T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TASAVVUF ANABİLİM DALI

ŞEYH MUHAMMED NAZIM ADİL HAKKÂNİ EL-KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI

Doktora Tezi

Selami Erdoğan

ANKARA 2013

T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TASAVVUF ANABİLİM DALI

ŞEYH MUHAMMED NAZIM ADİL HAKKÂNİ EL-KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI

Doktora Tezi Selami Erdoğan

Tez Danışmanı: Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu

ANKARA 2013

T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TASAVVUF ANABİLİM DALI

ŞEYH MUHAMMED NAZIM ADİL HAKKÂNİ EL-KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI

Doktora Tezi

Tez Danışmanı Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu Tez Jüri Üyeleri Adı ve Soyadı: …………………… …………………… …………………… …………………… …………………… …………………… Tez Sınav Tarihi: …………………… İmzası …………………… …………………… …………………… …………………… …………………… ……………………

ÖNSÖZ Kâinatın küçük bir numunesi olan insan, dünya sahnesindeki varoluşunun bir gereği olarak, hem iç âlemiyle hem de dışındaki âlem-i kubrâ ile, alakadar olmuştur. İnsanın enfüs ve afak ile kurduğu ilişki, onun varlık anlayışına göre şekillenmektedir. Varlık anlayışının merkezine kendi benliğini oturtan insan, iç dünyasından gelen sesleri kontrol etmeyi, kendi varlığına ihanet bildiğinden; kâinat ile olan alakasındaki ilkeleri aklıyla belirlemeye çalışmıştır. Varlığın merkezine, Allah(cc)’ı yerleştiren insan ise, enfüs ve afâk ile olan muamelatının ilkelerini, vahye tabi olarak belirlemiştir. Zamana, mekâna ve bireyin fıtratına ve içinde bulunduğu enfusî şartlara bağlı olarak söz konusu muamelat ilişkileri, dinamik bir yapı arzetmektedir. Dolayısıyla insanın içindeki mikro âlem ve dışındaki makro âlem ile olan etkileşimini tanımlaması hususunda farklı açılardan yaklaşımlar söz konusudur. İslam düşüncesinde kelam, tasavvuf ve felsefe okulları olarak zuhur eden bu yaklaşımlar ve onların şekillendirdiği; ahlak felsefesi, siyaset felsefesi, hukuk felsefesi, iktisat felsefesi, tarih felsefesi, bilim felsefesi ve dil felsefesi gibi disiplinler, İslam düşünürlerinin hayata dair sorunlara dinamik olarak ürettikleri çözümlerdir. Muhâsibî, Kuşeyrî, Bayazîd-i Bistâmi, Gazâli, Abdulkâdir-i Geylâni, Şâh-ı Nakşîbendi, Hucvirî, Mevlanâ, İmam-ı Rabbânî ve İbn Arabî gibi birçok mutasavvıfın yaklaşımlarıyla şekillenen tasavvuf okulu ve bu okulun bir kurumu olan Nakşîbendiyye Tarikatı, Şeyh Nazım’ın hayat anlayışının çerçevesini belirlemiştir. Bu bağlamda günümüz sufîlerinden Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, iç dünyası ve kâinat ile olan ilişkisini, tasavvuf okuluna dayanan sünnî İslam düşüncesi ile şekillendirmiştir. Bu manada tezimizin konusu olan “Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Tasavvuf Anlayışı” genel çerçevede İslam düşüncesinden zuhur etmiş okulların yaklaşımlarının, özelde ise Nakşîbendi-Hâlidi disiplininin bir ürünüdür. Tezimizde, Kıbrısî’nin düşüncesini genel ya da özel çerçevede şekillendiren yaklaşımların doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılmamıştır. Kıbrısî’nin düşüncelerinin, ehlisünnet itikadında; ittifakla ya da kısmen kabul görmüş, gaybî ya da müşahidi yaklaşımlar içinde nerede olduğu incelenmiştir. Bu manada “Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Tasavvuf Anlayışı” başlıklı çalışmamız, Kıbrısî’nin bir şeyh olduğu ve tasavvuf okulu IV

