecnun (deli. Peygamber(sav) ile kucaklaşmış. 47. sırrın zikri olmak üzere üç çeşittir. Peygamberin(sav). Musned. dört halifesine de değişik usullerde zikir telkin etmiş. Cehrî zikir. divâne) desinler. 71. Nurbahşiye: Hz. Hz. Ali’ye(ra) bağlıdırlar. “Lâ ilâhe illallah” kelime-i tevhidini cehrî(sesli) olarak ona telkin etmiştir.”1346 hadisinde tavsiye edilmiştir. el-Müfredat. tarikat kurumlarının teşekkülünden sonra da her tarikat bu dört usule göre zikirlerine şekil vermişlerdir. s. 1347 Tirmizî. Daha sonra da aynı cümleyi üç kere de ona tekrarlattırmıştır.1344 “Bir topluluk oturup Allah(cc)’ı zikrederse. Cebecioğlu. 728-729. zikr ile kulu daimi huzurdan alınacak manevî gıdaya davet eder. zikredenin sadece kendisinin işitebileceği alçak bir sesle yaptığı zikirdir. Rabbi onunla birlikte olur.Mutasavvıflara göre zikr. zikrettiği de kulu sever. O. Bazı zikirlerde oruç. bu esnada Peygamber Efendimiz(sav). yüksek sesle veya çevrede bulunanların işitebileceği şekilde. 1346 Hanbel. zikrettiğini sever. Bu nedenle cehri(sesli) zikir yapan tarikatlar. Hafî zikir. s. hafî (gizli) ve cehrî (açık) olarak iki kısma ayrılır. kalbin zikri. Fakat Hz. Ebediyete Davet. Ebubekir(ra) de ayaklarını önde kavuşturarak oturmuş vaziyetteydiler. Kara. 179. Cebecioğlu.”1347 hadis-i şerifiyle diğer amellere nisbeten önemi belirtilen zikir. 139. Peygamber(sav). Kübrevîler ayaklarını önde kavuşturmuş vaziyette oturarak zikrederler. tasavvufi manada zikir telkinini ilk olarak Hz. Ebubekir’in(ra) kulağına üç kez Allah isminin zikir telkininde bulunmuştu. 213-215. s. “Allah’ı o kadar çok zikredin ki.” Buhârî. 3. 258 .1341 Başka bir sınıflamaya göre zikir. Rabbini hatırlayan kula zikir vesilesiyle çeşitli nimetler bahşedilir. Kul Rabbini zikrettikçe. 6. Şeyh Nazım’a göre kulun Rabbini hatırlamasıdır. Bu sırada Hz. Hafî(gizli) zikir bu hadiseye dayanır. TTDS. bazı zikirler her vakitte ve mekânda yapılır. 783. Mutasavvıflara göre. Bu dört çeşit zikir telkini şunlardır: 1. ss. namaz ve zekât ibadetleri gibi belli bir şekil ve sayı söz konusu iken.1342 Zikr. s. Cevâhiru’l-İslâm. Kübreviye: Hz. “Size amellerinizin en hayırlısı haber vereyim mi? Allah’ı zikretmek. 8. Osman(ra)’a telkin ettiği harfsiz ve sessiz kalbî zikir çeşididir. Ben kullarımla beraberim. Davaât. Peygamber(sav) uylukları üzerinde. dilin zikri. 394. Tasavvuf ve Tarikatlar. Kıbrısî’nin anlayışını şekillendiren naslardan olduğu 1341 1342 Isfehanî. Bu zikr ile kul. Ömer(ra) ayakta duramayıp yere çöktüğü için.1343 Binaenaleyh zikir ile daimi ilahî huzurda oturmayı tavsiye eden Kıbrısî. TTS. 1344 el-Hakkânî. Peygamber Mekke’den Medine’ye hicret ederken. genellikle silsileleriyle Hz. Ömer(ra) Müslüman olduğu sırada Hz. Uludağ. “Cenâb-ı Hakk’tan neler almaz neler!” diyerek. Sıddîkiye: Hz. Hz. 4. ss. gözlerini kapattırmış ve üç defa “Lâ ilâhe illallah” demiştir. 3/68. 1343 “Kullarımın dudakları hareket ederken (Kulum Beni zikrederken). Hz. Davaât. 1345 Muslim. rahmet onları kaplar. Cehriye: Hz. TTDS. 2. sesli olarak yapılan zikirdir.”1345 hadisinde övülen zikir. Ali’yi(ra) diz üstü oturtturup.

e. Lisânu’l-Arab. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. s. 1354 “Şükrederseniz. Allah(cc)’tan her hal üzere razı olma haline bağlı olarak. Davaât. Ayrıca bkz. 419.g. 66. 1351 Tafsilatı için bu tezde bkz. basit bir mantıkî çıkarım yapabiliriz. 1350 Kıbrısî. TTDS. 1353 İbn Manzûr. diri ile ölü gibidir. c. 210.1351 bu hediyeyi en büyük nimet addeder ve bu nimet için yapılacak şükre en güzel vesile olarak zikri tavsiye etmektedir.” İbrahim: 14/7 . abidlerin fiilinde ve ariflerin hallerinde olur. âlimin dilinde. bu nimetlere şükür için zikri tavsiye etmiş ve bu vesileyle imanın artacağını ifade edilmiştir. aşikar bir mana ilişkisi görülmektedir. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. s. 1352 el-Hakkânî.1353 tasavvufta yapılan iyiliği anıp. s. Farklı bir ifade ile Kıbrısî’nin. İman ise zikr için bir fırsattır.1355 Bu manada imanı bir nimet addeden Kıbrısî. Kıbrısî’nin “manevî gıda” anlayışına. 1355 Kuşeyrî. Ebediyete Davet. iyiliğin kıymetini bilme ve nimeti dile getirme anlamlarına gelen şükür. Istılahta ilim. “İçinde Allah’ın anıldığı ev ile içinde Allah’ın zikredilmediği ev. zikir ehlinin kabrinde çürümeyecek olması. üç türlü olan şükür. 47. a. Nazım Efendi’ye göre zikr. b. bu hadis üzerinden bakacak olursak.. s. 1356 Kıbrısî. 41. Ayrıca bu tezde bkz.1352 Lügatte teşekkür etme. Nimetin artmasına vesile olan şükrü1354 ifa etmede acziyetini hisseden kula. s. Hak Dost 4. bu iyiliği yapanı övme ve nankör olmamak şeklinde tarif edilmiştir. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. 170. Kıbrısî.şüphesizdir. Salâtu’l-Musâfîrîn. s. Bu manada hakiki hayat sahibi olan Allah(cc)’ı zikreden kul. s. Kâmusu’l-muhît.1356 Kıbrısî’ye göre kul. Tasavvuf Sohbetleri. 615. hal ve amel ile olmak üzere. kabrinde çürümeyecek olarak tanımladığı kullar ile. bu anlayış ile de alakalıdır. mü’minin kendisine verilen iman nimetine şükür içindir. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. 211.”1348 hadisi ise Kıbrısî’nin işaret ettiği manevi gıdaya örnek teşkil etmektedir. s.7. 259 . O’nun ilâhî esmasından ve dolayısıyla “el-Hay” isminden manevi gıda alır.Allah’ın Nuru.Velî-Evliya. Firuzabadî. 40. zikir ile İslam’ın ve Kur’ân’ın nûrunu ahirete taşır 1348 1349 Buhârî. imanın parlayacağı düşüncesini hatırlayacak olursak. şekûr denir.Mirac. İlim-Âlim.1350 İmanın Allah(cc)’tan bir âtiye ve hediye gibi görülmesi gerektiğini tavsiye eden Şeyh Nazım. muhakkak artırırım.Evliya-Evliyâ. er-Risâle. Muslim. Kıbrısî’ye göre. 88. Cebecioğlu.1349 zikrin manevî gıdasını tadanlar diye tanımladıkları arasında.

Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. “Lâ maksûde illallah” ve “Lâ mevcude illallah” manalarına gelir. s. Bu. Gümüşhanevi. 2. manevî mertebelere göre kazandığı bu anlamları. iman nurunun parlamasıdır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre her zikrin farklı faziletleri vardır. Mezkûra(cc) götüren yolda. s. bâtıl olan mabud nefy edilir. İsm-i Celâl’in önemini. Kul. ism-i Celâl’dir. Zikirler içinde kelime-i tevhîd (la ilahe illallah) ve ismi Celâl (Allah) kulun manevi makâmlar arasında seyrine vesile olur. Bu iman mertebesinden sonraki 1357 1358 Kıbrısî.diyebiliriz. 42. kelime-i tevhîd zikriyle. Bu makâmda sâlik. 101. 1360 Cebecioğlu.”1358 hadis-i şerifi bu izahta tevhid zikrinin önemine atfedilmiştir. TTDS. Tasavvuf Sohbetleri. Kur’ân-ı Kerîm’de Allah(cc)’ın zatî kavli için kullanılan. “Zikirde “la ilahe illallah”dan duada “istiğfar”dan efdali yoktur. c. şüphesiz ki Allah(cc)’tır. 382. zikr ile Allah’tan her daim razı olma haline erişir ki bu. Nefy-isbat zikriyle mertebe kateden Mü’mine göre kelime-i tevhid. Mezkûr ismi kalble ya da lisanla anan kulu.1359 Kelime-i tevhîdin mealen manası. 441. Adnan. Şâh-ı Nakşibend (v. Kulun fenâ fillah makâmında ve bu makâmdan sonrasındaki bekâ makâmlarındaki zikri. 1359 K. 260 . Sadece mabud olarak Allah(cc)’a ve tevhide iman edenlerin. hakiki tevhide vasıl olur. Bâtıl olan mabûd ise insanların yapıp taptığı put ve benzeri şeylerdir. 791/1388). nefiy ve isbat (la ilahe illallah) zikri de denmektedir. Allah’a iman ediniz”1361 ayetine işaret ederek izah etmiştir. “Lâ mabûde illallah” olarak birincil bir anlamı vardır. Tevhid-i Avâmdır. Hak olan mabûd. fena makâmına doğru seyreder. Ramûzu’l-ehadîs. s. vird olarak telkin edilmektedir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 1361 Nisâ: 4/37. “Ey iman edenler. sırasıyla. Bu mantıksal çıkarıma göre kul. Hakkâniyye meşayıhı içerisinde telkin edilen ve önem atfedilen kelime-i tevhîd zikrine. hevâlarını da ilah telakki eder ve gönlünü masivadan arındırarak. s. Bu anlama göre Hak olan mabud isbât. zikrin faziletleri sayılamayacak kadar çoktur. “gala’llahu” ayetleriyle açıklamıştır. maksut olarak da sadece Allah(cc)’ı istemeleri gerekmektedir.1357 Nakşîbendiyye tarikatının Hâlid-i Bağdadîden sonra Şeyh Abdullah Dağıstanî’ye ve Şeyh Nazım’a ulaşan şubesi olan Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de bu iki zikre önem atfedilerek.1360 Kelime-i tevhidin.

ağır ağır kalbimizi açacaktır… her gün zikir yapanların kalbine o serinlik verilecektir. vird zikr. 130. lâ ilahe (İlah yoktur) ile.1366 Kalbin zikri ise. 59-62. Mesela Allah isminin zikredilmesi esnasında kul. Kalbin ve dilin zikri şeklinde yapılan bu tasnif. bu mertebeyi şöyle ifade etmiştir: “Her göz açıp kapamada bu maddî vücudu red edip. irade ve sıfatları Allah(cc)’ta yok olmuştur.1365 Bu ifadelere göre kalbin açılmasından önce yapılan zikirle. 1364 İmâm-ı Rabbanî. 35. 1034/1624) ise seyru sulûkta Allah zikrini. Aynı şekilde ihlasla zikredilen isbât ile kalbi temizlenir ve daimi Hakka müteveccih olur.1364 Nazım Efendi’ye göre adedine ve devamına riayet edilen zikrin başka bir fazileti ise kalbe serinlik vermesidir. Ebediyete Davet. Nakşibend. içerisinde Allah(cc) muhabbeti ve şevkinin birleştiği kalbte olur ve bu zikr dilin değil. Pârsâ. Şeyh Nazım’ın diğer ifadelerinde zımnen bulunmaktadır. zikrin ihtiva ettiği nur ile kalbin ferah duyması. 1362 1363 Camî. Allah(cc)’tan başka hakiki mevcut yoktur. letâifler ile birlikte ele almıştır. kalbin işlediği bir sâlih ameldir. c. illallah (Allah’tan başka) ile olur. ss. açılmasından sonra yapılan zikirlerin mahiyetleri ve tesirlerine göre çeşitlendirilmiştir diyebiliriz. Bu makâmda sâlikin müşâhede. Parkta bir bankın üzerinde otururken. Nefehâtu’l-uns. 418-419. 1. ondan nasibini almaya bak” diyerek zikirde devamlılığı ve adette istikrarlı bir artışı tavsiye eder. 212-122 1365 el-Hakkânî. 1366 Atay. s. Mektubat. hakiki Mabudu isbât edesin. s. batınında bulunan gizli şirkleri ve esbabı izâle olur. Risâle-i Kudsiyye. gibi bâtılı anlaşılmaktadır mürîdler ki bunlar vird dilin olarak zikri da kategorisindedirler. isbât. gafletten kurtulması ile ilgilidir. Kulun ihlasla zikrettiği nefy ile. ss. bir meşguliyet yapılabilecek tarafından tanımlanmıştır. c. Binaenaleyh hakiki kelime-i tevhid.1363 İmâm-ı Rabbânî (v. Batı’da bir Nakşî Cemaati. kalb letâifine terkiz etmek suretiyle. Mesela mübtedî mürîdlere telkin edilen ve onların uyguladıkları esnasında zikirler. Allah(cc)’a kavuşturan yolda ilerler. yolculukta.makâmda kul için. Şeyh Nazım bu hususu şöyle ifade eder: “Zikir azar azar da olsa.”1362 Farklı bir ifade ile nefy. 261 .

Bu sesi etrafındakiler idrak edemez. Tah. Kul daimî zikir mertebesine. 295-305.1367 zikrin özellikleri arasındadır. nefsinde. 2/152) âyetiyle kendi zikrini kulun zikriyle irtibatlandırmış. 1369 Kuşeyrî Abdulkerîm. Ona göre faydalı olan zikir. “Beni anın ki Ben de sizi anayım” (Bakara. c. zikrine karşılık bulması. ibadetlerin en şereflisi olmakla beraber bazı vakitlerde kılınması caiz değildir.1369 Gazâlî ise zikri. ss. günahlardan alıkoyar. Her zaman ve her yerde yapılabilir. ss. Ben de sizi zikredeyim” Bakara: 2/152. 32-34. Ona göre Allah. 367-370. zikri doğurmaktadır. Bunun neticesinde de kişi yaptığı zikirden zevk almaya başlar. 21-27. Çünkü zikir. manalar âlemi tecelli eder. başlangıçta kulu.: İbrahim Besyunî. Kıbrısî’nin düşünce atmosferini şekillendiren tasavvuf ıstılahınının çerçevesini ortaya koymaktadır. Kur’ân-ı Kerîm okumadan sonra en üstün ibadet olarak değerlendirir. Bu keşiflerden sonra sahih keşifler başlar. Sadece kendisi ve ehli duyar. dilin ve kalbin zikri olmak üzere ikiye ayrılır. yıldızların nurlarını görür. zamanla ünsiyet ve muhabbet meydana gelir. devamlı ve kalb huzuruyla yapılan zikirdir. 302. ss. Tüm cevherlerinden ve kalbinden sürekli zikrin sesini duyar. Bu halin de zikirle muhafazası neticesinde kul. ss. dilin zikriyle ulaşılır. madenler âlemini. Dolayısıyla bu zikre ulaşan kul. Tertîbu’s-sulûk fî tarîgi’-llahi te’alâ. Bu tecelliyât ile hayal âleminde olan perdeler kuldan kalkar ve sırasıyla. Bkz. Kenzu’t-turâsi es-sufî. c. hayvanlar âlemini keşfeder. Nazım Efendi’nin buraya kadar paylaştığımız görüşlerine dayanak 1367 “Beni zikrediniz. 262 .1371 Zikir mevzuunda paylaşılan söz konusu yaklaşımlar. 1370 Gazalî. Başlangıçta her ne kadar zikirden bir tat alınmasa da. namaz gibi belli bir vakti yoktur. kendisini zikredeni O da zikredeceğini bildirmiştir. Kalbin gafil olduğu bir sırada sadece dil ile yapılan zikrin faydası olsa da bu azdır. Bununla birlikte. İbn Arabî.1370 İbn Arabî’ye göre kalbî zikrin sonunda kula. Azimle devamı neticesinde kalbinde haşyetullah zuhur eder. duyuşunda ve görüşünde sadece zikrini bulur. İhyâ. bitkiler âlemini. 1. er-Risâle. 2. kâinat düzeninin suretini görür ve huzur-u ilahînin adabını talim eder. 1371 İbn Arabî. eşyaların nurlarına vakıf olur. ilâhî bir sıfat olarak nitelendirir. kalbî zikre vasıl olur. Nurlar Risalesi. levhi keşfedip. Namaz. Dolayısıyla zikir için belli bir vaktinin olmayışı ve zâkirin. Çünkü zikrin. İbn Arabî de zikri.Kuşeyrî’ye göre zikir. Bu haldeki salikin derisi ve kemiğinde hareket başlar.1368 Bununla birlikte lisanla yapılan zikr. el-Futuhâtu’l-Mekkîyye. s. 1368 Kuşeyrî. Kalble yapılan zikre herhangi bir sınırlama yoktur.

Futuhatu’l-Hakkâniyye adlı eserde bulunmaktadır. Şeyhi Abdullah Dağıstanî’nin görüşlerinin şerh edildiği. zikr ehlinin mutmain olduğunu ve kalblerinde zikirden dolayı sürekli itminanın bulunduğunu ifade etmiştir. 1379 Tosun. s. 307. kalbte gizli olan Allah sevgisini çıkarmaktır.1373 daima zikir üzere olunmalıdır. nankörlük etmeyin”1372 ayetinde bildirildiği üzere. kulun kalbini itminana erdirir. s. Adnan. Bu emrin bir gereği olarak Allah(cc)’ı. Çünkü zikrin hakikati kalbten gafleti uzaklaştırır. 1375 Ra’d: 13/28. zira huzurdan haberdar olduğun nisbette Hak ile huzurun eksik olur. kalbler sadece Allah’ın zikriyle huzur bulur”1375 ayetine işaret ederek. kelime-i tevhidin hakikatine erişmek. 1374 Ankebût: 29/45. 791/1388)’e göre zikrin amacı. 1376 K. 895/1489). zâkirin daima Allah’ın huzurunda olduğu bilincine ermesidir. “Beni zikredin ki. 263 . Bu haldeki kalbe. Huzurundan haberdar olmama anlamında bir huzur hâsıl olur. Allah ne yaparsanız bilir”1374 ayetiyle diğer ibadetlere göre öne çıkarılmış olan zikr. 559. Âl-i İmrân: 3/191. “Bunlar. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. Şeyh Abdullah’a göre “… Muhakkak ki Allah’ın zikri en büyüktür. Alâadin-i Attar’a göre zikir kalble yapılmalı ve zikrle beraber.1379 Toplu olarak yapılan cehrî zikir ve bu esnada semahların yapıldığı 1372 1373 Bakara: 2/152. itminana erer. müşahit derler. 542. 100. ss. ayakta. Bu hal üzere olan kul. mücahede devam etmelidir. zikrin faziletlerine nail olur ve onun gönlü. Allah(cc)’ın kullarına emridir. Buna göre zikr. iman edip kalbleri Allah’ın zikriyle huzur bulan kimselerdir. gerçekten kalbte (başka bir şeyin sığması için) yer kalmaz. 1377 Camî. Çünkü huzur vasfından haberdar değildir. Nakşbend. Şâh-ı Nakşibend (v. 533.1376 Söz konusu anlayışın kaynakları mahiyetindeki bir görüşü Ubeydullah-ı Ahrar (v.teşkil edecek açıklamalar.”1377 Nakşibendî geleneğinde Allah(cc)’ı hatırlamak için yapılan zikrin nihai amacı. 301. Nefehâtü’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 1378 Aynı eser. masivayı tamamen yok etmektir. O zaman bu müşâhededen tam bir zevk alır.1378 Ubeydullah-ı Ahrar’a (859/1490) göre zikirden maksad. ss. Hakk’a şahit olur. Ben de sizi zikredeyim ve Bana şükredin. oturarak ya da yanları üzerinde zikrederek. haberiniz olsun ki. zikrin kalpteki ve hallerdeki tesiri açısından ifade etmiştir: “Kalb huzuru bu zikre devamla öyle bir dereceye yükselir ki.

haberiniz olsun ki. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî adına yazılmış bir eserde.” Zâriyât: 51/56. Ancak kulun cehde sarılması. sadece şeriata sıkıca bağlanmaya bağlıdır. Tasavvuf Sohbetleri. 142. Edebe riayet ise. zikrin amacı hususunda ayrılmamışlardır. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. kalbler sadece Allah’ın zikriyle huzur bulur. Şeyh Nazım Efendi’ye göre kul. Bu haldeki kul. yaratılış gayesine göre1383 yaşayan bir kul olarak dereceler kat eder ve ilahî huzura vasıl olur. Şeyh Nazım. gafletten ve nefsinin tasallutundan kurtulmuş olacağı da söylenebilir ki. Bu esere göre. 101. zikr telkin eden mürşîdinin emirlerine sıkıca sarılmak icap eder. tefekkür üzere olduğu.. 1384 K.1380 Kıbrısî. Bu anlayış. s. Kıbrısî. s. misaktaki ahdine sâdık olduğu ve yaratılışının manasına uygun olduğu lahzalar olarak tanımlamasından1381 hareketle. s. 62. tefekkür ile gafletten kurtulur ve içinde 1380 1381 K. Ayrıca Bkz.e. edebin ruhudur. 1382 Ra’d: 13/28. Adnan. Hâlidiyye öncesi geleneksel uygulamadan ayrılsa da.g. tefekkürün cazibesi ise zikrullah ile artar. 1385 Aynı eser. 1383 “İnsanlar ve cinleri yalnız Bana kulluk etsinler diye yarattım.Hakkâniyye hadraları. zikrin zâkirdeki beş letâife nakşolması için. bu sıfatlar velayet makâmlarında müşâhede edilir. ss. Çünkü tarikat. onu maksuduna vasıl edeceğine inandığı için değil. şeriatın ve tarikatın emri olmasından dolayı olmalıdır. içinde bulunan Allah(cc) sevgisini çıkarmak ve gafletten uzaklaşmaktır. Adnan. Şeyh Abdullah’a göre. 264 .1385 Edebin ikmali tefekkürle. gaflet ve zikirle birlikte ele almıştır. a.”1382 ayeti bu makâmdaki kula işaret eder. gafletten ulaşılan anları. Makamlar ve Seyru Sulûk ile İlgili Kavramlar/j. zikrin nihayetindeki kulun.1384 Ancak bu makâmlarda terakkinin en önemli kanunu. 62. 63. 63.1386 Edebin ikmaline vesile olan tefekkür konusunu. edebe riayettir. zayıflık ve acziyetini noksansız izhar ve ikrar ederse. “zikrin beş letâife nakşolması” şeklinde izah etmiştir. kulun içinde bulunduğu anın idrakinde olduğu. “Bunlar. 1386 Aynı eser. iman edip kalbleri Allah’ın zikriyle huzur bulan kimselerdir. Yani zikrin amacı kalbin mutmain olması. 61.Gaflet. Her anında Hakk(cc)’ın rızasını tefekkür etmek. ss. amelde cehdetmek edebi ikmal eder.

Peygamber(sav)’e telkin etmiştir. Şeyh Abdullah Dağıstanî’ye göre Allah. Yani bu anlarda. Hz. bir kulunu velî edinmek isterse. 345.. 265 . Peygamber(sav)’den ise. Kıbrısî’nin manevî gıda anlayışıyla ilgili olduğu kadar. s. Hakk Teâla için yaşar. 1389 Kadim olanı. yani Allah’ı zikredip. sonra kurb kapısını açarak kulu tevhid kürsüsüne oturtur ve ondaki hicabı kaldırarak “ferdaniyyet makâmına”1389 sokar. s. s. Keramet bahsinde de geçtiği üzere kuldan sadır olan kerametin manevi kuvveti zikirden hâsıl olur. evliyâ konusunda incelediğimiz manevî tasarruf ile de alakalı görülmektedir. zikrin telkin edildiği silsileye girer ve merâtib kateder.Mürşîd . Bir mürşid-i kâmil tarafından telkin edilen zikirle zâkir. 1390 K. doğru yola götürecek bir dost bulamazsın”1392 1387 Kıbrısî. Dolaysıyla bir mürşîdten telkin almayan bir kul. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/b. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). bütün dünyanın yiyeceklerini yesen o kuvvete bedel olmaz”1388 Burada bahsedilen zikrin manevî kudreti. kemâl mertebesine ulaşamaz. zikrin kuvvetini aşılar.1387 Nazım Efendi’ye göre zikrin manevî bir kudreti vardır. ona zikir kapısını. Peygamber(sav)’in yardımcılarıdır ve her birinin derecelerine göre manevî tasarrufları vardır. Ebediyete Davet. Bu manada Şeyh Abdullah. Hucvirî. Tasavvuf Sohbetleri. Allah kime hidayet ederse işte o hakka ulaşmıştır. Hz. Allah(cc) esmâsına ait sırların keşfi için anahtar mahiyetinde olan zikr. Zikirde bir kuvvet vardır ki. Tafsilatı için bkz. zikrin esrarını bilen bir mûrşid-i kâmil tarafından telkin edilmesi gerekmektedir. hadis olandan tefrid etmek olan Ferdaniyyet.1391 Bu manada kalbî zikrin şekil ve adedi. Nazım Efendi. sayısıyla birlikte. a. 142.g. Allah ile beraber olana Cenâb-ı Allah.Kulluk Makamı (Âbid).bulunduğu anı idrâk ederek. 1388 el-Hakkânî. telkin edilerek gelmiştir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Dolayısıyla mürşidler tarafından telkin edilmeyen zikrin manevî makâmlara eriştirici fazileti yoktur. 79. gece gündüz tüm ezkar ile zikretse. 1391 Kıbrısî. bu kuvveti şu ifadelerle izah etmiştir: “Dünyada Allah(cc)’ın emrini ulu tutan. Adnan. Hucvirîye göre t evhid yolunda bir adımdır. 1392 Kehf: 18/17. 18.e. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. Allah’ı yâdından bırakmayan. s. Bkz. Ayrıca bkz. idrakin getirdiği bir zikr hali vardır. 100.1390 Bu makâmlarda bulunan velî kullar. tüm mürşîdlere. s. Kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu. “Bu Allah’ın ayetlerindendir. Hz.

3. mezkûr olan Allah(cc)’tan gelen nûrdur diyebiliriz.Allah(cc)’ın yardımı ile beş yüz ilahî emire imtisal ederek. onun kalbine bilgi ve manevî hal gelir. sohbet. kalbi cilalama ve 1393 1394 K. feyz olarak mürîdin gönlüne dolarak. asıl cevher olarak Allah’ın nuru. Tasavvuf ve Tarikatlar. “Şayet bilmiyorsanız zikir ehline sorun”1394 ayetinde bildirilen zikir ehlini Şeyh Şerafeddin. 2. zikir ve halvet ile paylaşıldığını söyleyebiliriz. ss. ona değer kazandıran mahiyetinde bulunan cevher. Bir mürid için zikir. s. 223-224.Yevmu’l-ahd ve’l-misakta olan tecelli-i ilahiye vakıf olma. 132 1396 Yılmaz. sohbet ve halvet esnasında mürîdin gönlüne yansıtılır. itaatinde muvaffak olma. tasavvuf ıstılahında isnâdî feyz kavramıyla ilgilidir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. sohbet. 266 . Allah’ın nuru ile kaim olan feyzin (istinâdî). Bu feyz vesilesiyle mürîdin çaba ve iktisabı olmadığı halde. Londra’da 2005 yılında yapılan bir çalışmaya göre oradaki Hakkâni mürîdleri zikri birkaç çeşitte tanımlamaktadırlar. Yani zikir önemli bir vesile olsa da.1393 Zikrin manevî kudreti ve mürşîd ile ilgisini tamamlayacak bir husus “ehl-i zikrin” kimler olduğudur. Menâkıb-ı Şerefiyye.Rabbânî inayet ile Kur’ân-ı Kerim’de mezkûr sekiz yüz menhiyattan korunmuş olma.ayetinde bildirilen “doğru yola ulaştıracak dostları”. şeyh tarafından zikr. Enbiya: 21/7. 4Dünya ve ahiret işlerinin tamamından zâhid olma. 101. onu silsileye dâhil eder ve mertebeler kat ettirir. s. 1395 Burkay. mürşidler olarak tefsir etmiştir. zikr ve halvet ile mürekkeb olduğu zaman. Sohbet bahsinde de belirtildiği üzere.1395 Zikrin bir mürşid tarafından telkin edilmesine atfedilen ehemmiyet. şu dört nesneyi kendinde toplayan kişiler olarak tanımlamıştır: 1. Adnan.1396 Allah(cc)’ın nûru ve feyz konularına Nazım Efendi’nin yaklaşımlarından hareketle. Şeyh ve mürîdlere sened ve silsile yoluyla ulaşan irfan olarak tanımlanan bu feyz. istinâdî feyz telakkisinin zikr anlayışında yer aldığını belirtebiliriz.

ss. Mesela kelime-i tevhîd (la ilahe illallah) ve ism-i Celâl (Allah) zikirleri kulun manevi makâmlar arasında seyrine vesile olur. Şeyhlerinin varlığını en çok hissettikleri andır. ona değer kazandıran. Bâtılı bir mürîde göre ise zikr. ruhun nefs üzerine galip gelmesine vesile olur. Zikrin nihayetinde kul. Bu bilinç cemaatin ortak değeri olarak.Allah(cc)’ın nurunu yansıtma olarak tanımlanırken bir başkası. Dolayısıyla mürşidler tarafından telkin edilmeyen zikrin manevî makâmlara eriştirici fazileti yoktur. 1397 1398 Stjernholm. Zikrin amacı kalbin mutmain olması.1399 Özet olarak Şeyh Nazım’a göre kulun Rabbini hatırlaması olan zikr. The Struggle forPurity. Şeyhin Londra’da olmadığı uzun dönem boyunca dahi grup içindeki dinamizmi sağlar. Bir başka mürîde göre zikr anı. Ancak zikir bizatihi kudreti haiz değildir. kalbin aşkla dolması ve masivâdan temizlenmesi olarak ifade etmiştir. zikrin manevî kudreti ile olur ve velayet makâmındaki tasarruf. Yani zikir seyru sulûkta önemli bir vesile olsa da.1398 Bu çalışmayı yapan bir antropolog nazarıyla zikr. Nazım Efendi’ye göre bu seyr. Atay. 40. 1399 Aynı eser. Zâkiri daimi huzura ve manevî gıdalara vasıl eden her zikrin. 122. modern dünyanın özellikle batıda doğurduğu psikososyal rahatsızlıklara karşı tek etkili tedavidir. kalbi dinlemenin yolu ve genellikle kalbî cilalamak olarak anlaşılmaktadır. bu kudretle zuhur eder. Batı’da Bir Nakşi Cemaatı. zikrin esrarını bilen bir mûrşid-i kâmil tarafından telkin edilmesi gerekmektedir. 125. zikrin haricinde sohbet ve halvet esnasında kalbe dökülen feyz olarak telakki edilir. 123. cemaat bireylerini ortak bilince vardırır. onun mahiyetinde bulunan cevherdir. gafletten ve nefsinin tasallutundan kurtularak velayet makâmlarında seyrine devam eder. s. farklı faziletleri vardır. iman nimetine şükür içindir. Bu cevher ise mezkûr olan Allah(cc)’tan gelen nûrdur. 267 . Ancak kula manevî makâmlar kazandıracak kalbî zikrin şekil ve adedi. s. Kıbrısî’nin genel tasavvuf anlayışında bu nûr. içindeki Allah(cc) sevgisinin açığa çıkarılmasıdır. 1397 1996 yılında Lefke Dergâhında (Kıbrıs) yapılan farklı bir antropolojik çalışmada görüşülen mürîdlere göre zikr. Başka bir mürîd için zikir.

33 Hay zikirleri yapılır. Kısaca hatim deneden bu ayin. Ya Hafız. 1402 Tosun. Ya 1400 1401 Cebecioğlu. 177-203. 268 . sıkıntılı durumlara son vermek niyetiyle yapılan ilk uygulamalara dayanmaktadır. Bu iki zikirden sonra 10’ar defa “Allah Hu! Allah Hakk”. 33 Hakk. Reşahât. a. Bakî Billah’a nisbet edilen terkibe “hatm-i Hacegân-ı sagir” adı verilmiştir. 321. 7 Fatiha. kıyam zikri ile devam eder ve tekrar oturuşla yapılan Kur’an tilaveti ve dua ile sona erer. Hatm-i kebir. dağıtılan taşlar ile zikr adetleri takip edilir. Tosun.1401 Gucdevanî’ye nisbet edilen terkibe “hatm-i Hacegân-ı kebir”. ku’udî ve hafî zikr olarak başlar. s. 321. “Allah Hu! Allah Hayy” ve “Allah Hayy! Ya Kayyum” söylenir. Perşembe günü akşam namazından sonra yapılan hadralar. hatmeler. şeyhin işaretiyle başlayan ritüelin adıdır. Hadralar. ss. 100 Allah. Pazartesi günü akşam namazından sonra yapılan hatm-i haceganın yanı sıra.1400 18. 7 Fatiha. s. 100 Salavat. TTDS..1. bazı surelerin tertib üzere okunması ve belli miktarda zikrin çekilmesiyle yapılır. cehrî zikr de yapıldığı bilinmektedir. 3 kelime-i şehadet. Hafî ve cehrî olmak üzere 2 kısım olan hatm-i kebirin birinci kısmında sırasıyla. Bununla birlikte günlük olarak yapılan seher virdleri ve namazlardan sonra yapılan tesbihatlar. belli bir güne ve vakte bağlı olmadan her zaman yapılabilirken. mübarek gecelerde yapılan hadralar ve hatmelerden farklıdır. 256. 100 “la ilaha illallah”. salavatlar ve kelime-i tevhidler toplu olarak zikredilir. 1001 İhlas Sûresi sessizce okunurken. 70 estağfirullah.e. Toplu Zikrin İcrası: Lefke ve Şam’da bulunan Hakkânî tekkelerinde gözlemlediğimiz kadarıyla.g. Sâfî. Ya Halim. Zâkir başının yönlendirmesine göre temposu ve şiddeti değişen bu zikirlerin geçişleri esnasında silsile üstadlarına dualar okunur. s. Hatm (bitirmek) ismi verilmesinin sebebi.1402 Hakkânî dergâhlarında. şeyhin huzurunda bir grup müridin halka olmasından sonra. Pazartesi ve Perşembe günleri akşam namazından önceki kırk dakika içinde yapılır. Nakşîlik ıstılahında olan hatm-i hacegân. Daha sonra Ya Daim. 100 Salavat. Nakşibend. Cehri olan ikinci kısmında. 79 İnşirah Sûresi. 100 Hu. yüzyıldan itibaren periyodik hale gelen bu hafî zikirin sonunda. toplu zikir ayinleridir.g.

1406 Atay. Ya Mu’izz.e.. dualar aynı şekilde Hz. sonunda ise şeker ve sandviç ekmeği dağıtılmıştır. Bkz. Londra’da. 25 estağfirullah. Mesela 1970’li yıllara kadar Londra’da da hafi yapıldığı bilinen hatmeler. 100 Allah. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. Atay. 121-146. Ya Gaffâr. 33 Hakk. ss. 269 . ikişer kez şu formatta tekrarlanır.g. Ya Deyyân. Ya Mennân. Şam’da ve New York’ta arz ettiği farklılık. Bu hatmeler esnasında okunan virdler. 33 Hay.e. Ya Settâr. Peygamber(sav)’in ve silsile üstadlarının ruhlarına hediye edilir ve hatme dağılır. 33 Hu. Bu uygulamalar. 1407 Londra’da yapılan zikirde de Perşembe günü. Ya Sultân esmaları. 10 Salavat. 132-138. Peygamber (sav)’e ve silsile üstadlarına hediye edilir. ss. 146-150.1407 icra edilmiştir. s. Şam Dergâhında. yani Cuma gecesi.. Ya Vedûd. Ya Subhân. el kitapçıklarından takip edilmiştir.g. zaman içinde de değişime tabi olmuştur. 1405 Aynı eser. Ya Fettâh.1406 2008 yılındaki iki aylık ziyaretimiz süresince. a. a. 1403 1404 http://www.Latîf. olduğu gözlemlenmiştir. Ya Mu’id. Bazı geçişlerde ve sonda Kur’ân tilaveti. okunduktan sonra “Ya Daîm! ya Daîm! ya Daîm! Ya Allah” şeklinde yapılan esma zikirleri üçer defa yapıldıktan sonra 25 Besmele ve 10 salavat okunur. Lefke’de. yetmişlerden sonra Nazım Efendi’nin uygulamaya başlamasıyla. Bu hatmelerin başında kahve ikramı yapılıp. halkada bulunanlar tarafından.naqshbandi. Atay. “Ya Daîm! ya Daîm! ya Daîm! Ya Allah”. cehri olduğu bilinmektedir. 7 İnşirah Sûresi. 7 Fatiha. 100 kelime-i tevhid. ss. Son olarak okunan 10 salavat ve Kur’an tilaveti. 10 Salavat. 148. Ya Rahmân.1403 Hatme-i sagir sırasıyla. 11 İhlas Sûresi. hatme-i kebir düzenli olarak Perşembe günü. 7 Fatiha. Hz. Londra’da bulunan Hakkânî dergâhında yapılan bir antropolojik incelemede izah edilen ve ku’udî olarak yapıldığı bildirilen zikrin1404 hatm-i sagir olduğu kanaatindeyiz. Ya Mucîb. Aynı çalışmada “Hatm-i Hacegân” başlığında izah edilen zikrin ise1405 hatme-i kebir olduğunu düşünüyoruz.org/zikr/khatma-i huwacegan. sırasıyla. Ya Hennân..

321. 500 “ya hafiyye’leltaf edrikni bi-lutfike’l-hafi. hatme gibi başında okunan ayetler olmaksızın. rabıta. 100 salavat. Hadralarda bazen bir ya da birkaç zâkirin ortada semah ettik leri de olmuştur.1409 İslâm tasavvufunun kurumlaşmasından sonra. 15 istiğfar. hemen arkada katılanların sayısına göre ikinci. Rifâîler ve Kâdirîler ise cehrî zikri esas almışlardır. 100 salavat ve duadır. ellerini iki yanda kenetli olmadığı halde kenetliymiş gibi tutarak zikreder ve halkadaki diğerlerinin önünde durarak dolaşır. Abdülhalik Gucdevanî’ye veya Bahâuddin Nakşbend’e nisbet edilen hat-i hacegân tertiblerinden farklılaşmıştır.naqshbandi. üçüncü ve dördüncü halkayı oluştururlar. s. kıyam zikrinde eller iki yandaki zâkir ile kilitlendikten sonra belden yapılan salınım ile öne doğru eğilerek yapılır. Her iki salınımda da esas olan kalbin bulunduğu sol tarafa “illa’llah” zikrinin vurulmasıdır. Genellikle loş bir ışık ortamında yapılan zikirlerde. 1001 İhlas Sûresi.org/zikr. kıyam zikri olarak başlar ve biter.1408 Hatm-i hacegânların haricinde Cuma günleri ve mübarek gecelerde hadra adı verilen zikirler yapılır. 79 İnşirah Sûresi.org/Video&Audio/Dhikr-Hadra. Lefke ve Şam tekkelerinde kıyam zikri olarak da gözlemlediğimiz hadralar da. http://www. Zâkir başına dönük olarak oluşturulan halkada yer bulamayanlar. 7 Fatiha Sûresi.Hatme ve zikirler mihrabın önünde duran zâkir başının sağına ve soluna halka oluşturarak olur. Nakşbend. 270 .saltanat. kıdemli mürîdler zâkir başının sağı ya da solunda daha yakın olanlardır. Yaklaşık otuz dakika süren hadralar ve diğer hatmeler çeşitli internet sayfalarında da paylaşılmaktadır. 7 Fatiha Sûresi. Hadra. buna “devr” 1408 1409 Tosun. bir grup ilahi ve medhiye okurken. Hatmelerde oturularak yapılan kelime-i tevhid zikrinde baş ve gövde ile salınarak yapılırken. 100 salavat. Şayet ayakta dönerek yapılırsa. Meselâ Gucdivanî’ye nisbet edilen hatmede. diğer grup kıyam zikri yapar. Melâmetiler ve Nakşîbendiler hafî zikri. 7 Fatiha Sûresi. Nakşbend’e isnad edilen hatmede. Bu zikirler hem oturarak hem de ayakta icra edilebilir. www. Kıyam zikrinde halkanın ortasında dolaşarak zikreden müridler. Tarikat-ı Hakkâniyye’de uygulanan hatmeler. 100 salavat ve aşr-ı şeriftir.

Bunlardan bağımsız olarak Lefke tekkesinde ise akşam namazından sonra toplu olarak cenaze namazı kılınır. s. yedi defa döndükten sonra ayakları yerden kesilerek döner. Ankaravî. Firuzabadî. 974. çalgı. Uludağ. Yesevîlikte. s. makâm ve nağmelerle okunan dinî metinleri ve ilâhîleri. kâinattaki atomlardan galaksilere kadar dairesel bir hareket olduğu için. 369-371. gınâ. Minhâcu’l-Fukarâ. hakiki olarak semâ eden zâkir.1410 Bununla beraber farklı bir zikr biçimi olan semâ lügatte. Tahkiki semâda hakikaten dönen zâkir. İbn Manzûr. 1. Ya Hafız yüzer defa hafî olarak okunur. 121. Kıbrısî. 21. Tehânevî. 1413 Cebecioğlu. İki rekât necat namazı kılındıktan sonra secdede dua edilir. s. musiki eşliğinde dinlerken ilâhilerin ruhta bırakmış olduğu tesirle coşup dönerek raks etmek ve deverân etmektir. 1415 Tüm bu zikirlerin adetleri ve duaları ile ilgili detayları için bkz. Bir müezzinin duasından sonra imamın müezzinliğinde sırası ile Ya Halim. mescitte uyuyanların uyandırılmasına. Keşşâf. 1412 Serrâc. s.1411 Tasavvuf ıstılahında ise. 271 .6. 1415 Bu tesbihatların sonunda sabah namazına geçmeden sağ omuz üzerine uzanarak. raks. vecde gelmek ve üns meclisi” manalarında kullanılmıştır. Cürcânî. tegannî. Müridin El Kitabı. 20. toplanan uyku tulumları ve alınan abdestlere müteakiben başlar. “işitmek. beste. Yılmaz. Taklidi semânın baştan sona kadar ayaklar üzerinde olduğu ifade etmiştir. 312. kulak vermek.ve “deverân” adı verilir. Ebediyete Davet. birkaç saniye için tefekkürü mevt yapılır. c. 1414 el-Hakkânî. 555. Uçak havalandıktan sonra tekerlere ihtiyaç duymadığı gibi. insan ile diğer mahlûkatın aynı dilden yaptığı zikri temsil eder. s. s. TTDS. Lümâ. Ta’rifât. Kamûsu’l-Muhît. s. 364. TTS. 730. Tasavvuf ve Tarikatlar. şarkı dinlemek. ss. hançereden testere ve bıçkı sesi gibi ses çıkarılarak yapılan zikre ise “zikr-i erre” denilir.1413 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre semâ taklit ve tahkik olmak üzere iki çeşittir. 262. Nazım Efendi’nin ifadesiyle tayyarenin uçması için çalışan yer tekerler değil motordur. c. kendi kuvveti ile orada bulunmamaktadır. 162.1412 Bu dönüş. bu namazın Müslüman olarak vefat edip de cenaze namazı kılınmayan tüm dünyadaki 1410 1411 Zikir ve zikir çeşitleri için bkz. s. Müridler.1414 Lefke tekkesinde seher virdleri. Seher virdinden önce iki rekât abdest namazı kılınlar da olmaktadır. Lisânu’l-Arab.

Komisyon. ses arşivimizde mevcuttur. açılmak. genişleten (bast) de. ferahlık ve sevinç duyma meydana gelir.g. 5/11. a. daralmak. sevinçli olmak.1416 h.g. 39/67. Kabz hâlindeki sâlikte. 67/19. Istlahatu’s-Sufiyye. ondan alınacak mükâfat beklentisinden dolayı ferahlaması ve Mevlâ’sına yakınlığını göstermesidir. Bast. lügat anlamıyla tercüme edilmektedir. 210-211.1418 Kur’ân-ı Kerim’de kabz ve bast kelimeleri daha çok lügatteki manalarıyla meal edilmiştir. a. yeme ve içme duygusu yok denecek kadar zayıflar. 1420 Bakara: 2/245. tutulmak. Yine O’na döndürüleceksiniz. el-Müfredât. 20/96. Tevbe. rahat ve huzûr içinde olmak gibi anlamlara gelir. 13. Komisyon. s. Kâşânî. zihni açık olmak. Sufîlerin yüklemiş oldukları manalar ise. 710-711. 2/245. Kehf. Bir mürîde göre bu namaz. ss. 1419 Bkz. Nazım Efendi’nin manevi bir vazifesi olduğu için kılınır.. 651.e. Maide. bast kelimesinin zıddıdır. 56. 1422 Isfehanî. âriflerin 1416 1417 Mürîd ile yapılan mülakata ait kayıtlar. c. 1418 İbn Manzûr. Mülk. Bu halde salikin kalbi. Bakara. s. TTDS. 352-354. Cebecioğlu.. Mu’cemu’l-vasît. Allah’ın lütuf ve cemâlini düşünmesinden dolayı bir genişleme. ss. 9/67. İbn Manzûr. üzüntülü olmak. Firuzebadî.e. bu kelimelerin tasavvuf ıstılahındaki anlamlarında önemli olmuştur. 46. 272 . s.1419 “Rızkı daraltanda (kabz) Allah’tır. 1421 Yılmaz. 1. tutmak. kulun geçmişte işlemiş olduğu iyi amelleri hatırlanması sonucunda. 25/46. KABZ VE BAST HÂLİ: Lügatte sıkıntılı olmak. Bast. Tâhâ. Allah’ın celâlini tefekkür etmekten dolayı. bu manaların üzerine inşa edilmiştir. s. s. 11. Tasavvuf ve Tarikatlar. karşı konulamayan bir endişe ve korku hisseder. s. a. 659. 408-409. s. salikin yaşadığı bir halet-i ruhiyedir. endişeli olmak gibi manalarına gelen kabz. 18/18 . 1422 Bast halini yaşayan sâlikin kalbinde ise. keyifli olmak. Zümer. Furkân. Firuzebadî.”1420 ayetinde bu kelimeler. kapanmak. ss.1421 Istılahta kabz. 333. c. neşeli olmak.Müslümanlar için niyet edilerek gıyaben yapılan bir namaz olduklarını söylerler.g. Allah’ın gazabının korkusuyla dolar.. Kâmûs. Lisânü’l-Arab. ruhun dertli olması. Bu ayete yapılan işarî tefsirler.e.1417 Bast ise lügatte genişlemek.

