T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TASAVVUF ANABİLİM DALI

ŞEYH MUHAMMED NAZIM ADİL HAKKÂNİ EL-KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI

Doktora Tezi

Selami Erdoğan

ANKARA 2013

T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TASAVVUF ANABİLİM DALI

ŞEYH MUHAMMED NAZIM ADİL HAKKÂNİ EL-KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI

Doktora Tezi Selami Erdoğan

Tez Danışmanı: Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu

ANKARA 2013

T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TASAVVUF ANABİLİM DALI

ŞEYH MUHAMMED NAZIM ADİL HAKKÂNİ EL-KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI

Doktora Tezi

Tez Danışmanı Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu Tez Jüri Üyeleri Adı ve Soyadı: …………………… …………………… …………………… …………………… …………………… …………………… Tez Sınav Tarihi: …………………… İmzası …………………… …………………… …………………… …………………… …………………… ……………………

ÖNSÖZ Kâinatın küçük bir numunesi olan insan, dünya sahnesindeki varoluşunun bir gereği olarak, hem iç âlemiyle hem de dışındaki âlem-i kubrâ ile, alakadar olmuştur. İnsanın enfüs ve afak ile kurduğu ilişki, onun varlık anlayışına göre şekillenmektedir. Varlık anlayışının merkezine kendi benliğini oturtan insan, iç dünyasından gelen sesleri kontrol etmeyi, kendi varlığına ihanet bildiğinden; kâinat ile olan alakasındaki ilkeleri aklıyla belirlemeye çalışmıştır. Varlığın merkezine, Allah(cc)’ı yerleştiren insan ise, enfüs ve afâk ile olan muamelatının ilkelerini, vahye tabi olarak belirlemiştir. Zamana, mekâna ve bireyin fıtratına ve içinde bulunduğu enfusî şartlara bağlı olarak söz konusu muamelat ilişkileri, dinamik bir yapı arzetmektedir. Dolayısıyla insanın içindeki mikro âlem ve dışındaki makro âlem ile olan etkileşimini tanımlaması hususunda farklı açılardan yaklaşımlar söz konusudur. İslam düşüncesinde kelam, tasavvuf ve felsefe okulları olarak zuhur eden bu yaklaşımlar ve onların şekillendirdiği; ahlak felsefesi, siyaset felsefesi, hukuk felsefesi, iktisat felsefesi, tarih felsefesi, bilim felsefesi ve dil felsefesi gibi disiplinler, İslam düşünürlerinin hayata dair sorunlara dinamik olarak ürettikleri çözümlerdir. Muhâsibî, Kuşeyrî, Bayazîd-i Bistâmi, Gazâli, Abdulkâdir-i Geylâni, Şâh-ı Nakşîbendi, Hucvirî, Mevlanâ, İmam-ı Rabbânî ve İbn Arabî gibi birçok mutasavvıfın yaklaşımlarıyla şekillenen tasavvuf okulu ve bu okulun bir kurumu olan Nakşîbendiyye Tarikatı, Şeyh Nazım’ın hayat anlayışının çerçevesini belirlemiştir. Bu bağlamda günümüz sufîlerinden Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, iç dünyası ve kâinat ile olan ilişkisini, tasavvuf okuluna dayanan sünnî İslam düşüncesi ile şekillendirmiştir. Bu manada tezimizin konusu olan “Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Tasavvuf Anlayışı” genel çerçevede İslam düşüncesinden zuhur etmiş okulların yaklaşımlarının, özelde ise Nakşîbendi-Hâlidi disiplininin bir ürünüdür. Tezimizde, Kıbrısî’nin düşüncesini genel ya da özel çerçevede şekillendiren yaklaşımların doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılmamıştır. Kıbrısî’nin düşüncelerinin, ehlisünnet itikadında; ittifakla ya da kısmen kabul görmüş, gaybî ya da müşahidi yaklaşımlar içinde nerede olduğu incelenmiştir. Bu manada “Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Tasavvuf Anlayışı” başlıklı çalışmamız, Kıbrısî’nin bir şeyh olduğu ve tasavvuf okulu IV

merkezinde gelişen İslam düşüncesinin hak olduğu ön kabulü üzerine yapılmıştır. Şunu da hemen belirtmemiz gerekir ki, söz konusu ön kabullerimiz, akademik çalışmaların bir ilkesi olan “nesnellik” kaidesinin dışında değildir. Şeyh Nazım -ı Kıbrısî’ye yapılan eleştiriler, çalışma konumuzun dışında gibi görülse de, bu bağlamda, içindedir. Farklı bir ifadeyle Kıbrısî’ye yapılan eleştiriler, onun şeyh olup olmadığını tespit etmek üzere değil; Kıbrısî’nin dünya ve ahiret telakkisinin, genel anlayış içerisindeki yerini görmemize vesile olmasından dolayı tezimizde yer almıştır. Ayrıca, tezimizin konusu olan “Şeyh Nazım’ın Tasavvuf Anlayışı” Şeyh Nazım’ın, deney ve gözlemlerle ulaştığı, salt aklî tecrübe ve anlayış değildir. Bu manada Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışı, Nakşî-Halidî geleneği ve Hakkânî uygulamalarından bir mirası içermektedir. Bu anlayış ve uygulamalar ise tasavvufun kendi içerisinde oluşan diğer ekollerle olan bir etkileşimin eseridir. Bununla birlikte bu mirasa Kıbrısî tarafından yapılan fikrî ve tatbikî katkılar, nadiren tesbit edilebilen, yeni motifler gibidir. Bu düşünce ve tecrübeler ise, sadece kitabi ve kesbî bilgiler değil, sezgiye dayalı keşfî bilgi ve tecrübeleri de ihtiva etmektedir. Diğer taraftan, Şeyh Nazım’ın söz konusu minvalden teşekkül eden tasavvuf düşüncesi etrafında teşekkül etmiş Hakkâniye müridanı, çalışmamız dışında tutulmamıştır. Nitekim çalışmamızda tespit edilen tüm tarikat düşüncesi ve adetlerinin, müridan üzerindeki etkileri ve müridanın bu konulara yaklaşımları, tespit edildiği derecede paylaşılmıştır. Modern Çağ olarak bilinen 20. Yüzyıl; akılın vahye ikame edilecek derecede kutsandığı, değerlerin dünyevileştiği, insanın ölüm sonrası hayatın varlığını düşünecek vakti ve iç dünyasına yönelecek fırsatı bulamadığı çağ olmuştur. Böyle bir yüzyılda tasavvuf menşeli İslam yaşantısı, dünyevileşme hastalığına tutulmuş insanların reçetesidir. Bu manada Şeyh Nazım’ın insanları davet ettiği anlayış, Nakşibendî geleneğinin günümüzdeki bir temsilcisi olarak; insanları bu hızlı koşturmacada bir anlık durmaya ve nefis muhasebesine davet etmektedir. Avrupa’dan Asya’ya, Uzak Doğu’dan Amerika’ya, Anadolu’dan Güney Afrika’ya ve Arab Yarım adasına kadar ulaşan bu davete, iki milyon Mümin icabet etmiştir. Bu kadar çeşitli kültüre hitap etmesi bakımından, Şeyh Nazım’ın tasavvuf yaşantısı ve V

anlayışı, çalışmamıza önem katmaktadır. Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin davet ettiği vahiy merkezli değerlerin, modern çağdaki gibi akıl merkezli değerlere rağmen kabul görmesi, çalışmamız esnasında karşılaşılan ve cevabı kısmen bulunan, bir soru olmuştur. Diğer taraftan tasavvuf anlayışı incelediğimiz Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin, yaşıyor olmasından dolayı, çalışmamızda bazı avantaj ve dezavantajlar, bir araya gelmiştir. Mesela Kıbrısî’nin tezimizde kaydedilmiş düşüncesi, dinamik hayatın tabii bir gereği olarak değişime uğrayabilir olması, tezimiz açısından bir dezavantajdır. Ancak şunu da hemen belirtmek gerekir ki; Kıbrısî’nin düşünceleri, ekseriyette, şeyhinden tevarüs eden ve Kıbrısî’nin teslimiyetle kabullendiği değişmez bilgiler mahiyetinde olması, söz konusu dezavantajı önemli derecede izale etmektedir. Bununla birlikte çalışmamızda ulaştığımız kanaatleri, Kıbrısî’nin kendisiyle ve yayım çevresiyle paylaşıyor olmamızdan dolayı, bu kanaatlere bağlı olarak ulaştığımız sonuçların kabul edilme veya reddedilme süreci devam etmektedir. Bir avantaj addettiğimiz bu durumdan dolayı, bu çalışmada, sistematize edilmiş düşüncelerin, müstakbel çalışmalardaki tereddütleri izale edeceği kanaatindeyiz. Dolayısıyla tezimiz, ilerleyen süreçlerde makalelerimiz ile sağlamaları yapılmış ve müstakbel çalışmalara kaynak olacak, hakiki malumatların kaynağı olacak mahiyettedir. Bu çalışmamızdaki temel kaynakları üç kategoride toplayabiliriz. Bunlardan birincisi Şeyh Muhammed Nazım-ı Hakkâni’nin 1970’li yıllardan günümüze kadar yaptığı sohbetlere ait ses ve video kayıtlarıdır. Zikir meclislerini de içeren bu kayıtlara, ilgili internet sayfalarının veri tabanları üzerinden ulaşılabilir. Bu kaynaklardan tezimizde zikredilenler, ses ve video arşivimizde muhafaza edilmektedir. Temel kaynaklardan ikinci grubu, Şeyh Nazım’ın 1970-2000 yılları arasında yaptığı sohbetlerden derlenmiş kitaplar oluşturmaktadır. Bu kitaplardan en önemlisi “Tasavvuf Sohbetleri” adlı kitaptır. Bu kitaptaki görüşlerin detaylarına inmemize vesile olan diğer kaynaklar, Hakkâniyye câmiasında yayınlanan eserlerdir. Bu eserlerden en önemlisi ise Şeyh Nazım’ın Şam vekilinin yazdığı, “Futuhâtu’l Hakkâniyye” adlı eserdir. Üçüncü kategoride olan kaynak ise Şeyh Nazım’ın Kıbrıs ve Şam’daki Dergâhlarına yaptığımız ziyaretler esnasındaki gözlem ve mülakat VI

notlarımızdır. Şeyh Nazım üzerine yapılan sosyoloji alanındaki çalışmalar, gözlem notlarımızın sağlamasını yapmak açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmalardan en önemlisi ise “Batı’da Bir Nakşî Cemaati” adlı eserdir. Tezimiz giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin itikadî ve tatbikî değerlerinin kaynağı olan Nakşibendî Tarikatı ve onun bir kolu olan Hâlidiyye, giriş bölümünde incelenmiştir. Ayrıca Nakşîbendiyye-i Hâlidiyye’den, Şeyh Nazım’a ulaşan silsilenin adı olan Hâlidiyye-i Hakkâniyye, bu bölümde incelenmiştir. Giriş bölümde değinilen hususlar, Kıbrısî’nin tarikat uygulamalarına göre şekillenmiş ve bu uygulamalar Nakşî ve Hâlidi gelenekleri ile mukayese edilmiştir. Birinci bölümde Şeyh Nazım’ın biografisi, bu konuda yapılan çalışmalara bağlı olarak kayıt altına alınmıştır. Bu kaynaklardan bir kısmı, sözlü tarihçilik denilen bilgi ve anekdotlara dayandığından, bazı çelişkili malumatlar, Şeyh Nazım ile yaptığımız mülakatlarda, tasih ve teyit edilmiştir. İkinci bölümde ise, Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışı ve uygulamaları, çalışmamızda ele aldığımız temel kaynaklardan yola çıkarak incelenmiştir. Bu bölümde Kıbrısî’nin anlayışının, Kur’ân ve hadislerdeki temellerine değinirken, tasavvuf ıstılahı içindeki mukayeseli konumunu da incelenmiştir. Bu çalışma esnasında bize destek veren, zaman ayıran ve katkı sağlayan başta aileme, dostlarıma, Şam ve Lefke Dergâhlarında alakadar olan İbrahim Efendi ve Metin Efendi’ye, özellikle Dr. Hayati Bice’ye müteşekkirim. Ayrıca ve bilhassa bu konunun belirlenmesi dâhil, çalışmamızın tüm aşamalarında desteğini gördüğüm, muhterem hocam Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu’na minnet ve şükranlarımı bütün kalbimle arz ederim. Rabb olarak Allah(cc)’ı tanımak şeref; O’na kul olmak, izzettir.

Selami Erdoğan

VII

KISALTMALAR : Adı geçen eser : Adı geçen makale : Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi : Bölümü : Bakınız : Ayrıca bakınız. : Cilt : Celle Celâluhu : Hicri : Hazırlayan : İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi : Kültür Bakanlığı Yayınları : Kütüphanesi : Miladi : Milli Eğitim Bakanlığı : Neşriyat : Osmanlı Ansiklopedisi : Sayı : Sadeleştiren : Sayfa : Sayfalar arası : Türkiye Büyük Millet Meclisi : Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi : Türk Tarih Kurumu VIII

age. agm. AÜİFD. Bl. bkz. ayr. bkz. c. cc. h. haz. İÜEF KBY. Ktp. m. MEB. neşr. OA S. sad. s. ss. TBMM. TDV İA TTK.

v. yay.trz. : Tarihsiz : Vefatı : Yayınları IX .

8. 1355/1936): ----------------------------------------------.(39) Abdullah-ı Dağıstanî (v.(37) Ebu Muhammed-i Medeni (v. Tasavvufa İntisabı. Şeyh Hişam Kabbanî: ----------------------------------------------------------------------. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de Silsile: -----------------------------------------------------------------.19 a.7. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’den Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Adetleri:------------------------------------------------------------------------------------------------.(33) Has Muhammed-i Şirvanî (Dağıstanî) (v.1 TARİKAT-I HAKKÂNİYYE’NİN TEŞEKKÜLÜ ---------------------------------------.X GİRİŞ --------------------------------------------------------------------------------------------. 1332/1913): -----------------------------------------. . .1.29 a.6. .4 3. 1299/1882): -----------------------------------.8. ŞEYH NAZIM ADİL EL-KIBRİSÎ EL HAKKÂNÎ’NİN HAYATI --------------.6 a.1 1.(32) İsmail-i Şirvanî (Kurdemirî) (v. TARİKAT-I NAKŞİBENDİYYE: --------------------------------------------------------. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Hakkındaki İfadeleri: --------------.2. Şam (Cebel Kasiyyûn) Tekkesi: ---------------------------------------------------------.25 a.8. Eğitim Hayatı: -------------------------------------------------------------------------------------------. . Doğum Yeri ve Ailesi: ---------------------------------------------------------------------------------.31 b. .21 a.39 X .16 a.8.34 BİRİNCİ BÖLÜM ---------------------------------------------------------------------------.29 a.14 a.27 a.(38) Şerafeddin-i Dağıstanî (v.7.5. 1260/1844): --------------------------. Şeyh Nazım’ın.4.5.28 a. . .37 1. NAKŞİBENDİYYE-İ HÂLİDİYYE: ----------------------------------------------------.İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ ----------------------------------------------------------------------------------------.8.4.37 a.(35) Seyyid Cemâleddin-i Kumukî Hüseynî Dağıstanî: -------------------------------.37 NAZIM-I KIBRISÎ’NİN HAYATI VE ESERLERİ ------------------------------------.2.3.1 2.38 c.1. Şeyh Adnan Kabbanî: ----------------------------------------------------------------------. Şeyhi Abdullah Dağıstanî ile Buluşması: -------------------------------.(36) Ebu Ahmed-i Sugurî Dağıstanî (v.8. HALİDİYYE-İ HAKKÂNİYYE (HAKKÂNÎ DERGÂHLARI): -------------------.15 a.13 a. 1393/1973) : -----------------------------------------------.VIII İÇİNDEKİLER --------------------------------------------------------------------------------.22 a. 1265/1848): -----------------------.(34) Muhammed Efendi (Yerağvî) Dağıstanî (v.20 a.1.17 a. Şeyh Abdullah’tan Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Âdetleri: ---. Nakşibendî-Hakkânî Yolunun Dış Ülkelerde Kuruluşu ve Yayılması: --------------------.IV KISALTMALAR ---------------------------------------------------------------------------. 1247/1832): --------------------------------------.37 b. .3.

Şeyhinden Aldığı İlk Manevî Vazife: --------------------------------------------------------------.1.88 b.159 d. Allah’ın Nuru ve Hz. ALLAH’IN NÛRU: ----------------------------------------------------------------------------------.56 l. SIR: ------------------------------------------------------------------------------------------------------. Hz.62 a. Keramet:---------------------------------------------------------------------------------------------.41 e.62 a. Vekilleri: --------------------------------------------------------------------------------------------------.80 b.3. İlim ve Hikmet İlişkisi: --------------------------------------------------------------------------.180 3-MAKÂMLAR VE SEYR U SULÛK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: -------------. Hz. Peygamber’in Sırrı: ------------------------------------------------.3. KULLUK MAKÂMI (ÂBİD): --------------------------------------------------------------------. İLİM VE MARİFET İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: ----------------------------------.142 d. Mürîdlere Tavsiyeler:-----------------------------------------------------------------------------------.97 b.72 a.46 h.201 XI . İlim ve Edeb İlişkisi: -----------------------------------------------------------------------------.127 b.201 a.169 d. Kutub:----------------------------------------------------------------------------------------------.139 c.1.113 a.76 a. Peygamber ve Misâk: ---------------------------------------------------------------------. Yevmu’l-ezel: ------------------------------------------------------------------------------------.48 i.53 k. MİSÂK (YEVMU’L-EZEL): ----------------------------------------------------------------------.d.YARATILIŞ VE VARLIK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: -------------------------.58 ŞEYH NAZIM-I KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI ----------------------------.2. Hz. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye Yapılan Eleştiriler: -----------------------------------------------------.2. Eserleri: ---------------------------------------------------------------------------------------------------. VELÎ-EVLİYA: -----------------------------------------------------------------------------------------. PEYGAMBER(SAV): -------------------------------------------------------------------------.105 2. Levh-i Mahfûz: ----------------------------------------------------------------------------------.49 j.1.84 b.62 1. Peygamber (sav) ve Ümmeti: -----------------------------------------------------------. MİRAC: -------------------------------------------------------------------------------------------------.3.147 d.131 c. Lefke (Kıbrıs) Dergâhı: --------------------------------------------------------------------------------.44 g. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Kerametleri: ------------------------------------------------------------. Velayet:----------------------------------------------------------------------------------------------.2.113 a.1. Evliliği ve Diğer Manevî Vazifeleri İfası: --------------------------------------------------------. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Halvetleri: ---------------------------------------------------------------. İLİM-ÂLİM: ---------------------------------------------------------------------------------------------.43 f.173 e. İlim ve Marifet İlişkisi: --------------------------------------------------------------------------.1.

272 i.3. Amerika’nın Irak İşgali: ------------------------------------------------------------------.1. Mehdi(as)’nin Zuhur Âlametleri: ------------------------------------------------------.2. Kravat Takmanın Hükmü: ---------------------------------------------------------------.324 c. MÜRŞÎD: -----------------------------------------------------------------------------------------------.384 f.239 f.365 e. Bazı Güncel Hadiselere Yaptığı Yorumlar: -----------------------------------------------.1.305 a.257 g.1. Mehdi(as)’nin Zuhuru ve İsa Mesih(as): ---------------------------------------------. Modern Çağ ve Toplum: -----------------------------------------------------------------.2.1.324 c.2. DİĞER KONULARDAKİ GÖRÜŞLERİ: -------------------------------------------. Modern Çağ ve Hukuk Sistemi: --------------------------------------------------------.312 b. MÜRÎD: -------------------------------------------------------------------------------------------------. Modern Çağ ve Teknoloji: ---------------------------------------------------------------.1. Toplu Zikrin İcrası: -----------------------------------------------------------------------------. Mehdi: ---------------------------------------------------------------------------------------------.384 f.1.1.376 f.374 f.1.2.233 e. MEHDİ/DECCÂL ANLAYIŞI: -------------------------------------------------------------------.1.1.367 f. İman: -----------------------------------------------------------------------------------------------------.1. NEFS: ----------------------------------------------------------------------------------------------------.210 c. SOHBET-HALVET: ---------------------------------------------------------------------------------.4. GAFLET: ------------------------------------------------------------------------------------------------.226 d.277 j. Siyasî ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar ---------------------------------------------------.3. BEY’AT:------------------------------------------------------------------------------------------------.385 XII .3. Modern Çağ ve Modernizm: ------------------------------------------------------------------.1.305 a.2.347 c. Prenses Diana’nın Vefatı: ----------------------------------------------------------------.1. KABZ VE BAST HÂLİ: ----------------------------------------------------------------------------.380 f. DECCÂL: -----------------------------------------------------------------------------------------.384 f.382 f.317 c.b. RABITA:------------------------------------------------------------------------------------------------. Mehdi(as)’nin Özellikleri: ---------------------------------------------------------------.359 d.2.268 h.341 c. ZİKR: ----------------------------------------------------------------------------------------------------. Vahhâbîlik: ---------------------------------------------------------------------------------------------.371 f. Allah’a İman: -------------------------------------------------------------------------------------. İslam: ----------------------------------------------------------------------------------------------------.371 f.1.2.245 g. Şeytan: ---------------------------------------------------------------------------------------------------.292 4.2.338 c. Modern Çağ ve Eğitim:-------------------------------------------------------------------.

407 XIII .5. Şili’de Maden Göçüğü Altında Kalan Madencilerin Müslüman Olması: ----.386 SONUÇ ---------------------------------------------------------------------------------------.403 ABSTRACKT -------------------------------------------------------------------------------.385 f. Necmettin Erbakan’ın Vefatı: -----------------------------------------------------------.387 EKLER ----------------------------------------------------------------------------------------.389 ÖZET ------------------------------------------------------------------------------------------.2.f.2.6.405 KAYNAKÇA --------------------------------------------------------------------------------.2.4. Suudî Arabistan Velihat Prensi (İç İşleri Bakanı).386 f. Nayef Bin Abdulaziz el Suud’un Vefatı: ------------------------------------------------------------------------------------.

300-60. Ter. 123-152. 2 Camî. ss. ss. 231. TARİKAT-I NAKŞİBENDİYYE: Buhara’dan neşet etmiş olan Nakşibendilik Tarikatı. s. Şevket Eygi Matbası. İstanbul 2003. 1 . Eraydın. 1 Algar. Doğan Kardeş Yay. İstanbul 1966. Abdurrahman Ebu Berekât. Hüseyn.. 165. Mahir. İstanbul 1958. s. Hacegan Tarikatı da denmiştir. Marifet Yay. Ali b. 256. Mevlanâ Hâlid-i Bağdadî (v. Bahaûddin Nakşbend. Şeyh Nazım’ın Nakşibendî Tarikatına dayanan silsilesinde. Kara. Dergah Yay. ss. Dolayısıyla Tarikat-ı Nakşibendiyye başlığında. Tasavvuf ve Tarikatlar. Mustafa. 617/1220). Tasavvuf. s. 44. Hasan Lütfi. İz.. Selçuk. 418. Hasan Kamil. Şeyh Nazım’ın Nakşibendî Tarikatına dayanan tasavvuf anlayışını ve tarikat uygulamalarını incelememiz açısından mühimdir. Şuşud. tarikatın unutulmaya yüz tutan prensiplerini ihya ettiği için. İstanbul 2009.: Necip Fazıl Kısakürek. Rahle Yay. İstanbul 2003. The Naqshband Order (A Preliminary Survey of Its History and Significance) . Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi. 1298. İstanbul 2000. 791/1389). s.: Lamî Çelebi. No. Nasrullah. Ensar Neşriyat. s. (1976).1 Nakşibendiyye Tarikatına adını veren Şâh-ı Nakşibendi’nin tam adı. ayrıca ele alınması gerektiği kanaatindeyiz. bütüncül bakışı temin etme hususunda. Hz. Studia Islamica.2 Tarikat-ı Nakşibendiyye’nin erkân ve terbiye metotları açısından diğer tarikatlardan ayrılan ve kendi içerisinde özgünleşen yönleri. Ebu Bekir(ra)’den gelen ve hafî (gizli) zikr esasına dayalı olarak kurulan yoldur. Sad. 217-218. İnsan Yay. yeni bir tarikat kurucusu olarak telakki edilmiş ve Nakşibendi Tarikatına daha önceleri.. 73-77. M. 297. Muhammed b. Reşahât ayne’l-hayat. Taşköprülü. Ali Aydın. Marifeti’lyeyleri. ss. 1241/1826)’den sonraki şubesi olan Hakkâniyye Dergâhlarındaki tasavvuf anlayışı ve tarikat uygulamalarının. Tosun.GİRİŞ TARİKAT-I HAKKÂNİYYE’NİN TEŞEKKÜLÜ 1.. Tasavvuf ve Tarikatlar. Necdet. Nefehâtu’l-uns min hadaratu’l-guds. Muhammed Bahaeddin Şah Nakşbendî. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’deki anlayış ve uygulamalarla mukayeseli olarak değerlendirmeye çalışacağız. Abdülhalik Gucdevanî (v. Alem Yay. Hamid. Safî. Muhammed Bahaûddin el-Buharîdir (v.. Bahâi.. İstanbul 1969. İstanbul 1981. Nakşîliği münferiden ele almaktan ziyade. Yılmaz. İslam Tasavvufunda Hacegân Hânedânı.

Beyat.. Abdurrahman Ebu Berekât. 531-569. 4 Bu veriler ışığında değerlendirildiğinde. Nakşibendilik. Dolayısıyla Hakkânî Tekkeleri İmâm-ı Rabbânî’den sonraki cehri zikr esasına dayanmaktadır denilebilir. ss. s. Nakşibendilikte. yaygın bir kanattir. Çünkü Şeyh Nazım’ın tarikata mürîdan kabulü esnasında ve uyguladığı intisap usulünde. a. İstanbul 1998. Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin intisab uygulamaları. hafî ve ahfa olarak zikredilmiştir. kabul ettiği bilinmektedir. caiz olduğunu bildirmiş ancak. a. 9 Hanî. Yakûb-u Çerhî (v. Safî. 543. Tevhid Yay. Erkam Yay. 2 . geleneksel Nakşîlik uygulamalarından ayrılmıştır diyebiliriz. tarikata intisap öncesi hazırlık dönemine ve bu dönemde yapılan istihareye önem verildiği yönünde kanaatler vardır. Risale-i Murâkabe. 5 Tafsilatları için bu tezde Bkz. s. 301. genel prensip olarak hafî zikrin esas alındığı. 298. Sad.: Süleyman Uludağ. 437. İstanbul 1996. 74. Mesela Şâh-ı Nakşibend’in. Bahaûddin Nakşbend. 6 Camî. 40. 308. Nefehâtu’l-uns.. 26-28... ss. İmâm-ı Rabbânî’ye kadar tarikat içerisinde.9 3 4 Camî. Haz. Tosun.. hazırlık ve istihare telkinleri ile karşılaşılmamıştır. Çağlayan Yay. Tosun. 532.g. telkin etmemiştir. Ter. 7 Camî.e.g. ss. zikrin bedendeki mahalleri olan kalb. Mustafa Kara. 8 Aynı eser. Marifet Yay.6 Alauddin-i Attar (v.: Sabri Çağlayan.5 Şâh-ı Nakşîbend. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kavramlar/d. s.: Lamî Çelebi. Ter.Bu manada Şâh-ı Nakşibend tarafından uygulanarak gelmiş tarikat usul ve prensiplerinden bazılarının.8 Hakkâniyye içerisinde bugün hafi zikrin yanında. Hakkâniyye içerisinde farklı uygulandığı müşâhede edilmiştir. 851/1447)’yi tarikata hemen kabul etmediği. Şuşud. s.e. cehrî zikir ve semâ da yapılmaktadır. Reşahât. Muhammed Nuri Şemseddin. 15-22. ruh sır. Çerhî’nin intisabından önceki gece istihare yaptığı ve istiharenin sabahında.7 Nakşibendilikte zikr mevzuunda. 244. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Nakşbend. Hacegân Hânedânı. 325-329. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Âdâb. s. Dimeşkiyye Abdurrahman. s. s. cehri zikir ve semahının yaygın olmadığı bilinir. s. İstanbul 1985. s.. Yusuf Hemedanî gibi kabul edip uygulayanlar ve Ubeydullah Ahrar gibi uygulamayıp fikir beyan edenler olmuştur. 802/1399)’a zikr-i cehr-i hakkında sorulduğunda. İmâm-ı Rabbânî’den sonra Nakşibendilik içerisinde ele alınan letâif.: Ali Hüsrevoğlu. İstanbul 1974. Muhammed b. zikr olarak hafiyi telkin etmiştir. Abdullah. Tosun.3 Nakşibendiyye içerisindeki benzer uygulamalara dayanarak. Nakşîbendî Tarikatında semayı Abdulhâlik-ı Gucdevanî gibi kabul etmeyenler.

Menâkıb-ı Şerefiyye (Şerâfeddin Hazretleri’nin Ağzından).e. 318. 17 Şeyh Nazım Kıbrısî el-Hakkânî. 185. 3 . Şeyh Şerafeddin10 (v. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de Silsile. s.14 Tarikatlardaki irşad metodolojisini esas alarak yapılan kabul görmüş bir sınıflandırmaya göre iki çeşit tarikat vardır.g. halvet ve çile bu usullerde uygulanan önemli araçlardandır. 1355/1936)’den itibaren sırru’s-sır letâifi zikredilmiştir.16 Hâlidiyye-i Hakkâniyye. ss. Tafsilatı için bu tezde bkz. vird ve zikir vs.Hakkâniyye içerisinde ahfa letâifi yerine. Riyazet. İkinci çeşit tarikat. 34. 173. 27-342. genelde Nakşîlik öncesi usulleri tabir etmektedir. bu açıdan tarik-i nefsâni ile ruhanînin benimsediği terbiye metodlarından müteşekkil. sohbetin önemini belirtmiştir. Tarikat-ı Hakkânîyye Silsilesi. 15 Nakşbend. Yolun en önemli bir terbiye metodu olarak vurguladığı sohbeti.15 Hakkâniyye’nin silsilesinde Hâlid-i Bağdadî’den sonra yer alan Dağıstanlı pirlerin içerisinde riyazet ve halvete. en az diğer ibadetler kadar telkin edilmiştir. Bu usulde önemlilik arz eden araçlar. a. s. Hasan. tesbih.7. Şerafeddin-i Dağıstanî. 13 Tosun. halvete girdikleri ve riyazetle meşgul olmalarına yönelik malumat vardır. matluba ulaşmada usul edinen tarîk-ı nefsâni.11 Nakşî silsilesindeki büyüklerin.g. ss. ruhu terakki ettirmeyi usul edinen tarîk-ı ruhanî olarak adlandırılmakta ve Nakşibendilik ile ortaya konan usulü tanımlamaktadır. Nefehâtu’l-uns. namaza. Ebediyete Davet. Nefsi tezkiye ve terbiye etmeyi.e. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Hayatı. Risale-i Murâkabe. 12 Safî. 14 Bu tezde bkz.. ss. Mesela Şeyh Nazım. 7-21. a. Kur’ân okumaya ve sohbete. Ankara 1995. Tarik-i Nefsâni’ye ait irşad usulü. ss. sohbet. Derviş Yay. Camî. Giriş/Halidiyye-i Hakkânîyye Tekkeleri/a.172. Şeyh Hişam’ın sohbetlerinde de sıkça vurgulanmaktadır. İstanbul 2006.. riyazet ve halvetten daha fazla önem atfedilmiştir..17 Bununla birlikte halvet ve riyazât. Reşahât. Nakşibendilik ve metodu hakkında yapılan sohbetlerin genelinde. 11 Burkay.12 Ancak Nakşibendiliğin irşad usulünde evrâda. bir Nakşibendî-Hâlidî kolundan olan Hakkâniyye içerisinde telkin edilmektedir. ss.13 Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de riyazet ve halvet. bir terbiye usulü gerekli görülen mürîdlere telkin 10 Nazım-ı Kıbrısî’nin şeyhi. mürîdlerin tekâmülü için telkin etmiştir. 321. Şemseddin. karma bir usul uygulamaktadır diyebiliriz. 71-447. diğer günlük virtler kadar önem verilmiş ve manevî tekâmül aracı olarak uygulan arak telkin edilmiştir. Eraydın. 16 Tafsilatları için bu tezde bkz.dir. ruhaniyeti güçlendirecek ibadet. Abdullah-ı Dağıstanî’nin şeyhidir.

halvet ve riyazet konusunda özgün bir usul tatbik ettiği görülmektedir. halvet der encümen anlayışı ile halvet anlayışına yeni bir ufuk kazandırmıştır. s. Camî. 4 .g. açıklaması da vardır. 20 Tosun. Hâlidiyye’nin müstakil bir başlıkta ele alınması ihtiyacı hâsıl olmuştur. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri).22 2. 330-332. Bahauddin Şâh-ı Nakşîbend’den Ubeydullah-ı Ahrar’a (v. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/f. Bu kişiler hususiyetle. s. Hâlidiyye Kolu’nu.Sohbet -Halvet.21 Bu konuda Şeyh Şerâfeddin’in kıyamete kadar baki olacak yedi tarikat bulunduğunu ve bunlar içerisinde tarikat usulü. a.18 Dolayısıyla bugün Hakkâniyye Dergâhlarındaki irşâd metodu. Ebediyete Davet.20 Bu açıdan bakıldığında. Hakkâniyye ile mukayeseli ele almaya çalışacağız. devamlı ve yaygın bir irşâd metodu olmamıştır. 895/1490) kadar halvet uygulanmasına rastlanmamıştır. s.edilmiştir. 18 19 Tafsilatları için bu tezde bkz. sohbetle vazifelendirilmiş mürîdler olmuştur. Menâkıb-ı Şerefiyye. riyazet konusunda da paralel düşünceleri savunup uygulamalar yapmışlardır. ss.. Dolayısıyla Nakşilikte asıl olmayan halvet. Hâlidiyye’nin bir şubesidir. tesiri ve ıstılahıyla en kâmil olanının Nakşibendî Tarikatı olduğuna yönelik. 22 Burkay. Şeyh Nazım’a göre insanlara manevî feyzi veren ve onları terbiye eden yol Nakşibendîlik’tir. NAKŞİBENDİYYE-İ HÂLİDİYYE: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin takip ettiği irşad metodu olarak isimlendirilen Hakkâniyye. Abdulhâlik Gucdevanî. 531-569. Hakkâniyye’nin ve Şeyh Nazım -ı Hakkânî’nin tasavvuf anlayışının incelenmesi için. 185. Halvet konusunda görülen düşünce ve uygulamaları savunanlar. Bu başlıkta. bu tasniflerdeki usulün ikisini de ihtiva eden bir usul olarak uygulanmaktadır.e. 21 Hakkânî.19 Ubeydullah-ı Ahrar’da halveti uygulamamış ancak. Nakşibendî Tarikatında bulunan kuvvet ve salahiyetin yirminci yüzyılda diğer tarikatlarda olmadığını ifade etmiştir. 6. uygulayan bazı mürîdlerine de engel olmamıştır. Kıbrısî. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin.

kendi beldelerine göndermiştir. aslî kimliğini korumayı başarmışsa da. ss. 330. Irak ve Anodolu coğrafyasında çoğunlukta olmak üzere. Malezya ve Endonezya gibi geniş bir coğrafyada intişar eden tarikatın halifeleri. 287-315. tarikatın kollara bölünmesini önlemek için yapmıştır. Tarblus 1987. 5 . s. Mısır. 28 Kabbânî. Tarikatu’l-Nakşibandiyya ve Ulumiha. 1252/1824) tarikat terbiyesi gören Bağdadî. Divantaş Neşriyat. Âdâb. ss. 27 Tosun.. Irak. bulundukları coğrafyanın ilzam ettiği şartlara göre irşad usullerindeki öncelikleri belirlemiş olabileceklerinden. a. terbiye ettikten sonra. TDV İA. 316-322. a. Hânî. Tah. bu bildiriyi. Türkiye.24 Vefatından kısa bir süre önce. Binaenaleyh Halidî kolları.19. iyi bir medrese eğitimi görmüştür. Hisham. 26 Algar. Abdülmecid. Ortadoğu Halidileri arasında pek rastlanmayan bir durum olduğu bilinmektedir.28 Şeyh 23 Hanî. Suriye. Hadâiku'l-verdiye fi ecilla Nakşibendiyye. İslam’ı ve Nakşiliği intişar etmeleri için. Bu yüzden şeriat bilgisi yüksek bir âlimdir. Hanî.g.. yılın muhtelif zamanlarında.e. Âdâb.27 Tarikat-ı Hakkâniyye’de uygulanan halvetin ise. halifelerin uygulamaları birbirinden bağımsızlık arzetmiştir.172-187. Hadiykatu’l-verdiyye. 79-82. Şam’daki dergâhında görevli olan. 295-296. 669 -701.g.: Abdülrezzâk Abdullah. The Naqshbandi Sufi Way (History and Guidebook of the Saints of the Golden Chain). Hamid..26 Halvet’in Nakşibendî yoluna Hâlid-i Bağdadî ile girdiği yaygın bir kanaattir. yer yer farklı özellikler arz etmişlerdir. Kazı Pub. 147. 1242/1826).e. 24 Hanî. ss. ss. Chicago 1995.e. Yılmaz. 83-87. Muhammed Ahmed. düzenlediği bir vasiyetname ile yerine baş halife olarak. ss. Ancak. s. Bu uygulamanın. 284-348. ss. İrbil 2002. ss. Hadiykatu’l-verdiyye.g.. İsmail elEneranî’yi tayin etmiş ve bunu tüm halifelerine duyurmuştur. tüm dünyadan gelen talebelerini. Virnig. Hindistan Delhi’de bulunan Abdullah-ı Dehlevî’den (v. Kuzey Kafkasya’dan gelen silsilede.. mürîdlerini on ile kırk günlük halvetlere almaktadırlar. 701.23 1238/1822 tarihinden itibaren Şam’da irşad vazifelerini sürdüren Bağdadî. Tasavvuf Tarikatlar Silsilesi ve Ahlâk-ı İslamîye. JurusBurus Yay. toplu olarak ve münferiden uygulandığı bilinmektedir. ss. Mesela Malezya ve Endonezya Halidî şeyhleri. Matba’a vizaratu’tterbiyye. İstanbul Tarihsiz. a. Halidîlik. ss. 25 Hanî. Hacı Reşit Paşa. asır Nakşibendî ricalinden olan Mevlana Hâlid-i Bağdadî (v. s. Muhammed b. Ergin Kitapevi. Nakşibendiyye’nin bu asırda anılan Halidilik kolunun bir kurucusudur. Eraydın. 693-701. İstanbul 1988.25 Bir görüşe göre Bağdadî.

Amerika. Asya ve Afrika kıtalarında dergâhları bulunan bir harekettir.g. TDV İA. Mesela doğu ve güneydoğu bölgesinde.Sohbet -Halvet. s. Bununla birlikte Şeyh Nazım. Hâlid-i Bağdadî’den sonraki Hakkâniyye silsilesinde.Nazım’ın terbiye metodu olarak zaruri gördüğü halvet anlayışı. Hâlidiyye ile bu durumun tam tersi bir istikamet kazandığı yönünde tespitler vardır. İlgili kayıt. c.30 Şeyh Nazım’ın Osmanlı kıyafetlerini tercihinde ve batı kıyafetlerini tasvib etmemedeki tavrı. 3. bir ilkdir. oğlu Mehmet Efendi’yi halifesi olarak ilan etmiştir. Hâlidiliğin şekil ve usul konusundaki belirleyici tavrına daha yakındır. melamiliğe yaklaşan tavır sergilemiş olmalarına rağmen. Anadolu’da Halidîlik.32 Bu durum Hâlidiyye-i Hakkâniyye için de geçerlidir.33 Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde gelenek olmayan bu durum.e.com/ Seyh Nazim Mehmet Adil efendiyi Halife ilan etti. Dergâhların dünya üzerinde yayılması. Süleyman. seyyidlik inancıyla pekiştiği düşünülen bu uygulamanın. Şeyh Nazım’ın sigara mevzuundaki tutumu da bu hususta bir diğer bir örnek olabilir. Avrupa. 29 Ortadoğu Halidîlerinden ayrılsa da.31 Bununla birlikte Hâlidîliğin Türkiye sınırları içerisindeki kolları arasında da birbirinden farklı uygulamaları vardır. 298. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/f. 15. video arşivimizde bulunmaktadır. Diğer Konulara Tasavvufî Yaklaşımlar/Siyasi ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar . Uzakdoğu ve Kuzey Kafkasya’da da uygulanmış olması hasebiyle. Uludağ. 32 Uludağ.. Anadolu ve Tırakya’daki Halidî kollarında pek rastlanmadığı tesbit edilmiştir. Halidî’liğe sonradan dâhil edilmiş bir uygulama olmadığı kanaatindeyiz. babadan oğula geçmemiştir. Kıbrıs adasında bir Hakkâniyye tekkesinin açılması ve buradan dünyanın muhtelif 29 30 Bu tezde bkz. HALİDİYYE-İ HAKKÂNİYYE (HAKKÂNÎ DERGÂHLARI): Nakşibendî Tarikatının. dayıdan yeğene. Naşibendiyye’nin büyük şeyhleri. şeyhlik babadan oğula geçer. 298. Şeyh Nazım’ın irşad vazifesini Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den almasından sonra başlamıştır.youtube. Hâlidiyye kolundan bir yol olan Hakkâniyye. 6 . a. Nazım Efendi. kayınpederden damada geçen şeyhlik. İçtimai ve tarihi yapısının yanı sıra. usul ve şekle fazla önem vermemekle. 31 Bu tezde bkz. 33 www. s.

ülkelerinde davet ve irşad faaliyetlerinin yürütülmesi için, Şeyhi Abdullah Dağıstanî’den emir aldığını ifade etmiştir. Şeyh Abdullah’ın bu beyanına tanık olan Şeyh Hişam, söz konusu ifadeleri şöyle nakletmiştir: “Hz. Peygamber (sav)’in emriyle, Nazım Efendi’yi terbiye ile halifeliğe çıkardım. Ziyadesiyle halvete koydum, muhtelif usullerle irşad ettim ve onu halifem olarak tayin ettim. Onun bu yolu müstakbelde maşrıktan mağribe kadar intişar ettireceğini görüyorum. … Londra’dan Avrupa’ya, Uzakdoğu’dan Amerika’ya büyük dergâhlar kurduğunu ve yolumuzu taşıdığını görüyorum… Genç insanların her yönden ona koştuğunu görüyorum… Din Allah(cc)’ındır ve Allah(cc), kullarına hükmedici olarak yeter.”34 Hakkânî müridanının bugünkü sayısı hakkında net bir tespit yoktur. 1996 yılında yapılan bir çalışmada 56 farklı ülkeden müntesib mürîdin bulunduğu tespit edilmiştir.35 Tarikatın nasıl bu kadar yaygınlaştığı, sosyolojik bir çalışmada beş sebebe dayandırılmıştır: 1-Apokaliptik36 gündem. 2-Modern dünyanın beklenmeyen sosyal hadiselerini Şeyh Nazım’ın geleneksel tasavvuf ıstılahıyla birleştirme yeteneği. 3-Müslüman şahsiyet ve ulemalasına referanslar. 4-Şeyh Nazım ve Şeyh Hişam’ın Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’daki çevrelerine yaptıkları tasavvufî yorumların dinleyenlerle ilgili olduğu kadar, dinleyenler tarafından kolay anlaşılması. 5-Armagedon37 ve kıyamet gününe ait mesajların müntesipler için ilgi çekici bir konu olması.38 Hâlidiyye-i Hakkâniyye, bugün Nakşî usullerini esas alan bir irşâd metodolojisini, diğer tarikatların usulleriyle harmanlamış özgün bir metot takip etmektedir. Bu başlıkta Hakkânî Dergâhlarında tesbit edilmiş usul ve adetleri, kendi içerisinde ve Nakşîlik ile mukayeseli ele almaya çalışacağız. Söz konusu usul ve adetlerin, İslam ve tasavvuf düşüncesi açısından değerlendirilmesi, ikinci bölümde yapıldığından burada değinilmeyecektir.
34 35

K. Hisham, Sufî Way, s. 405. Atay, Tayfun, Batı’da bir Nakşî Cemaati: Şeyh Nazım Kıbrısî Örneği, İletişim Yay., İstanbul 1996, s. 86 36 Kıyamete dair, son gün. 37 Hiristiyan kaynaklarında bildirilen ahir zaman savaşı. İyiler ile kötülerin yapacağı büyük savaştır. Şeyh Nazım bu savaşı melhame-i Kubrâ olarak da ifade etmiştir. 38 Stjernholm, Simon, The Struggle for Purity: Nagshbandi-Haqqani Sufism in Eastren London, Basılmamış Y. Lisans Tezi, Lund University, [Scania] 2005, s. 8.

7

Hakkâniyye yolu için Nazım Efendi, “rütbe kazanma yolu değil, nefsi tüketmek yoludur” diyerek yolun gayesinde nefis tezkiyesini öne çıkarmıştır.39 Bu manada Hakkâniyye yoluna girenlerin dikkat etmesi gereken menhiyatın başında “kibir” görülür. Nazım Efendi, Bâyezıd-i Bistami Hazretlerinin sözüne atfederek “kendi nefsini Firavun’dan, Nemrut’tan, Ebu Cehil’den ve İblisten daha aşağı görmeyen kimse bizim yolumuzun kokusunu alamaz” demektedir.40 Kıbrısî’ye göre, Tarikat-ı Hakkâniyye mürîdlerinin, hiçbir mahlûkata karşı üstünlük düşüncesinde bulunmaya salahiyetleri yoktur. Bu durum mirac bahsinde de bildirilen nefsin hakikati olarak vurgulanmıştır. Bu hakikate göre nefs, fırsat bulduğu zaman Rablik ilan edebilecek bir yön taşımaktadır. Nefsin bu yönünü besleyen günah, kibirdir.41 Dolayısıyla yolun en önemli menhiyatı arasında zikredilmektedir. Hakkâniyye içerisinde, kibir ve ucuba sergilenen bu yaklaşım, iman ve küfür anlayışlarında da görülmektedir. İmanı da küfrü de atiyye olarak görmek, kibir ve ucubu izale edici bir anlayış olarak sıkça vurgulanmaktadır. Hakkâniyye içerisinde mürîdin imandan dolayı kendini üstün görmesi ve iman etmeyenlerin hakir görülmesi men edilmiştir. Nazım Efendi bu anlayışı, bir menkıbe ile müşahhaslaştırmıştır.42 Hakkâniyye dergâhlarında sıkça anılan dört düşman nefs, şeytan, hevâ ve dünyadır. Bu düşmanları galip getirecek en tehlikeli sıfat olarak gazab, sıkça ele alınır. Şeyh Şerafeddin’e göre gazab, tüm kötü sıfatların ortaya çıkabileceği zemini hazırlamasından dolayı zemmedilen sıfatların başında gelmektedir.43

39 40

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 40. Aynı eser, s. 37. 41 Aynı eser, s. 38. 42 Kıbrısî, menkıbeyi, şöyle nakletmiştir: “Veliullah’dan biri, bir Yahudi’yi gördüğü anda kendisinden geçip düşmüş. Ayılttıkları vakitte: ‘Şeyh Efendi size ne oldu? O Yahudiyi gördüğün vakitte niye bayıldınız?’ diye sual etmişler. Şeyh Efendi: ‘Ey evlatlar, sırrıma nida geldi ki; ‘Ey kulum! Onu hakir görme. Ona Yahudilik gömleğini giydiren Benim. İman libasını sana giydirdi isem, onu senden çıkarıp ona giydirmeye, ondakini çıkarıp sanan giydirmeye Kadirim. Edebi gözet!’ dediği vakitte, korkudan düşüverdim.’ demiş.” Ayrıca bkz. Kıbrısî, a.g.e., s. 42. 43 Burkay, Menakıb-ı Şerefiyye, s. 108.

8

Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî44 (v. 1393/1973)’ye göre nefsin, kendini kardeşine tercih etmesi, kendisini kardeşinden üstün görmesi, kendi ayıbını bırakıp kardeşlerinin ayıbını görmesi, tezkiye edilmesi gereken hususi yetlerdir. Bu haldeki mürîdin, her lahzada vazifesinden ve hudutlarından gafil olmaması gerekmektedir. Şeyh Abdullah, Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin şu edeplerini, mürîdana tavsiye niteliğinde saymıştır: Kendisine nimet olarak verilen hiçbir şeyi isyan yolunda sarf etmemek. Bunun için bilhassa dili ve gözü murakabe altında tutmak. Kendisine bahşedilen afiyet ve diğer nimetler için şükrederken, belalara da sabretmek. Şeyh Abdullah’a göre, şeriatın hudutları muhafaza edilmediği zaman, kalbe hastalık girer ve kişiyi ifsat eder. Dolayısıyla mürîdanın öncelikli vazifesi, Nebî(sav)’nin sünnetlerine yapışması ve şeriatın hudutlarını muhafaza etmesidir.45 Şeyh Nazım’ın sohbetlerinde ve Lefke dergâhındaki uygulamalarında dikkatimizi çeken diğer bir menhiyat sigaradır. Sigaraya karşı uzun yıllardır katı bir tutum sergileyen Kıbrısî, küçük görülen sigara günahının, nefs aracılığıyla kula büyük günahları işleteceğini ifade etmiştir.46 Lefke dergâhında ziyarete gelen mürîdanın büyük çoğunluğu sigara kullanmamaktadır. Kullanan birkaç kişi ise, Şeyh Nazım’ın emrinden dolayı, dergâh sınırının beş metre dışında sigara içmektedir. Londra’daki Hakkânî mürîdleri üzerinde yapılan bir çalışmaya göre, günlük yaşamda riayet edilen edepler konusunda ihtilaflı anlayışlar bulunmaktadır. Mesela kimi mürîde göre bir büyüğün elini öpmek tazim olduğu için edep olurken, kimisine göre küfür telakki edilebilmektedir.47 Londra’daki Hakkânî dergâhlarında müşâhede edilen bu ihtilafı, Şam Dergâhında gözlemlediğimizi belirtmek isteriz. Hakkânî Dergâhlarının geniş bir coğrafyada temsil edilmesi, söz konusu ihtilafın sebebi olmaktadır. Farklı bir ifadeyle, her dergâhın içinde bulunduğu sosyo-kültürel şartlara bağlı olarak gelişen edeb anlayışı, Hakkâniyye içerisinde çeşitlilik göstermektedir. Bununla birlikte mürîdanın hidayete erme ve mürîd olduktan sonraki tarikat içinde
44

Nazım-ı Kıbrısî’nin şeyhidir. Tafsilatı için bu tezde bkz. Giriş/Halidiyye-i Hakkânîyye Tekkeleri/a.8. Abdullah-ı Dağıstanî. 45 Kabbânî Muhammed Adnan, Futuhâtu’l-Hakkâniyye fi menâgibi eclâi’s-silsileti’z-zehebiyyeti’lâliyye, [Şam], Tarihsiz, c. 1, ss. 51, 52, 78. 46 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 117. 47 Stjernholm, The struggle for Purity, s. 38.

9

yer alma süresi de bu mevzuda etkilidir. Meselâ, yakın zamanda ihtida etmiş müridler için irşad, imani esaslar önceliğine dayanırken; ailesindeki tarikat adabıyla yetişmiş müridler için irşad, edeb ve usul önceliğine dayanmaktadır. Bu durum, geniş coğrafyaya yayılmış Halidilikte gözlemlenmiş çeşitliliğin, bir numunesini teşkil etmektedir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den nakledilen bir kaynağa göre, mürîdin bu yoldan müstefîd olabilmesi için tarikata riayet etmesi gerekmektedir. Ancak, tarikatın hakiki manası edeptir. Edebe riayet etmesi gerekmektedir fakat; edebin hakiki manası, teslimiyettir. Sırasıyla teslimiyetin hakiki manası, mürebbinin emrini bekleyiştir. Bekleyişin hakiki manası ittibâdır. İttibânın hakiki manası emre sıkıca yapışmaktır. Emre sıkıca yapışmanın hakiki manası, muhabbet; muhabbetin hakiki manası, tüm iradesinde rabıtalı olmaktır. Yani rabıtaya riayet etmelidir. Rabıtaya riayet etmek için, rabıtanın hakiki manasına vusûl etmelidir.48 Rabıtaya hakiki manada vusûl için maksuda iman etmesi gerekmektedir. Maksûda hakiki manada iman için takvaya ve takva için her lahza müşâhede de olmak gerekmektedir.49 Hakkâniyye yolu hakkındaki bu anlayış, Nazım Efendi’nin ilim ve edep konularında izah edildiği gibi,50 onun genel tasavvuf anlayışında mündemictir. Hakkâni Dergâhlarında sıklıkla eleştiri konusu olan bir düşünce ise Vahhâbîliktir. Şeyh Nazım-ı Hakkânî çevresinde, Vahhâbîlik düşüncesinin ehl-i sünnet dışında kalan yönleri, çeşitli vesilelerle ele alınan bir konudur. Londra’daki Hakkânî Dergâhının toplum içindeki işlevi üzerine yapılan sosyolojik bir çalışmada, Vahhâbîlik ve Selefîlik gibi mevzular, grup içindeki birliktelik duygusunu artıran bir unsur olarak görülmüş ve sebep olarak Hakkânî yolunda metafizik unsurların diğer Nakşîbendî yollarına göre daha fazla bulunması gösterilmiştir.51 İslamî erkânı fiziksel kaideler üzerinde yorumlayan Vahhâbîlik düşüncesi ile, diğer İslam ulemaları arasındaki görüş ayrılığı hem tarihi hem de aktüel bir vakıadır. Bu konuda Vahhabî karşıtlığı içinde Hakkânî’nin konumu ise, öğretileri içinde yer alan meta48 49

Üç mertebede vusûl, huzur üzerinden anlatılmıştır: Huzuru İlahî, Huzuru Habib, Huzuru Meşayıh. K. Adnan, Futuhâtu’l-Hakkâniyye, ss. 46-47. 50 Kıbrısî, Hak Dost 4, Dervish Kitapevi, Kıbrıs 2005, ss. 67, 81, 88, 89 . 51 Stjernholm, Struggle for Purity, s. 52.

10

fiziksel unsurların sadece niceliği ile değil, aynı zamanda niteliği ve ehemmiyeti ile ilişkili olduğu kanaatine varılmıştır. Meta-fiziksel dinamikleri modern bilimin fiziksel dinamikleriyle izah ve ispat metodunu sohbetlerinde kullanan Hişam Kabbanî,52 bu çatışmanın sebebini şöyle açıklar: “…Meteryalistik düşüncenin dinî temsilcisi addedilen Vahhâbîlik, bu anlayışı (Peygamber’in nurunu varlık felsefesi ile ilgili olarak, ontolojik olarak izah edildiği yaklaşımı)53 idrâk edemediği için bu düşüncelere karşı çıkmaktadır. Hakkâniyye bu düşüncelerin zıddında olduğu için Vahhâbîlik karşıtıdır.”54 Geleneksel tarikatlar gibi dışa kapalı olmaması, tarikat şeyhinin ve zikirlerinin tarikat dışındakilerle şifahen ya da internet üzerinden video olarak paylaşılmasında kısıtlama olmaması, bey’at yapmak isteyen bir mürîdin kolaylıkla Şeyh Nazım Efendi’ye ulaşabilmesi gibi konulardan dolayı, Hakkânî Dergâhının diğer Halidî şubelerden ayrıldığı yönünde tespitler mevcuttur.55 Hakkâniyy’ye ait internet sayfalarında, internet üzerinden kelime-i şehadet getirme ve Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye bey’at yapılabilmesi için bağlantılar bulunmaktadır.56 Bu uygulamaya, Anadolu’da ya da diğer kıtalarda faal olan Hâlidî şubelerinin internet sitelerinde rastlanmamıştır. Hakkâniyye cemaati üzerine yapılan farklı bir çalışmaya göre, mürîdler arasındaki iletişim ve irtibatın kurulmasında blog ve form sayfaları üzerinden internetin önemli işlevi bulunmaktadır.57 Dolayısıyla bu yönüyle Hakkâniyye, diğer Nakşî ve Hâlidî şubelerden ayrılmaktadır. Hakkânî Dergâhlarındaki irşâd metodunun diğer Nakşî tarikatlarındaki metodlardan nasıl ayrıldığını Nazım Efendi’ye ait şu cümlelerin ifade ettiği kanaatindeyiz: “Senenin dört mevsimi var. Her mevsimde insanlar yediklerini ve giydiklerini değiştirirler ama, gövdeleri değişmez. Tarikat tarikattır. İster Şam’da
52

Hâlidiyye-i Hakkânîyye yoluna, Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî döneminde, intisab etmiştir. Şeyh Nazım’ın dağmadı ve Amerika görevlisidir. Tafsilat için bu tezde bkz. Hâlidiyye-i Hakkâniyye Tekkeleri/a.8.3 Hişam Kabbanî. 53 Tafsilatı için bu tezde bkz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d.Hz. Peygamber. 54 www.sufîlive.com, CommingOfMahdi-1; Video Arşivimizde mevcuttur. 55 Aynı eser, s. 8 56 Ayrıca Bkz. http://www.haqqanisoul.com/profile/SHAHADAPAGE; Bkz. www.naqshbandiorder.org.tr 57 Jorgen, S Nilsen, Mustafa, Draper, Galina, Yemeliana, Sufism in West (Transnational Sufism, The Haqqania), Routledge, NY 2006, s. 101.

11

olsun, ister Avrupa’da, ister Amerika’da. Tarikat Allah (ac)’a giden yoldur. Lakin irşâd şekli her bir yerin ve insanların hususiyetlerine bağlı olarak bir yerden diğerine değişir. Mürşid, nasıl bir yol tatbik edip izleyeceğine, buna göre karar verir. Avrupa’da başka, Şam’da başka, Kıbrıs’ta başka, Türkiye’de başka, Mısır’da başka, Uzak Doğularda başka ve Amerika’da başkadır.”58 Hakkânî yolunun kendi içerisinde dahi farklı ülkelerde farklı irşâd metotlarının uygulandığını anladığımız bu metotların, Hakkânî yolu içerisinde ilk defa Şeyh Nazım tarafından uygulanmış olması gerekmektedir. Çünkü Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî, Dağıstan ve Yalova üzerinden gelerek Şam’a yerleşmiş ve daha sonra Şam dışına çıkmamıştır. Yani Şeyh Nazım’a kadar Hakkânî Dergâhı, bu coğrafyalara ulaşmamıştır. Dolayısıyla Şeyh Nazım’ın uygulamaları ile irşâd metodundaki değişme ve çeşitlenme ile bugün incelediğimiz tarikat yapısı teşekkül etmiştir. Ancak hem bu değişime, hem de çeşitlenmeye esas teşkil eden erkân, usul ve edeb, Hâlid-i Bağdadî’den Şeyh Abdullah’a kadar gelen meşâyıhın anlayışları üzerine tesis edilmiştir. İngiltere’de yapılan bir çalışmaya göre söz konusu çeşitlenme kendi içerisinde üç grup olarak tespit edilmiştir. Birbirleriyle uyumlarını esas alarak yapılan bu antropolojik çalışmaya göre Londra’da Türk mürîdler, Hint Alt kıtası göçmenlerinin oluşturduğu mürîdler ve çoğunluğu İngiliz olan Bâtılı mürîdler olmak üzere üç alt gruptan söz edilmiştir.59 Tarikat-ı Hakkâniyye’nin tekkelerinde ve internet sitelerinde öne çıkan en önemli görsel, merkezinde “el-Hakk” esmasının yazılı olduğu bir levhadır.60 Haftalık zikirlerde “el-Hay” ve “Hu” esmalarıyla birlikte zikredilen isim, tekke yakınlarında satılan cevşenlerin içinde de bulunan isimdir. Londra’daki mürîdler, bu cevşeni taşıma maksatlarını, Allah(cc)’tan bekledikleri hayır ve bereket olarak ifade etmişlerdir.61
58 59

Atay, Batı’da Bir Nakşî Cematı., s. 365. Atay, a.g.e., ss. 88-101. 60 Bkz. Ek 01. 61 Stjernholm, Strugle for Purity, s. 37.

12

Nakşibendî-Hakkânî tekkelerinde dikkatimizi çeken bir diğer husus ise yapılan toplu zikirlerde kimilerinin halka ortasında sema ederek dönmesidir.62 Nakşîlik yolunda olmayan bu zikir biçiminin Nazım Efendiyle başlama ihtimalinin yüksek olduğunu ve bununda Nazım Efendi’nin icazetli olduğu Mevlevilik ve Kadirilik tarikatlarıyla ilintili olarak girdikten sonra zikrin, bugünkü biçimini aldığı kanaatindeyiz. Hâlidiyye-i Hakkaniye’nin diğer Anadolu Halidilerinden ayrılan bir yönü ise, silsilelerinde Hızır(as)’ın bulunmasıdır. Nakşîlikte Abdulhâlik Gucdevanî’nin Hızır(as) tarafından terbiye edildiği, bildirilmiş olmasına rağmen silsile listesine eklenmemiştir. Küçük bir yaklaşım farkı olarak görülecek bu mevzu, Hakkânî silsilesindeki meşayıhın silsiledeki sıra sayılarını artırmıştır. Mesela Hâlid-i Bağdadî diğer silsilelerde otuzuncu sıradayken, Hakkâniyye’de otuzbirinci sıradadır.63 Nazım Efendi’den önce mürîdanın umumiyetle tercih ettiği ve bugüne kadar değişime uğramamış bir diğer uygulama ise, Osmanlı usulü kıyafet tarzıdır. Erkek mürîdler arasında standart bir kıyafet tarzı olarak yerleşen bu adet, Nakşibendîlikte prensip olarak esas bir uygulama değildir. Şalvar pantolonlar üzerine dikilen hâkim yaka gömlekler, geniş yelekler üzerine sarıklar ve köstekli saat, Hakkâniyye dergâhları içerisinde genel kıyafet tarzıdır. Her yerden temin edilemeyen bu kıyafet, Hakkâniyye’nin resmî internet sayfasında sipariş edilebilmektedir.64 Şam Dergâhı’nın türbedarı olan İbrahim Efendi, bir Osmanlı muhaciri olarak halen bu tarz kıyafetleri, geleneksel metotlarla dikmektedir.

a. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de Silsile: Mevlana Hâlid-i Bağdadî’den sonra, aşağıdaki sırayla irşad vazifesini devralan meşayıh ve onların tasavvuf anlayışları, Hâlidiyye-i Hakkâniyye ismiyle

62 63

Bkz. www.saltanat.org/hadra; sufilive.com/zikr; naqshbandiorde.org/hadra. Bkz. www.naqshbandiorder.org/silsile. 64 Bkz. www.naqshbandiorder.org.

13

anılmaktadır. Şeyh Nazım Efendi’nin bugünkü tasavvuf anlayışı, Hakkâniyye’nin tarikat uygulamaları ve manevi atmosferi içinde vücud bulmuştur. Tarikatın silsile sırasına göre otuz birinci sırada bulunan Bağdadî’den sonra sırasıyla aşağıdaki isimler, irşâd vazifesini ifa etmişlerdir.

a.1. - (32) İsmail-i Şirvanî (Kurdemirî) (v. 1247/1832): Nakşîbendî silsilesinde Mevlana Hâlid-i Bağdadî’den sonra, İsmail-i Enerânî’den bahsedilmiştir ancak;65 Şeyh Nazım Efendi’nin sohbetlerinde ve Şeyh Adnan’ın66 Tarikat-ı Hakkâniyye hakkında yazdığı eserinde, Şeyh İsmail-i Şirvanî’den önce Şeyh İsmail-i Eneranî’den söz edilir. Fakat Hakkâniyye’nin resmî internet sayfasında yer alan silsile listesinde ve Şeyh Hişam’ın, Hâlidiyye-i Hakkâniyye yolunu anlattığı eserinde, Şeyh Eneranî’nin ismi kaydedilmemiştir. Hâlid-i Bağdadî’nin halifeleri içinde, kendisinin imam olduğu ve sırru’l-a’zâmın tevarüs ettiği şeyh olarak rivayet edilen Eneranî’nin, Hâlid-i Bağdadî’den 17 gün sonra vefat ettiği ve hilafeti, Şeyh Abdullah Herevî’ye bıraktığı bilinmektedir.67 Farklı bir rivayete göre, Şeyh İsmâil Enerânî (v. 1251/1829), yılında vefat etmiştir.68 Şeyh Nazım ile 2011 yılında yaptığımız mülakatta, İsmail-i Eneranî’nin silsilede yer alıp almadığı sorulmuştur. Bu mevzuda Kıbrısî, Eneranî’nin Hakkânî silsilesindeki meşâyıhtan olduğunu ve emanetini Hâlid-i Bağdadî’den aldığını ifade etmiştir.69 İsmail eş-Şirvanî (v. 1201/1786) tarihinde Dağıstan’ın Şirvan bölgesindeki Kurdemir’de doğmuştur. Zamanının en önde gelen âlimlerinden birisi olan babası Şeyh Enver-i Şirvanî’den ilk eğitimini alan Kurdemirî, devrin önemli âlimlerden ders alarak tahsilini tamamlamıştır.70

65 66

Hanî, Hadiykatu’l-verdiyye, s. 701. Hâlidiyye-i Hakkânîyye yoluna, Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî döneminde, intisab etmiştir. Şeyh Nazım’ın Şam görevlisidir. Tafsilat için bu tezde bkz. Hâlidiyye-i Hakkâniyye Tekkeleri/a.8.2 Adnan Kabbanî. 67 Hanî, a.g.e., s. 727, 736. 68 Aynı eser, s. 347. 69 İlgili mülakata ait görüntü, video arşivimizde mevcuttur. 70 K. Adnan, Futuhâtu’l-Hakkâniyye, s. 385.

14

Hadiykatu’l-verdiyye. K. Adnan. 77 K. Burada iken Abdullah-ı Dehlevî’den aldığı manevi işaret ile Bağdat’a. 284. 15 . s. a.71 Bağdadî’nin vefatından sonra Şam’dan Dağıstan’a geri dönerek zaviyesini kurmuştur. 74 http://www. 725. 387. oğlu Osmanlı sadrazamlarından Şirvanîzade Rüşdü Paşa tarafından yaptırılan mescit ve bitişiğindeki türbe ziyaretgâhtır. Bağdadî’nin halifeleri arasında zikredilmektedir. Evvela Sivas ve sonra da Amasya’ya yerleşen Şeyh İsmail-i Şirvanî.72 Nakşibendî tabakâtında İsmail-i Şirvânî. 75 Şeyh Adnan’ın eserinde vefat tarihi 1277 olarak geçmektedir. 73 Hanî. Hisham.naksibendihakkani. 1260/1844): Has Muhammed Şirvanî.naksibendihakkani. Dağıstan’ın güneyinde yer alan Şirvan’ın Kulal kasabasında 1201/1786 yılında dünyaya gelmiştir.com/?page_id=154. Mevlana Halid’in dergâhına giderek Bağdadî’ye bağlandığı rivayet edilmektedir. s. s. K.73 Faaliyetleri Rus siyasi politikalarına uymadığı için. Sufi Way.Şeyh Abdullah-ı Dehlevî’ye mürîd olmak amacıyla Hindistan’a yolculuğuna çıkmış ve Basra’ya kadar gitmiştir.com/?page_id=154. Cemaleddin-i Gazikumukî) sırr-ı akdesi aktardığı rivayet edilmektedir.77 İlk tasavvufî eğitimini ailesinden alan Şirvanî. medrese eğitimi ile zahiri din ilimlerini tahsil ettikten sonra İsmail -i Şirvanî’nin halefi olacağı silsileye intisab etmiştir. Şeyh İsmail bu baskılar neticesinde önce Ahıska’ya. s. 389. Riyazet ehli bir sufî olduğu 71 72 http://www.2.76 a. . 76 Bkz.g. Ek 02.e. Ayrıca Şeyh İsmail’in 25 sene Şirvan’da kazdığı yer altında irşad vazifesini ifa ettiği kaydedilmiştir. yaşadığı evin yakınında defnedildiği kabri üzerine. halefleri arasındaki üç mürşide (Has Muhammed-i Şirvanî. sonra Anadolu’ya göç etmiştir. Adnan. Rusya tarafından baskılara maruz kalır ve yakın mürîdleri hapsedilip sürgün edilmiştir.75 Amasya’da Türbe diye anılan semtte.. Muhammed-i Yerağî.74 Şeyh İsmail 1255/1839 tarihinde vefat etmiştir.(33) Has Muhammed-i Şirvanî (Dağıstanî) (v. Bkz. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.

1260/1844 yılında ifa ettiği Hacc vazifesi dönüşü ahirete irtihal etmiştir. 297. Bu yüzden kalb ne zaman bir zikir ya da terennüm duysa. . Adnan. Şeyh Has Muhammed-i Şirvanî.80 Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz Şeyh Has Muhammed Dağıstanî’ye ait bir söz. s.82 Dağıstan ile Çeçenya’da imamet. Adnan. s.nakledilir. K.79 Has Muhammed Şirvanî. s. imam.g. a. 1265/1848): Kafkasya coğrafyasında bulunan Şirvan’ın Kural kasabasında 1191/1777 yılında dünyaya gelmiştir. 394. 80 K. Şeyh Muhammed’in ve kurduğu medresenin çalışmaları ile olmuştur. Bağdadî. 16 .com/?page_id=156. talebini tekrar düşünmesi için Şeyh Muhammedi. ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ hitabıdır. “elest bezmi” ile ilgilidir.78 Şeyh Muhammed. ruhunda nakşolan cemali tecrübe ederek ferah ve emniyet hisleri duyar.”81 a.naksibendihakkani. gazavat.. Kaynaklarda Şeyh Molla Muhammed adıyla geçtiği 78 79 http://www. Hayatı hakkında kayda girmiş birkaç menkıbe ve sözler dışında ayrıntılı bir bilginin olmadığı bilinmektedir. mürîd ve mürîdizm gibi İslamî terimlerin hayata geçişi. Hisham. 396. O(cc)’nun hitabındaki cemal ruhlara nakşolmuştur. Dağıstan’a gönderir. 81 Aynı eser.e.(34) Muhammed Efendi (Yerağvî) Dağıstanî (v. Hâlid-i Bağdadî ile Şam’da görüşüp himmet ister. Kaynaklarda. Sufi Way. s. altı ay sonra tekrar Şam’a gelen Şeyh Muhammed’e sırr-ı azamı verdiği kaydedilir. Şam’da medfundur. Misak bahsinde incelediğimiz anlayış ile ilgili olabileceğini düşündüğümüz ifadeleri şu şekildedir: “Güzel bir seda duyulduğunda kalblere inen huzur ve güvenin sebebi nedir? Ruhların zerrelerine Allah(ac)’ın huzurunda yapılan. 82 K.3. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 294.

Muhammed Yağravî’ye ait bir söz. binlerce hadis-i şerifi tasnif edecek kadar iyi bildiği. s. İmam Gazi Muhammed (v.86 Kur’ân hafızı olup. www. oğlu Seyyid Abdurrahman’ın yazdığı önsöz bildirilmektedir. Dağıstan’daki Gazikumuk şehrinde 1203/1788 yılında dünyaya gelmiştir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.naksibendihakkani.”85 a.83 1265/1848 yılında vefat eden Şeyh Yerağvî. zahirî ve batınî ilimlerde yetkin olduğu ve 15 civarında dili konuşacak düzeyde bildiği rivayet edilmektedir. 303. 1248/1832) 83 84 http://www.com/?page_id=160. bir diğer bilgi kaynağıdır. Rus istilasına karşı direnişi kumanda eden Şeyh Şamil’in şeyhi olduğu da rivayet edilmektedir. 1355/1936) döneminden itibaren Hâlidiyye-i Hakkâniyye’ye müntesip olup.4. 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşını Osmanlı’nın kaybetmesinden sonra başlamıştır. 85 Aynı yer.naksibendihakkani.84 Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz. K. 1285/1869): Şeceresi Hz. Sufi Way. Şeyh Şerafeddin (v. Adnan. 405. s. bilhassa Osmanlı-İran anlaşmazlıkları döneminde zuhur eden Rus yayılmacılığının önlenmesi için gelişen örgütsel düşüncenin merkezi olduğu rivayet edilmektedir. Bkz. Peygamber(sav)’e ulaşan Cemâleddin-i Gazikumukî.bildirilen Şeyh Muhammed’in aynı adla kurulmuş medresesi. 17 . riyazetin önemini vurgulamaktadır.com/?page_id=158. Hüseyin(ra)’in neslinden Hz. 86 K. Ali usta ile yapılan mülakatlar da bazı bilgilere kaynaklık teşkil etmiştir. Şeyh Nazım dönemine kadar ömür süren Ali Usta adında Dağıstanlı bir mürîd.87 Kafkas İstiklal Mücadelesi. . 87 Hakkındaki bilgilerin kaynağı olarak Gazikumuk’lu Cemâleddîn’in kendi el yazısı ile kaleme aldığı “el-Âdâbu’l-marzıyye fi’t-tarîkati’n-Nakşîbendiyye” adlı eserinin orijinal nüshasına. Nefis bahsinde ve Hakkâniyye şüyuhunun hayatlarında fark edilen halvet ve riyazat şu şekilde ifade edilmiştir: “Dört günlük oruçtan sonra ‘açım’ diyen bir sâlik yolumuza uygun değildir. Osmanlı’nın İran ve Mısır gibi meselelerden dolayı müdahale edemediği Kaskasya’da.(35) Seyyid Cemâleddin-i Kumukî Hüseynî Dağıstanî (v. Hisham.

Sinop. İstanbul’a yerleşmiştir.: Sedat Özden.971 bin Kafkasyalı’nın (2727 hane). Hisham. Kayıhan Yay.g. 317. 93 Rivayet edildiğine göre Şeyh Cemaleddin. Ek 03. Hisham. Kırım ve Kafkas Göçleri.88 Şeyh Şamil’in Rus kuvvetleri tarafından esir alınmasından sonra Seyyid Cemâleddin-i Gazikumukî. ss. İstanbul 1995.. Hisham. c. 89 K. Rusların Kafkasya’yı İstilası ve Şeyh Şamil. Çeçenistan. şu köyden dört saat sonra bir mürîdim geldiği zaman yapılacak’ der. ss. a. Şeyh Cemâleddin Gazikumukî’den manevî destek görmüştür. 1840 yılında Avar hanları soyundan olan Hacı Murat’ın Şâmil’e iltihakı ile iyice güçlenen hareket. Bununla birlikte 1860 senesinde 100 bin kişin deniz yoluyla.39. pek çok başarılara sahne olmuştur. John. Abdullah. Baddeley F. Türk Tarih Kurumu Yay. s. Gazî Muhammed ve İmam Hamzat (v. Trabzon. Kırım üzerinden Osmanlı’ya göç ettiği bilinmektedir. Kırım ve Kafkas Göçleri (1856-1876). Bkz. İstanbul. 91 Bkz. Sufi Way. Bu sırada Şeyh Cemaleddin onlara bakarak ‘hadiseleri zahirinde gördüklerinizden dolayı yanlış tevil etme hatasına düşmeyin. 41-62. 600 bin ile 2 milyon arasında olduğu görülmüştür. Rize gibi iskelelere. Ermenistan. kara yoluyla Kars ve Batum sınırından girdikleri bilinmektedir. K. 67-70. 92 K. 18 . s.92 Şeyh Gazikumukî için rivayet edilen bir kerametin93 ihtiva ettiği zımni mananın.komutasında. ss. Şeyh Cemaleddin bunun üzerine açıklama yapar. 1829 senesinden itibaren. Kazan. s. Mürîdlerin hayretle anlam vermeye çalıştıkları süreçte bir daha elma alır ve aynı yere doğru fırlatır. Sufi Way. Şeyh ne zaman vefa t etti diye sorunca. Ankara 1997. Mürîdler kendi kendilerine anlam veremedikleri bu hadiseyi lüzumsuz olarak adderler. Batum.. Bkz. 317. Azerbaycan dâhil tüm Kafkasya’dan Müslümanların göç etmelerini tavsiye etmiştir. 17. Saydam. İşlediğim fiilin izahını. 317. Nazım Efendi’nin kendisine Şeyh Kumukî tarafından verildiğini ifade ettiği manevî görev. 1856-1876 olarak ele alındığında. imamlığa geçen Şâmil ile. Tarikat-ı Hakkâniyye içeresinde ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında da yer aldığı kanaatindeyiz. Buna göre Şeyh. 90 Tarih kaynaklarında İmam Şâmil’in teslim olduğu 1859 senesinde. Şeyh Şâmil. TDV İA. müridinin son nefeste imanlı gitmesi için bu hareketleri yapmıştır… Söz konusu rivayetlerde İslamî kaynaklara muhtelif bir anlayış rivayet edildiğinden tezimizde nakledilmemiştir. bey’at anlayışında önemli derecede yer 88 Saydam. mürîdleriyle birlikte oturup elma yerlerken aniden tabaktan bir elma alır ve karşısındaki boşluğa doğru fırlatır. 63-93. Budak Mustafa. 1249/1829)’ın şehid edilmesinden sonra.89 Bu göç dalgasıyla kendisi ve damadı Şeyh Şamil’in ailesi.. 1860 -1864 seneleri arasında 400 bine ulaşan göçmen sayısı. Samsun. Dağıstan.90 1285/1869 yılında İstanbul’da vefat eden Şeyh Cemâleddin’in kabri91 Üsküdar’dadır. Dediği gibi bir adam işaret ettiği köyden gelerek ‘Ey Şeyhim kardeşim biraz önce vafat etti’ der. Kafkasya’daki mücadele hız kazanmıştır. Ter. adam dört saat önce der. Nakşîbendî tarikatına mensub müridlerin başlattığı bu hareket.e.

Futuhâtu’l-Hakkâniyye. sekerât-i mevt halinde olan bir mü’minin iman üzere can vermesi yönünde.naksibendihakkani.95 a.e.Bey’at.(36) Ebu Ahmed-i Sugurî Dağıstanî (v. aynı zamanda. Ebu Bekir’e dayandığı rivayet edilmektedir. son nefesinden önce mürşidinin ve Hz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d.etmiştir. Hakkâniyye meşayıhı arasındaki kaynağa işaret eden ifade şu şekildedir: “Üç derecede kulluğa vasıl oldum. 425. Fenâ. dünyaya gelmiştir. Ahmet Sugurî’ye ait bir sözün.”100 “Allah’ın Nûru ve Hz. Kemâlâtın üç makâmını ve yedi hakikatini Şeyhim Cemaleddin-i Kumukî’den aldım. s. Bu makâmları Hazreti Peygamber’in (sav) nûrundan aldım. .97 İmam Şamil ile birlikte Ruslara karşı savaşan Ebu Ahmed es-Sugurî’nin.. 417. Bu tezde bkz. s. Peygamber(sav)’in Sırrı” başlığında incelenen “Hakikat-i Ahmediyye” ve “Nûr-i Ahmediyye” anlayışları Şeyh Sugurî’den naklettiğimiz ifadede mündemictir. Hisham.5. Rabıta ve Hazret-i Peygamber(sav) bahislerinde yapılan yorumların. ona. Hisham. 323.94 Bey’atin tarikat içerisindeki uygulamalarına şekil veren bu anlayış. Dağıstan’ın Gazamiş köyünde. s. 19 . Sugurî’nin.g. Peygamber . Dağıstan’ın Sugural köyünde.98 Şeyh Ahmed Sugurî. 1207/1793’te. 98 http://www. Hazreti Peygamber(sav)’in Nuru ve Kulluk Makâmı (âbid) gibi başlıklara kaynaklık ettiği kanaatindeyiz.99 Tarikat-ı Hakkâniyye’nin ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz. 96 K. Sufi Way. 100 K.Hz. 94 95 Bu tezde bkz. 99 K. 1299/1882): Ebu Ahmed Sugurî Dağıstanî. 97 Aynı eser. Peygamber(sav)’in verdiği manevi telkin anlayışlarına temel teşkil ettiği kanaatindeyiz. Dağıstan’dan sürgün edildiği rivayet edilmektedir. 321. Adnan. 1299/1882 yılında ahirete intikal etmiştir. s. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/d. Mürîde yapılan bu yardımın. yardım anlamına gelmektedir. halk arasındaki şöhreti Rusları rahatsız etmesinden dolayı.com/?page_id=162. bekâ ve marifet.96 Nesebinin Hz. a.

102 Hâlid-i Bağdadî’den sonraki Hakkâniyye silsilesi. K. 418 Bu tezde Bkz. 104 Kaynaklar bu süreçte şahit olunan pek çok kerametinden bahseder.com/?page_id=165. Hisham. a. ss. Mesela Şeyh Ahmed. s. Medenî’nin bu mücadelesi. şimdiki Güney köyünün bulunduğu yere. Bkz.105 101 102 K. Hakkâniyye içerisinde kutbaniyet makâmının gereği addedilmektedir. . 63-93. genel olarak. Perşembe ve Cuma geceleri ümmetin ahvalini Hz. kutbaniyet makâmının bir vazifesi olarak addedilmektedir. 326331. Dağıstan’ın Temirhanşura vilâyeti Gunib kazasının Kikuni köyünde 1251/1835 yılında dünyaya gelmiştir. Adnan. Saydam. Bkz.g. her Salı.104 Bugünkü Yalova-Orhangazi arasında. 1859 ile 1864 seneleri arasında yapılan yoğun göç ile ilgili bilgiler mevcuttur. http://www. 325. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Sufi Way. tüm Nakşilerin devam eden ana kolu. tüm Sibirya muhacirleri ile yerleştiği bilinmektedir. ss. Kırım ve Kafkas Göçleri. 20 .Velî -Evliya 103 K.103 Ebu Muhammed Medenî gençliğinde Ruslarla mücadele etmiştir.naksibendihakkani. 1332/1913): Ebu Muhammed el-Medeni bin Osman-ı Dağıstanî. Bu durum. Ancak bu kaynaklarda. 1896 yılında olmuştur. a. Şeyh Adnan’a göre Şeyh Sugurî.e. bir gereklilik olarak zikredilmektedir.(37) Ebu Muhammed-i Medeni (v. 105 Tarih kaynaklarında. Peygamber(sav)’e arz etmekle vazifelidir. Ebu Muhammed-i Medenî’nin bu durumu hakkında malumat yoktur. Ahmet Sugurî’den nakledilen bir manevî vazifeyle alakalıdır.6. Hisham.Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında yer aldığını düşündüğümüz bir diğer malumat ise. s.. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. kabul edilmektedir. Sibirya’ya kadar sürülmesine ve orada idamdan kurtularak Türkiye’ye hicretine kadar sürmüştür. Bkz. Hakkânîyye’nin internet sitesine göre Türkiye’ye yapılan bu toplu göç.101 Nazım Efendi’nin evliya ve kutup bahislerinde belirginleşen bu durum. Kırk sene kutbaniyet makâmında olduğu ifade edilen Sugurî’nin halleri ve sözleri. bizzat kendisi ümmettin kötü halleri için şefaat ve mağfiret niyazlarında bulunmakla vazifeli olduğunu ifade etmiştir.

emir ve tavsiyelerine riayet ettiği ifade edilmektedir. özelliklerine. 111 Burkay.109 Nakşîbendî Tarikatının incelikleri hakkında bilinmektedir. http://www. 21. 1355/1936): Şerafeddin Zeynelabidin-i Dağıstanî 1292/1875 yılı. 110 K. dünyaya gelmiştir. Dağıstan’ın Temirhanşura vilayeti. Gunip kazasının Kikuni köyünde. ömrünün sonlarına doğru damadı Şeyh Şerafeddin’e tasarrufunda olan altı tarikatın tamamından irşâd izni vererek bütün bağlılarını kendisine devrettiği. 81 yaşında iken ahirete irtihal etmiştir. 21 . Hisham. Peygamber (sav)’in ve 124 bin evliyanın ahlakına varis olmak. Menâkıb-ı Şereffiyye.106 Bilhassa ömrünün son demlerinde yüzünü bir nikap ile kapatarak gezdiği de nakledilmektedir.(38) Şerafeddin-i Dağıstanî (v. Güney (Reşadiye) köyündedir.g.e.111 a. 435. 325.com/?page_id=165.naksibendihakkani. 109 http://www. 1-Hz.Ebu Muhammed-i Medenî. 1299/1882). Ebu Ahmed-i Sugurî (v. 110 “Ya Veledi” isimli bir eseri Hakkâniyye’nin mürşid ve keramet anlayışlarında yer aldığını düşündüğümüz bir malumat.naksibendihakkani. Adnan.108 günümüzde ziyaretgâhtır. a. kendisinin de bir mürîd gibi Şeyh Şerafeddin’e itaat ederek.. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 3-Dünyanın yaratılışından itibaren gelmiş ve gelecek bitki ve ağaçların kendilerine mahsus hallerine.7. 2-Dünyanın yaratılışından itibaren gelmiş ve gelecek insan ve ruh sahiplerinin iyi ve kötü amellerine vakıf olmak. s. s. altı-yedi yaşlarında iken Ebu Ahmed-i Sugurî’nin manevi eğitimine girmiştir.107 1332/1913 senesinde. Ek 04. 108 Bkz. . s. dördü kayda geçmiştir.112 Şeyh Şerafeddin. zikr ve tesbihâtına vakıf olmak. s. Ebu Muhammed Medenî’ye Cenab-ı Hakk’tan ihsan edilen yedi keramet üzerine yapılan bahiste geçmiştir. 1. 112 Aynı eser. Kabri Yalova’nın. Damadı ve halefi Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî ile birlikte metfun bulundukları türbe. İmam Şâmil ile birlikte Ruslara karşı 106 107 K. Medenî tarafından ifade edildiği belirtilen bu nimetin. 4-Evrenin başındaki ve sonundaki şuûnata vakıf olmak.com/?page_id=165.

113 Ebu Ahmed-i Sugurî’nin halifesi olan Muhammed Medenî’nin (v.g. Bununla birlikte. Bununla birlikte. Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde hâlen uygulanmaya devam etmektedir. a.115 Şeyhi Muhammed-i Medenî’den beş tarikat üzere icazet alan Şeyh Şerafeddin.116 Şeyh Şerafeddin’in kabri. 334-337. evliya. Kafkasya’ya ve Dağıstan’a baskılarını artırmışlardır. 115 http://www.118 a.savaştığı için. Şeyh Şerafeddin’in tesis ettiği terbiye metodu. yeri geldikçe değindiğimiz konular olmuştur. Ek 05.117 Şeyh Şerafeddin’in köy merkezinde. Şeyh Şerafeddin’in öz amcası ve kayınpederidir.com/?page_id=167. 116 K. mirac ve feyz konularındaki anlayışa önemli derecede kaynak teşkil ettiği kanaatindeyiz. mirâc.7. Bu dönemde Şeyh Şerafeddin. 1332/1913) terbiyesi altına girmiştir. 113 114 Bkz. ss. o günkü haliyle muhafaza edilmiştir. sohbet. Ek 07. mürîd. Mürşid. 344. Dağıstan’ı terk ederek.1. 118 Bkz. sohbetlerini yaptığı salon. K. “Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Tasavvuf Anlayışı” başlığında. Hisham.e. Ek 08. kalabalık bir cemaat halinde. 5 ay süren kara yolculuğuyla Türkiye’ye göç etmiştir. 22 . 117 Bkz. kutub. şeyhi Muhammed-i Medenî ve yakınları. mehdi.naksibendihakkani. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’den Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Adetleri: Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz Şeyh Şerafeddin’e ait bazı sözlerin. Sufî Way. Yalova ilinin Reşadiye (Güneyköy) köyünde 1355/1936 yılında vefat etmiştir.. Hisham. Şeyh Şerafeddin’in görüşlerine değinilen müstakil başlıklardandır. Ruslar tarafından vatanı Dağıstan’dan sürgün edildiğinde Şeyh Şerafeddin. yevmu’l-misak. Şeyh Ebu Muhammed el-Medeni. Yalova’nın Reşadiye (Güneyköy) köyünde bulunmaktadır. edep.114 İmam Şâmil imametindeki direnişinin kırılmasından sonra Ruslar. ss. 335.

Abdullah-ı Dağıstanî’nin ve Şeyh Nazım’ın edep mevzuundaki anlayışlarında mündemictir.e.g. 123 K.naksibendihakkani. Şeyh Şerafeddin’in daima Allah(cc)’ın ve Peygamber(sav)’in huzurunda bulunduğu anlayışı mevcuttur. Şeyh Şerafeddin. evliya. 447. gaflet. hafî ve ahfa ile ilgili makâmların.g. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Hakkâniyye mürîdleri.Mürîd . s. Bu ifadeler. Nazım Efendi’nin daima üç huzurda manen bulunduğunu ifade etmektedirler. 23 . 122 Duha: 93/11. sırru’s-sır. İnsanın yaratılışı. Hakkâniyye’nin tasavvuf anlayışını şekillendirmiştir. Bununla birlikte kalb. Mesela 124 bin evliyanın yevmu’l-ahd ve misâk günündeki ahdleri. tevfik kapısını kapatır. mürîd. “Peygamber(sav) ile hicapsız her lahza bir araya gelme makâmı bana verildi.124 119 120 http://www.e. 121 K. nefs ile ilgili görüşleri. s. sır.123 Bugün Hakkâniyye mürîdleri içerisinde benzer anlayış. s. K. Evliyaullah’ın nazarları kesilir”119 sözü edep bahsinde incelenen edep anlayışına kaynak teşkil etmektedir. Şeyh Şerafeddin’in ifadelerinde mevcuttur. 124 Bu tezde bkz. yevmu’l-misak. mirâc gibi konularda Şeyh Şerafeddin Dağıstanî’ye ait beyanlar silsile içerisinde ulaşılmış en kadim ve temel anlayışı temsil etmektedir. Hakkâniyye’nin genel tasavvuf anlayış ve uygulamalarına temel olmuştur. yeri geldikçe.121 Bu anlayışın gelişmesine vesile olan anlayış. Nazım Efendi hakkında görülmektedir. Şeyh Şerafeddin’in Nakşibendilikle ilgili görüşleri.120 rabıta bahsinde incelenen makâmlara kaynak teşkil ettiği şüphesizdir. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/c. a.. Kir ve ayıp görmek kırk gün feyiz kapısını kapatır. Adnan. a. “Adab-ı tarikatta birinci şart kir ve ayıp görmemektir. ilgili başlıklarda paylaşılmıştır. Adnan. 438.” diyerek “Ve Rabbinin nimetini anlat”122 ayetini bu makâma atfen tefsir etmiştir. Adnan.Şeyh Şerafeddin’in edep konusundaki şu ifadeleri.com/?page_id=167. Mesela Hâlidiyye-i Hakkâniyye müridleri arasında. Tarikat-ı Hakkâniyye’de yer alan mürşid. evliyalar içerisinde mürşid-i kâmillerin ve ricalin vazifeleri ve kerametleri hakkında Şeyh Şerafeddin’in görüşleri önemli yer almaktadır. 441.

443. tezimizde. Peygamber(sav)’in 12 bin miracı olduğuna dair görüşleri Şeyh Şerafeddin’den rivayet edilmiştir. Bu uygulamalar. Şeyh Şerafeddin. Şeyh Şerafeddin tarafından da yapılmıştır. 17-20. Nakşî tarikatlara nisbeten daha ileri seviyededir.126 Hz. 127 K.129 Hakkâniyye müridleri arasında yaygın olan bir görüşe göre Şeyh Şerafeddin. a. Nazım Efendi’nin mirac ile ilgili bahislerinde yer almıştır. 442.127 Detayları ve mahiyeti hususunda izahı bulunmayan bu ifade. 343-344.Mürîdin tekâmülü hususunda. bir sohbetinde. s. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde vurgulanan riyazet. ss. vefatından kısa bir süre önce En’am Sûresi ne murakabe yaparak 7007 Nakşîbendî şeyhinin isimlerini tahric etmiş ve bu malumatı yakınındaki müridanıyla paylaşmıştır. Bu uygulamaya vesile olabilecek vurgular. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. Bu tezde bkz. 443-444.g.130 Mehdi(as)’nin yedi vezirinin ve kırk halifesinin isimlerinin zikredildiği sohbetlerde.Nefs. 130 Aynı eser.Mirac. Şeyh Şerafeddin’in de beyanları bulunmaktadır.. Bununla birlikte Şeyh Şerafeddin. 131 Burkay. Adnan.e. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. kalbinin daha fazla dayanamayacağını ifade ederek vefatını bir hafta öncesinden haber vermiştir. ss. bu manevi tecrübeden sonra Şeyh Şerafeddin.131 125 126 K. iki öğün yerse muttaki. seyr ü sülûk uygulamalarında da müşâhede edilmektedir. ss. Nazım Efendi’nin hayatında ve tasavvuf anlayışında da önem arz ettiği şüphesizdir.e. üç öğün yerse hayvandır”125 gibi ifadeler sohbetlerde zikredilirken. Adnan. Menâkıb-ı Şerefiyye. 129 K. s. 24 . Hz. Nakledilenlere göre. bu bilginin kaynağı olarak gösterilmiştir.128 Bununla birlikte Nakşibendiyye’nin imamlık vazifesinin Hakkâniyye yolunun mürşidlerine verildiği hususunda. Şeyh Abdullah’a verdiğini ifade etmiştir. yevmu’l-ahd gününden itibaren bu güne kadar ümmet-i Muhammed’e hizmet etmekte olan ricalin isimlerini beyan etmiştir. “Kim günde bir öğün yerse sıddık. Şeyh Şerafeddin. Peygamber(sav) tarafından kendisine verilen Mehdi(as)’nin eğitilmesi vazifesini. Adnan.. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/i. 128 Bu tezde bkz. Mesela Sırru’l-a’zamın Muhammed-i Medenî’den sonra kendisine verildiğini ifade etmiştir. a.g.

Semih Ofset. Abdullah-ı Dağıstanî. Karadağ. İbrahim. Şeyh Abdullah’tan tevarüs eden bazı görüşler ise. Bununla birlikte Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den icazet alan Şeyh Turabî’nin133 beyan ve sohbetleri de Şeyh Abdullah’ın anlayışına geniş açıdan bakmamıza imkân vermiştir. a. 1977 yılında Gölbaşı ilçesine 7 km uzaklıkta bir alana evlerin kurulmasına öncülük eder ve Hacı Hasan Köyü oluşur. Şeyh Nazım’ın. Hâlidiyye-i Hakkâniyye silsilesinde olmayan ancak. 1944 yılından itibaren İstanbul’a yerleşen Şeyh Turabî. s. Âb-ı Hayat Sohbetleri. . bir müridini. Bkz. Kars 2010. o mürid vesıtasıyla Şeyh Turabî’ye Arapça bir risale gönderir. Bu kaynakların yanısıra. Miladi 1938 yılında Muharrem Hilmi Efendi’nin (v. Hasan Burkay’ın Hayatı ve Görüşleri. Tezimizde kullanılan bu eserlerin haricinde. Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışına tevarüs eden öğretiler içerisinde önemli derecede belirleyici olduğu görülmektedir. Mesela Şeyh Şerafeddin’in talebesi olan Şeyh Hasan Burkay’ın (v. 133 Şeyh es-Seyyid Hace Beyzade Turabî lakabıyla bilinen. Bkz. Ethem-Baz. 1-13.: Yavuz Selim Uzgur. Ankara 1995. en fazla Şeyh Şerafeddin’in anlayışının. 1426/2005)132 eserlerine yansıyan tasavvuf görüşleri. Mustafa İhsan. Bu risalede Şeyh Turabî’ye hafî koldan irşad yetkisi verildiği. irşad vazifesini sürürmüştür. ss. 21 yaşında iken gördüğü bir rüya üzerine Şeyh Şerafettin’in halifelerinden Şeyh Mehmet Necati Simavî’ye bağlanır. 1958 yılında Şam’a gönderir.8. Yukarı Sölez köyünde doğmuştur. Şeyh Abdullah’ın sohbetine gider. Şeyhinin 1964 yılında vefatından sonra. çalışmamızda yardımcı olmuştur. 1393/1973) : Rivayete göre Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî. 1967 yılında Ankara’ya yerleşir. 1914 Erzincan Kemaliye’de dünyaya gelmiştir. 13-31.(39) Abdullah-ı Dağıstanî (v. Mustafa İhsan Karadağ. kız kardeşi hamile iken ona: “Bebeğin adını Abdullah koy. Şeyh Nazım’ın sohbetlerinde. O evliyalığın sırrını taşıyacaktır.Şeyh Şerafeddin döneminde kayda geçen bu ifadelerin tamamı düşünüldüğünde. Şeyh Adnan ve Şeyh Hişam’ın eserlerinde mevcuttur. nakledildiği görülmüştür. 1957 yılında Şeyhi Simavî’nin vefatından sonraki ikinci yıl rüyasında Şeyhini görür ve mürîdleri kendi etrafında toplar. Şeyh Şerafeddin ve Şeyh Abdullah ile sohbet edip. Şeyh Abdullah’ın tasavvuf anlayışı. Başka bir ifade ile Hakkâniyye üstatları içeresinde. Hâlidiyye-i Hakkâniyye cemaatinde muteber olan kaynaklar ve Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin tasavvuf anlayışıdır. Cebecioğlu. Şeyh Hasan kabrinin bulunduğu bu köyde 2005 yılında vefat etmiştir. risalenin şu anki hamilince neşredilmiştir. Haz. Tarikatımızı Arap 132 1930 yılında Bursa’nın Orhangazi ilçesine bağlı. Nazım Efendi’ye tevarüs ettiğini söyleyebiliriz. 1384/1964) terbiyesine girmiştir. bunları nakleden kaynaklar vardır. 25 . Bu bilgilerin Şeyh Nazım’a intikaline delalet eden eserler.

ss. 139 K. K. seferberlik ilan edildiğinden. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Gelibolu Cephesinde birinci Cihan Harbine katılmıştır. o zamanda Rus işgali altında olan Dağıstan’da dünyaya gelmiştir. Şeyh Abdullah’ın vefatı esnasında yanında bulunan Şeyh Hişam’a göre Dağıstanî.g.141 Bu vasiyetten dolayı Şeyh Abdullah. 354-359.139 Şeyh Şerafeddin. Sebil Yay.. İstanbul 2006.g. Ek 06. ss. Sufî Way. 26 . 138 Bice.266-267. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.e. 136 Bkz. 354-359. s. Hisham.naksibendihakkani. Adnan. a. 141 K.” diye vasiyet etmiştir.e. Semamızda Bir Yıldız. İnsan Yayınları.. vefat tarihini haber vermiştir. 142 K.142 134 135 Fatıma Mehlika Mısıroğlu.com/?page_id=169. İstanbul 1996.e. 348. Oğlun yedi yaşına basınca bana getir.135 Rus yönetiminin baskılarından dolayı Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî ve Şeyh Abdullah. Hayatî. 140 K. Bir sene kadar Bursa’da ikamet ettikten sonra Yalova yakınlarında Şeyh Muhammed-i Medenî’nin de ikamet ettiği Reşadiye’ye (Güneyköy) yerleşmişlerdir.136 aileleriyle beraber Türkiye’ye hicret etmiştir.com/?page_id=169. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî daha sonra Kasiyyûn Dağının eteklerine taşınmış ve tekkesini kurduğu tepede 1393/1973’te Hakk’a rücû etmiştir.. Hisham. Hisham. s. beş sene sürecek ilk itikâfa girmiştir. s.134 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî 1309/1891 senesinde. a. 370.naksibendihakkani. İşaret Taşları. 162. vefatından bir hafta önce 30 Eylül 1973 tarihini zikrederek.140 Şeyh Adnan’a göre bu vasiyette Şam Şehri de zikredilmiştir. Sufi Way. a. 472. K. http://www.âleminde yeniden yayacak ve onun vekili de garb ve uzak şarka taşıyacaktır.g. tekrar beş senelik bir itikâfa girmiştir. Ayrıca bkz. Ayrıca bkz.137 Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’nin emriyle 15 yaşında evlenmiş138 ve altı ay sonra. onu ben yetiştireceğim” demiştir. s. “Eğer benim ölümümden sonra buradan hicret etme imkânın olursa git.. s. Hisham. otuz yaşında ailesi ile birlikte Şam’a yerleşmiş ve orada. Adnan. 481. Yirmi yaşında itikâftan çıktığında. 137 http://www. ss.

Ek 09. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Şeyh Abdullah’ın vefatından önce üç 143 144 Bkz.146 Hâlid-i Bağdadî’den sonraki silsile üstadlarına atfedilerek beyan edilen sırr-ı azam. Adnan. bugün. Kim ona itaat ederse. feyzu’l-akdes gibi kavramlar. 27 . Hisham. 480.g.”147 Hakkâniyye tarikatında Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin yetiştirdiği iki talebesi. sırr-ı azam ile birlikte intikal ettiğini ifade etmiştir. 091708-fenton-rs14thepowerofpatienceasexemlifiedbyProphedSahabaAwliyaMehdias. 496.145 Şeyh Abdullah’ın kendi ifadelerinden oluşturulan bir eserde sultanu’l-evliya. s.e. Bu kavramlar Şeyh Şerafeddin’den itibaren izah edilmiştir. gavs. Nakşibendî imamlığı gibi makâmların. kim asi olursa bana asi olmuştur. Şeyh Abdullah. yüce Nakşîbendî Tarikatına nisbet edilen sırru’l-azam’ın ve en mukaddes nefesin tevarüs ettiği. s. Peygamber(sav) tarafından verildiğini bildirmiştir. bu makâmların Şeyh Nazım’a. kare biçimli bu alanın inşasından önce Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. Nazım Efendi’nin vazifeli vekilleri olarak hizmet etmektedirler: Şeyh Adnan Kabbani. 488. mescidin Kâbe ölçüleriyle bire bir olduğunu söylemiştir.144 Şeyh Abdullah. evliyaya Hz. www.a..143 Kare biçiminde bir mescidin köşesinde bulunan kabrin bulunduğu alan ek bir bina ile genişletilmiş olup bugün namaz ve zikir için kullanılmaktadır.com.sufîlive. İbrahim Efendi. Nakşibendîliğin imamlığına delalet etmektedir. s. Şam (Cebel Kasiyyûn) Tekkesi: Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin kabri bugün Şam’da Cebel Kasiyyûn olarak bilinen bir tepededir. 147 Aynı eser. Muhyiddin Arabî Camisi civarında yaşamış ve Hz. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 364. Kabrin türbedarı İbrahim Efendi ile yaptığımız bir mülakata göre. a. K. 146 K. Peygamber(sav)’den aldığı manevî bir emirle bu mescidi inşa etmiştir. s.8. evladım Abdullah Efendi Dağıstanîdir.1. Şubat 2009 tarihinde Şam’da yapılan görüşmeye ait ses kayıtları arşivimizde mevcuttur. 145 K. Vazifeniz ona itaat etmektir. Şeyh Hişam Kabbanî. Adnan. Sufî Way. bana itaat etmiştir. bu mescidin Mehdi(as)’nin merkezi olacağını ifade etmiştir. Şeyh Şerafeddin’in irşâd vazifesini devrederken söylemiş olduğu şu ifadeler. Hâlid-i Bağdadî’den kendisine kadar gelen meşâyıha atfen beyan edilen manaları tazammun etmektedir: “Benden sonraki halifem.

151 K. 28 .”152 Şeyh Adnan Kabbanî’nin Arapça olarak kaleme aldığı Fütuhâtu’l-Hakkâniyye adlı eseri. Şeyh Nazım. Hisham. s. ikindi namazında sağında bulunacak üç kişiyi Nakşî’lik yoluna davet etme vazifesinin kendisine. Bu karşılaşmayı Şeyh Hişam şöyle nakletmiştir: “1955 yılı… ikindi namazı vaktiydi. Namazdan sonra abime dönerek sen falan değil misin? diye adıyla hitap etti. Bu hadise Şeyh Nazım ile ilk karşılaşmamızdı. Adnan. Daha sonra diğer abime adıyla hitap etti ve sonra bana da adımla hitap etti. amcam ve kardeşlerim ile Beyrut’taki Mescide’l-Umeri El-Kabri’ye namaza gittik… Amcam imamlık yaptı. O sırada bir şeyh gelip. Şeyh Adnan Kabbanî: Tarikat-ı Hakkânî’nin tebliğ ve duyurularının yapıldığı internet sayfalarında Şeyh Adnan Kabbanî’nin fotoğrafı vardır149 ancak. s. Büyük abimin ısrarıyla Şeyhi evimize misafir ettik. 496.150 Şeyh Hişam Kabbanî’nin abisi olan Şeyh Adnan genç yaşlarında iken Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile daha sonra Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî ile tanışmış ve Şam’daki sohbet meclislerine devam etmiştir. Bkz. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.kişiden razı olduğunu söyleyerek Nazım Efendi ile birlikte Şeyh Adnan ve Şeyh Hişam’ı zikrettiği rivayet edilmektedir. isimlerle birlikte. Şeyh Abdullah tarafından emredildiğini söylemiştir. hayatı hakkında bilgi paylaşılmamıştır.2. 385 152 Aynı eser. s.8. 386. Bu şahsı daha önce hiç görmediğimiz için çok şaşırmıştık. Amcam da çok şaşırmıştı.151 Şeyhinin emriyle Lübnan’a ziyarete giden Kıbrısî. Şeyh Adbullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinden derlenmiş ve ilmi 148 149 K. Ek 11. Şeyh Adnan Kabbanî’nin. 150 2006 yılında yaptığımız ziyarette öğrenilmiştir.148 a. Kıbrısî’den icazetli olarak. yanımıza namaza durdu. o zamanlar on yaşlarında olan Adnan Kabbanî ve abisi ile karşılaşmıştır. Sufi Way. ben ve iki biraderim namaza durduk. Arap coğrafyasının irşadıyla vazifeli kişi olduğu bilinmektedir.

Bu anlayışa göre Hz. 158 Hazreti Peygamber(sav)’i 124 bin ashabı ile bana doğru geldiğini gördüm… Peygamber’in(sav) bana sarıldığı anda.3. 156 http://www.03. Şeyh Adnan halen Şam’da ikamet etmektedir. Çocukluğundan itibaren Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin ve Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbet ve zikir meclislerinde bulunmuştur.org. ilmin manaları ölçülemeyecek bir nicelikte idi. Şam’da İslam Hukuku eğitimi almıştır.sufilive. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’tan Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Âdetleri: Şeyh Abdullah’ın sohbetinden kayda geçen bir istihare rüyası. Bu yolculukta Peygamber(sav) miraç gecesinde nail olduğu hakikatleri kalbime aktardı. Şeyh Hişam Kabbanî: 1945 yılında Beyrut. Peygamber(sav)’i taşıyan Burak’ın beni taşıdığını tecrübe ettim.dayanaklarıyla izah edilmiş olması hasebiyle. 155 Bkz. İlahî divandan gelen “Ey Kulum huzuruma yaklaş” nidasını duydum.org/about/biohmk. Kendimi Hazreti Peygamber’in(sav) bütünü içinde bir parça olarak hissettim. Lübnan’da doğmuştur. kendimi onda eriyerek kaybolduğunu gördüm. Tüm bu farklı mahiyetteki ilimler.157 a.154 Beyrut 155 Amerikan Üniversitesinin Kimya bölümünden mezun olan Şeyh Hişam.153 a.wikipedia.. 153 154 Bkz.8.htm. Ek 12. Bu kayboluştan hemen sonra kendimi Peygamber’in(sav) isrâ gecesi yükseldiği kayanın üzerinden yükselirken gördüm. ben değil sadece Peygamber(sav) vardı. 157 www.2012.com/LivingMasters. O günden itibaren Kanada ve Amerika’da 13 sufî merkezi açmıştır. “kab-ı kavseyn” makamındaki hakiki görüşe ulaştığımı gördüğümde. http://en. 1991 yılında Şeyh Nazım’ın emriyle Amerika’ya giderek Amerika Naşibendî-Hakkânî Sufî Yolu derneğini kurmuştur. saltanat. Peygamber(sav)’in 29 .4.org/wiki/Hisham_Kabbani.8. Amerika’daki Hakkânî dergâhlarının idaresini ve irşâd vazifesini yürütmektedir. Kıbrısî’yi Lefke’deki evinde dönem dönem ziyaret eden Şeyh Adnan. Lefke Dergâhında bulunduğu süre zarfında sohbet yaptığı ve hadralarda zakir başı olduğu görülmektedir.naqshbandi./sohbet/ashq/ 10. 158 miracın sırları olarak ifade edilen anlayışa kaynak teşkil etmektedir.156 Şeyh Nazım’ın damadı olan Şeyh Hişam. tezimizdeki temel kaynaklardan biri olmuştur. yeşil renkle başlayıp mora dönüşen bir nûr olarak kalbime döküldüğünde.

Mehdi(as) geldiği zaman. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde önemli bir yeri olan Mehdi(as) anlayışının terkibinde. Mehdi(as)’nin zuhuruyla izhar olunup. Nazım Efendi’nin beyanlarında yer almaktadır. Mirac başlığında incelenen bu anlayış ve bu anlayışa temel teşkil eden manevî tecrübe. s. Mehdi(as)’nin zuhurundan önceki alametlerin ilk defa Şeyh Şerafeddin tarafından Şeyh Abdullah’a haber verildiği rivayet edilmektedir. 159 K.. 160 K. Hisham. 1972’de “Beyrut kana boyanacak. melhametu’l-kubrânın gerçekleşeceği büyük harp bu haberlerdendir. Hisham. Adnan. Diğer Konulardaki Görüşleri/c.Peygamber(sav). Şeyh Abdullah’ın ifadeleri mühimdir. bu haberlerden bir kısmı gerçekleşmiş. bir kısmı da gerçekleşmeyi beklemektedir. Mehdi bahsinde incelenen alametlerden diğerleri ilk defa Şeyh Abdullah tarafından açıklanmıştır.Mehdi-Deccâl Anlayışı 30 . Bkz. Mesela 1966 yılından bir sene önce Arap-İsrail savaşı sonucuyla birlikte haber verilmiştir. Şeyh Nazım’ın Mehdi(as) ve ahir zaman bahislerinde. Peygamber(sav)’in ruhanî hakikati dahil her şey yok oldu. Bu ifadelerden bir kısmını şeyhi Şerafeddin-i Dağıstanî’den nakletmiş. K. Şeyh Abdullah’tan duyduğu ifadeleri bir eserde toparlayan Şeyh Hişam’a göre. ümmetinin evliyalarını beraberine alarak uruc etmiştir. Mesela Mehdi(as)’nin doğumunu ilk defa Şeyh Şerafeddin. s. 1936 yılında. umuma izhar olunacağını ifade etmiştir. miraca. “Körfez’de savaş olacaktır. Hakkâniyye silsilesinde ilk defa Şeyh Abdullah tarafından zikredilmiştir. kurtulan olmayacak” şeklindeki ifadeleriyle 1975 yılında başlayacak savaşı haber vermiştir.e. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. s.161 Bu anlayışın tevarüs ettiği kaynak olarak Şeyh Abdullah’ın kendi ifadelerinin toparlandığı eserler gösterilebilir. Rusya’nın gelecekte Türkiye’ye saldıracağı. Sufi Way. Her ev akıtılacak kandan müteessir olacak. 161 Bu tezde bkz. Bunların bir kısmına Şeyh Şerafeddin’in ve Abdullah Dağıstanî’nin gelecekle ilgili ifadelerinin kaynaklık ettiği kanaatindeyiz. Yasin Sûresi’ne ait sırların. Şeyh Abdullah’a müjdelemiş ve İstanbul’da yeraltı Camiîni gözetmesini emretmiştir. a.g. Bu savaştan dolayı bir parçası olarak yaklaştığımda. 476. 352. Allah(ac)’tan başka hiçbir şey kalmadı. gelecekle ilgili ifadeleri ve hadisatı yorumlamaları yer almaktadır. bir kısmını da ilk defa kendisi zikretmiş olduğu kanaatindeyiz. 361.159 Bununla birlikte Şeyh Abdullah. halka ayan olacağı yönündeki anlayış.160 Kur’ân’da bulunan birçok sırların.

yaptığımız tasavvufî literatür çalışmasında. s. a. Huzura girdikleri anda Şeyh Abdullah ‘Geri dönün! Kaderinde ölümü yazılmış kardeşimize yaptığımız dualar müstecab oldu. Ek 10.164 Nitekim.dünyanın geri kalanını etkileyecek büyük bir ateş yükselecektir” şeklindeki ifadeleriyle de 1991’de olan Irak harbini haber verdiği beyan edilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’in yaklaşık 60 bin harfi başına. Kahire’nin sular altında kalacağı. Şeyh Nazım’ın. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Hakkındaki İfadeleri: Kıbrısî. Şeyh Abdullah’ın ve Şeyh Nazım’ın çeşitli ifadeleri bulunmaktadır.e. Şeyh Abdullah’a göre bu kudret. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile ilk karşılaşmasındaki hislerini şöyle açıklamıştır:165 “Daha önce hiç böyle bir şeyh görmemiştim. 164 Bu konuda şöyle bir menkibe rivayet edilmektedir: Beyrut’ta silahla vurulan bir mürîdin cerrahi ameliyata alınmasından sonra hadiseyi yaşayanlar. 365. Peygamber(sav)’in aracılığıyla verilmiştir. 372-373. Hz. olaydan haberdar edilmeyen Şeyh Abdullah’ın huzuruna dua istemek için giderler. Hisham. Uludağ’ın yeniden faaliyete geçeceği.”166 162 163 K. Şeyh Abdullah’a göre bu tasarruf. İmâm-ı Rabbânî 9.999 kez. 31 . Rabbine niyazıyla mürîdinin defterinde yazılı. “sultanu’zzikr” kudreti ile tasarruf ederler. evliyanın dokuz büyük tasarrufu konusunda. Şeyh Şerafeddin ise 19. Bkz. Kalbinden ve gülümseyen yüzünden sıcaklık akıyordu. Şâh-ı Nakşîbendî’nin ömründe 999 kez hatmettiği sultanu’z-zikri..162 Bunların haricinde. bazıları dokuz kez hatmedebilir. ilahî huzurdaki en büyük dokuz evliyaya Hz. K. Peygamber(sav)’den bu güne kadar sayıları hiç değişmeyen bu zâtlar. Mehdi(as) ve İsâ(as) tarafından işaret edilen bir velînin Almanya’da halk arasında gizli olarak yaşadığını.999 kez hatmetmiştir. ss. a. Hisham. Aynı eser. gelecekle ilgili diğer ifadeleridir.g.163 Hakkâniyye içinde ilk defa Şeyh Şerafeddin’in ifadelerinde karşılaştığımız.5. Şeyh Abdullah’a göre bu kudrete haiz evliya. Bu yönüyle Kur’ân-ı Kerim’i bazıları ömründe üç kez. Ameliyat başarılı geçecek’ der. Yüzünden ve alnından nûr akıyordu. Sufi Way. ss. Ertesi gün komadan çıkarak iyileşen mürîd. 371-372. 12 bin ilmi ihtiva etmektedir. kader-i mutlakı değiştirebilir. 165 O yıllardaki fotoğraf için Bkz. bu şekilde bir “hatim” türüne rastlamadık.8. Şeyh Abdullah’ın gelip kendisini ameliyat ettiğini söylemiştir. bu velinin vakti geldiğinde insanları manevî irşâd için ortaya çıkacağı bilgileri. Kardeşimiz yaşayacak.

Yalnız hüviyetini sorarım. Hisham.Bu ifadeler. Ethem. Sultanlar içerde”171 Nazım Efendi. Mesela 1976 yılında yapılan bir sohbette “Zaten konuşan o ya. Sultan (Abdullah-ı Dağıstanî) içerdedir. Peygamber Efendimize(sav) nübüvvet gönderildiği andan itibaren. Kıbrısî’nin kendisini. 171 Hakkânî. kendisi yerine şeyhinin yaptığını sıklıkla ifade etmiştir ki bu. bizi kapıcı koymuşlar.. Nazım Efendiye göre bu durum. şeyhinden kalbî bir tesir aldığına delalet etmektedir. 380. 172 Kıbrısî. Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/c. Istılahta fenâ fi’ş-şeyh kavramıyla izah edilen bu tür beyanlar. Anka Yay.sufilive. tarikat içerisindeki mevcudiyetini ve konumunu. 170 www. 32 . 168 Cebecioğlu. Bu manada Kıbrısî. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye geçmiş asırlardaki evliyalara verilmeyen dokuz büyük kerametin verildiğini söylediği bir sohbetinde bunların bir kaçını mürîdleriyle paylaşmıştır.169 Mesela Şeyh Nazım. Efendimizin bulunduğu meclislerde Abdullah-ı Dağıstanî’nin ruhanî zerresi de hazır olmuştur.. fenâ fi’ş-şeyh makâmıdır. içeri kim isterse girer. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde nasıl gördüğüyle izah edilebilir. 1970’li yıllarda yaptığı sohbetlerde Nazım Efendi. 45. s. Ondan (şeyhinden) işitiyorum ve işittiğimi naklediyorum. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. s.g. Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözcüğü(TTDS). Hak Dost 4. 210 . Bizim başka bir şeyimiz yok. böyle işittim de öyle işitiyorum. Kıbrısî’nin. “medet ya sultane’l-evliya” şeklindeki ifadeleri ile Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’ye hitap etmektedir.com.172 166 167 K. Aslında konuşan odur”167 diyerek benzer manalardaki ifadeleri sohbetlerinde ve dualarında sarf etmiştir. sohbeti. s. Tasavvuf Sohbetleri. a. sadece şeyhinin emrine istinad ettirerek şu cümlelerle ifade etmiştir: “… Ben kapıda duran adamım. Kıbrısî. 010909-msh-london-priority-know-ur-shaykh-is-looking-at-you. 169 Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışında bu ifadelerin ihtiva ettiği mana için bu tezde bkz.Mürşid.168 Kıbrısî’nin günümüzde yaptığı sohbetlerde dahi müşâhede edilmektedir. 2008 yılında yaptığı bir sohbette. Sufî Way.170 Bu anlayış.e. s. 119. s. İstanbul 2004. Şeyh Abdullah’a verilen dokuz büyük kerametten biridir. sohbetlerinde. 18. Bizde böyle bir tahta kutu (Lefke Dergâhı) uydurduk orada oturuyoruz… İşte o kadardır.

ss. Şeyhinin mürîd değil murad olduğunu.175 Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’nin yetiştirdiği mürşidler içinde sırr-ı azamın Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye verildiğini ifade eden Kıbrısî. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin bu izine sahip olduğunu. bir hadise üzerinden anlatmıştır.176 Mehdi(as). Şeyh Şerafeddin’in Mehdi(as)’ye ilim nakletmiş olması ve Şeyh Abdullah’ın Mehdi(as)’den sorumlu evliya olması174 bu anlayışın misalleridir. bu beyanlardan bir kısmını manevî tecrübelerine dayandırmıştır. 51. ya Arabistan’da. 136-137. Dağıstanî’nin Sahibü’z-zaman (Mehdi) ile görüşmeye gittiğinde kendisini de götürdüğünü söylemiştir. tarikata ayrıcalık kazandıran bir anlayıştır. 176 Aynı eser. şöyle ifade etmiştir: “Şimdi ya Anadolu’da. miraç gibi konularda Şeyh Abdullah’a ait düşünceler. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisindeki Mehdi telakkisi. s. Aynı eser. Buna göre murad olan kul. evliya. Mehdi ile görüşme için. tüm mürşîdlerin mürşîdi bir makâmdadır. varis-i Muhammed(sav) olan mürşidin yoluna ve ziyaretine gelirler. bu hadisenin dokuz büyük keramet ile ilgili olduğu beyan edilmemişse de. Şam/Suriye’ye ziyarete gelen Abdu’r-Raûf-ı Yemanî ile yaptığı sohbette tercümanı devreden çıkarıp. 33 .Kıbrısî. Nazım Efendi bu tür beyanların manevî izin olmadan yapılamayacağını ancak. Buna göre Şeyh Dağıstanî. bu söze mezun olan şeyh 173 174 Kıbrısî. 119. 119-120. Dolayısıyla hiçbir mürşidin yoluna gitmez. bu manayı tazammun etmektedir. ss. mürşîdlerin tümü. ya da buradaki meşayıhdan bu hakikat membalarını söyleyecek bir kimse.173 1970’lerde yaptığı bir sohbette Nazım Efendi. s. Bununla birlikte. Yemanî ile kimsenin anlamadığı bir lisanda konuşmuştur. ilgili bahislerde incelenmiştir. Medine-i Münevvere’den Rubu’l-Halî’ye (Necid ile Yemen arasında bir çöl) tayy-i mekân ile gitmesi. Şeyh Abdullah. Şeyhi Dağıstanî’nin tanık olduğu başka bir kerametini bu dokuz keramet içinde saymaktadır. Her ne kadar. 175 Aynı eser. Tasavvuf Sohbetleri. Şeyh Abdullah’ın.

Salkımı tutup ağzıyla topluyormuş.177 b. ss. 34 . O gelen heyetin reisi demiş ki. devrinin gavsı olduğunu savunan Şeyh Nazım. söyleyen odur bizi zannetme” Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin. daha İslam’a girmeden merhamet düştü. kendisinin gavs olmasından kaynaklanan dokuz büyük kerametinden birisidir. 97. O gelen heyet içeri girdi. 95. ‘Ya Rasûlullah! Yahud’dan bir heyet geliyor’ dediğinde. hamâmesini başına koyup. 126-127. saygı göstermeleri. 1980’lerin başından itibaren ise. şöyle nakletmiştir: “Bir defasında Rasûlullah(sav) mecliste üzüm yiyormuş. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber(as).179 1996 yılında yapılan bir çalışmaya göre Londra’daki mürîdlerin 177 Şeyhi Dağıstanî’nin. Deki. Ebu Bekir(ra) o mecliste hazır iken demişler ki: ‘O mu senden büyük. yoksa hazineye mi gelir?’… sonra dediler ki: ‘Ya Muhammed bize ruhtan haber ver’ Efendimiz(sav): ‘Sana Ruhtan soruyorlar. Dediler ki ‘Ya Muhammed(sav). şekillendirmiştir. Kendisi sakal -ı şerifini düzeltip. Bütün Sahabe -i Kiram da resmî olarak ayakta durdular. ile Hz. biz işitiyoruz ki senin Sahabelerin namaz kılarken kalplerine bir sürü havatır geliyor. 179 Aynı eser.’ Peygamber Efendimiz(sav) ‘Ya Ebu Bekir! Sen cevap ver’ demiş… Hz. onlara takdim edip. Batı’da bir Nakşî Cemaati. altından topluyorsun?’ Efendimiz(sav): ‘Bizim sonumuz hayatımızın en tatlı günü olsun. izinle söyleniyor. sahabelerine izin ver otursunlar. Halbuki biz ibadet ederken. ‘Ya Muhammed(sav). Ona izin vardı. lakin Sultanu’l Enbiya benden hesapsız büyüktür’ … Sonra demişler ki: ‘Ya Muhammed (sav). Sahabe öyle duruyor. sen mi ondan büyüksün?’ Sıddık demiş ki: ‘Benim ömrümün günleri ondan çok.178 Nazım Efendi’nin 1980’lere kadar Londra’daki irşâd meclislerine iştirak edenlerin çoğunluğunu. s. ikinci sırada Türk mürîdler ve üçüncü sırada bâtılı mürîdler oluşturmuştur. neden oradan yemiyorsun da. ‘Hırsız viraneye mi gelir. 77. s. O gelen heyetin kalplerine. Bu. hemen o üzümü oraya koyup yukarı kaldırtmış. Rabbimize kavuştuğumuz gün olsun diye’ … H z. Kıbrıslı Türkler oluşturmuştur. Bu. Ruh Rabbimin emrindedir’ ayetini okudu…” Bkz. Peygamber (sav) ile yakazen bulunduğu meclisteki bir tecrübesini Nazım Efendi. Dışarıdan bir Sahabe-i Kiram gelip. kalplerine imanın işlemesine neden oldu. üzümü alttan alta yemeye başladı. Nakşibendî-Hakkânî Yolunun Dış Ülkelerde Kuruluşu ve Yayılması: Şeyh Nazım’ın Londra’ya ilk ziyareti 1972’de. 178 Atay. üzümün bu üst tarafındaki taneler daha olgun. resmî olaraktan oturdu. Ebu Bekir ‘Ey Yehud’ demiş. Peygamber-i Zi’şan üzümü indirdi. daha tatlı. Rasûlullah(sav) izin verip ‘oturun’ dedi Onlar oturdular. çoğunluğu ilk sırada Güney Asyalı mürîdler. yani şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin vefatından üç sene önce gerçekleşmiştir.yoktur. bizim kalbimize hiç havatır gelmiyor. Onların huzuru merhamet etmeleri.’ Peygamber(sav) izin verdi ve oturdular. gavs anlayışını Nazım Şeyhi Efendiye Abdullah-ı göre Şeyh Dağıstanî’nin Abdullah-ı özellikleri Dağıstanî. Şeyhimiz Hazretlerine açılmış bir kapıdır. Kıbrısî. Peygamberi(sav) yakazen görebilmektedir. Hz.

Anglo-Sakson kökenli mürîdler arasında bir İngiliz Lordunun da bulunduğu ve bu kişinin tercih ettiği alışılmadık münzevî hayatından sonra. Ancak bir internet sayfasında. 396.g. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Hakkânî’nin bâtılı müridlerinin sayısındaki azalma. s. resmi olabilecek bir kaynak tarafından beyan edilmemiştir. s. 14.185 Kıbrısî.e. Beyrut ve Dağıstan üçgeninin ele alındığı bir yazıya göre. Ek 16.büyük çoğunluğu Pakistan.187 Dünyadaki dergâh ve mürîd sayısı hususunda rakamlar. Mehdi hususunda bildirilen bazı haberlerin gerçekleşmemesiyle alakalıdır. 182 Jorgen. Hisham. s. Sufi Way. Şeyh Nazım’ın Londra ziyaretleri süresince artmıştır.183 Kuzey Amerika’da aldığı desteklerle Nakşibendî tarikatına ait 15 merkez açmıştır.. Hindistan. 1991’den itibaren. 187 K. dünyadaki mürid sayısının iki milyon olduğu beyan edilmiştir. 17. Hindistan. Bangladeş gibi Güney Asya ülkelerinden gelen göçmenlerden oluşmaktadır. Singapur. Hisham. aynı rakamı 180 181 Atay. 15. 396. babası tarafından beyni yıkandı gerekçesiyle. Sufism in West. mezhep ve kültürden insanlarla görüşerek onların hidayetine vesile olmuştur. 1. 186 Bkz. psikolojik tedaviye tabi tutulduğu kaydedilir. Ek 13.haqqanisoul. Aynı eser. 185 Aynı eser.182 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin. 188 http://www. devlet ricali ve halk tarafından ilgiyle karşılanmıştır. 183 Bkz. Bu ziyaretler. 1990’lı yılların sonuna kadar sürmüştür. s. ifade edilmektedir. 99.186 Buralarda. Şeyh Hişam. 1986’da Uzakdoğu seyahatini gerçekleştirmiş ve Bruney.com/ 35 .180 Bâtılı mürîdler. İlk ziyaretinde 15’ten fazla eyalette değişik din.181 2000’li yıllarda bâtılı mürid sayısında düşüş olduğu yönünde bir görüş de bulunmaktadır. s. 93. Londra. 184 K. Bu gayretleri neticesinde Kuzey Amerika’da 10 binden fazla kişinin İslam’a girip. s. Nakşibendîlik metoduyla irşad edildiği.188 2000’li yıllarda yapılan bir röportajda. Pakistan ve Sri Lanka’yı ziyaret etmiştir. 396. a.184 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî Amerika’ya ikinci ziyaretini 1993’te yapmış ve orada pek çok yeri dolaşmıştır. Malezya. Amerika’yı ziyaret ettiği bilinir.

siyaset. dünyanın farklı köşelerinden.com/Shaykh Nazim Parvaz Musharraf.189 Her ne kadar.190 Pakistan Başbakanı Pervez Müşerref. İlgili kayıt.saltanat.195 189 190 Jorgen.194 Her şeye rağmen dünyadaki Hakkânî müridlerinin sayısı hususunda.191 Yusuf İslam (Cat Stevens).com/Shaykh Nazim Cat Stevens . farklı insanların Tarikat-ı Hakkâniyye çatısı altında toplandıkları bir vakıadır. elimizde kaynaklara dayalı. s. Hakkânî dergâhlarının dünya üzerindeki yerleri. Muhammed Ali.com/Shaykh Nazim Habib Ali Jifri.youtube. bir harita üzerinde bulmak mümkündür. Ek 18. 191 www. video arşivimizde mevcuttur. Ayrıca Bkz.192 Suriye âlimlerinden Habib Cibril. Lefke Dergâhı’na. Muhammed Ali bu bey’atı. 193 www.telaffuz etmiştir. Mesela internette paylaşılan bir videoda eski boksör. Nakşibendî bey’atı almaktadır. İnternette.org/archive.Talaa Badru.193 Türkiye’nin çeşitli illerinden maneviyat. medya ve ilim adamlarının da ziyaretlerine yönelik çok sayıda video kaydı arşivlerde mevcuttur. 195 Baknz. Sufism in West. www. Şeyh Nazım’ın Amerika vekili Şeyh Hişam’dan almaktadır. Bu röportajda 60 bin Amerikalının ihtida ettiği ve 20 bin Müslümanın Nakşîbendî bey’atı aldığı da söylenmiştir. dünyadaki Hakkânî müridlerinin sayısı hususunda. dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen müridlerin yanı sıra.com/Boxer Muhammad Ali taking Bayah in Naqshbandi Order!. kesin bir rakam olmasa da. 118. 192 www. tanınmış simalarında bey’at aldığı ya da Şeyh Nazım’dan dua istediği görülmektedir. Şeyh Nazım’ı Lefke’de ziyaret etmişlerdir. video arşivimizde mevcuttur. http://www. İlgili kayıt.youtube.com/centers/ 36 .youtube.sufilive.youtube. Hakkânî dergâhlarının sayısının bir veri teşkil edebileceğini söylemek mümkündür. 194 www.

197 Adil Efendi.com/?page_id=171. Kıbrıs’ın Larnaka Köyünde dünyaya gelmiştir. Ayrıca Bkz. yedinci bireyi olarak. dolayısıyla nesebinin Hz. 199 K.BİRİNCİ BÖLÜM NAZIM-I KIBRISÎ’NİN HAYATI VE ESERLERİ 1. Digital Production (Belgesel Film). mevlevî şair Kaytaz-zade Nazım Efendi ve Zehra Hanım’ın kerimesidir. Peygamber(sav)’e dayandığı. bir kız olan ailenin. 200 K.196 tapu dairesinde memur olarak çalışmaktadır. Tatlıcan İsa.naksibendihakkani. yakınlarının ve halifelerinin kendisi hakkında yazdığı kitaplardaki malumatlara dayanmaktadır. Batıda bir Nakşî Cemaati. Semamızda Bir Yıldız. s. 376. Kadirî olduğu bilinen Hacı Hasan Efendi’nin validesi Hatice Hanımdır. 54 37 . Bu tarihte babası Ahmet Adil Efendi. Larnaka’daki Hala Sultan Türbesinin imamı olduğu bilinmektedir. Ek19. 70.199 Baba tarafının Şeyh Abdülkadir Geylanî torunu olduğu. Ek 20. Hatice Hanım. ŞEYH NAZIM ADİL EL-KIBRİSÎ EL HAKKÂNÎ’NİN HAYATI a. üç erkek. Ayrıca Bkz. Hacı Hasan Efendi198 ile Fatma Hanım’ın oğuludur. 198 Bkz. 23 Nisan 1340/1922’de. s. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Mısıroğlu. Doğum Yeri ve Ailesi: Şeyh Muhammed Nazım Adil el-Kıbrisî el-Hakkânî en-Nakşîbendî’nin hayatı hakkındaki bilgileri. s. 502. Sufi Way. bu mülakatlara ait paylaşılan ses ve video görüntülerinden. Adnan.200 196 197 Bkz. anne tarafından ise Mevlana Celalettin Rumî’ye dayandığı bilinmektedir. araştırmacıların kendisiyle yapılan şahsi mülakatlara istinaden yazdıkları makale ve otobiografilerden. s. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Hisham. http://www. Kıbrısî’nin dedesi Hacı Hasan Efendi’nin. Atay. Şeyh Nazım Kıbrısî (ks) Hayatı ve Eserleri.

Aynı zamanda Nakşîbendî meşayıhından Şeyh Süleyman Erzurumî’den (v. 503-504.203 b. şiddetli bir Medine arzusunda bulunduğunu ifade etmiştir.205 Bu dönemde vaktinin çoğunu tefekkür ve manevi dersler ile Sultan Ahmet Camiî’nde geçiren Kıbrısî. 70. 5-6.206 Bu dönemde yaşadığı bir manevi tecrübe üzerine. ss. a. 7. 1368/1948) tasavvuf terbiyesi almıştır. s. Hakkânî Şeyh Muhammed. 205 K. 204 http://www. München 2007. diğer abilerinin ise vefat edene kadar Şeyh Nazım’ın müridleri olduğu bilinmektedir. 1359/1940 senesinde liseyi bitirerek İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesine kayıt olmuştur. Başladığı sene Türkiye’de harf inkılabı yapılmış olduğundan okulda sadece 204 birkaç ay Osmanlıca’dan sonraki eğitim hayatı latin alfabesiyle okumuştur. Dervish Yay. manevi ilimlerdeki terbiyesi için Suriye. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Ebediyete Davet. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. 206 Hakkânî. ss. s. Şam yolculuğuna çıkmıştır.Cemaleddin. Bkz. Atay.207 201 202 Bkz. fakülte haricindeki vakitlerinde Hacı Fuat Efendi’nin dini sohbetlerine katılmış. 70. 207 Aynı yer. 203 1996 yılında bir erkek kardeşinin İstanbul’da yaşadığı ve Şeyh Nazım’ın müridi olduğu bilinmektedir.naksibendihakkani...202 Bugün kardeşlerinden hayatta olan yoktur. 2011 yılında yapılan ziyarette ağabeyinin vefat ettiği söylenmiştir. Eğitim Hayatı: Şeyh Nazım Efendi ilkokula 1928 yılında başlamıştır. Abilerinden birinin genç yaşta vefat ettiği.g. Nefi ve Hasan isimli üç erkek kardeşi201 ve bir kız kardeşi ile birlikte yedi kişilik bir ailede büyümüştür. Cuma Hutbeleri. Adnan. maddi ilimlerdeki eğitim hayatını yarıda bırakarak. Bu yıllarda ikinci cihan harbinden dolayı Kıbrıs’a gidemeyen Kıbrısî. Atay. s. Ek 21. 38 . Şeyh Cemalettin El-Lasunî Efendi’den Arapça ve hadis dersleri almıştır.com/?page_id=171.e.

Sırların ve irşâdın onun elindedir. O senin anahtarlarını tutuyor. Sonra bir adam bana gelerek ‘Dün gece rüyamda Peygamber(sav)’i gördüm. gördüğü manevî bir işaretin Süleyman Efendi tarafından onaylanması üzerine yola çıkışını ve Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile buluşmak üzere Şam’a yolculuğunu şöyle ifade etmektedir: “Orda kalbime rahmet ve selamet geliyordu. İstanbul’dan Halep’e trenle gittim. İstanbul) şeyhlerim Şeyh Cemalettin El-Lasunî ve Şeyh Süleyman Erzurumî ile birlikte kılıyordum. Camide bana tahsis ettiği odada bir sene kaldım. Sırların ve manevî terbiyen bende değildir. Beni eğitiyor ve kalbime manevî ilim yerleştiriyorlardı. Onu misafir et diye emrederek senin suretini bana gösterdi. Bu olayı söylemek için şeyhimi aradım. Fakat henüz şeyhimden izin yoktu.c. saldırı için hazırlanıyordu. Bende Humus’daki Halid Bin Velid (ra) kabrini ziyaret ettim ve mescidinde namaz kıldım. Şam’ı işgal etmiş Fransızlar’a karşı İngiliz kuvvetleri. Tasavvufa İntisabı. Bana ahfadımdan birisi buraya gelecek. 39 . Seni benim de şeyhim olan Abdullah-ı Dağıstanî’ye havale edinceye kadar emanet aldım. O kişinin sen olduğunu görüyorum’dedi Söylediklerinden çok müteessir olmuştum. Davetini kabul ettim. Gelip beni omzumdan sarsarak ‘Şimdi müsaade geldi. Şeyhi Abdullah Dağıstanî ile Buluşması: Kıbrısî. Bu izin sana benden ve Peygamberimiz (sav)’den geliyor’ dedi Zuhurat bitmişti. Şam’a gidişi denedim ancak imkânsızdı. Oradan eski bir kent olan Hamâ’ya geçtim. Kalbimde her şeyi bırakıp Peygamber(sav)’in mübarek şehrine göç etmek için derin bir arzu vardı. Bana başka bilgi vermemişti. Bir gün kalbimdeki bu hasretin çok yoğun olduğu bir günde Şeyhim Süleyman Erzurumî Hazretlerini gördüğüm bir zuhurat hâsıl oldu. Birçok kez rüyalarımda Peygamber Efendimiz(sav)’i beni mübarek huzuruna çağırırken gördüm. Süleyman Efendi’yi yaklaşık iki saat sonra camiye gelirken buldum. Yanına koştum. Sadece Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî demişti. Şam’da bulunan Şeyhine git. O zamanlar beni Şam’ın mübarek topraklarına çağıran birçok rüyalar gördüm. Sabah namazlarını o camide (Sultan Ahmed Camiî. Bana kollarını açıp ‘Evladım zuhurattan memnun musun?’ dedi Olan biten her şeyden haberdar olduğunu anladım.

Nazım Efendi şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile buluştuğu gece bir rüya görmüştür. Şeyh Abdullah’ın ve Şeyh Nazım’ın uzun süreler sohbetlerinde bulunan Şeyh Adnan ve Şeyh Hişam’ın yazdıkları eserlerde rivayet ettikleri bazı hadiselerin detayları birbirinden farklılık arz etmektedir. kendisinin Şeyh Sa’id Sabaî adlı bir refakatçi ile gittiğini söylemiştir. Bu rüyayı kendisi şöyle anlatmıştır: “Sonra bir zuhurat hâsıl oldu ve namaz kıldığımız yerden gökyüzünün kabesi olan beytu’l-mamur’a merdivenle tırmandığımı gördüm. bu buluşmaya Şeyh Said Sabaî adında bir zat ile birlikte Humus’tan gidilmişt ir. Peygamber Efendimizin(sav) imam olduğu namaza durmuş peygamberleri(as) gördüm. Humus’tan kara yoluyla Tripoli’ye. Kıbrısî’nin bu yolculuğu.. s. Orda. 380. s.e.g. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile ilk karşılaşmalarından şeyhinin: “Oğlum! Seni biz teslim aldık” dediğini bir sohbetlerinde ifade eden Kıbrısî. İstanbul’dan ayrılışından sonra bir sene sürmüştür. ss. Hz. Nazım Efendi’ye önce “Matlubuna hoş geldin” demiş sonra “Emniyete vasıl oldun” demiştir.210 Şeyh Hişam’ın yazdığı otobiyografide ise Kıbrısî. Her adım bir makâmdı ve her makâmda kalbime daha önce hiç bilmediğim ve duymadığım bilgiler geliyordu. Tasavvuf Sohbetleri. Mesela Şeyh Adnan’nın naklettiği ifadelere göre. 133. Büyük 208 209 K. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile buluşması hususu. oradan da Şam’a geçmiştir. 211 K. Beytu’l-mamura varıncaya kadar kelimeler ve cümleler muhteşem bir şekilde bir araya geliyor ve yükseldiğim her makâmda kalbime veriliyordu. a. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.Namaz kılmak ve Humuslu iki büyük âlimin meclislerinde bulunmak dışında odamdan çıkmıyordum. 505. Kıbrısî.211 Şeyh Nazım ile 2011 yılında yaptığımız mülakatta bu durumu sorduğumuzda. Adnan. Onların da arkasında evliyaları (gördüm). Onların arkasında safa durmuş Peygamberimizin 124 bin sahabesini(ra) gördüm. Sufi Way. 40 . Hisham. Hisham. s. 378-379. 210 K. bu buluşmaya yalnız gitmiştir.”208 Şeyh Nazım savaş şartlarından dolayı.209 Kıbrısî’nin. kendisinin Süleyman Efendi tarafından yönlendirdiğini zaman zaman ifade etmiştir. Ebu Bekir’in(ra) hemen sağ yanında iki kişilik boş yer kalmıştı. Karşılaşmada Şeyh Abdullah.

Mürşid. Sabah namazı bitince zuhurat da sona erdi ve şeyhim benden sabah namazı için ezan okumamı istedi. Şeyh Efendinin emrine hürmeten bana refakat ediyordu. bu tezde bkz. Ona döndüm ve dedim ki ‘Kıbrıs yolculuğuna azmettim. O sırada adam tebessüm ederek ‘Bin hele! İnşaallah öderiz’ dedi Allah’a hamdederek otobüse bindim. Humus’a vardığımda fukaraya dağıttım. Bu namazın tatlılığını daha önce hiç yaşamamıştım. Şimdilik sana yeterli olanı verdim. Fransızlar Şam’ı işgal etmişler ve İngilizler de Fransız’ları çıkarmak için şehri kuşatmışlardı. Dünya malına el sürmeyeceğim diye yeminimden dolayı para namına dirhem yok’ dedim ve Lübnan’a gidecek garaja yönlendim. Şeyhinden Aldığı İlk Manevî Vazife: Kıbrısî’nin şeyhiyle beraber geçirdiği bir günün sonunda. 41 .213 Ancak Kıbrısî. Şeyhinin “Evladım halkının sana ihtiyacı var. bu mananın tasavvuf ıstılahında karşılığı olan icazetnameden bahsetmemiştir. Ona ‘evet. Gözleri biçimli ve menekşe rengiydi. Sufî Way. Kıbrısî’nin bu konudaki tasavvuf anlayışı için. Çünkü bu ilahî bir şeydi. Hisham. Dünya metaına ait her şeyi. Beni de oraya çekti ve sabah namazını beraber kıldık. 383. irşad vazifesiyle görevlendirilmesi. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/b. bir günde manevi tekâmülünü tamamladığı ve irşad için ulaşılması gereken. Sese yöneldiğimde heybet. Tripoli limanına indiğimde ‘Sen Şeyh Nazım değil misin?’ diye nida eden bir ses duydum. İkinci Dünya Savaşının en şiddetli zamanıydı. Peygamber Efendimiz(sav) namazı kıldırırken kıraatinin güzelliği tarif edilemezdi. Bu vaziyette garaja vardığımda yanıma bir kişi geldi ve ‘Şeyh Efendi Trablus’a gidiyorsun? Şuradaki otobüs hemen kalkacak’ dedi Bir halime bir de adama baktım. vakar ve nûr sahibi. Buluştuğu gecenin sabahında manevi makâmlara nail olduğunu ifade eden Kıbrısî.Şeyh Efendi o boş yere gitti.”212 d. celâlli bir şeyh gördüm. s. Bugün Kıbrıs’a git!” diye emrettikten sonraki dönüş yolculuğunu şöyle anlatır: “Elini öptükten sonra yola çıktım. mürşid-i teberrük makâmına vasıl olduğun manasını tazammun etmektedir. Hiçbir kelime tarif edemezdi. 212 213 K. Şeyh Sa’id Sabaî.

216 K. Onun hizmetini yap ve misafir et’ diyerek. Okuduğu Arapça ezandan dolayı tutuklanan Kıbrısî. Bu durumdan dolayı resmi makâmlar tarafından kendisine dava açıldı.. 218 K. Türkiye’deki gibi. Digital Production (Belgesel Film). Adnan. Şam’dan dönüşte de balıkçı sandalı bulan ve yardımcı olan kişidir. Manevî ilimler ve ledunî hakikatlere ait makâmlar bana keşfoluyordu. Kıbrıs’ta da yasaklanmıştı. Akdeniz’in doğusundaki muhasaradan dolayı gemi bulamıyordu. Şeyh Adnan’ın eserinde Kıbrıs’ta Arapça ezanın serbest olması. bir hafta hapsedilmiştir. 509. Allah(ac) onu. Bu süre zarfında Kıbrıs’a gidecek gemi araştırıyordu. Bana kalk ve evladım Nazım’ı karşıla. Kıbrısî’nin. Şeyh Hişam’ın eserinden farklı bir nedene dayanmaktadır. 42 . s. camide ezan okumak olmuştur. Şeyh Nazım Kıbrısî. s. Nazım Efendi’yi seven Kıbrıslıların protestoları sonucunda gerçekleşmiş ve Nazım Efendi serbest bırakılmıştır. Yanımda afakı kaplayan bir şekilde şeyhimin ruhaniyetini gördüm. 380. 507-508. Türkiye’de Adnan Menderes ezanın Arapça okunabilmesi ile alakalı kanunu çıkarmasından dolayı tüm davalar düşmüştür. Mela-i âlâ’daki tüm makâmlar açılıyordu. Muhammad Hisham Kabbani. Bu davaların sonuçlanacağı zamanlarda.217 Şeyh Adnan’ın eserinde Nazım Efendi’nin beraati.218 2011 yılında yaptığımız bir mülakatta bu durum 214 Şeyh Hişam’ın naklettiğine göre Şeyh Münir. Ayrıca Bkz. Kalbim patlayacak gibiydi. 217 K. Ek 23. senin suretini gösterdi dedi Bana kendisini Şeyh Münir el-Melîk olarak tanıttı. ss. Tatlıcan. Normal bir gemi ile altı saat sürmeyen yolculuğu. Sufi Way.g. Rüyamda Hazreti Nebî(sav)’yi gördüm. Kıbrıs’taki tüm camileri dolaşarak ezan okumaya devam ettiğinden hakkında 114 dava açıldı.214 Beni üç gün misafir etti. 215 Bkz. a. s.”216 Şeyh Nazım’ın Kıbrıs’a vasıl olduğu dönem Arapça ezan okumak. Nazım Efendi ile bu karşılaşma Şam’a gidişte olur. The Naqshbandi Sufi Way. doğduğu beldeye girdiğinde. yaptığı ilk şey. bana ve enbiyanın sırlarına varis kılmıştır. Hisham. Tripoli Müftüsüdür ve aynı zamanda şehirdeki tüm tarikatların Şeyhidir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.e. Bu esnada Nazım Efendi. Adnan. Hapisten çıktığında Lefkoşa Camiî’ne giderek tekrar ezan okudu. 383. Bkz. Tüm cehdini sarf ederek bir küçük balıkçı sandalı buldu215 ve ona yüklü miktarda para verdi.benim’ dediğimde bana: ‘Üç gündür seni bekliyorum. yaklaşık sekiz günde tamamladık… Kıbrıs sahiline ayak bastığımda çok şiddetli bir hâle girdim.

Başbakanı Adnan Menderes tarafından çıkarılan kanun vesilesiyle. 76. Bu ziyaretlerinde Medine halvetleri olmuştur.com/Hacı Emine Adil_Hayatı. 223 http://groups.219 e.org/hajjah__amina__adil. 1952’de tekrar Şam’a döndüğünde Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin mürîdlerinden Hacı Âmine Hanımefendi ile evlenmiştir. O dönemdeki komünist Rus yönetiminin baskısından dolayı önce Erzurum’a sonra da Şam’a hicret etmişlerdir. hukuki beratın gerçekleştiğini söylemiştir.e. Ayrıca bkz.. 224 Atay. Peygamber’e dayandığı rivayet edilen Hacı Âmine.. Şam’da Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinde ve taliminde bulunmuştur.naqshbandi.sorulduğunda Kıbrısî.g. s. a.221 2004 yılında vefat eden Hacı Âmine Hanım’ın. Mısıroğlu. Benzer şekilde çeşitli ziyaretlerde bulunan Kıbrısî. Ek 22. Şeyhinin emri ile mesafesi 400 kilometre olan Şam Halep arasını.hakkanipost.70–72. Semamızda bir Yıldız.223 Şeyh Nazım’ın bu evlilikten iki oğlu ve iki kızı olmuştur. 166 225 K.htm. o dönemin TC. İslam’ı yaşamaya davet etmiş ve Nakşîbendî zikrini 219 220 İlgili mülakat video arşivimizde mevcuttur.g. 221 http://www.154–156. ss.225 Bu zaman zarfında Şeyh Nazım. 222 http://www. Evliliği ve Diğer Manevî Vazifeleri İfası: Nazım Efendi tekrar Şam’a döneceği 1952 senesine kadar Kıbrıs’ta manevi irşad ve İslamî eğitim ile meşgul olmuştur. Şeyh Abdullah’ın tavsiyesiyle 23 yaşında iken Şeyh Nazım ile evlenmiştir. Rusya. 383 43 .com/group/the-heart/message/2574(2005-08-21). Kıbrıs’a sadece Recep. zikirleri yönettiği de internet üzerindeki yazışmalarda geçmektedir. Şaban ve Ramazan aylarını geçirmek üzere gitmiştir. ss. Eşi Hacı Âmine Hanım tarikatın kadınlarla ilgili tüm faaliyetlerini yürüten ve eserler yayınlamış bir kişidir. Bkz.. insanlara maddeciliği bırakmalarını telkin etmiş. köy köy dolaşmıştır.224 Evlendikten sonra Şam’da şeyhinin yanında bir eve yerleşen Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.220 Nesebinin Hz. Kazan’da doğmuş ve küçük yaşlarda iken ailesiyle hicret etmişti r. Yirmi yedi hac vazifesi ifa etmiştir. a.222 bayanlar arasındaki sohbetleri yaptığı. Hisham. her sene Kıbrıslı kafilelere lider olarak hacca gitmiştir.e.yahoo.

Dahası 124 bin kelime-i tevhîd. Abdülkadir Hazretlerinin camisine ulaştığımda caminin kapısını kapatan kocaman bir adam vardı. Bunlar beni. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Halvetleri: İlk halvetini 1955 senesinde. Şeyh Hişam’ın rivayetine göre Şeyh Abdullah: “Bağdat’ta Abdülkadir-i Geylani Camisinde halvet yapman için Peygamber Efendimizden(sav) emir aldım. 124 bin salavat ve bütün delail-i hayratı okuyordum. Beni de beraberinde götürdü. Bu kişi Şeyh Hazretlerinin müridiydi. Oraya git ve altı ay halvete gir” demiştir. İki günlük yürüyüşle ulaştığı köylerde. Bana ‘Ben de Bağdat’a gidiyorum’ dedi Bağdat’a bir tır dolusu eşya götürüyordu. bütün Kur’ân-ı Kerîm’i dokuz saatte okuyabiliyordum. Sufi Way. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin emriyle yapmıştır ve halvette altı ay kalmıştır. bu vazifeyi bir yılda tamamlanmıştır. Türkiye ve Lübnan’a da. bir makâmdan diğerine taşımışlardı. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin emri ile ikinci halvete girdiğinde. büyük dedem olan Abdülkadir-i Geylanî Hazretlerine selam verdim. Aynı eser. Ürdün’ün Süeyl Köyünde. Abdülkadir hazretlerinin huzurunda halvet yapmayı çok istiyordum. ss. 397-398. Buna ek olarak günde 313 bin Allah çekiyor ve bana vazife verilen diğer namazları kılıyordum.neşretmiştir. 44 . Şehir merkezine varınca bana bakan bir adam gördüm. Öyle bir duruma gelmiştim ki. ta ki ilahî huzurda yok olana kadar. Her gün zuhurat üzerine zuhurat oluyordu. Elbiseye. s. Bana git deyince ben de gittim. Onu takip ederek Gavsu’l-Azam’ın kapısına yaklaşıp.”227 226 227 K. Beni tanıyıp ‘Şeyh Nazım nereye gidiyorsun’ dedi ‘Bağdat’a’ dedim. Bunun haricinde Mısır. Eve bile uğramadan şehir merkezine doğru yürümeye başladım. 385. Bu halveti Şeyh Nazım şöyle anlatmıştır: “Şeyhime hiçbir soru sormadım.226 f. Sonra beni bir odaya götürdü ve ‘sana her gün bir tas mercimek çorbası ve bir parça ekmek getireceğim dedi’ odamdan sadece beş vakit namaz için çıkıyordum. birer hafta ikamet ederek. Şeyh Nazım’ın iki çocuğu bulunmaktaydı. paraya veya erzaka ihtiyacım var diye hiç düşünmedim. irşad ziyaretleri düzenlemiştir. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin emriyle. Hisham.

230 http://www. Onun Nakşîbendî yolunda ulaştığı derecelerden çok memnunum. sonra Hazreti Peygamber(sav) ve Şâh-ı Nakşîbendî zuhur etti. Şeyh Abdullah o zamandaki yaşayan Nakşî Şeyhi olması hasebiyle sorunun en uygun muhatabıydı.230 Medine’de Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile bir seneliğine girdiği halvetinde Şeyh Nazım. Medine-i Münevvere’de ve Şam-ı Şerif’ te halvete girdiği bilinmektedir. Adbülhalik Gucdevanî (v. Peygamber(sav) tebessüm ederek Şâh-ı Nakşîbendi’ye baktı. 45 .com/?page_id=171. bu halvetin son gecesi rüyasında Abdülkadir-i Geylanî Hazretlerini (v. Ebubekir(ra) yoluyla Şâh-ı Nakşîbendî’ye tevarüs eden tüm sırları. Şeyhin Abdullah-ı Dağıstanî’nin Nakşîbendî Tarikatı içindeki makâmı âlâdır. O sırada Hazreti kabrinden bana doğru gelerek. Şeyh Abdullah. Bu nehrin kıyamete kadar akacağını bildiren Gucdevanî. o da Şeyh Abdullah’a. Bana ‘Evladım seni kabrimde bekliyorum. Geylanî Peygamber(sav)’e hitaben ‘Ey Peygamber’im. Gavsu’l-azam olarak taşıdığım at’aları sana havale ediyorum. Aynı yer. Zikrederek kabre vardığımda ‘Es-selamu aleyke ya ceddi’ dedim. Şu tahta oturalım’ dedi Dede ve torun gibi o tahta oturduk. Hisham.”229 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin vefatına kadar en az kırk gün en fazla bir sene olmak üzere defalarca Ürdün’de. Buna göre Gucdevanî. Bana ‘Benimle beraber gel. 617/1220)’yi gördüğü bir zuhuratını anlatmıştır. Manevi at’alarımı Nakşî yoluna katmak istiyorum. s. Abdülkadir Geylanî’nin sırlarına ekleyerek bana havale etti. Kayaya vurduğunda kayadan muazzam bir nehir fışkırır.228 Nazım Efendi bu tecrübesini şöyle anlatmaktadır: “…Bir gün Abdülkadir Geylanî’nin beni kabrine çağırdığı bir zuhurat gördüm.naksibendihakkani. yanımda durduğunu gördüm. Abdülkadir-i Geylanî Peygambere(sav)’e hürmeten ayağa kalktığı sırada ben de huzurdakilere hürmeten ayağa kalktım. bu nehrin her bir damlası için 228 229 K. Ben senin dedenim. Sufi Way. Seni Kadirî Tarikatına ben davet ediyorum. Ya Rasulallah şu evladın dedesi benim. iki rekât namaz kıldım ve halvet odama birkaç adım mesafede olan kabre yürüdüm.Şeyh Hişam’a göre Nazım Efendi. Bana tebessüm ederek ‘Biz senden memnunuz. Arkasında nadirane taşlar ile bezenmiş bir taht vardı. 561/1166) görmüştür. Peygamber(sav)’den Hz. O sırada birden Şeyh Abdullah Dağıstanî zuhur etti. Bağdat’ ta. Gel!’ dedi Hemen boy abdesti alıp. 385. Nazım Efendi’yi bir kayanın yanına götürür.