merkezinde gelişen İslam düşüncesinin hak olduğu ön kabulü üzerine yapılmıştır. Şunu da hemen belirtmemiz gerekir ki, söz konusu ön kabullerimiz, akademik çalışmaların bir ilkesi olan “nesnellik” kaidesinin dışında değildir. Şeyh Nazım -ı Kıbrısî’ye yapılan eleştiriler, çalışma konumuzun dışında gibi görülse de, bu bağlamda, içindedir. Farklı bir ifadeyle Kıbrısî’ye yapılan eleştiriler, onun şeyh olup olmadığını tespit etmek üzere değil; Kıbrısî’nin dünya ve ahiret telakkisinin, genel anlayış içerisindeki yerini görmemize vesile olmasından dolayı tezimizde yer almıştır. Ayrıca, tezimizin konusu olan “Şeyh Nazım’ın Tasavvuf Anlayışı” Şeyh Nazım’ın, deney ve gözlemlerle ulaştığı, salt aklî tecrübe ve anlayış değildir. Bu manada Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışı, Nakşî-Halidî geleneği ve Hakkânî uygulamalarından bir mirası içermektedir. Bu anlayış ve uygulamalar ise tasavvufun kendi içerisinde oluşan diğer ekollerle olan bir etkileşimin eseridir. Bununla birlikte bu mirasa Kıbrısî tarafından yapılan fikrî ve tatbikî katkılar, nadiren tesbit edilebilen, yeni motifler gibidir. Bu düşünce ve tecrübeler ise, sadece kitabi ve kesbî bilgiler değil, sezgiye dayalı keşfî bilgi ve tecrübeleri de ihtiva etmektedir. Diğer taraftan, Şeyh Nazım’ın söz konusu minvalden teşekkül eden tasavvuf düşüncesi etrafında teşekkül etmiş Hakkâniye müridanı, çalışmamız dışında tutulmamıştır. Nitekim çalışmamızda tespit edilen tüm tarikat düşüncesi ve adetlerinin, müridan üzerindeki etkileri ve müridanın bu konulara yaklaşımları, tespit edildiği derecede paylaşılmıştır. Modern Çağ olarak bilinen 20. Yüzyıl; akılın vahye ikame edilecek derecede kutsandığı, değerlerin dünyevileştiği, insanın ölüm sonrası hayatın varlığını düşünecek vakti ve iç dünyasına yönelecek fırsatı bulamadığı çağ olmuştur. Böyle bir yüzyılda tasavvuf menşeli İslam yaşantısı, dünyevileşme hastalığına tutulmuş insanların reçetesidir. Bu manada Şeyh Nazım’ın insanları davet ettiği anlayış, Nakşibendî geleneğinin günümüzdeki bir temsilcisi olarak; insanları bu hızlı koşturmacada bir anlık durmaya ve nefis muhasebesine davet etmektedir. Avrupa’dan Asya’ya, Uzak Doğu’dan Amerika’ya, Anadolu’dan Güney Afrika’ya ve Arab Yarım adasına kadar ulaşan bu davete, iki milyon Mümin icabet etmiştir. Bu kadar çeşitli kültüre hitap etmesi bakımından, Şeyh Nazım’ın tasavvuf yaşantısı ve V