1426 Kıbrısî. 1425 Aynı eser. Allah(cc)’tan razı olmamaya delalet etmektedir. bu hallerin zuhur etme sebeplerine bakarak. 121. TTDS. Uludağ. Allah(cc)’ın sevdiği hâl olarak tanımladığı bast hâlini.1427 Mesela İzzeddîn Kâşânî (v. Ankaravî. Bast hâlinde gönül şen. ekşitilmiş surat) ise. yaşadığı halin aynası olur. daima rahat olması ve kalbinin ferah olması olarak tanımlar. ss. 336-337. 643-645. 273 . Sühreverdî. Bu hali yaşayan sâlikin çehresi. 85-86. 735/1334). 121.sıfatlarından biri olarak tabir edilir. 342. bu kulların mekânları cennettir. kuldaki makbul ve muteber bir hal iken. Tasavvuf Sohbetleri. s. 1428 Kâşânî. nefsin sıfatlarının zuhur etmesi ve kalbe hicab olmasından dolayı olur. kulun kalbine ve etrafına sıkıntı vermemesi. kabz hali. 67. Misbahu’l-hidâye. Bu çehrenin zıttı olan abus şekli (somurtma.. Bu neşe hali kalbte inbisata ve ferahlamaya sebep olur. bast haline bir üstünlük atfetmiştir. Tasavvuf ve Tarikatlar. kulun ahiret azabına sebebiyet verir. Çünkü nefs. zihin de açık durumdadır. 210-211. kulun daralma ve sıkıntı halinde bulunmasıdır. s.1424 Şeyh Nazım’a göre kabz hali ise. el-Lümâ. her mecliste ve işte kulun kendini genişlikte bulması. bu konuda Şeyh Nazım’ın aksine bir görüş beyan etmişlerdir. s. Kabz ve bast hallerinin sonuçlarını ve tesirlerini esas alarak ulaşılan bu görüşlere göre. s. Kıbrısî. bu genişliği etrafına yansıtması. a. 1427 Yılmaz. ss. 420-421. Çünkü bu çehre Allah(cc)’tan razı olmaya delalettir ki. ss. s. Avârif. Cebecioğlu. Nazım Efendi’ye göre bast. Bu durumda kul. kalbin önünden nefs hicabının kalkması ile olur.1426 Kabz ve bast hallerinden hangisinin daha üstün olduğu konusunda. TTS.1423 Nazım Efendi bast halini. 1424 Kıbrısî. Bu hallin devamlılığı. dış görünüşünü ve fiillerini ilmine göre ayarlar. basttan haz alıp. Kalb ve nefs ilişkisi ile izah ettiği bu hallerden kabz. kabz makbul olmayan ve kerih görülen bir haldir. s. Bastın sebebi ise. güler yüzlü ve mütebessim çehreli olmayla ilişkili olarak anlatır. basttan evladır. kalbin ferahlı olması. Minhâc.g.1428 Çoğu sufî. s. mutasavvıflar değişik görüşler beyan etmişlerdir. ferah 1423 Serrâc. 120.1425 Kabz ve bast hallerinden hangisinin üstün olduğu konusunda Şeyh Nazım’ın görüşü kesindir.e.

terakki eder ve bast hâlini görecek. 1432 Ankaravî. Mevlânâ. ama şefkatlidir.. bir yanılgıdan ibarettir. 343. Dolayısıyla umum görüşe göre. sâlike kabz hâli geldiğinde onun üzülmemesi gerektiğini.1429 Aynı görüşü savunan Mevlânâ. kabz hali basttan üstün görülmüştür. s. 632/1234). 274 . haz almaz. onların.g. Sâlike yol aldıran işler ise. kabz hâlini kışa. Nitekim kabz ve bast.1432 Bu hali Kuşeyrî. Bast hâlinin yüzü ise güleçtir. yaz mevsiminin devamlılığının. kabzdan sıkılır. Yani bu kişiler. havasın halleri olmaktadır. Zira avamın ve havasu’l-havasın halleri bu değerlendirmelerin dışında kalmıştır. onların halleri ise havasu’l-havasın hallerinden faklı olmaktadır. 3757-3762b. nefsinin sıkıldığı yerde olduğundan. 3. her halin fevkindedir. s. bağı ve bahçeyi kavuracağını belirtir. Bu açıdan bakıldığında sufilerin umumiyetle bahsettiği. kendilerinin kabz ve bast hâllerini yaşadığı zannına kapılsalar da bu durum. kabz hali daha evladır. 341. havasın hallerinden.1430 Bu konudaki görüş ayrılıklarının sebebi. Mesnevi. c. bu hâlin onun kurtuluşu olduğunu belirtir. Bundan dolayı mürid kabz hâlinde.bulurken. hâlâ nefs-i emmâreye ait sıfatların etkisinde bulunmasına bağlıdır. Hakk’ta fenâ ve bekâ makâmlarına vasıl olmamış sâliklerin halleridir. yaşadıkları hâllerden dolayı. nefs-i levvâmeye yükselme ve muhabbet makâmından nasiplenme sayesinde meydana gelir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin üstün gördüğü bast hali. Sühreverdî’ye göre bu yanılgı. bu durumun sıkıntı ve neşe durumu olduğunu belirtir. havasu’l-havasın yaşadığı bir hal olarak değerlendirilebilir. Mesela Sühreverdî (v. 669. bast hâlini de yaza benzeterek. Ona göre kabzın yüzü ekşidir .1431 Sühreverdî’nin izahına bağlı olarak düşünecek olursak. Avârif (Gerçek Tasavvuf). 696-699. Kendi varlıklarını aşmış kullar için. 1431 Sühreverdî. Minhacu’l-fukarâ. s.e. Yine o. ama yakıcıdır. Çünkü bazı mutasavvıfa göre ise kabz ve bast hali. fenafillahda yaşanan zevk. Allah’ın gayrısındaki her şeyden sıyrılmış kullar (havasu’l-havas) üzerinden izah 1429 1430 Ankaravî. ancak bunun gerçek manada kabz ve bast hâlleri olmayacağını. imtihanları geçer. bu halleri tecrübe ettiği varsayılan kesimin çeşitliliğinden kaynaklanmaktadır. Farklı bir ifadeyle avamın tecrübe ettiği haller. a. s. kabz ve basta benzer duyguların Mü’minlerin avâmında görüleceğini.

etmiştir. Kuşeyrî’ye göre, sufîde, bast hâli hâkim olduğu zaman, en şiddetli ve elem verici hadiseler, onu hiçbir şekilde etkilemez. Böylesi sufîler, ona göre, ilahî kaderin cilvesi ve Allah(cc)’ın rahmeti ile eşyaya kul olmaktan kurtulmuş kimselerdir.1433 Nazım Efendi, eşyanın esaretinden kurtulmuş kulu, rıza makâmıyla ilintili ele almaktadır. Kıbrısî’ye göre kabz halinde bulunan kişi Rabbinden razı değildir, bir daralma ve kasıntı haliyle etrafına da aynı hâli yayar. Bu hali hayatı boyunca yaşayan kişi cehennem ehlinin sıfatıyla sıfatlanır. Dolayısıyla kabz hali, kulda devamlı olmamalıdır.1434 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî tarafından, bast haline yüklenen rıza halinin de kendi içinde dereceleri olduğu görülmektedir. Kıbrısî’ye göre mahlûkun Hâlik’ı ile olan ilişkisinde insan, kendisi kadar mûkerrem olmayan diğer mahlûkun yaşadığı rıza makâmından daha alt seviyede olmamalıdır. Mahlûkun içinde bulunduğu halde duyduğu memnuniyet ve rıza, ilah-kul ilişkinin uygunluğunu belirlemektedir. Şeyh Nazım’a göre Âdemoğlunun hizmetine tayin edilen tüm hayvanat, nebatat ve madde; her durum ve zamanda, ferah içindedirler. Onlardan daha mükerrem bir yaratılış içinde olan insan ise, her halinde razı olmalıdır. İnsana giydirilmiş bu şeref, onu her hal üzere razı etmeye kâfi derecede ferah sebebidir. Başka bir ifadeyle kulluk, Âdemoğlu için en büyük şereftir ki, takdir edildiği zaman kişiyi her daim genişlik, mutluluk ve ferah içinde bırakır. Nazım Efendi bu düşüncelerden hareketle kabz halini neden kerih gördüklerini ve Allah(ac)’ın neden bu halden hoşnut olmayacağını şöyle ifade etmektedir: “Âdemoğluna minel-ezeli ile’l ebed bu kadar şerefi giydiren Allah(ac), verdiği hesaba gelmez bu şeref dururken dünya için mahzun olan kullundan razı olmaz.”1435 Bu ifadelerden de anlaşıldığı üzere, Kıbrısî’nin tarif ettiği rıza ve şükür, karşılaşılan dünyevî hadiseler içindir. Bu ise Sühreverdî’nin tarif ettiği nefs-i emmare seviyesindeki avamın halleridir. Şeyh Nazım, “el-hamdulillah” zikrini, bu kişilere tavsiye etmiştir. “Gönlün açılması için” diyerek tavsiye ettiği bu zikir ile kul, dünya
1433 1434

Kuşeyrî, er-Risâle, ss. 94-95. Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 122. 1435 Aynı yer.

275

için olan hadiselerden sıyrılmaya çalışır. Kıbrısî, bunu başarmış kulları, rıza makâmı ile ilintili bir şekilde anlatmıştır. Bizim havas olarak nitelendirdiğimiz bu kişileri Kıbrısî, “hammadûn” olarak nitelendirmiş ve onları övmüştür.1436 Buradan da anlaşıldığı üzere havasın kabız ve bast halleri, dünya için değil de, Allah (cc) için ve O’nun rızası için olmaktadır. Bu misal üzerinden havasu’l-havas ise, Allah(cc) ile birlikte olma hazzı yaşadığından; ne dünya için, ne de Allah için bir hal yaşamaz. Zira o, Allah(cc) ile birlikteliğin neşvesinden başka bir şey duymamaktadır. Istılahta kabz ve bast hali, keşif ve şükür gibi kavramlarla da ele alınmıştır. Mesela her iki halin bir birine göre zuhur edebileceklerini savunan Kuşeyrî, hangi halde olursa olsun kulun, sebepleri araştırmak yerine hal geçinceye kadar sükûneti muhafaza etmesi gerektiğini ifade etmiştir. Cüneyd-i Bağdadî, her iki hali de Allah’a sığınılması gereken haller olarak görür. Bağdadî’ye göre bu haller, Allah’ta fenaya ve bekâya giden yolculuğunda, kulun tekâmülüne, tekerrüre ya da tenziline sebep olur.1437 İbn Arabi’ye göre, Allah(cc)’ın “zahir” ve “batın” isimlerinin tecellilerinin müşâhedesine bağlı olarak kullarda kabz ve bast hali deveran eder.1438 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, bast hâlini rıza makâmına ait olarak tanımladıktan sonra, bu makâma ulaştıran vesile olarak tefekküre işaret etmiştir. Tefekkürün Allah(ac) muhabbetini ve gurbîyeti artırdığını şu şekilde ifade etmektedir: “Hadsiz ve hesapsız nimetin ve lütfun içindeyiz. İşte insan onu (tefekkürle) bildiği vakit ferahlıyor. Neşeli insanı, ferahlı insanı Allah seviyor ve ona bast hâli derliyor. Kabz hâli bütün zulmetlerin membaıdır”1439 Gaflet başlığında da incelenen tefekkür, kulu Allah(cc)’tan gaflete düşmekten korur. Kıbrısî tefekkürü, sürekli teyakkuzda bulunmak üzere tavsiye etmiştir.1440 Tefekkürü aynı zamanda rıza makâmına ulaşmak için tavsiye eden Kıbrısî, bu makâmdaki salike ait halin, bast olduğunu söylemektedir. Buradan da anlaşılmaktadır ki bu hal, avama ve havasa aittir. Avam, dünyevi amaçlarla yapılan
1436 1437

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 122. Kuşeyrî, er-Risâle, s. 94. 1438 İbn Arabî, Nurlar Risalesi, s. 23. 1439 Kıbrısî, a.g.e., s. 122. 1440 Aynı eser, s. 142.

276

işlerden sıyrılmak için tefekkürde bulunur ve ilahî rıza için işlediği fiilerden dolayı bast hali yaşar. Havas ise, ilahi rıza için işlediği fiilerden sıyrılarak, fenâ fillah hali yaşamak için tefekkürde bulunur. Fenâyı yaşadığı vakitlerde bast hali yaşar. Fenâdan uzaklaştığı vakitlerde, eski makâmı olan rıza halline dönüş yapar. Bunun sâlik açısından bir ayrılık olduğu düşünüldüğünde, sâlikte, kabz haline sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre, kalbin ferahlı olması, bast hali; daralma ve sıkıntı halinde bulunması ise, kabz halidir. Nazım Efendi’ye göre bast, Allah’ın sevdiği, kuldaki makbul ve muteber bir hal iken; kabz bu halin tersidir. Mü’mindeki bast hâli, onun gülen yüzünde ve mütebessim çehresinde görülür. Şeyh Nazım, bu hale ulaştıran vesile olarak tefekküre işaret etmiştir. Allah(ac)’ın hadsiz ve hesapsız nimetlerini ve lütfunu hatırlamak anlamında kullanılan tefekkür, kuldaki muhabbeti ve gurbîyeti artırarak, ondaki bast halini, muhafaza eder. Böylesi nimetlere rağmen kabz halinde bulunan kişi, esasen Rabbinden razı değildir. Bazı mutasavvıflara göre kabz hali, Mü’minin manevi terakkisi için, bast halinden daha muteberdir. Sufiler arasındaki bu görüş ayrılığı, bu hallerin sebepleri ve sonuçlarına bağlı olarak oluştuğu kadar; bu halleri yaşayanın avam, havas ya da havasu’l havas olmasına göre de oluşmuştur.

i. NEFS: Arapça bir kelime olan nefs; can, ruh, kan, ceset, izzet, hamiyet, herhangi bir şeyin özü, nazar değdiren göz gibi manalara gelmektedir.1441 Kur’ân-ı Kerîm’de nefs; kötülüğü emreden,1442 kıskançlıktan yana,1443 cimrilik ve hırs sahibi1444 gibi menfî vasıflarla zikredildiği gibi; kötü arzulardan
1441

Firuzebadî, Kamûsu’l-muhît, s. 577; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. 15, Dâru’s-sadır, s. 117; Isfehanî, el-Müfredât, s. 502. 1442 “Rabbimin muhafazası dışındaki nefs, daima kötülüğü emretmektedir.” Yusuf: 12/53 . 1443 “Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu.” Mâide: 5/30.

277

kurtulmuş, itminana ermiş1445 gibi müsbet sıfatlarla da tavsif edilmiştir. Nefse tasavvuf ıstılahında yüklenen manayı en açık şekilde ifade eden ayette Hz. Musa(as), buzağıyı ilâh edinen kavmine şöyle seslenmiştir: “…Gelin yaratıcınıza tövbe edin, nefislerinizi öldürün.”1446 Mutasavvıflar tarafından kulun Allah(cc)’a dönüşünden önce tezkiye ve terbiye etmesi gereken bir yönü manasında kullanılan nefs, İmam Kâşânî’ye (v. 730/1329) göre kendisinde irâdî hareket, his ve hayat kuvveti bulunan latîf buharlı bir cevherdir. Hakîm Tirmizî bu tanıma şunu ekler: “O, hayvanî ruhdur, kalb (nefs-i natıka) ile beden arasında vasıtadır.”1447 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin yayın ve sohbetlerinde, nefs teriminin ontolojik yönüne dair izahat ile karşılaşılmamıştır. Kıbrısî’nin sohbetlerinde nefs, genellikle nefs-i emmare manasında kullanmaktadır. Tasavvuf ıstılahında nefs-i emmare, genel olarak hevâ ve heveslerinin peşinden koşan nefs mertebesi olarak tanımlanmaktadır.1448 Şeyh Nazım Efendi’ye göre bu derecedeki nefs; insanı, insanlık şerefinden mahrum eden, kendi hevâ ve arzularını ilah edinen nefstir.1449 Çünkü kişi kendi manevî memleketi olan yaşantısında, Rabbi’nin isteklerine tabi olmazsa, o emirlerin gayrını emreden nefsinin, şeytanın, hevâlarının veya dünyanın isteklerine tabi olur. Böylelikle kul, Rabbi’ne değil nefsine kulluk etmiş olduğundan, kulluk şerefinden düşer.1450 Seyru sulûkta nefsin, hevanın ve şeytanın tuzakları üzerinde sufîlerin görüşleri, İslam düşüncesindeki çerçeveyi şekillendirmiştir. Bu manana nefis, şeytan ve hevâ, insanın batınî düşmanları olarak telakki edilmiştir. Bunlardan iblisin düşmanlığı, Hz. Âdem(as)’e secde etmediği günden beri bilinmektedir. Ancak hevâ,
1444

“Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” Haşr: 59/9. 1445 “Ey mutmain nefs! Sen Rabbinden razı, O senden razı olarak dön Rabbine! Sen de katıl has kullarımın içine, gir cennetime!” Fecr: 89/27-30. 1446 Bakara: 2/54. 1447 Cürcanî, Ta’rifat, s. 262; Kâşânî, Istlahatu’s-Sufiyye, s. 115; Cebecioğlu, TTDS, s. 472. 1448 el-Nakşıbendî el-Hac Mehmed Nuri Şemsüddin, Miftâhu’l-kulûb, Haz.: Salah Bilici K.Evi, İstanbul 1983, ss. 135-136. 1449 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 18. 1450 Aynı eser, s. 24.

278

insanın nefsindeki hükmedici yönün habercisidir. Şeytan, Âdem(as)’in bu zafını kullanarak, onu yasak ağaca yaklaştırmış ve Cennet’ten kovulmasına sebep olmuştur.1451 Nefs, şeytan ve hevanın söz konusu durumlarına yönelik anlayış, Kıbrısî’nin de anlayışını şekillendiren yaklaşımlardandır. Bu hususu Kıbrısî’nin âbid anlayışıyla birlikte değerlendirdiğimizde, onun abid tanımında etkili olan ve nefs tezkiyesi ile ilgili yönlerini görüyoruz. Mesela nefsini en üst derecede arındıran kul, kendi iradesini, Rabbinin iradesinde kaybedendir. Bunu yaparken âbid, kendini aciz bilerek, Rabbinden gelecek inayete dayanır. Binaenaleyh bu makâmdaki kul, nefsine, şeytana ve dünyaya kul olmadığı için, Rabbine, teslimiyet ve tevekkül ile kul olur.1452 Nefsin, insanı kulluk şerefinden düşüren bir diğer fiil ise, kişinin kendine vacip olan vazifeyi bırakıp, üzerine lazım gelmeyen vazifelerle iştigal ettiği anda olur. Kendisini ehli cennet sayan bu kişi, Kıbrısî’nin ifadesiyle, ahiretini garantilemenin ferahıyla, kendisi haricinde her şeye müdahale eder. Hükümetlerden devlete, yerden göğe kadar her olaya akıl verirken, kendisini dünyada Allah(cc)’ın vekili olmaya yetkin görür.1453 Kıbrısî’nin tavsif ettiği bu karakteri, Abdul Bakî Gölpınarlı (v. 1403/1982) iman ile ilişkili olarak analiz etmiştir. Gölpınarlı’ya göre, gayba iman etmeyen kula, gayb âleminden yol gösterici bir kapı açılmaz. Dolayısıyla kula açılan kapılar, kontrolü nefsin elinde olan bir âlemden açılır ki, bu kulu, rablik iddiasına kadar götürür. Benlik ve bencillik ile başlayan bu yol, kulu hayvanlık seviyesine ve “keşke toprak olsaydım”1454 dediği pişmanlığa götürür.1455 Bununla birlikte bazı sufîlere göre, gayba iman eden kulun dahi nefsinde ilahlaşma iddiasının görülmesi olasıdır. Celvetiye tarikatı piri Üfdade (v. 988/1580)’ye göre, mü’min kulun nefsinde müşâhede edilen ilahlaşmaya en temel sebeb, kibirdir. Kulun nefsini bilmemesinden kaynaklanan kibir, gazab ve haset gibi tüm hastalıkların menşeidir. Bu mertebedeki

1451

Razî, Yahyâ b. Muâz, Cevâhiru’t-tasavvuf, Tah.: Saîd Hârûn Âşık, Mektebetu’l -Arab, Kâhire 2002, s. 172. 1452 Bu tezde bkz. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kavramlar/a.Kulluk Makamı (Âbid ). 1453 Kıbrısî, a.g.e., s. 18. 1454 Nebe: 78/40. 1455 Mevlâna Celâleddîn, Mecâlis-i Seb’a, Ter.: Abdülbakî Gölpınarlı, Konya Turizm Derneği Yay., Konya 1965, ss. 85-86.

279

kul, kendi ayıplarını bırakıp, başkalarının ayıplarıyla ilgilenir. Kibir ve enâniyete dair tüm hastalıklardan kurtulmanın yolu, nefis tezkiyesi ve seyru sulûktur. Her kulun ayıp ve hataları olduğu kadar, fazilet ve kemale müteveccih yönleri de olduğundan; Üfdade’ye göre, nefsini tezkiye etmeye çalışan kul, insanların faziletlerini görmeye çalışmalıdır. Böylelikle tüm insanları kâmil, kendisini nâkıs bilerek, bu hastalıktan kurtulur.1456 “Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler”1457 ayeti tasavvuf terminolojisinde ve Kıbrısî’nin düşüncesinde yer alan söz konusu anlayışın dayandığı naslardandır. Bu ayette işaret edilenler; namazı derin saygı içinde kılanlar, zekâtı verip, ırzlarını koruyanlarla birlikte kurtuluşa eren Mü’minler zümresinde sayılmışlardır.1458 Bununla birlikte “Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.”1459 ayetinde boş işlerden yüz çeviren kişiler olarak bildirilenler, tevbe edip, sâlih amel işleyen ve Allah(cc)’a, tevbesi kabul edilmiş olarak dönenler1460 olarak anılmışlardır. Boş iş ve sözlerden yüz çevirenler, Kur’ân-ı Kerîm’de, birçok faziletli amel ve âmillerle birlikte zikredilerek ve Cennetin yüksek makâmlarıyla müjdelenmiştir.1461 Bununla birlikte boş konuşma, “Ey îmân edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir gazab (sebebi) oldu.”1462 ayetiyle Cenâb-ı Allah(cc)’ın sevmediği bir fiil olarak zikredilmiştir. Şâh-ı Nakşîbend (v. 791/1389)’e göre boş konuşmayla ilgili bu ayet, kulun seyrindeki hedefini ve istikametini belirlemektedir. Hak için yapılmayan tüm
1456 1457

Bahadıroğlu Mustafa, Hz. Üftâde ve Dîvânı, Üfdade Kur’ân Kursu Yay., Bursa 1995, ss. 220 -221. Mü’minûn: 23/3. 1458 “Müminler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler. Onlar ki, zekâtı öderler. Onlar ki, ırzlarını korurlar.” Mü’minûn: 23/1 -5. 1459 Furkân: 25/72. 1460 “Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah'a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.” Furkân: 25/71. 1461 “Onlar, kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler. Onlar, ‘Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle’ diyenlerdir. İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır. Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!” Furkân: 25/73-75. 1462 Saff: 61/1-2.

280

konuşmalar, kulu Hakk’ın gayrına götürür. “O halde siz Beni hatırlayın ki, Ben de sizi hatırlayayım”1463 ayeti, kul için malayağni yapmadığı anlarda geçerlidir. Binaenaleyh Nakşibend’e göre, Hakka’a müteveccih istikamet, kulu malayaniden koruyan ve gayret isteyen bir iştir. Bu gayretin mükafâtı ise kulun, Hakk Teâla tarafından anılmasıdır.1464 Nefsin boş konuşması mevzuunda, Şeyh Nazım’ın anlayışı, iblis ve gaflet anlayışıyla da ilgilidir. Yani ayetlerde zemmedilen bu hal ve davranışlar, kulun sadrına iblis tarafından fısıldansa da, insan nefsine uyup, gaflete düşmedikçe bu fiili işlemez. Çünkü İblis Mü’minlere bir fiili yaptırmada acizdir, o fiilin işlenmesinde nefis daha etkindir.1465 Nefsin kul üzerinde etkin olmadığı anlar, kulun yaşadığı hayatın anlamın idrakinde olduğu anlardır. Allah ve ahiret yörüngesinden çıkmış tüm aklî, kalbî ve hissî lahzalar, kulun gaflet anlarıdır. Binaenaleyh kul, bu anlarda kendisini bırakıp başkalarıyla ya da boş söz ve fiillerle meşgul olmaktadır.1466 “Kur’ân okunduğu zaman, kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın. Gerçekten onun, iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde gücü ve etkisi yoktur. Onun gücü ve etkisi, ancak onu dost ve koruyucu edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.”1467 ayetinde de belirtildiği üzere şeytanın, mü’minler üzerinde bir hâkimiyet kuramayacağı, kâfirler üzerinde ise, davet etme ve süslü gösterme yoluyla bir tesiri olduğu anlaşılmıştır.1468 Mü’min kulun gafleti, iç dünyasında şehveti ile aklının muharebesine bağlı olarak olur. Farklı bir ifadeyle, şehvetin akla tahakkümü esnasında kul, gaflete düşer ve iblisin davetine kapı aralar.1469 Bu anlayış, Şeyh Nazım’ın boş konuşma hususundaki bu yaklaşımının, ıstılahtaki karşılığı olması bakımından önemlidir.

1463 1464

Bakara: 2/152. Parsâ, Risâle-i Kudsiyye, s. 52. 1465 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 162. 1466 Aynı eser, ss. 141-142. 1467 Nahl: 16/98-100. 1468 Bursevî, Rûhu’l-beyân, c. 10, s. 67. 1469 Aynı eser, c. 3, ss. 281-282.

281

Gaflet konusunda gafil kul için nitelendirilen bu durum, nefsine yenik düşen mü’min için de geçerlidir diyebiliriz. Çünkü Nazım Efendi, hem gaflete düşmüş, hem de nefsine yenik düşmüş kul için, kendi noksanlıklarının gayrında her şeyle uğraştığını ifade etmiştir. Muhasibî’ye göre fıkıh gibi İslamî ilmlere sahip olanlar, zahitler, kendini ibadete verenler, uzlete çekilenler, uzlet ve verâ hayatı yaşayanlar dahi kendi noksanlıklarını bırakıp, başkalarının kusuruyla uğraşabilirler. Zira onlar sahip oldukları ilim ya da yaptıkları ibadetten dolayı kendilerinde kibir, hased ve riya gibi kötü huyların olmadığını düşünürler. Bu aldanışlarının sebebi, bildiklerinin ya da vaaz ettiklerinin gerçekten kalblerinde olup olmadığına bakmamalarıdır.1470 Nazım Efendi’ye göre nefs-i emmarenin karakteristik özelliği haramlarla hoşnut olmasıdır. Nefis her ne kadar dünya hayatının çeşitli arzularıyla ferah bulsa da, bu arzulardan helal olanlarını elde etmesinde bir yasaklama olmadığı için, yasaklanmış olanları arzular. O ulaşılması daha zor olan haramları elde ettiği müddetçe nefs, haramlarla ferah bulmaya başlar. Bu hal üzere devam edince haramlara bağımlılık başlar. Bu aşamada kul, bağımlılığını giderdiği için ferah bulur hale gelir ki, bağımlılıkları haramlardır.1471 Nazım Efendi nefsin bu hali için “…şüphesiz ki nefs kötülüğü emreder”1472 ayetini delil göstermektedir.1473 Şeyh Nazım’a göre nefs-i emmare manası ima edilen nefsin diğer karakteristik özelliklerinden biri yalnız olduğu zamanlarda günahlara daha fazla temayüllü, kalabalıkta ise çekingen bir tavırda olmasıdır.1474 Nazım Efendi’ye göre bu mertebedeki nefiste gençlik iştahı gibi iştah olur. Dünya şehvetlerinin hepsini birden elde etmek için hücum eder. Bu karakterin neticesinde nefs makine gibi olur. İhtiyar ve iradesini kaybeden nefs, esaret içinde bir kişilik ortaya koyar. Nefsin bu karakterine esir olmuş kişi, artık lezzet aldığı için değil o duyguların esiri olduğu için hevâ ve heveslerinin peşinden ayrılamaz.1475

1470

Muhâsibî Ebu Abdullah Hâris, Nefs Muhasebesinin Temelleri (Er-Riâye), Şahin Filiz-Hülya Küçük, İnsan Yay., İstanbul 2004, ss. 522-531. 1471 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 20. 1472 Yusûf: 12/53. 1473 Kıbrısî, a.g.e., s. 21. 1474 Aynı eser, s. 22. 1475 Aynı eser, s. 23.

282

1480 Sufiler arasında genel kabul gören söz konusu iki ruha. nefsin riya ve bağımlılık ile ilgili yönlerini tebarüz etmektedir. sonra da kulağını ve kalbini mühürlemiş.1481 Cehalet. gözünü de bir perdeyle örtmüş…”1479 ayeti ise zamanla mühürlenmiş ve perdelenmiş olarak hevâlarına esir olan nefs-i emmare için dayanak teşkil etmektedir. 547-564. tarafı kabilesinden yana olduğundan. boş 1476 Dehlevî. Tah. 7. 1478 “…Allah’tan doğru bir delil olmaksızın. kavmi küfre dönse. hayvanî ruh ve sultanî ruh da denilmiştir. İmanî belirsizliklerin sebeb olduğu münafıklık. Dâru’l-beşâiru’l-İslâmiyye. Bu durumdaki nefs. dünyevî sevgiden ve bu sevgiden neş’et eden hırsa müteallik bir mizacı olur. Yaşantısındaki hukuku. 37-38. nefse kul olma ifadesinin “Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü?”1477 ayetine dayandığı aşikardır.1478 “Şu kimseye bir baksana: Arzusunu ilah edinmiş. Kulluk şerefinden ve hazzından bihaber olur. Kalbinde Allah(cc)’a ve Hz. Allah da onu bir ilimle saptırmış. mü’min olduğunu beyan eden münafık. Bu ayette işaret edilen bu kimseler. salt kendi arzusu peşinden giden kimseden daha şaşkın kim olabilir?” Kasas: 28/50. 1477 Furkan: 25/43. 1480 Erzurumî. iman ettiği değerleri ya mecburiyetten ya da çevresindeki sosyal şartların gereğinden kabul etmiştir. şehvanî ruhun.1476 Şeyh Nazım Efendi’nin sohbetlerinde karşılaştığımız. 1176/1855)’ye göre nefs-i emmarenin riyâ ile ilgili yönü. nefs-i emmarede görülen riyanın da sebebi addedilebilir. Ahmed b. Bu hallere bağlı olarak zuhur eden amelleri. kendisi de hemen döner. Beyrut 1987. Peygamber(sav)’e yönelik muhabbet tohumları ekilmediğinden. kavmî değerleri belirlediğinden. Fevzu’l-kebîr fî sülûku’t-tefsîr. İslamî değerler ile kabile değerlerinin çatıştığı mevzularda. kulun imanındaki eksiklik ve belirsizlikten zuhur etmektedir. şehvet. 283 . nitelendirilmişlerdir.: Selam Hüseynî en-Narvî. münafıklığın sebepleri. ss. Şeyh Abdullah-ı Dehlevî (v. 1481 Nakşıbendî. toplum ahlakını zedeleyici olurlar. s. toplum içinde nifak olur. nefs-i emmâredeki halleri temsil ettiğinden. farklı bir ayette şaşkınlıkla. Nefs Mertebeleri.Söz konusu ifadeler. İbrahim Hakkı Erzurumî (v. Abdülrahîm. Dehlevî’ye göre. 1479 Câsiye: 45/23. 1195/1780)’ye göre nefs-i emmare. kötülüğü tahrik edici olduğundan kirlenmiştir. Marifetname. ss. hased. insanî ruhu tasallutu altına almasıyla olur.

bu kişilere ihsan olunan insaniyet sıfatı. gibi sıfatlar kendisinde görülen nefs -i emmare. Dolayısıyla bu haldeki kişi. Tıp biliminde bu kimyasallardan bazılarının. 45-46. Tasavvuf Sohbetleri. 48. Bu merkez. kulu birçok ahiret faziletlerinden mahrum bırakan nefsin arzuları. kokain. onlardan tamamen uzaklaşmıştır. 1484 Kıbrısî. bunlarla hoşnut olarak iftihar eder ve bunları yeniden yapmak için gayret sarfederler. duygularının oluşumunda görev alan kimyasal tetikleyicilerin oluşturduğu. kafein veya alkol ile eşdeğer bağımlılıklar oluşturduğu bilimsel bir gerçek kabul 1482 1483 Erzurumî. İnsan beyninde bulunan nohut büyüklüğündeki duyu merkezine tıp literatüründe. kendilerinden sadır olan tüm kötü amelleri olağan fiiler karşılar. nefsinin kulu olarak tanımlar. hayrı şerden ayıramayıp. Marifetnâme.şeylerle uğraşmak. vazgeçilemez bağımlılıkların esiri olabilecek bir varlıktır. Aksine daha da çok ziyadeleştiği için kişi. eroin. a. Kul olmayı tâbi olma ve tâbi olduğunu hoşnut etme olarak tanımlayan Şeyh Nazım.1482 Bu durumdaki kişilerde sultanî ruh. ss. gayesi Rabbinin hoşnutluğu değil. 284 . 547-564. beyninin ürettiği “nörotransmiter” denen kimyasallar ile temin eder. tatmin etmek istediği müddetçe bu duyguların esiri olur. “hipotalamus” denmektedir. alay etmek vs. bu durumdaki kulu Rabbinin değil. hayat sermayesini tüketirken.1484 Söz konusu ruhanî yanının yanı sıra. Duygusal ihtiyaçların beyne iletilmesinden sonra bu ihtiyaçların tatmin ya da kontrol edilir. bedenin psikofiziksel faaliyetlerini düzenleyen Endokrin Sistemi (hormonlar sistemi) ile arasındaki iletişimi.. ekstasi. nefsinin hoşnutluğu olur. Sadece sıfat-ı hayvaniyye ile muttafıs olan bu kişiler. Bu ihtiyaçların tatmin edilmesinden sonra yeniden zuhur etmesi yine “nörotransmiter” kimyasalları beyne iletilir. Nakşibendî. Bu duyguların kaynağı nefs olduğu için. biyolojik bir varlık olarak insan.1483 Nefsanî duyguların nasıl esiri olunduğunu Kıbrısî. s. nefsinin esiri olur. hayvanî ruhla bir olmuş ve onda kaybolmuş olduğundan. esrar.g. yerine getirildikçe nihayetlenmez. vücuttaki salgı bezlerinin ürettikleri hormonları. ss. duygu ve heyecanlar zuhur eder. şeytanın yardımcısı olmuştur. Buna göre. Bu duyu merkezi. hakkı bâtıldan. hayvanî nefsin hükmü altında kaldığından. genel süreçler şeklinde ifade etmiştir.e. hedef organlara gönderir ve vücuttaki bazı fizyolojik fonksiyonlar sonucu his.

Ayrıca bkz. sâlik için zâhir olur. nefsanî istekler için çalıştırılırsa insan. Tural. Miracta verilen bu ilme göre her kulun nefsinde istisnasız.tr/docs/ders_notlari/u_tural/alkol. s. nefisdeki benlik ile mücadeleye devam etmelidir. Asena-Örsel. Erzurumî. bulunmaktadır. nefsini rab olarak tanımış gibidir. Psikiyatri Anabilim Dalı Ders Notları. Üfdâde. yoksa kısmen mi kurtulacağı hususu. Tasavvuf Sohbetleri. Dünya ve 1485 Akdemir. Varlıkların birbirleriyle olan beraberliği gibi olmayan bu beraberlik. nefislerdeki potansiyel olarak bulunan firavunvarî hastalığın mahiyeti hakkında bir bakış açısı sağlamıştır. Bu açıdan bakıldığında. Tıp Fak. Alkol ve Madde Kullanım Bozuklukları. Bu manada kulun nefsinde bulunan söz konusu firavunvarî potansiyelden kurtulması için. Peygambere(sav) bildirildiğini ifade etmiştir. 1486 Kıbrısî. fenâ fillah ile velâyet-i sugra makâmına vasıl olduktan sonra dahi sâlik.kocaeli. Dolayısıyla seyru sulûk ile nefsini tezkiye eden kulun. ss. Nazım Efendi’nin ifadesiyle. 24-29. tarlasına ekilmemiş tohum olarak nitelendirerek: “Eğer ekilseydi. hal sahibi ile Allah(cc) arasındaki Rabbânî bir sırdır. Depresyon Etiyolojisinde Nöropeptidler. şöyle ifade edilmiştir: “…Güneşin gündüz zâhir olmasından daha fazla. bu mevzunun farklı bir boyutudur. Nazım Efendi bu metaforu kullanarak nefsin şu an olmasa bile potansiyel olarak firavun’un nefsiyle ortak yönünü bildirmektedir. Kocaeli Ünv. her kulda istisnasız bulunmaktadır. Hâlid-i Bağdadî’ye göre. Bu sırra vakıf olmuş kulun nefsinde zuhur edebilecek benlik. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. nefis tezkiyesi tavsiye edilmiştir. nefs-i emmâre vasıflarındaki nefse ait bir yönün. ona kulluk yapar.1486 Buraya kadar Muhasibî. Klinik Psikiyatri Dergisi.edu.1485 Binaenaleyh insanın biyolojik yapısı. Ümit. iman etse de. nefsinin hevasına makine gibi tabi olarak.edilmektedir. Sibel-Karaoğlan. miraç gecesi. Firavunvarî Rablik ilan ettiği potansiyel bir küfür yönü. 285 . Akfer. bu durumdan tamamen mi. varlık âlemindeki eşyaların nasıl Allah(cc)’la birlikte olduğu hakikati lütfedilmiştir. gövde verir ve bir dane iken yedi başak üzerinde yüzler daneler olurdu. Dehlevî ve Gölpınarlı gibi mutasavvıfların bakış açısıyla incelenen nefsanî haller. 2008 -2009/5.” diye ifade etmiştir. Ekim 2002. 39. http://tip. etmese de. Bağdadî’ye göre. Dönem. hevâ ve heveslerinin kölesi olan kul. toprakta açılır. Hz. bu hal (velâyet-i sugrâ). Şeyh Nazım’a göre nefsin bu yönü. velâyet-i sugra makâmındaki kula. Nazım Efendi nefsin bu yönünü.pdf.

33. bütün tasarrufların kendi emir ve iradesine göre olduğunu görür. kendini de kâmil görebilir. nefs-i emmâreye müteallik bir mevzu olarak karşımıza çıkmaktadır. şu zavallı. Hâlbuki şüphesiz onlar (o şeytanlar). nefisin gerçek fenaya vasıl olup. bütün mevcudât. 1491 Nâziât: 79/24. İnsanın bu aldanışı. nefislerdeki kibir. s. benlik iddiası. Bununla birlikte firavun ve çevresindekilerin. kendisini tamamlayan mürşîdi ile ruhanî irtibatını kuvvetlendirmektir. Dolayısıyla firavunvarî nefsin mahiyeti. sâlikin basireti yanında. ona arkadaş olur. Sâlik kendini terbiye eden mürşidini unutup. 286 . ilahî mucizeleri gördükten sonra iman etmemelerine yönelik gerekçeleri. sizin en yüce Rabbinizim!”1491 ayetinde ifade edilen. bir ilahlık beyanına dönüşecek yapıdadır. Bu makâmda şu tehlikeden korkulur. bu nefsin bir nev’î tahlilidir. velâyet-i kübrâ makâmıdır. 1489 Yûnus: 10/78. Zira nefsi bütün mülkün maliki. ıstılahta incelenen nefs-i emmâreden pek farklı olmadığı görülmüştür."1489 yönündeki cevapta görüldüğü üzere. cennet. imana perde olan. enâniyetin hafî kirlerinden temizlendiği makâm. nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim? (Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?’ Zuhruf: 43/51-53. gurur ve tekebbürle birleşince1490 “Ben. Halbuki nefis. (biz) ona bir şeytanı musallat ederiz de o. "Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hâkimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz. Aynı eser.”1487 Özetle Bağdâdî’ye göre. tevhîd-i şuhûdînin zâhir olduğu. nefs-i emmârede görülürken. cehennem hâsılı. 1487 1488 Erbilî. Riyaset ile kâim. s. Bu durumda yapılması gereken. Hakikati yalanlamak olarak neş’et eden bu aldanma. 195. bu ifadeleri netleştirmemizde önem kazanmaktadır. enâniyet ile dâimdir. Şeyh Nazım’ın Mirac sırrı olarak bahsettiği nefis hastalığı ise.1488 Bu durumda kulun nefsinde zuhur edebilecek rablik iddiası. su-i zanna dayalı kötülüktür. bunları mutlaka (doğru) yoldan çıkarırlar da. bütün fiilerin kemâlatıyla ve zahiri isimlerle müzeyyen olmuştur. “velayet-i sugrâ” makâmında dahi zuhur edebilmektedir. 196. güneşin ışığında görülen bir zerre hükmündedir.içindekiler gökler. arş. Firavunvarî nefsin. 1490 “Firavun kavmine seslenerek dedi ki: ‘Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hâlâ görmüyor musunuz? Yoksa ben. “Kim Rahmân’ın zikrini görmezlikten gelirse. Mektubât-ı Mevlâna Hâlid.

Tah: Abdulkadir Ahmed Atâ. 382-383. 1496 Kehf: 18/36. iman etmeyen kuldaki nefsanî ve şeytanî telkine “…Eğer Rabbime döndürülürsem. Tasavvuf Sohbetleri. Ateş.1497 Kıbrısî’ye göre nefs.1495 Muhasibî. 23. 113. 1494 Kıbrısî. Nazım Efendi’ye göre. Tasavvuf Sohbetleri. ant olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum”1496 ayetini örnek vermiştir. ss.1498 Bu bataklıkta kişiler. Nihâyet (o kimse şeytanıyla beraber) bize geldiğinde (şeytanına): ‘Keşke benimle senin aranda. doğrusu siz. Hakikati görmezlikten gelmekle başlayan bu yanılgı insanı aldatmaktadır. Beyrut Tarhsiz. 1495 Aynı eser. Böyle nefis her fiilde kendisini hâkim bilerek. onun “la ilahe illa ene” demesidir diyerek de ifade etmiştir.”1492 ayetinde bildirildiği şekilde cereyan eder. Bu noktada insanı aldatanın şeytan ve onun yolunda giden insan-şeytanlar olduğu yönünde görüşler vardır. 1497 Muhasibî. s. Hâlbuki (böyle demeniz) bugün size asla fayda vermez. nefsine ait bâtıllarının hak olduğunu iddia eder. s.1494 Nefisin insanı küfre nasıl götürdüğü konusundaki bir açıklamaya göre kul. kendini ferahlatır. Hakkı Hak olarak kabul etmeyip. Buna göre kâfir. Nefs. 6. Kıbrısî nefsin sıfatını. şeytanın içerideki yardımcısıdır.1493 İnsandaki bu aldanmaya sebep olan nefs. söz konusu halde iken. c. çünkü zulmettiniz. Ebu Abdullah Hâris. 287 . Dâru’l kitâbu’l-ilmiyye. 1498 Kıbrısî. 329-334. Kur’ân Ansiklopedisi. eğer ahirette dirilme olur da. doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı. bu nimetlerden pay almaya kendisini diğer kullardan daha layık bilerek. Demek (sen) ne kötü arkadaşmış(sın)!’ der. Nazım Efendi’nin 1492 1493 Zuhruf: 43/36-39.. 18. ss. onu rablik ilanına kadar götürür. hak üzere olduğunu zanneder. şeytan ile işbirliği yaparsa kulu haram bataklığına saplar. azapta ortak olan kimselersiniz. er-Riâyetu li’l-hukûki’llah.gerçekten kendilerinin hidayete erdirilmiş kimseler olduklarını sanırlar. s. orada da birilerine ödül olarak nimetler taksim edilirse.

hevâ ve dünya insandaki bu zulmanî sıfatlardan dolayı düşman olarak sayılmıştır. amelî olmaktan ziyade kalbîdir. 86. Nefis tarafına eğilmemeyi onunla mücadele etmek anlamında kullanan Kıbrısî. onunla sana yol açılır. Şeytan. eğilmeye gelmez”1501 diyerek ifade etmiştir.. Kuzu gibi arkasından yürüme. s. Âlim-Velî bahsinde detaylarıyla incelediğimiz bu kulların nefislerine veya şeytana yenik düştükleri gaflet anlarındaki hataları. hevâ ve dünyaya ait beyan hakkındaki ontolojik izah Şeyh Şerafeddin’in sohbetlerinde geçmektedir. 12. 1500 Burkay. Hz. hakiki kul olma vasıflarını kaybetmez.1499 “Kulluk Makâmı” başlığında değinildiği üzere hakiki kul olanlar. dünyaya veya hevâsına kul olanlardır ki bunlar. Menâkıb-ı Şerefiyye.saltanat. Bir parça ona koymaya çalış ki. nefsine. hiçbir zaman.org/Audio/entr_AllahinSifatlari_The_4_Enemies_Dec1986_mp3 (ilgili sohbet ses arşivimizde mevcuttur). s. Şeyh Şerafeddin bu dört düşmanı insanın yaratılışında yer alan ateş. Bu izaha göre insanın yaratılışında bulunan altı adet zulmanî kısım.g. Binaenaleyh. iblis tarafından aldatılması da güçleşir. s. istiğfarla yeniden kalbî zikre dönmeleridir. Böylelikle kul. hakiki kul olma vasfını kaybedenlerdir. a. Allah(cc)’a giden 1499 Kıbrısî. dörde indirilmiştir. bu hallerini hemen fark edip. 39. Âdem’in Allah(cc)’a münacatından sonra. dünyaya. su ve hava nesnelerinde bulunan zulmanî kısımlar ile izah etmiştir.e.1500 Nefsin arzularını küçük dahi olsa yerine getirme hususunda imtina edilmesi gerektiğini Nazım Efendi: “Kişinin en büyük düşmanı olan nefsin tarafına. hiçbir zaman nefislerine yenik düşmeyecekleri ya da şeytan tarafından aldatılmayacakları anlamına gelmemektedir. 288 . Nefs. www. heva ve heveslerine meyletmeyen bir kulun. içindeki nefsini tezkiye edip. Bu kulların özelliği. rical ve veli sıfatları ile de nitelendirilmişlerdir. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde dört düşman olarak vurgulanan nefs. Bir parça mücadele et. onunla mücadelenin başlangıcı olabileceğini düşündüğümüz şu tavsiyelerde bulunur: “…Nefsin dediğinin arkasından gitmemeye gayret et.ifadesiyle. şeytana. toprak. Tasavvuf Sohbetleri. 1501 Kıbrısî. şeytan. Daimi zikir halinde bulunan bu kişilerin.

Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Sahibine zarardan başka bir şey vermeyen nefsin tezkiyesi için takip edilecek yegâne yolun tasavvufî tarikatların olduğu. Kıbrısî’ye göre. s.”1502 Nazım Efendi’nin tavsiye ettiği bu küçük gayretin tafsilatlı izahını Fütuhatu’lHakkâniyye adlı eserde görüyoruz. masum olmasına 1502 1503 Kıbrısî. s.”1505 ayetinin tefsirine göre kul. Hiç şüphesiz O. 289 . Kendini günahlara gömen kimse de hüsrana uğramıştır”1503 gibi benzeri ayetleri1504 nefis tezkiyesi için delil göstererek tefsir etmiştir. bu konuda sigarayı örnek vermiştir. Abdullah-ı Dağıstanî. Şems: 91/9-10.1507 Şeyh Nazım.1506 Nefsin bu yönlerinden dolayı ona her konuda muhalefet etmek için çaba sarf edilmelidir. hayvanî sıfatlardan temizlenerek ve Rabbânî esrarları müşâhede etmesinde kısmi olarak kadirdir. Allahu Zü’l-celal bize inayet buyursun. 1506 K. Rabbini zikredip namaz kılan.” A’lâ Sûresi.e. 117. ismet sıfatını haiz Hz. nefsin günahlara olan küçük temayüllerinden dahi sakınılması gerektiği konusundaki hassasiyetin bir misali olarak Hz. “Kendini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır. 1415. mutlaka felah bulacaktır. Tasavvuf Sohbetleri. 1505 Nisâ: 4/49. Peygamber(sav)’i örnek verir. Hakiki oluş Hakk Teâlâdandır. insan vücuduna girecek şeytana kapı olarak tabir edilmiştir. Buna göre kul nefsini temizlemek konusundaki gayretini. Adnan.g. “Hani bir zamanlar Musa kavmine demişti ki: Ey kavmim! Buzağıyı tanrı edinmekle hiç şüphesiz kendinize zulmettiniz. yalnız Allah dilediğini temize çıkarır ve onlara kıl kadar haksızlık edilmez. “Nefsini günah kirinden temizleyen felaha ermiştir. Hemen Yaradanınıza tövbe edin ve nefislerinizi öldürün.” Bakara: 2/54 . Ayet. s. 1507 Kıbrısî. 79. Peygamber(sav).. fail-i mutlak olan Allah(ac) o kulunu tezkiye eder. hem büyük hem de küçük günahlara sürükler.yolda öyle gidebilirsin. Kıbrısî’ye göre sigara. tövbeleri çokça kabul eden merhameti sonsuz olandır. acziyet içinde Allah(cc)’a bir kurban gibi takdim ederse. 1504 “Nefsini tezkiye eden. tövbenizi kabul eder. Küçük günahlara alışmamış olsaydı büyüklerine düşüren kapıları kapatırdı diyen Nazım Efendi. Küçük günahlara alışan kişi büyüklere düşer. 42. Çünkü nefs kulu. a. nefs bahsinde ayrıca vurgulanmıştır. hidayet buyursun. Böyle yapmanınız Yaratanınız katında sizin için daha iyidir.

79-81. Müsned. 5/ 42. ss. s. bi’l-cümle ahlak-ı zemimenin sebebi ve vasıtadır. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Edeb. Menakıb-ı Şerefiyye. hırs. müridlerine eksikliklerini gösterme gayreti içinde olduğu görülmüştür.1509 Aynı zamanda mirac konusuyla birlikte zikredilen bu hadis ile Kıbrısî. şikâyet eden nefsi zemmetmiştir.”1512 Nazım Efendi’nin sohbetlerinde en fazla zemmedilen kötü ahlak. nefsini aciz ve yok bilmesi. insanların nefislerine muhalefet hususunda ne derece dikkatli olmaları gerektiğine işaret etmiştir. kibir ve benliktir. nefsanî ateşi söndürmek mevzuunda. kendini beğenme. haset. Adnan. Kıbrısî. kişinin kendi irade. Buna göre nefret. “nefse teslim olmama” temel hedef olarak ele alındığı görülmektedir. 169. 290 . nefs alameti olarak görüldüğü anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Kıbrısî. 1510 Bkz. gadap (öfke) olarak sıklıkla beyan edilmiştir. nefis tezkiyesi için izale edilmesi gereken kötü sıfatlardır. kibir. tamah. Bu tavsiye kul olmanın bir gereği olarak her işte Kadir-i Mutlak olan Kudred(cc)’e dayanmayı. Fâil-i Mutlak olan Hakk(cc)’ı mutlak varlık bilmesi anlamlarına gelmektedir. 108.1510 Nefse muhalefet konusunda yapılan tavsiyelerde. Ebu Davud. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. azim ve kudretine dayanması. Başka bir ifadeyle nefse muhalefet ederken dahi. Ateşin ateşle söndürülmeyeceği misaliyle de izah edilebilecek bu durumda Kıbrısî. s.rağmen “Beni göz açıp kapayıncaya kadar nefsime bırakma”1508 diye dua ederken. Başına gelen her halden razı olan nefsin gadablanmayacağı ve sürekli 1508 1509 Hanbel.1511 Bununla birlikte Tarikat-ı Hakkâniyye’de nefse ait zemmedilen sıfatları hususunda en temel sebep. Tasavvuf Sohbetleri. gadab mevzuunda. 1512 Burkay. cimrilik. Bu anlayışı. 1511 K. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinin şerh edildiği Fütuhâtu’lHakkâniyye adlı eserde zemmedilen şu ahlaklar. nefs ile tezkiye edilmez şeklinde de ifade edebiliriz. Şeyh Şerafeddin bu hususu şöyle ifade etmiştir: “Gadab-ı nefsanî. Ahlak-ı zemime. bir kimsenin kalbindeki imanı ve nuru İslamı söndürmek için gadab-ı nefsâniyyeyi delil ve vasıta kılar. korkaklık ve dünya sevgisi. nefs. 5090. öfke. tembellik. izah edilmiş ve bunların izale edilmesi için tavsiyelerde bulunulmuştur.Mirac Konusu. Allah(cc)’a dayanmayı tavsiye etmektedir.

ahirette mükâfat karşılığı olmayan. tasavvuf ıstılahında genel kabul gören nefsin mahiyeti ile ilgili olduğu kanaatindeyiz. Bu iki ruhun birbirine üstünlüğüne göre nefs. nefsi aslana benzetir ve mürebbi olmadan aslanın terbiye olmayacağını anlatır. haramlarla hoşnut olan. Kendini. Maddeden mücerred bir cevher olarak kabul edilen nefs-i natıkaya. Ebediyete Davet.bast halinde olacağı vurgulanmış ve tavsiye etmiştir. üzerine lazım gelmeyen vazifelerle iştigal eden. levvame. el-Hakkânî. boş konuşan.1513 Nefsdeki bu kötü hasletleri izale etmeyi “nefis terbiyesi” olarak tanımlayarak. 1515 Kıbrısî. Nefsanî nefsin hükmünden çıkıp. mutmainne.1515 Şeyh Nazım Efendi’nin bu anlayışı. Marifetname. nefs-i mutmainne denmiştir. kitap okuyarak terbiye edebileceğini düşünenlere hitaben. Özet olarak Kıbrısî’nin sohbetlerinde genellikle nefs-i emmare manasında kullanılan nefs. Tasavvuf Sohbetleri. hareket ve iradesini yüklenen cevhere. ss. hesabı sorulacak işlerle ferahlar. Makamlar ve Seyru Suluk ile İlgili Kavramlar/h. 291 . mülhime. bu işin bir mürebbi ile yapılacağını ifade etmiştir. Boş sözlerle. mürşîdin gerekliliği ile ilgili mevzunun bir cüzüdür. Nefsin ferahladığı malayani ile ruh sıkılır ve daralır.1514 Nefsin tezkiyesinde mürebbinin lüzumu. Nazım-ı Kıbrısî nefs ve ruh arasında tezat bir denge olduğunu savunur. Zikirle ruh ne derece ferahlarsa. 547. bütün hallerde ona muvafakat eden insanî nefs. 1513 1514 Bu tezde bkz.1516 Bu iki nefs arasındaki mücadelenin Kıbrısî tarafından. Kıbrısî’nin bu husustaki görüşleri ve tafsilatlı izahları mürşîd konusunda yapılmıştır. hayvanî ruh denilmiştir. 182-184. Mesela şehvanî nefse boyun eğip. 1516 Erzurumî. ilah olarak kendi hevâ ve arzularını edinen. Nefsin hayat. Nefis kalabalıkta malayani ile ferahlar. emmare. Ona göre nefsin sıkıldığı şeylerde ruh ferahlar. nefs-ruh mücadelesi olarak ifade edildiği kanaatindeyiz. 22. kendine vacip olan vazifeyi bırakıp. yalnız olduğu zamanlarda günahlara daha fazla temayülü olan. s. s. gerçek kulluk makâmına ulaştıysa. nefs o derece sıkılır. his. insanî ruh denmiştir. radiye gibi vasıflarla derecelendirilmiştir.Kabz-Bast Hali. ruhun ferahladığı şeylerde nefs sıkılır. nefs-i emaredir.

ekildiği zaman açılıp. zikrin terki manasında zikredilmiştir. Mü’min kulun nefsine yenik düşmediği lahzalar. Küçük günahlara alışan kişi büyüklere düşer. Farklı bir ifadeyle bu anlar Mü’minin. 1049. bu işin bir rehbersiz yapılamayacağını savunur. Çünkü nefs kulu. Gaflet kelimesi lügatte. Müfredat. yalvararak ve ürpererek. Çünkü nefsin hâkimiyeti Mü’min olan ve olmayan kulda farklı olmaktadır.kalabalıkta ise çekingen olan vasıflarla tasvir edilmiştir. Bu durumun en dip noktasında Firavunvarî Rablik ilan ettiği potansiyel bir küfür yönü vardır. kilitlemek anlamına gelen “ga-fe-le” kökünden türemiştir. Kıbrısî’ye göre nefs ve ruh arasında ters orantılı işleyen bir denge vardır ve kulun gafleti ve inzi’âcı arasındaki gelgitleri esnasında nefsin sıkıldığı şeylerde ruh ferahlar.”1518 ayetine göre Kur’ân-ı Kerîm’de gaflet. s.1517 “Kendi kendine. s. Isfehanî. Gafil ise gaflet içinde olan kimsedir. 2. gaflet anlayışından bağımsız değildir. c. kulun yaşadığı hayatın anlamın idrakinde olduğu anlardır. s. GAFLET: Arapça bir kelime olan gaflet. Gaflet kelimesinin çeşitli ism-i fâil kiplerinde 1517 1518 Firuzebadî. Kulu Rablik beyanına kadar götürebilecek nefsle mücadelede küçük ve büyük günah yoktur. gafil olma. Mirac sırlarından olan bu yön. Araf: 7/205. her kulda. Mü’min kul için dahi haramlara bağımlılık başlar ki bu durum Mü’min kulu da iman etmeyen kul ile aynı sona götürür. Keşşaf. ruhun ferahladığı şeylerde ise nefs sıkılır. farkına varmama hali anlamlarına gelmektedir. habersiz bulunma. Allah ve ahiret odaklı hayat yörüngesinden sapmadığı anlardır. Nefsin ferahladığı anların devamlılığı durumunda. vurmak. yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Allah’ı an. yardım etmek. Kamûsu’l-muhît. Kıbrısî’nin nefs anlayışını. hem büyük hem de küçük günahlara sürükler. Tehânevî. Gâfillerden olma. gövde verecek daneler gibi bulunmaktadır. uyanık olmama. Rabbinin değil. 292 . Nefsdeki bu kötü hasletleri izale etmeyi “nefis terbiyesi” olarak tanımlayan Kıbrısî. nefsinin kulu olarak tanımlar. 409. Kıbrısî bu durumdaki kullar için. 1254. j.