Şeyh Nazım’a göre ümmet-i Muhammed’i dünyada ve ahrette gözeterek hidayet yoluna sevk etmek. Akşam altı buçuk civarı babamın bulunduğu eve gitmiştik. Biz de babama Şeyh Efendi’nin kendisini görmeye geldiğini söyledik.232 Nazım Efendi’nin kerameti olarak Şeyh Hişam. Ailemizdeki kardeşlerimizin çoğu doktor olduğu için müdahale için koşuşturmaya başladılar. bu vazifeyi Nazım Efendi’ye devreder.231 g. Babam tüm ailenin toplandığını görünce çok mutlu oldu. Nazım Efendi’nin Lübnan’a yaptığı bir ziyaretten bahseder. Kıbrısî. Hisham.bir melek yaratıldığını ve kıyamete kadar Allah(ac)’ı tesbih edeceğini bildirmiştir. 399-401.. ss. Sûreyi bitirmesine müteakiben birkaç saniye içinde babam son nefesini verdi. 233 K. s. s. havada uçmak nevinden kerametleri itibarsız bulan Kıbrısî.e. Bu meleklerin her birine farklı isimler vermekle vazifeli olduğunu söyleyen Gucdivanî. Tasavvuf Sohbetleri. Şeyh Efendi havaalanında söylediği gibi tüm işlemleri kendi ifa etti ve döndü. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Kerametleri: Evliya bahsinde geçtiği üzere deniz üstünde yürümek. bu hizmette devamlı olmak. insanlara hizmet etmek olarak görmektedir. Havalimanına giderek kendisini karşıladıktan sonraki olayı şöyle anlatmıştır: “Hikmet-i ziyaretlerini anlamak için ‘Efendim siz bu ayda Lübnan’a gelmezdiniz?’ dediğimde şeyhim (Kıbrısî) ‘Rasu’l-lullah(sav) Efendimizden ve Sultanu’l-evliya’dan (Abdullah Dağıstanî) emir aldım.”233 231 232 Detaylı anlatım için bkz.37. 401-402. Babanız bugün vefat edecek. Babamla sohbet ederken birkaç dakika geçmeden kalbine ağrı girdi. muteber keramettir. Hisham. Şeyh Hişam hiç beklenmeyen bir zaman olan Şaban ayında Nazım Efendi’nin Lübnan’a kendilerini aniden ziyarete geldiğini ifade etmiştir. Cenaze işlerini ben yapacağım’ dedi Şeyh Efendi’nin geldiğini duyunca tüm aile toplandı. Sufi Way. K. Altı ellibeş gibi Şeyh Efendi. muteber kerameti. a. Bu sırada Şeyh Efendi. Yasin Sûresini okumaya başladı. babamın yanına girdi ve selam verdi. 46 .g.

Şeyh Nazım. Dedim ki ‘Bir böyle.Kadir Mısıroğlu. Mesela 2010 yılının Kasım 234 http://www. Kız çekilen bacağında duyduğu acıdan duyarak uyanır./Şeyh Nazım Kıbrısi . Mesih(as) ve kıyametten haber veren hadislerin manevî tecrübelerle yorumlanarak. oradaki putun ona inanların nazarında ilah kabul inanamadığını ruhaniyetlerinin terakki etmesi için olduğunu söyler. Londra’ya gelmeye başlayan Kıbrısî’yi. Orda Buda Heykelini görür. 235 www. kendisi tarafından nakledilen Tibet hatırası esnasında beyan edilmiştir. isterlerse tütsü söyler. O gece kızı. O sırada. riskli olacağı söylenen bir amaliyat tarihi verilir. Rüyasını hayra yorumlayarak birkaç gün sonra amaliyat için. 1355/1936)’den itibaren bulabildiğimiz ahir zaman anlayışına dayanmaktadır. Kıbrısî. Kıbrısî. Amaliyat öncesi son kontrol için çekilen filmde timör görülmez. rüyasında Şeyh Nazım’ı görür.com/1-Büyük Budayi Devirmesi. olmayanlar da olmuştur. bu ilahlardan alınan bir ruhaniyet varsa görmek istediğini söyler. tapınak görevlisi etmelerine bayan.com.Kadir Mısıroğlu’nun Londra’da yaşadığı.234 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bir başka kerameti. Hakkânî yolunun Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî (v. bir böyle gel’ (İşaret parmağıyla. Başını eğ! Başını eğdi.youtube. Şeyh Nazım dünya üzerindeki büyük bir tapınak olan Tibet tapınağına ziyarete giderler. Şeyh Nazım’ın kerametini ihtiva etmektedir. Görevli kadın yakabileceklerini söyler. Görevli bir cevap veremeyince yaşananları Şeyh Nazım şöyle ifade etmiştir: “…Benim üzerime kuvvet giydirildi o vakit. bir böyle. ziyarete gider.”235 Nazım Efendi’nin müstakbel hadiseler hakkında söylemleri ekseriyetle. heykelin sağ ve soluna doğru paymağını havada kaydırarak) Gümbür gümbür bir böyle gitti. Timörün alınması için. Şeyh Nazım’ın yanına gelerek. Amaliyat öncesi Kıbrısî’nin yakın ilgisini görür ve duasını alırlar. yanındaki müritleriyle birlikte oradan uzaklaşır. 47 . kızının ricasıyla. Mısıroğlu. Mehdi(as). hastaneye giderler. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Niye taptıklarını sorar. Bu haberlerden tahakkuk edenler olduğu kadar. Deccâl. Bunun üzerine Kıbrısî. günümüzün olaylarının gidişatı ve sonucu hakkında verilen haberlerle karşılaştık. kızın timörlü bacağını çeker. Buna göre Mısıroğlu’nun kız çocuğunun bacağında timör teşhis edilir.youtube. 1980’li yıllardaki bir hatırası.” Bu olaya tanık olan görevli bayılınca.

buralarda Nakşibendî-Hakkânî Dergâhları ve İslam Merkezleri açmış ve birçok ülkede.com/“Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi Devletler çökecek!” İlgili sohbet.youtube.237 Kıbrısî. 1974’ten itibaren Avrupa’yı. video arşivimizde mevcuttur. 1980’lerin ortalarında Afganistan’ı işgal eden Rusya’nın (o zamanki Sovyetler Birliğinin) sırasıyla İran’ı ve Türkiye’yi de işgal edeceğini söylemiştir. 237 Kıbrısî. Hisham. ss. içerisinde Kuzey Afrika ülkeleri ve Türkiye olan bazı İslam ülkelerinin isimlerini saymış ve bu ülkelerdeki rejimlerin çökeceğini beyan etmiştir.2012 tarihinde görüldü. 48 . Bu konular Mehdi bahsi içinde tafsilatlı bir şekilde incelenmiştir. 103-105. Ek 24. aslî halifesinin. İstanbul’un ahir zamanda işgal edileceği yönündeki bir hadise dayanarak. irşad ve terbiyeden sorumlu görevlilerin yanısıra. sosyal paylaşım sitelerinde Kıbrısî’nin bir kerameti olarak da yorumlanmıştır.240 Şeyh Nazım’ın müridleri bulunan her ülkede. Sufi Way. Gittiği yerlerde halk ve hükümet yetkilileri tarafından saygıyla karşılanan Kıbrısî.238 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile 2011 yılında yaptığımız mülakaatta.241 Bununla birlikte münferiden karşılaşılan internet sayfalarında da. 240 Bu ziyarete ait görüntü kayıtları. s. 2011 yılının Şubat ayında Tunus Cumhuriyeti’nde başlayan. 1978’den beri Türkiye’yi. Bu halifelerin toplu olarak isimleri ve vazifeli oldukları yerleri bildiren bir internet sayfası. Vekilleri: Şeyh Nazım. rejim değişiklikleri. 1990 yılında çıkan Körfez Savaşından sonra yine İstanbul’un Ruslar tarafından işgal edileceğini söylemiştir. Türkiye’nin muhtelif vilayetlerinde de vekilleri olduğu bilinmektedir. 239 Bkz. 241 http://halilurrahman. 238 K. mahdumu Mehmet Efendi239 olduğunu ifade etmiştir. 1991’den itibaren ABD’yi ziyaret ederek her inançtan insana İslam’ı tebliğ etmeye gayret etmiştir. irşadla görevli vekiller yetiştirmiştir. video arşivimizde mevcuttur. 385-396. Hak Dost 4.ayında paylaşılan bir videoda Kıbrısî. 1986’dan beri Uzak Doğuyu. Libya.com/. mevcuttur. h.236 Bununla birlikte. Mısır ve Suriye’yi de etkilemiştir. benzeri yorumlarını yapmaktadır. Bu hadise. 04. vazifeliler 236 http://www.

Ek 30. Miami 2005. kadın ve erkek müridlerin. 249 Bkz. Avustralya.250 Şeyh Yusuf251 G.2012 tarihinde görüldü 253 Bkz. 04. Ek 27. ss. Ek 29. Senegal. 04. 254 Mirahmadi. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye Yapılan Eleştiriler: Şeyh Nazım’a ve Hâlidiyye-i Hakkâniyye’ye yönelik eleştiriler. Hedieh. Bangladeş.2012 tarihinde görüldü. Hindistan. 244 Bkz. BAE. 245 http://haqqani-dergah. kadın ve erkek müridler bir arada olabilmektedirler.2012 tarihinde görüldü . 247 Bkz. 04. The Healing Power of Sufi Meditation. İsviçre.Afrika’da. 248 Bkz. Fransa. Bu konuda tarikat içinde ve mürîdler arasındaki uygulamaları biraz daha dikkatli bir şekilde incelemeye çalıştık. 250 Bkz. Kanada. sohbet. 04.hakkında malumatlar bulunmaktadır. Ek 26.com/form/dergah ve vekiller. 246 Bkz. Srilanka.245 Şeyh Şerif Hollanda’da. Norveç. Şeyh Hişam244 Chikako’da. 252 http://www.2012 tarihinde görüldü. Ek 32.org. Lübnan. Naqshbandi Haqqani Sufi Order.252 Şeyh Ömer253 İspanya’da vazifeli oldukları bilinmektedir. Rusya. Mesela Şeyh Abdülkerim242 NewYork’ta. İtalya.com/. Ek 31. Bosna Hersek. Ek 25.za/. Londra’daki müntesipler ve tekke adetleri üzerine yapılan bir çalışmada da kadın ve erkeklerin tüm bu faaliyetlerde ayrı olduğu 242 243 Bkz. Şeyh Hasan249 ve Şeyh Cemâleddin Almanya’da. http://www. Arjantin ve Pakistanda bulunan dergâh ve vekil isimleri bilinmektedir.org/. Sayyid Nurjan and Dr. Lefke ve Şam tekkelerinde şahsen yaptığımız müşâhedelerde. Ek 28. Belçika.naqshbandi. 255 http://halilurrahman. İngiltere. Bununla birlikte Şam Dergâhı içerisinde bulunan Şeyh Abdullah’ın kabrine yapılan ziyaretler sırasında.tripod. zikir ve hatme-i haceganlar için ayrı alanlarda toplandıkları görülmüştür.254 Bunların haricinde müstakil sitelerine ulaşamasak da. Portekiz. 1-4. 251 Bkz.naksibendi.243 Şeyh Adnan Suriye’de. meclislerinde kadın ve erkeklerin karışık oturmalarına ve Nazım Efendi’nin elini bayanlara öptürmesine yönelik yapılmaktadır. Japonya. Şili. Ek 33. Katar. Şeyh Lutfi ve Şeyh Mustafa248 Endonezya’da.246 Şah İbn Sultan Aslan247 Malezya’da.255 i. 49 .

org/060607MiracleNaqshSaints.sufilive.258 Bu konuda Şeyh Hişam’ın sohbetlerinde de aynı durum gözlenmiştir.e. s. hanımın bayan kuaförü olmasından dolayı. Bir kısmının gayri müslüm olduğu anlaşılan bir sohbete ait video görüntülerinde. s. a. Aynı çalışmada.yazmaktadır. 260 Atay. 86 50 . yani erkek müşterilerin olmamasından dolayı izin verdiği yazmaktadır. kadın erkek ayrımının kesin bir şekilde uygulandığı gözlenmiştir. İspanyalı bir mürîd’in evinde yapılan bu sohbetin. 14 259 www. Bu çalışmayı yapan kişi. İslam ve tasavvufu merak edenlere düzenlenmiş küçük bir ev topalntısı olduğu gözlemlenmiştir. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. kadın ve erkeklerin karışık oturdukları da görülmüştür. bayan ve erkekler karışık oturmuşlardır. ya da zikri izlemek amacıyla gelen kişilerdir. Şeyh Nazım’ın kadınların çalışmalarını beli koşullar dışında uygun bulmadığı görülmüşdür.g. a. Genellikle bu bayanlar erkek katılımcıların ailesi.g. erkeklerin hemen arkasında oturduğu görülmüştür. Londra’da yapılan bu çalışmaya göre Doğu-Batı Merkezi adındaki Hakkânî dergâhında kadınların.257 Henüz İslam olmamış bazı gurplara yapılan sohbet ve tebliğ esnasında. Nazım Efendi’nin bu konudaki görüşünü anlamamıza vesile olabilecek bir diğer örnek ise Türk mürîdlerin eşlerinin çalışmaları konusunda görüyoruz. 130 258 Bkz.260 256 257 Stjernholm.256 Cemaat içinde yapılan farklı bir çalışmada da. tarikattaki bayanları da anlayabilmek için görüşme yapmak istediğini ancak. evlerine yaptığı yemekli davette dahi ayrı oturmalardan dolayı görüşemediğini yazmıştır...e. 1996 yılında yapılan bir çalışmaya göre Türk mürîdlerin eşleri ekseriyetle ev hanımı olduğu görülmüştür. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. 26 Atay.259 Dolayısıyla eleştiriler bu tür toplantılara yönelik yapılmış olabilir. s. Ek 13. Mürîdlerden bir tanesi eşinin çalışması için Nazım Efendi’den izin istediğinde Nazım Efendi.

youtube. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı.264 Nazım Efendi’ye diğer cemaatler tarafından yapılan ziyaretlere ait video görüntüleri. Mesela Kıbrısî’nin. kerameti zahir olmuş şeyhlerin dahi bu eleştiriden beri olmayacakları.265 Şeyh Nazım’a yönelik diğer eleştiriler. Şeyh Nazım’a Lefke’de yaptığı ziyaret görüntüleri mevcuttur. bu mevzu konuşulmamıştır.263 İsmail Ağa çevresinde vaaza icazetli bir görevlisi olan Cübbeli Ahmet Hoca’nın. abdesti bozmadığını beyan etmiş ve bu mevzuda tafsilatlı bir beyanda bulunmamıştır. 51 . elinin bayanlar tarafından öpülmesine müsaade etmiştir. her nekadar “Şeyh Nazım” ismine yönelik olsa da. bu mevzu açılmamıştır. 278 263 www. Hanefî mezhebine göre bayanlar ile tokalaşmanın. İlgili kayıt video arşivlerimizde mevcuttur. elini bayanlara öptürmesi 1990’larda özellikle İsmail Ağa çevresi tarafından çok eleştirilmiştir. Peygamber(sav)’in zevcelerinin(ra). söylenmiştir.Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri Ziyareti. ilgili kayıt ses arşivimizde mevcuttur. Bu eleştiriler. İncelediğimiz videolarda. Hz.261 Nazım Efendi’nin. erkek sahabelerle perde arkasından görüşmüş olmalarından hareketle. Hz. tokalaşmamıştır.com/ Sahte Seyh Nazim Kibrisi Kadina el öptürüyor (yeni). genellikle tasavvuf anlayışıyla da alakalıdır. Şeyh Nazım. 2000’li yıllarda yapılan bu ziyaretlerle ilgili görüntülerde. 264 http://www. Kıbrısî’nin selefî ve vahhabî düşünce diye tanımladığı ve eleştirdiği kesimden gelmektedir. Peygamber(sav).com/kadınlara el öptüren şeyhler. 265 Görüşmeye ait kayıt.youtube. evliyanın tasarrufları mevzuundaki görüşleri İslamî naslarda ve selef âlimlerinin yaşantılarında bulunmadığı gerekçesiyle eleştirilmekte ve tüm 261 www. hanım sahabelere el öptürmemiş.youtube. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile 2011 yılında yaptığımız kısa mülakatta birkaç konu arasında bu mevzu da arz edilmiştir.262 Bu eleştirilerin bir örneği. internette ses kaydı olarak mevcuttur.com/Cübbeli Ahmet Hoca . 262 Atay. video arşivimizde mevcuttur. Bayan müridlere el öptürme hususundaki eleştrilere nasıl yaklaştığı sorulmuştur. söz konusu davranışın sünnete muhalif olmasıdır. Bu ziyaret videolarının önemli bir kısmı incelenmiştir. Bu eleştirinin temel dayanağı. Bu eleştiride. s. genellikle resmi internet sayfalarında paylaşılmaktadır.Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.

direkt olarak itikadi ve ameli yaşantıya dair değil. 268 Tafsilatı için bu tezde bkz.Mehdi-Deccâl/c. naslara dayalı selefi anlayışını. İlgili kayıt. İslam telakkisinin merkezine.2. Mesela “Mavi Marmara” gemisine yapılan İsrail saldırısına yönelik270 Şeyh Nazım’ın açıklamalarına istinaden.youtube.3. 269 www. onun bir video kayıttında.267 Bu mevzuya bilginin kaynağı açısından bakışımız. misak gibi başlıklarda tafsilatlı olarak incelenmiş ve bu tür konulara.youtube. Tafsilatı için bu tezde bkz. buraya gelin. şu şekilde tespit edilmiştir. İki rekât namaz kılacağım. mürşid. ölülerden medet isteme eleştirilen diğer konulardandır. konusunda olmaktadır. onların anladığı mula’ane yapabilirim.268 Tarikat-ı Hakkâniyye meşayıhı tarafından beyan edilmiş görüşler ise giriş bölümünde.com/LOL . Hz. Hazreti Peygamber (sa v)/d. son nefesleri esnasında. video arşivlerimizde mevcuttur. Mehdi konusunda ayrıca beyan edilmiştir. onları muhafaza et. 266 267 www. özellikle Tarikat-ı Hakkâniyye başlığında incelenmiştir. ‘Ya Rabbi! Eğer onlar doğru yol üzere iseler. evliya. onlara lanetini indir. üç farklı açıdan bakılmaya çalışılmıştır. mürid. Cesaret edemezler. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu eleştirilere cevabı. bu konuda hakkın ve bâtılın temyiz edilmesi için.”269 Bunların haricinde yapılan bazı eleştiriler. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d.1.tasavvuf anlayışının sıratu’l-mustakîm çizgisinde olmadığı iddia edilmektedir. Kim bâtıl üzere ise Allah(cc)’ın laneti onun üzerine olsun… Diyorum ki. Eğer onlar bâtıl olan yolda ve ben hakikat yolunda isem. bey’at. Kıbrısî. 270 31 Mayıs 2010 tarihinde günün ilk saatlerinde İsrail askeri kuvvetlerinin.‘Shaykh’ Nazim’s Challenge to the ‘Wahabis’ ‘Salafis’ and to the Whole World!. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Bunun haricinde şeyhe teslimiyet. Kıbrısî bu davetini şu ifadelerle yapmaktadır: “… Sadece Vahhâbî ve selefilere.266 Şeyh Nazım’ın bu konudaki ve benzer eleştirilere hedef olabilecek görüşleri. Diğer Konulardaki Görüşleri/c.com/ Beware of Shaykh Nazim. Peygamber ve Misak. siyasi ve güncel meselelere yöneliktir. Gazze Şeridi'ne insani yardım olduğu teyit edilmiş malzeme taşımakta olan ve 37 ülkeden sivil toplum örgütlerini bir araya 52 . bu eleştirileri yapanları lanetleşmeye davet etmektedir. Bu konudaki eleştiri özellikle müridlere. akla dayalı kelâm anlayışını ya da keşfe dayalı tasavvuf anlayışını yerleştiren yaklaşımlara mukayeseli olarak değinilmiştir. Mehdi’nin Çıkış Alametleri. şe yhleri tarafından verilen iman telkini.

Farklı bir ifadeyle. aynı zamanda. zikir ve sohbetlerin yapıldığı iki katlı mescit bulunmaktadır.com/Sahte Seyh Nazim Kibrisi ve Adnan Oktar (israili sevindirecek aciklamalar). 11 Şubat 2011.271 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu suçlamalarla ilgili bir açıklamasına rastlanmamıştır. bu silsile ile sırr-ı azamın kendisine tevarüs ettiğini ifade etmektedir. videoda.272 Bu incelemeler esnasında karşılaştığımız veriler. 75. bir Hristiyanlık tarikatı olan illuminate üyesi olmakla da suçlamaktadır.youtube. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin. münferiden bir başlık olarak ele alınmıştır. Bu iddianın yapıldığı video.Siyasî ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar. Bunların tamamının bulunması ve tahkik edilmesi muhal olduğundan. altı gemiden oluşan uluslararası ve farklı inançlara sahip insanların yer aldığı konvoya uluslararası sularda saldırdı.Şeyh Nazım’ın Yahudi dostu olduğu iddia edilmiştir. İlgili kayıt. 271 www. Diğer Konulardaki Görüşleri/ g. birçok şeyhe icazet vermesine rağmen. Bkz. Ek 37 276 Bkz. 1242/1826)’nin. dünya ve siyaset görüşleri.275 Mescidin kıble tarafında avlu ve avlunun bitiminde meyve bahçesi başlar. son kırk yıldaki beyanları daha sık ele alınmaya çalışılmıştır. YeniŞafak Gazetesi. Ek 36 275 Bkz. Bu iddiaya istinad edilen. Nitekim Kıbrısî’nin ahiret anlayışından bağımsız olmayan. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. bu süre zarfında geçen aktüel mevzularda ziyadesiyle beyanları vardır.273 Dolayısıyla Hakkâni müntesiblerince Lefk Dergâhı. kendi yerine geçmek üzere Şeyh İsmail’e el verdiğini belirten Kıbrısî. 1948 senesinden itibaren aktif olarak irşad vazifesi sürdüren Kıbrısî. s. 273 Atay. 274 Bkz. Lefke (Kıbrıs) Dergâhı: Anadolu’da Nakşibendîliği yayan Hâlid-i Bağdadî (v.276 Şeyh’in getiren bir koalisyon tarafından organize edilen. Bağdadî’den günümüze tevarüs eden Halidî Dergâhının temsilcisi addedilmektedir. Şeyh Nazım’ın hayatından sadece bir kesiti temsil etmektedir. Ek 38 53 . Şeyh Nazım’ın Papa ile tokalaşma şekli gösterilmiştir. 272 Tafsilatı için bu tezde Bkz. vide arşivimizde mevcuttur. Nazım Efendi’nin ikamet ettiği eviyle274 iç içe olan tekkenin yola bakan cephesinde namaz. j.

bazen da evinin dış kapısı tarafından gelir. Gelen ziyaretçilerin bu talepleri kendi piyasasını oluşturmuş olacak ki. mürîdlerden birileri kıdemlerine göre.evinin iç kapısı bu avluya açıldığından namazlara bazen bu kapıyı kullanarak avlu üzerinden. Bende içeri havale ediyorum.279 Dergâha ait bu adab. 54 . 279 İlgili mülakata ait kayıt ses arşivimizde mevcuttur. namaz ve zikir ayinlerinde bayanlara tahsis edilmiştir. orada da görevler alındığı söylenmiştir. Demek ki ruhaniyetleri bir şey sezip de geliyorlar. Bahçeye girmeden önce bulunan küçük mutfakta. Ek 39. Ek 40. Erkek mürîdlerin uyku tulumları ile gece uyudukları mescidin277 ikinci katına dışarıdan bir merdiven ile ulaşıldığı için. özel görüşmelerini ve kabullerini yaptığı bu odanın kapısı ile mescidin kapısı arasında kalan koridor. hizmet sorumlularının uygulamalarında da müşâhede edilmiştir. civarda bu tür konaklama imkânın diğer köylere nispeten daha yaygınlaşmış olduğunu. Kompütere (!) ismi alındıktan sonra.278 Bayan mürîdler için geceleme ve abdest için evin bir katı ayrılmıştır. Mescidin doğu kapısı ise avlunun da doğu sınırını oluşturan banyo ve tuvaletlerin bulunduğu tarafa açılır. Mescidin doğu ve batı cephesinden iki kapı açılır. Türk asıllı Hollanda vatandaşı bir mürîdin söylediğine göre tekkedeki misafirlik süresi üç gündür. Uzun süreli gelen mürîdlerden bir kısmı ise Lefke Tekkesinin civarında kiralık evlerde ya da pansiyonlarda ikamet etmektedirler. Batı kapısının karşısında yaklaşık yirmi kişilik bir toplantı odası bulunur. Bkz. tekkenin bahçesine uzanır. her kabilenin her türlüsü geliyor. Buraya gelip bir saat 277 278 Bkz. Çeçen’i var. yaptığımız çeşitli ziyaretlerde müşâhede ettik. mutfak başı görevini ifa ederek avluda sabah ve akşam verilen yemeklere yardım ederler. Şeyh Efendi hangi kapıdan gelirse o tarafta kendisini ziyarete gelen mürîdler ile selamlaşarak kısa sohbetl erle ilerler. Boşnak’ı var. Arnavut’u var. şu ifadelerle özetlemektedir: “… Bunun içinde Ruslar’da var. onların ismi de resmi de beraber yetişir. Bu sürenin sonunda herkes günlük yapılan işlerden kendisine bir vazife alır. Macar’ı var. Nazım Efendi’nin görüşü. Dergâha gelen ziyaretçiler hususunda. Nazım Efendi’nin. Tekke dışında Nazım Efendi’nin olduğu söylenen bir bahçeden de mutfakta kullanılmak üzere meyve ve sebze yetiştirildiği için. 2011 yılında yaptığımız ziyarette.

Kendi kendine buraya kimse gelmez. Lefke dergâhında bulunduğumuz süre zarfında bu yapılan işleri gözlemleme fırsatımız da olmuştur. farklı bahçe ve mandıralardan da söz edilmiştir. kimileri çevrenin temizlik ve düzenlemelerinde. Eskiden büyükler öyle dermiş. Burunay Krallığı. Avusturya. 18. Mısır. 26. Bahreyn. s.dursalar tamamdır. Aynı eser. dergâhtaki ziyaretinin üçüncü gününü dolduran müridler yardımcı olmaktadırlar. Amerika. Şeyh Nazım-ı Hakkânî. 55 . ‘Eğer mümkünse beylik çeşmesinden su içme!’. maişeti için bir işte çalışmamıştır. günlük hayatlarını idame etmeleri için gerekli olan asgari giderlerin nasıl finanse edildiği hususu. 280 281 Kıbrısî. müridler için günlük çıkarılan yemekler haricinde yüksek maliyetli bir harcama görülmemektedir. dergâh hayatının bir diğer yüzüdür. İran. Almanya. Rızkımız. geliyor elhamdülillah. Kamu işinden hiç gelir elde etmediğini bildiren Kıbrısî. Lefke Dergâhında. Buna göre kimileri bahçelerde.”281 Ziyaretçilere sunulan ikramların dergâh civarındaki arazisinden ve bahçelerden mürîdlerin emek gücüyle elde edildiği ve bu bahçelerin. kimileri tarlada. s. Para pul istemeyiz biz. Bunun haricinde dergâha tahsis edilmiş. Dergâhta istihdam edilen daimi görevlilerin. Güney Afrika. Onları dışarıda bırakmayız. Katar. Cenab-ı Hakk’ın lütfu keremidir. pederinden tevarüs ettiği bilinmektedir. Kalbine verilir de gelir”280 Şeyh Nazım’ın ifade ettiği bu ülkelerin haricinde. Cezayir. İngiltere. Nijerya. hükümet lokması geçmedi. kimileri de mutfakta vazife almışlardır. Dergâh ve bahçe alanlarının kira giderleri olmadığını ve Kıbrıs ikliminde kışlık ısınma ihtiyacı için ciddi bir maliyet olmayacağını düşünürsek. Belçika. İspanya. yürüttükleri günlük işlere. Endonezya ve Malezya’dan müridler ile karşılaşılmıştır. Boğazımızdan hükümet parası. Çeşitli ülkelerden gelen çok sayıdaki müridlerin. Kayda geçmişlerdir. Hak Dost 4. Hollanda. Şeyh Nazım’a. maişetini nasıl kazandığını şöyle ifade etmiştir: “Burada her şeyimiz var.

kısa süreler için evinde kabul etmektedir.saltanat. ziyaretlerimiz süresince dergâhtaki müridlerin. Gerek kendisini ziyaret edenlerin.Mürşid . Bu malumatlar. Şeyh 282 283 Cuma Namazları ve Hadra. 1999’dan itibaren Lefke’deki dergâhından çıkmayan Kıbrısî.org/ 284 Tafsilatı için bu tezde bkz.Dolayısıyla bu harcamalar.282 2009 yılından itibaren Şeyh Nazım kendisini ziyarete gelenlerden. internette paylaşılmaktadır. rahatsızlığından dolayı 2009’dan beri namazlarının bir kısmını evinde kılmaya başlamış ve sadece Cuma Namazları için. talep üzerine birebir ve grup olarak özel görüşmeler de 2009 yılına kadar yapılmıştır. saltanat. Bununla birlikte. hayırsever müridlerin yardımları ile finanse edilebilecek bedelde olduğu kanaatindeyiz. Dolayısıyla Şeyh Nazım-ı Kıbrısî adıyla telif edilmiş kitapların bir kısmı. 1974 ile 1983 yılları arasında. hadra ve hatmelere daha seyrek iştirak eden Kıbrısî. zikirlerde ve özel sohbetlerde Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile birlikte olma fırsatı yakalarlar. zâkir başına teslim edererek istirahate çekilmektedir. Şeyh Nazım’ın sohbetlerinden derlenen ve tasavvuf anlayışına kaynak teşkil eden en temel eser. Mürşid konusunda detaylarını incelediğimiz bu anlayışa284 rağmen Kıbrısî. hutbe ve vaazlarından derlenmiş. Şeyh Nazım. bir kısmı ise müridleri tarafından Şeyh Nazım’a atfen yazılmıştır. “Tasavvuf Sohbetleri”dir. Eserleri: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin irşad mevzuuna yaklaşımından dolayı. 56 . www. paylaştıkları ifadelere dayanmaktadır. gerekse iştirak ettiği zikirlere ait video görüntüleri. mescidte görüşemediği müridleri. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/b. Kıbrısî’nin sohbet. Ziyaretçiler namaz vaktinde. www. bugün dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen mürîdleri tarafından ziyaret edilmektedir. mescide çıkmaktadır. Dergâhtaki namaz.org/ adresinden canlı olarak paylaşılmaktadır. Cuma namazlarından sonra yapılan hadranın başlatılması için asasını. eser yazmak yerine müridlerin terbiyesi ve yetişmesine zaman ayırmıştır diyebiliriz. kitap yazılmasını tamamen reddetmemektedir.283 k. zikir.

Şeyh Nazım-ı Kıbrısî el-Hakkânî’nin bir diğer eseri. Mehdi ve Deccâl gibi diğer konularındaki tasavvufi yaklaşımını ortaya koymaktadır. Nush Yayınları tarafından yapılmıştır. Serinin dördüncüsü. 2006 yılında Sistem Matbacılık tarafından yapılmıştır. diğer 2. eş-Şeyh Muhammed Nazım Hakkânî en-Nakşibendî adıyla müellif ismi belirtilen bir diğer eser ise. velî. Bu kitap tüm müridler tarafından anlaşılması için. genel İslamî hükümlere değinilmiştir. Bu eserin ilk baskısı 1983 yılında. “Ebediyete Davet”dir. Şeyh Nazım’ın 1998 ile 2006 yılları arasında yaptığı sohbetlerin bir kısmından derlenen diğer eseri. Bu seriden Hak Dost Sohbetleri1. Eserin ilk baskısı. Eserin birinci baskısı. tezimizde kullanılmıştır. “Müridin El Kitabı (Hand Book of Mureed)”dır.Nazım’ın yaptığı Türkçe sohbetlerden. Bu eser. Tasavvuf Sohbetleri adlı eserinin daha net anlaşılmasına vesile olacak bir çalışmadır. Türkçe olarak derlenmiştir. 3 ve dört serileri 1998 ve 1999 yıllarındaki Türkçe sohbetlerinden derlenmiştir. Bu hütbeler. ikinci baskısı 2008 yılında. dua ve zikrileri bildiren bu eser. Aynı eserin Bizim Yayıncılık tarafından da bir baskısı. Şeyh Nazım’ın genel olarak İslam telakkisini arz etmesi bakımından mühimdir. Yayınevi tarafından 2005 yılında basılmıştır. Derviş 57 . iman. bey’at. 2010 yılında yapılmıştır. Şeyh Nazım’ın sohbetlerinden derlenen ve tasavvuf anlayışını ortaya koyan diğer bir eser ise “Hak Dost Sohbetleri” serisidir. İslam. Sebil Yayınevi tarafından yayımlanmıştır. âlim. 1998 ile 2005 yılları arasındaki bazı Cuma Namazlarında irad ettiği hutbelerinden toparlanmıştır. mürşid. Müridin günlük olarak uygulaması gereken namaz. bir kısmı Arapça. 1997 yılında yapılan sohbetlerden. Şeyh Nazım’ın 1990’lı yıllardaki fikri ve ruhanî seyrine ışık tutan ifadeleri. Tasavvufî konulardan ziyade. “Cuma Hutbeleri” adındaki bu eserde. 2007 yılında Derviş Yayınevi tarafından yapılmıştır. Şeyh Nazım’ın sohbet. bir kısmı Türkçe ve anlamları İngilizce olarak basılmıştır. mürîd gibi tasavvufî kavramlara bakışını yansıtan bu eser aynı zamanda.

“Mercy Ocean (Rahmet Deryası)” adlı İngilizce kitaptır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Amerikadaki müridleri tarafından yazılıp. Haleb gibi şehirlerde yaptığı Arapça sohbetlerden derlenmiş ve şerh düşülmüştür. nefis murakabesi. Trablus. l. Müslüman kadınlar ve bayan müridleri için Kıbrısî. Müellifleri.285 Bu çalışmamız süresince yapılan ziyaretlerimizde de bu tür görüşmelere.org/müridlere tavsiyeler. saltanat. Şeyh Nazım’ın 1997-1999 yılları arasında. Zira gerek irşad ve hizmet faaliyetleri. 08/2012 tarihinde görüldü. ilk defa 1980 yılında neşredilmiştir.Şeyh Nazım’ın bir diğer eseri “Camiu’l-İrşadu eş-Şerif” adında Arapça bir eserdir. tay-i mekân. Mürîdlere Tavsiyeler: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin müridleri için hususi ve umumi birçok tavsiye ve telkinleri olmaktadır. Lefke Dergâhının internet sayfası üzerinden duyurulmaktadır. 58 . Şeyh Nazım’ın Lefkedeki Dergâhında satılan bu eserde. Hedieh Mirahmedi’dir. Şeyh Nazım’ın Amerika halifesi tarafından yazılmıştır. “The Healing Power of Sufi Meditation”dır. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî en-Nakşibendî’nin Öğretilerinden derlendiği belirtilen bu iki ciltlik eser. örtünme emrini hatırlatarak. Lefke Dergâhının girişindeki bir görüşme odasında tanık olunmuştur. Şeyh Nazım’a atfen yayınlanan ve kapağına Kıbrısî’nin fotoğrafı konulan bir eser. dünya. gerekse ticari ve sosyal hayatlarına yönelik mevzuların Kıbrısî’ye arz edildiği videolar mevcuttur. Bu tavsiyelerden umumi olduğunu söyleyebileceğimiz bazıları. hevâ. Nurjan Mirahmedi ve Dr. Eserin önsözü. saçlarını uzatmalarını tavsiye 285 www. Haqqani Yayınevi tarından Fanton’da neşredilen eserin ilk baskısı 2005 yılında yapılmıştır. tay-i zaman gibi konulara değinilmiştir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî tarafından şerh edildiği ifade edilen bir başka eser ise. yakîn. Beyrut. 2009 yılındaki neşri Haqqanians Yayınevi tarafından Pakistan’da basılmıştır.

gençlere. 288 Nazım Efendi’nin. Onlara kredimiz yok. Eskiden Hristiyan hanımlar. İşinizi büyütmek için dahi olsa borç almayın. borç ile iş büyütmeye girişenler.”286 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. yapılan telkinlerin detaylarıyla ilgilenilmeme yönündedir.”287 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Saç uzunluğu. erkeği kadından ayıran hassanın bıyık ve sakal olduğunu söylemiştir. Bununla birlikte günde 100 besmelenin de ihmal edilmemesi gerektiğini söylemiştir. Kıbrısî bu düşüncesini. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. 1986 yılında yaptığı bir sohbetinde tafsilatlı olarak izah etmiştir. Onlar korunur ve gözetilirler. Eskiden saçları topuklarına kadar uzun olan kadınlar. daha muteberdi. kadının güzelliğine delalettir. bizden himmet beklemesinler. akıl baliğ olduktan sonra.aspx. Ortadan ikiye ayırıp gamze (örgü belik) yapsınlar. Müslüman hanımlar iki gamze yaparak Hıristiyan hanımlar ayrılırlardı.org/Genclere-Nasihat-1532011. 288 http://saltanat.aspx. tek gamze yaparlardı. Kıbrısî. Bu tavsiyeleri esnasında namaza dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Böyle bir durum olmadığı halde. kadın da olsa gitmeyin. Tebliğe dayanır. Şeyh Nazım’ın tüm müridlerine yönelik yaptığı tavsiyesi. 59 . Bizim kelamımız değildir. Kendiliğinden zuhuratla büyümeye giden işler için. İşiniz kendi kendine açılırsa o başka. Kuaför haramdır. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur.etmiştir: “…Saçlarınızı kestirmeyin. tüccar. esnaf ve sanayici mürîdlerinin iş hayatlarına yönelik şu tavsiyelerde bulunmuştur: “Ayağınızı yorganınıza kadar uzatın. Kuaföre gitmesinler.org/Borc-Alma-6-Kâsım-2010. gece dışarıya çıkılmamasıdır. Peygamberlerinin ve Evliyanın sevdiği kadın.aspx. Saçlarını ahşap taraklarla tarasınlar. Fazlasına çıkarsanız biz karışmayız. evinde olan kadındır. 287 http://saltanat. genç bir müride bıyıklarını kesmemesini tavsiye ederken. 08/2012’de görülmüştür. Krediyle iş yapmayın. Allah’ın. irdeleyen müridlere.org/Butun-Musluman-Hanimlara-Nasihat-29-Ekim-2010. Kuaför erkek de olsa. Bakara Sûresi nde Ben-i İsrail’e emredilen bir inek 286 http://saltanat. evlenmeyi tavsiye etmektedir. bıyıkları kesmenin ayıp olduğunu. bizden destek vardır. Kendilerine yapılan telkinleri uygulamak yerine. nasihat isteyenlere bir tavsiyesi. Bu ölçüler ilahîdir.

nasihatin ittiba edilmesi için yapıldığını beyan etmiştir. Şeyh Efendi onunla evlen der. şübhesiz biz elbette doğruyu bulan kimseler (olur)uz. Mürîd sorduğu sualin yüküne tabî olur ve mecnun kadın ile meşakkatli bir evlilik hayatı yaşarken 2 çocuk sahibi olur. Bu hadiseye göre Şeyh Şeraffedin. Kıbrısî. mahallede avret yerleri açık gezen bir mecnun kadın vardır.” Bakarâ: 2/67-71. rengi sapsarı.290 Gürbetçi Müslümanlara ve bilhassa mürîdlerine. onun renginin ne olduğunu (da) bize açıklasın!’ dediler. bu (ikisi)nin arası (orta yaşta) bir sığırdır. 2010 yılında yaptığı bir sohbette. ne yaşlı ne de genç. ond a bir alaca yoktur. ne de (su taşıyarak) ekin sular bir sığırdır. haça tapanların olduğunu ifade ederek. kavmine: ‘Şübhe yok ki Allah. Binaenaleyh. (Mûsâ) şöyle dedi: ‘Muhakkak ki O (Rabbim) buyuruyor ki: ‘Doğrusu o. Benim bir ayağım çukurdadır… 289 “Yine bir zaman Mûsâ. vergi alacak değilim. nasihatın incelenmesi gereken fikrî yanları. bakanların hoşuna giden bir sığırdır. birincil derecede önemi haiz değildir. Sizden komisyon alacak değilim. işleri yok. Sohbete ait kayıt ses arşivimizde mevcuttur. “kiminle evleneyim sultanım” diye sorunca. onun ne olduğunu bize iyice açıklasın!’ dediler. namaza.’ Artık ne emrolunuyorsanız. (Onlar) ‘Bizim için Rabbine duâ et. Şeyh Nazım. Ne kârı var bize Avrupa’nın… Bizim nasihatımız Allah içindir. Ahlakları yok. size bir bir sığır kesmenizi emrediyor!’ demişti. Kusursuzdur.’ (Onlar tekrar şöyle) dediler: ‘Bizim için Rabbine duâ et. (Mûsâ) şöyle dedi: ‘Şübhesiz O (Rabbim) buyuruyor ki: ‘Doğrusu o.’ (Onlar) ‘İşte şimdi gerçeği getirdin!’ dediler. Gençlerimiz gidiyor. fakat nerede ise (bunu) yapmayacaklardı. Bununla berâber eğer Allah dilerse. 290 www. güçleri yok. Avrupa’da İslam’ın el uzatacağı kişi sayısından daha ziyade Anadolu’da. tesbihata devam etmelerini ve dışarıda yemek yememelerini tavsiye eden Kıbrısî. ne yeri sürmek üzere boyunduruğa vurulan. Dağıstan’da yaşayan bu iki çocuğun. Bunun üzerine onu (bulup) kestiler.saltanattv. bu tavsiyesinde bulunmuştur. 60 . Mürîdi.289 Bu düşünceden hareketle Kıbrısî. sevgileri yok.org/Arşiv/Audio/EdepBuKapıda(1986). (Mûsâ şöyle) dedi: ‘Şübhesiz O (Rabbim) buyuruyor ki: Doğrusu o. Oğlan çocukları haşhaş içmekten sapsarı kesilmiş. Anadoluya dönmelerini tavsiye etmiştir. bir müridine evliliği tavsiye eder. Şeyh Nazım bu hususun anlaşılması için Şeyh Şerafeddin ile müridi arasında yaşanmış bir hadiseyi nakletmiştir. yapın! (Onlar bu defa) ‘Bizim için Rabbine duâ et. İnsana benzer tarafları yok. onun ne olduğunu bize iyice açıklasın! Çünkü bize göre sığırlar birbirine benzer geldi. kızlarımız berbad oluyor.kurbanı misalini vermiştir. Kıbrısî Anadolu’da maddi ve manevi yatırımlara ihtiyaç olduğunu da belirttiği ifadeleri şöyledir: “Kendisini toparlayabilen kimse İslam ülkelerine dönsün… Zayi ettiğimizin haddi hesabı yoktur. edebleri yok. saygıları yok. orada bulundukları müddetçe temizliğe. şuan evlilik sırrına vakıf âlimler zümresinden olduklarını söylemiştir.

08/2012 tarihinde görüldü.org/tr_YurtDisinda_30-10-10_600.”291 291 http://saltanat.Anadoluda’ki Müslümanlar takviye bekler… Kazandıkları serveti Anadolu için sarfetsinler. 61 .

153-157.” Bakara: 2/46 . 9. Kitâbu’t-ta’rifât. Uludağ Süleyman. Kur’ân-ı Kerîm’de her âlimin sahip olduğu ilme göre diğer âlimlere üstünlüğü “Her bilenin üstünde bir bilen vardır.297 anlamlarında zikredilmiştir. ilim sahibi olarak bilen kişi. Allah’ın (cc). 297 “Onların içinden bir grup Hak ve hakikati bile bile gizlerler. c. 62 . İstanbul 2012. 124. age. 296 “… Kendilerine ilim verilenler için ise dereceler vardır. Lisânu’l-Arab. kendi zatını.”298 ayeti ile 292 İbn Manzûr. bilen. Kamûsu’l-muhît. 1140. ilim kelimesinin ism-i faîli olarak bir şeyi idrak eden kişi.292 İlimin manası olan idrak. s. bir şeyi hakikatiyle idrak etmek. Kamûsu’l-muhît. Arapça bir kelime olarak. ss. Kâşânî Abdulrezzâk. Firuzebadî Mecdeddin Muhammed b. Tah. Tasavvuf Terimleri Sözlüğü (TTS).293 Çoğulu ulemâ olan âlim ise. Keşşâfu’l-ıstılahâti’l-funûn ve’l-ulûm. sıfatlarını. bilmek. c. Dâru’l-Ma’rifet. 1140. vâkıf. İLİM-ÂLİM: Anlamak. 295 İbn Manzûr.295 Kur’ân-ı Kerim’de birçok yerde zikredilen ilim. hem iman gibi Allah tarafından bahşedilen bir atiyye.. Beyrut 1983. c. s. bir şeyin zatını bilmek ve o şeyin varlığına ve/veya yokluğuna ait kaide ve hikmetleri bilmek olarak tasnif edilmiştir. Curcanî Ali b. Tehânevî Muhammed Ali. cehaletin zıddıdır. isimlerini ve fiillerini müşâhede ettirdiği kimselere denir. Dâru’l-ihyâ. Dâru’l-ma’rife. s.296 hem de gayret neticesinde kesbedilen bilgi. s. Kâhire 1992.294 Ârif. Istılahâtu’s-sûfiyye. kavrayışı mükemmel. tanıyan. 149. 370-375. Yakub.2.. Ârif. anlayışlı. Mektebetu’l-Lubnan. Müessesetu’r-risale. 343. Muhammed eş-Şerif. Dâru’l-minat. s. s. s. âşinâ. Beyrut 2005. yakinen tasdik etmek. 1215-1219. 44. 293 Isfehanî Râgıb. el-Müfredât fi Garibi’l-Kur’ân. irfan ve marifet sahibi anlamlarına gelir. 298 Yûsuf: 12/76. 294 Firuzebadî. yakinen tasdik eden kişi manalarına gelmektedir. ss. 502 Beyrut Tarihsiz.İKİNCİ BÖLÜM ŞEYH NAZIM-I KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI 1. 9. Beyrut 1996. gibi anlamlar taşıyan ilim. Kabalacı Yay. İLİM VE MARİFET İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: a. Beyrut 1999.” Mücâdele: 58/11 .: Ali Dehrûc.

Avarifu’l-meârif (Gerçek Tasavvuf). “…Allah. 301 İsfehanî. 302 Kuşeyrî Ebu Kâsım Abdulkerim.bildirilmiştir. haşyet sahibi kişiler olarak bildirilmiştir.”304 hadis-i kutsisini delil gösteren Mısrî. “Allah’tan ancak âlim olan kullar korkar”299 ayetinde âlim. Beyrut 2001. bulunduğu kalbde iman. Semerkant Yayınları. Bu ilim. Ter. ilim sahibinin kalbine ilham olunan ve inzal edilen sekinettir. peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). Tah. gören gözü. onların diliyle ifade edilmektedir. Nazım Efendiye göre ilim. 1-2.301 Kuşeyrî’ye göre âlimler. kutsal 299 300 Fâtır: 35/28. Bursa 1984. 49-51.”300 ayeti bu bilgiye delalet eder. ss. ss. c. İlim ve Kültür Yay. Dâru’l-İbn Kesîr. Fiten. Sünen-i İbn Mâce. Ter. âriflerin dolaşmalarının bile Hakk’ın dolaştırmasıyla olduğunu söyler. Hususi ilim. müşâhedesiz. ilimdir. hususi ve umumî olmak üzere iki çeşit ilimden bahsetmiştir.. ilme yüklenen diğer manalar ehemmiyet arz etmektedir. Kalblerine şek ve şübhenin bulunmadığı.: Halil Mensuk. artışı olur. Dâru’l-kitâb elilmiyye. el-Müfredât. gözsüz. Meselâ Zinnûn-i Mısrî’ye göre ârif. onun işiten kulağı. s. ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn derecesinde olduğundan. 303 Sühreverdî Şihâbuddin. Âl-i İmrân: 3/179. İsmâil. Nazar ve istidlalle ulaşılan umumi ilime sahib olanlar. 214-215. Allah’tan hakkıyla korkan ve O’na şükredendir.. Umumi ilim ilme’l-yakîn derecesindeki bilgidir. Bu mahiyetteki ilmin doğruluğundan şüphe olmaz.: Dilaver Selvi. Tezkiretü’l-evliyâ. konuşan dili ve tutan eli olurum. ilimsiz. İstanbul 1999. habersiz. İbn Mâce Ebu Abdullah Muhammed b. Bu ilmin sahipleri. Haleb Tarihsiz. Bu düşüncelerine “Bir kulumu sevince Ben. gaybi müşâhedeler tecelli eder. Bu ilmin kalbine ulaştığı kişi. Fakat Allah. bu ilmi haiz kişileri ârif olarak tanımlamıştır.302 Sühreverdî. 190. Dâru İhyâu’l-Kutûbu’l-Arabiyye. Bu bilgi. Tah. Dolayısıyla lügavî manasının yanında. size gaybı bildirecek de değildir.305 Nazım Efendi’nin âlim veya velî tanımlamalarında temel teşkil eden kavram. er-Risaletu’l-Kuşeyriyye. yakîn ilmine sahip olanlardır.: Muhammed Fuad Abdülbaki. Rikak. Sahihu’l-Buhârî.303 Bazı Sufîler. ahiret âlimleridir. 63 . 344. Bu yüzden onların sözü Hakk’ın sözü olup. Süleyman Uludağ. 16. 38. dünya âlimleridir. Bununla birlikte sadece Allah’ın bildiği ve seçtiği peygamberlerine bildirdiği gayb ilimi vardır. Dimeşk-Beyrut 2002. kulu Allah(cc)’ın kurbiyyetine iten kuvvettir. 304 Buhârî Ebu Abdullah Muhammed b. s. 305 Attar Ferdüddîn. sıfatsız ve perdesiz olarak görür. Yezîd Gazvîniyyi.

31. bilimsel bilgiyi ve tekniği putlaştırırlar. “Kendilerine Tevrat verildiği halde onun yükümlülüğünü yerine getirmeyenlerin durumu. İlim olarak haiz olduğu tüm bilgilerle Yaratıcıyı tanıyan kişi ârif -i billah olan âlimdir. Dolayısıyla. kuru bilgi hamili halk arasında âlim olarak bilinse de âlim değildir. 308 el-Hakkânî. Aynı eser. Batıda bir Nakşî Cemaati. bilgi hamillerinin âlim olarak vasıflandırıldıklarını söyleyen Nazım Efendi: “Âlim. O ilmiyle masivayı ve yaratılmış her şeyi adedi ve hikmeti ile bilir. 309 Kıbrısî. onun ihtiva ettiği bilgiyi tanımazlar. 306 307 Atay. o bilgilerin hamilleri. imana muhalif olmayan bilgileri içerir. ezberlenmiş. s. ilmiyle amil olmayanlar. 185. kurbiyyete sevk olunurlar diyebiliriz.308 Bu düşünceyi tersinden okuduğumuz zaman. günlük hayatta kullanılan âlim tanımlamasından ayrılan.309 Şeyh Nazım’ın bu tanımlamasına dayanarak. profesör unvanına sahip dahi olsa cahildir. İmana muhalif bilgiler ilim olmadığı için.” der. insan idrakini Allah(cc)’ın kurbiyyetine itmez. Cuma Sohbetleri. Şeyh Nazım’ın âlim tanımlamalarında zımnen bulunduğu şüphesizdir. ilmiyle semavî bilgilere ulaşan bilim adamları ise. Kutsal kitaplarda bildirilen bu ilahî ilme zıt olan bilgi ve idrakler. Nazım Efendi’ye göre mahlûku bilmeden Hâlık(cc)’ı bilmeye yol yoktur. s. Hakk’ı bulamamıştır. ârif-i billah olan kimsedir. s. kula dönük yönünde her şeyden önce iman vurgulanmaktadır. Kutsal kitaplardaki bu bilgi ise. ilmi temsil etmemektedir. ilmin kuvvetiyle. 64 . Sonradan unutulacak olan. Nazım Efendi’ye göre. Şeyh Nazım’a göre.307 Başka bir ifadeyle Şeyh Nazım’a göre ilim. 185. ilmin kurbiyyete itici gücünden nasipleri yoktur. velî tanımına yaklaşan bir âlim anlayışından söz edebiliriz. kendilerine fayda vermeyen hayırları yüklenmesine rağmen.306 Nazım Efendi’nin tanımladığı bu ilmin. 310 Cum’a: 62/5. Dolayısıyla bu bilgiler. s.kitaplarda mevcuttur. Bu bilginin doğruluğuna inanmayanların. Sahip olduğu bilgi ile ilahî kudretin ve düzenin arasında bağ kuramayan. Bilim adamları. Tasavvuf Sohbetleri. Bu semavî olan ilme iman etmeyenler. bu ilme itibar etmedikleri için. 167. cennetten gelir. ciltlerle kitap yüklenmiş eşeğe benzer…”310 ayeti.

Muhammed. Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre. şu cevabı verir: “Maşallah hem sana. 1970’li senelerdeki Müslüman toplumların ictimaî durumlarını delil gösterilerek. teşhis. kâlden hâle dönüştürülmemiş ilim gibi değildir. Gazalî Ebu Hâmid Muhammed b. 5963. Birincisi. Arif-i billah olan hakiki âlimin hayatındaki marifet ilimi. c.Bununla birlikte. kendi hayatını düşünmeyerek. Mısır/İskenderiye’de karşılaştığı bir âlim. o ilmi içselleştirip geliştiremeyen kişilerdir. Hz. yaşadığı bir hadise üzerinden ifade etmiştir. İlahî kitaba muhalif olamayan ilim de iki şekilde ele alınmaktadır. Tasavvuf Sohbetleri. hâle dönüştürülmüş ilmin bir kudreti ve şerefi vardır. başkasının yüzündeki sinekle meşgul olması en büyük ahmaklık. Muhammed b. ss. tedavi ve ilaç ilimleri olmayan kişilerdir. Dolayısıyla her iki durumda da ilmiyle benlik dönüşümünü tamamlayıp.313 İkincisi faydalı ilimi bilmelerine rağmen. umum tarafından âlim olarak bilinen zatların. hidayete. hem o 150 bin âlime… 150 bin âlimin bulunduğu memleket. İhyâ-i ulûmu’d-dîn. Yahut verdiğiniz ilaçlar. Kıbrısî. toplumu da dönüştürmekten aciz kalmış bir kişi portresi çizilmiştir. 132. kulluğa ve iki cihan saadetine sevk etmez. s. bu halde mi olacak? Nerede sizin ilmî kudretiniz? Demek ki sıfırdır… 150 bin doktor! Yüz elli bin doktor olduğu memlekette bu kadar hasta olur mu? Demek ki sizin hiç tedavi ettiğiniz yok.”311 Şeyh Nazım’ın bu ifadelerinden iki çeşit ilim ve âlim tanımlamasına ulaşmaktayız. kendisi tabib zannedilen ancak. Kitâbu’d-duâ. Gazalî’ye göre başkasının düzelmesi uğruna kendini helak eden kimse gibi ahmaklardan sayılır. bu ilimle âmil olmayan. Sihir. İbn Mâce. Giydiği elbisenin cepleri yılan ve akrepler gibi öldürücü şeylerle dolu olan kimsenin. 1-4 (cüz1-16).1 (cüz 1). hepsi müddeti geçen ilaçlar. kişinin kendisini ve çevresini. elEzher’de 150 bin âlim var deyince Şeyh Nazım. Dâru’ş-şaâb. tılsım ve yıldız falları olarak saydığı ilimlerin yanı sıra hacet miktarının üzerinde talim edilen ilim-i zahirin makbul olmadığını belirtmiştir. Bu derecede ilimle uğraşanlar. Bkz. 313 İmam Gazalî bu manada ilmi farz olan ilimler ve makbul olmayan ilimler olarak tasnif etmiştir. İsa’nın şöyle dediği rivayet edilir: “Hepsi meyve vermedikten sonra ağaçların çokluğu ne işe yarar? Hepsi mürşîd olmadıktan 311 312 Kıbrısî. Şeyh Nazım’ın misalinde. Peygamber(sav)’in “Allah'tan faydalı ilim dileyiniz ve (sahibine) fayda sağlamayacak ilimden Allah'a sığının”312 tavsiyesinde işaret ettiği faydasız ilme sahip olanlar. c. faydasız ilim sahibi âlimlerdir ki bunların ilmi. taşıdıkları ilimlerde kuvvet ve kudret bulunmadığını. 3843. Hz. 65 .

Dolayısıyla hakiki ilmin kaynağı bakımından esas olan kesbî ilim değil. Bir sohbetinde.sonra. umumun genel olarak kullandığı âlim terimini tam olarak karşılamadığı için Nazım Efendi. dikkat çekmiştir. Book Two.”317 hadis-i şerifine atfen. 58. ne fayda sağlar”314 Nazım Efendi tarafından yapılan ilim yorumunu temel alırsak. vehbî ilimdir. “Ümmetimin en şereflisi Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyen ve onu yaşayanlardır. İslam Enstitülerinde eğitim görevlisi olan gayri-müslim profesörler ile Müslüman profesörler misali üzerinden izah etmiştir. 66 . 1/522. 102. velî kul anlamına gelmektedir. 314 315 Semerkandî Ebu’l-Leys. İz Yayıncılık. Ter. İstanbul 2011. ilmin çokluğu. Ancak bu anlayış. tatbik edildiği zaman şeref kazandırdığına. İbn Arabî Muhyiddin.”316 Ayetinin. bu anlayışa temel teşkil ettiği kanaatindeyiz. Yani vehbî ilim sahibi.315 İnsanları Allah(cc)’ı tanımaya ve ahiret saadetine sevk eden ilimleri bilenler ve bu ilimlerle benlik dönüşümleri yaşayanlar. Feyzu’l-Kadîr. Şeyh Nazım. nebevî ilim ve nazarî ilim şeklinde de tasnif etmiş ve ilmin zirvesi olarak marifeti göstermiştir. Mercy Oceans. 318 Kıbrısî (Qubrusi). Zira Allah iyilik yapan ve iyi kulluk edenlerle beraberdir. s. Kur’ân ilminin dahi. meyvelerin çokluğunu kim neylesin? Hepsi faydalı olmayınca. âlim kavramını velî ile ilintili olarak izah etmiştir. âlim ve velî tanımlamalarındaki benzerlik ve ayrılıkları. s. 317 Münavî. Şeyh Nazım’a göre İngiltere’deki İslâmî ilimleri okutan gayr-i Müslim akademisyenlerin.318 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. yaşadıkları ilmin ötesindeki vehbî hakikatlere ulaşırlar. Mesela İbn Arabî ilmi. 316 Ankebût: 29/69. Haqqani Publishers. 64. ıstılahta ilmin çeşitli tasnifleri yapılmıştır. Allah(cc)’a yakın olmuş. Ma’rifet ve Hikmet. gerçek âlim olan kişi. Tenbihu’l-gâfilîn ve bustanu’l-arifîn. “Bizim uğrumuzda cihat edenlere (çaba harcayanlara) şüphesiz yollarımızı göstereceğiz. hakiki ilmi haiz olduğu için âlim olarak nitelendirilmesi gereken kişidir. kesbî ilim sahibini âlim-i lisan. vehbî ilim sahibini ise âlim-i kalb olarak tanımlamaktadır. Pakistan 2009. Ter.: Abdülkadir Akçiçek. ss. akıl ilmi. âlimlerin çokluğundan ne fayda var? Hepsi olgun olmayınca. haller ilmi ve sırlar ilmi olmak üzere yaptığı tasnifin yanı sıra. Söz konusu yaklaşıma istinaden. 500.: Mahmut Kanık.

bildiğini yaşamayan. 21. s. 12. 323 Bistâmî Bâyezîd.. 325 www. 124 .321 Şeyh Nazım’ın âlim-i lisân ve âlim-i kalb tasnifinde ve ıstılahtaki ilim tasniflerinde “Ümmetim içinde en çok korktuğum kimseler.Görüntülü sohbet video arşivimize mevcuttur. s. Bu manada pozitivist bilgiyle kendisini dönüştüremeyen bir ilahiyatçı akademisyen ile. Tasavvuf Sohbetleri.325 319 320 Kıbrısî. sözüyle âlim fakat. Hakkâniyye yayınlarında. ilimleri ölünün ölülerden yaptığı rivayetlerden elde etmişler. Ancak Gayr-i Müslim profesörler.com/020909-msh-oakland-gssl-intro-noonecandenywhatawliyahsay. 24. Bunlardan birini (size) açıkladım. İbn Mâce. Bu hadisi-i şeriften hareketle. 67 . Tah. Dâru’l Karbu’lİslâmî. Fiten. zahir uleması arasında fark yoktur. Hayatı Eserleri Fikri.”324 rivayeti. Haz.Müslüman akademisyenlerden ilm-i lisan bakımından farkı yoktur.: Süleyman Uludağ. TDV Yay. evliyaların kalbine indiğini ve bu ilmin Peygamber(sav)’in ilmine nisbeten okyanustan bir damla gibi olduğu yazmaktadır. Hudûd. Oysa biz ilmimizi. Şeyh Nazım’ın ilm-i zahir ve ilm-i batın anlayışında etkili olduğu şüphesizdir. 67. 1994.”322 hadis-i şerifinin etkili olduğu şüphesiszdir. 42. ledunnî ilim olan ilm-i kalb bakımından mukayese edildiklerinde gerçek ilim sahibi olan evliyalara müşterek olamazlar. 61. İsâ . Zühd. video arşivimizde mevcuttur. bu ilmin Hakikat-i Ahmedîyye’den. veliler olduğunu ifade etmişlerdir. Diğerine gelince onu meydana çıkaracak olsa idim şu boğazım kesilir. Ank. kalbiyle câhil olan münâfıklardır. Bu hadis. 59. 2008 yılına ait bu sohbet. “Hiç bilen ile bilmeyen bir olur mu?”320 ayetini delil getirmiş ve ayette de zikredilen bilenlerin (âlimleri). Câmiu’l-kebîr.sufilive.com/video/archive/100808-signs-of-the-knower-in-Allah. Bu anlayışa ıstılahta temel teşkil edecek görüşünü Bâyazıd-ı Bistâmî şöyle ifade etmiştir: “Miskinler. 324 Buharî. Zühd. Zümmer: 39/09. Hudûd. Hakkâniyye Dergâhlarında. ilimle alakalı sohbetlerde sıkça tekrarlanmıştır. 319 Bu manadaki âlimlere Kıbrısî’nin vekilleri. Kıbrısî’nin ilahiyatçı akademisyen ile zahir uleması arasında yaptığı mukayesenin manası daha açık görülmektedir.sufilive. İlim. 321 www. 322 Tirmizî Ebu İsâ Muhammed b.: Beşşâr Avvâl Ma’rûf. Beyrut 1996. Ölümsüz Diri’den almış bulunuyoruz ”323 Ebu Hureyre(ra)’nin “Nebî(sav)’den iki kab (dolusu) ilim belledim.

326 Hz. hal ü şanından bildiriyoruz. yine Peygamber(sav)’in sözlerinden. Hızır(as)’a verilen ledunnî nimeti anımsatmaktadır. Şeyh Nazım’a göre Hz. 112. Peygamber(sav)’in Taif’te ve Uhud Gazvesinde yaralandığında ettiği duayı. Evliyalar. nazarı Peygamber(sav)’den almadır. onları mazur görür. Bu yön peygamberlerde daha ağır basar. Kendilerine malik değiller. 33. 68 . Bu nimet ise Kıbrısî’ye göre ayrıcalıklı bir keyfiyettir diyebiliriz. onlara merhamet eder. Yani halka halk gözüyle bakan. Mekke’nin fethinden sonra Mekkeli müşrikleri af etmesini misal getirerek. 328 Bistâmî. onlar için Hakk’a giden yol olur.e. bu kadınları ümmetimin kadınları olarak tabir etmiştir. Peygamber(sav)’in sıfatı ile vasıflandırmaktadır: “Demek ki Peygamber(sav)’de ilim gözünün sertliği yokmuş. s. Sonra biz.”327 Hakikat ilmine vakıf âlim. Allah (cc)’ın velî kulları ise insanlara hakikat gözüyle baktığı için onları mazur görür. Hayatı Eserleri Fikri. 32. Onu nereden icat ettin derlerse. velî ile mukayeseli olarak farklarını ifade etmiştir. onları Allah(cc)’tan uzaklaştırmış olur. Aynı eser. Tasavvuf Sohbetleri. s.. Buna göre kim halka ilim (zahir ilmiyle) ile bakarsa. s. Peygamber(sav)’in örtünmeye uygun giyinmeyen Müslüman kadınlarına olan hitabı misal verilmiştir.328 Yine bu hususla ilgili olarak.Nazım Efendi. Mesela âlim. yani velî kulda doğal olarak bir arada bulunan merhamet. evliyalar mazur görür dedik. Kim halka hakkikat (sufî) gözüyle bakarsa.329 326 327 Kıbrısî. Peygamber(sav). bu kabahatleri onlara yükler ve onlara buğz eder. 329 Kıbrısî. Hz. insanlara ilim gözüyle baktığı için onların kabahatlerini görerek.g. örtünmeye uygun giyinmediği için tekfir edilmediği bildirilmiştir. onlardan nefret eder. şu cümleler ile evliyayı. Ledunnî ilim sahiplerinin ayrıcalıklı keyfiyetlerini Bâyazıd-i Bistâmî. 100. a. s. zaman z aman halkın tanımladığı mânâda da kullanarak. Şeyh Nazım’ın anlayışına temel teşkil edecek bir terminoloji ile ıstılaha kaydetmiştir. Bu misalde ahir zamanda yaşayacak Müslüman kadınların. yakinen bilmiyorlar diyerek onlara şefkat gösterir. halka Halik’ın gözüyle bakan. velî ile aynı manada ifade ettiği âlim kelimesini.

olmayana karşı merhamet gerektirir.330 Dolayısıyla nakiller içerisinde. cehennem ehli kulların ahirette ateşe atılmasındaki mana ve hikmete Kulluk Makamı (Âbid) Konusunda değinilmiştir. kendinde bulunan imanın.. Bu açıdan bakıldığında. 332 Kıbrısî. Eş’as es-Sicistânî. yaratılış akidesine kadar genel tasavvuf anlayışıyla ilgili olarak ele almak gerekmektedir. Farklı bir nakli için Bkz. kula karşılıksız verilmiş bir hediyedir. Şeyh Nazım’ın bu anlayışı. Cennet 52. Kıbrısî tarafından tercih edildiği görülmektedir. onları işledikleri günahlardan vazgeçirmek için gayret etmek ve dua etmek gerekir.Söz konusu hadisle ilgili farklı nakiller vardır. s. kendine hediye olarak bahşedilmiş iman ile başkasını hor görmez. Yani. bu kadınların Cehennemlik oldukları haber verilmiştir. Dolayısıyla Allah dostları. Ebu Davud’un eserinde bildirilen rivayete göre. Riyad Tarihsiz. Bu sırlardan birine göre insanların hepsinde rablik ilan edebilecek derecede. Kendi derinliklerindeki gizli şirkin en küçük zerrelerini temizlemeye çalışır. takdir-i ezelî ve lütfu ilahî olması hasebiyle. ucub. Sünen-i Ebu Dâvud. iyilik ya da kötülüğün zahiren tayin edildikten sonra. 303. yevmu’l-ezel anlayışından. 331 Kıbrısî’ye göre evliyanın bir vasfı da miracdaki sırları bilmektir. günahlarından dolayı tekfir etmek yerine. Milsan Basın. zımnî olarak hak edildiği anlamına da gelmektir. 112. Yersiz 1982. Bu hediyenin kimlere ne şeklide dağıtıldığı hususunda sorgulama ise kulun edeb sınırını aştığı yerdir. Ancak onlar cennete giremez.333 Dolayısıyla iman gibi önemli bir atiyyeye sahib olmak. gizli bir şirkin bulunmasıdır. o imana sahip olmayanlara merhamet eder. Mirac bahsinde de değinildiği üzere evliya. karşılığı ödenmemiş bir atiyye.332 Nazım Efendi’nin bu düşüncelerindeki temel anlayışı. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/Mirac Konusu. Bkz. Bu tercihte ise. Bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. Mektebetu’l-marife.: Muhammed Nasıri’d-dîn Albânî. cennetin kokusunu bile alamazlar. Tah. Ancak bu rivayette haber verilen kadınların. kulun dünya hayatında iman dairesinde olması. 69 . kucaklayıcı manaları bulunan hadislerin. Müslüman olup olmadıkları cümle kuruluşunda belli olmamaktadır. aynı zamanda. İman hediyesi verilmemiş kullara gadap ve buğz ile yaklaşmak. s. Tasavvuf Sohbetleri. 333 İman ve küfür gibi ezelde yapılan bir rızk taksimine rağmen. sadece o kula mal edilemeyeceği ile ilgilidir. Gümüşhanevî Ahmed Ziyâüddin.: Abdülaziz Bekkine. Allah(cc)’ın zâtı gibi sorgulanamaz mahiyettedir. Kıbrısî’nin söz konusu yaklaşımının etkili olduğu şüphesizdir. Müt. faziletli davranış işleyen kul da yüceltilmez. fakat çıplak birtakım kadınlar olacaktır. Ramûz el-Ehâdîs. gadap ve 330 Ümmetimin son dönemlerinde giyimli.331 Nazım Efendi’ye göre Müslümanları. Ebu Dâvud Süleyman b. Bu ise kulda kibir. sahip olduğu imanı bile kendine atfetmediği için. Yani nasıl haram fiil işleyen bir kul hemen tekfir edilemez ise. Libas. 125.

Şeyh Nazım bu düşünceleri. Misvak kullanınız!”337 diyerek. 339 Tâha: 20/50.Sır Konusu. 70 . Peygamberlerin varisleri olan evliyalar. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. s. meleklere ve cinlere kıblegâh olurken. tafsilatlı değildir.335 Bu ilim peygamberlerin ilmi olduğu için onlar. nefislerin ve şeytanın kullara işlettikleri kötü fiillerdir. Yersiz Tarihsiz. 337 Bendî. ledunî ilimlerden ve bu ilimlerin beraberindeki engin merhametten zuhur ettiği görülmektedir. Allah(cc)’ın el-Hakîm ismiyle izah etmiştir. Tah. Dolayısıyla bu tavırlar. hikmetin gerektirdiği şeyi vermekle “hakim” diye adlandırılabilir… Demek ki hikmet ehli için bu âlemde. Ancak Allah(cc) bu konuda insanın ihtiyarını serbest bırakmıştır. iblis kovulanlardan olmuştur. inanmayanlara karşı peygamberane tavır takınırlar. Kıbrısî. hidayetleri için uğraşırlar. ss. 338 Kıbrısî. Aliyyu’l-Muttakî Alâddîn b. Dolayısıyla ıstılahta bu anlayışı ihtiva eden görüşler. Bu açıklamaya göre Şeyh Nazım tarafından kerih görülen. İşte insan da ancak. kişiler değil. insanlar harama düşmezler. 638/1240)’nin şu ifadeleri. c. Suçu kendine atfeden Âdem.Mirac. 26207. bu sırrı ve hikmeti haiz oldukları için. ehl-i küfüre merhametle bakarlar. Şeyh Nazım’ın görüşünü anlamak bakımından mühimdir. Tasavvuf Sohbetleri. Hüsâmeddîn.334 Âdem ile azazil (iblis) bu noktada birbirinden ayrılırlar. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. Peygamberimiz(sav). 334 335 Bu tezde bkz.: Bekir Hayyâbî. başkalarında zahiren görünen hataları bile kendine izafe etmeye yönelmiştir. 112. “Allah Teâlâ’nın ‘Her şeye yaratılışını veren Rabbinizdir’339 sözü de Hakîm isminden meydana gelmiştir.Veli-Evliya. Hak Dost 4. 90. 336 Ayrıca bu tezde bkz. Makamlar ve Seyr-i Sülûk ile İlgili Kavramlar/Mürşîd. Müessesetu’r-risâle. 9. Bu mevzuda Muhyiddin-i Arabî (v. Bu düşünceye göre. Kenzu’l-Ummâl fi Sünen-i’l-Egvâli ve el-ef’âl. Allah(cc) hükmetmedikçe. söz konusu ilgiyi açıklayıcı mahiyettedir.şirk gibi potansiyel günahlara işarettir. “Bana ne oluyor ki. 113.336 Bu tavırlarda Mü’minlere zirve derece model teşkil eden ve usve-i hasene diye tabir edilen Hz.338 Allah(cc)’ın el-Hakîm isminden dolayı insanların hatalarını mazur görmek mevzuundaki ifadeler. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. İnsan ihtiyarını şeytanın ve nefsinin telkinlerinden yana kullandığında günahlar işlenmiş olur. sizleri dişleri sararmış ve ağızları kokuyor olarak görüyorum.

“Gözünü açıp kapamadan ben sana onu (kraliçenin tahtını) getiririm dedi”342 Dolayısıyla bu mahiyetteki ilmin. Kıbrısî. Cilve-i Rabbânîlerdir. Peygamber(sav)’den itibaren bugüne kadar sahabeler ve mürşidler aracılığıyla gelen nûrdur ki o. isterse velî olarak adlandırılsın. Şeyh Nazım’ın bu konudaki tabirlerinin geneline göre âlim olarak nitelendirilen zât.341 Allah’ın nûru başlığında detaylarıyla incelediğimiz üzere bu nûr. hayrı izhar eden bir sayfa olduğunu görür. bu konuyu. idrakte belli bir kemale ulaşmamış kişilere anlatılmaz. hikmet ve marifet kavramları belirleyici olarak karşımıza çıkmaktadır. Hakikat ilmine vakıf âlim. Bu şereften dolayı hikmet ilimleri. Böylelikle şerri izhar eden kullarda gördüğü. Bu noktada ilm-i lisanı ve ilm-i kalbi temyiz etmede. onlara bizim ilmimizden 340 341 İbn Arabî. aslında velî olandır. Nazım Efendi.”340 Bu ifadelerden hareketle Şeyh Nazım’ın söz konusu anlayışı şöyle ifade edilebilir. s. Bu hikmetlere bakınca şerrin dahî. Nazım Efendiye göre. Hakiki ilmin kuvvet ve kudreti. kulluk makâmında bulunan. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den (1407/1973) naklettiği şu cümlelerle ifade etmiştir: “Bize bir dinleyecek kimse gösteriniz de. ss. 342 Neml: 27/40. irfan. Bu kimse halk arasında ister âlim. 71 . Şeyh Nazım Efendi’ye göre hakiki ilmin şerefi vardır. tanımına bağlı olarak. Çünkü kesin delile. yani hakiki âbid olan kimselerin kalblerine Kur’ân’la inen ve Hz. kıyamete kadar yeryüzünde bulunacaktır. onlar Allah(cc)’ın veli kullarıdır. Marifet ve Hikmet. 31. Nazım Efendi’ye göre bu kulların kalblerine nûru Nübüvvetten nûr tahsis olunur. yine ilim. yani Kur’ân’a göre kendisine ilim verilen zat. Bu durumdaki tavrını yine şeri’at-i Muhammedî belirler. âlim ve ârif gibi kavramlar tanım kazanmaktadır. yaratılıştaki hikmetleri de görür. Onları meşru yollarla hayra davet eden bir siyaset izler. Tasavvuf Sohbetleri. hakiki ilimleri bilmede.Allah’ın kulları için koyduğu meşru yollarla bir siyaset söz konusudur. 173-176. Süleyman Peygamber’in(as) Belkıs ile olan hadisesini haber veren ayet kadar yücedir.

sezgi.e. Allah(cc)’ı bilme. Allah(cc) bilgisi anlamına gelmektedir. Cürcanî. bir şeyi tefekkür ederek. hakikati anlama ve şuur halidir. s. sağlam görüş. 154. bilme. a. hikmet ve edeb ile ilgileri müstakil başlıklar altında incelenmeye çalışılmıştır. s. manevi ve ilahi hakikatleri tadarak elde ettikleri bilgi ve irfan ıstılahî olarak yine marifet olarak tanımlanır. 837. Firuzebadî. Firuzebadî. marifet. 836. a. bilmenin mahiyetine göre anlam kazanmaktadır. el-müfredât. s. idrakin cüz’i ya da küllî olmasına göre de ilim ile marifet tanımlaması yapılmıştır.g. kavrama. 343 344 Kıbrısî. Sûfilerin ruhâni halleri yaşayarak. s. İlmin daha net anlaşılması ve marifet. Marifetullah. Bizi dinlemeyen bir kimseye bir söz söylediğimizde. bileşik ve çok yönlü ise ilim. basit ve tek yönlü ise marifet olarak tanımlanmıştır.”343 Şeyh Nazım. Bilmenin basit ya da bileşik olması. birleşik ve çok yönlü de olabilir. Bu manada bilme. 133.344 Bu bakımdan “ilim” kelimesinden manaca farklılaşır. marifet.1. 345 Isfahânî. Bu manada bilmek basit ve tekyönlü olabileceği gibi. Bununla birlikte. hikmet ve edeb kavramlarından temyiz edilmesi gayesiyle ilmin. 72 . kulun Allah(cc)’a yaklaşmasında ilmi. Kamûsu’l-muhît. Hakkı isim ve sıfatlarıyla bilip. 1583. görüp yaşayıp tadarak elde edilen bilgi olarak da tarif edilir. 346 Tahânevî.. Tasavvuf Sohbetleri.söyleyelim. biz o ilmi zayi etmiş oluruz. anlama. İlim ve Marifet İlişkisi: Marifet lügatte. tasavvur veya tasdik yoluyla olan kesin bilgiye denir. 331. ma la-yânî yapmış oluruz. idrâk etmek ve aklın şehadetiyle nefsin istikrar kazanması demektir.345 Mutlak idrak olarak da tanımlanan marifet. s. Ta’rifat. Ayrıca lügatte. s. hikmet ve edeb gibi kavramlarla beraber zikretmiştir. Marifet Allah(cc)’ı tanıma konusunda kesin bilgi.346 Istılahta marifet. c. bilinen şeye yönelen ve bilinen şeyden sadır olan işlere bağlıdır. hakikate vâkıf olma. iç tecrübe. Keşşâf. 2.

Abdülbâki Surûr. İman nûr. Anka Yay. 73 . s. bir Hakk vergisidir. 486.347 Tasavvuf ıstılahında âlim ve ârif tanımlamalarında belirleyici olan ilim. Meselâ Kuşeyrî’ye göre ilimle kâim olan âlim ile. Hakk’la kâim olan ârif arasındaki fark. er-Risâle. Allah(cc)’tan başkasını müşâhede etmeyen. Ebu Nâsır es-Sirrâc. el-Lumâ. İstanbul 1999. Istlahatu’s-sufiyye. el-Lumâ. s. 154-164.g. Mü’minin kalbi zikr-i ilahî ile mutmain olurken. 247. ss. Necmettin Bardakçı. zatını. 348 Uludağ. Allah(cc)’ın. marifet. Allah(cc)’ın bilinmesi “ilim” olarak nardır. 351 Tusî.e. s. esmasını ve fiillerini gören kişidir. 124. kalbi Hak için ayna olan. 348 Allah(cc)’ı tanıma eylemi ise “marifet” olarak tanımlanmıştır.78. İbn Meserre.352 Arif.g. 38 . Ma’rifet ve Hikmet. 38. 353 Kaşânî. a. Tah. merhametlidir. gönüldeki vecdtir. ss. ss. sıfatlarını. Ethem. tanımlanırken. 354 İbn Arabî. Hakk’ın hükmünden bir şey cereyan eder. daima Rabbinin emirleri üzerine olan.: Abdulhalîm Mahmud.350 Dolayısıyla mü’min Allah(cc)’ın nûru ile bakar.: M.sonra muameleleriyle Allah(cc)’ı tasdik etmek. nur sahibidir. marifet keşfolunur. TTS. kalbine hakkı da bâtılı da sokmayandır. sonra ilimleriyle bilirler. s. ârif Allah(cc) ile nazar eder. 342-343. Hakk’ın vechi açılır. ârif in kalbi Allah(cc)’tan başkasıyla itminan duymaz denilir. Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözcüğü (TTDS).. marifet İman. s.354 347 Kâşânî. Mısır 1960. önce bir şeyi tanır. 349 Tusî. İstanbul 2004s. genellikle irfan ve marifetle birlikte ele alınmıştır. ss.. 352 Kuşeyrî. şöyledir.353 Arif. 350 İbn Arabî. âlimlerin ayrıntısını bilmediği.. Bundan sonra Hakk ehline. 236. bazı sufîlerin irfan tanımı ile benzeşmektedir.349 Ona ancak ibadet ve taatlardaki ihlâs ve takvâ ile riyâzet ve nefis tezkiyesi ile nâil olunur. Âlimler. Denilmiştir ki marifet. Mektebe lemisnâ bîgidâr. el-Müntekâ. Cebecioğlu. 363-364. Ter. Hak ehli sûfîlerin üzerinde. eşyayı kendine sığdırır ancak. şahit olduğu her şeyde. ahlâktaki kötülükleri gidermek ve kalbine sahip olmak anlamlarına da gelmektedir. eşya onu kaplayamaz. a.e.351 Marifetin bu tanımı. İnsan Yay.. 101. Kur’ân’nın taşıyıcısı olan arif. Dâru’l -kutubu’lhâdîs. ihsan-ı ilâhi.

tevbe eden kişi muteriftir (itiraf eden).aspx.Hakkâniyye’nin resmi internet sayfasında irfan. Ârif. Ebediyete Davet. 355 356 http://www. 357 Marifete kul. taşınmadan. 64. O’na ibadet eder. kendi varlığında fani. olgunluk bakımında en yüksek özelliklere sahip olarak gördükleri ârifi. yaşadığı her hadisenin Fâil-i Mutlak(cc)’tan olduğunu. Bundan dolayı ârif. gafil. hikmet ve marifet. 361. edep ve hikmetle Marifet düşüncesi tasavvufî düşüncenin en zirve noktasını gösterir. aynı zamanda. edep ve hikmetle beraber anılan marifet. Allahü Teâlâ’ya cehennemden kurtulmak veya cennete girmek için değil. şirk-i hafî sahibi). İbadeti ve kulluğu en tabi bir görev bilir. isimlerini ve fiillerini müşâhede ettiği kimse olarak tanımlanmıştır.356 Edep. Ârif. buna sahip olan kişiye ârif veya ârif-i billah denmiştir. Âlemde görülen tesirleri vasıtalara bağlayan kişi. 358 Uludağ. Arif Md. 74 . 357 http://saltanat. duraksamadan bilen ve tüm hadiselerden razı olan kişidir. sufîler arasındaki anlayıştan farklı değildir. el-Hakkânî. Bu tanımlamaların anlaşılmasında. Yani edep ve hikmet sahibi olunmadan marifet sahibi olunamaz ancak. Zamanla sûfîler. Şeyh Nazım’a göre.. Ârif. 3. daha sonra bu halini idrak ederek. ilk anda öfkelenme gibi. ulaşılır. Çelebi’ye göre bu hadiselerden gâfil olan. Cenab-ı Hakk’ın. akılla elde edilmez. Süleyman. ruhâni hallerle manevi ve ilahi hakikatleri tecrübe etmek ve vasıtasız bilgi elde etmek olarak tanımlanmıştır. Şeyh Nazım’a göre evliyanın hususiyetlerindendir. 933/1532)’ye göre ârif. ruhâni gücün idraki ile marifete varılır. c. s. hiçbir karşılık beklemeden ibadet eder. Allahu Teâlâ’nın kendi zatını. rızaya muhalif hal zuhur eden. sıfatlarını. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur.355 Şeyh Nazım’ın marifet anlayışı. Hak olmasından dolayı. s. Marifet için aklın aciz kaldığı yerde. Hakk ile bakidir.com/?page_id=2072. tamamlayıcı olan bir diğer kişi ise müşrik-i hâldir (dalgın. Bu üç hususiyet içerisinde en üst makâmda elde edilecek olan marifettir. Genellikle ilim. Bu yoldan elde edilen bilgiye marifetullah. (08/2012’de görüldü).naksibendihakkani.358 Lamî Çelebi (v.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. âbid ve zâhidlerin aksine dünya i le birlikte âhireti hedeflemeyen kişidir. düşünmeden. abid ve zâhidden üstün tuttular. TDV İA. marifet sahibi olmadan edeb sahibi olunabilir.

daha açık görülmektedir. Kıbrısî’nin ilim ve marifet mevzuundaki görüşü. huzur ve fenâ makâmlarını ikmal eder. Üçüncüsü. Şeyh Nazım adına yazılan ve Hakkâniyye yayınlarında yer alan bir eserde izah edilmiştir. s. Bunlardan birincisi olan hakikatler ilmi. Fena makâmında olan mürîd ise. yedi şeyi bilmekle olur. 71. hayal âlemine ait ilim. ilme’l-yakîn makâmındaki bilgilere haiz olurken. âlemdeki noksanlıktır. Düşünsel olarak kul hakiki varlığın maddî varlık değil. Rabıta ile desteklenen bu nefis mücadelesinden sonra. Şeyh Nazım’ın marifette yüklediği anlamın. şeri’atin bildirdikleriyle ilgili olan ilim. hakke’l-yakîn makâmındaki tecrübeleri edinir. 361 Aynı eser. Dördüncüsü Allah(cc)’a layık bir mükemmellik ve bu mükemmelliğin insan idrakindeki noksanlığına dair ilimdir. bu tecellilere göre değişen hallerine ait ilmidir. Sufi Meditation. huzur makâmında olan. insanın kendisini tanımasıyla ilgili olan ilim. ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn makâmlarıdır. 75 . sıfatlarına. hakikatler ilmi. Abdurrahman. mürşîd rehberliğinde kendini tanımasıdır. Mirahmadi. muhalefet bu dünyanın hakiki olduğu algısına karşı olur. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Allah(cc)’ın kendini kullarına tanıttığı ayetleri ve peygamberlerin getirdiği ilimleri kapsar. ilme’l-yakîn. Bu eserde. s.müşrik-i hâl olarak tanımlamıştır. Allah(cc)’ın zatına. fiillerine delalet eden isimlere ait ilimlerdir. ruhanî varlıkların zuhur ettiği bedenler âleminin 359 360 Camî. Hakkın tecellisi ile ilgili olan ilim. Allah(cc)’ın tecellisi ile mütessir olan tüm varlığa ait kudsî ruhların. ayne’l-yakîn makâmındaki tecrübeleri edinir. Bunlar. muhabbet. 36. İnsan âlemin kapsamına girdiğinden. sâlikin ilmî tekâmülünü ve marifet derecelerini gösteren üç makâmdan bahsedilir ki bunlar.359 Bu yaklaşımları göz önünü aldığımızda. Bu marifet aşamalarının herbirinde sâlik. bütün âlemin ibadetlerini kendinde toplayan insanın. Altıncısı. Beşincisi. s.360 Bu makâmlar mürîdin amel dünyasına yansımaya başladığında ilk olarak nefsin hevâ ve heveslerine muhalefet gözlemlenir.361 İbn Arabî’ye göre seyr ü sulûk ile elde edilen marifet. İkincisi. varoluş içindeki mükemmellik ve noksanlık ile ilgili olan ilim. 31. ilaçlar ve hastalıklarla ilgili ilimdir. tazammun ettiği ıstılahî manalar. Yani muhabbet makâmındaki mürîd. insandaki noksanlık. ruhanî varlık olduğunu murakabe ile kabul eder.

aynı zamanda. 371 Mukâtil b. s.367 Kur’ân’daki emir ve nehiylerden oluşan nasihatlar. insanların sözlerinde.. ss. söz ve davranıştaki isabet ve her şeyin en mükemmeli anlamlarına gelmektedir. kötülükten korumak ve adaletle hüküm vermek anlamındaki “ha-ke-me” kökünden türemiştir. Kendisiyle amel edilen bilgi neticesinde. Suretler ilimidir. 368 “Size indirdiği Kitap'tan ve Hikmet'ten. Sâd 38/20.368 insanların fehmi yani anlayışı.366 Kur’ân-ı Kerîm’in kendisi. a. 1095. Berzah âlemine ait ilimdir. c.g. onun varlığının ve mevcudiyetinin beşerî kader içindeki yerini idrak etmektir.365 Hikmet kelimesi. s. 364 Firuzebadî. tecrübe ile kazanılan doğru bilgi. Marifet ilminin bir diğer hususiyeti ise.” Bakara: 2/231. mü’minin arınmışlık mertebesine nisbeten ulaştığı hakikat bilgisidir..” Enbiyâ: 21/79. Bu açıdan marifet.362 Özetle Şeyh Nazım’a göre marifet. Çünkü marifet. varlıkların hakikatini kavrama olan hikmet ilimlerini ve bu ilmin getirdiği zâhiri ve bâtıni edebi de ihtiva eder. s.1. 76 . İlim ve Hikmet İlişkisi: Hikmet kelimesi. Yedincisi. 96. ss. ss. Kamûsu’l-muhît. Süleyman.ilmidir. 367 “Rabbinin yoluna hikmet ile çağır” Nahl: 16/125. 85-154. 366 “Ona Kitabı öğretecek…” Âl-i İmrân: 3/48.” Nisa: 4/54. 365 Cürcanî.363 Adalete. ilime ve hilme esas olan nübüvvet ilmi olarak tanımlanan hikmet. el-Müfredât. İsfehanî. Kur’ân Terimleri Sözlüğü.2. Bu bilginin özelliği vehbî olması ve hakikate ters olmayan kesbî ilim ile çelişmemesidir. İstanbul Tarihsiz. 126-127. Hakka uygun düşen kelam. 370 “Biz Âl-i İbrahim'e Kitap ve hikmet vermiştik. 128. Hakk kelamı ve Kur’an ahkâmı manasına gelir. Marifet ve Hikmet. a. 338340. el-Bakara 2/251. Kur’ân ayetlerinde.371 362 363 İbn Arabî. Meryem 19/12. hallerinde olan hastalıkları ve tedavilerini bilmeye dair ilimdir. hikmet ve edepden üstündür. peygamberin vaaz ve irşadları. Al-i İmrân 3/48. İsfehanî. ıslah etmek üzere menetmek. 369 “Her birine hüküm vermiştik..e. Ta’rifat. en-Nisâ 4/ 113.369 nübüvvet370 gibi anlamlarda meal edilmiştir. fiillerinde.364 Eşyanın hakikatini bilmek. İşaret Yayınları. ihtiva ettiği ilmin doğrudan Allah(cc)’a dair olmasıdır.

Tah. dünyayı terk etmiştir. 135. TTDS.374 Nazım Efendi’ye göre hikmet. Yani görünen her bir surette. bir sözde ilk anlaşılan mana ile yetinmezler. nesnelere ait hakikatlerin dış âlemde (afakta). Kâhire Tarihsiz.: M. O’na göre hikmet sahibi kişi. hakikatler de suretlerden daha fazladır. 1137/1713). 74. İz Yay. Haz. a. Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş (Varlığın Dili). s.373 İlk dönem sufîlerinden olan Hakim-i Tirmizî (v. kulu Allah’ın kurbiyyetine iten kuvveti haizdir. bâtıl olarak bilmek ve ondan kaçınmaktır. Merkez Kitabu’l-neşr. 374 Tirmizî. Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş. 75. 377 İsmail Hakkı Bursevî.Tasavvuf tabiri olarak hikmet. ss. s. tasavvuf literatüründeki genel tanımlardan farklı değildir. dünya ve ahiret umûrunu hakikatleriyle gördüğü için.g.378 372 373 Kâşânî. Hâkim. bâtılı.372 Hikmet. s. ss..377 Melekût âlemi.375 Yine onun anlayışına göre ilim. 290-291. ilmin ruhudur. Bursevî’ye göre hikmet. s. Ona göre hikmet. anlaşılması gayret isteyen ikinci ve üçüncü dereceli derin manaları da beyan ederler. 375 Kıbrısî. 77 .376 Osmanlı sufîlerinden İsmail Hakkı Bursevî (v. Tasavvuf Sohbetleri. 378 Bursevî. eşyanın hakikatlerini bilmek.: Ahmed Abülrahim Sâyih. bâtıl bilgidirler.. bu bilmenin gereği ile iş yapmak ve Allah(cc)’ı ilimlerin en büyüğü olan ilm-i ilâhi ile bilmektir. s. bu görüşe ontolojik izah da getirmiştir. Bunun için kabiliyetli olanlar ve ince işaretleri kavrayanlar. Çünkü kendileri semavî ilimle çatıştıkları müddetçe hakiki ilim değil. Istlahatu’s-sufiyye. Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb. Cebecioğlu. olduğu gibi bilinmesi ve ona göre hareket edilmesidir. ilmin ruhu olarak tanımlamıştır. Nesnelerin hakikati olan sırlar.e. ulemâ tarafından değil. İstanbul 2010. 83. mülk âleminden daha geniş ve kapsamlı olduğu gibi. 320/940). 276. 35-37. hikmet ehli tarafından bilinmektedir. ilahî isimler adedince hakikatler bulunur. 135. 376 Aynı eser. Kâşânî. hikmeti. Dolayısıyla ilahî kurbiyyete vesile olmayan bilgilerin ruhu yoktur. s. Nedim Tan. hakkı hak olarak bilmek ve ona ittiba etmek.

o mutluluğu elde eder. hikmete uygun olduğunu bilir. ss. ilahî kitaplara ait sırlardır ve bu sırlara. 606/1209). hikmet ehli. Hikmete göre yaşantısını tanzim eden hâkim ise. Marifet ve Hikmet. 380 Bu açıdan bakıldığında “Hikmet. ilim. aslında atomlar dahil her mevcudatın yaratılışındaki hikmetlere binaen zuhur eder. Bu rıza. Suyutî. 382 Kutluer İlhan. c. rıza ahlakıyla ifade etmiştir. 105. Bu hikmetleri gören en zararlı mahlûkatın dahi.383 O. c. daimî saadete vasıl olur. İbn Arabî. 383 Kıbrısî. bu ahlakın belirtileri gözlenir. s. 8. 89. 402. Zühd. s. 381 Tirmizî. 386 Razî. 15.Şeyh Nazım’a göre bugün ekoloji olarak bilinen tabiat dengesi. s. eşyanın ve hadisatın hareket etmesi gereken yörüngede olduğunu bildiğinden. hal olarak his ve amellerinde bir rıza ahlakını oluşturur. Mü’minin yitik malıdır.. ss. hâkime yeni faziletler edindirir. Tasavvuf Sohbetleri. ancak akli ve şer’i ilimlerin kavranmasıyla vakıf olunur. 338/950)’ye göre hikmet.386 379 380 Kıbrısî (Qubrusi). c.384 Bu manada Fahreddin-i Razî (v. ruhu olmayan cesede benzetmektedir. İlmin hikmetleri ise. beraberinde edebi ihtiva eder. bunlardan razı olur. 385 Âl-i İmrân: 3/48. 505-506. 1. İbn Mace. Bu ahlak. Bu manada Farabî (v.379 Bu anlayışı Muhyiddin İbn Arabî. Hak Dost 4. Buna göre hâkim. Bu manada hâkim. s. hakiki ilimin dahi kişiye faydası yoktur. 135. Fahreddin. faydalarını görür. İlim. 17. bu bilgiye sahip olanların ellerindeki ilmi. 173-192. 78 . gerçek mutluluğun ne olduğunu gösterir. ss. hikmet sahibi hâkimi. 88. hikmet ve edebin edinileceği kaynağın sadece ilahî kelam olduğunu beyan eder. hikmeti Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek. Razî’ye göre “Allah ona (İsâ’ya) kitabı (yazmayı). Dâru’l-fikir. Tefsiru Fahri Râzî (Mefatihu’l-Gayb). Hikmet Md. 384 Kıbrısî. 59. 15.”385 ayetindeki hikmet. el-Camîu’s-sagîr. Bu ilme vakıf olanlarda güzel ahlak ve onların davranışlarında. eşyanın düzen ve işleyişinin.”381 hadis-i şerifinde ifade edilen yitik mal bulunulduğu zaman. 81. TDV İA.382 Nazım Efendi’ye göre hikmet olmadığı zaman. Mercy Oceans. Bu ise ruhun var oluş amacıdır.

MEB Yay. o bir kuru ekmektir.. Âlim. 51. doğrudur. şu caiz değildir. 2648. video arşivimizde mevcuttur. mahşer günü ben kimim. kulun kendini bilmesiyle başlar. Hakk’ı bilmektir. Bu ilim Allah(cc)’ı tanımada araç olan dolaylı bilgi olsa da.. Sohbet. ilim ilmektir. Muhammed el-Belhî er-Rûmî. İstanbul 2000. Okudun bilmezsin ya. bilgilerin yüz binlerce çeşidini bilir de zâlim herif. s. Dört kitabın manası bellidir bir elifte. bu nice okumaktır. fakat sen uğurlu musun. O her cevherin mahiyetini bilir de. 388 Timurtaş. manası ne demektir?”388 Kulun kendini bilmesiyle ilgili şu Mesnevî dizeleri. Celâleddîn. ne hâle geleceğim. marifet ilminde olduğu gibi direkt bilgi değildir. işe yarar mısın. 387 http://saltanat. kişinin kendini bilmesi başlar. nesnelere dair elde edilen hakiki ilimle çelişmeyen ancak. 56. Bu anlayışı Yunus Emre’nin şu dizeleriyle ifade etmiştir:387 “İlim. 3. Haz. Faruk. Muhammed b. c. Sen kendin bilmezsen. Sen elif dersin hoca. b. yoksa cemcenabetbiri misin? Buna bakmıyorsun bile? Bütün bilgilerin ruhu budur bu. Rabbini tanır. 79 . 389 Mevlânâ. Hikmet ilminin kesbedilmesinde. ben caiz olan şeylerle caiz olmayanları bilirim dersin ama kendin caiz misin. Aslı ve Sadeleştirilmişiyle Manzûm Nahifî Tercümesi. eğri mi? Bir de kendine iyice bak! Her kumaşın değeri nedir? Biliyorsun da kendi değerini bilmiyorsun. kendi cevherine gelince bir eşeğe döner! Be hey âlim. Uğurlu yıldızlarla uğursuz yıldızları biliyorsun. uygundur. caizdir. Kültür Bakanlığı Yay.: Amil Çelebioğlu. sen. ilim kendin bilmektir. Mesnevî-i Şerîf. uygun değildir bunu biliyorsun ama sen doğru musun. Okumanın manası ne. Ankara 1980. Yunus Emre Divanı. Bu ahmaklıktır.aspx. kendisini bilmez. s.Şeyh Nazım’a göre hikmeti ihtiva eden ilim. yoksa acuze bir kocakarı mısın? Bundan haberin yok! Bu. yanlıştır.org/Player/TabId/266/VideoId/1325/Ilim-Ve-Edep-3042011. demen bunu bilmen gerek!”389 Binaenaleyh Şeyh Nazım’a göre hikmet. içsel tecrübelerle yakîn ve derinlik kazanmış ilimdir. hikmetin ilimdeki gerekliliğine misal olabilecek mahiyettedir. Bu bilgi ile dolaylı olarak.

Avarifu’l-Mearif. davet. s. Kendisine muhtelif kabilelerin lehçelerini nasıl anlayabildiğini sorduğunda Hz. adet. ss. güzel muamele ve davranış gibi anlamlara gelmektedir. Ta’rifat. Bununla birlikte edeb. s. kötü hâl ve hareketlerden vazgeçirir. görgü kuralları gibi manaları da ihtiva eder. ahlakî ve sosyal yaşamı sistemetize eden. Mahmud b. Cahiliye döneminde edeb.: Cibir Halîm Mahmud.390 Edeb. 372. 353. havf-recâ. 116. Istılahatu’s-sufiyye. 195. Ashab-ı kiram. fikrî ve örfî değerler olarak tabir edilmiştir. bu anlamlarının dışında. Lisânu’l-Arab. İhyâ’i ulûmu’d-dîn. 505/1111) bu kelimeyi ele alış biçimiyle. 1. s. 80 . Ter.394 Tüsterî edebi. Bu tasnife göre güzel konuşma. ariflerin edebidir.395 Mutasavvıflar. içinde İmâm-ı Gazalî (v. Keşful’l-hafâ. terbiye. 14. el-Lumâ. dindarların edebidir. 93-94. geleneksel tutum gibi manalarda kullanılmış olsa da İslam literatüründe anlamı Kur’ân ölçüleri ve Hz. eğitme manasında kullanmıştır. Haz. Şerîf. arasında bulunarak. eğitme anlamında kullanılmıştır. 393 Aclunî. Dâru’l-Ma’rife. 394 Cürcanî. c. kulu her türlü hatadan koruyan. Ebu Kâsım Abdulkerim. c. alışkanlık. kişiyi. 272-273. s. Kâhire. Haddini bilme. iyi ahlâk. 58. Uludağ. Kahir. Mektebe ve’s -tebe’a keriata fevterâ semmarâ. s. dünyevî.3. 70. Dindarların edebine ek olarak. İbn Manzûr. TTS. ifrat-tefrit. kibarlık. İlim ve Edeb İlişkisi: Lügatte edeb. ss. İstanbul 1999.: Yedevî Tebbâna.: Süleyman Uludağ. dünya ehlinin edebidir. Farklı bir ifadeyle bu terim.392 Kur’ân-ı Kerîm’de edeb kelimesi veya türevleri geçmez.e ss. Sühreverdî Şihâbuddin. zarafet. c. 2. 395 Serâc. Bu öyle bir melekedir ki. ruhu korumaya ve gönül temizliğine dikkat de. ilke ve kuralları ihtiva ederek mana hududlarını genişletmiştir. tasavvufî. onun en zengin manasını tanımlamıştır. sanat ve siyaset bilgileriyle muamele. Tah. 2. s.396 Sufîler genelde iki 390 391 Firuzebadî. arzu ve istekleri kontrol ve nefis terbiyesi. Peygamber: “Beni Rabbim eğitti (eddebeni) ve eğitimimi (te’dibi) en iyi şekilde yaptı”393 hadisini zikretmiş ve edeb kelimesini. 1. s.391 Kabz-bast. 396 İmam-ı Gazalî. Kuşeyrî.a. ilmî. Peygamber(sav)’in sünnetleri ile tanımlanmıştır. dini. Dergah Yayınları. izlenmesi gereken esaslar. 1-89. c. Peygamber(sav)’in hadis-i şeriflerinde. Hz. dünya ehlinin. kötü hâl ve hareketlerden korunma olarak da tanımlanmıştır. Kamûsu’l-muhît. 392 Kâşânî. Kuşeyrî Risâlesi. dindarların ve ariflerin edebi olmak üzere üç sınıfta tarif etmiştir.

itiraz. Meselâ mutlak gayb âleminde iman nimetinin kullara nasıl dağıtıldığı hususunda sual etmek.türlü edeb kabul etmişlerdir: Birincisi şeklî. www. zâhirî edeb ki bu. öfke ve gurur sahibi olması bâtınî edebi haiz 397 398 Hanî. 81. kibir. münafıklıktan.398 Bu misal aynı zamanda zahiri edebe delalet eder. TD İA. Hak Dost 4. fail-i mutlaka hürmeten o taşı. avam-ı nâsın riayet ettiği edeplerden farklıdır. kendini kusursuz görmesi. takip ettiği edeb için nefsine muhalefet eder.”400 diyerek zelleyi kendine atfetti ve istiğfarda bulundu. ss. irâdede zayıflık vs. Âdâb. Aynı durumda olan Âdem Peygamber(as) ise. c. İkincisi de bâtınî edebdir ki bu. Yani. yağcılıktan korumaktır. 412-414. riyâdan.saltanattv. 81 . “…Öyleyse beni azdırmana karşılık…”399 diyerek işlediği suçu Allah’a atfetti ve kovulanlardan oldu.283-285. Âdem(as) ile şeytan misallerini verdiği ifadeleri şöyledir: “İlim sahibi olmasına rağmen hikmetten ve edepten uzak olan şeytan. “…Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. zımnen edebin zahiri ve bâtınî yönlerine değinilmiştir. Edeb.org/Arşiv/Audio/EdepBuKapıda(1986). Mustafa. Sohbete ait ses kaydı arşivimizde mevcuttur. 400 Arâf: 05/23. 89. o taşın orada bulunmasının ardındaki hikmetlere ve Rabbânî tecellilere vakıf olduğu için. Bu tasnife ek olarak Kıbrısî’ye göre edebler insanların avamına ve havasına göre de değişmektedir. ss. Ona göre insan-ı kâmilin riayet ettiği edebler. 401 Kıbrısî. Çağrıcı. İlmin hikmet ve edebine haiz olma konusunda Nazım Efendi’nin. kenara koyması icab eder. kalblerdeki. İnsan-ı kâmil. amelleri. kavlî olursa zahiri.397 Edebin ıstılahtaki bu tasnifi hususunda Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin herhangi bir ifadesiyle karşılaşmasak da. kalbî olursa bâtınî edebe muhaliftir. Ancak her kul. eliyle alarak. kulun edepsizliği olarak addedilmiştir ki bu sual. şehvet. Mesela insanlara eziyet veren bir taşı yoldan kaldırırken avam-ı nâsın ayağıyla taşı itmesi edepsizlik olmaz ancak insan-ı kâmil için edepsizlik olur. belki buna bağlı olarak tekebbür. edebin bir diğer tasnifi edebi yaşayan kulun manevi makâmına göre olmaktadır. 88.”401 Şeytan’ın kendine noksanlık izafe etmemesi yani. ss. 10. 399 Arâf: 05/16. gibi olumsuz şeyleri temizlemekten ibarettir.

edepsizliktir. 404 İsrâ: 17/01.”403 Şeyh Nazım’ın bu ifadelerini genel tasavvuf anlayışı ile birlikte düşündüğümüzde. Suçu Allah’a yüklemesi ise. Tevâzunun zıddı olan tekebbür. Hiçlikle varan kabul görür. Peygamber(sav)’in dâhi. mutlak manada azamet ve izzet gerektirir. bâtında yaşanan edep zaafının. edepsiz kulda benliğe (megalomania) ve ucuba (narsizm) sebep olur. c. kulluktan daha şerefli bir şeyin olmadığını söylemiştir. 1-19. kullukla nitelendirildiğine dikkat çekerek. eğer kulluktan daha değerli bir isim olsaydı Allah(cc) ayetinde. Kıbrısî’nin bu ifadeleri ile ilgili görülmektedir. bu durumu şöyle izah etmektedir: “el-Azametu lillah ve el-izzetu lillah ve el-heybetu lillah. kâinatı temsilen çıktığı divanda benlikle değil. 21. ss.”404 ayetinde Peygamber’in (sav). 391392. Allah’ım”402 Hz. 402 403 Ta Hâ: 20/14. Ene deme hakkı. miracı anlatırken. Süleyman. Tekebbüre bürünmek. Peygamber(sav)’in vardığı makâm olarak miracı. Bu sıfatları mutlak manada haiz olan Allah(cc)’ın kapısına. Ebû Alî Dekkak. tevâzu talimiyle başlar. Âdem’in cennetten dünyaya gönderilme sebebi. fiilde edebi terkine sebep olmuştur. yalnız Allah’ındır. http://saltanat.olmamasından kaynaklanmaktadır diyebiliriz. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. İlim. Nazım Efendi. Kur’ân Ansiklopedisi. “Şüphesiz ki Ben. Ben demeye kullun hakkı yoktur. 405 Ateş. Ben demedi. dünyada en şerefli vakti olan Mirâc gecesindeki halinin. "Kulunu bir gece Mescid-i Harâm’dan. Hz. İstanbul Tarihsiz. 82 . Şeyh Nazım’a göre. kovulur. 405/1015) yorumu. hatırlanmaktadır. insan ancak edeple ve tevâzuyla gider. Bundan dolayı Dekkak’a göre. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren (Allah) her türlü eksiklikten münezzehtir.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. fahr-i kâinat (kâinatın övüncü) olan Hz. Mirâc hadisesini haber veren ayete Ebu Ali Dekkak’ın (v. edep talimidir. Peygamberini(sav) onunla isimlendirirdi405 Benzer şekilde Şeyh Nazım.aspx. Kuba Yayınları. Allah’a benlikle varan. c. kullukla kıyam ettiği anlamı çıkmaktadır. Bu edeb. Peygamber o makâma kulluk davası ile vardı.

409 Şeyh Nazım ilim ile edep arasındaki farkı Yunus Emre’nin bir şiiri ile şöyle ifade etmektedir: “… ‘ Ehli irfan meclisinde aradım. Edebe riayet ise. 142. edebe muhalif söz ve fiiller sergileyebilirler. Şeyh Abdullah’a göre. 410 http://saltanat. 88. Yani bu anları zaman zaman idrâk eden ve bu anları kendinde daim bir idrâk kılanlar. Zeburu ve Tevratı da bilir ancak. illa edep…’ İlimle insan yürümez. ss. İncili. ilmin ruhu olarak tabir edilmiştir. illa edep. Kulluk Makamı (Âbid). onu maksuduna vasıl edeceğine inandığı için değil. 2011 yılında yapılan sohbet. kıldım talep. hikmet ve marifete nasıl vasıl olacağını Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî şeriat.”410 Özetle Şeyh Nazım’a göre mü’min. gaflet ve zikirle birlikte ele almıştır. Hak Dost 4. Hakk Teâla için yaşar. ss. Tasavvuf Sohbetleri. K. 409 Kıbrısî. s. Çünkü tarikat. 62. Ayrıca Bu tezde bkz. Bu izaha göre marifete vasıl olmanın en önemli kanunu. video arşivimizde mevcuttur. Şeyh Nazım Efendi’ye göre kul. 63.407 Edebin ikmali tefekkürle. Şeytan ilmi çoktur. mü’minin Rabbiyle ve kâinat ile olan muamelatındaki 406 407 Kıbrısî. Hikmetsiz ilim sahipleri ise. edebe riayettir. edebi olmadığı için kovulmuştur.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. Bu noktada edep kavramı da. Şeyh Nazım. 89. edebin ruhudur. Edeb ile yol alır. 81. İlim en geridedir. tefekkürün cazibesi ise zikrullah ile artar. Ancak kulun cehde sarılması. amelde cehdetmek edebi ikmal eder. s. tarikat ve zikr kavramları ile izah etmiştir. Her anıda Hakk(cc)’ın rızasını tefekkür etmek. edebi de haiz olur. tefekkür ile gafletten kurtulur ve içinde bulunduğu anı idrâk ederek. makâmlar kat eder. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. hikmet ile varlıkları ve marifet ile Rabbini tanır. Bu makâmların üst derecelerinde Allah’a kul olma vardır. hikmet gibi. şeriatın ve tarikatın emri olmasından dolayı olmalıdır. Bu bağlamda.408 Edebin ikmaline vesile olan tefekkür konusunu. 61.406 Edeb sahibi sâlikin. Adnan. İblis gibi. 408 Aynı eser. 83 .Nazım Efendi’ye göre ilme hikmetiyle vakıf olan kul. sadece şeriata sıkıca bağlanmaya bağlıdır.

Bu ayetlerde velî. yöneten olarak anlamlandırılır. Tasavvufta veli. kendi nefsine bırakmadığı. hem alenî hem 411 412 Firuzebadî. düşmanın zıddı. Allah’ın nimetleri üzerine devamlı olan kuldur. İsfehanî. Yani Allah(cc)’ın kendisini sevdiği. Lisânu’l-Arab. O’nu seven kişidir. koruyup kolladığı kimse anlamında meal edilir. c. sadece fâil olarak gelmiştir. mâlik. edebi de artar. s. Âl-i İmran: 3/50. isyanlardan uzak duran. 3. O’nu seven. Yakınlık ve kurb anlamındaki “ve-la” kökünden türemiş olan velî. O. “Çünkü benim velim. 416 Ateş. işlerini Allah(cc)’ın gördüğü. mef’ûl anlamlarını ihtiva etmektedir. s. 414 Nahl: 16/76. Bu edebin esası kulluk ve tevazudur. İbn Manzûr. Allah(cc)’a bağlı. Cürcanî. 533. Velî.411 Hakk’ı müşâhede ile O’nda fânî olmak manalarına gelmektedir. arkadaş. 84 .ölçüyü. Allah’a bağlı. 15. dost. 415 A’raf: 7/196. Meryem: 19/5. sevilen. Muhammed: 47/11 Bakara: 2/257. c. Kitab'ı (Kur'an'ı) indiren Allah'tır. c. bu kelimenin Kur’ân’daki hem fâil hem de. Velî fail olarak geldiğinde. işlerini gören. 401-402. edeb belirler. Allah(cc) için velî ve mevlâ. Çoğulu evliya olan veli. 275. efendi414 gibi anlamlar da verilmiştir. ss. bütün salihlere velilik eder. 413 Mâide: 5/57. Velî kelimesi. Bazı yerlerde kelime manasıyla413 meal edilen bu kelimeye. Kur’ân Ansiklopedisi. işlerini gördüğü kul olan velî. ayetlerde fâil ve meful olmasına göre de değişik manalar alır. dost. VELÎ-EVLİYA: Çoğulu evliya olan velî kelimesi lügatte. 1344. Dolayısıyla hikmeti ve marifeti artan mü’minin.”415 ayetinde olduğu gibi velî kelimesi mef'ûl olarak geldiğinde. Nisâ: 4/33. Keşşâf. kulunu seven. 22. Tehânevî. yar. Kamûsu’l-muhît. el-Müfredât. ss. s. Sâdık ve yardım eden ve gören kişi anlamına gelmektedir. gizlide ve açıkta Allah(cc)’ın buyruğuna uyması gerekir. 190-194.412 Bu kelime müştaklarıyla birlikte Kur’ân-ı Kerîm’in birçok yerinde zikredilmiştir. Ta’rifat. b. Kul hakkında velî kelimesi hem fail hem de meful anlamında kullanılır. s.416 Tasavvuf ıstılahında velî. O’na karşı kulluk görevini yerine getiren kimse olarak meal edilmiştir. 1805.

29. 2. Dâru’l-kutubu’l-ilmiyye. vefat eden evliyanın yerine yenisinin getirildiğini ifade etmiştir. ârif kişi gibi anlamlara da gelmektedir. 419 Şeyh Nazım’a göre velî. 1160. Huseyn. 367/977)’nin Tabakat’ında. Isfehânî. 418 Kıbrısî. Allah(cc)’ın hitabına. 426 Kıbrısî. Evliyanın sözlerinin senedi Kur’ân ve hadis olur. Ta’rifât. s. TTDS. 358. Hak Dost 4. 91.421 Nazım Efendi’ye göre velî. el-Müfredât. s. 305. Cürcanî.: Mustafa Abdülkadir Ata. 425 Şeyh Hişam Kabanî’nin görüntülü sohbetleridir. 419 Firuzebadî. s. Ta’rifat. Tasavvuf Sohbetleri. Bu terim. Ebu Abdurrahman Muhammed b.e. Tehânevî. Sülemî (v. s. 275.423 Evliyalar. Uludağ. Allah tarafından feyz yoluyla kalbe dolan. Uludağ. 38. Hatifü’r-Rabbânî’ye (Rabbânî telefon/bağ) tabi olan kimsedir. Hz. İsfehanî. s. 424 Kıbrısî. Diğer Konulardaki Görüşleri/Mirac. c. duyulan ve keşfedilen şeye Arapça’da ilham denir. Nazım Efendi’nin ifadesiyle. 261/875)’nin “hatefe liy hatifen” şeklindeki ifadesi olarak zikredilmiş ve ilham manasında kullanılmıştır. 533. Nazım Efendi bu sayının hiç değişmediğini. Peygamber(sav)’e giden ve Allah(cc)’a ulaşan saadet yolunun kılavuzlarıdır. 423 Sülemi. 421 Kıbrısî. 85 . Tasavvuf Sohbetleri. s. kalbine gelen ilhamlar ile konuşsa bile. sıkça kullandığı bir terimdir. a. ilk dönem sufîlerinden. Çünkü velayet sırrı. 1368/1936) ve Ebu Muhammed-i Medenî (v. 69. Kamûsu’l-muhît. mirac sırrı420 kalbine keşfolan kimsede olur. Cebecioğlu. mirac gecesinin esrarını ilham ile anlar. Bayezîd-i Bistâmî (v. video arşivimizde mevcuttur. İlgili sohbetler. et-Tabakâtu’s-sufîyye ve yeleyhi zikru’nnisveti’l-muteabbidâti’s-sufiyye. el-Müfredât. 420 Bu tezde bkz. TTS. s.422 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin ilham manasında kullandığı hatifü’r-Rabbânî. 422 Aynı yer. s.424 Nazım Efendi’nin sohbetlerinde ve Hakkâniyye yolunun farklı meclislerinde yapılan sohbetlerde425 evliya sayısının 124 bin olduğu ifade edilmektedir.418 Yani velî ilham alır.de gizli hallerde Hakk’ın hukukuna riayet eden ve devamlı taat üzere olan. 216. 1805.426 Hakkâniyye silsilesi içerisinde bu rakam Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî (v. 35. s. 184.417 Veli. s. Beyrut 2003. s. 555. Keşşâf. TTS. s.g. 417 Cürcanî. senetsiz söz söylemez. s. Tah. s.

Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî 124 bin evliyayı misak bahsi ile ilgili olarak zikretmiştir. bir sünnetullahın devamı gibidir. Hz. Mek. Peygamber(sav). No: 209. Mek.Hz. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. Peygamber(sav). peygamberler gibi oldu.430 Hz. Peygamber(sav)’in ilk peygamberlik yükünü taşıyanlar.tr/arşiv/ses kaydı/edep. 431 Aynı eser. ss. Bu husus Hz. No: 251. o peygamberin şeriatini güçlendirecek yeni bir peygamber gönderilirdi. yabanî atlara benzetmiştir. evliyaya tevdi edildi. Eski şeriatlerde. maddî değerleri ise.427 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre Hz.428 Ümmetinin işleyeceği günahları gören Hz. Peygamber(sav). 86 . O’nun ümmetinin âlimleri. halka sadece müjdelemekle vazifelidir. Ömer(ra)dir. müjde ve recadır. tüm peygamberlerin sonuncusu olduğu için ve O’nun şeriati hiç değiştirilmeyeceği için. 429 Bu tezde bkz. Tasavvuf Sohbetleri. Zira çağımız insanları.429 İmâm-ı Rabbânî (v. Vakfu’l-İhlâs. Bu misale göre kaçmakta olanları korkutmak. Şeyh Nazım insanların bu kaçışını. arşivimizde mevcuttur. emin sıfatıyla ilgili olarak incelenmiştir. ulu’lazm peygamberlerin vefatından sonra. zarurî ve sevimli telakki etmektedirler. s. 432 www. İstanbul 2002. 430 İmam-ı Rabbânî. 1986 yılında yapılan sohbetin ses kayıtları.431 Allah(cc)’ın haber vermesiyle dünyanın ve ukbanın hakikatlerini gören Peygamberler(as). 39.nakşibendi.org. 1034/1624)’ye göre evliyanın bu vazifesi. dini değerlerleri yaklaşılmayacak kadar korkutucu. Dolayısıyla onların önce yakalanması gerekir ki. Ebu Bekir ve Hz. kendisine yardımcılar olarak 124 bin evliyayı almıştır. onların daha ziyadesiyle kaçmasına sebep olur. Kıbrısî. 25. kavimlerini ve ümmetlerini. 69. Mektubât. Yani şeriati güçlendirmek işi.1345/1913) tarafından zikredildiği tesbit edilmiştir. Bu ilmin varisleri ve peygamber yardımcıları olarak velî kullar ise. Menakıb-ı Şerefiyye. bunun için kement vazifesi görecek şey. Peygamberin(sav).432 427 428 Burkay. Peygamber(sav). aynı usul ile çevresindekilere havf-reca dengesi oluşturmuşlardır. hem de korkutucu olmuşlardır. ümmetini yevmu’lezelden beri tanımaktadır. bu hakikatlere sevk etmek gayesiyle hem müjdeleyici. Kıbrısî’ye göre günümüz evliyası. Hz.

87 . a. Allah(cc)’ın kalblere indirdiği ilim olarak ifade etmiştir. 47. Bunlar. nefsin ve şeytanın davet ettiği hevâ ve heveslere dalınmadığı zaman elde edilebilir. 437 Bistâmî. kibir. gıybet. zulmeti kaldırıcı. yani Allah dostları. tamah.”435 ayetini delil getirerek. imanın kendisinden alınması korkusunu yaşayandır. imanı atiyye olarak gördüğü için. o vakitte kâim bulunan evliyaya. Allah(cc) tarafından terbiye edilmiş muttaki kullar. hırs..g. Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. 436 Kıbrısî. tevekkül ve sabır halinde olması ve kerameti bulunmasıdır. Ank. Nazım Efendi. en fazla sekiz rekattır. s. 438 Kıbrısî. Lütfi-Yazıcı. Bâyezid-i Bistâmi’nin görüşlerinden hareketle. s.e. 435 Bakarâ: 2/194. Bkz. s. Sevabı pek çok olan bu namaza Peygamberimiz (sav) devam ederdi. 199. ikindi ile akşam arasındaki vakit. rıza. Allah yolunda cihat edildiği. İslam İlmihali. istihzâ gibi ahlak-ı zemîmelerden arındığı zaman velayet ilmine ulaşır ve kendisine velayet sırları açılır. 115.. bu yolda takva üzere olmalarıdır. 41. s. hased. Allah(ac)’ın hazinelerinden hediyelerin. şükretmek için yapar. Bu velayet ilmi. Allah dostlarında vurgulanan bir diğer husus ise.Şeyh Nazım Efendi. Yatsı namazından sonra henüz uyumadan veya bir süre uyuduktan sonra kalkılıp kılınan gece namazıdır. Allah(cc)’ın terbiye edeceğini ifade etmiştir. akşamla yatsı arasındaki vakit ve teheccüd vaktidir. Şentürk. s. Tasavvuf Sohbetleri. şehvet. En az iki. 68. Şeyh Nazım’a göre.438 Bu manada evliya ile âbid kavramları 433 Teheccüd namazının kılındığı vakittir. riyâ.. Hayatı Eserleri Fikri. DİB Yay. “Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki.e. takva sahibi olan kulu. evliyaullahın şu üç vakte çok önem vererek o vakitlerdeki tecelliyi kazanabilmek için gayret sarf ettiklerini söylemiştir. a.437 Şeyh Nazım’a göre evliya. bu işe memur melâike ile inzâl olduğunu ifade etmiştir. Nazım Efendi. 2009. velînin en belirgin özelliği.g.433 Özellikle teheccüd vakti evliyanın ortak kurbiyyet vaktidir.434 Her evliyanın kendisine has bir sırrı olduğunu söyleyen Kıbrısî. öfke. bu sırrı. 434 Kıbrısî. Zikri ise kendisine bahşedilen en büyük nimet olan imana.436 Bu ifadelere göre mü’min. muhabbeti celbedici ve mahlukâta faydalı olan kullardır. Seyfettin.

valilik vb. istediğini şerre havale ettiği için âlim.aynı şekilde kullanılır. sultanlık. Tasavvuf Sohbetleri. halleri kendi tasarrufunda. Kamûsu’l-muhît. Meselâ Hallac-ı Mansûr’a göre evliyâ. c. dost olma. Velayet: “Velâ” fiilinin masdarı olan velâyet. Hallac’ın bakışıyla. çeşitlenmiş olsa da. ıstılahtaki velî kavramı teşekkül etmiştir. el-A’mâlu’l-kâmile. ilahî tecellilere ve sırlara vakıf olandır. Çünkü hakiki kul. Tah. Hayrın da şerrin de Allah’tan olduğunu idrak ederek. koruma. ss. belâ ve nusubetlerin büyüklerine uğrayanlardır. Peygamber(sav)’e varis olan evliyâ.1. hakiki kulluk şerefine vasıl olmuş. Hallâc. vuslata eren ve ferah bulandır. akrabalık. birkaç yerde. Beyrut 2002.443 439 440 Kıbrısî. 1344. Allah(cc)’ın hükmünü sorgulamadan sadece kulluğuna karşı şükrün edebiyle meşgul olandır. hayrın da şerrin de Allah(cc)’tan olduğunu bilerek ubudiyeti terk etmeyendir. haşmet ve heybet sahibi. Hallac’ın ifadelerinde. Şeyh Nazım’ın ifadelerinde Hz. Riyad el-Rayyes. ss. her sufînin bakış açısına göre. 221-222. mahbubuna vuslat ile kalbi ferah bulmuş. birbirine yaklaşma. Allah(cc) kullarından istediğini hayra. ilahî tecellilere ve sırlara vakıf olan zâttır. belaların büyükleriyle imtihan olan. 401. 441 İbn Manzûr. farklı açılardan tarifleridir. nefsinin tasallutunu iradesinin kontrolüne almış. yakınlık.441 “İşte o durumda velayet yalnız hak olan Allah’a mahsustur"442 ayetinde geçtiği gibi velayet. Lisânu’l-Arab. koruyuculuk anlamında kullanılmıştır. emirlik. b.440 Bu tarif üzerinden Şeyh Nazım’ın ifadelerini değerlendirecek olursak velî.439 Sonuç olarak velî kavramının tanımı. Bu ifadelerde tarif edilen zât. diğer insanlara nisbeten bela ve musibetlerin büyüklerine uğramışlardır. Hallac’ın ifadelerine göre. Çünkü peygamberler. her an rıza halindedir. Mansûr. Firuzebadî. s. yardımcı. 15. anlamları ihtiva eden bir kelimedir. s. 88 . abiddir.: Kâsım Muhammed Abbas. Aynı şekilde Şeyh Nazım’ın ifadelerinde Hatifü’r-Rabbânî’ye (Rabbânî telefon/bağ) tabi olan kimse. 83. Özetle tüm bu ifadeler müşterek bir anlayışı temsil eden velî kavramının. 82.

378. Konuyla ilgili “Ve O (Allah) Salihlerin mütevellisidir. Dolayısıyla âyette “O. s.”447 âyetini verir ve burada geçen “yetevellâ” kelimesinin mübalağa bildirdiğini. “İnanıp da hicret etmeyenlere gelince. 292-293. s. s. el-Müfredat. Ahmet Cahit. kulun Hak ile halkta tasarruf etmesi gibi manalar verilmiştir.Velayet kavramı. enbiyâ gibi gönüllerde tasarrufta bulunur. 2. nefsinin tasallutundan kurtulan kulun. keramet zuhur ettiği anlarda. 445 Tehânevî. s. 7/196. er-Risâle.449 442 443 Kehf: 28/44. Allah’ın. 449 Haksever. Uludağ. 89 . TTS. c. Hak ile kaim olmasıdır. Isfehanî. bunu mef’ul manasıyla fail kalıbında bir kelime olup “Allah’ın işini üzerine aldığı kişi” olarak tanımlar. TTDS. 447 A’râf. bâtında ise nefislerde tasarrufta bulunmaktır. koruyan yahut sevilen korunan anlamına gelen velî aynı zamanda.444 Tehânevî için velâyet. 448 A’râf. kurb ve temkin makâmlarına vasıl olmak. velî kelimesinin gramer yapısına da değinerek. Bu manada evliyâ. Istlahatu’s-sufiyye. ss. kişinin en yakını demektir. hem de mevlâsı olarak kullanılmış. 275. 7/196. bunun bir tuzak olabileceğini düşünmek ve imtihan şuuruyla korkuya kapılmaktır. Ta’rifat. onlar hicret edinceye kadar onların velayetinden size bir şey yoktur. kendi kökünden türemiş bir sıfat olan velî kelimesi ile de anlamlandırılır. zâhirde haber vermek. 446 Kâşânî. Hak ile halkta tasarruf etmektir. 248. 1805. Keşşâf. Ankara 2005. 79. 533. nefsi terbiye etmek ve Hakk’ın dostluğunu kazanmak anlamına gelir.446 Yakûb-u Çerhî. 15. kulun da Mevlâsını dost edinmesi. Tasavvuf ıstılahında velayet. Kur’ân’da Allah(cc). mü’minlerin hem velîsi. Kuşeyrî. Yüzyıl Bir Türk Sufisi: Yakub-ı Çerhî. kullarının ve hiçbir zaman isyana düşmeyip taat üzere olanların mütevellisidir”448 anlamında meal etmiştir. Hakk’a olan yakınlığı ve dostluğu kaybetme korkusudur.” Enfâl: 08/72. Nübüvvetin bâtınî yönüdür.445 Dolayısıyla velayet. Allah(cc)’ın kulunu. s. failinin O (Allah) olduğunu belirtir. Bu durumdaki korku. fakat inananlar hakkında sadece Allah’ın velîsi oldukları belirtilmiştir. Seven. 444 Cürcanî. kuluna isimleriyle tecellisi. Cebecioğlu.696. Velayetin şartı. Nübüvvet. Basılmamış Doktora Tezi. s. ss.

453 Aynı eser. Mukaddes Zât’a.. 23. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. manevi hastalıklar ve devalarıyla ilgili hakikatler olarak düşünülebilir. ss. TDV İA. hads) dayanan teosofik düşünce sisteminin adıdır. Peygamber(sav) . insanların manevî hastalıkları ve tedavilerine yönelik hakikatler de bunlardandır. Yani nübüvvet makâmı çalışılarak kazanılmaz lakin velayet mertebeleri kulların gayret ve cehdine bağlıdır. Bunların berzah âlemindeki karşılığı olan hayali keşiflerinin bilinmesine yönelik hakikatler. bizler için açıklayıcı olmaktadır. Bir görüşe göre insan-ı kâmil düşüncesi. 452 Kıbrısî. 638/1240) hakikat ilimleri mevzuundaki izahları. süflî hakikatler ve berzahla ilgili hakikatler olmak üzere. 450 tasavvuf kültürü ve ayetlerle hadislerin uzlaştırılmasından ortaya çıkmıştır. 330-331. üç mertebe üzerinden ele almıştır. c. 69-73. ulvî hakikatler. hakikatu’t-tay456.459 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin eserlerinde ve sohbet kayıtlarında bu hakikatlerin tafsilatı ile ilgili ifadelere rastlanmamıştır.Rabıta-Murakabe.23. İbn Arabî’nin (v. 451 Aydın.451 Şeyh Nazım’a göre velî. Mehmet S. daha önce nüveleri bulunan “insan-ı kâmil” kavramıyla ilişkilendirilmiştir. kesbîdir. İbn Arabî ile birlikte. Velayet makâmı ise nübüvvet makâmı gibi vehbî değil. İbn Arabî bu hakikatleri. s. 457 Bu tezde bkz. Mahmut. hakikatu’l-irşad455. s. İran’daki İslam öncesi din anlayışları ve Yeni Eflatunculuk olmak üzere çeşitli kültürler ile İslam işrak felsefesi. 455 Mürşid-mürîd Bahsinde “irşâd” anlayışı incelenmiştir. 435. Makamlar ve Seyr u Sülük ile İlgili Kavramlar/e. bilginin kaynağı olarak akıl yürütmeyi (istidlal) temel alan rasyonalist Meşşâî felsefeye karşı mistik tecrübe ve sezgiye (keşf. hakikatu’l-cezbe. Tasavvuf Sohbetleri. Bu kavramın tasavvuf literatürüne yerleşmesinde İbn Arabî’nin önemli derecede tesiri olduğu bilinmektedir. zevk. İnsan-ı Kâmil. “Kün” emrinden doğan fiillere ve bu fiillerin sonuçlarına yönelik olan hakikatler bunlardandır. s. 459 Bu konuda tafsilatlı izaha rastlanmamıştır. 454 Allah’ın Nûru Bahsinde “feyz” anlayışı incelenmiştir.Velayet kavramı. İşrâkiyye.452 Nazım Efendi velayet ilmi için şu altı ilmin şart olduğunu ve velî kalbine döküldüğünü ifade etmektedir:453 Hakikatu’l-feyz454. s. 458 Bu tezde bkz.460 Bu bağlamda Şeyh Nazım’ın hakikatu’l-irşad ve cezbe kavramları. hakikatu’ttevessül457. hakikatu’t-teveccüh458. c. 90 . Marifet ve Hikmet. 450 İşrâkıyye terimi. velayet makâmında olan kişidir. 27. bu bağlamda. Kaya.Hz. 460 İbn Arabî. TDV İA. 68. İslam düşünce tarihinde. münezzeh sıfatlara. 456 Şeyh Nazım’ın şahsi tay tecrübesi “şeyh Abdullah Dağıstanî” başlığında incelenmiştir.

464 www. velîlerin Peygamber varisleri olduklarını söyler. b.. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.Bununla birlikte hakikatu’l-feyz. 83. Yersiz 1351.”461 hadis-i şerifine dayanarak. Nazım Efendi “…Âlimler hiç şüphesiz Peygamberler’in varisleridir. İbn Arabî terminolojisinde. 1. c. 49. birbirini tenkit ederek doğruları arar ancak nübüvvet ilmini haiz nebîler. berzah âlemindeki hakikatlerin bilinmesi ve bunların müşâhede âlemine indirilmesi ile ilgili hakikatler olarak incelenebilir. söz konusu tevarüsün.463 Her ne kadar evliyalar Hakikat-i Ahmediyye’den beslenseler de. 91 . kişiden kişiye değişen doğrular değil. Her çağda yaşayan evliyaya tevarüs eden bu sırların hakikât-i Ahmediyye’den yansıdığını söyleyen Şeyh Hişam.sufilive.com/020909-msh-oakland-gssl-intro-noonecandenywhatawliyahsay. İz Yay.464 Hakkâniyye vekilleri ve yayınları tarafından savunulan bu anlayış. Peygamber(sav)’e ait bu hakikati hiçbir evliyanın idrak edemeyeceğini ifade eden Şeyh Hişam. Görüntülü sohbet video arşivimize mevcuttur. 1137/1725) göre 461 Aclunî. 2. Muhammed Süleyman. Evliyanın nasıl Peygamber(sav) varisleri oldukları. Muhammed el-Cerrâhî. s. 462 www. Mektebetu’l-Kudus. Filozoflar. Muhammed. Şeyh Hişam bunun en bariz örneği olarak Peygamberlerden ve filozoflardan bugüne kadar gelen bilgileri örnek vermiştir. cezbe ve irşad. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde önemli yer teşkil eder.com/02262007-AwliyaTelepathy. her marifet ehlinin tasdik ettiği doğrulardır. münezzeh sıfatlara yönelik hakikatler olarak düşünülebilir. Bu tür izahlar Nazım Efendi’nin vekillerinden olan Şeyh Hişam ve Şeyh Adnan tarafından yapılmaktadır. İstanbul 2009. Tah. misak (yevmu’l-ezel) bahsinde ontolojik yönden ele alınmıştır.462 Bu bilgilerin özünü semavî hakikatler oluşturduğu için.: Said b. sufîler tarafından benzer yollarla ifade edilmiştir. Hâfız. Keşfu’l-hafâ ve muzîlu’l-ilbâs. s. Cemu’l-fevâid.com/060507SeektruthandReality. Görüntülü sohbet video arşivimize mevcuttur. Mesela Bursevî’ye (v. c. evliyalar arasında kalbî iletişim vesilesiyle olduğunu ifade etmiştir. İsmâil b. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den nakledilen ve yorumlanan bu bilgiler.sufilive. birbirini tasdik ederek doğruları tebliğ ederler. her evliyanın bu hakikati kendi derecesi nisbetinde tanıyabileceğini söylemektedir. 463 www. Şeyh Nazım’ın hakikatu’t-tay ve teveccüh gibi kavramları.sufilive.

İstanbul 2011. Alâddin-i Atâr’ın sözünü de örnek vermiştir: “Eğer Şeyhim Şah-ı Nakşbendî Hazretleri teveccüh yaparsa yeryüzündeki bütün kulları velayet makamına oturtabilecek kudreti vardır” Bkz. Bu hikmete binaen ümmetin âlimleri. bu tasarrufların kullanılmadaki yetkilerini Peygamber Efendimizin(sav) Muhbir-i Sâdık sıfatıyla ilişik anlatmıştır. 67. Tasavvuf Sohbetleri.465 Abdülkerim-i Çili’ye (v. Peygamber(sav)’in ruhaniyeti aşikâr olmuştur. hakikat-i Muhammediyye’dir. benî İsrâil’in peygamberleri gibidir.: Cevher Caduk. velinin nuru ise ışığını güneşten alan ayın nuru gibidir. Nazım Efendi bu düşüncesini şu şekilde ifade etmiştir: “Peygamber’den evliyaya ‘Sizin isminiz zikrolunan meclise bir hizmette bulunacaksınız’ diye emir vardır. haber verilen bu alametlere kendi dönemlerinde muhalif ameller işlemekten hâyâ ettikleri için. Velîler bu nurdan feyz alırlar. 832/1428) göre.. Yani varlık âlemindeki her şeyin başlangıcı ve kaynağı. Cilî. Kemâlâtu’l-ilâhiyye fi’s-sıfati’l-Muhammediyye. Peygamber(sav)’in birisi nübüvvet. Hz. s. Tah. kendi özel makâmında. Hz. Ter. 468 Kıbrısî. Bursevî’ye göre Hz. Muhammedî kemalâtı bulunduğu hal üzere değil. diğer nurlar zıllî olduğundan. Kıbrısî. 84-88. 66. Velâyet nûru ise. gören kişinin kendi kabiliyeti miktarınca görür. Peygamber(sav)’in emriyle tasarrufta bulunur. Bu yüzden evliya 465 466 Bursevî. Peygamber(sav)’in nûru güneş gibi. Hz. nazarlarıyla ümmet-i Muhammed üzerindeki zulümatı kaldırmakla görevli velilerden bahsettiği bir sohbetinde evliyanın tasarrufları yönünde örneklerin verildiğini görüyoruz. Nebî’nin nûru aslî. nübüvvet nûrunun zahire ait kısmı şeriatta kalmıştır. velayet tasarruflarını kullanmazlar. Peygamber(sav)’i. Kendisinin dışında kimse görmeye güç yetiremez. ss. İlkharf Yay. diğer velâyet nûru olmak üzere iki nûru vardır.: Asım İbrahim eŞazalî edDekavî. Peygamber(sav)’in velâyet nûrunu müşâhede eden velî kullar. 299. Batınına ait sırrı ise. Hz. Buna göre kıyamete kadar olacak hadisattan haber vermiş olan Hz. Peygamber(sav)’in fanî âleme vedasıyla. Hz.ilahî zuhurun ilk başlangıcı olan mutlak gaybdan sonra. 467 Ellerindeki velayet nûrunu açtıkları zaman herkesin hakla bâtılı kolayca ayırt edebileceğini. Abdülkerim. Tasavvuf Sohbetleri. s. ss. 67. Peygamber(sav)’in yolunda olan veli kullar. velinin kendi haliyle ilgili iddiaya kalkışması yasak bilinmiş ve yerilmiştir.468 Nazım Efendi’ye göre evliya.466 Evliyanın tasarruf ve manevî kudretlerini örneklerle izah ettiği bir sohbetinde467 Nazım Efendi. nübüvvet nûrunun batınıdır. Şerh-i Salavât. O’nun nûrundan doğmuş ve yayılmıştır. Zira Hz. 92 .

Esere göre olduğu evliya.bu meclislerde ya ruhaniyetleri ile hazır olurlar ya da. 156160.”469 Evliyânın hizmeti mevzusu. Hz. daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. s. ss. Allah(cc)’ın kullarına lütfu olan nurun tamamlanması. müjdelediği ve vadettiği işleri tamamlamak. Peygamber(sav)’in yardımcılarıdır.472 Evliyânın söz konusu vazifesi hakkında benzer açıklama Nazım Efendi hakkında dua yazılmış bir eserde paylaşılmıştır. Kâfirler isterse hoşlanmasınlar!” Tevbe: 9/32 . velayet ve velî kavramlarının mahiyetini anlamada mühimdir. Hz. Muhammed Beşîr. asr-ı saadet toplumunu yeniden teşekkül etmek.Ümmet olarak bu amaçlar doğrultusunda. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber(sav)’e layık olmak. Evliyalar bulundukları çağdaki ümmetin affı için edenlerdir. Daru İbn Hazım. Peygamber(sav)’in nübüvvetinin ve insanlığa hizmetinin halefidir. amellerini. Hz. 85.” Âl -i İmrân: 3/164. İnsanlığın akaidini. 470 nihayete erdirmektir. ihlas ve ihsanlarını ıslah etme vazifesini bu dünyada ifâ eden son Peygamber(sav)’den sonra hilafet başlamıştır. 2. nûrunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. “Onlar Allah’ın nûrunu ağızlarıyla üfleyip söndürmek isterler. âlem-i berzahtan nazar ederler. mü’minlere kendi içlerinden. 1240/1824)’ye göre velayet ve evliyâ’nın hizmeti. Peygamber ile insanlığa inen nûru tamamlamak. Zahirde meliklerin eliyle yürütülen hilafet. kimi 200 milyon Mü’minin 469 470 Kıbrısî.Nübüvvet yolundaki barış. Allah. onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. 472 Simakulunî. 3. batında. kelimetu’llahı alî etmek ve Allah(cc)’ın vadini yerine getirmek olan nübüvvet gayesini. 93 . harb. Dehlevî şahu’l-velîyullah.Hz. evliyanın hizmetini üç ana maddede özetlemiştir: 1. ümmetin uleması ile ifâ edilmektedir. sünnetlerini yaşatmak ve övgüye layık bir rahmet toplumu olmak. Allah ise. onları arıtıp tertemiz yapan. Abdullah-ı Dehlevî (v. Hz. Beyrut 1999. Abdullah-ı Dehlevî. Peygamber(sav)’in başlattığı. onlara âyetlerini okuyan. şeriat ve siyaset usulüyle. Teheccüd namazlarında sorumlu mü’minleri Peygamber(sav)’e arz eden evliyaların kimi bir Mü’min. Bu manada velayet. Hz. emrettiği. 471 evliyanın insanlara bir hizmeti olarak da ifade edilmiştir. 471 “Andolsun. Oysa onlar.

. aynı zamanda. Canan. Peygamber(sav)’le doğrudan irtibat halindedirler. Burkay. Her mürşîde. Bu muhabbet ile kalb kandili tutuşur ve etrafını aydınlatır. Kimileri ise arka vagonlar gibi lokomotife uzaktır yani. 477 Hz.476 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre evliyada da enbiyada olduğu gibi bir kuvvet-i tevhîd bulunmaktadır. bir lokomotif ile ona bağlı 124 bin vagon şeklinde temsil edilmiştir. bu kuvvetin hiç bulunmadığı beşerin vücudu ve azaları ile aynı olduğunu Şeyh Nazım şöyle ifade etmektedir: “Peygamber (aleyhi salatu ve’s-selam) bir lokma yese ona dokunurdu. Peygamber(sav)’i gölgeler şeklinde görür. Ankara 1995. sonraki asırlarda ümmet-i Muhammed’i irşâd ve hidayet etmek için Rasullullah(sav)’ın havass-ı ümmetinden mürşid-i kiramı tayin ve tahsis buyurdu. 94 . Rasullulah(sav) zehir katılmış bir koyun hediye etti… Rasulullah(sav) zehirli lokmayı alır. Ali(ra) ile mukayeseli izah etmiştir. Bera zehirin tesiriyle ölür (4974). Mü’minin kalbindeki nurun parlamasına. kaç kişiyi davet ve irşâda memur olunduğu bildirdi. Hz. Peygamber(sav) ile evliya arasındaki bu bağı rabıta ile başlayan muhabbet oluşturmaktadır. Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi. Bu halden daha kemal makâmlarda ise kuvvet. bu esnada lokmasını yutmuş olan Bişr b.” Bkz.473 Bu anlayışı Şeyh Şerafeddin şöyle ifade etmiştir: “İla yevmi’lkıyam. Menâkıb-ı Şerefiyye. Peygamber(sav) ile evliya arasındaki ilişki. Bu velî kullar. Hz. Tasavvuf Sohbetleri. Bu hikmeti Peygamberimize(sav) ikram edilen zehirli kuzu hadisesi477 üzerinde Hz.475 Kıbrısî’ye göre bu muhabbet. kalbte toplanmıştır. Bu temsile göre kimi velî. yutmada n tükürür. lokomotife yakın vagonlar gibi Peygamber(sav)’e çok yakındır. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. 475 Mirahmadi. tüm azalarında bulunmaktadır. 191. s. s. İbrahim. 24. Bu suretle ahdu misakı alındı. 15. Bu makâmda bulunan nebinin vücudu ve azaları.e. Akçağ Yayınları. ancak vahyen zehirli olduğu bildirilir.15. Allah’ın Nuru. 476 Kıbrısî. bütün dünyadaki 473 474 Mirahmadi. Bu kuvvet nebîlerin kalblerinde toplanmışken. Bu izaha göre velayet makâmında bulunan kulların tevhîd kuvvetleri. a. s. Ayrıca Bkz. Ebu Hureyre(ra) anlatıyor. 14. c. Durumu sofradaki ashaba duyurur ama.affı için dua eder. Sufi Meditation.16. “Yahudilerden bir kadın.”474 Şeyh Nazım Efendiye göre. velîlerin vücutlarında dağınık olarak bulunmaktadır. vesiledir. s. Ali Efendimiz (ra) hepsini yese bir şey olmazdı.g. s. Bırak o zehirli koyunu.

481/1089) fena kavramını. Yakar. Hâce Abdullah el-Ensârî.ne kadar zehirler varsa. Nübüvvet sahibi ise. 142-143. 308-309. Evliyalıktaki inişde. s. sonra da hakkan fenâ bulması olarak tanımlamıştır. Hz. 1034/1625)’velayet ve nübüvvet seyri arasındaki farkı şöyle ifade etmiştir: “Her iki çıkışta da insan. zahiri halk ile olur. Çünkü velayet sahibi (velî). Hucvî’nin fenâ-bekâ anlayışıyla bütünleşen bir mahiyettedir. Bütün varlığı ile halka bakamamaktadır. Batını Hak ile. Emin Yay. Menâzilü’s-sâirîn. Peygamber-i Zişan o kuvvet-i tevhîdi azadan kalbe toplamış bulunuyordu.”478 Kıbrısî’nin fena ve bekâ anlayışları ıstılahtaki tanımlamalardan farklı değildir. ilmen sonra cehden. ss. Bunun için gözü hep yukardadır. Kıbrısî’nin genel tasavvuf anlayışına daha yakın görünmektedir. bütün bütün mahlûklara değildir. Şeyh Nazım tarafından altı çizilen misak anlayışı. Bu manada Hucvirî’ye göre fenâ halinin manası. kulun içinde bulunduğu fenâ anında. Onun her azasında hal kuvveti var. Zira Allah’ın nûru.480 İmâm-ı Rabbânî (v. Tasavvuf Sohbetleri. 480 Hucvirî. Eh şimdi Hz. Ona o zehrin hükmü yok. Ensarî’ye göre beka.. tüm hal ve sıfatlarıyla elest bezminde yaşadığı hal ve sıfatlara bürünmesidir. Ali Efendimiz daha bütün azasında olduğu için ona tesir olmazdı. Hakkın dışındaki şeylerin.: Abdurrezak Tek. bütün varlığı ile insanları Hak teâlaya 478 479 Kıbrısî. yakar bitirirdi. Bu konuda önemli bir çalışma olan “Menâzilü’s-Sâirîn” eserinin müellifi Abdullah-ı Ensarî (v. Böyle olmakla birlikte peygamberlikteki inişte insan. mürşid konularında. 86. Hz. Ali’nin derecesi daha mı fazla? Hayır! Şimdi sizin sorunuza münasip hikaye ile cevaptır bu. ondaki beka göstergesidir. bütün bütün mahlûklara karşıdır. velayet. Ter. İnişte de mahlûklara doğrudur. İstanbul 2008. Ali hepsini yese. Hakka doğrudur. Herevî. yükselme makâmlarının hepsini bitirip de indiği için. ulûhiyette fani olduğu andır. kalanın ismidir. Lakin kemal makâmına doğru o kuvvet. Onun kılına bir şey olmazdı.479 Hucvirî (v. 465/1072)’nin fenâ ve bekâ tanımlaması. kalbin içine doğru indiği vakitte. çıkış makâmlarını bitirmeden inişe başlamıştır. Peygamber-i Zişan ona tahammül edemezdi. Kulun ubudiyetinin hakikatine tekrar vasıl olması. 95 . şehvetlerin fenâ olmasından ve onların hükmünün ortadan kalkmasından sonra. vücut yine eski halinde olur. Bu durum kulun ubudiyetini bile unuttuğu. ss. gaflet. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). nefs.

. Şeyh Nazım’ın verdiği zehirli kuzu misali.g. Hz.no: 209. sidre-i münteha. beka makâmında bedenen halka karışıp halk olan kul. kemale geldiğinde başlangıca dönmüş olur. Kalbinde kavuşma arzusuyla alevlenmiş bir aşk ile sidre-i müntehadan girdiğinde. s.486 Yani.”481 İmâm-ı Rabbânî’ye göre bu durum aynı zamanda Hz. yürür. Peygamber(sav) anlayışlarına dayandığı. ruhanî yönünden daha kuvvetli olmasıyla da ilgilidir. âlem-i halkta yapılan davetin kuvveti içindir. Yaratılış ve Varlık İle İlgili Kavramlar/e. Hakk’ta fena olması farkı söz konusudur. tasavvuftaki beka anlayışıyla ilgilidir. yol alır. 484 Kıbrısî. 485 Aynı eser.Mirac Konusu. fena makâmında halktan uzaklaşıp. nübüvvet nuruyla verilen haberlerin muhalifinde tasarrufta bulunamaz. kabirlerinde çürümeyecektir.no: 260.”484 Kıbrısî’ye göre velayet makâmlarının en yüceleri olan bu makâmdaki evliya yani. Mek.483 Dolayısıyla. a. aşk. 486 Bkz. tevhîd kuvvetini kalbinde toplayan velîler. miracda sidre-i müntehadan içeri girerken kalbinde yokluk kaygısı yoktur. 483 İmam-ı Rabbanî.485 Bu konuyu Şeyh Nazım’ın mirac anlayışıyla ilgili düşündüğümüzde. Bununla birlikte velayet makâmı olan fenâ ve 481 482 İmam-ı Rabbanî. Bu yüzden evliyâ.çağırmaya bakmaktadır. Kıbrısî’ye göre Fahr-i Kâinat Efendimiz(sav). evliya makâmâtı hakkında şöyle bir anlayışa ulaşır. Peygamber(sav)’in miraçtan inişi. “Onlara söyle Ben de sizin gibi bir insanım. Bu zatlar zahirde avam. Nazım Efendi’nin ifadesiyle “velî. sufîlerin bu çerçevedeki fenâ. Binaenaleyh Hz. s. Binaenaleyh Şeyh Nazım-ı Hakkâni’ye göre velayet. Peygamber(sav). Peygamber(sav)’in insanî yönünün. avam sınıfından başlar. 96 . geri dönmek istememiştir. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den aktardığı bu bilgiden hareketle Nazım Efendi. batında Allah(ac)’ın yeryüzündeki hilafetini giyen zâtlardır. bekâ ve Hz. nübüvvet nûrunun ve kudretinin varisidir. 88. 86. Mek. şüphesizdir. Kehf: 18/111. Mektubât. fenâ ve bekâ gibi ıstılahî kavramlar açıklayıcı olmaktadır. Ancak bana vahyolunur…”482 ayetinde bildirilen bu yön. Tasavvuf Sohbetleri. Evliya kemal makâmlarında ilerlediği nispette üzerindeki harikulade halleri gizler ve o nispette avam gibi görüntü ve yaşantı arz eder.e.

Zekeryâ. Peygamber(sav). “Ey Meryem. 1154. c. eniştesi Hz. lütuf gibi anlamlara gelmektedir. Ömer’in Medine’de hutbe okurken İran. 156-161. Keramet: Keramet lugatta. onun yanına. onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeryâ’da onun bakımım üstlendi. miraçtan inerken. Zekeryâ(as) üstlenmişti. Meryem biraz büyüyünce. b. mevsiminde bulunmayan meyvelerle müşerref olmuştur. er-Risâle.487 Kur’ân’da keramete delil olarak Meryem kıssası gösterilir. İsfehanî. lütufta bulunmak. Kur’ân Ansiklopedisi. bu sana nereden?” derdi. 380. “Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu. sidre-i müntehaya çıkarken.489 Bununla birlikte Kehf Sûresi nde haber verilen Ashab-ı Kehfin hadisesi ve Musa(as) ile Hızır(as) arasında yaşananlar bu kavramın kazandığı anlamda. 26. 429. sâlih kişilerin böyle tanrısal lütuflara erebileceklerini gösteren delil olarak kabul edilmiştir. dağa!" diye nida ettiği ve bu sesin. cömertlik. 97 . mihraba her girdiğinde yanında bir rızık bulurdu. Meryem’in odasına girdiğinde gayb âleminden gelen rızıkları görünce bunların nereden geldiğini sormuş. Peygamber(sav). s. Doğduğunda yetim olan Meryem'in bakımını. annesinin vadinin yerine gelmesi için Zekeryâ(as) onu Kudüs mabedindeki mihraba yerleştirdi. Meryem de bunların Allah(cc) katından geldiğini söylemiştir.488 Dolayısıyla peygamber olmadığı halde Meryem’e manâ âleminden rızıkların gelmesi.” Âl-i İmrân: 3/37. “Zira Allah. 489 Ateş. velî fenâ makâmına varır. 490 Kuşeyrî. itibar. Kamûsu’l-muhît. Meryem burada eğitim ve ibadet ile meşgul iken. velî bekâ makâmına indiği dairesel seyrini yapar. Hz.bekâ. Nihavend’e duyurduğu hadisesi keramete sahabe örneği olarak verilir. ordu kumandanına "Ey Sâriye dağa bak. Zekeryâ. şeref. s. Nihavend’de çarpışan İslâm ordusunun arkadan çevrildiğini görüp. Hz. ss. dilediğine hesapsız rızık verir. bir bakıma nübüvvet dairesinin küçük bir numunesidir.2. s. Yani nübüvvet nuru ile Hz. "Sizden önceki milletlerde mukaddesi kendisine ilham olunan 487 488 Firuzebadî.490 Hz. (O da) “Bu Allah katından” derdi. Kur’ân-ı Kerîm’e istinad edilen dayanaklarıdır. ihsanda bulunmak. izzet. el-Müfredât.