anlayışı, çalışmamıza önem katmaktadır. Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin davet ettiği vahiy merkezli değerlerin, modern çağdaki gibi akıl merkezli değerlere rağmen kabul görmesi, çalışmamız esnasında karşılaşılan ve cevabı kısmen bulunan, bir soru olmuştur. Diğer taraftan tasavvuf anlayışı incelediğimiz Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin, yaşıyor olmasından dolayı, çalışmamızda bazı avantaj ve dezavantajlar, bir araya gelmiştir. Mesela Kıbrısî’nin tezimizde kaydedilmiş düşüncesi, dinamik hayatın tabii bir gereği olarak değişime uğrayabilir olması, tezimiz açısından bir dezavantajdır. Ancak şunu da hemen belirtmek gerekir ki; Kıbrısî’nin düşünceleri, ekseriyette, şeyhinden tevarüs eden ve Kıbrısî’nin teslimiyetle kabullendiği değişmez bilgiler mahiyetinde olması, söz konusu dezavantajı önemli derecede izale etmektedir. Bununla birlikte çalışmamızda ulaştığımız kanaatleri, Kıbrısî’nin kendisiyle ve yayım çevresiyle paylaşıyor olmamızdan dolayı, bu kanaatlere bağlı olarak ulaştığımız sonuçların kabul edilme veya reddedilme süreci devam etmektedir. Bir avantaj addettiğimiz bu durumdan dolayı, bu çalışmada, sistematize edilmiş düşüncelerin, müstakbel çalışmalardaki tereddütleri izale edeceği kanaatindeyiz. Dolayısıyla tezimiz, ilerleyen süreçlerde makalelerimiz ile sağlamaları yapılmış ve müstakbel çalışmalara kaynak olacak, hakiki malumatların kaynağı olacak mahiyettedir. Bu çalışmamızdaki temel kaynakları üç kategoride toplayabiliriz. Bunlardan birincisi Şeyh Muhammed Nazım-ı Hakkâni’nin 1970’li yıllardan günümüze kadar yaptığı sohbetlere ait ses ve video kayıtlarıdır. Zikir meclislerini de içeren bu kayıtlara, ilgili internet sayfalarının veri tabanları üzerinden ulaşılabilir. Bu kaynaklardan tezimizde zikredilenler, ses ve video arşivimizde muhafaza edilmektedir. Temel kaynaklardan ikinci grubu, Şeyh Nazım’ın 1970-2000 yılları arasında yaptığı sohbetlerden derlenmiş kitaplar oluşturmaktadır. Bu kitaplardan en önemlisi “Tasavvuf Sohbetleri” adlı kitaptır. Bu kitaptaki görüşlerin detaylarına inmemize vesile olan diğer kaynaklar, Hakkâniyye câmiasında yayınlanan eserlerdir. Bu eserlerden en önemlisi ise Şeyh Nazım’ın Şam vekilinin yazdığı, “Futuhâtu’l Hakkâniyye” adlı eserdir. Üçüncü kategoride olan kaynak ise Şeyh Nazım’ın Kıbrıs ve Şam’daki Dergâhlarına yaptığımız ziyaretler esnasındaki gözlem ve mülakat VI

notlarımızdır. Şeyh Nazım üzerine yapılan sosyoloji alanındaki çalışmalar, gözlem notlarımızın sağlamasını yapmak açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmalardan en önemlisi ise “Batı’da Bir Nakşî Cemaati” adlı eserdir. Tezimiz giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin itikadî ve tatbikî değerlerinin kaynağı olan Nakşibendî Tarikatı ve onun bir kolu olan Hâlidiyye, giriş bölümünde incelenmiştir. Ayrıca Nakşîbendiyye-i Hâlidiyye’den, Şeyh Nazım’a ulaşan silsilenin adı olan Hâlidiyye-i Hakkâniyye, bu bölümde incelenmiştir. Giriş bölümde değinilen hususlar, Kıbrısî’nin tarikat uygulamalarına göre şekillenmiş ve bu uygulamalar Nakşî ve Hâlidi gelenekleri ile mukayese edilmiştir. Birinci bölümde Şeyh Nazım’ın biografisi, bu konuda yapılan çalışmalara bağlı olarak kayıt altına alınmıştır. Bu kaynaklardan bir kısmı, sözlü tarihçilik denilen bilgi ve anekdotlara dayandığından, bazı çelişkili malumatlar, Şeyh Nazım ile yaptığımız mülakatlarda, tasih ve teyit edilmiştir. İkinci bölümde ise, Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışı ve uygulamaları, çalışmamızda ele aldığımız temel kaynaklardan yola çıkarak incelenmiştir. Bu bölümde Kıbrısî’nin anlayışının, Kur’ân ve hadislerdeki temellerine değinirken, tasavvuf ıstılahı içindeki mukayeseli konumunu da incelenmiştir. Bu çalışma esnasında bize destek veren, zaman ayıran ve katkı sağlayan başta aileme, dostlarıma, Şam ve Lefke Dergâhlarında alakadar olan İbrahim Efendi ve Metin Efendi’ye, özellikle Dr. Hayati Bice’ye müteşekkirim. Ayrıca ve bilhassa bu konunun belirlenmesi dâhil, çalışmamızın tüm aşamalarında desteğini gördüğüm, muhterem hocam Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu’na minnet ve şükranlarımı bütün kalbimle arz ederim. Rabb olarak Allah(cc)’ı tanımak şeref; O’na kul olmak, izzettir.