1523 “Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ebediyete Davet. onlar ahiretten gafildirler. 191. dünyanın bir serap gibi.: Ali Pekcan. Buna göre bu ayetteki gafiller. Çünkü Allah. Allah(cc)’a ve ahirete inanan ya da inanmayan tüm kullara yönelik bir gaflet tarifini Şeyh Nazım.” Nahl: 16/106-107. sadece görünen dünya hayatı bilirler. öyleleri Allah’ın gazabına uğrar. Buna sebep. Keşfu’l-Hafâ.1522 Nazım Efendi bu mevzuyu. kâfirler güruhuna yol göstermez. 1519 “Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya. Dolayısıyla avamın tevbesi işlediği günahlardan iken. 162. kula karşı kazandığı tüm zaferlerin müsebbibi gaflettir. İstanbul 2011. s. kudreti ve nizamı görememedir. O’nun emir ve yasaklarını unutma hâlidir. 73-82. Ta’rifat. Gelenek Yay. ahiret hayatını unutmaya.” Rûm: 30/7. Allahu Teâlâyı unutmak. ss. kim iman ettikten sonra kâfir olur ve gönül rızasıyla inkârı benimserse. varacakları yer ateştir. onların dünya hayatını seve seve âhirete tercih etmeleridir. 112. Nefsini Bilen Rabbini Bilir. s. Hucvirî.geçtiği ayetlerde gafil. 1521 “Kalbi imanla huzura ermiş olduğu halde inkâra zorlanan kimse hariç. iman edenlerin ve etmeyenlerin gafleti şeklinde iki açıdan ele alır. Hâris. Muhasibî. Kuşeyrî. Geleceğini kesin bir şekilde bildikten sonra. Binaenaleyh nefsanî arzuların. 1520 “Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız kimseye uyma” Kehf: 18/28 . nefsin arzularına uyarak. 2/795. işte gerçek hayat odur. havasın tevbesi gafletten olur.1521 Tasavvuf ıstılahında gaflet. 1523 el-Hakkânî. 1524 Ankebût: 29/64. iman etmeyenler1519 ve ibadetlerinde gafil olan Mü’minler1520 için zikredilmiştir. s. iman ettikten sonra dünya hayatını sevmesinden dolayı ahirete tercih edip. gaflet denir. küfre girenler olarak bildirilmektedir. Öldükleri zaman uyanırlar”1525 hadis-i şerifi. onların hakkı büyük bir azaptır. Ter. Ahiret yurduna gelince.” Yûnus: 10/7-8. Allah(cc)’ı. hayal olduğu hakikatini bilmeyen kişidir. Bu hal. 1525 Aclunî. dünya hayatının bir oyun ve rüya gibi olmasıyla ilintili yapar. Nazım Efendi’ye göre gafil.. “Onlar. Keşfu’l-Mahcûb(Hakikat Bilgisi). 293 . ss. işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden. 251. 58. dünyadaki hadisatın arkasındaki ilahî muradı. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin anlayışına temel teşkil eden nasslardan olduğu şüphesizdir. 1522 Curcanî. Keşke bilselerdi!”1524 ayeti ve bu ayetin tefsiri mahiyetinde olan “İnsanlar uykudadır. Kuşeyrî Risalesi.

sufiler tarafından. Bir görüşe mü’minler nefislerine yenik düştüklerinden ve şeytanın hilelerinden aldandıklarından dolayı dünya zevklerine dalarlar. er-Risale. 1530 Muzâhirî. Ateizmin Psikolojisi. 319/931) gaflet tanımı da inanan ve inanmayan tüm kullar için kullanılabilecek bir tanımlamadır. Bu bakış açısıyla ilahî kudreti tabiata indirgeyen insan. Bu anlayışa göre insan. ss. ss. Bu durumda İbn Ata’nın (v. Bunun sebebi kendisinde meşru gördüğü ve zevk addettiği fiillerinin kısıtlanmasını. Bursa 1991. psikoloji literatüründe de ifade edildiği olmuştur. 336. 37-55. 231-245. Antonie.Bu manada inanmayan kul. pratik ateizm olarak adlandırılır. insanın yaşadığı hayatın anlamından uzaklaştığı anda olur. Çünkü o anda insan hayata anlam veremediği için.1529 Her iki şirk de. ölümden ve ölüm ötesi hayatın emirlerinden gafil olurlar. İnan kul ise “Dünya hayatı zaten sadece aldatıcı bir geçinmeden ibarettir. TTS. Uludağ Ünv. Kuşeyrî. İkinci ise. 294 . Bu durumda kişi. c. en derin gaflette gark olmuştur. Fadâil ve Rezâil. iman edenin gafletidir. şirk-i esbâb olarak da tanımlanmıştır. İman ettiği halde zevklerine yenik düşen insanın gafleti ise. Beyrut 1994. dünyanın oyun ve eğlencesine dalarak. o kudreti günlük hayatından çıkarır. dünyanın tüm düzenini hakiki varlık addeder ve Hâlık(ac)’ı inkâr etmek suretiyle büyük gaflete düşer. Farklı bir ifadeyle inanmaktan gaflet eder. 3. s. İbn Ata’ya göre Rabbinin emir ve yasaklarından gafil olan kul.1530 Nazım Efendi’ye göre gaflet. Der. küfürdür. Dâru’s-saffe. yaşayan diğer canlıl ar olan hayvan ve nebattan farklı olmaz.: Hayati Hökelekli.1528 Bu hallerden birincisi iman etmemek yani. zevklerin tatminine dayanmaktadır.: Dâru’s-saffe. 1529 Uludağ. içinde bulunduğu cemiyeti ve gençliği gibi değerlere aldanarak. kendi varoluşundaki güçlerinin ve zevklerinin efendisi olarak. dinin tekliflerini süzgeçten geçirme ve onları uzakta tutmak şeklinde bir tutum sergiler. Dolayısıyla kabilesi. Ter. Üstad. 64.”1526 ayetine ve Kur’ân’ın tüm ayetleri gibi iman etmesine rağmen. s. İlahiyat Fak.. Bu gaflet. inancının gereği gibi yaşama hususunda gaflete düşer. kendi var oluşuna bir ihanet olarak görmesidir. Kalben iman eden bir Mü’min içine düştüğü 1526 1527 Âl-i İmran: 3/185. kendisinin üstündeki bir ilahi otoriteyi kabul etmeme potansiyelindedir. Ter. 1528 Vergote.1527 Söz konusu anlayışın.

1534 iç dünyasındaki algıları. aksi durumda hayvanlardan aşağı mertebeye düşer.” Hicr: 15/26-29. 1533 Bursevî.1531 Hayatın anlamından uzaklaşan kulun gafil olduğu ve bu durumda insanî vasıfları kaybetmiş olduğu hususundaki bu beyanlar. “Hâsılı. tutku ve akıl arasındaki ilişkiyi madde-beden ve ruhdüşünce açısından ele alarak incelemiştir. söz konusu gafil tanımını bu ayete atfen yapmış olduğu şüphesizdir. 141. 281-282. İnsanı hayvandan ayıran bu cevherin ortaya çıkmamasından dolayı. insanın maddî ve manevî yönlerini düalist çizgilerle ikiye ayıranlar olmuşsa da Descartes (v. İsmail Hakkı Bursevî (v. Aklıyla.1533 Hayatın manasından uzaklaşmanın nasıl olabileceği hususunda felsefî ve tasavvufî açıklamalar. Allah(cc)’ı sevmezler ve O’nu tanımayı arzulamazlar. küfürle iman arasında bir çizgide bulunur. bu manaya ışık tutmaktadır. 1379/1960). s. 3. Tasavvuf Sohbetleri. Hem maddî hem de manevî boyutta yaratılışı temsil eden bir varlık olan insan. Dolayısıyla Kıbrısî’nin.gaflet durumunda ise. karşısında secdeye kapanın. meleklerden üstün olurken.”1532 ayetini hatırlatmaktadır. fıtratlarında bulunan marifet cevherine ihanet ederler. Bu bağlamda ruh ve düşünceden beslenen akılın. c. Nazım Efendi bu haldeki kulun imanını tecdit etmesi gerektiğini ifade etmiştir. 1135/1725)’ye göre bir yanı ruhanî. İşte asıl gafil olanlar onlardır. Bu mertebedeki insanlar dünya ziynetlerine ve heveslerine olan düşkünlüklerinden dolayı. hatta onlardan da şaşkındırlar. onlar hayvanlar gibi. Âraf Sûresinde gâfil olarak bildirilen insanlara aittir. ss. Hani Rabbin meleklere demişti ki: ‘Ben biçimlenmiş kupkuru balçıktan bir beşer yaratacağım. Felsefe literatüründe. Bu mertebe. Arâf: 7/179. dış dünyayla ilişki içerisinde bir varlıktır. 295 . diğer yanı cismanî olan insanın iç âlemi daima şehvet ile aklın muharebe yeridir. şehvetini ve nefsini tahakküm altına alan insan. Rûhul-Beyân. 1534 “Biz insanı biçimlenip kupkuru hal almış bir balçıktan yarattık. madde ve bedenden beslenen tutkuya hâkim bir iktidar kurabileceğini 1531 1532 Kıbrısî. hisleri ve tutkuları ile. Onu güzelce düzenleyip insan şekline koyduğum ve ona ruhumdan üflediğim zaman. Cinleri ise daha önce zehi rli ateşten yaratmıştık.

onun dış dünyada (duyular âlemi. Ter. tavır ve davranışların arka planında. söz konusu bir ruhanî mekanizma işlemektedir. Cambridge Unv. Kitâbu’l-İmara. 155. Kitâbu’t-talak. nefs. 572-592. tavır ya da amelin arka planında iman ettiği sisteme aykırı bir çıkış yaşamış olabilir. iç dünyasındaki algı. bir bakıma imanın yitirildiği andır. Tirmizî. Rotry Amelie. Nazım Efendi yerleri. 1537 Sühreverdi. gökleri. The Cambiridge Companion to Descartes.” Bkz. Kıbrısî’nin imanın yenilenmesi noktasındaki görüşü. Avârifu’l-meârif. akıl ve kalbtir. arasındakileri ve yaratılışı gösteren ayetleri göstererek tüm insanların imana ve İslam’a davet edildiklerini söyler. Çünkü mevcudat içerisinde bu şuura sahip olarak yaşayan tek varlık. kaybedilen imanın tecdid ile kazanılması anlamına gelmektedir diyebiliriz. Müslim. Uyanın! Uyanmanız lazım. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikâhlanacağı bir kadına ise onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir. Bu manada mü’min. December 2012. günlük yaşantısında sergilediği hal. Rotry Amelie Oksenberg. imana mı? Hakk’a mı. insanoğludur. Buhârî. günah mı? İşlediğin taat mıdır. tavır ya da davranış şeklinde gözlemlenebilecek bu çıkış. Duygu. Gelenleri. Bu davete uymayanların gaflette olduklarını şöyle ifade eder: “Sen nereye ayak bastığının farkında değilsen. konanları ve boyuna göçenleri gördünüz. 1536 “Ameller niyetlere göredir. 1997. dışsal olarak gözlemlenebilen amel ve tepkilerde bulunur. Cogito.savunmuştur. İnsanın. Ebu Davud. 632/1234) göre bu içsel dinamiğin oluşundaki aktörler ruh. oluşturduğu içsel sistemle ve murakabe dinamikleriyle. Descartes on Thinking With the Body. şehadet âlemi) tepki ve amellerine kaynaklık ettiği söylenebilir. Dolayısıyla bu dinamikleri düşündüğümüz zaman. 1535 Oksenberg. Öyleyse kimin hicreti Allah’a ve Resulüne ise onun hicreti Allah ve Resulu’nadır. üryan mı? Bunu ayırt edemeyen kimselerin imanı tecdit etmesi vaciptir… Binaenaleyh bakınız.1537 Binaenaleyh Mü’minin küçük dahi olsa sergilediği bir hal. 2201. Sayı 10. Yerlere bakınız.1535 “Ameller niyetlere göredir”1536 hadis-i şerifinin özetlediği bu düşünceden hareketle insanın iç dünyasında işlettiği manevi mekanizmanın. ss. insanî vasıflarını yitirdiği lahzalardır. his ve tutkularını inancına göre kontrol edip. Bedenle Düşünmek Konusunda Descartes. insanın hayatın anlamından uzaklaştığı. Şeytan bu dinamiğe dışardan müdahil olmaya çalışır. 1647. Press. her ne kadar gaflet haliyle olsa da. Herkese niyet ettiği şey vardır. Kitab’u Bedu’lvahyi. küfre mi ayak basıyorsun. dolayısıyla. Sizin bu hayattan bir şey öğrenmeniz lazım. s.: Doğan Şahiner. bâtıla mı? İşlediğin sevap mıdır. 208 . Bu anlar. 1. 296 . Sühreverdî’ye (v. göklere bakınız. etrafınıza bakınız. Kitabu’l-fazâili’lcihad.

1539 Arapça rahatsız ve endişeli olmak anlamında bir mastar olan inzi’âc. inanan kimselerin gafletinin inanmayan insanların gafletinden daha tehlikeli görmektedir. 1542 Kıbrısî. her hareketinin hak yolunda olup olmadığını kontrol etmek zorundadır. s. nefislerinin ve Şeytanın aldatmasıyla ahiretten gafil olmaktır. 144. 297 . 1538 1539 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri.e. mevki ve ihsanın. İkincisi kula bahşedilen hayır. Küfür ve imanı esas alarak gaflet tanımını yapan Hâris el-Muhasibî’ye göre iman etmeyenlerin aldanması. zikirle birlikte ele almıştır.. TTDS. el-Lumâ. s. Çünkü Nazım Efendi’ye göre Mü’min. Ebu Nasr Serrâc Tusî tarafından “inzi’âc olarak tanımlanmıştır. Siz onların bakışı ile bu âleme bakmayınız. Arabî’ye göre kul. dünya hayatına dalmak ve ahiretten gafil olmaktır. Nurlar Risalesi. inanan insanın gafleti. s. Tûsî. s. 142. zikirden gaflete düştüğü vakitte. teyakkuz. Allah’ı müşâhede etmekten gafil olduğu tüm hal ve davranışlar olarak anlaşılmaktadır. onu hayaller âlemine hapseder.Çünkü siz dört ayaklıların sınıfından değilsiniz. ss. “Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın… Allah’ın affına güvendirerek şeytan sizi aldatmasın”1543 ayetleri bu aldanışa işaret etmektedir. Bu dünyadan kaybolmadan uyanınız. kulun aldığı nasihatın etkisiyle Allah(cc)’a yönelmesi demektir. 21.1541 İnsanlara gaflet konusunda Kur’ân-ı Kerîm’de yapılan uyarılardan yola çıkarak. Bakıp uyanmanız gerekir. iman edenlerin ise her hareketlerindeki teyakkuz ile gafletten kurtulabileceğini ifade eden Kıbrısî.1542 Bu düşüncelerden hareketle inanmayan insanın gafleti küfür olarak anlaşılırken. 1543 Lokman: 31/31.g. 1540 Cebecioğlu. Bu kontrolün kaybolduğu an. hayaller âlemi olan bu duyular âleminden çıkarırken gaflet. inanan kulun gafletidir. Ancak gaflet anından uyandıktan sonra. 33.1540 İbn Arabî (v. İman etmeyenlerin gafleti iki çeşittir. Birincisi Allah’ın affına güvenerek. zikrin geride bıraktığı lezzeti hatırlar. 316. 638/1240) gafleti. 358-359. a. 1541 İbn Arabî. onu hem Allah’tan hem de ahiretten gafil etmesidir.”1538 Nazım Efendi’nin iman etmiş kulları davet ettiği bu uyanma. rızık. iman etmeyenlerin gaflette olduğunu. istiğfar ve nedamet halleri duyar. Zikir kulu.

3. ss. 472-475. Mesnevî. b. Zikr. 145. er-Riâyetu li’l-hukûki’llah. Her iki zevkinde hakikatine vakıf olmak. Mevlânâ Celaleddîn-i Rumî (v. ant olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum”1544 ayetinde işaret edildiği gibi düşünmektedirler. dünya ile ahiretin gerçek değerleri ile bilinmesidir. göz kamaştırıcı ve çekicidir. 1549 Mevlanâ. s. Dâru’l meârif. Kâhire. Tasavvuf Sohbetleri. s. 1546 Kıbrısî. dünya zevkleriyle eğlense bile. kendisini diğer kullardan daha layık bilir. “…Eğer Rabbime döndürülürsem. ss. Muhasibi. Yani eğer ahirette dirilme olur da. Sahip olmayanlar ise olmadıkları miktarda gaflettedirler.: Abdulhalîm Muhammed. Allah onu sizin kullanımınıza verecek ve nasıl davrandığınıza bakacaktır.1546 Nazım Efendi bu konuda muhatabın.1550 Manâ âleminin zevkini tatmayan kul ise. insanın bu değerleri bilmesine perde olan dünyevî ve uhrevî zevklerin hakiki değerleriyle bilinmesine de dayandığı görülmektedir. 1. bu nimetlerden pay almaya. (Dikkat edin!) Dünyaya aldanmaktan sakının. 143. Rumî’ye göre ahiret âleminin dünyadaki manevî zevklerini tadan kul.Bu durumda kul. 99. 298 . Bu şuura sahip olanlar uyanmıştır. bir açıdan. orada da birilerine ödül olarak nimetler taksim edilirse.1547 Bu noktada dünya ile ahiretin hakiki değerleriyle bilinmesi hususu.1545 Nazım Efendi’ye göre gafletten kurtulmakla ilgili esas mesele. no: 1555. “Dünya hayatı tatlı. no: 895. c. Ebu Abdullah Hâris. dünya ile ahiretin gerçek değerleri ile bilinmesi manasına gelmektedir. tüm insanlık olduğunu ve insanların uyanabilmeleri için asgari düzeyde hak ve bâtıl konularını içeren hakiki bilgilerinden sorumlu olduklarını söylemiştir. 1. O zaman iman ile küfür arasındaki fark da belirginleşir. 1548 Müslim. 1547 Aynı eser. 3460. c.1551 1544 1545 Kehf: 18/36. en ağır işkencelerde bile imanı bırakmamışlardır. Tah. Muhâsibî.1549 Ahiret nimetlerine kavuşuncaya kadar.”1548 hadis-i şerifi bizim için süslü görünen dünyevî zevklerin aslında aldatıcı olduğunu göstermektedir. 603/1273). er-Riâye. 1551 Aynı eser. 382-383. hakikatte mutsuz olur. Bu farkın farkında olanlar. 1550 Aynı eser. bu husussa ahiret zevkleri açısından yaklaşmıştır. bu zevkleri hakikatlerine perde olan dünya hayatını istemez. dünya hayatında ahiret arzusu yaşar. c.

gafletten kurtulma hususunda.İlim-Âlim. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre kul. ss.1555 Binaenaleyh. Talimin kendisinden yapılacağı kul ise.Gafletten kurtulmanın ilk aşaması kişinin dünya ve ahiret hayatına mana ve yön veren hakiki ilimle olduğu anlaşılmaktadır. Peygamber(sav)’in “Sizden herkes. 1555 İbn Mes’ud(ra) hazretleri anlatıyor: “Resûlullah(asv) buyurdular ki: ‘Allahu Teâla Hazretleri’nin fazlından isteyin. iman dairesine giriş olduğu söylenebilir. Zira Allah. Böyle bir yardımı dileyen kula Allah’ın yardım edeceğini. Farklı bir ifadeyle imanı öğrenen kimse. Kıbrısî’nin mürşid ve nefs anlayışlarını incelediğimiz başlıklara dayanarak. Herhalde senin talebine baktığı vakitte onda ihlassız bir nokta bulundu. İbadetin en efdali de (dua edip) kurtuluşu beklemektir. insanın kendisini ziyadesiyle muktedir bildiği bir ihtiyacını teminde dahi. 144. 3608. 5481786. Kutub-i Sitte. imanı tanıdığı nisbette küfrü tanımaktadır. yaşanarak öğrenilir olduğu. küfrün temelde ne olmadığını öğrenmektedir. Kulu Hakk(cc)’a yaklaştıran ilim olarak özetleyebileceğimiz hakiki ilim. Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. Sonunda Cenâb-ı Hakk senden yardımını esirgesin. gafletin küfür ihtiva eden manasından bir çıkış yani. 3607. kulun gaflet anlarından önce ve sonra 1552 1553 Bu tezde bkz. hatırlanmalıdır.”1553 Hz. kurtuluş olduğu bildirilmiştir. kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar Rabbinden istesin. 6. ihtiyaçlarının tamamını hatta.1552 İmanı tanıyan kimse. Bu Allah’a büyük bir bühtan olur.’ Canan. Rabbinden yardım dilemelidir. talimle edinilebilir. Kıbrısî’ye göre bu bilgi. Başka bir hadis-i şerifte ise dua içinde istenebilecek en faziletli şeyin. Daavât. şeytan ve nefsin hilelerini bilen ve onlara galib gelebilen mürşidlerdir. Ya Rabbi! Bu hususta yardımını dilerim. aynı zamanda kulu imana sevk eder. küfürden kurtuluş. Nazım Efendi şu cümlelerle ifade etmiştir: “Sen. İman dairesine girdikten sonraki gafletten çıkış için gereken ilim daha farklıdır. Nazım Efendi’ye göre kişinin idrak ettiği bu bilgi. bu bilginin kitapla okunarak değil. (işte) bu Cenâb-ı Hakk’ın şanına layık değildir. 1554 Tirmizî. s.”1554 hadis-i şerifi. kendisinden istenmesini sever. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. 299 . kendi rızası yolunda bir hizmete niyet edesin ve kıyam edesin ve diyesin ki. c. Kadîr-i Mutlak(cc)’a muhtaç olduğunu ve bu ihtiyacını gidermede de duanın önemini bildirir. onun için men olundu.

aynı zamanda bir mürşidin yanında. Yılmaz. günahtan vazgeçmesi gerekirken. Mü’minin uyanıklık halinden. tefekkürü bu sakınma için tavsiye etmiştir. Cebecioğlu. Minhâcu’l-fukarâ. Bu durumda Mü’min recâ ile aldanır. gaflete düşmesine mani olur. uzlete çekilenlerin. 224-225. Bildiklerinin.sığınacağı Allah(cc). 300 . Başka bir ifade ile tefekkür. zahitlerin. Dünya nedir? Ahiret nedir? Bunların hakikatleri nelerdir? Hangisi fânî. 1558 Ankaravî. uzlet ve verâ hayatı yaşayanların gafletidir. Bu durumda kul. recâ duygularına yaklaşıp. kurtuluşa ermesi konusunda tek dayanaktır. İkinci açıdan gaflet ise fıkıh gibi ilime sahip olanların. iki açıdan izah etmiştir. Bu gaflete sebep olan nesfin ve şeytanın aldatmasıdır. ıstılahta ashab-ı şuhûda mahsus tefekkür olarak da nitelendirilebilir. ya da yaptıkları ibadetten dolayı. s. hased ve riya gibi kötü huyların olmadığını düşünürler. Kıbrısî’nin tavsiye ettiği tefekkür. kişiyi küfür gafletinden çıkarır.1558 Nazım Efendi’nin tefekkür üzerinden izah ettiği bu gafleti Muhasibî. Bunlar sahip oldukları ilimden. affolunacağı zannıyla o günahı işler. 643. hangisi bâkîdir? gibi konular üzerinden imana kavuşturucu tefekkür. “… Sakın gafillerden olma”1556 ayetini hatırlatarak gafletten sakınmayı tavsiye eden Kıbrısî. Kıbrısî. “hayatı anlayın ve ölmeden önce uyanın” şeklinde tüm insanlara hitaben telkinlerde bulunmuştur. Akıl ile düşünmek manasında kullandığı tefekkürü tavsiye ederek. hal diliyle öğrenilecek bir ibadettir.1557 Bu durumda gafletten kurtulmak için tefekkür etmeye yüklenen anlam da iki şekilde anlaşılmaktadır. yaşadığı manevî daireden uzaklaşmaz. kendilerinde kibir. İkincisi ise iman etmiş bir kişinin içinde bulunduğu her hali daim tanımlayabilecek bir düşünce düzeyinde olmasıdır. ss. s. kulun gafletten kurtulup. Tasavvuf Sohbetleri. TTDS. s. Yani Mü’min günah işlemeden önce havf duygularına yaklaşıp. ya da vaaz ettiklerinin 1556 1557 gerçekten kalblerinde olup olmadığına bakmadıkları için Araf: 7/205. 142. kendini ibadete verenlerin. 203. Bir kalb ibadeti olan tefekkür. Tasavvuf ve Tarîkatlar. İlki Müslümanlardan günahkâr olanların ve avamın gafletidir.

şöyle bir tavsiyede bulunur: “İmânâ girmek için iki kapı olsa. Tasavvuf Sohbetleri. ss.”1562 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin bu tavsiyesi.1559 İbn Arabî’ye göre gaflet. Nazım Efendi’ye göre rehberlik.1561 Mûrşid bahsinde detayları ile izah edildiği üzere. bu manada.aldanmaktadırlar ancak. kendi bulunduğu hali bilen mürşid. 301 . Muhâsibi. ibadet ve zikir halinde olurlar. 522-531. 3278. Gaflet halindeyken yerine getirilmeyen hakların neler olduğu ileride ele alınacaktır. 382-383. öteki de kâfirlerin imânâ girmesi için olsa. 1560 İbn Arabî. âbid başlığında beyan edilen hususlar. Müttaki. 123. 1561 Kıbrısî. Marifet ve Hikmet. Kenzu’l-ummal. Müsned. yani tecdid-i iman için bir kapı ki Müslümanların imanlarını yenileyip girmeleri için. 168. er-Riaye. diğer kapıdan İslam olacak kimseler için açılmış olsa. 1562 Aynı eser. s. Çünkü onların dışında kalan bütün âlem. bir kapıdan imanı yenilemek isteyen kimseler girse. Ayrıca bkz. Heysemi. 1563 Hanbel. 125. s. Gaflet. tekrar edilmeyecektir ancak burada şu hususu hatırlamakta fayda vardır. Bu mevzuda. 1768. Allah(cc)’a secde etmekte ve Allah(cc)’ın kendilerine belirlemiş olduğu bir tarzda. sen kendini o kafirlerin İslam’a girmeleri için açık duran kapıdan girmeye müstahak say. bundan gafillerdir. Kulun dünya hayatında iman dairesinde olması. içinde bulunduğu hali tanımlama zafiyeti yaşayan mürîde rehber olandır. ss. Nefs Muhasebesinin Temelleri (Er-Riaye). Kıbrısî’nin imanı bir atiyye olarak görmesi ile de mutlak surette alakalıdır.1560 Nazım Efendi’nin gafletten korunmak için tavsiye ettiği mürşidler. gafletten uyanıklığa taşıyıcı bir irşadı da içermektedir. gafletlerden ve gafilken düşülen haklardan mezun olmuş kuldur. Bu tavsiye. ss. 144. Mecmau’z-zevaid. Bu irşâda yetkili mürşid. Gafletini fark ettiği anda tevbe ederek. teyakkuz haline tekrardan dönüş yapan Mü’mine Nazım Efendi. bu ikinci çeşit gafletten korunma hususunda daha fazla ehemmiyetti haizdir. “La ilahe illallah ile imanınızı yenileyiniz”1563 hadis-i şerifi anlayışına istinad edebiliriz. 2/359. Mü’minin bu zikiri duymamasıdır. karşılığı 1559 Muhâsibi. tüm yaratılmışlar içerisinde sadece insanlara ve cinlere mahsustur.

Üçüncü Hintli. İsteme hususundaki en uygun edebin. s.1569 Bu durumu Rumî.1565 “Ayıplayan ayıplanır. yitirdiği imanın yeniden kendisine hediye edilmesini istemektir.”1566 Hadis-i Şerifinde bildirilen duruma düşmemek için “Bütün sırların ortaya döküleceği günde”1567 ayıp ve günahlarının setredilmesi için. Yani Allah’ın zâtı gibi. bir mescitte Allah(cc)’a ibâdet için namaza durmuş dört Hintli kıssası üzerinden anlatmıştır. aynısını işlemedikçe ölmez” Tirmizi. 1569 Kıbrısî. Hintlilerin birisinin ağzından bilâihtiyâr şu söz çıkar: ‘Müezzin. bu durumun bir göstergesi olarak. yoktur. Ramûz el-ehâdis. ss. Kıssaya göre rükû ve secdeye koyulmuş Hintlilerin her biri niyet edip tekbir alarak huzur ve huşuyla namaz kılarken müezzin içeriye girer. Binaenaleyh o anda hayatın manasını kaybetmiş Mü’min. kendini kına!’ Dördüncü: ‘Hamd olsun ben. Camiu’s-sagir.ödenmemiş bir atiyye. gaflet olduğunu söyler. namazda olduğu hâlde ‘Sus yahu.. a. 6/8869. Kenzu’l-ummâl. Bu mevzu Kur’ân’da “Belki (alay edilenler) kendilerinden daha hayırlıdırlar. 1565 Kıbrısî.” Enbiyâ: 21/23. 13. namazın bozuldu’ der. 1568 Bendî. yoksa vakit var mı?’ Öbür Hintli. 302 . Kınama.g. s. kendi derdine bak. Zamane Müslümanlarının çoğunun gaflette olduğunu söyleyen Kıbrısî. kula karşılıksız verilmiş bir hediyedir. takdir-i ezelî ve lütf-i ilahî olması hasebiyle. yoklukla durmak olduğu dolaylı olarak vurgulanmıştır. Tasavvuf Sohbetleri. konuştun. O'nu sorguya çekecek kimse yoktur. 19162/26634. varlık kapısında. Gümüşhanevî. 347. üçünüz gibi 1564 “O yaptıklarından sorumlu değildir. ikincisine der ki: ‘Onu ne kınıyorsun baba.” Hucurât: 49/11 ayeti ile vurgulanmıştır. başkalarının ayıp ve günahlarının dünya hayatında iken görülmemesi gerektiğini söyler ve bu şekilde kusura bakmanın. 1567 Tarık: 86/9. ezanı okudun mu. sorgulanamaz mahiyettedir. bu hediyeyi bir defa kaybetmiş ya da zedelemiş birisinin bu hediyeyi yeniden alma garantisi. 53.e. Bu konuda “Bakana da baktırana da lanet olsun”1568 hadis-i şerifini delil göstererek bunu bilerek yapan Müslümanın gaflette olduğunu söyler..1564 Dolayısıyla. kendilerindeki noksanlıkları gidermeden başkalarının kusurlarıyla uğraşan Müslümanların durumlarını misal olarak göstermiştir. 1566 Bu manayı ihtiva eden hadis kaynaklarda şöyledir: “Kim din kardeşini tevbe ettiği bir günahtan dolayı ayıplarsa. ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır. aynı zamanda. Suyuti. 171-173. Bu hediyenin kimlere ne şeklide dağıtıldığı hususunda sorgulama ise kulun edeb sınırını aştığı yerdir.

kuyuya düşmedim’ der. Dördünün de namazı bozulan bu kıssayı, Rumî şöyle değerlendirir: “Başkalarının ayıbını söyleyip (onlarla uğraşanlar, kınadıklarından) daha fazla yollarını kaybetmişlerdir. Ne mutlu o kişiye ki kendi ayıbını görür. Her kim, birisinin ayıbını söylerse o ayıbı, kendine satın aldı demektir. Çünkü insanın yarısı ayıptandır (yani o ayıbı işleyeninki gibi bir nefsi bulunmaktadır), yarısı gayb âleminden! (zira ruhu gayb âlemindendir)… Şu işe bak Şeytan, belâlara düştü de sana ibret oldu. Sen belâya uğrayıp ona ibret olmadın. O zehri içti; sen şerbetini iç (yani ibret almaya bak).”1570 Kıbrısî’ye göre, Mü’minlerin bir diğer gafleti ise hak sahiplerine haklarını verme hususunda zuhur eder. Nazım Efendi’ye göre gaflette iken verilmeyen haklar; Allah(cc)’ın, Peygamber(sav)’in, devletin, evladın, ailenin, komşunun, milletin, insanoğlunun, mahlûkatın haklarıdır. Şeyh Nazım’a göre bu haklar teslim edilmeden gafletten tam mânâsıyla çıkılmaz.1571 İbn Arabî (v. 638/1240)’ye göre hakikat ehlini, hakikate vasıl eden üç haktır. Allah(cc)’ın hakkı, kendilerinin hakkı ve yaratılmışların hakkıdır. İnsanların yalnızca Allah(cc)’a ibadet etmeleri, O’na kulluk etmeleri ve hiçbir şeyi ortak koşmamaları, Allah(cc)’ın kulu üzerindeki hakkıdır. Şeriat yasaklamadığı müddetçe, yaratıklara eza vermemeleri, yaratılmışların insan üzerindeki hakkıdır. İnsanın, insan üzerindeki hakkı ise, kurtuluşlarının ve mutluluklarının olduğu yola rehberliğidir.1572 Allah(cc)’ın hakkını vermek, âbid konusunda belirtilen bir kul olmayı, Hz. Peygamber(sav)’in hakkını vermek, kendisine Ahmedî bir aynayı tutmayı gerektireceği kanaatindeyiz. Zira Kıbrısî, bu başlıklarda ilgili konuya sıkça değinmiştir. Diğer haklar, Müslümanın içinde bulunduğu toplumsal ilişkilerinde, dinamik olan hükümlere göre, mürşidlerden öğrenilir. İslam dini kulun, aile, evlat, komşu, akraba, millet ve devlet ile olabilecek hukukun sınırlarını bildirmiştir.
1570 1571

Mevlana, Mesnevî, c. 2, b. 3027-45. Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, ss. 171-173. 1572 İbn Arabî, Marifet ve Hikmet, ss. 67-68.

303

Dolayısıyla muallim ya da talebe, amir ya da memur, seçilmiş ya da seçmen olsun toplumun her statüsünde bulunan Mü’minlerin, vazifelerini ifa esnasındaki hukuka riayeti, o hukukun hakkını vermektir. İslamî hukuka muhalif olmayan ve ihlal edilen hukuk, aynı zamanda kul hakkıdır. Bu ise amelde gözlemlenen bariz bir gaflettir.1573 Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde gafletin ontolojisi ile ilgili beyan, Kıbrısî’nin şeyhinin şeyhi Şerafeddin Dağıstanî’nin sohbetlerinde mevcuttur. Şeyh Şerafeddin gafleti, insanın hilkati ile ilişkili olarak izah etmiştir. İnsanın hilkatinde yer alan ateş, toprak, su, hava gibi nesnelerin zulmanî ve nûranî yönleri bulunduğunu ifade eden Şeyh Şerafeddin, bu nesnelerden zulmanî kısımları nefsinde toplayan kimselerin küffar grubundan olacağını ifade etmiştir. Şeyh Şerafeddin’e göre bu nesnelerin sadece nûranî kısımlarını nefsinde cem etmiş kimseler, ümmetin havas kısmından olan ricâllerindendir. Bunların haricinde kullarda zulmanî ve nûranî kısımlar birbirine galebe çalar. Zulmanî kısmın baskın gelmesini Şeyh Şerafeddin, kuldaki gaflet anı olarak tanımlamıştır.1574 Özet olarak Nazım Efendi’ye göre gaflet, dünyanın hayal olduğu hakikatini idrak edememektir. O anda insan hayata anlam veremediği için, hayvandan farklı olmaz. Bu idrakin yokluğu, iman edenlerde ve etmeyenlerde farklı tezahür eder. İnanmayan kul, dünyanın tüm düzenini hakiki varlık addeder ve Hâlık(cc)’ı inkâr etmek suretiyle gaflete düşer. İnanan kul ise inancının gereği gibi yaşama hususunda gaflete düşer. Bu gaflet, Mü’minin Allah’ı müşâhede etmekten gafil olduğu, tüm hal ve davranışlar olarak anlaşılmaktadır. Kendindeki noksanlıkları gidermeden başkalarının kusurlarıyla uğraşanlar ve içtimai hayatta mükellef olduğu hak ve hukuku yerine getirmede yetersiz olanlar Kıbrısî’ye göre gaflete düşen Mü’minlerdendir. Bu durumda Mü’minler; Allah(cc)’ın, Peygamber(sav)’in, devletin, evladın, ailenin, komşunun, milletin, insanoğlunun, mahlûkatın haklarını yerine getirmede noksanlık arz ederler. Gafletten kaynaklanan bu haktan kurtulma hususunda, Cenâb-ı Allah(cc)’tan aman dilemek gerekir.

1573 1574

Muzâhirî, Fadâil ve Rezâil, ss. 17-75. Burkay, Menâkıb-ı Şerefiyye, ss. 85-86.

304

4. DİĞER KONULARDAKİ GÖRÜŞLERİ:

a. İman: İman; güven içinde bulunmak, korkusuz olmak anlamına gelen “e-me-ne” kökünden türemiş, Arapça bir kelimedir. Küfür kelimesinin zıttı olan iman, güven duygusu içinde tasdik etmek, inanmak, huzur duymak, adaletli olmak, şeriati ve tevhidi kabul etmek gibi manalara gelmektedir. Farklı bir ifadeyle iman, İslam erkânını kalb ile tasdik, dil ile ikrar edilmesi ve İslam’ın emirleri ile amel edilmesidir.1575 Kur’ân-ı Kerîm’de iman, 800’den fazla yerde zikredilmiştir. Allah(cc)’a, peygamberlerine(as), ahiret gününe iman edenler, sâlih amel işleyenlerin kurtuluşa ereceği bildirilmiştir.1576 Kur’ân’da Mü’minlerin; başka bir ilaha ibadet etmedikleri, cana kıymadıkları ve haram yemedikleri,1577 oruç tuttukları, iyiliği emredip, kötülüğü nehyettikleri, namaz kıldıkları,1578 bildirilmiştir. Farklı ayetlerde ise bu ibadetlerin incelikleri bildirilerek, bu inceliklere bağlı olarak, gerçek Mü’minler bildirilmiştir. Mesela Mü’min namaz kılar dediğimiz zaman, gerçek Mü’min namazlarının karşılığını sadece Rablerinden bekleyerek kılarlar. Mü’min infak eder ancak gerçek Mü’min, sevdiği şeylerden infak ederler. Onlar, Allah(cc)’ın adı anıldığı zaman kalbleri titreyenlerdir.1579 Ehl-i sünnet ulemasına göre iman; Hz. Peygamber(sav)’in Allah(cc) tarafından getirdiği zarurî ve kesin olarak bilinen şeylerin tümünü dil ile ikrar etmek,
1575

Firuzebadî, Kamûsu’l-muhît, s. 1177; Isfehanî, el-Müfredat, s. 25; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. 1, s. 223; Cürcanî, Ta’rifât, s. 41; Isfehanî, a.g.e., s. 26. 1576 “Onlar gayba iman edip, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. Onlar hem sana hem de senden once indirilene iman ederler, ahirete de şüphesiz iman ederler. İşte bunlar Rablerinden birdoğruluk üzerindedir ve bunlar kurtuluşa erenlerdir.” Bakara: 2/35. 1577 “Onlar başka bir ilaha dua etmezler. Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar…” Furkan: 25/68. 1578 “(Onlar) tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku edenler, iyiliği emredenler, kötülüğü menedenler ve Allah’ın çizdiği sınırları koruyanlardır. Müminlere müjdele.” Tevbe: 9/112. 1579 “Müminler; Allah anıldığı zaman yürekleri ürperen, kendilerine O’nun ayetleri okunduğu zaman imanları artan, bir de Rablerine tevekül edenlerdir.” Enfâl: 8/2.

305

taat ve ibadetleri tatbik etmek ve kalble tasdik etmenin terkibi olarak değerlendirilir. Taftazanî (v. 797/1395)’ye göre bu terkibin içerisinde en önemli olanı, gönüllü olarak benimseme ve kabul etmektir. Zira dil ile ikrar etmeyen ve amel etmeyenler, dünyevî ve hukukî hükümler itibariyle mü’min olmasalar bile, Allah(cc) nezdinde mü’mindirler. “Onların çoğu, sadece şirk koştukları halde Allah’a iman ederler.”1580 ayetinde buna işaret edilmiştir. Ayrıca “İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah(cc)’a ve ahiret gününe iman ettik derler, halbuki onlar mü’min değillerdir”1581 ayeti, kalbi tasdikin iman esasındaki önemine delildir.1582 Taftazanî’nin bu anlayışına düşülen haşiyede iman, kalbin tam meyili manasına gelen sevgi esasına dayandırılmıştır.1583 Mutasavvıfların iman anlayışında önemli yeri bulunan sevgi, imanın artıp eksilmesinde belirleyicidir. Bu anlayışı Ziyâuddîn-i Gümüşhanevî (v. 1311/1893) şöyle ifade etmiştir: “Yerdeki ve göktekilerin imanları, dünya ve ahirette iman edilmesi gereken şeylere, iman etmeleri bakımından eksiklik ve fazlalık kabul etmez. Ancak, tasdikte, marifette, yakinde, tevekkülde, sevgide, rızada, korku ve ümidde iman, noksanlık ve fazlalık kabul eder.”1584 Bu manada iman dört derecede tasnif edilebilir. Birincisi imân-ı istidlalidir. Bu imana ilmi delillerle ulaşılır. İkincisi, bu inancın yakîn (güçlü inanç) derecesinde olan, imân-ı yakînîdir. Üçüncüsü, kalb zevkleriyle iman hakikatlerinin müşâhede edildiği, imân-ı şuhûdîdir. Sonuncusu Hakk ile mütehakkık olunan (Hakk vasıtasıyla, Hakk’a ulaşma), imân-ı huzûrîdir. Bu iman çeşitlerinden son üçü, seyr-u sülük ile elde edilir.1585 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre iman, kulun en önemli cevheridir. Dolayısıyla iman sahibi kul, kıymetli mücevher bulunduran dükkân gibidir. Şeytan ise bu mücevheratı çalmaya çalışan hırsız gibidir. Nasıl ki dünyanın geçici mücevheratının çalınması önlemek için güvenlik tedbirleri alınıyorsa, ahret hayatının

1580 1581

Yusuf: 12/106. Bakarâ: 2/8. 1582 Taftazanî, Şerhu’l-Akâid, ss. 220-223. 1583 Aynı eser, s. 227. 1584 Gümüşhanevî, Ehl-i Sünnet İtikâdı, s. 63. 1585 Gazalî, İhyâ, c. 4, ss. 202-205; Hucvirî, Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi), s. 371; Cebecioğlu, TTDS, s. 309.

306

sonsuz mücevheri olan imanın da koruma altına alınması gerekir. Nazım Efendi, imanın korunması için namaz kılmak, zikir çekmek, iyilik yapmak, öfke halinde susmak, kavgayı terk etmek gibi amelleri güvenlik tedbiri olarak ifade etmiştir.1586 Bu ifadelerde anahtar kavram addedebileceğimiz cevherin mahiyeti, nur kavramı ile ifade edilecek ve kuldaki delaletleri üzerinde durulacaktır. Bununla birlikte burada imânın, amel olmadan da, tasdikle elde edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Hakkânî’ye göre ameller, kulun imanını inşa edici değil, muhafaza edici mahiyette olduğu şüphesizdir. İslam âlimleri arasında iman ile amel arasında kurulan alakaya göre iman anlayışı şekillenmiştir. Hârici, Mu’tezilî ve Şiî kelamcıları, amel olmadan imanın olmayacağını kabul etmişken Sünnîler, amel olmaksızın iman teşekkülünün mümkün olacağını kabul etmişlerdir. Sünnî inanışa göre, iman etmenin, sâlih amel işlemekle birlikte olacağı bildirilmekle birlikte, cürme düşenleri tekzib etmek yerine kucaklamayı esas almaktadır.1587 Sünnî Mâtüridî itikat ekolünün kurucusu olan İmam Mâtüridî, “Ey İman edenler! Size ne oldu da Allah yolunda savaşa çıkın denilince, yerinize çakılıp kaldınız? Yoksa ahiretten vazgeçip değersiz dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının zevk ve sefası, ahiretin yanında pek az bir şeydir.”1588 ayetinde bildirilen emirlere uymayanlara, Mü’minler diye hitab edilmiş olmasını, bu anlayışa delil göstermiştir.1589 Farklı bir ifadeyle Sünnî inanışa göre amel, imana dâhil değildir. Şeyh Nazım’ın iman ve amel arasında kurduğu ilgi de bu anlayış çerçevesindedir. İbrahim b. Edhem (v. 162/779), Hâtem Asamm (v. 237/852), Ebu Süleyman Daranî (v. 205/820), Zünnûn Mısrî (v. 245/859), Bayezid Bistâmî (v. 262/875), Hâris Muhasibî (v. 243/857), Cuneyd-i Bağdadî (v. 298/911), Sehl b. Abdullah Tüsterî (v. 283/896) gibi mutasavvıflar da imanı dil ile ikrar, kalb ile tasdik olarak kabul etmiştir. Nitekim Fudayl b. İyaz (v. 187/803), Bişr-i Hafî (v. 227/841), Hayru’n-Nessâc (v. 322/933) gibi zevat imânı, ikrar, tasdik ve amel olarak tanımlamıştır.1590 Hakim Tirmizî’ye göre iman; tasdik, ilim ve amel olarak İslam’dır.1591
1586 1587

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 52. Taftazanî, Şerhu’l-Akâid, ss. 209-223. 1588 Tevbe: 9/38. 1589 Sinanoğlu, Mustafa, İmân, TDV İA, c. 22, s. 213. 1590 Hucvirî, Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi), s. 350. 1591 Hâkim, Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb, s. 51.

307

Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre iman, taklidî ve hakikî olmak üzere iki çeşittir. İlim ile elde edilen iman, kalben tasdik edilir düzeyde olmadığı müddetçe taklididir. İlim ile elde edilen ve akıl ile tasdik edilen imanın üzerine, keşf ve ilham ile yapılan eklemeler kulu, hakiki imana vasıl eder. Kıbrısî bu anlayışını şöyle ifade etmiştir: “İmanın hakikati bir kimsenin kalbine ne zaman yerleşir? Gökler de kapansa, yerler de kaya ile döşense rızkın nereden geleceğine şüphesi olmayan kuvvet sahibi, hakiki imana mazhar olan kimsedir. Bunun altındaki iman sayılmaz, o taklittir. İman mertebesi oradan başlar. Allah’a böyle bir imanı varsa, o zaman ona Mü’min denir. Yoksa gökler de yağar, yerler de her şeyi bitirir, daha (rızık) korkumuz olur. Aldığı aylıkla geçinemiyorum diye şikâyet ediyor. Seni geçindiren aylık mı ki, bir de şikâyet ediyorsun. Aylıkla geçinen adam var mı hiç? Allah erRezzaku’l-mutlaktır, geçindirir. Öyle bileceğiz.”1592 Şeyh Nazım’ın hakiki iman terimine yüklediği bu anlam, ıstılahta tevekkül kavramıyla birleşmektedir. Lügatlerde güvenmek, vekil tayin etmek, bel bağlamak, havale etmek, terk etmek, bırakmak, teslim etmek, bir işte acizliğin ve yetersizliğin ortaya çıkması sebebiyle başka birine güvenerek işi ona teslim etmek, itimat etmek gibi anlamlara gelen tevekkül,1593 sufîlerin üzerinde çok durdukları bir kavramdır. Mutasavvıfların nazarında tevekkül, Allah’ın katında olana güvenip, insanların elinde olana ümit bağlamamak şeklinde özetlenebilir. Bu halin tam manasıyla olması durumunda, tevekkül eden kişi, kendisinin böylesi bir hal içinde olduğunun farkına bile varmaz.1594 Tevvekkül ile iman kavramları arasındaki söz konusu ilgiyi Sühreverdî (v. 632/1234), “Haydi eğer inanıyorsanız Allah’a dayanıp tevekkül edin.”1595 “...Mü’minler Allah’a dayanıp tevekkül etsinler.”1596 âyetlerini açıklarken

1592 1593

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 42. Firuzebadî, Kamûsu’l-muhît, s. 1069; Isfehanî, el-Müfredat, s. 531; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. 15, s. 387; Cürcânî, Ta’rifât, s. 254. 1594 Serrâc, Lümâ, s. 78; Kelâbâzî, Taarruf, ss.118-119; Kuşeyrî, er-Risâle, s. 199; Kaşânî, Mu’cem, s. 28; Kübrâ, Necmeddin, Usûlu aşere (Tasavvufî Hayat), Ter.: Mustafa Kara, Dergah Yay., İstanbul 198, ss. 49-50; Uludağ, TTS, ss. 357-358; Eraydın, Tasavvuf ve Tarîkatlar, s. 166; Yılmaz, Tasavvuf ve Tarîkatlar, s. 174; Cebecioğlu, TTDS, s. 658. 1595 Maide: 5/23. 1596 Maide: 5/11.