Dâru’l-hadîs. Beyrut 1991. tayy-ı zaman ve manevî dilleri konuşmak gibi olağan dışı fiillerin arız olması anlamında kullanılmıştır. Dergah Yay. ıstılahta. s. 23. 493 Taftazanî. 494 Curcanî. tayy-ı mekan yapar.: Süleyman Uludağ. sobadan ateş alan maşa gibi bir fonksiyonu haizdir. Hz. Allah’ın velî kullarına bahşettiği bir lütuf ve keramet olarak tanımlanır.498 Istılahtaki sayısız menkıbe. 495 Cebecioğlu. Fezâil. kerametlerden bahseder. Kıbrısî. Osman. nefsini dize getirdiği için diğer mahlukâtın zikrine ve lisanına vakıf olur. Asıl fiil sahibi. Sahihu Muslim. Yani velî. yaşa nan bir tay-i mekan tecrübesi olarak ifade edilmiştir. s. ss. s. mesafeyi kısaltarak bir yere vasıl olma manasına gelen.kimseler vardı. gözden kaybolur. 497 Hucvirî. 140.493 Tasavvuf ıstılâhında keramet. 54. Ayrıca Bkz. O’nun devam eden hissi mucizeleridir. Ter. 492 Câmî. 496 Kuşeyrî. Peygamber(sav)’in vefatından sonra. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). Müslim. Enbiya.Yavuz Yusuf Şevki. o maşayı tutan adamdır. TTDS.: Süleyman Uludağ. TDV İA. Tasavvuf Sohbetleri. et-Ta’rifat. Nefehâtu'l-uns(Evliyâ Menkıbeleri).495 Kerametin gayri-iradî olduğu genel kabul görse de. Bunlara göre keramet sahibi veli. Şerhu’l-Akâid (İslam Akâidi).494 Bir işte hareket etmek. 118-119. 280-285. Allah dostlarından sâdır olan harikulâde haller olarak anlam bulmuştur. bir işin içine girip idare etmek anlamları olan tasarruf. Tah. İstanbul 2010. Haz. bitkiler 491 Buhârî. 6. Ali b. kalbten geçeni okur. s. bazen iradî.. fiziksel imkanlar dâhilinde olmayan bereketli sofralar kurar. 184. İstanbul 2010. Keramet. hayvanlar. 25."491 hadis-i şerifi ise kerametin delili addedilir.497 Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’yi anlattığı bir sohbetinde Nazım Efendi. keramet kavramını genel terminolojideki manasıyla kullanmıştır.496 Bu kerametler.: Muhammed Fuâd Abdüldaki. 269. Buna göre keramet. c.. 498 Şeyh Abdullah Dağıstanî bahsinde detayıyla belirtilmiş olan hadisede keramet. Fezailu’s-Sahabe. bazen irade dışı gerçekleşir. 248. s. tayy-ı mekan. kendisinden farklı mekanda bulunanların yardımına koşar.492 Velilerin kerametlerinin hak olduğu kelam uleması tarafından kabul edilmiştir. 98 . Ebu Hüseyn b. s. 629. Haccâc. er-Risale. Sufîlere göre bu tasarruf esnasında kul.379. ss. ateşi alan maşa gibi dolaylıdır. Benim ümmetimde de varsa Ömer’dir. Sa’düddin.

Zeyneb. Hadikatü’l-Evliyâ.g.. Başka bir ifadeyle keramet. 1979. Ahmed. Dâru’l-Ma’rife. Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı.K.”501 Hz. özel bir anlama da sahiptir. Bu evliyânın bakışlarının farz olduğunu söyleyen Şeyh Nazım.. Üzerinde ne kadar zulmet olursa olsun onun nazarının altına giren kimseler temize çıkar. 502 Müslüm. 40. elbiseleri eski ve kendilerine önem verilmez nice insan vardır ki.. Keramet ıstılahtaki manasıyla kullanılmış olsa da. Kıbrısî kerameti. 501 Kıbrısî. Tah.ve taşlar ona itaat eder. Zihebî. s. Fahr-i Kâinat efdalu’s-salatu ve’s-selam Efendimizin varisleridirler. Kuşeyrî. ss. Menâkıb.Z. olgular dünyasına indirme gücüne sahiptirler. Dâru’s-sahâbe li’t-Turâs. Gölpınarlı. Bahar Yay. ss. Mesela. Beyrut 1994. gözleri ile ibâdullahı ve ümmet-i Muhammedi temizleyecek nûr sahipleridir. 65-66. keramete örnek olarak vermiştir. Said es-Sevrî. Tasavvuf Sohbetleri. onların vazifelerini şöyle ifade etmiştir: “Onlar. Şeyh Nazım’ın keramet anlayışında bu hadis-i şerifin etkili olduğu kadar. Nebehânî Yusûf b.: İbrahim Utve Avvad. Sabuncu. Adbülbaki. Annemarie. Kabalacı Yay. Bayramî Tarikatlerine Bağlı Dört Evliya Menkibeleri Üzerine Bir İnceleme. İslamın Mistik Boyutları. Basılmamış Doktora Tezi. Ehl-i Sünnet İ’tikadı. Peygamber Efendimizin(sav) “Üstleri başları toza toprak. s. İsmaîl. Birr. 66. Başka bir ifadeyle keramet sahibi veli kullar. İstanbul 1958. 214-228. İstanbul 1980. c. Bedir Yay.. 499 Attâr. Boğaziçi Ünv. Ebu Abdullah Muhammed b. Onlar. 99 . Feridüddîn-i. ümmet-i Muhmmed’i dünyada ve ahirette gözetmek. Ahmed Ziyauddin. İstanbul 2004. Hilmi. er-Risale.. onları hidayete sevk edecek hizmetleri görmek olarak tanımlanmıştır.37. 382-424. ss.499 Şeyh Nazım’a göre velî.: M. Bektaşî. İnkiyap Kitapevi. Tirmizî. Onların nazarı değen kimse. İstanbul 1989. 1993. Onlar böyle ümmet-i Muhammed(sav)’e bakar. 500 Kıbrısî. Menâkibu’l-imâm el-a’zâm ebu Adbullah Süfyan b. İstanbul 1988. Haz. bir velinin kerametini Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den naklederek ifade etmiştir. 1-2. Tezkiretü’l-evliyâ. Menâkıb-ı Hacı Bektaş-ı Velî. keramet sahibidir. 54. Ahmed Hocazade.500 Ümmet-i Muhammed’i hidayete sevk edecek hizmeti sürekli olarak gören velî zatların vazifelerini Nazım Efendi.”502 hadis-i şerifi naz ehli Allah dostlarının tasarruflarına ve indi ilahîdeki makbul dualarına işaret etmektedir. Gümüşhanevî. Allah onları yeminlerinde yalan çıkarmaz. alem -i misal’deki olayları..e. a. hidayete vesile olma kudreti manasında da tanımlanmıştır. Osmanlı Yay. ‘Allah’ım şu işi şöyle yapacaktır’ diye yemin etseler. Mevlevî. temize çıkar. Câmiu kerâmati’l-evliyâ. Schimmel.

ilahî esmanın tecelli ettiği hane olur. somut olduğu da söylenebilir. bu tasnif üzerinden değerlendirildiğinde. Bununla birlikte bu tecrübeyi yaşayan kişi açısından. 13. 511 Yavuz. 672. aynı zamanda. Kulum bana devamlı olarak nafile ibadetlerle de yaklaşır. 507 Kıbrısî.Allah’ın Nûru. maddî keramet kadar. Ancak Allah attı”504 ayetindeki sırlara mazhar olurken. bu olay. Allah’ın nûruyla bakar”505 hadis-i şerifine atfen bu konuyu Allah’ın nûru ile farklı bir açıdan izah etmiştir. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. “Mü’minin firasetinden sakının zira o. nazarlarıyla insanları hidayete sevk etmesi. s.Misak Bahsi (Yevmu’l-ezl). 16. manevî keramet nev’indendir. bu kerametin işaretlerini gözlemledikleri manevi bir durumdur. sobadaki koru taşıyan maşa misali “Attığın zaman sen atmadın. maddi keramettir. Keramet sahibi kulda ledünnî ilimlerin zuhur etmesi ve onun dualarının makbul olması ise. Fiten.”503 Hadisinin de etkili olduğu şüphesizdir. c.506 Nazım Efendi bu nûrla bakan kulu bazı yerlerde mü’min. manevî keramet nev’inden misallerdir. Bu gayretinin neticesi olarak ben onu severim. c. 100 . Bu tasnife göre çevredeki mevcudatın. Kütüb-i Sitte. yürüyen ayağı olurum. 510 Tafsilat için bkz. varoluş adetlerinin dışında fiiller sergilemeleri.508 bazen de irşâd sahibi mürşîd509 olarak tanımlamıştır. İbn Mâce. s. farz kıldığım amellerin yaklaştırdığı derecede sevimli bir şekilde yaklaştırmamıştır. Kıbrısî.Allah’ın Nuru. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre bu kerametin ehli zat. Onu sevdiğim zaman da işiten kulağı. 14. Bu halin yaşandığı anda kul. s. Rikak. Tasavvuf Sohbetleri. Keramet Md. kendi algı dünyalarında tecrübe ettikleri maddi bir tecrübe değil. s. 509 Aynı eser. 14.507 bazı yerlerde levh-i mahfuzu okuyabilen âbid. Bu nûrla bakan kullar aynı zamanda.“Hiçbir amel. 505 Canan. tutan eli. Enfâl: 8/17. 508 Aynı eser. TDV İA. 503 504 Buhârî.510 Keramet.511 Şeyh Nazım’ın misalindeki keramet sahibi zatın. c. 4. Allah’ın nûru ile bakan kullardandır. kullarımı bana. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. 40. elest bezmindeki hitabı her an işitenlerdir. gören gözü. 506 Bkz. 25. 269. maddî ve manevî olmak üzere iki çeşit bir tasnif dâhilinde de ele alınmıştır. 38. s. Çünkü bu keramete şahit olanların.

“Ve yeryüzünde ve gökyüzünde bulunanların tümü size musahhar kılındı”512 ayetinde bildirildiği gibi yerde ve gökteki her şeyin musahhar kılındığını ifade etmiştir. bunun sırları ve tafsili hükümlerinin suretlerinden ibarettir. s.514 Günümüzdeki evliyanın keramet ve tasarrufuna örnek olarak Nazım Efendi.”516 İbn Arabî (v.e.517 Bu kerametler. büyük ve aslî cem’iyet (insanın esmaî hakikatleri) ve hükmü tashih edilen cem’iyetine (insanın kevnî hakikati) göre değişir. Şeyh Nazım’ın sır anlayışıyla bir bütünlük oluşturur mahiyettedir.. Söz konusu tasarrufa esas teşkil eden 512 513 Casiye: 88/13. evliyalarına ne verilmiştir” şeklindeki bir fikir yürütmedir.Şeyh Nazım. Miftâhu Gaybi’l-cem ve’l-vücûd (Tasavvuf Metafiziği). 68. s.. Bu güç verilene bir şeref değil. Konevî bu anlayışı şöyle ifade etmiştir: “İnsan.g. s. Kıbrısî. âlem-i berzahta dahi devam eder. halifelik yönüyle ilgilidir. Bu açıdan keramet. 122.: Ekrem Demirli. 516 Konevî. a. a. Sadreddin. İstanbul 2002. Bugünün evliyalarına ise bugünün zorlu fesat zamanlarından dolayı daha âlâ bir tasarruf kudreti verilmiştir.e.. “Benim ümmetimden fesat zamanında bir sünnetimi dirilten kimseye yüz şehid sevabı vardır” hadis -i şerifiyle tanımlamakta ve bugünkü evliyânın tasarrufuyla ilişkilendirmektedir. her evliyanın Rabbinden aldığı tasarruf kuvveti nispetindedir ki bazıları. 69. 120. İstanbul’da yaşayan Allah dostu bir zâttan ve o zatın sırrı olarak da ifade edilen. velayet sırrına vakıf olan evliyaya. insan-ı kâmilin gerçekleştirdiği sır anlayışı ile ilgili izah etmiştir. Ter.513 Nazım Efendi’ye göre bu ikram. “hakikatü’l-hakaik” diye isimlendirilir ve insan-ı kâmillerin halleri. 140. s. Şeyh Nazım bu konuda geçmişteki ve günümüzdeki Allah dostlarının tasarruflarını misal getirmiştir.515 Sadreddin Konevî (v. Peygamber(sav)’den doğrudan emir alan tek velî olduğunu ifade ettiği bu zât. Nazım Efendi bugünü. sonuçta ve başlangıçta tam olarak mazharı olduğu esmaî ve kevnî hakikatlerin neticesini değiştirebilir. Mehdi(as)’ye ait emanetlerin gözetilmesinden sorumludur. bir sınamadır. 638/1240)’ye göre bu tasarruf insanın. s. 514 Bu örneğe göre Şah-ı Nakşibendî’ye. Tasavvuf Sohbetleri. İz Yay. 515 Kıbrısî. Kıbrısî. Marifet ve Hikmet. (Aladdin-i Attar’ın ifadesine göre) bir teveccühüyle insanları velayet makamına çıkarabilecek tasarruf kudreti verilmiştir.g. Bu büyük aslî cem’iyet. keramete ve sırra delalet eder. her evliyada farklı zuhur eden tasarrufa. Bu ilişki “ümmetin avamına bu fazilet verilirse. insana bu âlemde hükmetme gücü vermiştir. Bu durumda insanın işi ve hali. vazifesinden bahsetmiştir. 673/1274)’ye göre söz konusu keramet. Bu anlayışa göre Allah(cc). 101 . 517 İbn Arabî. 126.

Erzurum 2001. 15.521 Nazım Efendi’ye göre bu ürperti Allah’ın nûru. c. Allah(cc)’a duyulan haşyetten. ile ilgili görülmektedir. inayet ihsan etmiştir. 37. Mefâtihu’l-gayb. Abidin paşaya göre velayetin ilk işareti. 21-22. s.husus. Bu halini muhafaza eden evliyaya Allah(cc). gelir. 1324/1906) da keramet ile ibadet arasındaki benzer ilgiyi kurmuştur.522 Kıbrısî’nin bu düşüncesinden hareketle. Atatürk Ünv. 524 Çelik. evliyanın ruhâni olarak hazır bulunduğu veya nazar ettiği meclislerde bulunan kişilerde.g. Ebediyete Davet.. haşyet ise. 523 el-Hakkânî.523 Osmanlı dönemi mutasavvıflarından Âbidin Paşa (v. ss. 121-122. zemmedilen ahlaklardan sıyrılmış olmak ve çok fazla ibadet yapmaktır. ibadetle artar ve taatla korunur.524 518 519 Kıbrısî. onların imanlarını artırır ve yalnız Rab'lerine güvenip dayanırlar. ss. ss. Bu inayet ile atıldığı zaman dönmeyen kaza ve bela okları. Tasavvuf Sohbetleri. 129 -130. Nazım Efendiye göre tasarruf Rabbi’nin izniyle olur ve bu Allah(cc)’ın dostlarına bir lütfudur. nûrun ayetten ya da nûr sahiplerinin (evliyânın) nazarından çıkıp. s.. 522 Kıbrısî. Kerameti manevî bir güç ve tasarruf olarak tanımlayan Kıbrısî’ye göre bu güç. kendilerine O'nun âyetleri okununca bu. ümmet-i Muhammed(sav)’in misak günündeki ahidlerini yerine getirmelerine yol açmaktır. Basılmamış Doktora Tezi. Aynı yer. İsa. a. 15.e. onların duasıyla yoldan geri döner. Kur’ân-ı Kerîm’in lafzı ile beraber okunmuş ve Kur’ân lafzından o nûru alanlar olduğu için ümmet içinde bu güne kadar yayılarak gelmiştir.519 “Gerçek Mü’minler ancak o Mü’minlerdir ki yanlarında Allah zikredilince kalpleri ürperir. Allah(cc)’a duyulan sevgi ve ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Berzah âlemindeki bir evliyanın adının zikredildiği meclislerde onun ruhaniyeti hazır olarak bulunabilir. Âbidin Paşa’nın Mesnevî Şerhi ve Tasavvufî Düşünceleri. 102 . Allah’ın nûru Peygamber Efendimiz(sav)’e Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte indirilmiş. 520 Enfal: 8/2. bir ürperme halinin meydana geldiğini ifade etmiştir. Mü’minin kalbine tesir etmesi şeklinde anlaşılmaktadır. 521 Razî.”520 Razî’ye göre bu ayetteki ürperme.518 Nazım Efendi. kalbin titremesi.

119. kalbinde bir lahza dahi masivallahtan havatırın girmemesidir. bugüne kadar tüm gelmiş geçmiş ümmet-i Muhammed(sav)’in tamamını. Tasavvuf Sohbetleri. o hâtırdan dolayı gusül abdesti alıp. yevmu’l-misakta gösterilen vazifenin eksiksiz ifa edilmesidir.527 Evliyaya ve mürşid-i kirama bahşedilen dokuz büyük keramet hakkında Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’nin tafsilatlı izahı mevcuttur. Menakıb-ı Şerefiyye. bu vazifeler arasında gösterilmişse yapılır. bu kerametin gereğidir. s. 103 . kendi ve ümmeti için yaptığı tüm dua ve münacâtlarını. tüm bu kalbî birikimi miras alır ve dokuz büyük keramete de sahip olurlar.com/02182007-earh-awliyah. tevhîd-i ilahî’ye ve tasdik-i nebevî’ye muvaffak olmaktır. kendisinden sonrakilere tevarüs ederek kümülatif olarak artar. Peygamber(sav)’in nübüvvetten önce ve sonra.8. Altıncı keramet. onlara dua ve münacatta bulunabilmektir. ailesini tanır gibi bilerek.sufilive. kendisine hakaret ve iftira ile övgünün müsavi olmasıdır. Yedinci keramet. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. 44-49. Bu tezde bkz. geçmiş velilere verilmeyen dokuz büyük keramet verilmiştir. mürîdleri içerisinde amel ve itikat cihetinden en zayıf olanını bile hidayete sevk edebilmektir. İkinci keramet. Bu mürîdan içerisinde dünyada görüşülmeden vefat edenleri dahi bu fazilet ve kemâlâttan mahrum etmemek. Bu muvaffakiyet.526 Bu çağdaki velilere verilen dokuz büyük kerametin neden geçmişteki evliyaya verilmediğini. Dokuzuncu keramet. Bu izaha göre önceki evliyanın sır ve marifetleri. o zamandan beri olmalıdır. tövbe etmedikçe ilahî huzura durmayı kendilerine haram kılarlar. ss. Böylelikle son zamanın büyük velileri. Şeyh Şerafeddin’e göre irşâd. kendine ait hak ve hukuktan dolayı ümmet-i Muhammed(sav)’den bir şahsın dahi intikam-ı ilahîyeye mazhar olmasına razı olmamaktır.528 525 526 Kıbrısî. Bu keramete sahip zatlar kendilerinde masivallah görürlerse. Giriş/Halidiyye-i Hakkaniyye Tekkeleri/a.Nazım Efendi’ye göre bu asırdaki büyük evliya ya. Şeyh Nazım. 527 www.525 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî bu dokuz büyük kerameti haizdir. tevarüs üzerinden izah eder. Bu izaha göre birinci keramet. Üçüncü keramet kendisine yevmu’l-misakta emanet edilen mürîdanı. Dördüncü keramet. 528 Burkay. Sekizinci keramet. bir Kur’an hafızının bildiği gibi bilmektir.Şeyh Abdullah Dağıstanî. kelime-i tevhide “Muhammedu’r-Rasulullah” kelimesi ne zaman eklenmişse. hidayete ve kemâlata sevk etmektir. Hz. Beşinci keramet.

hizmetlerindeki devamlılığı sağlarlar. taatla 529 530 Kelâbâzî. misafirlerinin tümünü bir nazar ile.529 Şeyh Şerafeddin tarafından Şâh-ı Nakşîbend hakkında ifade edilen bir menkıbe. Bu kerametle birlikte. Mürşîd-i A’zâm(sav) ile kurbiyet ve ayniyet kerametine ve bunun neticesinde Hz. insanları hidayete sevk etme hizmeti ve bu hizmetin devamlılığıdır. Kıbrısî’ye göre velî kulun en önemli kerameti. 80. s. ibadetle hizmetlerini artırırlar. bir sonuç olmaktadır. ahdine sâdık olarak bir hayat yaşadığı zaman. Allah(cc) tarafından doğrulanması ise kerametle olur.g. Peygamber gibi doğru sözlü olan Evliyâ’nın. Bu açıdan bakıldığında keramet. Gördükleri hakikatlere ve güzelliklere insanları davet ederler. Şeyh Şerafeddin’in belirttiği dokuz keramet üzerinden bakacak olursak. sâdıklardan olur. enbiyâ gibi doğru sözlü. ss. Allah dostlarından sâdır olan harikulâde hallerdir. Davet edildikleri hakikatleri idrak acziyeti yaşayan insanlar. 104 . Kıbrısî’ye göre. Burkay. Allah(cc). keramet sahibi. yerde ve gökteki her şeyi. Keramet ehli zatlar. kalbini havatırdan daima koruma kerametine vasıl olur. Allah(cc) onları mucizeleriyle doğrular. peygamberleri yalanladıklarında. bir amaç ya da sebeb değil. veli kullar için tasarruf kavramıyla izah edilmiştir. Peygamber(sav)’in merhametinden bir şube olma kerametine vasıl olur.Şeyh Şerafeddin tarafından sayılan bu tüm bu kerametler.530 Özet olarak Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre keramet. tarikat içerisinde hakikate vasıl olan zümrenin makâmına idhâl etmiştir.. a. Bu menkıbeye göre Şâh-ı Nakşîbend. velî kullarına musahhar kılınmıştır. 79-87.e. irşad vazifesi başladığından. Tehanevî’ye göre bu durumda evliyâ. Bu haller Allah’ın nûru ile bakan velî kullardan sadır olur. bu hayatın başkalarını irşâd etmesiyle de alakalıdır. keramet sahibinin zikir ve dua üzerine inşa ettiği takva ve merhamet hayatıyla ilgili olduğu kadar. Bu kudret. et-Taarruf. evliya tasarrufuna örnek olacak mahiyettedir.

hesap gününde noksanları bulunan ümmetin azabına talip olarak kendilerini feda eden kimselerdir. Mu’cemu’l-fazu’ssufiyye. s. hâkimi gibidir.3. Mıknatısın eksi artı uçları da kutub adını alır. 534 Kıbrısî. 162. velî bir kuldur ve âlemin ruhu olarak değerlendirilir. dünya hayatında bu temennide bulunan Bâyazîd-i Bistâmî’yi bu fedailere örnek olarak vermiştir.533 Nazım Efendi’ye göre kutub. 105 . Kamûsu’l-muhît. Ta'rîfât. Ama bunu gerçekleştirebilmek çok az kişiye nasib olmaktadır. ss. kendi ekseni çevresinde dönen kürenin sabit kalan iki noktasıdır. yani kutbu şu cümlelerle tanımlamıştır: “Kutup.531 Istılahta kutub. Nazım Efendi. Sargavî Hasan. s. Kâhire 1987. velî. kendindeki bu özellikle kâinatın mahkûmu değil. âbid vasıflarını ihtiva etmektedir. Tüm bu tanımlamalara ek olarak kutub. Kutub olabilme özelliği. manevî derecesi büyük. Bir kavmin kutbu. c. s. 1326-1327. Emir âleminden halk âlemine doğru meydana gelen tenezzül olayları. 533 Kâşânî. 235. Tehânevî. s. Emaneti tahakkuk ettirebilen yani onu kuvveden fiile çıkarabilen kâmil velî. TTDS. 186. s. Kutub: Çoğulu aktâb olan kutub kelimesi. herkeste bi’l-kuvve vardır. Allah(cc). halkı Hakk’a götürmekle görevlidir. Geometride kutub. emaneti. Istılahatu’s-sufiyye.532 Allah(cc)’ın yeryüzünde her zaman kendisine baktığı kutub. Cebecioğlu. Ta’rifât.b. Tasavvuf Sohbetleri. Curcânî. s. 129. değirmende alt taşa yerleştirilen ve üst taşın dönmesini sağlayan demir anlamına gelmektedir. Bu iki ucu birleştiren eksenin merkez noktasına da kutub denilir. varlıklar içinde sadece insana vermiş ve buna bağlı olarak cümle kâinatı da onun emrine boyun eğdirmiştir. 31. 386.534 Nazım Efendi kutbaniyet makâmında bulunan velî kulu. Yani onlar. s. kuzey kutupları. Zira mutlak bağımsız yetki ve güç sadece Allah(cc)’ındır. Keşşâf. buyruğunca hareket ettikleri lideridir. 3. Dünyâmızın alt ve üst tepe noktalarıdır. Uludağ. TTS. Müessesetü’l-muhtar. ss. Ancak kutub kendi ihtiyarı ile hareket edemez. bütün inâyet üzerine inzal olup içinden gerek ulvî 531 532 Firuzebadî. kutub üzerinden cereyan ederek vuku bulur. âlim. 35. Cürcanî. 126. Güney. 223. kendi asrında bulunan ümmet-i Muhammed(sav)’in yerine kendini fedâ eden kimse olarak da tanımlanmıştır.

Rasûlullah(sav) “Allah’ım. 2/295. gayelerine döndürecek. gizli ve açık bütün günahlarını mağfiret eyle!” diye dua etti. Bestamî. İbn-i Hibbân. ümmetim” diye ağladığı gecelerin birinde Allah(cc). Ümmeti için sürekli gözyaşı ile dua eden Hz.539 Hz. 9/243. Peygamber Efendimiz(sav)’i neşeli gördüğü bir gün: “Ey Allah’ın Rasûlü. Âişe(ra). Ümmetin hakkında sana. “Vallâhi bu. 538 Hz. sevincinden başı önüne düştü. Tasavvuf Sohbetleri. “Biz Seni âlemlere.”535 Nazım Efendi bir menkıbe536 üzerinden kutubların yaşadığı en acılı ve en çetin çilenin.: Seyyid Muhammed Dişkeri el-Alusî.538 ashabından birini üç gün göremezse. onu sorardı. 541 Hz. Hz. gerek semâvata. Uzaktaysa onun için duâ eder. (sen) razı oluncaya kadar vereceğiz’ buyurmuştur. ancak rahmet olarak gönderdik. ümmet-i Mahammed(sav)’in ahretteki halleri ve çileleri olduğunu beyan etmiştir. kalbimi daima mahzun eden. O asırda binlerce evliya olsa da. o bir tek olur. c. Çünkü Hz.”542 ayetindeki sırda olan zâttır. s. İdaretu’l-Minyeriyye. 540 Alusî Ebu Fadıl Şehabeddin Seyyid Mahmud. gerek yerlere dair ve içerisinde olan bütün mahlûkatı yaşatacak. evindeyse ziyaret eder. Âişe’nin geçmiş. O da: “Senin duan beni neden sevindirmesin ki?” dedi. 106 . Şeyh Nazım’ın tafsilatlı görüşü için bu tezde bkz. 29. benim için Allah’a dua ediver!” demişti. Rasûlullah(sav) “Dua etmem seni sevindirdi mi?” diye sordu. Demirci: Ah Sultanım. a. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. c. beni bir lahza rahat bırakmayan. gelecek.16. 47/7111 539 Heysemî. Beyrut. Heysemî. 160-161. Âişe vâlidemiz o kadar mesrûr oldu ki.1. Ruhu’l-me’anî fi tefsiri’l-Kur’âni’l-Azim ve’sseb’e’s-mesâni. sendeki ateş nedir deyince. Bkz. alev alev tutuşan. Tas. benim elimi öpmekle benim içindeki ateş sönmez ki der.âlemlere. Peygamber(sav)’e varis olması ile direkt olarak ilgilidir. benim ümmetim için her namazda yaptığım duâmdır” buyurdu.”540 Bu manada Hz. ss. Peygamber(sav)’in “Ümmetim. Peygamber(sav)’e vâris olanlar içerisinde kutub.Velayet. 29 Kutupluk vazifesinin ümmî bir demircide olduğunu bilen Beyazıd -ı Bestamî Hazretleri onu ziyarete gider. Bestamî: Sen benim elimi öpme ben senin elini öpeyim der.e. hasta ise “geçmiş olsun” demeye giderdi. Peygamber(sav)’e vâris olanlar içerisinde evliyânın hizmetleri konusunda. gerek süfli âlemlere. s. Bunun üzerine Rasûlullah(sav). Cebrail(as)’e “Git ona de ki: ‘Biz sana ihanet edecek değiliz. 542 Enbiya: 21/107.g. Peygamber(sav). Vaktin kutbu odur. demirci: Ey Sultanım! Benim içimde olan. Hz. 537 Kıbrısî. Peygamber(as) bütün âlemlere 535 536 Kıbrısî.541 Şeyh Nazım’a göre kutub. evliyanın ve onlar içerisinde kutbun. onları vücutta tutacak inâyeti taksim eden zât demektir. Hazretin geldiğini gören demirci işini bırakıp Hazretin ellerini öpmek ister.537 Şeyh Nazım’ın kutub için tanımladığı bu çile. mahşer gününde bunca isyanları ile ümmet-i Muhammed’in hali nice olcak? Diyerek çocuk gibi hüngür hüngür ağlamış. 30.. bu halleri bulunduğu çağda en derinden yaşayan kişi olduğu anlaşılmaktadır. Sahîh.

545 124 bin evliya hiyerarşisi içerisinde kutbun nasıl bir makâmı olduğu konusundaki bir sohbet Hakkâniyye’nin resmi internet sayfasında paylaşılmaktadır. Hz. Peygamber(sav) tarafından verilecek bir görev olduğunu ifade etmiştir.rahmet olarak geldiği gibi kutuplar ise Hz. beşeriyet itibariyle diğer insanlar gibidir. Lakin abdal tabakasına dâhil olduktan sonra. Onlar çokça hasta olurlar. Peygamber(sav)’in gönderildiği tüm insanlara rahmettirler. içerler. 27. 898/1492). Bir yerde fazla durmazlar. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). s. Şeyh Nazım’ın Almanya vekili tarafından yapıldığını düşündüğümüz bu sohbette.543 Nazım Efendi’nin silsile şeyhlerinden olan Şeyh Şerafeddin. s. Bin seçilmiş evliyanın içerisinde 313 zâtın. Kutbiyyet vazifesini almadıkları halde kutupluk iddiasında bulunanlardan veya mürîdanın kutupluk yakıştırmalarından razı olanlardan. Peygamber(sav)’in mahşerde davacı olacağını ifade etmiştir. evladı. Camî’ye göre. s. Bunların evleri. 545 Câmî. 107 . Buna göre ricâlullahın hali. kendilerini tedavi ederler. hasta olurlar. Hz. kutbaniyet makâmının Hz. Bunların içinde bulunan 543 544 Kıbrısî. yerin sathi ile aynı seviyededir. tebeddül eder. 124 bin evliyanın bin tanesi millet meclisindeki mebuslara benzetilmiştir. Hızır ve İlyas(as) kutbu ziyaret eder. makâmında sabit durur. Kutbun haricindeki abdallar. Tasavvuf Sohbetleri. Hakkâniyye câmiasında görülen kutup telakkisine kaynak olan bir terminolojiye sahip olduğu görülmektedir. o gibi nesneleri terk etmişlerdir. başkaları bilmez. 31. Yerler. Şeyh Şerafeddin’e göre bu kimseler. Menakıb-ı Şerefiyye. tedavi görürler. ümmeti ziyana götürürler. değişir. ona hürmet eder ve onun arkasında namaz kılarlar.544 Ricâlullah’tan pek çok zat ile görüştüğünü bildiren Abdurrahman Camî (v. tasarruf sahibi oldukları ve dünyadaki diğer evliyaya vazife dağılımlarını emrettikleri ifade edilmiştir. Yükseklik ve bina gibi bir alametleri yoktur. emlak ve malları bulunur. 90. Hz. onun ömrü uzun olur. kutub. abdal sınıfına girmeden evvel nikâhlanırlar. Peygamber(sav)’in sünneti olduğu rivayet edilen her hususta çok titiz davranan abdallar taifesinin mezarları. Burkay. Mezarlarını.

Hz. Sad: F. Fatıma’ya(ra) vekâleten vazifeli olan bu zâtların haricinde “evtad” denilen dört tane evliya vardır. Muhammed Mustafa(sav)’ya vekâleten iş yapar. halifetullah olarak da anılan. gavs olarak da isimlendirilmiştir. Osman(ra). biri güneyde biri doğuda ve biri batıda bulunan bu zâtlar. Hz. Bu ifadelere göre Şâh-ı Nakşîbend’e irşâd vazifesinin verildiği günden itibaren.kırkların vazifelerinin bilinemeyeceği. Muhammed(sav).naksibendihakkani.547 Başka bir görüşe göre kutub. sadece kendisinden manevî yardım istenilen zâta verildiği için.546 Tasavvufta kutub. Hz. geçmiş peygamberlerin fıtratı üzere olan evliyalardır. Bunların haricinde her biri 12 yüce peygambere vekâleten hizmet eden kutuplar vardır. 371. Peygamber(sav) kademi üzere olan velî. iman etmeyen insanlara kadar herkesin yiyeceğinden içeceğine kadar sorumlulukları vardır. Hucvîrî. Bu unvan. 04/2011 tarihinde görüldü. feryâdetmek anlamına geldiğinden tasavvufta. Hz. Ali(ra) ve Hz. Hz. kutub tabiri ile birlikte kullanılır. Keşfu'l-mahcûb. Ömer(ra). Bütün bunlara emir veren bir kişi vardır ki gavsul azamdır. Osmanlı Yayınevi. s. Hz. gavsu’l-a’zâm denir. Ebu Bekir’in(ra) ruhaniyeti. Peygamber(sav)’e vakt-i saadetlerinde ihsan edilen dört ashabın. Bunlar içerisinde. Şâh-ı Nakşîbend. hem ricalullahın başı Gavsul Azam. manevî mertebelerin en yükseğine erişmiş. Bazılarına göre de gavs kutbun da üstünde bir velîlik makâmıdır.548 Bu konudaki benzer ifadeler Şeyh Şerafeddin tarafından da zikredilmiştir. onları bilmek için onlara manen yakın olmak gerektiği ifade edilmiştir. Nakşibend’in sağ omzundan eksik olmamıştır. kutbu’l-aktâbdır. Hz. Biri kuzeyde. Gavs yardım istemek. her gün imsak vaktinde efrad-ı ümmettin isimlerini sayarak hatmetmiş ve 546 547 http://www. Kırklardan başka ricâlu’l-gayb erleri denilen yedi zât vardır. Bunlardan Hz. Nefs Mertebeleri. 9495. 108 . ss. Ebu Bekir fıtratı üzerine olan velî kula ise. 548 Nakşıbendî. İstanbul 1996. kurtarıcı velî olan kutbun unvanıdır. Curcânî. Allah(cc). Kırklar Kur’ân’a mükellef olan herkesten sorumlu olsalar da.com/?page_id=2212. Ta'rîfât. yerdeki karıncadan. fıtratı üzere olan evliya ise kutubdur. 177. Zehra Dedeoğlu. Hem kutupların. darda kalanlara yardım edebilen. bu sorumluluklarının mahiyeti bilinemez. Ebu Bekir(ra).

552 Bu konuda bkz. İkinci Bölüm/Makamlar ve Seyru Sülûk İle İlgili Kavramlar/c. s. Aclunî. 157-183. Hz. abdal adıyla nakledilen hadislere isitnad edilerek oluşmuştur. Tah. Kutbu’l-mutasarrıf bu vazifeyi. mutasavvıflar arasında. 585-601. Uludağ. Keşfu’l-mahcûb(Marifet Bilgisi). Kutbu’l-mutasarrıf. eimme ve kutup şeklinde551 sıralanan ricâlu’l-gayb’ın yapısı içerisindeki hiyararşik düzen konusunda ortak bir görüş bulunmamaktadır. Yılmaz. 2. 554 Ahmed b. 550 Burkay. 80. son yedi nefese sığdırılmış lahzalarda.: Osman Yahya. Peygamber(sav)’in “abdal” olarak bahsettiği şahısların özelliklerine istinaden diğer kavramlar gelişmiş ve bu zâtların vazifeleri hususunda muhtelif tasarruf ve vazifeler atfedilmiştir. 555 Kıbrısî. TDV Yay. 25. yedi kişi İbrahim meşrebi üzere. Peygamber(sav) başlığında da değindiğimiz bu anlayış. Peygamber(sav)’i davet eder. 55-56. 109 . ss. ss. Musned. Tasavvuf Sohbetleri. s. 385-387.Mürşid/Kutup. Hucvirî. Mur. Tasavvuf ve Tarikatlar. alt derecelerden üstte doğru nücebâ. Futuhâtu’l-Mekiyye. c. kırk kişi Musa meşrebi.. Ankara 2009. s. Ahmet. s. nükebâ.”554 Tarikat-ı Hakkâniyye’de kutub. s.onlar için münacatta bulunmuştur. dünyadan çıkacak kulu noksanlardan arındırıp ikmal ettikten sonra. Yersiz 1975. 1. 551 İbn Arabî Muhyiddin. selamete ve saadete vesile olur. kademe kademe ifâ eder. s. Hz. ss. TTS. Keşfu’l-hafâ. ss. Beytu’l-efkâru’d-devliyye. Hambel Ebi Abdullah. Şeyh Nazım’a göre. 251-254. TTDS. evtâd. c. bir kişi İsrafil meşrebi üzere bulunur. kutbu’l-aktab. Kara. Peygamber(sav)’i davet etmektir. 322. ümmete hâsıl olan belalardan emanete. bir Mü’minin ruhunun kabz olunması halinde hazır bulunan kişidir. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde de yaygın olan bu anlayışa istinad 549 Tafsilatı için bu tezde bkz. Hz. kutbu’l-mutasarrıf. 553 Yıldırım. 223. abdal.550 İbn Arabî’ye göre.: İbrahim Harkûr. beş kişi Cibril meşrebi üzerine. Görevi. 555 Hz. Tasavvufun Temel Öğretilerinin Hadislerdeki Dayanakları. Cebecioğlu. el hey’etu’s-Suriyyetu’l-âmetu’l-kitâb.552 Ancak ıstılahta ricâlu’l-gayb anlayışına istinad edilen hadis-i şeriflerden bir tanesi şöyledir:553 “Bu ümmet içerisinde üçyüz kişi Âdem meşrebi üzerine. İmanî noksanlıklar ikmal edildikten sonra. Menâkıb-ı Şerefiyye.549 Bu münacat Şeyh Şerafeddin’e göre. s. 276. Suudi Arabia 1998. 322. üç kişi Mikail meşrebi üzere. Tasavvuf ve Tarîkatlar. kutbu’lirşad gibi kavramlarla birlikte kullanılmıştır.

50. “ekmellik” derecesine yükselmiş mürşid-i kâmiller vardır. 673/1274)’ye göre. bu kullarını vesile kılar. ilahî mizan ile icra eden mürşîdler arasında. ilk aslî irade ile birleştiğinde. Konevî (v. Tasavvuf Metafiziği. Adnan. Allah(cc)’ın tüm esma ve sıfatlarının tecelligahı olur. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. c. ikincisi de. müstaid derecesindeki kimselere fitne ve fesatlık fısıldar. onlar sebebiyle yardıma nail olursunuz. Konevî. Peygamber(sav)’in şefaatte bulunduğu lahzayı düşünmesidir. kutbu’l-irşâd.558 Bu anlayışın Hakkâniyye içerisinde dayanakları olabilecek ifadeleri Şeyh Şerafeddin. Şeyh Şerafeddin’e göre iki havatır. Dolayısıyla Allah(cc). en faziletli. kutbu’l-bilâd ve kutbu’l-mutasarrıf. kutbu’l-aktab. en şerefli. el-Muktedir ve el-Muksir isimlerinden kaynaklanan adaleti. 140. Keramet hususunda verilen örnekte de olduğu gibi bu kişiler. Onlar sebebiyle yağmura mazharsınız. Camiu’s-sagir. Cebecioğlu. sufiler içerisinde muhtelif şekillerde örneklendirilmiş olsa da. s. 3032. Kutublar. Menâkıb-ı Şerefiyye. Peygamber(sav)’in ümmeti içindeki manevî kuvveti gibidir. 110 .557 Nazım Efendi’ye göre kutbu’l-mutasarrıf ile birlikte beş kutub vardır. Allah(cc)’ın iradesi dışında zuhur edemez. 1. gerçekleşir. Birincisi.559 556 557 Suyutiî. 49. Şeyh Adnan’a göre. Nakşibendiyye usul ve ıstılahına göre 12 bin kelime-i tevhidi. 559 Burkay. Şeyh Şerafeddin’e göre “Seridyakin” namındaki cin taifesi. onlardan zahir olan keramet veya yardımlar.”556 Bu hadis-i şerifte bildirilen yardım. “müstaid” olarak nitelendirdiği zatlarda görüyoruz. iradelerini Allah(cc)’ın iradesinde erittikleri için. en büyük ve en kâmil imam olur. yardıma vesile olan bu kişilerin. Bu mürşîd-i kâmillerden birisinin iradesi. akl-ı külün dışında değildir. Kutub olarak anlaşılan bu kişinin aklında irade ettiği şey. 470. s. abdallar değil. müstaid zatın zikri esnasında ortaya çıkmaz.edilebilecek bir hadis-i şerif şöyledir: “Ümmetimde Abdallar otuz tanedir. Çünkü onun aklı. s. 629. Yeryüzü onlar sebebiyle ayaktadır. 558 K. boğazından beş gün lokma geçmemiş zatın rızkını düşünmesi. sureti ve zahir varlığı. Bunların fiilleri sadece birkaç esmanın değil. Hz. o maşayı elinde tutan kudrettir. kullarına inzal edeceği merhamete. TTDS. s. ateşten közü alan maşaya benzetilmesidir. s. Müstaid. genel olan görüş. Kutub. kalbine dünya ve ahiret işlerinden bir havatır gelmeden zikretmeye muktedir olan kişidir. şeriate göre kötü gördüğü dahi olsa. kendisinde el-Adl. Dolayısıyla ateşten közü alan.

velîler hiyerarşisinde yer alan. TTDS. Çarşı kapılarından birine varınca.562 Istılahta ilk defa Hakim-i Tirmizî tarafından tanımlanmış olan kutub kelimesi. Şeyh Abdullah. Adnan. kutbu’lekber ve kutbu’l-irşâd. Şeyh Hişam bu olayı. aynı kalıbı velâyetle ilgili olarak da kullanmakta ve bu ifadenin “velilerin sonuncusu” değil “velilerin mührü” anlamına geldiğini ima etmektedir. K. ahirette Peygamber-i Zişan’ın Sancağı altında toplanacağını bildirilmiştir. “nübüvvetin mührü” olmasından dolayı olduğunu savunmuştur. nebilerin sonuncusu olmasından dolayı değil.560 Tasavvuf ıstılahında kutbu’l-aktab. s. Yan yana on kişinin sığabileceği kapının diğer kaidesinden Şeyh Abdullah fiziki koşulları hiç düşünmeden ellerini kaldırdığında. Cebecioğlu. Hz. ricalin vazifelerinin Hakkâniyye’de nasıl yorumlandığı hususunda ehemmiyet arz etmektedir.Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. Hz. Muhammed(sav)’e ihsan edilen bu peygamberlik lütfu. Şeyh Abdullah ile şeyhi Şerafeddin Efendi’nin İstanbul’da ikamet ettikleri bir döneme tekabül etmektedir. Hakîm Tirmizî’ye göre hâtemu’l-evliyâ.com adresinde neşredilen sohbet video arşivimizde mevcuttur. en büyük velîlere verilen isimdir. orada kapının bir kaidesine kendisi. Şeyh Abdullah’ın kendisinden naklettiğini ifade etmiştir. Şeyh Şerafeddin. nübüvvetin batını olarak tabir edilmiştir. Dolayısıyla Hakim Tirmizî’ye göre hâtemu’l- 560 561 Bkz. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde kutbu’l-aktab ve hatemu’l-evliya olarak nitelenmiştir. Peygamber’in nübüvveti ile alakalı olarak tanımladığı “hâtemu’l-enbiyâ” kavramını.sufilive. onu şeytandan ve nefsin desiselerinden koruyan özel bir mühürdür. o gün o kemer altından geçen yerli ya da yabancı herkesin. diğer kaidesinde de Şeyh Abdullah’ı durdurarak elini havaya kaldırmasını istemiştir. 1920’lerde yaşanan bu olay. Kutbu’l-irşad mertebesi. Allah(cc)’a verdiği sözde sâdık kalan ricalden olduğunu ifade etmiştir. Tirmizî. halifesi Şeyh Abdullah’ı aldığı bir manevî vazife icabı İstanbul Kapalıçarşı’ya götürmüştür.561 Bununla birlikte Şeyh Hişam Kabbanî. Şeyh Hişam’ın bahsettiği şu hadise. Tirmizî. hatemu’l-evliya ile de ilgili tanımlanmıştır. 386. 111 . birbirinden farklı niteliklere sahip evliyâ içinde nübüvvetten en fazla payı alandır. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin. havada Şeyhinin eli ile bir kemer oluşturduğunu Şeyh Hişam’a söylemiştir. 562 www.

sonuç da Hz. İstanbul 2003. s. 567 Aynı eser. Hâtemu’l-evliyânın makâmı ihsan hazinelerindedir. Kitâbu hatmetu’l-evliya. 50. Rûhu’l-beyân. Çift. bulunduğu vakitte tek olan. Beyrut Tarihsiz. her dönemde var olan ve adeta tasavvuf tarihinde “kutub” sıfatıyla anılan kişidir. imanı nakşetmiştir. her asırda yalnızca bir tane olan kutubdur. Matba’a Kasulikiyye.: Osman İsmail Yahya. Hakkâniyye meşayıhının özellikleriyle de tavsif edilmiştir. 112 . O ebedi olarak sa’y halindedir. Enbiyânın makâmından perdeler ona açılmıştır. Başlangıç Hz. 49. Kara Mustafa. ss. Adem ile idi. 564 Bursevî. Hakîm Tirmizî ve Tasavvuf Anlayışı. ümmetin hidayetini dert edinen. kırk sene kutbaniyet makâmında kaldığını ifade etmiştir. s. 421-422. Tah.567 Özetle Şeyh Nazım’a göre kutub. 259. c. Çift. 565 Tirmizî Hâkim. 421.”564 Hakim Tirmizî’nin yer yer zikrettiği ve ferdaniyyet makâmında bulunduğunu ifade ettiği “münferid” de Hatem ile aynı zattır.565 Şeyh Nazım’ın kutub anlayışının.563 İsmail Hakkı Bursevî’ye göre her asırda mevcut olan kutub döneminin hatemu’l-evliyâsıdır. ıstılahta Hakim Tirmizî anlayışına en yakın olduğu kanaatindeyiz. Beyrut. kutbaniyet makâmını şeyhi Ahmet Suhurî’ye atfen zikrederek. O şöyle demektedir: “Allah. hazineleri ise hatem ile muhafaza etmektedir. Tasavvuf Sohbetleri. Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi. Ulaşabileceği en son menzil ise kurb hazinesidir. Tah. mahlukâta gelen inayeti taksim eden zâttır.. huzurunda kelime-i şehadet getiren herkesin kalbine. 260. 1. âlemi halife ile. s. Kitâbu hatmetu’l-evliya. Dergah Yay. 120-121.566 Şeyh Nazım’a göre bu makâmın bir mutasarrıfı olan Şeyh Suhurî.evliyâ olan kişi. 93. Gavs ve hatemu’l-evliya olarak da anılan kutub. alemlere rahmet olan.: Osman İsmail Yahya. 563 Hakîm Tirmizî. ss. Ferdaniyet makâmıyla beraber zikrettiği. Hakîm Tirmizî ve Tasavvuf Anlayışı. Matba’a Kasulikiyye. bütün velilerden sonra gelecek olan tek bir veli değil. s. ss. 45. 566 Kıbrısî. ss. İsa ile olacaktır. Hatem.

s. ışığınızın aydınlığında yürüyelim)” Hadîd: 57/13. 3. Hadîd: 57/28. el-Mîzân fî tefsîri’l-Kur’ân. 321-324. adaleti. akılla idrak edilen Kur’an’ın nuru ve gözle idrak edilen kamerin nuru gibidir. 508. Allah’ın mesajı. 113 .2. 573 “Nûr üstüne nurdur (yani. 491. tevhid esasına dayalı düzeni. c. 572 “Sizin için kendisiyle yürüyeceğiniz bir nûr (yani. ss. Peygamber(sav).580 568 569 İbn Manzûr. Isfehanî. Muhammed Hüseyin. 574 “Bize bakın da nurunuzdan iktibas edelim.572 Hz. el-Müfredat. (yani.. Allah’ın nûrunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmayacağı579 bildirilmiştir. Ter. İşaret Yay. 578 Saff: 61/8. Kur’ân Terimleri Sözlüğü.574 Kur’ân ve Tevrat’taki hükümler. hidayet olarak da tefsir edilmiştir. ilahî mizanı. 576 “Arz Rabbinin nuruyla aydınlanacak” Zümer: 39/69.”570 ayetinde geçen nûr. s. 5.” Nûr: 24/35. s. 402-407. Allah’ın esmasından biri olan nûr. eşyanın görülmesine ve idrakine vesilesidir. Nebi’nin(sav) beraberindekine) tâbi olanlar. Kur’ân terimi olarak nûr.573 Mü’minlerin ışığı.577 Bununla birlikte Allah(cc)’ın nûru Kur’ân-ı Kerim’de. 579 Tevbe: 9/32. 580 Tabatabaî. Dünyevî nûr ise. “Onlar ağızlarıyla Allah’ın nûrunu söndürmek istiyorlar. ALLAH’IN NÛRU: Arapça’da ışık. c. kendisiyle hidâyet bulacağınız îmân) kılsın. Hakk’ın adı. Kevser Yayınevi. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nûrunu tamamlayacaktır”578 mealinde zikredilmiştir. 571 Tevbe: 9/32. 577 Mukâtil b. “Allah’ın nuru” şeklindeki ifadeye tefsir kitaplarında. ayetlerdeki yerine göre.14. Lisânu’l-Arab. hidayetin yolu gibi manalar verilmiştir. s. Bu tasnife göre Allah(cc)’ın ismi olan “en-Nûr” uhrevidir.569 Allah’ın nûru konusunda muhtelif anlayışlara kaynak olan “Allah göklerin ve yerin nûrudur.: Vahdettin İnce. ss. 630. Başka bir ayette ise. Firuzebadî. nebi neslinden gelen nebidir). Tevrat’ı) kim indirdi?” En’âm: 06/91 . 125. 570 Nûr: 24/35. el-Mu’cemu’l-vasît. c. 1..575 Allah(cc)’ın nûru576 olarak mana kazanmıştır.568 dünyevî ve uhrevî olmak üzere iki çeşittir..571 imân. 575 “Ve O’nun beraberinde indirilen nura (yani. aydınlık mânâlarına gelen nur. 526. s.” A'râf: 7/157 “De ki: “Musa’nın getirdiği o kitabı (yani.YARATILIŞ VE VARLIK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: a. İslam dini. Süleyman. c.

30-31. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. s. sır ve hidayet. Dördüncü nûr. Keşşâf. TTS. c. İlahî mizanın ve tevhide dayalı düzenin kendisi değil.. 317.Nûr.584 her kulda bulunan ve ortaya çıkarılmayı bekleyen hazine. s. 585 el-Hakkânî. Tehânevî. s. ayet ve hadislere işarî tefsir ekolüyle yaklaşımı ve bu yaklaşım içerisinde. TTDS.586 Allah(cc)’ın merhametinin semeresi gibi manalara gelmektedir. 1971. 79. s. Nur. meleklere ve cinlere kıblegâh olma sebebi. İbn Arabî’nin varlık anlayışına benzer bir yaklaşım görmekteyiz.e. ilahi vâridât olarak da tanımlanmıştır.581 İmâm-ı Gazalî (v. Hz. Bu tezde bkz.585 kulun dünya hayatında gerçekleştirdiği iman.com/CommingofMahdi.sufilive. eşyanın hakikatlerini idrâk eden akıl ve nefs nurudur. 280. mutlak nûr olan Allah’dır. Ter. Kâşânî. Kâinattaki suretlerde ortaya çıkan vücûdtur. Hakk esmasının tecelli ettiği bir hidayet yolu olarak anlaşılmıştır. Eskin Matbası. Allah(cc)’ın ez-Zahir isimli tecellisi. Peygamber’in Sırrı. Peygamber(sav)’e verilen feyzu’l-akdes. mutasavvıflar tarafından. ss. diğer iki nurdan daha şereflidir. Kur’ân-ı Kerim. el-kıstâsu’l-müstakîm (Mirâcu’s-sâlikin).g. Bu anlamda Allah’ın nûru Allah’ın mesajının kendisi değil ancak. d. Bu iki nûr maddîdir. 562. Istlahatu’s-sufiyye. 586 Kıbrısî.1. 505/1111). Uludağ. s. 118. 114 . gizlenmiş bir şeyin.583 Peygamberlere(as) indirilen İlahî feyz. 584 Kıbrısî. s. Ebediyete Davet.587 Bu anlayışı şekillendiren kavramları müstakil olarak ele aldığımızda. s. 1731-1732. ss. 15. nûru altı farklı manada izah etmiştir. Cebecioğlu. Beşinci nûr. Âdem(as)’in. Kavâidu’l-akâid. s. 582 Gazalî. güneş ışığıdır. 583 www. Bu nûr. Nazım Efendi’nin ifadelerinde. Rasûl(sav) ve ilim için kullanılır. kalpten masivayı çıkarıp atılması sonucunda nâil olunan. onun ihtiva ettiği feyiz olduğu anlaşılmaktadır. Ta’rifât. Hakk’ın adı değil. bu düzenin temini için gerekli olan imandır.: Yaman Arıkan. 587 K. ledün ilmiyle ortaya çıkmasına denildiği gibi. Duyular âleminde ışık olarak bilinen nur ve bu nûrun idraki için insanda bulunan göz nûru. a. 581 Cürcânî. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Adnan. 46.582 Allah’ın nûru. 204-208. Altıncı nûr. Tasavvuf Sohbetleri.Allah’ın nuru ve Hz. Dünya üstü olan ülvî âlemlerden olan üçüncü nûr. 2. kâinattaki suretlerde ortaya çıkan vücûd olarak tanımlanmıştır.

Bütün Peygamberler(as).Hz. 593 www.589 Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde bu nûrun ontolojik izahı detaylı yapılmıştır. bu nûrun taşıyıcılarıdır. 30-31. kulun kendi sırrına dönüşüne işaret edilmektedir. her kulun gerçek sırları (nûru) zuhur eder. Peygamber(sav) başlığında incelenmiştir. Ancak vahdaniyet âlemi ‘Muhammedu’r-rasu’lullah’ da denen nasutî âleme yansıması. Kulun dönüşü işte bu nûra olacaktır.593 Bu nûr kalb-i Muhammedî’den ümmetinin kalbine aktarılan feyzu’l-akdes olarak da ifade edilmiştir. ss. Peygamberlere verilen nûrlar.. 15. Şeyh Hişam’ın Şeyh Abdullah’tan naklettiği bazı ifadeler. Giriş/Halidiyye-i Hakkaniyye/Şeyh Hişam. onun mahiyetini hiçbir evliya bilemez591 ancak. bütünü tamamlayan cüzler olarak önem taşımaktadır. Peygamber . ashabın ve diğer Mü’minlerin kalbine nakletmiştir. Bu bağlamda Hakkâniyye içerisindeki yapılmış ontolojik ifadeler. 115 .com. Nazım Efendi’ye göre bu nûrun kendisine eriştiği kişi 588 el-Hakkânî. Şeyh Hişam’a ait görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Peygamber(sav) bu nûru. tasavvuf anlayışındaki varoluşsal yönleri genel ifadelerle ancak. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışını incelememize ışık tutmaktadır. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. Allah’a mahsusuz ve şüphesiz O’na döneceğiz”592 ayeti. Ebediyete Davet. s. aynı zamanda Şeyh Nazım’ın damadıdır. bu yansımalar bittiği zaman. 589 K. Dolayısıyla bu nûrun ehadiyet âleminde bulunması sebebiyle.Nazım Efendi’ye göre bu nûr. 591 Bu tezde bkz. Peygamber(sav)’in nûrundan (Hakikat-ı Ahmediyye) olur. Peygamber Efendimiz(sav)’e verilen aslî nurdan yansımalardır. 590 Nazım Efendi’nin Şeyhi Abdullah Dağıstanî’nin halifelerinden olan Şeyh Hişam. Bkz. Cenab-ı Hakk’kın kullarına ilahî bir lütuftur. Mesela Şeyh Hişam’ın590 bu konudaki özet açıklamasına göre Hz. Hakkâniyye içerisindeki ortak terminoloji ile yapmıştır.588 Bu nûrun taşıyıcıları şeref sahibi kullardır. Bu anlayışın detayları Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. CommingofMahdi.sufilive. Dağıstanî’den tevarüs eden ve Şeyh Nazım’ın ifade ettiği bazı anlayışları detaylandırmamız hususunda. Adnan. a. Bu anlayışa göre “Şüphesiz ki biz. Âdem(as)’e konulan bu nûrun kaynağı ehadiyet âlemi ‘La ilahe illallah’ da denen âlem-i hakikidir.e.g. Bu konulara izahat getirmeyen Şeyh Nazım. Hz. Hz. Âdem(as) kendisindeki bu nûrdan dolayı meleklere ve cinlere kıblegâh olmuştur. 592 Bakara: 02/156.

596 Kıbrısî. Peygamber(sav) “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. Âlem.e. Canan. s. Kur’ân-ı Kerîm’in lafzı ile beraber okunmuş ve Kur’an lafzından o nûru alanlar olduğu için ümmet içinde bu güne kadar yayılarak 594 595 Kıbrısî.1. Allah(cc)’ın zatî isimlerindendir. 599 Cilî.”598 ayetinde bildirildiği gibi. varlık mertebelerine göre iki ayrı mevcudiyet olsa da. ontolojik anlayışında. 306. 832/1428) tarafından da savunulmuştur. Kıbrısî’nin vekilleri tarafından getirilen ontolojik yaklaşımda. 270. Hakkânî çevresinde ise bu durum. Peygamber(sav)’den daha kadim bir zât bulunmamaktadır. hidayet bulursunuz.”595 hadis-i şerifinde bildirilen sahabenin tamamı. hakikî aşk ve şevk makâmlarına mazhar olur. Bu anlayışa göre en-Nûr ismi. Tasavvuf Sohbetleri.596 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu görüşü ve vekillerinin şerh ettikleri ontolojik yaklaşım. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. 46. 15. 116 . zımnen bulunmaktadır. 597 Mâide: 5/15. Nazım Efendi’ye göre bu nûr. Peygamber(sav)’in aynı varlık düzeyi olarak ele alınmıştır. nûru Ahmedî’den alırlar.hakikî iman. İnsanlığa hidayet rehberi ve nûr olarak gelen tüm peygamberler. Bu yönüyle Hz. nûru Ahmedî’den yaratılmıştır. a. Hz. s. nûru Ahmedî’nin âlemlere rahmet olduğu.594 Bu mazhariyete nail olanların başında Ashâb-ı Kirâm gelir. Peygamber(sav)’in ise bu nûru. 290. Muhammed(sav)’dir.. “Gerçekten size Allah’tan bir nur geldi”597 ayetinde zikredilen nûr. c. 598 Enbiyâ: 21/107. Hangisini rehber edinirseniz. Farklı bir ifadeyle varlıkta. nûru Ahmedî ile Hz. hakikatte tek olduğu anlaşılmaktadır. Hz. Farklı bir ifadeyle Cilî. elest bezmindeki hitabı an be an işitip Allah’ın nûruyla nûrlanan kişilerdir. Nazım Efendi’ye göre “Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. s. Hz. ss. Abdülkerim-i Cilî (v. insanlık için bir nurdur. nurlarını.599 Bu mana. kalemu’l-a’lâ ve akl-ı evvel olarak da ifade edilen. ümmetine getirdiği anlaşılmaktadır. Kutub-i Sitte. Peygamber Efendimiz(sav)’e Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte indirilmiş. 4. Kıbrısî’nin anlayışında açıkça ifade edilmemekle birlikte.g.

Bu nûrun tutuşma mahalli kalbtir. Peygamberlerin kalplerinden Mü’minlerin kalplerine bu nurun aktarıldığını. Şeyh Nazım’ın genel tasavvuf anlayışı ile birlikte düşündüğümüzde. kulun yaratılışına dercedilmiş olan nurun. Allah’ın nûru bugüne kadar kalblerden kalblere intikal ederek bu güne kadar gelmiş ve yevmu’l-kıyamete kadar devam edecektir. “Onu. Peygamber(sav)’e indirilen nûr olarak tefsir edilmiş diyebiliriz. Sıddık’ın nûru ise bütün Sahabe-i Kiram’ın kalblerindeki kandilleri tutuşturdu. Nitekim Bursevî. Allah o nûru taşıyan erbabının kıyamet gününe kadar devam edeceğini vâdetmiştir.g.603 Nazım Efendi’ye ait ifadelerin genelinden anladığımız kadarıyla. 318/932) kalbi ve içindeki nûru. açığa çıkması olarak anlaşılmaktadır. 15. s. Senin kalbine Rûhu’l-Emîn indiriyor”602 ayetine istinaden.”604 “… O’nun peygamberliği ile birlikte indirilen bu nûrun ardından giden kimseler var ya…”605 ayeti. 603 Bursevî. 602 Şuarâ: 26/193. 1135/1725) de savunmuştur. 606 Ahzâb: 33/46. o nûru taşıyanlar olarak meal edilmiş olduğunu söyleyebiliriz. a. Hz. Bu ifadelerdeki anahtar kelime olarak tanımlayabileceğimiz “kandillerin tutuşması”. 79. nurun iniş mahallinin. s. kalpteki nurun parlamasını. Peygamber’in kalbi olduğunu savunmuştur. 117 . kalb kandilindeki 600 601 Kıbrısî. 605 A’raf: 07/157. Tasavvuf Sohbetleri. bu ifadelere kaynak olduğu şüphesizdir. Istılahta bu anlayışı İsmail Hakkı Bursevî (v. bu nûrun iniş yeri Peygamberlerin(as) kalpleridir. Hz. Kur’ân bu nûru ihtiva etmektedir ancak.600 “… Biz size apaçık bir nûr indirdik”601 ayeti Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Ebu Bekir Sıddık’ı(ra) tutuşturdu. kandil. 604 Kıbrısî. haşyet. 15. yağ ve fitil misaliyle izah etmiştir. Peygamber(sav)’in “aydınlatan bir kandil”606 olarak tarif edildiği ayetin.gelmiştir. Nazım Efendi şöyle ifade etmektedir: “Rasulullah Efendimiz’in(sav) kalbine inen bu nûr. Şerh-i Salavât. Kalbi bir kandil olarak tasvir eden Kıbrısî. nûrun anlaşılmasında önemli görülmektedir.. Bu izaha göre iman.e. Nisa: 4/174. s. kandilin tutuşmasına benzetmiştir. Nazım Efendi’ye göre. takva ve muhabbetin nurları. Hakim Tirmizî (v. kandillerin tutuşturulması.

610 K. ss. bu nûrdan. şöyle kullanmıştır: “Bir tâlib.611 Nazım Efendi 1977 yılında yaptığı bir sohbetinde nûru. gözden akan yaş gibidir. Beyânu’l-fark. fitilini ve yağını hazırlamış. Allah(cc)’ın rahmetinin ezelî ve ebedî olmasından dolayı kıyamete kadar devam edecektir. kalbtir. Adnan. Çerağı almış.e. 609 Saff: 61/8. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Zahir oluncaya kadar mevcudiyeti. Peygamberlerin(as) yaşadığı mekânlara. Allah(cc)’ın rahmeti olarak ifade etmiştir.609 Bu nûrun tamamlanması Peygamberler. bir azizin hizmetine geldiği zaman Ubeydullah gibi gelmesi gerekir. Ebediyete Davet. 612 Kıbrısî. sıddıklar. 550. 607 608 Hâkim. Bu nûrun parlaması. gizlidir. Onlar bu nûrun vahdaniyet âleminden mülk âlemine tenziline vesile olanlardır. Şeyh Nazım. Allah(ac) nûrunu tamamlayacaktır. 611 el-Hakkânî. 17-20. velîler ve Mehdi(as) ile olacaktır. yani şark (Ortadoğu) beldelerine inen bu nûr. bu rahmanî cezbeden ne kadar uzakta olursa olsun ruhaniyeti nasiplenebilir. içinde bulunduğu cisimleri de kıyamete kadar ebedîleştirdiği söylenebilir.”612 Bununla birlikte Nazım Efendi’nin ifadeleri genel olarak değerlendirilirse. Nefis. s. bu nura ait şuaların bulunduğu kalbde iman hâsıl olmaktadır. 79. kıyamet gününde kabrinden çürümemiş olarak kıyam edeceğini ifade etmiştir. s. Tasavvuf Sohbetleri. kalıpları batıda bulunsa bile kalbin doğuya yöneldiği bir anda bu nûrla buluşması anında iman hâsıl olur.g. bir kıvılcım beklerdi”608 Nazım Efendi’nin genel ifadelerine dayanarak bu nûrun mahiyeti itibariyle ebedî olduğu.610 Ayrıca Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Bunlar. bu nûrla dirilen hücrenin (bedenin) ölmeyeceğini ve çürümeyeceğini dolayısıyla. garp beldelerinde yaşayan kulların da. ss. 33-35. şeytan. Camî.fitil tutuşunca çıkar.. Kulun kalıbı (cismanî bedeni). bu misali. Bu nûrun madeni. doğudakiler gibi istifade edebileceklerini şöyle ifade etmektedir: “Bu rahmetin cezbesi insan fıtratına ve ruhaniyetine tesir eder. ss. 118 . dünya ve hevâ yaratılışın başladığı hakikî nûrun mülk âlemindeki yansımalarını izale etmek istese de. 851/1447). a. Bu rahmet nûru o kadar kuvvetlidir ki.607 Nakşî meşayıhı içerisinde Yakûb-u Çerhî (v. 30-31.

kendine has kompleks ve sırlı bir sinir sistemine sahip olan kalb. bugüne kadar kalbten kalbe aktarılarak. Nazım Efendi bir sohbetinde bu nûrun aranması gerektiğini belirterek “O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar şöyle diyeceklerdir: ‘Bize biraz bakınız da nurunuzdan alalım!’ Onlara. İçindeki nûr ile etrafındakileri aydınlatan kişi. ‘Arkanıza dönün de. bu sinir sistemi ile. Beyinden bağımsız en az 40 bin sinir hücresinden yapılmış. Bu manada insan kalbi. nûr araştırın!’ denilecek”613 ayetini delil göstermektedir. ss. nurun bir kandil gibi tutuşturduğu kalbin.aydınlattığı kalbde. Bu nûru en ziyade kemiyette ve en kâmil keyfiyette taşıyan Peygamber Efendimizdir(sav). Bu çalışmalara göre kalbde elektrokardiyogram olarak (EKG) ölçülebilen elektrik alanı. nûr üzerinden tabir etmiştir. “kalbdeki beyin” olarak tanımlan bir siteme sahiptir. s. insan kalbinden yaklaşık 50–70 cm mesafeden SQUID (Süperiletken Kuantum İnterference Cihazı) tabanlı magnetometreler ile ölçülebildiği Psikofizyolojik çalışmalarda tesbit edilmiştir. o nûru kendisinde bulunduran zatlardır. 254-260. kalbin ürettiği elektirik alanın. gelmiştir. 615 Kıbrısî. Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. 14. Bu yönüyle kalb. beyinde kaydedilen elektroencephalogramdan (EEG) genlik (amplitud) bakımından ortalama 60 misli daha büyük. Şeyh Nazım’a göre. Çünkü tasavvuf literatürüne göre mürşidler. dokular tarafından 613 614 Hadîd: 57/13. anlamına gelmektedir. Ali(ra) aracılığıyla bu güne kadar gelen silsile üzerinden ifâ etmektedir.614 Bu nûrun aranacağı adres ise. vücut sarayında en güçlü ve geniş elektromanyetik alanın üretildiği bir sistemdir. irşâd vazifelerini Peygamber(sav)’den itibaren Hz. Hak Dost 4. aynı zamanda bu nuru nakletme görevini de icra ettiği görülmektedir. Bu durum. manyetik bileşeni de. Nazım Efendi bu vazifeyi. 119 . Allah(cc)’tan Resulüne(sav) inen nûr. Allah’ın birliğine tam iman olarak zuhur etmesi. bir irşâd vazifesi ifa ettiği için mûrşid olarak nitelendirebiliriz. O’ndan aldığı nûru bu güne kadar getirenler vardır. Ebu Bekir(ra) ve/veya Hz. beyinde üretilen manyetik bileşenden yaklaşık 5 bin kere daha güçlüdür. sadece tasavvuf konularında değil.615 Kıbrısî’nin ifadelerinde. tıp çalışmalarında da yer almıştır. Kalbde üretilen biyoelektromanyetik sahalar.

ahrette de ferah içinde olurlar. Kalbin bu vasıtalığı iledir ki. şöyle ifade etmektedir: “İnsan kalbi latif (cisimden uzak) tarafıyla ruhun ışığını alıp. cismiyle kesif (iç içe) olan tarafıyla cesede ulaştırmasından ötürü. ss. Aydın. Kalbde yaratılan bu elektromanyetik enerji. Kalbin Keşfedilen Yeni Boyutu.emilerek yok edilemeyeceği ve bir iletici güç olduğu anlamına gelmektedir. Institute of HeartMath. Nazım Efendi. kulun dünya hayatında bu nûru alarak. Şerh-i Salavât. Vücuttaki bir verici istasyonuna benzetebileceğimiz kalb.. İstanbul 2004. Sızıntı Dergisi. Science of The Heart. aynı zamanda o enerjinin yayılma sahası içinde bulunan kişiler tarafından da hissedilebilir olduğu tesbit edilmiştir. 01-001. CA 2001. 618 Kıbrısî. ehadiyet âlemi. 617 Bursevî. bu nûrun aranacağı yerin dünya hayatı olduğunu şöyle ifade etmektedir: “Dünya hayatının araçlarını amaç edinenler. sayı Mayıs 304. ışığını diğer kandillere nakledebilecek mahiyettedir. bu nûru aramaktan gafil oldukları için bulamazlar. ruh ile cesed arasında bir birliktelik oluşur ve böylece insanın bir düzen çerçevesinde sürekliliği sağlanır. geldiği yere dönmesini Şeyh Hişam. Işık Yay.616 Bu manada nurunu gerçekleştirmiş bir kalb.”618 Nûr konusunda Şeyh Hişam’dan nakledilen ontolojik anlayışın. hakikat âlemi ve hakikat-ı Ahmediyye üzerinden izah etmiştir. 126. 120 . 254-260. Aynı şekilde felekler ile hareketleri arasında vasıta olan nüfus-ı nâtıka-i felekiyye (nefisleri)dir. kıyamete kadar bu mekanizma içinde devam edeceği söylenebilir. Bilimsel verilerle bir yönü ispat edilmiş bu hakikatin tasavvufî yönünü Bursevî. tutuşmuş bir kandil gibi.”617 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs ettiğini düşündüğümüz “nûru aramak” ifadesi Hakkâniyye yolunun temel sohbet mevzularındandır. s. Hatırlanacağı üzere. ses basıncı ve elektromanyetik dalgalardaki değişiklikler ile kalbin dışına ulaşır. vücuttaki her organ ve hücre tarafından algılanan sinyaller üretir. Selim. Tomasino. 616 Rollin. McCraty-Mike. yani Rablerinin huzuruna çıkarlar. Biaenaleyh nûr. Bu sinyaller. Bu nûru bulanlar dünyada da. Hak Dost 4. Bulamayanlar ise iki âlemde de telaş içindedir. bu ifadelerde zımnen bulunduğu şüphesizdir. Atkinson-Dana. kalbin ritmik aktivitesi ile üretilen kan basıncı. sadece bedenin her tarafına iletilmekle kalmaz. Bulanlar ise dünya hayatından bir nûr alarak. Publication No. ruh ile cesed arasında bir vasıtadır. geldiği yere.

“…Allah. ümmetine yani. her kulda birbirinden farklı kemiyet ve keyfiyettedir. Kıbrısî’nin nûr anlayışına getirdiğimiz bütüncül yorumları destekleyen ve besleyen bir veçhi olması hasebiyle mühimdir. Dolayısıyla bu kullar. Hz. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. onları azgınlıkları içinde bırakır. Peygamber(sav). Bu manada âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. ahiret saadetine. Rabbânîdir. kulun yaratılışında bulunan ve dünya hayatında iman olarak zuhur edebilecek bir potansiyel olarak. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî sohbetlerinde. Allah’ın nûru. Abdullah-ı Dağıstanî’nin şeyhi Şerafeddin-i Dağıstanî de sohbetlerinde Allah’ın nûrundan bahsetmiştir. Kula düşen. ebedî hüsrana sebeptir. insanlığa adanmış bir hayat yaşamıştır. bütün ümmet-i merhûmeye ve mâsivâullâha umumî olmasını tekrar temin için ve bu feyz-i kudsiye ile ta’zim için bu nûr nakledilir. zuhur etmeyecektir. hakikât-i tevhîd ve esrar-ı mahz-ı tevhîd ifadeleriyle tarif edilmiştir.Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin ifadelerinde. şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî tarafından şöyle beyan edilmiştir: “Ebubekir Sıddık Hazretleri’ne nakledilen feyz-i kudsiyyenin. Menâkıb-ı Şerefiyye. bu rahmetin umumi olması için. dünya hayatında gafil olanların. Ebu Bekir(ra)’e neden nakledildiği konusundaki hikmet. Lakin gafil 619 620 A’raf: 07/186.”621 Nurun naklinde umumiyet temennisi. kendindeki bu hazineyi nûr sahiplerinin rehberliğinde bulmaktır. ehadiyet âleminde olan Nuru Ahmediyye ve nasutî âlemde bulunan Nuru Muhammediyye kavramları bulunmasa da. Bu nurun kulda zuhur etmesi.622 Bazen manevî bir hazine veya sır olarak ifade edilen bu nûr. 3. Buraya kadar değinilen nûr. Nazım Efendi bu düşünceleri şöyle ifade etmektedir: “Senin de hazinelerin var.620 Bu nûrun Hz. kendilerindeki nuru (Nuru Muhammediyye) aramaktan gafil olacağına işaret etmiştir. “feyz-i akdes” olarak ifade edilmiş ve bu nûr. 4. 121 . aksi ise. 622 Bu tezde bkz. ss. Dolayısıyla ahiret âleminde gaflet ehlinin fıtrî nurları (Nuru Ahmediyye). Peygamber(sav) . bocalayıp dururlar”619 ayetine atfen bir bocalama ve telaş içinde oldukları ifade edilmiş olabilir. Hazinesi olmayan insan olmaz. Burkay. 621 Aynı yer.

insan-ı kâmil olamaz… Onun için gayret etmek ve inanmak lazımdır… Sahabe Peygamberi buldu ve ‘sana inandık ve seni tasdik ettik’ dedi”623 Şeyh Nazım’ın bu ifadelerinde de görüldüğü gibi. Peygamber(sav). Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. varlık mertebeleri açısından ele alınıp alınmamasına göre oluşmaktadır. Peygamber(sav). batınlığında da değişmediğinden. rahimlerde ve sülblerde dahi bir peygamber vasfını haiz oldu ve gaflete düşmedi. göz açıp kapayıncaya kadar. 122 . yorum yapmıştır. Hakkânî çevresinde. Hakk’ın Zat’ından aldığı nûr ile diğer insanlığa tecelli etmekte ve onları gafletten uyandırmaktadır. Peygamber(sav)’in tüm insanlar için bu nurun kaynağı olmasıyla ilgilidir.625 623 624 el-Hakkânî. Hz. sıfatların açığa çıktığı zamanlarda bildiler. Bu yaklaşım. Peygamber(sav)’in nasuti âlemdeki varlığı ile taayyünü evveldeki varlığının aynı olduğunu esas alarak. Bu manada nûr konusu. mürşîdler ve gaflet konusuyla birlikte değerlendirilmiştir.624 Hakkânî içerisinde bu konulara getirilen ontolojik izahlar ile Cilî’nin bu yaklaşımı arasındaki ince farklılık. Peygamber(sav). Hz. Hz. Onları bulamazsa insan. Peygamber(sav). 625 Bu tezde bkz. Abdülkerim. bu iki farklı varlık mertebesinin hakikatte aynı olduğu kabul edilmiş ancak. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. insanoğlunun kendisine tayin olunan kemal mertebesine ulaştırmak için gönderilmiş zatlarla o yollar bulunur.insan hazineyi geçer. Cilî. Diğer tüm insanlar. 56-57. Allah’tan gaflete düşmemiştir. Hz. her vücud mertebesi farklı şekilde ele alınmış ve izah edilmiştir. yiyeceği bir lokma için meşakkate düşer… Fakat bu manevi hazine ki. ontolojik olarak Hz. gaflete düşendir. 263-264. kendindeki bu nurdan dolayı. Peygamber(sav) . sıfatların açığa çıkışında da. Cilî hakikatte varlık mertebelerinin olmamasından hareketle. Abdülkerim-i Cilî’ye göre Hz. dünyanın günlük telaşıyla uğraşarak. Allah(cc)’ı sıfatlarla bildiği için. ss. Peygamber(sav) ve O’nun varisleri olan insan-ı kâmillerin bulunmasıyla olmaktadır. Kendisindeki nurun zatî olmasından dolayı Hz. Farklı bir ifadeyle Hz. şehadet âlemi üzerinden idraki için. kendindeki nur ile diğer insanları da gafletten uyandırmaktadır. Ancak zat. kuldaki nurun bir hazine gibi ortaya çıkarılması. Peygamber(sav). melekût âleminin. ss. Peygamber(sav). gaflete düşmedi. Bu değerlendirmeye göre söz konusu gafletten mahfuz olan Hz. Ebediyete Davet. Hz. Bu arayıştan uzak insan.

40.”628 hadisini. Hak Dost 4. müflis parası ve malı olmayan kimsedir” dediler. pehlivan mefhumunu. Ebedî âlemde taşınacak bu nûru kazanma yeri. haksız yere mal yediği ve haksız yere kan akıttığı ve ona buna vurduğu şerlerde ortaya konacaktır. dünyevî mefhumların. öfkesini yenen. Edeb. 52. müflis mefhumunu ise. s.629 Burada izah edilen nûr. hayatının kolay anlarında değil. Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin “iman ve tasdik” hadisiyle birlikte ele aldığı bu yaklaşımda. Razı olma dereceleri ise kulun zorlandığı hadiselerde zuhur eder. Kıbrısî. 4779. 2608. Ve böylece o kişi yaptıklarının hesabını vermeye oturacak ve 123 . zor anlarında belli olmaktadır. Bu manada Hz. sövdüğü zina isnadında bulunduğu. Müslim. Ebû Hüreyre(ra)’den rivâyete göre. Farklı bir ifadeyle.630 Böyle bir yaklaşımla günlük hayatın en zor anlarında dahi kalbi 626 627 Tevbe: 9/40. 629 Kıbrısî. Kulun Allah’tan ne derece razı olduğu ise. Peygamber(sav)’in hadis-i şeriflerinde sıkça açıkça görülmektedir.627 Buradan hareketle Nazım Efendi “İmanın alameti tasdik etmektir. bir sohbetlerinde iman nûrunun Allah(cc)’tan razı olunmadığı zaman karardığını ifade ederek bu anlarda kulun “Tasalanma.Nazım Efendi.” Bkz. s. uhrevî açıdan yorumlandığı görülmektedir. s. 236. ahirette kaybeden olarak tanımlamıştır. Rasûlullah(sav) şöyle buyurdu: “İflas eden kimdir? Biliyor musunuz?” Ashab: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bize göre. Musned. Peygamber(sav). ondaki hasletlere ait kemal derecesinin bir göstergesi olduğu anlaşılmaktadır. insanların en zor anlarındaki tepkileri. daru’l imtihan olan dünyadır. en zor anlarda dahi memnuniyet halinin muhafaza edilmesi şeklinde yorumlamıştır. aksinde ise sönen bir mahiyettedir. c. ahirette karanlık içinde olacaktır. onların içinde gizli olan potansiyel hasletlere delalet etmektedir. his. Nazım Efendi’ye göre geçici olan bu dünya hayatı sona erdiğinde ya iman. Bunun üzerine Rasûlullah(sav) şöyle buyurdu: “Ümmetimin müflisi o kimsedir ki kıyamet günü kıldığı namazıyla tuttuğu orucuyla ve verdiği zekatıyla getirilecek aynı zamanda işlediği günahlardan. 3. Ebu Davud. “Siz aranızda kimi pehlivan addedersiniz?” diye sordu Ashab(ra): “Erkeklerin yenmeye muvaffak olamadığı kimseyi!” dediler Resulullah(sav) deki: “Hayır gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hâkim olabilen kimsedir. kulda parlayan nurun. Tasavvuf Sohbetleri. kulun Allah(cc)’tan razı olduğu hallerde parlayan. 630 Resulullah(sav). Bu düşüncelerden hareketle. İslam ve Kur’an’ın nûru kulda ya parlayacak ya da kul. Kulun bu anlarında zuhur eden. Bu yaklaşım ise Hz. Allah bizimle beraberdir”626 ayetindeki hale dönüş yapılarak sürekli parlak tutulması gerektiğini söylemektedir. 628 Hanbel. onda tahakkuk eden içsel olgunluk düzeyi ile orantılı olduğu söylenebilir. tavır ve davranışlarındaki memnuniyet hali. Birr.

ss. Hakîm Tirmizî. kendindeki nûru ashabına. zikr ve halvet vurgulanmıştır. 74. Mesela Peygamberler(as) içerisinde en kutsal nûra sahip olan Hz. aksi durumda sönerek karanlığa bürünür. s. imanın artmasına. Sonucunda da cezasını ateşle çekmek üzere Cehenneme atılacaktır. Nazım Efendi’nin bu konudaki ifadeleri ve genel tasavvuf anlayışıyla değerlendirildiği zaman nûrun.633 Kıbrısî’nin anlayışına göre bu nurun artması. Beyânu’l-fark. Feyzin aktarıldığı ortam olarak sohbet. Allah(cc)’tan razı olunduğu zaman kalpteki nur parlayarak genişler. Allah’ın nûru olarak ifade edilen iman. zulmetin nûra galebe çalması ise. 633 Tirmizî Hâkim. nurun da artması gerekir.632 Nazım Efendi’ye göre açıktır. Bu ortamlar yaptığı kötülüklere karşılık iyilikleri takas edilecektir. Tersi durumun yaşandığı hayatta ise. Birr ve Sıla. Çift.mutmain olan ve Allah(cc)’tan razı olan kullara. 632 Taftazanî. ss. ilmin artması için. Peygamber(sav). 124 . Söz konusu aktarış. her bir sahabenin kabiliyeti ve nasibi nisbetinde bu nûrdan ahiret hayatına taşıdığı ve ümmetin gelecek kuşaklarına. feyzin ve imanın aynı ifadelerde iç içe kullanılmalarına rağmen farklı içerikli oldukları görülmektedir. 212-213. bu nurun söneceği anlaşılmaktadır. 631 Fecr: 89/27-30. Tirmizî’ye göre kalbte yer alan nûrun artması. gafletten uzak olunduğu ve zor anlarda Hakk’tan razı olunduğu hayatta olur. imanın eksilmesine delalet etmektedir. İşte müflis budur. nasipleri miktarında aktarmıştır. insan-ı kâmillerin model alındığı. Bu nur. kendisinden râzı olunan olarak Rabbine dön! Artık (sâlih) kullarımın arasına katıl! Ve (onlarla) Cennetime gir!”631 Kelam âlimlerinin tartışma konularından biri durumundaki imanın artıp eksilmesi hususu. İyilikleri bitince takas işlemi onun günahlarının buna verilmesi bunun sevaplarının da ona verilmesiyle devam edilecektir. sır. yıldızlar gibi parlayan numuneleri. hidayet feyz ve feyzu’l-akdes gibi tanımlamaların birbirlerinden hangi manalarda farklılaştığı konusu önemlilik arz etmektedir. Sufilerden benzer görüşü Hakim-iTirmizî de savunmuştur. 40. alış ve tevarüs esnasında genellikle nûr kavramı yerine “feyz” kavramı kullanılmıştır. Şerh-i Akaid. Kurân-ı Kerim’de şöyle bir hitab vardır: “Ey nefs-i mutmainne! Râzı olan. miras bıraktığı anlaşılmaktadır. 30-45. aynı zamanda ilmin kaynağı olduğundan.” Müslim. Bu duruma Ashab-ı kiram yönünden bakıldığında.

Kime bu nûrdan isabet ettiyse o hidayete ermiş. 634 Sahabenin(ra) içerisinde Hz. Sadrını iman nûru istila eden kişiye mü’min denir. şeyh tarafından zikr. İman. 223-224. nûrun bulunduğu zaman ve mekânın bereketi ve bunların idrâki. 125 . Giriş/3. Tirmizî’ye göre Mü’minin ruhu nûrdan. Ebu Bekir(ra)’den bugüne kadar gelen Nakşîbendî meşayıhı içerisinde altın silsile olarak tabir edilen mürşîd silsilesi ile gelmiştir ki. Bu feyz vesilesiyle müridin çaba ve iktisabı olmadığı halde. hidayete ve mü’minin sırrını gerçekleştirmesine vesiledir. Şeyh ve mürîdlere. onlar feyzu’l-akdesin taşıyıcılarıdır.kuldaki imanın zuhur etmesine. ss. zikr ve konularında da yapılmıştır. İdrâk edemeyenler ne nûrdan ne de onun kendisindeki tesiri olan feyizden bahsedebilirler. ss. Ebu Bekir(ra)’in göğsüne aktarılan nûr ise “feyzu’l-akdes” ile ifade edilmiştir. Hakîm Tirmizî.Hâlidiyye-i Hakkaniyye Tekkeleri.Sohbet. 638 Tirmizî Hâkim. Sır. her kim de bundan mahrum kaldıysa dalalete düşmüştür. feyz ile manasındaki telakkisi hususundaki inter-disipliner incelemeler. nâr ile birlikte ele alarak. 637 Bu tezde bkz.637 Nûrun iman ve hidayet ile ilgisini. 25-39. sohbet. Peygamber(sav) başlıklarında incelenmiştir. Tafsilatı için bu tezde bkz. g. Hz. bütün mahlûkatı zulmetin içinde yaratmış ve sonra da kendi nûrunu onların üzerine yaymıştır. Nakşîbendî silsilesi içerisindeki diğer mürşîdler. bazen de “iman nuru” olarak.636 Bu manada nûrun. Feyzi idrak edenler 634 635 Bu mevzudaki detaylar. Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb. Tasavvuf ve Tarikatlar. Makamlar ve Seyr u Sûluk ile İlgili Kavramlar/f. kâfirinki ise “nâr”dan. ıstılahtaki istinâdî feyz kavramıyla anlaşılacak mahiyettedir. feyiz olarak anlaşılmaktadır diyebiliriz. 636 Yılmaz. Bu izaha göre Allah. onun kalbine bilgi ve manevî hal gelir. ontolojik yönden izah etmiştir. Mü’minin sadrı ve bunun içinde yer alan kalbi nûr ve zulmetin mücadele alanıdır. sened ve silsile yoluyla ulaşan irfan olarak tanımlanan bu feyz. Hz. Bazen kalbteki bu nûrun bizzat kendisi iman olarak isimlendirilmiş. bu feyzu’l-akdesten hâsıl olan feyzi alırlar ve Mü’minlerin gönüllerine dağıtırlar. yani ateştendir. sohbet ve halvet esnasında mürîdin gönlüne yansıtılır.638 Tüm bu tanımlamalara göre. nûra sebep olan şey olarak zikredilmiştir.635 Nazım Efendi’nin feyz manası yüklediği nur.Zikr .

“… Eğer O’na (Allah’a ve Peygamber’e) itaat ederseniz. 126 .645 Üçüncü menzil ise. gerçekleştiremeyenler de olabilir. hidayet. 646 “Bir ölü iken kendisini dirilttiğimiz.”647 ayeti. 648 Gazalî. hidayete ermesi ve ahiret sırrını gerçekleştirmesi yönündeki bu anlayışı İmâm-ı Gazali. Biz onlara da doğru yolu gösterdik.içinde iman edenler de. Esasen kulun iman etmesi. itaat ederek.644 Hidayetin ikinci menzili.” Muhammed: 47/17. Allah’ın nûrunun kullar arasında bu şekilde farklılaşmasına bağlı olarak. basiret körlüğü veren sebeplerdendir. Bunun incizabı da 639 640 Nûr: 24/54. c. küfrü de tercih edebilirler.643 dünya sevgisi. Rabbinden bir nûr üzeredir. 645 “Bizim uğrumuzda mücahede edenlere gelince.641 İnsanları imandan meneden hased. 641 “Semûd’e gelince. 895/1489). ss. meratib kat ederek sırrını gerçekleştiren olabildiği gibi. onlara kaçınacaklarını ilham etmiştir. erişemeyenler de olabilir.642 kibir. İnancının gereği gibi yaşayan kullar içerisinde sûlûka girip. 643 “Şu Kur’ân iki memleketin birindeki büyük bir adama indirilmeli değil miydi?” Zuhruf: 43/31 . Yani Allah(ac)’a inanmasına rağmen. Allah’ın göğsünde Müslümanlık için inşirah verdiği bir kimse ki o.” Hacc 22/46 . İzaha göre birinci menzil. nefis tezkiyesinde bulunanlar içerisinde. Biz onlara elbette yollarımızı gösteririz. Allah(cc)’ın her kula akıl ya da peygamberleri vasıtasıyla gösterdiği iman nurudur. hakiki hidayete işaret etmektedir. ancak o hidayettir’. etmeyenler de olabilir. mücâhedenin kemale ermesinden sonra nübüvvet ya da velayet âleminde ulaşılan mutlak ve gerçek nûr ve hidayettir. Buna “Vech-i has” denir. 2249. “Biz ona iki de yol gösterdik” Beled: 90/10. Allah onların muvaffakiyetlerini artırmış. şöyle ifade etmiştir: “Feyzin tezahürleri pek çoktur. feyz ve feyzu’l-akdes gibi ifadelerin kullanıldığı kanaatindeyiz. “Öyle ya. itikadî ve amelî bütünlüğe ulaşanlar da olabilir. Ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler” Fussilet: 41/17.648 Bu anlayışın bütününü Ubeydullah-ı Ahrar (v. 644 “Fakat hakikat şudur ki. gözler kör olmaz. İhyâ. 642 “Gerçek şu ki. ama sinelerin içindeki kalbler kör olur.646 “De ki: ‘Allah’ın hidayeti.” Zümer: 39/22 647 Bakara: 2/120. hidayetin üç menzili olarak izah etmiştir. Aynı şekilde iman ettikten sonra hidayete erişenler olabildiği gibi.” Ankebût: 29/69. içinden çıkamaz bir halde karanlıkta kalan kişi gibi olur mu hiç?” En’am: 6/122. 3 (cüz 12). biz atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk” Zuhruf: 43/22.640 İnsanlar bu imanı tercih ettikleri gibi. mücâhedenin neticesinde kulun halden hale çekilmesidir. sır. iman. “Hidayeti kabul edenlere gelince. Mevcut olan her şey O’nun zatî tecellisinden nasibini alır. hidayette esastır. ona insanların arasında yürüyeceği bir nûr verdiğimiz kimse. Allah(cc)’ın emir ve yasaklarına itaat etmeyenler olabildiği gibi. hidayeti bulursunuz”639 ayetinde de işaret edildiği gibi inanılana itaat.

Isfehanî. Mü’minlerin kalplerine nurun aktarılmasını tanımlayan ifadelerde feyz kelimesi kullanılmıştır. kitabe. Dağarcık Yay. el-Mu’cemu’l-Arabî el-Hadîs (Arapça-Türkçe Sözlük). korunmuş anlamına gelmektedir. Kuldaki bu nurun parlaması. manevi mertebelerin kat edilmesi ile olur ki bu. 695. 240. hayret ve cezbe ehline kavuşur.651 Modern Arapçada el-levh. Manevî bir hazine veya sır olarak ifade edilen bu nûr. 456.653 649 650 Camî. Mudil isminin tasarrufundan kurtulur.Hak Subhanehu ve Teâla hazretlerinedir. İstanbul 1995 s. 653 Isfehanî. sınıfta üstüne yazı yazılan kara tahta (sebbûre) anlamını ifade etmektedir. Firüzebadî.”649 Binaenaleyh nûr.1. s. “el-Levha” ise. el-Müfredat.650 Korumak. kader sırlarının yazıldığı ve insanlara gösterilenlerin dışında bilinemeyecek bir levha olarak tanımlanmıştır. el-Müfredat. her kulda birbirinden farklı kemmiyet ve keyfiyettedir. Kamûsu’l-muhît. Kudsî varlığa olan devamlı incizabı vasıtasıyla.e. Serdar. a. bekçilik etmek anlamına gelen “hafaza” kelimesinden türemiş mahfuz kelimesi ise. s. Bu nûrun kendisine eriştiği kişi hakikî iman.652 Levh-i mahfûz. Kur’ân bu nûru ihtiva etmektedir ancak. s. bu nurun kulda parlaması ve kemale ermesi anlamına gelmektedir. Cenab-ı Hakk’ın kullarına ilahî bir lütuftur. s. 811. Levh-i Mahfûz: Arapça bir kelime olan levh. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). 456. fenâ bulup. velîler ve Mehdi(as) ile olacaktır. kemik ya da ahşaptan yapılmış levha manasına gelmektedir. hakikî aşk ve şevk makâmlarına mazhar olur. kendinden tamamen geçip. 652 Mutçalı. 651 Firüzebadî. s.g. aynı zamanda kulun kendi sırrını gerçekleştirmesi anlamına gelmektedir. Bu nûrun tamamlanması Peygamberler. sıddıklar. Peygamberlerin kalplerinden. 127 . Teveccühün devam şekline göre Hâdî ism-i şerifinin tesiriyle. bu nûrun iniş yeri Peygamberlerin(as) kalpleridir.. a. Seyr-i sülûk ile nefis tezkiyesi. İman bu nurun kulda tahakkuk etmesidir. yazıt anlamına gelmektedir. 561. Nuru Muhammedî’den ümmetinin kalbine aktarılan feyzu’l-akdes olarak da ifade edilmiştir.

Kitabu’l-mubiyn. Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilen “saklı bir kitap (kitabun meknun)”661 ve “saygı ile yükseltilen sayfaların (suhufin mukerremeh)”662 da levh-i mahfuz olduğuna yönelik tefsirler olmuştur.27. Levh-i Mahfûz. geminin tahtalarından her birine levh denildiği gibi. 151. 664 Yavuz Yusuf Şevki. ss.664 Levh. İstanbul. İstanbul 1979. bazen fa’âl akıl.”657 ayetinde geçen levh-i mahfuzu. 27. 470-476. levh’i-lkader. 659 “Ne yaş. 2005. Allah’a kolaydır. Üçdal Neşriyat. ne kuru hiçbir şey yoktur ki açık bir Kitapta olmasın” En’am 06/49 . Müfessirler. elbette değerli bir Kur’ân'dır. 665 Cürcanî.” Yâsin: 36/12 . Çev. 661 “O. “Hayır.” Abese 80/13 -14 663 Ateş. mükerrem sayfalar(dadır). o şerefli bir Kur'ân'dır. kitâb-ı mübîn659 ve kitâb660 diye ifade edilen. TTDS. Korunan bir levhadadır (yazılı). gayb âlemine ait bir meseledir. levh’i-akıl. 662 “(O öğüt) sahifeler içindedir. levh’i-kaza. c. s. bilgi hazînesi olduğunu da söylemişlerdir. s. ss. Levh-i mahfuz ise. Cebecioğlu. Levh-i Mahfûz. tasavvufî kaynaklarda kâinat sistemine sokulmuş. TDV İA. hafızların ezberlerindeki 654 655 Kamer: 54/13. Ta’rifât. c. s. levh-i mahfuz gibi türleriyle de anılmıştır. üzerine yazı yazılan yassı bir şey. 14. Kabalcı Yay.. Mehmed. c. s. bir Kitapta olmasın.665 Mukadderatın Levh-i mahfûzdaki yazılarını. 399. DİA. Doğrusu bu. tasavvuf ıstılahında. 657 Bürûc: 85/21-22. 204. ulvî âlemde bulunan bir levha olarak tanımlanmıştır.663 İslâm âlimleri levh-i mahfûzun mâhiyeti ve keyfiyeti ile ilgili çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. Dolayısıyla onun mâhiyeti tam olarak bilinemez. 1-8. bazen de külli nefs olarak izah edilmiştir. Kur’ân Ansiklopedisi. diğer ayetlerde zikredilen ve imâm-ı mübîn658. İbnü’l-Arabî Sözlüğü. c. Yavuz Yusuf Şevki. meselâ kanun levhaları olarak da tanımlanmıştır.“Biz onu (Nuh’u) levhaları olan (gemiye) bindirdik”654 ayetinde geçen levhalar kelimesinden dolayı. 656 A’raf: 07/145. Saklı bir Kitap’tadır.” Hadid 57/22 . Genel kabul gören anlayışa göre levh-i mahfuz. Hakîm Suâd. 151. 658 “Her şeyi açık bir imamda (Kitâb) saymışızdır. Vehbî. 12. 128 .: Ekrem Demirli. 5669. nefsu’l-kulliyye olarak da bilinen levh. üzerine yazı yazılan tahta ve sair malzemeye de levh denilmiştir. c. s. 440 -443.” Vâkıa 56/77-78. değer verilen. Hulasatu’l-Beyan fi tefsiri’l-Kur’ân. 660 “Ne yeryüzünde ne de nefislerinizde meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce. Çoğu mutasavvıfa göre bu levhada olmuş ve olacak her şey yazılıdır.655 “Onun için (Tevrat) levhalarında her türlü öğüdü ve her şeyin açıklamasını yazdık”656 ayetinde geçen el-vâh kelimesine dayanarak levh.

Tirmizi. s. Osman da. o. c. 13. Câmi-ul-keramat. Kütüb-i Sitte. dünyada vuku bulacak hadiseler ve her söz sahibi kulun. “Mü’minin firasetinden korkun. kendisine elest bezminde çizilen hat ile ilgilidir. Kulun sırrı ve hidayeti ise Kıbrısî’nin anlayışına göre.g. s.670 bazen de irşâd sahibi mürşîd671 olarak tanımlamıştır. c. 4 (cüz 16). 13. 670 Aynı eser. s. 668 Kıbrısî.666 “Mü’minin firasetinden sakının zira o.674 Kulların misak gününde verdikleri ahidler. 672 Bu tezde bkz. Hz. İhyâ. 14. Osman(ra). 40. Allah’ın nûruyla bakar”667 hadisine atfederek Nazım Efendi. 505/1111). dar-ı dünyada nasıl kulluk yapacağıdır.. Allah(cc)’ın nuru ile bakmayı tanımlamaktadır.e. Bunlar.672 Söz konusu hadisin şerhi mahiyetinde cereyan eden bir hadiseden sonra. 2937. kulların misak gününde verdikleri ahidler. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/c. Tasavvuf Sohbetleri. 673 Buhârî. s.Misak (Yevmu’l -Ezel). 672. s. “Gözünde zina eseri var. Tefsîru`l-Kur`ân. 674 Kıbrısî. “Nereden bildin?” dedi Hz. Osman’ın ifadeleri. 129 . 4. Şeyh Şerafeddin’e göre kulun hidayeti. yanına gelen birine. kulun dünyada karşılaşacağı hadiselerle ve bu hadiselere göre sergileyeceği kulluk 666 667 Gazalî. a. Şeyh Şerafeddin’e göre. s. Allah’ın nûrunu taşıyan kulun O’nun nûruyla baktığını söyler. 669 Aynı eser. Bu nûrla bakan kullar aynı zamanda. 13. 14. Canan.Kur’ân-ı Kerîm yazısına benzeten İmâm-ı Gazalî (v.668 Nazım Efendi bu nûrla bakan kulu bazı yerlerde mü’min. Bir kadına bakmışsın” buyurdu. 16. s. elest bezmindeki hitabı her an işitenlerdir. Allah(cc)’ın levhinin ve kitabının bizim bildiğimiz levha ve kitaplardan farklı olduğunu ifade etmiştir. O kimse. kula elest bezminde çizilen manevi rotanın âlem-i dünyada kemal derecede vuku bulması. Kıbrısî’nin anlayışında etkili olduğunu düşündüğümüz bu hadisede Hz. Allah’ın nuru ile bakar” hadis-i şerifini bildirdi.669 bazı yerlerde levh-i mahfuzu okuyabilen âbid. 671 Aynı eser.”673 Nazım Efendi’ye göre levh-i mahfûz’da üç şey yazılıdır. şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’ye göre kulun sırrı ile de ilgilidir. Allah’ın nuru ile ilgili olduğu görülmüştür.

Kıbrısî’ye göre Allah(cc)’ın nuruyla bakan zatlar. a. Şimdi mekteplerde ne gün ne ders okurlar diye program var. Bir mûrîd halvet halindeyken kendisine ayân olan levh-i mahfuzda şeyhini şekavet içinde ehli cehennemlikler arasında görmüş. Onu ehli cennet kıl Ya Rabbi!” diye dua etmiş. bir kısmı da. önceden hazırladığı plana göre inşaatı yapıyorsa. Onu kendisi için yapmadı. ne okuyacağını bilir. misak gününde Rablerine verdikleri ahidler. 86. 2 (cüz 8).675 Bu anlayışı ihtiva eden bir menkıbede. gayb âlemine ait varlıktır. Kıbrısî.676 Binaenaleyh. Senin adını o listeden şimdi Ben siliyorum seni saidlerin başı yazdım. s. Çocuk ona bakar ve ne yapacağını. s. Orada olanlar benî Adem’in ahitleridir.rolüyle ilgilidir. bu haline rıza göstermesinden dolayı. zaman mefhumuyla tanımlanamayan yevmu’l-ezelde gerçekleşmiş. dünyada vuku bulacak hadiseler ve her 675 676 Bu tezde bkz. Çocukların eline bir program veriyorlar. Hemen secdeye kapanıp: “Ya Rabbel izzeti ve’l azame! Beni bu rutbeye yetiştiren şeyhimi ehl-i nâr olmaktan kurtar. Kıbrısî’ye göre.. 678 Gazalî. şeyhinin adı ehli cennet tarafına yazılmış. O tecelli makamına mazhar mûrîdin duası kabul olunup. mühendis üzerinden vermiştir. gerçekleşmeyi beklemektedir.e. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. levh-i mahfûz’da yazmıştır. Mûrîd sabah mürşîdine mazhar olduğu tecelli ve neticesini anlattığında şu cevabı almış: “ Ya veledi! 37 senedir ben orada şekavetimi gördüğüm halde ubudiyeti terk etmedim. Kulların.”677 Benzer bir misali İmâm-ı Gazalî. Mûrîdinin secdedeki duasıyla ismi tekrar şekavet listesine yazılan şeyhe şöyle bir ilham geliyor: “Ya âbidim! Sen benim muhlis kulumsun. 13. Mahiyeti itibariyle cismaniyet âlemindeki levhalardan olmayan levh -i mahfuz. Allah dünya âleminin tüm vakitlerini içeren bir nüshasını. Levh-i mahfuz. 130 . Kıbrısî. yapılacak işlerin yazılı olduğu bir programa benzetilmiştir. O levh-i mahfûz bizim gündemimizdir… Melaike baksın bakmasın. levh-i mahfûza bakmaya muhtaç olsaydı Allah olmazdı (haşa). c. Allah’ın ilmi ezelisini ihata edemez.Sır.” diyerek yazının eskisi gibi olması yönünde dua etmesi için mûrîdine emir buyurmuş. etbasını bu işaretlere göre irşad eder. Nazım Efendi levh-i mahfûzun kullara yol göstermek üzere yaratıldığını şöyle ifade eder: “Cenab-ı Allah levh-i mahfûza bakmaya muhtaç değildir. Bu misale göre nasıl bir mühendis. melaikeninki (orada) yazılı değil. O. 677 Kıbrısî.” Bkz.g. Tasavvuf Sohbetleri. s. İhyâ. sen bir gece dayanamadın. ehl-i cennet olarak değiştirildiğini belirtmiştir.678 Özet olarak levh-i mahfuz. levh-i mahfuzda ehl-i cehennem yazılmış bir zâtın. Orası senide beni de ilgilendirmez. 1374. Kıbrısî’ye göre bu programda yazılı olan şeylerden bir kısmı.

aynı zamanda kıymetli vadinin orta yeri. Bu ayetin tefsirinde Razî (v. ss. Kullara yol göstermek üzere yaratılan levh-i mahfûzu. kalbte bulunan Rabbânî bir latifedir derler. s. s. nasıl kulluk yapacağı bunlardandır. TTDS.684 Kaşanî’ye göre bu gizliliği bilmek. Ta’rifat. cehrî olarak bilinen şeylerin batınıdır. bir şeyin hâlisi gibi anlamları ihtiva eder. ss. 569. Lisânu’l-Arab. Cebecioğlu. Üçüncüsü ise gayretle kesbedilemeyen bilgi olan ahfadır. 684 Serrâc. sırrı da ahfâyı da bilir. Tahâ: 45/7. Bunlardan bir kısmı gayret ile kesbedilir ile bir kısmı vahiy ile bilinir. Çoğulu esrar olan bu kelime. s. ilmi üç derecede ele almıştır. gizliden gizliyi de.682 Kul ile Hakk Teâlâ arasında saklı ve gizli kalan hallere de sır denilir. nikâh. hakkı bilmektir. 685 Kâşânî. “Allah’ın Nûru” başlığında.”680 âyetinde Allah'ın sırrı da. Kalb marifetin. 681 Razî. ruh sevginin. 234-239. 683 Kuşeyrî. insanlar bu bilgiye tecrübe ve gözlemle ulaşabilirler. el-Lümâ. Mü’minler içerisinde.681 Sır için mutasavvıflar. Bu gizliliğin bilindiği alana göre. 8-9. 228. b. 6. ahfâyı da yani.679 “O. s. 606/1209). 682 Cürcanî. rububiyyetin sırrı. rububiyyetin sırrının sırrından bahsedilmiştir.683 Sır. içte gizlenen söz. s. Mesela hâlin sırrı. SIR: Arapça gizli şey demek olan sır. er-Risale. 123. c. asıl. ilmin sırrı. 121. el-Müfredat. Mefâtihu’l-gayb. bildiği vurgulanmaktadır. mevcud ile yokluk arasındaki bir gizlilik olarak tanımlanmıştır. tecelliyatın sırrı. izhar olmayan ve kendisine delalet eden şeylerle bilinen şey anlamına da gelmektedir. c. s. Istlahatu’s-sufiyye. 430. Isfehanî. 131 . hâlin içindeki ilâhi muradın bilindiği sırdır. Allah(cc)’ın indirdiği nurdan ve feyzden nasibini 679 680 hakikatin sıırı. Buna göre birincisi cehrî bilgidir ki. 22. İbn Manzûr.685 Sır.söz sahibi kulun. İkincisi. irşad sahibi mürşîdler okuyabilir. kuldaki potansiyel iman derecesi olarak anlaşılmıştır. dar-ı dünyada. sır da müşâhedenin mahalli olduğu söylenir. 124.

686 Bu anlayışı ıstılahta besleyen yaklaşımlardan birini. Zeynüddin-i Hâfî ve Eserlerinde Tasavvuf.: Cengiz Ketene. Mü’min yevmu’l-ezelde donandığı sırrını. bu kabiliyetlerini ortaya çıkarması yönünde çizmiştir. Allah(cc)’ın kendisi için belirlediği tarîk ve makâmdan öteye de geçemez. 618/1221)’nın görüşü. nûr ve feyz konularında Hafî’nin görüşü. 132 . 691 Bakarâ: 02/31. 689 Şeyh Bedrreddin-i Mahmud. Bu iman derecesi. Ter. Kâf: 50/35. dünya hayatında imana dönüştürdüğü nisbette Mü’mindir ve iman ettiklerini tatbik ettiği nisbette hidayettedir. 10-19. Bu imanın dünyada gerçekleşebilecek potansiyeli ise sır olarak anlaşılmaktadır. Kübrâ’ya göre Allah(cc)’ın elest bezmindeki hitabı690 ve Âdem(as)’e öğretilen esma691. herkese ilâhî nûrların feyzi olan sırları. sır ile birlikte ele alınmış olması hasebiyle mühimdir. Hafî’ye göre “Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol belirledik. Tasavvuf Sohbetleri. yevmu’l-ezelde kulun ne derece aşkla misak ettiğiyle alakalıdır. yevmu’l-ezelde her kul ilahî divana farklı isimle çağrılacaktır. nurlarını ortaya çıkarır ve sırlarına vakıf olurlar. 690 Arâf: 07/172. farklı kemal derecelerinde zuhur edeceği anlaşılmıştır. Ankara 2009. Bu yüzden sâlik. Nur sahipleri olan mürşidlerin terbiyesiyle nefslerini tezkiye edenler.. kulun dünya hayatında ulaşabileceği makâmlar ve imanî kemâlat dereceleri için potansiyel istidatlar olarak da tarif edebiliriz.689 Sırrın. Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışına bütüncül bakışımızı desteklemektedir. 838/1435). s. Kulun yaratılışına bağlı olarak ulaşabileceği makâmlar ve bu makâmlara ulaşmasına vesile olan iman. onlara bahşettiği istidad ve kabiliyet kadar verir.”687 ayeti bu anlayışa işaret etmektedir. Zeynuddin-i Hafî (v. Kültür Bakanlığı Yay.. 688 Köle. Bu sıfat ve esmaları. 30. Ankara 1990. Varidât. Ankara Ünv. Doktora Tezi. Allah(cc) kulunun kaderini. s. ilahî nur ve kabiliyet ile olan ilgisinin yanı sıra. kula yaratılışında dercedilen sıfat ve esmalar olarak tanımlanabilir. Allah(cc)’ın 686 687 Kıbrısî.alanlarda iman.688 Şeyh Bedreddin (v. Kabiliyet ise yaratılışındaki bir âtiyedir. 823/1420)’e göre kulların isimleri. 145. Bu anlayışa göre Allah(cc). esma ile ilgisi üzerine Necmeddin-i Kübrâ (v. ss. Nazım Efendi’ye göre her kul farklı nitelik ve nicelikteki sır ile donatıldığı için. Şeyh Nazım’ın genel tasavvuf anlayışı çerçevesinde sır. Bekir. nitelikler ve işlerinin hepsi kabiliyetlere bağlıdır. savunmuştur.

e. Hucvirî’ye göre bu sır tevhîddir. 20. Kuveyt 1993. Üçüncü makâm olan sırru’s-sır. bu letâifleri sayarken sırru’s-sır yerine hafî zikrini saymış ve her bir letâifin bazı peygamberin kademinde olduğunu ifade 692 Kubrâ. birleme.695 Letâif. 694 Mevlânâ. Mesnevî Tercümesi. Kulun vücud karanlığında setretilmiş vaziyette olan bu ilim. “Kâbe her ne kadar O’nun evi ise de. Latiftir. Adnan. kalbin letâiflerindendir. Bu bütünlük kul ile Allah arasında bir sırdır. Bu makâmdaki kulun kalbine vahdaniyet âleminden doğuşlar olur. Dâr Suâd Sabbâh. c. 696 K. Bu ilim. 1279/1862). ilmi ledün olarak zuhur eder.. Sır makâmındaki ilmin kaynağı. 697 “Allah’ın boyasıyla boyanın…” Bakara: 2/138. fıtratının gereği olarak Allah’ın zatını bilme. âlem-i sıfattan âlem-i esmâya indirilmek suretiyle insana hediye edilmiş bir atiyedir. ezelî olanla olmayanı ayırma şuuruna sahip olabilmektedir. Allah(cc)’ın el-Latîf isminin tecellisi olduğu ifade edilmiştir. 698 K. insana doğuştan tevdi edilen istidatlarının benliğinden sıyrılmak suretiyle Allahu Teâlâ adına geliştirilmesidir. Tah.. Keşfu’l-Mahcûb (Hakikat Bilgisi). 2. 138. ruhânî bir latife olarak. benim yaratılışım da O’nun sır hanesidir… Gözünü iyi aç da bana öyle bak ki beşerde Allah nurunu göresin” diyerek sırrın bu yönünü vurgulamıştır. O’ndan başka ilâh olmadığını kabul etme potansiyeliyle donatılmıştır.” Mülk: 67/14. s. Necmeddin. 695 “Yaratan hiç bilmez olur mu? O. bno: 2245-2252. marifet ilmini zahir eden ve ledunnî ilimlere kapı olan ilimdir. Kısaca tevhîd. Mesela. Allah’ın nuru veya Allah’ın boyası697 olarak mevcut olduğuna inanılmaktadır. Âdemoğluna ruh vesilesiyle bahşedilen letâif-i hamsenin.e.692 İnsan.693 Mevlanâ Celaleddin ise. 342-349. seyr ü sülük ile saflaşan ve maddi varlığından gaybete düşen mü’minde.g.696 İnsan ruhundaki bu ilahî yönün.ruhlara talim ettiği ilm-i ezelîdir. 133 . s.g. Bu durumda insan. 59. a.698 Abdullah-ı Hanî (v. Hızır(as)’dan Hz Ali(ra)’ye ve kırklara tevarüs eden sırr-ı hakîkîdir.: Yusuf Zeydân. müşâhede makâmı anlamında kullanılmıştır. 693 Hucvirî. ss.694 Hakkâniyye yayınlarında ruh konusunda incelenen ontolojik ifadelerde de sır. s. a. Fevaihu’l-Cemâl ve fevâtihu’l-Celâl. Adnan. Bu potansiyelin gerçekleşmesine göre aşkın olan Allahu Teâlâ’yla bir bütünlük oluşturur. haberdardır.

701 Mutasavvıflardan bir grup. Musa(as). bu makâmdaki sırlar. Tasavvuf Metafiziği. 702 Kâşânî.699 İmâm-ı Rabbânî (v. Nazım Efendi’nin şu ifadeleri. bir grup da sırrın ayan cümlesinden değil. Ter.etmiştir. kulun kendisine dahi sırdır.700 Sadreddin-i Konevî (v. 99-100.”703 Sırrın kul ile Allah(cc) arasında meydana gelen örtülü bir hal olduğu anlaşılmasına rağmen. Muhammed(sav)’in kademindedir. Seyru sülûk ile Mü’min. ss. 673/1274)’ye göre her varlığın. 1034/1624)’ye göre âlem-i sügrâ olan insanda bulunan bu beş letâifin asılları. ihtiva etmektedir: “Cennet mekan Şeyhim Hazretleri o zerrelere olan hitap. mevcut olduğu mertebeye göre bir taayyünü vardır. peygamberler ve meleklerden başka bütün mahlûkatın mebde-i taayyünleridir. kul için noksanlıktır. Onun ötesinde olan haberler vardır ki. Tasavvuf Sohbetleri. âlem-i kebirdedir. latife-i ruh. Kendi yaratılışına uygun letâifin. ss. ondan ileride hafi. Hakikat talibi. Mektun no: 160. 703 Kıbrısî. Mektubât.: Hakkı Uygur. Buna göre latife-i kalb. Varlık. 244. Bu anlayışın devamında sıru’s-sır gelir ki. latife-i sırr. mürşid-i kâmilin bu sırra vakıf olup olamayacağı diğer bir husustur. kul ile Allah arasında meydana gelen örtülü bir haldir. Bu daire. 134 . Kurtuba Kitap. o sırru’s-sır makâmında. Nuh ve İbrahim(as). s.702 Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında ise her iki mananın da bulunduğu kanaatindeyiz. bu taayyününde baskın olan hüküm açısından Rabbini bilebilir. Tasavvufun Ana Esasları. dünkü haberdir buyuruyor. Yani sır. İstanbul 2010. sırrın ruhanî latifelerden bir latife olduğuna ve müşâhede makâmı olduğuna inanırlarken. Bu halden başkasının haberi ve bilgisi olmaz. s. Sırrın kul ile Allah arasındaki gizli bir hal olduğu anlayışını. Bu konuda Hakkâniyye meşayıhı içerisinden Şeyh Şerafeddin-i 699 700 Hanî. İmam-ı Rabbanî. 79. 701 Konevî. Âdâb. İsâ(as). insandan başka her şey demek olan. manalar cümlesinden olduğuna inanırlar. Adem(as). bir mürşîd rehberliğinde bu letâifiler arasında seyri illallah ile fenaya (velayet-i sugray). daha sonra seyri fillah (velayet-i kübrâ) ile tam fenaya vasıl olur. aslına varamama durumu. bu letâiflerin zıllerini geçer ve asıllarına varır. ondan ileride ahfa makâmlarında olan sır vardır. 35. latife-i ahfa. Allah(cc)’ın isimlerinin zıllerinden pay alırlar. Şeyh Nazım’ın sır olarak tanımladığı bu letâifin asılları. latife-i hafî. İzzeddin.

“ruhanî latife” manasında da kullanıldığı kanaatindeyiz. Menâkıb-ı Şerefiyye. Peygamber(sav). s. düşünüldüğünde.707 Şeyh Nazım’a göre.Dağıstanî. Bu ifadelere göre bu sırlar kişinin kim olduğunun cevabıdır. dünyadan 704 705 Burkay. velayet ve kemalat makâmlarına erişmiş olur.e. gayb âlemi de. Muhammedî suretle aniden karşılaşma konumuna yükselir. Allah(cc) ile olan muhabbeti ve misak gününde Rabbi’nin huzuruna hangi isimlerle çağrıldığına bağlıdır. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî. mürşid-i kâmilin vakıf olabileceğini ifade etmiştir. kendisiyle Peygamber(sav) arasında vasıta olmaksızın yardım isteme kanalı açılır. Kıbrısî. 706 Cilî.. a. 707 Kıbrısî. Peygamber(sav)’in hakikatinden ibarettir. Peygamber(sav) bahsinde izah edilen Muhammedî Sırr705 ifadelerine dayanarak sırrın. Meselâ göre. mahşere de aynı isimler ile çağrılacaktır. 298. Hz. Böylece sâlikin varlığı kâmil olur. Bu müşâhedenin neticesinde. Kul bu sureti kalbinde aklederse. ufuk-i a’lâda müşâhededir. Kıbrısî’nin edildiği zemin bu anlayışı. s.704 Bununla birlikte Hz. mühürlenir. ss.g. Bu anlayış şöyle ifade edilmiştir: “Muhakkak ve muhakkak herkeste olan sır… Dünyada sırrı zahir olmazsa. Tasavvuf Sohbetleri. kulu velayet makâmına çıkaracak kuvvettedir. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. Kişinin kim olduğu ise dünya hayatındaki kimlik bilgileri veya toplumdaki statüsü değil. bu görüştedir. O’nun zahirinin feyzinden. 135 . 293-294. misak günü çağrıldıkları isimlerde sırları gizli olan kullar. 42. Hz. bazı sufîlerin anlayışlarına yaklaşmakta ve bu anlayışın bina görülmektedir. sünnete hakkıyla ittibâ eden kul. velinin kabiliyetinde bulunan Muhammedî kemaller. Allah ile kul arasındaki bu hale. Bu makâmın ötesindeki bir arınma ile kul. Gaybın gaybı ise.706 Bu açıdan bakıldığında. 26. Şehadet âlemi. s. Bu karşılaşma. 30. manaların heyulası ve varlıksal suretleridir. O’nun batınının feyzinden yaratılmıştır. Peygamber(sav) Abdulkerim-i anlayışı Cilî’ye ile birlikte Hz. Çünkü Nazım Efendi’ye göre bir sünnete hakkıyla ittibâ edildiği zaman ortaya çıkan Muhammedî sır.

Şerh-i Salavât. bu âlemin hem suret hem de mana bakımından bütün sırlarını kendinde toplamış ve onların hakikatlerine kaynak olmuştur. kabir âleminde ya da mahşerde zahir olması. Kendimi tanımıyorum Kimsin sen? Ben filancayım. Allah(cc)’ın zatına. kabirde. Peygamber(sav)’in ruhaniyetinden doğup yayılmıştır. Kıbrısî’nin üç farklı başlık altında toplanan bu anlayışına temel teşkil edebilecek yaklaşımı. 30. varlığı oluşturan ateş. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. Bu anlayışa göre Hz. Peygamber(sav)’in biri ruhanî diğeri cismanî olmak üzere iki vechi vardır. hangi isimlerle çağırdı seni. Bursevî. biliyor musun? Kaç isimle çağırdı?”708 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin belirttiği isimler ve sırrı. Peygamber(sav)’in cismanî yönü de tüm mevcudattan öncedir. Onun için bütün peygamberler. mahşerde (olacak). cismanî tarafı da her şeyden önce olmuştur. Hz. Peygamber(sav)” konularıyla da ilgilidir.giderken (olacak). Hz. Tasavvuf Sohbetleri. Bu küllî hakikatin izahına göre Hz. Bütün mükemmelliğin mazharı sayılan Hz. ss. kulun varoluşunu temsil eden asıl kimliktir. Hz. bitkilerin ve hayvanların kaynağı olan cism -i küll suretindedir. Biz henüz kendi sırrımıza agâh değiliz. Hz. 1135/1725) savunmuştur. kullar kendindeki sırları. kabirde sırrı zahir olmazsa. Dolayısıyla tüm ruhanî sırlar. Deyaları için bu tezde bkz. Bu kimlikteki sırların şehadet âleminde. toprak ve hava gibi unsurların ve madenlerin. Yani.709 Bursevî’ye göre Hz. Ruhanî tarafıyla Efendimiz(sav). Peygamber(sav)’in önceliğine nisbetle sonra gelirler. 136 . İsmail Hakkı Bursevî (v. Efendimiz(sav)’in güzelliğinin aynasında görmüşlerdir. heyulau’l-kulldür. s. sıfatlarına. kulda zahir olacak sırlar. yaratılışta her şeyden önce gelir. su. Peygamber(sav)’in sadece ruhanî değil. Hz. Dünyadan giderayak sırrı zahir olmazsa. ontolojik olarak “Allah’ın Nûru” ve “Hz. veliler ve diğerlerinin ruhları. Peygamber(sav). isimlerine ve fiillerinin zuhuruna kaynak olduğundan. Hakkânî’ye göre mahiyeti âlem-i gaybda olan bu kimlik. onun yaratılışında 708 709 Kıbrısî. Biz henüz kendimizi tanımış değiliz. Müşâhede âlemi olan cisimler âleminin kaynağı. Binaenaleyh. ilahî sırların güzelliği görülemezdi. Peygamber(sav)’in zuhuru. kulun manevî kimliği olarak tanımlayabiliriz. Peygamber(sav) gelmeseydi. Sen kimsin ve nesin? Sırrın nedir? Allah ile olan muaheden nedir? ‘elestu bi Rabbikum? Kalu bela’ da Allahu zü’l-celal seni çağırdığı günde. 76-78. Peygamber (sav). Muhakkak o insanlara verilmiş olan sır zahir olacaktır.

uyulan sünnetin çokluğuna bağlı olarak. Ebediyete Davet. “Muhammedu’rRasulu’llah” kelimesi olduğunu ifade etmiştir. Bu düşünceye göre dünyada verilen isimlerin. 713 Bu 710 711 Bursevî. 133-135. Kuşeyrî’ye göre muhabbet.712 Nazım Efendi’nin sır tanımında “muhabbet” ehemmiyet arz etmektedir. mahbubun kişideki sırrı istilâ etmesidir. ss. Menâkıb-ı Şerefiyye. Burkay. sırrın tahkikinde ismin önemini esma-i beşer başlığıyla irdelemiş ve yeni doğan çocuklara yapılan tesmiye merasimi üzerinden izah etmiştir. Şeyh Şerafeddin. 42. Sır ile muhabbet arasındaki ıstılahi bağ.”711 Şeyh Nazım Efendi. ezelî isimi ile aynı olması halinde kuldaki zekâ ve idrakinin. ezelî isimden farklı tesmiye edilen kullara nisbeten yedi derece daha kâmilâne olacağını beyan etmiştir. mücessem ve tam azalı suret bulunursa. 76-78. Muhabbet ehli. Şerh-i Salavât. Kışeyrî’de görülmektedir. Peygamber(sav) sevgisinin Allah(cc) sevgisinden olduğunu ve Peygamber(sav) sevgisinin en temel göstergesinin. kulların hakiki isimlerinin dünyada da konulması için ilham veren görevli melekler olduğunu şöyle ifade etmiştir: “… ‘el-Esmau tenezzelu mines-semai’ fehvasınca. çocuğun ismi de hakiki ismin muhalifi bir isimle tesmiye olunur. bu melekler oraya girmez. Peygamber(sav)’in nurundan akseden esma ve sırların tezahürüdür. mahbubun gayrısındaki her türlü mensubiyet bağlarını koparır. s. 713 Kuşeyrî. ss. âlem-i ahd u misâkda takdir ve tayin buyrulmuştur. Kuşeyri Risâlesi. bilumum asnaf-ı beşerin esmaisi. Bir çocuk doğduğu vakit. 410. muhalifu şeria’ ahval ile harir döşemeler. 137 . sırrın gerçekleşmesine vesile olur. Bebeğin kundaklanma şeklindeki edebin derecelerine göre tesmiyede hazır bulunan meleklerin adedinin bir ile bin arasında değişebileceğini ifade etmiştir. maksudunda fenâ bulduğu için.bulunan ve Hz. İsim tesmiye olunacak mahalde. 712 el-Hakkânî. Şeyh Nazım’a göre bu muhabbetin dereceleri ise. ona isim verecek kimselere ism-i hakikisini ilham için Cenab-ı Hakk (cc) melekler hâlketmiştir. s. Muhabbetle kulun kalbi daimî zikre girer ve masivayı düşünmekten uzaklaşır.710 Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî.

Bursevî. iman mertebelerine vasıl olur. afak. Binaenaley Nazım Efendi’ye göre her kul farklı nitelik ve nicelikteki sır ile donatılmıştır. toprağımızın altında hayat kıvılcımlarıdır. Hz. 714 715 nurdan yansıyan sırların. yevmu’l-ezelde kulun ne derece aşkla misak ettiğiyle alakalıdır. ne toprak var. Kuldaki sırrın zuhurunda anahtar kelime.715 Binaenaleyh. 35. aşktan ateş alır. ontolojik bir izah getirmiştir. Bu yaklaşımlar. Sırrın sadece kul ile Allah(cc) arasındaki gizli bir hal olan yönü de vardır. Hz. diğer varlıklara verilmiştir. İman derecelerine delalet eden bu sır. mürşid-i kâmiller vakıf olur. ne de rüzgâr…”714 Kuldaki sırrın. O sevgiyle daha canlı. Aşk ona dünyayı aydınlatmayı öğretir. Aşkın kökeninde ne su var. s. Benzer kanaati Muhammed İkbal (v. Hz. Bu muhabbetten kaynaklanan ilahî sırlar ise. Şeyh Nazım’ın ifadelerinde bulunmasa da. Varlık âlemi olan âfâk ve insanın iç dünyası olan enfüsün. Peygamber(sav)’in kalbi olmasa. kulun cismani varlığındaki zuhuru “ruhanî latife”dir. sırrın hakikat-i Muhammedî ve nûru ilahî ile ilgili yönleri de görülmüştür. 79-80.çerçevede yapılan muhabbet tanımı üzerinden bakıldığında sır. öz olarak varoldukları icmal mertebesinde zuhurun mahalli. Sırrın bu yönüne. kalbe Muhammedî benzetilmiştir. muhabbetin kalbi istilası. kulun fena fillah makâmında ortaya çıkan nûr olarak da anlaşılmaktadır. muhabbetin kaynağı ilahîdir. Allah(cc)’ın karşılıksız varlık verdiği Rahmân isminden. Peygamber(sav)’in kalbidir. Şeyh Nazım’ın Hz. Peygamber(sav)’in hakikatidir. ss. nasıl muhabbetle zahir olduğuna Bursevî. muhabbettir. anlayışına temel teşkil edebilecek bu izaha göre. Sufiler tarafından bu anlayışa benzer anlayışlar açısından ele alındığında. 1394/1973) “aşk” üzerinden şöyle tanımlamıştır: “Adı benlik olan nur. enfüs ve Kur’ân olmak üzere üç nüshada yazılıdır. 138 . Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş. İslamî Benliğin İçyüzü. kimse Kur’ânı ve onun ihtiva ettiği sırları bilmezdi. masiva karanlığından sıyrılmasına İkbâl. Kulun Allah(cc)’a olan muhabbeti ve misak gününde Rabbi’nin huzuruna hangi isimlerle çağrıldığına bağlıdır. Aşk kılıçtan ve oktan korkmaz. daha yakıcı ve daha pırıl pırıl olarak ebedileşir… O’nun özü. Sırrın dünyada gerçekleştirilmesine göre kul. Kulun yaratılışında decredilmiş sırrın. Kur’ân’ın iniş mahalli.

c. çünkü Kur’ân’da mîsâk kelimesi..” Bakara: 2/83. Nûh’dan. Firuzebadî. Kâfirlere de acı bir azâb hazırlamıştır. Bu ayette bildirilen misâk. Bunu kıyamet gününde ‘Bizim bundan haberimiz yoktu’ demeyesiniz diye yapmıştık”721 mealindeki ayete dayanmaktadır.. onları kendilerine karşı şahit tutarak ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ (demişti Onlarda) ‘Evet buna şahit olduk’ demişlerdi.716 Terim bakımından Misâk kelimesi bir takım farklılıklar içerir. unların sırtlarından zürriyetlerini alıp bunları kendileri hakkındaki şu sözleşmeye şahit tutmuştu: Ben sizin rabbiniz değil miyim? ‘Elbette öyle!’ dediler. s. (Böyle yaptık) ki (Allah). Âyette bu ahdin.717 Kur’ân-ı Kerim’de Allah(cc)’ın İsrailoğullarından aldığı misak718 ve ahidlerini yerine getirmemeleri719 ile ilgili pek çok ayet bulunmaktadır. 301. kâfirleri ise ateşe atmak için alındığı bildirilmiştir. Böyle yaptık ki kıyamet gününde.. MİSÂK (YEVMU’L-EZEL): “Ve-se-ka” kökünden müştak olan “misâk” kelimesinin çoğulu “mevâsîk” olup sözlükte. yetimlere.15. Musa’dan ve Meryem oğlu İsa’dan. ‘Bizim b undan haberimiz yoktu’ demeyesiniz.” Ahzâb: 33/7 -8. 139 . Kamûsu’l-muhît. Mutasavvıfların çoğuna göre bu ahid hakikidir. bazen genel. onların bellerinden zürriyetlerini almış. 718 “.Peygamber(sav) ve Allah(cc)’ın Nûru anlayışlarıyla bir bütünlük oluşturmakta ve Kıbrısî’nin anlayışına paralel diğer tasavvufi ıstılahı göstermektedir. Bununla birlikte Peygamberlerden alınan misak da. anlaşma. 928. Allah hakkında. Başka bir ifadeyle “şahit olduk” şeklinde cevap verenlerin Âdem(as)’in sulbundan kıyamete kadar vücut 716 İbn Manzûr. o doğrulara doğruluklarından sorsun. elMüfredat. yoksullara iyilik edeceksiniz. anaya-babaya. s. c. bazen de özel bir sözleşmeyi ifade eder. Âdemoğullarından.720 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin misâk anlayışı. yakınlara. İbrahim’den. doğruları tasdik etmek. 721 A’râf: 7/172. Lisânü’l-Arab. “Biz İsrâîloğullarından şöyle söz almıştık: Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz.” El -Arâf: 7/172. ahd.. Kur’an’da zikredilmiştir. bazı İslam ulemasına göre temsilî iken bazı ulemaya göre de hakiki olarak gerçekleşmiş bir haberdir. 523 717 “Rabbin Âdemoğullarından.“Hani Rabbin. gerçekten başkasını söylememeleri hususunda kendilerinden Kitâb mîsâkı alınmamış mıydı” A’raf: 07/169. Senden. Isfehanî. akd ve and anlamlarına gelmektedir. (evet) onlardan sapasağlam söz almıştık. kuvvetle ahidlerini almıştık. s. 719 “Sözlerini bozdukları için onları la'netledik ve kalblerini katılaştırdık…” Maide: 4/13 720 “Biz peygamberlerden.

140 . hayat ve nutuk sahibi olarak. Ancak mukavele bir hakikattir. c. Bursevî. Hz. Âdem’in sulbuna konmuşlardır. Âdem(as)’in belinden ihraç olundukları ifade edilmektedir.722 Farklı bir görüşe göre ise ayetin yaratılışa işaret eden ifadeleri temsilî bile olsa.. Hz.. hem yaratılışa dair hakiki bir vakıa. s. 170-171. 725 Kıbrısî. Âdem(as)’in sırtı sıvazlandığında onun vücudundan gelecek bütün zürriyetin. hakiki bir mukaveledir.726 Bu hitabın nerede vuku bulduğu hususunda Şeyh 722 Vehbî.725 Şeyh Nazım Efendi’nin bu konuyla ilgili beyanlarının genlinden anlaşıldığına göre misâk hadisesi. a. 724 A’râf: 7/172. zerrelere hitap olarak ifade etmektedir. 9. Avarifu’l-Mearif (Gerçek Tasavvuf). Şeyh Nazım Efendi bu mukaveleyi. 723 Yazır. Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında misâk. Başka bir ifadeyle “Âdemoğullarının zürriyetlerinin alınması” ontolojik olarak bir temsildir.e. Âdem(as) yere uzanmış bir haldeyken gerçekleşmiştir. Sühreverdî. Zerreler bu ilahî hitaba cevap verdikten sonra tekrar Hz. s. hem de ruhanî bir hakikattir. Ruhu’l-Beyân.bulacak zürriyetlerin olduğu beyan edilmektedir. Çünkü Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde gelişen varlık felsefesi içinde bu ayete atfedilen anlamın önemli bir yeri vardır. Hamdi. irdelemeden geçilmeyecek bir önemi haizdir. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”724 ayetinde Allah(cc) ile Âdemoğulları arasında olan bu misâk. Tasavvuf Sohbetleri. Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışı içerisinde bütünün gözardı edilemez bir parçası olarak.: İsmail Karaçam ve diğ. hem de ruhanî bir hakikat olduğu savunulmuştur. 106. ss. c. Sühreverdî. Mekke ile Taif arasındaki Numan vadisinde. s. Aziz Dağ. ss. ss.g. 30. Komisyon. 412-421. Yani misâk bu tefsire göre temsilî değil. Hulasatu’l-Beyan. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî ve Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbetlerinde çok sık bahis konusu olan bir husustur. Dolayısıyla ayette hem tekvinî bir temsil. Sühreverdî’ye göre bu vakıa zerrelere hitaptır. Sad. 726 Sühreverdî. Bu suale muhatap olunduğunda Âdemoğullarının akıl. diğer tüm kavramlar ile sıkı ilişkilidir. 6. bu mukavele ile iman hakikatleri insan ruhuna deruhte edilmiştir. 106. Hz. Elmalılı M. deriden çıkan ter damlacıkları gibi çıktığını beyan etmiştir.723 Misâk.. İstanbul Tarihsiz. Şihabuddîn Sühreverdî’ye göre bu hadise. Hak Dini Kur’ân Dili. 1799-1800.

kendisine elest bezminde çizilen hat ile ilgilidir. Aralarında muhalefet olduğu takdirde maksat ve netice hâsıl olmaz. Peygamber(sav)’in ümmetini iman eder vaziyette Allah(cc)’tan emanet aldığı gündür. 30. Nazım Efendi’nin genel tasavvuf anlayışıyla ilgili olarak müstakil bir başlıkta incelenmiştir. kulun sırrı ile alakalı mütalaa edilen hidayetin. Tasavvuf Sohbetleri. yevmu’l-ezelde gerçekleşmiştir. “Ben gizli bir hazine idim. Ayrıca Bu tezde bkz. Bir diğer görüşe göre misâk. s.727 Bu misâkın ne vakit olduğu konusunda genel olarak üç görüş öne çıkmaktadır.Nazım’ın ifadelerine rastlanmamıştır ancak Şeyh Şerafeddin. Şeyh Şerafeddin’e göre. misak ile ilişkisine biraz daha tafsilatlı izah getirmiş tir. o yevmu’l-ahd ve misakta gösterilmiş ve çizilmiş hatt-ı harekete göre amel edilmesi lazımdır.734 Kulun kemal derecede hidayetine vesile olacak misak sırrı şöyle ifade edilmiştir: “Binaenaleyh. 732 Kıbrısî. 729 Kıbrısî. a. s. baba sulbundan çıkıp. Hakk Dini.g. Nazım Efendi.e. 734 Burkay. 42. Bkz. 733 Aynı eser. c. Şeyh Nazım’a göre. s.Sır. 173. 174-175.” 141 . Hz.Hz. ana rahmine girince başlamış. s. Peygamber(sav). yevmu’l-ezel’de vuku bulan hadisatın bir cüz’üdür. 69. a. 730 Bu bağlamda misak. Keşfu’l-hafa. ruh üflendiği zaman tamamlanmıştır. s. bu hitabın “âlem-i zerrede” olduğunu ifade etmiştir. ss.728 Nazım Efendi’ye göre bu misâk. 730 Kıbrısî. s.732 Bütüncül izahı ontolojik bir bahis olan yevmu’l-ezel. Kulun yevmu’l-ezelde Allah(cc) tarafından çağrıldığı isimlerinin nitelik ve nicelikleri kulun sırrı ile de ilgilidir. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. 25 Elmalılı. c.e. Peygamber(sav) . daru’t-teklif olan âlem-i dünyada.729 Yevmu’l-ezel. 79. bilinmeyi istedim ve mahlûkatı yarattım”731 hadis-i kutsisindeki hitabında yevmu’l-ezel’de olduğunu ifade etmiştir. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d.Hz. s. kulun dünyada tesmiyesi ile başlar ve son nefesine kadar devam eder. 731 Taberânî. Bu izaha göre kulun hidayeti. 69. Menâkıb-ı Şerefiyye. 2..g. Menâkıb-ı Şerefiyye. 9. kula elest bezminde çizilen manevi rotanın âlem-i dünyada kemal derecede vuku bulması.733 Şeyh Şerafeddin. Ana rahmine düşmeden baba sulbunda olduğunu savunanlar olduğu kadar. Ayrıca bu tezde bkz. buluğa erme çağında olduğunu savunanlar da olmuştur.. Yapılan amel ve 727 728 Burkay.

Menakıb-ı Şerefiyye. 25. Vuku bulacak şeylerin zaman ve mekânını. Yani ezelî değildir. s.1. c. c. Lisânu’l-Arab. Şeyh Nazım’a göre. Hucvirî’ye göre sır olarak 735 736 Burkay. s. 16. ezelî olan ile hadis olanı birbirinden ayırmak suretiyle kul. 134-135. 737 İbn Manzûr. Allah(cc) ile Âdemoğulları arasında yapılan misâkı haber vermektedir. 144-150. ss. o âlem-i zerrede mesbuk olan ahd ü misakına göre çalışması lazımdır… Başka türlü hakiki hidayet vâsıl olmaz. yevmu’l-ezelde gerçekleşmiş ve yevmu’l-ezel’de vuku bulan hadisatın bir cüz’üdür. ezelî olmayan nesne hadistir.işlenen ibadet. hadistir.”735 Özet olarak “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”736 ayeti. Hucvirî’ye göre.737 “Yevm” kelimesi ise güneşin dünyada. Keşşâf. ss. c. Cürcanî. Yevmu’l-ezel: Arapça bir kelime olan ezel kelimesi. öncesizlik ve mazinin yanında varlığın devamlılığı anlamına gelmektedir. 738 İbn Manzûr. Ta’rifât. hem de ruhanî bir hakikattir. 142 .g. makbul ve maksad-ı ilahiyyeye vasıl olmaya vesile olamaz. c. Peygamber’in ümmetini iman eder vaziyette Allah(cc)’tan emanet alması. Dolayısıyla Allah(cc) ezelîdir ve Allah(cc)’ın gayrısındaki mahluk. 465-467. Şu halde mürşid olsun. Allah’ın zatını tanıma potansiyelini gerçekleştirmiş olur.15. sır ve tevhid ile ele aldığı olmuştur.1.739 Sufilerin ezel ve ezelî olan bahisleri. bütün özellikleriyle. Cenab-ı Hakk bilip ezelde takdir ve tahdid etmiştir. 2. sâlik olsun ve hatta avamm-ı nas olsun. hem yaratılışa dair hakiki bir vakıa. Bu ahid. gün anlamına gelmektedir. Şerhu’l-Akâid..e. a. yevmu’l-ezel’de gerçekleşen diğer hadisattan biridir. s. A’râf: 7/172. Hz. 1816-1817. 739 Taftazânî. zahir itibariyle ne kadar yüksek ve mukaddes olsa da hakikat itibariyle. ss. doğuşu ile batışına göre belirlenen zaman dilimi olarak. Nazım Efendi’ye göre misâk.738 Mâturidîlere göre. Tehânevî. mürid olsun.

şeyhinden nakletmektedir. 744 Yâsin: 36/83. acz ve fakr dairesinde. 173.tanımlanan bu potansiyelin gerçekleşmesi tevhiddir. 14. Bu durumda insan.740 Nazım Efendi’nin yevmu’l-ezel hakkındaki ifadeleri. 742 Kıbrısî. Ancak kevnî konulardaki malumatlara Nazım Efendi pek fazla değinmemiş ve yeni yorumlar getirmemiştir. Siz de O’na döndürüleceksiniz. ezelî olanla olmayanı ayırma şuuruna sahip olabilmektedir. Onun da ötesinde vuku bulan öyle hadisat vardır ki onlar. “Ben gizli bir hazine idim. diğer makâmlardaki sırlar olduğu ifade edilmiştir. Nazım Efendi. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinde karşılaştığımız bu öğreti. melekût âleminde olduğu yazmaktadır. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Dolayısıyla. buna bağlı olarak Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında. yevmu’l-ezel için bahsedilen mevcudiyetin. s. masivâdan olan her şeyin melekût âleminde bir hakikati ve melekûtu (egemenliği) var olduğu yazmaktadır. 743 K. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi).742 Yevmu’l-ezel olarak çeşitli sohbetlerde ve kaynaklarda geçen bu kavramın nasıl anlamlandırıldığı. Taberânî. yevmu’l-ezel için bahsedilen mevcudiyetin mekânı ve mahiyeti tafsilatlı olarak irdelenmesi gerekmektedir ki. c. hadisesidir. s. 2. s. Dolayısıyla. 79. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den bu konudaki en fazla nakli Şeyh Adnan Kabbanî ve Şeyh Hişam Kabbanî yapmıştır.”744 740 741 Hucvirî. Tasavvuf Sohbetleri. Allah(ac) ile kaim olan bu melekût âlemi. Hakkâniyye içerisinde Nazım Efendiye tevarüs ederken şu ayete istinat edilmiştir:743 “Her şeyin mülkü (saltanatı) kendi elinde olan Allah’ın şanı ne kadar yücedir. genellikle Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den nakil şeklindedir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin tasavvuf görüşlerinin izah edildiği “Futuhâtu’l-Hakkâniyye” adlı eserde. 143 . âlem-i esmada zuhur eden her hakikatin makâmıdır. 345. sıfatlar âleminde mevcut olup. Keşfu’l-hafâ. Bu ifadelere göre yevmu’l-ezel’de vuku bulan hadisatın bir cüzü misak. büyük önem arz etmektedir. bilinmeyi istedim ve mahlûkatı yarattım”741 hadisi kutsisinde bildirilen hitabda. Mesela misâk hadisesinin yevmu’lezel’de gerçekleştiğini. hitabın muhataplarının mevcut olduğunu söylemektedir. Adnan. bu inceleme bizi yaratılış ve varlık ile ilgili tüm başlıklara götürmüştür. Nakşibendî-Hakkânî yolunda. s.

Füsus. melekût âlemine. Yaratılışa dair anlayışın en önemli cüz’ünü oluşturan bu kavrama Şeyh Nazım’ın yaklaşımı. vücud mertebeleri ve varlık anlayışı içerisindeki Nûru Ahmediyye anlayışını tazammun etmektedir. Nazım Efendi’nin farklı ifadelerinde. Celle ve Alâ’dır. daha bütüncül bir çerçevede 745 746 Kıbrısî. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde yapılan ontolojik ifadeler ile birlikte düşünüldüğünde. Bu manaları tazammun eden anahtar kavramlar. 747 Demirci. c. Şeyh Nazım-ı Hakkâni’nin bu husustaki ifadeleri şöyledir: “Cenab-ı Hakk’ın saltanatının azametini hiç kimse. Ter: Ahmed Avni Konuk. Allah(cc)’ın vücud mertebelerinde ilk oluşu temsil eder. bu anlayışın aksine ifadelerle de karşılaşmadık. Bu varlıktan önceki varlık mutlak gayb olarak mahiyeti kesinlikle bilinemeyen Allah(cc)’ın zatına dair oluştadır. Habibu’llah(sav)’a zahir olur… Onun içindir ki. Efendimizin(sav) saltanatından seyrederiz. ss. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. Peygamber’in Sırrı .Şeyh Nazım Efendi’nin bu hususta ontolojik izahları ile karşılaşmasak da. 747 Muhyiddin İbn Arabî’ye göre bu nûr. akl-ı kül. Ter. 156. o ezelî. TDV İA. Âriflerin Tevhidi. 1. İz Yay. Hakikat-i Muhammediyye Md. Ancak o saltanatın azametinden bir şua. İstanbul 2003. ne nebiyyü’lmürsel ne veliyyü’l-kâmil ne de melikü’l-mukarreb anlayacak değildir. “La ilahe illallah” âlemi. hakikat-ı Âdem.746 Nûru Muhammedi.”745 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu ifadeleri. “la taayyün” olarak da bilinen bu varlıktan sonra ilk varlık olan Nûru Muhammedî ve onun nurundan.. Allah’ın Nuru ve Hz. madde-i evvel. kitap kavramlarıyla da ifade edilen bu anlayışa göre bütün yaratıklar. 748 Muhyiddin b. 179-180. misal âlemine ve duyular âlemi de denen mülk âlemine kadar gelen bir vücud mertebeleri zuhur etmiştir. 144 . zımnen Şeyh Dağıstanî’den tevarüs eden manalar ile kullanılmıştır. ss. Biz Cenab-ı Halik’in(cc) saltanatının azametini. Arabî.: Ekrem Demirli. “Muhammedur’-rasulullah” âlemidir. Salavatullahi ve Selamu aleyh’tir. Allah(cc)’ın saltanatı. Hakikat-i Ahmedi. Habibu’llah’ın saltanatı. 9-36. hatta melekler.1. Nablusî Abdulganî.748 Şeyh Nazım’ın yevmu’l-ezel anlayışı. s. müstakil bir başlık olarak ele alınmıştır. Bununla birlikte bu ontolojik anlayışın anahtar kavramları. Huzurunda duran ‘Muhammedu’r-rasulu’llah’. bu hakikatten ve bu hakikat için yaratılmıştır. Bkz.. Mehmet. Tasavvuf Sohbetleri. kalem. ebedî ve mutlak saltanatın sahibi olan ‘la ilahe illallah’.

kavram tanımlaması yapabiliyoruz. Peygamber(sav) .750 Çünkü Hücvirî’ye göre gafletten uyanan insan. 18. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Hz. kendindeki sırrı gerçekleştirmiş olan yani. 752 Kıbrısî. Bu anlayışı Nazım Efendi bir sohbetlerinde aslî varlık ve gölge varlık terimleriyle izah etmiştir. Bu tezde bkz. 69.g. s. Bu izaha göre aslî varlık.Mürşîd . Peygamber(sav)’in saltanatından (nurundan) seyredilebilir. s. Kıbrısî. Kulun mülk âlemindeki kemâlata doğru seyrinden bazı hakikatler tecelli eder ki bunlar..751 Bu tanıklık aynı zamanda. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. âlemin-i esmaya tenzilini.Hz.752 Bununla birlikte yevmu’l-ezel. Kendi varlığını yok bilen kul olur. Varlık iddiasında bulunmadığı müddetçe şirk ve kibir bataklarından korunur. Dolayısıyla Hz. Cenâb-ı Hakk’a aittir. Sureti Allah(cc)’ın yed-i kudreti ile şekillenen gölge varlıktan biri de insandır. 753 Kıbrısî. tanık olur. mürşid-i kâmiller ile ilişkilendirerek izah etmiştir. s. ss. 156. Âlem-i esmadaki bu tenzilatın ikmali. 754 Bu tezde bkz. 145 . Peygamber(sav)’in ümmetini iman eder vaziyette Allah(cc)’tan emanet aldığı gündür. Peygamber(sav) ümmetini yevmu’l-misâktan beri tanımaktadır. nefsine ve Şeytan’a yenik düşmez.749 Bu saltanatın azameti. Çünkü Allah(cc) esma saltanatında “İsmu’l-A’zam” ile kaimdir. kadim olan Allah(cc)’a şahit olduklarına. ss. kendisi gibi muhdes olan varlığın tüm hareketlerinde. Diğer varlıklar Allah(cc)’ın kudret aynasında yansıyan gölge varlıklardır. Sâlik seyri esnasında. 19. İnsan ahir zaman Peygamberi(sav)’nin getirdiğine tabi olduğu zaman gölge varlıklar arasında ilahî kudrete haiz olur.e. 345. yevmu’l-ezelin idrakidir. âlem-i esmada (isimler âlemine) zuhur eder. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). Bu sırra dâhil olanlar ise. kendisine ait hakikatlerin sıfatlar âleminden. Meselâ kulun ahdini doğrulayarak kemale erme ya da yalanlayarak esfele düşme yeri mülk âlemidir. hakiki varlığın tecellileri ne mazhar olur. a. sâlikte İsmu’llahi A’zam’ın tecelli etmesi anlamına gelmektedir.754 749 750 K. Peygamber(sav)’e ümmetinin gösterilmesini ve emanet edilmesini Şeyh Şerafeddin -i Dağıstanî.753 Hz. Hak Dost 4. Tasavvuf Sohbetleri. Makamlar ve Seyr u Sülûk ile İlgili Kaynaklar/b. 751 Hucvirî. ikmal etmektedir. Şeyh Nazım’a göre. 60-66. Şeyh Nazım’a göre. Adnan. Hz. tevhîde ulaşmış olan kullardır.