Selami Erdoğan

VII

KISALTMALAR : Adı geçen eser : Adı geçen makale : Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi : Bölümü : Bakınız : Ayrıca bakınız. : Cilt : Celle Celâluhu : Hicri : Hazırlayan : İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi : Kültür Bakanlığı Yayınları : Kütüphanesi : Miladi : Milli Eğitim Bakanlığı : Neşriyat : Osmanlı Ansiklopedisi : Sayı : Sadeleştiren : Sayfa : Sayfalar arası : Türkiye Büyük Millet Meclisi : Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi : Türk Tarih Kurumu VIII

age. agm. AÜİFD. Bl. bkz. ayr. bkz. c. cc. h. haz. İÜEF KBY. Ktp. m. MEB. neşr. OA S. sad. s. ss. TBMM. TDV İA TTK.

yay.trz. : Tarihsiz : Vefatı : Yayınları IX . v.

29 a. . Eğitim Hayatı: -------------------------------------------------------------------------------------------.22 a.5. .1 2. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Hakkındaki İfadeleri: --------------.13 a.38 c. TARİKAT-I NAKŞİBENDİYYE: --------------------------------------------------------. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’den Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Adetleri:------------------------------------------------------------------------------------------------. Nakşibendî-Hakkânî Yolunun Dış Ülkelerde Kuruluşu ve Yayılması: --------------------.3. Şeyh Hişam Kabbanî: ----------------------------------------------------------------------.6.(36) Ebu Ahmed-i Sugurî Dağıstanî (v.1 TARİKAT-I HAKKÂNİYYE’NİN TEŞEKKÜLÜ ---------------------------------------. Şeyh Nazım’ın. Doğum Yeri ve Ailesi: ---------------------------------------------------------------------------------. . Şeyhi Abdullah Dağıstanî ile Buluşması: -------------------------------.1 1.2.28 a.21 a.8. Şam (Cebel Kasiyyûn) Tekkesi: ---------------------------------------------------------.1.1.39 X . . 1247/1832): --------------------------------------.8.7. 1299/1882): -----------------------------------. .VIII İÇİNDEKİLER --------------------------------------------------------------------------------.8.29 a.3.(35) Seyyid Cemâleddin-i Kumukî Hüseynî Dağıstanî: -------------------------------.8.4. NAKŞİBENDİYYE-İ HÂLİDİYYE: ----------------------------------------------------. Tasavvufa İntisabı.17 a.İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ ----------------------------------------------------------------------------------------.7.34 BİRİNCİ BÖLÜM ---------------------------------------------------------------------------.(39) Abdullah-ı Dağıstanî (v.X GİRİŞ --------------------------------------------------------------------------------------------.(37) Ebu Muhammed-i Medeni (v.37 NAZIM-I KIBRISÎ’NİN HAYATI VE ESERLERİ ------------------------------------.IV KISALTMALAR ---------------------------------------------------------------------------.14 a.1. 1332/1913): -----------------------------------------. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de Silsile: -----------------------------------------------------------------.37 b. Şeyh Abdullah’tan Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Âdetleri: ---.(34) Muhammed Efendi (Yerağvî) Dağıstanî (v.25 a.4 3.5. .4. .20 a.27 a.(32) İsmail-i Şirvanî (Kurdemirî) (v. Şeyh Adnan Kabbanî: ----------------------------------------------------------------------. ŞEYH NAZIM ADİL EL-KIBRİSÎ EL HAKKÂNÎ’NİN HAYATI --------------.37 a. 1265/1848): -----------------------.19 a. 1355/1936): ----------------------------------------------. 1260/1844): --------------------------. HALİDİYYE-İ HAKKÂNİYYE (HAKKÂNÎ DERGÂHLARI): -------------------.(38) Şerafeddin-i Dağıstanî (v.8.6 a.31 b.37 1.16 a.(33) Has Muhammed-i Şirvanî (Dağıstanî) (v. 1393/1973) : -----------------------------------------------. .15 a.8.2.