308

kurmuştur. Ayette tevekkülle imanın bir arada zikredilmiş olmasından hareketle Sühreverdî, tevekkülü imanın bir neticesi olduğunu, bu hale ise marifet ile vasıl olunabileceğini savunur. Allah’ın yapmış olduğu taksimde, adalet sahibi olduğunu bilmeyi gerektiren marifet, nefs kaybolunca zuhur eder. Bu makâmda olan kulda cehaletin kökü kazınmış, tevekkül gerçekleşmiş, hatta tevekkülünü dahi göremeyecek hâle gelmiş olur. Binaenaleyh mütevekkil, Allah(cc)’ın vaat ettiklerini sükûnetle bekleyendir.1597 Nazım Efendi’nin şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî, taklidi ve hakiki iman yönünde yapılan bu tasnifi, “Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberi’ne ve Kitabına iman edin.”1598 ayetine dayandırarak izah etmiştir. Şeyh Abdullah’a göre “ey iman edenler” hitabı, taklidi iman edenler içindir. “İman edin” emri ise hakiki imana girilmesi içindir.1599 Şeyh Nazım’a göre, böylesi bir iman ile taklidi imandan hakiki imana yükselen kulun kalbi, nûr ile dolar. Nazım Efendi, iman nûru diye ifade ettiği bu nûrun, Allah(cc)’tan razı olunmadığı zaman karardığını ifade eder. Kıbrısî bu hale düşen kulun, “Tasalanma şüphesiz ki Allah, bizimle beraberdir.”1600 ayetindeki hale dönüş yaparak, kalbinde nûrun sürekli parlak tutulması gerektiğini ifade etmiştir.1601 Buradan hareketle Nazım Efendi “İmanın alameti tasdiktir.”1602 hadisini en zor anlarda dahi memnuniyet halinin muhafaza edilmesi şeklinde yorumlamıştır.1603 Allah(cc)’tan razı olunduğu zaman kalpteki nurun parlayarak genişlemesi, aksi durumda sönerek karanlığa bürünmesi, imanın artıp eksilebileceği anlamına gelmektedir. Istılahta benzer görüşü Hakîm Tirmizî (v. 318/932) de savunmuştur. Kalbte yer alan nûrun artması, imanın artmasına, zulmetin nûra galebe çalması ise, imanın eksilmesine delalet etmektedir. Dolayısıyla Hakim Tirmizî’ye göre, sadrını iman nûru istila eden kul, Mü’mindir. Çünkü kalbteki bu nûrun bizzat kendisi, iman olarak isimlendirilmektedir.1604 Mâtüridî ve Eş’arîlerin çoğunluğu, imanın artıp
1597 1598

Sühreverdî, Avarifu’l-mearif, c. 2, ss. 291-293. Nisâ: 4/136. 1599 Qubrusi, Mercy Oceans Book 2, s. 11. 1600 Tevbe: 9/40. 1601 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 52. 1602 Hambel, Müsned, 3/236. 1603 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 52. 1604 Çift, Hakîm Tirmizî ve Tasavvuf Anlayışı, ss. 212-213.

309

eksilmesini mümkün görmemişken, Selef âlimleri imanın artıp eksilebileceği görüşünü benimsemişlerdir.1605 Şeyh Nazım’a göre hakiki iman olarak ifade edilen bu makâm dahi gizli şirk ihtiva eder. Asıl olan iman, kulun nefy-isbat zikriyle, kendini yok bildiği makâmda olur.1606 Kıbrısî, hakiki imanın üç alametinden bahseder. Hakiki imanın ilk alameti, Şeyh Nazım’a göre, tüm mevcudatın tesbihini duymaktır. İkinci alameti, yaratılmış tüm mahlûkun varlığındaki hikmeti görmektir. Üçüncü alameti ise, berzah ile kul arasındaki perdelerin kalkmasıdır. Berzah âlemindeki peygamberler ve evliyalar ile görüşebilir bir hale gelmektir.1607 Hakiki imanın alametleri olarak, Şeyh Nazım tarafından sayılan bu haller, taklidi imanı, hakiki imandan ayıran keşfî bilginin mahiyetini göstermektedir. İmanın keşfî bilgiyle ilgili ele alınması, Mü’minin tevhid anlayışına da delalet etmektedir. Bu manada düşünüldüğünde, Kıbrısî’nin iman tanımında kullandığı cevherin mahiyeti görülmektedir. Farklı bir ifadeyle kul, tevhid ile hakiki imana vasıl olmakta ve kendindeki en önemli cevheri bulmaktadır. Tasavvuf erbabı, bu manada imanı, ulûhiyeti temâşâ etmek, vuslat derecesine ulaşmak, Bir’den başkasını görmemek şeklinde de tarif etmiştir.1608 İmâm-ı Gazalî, imanın bu durumu hidayet ile ilgili ele almış ve üç menzili halinde izah etmiştir. İzaha göre birinci menzil, Allah’ın her kula akıl ya da peygamberleri vasıtasıyla gösterdiği iman nurudur.1609 Hidayetin ikinci menzili, mücâhedenin neticesinde kulun halden hale çekilmesidir.1610 Üçüncü menzil ise, mücâhedenin kemale ermesinden sonra nübüvvet ya da velayet âleminde ulaşılan

1605 1606

Sinanoğlu, İmân, TDV İA, c. 22, s. 213. Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 42. 1607 Kıbrısî, a.g.e., s. 52. 1608 Hucvirî, Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi), s. 371. 1609 “Biz ona iki de yol gösterdik” Beled: 90/10. 1610 “Bizim uğrumuzda mücahede edenlere gelince; Biz onlara elbette yollarımızı gösteririz.” Ankebût: 29/69; “Hidayeti kabul edenlere gelince; Allah onların muvaffakiyetlerini artırmış, onlara kaçınacaklarını ilham etmiştir.” Muhammed: 47/17.

310

” Zümer: 39/22 . 1613 Gazalî. 4. taat ve mücahede ile korunması ve gelişmesi. 30.1611 “De ki: ‘Allah’ın hidayeti. Bu seviyedeki inancın. Bu manada şimdiye değin imanı tarif etmede ele alınan. ss. nur.mutlak ve gerçek nûr ve hidayettir. büyük ehemmiyet arz etmektedir. ona insanların arasında yürüyeceği bir nûr verdiğimiz kimse. 1615 Bkz. 311 .”1612 ayeti. Kul yevmu’l-ezelde donandığı imanı ilmi delillerle izhar ederek. “Allah’ın Nûru” başlığında ulaşılan sonuca göre Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sır anlayışı. Nazım Efendi’ye göre her kul farklı nitelik ve nicelikteki sır ile donatıldığı için. taklidi iman seviyesine ulaşır. kuldaki potansiyel iman derecesi olarak tanımlanmıştır. Allah’ın göğsünde Müslümanlık için inşirah verdiği bir kimse ki o. İhyâ. onların diğer kavramlardan olan farklarını görmeye vesile olmaktadır. onun. Kıbrısî’nin feyz ve sır gibi kavramlara verdiği anlamlar. Bu hali Şeyh Nazım. 1612 Bakarâ: 2/120. Tasavvuf Sohbetleri. şöyle bir sonuçla karşılaşmaktayız. Mesela iman. nur. s. ancak o hidayettir’. ibadet. dünya hayatında imana dönüştürdüğü nisbette Mü’mindir ve iman ettiklerini tatbik ettiği nisbette hidayettedir.1613 Her mutasavvıfın hususi olan keşfî tecrübelerini izah ederken kullandıkları kavramlar. cevher. ilahî divana farklı isimlerle çağrılacaktır. hakiki hidayete işaret etmektedir.Sır. 202-205. c. “Öyle ya. tevekkül ve hidayet gibi kavramların yanı sıra. ıstılahtaki genel anlam yapısına katkı sağlarken. Rabbinden bir nûr üzeredir. Detaylarını “Sır” başlığında ele aldığımız bu anlayışı1615 taklidi ve hakiki iman açısından değerlendirdiğimizde. hakiki iman olarak tanımlamıştır. kulun hidayet sürecidir. Seyru sulûk ile ulaşılan müşâhede ve keşfî hallerin bu taklidi iman seviyesine eklenmesiyle. kulda ileri bir tevekkül ve iman hali hâsıl olur.1614 Mü’min yevmu’l-ezelde donandığı sırrını. içinden çıkamaz bir halde karanlıkta kalan kişi gibi olur mu hiç?” En’am: 6/122. yevmu’l-ezelde. Yarartılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. ıstılahtaki yeri belirginleşmektedir. 1611 “Bir ölü iken kendisini dirilttiğimiz. 1614 Kıbrısî. cevher ve hidayet gibi kavramlarla birlikte ele alındığı zaman.

1. ss. Bu harf. Üçüncü harf olan ‘lâm’ ile birlikte okunduğu takdirde ‘Lillâhi’ olur ki. ss. illarahman. Bu harflerden sonuncusu olan ‘He’. s. Buna rağmen Kur’ân’da ancak 960 defa geçmekte ve başka hiçbir isim. 188-189. ondan sonra da sıfat ve isimlerin en mühimi olan ‘Rabb’ ism-i şerîfi gelmektedir.1616 ‘Allah’ ism-i şerifi. Kur’ân-ı Kerîm'de. Dördüncü harf ‘elîf’ ile birlikte ise.1619 1616 1617 İbn Manzûr. ortadaki ‘lâm’ harfiyle birleşince ‘lehu’ olmuş olur ki. bu da yine Cenâb-ı Hakk’ın Yüce Zâtına işaret eder. Cenâb-ı Hakk’ın bu özel ismi. Arapça’da kulluk etmek manasına gelen “e-le-he” ve idrak ötesinde olmak manasına gelen “e-li-he” kökünden türemiş bir ism-i meful manasında mastardır. Kur’ân-ı Kerîm’in ilk sûresi olan ‘Fâtiha’da. s. bu da yine Cenâb-ı Hakk'a işaret eder. s. Başka hiçbir kelimede bulunmayan bu husus. Hak Teâlâ’nın Zâtına ve Sıfatlarına delâlet eden ve O Yüce Varlığın has (özel) ismi olan ‘Allah’ lafz-ı şerifini meydana getirmektedir.1. Yani la ilahe illallah yerine. Allah yerine kullanılacak diğer esmâ. 24.a. 1619 Aydın. Bu lafz-ı şerifi başından itibaren de bu şekilde tahlil etsek. ss. 91. İslâm’a girişi temsil etmez. yine aynı mânâ inceliğini görürüz. zâta delalet eden ‘Allah’ ism-i celâlinin ilâhî bir özelliği olarak kabul edilir. c. Isfehanî. Allahu Teâlâ’nın Yüce Zâtına işaret etmektedir. Ta’rifât. ss. İnsan-ı Kâmil. Mustalahâtu’t-tasavvufi’l-İslâmî. İbn Arabî. ‘Hüve’ zamiri takdirinde olup. gönülden bağlanıp sığınma anlamına gelmektedir. Arab harfleriyle her harfi Allahü Teâlâ’ya delâlet eder. Lisânu’l-Arab. Ali Arslan. Allah’a İman: Allah kelimesi. İslam İnançları (Tevhid ve İlm-i Kelam). bütün isimlerden önce ‘Allah’ ism-i şerifi. Refig. 243-246. diğer güzel isimlerin hepsinden çok olarak 2800 defa zikredilmiştir. el-Acem. bu ikisi kadar kullanılmamaktadır. el-Müfredât. denilemez. Hak Teâlâ’nın ‘Rabb’ ismi de Kur’ân’da en çok zikredilen ism-i şeriflerdendir. 21. 59-60 1618 Cürcanî. Cilî.1617 Müslümanlığın izharı olan kelime-i şehadet ve kelime-i tevhid’de. Tapılan yüceliğin karşısında hayrete düşme. 264-268. Marifet ve Hikmet.1618 Nitekim saydığımız bu harflerle ile başlayan birçok ayet-i kerimeler mevcuttur. 312 .

2011 tarihinde dinlenmiştir. insanın en güzel surette yaratılışını ele aldığı bazı sohbetlerinde.sufilive. vacib ve mümkün varlık esasına dayandırdıkları imkân deliliyle ele almıştır. konanları ve boyuna göçenleri gördünüz. 471-477. günah mı? İşlediğin taat mıdır.sufilive. etrafınıza bakınız.1621 Yaratanın varlığı ve birliği delillendirilmiş olsa da. Bu delillerden hareketle Allah’ın(cc) birliği de isbat edilmiştir. imana mı? Hakk’a mı. insanoğlunun O’nu fıtraten bulabileceğine dayalı delil usulü ise “fıtrat” delilidir. Gelenleri. 1623 Kıbrısî.. Sizin bu hayattan bir şey öğrenmeniz lazım. Yerlere bakınız. isyan mı? Bunu ayırt edemeyen kimselerin imanı tecdit etmesi vaciptir… Binaenaleyh bakınız. 1622 www. Allah(cc)’ı bilme mevzu. Allah(cc)’ın varlık ve birliğini ispatlayıcı mevzuların olması beklendiğinden. Tabiatta.”1623 İrşad. bâtıla mı? İşlediğin sevap mıdır. 1621 Allah’ın varlığının bilinmesi ve isbatedilmesi bazı âlimlere göre enfus ve afaktaki düzenin akılla bilinebilecek kadar açık olduğu yönündedir. Kıbrısî’nin ana tema olarak. 313 . Bu sohbette Allah(cc)’ın varlığı ve birliğini isbata dair geçen ifadeler şöyledir: “Sen nereye ayak bastığının farkında değilsen.com/A Perfect Creation-Mükemmel Bir Yaradılış (en). küfre mi ayak basıyorsun. yaratılmış olması esasına dayanan “hudüs” metoduyla bu isbatı yapmışlardır. Çünkü siz dört ayaklıların sınıfından değilsiniz. İlk dönem selef uleması ve mutezile âlimleri evrenin kendi kendine var olamayacağından.com/Allah’ınSıfatları. Bakıp uyanmanız gerekir. sohbet ve telkinlerinin merkezinde. Farklı bir ifadeyle bu mevzular. Bu dünyadan kaybolmadan uyanınız. fevkalade hassas ve ince bir nizamın hâkim olmasına ve bunun şuursuz varlıklar tarafından yaratılmayacak olmasına dayalı “nizam” delili.02. Toploğlu. göklere bakınız.1622 bu çalışmamız süresince incelediğimiz kaynaklarda. bir diğer usûl olmuştur. Bkz. Tasavvuf Sohbetleri. c. birlik ve çokluk karakterleri arasındaki uyumun bir dış müessirle gerçekleşebileceğine dayanan bu usulü kelamcılar. fıtrat üzerinden ispata değindiğinden bahsedebiliriz. “cevher (öz)” ve “araz (özün taşıdığı vasıflar)” esaslarına dayandırarak izah etmişlerdir. Her şeyin Allah’ı tesbih etmesi ise (İsrâ: 17/44). 142. kendini bilmenin bir gereği olarak ifade edilmiş ve burada Allah(cc)’ın varlığını isbat hususunda tafsilata girilmemiştir. sohbet ve hizmetleriyle gayr-i Müslimlerin hidayetine vesile olması açısından bakıldığında. s. TDV İA.1620 Hudûs ve nizam usûlüyle de varlığın yaratılışından. Şeyh 1620 www. Siz onların bakışı ile bu âleme bakmayınız. bu durum enteresandır. Uyanın! Uyanmanız lazım. Allah’ın varlığını ispatlamak mevzuunu ele aldığı görülmemiştir. 2. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Allah Md. Evrendeki nesnelerde hem birlik hem de çokluk özelliğinin bulunmasının yanı sıra. Meselâ 1980’li yıllarda yaptığı bir sohbetinde. ss. 1986 yılında yapılmış sohbetin ses kaydı 12.Şeyh Nazım Efendi. parantez içinde verilen. nadiren. talî hususlardan olmuştur. Konuyu felsefe uleması.

kendisiyle berzah arasındaki perdelerin kalkacağı bir iman düzeyine ulaşır. Bu açıdan bakıldığında Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. tüm mahlûkun varlığındaki hikmeti görecek. Tasavvuf Sohbetleri.1624 Binaenaleyh Şeyh Nazım’ın. Kıbrısî’ye göre Allah(cc)’ın varlığı ve birliğini idrak manasında olan iman. Allah(cc)’a imandan sonra kabul edilen kulluk hususunda olmaktadır. bunlardan önceki merhalede. tevekküle ve muhabbete dayalı hissi bir zemini esas almıştır. seyru sulûk ile müşâhede ve keşfî hallere ulaşır ki bu. Daha doğrusu. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin iman anlayışıyla ilgili olduğu kanaatindeyiz. O’nu gösteren bir şey yoktur. 42. gösterilenden daha çok meydanda olması lazımdır. umumiyetle. Şeyh Nazım’ın Allah’a iman akidesini bina etmek istediği esasa ışık tutmaktadır: “Allahu Teâla’yı delilsiz. insanlara Allah(cc) inancını ve imanı telkin ederken. Allah(cc)’ın varlığını. delilleri. ilim ile elde edeceği temel imandan sonra. Bu müşâhedeyi yaşayan Mü’min. nefs ve şeytana yapılması gereken muhalefet mevzuları. Şeyh Nazım’ın son yıllarda paylaşılan video sohbetlerinde. vesilesiz olarak tanıdım. bu anlayışla paralel olduğundan.Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbet ve telkinleri. İman konusunu incelerken değindiğimiz gibi. İmâm-ı Rabbânî (v. O’nun varlığıdır. tüm mevcudatın tesbihini duyacak. Çünkü delil olanın. 1034/1624)’nin şu ifadeleri. O’ndan daha açıkta ne vardır? Çünkü her şey. kalben tasdik edilir düzeyde olmadığı müddetçe taklididir. gösterenin. birliğini ve diğer iman esaslarını kabul etmiş olur. 314 . dünya hayatında tabi olunan imtihanlarının şiddetine bağlı olarak yitirilebilir. Allah Teâla vasıtasıyla tanıdım. insanları irşad etmek istediği iman seviyesi. O’nunla 1624 Kıbrısî. insanları hakiki imana irşad etmeye dair mevzulara değinmektedir diyebiliriz. akli delil ve isbat temalarının işlendiği taklidi ve aklî bir platformu değil. s. Dolayısıyla nefsiyle mücadeleye ve şeytana mukavemete azmetmiş bir kişi. Nitekim Mü’min. Allah’ın varlığı ve birliğini isbatlayıcı delil getirmelerden daha fazladır. ileri bir tevekküle ve imana delalet eder. Çünkü her şeyin delili. Bu durumun sebebi. Taklidi olan iman ise. her şeyin varlığını gösteren.

Ancak. Hay. ss. Mektubât.1627 Çünkü zayıf olan insana ilimden çok az verildiğinden1628 Allah(cc) bize icap ettiğinden fazla marifet ile mesul kılmamıştır.1629 Bu tür kavramlara isim ya da sıfat denilmesi. Kendini de. konunun mahiyetiyle değil. el-Hayat. 148/767) itibaren bu kelimelerin arasındaki ayrım yapılmaya çalışılmış. Allah(cc)’da bulunması gereken sıfatların ve bir o kadar da bulunması imkânsız olan sıfatların sayısı çok fazla olmasına rağmen bu yirmi sıfatı bilmek.meydandadır. 315 . Çünkü Allahu Teâla’nın varlığı. Adnan. meydandadır. Bunun gibi acziyet içeren sıfatlara da sahip olması imkânsızdır. Âlim. el-Kelam meanî sıfat olarak ayrılmıştır. Melsela el-Kudret ya da Kâdir sıfatına haiz olan Allah aynı zamanda aciz olamaz. Kur’ân-ı Kerim ve hadis-i şerifi esas alarak isimleri. bekâ. Adnan. Allah(ac)’ın tecellilerini tam olarak görebilmek için yirmi sıfatın lüzum ettiği beyan etmiştir. Her şeyden daha açıktır. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. el-Basîr. el-Kudret. muhâlefetuhu li’l-hevâdisi. 64. 1630 Allah’ın zât-ı ilâhiyyesini nitelendiren kavramlar. el-İrade. a.e. Peygamber(sav) döneminde nasıl 1625 1626 Rabbanî. No: 247. Her şeyin varlığı O’ndandır. 1628 “Size çok az ilim verilmiştir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 1627 “Allah yükünüzü hafifletmek istiyor. Mürîd. subutî ve iradî olmak üzere üç grubta ele almış. Buna göre vücûd. 65. Bunun içindir ki.g. burada delil aramanın yeri yoktur. anormal kimse göremez. Meydanda olmasında hiç şüphe yoktur. sıfatları ve bunların sayıları belirlenmiştir. O’nunla tanıdım deriz… Doğrusu ise. Semî’. ss. gözünde perde olan. kıyamuhu bizâtihi ve vahdaniyet olmak üzere altı sıfatın yanı sıra yedi adet meanî sıfatlar ve yedi adet manevî sıfatlardan bahsedilmiştir. O. Basir ve Mütekellim sıfatlarının sayılması gerekmektedir.”1625 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Şam vekili Şeyh Adnan.1630 Bu isim ve sıfatların Hz. insanın idrâk yükünü hafifletmek içindir. es-Semî’. kıdem. 67. Selef uleması sıfatları tenzihi. Bu izaha göre el-Kudret sıfatı için nasıl Kâdir sıfatı gerekiyorsa diğer sıfatlar için sırasıyla. el-İlim. Rabbimi. başka bir ifadeyle edilgenleri ise Allah(cc)’da olmaması gereken sıfatlar olarak sayılabilir.” İsrâ: 17/85. Bu sıfatların zıtları. K. Rabbim vasıtasıyla tanıdım ve her şeyi. kalbi hasta. 1629 K. 66.1626 Manevî sıfatlar ise meanî sıfatlardan her birinin olabilmesi için gerekli olan sıfatlardır. her şeyi de göstermektedir. âlimler tarafından isim veya sıfat kelimeleriyle ifade edilmiş ve ilk defa Ebu Hanife (ra)’dan (v. Mek. terminolojiyle ilgilidir.” Nisâ: 4/28 ..

bu konu ile ilgili en yaygın bilgi. Bunlar. 486. eıl-Hakîm gibi 26 isim arasından belirlenmektedir. el-Kadir. Allah(cc)’ın varlığını ispatlamak yönündeki mevzuları. 2. Semi’ gibi)ayrı ve el-Musavvir gibi fiillere delalet eden isimleri ayrı ele almıştır. Kadir. 638/1240) ise zata delalet eden isimleri (isim-i hâs. ilim ile elde edeceği temel imandan sonra.1634 Allah(cc)’ın zât. sıfatlara delalet eden isimleri (Hayy. Binaenaleyh bize göre Kıbrısî. 82. 55-157. ss. Marifet ve Hikmet.. Cevâd (cömertlik Eden). Toploğlu. hüve) ayrı. 2. 481-494. Kavâidu’l-akâid. 86-101. Âlim. el-Aziz. bu mevzu ashab devrinin sonlarından itibaren gündeme gelmiştir. 1633 Cilî. zat-sıfat-esma konularında öğretilerini geliştirmişlerdir. Vehhâb (karşılıksız veren). ilim. ss. ss. dördüncü kısmı oluşturur. Daavât. 1631 Refig el-Acem. İslam dünyasında. Allah(cc)’ı tanımaya çalışmıştır. seyru sulûk ile müşâhede ve keşfî hallere ulaşır ki bu. Allah Md. hayat-kudret. el-Hayy. sıfat ve esmaları mevzuunda. 56. Mu’ti (bağış veren). 10). Allah(cc)’a imandan sonra kabul edilen kulluk hususlarına değinmektedir. kelam başlıklarında tanıtıldığı gibi fiilleri. insanlara Allah(cc) inancını ve imanı telkin ederken. Bununla birlikte bu isimlerden birkaçında ortak olan isimler.1632 Abülkerim Cilî ise zât. akli delil ve isbat temalarının kelamcılar ve İslam filozofları. Bu açıdan bakıldığında Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Şeyh Nazım’a göre kul.. insanları hakiki iman diye adlandırdığı seviyedeki bir imanı hedeflemekte ve bu hedefe göre bir irşad usulü uygulamaktadır. TDV İA. el-Âlim. Toploğlu. hem sıfat hem de fiile yönelik birkaç ismi mana olarak ihtiva eder. 93’ü hadis-i şerifte zikredilen bu esmanın (Tirmizî. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin ifade ettiği bir görüşü ile karşılaşmadık. 1632 Gazalî.1633 İbn Arabî (v. Bu manada Allah’ın subuti sıfatları hususundaki görüşler. sohbetlerinde ana tema olarak ele almayan Kıbrısî. 255-268. 316 . sıfat ve esmayı ayrı ayrı ele alarak. iştime-görme. c. akâid esaslarını ele aldığı eserinde Allah(cc). zatla kaim olup. TDV İA. c. Bkz. s. diğer altı ismi Kur’ân’da yer almış farklı kelimelerle ifade edilen manalara izafe edilmiştir. Bu yaklaşım ise Şeyh Nazım’ın. 1634 İbn Arabî. Mustalahâtu’t-tasavvufi’l-İslâmî. ileri bir tevekküle ve imana delalet eder. Allah Md. Mesela el-Kerim ismi.anlaşılıp yorumlandığı hususunda bilgi sahibi olmasak da. Duâ. Allah’ın(cc) 99 ismidir (esmâu hüsna). 505/1111)’nin. irade. insanları irşad etmek istediği iman seviyesi ile alakalıdır. ayrı başlıkta ele alınmıştır. ism-i a’zam. ss. İnsan-ı Kâmil.1631 İmâm-ı Gazalî (v. umumiyetle. İbn Mace. Mün’in (bol nimet veren) gibi isimlerin manalarını da ihtiva eder. ss. Nitekim vekillerinin bu konudaki yazılarına izin vermiştir. Allah.

100. Ve (siz) onların yapmakta olduklarından sual olunmayacaksınız! (Onlar:) ‘Yahudi veya 317 . boyun eğmek.1639 tevhid inancında olmak1640 gibi anlamlarda tercüme edilmiştir. barış yapmak manalarına gelen “se-le-me” kökünden türemiştir. Tevbe: 29. b. Mâide: 5/3. Allah’a (varacak)tır. İslâm’dır!”1641 ayetinde Allah(cc) katındaki tek hak din olduğu bildirilen İslam. 1637 Âl-i İmrân: 3/19. Ayrıca bkz. Bakara: 2/112. “Muhakkak ki Allah katında (yegâne) din. Musa(as). Zekeryya(as) ve İsâ(as) ve diğer peygamberlerin(as) getirdikleri tevhid inancını tasdik eden ve getirdikleri şeriatları tamamlayan dinin adıdır. iyi bir kimse olarak kendini Allah’a teslim ederse.” Âl-i İmrân: 3/85. İsmail ve İshâk’ın İlahı olan tek bir İlaha (Allah’a) ibadet edeceğiz. Cürcanî. Yakûb(as).” Lokman: 31/22. teslim olmak. İbrahim(as). 1642 “Yoksa siz Yakub’a ölüm geldiği zaman yanında mı idiniz? O zaman oğullarına: ‘Benden sonra neye ibâdet edeceksiniz?’ demişti. boyun eğmek. Adem(as)’den itibaren. imânın dil ile ikrar ve kalb ile tasdikidir. 60. c. Allah(cc) katında seçilen. sizin İlâhınızın ancak bir tek İlâh olduğu vahyediliyor. İslam: İslam kelimesi. o takdirde muhakkak ki en sağlam kulpa tutunmuştur. Nuh(as). Saff: 7. ss. Allah’dan başka (kendisine) yalvarmakta olduklarınıza ibadet etmekten yasaklandım ve âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum. hidayete iletilen insanların göğüslerinin açıldığı ve insanların davet edildiği bir din manalarında zikredilmiştir. s. 23. tevekküle ve muhabbete dayalı hissi bir zemini esas almıştır. Zümer: 22. artık kendisinden aslâ kabul edilmeyecektir. O’na teslim olan kimseleriz!’ dediler.1642 Bu tevhid dini 1635 1636 İbn Manzûr.1636 Kur’ân-ı Kerim’de İslam. 1639 Bakara: 2/131. “De ki: ‘Doğrusu ben Rabbimden bana apaçık deliller gelince.1635 İslam. Bunlar gerçekten gelip geçmiş bir ümmettir.1638 O’na teslim olmak.işlendiği taklidi ve aklî bir platformu değil. 345-346. (Oğulları da:) ‘Senin İlâhın ve ataların İbrahîm. Lugatta İslam. 1640 “De ki: ‘Bana sâdece. Feyrüzebadi. Hz. Hz. Şimdi siz Müslüman kimseler (olacak) mısınız?” Enbiyâ: 21/108. itaat etmek anlamına gelmektedir. 20. 85. Lisânu’l-Arab. 6. (Onların) kazandıkları kendilerine. Ta’rifât. (sizin) kazandıklarınız da sizedir. 1638 “Halbuki kim.” Mü’min: 40/66. Kamus el-Muhit. kurtuluşa ermek. En’am: 125. Allah(cc)’a yönelmek. Zaten biz. Yusuf(as). s. 1122. 1641 “Kim de İslâm’dan başka bir din ararsa. teslim etmek. (Bütün) işlerin akıbeti ise.1637 Kelime kökünün ve müştaklarının kullanıldığı diğer ayetlerde.

63. Kıbrısî’ye göre İslam’ın kelime olarak anlamının yanı sıra. Şerhu’l-akâid. İslam Md.1644 İman ile İslam’ı. s. 318 .” Bakara: 133 -137. c. 23. Ehl-i Sünnet İtikadı. O’na teslîm olan kimseleriz’ deyin! İşte (onlar da) böyle sizin kendisine imân ettiğiniz gibi imân ederlerse. Onun manevi hakikatinin ve gücünün olduğunu savunmaktadır. TDV İA. içeriği ve sınırı açısından. Mûsâ’ya ve İsâ’ya verilenlere ve Rableri tarafından (diğer) peygamberlere verilenlere îmân ettik. c. kanunla. s. (Biz) Allah’a. 22. el-Lümâ. bâtını iman ve ihsan olarak izah etmiştir. 1648 Harman. 1644 Taftazanî. 23. Bu kaynaklardan biri olan sünnet. farklı olduklarını savunmuşlardır . s. o takdirde gerçekten hidâyete ermiş olurlar. 1646 İslâm uleması. Yakub’a ve (onun) torunlar(ın)a indirilenlere. karın ile sırta benzeten Gümüşhanevi (v. Peygamber (sav) ve evliyalar için hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız!’ dediler. Kur’ân-ı Kerîm tüm insanları bir olan Allah(cc) inancına davet etmektedir. İbrahîm’e. Eşarî ve Selefiyye âlimleri ise. emirleriyle birlikte adları da değiştirilmiş. Ebediyete Davet. Dolayısıyla bu oluşu sağlayan İslam’ın manevî gücüdür. Çünkü biz. (Ey Resûlüm!) De ki: ‘Hayır! (Biz) Hanîf. s.tebliğ edildikten sonra. Serrâc. 26. 5. Peygamber(sav)’in yaşamında izhar olan hal. İslam. 1645 Gümüşhanevî. Onlardan hiçbirinin arasında (Allah’ın birer peygamberi olmaları cihetiyle) ayırım yapmayız. Ömer Faruk. Bkz. İsmaîl’e. bu günkü Yahudilik ve Hristiyanlık isimleri verildiğinden. bize indirilene. tavır ve davranışlardır. s. İslam ile iman konularını. ele almışlardır. 227. Hz.. askerle ve polisle yapılmaya dahi çalışılsa yapılamaz. 1311/1893)’ye göre bunlar. İlahi hakikatın zahirini İslam. Bununla birlikte İslam kelimesine atfettiği zahiri mananın yanı sıra. Hz. İslam kelimesine kavramsal yaklaşım olarak nitelendirebileceğimiz bu anlayışa göre.1648 Şeyh Nazımı Kıbrısî’nin İslam için ifade ettiği manevi güç. (Harman. s. 1643 Âl-i İmrân: 3/64. İslam ve iman kelimelerinin içerik ve ayrımı mevzularında görüş beyan etmemiştir. şeriatın bütününü oluşturur ve birbirinden ayrılamazlar. mukayeseli olarak. kelimelerin terim anlamlarını göz önünde bulundurarak bunların aynı şeyi ifade ettiğini savunmuş. İshak’a.1646 dünya üzerinde bulunan milyonlarca mescidde görev yapan müezzinlerin dakikası dakikasına okudukları ezan. kelimelerin sözlük anlamlarından hareketle.1647 İslam’ın en temel kaynaklarının Kur’ân-ı Kerîm ve sünnet-i seniyye olduğu. 1647 el-Hakkânî.1643 Ehl-i sünnet ulemasına göre iman ile İslam birdir. Mutezile ve Maturidi kelamcıları. İslam’ın manevî gücü vardır. bütün İslam tarihi boyunca kabul görmüştür. 1) Bu dönemin mutasavvıflarından Cürcanî. TDV İA.1645 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.

çağlar üstü ve evrensel boyuta ulaşmıştır. Binaenaleyh İslam’ın ortaya koyduğu kâinat ve hakikat anlayışı. İslam’ın en temel kaynağı olan Kur’ân-ı Kerîm hakkında. hukuk ve ahlak ilkeleri.1650 Bu manada İslam’ın diğer kaynağı olan Kur’an’nın d a manevi gücünden bahsedildiği için.1649 Bu gücün cevheri olarak ifade edilen nûr. 67. bu kuvvettin dayandığı mutlak kudreti göstermesi açısından ve Kıbrısî’nin anlayışına dayanak teşkil etmesi açısından mühimdir. adalet kelimesiyle izah etmiştir. Peygamber(sav)’in sadrından. Bu manada rengi. 1651 Hicr: 15/9. ss. 319 . Kur’ân-ı Kerîm’de bulunduğu gibi. Buna göre dil ile ikrar kulun Müslümanlığına ve imanına delalet eder. Tafsilatı için bkz. Böylelikle insanlık. Peygamber. ırkı. d. 20-22. bütüncül bir manevî güç anlayışı görülmektedir. Bu yüzden iman dairesine giren insan. Aynı eser.de ifade edilmiş ve tasarruf kavramıyla izah edilmiştir.”1652 ayetinde belirtildiği gibi nefsini ve kalbini Allah’a bağlamış kuldur. Hz. İslam’ın zahiri ve batını kavramlarını. Tasavvuf Sohbetleri. Müslüman olanlarla mukayeseli ele almıştır. 66. “Muhakkak ki o Zikr’i (Kur’ân’ı) biz indirdik ve muhakkak onu koruyucu olanlar da elbette biziz”1651 ayeti. Hakim Tirmizî. hem kendinden öncekilere varis olmuş ve onları kuşatmış. Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb. insan olmaları bakımından.Hz. Ancak hakiki Müslüman. insana verdiği değer.Allah’ın Nuru. vahye dayalı hakikatlere dayanır. eğitimi. Bu haklar. kendi hakkını gözettiği şekilde. Kıbrısî bu durumu. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a.1653 Şeyh Nazım’a göre İslam’ın bu batınî kudreti. 15. “Hayır! Kim tam bir teslimiyetle yüzünü Allah'a döner ve güzelce kullukta bulunursa. onun Rabbi katında ödülü vardır. Hz. toplumsal bir adaletin 1649 1650 Kıbrısî. elde ettikleri hakları vardır. 1652 Bakara: 2/112. s. dini. s. 1653 Hâkim. zahirî emir ve yasakların oluşturduğu bireysel ve toplumsal düzende muzahhar olur ve o iklimde müşâhede edilebilir. siyasi düşüncesi ne olursa olsun bütün insanların. hem de kendinden sonra bir din ve kitab gelmeyeceği için. Ebu Bekir(ra)’in sadrına ve tüm evliyaların kalblerine aktarılarak gelmiştir. başkalarının haklarını gözetmekle mükelleftir.

320 . 108-110. hak ettiği miktarda vermek üzerine kuruludur. Mutasavvıfanın işarî tefsir anlayışlarıyla temelini oluşturdukları bu anlayış içerisinde. 1658 “…Biz insanı en güzel surette yarattık. Mefâtihu’l-gayb. (Bu) Allah’ın. Ne derece doğrudan uzaklaşırsa o kadar insanlığından kaybeder. 98.” Rûm: 30/30. insanları onun üzerine yarattığı fıtrattır…”1656 ayetinde bildirilen insan fıtratının İslam dini üzere olması. Bu hitaba tabi olan Allah’ın kulları. ss. Allah’ın bir oluşuyla ve bu birliğin. el-Hakkâni. şeytanlaşır”1655 “O halde yüzünü hanif olan dine (İslam’a) çevir. 1659 Bursevî.1657 “…Biz insanı en güzel surette yarattık.1654 Şeyh Nazım’a göre İslamiyet’in muhatabı. Tasavvuf Sohbetleri. 48. c. bu anlayışını şöyle ifade etmiştir: “İslamiyet insaniyet şiarıdır. batınî olduğunu beyan etmiştir. c. ısıtılahtaki bu ve benzeri anlayışlar çerçevesinde olduğu görülmektedir. insanların kalbinde kök salmasıyla ilgilidir. kullarını bu kemale erişebilecek bir potansiyelde halketmiştir. Kıbrısî. İslam olmakla. insan olma şerefine yükselirken. bilir… Allah(cc)’ı bırakıp şeytanın arkasından giden hayvanlaşmaz. Dolayısıyla İslam’dan uzaklaşıldığı nispette adaletten uzaklaşılır. Çünkü mahlûkatı Kendisine ibadet etsinler diye yaratan Allah(cc). 1657 Râzi. 1656 “…Allah’ın yaratmasında bir değişiklik yoktur. Ebediyete Davet.zirvesine ulaşılır. Sonra onu aşağıların en aşağısına döndürdük” Tîn: 95/4-5. Ruhu’l-beyân. İnsanların kıymet ölçüleri onunla ölçülür. Ancak insanların çoğu (bunu) bilmezler. 10. s. İnsanların fıtratlarında bulunan bu tevhide iman etmenin birinci basamağı olan kavli iman (dil ile ikrar) Razî tefsirinde “fıtrî iman” olarak isimlendirilmiş ve ibadetle beslenip kemal seviyelere yükseltilmedikçe kâfi olmadığı beyan edilmiştir.1659 Binaenaleyh Şeyh Nazım’ın insanlık şiarı olarak beyan ettiği İslam anlayışı. akıl ve ihtiyar kudreti olan tüm insanlar ve cinlerdir. s. aşağıların aşağısı seviyesini Bursevî. Herkese hakkını. yani bir insan doğruyu takip ediyorsa o derece kıymet kazanır. çok daha fazla misalle desteklenebilir. Bu dosdoğru sağlam bir dindir. aksi durumda şeytanlık vasfına bürünür. Sonra onu aşağıların en aşağısına düşürdük…”1658 ayetinde bildirilen en güzel sureti. s. 18. 1654 1655 Kıbrısî. 468. hayvanlaşır demeyeceğim çünkü hayvanların bir seviyeleri vardır ve her hayvan kendi yaratılış hikmetine agahtır.

halilurrahman.İlim-Âlim. yani yaratıldığı İslam fıtratı üzerine yaşamayan kul. “Rablarına dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalbleri çarparak yaparlar.” Nazım Efendi’ye göre secdeyle bu dünyaya gelen kul secdeyle dönecektir. kemale ulaşmaya ve kalbi arındırmaya bir vesile addetmişlerdir. ss. Ayrıca Bkz. Orada çok rahattır. zahiri hayatta yaşanan her fiilin arkasındaki gizli kudret üzerinden görmeyi. edebleriyle birlikte anlama ve uygulamada mutasavvıfların merkeze aldıkları kalbî hayat.1663 Binaenaleyh. sadece zahiri bir vazife olarak ifa etmemiş. 1661 el-Hakkânî. ss. Kıbrısî’nin anne karnındaki bebekle ilgili bu ifadeleri. İslam telakkisinin merkezinde yaşanan batınî hayat. İslam’ın inanç esaslarına iman etmek ve emirlerini yerine getirmek olarak özetlenebilir.com/Eserler/Allah’ın Gücü.1660 Her insanın doğuştan itibaren İslam üzere olduğunu Nazım Efendi. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. Birinci Bölüm/m. İslam tasavvuruna getirilen tüm batınî yorumların kaynağı olmuştur. bebeklerin doğumundaki secde pozisyonu üzerinden şu şekilde ifade eder: “Çocuk dünyaya gelirken anne karnındaki hareketinden ana sancılanır. Secdeyi gözetmek kulluk gereğidir. fıtratının aksine yaşar. Şeyh Nazım’ın hikmet ve marifet tanımları dâhilindeki bir bakış açısı olduğu şüphesizdir.1661 İslam’ın emir ve yasaklarını. 1664 Bu tezde bkz. sufilerin ilhama dayalı yaklaşımlarını temsil edecek bir mahiyettedir. o başka tarafa kaçar. el-Lumâ.1664 1660 http://www. 321 . 1662 Mü’minûn: 23/60. Doğan çocuk secde halinde doğar. şeytana secde eder yani. bu senin kulun itaat etmiyor. Bir melek bir taraftan tutup çıkarmak ister. biz bunu dışarı alamıyoruz’ O zaman Cenab -ı Hakk’ın tecellisiyle çocuk secdeye kapanır. 79-80.Müridlere Tavsiyeler.Şeyh Nazım’a göre İslam üzere olmak. 87-88. Bu emir ve yasaklar insan fıtratına en uygun kurallardır. Rahmana secde etmeyen. Ebediyete Davet. 1663 Tusî. beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla. dışarıda kim bilir başıma neler gelir diye çıkmak istemez… Neticede melaike der ki: ‘Ey Rabbim. Bu iş için iki melaike gönderilir. Anne karnındaki yerinden çıkmak istemez. İslam’ın emirlerini.”1662 ayetinde bildirilen erbâb-ı kulûb. Modern tıb biliminde vuzuha kavuşmuş bu mevzu hususundaki ifadeler.

: Muhlis Akar. İslam hukuku açısından bakıldığında. sair zarar ve ziyandan. Doğumdan ölüme Müslümanların hayatında olan sadaka. 1668 Yılmaz. 1667 İslam’da sigorta. Çiftçi Cemil. Yasin Yay. 118-120. Bununla birlikte sigorta sisteminde.1668 şeriatın zahirine ters düşmediği gibi. 1018. Bu sigortaya dâhil olanlar. ss. şeriatın hükümleridir ve bu hükümlere ittiba. Şeyh Nazım’a göre. Istılahtaki bu makamlar için Bkz.. infak eden kulunu. havuza belli meblağ öderler. meşru sistemlerin kurması ve yaygınlaştırmasında. gebelik. 229-232. genel kanaate göre. spor ve cihada kadar her sahada. Osman Türer. bu meblağdan ve onun nemasından ödenir. Tasavvuf Kitabı. günümüzdeki gibi çalışan sigorta şirketleri işletmek caiz değil. 12. 1669 Müslümanların İslamî hükümlere ittiba etmeleri için. öngörülen riziko oranına göre muhtemel hasarı ödemeye kâfi geldiğinde üyeler.1665 Kıbrısî’nin sigorta mevzuundaki bu anlayışına sırasıyla. TTS. ölüm ve sakatlık gibi zarar ve ziyandan sonra olur. Ancak günümüzdeki mevcut primli sigorta sisteminde nemalandırma.1667 İslam fıkhına dair olan bu mevzuu. s. Bu meblağ. Bu işlemi yöneten kurumun giderleri çıkarıldıktan sonra.1666 Kıbrısî’nin İslam anlayışını şekillendiren aşamaları. İslam Dünyasında Tarikatlar. Karaman. her Müslümanın mükellefiyetidir. çok önemlidir. Popovic Alexandre. sigorta sistemlerine duyacağı ihtiyacı izale eder. siyaset. Uludağ. doğum. sünnet ve hastalıklarında verildiği gibi. Ter. somut bir misal üzerinden incelemeye çalışacağız. yüzyıldan sonra. tarikat. korur. Tasavvuf ve Tarikatlar. Hak Dost 4. İstanbul 2003. İslamî değildir. Şeriatın zahirinden. Şeyh Nazım’a göre Hakk Teâla. bu sistem meşru değildir. meşru görülmüştür. toplumsal bir dayanışma şeklinde olduğu zaman. yeniden ödeme yapmadan sigortalı olmaya ve gelire ortak olmaya devam ederler. müşâhede edilen tarikatlar. Ter. riziko durumlarına göre. mal ya da emlak alındığında veya mahsullün bereketi için de verilir. hem önce hem de sonra.Nazım Efendi’ye göre sadaka. Veinstein Gilles. günümüzde ikame edilmeye çalışılan sigorta sistemi. İslam Işığında Günün Meseleleri. zaruri durumlarda üye olunabilir. kalan bedel yine sigortalılara aittir. zorunlu olunması durumunda sigortadan istifade etmek caizdir. kültür ve sanattan. Tasavvufta Kırk Makam. Belirli bir müddet içinde yatırılan para ile bunun geliri. kulun. Dolayısıyla ihtiyaç sahiblerine rıza -ı ilahî gözetilerek yapılan infaklar. ss. düşenleri kurtarma mesuliyetiyle. s. Sufî 322 . üyelerin tamamı adına nemalandırılır. düğün. İmam-ı Birgivi. sigortalıya yapılan ödeme. faiz geliri gibi haram yollarla yapıldığından ve sigortalılardan her yıl yeniden prim istediğinden.1669 Hakikat 1665 1666 Kıbrısî. yüzyıldan itibaren sosyal hayattaki bu etkisini kaybetmiştir. Hayreddin. Bkz. bir görüşe göre. Farklı bir ifadeyle bu sistem içerisinde bir şirket işletmek caiz değildir ancak. hakikat ve marifet açısından bakarak. 19. İstanbul 1999. kitlesel çözüm arayışı ve hizmeti içinde olur. tarikatların oynadığı rol. Gerçek Hayat. (Bkz. Kitabevi. sadaka ve vakıf gibi müesseselerinin yerine. batınına (hakikate) giden yol olarak tanımlanan tarikatta insan. şeriat. Meydana gelecek zarar ve hasarlar. din-i İslam’ı ayakta tutan müessesedir. İlim. bazı zararların tazmin edilmesi yönünde. İstanbul 2003. 110.

Cennet ehlinin ferahı ebedidir. Bkz. nimet bitecek. Cenâb-ı Hakk’ın divanına yüzün ak çıkasın.ilmi açısından bakıldığında. Cennet ehli de günlerimiz azalıyor.. naru’l-hasretle yanma… Dünyadaki hayatını Allah için kullan. ss. kulun iradesi. Mesela bir sohbetinde Şeyh Nazım. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar. Mizan başında sonra hüsran olma. Kıbrısî. 1670 Bu tezde bkz. asli vazifeleri olan insan ruhunu terbiye etmeye devam etmektedir. 1672 Aynı eser. bunları en temel düzeydeki bilgilerle ele almıştır. 70-71. sadece temizler girebilir…1671 Katrilyon kere katrilyon sene cennette kaldınız. ne sigortada sisteminden ne de kuldan bahsedilir. Yani buraların ebedi ya da fani olmaları üzerinden şöyle ifade edilmiştir: “Uyumanın. yokluk makâmı olduğu için orada. tarikat terbiyesine devam eder ancak. bu durumu evliyanın tasarrufu ile ifade etmiş ve izinsiz bu tasarrufun kullanılamayacağını ifade etmiştir.”1672 Bu ifadelerde de görüldüğü üzere. yorulmanın. 67. 1671 el-Hakkânî. Kıbrısî.. Cehennem ehline şu kadar trilyon cehennemde kalacaksınız ve çıkacaksınız dense çok iyi bize hiçbir zararı yok derler… Cehennem ehline sonu görünmeyecek bir rakam bile verseler. Farklı bir ifadeyle nefis tezkiyesi ve tarikat terbiyesi ile hakikat ve marifet ilmine ulaşan velî kul. İstanbul 2004) 20. ne tazmin edilecek zarardan. Ebediyete Davet. hakikat ilmine ulaşan kulun tüm işlerindeki dayanağı ve sığınağı sadece Allah(cc) olur. Murad -ı İlahînin aksine ceryan edemez. Hakiki tevhidin yaşandığı bu makâm. günlerimiz azalıyor diye sevinirler. manevî tasarrufuyla (kitlesel) sorunlara çözüm üretmez.. sigorta sistemi gereksiz olur. sığınılan ve matlub olan tek şey Allah (cc)’tır.1670 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin İslam anlayışı daima hakikat ve marifet derecelerinden olmamıştır. ss. Rabbinin iradesinde kaybolmuştur. Çünkü hakikat ehli için. Cennet ve Cehennemi konumlandırırken. Tasavvuf Sohbetleri. Yay. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışı içinde düşündüğümüzde kul. bu hakikat ilminden sonra marifete ulaşır. Bununla birlikte tarikatların toplumsal değişimleri. insana hiçbir eziyetin olmadığı Cennette. kendisi için. 76. insanı dış dünyanın tesirlerinden kurtarma ve iç dünyadaki mutlak hakikate ulaştırma hizmetini sürdürmektedir. s. 66. dünyanın başından sonuna kadar kibrit çöpünün yanıp sönmesi kadardır. İslam anlayışı içerisinde dünya. yüzyılda oluşan sigorta ve bankacılık sistemine alternatif bir sistem geliştiremese de tarikatlar. ebedidir. acıkmanın. Bu dünya hayatı. Aldanma. Yani marifet ilmi açısından bakıldığında. şeriata muhalif olmaz. Çünkü cennet. izin verilmedikçe. Bu manada tarikat. 323 . ihtiyarlamanın olmadığı. Peki sonra ne olacak?. Allah için çalış. Farklı bir ifadeyle hakikate vasıl olan kul. biz dışarı çıkacağız diye kahırlanır… Dünya hiç manasındadır.

el-Müfredat. Anlam olarak. Isfehanî. 226. Mesela “Sizi. Enes. 28. Bu kökten türeyen ve hidayete erdirici anlamında olan el-Hâdi kelimesi Allah’ın isimlerinden biridir. İbn Mace. MEHDİ/DECCÂL ANLAYIŞI: c. 1677 Ra’d: 13/7. ism-i mefuldur. İslam öncesi toplumlarda.1. Bakara: 2/143. ehl-i sünnet anlayışının en temel inançları arasındadır. s.1678 Malik b. hidayete ermek. 540-542. yol göstermek. Allah(cc)’ın yol göstericiliğine delalet eden bu kelime1676 ve Hz. İslam kültüründe bir kurtarıcı olarak kavramsal bir anlam kazanmadan önce. TDV İA. s. Raşit ve Mehdi halifelerin yoluna teşvik ederim. İlim.dünya. Müslim ve Nesâi gibi hadis âlimlerinin rivayetlerinde ve İmam Malik’in Muvatta’sında da Mehdi(as) ile ilgili hadis rivayeti yer 1673 Firuzebadî. Nahl: 16/36. 1674 Tirmizi. 241. Rum: 30/53. farklı isimlerle doğru yolu gösterecek ve adaleti sağlayacak bir kurtarıcı beklentisi olmuştur.1673 Mehdi ismi. Ta’rifât. 212.1677 Bununla birlikte hidayete eren anlamında mühtedi kelimesi. Kamûs. Cürcanî. 6/42. kelime anlamı olarak “hidaye” masdarından türemiş. bu kökten türetilmiştir ve Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilmiştir. 1678 A’raf: 7/178. Bu kurtarıcı İslam ile dini bir anlam kazanmış.1675 Mehdi kavramı Kur’ân-ı Kerîm’de bulunmamaktadır. cennet ve cehennem mevzuundaki beyan. 15. c. dini ve siyasi liderleri. ifade etmek için de kullanılmıştır. 369-370. Hac: 22/54. Sarıkçıoğlu Ekrem. Mehdi. Peygamber(sav)’in bir vasfı olarak da zikredilmiştir. s.”1674 hadis-i şerifindeki mehdi halifelerden kastın. Mehdi: Mehdi kavramı. ss. 59. ilk dört halife olduğu açıklanmıştır. manalara gelir. gerçek dine erişmek anlamına gelmiş ve Mehdi ismiyle anılmıştır. hidayet. Buhârî. 16/2676. c. Benim sünnetime sarılmaya. 1676 Furkan: 25/31. rehberlik etmek vb. En’am: 6/90. Mukaddime. doğru yolu bulmak. 1675 İbn Manzûr. c. Lisânu’l-Arab. 324 .