Bu hususta Kıbrısî’nin Amerika halifesi tarafından yevmu’l ezel ile miractaki sidre-i münteha. yevmu’l-ezel’e vakıf olur. iyi bilinki.Allah’ın Nûru. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. Mirahmadi. Peygamber(sav)’den akseden bu ilim birikerek büyüyen. 757 “Eğer siz ona (Rasûlullah’a) yardm etmezseniz. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/a. Allah ona yardım etmişt i. ilim kaynağı yönüyle ifade edilmiştir. İşte o zaman Allah ona emniyetini indirdi ve onu. ifade edilmemiştir.757 Allah(cc)’ın mübarek göğsüne aktardığı nûru Sevr Mağarasında Ebu Bekir(ra)’e aktaran Peygamber(sav). Başka bir ifadeyle Kıbrısî’ye göre zamansızlık için ifade edilen hadiselerin tamamı tek bir hadise midir. dünya ve hevâ yaratılışın başladığı hakikî nurun mülk âlemindeki yansımalarını izale etmek istese de. Buna göre Peygamber(sav)’in kalbi.Hz. Sufi Meditation. Ancak Kıbrısî. o arkadaşına: “Üzülme Allah bizimle beraberdir” diyordu. nefis. sahabelerine verdiği gibi evliyalarının kalblerine de vermeye devam etmektedir. Lahuti âlemden bakıldığında bu iki hadisenin de zamanı yoktur.Mirac Konusu. iki kişiden biri (Ebu Bekir ile birlikte yurdundan) çıkarmışlardı. zaman olmayan zaman olarak telakki edilmiş ve iki kavramda anlaşılan bir zaman olarak telakki edilmiştir. yoksa hadiselerin ayrı ayrı zuhuru mudur. nasutî âleme dair olan bu hadiseleri de tek bir zamansızlık anlayışında toplamamıştır. nurlar ve zerreler âlemindeki fıtratlarını vâhidiyet âlemindeki haliyle muhafaza eden ve mülk âlemine tenzil edenlerdir. 146 . kendi sırlarını gerçekleştiren kullarda Allah’ın nûru tecelli eder. Bkz. Nefsine 755 756 Bu tezde bkz. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kaynaklar/b. Allah(cc) nurunu tamamlayacaktır. hani onlar mağradaydı.758 zerreler âleminden beri taşıdığı bu sırrı sahiplerinin kalplerine tevarüs ettirmesini emretmiştir. her an misâk günündeki ahdine Sâdık kalır. 759 Nazım Efendi’ye atfen yazılan bir eserde bu durum. Allah’ın ilahî tecellilerinden ve “el -Âlim” isminin hakikatinden aldığı ilmi. s. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/e. sizin görmediğiniz askerlerle destekledi ve inanmayanların sözünü alçalttı…” Tevbe: 09/40 . Mehdi(as). Peygamber. 758 Bu tezde bkz. Kıbrısî’ye göre bu durumun iki veçhi vardır. Bu tezde bkz. Şeytan.756 Allah(cc) nurunu Peygamber(sav). 11.760 Bu nûr ile levh-i mahfuzu okur.759 Mürşidlerden bu sırları alarak. Nasuti âlem yönünden bakıldığında iki farklı zaman olarak yevmu’l-ezel ve mirac tarihleri vardır.Mürşid. Sıddıklar ve evliyalar ile tamamlayacaktır. 760 Bu tezde bkz. Hani kâfirler onu. hakikatleri değişmeyen. Çünkü onlar ehâdiyete gark olmuş nakışları.755 Nazım Efendi’nin ve Tarikat-ı Hakkâniyye’nin genel tasavvuf anlayışı içerisinde yevmu’l-ezel anlayışını diğer kavramlar ile ilgili olarak şöyle değerlendirebiliriz. Ehl-i tevhid diyebileceğimiz bu kul. hakiki ilimdir.

maruf olanı emret ve cahillerden yüz çevir’767 diye buyurmuştur. b. 1. Tasavvuf Sohbetleri.ve şeytana yenik düşerek.762 Onlar velayet makâmında bulundukları için Allah(cc)’ın onlara musahhar kıldığı tasarruflar ile insanları hidayete sevk ederler.Kerâmet. dünyanın ve hevâların pençesinden kurtarma kerametini gösterirler. Yaratılış anlamına gelen “halk” kelimesinin manası olarak ahlak ve edep olduğuna dair tefsirler de 761 Bu tezde bkz. felsefeden psikolojiye kadar çeşitli bilim dallarında anlaşılmaya ve anlatılmaya çalışılmıştır. Çünkü: ‘Af yolunu tut.”768 hadis-i şerifi bu ayetin tefsiri mahiyetindedir.Nefs. sohbetle imana. j. Tasavvuf tarihinde de Hz.761 Bu kişi gerçek ilim sahibi velî kullar olarak miracın sırlarını bilirler.Velî-Evliyâ. Ben onun bu emrini kabul edip yerine getirince: ‘Ve şüphe yok ki sen çok büyük bir ahlâka sahipsin’ diye buyurdu. 762 Bu tezde bkz. nefsin.Şeytan. c. Yani kendisine bey’at eden mürîdanı. 72. 766 Kıbrısî. PEYGAMBER(SAV): “Senin adını yükseltmedik mi?”764 ayetinin bir tecellisi olarak adına kitapların. Gönüllerini zikirle ihya edip onları. s. Peygamber(sav) anlayışında sıkça vurgulanan bir ayettir. Camiu’l-ahkâm. bazı ayet ve hadiseler. Keşfu’l-hafâ. 17. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. 34.763 d. belirginleşmektedir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Hz.766 "Rabbim beni en güzel bir şekilde te’dib etmiştir. Buruç Yayınları. ss.2. 533-534. c. Kurtubi. ilimleri hikmeti ve edebiyle yaşayan irfan ve marifet ehilleridir. kendini gaflette terk etmez. s. 765 Kalem: 68/4. şeytanın. 763 Bu tezde bkz. divanların. Onlar. Diğer Konulardaki Görüşleri/f.İlim-Âlim. 768 Aclunî.Gaflet. hidayete ve tevhide sevk ederler. Peygamber(sav) tasavvurunda. Peygamber(sav). “Muhakkak ki Sen. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kaynaklar/i. Peygamber(sav) ve Peygamber sevgisi büyük önem arz eder. 767 A’raf: 7/199. İslamî ilimlerden edebiyata. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. bu manada. 764 İnşirâh: 94/4. şiirlerin yazıldığı Hz. yüce bir yaratılış üzeresin”765 ayeti Şeyh Nazım’ın Hz. 147 . Hz.

Erkam Yay. Taberi Tefsiri. 4/370. Şeyh Nazım Efendi’ye göre.771 Bu manada Peygamber(sav)’in Uhud Gazasın’da ve Mekke-i Mükerreme’nin fethindeki hal dili ile beyan ettikleri. Herkes affolunmuştur. Peygamber-i zişân’ın(sav) bir işaretine bakıyordu. ss. Kılıç ile mimbere çıkıp makâmı teşrif ettiklerinde: ‘Ne ümit ediyorsunuz ey Kureyş? Benden size ne muamele edeceğimi bekliyorsunuz?’ dedi Allah söyletiyor onlara (Kureyşlilere): ‘Ehlü’l-Kerim. Bkz. Çelik Ömer. Mesela Mekkelilerin kendisine yaptığı zulüm. Allah sizi affetsin. ss. hem utanmaktan. ‘Ne ümit ediyorsunuz ey Kureyş böyle?’ Kureyşliler. 383. Size serzenişte bulunmam. Tirmizî. 534-535.. hem korkmaktan başlarını nereye saklayacaklarını bilmeden. Üsve-i Hasene. Tasavvuf Sohbetleri. c. sözler söyleyenler ve mütekebbirlerdir” hadisi. Yani sizin yaptığınız kabahatleri sizin yüzünüze vurarak. hürdür. sizi azarlamam.769 Bu manada Hz. yüce ahlakın bir nişanesidir. ambargo ve eziyette rağmen Hz. 771 “Şüphesiz ki kıyamet gününde aranızdan en çok sevdiğim ve bana en çok yakın olanlar arasında. Peygamber’in(sav) kavliyle ortaya koyduğu. boşboğazlık edenler. onları yalan çıkarması Peygamber’in(sav) şanından değildir: ‘Ben de Yusuf’un kardeşlerine söylediğini size söylerim. öyle zannettiği vakit. Peygamber(sav)’in edep ve ahlaka işaret eden tüm ifade ve davranışları bu ayetin bir yönden tefsiri olmaktadır diyebiliriz. aftan başka bir şey ümit etmeyiz’ dedirtti Allah(ac). Peygamber(sav) kılıçtan geçirecek olsaydı. iyi ve kötü ahlak anlayışımıza ölçü olabilecek örneklerden sadece biridir. c. 8 s. Camiu’l-ahkâm. Onlar öyle söylediği vakit. 32-33.bulunmaktadır. onları bağışlaması. Herkes. c. Kıbrısî’nin bu misali verdiği ifadeleri şöyledir: “Peygamber(sav) ahlakı bu. Hz. ahlâk itibariyle en güzel olanlarınızdır ve yine kıyamet gününde kendisine en çok buğzedip meclis itibariyle benden en uzakta olacak olanlar. 17. Kaya Murat. kişilerin bakış açılarına göre ayette geçen yüce yaratılışa bir mana kazandırmaktadır. Peygamber(sav)’in. Öztürk Mustafa. Hatem-i Şerif’te toplanıp hem acaletten. görünmesek’ diyorlardı. İstanbul 2003. 772 Kıbrısî. Kurtubi. 1-2. Mekke-i Mükerreme’nin fetih gününde hepsini kılıçtan geçirecekti.770 Bu manada ahlak ve edep ölçüsü olan sünnet ve hadisler. 148 .”772 769 770 Taberî. kerim olan kardeşimizsin senden lütfu keremden. diliyle insanlara eziyet ederek çirkin. ‘yer bizi yutsa da.’ dedi O Peygamber’in ahlakı budur. Mekke’yi fethettiği gün. Kur’an’da övülmüş ahlak için arz edilebilecek en bariz örneklerdendir.

s. Allah bağışlayandır. zirve bir modeldir. 7. dilediğine azab eder.. 430. Ben davet edici ve merhamet ediciyim. İbn Mâce. 774 Hz. s. Mekke’nin fethi hadisesinde bunun gibi birçok yüce ahlak temsili hadisler mevcuttur. 2/804.776 diğerkâmlık kelimesinin üzerinde mana ihtiva eden bir hal ve davranıştır. 53. Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah’ındır. merhamet edendir” (Âl-i İmran: 3/128-129).774 Şeyh Nazım’a göre bu hal. 12. 2/72. (Yüzüne akan) kanı. 777 Bu husustaki farklı bir örneği Hz. 3005-3006. kayda geçmemiş sohbetlerde zikredilmiş olabilir. yüzünden siliyor ve: ‘Allah. Cuayl b. 111. Hambel. Kıbrısî’nin Hz. Peygamber’in yüce yaratılışını. Müsned. Enes(ra) bildirmiştir: “Ben Allah Resulü’nün on sene kadar hizmetinde bulundum. c. s.Mekke’nin fethine giden 10 bin kişilik ordunun seyir güzergâhında yavrularını emziren bir köpeğe rastlandığında. Müslim.777 ilahî adalet ve tevazudur. c. 104/1791. Subûlu’l-Huda ve’r-reşâd. Cihâd. Enes (ra) anlatıyor: “Resulullah’ın (sav) Uhud günü dişi kırıldı. 149 . 776 Hz. Müslim. Pınar Yay. Çünkü başının kanatıldığı. 3/199. Vâkidi. ss. 2/40. 11. Bkz. savaşın en kızgın anında. Peygamber(sav)’in diğergâmlığıdır. Hz. Nesâî. müşrikler için beddua etmesini istediler. Fetih günü Mekke’ye 773 Şâmî. 94. 21. Birr. 51. s. Bunun üzerine Allah şu âyeti indirdi: “Allah'ın onların tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle senin bir ilgin yoktur. hiçbir zaman bana bunu niye yaptın. Hiçbir zaman öf dememiş. Aişe (ra) arz etmiştir: “Onun ahlâkı Kur'ân -ı Kerim'den ibaretti” Bkz. 87. ss. Süraka(ra)’yı köpeğin yanına nöbetçi koyması. Bkz. Peygamber’i (sav) kanlar içinde gören ashabı. Ebû Dâvûd. İstanbul 2005. Dilediğini bağışlar. Peygamber’in (sav ) dudaklarından sadece: “Ben lanetleyici olarak gönderilmedim. Âl-i İmran. en özet ifadeyle. 34. bunu yapan kavminin felahını düşünmek. Hz. Onlar bilmiyorlar. Kütübü Sitte. c. Peygamber(sav)’in tavrıdır. başından yaralandı. zırhının halkaları yanağına batmış Hz. 4. Kütübü Sitte. Müslim.775 Uhud Gazvesinde dikkatimizi çeken bir diğer ahlak ölçüsü Hz. Buhârî.773 Bu misaller içinde görülen merhamet. Tefsir. kendilerini Allah'a davet eden peygamberlerinin (başını) yarıp. Peygamber(sav) anlayışını şekillendiren numuneler olarak. Canan. Şeyh Nazım’ın yüce ahlaka örnek olarak gösterdiği bu iki hadise içerisinde dikkatimizi çeken diğer ahlak ölçüleri ise hilm. onların zarar görmemesi için. 1/513. Hz. Megazî. dişini kıran (ve yüzünü kana bulayan) bir kavmi nasıl iflâh eder?’ diyordu. bu mevzuda hatırlanan başka misaldir. 775 Kıbrısî.” sözlerinin döküldüğü duyulmuştur. Çünkü onlar zâlimlerdir. Kıbrısî’nin yüce ahlak hususunda verdiği bir diğer örnek. Muhammed’in Hayatı ve İslam Daveti. Tasavvuf Sohbetleri. Tirmiz. Bu hadiseler. yüce ahlakın sadece bir kısmıdır. Celaleddin. 125. Yüzü parçalanmış.” Bkz. bunu niye yapmadın dememiştir. mazur görme hususunda örnek alınacak. dişinin kırıldığı ve yüzünün kanlar içinde kaldığı bir anda. Canan. Uhud Gazasında dişi kırılan ve yüzü kanlar içinde kalan Hz. Tirmizî. Allah’ım kavmime doğru yolu göster. cömertlik ve affedicilik. 4/369. Vatandaş. 219. c.

: Ali Rıza Temel. Yayha Alkın. Hz. Ebî Bekr b. s. 412. 783 Isfehanî. 133. Ta’rifat.giren ihtişamlı ordunun başındaki Hz. aile yakınlarına değil. Şefaat edene şâfî veya şefî denir. Bkz. Mea’l-Enbiyâ. Bilal’e Kâbe üzerinde ezan okumasını emrettiğinde. “Bu kasabaya girin. Cürcanî. Muhittin. sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık.779 siyahî olan Hz. Diyanet İşleri Başkanlığı Yay. Bu hal dili tevazuunun göstergesidir. Kur’ân’da Peygamberler ve Peygamberimiz. Bkz. Tabbara. Âdem ise topraktandır. Ayrıca bkz..783 Kur’ân-ı Kerîm’de tek anlamındaki vitr’in karşıtı olarak 778 Tebbara. Hakikaten Allah. Tasavvuf Sohbetleri. bir kimsenin bağışlanmasını istemek. Bilal’e yapılan bu emir aynı zamanda bir ikram olarak değerlendirilir. Bağçeci. O’na verilen şefaat makâmıdır. 780 Hz. ŞİA. 544. Muhammed. küçük küçük kabilelere ayırdık. s. Peygamber(sav). sizin hatalarınızı bağışlayayım. bir başkasını desteklemek üzere ona katılmak. Peygamber(sav). 782 Kıbrısî. s. secde edin ve ‘Ya Rabbi bizi affet’ deyin ki. 614. 412. 7. Şamil Yayınevi. Fikret ve Diğerleri-Komisyon. her şeyden haberdar olandır” (Hucurât: 49/13). s. Şefaat kelimesi Arapçada “şe-fe-a” fiilinden gelmekte olup lugatta.” ifadeleri tevazuunun göstergeleridir.778 İlahî adaletin.. 263. kasabanın kapısından girerken eğilip. el-Müfredat. 179.781 Bu davranışlardaki görülen adalet. Mekkenin Valiliği görevini Attab b.. Hz. Gonca Yay. 30. Şüphesiz ki sizin Allah katında en şerefliniz. renklerine bakılmaksızın tüm insanların eşit olduğunu göstermiştir. c. Şefaat md. Peygamber’in(sav) bu hali.780 Yönetim düzeyindeki yetki ve görevleri Hz. Vatandaş. Hz. zira iyi davrananlara karşılığını fazlasıyla vereceğimi vaat etmiştim” (Bakarâ: 2/58) ayetiyle de izah edilmiştir. Tebbara. s. 437. Bkz. orada bulunanlardan dilediğiniz şekilde bolca yiyin. Sizi birbirinizle tanışmanız için büyük büyük topluluklara. Razî. Sünen. s. Nazım Efendi’ye göre. Abdülkadir. bu vazifeyi kalabalık önünde isteyen amcaoğlu Hz. İstanbul 1982. ilgili kişilere tevdi etmiştir. Karaman. Bkz. Muhammed b. s. ‘Ey insanlar! Gerçekten biz. her şeyi bilen. s. Osman İbn-i Talha’ya(ra) vermiştir. aracılık yapmak. Aynı gün. Peygamber’e (sav) korku ve heyecandan titreyerek yaklaşan bir adama: “Sakin ol! Korkma! Ben bir kral değilim. Muhtâru’s-sıhah. 781 Kabenin perdedarlık vazifesini. Mea’l-Enbiyâ. Ter. Mea’l-Enbiyâ. Ben ancak güneşte kurutulmuş et yiyen Kureyşli bir kadının oğluyum. Dini Kavramlar Sözlüğü. devesinin üzerinde neredeyse secde eder haldedir. 280. s. Esed adlı bir Mekkeliye bırakmıştır. Muhammed’in Hayatı. Ali(ra) yerine. rica etmek. sizden cahiliyyet gururunu ve atalarla böbürlenmeyi gidermiştir. Beyrut. Bütün müslümanların gıbta ettiği bu davranışı: “Şu köleyi görüyor musun. Bkz. Ankara 2005 s. Sarıçam. nereye çıktı” şeklindeki ifadelerle henüz idrak edemeyenler de olmuştur. Tabbara. 779 “Ey Kureyş topluluğu! Hiç şüphesiz ki Allah. 32. dua ve niyazda bulunmak gibi manalara gelir. 410. Et’ime. Peygamber tarafından tüm Mekke halkına yapılan konuşmada ifade edilmiş. 150 . Peygamberin(sav) 782 yüce ahlakının ve merhametinin bir tecellisi de. İstanbul 1990. Ku’ân’da yüce yaratılış olarak vasıflandırılmış ve insanlığa bir usve-i hasane olarak model teşkil etmiştir. Hz. 300. s. insanî akla dayalı adalet anlayışından ayrıldığı yönler Mekke’nin fethedildiği gün Hz. Hz. takvaca en ileride olanınızdır. İbn Mace. İnsanlar Âdem’dendir. 1999 s.

İnsan Yayınları. menfaat sağlamak veya onu cezadan kurtarmak anlamına da gelir. “Onlara şefaatçilerin şefaati bir yarar sağlamaz. s. Kur’ân Ansiklopedisi.”785 ayetinden ve bu anlamdaki ayetlerden786 dolayı. Şerhu’lAkâid (İslam Akâidi). s. Taberi Tefsiri. el-Müfredat. Meryem: 19/87. Hz.784 “O gün. Tefhimu’l-Kur’ân. 37/4310. s. 276-291.794 Şeyh Nazım Efendi. ss.” Zümmer: 39/44. 795 Canan. Tefhimu’l-Kur’ân. s. c. 3. enbiyâ ve evliyânın şefaatinin. c.. Ebu Davud. şefaattir. 12/2437. 5. ümmetine duyduğu derin merhameten dolayı şefaatini ümmetinin büyük günah sahiplerine saklamıştır. Gazalî’ye göre Allah(cc)’ın. Kıbrısî’ye göre Rasulullah(sav). 256. Rasulu Kibriya(sav)’ya vererek ve razı edeceği şey. 791 İnfitâr: 82/19. ss. çift yapmak anlamına geldiği gibi. 792 Haksever. “O'nun izni olmadan kimse şefaat edemez” Yûnus: 10/3 . Peygamber(sav)’in engin merhametiyle ilgili ele aldığı şefaat konusunda.792 Sufîler arasındaki genel anlayışı temsil eden bu görüşü İmâm-ı Gazalî (v. "Allah sana verecek ve sen razı olacaksın"793 ayetiyle savunmuştur.” Tâhâ: 20/109. 151 . 794 Gazalî.kullanılan şefaat. Kıyamet. c. c. “De ki: Şefaat tamamen Allah’ındır. 263. 5090. 4. s. 433-435. 213.796 784 785 Isfehanî. İstanbul 1986. 24/4741) İbn Mace. Ateş. Tirmizi.790 Hicri ikinci dönem mutasavvıflarından Yakûb-ı Çerhi (851/1447) tefsirinde.” Zilizâl: 99/7-8. 796 Kıbrısî. 216-219. mü’minlere hak olduğunu savunmuştur. 505/1111).787 etmeyeceği bir gündür” 788 “O gün kimsenin kimseye yardım 789 gibi ayetlerden dolayı da şefaatin ahirette gerçekleşmeyeceği de savunulmuştur. 793 Duhâ: 93/5.” Müddessir: 74/48 790 Mevdudî. Ebu’l A’la. İslam âlimleri tarafından. Yakub-ı Çerhî. 19. s. aracılık yaparak ona mevki. birinin huzurunda iltimas. şefaatin ahirette vuku bulacağı savunulduğu gibi. Kutûb-i Sitte. 788 İnfitâr: 82/19. 32. 7. ümmetimin büyük günah sahiplerinedir”795 hadis-i şerifini örnek vermiştir. o da onu görecek. Zühd. “Şefaatim. her kim de zerre miktarı bir kötülük yaparsa. 945. rahman olan Allah’tan izin alandan başka kimse şefaatte bulunamayacaktır. Sünnet. c. ss. 789 “Her kim zerre miktarı bir iyilik yaparsa onu görecek. yardımsız olan kişiye destek olup onu yalnızlıktan kurtarmak. 4521. Mevdudi Ebu’l A’la. Taftazanî. “O gün kimsenin kimseye yardım etmeyeceği bir gündür”791 ayetinin kâfirler için olduğunu. İstanbul 1987. 58. 787 Taberi. 786 “O gün Rahman’ın izin verip sözünden hoşlandığı kimseden başkasının şefaati fayda vermez. Tasavvuf Sohbetleri. İhyâ. İnsan Yay.

” Mâide: 5/118. 30. işte o.799 Kıbrısî’nin de şefaat-merhamet kurgusunda. hakikat sen çok yargılayıcı. s. bendendir. Peygamber(sav). Çünkü Hz. Peygamber(sav) tarafından zikredildiğinde. ümmetim” diye ağlamıştır. 160-161. Peygamber Efendimizin bir kelime-i tevhid zikrinden hâsıl olan nuru dahi iktifa eder. Bu nur cehennemin içine konulsa. Hz. ss. 801 Bu tezde bkz. İbrahim(as)’in ve Hz. Bundan sonra kim bana uyarsa. Makamlar ve Seyru Sulûk ile İlgili Kavramlar/Zikr Konusu. zikrin ihtiva ettiği ilahi nurdan dolayıdır. (sen) razı oluncaya kadar vereceğiz’ buyurmuştur”798 Gazalî’nin şefaat anlayışında etkili olan ve nebevî merhameti sergileyen bu hadise. Peygamber(sav) bu zikri. Allah(cc). Kim de bana karşı gelirse. ellerini kaldırarak: “Ümmetim. Tasavvuf Sohbetleri. Rasûl-i Ekrem Efendimizin(sav) şefaatinin ahirette nasıl tecelli edeceğini Nazım Efendi Şöyle ifade etmektedir: “Ümmetin günahlarının tartıldığı kefenin karşısında Hz. Hz. Alusî (v.” İbrahim: 14/36. Bu mevzunun istinad edilebileceği bir nass. Binaenaleyh Hz. şefaat ile merhamet arasında beyan ettiği kuvvetli ilişki hususunda tafsilatlı izah yapmamıştır. çok esirgeyicisin.802 Tüm Peygamberlerin(as) ve insanların söylediği en güzel söz olan kelime-i tevhid. 51. c.801 Nasuti âleme inen bu nûr ise. İhyâ. sadece 797 Hz. Bu hadiste Hz. tefsirinde geçen bir hadis-i şerifte mevcuttur. 798 Alusî. 1270/1853)’nin. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/Allah’ın Nûru. c. İsâ(as)’nın ümmeti için yaptığı duaları bildiren ayetleri797 okuduktan sonra. Ümmetin hakkında sana. muhakkak onlar senin kullarındır. her daim Muhammedî Nûr üzerinden gelmektedir. s. İsâ’nın(as) duası: “Eğer onlara azab edersen.Kıbrısî. 799 Gazalî. İbrahim’in(as) duası: “Rabbim çünkü onlar insanlardan birçoğunu baştan çıkardılar. Ruhu’l-me’anî. 4. bir misal olduğu şüphesizdir. şeriki olmayan bir kıymeti haiz olur. 802 Bu tezde bkz. zikreden her kulun sırrına ve ihlasına göre tesir oluşturur.”800 Bu ifadeler Kıbrısî’nin hem zikr hem de Hakikat-i Ahmediyye (Muhammedî nûr) anlayışıyla ilgidir. 152 . Cebrail(as)’i Rasûl-i Ekrem(sav)’e göndererek: “Git ona de ki: ‘Biz sana ihanet edecek değiliz. 509. Kıbrısî’ye göre zikrin faziletleri ve zâkire kazandırdıkları. 800 Kıbrısî. yedi cehennem ateşini söndürebilecek kuvvettedir.

Peygamber Efendimize(sav) Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte indirilmiş ve kalb-i Muhammedî’den ümmetinin kalbine aktarılan feyz olmuştur. değerlerini düşürecek hatalardan korunmuşlardır ancak. Şeyh Nazım bu anlayışı. birinci taayyün mertebesinde vücûd bulan bu nûrdan var edilmiştir. Peygamber bir tanedir. Muhammedün Resulullah’ Orada Resul denildiği vakitte. 26-27. Peygamber(sav) hususunda “la şerikeleh” anlayışından neşet etmektedir. İkinci Peygamber yok. ss. Kıbrısî’ye göre. Allah bir. Onların bu özellikleri ismet sıfatlarıyla tabir edilmiştir. 805 Bkz.Allah(cc)’ın ve Kendisinin bildiği bir mahiyette yapar. d. Allah’ın şeriki olmadığı gibi. Kıbrısî açısından Hz.803 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sözkonusu anlayışı. Hz. Peygamber de.806 “göz açıp kapayıncaya kadar beni nefsime bırakma”807 diye dua etmiş olması. birtakım hikmetlere uygun olarak kendilerinden sehven zelle denilen küçük 153 . ‘Ve Kefa billahi şehida. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/a. Peygamber’in Sırrı” başlığında incelenmiştir. mutlak manasıyla Peygamber’e aittir. Buna göre yaratılışın ikinci taayyün mertebesinde vücud bulan tüm kullar. “Allah’ın nûru ve Hz. Tasavvuf Sohbetleri.1. Dolayısıyla bu zikr. Bir tek hadisin kaynağını bilen peygamber olur. Kıbrısî. dünyanın evvelinden ahirine bize ömür verilse. Peygamber Efendimizin(sav). Hz. Allah’tan gayrı kimse bilemez. Peygamberin Sırrı 806 Peygamberler. 803 804 Bu tezde bkz. Peygamber(sav) için “la şerike leh” demiştir. Peygamber Efendimizin(sav) yüce bir yaratılış üzere olmasını ve şefaat makâmının Peygamberler içinde sadece ona bahşedilmiş olmasını da bu düşünceyle izah eden Kıbrısî. Zira Peygamberler. Nûru Ahmediyye anlayışına dayanmaktadır ve bu konudaki ontolojik anlayış. Hz. O Muhammedun Resulullah sırrını. insan olmaları itibariyle günah işleme gücüne sahip oldukları halde.”804 Şeyh Nazım’ın bu anlayışı yine. Muhammed(sav) birdir. şöyle ifade etmiştir: “Peygamber(sav) kelamını biz anlamaya. la şerikeleh’tir.Allah’ın Nûru. Peygamber’in ikincisi yoktur. İki tane değil ki. Hz. bir tek hadisin hakikatine inemeyiz. yedi cehennemi söndürebilecek kuvvettedir. Allah tarafından korunmuşlardır. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/Allah’ın Nûru. ‘La ilahe illallah. Muhammedün Rasulullah’.805 Masum olan Hz.Allah’ın Nuru ve Hz. gerek sözlerinde ve gerek fiillerinde kendilerini lekeleyecek. Yaratılışın son mertebesi olan nasuti âlemde ise bu nûr.

Bkz. s. Peygamber(sav)’in. Yüce Yaratıcı(cc)’ya ayna olmasıdır.Çünkü Peygamber-i Zişan(sav) masumdur. ilahî himayesinde tutmuştur. kendi mutlak iradesi ve kudretiyle gerçekleştireceği (ve gerçekleştirdiği) bir fethi. kendi benliğinden arınmış mürşîdin. Peygamber(sav)’in bu duasını mutasavvıflar. Yani tüm âlemler. 154 . başka bir ayettinde uygulamış ve zımnen bir eğitim usulü göstermiştir. İsmet sıfatıyla.810 İkinci hatalar meydana gelebilir. Hz. c. ss. Yani Cenâb-ı Allah Onu nefsin kötü vasıflarından arıtmış. boyuna aksi yola bizi meylettirmek istediği için. Peygamber(sav)’in sergilediği bu eğitim metodu. insanlara yapacakları işlerde bu ifadeyi kullanmalarını öğretmek için olduğu yönünde tefsir mevcuttur. Peygamber-i Zişan. Ebu Davud. Onlara günah adına bir şey yazılmaz. müridine ayna olması olarak açıklanmış ve iki veçhi olduğu görülmüştür. Bu durum ıstılahta. Onun cemâlinin aksidir. Bir izaha göre. Hicazî Muhammed Mahmud. Müsned. (Bkz. Minhâcu’l-fukara.” (Fetih: 48/27) suresinde Allah(cc). Peygamber Efendimizin(sav) bu duasını ümmetine yol göstermek için olduğunu şu ifadelerle bildirmektedir: “. 169. Nazım Efendi. farklı açılardan izah etmişlerdir. Ona masumluk verip. Lakin biz nefs sahipleri. Taftazanî. böyle münacatta bulunup bizi talim ediyor. bu duayı etme sebebi. Dolayısıyla bu usulü ihtiva eden Peygamber(sav) uslubuna. 5. Rabbânî bir usûlü olarak da izah edilebilir. Cemâl-i Mutlak(cc)’ın tecellisi ile zahir olduğu noktasından hareketle. Peygamber(sav)’in. temiz tutmuştur. Ankaravî. Peygamber(sav)’in bu duası.. Hz. Allah Celle ve Âla. Peygamberlerin amel defterleri tertemizdir. Onun nefsinden aykırı bir şeyin husule gelmesi mümkün değildir. Ancak peygamberler. ashabını eğitmek içindir. evrenin.. Onun hüsnü cihan nakşında tecellisi. c. Bir açıdan. 600-601). korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. 809 “…Hiçbir şey hakkında sakın ‘yarın şunu yapacağım’ deme! Ancak.: Saadettin Ekici. siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak. ismetin mahiyeti ve kapsamı noktasında farklı görüşler beyan etmişlerdir. 240-241 807 Hanbel. ‘Ya Rabbi! Göz açıp kapayıncaya kadar beni nefsime bırakma’ diyor. 5. İnsan Yay.809 Bununla birlikte Hz. İsmail. Haz. İsmet sıfatı var. Rabbanî metod denmiştir. Şerhu’l-Âkaid. ss. ‘Allah dilerse yapacağım’ de…” (Kehf: 18/23-24) ayetinde bildirilen emri Allah(cc). “Allah dilerse” diye ifada etmesi. Tasavvuf Sohbetleri. mutlak varlığın tecellisine bağlı olarak irdelenir. Gizli ve açık olan her şey. peygamberliklerinden önce ve sonra en büyük günah olan Allah'a şirk (ortak) koşmaktan korunmuşlardır. İtikadî mezhepler. İstanbul 1996. var olan bütün bu âlemi zahiretti” Bkz. s.. 42. Hz. 101/5090. 340. Edeb. bizim nefsimiz. fetih gerçekleşmeden önce indirdiği bu ayetinde. peygamberlerin günahtan korunmuş olduklarında görüş birliği içinde olmalarına rağmen. 810 “Âlemi ayna yaptı ve kendini gösterdi. insan-ı kâmiller tarafından da tatbik edilmiş ve tasavvuf ıstılahına girmiştir. bu muhafazanın yani.”808 Günah işlemeyen Hz. İlim Yayınları. kâinatın ve âlemlerin varlığı. “Allah dilerse (İnşaallah). 808 Kıbrısî. Furkan Tefsiri.Peygamber(sav)’i tanımada önemli bir ölçü mahiyetindedir. s.

Hz. İnsan Yay.. Bil. Türkiye İş Bankası Kültür Yay. Hz. Ter. Yüksel. Peygamber(sav). İstanbul 1991. insanın. kulların nefislerde tevbe ile tezkiye edilmesi gereken yönlerin ne derece çok ve gizli olduğunu göstermek için olduğu söylenebilir. Minhâcu’l-Fukara. Zülfi. ilahî yardımı verir. Peygamber(sav) aynasıyla bakmalarını murad etmiştir. Mesnevî.”813 Bu konuda özetle incelenen itikadî ve tasavvufî ıstılaha binaen Şeyh Nazım.: Mahmut Kanık. her yerde mutlak varlığı görmesi. c. edebi ve hikmeti öğretendir. Ebubekir(ra)’den silsile yoluyla bu güne kadar gelen bu öğretiler Tarikat-ı Hakkâniyye’nin öğretilerinin temelini oluşturur. resullere ve bütün ruhlara makâmlarını veren nurdur. İttihâdu’l-kevni Risalesi. Başka bir açıdan nefs muhasebesi yapan insanlara.814 Hz. 813 Mevlanâ. O evden çıktı mı. insana bahşedilen yiyecek ve içecek nimetine gösterilmesi gereken saygıyı misal vermiştir. Şeyh Nazım bu öğretilerden bir örnek olarak.veçhi ise. 155 . O’nda benliğini harab etmesi ve kendisinin de cuz’î bir ayna olmasıdır. değer kazanır. b. Sana yüzünü sensiz gösterir. sâliklerinin kendilerine Hz. Şeyh Galip Divanında Ayna Sembolü . 2662-2666. Nakışsız bir ayna haline gelir. bütün peygamberlere. Ankara 1980. İbn Arabî’ye göre bu nur. c. mutlak varlığı görür. Şeyh Nazım’a göre. Dergisi. Sedit. Peygamber(sav)’in kemaline delalet eden Nûru Muhammedî ise. çerden çöpten ibarettir. Kendisine dost olmadığı için herkese dost kesilir. Bunların tümünü at gönlünden. Sos. s. Elazığ 2004. Çünkü o bütün nakışları aksettirir. O gelir. 5. 1. Hz. nefsiyle ve şeytanla mücadelesinde. varlık sırrını anlaması.812 Mevlana Celaleddîn-i Rumî (678/1273). İbn Arabî tarafından da aynı şekilde ele alınmıştır. evliyaya hakiki ilimleri.811 Şeyh Gâlib (v. Ankaravî. s. Peygamber(sav). bu hadisi vurgularken. şu beyitlerle ifade etmiştir: “Kim benliğinden kurtulursa bütün benlikler onun olur. nebilere. 357. 103-121. Şeyh Galip Eserlerinin Dil ve Sanat Değeri. tevhîd ve marifet makâmlarına ulaşan arif kişinin. say. 31. 812 Güler. 14. Fırat Ünv. Senin varlığın dikenden.. İnsanın helal olarak yiyeceği 811 Ârifin gönlü varlık sırrını bilir. 814 İbn Arabî. Fahr i Kâinat(sav) kadar mükemmel bir aynanın tutulması. 1214/1799)’in divânında açıkça vurgulanan bu iki veçhi. ss.

onu tanımada göz ardı edilmemesi gereken bir husustur. Diğer Konulardaki Görüşleri/g. temiz ve helal olan yiyeceğinde semavî lütfu ve ikramı görür.817 Nebî kelimesi. Dolayısıyla bu davranışlar. Peygamberler insanlara helali (iyiyi) ve haramı (kötüyü) öğrettikleri gibi. 817 Kıbrısî. 300 meleğin hizmet etmesi. Yediği yemeğin bir parçasına hizmetkâr edilmiş melekleri bilince. cahildirler. modernizim ve çağdaş batı uygarlığı başlığında incelediğimiz görüşlerin. Peygamberlerin(as) bildirdikleri semavî ilimler ise. vehbî ilimlerin bildirdikleri hakikatleri. Bu manada Şeyh Nazım Efendi’ye göre hakiki ilim. içerisinde semavî hakikatleri ihtiva eden vehbî ilimdir. Bu anlayışın tafsilatı için bkz. s. o yiyeceğe saygıyı gerektirir. bir yönden ulaşmış oluyoruz. 156 . yalnızca 815 816 Qubrusi. Bu bilgi ile kul. bir yerden bir yere çıkmak. temiz olanı ve necis olan şeyleri bilmedeki ölçüleri bildirirler. Kıbrısî’ye göre. s.temiz rızıkların her bir parçasına. edep. ariflerin davranışlarıdır. Allah’tan gelen. Rasulu Ekrem Efendimizin(sav) nebî olması ve nübüvvet kudretini haiz olması. sebep-sonuç ilişkisine bağlı olarak formüle eden bilgilerdir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre. er-Rezzâk olan Yüce Yaratıcısını(cc). hikmet.2. tasavvufî dayanaklarına da. edebi ihtiva eden bilgilerdir. çöpe dökmez ve israf etmez. Bu şükranın bir gereği olarak. güzel ve büyük haber anlamındaki “ne-be-e” kökünden Arapça dilinin kaidelerine bağlı olarak türetilmiş ve sıfat olmuştur. Modern bilimler ise. hakir görmez.815 Şeyh Nazım’ın bu düşüncelerini. 92. irtifa. Tasavvuf Sohbetleri. yüce makâmdan gelen ikrama saygısızlık etmez. âlim değil. içerisinde hikmeti. 4. Bu açıdan bakıldığında. hayırlı. semavî ilimle ve hikmetle edeblenmiş. Bu durumda nebî kelimesi. 35. tesbih ve tenzih ile zikrettiği. Şeyh Nazım’ın verdiği misali şöyle yorumlayabiliriz.816 Bu bilgi ve icatların hamilleri. Mercy Oceans. marifet anlayışıyla beraber değerlendirdiğimiz zaman. daha yakından tanır ve daha yakın bir hal ve his ile şükranlarını arz eder. bu bilgilere dayanarak ilahi hakikatleri reddediyorsa. Yani o ikramı. Modernizm ve Çağdaş Batı Uygarlığı. ilim. ben beğenmiyorum demez.

820 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre nebî.g. gibi manalara gelir. ss. haberleri kendisine gelen kimse. Ancak Allah(cc)’tan gelen haberlerin sessizce elde edildiği. Bu kuvvetle insanların manevî vicdanları üzerinde saltanatını devam ettirir. s. Nübüvvet ise. tarafından gönderilen bir insandır. nebî kelimesinin mastarıdır ve bilinmeyeni haber vermek demektir. Ta’rifat. kelime anlamının bir cüz’üdür. Nübüvvet ise. ss. 14. ahlakın ve edebin talimidir.821 Peygamber’in nebî sıfatıyla gelecekten haber verdiği bazı hadisleri Nazım Efendi’nin ve Tarikat-ı Hakkâniyye’nin temel anlayışlarına veri teşkil eder. s. s. 258-259. hikmetin. ahir zamanda vuku bulacak hadiseler ve bu yöndeki beklentiler.05. Firuzebadî. c. Peygamber Efendimiz(sav) bu kuvvetle kendisinden bin dört yüz sene sonra gelen bir milyar insanın tasdikini kazanır. hulefadan sonra 818 819 Isfehanî. 114. daha önceden var olmayan bir şeyi ortaya koyan. 821 Kıbrısî. geçmişte olduğu gibi bugün de Nazım Efendi’nin senelerdir tebliğ ettiği mevzulardandır. Allah(cc)’ın sözleri. a. uzaklaşmak. nübüvvet sahibi kişi gibi manalara gelir. Cürcanî. el-Müfredat. 482-483. 1974 yılında yaptığı sohbetlere konu olan bu temel anlayışı. kendisine güç yetirilemeyen. insanüstü kuvvettir.819 Kelam ulemasına göre nebî. Istlahatu’ssufiyye. resul denir..818 İkinci bir görüşe göre kelime. ahkâmın tebliği. Nebîler içerisinde kendisine Allah(cc) tarafından kitap verilenlere. sıfata ve esmaya dair marifetin paylaşılması. Allah(cc)’tan vahiy alan şahıs ve aldığı bu vahiyle gelecekten ve gayptan haber veren. İbn Manzûr. ss. Abdurrahman İbn Kays(ra)’ın rivayet ettiği şekilde. Kâşânî. 822 19.9-10. halka dini hükümleri tebliğ etmesi için Allah(cc).2006 tarihli röportaja ait video kayıtları arşivimizde mevcuttur. Ramûz el-Ehâdis’te şöyle geçmektedir. Kamûsu’l-muhît. s. nübüvvet kuvveti istikbalden haber veren kimsedir. 94. 820 Taftazanî. Bu durumda ise nebî kelimesi. Zata. “Benden sonra hulefa.e.822 Peygamberimizin(sav) gelecekle ilgili haber vermesi hususunda Şeyh Nazım Efendi’nin bahsettiği hadis. Lisânu’l-Arab. 157 . 2006 yılında kendisiyle yaptığımız mülakatta da dile getirmiştir. Şerhu’l-Akâid. Mehdi(as) anlayışı. fail ya da meful anlamı almıştır. ırak olmak.kendisinin bildiği şeyi haber veren kişi. Hz. “ne-be-ve” kökünden türetilerek. uzaklara gitmek. uzak. 53. 92.

Kıbrısî’ye göre nübüvvet kudreti. Allah’ın Nûru ve Hz. diğerlerinden aşağı değildir. Peygamber kendi nübüvvetinin hakikatine göre Allah(cc)’tan taleb ediyor. s. umeradan sonra melikler. Müsned. 220-221. Fahri Kâinat olan Efendimiz(sav). s. meliklerden sonra Cebâbire. c. Peygamber(sav)’in mirac hadiselerinde ve sidre-i müntehada. manevî kuvvetle insanların vicdanları üzerinde hüküm ve saltanatını devam ettirmektedir. Peygamberin talebi bizim talebimize hiç benzemez. Allah(cc)’ı en iyi tanıyan kul olmuştur. 4. Cebâbireden sonra ise Ehli Beytimden bir kimse gelir de. 518. 5. Münacat.”824 Bununla birlikte Kıbrısî’ye göre nübüvvet ilmi. Kıbrısî bu hususu. Eğer O’nda insanüstü vasıflar bulunmamış olsa. Peygamber(sav)’in Sırrı başlığında tafsilatlı olarak incelediğimiz bu kudreti Şeyh Nazım şu ifadeler ile izah etmiştir: “Nebiler insanlara istikballerinden haber veren kimsedir. Peygamberin(sav) nübüvvet kudretine delalet etmektedir. 1400 sene öncesinden. O yeryüzünü adaletle doldurur. manevî yani. 1400 sene öncesinden onun sözünün bize gelmesi mümkün olmazdı. ss. Ondan sonra da "Kahtani" gelir. hal ve şanından haber vermiştir. onda istikbale bakan gözler vardır. bütün insanlığın medarı iftiharı. Hz. ilahî kudrettir. Fiten. Ramûz el-Ehadis. 158 . 823 Gümüşhanevî. Çünkü Fahr-i Kâinat(sav) bu ilim sayesinde. Ahir zaman Peygamberi. Demek oluyor ki. sidretü’l-münteha’da ümmet-i Muhammed için yapılan niyaza atfen şöyle ifade etmiştir: “Peygamberin isteyişi bizim isteyişimize benzemez. Dünya’nın ücra bir yerinde. Nübüvvet kuvveti ile insanüstü bir kuvvete delalettir. s. O. Hz. 92. bugün O’nun doğruluğunu. Başka bir ifadeyle mirac esnasındaki her lahzada ve tüm muamelatta kâmiline ölçüyü sergilemeye vesile bu kudrettir. Tirmizi. 48. “Mehdi” başlığında incelendiğinden burada tekrar edilmeyecektir. 273.umera. Şeyh Nazım Efendi’ye göre. Tasavvuf Sohbetleri. bir kimse yaşamış ve 1400 sene sonra bir milyar insanın tasdikini kazanmış olsun. bir milyar insanın tasdik etmesine imkân ve ihtimal olmazdı. 824 Kıbrısî. Rabbine takındığı edebi de içerir. Hambel. Beni gönderen Zata kasem ederim ki. Alelade bir insan olacak olsa. Rasulu Kibriya Efendimizin(sav) istikbalden haber verdiği bu gibi hadisler. bir kimse çıkmış.”823 Nazım-ı Kıbrısî’nin bu hadis hakkındaki düşünceleri ve genel tasavvuf anlayışındaki yeri. Peygamber(sav). Kimde nübüvvet kuvveti varsa. c.

Peygamber(sav) ve Hz. Onu da. Peygamber(sav)’i tanımlayamaz. o nisbette taleb etmesidir. suikast yapmak amacıyla Hz. Fadale ‘Hiçbir şey düşünmüyorum. Hz. misâk. s. Peygamber’in Sırrı: Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışında yer alan “Allah’ın Nûru” anlayışı. aynı zamanda Hz. Peygamber(sav) bu nurdan gelen ilimle gelecekten haber verdiği gibi. benlik dönüşümüne bariz bir misal teşkil eder. manevî kudretine delalet eder. tasdik edilen bu üstün vasıfların ardındaki kaynak. kudret ve sonsuzluğuna bakarak. Allah’ın Nuru ve Hz. onun vericiliğinin. emin olan Hz. Peygamber’e (sav) suikast yapmak için yaklaşan Fadale b. Hz. Bu. velî anlayışıyla ilgili olduğu kadar. tükenmezliğinin hakikatini bildiği zaman. latiflik. gelecekten bir haber verdiyse. var olanın hakikatini bildiği derecede ister. şeriki olmayan Hakikat-i Ahmediyye’den akseden bir nübüvvet nurudur. Peygamber(sav)’in kalbinden etrafındaki tüm beşerin kalbine dökülmesi ise. Kalbi kin ve öfkeyle dolu olan Fadale. d. Mekke’de dolaşırken Hz. cömertlik. hilim. elini uzatmış ve Fadale’nin göğsüne koyarak: ‘Allah’tan af dile’ demiştir.1. 159 . miraçtaki edebi de bu nurdan gelen ilimle bilmiştir. merhamet. Hz. Hişam. o zuhur edecektir. Allah’ın yarattıkları içinde bana ondan daha sevimli kimse kalmamıştı. Bu kuvvet Hz. 52. Muhammed(sav).insanın Allah(cc)’a. bilhassa yalan. Umeyr. Dolayısıyla nebî olmasının yanı sıra sıdk.” demiştir. Hz. benlikleri dönüştürücü ve nefisleri tezkiye edici yönüne delalet etmektedir. Abdülmelik b. Bir ara iyice yaklaştığında elini belindeki bıçağa götürmek üzereyken Allah’ın Rasulü durup: ‘Sen Fadale misin?’ diye sormuştur. Onun azamet. peygamberî ahlakın tesir edici. Beyrut 1993. Peygamber(sav)’in. Peygamber gülümseyip.826 Allah(cc)’ın Kendisini razı etmek için şefaat makâmını verdiği Fahr-i Kâinatın(sav) yüce yaratılışında. Peygamber(sav)’in 825 826 Kıbrısî. doğruluk ve kanaat gibi hasletler vardır. “ne-be-ve” kökünden türetilmiş kelimenin lugavî manasıyla ele alınmış görünmektedir. sır. irşad edici. Peygamber(sav)’in hal ve davranışlarında gözlemlenip. Allah’ı zikretmekle meşgulüm’ diye cevap vermiştir. Allah(cc)’ı Peygamberimiz kadar bilen kimse yok…”825 Tüm bu ifadelerin genelinden anlaşıldığı üzere. Bu hasletlerin zıdları. Siretu’nNebeviyye. cesaret. Bkz. Şeyh Nazım Efendi için nübüvvet anlayışı. Fadale diyor ki: “Vallahi! O (sav) göğsümden elini kaldırdığı zaman. Peygamber’e yaklaşmaya çalışmıştır. ‘Evet ben Fadaleyim’ diyen Fadalenin yüzüne imalı bir şekilde bakıp: ‘Ne düşünüyosun Fadale?’ demiştir. Hz. Tasavvuf Sohbetleri.

“la şerike lehu” diye ifade etmiştir. kendisini gönderenin sözü ile elçi olabilir. “…Şahit olarak Allah yeter. Cenâb-ı Peygamber(sav)’in sırrınadır.g.831 Şeyh Nazım Efendi’nin anlayışına göre sır. 28.829 Bu ayetler. onlara bahşettiği istidad ve kabiliyet kadar vermiştir ancak 827 828 Kıbrısî. Kıbrısî’ye göre Hakk Teâlâ’nın bu ayetteki tanıklığı. a. 831 Kıbrısî. c. s. önem arz etmektedir. öncesindeki ve sonrasındaki ayetlerle birlikte. ayetin nüzul sebebi olan Hudeybiye Antlaşması’nda yaşanan hadiselerle ilgili ele alınmıştır. 160 . 829 Kıbrısî. Daha önce de ifade edildiği gibi Hz. 830 Râzi. Mefâtihu’l-Gayb. ilâhî nûrların feyzi olan sırları. Kıbrısî tarafından. Bu mevzudaki beyanların bütünü değerlendirildiğinde. s. Muhammed(sav)’in bir olduğu. tefsirlerde genellikle. manevî tecrübelerle de bilinebilirdir. Peygamber(sav)’in sırrı konusu.e. dünyadakilerin tamamı. Hz Muhammed(sav)’in bir benzeri olmadığını bildiren Nazım Efendi. Peygamber(sav)’in sırrı mevzuunda anahtar kavram konumunda yer alan bu anlayış. O’na ait Ahmedî sırla ilgilidir ve bu sır sadece Allah(cc) tarafından bilineceği ile ilgilidir. onun elçi olduğunu kabul etmese bile. ss. 27. özgünlüğü açısından. Cenâb -ı Hakk’ın tasdikine muhalif reddiyeler hiçbir mana ifade etmez. Dolayısıyla. ruhanî latifelerden bir latife olduğu için. 27. Tasavvuf Sohbetleri. Binâenaleyh bir hükümdar. Allah(cc) her kuluna. Bu iki ayeti beraber ele alarak.827 Hz. 32-34. Allah(cc)’ın nûru ile birlikte ele alınmış ve müstakil bir başlık hâsıl olmuştur. Peygamber(sav)’in rasul oluşunu tekit için olduğunu beyan eden bir görüşe göre. Feth: 48/28-29. onların reddiyeleri hiçbir şey ifade etmez. Tasavvuf Sohbetleri. resul ancak. s. "Bu benim elçimdir" dediği zaman. Hz. merhameti ve kendisine bahşedilen şefaat makâmı. Peygamber(sav)’in yüce ahlakı. Allah(cc)’ın şahitliğinin.sırrı anlayışıyla da ilgilidir. 107. Hz. Muhammed Allah’ın Rasuludur… ”828 ayetlerini delil göstermiştir. kul ile Allah(cc) arasında meydana gelen örtülü bir hal olarak anlaşılamaz olduğu kadar.. Yani Hz.830 Şeyh Nazım’ın bu ayetlere getirdiği işarî yorum. onun benzeri olmadığına istinat edilmiştir.

Peygamber(sav) haricindeki diğer kullara gizlidir. şerik olmanın bilmeye istinad edilmesidir diyebiliriz. daha önce de ifade ettiğimiz gibi. bir Hakikat-i Ahmediyye vardır. o şeye ortak olamaz” önermesi üzerinden savunulmuş bir tezdir. Bu ise. Başka bir ifadeyle “kişi. lahutî âlem ya da ehadiyyet âlemi (la ilahe illa’llah) olarak adlandırılan 832 833 Bu tezde bkz. 173. tanımlanan Hakikat-i Ahmediyye’nin sırrından evliyaya yansımalarından tecelli etmiştir. Çünkü bu sırların tamamı buradan inikâs eder. bir şeyi bilmeden. Diğer taraftan kendindeki bu sırları bilen mürşidler. 835 Aclunî. çeşit çeşit hurma ve ekinleri. “Benim Allah ile aramda öyle özel bir vakit vardır ki Allah’tan başka hiçkimse beni ihata edemez. birbirine şekil ve renk yönünden benzer.bu sırrın kula yansıması Sırr-ı Ahmedî de denen. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/Sır. ne bir yakın Melek. sadece kul ile Rabbi arasında kalan örtülü sırrı da vardır sonucuna varılmıştır. Ancak bu sırlar. mahsûlleri. Şema’il. Peygamber(sav)’in şeriki yoktur anlayışı çıkmaktadır. s.” Aliyyü’l-Karî. Keşfu’l-Hafa. “Benim Allah ile aramda öyle özel bir vakit vardır ki. Bkz. Bu konuda “Asmalı-asmasız bağ ve bahçeleri. insanlar içinde benzer sırları görüp. Muhammedî Nûr’dan aksetmektedir.”834 ayeti yaratılıştaki söz konusu umumi ve hususi yönlere işaret etmektedir. el-Esrâru’l-merfûa. Sır. Hz. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde. Dolayısıyla Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde Hakikat-i Ahmediyye’ye dair zikredilen bilgiler dahi. s. Hakikat-ı Ahmediyye olarak da adlandırılan bu sırrın. o anda bana. ne de bir Mürsel Peygamber yetişemez”835 hadisinin söz konusu sırr anlayışına temel olduğu kanaatindeyiz. tanımlamalar bir açıdan mahiyeti bilinemeyen nûru tanımlama çabasıdır. Tirmizi. 291-292. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/Allah’ın Nûru.832 Bu düşüncelerden hareketle ulaşabileceğimiz mantıksal çıkarım. 161 . 834 En’âm: 06/141. tanıyabilirler.833 Bu manada kullara ait sırların tamamına ortak. Binaenaleyh bu anlayıştan. Bu konuyu Nazım Efendi’nin sır anlayışıyla birlikte ele aldığımızda. aslında her kulun ortağı olmayan ve sadece mahşer günü ortaya çıkacak sırlarının olduğu kadar. Beyrut 1986. tat bakımından benzemez tarzda yaratıp yetiştiren hep O'dur. Hz.

akl-ı kül. Hz. esma ve sıfatların zuhurundan önce olduğu için hakikati bilinmeyen bir âlemdir. muhabbet ve marifetlerini bu sırrın yansımalarında bulmuşlardır. hatta melekler. Dolayısıyla Şeyh Nazım’ın Hz.âlemde bulunduğu ifade edilmektedir. Vahdaniyet âleminde vücûd bulan tüm kullara ait cevherin kaynağı Hakikat-i Ahmediyyedir. Nûru Muhammedi/Ahmedî. Bu izahlara göre. ss. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. bütünsel bakış açısına ulaşabilmek açısından ehemmiyetlidir. Hakikat-i Muhammedî/Ahmedi. Demirci. Peygamber(sav)’in diğer Peygamberlere 836 837 www. ilk olarak Sehl b. Daha sonra Hallac-ı Mansur.837 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışındaki bazı konuların detaylarını ikmal edici açıklamaları. bu hakikatten ve bu hakikat için yaratılmıştır. Çünkü beşerin varlığı. Bu âlem. hakikat-ı Âdem. Sufyan es-Servî tarafından değinilmiş ve Muhyiddin İbn Arabî ve Abdülkerim Cili tarafından açıklanmıştır. Abdullah et-Tüsterî (v. sonraki evliyalar da.sufilive. 283/896) tarafından. Peygamber(sav) için savunduğu. Tarikat-ı Hakkâniyye’nin öğretilerini paylaşan diğer kaynaklarla birlikte ele almak. bu cevherden süregelen yansımalardır. kendisinden önceki Peygamberlerden(as) sonra gelmesine ve onları bu dünya gözüyle görmemesine rağmen onlara. her ne kadar sufilerin hususi olarak tecrübe ettikleri keşfî bilgilere dayansa da ana hatlarıyla. kitap kavramlarıyla da ifade edilen bu anlayış. tasavvuf ıstılahındaki umumî olan terminolojiye işaret etmektedir. Ethem.836 Bu mertebeler. Dolayısıyla her kula ait sırrın diğerinden farklı olması hasebiyle tektir ancak. tüm yaratılışlardan. Peygamber(sav). kalem. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisindeki delilleri ve ontolojik izahları. tüm peygamberlerin(as) manevi babası manasına gelen. bütün yaratıklar. Hz. “la şerike lehu” anlayışının. İbrahim b. Fahr-i Kâinattan(sav) önceki Peygamberler(as) de. “ebu’l-ervah” olarak da anılmıştır. Şeyh Nazım’ın halifeleri tarafından yapılmıştır. madde-i evvel. Tüm peygamberlerden de önce yaratılan bu nurdan dolayı Hz. Bu açıklamalara göre. 179-180 162 .com/021009-msh-oakland. Hakikat-i Muhammediyye. tüm sırlara kaynaklık yapan Muhammedî nurun şeriki yoktur. “Hakikat-i Muhammediyye” kavramıyla ifade edilmiştir.

Allah(cc) ile melekler. Peygamber(sav)’in beden gözüyle Rabbini ve 99 esmanın tecellilerini müşâhede etmesi “la şerike lehu” anlayışının dayanaklarıdır.com/video arşiv/msh-suhbat-092003-isra.ve ümmetlerine şahit olarak getirilmesi. Çünkü Fahr-i Kainat(sav)’a gönderilen vahiyler Allah Teâlânın direk zâtından olurken. ”843 hadis-i şerifine istinaden Kuşeyrî. Peygamber(sav)’e verilmesi ve varlıklar içerisinde sadece Hz. kendinde zahir olmuştur. 3. zahir olmuştur. 840 www. Hakikat-i Ahmediyye üzerindendir. ss. Peygamber(sav)’den geldiğinden. Yusuf(as)’un nurları zahirinde. Hz. 163 .838 onun yaratılışındaki önceliğe delil olarak getirilmiştir.com/021009-msh-oakland. Menâkıb.sufilive. ben Rabbimden başkasını halil (dost) tutacak olsaydım.. 843 Buharî.839 Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde Hz. diğer Peygamberlere(as) bu hitap. Tirmizî. 839 www.844 Sır mevzusunu nur ile birlikte ele alan Kuşeyrî’ye göre üç peygamberin nuru. 45. Peygamber(sav)’in nuru ise. Bu sebeb. Fezâilu’s-Sahâbe 2/2382. sırrında zahir olmuştur. Fezâilu'l-Ashâb. 93. 845 Kuşeyrî. Peygamber(sav)’in şerikinin olmaması. 841 www. Kitâbu’l-Mirâc. peygamberler ve insanlar arasında bir sebebtir. Mesâcid. mutlaka Ebubekir’i halil edinirdim. Hz. Meselâ Abdülkerim-i Cilî (v. Kitâbu’l-Mirâc. Ayrıca bkz. Peygamber(sav).845 838 “Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni (Habibim) de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman. 265.sufilive. 844 Kuşeyrî Abdülkerim. s. Allah(cc)’ın zatının mazharı olması hasebiyle.841 Mutasavvıflar arasında benzer görüş. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. s. bakalım onların hâli nice olacak!” Nisâ: 4/41.sufilive. Ter. Menâkıbu'l-Ensâr. Harf Yay. Peygambe(sav)’e aittir. 842 Cilî. 41. Müslim. 3661.sufilive. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.com/msh-48-secretMiraj_2-102406. farklı açılardan ele alınmış ve savunulmuştur. şeriki yoktur. İstanbul 2011. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. Hz. 80. Diğer kullara mazhariyet. onun aldığı vahiyle de ilgili görülür. ontolojik yönüyle izah etmiştir. Hâlidiyye-i Hakkâniyye ile aynı ontolojik usulle izah edilen bu anlayışa göre Hz.840 Miracta Cebrail(as)’e verilmeyen Kur’ânî sırların Hz. Hz.: Cevher Caduk. Allah Arkadaşınızı (Hz.com/022009-msh-oakland-ca-jibril-was-given-what-the-ummah-could-take. 71. 832/1428) bu anlayışı.842 “Şayet. Peygamberi) kendine halil kıldı…. www. Musa(as)’ın nurları elinde. Peygamber(sav)’in sırrında şerikin olmadığını savunmuştur. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur.

851 Aynı eser. Çev.kâmil. Varlık âleminde Hz. yapabilecekleri bütün taatın faziletini terazinin bir kefesine koysalar.: A. Tasavvuf Sohbetleri. kemâliyle taayyün eden başka bir şahıs zuhur etmemiştir849. şöyle ifade etmiştir: “Min evveli ilâ’l-ahirihi bütün enbiya ve bütün ümmetlerin kılacakları bütün namazlar. Bunlardaki kemâlde de farklılıklar vardır. diğer fertlerin bir nüshası olduğunu. 6. insan-ı kâmil sözüyle kastedilen Hz. 27. 832/1429)’nin. Peygamber(sav). Nazım Efendi her bir Sünnet-i Seniyyenin.”846 “Muhammedun beşerun ve leyse ke’l-beşer. Kartal.: S.Mecdi Tolun. yani varlıklar bazı insanlarda bil-kuvve. ss. birinde bulunan şeyin diğerinde de bulunduğunu belirtir. bazılarında bil-fiil mevcuttur. Muhammed(sav) kadar. İstanbul 1998. 339-340.850 Başka bir ifadeyle Kıbrısî. Eraydın -E. bazıları ekmeldir. Aynı eser. 256. unutulmuş ilimleri. arşivimizde mevcuttur. 51. bel-hüve yakutetün beyne’lhacer” dizeleri üzerinden Peygamber Efendimizin(sav) beşeriyet yönü görülürken. Sırr-ı Muhammedî’dendir. Kendilerinde eşyanın bilfiil bulunduğu şahıslar peygamberler ve kâmil olan velîlerdir. Cîlî. s. bugünkü ilimleri ve kıyamete kadar bulunacak ilimleri ihtiva ettiğini söylemiştir. Muhammed(sav)’dir. Bu bakımdan bazıları kâmil. 26. s. Öğrenmekle bir ömre sığmayacağını ifade ettiği bu ilimin ihtiva ettiği manevi kuvvet. Haz. bir hadisin işaret ettiği yola hakkıyla giren bir kişinin velayet makâmına ulaşacağını söylemiştir.847 Bu dizeler Şam’daki Hakkânî dergâhında yapılan mevlitlerde de zikredilmektedir. Peygamber(sav)’deki bir tecellisi olarak O’nu tüm insanlardan ayıran yönü Kıbrısî. 848 Mevlitlerde takip edilen okumalar listesi. nebevî sırrı ihtiva eden nûru göz ardı edilmemiştir. 164 .851 Şeyh Nazım’ın bu anlayışına göre Hz. Demirli-A.848 Bu dizelerin tasavvufî şerhi olabilecek bir anlayışı Abdülkerim el-Cîlî (v. Tasavvuf Sohbetleri. 850 Kıbrısî. Bununla birlikte eşya. Peygamber-i zişânın kıldığı iki rekât namaza yetişemez. s. 846 847 Kıbrısî. el-İnsanü’l. manevi kudret ve tasarrufunu. Bu tanımda. s. insan-ı kâmil tanımında görmekteyiz.Bu sırrın Hz. her insanın insan olmak yönüyle. 849 Cilî Abdülkerim.

Bu izaha göre Hz. Hz. Muhammed’den alırlar. 8/302. Dolayısıyla onun hali Hz. Mirahmadi. Muhammed(sav)’den geldiği gibi… Hz.2. Musa(as)’nın halinin Hz. Böylece Hz. Peygamber(sav) bu nûr ile ümmetinin ulemasını. Bazen Hz.. 64. siz de insanlara şahit olasınız diye…” Hacc: 22/78. fakat o veli bu mirasa Hz. 30-32. Peygamber(sav)’in insaniliği ve ruhaniliği ile izah etmiştir.: Mahmut Kanık.852 Hz.devrin gavsu’l-azamı ve evliyaları üzerinden kullanmaktadır. İbn Arabi. 856 Kur’ânda Müslümanlar ve Hz. o mirası Hz. ss. İbn Arabî. Hızır(as)’a ve balığın karnında Yunus(as)’a bilmediklerini öğreten nurdur.sufilive. Hucvirî.com/022509-msh-oakland-ca-levels-of-understanding-of-hadith. Miraç Sırları içerisinde ayrıca şerh edilmişt ir. Tefsir. 264. Nurlar Risalesi. Mefâtihu’l-gayb. 1034/1624).com/022609-msh-oakland-ca. 1. Muhammed(sav)’in ümmetinden olan veliler. Bu izahlara göre Hakikat-ı Ahmediyye. Hz. Tafsilatı için Bkz. Peygamber(sav)’in bu yönünden dolayı. Binaenaleyh Hz. o manevî mirası ondan alma konusunda diğer peygamberlerle aynı şeyi ortaklaşa paylaşırlar. benzer terminolojiyle ifade etmiş ve bu hadisin izahını şöyle yapmıştır: “Muhammed(sav) ümmetinin velileri arasında –ki bunlar tüm peygamberlerin(as) makâmlarının birleştiricileridir. İnsan Yay. İsrailoğullarının peygamberleri gibi yüceltmiş ve “Ümmetimin âlimleri Ben-i İsrail’in Peygamberleri gibidir. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde “Bilin ki Rasulullah sizin içinizdedir… ”853 ayeti üzerinden tefsir edilir. Ayrıca bkz. İstanbul 1991. Peygamber(sav)’i görerek 852 Bu tezde bkz. Neysaburi. bu hadisin delilinde ayrıca belirtmiştir: “Allah bu Kur’ân’dan önceki kitaplarda da bu Kur’ân’da da sizi. Sufi Meditation. www. Çev. ”854 demiştir.” Nahl: 16/89. Ayrıca bkz. Keşfu’l-Hafa. Onların peygamberleri ise. halk (şehadet. c. Peygamber(sav). mülk) âleminde insanlık tarafını fazla açıklayarak davetini mükemmelleştirmiştir. Hz. c.one-breath-of-Holly-Prophet-saw. 13. Mirac Konusunda değinildiğimiz bu hadis. s. 165 . görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. Muhammed’den gelmiş olur. s.855 Istılahta bu görüşü İbn Arabî. Peygamber size şahit olsun. Musa(as)’ya. Peygamber(sav) ve ümmetinin evliyaları ile devam eden bu manevi tasarruf. 855 www. insanların ilgisi ve istifadeleri kolaylaştı ve imanları. 854 Razi. “Ve o gün her ümmetin içinden kendilerinin üzerlerine bir şahit göndereceğiz. 853 Hucurat: 49/7. İlim ve Marifet ile İlgili Kaynaklar/Velî-Evliya. Peygamber’in fiziki doğumundan önce gelen peygamberlerin ümmetlerindeki velileri de aynı şekilde manevi miraslarını kendi peygamberlerinden alırlar. Muhammed(sav)’in nurundan konar. Musa(as)’nın nurundan değil de Hz. Müslümanlar diye adlandırdı. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. tıpkı Hz. s.sufilive. Peygamber için olan şu hitapları. Musa(as)’nın makâmına ve haline varis olan bir veli çıkabilir.”856 Benzer anlayışı İmâm-ı Rabbânî (v. Ayrıca seni (Ya Muhammed) de onların üzerine şahit olarak göndereceğiz.

857 Bu düşünceler zımnen Şeyh Nazım tarafından şöyle ifade edilmiştir: “Peygamberimiz(sav) Hayy’dır. Varlığa can. dine çağırma nuraniyeti değiştiğinden evliyâ. Hz.oldu. Onlardan hayır olanlar için Allah’a hamd ederim. İsâ(as) ve Mehdi(as) bu makâma gelerek dini kuvvetlendirecektir. Hz. olacak da onun hürmetinedir. Mek. Ümmetlere hayat Peygamber sayesinde (yani).”859 (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik”860 ayetini bazı sufîler. Bir manada bu durum. Feyzu’l-kadîr. Peygamber(sav)’in ruhanî tarafı çoğaldı. Komisyon. Bu anlayışın sufiler tarafından istinad edildiği hadis-i şerif Şeyh Nazım’ın eserlerinde karşılaşmasak da. Olan da onun hürmetine. c. bütün varlıklar için rahmettir. Peygamber(sav)’in Hayy olmasıdır. 860 Enbiyâ: 21/107. 615. bütün kâinatın hayatı odur. Bu anlayış. Ahmedî Nûr anlayışı ile tefsir etmişlerdir. bu öğretinin teşekkülünde şu hadis-i şerif meknuz olduğu şüphesizdir: “…Her Pazartesi ve Perşembe akşamları amelleriniz bana arz olunur. O Peygamber(sav) yalnız ümmetinin hayatı değil. bir kısmından arştan yere kadar olan tüm mahlûkat yaratılmıştır. ondan gelir.” 858 Muhammedî nuru tazammun eden bu ifadelerde. Peygamberdir(asv). 166 . olmayacaktı. Kötü amelleriniz için de istiğfar ederim.861 Sufiler arasındaki bu anlayış. Mektubât. 859 Münavî. s. Hz. Peygamber(sav)’in vefatından bin sene sonra. Peygamber(sav) ölürse ümmet kalmaz. Kıbrısî. O olmasa kâinat yok idi. insanlara bağlılığı azaldı. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. s. öne çıkan bir diğer anlayış. 861 Bursevî. 400-401. Hakiki hayatla hayat sahibidir. Hakikat-i Ahmediyye anlayışından neş’et etmektedir. Allah(cc)’ın bütün yaratılmışlara rahmetinin sebebidir. Rûhu’l Beyân. Bütün kâinat onun yüzü suyu hürmetine vardır. bu ruhaniyettin yardımıyla dine yardım ettiler. 3. Hz. no: 209. ss. Peygamber(sav)’e kendisi için 857 858 İmâm-ı Rabbanî. Allah’ın ilk yarattığı şey olan bu nurun. 46. Dolayısıyla O(sav)’nun varlık ve şuhûd âlemine göndermesi. Bunu böyle bilmeyen gafildir.

e. Aclunî. c. defnolunduğu her yere Hz. oturduğu. Peygamberlerin(as) hayatlarında yaşadıkları mekânlara sürekli olarak 862 863 Yıldırım. rahmetini indirmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. Menâkıb. 42. müşterek bir anlayışı temsil etmektedir. Allah’ın(cc) indirmiş olduğu rahmet kesilmez.. 865 Deylemî.”864 Bu anlayış. Ancak o saltanatın azametinden bir şua. 866 Kıbrısî. Ebu Nuaym. 1. Peygamber(sav)’in manevî kuvvetini salt anat rumuzu ile izah etmiştir: “Cenab-ı Hakk’ın saltanatının azametini hiç kimse. her ne kadar sufilerin hususi olarak tecrübe ettikleri keşfî bilgilere dayansa da ana hatlarıyla. Hz. Sehavî.”863 Şeyh Nazım Efendi. Firdevsu’l-ahbar. c. 864 Kıbrısî. Hz. Allah’ın Nûru ile alakalı olarak izah etmiş ve hususiyetini bildirmiştir. sürekli iner. Huzurunda duran ‘Muhammedu’r-rasulu’llah’. Peygamber(sav)’in doğduğu. peygamber olarak gönderilme yönünden sonuncusuyum. Mekâsıd. Delâilu’n-nubuvve. o ezelî. Efendimiz(sav)’in saltanatından seyrederiz… Aslında Efendimiz(sav)’e verilen saltanatı da idrak etmeye imkân yok.862 Bu suale Hz. tasavvuf ıstılahında oluşan. Ebu Hureyre(ra). yaşadığı. ne nebiyyü’l-mürsel. ebedî ve mutlak saltanatın sahibi olan ‘la ilahe illallah’.g. s. 2007. 3. ne de melekü’l-mukarreb anlayacak değildir. şeriki olmayan Muhammedî Sırrı. Bu anlayışa istinad edilen hadis-i şeriflerden birini. salihlere verilir. 156. 832. Peygamber-i Zişan giydirecektir… Onun için güzel isimlerinden birisi de Rasûl’dür… Ahiretin ilelebet rütbeleri de yine Efendimiz(sav) tarafından bütün evliyalara. Buna göre Hz. 167 . 134. Ancak tüm bu ilhama dayalı bilgilerin temelinde. s. Celle ve Alâ’dır. Allah(cc). O rütbeyi. 79. a. Keşfu’l-hafa. c. İslamî naslar yer almaktadır. Habibu’llah’a zahir olur… Onun içindir ki. yürüdüğü. s. 2. Herkes kendi derecesine göre o saltanattan bir rütbe giyecektir. Tirmizî. mü’minlere. s.”865 Şeyh Nazım. 4883. Salavatullahi ve Selamu aleyh’tir. Peygamber(sav) şöyle cevap vermiştir: “Adem ruh ile cesed arasında iken.peygamberliğin ne zaman sabit olduğunun sorulduğu hadise istinat edilir. Biz Cenab-ı Halık’ın(cc) saltanatının azametini. ne veliyyü’l-kâmil. Tasavvuf Sohbetleri. 545/3609. Peygamber(sav)’den şöyle rivayet edilmiştir: “Ben yaratılışta nebîlerin ilki.866 Bu rahmet.

Peygamber(sav)’in de her insan gibi. Muhammedî Sırrın başka bir özelliğini Nazım Efendi. ta’ayyün-i imkanîsine de denir. Ta’ayyün-i vücubî Allah(cc)’ın isimlerinden bir isimdir. âlem-i halk ile âlem-i emirden varolmuştur. 168 . Hz. Hz. Şeyh Nazım’a göre bu nurun kıyamete kadar bulunacak olması. bu şa’nın mebdei olan isimdir. ıstılahtaki anlayışların paralelinde olmasına rağmen. ta’ayyün-i vücubîdir (âlem-i emirdir). Ta’ayyün-i vücubî’nin zıllî görüntüsü. o kimsenin ta’ayyün-i imkanisi (âlem-i halktadır) olur. peygamberlik verildi. Allah(cc)’ın bu ismi. Tasavvuf Sohbetleri. ona gelen feyz bu isimden gelir. Kıbrısî. 570 tarihinde doğdu. bu. Kelam-ı kadim ne demek? Ezeldeki Allah’ın şahadetidir o. Bu nurun mahiyeti. bazı kavramlar ve bu kavramlar ile vardığı sonuçları itibariyle İbn Arabî’den ayrılmış ve terminoloji içerisindeki özgün yaklaşımını korumuştur. Bu isim Kâbenin hakikatidir. Peygamber(sav)’in ontolojik varlığı mevzuunda İmâm-ı Rabbânî (v. Meselâ hakikat-i Muhammedî ve/veya Ahmedî kavramlarıyla ifade edilen hakikat. Âlem-i halktaki rabbi olan ism-i ilâhisi Âlim şa’nıdır. ilgili başlıkta tafsilatlı bir şeki lde ele alınmıştır. Bu izaha göre Hz. Peygamber(sav)’in yevmu-l ezel’den beri peygamber olduğunu şu cümlelerle ifade etmiştir: “… O zaman yevmu-l ezeldir. Allah(cc)’ın bu tanıklığı yevmu’l-ezelde olmuştur. Yani. Bir insanın hakikati. Allah yok şeye mi şahadet ediyor?”868 Hz. Âlim şa’nının üstünde (âlem-i emirde). “…Şahit olarak Allah yeter. Hakikat-i Ahmedî ise. Peygamber’in Nûrunun ebedî olmasıyla da alakalıdır. yevmu’l-ezelden beri mevcuttur. Hakikat-i Muhammedî. Başka bir ifadeyle şeriki olmayan Muhammedî Nûr. ss.70. 867 868 Feth: 48/28-29. Hz. onun ta’yyün-i vücubîsine denildiği gibi. 40 yaşına geldi. çocuklara elif-be okuttukları kitapların ilmidir. bu nûr ezelîdir. Kıbrısî. Binaenaleyh. Bu şahadeti ne zaman yaptı Allahu Azimu’ş-şan? Kelam-ı kadiminde yaptı. Âlim şa’nıdır. Muhammed Allah’ın Rasuludur… ”867 ayetini delil göstererek izah etmiştir. 79. O Peygamber(sav) dünkü peygamber değil… Evet. o kimsenin rabbidir. 1034/1624)’nin izahatı.inmeye devam etmektedir.

sevk ve idare etmek gibi anlamlara sahiptir. 2. 216. c.869 Bu izahda kullanılan kavramlar. 869 870 din. Yani Onun diri oluşu sadece ümmetine değil. Acluni. Hz. İmam-ı Rabbanî. el-Müfredât. Kıbrısî’nin bazen Ahmedî Nûr. Peygamber(sav)’in dünya hayatında öne çıkan tüm üstünlükler. 164. niyet etmek. Binaenaleyh. s. Peygamber(sav)’in insan ve peygamber olarak varlığı. Çünkü O’nun nûru. talep etmek. Keşfu’l-hafâ. o sünnet içerisindeki sırra ve nura gark olarak velayet makâmına çıkabilir. Hz. İbn Arabî kavramlarına ve yaklaşımına daha yakın olduğu görülmektedir. d. Peygamber(sav)’in yaşadığı her hal ve davranış. Yani Sırr-ı Muhammedî’den akseden bir kudretten dolayı. Aliyyu’l-Kâri. Cenâb-ı Allah’ın “Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım”870 hitabı ise bu anlayışa temel teşkil ettiği şüphesizdir. öne geçmek. Kıbrısî’nin vekilleri tarafından yapılan izahın. anlayış ile aynıdır. s. Şevkani. Peygamber (sav) ve Ümmeti: Arapça “emm” kökünden türemiş bir isim olan ümmet kelimesinin çoğulu “ümem” dir. 288. Peygamber(sav). bazen de Hakikat-i Muhammedî dediği bu nura. aynı zamanda Hayy’dır yani. Âdem(as) yaratılmadan önce bulunan peygamberlik bu idi. şeriki olmayan Sırr-ı Muhammedî. el-Hayy olan Allah’a ayna olmakta ve aynaya düşen Cemal-i Mutlak’ı kâinata aksettirmektedir. millet. Allah’ın Nûrunu kullara aksettiren bir ayna gibidir. 27.871 “Lügatlerde ümmet kelimesinin. bir şeyi hedef almak. Dolayısıyla Hz. dünya hayatındaki tecellileridir. 287. bir topluluğun önünde olmak. Dolayısıyla şeriki olmayan Hz. Lisânu’l-Arab. Binaenaleyh. 871 İbn Manzûr. hakikatte manevî bir üstünlüğün. 169 . başı çekmek. 1. 326/1012. Allah(cc) tanıklık etmektedir. s. Mek. Mektubât. no: 209.Hz. 2123.2. diğer insanların ve peygamberlerin varlığına kaynak olduğu yönündeki. Isfehanî. bir sünnete hakkıyla ittiba eden. Hakikî hayatla hayat sahibidir. Hz. Esrar. yönelmek. Fevâidu’lmecmua. ss. 22. Ancak. s. Hakkâniyye yayınlarında kullanılmasa da. Mu’cemu’l-Vasît. c. Komisyon. 385. tüm kâinata dirilik olmaktadır. “Emm” kökü. bu üstünlüğü ihtiva eden manevî kudreti temsil etmektedir. topluluk. Özetle Şeyh Nazım’a göre.

43/22). Tasavvuf ıstılahında ümmet. 884 İmam-ı Rabbanî. 2/143). 170 . Allah’a itaat üzere bulunan bir önder (ümmeten kâniten) idi” (Nahl. c. nesil. peygamber gönderilen toplum. canlı türlerinden bir grup. yol. 3/110). Hangi ümmete peygamberi geldiyse onlar onu yalancı saydılar. 3/104). “(Ey Ümmet -i Muhammed!) Siz.880 toplum içindeki iyiliğe çağıran kötülükleri engelleyen bir grup. 873 “İşte sizin bu dininiz/yolunuz bir tek dindir/yoldur (ümmeten vahide)” (Enbiyâ. iyilikleri yayıp kötülükleri önleyen bir topluluk bulunsun” (Âl-i İmrân. 7/38) . 1. 877 “Kendilerine azap göndermeyi belirli bir zamana kadar (ilâ ümmetin) ertelersek…” (Hûd.874 kuşaklar. 875 “Seni de kendilerinden önce nice ümmetler (ümemun) geçmiş olan bir ümmete (fî ümmetin) gönderdik” (Ra’d. “Biz babalarımızı bir dine bağlanmış bir yol üzere (alâ ümmetin) gördük” (Zuhruf. hayra çağıran.876 zaman dilimi. yoldaşına lânet eder” (A’raf. 882 “Gerçekten İbrahim. 1034/1624)’ye göre bir peygambere uyanların en üstünleri. 13/30). Keşşâf. belirli bir gaye etrafında toplanan cemaat. peygamberlere çok uydukları ve sevdikleri için. s. peygamberlerden birinin kavmi. ümmetlerin en hayırlıları oldular.873 sınıf. 6/38) . 874 “Yerde hareket eden hiç bir canlı. Ne zaman (Cehennem’e) bir ümmet girse. kendi arasındaki tefrikaları gideren. Mek. Isfehanî. ana. 883 Tehanevî. en düşük peygamber derecesine yükselemez. Komisyon. Mu’cemu’l-Vasît. yalnız ümmet-i Muhammed(sav)’e olduğundan onlar.cemaat. 21/92). hayvan cinslerinden biri gibi anlamlara geldiği belirtilmektedir. insanların iyiliği için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz” (Âl-i İmrân. yeni anlayış ve değerlere topluca vasıl eden ve toplum içindeki hastalıkları tedavi eden değerler etrafında toplanan Mü’min topluluğudur. kanatlarıyla uçan hiç bir kuş türü yoktur ki sizin gibi birer toplum (ümem) teşkil etmesinler” (En’âm. önder. 27. topluluk. el-Müfredât.” (Mü’minûn. 1. 74. 879 “Sonra resullerimizi peş peşe gönderdik. ss. zat-ı ilahînin tecellisi. tür. yol.877 Müslüman toplum. 881 “Sizden. aynı zaman diliminde yaşayan topluluk. 40/5) 880 Yeryüzünde debelenen hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş da yoktur ki.883 İmâm-ı Rabbânî (v. sonra (hepsi) ancak Rablerinin huzûrunda toplanacaklardır. Resulün de size şahit olması için sizi mutedil bir ümmet kıldık” (Bakara. Hakk’a yönelen. 16/120). 23/44) “Her ümmet peygamberini cezalandırmaya azmetmişti” (Mü’min. Bununla birlikte ümmetlerden hiçbiri. bir dinin mensupları. kendi (din) kardeşine (yoldaşına) lâ‘net eder…” A’râf: 7/38 . s.881 bütün hayırlı halleri kendinde toplayan önder insan882 gibi anlamlara gelmektedir.875 kavim. 11/8) . c.872 Kur’ân’da ümmet kelimesi din. kemal sahibi olurlar. rehber. No: 248-249. 878 “İşte böylece insanlığa şahitler olmanız. (Allah onlara:) “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan ümmetleri arasında (siz de) ateşe girin!” buyurur. Mektubât.878 inkârcı toplum. Ancak ümmetler içerisinde. 876 “Her ümmet (ümmetün) oraya girdikçe. 216. sizin gibi birer ümmet olmasınlar! (Biz) kitabda (Levh-i Mahfûz’da) hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Lisanu’l-Arab.884 872 İbn Manzûr.879 cin ve hayvan toplulukları. 23. s. En’âm: 6/38.

” Âl-i İmrân: 03/33-34. Dâvûd'a da Zebûr'u verdik”890 ayetine istinaden bu üstünlüğün. Nûh'u. Risale Yayınları. 891 Vehbi. size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Hz. insanların yaratılan birçok mahlûktan daha üstün olduğu. çok bağışlayandır. Peygamber(sav)’in diğer peygamberlere(as) üstünlüğü derecesinde olacaktır.891 Bahis konusu üstünlüğü bazı müfessirler. s. Allah onlardan bazısına hitap buyurdu. Hülasâtu’l-beyân. 8. sizi yeryüzünde halifeler (oraya hâkim kimseler) yapan. 893 Kıbrısî. Hz.Şeyh Nazım’a göre her ümmet. Yûnus'u ve Lût'u da doğru yola erdirmiştik. kendi peygamberinin kadri derecesinde ilahî divanda takdir olunacaktır.” En’âm: 06/165 . bazısını birçok derecelerle yükseltti. 890 İsrâ: 17/55. onların. hakkıyla bilendir.” En’âm: 06/86. “İsmail'i.889 “Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. c. kendilerine açık delillerin gelmesine rağmen.887 Peygamberlerin diğer insanlardan üstün olduğu888 ve Peygamberlerin kendi aralarında birbirlerine üstünlüğü bildirilmiştir. Hz. Elyasa'ı. her şeyi hakkıyla işitendir. Allah. mûcizeleri verdik ve onu Rûhul-Kudüs ile destekledik. Hz.” Bakarâ: 2/253.886 insanlardan kimilerinin kimilerinden üstün olduğu.” İsrâ: 17/70 . Hz. peşlerinden gelenler birbirleriyle savaşmazlardı. İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı. Lâkin ihtilafa düştüler de onlardan bir kısmı iman. s. Musa’ya (Kelamullah) konuşma özelliği. Şayet Allah dileseydi onlar birbirleri ile savaşmazlardı. 3009. Peygamber Efendimiz(sav) hürmetine indirilmiştir. c. Peygamber(sav)’i tevessül ederek istemiştir. 9. 887 “O. 8. Tefsiru’l-munîr. Tasavvuf Sohbetleri. “Andolsun. 888 “Şüphesiz Allah. lâkin şu var ki Allah dilediği her şeyi yapar. 86-87. ss. Her birini âlemlere üstün kılmıştık. Muhammed(sav)’e de Habibullah özelliğinin ve İsra’nın lütfedilmesi örnek vermişlerdir. Hz. Çünkü İsâ(as). 8. Tasavvuf Sohbetleri. bir kısmı ise inkâr ett i. sofranın indirilmesi için yaptığı duada. 892 Vehbe. Bu misale göre sofra. Eğer Allah dileseydi. Hz. Zuhayli. İbrahim’e (Halilullah) dostluk özelliği. Onları karada ve denizde taşıdık. 171 . 889 “İşte şimdiye kadar zikrettiğimiz resûllerden kimini kimine üstün kıldık.893 885 886 Kıbrısî. Süleyman’a verilen saltanat ve mülk ile değil. peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık. biz insanoğlunu şerefli kıldık. Andolsun. cezası çabuk olandır. Âdem'i. Davud’a indirilen Zebur olduğu yönünde görüşler vardır. Meryem'in oğlu Îsâ'ya da o açık belgeleri. İsâ(as)’ya indirilen sofrayı vermiştir. s. Şüphesiz Rabbin.892 Şeyh Nazım bu üstünlüğe misal olarak. çok merhamet edendir.885 Kur’ân-ı Kerimde. Şüphe yok ki O. Dolayısıyla ümmet-i Muhammed’in sair ümmetlere olacak üstünlüğü.

Sen rızıklandıranların en hayırlısısın’ dedi”894 ayeti. Mektubât. ‘Ey Allah’ım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki. Nazım Efendi bu durumu. Peygamber’e verilen en gizli sırlar. s. ümmet-i Muhammed(sav)’in en faziletlisi olacağını ifade etmiştir. Bu ayetlerle ilgili izahlarda müfessirler. 898 www. ss.sufilive. Hicazî. ashab-ı kirâm döneminde evliyâ sayısının çok olması ve bid’at sahiblerinin az olması. Ancak ahir zamanda gelenler arasında bulunan birkaç evliyanın. no: 209.e. bu sırların içinde zuhur ettiği toplum.g. Şeyh Nazım’a göre. c. ashab-ı kiram ve tabiin ile mukayese ederek savunmuştur. Şeyh Abdullah. Hz. onları ümmetin en faziletlisi yapar. 2. Bizi rızıklandır. Muhammed(sav) ümmeti içerisinde ise en kıymetli olanlar. Mehdi. Hz. 897 Kıbrısî. 129-131. Furkan Tefsiri. Mek. Buna göre. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. sofranın indirilmesine ve bu mucizenin illet ve sonuçlarına değinmişlerdir.899 894 895 Mâide: 5/114. 52. ümmetin en faziletlisi olacaktır. bu duadaki “Allahumme” adıyla Allah(cc)’ın bütün isimlerine tevessül ederek. Bu izaha göre miracta Hz. İsâ(as)’nın sofra indirilmesi için yaptığı duayı bildirmektedir. bu konuyu Mehdi(as) ve Mirac konularıyla ilgili izah etmiştir.895 Sufiler. 5. Rûhu’l-beyân. o iki asırda bulunan evliyadan daha yüksek olması. bu anlayışa kapı aralar. c. 1034/1624) benzer görüşü.. sütün en üstünde bulunan kaymağına benzetmiştir. 185-186. ahir zamandaki ümmetin. havariler tarafından yapılan bu talebe.898 İmâm-ı Rabbânî (v. 899 İmam-ı Rabbanî. a. silsiledeki meşayıhın manevî tecrübelerinden edindikleri bir keşfî bilgi olabilir. ahir zaman ümmetidir. önce gelenlerimize ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve Senden (gelen) bir mucize olsun. 172 . duanın yapıldığına değinmişlerdir.“Meryem oğlu İsa. bu anlayışın temel taşıdır. Binaenaleyh.896 Bu manada Şeyh Nazım’ın. ss.com/video arşiv/MSH-47-secretsMiraj-1-102406. genellikle. Mehdi(as)’nin gelmesiyle açığa çıkacaktır. 896 Bursevî.897 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî de. bu dua hususunda ifade ettikleri.

Allah hakkında. akd ve and anlamlarına gelmektedir. Yalandan uzak olduğu nisbette ise. gerçekten başkasını söylememeleri hususunda kendilerinden Kitâb mîsâkı alınmamış mıydı” A’raf: 07/169. beşerin en güveniliri olan Emin vasıflı Hz. Böyle yaptık ki kıyamet gününde. Isfehanî. Cürcanî. Peygamber(sav). 301. anaya-babaya.. yakınlara. Bu vasıflardan bir tanesinin eksikliği. Farklı bir ifadeyle kişi. kıymetli eşyalarını O’na emanet ettikleri bilinmektedir. “Biz İsrâîloğullarından şöyle söz almıştık: Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz. Hz.. duyular âleminde his. doğru ve güvenilir olduğu için halk içinde “Muhammedu’l-Emin” lakabıyla bilinmiştir. s. müşriklerin dahi nübüvvetten sonra. güvenilirdir yani. Kıbrısî.d. 340. Kamûsu’l-muhît. kanaati. Peygamber Efendimizin(sav) manevî kuvvetiyle ilgili ele alınmıştır. 523.900 Kur’ân-ı Kerim’de bu manalarla meal edilen ayetler olduğu gibi. ‘Bizim bandan haberimiz yoktu’ demeyesiniz. emindir. c.15. el-Müfredat. Isfehanî. Bu ayet Âdemoğulları ile Allah(cc) arasındaki ahdi anlatmaktadır.904 Peygamberlerdeki üstün ahlakı değerlendirecek olursak. bunların hepsinin bir arada olması mantıkî bir gerekliliktir. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim” sualine “bela” diyen903 her bir Ümmet-i Muhammed’in. tavır ve davranış olarak 900 İbn Manzûr.” El -Arâf: 7/172. mert. cömertliği. ümmet-i Muhammed(sav)’in imanlı olarak can verip vermeyecekleri. s.” Bakara: 2/83. yalandan uzaktır. elMüfredat. ahd. Peygamber Efendimize(sav) imanlı olarak teslim edildiği şeklinde yorumlamıştır. nübüvvetten önce dahi sözünde duran. 16. s. 928. unların sırtlarından zürriyetlerini alıp bunları kendileri hakkındaki şu sözleşmeye şahit tutmuştu: Ben sizin rabbiniz değil miyim? ‘Elbette öyle!’ dediler. yoksullara iyilik edeceksiniz. 901 “.901 terim manasının dayandırıldığı özel bir manaya delalet eden ayet de vardır. Peygamber’in bu sıfatlarının tamamı. Bu yoruma göre. s.3. s. Yani üstün vasıflardan biri diğerinden bağımsız değildir. Hz. Ta’rifat. 902 “Rabbin Âdemoğullarından. O’nun bu sıfatından dolayı. yetimlere. Bencillik yerine diğergamlığa işaret eden bu sıfatlar. anlaşma. s. Mea’l-Enbiyâ. Muhammed(sav). Lisânu’l-Arab. Firuzebadî. 173 . Hz. o vasfın zıddı olan ahlakın varlığını zaruri kılar.902 Nazım Efendi. doğru sözlü olduğu derecede (sıdk). Peygamber ve Misâk: Misâk kelimesi lugatta. beraberinde merhameti. 903 A’râf: 7/172. 523.. 904 Tabbarâ. îsârı ve hilmi gerektirir. bu emaneti aldığı gibi teslim edecektir.

Felsefe). ‘Günahsız veriyorum. Muhammed(sav)’de bulunan üstün ahlakın. Tasavvuf. 263-264. bir tür ekolojik denge oluşturmuştur.gözlemlenmiş davranışlardır. daha çok büyükleri var. bizim zerrelerimizi Cenâb-ı Allah halk edip. temiz alacağım… Sen eminsin’ dedi Allah’ın eminliğine şehadet ettiği zat. Peygamber(sav)’in manevî kudretine de esas teşkil eder. mana âleminde halk edilmiş asılları vardır. 906 Uludağ.e.g. Kelam. 71. İslamî düşünce sistemin teşekkülünde bu alt sistemlerin her biri. 144-147. Tasavvuf Sohbetleri. özellikle “emin” sıfatının duyular âleminde müşâhede edilmesinden önce.906 Bu anlayış üzerine Şeyh Nazım tarafından getirilen işarî yorumların bir kısmı. akılcılık (kelamiye) ve ilhamcılık (sufîye) içerisinde en fazla sufîlerin değindiği bir mevzudur. bireysel mükaşefelerden doğan yeni manalar ekler mahiyettedir. Hakikat-i Ahmediyye ile ilgili olan bu anlayış. Hz. sırdır. 174 . Hz. Kıbrısî tarafından getirilen bu yorum. Peygamberimizin(sav) ümmetini teslim etti. ıstılahtaki anlayışı te’kid ederken. 907 Kıbrısî. bu tür gaybî konular. İslam dairesinin içinde kalan daha küçük daireler gibi. bu sistemin teşekkülünde yer alan nascılık (selefiye). yutamıyorsun diye vermeyiz onları. sümme kella! İşte onun için bu söylediğimiz kelamı sen çok büyük görme. Peygamber(sav)’in “elEmin” sıfatına. fikir ve hareket sistemi olmasından dolayı. yaratılışla ilgili ontolojik yönlerinin yanı sıra mahşerde zuhur edecek yönleri.”907 905 Uludağ.905 Bunlardan hiçbiri tek başına İslam’ı temsil etmez ancak. a. o meydanda onlara hitap ettiğinde. İstanbul 1979. s. bir kısmı ıstılaha.. ıstılaha bir katkı mahiyetindedir. ahd-i misak gününde. bu sıfatların.. Daha sen yavrusun. İslam Düşüncesinin Yapısı (Selef. çeşitli itikadî ve ameli mezheplerle tarikatlar tarafından farklı telakki edilmiştir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. ss. temiz veriyorum. Hz. sınırları ve çerçevesi çok geniş olan bir inanç. şeytanın eline ümmetini mi bırakacak? Haşa. misak kavramının mükâşefe ilmine dayandığını ve bu kavramın. ss. Gayb âlemi. Dergah Yay. Kıbrısî’ye göre. delillerle anlatılmasının zor olmadığını şöyle ifade etmiştir: “Elestu bi Rabbikum. İslam âlimleri için gaybtır yani. zamana ve savunduğu öğretiye göre hakikati arz etmiş ve genel sistem içerisinde adeta fikrî düzeyde. Süleyman. İslam.

keşfî bir yapı içerisinde görülmektedir. âlemlerin Rabbi olan Allah(ac)’ın huzuruna teslim eder. Peygamber(sav) anlayışının bir cüz’üdür. hayy olması bu anlayışın diğer cüzleridir. Peygamber(sav). Yani O(sav)’nun şerikinin olmaması. yüce ahlak ve merhamet sahibi Hz. Kur’ân ve hadis literatüründe bulunmamaktadır. O’nun “Emin” sıfatının nişanesi olacaktır. Hz. Hz. ss. insanın can çekişmesi esnasında gördüklerini. Kıbrısî’ye göre Efendimizin(sav) orada hazır bulunma sebebi.908 Bu merhametin bir tecellisi olarak. Şeyh Nazım’ın ifadelerinde görülen bu mana şu şekilde izah edilebilir. Peygamber(sav)’in ümmetini Allah(cc)’a Mü’min olarak iade etmesi. bu aşamayı “imanın ikmali” olarak tanımlamaktadır. ss. 43. Şeyh Nazım’a göre Hz. Aynı eser. 81. Hz. Nazım Efendi Hz. ruhunu teslim etmek üzere olan mü’mini Hz. bu konuda kalbî bilgiye dayalı olan. Peygamber(sav)’in tasarrufunun mahiyeti önemlilik arz etmektedir. Peygamber(sav)’in bu merhametini. rahmet ve emanet anlayışlarıyla izah edilen düşünceye işarî olarak istinad edildiği görülmektedir. “Hesaba katmadıkları birçok şey. genel olarak ele alınan Hz. zamanın Kutbu’l Mutasarrıfını destekler. 175 . anne kalbi.Nazım Efendi’nin Peygamber(sav) anlayışı içinde önemli yer tutan bu anlayışa göre. Peygamber(sav) tek bir ümmetinin dahi cehenneme girmesine râzı değildir. Bu son yedi nefesin her birine çok uzun zamanların sığabileceğini belirten Kıbrısî. Bu misale göre. Bu fikir mevcut naslarda. annenin kırık evladından otuz dokuzu evde olup bir tanesi hapiste olsa. (can çekişme esnasında) 908 909 Kıbrısî. Bununla birlikte bu anlayış. Peygamber(sav)’e teslim eder. Çünkü Hz. ümmetini son yedi nefes kala. Tasavvuf Sohbetleri. 80. Bu bilgi. 52. bu tasarrufuyla. husn’u-hatime veya su-i hatime kavramlarıyla ilgilidir. sekeratu’l-mevt. Allah(cc). iman telkin ederek kulun ahdini almaktır.909 Bu mevzu tasavvuf ıstılahında son nefes. Peygamber(sav). Peygamber(sav)’e ümmetini Mü’min olarak teslim etmiştir. Buna göre Kutbu’l-Mutasarrıf. Yani Şeyh Nazım. İmâm-ı Gazalî. annenin evlatlarına duyduğu sevgiye benzetmiştir. 69. o bir çocukla meşgul olacaktır.

Gazalî’ye göre arş. keşfiyât ile ledünnî yorum ve bilgi olarak ortaya çıkmaktadır. kitaplarda bulunmaz. bu düşüncelerin İslamî ilimler içerisindeki dayanaklarıyla ortaya koymaya çalışıyoruz. “Velî senetsiz söz söylemez. onun sözünün senedi Kur’ân-ı Kerîm ve Hadis-i Şeriflerdir”914 ifadesini de göz ardı etmeden. bu tür özgün yönleri: “Bu söylediklerimiz. 79. çocuklara elif-be okuttukları kitapların ilmi değildir”913 şeklinde ifade etmektedir. bu öğretilerin bir kısmı. Kıbrısî. Peygamber(sav)’in dünya hayatında tasdik edilmiş sıfatlarının. Ölüm anında arştaki sureti kendine keşfolunur ve çok kimseler kendilerini isyan üzere görür. gördüğü hevâları ya da zikrullahı tekrar edecektir. Tasavvuf Sohbetleri. 81. bir ömür boyunca kalbinde yer etmiş sevgiler olacak ve dili. Şeyh Nazım’ın öğretilerindeki özgün yönleri teşkil etmektedir. ortaya konacaktır”910 ayetine istinaden izah etmiştir. 4. Peygamber Efendimize(sav) ve şeytana verilen kuvvetin mukayesesi şeklindedir. İnsan ne hal üzereyse. Peygamberin(sav) bu vazifeyi ifa etmek için sarf ettiği kuvvet. bu iddiasını. Şeytanın mü’minlerin imanlarını almak için harcamakta olduğu kuvvetten her daim üstündür.Allah tarafından. İhyâ. Şeyh Nazım’ın bu mevzudaki doğrulama usulü. bunlar Şeyhlerimizden öğrendiğimiz ledunnî ilimlerdendir”912 ya da “bu.911 Hz. Bu manada Kıbrısî. Daha önce de ifade edildiği gibi. 912 Kıbrısî. 321-327. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. 913 Aynı eser. Nazım Efendi’nin bu konudaki ifadelerine göre iblis. c. Tüm Peygamberlerin iblise karşı böyle bir vazifesi 910 911 Zümer: 39/47. Peygamber(sav)’e her zaman mağlup olacaktır. o hali arşta sûretlenir. 914 Bkz. tasavvuf ıstılahı içerisinde bir yönden ifade edilmiş olabileceği gibi. s. nur gibi parlayan bir cevherdir. Ancak Şeyh Nazım. ölüm sarhoşluğu esnasında gördükleri şeyler. Hz. ss. yine Kur’ân ve hadis ilimlerine dayanan anlayışların mukayesesi yoluyla doğruladığını görmekteyiz. Bu izaha göre kulun. Yani nasların yüzeysel anlam katmanlarında görülmeyen deruni mana açılımları. 176 . bir kısmı da Tarikat-ı Hakkâniyye silsilesindeki meşayıhın manevî tecrübeleriyle edindikleri keşfi bilgiye de dayanmaktadır. s. Gazalî. Hz. Farklı bir ifadeyle Hz.Velî-Evliya. manevî tasarrufuyla ilgili izahları.

nasların derin anlam katmanlarında bir hakikat olarak meknûzdur. Hepsi mağluptur. siz de davetimi kabul ettiniz. “(Hesaplar görülüp) iş bitince.. kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın..”915 Kıbrısî’nin ifade ettiği bu fikirler. 2895-2896. 918 İbrahim: 14/22.919 Hz. Hz. Beni kınamayın. s. 1137/1725). Ümmetini çaldırdı zannetme. Onun gücü ve etkisi. s. elestü bi-rabbikum kalu bela’dan teslim etmiş olduğu ümmetleri gene öyle teslim alacaktır. hiçbir insan üzerinde. 67. ancak onu dost ve koruyucu edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. ona dost olanlara (Şeyâtine’l-ins veya Evliyâu’şşeytan) olacağı yönünde tefsir edilir. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber(sav)’e Allahu Zülcelâl. 917 Vehbî. Mesela bu konuyla alakalı bazı ayetler oldukça vazihtir. c. dağın başına adam bırakmayı. iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde gücü ve etkisi yoktur. ne iblisi? Bütün mahlûkatın sayısında bile olsa onlarda Peygamber(sav)’in karşısında galip gelecek kuvvet yoktur. 43. Bu müjdeyi de al. Hulasâtu’l-beyân. ss. dağın eteğine bile insan veya vahşi hayvan bırakmaz yaklaşmaya. 10. göre şeytan Mü’min ya da kâfir. c. Araya İblis mi girecek? İblis. 915 916 Kıbrısî. şeytanın davet etme ve süslü gösterme anlamında bir gücü vardır. Âdem’in şeytana olan üstünlüğü konusunda gösterilen delil ve yorumlarla da ortaya konmuştur. kahır ve galebe anlamında bir hâkimiyeti yoktur. Ancak kâfirler üzerinde. ben sadece sizi davet ettim.olduğunu ve kendi nübüvvet kuvvetleri nisbetinde ümmetlerini savunduğunu şu ifadelerle beyan etmiştir: “Peygamber(sav)’in temsili nedir? Dağ başında bir arslan olsa. Kendinizi kınayın… ”918 Bu iki ayeti beraber ele alan Bursevî’ye (v. 177 . Hz. Dolayısıyla bu ayetler. O. Nahl: 16/98-100. Peygambere(sav) yapılsa da. En edna peygamberin sıfatını böyle bil. Gerçekten onun. muradın ümmet-i Muhammed(sav) olduğu görüşü yaygındır.917 Bu konu ile alakalı başka bir ayet şöyledir. Hz. “Kur’an okunduğu zaman. Peygamber(sav)’in elindedir. Rûhu’l-beyân. Peygamber(sav)’in şeytanın vesveselerinden mahfuz olmasına dayanarak. şeytan şöyle diyecek. Şeytan’ın tasallutunun ancak ona itaat edip. Kaçanlar da bir yere kaçamaz. Ümmetini böyle gözetiyor. Peygamberin(sav)’in şeytana olan üstünlüğü ise. yuvada yavrularını öyle gözetir ki.”916 Bu ayetteki hitap. 7. 919 Bursevî.

81. Bu şart. Hz. Çünkü Hz. Peygamber(sav) tarafından son nefeste imanı ikmal edilecek Müslümanın nişanesi. ss. Peygamber(sav) muhabbetini aşıla ve korkma. Cenâb-ı Allah(cc)’ın. bir bakıma elest bezminde emanet edilen Müslümanları dünya hayatında teşhis etme metodu olmaktadır. Peygamberleriyle tebliğ ettiği hak düzenin. Farklı bir ifadeyle. Ya Rabbi sen Kadir ve Muktedirsin. Ya Rabbi! Sen bizi teyyid eyle”924 Şeyh Nazım’ın bu mevzudaki düşüncelerine ek olarak. 88. 43. 922 Kıbrısî. Peygamber(sav)’in. Müslümanların son nefesindeki imanı garantiler mahiyette olmasına rağmen. beyan ettiği Peygamber(sav) sevgisi. Dolayısıyla Hz. bozulmaz. 923 Bkz. Bizim halimiz ona malumdur. 89. 135. imtihan sırrı ifşa edilmemiştir diyebiliriz. İsrâ: 17/81. Hz. a.922 Şeyh Nazım’a göre bu ayet. sahip olduğu ilim. Peygamber(sav) muhabbetini aşıla.. Mevcudiyeti ve kemmiyetinin ölçülmesi tam olarak mümkün olmayan muhabbetten dolayı.g. meçhul 920 921 Kıbrısî. dünya hayatında hiç kimsenin hayatını nasıl sonlandıracağının bilinmemesi. zahiri âlametlere bağlı olarak tahmin edilse de. insanlar açısından. 178 . s. Peygamber(sav)’e muhabbet duyan kişi olarak arz edilmiştir. Peygamber(sav)’e duyulan sevgidir. Peygamber(sav)’in imanını son nefeste ikmal edeceği kişinin kim olacağı. zayıflığımız. Hak Dost 4.e. 924 Kıbrısî.920 Ayrıca “De ki: Hak geldi. Hz. Peygamber(sav)’e atfedilen bu manevî vazife. bâtıl zail oldu”921 ayetinin de bu üstünlüğe işaret ettiği söylenmiştir. Diğer Konulara Tasavvufî Yaklaşımlar/Mehdi. Hz. hiçliğimiz sana malum. Âdem(as) ise zelleyi kendine atfederek bağışlanma dilemiştir. Başka bir ifadeyle. Kıbrısî bu hususu şöyle ifade etmiştir: “Evlatlarımıza Peygamber(sav) muhabbetini aşılayın. Tasavvuf Sohbetleri. O aşı. s. kimin Hz. şeytana olan üstünlüğü. zelil etmiştir. Peygamber(sav) sevgisine sahip olduğunun bilinmemesi açısından gizlidir.923 Hz.Mesela hikmet ve edeb sahibi olmayan şeytanın. onu ucûb ve kibre iterek. muhabbetin kimde olduğunun bilinmemesi kadar gizlidir. Mehdi(as)’nin gelmesiyle. şeytanın insanlara telkin ettiği bâtıl düzene galip geleceği yönündedir. Kıbrısî’ye göre bir de şarta bağlanmıştır. Zaafımız.

inanmadıkları halde.olmaktadır. O sinelerin özünü. Hz. 929 www. Peygamber(sav)’i928 tazim etme konusunda Vahabiler.aspx. söz konusu meçhul yönün. Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin!”926 veya “İnsanlardan öyleleri vardır ki. Gizlediğiniz ve açıkladığınız her şeyi de bilir. “Allah’ın Nûru ve Hz. Özellikle tazim hususunda. Peygamber(sav)’e olan muhabbetlerinin bir nişanesi olarak. mü’minlerin Hz. Vahhabî düşüncenin yasaklamalarını sert dille eleştiren Kıbrısî’ye göre. Allah(cc)’ın ve Meleklerinin salat ettiği Hz. yevmu’l-ezelde verdiği edep talimidir.” Ahzab: 33/56. Hz. Peygamber(sav)’in nûru ve nebevî tasarrufuyla da alakalıdır. 926 Nisâ: 04/136. 927 Bakarâ: 02/08. gönüllerin ta künhünü de bilir. Hz. kalbte olan tüm duygular için geçerlidir. muhabbet noksanlığı yaşamaktadırlar. 928 “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salat ederler. Peygamber(sav)’in emin sıfatına verilen işarî manaya dayanmaktadır. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur.929 Sonuç olarak Şeyh Nazım’a göre. Allah’a ve ahiret gününe iman ettik derler. Kur’ân-ı Kerîm’deki birçok misallerinden bazılarıdır. Peygamberine. manevî emanetler için de geçerlidir. hakkıyla bilir.” Teğâbün: 64/4 . Dolayısıyla bu anlayışta olanlar. Peygamber(sav) ile misak anlayışı arasındaki ilgi.org/Makam-Mahmud-Al-Maqam-al-Mahmud-tr. Cenab-ı Allah’ın Muhammedî Nûra. Dolayısıyla “Ey iman edenler! Allah'a. Kıbrısî’ye göre. maddî emanetler için olduğu kadar. Hz. 925 “O.”927 ayetleri. 179 . Peygamber(sav)’e gösterilen hürmeti. Çünkü kalblerin özünü Allah. göklerde ve yerde olan her şeyi bilir.saltanat. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selam verin. Cenâb-ı Peygamber’in dünya hayatında sergilediği ve müşriklerin bile tasdik ettiği emin sıfatı. Peygamber(sav)’e ait yüce ahlakın. Hz. başta iman olmak üzere.925 Muhabbettin bilinmesi yönündeki bu meçhul durum. kıyamette Hz. Peygamber(sav)’in cemalini ve dolayısıyla Cemalu’llah’ı göremeyecektir. yaratılışa müteallik manevî yönleri vardır ki bu yönler. tazimi ve sünnetlerine ittiba etmeyi göstermiştir. Peygamber’in Sırrı” başlığında. Manevî emanetlerin ne olduğu konusu ise.

e. Tefhîmu’l-Kur’ân. âyeti ile ve Necm Sûresinin bazı âyetleri ile birlikte ele alınan miraç bahsi hakkında İslam uleması. bazıları da Bedir’de müşriklerin ileri gelenlerinden her birinin yıkılacakları yerleri gösteren Bedir’le ilgili rüyadır. diye tefsir etmişlerdir. ism-i mekân olarak. Hz. çıkılacak yer. 931 İsrâ: 17/1. yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. şeref nişanesi olan bir yolculuktur. 934 İsrâ: 17/60. her şeyi gören O’dur.”931 ayetiyle bildirilen yolculuk. “… Sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lanet edilen ağacı da. Peygamber(sav) ve ümmetinin yakin kuvvetini ziyadeleştirdiği gibi. her şeyi işiten. 198. 3. Kamûsu’l-muhît. s.”934 ayetinde bildirilen temâşâyı bazıları Fetih Sûresi’nde gelecek olan Mekke fethi rüyası. ss. yukarı çıkma aleti.933 İsra Sûresi’nin 60. Mescid-i Haramdan. 180 . çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksaya götüren O zatın şanı ne yücedir! Bütün eksikliklerden uzaktır O! Gerçekten. muhtelif görüşler beyan etmişlerdir. Lisânu’l-Arab.932 Tasavvuf terminolojisinde bedensel olduğu kabul edilen bu yolculuk. korkutuyoruz. 120. 329. ss. Cenâb-ı Allah(cc) ile kab-ı kavseyn yakınlığına vardığı bir yolculuktur. s. 933 Kuşeyrî. merdiven. O(sav)’na özgü. fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor. Mi’râcu’n-nebî anlamlarına gelmektedir.930 Kur’ân-ı Kerîm’de “Bir gece. kendisine bazı delillerimizi gösterelim diye kulu Muhammedi. s. Peygamber’in Burak ile Kudüs’deki Beytu’l-Makdis’e vardığı. 70-71. 932 Mevdûdî. c. oradan göğe mirac edip peygamberler ve melekler ile görüştüğü. Hz. Kitâbu’l-mirâc. 74-75. c. Bu temâşânın ayette “rüya” olarak ifade edilmesinden dolayı Miracın uykuda meydana gelen bir rüya olduğunu zannedenler 930 İbn Manzûr. el-Müfredat. MİRAC: Mirac kelimesi Arapça olup “uruc” mastarından ism-i alet. 9. Isfehanî. göğe çıkma. Biz onları. Firuzebadî.

İçlerinde babası İbrahim(as) ve Mürsel Peygamberlerin olmasından dolayı utanan ve çekinen Peygamberi(sav) Hz. “Sen fıtratı t ercih ettin ve isabet ettin. 941 Orada Fahr-i Kâinat Efendimize (sav) biri süt. Sire. Mirac hakkındaki genel kabul görmüş beyana göre Miractaki tüm temâşânın fiziksel bir görüş olduğu yönündedir. ayette geçen “abdihi” kelimesiyle de savunmuştur. Menâkıb. 5/301.938 Sonra adımları gözün ulaştığı son nokta olan Burak939 adlı binek ile Hz. 243-247. Orada Hz. s. Sahih.936 Mutasavvıflar arasında bu görüş. 2/39. diğeri şarap olan iki bardak içecek getirild i. Büyük Kur’ân Tefsiri. ss. alışılmadık şekilde yolculuklar yaşayabileceğini. Bu hazırlıkta Cebrail(as). 1/148.10. Muteber kaynaklarda nakledilen hadis-i şeriflerde miraç hadisesi bir nevi hazırlık ile başlamıştır. c. Müslim. Peygamberimiz(sav) gelince hep birden ayağa kalkarak karşıladılar. 939 Cebrail(as) Burak’a: ‘Ey Burak! Vallahi sana Allah’ın kulları içinde Muhammed’den(sav) daha hayırlı ve şerefli birisi binmemiştir’ dedi bkz. Nesai.940 Kendisine yapılan ikramdan941 sonra Hz. bu görüşünü savunmuştur. ruh ve bedenden müteşekkil cismin adıdır. Seni fıtrata 181 . Sünen. Sonra Peygamberimizin(sav) kılınacak iki rekat namazda imam olmasını istediler. “Bu şeref sana Allah’ın bir ikramıdır” diyerek öne çıkardı. Kureyş ehlinin rüyada yaşanan bir Mirac hadisesi için ayağa kalkmayacağı yönünde yürütülen bir mantıkî çıkarım ile Kıbrısî. 102. Sire. 1135/1725) tarafından da ifade edilmiştir. “Hoş geldiniz! Miracınızı tebrik ederiz!” dediler. Peygamber(sav). Tüm peygamberler buraya toplanmışlardı. 936 Kıbrısî. Arslan Yayınları. Tirmizi.937 Esasen ayette miracın Mekke-Kudüs arasının maddi oluşu kesindir. 938 Buhârî. ss. kalbini çıkarması. Şerhu’l-akâid. zemzem suyuyla yıkayıp iman ve hikmetle doldurması ve göğsünü kapamasıdır. c. 38. Bursevî. İbn Hişam. İbn Hişam.935 Miracın uyku halinde olduğunu savunan bazı âlimleri eleştiren Kıbrısî. Cebrail(as). Ayrıca Kıbrısî’nin bu tezinin istinad edildiği hadis kaynakları ziyadesiyle mevcuttur. 21-24. Bkz. Peygamber(sav). tüm Peygamberlere imam olarak iki rekât namaz kıldırmıştır. 937 Bursevî. İsmail Hakkı Bursevî (v.olmuşsa da. tüm Peygamberlerin(as) toplandığı Mescid-i Aksa’ya Cebrail(as) ile varmıştır. mirac hadisesinin rüyada olmadığını. İstanbul. dolayısıyla rüya olması durumunda mucize olmayacağını ifade etmiştir. Peygamber(sav). Ruhu’l-Beyân. 1/91. Ali. uyku halinde herkesin semada ziyaretler yapabileceğini. sütü içtikten sonra Cebrail (as). 935 Taftazanî. 2/39. Sünen. 1/221. Peygamber Efendimizin(sav) göğsünü açıp. s. 940 Peygamberimiz(sav) Mescid-i Aksa’ya girdi. Arslan. Hz. Bu anlayışa göre abd yani kul. Tasavvuf Sohbetleri. 5.

141. Bkz. salih oğlum!” dedi Peygamberimiz(sav) Cebrail’e(as) sordu: “Bu kimdir?” Cebrail(as): “Bu atan Âdem(as)’dir. 1/92.” “Yanında kimse var mı?” “Yanımda Muhammed(as) var. Yakûb(as). Musa(as) ile görüşmüş ve konuşmuştur. üçüncü kat semâda Hz. Bkz.942 ikinci kat semada Hz. Kitâbu’l-Enbiyâ. Kitâbu’l-Enbiya. Heysemî. Tüm varlıkların sonu oraya dayanıyor ve o kaynaktan besleniyordu. cennette de bunun meyvelerini yerler” dedi. Hz.” “Kendisine gelsin diye izin verildi mi?” “Evet! İzin verild i” Bunun üzerine sema kapısı açıldı ve melek: “Hoş geldin. Davud ve Süleyman(as) ile. Hambel. yâ Cebrail! Hoş geldin yâ salih peygamber Muhammed!” diye karşıladı. Tüm varlıkların sonu oraya dayanıyordu. 942 Önce “Dünya” semasına varıldı. Hâkim. 182 . Cebrail(as) orada. Beşinci kat semada Hz. Tirmizi. Peygamber buradan Refref ile “Kab-ı Kavseyn” makâmına ve hiçbir mahlûkun yaklaşamadığı ve yaklaşamayacağı makâm olan “Kurbiyet-i İlahî’ye yaklaşmıştır. Beyhaki. O da selamı “Hoş geldin ya salih peygamber. 946 Hambel. Yedinci kat semada bulunan ve meleklerin kıblesi olan Beytu’l-Mamur’da Hz. Sünen. Cennetin fidanları bu kelimelerdir. dalları ise tüm mükevvenâtı kuşatmıştı. Dünyada bunu söylerlerse. Oraya bol bol fidan dikmelerini söyle. 8/468. Bundan böyle şarap. Sünen. 145. Mecmau’z-zevâid. 1/79. İbrahim’i ziyaret etmiştir. 944 Buhârî.” Peygamberimiz(sav) sordu: “Cennete nasıl fidan dikilir?” İbrahim(as) buyurdu: “Sübhanallahi vel-hamdü lillahi ve la ilahe İllaallahu vallahü ekber. Tirmizi. suyu tatlı. s. Delâil. Sağında ve solunda bir takım gölge gibi karartılar vardı.943 Buradan Hz.944 Sonra Cebrail(as) Cennetten Refref adında yeşil bir binek getirmiştir ve Hz. Sahih. 1/92. 2/469. Müslim. Peygamber(sav)’e asli suretiyle görünmüştür. Peygamberimiz(sav) Cebrail’in(as) ilamı ile ona selam verdi. 285.Peygamber(sav) oradan ayrılmış. 4/249. 4/209. 1/129. Sahih. Sağında ve solundaki karartılara gelince sağındakiler cennetlik olan çocuklarıdır. Sağına bakarak gülüyor. Birinci kat semada Hz.946 yönlendiren Allah’a hamdolsun. soluna bakarak ağlıyordu. Bkz. 4/249. Bkz. Onlara „Cennetin toprağı güzel. 945 Buhârî. 5/510. Müslim. Peygamber(sav). İbn Hacer. Peygamberimiz(sav) birinci kat semada pek çok hikmetli işleri gördü ve pek çok acaib şeyleri temaşa etti. Müsned. Bunun için sağa bakınca güler. Buhârî. Müsned. Ve la havle ve la kuvvete illa billahi‟l aliyyül azîm” zikrini ve tesbihini çok söylesinler. dördüncü kat semada İdris(as) ve Azrail(as) ile görüşmüştür. Sana ve ümmetine haram kılındı” dedi. Harun(as). Âdem(as). 5/387. Sidretu’l-Menteha’ya Cenneten getirilen Burak ile çıkarılmıştır. Buhârî. Son olarak da şöyle dedi: “Ümmetine benden selam söyle. 8/204. Bu öyle bir ağaç şeklinde bir âlem idi ki kökleri arştan kaynaklanıyor. 1/149. Peygamberimiz(sav) öyle bir yere ulaştı ki orada “kaderi ve kazayı” yazan kalemin cızırtısını ve sesini işitti. Yusuf(as). altıncı kat semada Hz. Sahih. Buhârî. 1/148.945 Cenâb-ı Allah burada ru’yetini nasib etmiştir. 1. Sidretü’lMünteha’nın her şeyin sonu olduğunu ve kendisinin geçemeyeceğini söylemiştir. Müstedrek. Buhârî. Eğer şarabı almış olsaydın ümmetin senden sonra azar ve yoldan çıkardı. Müslim. sonra bir sahra (kaya) üzerine çıkarılmış ve göğe yükselen bir merdiven manasında olan miraca götürülmüştür. 48/4. Yahya(as) ve İsâ(as). c. Müslim. Sahih. Oranın bekçisi olan melek ile Cebrail(as) arasında şöyle bir muhavere cereyan etti: “Sema kapısını aç!” “Kimsin?” “Ben Cebrail‟im. Mahlûkat içinde güzelliğini tasvir etmek imkânsız idi. 1/146–149. soluna bakınca da ağlar” dedi. Fethu’l-bâri. arzı da düz ve geniştir‟ de. 943 İbrahim(as) peygamberimize(sav) tavsiyelerde bulundu. solundakiler ise cehennemi hak edenlerdir. Orada bir adamı gördü. 74/1.

949 Şeyh Nazım’ın bu görüşü. Hz. Yazıcıoğlu. Selam bizim üzerimize ve Allah’ın salih kulları üzerine de olsun. Ter.nakşibendi. Ter. yine şehadet ederim ki Muhammed.. TTK Yayımevi. Ahmed b. 208-210. Ankara 1984. üç paydır.950 Kıbrısî’nin bu mevzudaki görüşünün tafsilatlı incelemesi. Zira çağımız insanları. c. Allah(cc)’ın sonsuz rahmet denizinden ümit kesmemektir. Peygamber(sav)’in.948 bu hadise göre de miracın mesajlarını tahlil etmiştir. 4602-4650. ss. Hak Dost 4.951 Hz. 146-147.947 Bunlardan tahricini bulamadığımız bir hadisi nakleden Kıbrısî.2. 948 Bu nâkile göre Hz. senâlar. c. Cebrail(as). malî ve bedenî ibâdetler. c. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar . Peygamber(sav). miracta Peygamber Efendimize(sav) tebliğ olunan ilim. Mercy Oceans.org. 9. Allah(cc) ile Hz. Bu hadise tasavvuf edebiyatında da atıf vardır. Allah’ın rahmet ve bereketi Sen’in üzerine olsun. Rahmi. s. arşivimizde mevcuttur. ss.Genel hatlarıyla özetlediğimiz miraç hadisesi içerisinde. 953 Kıbrısî. Kıbrısî. Ey Nebi! Selam. Abdi’l-Latif. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. bu ağacın kâinatı. Peygamber(sav) arasında geçen muhadeseden bir paydır. mülk. havf-reca arasındaki dengeyi sağlamada evliyanın vazifesi hususundaki anlayışına da aksetmiştir. bir payın ümmetin havas olan sınıfına (evliyaların kalblerine) tebliğ için olduğunu ve bir payının da Peygamber Efendimize(sav) mahsus olduğunu 947 İbn Kesîr. Çağrı Yay. İstanbul 1989. Buna göre bu mesajlardan bir tanesi. bunlardan bir payın doğrudan ümmete tebliğ için. azamet Allah’a mahsustur. Sağlam Kitabevi. Sad. Tefsirû’l-Kur’âni’l-azîm. 183 . cehennem ile korkutarak ve cennetle müjdeleyerek yapmıştır. Peygamber(sav)’in müşâhedelerine yönelik çok fazla hadis-i şerif vardır. ss.952 Kıbrısî’ye göre miraçta. Envâru’l-Aşıkîn. kuşun ümmet -i Muhammed(sav)’i gagasındaki çamurun ise ümmetin günahlarını temsil ettiğini söylemiştir.: Ahmed Naim. “Mürşid” başlığında yapılmıştır. Peygamberler(ra) bu dengeyi. 952 Zebidî. Bedrettin Çetiner. 1986 yılında yapılan sohbetin ses kayıtları. halka sadece müjdelemekle vazifelidir. 2. İstanbul 1974. Sahih-i Buharî Muhtasarı. 950 www.953 Şeyh Nazım’a göre. 951 Bu tezde bkz. 261-280. ss. dini değerlerler yaklaşılmayacak kadar korkutucu. Müslümanlara namazın oturuşlarında okunmasını tavsiye ettiği tahiyyat.: M. Kıbrısî’ye göre günümüz evliyası. maddî değerleri ise zarurî ve sevimli telakki etmektedirler. Ahmet Bican.tr/arşiv/ses kaydı/edep. Allah’ın Rasulü’dür. 949 Qubrusi. Bkz.: Bekir Karlığa. Meali: Bütün dualar. 262. miracında bir ağacın üzerinde bir kuş ve gagasında bir parça çamur görmüştür.

” dedi Peygamberimiz(sav) hafifletmesi için yüce Allah’a niyazda bulundu. Sonunda dönüş yalnız sanadır. Tefsir. Aynı eser. Tirmizi. 956 Tirmizî. Hambel. ümmetimin avam ve havasına tebliğ etmemi emretti. Nesai. Sahih. Peygamber(sav)’in sidretü’l-müntehayı anlattığı bir hadis-i şerif. Bir ilimde de beni muhayyer bıraktı.”956 Miractan ümmete tebliğ edilen ilimler hususunda İslam ulemasının ittifakıyla nakledilenler sabittir. Çünkü o.955 Hz. Musa(as) sordu: “Yüce Allah size ne emretti?” Peygamberimiz(sav) buyurdu: “Elli vakit namazı emir buyurdu. İman.ifade etmiştir. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet. Zira ümmetin buna güç yetiremez. Müslim. Bir daha geri dönemem” buyurdu. 1/93. 5/393–39. Peygamber(sav). kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: ‘Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz. ferman-ı ilahî olarak Bakara Sûresi ’nin son ayetlerini957 doğrudan Peygamberimize(sav) vahyetmesi bu tebliğden biridir. ümmeti ilgilendiren hususta. Diğeri Ümmet-i Muhammed(sav)’den şirk koşmadan iman üzere vefat edenlere. 1/142. benim dışımda hiçbir beşerin taşımaya muktedir olamayacağı bir ilimdir. Dön yine hafifletmesi için niyazda bulun!” deyince Hz. s.959 954 955 Kıbrısî. Mesela. 1/422. Kadı İyaz.” Hz. Müsned. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz.958 Hz. Sonra kullarına kılmaları için 50 vakit namaz bir emir ve hediyedir. Müminler de (iman ettiler). Allah(cc)’ın. 1/157. kötülük de kendi zararınadır. Şifa.’ Allah.’ Şöyle de dediler: ‘İşittik ve itaat ettik. bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. s. 39. Sahih. Ta ki beş vakte kadar yüce Allah indirdi. Beyhaki. Mirac dönüşünde. Her biri. bizi bağışla. Sünen. Diğer bir ilmi de. Musa(as) “Ümmetin buna da güç yetiremez. geri dönerek Rabbine niyazda bulunmuş ve 50 vakit namazı. Bakarâ: 2/285 -286. Tasavvuf Sohbetleri. 958 Müslim. Allah(cc)’ın saadet-i ebediyeye medâr olan cenneti müjdelemesidir. 1/224. Musa(as): “Rabbine dön ve bunu hafifletmesini iste. Bir ilmi gizleme konusunda benden ahid aldı. Buhârî. Peygamber (sav): “Ben artık Rabbimden utanıyorum. Musa(as) ile karşılaştı. 1/147. 2-4. bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. 38. (Şöyle diyerek dua ediniz): ‘Ey Rabbimiz! Unutur. Bana muhtelif ilimler öğretti. doğrudan ümmete tebliğ için olan payı anlatmaktadır. Sünen. miracın bu sırrını anlamayanlar. Kıbrısî’nin bu görüşüne. Musa’nın tavsiyesi üzerine. 38. 5 vakte düşürümüştür. Rabbinden kendilerine indirilene iman ettiler. Şifa. Delâil. 1/138. ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize. meleklerine. 2/122. 184 . Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et. altıncı kat semâda görüştüğü Hz. evliya sınıfından değildirler.954 Kıbrısî’ye göre velayet sırrı. Hadis-i şerifte bu anlayış şöyle ifade edilmiştir: “…Rabbim beni öncekilerin ve sonrakilerin ilmine varis kıldı. dayanak olduğu şüphesizdir. Ben bu hususta çok sıkıntı çektim. Onun kazandığı iyilik kendi yararına. Şeyh Nazım’ın ifadesiyle. 957 Peygamber. mirac esrarı kalbinde keşfolan kimsede olduğu için. Bkz. b ir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Bu nakiller. Allah’a. 959 Peygamberimiz(sav) mirac dönüşünde Hz.

ameller iken Hak Teala’nın atiyyesinde gözetilen kriter. s. Adnan.Miracta verilen paylar hususunda. benim kullarıma vereceğim rahmetler. ümmetin bu ilimlerden aldıkları paylarının nasıl değişebileceği. Allah(ac) ‘Ne istiyorsan ey Habib! Veriyorum. Allah(cc)’ın miracta Peygamber Efendimize(sav) bir bâb açarak ikramda bulunması yönünde ifade etmiştir. Bu izaha göre Peygamber’in(sav) taleplerinde gözettiği kriter. Bana. Bak!’ der. Kıbrısî. onu gördüğü vakit Efendimize(sav) hayâ gelir. 5. Miracta ümmetin havassı için bildirilen payı. makâm ve kabiliyetleri ile ilgili olduğu görülmektedir. şeriat ilmidir. Var mı başka?’ buyurduğunda Rasullullah(sav) Efendimiz ‘Ey ihsanında nihâyeti olmayan Rabbim! Sen bilirsin varacağım yere vardım’ der. senin ümmetin. 185 . bir makâm açar. Ondan ver Ya Rabbi!’ diye dua eder. Hakk Teâla ‘Ey Habibim! Senin ümmetin. İstanbul 1330. Kıbrısî. daha yakındır. Tefsiru Ruhu’l-beyân. marifet ilmidir. sadece hakikat ilmidir.960 Şeyh Nazım’ın bu görüşünü şeriat. Allah(ac) ‘Ey Habibim! Bu sonsuz deniz. Senin ümmetin. üçüncü ilim ise. Bu payların bir kısmı ise.‘Ne istersen daha ziyadesini vereceğim’ buyurur. Benim kullarımdır. marifet ve hakikat ilimleri açısından düşündüğümüzde.”961 Abdullah-ı Dağıstanî’ye atfen yazılan bir eserde bu mukabele şerh edilmiştir. Peygamberimizin(sav) ümmeti için istedikleri bir nokta gibi göründüğünde ‘Allah’ım! Beni göz açıp kapayıncaya kadar dahi nefsime bırakma. Onlar için hazır olmuş. bucağı ve haddi olmayan öyle bir deniz açılır ki. marifet ve hakikat ilimlerine ait sırları ihtiva etmektedir. Rasullulah Efendimiz(sav) ümmeti için nübüvvet ilminin hakikatine göre hayırlı gördüğü her şeyi katıyla ve ziyadesiyle talep eder. Bu tasnife göre birinci ilim. hepsi onlara verilecektir’ buyurur. ikinci ilim. Peygamber(sav)’in önünde ucu. c. 54. Senin indinde olan ihsanınla bize muamele et. Hz. 70. büyük miraçtan aldığı paylar vardır. Buna göre Allah(cc). Futuhatû’l-Hakkaniyye. s. s. Musabaka. Kıbrısî’nin görüşü Bursevî’nin tasnifi ile aynıdır. 121. niyetlerdir. mükâfat ve makâmlardır.962 960 961 Bursevî İsmail Hakkı. Tasavvuf Sohbetleri. 962 K. Farklı bir ifadeyle ümmetten her kulun küçük miracı olan namazında.

Ya vahyedilen şeyin şan ve şerefinin yüceliğini göstermek için. ona tam bir iyilik olarak yazılır. on mislinden yediyüz misline kadar. senedleri mahiyetindedir. Hz. Hz. bir kötülük ise ancak misli ile cezalandırılır. Niyet eder ve yaparsa. 965 Necm: 53/10.”963 ayetinin tefsiri mahiyetindeki “Her kim ki iyi bir işi işlemeye niyet eder de onu yapmazsa. Buna göre. son (vahyetti) fiilinin fâilinin kim olduğuna göre şu iki meal yapılır. kendisine vahyedilen şeyler hususunda. "Allah Teâlâ Cebrail(as)’e vahyedeceğini vahyetti" anlaşılır ya da. Cebrail(as)’in her peygambere vahyettiği şeyi vahyetti şeklinde olur. niyet edip yapana ise bir günah olarak yazılır. Peygamber(sav)’in şanını yüceltmek ve ululamak 963 964 En’am: 6/160. Peygamber(sav) olup. Şeyh Nazım’ın mirac mevzuundaki ifadelerine bakıldığında. Bu kul. Binaenaleyh bu naslar. 31. yine vahyedenin Allah oluşuna göre. Mananın böyle olması durumunda.”964 hadis-i şerifi. Allah Teâlâ’dır. orada (Allah yanında) (meleklere) itaat edilen ve güvenilir olandır. niyetin ilahî takdirdeki değerini izhar etmesi açısından mühimdir. Kıbrısî’nin Necm Sûresi’ndeki görüşü belirginleşmektedir. Peygamber(sav)’in kendisine ve ümmetinin havasına verilen bilginin kâbe kavseyn’de verildiği görülmektedir. yapmayana tam bir hasene sevabı. “Allah(cc) Cebrail(as)’e vahyetti” manasındadır.966 Ayette geçen “abdihi” için yapılan ikinci izaha göre "kul". Cebrail’in(as) tavsiyelerine müracaat etmemiş olması bu husustaki bir dayanak olarak ele alınması durumunda.” Tekvir: 81/21 . Buharî. hiçbir şeye hainlik etmeyen. Peygamber(sav)’in. 186 . Hz. Muhadesenin Cebrail(as) aracılıyla aktarılmamış olması ve Hz. Miracın “kâbe kavseyn” kısmını anlatan Necm Sûresi’nin “Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. Böyle olması halinde de. Şeyh Abdullah’ın mirac hususundaki söz konusu keşfi yaklaşımının. Cebrail(as)’in.”965 ayetinde geçen birinci (vahyetti) fiilin failinin kim olduğu hususunda şu iki izah yapılmıştır. Cebrail(as) olup ayet.“Bir iyilik yapana on misli verilir. Birinci izaha göre bu vahyi yapan. hatta daha fazla bile yazılır. Rikak. de. 966 Bu manayı destekleyen diğer ayetler şöyledir: “Onu Ruhul -Emîn indirdi” Şuarâ: 26/193 ve “O. hiç kimseye haksızlık yapılmaz. Kötü bir işe niyet edip. emîn bir zat olduğunun beyanı yatmış olur. ayette geçen “abdihi” ifadesi ile ilgili olarak şu iki izah yapılır.

Muhammed'e. Allâh bu sıfatlarla o derece mevsuftur ki. ss. vahyedeceğini vahyetti” şeklinde olur. ilâhî mevcudun en büyük ismi olup. Kıbrısî’ye göre Allah(cc). Yani. 969 Toploğlu Bekir. ss. Miracın bu yönüne Nazım Efendi. birçok açıdan diğer esmadan ayrılan özelliklerine dikkat çekilmiştir.”968 Allâh(cc)’ın isimleri ister ism-i fail. c. Diğer doksan dokuz esmânın tecellisi İsm-i Âzam tecellisi içinde kaybolmuştur. Mefâtihu’l-gayb.967 Kıbrısî tarafından da savunulan bu ikinci görüşe göre Sidretü’lMünteha’da Cenâb-ı Allah ile Fahr-i Kâinat(sav) arasında geçen hususi mükâlemeyi bu ayet bildirmektedir. 2. ayette bildirilen bu mükâlemeye atfen ifade edilmiş olması şüphesizdir. 81-82. hepsinde vasıf anlamı gözetildiğinden bunlara “sıfat” denir. Kıbrısî. Allah(cc) doksan dokuz Esmaü’l Hünsası ile tecelli edip Zâtını tarif ettikten sonra İsm-i Âzam tecellisini açmıştır. isterse masdardan menkul surette olsun. c. ss. Tasavvuf Sohbetleri. Kıbrısî’ye göre üçe ayrılan ilimden havas ve Hz. Bir kimse Benim kullarımı. Bu isim.969 Bu esma içerisinde “Hu” ve “Rabb” ism-i şerifleri ayrıca ele alınmışsa da Allah ism-i şerifinin. TDV İA. Beni hakkıyla takdir etmekten uzaktır’ diyor. Benim hürmetimde bilmedikten sonra. Marifet ve Hikmet. ister sıfat-ı Müşebbihe olsun. ‘Ey Habibim! Beni yine hakk-ı marifet ile bilmek istersen. 91-101. Beni kullarıma böyle bildir. 28. O ifadelere göre Allah(ac). O’nun özel ismi olması bakımından diğer güzel isimlerinin delâlet ettiği 967 968 Râzi. 471-477. Peygamber(sav)’e verilen pay olarak vasıflandırıldığı kanaatindeyiz. Diğer taraftan vasfın medlulü ile muttasıf Zat’a delaletleri dikkate alındığında “Esma” denmektedir. Bu tariften sonrasını Kıbrısî şöyle ifade etmiştir: “Cenâb-ı Allah zatını 99 Esması ile miraç gecesinde bildirdikten sonra. İnsanlar çeşit çeşit (Mü’min-kâfir) olduğu halde bütün insanlara ‘Benim Kullarım’ dedi Allah(ac). 1977 senesinde yaptığı bir sohbette değinmiştir. Bu durumda ayetin meali.. bunlar isim derecesine çıkmış kabul edilir. Başka bir yönden bakıldığında. Peygamber(sav)’in kendisi için olanı. Allah Md. ledunnî ilim olarak tanımlamasından dolayı bu bilginin miracta ümmetin havaslarına ve Hz. Hadis olarak rivayet edilmeyen bu bilgiyi. “Allah. ss. 187 . böylelikle göreceli olarak zatını tarif etmiştir. Zatını bildirmek için Habibi’ni(sav) miraca davet etmiştir. İbn Arabî. 288.içindir.

bu benim Rabbimin ihsan ve ikramındandır…” Neml: 27/39-40. 86. Binaenaleyh Allah ehli olanlar. ‘Ey Âdemoğlu! 188 . bu sırları açığa vurmalarına izin yoktur. Bu sebeple. Allah(cc)’ın İsm-i A’zam ismine tevessül ederek. Kudüs’e göz açıp kapama süresinde getirilmesi. Hz. 974 Bu konuda birçok örnek vardır ancak şu hadis -i şerif insana hizmetin önemini açıkça izhar etmektedir: “Allah Teâla kıyamet gününde ‘Ey kulum! Senden yiyecek istedim. sen yerinden kalkmadan getiririm. usulün muhteviyatındadır. ‘Ben onu (tahtı) sana. 99 esmanın müşâhede edilmiş olmasına yönelik nasların bulunmaması. eğer onu doyursaydın.970 İbn Arabî (v. beni niçin doyurmadın?’ der. Allah Teâla ‘Hatırlasana. ‘Ben onu Sana göz açıp kapayıncaya kadar getiririm’ dedi Onu (tahtı) yanında hemen hazır bulunca. insandır. duasıyla olmuştur. Bu açıdan bakıldığında.973 Sidretü’l-Münteha’da Cenâb-ı Allah ile Fahr-i Kâinat(sav) arasında geçen hususi mükâleme mevzuunda Şeyh Nazım’ın ifadeleri. Cenâb-ı Hakkın bütün kemâl sıfatlarını. 972 “Cinlerden bir ifrit. İslam’ın merkezindedir. 182-190. Yemen melikesinin tahtını n. Ali(ra) ile paylaştığı sırları içeren bu bilgi türü. bu esma içerisindeki İsm-i A’zam diye adlandırılan bir ismi bilmesine rağmen. 973 Kurtubi. (yaptığın hayrı) Benim katımda bulacaktın. İbn Arabî’ye göre Hz. falan kulum senden yiyecek istedi. onun şeyhlerinden naklettiği keşfi bilgi olduğu şüphesizdir. (Onun ihtiyacını görüp sevindirmekle beni memnun etmiş olacaktın)’ diye cevap verir. Ahkami’l-Kur’ân. aynı zamanda kulların Rabblerini tanıması ve insanın ilahî dergâhtaki kıymetinin takdir edilmesidir. bazıları kelimelerden oluşan isimlerdir. güvenilirim’ dedi Yanında kitaptan bir bilgi olan biri. söz konusu bilgide vurgulanan şey. Bu ilimleri haiz Allah ehli ariflerin.971 Müfessirlerin çoğunun kanaatine göre. hakikat ilimlerindendir. Peygamber(sav) tarafından. 243-246. tahtın getirilmesi için. c. dua yapmıştır.972 İsm-i A’zam. ss. Süleyman(as) ile ilgili kıssada bu isimle dua yapılmıştır. söz konusu kanaatimizi desteklemektedir. Şüphesiz ben bunu yapabilecek güçteyim. s. sidre-i müntehâ’da. 13. Berhiya. Şeyh Nazım’ın da ifadelerinde görüldüğü üzere mirac. Dolayısıyla Allah(cc)’ın yeryüzündeki halifesi olan insan. İlahi kıskançlık (el-Gayret) bunların açıklanmasına direnir. bu isimle dua etmemiştir. Hz. ‘Ya Rabbi! Sen âlemlerin Rabbi olduğun halde ben Seni nasıl doyururum?’ diye sorar.bütün vasıfları içine alır. Ve tekrar. Ebu Bekir(ra) ve Hz. Kul. İnsan-ı Kâmil. Bu isimlerden bazıları haflerden. tasavvufta esasın değil. ss. ilâhî vasıflarını toplar ve onlara delâlet eder. Hz. Peygamber(sav)’in Hz. Bilmiyor musun. İbn Arabî. 638/1240)’ye göre ilahî isimlere ait havassı bilmek. 88. bunları bilirler ve Allah(cc)’a rağmen kullanmazlar. Allah(cc)’ın sıddık kullarından olan Âsaf b. Allah(cc) ism-i şerifi. sen onu doyurmadın. 974 970 971 Cilî. Peygamber(sav). Marifet ve Hikmet.

com. hem miraç anlayışının daha net anlaşılması. ilahi muhabbetle olur. c. bil ki Allah’ı gördün. ilahî bir cevher taşıyan insana göstermezler. Allah. Kıbrısî’nin şeyhi. Allah’a itaat etmek. 69. understandingAwliyah-Genny(mp3). kulun yaratılışında dercedilen kabiliyet ve esmadır. ‘Ya Rabbi! Sen âlemlerin Rabb’i olduğun halde ben Sana nasıl su verebilirim?’ diye sorar. Hayatı Eserleri Fikri.977 Bu ifadeleri Şeyh Nazım’ın sır konusundaki anlayışıyla birlikte değerlendirmek. İlahi muhabbet ile ulaşılan sırrın alameti imandır. Senden su istedim Bana su vermedin’ der. doğruluk Kâbe’sinin. Birr. 43.no: 2245. Kul. Gözünü iyi aç da bana öyle bak ki.” Bkz. Kâbe’yi kurdu ama kurdu kuralı ona gitmedi. taş ve topraktan bina edilen Kabe’ye gösterdikleri ihtiramı. Abdullah-ı Dağıstanî’den “Hamîsu’l-Kur’ân” ismiyle nakledilen bu makâmda. b. Oysa kalbi nazargah-ı ilahî olan insan. Mehdi(as)’nin gelişi ile zuhur edecektir. Sakın Hakkı benden ayrı sanma. Eğer ona su verseydin bunu Benim indimde bulurdun’ der. o ebedi diri olan Allah’dan başka kimse gelmedi. Beni gördün ya. benim vücuduma. 2.İnsanın söz konusu önemine binaen. 671/1273) bu anlayışı şöyle ifade etmiştir: “Kâbe her ne kadar onun lütuf ve ihsan evidir ama benim vücudum da onun sır evi. sen vermedin. Mesela Bâyazid-i Bistâmî’ye göre insanlar. www. Bu sohbetler ses ve video arşivimizde mevcuttur. 977 www. Peygamber(sav). Şeyh Nazım’a göre sır. sûfilerin ziyadesiyle ifadeleri vardır.com. filan kulum senden su istedi. Bu manada Hz. Ali(ra) ve Hz. Hz. Bana hizmet. Hz.975 Celâleddin-i Rumî (v. hakikî Kâbe’nin etrafında tavaf ettin. s. Bu sırların bir kısmını Hz. hem de bütünselliğin temini açısından zaruri görülmektedir. MSH-47secretsMiraj-1-102406. Hâlbuki bu eve. Abdullah-ı Dağıstanî’nin ifadelerinde görmekteyiz. Peygamber(sav)’e mahsus olan. Allah Teâla ‘Hatırlasana.sufilive. Ebu Bekir(ra) vesilesiyle bugüne intikal etmişse de tamamı. 975 Bistâmî. 99 esmanın tecellilerini beden gözüyle izlemiş ve Kur’ân’ın her bir harfinde bulunan 24 bin sırra vakıf olmuştur. onu övmektir. Buna göre Kâbe Kavseyn makâmı. 976 Mevlanâ. Cibril(as)’in dahi bilmediği Kur’ânî sırların verildiği makâmdır.sufilive. Bunların dünya hayatında tahakkuku. Kâbe kadar değerli ve şereflidir. Mesnevî. beşerde Allah nurunu göresin”976 Bu konuya şerh olabilecek mahiyetteki açıklamaları. Müslim. 189 .

c. Tasavvuf ve İslam’da Manevî Devrim. Hurûf-ı Mukattaa Md.. İbrahim Kaçar. 406-407. Tasavvuf terminolojisinde ilahî aşk. Altundağ Mustafa. 297/909) ve Bâyezîd-i Bistâmî (v. söz konusu harflerin indirilmesinde hikmetlerin bulunmasının mutlak olduğu. bir fenâ haliyle varılan makâmda elde edilen. 18. Zaman içinde bu sistemin şeriata muhalif ve şeriatten âli tutulmasından sonra. 796/1394) tarafından İslamî bir sistem haline getirilmiştir. Zünnun-ı Mısrî (v.980 Miladdan önce üçüncü yüzyıldan itibaren görülen Hurufilik. sır ve marifet membaıdır.. Peygamber(sav)’i Kâbe Kavseyn makâmının ötesine yürüten.: H. harflerin münferiden önemlerini vurgulamıştır. Bu aşk ile. Zeki. iman ile mütalaa ederken. İbn Arabî (v. marifete dönüşmektedir. ss. ‘Elif-lâm-mîm’ bir harftir. Muhasibi (v. 979 Tirmizi. Şeyh Nazım’ın bu anlayışı. pek garip ve alışılmadık bir şeyin mukaddimesi ve keşif kolları olduklarına işarettir. ilâhî birer şifredir. vecde ve sırra yönelik her şey. ‘mîm’ de bir harftir. zevke dayalı marifet ile müteala etmektedir. Tirmizî. Cüneyd-i Bağdadî (v. ancak insanların idrakinin bu hikmeti kavrayamayacağını söylemekle yetinmişlerdir. Ebu’l-Ala. 237-256. İstanbul 1996. ancak Hazret-i Muhammed(sav)’dedir. onun için bir sevap vardır. Beşer fikri ona yetişemez. demiyorum. huruf-ı mukattaa hakkında nakledilen “Kim Allah’ın kitabından bir harf okursa. Kur’ân’ın her bir harfinde bulunan 24 bin sırrın detayıyla ilgili bir açıklama ile karşılaşmadık. ‘elif’ bir harf. Müteahhirîn âlimleri ise çeşitli görüşler beyan etmişlerdir. 1. M. 32. Risale Yay.”979 hadisi. Ancak Kur’ânda sırları bilinmeyen. TDV İA. Darimî. 638/1240) ve bazı sufiler de bu etkiye 978 Afifî. 190 . Murat Sülün. ilahî aşktır. Ter. fenâ. tasavvuf ıstılahındaki anlayışların bir sentezi gibidir. Selef âlimleri bu konuda. Bu sistemin geliştiği dönemlerde. Anahtarı. Fazlullah-ı Hurufî (v. 245/860). 243/857). Diğer bir görüşe göre bu harfler. Hz.978 Bu manada Kıbrısî’ye göre mirac. 16. ‘lâm’ bir harf. Fezâilü’l-Kur’ân. 980 Duman. Mesela bir görüşe göre huruf-ı mukattaa. ss. Fezailu’l-Kur’ân. 261/875) ilahî aşkı fenâ ile. harflerle sayıların kutsallığı anlayışı üzerine inşa edilen sembolik anlatımlar sistemidir. 13701405 yılları arasında. müntesipleri idam edilmiş ve varlığı sona ermiştir. iman ve marifet ile ele alınmıştır.Peygamber(sav)’in miracta şahit olduğu sır. Her sevap da on misli kadar artar. Sevabu’l-İcaz.

196. Peygamber(sav)’e Kur’ân-ı Kerim’in harflerinden açılan sırların mahiyetini bu çerçevede değerlendirebiliriz. İsâ(as)’ya verilen ölüleri diriltme mucizesi de bu ilimdendir. s. Hz. Bu şey. ss. Allah(cc)’a rağmen onu kullanmaktan teeddüp ederler. hariçte somutlaştırdığı şeydir. Madde. kelam ile sarf edilebilirler. aynî varlığa çıkan her hangi bir şey. suretler de mülk âlemindendir. harici varlıkta takipsiz taayyün ederse. Onlar içerisinde. ilmî varlıktan. ss. Tasavvuf Sohbetleri. kökler ve nesneler gibidir. harflerin fiilinden değil.981 Binaenaleyh İbn Arabî’ye göre harfler tabiatler. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. 24 bin sırrın mahiyeti hakkında. 984 Cilî.”986 981 982 Tafsilatlı bilgi için bkz. Hüsamettin. 986 Aynı yer. TDV İA. Bununla birlikte harf ve kelimelerin her birisine ait manevî mertebeler vardır. batın harf olur. Her birisinin tek başına ve birleşik olarak hususiyetleri vardır. melekût âleminden.. suretler üzerine bina edildiği gibi. onu bir kez kullanmış ve ashabından bazılarına bu sırrı bildirmek istemiştir. Bu kelimenin havası (özelliği). miracın doğrudan doğruya ifade ettiği mana ile meydana gelmiş olan mucizeyi kabul edebilmekte çok kimseler şüphe ediyor. ss. Marifet ve Hikmet. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin izahıyla karşılaşılmamıştır. Nazım Efendi. ss. 128-129. Mesela “Kun” (Ol) kelimesi. Hurûfîlik Md. 985 Kıbrısî. senin işittiğin bir miraçtır. kendilerini bilenlerin nefsinde şekillenmeleri açısından ele alındığında.984 Binaenaleyh miracta. Peygamber(sav)’in 12 bin miracı olduğunu şöyle ifade etmiştir:985 “Senin bildiğin. c. 18. Maddenin hariçte somutlaşmadığı malumları. Bir tek miractaki olan hakikatten söylendiği vakitte.982 Sadreddin-i Konevî (v. 191 . manalar da kelimeler üzerine bina edilmiştir. zahir harf olur. Ancak ehlullah. 38. Hz.. 408-412. Peygamber(sav). kelamın suretinin kendisi ile zuhur ederek. Mülk âleminde hakikatler. Dolayısıyla Kıbrısî’nin Kur’ânî sırlar hususundaki telakkisi. Tebük savaşında Hz. İbn Arabî. 684/1274)’ye göre harf ve kelimeler. Aksu. kelimenin fiilindendir. sadece taşıyıcı bir madde ve maddenin kendisi ile tahakkuk ettiği surette olur. Nakşibendî sâdâtına göre. yaratma ve var etme konusundadır. Lakin Sıddık-ı Ekber’e(ra) vâris olan Sâdât-ı Nakşibendiyyun Meşayıh-ı İ’zam’ın malumatı olan 12 bin mirac vardır.kapılmıştır. Tasavvuf Metafiziği. 73-74. ıstılahtaki söz konusu telakkiler çerçevesinde olabilir.983 İsmail Hakkı Bursevî’ye göre hakikatler. 89. 983 Konevî. 90.

Peygamber(sav) önce “Senin gazabından senin rızana. 9. Peygamber(sav)’in Allah(cc)’ı bilmesindeki dereceleri üzerinden izah etmiştir. 990 Bistâmî. İnsan Yay. 269-271. 4650. Beytü’l-Mamur’a yükselmesi ve orada Hz. Peygamberine(sav) “Secde et ve yaklaş”991 diye emretmiştir. ravilerin mirac hadisesini ayrı ayrı nakletmelerinden dolayı birçok isrâ ve miracın ileri sürüldüğünü savunmuştur. 155-161. Bu anlayış Muhyiddin İbn Arabî’nin yaptığı önemli katkılardan sonra. Bice Hayati. O esnada Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. Hakka doğru yapılan manevî mirac olarak anlaşılmıştır. Peygamber(sav) ile birlikte bir mirac tecrübesi yaşar. ruhun Hakka yücelmesi. ss. Hz. Meselâ İbn Kesîr (v. ss..990 Cuneyd-i Bağdadî’nin bir gaybet ve fena hali olarak tanımladığı bu hali Serrâc. Kıbrısî’nin 12 bin miraç anlayışında etkili olduğunu düşündüğümüz keşfî bilginin izleri.989 zamansız bir zaman olarak da telakki edilen miracın 12 bin defa olması yönündeki kanaati destekleyici mahiyetteki tecrübelerdir. c. Hayatı Eserleri Fikri. Çanakkale Harbinde Dağıstanî. bu hususta ittifak olunan miracın bir kere olduğunu ancak. Başka bir ifade ile biri tek başına din-i İslam’ı temsil etmeyecek üç yaklaşımın (nas. kalbine saplanan bir şaraplen parçasıyla aldığı yaradan dolayı. cezandan 987 988 İbn Kesîr. Hz.987 Bu hususta nasların incelenmesinden sonra ulaşılan kanaat ile manevî tecrübeye dayanarak elde edilen keşfî bilginin iki ayrı beyanı bulunmaktadır. farklı kanaatleri söz konusudur. Kaynaklarında ilk defa mirac edip. Peygamber’in arkasında namaz kılması yönündeki tecrübesi. Tefsiru’l-Kur’ân. Hz. 989 Bu tezde bkz. Detayları için bkz. semaya yükseldiğini ve orada Allah(cc) ile mülakatta bulunduğunu söyleyen Bâyazîd-i Bistâmî olmuştur. İşaret Taşları. s. 192 . Bu izaha göre Allah(cc). 774/1373). İstanbul 2006.988 Aynı şekilde Kıbrısî’nin hayatında bahsettiğimiz bir tecrübesinde. Tasavvuf ıstılahında benzer tecrübeler paylaşılmıştır. bir tür mirac görülür. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin (v. sadece ehlinin bileceği hal olarak tanımlamış ve bu hali. 1393/1973) hayatında buluyoruz. cephede yedi gün baygın kalır. 991 Alâk: 96/16. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Hayatı/Şeyhi Abdullah Dağıstanî ile Buluşması. miractaki fiziksel rüyetin kabul edilmediği gibi. akıl ve ilham). reddedilen bir konudur.Bu mevzu da.