Ahmet. 1681 Gerek Sünnî. ehli sünnet görüşüyle arasındaki kesin çizgiyi teşkil etmiştir. gerekse Şiî âlimlerince Mehdi’nin. sosyal.. 138-139. 325 . ss. Şiîlikteki ve Şiî fırkaların itikadî çerçevesine nisbeten farklılaşmaktadır. Yay. Seyyid Muhammed Hüseyin. ss. bir hükümdar manası kazanmıştır. İslam’da Şi’a. Şiilik inancından ve onun fırkalarından çıkmıştır. ya da ahir zaman alametleri arasında kısaca değinmişlerdir. bedâ (Bir şeyin yaratılışının aksi yönde zuhuru etmesi). haz. Bununla birlikte Mehdi anlayışının Sünnî itikad çerçevesindeki yeri. Eser Matbası. Buna bağlı olarak Mehdi’nin. 1682 Yavuz. 371-374. hadislerin sened ve metinlerindeki problemleri. Allah(cc) tarafından doğru yola iletilmiş. Ebu Davud. 105-230. vas’i (İmametin Nübüvvet’e varis olması). kendi görüşlerini savunmuşlardır. Mehdi anlayışı kabul görmezken. hulûl (İlahî ruhun intikali). Peygamber(sav)’in.. ahir zamanda gönderileceğine ve Müslüman bir dünya düzeni kuracağına inanılan bir şahıs. Ahmet Emin. 1683 Seyhan. 1679 yaşantılarına ve günlük alışkanlıklarının detaylı Müslim’de yer alan bir hadis-i şerifte Hz.1682 Hadis tahkiklerine dayanarak Mehdi(as)’yi ve ahir zaman hadislerini kabul etmeyenler. rivayetlerdeki farklılıkları ve bazı ravilerin zayıf olmalarına istinaden.almadığından dolayı. Tüm hadis çalışmalarında olduğu gibi. Ter: Zakir Kadiri Ugan. MEB.. Nusayrilerin İnanç Dünyası ve Kutsal Kitabı. Mukaddime. Samsun 1994. İslam tarihinde lider kabul edilen kişiler olarak ilan edilmiş ve kabul edilmiştir. Yusuf Şevki. Tabatabaî. ailevî. tahlillerine dayanmaktadır. Mehdi kişiliğini kabul etmeyen âlimler tarafından savunulur. 28.1681 Bu anlayıştan dolayı Sünni kelamcılar ya bu mevzuya hiç temas etmemiş. hudûsü’l-ilim (İlahın bir şeyi sonradan öğrenmesi). Hanbel.: Bahri Akyol. Yezidiler. Hâkim ve Taberanî gibi muhaddislerin rivayetlerine dayanılarak da Mehdi anlayışı kabul görmüştür. Cenâiz. Bu manada Şiîliğin bazı aşırı fırkalarında görülen. Ebu Seleme’ye(ra) dua ederken “Allah’ım O’nun derecesini mehdilerin derecesine yükselt” dediği nakledilmektedir. İstanbul 1997. TDV İA. İbn Mace. Müslim. Bu anlayış zaman içinde. Bu görüşlere göre İslam tarihindeki Mehdilik inancı. teşbîh (İlah ile kul benzerliği). Hadislerde Kıyamet Alâmetleri (Envâru’l-Âşikîn Örneğinde). İslam İnancında Mehdi Md. tenâsüh (ruh göçü) ve ibâha (Haramları helal sayma) gibi anlayışlar. İstanbul 1989. Tirmizi. Esra Yayınları.1683 1679 1680 İbn Haldun. Sinanoğlu. Tafsilatı için bkz. Ahmed b. amelî. 7. Abdülhamit. rec’at (İmamların gözden uzaklaşması ve geri dönmeleri). 2. c. Tuğra Ofset.1680 Bu gibi hadislere istinaden Mehdi. c. hadis ravilerinin ilmî. Isparta 2006. İslami Kültür ve İlişkiler Mer. itikadî. ss. ahir zamanda geleceği ve dünyayı adaletle dolduracağına inanılmaktadır. hicri üçüncü (miladi dokuzuncu) asırda ihdas edildiği yönünde görüşler. Turan. Mehdi hadislerinin kabulü ya da reddindeki kriterler. İstanbul 1998.

Niyazi-i Mısrî (v. zaafın yerine kuvveti getirecek kişi olarak kabul görmüştür. Muhyiddin İbn Arabî (v. 5/92. c. İbn Haldun. 853/1449) ve kardeşi Ahmed-i Bican (v.. Özellikle sosyo-kültürel altyapısı bu duruma müsait olan Hint topraklarında. 151. s.1684 “Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah. Kaşanî’ye göre Mehdi(as). 2.. Şevki.371. MEB Yay. 320. Muhyiddin İbn Arabî ve ondan sonraki tasavvuf çevrelerinde Mehdi(as). s. İslam coğrafyasında Mehdilik iddiasıyla ortaya çıkan kişiler de olmuştur. 1106/1694)’nin divanında1688 ve iki kardeş olan Yazıcızâde Mehmed (v. yeryüzünü adaletle dolduracak. 544. 638/1240). 1688 Mısrî Niyazî. Envâru’l-aşıkîn. 155. Sadreddin-i Konevî (v. mekânda kabz/bast. s. 910/1504) ve onun takipçilerinden olan Alâî (v. Sünen. 1685 Ebu Davud. zamanda tay/neşr tasarrufuna sahib zat olduğundan sahibu’zZaman olarak da anılır.Mehdi(as) inancını savunanlara göre Mehdi(as). Abdullah Niyazî (v. kendisinden önce zulüm ve haksızlıkların hâkim olduğu bir zamanda zuhur edecek ve yeryüzünü adaletle dolduracak kimsedir. fakirliğin yerine zenginliği. Marif Kitaphanesi. 140-147.”1685 hadis-i şerifi bu anlayışa istinad edilen naslardan biridir. 1689 Yazıcızade Mehmet. Tasavvuf ve Tarikatlar. Mehdi Seyyid Muhammed (v. benim Ehl-i Beytimden (soyumdan) bir zatı gönderecek. 1684 Yazıcıoğlu. 673/1274) ve Abdurrahmân-ı Camî (v.1687 Bu anlayış. 589/1193). 870/1465)’ın eserlerinde de mevcuttur: “Olısar Mehdi’ye İsâ mülakaat Ezan okuna çünkim ola evkaat Diye Mehdi ki Bismi’llah imamet Senindir kıl kim okundu ikamet…”1689 Misallerde görülen Mehdi(as) bekleyişinin yanı sıra. cehaletin yerine ilmi. Istlahâtu’s-sûfiyye. ss. Mukaddime. s. İstanbul Tarihsiz.: Ahmed Çelebioğlu. yeryüzü zulümle dolduğu gibi o. 898/1492) gibi zevatın kanaatlerinde Mehdi(as) anlayışı mevcuttur. ?)’nin yanı sıra. 1687 Yılmaz. 1686 Kâşânî. İslam İnancında Mehdi Md. 671/1273). s. Muhammediye. İstanbul 1996.1686 Mutasavvıflar arasında Feridüddin-i Attâr (v. Mevlanâ Celaleddin-i Rumî (v. ss. Allah’ın(cc) kendisine vereceği kudretle zulmün yerine adaleti. 326 . Tam ve Tekmil Divânı. 506-507. Sad.

Bkz. ss.?) ve Meyan Mustafa (v. Hâfızuddîn Ebû’l -Berekât Abdullah İbn Ahmed en-Nesefi’nin (v. Yine bu anlayışın. 714/1314) “Kitâbu’l-Burhân fî Alameti’l-Mehdiyyi’lAhiri’z-zaman.com/?page_id=2563. Ethem. Mısır’da Heytem denilen yerde doğduğu için Heytemî. Muhyiddin İbn Arabî (v. 709/1310) talebesidir. Şeyh Şerafeddin Dağıstanî’den Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Adetleri.. Ahmed bin Muhammed’dir. Erkam Yay. Hakkâniyye’de. detaylarıyla birlikte ele alınmıştır. İstanbul 1999. Mehdi(as)’nin zuhur edeceği ve içinde bulunacağı dönemin alametleri ile Mehdi(as)’nin fiziksel ve kişisel özellikleri. Künyesi Ebu’l-Abbâs. 985/1577) gibi zâtlar. 1970’lerden beri onun sohbetlerine konu olmuştur.1566/974) “El-Kavlu’lmuhtasar fî Alamati’l-Mehdiyyi’l-muntazar”. 638/1240) “el-Futûhâtü’l-Mekkiyye”. Şeyh Abdullah’tan Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Âdetleri. 1690 1691 Cebecioğlu. lakabı Şihâbüddîn’dir. Nakşibendi-Hakkânî internet sayfasında paylaşılmaya başlanmıştır. İmâm-ı Rabbanî Hareketi ve Tesirleri. 1694 Adı. Şeyh Abdullah ve Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî tarafından da önemli bir bahis konusu olarak ele alındığı bilinmektedir. Kıbrısî’nin Amerika vekili olan Şeyh Hişam tarafından yazılmıştır. Mekke’ye yerleştiği için Mekkî nisbeleriyle tanınmıştır. 1034/1624)’den sonra da. bu coğrafyada.1692 Hakkâniyye içerisindeki Mehdi telakkisinin naslara dayandırılarak ele alındığı “The Approach of Armageddon” adlı eser. 1692 http://www. mehdi enflasyonu yaşanmıştır. 1693 Mâverâünnehir bölgesinin yetiştirdiği âlimlerdendir. Hakkâniyye meşayıhı içerisinde.1691 Mehdi anlayışının isnat edildiği hadisler ve bu hadislerin şerh edildiği kaynak kitaplar 2010 yılında. Giriş.naksibendihakkani. 41-44. mehdilik iddiasında bulunmuşlardır. Bununla birlikte İmâm-ı Rabbânî (v. Dedelerinden birisinin ismine nisbetle İbn-i Hacer nisbesiyle meşhur olmuştur. Bu tâli eserler içinde en sık kullanılanlar şunlardır: Ali bin Hüsamüddîn1693 (v. Heytemî Ahmed İbn Hacer-i Mekkî1694 (v.1690 Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışı içerisinde önemli yer tutan Mehdi anlayışı. 327 . bir kısmı da bu asli kaynaklardan istifade ederek şerh içeren tâli eserlerden oluşturulmuştur. Bu kaynaklardan bir kısmı direkt olarak aslî hadis kaynaklarından belirtilmişken.

Hazret (Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî) bana bunu da söyledi. Hz. Dolayısıyla Hakkânî varlığa ait parıltılar zuhur edince.1701 Bursevî ise Hakk’ı. Mezâlim. bu ayetle alakalı olarak şöyle izah edilmiştir: “Bu ayetin sırrının hakikati. Kâbe’deki putları kırarken “De ki: Hak geldi. s. Ali(ra) ve Hz. Kâbe’deki putları temizleyen Hz. Mehdi’de ortaya çıkacaktır. Rûhu’l-beyân.1697 Bu sırrın ortaya çıkması. Yeryüzünde bâtıl namına zahir ve batında bir şey kalmayacaktır. bâtıl kayboldu”1699 ayetini okumuştur. Sahibü’z-Zaman olarak da anılan Mehdi(as)’nin ilmî kudreti. c. 1699 İsrâ: 17/81. Bâtıl ise beşeri ve mümkün varlık olduğundan. 245.”1696 Nazım Efendi bâtılın yok oluşunu. Bu sırların bir kısmını Hz. Peygamber. hakiki manada tecelli edecek ve gerçekleşecektir. understandingAwliyah-Genny(mp3). ıstılahtaki bu tefsirler üzerine bina edildiği görülmektedir.com.1700 İbn Meserre (v. el-Müntekâ. Mehdi(as)’nin gelişi ile zuhur edecektir. Ebu Bekir(ra) vesilesiyle bugüne intikal etmişse de tamamı. tereddüttü olmayan Kıbrısî. Şüphesiz bâtıl yok olmaya mahkûmdur”1695 ayeti. secretsMiraj-1-102406. Cihad. 1702 Bursevî. ezel ve ebed olan varlık olarak tanımlamıştır. Kıbrısî. Cibril(as)’in dahi bilmediği Kur’ânî sırların verildiği bir makâmdır. Allah(cc)’a mahsus olan şeydir. 1697 Aynı eser. Tasavvuf Sohbetleri. MSH-47- 328 . Miracdaki Kâbe Kavseyn makâmı. 319/931)’ye göre Hak. 135. cehaletin yok olması ve ilmin insanlar üzerinde hâkim olması olarak açıklamaktadır. s. Mehdi(as) geldiği zaman. Müslim. 238. Hz. Peygamber(sav)’e mahsus olan. s.sufilive. 135. sabit ve vacib olan. bâtıl zail oldu. yanında mevhum ve mümkün varlık kaybolur. 1701 İbn Meserre. ss. 87. Hz. 11.sufilive. Allah(cc) için. 1695 1696 İsrâ: 17/81. Hakk’ın ahir zamanda zuhurunu. Bu sohbetler ses ve video arşivimizde mevcuttur. Bununla birlikte içinde bulunduğumuz zamanın ahir zaman olduğu hususunda.Nazım Efendi’ye göre “De ki. Hatta bâtılı kalbinde tutan kimseyi de süpürüp götürecek. 1700 Buhârî.1698 Mekke’nin fethinden sonra Hz. Bâtıl ise O’ndan başkası için olan şeydir. 244. Hak geldi. 32. www. 1698 www.com. Bu ilim her kişide iman derecelerine göre farklı derecelerde zuhur edecektir. zeval ve fenâ kabul eder.1702 Şeyh Nazım’ın hak ve bâtıl anlayışı. Kıbrısî’nin mirac anlayışıyla da ilişkilidir.

dünyanın zevk ve lezzetlerine değişmez. Ana. dünya ateşi içerisinde yanarken bile zevk duyacağını. Bu ateş. perde olarak zâhirde bir göz bağıdır. Ana. Bu sırrın kalbleri dolduracak hakikat bilgisi olmasından hareketle. ilahî zevki temaşâ etmeyle başlamaktadır. Ana. Rumî. Allah(cc) sevgisine perde olmaktadır. Fakat hakikatte mâna yakasından baş çıkarmış. madde sevgisi. Senden doğarken ölümü görüyordum. Nitekim inandığı gibi yaşamayan kul. temaşânın zevkini. gel de Allah’ın burhanını gör ki. Benzer şekilde Mevlâna Celâleddin-i Rumî’ye göre hakikat bilgisi. Mehdi(as)’nin gelişi ile kalblerde zuhur etmesini beklediği sırrın mahiyetini belirtmemiştir. dünya hayatının fâni. Hâris el-Muhâsibî (v. Muhasibî’ye göre bu durumun sebebi. inancının gereği taat ve ibadeti bildiği kadar tatbik ederse ve bunu gayretle bir tabiat haline getirirse. Bu temaşaya dalan Mü’min. bu suretle Hak haslarının zevk ve işaretini de göresin. şöyle ifade etmiştir: “Kadın. Ancak Mü’min. Burûc Sûresi nde bildirilen kıssa1704 üzerinden.1703 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. hakikatte ateş olan. Başka bir ifade ile kulların gönüllerine yerleşen mâsiva sevgisi. Hâlbuki senden doğunca havası hoş. Bu manada putların. ahiret hayatının bâki olduğuna iman eden kulun. 243/892)’ye göre ahirete ait manevî zevklerin dünya hayatında bilinmemesinden dolayı. senden ayrılmaktan pek korkuyordum. Nefsini Bilen Rabbini Bilir. iman dâhilinde bildiği ile amel etmemesinden kaynaklanır. gönüllerindeki masivaya ait muhabbetleri temsil ettiği görülmektedir. bu ateşe gir de ateşe benzeyen suyu gör! Ateşe gir de ateş içinde gül ve yasemin bulan İbrahim’in sırlarını gör. Gerçi zâhirde ateş içinde isem de ben burada iyiyim. bize sırrın ve hakikatin çerçevesini göstermektedir. onun gönlünü temizler ve onu hevânın putlarından arındırır. Burûc: 85/4-9. gel. Simdi şu ateş içindeki 1703 1704 Muhâsibî. Mehdi(as)’nin zuhuruna benzetmiştir. 329 . fakat zâhiren suya benzeyen bir âlemden çık. hakiki hayata ait zevkleri dünyada tadan bir çocuğun. Muhasibî’nin görüşü. fıtratlarındaki Allah(cc) muhabbetine galib olmaktadır. Allah(cc). Bu arınmaya bağlı olarak mü’min. ss. rengi güzel bir âleme gelip dar bir zindandan kurtuldum. zuhur etmiş bir rahmettir. ilahî muhabbetin zevklerini temaşâ eder.Peygamber(sav)’in zuhuru gibi. hoşum. put önünde secde etmek isteyince çocuk ateş içinde ‘Ben ölmedim’ diye haykırdı. 44-45. zaman içinde yaşadığı gibi inanmaya başlar.

1711 Nursî. 244. Emirdağ Lâhikası. O da onu doğruluk ve adaletle doldurur.”1708 ve “Bu Emir (yani Hz. 330 . ss.org/video/Bleif-In-Mahdi-082106. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. s. b. yeryüzünü adaletle dolduracaktır.1710 Nursî’ye göre.sükûn ve rahatı bulunca. bu tür vazifeler beyan edilmiştir. iletişim araçları bir araç olarak kullanılmayacaktır. Mesela..saltanat. Bu ateş içinde bir âlem gördüm ki her zerresinde bir İsâ nefesi var. Allah(cc)’ın varlığından haberdar etmek olduğunu. tüm insanlar tarafından mânen duyulacağı. ahir zamanda zuhur edecek Mehdi(as)’nin üç büyük vazifesi olacaktır. şeytanlar topluluğu o inancın içine şüphe düşüremeyecektir.. kalblere açılacak tevhîd için. insanların imanını kurtarmaktır. Söz Basım Yay. 5/93. Said-i Nursî’nin ifade ettiği kuvvete nisbeten daha çok manevî dinamikleri içermektedir. Tasavvuf Sohbetleri. www. İstanbul 2006. 1379/1960) göre. Mehdi) de insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi. 10/348. c. İstanbul 2006. tarikat-ı Hakkâniyye içinde sıkça 1705 1706 Mevlanâ. 1709 İbn Mace. Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî. Mehdi(as)’nin zuhur etmesinden sonra getireceği tekbirin. dünyayı ana rahmi gibi görmeye başladım.”1705 Allah(cc)’ın misak gününde herkesi bir vazife ile vazifelendirdiğini. Birincisi. 1710 Bediüzzaman. 129. Allah(cc)’tan haberi olmayan herkesi. Üçüncüsü ise Kur’ân ahlâkını tüm dünyaya hâkim kılmak ve Hristiyanlarla ittifak kurmaktır. 785-795. 1. 1708 Ebu Davud. Mesnevî. ifade etmiştir. Bediüzzaman Said-i Nursî’ye (v. 337-340. saltanat ve hâkimiyet lazımdır. 1707 Aynı yer. Kıbrısî.1707 “Mehdi bendendir. Söz Basım Yay. herkesin kendi rolüne uygun şekilde yaratıldığını ifade eden Kıbrısî. gayet büyük bir maddi kuvvet.”1709 gibi hadislerin geneline atfen. bu roller içinde Hazreti Mehdi(as)’nin rolünün. yeryüzü nasıl zulüm ve işkence ile dolduysa.1711 Nazım Efendi’ye göre Mehdi(as)’nin vazifesini yapması için gerekli güç. Sünen. s. Sünen. Mesela Kıbrısî’ye göre. İkincisi İslam Birliğini kurmak ve tüm dünya Müslümanlarının önderi olmaktır. Said Nursî. Kur’ân ahlakının esaslarını ve Peygamberimiz(sav)’in sünnetini icra ve tatbik etmek olan bu ikinci vazifenin ifa edilebilmesi için.1706 Nazım Efendi’ye göre Mehdi(as)’nin kalblere açacağı marifetten sonra.

. 1713 www.1713 Bütün bunlara göre Mehdi. Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. Bunlardan birincisi Mehdi hususundaki hadis-i şeriflerdir. O surette bizi beraberine aldı. keşfî tecrübeye dayandığı kanaatindeyiz. bilimsel doğrulanabilirliği söz konusu olmayan bilgidir. video.com. onun yüz yapısına da kimse bakmaya doyamaz. 1715 Nazım Efendi bu tecrübesini şöyle ifade etmektedir: “Biz Medine -i Münevvere’de iken Şeyh Efendi Hazretlerine bir haberci gelip Sahib’in (Mehdi) kendisini davet ettiğini söyled i.” Bkz.com. kalbî olan ve doğrudan bilgidir. Kıbrısî bu bilgiyi.g. Göz açıp kapayıncaya kadar oraya vardırdı. Mesela Mehdi(as)’ye ömrünün ilk altı aylık devrinde nakşedilen ilimlerin temelinin. s. kırk halifesi. Dolayısıyla bu. Bu manevî işaretlerin bir kısmı. Kucaklayıp öptüğü vakit yukardan öper. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. 1714 Kıbrısî. İşte. Nazım Efendi’ye göre bu makâm. Üçüncüsü ise bu hadislerin ve şerhlerinin delalet ettiği güncel hadiseler ve keşfî bilgilere dayanan manevî işaretlerdir. Tasavvuf Sohbetleri. 135. Kıbrısî’nin şeyhlerinden naklettiği tecrübeler iken. bu imanı “La ilahe illallah” ve “Muhammedun Rasulu’llah”tan açılacak bir damla sır olarak tasvir edilmiştir. Mehdi(as) Hicaz’da Necid ile Yemen arasında Rub’u’l-Halî çölünde bulunmaktadır. O makama indiğimizde Sahip oradaydı. Şeyh 1712 www. Kıbrısî. İkincisi bu hadislere yapılan şerhlerdir. Nazım Efendi’ye göre. bir kısmı da kendisinin manevî işaretlerine ve bunları teviline dayanmaktadır. 1981 yılında orada bulunan “Kubbetü’ş-Şüheda” (şehitler kubbesi) dediği bir makâmdan da bahsetmiştir. Cismanî vücut ile davet edildiğinde avcı kelbi ile çıkar (hâşa minel huzur).ifade edilmektedir.1712 Kıbrısî. a. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile birlikte yaşadığı bir ta-i mekân tecrübesi esnasında. yedi veziri ve Nebî Râzil ile oradadır. ss.e. Sahibüzzaman boylu boslu. bu tekbirden sonra gönüllerde açılacak imanın içine hiçbir şeytanın şüphe düşüremeyeceğini beyan etmiştir. Yemen ile Umman arasında uzanan bu çöl için hayat olmayan. video. Tay ile bizi oraya aldı. 100507-MI-MSH-PreparitionforCommingofMehdi. kimsenin geçemediği bir kum denizi olduğunu söylen Kıbrısî. şeyhimizle böyle kavuşup dedi ki: “Ya Seyyidi! Sizinle görüşmek için emrolundu.1714 Istılahta Nebî Râzil hakkında malumat bulunmamaktadır. 136-137. 331 . gayet heybetli. yürüyüşle değil. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur.sufilive. Yani.1715 Şeyh Nazım’ın Mehdi(as) hususundaki beyanlarının tamamını üç kategoride toparlayabiliriz. ahir zamanda imanı güçlendirecek bir kişidir. manen edindiğini söylemiştir. Sizi onun için davet ettik. 100507-MI-MSH-PreparitionforCommingofMehdi. meleklerin bina ettiği bir kubbenin altındadır ve Sahibü’z-Zaman.sufilive. Şeyh Nazım Kıbrısî’nin beyan ettiği bu bilgi.

Oradan ne kuş uçar.1718 Yüz ölçümü 620 bin km2 olan Rubu’l-Hali çölü.html. MÖ dokuz bin yıllarına kadar uzandığı ve bu tarihten kalma yüzey şekillerinin. Kıbrısî. Nazım Efendi tayy-i mekân tecrübesi ile ziyaret ettiğini söylediği bu mekânda bulunan mağarayı ve Kubbetu’ş-Şuheda makâmını şöyle ifade etmiştir: “Orada hayat namına hiçbir şey yoktur. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den naklederken. s. a. Kıbrısî’nin Rub’u’l-Halî çölünde yaşadığı manevî tecrübenin haricindeki diğer tecrübeleri ve Mehdi(as)’nin zuhuru ile ilgili tevilleri müstakil bir başlık halinde incelenmiştir.1722 Genel olarak yaptığımız. MÖ 30 yıllarında bir kentin..Şerafeddin-i Dağıstanî tarafından verildiği ve Mehdi(as)’nin altı aydan sonraki hizmetinin. Kayıp kent söylentilerinin olduğu bu çölde. devriye kuvvetlerini orada dolaşılırken kayboluşlarını ve onları aramak için o mağaraya giren bir bölük İngiliz askerinin kaybolduğunu ifade etmiştir. Orası seyyar kum denizleridir. bunlardan bazılarının bulunduğu. 1721 Bkz. 1990.waleg. http://www. uydudan tespit edildiği bilinmektedir. o mıntıkada bir makâmda duruyor. http://www. http://news. 136.1719 Bu bölgede yapılan bir arkeoloji çalışması sonucunda. içerisinde kaleler. 332 . su sarnıçları ve barınaklarıyla Ubar medeniyetinin bulunduğu iddia edilmektedir. dünyanın en büyük çöllerinden biridir.”1717 Şeyh Nazım ikinci cihan harbinden önce Suudi Arabistan’ın İngilizler tarafından işgale uğradığı dönemde. Kıbrısî. basın taramasında kaybolan İngiliz bölüğü ile ilgili habere rastlanmamıştır. insanların kaybolduğu. s. 51. mağaranın cin taifesi tarafından korunduğunu ifade etmiştir. 1718 Aynı eser. 1716 1717 Kıbrısî.com/news/three-men-missing-in-saudi-empty-quarter-2011-05-24 1722 Bkz.e.com/newspapers/Spoken Chronickle/July 16. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî tarafından yapıldığı yönündeki bilgiler.com/archives/024363. bahçe ve nehirlere kavuşmadıkça kıyamet kopmayacaktır” hadisi üzerine. Tasavvuf Sohbetleri.1716 silsile şeyhlerinin manevi tecrübelerine dayanmaktadır. Oradan geçmek memnu’.1720 Çöldeki yaşamın.g. s. bazılarının da bulunamadığı yer almaktadır. Orası bomboş bir yer. 1719 Bkz. kum fırtınasından sonra kaybolduğu iddialarını araştırmak üzere çalışmalar 1990’larda başlamıştır.tr. 1720 http://islamhukukusayfasi.emirates247. 135.google.1721 Çölle ilgili güncel haberlerde.gg /“Arap toprakları yeniden bağ. Mehdi(as). ne de kervan geçer. Nebatta yoktur.

Vaktu’l-Ani Ridattavî. Kemalu’d -din Ercahî. Aliye’d-din Semerkandî. Sıbgatullah-ı Tirmizî. Nizamu’d-dîn Şahanî. İbrahimu’l-azad.sufilive. Zekiu’d-din Helvanî. Samiru’l-Hak. İbrahimu’l-Nasavî. http://groups. Zekiyu’d-din’er-Reşafî. Ebu’l-Vasa Bediu’d-dîn. Ebu Rahimu’l-Keremî. Seyyid Keramu’d-din. Yusufu’s-sıddık el-Zercenî. Hammâd Ebu Şeyban Nasafî.com/group/naqshbandi/msg/1bd64b4fecdf7523. Bashiru’ddini’l-Baridî. Bisharatullahi’l-Lübnanî. Mürîdin El Kitabı. Nabibu’d-dini’lAtavî. Ebu’l-fukara Halid Lahorî.1724 Nazım-ı Kıbrısî ve Abdullah-ı Dağıstanî’den aldığı bilgileri nakleden Şeyh Hişam Kabbanî. İsmail San’ânî. Şahabu’d-dîni’l-Behrevî. Zeyne’l-Âbidin Rasafî. Ebu Süleyman Şarati’l-Harrav. “Mürîdin El Kitabı” adlı eserde de geçmektedir. Şeyh Hişam 2003 yılında. Yunusu’s-sanî. Mişabu’d-din Şarnubî. Burhanu’d-din Hazretullahi’l-Muhlas.google. Ebu Zeynel Murşî.com. Emacu’d-dîn Rabbânî. Abdulazimu’l-Harezmî.sufilive. Moinu’d-din. Ebu Usmanî Dujajî. Abdurvasiyu’r-Rıfaî. Yusuf Es-Sıddık. Keramu’d-dîn Heramî. Faru’d-dîn el-Azra. Şeyh Zekiyyu’d-din. kırk halifenin1725 de ismini zikrettiği bir sohbetinde.com. Atau’r-rageya. Sadraru’d-dini’l-Asharî. Burhanu’d-din Şazili. Nasru’d-din Dasukî. video. Mutiu’d-din el-Feredanî. Şeyh Nazım’a bu isimlerin zikredilmesi için ruhsat verildiğini söyleyerek. 333 . Buna göre Şeyh Şerafeddin. İmâmu’l-fukara emanu’lHak. 100307-MI-MSH-TheAgeofMahdiBegins. Sadiu’d-dine’s-şahavî. Zahidi’d-din Mannavî. http://groups. Arifu Tayyar El-Merufe’lMunhar Adi Saybani Ayan. 1724 Nakşibendî. Ebu Cafer İbn Hafî. Muhammed Sarafu’d-dini’l-Haddanî. Burhanu’l-kuramâ sultânu’l-evliyâ Gavsi’l-enam’dır. Ebu Cumla Ömer İbn Muhlas. Rumuzu’d-din Kurayye. video. Fakaru’d-dîn Haytemî. Samit Ebu İshak İttaurî. Azimu’d-din Tahkanî. 1727 www. 103. İmanu’l-Arifîn Emanu’l-Hak. Amenu’d-dîni’l-Ensarî. İmamu’l-Ahrar Abdu’r-Rezzâk. Şemsu’d-dini’l-Mehlevî. Habibullahi Fanavî. Zaine’l-Âbidin es-Sanusî. Ebu Meâli Vaymur Selâmi. 1725 Muhyiddin Tavafî. Abdu’r-Rauf el-Yemenî. Ebu Yahyâ Medenî. 1726 Kelimu’llahî Kurtubî. Amenu’llah Şekavî.google. Monjuru’l-Hakk Abdulhayyi’l-Kaşî. Sibagu’l-Ahrar.1727 1723 www. Ayrıca Bkz. Arifu’t-Tahayyar elMa’ruf bi Mulhan. Ruknu’d-dîn Bâkî. Lisânu’l-Mutekellimin Avnu’llah es-Sakavî. İbn Aşni’l-Cebavî. Seyyid Hasballah Burdancı. Ebu’l-Zabbari Bistamî. Ziau’d-dîn Kerkenî. Ebu Abbas Muhammed Sahip. Bediru’d-dîni Suyutî. Lutfu’l-lahi’l-Anaranî.Mehdi(as)’nin kırk halifesi ve vezirleri hususunda tafsilatlı malumatı Amerika vekili vermektedir. Tacu Arifin Nafiyu’d -din. Abdulata Ataullah Nebevî. Şakiku’l-Cuveyn. Ebu’l Hayyuti’l-Kuayyubî. Ayrıca Bkz. Ömeri’l-Hasnayiin. Abdulkadiri’lAvhadî. Zeynu’l-Abidin.com/group/naqshbandi/msg/1bd64b4fecdf7523. Abdullahi Yafeî. s. Abdî Cemretu’s-sabikîn. İmamu’l-Cebe Abdu’l-varisu’l-ceberrut. Muradu’llahi Cekir. 112003-lailatulQadr-Mahdi(as). İmamu’l-Vahiddin Ebu Kâsıme’s-sâcid. Ebu’l-Aşıkin Ahmedi’lMunji. Yasin Durrediu’d-din. Habibu’r-Rahman Ebu’l-fevarişi’l-Adabî. Mansuru’l-Vahavî. Muşkuru’d-din es-Semedânî. Abdu’r-Râhil Kufî. Babullahi Hacı. Sadarunî’s-sâcid. Ebu Hazfızu’l-Athar. Nasru’l -Hakk Ebu Zakvayni’l-Haveydî. Safiullah Murşi. Mucamurullahî Barakişî. Ebu’l -Abbas Er-Rasafî. İmamu’d-din Ebu Mevhebu’l-Harezmî. Bu isimler. Asani’l-Karmani. Ebu Davudu’l-Ebharî. yedi vezirin isimlerini saymıştır:1723 Şahamedu’l-Fardanî. Muhammedî Kayyimî’l-Kasaraî. Ebu Yusuf Hasballah Darkaşî. Celaluddîn-i Buharî. bu isimleri En’âm Sûresi’den üç ay zarfında tahric etmiş ve bu listeyi halifesi Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye vermiştir. Ebu İshak Nizamu’d -din Barvadî. Ebu Zekerya Ahmede’s-Saffa. Yakutu’l-kavvat. Bahau’d-dini Dehlevî. elli dokuz da yardımcının1726 ismini sayarak bu bilgilerin kendilerine Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’den tevarüs ettiğini bildirmiştir. Abdu’l-Hadil Askalanî.

dünyaya geldiğini ifade etmiştir. 1941 yılında. 1728 1729 Burkay. Mesela Nazım Efendi. Kıbrısî’nin silsilesinden tevarüs eden anlayışlarda. Ancak diğer taraftan. 220. Ali(ra) soyundan gelen bir kadınla evlendiğini söylemiştir. s. Abdurrauf el-Yemenî gibi benzer isimlerin içerisinde bulunduğu 49 ismi Şeyh Serafeddin-i Dağıstanî. misâk gününden itibaren ümmet-i Muhammed(sav)’e hizmet etmekte olan ricallerin isimleri olarak zikretmiştir. Mekke yakınlarında Vadi el-Fatıma denilen yerde. Kıbrısî’nin şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin birinci ve ikinci cihan harblerine tanık olmuş ve şeyhi Şerafeddin-i Dağıstanî’den bazı haberlerin önceden bildirilmiş olmasından dolayı. ya da sadece lakab olarak tesmiye edilmesine bağlı olarak 59 sayısı değişebilmektedir. Bazı isimlerin lakab ile beraber zikredilmesi. Ancak. kırk ile elli yaş arasının kırk diye hesaplandığını ifade etmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. Farklı bir ifadeyle nesebi. Kıbrısî’nin Mehdi(as) hususundaki ifade ve beklentilerinde bir değişiklik olmamıştır. Bu isimlerin zikredildiği sohbette. 19. 1981 yılında yaptığı bir sohbette. isimler arası duraklamalar esas alınarak yazılmıştır. beşeri bir kişilik. manevî bir şahsiyete delalet etmektedir. beşerî bir kişiliğe delalet etmiştir. beyan edilen vakitlerde zuhur etmemiştir. 1730 Kıbrısî.1729 Nazım Efendi. 59 yerine 68 olarak sayılmıştır. kırk olarak hesaplanması ise. ömründe geçen on yıllık zamanın. 334 . 138. Bununla birlikte Şehâmedu’l-Ferdânî.Kaynaklarda bu isimler ile ilgili malumatlara rastlanmamıştır. s. Batıda bir Nakşî Cemaati. Mehdi(as)’nin. Menâkıb-ı Şerefiyye. Vekili Şeyh Hişam ise 1980’lerde yaptığı bir sohbette Mehdi(as)’nin on sekiz yaşındayken Hz. Atay. bir manevi şahsiyete delalet ettiği de ifade edilebilir.1728 Mehdi mevzuunda Kıbrısî ve silsile şeyhleri tarafından muvakkat olarak beyan edilen bazı malumatlar. isimler arasında zikredilen lakabların kendisinden önceki mi. Mehdi(as)’nin kırk yaşında olduğunu. Dolayısıyla zikredilen isimler. yoksa sonraki isme idgam edildiği anlaşılmadığından. s. fizikî hususiyetler ön plana çıktığından.1730 Bu ifadelerden hareketle Kıbrısî’nin Mehdi telakkisinin. fiziksel görünümü evliliği gibi hususiyetleri göz önüne alındığında.

1734 http://saltanat. (Mehdi’yi) Burada mı görürüz. Şeyh Hişam’a göre bunlardan şüphe duyan mürîd derecesinden.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin.com.. kabir de mi görürüz Allahu â’lem”1734 1731 Mehdi’nin(as) Çıkış Alametleri başlığında belirtilen çok çetin bir cihan harbidir. şek ve şüphe duyulmayan bir tecrübedir. Kıbrısî bu harbten kısa bir süre sonra Mehdi’nin(as) zuhurunu beklemektedir. Mehdi(as)’yi görmeden bu dünyadan irtihal ettiler ise. o manevi şahsiyetin tecessüm etmiş kişisi olabileceği şeklinde telakki edilmesi. Dolayısıyla Mehdi(as)’nin zuhuru hususunda tevil edilen hadisatın beklenen zamanda tecelli etmemiş olması. tasavvuf anlayışında. GSS-6Blief-In-Mahdi-082106. maneviyatta Şeyhlerine bildirilen ve onlardan da kendilerine nakledilen tüm bilgiye. Kıbrısî’nin vekilleri tarafından bu anlayışın nasıl şekillendiği. Şeyh Hişam. şeyhe teslimiyet anlayışı önemlidir. önceki Mehdi(as) telakkilerinin bir manevî şahsiyet.1733 Kıbrısî’nin bu manayı tazammun eden ifadesi ise şudur: “. Şeyh Şerafeddin ve Şeyh Abdullah -ı Dağıstanî son nefeslerine kadar Mehdi(as)’yi bekleyerek ve dua ederek. Kıbrısî açısından. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. her mürîdin manevî makâmları nisbetinde elzem olduğunu ifade etmiştir.cihan harblerinin. Tam metni okunmadan bahsedilen bu hadis-i şerife getirilen izaha göre Sahabe-i Kiram. Bu anlayış. Peygamber(sav)’in sahabesine Mehdi(as)’yi göreceksiniz diye haber verdiği rivayet edilen bir hadis -i şerife istinad edilmiştir. Mehdi(as)’nin zuhuru için beklenen “melhame-i kübra”1731 olarak tevil edile ihtimali yüksektir. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. 1733 www.sufilive. şüphesiz iman etmenin. şimdi beklenenin ise.aspx.sufilive. Şeyh Hişam’ın bir sohbetinde açıkça görülmektedir. GSS-6Blief-In-Mahdi-082106.1732 Bu konudaki bir diğer görüş.. kuvvetli bir ihtimaldir. bu durum Peygamber(sav)’in emin sıfatına gölge düşürmez. Mehdi(as) mevzuunda da değişmemiştir. 335 . Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. Çünkü Sahabe-i Kiram(ra). Bu manada. Mehdi(as)’yi bu günün Mü’minleri olan torunlarının gözüyle görecektir. Dolayısıyla Kıbrısî’nin vekilleri ve müridleri tarafından bu mevzunun nasıl anlaşıldığı da önemlilik arz etmektedir. 1732 www. evliya ise makâmından düşer. kendilerine de bir bekleme modeli oluşturmuştur.com. Bununla birlikte Kıbrısî’nin ta-i mekân tecrübesinde görüştüğünü ifade ettiği Mehdi(as) ve kendisine şeyhinin verdiği haberler ise.

Nazım Efendi’nin ahir zaman ve Mehdi(as) mevzuunda müridlerine bulunduğu şu vasiyet. No. Buna göre manevîyatta ve maddiyatta kudreti sorgulanamayacak olan Allah(cc). Hiç merak etme. Ramûz el-ehadis. Bu hakikatlere bağlı olarak. Sabredersen o. işin sonuna dikkat ediniz… Olacak şeyden bize böyle söylenmiş iken bambaşka şeyler oldu diye taaccüpte kalmayın. O hareket buruk tatları tatlandırmak içindir. bu anlayışı. 1737 Firavun’un zulmüne maruz kalan kavmi için mahsun olan Musa’ya(as) Hakk Teâla o gece Firavun’u helak edeceğini bildirir. Ne olacaksa da. s. Firavun hâlâ yaşıyor” der. insanlarla belli bir sure eğlenmek için imanını açıklamasa bile helak olmamak için Musa’nın Rabbinden mühlet ister. olana pişman olmayın. Farklı bir ifadeyle Şeyh Şerafeddin. iman ettiğini.1738 Bu izahı destekleyici 1735 1736 İbn Mace. Hz. daru’l-imtihan olan dünyadaki tecelliyat. ondan üzüntü duymayın. 4082. 51. Gümüşhanevî. Kar üzerinde emekleyerek olsa da onlara iltihak ediniz. Şeyh Hişam. Musa(as) ile Allahu Teâla arasındaki bir kıssa1737 üzerinden izah etmiştir. Nereye müncer olacak. 298. Zira onların arasında Allah’ın halifesi Mehdi vardır. imtihan sırrı olarak bunların bir kısmını gizlemiştir. nereye munkalib olacak. Fiten. Kıbrısî. Mehdi’yi müjdelediği ve görmeyi beklediği halde göremediyse bu durum. Olan şeyden siz üzülmeyiniz. Şeyh Hişam’ın ifade ettiği anlayışa açıklama getirir: “Siz olacak işlere bakınız. bazen peygamberlere bile değişebilir niteliklerde arz edilmiştir. Yalnız size bir vasiyetim olacak.”1735 Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. İşin sonuna bakın. bu hadise muhatap olan sahabelerin Mehdi(as)’yi görmeden ahirete intikal etmeleri üzerinden. Onun için buruk buruk işler görülür. Tasavvuf Sohbetleri. Sabah Firavun’u yaşar halde bulan Musa(as): “Ya Rabbi. Hakkâniyye içerisindeki anlayışa bir yorum getirmiş olabilir. vekili Şeyh Hişam’ın 2008 yılında yaptığı sohbette görüyoruz. Hz.Bu anlayışa istinad edilebilecek bu hadis-i şerifin ne olabileceği açısından bakıldığında. cilve-i Rabbânîsi olarak mahlûka ait hakikatleri olduğu gibi aşikâr etmemiş. s. karnına sancı verir. bal olur. daha sonraki müridleri tarafından görüleceği anlamı da ihtiva etmektedir. O gece sabaha kadar dua eden Firavun. öyle şeylere aldırma. Sevban(ra)’dan nakledilen şu ifadeleri telaffuz edebiliriz: “Yakında size Horasan tarafından siyah bayraklılar gelecek. Ağaçlar ham olduğu vakit meyvesini ağzına alırsan ağzını burar.”1736 Nazım Efendi’nin 1974 yılında mürîdlerine yaptığı bu telkini anlamamıza yardımcı olabilecek açıklayıcı ifadeleri. Allah Teâla: 336 .

kimileri için bu bahis olmasa bile Hakkâniyye yolunun değeri değişmez. Peygamber(sav)’e Kâbe anahtarlarının rüyada teslim edildiği sene. şüphe etmeden tasdik etmektir. Mehdi(as)’in kendisinden sonraki asırda gelmesi durumunda da görüleceğini. 1742 Aynı eser. yani Mehdi ve şakirtleri Cenâb-ı Hakk’ın izniyle gelir. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. 394-401. 040709-Lefke-MSH-QA-HowtoprepareforMahdi. Said-i Nursî. Mehdi hususundaki hadis-i şerifler. geçmişte pek çok defa Şeyh önce Mehdi(as)’nin belirmesinin çok yakın olduğunu ifade edip. 1743 Aynı eser. 1738 www. Bkz. Hz. 1739 Tabbarâ. yanlarında olduğu zamanlarda bile Mehdi(as) ile beraberdir. şöyle ifade etmiştir: “…Ta ahir zamanda. Batıda bir Nakşî Cemaati. s. s. bu hadislere yapılan şerhler ve üçüncü olarak bu hadislerin ve şerhlerinin delalet ettiği güncel hadiseler ve keşfî bilgilere dayanan “Ya Musa! Sen uyurken Firavun bana iltica ederek. Bizler de kabrimizde seyredip. Sikke-i tasdîk-ı gaybî. 040709-Lefke-MSH-QA-HowtoprepareforMahdi. Mea’l-enbiyâ. 232.com.com. 244.mahiyetteki bir diğer misal ise.1743 Özet olarak Şeyh Nazım’ın Mehdi anlayışı. s. Mekke’nin fethinde görülmektedir. ss.sufilive. s. üç kaynaktan teşekkül etmiştir. Ben ona mühlet verdim” der. 219. hayatın geniş dairesinde.”1740 Ahir zaman ve Mehdi mevzûunun Hakkâni müridleri arasında nasıl anlaşıldığı da ehemmiyet arz etmektedir. mürîdlere haysiyet ve güven aşılayan bir olgudur. Benden mühlet isted i. Topluluk üzerine yapılan bir çalışmaya göre Mehdi(as) bahsi. hac yapılamayıp ve Hudeybiye antlaşması ile Medinetu’l-Munevvere’ye dönmesi1739 farklı bir misal olarak ifade edilmiş olabilir. o daireyi genişlendirir ve tohumlar sümbüllenir. www. Ruhunu kuşatan kafesten kurtulduğu için her yere ulaşabilir.1741 Mürîdlere göre Nazım Efendi.sufilive. Allah’a şükrederiz. asıl sahipleri. daha sonra bunun ertelendiğini söylese de asıl olan huşu. 337 . 368. 1740 Nursî. topluluğun son derece önemli olduğu inancını pekiştirirken. Mürîdlere göre. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. 1741 Atay.1742 Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisindeki Mehdi(as) öğretisi kimi mürîdler için en önemli bahis olarak görülürken.

338 . Çünkü cilve-i Rabbânîsinden dolayı Allah(cc). Bu anlayış çerçevesinde Mehdi(as) hususu. kemer burunludur. Peygamber(sav)’in alameti vardır. dişleri parlak olacaktır. Abdullah olan Mehdi’nin yüzü.1. gökyüzünde parlayan yıldız gibidir ve yüzünde bir ben bulunmaktadır. bir açıdan Hz.naksibendihakkani. 477. burnu ise ince. Orta boylu. O yeryüzünün daha evvel zulümle doldurulduğu gibi. mahlûka ait hakikatleri olduğu gibi aşikâr etmemiş. karnı büyük. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî (v. Buna göre adı Muhammed b. s. dünyayı adaletle doldurur. Peygamber(sav)’i tasdik. Çünkü Mehdi(as)’nin beklenmesi. Hanbel ve İbnu’l-Cevzî ve Ziyauddin-i Gümüşhanevî’nin eserleri kaynak gösterilerek belirtilmiştir. Mehdi’nin zuhuru hususunda beklenen hadiseler bu manevî tecelliyata bağlı olarak te’cil edebilir. zuhuru beklenen Mehdi ise. Mehdi mevzuundaki hadisler ve bunların şerhlerinin yanı sıra. 1355/1936) keşfi bilgilerine dayanan haberlere bağlı olarak manevî ve beşeri Mehdi(as) telakkisi görülmektedir.1. bir açıdan şeyhe teslimiyet ile bir sadakat ve bekleme imtihanıdır. İdaresi yedi sene sürer. aynı zamanda bir tasdik ve teslimiyet mevzûudur. manevi kişiliğin tecessüm ettiği beşeri kişiliği temsil eder. Tirmizî.1744 Bu özelliklerin ikisi.manevî işaretlerdir. Gümüşhanevî. Dolayısıyla Mehdî(as) hususunda tecrübe edilen keşfi bilgiler manevî kişiliği. iki uyluk arası açık. Ramûz el-ehadis.”1745 Nazım Efendiye göre Allah(cc). Mehdi(as)’nin Özellikleri: Hakkâniyye yolunda ve Nazım Efendi’nin ifadelerinde Mehdi(as)’nin fiziksel özellikleri Deylemî.com/?page_id=2563. âlim olarak adlandırılan kişilerin tesirsiz ilimleri gibi 1744 1745 http://www. alnı geniş. Hz. Mehdi(as)’ye hakikat membaından yedi yüz ilim vermiştir. Omuzunda Hz. Bu ilim. Ebu Davud. sakalı bol ve sık. imtihan sırrı olarak bunların bir kısmını gizlemiştir. Ahmed b. c. Ebû Said(ra) tarafından şöyle rivayet edilmiştir: “Benim Ehli Beytimden bir adam yeryüzüne hâkim olmadıkça kıyamet kopmaz. Onun alnı açıktır. 1393/1973) ve Şerafeddin-i Dağıstanî’nin (v.

istenilenin verildiği ve duaların kabul edildiği bir isimdir.1746 Bu konuda Kıbrısî’nin bir vekili. İsm-i A’zam. 1748 Neml: 27/39-40. Bu konuya ilmin kudreti yönünden değinen Nazım Efendi.olmayıp. karşılaşılmamıştır. Hak geldi. 13. İmâm-ı Rabbânî’ye göre Mehdi(as). 339 . ‘Ben onu (tahtı) sana. yüce Allah(cc)’ın İsm-i A’zamına tevessül ederek yaptığı duayla.com. 1750 İsrâ: 17/81. Dolayısıyla “De ki. Kur’ân-ı Kerîm’in sırlarıyla geleceğini. Bu görüşe göre ruhanileşme. bu benim Rabbimin ihsan ve ikramındandır…”1748 ayeti. Şüphesiz ben bunu yapabilecek güçteyim. Bu ayete verilen mânâ. Mehdi(as)’de bulunacağı ile ilgili bir tefsirle. s. manevî bir tasarrufa ve otoriteye delalet etmektedir. www. Hakikat-i Muhammedî ile Hakaikat-i Ahmedî’nin birleşmesidir.1749 Bu çeşit bir ilmin. Hz. Sohbet video arşivimizde mevcuttur. Şeyh Nazım’ın Mehdi(as)’de zuhur edeceğini beklediği ilme misal olması hasebiyle önemlidir. 1749 Kurtubî. Ali(ra) gibi velayet yönü ağır basacağından. ta’ayyün-i imkanilerin birleşmesiyle olur. Peygamber(sav)’in vefatından sonra ruhanileşen. sen yerinden kalkmadan getiririm. güvenilirim’ dedi Yanında kitaptan bir bilgi olan biri. ‘Ben onu Sana göz açıp kapayıncaya kadar getiririm’ dedi Onu (tahtı) yanında hemen hazır bulunca. Mehdî(as). Dolayısıyla Mehdi(as)’ye tecelli eden kuvvet. Timeofmehdi-AleyhiSalam-SecretofQuran. 182-190. âlem-i halk ve emirdeki. ss. tahtı getirmiştir. 134.1747 “Cinlerden bir ifrit. c. bu sırların ise kalbine Peygamber(sav) tarafından konduğunu söylemiştir. Hz. tevessül edildiği zaman. Asaf b. bu tasarrufunu. Tasavvuf Sohbetleri.sufilive. İmâm-ı Rabbânî’ye göre. Müfessirlerin çoğunun kanaatine göre. Benzetmeye göre 1746 1747 Kıbrısî. bâtıl zail oldu…”1750 ayetine verilen işarî anlam ile Mehdi(as) anlayışı arasında kurulan ilişki. Mehdi(as) telakkisinde ziyadesiyle. video. Hakikat-i Muhammedî’den alır. Mehdi(as)’nin. Neml Sûresi nde geçen ilim türündendir. el-Camiu li-ahkâmi’l-Kur’ân. İsâ(as)’ya bağlıdır. Mehdi(as)’ye verilen ilmin bu türden ilim olduğunu ifade etmiştir. bu ayette de görülmektedir. Sıddîklardan olan Berhiya. Berhiya'dır ve bu İsrailoğullarındandır. nezdinde kitap bilgisi bulunan kişinin adı.

diğer sufilere nisbeten nerede olduğunu görmemize olanak sağlar. Neml ve İsrâ Surelerinde zikredilen ayetlere atfen beyan edilmese de. alnı geniş. ruhullah ve kelimetullahtır. burnu ise ince. Mehdi(as)’nin bulunduğu makâmdan zuhur etmesinden sonra. şalteri şırak diye aşağı döndürdü mü. Hz. İkinci tekbiri ne radyo ne de televizyona gerek kalmadan magripten maşrıka bütün dünya işitecektir. diğeri Hz. velayet yüzü. O birinci tekbirde gider. Mehdi(as)’nin başı üzerindedir. hiçbir alet edevat işlemez. Mektubât. ifa edeceği işler. Mek.”1752 Özet olarak Mehdi(as)’nin beşer olarak fiziksel hususiyetleri ve manevi kudreti olmak üzere iki tür hususiyetinden bahsedilir. başlarının çaresine bakmak için paniğe düşerler. Kıbrısî’nin bu ifadeleri şöyledir: “Onun şimdiki makâmı Hicaz’dadır… Orada tekbir alındığında. Üçüncü tekbirde Şam’a ayak basılır. kâfirlerin kalplerine korku sarılır. ss. dişleri parlak olması fiziksel özellikleri olarak beyan edilmiştir. 1751 1752 İmam-ı Rabbanî.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. ilk tekbirde teknoloji diye bir şey kalmaz. Kâfirler kurtulmak. O da bir kutup elindedir. Ali(ra)’nin. Buna göre sakalı bol ve sık. Mehdi’nin zuhurundan sonra getireceği ilk tekbirde teknolojinin ve makina devrinin yıkılması. Ali(ra) ve Hz. insanların gönlünün imanla dolması. Makine devri diye bir şey kalmaz.1751 Her ne kadar İmâm-ı Rabbânî’nin bu görüşü. peygamberlik yüzünden daha kuvvetlidir. 340 . Çünkü İsâ(as). Kıbrısî. Kuvvet membaını bitirdi mi biter. Hz. dünyada adaletin hâkim olması beklenmektedir. no: 209. Şeyh Nazım’ın bu konudaki anlayışının.İsâ(as)’nın iki ayağından biri Hz.izleveindir. Bkz. 103-105. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. www. Mehdî(as) bu makina devrini yani teknoloji denilen insanlığı yıldıran ve kendisine taptıran sahte ilâhı yıkacaktır. Mehdi(as)’nin bu bağlarından dolayı velayet yüzleri daha kuvvetlidir. Yani kendisinde. Tasavvuf Sohbetleri. onun tasarruf ve kuvvetine delâlet etmektedir. Bu ise Mehdî(as)’nin manevî hususiyetidir. Allâhuekber! Bütün Mü’minlere hakiki îman nuru ve aslandaki gibi şecaat giydirilecek.