Ben -i İsrail’in peygamberleri gibidir. 2/64. Hz. senin ümmetinin uleması. Tefsir.com.”994 hadis-i şerifinin hikmetini sormuş ve o âlimlerden birini görmeyi murad etmiştir. Keşfu’l-hafa. Hz.. nesebini oğlunun adıyla beraber birlikte söyledin? diye sorduğunda Gazalî: “Efendim siz beş büyük Peygamberden birisiniz. el-Lumâ. Peygamber(sav)’in kendini aradan çıkardığı bu hale. Bunun üzerine Musa(as) Hz. Bu mülakatın. Peygamber’e(sav) dönerek: “Eğer ümmetinin her âlimi böyleyse şahitlik ederim ki. Şeyh Hasan Şâzeli (v. Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Muhammed Ebu Hamid el-Gazalî” demiştir. Bunun üzerine Hz. Sufi Meditation. c. Bkz. s. Bkz. ss. www. neden bu kadar uzun bir yolla künyeni.bağışlamana sığınırım. 1. miracın zamansızlığına delalet etmektedir. benim gayemde benzer şeref içindir. sığınmaktan utanmış ve O’nu övmeye sığınmıştır. Bursevî. “Senden Sana sığınırım” diyerek. Şuan Peygamberlerin Sultanı ve Hateminin huzurundayız. Musa(as) ile İmâm-ı Gazalî’nin (v. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. ss. gaybet ve fenanın da zirvesine vasıl oldu. Mirahmadi. 193 . Hz..” dediği bir makâmda Allah(cc)’ın sıfatlarından yine Allah(cc)’ın sıfatlarına sığındıysa da sonra.” der.995 992 993 Tusî. Ter. mirac hadisinde bulunması. Allah(cc)’ın kendisine sığındığı makâma vasıl olmuştur. Kıbrısî’nin bir vekili tarafından yazılan bir eserde. Mescidu’l-Aksa’da Hz. “Sana övgü sayamam” dediği makâmdan daha ötelere vardığında yakınlık. Peygamber(sav)’den “Ümmetimin âlimleri Benî İsrail’in peygamberleri gibidir. İstanbul 1996. Benim için ziyadesiyle mesrur olduğum bir lahzadır.992 Bu anlayışa müteallık bir konu ise Hz. Peygamberin(sav) bu yolculukta. Peygamber(sav).: Hasan Kamil Yılmaz. Serrâc’a göre. o kadar uzun cevap vermenizin sebebi hayatınızın en şerefli lahzasını mümkün olduğu kadar uzatmaya çalışmaksa. 1/264. Burada Kendini(sav) aradan çıkardı ve “Sen Kendini sena ettiğin gibisin” demiştir. vecd ehlinin. 13. 505/1111) görüşmesi üzerinden anlatmıştır. 249-250. 116-117. 994 Neysaburi. Gazalî: “Benim adım. 995 Musa(as) İmam-ı Gazalî’ye adını sorduğunda.” der. huzur-u ilahîye ümmetini kalbine alarak yükselmiştir. Musa(as): “Sana sadece adını sordum. ariflerin ve tevhid ehlinin anlayışları ulaşamaz.993 Kendisinden sonra gelecek ümmetin. Bu kıssaya göre Musa(as). Peygamber(sav) kurbiyetinde daha kemal bir makâma geldiğinde. Hz. Benzer bir anlayışı. bu soruyu cevaplamak üzere Gazalî’nin zerreleri orada cem olmuştur. ümmetini ve ümmetinin evliyalarını da yükseltmesidir. Efendim. Altınoluk Yay. Kıbrısî’nin Amerika vekili Şeyh Hişam. Aclunî. 072408-cyprus-MSH-warith-Muhammady2.sufilive. size elinizdeki nedir diye her şeyi bilen Allah(cc) sual ettiğinde. 656/1258) tarafından görülen bir rüya olduğu beyan edilmekte ve Bursevî’nin Bakarâ: 2/143 tefsirinde zikredilmektedir. Peygamber(sav)’in duasıyla. Rûhu’l-beyân.

Bu bilgi türü. Peygamber(sav)’e.997 Mirac olayına Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde getirilen farklı bir bakış. Sufi Meditation. 1001 Kıbrısî. Bu izaha göre miracla ilahî huzura vardığında. s. hem insanın mevcudu bilme potansiyelini aşan. 14. Nefs Mertebeleri. peygamberlere varis olan evliya ihsan edilmiştir.Velî-Evliyâ Konusu. Şule Yay. Kitâbu’l-mirâc. 124 bin evliyanın Hz. 999 Bu tezde bkz. nefislerinin ve şeytanın peşinden nasıl gidecekleri göstermiştir. Peygamber(sav)’e teslim edilmesini.1001 996 997 Kuşeyrî. 94. 69. hiç kimse tarafından yaşanmadığı sabittir. Buna göre A şahsı için gayb olan. Kur’ân’da İnsan-Gayb İlişkisi. hem de bu gücünün dâhilinde olan bilgidir. yevmu’l-ezelde olduğunu ifade etmiştir. yadsınmayacak bir durum olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla ümmetten bazı havas kulların uyku ile uyanıklık arasında yaşadıkları bu tecrübeler.Velilerin beyan ettikleri mirac tecrübelerinin dinen caiz olup olmadığı tartışılmıştır ancak sufiler. 124 bin evliyayı vermiştir.999 Istılahta 124 bin evliya mevzuunda fazla bahis yoktur. İstanbul 1993. Tasavvuf Sohbetleri. 1000 Nakşıbendî.1000 Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Emaneti yüklendikten sonra Allah(cc). Peygamber(sav)’in varisi olarak. kutubu’l-aktâb makâmındadır. bu durumun miraca gerçekleştiğini belirtmemiştir.996 Sufilerin bu tür tecrübelerine getirilen bir izah ise “izafî gayb” kavramıyla ele alındığı olmuştur. B şahsı için şehadet olur. bu veliler içerisinde her zaman biri. 1280/1864)’ye göre Hz. s. beden ile miraca çıktıklarını ifade etmemişlerdir. s. Hz. 166. 85. Şemseddin-i Nakşibendî (v. İlim ve Marifet ile ilgili Kaynaklar/b. Hz.998 Kıbrısî 124 bin evliya hususunda beyanlarda bulunmuştur ancak. Peygamber(sav)’e geçmişteki peygamberlerin sayısınca. Hz. Ümmetini korumak için Peygamber(sav). s. 194 . 998 Mirahmadi. ümmeti saf ve temiz olarak arz edilmiş ve Peygamber(sav)’in kabul etmesi üzerine ona emanet edilmiştir.. Albayrak Halis. s. Kıbrısî’nin Amerika’da görevli bir müridi tarafından yazılmıştır. Peygamber(sav)’in bedenle yaptığı miracın. Paygamber(sav)’e ümmetin hakikatlerini yani. Hz. Mirac ile ilgili olmayan bu görüşe göre de. Allah(cc)’tan yardımcılar istediğinde Allah Tealâ.

Ehl-i Sünnet İ’tikadı.1004 1002 Cibril(as) Cennetten. Câmiu kerâmat. yevmu’l-ezelde de zamanların önceliği ve sonralığı yoktur. Kuşeyrî. ss. miracı zaman olamayan zaman olarak nitelendirirmiştir. ss. telkinler. tez konumuzun dışında kalmaktadır. yevmu’l-ezelin vuku bulduğu zaman. Gümüşhanevî. Şeyh Mirac konusunda Hakkâniyye Tekkesi ve muhitindeki anlayışını incelememizde.1002 Bu değerlendirmelerin geneline bakıldığında Kıbrısî’nin yevmu’l-ezel ile mirac anlayışı bir açıdan benzer. 1004 Attâr. Hilmi. Bast-ı zaman olarak bilinen bu keramet.’ dediğinde Cibril(as) ‘O sensin’ dedi Bkz. tamamlayıcı cüzleri Nazım’ın oluşturmaktadır.tr msh-suhbat-09202003-Isra. nasıl tayin edildiği. Zamandan ve mekândan münezzeh Hakk’ın âlemi olan lahutî âlemden bakıldığında. bir açıdan muhtelif zaman telakkileri içermektedir. 65-66. 636-637. 345. ss. 382-424. 1003 Cebecioğlu. Zamana ve mekâna bağlı olan nasutî âlemden bakıldığı zaman. Uludağ. tasavvufta tayy-ı zaman ve tayy-ı mekân kavramlarıyla da kesişmektedir. tayy-ı zaman ile de ilgilidir. bir tanesini ağlar buldu. Bu açıdan bakıldığında zamanlar arası kronolojinin olmaması. iki zamanın nasıl birbirinden temyiz edileceği önem arz etmektedir. Bu kavramlar. TTS.Mirac ile Elest bezmi (yevmu’l-ezel) konuları. zamanın işleyişinin değişmesi. zaman içinde zaman halkeder. müşterek bir hadiseye kaynak teşkil ettiğinden.org. bu zamanların tek bir tarifte toplanmaları anlamına da gelip gelmeyeceği farklı bir mevzudur. Kıbrısî tarafından böyle bir ifadenin zikredilmemiş olmasından dolayı. 7000 Burak’tan bir tanesini seçmek için çıktı. Gölpınarlı. Hadikatü’l-evliyâ. Peygamber(sav)’i taşıyacak Burak’ın. Hakkani. miracın anlaşılması hususunda tamamlayıcı bir vecihtir. er-Risale. Kıbrısî’nin Amerika Halifesi olan Şeyh Hişam. Mirac ve yevmu’l-ezel anlayışına bağlı olarak ele alınan zamansızlık mevzuu. 7000 Burak’ın tamamı Allah’ı tesbih ediyorken. Menakıb-ı Hacı 195 . www. Video kaydı arşivlerimizde mevcuttur. Allah(cc)’ın velî kuluna bir anda uzak mesafeler katettirmesi olarak anlaşılmıştır. Allah bizi yarattığında biriniz benim Peygamberim’i İsra gecesinde taşıyacak dedi O zaman olmayan andan beri Ya Rabbi beni o Burak yap diye yalvardım. miracın vuku bulduğu zamandan öncedir. 66. Allah(cc) dilerse velî kulu için. yerin dürülmesi. ss. Kâbe Kavseynde de.1003 Istılahta bu konuda sayısız menkıbe nakledilmiştir. O da ‘Ya Cibril. Kıbrısî’nin ABD vekili tarafından zamansız bir zaman olarak tanımlanıp bu şekilde değerlendirilmiş olsa da. Dolayısıyla miracta Hz. Ona ‘Niye ağlıyorsun’ diye sordu. Nebehânî. zaman olmayan zamanda. TTDS. Tezkiretü’l-evliyâ.

1005 Şeyh Nazım’a göre Miracta. Ankara 1989. Sidre-i münteha’dan içeri yokluğa düşme kaygısıyla giremeyen bir Cebrail(as) varken. Bir Allah Dostu Diyor ki. Bunun için insan ruhu. 214-228. Kısaca televizyondaki tayy-ı mekân. izzeti ve kudreti murad Bektaş-ı Velî. Benzer şekilde insanın da tayy’ı. Sabuncu. bir nevi tayydır. Bu ifadede anahtar kelime ise. 1005 Derman.Cumhuriyet dönemi mutasavvıflarından Münir Derman (v. Hz. ses ile. ss. tayy-ı ses. Menâgibu’l-İmâm el-A’zâm. Çünkü ulûhiyyet ve otorite birbirini gerektirir. Cesed ile olan tayy. Dört Evliya Menkibeleri. 114-124. Kıbrısî’nin mirac anlayışını incelemek açısından mühimdir. Peygamber(sav)’e ulûhiyet sıfatının giydirilmesini anlamak. Hz. ses ve görüntünün yüklenerek dolaştırılmasıdır. suret ile. 196 .. Zira ruhun hızı her yerde her an olabilme kuvvetindedir. havada sabit duruyormuş gibi hissetmeye benzetmiştir. 1006 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. ruh ile ve cesed ile olur. Bunlarla beraber insan aklı ve ruhu ışık hızından daha hızlıdır. Peygamber(sav)’in Mekke ile Kudüs arası yaptığı ruh mea’l-cesed nev’indendir. İslamın Mistik Boyutları. s. beraberindeki eşyaya da yaptırılır. Zihebî. Allah(cc)’ın hayatımız için kanun koyan. 88. Münir. ss. Peygamber(sav)’e ulûhiyet sıfatı giydirilmiştir. Hz. nefsanî kirlerin yükünden arınıp. rüya ile. Ulûhiyyetin gerektirdiği otorite mülkü. “Bu sıfat Peygamber(sav)’e niçin giydirildi?” şeklindeki bir soruya Nazım Efendi cevap olarak. aşkla varlığından geçen Peygamberin(sav) içeri girdiğini ifade etmiştir. televizyon tayy-ı renk ve suret olarak adlandırılmıştır. Münir Derman. Ulûhiyyet vasıflarının en önemlisi. akıl (idrak) ile. Bu izaha göre günümüzdeki radyo. Birinin rüyasına girmek. 1980’li yıllardaki bilim ve teknoloji ile izah etmiştir.1006 Miracta Hz. ulûhiyettir. Bunun için tayy-ı mekân yaptırılan velî kulun. Peygamberdeki ilahî aşkı göstermiştir. ilahî kudret denize düşen bir damla gibi olması gerekir. koku ile. uçakta 900 km/saat ile hız alırken. tayy tecrübesini. 1410/1989) tasavvuftaki tayy-ı zaman/mekan kavramını. nizam ve hukuk belirleyen olmasıdır. Bunların her biri ruha binerek tayy ederler. saniyede 300 bin kilometre olan ışık hızına. Schimmel. ys.

Şâmil İA. Mâşuklarını müşâhede esnasında. 1010 Sebe: 34/22-23. ateşe âşıktır. ss. Bana kulluk edin!” diye vahyetmişizdir. Yurdagür. “Allâh’ı bırakıp da O’nun ortağı olduklarını kupkuru iddia ettiklerinize istediğiniz kadar yalvarın. Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı arzu edenler için güzel bir örnek vardır. İlah Md. ilâhi sevgi ile kavrulur. Marifet Yay. ss. Bu haldeki sufînin cânı içine. kime dilersen ona verirsin. Sevgiliyi görememe güçlüğü dışında bütün güçlükler. Canânı düştüğünden. maşukun gönlüne derya misali dolmasıdır. Hucvirî’ye göre aşk. aşktır. s. yegâne hüküm verici olmayı. Allah’ın Sıfatları (Esmâü’l-Hüsnâ). 1012 “Onlarda sizin için. ateşe ulaşıncaya kadar birkaç kanat çırpar. ruhları. Yaşar . Şamil Yay.1014 Âşık pervane gibidir.. kimi dilersen onu alçaltırsın. İstanbul 1984. Ama kim de aksine giderse bilsin ki Allah. 76-79. Keşfu’l-Mahcûb(Hakikat Bilgisi). Hz. 1009 “O hüküm ve hikmet sahibidir. âlemin bütün denizleri muhabbet denizi olsa.1013 Sûfîlere göre içmek. ateşin onda ilerleyişi başlar. hikmetleriyle beraber bilmeyi gerektirir. bu müşâhedeyi içmeye benzetirler.ettiği gibi dağıtır1007 çünkü ulûhiyet. Kıbrısî’ye göre. Binaenaleyh. O’nun nezdinde kendisine izin. aşk düşüncesinin bilinci kaplayıp. onun da bunlardan bir yardımcısı yoktur. temiz sırları ve yüce insanlardan gelen şeyi algılamak ve bununla ferahlanmaktır.”1010 ayetinde belirtilen bir ortaklık değil.” Zuhruf: 43/84. kime dilersen mülkü ondan çekip alırsın.” Mümtehine: 60/6. ona ulaşınca da uçuş biter. 1014 Tusî. bunların hepsini içtiği halde hâlâ. verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Ahmet.1009 Dolayısıyla Kıbrısî tarafından bahsedilen bu ulûhiyet sıfatı. maşukun nurundan kendi kalplerine ferahlık ve sevinç doğduğu için. 4. İstanbul 2010.. 1011 Mâide: 5/35. 27-29.. Peygamber(sav)’e ulûhiyet sıfatının giydirilmesine vesile olan şey. Pervane kendi gayret kanadıyla ateşi özleyerek uçar.” Âl -i İmran: 3/26. c. 197 . Her şeyi hakkıyla bilendir. el-Lumâ. “tevessül” kavramı dahilinde anlaşılan bir ortaklık olduğu görülmektedir. hüküm verilecek her şeyi. Kimi dilersen onun kadrini yükseltir. maşuka kolay gelir. ortağı olmamayı gerektirir. s. 321. Metin. Pervane bir anda maşukun 1007 “De ki: Ey mülkün sahibi Allâh’ım! Sen mülkü. Onların ne göklerde ne yerde bir zerre miktarına bile güçleri yetmez.” Enbiyâ: 21/25 .1008 Ortağı olmamak. 1008 “Ey Muhammed! Senden önce gönderdiğimiz her Peygambere: “Benden başka ilâh yoktur. ganî ve hamiddir. Onların buralarda hiçbir ortaklığı olmadığı gibi. 1013 Hucvîrî. 449. “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve Ona yaklaşmaya yol arayın”1011 ayetinde belirtilen vesilelerde ve model insanlarda1012 söz konusu sıfat görülmektedir.

Velî-Evliya konusunda incelenen fenâ-bekâ anlayışına istinaden. Bu an Kuşeyrî’ye göre..1018 Şeyh Nazım Efendi’nin sohbetlerinde mirac bahsiyle ilgili paylaştığı bir bilgi. Hakk’ı Hakk ile görmesidir.kendisi olmuştur. Ahmed. Kuşeyri. s.1017 Miracın Kabe Kavseyn anı. fena. Aşkıyla kendi sıfatlarını. âşığın mâşuğunda kaybolup O’nda fani olmasıdır. sidretü’l-menteha’nın sahibi olan Allah(ac)’ta olmuştur. s. ilim. 198 . Çetinkaya. Hz. Firavun’un dünya hayatında bulunduğu durumda imtihana tabi olsaydı. Tasavvuf Sohbetleri. 1017 Kıbrısî. Hz. kendi sıfatlarına daha kemal bir dairede geri dönüş olması hasebiyle. Bu halde kendisine ait nefs. Hakk ile Hak’la beraber kalmadır. ilahî sıfatlarda yok eden Hz. ss. Sufîlerin detaylı beyanları vardır. Kıbrısî’nin ifadesiyle ulûhiyet sıfatı giydirilmiştir.1016 Ancak bu anlayışın ihtiva ettiği fena-beka hususunda. İstanbul 2004. Peygamber(sav)’in miractan dönüşü ise. Nefs bahsinde teferruatı bulunan bu bilgiye göre tüm kullar. 134-135. Kitabu’l-mirâc. Hz. Yani fark halinin yok olup. Çünkü her eşyada O’ndan bir işaret var ve bu da O’nun birliğine bir kanıttır. ss. Mustafa(sav)’in Hakk Teâlâ’ya nazar ettiğinde. 86.: Turan Koç. er-Risâle. Peygamber(sav)’i fenaya taşıyan hal olmuştur. cem halinin yaşadığı hal bu haldir. Hz. Ter. kulluk sıfatlarında bekâ olmuştur. Peygamber(sav)’in kendindeki hal ve sıfatlarındaki fenası. Kuşeyrî’ye göre bu durum bir gurup âlimlerin cem ve mahv ile işaret ettikleri şeyin kendisidir. fena halinde zuhur eden ulûhiyet sıfatları tekrar fena olunca. Aşkın Halleri. Firavunun 1015 1016 Gazâlî. aşk. zehirden etkilenmeyecek bir maneviyatı vücudunda taşırken. ruyetullah. M. Farklı bir ifadeyle. Ali(ra) fenâ makâmında. zaman ve beyan kalmamıştır. Bu yüzden Hz. beka olarak adlandırılmıştır. Daha sonra bunun evrende ihsas ve temyize döndürmesi ise farkın aynıdır. Gelenek yay. kişinin nefsine dairdir. o tevhîd kuvvetini kalbinde toplamış ve bedenen sıradan insanlar gibi olmuştur.1015 Aslında bu aşk. 102-106. Resul(sav) beka makâmında. Bu durum zaman söz konusu olmaksızın. Kıbrısî’ye göre aşk. 1018 Kuşeyrî. Peygamber(sav) Hakk’ın vasıflarını almakla kendi vasıflarından soyutlanmıştır. 70. beka ve uluhiyet gibi kavramlarla birlikte ele alınmıştır. Peygamber(sav).

İbn Arabî. 1022 Furkan: 25/43. Uludağ. Aynı eser.1026 Bununla birlikte insan. et-Tedbirât. Semerkand Yay. hür olmak. 1024 İbn Arabî’ye göre insanî vücudun tedbiri için hangisinin imam olacağını ise. M.1021 Bu durum ıstılahta “Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü?”1022 ayetinde bildirilen bu hakikatte bağlı olarak.1020 Buna göre kul bu halde iken Hakkı Hak olarak kabul etmeyip. İbn Arabî. Pârsâ Muhammed. akıl tahtına hâkim olmak ve nefsin benliğinden kurtulmak için yapılmıştır. Bkz. 1023 Şirk-i Esbâb da denir. akıl sahibidir. 79-87. İnsanın. 23. diğergam olmak. Nuranî bir yapıda olan ruh ile.. nefsin tahakkümü bir nev’i kalbî şirk telakki edilmiştir. bir imam olmalıdır. mana vücudunun. müttaki olmak ve Sâdıklarla beraber olmak gibi kesbî şartlar halifeyi belirler.g. Allah(cc) ile daimi bağı bulunan ruh. Risâle-i Kudsiyye(Şah-ı Nakşibend^den Sözler). ruhun nefse imamlığını isbat etmeye çalışmıştır. aynı anda mana vücuduna imam olamayacağından. ss. Sümer Kitapevi. 67. narî olan nefsin muharebesi. İstanbul. vücud sarayındaki imamet hakkı. elest bezminde ergenliğine ermiştir. Rûhu’lBeyân. s. “Biz. her bir şartta ruhun üstünlüğünü izah ederek. ss. s. ss. Bu anlayışı. 199 . erkek olmak. ilim sahibi olmak. Marifetname. İstanbul 1973. potansiyel olarak bir firavun nefsi taşımaktadır. şer’an imamet şatları belirlemiştir. Erzurumî İbrahim Hakkı. s. a. Ter. 113. 1026 Kıbrısî. Buna göre ergen olmak. zahiri imamet emirine istinaden izah etmiştir. Bursevî. Fuad Başer.e. 18. melekût âleminde itibar görebilecek bir mahlûk olarak değer kazanır. s. 88-89. ss. İnsan vücudunda ruha hükmedecek tek kudret. ruhundur.. c.: Hasan Almaz. İstanbul 2011. Bunun gibi tüm şartlar ele alındığında görülüyor ki.1025 Nefsin bu yönü ile ilgili irdeleme.1024 Nefs-i emmâre ile ruh.1019 Kıbrısî’ye göre bu nefsin vasfı. Erzurumî. s. TTS. nefs başlığında yapıldığından burada tekrar edilmeyecektir. Firavunvarî bu yönünden dolayı esfele’s-safilîn’ne düşebilecek ve hayvanî bedenin bile hakkını yerine getiremeyerek. akıl sahibi olmak. 1021 Aynı eser.yaptığı gibi rablik ilan edeceklerdi. Böylesi nefis her fiilde kendisini hâkim bilerek hak üzere olduğunu zanneder. Her şeyi sebeplere bağlamaya ve sebeblerin arkasındaki müsebbibi görmemeye denir. 18. 1025 İbn Arabî. Sad. Bu şer’î şartları ruh ve nefsle mukayeseli ele alan Arabî. 45-46. Nefs Mertebeleri.. yaratılışındaki ahsenu’l-takvim kodları ile kulluk görevini yüklendiği zaman. “la ilahe illa ene” demesidir. nefsine ait bâtıllarının hak olduğunu iddia eder. 1019 1020 Kıbrısî. Allah(cc)’tır. Kureyşî olmak ve engelli olmamak gibi fıtrî şartların yanı sıra.1023 Mutasavvıflara göre bir vücudda. 547-564. nefsin değil. “şirk-i hafî” kavramıyla da ele alınmıştır. Ter. 38. 10. 52. manen hayvanlardan bile düşük bir derecede bulunabilecektir. Tafsilatı için bkz. et-Tedbirâtu ilâhiyye. Nakşibendî. Başka bir ifadeyle her kul. 336. s. ss. Alem Yay. Meselâ ruh. Ancak Kıbrısî’ye göre insan. Tasavvuf Sohbetleri.: Selahaddin Alpay.

Firavun ile Hamân olur. 43.gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.”1027 ayetiyle bildirilen bu yönünü. miracta Peygamber Efendimize(sav) tebliğ olunan ilim. ölmüşleri diri kılar.”1028 Şeyh Nazım’ın mirac anlayışının temeli. Kâbe Kavseyn’e dair malumatlar. Bu mevzudaki Yunus Emre (v. kaynaklarda mirac hediyeleri olarak sabittir. mirac ilimlerinden olan üçüncü payı da Hz. 5. Firavun’un dünya hayatında bulunduğu durumda imtihana tabi olsaydı. Evliya. Kıbrısî’ye göre evliya. Ali(ra)’ye bildirilen sırlardan. Bir dem varır deyre girer. ikinci paydan keşfen haberdar olur. Kıbrısî’ye göre miraçtan iniş ise bekâ makâmını temsil eder. Bir dem girer kibir evine. evliyaların kalblerine tebliğ içindir. Firavunun yaptığı gibi rablik ilan edeceklerdi. Peygamber(sav)’in aşk ile fenaya düştüğü makâmdır ki burada Efendimize(sav) ulûhiyet sıfatı giydirilmiştir. bugüne tevarüs edenleri. Efendimize(sav) miracta. Bu bilgilerden bir başkasına göre insanlar. Peygamber Efendimize(sav) mahsustur. üç kısımdır. Şeyh Nazım’a göre. aşağıların aşağısına indirdik. doksan dokuz Esmaü’l Hüsnası ile tecelli edip Zâtını tarif ettikten sonra İsm-i Âzam tecellisini açmıştır. miractaki tüm temâşânın fiziksel bir görüş olduğuna dayanmaktadır. Bir dem döner Cebrail’e. Ebu Bekir(ra)’e ve Hz. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin Hz. ilmen bilebilir. 720/1321) mısralar şöyledir: “Bir dem varır mescidlere. Bu makâm Hz. Peygamber(sav)’in arkasında namaz kılması bu bilgilerin temelindeki manevî tecrübelere misallerdir. Sonra onu. rahmet saçar her mahfile. Yunus Emre Divanı. Hz. İncil okur ruhban olur. Peygamber(sav) ile birlikte yaşadığı mirac tecrübesi ve Kıbrısî’nin hayatında bahsettiğimiz bir tecrübesinde. s. İkinci pay. Beytü’l-Mamur’a yükselmesi ve orada Hz. Timurtaş. Allah(cc)’ın sonsuz rahmetini vurgulamaktadır. Peygamber(sav)’in 12 bin miracı vardır. Bir dem gelir gümrah olur. 1027 1028 Tîn: 95/4. 200 . miskin Yunus hayran olur. Üçüncü pay ise. yüz sürer anda yerlere. Bunlardan bir payın doğrudan ümmete tebliğ içindir ki bu pay. Bir dem gelir İsa gibi. tasavvuf ıstılahında farklı açılardan ele alınmıştır. Söz konusu bu mahrem bilgilere göre Allah(cc).

KULLUK MAKÂMI (ÂBİD): Âbid kelimesinin Arapçadaki kökü olan “abd” köle. itaat etmek. 1037 “Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir. bedenî ibadetlerin yanında. el-Müfredat. s. O'na kulluk etmem emredildi.1038 Allah(cc)’a kulluk. Müfessirlere göre hayatta uğraşılan diğer işler. Kulluğun gereği olarak. 1038 Isfehanî. “Ben cinleri ve insanları. c. dünyaya da kulluk yapmaktadırlar. izharıdır. acziyetin ve kulluğun.1036 Ancak insanlar. s. 1036 Kâşânî. kul olmanın bir gereği olarak. 1033 Zâriyât: 51/56. 126. 10-16.” Meryem: 19/93 .1035 Mutasavvıflara göre ubudiyet. Hulasat’ul-beyân. 296. s. 7. Isfehanî. s.1030 “Bana dini yalnız Allah(cc)'a hâlis kılarak. Dünyanın kulu olanlar. nefsin hevasına muhalefet etmek ve Allah(cc)’ı tazim etmek anlamlarına gelen Arapça bir kelimedir. c. varoluşları bakımından Allah(cc)’ın kulu olsalar da. ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Kulluk ve ibadet.9. el-Müfredat.”1031ayetinin devamında1032 Peygamber(sav)’in. abidin ruhunu diriltir ve ona ehadiyet makâmlarını tecrübe ettirir. kalbin Allah(cc)’tan ayrılmaması gibi yüce bir anlam ifade ettiği için tasavvuf ıstılahında 1029 1030 Firuzebadî. 319. tevhîd dininin gereği olarak yalnız Allah’a taptığı vurgulanmıştır. insanın asıl görevinin kulluk olduğu. 1031 Zümer: 39/11.1029 İbadet. kulluk etmek. kulluğa kuvvet kazandırmak ve bunu rahat yapabilmek içindir. Lisânu’l Arab. 1035 Vehbî. kendisine kul olmaya ve ibadet edilmeye tek layık olan. hevâlarının ve dünyanın kulu olurlar. Allah(cc)’a yapılır.”1034 âyeti de hiçbir mükellef kulun ölünceye kadar ibadet vazifesinin sakıt olmayacağı yönünde anlaşılmıştır.3-MAKÂMLAR VE SEYR U SULÛK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: a.”1033 ayetinde kulluğu izhar edici fiilin ibadet etmek olmasından hareketle. kul demektir. Kur’ân’a dayalı anlayıştır. 201 . “Sana yakın gelinceye dek Rabbine kulluk et. 319. İbn Manzûr. s. 2778. 125. Kamûsu’l-muhît. İbadet ise. 1032 “De ki: ‘Ben dinimi Ona özgü kılarak Allah’a kulluk ederim’…” Zümer: 39/14 . Istlahatu’s-sufiyye. Kâşânî. 1034 Hicr: 15/99.1037 tercihleriyle. Istlahâtu’s-sufiyye. boyun eğmek. ss. ubudiyet bakımından Allah(cc)’a kulluk yaptığı gibi. s.

g.1043 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tabirine göre hakiki kul. 247-248. Peygamber(sav)’e has ümmet olmada da belirleyicidir.1039 Istılahta âbid ise. s. Farklı vasıflar ile tabir edilen kul. s. ubûdet de. 151. Böylelikle kişi hakiki kul olmaktan düşer. 10. kendisine yaratılışla verilmiş kulluk vazifesini yerine getirmeyen Âdemoğlu kul ise de.. vuku bulana rızayı gözetmek tanımlanmıştır. Dolayısıyla benlik sahibi. Cebecioğlu. ayne’l-yakîn. ilme’l-yakîn. Kişi benlik gösterdiği yerde hakiki kulluk vasfını kaybeder. hakikat bilgisine vasıl olmuş sâlikler için söz konusudur. Ancak insanlar içerisinde yaratılış gayesine ve kul olmaya göre hayatını yaşayan veya yaşamayan insanlar olduğu için Nazım Efendi’ye göre bir de hakiki kul olarak ifade ettiği kul. s. ubûdiyyet. s. sâlikin seyru sülûkünü tamamlamak için gösterdiği çabadır. 1044 Aynı yer.. Benlik kişinin kendi iradesini izhar ettiği yerde olur. Allah(cc)’ın iradesinde gölge gibi olandır.1040 Ubudiyet ise.1041 Nazım Efendi kul kelimesini. bazen de manevî makâmları ifade etmiştir. “Her kulun farklı sureti olduğu gibi farklı şahsiyetleri vardır. Bu tasnife göre ibadet.1044 Nazım Efendi’nin kul anlayışında mühim bir husus olan benlik. Allah(cc)’a kul olmaları gayesiyle yaratıldıkları için kul. hakke’lyakîn seviyesinde. TDV İA. ahde vefa göstermek. Yani. 179. 151. Taarifat. Uludağ.e. insanoğlu manasıyla şöyle ifade eder. s. Mahlukâtın içerisinde sahip olunabilecek en yüce makâm olan kulluk makâmı.g. getirenler hakiki kulluk makâmına bulunan âbidler olarak tanımlanmıştır. TTDS. ubûdiyyet ve ubûdet olmak üzere üç derece olarak da tasnif edilmiştir. İbadet. kalbini Allah(cc)’tan başka her şeyden ayıran kul olarak anlaşılmıştır. 1041 Cürcanî. hakik i manada tâbi olan etba’adan olamaz. ibadet. 19. peygamberlerin Kur’ân’da anıldıkları isimdir. yani âbid vardır. 1043 Kıbrısî. a. Cürcani. yani Âdemoğlu anlamında kullanılmıştır.151. c.”1042 Kur’ân’da iyi ya da kötü olarak vasıflandırılan tüm insanlar. Peygamber varislerine yani. Tasavvufta ibadet.e. a. TTS. Nazım Efendi bu durumu şöyle ifade 1039 1040 ve yitirilene sabretmek olarak Uludağ. s. 202 . Tasavvuf Sohbetleri. 10. s. mürşîd ve evliyalara tâbi olmakta da aynı durum söz konusudur.kulluk. 1042 Kıbrısî. Yani benlik kişiyi Allah(cc)’a ve Peygamber(sav)’e hakkıyla tâbi olmaya engeldir.

ss. 10. Baktım aşıkı ve maşuku bir olarak gördüm. 1052 Kıbrısî. s. 1048 Bistâmî. Elest bezmindeki hitabı an ve an işiten kişiler Allah(cc)’ın nuruyla nurlanan. Dolayısıyla kul dünya hayatının her lahzasında ya tekâmül. peygamber varislerine tâbi olan kimseler1045 de.e. Nazım Efendi. Afifî. s. Hucvirî. 1047 Herevî. Bu tezde bkz.g. 24.. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi).. Bizler davranışlarımızla bu hitabı tasdik/ikrar eder ya da etmeyiz. a. Hayatı Eserleri Fikri. 83 hadis-i şerifindeki âlimler. Cebecioğlu. s. 308-309. bu durumu misak ile ilintili olarak şöyle ifade etmektedir: “Bizim (kulların) hareket ve sükûnumuzda sürekli ‘elestu bi rabbikum’ hitabı vardır.g.”1048 Yevmu’l ezeldeki misakla başlayan vücûd mertebelerinin sonu yine başlangıcıdır.g. Bu kişiler hakiki kul1050 olarak nitelendikleri gibi. Nazım Efendiye göre evliyalardır. 1051 Kıbrısî. a. s.1053 Şeyh Nazım. bu idrakini izhar etmesi 1045 “Âlimler Peygamberlerin varisleridir. 203 .e. o nurla bakan kişilerdir. 210. hiçbir ihtiyar taşımayan kimse Abdu’llahtır. Menâzilü’s-sâirîn. Keşfü’l-hafa. 152. 147. kendi iradesini Allah(cc)’ın iradesi önünde yok etmesi fena fi’llah gibi ileri bir kemal derecesi olarak önemli ve uzun bir seyirdir.” Bkz. 2. 142-143. 1047 Bu yolculukta kul.. 11. c. s. 1049 Kıbrısî Tasavvuf Sohbetleri. Hakka tâbi olan kimsenin sıfatındadır.. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. a.”1049 Hakikat ehli olanlar.VelîEvliya. 237-256. TTDS.e. s. 15. Peygamber(sav)’in hakiki ümmeti kimdir? Peygamber’in iradesi önünde iradesi olmayan kimsedir… Evliyaların etbaı. a. s. Zaten tevhid âleminde her şey bir görünür.”1046 Kulun benliğini izale etmesi. ss. 1050 Aynı yer. Rabbi ile arasındaki bir perdesi olan nefsini ve benliğini çıkarttığı zaman ulaştığı fenâ makâmını Bistâmî şöyle tanımlamıştır: “Yılan gömleğinden nasıl çıkarsa ben de Bayezîdliğimden (benliğimden) öyle çıktım. Sahabe-i Kirâm bu taifeye yol gösteren yıldızdırlar. Manevî Devrim. mukarreb kullar1052 olarak da nitelendikleri olmuştur. s. ss.e. acizliğini idrak etmesi gerektiğini ve daha sonra tüm fiil ve halleriyle. 1051 yakin ehli. kulun hakiki kul olan ricallerden olabilmesi için. ya da tekerrür içindedir. hakiki kul olarak nitelenen kişilerinde rical. 1046 Kıbrısî. Aclûnî.g. 1053 Kıbrısî. bu hitabı her daim ikrar edenlerdir.eder: “Allah’ın iradesinin önünde hiçbir irade..

g. 1057 Beyazıd-ı Bestâmi’nin vefatından sonra rüyada görüldüğü menkıbeyi Nazım Efendi şöyle anlatır: “Sultanûl Arifin (B. s. Kul niye dediği anda.e. ‘Halin nasıl oldu’ demişler. Mûrîd sabah mürşîdine mazhar olduğu tecelli ve neticesini anlattığında şu cevabı almış: “ Ya veledi! 37 senedir ben orada şekavetimi gördüğüm halde ubudiyeti terk etmedim. 155. ilim.” diyerek yazının eskisi gibi olması yönünde dua etmesi için mûrîdine emir buyurmuş.1057 Bu manada kul olabilmek için. akıl. Kıbrısî. 1058 Kıbrısî. 1059 Bir mûrîd halvet halindeyken kendisine ayân olan levh-i mahfuzda şeyhini şekavet içinde ehli cehennemlikler arasında görmüş. 108. Biz zayıfız. bunun nedenini Allah(cc)’tan sual edip edepsizlik yapmaz. Çünkü Allah(cc)’a şükrün manası bu edebi gözetmektir. “İnsan zayıf yaratılmıştır”1054 ayetine atfen kulun aciz olduğunu söyleyerek bu acziyeti bilmeyi kulluğun bir gereği olarak şöyle ifade etmektedir: “Kul acizdir. 1056 Kıbrısî. acziyetini idrak eden kuldaki halin. şeyhinin adı ehli cennet tarafına yazılmış. a. Bestâmi) Hazretlerini rüyada görmüşler. Orası senide beni de ilgilendirmez.e. Bunun için kul hayır ve şerri Allah(cc)’tan bilmelidir. s.gerektiğini.g. Aczini bildiği kadar ona imdat gelir. ne getirdin demezler. Nazım Efendi bu ayrıntıyı bir sohbetlerinde menkıbe1059 ile daha anlaşılır bir düzeye indirgemiştir.1060 1054 1055 Nisâ: 4/28. Allah(cc)’ın iradesinde kaybolmuş kişi olabilmek için benliğini izale etmek yönünde mühim bir hususu idrak etmektedir. Allah(cc)’a en sevgili hâl olduğunu ifade etmiş1056 ve bunu bir menkıbe üzerinden izah etmiştir. Hemen secdeye kapanıp: “Ya Rabbel izzeti ve’l azame! Beni bu rutbeye yetiştiren şeyhimi ehl-i nâr olmaktan kurtar. Tasavvuf Sohbetleri. ‘Ben Allah’ın bâbına çıktığımda Cenab-ı Hakk’ın huzuruna açılan kapıya geldiğim vakitte bana ne getirdin diye sordular. kul olmaktan uzaklaşır. O tecelli makamına mazhar mûrîdin duası kabul olunup. Bu manada hakiki kulun iradesi. Mutlak varlık Cenâb-ı Allah’ındır. Onu ehli cennet kıl Ya Rabbi!” diye dua etmiş. ne hacetin vardır derler’ deyince doğru söyledi açın kapıları gelsin içeriye! Diyerek beni karşıladılar. düşünür.. iradesini izale etmesinde bir diğer husus ise Fâil i Mutlak’ın Allah(cc) olduğunu tasdik etmesi ve kulun tüm fiillerde Allah(cc)’a tâbi olmasıdır. Kendisini gördüğü kadar da ondan imdat çekilir… Gavî olan Allah(cc)’tır. sen bir gece dayanamadın. bir kısmı şerre yönlendirildiğinde hakiki kul. ne istersin. s. a. Şeyh Nazım Efendi’ye göre insanlardan bir kısmı hayra. Dolayısıyla kendindeki fani varlıkla gururlanan kişiler. Şeyh Nazım. Mûrîdinin secdedeki duasıyla ismi tekrar şekavet listesine yazılan şeyhe 204 . Bana ilham oldu. 149.”1055 Nazım Efendi. ‘Sultanın kapısına gelen dilenciden.1058 Acziyetini idrâk eden kulun. ubudiyet hududunun dışına çıkmış olur. mülk ve rütbe gibi insanı varlık iddiasına sevk eden her şeyin kalbten izale edilmesi gerekir.

Çünkü bunun derinliğini ancak âlimler bilir. Senin adını o listeden şimdi Ben siliyorum seni saidlerin başı yazdım. sıkıntı. Mü’min kardeşler! Herkes bu âlemde bir vazife yüklenmiştir. Hayrı ve şerri yevmu’l-ezelde yazılı bir vazife olarak addeden Kıbrısî.Kıbrısî’nin şükür. Tasavvuf Sohbetleri.e.. sohbette bulunanlara şöyle bir tavsiyede bulunmuştur: “Ne hikmetler var… İşte böyle herkes bir vazife yüklenmiştir. ya da dü nya hayatında eksik olan bir nimetin. zıtlıklar ile izah etmiştir. gecenin gündüzle. Bedir Yay. s. Bu ezelî taksimattan daha adilane bir taksimat ihtimalinin olması veya Allah(cc)’ın yarattığı kullarına hak etmediği bir taksimin yapılması. a.. yevmu’l-ezelde cehennem için yaratılmış ruhların. cehenneme gidecek kullardır. bir zulüm değil. ss. çoklarının hayret ettiği ve kâşiflerin açıklamada bulunmadan menedildiği kader sırrı vardır. taat ve masiyet gibi kullarına taksim ettiği her şey tamamen adilane ve kusursuzdur. Gazali. bu taksimattaki adalet ölçülerinden biridir. Hacı efendiler. Bu ise İslam’ın Allah(cc) anlayışına göre muhaldir. Dolayısıyla ahirette eksik olan bir nimetin. 86. ahirette bir kemalinin olması.” 1060 Kıbrısî. 205 . 505/1111).: Ahmed Serdaroğlu. sıhhatin hastalıkla. Allah(cc)’a noksanlık izaf etmektir. acziyet. Çokları bu denizde boğulmuştur. 4. iman. “ilahî adalet” kavramıyla izah etmiştir. dünya hayatlarında işlediği fiillerin karşılığında ateşe düçar olmalarındaki hikmeti. 474-475. hoca efendiler. genişlikte tevhid deryasına yakın bir deryadır. 1062 Kıbrısî. Kıbrısî’nin kulluk anlayışında açıkça görülmektedir. ecel.g. İşte bu denizin sonunda. adalet olduğu gibi. ehl-i Cennet’e nimetlerin arz edilmesi ise aynı çeşit adalettir. huzur. Cehennem ehline azab edilirken. Sen kendi kulluğuna bak”1062 Nazım Efendi bu şöyle bir ilham geliyor: “Ya âbidim! Sen benim muhlis kulumsun. Çünkü kemal ve noksanlık birbirine nisbetle belli olur. Binaenaleyh bu denge içerisindeki hikmet. Onlar bunun derinliğini bilemiştir. cennetin cehennemle bilinmesi gibidir. s. dünyada tamamlayıcı nimetlerle desteklenmesi. hayatı kurtarmak için kangren olan eli kesmek de bu cihetten bir adalettir. küfür. edeb ve kulluk kavramlarıyla ele aldığı söz konusu düşüncesinin temeli mahiyetindeki anlayışı İmâm-ı Gazalî (v. İlahi adaletdeki hikmeti anlamada en önemli konu. Bu manada hayvanların insanlara feda edilmesi. kudret.” Tafsilat için bkz. O (iman etmeyen) vazifesini yapmaktadır. Bu izaha göre tüm mahlûkatın özünü en iyi şekilde bilen Allah(cc)’ın ezeldeki rızık. İhyâ’i ulûmu’d-dîn.1061 Gazalî’ye ait söz konusu düşünceler. İstanbul Tarihsiz. 1061 “Bu da etrafı geniş. Gazalî. Ter. dalgaları sert. 86. Sen ona karışma. c.

. Yani toplumda umumileşmiş küçük münkerler için nehy-i anil münker uygulamak olmayacağı için o ayıptan yüz çevirmek ve işlendiği yerden uzaklaşmak uygunken.e. baktım sakalını traş ediyordu. aynısını işlemedikçe ölmez” Tirmizi. Mesela bir sohbetinde hakiki kul olan âbid kişiyi Allah’ın nuru ile bakan ve o bakışla levh-i mahfuzu okuyabilen kul olarak tanımlamıştır. Şerafeddin-i Dağıstanî’nin ifadelerinde şu şekilde buluyoruz. Gözüm oraya değdi. 14. 14. Bu konudaki beyanı Şeyh. büyük ayıpları işleyiş esnasında durdurmak dinî vazifedir. 15.”1068 1063 Bu manayı ihtiva eden hadis kaynaklarda şöyledir: “Kim din kardeşini tevbe ettiği bir günahtan dolayı ayıplarsa. Vapurda. “Münker görüldüğünde buğz-u fillah lazım değil midir? Lazımdır. Menakıb-ı Şerefiye.tavsiyesine. 1068 Aynı eser.1065 Bu noktada İslam’ın şiarlarından olan “iyiliği emretmek ve kötülüğü nehyetmek” vazifesi ile ayıplardan yüz çevirmek arasındaki ince çizginin nasıl belirlendiği önem arz etmektedir.> Hemen bana dedi ki: <Nazım Efendi! Oraya Bakma. Ayıp işleyen kişiye bakmak da ayıptır. 206 . Tasavvuf Sohbetleri. Kınama. 1064 Şeyh Nazım bu anısını şöyle anlatmıştır: “Hicaz’dan geliyoruz. ss. Şeyh Efendi Hazretlerine dedim ki: <Ya Seyyidî ! Sakalını traş ettiriyor. şahit olma. Şeyhim Hazretleri Sultanûl Evliyanın mahiyetindeyim. Haram işleyene bakmakta haramdır. a. 11. Nazım Efendi bu kulluğu misâk ile ilişkili olarak şöyle ifade etmiştir: “Bizim her hareket ve sükûnumuzda sürekli ‘elestu bi rabbikum’ hitabı vardır.> 1065 Kıbrısî. 53. Bu mevzu Kur’ân’da “Belki (alay edilenler) kendilerinden daha hayırlıdırlar. bu tarafa bak. Peygamber(sav)’in varisleri olan mürşîdlerdir. Bizler davranışlarımızla bu hitabı tasdik eder ya da etmeyiz. Hakikat ehli olanlar (kul olanlar) bu hitabı her daim ikrar edenlerdir.” Hucurât: 49/11 ayeti ile vurgulanmıştır. s. “ayıplayan ayıplanır”1063 hadis-i şerifini delil getirerek şeyhi Âbidullah Dağıstanî ile bir anısı1064 üzerinden bu tavsiyelerini mürîdleri ile paylaşmıştır. Tâbi memur kiş i. 1067 Kıbrısî. 1066 Burkay. Ancak her münkerin menhiyat derecelerine göre hak ettiği bir sevilmeme haddi vardır. bu nuru taşıyan veya bu nur ile bakan kişileri.”1066 Nazım Efendi kul kelimesine genel tasavvuf anlayışı içerisinde farklı kavramlar ile ilişkilendirerek mana vermiştir. Hicaz’dan memlekete dönüş yapan hacılardan birisi oturmuş sakalını traş ediyordu. Orada bulunduğu müddetce sakalını bırkmıştı. Bununla birlikte misâk gününde Allah(cc)’a verilen ahid üzerine olanlar da.1067 Allah’ın nuru bahsinde izah edildiği üzere. 109. Hz. s.g. s. hakiki kullukla vasıflandırmıştır. Gözünü ondan çevir.

Kutub. Onlar. 153. 12.. Abdu’n-nefs veya Abdu’ş-şeytan olur. Tasavvuf Sohbetleri. yakîn ehlidirler. Senin hizmetinde koşanları. Tâbi olmayı aynı zamanda hoşnut etme ile ilişkili anlatan Şeyh Nazım. 1073 Aynı eser. 1075 Tafsilatlı bilgi için bkz. Allah(cc)’a sevgili kul olma yolundadırlar. nefsinin ya da şeytanın emirlerine tâbi olacaktır. ag. Çünkü onlar. a. tâbi olma ve tâbi olduğunu hoşnut etme gayreti içinde olma olarak da tanımlamıştır.Kulluk makâmındaki âbidler. abdu’d-dünya ya da abdu’l-hevadır. Ebu Nuaym. ss. 57. kulun Allah’ı hoşnut etmeyen amellerinde nefsi ya da şeytanı hoşnut edeceğini söyler. kendine hadim et.3.1071 Bu hadis-i şerifte hizmette bulunmayı ve hadim olmayı da. 1074 Aynı eser. kul olmak olarak anlam vermiştir. 207 .1073 Âbid.e. ölüm. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. 1071 Aynı eser. Bu vasıflardaki kul. 1072 Kıbrısî.e. 24. 1076 Kıbrısî. sâlih olmayan niyetlerden hâsıl olduğu zaman kul için kazanç değil. s. nefsine.g. Allah(cc)’ın hizmetinde memur olamayacağını ifade etmiştir. dünyanın hizmetinde koşanın.. Hilye. Bu yolda niyetler. 12. kıyamet. Nazım Efendi.”1070 hadisini delil göstererek izah etmiştir.1074 Bu manalardaki kulluğu yaşayan kişiyi “Erkek” ya da “Ricâlullah”1075 olarak da tanımladığı gibi. şeytana. s. Şeyh Nazım’a göre bir kişi Allah’ın kulu (abdu’llah) değilse. Allah(cc)’ın mukarreb kullarındandır.1077 Nazım Efendi bu nurla bakan 1069 1070 Kıbrısî. dünyaya hakikat gözüyle bakanın dünyaya kul olmayacağını. Bu tanıma dayanarak kendini yaratan Allah(cc)’a ve dolaysıyla emirlerine tâbi olmayan kul. Nazım Efendi’nin farklı bir ifadesiyle.1072 Bu kavramlarla Nazım Efendi kul olmayı. s. Dolayısıyla hayatlarındaki hiçbir an ve durumu hafife almazlar. s. dünyaya veya hevâsına kul olmayandır. mahkeme-i kübrâ gibi olayları dünya gözüyle seyretmiş gibidirler. 48. hesap ve ceza sebebi olabilir. Çünkü çok değerli olarak tanımlanmış ameller. abdu’nnefs. 3/196. 152. Şeyh Nazım bu ifadelerini “Ey dünya! Benim hizmetimde bulunana. abdu’ş-şeytan. s.1069 1974 yılında yaptığı bir sohbetlerinde Nazım Efendi. Her daîm ahiret odaklı yaşadıkları için. amellerden daha önemlidir. sen hadim ol.1076 velî olarak da tanımlar.

1085 Kıbrısî.Kutub . s.1081 Bunlar içerisinde kutub. manevî derecesi büyük. s. 1326-1327. nuceba gibi zâtlar olarak da bilinir. s.1082 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin ricâl anlayışı.kişiyi bazı yerlerde levh-i mahfuzu okuyabilen âbid (hakiki kul). 1079 Aynı eser. Bütün millet mahşerde Allah(cc)’ın huzurunda hesap vermekten titreyip dururken.e. c. 3. 1083 Bu tezde bkz. abdal. yedi cehennemi dolduracak kadar büyült. Onu işittikten sonra yedi cehennem bana dokunmaz. Şeyh Nazım. alt derecelerden üstte doğru nücebâ. kendindeki bu özellikle bütün kâinatın üzerinde. 14. Zira mutlak bağımsız yetki ve güç sadece Allah(cc)’ındır. o gün ‘ya Eba Yezid’ dediğini işiteyim Habibimin ben.g.1083 Nazım Efendi’ye göre kul olma şerefiyle şeref ve izzet sahibi olan kulun makâmı çok yücedir. el-Futuhât. s. 1082 Tehânevî. benim kalbimin içinde yedi cehennemi söndürecek ferah var. 13.1079 bazen de irşad sahibi mürşîd1080 olarak tanımlanmıştır. Ancak kutub kendi ihtiyarı ile hareket edemez. Ya Rabbi! Benim vücudumu büyült. 1081 İbn Arabî. c. onun mahkûmu değil hâkimi gibidir. 2. Bu kulun ismi Cenâb-ı Allah’ın mülk ve melekûtunda zikrolunur. müstakil bir başlıkta ele alınmıştır. eimme ve kutup şeklindedir. Kullarının hepsini dışarıya at… O günü bekliyorum. Keşşâf.1078 bazı yerlerde mü’min. Yedi cehennemi benimle doldur. kutub. evtad. 41.. gavs. velî bir kuldur ve âlemin ruhu olarak değerlendirilir. "Kulunu bir gece Mescid-i Harâm'dan. Istılahta ricâlullah. 1080 Aynı eser.”1085 Istılahta kulluğun önemini Ebû Alî Dakkak. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren (Allah) her türlü 1077 1078 Kıbrısî. s. a. kutub üzerinden cereyan ederek vuku bulur. O zaman yedi cehennemin içerisine beni atarsa. Emir âleminden halk âlemine doğru meydana gelen tenezzül olayları. Aynı eser. 1084 Kıbrısî. a.. 35.1084 Bu makâmın şeref ve yüceliğine misal olarak. s. ss. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Kâmil velî olan kutub. 25. Bâyezîd-i Bistâmî’yi vermiş ve şöyle ifade etmiştir: “…Eba Yezid öyle derdi. 585-601. 12. evtâd.e. İbn Arabî’ye göre. ‘Ya Âbdi! Hesaba gel’ dediğini işiteyim.g. Tasavvuf Sohbetleri. 208 . ss. nükebâ.

24.. Çünkü kendi hakkına razı olmamak. Bu izaha Bu göre. Şeyh Nazım Efendi’ye göre insanlardan bir kısmı hayra.1090 Şeyh Nazım’a göre kul genel olarak Âdemoğlu manasında. Hakiki kul. dünyaya veya hevasına kul olmayandır. Allah’ın iradesinde kaybolmuş kişidir.g. Çünkü bu makâmdaki kişi Nazım Efendi'nin cümleleriyle her daim “Buyur ya Rabbi! Ferman senindir. Peygamber(sav)’in şerefli vakti mirâctır. Ateş. Rabbim olman. levh-i mahfuzu okuyabilen. hakiki kul. ss. eğer kulluktan daha değerli bir isim olsaydı Allah(cc). Hakiki kul olan âbid kişi.g. miracı anlatırken. s. s. bir kısmı şerre yönlendirilmiştir. Nazım Efendi’ye göre hayatını varoluş gayesine göre yaşayan kul. Allah(cc)’ın nuru ile bakan.. yani âbiddir. “sana kul olmak izzet olarak yeter. 25. bu memlekette senin hükmün geçer başkasının hükmü geçmez” diyerek bu söylevleri hal ve makâm edinendir. Peygamberini(sav) onunla isimlendirirdi.1089 İnsanın kendi hakkına razı olmaması ise kişiyi şeref makâmından düşürür. 1086 1087 İsrâ: 17/01. hem Rabbin fermanına razı olmamak. Allah(cc)’a verilen ahid üzerine olan. 1088 Kıbrısî. 21.e.”1086 dünyada ayetiyle en izah etmiştir. c.e. benlik gösterdiği yerde hakiki kulluk vasfını kaybeder. a. Bu manada hakiki kulun iradesi. ölüm. nefsine.eksiklikten münezzehtir. Hakiki kul. s.1088 Bu makâmdaki zat. yaşayan kulları bazı terimler ile birbirinden ayırmıştır. vakitte. 1090 Kıbrısî. 209 . Peygamber(sav)’in kullukla nitelendirilmesi. Allah’ın iradesinde gölge gibi yapmıştır. şeytana. Çünkü Allah(cc)’a şükrün manası bu edebi gözetmektir. şeref olarak bana yeter” diyendir. kullanılmıştır. kıyamet. Kulun bu hallerdeki derecelerine göre mukarreb kullardan olurlar. 99. bu memleket senindir. 391-392. a. Hz. Kul. benliğini. 1089 Kıbrısî. Hz. Tasavvuf Sohbetleri.1087 Allah(cc)’a kulluğun üzerinde daha şerefli bir makâm yoktur. kulluktan daha şerefli bir makamın olmadığı anlamına gelmektedir. ubudiyet hududunun dışına çıkmış olur. Kur’ân Ansiklopedisi. Bundan dolayı Dakkak’a göre. bunun nedenini Allah(cc)’tan sual edip edepsizlik yapmaz. Onlar. Kul niye dediği anda. Bununla birlikte insanlar içerisinde yaratılış gayesine göre hayatını yaşamayan kullar ile. hem de hakkı olmayan bir şeyi elde ederek haksızlık yapmak olur.

s. hakiki kul. Cebecioğlu Ethem. s. 196. Semih Ofset. 289. c. s. Kâhire 2004. 184. Arapça’da. 1. va’z eden. s.1. uyaran. 221. 279. 1094 Kâşânî. Kimi de sapıtırsa. Lisânu’l-Arab. Tarifat.1093 Istılahta mürşid. 1092 Kehf: 17/18. c. TC Kültür Bakanlığı Yay. Ankara 1994. şeyh. 342. Kamus Tercemesi.1092 Kur’ân’da zikredilen mürşîdler. pîr. Hacı Bayram Velî ve Tasavvuf Anlayışı. yakîn ehlidirler. 1095 Yılmaz. Mısrî. s.” ayetinde zikredilmiş bu kelime “doğru yolu gösterecek dost” anlamında tercüme edilmektedir. kullara Allah(cc)’ı. Niyazî-i Mısrî ve Tasavvuf Anlayışı. irşâd eden.1142. Tehânevî. İran 1405. c. 263. velî ve eren kelimelerinin haiz olduğu manaları da ihtiva eder. el-Müfredat. Ankara 1998. sapıklık karşısında doğru yolu gösteren. Uludağ.. bir komutan gibidir.1. s.1095 1091 Ası Efendi.1091 “… Allah kime hidayet etmişse o. b. Kulun benliğini izale etmesi. ahiret hayatında elde edilecek saadete rehberlik ederler. gemiye yol gösteren gibi anlamlara gelmektedir. Nefis ve şeytan düşmanına açılan harbte. Bu makâmlardan hangisinde olursa olsun. Ebu Fazıl Cemaleddin. mürîdinin taktik ve stratejilerini belirler. 346. tasavvuf sisteminin müessesesi addedilen tarikat sisteminin temel taşlarındandır. Keşşâf. Neşr Edeb. Mu’cemu’l-vasît. kendi hakkına razı olandır. s. Mu’cem. öğüt veren. Mustafa. O. Bunlardan bazıları ricâlullah ya da velî olarak da tanımlanmıştır. s. sen onu koruyucu bir mürşid bulamazsın.mahkeme-i kübra gibi olayları dünya gözüyle seyretmiş gibi olduklarından. Bu sistem içerisinde mürşid. MÜRŞÎD: İrşad kelimesinin ism-i fâili olan mürşid. Allah(cc)’a da kulları sevdiren kişi olarak tanımlanmakla birlikte. Aşkar. Tasavvuf ve Tarikatlar. c. hidayete ermiştir. TTS. mürşid de kendisine başvuran kimseleri aynı şekilde tedavi eder. 735. Komisyon. din ve şeriatı mürîdin kalbine yerleştiren.1094 Bu kavramlar. hastalığına ve bünyesinin kuvvetine göre tedavi ederse.. Hekim nasıl kendisine başvuran hastayı. s. Lisânu’l-Arab. 3. hekime benzetilmiştir. 13. s. 175. kendi iradesini Allah’ın iradesi önünde yok etmesi fena fi’llah gibi ileri bir kemal derecesi olarak önemli ve uzun bir seyirdir. Dâru’l-da’ve. s. Mektebetu’ş-şurûgu’d-devliyye. 1093 Isfehanî. s. 210 . c. 172. Cürcani.

1100 Nazım Efendi’nin bu mevzudaki ifadelerine baktığımızda. Levh-i Mahfuzda okuduklarıyla.Veli -Evliyâ Konusu. Evliya ile ilgili bahislerinde Şeyh Nazım. Mesela mürşîd.: Muhlis Akar. 1098 Aynı eser. 195. onların görüş ve okuyuşlarının yol göstermek için yetersiz olduğunu söyler. Kıbrısî tarafından. gaflet içinde karanlıkta yazı yazanlara benzeterek. mürşid değillerdir. biraz daha açmıştır. aynı zamanda çevresindekilere “elestu” hitabını işittirendir. Erbilî Muhammed Es’ad. hatif-i Rabbânî kavramıyla bir bağı olduğu görülür. kendi zatında teşekkül eder. 211 . fani olduğu zatın şahsiyetinde yok eder ve fani olduğu zatın üstün vasıfları. Nazım Efendi onları. Cebecioğlu. 1099 Aynı eser.1097 İrşâda mezun kişi olan mürşid. 12-15. TTDS. s. Nazım Efendi’nin tabiriyle. ıstılahtaki bu geniş kapsamlı mana ile paraleldir. s.1098 Bu makâma gelmeden diğerlerini irşada koşanlar.Nazım Efendi’nin mürşid anlayışı.17.12. Ter. hatif -ı rabbani (Rabbânî ses/telefon) olarak da tabir etmiştir. 1101 Bu tezde bkz. Peygamber(sav) ile kurulmuş kalbî bağ manasında kullanılmıştır. kullara yol gösteren kişidir. irşâda mezuniyetin. İrşâda mezun kişi diyebileceğimiz mürşîd. bazen de fena fi’r-rasul makâmında Hz. ss. Her daim “elestu” hitabını duyan ve yaşantısının her anını o hitaba verdiği cevaba layık yaşayan kişidir. bu bağlantıyı. Yasin Yay. Mektûbât. 13. 14. hususiyetle.1099 Nazım Efendi’nin bu açıklamalarla genel çerçevesini çizdiği mürşîd kavramı. Tasavvuf Sohbetleri. Mesela mürşid. İstanbul 1983. 210. hem alıcı hem verici olan yani. 1102 İmam-ı Birgivi. “mezuniyet” ve “elest bezmindeki hitab” ile ele alınmıştır. s. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Bunlara ek olarak Kıbrısî. Mürşidler aynı zamanda Peygamber(sav)’e de tabi olmuş kişilerdir. s. 1100 Bu tezde bkz. izin verilen anlamına gelen mezun kişidir.1096 O nur ile levh-i mahfuzu okuyan kişidir.. fenâ fi’ş-şeyh. mürşid kavramını..1102 1096 1097 Kıbrısî. Bu makâmlarda mürîd. Allah(cc)’ın nuru kendisinde bulunan kişidir. ss. Bu hatif. İstanbul 1999. fenâ fi’lrasul ve fenâ fi’lllah olarak geçmektedir. kendisine bir hatif bağlanan kişidir.Veli -Evliyâ Konusu. Tasavvufta Kırk Makam. bazen fena fi’ş-şeyh makâmında mürşidi ile kalben oluşmuş daimî bağ. Aynı eser. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. bütün varlığını.1101 Istılahta bu makâmlar sırasıyla.

1104 Mürîdi fenâ fi’ş-şeyh makâmına hazırlayan bağ. Beyrut 1999. 58. o zaman her şey ona ait… bu bağ kalbten kalbedir. o 1103 1104 Kıbrısî. kendinden kurtulan ve fiillerinde Hak Teâla’nın muradı olan kişidir. Camî. 895/1489)’ın mürşîd tanımında görülmektedir. rabıtasını mürşidine yapması uygun olmaz çünkü bu halde Allah(cc)’a rabıta yapmak manasında olan murakabe tavsiye edilir. müridin kalbini ilâhî sıfatlarla muttasıf kâmil bir mürşide bağlamasını. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). iki şeyi birbirine bağlayan. Tasavvuf ve Tarikatlar. 1107 Erbilî Muhammed Es’ad. s. Bu makâmda mürîde vazife verilirse. Resûl(sav)’in razı olmadığı şeylerden uzak duran. Eraydın. Peygamber(sav) emriyle şeyhinden gelir. 1108 Gafil kul anlayışı için bu tezde bkz. Tasavvuf Sohbetleri. s. TTDS. Bunu kemaliyle yaptıktan sonra. 212 . Kelime olarak ra-ba-ta kökünden gelen rabıta. nebevî sıfatlar ile muttasıf olan kimsedir. s. 507. s. 230. 112-113. Hak Teâla’nın tasarruf ve kerametine mazhar olan. Firuzebadî. Mustalahatu’t-tasavvufi’l-İslamî.14. Mürşîd. o zaman başkalarına da yardım etmeye. 1105 İbn Manzûr. 1108 irşâd için mezun ve vazifeli olamaz. o. Gafil kul. ıstılahta. irşada yetkili mürşîd olarak görevine başlar. Tasavvufî Bir Terim Olarak Râbıta. Mürşid. Kamusu’l-Muhit.1107 Nazım Efendi’ye göre mezuniyet gafletten kurtulduktan sonra gelir. 23-53. s. c. Bu manada pîr. Ankara 2007.1106 Kıbrısî bu haldeki mürîd için kendinden değil. 667. 1106 Refig el-Acem. Tasavvuf İlmi ve Akademik Tasavvuf Dergisi. Bu durumu Kıbrısî şöyle ifade eder: “Mezun olduğumuz vakitte biz yoğuz.1105 Tasavvuf ıstılahında rabıta. O ruh onun (şeyhinin).Şeyh Nazım’a göre fenâ fi’ş-şeyh makâmında bulunan mürîde izin. sayı: 19. ss. Gündüz İrfan. Bu mezuniyeti. ahlak ve vasıfları.”1103 Kıbrısî’nin bu anlayışı Nakşî geleneği içerinde. 379. s. Cebecioğlu. kalbine söylenenlerle hitapta bulunandır. aynı zamanda peygamberî nurdan hisse almak olarak Kıbrısî şöyle ifade eder: “… Senin bileceğin budur (gafletten kurtulmak için her hak sahibine hakkını vermek). 561. rabıta kavramıyla izah edilmektedir. mürşidinin kalbine fısıldamasıyla konuşacağını ifade etmiştir. Mektebetu’l-Bünan. Makamlar ve Seyr ü Sülûk ile İlgili Kavramlar/j. Hz. Mektubât.Gaflet. 69. tefekkür ve muhayyile gücünü kullanarak mürşidiyle birlik halinde olmasını ifade eder. s. Ubeydullah-ı Ahrar (v. Istılahta rabıta ile ruhanî bir olgunluğa erişen mürîdin. rapteden anlamlarına gelmektedir. ss. Lisânu’l-Arab. sana izin geldiğinde. Hz.

sende tutuşan nurdan onları da tutuşturmağa. gafil olma. s. misaktaki hitabı sürekli işitme olarak tarif edilen makâm.1112 Bu makâmdaki kul. Tasavvuf Sohbetleri. aynı zamanda mezuniyet telakki edilmekte ve bu durum mürşidi tasvir etmektedir. 237-256. a. 222. O zaman bak. ss. 1049.1110 Tasavvuf ıstılahında gaflet.1113 Bununla birlikte kulun elest bezmindeki hitabı daima işittiği makâmı. İşitmeye başladın mı? Başladıysan tamamdır işin. TTS. ss. Kıbrısî’nin gaflet anlayışıyla birlikte düşünüldüğünde. 213 . kudreti ve nizamı görememe halidir. s. Değilse vazifeni bil. Herevî. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). misâka sürekli muhatap olmanın bir çeşit mezuniyet ve irşad 1109 1110 Kıbrısî. Farklı bir ifadeyle bu kulun tüm hal ve davranışları. 1113 Afifî. TTDS. Peygamber(sav)’in iradesinde yok olmuştur ve seyri fenâ fi’llah ve bekâ billah makâmlarına doğru devam etmektedir.”1114 Bu ifadelerde de açıkça görülmektedir ki. el-Müfredat. yaşantısının her lahzasında inancının gereği gibi yaşayandır. mezuniyet olarak nitelendirmiş ve bu anlayışını şöyle ifade etmiştir: “…Sana (kendindeki noksanlar dururken başkalarının hatalarıyla uğraşan kişi) nereden salahiyet verildi? Sen kendi vazifeni bitirdin mi? Sana vazifeni bitirdiğine dair nişan verildiğinde ki. Tasavvuf ve İslam’da Manevî Devrim. onun alameti işte o.g. Makamlar ve Seyru Suluk ile İlgili Kavramlar/j. dünyadaki hadisatın arkasındaki ilahî muradı. Kamûsu’l-muhît. ss. uyanık olmama. 1112 Bkz. izn-i Peygamberî gelir.Gaflet Konusu. 1111 Cebecioğlu. Tasavvuf Sohbetleri. 308-309. Hucvirî.. Menâzilü’s-sâirîn. s. Firuzebadî. 507. Hz. dünyanın hayal olduğu hakikatini idrak eren. ötekilere de işittir. habersiz bulunma. farkına varmama hali anlamlarına gelmektedir. 134.e. 12.17. 142-143. s. Uludağ. Peygamber(sav)’den direkt emir alan ve mezun edilen mürşiddir diyebiliriz. Değilse sen kendi nefsine ağla. 1114 Kıbrısî. Dolayısıyla hakikî ya da misalî olarak getirilen bu örnekten hareketle. 508. Onunla iş görürsün. Istılahta Fena fi’r-rasul makâmı olarak ifade ettiğimiz mürşidin iradesi. 409. s. s. Hz. elestü birabbikum galu bela hitabıdır. Allah(cc)’ı müşâhede halinde şekillenir. Isfehanî. Kıbrısî.”1109 Arapça bir kelime olan gaflet.1111 Gafletten kurtulmuş kul. s. Cebecioğlu.

1426/1991) müridin icazet ve mutlak hilafete hak kazanmasını.. Menâkıb-ı Şerefiyye.”1117 Şeyh Şerafeddin’in bu anlayışı.1116 Mürşid mefhumunun ahd-i misak mevzusu ile ele alınması hususunda. Kıbrısî’nin halifeleri de mürşidlerin bu vazifelerini. ıstılahta “icazet” kelimesi ile kavramlaşmıştır. icazetname denir. Kıbrısî’nin mezuniyet kelimesiyle belirtiği durum.g. Hz. s. Şeyh Şerafeddin’e (v. pir velî kavramlarıyla aynı manada kullanılmasından dolayı. mürşid için ifade edilmemiş olsa bile. M İhsan Oğuz’un Tasavvuf Anlayışı. Peygamber(sav)’in hayatına benzetmişlerdir. Her mürşîde. Yani Şeyh Nazım’a göre. Bu manada nasıl Hz. 130 . s. vilayet i kubrâ olarak tarif etmiştir. Hz. Bu suretle ahd ü misakı alındı. kaç kişiyi davet ve irşâda memur olunduğu bildird i. Kıbrısî’nin veli anlayışını güçlü bir bir şekilde etkilemiştir. Mürşid kelimesinin şeyh. a. Şeyh Şerafeddin. sonraki asırlarda ümmet-i Muhammed’i irşâd ve hidayet etmek için Rasullullah’ın (as) havass-ı ümmetinden mürşid-i kiramı tayin ve tahsis buyurdu. mürşid-i kiramın misak günündeki ahdlerini şöyle ifade etmiştir: “Mesela. mürşid-i kâmil. Musa(as)’ya Benî İsrail kavmi. İsâ(as)’ya kendi ümmeti. s. Peygamber(sav). 1355/1936) ait biraz daha tafsilatlı izah bulunmaktadır. Hz.vazifesi olduğu da görülmektedir. terbiye ve irşad için verilen icazete. Basılmamış Doktora Tezi. Bu suretle Rasul-i Ekrem Hazretlerine(as) de gösterdi. 214 . Kıbrısî’nin Hz. bu kavramları tazammun ettiği şüphesizdir.e. Belli bir olgunluğa erişmiş müride. 24. Peygamber(sav)’in bu emanetini ve vazifesini paylaştığı seçkin ruhaniyetlerdir. 296. Dolayısıyla 124 bin evliya. Bu anlayış. Peygamber(sav) anlayışında da mevcuttur. yevmu’l-kıyamette Mü’min olarak ulaştırması anlamına gelmektedir. yevmu’l-ezelde Mü’min olarak emanet aldığı ümmetini. mürîdanını ahd ü misak gününden itibaren emanet alandır. hayatını ve dualarını ümmetin affı ve kurtuluşu için ümmetine 1115 1116 Cebecioğlu. bu ifadeler Kıbrısî tarafından. 1995. İla yevmi’l-kıyam. Peygamber(sav)’in emin sıfatı. Yılmaz Sevim. nefsanî varlığından tam anlamıyla geçtikten sonra gerçekleşen. Hz.1115 Yakın dönem mutasavvıflarından İhsan Oğuz (v. Ank. 1117 Burkay. Kıbrısî’nin silsilesinde bulunan. ve’l-hasıl hangi kavme meb’us olacak ise ve kaç kişiye rasul olacak ise gösterdi (yevmu’l-ezelde). Hz.

Bu tohumlardan bazıları. sahabenin(ra) Hz. nesli kesiliyor. 632/1234) maddî ve manevî doğum anlayışıyla birlikte ele almıştır. hastalığa göre tedavinin değiştiği gibi. şeyhine tabî olarak. 1119 Sühreverdi. konmayarak. şeriatın 1118 www. s. nefsini tezkiye etmiştir.com. mürîdlerin kalblerini tedavi edecek olan mürşid de herkesin nabzına. hastasını tanıma kabiliyetini de ele almıştır. Bu anlayışa göre. 215 . 103-112. Mürşid. diğer hastaları iyileştirmek için tavsiye edebilecek kabiliyetedir. gözünü melekût âlemine açarak. zürriyetini devam ettiriyor. 18. mürîdlerin hepsine aynı öğüt ve tavsiyede bulunursa. mizaç ve bünyesine. manevî bir doğuş yaşar.1118 İrşadın misak ile birlikte değerlendirildiği bu yaklaşımı.adadıysa. 1121 Burkay.sufilive. nefsindeki hastalıkları tedavi etmiş kişidir. doktorun uygulayacağı tedavide. dertlerini. 1120 Kıbrısî. Mürşîd-i kâmiller de. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. manevî evlatlarına. Peygamber(sav)’in kıyamete kadar devam edecek manevî neslini devam ettiren silsile de kıyamete kadar devam edecektir. Menâkıb-ı Şerefiyye. Meselâ. çoklarını helâk eder ve kalblerini öldürür. tekrar Hz. hastalıklarını ve irşâd yollarını bilmeyen onları görecek basireti olmayan kul. Sühreverdî (v. Bu manada kendisine emanet edilmiş mürîdanın sayısını. Âdem’in sülbüne kondular. hastalığının cinsine göre tedavi cihetine gider.1120 Şeyh Şerafeddin bu kabiliyetin neleri ihtiva edeceğini saymış ve bunları mürşid olmanın gereği olarak beyan etmiştir. manevî ilim ve halleri intikal ettirmektedirler. bazıları da. mürîd. s. mürşid olamaz ve misâk ahdinin muktezası ile hareket edemez. Dolayısıyla kendi hastalıklarını tedavi esnasında tanıdığı devaları. ss. Bu ilimler ile mürid. Peygamber(sav)’e tabî olduğu gibi. Tasavvuf Sohbetleri. mürşidler de mürîdlerini huzuru ilahîye temiz çıkarmak için hayatlarını onlara adamış kullardır. 26. Hz.1119 Nazım Efendi’ye göre mürşid de. elest bezmindeki suale belâ diyen zerreler. seyru sulûkunu tamamlayıp. 010909-msh-london-priority-know-ur-shaykh-is-looking-at-you. babalarının sulbünde taşınarak. Şâyet şeyh. Avarif(Hakikat Bilgisi).1121 Hasta ve doktor misali üzerinden bu konuyu anlatan Gazalî. Yani bedenî hastalıklarda.

diğer günlere üstünlüğü misali üzerinden anlatırken.. yani korkutmakla. onları kamçıyla. hakikate cezbetmeye ve sevk etmeye benzer. Ötekiler çok bulunduğu için hemen ayağının ucuyla tepip geçersin. b. her gece Kadir gecesi değildir ama bütün geceler de ondan hâli değildir. Şeyh Nazım. beleş olur. her bir geceyi imtihan edip O’nu bulabilsin diye. c. Kur’ân-ı Kerîm’den. atın üstüne binilince vurulur. ss. 216 . müşîdin.3. kadir gecesinin.1123 Nazım Efendi’ye göre mürşîd.1122 Şeyh Nazım’a göre. 1124 Kıbrısî.org/Arşiv/Audio/EdepBuKapıda(1986). zümrüt. bu devrin insanları için irşâd vazifesi. Kolay bulunan şey ucuz olur. mürşidin de aranması ve bulunması gerektiğini şöyle ifade etmiştir: “Hak gecelerde gizlenen Kadir gecesi gibidir. İhyâ.”1124 Mevlanâ. Kıymetsiz bir şey diyerekten kimse cebine alıp koymaz.saltanattv. ta ki can. korkutmaktan ziyade müjdelemek ile yapılmalıdır. 59-61. arşivimizde mevcuttur. Mesnevî. 2933-7. Bu temsile göre mürşidin müjdelemesi. amma yakut. s. Hz. yabani atlara şeker vermek suretiyle. öyle kolay ele geçmez. 15. gusul ve namaz gibi zahiri ibadetleri öğretir. diğer kullara üstünlüğünü. elmas. 1125 Mevlanâ. insanlara göre değerlidir. Onun hak olduğu sence anlaşıldı mı ona yapış!”1125 1122 1123 Gazalî. c. 2. önce abdest. yakutun diğer taşlara göre değeri nisbetinde. şöyle ifade eder: “İşte onları (mürşidleri) arayınız.. Hırka giyenler arasında da bir Hak fakiri vardır (sana düşen onu arayıp bulmandır). Kamçı. Ey delikanlı. www. İnsanların Allah(cc)’tan.hududunu bilmeyen ve bu yola yeni sülûk eden cahil bir kimse ise mürşid. yabani atların kaçışına benzeten Kıbrısî. Kolay ele geçmedikleri için pahalıdır zaten. Ses dosyası. Tasavvuf Sohbetleri. O hemen hazır bulunmaz. Bu yüzden eşine nadir rastlanan mücevherlerin arandığı gibi aranmaları ve bulunmaları gerektiğini. Peygamber(sav)’den ve İslam’dan kaçışını. aranmadan meydana çıkmaz. geri döndürülmeyeceklerini. temsilen ifade etmiştir. Çakıl taşını beleş topla.

dükkânını bırakıp ardıma düşer” dedikten sonra ellini sallayıp. Durum bu olmakla beraber.g. mürîdin mürşidine duyduğu muhabbet de. “Eğer yenimi hareket ettirirsem. yeninin içine çektiği nakledilmiştir. Beni buldunuzsa niye burada bulamadınız? Bkz. Mürşîdden mürîde bu muhabbetin aktarılması. onlardan da mürîdlerine akar. 1128 Kuşeyrî. Hz. Siz mi beni buldunuz yoksa ben mi sizi buldum. Nazım Efendi bu görüşünü. Çünkü Hakk Sühanehû ve Teâlâ onu hususi bir şekilde irade edince. dediki. Bu menkıbeyi nakleden dükkân sahibi. Tasavvuf Sohbetleri. barkını. Çünkü Allah Teâlâ onu irade etmeseydi mürid olamazdı. s.e. kendisini kaybett i. 217 . hakikatte mürşîdin mürîdini bulduğunu ifade etmiştir. 238. ben buradayım. keramet ve/veya tasarruf kavramlarıyla da ele alınmıştır. mürîdlerini yevmu’l-ezelde bulmuşlardır.. Peygamber(sav)’in yardımcıları olarak. 1127 Kıbrısî. Kendimden geçtim. aslında seyru sülûka istendiği için murâddır. Onlar nerededir diyerekten oraya buraya koşup aramaya başladılar. ss. Peygamber(sav)’den mürşidlere. er-Risâle.1129 Zira Allah istemedikçe kişi mürîd olma arzusu duymaz. evini. Şâh-ı Nakşîbend’in bir mecliste. bir Şâh-ı Nakşîbend menkıbesi1126 üzerinden izah ederek. Sonra zahir oldu. Büyük küçük bütün Buharalılar benim aşıkım ve hayranım olur. 173. Hz. 1129 Kelabâzî. sûfiler mürid ile murâd arasında fark görmüşlerdir. Yani muhabbet. görevlerini ve mesul olacakları mürîdlerini yevmu’l-ezelde emanet almışlardır. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). 139. bu açıdan ele alınmıştır. Hazret o vakit bir perde yaptı. a. Taarruf. Zira Allah Teâlâ’nın irade etmediği hiçbir şey olmaz. o anda yaşadıklarını şöyle ifade etmiştir: “O anda benim bakışım yenlerin ucuna takıldı.1127 Kuşeyrî mürîdin mürşîdi tarafından bulunması mevzunu. 139. s. Kıbrısî. s. onu mürid olmaya muvaffak kılar. Allah(cc)’ın istemediği şeyi nefsi için murad etmez. Allah(cc)’tan kullarına. Uzun 1126 Nazım Efendi menkıbeyi şöyle nakletmiştir: “Mûrîdleri elhamdu lillah sizi (Şah-ı Nakşîbendî) bulduk ya seyidi demişler.1130 Nakşîbendilikte. s. mürîdin murâd oluşuyla açıklamakta ve şöyle ifade etmektedir: “Her hakiki mürid aynı zamanda murâddır. Ben de bir acayip hal vaki oldu.”1128 Kelâbâzî’ye göre mürîd. Dolayısıyla aranıp bulunması tavsiye edilen mürşidler. Çünkü mürîd. Dükkânın içine düşmüşüm.Velayet bahsinde incelendiği üzere evliyalar. 1130 Hucvirî. 158-159. Her murâd müriddir.

Haz: Yaman Arıkan. Bu mi salde işaret edilen nokta.”1131 Mürşidi tanımlamanın bir diğer vechi ise. bu mevzudaki diğer husustur. 1131 1132 Camî. Cenab-ı Allah peygamber göndermezdi”1133 demiştir. Hz. 1134 Mü’minûn: 23/38. müridin nazırıyla ve onun tarafıyla olur. 64. Uyanış Yay. Nefehâtu’l-uns. 462. o yolda yetişmiş ve yolu bilen bir mürşide ihtiyaç duyulduğunu şöyle ifade eder: “Bir bina kurulacağı vakitte veyahut bir motorun monte edileceği vakitte veyahut bir saati yerli yerinde yerleştireceğini ustası bilir. Nerede kaldı ki bozulduğu vakitte onu tamir edebilelim. 59. Gelişi güzel korsa. İstanbul 1985. Hoca (Nakşibend)’nın muhabbet saltanatı bütün vücudumu kaplamış buldum. Maneviyat yolunda ricalin yetişmesi için. s. Kıbrısî bu anlayışını. 1133 Aynı eser. 422-424. 677/1278) hac yolculuğunda rehberlik yapan. zamanının büyük muhaddislerinden olan İmâm-ı Nevevî Hazretleri’ne (v. din için peygamberlerin gönderilmesine istinat ederek izah etmiş ve “Hakka giden yolda delilsiz gidilebilseydi. ben onu çalıştırmayı bilmem. el-Fethu’r-Rabbâni ve’l-feyzu’r-Rahmani. 1135 Geylanî Abdülkâdir. değil mi?”1132 Şeyh Nazım bu görüşünü.bir zaman sonra kendime geldim. s. kitapların ikame etmeyeceği. ne kadar çok şey bilirse bilsin. peygamber olmayan ve inanan Mü’min kimse olarak bildirilmiştir. Evi ve dükkânımı bıraktım. o radyolar teypler bozulur. Kıbrısî. Bu ayette doğru yola iletecek kişi (mürşîd). 218 . Nazım Efendi’ye göre mürîd. Tasavvuf Sohbetleri. İmâm-ı Nevevî’yi düzeltmesidir. dokuz yaşındaki bir rehberin.1135 Mürîdin mürşide olan ihtiyacını. “Menâsık-ı Hacc” kitabını yazacak kadar âlim olmasına rağmen Hacca gittiğinde.”1134 ayetini savunmuşlardır. Peygamberlerden başka insanları irşad edecek zatların olmadığını düşünen kişilere karşı sufîler. s. Bana getirse ben ne bilirim. mürşide ihtiyacı vardır. bu yolculuğunda yolunu kitap rehberliğinde bulamaz. dokuz yaşındaki çocuğu misal getirerek izah etmiştir. ss. İrşada yetkili mürşîdlerin Kur’ân’daki deliline de bu örnek verilmiş ve mürşidin gerekliliği savunulmuştur.. Nazım Efendi’ye göre hakikat talibi olan mürid. “O inanan kimse dedi ki: Ey Kavmim! Bana uyun ki sizi doğru yola ileteyim.

Kıbrısî’nin ifade ettiği gibi. Bahauddin. dokuz yaşındaki delile muhtaç oldu. 1136 1137 Kıbrısî. s. İslam’ın temel şia’rlarını anlatan kitaplar. Şeyh Nazım bu misal üzerinden. Kur’ân ve sünnet ile amel ettikten sonra bir şeyhe intisap etmenin gerekli olmadığını savunan Yakûb-ı Çerhi. O. cüz’î bir mürşid vazifesine ikame edilebilir diyebiliriz. “Bugün sizin için dininizi tamamladım”1137 âyetini delil göstererek. irşâd için nazarî ve lisanî ilimlerin yetersiz kaldığını. kendisini cehennem azabından koruyacak ve cennet nimetlerinin ilk katmanlarına taşıyacak bir düzeyde taleb ile mürid olduğunda. 851/1447). müridin hakikat yolundaki talebi. Mâide: 5/3. mürşidlerin rehberliği zaruri olmaktadır. Tasavvuf Sohbetleri. Mürşidin lüzumuna fazla vurgu yapıldığı ve intisâb olmadan hiçbir ilerleme olmayacağının savunulduğu bir dönemde. bütün Ehadisi Nebevîyye’nin hepsini iç. 219 . imam olduğu halde orada şaşırdı.İmâm-ı Nevevî Hazretleri çocuğa hüccetini sorduğunda çocuk. mürşidin tatbiki ve kalbî ilimlere ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn mertebelerinde vakıf olması gerektiğini şöyle ifade eder: “O kitabı kendisi yazdığı halde. 15-16. bu görüşe karşı çıkmıştır. ss. 1138 Tosun. Yakûbu Çerhî (v.”1136 Bu noktada Kur’ân ve hadis ışığında hayatını şekillendiren bir mü’minin. Farklı bir ifadeyle Mü’min. Değilsen olduğun yerde kalırsın. yerinde tatbikatını görmediği için dokuz yaşındaki çocuk onu ilzam etmiş. dört mezhebin imamının bütün ahkâmını ezberinde tut… İlla o yolu yürüyüp geçmiş. 298. mürşidi olmadan. Bunlardan ilki mürşidin lugavî manasını karşılarken. bütün Kur’ân-ı Kerîm’i tefsirleriyle beraber ezber et. varmış olan kimselerin elinden tutmaya sen mecbursun. iradesi ve muhabbetinin şiddeti mürşidin gerekliliğini belirleyici bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Bundan ne mana alacağız? Yalnız kitap okumakla kimse delil olamaz. bunların öğretildiği medreseler ve rahleler. bu meclislerdeki vâizler ve imamlar. Bununla birlikte aşk-ı ilahî ve Allah(cc)’ın cemalinin taleb edildiği düzeyde bir mürîd olunduğunda ise. bu görüşünü o dönem Bahauddin Nakşîbed’e arz etmiş ve onun tarafından da beğenilip. manevi tekâmülü olup olmayacağı söz konusu olmaktadır. Sen istersen allame-i cihan ol.1138 Bu hakikati de göz önüne aldığımızda. Nevevî’nin kendi kitabından delil getirmiştir. tasdik edilmiştir.

Peygamber ile sohbet ve mülakat edebilir. muttali olur. istediği zaman Hz. Abdulhâlik-ı Gucduvanî (v. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî beş letâif üzerinden izah etmiştir. mürşidden farkı ehemmiyet arz etmektedir. s. Ahfası zikir halinde olan mürşid. 32-35. 28. Bu izaha göre mürşid. ikincisi için olduğu görülmektedir. ss. daimi suretle Hz. Levh -i Mahfuz’a. ümmet-i Muhammed(sav)’in hidayet yolunu kesen. Dolayısıyla onun.ikincisi ıstılahtaki manasını karşılamaktadır. 616/1220) tarafından kullanıldığını ifade ettiği yol kesiciliği. bir hardal tanesi kadar dahi olsa. Bu makâmdaki mürşîd. Dolayısıyla Kıbrısî’nin bahsettiği zorunluluk. Şeyh Şerafeddin. halk içinde mürşidlere ikame edilen vaiz ve imamların. Şeyh Nazım’a göre tasavvuf terbiyesiyle icazet almayan kişinin mürşid olarak telakki edilmediği aşikârdır. 220 . Kıbrısî’nin mürşid tasvirinin dışında kalanlar bu temyizde bir göstergedir. Menâkıb-ı Şerefiyye. şu şekilde izah etmiştir: “O mürşid-i kâzib. arzu ettiği lahzada tüm meşayıhın ervahını davet ederek görüşebilir. Sırr letâifi zâkir olan mürşid. yol kesicidir. zemmedilen tüm kötü ahlaktan kalbini temizlediği için kalb letâifi zâkirdir. Peygamber’in huzurunda. Ancak söz konusu vâiz ya da hocaların mürşidlik iddiasında bulunması durumunda. Aynı eser.1140 1139 1140 Burkay. hicapsız bulunur. yol kesici olarak tanımlamaktadır. müşid-i sâdık ile mürşid-i kezzabın temeyyüz edilmesi gerekir. bu misakı tanımadan irşâd vazifesini üstlenenleri. tüm Kur’ân ayetlerini en aşağı üçer mana ile tefsir edebilecek ilme ve namazın hakikatlerine vakıf olması gerekir. elest bezmindeki misakı daima hatırlaması ve hatırlatması gerekmektedir. Kıbrısî’ye göre. Ahfau’l-Ahfa makâmındaki mürşid. Böylece yol kesici olur. Kendi mürşid-i hakikisine tesadüf ve mülakat ettiği takdirde. hidayete ve saadete nail olacak kimseyi alıkoyarak hakiki saadetten mahrum kalmasına sebep olur. Mesela mürşid. ümmi bile olsa. Sırru’s-sırrı zâkir olan mürşid. Ulaşılan bu düşünceden hareketle.”1139 Bununla birlikte hakiki mürşid ile yol kesici mürşidin temeyyüz edilmesindeki şart ve alametleri. Melaike ile ülfet edebilir ve hatif-i Rabbaniye muhatab olabilir. tüm mahlûkatın tesbihâtına ve takdisâtına vakıf olması gerekir. tüm kabir ehlinin ahval-i berzahiyyelerine vakıf olabilir.

”1143 Kıbrısî’nin ıstılahtaki manasıyla ele aldığı mürşid anlayışı.Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin yaptığı bu tevcih. Peygamber(sav)’i görerek tâbi olan ashab misaliyle izah etmiştir. 1143 Kuşeyrî. Hakikat yolcusu bir Mü’minin. “… Evlere kapılarından girin”1141 ayetinin tefsiriyle izah edilmiştir. irşadda mürşidi görmenin önemi hususunda da görülmektedir. Nazım Efendi’ye atfen yazılan bir eserde irşâd. Bununla birlikte Kıbrısî’nin beyan ettiği hatifu’r-Rabbânî. sözlük anlamı olarak hiçbir zaman kabul edilmemiş. s.1142 Dolayısıyla Nazım Efendi’ye göre mürşidin bulunması. Peygamber(sav)’i görmeleridir. 17. er-Risale. Mirahmadi. Tasavvuf ve Tarîkatlar. onun irşad anlayışına dayanmaktadır. Dolayısıyla. olgunlaşma sürecinde mürşid ve/veya kitabın rehberliğini bir misal üzerinden izah eden İmâm-ı Kuşeyri. yapraklansa bile meyve vermez. 221 . Tasavvuf Sohbetleri. 483-484. s. Hz. Yılmaz. Hz. 1144 Kıbrısî. ss. Yani ashabı diğer Müslümanlardan farklı olarak temeyyüz ettiren şey. Nazım Efendi’ye göre. bu husussu. Nefes nefese ve tedrici bir surette tarikatın adâbını öğretecek bir üstada sahip olmayan mürîdin durumu da böyledir. s. Bu durumda olan mürîd. 317. seyru sulûkun başladığı andır. kıyamet gününe kadar insanlara rehber olacaklardır. bir bakıma bu mevzunun ıstılahtaki çizgisini belirlemiştir: “Bir başkası tarafından dikilmeksizin kendiliğinden yetişen ağaç. 41. Nazım Efendi. hevâ ve hevesine tapar. Onların gayesi Allah(cc) olduğu için kendilerine tâbi olanları. Hz. tasavvuf ıstılahının en temel kavramlarından biri olarak ele alınmış ve onun haricindeki manaları da kullanılmamıştır. Kıbrısî’nin mürşid telâkkisi. Hakk’a ulaştıran yoldaki uygun usulle yaklaşmayı temsil eden kapılar. mürşidliğin ileri makâmlarında bir bağ olarak ifade edilmiştir. Sufi Meditation. Sahabe-i Kiram’ın Peygamber Efendimize(sav) tabi olduğu gibi merâtib 1141 1142 Bakara: 2/189. başka bir kurtuluş yolu bulmaz. Peygamber(sav) ve mürşîdler olarak tefsir edilmiştir.1144 Onları arayıp bulan ve onlara tabi olanlar. maksutlarına vasıl ederler. Peygamber(sav)’e varis evliya ve mürşidler. Hz.

amel ve tasarruf sahibi kişidir. Tabi olmayanlar ise İmâm-ı Nevevî’nin şaşırıp kaldığı gibi kalırlar. 1148 Kara. Tasavvuf Sohbetleri. 4. iki kavram arasında derecelenmiştir. ss. ölü bir kargayı ağzına almış. s. düzenden. Yanına gelenlerin müşkülleri çözülür. Birisi mürşid. mürşid-i tezkiye.kateder. şu dizelerle ifade etmiştir: “Dikkat et de bak! Bizim bu aklımız. Mustafa. en bayağı bir sanat. mürîdlerini de Allah(cc)’a sevdirir. b. şeyhin önemini..1148 1145 1146 Kıbrısî.1145 Istılahta mürşidin önemi farklı açılardan ifade edilmiştir. yol alırlar. s. 1995. bir mürşid-i kâmil kavramı vardır. bu kana. 167-168. 889/1484) göre mürşid-i kâmil. c. hemen geldi. 222 . onların mertebelerine göre tasnifidir. mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye gibi kavramlar manevi mertebelere delalet etmektedir. düşünceden.1147 Istılahta mürşidin ulaştığı manevî makâm ve kemâlat derecelerine göre tanımlanan. Mesnevî. mürşid-i teberrük.. Meselâ Mevlanâ Celaleddin-i Rumî (v. TDV yay. tutuşları Allah(cc)’ın yed-i kudretiyle olur. sahih bir silsileye dayanan.. usta olmadıkça öğrenebiliyor mu? Hile kılı kırk yarar ama usta olmadıkça hiçbir sanatı elde edemez! Mezar kazmak. diğeri mürşid-i kâmil olan bu iki kavram arasında sırasıyla. 1147 Hakkâni. Eşrefoğlu Rumî. toprağa karışmış ölüyü ne yapayım. Bu yüzden bakışları Allah(cc)’ın nuru. Ebediyete Davet. hiçbir sanatı.. ilim. Ank. Mevlanâ. nasıl yok edeyim der miydi? Bir de gördü ki bir karga. 186. Eşrefoğlu Rumî’ye (v. Böylelikle Allah(cc)’ı mürîdlerine. 671/1273). Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasnifi..”1146 Hakiki mürşidin tanımlanmasından sonraki husus. 17. fikirden doğacak değil ya! Fakat Kabilde bu anlayış olsaydı Hâbili başı üstünde taşır mıydı? Ben bu ölüyü. mürîdin kişisel gelişim sürecinde. 1298-1304.

223 . mürîdlerini kemâl derecelerine vasıl etmedeki tasarruflarına göre yapılmıştır. mürşîd-i kâmil mertebesindeki marifet. Konevî.1150 Bununla birlikte Şeyh Nazım’a göre mürşid-i kâmil. Buna göre bazı mürşidler yol bilir. bu durumu bir teşbih üzerinden ifade eder. Mürşid mertebesindeki marifet.Nazım Efendi’ye göre bir mürşîdin kemali. Tasavvuf Metafiziği. 140. Farklı bir ifadeyle. ilahi isim ve sıfatların bütünü idrak edebilecek düzeydedir. kullandığı vasıtalara göre çeşitlenmektedir. Çünkü mürîdinin hangi süratle seyrettiğini. yani ne kadar zikirle yürüdüğünü bilmeyen mürşid. Zira itikadî veya amelî noksanlığa haiz bir kulun. Kıbrısî’nin ifadesiyle. velayet mertebelerindeki bir noksanlıktır. “ekmellik” makâmına ulaşmış mürşiddir. bu hal ve makâmlardan hiçbirinin kendisini sınırlamadığı. hallerinin pek çoğunda kendisine hâkim olan. Bu manada Sadreddin-i Konevî (v. Bu yüzden mürîdlerinin manevî ilerleyişlerinin gerisinde kalan mürşidler. diğer mürşidlerin tasarrufunda olmayan bir mertebeye ulaşmıştır. bazılarının 1149 1150 Kıbrısî. tüm mürîdlerin manevî tekâmülünü murakabe edebilecek yetide olmalıdır. Bu kemal derecesine varmış bir mürşîd. yalnız bindirecek vasıtası olmadığı için yürütür.1149 Nazım Efendi’nin ifade ettiği bu noksanlık. hiç şüphesiz. s. mürîdinin tekâmülü hususunda kifayetsiz kalır ki onlar irşadda noksandırlar.1151 Nazım Efendi’ye göre mürşidlerin bir diğer tasnifi ise. Farklı bir ifadeyle mürşîd. 186. müridlerini mürşid-i kâmile yönlendirmesi gerekmektedir. Tasavvuf Sohbetleri. Şeyh Nazım’ın terminolojisinde mürşîd olarak tanımlanmadığı bilinmektedir. taşı bile kendi lisanından konuşturan kişidir. 673/1274)’ye göre mürşîd-i kâmil. Ebediyete Davet. Bazı mürşidler yolu atıyla alır. kendinden sonra kendi lisanından konuşacak birisi olmayan mürşîd. Nitekim mürşid-i kâmil. 1151 el-Hakkânî. Hakka giden yolda mürşidlerin tasarrufları. onun kendi lisanı ile konuşacak zatları yetiştirmesiyle ölçülür. Bu mertebede. 120. s. dilediği kimseyi kemâle erdirebilir. ilahi isim ve sıfatların bazılarını idrak edebilecek düzeydeyken. Şeyh Nazım. s. Mürşid-i kâmil ise. kendisini gören ve huzur halini yaşayandır. ibtidaî kemalât mertebelerinin tamamını kat etmiştir. vefatında dahi noksandır.

.. mürîdin canı yanar ve mürşidinden hoşnutsuz olur. Bu muamelatı belirleyen durum. 124-125. kimilerinin de uçağı vardır. içi temizden başkası. lütfunun zıddı sayma pek.. 1155 Mevlanâ. Kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O.1152 Bu mevzuda Sühreverdî (v. Mevlanâ. bir zaman seni sevgilinin havasıyla doldurur. yüzeysel ise mürîd tedavinin acısını dahi duymaz. mürîdin terbiyesinde kendine has metotları kullanabilir.. s. bu durumdaki mürîde şöyle nasihat etmiştir: “Bir zaman olur. tesir bakımından ikisinin de birliğini gör! Bir zaman seni toprak gibi yeşertir.. nesrinler bitirir! Fakat bunları o görür. kahır ateşi seni taşır.”1153 ayetine istinaden savunmuştur..e. Kıbrısî’nin düşüncelerini besleyen tasavvuf terminolojisinden bir misaldir. cennetin kokusunu alamaz!”1155 1152 1153 Kıbrısî. götürür! Kahrını. ss. 1154 Sühreverdî. Bu manada hikmetle davet. Her insanın durumunun farklı olmasından hareketle Sühreverdî.da mürîdlerini taşıdıkları traktörleri vardır.. b. her mürîdin ihtiyaç ve kabiliyetine göre ayrı ayrı irşâd usulü seçebileceğini. a. 632/1234)’nin görüşleri. Tasavvuf Sohbetleri.e.. bir an gelir. sadece nasihatla değil.g. Mürşîdin tedavi ettiği bu hastalık derin ise. Mevlana Celaleddin-i Rumî’ye göre. başkası değil. “(Rasûlüm!) Sen. hidâyete erenleri de çok iyi bilir. mürşidin müridine olan muamelatına göre de tasnif edilebilir. Kimilerinin treni. Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin. Sühreverdî’ye göre mürşidler.1154 Bu irşad metodları. 224 . şişirir! Arifin bedenine cemad vasfını verir de orada neşeli güller. 4. c. Nahl: 16/125. onun lûtuf dalgaları. mürîdin zahiri kabiliyetlerine ve batınî hallerine göre faydalı olanı emretmektir. 545-549. mürîdin tedavi edilecek manevi hastalığına göre çeşitlenmektedir. a. 60. sana kanat kesilir.g.

Beş adet irşada mezun 1156 1157 Atay. 36. her zaman cebinde çevresinde doluşan çocuklara vermek üzere şeker bulundurur ve her şeyden önemlisi. 1158 Atay. Bu zat 24 saat içerisinde 24 bin lafza-i celâli ve beş bin salavat-ı şerifeyi ifaya muktedir ve müdavim olmalıdır. Birr. 1159 Bu tezde bkz.”1157 hadis-i şerifiyle ilgili yorumlansa da. Ayrıca etbâsını ve mürîdanını. mürşid-i tezkiye. dört mezhebin menhiyatından sakınması gerekmektedir. 24 binden 70 bine kadar zikr telkin etmeye mezun olmalıdır. nefsin ve şeytanın hilelerinden muhafaza etmeye muktedir olmalıdır.Kabz ve Bast Hali . mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye kavramları hakkında. Şeyh Nazım’ın mürîdleriyle ve diğer insanlarla olan muamelelerinde gözlemlediğimiz rıfk özelliği bir antropolojik çalışmada şöyle ifade edilmiştir: “Genel olarak Şeyh Nazım’ın cana yakın ve sevimli bir kişiliğe sahip olduğu söylenebilir. şakalaşmayı sever. Hz. Hemen her zaman neşelidir. Makamlar ve Seyr u Sülûk ile İlgili Kavramlar/h. mürşîdlerin kemal mertebelerine anlam kazanmıştır. bunlara nazar ve iltifatı olmaması gerekmektedir. uyuşturucu kullananlara ve punkçulara kadar her tür insanla konuşmaktan kaçınmaz”1156. Bu zat müctehid-i mutlak mertebesine ermiştir. Allah(cc)’ın razı olmadığı bir haldir.1159 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tanımlamasını yapmadan beyan ettiği.e. Çünkü Nazım Efendi’ye göre memnuniyetsizlik ifadesi olan kabz hali ve onun çehrelerdeki yansımaları. Peygamber(sav)’in özelliği olan rıfk ile muamele etmesi gerekir. Söz konusu izaha göre bu kavramlar. Mürşid-i terbiye. beş bin lafza-i celâli ve beş bin salavat-ı şerifeyi telkin ve tavsiyeye mezun olmalıdır.1160 Şeyh Şerafeddin’e ait izahat mevcuttur. Tirmzî. tüm kâinat ve melekût içinde kaybolmuş olsa dahi. 1160 Kıbrısî. 225 . 81. sokak serserilerinden. s. mizah duygusuna sahiptir… Dahası Şeyh Nazım. 82.g.1158 bize göre kabz ve bast hallerinin nasıl anlaşıldığı ile de ilgilidir. bir saat zarfında 700 bin adet zikre tayy-i lisan ile muvaffak olmalıdır.Nazım Efendi’ye göre irşâd makâmında bulunan şeyh. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Tasavvuf Sohbetleri. Mürşid-i tasfiye olan zat. Mürşid-i tezkiye olan zat. Şeyh Şerafeddin’e göre bu zat. 82. mürşidin en yüksek mertebesidir. ss. s. Meselâ mürşid-i teberrük olan zat.. a. Nazım Efendi’nin bu hali. bazı mürîdleri tarafından “Tebessüm sadakadır. 60. mürşid-i teberrük.

1163 Tasavvuf ıstılahında mürîd. mürşid-i teberrük. Tevbe: 9/107. MÜRÎD: Mürîd.. Hz. Mu’cemu’l-vasît. c. Asım Efendi. irşâda icazetli manasındaki mezun kişidir.1164 Farklı bir ifadeyle mürîd. 124 bin evliya. yaklaşmak gibi anlamlara gelmektedir. birbiriyle ilintili bir şekilde şöyle yapabiliriz. Mucemu’lfaz es-sufiyye. istemek. muhtelif yerlerde istemek. nazarı ve iradesini sırf Allah’a yönelten kişi demektir. Lisânu’l-Arab. bir an bile Allah(cc)’tan 1161 1162 Burkay. s. Kâhire 1987. irade etmek anlamında kullanılmıştır. bu okumalarla insanlara yol gösteren kişidir. 226 . mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye gibi tasnifleri vardır.5. nefsindeki hastalıkları tedavi edip nefis tezkiyesini tamamlayan.olmalıdır. Bahriye Yay. Kâhire 2004. hepsinin imdadına aynı anda yetişmesi gerekmektedir. s. İbn Manzûr. 1164 Zubî. Mürşidler aynı zamanda Peygamber(sav)’e de tabi olmuş kişilerdir. Bir saat zarfında 24 bin müridi can çekişmekte dahi olsa. Mucemu’s-sufiyye. 2. İstanbul 1852. Memduh. Enbiyâ: 21/17. Peygamber(sav)’in misak günü yüklendiği emaneti paylaştığı seçkin ruhaniyetlerdir. Allah(cc)’ın nuru kendisinde bulunan. O nur ile levh-i mahfuzu okuyan. Mürşidlerin mürşid-i kâmil olma yolundaki mertebelerine göre sırasıyla.1162 Her ne kadar Kuran-ı kerimde mürîd kelimesi geçmiyorsa da kelime kökü olan “e-ra-de”. Şergavî Hasan. Mürîd ismi taşıyan kişi. irade etmek. Müessesetu’l-muhtar. 381. Kamus Tercümesi.1161 Nazım Efendi’nin genel tasavvuf anlayışı içerisinde telakki edilen mürşîd tanımını. 40-43. 22. 1163 Hûd: 11/34. 248. Komisyon. s. Dâru’l-Cebel. 368. s. c. Mürşîd. ss. hidayet nuruyla kendi kusurlarının farkına varıp kemâle ulaşma arzusunda olan ve bu olgunluk eğitimini verecek bir mürşide bağlanan kişi için kullanılır. Her daim “elestu” hitabını duyan ve o ahde sâdık yaşayan mürşîd. c. s. 376. mürşid-i tezkiye. Menâkıb-ı Şerefiyye.

s.Mürşîd. Kur’ân-ı Kerim’i okuyarak İslam dinini yaşayan Müslümanlar ile Kur’ân-ı Kerîm’i (Hz.1169 Farklı bir ifadeyle mürîdin. Kervan Yay. her iki cihanda da Allah(cc)’tan başka muradı yoktur. Tasavvuf Sohbetleri.başkasına yönelmeyen kişi anlamına da gelmektedir. Tuygun. 1168 Kıbrısî. Bu açıdan bakıldığında Üveys-i Karanî. bu tanımı şöyle yapabiliriz. Peygamber(sav)’i madden hiç görmediği halde.1167 Nazım Efendi’ye göre mürîd için görerek rehber edinme onun yakînini artırır. İslam’ın öz bilgisine ancak tarikat disiplini içerisinde ve mürşîd-mürîd ilişkisiyle 1165 Tehânevî.1166 Mürîd. Allah(cc)’ın nuruna ihtiyaç duyan. 1166 Kıbrısî. mürşîdi vesilesiyle. mürîdin tekâmülü için.. mürşidinin sohbetinde bulunması ve onun maddî nazarlarından feyz alması gerekmektedir. 158-159. ss. TTDS. Musâhabe. Erzincan 1997. Pîr-i Sami Hazretleri Hayatı ve Sohbetleri. Bu misale göre. İradesi Allah(cc)’ın iradesiyle tecerrüd ettiği için onun. Sahabe-i Kirâm’ın. acziyetini bilip medet isteyen. s. 174. sahabe derecesinden aşağıda ve tabiîn cümlesinden olmuştur. nefsini tezkiye etmek isteyen. O’nun batınından manevî feyz aldıysa da. 227 . Kıbrısî bu durumu Kur’ân misali üzerinden izah eder. 1167 Aynı eser s. et-Taarruf. 1169 Ramazanoğlu Samî. Üveys-i Karanî ile mukayesesi şeklinde de savunulmuştur. onu taleb eden olduğu için. Hakkâniyye içerisindeki mürîdler tarafından da ileri sürülmektedir. s. 1. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlae/c. s. 132. 526.1165 Nazım Efendi’nin mürîd tanımı. Uludağ. Hz. 124.1168 Sufîler içerisinde bu görüş. 221..e. maneviyattan gelecek nuranî feyze ve ilme ihtiyaç duyan. Kelâbâzî. imdat taleb edendir. soyut ve lisanî bilgileri. Ayrıca bu tezde bkz. Londralı mürîdlere göre. nur sahiplerine tâbi ve teslim olandır. sahip olduğu kitabî. Muhammed ümmeti içinde. TTS. c. 62. 263. Nazım Efendi’nin görerek tâbi olma hususundaki görüşü. s. Ünal. Keşşâf. ss. İstanbul 1985. 6. O’nun sohbetiyle müşerref olmadığından. c. a. s. tatbikî ve kalbî ilme tebdil eder. 64. mürşidini sureten görmesi. mürşid ihtiyacını izale etmez aksine. Ta’rifat.g. Cürcanî. Mürîd. ıstılahtaki mürîd anlayışından farklı değildir. Mürîd. Cebecioğlu. Kıbrısî’nin mürşîd anlayışından hareketle. s. Peygamber’i) görerek Sahabe olanların farkı irşada görmenin önemi için kullanır. 15-16.

Müridler taat. onları arınmaya ve saflığa götürür. nefsin tezkiye edilmesi ve kalbin sevgiyle doldurulması şeklinde genel olarak ifade edilmiştir. Şeyh Nazım’a ait videolar ile kifayet edenler olduğu kadar. Bir mürîdin şeriat bilgisine sahip olması elzemdir ancak. başka âlemlere düşer. ss.1171 İnternet üzerinden. 112-113. Mürîd 10. s. Farklı bir ifadeyle. şeyhini madden mi yoksa sureten mi gördüğü konusu. mürîdin önünde yürüyen adamdır. 1173 Aynı eser. bu dönem için vuzuha kavuşmamış bir mevzudur. Lefke Tekkesine her fırsatta gelerek. 297. 37. s. Nagshbandi-Haqqani. kendinden geçer. Hâlidiyye-i Hakkâniyye mürîdlerinden. batınî ve zahirî libaslar ile ona benzemeye çalışırlar.1172 Bu gayelere vasıl olan şeyhe. Avrupa’daki mürîdlerin Tarikat-ı Hakkâniyye’de bulunma gayeleri. şer’î bilgi ve amellere ek olarak mürşîdin gösterdikleridir.000 tesbih çekerse buna mukabil şeyh 1000 tesbih çekerse mürîdler deli olur. bu konuyu şu ifadelerle izah eder: “… Onun için mürşîd-i kâmil. Hakkânî mürîdleri arasında net değildir. bu anlayışla Şeyhlerine yakın olurlar. mürîdi maksuduna ulaştıracak olan şey. ziyerette bulunanlar da olmaktadır. Mürîdin himmeti şeyhi geçti mi mürîd zapt olmaz. ibadet ve zikir vesilesiyle saflığa ve duruluğa ulaşmayı hedeflemektedirler. Yani onlara göre amaç. mürîdleri yakınlaştıran her türlü fiil. mürşid-i kâmillere havale edilmelidir. dinamik bir süreçten geçmektedir.vasıl olunur. mürşidine ait görüntüleri izleyen bir mürîdin. Bâyezid-i Bestamî’nin 99 şeyh değiştirdiğini misal veren Kıbrısî. bu ihtiyacı karşılayıp karşılamadığı. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Aynı eser. hal tutar ve kendisi hallenmeye başlar. Son yirmi yılda yaygınlaşan bu teknolojiye bağlı olarak günlük hayatımıza giren bu durumun tasavvufî boyutu. canlı olarak paylaşılan sohbet videolarının.1170 Mürîdlere göre İslamî bilginin öz kaynağı olan şeyhin (Kıbrısî’nin) belli bir ortamda sadece bulunması bile İslamî bilginin tezahürüdür. 1170 1171 Atay. 228 . 56. s. 1172 Stjernholm. kalbi masivâdan arındırma ve cilalamadır. arınma.1173 Nazım Efendi’ye göre tâbi oldukları mürşidleri makâm olarak geçen mürîdler. Mürîdler. Onun için şeyh. O şeyhin kuvvetinin yetişmediğine delalettir. rabıta kurar.

92.”1174 Nakşibendiyye yolunda savunulan bu anlayışı. Eğer sâlikte muhabbetullah’tan eser bulunmazsa. Nakşbendî. o salike. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Bu üç makâm. tarikat-ı râbıta 1174 1175 Hakkânî. huzur halidir. s. şöyle ifade etmiştir: “Eğer sâlikte muhabbetullah bundan (fenâ fi’ş-şeyh muhabbetinin. ss. Hakk’ta bu üç dereceyi yaşar ve fenâ fi’llah makâmına gelir. huzur ve fena makâmlarını geçen mürîd (fenâ fi’ş-şeyh). cezbenin ziyade ifradı dahi zuhur edip. huzur ve fenayı (fenâ fi’r-rasul) yaşadıktan sonra. s. Eserde bu durum üç makâm olarak izah edilmiştir. Peygamber(sav) seviyesinde ve Allah(ac) seviyesindedir. 186.1176 Mürîdin mürşîdine olan muhabbetteki öneme atfen Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. kötürüm olur. Adnan. aşığın maşukundaki daimî huzur hali başlar ki. 1176 Mirahmadi. 1280/1866). 229 .manevî kuvvetiyle mürîdlerin hangi süratle seyrettiğini yani. mürîd. şeyhine muhabbet duyar. Mürşid seviyesinde. Muhabbet. 1177 K. ne kadar zikirle yürüdüğünü bilmesi lazımdır ve de bilir. Meğer mürşîdi kâmil ola…”1175 Mürîdin. meczubu ilahî olur. bu durum zamanı ve mekânı aşkın bir birliktelik olarak.1177 Bu muhabbetten ötürü Hâlidiyye-i Hakkâniyye. Risale-i Murâkabe. 20-39. s. Hakkâniyye yayınları içinde olan ve Nazım Efendi adına yazılan bir eserde yer almaktadır. Yani şeyhi derecesinde muhabbet. huzur ve fena olarak ifade edilen bu üç makâmın üçüncüsü ise aşığın iradesinin. Şeyhinin makâmına yaklaşması ve o makâmı geçmesine izah olabilecek süreç. muhabbetullaha dönüşmek yerine şeyhte ifrada düşmesi) daha fazla olursa. Şemseddin-i Nakşibend (v. tarikat-ı cezbe veya tarikat-ı muhabbet olarak nitelendirmiştir. Sufi Meditation. Bu izaha göre. Yani gerek letâiften. ikinci makâm olan Peygamber(sav)’de muhabbet. maşukun iradesinde kaybolması olarak tanımlanmıştır. rüyet-i Rasulullah nasib olmayıp. Ebediyete Davet. gerekse seyri murakabeden bihaber olur. Hakkâniyye’yi. 28. üç derece ayrı ayrı tahakkuk eder. Bu muhabbetten kaynaklanan rabıtanın devamı neticesinde.

Kayseri 1995. İslamî Benliğin İç Yüzü. 1183 Camî. Sevgi H. kendinden geçmektir. 1181 İkbâl. 74. kendisine perde olunca. Seyyid Burhaneddin Muhakkik-i Tirmizî. Sâlikin kendisi. Tasavvuf ve Tarikatlar.1180 Maddi varlığı bir avuç topraktan başka bir şey olmayan insanın aslî varlığını. s.1182 Mürîdin. Kendinden gâib olarak Hak Teâla’nın huzurunda olmak. Nakşîbendî yolunda katedeceği mertebeleri. muhabbet. birçok manevi egzersizden. rüzgârdan. ss. Bu durumda mürîddeki muhabbet. Adnan. 27-29. Buna izaha göre mürşîd ile mürîd arasında muhabbet olmaz ise. 75. İhyâ. ss.1178 Futuhâtu’l-Hakkâniyye adlı eserde. mürîd için bu süreci sırasıyla. dünyayı aydınlatmayı muhabbetten öğrenir. 1178 1179 K. 542. en kolay vasıta ile taşıyan mürşidin vasıtasına geçişi tavsiye eder. s. 230 . 92. Bu yolda geçerli olan esas budur.35-36. ss. şevk.olarak da adlandırılmıştır. 286-350. Bu yeteneği elde etmesi için. 4. Âlauddîn-i Attar (v. 505/1111). Ahmet. Allah(cc)’a duyulan. cezbe ve ünsiyet üzerinden izah edilmiştir. ünsiyet ve rıza olarak izah etmiştir. 1180 Gazalî. Çünkü mürîd bu bağ sayesinde enâniyetinden sıyrılıp şeyhinin iradesinde fanî olur.1179 İmâm-ı Gazalî (v. İnsanın yaradılışı. Aynı eser. ateşten ve topraktan değildir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. bir mıknatıs gibi şeyhindeki ilahî marifetleri ve Rabbânî tecellileri kalbinde toplar. Mülk ve melekut âlemleri talibe örtülü olup ona (masivayı) unutturursa. aşk nisbetinde olur ve aşırı muhabbetin neticesidir. daha parlak ve diri hâle getiren muhabbettir. ss. ss. 72-73. cezbe hâsıl olmaz. Muhabbetin aslı ise maddi alanı meydana getiren unsurlardan. 1182 Kara.1181 Mürîd Allah(cc)’tan gayrı herşeyden ilgisini kesmelidir. sevgilisinin huzurunda bulunur. sudan. c. çile ve nefs mücadelesinden geçmesi şarttır. muhabbetten aldığı kuvvetle. o nisbette kendinden gâib olup. Kendinde yürümenin alameti. Cezbe olmaz ise ünsiyet (bağlılık) hâsıl olmaz. ateşini aşktan alır. Bir kimse ne kadar çok aşıksa. fenâda fenâ hasıl olur. fenâ hasıl olur.”1183 Her mürşidin farklı bir tasarruf ve vesileyle mürîdini maksuda götürdüğünü söyleyen Kıbrısî. 802/1399) şöyle ifade etmiştir: “İşin başı kendinde yürümek (teemmül ve tefekküre dalmak) ve kendinden gitmek (kendinden geçmek)dir. bu ilişki muhabbet. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri).

bu ayetin kendisinde tahakkuk ettiği ana ve sonrasındaki mertebelerine kadar devam etmelidir. bazılarının arabası var. O yolda sefer Allah rızası içindir.g. Bazılarının traktörü var. bazısı vapur sahibi. 2225. “Duran da. duran derviş de gerilemeye. gözünü yum. 231 . Arabalıyı bulursan parayla değil ya bu. c.g. Nazım Efendi’nin bu konudaki tavsiyesi. durmağa. Bu amacı unutmadan yolda ilerlemek gerektiğini Kıbrısî şöyle ifade etmektedir: “Onların içerisinde. Mesnevî. hepsini sizin emrinize vermiştir. Bunda düşünecek bir toplum için ibretler vardır. ‘Yok canım işte bizimki var ya. 91. 1188 Casiye: 88/13. s.e. a.”1188 ayeti. Buna göre yorulan.1187 “O. 91. Kıbrısî. İlerlemek için yorgunluk değil gayret gereklidir. Bazı yol göstericiler de ‘elimi tut. insanların gözbebeği olan insanı. bazısının tayyaresi var. b. mahkûmdur. ne yapalım ağır ağır yol keseriz. 1187 Kıbrısî. Bu yürüyüş yerleri ve gökleri fethedinceye kadar olmalıdır. bazısı tren sahibi. 1186 Mevlanâ. bu mevzu aynı zamanda mürîdin yolda olmasıyla alakalıdır. göklerde ve yerde ne varsa.. insanların gözbebeğini!”1186 ifadesiyle belirtmiştir.1189 1184 1185 Sebe: 34/47.Maksuda en kolay yoldan götüren mürşîdlere tâbi olmakdaki temel amaç ilahî rızadır. Tasavvuf Sohbetleri. yorulan da bizden değildir. 61-62. mürîdin yolda olup olmadığının bir göstergesidir. Sürücüler ‘sizden bir karşılık istemem’1184 sınıfındandır. ss. Yolda yayan giderken arabalı rast gelirse arabalıya bin. Mürîdin mürşîdine karşı edebleri ile de. nasıl olsa aynı yolda yürüyüp gidiyoruz’ Yahu arabalı da var.2. aç’ deyip arşa bastıracak adam da var. adamı atla yürüten var. 1189 Kıbrısî.” sözüyle ifade etmiştir. a. s. Hangisini istersen bul bir tane de.”1185 Bu anlayışı Rumî. Yoldaki mürîdin edebi konusunda bir düsturu Şeyh Nazım-ı Hakkânî. Ancak.e.. tırnak miktarı dahi olsa ilerleme yönünde gayrettir. “İnsanların gözbebeği olan insanı ara. Nazım Efendi’ye göre mürîdin yoldaki cehdi. Hakkâniyye içerisinde evliya bahsinde sıkça telaffuz edilmiştir.

İslam’ın en iyi yolunda olmanın (Nakşibendiyye) verdiği gururla. Istılahâtu’s-sufiyye.1192 Bâtılı mürîdlerin tekkelerinde ve evlerinde giydikleri bu kıyafeti neden tercih ettikleri sorulduğunda genelde üç cevap gelmiştir.g. Allah’ın 1190 1191 Tehânevî. tekkedeki tüm zikirlerin zakirbaşılık görevini ifa etmiştir. 1528-1529. a. Osmanlı usulü şalvar. Arap ve Afrika ülkelerinin yerel kıyafetleri de tercih edilmiştir. Şeyh Nazım’ı hatırlayarak ruhanî ve fizikî yakınlık kurmak ve berekete nail olmak amacıyla giyinenler olduğu kadar. Keşşâf.e. Mürîdlerin Lefke dergâhında da tercih ettikleri kıyafet usûlü genelde aynıdır. Amerikalı ve Afrikalı mürîdlerin kırmızı renk sarıkları. ülkelere göre şöyle dağıldığı söylenmektedir. 79. 87. uzak Asya ülkelerinin. kimileri ise bulundukları ülkelerdeki tüm mürîdlerden sorumlu. ss. Şeyh Nazım’a vekillik vazifeleri yüklenmişlerdir. 2008 yılında Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin Şamdaki tekkesine yaptığımız çalışmalar süresince. Tanık olduğumuz bu mürîdlerden kimileri yeni ihtida etmiş. s. 232 . İngiliz mürîdlerin mavi. Mürîdlerin tamamen özgür tercihleriyle çeşitlen bu renklerin. kıyafet ve sarık gibi dış görünüş itibariyle. gömlek ve geniş yelek üzerine giyilen çeşitli renklerde sarık olsa da. Bu kıyafet genelde. Tehânevî (v. sakal. Şeyh Nazım tarafından ifade edilmiştir. velayet kavramıyla mana kazanmıştır. 1192 Atay. 1158/1744)’ye göre velayet. Bu mürid. umumiyetle tercih ettikleri. ıstılahta. Türklerin beyaz. Kâşânî.Seyru sulûktaki şart olarak beyan edilen devamlılık ve neticesinde tüm mevcudatın kula musahhar kılındığı mertebe. 3.1190 Bu makâma erişmek için kulun nefsinde fanî olması ve Hakk’ta bekâya ermesi gerekir. Almanya’da vazifeli olan bir mürîd.1191 Tarikat-ı Hakkâniyye yolunda yaptığımız araştırmalarda farklı etnik köken ve ulusa mensup mürîdler ile karşılaştık. Nazım Efendi’nin Osmanlı usûlü kıyafet tarzını tercih ettiği gözlemlenmiştir.. c. Almanların mor. Hak ile halkta tasarrufta bulunmaktır. kimileri seyru sulûkun başında. s. Arapların yeşil.

1197 Kur’ân-ı Kerîm’de bey’at. Ayrıca bu ayetlerde. ss. lügatta.övdüklerinden olmak için giyenler de vardır. 1198 “Sana bey’at edenler ancak Allah'a bey’at etmiş olurlar. 233 . tokalaşma ve musafaha manasına da gelir. 705. 79. Kamûsu’l-muhît. Peygamberimiz(sav)’in davranış ve görgüsüne sahiptir. 1195 Aynı eser. Lisânu’l-Arab. söz verme. Hz. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. ve Sahibu’z-Zaman(as)’ın. akid yapma anlamlarına gelmektedir. 1193 1194 Stjernholm. 41. Peygamber(sav)’in gücü. 1. Peygamber(sav)’e yapılan bey’atın. üç ayette. Hz.1198 bey’at edenlerden Allah(cc)’ın razı olduğu bildirilmiştir. 83.1199 Hz. mürîdleriyle beraber olsa bile yirmi dört saat boyunca aynı anda üç yerde ruhanî olarak hazır olur. bu yüzyılda. Hz. Şeyh Hişam’ın da ifade ettiği bu anlayışa göre Şeyh Nazım-ı huzurunda Kıbrısî. s. Allah büyük bir mükâfat verecektir. Şeyh Nazım-ı Hakkânî. Allah’a verdiği sözü yerine getirene. 557-558. s. Hz. Atay.” Feth: 48/10. Firüzebadî. 219. Mu’cemu’l-vasiyt. ruhunu kuşatan kafesten kurtulmuş bir nûr gibi olduğundan. kendilerini vahhabî ve selefî gruplardan ayıran bir tarzdır. s. aynı Peygamber(sav)’in anda ve daima bulunmaktadır. Ondan başka bu bilgilerin kaynağı olan evliya yoktur.1194 Londra’daki mürîdlere göre Şeyh Nazım. ss. söz verme manasında zikredilmiştir. 1197 Curcanî. Allah(cc)’a yapıldığı.1195 d. Bazı mürîde göre ise bu kıyafetler. Kabe’de Haceru’l-esvedin Medine’de altında. miraç ve mehdi gibi hadiselerin manevî boyutu hakkında yegâne bilgi kaynağıdır. 50. The Struggle for Purity. s.1196 El ele tutuşarak yapılan bu fiilden dolayı bey’at. 1196 İbn Manzûr. Komisyon. s. Onlara göre Kıbrısî. onda zuhur etmiştir.1193 Hâlidiyye-i Hakkâniyye mürîdlerine göre Şeyh Nazım. BEY’AT: Satın almak manasına gelen bey’ kelimesinden türemiş bey’at kelimesi. Ta’rifat. c. Peygamber(sav)’in bu asırdaki manevî mirasçısıdır. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Şeyh Hişam’ın ifadesiyle. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. 220.

saltanat. Ahkâm. TTDS. Bu halkada şeyhle birlikte bulunan herkes üç defa “Allahu. tasavvuf ıstılahındaki manasıyla kullanmış ve genel uygulamalara benzer bir şekilde gerçekleştirmiştir. 41-42. evlatlarını öldürmemek. en yakınında bulunan mürîdin sırtlarına ellerini koyarak. Allahu. İmarât. Biat Maddesi. Buharî. Uludağ. 2. el alma. 99-100. intisab. İz. s. mürîdin. oluşan bu manevi ortama. Allah(cc)’ı. Kıbrısî’nin ve Hakkâniyye vekillerinin bey’at alış şekilleri. 6. Abdülkadir-i Geylanî (v. bey’at veren şeyhin eli üstüne. Müslim. mürşidine sâdık ve bağlı kalacağına. Mümtehine: 60/12 . asasını uzatarak da bey’at vermiştir. ss. Hakk” esmalarını mutedil 1199 1200 Feth: 48/18. Bu bey’at hükümleri Hz. 123. 43. Müslim. kendisine kayıtsız şartsız teslim olacağına. Tarikatlar döneminde yaygınlaşan bey’at uygulaması.75-76. Osman. s. 1201 Buharî. Bey’at töreni uygulaması tasavvufun ilk dönemlerinde icra edilmediğinden.1202 Bey’atın yapılışı ve gayesi. bey’at almıştır. İmare. madden iştirâk ederler. 124.1204 Hakkâniyye içerisindeki uygulamalarda. hırka giyme töreni şeklinde icra edilmiştir. hayırlara ve faziletlere sarılacağına söz vermesidir. Allah(cc)’a hiçbir şeyi eş koşmamak. Şeyh Nazım. bu bey’ati alan kişi elini koyar. 561/1166) tarafından tarikat geleneği olarak uygulanan bey’at. hemen hemen bütün tarikatlarda aynıdır. s. Rasulünü ve mürşidini şahit tutmasıdır. TDV İA. Allahu. tasavvufun ilk dönem eserlerinde bu konuya yer verilmemiştir.org/be’at.1203 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. 1202 Zubî. 234 . mürşîdine verdiği söze. c. Mu’cemu’s-sufiyye. Peygamber(sav)’e Kur’ân-ı Kerîm’de bildirilen emirdir. Cebecioğlu. Tasavvuf. 88. 1204 www. 1203 Türer. mürîdin. bey’atı. TTS. hırsızlık yapmamak. Bu esnada bu olaya tanık olan diğer mürîdler bir halka oluşturarak ellerini bey’at alan kişinin üzerine koyarlar. hicri birinci asırda. ss.1200 kendisine itaat etmek ve her zaman Hakkı konuşmak üzere.Peygamber(sav) Mü’minlerden. iftira atmamak. el verme). 72.1201 Tasavvuf ıstılahında bey’at (inâbe. İlgili görüntüler video arşivimizde mevcuttur. tevbe edip bir daha günahlara dönmeyeceğine. video kaydı olarak arşivimizde ve bazı internet sayfalarında mevcuttur. İlk halkaya dâhil olamadığı için dış halka veya halkalara yetişen mürîdler. haramlardan ve münkerden kaçıp. Talak.

98. 267. s. doğal olarak gelişmiş olduğu kanaatindeyiz. Tasavvuf ve Tarikatlar.1210 Burada tarif edilen bey’at. bey’at başlangıcında mürîd ile beraber üç defa. Adnan. kapı veya pencere arkasından sözle yapmıştır. 1207 Razî. Bununla birlikte bu değişimin.org/be’at. Kâmil.1206 Bayan sahabelere bey’atı. saltanat. 186. 363-364. eline bez sararak. 235 . 1208 Yılmaz. Yani bey’at. s. Kıbrısî’nin irşâd vazifesini devralmasından sonra oluştuğu şüphesizdir. Peygamber(sav)’in bu uygulaması. Mefâtihu’l-gayb.1207 Hz. M. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. ortaya bir bez parçası uzatıp. kadın vekil tayin ederek. Me’a’l-Enbiyâ. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. gerekse internet üzerinde yayımlanan bey’at hadiselerinde. Muhammed(as) ve İslamiyet. halkanın ekseriya. Asım.1208 Fütuhât-ı Hakkâniyye adlı eserde bey’atın yapılış şekli tarif edilirken. 2/447-448. c. 1209 Fetih: 48/10. Bu uygulama şeklinin. 81. 2/99. Rûhu’l-meânî. Delâil. 14.1205 Hz. 28. bir su kabına el batırarak. Beyhakî. Hz. Köksal. şeyh ile mürîdin bire bir ve diz dize oturduğu bir meclis anlatılmıştır.bir ses ile tekrar ederler. s. 1210 K. Bundan sonra Şeyh mürîde dua yapar ve halkada bulunan herkes dağılır. ihtida etmiş gayr-i müslimler olduğu dikkatimizi çekmiştir. Adnan Kabbanî’nin yazdığı bu esere göre şeyh. 1. c. 607. İlgili görüntüler video arşivimizde mevcuttur. İbn Esîr. Afifi. “Estağfiru’llah e’l-Azîm ellezi la ilahe illa huve’l-Hayyu’l-Kayyûm ve etubu ileyh” tevbesini okur. ucundan tutarak. s. Alusî. Sonra şeyh bir defa “Şüphesiz Sana bey’at edenler gerçekte Allah’a bey’at etmektedirler. Peygamber(sav) bey’at alırken elini uzatır. c. ashabla el tutuşurdu. Hakkâni Dergâhlarının yaygınlaşdığı ve mürîdân sayısının hızlı arttığı bir süreçte. s. yoksa İslam dininde sebat için mi olduğuyla ilgili bir bilgiye rastlamadık. Şeyh Nazım’ın uygulamasından şeklen farklılaşmaktadır. Gerek şahsen tanık olduğumuz. Bu bey’atin tarikat yolunda alınan ders için mi. Kim ahdini bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. tasavvufî anlayışta yer almış ve sufilerin bey’at uygulamalarına temel teşkil etmiştir. diz dize gelmeksizin yapılmaktadır. Ve kim Allah’a vermiş olduğu sözü tutarsa Allah ona büyük bir mükafat verecektir”1209 ayetini okur. Ancak Müslüman bir ailede dünyaya 1205 1206 www. s.

Aniden. istisnai bir durum olduğu kanaatindeyiz. etrafındaki mürîdlerle kucaklaşması ve müsafaha yapması gibi gözlemlerimize istinaden. Londra’daki gibi oldubittiye getirilerek yapılan bir şehadet ve bey’at dikkatimizi çekmemiştir. Londra Dergâhında yaşanan. 36. Şeyh. tekrar etmem için söylemeye başladı. The Struggle for Purity. Tez araştırması için yapılan bu ziyaretten elde edilen ses ve görüntü kayıtları ses arşivimizde mevcuttur.1211 Dolayısıyla bu ritüelin hem mühtediler. Lonrdra görevlisi) önünde beklemem için götüren hoca (dergahın eğitmeni). s. İhtida eden mürîdlerin bey’attan sonraki sevinçli tavırları. mühtedilerin. bey’attan sonraki zamanlarında. heyecanlı ve istekli oldukları görülmüştür. orada Şeyhe anlayamadığım Arapça bir şeyler söyledi. bizzat yaşadığı bey’at tecrübesine yer vermiştir. 236 . hepsi şahadetime tanık oluyorlardı. Olanlar benim beklediklerim değildi. Yani bey’at her iki gruptaki insanlara aynı şekilde uygulanmaktadır. Müşâhede ettiğimiz bey’atlerin tamamında. Gözlemlediğimiz bu kişiler. bu kanaate varılmıştır. Dolayısıyla araştırmacının yaşadığı hadisenin. toplum içinde ne tür bir işleve sahip olduğunu anlamak amacıyla yapılan bir tezde. aynı şekilde icra edilen ritüelle. benim Müslüman oluşuma ve Nakşibendî-Hakkânî tarikatına girişimde bulunuyordu…”1212 Lefke Dergâhında yaptığımız gözlemlerde ve video görüntüleri üzerinden şahit olduğumuz bey’atlerde. Nakşibendî-Hakkânî Cemaati’nin Londra’daki faaliyetlerini inceleyerek. araştırmacı. Şeyh. Ancak. hem de zaten Müslüman olup da tarikata girenler için yapıldığını söyleyebiliriz. aldığına şahit olduk. ilk akşam dergâh şeyhiyle konuşmak isterken yaşadığı bey’ati şöyle anlatmaktadır: “Beni Şeyh’in (Abdul Hamid. doğal yollarla aralarından çıkamayacağım bir grup adamın içinde kaldım ki. Bunun üzerine Şeyh Abdul Hamid elimi tuttu ve diğer kardeşler etrafımda halka oluşturacak şekilde toplandılar. Tez araştırması için Londra. bir Türkiye vatandaşının Lefke Tekkesinde/Kıbrıs Nazım Efendi’den tarikat bey’atını. Müslüman olmayı ikrar ve tasdik eden şahadet kelimelerini. dergâh Şeyh’inin de bilinçli bir şekilde iştirak ettiği bu olayın ardındaki anlayışı analiz 1211 2006/Mayıs ayında yapılan bir görüşme esnasında tanık olunmuştur. Totenham Dergâhına giden araştırmacı. 1212 Stjernholm. namaz ve zikir meclislerine devam etmişlerdir.gelmiş.

1215 Kıbrısî. tüy gibi tartar. Tasavvuf Sohbetleri. Öyle büyük bir zât huzurunda kelime-i şehadeti okuyan kimsenin kalbine. iblis. Nakşibendî-Hakkânî yolunda kelime-i şehadetin nasıl anlaşıldığını. s. isterse şaka yoluyla söylesin. 3/192. Bu tefsire göre kelime-i şehâdet. Nazım Efendi bir sohbetinde bu durumu şöyle anlatır: “Sugurî Hazretlerinin âdeti oydu ki. cin ve ins topluluğu dışarı çıkaramaz. 6. Firdevs.”1214 hadîs-i şerîfi ile tefsir etmiştir. son nefeste o imanı ondan almaya imkân yoktur. ayeti. Azabımdan emin olur. İbrahim’in(as) dininden. bitti. hiç ehemmiyeti kalmaz. âlemler için mübarek ve doğru yol gösteren Kâbe’den bahsetmektedir. incelememiz gerekir. bütün ümmet-i Muhammed’in(sav) ve onunla birlikte bütün geçmiş ümmetlerin hepsinin günahlarını öbür kefeye koysalar. insanlar. bir âdeti ile ilgilidir. Hilye. kelime-i şehâdetin şaka yoluyla söylenmiş olsa dahi bu daireye girileceğini şu cümlelerle ifade etmiştir: “Bir kere söyledi mi. Her kim girer çıkmaz ise. onun kalbine saadet mührünü basıyordu. s. 5/244. 1216 Aynı eser.1215 Nazım Efendi. bütün beni âdem için. 1214 Deylemi. benim bir metin kalemdir. Bu daireye.etmek için. Aynı Surenin 95. tesirini göstermeden. Kıbrısî’ye göre Allah(ac)’ın kalesi gibi olan bu dairede bulunan bir kimseyi. kelime-i şehadet getirmek suretiyle dâhil olurlar. 237 . kelime-i şehadetten sonra şöyle dua ederdi: ‘Ya Rasulallah! 1213 Âl-i İmrân: 3/97. emin olunan dairedir. Şakayla tetik atan adamın attığı kurşun vurmaz mı? Öldürmez mi? Yahu ben şakayla tetiğe dokunmuş idim! Şaka diye vurmadan. 5. O. “La ilahe illallah kelimesi. Kelime-i şehadeti söyledikten sonra onun imanını bütün dünyada insu cinnin adedince şeytan olup üzerine gelse. 96. hiç çıkmayacak nakışla nakşediyor. 1299/1882)’nin. silsilede Nazım Efendi’den önceki üçüncü Şeyh olan Ahmed Sugurî (v. her türlü korktuğundan kurtulur. Ebu Nuaym. “…kim oraya girerse güvenlik içinde olur…”1213 ayetini Nazım Efendi. her kim huzuruna gelirse diz be diz oturtup kelime-i şehadeti getirtirdi.”1216 Kelime-i şehadetin Hakkâniyye yolunda nasıl anlaşıldığı ile ilgili karşılaşılan diğer misal ise. ayeti. kurşun kalır mı? Sen ne zannettin “La ilahe illallah” demeyi? Peygamber-i Zişan’ın “La ilahe illallah” dediği bir tevhidini mizanın bir kefesine koysalar.

Kerâmet. ifade etmiştir. son nefesindeki imanı için dua etmektedir. tasarrufunu. Nazım Efendi. Şeyh Ahmed-i Sugurî’den sonra devam ettiği görülmektedir.”1220 1217 1218 Kıbrısî. kendisiyle beş dakika dahi olsa görüşenlere kurtuluş müjdesi verildiği söylenmiştir. Hz. Şeyh Saruhî’nin.. Peygamber(sav)’in emriyle. Peygamber(sav)’e emanet etmekte ve mürîdin. insanların imanları ve ahiret sadetleri için kullanırlar. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. bu anlayışın da etkili olduğu kanaatindeyiz. Farklı bir ifadeyle Şeyh Nazım -ı Hakkânî.. Hakkâniyye’ye Camiâsına ait bir özgünlük olarak nitelendirebileceğimiz bu anlayış. kelime-i tevhide verdiği bu anlam görülmektedir. Aynı yer. insanları ebedî saadete sevk etmektir. keramet sahibi velî kulun amacı. 1219 Tafsilatı için bu tezde bkz. Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. Hz. 238 . Hakkâniye içerisindeki uygulanışında. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den. Şeyh Nazım’ın velî. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. emir aldığını ve Şeyh Ahmed-i Sugurî’nin bu vazifeyi manen tasdik etmiş olduğunu. Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde manevi bir vazife olarak yerini almıştır. tasarruf ve hizmet gibi anlayışlarla bir bütünlük teşkil etmektedir. Abdullah-ı Dağıstanî’den bununla ilgili şu ifadeleri nakletmiştir: “Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye şeyhlik vazifesi ve icazeti verilirken.Bu okuduğumuz kelime-i şehadeti sizin hazineye koyduk. Kıyamet gününde bu emanetimizi isteriz’. kerâmet. bu şehadeti. bey’at esnasında kelime-i tevhid-i ikrar ettirdiği zaman. 092508-msh-fenton-6am-comeasyouare. Bu manada velayet mertebesinde. Tasavvuf Sohbetleri.sufilive. rahmanî tecellilere ayna olan evliyâ.2.1219 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin bey’at anlayışında ve uygulamalarında. 1220 www. Ahmet Sugurî’nin duasındaki temennileri içerdiği şüphesizdir. size emanet eyledik. 49. Farklı bir ifadeyle. Şeyh Nazım Efendi’nin yaptığı hafî duanın. bu vazifenin devam ettirilmesi için.”1217 Bey’at anlayış ve uygulamalarını şekillendiren bu anlayış. Bu vazifenin ise. Dolayısıyla bey’at ayinlerinin akabinde.1218 Bugün karşılaştığımız bey’at ritüellerinin.com. s.

Bir vakit namazdan sonra diğer vakti bekleme fiili. Bey’at ve kelime-i şehadet hususu ile ilgili olarak dikkatimizi çeken bir diğer konu ise. Peygamber(sav).1227 manalarında tercüme edilmiştir.Hz.1225 metanet bağlama. 239 . İbn Manzûr. bitiştirmek. kutub. Kur’ân-ı Kerim’de.1223 bağlanıp beslenen atlar. taklidî bir uygulama olduğu şüphesizdir.1226 kalbini pekiştirme. ümmeti. kelime-i şehadetin ikrar edilmesiyle. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. Dolayısıyla bey’at alan zatlar. Kamûsu’l-muhît.3.Binaenaleyh bey’at esnasında ikrar edilen kelime-i tevhid. 112-113. Hz. c. 1225 Enfâl: 8/11. 667. Lisânu’l-Arab. Kutub. s. savaşa hazırlıklı ve uyanık bulunma.1221 e. bir cüz olarak nitelendirebileceğimiz bey’atın. Rabıta. bu anlayış üzerine inşa edilmiş. Londra’da gerçekleşen bey’at hadisesinin. o dönemin kutupları. Muhammedu’l-Emîn’in. Peygamber(sav) tarafından vazifelidir. rapteden anlamlarına gelmektedir. 1224 Enfâl: 8/60. ss. 1223 Âl-i İmran: 3/200. Peygamber(sav) ve misâk gibi konularla ilgili yönleri vardır. Mü’min olarak teslim edilmiştir. Bu düşünceden hareketle. böyle bir vazifeyi ifa etmiş olmaktadırlar. iliştirmek manalarına gelen “ra-ba-ta”. “rabitune” ile ifade edilmiştir.1222 Bu kökten türeyen kelimeler.1224 kalbleri (birbirine) bağlamak. Bu bağlamda Nazım Efendi’nin küllî tasavvuf anlayışı içerisinde. 1226 Kehf: 18/14. 5. Bu yönü şöyle özetleyebiliriz: Yevmu’l-ezelde Hz. iki şeyi birbirine bağlayan. RABITA: Arapça’da birleştirmek. İman etmiş olarak emanet edilen ümmetin. 1222 Firuzebadî. Hz. Peygamber(sav)’e. emin ismine mugayirdir. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. parça bütün ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’de. Son nefesten önce imanı tamam olmamış ümmetin imanlı dönüş yapmaları için. Rabıta 1221 Tafsilatı için bu tezde bkz. muhkem bir kale gibi görülmekte ve şakayla dahi söylendiğinde bu kaleye sığınıldığı anlaşılmaktadır. noksan olarak Rablerine dönmeleri. rabıta kelimesinin köküdür.

1242/1826) ile ihdas edilmiş olduğu iddiasına istinaden.1237 Bu akışın mahiyeti hususundaki izah.1231 Hâlid-i Bağdadî (v. Haz. Mektubât-ı Mevâna Hâlid.: Dilaver Selvi. ss. rabıtasını mürşidine yapması uygun olmaz. Kemal Yıldız. 1229 Tehanevî. felaha ulaşın”1235 ayeti delil getirilerek sufîler ve evliyalar açısından rabıtanın tanımı yapılmıştır. Rabıta ve Nakşibendilik. Bu sevgi vesilesiyle mürîd. Gündüz. 74. c. s. Şergavî. 791/1389) tarafından tavsiye edildiği bilinmektedir. s. s. TTDS.1232 aslında Şâh-ı Nakşibend (v. mürşid ve mürîdler arasındaki ilahî akışlara vesile olur. İstanbul 2000. tasavvuftaki rabıta anlayışının temelini oluşturmuştur. Mu’cemu’l-faz.1234 Fütuhatu’l-Hakkâniyye adlı eserde “Ey iman edenler! Sabredin. Süleymaniye Vakfı Yay. Uludağ. s. el-Mu’cemu’l-mufehres. ss. s. 1232 Aydın Ferit. Adnan. 23-53. Rabıta ve Nakşibendilik. 1237 Kıbrısî. 70-75.1233 Dolayısıyla Rabıtayı şirk olarak görmek. kulun kendini ilahi huzurda. Çünkü bu haldeyken. Tasavvuf ve Tarikatlar. 1. ss. rabıta edin ve Allah’tan sakının ki. 231. 507. ss. Peygamber(sav)’in huzurunda ya da O’nun varisleri olan. 18-19. s. Yılmaz. 1231 Eraydın.1229 Nakşibendîlikte asıl olmamakla birlikte önem atfedilen rabıta.kelimesinin Kur’ân-ı Kerîm’deki manaları. Sey-Tac Yay. 838. 1236 K. mutasavvıfların rabıtadan ne kastettiğini bilmemeye ve onu tasavvufi bir hal olarak yaşamaya bağlı olarak ulaşılmış bir yargı olduğu görülmektedir. kâmil evliyanın huzurunda hissetmesidir. ss. s. 299-300. TTS. sevgi anlamı yüklenerek diğer tasavvuf okullarında mana olarak vardır. 75. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Tasavvuf ve Tarikatlar. 1233 Safî. Cebecioğlu. Mutasavvıflara göre “Sâdıklarla beraber olunuz”1230 ayeti bu konudaki ölçüdür.. zihnî planda mürşidi ile beraberlik halinde olmaya başlar. Tasavvuf Sohbetleri. Abdulbâki. 1230 Tevbe: 9/119. Rabıta ile ruhanî bir olgunluğa erişen mürîdin. Şeyh Abdullah’ın 1227 1228 Kasas: 28/10. 326-327. Keşşâf. 8. bid’at ve şirk olduğu savunulan rabıtanın.. Allah’a rabıta yapmak manasında olan murakabe tavsiye edilir. s. Buna göre rabıta mürîdin basiret gözüyle mürşidine nazar etmesidir. 113-115. 289. 149. Reşahât. Sufi Meditation.1236 Nazım Efendi’ye göre rabıta.1228 Tasavvuf ıstılahında rabıta. Adıyaman 2000. ss. Sahib Esad. 1234 Aydın. 62. Hz. 240 . 1235 Âl-i İmrân: 3/200. Mirahmadi. Râbıta.

Risale. 1240 Tosun. Bu durumda mürîddeki muhabbet.1241 Muhabbetin mahalli olan kalb. “ribat” kelimesiyle ifade edilmiştir. Çünkü mürîd bu bağ sayesinde enâniyetinden sıyrılıp şeyhinin iradesinde fanî olur. Basılmamış Y.1238 Şeyh Hişam mürîd ile mürşidi arasındaki bu bağı. cezbe ve ünsiyet üzerinden izah edilmiştir.593. Çünkü mâsivanın girmemesi için gözetlenmesi gereken yer kalbdir. 140. Şeyh Nazım’ın vekilleri tarafından yapılan izahlara göre bu akış. www.1240 Rabıtanın tesir mahali olan kalb. 92.g. Buna göre mürşid ile mürîd arasında muhabbet olmaz ise. s. Şeyh Esad-ı Erbilî’ye (v. 1242 Göktaş. muhabbet. 316 1241 Kuşeyri. Beden ile nefsin irtibatını sağlaması dolayısıyla. Bu aktarış sunucu bilgisayarın. s. rabıtanın genel kabul görmüş tanımında da yer almıştır. “ribât” denilmiştir. Eserleri ve Tasavvuf Felsefesi. s. Bu manada kula Allah(cc)’ı sevdiren her şey bir vesiledir. 241 . Nurettin Topçu’ya (v. Lisans Tezi. Muhammed Es’ad-ı Erbilî’nin Hayatı. 010909-msh-london-priority-know-ur-shaik-is-looking-at-you. Üçüncü olarak da gıyabında mürşid ile manevî birlik ve muhabbet tesis etmektir. şeyhindeki ilahî marifetleri ve Rabbânî tecellileri kalbinde toplar.1239 Nakşîbendilikte rabıtanın özet olarak üç gaye için yapıldığı kanaati yaygındır. cezbe hâsıl olmaz. görüntülü sohbet video kayıtlarımızda mevcuttur.1242 İradesi olmayan cemadata. ağ üzerinden.com.e. kalbî bağ ile kendisine rabıtalı olanlara aktarır. kulu.sohbetlerinden derlenen eserlerde mevcuttur. 1396/1975) göre doğa ve sanata duyulan 1238 1239 K. bir bölgeye internet sağlayan ana sunucular ile onlardan veri alan bireysel internet kullanıcılarına benzetir. Allah(cc)’a yaklaştırıcı bir rabıta gibidir.. Mürşid Peygamber(sav)’den aldığı marifet ve muhabbeti. kalbe. Cezbe olmaz ise ünsiyet (bağlılık) hâsıl olmaz. Bu gayelerde önem kazanan muhabbet. “kişi neyi düşünüyorsa onunladır ve odur” düşüncesinden dolayı rabıtanın da mahalidir. Bu birliktelik ve muhabbet vesilesiyle mürşîdin hali mürîde yansıtılır. Bahauddin Nakşîbend. nebata ve hayvanata duyulan sevgide. rabıta ile aynı kökten türemiş. Ankara 2002. Vahit. a. şahsî bilgisayarlara veri aktarmasına da benzetilmiştir. mürşîdin ruhaniyetinden feyz almak ve onun vasıtası ile Allah(cc)’ı hatırlamak. Adnan. Bazı Nakşibendîler rabıtayı “şeyhe tam muhabbet” diye tarif etmişlerdir. 1350/1931) göre rabıta. sevgi ve muhabbetin neticesidir. Kalbi dünyevî düşüncelerden temizlemek ve korumak.sufilive. s.