Bu savaş üç ay sürer ve dünya nüfusunun büyük bir kısmı telef olur. yedide altı nisbetindedir. dünyayı kapsayan ve üç ay süren büyük savaştır. dünyayı kaplayacak olan bütün zamanların en büyük savaşı çıkar. kıyamet alametlerinin gerçekleşmesi. “Mehdi(as)’nin Zuhuru ve İsâ Mesih(as)” başlığında incelenmiştir. İsâ(as)’nın nüzûlünden önce beklenen bu duruma bir misaldir. Bu kaynaklar göz önüne alındığında.. Daha sonra. 103-105.1. Müsned. Bir habere göre.2. daha muteber kaynaklarda ve daha fazla sayıda zikredilmiştir.”1754 hadis-i şerifi. Câmiu’s-sagîr. 3/211. Ölecek olanlar zalimler ve kâfirlerdir. Hz. Aynı zamanda dünyada teknolojiye hayat veren enerji yok olur. savaş biter. ss. Hanbel. Mehdi(as)’nin zuhurundan önceki alamet. Mehdi'nin zuhurundan önce. 2/492 341 . Suyûtî. Mehdi(as)’nin zuhur etmesi ve Hz. birlikte ele alınmış mevzulardır. Hz. Savaş durduktan sonra. Deccâl ve ordularına karşı gerçek cihadı başlatmak üzere Şam’a geri döner. şöyle ifade etmiştir: “Hz. Mehdi(as)’nin Zuhur Âlametleri: Mehdi(as)’nin çıkış alametleri. İsâ(as)’nın 1753 1754 Kıbrısî. Ancak Mehdi’nin zuhurundan sonra sırasıyla Deccâl’in zuhûru ve Hz.”1753 Mehdi(as)’nin tekbir getirerek zuhur etmesinden sonraki hadisat. Mehdi Şam ve Konya üzerinden İstanbul’a vararak Mukaddes Emanetleri teslim alır ve Deccâl’ın Horasan (İran)’dan ortaya çıkmakta olduğunu ilan eder. İsâ(as)’nın nüzulü hadiseleri arasındaki kronolojinin nasıl olduğu biraz daha göreceli olabilmektedir. Mehdi(as) Medine’de zuhur eder ve üç kere "Allahu Ekber" diye tekbir aldığında bütün ateşli silahlar durur. İsa’nın nüzulüne bir işarettir. kaynaklarda ahir zaman alametleri ve İsa Mesih(as)’in nüzûlü konularıyla bağlantılı olduğundan. Kıbrısîye göre tüm kıyamet alametleri. Çünkü bunlar birbirine bağlı gerçekleşecek hadiselerdir. Hak Dost 4.c. Kıbrısî. hem Mehdi(as)’nin hem de Hz. ayrıca Mehdi(as) mevzuna atfedilen naslardan. “Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır.. Ahir zamana ve İsa Mesih(as)’in inişine dair ayetlerin tefsirleri ve hadislerin tahricleri yapılmış. Bu hadiselerin genel hatlarıyla vuku bulacak tertibini. Mehdi(as)’nin ve Hz.

dünya doğu ve batı olmak üzere iki cepheye ayrılır. Kütüb-i Sitte. Tasrîh. Üç ile yedi ay kadar sürecek olan bu müthiş ve görülmemiş savaşta Benî Asfar kabilesi Amik ovasında1758 tamamen imha edilir. 2. Hz. Nitekim doğu’nun batı’ya karşı yapacak olduğu bu savaşta insanların yedide altısı telef olur. Bu manada Mehdi(as)’nin zuhurundan önceki savaş hususunda.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. dünyanın her yerini karışıklık ve kargaşanın kaplaması. 1758 İskenderun ilinde bulunmaktadır. 14. Kitâbu’l-fiten. şerh ederek şöyle nakletmiştir: “…Lakin ondan önce bir Melhame-i Kübra olur ki. Sülemi.nüzûlü beklenmektedir. Nuaym b. c. Suyûtî. Ali bin Hüsâmüddin’in (v. kadınlar ve çocukların dahi katledildiği fitnelerin yaşanması. 77. Bu kaynakların dışında kalan. Kıbrısî’nin diğer beyanları.1756 Kıbrısî’nin bahsettiği Mehdi(as) hadiselerine ve hususiyetlerine işaret edebilecek Buhârî ve Müslim hadislerini yeri geldikçe paylaşmaya çalışacağız. 972/1565) “Ölüm-Kıyamet. yolların kesildiği bir dönem olması. İkda’ddürer fî ahbâri’l-muntazar.”1759 Hakkâniyye’nin internet sayfasına göre Mehdi(as)’nin çıkış alametleri şöyledir: Fitnelerin çoğalması. 342 . ehemmiyet arz etmektedir. Mehdinin zuhur alametleri açısından. İsâ(as)’nın nüzulü hadisesi temel hadis kaynaklarının çoğunda etraflıca zikredilmiş. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Allah(cc)’ın açıkça inkar edilmesi. 1757 Gonca Yayınevi.Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri” adlı kaynaklardan nakledilmiştir. ahir zaman kurtarıcısı manasında zikredilmediğinden. Hz. Ancak Buhârî ve Müslim’de Mehdi ismi. Şeyh Nazım bu harb hususundaki hadisi. İran-Irak 1755 Keşmirî. haramların helal sayılması. (v. mescit ve camilerin yıkılması. yani Kıbrısî’nin Mehdi(as) telakkisini şekillendiren hadislerin önemli bir kısmı ise. 1759 www. İstanbul 1986. s. Müslümanlara baskının artması. Mehdi(as)’nin çıkışından önce yaygın katliamların meydana gelmesi.izleveindir. Adına ‘Büyük Budama’ denilen öyle büyük bir savaş olur ki. bu Benî Asfar (Rus) kabilesinin Türk kavmine saldırmasıyla başlar. Hammad.1755 Buhârî ve Müslim’de de bu nevi hadisler nakledilmiştir. Durru’l-mensûr. 1756 Canan. savaşın tarafları ve sonuçları. 714/1314) “Kitâbu’l-burhan fî alameti’l-Mehdiyyi’l-âhir zaman”1757 ve İmam Şarânî’nin.

yani ölüm artmadıkça. kıyamet kopmaz.1760 Buhârî’de kıyamet alametlerinden haber veren hadis-i şeriflerden biri şöyledir: “Ve kıyamet. zaman yakınlaşmadıkça (vakitler bereketsizleşmedikçe). Kıbrısî. Kabe’de kan akıtılması. aranızda mal mülk çoğalmadıkça… ve binalar konusunda insanlar büyüklük yarışı yapmadıkça. farklı telakkilere sebep olabilmektedir. Buna göre Mehdi’nin gelişi. umumiyetle tevil edilmiştir. Bu açıdan bakıldığında. Rabbuna ve Rabbu’l-Melâiketi ve’r-Ruh. dumanın zuhuru.1762 Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. doğu tarafından bir ateşin görülmesi. Mehdi(as)’nin zuhuruna delalet edecek bazı fiziksel alametlerden de bahsedilmiştir. karışıklık. Fiten. Kıbrısî’ye göre bu renkler. 101.com/?page_id=2563. fitneler hakim olmadıkça. 1763 www.sufilive. depremlerin çoğalması. güneşten bir alametin belirmesi.naksibendihakkani. Hz. video. büyük şehirlerin yok olması. çölde batan ordu ve tüm bu alametlerin arka arkaya gelmesi. Mehdi(as)’nin çıkış alametlerindendir. bir kişi bir kimsenin mezarına uğrayıp ‘keşke ben senin yerinde olsaydım’ demedikçe (intihar düşüncesi ve intihar artmadıkça) ve güneş batıdan doğmadıkça. zikirden çıkacaktır ve bu nurlarla dünya. ehl-i sema tarafında şu zikirlerle kutlanacaktır: “Subhâne zi’l-İzzeti ve’l-Ceberrût. gece gündüz aydınlanacaktır.com. 129. 343 . Subbuhun Kuddusun. 8. bilim 1760 1761 http://www. 100307-MI-MSH-TheAgefMehdiBegins. 25.”1761 Bu hadis-i şerifte de görüldüğü üzere. s. dinin şahsî çıkarlar için kullanılması. Kıbrısî’nin esas aldığı hadisler aynı dahi olsa. kıyamete dair hadisler. Mehdi’nin zuhurundan sonra ortaya çıkan nûr ile insanların şimdiye kadar görmedikleri renkleri göreceklerini beyan etmiştir. depremler çoğalmadıkça. Buhârî. Afganistan’ın işgali. Subhâne zi’l-Kudreti ve’lMelekût.savaşı. sahte peygamberlerin çoğalması. ilim (din alimleri ve ilimleri) kaldırılmadıkça. Tasavvuf Sohbetleri. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. kuyruklu yıldızın doğması. Ramazan’da ay ve güneş tutulmaları. 1762 Kıbrısî. bu alametler arasında yazılmıştır.”1763 Kendisindeki malumatın kaynağının Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî ve Şeyh Nazım-ı Kıbrısî olduğunu sık sık belirten Şeyh Hişam. büyük ve hayret verici şeylerin meydana gelmesi. bu konuda Şeyh Abdullah’tan bazı malumatlar nakletmiştir. semada yapılacak zikirden. mağripten maşrığa. Bununla birlikte Fırat’ın suyunun kesilmesi.

Sünen.com. yeri geldikçe vurgulamıştır. bu hadislerden hareketle yapılan şerhlere ve yorumlara dayanmaktadır. kendisinin ahir zaman hadislerini naklettiğini. tasavvuf ve dünya anlayışıyla birlikte gelecekle ilgili konuşmalarında da önemli yer almaktadır. Nazım Efendi’nin İslam. 2012 yılında yapılan görüntülü sohbet. gelecek zamanda zuhur edecek hadiseler ile yorumlayan Kıbrısî. kimilerine göre ise. 5/94. video arşivimizde mevcuttur. kimilerine göre tabiat kanunlarının değişmezliğine bağlı olarak imkân dairesi dışındayken. teknolojisi sıfırlanmış bir dünyada. o ortamda getirilen bir tekbirin. Bu hadislerin nasıl tevil edildiği. video.sufilive. Hakkâniyye’nin internet sayfasında Mehdi(as)’nin çıkış alametleri olarak özetlenen hadislerin bir kısmı kıyamet alametlerini tasvir eden hadislerdir. bu beklenti de imkân dairesindedir. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.1764 Mehdi(as)’ye yapılacak bey’at hususuna istinad edilecek hadis-i şerifler mevcuttur.1766 1970’li yıllardan beri Şeyh Nazım’ın güncel olayları ahir zaman hadisleriyle tevilini şöyle özetleyebiliriz: 1764 www. 1766 www. www. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur.izleveindir. ne şekildeki doğudan batıya duyulacağı. 1765 Ebu Davud. Dolayısıyla bu dinamik bugün için. müzikal bir titreşime sahip olacak bu ses dalgalarını duyacaklar ve evliyalar.adamlarını hayrete düşürecek. Bu manada maddenin atom yapısına dayalı köklü bir değişimden söz edildiği için. 100507-MI-MSH-PreparitionforCommingofMehdi. yeni ses dalgalarının zuhur edeceğini söylemiştir. ifade etmiştir. 344 . Mehdi(as)’ye bey’at edeceklerdir. Sünnetullah’ın dışına çıkan her mucizevi hadise gibi. Güncel hadiseleri. saltanat. Bu konuda İslam ulemasının çalışmalarında ve yayınladığı eserlerinde duyarsız ve yetersiz kaldıklarını düşünen Kıbrısî. Buna göre insanlar.1765 Ancak Mehdî’nin zikrinin ya da zuhur ettiğinde getirdiği ilk tekbirin. bu tevilinin kendisine ait keramet olarak telakki edilmemesi gerektiğini. o fiziki şartların gerçekleşmesi durumunda değerlendirilebilecek bir husustur.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. nasıl tüm insanlar tarafından duyulacağı.org/6 mayıs ilahi ihtar geldi.

şu ana kadar on binlerce kişinin ölümüne sebep olan ilk AIDS vakaları (Çağın Vebası) tespit edildi. komünist bölükler tanklarla öğrencilerin üzerine yürüdü. Kâbe basıldı ve çok sayıda Müslümanın kanı akıtıldı. Bangladeş’teki sel 25. Bu depremde 500 bin kişi evini terk ederken. Mısır Devlet başkanı Enver Sedat. Hindistan’ın Bombay kentinde bir fabrikadan sızan gaz 20. 1980’li Yıllarda Gerçekleşen ve Mehdi’nin (as) Zuhuruna İşaret Olarak Tevil Edilen Ahir Zaman Alametleri: 1980’li yılların başlarında başlayıp.naksibendihakkani. Eriyen kar ve buzun oluşturduğu çamur yüzünden Armero kentinin sular altında kaldığı afette 20.000 kişinin ölümüne sebep oldu. İsveç Başbakanı Olof Palme öldürüldü. Soğuk Savaşın sembolü olan Berlin duvarı inşasından tam 28 yıl sonra yıkıldı.com/?page_id=2563/17. 1986’da. Ukrayna’daki Çernobil Nükleer Santralında. Afganistan’ı işgal etti. Kuzey Kolombiya’daki Nevada Del Ruiz yanardağı 400 yıldır ilk kez patladı.1. Çin’de. Hristiyanlığın merkezi Roma’yı sular bastı.2011 tarihinde görülmüştür. 1986’da uzay mekiği Challenger. infilak etti.1.000 kişinin ölümüne yol açtı. Ermenistan’daki depremde kent harabeye dönüştü. Bu olayda.000 kişi öldü.1.1768 1767 1768 http://www. http://www. 2 bin öğrenci öldü.2. Sovyetler Birliği yıkıldı ve Gorbaçov’la birlikte Bağımsız Devletler ortaya çıktı.2. Mehdi(as)’nin zuhuruna delalet eden hadiseler olarak tevil edilmiştir.06.com/?page_id=2563/17. Hindistan Başkanı Gandi. şimdiye kadar görülen en büyük nükleer kaza meydana geldi. Jean Paul vuruldu. Mexico City şiddetli bir depremle yıkıldı.naksibendihakkani.1767 c. Papa II.c. Ozon tabakasının delinmesi. İki Müslüman ülke olan İran ve Irak arasında 8 yıl sürecek bir savaş başladı. Ruslar.2011 tarihinde görülmüştür. şu hadiseler. tarihinin en büyük orman yangını oldu. Irak’ın Kuveyt’i ilhak etmesinden sonra Körfez Savaşı başladı. Çin’de. ölü sayısı 40 bini aştı. Mehdi’nin (as) Zuhur Yılı Olan Hicri 1400 (Miladi 1979) Yılı Başlarında Meydana Gelen Büyük Olaylar: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin resmi internet sayfasında. 1986’da. 1989 yılında. fırlatılışından sonraki çok kısa bir sürede.06. 2500 yıllık İran şahlığı yıkıldı ve İran Şahı Rıza Pehlevî öldü.2. 345 . küresel iklim üzerinde çok olumsuz etkiler bıraktı.

İnternet sitesindeki bir videoda.4. http://www.1771 Şeyh Nazım’ın bu tarihleri öngörmede ebced hesabının da etkisi olduğu kanaatindeyiz.1. bazı Arap ülkelerinin siyasi yapılarını değiştiren halk olayları.2. Nazım Efendi tarafından haber verildiği görülür. Muhammed(sav) ümmetinin beş dönem olarak bildirildiği dönemin dördüncüsüdür. 1991 yılında. Tunus’tan başlayan Arap Baharı’nın zuhurundan önce. 346 . 2011’in Ocak ayında başlayıp. Ebola virüsü on binlerce kişinin ölümüne sebep oldu. Nazım Efendi tarafından Mehdi(as)’nin çıkış alameti olarak tevil edilmiştir. ancak.youtube. Şeyh Nazım ile paralel görüş ve beyanları bulmaktadır.2. Arafatta tekbiri aldı 2012 de temizliğe başlar”. milyonlarca kişi evsiz kaldı.com/“Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi Devletler çökecek !” İlgili sohbet. 2000’li Yıllarda Gerçekleşen ve Mehdi’nin (as) Zuhuruna İşaret Olarak Tevil Edilen Ahir Zaman Alametleri: Tunus Cumhuriyetinde. halka açık tebliğin çok yakın olduğunu 2012 yılı içinde beyan etmiştir.com/?page_id=2563/17.1. Irak petrol kuyuları yandı. Şeyh Nazım. Şeyh Nazım 1769 1770 http://www. uzak mesafelerden görülebilir yoğunlukta.naksibendihakkani.3.2011 tarihinde görülmüştür. 1990’lı Yıllarda Gerçekleşen ve Mehdi’nin (as) Zuhuruna İşaret Olarak Tevil Edilen Ahir Zaman Alametleri: 1990 yılında Mekke-i Mükerreme’deki tüneldeki izdihamda 1400’den fazla hacı hayatını yitirdi. siyah duman çıktı. Mehdi(as)’ın zuhuru mevzuunda. “cebabire” döneminin sonudur. video arşivimizde mevcuttur. Bosna ve Kosova’daki katliamda yüz binlerce Müslüman öldürüldü ve yüz binlercesi yurtlarından çıkarıldı. Mehdi(as)’ın Arafat’ta tekbir aldığını.com/ “Mehdi. halka açık tebliğin yapılmadığını. Türkiye dâhil birçok İslam ülkelerini saymış ve bu devletlerdeki rejimlerin değişeceğini ifade etmiştir. Kıbrısî’ye göre bu dönemin sonunda Mehdi(as) zuhur edecektir.1770 Kıbrısî’ye göre bu olaylar. Harun Yahya lakabıyla da bilnen Adnan Oktar. 120 binin üstünde kişi öldü. “Mehdi’nin Zuhur Âlametleri” konusunda belirtilen cebabire dönemi. Bangladeş’te meydana gelen sellerin sonrasında. ABD’nin Körfez savaşında.youtube. Kıbrısî bu haberi beyan ederken.c. 1771 http://www. El-Nino tüm dünya ülkelerine çok büyük felaketler getirdi.1769 c.06. Bu olayda.

226. gerçekleştiği yönünde pekçok tarihi vakıalar nakledilmektedir. 98.1778 Hz. ayetinin ebced hesabının göre 1993 yılına tekabül ettiğini belirtmiştir. Mâide. www. İsâ(as)’nın öldürülmesi. Cürcanî. s. yağlanmış. 1772 1773 http://www. İstanbul 2011.1775 İsâ kelimesi. 1776 İbn Manzûr. ss. s. 347 . isim olarak kullanıldığında İsâ(as) manalarına gelir. Mehdi(as)’nin Zuhuru ve İsa Mesih(as): Arap dili sözlüklerinin birçoğu Mesih kelimenin Arapça asıllı olmadığını İbranice’deki “Meşiha”dan geldiğini kabul etmektedir. göğe çekilmesi ve kıyametten önce yeniden indirilmesine yönelik Kur’ân ayetleri. Mü’minlere rehber olmuştur. En’âm: 6/85.com/En’am Suresinden ahir zamana ait ebced hesabı. Azhâb: 33/7. s. Nisâ: 4/156. 1777 Nisâ. benzemek anlamına gelen “a-yi-se” ya da “â-sâ” kökünden müştaktır. 5/ 17. Arafatta tekbiri aldı 2012 de temizliğe başlar” .2012 tarihinde görülmüştür. Bu hadiselerden çıkarılan sonuca göre. 110..Allah demişti ki: ‘Ey İsa. İsâ(as)’nın ahir zamanda nüzulü anlayışın temelini teşkil etmektedir. Kıbrısî’ye ait yayınlar arasında.1776 Hz. Kur’ân-ı Kerîm’in muhkemat olarak adlandırılan zahiri yönleri kadar. “. 52. günahlardan arınmış.. 13. İsâ Peygamber(as)’in ismi olan bu kelime. Mâide: 5/46.3.1773 Bununla birlikte. 497. güler yüzlü. 78. İbn Manzûr. 84. Lisânu’l Arab. 241. Nil Yay. silmek. 72. ben seni vefat ettireceğim. Kamûsu’l-muhît. “Mesih” kelimesi kök itibariyle Arapça’da. fiil olarak kullanıldığında ölçmek. Fethullah. 9/ 30-31. Âl-i İmrân: 3/45. 253.1. 136. 1774 Gülen.com/ “Mehdi. 1775 Firuzebadî. M.. Kur’ân-ı Kerim’de tek başına zikredildiği gibi. Meryem: 19/34.1774 c. Ta’rifât. 11. Tevbe. Şûrâ: 42/13 . Kur’ân-ı Kerîm’in batınından ebced hesabıyla çıkarılan bazı tevillerin.youtube.05.tarafından manevî oğul olarak bildirilen Oktar. c. Çizgimizi Hecelerken. 4/172. sıfat olarak kullanıldığında meshedilmiş. batınî yönleri de. Adnan Oktar’ın mehdi olduğuna yönelik bir beyan ya da imâ ile karşılaşılmamıştır.1772 En’am Sûresi 134.1777 Mesih ismiyle birlikte de anılmıştır. dailymotion. ayetinin ahir zamana işaret ettiğini ve 135.75. 1778 Bakara: 2/87. İşarî tefsirler kadar ebced ve Hurufilik de söz konusu batıni yönün muhtemel oluşuna delalet eder. seyahat eden. 9. Tevbe: 9/30. s. 205-225. c. Lisânu’l Arab. 55.

56-57. İsâ’yı geri çağırmıştır. İpek Yay. Mevdudi. s. İsâ’yı öldürüp astıklarını zannetmişlerse de.1780 Bununla birlikte. s. O gerçekten inecektir. s. Bilakis. Ona göre Hz. 1782 Vehbî. (Hıristiyanların) haçını kırar. Zira ruhunun eceli gelmemiştir. Müslümanlar arasında meşhur olan mana ve inanç da budur. s. s. Seni inkâr edenlerden temizleyeceğim ve Sana uyanları. O da yeryüzünde kırk sene 1779 1780 Âl-i İmran: 3/55. 7. domuzu öldürür. Meryem’e insanların en yakınıyım. Feyizli. inkâr edenlerden üstün tutacağım’. göğe çekilme düşüncesine istinad edilmiştir. Sarıya boyalı iki elbise içindedir. o ölmemiştir. c. Allah Onu katına yükseltti. Onun zamanında Allah milletlerin hepsini helak eder. Yeryüzüne iniş. 262. Bkz. Onu gördüğünüz zaman tanıyın! O... Tefhimu’l-Kur’ân. 43/61. Aktaş Hamdi. İsâ(as)’nın nüzulüne ve kıyamete dair birçok hadis rivayet edilmiştir. ilgili ayetin mealinde. Çünkü Allah “muhakkak seni öldüreceğim” şeklinde buyurmuştur. dünyanın sonunun geldiğine ve ahiretin başlangıcına delildir. 372-373. “Peygamberler birbirlerinin babaları bir. kıyamet gününe kadar. Komisyon.. DİB Yay. s..1782 Hz. Feyzu’l-Furkân. ayette belirtilen teveffa kelimesinden onun ölümünün kastedilmediğini söylemişlerdir. Bkz. kıyamet alametlerindendir. Kur’ân-ı Kerîm Meali. İsa’nın nüzûlüne işaret etmektedir. Onun daha dünyada göreceği işler vardır.Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. tam bir kuşku içindedirler. s. Sadece İslam kalır. Hülasâtu’l-beyan. Allah. Kur’ân-ı Kerîm Meal ve Kelime Meali. 2. Hak Dini. Çünkü İsrailoğulları getirdiği apaçık ayetlere rağmen O’nu reddetmiştir. c. orta boylu. Yazır.1784 Hz. İsâ’nın ruhu henüz kabzedilmemiştir. 348 . cizyeyi kaldırır.”1783 ayetine yapılmıştır. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler. beyaza çalar kırmızı renktedir.katıma yükselteceğim.”1781 ayeti ise. Tefhimü’l Kur’ân. Mesih-i Deccâl’ı helak eder. ayetin zahiri olarak anlaşılanın dışında. Elmalılı. 5. Onun nüzulü kıyametin yaklaştığını bildiren bir alamettir. vefat edecek ve ruhu kabzolunacaktır.. Hz. ‘İsa ölmemiştir. İsâ(as)’nın kıyametten önce yeniden dünyaya indirileceğine yönelik işari tefsirler ise “Şüphesiz ki o (İsa) kıyametin (ne zaman kopacağının) bilgisidir. Bkz. Feyizli. İsâ(as)’nın öldürülmediği yaygın bir kanaat olmuştur. Çünkü İsa’nın zuhuru. Mevdudi’ye göre. ayet Hz. c. 62. Ondan hiç şüphe etmeyin ve bana uyun. Allah’tan bir kelime olan ve Ruhu’l-Kudüs ile teyid edilmiş olan Mesih İsâ. Bkz. anneleri farklı kardeşleridir.1. Ben İsâ b. 1108. henüz Allah’a dönmemiştir. başka bir mana ile tevil edilmesinin gerekli olduğunu savunmuştur...”1779 ayetine ve “teveffa” kelimesinin ifade ettiği anlamlarına atfen Hz. ‘vefat’ görevden alma manasında mecazi olarak kullanılmıştır. 1361/1942). 56. Kur’ân Dili. 503. Kıyametten evvel eceli gelecek. s. kıyametten önce tekrar gelecektir’ mealindeki bir hadise atıfta bulunarak. c. İnsanlarla İslam için savaşacaktır. 3. Allah daima Aziz ve Hâkimdir. 269. Elmalılı Hamdi Yazır (v. Onu yakinen öldürmediler. 1783 Zuhruf: 43/61. “. Feyzu’l-Furkân. Ankara 2011.. Benimle İsâ arasında bir peygamber yoktur. Mevdudî. Müfessirlerin büyük bir kısmı. 1784 Âlimlerin çoğuna göre Zuhruf. onlara benzeri gösterildi. Buna göre söz konusu fiil “uyutmak” anlamına gelmektedir. 1781 Nisa: 4/157-158. Her ne kadar inkârcılar suikast sırasında Hz. c. İstanbul. Yağmur yağmasa da saçından su damlayacaktır.

Sen yerden. Kur’ân ve hadise dayalı bu anlayışın yanı sıra. s. Mesnevî. b. dördüncüsü. inançsızlığın moda 1785 1786 Buhârî. mutasavvıflar tarafından bazı mecazî manalar da verilmiştir. c. Bunlardan birincisi. ne Karun gibi yerlere geçer. Mesela Hz. 1787 Mevlanâ. o nimeti buldu da hemencecik ayı ikiye böldü…”1786 “İsa. ilahi zevklerle dirilmesi demektir. ölümsüzlük vadisinde ikinci doğuş olarak da adlandırılırken. İstanbul 1957. Mesnevî. Muhammed. Müsned. İsâ(as)’nın ölüleri diriltme mucizesi. Şam’da Emevilerin. Haz. Divan-ı Kebir. Remzi Kitapevi. 152. ne İsa gibi göklere ağar(çıkar). İsâ(as)’da vurgulanan bu üstün varlıklara nisbeten eşeğe binmiş olması ise. yurttan alımdan. c. yoksa seher yeli. 4/273. 48.1-7. Bu manada Mü’minler arasındaki ölüleri diriltmesi. Hanbel. aynı zamanda kendisine bir hedef ve yol göstermektedir. Bulanıklardan. 2/406. 920. Peygamber(sav)’den sonra kıyamete kadar yaşanacak devirler dört devir olarak özetlenmiştir. b. fanî olan zevklerde ölüp. Hz. sonra vefat eder. üçüncüsü. Kur’ân-ı Kerîm’e riayet edilmeyen cebâbire devridir. ikincisi. Mehdi anlayışını dayandırdığı bir hadis-i şerife1788 göre Hz. Müslümanlar onun üzerine namaz kılar. Müslümanların halifesiz ve imamsız kalacağı. Lâmekân âleminde de. noksandan kurtulup kemâle erişesin diye kulağını burar. 2. mekân âleminde de seninle beraberdir. merdivenini buldu da dördüncü kat göğün üstüne çıktı. c. Bağdat’ta Abbasilerin emir olacağı umerâ devri. 920. Osmanlı Padişahlarının halifeliği devralıp müslümanları idare edecegi mülûk deviri. bir Mü’min için sadece bir kıssa değil. İsa’nın ölüleri diriltmesi bir metafor olarak ele alınmıştır. 2. 1788 Hanbel.”1785 hadis-i şerifi ve benzeri hadisler Buhârî ve Müslüm gibi muteber hadis kaynakları arasında yer almaktadır.: Abdülbaki Gölpınarlı. Ahir zaman alameti olan bu devir. derinliklerindeki Hakk’ı(cc) keşfetmesi. Kıbrısî’nin tabiriyle. tevazu konusuyla da ele alınır: “Meryem oğlu İsa.kalır. Mevlanâ. dört büyük Halife’nin ardarda geleceği devir olan hulefa-i raşidin. 349 . zulmün ve küfrün arttığı. hiç eşeğe biner mi?”1787 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. gönül alçaklığı göstermek için eşeğe bindi. satımdan kaldın mı O(cc). İsâ(as) anlayışına.” Bknz. Cefakârlıkta bulunursan. Müsned. Ölmeden önce ölmek olarak da tabir edilen bu anlayış. Mevlanâ. Cefalarını vefa yerine tutar. duruluklar çıkarır. “O. o mülkü. mana âleminde yol alması. Enbiyâ.

Müsned.olduğu bir devir. Mehdi(as)’nin zuhur etmesinden sonra olacaktır. hulefadan sonra umera. insanların gurur ve büyüklüğüne vesile olan tüm 1789 1790 Tirmizi. Bu hadis çerçevesinde Hz. Hambel. O. Cebâbireden sonra ise Ehl-i Beytimden bir kimse gelir de. umeradan sonra melikler. c. cebâbire devrinin sona ermesine müteakiben. 103-105. s.1790 Daha sonra Mehdi(as). Kıbrısî’nin Mehdi(as) anlayışını dayandırdığı bir kaynak Râmuz el-Ehâdistir. Ramûz el-ehadis. ss.”1789 Bu hadiste bildirilen Kahtani’nin kim olduğu ya da olabileceği hususunda Kıbrısî’nin bir izahı ile karşılaşılmamıştır. Muhammed(sav) ümmetini bir sancakta toplayacaktır. Kıbrısî. İsâ(as)’nın nüzûlü. diğerlerinden aşağı değildir. 518. 220-221. s. Beşinci devir olan Hazret-i Mehdi ve Hazret-i İsa Devri. 350 . Beni gönderen Zata kasem ederim ki. Bu tekbirle. O yeryüzünü adaletle doldurur. 5. cebabire devrinin sonunda çıkacak büyük savaşı sona erdirecektir. Fiten 48. ss. Bunların ilki. 103. Tasavvuf Sohbetleri. Kaynakta Hulefa-i Raşidin döneminden. Mesela Sahibü’z Zaman(as)’ın (Mehdi) alacağı tekbir. Kıbrısî’ye göre Mehdi(as)’nin zuhuru ile İsâ(as)’nın nüzûlü arasında bir takım hadisat cereyan edecektir. meliklerden sonra Cebâbire. Doğudan batıya tüm insanların duyacağı bu tekbir. Bu esnada Deccâl zuhur ettiği için İsâ(as) nüzûl edecek ve Deccâl’i öldürecektir. Mehdi(as)’nin getireceği tekbirdir. Hak Dost 4. Mü’minlerin tekrar bir bütün haline gelip tüm dünya üzerinde adaletin ve Allah(cc)’a imanın yayılacağı devirdir. Ondan sonra da "Kahtani" gelir. Gümüşhanevî. cebabire dönemine kadar bildiren bir hadis şöyledir: “Benden sonra hulefa. 1791 Genel hatlarıyla kronolojik olarak ifade etmeye çalıştığımız bu hadisatın detaylarında Kıbrısî’nin beyanları ve şerhleri önem arz etmektedir. küfür ordusu tarafından işgal edilmiş olan İstanbul’u tekrar fethedecek ve oradan Hz. 1791 Kıbrısî. Peygamber(sav)’in sancağı ve kılıcıyla Şam-ı Şerif’e dönecektir.

hadise yapılan Aziziye Şerhinde geçtiğini ifade etmiştir. Sultan Selim Han tarafından bizzat tören ile. fethin üç kez “La ilahe illallahu vallahu ekber” denilince Müslümanlara açılacağını ve şehre girileceğini söylemiştir. Fiten. 1793 Kıbrısî. yirminci yüzyılın başında kendi teknoloji ve güçlerini ilah gibi gören kuvvetler. www. garbî Roma ile şarkî Roma’yı (Vatikan ve Istanbul) fetheder. bu anlayışa istinad edilen hadiste geçmediği kanaatindeyiz. Kıbrısî. Tirmizi. Tasavvuf Sohbetleri. mecazî bir anlatımdır. 351 . farklı bir sohbette bu silahlara tank ve tabancaların da dâhil olduğunu anladığımız ifadelerle karşılaştık.g. buyurur ve ‘Allahu Ekber! Allahu Ekber! Allahu Ekber!’ tekbirleriyle hutbesini tamamlar. Buna bağlı olarak Kıbrısî. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. s. s. Fiten. 30 Ekim 1918’de İstanbul’u işgal ettiler.1796 Bir görüşe göre bu hadis-i şerifte bildirilen tehlil. 1296. öz be öz torunum olan Muhammedu’l-Mehdi(as) zuhur eder ve bu savaşı durdurup. İstanbul olduğu düşünülmektedir. bunun gibi daha birçok Hadisler mevcuddur ki Riyazu’s-Salihin’de yazmaktadır. Bu tarih İstanbul’un 1453’ten sonraki ilk Müslüman 1792 Kıbrısî. bir tarafı denizde. Osmanlı Padişahı dördüncü Selim. işlemez hale gelecektir.1795 Ahir zaman hadisatı ile Konstantıniyye’nin fethini haber veren bir hadisi şerifi naklederken. 2920. bu anlayışını. Ayrıca Bkz.1793 Mehdi(as)’nin zuhurundan önce bahsedilen büyük savaşta. Dolayısıyla. Bu ifadeden kitle imha silahları anlaşılmıştı ancak. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. a. ey Ashabım! Üç tekbir sesi duyulur ve benim temiz soyumdan kırkıncı neslimden. Bu görüşe göre. Bu hadisde tarif edilen Konstantıniyye. 1795 2006 yılında yapılan mülakata ait kayıtlar. el-Hakkânî. Ebediyete Davet.saltanat. teslim alıp beline kuşanır.1792 İnsanların gönüllerindeki tüm iman zaafları gidecek.. video arşivimizde mevcuttur.org/video/Bleif-In-Mahdi-082106. kutsal emanetler ve Konya ifadeleri. 58.”1794 Kıbrısî’nin burada beyan ettiği.teknolojik silahlar. 1796 Müslim.’. İstanbul’un Ruslar tarafından işgal olacağı beklenmektedir. bir tarafı karada olan bir şehir olarak tarif edildiğinden. Mehdi(as)’nin aldığı tekbirlerden sonra İstanbul’u ve Roma’yı fethedeceğini şöyle ifade etmektedir: “… ‘Sonra.’ Akabinde derhal Konya’ya gelir ve orada ihtişam ve tazim içinde benim kutsal emanetlerimden mübarek kılıcımı son Selim olan Osmanlı Padişahı 4. s. 1794 www. tekbir ve feth. Ebu Hureyre(ra). yeryüzünde hakikate dayalı bir adalet ve nizam gelecektir.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir.e. 104. 93.izleveindir.

ss. 185. Nesil Yay. Müsned. Söz konusu hadis-i şerifte de Mehdi(as)’nin ismi zikredilmemiş. gayb Alman kuvveti çıkacak dedi. Fiten. O temizlik olacaktır. Gaziler kılıçlarını zeytin ağaçlarına asmış ganimetleri taksim ederken aniden içlerinde şeytan bağıracaktır: “Ne duruyorsunuz. bir hükümet gelecek üç ay komünist Rus tertibi olacaktır. cevabını vereceklerdir. 352 . Bu işgal Lozan antlaşması ile 1923’te. Müslümanlar da: hayır! Vallahi sizinle din kardeşimizin arasını serbest bırakamayız. 1797 Sarıcık. derken gökten Meryem oğlu İsâ inip onlara imamlık edecek. 34. Hanbel. lâkin bütün Türkiye değil. bir bölüğü döner kaçar. Allah’ın düşmanı (Deccâl) onu görünce. Hz.. Eskiden Amik Ovası bataklık içerisinde bir yermiş.” Ortada bir şey yokken hemen çıkacaklardır. Mehdi’nin zuhurundan önceki alamet içinde şöyle ifade etmiştir: “Vaktin sahibine vakit yakın geldi. İstanbul’un fethi ve Deccâl’in zuhuru ve Hz. Murat. gayb Almanın kuvveti bir taraftan Rus’un üstüne yürür. Şam’a geldiklerinde gerçekten çıkmış olacak. Üçüncü bölük sebat eder ve Cenâb-ı Hakk’ın nusreti yetişir ve şol komünist ordularının hepsini süpürür geçer. ta İstanbul’a kadar açılır. üç bölük ordudur. 1/180. İslâm askeri üç bölük olur. Şam hudûdu açılır ve hudut kalmaz. Komünistlik öldü ama komünistler hâlâ duruyor.1798 Müslim’de İstanbul’un fethini haber veren bu hadis-i şerif ile Kıbrısî’nin ifade ettiği fetihde benzer olan bir diğer husus ise. İsa’nın nüzulü bildirilmiştir. 33. Peygamber’in Açıklamaları Işığında Deccâl ve Deccâliyyet. Mesihu’d Deccâl çıktı.1797 Bu konuya benzerlik arz eden bir diğer hadis. fakat daha tam erimeden onu kendi eliyle öldürüp mızrağındaki kanını halka gösterecektir. birisi Türkiye meselesidir. Müslim’de ve bazı kaynaklarda zikredilmiştir. Müslim.yönetiminden çıkışıdır. ikinci bölük şehid olur. Müteakiben onlarla harp edecekler ve üçte biri yenilgiye uğrayıp. Sonra üç ay içinde büyük muharebe çıktığında Mehdi(as)’nin çıkmasına üç ay var demektir. Onların iflâhı kesilecek ve bitecektir. 145-146. Hadis-i şerifteki tehlil ve tekbir bu silahsız fethi haber vermiştir. Sonra İstanbul fethedilecektir. ailelerinizi bastı. Cenâb-ı Hakk onlara ilahi nusretini gönderir. İskenderun Amik Ovasında büyük muharebe olur. Onlar saflarını teşkil edip savaşa hazırlanırken namaza kamet getirilecek. Onu o haliyle bıraksa tamamıyla eriyecek. İbn Mace. silahsız olarak son bulmuştur. Komünist ordularıyla İslâm askeri orada karşılaşacak deniyor. diyecekler. Allah indinde şehitlerin en faziletlisi olacaklardır. 1798 Romalılar A’mak’a yahut Dabık’a inmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Türkler sancağa girdikten sonra Allah’ın hikmetiyle kanallar açtılar ve bataklık kurudu. Büyük Şeyh Efendi Hazretleri. ahali de ordu da ikiye ayrılacaktır. İstanbul 2011. suda tuzun eridiği gibi eriyecek. Onların karşısına Medine’den o gün yeryüzü halkının en iyilerinden bir ordu çıkacaktır. Hz. Askerler saf bağladıkları vakit Romalılar bizimle. Mehdî(as)’nin yetişmesine az kaldı. Bkz. Bu orduyu Kıbrısî. bizden esir alınanların arasını serbest bırakın: Onlarla harbedelim. Fiten.

1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 1801 Sarıcık. video arşivimizde mevcuttur. c. ikinci cihan harbinden sonrası için gerçekleşmediyse. İstanbul Tarihsiz.1802 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. 147-148. s. Deccâl ve Deccâliyyet. Kütübü Sitte. Tasavvuf Sohbetleri. İslam hilafetini Mısır fethi ile alan birinci Selim Handır (Yavuz Sultan Selim). 1804 2006 yılında yapılan mülakatta beyan edilmiştir. Mehdi(as)’nin İstanbul’dan emanetleri almasını.”1799 Şeyh Nazım’ın bu ifadeleri. 189 -200. cebâbire devriyle hilafet yıkılmış olduğu için. s. 6. 1800 İbn Mace. 139. Osmanlı Tarihi Ansiklopedisi. hilafet sancağını kaldıracak başka bir Selim’in deniz yoluyla İstanbul’a geleceğini söyler.Japon ise Çinin üstüne yürür. 2012 yılında yapılan görüntülü sohbet. Canan. çokluk ifade etmektedir. Konstantıniyye’nin fethi ve Deccâl’in çıkışı yedi ay içindedir. “Bir Selim gelir emaneti alır ve en son bir Selim daha gelir. 14. Mekke ya da Medine’ye gitmelerini söyleyecektir. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. ss. İlki.1801 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre Mehdi(as). c. Kıbrısî’ye göre böylelikle dağılmış olan ümmetin yeniden hilafet sancağı altında toplanacağını ifade etmiştir. ss.izleveindir. Bu anlayışın şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs ettiği. İstanbul’un tehlil ve tekbirle fethi olan 1923’ten sonra gerçekleşecektir. Mehdi(as)’nin zuhurundan önce beklenen bir cihan harbi anlamına gelmektedir. 1802 Kıbrısî. www.” alıntısını yaparak ifade etmiştir. Kıbrısî’ye göre şek ve şüphe taşımayan bu haber. Büyük harb olarak tercüme edebileceğimiz “melhametu’l-kubrâ” bir hadis-i şerifte şöyle bildirilmektedir: “Büyük harb.”1800 Bu hadis-i şeriflerdeki haberleri mecazî olarak nitelendiren mezkur görüşe göre yedi rakamı.1803 İkincisi. İhlas Matb. 147. Kıbrısî’nin ifadelerinde de açıktır. Dolayısıyla Deccâl’in zuhuru. üçüncü cihan harbinden sonra gerçekleşecektir diyebiliriz. saltanat. Daha önce belirttiğimiz gibi “Aziziye Şerhi” olarak ifade edilen kaynağa atfederek iki Selim’den bahsedilir. 1803 Komisyon. İstanbul’a Sancak-ı Şerif’i almaya geldiğinde. emaneti verir. 353 . Daha önce de belirtildiği gibi.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. O vakit Mehdî(as)’ye tekbir alsın diye emir verilir..org/6 mayıs ilahi ihtar geldi. 2/4092.1804 1799 www. Deccâl’in Horasanda ortaya çıktığına dair haber duyulması üzerine Mehdi(as) İstanbul’dan çıkacak ve Deccâl’in şerrinden kurtulmak isteyenlerin Şam.

Ancak bu tecrübeyle edinilen bilginin paylaşılabilir olması. tecrübe edenler arasında. Sonra kendisi mübarek elini koyup. Mehdi telakkisini görmemizde onun açısından bir sufî tecrübe olması hasebiyle çok önem arz ederken. 138. Tasavvuf Sohbetleri. yaygın ve paylaşılırdır. yaygın olması ise. Tecrübe anlayışı duyulara. o bilginin fenomenal (olgusal) değil kavramsal olmasını.1806 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu tecrübesi. tekrar yerine döndürüldü. bu bilginin bilimselliği ve bunun gereği olan “yaygınlık” ve “paylaşılırlık” nitelikleri açısından tartışmalı görülmektedir. Hızır(as) o bebeği getirdi. Mehdi(as)’nin İstanbul’a gelmesiyle alakalı bu tecrübelerinden bir tanesini şu ifadelerle paylaşmıştır: “Karaköy’de Yer altı Câmiî vardır. 140. diğer kıyamet haberleriyle birlikte şerh ve tevillerine de dayanırken. Hazreti Mehdi(as) yedi günlük olduğunda.Şeyh Nazım’ın Mehdi telakkisi. vazifesi odur”1805 Nazım Efendi’ye göre Mehdi(as)’ye ait emanetler İstanbul’da bulunan evliyadan bir zât tarafından gözetilmektedir. tanık olmayanlarla paylaşma sürecinde oluşmuştur. 354 . epistemoloji anlayışı da 1805 1806 Kıbrısî. Nazım Efendi bu zâtın. İsâ Mesih(as)’in ve Deccâl’in ahir zamanda zuhuruna işaret eden haberler ile iç içedir. Yedi günlük bebek günde bir ay büyümek suretiyle yedi aylık olarak geldi. Peygamberimiz(sav) onu Muhammedu’l-Mehdi diye tesmiye etti. s. Aynı eser. herkes tarafından tecrübe edilmesini gerektirir. onu tesmiye için orada Peygamber Efendimizin(sav) ruhaniyeti ve evliyaların hazır olduğu bir mecliste içtima olup. bu tecrübeyi tadanların arasında bir kavramlar birliği oluşmuştur. Nazım Efendi. Dolayısıyla Kıbrısî’nin Mehdi(as) hususundaki beyanlarının bir kısmı. Diğer taraftan bu tecrübe. Ondan sonra burada (Yer altı Câmiînde) durdurulmadı. Dolayısıyla. Peygamber(sav)’den doğrudan emir alan tek velî olduğunu ifade etmiştir. s. sadece bir zümrenin tanık olduğu vakıayı. vaktin sahibi olduğuna dair ondan bey’at üzerine durup bütün evliyalar da orada bey’at ettiler. Mehdi(as)’nin zuhuru hakkında verilen haberlerin. yaşayabilecek her mü’mine açık olduğu kadar. Bununla birlikte tasavvuf ıstılahı. bir kısmı da bazı manevi tecrübelerine dayanmaktadır. Onun buraya gelişi Sancak-ı Şerifi teslim almak için olacaktır.

hakikatleri orada sembolik olarak bulunur. yaygın ve paylaşılabilir olmadığı gerekçesiyle önemsiz addedilen sufî tecrübe. 1. Buhârî. Sonra bir münâdî. yapısal açıdan duyu tecrübesi ile neredeyse aynıdır. İslamî hükümlere muhalif olmaması. Kıyamette ölümün koç suretinde 1809 getirilip kesilmesinin gerçekleştiği bu âlemdeki müşâhedelerin. Şeyh Nazım’ın ve Hakkâniyye’nin özgün bir yönü olduğu görülmektedir. cehennem ehli de cehenneme vardığında. 1809 “Cennet ehli cennete vardığı. ashab-ı kiramla(ra). dördüncü mertebesi olan misal (hayaller) âleminde gerçekleşir. Müslim. Ertürk. Hızırla(as). Hz. Sahih. Cennetle cehennem arasında yatırılıp kesilir. mülk âlemiyle çelişmesinden dolayı reddedilse de. Kıbrısî’nin Mehdi anlayışı İslami kaynaklarla mukayeseli olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. 355 . hayatı anlatılırken ele alınmıştır. 638/1240)’ye göre bu tecrübeler.” Bkz. İbn Arabî (v. Ankara 2004. mana âlemindeki müşâhedelerin. Meşayıh-ı kiram tecrübelerinde ise. beş merteben oluşan varlığın. mülk âlemine nisbeten anlamsız olmasınadır. ölüm alacalı bir koç suretinde getirilir. Bizim amacımız misalin varlığını ispat etmektir. mevzu bahis olur. tecrübeyi yaşayan kişinin hal ve davranışlarının terakki etmesi. Benzer şekilde bir sufi tecrübenin. Bu başlıkta. cehennem ehlinin hüzün ve kederi de bir kat daha artar. diğer bilimsel kanunlara ters olmaması gibi şartları vardır. Sahih. Mehdi(as) ile görüşme tecrübeleri. tecrübe ve/veya deneyle isbat edilmesi. ıstılahta yer alması için. Ey cehennem ahalisi! Artık ölüm yoktur!’ diye nidâ eder.1808 Bununla birlikte Mehdi anlayışının İslamî olup olmadığı ve büyük mutasavvıfların tecrübelerine aykırı düşüp düşmediği. Peygamber(sav) ve Peygamberlerle(as). 43/2850. ‘Ey cennet ahalisi! Artık ölüm yoktur. Mesela bir bulgunun bilimsel olması için. onu bir yana bırak.duyu algılarına indirgemiş bilimsellik açısından. 6457. Dolayısıyla zahir ulemasının eleştirileri misal âleminin varlığına değildir. Sufî Tecrübenin Epistemolojisi. bu âlemin varlığı kabul edilmektedir: “Öyleyse o ister sahih olsun. 1808 Bu tezde bkz. Bu hâdise sebebiyle cennet ehlinin ferahı bir kat daha artar. Ramazan.1807 Kıbrısî’nin tecrübesine bu açıdan bakacak olursak. 1807 Tafsilatlı bilgi için bkz. Ancak. Onların eleştirileri. kutuplarla ve evliya-ı kiram ile manen görüşme tecrübeleri yaygındır. ister fasid olsun. Fecr Yayınevi. Bölüm/Nazım-ı Kıbrısî’nin Hayatı ve Eserleri. Bu o kadar önemli değil. Müşâhede âlemine ait her şeyin. benzer tecrübeleri yaşamış büyük sufilerin bildirdiklerine ters düşmemesi icab eder. hal ve davranışları.