Hak Dost 4. s. vagonlara. s. Şeyh Nazım. Bu misalde Kıbrısî. 1250 Mirahmadi. 82. Degah Yay.1244 Nazım-ı Kıbrısî rabıtanın temin ettiği harmoniyi. 1249 Âl-i İmrân: 3/103. 1246 Kıbrısî. 1247 K. Şeyh Nazım-ı Hakkâni’ye göre rabıta.1247 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin Hakkâniyye’yi tarikat-ı cezbe veya tarikat-ı muhabbet olarak da nitelendirdiği olmuştur. 1248 Aynı eser. aynı zamanda inci tanelerini bir arada tutan ipe benzeterek. vagonlardaki yolculara ve tüm ümmet arasındaki muhabbet ve bağı da rabıtaya benzetmiştir. kul ile Allah ilişkisini izah edecek yönden Topçu. s. nefsindeki hastalıkları gideren ve onu. 62.sevgi. Çünkü doğada ve sanatta bulunan ilahî nakışlar. mürîdan arasındaki uyumu temin etmektir. mürşîdin ruhaniyetinden feyz almak ve onun vasıtası ile Allah(cc)’ı hatırlamak olan bu üç gayenin haricindeki bir gaye ise. 30.1248 Nazım Efendi’ye atfedilerek yazılan başka bir eserde “Hepiniz Allah’ın ipine sarılın. 1245 Aynı yer. 74. mürîdleri. polislerin merkezle ve birbirleriyle olan telsiz bağlantılarına benzeterek. İstanbul 2004. tarikat-ı râbıta olarak adlandırılır. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. bir mürîdin. s. ss.1246 Hâlidiyye-i Hakkâniyye. 75. Nakşibendilikteki üç gaye için yapılmaktadır. Tasavvuf Sohbetleri. Bu muhabbet ise.1245 Şeyh Nazım’ın bu hususta verdiği bir diğer misal ise tren üzerinden olmuştur. Peygamber(sav)’in nurunu. ilahî sevgiye dönüşebilir. lokomotife. 92. insan ruhuna decredilmiş muhabbet duygusunu harekete geçirir. Kıbrısî.1243 Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de telkin edilen ve uygulanan rabıta. mürîdlerin kendi içlerinde de bir ahenge vesile olur. bir mürşîd elinde.. Adnan. Sufi Meditation. Kültür ve Medeniyet. mürşîdi ve yolunda olanlarla râbıtayı kesmemesi yönünde tavsiyelerde bulunur. bu ahenge vesile olan rabıtayı. 242 . ayrılmayın”1249 ayeti bu konuda delil gösterilmiş1250 1243 1244 ve rabıta. insanda terapi etkisi oluşturan. Nurettin. Hz. Allah(ac)’ın huzuruna dağınık gidilmemesi gerektiğini ifade etmiştir. yaratılanların hizmetine hazırlayan vesilelerdendir. Kalbi dünyevî düşüncelerden temizlemek. evliyaları.

vagon ve yolcular arasındaki bağı.1256 1991’den beri Nazım Efendi’nin Londra ziyaretleri gerçekleşmediğinden.e. muhabbetin yukarı makâmlardan aşağıya doğru olduğu yönünde kanaat daha yaygındır. Âl-i İmrân: 3/32. Sufi Meditation. Avrupalı mürîdler. eğer Allah’ı seviyorsanız Bana uyun.1251 Bu yolculuğun Kur’ân-ı Kerîm’deki delili olarak “Deki. lokomotife odaklanarak. bu kanaate delil getirilmiştir. onlar da Allah'ı severler…”1255 ayetinde Allah(cc)’ın onları sevmesi önce. 1256 Kelâbâzî. rabıta oluşturmaktadır. şeyhlerine olan yakınlıklarını muhafaza etmek için. onlardan her birisi seven ve sevilen olur. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın”1252 ayeti ifade edilmiştir. 158-159. bazen de ikisini birden cezbeder. ikisinin arasındaki rabıta ile olur. ss.g. 16. 1255 Mâide: 5/54. s. vagonlar. ss. ilahi divana doğru yolculuk yapmaktadırlar. Bu örnekte belirtilen lokomotif. Rabıta. s. onların Allah(cc)’ı sevmesi sonra zikredilmiş olduğu. Buna göre cezbe. Ümmetin evliyalarını temsil eden vagonlarda ise her evliyanın affı için dua ettiği Mü’minler vardır. 1254 Konevî. Allah(ac)’tan aldığı ilahî kuvvet ve kudret ile bir trenin lokomotifi gibi kendisine bağlı 124 bin vagonu çekmektedir. Allah onları sever. Rabıta bu münasebet hükmünün ve suretinin mecrasıdır. er-Risâle. Allah(cc)’ın muradından sonra kulda zuhur etmektedir. a..örneklendirilmiştir. 30. “icabet” olarak isimlendirilmiştir. (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki. et-Taarruf. 243 . 1253 Mirahmadi.1254 Bununla birlikte. s. Kuşeyrî. 100-101. Hakk’tan kula doğru olduğunda ise. bazen iki taraftan birisini cezbeder. 238. Rabıta ve muhabbet ile yolcular vagona. “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse. 673/1274)’ye göre talep edenle edilen arasındaki münasebet. Tasavvuf Metafiziği. Buna göre Peygamber(sav). mutasavvıfa içerisinde. kul tarafından Hakka doğru olduğunda “teveccüh”.1253 Sadreddin-i Konevî (v. Bu anlayışa göre muhabbet. Konevî’ye göre talep edenle edilen arasındaki teveccüh aynı zamanda ortaya çıkarsa ve muhabbet her iki cihetten birden gelirse. Kıbrısî’nin görüntülü sohbetlerini izlediklerini ve Avrupa’daki vekillerini ziyaret ettiklerini ifade 1251 1252 Mirahmadi.

1260 Mirahmadi. Allah(cc)’ın nuruyla nurlanmak. Lefke ziyareti yaptıkları görülmüştür. 47. 103. 1259 Kıbrısî. sürekli beraber olma haline benzetilir ve rabıtayla mürîdin fiziki mekânları aşkın bir buluşma içinde olacağı düşünülür. sevgilisiyle geçirdiği anlarla itminana ulaşmayan bir âşık açısından. Bu bağlantının amacı ilahi enerjinin kalbte toplanması ve toplanan nur ile nefsin ve şeytanın kalbte bıraktığı süfli kirlerden arınmak olarak ifade edilmiştir. geliş terminaline yaya olarak ilerlerken. rabıta ve murakabe gibidir. Aynı eser.g. Bu amaçla. Kıbrıs havaalanına indiğinde. Mürîdin El Kitabı. 48. 76. aynı zamanda hatme-i hacegan zikirlerinin başlangıcında toplu olarak yapılmaktadır. güneş ışığının bir kâğıt üzerinde mercekle toplanmasına benzetir. kimsenin görmediğini fark edince. s. Dolayısıyla her yerde bulunan ilahi nur. Çevresindekilere göstermek istediği gök kuşağını.1258 Mürîdler tarafından bir vird olarak yapılan rabıta. Bu tecrübenin nakledildiği çalışmada. Hakkâniyye mürîdânı tarafından verilen farklı bir örnekte rabıta. s. bu işaretin Allah(cc)’tan olduğu kanaatine ulaşmıştır. uçaktan. 49.1257 Bununla birlikte Kıbrısî’nin görüntülü sohbetleri ya da vekilleri ile tatmin olmayan müridlerin.1259 Hatme-i haceganda yapılan rabıta esnasında mürîdin.etmişlerdir. s.e. nefsin kalbte bıraktığı kirlerden temizler. .1261 Rabıta ile ulaşılan ilahî vuslatı. bu tür tecrübelerin birçok mürîd tarafından yaşandığı ifade edilmiştir. Şeyh Nazım’ı ziyarete giden bir mürîd. Bu durum. zamanlamasının doğru olup olmadığından emin olmadığı için. ilahî huzura vâsıl olmaktır. ss. ss. mürîdin sürekli mürşidinin huzurunda bulunmak istemesi olarak ifade edilir. Bu tecrübeyi paylaşan Londra’lı mürîd. 61. a. hatme izahlarında geçmektedir. 244 . nurun kalbi kandilini tutuşturması ve 1257 1258 Stjernholm. 1261 Aynı eser. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. bu ziyaretin uygun olup olmadığını görmek için. rabıta ve murakabe vesilesiyle kalbte toplanarak. Hakkâni mürîdleri. 48. Bu manada kâğıtın tutuşmasına vesile olan mercek. semadan dikey olarak uzanan gökkuşağı gördüğünü söylemiştir. Sufi Meditation. kalbte toplanan bu enerjiyi.1260 Misallerdeki vurgudan anlaşıldığı üzere kul açısından rabıtanın nihaî amacı. şeyhi vasıtasıyla tüm silsile şeyhlerinden Peygamber(sav)’e ruhanî olarak bağlantı kurması gerektiği. Allah(cc)’tan bir işaret istemiştir.

Tasavvuf Sohbetleri. s. el-Müfredat.7.1262 Bu manada düşünüldüğünde.1264 Bu kelime.1270 olarak da tercüme edilmiştir. Sufilere göre. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. 275. rabıta.1271 Mutasavvıflara göre sohbet. işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir…(Haşr: 58/8-9) ayetleri Hz. 104.” Ankebût: 29/15 1266 “Yoksa gerçekten Ashâb-ı Kehf ve Rakīm’in…” Kehf: 18/9. beraber oturmak.1268 halk (ashab-ı Eyke). hicret edenleri severler. Peygamber’in ashabı için indirilmiş ayetlerdir. Bu yansıma kabiliyet aktarımı olarak da anlaşılır. 1265 “Biz de onu ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık. Peygamber’i gören. Peygamber(sav)’den bugüne kadar evliyaullah ile gelmiş ve kıyamete kadar sürecek olan ilahî nuruna vasıl olmak için yapılır. Lisânu’l-Arab.1269 arkadaş. Sohbet. Bir kimse ile dostluk kurup onunla yar ve hem dem olmak.aydınlatması şeklinde de ifade etmiştir. 1269 “Eyke halkı da peygamberleri yalanladı…” Şuarâ: 26/176 . s. zikredildiği ayetlere göre. Isfehanî. sahib olduğunda tasarrufta bulunmak ve sahib olduğu ile mukayyed olmak anlamına gelen “sa-ha-be” kökünden müştaktır. Allah’tan bir lütuf ve hoşnutluk ararken ve Allah’ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. 46. Lisânu’l-Arab. eşlik etmek anlamına gelen mastardır. aynı kökten türemiştir. dost olmak. müridine yansıttığı meclistir. 286. Isfehanî. 1262 1263 Kıbrısî. SOHBET-HALVET: Sohbet kelimesi.1267 ehil (ashab-ı Medyen). mürşidler Hz. malik olmak. Peygamber(sav)’in manevi meclisinden alırlar.1266 iman edenler (ashab-ı Musa). İbn Manzûr. Ruhâni kabiliyetlerin aktarıldığı bu mecliste aktarıcı olan mürşidler. 1268 “Medyen ehline…” A’râf: 7/85. c. Kim nefsinin cimriliğinden. mürşid-i kâmilin ruhundaki kabiliyetleri. s. s.1265 mağraya girenler (ashab-ı kehf). 1270 “Kendisiyle konuşmakta iken arkadaşı ona dedi ki…” Kehf: 18/37. beraber yürümek gibi manaları da vardır. 1264 Cürcanî. el-Müfredat. 1267 “İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın ashabı.7. 275. Ta’rifat. s.1263 İmanla Hz. sahib olmak. f. 15. hırsından korunursa. s. 245 . c. s. Onunla beraber bulunan ve bu imanla ölen kimselere verilen sahâbî kelimesi. 137. ‘Eyvah yakalandık’ dediler…” Şuarâ: 26/61. Hz. gemiye binenler (ashab-ı sefine). Kamûsu’l-muhît. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. Firuzebadî. 287. Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar. bu halleri Hz. İbn Manzûr. 1271 Bu mallar özellikle.

Peygamber(sav)’in sohbetinde bulunarak gönüllerini insanlığa hizmete açan Sahabe-i Kiram(ra). Hanbel. ashâb-ı kiramdan biriyle karşılaştığı zaman: ‘Gel (kardeşim!) Allah için bir müddet oturup Rabbimize imanımızı tazeleyelim (O’nu zikredelim). 1273 Tusî. TTS. 322. Çünkü öğüt. Hz. tebliğ ve sohbet açısından ele almıştır. sohbeti uzlet ve halvetin zıddı bir manada da kullanmışlardır. Yılmaz. 1279 Şûâra: 42/53. 577. Uludağ. Bununla birlikte ilk dönem sufileri. 1277 K. 1276 Kıbrısî.’ Derd i.1274 ehil ve hevesli gördükleri muhiblerle özel sohbetler yapar. s. TTDS. s. anlamını sohbet kelimesinden almaktadır.1276 Sahabe-i Kiram’ın talimi ve sohbet arasında kurulan bu ilgiyi. 1278 Zâriyât: 51/55. eğitim ve öğretimde sohbeti esas alırdı. Tasavvuf ve Tarikatlar. meleklerin methettiği zikir meclislerini çok sever.Peygamberle(sav) manen sohbet ve beraberlik yaşarlar ve bu sayede kendilerine ulaşan manevi hal ve ilimleri aynı yolla müridlerine intikal ettirirler.1272 Sohbetin bir eğitim aracı olarak kullanılması özellikle tarîkatların ortaya çıkışından sonraki döneme rastlamıştır. Bu manada sohbet. sahabe açısından bu önemi. Adnan. Avarif (Gerçek Tasavvuf). 119-120. gidip durumu Haz ret-i Peygamber(sav)’e anlattı. TTS.1277 Hz. Peygamberlere(as) tebliğin emredilmesi gibi ehemmiyetlidir. O. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. s. el-Lumâ. Nazım Efendi’ye göre Sahabe(ra)’ye ümmet içindeki yüce makâmlarını kazandıran haslet. Sahabe-i Kiram(ra)’ı vermiştir. bu tanıma misal olarak. 1275 Uludağ. sahabelerin yaptığı gibi.1275 Nazım Efendi’ye göre sohbet. göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah'ın yoluna…”1279 ayeti ile düşünebiliriz. sosyal 1272 Sühreverdî. 1274 Abdullah bin Revâha(ra). s. Mü’minlere fayda verir. sohbette bulunan Mü’minlerin kalplerini. Sohbette istifade edilen sufiye. Cebecioğlu. Kıbrısî. ss. 436. Dolayısıyla Sahabe kelimesi. 3/265. 505. istifade edene sâhib denirdi. Abdullah bin Revâha'ya rahmet etsin. s.506. Allah yolunda hizmete hazırlamaktadır. “Şüphesiz ki Sen doğru bir yola iletiyorsun. s. Müsned. sohbettir. Peygamber açısından sohbetin önemini. Peygamber(sav). Efendimiz(sav) de ona: ‘Allah.1273 Ancak ilk dönem sûfîleri de sohbete büyük önem verir. 28.”1278 emr-i ilahisi ile Kur’ân’a atfedersek. İslam’ın tebliğinde en yüce modelleri oluştururlar. 189. Abdullah-ı Dağıstanî. 46. s. Bunun ne demek olduğunu anlamayan bir sahabe. şeyh-i sohbet. 246 . Bununla birlikte bir günü sadece hanım sahabelere tahsis eden Hz. “Sen onlara öğüt ver. Tasavvuf Sohbetleri.’ diye karşılık verdi.

her kulun nasibi miktarında bu cevherden gıda aldığını söyler. 36. Nazım Efendiye göre feyz. s.1284 Cevher. 176. 388.1281 Arapça taşmak anlamına gelen feyz. s. öz” manasında kullanılmaktadır. o gün toplanıp Allah’ın sana öğrett iklerinden bize de öğretsen!” dedi Hz.1280 Bu çerçeveden bakıldığında sohbetin. İlim. ss. s. zikr ve halvet ile mürekkeb olduğu zaman. 126-127. 247 . Kıbrısî’ye göre söz konusu gıda. Peygamber(sav)’den Ashaba(ra) ve tüm Müslümanlara inmeye devam etmektedir. s. 1283 Yılmaz.1285 Bu manada Nazım Efendinin tanımladığı cevher. Sohbet meclisinde bulunan feyzi cevher olarak tanımlayan Kıbrısî. şeyh ve müridlere silsile yoluyla ulaşan irfandır. cevher olarak kendiyle kaim değildir. nebevî bir usul olarak tanımlanmıştır. 1281 el-Hakkânî.. Çünkü Şeyh Nazım’a göre feyz ve feyzu’l-akdes şeklinde tanımlanan bu nur. a. Hakk’ın esmasının kulda tecellisi olarak da bilinir.1283 Arapça’dan Türkçe’ye geçmiş olan cevher ise. Dolayısıyla Kıbrısî’nin sohbet anlayışında da etkili olduğu şüphesiz olan bu çerçeveye göre sohbet. Kadınlar toplandılar. Buhârî. Farklı bir ifade ile asıl cevher olarak Allah’ın nuru.1282 Mutasavvıflara göre feyzin bir de isnâdî olanı vardır. zikr. Şeyh Nazım bu anlayışı feyz ve cevher kavramlarıyla izah etmiştir. s.g. ss.yaşamda Müslüman kadın tipolojisinin çerçevesini çizmiş ve diğer kadınlara model teşkil edecek şahsiyetleri eğitmiştir. Istılahta mürşidin mürîde kabiliyet aktardığı meclis olarak tanımlanan sohbet. Bizlere de bir gün ayırsanız da. 651. 370. TTDS. Feyz. sohbet. cisim. kulun çaba ve iktisabı olmadan kalbe taşan bilgi ve manevî hal olarak tanımlanmaktadır. 1285 Cürcanî. Ta’rifat.e. Isfehanî. 1284 Firuzebadî. Kamûsu’l-muhît. 83. Allah(cc)’ın nuru ile mürekkeb ve heylula (asıl madde) olan Allah’ın nurudur. 223-224. s. mürekkebtir. halvet ve seyahat sırasında mürîdin gönlüne yansıtır. kıymetli taş anlamına gelmekte ve “asıl. Peygamber(sav): “Peki şu gün şurada toplanınız!” buyurdu. bedensel gıda kadar zaruridir. İsnâdî feyz. Bkz. akıl. Tasavvuf ve Tarikatlar. irşâd edici ve toplumu ıslah edici bir mahiyette olduğu görülmektedir. Ebediyete Davet. mücerred ya da mürekkeb (bileşik) olabileceği gibi hal ya da mahal de olmasına göre nefs. el-Müfredat. 1282 Firuzebadî. Hz. Nazım Efendi tarafından da aynı manada kullanılmıştır. feyz olarak 1280 Bir kadın Rasûlullâh(sav)’e geldi ve “Ey Allah’ın Rasulü! Senin sözlerinden hep erkekler yararlanıyor. sohbet. 65. suret de olabilir. Cürcanî. Ta’rifat. Nebi(sav) de gidip Allah’ın kendisine öğrettiklerinden onlara öğrett i. Şeyh bu tür feyzi. Cebecioğlu.

“Yolumuz sohbet yoludur.tanımlanmıştır. 1290 Kıbrısî. Onun içerisinden bir cevher almış. halvetin zıddı bir manada kullanmıştır.e. Ehemmiyetine binaen bu mübarek sözü 12 bin defa tekrar etmiş. 126-127. Nefehâtu’l-uns.’ buyurmuş. 1287 Kıbrısî. a. Allah’ın rahmet ve inayetiyle kıyamete kadar inecek ve tecelli edecektir. Mürid her gün veya iki günde bir şeyhinin sohbetine katılmalıdır. üçlü bir mukayese. Tasavvuf Sohbetleri. s. 420-421. celvete atfedilmiş ve halvetin zıddı olarak kullanılmıştır. şöhrette afet vardır”1288 diyerek sohbeti. bunun tersi olan celvet yani. Nakşibend. 28. 28. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. Hayatı boyunca Şâh-ı Nakşîbendî Hazretleri. Bu manada Şâh-ı Nakşibendî. ‘Bizim yolumuz sohbetle kâim ve hayrı da cemaattedir. halvet ve zikir esnasında zuhur eden füyûzâttan hangisinin daha efdal olduğu yönünde.1286 Sohbet. s. bizim idraklerimize göre bildirmiş. ss. s. Sohbet ise Nakşîlik içerisinde. yüz senede alamayacağı rütbeyi. a. Ancak bir sohbetinde Kıbrısî.. Şeyh Nazım tarafından yapılmamıştır. Buna göre Şeyh Nazım. bir saat içerisinde sohbetten alır. 802/1400) ifade etmiştir. insanlarla bir arada bulunmak önem kazanmıştır.”1287 Nakşibendî geleneği içerisinde halvet fazla uygulanmamış.. 1288 Camî. Allah’ın nuru ve feyz.g. s. sohbet ve halveti feyz yönünden mukayese etmiştir. bir kimse yüz sene halvette ibadet eder de. 322.1289 Nazım Efendi. “Sohbet sünnet-i müekkededir. Eğer 1286 Kıbrısî.e. Şâh-ı Nakşîbendî’nin sohbet hakkındaki görüşlerini şöyle ifade etmiştir: “Şâh-ı Nakşîbendî Hazretleri de öyle demiş. Bkz. sohbetteki feyz ve bereketin. halvette şöhret. 248 . 12 bin defa bunu söylemiş.”1290 Nakşilik içerisinde bu önemi teyit eden görüşlerden diğerini de Şâh-ı Nakşibend’in postnişini Alaeddin Attar (v.g.Allah’ın Nuru Bahsi. halvetten daha efdal olduğunu şöyle ifade eder: “…Onun için olur ki. 1289 Tosun.

toplumu ıslah edici bir amel olarak beyan edilmiş. İman. Tasavvuf Sohbetleri. Reşahât. 170-243. Allah’ın yolunu takip eden varsa.” buyurdu. bir yönü ile de. Ebu Rukayye Temîm İbn Evs ed-Darî(ra)’den rivayet edildiğine göre. “Din nasihattir. 41. a. Biz kendisine. Edeb. “Kimin için nasihattir?” dedik. Tirmizî. “Allah Kitabı ve Resulü. ya da iki ayda bir zahiri ve manevî hallerini mektup yazarak bildirmelidir. Buhârî. Müslim. biz de müşterek oluyoruz… Hakk üzerine olan cemiyete ma beyne’l-magrib ve’lmeşrık arasında olan ehl-i Hakk üzerine gelmekte olan inayet ve füyûzâtın hepsi bizim üzerimize de aynen gelir.1296 Kıbrısî sohbeti. 505/1111) sohbetin içtimai yönünü.. onların ezâ ve cefâsına katlanan Mü’min.bulunduğu yer uzaksa her ay. Onların üzerine inzal olan rahmet ve inayete.”1292 hadis-i şerifine istinad edilmiş. hepsi bizimle beraber oluyor. Allah(cc)’ın anıldığı meclis olarak görür. Bu hayır bir yönü ile “Din nasihattır.”1295 hadis-i şerifi. Kıbrısî bu hususu Şâh-ı Nakşîbendî’den tevarüs eden nasihatları ve bu günlere kadar intikal eden cevheri misal olarak vermiştir. Câmiu's-sağîr. Mü’minlerin yöneticileri ve tüm müslümanlar için nasihattir. feyz ve inayet ile ilgili olarak şöyle ifade etmektedir: “Tek başına olmuyor da. İki kişi ile beraber bütün dünyada ne kadar peygamber yolu. Gazalî’ye göre halvet-sohbet üstünlüğü. 42. iki kişi olduğu zaman o hayır ve bereket oraya inzal olur. 28. Nebî (sav). ss. İman. Bizim cemiyetimiz iki kişiye münhasır kalmaz. 89. Zikir meclisi de denen bu sohbet ortamı için Ebu 1291 1292 Safi. 17.e. İmâm-ı Gazalî (v. cemiyette hayır ve bereketin zuhuruna vesile olmaktadır. 95. Peygamber Efendimiz. insanların arasına girmeyen ve onların eziyetlerine katlanmayan Mü’minden daha faziletlidir.”1291 Nazım Efendi’ye göre sohbet. c. Bey’at. bu güne gelen nur olarak ifade edilmiştir. 59. İhyâ. 124-125.1293 Bu durumu rahmet. 27. kulun içinde bulunduğu haricî ve batınî şartlara göre değişir. Bkz. 320. ss. s. Allah(cc)’ın anıldığı sohbet meclislerinden. Nesaî. halvet ile mukayeseli ele almış ve her iki ibadetin de bireysel ve toplumsal fayda/zararlarını tafsilatlı olarak ele almıştır. 31. 2/282.g. 1293 Kıbrısî.” buyurdu. 1296 Gazalî. Tosun. ss. sohbetin celvet olarak anlaşıldığı ve halvete nisbeten ne gibi faziletleri olduğunu anlatan klasik eserlere umumiyetle kaynak olarak görülebilir. s. Birr. 1295 Süyûtî. 2. 249 . Ebu Davud. 1294 Aynı eser.”1294 “İnsanların arasına karışan.

görmediler!’ derler. yanında bulunan (büyük melek)lere anar. yollarda dolaşıp zikredenleri araştıran melekleri vardır. daha şiddetli korkarlardı’ derler. derler. Tirmizî. 195-196. 120. bulunduğu kalbde iman. 66. Kâhire. ey Rabbimiz!’ derler. 1. Sana ta’zim (temcîd) ediyorlar’ derler. cennet istiyorlar. (onları en iyi bilen olduğu halde) meleklere sorar: ‘Kullarım ne diyorlar?’ ‘Seni tesbih ediyorlar. Keşşâf. Avarifu’l-Meârif (Gerçek Tasavvuf). Mektebu’l-meşnebî. ahiret âlimleridir. sana tahmid okuyorlar. ‘Eğer cehennemi görselerdi ondan daha şiddetli kaçarlar. 1300 Nifferî Muhammed b. Bunun üzerini Rabb Teâla şunu söyler: ‘Sizi şâhid kılıyorum. Canan. üstlerine sekine iner ve Allah onları. s. ‘Hayır Rabbimiz.”1298 Istılahta sekine. 2700. onlar öyle bir cemaat ki onlarla oturanlar da onlar sayesinde bedbaht olmazlar’ buyurur. çok daha fazla tesbihde bulunurlardı’ derler. “Allah’ın. ona daha çok rağbet gösterirlerdi. cennet için daha çok hırs gösterirler. onları affettim!’ Resûlullah (sav) sözüne devamla şunu anlattı: ‘Onlardan bir melek der ki: ‘Bunların arasında falanca günahkâr kul dahi var. Zikr.’ Allah Teâla: ‘Onu da affettim. onu daha ısrarla isterler. ss. Kitâbu’l-mevâgif. Müslim. 49-51. nurunu parlatır. ‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’ der. 1299 Cürcânî. sana tekbir okuyorlar. 250 . Hasan. Daavât. (Hepsi gelip) onları kanatlarıyla kuşatarak dünya semasına kadar arayı doldururlar…”1297 Kıbrısî’nin bu meclislere atfen beyan ettiği rahmet ve inayet. ‘Hayır. Buhârî. 2689. ‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’ ‘Eğer seni görselerdi ibâdette çok daha ileri giderler. Allah'ın rahmeti onları bürür. Rabb Teâlâ sormaya devam eder: ‘Onlar beni gördüler mi?’ ‘Hayır!’ derler. c. kalbe inen bir nurdur ve yakîn bilginin kaynağıdır. O başka bir maksatla uğramıştı. 1298 Müslim. Ta’rifât. oturuverdi. ‘Onu gördüler mi?’ der. bir hadis-i şerifte Allah(cc)’ın rahmeti ve sekine olarak zikredilmiştir: “Bir cemaat oturup Allah’ı zikrederse. Daavât. Abdülcebbar b.’ Allah Teâla sormaya devam eder: ‘Neden istiâze ediyorlar?’ ‘Cehennemden istiâze ediyorlar’ derler. Kıbrısî’nin feyz ve inayet ile ilişkilendirdiği ifadelerine dayanak teşkil etmiş olabilir. ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn derecesinde olduğundan. ‘Eğer görselerdi. ‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’ der. mutasavvıflar arasında ilk döneme kadar uzanan bir ıstılahı temsil etmektedir. 78-79. Tehanevî. ss. Allah tekrar sorar: ‘Onlar ne istiyorlar?’ ‘Senden. halis sohbet ederler O sohbette marifet incilerin saçarlar. mutlaka melekler etraflarını sarar. Tirmizî. kalbe gaybî bilgilerin akışı esnasında duyulan itminan hissidir. Daavât. birbirlerini ‘Aradığınıza gelin!’ diye çağırırlar. Sohbet vakti hazır ol. 3375.: Atrhur Yuhanna Erbi.Hureyre(ra)’den rivayet edilen şu hadis. Tah. 3595. s. 1299 Hususi ilim sahibinin kalbine ilham olunan ve inzal edilen sekinet. c. Bu ilmin sahipleri. çok daha fazla ta'zim.” Bkz. Dolayısıyla sekine. derler. Sühreverdi.1300 Kıbrısî’nin sohbet mevzuundaki bu anlayışı. Bu onlardan değil. 7. “Ey dostlarım! arifler. ss. 964. Zikr. Kutub-i Sitte.’ ‘Cenneti gördüler mi?’ der. Allahu Teâlâ'yı zikreden bir cemaate rastlarlarsa. erenlere nazır ol 1297 Hadis-i şerif’in devamında Allah.

Gelenek Yay. TTDS. Kendi nefsin yanılır ancak.1306 kalbten masivanın çıkarılması ve kalbin Allah(cc) muhabbeti ile dolması gayesiyle yapılır. s. Cerrâhîlik. 1308 Aclunî. halvete girmek.1304 Halvete çekilmek deyimi ise. 1303 el-Hakkânî. 1307 Yılmaz. Tasavvuf ve Tarikatlar.1307 Hz. Süyutî. sohbetinde bulunanları da hasta edeceğini ifade etmiştir. 49-50. dilinden dökülür. s. Keşfu’l-hafa. Onun için izinli olan kimse. onların sohbetlerinde bulunmayı tavsiye etmiştir. Peygamber(sav)’in Cebel-i Hirâ’daki mağara içinde halvete girip muayyen günlerde ibadet etmesi ve “Kırk gün kendini samimiyetle ibadete veren kimsenin kalp menbaından zuhura gelen hikmetler. ss. 195. s. onu dinleyip itaat etmelisin. Tafsilat için bkz. Haktan yana olmalısın.”1303 Nazım Efendi’nin bu anlayışı. Ebediyete Davet. İstanbul 2004. İzinsiz sohbet yapan adam da insanların maneviyatını bozar. başkasını öldürür. s. Kıbrısî. 156. Lugavî manası tenha bir yere çekilme. TDV. sohbet anlayışının halvet anlayışı ile kesiştiği hususlara dayandığı kanaatindeyiz. ss. s. ruhen sohbet etmek manalarına gelir. ibadet.1305 Istılahta kırk gün olarak kabul gören halvet. 2. gizlenmiş olan ehlullahı bulup.1302 Bu konuda Nazım Efendi.” (Bakarâ: 2/51) gibi istinad edilen ayetler vardır. 27. tasavvuf ıstılahında. Ankara 2009.”1301 Şeyh Nazım’a göre sohbet.O hâlette erenler. İslam 1301 1302 Yesevi. zikir. Hoca Ahmed. 1306 Halvetilik içerisinde 40 gün anlayışı “Hani biz. ere nazar kılarlar. c. Öztürk Mehmet Cemâl. kalb hastalıklarını tedavi edicidir. 65. riyazet ve murakabe ile meşgul olmak üzere tenha bir hücreye kapanmak. Kalbinde hastalık bulunmayanların sâlih kullar olduğunu belirten Kıbrısî. 2/8361. Hakk ile sırren (mânen) konuşmak. 1304 Uludağ. Allah(cc)’ın yanılması yoktur. Kendi nefsin tarafına çekmeyip. s. Musa’ya kırk gece vadetmiştik.”1308 şeklindeki hadis-i şeriflerinden dolayı halvet. sohbetinde bulunan kişinin hasta olması durumunda. izinli olduğunda. sohbeti yapacak kişinin izinli olması gerektiğini ve izinsiz yapılan sohbetin zarar vereceğini şu cümlelerle ifade etmiştir: “… İzinsiz eline neşter alan adam. Camiu’s-sagir. 251 . TTS. halvet etmek manalarına gelir.. Divan-ı Hikmet. Hak Dost 4. 345. Bu yüzden Kıbrısî. Fayda yerine zarar hâsıl olur. Haz. 200.: Hayati Bice. 165-166. 1305 Cebecioğlu. sevgiliyle baş başa kalma anlamına gelen halvet.

kendisini ve sohbet meclisinde bulunanları manevî tekâmüle sevk edebilmesi için. nefsindeki gizli masiyetlerden arınması gerekmektedir. Receb ayının başından itibaren otuz gün ve Şaban ayından on gün olmak üzere. sohbet meclislerinde bulunan vaizin ve hazirûnun gönüllerini terakki ettirir. Hâlid-i Bağdadî’den sonraki silsilenin tüm meşayıhı tarafından uygulanan halvet. halvetten daha tesirlidir. Bkz. Bu düşünceyi tersinden okumak şeklinde bir mantıki çıkarım yapan Kıbrısî’ye göre. az konuşma. Yani vaizin yaptığı sohbetin. Genellikle tasavvufta önem verilen az yeme. İmam Gazalî. Tasavvuf ve Tarikatlar. amacına hizmet etmesi bakımından önem kazanmaktadır. vusulu ila’llahtır. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî. 195-199. halvet manasında ifade eden Kıbrısî. sohbet ile vuslata erecek kişinin. Eraydın. zikir. tarikata ait sırların alındığı bir çile ve bu sırlar ile irşada ve sohbete yetkili müridlerin yetiştirildiği bir ibadet olarak tanımlamıştır. halvet. nefsi tezkiyede ve maksuda ulaşmada bir metod iken. halveti. şöyle ifade etmiştir: “Erbain. 252 . Nakşîbendî tarikatının bir gereği addetmektedir. 394. 1310 Zamanının büyük bir kısmını halvette geçirmesinden dolayı halvetî lakabıyla tanınan Şeyh Ebu Abdullah (v. TTS. 236.âlimlerince uygulanan bir ibadet olmuştur. 1311 Tafsilatı için bu tezde bkz. Sohbette. müridler için de bir terbiye metodu olarak telkin edilmiştir. Dolayısıyla bu sohbet.800/1397) tarafından kurulan tarikatın adıdır. ss. s. bu amaca vesile olma bakımından sohbet. Kıbrısî bu anlayışını.1311 Bununla birlikte Kıbrısî. sohbet eden kişinin. az uyuma.. inzivâ. ıstılahtaki bu manasıyla kullanmıştır. 27-101. Uludağ. 28. s. Kıbrısî’ye göre halvet. Cerrahilik. irşada vesile olan halveti. İbn Arabî. fikir. Öztürk. Tasavvuf ve Tarikatlar. sohbet meclisine manevî hastalıklar saçar. sohbete hazır hale gelmesine vesile olan araçtır. sohbet eden ve dinleyen olmak üzere iki taraf olduğunu göz önüne alacak olursak. Kırk manasına gelen “erbain” kelimesini. Farklı bir ifadeyle. mürîdlerin terbiyesi için 1309 Ahmed Yesevî. ss. Ancak Kıbrısî’ye göre. Giriş/Halidiyye-i Hakkaniyye’nin Teşekkülü. nefsini gizli kirlerden arındırmamış vaiz. Yılmaz. Halvetîlikte müşâhede mertebesine ulaşmak için mücâhedenin şart olduğu anlayışı hâkimdir. Halvetîlikte1310 halvet. s. Kıbrısî’ye göre halvet. Bu düşüncemize dayanak olacak uygulamalar. Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde mevcuttur. Öztürk. Dolayısıyla halvetin amacı.1309 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî halvet kelimesini. Bektaş-ı Velî tarikattalar döneminden önce halvet ibadeti yapmış büyük sufîler olarak bilinmektedir. Cerrahiyye. şeyhe gönülden bağlı olma ilkelerine Halvetîlik’te hassasiyetle uyulur. Tafsilat için Bkz. Bu ibadet vesilesiyle gönle dolan irfan. Hz Peygamber(sav)’den meşayıh-ı izâm aracılığıyla talim edilmiş bir hizmettir. toplamda kırk gün süren bir riyazet ve çiledir. akademik bilgilendirmenin ötesine geçer ve benlik inşa eder. H.

Bazı sohbetlerde Fâtiha’dan sonra. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. zabtu rabt altına alınması. O. Sohbetler. nefislerinin kontrol altına alınması.com/12955344. ortasında ya da sonundaki dualarında genel olarak acziyetin vurgulanması yer almaktadır.zaruridir. hamd. vaizin sohbet esnasında kendisinin de manevi tekâmüle tabi olacağı anlayışını gösterir. Çile çekmeyen bir şey bilmez. en aşağıda olan vadilere doğru akar gider. tevazu göstergesidir. Şeyh Nazım. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbetlerinde yaptığı bu dualar. sohbet esnasında gelecek füyûzâtın bu tevazu derecesiyle orantılı olduğunu bildirmek için su dağ ve vadi metaforunu kullanır: “…Sular dağın tepesine doğru yürümez.1313 Nazım Efendi’nin sohbetlerinde uyguladığı usul. Tasavvuf Sohbetleri. http://vimeo. s. Bununla birlikte Kıbrısî’ye göre bu edeb.”1312 Kıbrısî. Kıbrısî tarafından yapılan kısa eklemelerden dolayı. 7. sohbete atfettiği manalar açısından da önem arz etmektedir. Müridlerin terbiyesi denildiğinde. genellikle Allah(cc)’a istigfar. Besmele-i Şerife ile başladığı tüm sohbetlerin devamında Nazım Efendi. halvet hakkındaki bu görüşünü Şâh-ı Nakşibend’e dayandırır ve Şâh-ı Nakşibend’in “Ömründe bir defa erbain çıkarmayan. riyazat yapmayanın. Sohbetinin başında. Fâtiha okunur. dinleten Sensin. Nefsine hükmedecek kuvvet menbaı açılır. söyleten Sensin. Kitap okuyarak şeyh olmaz kimse.. Erbaiin. çiledir. bizi dinleyicilerden kıl ya Rabbi! Dinleyip de en iyisine tabi olanlardan kıl… bizim lisanımızı Sen doğrult. ben Nakşîyim demeyen utansın” dediğini nakleder. 1314 Kıbrısî. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. ta’zim veya dua yer vermiştir. toplatan Sensin.”1314 şeklinde sohbet için toplananlara da acziyetlerini hatırlatmaktadır.com/12955344. Nakşî olduğunu söyleyen kimselere teklif olunur. tüm hazirunun Fâtiha-i Şerife okumaları ile sona ermektedir. Bu acziyet şuuruyla sohbet ortamında oluşacak ilahî feyizin ilhamıyla doğruyu konuşma ve anlamayı ve bu doğruları hayatlarında uygulayıcı bireyler olmak da temenni edilmektedir. Yukarıdakiler mahrum kalır ama aşağıdakiler o feyzi 1312 1313 http://vimeo. müteaddid defalar.. 253 . “… Senin kulluğunun şerefine ulaştıracak ilhamdan bizi mahrum eyleme ve bizi nefsimizin şerrinden sakla… Ya Rabbi burada bulunan kullarını toplayan Sensin.

benlik ve ucubtan arınmış olmalıdır. biz cemaatle şerefleniyoruz. bizim. s. Biz sizinle şereflendik. 8. yani sohbettekileri kendi ilmiyle doyuracağını sanan kimse. Tasavvuf Sohbetleri.”1318 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. 1318 Aynı eser. Nazım-ı Kıbrısî sohbetin bu edebini. iki temenni ile açıklayabiliriz. 1317 Aynı yer. Kıbrısî tarafından.1317 Bu tabiri sohbet mevzusunu esas aldığımızda. hepimizin ruhaniyeti bu hakikatlere talip olmasa idi. 254 . Nazım Efendi’ye göre kendi kendisiyle iktifa eden kimse. feyz mevzusunu esas alarak beyan etmiştir. Bu manada Kıbrısî. ss. ihtiyaç arz etmeyen kimse olduğundan. İsâ(as)’ya indirilen sofraya benzeterek izah etmiştir: “…sizin bereketinize biz de bu manevî mâideden yedik… manevî mâide inmiş olan bir mecliste bulunup şereflendik. Peygamber Efendimize(sav) salât ve salâvat ile hitapta bulunur. nereden bize söyletecekti Cenâb-ı Hak dilerse taşı da söyletir. hakikat diliyle aktarabilmektir ki bu. vaizin nefsinde benlik görmemesidir. kendisini boş bilerek. maddî olarak dinleyenler tarafından manevî bir idrake dönüşmesidir. bu hakikatin. tüm sohbetlerine Hz. “…Ya Seyidi. Bu değerlendirmeden hareketle tevazu sahibi kimse. onun sohbetinde feyz olmaz. …medet ya Sultanu’l 1315 1316 Kıbrısî. “füyûzâtı içmek” tabiri ile ifade etmiştir. sohbet meclisine inen nurun. Bu idrakle vücûd bulan idrakin gereğini tatbik etmek ise. Bu anlayışı Kıbrısî. İkincisi.1316 Allah’ın nuru konusu ile ilişkili olarak ele aldığımız ve yeri geldikçe değindiğimiz feyz. idrak ve irade olarak değerlendirilir. 8-10. Ya Resulullah. Hz. Birincisi.”1315 Kıbrısî feyzi. hiç bir şey bilmeyen ve muhtaç sıfatında gören kişi olarak görmelidir. mecliste bulunanlarda zuhur eden marifet. muhabbet. feyizle birlikte gelecek irfanı ve/veya huzuru bir can simidi gibi görerek. Hâzır olan cemaatin her ferdi bu cemaatle şerefleniyor… Bu hazır olan cemaatin. sohbetin vaiz açısından da ifade ettiği anlamı. kulun nefsini tezkiye etme derecesine bağlı olarak değişir. Aynı yer. feyzin akışı için imdat edilmesinin elzem olduğunu savunur. füyûzâtla gelen marifeti. Kıbrısî’ye göre vaiz. Sohbet meclisine inen feyzin hakikat diliyle aktarılması için.alır.

8. onun söylediği kelamı. o belde bu vazife üzerinde asaleten uhdesinde tutan mutasarrıftan destur talep etmeyeyim. 1322 Aynı eser. İmâm-ı Şarânî Hazretlerinin bize talim ettiği mükemmel bir edeptir. Muhammedur-Rasulullah’ın yazılı olduğunu gördüm. s. Bu konuda verilen bir diğer misal ise Hz. “Nazar kılınız ki. İsâ(as) gökten sofra indirilmesi için yaptığı duayı Hz. Peygamber(sav)’i tevessül ederek yapmıştır. Bu temenniden sonra.’ Yüce Allah ‘Doğru söyledin ey Âdem. “…Bu beldede tasarrufa müvekkel olan zat. Hz.1323 Hz. o zatın vazifesidir… İşte o. Bize şefkat nazarınızdan lütfen bir nazar kılınız…”1319 Sahabelerini sohbet ile yetiştiren Hz. o asırda. s. şöyle ifade etmiştir: “İmâm-ı Şarânî Hazretleri buyurdu. Aynı yer. Hakim. s. 9. Peygamber bahsinde de ifade edildiği üzere Hz.1324 1319 1320 Kıbrısî.’ Bu da bütün vaizlere olan edeptir… O desturu verdikten sonra. sohbet yapılan bölgedeki manevî tasarruf sahibinden bir destur taleb edilir. hazır olan cemaatin kalbine nakşetmesi.” 1322 Kıbrısî. 1323 Aynı eser.”1321 Bir sohbete başlamadan Hz. Biliyorum ki. Eğer Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım’ buyurdu. size de teveccüh edip sizden de destur taleb ederek burada hazır olan cemaate lüzum eden mâideyi taleb ediyoruz. 7. 1321 Aynı yer. hakikat ikliminde yetişen Ümmet-i Muhammed şâd olsun. Tasavvuf Sohbetleri. Bkz. bu edebin sadece sohbete has olmadığını. 2/4248. Peygamber(sav)’e tevessül ederek yaptığı istiğfar ve duadan sonra af olunmasıdır. Nebi(sav)’nin manevi makâmından nazar etmesini münacat eder.Enbiya. İsa’ya(as) indirilen sofrayı örnek vermiştir. başımı kaldırdım ve arşın direkleri üzerinde ‘La ilahe illallah. Âdem dedi ki: ‘Ya Rabbi’ Sen beni elinle yaratıp. ‘Hiçbir zaman cemaate bir söz söylemek üzere oturmadım ki. Sen kendi ismini ancak yarattıklarının en sevgilisine izafe edersin. 255 . Onun hakkı için istiyorsan bağışladım seni.’ dedi Allah: ‘Ey Âdem! Ben Muhammed’i cismen yaratmadığım halde sen onu nasıl biliyorsun’ dedi (Allah bildiği halde sorar). Mustedrek.”1320 manasında bir temennidir. bana ruhundan üflediğin vakit. Peygamberden ve civardaki evliyalardan medet istemenin bir tür edep olduğunu ve bu edebi İmâm-ı Şarânî’nin öğrettiğini Kıbrısî. 1324 Âdem o bilinen hatayı işlediği zaman ‘Ya Rabbi! Muhammed hakkı için beni bağışlamanı istiyorum. peygamberler ve evliyalar arasında da var olan bir edep olduğunu söyleyerek. Âdem(as)’in cennetten kovulduktan sonra Hz.

Mü’minlerin kalplerini. gözümün açılması için şefaatçi olmanı istiyorum. 4/138. 1327 Selef âlimleri tevessülü “Artık her kim Rabbine kavuşmak istiyorsa. Allah’tan korkun ve O’na vesile (yaklaşma yolu) arayın ve O’nun yolunda cihâd edin. Benim için dua buyur” dedi Peygamberimiz şu karşılığı verdi: “Abdest al. 49. “Ya Rasulallah. Peygamber(sav)’e ve Allah dostlarına tevessül ederek dua etmeyi. meşru addetmişlerdir. Deavat. Tasavvuf ve Tarikatlar. 256 .” Bu olaydan sonra adamın gözleri açılmıştır. Allah’ım Peygamberim Muhammed ile sana tevessül ediyorum. Tevessül Md. 6. Hz..” (18/Kehf. Allah yolunda. İbn Mace. Gözleri kapanan bir adam Peygamber’e gelerek. kendisini hiç bir şey bilmeyen ve muhtaç sıfatında gören kişi olarak görmelidir ki. 5. İbn Hambel. hizmete hazırlamaktır. sohbet ile vuslata erecek kişinin. Dımeşkî. Ebû Eymen. ss. sohbet eden vaizin gönlünün hizmete aç olması gerekir. "1325 ayetinde zikredilen vesilenin neler olabileceği hususuna dayanak teşkil eden hadislere selefilerin yaklaşımı. 22.1327 Sufiler bu mevzuyu. s. sohbete hazır hale gelmesine vesile olan araçtır. müride kabiliyet aktardığı meclis olarak telakki edilen sohbet. Vaiz. Kıbrısî’ye göre vaizde bulunması gereken bir diğer haslet. c. Selefiler bu konuya temel teşkil eden bazı hadislerin1326 zayıf olduklarını arz ederek. hiçliktir. Peygamber(sav)’in sahabelerine yaptığı gibi.1328 Bu manada Kıbrısî. Bu ise halvet ve riyazat ile olur. sohbet meclislerinde bulunan vaizin ve hazirûnun gönüllerini terakki ettirir. c. Tafsilatı için Bkz. sonra şöyle de. Allah’ım O’nun hakkımdaki şefaatini kabul buyur. 110) ayetinde bildirilen salih amelin dışında kaldığını ve şirk olduğunu iddia etmektedirler. Kıbrısî’ye göre halvet. “Ey iman edenler. hep aynısını. Tirmizî. 245-246. Dolayısıyla Halvetîlikte halvet. Özetle Şeyh Nazım Efendi’ye göre sohbet. Ey Muhammed. Bu ibadet vesilesiyle gönle dolan irfan. 1328 Yılmaz. 531-535. ss.Tevessül ve istimdat kavramlarıyla tasavvuf ıstılahında yer bulmuş bu anlayışa. 345-347. tevessülün Allah(cc)’ın esması ve hayır ameller haricinde yapılamayacağını iddia etmişlerdir. sâlih amel işlesin ve Rabbine olan ibâdetinde hiç bir şeyi ortak koşmasın. Şâmil İslâm Ansiklopedisi. Kıbrısî’ye göre. Kur’ân Ansiklopedisi.. gözlerim kapandı. feyz ve cevherdir ve her kul nasibi miktarında bu cevherden gıda alır. Mürşidin. Ateş. Vahhâbîlik ve selefi âlimlerine. sohbetlerinde. Bkz. Ardından Hz. sık sık reddiyede bulunmuştur. şifayı Allah(cc)’tan beklemesi kabilinde gördükleri için. nefsi tezkiyede ve maksuda ulaşmada bir metod iken. yap. İkame. Hz. umulur ki böylece kurtuluşa erersiniz. sufîlerin yaklaşımından daha farklı olmuştur. Peygamber şöyle ilave etti: Bir ihtiyacın olduğu zaman. 1325 1326 Mâide: 5/35. Ancak bunun için. selefi ulema tarafından ağır tenkitler yapılmıştır. şifa arayan hastanın doktora gitmesi ancak. iki rekat namaz kıl.

düşünmek1334. 179-180. Kur’ân’ın sıfatlarından biri olan Zikr-i Hakîm. 396. Uludağ. Hud: 11/24. 1331 Bakara: 2/114. Peygamberden(sav) ve civardaki evliyalardan inayet gelsin. TTS. Allah’ı anmak. 257. Kur’ân-ı Kerîm veya semâvî kitaplardan biri anlamına da gelmektedir. ss. sağlam ve şerefli mânâlarına gelir. ss. Gazâlî. anmak1331. 1. İhyâ. Lisânü’l-Arab. 152. ss. devamlı olması. 1330 Âl-i İmran: 3/135. 90. 1. ibret almak1333.1329 Kur’ân-ı Kerîm’de zikr kelimesi hatırlamak1330.1339 Tasavvuf terminolojisinde zikir. Zikrin hakikati. s. İbn Manzûr. Nefsin terbiyesi için yapılan zikir. açıklamak1332. şeref. şan ve şöhret1338 gibi mecazî anlamlarıyla da tercüme edilmiştir. öğüt. Bir şeyin dilde dolaşıp akması. Araf: 7/130. ss. zikreden kişinin kendisinden geçip. Kelâbazî. Keşşâf. Enbiya: 21/24. 290-305. g. hatırlanması gereken bir şeyi korumak.1340 1329 Firuzebadî. 825. Taarruf. 393-394. c. 1333 Âraf: 7/57. Bu inayet ile hem kendisi hem de sohbeti dinleyenler. 1335 Enam: 6/70. Zikr. 1338 İnşirah: 84/4. 257 .ona sohbet esnasında Hz. 49-51. 1340 Isfahânî. Allah(cc)’ı anmak da zikirdir. Kuşeyrî. c. 1337 Âraf: 7/63. manevi tekâmüle ersin. 122-123. öğüt vermek1335. 1336 Bakara: 2/282. namaz. er-Risâle. s. düzeltmek1336 olarak tercüme edildiği gibi bazı ayetlerde haber1337. s. 5. lügatte bir şeyi ezberleyip korumak. her türlü ihtilaf ve çelişkiden uzak. c. Tehânevî. Tehânevî. Müfredât. Kamûsu’l-muhît. Allah’ın dışında her şeyi unutmasıdır. unutmanın zıddı olup. ss. tasavvuf ve tarikat ehli kişilerin belli kelime ve ibareleri çeşitli miktar ve yerlerde. 1332 Bakara: 2/221. hatırlamak. s. hatırdan çıkarmamak ve unutmamak şeklinde ifade edilir. En’am: 6/68. 825. 1339 Hicir: 15/9. ferdî ya da toplu olarak söylemeleridir. dua ve övgü anlamlarına gelir. Keşşâf. ZİKR: Zikir. c. 1. 1334 Âl-i İmrân: 3/7. edebe riayet ederek.

Peygamber Mekke’den Medine’ye hicret ederken. bazı zikirler her vakitte ve mekânda yapılır. 3. Sıddîkiye: Hz. zikrettiği de kulu sever. Bu dört çeşit zikir telkini şunlardır: 1. 71. dört halifesine de değişik usullerde zikir telkin etmiş. sesli olarak yapılan zikirdir. hafî (gizli) ve cehrî (açık) olarak iki kısma ayrılır.Mutasavvıflara göre zikr. 1347 Tirmizî. 139. 1345 Muslim.”1345 hadisinde övülen zikir. Osman(ra)’a telkin ettiği harfsiz ve sessiz kalbî zikir çeşididir. Peygamber(sav) ile kucaklaşmış. s. 258 . Hz. melekler onları kuşatır.1344 “Bir topluluk oturup Allah(cc)’ı zikrederse. Ömer(ra) Müslüman olduğu sırada Hz. kalbin zikri. TTS. Peygamberin(sav). zikrettiğini sever. 47. 1346 Hanbel. Ebubekir(ra) de ayaklarını önde kavuşturarak oturmuş vaziyetteydiler. Fakat Hz. zikredenin sadece kendisinin işitebileceği alçak bir sesle yaptığı zikirdir. 3/68. 728-729. el-Müfredat. 4.1341 Başka bir sınıflamaya göre zikir. Cehriye: Hz.”1347 hadis-i şerifiyle diğer amellere nisbeten önemi belirtilen zikir. Kul Rabbini zikrettikçe. TTDS. O.1343 Binaenaleyh zikir ile daimi ilahî huzurda oturmayı tavsiye eden Kıbrısî. dilin zikri.1342 Zikr. 1344 el-Hakkânî. Ben kullarımla beraberim. Peygamber(sav). “Size amellerinizin en hayırlısı haber vereyim mi? Allah’ı zikretmek. Daha sonra da aynı cümleyi üç kere de ona tekrarlattırmıştır. genellikle silsileleriyle Hz. Ömer(ra) ayakta duramayıp yere çöktüğü için. Kara. Şeyh Nazım’a göre kulun Rabbini hatırlamasıdır. s. “Allah’ı o kadar çok zikredin ki. Bu sırada Hz. 6. s. tarikat kurumlarının teşekkülünden sonra da her tarikat bu dört usule göre zikirlerine şekil vermişlerdir. Musned.” Buhârî. ss. TTDS. Bazı zikirlerde oruç.”1346 hadisinde tavsiye edilmiştir. Ali’ye(ra) bağlıdırlar. Bu nedenle cehri(sesli) zikir yapan tarikatlar. 1343 “Kullarımın dudakları hareket ederken (Kulum Beni zikrederken). Cehrî zikir. namaz ve zekât ibadetleri gibi belli bir şekil ve sayı söz konusu iken. Kübrevîler ayaklarını önde kavuşturmuş vaziyette oturarak zikrederler. Hafî zikir. Hz. Hafî(gizli) zikir bu hadiseye dayanır. Ali’yi(ra) diz üstü oturtturup. 394. Nurbahşiye: Hz. Tasavvuf ve Tarikatlar. Peygamber(sav) uylukları üzerinde. Cebecioğlu. tasavvufi manada zikir telkinini ilk olarak Hz. Uludağ. ss. Rabbini hatırlayan kula zikir vesilesiyle çeşitli nimetler bahşedilir. Cebecioğlu. Hz. yüksek sesle veya çevrede bulunanların işitebileceği şekilde. Ebubekir’in(ra) kulağına üç kez Allah isminin zikir telkininde bulunmuştu. “Cenâb-ı Hakk’tan neler almaz neler!” diyerek. divâne) desinler. rahmet onları kaplar. Davaât. zikr ile kulu daimi huzurdan alınacak manevî gıdaya davet eder. Davaât. 179. Kübreviye: Hz. Kıbrısî’nin anlayışını şekillendiren naslardan olduğu 1341 1342 Isfehanî. sırrın zikri olmak üzere üç çeşittir. Cevâhiru’l-İslâm. size mecnun (deli. 783. Bu zikr ile kul. gözlerini kapattırmış ve üç defa “Lâ ilâhe illallah” demiştir. Muhammed(sav) yapmıştır. 8. Hz. “Lâ ilâhe illallah” kelime-i tevhidini cehrî(sesli) olarak ona telkin etmiştir. s. 213-215. Rabbi onunla birlikte olur. 2. s. Ebediyete Davet. Mutasavvıflara göre. bu esnada Peygamber Efendimiz(sav).

Cebecioğlu. 1356 Kıbrısî. basit bir mantıkî çıkarım yapabiliriz. üç türlü olan şükür. er-Risâle. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Kıbrısî. 66. 88.1355 Bu manada imanı bir nimet addeden Kıbrısî. Davaât. s. 47. iyiliğin kıymetini bilme ve nimeti dile getirme anlamlarına gelen şükür. s. s. Ayrıca bu tezde bkz. 615.Mirac. s. Lisânu’l-Arab.1350 İmanın Allah(cc)’tan bir âtiye ve hediye gibi görülmesi gerektiğini tavsiye eden Şeyh Nazım. 210. a.”1348 hadisi ise Kıbrısî’nin işaret ettiği manevi gıdaya örnek teşkil etmektedir. Nazım Efendi’ye göre zikr. s. b. 170.1356 Kıbrısî’ye göre kul. 259 . 40.” İbrahim: 14/7 .şüphesizdir. 1351 Tafsilatı için bu tezde bkz. mü’minin kendisine verilen iman nimetine şükür içindir. aşikar bir mana ilişkisi görülmektedir. 1353 İbn Manzûr.e. s. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. şekûr denir. hal ve amel ile olmak üzere. 419. zikir ile İslam’ın ve Kur’ân’ın nûrunu ahirete taşır 1348 1349 Buhârî. Salâtu’l-Musâfîrîn. 211. Firuzabadî. bu iyiliği yapanı övme ve nankör olmamak şeklinde tarif edilmiştir.1349 zikrin manevî gıdasını tadanlar diye tanımladıkları arasında. muhakkak artırırım. c. Ebediyete Davet. Kıbrısî’ye göre. TTDS. Nimetin artmasına vesile olan şükrü1354 ifa etmede acziyetini hisseden kula.1352 Lügatte teşekkür etme. kabrinde çürümeyecek olarak tanımladığı kullar ile.. İlim-Âlim.1351 bu hediyeyi en büyük nimet addeder ve bu nimet için yapılacak şükre en güzel vesile olarak zikri tavsiye etmektedir. 41. Allah(cc)’tan her hal üzere razı olma haline bağlı olarak. “İçinde Allah’ın anıldığı ev ile içinde Allah’ın zikredilmediği ev. 1354 “Şükrederseniz. O’nun ilâhî esmasından ve dolayısıyla “el-Hay” isminden manevi gıda alır. s. Istılahta ilim. Tasavvuf Sohbetleri. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. 1355 Kuşeyrî. zikir ehlinin kabrinde çürümeyecek olması. İman ise zikr için bir fırsattır.1353 tasavvufta yapılan iyiliği anıp. Hak Dost 4.Velî-Evliya. 1350 Kıbrısî. âlimin dilinde. bu nimetlere şükür için zikri tavsiye etmiş ve bu vesileyle imanın artacağını ifade edilmiştir. Farklı bir ifade ile Kıbrısî’nin. bu anlayış ile de alakalıdır. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. s.g. Kıbrısî’nin “manevî gıda” anlayışına.7. imanın parlayacağı düşüncesini hatırlayacak olursak.Allah’ın Nuru. Kâmusu’l-muhît. diri ile ölü gibidir. bu hadis üzerinden bakacak olursak. Bu manada hakiki hayat sahibi olan Allah(cc)’ı zikreden kul. 1352 el-Hakkânî.Evliya-Evliyâ. abidlerin fiilinde ve ariflerin hallerinde olur. Ayrıca bkz. Muslim.

İsm-i Celâl’in önemini. ism-i Celâl’dir. Kul. 101. vird olarak telkin edilmektedir. zikrin faziletleri sayılamayacak kadar çoktur. Ramûzu’l-ehadîs. Bu iman mertebesinden sonraki 1357 1358 Kıbrısî. s. s. “gala’llahu” ayetleriyle açıklamıştır.1357 Nakşîbendiyye tarikatının Hâlid-i Bağdadîden sonra Şeyh Abdullah Dağıstanî’ye ve Şeyh Nazım’a ulaşan şubesi olan Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de bu iki zikre önem atfedilerek. c. “Lâ maksûde illallah” ve “Lâ mevcude illallah” manalarına gelir. TTDS. Tasavvuf Sohbetleri. iman nurunun parlamasıdır. “Zikirde “la ilahe illallah”dan duada “istiğfar”dan efdali yoktur. “Ey iman edenler. Nefy-isbat zikriyle mertebe kateden Mü’mine göre kelime-i tevhid. Allah’a iman ediniz”1361 ayetine işaret ederek izah etmiştir.1359 Kelime-i tevhîdin mealen manası. 2. Hak olan mabûd. bâtıl olan mabud nefy edilir. Bâtıl olan mabûd ise insanların yapıp taptığı put ve benzeri şeylerdir.diyebiliriz. maksut olarak da sadece Allah(cc)’ı istemeleri gerekmektedir. s. 382. 441. 42. s. zikr ile Allah’tan her daim razı olma haline erişir ki bu. hevâlarını da ilah telakki eder ve gönlünü masivadan arındırarak. Kur’ân-ı Kerîm’de Allah(cc)’ın zatî kavli için kullanılan. 791/1388). Bu makâmda sâlik. 260 . nefiy ve isbat (la ilahe illallah) zikri de denmektedir. hakiki tevhide vasıl olur. Kulun fenâ fillah makâmında ve bu makâmdan sonrasındaki bekâ makâmlarındaki zikri. Adnan. “Lâ mabûde illallah” olarak birincil bir anlamı vardır. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. Şâh-ı Nakşibend (v. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Sadece mabud olarak Allah(cc)’a ve tevhide iman edenlerin. Tevhid-i Avâmdır. Bu.1360 Kelime-i tevhidin. Hakkâniyye meşayıhı içerisinde telkin edilen ve önem atfedilen kelime-i tevhîd zikrine.”1358 hadis-i şerifi bu izahta tevhid zikrinin önemine atfedilmiştir. 1359 K. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre her zikrin farklı faziletleri vardır. fena makâmına doğru seyreder. Zikirler içinde kelime-i tevhîd (la ilahe illallah) ve ismi Celâl (Allah) kulun manevi makâmlar arasında seyrine vesile olur. kelime-i tevhîd zikriyle. sırasıyla. Gümüşhanevi. şüphesiz ki Allah(cc)’tır. 1361 Nisâ: 4/37. manevî mertebelere göre kazandığı bu anlamları. 1360 Cebecioğlu. Mezkûra(cc) götüren yolda. Mezkûr ismi kalble ya da lisanla anan kulu. Bu anlama göre Hak olan mabud isbât. Bu mantıksal çıkarıma göre kul.

Parkta bir bankın üzerinde otururken. irade ve sıfatları Allah(cc)’ta yok olmuştur. zikrin ihtiva ettiği nur ile kalbin ferah duyması. 418-419. 1366 Atay. Nakşibend. 1034/1624) ise seyru sulûkta Allah zikrini. vird zikr. açılmasından sonra yapılan zikirlerin mahiyetleri ve tesirlerine göre çeşitlendirilmiştir diyebiliriz. Bu makâmda sâlikin müşâhede. ss. hakiki Mabudu isbât edesin. illallah (Allah’tan başka) ile olur. Aynı şekilde ihlasla zikredilen isbât ile kalbi temizlenir ve daimi Hakka müteveccih olur. Mektubat. c. Kalbin ve dilin zikri şeklinde yapılan bu tasnif. isbât. Ebediyete Davet. batınında bulunan gizli şirkleri ve esbabı izâle olur.1365 Bu ifadelere göre kalbin açılmasından önce yapılan zikirle. Batı’da bir Nakşî Cemaati. 1. s. Allah(cc)’tan başka hakiki mevcut yoktur.1363 İmâm-ı Rabbânî (v. ondan nasibini almaya bak” diyerek zikirde devamlılığı ve adette istikrarlı bir artışı tavsiye eder. içerisinde Allah(cc) muhabbeti ve şevkinin birleştiği kalbte olur ve bu zikr dilin değil. Nefehâtu’l-uns. 59-62. lâ ilahe (İlah yoktur) ile. yolculukta. s.1366 Kalbin zikri ise.makâmda kul için. 1362 1363 Camî. 130. gafletten kurtulması ile ilgilidir. bu mertebeyi şöyle ifade etmiştir: “Her göz açıp kapamada bu maddî vücudu red edip. kalb letâifine terkiz etmek suretiyle. 35. ss. c. gibi bâtılı anlaşılmaktadır mürîdler ki bunlar vird dilin olarak zikri da kategorisindedirler. Allah(cc)’a kavuşturan yolda ilerler.”1362 Farklı bir ifade ile nefy. 212-122 1365 el-Hakkânî.1364 Nazım Efendi’ye göre adedine ve devamına riayet edilen zikrin başka bir fazileti ise kalbe serinlik vermesidir. Şeyh Nazım’ın diğer ifadelerinde zımnen bulunmaktadır. Binaenaleyh hakiki kelime-i tevhid. letâifler ile birlikte ele almıştır. kalbin işlediği bir sâlih ameldir. Kulun ihlasla zikrettiği nefy ile. bir meşguliyet yapılabilecek tarafından tanımlanmıştır. Risâle-i Kudsiyye. Şeyh Nazım bu hususu şöyle ifade eder: “Zikir azar azar da olsa. 261 . Mesela Allah isminin zikredilmesi esnasında kul. Pârsâ. ağır ağır kalbimizi açacaktır… her gün zikir yapanların kalbine o serinlik verilecektir. 1364 İmâm-ı Rabbanî. Mesela mübtedî mürîdlere telkin edilen ve onların uyguladıkları esnasında zikirler.

302. Bu haldeki salikin derisi ve kemiğinde hareket başlar. Nazım Efendi’nin buraya kadar paylaştığımız görüşlerine dayanak 1367 “Beni zikrediniz. Dolayısıyla bu zikre ulaşan kul. yıldızların nurlarını görür. günahlardan alıkoyar. Kul daimî zikir mertebesine. Bununla birlikte. kalbî zikre vasıl olur. 1368 Kuşeyrî. Bu halin de zikirle muhafazası neticesinde kul. başlangıçta kulu. ss. 1369 Kuşeyrî Abdulkerîm. dilin zikriyle ulaşılır. namaz gibi belli bir vakti yoktur. Tertîbu’s-sulûk fî tarîgi’-llahi te’alâ. s. Ona göre faydalı olan zikir. ibadetlerin en şereflisi olmakla beraber bazı vakitlerde kılınması caiz değildir. 1. c. zikri doğurmaktadır. Ona göre Allah.1368 Bununla birlikte lisanla yapılan zikr. Kalbin gafil olduğu bir sırada sadece dil ile yapılan zikrin faydası olsa da bu azdır. nefsinde. 2. Bu keşiflerden sonra sahih keşifler başlar. el-Futuhâtu’l-Mekkîyye. Kalble yapılan zikre herhangi bir sınırlama yoktur. ss.1370 İbn Arabî’ye göre kalbî zikrin sonunda kula. kendisini zikredeni O da zikredeceğini bildirmiştir. Kenzu’t-turâsi es-sufî. Her zaman ve her yerde yapılabilir. İbn Arabî. zamanla ünsiyet ve muhabbet meydana gelir. eşyaların nurlarına vakıf olur.: İbrahim Besyunî. Nurlar Risalesi. 262 . “Beni anın ki Ben de sizi anayım” (Bakara. 367-370. dilin ve kalbin zikri olmak üzere ikiye ayrılır. Namaz. Kur’ân-ı Kerîm okumadan sonra en üstün ibadet olarak değerlendirir. c. madenler âlemini. 21-27. 1370 Gazalî.1369 Gazâlî ise zikri. levhi keşfedip. ss. Tah. Bu sesi etrafındakiler idrak edemez. Bunun neticesinde de kişi yaptığı zikirden zevk almaya başlar.Kuşeyrî’ye göre zikir. hayvanlar âlemini keşfeder. Kıbrısî’nin düşünce atmosferini şekillendiren tasavvuf ıstılahınının çerçevesini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla zikir için belli bir vaktinin olmayışı ve zâkirin. İbn Arabî de zikri. Bkz. Azimle devamı neticesinde kalbinde haşyetullah zuhur eder. devamlı ve kalb huzuruyla yapılan zikirdir. bitkiler âlemini. Çünkü zikir.1371 Zikir mevzuunda paylaşılan söz konusu yaklaşımlar. İhyâ. Sadece kendisi ve ehli duyar. 32-34. kâinat düzeninin suretini görür ve huzur-u ilahînin adabını talim eder. 1371 İbn Arabî. ilâhî bir sıfat olarak nitelendirir. manalar âlemi tecelli eder. Başlangıçta her ne kadar zikirden bir tat alınmasa da. duyuşunda ve görüşünde sadece zikrini bulur. 2/152) âyetiyle kendi zikrini kulun zikriyle irtibatlandırmış. Çünkü zikrin. Bu tecelliyât ile hayal âleminde olan perdeler kuldan kalkar ve sırasıyla. Tüm cevherlerinden ve kalbinden sürekli zikrin sesini duyar. zikrine karşılık bulması. er-Risâle. ss.1367 zikrin özellikleri arasındadır. Ben de sizi zikredeyim” Bakara: 2/152. 295-305.

301. 1379 Tosun. Huzurundan haberdar olmama anlamında bir huzur hâsıl olur. müşahit derler. ss. itminana erer. kalbte gizli olan Allah sevgisini çıkarmaktır. 559. zikrin faziletlerine nail olur ve onun gönlü. Şeyhi Abdullah Dağıstanî’nin görüşlerinin şerh edildiği. Bu haldeki kalbe. “Beni zikredin ki. 1377 Camî.”1377 Nakşibendî geleneğinde Allah(cc)’ı hatırlamak için yapılan zikrin nihai amacı. 307. O zaman bu müşâhededen tam bir zevk alır. Hakk’a şahit olur. zira huzurdan haberdar olduğun nisbette Hak ile huzurun eksik olur.teşkil edecek açıklamalar. Bu hal üzere olan kul. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. iman edip kalbleri Allah’ın zikriyle huzur bulan kimselerdir. haberiniz olsun ki. kulun kalbini itminana erdirir. Adnan. Ben de sizi zikredeyim ve Bana şükredin. mücahede devam etmelidir. zikr ehlinin mutmain olduğunu ve kalblerinde zikirden dolayı sürekli itminanın bulunduğunu ifade etmiştir. 1378 Aynı eser. gerçekten kalbte (başka bir şeyin sığması için) yer kalmaz. 100. Âl-i İmrân: 3/191. 542. Buna göre zikr.1379 Toplu olarak yapılan cehrî zikir ve bu esnada semahların yapıldığı 1372 1373 Bakara: 2/152. Şâh-ı Nakşibend (v. oturarak ya da yanları üzerinde zikrederek. masivayı tamamen yok etmektir. 1375 Ra’d: 13/28. kelime-i tevhidin hakikatine erişmek. zâkirin daima Allah’ın huzurunda olduğu bilincine ermesidir.1373 daima zikir üzere olunmalıdır. 895/1489). Bu emrin bir gereği olarak Allah(cc)’ı. Futuhatu’l-Hakkâniyye adlı eserde bulunmaktadır.1376 Söz konusu anlayışın kaynakları mahiyetindeki bir görüşü Ubeydullah-ı Ahrar (v. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Çünkü huzur vasfından haberdar değildir. Nakşbend. 263 . ss. “Bunlar. ayakta. nankörlük etmeyin”1372 ayetinde bildirildiği üzere. 533. s. Şeyh Abdullah’a göre “… Muhakkak ki Allah’ın zikri en büyüktür. kalbler sadece Allah’ın zikriyle huzur bulur”1375 ayetine işaret ederek. 791/1388)’e göre zikrin amacı. 1374 Ankebût: 29/45. Nefehâtü’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Alâadin-i Attar’a göre zikir kalble yapılmalı ve zikrle beraber. Allah ne yaparsanız bilir”1374 ayetiyle diğer ibadetlere göre öne çıkarılmış olan zikr. zikrin kalpteki ve hallerdeki tesiri açısından ifade etmiştir: “Kalb huzuru bu zikre devamla öyle bir dereceye yükselir ki. 1376 K.1378 Ubeydullah-ı Ahrar’a (859/1490) göre zikirden maksad. Çünkü zikrin hakikati kalbten gafleti uzaklaştırır. s. Allah(cc)’ın kullarına emridir.

ss. zikr telkin eden mürşîdinin emirlerine sıkıca sarılmak icap eder. Makamlar ve Seyru Sulûk ile İlgili Kavramlar/j.. gafletten ve nefsinin tasallutundan kurtulmuş olacağı da söylenebilir ki. 1382 Ra’d: 13/28. içinde bulunan Allah(cc) sevgisini çıkarmak ve gafletten uzaklaşmaktır. şeriatın ve tarikatın emri olmasından dolayı olmalıdır. gafletten ulaşılan anları. 63. 63. Bu esere göre. kulun içinde bulunduğu anın idrakinde olduğu. s. “zikrin beş letâife nakşolması” şeklinde izah etmiştir. s. onu maksuduna vasıl edeceğine inandığı için değil. 61. Tasavvuf Sohbetleri. amelde cehdetmek edebi ikmal eder. iman edip kalbleri Allah’ın zikriyle huzur bulan kimselerdir. Şeyh Nazım.1385 Edebin ikmali tefekkürle. Yani zikrin amacı kalbin mutmain olması.Gaflet. gaflet ve zikirle birlikte ele almıştır. Bu haldeki kul. misaktaki ahdine sâdık olduğu ve yaratılışının manasına uygun olduğu lahzalar olarak tanımlamasından1381 hareketle.1380 Kıbrısî. yaratılış gayesine göre1383 yaşayan bir kul olarak dereceler kat eder ve ilahî huzura vasıl olur. zayıflık ve acziyetini noksansız izhar ve ikrar ederse. Her anında Hakk(cc)’ın rızasını tefekkür etmek. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. tefekkür üzere olduğu. haberiniz olsun ki. 62. 101. Ayrıca Bkz.” Zâriyât: 51/56. zikrin nihayetindeki kulun. Bu anlayış. sadece şeriata sıkıca bağlanmaya bağlıdır. tefekkür ile gafletten kurtulur ve içinde 1380 1381 K. Çünkü tarikat. ss.1384 Ancak bu makâmlarda terakkinin en önemli kanunu. a.Hakkâniyye hadraları. edebin ruhudur. Adnan. 62. zikrin amacı hususunda ayrılmamışlardır. tefekkürün cazibesi ise zikrullah ile artar.”1382 ayeti bu makâmdaki kula işaret eder. Adnan.1386 Edebin ikmaline vesile olan tefekkür konusunu. 1383 “İnsanlar ve cinleri yalnız Bana kulluk etsinler diye yarattım. bu sıfatlar velayet makâmlarında müşâhede edilir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî adına yazılmış bir eserde. Ancak kulun cehde sarılması. Edebe riayet ise. 142. Kıbrısî. 1385 Aynı eser. Şeyh Nazım Efendi’ye göre kul. Hâlidiyye öncesi geleneksel uygulamadan ayrılsa da.g. kalbler sadece Allah’ın zikriyle huzur bulur. Şeyh Abdullah’a göre. zikrin zâkirdeki beş letâife nakşolması için. 264 . “Bunlar. s. 1386 Aynı eser. edebe riayettir. 1384 K.e.

evliyâ konusunda incelediğimiz manevî tasarruf ile de alakalı görülmektedir. Şeyh Abdullah Dağıstanî’ye göre Allah. gece gündüz tüm ezkar ile zikretse.e. Yani bu anlarda.1390 Bu makâmlarda bulunan velî kullar. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/b. 100. Kıbrısî’nin manevî gıda anlayışıyla ilgili olduğu kadar.Mürşîd . bütün dünyanın yiyeceklerini yesen o kuvvete bedel olmaz”1388 Burada bahsedilen zikrin manevî kudreti. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a.1391 Bu manada kalbî zikrin şekil ve adedi. Nazım Efendi. Allah’ı yâdından bırakmayan. telkin edilerek gelmiştir. Dolaysıyla bir mürşîdten telkin almayan bir kul. Peygamber(sav)’den ise. s. Hz. kemâl mertebesine ulaşamaz. zikrin kuvvetini aşılar. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). s. Hucvirîye göre t evhid yolunda bir adımdır. 265 . “Bu Allah’ın ayetlerindendir. 345. Peygamber(sav)’in yardımcılarıdır ve her birinin derecelerine göre manevî tasarrufları vardır. 1392 Kehf: 18/17. tüm mürşîdlere. Allah kime hidayet ederse işte o hakka ulaşmıştır. Kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu.1387 Nazım Efendi’ye göre zikrin manevî bir kudreti vardır. 1388 el-Hakkânî.g. Ebediyete Davet. Tafsilatı için bkz. s. ona zikir kapısını. s. Adnan. 79. zikrin esrarını bilen bir mûrşid-i kâmil tarafından telkin edilmesi gerekmektedir. Allah ile beraber olana Cenâb-ı Allah. bu kuvveti şu ifadelerle izah etmiştir: “Dünyada Allah(cc)’ın emrini ulu tutan.bulunduğu anı idrâk ederek. Keramet bahsinde de geçtiği üzere kuldan sadır olan kerametin manevi kuvveti zikirden hâsıl olur. Hz. s.Kulluk Makamı (Âbid). Bkz. Peygamber(sav)’e telkin etmiştir. Dolayısıyla mürşidler tarafından telkin edilmeyen zikrin manevî makâmlara eriştirici fazileti yoktur. Hakk Teâla için yaşar. Bu manada Şeyh Abdullah. Allah(cc) esmâsına ait sırların keşfi için anahtar mahiyetinde olan zikr. zikrin telkin edildiği silsileye girer ve merâtib kateder. 1389 Kadim olanı. 1390 K. 142. sonra kurb kapısını açarak kulu tevhid kürsüsüne oturtur ve ondaki hicabı kaldırarak “ferdaniyyet makâmına”1389 sokar. sayısıyla birlikte. bir kulunu velî edinmek isterse. yani Allah’ı zikredip. 1391 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. Bir mürşid-i kâmil tarafından telkin edilen zikirle zâkir.. idrakin getirdiği bir zikr hali vardır. doğru yola götürecek bir dost bulamazsın”1392 1387 Kıbrısî. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. a. Hucvirî. hadis olandan tefrid etmek olan Ferdaniyyet. Ayrıca bkz. Hz. Zikirde bir kuvvet vardır ki. 18.

Enbiya: 21/7. sohbet. 132 1396 Yılmaz. mezkûr olan Allah(cc)’tan gelen nûrdur diyebiliriz. Tasavvuf ve Tarikatlar. Yani zikir önemli bir vesile olsa da. asıl cevher olarak Allah’ın nuru. ona değer kazandıran mahiyetinde bulunan cevher.Rabbânî inayet ile Kur’ân-ı Kerim’de mezkûr sekiz yüz menhiyattan korunmuş olma. 4Dünya ve ahiret işlerinin tamamından zâhid olma. Şeyh ve mürîdlere sened ve silsile yoluyla ulaşan irfan olarak tanımlanan bu feyz. 2. 223-224.Allah(cc)’ın yardımı ile beş yüz ilahî emire imtisal ederek. kalbi cilalama ve 1393 1394 K. onun kalbine bilgi ve manevî hal gelir. Bu feyz vesilesiyle mürîdin çaba ve iktisabı olmadığı halde. Bir mürid için zikir.1393 Zikrin manevî kudreti ve mürşîd ile ilgisini tamamlayacak bir husus “ehl-i zikrin” kimler olduğudur. sohbet. Allah’ın nuru ile kaim olan feyzin (istinâdî). feyz olarak mürîdin gönlüne dolarak. itaatinde muvaffak olma.1395 Zikrin bir mürşid tarafından telkin edilmesine atfedilen ehemmiyet.Yevmu’l-ahd ve’l-misakta olan tecelli-i ilahiye vakıf olma. 1395 Burkay. mürşidler olarak tefsir etmiştir.1396 Allah(cc)’ın nûru ve feyz konularına Nazım Efendi’nin yaklaşımlarından hareketle. Adnan. sohbet ve halvet esnasında mürîdin gönlüne yansıtılır. Sohbet bahsinde de belirtildiği üzere. şu dört nesneyi kendinde toplayan kişiler olarak tanımlamıştır: 1. tasavvuf ıstılahında isnâdî feyz kavramıyla ilgilidir. Londra’da 2005 yılında yapılan bir çalışmaya göre oradaki Hakkâni mürîdleri zikri birkaç çeşitte tanımlamaktadırlar. Menâkıb-ı Şerefiyye. “Şayet bilmiyorsanız zikir ehline sorun”1394 ayetinde bildirilen zikir ehlini Şeyh Şerafeddin. zikr ve halvet ile mürekkeb olduğu zaman. zikir ve halvet ile paylaşıldığını söyleyebiliriz. istinâdî feyz telakkisinin zikr anlayışında yer aldığını belirtebiliriz. ss. 3. s. 101. 266 . Futuhâtu’l-Hakkâniyye. şeyh tarafından zikr. onu silsileye dâhil eder ve mertebeler kat ettirir.ayetinde bildirilen “doğru yola ulaştıracak dostları”. s.

Nazım Efendi’ye göre bu seyr. zikrin manevî kudreti ile olur ve velayet makâmındaki tasarruf. zikrin esrarını bilen bir mûrşid-i kâmil tarafından telkin edilmesi gerekmektedir. zikrin haricinde sohbet ve halvet esnasında kalbe dökülen feyz olarak telakki edilir. s.Allah(cc)’ın nurunu yansıtma olarak tanımlanırken bir başkası. Bâtılı bir mürîde göre ise zikr. Bu bilinç cemaatin ortak değeri olarak. ss. iman nimetine şükür içindir. ona değer kazandıran. Bu cevher ise mezkûr olan Allah(cc)’tan gelen nûrdur. cemaat bireylerini ortak bilince vardırır. gafletten ve nefsinin tasallutundan kurtularak velayet makâmlarında seyrine devam eder. kalbi dinlemenin yolu ve genellikle kalbî cilalamak olarak anlaşılmaktadır. Ancak zikir bizatihi kudreti haiz değildir. Başka bir mürîd için zikir. Kıbrısî’nin genel tasavvuf anlayışında bu nûr. Zikrin nihayetinde kul. Batı’da Bir Nakşi Cemaatı.1399 Özet olarak Şeyh Nazım’a göre kulun Rabbini hatırlaması olan zikr. onun mahiyetinde bulunan cevherdir. Zikrin amacı kalbin mutmain olması. farklı faziletleri vardır.1398 Bu çalışmayı yapan bir antropolog nazarıyla zikr. kalbin aşkla dolması ve masivâdan temizlenmesi olarak ifade etmiştir. içindeki Allah(cc) sevgisinin açığa çıkarılmasıdır. modern dünyanın özellikle batıda doğurduğu psikososyal rahatsızlıklara karşı tek etkili tedavidir. Mesela kelime-i tevhîd (la ilahe illallah) ve ism-i Celâl (Allah) zikirleri kulun manevi makâmlar arasında seyrine vesile olur. The Struggle forPurity. Dolayısıyla mürşidler tarafından telkin edilmeyen zikrin manevî makâmlara eriştirici fazileti yoktur. 1397 1996 yılında Lefke Dergâhında (Kıbrıs) yapılan farklı bir antropolojik çalışmada görüşülen mürîdlere göre zikr. Ancak kula manevî makâmlar kazandıracak kalbî zikrin şekil ve adedi. Şeyhlerinin varlığını en çok hissettikleri andır. 1397 1398 Stjernholm. ruhun nefs üzerine galip gelmesine vesile olur. Zâkiri daimi huzura ve manevî gıdalara vasıl eden her zikrin. Atay. 123. 122. 125. s. Şeyhin Londra’da olmadığı uzun dönem boyunca dahi grup içindeki dinamizmi sağlar. bu kudretle zuhur eder. Bir başka mürîde göre zikr anı. 40. Yani zikir seyru sulûkta önemli bir vesile olsa da. 267 . 1399 Aynı eser.

s. Hadralar. 256. 321. Hatm (bitirmek) ismi verilmesinin sebebi. 100 Allah.1. kıyam zikri ile devam eder ve tekrar oturuşla yapılan Kur’an tilaveti ve dua ile sona erer. Ya 1400 1401 Cebecioğlu. hatmeler. 33 Hakk.1400 18. Ya Hafız. salavatlar ve kelime-i tevhidler toplu olarak zikredilir. Pazartesi ve Perşembe günleri akşam namazından önceki kırk dakika içinde yapılır. sıkıntılı durumlara son vermek niyetiyle yapılan ilk uygulamalara dayanmaktadır. 321. belli bir güne ve vakte bağlı olmadan her zaman yapılabilirken. 268 . 1001 İhlas Sûresi sessizce okunurken. 70 estağfirullah. 100 Salavat. şeyhin işaretiyle başlayan ritüelin adıdır. 100 Salavat. 79 İnşirah Sûresi. 33 Hay zikirleri yapılır.e. ku’udî ve hafî zikr olarak başlar. “Allah Hu! Allah Hayy” ve “Allah Hayy! Ya Kayyum” söylenir. Reşahât. cehrî zikr de yapıldığı bilinmektedir. Zâkir başının yönlendirmesine göre temposu ve şiddeti değişen bu zikirlerin geçişleri esnasında silsile üstadlarına dualar okunur. Toplu Zikrin İcrası: Lefke ve Şam’da bulunan Hakkânî tekkelerinde gözlemlediğimiz kadarıyla. s. dağıtılan taşlar ile zikr adetleri takip edilir. Bununla birlikte günlük olarak yapılan seher virdleri ve namazlardan sonra yapılan tesbihatlar. s. 177-203. Nakşibend. Daha sonra Ya Daim. Cehri olan ikinci kısmında.. şeyhin huzurunda bir grup müridin halka olmasından sonra. 7 Fatiha. yüzyıldan itibaren periyodik hale gelen bu hafî zikirin sonunda. Nakşîlik ıstılahında olan hatm-i hacegân. toplu zikir ayinleridir. Hatm-i kebir. Ya Halim. 100 Hu. bazı surelerin tertib üzere okunması ve belli miktarda zikrin çekilmesiyle yapılır.g. a. 100 “la ilaha illallah”. 1402 Tosun. Tosun. Hafî ve cehrî olmak üzere 2 kısım olan hatm-i kebirin birinci kısmında sırasıyla. Sâfî. TTDS. 7 Fatiha. Pazartesi günü akşam namazından sonra yapılan hatm-i haceganın yanı sıra.1401 Gucdevanî’ye nisbet edilen terkibe “hatm-i Hacegân-ı kebir”. Bakî Billah’a nisbet edilen terkibe “hatm-i Hacegân-ı sagir” adı verilmiştir. ss.g. Perşembe günü akşam namazından sonra yapılan hadralar. Bu iki zikirden sonra 10’ar defa “Allah Hu! Allah Hakk”. mübarek gecelerde yapılan hadralar ve hatmelerden farklıdır. 3 kelime-i şehadet.1402 Hakkânî dergâhlarında. Kısaca hatim deneden bu ayin.

okunduktan sonra “Ya Daîm! ya Daîm! ya Daîm! Ya Allah” şeklinde yapılan esma zikirleri üçer defa yapıldıktan sonra 25 Besmele ve 10 salavat okunur. Ya Gaffâr. 1407 Londra’da yapılan zikirde de Perşembe günü. “Ya Daîm! ya Daîm! ya Daîm! Ya Allah”. 7 Fatiha. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. ss. 1405 Aynı eser. 121-146. 33 Hay. Bazı geçişlerde ve sonda Kur’ân tilaveti. Peygamber (sav)’e ve silsile üstadlarına hediye edilir. 100 kelime-i tevhid. Ya Mu’izz. 7 Fatiha. Londra’da bulunan Hakkânî dergâhında yapılan bir antropolojik incelemede izah edilen ve ku’udî olarak yapıldığı bildirilen zikrin1404 hatm-i sagir olduğu kanaatindeyiz.org/zikr/khatma-i huwacegan. ss. Ya Deyyân. 1403 1404 http://www. sonunda ise şeker ve sandviç ekmeği dağıtılmıştır.e.1403 Hatme-i sagir sırasıyla. dualar aynı şekilde Hz. Ya Hennân. Aynı çalışmada “Hatm-i Hacegân” başlığında izah edilen zikrin ise1405 hatme-i kebir olduğunu düşünüyoruz. Ya Fettâh. cehri olduğu bilinmektedir.. Bu hatmeler esnasında okunan virdler. Peygamber(sav)’in ve silsile üstadlarının ruhlarına hediye edilir ve hatme dağılır. 33 Hakk.naqshbandi.g. 269 . halkada bulunanlar tarafından. 7 İnşirah Sûresi. ss. 100 Allah. zaman içinde de değişime tabi olmuştur. Ya Rahmân. 11 İhlas Sûresi. Ya Settâr. Atay. Bu hatmelerin başında kahve ikramı yapılıp. Mesela 1970’li yıllara kadar Londra’da da hafi yapıldığı bilinen hatmeler. 25 estağfirullah. Son olarak okunan 10 salavat ve Kur’an tilaveti. olduğu gözlemlenmiştir. Ya Subhân. Bu uygulamalar. Şam Dergâhında. yani Cuma gecesi. 10 Salavat. Hz.1406 2008 yılındaki iki aylık ziyaretimiz süresince. Lefke’de. a.1407 icra edilmiştir. Şam’da ve New York’ta arz ettiği farklılık. 1406 Atay. sırasıyla. Ya Sultân esmaları. el kitapçıklarından takip edilmiştir. 132-138.g. Ya Mennân.Latîf. yetmişlerden sonra Nazım Efendi’nin uygulamaya başlamasıyla.. Ya Vedûd. hatme-i kebir düzenli olarak Perşembe günü. 10 Salavat. Bkz. s. 148.e. Ya Mu’id. Londra’da. ikişer kez şu formatta tekrarlanır. Ya Mucîb. 146-150.. 33 Hu. a. Atay.

Melâmetiler ve Nakşîbendiler hafî zikri. Abdülhalik Gucdevanî’ye veya Bahâuddin Nakşbend’e nisbet edilen hat-i hacegân tertiblerinden farklılaşmıştır. rabıta. Her iki salınımda da esas olan kalbin bulunduğu sol tarafa “illa’llah” zikrinin vurulmasıdır. Hadralarda bazen bir ya da birkaç zâkirin ortada semah ettik leri de olmuştur. Yaklaşık otuz dakika süren hadralar ve diğer hatmeler çeşitli internet sayfalarında da paylaşılmaktadır. Bu zikirler hem oturarak hem de ayakta icra edilebilir. hemen arkada katılanların sayısına göre ikinci. 270 . 7 Fatiha Sûresi. Kıyam zikrinde halkanın ortasında dolaşarak zikreden müridler. http://www.Hatme ve zikirler mihrabın önünde duran zâkir başının sağına ve soluna halka oluşturarak olur.org/Video&Audio/Dhikr-Hadra.saltanat. 100 salavat. Genellikle loş bir ışık ortamında yapılan zikirlerde. Nakşbend’e isnad edilen hatmede.1408 Hatm-i hacegânların haricinde Cuma günleri ve mübarek gecelerde hadra adı verilen zikirler yapılır. 321. Şayet ayakta dönerek yapılırsa. Tarikat-ı Hakkâniyye’de uygulanan hatmeler. kıyam zikrinde eller iki yandaki zâkir ile kilitlendikten sonra belden yapılan salınım ile öne doğru eğilerek yapılır. hatme gibi başında okunan ayetler olmaksızın. 7 Fatiha Sûresi. diğer grup kıyam zikri yapar. www. 100 salavat.1409 İslâm tasavvufunun kurumlaşmasından sonra. 1001 İhlas Sûresi. buna “devr” 1408 1409 Tosun. bir grup ilahi ve medhiye okurken. Lefke ve Şam tekkelerinde kıyam zikri olarak da gözlemlediğimiz hadralar da. Meselâ Gucdivanî’ye nisbet edilen hatmede.org/zikr. Zâkir başına dönük olarak oluşturulan halkada yer bulamayanlar. 100 salavat ve aşr-ı şeriftir. 500 “ya hafiyye’leltaf edrikni bi-lutfike’l-hafi. 100 salavat ve duadır. 7 Fatiha Sûresi. Nakşbend. üçüncü ve dördüncü halkayı oluştururlar. s. kıyam zikri olarak başlar ve biter. 15 istiğfar. Hadra. 79 İnşirah Sûresi. Rifâîler ve Kâdirîler ise cehrî zikri esas almışlardır.naqshbandi. Hatmelerde oturularak yapılan kelime-i tevhid zikrinde baş ve gövde ile salınarak yapılırken. ellerini iki yanda kenetli olmadığı halde kenetliymiş gibi tutarak zikreder ve halkadaki diğerlerinin önünde durarak dolaşır. kıdemli mürîdler zâkir başının sağı ya da solunda daha yakın olanlardır.

insan ile diğer mahlûkatın aynı dilden yaptığı zikri temsil eder. Tehânevî. Cürcânî. Minhâcu’l-Fukarâ. 271 . Müridler. 1414 el-Hakkânî. Tahkiki semâda hakikaten dönen zâkir. raks. s. musiki eşliğinde dinlerken ilâhilerin ruhta bırakmış olduğu tesirle coşup dönerek raks etmek ve deverân etmektir.1412 Bu dönüş. Bir müezzinin duasından sonra imamın müezzinliğinde sırası ile Ya Halim. Tasavvuf ve Tarikatlar. Lümâ. Lisânu’l-Arab.1413 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre semâ taklit ve tahkik olmak üzere iki çeşittir. İbn Manzûr. 162. şarkı dinlemek. Ta’rifât. 369-371. s. 364. “işitmek. TTDS. 1413 Cebecioğlu. s. mescitte uyuyanların uyandırılmasına. hakiki olarak semâ eden zâkir. Taklidi semânın baştan sona kadar ayaklar üzerinde olduğu ifade etmiştir. Ya Hafız yüzer defa hafî olarak okunur. s. 262. tegannî. Keşşâf. 730. kulak vermek. bu namazın Müslüman olarak vefat edip de cenaze namazı kılınmayan tüm dünyadaki 1410 1411 Zikir ve zikir çeşitleri için bkz. Uludağ. çalgı. Ebediyete Davet. birkaç saniye için tefekkürü mevt yapılır. hançereden testere ve bıçkı sesi gibi ses çıkarılarak yapılan zikre ise “zikr-i erre” denilir. 1. toplanan uyku tulumları ve alınan abdestlere müteakiben başlar. s. c. makâm ve nağmelerle okunan dinî metinleri ve ilâhîleri. İki rekât necat namazı kılındıktan sonra secdede dua edilir.6. 1412 Serrâc. Kıbrısî. Yılmaz. beste. 555. yedi defa döndükten sonra ayakları yerden kesilerek döner. Nazım Efendi’nin ifadesiyle tayyarenin uçması için çalışan yer tekerler değil motordur. s. kendi kuvveti ile orada bulunmamaktadır.1411 Tasavvuf ıstılahında ise. Firuzabadî. Uçak havalandıktan sonra tekerlere ihtiyaç duymadığı gibi. c. Bunlardan bağımsız olarak Lefke tekkesinde ise akşam namazından sonra toplu olarak cenaze namazı kılınır. TTS.1410 Bununla beraber farklı bir zikr biçimi olan semâ lügatte. gınâ. 121. 20. 1415 Tüm bu zikirlerin adetleri ve duaları ile ilgili detayları için bkz. s. Ankaravî. 21. Kamûsu’l-Muhît. Seher virdinden önce iki rekât abdest namazı kılınlar da olmaktadır. 312. vecde gelmek ve üns meclisi” manalarında kullanılmıştır. kâinattaki atomlardan galaksilere kadar dairesel bir hareket olduğu için.ve “deverân” adı verilir. 974. ss. 1415 Bu tesbihatların sonunda sabah namazına geçmeden sağ omuz üzerine uzanarak.1414 Lefke tekkesinde seher virdleri. Müridin El Kitabı. s. Yesevîlikte.

kulun geçmişte işlemiş olduğu iyi amelleri hatırlanması sonucunda. a. Kâşânî. Tâhâ.. 20/96. c. Zümer. Lisânü’l-Arab. yeme ve içme duygusu yok denecek kadar zayıflar.e. 46. Firuzebadî. Bakara. KABZ VE BAST HÂLİ: Lügatte sıkıntılı olmak. neşeli olmak.”1420 ayetinde bu kelimeler. âriflerin 1416 1417 Mürîd ile yapılan mülakata ait kayıtlar. Tasavvuf ve Tarikatlar. açılmak. 651. lügat anlamıyla tercüme edilmektedir. 210-211. 25/46. a. 1422 Bast halini yaşayan sâlikin kalbinde ise. 1. Tevbe. 1418 İbn Manzûr. bu kelimelerin tasavvuf ıstılahındaki anlamlarında önemli olmuştur. ss. s. 710-711. Yine O’na döndürüleceksiniz. endişeli olmak gibi manalarına gelen kabz. 333. İbn Manzûr. karşı konulamayan bir endişe ve korku hisseder. üzüntülü olmak. Cebecioğlu.1418 Kur’ân-ı Kerim’de kabz ve bast kelimeleri daha çok lügatteki manalarıyla meal edilmiştir.1421 Istılahta kabz. s. Nazım Efendi’nin manevi bir vazifesi olduğu için kılınır. Kâmûs. Sufîlerin yüklemiş oldukları manalar ise. genişleten (bast) de. 1421 Yılmaz. Kabz hâlindeki sâlikte. daralmak. 1420 Bakara: 2/245. 18/18 . 39/67. 9/67. s. Mu’cemu’l-vasît.g. 1419 Bkz. c.1416 h. Kehf. s. bast kelimesinin zıddıdır. 659. Bast. 1422 Isfehanî. ss. Furkân.. 13. Mülk. a. Allah’ın lütuf ve cemâlini düşünmesinden dolayı bir genişleme. 408-409. Allah’ın celâlini tefekkür etmekten dolayı. Komisyon. s. 5/11. Bu halde salikin kalbi. 56. el-Müfredât. Bast. Firuzebadî. s. TTDS.e. ferahlık ve sevinç duyma meydana gelir.1419 “Rızkı daraltanda (kabz) Allah’tır. Maide. sevinçli olmak. 352-354. bu manaların üzerine inşa edilmiştir. tutulmak.1417 Bast ise lügatte genişlemek. Bir mürîde göre bu namaz. 67/19. ondan alınacak mükâfat beklentisinden dolayı ferahlaması ve Mevlâ’sına yakınlığını göstermesidir. 272 . Istlahatu’s-Sufiyye.g.e. 2/245. ss. zihni açık olmak. salikin yaşadığı bir halet-i ruhiyedir. s. ses arşivimizde mevcuttur. tutmak.. rahat ve huzûr içinde olmak gibi anlamlara gelir. keyifli olmak. 11. Komisyon. Bu ayete yapılan işarî tefsirler.g. kapanmak. Allah’ın gazabının korkusuyla dolar. ruhun dertli olması.Müslümanlar için niyet edilerek gıyaben yapılan bir namaz olduklarını söylerler.

Ankaravî. Bu hallin devamlılığı. 1425 Aynı eser. 120. el-Lümâ. Tasavvuf ve Tarikatlar. yaşadığı halin aynası olur. dış görünüşünü ve fiillerini ilmine göre ayarlar. Uludağ. s. zihin de açık durumdadır. s. Sühreverdî. kabz hali. 121. 121. s. 420-421. 1428 Kâşânî.1427 Mesela İzzeddîn Kâşânî (v. bast haline bir üstünlük atfetmiştir. kalbin ferahlı olması. a.1425 Kabz ve bast hallerinden hangisinin üstün olduğu konusunda Şeyh Nazım’ın görüşü kesindir.g. 342. kulun kalbine ve etrafına sıkıntı vermemesi. bu genişliği etrafına yansıtması. kuldaki makbul ve muteber bir hal iken. 735/1334). Allah(cc)’ın sevdiği hâl olarak tanımladığı bast hâlini.1423 Nazım Efendi bast halini.1424 Şeyh Nazım’a göre kabz hali ise. Nazım Efendi’ye göre bast. bu kulların mekânları cennettir. Misbahu’l-hidâye. 210-211. ss. s. s. ekşitilmiş surat) ise. 336-337. kulun daralma ve sıkıntı halinde bulunmasıdır. Tasavvuf Sohbetleri. Kalb ve nefs ilişkisi ile izah ettiği bu hallerden kabz. Bu durumda kul. mutasavvıflar değişik görüşler beyan etmişlerdir. Bast hâlinde gönül şen. 67. kalbin önünden nefs hicabının kalkması ile olur. 1426 Kıbrısî. Kıbrısî. 643-645. daima rahat olması ve kalbinin ferah olması olarak tanımlar. 1424 Kıbrısî. TTS. 85-86. Bu çehrenin zıttı olan abus şekli (somurtma. s.1426 Kabz ve bast hallerinden hangisinin daha üstün olduğu konusunda. Bastın sebebi ise.e. basttan evladır. Allah(cc)’tan razı olmamaya delalet etmektedir. Bu hali yaşayan sâlikin çehresi. ss.. Kabz ve bast hallerinin sonuçlarını ve tesirlerini esas alarak ulaşılan bu görüşlere göre. ss. 273 .sıfatlarından biri olarak tabir edilir. Avârif. basttan haz alıp. Çünkü nefs. Cebecioğlu. nefsin sıfatlarının zuhur etmesi ve kalbe hicab olmasından dolayı olur. kulun ahiret azabına sebebiyet verir. bu hallerin zuhur etme sebeplerine bakarak.1428 Çoğu sufî. Bu neşe hali kalbte inbisata ve ferahlamaya sebep olur. Minhâc. güler yüzlü ve mütebessim çehreli olmayla ilişkili olarak anlatır. s. 1427 Yılmaz. ferah 1423 Serrâc. her mecliste ve işte kulun kendini genişlikte bulması. kabz makbul olmayan ve kerih görülen bir haldir. Çünkü bu çehre Allah(cc)’tan razı olmaya delalettir ki. bu konuda Şeyh Nazım’ın aksine bir görüş beyan etmişlerdir. TTDS.

s. yaşadıkları hâllerden dolayı. Allah’ın gayrısındaki her şeyden sıyrılmış kullar (havasu’l-havas) üzerinden izah 1429 1430 Ankaravî. a.1429 Aynı görüşü savunan Mevlânâ. bu halleri tecrübe ettiği varsayılan kesimin çeşitliliğinden kaynaklanmaktadır. haz almaz. 343. bast hâlini de yaza benzeterek.1431 Sühreverdî’nin izahına bağlı olarak düşünecek olursak. Bundan dolayı mürid kabz hâlinde. hâlâ nefs-i emmâreye ait sıfatların etkisinde bulunmasına bağlıdır. 1431 Sühreverdî. havasın halleri olmaktadır. Zira avamın ve havasu’l-havasın halleri bu değerlendirmelerin dışında kalmıştır. Bu açıdan bakıldığında sufilerin umumiyetle bahsettiği. Sâlike yol aldıran işler ise. bağı ve bahçeyi kavuracağını belirtir. kabzdan sıkılır. nefs-i levvâmeye yükselme ve muhabbet makâmından nasiplenme sayesinde meydana gelir. Avârif (Gerçek Tasavvuf). Kendi varlıklarını aşmış kullar için. Nitekim kabz ve bast. Mesnevi. havasu’l-havasın yaşadığı bir hal olarak değerlendirilebilir. Bast hâlinin yüzü ise güleçtir.g. bu hâlin onun kurtuluşu olduğunu belirtir. imtihanları geçer. bir yanılgıdan ibarettir. s.e. kabz hali daha evladır. 669. 1432 Ankaravî. Mevlânâ. s.1432 Bu hali Kuşeyrî. Minhacu’l-fukarâ. kabz ve basta benzer duyguların Mü’minlerin avâmında görüleceğini. kendilerinin kabz ve bast hâllerini yaşadığı zannına kapılsalar da bu durum. s. Çünkü bazı mutasavvıfa göre ise kabz ve bast hali. terakki eder ve bast hâlini görecek. 632/1234). 341. 3. Ona göre kabzın yüzü ekşidir . Farklı bir ifadeyle avamın tecrübe ettiği haller. ancak bunun gerçek manada kabz ve bast hâlleri olmayacağını. Yine o. bu durumun sıkıntı ve neşe durumu olduğunu belirtir.bulurken. nefsinin sıkıldığı yerde olduğundan.1430 Bu konudaki görüş ayrılıklarının sebebi. havasın hallerinden. Yani bu kişiler. c. Hakk’ta fenâ ve bekâ makâmlarına vasıl olmamış sâliklerin halleridir. kabz hâlini kışa. her halin fevkindedir. onların halleri ise havasu’l-havasın hallerinden faklı olmaktadır. Mesela Sühreverdî (v. 3757-3762b. ama yakıcıdır. onların. 696-699. Dolayısıyla umum görüşe göre. sâlike kabz hâli geldiğinde onun üzülmemesi gerektiğini. fenafillahda yaşanan zevk. ama şefkatlidir.. Sühreverdî’ye göre bu yanılgı. yaz mevsiminin devamlılığının. kabz hali basttan üstün görülmüştür. 274 . Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin üstün gördüğü bast hali.

etmiştir. Kuşeyrî’ye göre, sufîde, bast hâli hâkim olduğu zaman, en şiddetli ve elem verici hadiseler, onu hiçbir şekilde etkilemez. Böylesi sufîler, ona göre, ilahî kaderin cilvesi ve Allah(cc)’ın rahmeti ile eşyaya kul olmaktan kurtulmuş kimselerdir.1433 Nazım Efendi, eşyanın esaretinden kurtulmuş kulu, rıza makâmıyla ilintili ele almaktadır. Kıbrısî’ye göre kabz halinde bulunan kişi Rabbinden razı değildir, bir daralma ve kasıntı haliyle etrafına da aynı hâli yayar. Bu hali hayatı boyunca yaşayan kişi cehennem ehlinin sıfatıyla sıfatlanır. Dolayısıyla kabz hali, kulda devamlı olmamalıdır.1434 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî tarafından, bast haline yüklenen rıza halinin de kendi içinde dereceleri olduğu görülmektedir. Kıbrısî’ye göre mahlûkun Hâlik’ı ile olan ilişkisinde insan, kendisi kadar mûkerrem olmayan diğer mahlûkun yaşadığı rıza makâmından daha alt seviyede olmamalıdır. Mahlûkun içinde bulunduğu halde duyduğu memnuniyet ve rıza, ilah-kul ilişkinin uygunluğunu belirlemektedir. Şeyh Nazım’a göre Âdemoğlunun hizmetine tayin edilen tüm hayvanat, nebatat ve madde; her durum ve zamanda, ferah içindedirler. Onlardan daha mükerrem bir yaratılış içinde olan insan ise, her halinde razı olmalıdır. İnsana giydirilmiş bu şeref, onu her hal üzere razı etmeye kâfi derecede ferah sebebidir. Başka bir ifadeyle kulluk, Âdemoğlu için en büyük şereftir ki, takdir edildiği zaman kişiyi her daim genişlik, mutluluk ve ferah içinde bırakır. Nazım Efendi bu düşüncelerden hareketle kabz halini neden kerih gördüklerini ve Allah(ac)’ın neden bu halden hoşnut olmayacağını şöyle ifade etmektedir: “Âdemoğluna minel-ezeli ile’l ebed bu kadar şerefi giydiren Allah(ac), verdiği hesaba gelmez bu şeref dururken dünya için mahzun olan kullundan razı olmaz.”1435 Bu ifadelerden de anlaşıldığı üzere, Kıbrısî’nin tarif ettiği rıza ve şükür, karşılaşılan dünyevî hadiseler içindir. Bu ise Sühreverdî’nin tarif ettiği nefs-i emmare seviyesindeki avamın halleridir. Şeyh Nazım, “el-hamdulillah” zikrini, bu kişilere tavsiye etmiştir. “Gönlün açılması için” diyerek tavsiye ettiği bu zikir ile kul, dünya
1433 1434

Kuşeyrî, er-Risâle, ss. 94-95. Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 122. 1435 Aynı yer.

275

için olan hadiselerden sıyrılmaya çalışır. Kıbrısî, bunu başarmış kulları, rıza makâmı ile ilintili bir şekilde anlatmıştır. Bizim havas olarak nitelendirdiğimiz bu kişileri Kıbrısî, “hammadûn” olarak nitelendirmiş ve onları övmüştür.1436 Buradan da anlaşıldığı üzere havasın kabız ve bast halleri, dünya için değil de, Allah (cc) için ve O’nun rızası için olmaktadır. Bu misal üzerinden havasu’l-havas ise, Allah(cc) ile birlikte olma hazzı yaşadığından; ne dünya için, ne de Allah için bir hal yaşamaz. Zira o, Allah(cc) ile birlikteliğin neşvesinden başka bir şey duymamaktadır. Istılahta kabz ve bast hali, keşif ve şükür gibi kavramlarla da ele alınmıştır. Mesela her iki halin bir birine göre zuhur edebileceklerini savunan Kuşeyrî, hangi halde olursa olsun kulun, sebepleri araştırmak yerine hal geçinceye kadar sükûneti muhafaza etmesi gerektiğini ifade etmiştir. Cüneyd-i Bağdadî, her iki hali de Allah’a sığınılması gereken haller olarak görür. Bağdadî’ye göre bu haller, Allah’ta fenaya ve bekâya giden yolculuğunda, kulun tekâmülüne, tekerrüre ya da tenziline sebep olur.1437 İbn Arabi’ye göre, Allah(cc)’ın “zahir” ve “batın” isimlerinin tecellilerinin müşâhedesine bağlı olarak kullarda kabz ve bast hali deveran eder.1438 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, bast hâlini rıza makâmına ait olarak tanımladıktan sonra, bu makâma ulaştıran vesile olarak tefekküre işaret etmiştir. Tefekkürün Allah(ac) muhabbetini ve gurbîyeti artırdığını şu şekilde ifade etmektedir: “Hadsiz ve hesapsız nimetin ve lütfun içindeyiz. İşte insan onu (tefekkürle) bildiği vakit ferahlıyor. Neşeli insanı, ferahlı insanı Allah seviyor ve ona bast hâli derliyor. Kabz hâli bütün zulmetlerin membaıdır”1439 Gaflet başlığında da incelenen tefekkür, kulu Allah(cc)’tan gaflete düşmekten korur. Kıbrısî tefekkürü, sürekli teyakkuzda bulunmak üzere tavsiye etmiştir.1440 Tefekkürü aynı zamanda rıza makâmına ulaşmak için tavsiye eden Kıbrısî, bu makâmdaki salike ait halin, bast olduğunu söylemektedir. Buradan da anlaşılmaktadır ki bu hal, avama ve havasa aittir. Avam, dünyevi amaçlarla yapılan
1436 1437

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 122. Kuşeyrî, er-Risâle, s. 94. 1438 İbn Arabî, Nurlar Risalesi, s. 23. 1439 Kıbrısî, a.g.e., s. 122. 1440 Aynı eser, s. 142.

276

işlerden sıyrılmak için tefekkürde bulunur ve ilahî rıza için işlediği fiilerden dolayı bast hali yaşar. Havas ise, ilahi rıza için işlediği fiilerden sıyrılarak, fenâ fillah hali yaşamak için tefekkürde bulunur. Fenâyı yaşadığı vakitlerde bast hali yaşar. Fenâdan uzaklaştığı vakitlerde, eski makâmı olan rıza halline dönüş yapar. Bunun sâlik açısından bir ayrılık olduğu düşünüldüğünde, sâlikte, kabz haline sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre, kalbin ferahlı olması, bast hali; daralma ve sıkıntı halinde bulunması ise, kabz halidir. Nazım Efendi’ye göre bast, Allah’ın sevdiği, kuldaki makbul ve muteber bir hal iken; kabz bu halin tersidir. Mü’mindeki bast hâli, onun gülen yüzünde ve mütebessim çehresinde görülür. Şeyh Nazım, bu hale ulaştıran vesile olarak tefekküre işaret etmiştir. Allah(ac)’ın hadsiz ve hesapsız nimetlerini ve lütfunu hatırlamak anlamında kullanılan tefekkür, kuldaki muhabbeti ve gurbîyeti artırarak, ondaki bast halini, muhafaza eder. Böylesi nimetlere rağmen kabz halinde bulunan kişi, esasen Rabbinden razı değildir. Bazı mutasavvıflara göre kabz hali, Mü’minin manevi terakkisi için, bast halinden daha muteberdir. Sufiler arasındaki bu görüş ayrılığı, bu hallerin sebepleri ve sonuçlarına bağlı olarak oluştuğu kadar; bu halleri yaşayanın avam, havas ya da havasu’l havas olmasına göre de oluşmuştur.

i. NEFS: Arapça bir kelime olan nefs; can, ruh, kan, ceset, izzet, hamiyet, herhangi bir şeyin özü, nazar değdiren göz gibi manalara gelmektedir.1441 Kur’ân-ı Kerîm’de nefs; kötülüğü emreden,1442 kıskançlıktan yana,1443 cimrilik ve hırs sahibi1444 gibi menfî vasıflarla zikredildiği gibi; kötü arzulardan
1441

Firuzebadî, Kamûsu’l-muhît, s. 577; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. 15, Dâru’s-sadır, s. 117; Isfehanî, el-Müfredât, s. 502. 1442 “Rabbimin muhafazası dışındaki nefs, daima kötülüğü emretmektedir.” Yusuf: 12/53 . 1443 “Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu.” Mâide: 5/30.

277

kurtulmuş, itminana ermiş1445 gibi müsbet sıfatlarla da tavsif edilmiştir. Nefse tasavvuf ıstılahında yüklenen manayı en açık şekilde ifade eden ayette Hz. Musa(as), buzağıyı ilâh edinen kavmine şöyle seslenmiştir: “…Gelin yaratıcınıza tövbe edin, nefislerinizi öldürün.”1446 Mutasavvıflar tarafından kulun Allah(cc)’a dönüşünden önce tezkiye ve terbiye etmesi gereken bir yönü manasında kullanılan nefs, İmam Kâşânî’ye (v. 730/1329) göre kendisinde irâdî hareket, his ve hayat kuvveti bulunan latîf buharlı bir cevherdir. Hakîm Tirmizî bu tanıma şunu ekler: “O, hayvanî ruhdur, kalb (nefs-i natıka) ile beden arasında vasıtadır.”1447 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin yayın ve sohbetlerinde, nefs teriminin ontolojik yönüne dair izahat ile karşılaşılmamıştır. Kıbrısî’nin sohbetlerinde nefs, genellikle nefs-i emmare manasında kullanmaktadır. Tasavvuf ıstılahında nefs-i emmare, genel olarak hevâ ve heveslerinin peşinden koşan nefs mertebesi olarak tanımlanmaktadır.1448 Şeyh Nazım Efendi’ye göre bu derecedeki nefs; insanı, insanlık şerefinden mahrum eden, kendi hevâ ve arzularını ilah edinen nefstir.1449 Çünkü kişi kendi manevî memleketi olan yaşantısında, Rabbi’nin isteklerine tabi olmazsa, o emirlerin gayrını emreden nefsinin, şeytanın, hevâlarının veya dünyanın isteklerine tabi olur. Böylelikle kul, Rabbi’ne değil nefsine kulluk etmiş olduğundan, kulluk şerefinden düşer.1450 Seyru sulûkta nefsin, hevanın ve şeytanın tuzakları üzerinde sufîlerin görüşleri, İslam düşüncesindeki çerçeveyi şekillendirmiştir. Bu manana nefis, şeytan ve hevâ, insanın batınî düşmanları olarak telakki edilmiştir. Bunlardan iblisin düşmanlığı, Hz. Âdem(as)’e secde etmediği günden beri bilinmektedir. Ancak hevâ,
1444

“Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” Haşr: 59/9. 1445 “Ey mutmain nefs! Sen Rabbinden razı, O senden razı olarak dön Rabbine! Sen de katıl has kullarımın içine, gir cennetime!” Fecr: 89/27-30. 1446 Bakara: 2/54. 1447 Cürcanî, Ta’rifat, s. 262; Kâşânî, Istlahatu’s-Sufiyye, s. 115; Cebecioğlu, TTDS, s. 472. 1448 el-Nakşıbendî el-Hac Mehmed Nuri Şemsüddin, Miftâhu’l-kulûb, Haz.: Salah Bilici K.Evi, İstanbul 1983, ss. 135-136. 1449 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 18. 1450 Aynı eser, s. 24.

278

insanın nefsindeki hükmedici yönün habercisidir. Şeytan, Âdem(as)’in bu zafını kullanarak, onu yasak ağaca yaklaştırmış ve Cennet’ten kovulmasına sebep olmuştur.1451 Nefs, şeytan ve hevanın söz konusu durumlarına yönelik anlayış, Kıbrısî’nin de anlayışını şekillendiren yaklaşımlardandır. Bu hususu Kıbrısî’nin âbid anlayışıyla birlikte değerlendirdiğimizde, onun abid tanımında etkili olan ve nefs tezkiyesi ile ilgili yönlerini görüyoruz. Mesela nefsini en üst derecede arındıran kul, kendi iradesini, Rabbinin iradesinde kaybedendir. Bunu yaparken âbid, kendini aciz bilerek, Rabbinden gelecek inayete dayanır. Binaenaleyh bu makâmdaki kul, nefsine, şeytana ve dünyaya kul olmadığı için, Rabbine, teslimiyet ve tevekkül ile kul olur.1452 Nefsin, insanı kulluk şerefinden düşüren bir diğer fiil ise, kişinin kendine vacip olan vazifeyi bırakıp, üzerine lazım gelmeyen vazifelerle iştigal ettiği anda olur. Kendisini ehli cennet sayan bu kişi, Kıbrısî’nin ifadesiyle, ahiretini garantilemenin ferahıyla, kendisi haricinde her şeye müdahale eder. Hükümetlerden devlete, yerden göğe kadar her olaya akıl verirken, kendisini dünyada Allah(cc)’ın vekili olmaya yetkin görür.1453 Kıbrısî’nin tavsif ettiği bu karakteri, Abdul Bakî Gölpınarlı (v. 1403/1982) iman ile ilişkili olarak analiz etmiştir. Gölpınarlı’ya göre, gayba iman etmeyen kula, gayb âleminden yol gösterici bir kapı açılmaz. Dolayısıyla kula açılan kapılar, kontrolü nefsin elinde olan bir âlemden açılır ki, bu kulu, rablik iddiasına kadar götürür. Benlik ve bencillik ile başlayan bu yol, kulu hayvanlık seviyesine ve “keşke toprak olsaydım”1454 dediği pişmanlığa götürür.1455 Bununla birlikte bazı sufîlere göre, gayba iman eden kulun dahi nefsinde ilahlaşma iddiasının görülmesi olasıdır. Celvetiye tarikatı piri Üfdade (v. 988/1580)’ye göre, mü’min kulun nefsinde müşâhede edilen ilahlaşmaya en temel sebeb, kibirdir. Kulun nefsini bilmemesinden kaynaklanan kibir, gazab ve haset gibi tüm hastalıkların menşeidir. Bu mertebedeki

1451

Razî, Yahyâ b. Muâz, Cevâhiru’t-tasavvuf, Tah.: Saîd Hârûn Âşık, Mektebetu’l -Arab, Kâhire 2002, s. 172. 1452 Bu tezde bkz. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kavramlar/a.Kulluk Makamı (Âbid ). 1453 Kıbrısî, a.g.e., s. 18. 1454 Nebe: 78/40. 1455 Mevlâna Celâleddîn, Mecâlis-i Seb’a, Ter.: Abdülbakî Gölpınarlı, Konya Turizm Derneği Yay., Konya 1965, ss. 85-86.

279

kul, kendi ayıplarını bırakıp, başkalarının ayıplarıyla ilgilenir. Kibir ve enâniyete dair tüm hastalıklardan kurtulmanın yolu, nefis tezkiyesi ve seyru sulûktur. Her kulun ayıp ve hataları olduğu kadar, fazilet ve kemale müteveccih yönleri de olduğundan; Üfdade’ye göre, nefsini tezkiye etmeye çalışan kul, insanların faziletlerini görmeye çalışmalıdır. Böylelikle tüm insanları kâmil, kendisini nâkıs bilerek, bu hastalıktan kurtulur.1456 “Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler”1457 ayeti tasavvuf terminolojisinde ve Kıbrısî’nin düşüncesinde yer alan söz konusu anlayışın dayandığı naslardandır. Bu ayette işaret edilenler; namazı derin saygı içinde kılanlar, zekâtı verip, ırzlarını koruyanlarla birlikte kurtuluşa eren Mü’minler zümresinde sayılmışlardır.1458 Bununla birlikte “Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.”1459 ayetinde boş işlerden yüz çeviren kişiler olarak bildirilenler, tevbe edip, sâlih amel işleyen ve Allah(cc)’a, tevbesi kabul edilmiş olarak dönenler1460 olarak anılmışlardır. Boş iş ve sözlerden yüz çevirenler, Kur’ân-ı Kerîm’de, birçok faziletli amel ve âmillerle birlikte zikredilerek ve Cennetin yüksek makâmlarıyla müjdelenmiştir.1461 Bununla birlikte boş konuşma, “Ey îmân edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir gazab (sebebi) oldu.”1462 ayetiyle Cenâb-ı Allah(cc)’ın sevmediği bir fiil olarak zikredilmiştir. Şâh-ı Nakşîbend (v. 791/1389)’e göre boş konuşmayla ilgili bu ayet, kulun seyrindeki hedefini ve istikametini belirlemektedir. Hak için yapılmayan tüm
1456 1457

Bahadıroğlu Mustafa, Hz. Üftâde ve Dîvânı, Üfdade Kur’ân Kursu Yay., Bursa 1995, ss. 220 -221. Mü’minûn: 23/3. 1458 “Müminler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler. Onlar ki, zekâtı öderler. Onlar ki, ırzlarını korurlar.” Mü’minûn: 23/1 -5. 1459 Furkân: 25/72. 1460 “Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah'a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.” Furkân: 25/71. 1461 “Onlar, kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler. Onlar, ‘Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle’ diyenlerdir. İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır. Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!” Furkân: 25/73-75. 1462 Saff: 61/1-2.

280

konuşmalar, kulu Hakk’ın gayrına götürür. “O halde siz Beni hatırlayın ki, Ben de sizi hatırlayayım”1463 ayeti, kul için malayağni yapmadığı anlarda geçerlidir. Binaenaleyh Nakşibend’e göre, Hakka’a müteveccih istikamet, kulu malayaniden koruyan ve gayret isteyen bir iştir. Bu gayretin mükafâtı ise kulun, Hakk Teâla tarafından anılmasıdır.1464 Nefsin boş konuşması mevzuunda, Şeyh Nazım’ın anlayışı, iblis ve gaflet anlayışıyla da ilgilidir. Yani ayetlerde zemmedilen bu hal ve davranışlar, kulun sadrına iblis tarafından fısıldansa da, insan nefsine uyup, gaflete düşmedikçe bu fiili işlemez. Çünkü İblis Mü’minlere bir fiili yaptırmada acizdir, o fiilin işlenmesinde nefis daha etkindir.1465 Nefsin kul üzerinde etkin olmadığı anlar, kulun yaşadığı hayatın anlamın idrakinde olduğu anlardır. Allah ve ahiret yörüngesinden çıkmış tüm aklî, kalbî ve hissî lahzalar, kulun gaflet anlarıdır. Binaenaleyh kul, bu anlarda kendisini bırakıp başkalarıyla ya da boş söz ve fiillerle meşgul olmaktadır.1466 “Kur’ân okunduğu zaman, kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın. Gerçekten onun, iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde gücü ve etkisi yoktur. Onun gücü ve etkisi, ancak onu dost ve koruyucu edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.”1467 ayetinde de belirtildiği üzere şeytanın, mü’minler üzerinde bir hâkimiyet kuramayacağı, kâfirler üzerinde ise, davet etme ve süslü gösterme yoluyla bir tesiri olduğu anlaşılmıştır.1468 Mü’min kulun gafleti, iç dünyasında şehveti ile aklının muharebesine bağlı olarak olur. Farklı bir ifadeyle, şehvetin akla tahakkümü esnasında kul, gaflete düşer ve iblisin davetine kapı aralar.1469 Bu anlayış, Şeyh Nazım’ın boş konuşma hususundaki bu yaklaşımının, ıstılahtaki karşılığı olması bakımından önemlidir.

1463 1464

Bakara: 2/152. Parsâ, Risâle-i Kudsiyye, s. 52. 1465 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 162. 1466 Aynı eser, ss. 141-142. 1467 Nahl: 16/98-100. 1468 Bursevî, Rûhu’l-beyân, c. 10, s. 67. 1469 Aynı eser, c. 3, ss. 281-282.

281

Gaflet konusunda gafil kul için nitelendirilen bu durum, nefsine yenik düşen mü’min için de geçerlidir diyebiliriz. Çünkü Nazım Efendi, hem gaflete düşmüş, hem de nefsine yenik düşmüş kul için, kendi noksanlıklarının gayrında her şeyle uğraştığını ifade etmiştir. Muhasibî’ye göre fıkıh gibi İslamî ilmlere sahip olanlar, zahitler, kendini ibadete verenler, uzlete çekilenler, uzlet ve verâ hayatı yaşayanlar dahi kendi noksanlıklarını bırakıp, başkalarının kusuruyla uğraşabilirler. Zira onlar sahip oldukları ilim ya da yaptıkları ibadetten dolayı kendilerinde kibir, hased ve riya gibi kötü huyların olmadığını düşünürler. Bu aldanışlarının sebebi, bildiklerinin ya da vaaz ettiklerinin gerçekten kalblerinde olup olmadığına bakmamalarıdır.1470 Nazım Efendi’ye göre nefs-i emmarenin karakteristik özelliği haramlarla hoşnut olmasıdır. Nefis her ne kadar dünya hayatının çeşitli arzularıyla ferah bulsa da, bu arzulardan helal olanlarını elde etmesinde bir yasaklama olmadığı için, yasaklanmış olanları arzular. O ulaşılması daha zor olan haramları elde ettiği müddetçe nefs, haramlarla ferah bulmaya başlar. Bu hal üzere devam edince haramlara bağımlılık başlar. Bu aşamada kul, bağımlılığını giderdiği için ferah bulur hale gelir ki, bağımlılıkları haramlardır.1471 Nazım Efendi nefsin bu hali için “…şüphesiz ki nefs kötülüğü emreder”1472 ayetini delil göstermektedir.1473 Şeyh Nazım’a göre nefs-i emmare manası ima edilen nefsin diğer karakteristik özelliklerinden biri yalnız olduğu zamanlarda günahlara daha fazla temayüllü, kalabalıkta ise çekingen bir tavırda olmasıdır.1474 Nazım Efendi’ye göre bu mertebedeki nefiste gençlik iştahı gibi iştah olur. Dünya şehvetlerinin hepsini birden elde etmek için hücum eder. Bu karakterin neticesinde nefs makine gibi olur. İhtiyar ve iradesini kaybeden nefs, esaret içinde bir kişilik ortaya koyar. Nefsin bu karakterine esir olmuş kişi, artık lezzet aldığı için değil o duyguların esiri olduğu için hevâ ve heveslerinin peşinden ayrılamaz.1475

1470

Muhâsibî Ebu Abdullah Hâris, Nefs Muhasebesinin Temelleri (Er-Riâye), Şahin Filiz-Hülya Küçük, İnsan Yay., İstanbul 2004, ss. 522-531. 1471 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 20. 1472 Yusûf: 12/53. 1473 Kıbrısî, a.g.e., s. 21. 1474 Aynı eser, s. 22. 1475 Aynı eser, s. 23.

282

Ahmed b.1480 Sufiler arasında genel kabul gören söz konusu iki ruha. dünyevî sevgiden ve bu sevgiden neş’et eden hırsa müteallik bir mizacı olur. Bu ayette işaret edilen bu kimseler. kendisi de hemen döner. nitelendirilmişlerdir. ss. Kalbinde Allah(cc)’a ve Hz. 283 . Allah da onu bir ilimle saptırmış. Bu hallere bağlı olarak zuhur eden amelleri.1478 “Şu kimseye bir baksana: Arzusunu ilah edinmiş. s. 7. 1195/1780)’ye göre nefs-i emmare. münafıklığın sebepleri. hayvanî ruh ve sultanî ruh da denilmiştir. 1479 Câsiye: 45/23. sonra da kulağını ve kalbini mühürlemiş. Marifetname. Bu durumdaki nefs. 1176/1855)’ye göre nefs-i emmarenin riyâ ile ilgili yönü. şehvanî ruhun. 1478 “…Allah’tan doğru bir delil olmaksızın. Abdülrahîm. toplum içinde nifak olur. 37-38. Yaşantısındaki hukuku. farklı bir ayette şaşkınlıkla. Beyrut 1987. 1477 Furkan: 25/43. 547-564. nefsin riya ve bağımlılık ile ilgili yönlerini tebarüz etmektedir. İslamî değerler ile kabile değerlerinin çatıştığı mevzularda.: Selam Hüseynî en-Narvî. Nefs Mertebeleri.Söz konusu ifadeler. salt kendi arzusu peşinden giden kimseden daha şaşkın kim olabilir?” Kasas: 28/50.1481 Cehalet. Şeyh Abdullah-ı Dehlevî (v. İmanî belirsizliklerin sebeb olduğu münafıklık. iman ettiği değerleri ya mecburiyetten ya da çevresindeki sosyal şartların gereğinden kabul etmiştir. insanî ruhu tasallutu altına almasıyla olur. kavmi küfre dönse. nefse kul olma ifadesinin “Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü?”1477 ayetine dayandığı aşikardır. Dâru’l-beşâiru’l-İslâmiyye. nefs-i emmarede görülen riyanın da sebebi addedilebilir. mü’min olduğunu beyan eden münafık. İbrahim Hakkı Erzurumî (v. Dehlevî’ye göre. 1481 Nakşıbendî. toplum ahlakını zedeleyici olurlar. tarafı kabilesinden yana olduğundan. nefs-i emmâredeki halleri temsil ettiğinden. gözünü de bir perdeyle örtmüş…”1479 ayeti ise zamanla mühürlenmiş ve perdelenmiş olarak hevâlarına esir olan nefs-i emmare için dayanak teşkil etmektedir. Peygamber(sav)’e yönelik muhabbet tohumları ekilmediğinden. Fevzu’l-kebîr fî sülûku’t-tefsîr. Kulluk şerefinden ve hazzından bihaber olur. kavmî değerleri belirlediğinden. kötülüğü tahrik edici olduğundan kirlenmiştir. Tah. 1480 Erzurumî. kulun imanındaki eksiklik ve belirsizlikten zuhur etmektedir. boş 1476 Dehlevî. ss. şehvet.1476 Şeyh Nazım Efendi’nin sohbetlerinde karşılaştığımız. hased.

eroin. “hipotalamus” denmektedir. Bu duyguların kaynağı nefs olduğu için. tatmin etmek istediği müddetçe bu duyguların esiri olur. Bu ihtiyaçların tatmin edilmesinden sonra yeniden zuhur etmesi yine “nörotransmiter” kimyasalları beyne iletilir. vazgeçilemez bağımlılıkların esiri olabilecek bir varlıktır. hayat sermayesini tüketirken. hakkı bâtıldan. Kul olmayı tâbi olma ve tâbi olduğunu hoşnut etme olarak tanımlayan Şeyh Nazım. 45-46. kafein veya alkol ile eşdeğer bağımlılıklar oluşturduğu bilimsel bir gerçek kabul 1482 1483 Erzurumî.şeylerle uğraşmak.1484 Söz konusu ruhanî yanının yanı sıra. Duygusal ihtiyaçların beyne iletilmesinden sonra bu ihtiyaçların tatmin ya da kontrol edilir. ekstasi. şeytanın yardımcısı olmuştur. Nakşibendî. vücuttaki salgı bezlerinin ürettikleri hormonları.. 284 . ss. İnsan beyninde bulunan nohut büyüklüğündeki duyu merkezine tıp literatüründe. nefsinin esiri olur. kokain. ss. a. Tasavvuf Sohbetleri. bu durumdaki kulu Rabbinin değil. nefsinin hoşnutluğu olur. Buna göre. genel süreçler şeklinde ifade etmiştir. Dolayısıyla bu haldeki kişi. 1484 Kıbrısî. yerine getirildikçe nihayetlenmez. 547-564. bunlarla hoşnut olarak iftihar eder ve bunları yeniden yapmak için gayret sarfederler. hayrı şerden ayıramayıp. biyolojik bir varlık olarak insan. Bu merkez. hayvanî ruhla bir olmuş ve onda kaybolmuş olduğundan. onlardan tamamen uzaklaşmıştır. duygularının oluşumunda görev alan kimyasal tetikleyicilerin oluşturduğu. esrar. kulu birçok ahiret faziletlerinden mahrum bırakan nefsin arzuları.1483 Nefsanî duyguların nasıl esiri olunduğunu Kıbrısî. bedenin psikofiziksel faaliyetlerini düzenleyen Endokrin Sistemi (hormonlar sistemi) ile arasındaki iletişimi.g. s. nefsinin kulu olarak tanımlar. duygu ve heyecanlar zuhur eder. kendilerinden sadır olan tüm kötü amelleri olağan fiiler karşılar. Bu duyu merkezi. 48. Aksine daha da çok ziyadeleştiği için kişi. Sadece sıfat-ı hayvaniyye ile muttafıs olan bu kişiler.e. hedef organlara gönderir ve vücuttaki bazı fizyolojik fonksiyonlar sonucu his.1482 Bu durumdaki kişilerde sultanî ruh. alay etmek vs. beyninin ürettiği “nörotransmiter” denen kimyasallar ile temin eder. gibi sıfatlar kendisinde görülen nefs -i emmare. gayesi Rabbinin hoşnutluğu değil. Marifetnâme. Tıp biliminde bu kimyasallardan bazılarının. hayvanî nefsin hükmü altında kaldığından. bu kişilere ihsan olunan insaniyet sıfatı.

bu hal (velâyet-i sugrâ). Miracta verilen bu ilme göre her kulun nefsinde istisnasız. 24-29. fenâ fillah ile velâyet-i sugra makâmına vasıl olduktan sonra dahi sâlik. Depresyon Etiyolojisinde Nöropeptidler. nefislerdeki potansiyel olarak bulunan firavunvarî hastalığın mahiyeti hakkında bir bakış açısı sağlamıştır. nefsinin hevasına makine gibi tabi olarak. nefis tezkiyesi tavsiye edilmiştir. 285 . hevâ ve heveslerinin kölesi olan kul. Dehlevî ve Gölpınarlı gibi mutasavvıfların bakış açısıyla incelenen nefsanî haller. Ümit. Tıp Fak. şöyle ifade edilmiştir: “…Güneşin gündüz zâhir olmasından daha fazla. nefsini rab olarak tanımış gibidir. Ekim 2002. miraç gecesi. Ayrıca bkz. Tasavvuf Sohbetleri. velâyet-i sugra makâmındaki kula. Klinik Psikiyatri Dergisi. nefisdeki benlik ile mücadeleye devam etmelidir. Bu manada kulun nefsinde bulunan söz konusu firavunvarî potansiyelden kurtulması için. Nazım Efendi nefsin bu yönünü.1485 Binaenaleyh insanın biyolojik yapısı. bu mevzunun farklı bir boyutudur. hal sahibi ile Allah(cc) arasındaki Rabbânî bir sırdır.edilmektedir. s. Firavunvarî Rablik ilan ettiği potansiyel bir küfür yönü. varlık âlemindeki eşyaların nasıl Allah(cc)’la birlikte olduğu hakikati lütfedilmiştir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. sâlik için zâhir olur. Nazım Efendi’nin ifadesiyle. Bu sırra vakıf olmuş kulun nefsinde zuhur edebilecek benlik. Dönem.edu. Üfdâde. gövde verir ve bir dane iken yedi başak üzerinde yüzler daneler olurdu. her kulda istisnasız bulunmaktadır. Bağdadî’ye göre. http://tip. 2008 -2009/5. Peygambere(sav) bildirildiğini ifade etmiştir. 1486 Kıbrısî.pdf. 39. ss. tarlasına ekilmemiş tohum olarak nitelendirerek: “Eğer ekilseydi. bulunmaktadır. Bu açıdan bakıldığında. Asena-Örsel.kocaeli. Sibel-Karaoğlan. nefsanî istekler için çalıştırılırsa insan. Akfer. iman etse de. Hâlid-i Bağdadî’ye göre. Tural. ona kulluk yapar. Alkol ve Madde Kullanım Bozuklukları.1486 Buraya kadar Muhasibî. Kocaeli Ünv.” diye ifade etmiştir. Dolayısıyla seyru sulûk ile nefsini tezkiye eden kulun. toprakta açılır. Dünya ve 1485 Akdemir. Hz. nefs-i emmâre vasıflarındaki nefse ait bir yönün.tr/docs/ders_notlari/u_tural/alkol. Erzurumî. Varlıkların birbirleriyle olan beraberliği gibi olmayan bu beraberlik. yoksa kısmen mi kurtulacağı hususu. bu durumdan tamamen mi. Nazım Efendi bu metaforu kullanarak nefsin şu an olmasa bile potansiyel olarak firavun’un nefsiyle ortak yönünü bildirmektedir. Psikiyatri Anabilim Dalı Ders Notları. etmese de. Şeyh Nazım’a göre nefsin bu yönü.

imana perde olan. s. Aynı eser. cennet. velâyet-i kübrâ makâmıdır. kendisini tamamlayan mürşîdi ile ruhanî irtibatını kuvvetlendirmektir. Riyaset ile kâim. "Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hâkimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz. sâlikin basireti yanında. 1487 1488 Erbilî. “Kim Rahmân’ın zikrini görmezlikten gelirse. bütün tasarrufların kendi emir ve iradesine göre olduğunu görür. 195. 196. nefislerdeki kibir. enâniyetin hafî kirlerinden temizlendiği makâm. nefs-i emmârede görülürken. gurur ve tekebbürle birleşince1490 “Ben. bütün mevcudât. ıstılahta incelenen nefs-i emmâreden pek farklı olmadığı görülmüştür. s. sizin en yüce Rabbinizim!”1491 ayetinde ifade edilen. 1491 Nâziât: 79/24. nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim? (Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?’ Zuhruf: 43/51-53. Dolayısıyla firavunvarî nefsin mahiyeti. enâniyet ile dâimdir. bir ilahlık beyanına dönüşecek yapıdadır. nefs-i emmâreye müteallik bir mevzu olarak karşımıza çıkmaktadır. bu ifadeleri netleştirmemizde önem kazanmaktadır. cehennem hâsılı. Mektubât-ı Mevlâna Hâlid. güneşin ışığında görülen bir zerre hükmündedir. su-i zanna dayalı kötülüktür. Firavunvarî nefsin. Bununla birlikte firavun ve çevresindekilerin. bunları mutlaka (doğru) yoldan çıkarırlar da. 1489 Yûnus: 10/78. Şeyh Nazım’ın Mirac sırrı olarak bahsettiği nefis hastalığı ise. Bu durumda yapılması gereken. nefisin gerçek fenaya vasıl olup. ilahî mucizeleri gördükten sonra iman etmemelerine yönelik gerekçeleri. “velayet-i sugrâ” makâmında dahi zuhur edebilmektedir. (biz) ona bir şeytanı musallat ederiz de o. İnsanın bu aldanışı. 33. bu nefsin bir nev’î tahlilidir. 286 . Sâlik kendini terbiye eden mürşidini unutup. Hakikati yalanlamak olarak neş’et eden bu aldanma. Halbuki nefis. ona arkadaş olur. kendini de kâmil görebilir. benlik iddiası. Hâlbuki şüphesiz onlar (o şeytanlar). 1490 “Firavun kavmine seslenerek dedi ki: ‘Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hâlâ görmüyor musunuz? Yoksa ben. tevhîd-i şuhûdînin zâhir olduğu. Zira nefsi bütün mülkün maliki.içindekiler gökler. şu zavallı.1488 Bu durumda kulun nefsinde zuhur edebilecek rablik iddiası. arş.”1487 Özetle Bağdâdî’ye göre. bütün fiilerin kemâlatıyla ve zahiri isimlerle müzeyyen olmuştur. Bu makâmda şu tehlikeden korkulur."1489 yönündeki cevapta görüldüğü üzere.

1498 Bu bataklıkta kişiler. Hakikati görmezlikten gelmekle başlayan bu yanılgı insanı aldatmaktadır. kendini ferahlatır. s. şeytan ile işbirliği yaparsa kulu haram bataklığına saplar. 287 . 382-383. iman etmeyen kuldaki nefsanî ve şeytanî telkine “…Eğer Rabbime döndürülürsem. şeytanın içerideki yardımcısıdır. bu nimetlerden pay almaya kendisini diğer kullardan daha layık bilerek.. azapta ortak olan kimselersiniz. Ateş. Kıbrısî nefsin sıfatını. çünkü zulmettiniz. er-Riâyetu li’l-hukûki’llah. 23. orada da birilerine ödül olarak nimetler taksim edilirse. eğer ahirette dirilme olur da. c. Tasavvuf Sohbetleri. 1497 Muhasibî. ss. Hâlbuki (böyle demeniz) bugün size asla fayda vermez.1497 Kıbrısî’ye göre nefs. Nazım Efendi’nin 1492 1493 Zuhruf: 43/36-39.1495 Muhasibî. 18. ant olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum”1496 ayetini örnek vermiştir. 1498 Kıbrısî. söz konusu halde iken.”1492 ayetinde bildirildiği şekilde cereyan eder. hak üzere olduğunu zanneder. Beyrut Tarhsiz. onun “la ilahe illa ene” demesidir diyerek de ifade etmiştir. Buna göre kâfir. Nefs. Kur’ân Ansiklopedisi. s. doğrusu siz. Ebu Abdullah Hâris. Tasavvuf Sohbetleri. Nihâyet (o kimse şeytanıyla beraber) bize geldiğinde (şeytanına): ‘Keşke benimle senin aranda. Böyle nefis her fiilde kendisini hâkim bilerek.1493 İnsandaki bu aldanmaya sebep olan nefs. 1494 Kıbrısî. nefsine ait bâtıllarının hak olduğunu iddia eder. 1496 Kehf: 18/36. 6.gerçekten kendilerinin hidayete erdirilmiş kimseler olduklarını sanırlar. onu rablik ilanına kadar götürür. s.1494 Nefisin insanı küfre nasıl götürdüğü konusundaki bir açıklamaya göre kul. ss. Tah: Abdulkadir Ahmed Atâ. Demek (sen) ne kötü arkadaşmış(sın)!’ der. Hakkı Hak olarak kabul etmeyip. 329-334. Bu noktada insanı aldatanın şeytan ve onun yolunda giden insan-şeytanlar olduğu yönünde görüşler vardır. Nazım Efendi’ye göre. 113. Dâru’l kitâbu’l-ilmiyye. doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı. 1495 Aynı eser.

ifadesiyle. nefsine.e. Bir parça mücadele et.saltanat.1500 Nefsin arzularını küçük dahi olsa yerine getirme hususunda imtina edilmesi gerektiğini Nazım Efendi: “Kişinin en büyük düşmanı olan nefsin tarafına. eğilmeye gelmez”1501 diyerek ifade etmiştir. hevâ ve dünya insandaki bu zulmanî sıfatlardan dolayı düşman olarak sayılmıştır. hakiki kul olma vasfını kaybedenlerdir. 1500 Burkay. hakiki kul olma vasıflarını kaybetmez. şeytan. iblis tarafından aldatılması da güçleşir. a. Tasavvuf Sohbetleri. su ve hava nesnelerinde bulunan zulmanî kısımlar ile izah etmiştir. toprak. hevâ ve dünyaya ait beyan hakkındaki ontolojik izah Şeyh Şerafeddin’in sohbetlerinde geçmektedir.org/Audio/entr_AllahinSifatlari_The_4_Enemies_Dec1986_mp3 (ilgili sohbet ses arşivimizde mevcuttur). Menâkıb-ı Şerefiyye. Binaenaleyh. Âdem’in Allah(cc)’a münacatından sonra. rical ve veli sıfatları ile de nitelendirilmişlerdir. heva ve heveslerine meyletmeyen bir kulun. dünyaya. Nefis tarafına eğilmemeyi onunla mücadele etmek anlamında kullanan Kıbrısî.. Daimi zikir halinde bulunan bu kişilerin. hiçbir zaman nefislerine yenik düşmeyecekleri ya da şeytan tarafından aldatılmayacakları anlamına gelmemektedir. Böylelikle kul. istiğfarla yeniden kalbî zikre dönmeleridir. şeytana. 288 . onunla mücadelenin başlangıcı olabileceğini düşündüğümüz şu tavsiyelerde bulunur: “…Nefsin dediğinin arkasından gitmemeye gayret et. 39. s. 1501 Kıbrısî. dörde indirilmiştir. Bu izaha göre insanın yaratılışında bulunan altı adet zulmanî kısım. Allah(cc)’a giden 1499 Kıbrısî. s.g. Nefs. bu hallerini hemen fark edip. www. Kuzu gibi arkasından yürüme. içindeki nefsini tezkiye edip.1499 “Kulluk Makâmı” başlığında değinildiği üzere hakiki kul olanlar. Şeytan. Âlim-Velî bahsinde detaylarıyla incelediğimiz bu kulların nefislerine veya şeytana yenik düştükleri gaflet anlarındaki hataları. Şeyh Şerafeddin bu dört düşmanı insanın yaratılışında yer alan ateş. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde dört düşman olarak vurgulanan nefs. s. hiçbir zaman. Bu kulların özelliği. amelî olmaktan ziyade kalbîdir. Bir parça ona koymaya çalış ki. onunla sana yol açılır. dünyaya veya hevâsına kul olanlardır ki bunlar. Hz. 12. 86.

e. Ayet. Çünkü nefs kulu. Hemen Yaradanınıza tövbe edin ve nefislerinizi öldürün. 79. Hiç şüphesiz O. nefs bahsinde ayrıca vurgulanmıştır.” A’lâ Sûresi. Böyle yapmanınız Yaratanınız katında sizin için daha iyidir. masum olmasına 1502 1503 Kıbrısî. tövbenizi kabul eder. 1504 “Nefsini tezkiye eden. Abdullah-ı Dağıstanî. yalnız Allah dilediğini temize çıkarır ve onlara kıl kadar haksızlık edilmez. Allahu Zü’l-celal bize inayet buyursun. Peygamber(sav)’i örnek verir.1506 Nefsin bu yönlerinden dolayı ona her konuda muhalefet etmek için çaba sarf edilmelidir. Buna göre kul nefsini temizlemek konusundaki gayretini. 1505 Nisâ: 4/49. “Hani bir zamanlar Musa kavmine demişti ki: Ey kavmim! Buzağıyı tanrı edinmekle hiç şüphesiz kendinize zulmettiniz.yolda öyle gidebilirsin. fail-i mutlak olan Allah(ac) o kulunu tezkiye eder. Şems: 91/9-10. a. s. Kendini günahlara gömen kimse de hüsrana uğramıştır”1503 gibi benzeri ayetleri1504 nefis tezkiyesi için delil göstererek tefsir etmiştir. acziyet içinde Allah(cc)’a bir kurban gibi takdim ederse. insan vücuduna girecek şeytana kapı olarak tabir edilmiştir. 42. 117.”1502 Nazım Efendi’nin tavsiye ettiği bu küçük gayretin tafsilatlı izahını Fütuhatu’lHakkâniyye adlı eserde görüyoruz. bu konuda sigarayı örnek vermiştir. Rabbini zikredip namaz kılan. s. Adnan. nefsin günahlara olan küçük temayüllerinden dahi sakınılması gerektiği konusundaki hassasiyetin bir misali olarak Hz. Kıbrısî’ye göre sigara. s.”1505 ayetinin tefsirine göre kul. 1507 Kıbrısî.g. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. tövbeleri çokça kabul eden merhameti sonsuz olandır. 1506 K. 289 .” Bakara: 2/54 .. Sahibine zarardan başka bir şey vermeyen nefsin tezkiyesi için takip edilecek yegâne yolun tasavvufî tarikatların olduğu. Peygamber(sav). Kıbrısî’ye göre. hayvanî sıfatlardan temizlenerek ve Rabbânî esrarları müşâhede etmesinde kısmi olarak kadirdir. “Nefsini günah kirinden temizleyen felaha ermiştir. Hakiki oluş Hakk Teâlâdandır. hem büyük hem de küçük günahlara sürükler. “Kendini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır.1507 Şeyh Nazım. Küçük günahlara alışan kişi büyüklere düşer. ismet sıfatını haiz Hz. Küçük günahlara alışmamış olsaydı büyüklerine düşüren kapıları kapatırdı diyen Nazım Efendi. 1415. hidayet buyursun. mutlaka felah bulacaktır. Tasavvuf Sohbetleri.

ss. Müsned. 1511 K. Ateşin ateşle söndürülmeyeceği misaliyle de izah edilebilecek bu durumda Kıbrısî. haset. Ebu Davud. Allah(cc)’a dayanmayı tavsiye etmektedir. s. nefsanî ateşi söndürmek mevzuunda. Kıbrısî. Menakıb-ı Şerefiyye. insanların nefislerine muhalefet hususunda ne derece dikkatli olmaları gerektiğine işaret etmiştir. Bu tavsiye kul olmanın bir gereği olarak her işte Kadir-i Mutlak olan Kudred(cc)’e dayanmayı. Ahlak-ı zemime. cimrilik. Başka bir ifadeyle nefse muhalefet ederken dahi.Mirac Konusu. bir kimsenin kalbindeki imanı ve nuru İslamı söndürmek için gadab-ı nefsâniyyeyi delil ve vasıta kılar.rağmen “Beni göz açıp kapayıncaya kadar nefsime bırakma”1508 diye dua ederken. nefs alameti olarak görüldüğü anlaşılmaktadır. izah edilmiş ve bunların izale edilmesi için tavsiyelerde bulunulmuştur. gadap (öfke) olarak sıklıkla beyan edilmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. müridlerine eksikliklerini gösterme gayreti içinde olduğu görülmüştür. Bununla birlikte Kıbrısî. 290 . gadab mevzuunda. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Adnan. nefs. 5090. Bu anlayışı. kendini beğenme. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. s. Şeyh Şerafeddin bu hususu şöyle ifade etmiştir: “Gadab-ı nefsanî. Fâil-i Mutlak olan Hakk(cc)’ı mutlak varlık bilmesi anlamlarına gelmektedir. hırs. kibir ve benliktir. tembellik. “nefse teslim olmama” temel hedef olarak ele alındığı görülmektedir. nefsini aciz ve yok bilmesi. öfke. kibir. bi’l-cümle ahlak-ı zemimenin sebebi ve vasıtadır. 1512 Burkay. 79-81. 1510 Bkz. korkaklık ve dünya sevgisi. Edeb. nefs ile tezkiye edilmez şeklinde de ifade edebiliriz. azim ve kudretine dayanması.1511 Bununla birlikte Tarikat-ı Hakkâniyye’de nefse ait zemmedilen sıfatları hususunda en temel sebep. tamah.1510 Nefse muhalefet konusunda yapılan tavsiyelerde.”1512 Nazım Efendi’nin sohbetlerinde en fazla zemmedilen kötü ahlak. 5/ 42.1509 Aynı zamanda mirac konusuyla birlikte zikredilen bu hadis ile Kıbrısî. şikâyet eden nefsi zemmetmiştir. kişinin kendi irade. Başına gelen her halden razı olan nefsin gadablanmayacağı ve sürekli 1508 1509 Hanbel. nefis tezkiyesi için izale edilmesi gereken kötü sıfatlardır. 169. 108. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinin şerh edildiği Fütuhâtu’lHakkâniyye adlı eserde zemmedilen şu ahlaklar. Buna göre nefret.

Kendini. Kıbrısî’nin bu husustaki görüşleri ve tafsilatlı izahları mürşîd konusunda yapılmıştır. s. boş konuşan. emmare. tasavvuf ıstılahında genel kabul gören nefsin mahiyeti ile ilgili olduğu kanaatindeyiz. Zikirle ruh ne derece ferahlarsa. insanî ruh denmiştir. 1515 Kıbrısî. mürşîdin gerekliliği ile ilgili mevzunun bir cüzüdür.1513 Nefsdeki bu kötü hasletleri izale etmeyi “nefis terbiyesi” olarak tanımlayarak. hesabı sorulacak işlerle ferahlar. 291 . gerçek kulluk makâmına ulaştıysa. ss. Maddeden mücerred bir cevher olarak kabul edilen nefs-i natıkaya. mülhime. Nazım-ı Kıbrısî nefs ve ruh arasında tezat bir denge olduğunu savunur. 22.1515 Şeyh Nazım Efendi’nin bu anlayışı. bu işin bir mürebbi ile yapılacağını ifade etmiştir. mutmainne. Marifetname. ilah olarak kendi hevâ ve arzularını edinen. yalnız olduğu zamanlarda günahlara daha fazla temayülü olan. kitap okuyarak terbiye edebileceğini düşünenlere hitaben. Ebediyete Davet. levvame. Nefsanî nefsin hükmünden çıkıp. Tasavvuf Sohbetleri.bast halinde olacağı vurgulanmış ve tavsiye etmiştir. Boş sözlerle. nefs-ruh mücadelesi olarak ifade edildiği kanaatindeyiz. ruhun ferahladığı şeylerde nefs sıkılır. nefsi aslana benzetir ve mürebbi olmadan aslanın terbiye olmayacağını anlatır. Mesela şehvanî nefse boyun eğip. Makamlar ve Seyru Suluk ile İlgili Kavramlar/h. Özet olarak Kıbrısî’nin sohbetlerinde genellikle nefs-i emmare manasında kullanılan nefs. Nefis kalabalıkta malayani ile ferahlar. 1516 Erzurumî. Nefsin ferahladığı malayani ile ruh sıkılır ve daralır. el-Hakkânî. 182-184. bütün hallerde ona muvafakat eden insanî nefs. 547. 1513 1514 Bu tezde bkz. üzerine lazım gelmeyen vazifelerle iştigal eden. kendine vacip olan vazifeyi bırakıp.1514 Nefsin tezkiyesinde mürebbinin lüzumu. radiye gibi vasıflarla derecelendirilmiştir. hareket ve iradesini yüklenen cevhere. Bu iki ruhun birbirine üstünlüğüne göre nefs. nefs-i mutmainne denmiştir. nefs o derece sıkılır. Nefsin hayat. ahirette mükâfat karşılığı olmayan.Kabz-Bast Hali. Ona göre nefsin sıkıldığı şeylerde ruh ferahlar. haramlarla hoşnut olan. s. his. nefs-i emaredir.1516 Bu iki nefs arasındaki mücadelenin Kıbrısî tarafından. hayvanî ruh denilmiştir.

s.”1518 ayetine göre Kur’ân-ı Kerîm’de gaflet. kulun yaşadığı hayatın anlamın idrakinde olduğu anlardır.1517 “Kendi kendine. Gâfillerden olma. Gaflet kelimesi lügatte. Farklı bir ifadeyle bu anlar Mü’minin. yalvararak ve ürpererek. farkına varmama hali anlamlarına gelmektedir. kilitlemek anlamına gelen “ga-fe-le” kökünden türemiştir. uyanık olmama. Küçük günahlara alışan kişi büyüklere düşer. Nefsdeki bu kötü hasletleri izale etmeyi “nefis terbiyesi” olarak tanımlayan Kıbrısî. s. 2. ekildiği zaman açılıp. Kıbrısî bu durumdaki kullar için. yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Allah’ı an. yardım etmek. gafil olma. 1254. Tehânevî. Çünkü nefsin hâkimiyeti Mü’min olan ve olmayan kulda farklı olmaktadır. gaflet anlayışından bağımsız değildir. Mü’min kul için dahi haramlara bağımlılık başlar ki bu durum Mü’min kulu da iman etmeyen kul ile aynı sona götürür. Kıbrısî’nin nefs anlayışını. Mü’min kulun nefsine yenik düşmediği lahzalar. ruhun ferahladığı şeylerde ise nefs sıkılır. habersiz bulunma. Mirac sırlarından olan bu yön. Kamûsu’l-muhît. Kulu Rablik beyanına kadar götürebilecek nefsle mücadelede küçük ve büyük günah yoktur. Gaflet kelimesinin çeşitli ism-i fâil kiplerinde 1517 1518 Firuzebadî. s. Bu durumun en dip noktasında Firavunvarî Rablik ilan ettiği potansiyel bir küfür yönü vardır. Nefsin ferahladığı anların devamlılığı durumunda. gövde verecek daneler gibi bulunmaktadır. 409. Keşşaf. j. Müfredat. Gafil ise gaflet içinde olan kimsedir. Çünkü nefs kulu. Rabbinin değil. Isfehanî. Araf: 7/205. vurmak. zikrin terki manasında zikredilmiştir. GAFLET: Arapça bir kelime olan gaflet. 292 . c. Kıbrısî’ye göre nefs ve ruh arasında ters orantılı işleyen bir denge vardır ve kulun gafleti ve inzi’âcı arasındaki gelgitleri esnasında nefsin sıkıldığı şeylerde ruh ferahlar. 1049. hem büyük hem de küçük günahlara sürükler.kalabalıkta ise çekingen olan vasıflarla tasvir edilmiştir. Allah ve ahiret odaklı hayat yörüngesinden sapmadığı anlardır. nefsinin kulu olarak tanımlar. bu işin bir rehbersiz yapılamayacağını savunur. her kulda.

Ta’rifat. Geleceğini kesin bir şekilde bildikten sonra.geçtiği ayetlerde gafil. Buna sebep. kim iman ettikten sonra kâfir olur ve gönül rızasıyla inkârı benimserse.” Yûnus: 10/7-8. Kuşeyrî. iman ettikten sonra dünya hayatını sevmesinden dolayı ahirete tercih edip. s. onların dünya hayatını seve seve âhirete tercih etmeleridir. 1521 “Kalbi imanla huzura ermiş olduğu halde inkâra zorlanan kimse hariç. 2/795. 1523 el-Hakkânî. havasın tevbesi gafletten olur. öyleleri Allah’ın gazabına uğrar. 58. 1524 Ankebût: 29/64. 293 . Ebediyete Davet.1522 Nazım Efendi bu mevzuyu. O’nun emir ve yasaklarını unutma hâlidir. “Onlar. işte gerçek hayat odur. hayal olduğu hakikatini bilmeyen kişidir. 1522 Curcanî. dünya hayatının bir oyun ve rüya gibi olmasıyla ilintili yapar. 1520 “Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız kimseye uyma” Kehf: 18/28 . Keşfu’l-Hafâ. 1525 Aclunî.1521 Tasavvuf ıstılahında gaflet. Allah(cc)’ı. iman edenlerin ve etmeyenlerin gafleti şeklinde iki açıdan ele alır. Çünkü Allah. Ahiret yurduna gelince. kudreti ve nizamı görememedir. Nefsini Bilen Rabbini Bilir. ss. Gelenek Yay.” Rûm: 30/7. Nazım Efendi’ye göre gafil. Keşke bilselerdi!”1524 ayeti ve bu ayetin tefsiri mahiyetinde olan “İnsanlar uykudadır. Allah(cc)’a ve ahirete inanan ya da inanmayan tüm kullara yönelik bir gaflet tarifini Şeyh Nazım. küfre girenler olarak bildirilmektedir.: Ali Pekcan. 162. gaflet denir. s. kula karşı kazandığı tüm zaferlerin müsebbibi gaflettir. ahiret hayatını unutmaya. Dolayısıyla avamın tevbesi işlediği günahlardan iken. Muhasibî. Ter. Buna göre bu ayetteki gafiller.” Nahl: 16/106-107.1523 “Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. 73-82. 191. dünyadaki hadisatın arkasındaki ilahî muradı.. dünyanın bir serap gibi. sadece görünen dünya hayatı bilirler. varacakları yer ateştir. Bu hal. onların hakkı büyük bir azaptır. Allahu Teâlâyı unutmak. 1519 “Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya. kâfirler güruhuna yol göstermez. Öldükleri zaman uyanırlar”1525 hadis-i şerifi. işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden. İstanbul 2011. Hucvirî. Binaenaleyh nefsanî arzuların. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin anlayışına temel teşkil eden nasslardan olduğu şüphesizdir. s. Hâris. iman etmeyenler1519 ve ibadetlerinde gafil olan Mü’minler1520 için zikredilmiştir. Kuşeyrî Risalesi. onlar ahiretten gafildirler. ss. 112. 251. Keşfu’l-Mahcûb(Hakikat Bilgisi). nefsin arzularına uyarak.

Dâru’s-saffe. Bu durumda kişi. s. TTS. pratik ateizm olarak adlandırılır. Fadâil ve Rezâil. iman edenin gafletidir.. küfürdür. Bunun sebebi kendisinde meşru gördüğü ve zevk addettiği fiillerinin kısıtlanmasını. dünyanın tüm düzenini hakiki varlık addeder ve Hâlık(ac)’ı inkâr etmek suretiyle büyük gaflete düşer. dinin tekliflerini süzgeçten geçirme ve onları uzakta tutmak şeklinde bir tutum sergiler.1527 Söz konusu anlayışın. İman ettiği halde zevklerine yenik düşen insanın gafleti ise. inancının gereği gibi yaşama hususunda gaflete düşer. 336. Bu bakış açısıyla ilahî kudreti tabiata indirgeyen insan. Bursa 1991. İkinci ise. dünyanın oyun ve eğlencesine dalarak. Ter. yaşayan diğer canlıl ar olan hayvan ve nebattan farklı olmaz. Kalben iman eden bir Mü’min içine düştüğü 1526 1527 Âl-i İmran: 3/185. Farklı bir ifadeyle inanmaktan gaflet eder. 231-245. Bu gaflet. Bu durumda İbn Ata’nın (v. Antonie. Bir görüşe mü’minler nefislerine yenik düştüklerinden ve şeytanın hilelerinden aldandıklarından dolayı dünya zevklerine dalarlar. Ter.Bu manada inanmayan kul. insanın yaşadığı hayatın anlamından uzaklaştığı anda olur. ss. kendisinin üstündeki bir ilahi otoriteyi kabul etmeme potansiyelindedir. Bu anlayışa göre insan.1530 Nazım Efendi’ye göre gaflet. Der. Çünkü o anda insan hayata anlam veremediği için. Ateizmin Psikolojisi. zevklerin tatminine dayanmaktadır. o kudreti günlük hayatından çıkarır. ss.1528 Bu hallerden birincisi iman etmemek yani. Beyrut 1994. kendi varoluşundaki güçlerinin ve zevklerinin efendisi olarak. c. içinde bulunduğu cemiyeti ve gençliği gibi değerlere aldanarak. Üstad. s. kendi var oluşuna bir ihanet olarak görmesidir. psikoloji literatüründe de ifade edildiği olmuştur. İnan kul ise “Dünya hayatı zaten sadece aldatıcı bir geçinmeden ibarettir. 1528 Vergote. Dolayısıyla kabilesi.”1526 ayetine ve Kur’ân’ın tüm ayetleri gibi iman etmesine rağmen.: Dâru’s-saffe. sufiler tarafından. Uludağ Ünv. Kuşeyrî. 1529 Uludağ. 37-55. şirk-i esbâb olarak da tanımlanmıştır. 294 . 3.: Hayati Hökelekli. İbn Ata’ya göre Rabbinin emir ve yasaklarından gafil olan kul. 319/931) gaflet tanımı da inanan ve inanmayan tüm kullar için kullanılabilecek bir tanımlamadır. 64.1529 Her iki şirk de. ölümden ve ölüm ötesi hayatın emirlerinden gafil olurlar. İlahiyat Fak. er-Risale. 1530 Muzâhirî. en derin gaflette gark olmuştur.

295 . meleklerden üstün olurken. Bu bağlamda ruh ve düşünceden beslenen akılın.1534 iç dünyasındaki algıları. insanın maddî ve manevî yönlerini düalist çizgilerle ikiye ayıranlar olmuşsa da Descartes (v. “Hâsılı. diğer yanı cismanî olan insanın iç âlemi daima şehvet ile aklın muharebe yeridir. Tasavvuf Sohbetleri. 1534 “Biz insanı biçimlenip kupkuru hal almış bir balçıktan yarattık. bu manaya ışık tutmaktadır. 281-282. Cinleri ise daha önce zehi rli ateşten yaratmıştık. Aklıyla. İşte asıl gafil olanlar onlardır. aksi durumda hayvanlardan aşağı mertebeye düşer. Bu mertebedeki insanlar dünya ziynetlerine ve heveslerine olan düşkünlüklerinden dolayı. s. karşısında secdeye kapanın. küfürle iman arasında bir çizgide bulunur. şehvetini ve nefsini tahakküm altına alan insan. Arâf: 7/179. Allah(cc)’ı sevmezler ve O’nu tanımayı arzulamazlar. tutku ve akıl arasındaki ilişkiyi madde-beden ve ruhdüşünce açısından ele alarak incelemiştir.gaflet durumunda ise. İsmail Hakkı Bursevî (v. 1135/1725)’ye göre bir yanı ruhanî. Dolayısıyla Kıbrısî’nin. 3.1531 Hayatın anlamından uzaklaşan kulun gafil olduğu ve bu durumda insanî vasıfları kaybetmiş olduğu hususundaki bu beyanlar. dış dünyayla ilişki içerisinde bir varlıktır. söz konusu gafil tanımını bu ayete atfen yapmış olduğu şüphesizdir. 1533 Bursevî. c. 141. hatta onlardan da şaşkındırlar. Nazım Efendi bu haldeki kulun imanını tecdit etmesi gerektiğini ifade etmiştir. ss. onlar hayvanlar gibi. Hani Rabbin meleklere demişti ki: ‘Ben biçimlenmiş kupkuru balçıktan bir beşer yaratacağım. 1379/1960). Onu güzelce düzenleyip insan şekline koyduğum ve ona ruhumdan üflediğim zaman. Rûhul-Beyân. İnsanı hayvandan ayıran bu cevherin ortaya çıkmamasından dolayı. hisleri ve tutkuları ile.”1532 ayetini hatırlatmaktadır.” Hicr: 15/26-29. Bu mertebe. Âraf Sûresinde gâfil olarak bildirilen insanlara aittir. madde ve bedenden beslenen tutkuya hâkim bir iktidar kurabileceğini 1531 1532 Kıbrısî.1533 Hayatın manasından uzaklaşmanın nasıl olabileceği hususunda felsefî ve tasavvufî açıklamalar. Hem maddî hem de manevî boyutta yaratılışı temsil eden bir varlık olan insan. Felsefe literatüründe. fıtratlarında bulunan marifet cevherine ihanet ederler.

208 . akıl ve kalbtir. Çünkü mevcudat içerisinde bu şuura sahip olarak yaşayan tek varlık. şehadet âlemi) tepki ve amellerine kaynaklık ettiği söylenebilir. Press. Avârifu’l-meârif. 155. Bu anlar. imana mı? Hakk’a mı. tavır ya da amelin arka planında iman ettiği sisteme aykırı bir çıkış yaşamış olabilir. 1535 Oksenberg. Tirmizî. s. küfre mi ayak basıyorsun. 632/1234) göre bu içsel dinamiğin oluşundaki aktörler ruh. bâtıla mı? İşlediğin sevap mıdır. 1.1535 “Ameller niyetlere göredir”1536 hadis-i şerifinin özetlediği bu düşünceden hareketle insanın iç dünyasında işlettiği manevi mekanizmanın. Kitabu’l-fazâili’lcihad. Kitâbu’t-talak. 2201. Kitab’u Bedu’lvahyi. Kitâbu’l-İmara. insanın hayatın anlamından uzaklaştığı. günlük yaşantısında sergilediği hal. konanları ve boyuna göçenleri gördünüz. 1537 Sühreverdi. oluşturduğu içsel sistemle ve murakabe dinamikleriyle. Şeytan bu dinamiğe dışardan müdahil olmaya çalışır. Ter. kaybedilen imanın tecdid ile kazanılması anlamına gelmektedir diyebiliriz. Müslim. 1647. dışsal olarak gözlemlenebilen amel ve tepkilerde bulunur. 1997. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikâhlanacağı bir kadına ise onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir. tavır ve davranışların arka planında. nefs. insanoğludur.savunmuştur. Nazım Efendi yerleri. Gelenleri. Bedenle Düşünmek Konusunda Descartes. gökleri. ss. Yerlere bakınız. Öyleyse kimin hicreti Allah’a ve Resulüne ise onun hicreti Allah ve Resulu’nadır.1537 Binaenaleyh Mü’minin küçük dahi olsa sergilediği bir hal. göklere bakınız. his ve tutkularını inancına göre kontrol edip. günah mı? İşlediğin taat mıdır. onun dış dünyada (duyular âlemi. Dolayısıyla bu dinamikleri düşündüğümüz zaman. Sühreverdî’ye (v. Kıbrısî’nin imanın yenilenmesi noktasındaki görüşü. 1536 “Ameller niyetlere göredir. 296 . Rotry Amelie Oksenberg. Descartes on Thinking With the Body. Herkese niyet ettiği şey vardır. Rotry Amelie. dolayısıyla. The Cambiridge Companion to Descartes. Duygu. tavır ya da davranış şeklinde gözlemlenebilecek bu çıkış. Uyanın! Uyanmanız lazım.: Doğan Şahiner. iç dünyasındaki algı. Sayı 10. Ebu Davud. söz konusu bir ruhanî mekanizma işlemektedir. her ne kadar gaflet haliyle olsa da. Cambridge Unv. Sizin bu hayattan bir şey öğrenmeniz lazım. Buhârî. bir bakıma imanın yitirildiği andır. December 2012. Cogito. 572-592. Bu manada mü’min. Bu davete uymayanların gaflette olduklarını şöyle ifade eder: “Sen nereye ayak bastığının farkında değilsen.” Bkz. üryan mı? Bunu ayırt edemeyen kimselerin imanı tecdit etmesi vaciptir… Binaenaleyh bakınız. İnsanın. insanî vasıflarını yitirdiği lahzalardır. etrafınıza bakınız. arasındakileri ve yaratılışı gösteren ayetleri göstererek tüm insanların imana ve İslam’a davet edildiklerini söyler.

rızık. ss.e. el-Lumâ. s. Küfür ve imanı esas alarak gaflet tanımını yapan Hâris el-Muhasibî’ye göre iman etmeyenlerin aldanması.1542 Bu düşüncelerden hareketle inanmayan insanın gafleti küfür olarak anlaşılırken.”1538 Nazım Efendi’nin iman etmiş kulları davet ettiği bu uyanma. onu hem Allah’tan hem de ahiretten gafil etmesidir. Nurlar Risalesi. Zikir kulu. 21.. her hareketinin hak yolunda olup olmadığını kontrol etmek zorundadır. hayaller âlemi olan bu duyular âleminden çıkarırken gaflet. 1542 Kıbrısî. “Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın… Allah’ın affına güvendirerek şeytan sizi aldatmasın”1543 ayetleri bu aldanışa işaret etmektedir. a. Tûsî. onu hayaller âlemine hapseder. Siz onların bakışı ile bu âleme bakmayınız. 142. Bakıp uyanmanız gerekir. s. inanan kimselerin gafletinin inanmayan insanların gafletinden daha tehlikeli görmektedir. inanan kulun gafletidir. nefislerinin ve Şeytanın aldatmasıyla ahiretten gafil olmaktır. dünya hayatına dalmak ve ahiretten gafil olmaktır. zikrin geride bıraktığı lezzeti hatırlar. Bu kontrolün kaybolduğu an. 316. 1538 1539 Kıbrısî. s. Çünkü Nazım Efendi’ye göre Mü’min. 297 . 1541 İbn Arabî.1539 Arapça rahatsız ve endişeli olmak anlamında bir mastar olan inzi’âc. Allah’ı müşâhede etmekten gafil olduğu tüm hal ve davranışlar olarak anlaşılmaktadır. iman edenlerin ise her hareketlerindeki teyakkuz ile gafletten kurtulabileceğini ifade eden Kıbrısî. Ancak gaflet anından uyandıktan sonra. Ebu Nasr Serrâc Tusî tarafından “inzi’âc olarak tanımlanmıştır. Arabî’ye göre kul. 358-359. 33. Bu dünyadan kaybolmadan uyanınız. mevki ve ihsanın. 1540 Cebecioğlu. 1543 Lokman: 31/31.g. kulun aldığı nasihatın etkisiyle Allah(cc)’a yönelmesi demektir. Tasavvuf Sohbetleri. TTDS. İkincisi kula bahşedilen hayır. teyakkuz. s.Çünkü siz dört ayaklıların sınıfından değilsiniz. inanan insanın gafleti. Birincisi Allah’ın affına güvenerek. İman etmeyenlerin gafleti iki çeşittir. 144.1540 İbn Arabî (v. 638/1240) gafleti. istiğfar ve nedamet halleri duyar. zikirle birlikte ele almıştır. iman etmeyenlerin gaflette olduğunu. zikirden gaflete düştüğü vakitte.1541 İnsanlara gaflet konusunda Kur’ân-ı Kerîm’de yapılan uyarılardan yola çıkarak.

Sahip olmayanlar ise olmadıkları miktarda gaflettedirler. bu zevkleri hakikatlerine perde olan dünya hayatını istemez.1549 Ahiret nimetlerine kavuşuncaya kadar. 1549 Mevlanâ. 1551 Aynı eser. 472-475. O zaman iman ile küfür arasındaki fark da belirginleşir. orada da birilerine ödül olarak nimetler taksim edilirse. Muhasibi. 145. Kâhire. “…Eğer Rabbime döndürülürsem. 1550 Aynı eser. 3460. c. 298 . Her iki zevkinde hakikatine vakıf olmak. 99. b. s. Yani eğer ahirette dirilme olur da. dünya ile ahiretin gerçek değerleri ile bilinmesi manasına gelmektedir. no: 895.1547 Bu noktada dünya ile ahiretin hakiki değerleriyle bilinmesi hususu. 3. er-Riâyetu li’l-hukûki’llah. dünya zevkleriyle eğlense bile. Mesnevî. bu husussa ahiret zevkleri açısından yaklaşmıştır. bu nimetlerden pay almaya. ant olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum”1544 ayetinde işaret edildiği gibi düşünmektedirler.1546 Nazım Efendi bu konuda muhatabın. insanın bu değerleri bilmesine perde olan dünyevî ve uhrevî zevklerin hakiki değerleriyle bilinmesine de dayandığı görülmektedir. 1547 Aynı eser. Rumî’ye göre ahiret âleminin dünyadaki manevî zevklerini tadan kul. hakikatte mutsuz olur. 1548 Müslim. 382-383. Muhâsibî. 143.1545 Nazım Efendi’ye göre gafletten kurtulmakla ilgili esas mesele. 603/1273). tüm insanlık olduğunu ve insanların uyanabilmeleri için asgari düzeyde hak ve bâtıl konularını içeren hakiki bilgilerinden sorumlu olduklarını söylemiştir.1551 1544 1545 Kehf: 18/36. no: 1555. c. Mevlânâ Celaleddîn-i Rumî (v. Bu şuura sahip olanlar uyanmıştır. dünya ile ahiretin gerçek değerleri ile bilinmesidir. Zikr. Dâru’l meârif. Tah. en ağır işkencelerde bile imanı bırakmamışlardır. s. göz kamaştırıcı ve çekicidir. (Dikkat edin!) Dünyaya aldanmaktan sakının.”1548 hadis-i şerifi bizim için süslü görünen dünyevî zevklerin aslında aldatıcı olduğunu göstermektedir.1550 Manâ âleminin zevkini tatmayan kul ise.Bu durumda kul. 1. bir açıdan. ss. “Dünya hayatı tatlı. 1. Tasavvuf Sohbetleri. dünya hayatında ahiret arzusu yaşar. kendisini diğer kullardan daha layık bilir. Ebu Abdullah Hâris.: Abdulhalîm Muhammed. ss. 1546 Kıbrısî. Allah onu sizin kullanımınıza verecek ve nasıl davrandığınıza bakacaktır. er-Riâye. c. Bu farkın farkında olanlar.

Nazım Efendi şu cümlelerle ifade etmiştir: “Sen. Daavât. İman dairesine girdikten sonraki gafletten çıkış için gereken ilim daha farklıdır. ss. Rabbinden yardım dilemelidir.Gafletten kurtulmanın ilk aşaması kişinin dünya ve ahiret hayatına mana ve yön veren hakiki ilimle olduğu anlaşılmaktadır.İlim-Âlim. Kıbrısî.’ Canan. onun için men olundu. kendi rızası yolunda bir hizmete niyet edesin ve kıyam edesin ve diyesin ki. Kıbrısî’nin mürşid ve nefs anlayışlarını incelediğimiz başlıklara dayanarak. hatırlanmalıdır. küfrün temelde ne olmadığını öğrenmektedir. ihtiyaçlarının tamamını hatta. aynı zamanda kulu imana sevk eder. insanın kendisini ziyadesiyle muktedir bildiği bir ihtiyacını teminde dahi. Bu Allah’a büyük bir bühtan olur. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. Sonunda Cenâb-ı Hakk senden yardımını esirgesin. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre kul. 1554 Tirmizî. Farklı bir ifadeyle imanı öğrenen kimse. kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar Rabbinden istesin. talimle edinilebilir. şeytan ve nefsin hilelerini bilen ve onlara galib gelebilen mürşidlerdir. iman dairesine giriş olduğu söylenebilir.”1554 hadis-i şerifi. Kıbrısî’ye göre bu bilgi. 3608. 5481786.1555 Binaenaleyh. İbadetin en efdali de (dua edip) kurtuluşu beklemektir. Kulu Hakk(cc)’a yaklaştıran ilim olarak özetleyebileceğimiz hakiki ilim. kurtuluş olduğu bildirilmiştir. Talimin kendisinden yapılacağı kul ise. 299 . kulun gaflet anlarından önce ve sonra 1552 1553 Bu tezde bkz. imanı tanıdığı nisbette küfrü tanımaktadır. Tasavvuf Sohbetleri.1552 İmanı tanıyan kimse. küfürden kurtuluş. 1555 İbn Mes’ud(ra) hazretleri anlatıyor: “Resûlullah(asv) buyurdular ki: ‘Allahu Teâla Hazretleri’nin fazlından isteyin. Ya Rabbi! Bu hususta yardımını dilerim. (işte) bu Cenâb-ı Hakk’ın şanına layık değildir. kendisinden istenmesini sever. 3607. 144. Nazım Efendi’ye göre kişinin idrak ettiği bu bilgi. Başka bir hadis-i şerifte ise dua içinde istenebilecek en faziletli şeyin. bu bilginin kitapla okunarak değil. Herhalde senin talebine baktığı vakitte onda ihlassız bir nokta bulundu. yaşanarak öğrenilir olduğu. Kadîr-i Mutlak(cc)’a muhtaç olduğunu ve bu ihtiyacını gidermede de duanın önemini bildirir. Kutub-i Sitte. s. Peygamber(sav)’in “Sizden herkes. Böyle bir yardımı dileyen kula Allah’ın yardım edeceğini. gafletten kurtulma hususunda. c. Zira Allah. 6. gafletin küfür ihtiva eden manasından bir çıkış yani.”1553 Hz.

gaflete düşmesine mani olur. 224-225. recâ duygularına yaklaşıp. kişiyi küfür gafletinden çıkarır. Mü’minin uyanıklık halinden. 142. günahtan vazgeçmesi gerekirken. Yani Mü’min günah işlemeden önce havf duygularına yaklaşıp. Bu gaflete sebep olan nesfin ve şeytanın aldatmasıdır. Cebecioğlu. Bildiklerinin. ss. ya da vaaz ettiklerinin 1556 1557 gerçekten kalblerinde olup olmadığına bakmadıkları için Araf: 7/205. Minhâcu’l-fukarâ. İlki Müslümanlardan günahkâr olanların ve avamın gafletidir. hangisi bâkîdir? gibi konular üzerinden imana kavuşturucu tefekkür. Bu durumda kul. ıstılahta ashab-ı şuhûda mahsus tefekkür olarak da nitelendirilebilir. tefekkürü bu sakınma için tavsiye etmiştir. kendilerinde kibir. İkinci açıdan gaflet ise fıkıh gibi ilime sahip olanların. 300 . 203. aynı zamanda bir mürşidin yanında. zahitlerin. yaşadığı manevî daireden uzaklaşmaz. Dünya nedir? Ahiret nedir? Bunların hakikatleri nelerdir? Hangisi fânî. 643. Bunlar sahip oldukları ilimden. uzlet ve verâ hayatı yaşayanların gafletidir. Tasavvuf ve Tarîkatlar. kurtuluşa ermesi konusunda tek dayanaktır. hased ve riya gibi kötü huyların olmadığını düşünürler. 1558 Ankaravî. Başka bir ifade ile tefekkür. kendini ibadete verenlerin. Bir kalb ibadeti olan tefekkür. kulun gafletten kurtulup. uzlete çekilenlerin. s.1558 Nazım Efendi’nin tefekkür üzerinden izah ettiği bu gafleti Muhasibî. “hayatı anlayın ve ölmeden önce uyanın” şeklinde tüm insanlara hitaben telkinlerde bulunmuştur. Yılmaz. iki açıdan izah etmiştir. Akıl ile düşünmek manasında kullandığı tefekkürü tavsiye ederek. s. Kıbrısî. s. hal diliyle öğrenilecek bir ibadettir. Tasavvuf Sohbetleri. “… Sakın gafillerden olma”1556 ayetini hatırlatarak gafletten sakınmayı tavsiye eden Kıbrısî. Kıbrısî’nin tavsiye ettiği tefekkür. affolunacağı zannıyla o günahı işler.1557 Bu durumda gafletten kurtulmak için tefekkür etmeye yüklenen anlam da iki şekilde anlaşılmaktadır. ya da yaptıkları ibadetten dolayı. İkincisi ise iman etmiş bir kişinin içinde bulunduğu her hali daim tanımlayabilecek bir düşünce düzeyinde olmasıdır.sığınacağı Allah(cc). TTDS. Bu durumda Mü’min recâ ile aldanır.

125. 301 . “La ilahe illallah ile imanınızı yenileyiniz”1563 hadis-i şerifi anlayışına istinad edebiliriz. 522-531. 2/359. Kıbrısî’nin imanı bir atiyye olarak görmesi ile de mutlak surette alakalıdır. 1560 İbn Arabî. öteki de kâfirlerin imânâ girmesi için olsa. Bu tavsiye. tekrar edilmeyecektir ancak burada şu hususu hatırlamakta fayda vardır. Mecmau’z-zevaid. bu ikinci çeşit gafletten korunma hususunda daha fazla ehemmiyetti haizdir. Nazım Efendi’ye göre rehberlik. Heysemi. Müttaki. yani tecdid-i iman için bir kapı ki Müslümanların imanlarını yenileyip girmeleri için. ibadet ve zikir halinde olurlar. Muhâsibi. 1768. 1563 Hanbel. gafletlerden ve gafilken düşülen haklardan mezun olmuş kuldur.1561 Mûrşid bahsinde detayları ile izah edildiği üzere. kendi bulunduğu hali bilen mürşid. Bu mevzuda. gafletten uyanıklığa taşıyıcı bir irşadı da içermektedir. bir kapıdan imanı yenilemek isteyen kimseler girse. 3278. ss. diğer kapıdan İslam olacak kimseler için açılmış olsa. s. Çünkü onların dışında kalan bütün âlem. Gafletini fark ettiği anda tevbe ederek. Allah(cc)’a secde etmekte ve Allah(cc)’ın kendilerine belirlemiş olduğu bir tarzda. sen kendini o kafirlerin İslam’a girmeleri için açık duran kapıdan girmeye müstahak say. Bu irşâda yetkili mürşid.1560 Nazım Efendi’nin gafletten korunmak için tavsiye ettiği mürşidler. tüm yaratılmışlar içerisinde sadece insanlara ve cinlere mahsustur. Müsned. 123. içinde bulunduğu hali tanımlama zafiyeti yaşayan mürîde rehber olandır.aldanmaktadırlar ancak. er-Riaye. bu manada.1559 İbn Arabî’ye göre gaflet. Kenzu’l-ummal. ss. s. teyakkuz haline tekrardan dönüş yapan Mü’mine Nazım Efendi. şöyle bir tavsiyede bulunur: “İmânâ girmek için iki kapı olsa. Nefs Muhasebesinin Temelleri (Er-Riaye). 144. Gaflet. âbid başlığında beyan edilen hususlar. 1562 Aynı eser. 1561 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. karşılığı 1559 Muhâsibi. 168. Gaflet halindeyken yerine getirilmeyen hakların neler olduğu ileride ele alınacaktır.”1562 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin bu tavsiyesi. 382-383. Ayrıca bkz. Marifet ve Hikmet. bundan gafillerdir. ss. Kulun dünya hayatında iman dairesinde olması. Mü’minin bu zikiri duymamasıdır.

1568 Bendî. Gümüşhanevî. s. ezanı okudun mu. Yani Allah’ın zâtı gibi. Bu mevzu Kur’ân’da “Belki (alay edilenler) kendilerinden daha hayırlıdırlar.” Hucurât: 49/11 ayeti ile vurgulanmıştır. kula karşılıksız verilmiş bir hediyedir. Zamane Müslümanlarının çoğunun gaflette olduğunu söyleyen Kıbrısî. yoktur. Üçüncü Hintli. Camiu’s-sagir.1565 “Ayıplayan ayıplanır. sorgulanamaz mahiyettedir. 53. Kınama. İsteme hususundaki en uygun edebin.g. Hintlilerin birisinin ağzından bilâihtiyâr şu söz çıkar: ‘Müezzin. bu durumun bir göstergesi olarak. Bu konuda “Bakana da baktırana da lanet olsun”1568 hadis-i şerifini delil göstererek bunu bilerek yapan Müslümanın gaflette olduğunu söyler. Ramûz el-ehâdis. gaflet olduğunu söyler. yoksa vakit var mı?’ Öbür Hintli. Tasavvuf Sohbetleri. konuştun. 1565 Kıbrısî. O'nu sorguya çekecek kimse yoktur. Kenzu’l-ummâl.ödenmemiş bir atiyye. 13. Suyuti. yitirdiği imanın yeniden kendisine hediye edilmesini istemektir.. 1567 Tarık: 86/9. Binaenaleyh o anda hayatın manasını kaybetmiş Mü’min. ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır. 171-173.e. kendini kına!’ Dördüncü: ‘Hamd olsun ben. Bu hediyenin kimlere ne şeklide dağıtıldığı hususunda sorgulama ise kulun edeb sınırını aştığı yerdir. bu hediyeyi bir defa kaybetmiş ya da zedelemiş birisinin bu hediyeyi yeniden alma garantisi. namazın bozuldu’ der.” Enbiyâ: 21/23.1569 Bu durumu Rumî. s. 1566 Bu manayı ihtiva eden hadis kaynaklarda şöyledir: “Kim din kardeşini tevbe ettiği bir günahtan dolayı ayıplarsa. namazda olduğu hâlde ‘Sus yahu. a. 6/8869. aynı zamanda. bir mescitte Allah(cc)’a ibâdet için namaza durmuş dört Hintli kıssası üzerinden anlatmıştır. takdir-i ezelî ve lütf-i ilahî olması hasebiyle. 19162/26634. kendi derdine bak. varlık kapısında. ikincisine der ki: ‘Onu ne kınıyorsun baba. başkalarının ayıp ve günahlarının dünya hayatında iken görülmemesi gerektiğini söyler ve bu şekilde kusura bakmanın. ss. 302 . yoklukla durmak olduğu dolaylı olarak vurgulanmıştır. üçünüz gibi 1564 “O yaptıklarından sorumlu değildir.1564 Dolayısıyla. aynısını işlemedikçe ölmez” Tirmizi.. 347. kendilerindeki noksanlıkları gidermeden başkalarının kusurlarıyla uğraşan Müslümanların durumlarını misal olarak göstermiştir.”1566 Hadis-i Şerifinde bildirilen duruma düşmemek için “Bütün sırların ortaya döküleceği günde”1567 ayıp ve günahlarının setredilmesi için. Kıssaya göre rükû ve secdeye koyulmuş Hintlilerin her biri niyet edip tekbir alarak huzur ve huşuyla namaz kılarken müezzin içeriye girer. 1569 Kıbrısî.

kuyuya düşmedim’ der. Dördünün de namazı bozulan bu kıssayı, Rumî şöyle değerlendirir: “Başkalarının ayıbını söyleyip (onlarla uğraşanlar, kınadıklarından) daha fazla yollarını kaybetmişlerdir. Ne mutlu o kişiye ki kendi ayıbını görür. Her kim, birisinin ayıbını söylerse o ayıbı, kendine satın aldı demektir. Çünkü insanın yarısı ayıptandır (yani o ayıbı işleyeninki gibi bir nefsi bulunmaktadır), yarısı gayb âleminden! (zira ruhu gayb âlemindendir)… Şu işe bak Şeytan, belâlara düştü de sana ibret oldu. Sen belâya uğrayıp ona ibret olmadın. O zehri içti; sen şerbetini iç (yani ibret almaya bak).”1570 Kıbrısî’ye göre, Mü’minlerin bir diğer gafleti ise hak sahiplerine haklarını verme hususunda zuhur eder. Nazım Efendi’ye göre gaflette iken verilmeyen haklar; Allah(cc)’ın, Peygamber(sav)’in, devletin, evladın, ailenin, komşunun, milletin, insanoğlunun, mahlûkatın haklarıdır. Şeyh Nazım’a göre bu haklar teslim edilmeden gafletten tam mânâsıyla çıkılmaz.1571 İbn Arabî (v. 638/1240)’ye göre hakikat ehlini, hakikate vasıl eden üç haktır. Allah(cc)’ın hakkı, kendilerinin hakkı ve yaratılmışların hakkıdır. İnsanların yalnızca Allah(cc)’a ibadet etmeleri, O’na kulluk etmeleri ve hiçbir şeyi ortak koşmamaları, Allah(cc)’ın kulu üzerindeki hakkıdır. Şeriat yasaklamadığı müddetçe, yaratıklara eza vermemeleri, yaratılmışların insan üzerindeki hakkıdır. İnsanın, insan üzerindeki hakkı ise, kurtuluşlarının ve mutluluklarının olduğu yola rehberliğidir.1572 Allah(cc)’ın hakkını vermek, âbid konusunda belirtilen bir kul olmayı, Hz. Peygamber(sav)’in hakkını vermek, kendisine Ahmedî bir aynayı tutmayı gerektireceği kanaatindeyiz. Zira Kıbrısî, bu başlıklarda ilgili konuya sıkça değinmiştir. Diğer haklar, Müslümanın içinde bulunduğu toplumsal ilişkilerinde, dinamik olan hükümlere göre, mürşidlerden öğrenilir. İslam dini kulun, aile, evlat, komşu, akraba, millet ve devlet ile olabilecek hukukun sınırlarını bildirmiştir.
1570 1571

Mevlana, Mesnevî, c. 2, b. 3027-45. Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, ss. 171-173. 1572 İbn Arabî, Marifet ve Hikmet, ss. 67-68.

303

Dolayısıyla muallim ya da talebe, amir ya da memur, seçilmiş ya da seçmen olsun toplumun her statüsünde bulunan Mü’minlerin, vazifelerini ifa esnasındaki hukuka riayeti, o hukukun hakkını vermektir. İslamî hukuka muhalif olmayan ve ihlal edilen hukuk, aynı zamanda kul hakkıdır. Bu ise amelde gözlemlenen bariz bir gaflettir.1573 Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde gafletin ontolojisi ile ilgili beyan, Kıbrısî’nin şeyhinin şeyhi Şerafeddin Dağıstanî’nin sohbetlerinde mevcuttur. Şeyh Şerafeddin gafleti, insanın hilkati ile ilişkili olarak izah etmiştir. İnsanın hilkatinde yer alan ateş, toprak, su, hava gibi nesnelerin zulmanî ve nûranî yönleri bulunduğunu ifade eden Şeyh Şerafeddin, bu nesnelerden zulmanî kısımları nefsinde toplayan kimselerin küffar grubundan olacağını ifade etmiştir. Şeyh Şerafeddin’e göre bu nesnelerin sadece nûranî kısımlarını nefsinde cem etmiş kimseler, ümmetin havas kısmından olan ricâllerindendir. Bunların haricinde kullarda zulmanî ve nûranî kısımlar birbirine galebe çalar. Zulmanî kısmın baskın gelmesini Şeyh Şerafeddin, kuldaki gaflet anı olarak tanımlamıştır.1574 Özet olarak Nazım Efendi’ye göre gaflet, dünyanın hayal olduğu hakikatini idrak edememektir. O anda insan hayata anlam veremediği için, hayvandan farklı olmaz. Bu idrakin yokluğu, iman edenlerde ve etmeyenlerde farklı tezahür eder. İnanmayan kul, dünyanın tüm düzenini hakiki varlık addeder ve Hâlık(cc)’ı inkâr etmek suretiyle gaflete düşer. İnanan kul ise inancının gereği gibi yaşama hususunda gaflete düşer. Bu gaflet, Mü’minin Allah’ı müşâhede etmekten gafil olduğu, tüm hal ve davranışlar olarak anlaşılmaktadır. Kendindeki noksanlıkları gidermeden başkalarının kusurlarıyla uğraşanlar ve içtimai hayatta mükellef olduğu hak ve hukuku yerine getirmede yetersiz olanlar Kıbrısî’ye göre gaflete düşen Mü’minlerdendir. Bu durumda Mü’minler; Allah(cc)’ın, Peygamber(sav)’in, devletin, evladın, ailenin, komşunun, milletin, insanoğlunun, mahlûkatın haklarını yerine getirmede noksanlık arz ederler. Gafletten kaynaklanan bu haktan kurtulma hususunda, Cenâb-ı Allah(cc)’tan aman dilemek gerekir.

1573 1574

Muzâhirî, Fadâil ve Rezâil, ss. 17-75. Burkay, Menâkıb-ı Şerefiyye, ss. 85-86.

304

4. DİĞER KONULARDAKİ GÖRÜŞLERİ:

a. İman: İman; güven içinde bulunmak, korkusuz olmak anlamına gelen “e-me-ne” kökünden türemiş, Arapça bir kelimedir. Küfür kelimesinin zıttı olan iman, güven duygusu içinde tasdik etmek, inanmak, huzur duymak, adaletli olmak, şeriati ve tevhidi kabul etmek gibi manalara gelmektedir. Farklı bir ifadeyle iman, İslam erkânını kalb ile tasdik, dil ile ikrar edilmesi ve İslam’ın emirleri ile amel edilmesidir.1575 Kur’ân-ı Kerîm’de iman, 800’den fazla yerde zikredilmiştir. Allah(cc)’a, peygamberlerine(as), ahiret gününe iman edenler, sâlih amel işleyenlerin kurtuluşa ereceği bildirilmiştir.1576 Kur’ân’da Mü’minlerin; başka bir ilaha ibadet etmedikleri, cana kıymadıkları ve haram yemedikleri,1577 oruç tuttukları, iyiliği emredip, kötülüğü nehyettikleri, namaz kıldıkları,1578 bildirilmiştir. Farklı ayetlerde ise bu ibadetlerin incelikleri bildirilerek, bu inceliklere bağlı olarak, gerçek Mü’minler bildirilmiştir. Mesela Mü’min namaz kılar dediğimiz zaman, gerçek Mü’min namazlarının karşılığını sadece Rablerinden bekleyerek kılarlar. Mü’min infak eder ancak gerçek Mü’min, sevdiği şeylerden infak ederler. Onlar, Allah(cc)’ın adı anıldığı zaman kalbleri titreyenlerdir.1579 Ehl-i sünnet ulemasına göre iman; Hz. Peygamber(sav)’in Allah(cc) tarafından getirdiği zarurî ve kesin olarak bilinen şeylerin tümünü dil ile ikrar etmek,
1575

Firuzebadî, Kamûsu’l-muhît, s. 1177; Isfehanî, el-Müfredat, s. 25; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. 1, s. 223; Cürcanî, Ta’rifât, s. 41; Isfehanî, a.g.e., s. 26. 1576 “Onlar gayba iman edip, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. Onlar hem sana hem de senden once indirilene iman ederler, ahirete de şüphesiz iman ederler. İşte bunlar Rablerinden birdoğruluk üzerindedir ve bunlar kurtuluşa erenlerdir.” Bakara: 2/35. 1577 “Onlar başka bir ilaha dua etmezler. Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar…” Furkan: 25/68. 1578 “(Onlar) tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku edenler, iyiliği emredenler, kötülüğü menedenler ve Allah’ın çizdiği sınırları koruyanlardır. Müminlere müjdele.” Tevbe: 9/112. 1579 “Müminler; Allah anıldığı zaman yürekleri ürperen, kendilerine O’nun ayetleri okunduğu zaman imanları artan, bir de Rablerine tevekül edenlerdir.” Enfâl: 8/2.

305

taat ve ibadetleri tatbik etmek ve kalble tasdik etmenin terkibi olarak değerlendirilir. Taftazanî (v. 797/1395)’ye göre bu terkibin içerisinde en önemli olanı, gönüllü olarak benimseme ve kabul etmektir. Zira dil ile ikrar etmeyen ve amel etmeyenler, dünyevî ve hukukî hükümler itibariyle mü’min olmasalar bile, Allah(cc) nezdinde mü’mindirler. “Onların çoğu, sadece şirk koştukları halde Allah’a iman ederler.”1580 ayetinde buna işaret edilmiştir. Ayrıca “İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah(cc)’a ve ahiret gününe iman ettik derler, halbuki onlar mü’min değillerdir”1581 ayeti, kalbi tasdikin iman esasındaki önemine delildir.1582 Taftazanî’nin bu anlayışına düşülen haşiyede iman, kalbin tam meyili manasına gelen sevgi esasına dayandırılmıştır.1583 Mutasavvıfların iman anlayışında önemli yeri bulunan sevgi, imanın artıp eksilmesinde belirleyicidir. Bu anlayışı Ziyâuddîn-i Gümüşhanevî (v. 1311/1893) şöyle ifade etmiştir: “Yerdeki ve göktekilerin imanları, dünya ve ahirette iman edilmesi gereken şeylere, iman etmeleri bakımından eksiklik ve fazlalık kabul etmez. Ancak, tasdikte, marifette, yakinde, tevekkülde, sevgide, rızada, korku ve ümidde iman, noksanlık ve fazlalık kabul eder.”1584 Bu manada iman dört derecede tasnif edilebilir. Birincisi imân-ı istidlalidir. Bu imana ilmi delillerle ulaşılır. İkincisi, bu inancın yakîn (güçlü inanç) derecesinde olan, imân-ı yakînîdir. Üçüncüsü, kalb zevkleriyle iman hakikatlerinin müşâhede edildiği, imân-ı şuhûdîdir. Sonuncusu Hakk ile mütehakkık olunan (Hakk vasıtasıyla, Hakk’a ulaşma), imân-ı huzûrîdir. Bu iman çeşitlerinden son üçü, seyr-u sülük ile elde edilir.1585 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre iman, kulun en önemli cevheridir. Dolayısıyla iman sahibi kul, kıymetli mücevher bulunduran dükkân gibidir. Şeytan ise bu mücevheratı çalmaya çalışan hırsız gibidir. Nasıl ki dünyanın geçici mücevheratının çalınması önlemek için güvenlik tedbirleri alınıyorsa, ahret hayatının

1580 1581

Yusuf: 12/106. Bakarâ: 2/8. 1582 Taftazanî, Şerhu’l-Akâid, ss. 220-223. 1583 Aynı eser, s. 227. 1584 Gümüşhanevî, Ehl-i Sünnet İtikâdı, s. 63. 1585 Gazalî, İhyâ, c. 4, ss. 202-205; Hucvirî, Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi), s. 371; Cebecioğlu, TTDS, s. 309.

306

sonsuz mücevheri olan imanın da koruma altına alınması gerekir. Nazım Efendi, imanın korunması için namaz kılmak, zikir çekmek, iyilik yapmak, öfke halinde susmak, kavgayı terk etmek gibi amelleri güvenlik tedbiri olarak ifade etmiştir.1586 Bu ifadelerde anahtar kavram addedebileceğimiz cevherin mahiyeti, nur kavramı ile ifade edilecek ve kuldaki delaletleri üzerinde durulacaktır. Bununla birlikte burada imânın, amel olmadan da, tasdikle elde edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Hakkânî’ye göre ameller, kulun imanını inşa edici değil, muhafaza edici mahiyette olduğu şüphesizdir. İslam âlimleri arasında iman ile amel arasında kurulan alakaya göre iman anlayışı şekillenmiştir. Hârici, Mu’tezilî ve Şiî kelamcıları, amel olmadan imanın olmayacağını kabul etmişken Sünnîler, amel olmaksızın iman teşekkülünün mümkün olacağını kabul etmişlerdir. Sünnî inanışa göre, iman etmenin, sâlih amel işlemekle birlikte olacağı bildirilmekle birlikte, cürme düşenleri tekzib etmek yerine kucaklamayı esas almaktadır.1587 Sünnî Mâtüridî itikat ekolünün kurucusu olan İmam Mâtüridî, “Ey İman edenler! Size ne oldu da Allah yolunda savaşa çıkın denilince, yerinize çakılıp kaldınız? Yoksa ahiretten vazgeçip değersiz dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının zevk ve sefası, ahiretin yanında pek az bir şeydir.”1588 ayetinde bildirilen emirlere uymayanlara, Mü’minler diye hitab edilmiş olmasını, bu anlayışa delil göstermiştir.1589 Farklı bir ifadeyle Sünnî inanışa göre amel, imana dâhil değildir. Şeyh Nazım’ın iman ve amel arasında kurduğu ilgi de bu anlayış çerçevesindedir. İbrahim b. Edhem (v. 162/779), Hâtem Asamm (v. 237/852), Ebu Süleyman Daranî (v. 205/820), Zünnûn Mısrî (v. 245/859), Bayezid Bistâmî (v. 262/875), Hâris Muhasibî (v. 243/857), Cuneyd-i Bağdadî (v. 298/911), Sehl b. Abdullah Tüsterî (v. 283/896) gibi mutasavvıflar da imanı dil ile ikrar, kalb ile tasdik olarak kabul etmiştir. Nitekim Fudayl b. İyaz (v. 187/803), Bişr-i Hafî (v. 227/841), Hayru’n-Nessâc (v. 322/933) gibi zevat imânı, ikrar, tasdik ve amel olarak tanımlamıştır.1590 Hakim Tirmizî’ye göre iman; tasdik, ilim ve amel olarak İslam’dır.1591
1586 1587

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 52. Taftazanî, Şerhu’l-Akâid, ss. 209-223. 1588 Tevbe: 9/38. 1589 Sinanoğlu, Mustafa, İmân, TDV İA, c. 22, s. 213. 1590 Hucvirî, Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi), s. 350. 1591 Hâkim, Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb, s. 51.

307

Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre iman, taklidî ve hakikî olmak üzere iki çeşittir. İlim ile elde edilen iman, kalben tasdik edilir düzeyde olmadığı müddetçe taklididir. İlim ile elde edilen ve akıl ile tasdik edilen imanın üzerine, keşf ve ilham ile yapılan eklemeler kulu, hakiki imana vasıl eder. Kıbrısî bu anlayışını şöyle ifade etmiştir: “İmanın hakikati bir kimsenin kalbine ne zaman yerleşir? Gökler de kapansa, yerler de kaya ile döşense rızkın nereden geleceğine şüphesi olmayan kuvvet sahibi, hakiki imana mazhar olan kimsedir. Bunun altındaki iman sayılmaz, o taklittir. İman mertebesi oradan başlar. Allah’a böyle bir imanı varsa, o zaman ona Mü’min denir. Yoksa gökler de yağar, yerler de her şeyi bitirir, daha (rızık) korkumuz olur. Aldığı aylıkla geçinemiyorum diye şikâyet ediyor. Seni geçindiren aylık mı ki, bir de şikâyet ediyorsun. Aylıkla geçinen adam var mı hiç? Allah erRezzaku’l-mutlaktır, geçindirir. Öyle bileceğiz.”1592 Şeyh Nazım’ın hakiki iman terimine yüklediği bu anlam, ıstılahta tevekkül kavramıyla birleşmektedir. Lügatlerde güvenmek, vekil tayin etmek, bel bağlamak, havale etmek, terk etmek, bırakmak, teslim etmek, bir işte acizliğin ve yetersizliğin ortaya çıkması sebebiyle başka birine güvenerek işi ona teslim etmek, itimat etmek gibi anlamlara gelen tevekkül,1593 sufîlerin üzerinde çok durdukları bir kavramdır. Mutasavvıfların nazarında tevekkül, Allah’ın katında olana güvenip, insanların elinde olana ümit bağlamamak şeklinde özetlenebilir. Bu halin tam manasıyla olması durumunda, tevekkül eden kişi, kendisinin böylesi bir hal içinde olduğunun farkına bile varmaz.1594 Tevvekkül ile iman kavramları arasındaki söz konusu ilgiyi Sühreverdî (v. 632/1234), “Haydi eğer inanıyorsanız Allah’a dayanıp tevekkül edin.”1595 “...Mü’minler Allah’a dayanıp tevekkül etsinler.”1596 âyetlerini açıklarken

1592 1593

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 42. Firuzebadî, Kamûsu’l-muhît, s. 1069; Isfehanî, el-Müfredat, s. 531; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. 15, s. 387; Cürcânî, Ta’rifât, s. 254. 1594 Serrâc, Lümâ, s. 78; Kelâbâzî, Taarruf, ss.118-119; Kuşeyrî, er-Risâle, s. 199; Kaşânî, Mu’cem, s. 28; Kübrâ, Necmeddin, Usûlu aşere (Tasavvufî Hayat), Ter.: Mustafa Kara, Dergah Yay., İstanbul 198, ss. 49-50; Uludağ, TTS, ss. 357-358; Eraydın, Tasavvuf ve Tarîkatlar, s. 166; Yılmaz, Tasavvuf ve Tarîkatlar, s. 174; Cebecioğlu, TTDS, s. 658. 1595 Maide: 5/23. 1596 Maide: 5/11.

308

kurmuştur. Ayette tevekkülle imanın bir arada zikredilmiş olmasından hareketle Sühreverdî, tevekkülü imanın bir neticesi olduğunu, bu hale ise marifet ile vasıl olunabileceğini savunur. Allah’ın yapmış olduğu taksimde, adalet sahibi olduğunu bilmeyi gerektiren marifet, nefs kaybolunca zuhur eder. Bu makâmda olan kulda cehaletin kökü kazınmış, tevekkül gerçekleşmiş, hatta tevekkülünü dahi göremeyecek hâle gelmiş olur. Binaenaleyh mütevekkil, Allah(cc)’ın vaat ettiklerini sükûnetle bekleyendir.1597 Nazım Efendi’nin şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî, taklidi ve hakiki iman yönünde yapılan bu tasnifi, “Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberi’ne ve Kitabına iman edin.”1598 ayetine dayandırarak izah etmiştir. Şeyh Abdullah’a göre “ey iman edenler” hitabı, taklidi iman edenler içindir. “İman edin” emri ise hakiki imana girilmesi içindir.1599 Şeyh Nazım’a göre, böylesi bir iman ile taklidi imandan hakiki imana yükselen kulun kalbi, nûr ile dolar. Nazım Efendi, iman nûru diye ifade ettiği bu nûrun, Allah(cc)’tan razı olunmadığı zaman karardığını ifade eder. Kıbrısî bu hale düşen kulun, “Tasalanma şüphesiz ki Allah, bizimle beraberdir.”1600 ayetindeki hale dönüş yaparak, kalbinde nûrun sürekli parlak tutulması gerektiğini ifade etmiştir.1601 Buradan hareketle Nazım Efendi “İmanın alameti tasdiktir.”1602 hadisini en zor anlarda dahi memnuniyet halinin muhafaza edilmesi şeklinde yorumlamıştır.1603 Allah(cc)’tan razı olunduğu zaman kalpteki nurun parlayarak genişlemesi, aksi durumda sönerek karanlığa bürünmesi, imanın artıp eksilebileceği anlamına gelmektedir. Istılahta benzer görüşü Hakîm Tirmizî (v. 318/932) de savunmuştur. Kalbte yer alan nûrun artması, imanın artmasına, zulmetin nûra galebe çalması ise, imanın eksilmesine delalet etmektedir. Dolayısıyla Hakim Tirmizî’ye göre, sadrını iman nûru istila eden kul, Mü’mindir. Çünkü kalbteki bu nûrun bizzat kendisi, iman olarak isimlendirilmektedir.1604 Mâtüridî ve Eş’arîlerin çoğunluğu, imanın artıp
1597 1598

Sühreverdî, Avarifu’l-mearif, c. 2, ss. 291-293. Nisâ: 4/136. 1599 Qubrusi, Mercy Oceans Book 2, s. 11. 1600 Tevbe: 9/40. 1601 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 52. 1602 Hambel, Müsned, 3/236. 1603 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 52. 1604 Çift, Hakîm Tirmizî ve Tasavvuf Anlayışı, ss. 212-213.

309

eksilmesini mümkün görmemişken, Selef âlimleri imanın artıp eksilebileceği görüşünü benimsemişlerdir.1605 Şeyh Nazım’a göre hakiki iman olarak ifade edilen bu makâm dahi gizli şirk ihtiva eder. Asıl olan iman, kulun nefy-isbat zikriyle, kendini yok bildiği makâmda olur.1606 Kıbrısî, hakiki imanın üç alametinden bahseder. Hakiki imanın ilk alameti, Şeyh Nazım’a göre, tüm mevcudatın tesbihini duymaktır. İkinci alameti, yaratılmış tüm mahlûkun varlığındaki hikmeti görmektir. Üçüncü alameti ise, berzah ile kul arasındaki perdelerin kalkmasıdır. Berzah âlemindeki peygamberler ve evliyalar ile görüşebilir bir hale gelmektir.1607 Hakiki imanın alametleri olarak, Şeyh Nazım tarafından sayılan bu haller, taklidi imanı, hakiki imandan ayıran keşfî bilginin mahiyetini göstermektedir. İmanın keşfî bilgiyle ilgili ele alınması, Mü’minin tevhid anlayışına da delalet etmektedir. Bu manada düşünüldüğünde, Kıbrısî’nin iman tanımında kullandığı cevherin mahiyeti görülmektedir. Farklı bir ifadeyle kul, tevhid ile hakiki imana vasıl olmakta ve kendindeki en önemli cevheri bulmaktadır. Tasavvuf erbabı, bu manada imanı, ulûhiyeti temâşâ etmek, vuslat derecesine ulaşmak, Bir’den başkasını görmemek şeklinde de tarif etmiştir.1608 İmâm-ı Gazalî, imanın bu durumu hidayet ile ilgili ele almış ve üç menzili halinde izah etmiştir. İzaha göre birinci menzil, Allah’ın her kula akıl ya da peygamberleri vasıtasıyla gösterdiği iman nurudur.1609 Hidayetin ikinci menzili, mücâhedenin neticesinde kulun halden hale çekilmesidir.1610 Üçüncü menzil ise, mücâhedenin kemale ermesinden sonra nübüvvet ya da velayet âleminde ulaşılan

1605 1606

Sinanoğlu, İmân, TDV İA, c. 22, s. 213. Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 42. 1607 Kıbrısî, a.g.e., s. 52. 1608 Hucvirî, Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi), s. 371. 1609 “Biz ona iki de yol gösterdik” Beled: 90/10. 1610 “Bizim uğrumuzda mücahede edenlere gelince; Biz onlara elbette yollarımızı gösteririz.” Ankebût: 29/69; “Hidayeti kabul edenlere gelince; Allah onların muvaffakiyetlerini artırmış, onlara kaçınacaklarını ilham etmiştir.” Muhammed: 47/17.

310

”1612 ayeti. cevher. taklidi iman seviyesine ulaşır.” Zümer: 39/22 .1613 Her mutasavvıfın hususi olan keşfî tecrübelerini izah ederken kullandıkları kavramlar. “Allah’ın Nûru” başlığında ulaşılan sonuca göre Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sır anlayışı. hakiki hidayete işaret etmektedir. 1611 “Bir ölü iken kendisini dirilttiğimiz. 30. s. dünya hayatında imana dönüştürdüğü nisbette Mü’mindir ve iman ettiklerini tatbik ettiği nisbette hidayettedir. onun. tevekkül ve hidayet gibi kavramların yanı sıra. Bu seviyedeki inancın. kuldaki potansiyel iman derecesi olarak tanımlanmıştır. 4. kulun hidayet sürecidir. ancak o hidayettir’. büyük ehemmiyet arz etmektedir. nur. 1615 Bkz.1611 “De ki: ‘Allah’ın hidayeti. Yarartılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. 311 . 1613 Gazalî. cevher ve hidayet gibi kavramlarla birlikte ele alındığı zaman. ona insanların arasında yürüyeceği bir nûr verdiğimiz kimse. 1614 Kıbrısî. Bu hali Şeyh Nazım. hakiki iman olarak tanımlamıştır. Kıbrısî’nin feyz ve sır gibi kavramlara verdiği anlamlar. taat ve mücahede ile korunması ve gelişmesi. Kul yevmu’l-ezelde donandığı imanı ilmi delillerle izhar ederek.1614 Mü’min yevmu’l-ezelde donandığı sırrını. 202-205. kulda ileri bir tevekkül ve iman hali hâsıl olur. Detaylarını “Sır” başlığında ele aldığımız bu anlayışı1615 taklidi ve hakiki iman açısından değerlendirdiğimizde. ilahî divana farklı isimlerle çağrılacaktır. c. “Öyle ya.Sır. Nazım Efendi’ye göre her kul farklı nitelik ve nicelikteki sır ile donatıldığı için. Tasavvuf Sohbetleri. Bu manada şimdiye değin imanı tarif etmede ele alınan. İhyâ. ibadet. Mesela iman. ıstılahtaki yeri belirginleşmektedir. Allah’ın göğsünde Müslümanlık için inşirah verdiği bir kimse ki o. şöyle bir sonuçla karşılaşmaktayız.mutlak ve gerçek nûr ve hidayettir. içinden çıkamaz bir halde karanlıkta kalan kişi gibi olur mu hiç?” En’am: 6/122. nur. ss. yevmu’l-ezelde. ıstılahtaki genel anlam yapısına katkı sağlarken. 1612 Bakarâ: 2/120. onların diğer kavramlardan olan farklarını görmeye vesile olmaktadır. Seyru sulûk ile ulaşılan müşâhede ve keşfî hallerin bu taklidi iman seviyesine eklenmesiyle. Rabbinden bir nûr üzeredir.

21. el-Acem. ondan sonra da sıfat ve isimlerin en mühimi olan ‘Rabb’ ism-i şerîfi gelmektedir. ‘Hüve’ zamiri takdirinde olup. İslâm’a girişi temsil etmez. Üçüncü harf olan ‘lâm’ ile birlikte okunduğu takdirde ‘Lillâhi’ olur ki. İbn Arabî. Ali Arslan. ss. bu ikisi kadar kullanılmamaktadır. Bu harf. Yani la ilahe illallah yerine. gönülden bağlanıp sığınma anlamına gelmektedir. Buna rağmen Kur’ân’da ancak 960 defa geçmekte ve başka hiçbir isim. diğer güzel isimlerin hepsinden çok olarak 2800 defa zikredilmiştir. Marifet ve Hikmet. 24. s. Hak Teâlâ’nın Zâtına ve Sıfatlarına delâlet eden ve O Yüce Varlığın has (özel) ismi olan ‘Allah’ lafz-ı şerifini meydana getirmektedir. Allah’a İman: Allah kelimesi. Refig. 59-60 1618 Cürcanî. Isfehanî. 1. illarahman. Arab harfleriyle her harfi Allahü Teâlâ’ya delâlet eder. Başka hiçbir kelimede bulunmayan bu husus.1619 1616 1617 İbn Manzûr. Cenâb-ı Hakk’ın bu özel ismi. Hak Teâlâ’nın ‘Rabb’ ismi de Kur’ân’da en çok zikredilen ism-i şeriflerdendir. s.1617 Müslümanlığın izharı olan kelime-i şehadet ve kelime-i tevhid’de. İslam İnançları (Tevhid ve İlm-i Kelam). Kur’ân-ı Kerîm’in ilk sûresi olan ‘Fâtiha’da. ss. İnsan-ı Kâmil. Mustalahâtu’t-tasavvufi’l-İslâmî. 188-189. Kur’ân-ı Kerîm'de. Lisânu’l-Arab. ss. Dördüncü harf ‘elîf’ ile birlikte ise.1. 312 . bütün isimlerden önce ‘Allah’ ism-i şerifi.1618 Nitekim saydığımız bu harflerle ile başlayan birçok ayet-i kerimeler mevcuttur. Bu lafz-ı şerifi başından itibaren de bu şekilde tahlil etsek. denilemez. Allahu Teâlâ’nın Yüce Zâtına işaret etmektedir. Arapça’da kulluk etmek manasına gelen “e-le-he” ve idrak ötesinde olmak manasına gelen “e-li-he” kökünden türemiş bir ism-i meful manasında mastardır. Ta’rifât. Cilî. ortadaki ‘lâm’ harfiyle birleşince ‘lehu’ olmuş olur ki. 91. 1619 Aydın.a.1616 ‘Allah’ ism-i şerifi. yine aynı mânâ inceliğini görürüz. c. 243-246. 264-268. Allah yerine kullanılacak diğer esmâ. el-Müfredât. Tapılan yüceliğin karşısında hayrete düşme. bu da yine Cenâb-ı Hakk'a işaret eder. Bu harflerden sonuncusu olan ‘He’. s. ss. zâta delalet eden ‘Allah’ ism-i celâlinin ilâhî bir özelliği olarak kabul edilir. bu da yine Cenâb-ı Hakk’ın Yüce Zâtına işaret eder.

isyan mı? Bunu ayırt edemeyen kimselerin imanı tecdit etmesi vaciptir… Binaenaleyh bakınız. Evrendeki nesnelerde hem birlik hem de çokluk özelliğinin bulunmasının yanı sıra. göklere bakınız. insanoğlunun O’nu fıtraten bulabileceğine dayalı delil usulü ise “fıtrat” delilidir. nadiren. Toploğlu. TDV İA.02. küfre mi ayak basıyorsun. Allah(cc)’ı bilme mevzu. 2. İlk dönem selef uleması ve mutezile âlimleri evrenin kendi kendine var olamayacağından. Bu delillerden hareketle Allah’ın(cc) birliği de isbat edilmiştir.1621 Yaratanın varlığı ve birliği delillendirilmiş olsa da. vacib ve mümkün varlık esasına dayandırdıkları imkân deliliyle ele almıştır.1620 Hudûs ve nizam usûlüyle de varlığın yaratılışından. 1623 Kıbrısî. etrafınıza bakınız. Bu sohbette Allah(cc)’ın varlığı ve birliğini isbata dair geçen ifadeler şöyledir: “Sen nereye ayak bastığının farkında değilsen. Bu dünyadan kaybolmadan uyanınız. Bkz. talî hususlardan olmuştur. Çünkü siz dört ayaklıların sınıfından değilsiniz. günah mı? İşlediğin taat mıdır. Allah(cc)’ın varlık ve birliğini ispatlayıcı mevzuların olması beklendiğinden.1622 bu çalışmamız süresince incelediğimiz kaynaklarda. Her şeyin Allah’ı tesbih etmesi ise (İsrâ: 17/44). Uyanın! Uyanmanız lazım.com/A Perfect Creation-Mükemmel Bir Yaradılış (en). kendini bilmenin bir gereği olarak ifade edilmiş ve burada Allah(cc)’ın varlığını isbat hususunda tafsilata girilmemiştir. 471-477. Farklı bir ifadeyle bu mevzular. bir diğer usûl olmuştur. c. 1986 yılında yapılmış sohbetin ses kaydı 12. Meselâ 1980’li yıllarda yaptığı bir sohbetinde.. 1621 Allah’ın varlığının bilinmesi ve isbatedilmesi bazı âlimlere göre enfus ve afaktaki düzenin akılla bilinebilecek kadar açık olduğu yönündedir. Sizin bu hayattan bir şey öğrenmeniz lazım.2011 tarihinde dinlenmiştir.com/Allah’ınSıfatları. Tabiatta. “cevher (öz)” ve “araz (özün taşıdığı vasıflar)” esaslarına dayandırarak izah etmişlerdir. Siz onların bakışı ile bu âleme bakmayınız. Yerlere bakınız. konanları ve boyuna göçenleri gördünüz. imana mı? Hakk’a mı.Şeyh Nazım Efendi. ss. Konuyu felsefe uleması. insanın en güzel surette yaratılışını ele aldığı bazı sohbetlerinde. sohbet ve telkinlerinin merkezinde. parantez içinde verilen.”1623 İrşad. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. 142. 1622 www. birlik ve çokluk karakterleri arasındaki uyumun bir dış müessirle gerçekleşebileceğine dayanan bu usulü kelamcılar. yaratılmış olması esasına dayanan “hudüs” metoduyla bu isbatı yapmışlardır. bu durum enteresandır. fıtrat üzerinden ispata değindiğinden bahsedebiliriz. Gelenleri. Bakıp uyanmanız gerekir. Şeyh 1620 www. s. Kıbrısî’nin ana tema olarak.sufilive. sohbet ve hizmetleriyle gayr-i Müslimlerin hidayetine vesile olması açısından bakıldığında. Allah Md. Allah’ın varlığını ispatlamak mevzuunu ele aldığı görülmemiştir. fevkalade hassas ve ince bir nizamın hâkim olmasına ve bunun şuursuz varlıklar tarafından yaratılmayacak olmasına dayalı “nizam” delili.sufilive. Tasavvuf Sohbetleri. 313 . bâtıla mı? İşlediğin sevap mıdır.

s. Nitekim Mü’min. kendisiyle berzah arasındaki perdelerin kalkacağı bir iman düzeyine ulaşır. İmâm-ı Rabbânî (v. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin iman anlayışıyla ilgili olduğu kanaatindeyiz. insanları irşad etmek istediği iman seviyesi. İman konusunu incelerken değindiğimiz gibi. tüm mevcudatın tesbihini duyacak. ilim ile elde edeceği temel imandan sonra. Çünkü delil olanın. tüm mahlûkun varlığındaki hikmeti görecek. bunlardan önceki merhalede. nefs ve şeytana yapılması gereken muhalefet mevzuları. Şeyh Nazım’ın Allah’a iman akidesini bina etmek istediği esasa ışık tutmaktadır: “Allahu Teâla’yı delilsiz. bu anlayışla paralel olduğundan.1624 Binaenaleyh Şeyh Nazım’ın. O’nun varlığıdır. Allah(cc)’ın varlığını. insanları hakiki imana irşad etmeye dair mevzulara değinmektedir diyebiliriz. Taklidi olan iman ise. O’ndan daha açıkta ne vardır? Çünkü her şey. O’nunla 1624 Kıbrısî. Dolayısıyla nefsiyle mücadeleye ve şeytana mukavemete azmetmiş bir kişi. Bu durumun sebebi. 42. O’nu gösteren bir şey yoktur. Daha doğrusu. seyru sulûk ile müşâhede ve keşfî hallere ulaşır ki bu. tevekküle ve muhabbete dayalı hissi bir zemini esas almıştır. Bu açıdan bakıldığında Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbet ve telkinleri. gösterilenden daha çok meydanda olması lazımdır. dünya hayatında tabi olunan imtihanlarının şiddetine bağlı olarak yitirilebilir. kalben tasdik edilir düzeyde olmadığı müddetçe taklididir. akli delil ve isbat temalarının işlendiği taklidi ve aklî bir platformu değil. ileri bir tevekküle ve imana delalet eder. birliğini ve diğer iman esaslarını kabul etmiş olur. Allah(cc)’a imandan sonra kabul edilen kulluk hususunda olmaktadır. Tasavvuf Sohbetleri. Allah’ın varlığı ve birliğini isbatlayıcı delil getirmelerden daha fazladır. 1034/1624)’nin şu ifadeleri. Kıbrısî’ye göre Allah(cc)’ın varlığı ve birliğini idrak manasında olan iman. umumiyetle. delilleri. Allah Teâla vasıtasıyla tanıdım. her şeyin varlığını gösteren. Bu müşâhedeyi yaşayan Mü’min. Şeyh Nazım’ın son yıllarda paylaşılan video sohbetlerinde. Çünkü her şeyin delili. insanlara Allah(cc) inancını ve imanı telkin ederken. vesilesiz olarak tanıdım. gösterenin. 314 .

kıyamuhu bizâtihi ve vahdaniyet olmak üzere altı sıfatın yanı sıra yedi adet meanî sıfatlar ve yedi adet manevî sıfatlardan bahsedilmiştir. Allah(ac)’ın tecellilerini tam olarak görebilmek için yirmi sıfatın lüzum ettiği beyan etmiştir. a. Âlim. Buna göre vücûd. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. Hay. Mürîd. Ancak. Bu izaha göre el-Kudret sıfatı için nasıl Kâdir sıfatı gerekiyorsa diğer sıfatlar için sırasıyla. muhâlefetuhu li’l-hevâdisi. sıfatları ve bunların sayıları belirlenmiştir. 1627 “Allah yükünüzü hafifletmek istiyor. Allah(cc)’da bulunması gereken sıfatların ve bir o kadar da bulunması imkânsız olan sıfatların sayısı çok fazla olmasına rağmen bu yirmi sıfatı bilmek. Adnan. 1628 “Size çok az ilim verilmiştir. Basir ve Mütekellim sıfatlarının sayılması gerekmektedir. meydandadır. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Mektubât. Çünkü Allahu Teâla’nın varlığı. 67. her şeyi de göstermektedir. konunun mahiyetiyle değil.1630 Bu isim ve sıfatların Hz. Bu sıfatların zıtları. el-İrade. burada delil aramanın yeri yoktur. O’nunla tanıdım deriz… Doğrusu ise. No: 247. O. Kendini de. Rabbimi. 148/767) itibaren bu kelimelerin arasındaki ayrım yapılmaya çalışılmış.1626 Manevî sıfatlar ise meanî sıfatlardan her birinin olabilmesi için gerekli olan sıfatlardır. Rabbim vasıtasıyla tanıdım ve her şeyi. Adnan.. kalbi hasta. anormal kimse göremez. el-Kelam meanî sıfat olarak ayrılmıştır.”1625 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Şam vekili Şeyh Adnan.g. Bunun içindir ki. Her şeyden daha açıktır. bekâ. 1630 Allah’ın zât-ı ilâhiyyesini nitelendiren kavramlar. Selef uleması sıfatları tenzihi. Kur’ân-ı Kerim ve hadis-i şerifi esas alarak isimleri. kıdem. subutî ve iradî olmak üzere üç grubta ele almış. Meydanda olmasında hiç şüphe yoktur. 315 . başka bir ifadeyle edilgenleri ise Allah(cc)’da olmaması gereken sıfatlar olarak sayılabilir. Her şeyin varlığı O’ndandır. 1629 K. K. ss.meydandadır.” İsrâ: 17/85.e. el-Basîr. Melsela el-Kudret ya da Kâdir sıfatına haiz olan Allah aynı zamanda aciz olamaz. âlimler tarafından isim veya sıfat kelimeleriyle ifade edilmiş ve ilk defa Ebu Hanife (ra)’dan (v. 64. 66. el-Hayat.1627 Çünkü zayıf olan insana ilimden çok az verildiğinden1628 Allah(cc) bize icap ettiğinden fazla marifet ile mesul kılmamıştır. 65. gözünde perde olan. ss. Bunun gibi acziyet içeren sıfatlara da sahip olması imkânsızdır. Mek. terminolojiyle ilgilidir.” Nisâ: 4/28 . el-İlim. el-Kudret. insanın idrâk yükünü hafifletmek içindir. Semî’. es-Semî’.1629 Bu tür kavramlara isim ya da sıfat denilmesi. Peygamber(sav) döneminde nasıl 1625 1626 Rabbanî.

TDV İA. Mustalahâtu’t-tasavvufi’l-İslâmî. Daavât. ilim. hayat-kudret.. Allah Md. 10). Bunlar. Allah(cc)’ı tanımaya çalışmıştır. 316 . bu mevzu ashab devrinin sonlarından itibaren gündeme gelmiştir. akâid esaslarını ele aldığı eserinde Allah(cc). 255-268. bu konu ile ilgili en yaygın bilgi. Mün’in (bol nimet veren) gibi isimlerin manalarını da ihtiva eder. insanları hakiki iman diye adlandırdığı seviyedeki bir imanı hedeflemekte ve bu hedefe göre bir irşad usulü uygulamaktadır. insanları irşad etmek istediği iman seviyesi ile alakalıdır. Cevâd (cömertlik Eden). Mu’ti (bağış veren). 2. ss. sohbetlerinde ana tema olarak ele almayan Kıbrısî. 1634 İbn Arabî. 1633 Cilî. irade. zatla kaim olup. 1631 Refig el-Acem. 93’ü hadis-i şerifte zikredilen bu esmanın (Tirmizî. Allah(cc)’a imandan sonra kabul edilen kulluk hususlarına değinmektedir. 2. Allah Md.anlaşılıp yorumlandığı hususunda bilgi sahibi olmasak da. el-Kadir. Toploğlu.1633 İbn Arabî (v. Allah(cc)’ın varlığını ispatlamak yönündeki mevzuları. 56. c. sıfat ve esmaları mevzuunda. Toploğlu. zat-sıfat-esma konularında öğretilerini geliştirmişlerdir. Marifet ve Hikmet. ss. insanlara Allah(cc) inancını ve imanı telkin ederken. Binaenaleyh bize göre Kıbrısî. akli delil ve isbat temalarının kelamcılar ve İslam filozofları. ss.1632 Abülkerim Cilî ise zât. Allah. hüve) ayrı. TDV İA. el-Aziz.. 55-157. İnsan-ı Kâmil. Mesela el-Kerim ismi. Semi’ gibi)ayrı ve el-Musavvir gibi fiillere delalet eden isimleri ayrı ele almıştır. İslam dünyasında. Bununla birlikte bu isimlerden birkaçında ortak olan isimler. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin ifade ettiği bir görüşü ile karşılaşmadık. Bu manada Allah’ın subuti sıfatları hususundaki görüşler. ism-i a’zam. c. Vehhâb (karşılıksız veren). ilim ile elde edeceği temel imandan sonra. 481-494. Nitekim vekillerinin bu konudaki yazılarına izin vermiştir. Bu açıdan bakıldığında Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. İbn Mace. sıfat ve esmayı ayrı ayrı ele alarak. ayrı başlıkta ele alınmıştır. Kavâidu’l-akâid. 1632 Gazalî. Kadir.1634 Allah(cc)’ın zât. ss. ss. 505/1111)’nin. 638/1240) ise zata delalet eden isimleri (isim-i hâs. 86-101. 486. s. diğer altı ismi Kur’ân’da yer almış farklı kelimelerle ifade edilen manalara izafe edilmiştir. dördüncü kısmı oluşturur. Bu yaklaşım ise Şeyh Nazım’ın. el-Âlim. kelam başlıklarında tanıtıldığı gibi fiilleri. eıl-Hakîm gibi 26 isim arasından belirlenmektedir. umumiyetle. Bkz. 82. sıfatlara delalet eden isimleri (Hayy. el-Hayy. iştime-görme. seyru sulûk ile müşâhede ve keşfî hallere ulaşır ki bu. Şeyh Nazım’a göre kul. ileri bir tevekküle ve imana delalet eder. Allah’ın(cc) 99 ismidir (esmâu hüsna). Duâ. hem sıfat hem de fiile yönelik birkaç ismi mana olarak ihtiva eder. Âlim.1631 İmâm-ı Gazalî (v.

işlendiği taklidi ve aklî bir platformu değil. iyi bir kimse olarak kendini Allah’a teslim ederse. s. hidayete iletilen insanların göğüslerinin açıldığı ve insanların davet edildiği bir din manalarında zikredilmiştir. 100. 1640 “De ki: ‘Bana sâdece. (Onların) kazandıkları kendilerine.” Mü’min: 40/66. 1642 “Yoksa siz Yakub’a ölüm geldiği zaman yanında mı idiniz? O zaman oğullarına: ‘Benden sonra neye ibâdet edeceksiniz?’ demişti.1637 Kelime kökünün ve müştaklarının kullanıldığı diğer ayetlerde. (sizin) kazandıklarınız da sizedir. Kamus el-Muhit. Allah’dan başka (kendisine) yalvarmakta olduklarınıza ibadet etmekten yasaklandım ve âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum. Ta’rifât. kurtuluşa ermek. 85.1635 İslam. s. “De ki: ‘Doğrusu ben Rabbimden bana apaçık deliller gelince. boyun eğmek. Bakara: 2/112. 60.1636 Kur’ân-ı Kerim’de İslam. Ayrıca bkz. 6. Yusuf(as). O’na teslim olan kimseleriz!’ dediler. Lugatta İslam. En’am: 125. teslim etmek. 345-346.1642 Bu tevhid dini 1635 1636 İbn Manzûr. c. Yakûb(as). Adem(as)’den itibaren. Allah(cc)’a yönelmek. Hz.1639 tevhid inancında olmak1640 gibi anlamlarda tercüme edilmiştir. 23. barış yapmak manalarına gelen “se-le-me” kökünden türemiştir. itaat etmek anlamına gelmektedir.” Âl-i İmrân: 3/85. “Muhakkak ki Allah katında (yegâne) din. İslâm’dır!”1641 ayetinde Allah(cc) katındaki tek hak din olduğu bildirilen İslam. Şimdi siz Müslüman kimseler (olacak) mısınız?” Enbiyâ: 21/108.1638 O’na teslim olmak. Allah’a (varacak)tır. Ve (siz) onların yapmakta olduklarından sual olunmayacaksınız! (Onlar:) ‘Yahudi veya 317 . Bunlar gerçekten gelip geçmiş bir ümmettir. 1122. 1638 “Halbuki kim. Allah(cc) katında seçilen.” Lokman: 31/22. İbrahim(as). Hz. 20. Zekeryya(as) ve İsâ(as) ve diğer peygamberlerin(as) getirdikleri tevhid inancını tasdik eden ve getirdikleri şeriatları tamamlayan dinin adıdır. Musa(as). ss. teslim olmak. Zümer: 22. Cürcanî. Feyrüzebadi. İslam: İslam kelimesi. imânın dil ile ikrar ve kalb ile tasdikidir. Saff: 7. artık kendisinden aslâ kabul edilmeyecektir. Nuh(as). b. Mâide: 5/3. tevekküle ve muhabbete dayalı hissi bir zemini esas almıştır. boyun eğmek. Tevbe: 29. (Bütün) işlerin akıbeti ise. 1639 Bakara: 2/131. Lisânu’l-Arab. Zaten biz. sizin İlâhınızın ancak bir tek İlâh olduğu vahyediliyor. 1641 “Kim de İslâm’dan başka bir din ararsa. o takdirde muhakkak ki en sağlam kulpa tutunmuştur. İsmail ve İshâk’ın İlahı olan tek bir İlaha (Allah’a) ibadet edeceğiz. 1637 Âl-i İmrân: 3/19. (Oğulları da:) ‘Senin İlâhın ve ataların İbrahîm.

1645 Gümüşhanevî. Bununla birlikte İslam kelimesine atfettiği zahiri mananın yanı sıra. Peygamber(sav)’in yaşamında izhar olan hal.1644 İman ile İslam’ı. farklı olduklarını savunmuşlardır . Kıbrısî’ye göre İslam’ın kelime olarak anlamının yanı sıra. 5. o takdirde gerçekten hidâyete ermiş olurlar. 1311/1893)’ye göre bunlar. Peygamber (sav) ve evliyalar için hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız!’ dediler. bize indirilene. 1644 Taftazanî. c. Kur’ân-ı Kerîm tüm insanları bir olan Allah(cc) inancına davet etmektedir. kelimelerin terim anlamlarını göz önünde bulundurarak bunların aynı şeyi ifade ettiğini savunmuş. Dolayısıyla bu oluşu sağlayan İslam’ın manevî gücüdür. İslam’ın manevî gücü vardır. 1648 Harman. 1647 el-Hakkânî.1645 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. karın ile sırta benzeten Gümüşhanevi (v. Çünkü biz. İsmaîl’e. Hz. (Biz) Allah’a. mukayeseli olarak. Ömer Faruk. Mutezile ve Maturidi kelamcıları. İslam kelimesine kavramsal yaklaşım olarak nitelendirebileceğimiz bu anlayışa göre. İslam ve iman kelimelerinin içerik ve ayrımı mevzularında görüş beyan etmemiştir. şeriatın bütününü oluşturur ve birbirinden ayrılamazlar. s. 227. Ebediyete Davet. s. emirleriyle birlikte adları da değiştirilmiş. Hz. bâtını iman ve ihsan olarak izah etmiştir. askerle ve polisle yapılmaya dahi çalışılsa yapılamaz. s. İslam. (Harman.1647 İslam’ın en temel kaynaklarının Kur’ân-ı Kerîm ve sünnet-i seniyye olduğu.” Bakara: 133 -137.1643 Ehl-i sünnet ulemasına göre iman ile İslam birdir. Onun manevi hakikatinin ve gücünün olduğunu savunmaktadır. 1646 İslâm uleması. 23. 1643 Âl-i İmrân: 3/64. kanunla. Bkz. Eşarî ve Selefiyye âlimleri ise. bütün İslam tarihi boyunca kabul görmüştür. s. 63. TDV İA. TDV İA. Bu kaynaklardan biri olan sünnet.1646 dünya üzerinde bulunan milyonlarca mescidde görev yapan müezzinlerin dakikası dakikasına okudukları ezan. 1) Bu dönemin mutasavvıflarından Cürcanî. İslam ile iman konularını.1648 Şeyh Nazımı Kıbrısî’nin İslam için ifade ettiği manevi güç. kelimelerin sözlük anlamlarından hareketle. İslam Md. İlahi hakikatın zahirini İslam. O’na teslîm olan kimseleriz’ deyin! İşte (onlar da) böyle sizin kendisine imân ettiğiniz gibi imân ederlerse.tebliğ edildikten sonra. bu günkü Yahudilik ve Hristiyanlık isimleri verildiğinden. Mûsâ’ya ve İsâ’ya verilenlere ve Rableri tarafından (diğer) peygamberlere verilenlere îmân ettik. İbrahîm’e. Onlardan hiçbirinin arasında (Allah’ın birer peygamberi olmaları cihetiyle) ayırım yapmayız. 22. Şerhu’l-akâid.. (Ey Resûlüm!) De ki: ‘Hayır! (Biz) Hanîf. Yakub’a ve (onun) torunlar(ın)a indirilenlere. 318 . Ehl-i Sünnet İtikadı. Serrâc. s. İshak’a. el-Lümâ. c. s. 26. ele almışlardır. 23. içeriği ve sınırı açısından. tavır ve davranışlardır.

ırkı. Böylelikle insanlık. Müslüman olanlarla mukayeseli ele almıştır. onun Rabbi katında ödülü vardır.de ifade edilmiş ve tasarruf kavramıyla izah edilmiştir. Kıbrısî bu durumu. hukuk ve ahlak ilkeleri. s. Ebu Bekir(ra)’in sadrına ve tüm evliyaların kalblerine aktarılarak gelmiştir. Bu yüzden iman dairesine giren insan. 20-22. bu kuvvettin dayandığı mutlak kudreti göstermesi açısından ve Kıbrısî’nin anlayışına dayanak teşkil etmesi açısından mühimdir.1653 Şeyh Nazım’a göre İslam’ın bu batınî kudreti. 1652 Bakara: 2/112. Buna göre dil ile ikrar kulun Müslümanlığına ve imanına delalet eder. hem kendinden öncekilere varis olmuş ve onları kuşatmış. eğitimi. elde ettikleri hakları vardır. insana verdiği değer. Ancak hakiki Müslüman. çağlar üstü ve evrensel boyuta ulaşmıştır. Hz. Bu haklar. Aynı eser. insan olmaları bakımından. hem de kendinden sonra bir din ve kitab gelmeyeceği için. Hz.Hz. İslam’ın zahiri ve batını kavramlarını.1650 Bu manada İslam’ın diğer kaynağı olan Kur’an’nın d a manevi gücünden bahsedildiği için. dini. vahye dayalı hakikatlere dayanır. Binaenaleyh İslam’ın ortaya koyduğu kâinat ve hakikat anlayışı. Tasavvuf Sohbetleri. Tafsilatı için bkz. 319 . Hakim Tirmizî. 66. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. siyasi düşüncesi ne olursa olsun bütün insanların. İslam’ın en temel kaynağı olan Kur’ân-ı Kerîm hakkında. kendi hakkını gözettiği şekilde. bütüncül bir manevî güç anlayışı görülmektedir. 15.1649 Bu gücün cevheri olarak ifade edilen nûr. Peygamber. 1653 Hâkim. Kur’ân-ı Kerîm’de bulunduğu gibi. adalet kelimesiyle izah etmiştir. 1651 Hicr: 15/9. başkalarının haklarını gözetmekle mükelleftir. toplumsal bir adaletin 1649 1650 Kıbrısî. Bu manada rengi. Peygamber(sav)’in sadrından. Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb. 67. s. “Hayır! Kim tam bir teslimiyetle yüzünü Allah'a döner ve güzelce kullukta bulunursa.”1652 ayetinde belirtildiği gibi nefsini ve kalbini Allah’a bağlamış kuldur.Allah’ın Nuru. “Muhakkak ki o Zikr’i (Kur’ân’ı) biz indirdik ve muhakkak onu koruyucu olanlar da elbette biziz”1651 ayeti. ss. zahirî emir ve yasakların oluşturduğu bireysel ve toplumsal düzende muzahhar olur ve o iklimde müşâhede edilebilir. d.

” Rûm: 30/30. Allah’ın bir oluşuyla ve bu birliğin. Bu hitaba tabi olan Allah’ın kulları. İslam olmakla. Bu dosdoğru sağlam bir dindir. 98. Mutasavvıfanın işarî tefsir anlayışlarıyla temelini oluşturdukları bu anlayış içerisinde. Kıbrısî. 18. s. Ne derece doğrudan uzaklaşırsa o kadar insanlığından kaybeder. Tasavvuf Sohbetleri. insanların kalbinde kök salmasıyla ilgilidir. 320 . çok daha fazla misalle desteklenebilir. el-Hakkâni. bu anlayışını şöyle ifade etmiştir: “İslamiyet insaniyet şiarıdır. Ruhu’l-beyân. 1656 “…Allah’ın yaratmasında bir değişiklik yoktur. 1654 1655 Kıbrısî. aşağıların aşağısı seviyesini Bursevî. 1657 Râzi.1654 Şeyh Nazım’a göre İslamiyet’in muhatabı. insanları onun üzerine yarattığı fıtrattır…”1656 ayetinde bildirilen insan fıtratının İslam dini üzere olması. Sonra onu aşağıların en aşağısına düşürdük…”1658 ayetinde bildirilen en güzel sureti. batınî olduğunu beyan etmiştir. Ancak insanların çoğu (bunu) bilmezler. yani bir insan doğruyu takip ediyorsa o derece kıymet kazanır. hayvanlaşır demeyeceğim çünkü hayvanların bir seviyeleri vardır ve her hayvan kendi yaratılış hikmetine agahtır. İnsanların fıtratlarında bulunan bu tevhide iman etmenin birinci basamağı olan kavli iman (dil ile ikrar) Razî tefsirinde “fıtrî iman” olarak isimlendirilmiş ve ibadetle beslenip kemal seviyelere yükseltilmedikçe kâfi olmadığı beyan edilmiştir. Herkese hakkını. akıl ve ihtiyar kudreti olan tüm insanlar ve cinlerdir. Çünkü mahlûkatı Kendisine ibadet etsinler diye yaratan Allah(cc). Dolayısıyla İslam’dan uzaklaşıldığı nispette adaletten uzaklaşılır. Mefâtihu’l-gayb. 1659 Bursevî.1657 “…Biz insanı en güzel surette yarattık. hak ettiği miktarda vermek üzerine kuruludur. bilir… Allah(cc)’ı bırakıp şeytanın arkasından giden hayvanlaşmaz. İnsanların kıymet ölçüleri onunla ölçülür. s. c. 468. (Bu) Allah’ın. 108-110. şeytanlaşır”1655 “O halde yüzünü hanif olan dine (İslam’a) çevir. c. insan olma şerefine yükselirken. Sonra onu aşağıların en aşağısına döndürdük” Tîn: 95/4-5. Ebediyete Davet. s.zirvesine ulaşılır. ss. 1658 “…Biz insanı en güzel surette yarattık. ısıtılahtaki bu ve benzeri anlayışlar çerçevesinde olduğu görülmektedir.1659 Binaenaleyh Şeyh Nazım’ın insanlık şiarı olarak beyan ettiği İslam anlayışı. 48. kullarını bu kemale erişebilecek bir potansiyelde halketmiştir. 10. aksi durumda şeytanlık vasfına bürünür.

Bir melek bir taraftan tutup çıkarmak ister. Secdeyi gözetmek kulluk gereğidir. Modern tıb biliminde vuzuha kavuşmuş bu mevzu hususundaki ifadeler.”1662 ayetinde bildirilen erbâb-ı kulûb. yani yaratıldığı İslam fıtratı üzerine yaşamayan kul. Rahmana secde etmeyen.1661 İslam’ın emir ve yasaklarını. Bu iş için iki melaike gönderilir. Anne karnındaki yerinden çıkmak istemez. biz bunu dışarı alamıyoruz’ O zaman Cenab -ı Hakk’ın tecellisiyle çocuk secdeye kapanır. edebleriyle birlikte anlama ve uygulamada mutasavvıfların merkeze aldıkları kalbî hayat. Şeyh Nazım’ın hikmet ve marifet tanımları dâhilindeki bir bakış açısı olduğu şüphesizdir. Ebediyete Davet.1663 Binaenaleyh. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. fıtratının aksine yaşar. Dolayısıyla. İslam’ın inanç esaslarına iman etmek ve emirlerini yerine getirmek olarak özetlenebilir. Doğan çocuk secde halinde doğar.1664 1660 http://www. 321 . Kıbrısî’nin anne karnındaki bebekle ilgili bu ifadeleri. ss. o başka tarafa kaçar. 87-88. kemale ulaşmaya ve kalbi arındırmaya bir vesile addetmişlerdir. bu senin kulun itaat etmiyor. 1664 Bu tezde bkz. Bu emir ve yasaklar insan fıtratına en uygun kurallardır.İlim-Âlim.Müridlere Tavsiyeler. beraberinde getirmiştir.Şeyh Nazım’a göre İslam üzere olmak. İslam telakkisinin merkezinde yaşanan batınî hayat.com/Eserler/Allah’ın Gücü. ss. Orada çok rahattır. 79-80. Ayrıca Bkz. Birinci Bölüm/m. İslam tasavvuruna getirilen tüm batınî yorumların kaynağı olmuştur. İslam’ın emirlerini.halilurrahman. sadece zahiri bir vazife olarak ifa etmemiş. sufilerin ilhama dayalı yaklaşımlarını temsil edecek bir mahiyettedir. şeytana secde eder yani.” Nazım Efendi’ye göre secdeyle bu dünyaya gelen kul secdeyle dönecektir. 1662 Mü’minûn: 23/60. dışarıda kim bilir başıma neler gelir diye çıkmak istemez… Neticede melaike der ki: ‘Ey Rabbim. 1663 Tusî.1660 Her insanın doğuştan itibaren İslam üzere olduğunu Nazım Efendi. zahiri hayatta yaşanan her fiilin arkasındaki gizli kudret üzerinden görmeyi. bebeklerin doğumundaki secde pozisyonu üzerinden şu şekilde ifade eder: “Çocuk dünyaya gelirken anne karnındaki hareketinden ana sancılanır. 1661 el-Hakkânî. “Rablarına dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalbleri çarparak yaparlar. el-Lumâ.

: Muhlis Akar. Istılahtaki bu makamlar için Bkz. 118-120. 110. 1018. Şeriatın zahirinden. gebelik. Bu meblağ. Ter. kalan bedel yine sigortalılara aittir. yüzyıldan itibaren sosyal hayattaki bu etkisini kaybetmiştir. ss. zaruri durumlarda üye olunabilir. Doğumdan ölüme Müslümanların hayatında olan sadaka. meşru görülmüştür. Gerçek Hayat. müşâhede edilen tarikatlar. bazı zararların tazmin edilmesi yönünde. günümüzdeki gibi çalışan sigorta şirketleri işletmek caiz değil. doğum. Tasavvufta Kırk Makam. çok önemlidir. Yasin Yay. Bununla birlikte sigorta sisteminde. İmam-ı Birgivi. batınına (hakikate) giden yol olarak tanımlanan tarikatta insan. İstanbul 1999. Kitabevi. mal ya da emlak alındığında veya mahsullün bereketi için de verilir. kitlesel çözüm arayışı ve hizmeti içinde olur. hem önce hem de sonra. Veinstein Gilles. genel kanaate göre. din-i İslam’ı ayakta tutan müessesedir. İlim. kulun. 1669 Müslümanların İslamî hükümlere ittiba etmeleri için. Osman Türer.1668 şeriatın zahirine ters düşmediği gibi. somut bir misal üzerinden incelemeye çalışacağız. Ter. bu sistem meşru değildir.1669 Hakikat 1665 1666 Kıbrısî. sigortalıya yapılan ödeme. toplumsal bir dayanışma şeklinde olduğu zaman. Bu işlemi yöneten kurumun giderleri çıkarıldıktan sonra. spor ve cihada kadar her sahada.. İslamî değildir. hakikat ve marifet açısından bakarak.1666 Kıbrısî’nin İslam anlayışını şekillendiren aşamaları. düşenleri kurtarma mesuliyetiyle. Ancak günümüzdeki mevcut primli sigorta sisteminde nemalandırma. Hayreddin. sadaka ve vakıf gibi müesseselerinin yerine. her Müslümanın mükellefiyetidir.1665 Kıbrısî’nin sigorta mevzuundaki bu anlayışına sırasıyla. tarikat. sair zarar ve ziyandan. Dolayısıyla ihtiyaç sahiblerine rıza -ı ilahî gözetilerek yapılan infaklar. sigorta sistemlerine duyacağı ihtiyacı izale eder. s.Nazım Efendi’ye göre sadaka. korur. Meydana gelecek zarar ve hasarlar. İslam Dünyasında Tarikatlar. ss. İslam hukuku açısından bakıldığında. bir görüşe göre. 12. siyaset. Hak Dost 4. Şeyh Nazım’a göre Hakk Teâla. Sufî 322 . öngörülen riziko oranına göre muhtemel hasarı ödemeye kâfi geldiğinde üyeler. tarikatların oynadığı rol. Farklı bir ifadeyle bu sistem içerisinde bir şirket işletmek caiz değildir ancak. şeriat. İslam Işığında Günün Meseleleri. (Bkz. riziko durumlarına göre. faiz geliri gibi haram yollarla yapıldığından ve sigortalılardan her yıl yeniden prim istediğinden. 229-232. şeriatın hükümleridir ve bu hükümlere ittiba. infak eden kulunu. Karaman. 1668 Yılmaz. Şeyh Nazım’a göre. sünnet ve hastalıklarında verildiği gibi. Bu sigortaya dâhil olanlar. Tasavvuf ve Tarikatlar. bu meblağdan ve onun nemasından ödenir. Tasavvuf Kitabı.1667 İslam fıkhına dair olan bu mevzuu. s. zorunlu olunması durumunda sigortadan istifade etmek caizdir. ölüm ve sakatlık gibi zarar ve ziyandan sonra olur. İstanbul 2003. yüzyıldan sonra. meşru sistemlerin kurması ve yaygınlaştırmasında. 1667 İslam’da sigorta. Bkz. günümüzde ikame edilmeye çalışılan sigorta sistemi. Belirli bir müddet içinde yatırılan para ile bunun geliri. üyelerin tamamı adına nemalandırılır. 19. havuza belli meblağ öderler. Popovic Alexandre. İstanbul 2003. yeniden ödeme yapmadan sigortalı olmaya ve gelire ortak olmaya devam ederler. düğün. Çiftçi Cemil. TTS. kültür ve sanattan. Uludağ.

yokluk makâmı olduğu için orada. Bu manada tarikat. İslam anlayışı içerisinde dünya. sadece temizler girebilir…1671 Katrilyon kere katrilyon sene cennette kaldınız.1670 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin İslam anlayışı daima hakikat ve marifet derecelerinden olmamıştır. Bu dünya hayatı. bunları en temel düzeydeki bilgilerle ele almıştır. şeriata muhalif olmaz. sigorta sistemi gereksiz olur. Farklı bir ifadeyle hakikate vasıl olan kul. Cenâb-ı Hakk’ın divanına yüzün ak çıkasın. Ebediyete Davet. ihtiyarlamanın olmadığı. kendisi için. Allah için çalış. ss. 76.”1672 Bu ifadelerde de görüldüğü üzere. biz dışarı çıkacağız diye kahırlanır… Dünya hiç manasındadır. yorulmanın. Murad -ı İlahînin aksine ceryan edemez. İstanbul 2004) 20. Bkz. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar. s. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışı içinde düşündüğümüzde kul. yüzyılda oluşan sigorta ve bankacılık sistemine alternatif bir sistem geliştiremese de tarikatlar. sığınılan ve matlub olan tek şey Allah (cc)’tır. Peki sonra ne olacak?. ne sigortada sisteminden ne de kuldan bahsedilir. Mizan başında sonra hüsran olma. bu durumu evliyanın tasarrufu ile ifade etmiş ve izinsiz bu tasarrufun kullanılamayacağını ifade etmiştir.ilmi açısından bakıldığında. ss. Hakiki tevhidin yaşandığı bu makâm. ne tazmin edilecek zarardan.. asli vazifeleri olan insan ruhunu terbiye etmeye devam etmektedir. dünyanın başından sonuna kadar kibrit çöpünün yanıp sönmesi kadardır. Cehennem ehline şu kadar trilyon cehennemde kalacaksınız ve çıkacaksınız dense çok iyi bize hiçbir zararı yok derler… Cehennem ehline sonu görünmeyecek bir rakam bile verseler. Kıbrısî. 66. tarikat terbiyesine devam eder ancak. 1670 Bu tezde bkz. 323 . Cennet ehli de günlerimiz azalıyor. 67. Aldanma.. günlerimiz azalıyor diye sevinirler. Bununla birlikte tarikatların toplumsal değişimleri. 70-71. Mesela bir sohbetinde Şeyh Nazım. insanı dış dünyanın tesirlerinden kurtarma ve iç dünyadaki mutlak hakikate ulaştırma hizmetini sürdürmektedir. Kıbrısî. Cennet ve Cehennemi konumlandırırken. Cennet ehlinin ferahı ebedidir. Yay. Rabbinin iradesinde kaybolmuştur. bu hakikat ilminden sonra marifete ulaşır. nimet bitecek. manevî tasarrufuyla (kitlesel) sorunlara çözüm üretmez. insana hiçbir eziyetin olmadığı Cennette. 1671 el-Hakkânî. Farklı bir ifadeyle nefis tezkiyesi ve tarikat terbiyesi ile hakikat ve marifet ilmine ulaşan velî kul. naru’l-hasretle yanma… Dünyadaki hayatını Allah için kullan. izin verilmedikçe. kulun iradesi. ebedidir. acıkmanın. 1672 Aynı eser. Çünkü cennet. hakikat ilmine ulaşan kulun tüm işlerindeki dayanağı ve sığınağı sadece Allah(cc) olur. Çünkü hakikat ehli için. Tasavvuf Sohbetleri.. Yani buraların ebedi ya da fani olmaları üzerinden şöyle ifade edilmiştir: “Uyumanın. Yani marifet ilmi açısından bakıldığında.

hidayete ermek. Mesela “Sizi. gerçek dine erişmek anlamına gelmiş ve Mehdi ismiyle anılmıştır. 369-370. ss. Mehdi. 15. Isfehanî. kelime anlamı olarak “hidaye” masdarından türemiş. 324 . TDV İA. Mukaddime. c. el-Müfredat. 6/42. cennet ve cehennem mevzuundaki beyan. 241. farklı isimlerle doğru yolu gösterecek ve adaleti sağlayacak bir kurtarıcı beklentisi olmuştur. 59. rehberlik etmek vb. 226. s.1. ifade etmek için de kullanılmıştır. 1675 İbn Manzûr. Rum: 30/53. Bu kökten türeyen ve hidayete erdirici anlamında olan el-Hâdi kelimesi Allah’ın isimlerinden biridir. Anlam olarak.1675 Mehdi kavramı Kur’ân-ı Kerîm’de bulunmamaktadır. Mehdi: Mehdi kavramı. Nahl: 16/36. İlim.1673 Mehdi ismi. 28. MEHDİ/DECCÂL ANLAYIŞI: c. Raşit ve Mehdi halifelerin yoluna teşvik ederim. yol göstermek. dini ve siyasi liderleri. s. 540-542. c. bu kökten türetilmiştir ve Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilmiştir. 1676 Furkan: 25/31. Müslim ve Nesâi gibi hadis âlimlerinin rivayetlerinde ve İmam Malik’in Muvatta’sında da Mehdi(as) ile ilgili hadis rivayeti yer 1673 Firuzebadî. 1678 A’raf: 7/178. 212. Ta’rifât. 1677 Ra’d: 13/7. ehl-i sünnet anlayışının en temel inançları arasındadır. hidayet. Cürcanî. Bakara: 2/143. ilk dört halife olduğu açıklanmıştır.1678 Malik b. 16/2676. İslam öncesi toplumlarda. Buhârî. Sarıkçıoğlu Ekrem. Benim sünnetime sarılmaya.dünya. doğru yolu bulmak. Bu kurtarıcı İslam ile dini bir anlam kazanmış. ism-i mefuldur.1677 Bununla birlikte hidayete eren anlamında mühtedi kelimesi. İbn Mace. Kamûs. 1674 Tirmizi. Allah(cc)’ın yol göstericiliğine delalet eden bu kelime1676 ve Hz. En’am: 6/90. Peygamber(sav)’in bir vasfı olarak da zikredilmiştir. Lisânu’l-Arab. Hac: 22/54.”1674 hadis-i şerifindeki mehdi halifelerden kastın. İslam kültüründe bir kurtarıcı olarak kavramsal bir anlam kazanmadan önce. c. s. Enes. manalara gelir.

Tabatabaî. Hâkim ve Taberanî gibi muhaddislerin rivayetlerine dayanılarak da Mehdi anlayışı kabul görmüştür. hadis ravilerinin ilmî. rec’at (İmamların gözden uzaklaşması ve geri dönmeleri). Nusayrilerin İnanç Dünyası ve Kutsal Kitabı. kendi görüşlerini savunmuşlardır.almadığından dolayı. ya da ahir zaman alametleri arasında kısaca değinmişlerdir.1683 1679 1680 İbn Haldun. Sinanoğlu. Seyyid Muhammed Hüseyin.. 2. tahlillerine dayanmaktadır. Samsun 1994. 371-374. teşbîh (İlah ile kul benzerliği). Tirmizi. Ebu Davud. 105-230. Hanbel. MEB. ss. Mehdi hadislerinin kabulü ya da reddindeki kriterler. ahir zamanda geleceği ve dünyayı adaletle dolduracağına inanılmaktadır. Yezidiler. ss. Ebu Seleme’ye(ra) dua ederken “Allah’ım O’nun derecesini mehdilerin derecesine yükselt” dediği nakledilmektedir. İslam’da Şi’a. ehli sünnet görüşüyle arasındaki kesin çizgiyi teşkil etmiştir. Mukaddime. 1683 Seyhan. Ahmet Emin. 28. Tafsilatı için bkz. İbn Mace. Müslim. TDV İA. amelî. itikadî. Esra Yayınları. Turan. 7. Eser Matbası. İslami Kültür ve İlişkiler Mer. haz. hulûl (İlahî ruhun intikali). Ahmet. Tüm hadis çalışmalarında olduğu gibi.1680 Bu gibi hadislere istinaden Mehdi. İstanbul 1998. Ter: Zakir Kadiri Ugan. 1679 yaşantılarına ve günlük alışkanlıklarının detaylı Müslim’de yer alan bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber(sav)’in. 1682 Yavuz. hicri üçüncü (miladi dokuzuncu) asırda ihdas edildiği yönünde görüşler. Bu manada Şiîliğin bazı aşırı fırkalarında görülen. Ahmed b. 325 . Bununla birlikte Mehdi anlayışının Sünnî itikad çerçevesindeki yeri. ailevî. tenâsüh (ruh göçü) ve ibâha (Haramları helal sayma) gibi anlayışlar. Mehdi anlayışı kabul görmezken. sosyal. c. Yusuf Şevki. Yay. İslam İnancında Mehdi Md. 138-139. Bu anlayış zaman içinde. Şiilik inancından ve onun fırkalarından çıkmıştır. ss. Hadislerde Kıyamet Alâmetleri (Envâru’l-Âşikîn Örneğinde). 1681 Gerek Sünnî. c.: Bahri Akyol. vas’i (İmametin Nübüvvet’e varis olması).1681 Bu anlayıştan dolayı Sünni kelamcılar ya bu mevzuya hiç temas etmemiş. hudûsü’l-ilim (İlahın bir şeyi sonradan öğrenmesi).. İstanbul 1997. İslam tarihinde lider kabul edilen kişiler olarak ilan edilmiş ve kabul edilmiştir. Cenâiz. bir hükümdar manası kazanmıştır. bedâ (Bir şeyin yaratılışının aksi yönde zuhuru etmesi). Buna bağlı olarak Mehdi’nin. İstanbul 1989. Isparta 2006. Abdülhamit. rivayetlerdeki farklılıkları ve bazı ravilerin zayıf olmalarına istinaden. gerekse Şiî âlimlerince Mehdi’nin. Bu görüşlere göre İslam tarihindeki Mehdilik inancı.. Allah(cc) tarafından doğru yola iletilmiş.1682 Hadis tahkiklerine dayanarak Mehdi(as)’yi ve ahir zaman hadislerini kabul etmeyenler. Şiîlikteki ve Şiî fırkaların itikadî çerçevesine nisbeten farklılaşmaktadır. Tuğra Ofset. ahir zamanda gönderileceğine ve Müslüman bir dünya düzeni kuracağına inanılan bir şahıs. Mehdi kişiliğini kabul etmeyen âlimler tarafından savunulur. hadislerin sened ve metinlerindeki problemleri.

Sünen. Tasavvuf ve Tarikatlar. 151. 671/1273).: Ahmed Çelebioğlu. İbn Haldun. zaafın yerine kuvveti getirecek kişi olarak kabul görmüştür. 1686 Kâşânî. 853/1449) ve kardeşi Ahmed-i Bican (v. İslam coğrafyasında Mehdilik iddiasıyla ortaya çıkan kişiler de olmuştur. fakirliğin yerine zenginliği.”1685 hadis-i şerifi bu anlayışa istinad edilen naslardan biridir. ss. c. 1685 Ebu Davud. 320. 1687 Yılmaz. 544. 1688 Mısrî Niyazî. 506-507. 5/92. yeryüzü zulümle dolduğu gibi o. Mevlanâ Celaleddin-i Rumî (v. İstanbul Tarihsiz. Özellikle sosyo-kültürel altyapısı bu duruma müsait olan Hint topraklarında. ss. s. s. Allah’ın(cc) kendisine vereceği kudretle zulmün yerine adaleti. İslam İnancında Mehdi Md. Mukaddime.1686 Mutasavvıflar arasında Feridüddin-i Attâr (v. zamanda tay/neşr tasarrufuna sahib zat olduğundan sahibu’zZaman olarak da anılır. 140-147. kendisinden önce zulüm ve haksızlıkların hâkim olduğu bir zamanda zuhur edecek ve yeryüzünü adaletle dolduracak kimsedir. Muhammediye. s. Tam ve Tekmil Divânı.1684 “Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah. s. 1684 Yazıcıoğlu. 326 . Şevki. Sad.Mehdi(as) inancını savunanlara göre Mehdi(as). yeryüzünü adaletle dolduracak. 1689 Yazıcızade Mehmet.. cehaletin yerine ilmi. Abdullah Niyazî (v. 155. benim Ehl-i Beytimden (soyumdan) bir zatı gönderecek. Niyazi-i Mısrî (v. 2. mekânda kabz/bast. 898/1492) gibi zevatın kanaatlerinde Mehdi(as) anlayışı mevcuttur.1687 Bu anlayış. Mehdi Seyyid Muhammed (v.. 910/1504) ve onun takipçilerinden olan Alâî (v. Kaşanî’ye göre Mehdi(as). 1106/1694)’nin divanında1688 ve iki kardeş olan Yazıcızâde Mehmed (v. ?)’nin yanı sıra. 870/1465)’ın eserlerinde de mevcuttur: “Olısar Mehdi’ye İsâ mülakaat Ezan okuna çünkim ola evkaat Diye Mehdi ki Bismi’llah imamet Senindir kıl kim okundu ikamet…”1689 Misallerde görülen Mehdi(as) bekleyişinin yanı sıra. Istlahâtu’s-sûfiyye. 589/1193). MEB Yay. Envâru’l-aşıkîn. 638/1240). Muhyiddin İbn Arabî (v. Sadreddin-i Konevî (v. 673/1274) ve Abdurrahmân-ı Camî (v.371. İstanbul 1996. Marif Kitaphanesi. s. Muhyiddin İbn Arabî ve ondan sonraki tasavvuf çevrelerinde Mehdi(as).

Ahmed bin Muhammed’dir. Mısır’da Heytem denilen yerde doğduğu için Heytemî.. Mehdi(as)’nin zuhur edeceği ve içinde bulunacağı dönemin alametleri ile Mehdi(as)’nin fiziksel ve kişisel özellikleri. 1034/1624)’den sonra da. Heytemî Ahmed İbn Hacer-i Mekkî1694 (v. Hakkâniyye meşayıhı içerisinde. detaylarıyla birlikte ele alınmıştır. 327 .com/?page_id=2563. ss. Şeyh Şerafeddin Dağıstanî’den Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Adetleri. 1692 http://www. Ethem. Künyesi Ebu’l-Abbâs. Şeyh Abdullah’tan Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Âdetleri. Bu kaynaklardan bir kısmı direkt olarak aslî hadis kaynaklarından belirtilmişken. Giriş. 1690 1691 Cebecioğlu. İmâm-ı Rabbanî Hareketi ve Tesirleri. Erkam Yay. Şeyh Abdullah ve Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî tarafından da önemli bir bahis konusu olarak ele alındığı bilinmektedir. Dedelerinden birisinin ismine nisbetle İbn-i Hacer nisbesiyle meşhur olmuştur.?) ve Meyan Mustafa (v. Hâfızuddîn Ebû’l -Berekât Abdullah İbn Ahmed en-Nesefi’nin (v. Muhyiddin İbn Arabî (v. Mekke’ye yerleştiği için Mekkî nisbeleriyle tanınmıştır. 41-44. 714/1314) “Kitâbu’l-Burhân fî Alameti’l-Mehdiyyi’lAhiri’z-zaman. 1694 Adı.1690 Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışı içerisinde önemli yer tutan Mehdi anlayışı. bir kısmı da bu asli kaynaklardan istifade ederek şerh içeren tâli eserlerden oluşturulmuştur. Nakşibendi-Hakkânî internet sayfasında paylaşılmaya başlanmıştır. Yine bu anlayışın. İstanbul 1999. 985/1577) gibi zâtlar. 1693 Mâverâünnehir bölgesinin yetiştirdiği âlimlerdendir. Bkz. lakabı Şihâbüddîn’dir. Kıbrısî’nin Amerika vekili olan Şeyh Hişam tarafından yazılmıştır. Hakkâniyye’de. 638/1240) “el-Futûhâtü’l-Mekkiyye”.1692 Hakkâniyye içerisindeki Mehdi telakkisinin naslara dayandırılarak ele alındığı “The Approach of Armageddon” adlı eser.1566/974) “El-Kavlu’lmuhtasar fî Alamati’l-Mehdiyyi’l-muntazar”. bu coğrafyada. 709/1310) talebesidir. Bununla birlikte İmâm-ı Rabbânî (v.1691 Mehdi anlayışının isnat edildiği hadisler ve bu hadislerin şerh edildiği kaynak kitaplar 2010 yılında. Bu tâli eserler içinde en sık kullanılanlar şunlardır: Ali bin Hüsamüddîn1693 (v. 1970’lerden beri onun sohbetlerine konu olmuştur.naksibendihakkani. mehdilik iddiasında bulunmuşlardır. mehdi enflasyonu yaşanmıştır.

Mehdi(as) geldiği zaman. Müslim. Bâtıl ise beşeri ve mümkün varlık olduğundan. Cihad. Kâbe’deki putları kırarken “De ki: Hak geldi. ıstılahtaki bu tefsirler üzerine bina edildiği görülmektedir. 1699 İsrâ: 17/81. Peygamber. Hatta bâtılı kalbinde tutan kimseyi de süpürüp götürecek. bâtıl kayboldu”1699 ayetini okumuştur. Hz. s. Kâbe’deki putları temizleyen Hz. cehaletin yok olması ve ilmin insanlar üzerinde hâkim olması olarak açıklamaktadır.sufilive. Tasavvuf Sohbetleri. Şüphesiz bâtıl yok olmaya mahkûmdur”1695 ayeti. s. Bununla birlikte içinde bulunduğumuz zamanın ahir zaman olduğu hususunda.1697 Bu sırrın ortaya çıkması. Ebu Bekir(ra) vesilesiyle bugüne intikal etmişse de tamamı. Ali(ra) ve Hz. 245. bu ayetle alakalı olarak şöyle izah edilmiştir: “Bu ayetin sırrının hakikati. Hak geldi. understandingAwliyah-Genny(mp3). 32. Mehdi(as)’nin gelişi ile zuhur edecektir. sabit ve vacib olan. 135. bâtıl zail oldu.com. hakiki manada tecelli edecek ve gerçekleşecektir. 1700 Buhârî. 1695 1696 İsrâ: 17/81. Kıbrısî’nin mirac anlayışıyla da ilişkilidir. 238. el-Müntekâ. c. 1702 Bursevî.sufilive. secretsMiraj-1-102406.1701 Bursevî ise Hakk’ı. Bu sohbetler ses ve video arşivimizde mevcuttur.”1696 Nazım Efendi bâtılın yok oluşunu. tereddüttü olmayan Kıbrısî. Bâtıl ise O’ndan başkası için olan şeydir. 135.1702 Şeyh Nazım’ın hak ve bâtıl anlayışı. Mezâlim. Dolayısıyla Hakkânî varlığa ait parıltılar zuhur edince. Hakk’ın ahir zamanda zuhurunu.1698 Mekke’nin fethinden sonra Hz. Kıbrısî. Hz. 1697 Aynı eser. Sahibü’z-Zaman olarak da anılan Mehdi(as)’nin ilmî kudreti.1700 İbn Meserre (v. 1698 www. zeval ve fenâ kabul eder. 319/931)’ye göre Hak.Nazım Efendi’ye göre “De ki. Hz. Cibril(as)’in dahi bilmediği Kur’ânî sırların verildiği bir makâmdır. Allah(cc) için. Yeryüzünde bâtıl namına zahir ve batında bir şey kalmayacaktır. Miracdaki Kâbe Kavseyn makâmı. Mehdi’de ortaya çıkacaktır. Bu sırların bir kısmını Hz.com. ss. Peygamber(sav)’e mahsus olan. Hazret (Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî) bana bunu da söyledi. yanında mevhum ve mümkün varlık kaybolur. Rûhu’l-beyân. ezel ve ebed olan varlık olarak tanımlamıştır. Bu ilim her kişide iman derecelerine göre farklı derecelerde zuhur edecektir. 244. www. 87. s. 11. MSH-47- 328 . 1701 İbn Meserre. Allah(cc)’a mahsus olan şeydir.

Ancak Mü’min. madde sevgisi. fakat zâhiren suya benzeyen bir âlemden çık. onun gönlünü temizler ve onu hevânın putlarından arındırır. Burûc Sûresi nde bildirilen kıssa1704 üzerinden. inancının gereği taat ve ibadeti bildiği kadar tatbik ederse ve bunu gayretle bir tabiat haline getirirse. Nitekim inandığı gibi yaşamayan kul. bize sırrın ve hakikatin çerçevesini göstermektedir. ahiret hayatının bâki olduğuna iman eden kulun. gel. hoşum. Burûc: 85/4-9. ilahî zevki temaşâ etmeyle başlamaktadır. zuhur etmiş bir rahmettir. bu suretle Hak haslarının zevk ve işaretini de göresin. Allah(cc) sevgisine perde olmaktadır. hakiki hayata ait zevkleri dünyada tadan bir çocuğun. 329 . Nefsini Bilen Rabbini Bilir. bu ateşe gir de ateşe benzeyen suyu gör! Ateşe gir de ateş içinde gül ve yasemin bulan İbrahim’in sırlarını gör. Ana. Senden doğarken ölümü görüyordum. Başka bir ifade ile kulların gönüllerine yerleşen mâsiva sevgisi. gel de Allah’ın burhanını gör ki. şöyle ifade etmiştir: “Kadın. temaşânın zevkini. ilahî muhabbetin zevklerini temaşâ eder. dünyanın zevk ve lezzetlerine değişmez.1703 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. iman dâhilinde bildiği ile amel etmemesinden kaynaklanır. Bu sırrın kalbleri dolduracak hakikat bilgisi olmasından hareketle. 243/892)’ye göre ahirete ait manevî zevklerin dünya hayatında bilinmemesinden dolayı. Bu arınmaya bağlı olarak mü’min. Allah(cc). Benzer şekilde Mevlâna Celâleddin-i Rumî’ye göre hakikat bilgisi. Bu manada putların. zaman içinde yaşadığı gibi inanmaya başlar. 44-45. fıtratlarındaki Allah(cc) muhabbetine galib olmaktadır. Bu ateş. Hâris el-Muhâsibî (v. Ana. put önünde secde etmek isteyince çocuk ateş içinde ‘Ben ölmedim’ diye haykırdı. dünya hayatının fâni. Fakat hakikatte mâna yakasından baş çıkarmış. Rumî. Muhasibî’nin görüşü. Mehdi(as)’nin zuhuruna benzetmiştir. Simdi şu ateş içindeki 1703 1704 Muhâsibî. ss.Peygamber(sav)’in zuhuru gibi. gönüllerindeki masivaya ait muhabbetleri temsil ettiği görülmektedir. Hâlbuki senden doğunca havası hoş. hakikatte ateş olan. perde olarak zâhirde bir göz bağıdır. Gerçi zâhirde ateş içinde isem de ben burada iyiyim. Muhasibî’ye göre bu durumun sebebi. rengi güzel bir âleme gelip dar bir zindandan kurtuldum. dünya ateşi içerisinde yanarken bile zevk duyacağını. Ana. Mehdi(as)’nin gelişi ile kalblerde zuhur etmesini beklediği sırrın mahiyetini belirtmemiştir. Bu temaşaya dalan Mü’min. senden ayrılmaktan pek korkuyordum.

Emirdağ Lâhikası.org/video/Bleif-In-Mahdi-082106. Mesela Kıbrısî’ye göre. 129. İkincisi İslam Birliğini kurmak ve tüm dünya Müslümanlarının önderi olmaktır.”1708 ve “Bu Emir (yani Hz.1710 Nursî’ye göre. 1710 Bediüzzaman. kalblere açılacak tevhîd için. ifade etmiştir.. yeryüzü nasıl zulüm ve işkence ile dolduysa. 1711 Nursî.saltanat. 1709 İbn Mace. ahir zamanda zuhur edecek Mehdi(as)’nin üç büyük vazifesi olacaktır. bu tür vazifeler beyan edilmiştir. 5/93. Said-i Nursî’nin ifade ettiği kuvvete nisbeten daha çok manevî dinamikleri içermektedir.1711 Nazım Efendi’ye göre Mehdi(as)’nin vazifesini yapması için gerekli güç.1706 Nazım Efendi’ye göre Mehdi(as)’nin kalblere açacağı marifetten sonra.”1709 gibi hadislerin geneline atfen. Kur’ân ahlakının esaslarını ve Peygamberimiz(sav)’in sünnetini icra ve tatbik etmek olan bu ikinci vazifenin ifa edilebilmesi için. s. insanların imanını kurtarmaktır. Söz Basım Yay. ss. tarikat-ı Hakkâniyye içinde sıkça 1705 1706 Mevlanâ. yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Sünen. 1708 Ebu Davud. 10/348. Mehdi) de insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi. O da onu doğruluk ve adaletle doldurur. b. 1707 Aynı yer. Bu ateş içinde bir âlem gördüm ki her zerresinde bir İsâ nefesi var. dünyayı ana rahmi gibi görmeye başladım. Tasavvuf Sohbetleri. tüm insanlar tarafından mânen duyulacağı.sükûn ve rahatı bulunca. şeytanlar topluluğu o inancın içine şüphe düşüremeyecektir. Söz Basım Yay.1707 “Mehdi bendendir. s. Said Nursî. Allah(cc)’ın varlığından haberdar etmek olduğunu. herkesin kendi rolüne uygun şekilde yaratıldığını ifade eden Kıbrısî. İstanbul 2006. Mesnevî. Birincisi. gayet büyük bir maddi kuvvet.”1705 Allah(cc)’ın misak gününde herkesi bir vazife ile vazifelendirdiğini. Mesela. saltanat ve hâkimiyet lazımdır. 330 . iletişim araçları bir araç olarak kullanılmayacaktır. Allah(cc)’tan haberi olmayan herkesi. 1379/1960) göre. Üçüncüsü ise Kur’ân ahlâkını tüm dünyaya hâkim kılmak ve Hristiyanlarla ittifak kurmaktır. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Mehdi(as)’nin zuhur etmesinden sonra getireceği tekbirin. İstanbul 2006. c. www.. 1. 785-795. bu roller içinde Hazreti Mehdi(as)’nin rolünün. 244. Kıbrısî. 337-340. Bediüzzaman Said-i Nursî’ye (v. Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî. Sünen.

Kıbrısî. Dolayısıyla bu. 1714 Kıbrısî. kırk halifesi. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile birlikte yaşadığı bir ta-i mekân tecrübesi esnasında. ss. Kıbrısî’nin şeyhlerinden naklettiği tecrübeler iken. İkincisi bu hadislere yapılan şerhlerdir. Şeyh 1712 www. 1981 yılında orada bulunan “Kubbetü’ş-Şüheda” (şehitler kubbesi) dediği bir makâmdan da bahsetmiştir. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur.com. 331 . Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur.1715 Şeyh Nazım’ın Mehdi(as) hususundaki beyanlarının tamamını üç kategoride toparlayabiliriz. Yemen ile Umman arasında uzanan bu çöl için hayat olmayan. a. Kıbrısî bu bilgiyi. Tay ile bizi oraya aldı. Sizi onun için davet ettik. bilimsel doğrulanabilirliği söz konusu olmayan bilgidir. gayet heybetli. bir kısmı da kendisinin manevî işaretlerine ve bunları teviline dayanmaktadır. Sahibüzzaman boylu boslu.ifade edilmektedir.g. O makama indiğimizde Sahip oradaydı. Göz açıp kapayıncaya kadar oraya vardırdı.. Cismanî vücut ile davet edildiğinde avcı kelbi ile çıkar (hâşa minel huzur). Mesela Mehdi(as)’ye ömrünün ilk altı aylık devrinde nakşedilen ilimlerin temelinin. Bunlardan birincisi Mehdi hususundaki hadis-i şeriflerdir. video. yedi veziri ve Nebî Râzil ile oradadır. video. Yani. meleklerin bina ettiği bir kubbenin altındadır ve Sahibü’z-Zaman. İşte. ahir zamanda imanı güçlendirecek bir kişidir. Bu manevî işaretlerin bir kısmı.” Bkz. keşfî tecrübeye dayandığı kanaatindeyiz. O surette bizi beraberine aldı. s.sufilive. kalbî olan ve doğrudan bilgidir. 100507-MI-MSH-PreparitionforCommingofMehdi. Kucaklayıp öptüğü vakit yukardan öper. bu tekbirden sonra gönüllerde açılacak imanın içine hiçbir şeytanın şüphe düşüremeyeceğini beyan etmiştir. Şeyh Nazım Kıbrısî’nin beyan ettiği bu bilgi. 1715 Nazım Efendi bu tecrübesini şöyle ifade etmektedir: “Biz Medine -i Münevvere’de iken Şeyh Efendi Hazretlerine bir haberci gelip Sahib’in (Mehdi) kendisini davet ettiğini söyled i. yürüyüşle değil. Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. şeyhimizle böyle kavuşup dedi ki: “Ya Seyyidi! Sizinle görüşmek için emrolundu. kimsenin geçemediği bir kum denizi olduğunu söylen Kıbrısî.e.sufilive. 135. 1713 www. bu imanı “La ilahe illallah” ve “Muhammedun Rasulu’llah”tan açılacak bir damla sır olarak tasvir edilmiştir. onun yüz yapısına da kimse bakmaya doyamaz.1713 Bütün bunlara göre Mehdi. 136-137. Mehdi(as) Hicaz’da Necid ile Yemen arasında Rub’u’l-Halî çölünde bulunmaktadır.1714 Istılahta Nebî Râzil hakkında malumat bulunmamaktadır. manen edindiğini söylemiştir. Üçüncüsü ise bu hadislerin ve şerhlerinin delalet ettiği güncel hadiseler ve keşfî bilgilere dayanan manevî işaretlerdir.com. Nazım Efendi’ye göre bu makâm. Nazım Efendi’ye göre. 100507-MI-MSH-PreparitionforCommingofMehdi. Tasavvuf Sohbetleri.1712 Kıbrısî.

tr. mağaranın cin taifesi tarafından korunduğunu ifade etmiştir. Mehdi(as). devriye kuvvetlerini orada dolaşılırken kayboluşlarını ve onları aramak için o mağaraya giren bir bölük İngiliz askerinin kaybolduğunu ifade etmiştir. Oradan geçmek memnu’. dünyanın en büyük çöllerinden biridir. 1720 http://islamhukukusayfasi. Tasavvuf Sohbetleri. 51.com/archives/024363.com/news/three-men-missing-in-saudi-empty-quarter-2011-05-24 1722 Bkz. bahçe ve nehirlere kavuşmadıkça kıyamet kopmayacaktır” hadisi üzerine.1718 Yüz ölçümü 620 bin km2 olan Rubu’l-Hali çölü.g.e. Nazım Efendi tayy-i mekân tecrübesi ile ziyaret ettiğini söylediği bu mekânda bulunan mağarayı ve Kubbetu’ş-Şuheda makâmını şöyle ifade etmiştir: “Orada hayat namına hiçbir şey yoktur.1716 silsile şeyhlerinin manevi tecrübelerine dayanmaktadır. 332 . kum fırtınasından sonra kaybolduğu iddialarını araştırmak üzere çalışmalar 1990’larda başlamıştır.. bazılarının da bulunamadığı yer almaktadır. a. basın taramasında kaybolan İngiliz bölüğü ile ilgili habere rastlanmamıştır.gg /“Arap toprakları yeniden bağ. s. 1718 Aynı eser. insanların kaybolduğu.google. http://www. Kayıp kent söylentilerinin olduğu bu çölde. Orası bomboş bir yer. http://www. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî tarafından yapıldığı yönündeki bilgiler. Kıbrısî.1721 Çölle ilgili güncel haberlerde. 1716 1717 Kıbrısî.1719 Bu bölgede yapılan bir arkeoloji çalışması sonucunda. o mıntıkada bir makâmda duruyor. su sarnıçları ve barınaklarıyla Ubar medeniyetinin bulunduğu iddia edilmektedir. s. uydudan tespit edildiği bilinmektedir. MÖ 30 yıllarında bir kentin. s.waleg. 1719 Bkz. 1721 Bkz.com/newspapers/Spoken Chronickle/July 16. Nebatta yoktur. 1990. Oradan ne kuş uçar. MÖ dokuz bin yıllarına kadar uzandığı ve bu tarihten kalma yüzey şekillerinin.1722 Genel olarak yaptığımız. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den naklederken. bunlardan bazılarının bulunduğu. ne de kervan geçer. 135. 136. içerisinde kaleler.emirates247.”1717 Şeyh Nazım ikinci cihan harbinden önce Suudi Arabistan’ın İngilizler tarafından işgale uğradığı dönemde. http://news. Kıbrısî.Şerafeddin-i Dağıstanî tarafından verildiği ve Mehdi(as)’nin altı aydan sonraki hizmetinin.html.1720 Çöldeki yaşamın. Orası seyyar kum denizleridir. Kıbrısî’nin Rub’u’l-Halî çölünde yaşadığı manevî tecrübenin haricindeki diğer tecrübeleri ve Mehdi(as)’nin zuhuru ile ilgili tevilleri müstakil bir başlık halinde incelenmiştir.

İbn Aşni’l-Cebavî. Ebu Usmanî Dujajî. İsmail San’ânî. Yusuf Es-Sıddık. İmanu’l-Arifîn Emanu’l-Hak. Nizamu’d-dîn Şahanî. Ebu Cumla Ömer İbn Muhlas.com/group/naqshbandi/msg/1bd64b4fecdf7523. Amenu’d-dîni’l-Ensarî. Şemsu’d-dini’l-Mehlevî. kırk halifenin1725 de ismini zikrettiği bir sohbetinde. Ebu Meâli Vaymur Selâmi. s. Faru’d-dîn el-Azra. Zaine’l-Âbidin es-Sanusî. yedi vezirin isimlerini saymıştır:1723 Şahamedu’l-Fardanî. Yasin Durrediu’d-din. video. Ebu Zekerya Ahmede’s-Saffa.sufilive. 1727 www. İbrahimu’l-azad. Sibagu’l-Ahrar. Celaluddîn-i Buharî.1727 1723 www. Seyyid Hasballah Burdancı. İbrahimu’l-Nasavî. Şahabu’d-dîni’l-Behrevî. Zeyne’l-Âbidin Rasafî. 103. Ebu İshak Nizamu’d -din Barvadî. Tacu Arifin Nafiyu’d -din. Zekiyu’d-din’er-Reşafî. 1726 Kelimu’llahî Kurtubî. Bahau’d-dini Dehlevî. Sadraru’d-dini’l-Asharî. Abdulkadiri’lAvhadî. Habibullahi Fanavî. Lisânu’l-Mutekellimin Avnu’llah es-Sakavî. Abdu’r-Râhil Kufî. Vaktu’l-Ani Ridattavî. Arifu Tayyar El-Merufe’lMunhar Adi Saybani Ayan. Keramu’d-dîn Heramî. Abdullahi Yafeî. Ziau’d-dîn Kerkenî.com/group/naqshbandi/msg/1bd64b4fecdf7523. Rumuzu’d-din Kurayye. Sadarunî’s-sâcid. Şeyh Zekiyyu’d-din. 100307-MI-MSH-TheAgeofMahdiBegins. Seyyid Keramu’d-din. Zahidi’d-din Mannavî. “Mürîdin El Kitabı” adlı eserde de geçmektedir.Mehdi(as)’nin kırk halifesi ve vezirleri hususunda tafsilatlı malumatı Amerika vekili vermektedir. Şeyh Nazım’a bu isimlerin zikredilmesi için ruhsat verildiğini söyleyerek. Zekiu’d-din Helvanî. Ayrıca Bkz. Bashiru’ddini’l-Baridî. Bisharatullahi’l-Lübnanî. Ebu’l-Vasa Bediu’d-dîn. Yakutu’l-kavvat. Muradu’llahi Cekir. Şakiku’l-Cuveyn. Nasru’l -Hakk Ebu Zakvayni’l-Haveydî. Ebu Süleyman Şarati’l-Harrav. Mucamurullahî Barakişî.com. İmamu’l-Vahiddin Ebu Kâsıme’s-sâcid. Asani’l-Karmani. İmâmu’l-fukara emanu’lHak. 112003-lailatulQadr-Mahdi(as). 1724 Nakşibendî. Ebu Davudu’l-Ebharî. Yusufu’s-sıddık el-Zercenî. elli dokuz da yardımcının1726 ismini sayarak bu bilgilerin kendilerine Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’den tevarüs ettiğini bildirmiştir. Ebu’l-Aşıkin Ahmedi’lMunji. video. Mürîdin El Kitabı. bu isimleri En’âm Sûresi’den üç ay zarfında tahric etmiş ve bu listeyi halifesi Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye vermiştir. Şeyh Hişam 2003 yılında. Muhammedî Kayyimî’l-Kasaraî. Fakaru’d-dîn Haytemî. Ebu’l-fukara Halid Lahorî. Muşkuru’d-din es-Semedânî. Ebu Zeynel Murşî. Babullahi Hacı.1724 Nazım-ı Kıbrısî ve Abdullah-ı Dağıstanî’den aldığı bilgileri nakleden Şeyh Hişam Kabbanî. Bu isimler. Zeynu’l-Abidin. Ebu Hazfızu’l-Athar. Ebu Cafer İbn Hafî.google. Ebu’l Hayyuti’l-Kuayyubî. Azimu’d-din Tahkanî. Hammâd Ebu Şeyban Nasafî. Mutiu’d-din el-Feredanî. Moinu’d-din. Arifu’t-Tahayyar elMa’ruf bi Mulhan. Habibu’r-Rahman Ebu’l-fevarişi’l-Adabî. Atau’r-rageya.com. Nabibu’d-dini’lAtavî. Muhammed Sarafu’d-dini’l-Haddanî. Ebu’l-Zabbari Bistamî. İmamu’d-din Ebu Mevhebu’l-Harezmî. İmamu’l-Ahrar Abdu’r-Rezzâk. Ebu’l -Abbas Er-Rasafî. http://groups. Mansuru’l-Vahavî. Nasru’d-din Dasukî. Ebu Abbas Muhammed Sahip. Bediru’d-dîni Suyutî. Abdulazimu’l-Harezmî. Ebu Yahyâ Medenî. Samiru’l-Hak. Aliye’d-din Semerkandî. Sadiu’d-dine’s-şahavî. Burhanu’d-din Şazili. Monjuru’l-Hakk Abdulhayyi’l-Kaşî. 1725 Muhyiddin Tavafî. Emacu’d-dîn Rabbânî. Abdu’r-Rauf el-Yemenî. Abdî Cemretu’s-sabikîn. Mişabu’d-din Şarnubî. Ruknu’d-dîn Bâkî. İmamu’l-Cebe Abdu’l-varisu’l-ceberrut. Ayrıca Bkz. Safiullah Murşi. 333 . Burhanu’l-kuramâ sultânu’l-evliyâ Gavsi’l-enam’dır. Kemalu’d -din Ercahî. http://groups. Abdulata Ataullah Nebevî. Buna göre Şeyh Şerafeddin. Ebu Rahimu’l-Keremî.sufilive. Ebu Yusuf Hasballah Darkaşî. Burhanu’d-din Hazretullahi’l-Muhlas. Abdurvasiyu’r-Rıfaî. Sıbgatullah-ı Tirmizî. Abdu’l-Hadil Askalanî. Amenu’llah Şekavî. Lutfu’l-lahi’l-Anaranî.google. Yunusu’s-sanî. Ömeri’l-Hasnayiin. Samit Ebu İshak İttaurî.

1730 Kıbrısî. isimler arası duraklamalar esas alınarak yazılmıştır. beyan edilen vakitlerde zuhur etmemiştir. ya da sadece lakab olarak tesmiye edilmesine bağlı olarak 59 sayısı değişebilmektedir. fizikî hususiyetler ön plana çıktığından. Ancak. s. kırk olarak hesaplanması ise. Ali(ra) soyundan gelen bir kadınla evlendiğini söylemiştir. Farklı bir ifadeyle nesebi. 1728 1729 Burkay. 334 . Menâkıb-ı Şerefiyye. Atay. Mehdi(as)’nin. Bu isimlerin zikredildiği sohbette. 1941 yılında. 138. Mehdi(as)’nin kırk yaşında olduğunu. Dolayısıyla zikredilen isimler. 19. s. Tasavvuf Sohbetleri. beşerî bir kişiliğe delalet etmiştir. Kıbrısî’nin silsilesinden tevarüs eden anlayışlarda. Kıbrısî’nin şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin birinci ve ikinci cihan harblerine tanık olmuş ve şeyhi Şerafeddin-i Dağıstanî’den bazı haberlerin önceden bildirilmiş olmasından dolayı. ömründe geçen on yıllık zamanın.1730 Bu ifadelerden hareketle Kıbrısî’nin Mehdi telakkisinin. isimler arasında zikredilen lakabların kendisinden önceki mi. Bazı isimlerin lakab ile beraber zikredilmesi. 220. s. bir manevi şahsiyete delalet ettiği de ifade edilebilir. Abdurrauf el-Yemenî gibi benzer isimlerin içerisinde bulunduğu 49 ismi Şeyh Serafeddin-i Dağıstanî. yoksa sonraki isme idgam edildiği anlaşılmadığından. Ancak diğer taraftan. kırk ile elli yaş arasının kırk diye hesaplandığını ifade etmiştir. 59 yerine 68 olarak sayılmıştır. Kıbrısî’nin Mehdi(as) hususundaki ifade ve beklentilerinde bir değişiklik olmamıştır. Batıda bir Nakşî Cemaati. 1981 yılında yaptığı bir sohbette. Vekili Şeyh Hişam ise 1980’lerde yaptığı bir sohbette Mehdi(as)’nin on sekiz yaşındayken Hz. Mesela Nazım Efendi. misâk gününden itibaren ümmet-i Muhammed(sav)’e hizmet etmekte olan ricallerin isimleri olarak zikretmiştir. dünyaya geldiğini ifade etmiştir.Kaynaklarda bu isimler ile ilgili malumatlara rastlanmamıştır. Bununla birlikte Şehâmedu’l-Ferdânî. beşeri bir kişilik.1729 Nazım Efendi.1728 Mehdi mevzuunda Kıbrısî ve silsile şeyhleri tarafından muvakkat olarak beyan edilen bazı malumatlar. fiziksel görünümü evliliği gibi hususiyetleri göz önüne alındığında. manevî bir şahsiyete delalet etmektedir. Mekke yakınlarında Vadi el-Fatıma denilen yerde.

bu durum Peygamber(sav)’in emin sıfatına gölge düşürmez. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin. Şeyh Hişam. 1733 www. Bu manada. Şeyh Hişam’a göre bunlardan şüphe duyan mürîd derecesinden. tasavvuf anlayışında. 1732 www. 335 . kuvvetli bir ihtimaldir. Mehdi(as)’nin zuhuru için beklenen “melhame-i kübra”1731 olarak tevil edile ihtimali yüksektir. GSS-6Blief-In-Mahdi-082106. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. Kıbrısî bu harbten kısa bir süre sonra Mehdi’nin(as) zuhurunu beklemektedir.com. Şeyh Hişam’ın bir sohbetinde açıkça görülmektedir.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. Mehdi(as)’yi bu günün Mü’minleri olan torunlarının gözüyle görecektir. Bu anlayış. kabir de mi görürüz Allahu â’lem”1734 1731 Mehdi’nin(as) Çıkış Alametleri başlığında belirtilen çok çetin bir cihan harbidir. her mürîdin manevî makâmları nisbetinde elzem olduğunu ifade etmiştir. Şeyh Şerafeddin ve Şeyh Abdullah -ı Dağıstanî son nefeslerine kadar Mehdi(as)’yi bekleyerek ve dua ederek.cihan harblerinin. kendilerine de bir bekleme modeli oluşturmuştur. evliya ise makâmından düşer.. o manevi şahsiyetin tecessüm etmiş kişisi olabileceği şeklinde telakki edilmesi.1733 Kıbrısî’nin bu manayı tazammun eden ifadesi ise şudur: “. Tam metni okunmadan bahsedilen bu hadis-i şerife getirilen izaha göre Sahabe-i Kiram.1732 Bu konudaki bir diğer görüş. Çünkü Sahabe-i Kiram(ra). şek ve şüphe duyulmayan bir tecrübedir. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. 1734 http://saltanat. Dolayısıyla Mehdi(as)’nin zuhuru hususunda tevil edilen hadisatın beklenen zamanda tecelli etmemiş olması. Mehdi(as)’yi görmeden bu dünyadan irtihal ettiler ise..sufilive. Peygamber(sav)’in sahabesine Mehdi(as)’yi göreceksiniz diye haber verdiği rivayet edilen bir hadis -i şerife istinad edilmiştir.sufilive. şüphesiz iman etmenin. Dolayısıyla Kıbrısî’nin vekilleri ve müridleri tarafından bu mevzunun nasıl anlaşıldığı da önemlilik arz etmektedir. Bununla birlikte Kıbrısî’nin ta-i mekân tecrübesinde görüştüğünü ifade ettiği Mehdi(as) ve kendisine şeyhinin verdiği haberler ise. Kıbrısî’nin vekilleri tarafından bu anlayışın nasıl şekillendiği. (Mehdi’yi) Burada mı görürüz. önceki Mehdi(as) telakkilerinin bir manevî şahsiyet. GSS-6Blief-In-Mahdi-082106.com. Mehdi(as) mevzuunda da değişmemiştir. şeyhe teslimiyet anlayışı önemlidir. şimdi beklenenin ise. maneviyatta Şeyhlerine bildirilen ve onlardan da kendilerine nakledilen tüm bilgiye. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. Kıbrısî açısından.aspx.

Nazım Efendi’nin ahir zaman ve Mehdi(as) mevzuunda müridlerine bulunduğu şu vasiyet. O hareket buruk tatları tatlandırmak içindir. Musa(as) ile Allahu Teâla arasındaki bir kıssa1737 üzerinden izah etmiştir. Onun için buruk buruk işler görülür. nereye munkalib olacak. Ramûz el-ehadis. bu anlayışı. No. Hakkâniyye içerisindeki anlayışa bir yorum getirmiş olabilir. Firavun hâlâ yaşıyor” der.”1736 Nazım Efendi’nin 1974 yılında mürîdlerine yaptığı bu telkini anlamamıza yardımcı olabilecek açıklayıcı ifadeleri. Zira onların arasında Allah’ın halifesi Mehdi vardır. Tasavvuf Sohbetleri. Olan şeyden siz üzülmeyiniz. işin sonuna dikkat ediniz… Olacak şeyden bize böyle söylenmiş iken bambaşka şeyler oldu diye taaccüpte kalmayın. bazen peygamberlere bile değişebilir niteliklerde arz edilmiştir. Allah Teâla: 336 . Kar üzerinde emekleyerek olsa da onlara iltihak ediniz. daha sonraki müridleri tarafından görüleceği anlamı da ihtiva etmektedir. O gece sabaha kadar dua eden Firavun. öyle şeylere aldırma. s.Bu anlayışa istinad edilebilecek bu hadis-i şerifin ne olabileceği açısından bakıldığında. karnına sancı verir. ondan üzüntü duymayın. 1737 Firavun’un zulmüne maruz kalan kavmi için mahsun olan Musa’ya(as) Hakk Teâla o gece Firavun’u helak edeceğini bildirir. Mehdi’yi müjdelediği ve görmeyi beklediği halde göremediyse bu durum. Sabah Firavun’u yaşar halde bulan Musa(as): “Ya Rabbi. Yalnız size bir vasiyetim olacak. Fiten. imtihan sırrı olarak bunların bir kısmını gizlemiştir. Hz. 298.1738 Bu izahı destekleyici 1735 1736 İbn Mace. Şeyh Hişam. Hiç merak etme. Hz. Gümüşhanevî. Sabredersen o. Ağaçlar ham olduğu vakit meyvesini ağzına alırsan ağzını burar. İşin sonuna bakın. Ne olacaksa da. s. Bu hakikatlere bağlı olarak. Nereye müncer olacak. cilve-i Rabbânîsi olarak mahlûka ait hakikatleri olduğu gibi aşikâr etmemiş. insanlarla belli bir sure eğlenmek için imanını açıklamasa bile helak olmamak için Musa’nın Rabbinden mühlet ister.”1735 Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. daru’l-imtihan olan dünyadaki tecelliyat. Farklı bir ifadeyle Şeyh Şerafeddin. bal olur. Kıbrısî. iman ettiğini. Şeyh Hişam’ın ifade ettiği anlayışa açıklama getirir: “Siz olacak işlere bakınız. vekili Şeyh Hişam’ın 2008 yılında yaptığı sohbette görüyoruz. olana pişman olmayın. Sevban(ra)’dan nakledilen şu ifadeleri telaffuz edebiliriz: “Yakında size Horasan tarafından siyah bayraklılar gelecek. Buna göre manevîyatta ve maddiyatta kudreti sorgulanamayacak olan Allah(cc). 4082. 51. bu hadise muhatap olan sahabelerin Mehdi(as)’yi görmeden ahirete intikal etmeleri üzerinden.

yani Mehdi ve şakirtleri Cenâb-ı Hakk’ın izniyle gelir.com. www.sufilive. 219. 1738 www. Mehdi hususundaki hadis-i şerifler.1741 Mürîdlere göre Nazım Efendi. Mürîdlere göre. s. Mehdi(as)’in kendisinden sonraki asırda gelmesi durumunda da görüleceğini. 040709-Lefke-MSH-QA-HowtoprepareforMahdi. s. 040709-Lefke-MSH-QA-HowtoprepareforMahdi. 368. şüphe etmeden tasdik etmektir. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. Peygamber(sav)’e Kâbe anahtarlarının rüyada teslim edildiği sene. o daireyi genişlendirir ve tohumlar sümbüllenir. Batıda bir Nakşî Cemaati.com. Sikke-i tasdîk-ı gaybî. mürîdlere haysiyet ve güven aşılayan bir olgudur.1743 Özet olarak Şeyh Nazım’ın Mehdi anlayışı. hayatın geniş dairesinde. 394-401. Said-i Nursî. şöyle ifade etmiştir: “…Ta ahir zamanda. Mekke’nin fethinde görülmektedir.1742 Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisindeki Mehdi(as) öğretisi kimi mürîdler için en önemli bahis olarak görülürken. Allah’a şükrederiz. ss. Bizler de kabrimizde seyredip. 232. Mea’l-enbiyâ. topluluğun son derece önemli olduğu inancını pekiştirirken. kimileri için bu bahis olmasa bile Hakkâniyye yolunun değeri değişmez. bu hadislere yapılan şerhler ve üçüncü olarak bu hadislerin ve şerhlerinin delalet ettiği güncel hadiseler ve keşfî bilgilere dayanan “Ya Musa! Sen uyurken Firavun bana iltica ederek.sufilive. s. geçmişte pek çok defa Şeyh önce Mehdi(as)’nin belirmesinin çok yakın olduğunu ifade edip. 244. 1740 Nursî. 1739 Tabbarâ. Benden mühlet isted i. Hz. 1743 Aynı eser. Bkz. 1741 Atay. s. yanlarında olduğu zamanlarda bile Mehdi(as) ile beraberdir.mahiyetteki bir diğer misal ise.”1740 Ahir zaman ve Mehdi mevzûunun Hakkâni müridleri arasında nasıl anlaşıldığı da ehemmiyet arz etmektedir. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. Ruhunu kuşatan kafesten kurtulduğu için her yere ulaşabilir. Ben ona mühlet verdim” der. 337 . Topluluk üzerine yapılan bir çalışmaya göre Mehdi(as) bahsi. daha sonra bunun ertelendiğini söylese de asıl olan huşu. 1742 Aynı eser. asıl sahipleri. hac yapılamayıp ve Hudeybiye antlaşması ile Medinetu’l-Munevvere’ye dönmesi1739 farklı bir misal olarak ifade edilmiş olabilir. üç kaynaktan teşekkül etmiştir.

Tirmizî. Hanbel ve İbnu’l-Cevzî ve Ziyauddin-i Gümüşhanevî’nin eserleri kaynak gösterilerek belirtilmiştir. s. Bu anlayış çerçevesinde Mehdi(as) hususu. dünyayı adaletle doldurur. Buna göre adı Muhammed b.com/?page_id=2563. 338 . 1393/1973) ve Şerafeddin-i Dağıstanî’nin (v. İdaresi yedi sene sürer. bir açıdan şeyhe teslimiyet ile bir sadakat ve bekleme imtihanıdır. Gümüşhanevî. alnı geniş. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî (v. 1355/1936) keşfi bilgilerine dayanan haberlere bağlı olarak manevî ve beşeri Mehdi(as) telakkisi görülmektedir. imtihan sırrı olarak bunların bir kısmını gizlemiştir. Peygamber(sav)’i tasdik. aynı zamanda bir tasdik ve teslimiyet mevzûudur.”1745 Nazım Efendiye göre Allah(cc). Peygamber(sav)’in alameti vardır. 477. Mehdi(as)’nin Özellikleri: Hakkâniyye yolunda ve Nazım Efendi’nin ifadelerinde Mehdi(as)’nin fiziksel özellikleri Deylemî. Mehdi’nin zuhuru hususunda beklenen hadiseler bu manevî tecelliyata bağlı olarak te’cil edebilir. Orta boylu. mahlûka ait hakikatleri olduğu gibi aşikâr etmemiş. Dolayısıyla Mehdî(as) hususunda tecrübe edilen keşfi bilgiler manevî kişiliği.naksibendihakkani. O yeryüzünün daha evvel zulümle doldurulduğu gibi. kemer burunludur. karnı büyük.manevî işaretlerdir. burnu ise ince. Çünkü Mehdi(as)’nin beklenmesi. Mehdi mevzuundaki hadisler ve bunların şerhlerinin yanı sıra. Çünkü cilve-i Rabbânîsinden dolayı Allah(cc). Ramûz el-ehadis. zuhuru beklenen Mehdi ise. c. dişleri parlak olacaktır.1. Ebu Davud. Mehdi(as)’ye hakikat membaından yedi yüz ilim vermiştir. Onun alnı açıktır. manevi kişiliğin tecessüm ettiği beşeri kişiliği temsil eder. iki uyluk arası açık. sakalı bol ve sık. Ebû Said(ra) tarafından şöyle rivayet edilmiştir: “Benim Ehli Beytimden bir adam yeryüzüne hâkim olmadıkça kıyamet kopmaz.1. bir açıdan Hz. Hz.1744 Bu özelliklerin ikisi. Ahmed b. Bu ilim. âlim olarak adlandırılan kişilerin tesirsiz ilimleri gibi 1744 1745 http://www. Abdullah olan Mehdi’nin yüzü. Omuzunda Hz. gökyüzünde parlayan yıldız gibidir ve yüzünde bir ben bulunmaktadır.

İmâm-ı Rabbânî’ye göre. bu ayette de görülmektedir. 1749 Kurtubî. İsâ(as)’ya bağlıdır. Şüphesiz ben bunu yapabilecek güçteyim. Kur’ân-ı Kerîm’in sırlarıyla geleceğini. âlem-i halk ve emirdeki. bu sırların ise kalbine Peygamber(sav) tarafından konduğunu söylemiştir. Mehdi(as)’ye verilen ilmin bu türden ilim olduğunu ifade etmiştir. nezdinde kitap bilgisi bulunan kişinin adı. istenilenin verildiği ve duaların kabul edildiği bir isimdir. Şeyh Nazım’ın Mehdi(as)’de zuhur edeceğini beklediği ilme misal olması hasebiyle önemlidir. el-Camiu li-ahkâmi’l-Kur’ân. bu tasarrufunu. Mehdi(as) telakkisinde ziyadesiyle.1746 Bu konuda Kıbrısî’nin bir vekili. İmâm-ı Rabbânî’ye göre Mehdi(as).sufilive. güvenilirim’ dedi Yanında kitaptan bir bilgi olan biri. 182-190. ‘Ben onu Sana göz açıp kapayıncaya kadar getiririm’ dedi Onu (tahtı) yanında hemen hazır bulunca. sen yerinden kalkmadan getiririm. bâtıl zail oldu…”1750 ayetine verilen işarî anlam ile Mehdi(as) anlayışı arasında kurulan ilişki. karşılaşılmamıştır. Dolayısıyla “De ki. Sıddîklardan olan Berhiya. Mehdî(as). Ali(ra) gibi velayet yönü ağır basacağından. Hz. Peygamber(sav)’in vefatından sonra ruhanileşen. yüce Allah(cc)’ın İsm-i A’zamına tevessül ederek yaptığı duayla. 1750 İsrâ: 17/81. manevî bir tasarrufa ve otoriteye delalet etmektedir. bu benim Rabbimin ihsan ve ikramındandır…”1748 ayeti. video. Sohbet video arşivimizde mevcuttur. Berhiya'dır ve bu İsrailoğullarındandır. Tasavvuf Sohbetleri. ‘Ben onu (tahtı) sana. tevessül edildiği zaman. ss. Asaf b. ta’ayyün-i imkanilerin birleşmesiyle olur. Timeofmehdi-AleyhiSalam-SecretofQuran. Hak geldi. 13. Hakikat-i Muhammedî’den alır. Hz. 1748 Neml: 27/39-40. Bu görüşe göre ruhanileşme. c. Mehdi(as)’de bulunacağı ile ilgili bir tefsirle. Mehdi(as)’nin. İsm-i A’zam.1747 “Cinlerden bir ifrit. Hakikat-i Muhammedî ile Hakaikat-i Ahmedî’nin birleşmesidir.olmayıp. Müfessirlerin çoğunun kanaatine göre. Bu ayete verilen mânâ. s.com. tahtı getirmiştir. Benzetmeye göre 1746 1747 Kıbrısî. Bu konuya ilmin kudreti yönünden değinen Nazım Efendi. 339 . 134.1749 Bu çeşit bir ilmin. Dolayısıyla Mehdi(as)’ye tecelli eden kuvvet. Neml Sûresi nde geçen ilim türündendir. www.