Tasavvuf Sohbetleri.1811 Kıbrısî’ye göre Mehdi(as).izleveindir. rüya yoluyla birçok kişinin yaptığı manevî bey’atlardır. Mehdî(as) kerametle yürür. hadis şerhlerine ya da Kıbrısî’nin tevilleri dayanmaktadır. 129. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Bey’atlardan sonra Mehdi’nin yedinci konağı olan İstanbul’a varışını Kıbrısî şöyle ifade etmiştir: “Sancağ-ı şerîfi ve mukaddes emanetlerin hepsini alır. Bu keramettir.”1813 Hadis-i şeriflerde manevî bey’attan söz edilmemektedir. 140. O emanetlerin pörsümüş hali gidecek ve Efendimizin(sav) zamanında nasılsa aynen öyle olacaktır. Kıbrısî. istememesine rağmen (bulunduğu yerden) çıkarırlar. Hz. s. bey’attan bahsetmiştir. marifet ehli sayılmaz. Halep.”1814 1810 1811 İbn Arabî. Şam.”1810 Mehdi(as)’nin zuhurundan sonra. İstanbul’da bey’at verir gökyüzünden bir seda gelir ki. Hacer-i Esved’le Makâm-ı İbrahim arasında ona bey’at ederler.1812 Mehdi’ye bey’at edilmesi hususunda bazı hadis-i şerifler vardır. İstanbul’a yapacağı yolculuk esnasında. Arafat dağında. ‘Ey insanlar. 137.izleveindir. Konya. Bu bey’at Mehdi(as)’nin halifetullah olduğu yönünde olacaktır. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Marifet ve Hikmet. 1814 www. Trablusgarp. Mekke halkından bir grup onu. Dolayısıyla manevî bey’at hususu. ey Mü’minler. 356 . Üçüncüsü ise Mehdi(as)’nin maddî zuhurundan sonra Şam’da umumî olarak Müslümanların yapacağı bey’at olacaktır. ikincisi. Onun şerrinden kendini korumak isteyenler Şam’a gelsin’ Mekke. Bursa. oniki bin evliyanın yaptığı. Hama olarak yedi konakta da bey’at alacaktır.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. 1813 Ebu Davud. 1812 www. Medine ve Kudüs de dâhildir. İstanbul. 5/94. Kıbrısî. Humus. manevî ve maddi olmak üzere üç çeşit. Sünen.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. Allah’ın düşmanı Müslümanların düşmanı huruç etmiştir. Bunlardan birincisi. s. Bunlardan bir tanesi Ebu Davud’da şöyle geçmektedir: “Halifenin ölümü anında ihtilaf olur. Medine halkından bir kişi koşarak Mekke’ye çıkar.Misalde zuhur eden şeylerin sahihliğine veya fasitliğine pek aldırmıyoruz… Bu âlemin mertebelerini bilmeyen.

İsa nüzul eder. Kıbrısî bu buluşmayı şöyle ifade etmiştir: “Îsa peygamber gelinceye kadar Şam’da mahsur kalırlar. batı Roma’nın fethine izah getirilmemiş olmaktadır. İsâ(as)’nın Deccâl’in çıkışından sonra ortaya çıkacağı. daha önce belirttiğimiz diğer kaynaklarda mezkûrdur. Fiten. Bu hadiseler içerisinde Hz. Hz. ümmeti Muhammedîden olduğunu tahakkuk etmek için. Müslümanlar Deccâl’le savaşa hazırlanırken. Hz. Mehdi ile Şam’da buluşur. Kıbrısî’nin beyanlarında doğu ve batı Roma’nın fethi konusunda detaylı izah ile karşılaşılmamıştır. Cenâb-ı Hakk. 51. Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği bir hadisde. Îsa Peygamber(as) gökyüzünden sabah namazında iner. 34. Şeyh Nazım şöyle ifade etmiştir: “Mehdi(as)’nin hükmü yedi sene sürer.1817 Ancak bu eserlerde Mehdi ismi geçmediği için. Mehdi(as) namaz için mihrâba girer ama heybetli Îsa Peygamberin(as) geldiğini görünce mihrabtan geri çekilir ve mihrâbı işaret edip Îsa Peygamberi davet eder… Îsa Peygamber(as). Bu zaman içerisinde kötü ve şeytani hiçbir şey kalmaz ve dünya adeta 1815 www. Deccâl’i Şam yakınlarında öldürür ve Hz. Deccâl’in öldürülmesinden sonraki süreci. Ondan sonra ise. Ebu Davut. İmare. Müslim: İmare. Îsa(as)’yı gönderdiğinde. Kırk gün sonra Hz. Namaz kılacakları zaman ineceği ve Müslümanlara imamlık yaptıktan sonra.izleveindir. Deccâl’i kılıcıyla öldüreceği belirtilmektedir. İsâ(as)’nın nüzulü ile ilgili hadis-i şerif çok fazladır. Kıbrısî. Mesela Hz. İsâ(as)’nın İstanbul’un fethinden sonra. Fiten. Hz. 1. 1817 Müslim.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. Mehdi(as)’nin arkasında durur ve namaz kılar. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 1816 Buhârî.Bu kronoloji içerisinde İstanbul’un fethi hadisesinden sonra Şam-ı Şerif’e dönüleceğini düşünecek olursak. deccâl başlığında incelenecektir.1816 Buhârî ve Müslim’de yer almaktadır. Mehdi(as)’nin İstanbul’dan Şam’a dönmesi esnasında Deccâlin Kudüs'e gideceğini ve oradan tüm dünyaya küfrü yaymak üzere kırk günlük bir seyahate başlayacağını söyler. Kıbrısî’nin buluşmaya dair beyan ettiği hadisler. Hz.”1815 Burada beyan edilen deccâl ile ilgili ifadeler. 357 . 11. Hz İsa bütün dünyada kırk yıl hükmeder.

” Bkz. İbn Mace. adaletli bir hükümdar olarak Meryem oğlu İsa’nın aranıza adaletli bir hâkim olarak ineceği. Bu on yılın sonunda. İsâ(as) Medine'de ruhunu teslim eder ve Peygamberimizin(sav) yanına defnedilir. 24. Sem’an’dan gelen bir hadiste. 103-105. tek bir secde. Peygamberin şöyle buyurduğunu nakletmektedir: “…Beş. Ramûz el-ehadis. 508.1819 Ancak Hz. Fiten. Mal sahih olarak verilir ve müsavaat üzere taksim edilir.”1822 hadisi ise bu anlayışın muhaddislerce kabul gördüğü kaynaktır. Hak Dost 4. 4084. 31.cennet gibi olur. umumî müfessirler tarafından Hz. Müsned. domuzu öldüreceği.3. Tirmizi. 1108.1823 Dolayısıyla 1818 1819 Kıbrısî. 62. 1823 Müslim. dünya ve içindekilerden tamamından daha hayırlı olur. Sonra kötüler ve şeytaniler dünya üzerinde azar azar yeniden ortaya çıkar ve on yıl boyunca çoğalırlar. Ahmed Ziyâüddin. kıyametin de bu insanların üzerine kopacağı ifade edilmektedir. Müslim. Mesela.”1820 ayetinde geçen “gable mevtihi” ifadesindeki zamir. yedi ya da dokuz sene olarak bildirilen hadis-i şeriflerin birine dayandırıldığı kanaatindeyiz. Bkz. Allah Zülcelal Hazretleri ona rahmetini indirir. 1822 Buhârî. haçı kırıp. Hadisin en sonunda ise. Mü’minler cennetten gelen rüzgârı teneffüs edip ruhlarını teslim eder ve kıyamet geriye kalan kötülerin ve kâfirlerin üzerine kopar. Fiten. Cariyeler bile saygı görür. Nevvas b. 59. c. Hanbel. 33. İbn Mace. Hz. 1820 Nisa: 4/159. “Ümmetimin sonunda Mehdi (as) çıkar. Enbiya 49. Allah güzel kokulu bir rüzgâr göndereceği ve bütün Mü’minlerin ruhunun kabzedileceği. 21. Arz ona nebatını çıkarır. 1821 Konyevî. geride insanların kötülerinin kalacağı. Ebû Said ra) tereddüd etmiştir. İman. O zaman mal öylesine çoğalır ki kimse onu kabul etmez. yedi ya da dokuz sene hüküm sürecek ve doğu beldelerinden gelen siyah sancaklı adamlar onun (Mehdi’nin) ordusuna katılacaklardır. ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. 59. Fiten. Tefhîmu’l-Kur’ân. müfessirlere göre bazı ayetlere istinad edilmiştir. 36. cizyeyi kaldıracağı vakit yakındır. Davar çok olur. s.”1818 Mehdi(as)’nin yedi sene yaşaması yönündeki anlayış. Mevdudî. bazı hadislerde ravinin tereddütüne göre beş. 4088. 4/182. Ebu Hureyre. Yedi veya sekiz yıl yaşar. 358 . Fiten. Mezâlim. Kırk yılsonunda Hz. İsâ(as) olarak yorumlanmış ve Hz. Fiten. İsâ(as) mevzuunda beyan edilen diğer haberler.” Yedi veya sekiz rakamında ravi (Hz. tüm insanların iman edeceği ve asr-ı saâdet misali bir altın çağın olacağı anlayışı kabul görmüştür. 1. 1821 “Nefsimi kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki. “Kitap ehlinden her biri. uzun uzun bir takım şahıslar ve olaylardan söz edilmektedir. s. ss. 110. c. ss. Gümüşhanevî. İsâ(as)’nın ölümünden önce. Tirmizi. 242-243. Hülasâtu’l-Beyân. 431-432. Ta ki.

2. Bu telakkilerin sonucu olarak Tarikat-ı Hakkâniyye meşayıhından tevarüs eden bir vazife çıkmaktadır. s.Kıbrısî’nin bu ifadeleri. Hâlidiyye-i Hakkâniyye müridleri olması beklenmektedir. Hadis-i şeriflerde bildirilen deccâl.1827 Deccâl ismi Kur’ân-ı Kerîm’de geçmemektedir. Deccâl ve Deccâliyyet. 124. manevi tecrübelere ya da hadis şerhlerine değil. münafıklar (Hanbel. Binaenaleyh. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs eden bu anlayışa bağlı olarak ahir zaman ümmeti övülmüştür.” yönündeki bir anlayışa istinaden.1832 sağ 1824 www. 4. büyük bir baştan çıkarıcıdır ve bu durum. c. sahtekar demektir.1830 kıvırcık saçlı. Fiten. 1825 Buhârî. Fiten. 3.com/video arşiv/MSH-47-secretsMiraj-1-102406. s. Hz.1824 c. sırlar keşfedilecek ve yeryüzü adaletle dolacaktır. 1827 İbn Manzûr. Kıbrısî. c. 16. Buna bağlı olarak. Fiten. Müsned. DECCÂL: Deccâl.1829 Deccâl. Feyruzabadi. yalancı mesih anlamına gelmektedir. Müsned. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. “Doğu tarafından birtakım insanlar çıkıp. Hanbel. hizmet edenlerin. 224 359 . aralarında Mehdi(as)’nin bulunmasıdır. s. s. ahir zaman ümmeti övülmüş olduğundan. hadis-i şeriflere dayanmaktadır. c. Mehdi’nin saltanatını hazırlayacaklardır. deccâl olan mesih. 294. 67) ve yahûdîler (Müslim.2. kızılca renkli. çok yalancı. 997-998.1825 Bu manaya bağlı olarak elmesihu’d-deccâl.1831 iri cüsseli olup. 25. 1829 Ona özellikle inançsızlar. pis ve necis yapan gübredir. s. Fiten. 35. Müsned. onlardan olmak üzere dua etmektedir. kadınlar (Hambel. s. 1826 Sarıcık. onun Mesih gibi bazı kuvvetlerle donanmış olmasından ileri gelmektedir. Kamûsu’l-muhît. 33. Peygamber(sav)’e miracda verilen ve bugüne kadar açılmayan sırlar açılacaktır. ahir zamanda vuku bulacak alâmetlerdendir.1826 Deccâl’in bir manası da bulunduğu yeri kirleten.1828 Deccâl. İbn Mâce. 3. 238). Bununla birlikte Mehdi(as)’nin zuhuruyla. 1828 İbn Mâce. Hz. Farklı bir ifadeyle ahir zaman ümmetine kıymet kazandıracak olan nesne.sufilive. gönüllerdeki imanlar kemale erecek. Lisânu’l-Arab. c.

30. 137. İsâ(as) ki. 1834 Buhârî. 43. s. 33. 173. Müsned. 104. 1831 Buhârî. 17. ahir zaman hadisleriyle birlikte işlemiştir. İsâ(as)’sı gökten inmiş. ss. s. Kıbrısî. Meryem(as)’in vasıtası olmaksızın coşup taşsın da onun yüzünden Hristiyanların gönülleri. 105. 1832 Buhârî. Enbiyâ. Libâs. b. 100. bu anlayışlardan farklı değildir.1833 İki gözü arasında. Bununla birlikte Mevlanâ. c. s. Hz. Envaru’l-Aşıkîn. Libâs. 14. İsâ(as)’yı. 1836 Mısrî. 2. nefis yönünü zayıflatan. s. Hz. Kıbrısî’ye göre İsrailoğulları kendilerine gönderilen Peygamberleri. 1837 Mevlanâ. İsâ ve Deccâl anlayışlarının metoforik anlatımını. Ru’yâ. 360 . İbn Hanbel. deccâlin Horasan tarafından Filistin topraklarına geleceğini söylediği bir sohbetinde. Yazıcıoğlu. 544.1839 katılacaklardır. sağı ölü eyler”1836 dizeleri. eder ihyâ. 1830 Buhârî. 1/195. Tevhîd. s. 2/135. Nerede deccâle hançer çekecek Hz.1835 Ancak bunlara ek olarak nefs ve zilleti temsilen deccâl. Fiten. kıyameti kopması.veya sol gözü kördür. 362-363. Mesela varlık vehmini tamamen ortadan kaldıran kişi. bu baştan çıkarıcıdan korunmayı emretmiştir.1834 Sufilerin deccâl anlayışı. s. Divân-ı Kebîr. Tam ve Tekmil Divânı. 3/79. bilmeyen her Mü’minin okuyabileceği biçimde “kâfir” yazılıdır. Her peygamber ümmetine. söz konusu anlayışa bir misaldir. 20. 1833 Buhârî. 138-139. 320. deccâlini öldürmüş kişi olarak tanımlar.”1838 Nazım Efendi’nin ifadelerinde. 11. b. Ebû Dâvûd. gel de bize güzelliğinin efsununu oku da. ahir zaman hadisleri çerçevesinde ele alınmıştır: “Nerde o nefesi kutlu Hz. zünnârları koparıp atsın. 8. 103. 1839 Kıbrısî. İslam Tasavvufu. 68. ss. Ru’yâ. deccâlini öldürmüş İsâ’ya benzetilirken. Melâhim. 151. manevî yanını kuvvetlendiren kişiyi. Yahudiler ve İsrail halkından bir zümrenin ahir zamanda gelecek bir peygamberi beklemekte olduklarını ifade etmiştir. Mevlanâ’daki gibi. Buhârî. 33. Mevlanâ. 506-507. İsâ…”1837 “Ey zamanenin İsâ’sı. 1835 Yazıcızade. 1106/1694)’nin “Kimi İsâ nefestir. Mukaddime. Enbiyâ. yani Hz. Hac. metoforik kullanımlarla karşılaşılmamıştır. dirilelim. Müslim. Bkz. Müslim. Niyazî-i Mısrî(v. söz konusu tanımlamasında. Fiten. onu öldürerek ruhu ve azizliği temsilen İsâ(as). 87. yazı bilen. bir metafor olarak zikredilmiştir. Kimi deccâl olup. 799. Tasavvuf Sohbetleri. Yılmaz. Muhammediye. inkâr ettikleri için deccâli beklenen peygamber zannedeceklerdir. 20. diğer gözü dışa doğru patlaktır. 3. İbn Haldun. 1838 Aynı eser.

kendisine uymayan Mü’min bir genci kılıcıyla ikiye böleceği. toplum hayatından uzaklaştırmaya yönelten her şeydir. deccâlin emrine uyacağı bildirilmiştir. bir yılda yapılabilecek tahribatı.1842 Nazım Efendi’ye göre deccâl. toprak da bol ürün verecek. Bu yer bir rivayete göre Horasan. 361 . s. yüzyıl başlarında zuhur eden ve bütün dünyayı dinsizliğe. kendisine secde edilmesini isteyecektir. Peygamber(sav)’in meteforik anlatımlarındadır. 4. sonra bir haftalık ve sonra da. 33. yöneticileri ise. diğer günleri sizin günleriniz gibidir.Hadis kaynaklarında kıyamet alametleri bildiren rivayetlerde deccâlin doğuda. oluşum ve sistemler deccâlliyetir. bir günde ne yapılabilirse onu yapar manasına gelir. 1844 Müslüm. 20. 7. kendilerine gönderilen kurtarıcı zannedecekleri yönündeki anlayışın istinad edilebileceği bir hadis-i şerife göre. Deccâl hâkimiyeti esnasında. üçüncü günü bir hafta gibi. Ladinilik. hadislerde devir manasında olup. gizli/açık şirk.1843 Hadis-i şeriflerde deccâlin kırk gün hüküm süreceği kaynaklarda şöyle geçmektedir: “Bu kırk günün birinci günü bir yıl gibi. dünyevilik.1845 Bir görüşe göre deccâlin bu hâkimiyeti ve süresi Hz. Gün. 1842 Müslim. Bunların liderleri. 1843 Kıbrısî. bir ok atımı kadar birbirinden uzak düşeceği.”1844 Bu süre zarfında yerin göğün. Tasavvuf Sohbetleri. Şam. dinleri. kırk gün uzun bir zamanı ifade etmektedir. Bununla birlikte uğradığı harabeler içinden defineler çıkaracağı. Bu görüşe göre deccâl. fitne ve imansızlık ile insanlar arasından hakikatin zıddında olan tüm fikir. irtidada. ikinci ise bir ayda yapılabilecek tahribatı yapar. İbn Mâce. ona uymayanlar son derece kıtlık içine düşeceği bir tasarrufundan bahsedilmiştir. 110. c. 137. uzak bir yerde ortaya çıkacağı bildirilmiştir. 110. ikinci günü bir ay gibi. Fiten. emriyle kendine uyanlara yağmur yağdıracak.1841 Dolayısıyla ahir zamanda zuhur edecek deccâli. adamın her parçası. Fiten. deccâlin ekseri tabileri Yahudiler olacaktır. 362. İsrail’de kendisine ayrılan tahta oturduğunda dünyanın hâkimi olduğunu ilan edip.1840 bir rivayete göre İsfahan’dır. 1840 1841 Hanbel. Farklı bir ifadeyle ilk günü. Fiten. 1845 Müslim. Müsned. 1 ss. mucitleri. Sahih. sonra ikiye bölünen bu adam deccâlin çağrısıyla yanına geleceği bildirilmiştir. Mekke ve Medine hariç tüm dün yaya kırk gün hükmedecektir.

ss. hadis ulemasınca zayıf olarak nitelendirilmesi. Kâfirlere bir şey olmaz. kıyamet. 136-324. Efendimizin(sav) ayağı ucuna defnolunur. Sonra Allah melaike gönderir. Hep tevhîd ehlidir. Peygamber(sav) hadisleri olduğunu ifade eden Nazım Efendi. İlim. Bu anlayışa esas teşkil eden hadislerden bir kısmının. Çünkü bu bilgi kendisine Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs etmiştir. Bu yüzden rablik ilan etmeleri. yine hadislere dayanarak şu şekilde ifade edilmiştir: “…Allah deyenler bulunduktan sonra kıyamet kopmaz. mürşidine kalben dahi muhalefet etmez. b. gerçek âlimlerdir. Deccâl ve Deccâliyyet. mürid ve terbiye anlayışıyla ilgili olduğu kadar. aslında bir bakıma üstadlarının ve şahsının tevilleriyle şekillenmiş bir anlayışı beyan etmektedir. manevî hayata kördürler.1847 Bu durum Kıbrısî’nin mürşid. ss.Mürşid-d. Efendimizi(sav) ziyarete gider ve ruhu orada kabzolunur.Mürid. 103-105. Farklı bir ifadeyle mürşidin terbiyesinde hakikati arayan mürid. ruhunu teslim eder.1848 Çünkü onlar hakikat ilmine haiz. Ondan sonra İsâ(as)’nın zamanı on sene daha devam eder. deccâlin Mü’min genci ikiye bölmesi ise. Tekrar küfür orada burada görünmeye başlar. âlim ve evliya anlayışıyla da ilgilidir. sadece maddi hayatı görür.küçük deccâllerdir. 1846 1847 Sarıcık. 362 . İsâ(as). tahricen değerlendirilmelerine bağlı olarak. Bir gözü kör olan bu kişiler ya da akımlar. Veli . 1848 Bu tezde bkz. Bu görüşe göre. lakin kıyamet alametleri her tarafta görünmeye başlar.1846 Tüm bu bilgilerin kaynağının Hz. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. Müslümanların iman ve fikir hayatlarını nifakla bölmesi ve öldürmesi ve bâtılla ihya etmesi gibi manalarda tevil edilmiştir. ıslah ve yenilik adına kendine uyanlara hükmetmeleri söz konusudur. Kıbrısî. arkeolojiden jeolojiye tüm bilimlerin mahsulü olan yer nimetlerini arz etmesidir. Bilim ve teknikle yeryüzündeki tüm hazinelerin ortaya çıkması sonucu takipçilerine. Kıbrısî açısından bir şey ifade etmez. 1849 Bu tezde bkz. Hak Dost 4. Ondan sonra yeryüzünde o vakte kadar kırk sene içerisinde tek kâfir yoktur. Onu koklayan her Müslüman. onları defneder.1849 Şeyhe tam teslimiyet ve bu haberlerden şüphe etmemenin önemli olduğu Hakkâniyye yolunda. İsâ(as) kırk sene Efendimizin(sav) şeriatı üzerine hükmeder. Sonra Cenâb-ı Allah cennetten bir rüzgâr gönderir. Makamlar ve Seyr u Süluk ile İlgili Kavramlar/c.

Peygamber(sav)’e haber verdiği ve O’nun da Hz. gelişiyle birlikte tabiatta ne gibi değişikliklerin olacağını anlatmıştır. 59. bazı hadislerin şerhlerine dayandırılma ihtimalleri de vardır. Yeryüzünde yalnız kâfir kalır. kıyamet onların başına kalır. 363 . 1852 Kıbrısî. 182. Mehdi(as) anlayışında da olduğu gibi. Bu hadisten öğrendiğimize göre Hz. Tirmizi. c. Deccâl. Hak Dost 4. kıyametin de bu insanların üzerine kopacağı ifade edilmektedir. Peygamber(sav) burada ashabına deccâlden çokça bahsetmiş. onun bedensel özelliklerini ve yeryüzünde ne kadar kalacağını.1853 bu ifadelerin hadise dayandırılma ihtimali olduğu gibi. Hanbel. deccâlin Hint Okyanusunda bir adada zincirli olduğunu belirtmiştir. s. Ebu Bekir’e. kendi gözünün görebildiği yere kadar gidecek ve herkes onun soluğunu duyacaktır. Fiten. Müsned. Deccâl ve Deccâliyyet. Hadisin en sonunda ise. 192. Müslim. bir defasında Hz. s.Namazlarını kılarlar. Peygamber(sav) zamanında da sahabeler tarafından beklendiği. Hak Dost 4. 1854 Sarıcık. zayıf ve merdud olmak üzere birçok hadis bulunduğundan.1851 1994 yılında yaptığı bir sohbette Şeyh Nazım.1854 Dolayısıyla Kıbrısî’nin deccâl konusuna yaklaşımı. Hadis’e göre Hz. Rivayetin devamında Hz. Ondan sonra mesih-i deccâlin peşine düşüp onu öldürecektir.1852 Kıbrısî. söylediği kaydedilir. s. Allah(cc)’ın güzel kokulu bir rüzgâr göndereceği. sahabenin de deccâli beklediği ve yanıldığı kanaati vardır. Bu ve benzeri rivayetlere istinaden.”1850 Nevvas b. İsâ(as) ona uyanların Ye’cuc ve Me’cuc ile savaşmalarından. yeryüzündeki hızını. uzun uzun bir takım şahıslar ve olaylardan söz edilmektedir. geride insanların kötülerinin kalacağı. Ebu Bekir’in(ra) deccâl vasıflarına uyan bir çocuğu dikkatlice tahkik ettikten sonra Hz. 85. Peygamber(sav)’in bildirdiği ahir zaman haberlerinden şüphe 1850 1851 Kıbrısî. 1853 Bulut. Bununla birlikte deccâlin Hz. Fiten. 4. Hz. soluğu. 103-105. bütün mü’minlerin ruhunun kabzedileceği. Sem’an’dan gelen bir hadiste. 110. ayrıca yeryüzünde meydana gelecek bazı güzellik ve bereketlerin görüleceğinden bahsedilmiştir. bu anlayışına dayanak teşkil edebilecek bir hadisi zikretmemiştir. Deccâl hakkında sahih. s. deccâl hususundaki tevillerinde yanıldığını. ss. İsâ(as)’nın soluğunu duyan her kâfir hemen ölecek. 99.

110.1855 Deccâl’in öldürülmesinden sonraki hadisatın muteber kaynaklarda geçen hadisi zikretmiştik. 1855 1856 Kıbrısî. Hz İsa bütün dünyada kırk yıl hükmeder. Tirmizi. 4. Bu zaman içerisinde kötü ve şeytani hiçbir şey kalmaz ve dünya adeta cennet gibi olur. Bu haberlere bağlı olarak yapılan günlük teviller gerçekleşse de gerçekleşmese de. muhakkak gerçekleşecektir. 182. Mehdi(as) ve İsâ(as) başlıklarında yeri geldikçe değindiğimiz hadisat içerisinde deccâlin malum sonu bildirilmiştir. Sonra kötüler ve şeytaniler dünya üzerinde azar azar yeniden ortaya çıkar ve on yıl boyunca çoğalırlar. s. Bu on yılın sonunda. asıl olan şüphe etmeden beklemektir. deccâlin öldürülmesinden itibaren. Fiten. Kırk yılın sonunda Hz. 59. Ancak bunlara ilaveten manevi tecrübelere dayalı teviller de bulunmaktadır. kıyamete kadar uzanan süreci şöyle ifade etmiştir: “…Bu arada. ss. Müslim. Deccâl’in Horasan tarafından zuhur etmesi. Hak Dost 4. deccâlı Şam yakınlarında öldürür ve Hz.1856 Özet olarak Kıbrısî’nin deccâl anlayışı. Kıbrısî. Kırk gün tamamlandıktan sonra Hz. İsâ(as) Medine'de ruhunu teslim eder ve Peygamberimizin(sav) yanına defnedilir. Mehdi(as)’nin hükmü yedi sene sürer. Ondan sonra ise. Deccâl’in Hint Okyanusunda bir adada zincirli olması ise tecrübeye dayalı tevil nevinden heber olma ihtimali yüksektir. şuan gerçekleşmese bile.etmemek üzerine kurulu olduğu görülmektedir. Hanbel. 103-105. Şeyhinin de tasdik ettiği bu haberler. muhtelif tevillerden bir tanesidir diyebiliriz. Fiten. bu hadisler çerçevesindedir ancak. Müsned. Mü’minler cennetten gelen rüzgârı teneffüs edip ruhlarını teslim eder ve kıyamet geriye kalan kötüler ve kâfirlerin üzerine kopar. 364 . Mehdi ile Şam’da buluşur. Mekke ve Medine hariç tüm dünyaya kırk gün hükmetmesi bu çerçeveden haberlerdir. İsâ nüzul eder. c. Deccâl Kudüs’e gider ve oradan tüm dünyaya küfrü yaymak üzere kırk günlük bir seyahate başlar. Şam.

1207/1792) adına nisbet edilen Vahhâbîlik. kabir ziyareti yapmak. günümüz Müslümanlarının maddeperest inanç ve yaşantılarının müsebbibidirler. İstanbul 1977.1857 Bir görüşe göre Vahhâbîliğin Allah akidesi. İslam’daki ruhaniyeti reddeden Vahhâbîler için Peygamber.1858 Mezhep dışı olan Vahhâbîlik. 728/1393) sıkı takipçisi addedilen Abdullah İbn Vahhâb’ın (v. Beyrut. Polat. Kıbrısî’ye göre Yahudilerin uydurduğu bir yoldur. Teymiyyeci yaklaşımın devamı niteliğinde olan Vahhâbîlik anlayışında ise. Fazilet Neşr. Bu görüşü savunan meşhur eseri Kitâbu’t-tevhid. evliyayı ve manevi mertebeleri reddettikleri için Vahhâbîler. Ter. tescim ve teşbih inançlarına dayanmaktadır. Vehhâbiyye Nashiyat.. Tashihü’lmesâil. 1744 yılında Suûdî Devletinin kurucu ailesi tarafından destek gören bu düşüncenin kurucusu. Hz. İstanbul 1976. Tunus. Hasan. Bu anlayışa göre. Ali b. Dehlân. Abdülkerim. Allah(cc) üzerine yemin etmek ve isitiğase (imdat dileme) büyük günah addedilerek. Sagafi. Peygamber(sav)’e seyyidina (efendimiz) demek. Vahhâbîlik: Vahhâbîlik. men edilmiştir. İstanbul 1976. İbn Teymiyye’nin (v. Dâru’l-Marife. 1792 yılında vefat etmiştir. postacıdan ibarettir. mevlid-i şerif okumak. ulema ve halk tarafından çok tepki görmüştür. Beyrut 1995. Daru’l-İmâm-ı Ravvas. New York 2004. Vahhâbîler hakkındaki bu düşüncelerini 1857 1858 Natana. Delong-Bas. İhlas Vakfı. es-Selefiyyetu. yüzyılda. Peygamberi normal insanla bir denk gördükleri. elVehhabiyyetu fî suretiha’l-hakikiyyeti. Hüseyin Hilmi. Sudi Arabistan’ın Necid bölgesinde ortaya çıkmıştır. Işık Kitabevi. Allah’ı cismanî varlık olarak tassavvur etmek olan tescim anlayışı ve Allah’ı mahlûkata benzetmek olan müşebbihe anlayışı. Muhammed Fadlürrasul. 18.. Teymiyyecilik ve Vehhâbilik.: A. Berekat Yay. Abdulhamîd. ekser tevhid anlayışını reddeden bir tevhid akidesi üzerine kuruludur. Wahhabi Islam. tevessülü ve nezri (adağı) şirk kabul etmiştir. 365 . Faruk Meyan. kabir üzerine türbe yapmak. edDuraru’s-seniyye fî reddi ale’l-Vehhâbîyyeti. ekseri İslam ulemasını tekfir etmiş. Teymiyyeciler ve Vahhâbîler arasında zımnen mevcuttur. Muhammed. Işık. Ahmed b. Bu anlayışın bir sonucu olarak Teymiyyeciler bir tevhîd anlayışı geliştirmiş. Press.d. İstanbul 2002. el-Gadiyr. es-selefiyyetu’l-Vahhâbîyyetu. Oxford Unv. Sâib. Zeynî. İmare.

birbirlerinde gördükleri yanlışlıkları “Vahhâbîlik yapma!” diyerek uyarmaktadır. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. Dolayısıyla Vahabîlerin bu tür ziyaretleri engellemelerini.com/İngilizce Sohbet Tercümesi/17.1859 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbetlerinde. Hakkâniyye içinde yapılan bir antropolojik çalışmada. Kutsal mekânları red eden selefî düşünceyi eleştirirken Şeyh Nazım. Hani. Muhammed b. 366 . Mekânın mekîn ile şeref bulmasına bir delili ise Meryem(as) kıssasından getirerek Zekeriyya’nın(as).1860 Hakkâniyye çevresinde de sık sık yapılmaktadır. İstanbul 2002. 1863 Âli İmrân: 3/38. Vahhâbîlerin mukaddes mekânları ve türbeleri İslam dışı addederek yıkmalarını. 286.1861 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.2011. Meryem(as) ile şereflenen mekânda. orada mekân tutandan kaynaklandığını söylemiştir. birçok sohbetinde tenkid etmiştir. Abdullah Halidî Nakşibendî. Şeyh Nazım sıklıkla eleştirmiştir. Bu reddiyelerden birisi için bkz. Yahudilerin dinlerini maddeleştirerek yaptıkları buzağı örneğini vermiştir. Kitâbu’lBehceti’s-seniyye. İslam’ın batıni yönüyle ilgili izahlarda. mevzunun Vahhâbîliğe gelme ihtimali çok yüksektir. Bu tür konularda genellikle zahiri yorumlar getiren Vahhâbîliğe karşı reddiye ve eleştiriler. Ebediyete Davet.hakkanipost. Vakfu’l-ihlâs. s. son dönem mutasavvıflarında olduğu gibi. kendisine oğul istediğini söylemiştir. Selamet Yanlız Göklerden Gelir . mürîdlerin kötülükleri Vahhâbîlik olarak genelledikleri tespit edilmiştir. “Orada Zekeriyya Rabbi’ne şöyle dua etti…”1863 âyetinde orada anlamında olan “hunalike” kelimesine atfen insanların mübarek yerlere gitmesinin İslamî olduğunu ifade etmiştir.1864 1859 1860 el-Hakkânî. 108-109. 1861 Atay.06. 1862 Bakara: 02/125. “…Sizde İbrahim’in makâmından bir namaz yeri edinin.paylaşırken Nazım-ı Kıbrısî.”1862 âyetine işaret ederek mekânlara atfedilen bu kutsiyete Kur’ân’dan delil getirmiştir. Bu çalışmaya göre mürîdler. 1864 www. ss. “şerefu’l-mekân bi’l-mekin” ifadesini kullanarak mekândaki kutsiyetin.

saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı.e. Şeytan’ın Cennetten kovulma hadisesini bildiren ayetlerde adı. s.1869 vesvese veren. Şeytan kelimesi lügatte. Hz. bununla sizi temizlesin. uzaklaşmak anlamına gelen “şe-ta-ne” kökünden türetilmiştir. sizden şeytanın pisliğini (vesvesesini) gidersin. Havvâ ve Şeytan!) Birbirinize düşman olarak inin!” Bakara: 2/36. Âdem(as)’e secde etmeyerek Allah(cc)’a asi olan. gadap ateşi. Cennette iken. Şeytan: Şeytan. s. ‘Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver’ dedi” Sâd: 39/79. Âdem ve Havvâ(as)’yı harama ikna eden. 7. Isfehanî. Keşfu’l-mahcûb.1866 Allah’ın emrine asi olan.1868 aldatan. kalblerinizi pekiştirsin (kendine bağlasın) ve bununla ayakları(nızı) sâbit kılsın” Enfal: 8/11 . İblis olarak da zikredilmiştir.1867 insanlara kötülüğü ve çirkin işleri emreden.1875 insanları saptırmaya and içen.” Bakara: 2/169. nefisten daha tehlikeli değildir.” Yusuf: 12/5. onların Cennet’ten kovulmalarına sebep olan. 513. Komisyon. 261. Nisâ: 4/120.1871 insanlardan ve cinlerden bir grup1872 olarak zikredilmiştir.1878 1865 İbn Manzûr.1877 Şeytan’ın lanetlenmeden önceki üstünlüğü kendinden değil.1874 Allah(cc)’tan mühlet isteyen. Mu’cemu’l-vasît.” Hicr: 15/31 . 1871 “… Çünki şeytan. 1878 Hucvirî. 1869 (Şeytan) onlara (uzun ömür. ‘Senin şerefine andolsun ki. s. şerri ruh. 120. Ta’rifât.1870 apaçık düşman. Hâlbuki şeytan. Firuzebadin. 1867 Meryem: 19/44.1865 Kur’ân-ı Kerîm’de şeytan. 1868 “O (şeytan) size ancak kötülüğü. ateşten yaratılmış mahlûk gibi manalara gelmektedir. Fussilet: 41/36 . Beni ateşten yarattın. s. Kamûsu’l-muhit. 1866 “Derken şeytan onları(n ayaklarını) oradan kaydırdı da içinde bulundukları şeyden (o nimetten) onları çıkardı. 135. ‘Ben ondan daha hayırlıyım. 1876 “İblis. İran. bilemeyeceğiniz şeyleri söylemenizi emreder. c. 146. 1875 “İblis. er-Risale. 1870 “O zaman sizi. 1877 Kuşeyrî. 1872 “Ve böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık…” En’am: 6/112 . ardı arkası kesilmez dünyalık emeller) va deder ve kendilerini boş temennîlere sevk eder. Allah(cc)’tandır. insan için apaçık bir düşmandır. 236. Lisânu’l-Arab. Allah(cc) kimi seçer ve faziletli kılarsa üstün olan odur. elbette onların hepsini azdıracağım’ dedi” Sâd: 39/82-83. tarafından bir emniyet olmak üzere hafif bir uykuya bürüyordu ve üzerinize gökten bir su indiriyordu ki. 367 .1876 iblistir. Tasavvuf ehline göre şeytan. içlerinden ihlâslı kulların hariç. s. Müfredât. Bunun üzerine (biz onlara) şöyle dedik: (Ey Âdem. onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez. 1874 “İblis. 1873 “Ancak İblis. onu ise çamurdan yarattın’ dedi” Sâd: 39/76. s. s. 1209. çirkin işleri ve Allah’a karşı.1873 buna sebeb olarak kendisinin üstün olduğunu iddia eden. Curcanî.

Âdem(ra)’in ilmine nisbeten izah etmiştir. edep dairesinden dışarı çıkmıştır. İnanmayan insanlara kurduğu gaflet tuzağında onları inanmaya sevk edecek düşünce ve fikirlerden gaflete düşürür. hikmet ise ilmin ruhu olduğundan. Ancak bu anlayışın somut bir göstergesi olarak verilen misal. 1881 Kıbrısî. senin dosdoğru yoluna oturacağım!’…”1880 ayetinde iblis. hatayı Allah(cc)’a atfetmiştir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre. ss. 368 . Hak Dost 4. insanları gaflete sürüklemeye çalışır. Çünkü Kıbrısî’ye göre. A’raf: 7/16. mühimdir. Hak Dost 4.1881 İblis. bu noktada. Bu manada İblisin lanetlenmesine sebeb olan. kendi beraatını ilan etmiş ve bu suçu Allah(ac)’a yüklemiştir. Kur’ân-ı Kerim’de bildirilen “Şeytan ameli”1884 insanları rahatlık ve özgürlük vaadiyle kandıran Şeytan’ın onlara işlettiği tüm İslam dışı amellerdir. s. secde edenlerden olmamıştır. 1883 Kıbrısî. İnanan insanlar için kurduğu gaflet tuzağında ise bâtıl bir fiili işlemeye sürüklemek vardır. Tasavvuf Sohbetleri. “(İblis): ‘Öyle ise beni azdırmandan dolayı (ben de) mutlaka onlar(ı saptırmak) için.1882 Şeytanın bu aldatmalarına en çabuk düşenler. hikmet sahibinde edeb zaruridir. hikmet ve marifet kavramları merkezinde incelenmiştir. Âdem(as)’e secde etmediği zaman. İlim sahibi olmasına rağmen hikmet sahibi olmayan Şeytan. 1884 Kasas: 28/15. Allah’ın af ve merhametine sığınarak. ilim sahibidir. Tasavvuf Sohbetleri.Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre Şeytan. 1882 Kıbrısî. 135. müşrike. münafıka başka 1879 1880 Kıbrısî. onun haiz olduğu ilmin ruhsuz olmasıdır. 144-145. “İlim-Âlim” başlığında ebeb. Âlime. Ancak ondaki ilmin hikmetten uzak bir ilim olmasından dolayı.1883 Nazım Efendi’ye göre. s. 33. Hz. hatayı kendinde görür. âbide. Böylelikle. Ancak İblis. Şeyh Nazım’a göre şeytanın ilmindeki hakikat. fasıka. Allah’ın emrine uymayarak. Bu izaha göre yasak ağaç meyvesinden yiyen Âdem(as). iblisin insanlara tuzak kurma konusunda mahareti vardır.1879 Bu anlayış. edepsizlik yapmıştır. zahide başka. s. Bu fiiller vesilesiyle inanları iman dairesinden çıkarır veya çıkanları orada tutar. bu zelleyi işlediğinde. 90. boş duran ve bir işle uğraşmayan kullardır.

insanları tarih boyunca karşılaşılan harb. iyi ve kötü arasında temyiz zafiyeti yaşaması için vesveseler verir. 12. s. hakiki kul olmaktan da uzaklaşmıştır. Çünkü bu aldanmanın içinde bulunduğu müddetçe insan. Şeytan. ss. milletleri büyük harplere sokarak imanlarını toplu olarak yok etmektir. 145. İlyas. 1887 Çelebi. Aynı eser. Şeytan. Tasavvuf Sohbetleri. Bu tuzağa düşen Mü’min içinde bulunduğu durumu anlamlandıramamış olur. insana işlettiği kötü amelleri cebri bir hâkimiyet üzerinden değil. insanların imanlarını almak için onları öfkelendirir ve kavgaya sürükler. Şeytan. iman etmeyen insanın iman etmesine vesile olabilecek her türlü fiilden alıkoymak için çabalar. s. c. 99-101. insanların hayatını kısaltarak. Bu kalbi ehsas ve efkârın müspet iken menfiye dönüşmesinden başlayarak. 39. Şeyh Nazım’ın ifadesiyle.1886 Gaflet bahsinde irdelenen iki çeşit gaflet anlayışından hareketle Şeytanın kuracağı tuzak da iman edenler ve iman etmeyenler için farklı şekillerde olabileceği şeklinde yorumlanabilir. şeytana. bunların amel olarak zuhur etmesine kadar geçen süreç. elinden almak ister. Bu görüş üzerinde İslam uleması ittifak etmiştir. insan üzerinde cebri bir otorite kuramaz ancak. Ebediyete Davet. ss. onun bedenî rahatsızlıklara maruz kalmasına sebep olabilecek kuvveti vardır.1888 1885 1886 Kıbrısî. Dolayısıyla şeytan. şeytanın tuzaklarıyla doludur. davet etme. nefsine. insanı gaflet haline düşürerek. Şeytan. 162-165.oyunlarla yaklaşır. dünyaya veya hevasına kul olmayandır. İman edenlerin gafletleri kalblerinde geçen düşünce ve hislerde başlar. fesat ve fitne ortamına sürüklemeye çalışır. böylelikle teyakkuzdan gaflete düşürmüş olur. süslü gösterme ve aldatma üzerinden yapar. Nazım Efendi’ye göre Şeytanın hedefi. 369 . elest bezmindeki misakından gaflete düşmüş. İbn Teymiyye’nin de mutabık görüşüne göre şeytan. 1888 el-Hakkânî. TDV İA.1885 Şeytan’ın bu oyunlarına aldanmayan kişiler.1887 Şeyh Nazım’a göre şeytan. İman eden kulun içinde bulunduğu hal ve durumu anlamlandıramaması için çalışan Şeytan.

76. onları şerrin en dibine sürükler..g. Hz.1892 Şeyh Nazım’a göre iblisin yaratılışında. a.Şeyh Nazım’a göre iblis. s.1889 Peygamber Efendimiz(sav)’in. bilinmesine vesile olur. kul ile Allah ilişkisinde günah ve tevbe. Sabah namazına giderken kapıyı açtığı gibi önünde bir ihtiyar bulmuş.e..1893 Kıbrısî’ye göre. a. Hitâb-ı İzzet geldi ki: ‘Ya Bayezid! yukarı bak’ Ebu Yezid yukarı baktığında. Paygamberimizin(sav) ‘Allahu Ekber’ diye ikinci rekata kalktığını gördü. Bu şerefe vesile olan günahların tohumlarını. a. s. o şeytana uymalardan tutacak olsa idim. 73.’ Peygamberimizin ona cevabı: ‘Ya Ali! Yol kesici olma. İblis hakkında verdiği bir nasihat1890 ve Bayezîd-i Bistâmi Menkıbesi1891 üzerinden Nazım Efendi. başka bir kavim yaratacaktım …” Bkz.1895 1889 1890 Kıbrısî. Ben bir rekatı kaybettim. Üzerindekine mesafeler kat ederek makâmlar kazandırır. 162/779) menkıbesi1894 üzerinden izah etmişir. o günahlardan. Kıbrısî. kul için tevbe ve şeref vesilesi olmaktadır. adım adım yürürken Mescid -i Saadetin kapısına vardığında. kul için bir şereftir. Masum olduğun vakitte. dışarıda taşın altında kıstırılmış bir alamet var… ‘Ya Rasullallah! Bu melanet bana bugün bu hileyi yaptı. 74. Kıyamet gününe kadar ümmetler buna tükürsün. Nazım Efendi. Bu senin kullarını rahat bıraksın. O zaman istiğfar fazilettir. Benim ümmetim buna mücahede ederek. Bu rahmeti burada asilere vermek için tutuyorum… Bu kulları. Sen kendini bu faziletten mahrum etmek istiyorsun. Ali Efendimiz sabah namazına çıkıyor. ‘Ya İbrahim! Gaffar oluşum kimin için olacaktır?’.g. Tasavvuf Sohbetleri. 1894 Kıbrısî bu menkıbeyi şöyle nakletmiştir: İbrahim bin Ethem: ‘Ya Rabbi. bu dünyada. Allahümmağfirli demesi kula şereftir. Bu şeytanı artık azlet. Bu manada iblis. ‘Ya Ebu Yezid! Bu rahmet denizini Bana asi olan kullar için ayırmışım. bu ümmetin arkasından koşup onları azdırdığı. iblis ekmektedir.. O sallana sallana. O ihtiyarın da mescide değil de diğer tarafa saptığını görünce anladı ki. 73-74. Ali(ra)’ye. 1891 Kıbrısî bu menkıbeyi şöyle nakletmiştir: “Sultanu’l -arifin Bayezid-i Bistâmî Hazretleri Kâbe-i Muazzama’nın kapısının halkasını tutmuş: ‘Yeter ya Rabbi! Yeter bu şeytanın. Ben bu rahmete veya hiçbir şeye muhtaç değilim. Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. 1892 Kıbrısî. Farklı bir ifadeyle şeytan. indallahtan olan bütün rütbeleri alacaklar. Edhem (v. ihtiyar olan kimsenin önüne geçmezdi. başka bir hikmet daha vardır. 74.” Bkz. s. Bilmeyenlerin üzerine binen iblis. Hz.e.g. baygın düştü. Dışarı geldiklerinde. Efendimiz(sav) baktı ki. Farklı bir ifadeyle şeytanın aldatmasıyla Mü’minlerden asi olan kullar. İçeri girdi namaz kıldı. 1893 Aynı yer. Allah(ac)’ın bilinmeyen merhametinin. ss. o iblistir. 370 . Dolayısıyla iblis. ismet istiyorum’ demiş. sen bana el açmayacaksı n. orada aklı başından gidip. Kullarının arkasına düşmesin. O zaman ‘Allahümmağfirli’ dedi…” Kıbrısî. Ali Efendimizin edebi. Bilmeyenler için ise yüktür. Ali Efendimiz öfkesinden onu tutuğu gibi orada bulunan büyük bir taşın altına kıstırdı. bu görüşünü ise bir sohbetlerinde İbrahim b. s. Allah(cc)’ın rahmetinin tecellisine vesile olur. hikmetini bilenler için binektir. Sen bu şereften kendini mahrum etmek istersin.e. insanların içindeki muhlis kulların bilinmesine vesile olur. Onun için bunu oraya hapsettim. Hz. şeytanın yaratılış hikmetini izah etmiştir. Kıbrısî bu menkıbeyi şöyle nakletmiştir: “Bir gün Hz.

Rûhu’l-beyân. 76. ss. c. 1898 Nahl: 16/98-100.1899 Bu konu ile alakalı başka bir ayet şöyledir. 162. 1137/1725) göre şeytan. Siyasî ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar f. Ben sadece sizi davet ettim. Ancak kâfirler üzerinde. Kıbrısî. 1900 İbrahim: 14/22. s. Modern Çağ ve Modernizm: Bilimsel gelişmelerin.1897 Kıbrısî’nin bu görüşü. demokrasi. Mü’min ya da kâfir. 67. deniz ötesi ticaretlerin. şeytan şöyle diyecek. Beni kınamayın. siz de davetimi kabul ettiniz. 371 . “yeni olma” anlamına gelen.. güçlü zanneder. İnsanlar. s. kahır ve galebe anlamında bir hâkimiyet kuramaz. Allah(cc)’ın yardımıyla. “(Hesaplar görülüp) iş bitince.”1898 ayetine dayandığı şüphesizdir. coğrafi keşiflerin. şeytanın davet etme ve süslü gösterme anlamında bir gücü vardır. kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın. “aydınlanma” ve Rönesans gibi hadiselerin bir sonucu olarak Avrupa ve Amerika’da görülen yenileşme hareketi. Hulasâtu’l-beyan. şeytanın tasallutu altına girmiş olanlar ve ona itaat edenler (Şeyâtine’l-ins veya evliyâu’ş-şeytan) olduğu yönünde tefsir edilir. onu. Tasavvuf Sohbetleri. a. s. modernleşme olarak tabir edilmiştir. Teknoloji. 1901 Bursevî..1901 f. 10. ancak onu dost ve koruyucu edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. bilim. Gerçekten onun. 2895-2896. ona karşı hiç mukavemet göstermediği için. hiçbir insan üzerinde. 1899 Vehbî. iblise galib gelinir. s.Şeyh Nazım’a göre İblis zayıftır. 7.e.g. 162. ulus devletler ve kapitalist üretim sistemi 1895 1896 Kıbrısî. c. iblise sorgusuzca teslimiyetin temel sebebidir. Bu ayette bildirilen dost. Kendinizi kınayın… ”1900 Bu iki ayeti beraber ele alan Bursevî’ye (v. Biraz karşı koymaya çalışılırsa. Onun gücü ve etkisi.1896 Ancak Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre günahları olağan bir şey kabul etmek.“Kur’an okunduğu zaman. iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde gücü ve etkisi yoktur. 1897 Aynı eser.1.

Modernite. 1904 Aynı eser. duygu yapısı gereği akıl dışı nitelendi. Bu kavramlar 20. ve 21. Osmanlı Devletinden. Avrupa ve Batı sözcükleri ile eş anlamlı olarak kullanılagelmiştir. ss.1902 19. Yalnız düşünce akla uygun kabul edilip. Çağdaş Sosoyoloji Kuramları. içlerinde milliyetçilik davası girmiş. Kıbrısî’nin Osmanlı Devleti vatandaşı olarak dünyaya gelmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş sürecindeki değişimleri.gibi oluşumları hatırlatan modernleşme. Bu bağlamda modernizm.55. eleştiri ve edebiyat alanında çıkan akımlar için kullanılırken modernite.1904 Kıbrısî’nin bu konulardaki tahlillerinin merkezinde. Rönesans’tan beri Avrupa kültür tarihinin geliştirdiği sistematik bir süreci ifade etmektedir. Yüzyıl ve 21. sanat. Yüzyılın başlangıç seneleri. Kıbrısî’nin içinde bulunduğu zamanı ve olayları tanımlamasında da anahtar kavramlar olmuştur. Yüzyılın ortalarından başlayıp. sadece Osmanlı tebasını değil. tüm İslam toplumlarını tahribetmiştir. Komisyon. Kıbrısî. Bu durum. bu düşünce akımından dolayı ayrılıklar ve bölünmeler başlamıştır. 124-125. Eskişehir 2013. sömürgecilik ve Avrupa emperyalizmi ile küresel bir boyut kazanırken. “batı” kavramı ile özdeşleşmiş. daha çok düşünce. politik veya sosyolojik bir kavram olmamakla beraber geleneksel olana ve geçmiş kültürlere karşı duran ve mentalite değişikliğini öne çıkaran bir kavramdır.1903 Kıbrısî’ye göre modernizm. Müslümanların hak olmayan bir davayı gütmeleri ile içlerinde ayrılığın ve bölünmenin getirdiği zulmün acısını yaşamaktadırlar. ss. dünyadaki değişimlerle birlikte müşahede etmesiyle alakalı olduğu şüphesizdir. Hak Dost 4. kendi başına tarihî. Yüzyıl içerisinde cereyan eden ekser hadisat ile ilgili olduğu için. Anadolu Üniversitesi Yay. Türkiye Cumhuriyeti’ne tevarüs ederken geçmişe ait değerleri tamamen tahribetmiştir. 1902 1903 Bkz. Modern çağın İslam coğrafyasını etkilemesinden önce Müslümanlar ümmet şuuruyla bir şemsiyede toplanmışken. Osmanlı Devleti ve tebası bulunmaktadır. tüm dünyaya yayılan lâdinî düşüncelerdir ve bunlar. 372 . bugüne kadar süren söz konusu hadisatı ve etkilerini Kıbrısî. Ancak benzer düşünceyi bir bâtılı gözüyle Eric Fromm da şöyle ifade etmektedir: “Descartes’den başlayarak insanlar.. “modern çağ (!)” olarak tabir etmektedir. Kıbrısî’ye göre modernizm ve modern çağ olan 20. 56. giderek düşünceyle duygunun arasını açtılar.

Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin dünya ve ahiret görüşünün merkezinde bulunan İslam tasavvufu anlayışı. Ahmet Cevdet Paşa. kendisinin sözde modern çağ olarak vasıflandırdığı. Yüzyıl hadisatına yönelik eleştirilerinde ve bu çağın içinde yaşayan bir zat olarak. beni ve doğayı denetimi altına alabilecek ve benliği oluşturan anlama ve yargılama yeteneği akıl. Ter. Yol Yay. Anlama yeteneğinin yardımıyla doğanın denetim altına alınıbilmiş ve daha çok. 20. direkt ya da dolaylı olarak belirlemiş ya da şekillendirmiştir. zamanın hal ve şartlarına göre güncellenmesinin gerekliliğini düşündüğü için Tanzimat’ı savunmuş. İnsan bu süreç içerisinde kendini bir eşya durumuna dönüştürdü. Başka bir ifadeyle. Dolayısıyla kanun-ı kadim. hem de o zamanın şartlarına göre İslam Medeniyetinin gelişmesi için gerekli görülmüştür. Psikanaliz ve Zen Budizm. onun hayatındaki tüm düşünce ve görüşlerini.1906 Kıbrısî’nin modernizm anlayışı. Eric. ss.kişiliğimizden “benden”. TDV Yay. İslam toplumunun kıyamete kadar geçireceği evreleri haber veren bir hadis-i şerife dayanmaktadır. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Benden sonra hulefa. Bu hadiste Hz. 1313/1895)’nın modernizm mevzuundaki görüşü. bu yeniliklerin.. Hem Osmanlı tebaasında İslam medeniyetinin son dönemlerini yaşamış ve sahip çıkmış. Mesela Kıbrısî’nin modern çağ anlayışını şekillendiren İslam anlayışı. Sempozyum 9-11 Haziran 1995. Kıbrısî’nin düşüncelerini direkt ya da dolaylı olarak şekillendirmesi kuvvetle muhtemeldir. Tanzimat’la başlayan modernleşme sürecini hem tenkit etmiş. ss. 1905 1906 Fromm. daha değişik şeyler üretebilmiş olması. 373 . sanki yaşamdaki en önemli şeymiş gibi ele alındı. Ankara 1997. 16-19. Batı’da başlayan değişimleri takip etmeyen Osmanlı Devleti.”1905 Ahmed Cevdet Paşa (v..: İlhan Güngören. Cevdet Paşa’nın dönemindeki İslam toplumuna şamil olmuş bir mütefekkir olmasından dolayı. onun olarak yaptığı kavramsal tanımlamalarında bulunmaktadır. geleneksel yapıya uyarlanmadan taklit edilmelerinden dolayı da eleştirmiştir. Onun bu konudaki düşünceleri. İstanbul 1978. pratik yaşantısındaki tatbikatında görülmektedir. zamanın şartlarına göre İslam Medeniyetinin terakki imkan ve ihtimalini sekteye uğratmıştır. hem de Osmanlı’nın modernleşme sürecinin başlangıcı sayılabilecek Tanzimat’ın saraydaki düzenlemelerinde vazifeler almış olan Cevdet Paşa. hulefadan sonra umera. bölünüp ayrımlaştı. 68-77.

5/220-221. Nazım Efendi sıklıkla vurgulamaktadır. modern çağ düşüncesini de şekillendirmiştir. 518. ss. 1910 Kıbrısî. 157-159. Gerek icat eden. Osmanlı Devletini haber vermiş ve bu devirler gerçekleşmiştir.. a. teknoloji ve eğitim sistemi alt başlıkları olarak incelenirken.1. Kıbrısî’nin her sahadaki düşüncesini şekillendiren temel İslam düşüncesi. hukuk sistemi. mahiyeti itibariyle teneke olan bu metalarla birbirine karşı büyüklenme içine girerler. O yeryüzünü adaletle doldurur. insanoğlunu kibre sürüklemiştir. Müslüman toplumun yönetiminde. Modern Çağ ve Toplum: Nazım Efendi bazen “yirminci yüzyıl” terimini. Hambel. Gümüşhanevî.1908 “Modern Çağ” tabirinin muhteviyatı birçok alanla ilgili olsa da. s. melik.1. Bu ifadelerin özetine göre.umeradan sonra melikler. Cuma Hutbeleri. içerisinde cereyan eden tüm sosyal ve siyasi olayların genelini içeren bir anlamda kullanmaktadır. Detaylarını Mehdi başlığında incelediğimiz bu devir. onun görüşlerinde meknuz olan. Cebâbireden sonra ise Ehli Beytimden bir kimse gelir de. Kıbrısî’ye göre modern çağ ile başlayan ve içinde bulunduğumuz dönem cebabire devridir. meliklerden sonra Cebâbire. yirminci yüzyılda yapılan teknik ve teknolojik gelişmeler. umerâ.1909 İnsanın kendisini örtmek için giyindiği kıyafetlerin tarzlarındaki çeşitlilik ile de büyüklenme içine girerler. Ramûz. Bu yüzyılın kavramı olan “moda” insanları kibre sürükleyen bir oyundur. Dolayısıyla Kıbrısî’nin modern çağ görüşü.”1907 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre hadisde haber verilen hulefa. toplum. s. hulefâ-i raşidîn devrini. Fiten. münafık şahsiyetlerin bulunduğu ve dini yaşamı baskı altına aldıkları dönemdir. yirminci yüzyılın hastalığı insanoğlunun kibirlenmesidir. tasavvuf disiplini merkezli İslam düşüncesi tespit edildikçe paylaşılacaktır.1910 1907 1908 Tirmizi. 1909 el-Hakkânî. gerekse tüketen kişiler. Hakkâniyye mürîdanınca önemle veridiğini gördüğümüz bir konu olan kibri. 48. Hak Dost 4. Bu manada Nazım Efendi’ye göre. 92. Kıbrısî. Müsned. s.e. Emeviler ve Abbâsiler devrini.g. 30. f. 374 .

157-159. Yani. Arabasıyla evin içine girip. Özet olarak rahatlık adına yaşanan bu hayatın. 176-179. ss.1911 İslam düşüncesindeki kibir ve israf ile ilgili kaynaklar. sadece sosyal düzenin gelişiminde değil. rahat yaşamayı basit yaşama olarak tanımlamıştır. sanal bir ihtiyaç anlayışı oluşturmuştur. batıda yapılan siyasi ve sosyal düşüncelerden de karşılığını bulacak mahiyettedir. Şeyh Nazım’ın moda ve teknoloji konusundaki yaklaşımını şekillendirdiği şüphesizdir. sadece İslami düşünceden değil. Nazım Efendi’ye göre bu artışın arkasında tatmin olmayan nefsanî duygular yatmaktadır. Hak Dost 4. el-Hakkânî. İhtiyaç için olmayan harcama ve tüketimin arka planı. ss. kibir duygusu ile izah edilmiştir. zenginlerdeki tüm imkânları borçlanarak temin etmeye çalışan orta kesim de. 375 .Nazım Efendi’ye göre modanın icat edilmesinin temelinde Peygamber(sav) sünnetini unutturmak yatmaktadır. bir atalet (tembellik) meydana gelmiştir. sadece İslam âleminin geleneklerini değil. asansörle yatak odasına çıkan insanlarda. Hıristiyan âleminin de geleneklerini yıkmıştır. insanlık tarihinde benzeri görülmemiş bir koşturmaca ve tatminsizlik içindedir. Nazım Efendi’ye göre bu yüzyılda karşılaşılan ekonomik krizlerin arka planında da iktisat dışı (tasarrufa dayanmayan) bir tüketim anlayışı yatmaktadır. bu dönemin hastalıklarından ekonomik krizlerine kadar insanlığın tüm çilesi manevî hayattan kopuşun tecellileridir. Modern yaşam. Moda olgusu yirminci yüzyılın ihtiyaç dışı tüketim anlayışını besleyen bir kaynaktır. Ebediyete Davet. elli sene öncesiyle mukayese edilmeyecek derecede artmış. bireysel huzur ve refahın gelişimini de sekteye uğratmıştır. Elinde bulunan her eşyanın yenisini almaya çalışan zengin kesim de. 1911 1912 Kıbrısî. toplumsal bir alışkanlık haline gelmesi sürecinde Yahudilerin rolü.1912 İslamî yaşamın günlük hayattan çıkarılması. Günümüzün kanser gibi birçok hastalığının sebebi olan atalet. Bununla birlikte söz konusu menfi fiillerin. insan hayatına makineleşme ile girmiştir. Bu amaç ile Yahudiler tarafından icat edilen bu olgu. insanları rahat ettirmekten çok rahatsız ettiğini ifade eden Kıbrısî.

e.1916 Osmanlı’nın şeceresi Şeyh Ebebali’ye dayanmaktadır. Yani.2. Bu varlıkta mevcut oluşumun sebebi nedir? …Vazife elde etmek için.. İslam esas alınarak kurulmuştur. Nazım Efendi’ye göre Müslümanların kurtuluşu bu temiz ailenin adıyla oluşturulmuş Osmanlılık şemsiyesi altında toplanmalarıdır. geleneksel olandan modern olana geçiş gibi anlaşılmıştır diyebiliriz.1. 104. Nazım Efendi günümüz insanının meslek. Dolayısıyla modernizmin tesisi esnasında Osmanlı’yı unutturma kastı güden politikalar. 178-179. s. 1916 Kıbrısî. siyasî ve sosyal nizam. s. “De ki: Hak geldi bâtıl mahvoldu”1914 ayetinin bir işareti olarak bu çağ sona erdiğinde insanlar. 58.e. kariyer. 1917 Aynı eser. İslamî nizamın unutulmasına sebep olmuş ve İslamî hukuk sistemlerinin ve İslam Medeniyeti’nin kendi içinde gelişimine sekte vurmuştur.Osmanlı toplumunda bireysel günlük yaşam gayesi.g. aradıkları dünyaya aittir. a. Nazım Efendi’ye göre Osmanlı’nın uyguladığı hukukî. 376 . 1915 Kıbrısî. Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş. bu uğraşıların uhrevi bir amacı ihtiva etmemesinden dolayı hayal olduklarını şöyle ifade eder: “Hep uğraşıları hayaldir. ümmetçilik şuuruyla yeniden bir araya gelmelerine dayanmaktadır.”1913 Binaenaleyh Nazım Kıbrısî’ye göre. Evi yaparken iskele kurarlar. çoluk çocuk sahibi olmak için. sona erecektir. Şeyh Edebali ise Hz. Adnan(as) ve İsmail(as) üzerinden Hz.. Bâtılın Hak’a üstün geldiği bu çağ. sancaklarında 1913 1914 Kıbrısî. Bina bittikten sonra iskele üstünde kalmaz.1915 f. bugün anlamsız amaçlar haline getirilmiştir. mevki sahibi olmak için. ss. sosyal ve ekonomik statü için koşturduklarını söyleyerek. a. Hak Dost 4.g. sıfırdır. Âdem’e ulaşır.1917 Osmanlılar. modern çağda. dünyevileşerek bâtıla düşenler ve hakkatten ayrılmayanlar olmak üzere iki millet oluşmuştur. Peygamber(sav)’e dolayısıyla Hz. dünyevi sufliklerden uzaklaşacaklardır. Modern Çağ ve Hukuk Sistemi: Şeyh Nazım’a göre Osmanlı devletinden. ss. İsrâ: 17/81. Onlar vasıtadır. 124-125.

1918 Kıbrısî’ye göre geçmişe ait değerleri derinden reddederek gelen Modernizm. ilahi takdirdir. 1921 Atay. 1919 Bu düşünceleri bir fikri tez olarak savunan Kıbrısî. Şeyh Nazım’a göre. Peygambere ve sizden olan ûlu’l-emre (emir sâhibi idârecilerinize) de itâat edin!”1920 ayetine istinaden emir sahibi ile mücadeleyi uygun bulmamaktadır.e.. Çünkü yönetime itaat. Uygarlığın özü teknolojik gelişmelerde değil. boşanma oranındaki artışın. manevî otorite olarak manalandırılmıştır. o dönemin evliya ve ulemaları. 251-262. Şeyh Hişam’ın bazı sohbetlerinde. ss. 1922 Aynı eser.Kur’ân yazısı taşımışlardır. 189-193. Bkz. ss. fikrî olarak müsebbibidir. Yani. silahlı ve anarşist mücadele haramdır. Avrupa’nın baskısıyla. “Ey îmân edenler! Allah’a itâat edin. Bunun farkında olmayan Müslüman memleketler de batı âleminin kopyası olmaya çalışmaktadır. yirminci yüzyılda kaos.youtube. gayr-i İslamî bile olsalar. insanları geçici olan dünya çıkarlarına göre programladığı için toplumsal sorunların da müsebbibidirler. İslam’ın emridir. Bu kurumun hukuk sistemi olan demokrasinin İslamî olmadığını düşünen Kıbrısî. Kendini bir Osmanlı olarak tanımlayan Kıbrısî. 251-262.1922 1918 1919 www. ahlaki açıdan yüce bir seviyede olmak ve bu seviyedeki hukuk sistemlerini teşekkül etmektir. Batı’da bir Nakşî Cemaati. yirminci yüzyılın bir cehalet nişanesidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile kurumsallaşmıştır. Mesela Liberalizim özgürlükte sınır bulamadığı için. İslam dünyasının selameti için hilafetin bir sembolü olan sancak-ı şerifin yeniden açılması ve dalgalandırılması gerektiğini düşünmektedir. Mutlak özgürlüğün arayışı içinde olan insanlar. demokrasideki başbakan görevini ifa eden bir sadrazamın ve bakanların fonksiyonlarını yerine getirecek vezirlerin bir sultan tarafından atandığı yönetim biçimini savunmaktadır. Bu hukuk sistemi. Farklı bir ifade ile bugünkü idareciler. uygarlığın temelleri İslam’da yatar.com/2-Seyh Nazim Ilahi takdir önlenemez! Ayette geçen “ûlu’l-emr”. Atay. ss.g. Cumhuriyet sonrası bu yazılar kaldırılmış olsa da bu değişim. vahşet ve yıkım uygarlığını meydana getirmişlerdir.1921 Modern çağın geliştirdiği hukuk sistemi olan sekülerizm ya da laiklik. 1920 Nisâ: 4/59. a. 377 . Bu takdir önlenemez olduğu için. değişime engel olamamıştır.

onun tasavvuf düşüncesiyle şekillenmiştir. Osmanlı Devletinden sonra tatbik edilmediği için gelişmemiştir. Ümmetimin mülkü. Modern çağdaki değişimlerin tesiriyle İslam toplumunda görülen söz konusu tüm değişiklikler.1923 İslam toplumundaki ilk hizipleşmenin Şiilik ile başlaması ve ehl-i sünnet içerisinde Vahhâbilğin zuhur etmesi. Müslümanların arasındaki ayrılık ve bölünme unsurunun müsebbibidir. Kıbrısî’nin beklediği ideal hukuk sistemine en yakın olanı ise. birleşmiş gibi görünen Avrupa’yı partilere böldüğü gibi İslam âlemini de hiziplere ayırmıştır. Farklı bir ifadeyle Kıbrısî’nin ideal hukuk sistemi. Şeyh Nazım’a göre. Bu hadis-i şerifte Hz. Şeyh Nazım’a göre. Mehdi(as)’in zuhurundan sonra. bana gösterilen yerlere kadar uzanacaktır. 378 . yeryüzünü benim için dürüp topladı.İnsan düşüncesinin geliştirdiği en mütekâmil yönetim biçimi addedilen demokrasinin eksik yönleri tartışılsa da. gerçekleşmesini beklediği altın çağda görülecektir. bir hadis-i şerif üzerinde özetlemektedir. kesin olarak ve ittifakla. İslam ulemasının henüz içinde yaşadığı bir süreç olması hasebiyle. Kanaatimizce. hukukî ve ekonomik bir sistem modeli ortaya koyduğu söylenemez. 142-143. henüz daha gelişmiş bir sistem uygulanma ya konmamıştır. ulemanın ittifak ettiği. ben de doğusunu da batısını da gördüm. modern çağın İslam toplumunda bir hizipleşmeye sebebiyet verdiği açıkça görülecektir. Modern çağın geliştirdiği hukuk sistemi. Nazım Efendi’ye göre fikrî kökleri Avrupa’ya dayanan particilik. hem itikadi he de siyasi boyutları olan. Kanaatimize dayanak olan gözlemler sadece siyasi partilere bağlı hizipleşmeler değil. aynı zamanda cemaat taassubuna bağlı ayrılıkları da içermektedir. bu dinamik sürecin sonunda. hizipleşme olarak addedilmemiştir. Bana iki 1923 Atay. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ. Ancak Kıbrısî’nin karşı çıktığı demokrasi hukukunun üstündeki bir model. mana âlemindeki takdirin cereyan etmesi için madde âleminde husule gelmiş sebepler zinciridir. Bu noktada Kıbrısî’nin felsefî. Bunlara ilaveten Şeyh Nazım’ın savunduğu söz konusu ayrılık. ss. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Müslüman toplumunun bugünkü sosyal ve siyasî durumuna yönelik söz konusu tespiti Kıbrısî. iki ayrılıktır.

hazine verildi: Kırmızı ve beyaz hazineler. Ben Rabbimden, ümmetimi umumî bir kıtlıkla helâk etmemesini, ümmetime kendi nefislerinden başka bir düşman musallat edip çoğunluğu helâk etmelerine meydan vermemesini talep ettim. Rabbim bu isteklerime şöyle cevap verdi: ‘Ey Muhammed! Bir hüküm verdim, artık o geri alınmaz. Ben, Senin ümmetini umumî bir kıtlıkla helâk etmeyeceğim, kendileri dışında, çoğunu helâk edecek bir düşman da musallat etmeyeceğim, hatta yeryüzünün her tarafında bulunanlar, onlar aleyhinde toplansalar da. Ama, kendi aralarında birbirlerini helâk edecekler.”1924 Bunun bir ilahî ferman olarak önlenemez olduğunu ifade eden Kıbrısî, Muhammed ümmeti içinde ayrılık ve çatışmalardan doğan zulmün hak yolundan sapıldığı müddetçe devam edeceğini söyler. Yani günümüz hadiseleri, bu ilahi ferman dâhilinde cereyan etmektedir.1925 Daha önce de belirtildiği gibi Kıbrısî’ye göre, insanlığın içinde bulunduğu zaman olan 21. Yüzyıl, ahir zamandır ve bu günler, Hz. Peygamber(sav)’in mağlum hadis-i şerifinde1926 haber verdiği üzere cebabire devridir.1927 Söz konusu devir; tek olan İslam reisliğinin kaldırıldığı, her bir İslam devletinin kendi başına buyruk olduğu, başlarında dışa bağımlı reislerle yönetilen ve hiçbir İslam devletinin diğerine tabi olmadığı bir dönemdir. Binaenaleyh, 20. yüzyıldaki sosyal, siyasi ya da ekonomik tüm hadisat, söz konusu durumla ilgilidir.1928 Kıbrısî’ye göre bu zaman, bütün reislerin üzerine reislik yapacak vasıflarda, manevî kuvvet taşıyan bir şahsiyetin bulunmadığı bir zamandır. Bu yüzden içinde bulunduğumuz “cebabire dönemi”, bir nevi bekleyiş ve geçiş dönemidir. Halk böyle bir zâtı bulalım ve seçelim deseler bile sürgün ve cezalara maruz kalacakları bir hukuk sistemine tabidir.1929 Bununla birlikte insanlar, her konuda kendilerini haklı bildikleri gibi, her şeye kendilerini layık kabul etmektedirler. Şeyh Nazım, söz

1924 1925

Müslim, Fiten, 2889; Tirmizî, Fiten, 2177; Ebû Dâvud, Fiten, 4252. Kıbrısî, Hak Dost 4, s. 103. 1926 “Benden sonra hulefa, hulefadan sonra umera, umeradan sonra melikler, meliklerden sonra Cebâbire, Cebâbireden sonra ise Ehli Beytimden bir kimse gelir de, O yeryüzünü adaletle doldurur…” Bkz. Tirmizi, Fiten, 48; Hambel, Müsned, c. 5, ss. 220-221; Gümüşhanevî, Ramûz, s. 518. 1926 Kıbrısî, a.g.e., s. 92. 1927 Tafsilatı için bu tezde bkz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d.Hz. Peygamber. 1928 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 94. 1929 Aynı yer.

379

konusu toplumsal durumu, bireyden başlayan psikolojik bir temele dayandırır. Buna göre, toplumdaki ekser ferdin nefsaniyetine esir düşmesi, bu durumun sebebidir. Binaenaleyh bu çağda söz konusu adaleti insanlara kabul ettirecek bir manevî kudret gereklidir.1930 Sonuç olarak Şeyh Nazım’ın modern çağ anlayışı, onun birnevi bekleme ibadeti addettiği Mehdi anlayışı ile ilgilidir. Detaylarını ilgili başlıkta incelediğimiz bu anlayışa göre, Muhammed ümmetini bu cebabire döneminden çıkaracak ve onları bir sancakta toplayacak şahsiyet, Mehdi(as)’dir. Mehdi(as)’nin zuhuru ile insanlar, bâtıl anlayışların ürünü olan hukuk sistemlerine değil, hakkın zahir olduğu anlayışa tabi olacaktır.1931

f.1.3. Modern Çağ ve Teknoloji: Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre içinde bulunduğumuz zaman, her sahada hızlı keşif ve icatların yaşandığı bir dönem olduğu kadar, insanların acziyetlerini unuttukları bir zamandır. Aya çıkan, uzaya uydular gönderen bu insanlık gurur ile Allah(cc)’a başkaldırır bir durumdadır.1932 Günümüzde icat ve imal edilen toplu imha silahlarının insanlığı melhame-i kübraya (büyük harbe)1933 götüreceğini söylemektedir.1934 Teknoloji üreten fabrikalar yaşam dengesini bozarken, temizlik için kullanılan deterjanlar bile, okyanusları kirletir.1935 Dolayısıyla mutlak özgürlüğün arayışı içinde olan insanlar, yirminci yüzyılda kaos, vahşet ve yıkım uygarlığını meydana getirmişlerdir.1936 20. yüzyıl fikir adamlarından Nurettin Topçu (ö. 1975), modernizm akımını; ilim, sanat, siyaset, ticaret ve kültür gibi açılardan yaptığı değerlendirme sonucu sunduğu reçete, Kıbrısî’nin tavsiyesi ile aynıdır. Ona göre Müslümanlardan
1930 1931

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 102. Aynı eser, s. 104. 1932 Aynı yer. 1933 Kıbrısî’nin ahir zamanda olmasını beklediği dünya savaşı. 1934 Şeyh Nazım Kıbrısî, Hak Dost 4, ss. 103-105; www.izleveindir.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir; 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 1935 Atay, Batı’da Bir Nakşî Cemaatı, ss. 189-193. 1936 Atay, a.g.e., ss. 189-193.

380

modernleşme konusuna taassup ile yaklaşarak mutlak bir reddiye sınıfında olanlar tefrite düştüğü gibi; modernleşmeyi olduğu gibi kabul edip, eski değerlerin yerine ikame edenler de ifrata düşmüştür. Topçu’ya göre modern olarak adlandırılan bu yüzyıl, maddeci değerler sistemi üzerine inşa edildiğinden, mana yönü eksiktir. Madde ve mâna dengesi üzerine kurulmuş İslam Medeniyeti, modern çağın geliştirdiği medeniyete değil, tekniğe yenik düşmüştür. Dolayısıyla modern çağın Âdemoğlunda açtığı yaranın tedavisi, İslam’dır. Şunu da belirtmek gerekir ki Topçu’nun reçetesi, selefi bir yaklaşımla kalbi hayatı ihmal eden bir İslam anlayışı değil, tasavvufî bir yaklaşımla içsel tekâmüle önem veren İslam olması açısından, Kıbrısî’nin düşünce atmosferi dâhilindedir.1937 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu düşüncelerinden dolayı, Hakkâniyye çevresinde, teknolojinin kullanılmadığı düşünülebilir. Ancak Hakkâniyye müridanının günlük yaşantısında teknoloji önemli derecede yer almıştır. Lefke tekkesinde kamera ve dizüstü bilgisayarlarıyla dolaşan mürîdlere tanık olduk. Modern toplumun en önemli ulaşım aracı olan hava taşımacılığı ise Hakkânî yolunun dünyaya yayılışında olduğu kadar, Kıbrısî’nin ve mürîdlerin günlük hayatlarında vazgeçilmez derecede yer aldığı hatırlanmalıdır. Dolayısıyla Kıbrısî’nin bu mevzudaki görüşlerini, aksiyoner mesajlarıyla birlikte değerlendirecek olursak; Şeyh Nazım’ın karşı çıktığı şeyin, teknoloji değil, neden olduğu sonuçlar olduğu görülmektedir. Manevi değerleri tahrip eden düşünce zeminine vesile olması açısından teknoloji, insanları ahiret gayesinden uzak, dünyevi hazlara sürüklüyorsa eleştirilmiştir. Bununla birlikte, bir Müslüman hayatında teknolojinin müsbet katkıları, Kıbrısî’nin konu başlıkları arasında görülmemiştir. Nitekim Kıbrısî’nin kibir başlığıyla ele aldığı değerlendirmesinde teknoloji; insanları benlik, ucûb ve kibir gibi suflî duygulara sürüklemesi bakımından ele alınmış ve menfi görülmüştür.

1937

Topçu, Kültür ve Medeniyet, ss. 1-202.

381

f.1.4. Modern Çağ ve Eğitim: Şeyh Nazım’a göre eğitiminin temelinde ateizm olan modern eğitim kurumları, hiçbir şeye inanmamayı öğretmekte ve Allah(cc)’ın varlığını reddetmektedir. Hakikat ilminden habersiz ve cahil olan bu sistemin, fayda için ürettiği nesneler dahi, bir noktada zarara yol açar. Dolayısıyla uygar olarak nitelendirilen bu eğitim sistemi, ilkeldir. Söz konusu eğitim sistemi, devlet yönetimindeki laiklik ilkesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla yirminci yüzyılın eğitim sistemi, Kıbrısî’nin ifadesiyle bir cehalet nişanesidir ve insanları geçici olan dünya çıkarlarına göre programlamaktadır.1938 Kıbrısî, ahir zamanda tahsil yapanların çok olacağını ve okudukça cahil olacaklarını, ahir zaman alameti olarak kabul etmektedir. Cehalet kelimesi ile, Allah’ı bilmemeyi kasteden Kıbrısî, bu düşüncelerini, 1990’lı yıllardaki bir sohbetinde şöyle ifade etmiştir: “Diplomalı cahil, sonunda en büyük diplomayı aldığında Allah yoktur diyor. Master, doktorluk payesi var ama, Allah’ı tanır mısın? diye sorsan, Ne Allah’ı? Üniversite’de Allah’ı anmak yasaktır. Bizim taptığımız, tabiattır der”1939 Bilhassa Müslüman toplumlardaki materyalist eğitim metodu ve bu eğitim metodunun teşekkül ettiği anlayış, Kıbrısî tarafından eleştirildiği görülmektedir. Benzer eleştirilerin, İslam toplumlarındaki muhtelif mütefekkirler tarafından yapıldığı görülmektedir. Mehmet Akif Ersoy (v. 1356/1936)’un “O vicdan nerededir, lakin? O iman kimde var? Hayhat! Ne olmuş ben de bilmem, pek karanlık şimdi hissiyat!”1940 dizelerindeki serzenişi, günümüz akademisyen ve mütefekkirlerinden Seyyid Hüseyin Nâsır (d. 1352/1933), modernizim tarifi üzerinden yapmıştır. Ona göre modern olan düşünce, vahye dayalı değişmez ilkelerden ayrılmış, ilahî kaynak ile bağını kesmiş, dinin ve geleneğin dışında olan şey demektir. Söz konusu kopukluk, var oluş hakikatlerini hem obje hem de subje alanlarından dışlanmasına sebebiyet vermiş ve bu dışlanmayla birlikte akla dayalı bir
1938 1939

Atay, Batı’da Bir Nakşî Cemaatı, ss. 189-193. el-Hakkânî, Ebediyete Davet, s. 41. 1940 Ersoy, Mehmet Akif, Safahât, Karanfil Yay., İstanbul 2012, s. 349.

382

ilkeler bütünü aranmış ancak, evrensel bir ilkesizliğe sebebiyet vermiştir. Bu durumda aklın, vahiy ve entelektüel sezgiyle olan bağı kopmuş olduğundan, oluşturduğu medeniyette modern insan, kendi kaderinin hâkimi, dünyanın efendisi, ölüm ötesi tüm gerçekliklere gözünü kapamış bir modern insan tipidir.1941 Nazım Efendi’ye göre günümüz eğitim sistemi, dünyada söz sahibi olmuş Yahudilerin kendi değer ve anlayışlarına göre tertip ettikleri bir düzendir. Dolayısıyla bu nizamın temel anlayışı, Yahudilerin dinlerini anladıkları gibi, özü ya da ruhu hiçe sayan bir cismani bir anlayışa dayanmaktadır. Bu anlayış, göz ile görüleni kabul edip, görülmeyeni reddeder.1942 Yüzyıl filozoflarından Karl Heinrich Marx (ö. 1883)’ın bir Yahudi

19.

olması ve ahiret anlayışına dayalı ahlaki, sosyal ve ekonomik sistemleri reddederek, dünya anlayışına dayalı sistemleri önermiş olması,1943 Kıbrısî’nin anlayışını şekillendiren mühim bir misal olduğu şüphesizdir. Bize göre 20. Yüzyılın düşünce ve bilim adamlarını Musevî olanlar ve olmayanlar olmak üzere ayırdığımızda, görülen şey mücerred maddecilik değil, ihtilaf ve kaos olmaktadır. Çünkü kapitalist sistemin kurulumunda önemli rol oynayan Musevî tüccar ve bilim adamlarından sonra, Max’ın fikir babası olan komünist sistem, insanlığın içine düştüğü kaosun arka planı gibidir. Bununla birlikte komünizmin tam zıddı addedilebilecek spritualizmin yine bir Musevî düşünür olan Henry Louis Bergson (ö. 1941) ile bilinirken,1944 insan ruhunu haz ve dürtüler üzerine temellendiren Sigmund Freud (ö. 1939)’da Musevîdir.1945

1941 1942

Nasr, Seyyid Hüseyin, Makaleler 1, Ter.: Şehabettin Yalçın, İnsan Yay., İstanbul 1995, ss. 73 -90. Aynı eser, s. 75. 1943 Robert, Jean Longuet, Büyük Dedem Karl Marx, Ter.: Renan Akman, Yordam Kitap, İstanbul 2012; Marx, Karl, Yahudi Sorunu, ter.: Yayın Kurulu, Sol Yayınları, Ankara 1997; Marx, Ücretli Emek ve Sermaye, ter.: Sevim Belli, Sol Yayınları, Ankara 2008. 1944 Direk, Zeynep, Çağdaş Felsefe II, Anadolu Üniversitesi Yay., Eskişehir 2012, s. 4. 1945 Sheppard, Ruth, Zihnin Kaşifi-Sigmund Freud, Ter.: Yonca Aşcı Dalar, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2012; Freud, Sigmund, Cinsiyet ve Psikanaliz, Ter.: Zeki Yıldırım, Yeryüzü Yayınevi, Ankara 2003; Freud, Dinin Kökenleri, Ter.: Ayşen Tekşen Kapkın, Payel Yayınları, İstanbul 2002.

383

f.2. Bazı Güncel Hadiselere Yaptığı Yorumlar:

f.2.1. Amerika’nın Irak İşgali: Irak’ın Amerika tarafından işgali, Şeyh Nazım’a göre, 1958 yılında gerçekleşen kanlı darbe ile Irak Krallığının devrilip, Cumhuriyetin ilan edildiği hadiselerle ilgilidir. Bu düşüncesini şöyle ifade etmiştir: “…(Melik) mütevazi bir ikametgahta oturuyordu. Bugünkü gibi (Saddam Hüseyin), saraylarda oturmuyordu. Kapılarında, yalnız, nöbetçiler var. Başka kimsesi yok. Bir gecede topa tuttular, o yeri (Bağdattaki konağı). O hain Kafir (Abdülkerim Kasım), tayyareden düşüp parçalandı. Sıra sıra, bu (Saddam Hüseyin) geldi… Cehennem ettiler orasını, yandı. İçeriye hücum ettiler, Meliki taradılar, ailesini taradılar, çoluk çocuklarını taradılar. Ehl-i Beyt hepsi. Peygamber(sav) nesli. 90 yaşında nine çıktı. Ben hatırlıyorum. Ben Hicazdan döndüğümde haberi aldık. Elinde Mushaf-ı Şerifle çıktı. Merhamet etmediler ona da, onu da taradılar. Yaktılar. Cehennem yaptılar orasını, o gece, ehl-i beyti Rasul’e. Allah uyur mu be!”1946

f.2.2. Kravat Takmanın Hükmü: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, kravat modasının icadında, çarmıha gerilmiş Hz. İsâ(as)’nın rumuz olarak taşınma kastının olduğunu şöyle ifade etmiştir: “Kravatı, Hristiyanlar uydurdu, İsa Peygamber’in çarmıha gerilmiş şekli diyerekten. Bize sattılar. Kendi papazları bilir bunları… Asıl bu. Maksat bu. Maksat o hatırayı devam ettirmek. İsa Peygamber çarmıhta gibi, göğsümde, kalbimde dedirtmek için. Bizim gibi gafiller onu mecburi yapıyorlar.”1947

1946

www.youtube.com./Şeyh Nazım El’Hakkani-Bağdat Sebepsiz Yanmıyor1; İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. 1947 www.youtube.com/Seyh Nazim Kibrisi - Kravat takmanin hukmu

384

f.2.3. Prenses Diana’nın Vefatı: İngiliz Kraliyet ailesinin Prensesi Diana’nın 1997’deki vefatından sonra Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, bu durumun, her hadise gibi, ibret alınması gereken veçhini ifade etmiştir. İslam’ın rehberlik etmediği tüm insanlar gibi, İngiliz milleti de, bu vefat hadisesinin güçlükleriyle başa çıkamamışlardır. Şeyh Nazım, bu hadisenin sebebi olarak üç şeyden söz etmiştir. Prenses Diana, Müslüman kadının mütevazi kıyafetini giyiyor olsaydı, görünür ve görünmez musibetlerden korunurdu. Kıbrısî’ye göre bu kıyafet tarzı, onu paparazziden uzak tutacak ve öldürülmesine sebeb olan durum, göz önünde olmayacaktı. İkincisi, Diana’nın haram olan alkolden uzak durması gerekirdi. Üçüncüsü, Diana’nın İslam’da belirtilen kadın-erkek mahremiyetine ve nikah emirlerine riayet etmemesiyle alakalıdır. Özet olarak Şeyh Nazım’a göre, kulun başına gelen her hadise, onun yaşantısına rehberlik edecek İslamî, değerlere uygun olması ya da ters düşmesiyle alakalıdır.1948

f.2.4. Şili’de Maden Göçüğü Altında Kalan Madencilerin Müslüman Olması: Bu madencilerden Ömer Regadand ve Daryo Segafiyo, yetmiş gün kaldıkları göçükten kurtulmalarından kısa bir süre sonra Şeyh Nazım’ı Lefkedeki dergâhında ziyaret edip, Müslüman oldular ve Şeyh Nazım’dan bey’at aldılar. Bu hadisenin duyurulduğu haberde Kıbrısî’nin bu konudaki açıklaması, şu ifadelerle olmuştur: “Bir mağaranın içerisinde, bir göçüğün içerisinde kaldı bu adamlar. İlk günde ben yetiştim desem onlara, inanır mısınız? …Bir gün dua ediyordum. Muska hazırladım. Orada bir tanıdığımız var mı diye müritlerime sordum. Evet yanıtını alınca hemen gönderdim” Muskayı göçük altında alan Ömer Regedand, hislerini şöyle ifade etmiştir: “Madene o muskalar gelinceye kadar, kendimi sarhoş gibi hissediyordum. Ama ulaştıktan sonra çok huzurlu ve rahat hissettim.”1949

1948 1949

Jorgen, Sufism in West, ss. 123-124 www.youtube.com/Seyh Nazim Hz. ŞILI'li Madencilere ettiği Manevi yardımını anlatıyor .

385

f.2.5. Necmettin Erbakan’ın Vefatı: Şeyh Nazım’ın, Necmeddin Erbakan’ın vefatıyla alakalı ifadeleri şöyledir: “…Kadirşinas milletimizin gönlünde yer almış olmasaydı, cenazesi bu kadar kalabalık olmazdı. Necmettin Bey’e biz de dua ettik. Merkez Efendi’nin emriyle bizim de ruhaniyetimizin hazır bulunduğu bir mecliste karşılandı. Bizi de davet ettiler. Kabri hoştur.”1950

f.2.6. Suudî Arabistan Velihat Prensi (İç İşleri Bakanı), Nayef Bin Abdulaziz el Suud’un Vefatı: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, “Dün gece (17.06.2012) kalbime varid olan ve veliaht prensi ile ilgili olan haberleri tüm Müslümanlar ve insanlar ile paylaşmam icab ediyor... ” diyerek, Nafey b. Abdülaziz’in ruhunun kabz olduğu mirac gecesinde, kendisine giydirilen elbisenin nurdan olduğunu söylemiş ve onun vasıl olduğu manevi makâmı övmüştür. Bu videoda Kıbrısî, Suud ailesine ve tüm insanlara hitaben, “Her can, ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.”1951 ayeti üzerinden ölümü hatırlatmış ve “Hanginizin daha iyi ameller işlediğini göstermek üzere, ölümü ve hayatı yaratan odur.”1952 ayeti üzerinden nasihat etmiştir: “Ey Suud ailesi! Allah’ın emirlerine dikkat edin, Allah’a kul olun! Nefislerinize hâkim olun! Hakk’ta sabit olun… Bizim hakkımızda sadece hüsn-i zan bekliyoruz. İnsanlar hakkında hüsnü zanda bulunun ve onlara ikram edin. Onlara ikramda bulunursanız, kendinize ikramda bulunmuş olursunuz. Ey doğu, ey batı ehli! Kelamımız kitaplardan değildir. Hz. Peygamber (sav)’in bize ikram ettiği, varidattır. ‘Rabbim bana salât ediyor. Bana salavatı yasaklıyorlar. Kıyamet günü onlardan davacı olacağım.’ Estağfurullah. Tevbe ettim. Tebliğ ettim. Allah(cc) ve Melekleri(as) şahittir…”1953

1950 1951

www.youtube.com./Şeyh Nazım Erbakan Müjdesi; İlgili kayıt video arşivlerimizde me vcuttur. Ankebût: 29/57. 1952 Mülk: 67/02. 1953 www.saltanat.org/The Star of Al-Saud; İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur.

386

Çünkü modern bilimler. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışı ve yaşantısı. dilediğini zelil eder. Mesela Kıbrısî. Modern insanın aklı esas alarak kurduğu. Kıbrısî’nin “kulun acziyeti” anlayışıyla da ilgilidir. Binaenaleyh bu ilişkiyi anlamamızda önemli derecede belirleyici olduğunu düşündüğümüz yönler. Dolayısıyla Şeyh Nazım’ın teslimiyet anlayışı. Muhammed Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışının ve yaşantısında görülen madde-mana ilişkisi. Bu sebeblerin tamamını kendisinde toplayan herhangibir kişi/kurum. Bu anlayışı tezimizde geçen bir örnekle somutlaştırabiliriz. Şunu da hemen belirtmemiz gerekir ki. insan-kâinat ilişkisi ve bu ilişkiyi ölçme usulü olan deney ve gözlem sonuçları. öze değil kabuğa dairdir. etki ve sinerjiyi oluşturabilir mi/miydi? Akıl merkezli sebep-sonuç ilişkisi içerisinde ele alındığı zaman. Kökleri İslam dinine dayanan bu anlayışın farklı dil. 21. bu açıdan bir maddi ve manevi hayatın 387 . “Allah(cc) dilerse” olur. ilahi lütfa ve kudrete atfetmiştir. sonuçlar beş sebebe indirgenmiştir. yedi kıtada. dilediğini aziz eder. aynı sonuçları doğurur. bizi sosyoloji sahasında aranan sözkonusu sorunun cevabına ulaştırmış oldu. Bununla birlikte “Bu kadar çeşitli kültürden insanı. formülize edilemez ve tamamiyle hukuklaştırılamaz. İslami düşünce ve tasavvuf ıstılahı içindeki yerini belirlemek amacı üzerine bina edilmiş çalışmamız. cevap kesindir. görmemezlikten gelinemez. bu sorunun cevabı evet olmalıdır. çalışmamız bu sorunun cevabını bulmak amacı üzerine bina edilmemiştir. Bu yüzden ulaşılan sonuçlar. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışını incelerken bulduk. din ve kültürlerden oluşan bu kitleyi nasıl İslam şemsiyesinde topladığı mühim bir sorudur. “Hakkâniyye hareketinin nasıl bu kadar yaygınlaştı?” sorusuna cevap arayan sosyolojik çalışmalarda. şöyle söyleyebiliriz. Ancak Şeyh Nazım’a göre bu sorunun cevabı. tarikat hizmetlerindeki başarıları bu sebeplere değil. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin ilahî kudrete dayandırdığı tasavvuf anlayışında. Nakşîbendi Tarikatının Geleneksel yaşam tarzında birleştiren nedir?” yönündeki sorunun cevabını. hayat ve ölüme dair sorularımızın cevabı olur mu? Şeyh Nazım’ın perspektifinden bakıldığında. bir mana âlemini var eden ve yöneten ilahî kudret. Çünkü aynı sebepler. manevî yönün dışında değildir.SONUÇ Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf hayatı ve bu yaşantının temelleri olan tasavvuf anlayışı. Bu anlayış. 56 farklı ülkenin insanı tarafından kabul görmüştür. Çünkü Allah(cc). sebeb-sonuç ilişkisine bağlı olarak belirlediği maddî yön. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışının. maddenin manaya bakan yönündeki ilahî kudreti reddedici bir anlayışın üzerine inşa edilmiştir. Bu duruma bir misal üzerinden bakacak olursak. aynı sonuç.yy ve modern dünya etkisini de dikkate almamıza vesile olmuştur. Yani madde âleminin varoluş dinamiklerinin ardında. olamaz. bizim tezimizde ulaştığımız sonuçlar olmaktadır. Nakşibendî tarikatının dünyada yayılmasına vesile olan aklî kriterleri göz ardı etmediği gibi.

genel manada ters düşen bu anlayışın ve etkilerinin daha derinlemesine incelenebileceği bir vakıadır. yy. Özetle Şeyh Nazım’ın hayatındaki vahye dayalı hukukun belirlediği yaşam tarzı ve bu hukukun kalbî hayata kadar uzanan inisiyasyon sürecini içeren tasavvuf anlayışı. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den aldığı emirleri hiç tereddüt etmeden uygulamaya koyması.’ın içindeki materyalist kültürle. Çünkü bu haberi ashabına veren Hz. modern çağın bilimsel dinamiklerinin.dinamikleri arasındaki tercihte bir denge unsurudur. 20. Kıbrısî’ye göre bu bekleme. Bu haberlerden bir kısmının gerçekleşmemesine bağlı olarak mürîd sayısında düşüş olmasına rağmen Kıbrısî. onun manevî âleme olan imanının. günümüz insanı için önemli bir model teşkil etmektedir. Peygamber(sav)’in haberini beklemek. Bununla birlikte Kıbrısî. Müstakil bir başlıkta incelenmeyen teslimiyet. bu platformun. maddi âlem kadar somut olduğu yönündeki bir sonuca işaret etmektedir. Şeyh Nazım’ın tayy-i mekân ile Mehdi(as)’yi ziyaret tecrübesi. ahir zaman haberlerini yaklaşık olarak kırk senedir beklemekte ve mürîdânına haber vermektedir. bu haberleri ilk günkü gibi beklemeye ve ilan etmeye devam etmektedir. Bu konuların başında Mehdi(as) beklentisi. manevî dinamiklere oturtulduğu bir platform gözetilmelidir. aynı zamanda Hz. teslimiyetin pratikteki göstergesidir. Bununla birlikte. Kıbrısî’nin genel tasavvuf anlayışı ve yaşantısında mündemictir. İslam’ın iman esaslarına dayanan ve geleneksel tasavvuf terminolojisi dâhilinde olması lüzum eder. gelmektedir. Ancak bu incelemelere. Mevzu Şeyh Nazım-ı Kıbrısî olması hasebiyle. 388 . Peygamber(sav)’e imandaki sıddıkiyeti temsil etmektedir. şeyhinden duyduğu. O’nun emin sıfatını tasdiktir.

Amasya 389 .EKLER Ek 01: Hakk Levhası Ek 02: Şeyh İsmail eş-Şirvanî’nin Kabri.

Ek 03: Şeyh Cemaleddin Kumukî’nin Türbesi. Üsküdar/İstanbul Ek 04: Şeyh Ebu Muhammed Medenî’nin Türbe içindeki Kabri. Güneyköy/Yalova 390 .

Ek 05: Şeyh Şerafeddin Dağıstanî Ek 06: Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Ek 07: Şeyh Şerafeddin ve Şeyhi Muhammed Medenî’nin Kabirlerinin bulunduğu türbenin dışı. Güneyköy/Yalova 391 .

Şam/Suriye 392 . Güneyköy/Yalova 09: Şeyh Abdullah’ın Kabri.07-08: Şeyh Şerafeddin’in evi (sohbet salonu).

Ek 10: Şeyh Abdullah (sağda ) ve Şeyh Nazım (solda) Ek 11: Şeyh Adnan Kabbanî Ek 12: Şeyh Hişam Kabbanî 393 .

1991 394 . 1991 Ek 14: New York.Ek 13: New Meksiko.

USA/Michigam.Ek 15: Hakkânî Dergahı. 1993 Ek 16: Malezya Prensi Rja Aslan’a Bey’at Verirken-Kulalumpur/Malezya 395 .

Ek 17: Hakkânî Degahı. Kulalumpur/Malezya Ek 18: Harita Üzerinde Hakkânî Dergahları 396 .

Ön Sol: Şeyh Nazım.Ek 20: Şeyh Nazım’ın Büyük Babası Ek 19: Ahmed Adil. Arka Sağ: Nefi 397 . Arka Sol: Celaleddin. Hacı Âmine Hanım Ek 21:Hasan. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Babası Ek 22: Şeyh Nazım’ın eşi.

Şeyh Mehmet Efendi Ek 23: Tripoli-Kıbrıs için sandala binerken 398 .Ek 24: Şeyh Nazım'ın mahdumu.

Suriye Görevlisi Damadı Şeyh Hişam (Kıbrısî’nin solunda).Ek 25: Şeyh Abdülkerim (v. 2012) NY Görevlisi Ek 26: Şeyh Adnan (Kıbrısî’nin sağında). Hollanda Görevlisi Ek 28: Şah İbn Sultan Aslan (v. Malezya Görevlisi 399 . 2012). Chicago Görevlisi Ek 27: Şeyh Şerif.

Ek 29: Şeyh Lutfi (solda) ve Şeyh Mustafa (sağda) Endonezya Görevlisi Ek 30: Şeyh Hasan. Güney Afrika Görevlisi 400 . Almanya Görevlisi Ek 31: Cemaleddin Almanya Ek 32: Yusuf Da Costa.

Lefke/Kıbrıs Ek 36: Şeyhin evinin Dergah’a açılan. İspanya/Madrid Görevlisi Ek 34: Şeyh Nazım’ın iki katlı evi. bahçe kısımı 401 .Ek 33: Şeyh Ömer. Lefke/Kıbrıs Ek 35: Dergahın yola bakan cephesi.

Ek 37: Dergah içindeki mescidin mihrap ve minberi Ek38: Mescidin doğu cephesi. Lefke/Kıbrıs 402 .

Üniversite eğitimi esnasında. Kıbrıs’ta dünyaya gelmiştir. Mehdi’nin beklelenen en son irşad ehli addedilmesi hasebiyle. Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışında belirleyici bir mevzu olmuştur. Şam’a gitmiş ve orada Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye intisab etmiştir. dolayısıyla Hz.ÖZET Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. irşad ehli bilir ve ehline aktarır. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin Avrupa. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî 1952’de. derlenmiştir.1368/1948) tasavvuf terbiyesi almıştır. “Mercy Ocean (Rahmet Deryası)”. Asya ve Afrika kıtalarına yayılması. Şeyh Şerafeddin tarafından bildirilmiştir. şeyhiyle buluştuğu ilk günün sonunda. Bunların haricinde. yevmu’l-ezelde tevdi edilmiştir. 1978’den beri Türkiye’yi. mürîdler için telkin edilen zikir ve tesbihatın derlendiği eserlerdir. Kıbrısî’nin Mehdi anlayışı. Bu bilgilerden bir kısmı. Şeyh Abdullah’ın sohbetlerinden. Allah’ın Nûrunun tamamlanacağı güne kadar devam edecektir. kendisinin yaptığı işlerden dolayı değil. Şeyh Nazım. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışının bir cüz’ünü teşkil etmektedir. Cuma Hutbeleri. 1359/1940 senesinde liseyi bitirerek İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi’ne kayıt olmuştur. Kıbrısî’nin velayet ilmi olarak tanımladığı söz konusu malumaltları. Şeyh Abdülkadir Geylanî’ye. 23 Nisan 1340/1922’de Larnaka. Tasavvuf Sohbetleri. Şeyh Nazım’ın irşad vazifesini Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den almasından sonra başlamıştır. şeyhinden tevarüs eden ve bireysel olarak yaşanan manevi tecrübelerden müterakibtir. Kıbrısî’nin ya da şeyhlerinin bu bilgilere bağlı olarak tevil ettikleri güncel hadiseler ve bu hadiselere bağlı olarak. manevi ilimlerdeki terbiyesi için Suriye. Bu dönemde yaşadığı bir manevi tecrübe üzerine. Zira bu vazife. Şeyh Nazım’a göre bu hizmetin başarısı. Çünkü bu tür vazifeler. Şeyhinin kendisine verdiği manevi destekden dolayıdır. Ebediyete Davet. geleceğe yönelik 403 . Bu rivayet. 1974’ten itibaren Avrupa’yı. “Câmiu’l-irşâduş-şerîf”. anne tarafı Mevlana Celalettin Rumî’ye dayanmaktadır. Peygamber(sav)’e dayanan Kıbrısî’nin. Şeyh Nazım’ın sohbet v