340 . Kâfirler kurtulmak. www. insanların gönlünün imanla dolması. ilk tekbirde teknoloji diye bir şey kalmaz.1751 Her ne kadar İmâm-ı Rabbânî’nin bu görüşü. Makine devri diye bir şey kalmaz. Mehdi’nin zuhurundan sonra getireceği ilk tekbirde teknolojinin ve makina devrinin yıkılması. Yani kendisinde. no: 209. diğer sufilere nisbeten nerede olduğunu görmemize olanak sağlar. Ali(ra) ve Hz.izleveindir. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. diğeri Hz. şalteri şırak diye aşağı döndürdü mü. Mehdi(as)’nin bulunduğu makâmdan zuhur etmesinden sonra. Mektubât. kâfirlerin kalplerine korku sarılır. Kıbrısî’nin bu ifadeleri şöyledir: “Onun şimdiki makâmı Hicaz’dadır… Orada tekbir alındığında. başlarının çaresine bakmak için paniğe düşerler. Şeyh Nazım’ın bu konudaki anlayışının. Mehdi(as)’nin başı üzerindedir. O birinci tekbirde gider. Buna göre sakalı bol ve sık. peygamberlik yüzünden daha kuvvetlidir. İkinci tekbiri ne radyo ne de televizyona gerek kalmadan magripten maşrıka bütün dünya işitecektir. 103-105. Neml ve İsrâ Surelerinde zikredilen ayetlere atfen beyan edilmese de. dünyada adaletin hâkim olması beklenmektedir. burnu ise ince. Tasavvuf Sohbetleri.”1752 Özet olarak Mehdi(as)’nin beşer olarak fiziksel hususiyetleri ve manevi kudreti olmak üzere iki tür hususiyetinden bahsedilir. Mek. dişleri parlak olması fiziksel özellikleri olarak beyan edilmiştir. Çünkü İsâ(as). Ali(ra)’nin. 1751 1752 İmam-ı Rabbanî. Üçüncü tekbirde Şam’a ayak basılır.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. velayet yüzü. Bu ise Mehdî(as)’nin manevî hususiyetidir. Kuvvet membaını bitirdi mi biter. hiçbir alet edevat işlemez. Mehdi(as)’nin bu bağlarından dolayı velayet yüzleri daha kuvvetlidir. Hz. ruhullah ve kelimetullahtır. O da bir kutup elindedir. Kıbrısî. ifa edeceği işler.İsâ(as)’nın iki ayağından biri Hz. Allâhuekber! Bütün Mü’minlere hakiki îman nuru ve aslandaki gibi şecaat giydirilecek. Bkz. ss. onun tasarruf ve kuvvetine delâlet etmektedir. Mehdî(as) bu makina devrini yani teknoloji denilen insanlığı yıldıran ve kendisine taptıran sahte ilâhı yıkacaktır. alnı geniş. Hz.

Deccâl ve ordularına karşı gerçek cihadı başlatmak üzere Şam’a geri döner. Bir habere göre. Bu hadiselerin genel hatlarıyla vuku bulacak tertibini. Mehdi(as)’nin zuhurundan önceki alamet. Kıbrısîye göre tüm kıyamet alametleri. 3/211. İsâ(as)’nın 1753 1754 Kıbrısî.2. kıyamet alametlerinin gerçekleşmesi. Müsned. ayrıca Mehdi(as) mevzuna atfedilen naslardan. Hak Dost 4. kaynaklarda ahir zaman alametleri ve İsa Mesih(as)’in nüzûlü konularıyla bağlantılı olduğundan. Daha sonra. Ölecek olanlar zalimler ve kâfirlerdir. Hz. Hz. dünyayı kapsayan ve üç ay süren büyük savaştır. Mehdi Şam ve Konya üzerinden İstanbul’a vararak Mukaddes Emanetleri teslim alır ve Deccâl’ın Horasan (İran)’dan ortaya çıkmakta olduğunu ilan eder. Bu savaş üç ay sürer ve dünya nüfusunun büyük bir kısmı telef olur. Çünkü bunlar birbirine bağlı gerçekleşecek hadiselerdir. savaş biter. Ancak Mehdi’nin zuhurundan sonra sırasıyla Deccâl’in zuhûru ve Hz. Ahir zamana ve İsa Mesih(as)’in inişine dair ayetlerin tefsirleri ve hadislerin tahricleri yapılmış. birlikte ele alınmış mevzulardır. Mehdi(as)’nin Zuhur Âlametleri: Mehdi(as)’nin çıkış alametleri.. “Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır.c. daha muteber kaynaklarda ve daha fazla sayıda zikredilmiştir. Mehdi(as) Medine’de zuhur eder ve üç kere "Allahu Ekber" diye tekbir aldığında bütün ateşli silahlar durur. şöyle ifade etmiştir: “Hz. Mehdi'nin zuhurundan önce. Câmiu’s-sagîr. “Mehdi(as)’nin Zuhuru ve İsâ Mesih(as)” başlığında incelenmiştir. Mehdi(as)’nin zuhur etmesi ve Hz. hem Mehdi(as)’nin hem de Hz. Suyûtî. Savaş durduktan sonra.”1753 Mehdi(as)’nin tekbir getirerek zuhur etmesinden sonraki hadisat. Hanbel. dünyayı kaplayacak olan bütün zamanların en büyük savaşı çıkar. 2/492 341 . Kıbrısî. Bu kaynaklar göz önüne alındığında. Aynı zamanda dünyada teknolojiye hayat veren enerji yok olur. İsâ(as)’nın nüzulü hadiseleri arasındaki kronolojinin nasıl olduğu biraz daha göreceli olabilmektedir. İsa’nın nüzulüne bir işarettir. 103-105.1. ss. Mehdi(as)’nin ve Hz. İsâ(as)’nın nüzûlünden önce beklenen bu duruma bir misaldir.. yedide altı nisbetindedir.”1754 hadis-i şerifi.

Bu manada Mehdi(as)’nin zuhurundan önceki savaş hususunda. Hz. Bu kaynakların dışında kalan. savaşın tarafları ve sonuçları. Allah(cc)’ın açıkça inkar edilmesi. İran-Irak 1755 Keşmirî. Adına ‘Büyük Budama’ denilen öyle büyük bir savaş olur ki. 342 . s. İsâ(as)’nın nüzulü hadisesi temel hadis kaynaklarının çoğunda etraflıca zikredilmiş. 2. ehemmiyet arz etmektedir. dünyanın her yerini karışıklık ve kargaşanın kaplaması.1756 Kıbrısî’nin bahsettiği Mehdi(as) hadiselerine ve hususiyetlerine işaret edebilecek Buhârî ve Müslim hadislerini yeri geldikçe paylaşmaya çalışacağız. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Nitekim doğu’nun batı’ya karşı yapacak olduğu bu savaşta insanların yedide altısı telef olur. Suyûtî. Ancak Buhârî ve Müslim’de Mehdi ismi. Müslümanlara baskının artması. 1757 Gonca Yayınevi.1755 Buhârî ve Müslim’de de bu nevi hadisler nakledilmiştir. İkda’ddürer fî ahbâri’l-muntazar. Tasrîh. dünya doğu ve batı olmak üzere iki cepheye ayrılır. 77. 972/1565) “Ölüm-Kıyamet. (v. 714/1314) “Kitâbu’l-burhan fî alameti’l-Mehdiyyi’l-âhir zaman”1757 ve İmam Şarânî’nin. Nuaym b. 1759 www. Üç ile yedi ay kadar sürecek olan bu müthiş ve görülmemiş savaşta Benî Asfar kabilesi Amik ovasında1758 tamamen imha edilir. Durru’l-mensûr. bu Benî Asfar (Rus) kabilesinin Türk kavmine saldırmasıyla başlar. Sülemi. İstanbul 1986. Ali bin Hüsâmüddin’in (v. Şeyh Nazım bu harb hususundaki hadisi. yolların kesildiği bir dönem olması.nüzûlü beklenmektedir. c.Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri” adlı kaynaklardan nakledilmiştir. mescit ve camilerin yıkılması. Hammad. Kıbrısî’nin diğer beyanları. şerh ederek şöyle nakletmiştir: “…Lakin ondan önce bir Melhame-i Kübra olur ki. kadınlar ve çocukların dahi katledildiği fitnelerin yaşanması. 1758 İskenderun ilinde bulunmaktadır. Mehdi(as)’nin çıkışından önce yaygın katliamların meydana gelmesi. haramların helal sayılması. Kitâbu’l-fiten. Mehdinin zuhur alametleri açısından.izleveindir. ahir zaman kurtarıcısı manasında zikredilmediğinden.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. Kütüb-i Sitte. Hz. 1756 Canan. yani Kıbrısî’nin Mehdi(as) telakkisini şekillendiren hadislerin önemli bir kısmı ise. 14.”1759 Hakkâniyye’nin internet sayfasına göre Mehdi(as)’nin çıkış alametleri şöyledir: Fitnelerin çoğalması.

bu alametler arasında yazılmıştır. aranızda mal mülk çoğalmadıkça… ve binalar konusunda insanlar büyüklük yarışı yapmadıkça.naksibendihakkani.”1763 Kendisindeki malumatın kaynağının Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî ve Şeyh Nazım-ı Kıbrısî olduğunu sık sık belirten Şeyh Hişam. 25. ilim (din alimleri ve ilimleri) kaldırılmadıkça. Mehdi(as)’nin zuhuruna delalet edecek bazı fiziksel alametlerden de bahsedilmiştir. Fiten. semada yapılacak zikirden. 343 .sufilive.com/?page_id=2563. Kabe’de kan akıtılması. 101. doğu tarafından bir ateşin görülmesi. umumiyetle tevil edilmiştir.savaşı.”1761 Bu hadis-i şerifte de görüldüğü üzere.com. Hz. kuyruklu yıldızın doğması. karışıklık. büyük şehirlerin yok olması. 100307-MI-MSH-TheAgefMehdiBegins. kıyamete dair hadisler. s. bu konuda Şeyh Abdullah’tan bazı malumatlar nakletmiştir. depremler çoğalmadıkça. gece gündüz aydınlanacaktır. 1762 Kıbrısî. fitneler hakim olmadıkça. Mehdi(as)’nin çıkış alametlerindendir. farklı telakkilere sebep olabilmektedir. Buna göre Mehdi’nin gelişi. video. bilim 1760 1761 http://www. Mehdi’nin zuhurundan sonra ortaya çıkan nûr ile insanların şimdiye kadar görmedikleri renkleri göreceklerini beyan etmiştir. dumanın zuhuru. güneşten bir alametin belirmesi. ehl-i sema tarafında şu zikirlerle kutlanacaktır: “Subhâne zi’l-İzzeti ve’l-Ceberrût. 8. zaman yakınlaşmadıkça (vakitler bereketsizleşmedikçe). Tasavvuf Sohbetleri. Buhârî. mağripten maşrığa. sahte peygamberlerin çoğalması.1760 Buhârî’de kıyamet alametlerinden haber veren hadis-i şeriflerden biri şöyledir: “Ve kıyamet. Subhâne zi’l-Kudreti ve’lMelekût. zikirden çıkacaktır ve bu nurlarla dünya. Kıbrısî’nin esas aldığı hadisler aynı dahi olsa. Kıbrısî’ye göre bu renkler. Afganistan’ın işgali. depremlerin çoğalması. 129. Subbuhun Kuddusun. kıyamet kopmaz. Bu açıdan bakıldığında. 1763 www. Bununla birlikte Fırat’ın suyunun kesilmesi. Rabbuna ve Rabbu’l-Melâiketi ve’r-Ruh. Kıbrısî. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. çölde batan ordu ve tüm bu alametlerin arka arkaya gelmesi. dinin şahsî çıkarlar için kullanılması.1762 Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. yani ölüm artmadıkça. büyük ve hayret verici şeylerin meydana gelmesi. bir kişi bir kimsenin mezarına uğrayıp ‘keşke ben senin yerinde olsaydım’ demedikçe (intihar düşüncesi ve intihar artmadıkça) ve güneş batıdan doğmadıkça. Ramazan’da ay ve güneş tutulmaları.

1764 Mehdi(as)’ye yapılacak bey’at hususuna istinad edilecek hadis-i şerifler mevcuttur. 2012 yılında yapılan görüntülü sohbet. müzikal bir titreşime sahip olacak bu ses dalgalarını duyacaklar ve evliyalar.org/6 mayıs ilahi ihtar geldi. www.sufilive. Mehdi(as)’ye bey’at edeceklerdir. 344 . Bu hadislerin nasıl tevil edildiği. kimilerine göre tabiat kanunlarının değişmezliğine bağlı olarak imkân dairesi dışındayken. Hakkâniyye’nin internet sayfasında Mehdi(as)’nin çıkış alametleri olarak özetlenen hadislerin bir kısmı kıyamet alametlerini tasvir eden hadislerdir.izleveindir. yeri geldikçe vurgulamıştır. Dolayısıyla bu dinamik bugün için. 5/94. Sünnetullah’ın dışına çıkan her mucizevi hadise gibi. ifade etmiştir. o fiziki şartların gerçekleşmesi durumunda değerlendirilebilecek bir husustur. yeni ses dalgalarının zuhur edeceğini söylemiştir. bu tevilinin kendisine ait keramet olarak telakki edilmemesi gerektiğini. kendisinin ahir zaman hadislerini naklettiğini.1765 Ancak Mehdî’nin zikrinin ya da zuhur ettiğinde getirdiği ilk tekbirin. ne şekildeki doğudan batıya duyulacağı.adamlarını hayrete düşürecek. tasavvuf ve dünya anlayışıyla birlikte gelecekle ilgili konuşmalarında da önemli yer almaktadır. kimilerine göre ise. video. bu beklenti de imkân dairesindedir. o ortamda getirilen bir tekbirin. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. Nazım Efendi’nin İslam. Güncel hadiseleri. saltanat. 1766 www. Buna göre insanlar. 1765 Ebu Davud.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. teknolojisi sıfırlanmış bir dünyada.1766 1970’li yıllardan beri Şeyh Nazım’ın güncel olayları ahir zaman hadisleriyle tevilini şöyle özetleyebiliriz: 1764 www. gelecek zamanda zuhur edecek hadiseler ile yorumlayan Kıbrısî. nasıl tüm insanlar tarafından duyulacağı. Bu manada maddenin atom yapısına dayalı köklü bir değişimden söz edildiği için. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Sünen.com. video arşivimizde mevcuttur. 100507-MI-MSH-PreparitionforCommingofMehdi. bu hadislerden hareketle yapılan şerhlere ve yorumlara dayanmaktadır. Bu konuda İslam ulemasının çalışmalarında ve yayınladığı eserlerinde duyarsız ve yetersiz kaldıklarını düşünen Kıbrısî.

1980’li Yıllarda Gerçekleşen ve Mehdi’nin (as) Zuhuruna İşaret Olarak Tevil Edilen Ahir Zaman Alametleri: 1980’li yılların başlarında başlayıp. Ozon tabakasının delinmesi. ölü sayısı 40 bini aştı. 1986’da uzay mekiği Challenger.1. Ermenistan’daki depremde kent harabeye dönüştü. Papa II.2.1767 c. 1986’da. şu ana kadar on binlerce kişinin ölümüne sebep olan ilk AIDS vakaları (Çağın Vebası) tespit edildi. şu hadiseler. Kâbe basıldı ve çok sayıda Müslümanın kanı akıtıldı. Mısır Devlet başkanı Enver Sedat.000 kişinin ölümüne yol açtı.com/?page_id=2563/17. Mehdi(as)’nin zuhuruna delalet eden hadiseler olarak tevil edilmiştir. Jean Paul vuruldu. Çin’de. Ruslar. İki Müslüman ülke olan İran ve Irak arasında 8 yıl sürecek bir savaş başladı. Bu depremde 500 bin kişi evini terk ederken.naksibendihakkani. Afganistan’ı işgal etti.06. tarihinin en büyük orman yangını oldu. Hristiyanlığın merkezi Roma’yı sular bastı.06.c. Eriyen kar ve buzun oluşturduğu çamur yüzünden Armero kentinin sular altında kaldığı afette 20.2. şimdiye kadar görülen en büyük nükleer kaza meydana geldi. küresel iklim üzerinde çok olumsuz etkiler bıraktı. komünist bölükler tanklarla öğrencilerin üzerine yürüdü. Bu olayda.2.2011 tarihinde görülmüştür.000 kişi öldü. Mehdi’nin (as) Zuhur Yılı Olan Hicri 1400 (Miladi 1979) Yılı Başlarında Meydana Gelen Büyük Olaylar: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin resmi internet sayfasında. Çin’de.naksibendihakkani.com/?page_id=2563/17.2011 tarihinde görülmüştür. 1989 yılında. Soğuk Savaşın sembolü olan Berlin duvarı inşasından tam 28 yıl sonra yıkıldı. 1986’da. 2500 yıllık İran şahlığı yıkıldı ve İran Şahı Rıza Pehlevî öldü. 2 bin öğrenci öldü. 345 . Hindistan’ın Bombay kentinde bir fabrikadan sızan gaz 20.1768 1767 1768 http://www. Mexico City şiddetli bir depremle yıkıldı. fırlatılışından sonraki çok kısa bir sürede.1. Kuzey Kolombiya’daki Nevada Del Ruiz yanardağı 400 yıldır ilk kez patladı. infilak etti. Ukrayna’daki Çernobil Nükleer Santralında.000 kişinin ölümüne sebep oldu. Bangladeş’teki sel 25. Irak’ın Kuveyt’i ilhak etmesinden sonra Körfez Savaşı başladı. Hindistan Başkanı Gandi. http://www. Sovyetler Birliği yıkıldı ve Gorbaçov’la birlikte Bağımsız Devletler ortaya çıktı.1. İsveç Başbakanı Olof Palme öldürüldü.

2. Şeyh Nazım 1769 1770 http://www.com/ “Mehdi.youtube. İnternet sitesindeki bir videoda. uzak mesafelerden görülebilir yoğunlukta. Nazım Efendi tarafından haber verildiği görülür. 120 binin üstünde kişi öldü. Muhammed(sav) ümmetinin beş dönem olarak bildirildiği dönemin dördüncüsüdür.youtube.1.com/?page_id=2563/17.1769 c.com/“Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi Devletler çökecek !” İlgili sohbet. Harun Yahya lakabıyla da bilnen Adnan Oktar. Irak petrol kuyuları yandı. ABD’nin Körfez savaşında.4. Bu olayda.3. video arşivimizde mevcuttur.06. El-Nino tüm dünya ülkelerine çok büyük felaketler getirdi. Şeyh Nazım ile paralel görüş ve beyanları bulmaktadır. ancak. Kıbrısî bu haberi beyan ederken. Türkiye dâhil birçok İslam ülkelerini saymış ve bu devletlerdeki rejimlerin değişeceğini ifade etmiştir. siyah duman çıktı. http://www. 2000’li Yıllarda Gerçekleşen ve Mehdi’nin (as) Zuhuruna İşaret Olarak Tevil Edilen Ahir Zaman Alametleri: Tunus Cumhuriyetinde.naksibendihakkani.1771 Şeyh Nazım’ın bu tarihleri öngörmede ebced hesabının da etkisi olduğu kanaatindeyiz.1770 Kıbrısî’ye göre bu olaylar.2011 tarihinde görülmüştür. 2011’in Ocak ayında başlayıp. bazı Arap ülkelerinin siyasi yapılarını değiştiren halk olayları. 1991 yılında. halka açık tebliğin yapılmadığını. Mehdi(as)’ın Arafat’ta tekbir aldığını. Bosna ve Kosova’daki katliamda yüz binlerce Müslüman öldürüldü ve yüz binlercesi yurtlarından çıkarıldı. 1771 http://www. Tunus’tan başlayan Arap Baharı’nın zuhurundan önce. Şeyh Nazım. Bangladeş’te meydana gelen sellerin sonrasında. 1990’lı Yıllarda Gerçekleşen ve Mehdi’nin (as) Zuhuruna İşaret Olarak Tevil Edilen Ahir Zaman Alametleri: 1990 yılında Mekke-i Mükerreme’deki tüneldeki izdihamda 1400’den fazla hacı hayatını yitirdi. Arafatta tekbiri aldı 2012 de temizliğe başlar”. halka açık tebliğin çok yakın olduğunu 2012 yılı içinde beyan etmiştir. Ebola virüsü on binlerce kişinin ölümüne sebep oldu. milyonlarca kişi evsiz kaldı. Mehdi(as)’ın zuhuru mevzuunda. “Mehdi’nin Zuhur Âlametleri” konusunda belirtilen cebabire dönemi.2. Nazım Efendi tarafından Mehdi(as)’nin çıkış alameti olarak tevil edilmiştir.c. “cebabire” döneminin sonudur.1. 346 . Kıbrısî’ye göre bu dönemin sonunda Mehdi(as) zuhur edecektir.

isim olarak kullanıldığında İsâ(as) manalarına gelir. Çizgimizi Hecelerken. Kur’ân-ı Kerîm’in muhkemat olarak adlandırılan zahiri yönleri kadar. İsâ Peygamber(as)’in ismi olan bu kelime. ayetinin ahir zamana işaret ettiğini ve 135..2012 tarihinde görülmüştür.com/ “Mehdi.. Kamûsu’l-muhît.75. 13. c. Mâide: 5/46.youtube. Âl-i İmrân: 3/45.1775 İsâ kelimesi. yağlanmış.com/En’am Suresinden ahir zamana ait ebced hesabı. 1772 1773 http://www. gerçekleştiği yönünde pekçok tarihi vakıalar nakledilmektedir. c. Tevbe. silmek.1772 En’am Sûresi 134. Kur’ân-ı Kerim’de tek başına zikredildiği gibi. 4/172. İstanbul 2011. 55. Adnan Oktar’ın mehdi olduğuna yönelik bir beyan ya da imâ ile karşılaşılmamıştır.3. Nisâ: 4/156. Bu hadiselerden çıkarılan sonuca göre. güler yüzlü. Ta’rifât.1777 Mesih ismiyle birlikte de anılmıştır. 205-225. Fethullah. Meryem: 19/34. s. s. 497. www. batınî yönleri de. dailymotion. 5/ 17. seyahat eden. “Mesih” kelimesi kök itibariyle Arapça’da. 9. 1778 Bakara: 2/87. İbn Manzûr.1.05. 1777 Nisâ. ben seni vefat ettireceğim. günahlardan arınmış. 110. En’âm: 6/85. 226. İsâ(as)’nın öldürülmesi. 1776 İbn Manzûr. s. Kur’ân-ı Kerîm’in batınından ebced hesabıyla çıkarılan bazı tevillerin. Kıbrısî’ye ait yayınlar arasında. İsâ(as)’nın ahir zamanda nüzulü anlayışın temelini teşkil etmektedir. Tevbe: 9/30.Allah demişti ki: ‘Ey İsa. 9/ 30-31.. M. Lisânu’l Arab. Cürcanî.1778 Hz. Mehdi(as)’nin Zuhuru ve İsa Mesih(as): Arap dili sözlüklerinin birçoğu Mesih kelimenin Arapça asıllı olmadığını İbranice’deki “Meşiha”dan geldiğini kabul etmektedir. Mâide. ss. 52. Mü’minlere rehber olmuştur. Lisânu’l Arab. 11. benzemek anlamına gelen “a-yi-se” ya da “â-sâ” kökünden müştaktır. sıfat olarak kullanıldığında meshedilmiş. s. 347 . Azhâb: 33/7. 78.1773 Bununla birlikte. 1775 Firuzebadî. İşarî tefsirler kadar ebced ve Hurufilik de söz konusu batıni yönün muhtemel oluşuna delalet eder. “.1774 c. 136.1776 Hz. göğe çekilmesi ve kıyametten önce yeniden indirilmesine yönelik Kur’ân ayetleri. Şûrâ: 42/13 . 1774 Gülen. fiil olarak kullanıldığında ölçmek. 98. 84. ayetinin ebced hesabının göre 1993 yılına tekabül ettiğini belirtmiştir. 253. 241. Arafatta tekbiri aldı 2012 de temizliğe başlar” . 72.tarafından manevî oğul olarak bildirilen Oktar. Nil Yay.

”1783 ayetine yapılmıştır.. ‘vefat’ görevden alma manasında mecazi olarak kullanılmıştır. c. Yazır. 5.1782 Hz. 1783 Zuhruf: 43/61.katıma yükselteceğim. Komisyon. 56. O da yeryüzünde kırk sene 1779 1780 Âl-i İmran: 3/55. Kur’ân Dili. Müfessirlerin büyük bir kısmı.. 62. Kur’ân-ı Kerîm Meali. O gerçekten inecektir. İpek Yay.. Sarıya boyalı iki elbise içindedir. Kıyametten evvel eceli gelecek. İsâ’yı geri çağırmıştır. 262. Onu yakinen öldürmediler. henüz Allah’a dönmemiştir. Ankara 2011. 7. Onun nüzulü kıyametin yaklaştığını bildiren bir alamettir. orta boylu. s. domuzu öldürür.1780 Bununla birlikte. 503. Onun daha dünyada göreceği işler vardır.”1781 ayeti ise. İnsanlarla İslam için savaşacaktır. İsâ(as)’nın kıyametten önce yeniden dünyaya indirileceğine yönelik işari tefsirler ise “Şüphesiz ki o (İsa) kıyametin (ne zaman kopacağının) bilgisidir. s. Aktaş Hamdi. 1782 Vehbî. Hülasâtu’l-beyan. Elmalılı. Bkz. ‘İsa ölmemiştir. 1361/1942). Hak Dini.. Sadece İslam kalır. Meryem’e insanların en yakınıyım. İstanbul. 1781 Nisa: 4/157-158. Allah. Seni inkâr edenlerden temizleyeceğim ve Sana uyanları. Onu gördüğünüz zaman tanıyın! O. ilgili ayetin mealinde. 269. 2. 348 . Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler.. vefat edecek ve ruhu kabzolunacaktır. Her ne kadar inkârcılar suikast sırasında Hz. Buna göre söz konusu fiil “uyutmak” anlamına gelmektedir. Yağmur yağmasa da saçından su damlayacaktır. Zira ruhunun eceli gelmemiştir. s. Benimle İsâ arasında bir peygamber yoktur. 56-57. 1784 Âlimlerin çoğuna göre Zuhruf. beyaza çalar kırmızı renktedir. Çünkü Allah “muhakkak seni öldüreceğim” şeklinde buyurmuştur. İsâ’nın ruhu henüz kabzedilmemiştir. kıyametten önce tekrar gelecektir’ mealindeki bir hadise atıfta bulunarak. Bkz.1. DİB Yay.1784 Hz. anneleri farklı kardeşleridir. onlara benzeri gösterildi. Kur’ân-ı Kerîm Meal ve Kelime Meali. s. c. ayetin zahiri olarak anlaşılanın dışında. İsâ’yı öldürüp astıklarını zannetmişlerse de. kıyamet gününe kadar. Müslümanlar arasında meşhur olan mana ve inanç da budur. İsâ(as)’nın öldürülmediği yaygın bir kanaat olmuştur. Feyzu’l-Furkân. Mevdudi. Tefhimü’l Kur’ân. 1108. ayet Hz. Elmalılı Hamdi Yazır (v. Bkz. 3.. s. 372-373. Mevdudî. Bkz. “Peygamberler birbirlerinin babaları bir. cizyeyi kaldırır. Çünkü İsa’nın zuhuru. Çünkü İsrailoğulları getirdiği apaçık ayetlere rağmen O’nu reddetmiştir.. o ölmemiştir.. Mesih-i Deccâl’ı helak eder. Feyzu’l-Furkân. ayette belirtilen teveffa kelimesinden onun ölümünün kastedilmediğini söylemişlerdir. s. Bilakis. Tefhimu’l-Kur’ân. inkâr edenlerden üstün tutacağım’. s. 43/61. Ondan hiç şüphe etmeyin ve bana uyun. Allah Onu katına yükseltti. Allah daima Aziz ve Hâkimdir. tam bir kuşku içindedirler. Yeryüzüne iniş. (Hıristiyanların) haçını kırar. Mevdudi’ye göre. s. Feyizli. dünyanın sonunun geldiğine ve ahiretin başlangıcına delildir. Allah’tan bir kelime olan ve Ruhu’l-Kudüs ile teyid edilmiş olan Mesih İsâ. Feyizli. İsa’nın nüzûlüne işaret etmektedir. göğe çekilme düşüncesine istinad edilmiştir. c. Ona göre Hz. Hz.Oysa onu öldürmediler ve asmadılar.”1779 ayetine ve “teveffa” kelimesinin ifade ettiği anlamlarına atfen Hz. “. c. başka bir mana ile tevil edilmesinin gerekli olduğunu savunmuştur. c. Ben İsâ b. İsâ(as)’nın nüzulüne ve kıyamete dair birçok hadis rivayet edilmiştir. kıyamet alametlerindendir. Onun zamanında Allah milletlerin hepsini helak eder.

Haz. noksandan kurtulup kemâle erişesin diye kulağını burar. 152. Müslümanlar onun üzerine namaz kılar. Şam’da Emevilerin. b. Bağdat’ta Abbasilerin emir olacağı umerâ devri. Bunlardan birincisi. Bu manada Mü’minler arasındaki ölüleri diriltmesi. Enbiyâ. ne Karun gibi yerlere geçer. o mülkü. Remzi Kitapevi. o nimeti buldu da hemencecik ayı ikiye böldü…”1786 “İsa. İsâ(as)’nın ölüleri diriltme mucizesi. 2/406. İsa’nın ölüleri diriltmesi bir metafor olarak ele alınmıştır. Müslümanların halifesiz ve imamsız kalacağı. Mesnevî. c. mana âleminde yol alması. yoksa seher yeli. 2. merdivenini buldu da dördüncü kat göğün üstüne çıktı. Mevlanâ. Mesnevî. s. Mevlanâ. ikincisi. sonra vefat eder. Mesela Hz. Kur’ân-ı Kerîm’e riayet edilmeyen cebâbire devridir. İstanbul 1957. duruluklar çıkarır.” Bknz. Divan-ı Kebir. Ölmeden önce ölmek olarak da tabir edilen bu anlayış. 48. ölümsüzlük vadisinde ikinci doğuş olarak da adlandırılırken. Kıbrısî’nin tabiriyle. 2. dördüncüsü. derinliklerindeki Hakk’ı(cc) keşfetmesi.”1785 hadis-i şerifi ve benzeri hadisler Buhârî ve Müslüm gibi muteber hadis kaynakları arasında yer almaktadır. Kur’ân ve hadise dayalı bu anlayışın yanı sıra. hiç eşeğe biner mi?”1787 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. dört büyük Halife’nin ardarda geleceği devir olan hulefa-i raşidin. b. tevazu konusuyla da ele alınır: “Meryem oğlu İsa. 1788 Hanbel. 1787 Mevlanâ. Müsned. 4/273. mutasavvıflar tarafından bazı mecazî manalar da verilmiştir. Hz.: Abdülbaki Gölpınarlı. ne İsa gibi göklere ağar(çıkar). Sen yerden. Hanbel. c. Cefakârlıkta bulunursan. aynı zamanda kendisine bir hedef ve yol göstermektedir. 349 . Bulanıklardan. “O. satımdan kaldın mı O(cc). fanî olan zevklerde ölüp. Muhammed. Osmanlı Padişahlarının halifeliği devralıp müslümanları idare edecegi mülûk deviri. Müsned. İsâ(as) anlayışına. inançsızlığın moda 1785 1786 Buhârî. yurttan alımdan. Lâmekân âleminde de. gönül alçaklığı göstermek için eşeğe bindi. Peygamber(sav)’den sonra kıyamete kadar yaşanacak devirler dört devir olarak özetlenmiştir. 920. Mehdi anlayışını dayandırdığı bir hadis-i şerife1788 göre Hz. İsâ(as)’da vurgulanan bu üstün varlıklara nisbeten eşeğe binmiş olması ise. zulmün ve küfrün arttığı. ilahi zevklerle dirilmesi demektir. mekân âleminde de seninle beraberdir. üçüncüsü. Ahir zaman alameti olan bu devir.1-7.kalır. 920. Cefalarını vefa yerine tutar. c. bir Mü’min için sadece bir kıssa değil.

Bu hadis çerçevesinde Hz. Beşinci devir olan Hazret-i Mehdi ve Hazret-i İsa Devri. Fiten 48. Bu esnada Deccâl zuhur ettiği için İsâ(as) nüzûl edecek ve Deccâl’i öldürecektir. Doğudan batıya tüm insanların duyacağı bu tekbir. Ramûz el-ehadis. diğerlerinden aşağı değildir. Kıbrısî. Mehdi(as)’nin zuhur etmesinden sonra olacaktır. O. Cebâbireden sonra ise Ehl-i Beytimden bir kimse gelir de. İsâ(as)’nın nüzûlü. s. Peygamber(sav)’in sancağı ve kılıcıyla Şam-ı Şerif’e dönecektir. 518. Mü’minlerin tekrar bir bütün haline gelip tüm dünya üzerinde adaletin ve Allah(cc)’a imanın yayılacağı devirdir. Kıbrısî’nin Mehdi(as) anlayışını dayandırdığı bir kaynak Râmuz el-Ehâdistir. Kıbrısî’ye göre Mehdi(as)’nin zuhuru ile İsâ(as)’nın nüzûlü arasında bir takım hadisat cereyan edecektir. Bunların ilki. c.”1789 Bu hadiste bildirilen Kahtani’nin kim olduğu ya da olabileceği hususunda Kıbrısî’nin bir izahı ile karşılaşılmamıştır. cebabire devrinin sonunda çıkacak büyük savaşı sona erdirecektir. hulefadan sonra umera. insanların gurur ve büyüklüğüne vesile olan tüm 1789 1790 Tirmizi. Müsned. 5. Tasavvuf Sohbetleri.olduğu bir devir. 220-221. ss. ss. küfür ordusu tarafından işgal edilmiş olan İstanbul’u tekrar fethedecek ve oradan Hz. 103-105. Ondan sonra da "Kahtani" gelir. Gümüşhanevî. O yeryüzünü adaletle doldurur. Bu tekbirle. Hambel. Mehdi(as)’nin getireceği tekbirdir. meliklerden sonra Cebâbire. cebabire dönemine kadar bildiren bir hadis şöyledir: “Benden sonra hulefa. cebâbire devrinin sona ermesine müteakiben. s. 1791 Kıbrısî. Muhammed(sav) ümmetini bir sancakta toplayacaktır. Beni gönderen Zata kasem ederim ki. Kaynakta Hulefa-i Raşidin döneminden. Mesela Sahibü’z Zaman(as)’ın (Mehdi) alacağı tekbir. umeradan sonra melikler. 1791 Genel hatlarıyla kronolojik olarak ifade etmeye çalıştığımız bu hadisatın detaylarında Kıbrısî’nin beyanları ve şerhleri önem arz etmektedir. 103. Hak Dost 4. 350 .1790 Daha sonra Mehdi(as).

104.”1794 Kıbrısî’nin burada beyan ettiği. 351 . 2920. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. bu anlayışını.1792 İnsanların gönüllerindeki tüm iman zaafları gidecek. 1793 Kıbrısî. garbî Roma ile şarkî Roma’yı (Vatikan ve Istanbul) fetheder. Ayrıca Bkz. a. İstanbul olduğu düşünülmektedir. el-Hakkânî.org/video/Bleif-In-Mahdi-082106.1793 Mehdi(as)’nin zuhurundan önce bahsedilen büyük savaşta. 1796 Müslim. bir tarafı karada olan bir şehir olarak tarif edildiğinden.. Osmanlı Padişahı dördüncü Selim. Mehdi(as)’nin aldığı tekbirlerden sonra İstanbul’u ve Roma’yı fethedeceğini şöyle ifade etmektedir: “… ‘Sonra. Kıbrısî. fethin üç kez “La ilahe illallahu vallahu ekber” denilince Müslümanlara açılacağını ve şehre girileceğini söylemiştir. farklı bir sohbette bu silahlara tank ve tabancaların da dâhil olduğunu anladığımız ifadelerle karşılaştık. s.teknolojik silahlar. 58. Fiten. 1296. Ebu Hureyre(ra). 1795 2006 yılında yapılan mülakata ait kayıtlar. Tasavvuf Sohbetleri. 30 Ekim 1918’de İstanbul’u işgal ettiler. Bu hadisde tarif edilen Konstantıniyye. s. ey Ashabım! Üç tekbir sesi duyulur ve benim temiz soyumdan kırkıncı neslimden. Bu görüşe göre. İstanbul’un Ruslar tarafından işgal olacağı beklenmektedir. Fiten. kutsal emanetler ve Konya ifadeleri. teslim alıp beline kuşanır. 93. video arşivimizde mevcuttur. Bu ifadeden kitle imha silahları anlaşılmıştı ancak.1795 Ahir zaman hadisatı ile Konstantıniyye’nin fethini haber veren bir hadisi şerifi naklederken.’ Akabinde derhal Konya’ya gelir ve orada ihtişam ve tazim içinde benim kutsal emanetlerimden mübarek kılıcımı son Selim olan Osmanlı Padişahı 4. öz be öz torunum olan Muhammedu’l-Mehdi(as) zuhur eder ve bu savaşı durdurup. Buna bağlı olarak Kıbrısî.saltanat.e. tekbir ve feth. Sultan Selim Han tarafından bizzat tören ile.g. hadise yapılan Aziziye Şerhinde geçtiğini ifade etmiştir. Ebediyete Davet. mecazî bir anlatımdır.’. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.izleveindir. yirminci yüzyılın başında kendi teknoloji ve güçlerini ilah gibi gören kuvvetler. işlemez hale gelecektir. buyurur ve ‘Allahu Ekber! Allahu Ekber! Allahu Ekber!’ tekbirleriyle hutbesini tamamlar. www.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. bunun gibi daha birçok Hadisler mevcuddur ki Riyazu’s-Salihin’de yazmaktadır. bu anlayışa istinad edilen hadiste geçmediği kanaatindeyiz. Bu tarih İstanbul’un 1453’ten sonraki ilk Müslüman 1792 Kıbrısî.1796 Bir görüşe göre bu hadis-i şerifte bildirilen tehlil. Dolayısıyla. bir tarafı denizde. 1794 www. s. yeryüzünde hakikate dayalı bir adalet ve nizam gelecektir. Tirmizi.

Müslim’de ve bazı kaynaklarda zikredilmiştir. Eskiden Amik Ovası bataklık içerisinde bir yermiş. Onlar saflarını teşkil edip savaşa hazırlanırken namaza kamet getirilecek. Bkz. Sonra üç ay içinde büyük muharebe çıktığında Mehdi(as)’nin çıkmasına üç ay var demektir. Peygamber’in Açıklamaları Işığında Deccâl ve Deccâliyyet. gayb Alman kuvveti çıkacak dedi. Şam’a geldiklerinde gerçekten çıkmış olacak. ahali de ordu da ikiye ayrılacaktır. Müslim. Sonra İstanbul fethedilecektir. 1798 Romalılar A’mak’a yahut Dabık’a inmedikçe kıyamet kopmayacaktır. fakat daha tam erimeden onu kendi eliyle öldürüp mızrağındaki kanını halka gösterecektir.” Ortada bir şey yokken hemen çıkacaklardır. üç bölük ordudur. Nesil Yay. 1/180. İskenderun Amik Ovasında büyük muharebe olur. Allah’ın düşmanı (Deccâl) onu görünce. Üçüncü bölük sebat eder ve Cenâb-ı Hakk’ın nusreti yetişir ve şol komünist ordularının hepsini süpürür geçer. birisi Türkiye meselesidir. Türkler sancağa girdikten sonra Allah’ın hikmetiyle kanallar açtılar ve bataklık kurudu. 352 . Komünistlik öldü ama komünistler hâlâ duruyor. Bu işgal Lozan antlaşması ile 1923’te. O temizlik olacaktır. bir hükümet gelecek üç ay komünist Rus tertibi olacaktır. Mehdî(as)’nin yetişmesine az kaldı.yönetiminden çıkışıdır. Fiten.1797 Bu konuya benzerlik arz eden bir diğer hadis. Bu orduyu Kıbrısî. İstanbul 2011. Onu o haliyle bıraksa tamamıyla eriyecek. 185. Cenâb-ı Hakk onlara ilahi nusretini gönderir. Büyük Şeyh Efendi Hazretleri. diyecekler. bizden esir alınanların arasını serbest bırakın: Onlarla harbedelim. Şam hudûdu açılır ve hudut kalmaz.1798 Müslim’de İstanbul’un fethini haber veren bu hadis-i şerif ile Kıbrısî’nin ifade ettiği fetihde benzer olan bir diğer husus ise. 33. Müteakiben onlarla harp edecekler ve üçte biri yenilgiye uğrayıp. silahsız olarak son bulmuştur. İstanbul’un fethi ve Deccâl’in zuhuru ve Hz. Murat. Hz. bir bölüğü döner kaçar. İsa’nın nüzulü bildirilmiştir. Hz. 1797 Sarıcık. ss. Gaziler kılıçlarını zeytin ağaçlarına asmış ganimetleri taksim ederken aniden içlerinde şeytan bağıracaktır: “Ne duruyorsunuz. ikinci bölük şehid olur. Müsned. suda tuzun eridiği gibi eriyecek. İbn Mace. lâkin bütün Türkiye değil. Müslümanlar da: hayır! Vallahi sizinle din kardeşimizin arasını serbest bırakamayız. ta İstanbul’a kadar açılır. 145-146. Onların iflâhı kesilecek ve bitecektir. Onların karşısına Medine’den o gün yeryüzü halkının en iyilerinden bir ordu çıkacaktır. cevabını vereceklerdir. Askerler saf bağladıkları vakit Romalılar bizimle. derken gökten Meryem oğlu İsâ inip onlara imamlık edecek.. gayb Almanın kuvveti bir taraftan Rus’un üstüne yürür. Mesihu’d Deccâl çıktı. Allah indinde şehitlerin en faziletlisi olacaklardır. Komünist ordularıyla İslâm askeri orada karşılaşacak deniyor. Fiten. ailelerinizi bastı. İslâm askeri üç bölük olur. Mehdi’nin zuhurundan önceki alamet içinde şöyle ifade etmiştir: “Vaktin sahibine vakit yakın geldi. Hadis-i şerifteki tehlil ve tekbir bu silahsız fethi haber vermiştir. Söz konusu hadis-i şerifte de Mehdi(as)’nin ismi zikredilmemiş. Hanbel. 34.

İhlas Matb. 2/4092. Kıbrısî’ye göre böylelikle dağılmış olan ümmetin yeniden hilafet sancağı altında toplanacağını ifade etmiştir. Canan. Kıbrısî’ye göre şek ve şüphe taşımayan bu haber. “Bir Selim gelir emaneti alır ve en son bir Selim daha gelir. İstanbul Tarihsiz. Kütübü Sitte.org/6 mayıs ilahi ihtar geldi.izleveindir. emaneti verir. 353 . İstanbul’a Sancak-ı Şerif’i almaya geldiğinde. s.. 6. ss.1802 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.Japon ise Çinin üstüne yürür. c. İstanbul’un tehlil ve tekbirle fethi olan 1923’ten sonra gerçekleşecektir. hilafet sancağını kaldıracak başka bir Selim’in deniz yoluyla İstanbul’a geleceğini söyler. 2012 yılında yapılan görüntülü sohbet. Mehdi(as)’nin zuhurundan önce beklenen bir cihan harbi anlamına gelmektedir. Mehdi(as)’nin İstanbul’dan emanetleri almasını. 1803 Komisyon. 1801 Sarıcık. Kıbrısî’nin ifadelerinde de açıktır. 139. 1802 Kıbrısî. Daha önce belirttiğimiz gibi “Aziziye Şerhi” olarak ifade edilen kaynağa atfederek iki Selim’den bahsedilir.1803 İkincisi. 1804 2006 yılında yapılan mülakatta beyan edilmiştir. Deccâl’in Horasanda ortaya çıktığına dair haber duyulması üzerine Mehdi(as) İstanbul’dan çıkacak ve Deccâl’in şerrinden kurtulmak isteyenlerin Şam. İlki. Osmanlı Tarihi Ansiklopedisi. 147-148. üçüncü cihan harbinden sonra gerçekleşecektir diyebiliriz. İslam hilafetini Mısır fethi ile alan birinci Selim Handır (Yavuz Sultan Selim). Mekke ya da Medine’ye gitmelerini söyleyecektir. video arşivimizde mevcuttur. 1800 İbn Mace. Dolayısıyla Deccâl’in zuhuru. s. Tasavvuf Sohbetleri. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 189 -200. O vakit Mehdî(as)’ye tekbir alsın diye emir verilir.”1799 Şeyh Nazım’ın bu ifadeleri. Deccâl ve Deccâliyyet. 14. ss. c. Bu anlayışın şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs ettiği. 147.” alıntısını yaparak ifade etmiştir. çokluk ifade etmektedir.”1800 Bu hadis-i şeriflerdeki haberleri mecazî olarak nitelendiren mezkur görüşe göre yedi rakamı. saltanat.1801 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre Mehdi(as). Daha önce de belirtildiği gibi. Konstantıniyye’nin fethi ve Deccâl’in çıkışı yedi ay içindedir. Büyük harb olarak tercüme edebileceğimiz “melhametu’l-kubrâ” bir hadis-i şerifte şöyle bildirilmektedir: “Büyük harb. cebâbire devriyle hilafet yıkılmış olduğu için. www. ikinci cihan harbinden sonrası için gerçekleşmediyse.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur.1804 1799 www.

yaygın ve paylaşılırdır. İsâ Mesih(as)’in ve Deccâl’in ahir zamanda zuhuruna işaret eden haberler ile iç içedir. s. sadece bir zümrenin tanık olduğu vakıayı. 354 . Yedi günlük bebek günde bir ay büyümek suretiyle yedi aylık olarak geldi. bir kısmı da bazı manevi tecrübelerine dayanmaktadır. Diğer taraftan bu tecrübe. Peygamberimiz(sav) onu Muhammedu’l-Mehdi diye tesmiye etti. Mehdi telakkisini görmemizde onun açısından bir sufî tecrübe olması hasebiyle çok önem arz ederken. Dolayısıyla. diğer kıyamet haberleriyle birlikte şerh ve tevillerine de dayanırken. Nazım Efendi. tekrar yerine döndürüldü. bu bilginin bilimselliği ve bunun gereği olan “yaygınlık” ve “paylaşılırlık” nitelikleri açısından tartışmalı görülmektedir. Onun buraya gelişi Sancak-ı Şerifi teslim almak için olacaktır. Sonra kendisi mübarek elini koyup.1806 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu tecrübesi. Ancak bu tecrübeyle edinilen bilginin paylaşılabilir olması. onu tesmiye için orada Peygamber Efendimizin(sav) ruhaniyeti ve evliyaların hazır olduğu bir mecliste içtima olup. Bununla birlikte tasavvuf ıstılahı. yaygın olması ise.Şeyh Nazım’ın Mehdi telakkisi. epistemoloji anlayışı da 1805 1806 Kıbrısî. 138. vaktin sahibi olduğuna dair ondan bey’at üzerine durup bütün evliyalar da orada bey’at ettiler. herkes tarafından tecrübe edilmesini gerektirir. Dolayısıyla Kıbrısî’nin Mehdi(as) hususundaki beyanlarının bir kısmı. Nazım Efendi bu zâtın. o bilginin fenomenal (olgusal) değil kavramsal olmasını. tecrübe edenler arasında. Ondan sonra burada (Yer altı Câmiînde) durdurulmadı. s. Hızır(as) o bebeği getirdi. bu tecrübeyi tadanların arasında bir kavramlar birliği oluşmuştur. Tecrübe anlayışı duyulara. vazifesi odur”1805 Nazım Efendi’ye göre Mehdi(as)’ye ait emanetler İstanbul’da bulunan evliyadan bir zât tarafından gözetilmektedir. Peygamber(sav)’den doğrudan emir alan tek velî olduğunu ifade etmiştir. Aynı eser. Mehdi(as)’nin zuhuru hakkında verilen haberlerin. yaşayabilecek her mü’mine açık olduğu kadar. 140. tanık olmayanlarla paylaşma sürecinde oluşmuştur. Hazreti Mehdi(as) yedi günlük olduğunda. Tasavvuf Sohbetleri. Mehdi(as)’nin İstanbul’a gelmesiyle alakalı bu tecrübelerinden bir tanesini şu ifadelerle paylaşmıştır: “Karaköy’de Yer altı Câmiî vardır.

hayatı anlatılırken ele alınmıştır. Ramazan. yaygın ve paylaşılabilir olmadığı gerekçesiyle önemsiz addedilen sufî tecrübe. 6457. onu bir yana bırak. Bizim amacımız misalin varlığını ispat etmektir.1807 Kıbrısî’nin tecrübesine bu açıdan bakacak olursak. dördüncü mertebesi olan misal (hayaller) âleminde gerçekleşir. Müşâhede âlemine ait her şeyin. tecrübeyi yaşayan kişinin hal ve davranışlarının terakki etmesi. Sahih. Hızırla(as). Sonra bir münâdî. Sahih. Sufî Tecrübenin Epistemolojisi. Bu o kadar önemli değil. Benzer şekilde bir sufi tecrübenin. Kıyamette ölümün koç suretinde 1809 getirilip kesilmesinin gerçekleştiği bu âlemdeki müşâhedelerin. Ertürk. hakikatleri orada sembolik olarak bulunur. 355 . cehennem ehlinin hüzün ve kederi de bir kat daha artar. Ancak. diğer bilimsel kanunlara ters olmaması gibi şartları vardır. Fecr Yayınevi. cehennem ehli de cehenneme vardığında. mana âlemindeki müşâhedelerin. Bu hâdise sebebiyle cennet ehlinin ferahı bir kat daha artar. Meşayıh-ı kiram tecrübelerinde ise. Hz. Şeyh Nazım’ın ve Hakkâniyye’nin özgün bir yönü olduğu görülmektedir. 638/1240)’ye göre bu tecrübeler. tecrübe ve/veya deneyle isbat edilmesi. ‘Ey cennet ahalisi! Artık ölüm yoktur. 1. 1807 Tafsilatlı bilgi için bkz. ister fasid olsun. Kıbrısî’nin Mehdi anlayışı İslami kaynaklarla mukayeseli olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Peygamber(sav) ve Peygamberlerle(as). mülk âlemine nisbeten anlamsız olmasınadır. İbn Arabî (v. Bu başlıkta. 1808 Bu tezde bkz. 1809 “Cennet ehli cennete vardığı. Mehdi(as) ile görüşme tecrübeleri. Cennetle cehennem arasında yatırılıp kesilir. Mesela bir bulgunun bilimsel olması için. yapısal açıdan duyu tecrübesi ile neredeyse aynıdır. Dolayısıyla zahir ulemasının eleştirileri misal âleminin varlığına değildir. bu âlemin varlığı kabul edilmektedir: “Öyleyse o ister sahih olsun. ashab-ı kiramla(ra). hal ve davranışları.duyu algılarına indirgemiş bilimsellik açısından. Buhârî. Bölüm/Nazım-ı Kıbrısî’nin Hayatı ve Eserleri. Ankara 2004. beş merteben oluşan varlığın. kutuplarla ve evliya-ı kiram ile manen görüşme tecrübeleri yaygındır. mülk âlemiyle çelişmesinden dolayı reddedilse de. İslamî hükümlere muhalif olmaması.” Bkz.1808 Bununla birlikte Mehdi anlayışının İslamî olup olmadığı ve büyük mutasavvıfların tecrübelerine aykırı düşüp düşmediği. Müslim. ıstılahta yer alması için. Onların eleştirileri. mevzu bahis olur. Ey cehennem ahalisi! Artık ölüm yoktur!’ diye nidâ eder. 43/2850. ölüm alacalı bir koç suretinde getirilir. benzer tecrübeleri yaşamış büyük sufilerin bildirdiklerine ters düşmemesi icab eder.

Bursa.1812 Mehdi’ye bey’at edilmesi hususunda bazı hadis-i şerifler vardır.”1814 1810 1811 İbn Arabî. Hz. Bunlardan birincisi. İstanbul. Bu bey’at Mehdi(as)’nin halifetullah olduğu yönünde olacaktır. Halep. Humus.1811 Kıbrısî’ye göre Mehdi(as). Dolayısıyla manevî bey’at hususu. Sünen. 356 . Konya. istememesine rağmen (bulunduğu yerden) çıkarırlar. Marifet ve Hikmet. Mehdî(as) kerametle yürür. oniki bin evliyanın yaptığı. manevî ve maddi olmak üzere üç çeşit. 1814 www. Medine halkından bir kişi koşarak Mekke’ye çıkar. 137. Kıbrısî. Trablusgarp. s. İstanbul’a yapacağı yolculuk esnasında. 140. 1813 Ebu Davud. 1812 www. ‘Ey insanlar. Bu keramettir. Allah’ın düşmanı Müslümanların düşmanı huruç etmiştir. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Mekke halkından bir grup onu. O emanetlerin pörsümüş hali gidecek ve Efendimizin(sav) zamanında nasılsa aynen öyle olacaktır. ey Mü’minler. Hama olarak yedi konakta da bey’at alacaktır. Medine ve Kudüs de dâhildir. İstanbul’da bey’at verir gökyüzünden bir seda gelir ki. rüya yoluyla birçok kişinin yaptığı manevî bey’atlardır. Şam. Bey’atlardan sonra Mehdi’nin yedinci konağı olan İstanbul’a varışını Kıbrısî şöyle ifade etmiştir: “Sancağ-ı şerîfi ve mukaddes emanetlerin hepsini alır. Tasavvuf Sohbetleri. ikincisi. Kıbrısî. Onun şerrinden kendini korumak isteyenler Şam’a gelsin’ Mekke. Arafat dağında. Üçüncüsü ise Mehdi(as)’nin maddî zuhurundan sonra Şam’da umumî olarak Müslümanların yapacağı bey’at olacaktır. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.izleveindir. marifet ehli sayılmaz. 129.”1813 Hadis-i şeriflerde manevî bey’attan söz edilmemektedir.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. Hacer-i Esved’le Makâm-ı İbrahim arasında ona bey’at ederler. bey’attan bahsetmiştir. Bunlardan bir tanesi Ebu Davud’da şöyle geçmektedir: “Halifenin ölümü anında ihtilaf olur.”1810 Mehdi(as)’nin zuhurundan sonra. s.izleveindir.Misalde zuhur eden şeylerin sahihliğine veya fasitliğine pek aldırmıyoruz… Bu âlemin mertebelerini bilmeyen. 5/94. hadis şerhlerine ya da Kıbrısî’nin tevilleri dayanmaktadır.

Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği bir hadisde. Îsa(as)’yı gönderdiğinde. İsa nüzul eder. 1.1816 Buhârî ve Müslim’de yer almaktadır. Bu hadiseler içerisinde Hz. Namaz kılacakları zaman ineceği ve Müslümanlara imamlık yaptıktan sonra. Mehdi ile Şam’da buluşur. Ondan sonra ise. Deccâl’in öldürülmesinden sonraki süreci. Deccâl’i Şam yakınlarında öldürür ve Hz. Şeyh Nazım şöyle ifade etmiştir: “Mehdi(as)’nin hükmü yedi sene sürer. Kıbrısî’nin beyanlarında doğu ve batı Roma’nın fethi konusunda detaylı izah ile karşılaşılmamıştır. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.Bu kronoloji içerisinde İstanbul’un fethi hadisesinden sonra Şam-ı Şerif’e dönüleceğini düşünecek olursak. Cenâb-ı Hakk. Kıbrısî bu buluşmayı şöyle ifade etmiştir: “Îsa peygamber gelinceye kadar Şam’da mahsur kalırlar. 1816 Buhârî. Mehdi(as)’nin arkasında durur ve namaz kılar. 11. Kıbrısî’nin buluşmaya dair beyan ettiği hadisler. Müslümanlar Deccâl’le savaşa hazırlanırken. Mesela Hz. 51. İsâ(as)’nın Deccâl’in çıkışından sonra ortaya çıkacağı.izleveindir. Hz İsa bütün dünyada kırk yıl hükmeder. Ebu Davut. Mehdi(as) namaz için mihrâba girer ama heybetli Îsa Peygamberin(as) geldiğini görünce mihrabtan geri çekilir ve mihrâbı işaret edip Îsa Peygamberi davet eder… Îsa Peygamber(as). Mehdi(as)’nin İstanbul’dan Şam’a dönmesi esnasında Deccâlin Kudüs'e gideceğini ve oradan tüm dünyaya küfrü yaymak üzere kırk günlük bir seyahate başlayacağını söyler.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. Deccâl’i kılıcıyla öldüreceği belirtilmektedir. Hz. İmare. daha önce belirttiğimiz diğer kaynaklarda mezkûrdur. Müslim: İmare. Îsa Peygamber(as) gökyüzünden sabah namazında iner. ümmeti Muhammedîden olduğunu tahakkuk etmek için. Hz. deccâl başlığında incelenecektir. İsâ(as)’nın İstanbul’un fethinden sonra. Kıbrısî. Bu zaman içerisinde kötü ve şeytani hiçbir şey kalmaz ve dünya adeta 1815 www. Kırk gün sonra Hz. İsâ(as)’nın nüzulü ile ilgili hadis-i şerif çok fazladır. Fiten. Hz. Fiten.”1815 Burada beyan edilen deccâl ile ilgili ifadeler. 34. 1817 Müslim. Hz.1817 Ancak bu eserlerde Mehdi ismi geçmediği için. 357 . batı Roma’nın fethine izah getirilmemiş olmaktadır.

umumî müfessirler tarafından Hz. Enbiya 49. Ahmed Ziyâüddin. 24. müfessirlere göre bazı ayetlere istinad edilmiştir. 36. Yedi veya sekiz yıl yaşar. bazı hadislerde ravinin tereddütüne göre beş. 110. Fiten. ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. Hak Dost 4. İsâ(as) olarak yorumlanmış ve Hz. ss. Cariyeler bile saygı görür. 1820 Nisa: 4/159. İsâ(as) mevzuunda beyan edilen diğer haberler. geride insanların kötülerinin kalacağı. 1108. Fiten.”1818 Mehdi(as)’nin yedi sene yaşaması yönündeki anlayış. dünya ve içindekilerden tamamından daha hayırlı olur. Sonra kötüler ve şeytaniler dünya üzerinde azar azar yeniden ortaya çıkar ve on yıl boyunca çoğalırlar. Nevvas b. kıyametin de bu insanların üzerine kopacağı ifade edilmektedir. Mevdudî. Mal sahih olarak verilir ve müsavaat üzere taksim edilir.” Yedi veya sekiz rakamında ravi (Hz. s. 431-432. Fiten. haçı kırıp. 4084. İbn Mace. Hülasâtu’l-Beyân. Davar çok olur. İsâ(as) Medine'de ruhunu teslim eder ve Peygamberimizin(sav) yanına defnedilir. adaletli bir hükümdar olarak Meryem oğlu İsa’nın aranıza adaletli bir hâkim olarak ineceği. 1821 “Nefsimi kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki. İsâ(as)’nın ölümünden önce. 103-105. Peygamberin şöyle buyurduğunu nakletmektedir: “…Beş. Allah güzel kokulu bir rüzgâr göndereceği ve bütün Mü’minlerin ruhunun kabzedileceği. Bkz. s. Ebû Said ra) tereddüd etmiştir.1819 Ancak Hz. 33.cennet gibi olur. O zaman mal öylesine çoğalır ki kimse onu kabul etmez. Hadisin en sonunda ise. domuzu öldüreceği. Hz. 31. Allah Zülcelal Hazretleri ona rahmetini indirir. “Ümmetimin sonunda Mehdi (as) çıkar. 21. Fiten. 4/182. Sem’an’dan gelen bir hadiste. uzun uzun bir takım şahıslar ve olaylardan söz edilmektedir. Müslim. Ramûz el-ehadis. Arz ona nebatını çıkarır. c. 242-243. 4088. yedi ya da dokuz sene hüküm sürecek ve doğu beldelerinden gelen siyah sancaklı adamlar onun (Mehdi’nin) ordusuna katılacaklardır. Müsned. ss. Tirmizi. 62. Fiten. 508. 59. Gümüşhanevî.3. Ta ki. c. Mezâlim. İbn Mace. tek bir secde. Mü’minler cennetten gelen rüzgârı teneffüs edip ruhlarını teslim eder ve kıyamet geriye kalan kötülerin ve kâfirlerin üzerine kopar. 358 . 1821 Konyevî. “Kitap ehlinden her biri. yedi ya da dokuz sene olarak bildirilen hadis-i şeriflerin birine dayandırıldığı kanaatindeyiz.”1822 hadisi ise bu anlayışın muhaddislerce kabul gördüğü kaynaktır.1823 Dolayısıyla 1818 1819 Kıbrısî. 1. 59. 1823 Müslim. cizyeyi kaldıracağı vakit yakındır. Mesela. Ebu Hureyre. 1822 Buhârî. Bu on yılın sonunda. Tirmizi. Tefhîmu’l-Kur’ân. İman. Hanbel. tüm insanların iman edeceği ve asr-ı saâdet misali bir altın çağın olacağı anlayışı kabul görmüştür. Kırk yılsonunda Hz.”1820 ayetinde geçen “gable mevtihi” ifadesindeki zamir.” Bkz.

Bu telakkilerin sonucu olarak Tarikat-ı Hakkâniyye meşayıhından tevarüs eden bir vazife çıkmaktadır. s. Peygamber(sav)’e miracda verilen ve bugüne kadar açılmayan sırlar açılacaktır. İbn Mâce. ahir zamanda vuku bulacak alâmetlerdendir. Fiten. s. büyük bir baştan çıkarıcıdır ve bu durum. ahir zaman ümmeti övülmüş olduğundan. Buna bağlı olarak. Hadis-i şeriflerde bildirilen deccâl. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 35. manevi tecrübelere ya da hadis şerhlerine değil. sırlar keşfedilecek ve yeryüzü adaletle dolacaktır.com/video arşiv/MSH-47-secretsMiraj-1-102406. 3. 1826 Sarıcık. c. yalancı mesih anlamına gelmektedir. deccâl olan mesih. Fiten. Deccâl ve Deccâliyyet.1832 sağ 1824 www. 997-998. hadis-i şeriflere dayanmaktadır. 2. hizmet edenlerin. 3.sufilive. c. s. gönüllerdeki imanlar kemale erecek. 1828 İbn Mâce. c. kadınlar (Hambel. Müsned. çok yalancı. 25. DECCÂL: Deccâl. c. 124. Müsned. Hanbel. Kamûsu’l-muhît. 33. Bununla birlikte Mehdi(as)’nin zuhuruyla. Binaenaleyh.2.Kıbrısî’nin bu ifadeleri. Hz. Kıbrısî. 1825 Buhârî. Farklı bir ifadeyle ahir zaman ümmetine kıymet kazandıracak olan nesne. pis ve necis yapan gübredir. onlardan olmak üzere dua etmektedir. Mehdi’nin saltanatını hazırlayacaklardır.1830 kıvırcık saçlı. 1829 Ona özellikle inançsızlar. münafıklar (Hanbel.1825 Bu manaya bağlı olarak elmesihu’d-deccâl. aralarında Mehdi(as)’nin bulunmasıdır. Fiten. “Doğu tarafından birtakım insanlar çıkıp.1826 Deccâl’in bir manası da bulunduğu yeri kirleten.” yönündeki bir anlayışa istinaden. 16. 224 359 . kızılca renkli. sahtekar demektir.1827 Deccâl ismi Kur’ân-ı Kerîm’de geçmemektedir. Lisânu’l-Arab. s. s. Fiten.1829 Deccâl. Hâlidiyye-i Hakkâniyye müridleri olması beklenmektedir. 67) ve yahûdîler (Müslim. Hz. onun Mesih gibi bazı kuvvetlerle donanmış olmasından ileri gelmektedir. 294. Feyruzabadi.1824 c. Müsned. 238).1828 Deccâl. 1827 İbn Manzûr. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs eden bu anlayışa bağlı olarak ahir zaman ümmeti övülmüştür.1831 iri cüsseli olup. 4. s.

İbn Haldun. İsâ ve Deccâl anlayışlarının metoforik anlatımını. Mevlanâ. söz konusu anlayışa bir misaldir. onu öldürerek ruhu ve azizliği temsilen İsâ(as). Müsned. metoforik kullanımlarla karşılaşılmamıştır. İsâ…”1837 “Ey zamanenin İsâ’sı. 544. 33. Enbiyâ. İsâ(as) ki. sağı ölü eyler”1836 dizeleri. 799. 1106/1694)’nin “Kimi İsâ nefestir. Niyazî-i Mısrî(v. 151. Tasavvuf Sohbetleri. Divân-ı Kebîr. s. 1831 Buhârî. Kıbrısî. 1832 Buhârî. 100. Tevhîd. 1839 Kıbrısî. 43. Nerede deccâle hançer çekecek Hz. Mevlanâ’daki gibi. Bununla birlikte Mevlanâ. Enbiyâ. söz konusu tanımlamasında.1835 Ancak bunlara ek olarak nefs ve zilleti temsilen deccâl. s. 506-507. İsâ(as)’yı. s. 320. 20. 2/135. Yazıcıoğlu. diğer gözü dışa doğru patlaktır. 1834 Buhârî. Ru’yâ. 105. 1838 Aynı eser. s. 1/195. 3/79. kıyameti kopması. 30. Kimi deccâl olup. ahir zaman hadisleriyle birlikte işlemiştir. deccâlin Horasan tarafından Filistin topraklarına geleceğini söylediği bir sohbetinde. Kıbrısî’ye göre İsrailoğulları kendilerine gönderilen Peygamberleri. Her peygamber ümmetine. Muhammediye. Hac.1834 Sufilerin deccâl anlayışı. 1835 Yazıcızade. Hz.1833 İki gözü arasında. 1837 Mevlanâ. Ru’yâ. gel de bize güzelliğinin efsununu oku da. 1836 Mısrî. Fiten. Melâhim. deccâlini öldürmüş kişi olarak tanımlar. 138-139. Müslim. 14. İslam Tasavvufu. c. b. Envaru’l-Aşıkîn. 173. Bkz. inkâr ettikleri için deccâli beklenen peygamber zannedeceklerdir. ss. dirilelim.”1838 Nazım Efendi’nin ifadelerinde. Müslim. Mukaddime. 87. Meryem(as)’in vasıtası olmaksızın coşup taşsın da onun yüzünden Hristiyanların gönülleri. 2. Libâs. s. Yılmaz. ahir zaman hadisleri çerçevesinde ele alınmıştır: “Nerde o nefesi kutlu Hz. 11. zünnârları koparıp atsın. 137. 68. deccâlini öldürmüş İsâ’ya benzetilirken. 3. eder ihyâ. 104. 1833 Buhârî. İsâ(as)’sı gökten inmiş. yazı bilen. b. yani Hz. Yahudiler ve İsrail halkından bir zümrenin ahir zamanda gelecek bir peygamberi beklemekte olduklarını ifade etmiştir. Fiten. 362-363. Hz. s. ss. bu anlayışlardan farklı değildir. İbn Hanbel.1839 katılacaklardır. 8. 103. Buhârî. bir metafor olarak zikredilmiştir. 360 . nefis yönünü zayıflatan. manevî yanını kuvvetlendiren kişiyi. Libâs. bu baştan çıkarıcıdan korunmayı emretmiştir. 20. Ebû Dâvûd. Tam ve Tekmil Divânı. 17. 33. bilmeyen her Mü’minin okuyabileceği biçimde “kâfir” yazılıdır. Mesela varlık vehmini tamamen ortadan kaldıran kişi.veya sol gözü kördür. 1830 Buhârî.

Sahih.1841 Dolayısıyla ahir zamanda zuhur edecek deccâli. kırk gün uzun bir zamanı ifade etmektedir. bir günde ne yapılabilirse onu yapar manasına gelir. gizli/açık şirk. Fiten. toprak da bol ürün verecek. 4.”1844 Bu süre zarfında yerin göğün. üçüncü günü bir hafta gibi. kendisine uymayan Mü’min bir genci kılıcıyla ikiye böleceği. emriyle kendine uyanlara yağmur yağdıracak. Bunların liderleri.1842 Nazım Efendi’ye göre deccâl. Bununla birlikte uğradığı harabeler içinden defineler çıkaracağı. 33. 362. ikinci ise bir ayda yapılabilecek tahribatı yapar. Peygamber(sav)’in meteforik anlatımlarındadır. ona uymayanlar son derece kıtlık içine düşeceği bir tasarrufundan bahsedilmiştir. 110. 1845 Müslim. kendisine secde edilmesini isteyecektir. deccâlin emrine uyacağı bildirilmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. 7. deccâlin ekseri tabileri Yahudiler olacaktır. 1843 Kıbrısî. c. Fiten. bir ok atımı kadar birbirinden uzak düşeceği.1845 Bir görüşe göre deccâlin bu hâkimiyeti ve süresi Hz. Gün. 137. adamın her parçası. bir yılda yapılabilecek tahribatı. dünyevilik. mucitleri.1843 Hadis-i şeriflerde deccâlin kırk gün hüküm süreceği kaynaklarda şöyle geçmektedir: “Bu kırk günün birinci günü bir yıl gibi. İbn Mâce. 1840 1841 Hanbel. kendilerine gönderilen kurtarıcı zannedecekleri yönündeki anlayışın istinad edilebileceği bir hadis-i şerife göre. Fiten. Bu görüşe göre deccâl. Deccâl hâkimiyeti esnasında. irtidada. 110. diğer günleri sizin günleriniz gibidir. 361 . Farklı bir ifadeyle ilk günü. İsrail’de kendisine ayrılan tahta oturduğunda dünyanın hâkimi olduğunu ilan edip.Hadis kaynaklarında kıyamet alametleri bildiren rivayetlerde deccâlin doğuda. 1844 Müslüm. ikinci günü bir ay gibi. Mekke ve Medine hariç tüm dün yaya kırk gün hükmedecektir. s. 1 ss. yöneticileri ise. toplum hayatından uzaklaştırmaya yönelten her şeydir. fitne ve imansızlık ile insanlar arasından hakikatin zıddında olan tüm fikir. yüzyıl başlarında zuhur eden ve bütün dünyayı dinsizliğe. hadislerde devir manasında olup. sonra ikiye bölünen bu adam deccâlin çağrısıyla yanına geleceği bildirilmiştir. Müsned. 20. Ladinilik. uzak bir yerde ortaya çıkacağı bildirilmiştir. Bu yer bir rivayete göre Horasan. dinleri. oluşum ve sistemler deccâlliyetir. Şam. 1842 Müslim. sonra bir haftalık ve sonra da.1840 bir rivayete göre İsfahan’dır.

Sonra Allah melaike gönderir. İsâ(as) kırk sene Efendimizin(sav) şeriatı üzerine hükmeder. Sonra Cenâb-ı Allah cennetten bir rüzgâr gönderir. sadece maddi hayatı görür. Veli .Mürid. 103-105. Kıbrısî açısından bir şey ifade etmez. Peygamber(sav) hadisleri olduğunu ifade eden Nazım Efendi. Ondan sonra İsâ(as)’nın zamanı on sene daha devam eder. İlim. kıyamet. Efendimizi(sav) ziyarete gider ve ruhu orada kabzolunur. onları defneder. Bilim ve teknikle yeryüzündeki tüm hazinelerin ortaya çıkması sonucu takipçilerine. 136-324. 1848 Bu tezde bkz.küçük deccâllerdir. Hak Dost 4. ruhunu teslim eder. 1849 Bu tezde bkz. hadis ulemasınca zayıf olarak nitelendirilmesi. Efendimizin(sav) ayağı ucuna defnolunur.1848 Çünkü onlar hakikat ilmine haiz. gerçek âlimlerdir. âlim ve evliya anlayışıyla da ilgilidir. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. Deccâl ve Deccâliyyet. Çünkü bu bilgi kendisine Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs etmiştir. tahricen değerlendirilmelerine bağlı olarak. Müslümanların iman ve fikir hayatlarını nifakla bölmesi ve öldürmesi ve bâtılla ihya etmesi gibi manalarda tevil edilmiştir. arkeolojiden jeolojiye tüm bilimlerin mahsulü olan yer nimetlerini arz etmesidir. 1846 1847 Sarıcık. deccâlin Mü’min genci ikiye bölmesi ise. 362 .Mürşid-d. Kâfirlere bir şey olmaz. aslında bir bakıma üstadlarının ve şahsının tevilleriyle şekillenmiş bir anlayışı beyan etmektedir. Farklı bir ifadeyle mürşidin terbiyesinde hakikati arayan mürid. Bir gözü kör olan bu kişiler ya da akımlar. İsâ(as). manevî hayata kördürler.1846 Tüm bu bilgilerin kaynağının Hz. ss. Bu yüzden rablik ilan etmeleri. mürid ve terbiye anlayışıyla ilgili olduğu kadar. lakin kıyamet alametleri her tarafta görünmeye başlar. ıslah ve yenilik adına kendine uyanlara hükmetmeleri söz konusudur. Makamlar ve Seyr u Süluk ile İlgili Kavramlar/c.1847 Bu durum Kıbrısî’nin mürşid. Bu görüşe göre. Bu anlayışa esas teşkil eden hadislerden bir kısmının.1849 Şeyhe tam teslimiyet ve bu haberlerden şüphe etmemenin önemli olduğu Hakkâniyye yolunda. ss. mürşidine kalben dahi muhalefet etmez. Tekrar küfür orada burada görünmeye başlar. Hep tevhîd ehlidir. Ondan sonra yeryüzünde o vakte kadar kırk sene içerisinde tek kâfir yoktur. Kıbrısî. Onu koklayan her Müslüman. b. yine hadislere dayanarak şu şekilde ifade edilmiştir: “…Allah deyenler bulunduktan sonra kıyamet kopmaz.

ss. Deccâl hakkında sahih. bu anlayışına dayanak teşkil edebilecek bir hadisi zikretmemiştir. bütün mü’minlerin ruhunun kabzedileceği. bir defasında Hz. ayrıca yeryüzünde meydana gelecek bazı güzellik ve bereketlerin görüleceğinden bahsedilmiştir. Bununla birlikte deccâlin Hz. Hak Dost 4.”1850 Nevvas b. Yeryüzünde yalnız kâfir kalır. onun bedensel özelliklerini ve yeryüzünde ne kadar kalacağını. Peygamber(sav) zamanında da sahabeler tarafından beklendiği. 85. Tirmizi. geride insanların kötülerinin kalacağı. Deccâl ve Deccâliyyet. Ebu Bekir’in(ra) deccâl vasıflarına uyan bir çocuğu dikkatlice tahkik ettikten sonra Hz. Fiten. İsâ(as)’nın soluğunu duyan her kâfir hemen ölecek. s. 1853 Bulut.1851 1994 yılında yaptığı bir sohbette Şeyh Nazım. zayıf ve merdud olmak üzere birçok hadis bulunduğundan. Mehdi(as) anlayışında da olduğu gibi. Sem’an’dan gelen bir hadiste. deccâlin Hint Okyanusunda bir adada zincirli olduğunu belirtmiştir. Hak Dost 4. İsâ(as) ona uyanların Ye’cuc ve Me’cuc ile savaşmalarından. Bu hadisten öğrendiğimize göre Hz. Rivayetin devamında Hz. 99. 182. Bu ve benzeri rivayetlere istinaden. kendi gözünün görebildiği yere kadar gidecek ve herkes onun soluğunu duyacaktır. Fiten. Ondan sonra mesih-i deccâlin peşine düşüp onu öldürecektir. Deccâl. c. 4. soluğu. Hadisin en sonunda ise. Hanbel. 1852 Kıbrısî. Müsned. s. bazı hadislerin şerhlerine dayandırılma ihtimalleri de vardır. s. Müslim.Namazlarını kılarlar. kıyamet onların başına kalır. Peygamber(sav)’in bildirdiği ahir zaman haberlerinden şüphe 1850 1851 Kıbrısî. uzun uzun bir takım şahıslar ve olaylardan söz edilmektedir. 363 . gelişiyle birlikte tabiatta ne gibi değişikliklerin olacağını anlatmıştır.1854 Dolayısıyla Kıbrısî’nin deccâl konusuna yaklaşımı. Ebu Bekir’e. Peygamber(sav)’e haber verdiği ve O’nun da Hz. s. deccâl hususundaki tevillerinde yanıldığını. 103-105. sahabenin de deccâli beklediği ve yanıldığı kanaati vardır. 110.1853 bu ifadelerin hadise dayandırılma ihtimali olduğu gibi.1852 Kıbrısî. 1854 Sarıcık. Hz. Allah(cc)’ın güzel kokulu bir rüzgâr göndereceği. söylediği kaydedilir. yeryüzündeki hızını. kıyametin de bu insanların üzerine kopacağı ifade edilmektedir. Hadis’e göre Hz. 192. 59. Peygamber(sav) burada ashabına deccâlden çokça bahsetmiş.

Bu on yılın sonunda. deccâlin öldürülmesinden itibaren. Şeyhinin de tasdik ettiği bu haberler. Hanbel. İsâ(as) Medine'de ruhunu teslim eder ve Peygamberimizin(sav) yanına defnedilir. Mehdi ile Şam’da buluşur. muhtelif tevillerden bir tanesidir diyebiliriz. Bu zaman içerisinde kötü ve şeytani hiçbir şey kalmaz ve dünya adeta cennet gibi olur. 1855 1856 Kıbrısî. Müslim. Mü’minler cennetten gelen rüzgârı teneffüs edip ruhlarını teslim eder ve kıyamet geriye kalan kötüler ve kâfirlerin üzerine kopar. 59. Kırk gün tamamlandıktan sonra Hz. 110. asıl olan şüphe etmeden beklemektir. Hz İsa bütün dünyada kırk yıl hükmeder. Fiten.1855 Deccâl’in öldürülmesinden sonraki hadisatın muteber kaynaklarda geçen hadisi zikretmiştik. deccâlı Şam yakınlarında öldürür ve Hz. s.etmemek üzerine kurulu olduğu görülmektedir. Müsned. Ancak bunlara ilaveten manevi tecrübelere dayalı teviller de bulunmaktadır. Hak Dost 4. Şam. Mehdi(as)’nin hükmü yedi sene sürer. 103-105. Sonra kötüler ve şeytaniler dünya üzerinde azar azar yeniden ortaya çıkar ve on yıl boyunca çoğalırlar. Mekke ve Medine hariç tüm dünyaya kırk gün hükmetmesi bu çerçeveden haberlerdir. şuan gerçekleşmese bile. 4. c. Tirmizi. Deccâl’in Hint Okyanusunda bir adada zincirli olması ise tecrübeye dayalı tevil nevinden heber olma ihtimali yüksektir. Kıbrısî. Fiten. ss. 364 . Mehdi(as) ve İsâ(as) başlıklarında yeri geldikçe değindiğimiz hadisat içerisinde deccâlin malum sonu bildirilmiştir. Kırk yılın sonunda Hz. İsâ nüzul eder. Deccâl Kudüs’e gider ve oradan tüm dünyaya küfrü yaymak üzere kırk günlük bir seyahate başlar. kıyamete kadar uzanan süreci şöyle ifade etmiştir: “…Bu arada. 182. Bu haberlere bağlı olarak yapılan günlük teviller gerçekleşse de gerçekleşmese de. Deccâl’in Horasan tarafından zuhur etmesi.1856 Özet olarak Kıbrısî’nin deccâl anlayışı. bu hadisler çerçevesindedir ancak. Ondan sonra ise. muhakkak gerçekleşecektir.

kabir ziyareti yapmak. es-selefiyyetu’l-Vahhâbîyyetu. Sudi Arabistan’ın Necid bölgesinde ortaya çıkmıştır. Işık Kitabevi. Faruk Meyan. Muhammed. Ali b. Tashihü’lmesâil. Teymiyyecilik ve Vehhâbilik. 728/1393) sıkı takipçisi addedilen Abdullah İbn Vahhâb’ın (v. Teymiyyeciler ve Vahhâbîler arasında zımnen mevcuttur. Abdulhamîd. New York 2004. men edilmiştir. Bu görüşü savunan meşhur eseri Kitâbu’t-tevhid. Hz. Teymiyyeci yaklaşımın devamı niteliğinde olan Vahhâbîlik anlayışında ise. Press. Kıbrısî’ye göre Yahudilerin uydurduğu bir yoldur. İslam’daki ruhaniyeti reddeden Vahhâbîler için Peygamber. evliyayı ve manevi mertebeleri reddettikleri için Vahhâbîler. İstanbul 1977.1858 Mezhep dışı olan Vahhâbîlik.d. Allah’ı cismanî varlık olarak tassavvur etmek olan tescim anlayışı ve Allah’ı mahlûkata benzetmek olan müşebbihe anlayışı. tescim ve teşbih inançlarına dayanmaktadır. mevlid-i şerif okumak. İstanbul 2002. kabir üzerine türbe yapmak. Zeynî. Işık. ekser tevhid anlayışını reddeden bir tevhid akidesi üzerine kuruludur. Hasan. Delong-Bas. Bu anlayışa göre. ulema ve halk tarafından çok tepki görmüştür. Muhammed Fadlürrasul. İbn Teymiyye’nin (v. yüzyılda. Ahmed b. İstanbul 1976. Vahhâbîler hakkındaki bu düşüncelerini 1857 1858 Natana.. Beyrut. Hüseyin Hilmi. Berekat Yay. günümüz Müslümanlarının maddeperest inanç ve yaşantılarının müsebbibidirler. Dehlân. Vehhâbiyye Nashiyat. 1207/1792) adına nisbet edilen Vahhâbîlik. postacıdan ibarettir. Oxford Unv. Peygamberi normal insanla bir denk gördükleri.: A. Allah(cc) üzerine yemin etmek ve isitiğase (imdat dileme) büyük günah addedilerek. elVehhabiyyetu fî suretiha’l-hakikiyyeti. Beyrut 1995. İhlas Vakfı. 18. Peygamber(sav)’e seyyidina (efendimiz) demek. ekseri İslam ulemasını tekfir etmiş.. Polat. Bu anlayışın bir sonucu olarak Teymiyyeciler bir tevhîd anlayışı geliştirmiş. tevessülü ve nezri (adağı) şirk kabul etmiştir.1857 Bir görüşe göre Vahhâbîliğin Allah akidesi. Fazilet Neşr. İmare. Ter. 1744 yılında Suûdî Devletinin kurucu ailesi tarafından destek gören bu düşüncenin kurucusu. Daru’l-İmâm-ı Ravvas. Wahhabi Islam. es-Selefiyyetu. Sagafi. Abdülkerim. İstanbul 1976. 1792 yılında vefat etmiştir. Tunus. 365 . Sâib. Dâru’l-Marife. Vahhâbîlik: Vahhâbîlik. edDuraru’s-seniyye fî reddi ale’l-Vehhâbîyyeti. el-Gadiyr.

Abdullah Halidî Nakşibendî. kendisine oğul istediğini söylemiştir. 1864 www. İstanbul 2002.com/İngilizce Sohbet Tercümesi/17. Kitâbu’lBehceti’s-seniyye. 366 . Hani. Yahudilerin dinlerini maddeleştirerek yaptıkları buzağı örneğini vermiştir. 1862 Bakara: 02/125.1860 Hakkâniyye çevresinde de sık sık yapılmaktadır. Vakfu’l-ihlâs. 1863 Âli İmrân: 3/38. Bu tür konularda genellikle zahiri yorumlar getiren Vahhâbîliğe karşı reddiye ve eleştiriler.1864 1859 1860 el-Hakkânî. birçok sohbetinde tenkid etmiştir. Mekânın mekîn ile şeref bulmasına bir delili ise Meryem(as) kıssasından getirerek Zekeriyya’nın(as). Muhammed b. “…Sizde İbrahim’in makâmından bir namaz yeri edinin. mevzunun Vahhâbîliğe gelme ihtimali çok yüksektir. orada mekân tutandan kaynaklandığını söylemiştir. 1861 Atay. Ebediyete Davet. 108-109.06. mürîdlerin kötülükleri Vahhâbîlik olarak genelledikleri tespit edilmiştir. “Orada Zekeriyya Rabbi’ne şöyle dua etti…”1863 âyetinde orada anlamında olan “hunalike” kelimesine atfen insanların mübarek yerlere gitmesinin İslamî olduğunu ifade etmiştir. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. Meryem(as) ile şereflenen mekânda. Dolayısıyla Vahabîlerin bu tür ziyaretleri engellemelerini. s.hakkanipost.2011. Bu çalışmaya göre mürîdler.paylaşırken Nazım-ı Kıbrısî.1861 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Hakkâniyye içinde yapılan bir antropolojik çalışmada. birbirlerinde gördükleri yanlışlıkları “Vahhâbîlik yapma!” diyerek uyarmaktadır. son dönem mutasavvıflarında olduğu gibi. Selamet Yanlız Göklerden Gelir . İslam’ın batıni yönüyle ilgili izahlarda. Şeyh Nazım sıklıkla eleştirmiştir.1859 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbetlerinde. “şerefu’l-mekân bi’l-mekin” ifadesini kullanarak mekândaki kutsiyetin.”1862 âyetine işaret ederek mekânlara atfedilen bu kutsiyete Kur’ân’dan delil getirmiştir. Bu reddiyelerden birisi için bkz. Kutsal mekânları red eden selefî düşünceyi eleştirirken Şeyh Nazım. Vahhâbîlerin mukaddes mekânları ve türbeleri İslam dışı addederek yıkmalarını. ss. 286.

1868 aldatan. elbette onların hepsini azdıracağım’ dedi” Sâd: 39/82-83. 1870 “O zaman sizi. tarafından bir emniyet olmak üzere hafif bir uykuya bürüyordu ve üzerinize gökten bir su indiriyordu ki. s. 1867 Meryem: 19/44. kalblerinizi pekiştirsin (kendine bağlasın) ve bununla ayakları(nızı) sâbit kılsın” Enfal: 8/11 . onların Cennet’ten kovulmalarına sebep olan. 513. içlerinden ihlâslı kulların hariç. s. Ta’rifât. 1875 “İblis. 1878 Hucvirî. 1868 “O (şeytan) size ancak kötülüğü.1876 iblistir. Isfehanî. İran. onu ise çamurdan yarattın’ dedi” Sâd: 39/76. Şeytan: Şeytan. bununla sizi temizlesin. Allah(cc)’tandır. s. c. Hz. insan için apaçık bir düşmandır. 135. çirkin işleri ve Allah’a karşı. 1873 “Ancak İblis.” Bakara: 2/169. s. 120. Şeytan’ın Cennetten kovulma hadisesini bildiren ayetlerde adı. 1866 “Derken şeytan onları(n ayaklarını) oradan kaydırdı da içinde bulundukları şeyden (o nimetten) onları çıkardı.1867 insanlara kötülüğü ve çirkin işleri emreden. 7. ‘Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver’ dedi” Sâd: 39/79. uzaklaşmak anlamına gelen “şe-ta-ne” kökünden türetilmiştir. Âdem(as)’e secde etmeyerek Allah(cc)’a asi olan.1874 Allah(cc)’tan mühlet isteyen. Havvâ ve Şeytan!) Birbirinize düşman olarak inin!” Bakara: 2/36. Beni ateşten yarattın. 1872 “Ve böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık…” En’am: 6/112 . Curcanî.1875 insanları saptırmaya and içen. sizden şeytanın pisliğini (vesvesesini) gidersin. 1877 Kuşeyrî. nefisten daha tehlikeli değildir. Lisânu’l-Arab. Müfredât. 1871 “… Çünki şeytan.1871 insanlardan ve cinlerden bir grup1872 olarak zikredilmiştir. 1869 (Şeytan) onlara (uzun ömür. 1209. Allah(cc) kimi seçer ve faziletli kılarsa üstün olan odur. Cennette iken. ‘Senin şerefine andolsun ki. Nisâ: 4/120.1870 apaçık düşman. s. şerri ruh.1877 Şeytan’ın lanetlenmeden önceki üstünlüğü kendinden değil. 1874 “İblis. 146. Âdem ve Havvâ(as)’yı harama ikna eden. Tasavvuf ehline göre şeytan. Keşfu’l-mahcûb. Hâlbuki şeytan.1869 vesvese veren. Kamûsu’l-muhit. 236.1865 Kur’ân-ı Kerîm’de şeytan. gadap ateşi. Bunun üzerine (biz onlara) şöyle dedik: (Ey Âdem. onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez. ateşten yaratılmış mahlûk gibi manalara gelmektedir.” Yusuf: 12/5. ardı arkası kesilmez dünyalık emeller) va deder ve kendilerini boş temennîlere sevk eder.1873 buna sebeb olarak kendisinin üstün olduğunu iddia eden. Şeytan kelimesi lügatte. İblis olarak da zikredilmiştir. 1876 “İblis. er-Risale.1866 Allah’ın emrine asi olan. bilemeyeceğiniz şeyleri söylemenizi emreder.1878 1865 İbn Manzûr. 261. s. s. saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı. Komisyon. Mu’cemu’l-vasît. Fussilet: 41/36 . ‘Ben ondan daha hayırlıyım.” Hicr: 15/31 . 367 .e. Firuzebadin.

Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre. ilim sahibidir. Ancak İblis. Hak Dost 4. Böylelikle.1882 Şeytanın bu aldatmalarına en çabuk düşenler. s. zahide başka. Tasavvuf Sohbetleri. Tasavvuf Sohbetleri. Kur’ân-ı Kerim’de bildirilen “Şeytan ameli”1884 insanları rahatlık ve özgürlük vaadiyle kandıran Şeytan’ın onlara işlettiği tüm İslam dışı amellerdir. Şeyh Nazım’a göre şeytanın ilmindeki hakikat. hatayı Allah(cc)’a atfetmiştir. iblisin insanlara tuzak kurma konusunda mahareti vardır. 1884 Kasas: 28/15. Âdem(as)’e secde etmediği zaman. 1882 Kıbrısî. kendi beraatını ilan etmiş ve bu suçu Allah(ac)’a yüklemiştir. insanları gaflete sürüklemeye çalışır. Hz. bu zelleyi işlediğinde. edep dairesinden dışarı çıkmıştır. ss. İnanan insanlar için kurduğu gaflet tuzağında ise bâtıl bir fiili işlemeye sürüklemek vardır. “(İblis): ‘Öyle ise beni azdırmandan dolayı (ben de) mutlaka onlar(ı saptırmak) için. A’raf: 7/16. Ancak bu anlayışın somut bir göstergesi olarak verilen misal. hatayı kendinde görür. âbide. bu noktada. 90. müşrike. “İlim-Âlim” başlığında ebeb. 368 .1879 Bu anlayış. Bu izaha göre yasak ağaç meyvesinden yiyen Âdem(as). İnanmayan insanlara kurduğu gaflet tuzağında onları inanmaya sevk edecek düşünce ve fikirlerden gaflete düşürür. 144-145. Ancak ondaki ilmin hikmetten uzak bir ilim olmasından dolayı.1881 İblis. hikmet ise ilmin ruhu olduğundan. İlim sahibi olmasına rağmen hikmet sahibi olmayan Şeytan. Allah’ın af ve merhametine sığınarak. mühimdir. münafıka başka 1879 1880 Kıbrısî. s. Allah’ın emrine uymayarak. 33.1883 Nazım Efendi’ye göre. hikmet sahibinde edeb zaruridir. boş duran ve bir işle uğraşmayan kullardır. Âlime. hikmet ve marifet kavramları merkezinde incelenmiştir. Bu fiiller vesilesiyle inanları iman dairesinden çıkarır veya çıkanları orada tutar. Âdem(ra)’in ilmine nisbeten izah etmiştir. secde edenlerden olmamıştır. Bu manada İblisin lanetlenmesine sebeb olan.Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre Şeytan. 1881 Kıbrısî. senin dosdoğru yoluna oturacağım!’…”1880 ayetinde iblis. Çünkü Kıbrısî’ye göre. onun haiz olduğu ilmin ruhsuz olmasıdır. fasıka. 135. edepsizlik yapmıştır. s. Hak Dost 4. 1883 Kıbrısî.

Bu kalbi ehsas ve efkârın müspet iken menfiye dönüşmesinden başlayarak. İlyas. Ebediyete Davet. Şeytan. 39. iyi ve kötü arasında temyiz zafiyeti yaşaması için vesveseler verir. insanı gaflet haline düşürerek. s. elest bezmindeki misakından gaflete düşmüş. 12. insanları tarih boyunca karşılaşılan harb. Bu tuzağa düşen Mü’min içinde bulunduğu durumu anlamlandıramamış olur. böylelikle teyakkuzdan gaflete düşürmüş olur. Bu görüş üzerinde İslam uleması ittifak etmiştir. insanların imanlarını almak için onları öfkelendirir ve kavgaya sürükler. Çünkü bu aldanmanın içinde bulunduğu müddetçe insan. nefsine. Şeytan. İman edenlerin gafletleri kalblerinde geçen düşünce ve hislerde başlar. Nazım Efendi’ye göre Şeytanın hedefi. 99-101. Şeytan. hakiki kul olmaktan da uzaklaşmıştır. milletleri büyük harplere sokarak imanlarını toplu olarak yok etmektir. fesat ve fitne ortamına sürüklemeye çalışır. elinden almak ister. iman etmeyen insanın iman etmesine vesile olabilecek her türlü fiilden alıkoymak için çabalar. İman eden kulun içinde bulunduğu hal ve durumu anlamlandıramaması için çalışan Şeytan. 1887 Çelebi. Tasavvuf Sohbetleri. davet etme. s. 145. insanların hayatını kısaltarak.1886 Gaflet bahsinde irdelenen iki çeşit gaflet anlayışından hareketle Şeytanın kuracağı tuzak da iman edenler ve iman etmeyenler için farklı şekillerde olabileceği şeklinde yorumlanabilir. 162-165. Aynı eser. süslü gösterme ve aldatma üzerinden yapar. onun bedenî rahatsızlıklara maruz kalmasına sebep olabilecek kuvveti vardır. insan üzerinde cebri bir otorite kuramaz ancak.1887 Şeyh Nazım’a göre şeytan. 1888 el-Hakkânî. 369 . insana işlettiği kötü amelleri cebri bir hâkimiyet üzerinden değil. ss. dünyaya veya hevasına kul olmayandır. şeytanın tuzaklarıyla doludur. Dolayısıyla şeytan. Şeytan.1885 Şeytan’ın bu oyunlarına aldanmayan kişiler. ss.oyunlarla yaklaşır. İbn Teymiyye’nin de mutabık görüşüne göre şeytan. TDV İA. şeytana. bunların amel olarak zuhur etmesine kadar geçen süreç. c. Şeyh Nazım’ın ifadesiyle.1888 1885 1886 Kıbrısî.

Şeyh Nazım’a göre iblis. Kullarının arkasına düşmesin. Benim ümmetim buna mücahede ederek. orada aklı başından gidip. bu ümmetin arkasından koşup onları azdırdığı. başka bir hikmet daha vardır. başka bir kavim yaratacaktım …” Bkz. dışarıda taşın altında kıstırılmış bir alamet var… ‘Ya Rasullallah! Bu melanet bana bugün bu hileyi yaptı.g. s. Bu senin kullarını rahat bıraksın. Efendimiz(sav) baktı ki. 1893 Aynı yer. 1894 Kıbrısî bu menkıbeyi şöyle nakletmiştir: İbrahim bin Ethem: ‘Ya Rabbi. Edhem (v. ihtiyar olan kimsenin önüne geçmezdi. 1891 Kıbrısî bu menkıbeyi şöyle nakletmiştir: “Sultanu’l -arifin Bayezid-i Bistâmî Hazretleri Kâbe-i Muazzama’nın kapısının halkasını tutmuş: ‘Yeter ya Rabbi! Yeter bu şeytanın.” Bkz. O sallana sallana. Farklı bir ifadeyle şeytanın aldatmasıyla Mü’minlerden asi olan kullar. adım adım yürürken Mescid -i Saadetin kapısına vardığında. Tasavvuf Sohbetleri. Allah(ac)’ın bilinmeyen merhametinin. Kıbrısî. O zaman ‘Allahümmağfirli’ dedi…” Kıbrısî. 76. bilinmesine vesile olur. onları şerrin en dibine sürükler. Ali Efendimiz öfkesinden onu tutuğu gibi orada bulunan büyük bir taşın altına kıstırdı. 73. Dolayısıyla iblis.e. insanların içindeki muhlis kulların bilinmesine vesile olur. o şeytana uymalardan tutacak olsa idim. s. iblis ekmektedir. Sen bu şereften kendini mahrum etmek istersin. Sabah namazına giderken kapıyı açtığı gibi önünde bir ihtiyar bulmuş.. ismet istiyorum’ demiş. Bu şerefe vesile olan günahların tohumlarını. İçeri girdi namaz kıldı. a. baygın düştü. kul için tevbe ve şeref vesilesi olmaktadır. Kıbrısî. Ali(ra)’ye. kul ile Allah ilişkisinde günah ve tevbe. 74. Allahümmağfirli demesi kula şereftir. ‘Ya İbrahim! Gaffar oluşum kimin için olacaktır?’. şeytanın yaratılış hikmetini izah etmiştir.’ Peygamberimizin ona cevabı: ‘Ya Ali! Yol kesici olma..g. Bu şeytanı artık azlet.g. s. bu görüşünü ise bir sohbetlerinde İbrahim b. o günahlardan.e. ss. Hz.1895 1889 1890 Kıbrısî. bu dünyada. kul için bir şereftir. 162/779) menkıbesi1894 üzerinden izah etmişir. a. Farklı bir ifadeyle şeytan. 370 . O zaman istiğfar fazilettir. 74. Bilmeyenler için ise yüktür. Kıbrısî bu menkıbeyi şöyle nakletmiştir: “Bir gün Hz.1893 Kıbrısî’ye göre. Üzerindekine mesafeler kat ederek makâmlar kazandırır. Kıyamet gününe kadar ümmetler buna tükürsün. 1892 Kıbrısî. Hitâb-ı İzzet geldi ki: ‘Ya Bayezid! yukarı bak’ Ebu Yezid yukarı baktığında. ‘Ya Ebu Yezid! Bu rahmet denizini Bana asi olan kullar için ayırmışım. Bu manada iblis. Ben bir rekatı kaybettim. Tasavvuf Sohbetleri. Bu rahmeti burada asilere vermek için tutuyorum… Bu kulları. İblis hakkında verdiği bir nasihat1890 ve Bayezîd-i Bistâmi Menkıbesi1891 üzerinden Nazım Efendi. Ali Efendimiz sabah namazına çıkıyor. s. Onun için bunu oraya hapsettim. Hz. a. O ihtiyarın da mescide değil de diğer tarafa saptığını görünce anladı ki. indallahtan olan bütün rütbeleri alacaklar. Paygamberimizin(sav) ‘Allahu Ekber’ diye ikinci rekata kalktığını gördü. Sen kendini bu faziletten mahrum etmek istiyorsun. o iblistir. Hz. hikmetini bilenler için binektir. Bilmeyenlerin üzerine binen iblis. sen bana el açmayacaksı n.1889 Peygamber Efendimiz(sav)’in. Allah(cc)’ın rahmetinin tecellisine vesile olur. Ben bu rahmete veya hiçbir şeye muhtaç değilim. Dışarı geldiklerinde.e. Ali Efendimizin edebi..1892 Şeyh Nazım’a göre iblisin yaratılışında. Nazım Efendi. 73-74. Masum olduğun vakitte.

Rûhu’l-beyân. Kıbrısî. güçlü zanneder. c. “aydınlanma” ve Rönesans gibi hadiselerin bir sonucu olarak Avrupa ve Amerika’da görülen yenileşme hareketi. 1901 Bursevî. 2895-2896.Şeyh Nazım’a göre İblis zayıftır. iblise sorgusuzca teslimiyetin temel sebebidir. 76. Siyasî ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar f. 1897 Aynı eser. siz de davetimi kabul ettiniz.1897 Kıbrısî’nin bu görüşü. ancak onu dost ve koruyucu edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. 371 . Bu ayette bildirilen dost. “(Hesaplar görülüp) iş bitince. şeytanın tasallutu altına girmiş olanlar ve ona itaat edenler (Şeyâtine’l-ins veya evliyâu’ş-şeytan) olduğu yönünde tefsir edilir. kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın. Biraz karşı koymaya çalışılırsa.1.g. iblise galib gelinir. 1899 Vehbî. 1900 İbrahim: 14/22.1899 Bu konu ile alakalı başka bir ayet şöyledir.. kahır ve galebe anlamında bir hâkimiyet kuramaz. 162. deniz ötesi ticaretlerin. Onun gücü ve etkisi. Hulasâtu’l-beyan. s. Modern Çağ ve Modernizm: Bilimsel gelişmelerin.. Kendinizi kınayın… ”1900 Bu iki ayeti beraber ele alan Bursevî’ye (v. s. iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde gücü ve etkisi yoktur. 10. hiçbir insan üzerinde. Beni kınamayın. ona karşı hiç mukavemet göstermediği için. s. 67. İnsanlar. Ben sadece sizi davet ettim. ss. “yeni olma” anlamına gelen. a.1901 f. 1137/1725) göre şeytan. bilim. s.e. Mü’min ya da kâfir.”1898 ayetine dayandığı şüphesizdir. Tasavvuf Sohbetleri. 1898 Nahl: 16/98-100. demokrasi. Gerçekten onun. 7.1896 Ancak Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre günahları olağan bir şey kabul etmek. onu. c. modernleşme olarak tabir edilmiştir.“Kur’an okunduğu zaman. coğrafi keşiflerin. ulus devletler ve kapitalist üretim sistemi 1895 1896 Kıbrısî. şeytan şöyle diyecek. Ancak kâfirler üzerinde. Teknoloji. şeytanın davet etme ve süslü gösterme anlamında bir gücü vardır. Allah(cc)’ın yardımıyla. 162.

tüm dünyaya yayılan lâdinî düşüncelerdir ve bunlar. 1904 Aynı eser. 56. giderek düşünceyle duygunun arasını açtılar. Bu bağlamda modernizm. Yüzyıl ve 21. daha çok düşünce. Müslümanların hak olmayan bir davayı gütmeleri ile içlerinde ayrılığın ve bölünmenin getirdiği zulmün acısını yaşamaktadırlar. Kıbrısî’nin içinde bulunduğu zamanı ve olayları tanımlamasında da anahtar kavramlar olmuştur. sadece Osmanlı tebasını değil. kendi başına tarihî. Bu kavramlar 20. sömürgecilik ve Avrupa emperyalizmi ile küresel bir boyut kazanırken. Modernite. Türkiye Cumhuriyeti’ne tevarüs ederken geçmişe ait değerleri tamamen tahribetmiştir. Modern çağın İslam coğrafyasını etkilemesinden önce Müslümanlar ümmet şuuruyla bir şemsiyede toplanmışken. Kıbrısî’ye göre modernizm ve modern çağ olan 20. Kıbrısî. Yüzyıl içerisinde cereyan eden ekser hadisat ile ilgili olduğu için. Hak Dost 4. ss. Anadolu Üniversitesi Yay.. Avrupa ve Batı sözcükleri ile eş anlamlı olarak kullanılagelmiştir.1903 Kıbrısî’ye göre modernizm. duygu yapısı gereği akıl dışı nitelendi. içlerinde milliyetçilik davası girmiş. Osmanlı Devletinden. bu düşünce akımından dolayı ayrılıklar ve bölünmeler başlamıştır. Osmanlı Devleti ve tebası bulunmaktadır. dünyadaki değişimlerle birlikte müşahede etmesiyle alakalı olduğu şüphesizdir. ss. Yalnız düşünce akla uygun kabul edilip. Çağdaş Sosoyoloji Kuramları. Rönesans’tan beri Avrupa kültür tarihinin geliştirdiği sistematik bir süreci ifade etmektedir. Eskişehir 2013. Kıbrısî’nin Osmanlı Devleti vatandaşı olarak dünyaya gelmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş sürecindeki değişimleri.1904 Kıbrısî’nin bu konulardaki tahlillerinin merkezinde.1902 19. Ancak benzer düşünceyi bir bâtılı gözüyle Eric Fromm da şöyle ifade etmektedir: “Descartes’den başlayarak insanlar. ve 21. Bu durum. Yüzyılın ortalarından başlayıp. politik veya sosyolojik bir kavram olmamakla beraber geleneksel olana ve geçmiş kültürlere karşı duran ve mentalite değişikliğini öne çıkaran bir kavramdır. Yüzyılın başlangıç seneleri. 372 . 1902 1903 Bkz. Komisyon. “modern çağ (!)” olarak tabir etmektedir.55. eleştiri ve edebiyat alanında çıkan akımlar için kullanılırken modernite.gibi oluşumları hatırlatan modernleşme. 124-125. “batı” kavramı ile özdeşleşmiş. sanat. bugüne kadar süren söz konusu hadisatı ve etkilerini Kıbrısî. tüm İslam toplumlarını tahribetmiştir.

sanki yaşamdaki en önemli şeymiş gibi ele alındı. Tanzimat’la başlayan modernleşme sürecini hem tenkit etmiş. onun olarak yaptığı kavramsal tanımlamalarında bulunmaktadır. Başka bir ifadeyle. Ankara 1997. Eric. zamanın hal ve şartlarına göre güncellenmesinin gerekliliğini düşündüğü için Tanzimat’ı savunmuş. beni ve doğayı denetimi altına alabilecek ve benliği oluşturan anlama ve yargılama yeteneği akıl. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Benden sonra hulefa. TDV Yay. Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin dünya ve ahiret görüşünün merkezinde bulunan İslam tasavvufu anlayışı. Yüzyıl hadisatına yönelik eleştirilerinde ve bu çağın içinde yaşayan bir zat olarak.kişiliğimizden “benden”. Sempozyum 9-11 Haziran 1995. Kıbrısî’nin düşüncelerini direkt ya da dolaylı olarak şekillendirmesi kuvvetle muhtemeldir. Anlama yeteneğinin yardımıyla doğanın denetim altına alınıbilmiş ve daha çok. Bu hadiste Hz. 20. ss. bu yeniliklerin. hem de Osmanlı’nın modernleşme sürecinin başlangıcı sayılabilecek Tanzimat’ın saraydaki düzenlemelerinde vazifeler almış olan Cevdet Paşa. Cevdet Paşa’nın dönemindeki İslam toplumuna şamil olmuş bir mütefekkir olmasından dolayı. hulefadan sonra umera. kendisinin sözde modern çağ olarak vasıflandırdığı.”1905 Ahmed Cevdet Paşa (v. Mesela Kıbrısî’nin modern çağ anlayışını şekillendiren İslam anlayışı. 68-77.. direkt ya da dolaylı olarak belirlemiş ya da şekillendirmiştir. Hem Osmanlı tebaasında İslam medeniyetinin son dönemlerini yaşamış ve sahip çıkmış. Psikanaliz ve Zen Budizm. Onun bu konudaki düşünceleri.1906 Kıbrısî’nin modernizm anlayışı. zamanın şartlarına göre İslam Medeniyetinin terakki imkan ve ihtimalini sekteye uğratmıştır. İslam toplumunun kıyamete kadar geçireceği evreleri haber veren bir hadis-i şerife dayanmaktadır. 373 . Ahmet Cevdet Paşa. bölünüp ayrımlaştı. daha değişik şeyler üretebilmiş olması. pratik yaşantısındaki tatbikatında görülmektedir. Yol Yay. İstanbul 1978. onun hayatındaki tüm düşünce ve görüşlerini. 16-19. Batı’da başlayan değişimleri takip etmeyen Osmanlı Devleti. Ter. ss.: İlhan Güngören. Dolayısıyla kanun-ı kadim. 1313/1895)’nın modernizm mevzuundaki görüşü. hem de o zamanın şartlarına göre İslam Medeniyetinin gelişmesi için gerekli görülmüştür. geleneksel yapıya uyarlanmadan taklit edilmelerinden dolayı da eleştirmiştir. 1905 1906 Fromm.. İnsan bu süreç içerisinde kendini bir eşya durumuna dönüştürdü.

f. Osmanlı Devletini haber vermiş ve bu devirler gerçekleşmiştir. 1909 el-Hakkânî. 5/220-221. Hakkâniyye mürîdanınca önemle veridiğini gördüğümüz bir konu olan kibri.umeradan sonra melikler. 374 . toplum. Müslüman toplumun yönetiminde. Ramûz. s.1. Fiten. Detaylarını Mehdi başlığında incelediğimiz bu devir. 30. Nazım Efendi sıklıkla vurgulamaktadır. insanoğlunu kibre sürüklemiştir. mahiyeti itibariyle teneke olan bu metalarla birbirine karşı büyüklenme içine girerler. Kıbrısî’ye göre modern çağ ile başlayan ve içinde bulunduğumuz dönem cebabire devridir. onun görüşlerinde meknuz olan. Gümüşhanevî. yirminci yüzyılda yapılan teknik ve teknolojik gelişmeler. Emeviler ve Abbâsiler devrini.1909 İnsanın kendisini örtmek için giyindiği kıyafetlerin tarzlarındaki çeşitlilik ile de büyüklenme içine girerler. a.1910 1907 1908 Tirmizi. 518. Cuma Hutbeleri. Hambel. hulefâ-i raşidîn devrini. Gerek icat eden. teknoloji ve eğitim sistemi alt başlıkları olarak incelenirken. yirminci yüzyılın hastalığı insanoğlunun kibirlenmesidir. Cebâbireden sonra ise Ehli Beytimden bir kimse gelir de.1. 157-159. ss. hukuk sistemi. münafık şahsiyetlerin bulunduğu ve dini yaşamı baskı altına aldıkları dönemdir. modern çağ düşüncesini de şekillendirmiştir. 1910 Kıbrısî.. s.g. melik. Müsned. 48. 92. Modern Çağ ve Toplum: Nazım Efendi bazen “yirminci yüzyıl” terimini. tasavvuf disiplini merkezli İslam düşüncesi tespit edildikçe paylaşılacaktır. Bu yüzyılın kavramı olan “moda” insanları kibre sürükleyen bir oyundur. Kıbrısî’nin her sahadaki düşüncesini şekillendiren temel İslam düşüncesi.1908 “Modern Çağ” tabirinin muhteviyatı birçok alanla ilgili olsa da. meliklerden sonra Cebâbire.”1907 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre hadisde haber verilen hulefa. umerâ. s. gerekse tüketen kişiler. O yeryüzünü adaletle doldurur. Bu manada Nazım Efendi’ye göre. Kıbrısî. içerisinde cereyan eden tüm sosyal ve siyasi olayların genelini içeren bir anlamda kullanmaktadır. Hak Dost 4. Bu ifadelerin özetine göre.e. Dolayısıyla Kıbrısî’nin modern çağ görüşü.

Nazım Efendi’ye göre bu artışın arkasında tatmin olmayan nefsanî duygular yatmaktadır. insanlık tarihinde benzeri görülmemiş bir koşturmaca ve tatminsizlik içindedir. insan hayatına makineleşme ile girmiştir. batıda yapılan siyasi ve sosyal düşüncelerden de karşılığını bulacak mahiyettedir. Nazım Efendi’ye göre bu yüzyılda karşılaşılan ekonomik krizlerin arka planında da iktisat dışı (tasarrufa dayanmayan) bir tüketim anlayışı yatmaktadır. 157-159. Elinde bulunan her eşyanın yenisini almaya çalışan zengin kesim de. elli sene öncesiyle mukayese edilmeyecek derecede artmış. Hak Dost 4. insanları rahat ettirmekten çok rahatsız ettiğini ifade eden Kıbrısî. el-Hakkânî. zenginlerdeki tüm imkânları borçlanarak temin etmeye çalışan orta kesim de.1911 İslam düşüncesindeki kibir ve israf ile ilgili kaynaklar. ss.1912 İslamî yaşamın günlük hayattan çıkarılması. bu dönemin hastalıklarından ekonomik krizlerine kadar insanlığın tüm çilesi manevî hayattan kopuşun tecellileridir. sadece İslami düşünceden değil. bireysel huzur ve refahın gelişimini de sekteye uğratmıştır. Modern yaşam. sadece sosyal düzenin gelişiminde değil.Nazım Efendi’ye göre modanın icat edilmesinin temelinde Peygamber(sav) sünnetini unutturmak yatmaktadır. sanal bir ihtiyaç anlayışı oluşturmuştur. Moda olgusu yirminci yüzyılın ihtiyaç dışı tüketim anlayışını besleyen bir kaynaktır. 375 . Bu amaç ile Yahudiler tarafından icat edilen bu olgu. 1911 1912 Kıbrısî. Arabasıyla evin içine girip. kibir duygusu ile izah edilmiştir. Ebediyete Davet. rahat yaşamayı basit yaşama olarak tanımlamıştır. Yani. sadece İslam âleminin geleneklerini değil. 176-179. Bununla birlikte söz konusu menfi fiillerin. İhtiyaç için olmayan harcama ve tüketimin arka planı. ss. asansörle yatak odasına çıkan insanlarda. Günümüzün kanser gibi birçok hastalığının sebebi olan atalet. bir atalet (tembellik) meydana gelmiştir. Hıristiyan âleminin de geleneklerini yıkmıştır. Şeyh Nazım’ın moda ve teknoloji konusundaki yaklaşımını şekillendirdiği şüphesizdir. toplumsal bir alışkanlık haline gelmesi sürecinde Yahudilerin rolü. Özet olarak rahatlık adına yaşanan bu hayatın.

çoluk çocuk sahibi olmak için.1917 Osmanlılar. ss. 1916 Kıbrısî. s.”1913 Binaenaleyh Nazım Kıbrısî’ye göre.1. bugün anlamsız amaçlar haline getirilmiştir. Yani. ss. İslam esas alınarak kurulmuştur. Âdem’e ulaşır. sona erecektir.Osmanlı toplumunda bireysel günlük yaşam gayesi. 1917 Aynı eser. kariyer.e. mevki sahibi olmak için. Bu varlıkta mevcut oluşumun sebebi nedir? …Vazife elde etmek için. geleneksel olandan modern olana geçiş gibi anlaşılmıştır diyebiliriz. a. 104. Hak Dost 4.1915 f. 1915 Kıbrısî. Bâtılın Hak’a üstün geldiği bu çağ. İsrâ: 17/81.g. Dolayısıyla modernizmin tesisi esnasında Osmanlı’yı unutturma kastı güden politikalar. Bina bittikten sonra iskele üstünde kalmaz. İslamî nizamın unutulmasına sebep olmuş ve İslamî hukuk sistemlerinin ve İslam Medeniyeti’nin kendi içinde gelişimine sekte vurmuştur. Nazım Efendi’ye göre Osmanlı’nın uyguladığı hukukî. Nazım Efendi’ye göre Müslümanların kurtuluşu bu temiz ailenin adıyla oluşturulmuş Osmanlılık şemsiyesi altında toplanmalarıdır. 58.1916 Osmanlı’nın şeceresi Şeyh Ebebali’ye dayanmaktadır. a.2. modern çağda. Şeyh Edebali ise Hz. “De ki: Hak geldi bâtıl mahvoldu”1914 ayetinin bir işareti olarak bu çağ sona erdiğinde insanlar. sosyal ve ekonomik statü için koşturduklarını söyleyerek. sancaklarında 1913 1914 Kıbrısî.e.. 178-179. Adnan(as) ve İsmail(as) üzerinden Hz. Onlar vasıtadır. bu uğraşıların uhrevi bir amacı ihtiva etmemesinden dolayı hayal olduklarını şöyle ifade eder: “Hep uğraşıları hayaldir. Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş. ümmetçilik şuuruyla yeniden bir araya gelmelerine dayanmaktadır. s. aradıkları dünyaya aittir.g. siyasî ve sosyal nizam. dünyevileşerek bâtıla düşenler ve hakkatten ayrılmayanlar olmak üzere iki millet oluşmuştur. 376 . Nazım Efendi günümüz insanının meslek. sıfırdır. 124-125. dünyevi sufliklerden uzaklaşacaklardır. Peygamber(sav)’e dolayısıyla Hz.. Modern Çağ ve Hukuk Sistemi: Şeyh Nazım’a göre Osmanlı devletinden. Evi yaparken iskele kurarlar.

Avrupa’nın baskısıyla.com/2-Seyh Nazim Ilahi takdir önlenemez! Ayette geçen “ûlu’l-emr”. Bunun farkında olmayan Müslüman memleketler de batı âleminin kopyası olmaya çalışmaktadır. demokrasideki başbakan görevini ifa eden bir sadrazamın ve bakanların fonksiyonlarını yerine getirecek vezirlerin bir sultan tarafından atandığı yönetim biçimini savunmaktadır.Kur’ân yazısı taşımışlardır.1921 Modern çağın geliştirdiği hukuk sistemi olan sekülerizm ya da laiklik. a. boşanma oranındaki artışın. Şeyh Hişam’ın bazı sohbetlerinde. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile kurumsallaşmıştır. “Ey îmân edenler! Allah’a itâat edin. vahşet ve yıkım uygarlığını meydana getirmişlerdir. ilahi takdirdir. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Bu takdir önlenemez olduğu için. Uygarlığın özü teknolojik gelişmelerde değil.g. manevî otorite olarak manalandırılmıştır. 377 . gayr-i İslamî bile olsalar. insanları geçici olan dünya çıkarlarına göre programladığı için toplumsal sorunların da müsebbibidirler. Bkz. değişime engel olamamıştır. Cumhuriyet sonrası bu yazılar kaldırılmış olsa da bu değişim. 251-262. İslam dünyasının selameti için hilafetin bir sembolü olan sancak-ı şerifin yeniden açılması ve dalgalandırılması gerektiğini düşünmektedir. 251-262. İslam’ın emridir. Atay. fikrî olarak müsebbibidir.youtube. silahlı ve anarşist mücadele haramdır. yirminci yüzyılın bir cehalet nişanesidir. Çünkü yönetime itaat. ss. 1919 Bu düşünceleri bir fikri tez olarak savunan Kıbrısî. 189-193.. 1922 Aynı eser. 1920 Nisâ: 4/59. Yani.1918 Kıbrısî’ye göre geçmişe ait değerleri derinden reddederek gelen Modernizm. 1921 Atay. Mutlak özgürlüğün arayışı içinde olan insanlar. uygarlığın temelleri İslam’da yatar. Farklı bir ifade ile bugünkü idareciler. yirminci yüzyılda kaos. ss.e. Bu hukuk sistemi. Mesela Liberalizim özgürlükte sınır bulamadığı için. Kendini bir Osmanlı olarak tanımlayan Kıbrısî. ahlaki açıdan yüce bir seviyede olmak ve bu seviyedeki hukuk sistemlerini teşekkül etmektir. o dönemin evliya ve ulemaları. Şeyh Nazım’a göre. Bu kurumun hukuk sistemi olan demokrasinin İslamî olmadığını düşünen Kıbrısî. Peygambere ve sizden olan ûlu’l-emre (emir sâhibi idârecilerinize) de itâat edin!”1920 ayetine istinaden emir sahibi ile mücadeleyi uygun bulmamaktadır.1922 1918 1919 www. ss.

Kıbrısî’nin beklediği ideal hukuk sistemine en yakın olanı ise. Mehdi(as)’in zuhurundan sonra. henüz daha gelişmiş bir sistem uygulanma ya konmamıştır. Bana iki 1923 Atay. yeryüzünü benim için dürüp topladı. modern çağın İslam toplumunda bir hizipleşmeye sebebiyet verdiği açıkça görülecektir. ben de doğusunu da batısını da gördüm. onun tasavvuf düşüncesiyle şekillenmiştir. kesin olarak ve ittifakla. Şeyh Nazım’a göre. Kanaatimize dayanak olan gözlemler sadece siyasi partilere bağlı hizipleşmeler değil. mana âlemindeki takdirin cereyan etmesi için madde âleminde husule gelmiş sebepler zinciridir. Osmanlı Devletinden sonra tatbik edilmediği için gelişmemiştir. Bunlara ilaveten Şeyh Nazım’ın savunduğu söz konusu ayrılık. İslam ulemasının henüz içinde yaşadığı bir süreç olması hasebiyle. hukukî ve ekonomik bir sistem modeli ortaya koyduğu söylenemez. Ancak Kıbrısî’nin karşı çıktığı demokrasi hukukunun üstündeki bir model. aynı zamanda cemaat taassubuna bağlı ayrılıkları da içermektedir. Modern çağın geliştirdiği hukuk sistemi. iki ayrılıktır. hizipleşme olarak addedilmemiştir. 378 . Müslüman toplumunun bugünkü sosyal ve siyasî durumuna yönelik söz konusu tespiti Kıbrısî. Müslümanların arasındaki ayrılık ve bölünme unsurunun müsebbibidir. Farklı bir ifadeyle Kıbrısî’nin ideal hukuk sistemi. Bu hadis-i şerifte Hz. Ümmetimin mülkü. 142-143.1923 İslam toplumundaki ilk hizipleşmenin Şiilik ile başlaması ve ehl-i sünnet içerisinde Vahhâbilğin zuhur etmesi. Bu noktada Kıbrısî’nin felsefî. bu dinamik sürecin sonunda. Nazım Efendi’ye göre fikrî kökleri Avrupa’ya dayanan particilik. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Modern çağdaki değişimlerin tesiriyle İslam toplumunda görülen söz konusu tüm değişiklikler. hem itikadi he de siyasi boyutları olan. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ.İnsan düşüncesinin geliştirdiği en mütekâmil yönetim biçimi addedilen demokrasinin eksik yönleri tartışılsa da. birleşmiş gibi görünen Avrupa’yı partilere böldüğü gibi İslam âlemini de hiziplere ayırmıştır. gerçekleşmesini beklediği altın çağda görülecektir. ss. bir hadis-i şerif üzerinde özetlemektedir. Şeyh Nazım’a göre. bana gösterilen yerlere kadar uzanacaktır. Kanaatimizce. ulemanın ittifak ettiği.

hazine verildi: Kırmızı ve beyaz hazineler. Ben Rabbimden, ümmetimi umumî bir kıtlıkla helâk etmemesini, ümmetime kendi nefislerinden başka bir düşman musallat edip çoğunluğu helâk etmelerine meydan vermemesini talep ettim. Rabbim bu isteklerime şöyle cevap verdi: ‘Ey Muhammed! Bir hüküm verdim, artık o geri alınmaz. Ben, Senin ümmetini umumî bir kıtlıkla helâk etmeyeceğim, kendileri dışında, çoğunu helâk edecek bir düşman da musallat etmeyeceğim, hatta yeryüzünün her tarafında bulunanlar, onlar aleyhinde toplansalar da. Ama, kendi aralarında birbirlerini helâk edecekler.”1924 Bunun bir ilahî ferman olarak önlenemez olduğunu ifade eden Kıbrısî, Muhammed ümmeti içinde ayrılık ve çatışmalardan doğan zulmün hak yolundan sapıldığı müddetçe devam edeceğini söyler. Yani günümüz hadiseleri, bu ilahi ferman dâhilinde cereyan etmektedir.1925 Daha önce de belirtildiği gibi Kıbrısî’ye göre, insanlığın içinde bulunduğu zaman olan 21. Yüzyıl, ahir zamandır ve bu günler, Hz. Peygamber(sav)’in mağlum hadis-i şerifinde1926 haber verdiği üzere cebabire devridir.1927 Söz konusu devir; tek olan İslam reisliğinin kaldırıldığı, her bir İslam devletinin kendi başına buyruk olduğu, başlarında dışa bağımlı reislerle yönetilen ve hiçbir İslam devletinin diğerine tabi olmadığı bir dönemdir. Binaenaleyh, 20. yüzyıldaki sosyal, siyasi ya da ekonomik tüm hadisat, söz konusu durumla ilgilidir.1928 Kıbrısî’ye göre bu zaman, bütün reislerin üzerine reislik yapacak vasıflarda, manevî kuvvet taşıyan bir şahsiyetin bulunmadığı bir zamandır. Bu yüzden içinde bulunduğumuz “cebabire dönemi”, bir nevi bekleyiş ve geçiş dönemidir. Halk böyle bir zâtı bulalım ve seçelim deseler bile sürgün ve cezalara maruz kalacakları bir hukuk sistemine tabidir.1929 Bununla birlikte insanlar, her konuda kendilerini haklı bildikleri gibi, her şeye kendilerini layık kabul etmektedirler. Şeyh Nazım, söz

1924 1925

Müslim, Fiten, 2889; Tirmizî, Fiten, 2177; Ebû Dâvud, Fiten, 4252. Kıbrısî, Hak Dost 4, s. 103. 1926 “Benden sonra hulefa, hulefadan sonra umera, umeradan sonra melikler, meliklerden sonra Cebâbire, Cebâbireden sonra ise Ehli Beytimden bir kimse gelir de, O yeryüzünü adaletle doldurur…” Bkz. Tirmizi, Fiten, 48; Hambel, Müsned, c. 5, ss. 220-221; Gümüşhanevî, Ramûz, s. 518. 1926 Kıbrısî, a.g.e., s. 92. 1927 Tafsilatı için bu tezde bkz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d.Hz. Peygamber. 1928 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 94. 1929 Aynı yer.

379

konusu toplumsal durumu, bireyden başlayan psikolojik bir temele dayandırır. Buna göre, toplumdaki ekser ferdin nefsaniyetine esir düşmesi, bu durumun sebebidir. Binaenaleyh bu çağda söz konusu adaleti insanlara kabul ettirecek bir manevî kudret gereklidir.1930 Sonuç olarak Şeyh Nazım’ın modern çağ anlayışı, onun birnevi bekleme ibadeti addettiği Mehdi anlayışı ile ilgilidir. Detaylarını ilgili başlıkta incelediğimiz bu anlayışa göre, Muhammed ümmetini bu cebabire döneminden çıkaracak ve onları bir sancakta toplayacak şahsiyet, Mehdi(as)’dir. Mehdi(as)’nin zuhuru ile insanlar, bâtıl anlayışların ürünü olan hukuk sistemlerine değil, hakkın zahir olduğu anlayışa tabi olacaktır.1931

f.1.3. Modern Çağ ve Teknoloji: Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre içinde bulunduğumuz zaman, her sahada hızlı keşif ve icatların yaşandığı bir dönem olduğu kadar, insanların acziyetlerini unuttukları bir zamandır. Aya çıkan, uzaya uydular gönderen bu insanlık gurur ile Allah(cc)’a başkaldırır bir durumdadır.1932 Günümüzde icat ve imal edilen toplu imha silahlarının insanlığı melhame-i kübraya (büyük harbe)1933 götüreceğini söylemektedir.1934 Teknoloji üreten fabrikalar yaşam dengesini bozarken, temizlik için kullanılan deterjanlar bile, okyanusları kirletir.1935 Dolayısıyla mutlak özgürlüğün arayışı içinde olan insanlar, yirminci yüzyılda kaos, vahşet ve yıkım uygarlığını meydana getirmişlerdir.1936 20. yüzyıl fikir adamlarından Nurettin Topçu (ö. 1975), modernizm akımını; ilim, sanat, siyaset, ticaret ve kültür gibi açılardan yaptığı değerlendirme sonucu sunduğu reçete, Kıbrısî’nin tavsiyesi ile aynıdır. Ona göre Müslümanlardan
1930 1931

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 102. Aynı eser, s. 104. 1932 Aynı yer. 1933 Kıbrısî’nin ahir zamanda olmasını beklediği dünya savaşı. 1934 Şeyh Nazım Kıbrısî, Hak Dost 4, ss. 103-105; www.izleveindir.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir; 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 1935 Atay, Batı’da Bir Nakşî Cemaatı, ss. 189-193. 1936 Atay, a.g.e., ss. 189-193.

380

modernleşme konusuna taassup ile yaklaşarak mutlak bir reddiye sınıfında olanlar tefrite düştüğü gibi; modernleşmeyi olduğu gibi kabul edip, eski değerlerin yerine ikame edenler de ifrata düşmüştür. Topçu’ya göre modern olarak adlandırılan bu yüzyıl, maddeci değerler sistemi üzerine inşa edildiğinden, mana yönü eksiktir. Madde ve mâna dengesi üzerine kurulmuş İslam Medeniyeti, modern çağın geliştirdiği medeniyete değil, tekniğe yenik düşmüştür. Dolayısıyla modern çağın Âdemoğlunda açtığı yaranın tedavisi, İslam’dır. Şunu da belirtmek gerekir ki Topçu’nun reçetesi, selefi bir yaklaşımla kalbi hayatı ihmal eden bir İslam anlayışı değil, tasavvufî bir yaklaşımla içsel tekâmüle önem veren İslam olması açısından, Kıbrısî’nin düşünce atmosferi dâhilindedir.1937 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu düşüncelerinden dolayı, Hakkâniyye çevresinde, teknolojinin kullanılmadığı düşünülebilir. Ancak Hakkâniyye müridanının günlük yaşantısında teknoloji önemli derecede yer almıştır. Lefke tekkesinde kamera ve dizüstü bilgisayarlarıyla dolaşan mürîdlere tanık olduk. Modern toplumun en önemli ulaşım aracı olan hava taşımacılığı ise Hakkânî yolunun dünyaya yayılışında olduğu kadar, Kıbrısî’nin ve mürîdlerin günlük hayatlarında vazgeçilmez derecede yer aldığı hatırlanmalıdır. Dolayısıyla Kıbrısî’nin bu mevzudaki görüşlerini, aksiyoner mesajlarıyla birlikte değerlendirecek olursak; Şeyh Nazım’ın karşı çıktığı şeyin, teknoloji değil, neden olduğu sonuçlar olduğu görülmektedir. Manevi değerleri tahrip eden düşünce zeminine vesile olması açısından teknoloji, insanları ahiret gayesinden uzak, dünyevi hazlara sürüklüyorsa eleştirilmiştir. Bununla birlikte, bir Müslüman hayatında teknolojinin müsbet katkıları, Kıbrısî’nin konu başlıkları arasında görülmemiştir. Nitekim Kıbrısî’nin kibir başlığıyla ele aldığı değerlendirmesinde teknoloji; insanları benlik, ucûb ve kibir gibi suflî duygulara sürüklemesi bakımından ele alınmış ve menfi görülmüştür.

1937

Topçu, Kültür ve Medeniyet, ss. 1-202.

381

f.1.4. Modern Çağ ve Eğitim: Şeyh Nazım’a göre eğitiminin temelinde ateizm olan modern eğitim kurumları, hiçbir şeye inanmamayı öğretmekte ve Allah(cc)’ın varlığını reddetmektedir. Hakikat ilminden habersiz ve cahil olan bu sistemin, fayda için ürettiği nesneler dahi, bir noktada zarara yol açar. Dolayısıyla uygar olarak nitelendirilen bu eğitim sistemi, ilkeldir. Söz konusu eğitim sistemi, devlet yönetimindeki laiklik ilkesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla yirminci yüzyılın eğitim sistemi, Kıbrısî’nin ifadesiyle bir cehalet nişanesidir ve insanları geçici olan dünya çıkarlarına göre programlamaktadır.1938 Kıbrısî, ahir zamanda tahsil yapanların çok olacağını ve okudukça cahil olacaklarını, ahir zaman alameti olarak kabul etmektedir. Cehalet kelimesi ile, Allah’ı bilmemeyi kasteden Kıbrısî, bu düşüncelerini, 1990’lı yıllardaki bir sohbetinde şöyle ifade etmiştir: “Diplomalı cahil, sonunda en büyük diplomayı aldığında Allah yoktur diyor. Master, doktorluk payesi var ama, Allah’ı tanır mısın? diye sorsan, Ne Allah’ı? Üniversite’de Allah’ı anmak yasaktır. Bizim taptığımız, tabiattır der”1939 Bilhassa Müslüman toplumlardaki materyalist eğitim metodu ve bu eğitim metodunun teşekkül ettiği anlayış, Kıbrısî tarafından eleştirildiği görülmektedir. Benzer eleştirilerin, İslam toplumlarındaki muhtelif mütefekkirler tarafından yapıldığı görülmektedir. Mehmet Akif Ersoy (v. 1356/1936)’un “O vicdan nerededir, lakin? O iman kimde var? Hayhat! Ne olmuş ben de bilmem, pek karanlık şimdi hissiyat!”1940 dizelerindeki serzenişi, günümüz akademisyen ve mütefekkirlerinden Seyyid Hüseyin Nâsır (d. 1352/1933), modernizim tarifi üzerinden yapmıştır. Ona göre modern olan düşünce, vahye dayalı değişmez ilkelerden ayrılmış, ilahî kaynak ile bağını kesmiş, dinin ve geleneğin dışında olan şey demektir. Söz konusu kopukluk, var oluş hakikatlerini hem obje hem de subje alanlarından dışlanmasına sebebiyet vermiş ve bu dışlanmayla birlikte akla dayalı bir
1938 1939

Atay, Batı’da Bir Nakşî Cemaatı, ss. 189-193. el-Hakkânî, Ebediyete Davet, s. 41. 1940 Ersoy, Mehmet Akif, Safahât, Karanfil Yay., İstanbul 2012, s. 349.

382

ilkeler bütünü aranmış ancak, evrensel bir ilkesizliğe sebebiyet vermiştir. Bu durumda aklın, vahiy ve entelektüel sezgiyle olan bağı kopmuş olduğundan, oluşturduğu medeniyette modern insan, kendi kaderinin hâkimi, dünyanın efendisi, ölüm ötesi tüm gerçekliklere gözünü kapamış bir modern insan tipidir.1941 Nazım Efendi’ye göre günümüz eğitim sistemi, dünyada söz sahibi olmuş Yahudilerin kendi değer ve anlayışlarına göre tertip ettikleri bir düzendir. Dolayısıyla bu nizamın temel anlayışı, Yahudilerin dinlerini anladıkları gibi, özü ya da ruhu hiçe sayan bir cismani bir anlayışa dayanmaktadır. Bu anlayış, göz ile görüleni kabul edip, görülmeyeni reddeder.1942 Yüzyıl filozoflarından Karl Heinrich Marx (ö. 1883)’ın bir Yahudi

19.

olması ve ahiret anlayışına dayalı ahlaki, sosyal ve ekonomik sistemleri reddederek, dünya anlayışına dayalı sistemleri önermiş olması,1943 Kıbrısî’nin anlayışını şekillendiren mühim bir misal olduğu şüphesizdir. Bize göre 20. Yüzyılın düşünce ve bilim adamlarını Musevî olanlar ve olmayanlar olmak üzere ayırdığımızda, görülen şey mücerred maddecilik değil, ihtilaf ve kaos olmaktadır. Çünkü kapitalist sistemin kurulumunda önemli rol oynayan Musevî tüccar ve bilim adamlarından sonra, Max’ın fikir babası olan komünist sistem, insanlığın içine düştüğü kaosun arka planı gibidir. Bununla birlikte komünizmin tam zıddı addedilebilecek spritualizmin yine bir Musevî düşünür olan Henry Louis Bergson (ö. 1941) ile bilinirken,1944 insan ruhunu haz ve dürtüler üzerine temellendiren Sigmund Freud (ö. 1939)’da Musevîdir.1945

1941 1942

Nasr, Seyyid Hüseyin, Makaleler 1, Ter.: Şehabettin Yalçın, İnsan Yay., İstanbul 1995, ss. 73 -90. Aynı eser, s. 75. 1943 Robert, Jean Longuet, Büyük Dedem Karl Marx, Ter.: Renan Akman, Yordam Kitap, İstanbul 2012; Marx, Karl, Yahudi Sorunu, ter.: Yayın Kurulu, Sol Yayınları, Ankara 1997; Marx, Ücretli Emek ve Sermaye, ter.: Sevim Belli, Sol Yayınları, Ankara 2008. 1944 Direk, Zeynep, Çağdaş Felsefe II, Anadolu Üniversitesi Yay., Eskişehir 2012, s. 4. 1945 Sheppard, Ruth, Zihnin Kaşifi-Sigmund Freud, Ter.: Yonca Aşcı Dalar, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2012; Freud, Sigmund, Cinsiyet ve Psikanaliz, Ter.: Zeki Yıldırım, Yeryüzü Yayınevi, Ankara 2003; Freud, Dinin Kökenleri, Ter.: Ayşen Tekşen Kapkın, Payel Yayınları, İstanbul 2002.

383

f.2. Bazı Güncel Hadiselere Yaptığı Yorumlar:

f.2.1. Amerika’nın Irak İşgali: Irak’ın Amerika tarafından işgali, Şeyh Nazım’a göre, 1958 yılında gerçekleşen kanlı darbe ile Irak Krallığının devrilip, Cumhuriyetin ilan edildiği hadiselerle ilgilidir. Bu düşüncesini şöyle ifade etmiştir: “…(Melik) mütevazi bir ikametgahta oturuyordu. Bugünkü gibi (Saddam Hüseyin), saraylarda oturmuyordu. Kapılarında, yalnız, nöbetçiler var. Başka kimsesi yok. Bir gecede topa tuttular, o yeri (Bağdattaki konağı). O hain Kafir (Abdülkerim Kasım), tayyareden düşüp parçalandı. Sıra sıra, bu (Saddam Hüseyin) geldi… Cehennem ettiler orasını, yandı. İçeriye hücum ettiler, Meliki taradılar, ailesini taradılar, çoluk çocuklarını taradılar. Ehl-i Beyt hepsi. Peygamber(sav) nesli. 90 yaşında nine çıktı. Ben hatırlıyorum. Ben Hicazdan döndüğümde haberi aldık. Elinde Mushaf-ı Şerifle çıktı. Merhamet etmediler ona da, onu da taradılar. Yaktılar. Cehennem yaptılar orasını, o gece, ehl-i beyti Rasul’e. Allah uyur mu be!”1946

f.2.2. Kravat Takmanın Hükmü: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, kravat modasının icadında, çarmıha gerilmiş Hz. İsâ(as)’nın rumuz olarak taşınma kastının olduğunu şöyle ifade etmiştir: “Kravatı, Hristiyanlar uydurdu, İsa Peygamber’in çarmıha gerilmiş şekli diyerekten. Bize sattılar. Kendi papazları bilir bunları… Asıl bu. Maksat bu. Maksat o hatırayı devam ettirmek. İsa Peygamber çarmıhta gibi, göğsümde, kalbimde dedirtmek için. Bizim gibi gafiller onu mecburi yapıyorlar.”1947

1946

www.youtube.com./Şeyh Nazım El’Hakkani-Bağdat Sebepsiz Yanmıyor1; İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. 1947 www.youtube.com/Seyh Nazim Kibrisi - Kravat takmanin hukmu

384

f.2.3. Prenses Diana’nın Vefatı: İngiliz Kraliyet ailesinin Prensesi Diana’nın 1997’deki vefatından sonra Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, bu durumun, her hadise gibi, ibret alınması gereken veçhini ifade etmiştir. İslam’ın rehberlik etmediği tüm insanlar gibi, İngiliz milleti de, bu vefat hadisesinin güçlükleriyle başa çıkamamışlardır. Şeyh Nazım, bu hadisenin sebebi olarak üç şeyden söz etmiştir. Prenses Diana, Müslüman kadının mütevazi kıyafetini giyiyor olsaydı, görünür ve görünmez musibetlerden korunurdu. Kıbrısî’ye göre bu kıyafet tarzı, onu paparazziden uzak tutacak ve öldürülmesine sebeb olan durum, göz önünde olmayacaktı. İkincisi, Diana’nın haram olan alkolden uzak durması gerekirdi. Üçüncüsü, Diana’nın İslam’da belirtilen kadın-erkek mahremiyetine ve nikah emirlerine riayet etmemesiyle alakalıdır. Özet olarak Şeyh Nazım’a göre, kulun başına gelen her hadise, onun yaşantısına rehberlik edecek İslamî, değerlere uygun olması ya da ters düşmesiyle alakalıdır.1948

f.2.4. Şili’de Maden Göçüğü Altında Kalan Madencilerin Müslüman Olması: Bu madencilerden Ömer Regadand ve Daryo Segafiyo, yetmiş gün kaldıkları göçükten kurtulmalarından kısa bir süre sonra Şeyh Nazım’ı Lefkedeki dergâhında ziyaret edip, Müslüman oldular ve Şeyh Nazım’dan bey’at aldılar. Bu hadisenin duyurulduğu haberde Kıbrısî’nin bu konudaki açıklaması, şu ifadelerle olmuştur: “Bir mağaranın içerisinde, bir göçüğün içerisinde kaldı bu adamlar. İlk günde ben yetiştim desem onlara, inanır mısınız? …Bir gün dua ediyordum. Muska hazırladım. Orada bir tanıdığımız var mı diye müritlerime sordum. Evet yanıtını alınca hemen gönderdim” Muskayı göçük altında alan Ömer Regedand, hislerini şöyle ifade etmiştir: “Madene o muskalar gelinceye kadar, kendimi sarhoş gibi hissediyordum. Ama ulaştıktan sonra çok huzurlu ve rahat hissettim.”1949

1948 1949

Jorgen, Sufism in West, ss. 123-124 www.youtube.com/Seyh Nazim Hz. ŞILI'li Madencilere ettiği Manevi yardımını anlatıyor .

385

f.2.5. Necmettin Erbakan’ın Vefatı: Şeyh Nazım’ın, Necmeddin Erbakan’ın vefatıyla alakalı ifadeleri şöyledir: “…Kadirşinas milletimizin gönlünde yer almış olmasaydı, cenazesi bu kadar kalabalık olmazdı. Necmettin Bey’e biz de dua ettik. Merkez Efendi’nin emriyle bizim de ruhaniyetimizin hazır bulunduğu bir mecliste karşılandı. Bizi de davet ettiler. Kabri hoştur.”1950

f.2.6. Suudî Arabistan Velihat Prensi (İç İşleri Bakanı), Nayef Bin Abdulaziz el Suud’un Vefatı: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, “Dün gece (17.06.2012) kalbime varid olan ve veliaht prensi ile ilgili olan haberleri tüm Müslümanlar ve insanlar ile paylaşmam icab ediyor... ” diyerek, Nafey b. Abdülaziz’in ruhunun kabz olduğu mirac gecesinde, kendisine giydirilen elbisenin nurdan olduğunu söylemiş ve onun vasıl olduğu manevi makâmı övmüştür. Bu videoda Kıbrısî, Suud ailesine ve tüm insanlara hitaben, “Her can, ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.”1951 ayeti üzerinden ölümü hatırlatmış ve “Hanginizin daha iyi ameller işlediğini göstermek üzere, ölümü ve hayatı yaratan odur.”1952 ayeti üzerinden nasihat etmiştir: “Ey Suud ailesi! Allah’ın emirlerine dikkat edin, Allah’a kul olun! Nefislerinize hâkim olun! Hakk’ta sabit olun… Bizim hakkımızda sadece hüsn-i zan bekliyoruz. İnsanlar hakkında hüsnü zanda bulunun ve onlara ikram edin. Onlara ikramda bulunursanız, kendinize ikramda bulunmuş olursunuz. Ey doğu, ey batı ehli! Kelamımız kitaplardan değildir. Hz. Peygamber (sav)’in bize ikram ettiği, varidattır. ‘Rabbim bana salât ediyor. Bana salavatı yasaklıyorlar. Kıyamet günü onlardan davacı olacağım.’ Estağfurullah. Tevbe ettim. Tebliğ ettim. Allah(cc) ve Melekleri(as) şahittir…”1953

1950 1951

www.youtube.com./Şeyh Nazım Erbakan Müjdesi; İlgili kayıt video arşivlerimizde me vcuttur. Ankebût: 29/57. 1952 Mülk: 67/02. 1953 www.saltanat.org/The Star of Al-Saud; İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur.

386

insan-kâinat ilişkisi ve bu ilişkiyi ölçme usulü olan deney ve gözlem sonuçları. Ancak Şeyh Nazım’a göre bu sorunun cevabı. Şunu da hemen belirtmemiz gerekir ki. Bu sebeblerin tamamını kendisinde toplayan herhangibir kişi/kurum. öze değil kabuğa dairdir. bizim tezimizde ulaştığımız sonuçlar olmaktadır. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışını incelerken bulduk. tarikat hizmetlerindeki başarıları bu sebeplere değil. dilediğini aziz eder. olamaz. Bu yüzden ulaşılan sonuçlar. sonuçlar beş sebebe indirgenmiştir. bir mana âlemini var eden ve yöneten ilahî kudret. 56 farklı ülkenin insanı tarafından kabul görmüştür. Bu anlayışı tezimizde geçen bir örnekle somutlaştırabiliriz. Bu anlayış. Yani madde âleminin varoluş dinamiklerinin ardında. cevap kesindir. aynı sonuç. Mesela Kıbrısî. 21.SONUÇ Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf hayatı ve bu yaşantının temelleri olan tasavvuf anlayışı. Binaenaleyh bu ilişkiyi anlamamızda önemli derecede belirleyici olduğunu düşündüğümüz yönler.yy ve modern dünya etkisini de dikkate almamıza vesile olmuştur. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin ilahî kudrete dayandırdığı tasavvuf anlayışında. Kıbrısî’nin “kulun acziyeti” anlayışıyla da ilgilidir. Bununla birlikte “Bu kadar çeşitli kültürden insanı. bu sorunun cevabı evet olmalıdır. bu açıdan bir maddi ve manevi hayatın 387 . Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışı ve yaşantısı. Çünkü Allah(cc). İslami düşünce ve tasavvuf ıstılahı içindeki yerini belirlemek amacı üzerine bina edilmiş çalışmamız. Nakşîbendi Tarikatının Geleneksel yaşam tarzında birleştiren nedir?” yönündeki sorunun cevabını. “Hakkâniyye hareketinin nasıl bu kadar yaygınlaştı?” sorusuna cevap arayan sosyolojik çalışmalarda. dilediğini zelil eder. ilahi lütfa ve kudrete atfetmiştir. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışının. Bu duruma bir misal üzerinden bakacak olursak. Muhammed Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışının ve yaşantısında görülen madde-mana ilişkisi. Çünkü aynı sebepler. Çünkü modern bilimler. formülize edilemez ve tamamiyle hukuklaştırılamaz. şöyle söyleyebiliriz. aynı sonuçları doğurur. manevî yönün dışında değildir. Nakşibendî tarikatının dünyada yayılmasına vesile olan aklî kriterleri göz ardı etmediği gibi. “Allah(cc) dilerse” olur. görmemezlikten gelinemez. etki ve sinerjiyi oluşturabilir mi/miydi? Akıl merkezli sebep-sonuç ilişkisi içerisinde ele alındığı zaman. hayat ve ölüme dair sorularımızın cevabı olur mu? Şeyh Nazım’ın perspektifinden bakıldığında. çalışmamız bu sorunun cevabını bulmak amacı üzerine bina edilmemiştir. Kökleri İslam dinine dayanan bu anlayışın farklı dil. sebeb-sonuç ilişkisine bağlı olarak belirlediği maddî yön. Modern insanın aklı esas alarak kurduğu. Dolayısıyla Şeyh Nazım’ın teslimiyet anlayışı. maddenin manaya bakan yönündeki ilahî kudreti reddedici bir anlayışın üzerine inşa edilmiştir. din ve kültürlerden oluşan bu kitleyi nasıl İslam şemsiyesinde topladığı mühim bir sorudur. yedi kıtada. bizi sosyoloji sahasında aranan sözkonusu sorunun cevabına ulaştırmış oldu.

teslimiyetin pratikteki göstergesidir.dinamikleri arasındaki tercihte bir denge unsurudur. Mevzu Şeyh Nazım-ı Kıbrısî olması hasebiyle. Bununla birlikte Kıbrısî. ahir zaman haberlerini yaklaşık olarak kırk senedir beklemekte ve mürîdânına haber vermektedir. Peygamber(sav)’in haberini beklemek. Kıbrısî’ye göre bu bekleme. maddi âlem kadar somut olduğu yönündeki bir sonuca işaret etmektedir. onun manevî âleme olan imanının. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den aldığı emirleri hiç tereddüt etmeden uygulamaya koyması. gelmektedir. Özetle Şeyh Nazım’ın hayatındaki vahye dayalı hukukun belirlediği yaşam tarzı ve bu hukukun kalbî hayata kadar uzanan inisiyasyon sürecini içeren tasavvuf anlayışı. günümüz insanı için önemli bir model teşkil etmektedir. İslam’ın iman esaslarına dayanan ve geleneksel tasavvuf terminolojisi dâhilinde olması lüzum eder. şeyhinden duyduğu. bu haberleri ilk günkü gibi beklemeye ve ilan etmeye devam etmektedir. modern çağın bilimsel dinamiklerinin. Bu konuların başında Mehdi(as) beklentisi. Müstakil bir başlıkta incelenmeyen teslimiyet. yy. Bu haberlerden bir kısmının gerçekleşmemesine bağlı olarak mürîd sayısında düşüş olmasına rağmen Kıbrısî. Kıbrısî’nin genel tasavvuf anlayışı ve yaşantısında mündemictir. aynı zamanda Hz. 388 . manevî dinamiklere oturtulduğu bir platform gözetilmelidir. Ancak bu incelemelere. 20. Şeyh Nazım’ın tayy-i mekân ile Mehdi(as)’yi ziyaret tecrübesi. Peygamber(sav)’e imandaki sıddıkiyeti temsil etmektedir. Bununla birlikte. Çünkü bu haberi ashabına veren Hz. genel manada ters düşen bu anlayışın ve etkilerinin daha derinlemesine incelenebileceği bir vakıadır. O’nun emin sıfatını tasdiktir.’ın içindeki materyalist kültürle. bu platformun.

EKLER Ek 01: Hakk Levhası Ek 02: Şeyh İsmail eş-Şirvanî’nin Kabri. Amasya 389 .

Ek 03: Şeyh Cemaleddin Kumukî’nin Türbesi. Güneyköy/Yalova 390 . Üsküdar/İstanbul Ek 04: Şeyh Ebu Muhammed Medenî’nin Türbe içindeki Kabri.

Güneyköy/Yalova 391 .Ek 05: Şeyh Şerafeddin Dağıstanî Ek 06: Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Ek 07: Şeyh Şerafeddin ve Şeyhi Muhammed Medenî’nin Kabirlerinin bulunduğu türbenin dışı.

07-08: Şeyh Şerafeddin’in evi (sohbet salonu). Güneyköy/Yalova 09: Şeyh Abdullah’ın Kabri. Şam/Suriye 392 .

Ek 10: Şeyh Abdullah (sağda ) ve Şeyh Nazım (solda) Ek 11: Şeyh Adnan Kabbanî Ek 12: Şeyh Hişam Kabbanî 393 .

1991 Ek 14: New York.Ek 13: New Meksiko. 1991 394 .

Ek 15: Hakkânî Dergahı. 1993 Ek 16: Malezya Prensi Rja Aslan’a Bey’at Verirken-Kulalumpur/Malezya 395 . USA/Michigam.

Kulalumpur/Malezya Ek 18: Harita Üzerinde Hakkânî Dergahları 396 .Ek 17: Hakkânî Degahı.

Ön Sol: Şeyh Nazım.Ek 20: Şeyh Nazım’ın Büyük Babası Ek 19: Ahmed Adil. Arka Sol: Celaleddin. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Babası Ek 22: Şeyh Nazım’ın eşi. Arka Sağ: Nefi 397 . Hacı Âmine Hanım Ek 21:Hasan.

Şeyh Mehmet Efendi Ek 23: Tripoli-Kıbrıs için sandala binerken 398 .Ek 24: Şeyh Nazım'ın mahdumu.

2012) NY Görevlisi Ek 26: Şeyh Adnan (Kıbrısî’nin sağında). Hollanda Görevlisi Ek 28: Şah İbn Sultan Aslan (v. Chicago Görevlisi Ek 27: Şeyh Şerif. Suriye Görevlisi Damadı Şeyh Hişam (Kıbrısî’nin solunda). 2012).Ek 25: Şeyh Abdülkerim (v. Malezya Görevlisi 399 .

Almanya Görevlisi Ek 31: Cemaleddin Almanya Ek 32: Yusuf Da Costa.Ek 29: Şeyh Lutfi (solda) ve Şeyh Mustafa (sağda) Endonezya Görevlisi Ek 30: Şeyh Hasan. Güney Afrika Görevlisi 400 .

İspanya/Madrid Görevlisi Ek 34: Şeyh Nazım’ın iki katlı evi.Ek 33: Şeyh Ömer. Lefke/Kıbrıs Ek 35: Dergahın yola bakan cephesi. bahçe kısımı 401 . Lefke/Kıbrıs Ek 36: Şeyhin evinin Dergah’a açılan.

Ek 37: Dergah içindeki mescidin mihrap ve minberi Ek38: Mescidin doğu cephesi. Lefke/Kıbrıs 402 .

Şeyh Nazım’ın bu evlilikten iki oğlu ve iki kızı dünyaya gelmiştir. Kıbrıs’ta dünyaya gelmiştir. Kıbrısî’nin ya da şeyhlerinin bu bilgilere bağlı olarak tevil ettikleri güncel hadiseler ve bu hadiselere bağlı olarak. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî dünyaya geldiğinde. Bu rivayet. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin mürîdlerinden Hacı Âmine Hanımefendi ile evlenmiştir. Bu manada Kıbrısî’nin Mehdi anlayışı. Şeyhinin kendisine verdiği manevi destekden dolayıdır. kendisinin yaptığı işlerden dolayı değil. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışının bir cüz’ünü teşkil etmektedir. Cuma Hutbeleri. Çünkü bu tür vazifeler. Şam’a gitmiş ve orada Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye intisab etmiştir. manevi ilimlerdeki terbiyesi için Suriye. Kıbrısî’nin Mehdi anlayışı. mürîdler için telkin edilen zikir ve tesbihatın derlendiği eserlerdir. maddi ilimlerdeki eğitim hayatını bırakıp. Asya ve Afrika kıtalarına yayılması. şeyhiyle buluştuğu ilk günün sonunda. manevî ilimlerle meşgul olmuş ve Şeyh Süleyman Erzurumî’den (v. “Mercy Ocean (Rahmet Deryası)”. Üniversite eğitimi esnasında. Şeyh Nazım’a göre bu hizmetin başarısı. 1359/1940 senesinde liseyi bitirerek İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi’ne kayıt olmuştur. Baba tarafı. “Câmiu’l-irşâduş-şerîf”. şeyhinden tevarüs eden ve bireysel olarak yaşanan manevi tecrübelerden müterakibtir. Kıbrısî. 1986’dan beri Uzak Doğuyu. 1978’den beri Türkiye’yi. Peygamber(sav)’e dayanan Kıbrısî’nin. Bu bilgilerden bir kısmı. Nazım-ı Kıbrısî ilkokula 1928 yılında başlamış. Hak Dost Sohbetleri. Kıbrıs’taki irşad vazifesiyle görevlendirilmiştir. irşad ehli bilir ve ehline aktarır. Bu dönemde yaşadığı bir manevi tecrübe üzerine. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin Avrupa. Peygamber varisleri olan evliyaya. Şeyh Nazım. Tasavvuf Sohbetleri. Şeyh Abdülkadir Geylanî’ye. anne tarafı Mevlana Celalettin Rumî’ye dayanmaktadır. 1991’den itibaren ABD’yi ziyaret ederek iman nurunu her çeşit insana yaymaya gayret etmiştir. Şeyh Şerafeddin tarafından bildirilmiştir. 23 Nisan 1340/1922’de Larnaka. Kıbrısî’nin velayet ilmi olarak tanımladığı