53 k. Eserleri: ---------------------------------------------------------------------------------------------------. Hz. Keramet:---------------------------------------------------------------------------------------------.62 a. Vekilleri: --------------------------------------------------------------------------------------------------. MİSÂK (YEVMU’L-EZEL): ----------------------------------------------------------------------. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Kerametleri: ------------------------------------------------------------. KULLUK MAKÂMI (ÂBİD): --------------------------------------------------------------------. ALLAH’IN NÛRU: ----------------------------------------------------------------------------------. VELÎ-EVLİYA: -----------------------------------------------------------------------------------------. Hz.1. Evliliği ve Diğer Manevî Vazifeleri İfası: --------------------------------------------------------.139 c. Peygamber’in Sırrı: ------------------------------------------------.147 d.56 l. Allah’ın Nuru ve Hz. İLİM-ÂLİM: ---------------------------------------------------------------------------------------------. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Halvetleri: ---------------------------------------------------------------. MİRAC: -------------------------------------------------------------------------------------------------. PEYGAMBER(SAV): -------------------------------------------------------------------------.44 g.131 c.80 b.201 a. İlim ve Edeb İlişkisi: -----------------------------------------------------------------------------.d.2.3. Peygamber ve Misâk: ---------------------------------------------------------------------.2. Yevmu’l-ezel: ------------------------------------------------------------------------------------.1.84 b. SIR: ------------------------------------------------------------------------------------------------------. Mürîdlere Tavsiyeler:-----------------------------------------------------------------------------------. İlim ve Marifet İlişkisi: --------------------------------------------------------------------------. İLİM VE MARİFET İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: ----------------------------------.2. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye Yapılan Eleştiriler: -----------------------------------------------------.105 2.76 a. Levh-i Mahfûz: ----------------------------------------------------------------------------------.58 ŞEYH NAZIM-I KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI ----------------------------.1.46 h.113 a.88 b.159 d.48 i.1. İlim ve Hikmet İlişkisi: --------------------------------------------------------------------------.97 b.41 e. Kutub:----------------------------------------------------------------------------------------------.3. Peygamber (sav) ve Ümmeti: -----------------------------------------------------------.YARATILIŞ VE VARLIK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: -------------------------.173 e.1.113 a.49 j. Lefke (Kıbrıs) Dergâhı: --------------------------------------------------------------------------------. Şeyhinden Aldığı İlk Manevî Vazife: --------------------------------------------------------------.62 a.201 XI .72 a.180 3-MAKÂMLAR VE SEYR U SULÛK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: -------------.169 d.142 d.43 f. Hz.62 1.127 b. Velayet:----------------------------------------------------------------------------------------------.3.

2.1. Vahhâbîlik: ---------------------------------------------------------------------------------------------.272 i. Mehdi: ---------------------------------------------------------------------------------------------. İslam: ----------------------------------------------------------------------------------------------------. Modern Çağ ve Toplum: -----------------------------------------------------------------. Amerika’nın Irak İşgali: ------------------------------------------------------------------.341 c. Allah’a İman: -------------------------------------------------------------------------------------.382 f.2.2.3.317 c. Prenses Diana’nın Vefatı: ----------------------------------------------------------------.1. Kravat Takmanın Hükmü: ---------------------------------------------------------------. Modern Çağ ve Hukuk Sistemi: --------------------------------------------------------. DECCÂL: -----------------------------------------------------------------------------------------. MÜRÎD: -------------------------------------------------------------------------------------------------.1.1. Modern Çağ ve Teknoloji: ---------------------------------------------------------------.245 g.1.359 d.380 f.2.257 g.b.3.384 f.4.1.371 f. SOHBET-HALVET: ---------------------------------------------------------------------------------.305 a.1. BEY’AT:------------------------------------------------------------------------------------------------. GAFLET: ------------------------------------------------------------------------------------------------.371 f. Mehdi(as)’nin Zuhuru ve İsa Mesih(as): ---------------------------------------------.338 c. KABZ VE BAST HÂLİ: ----------------------------------------------------------------------------.1.324 c.3. MÜRŞÎD: -----------------------------------------------------------------------------------------------.292 4. MEHDİ/DECCÂL ANLAYIŞI: -------------------------------------------------------------------.277 j.1.347 c. NEFS: ----------------------------------------------------------------------------------------------------. İman: -----------------------------------------------------------------------------------------------------.1.324 c.385 XII .1.2. Toplu Zikrin İcrası: -----------------------------------------------------------------------------. DİĞER KONULARDAKİ GÖRÜŞLERİ: -------------------------------------------.210 c.312 b. RABITA:------------------------------------------------------------------------------------------------.365 e.1. Siyasî ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar ---------------------------------------------------. Bazı Güncel Hadiselere Yaptığı Yorumlar: -----------------------------------------------. ZİKR: ----------------------------------------------------------------------------------------------------. Mehdi(as)’nin Zuhur Âlametleri: ------------------------------------------------------.2.305 a. Modern Çağ ve Modernizm: ------------------------------------------------------------------.1. Modern Çağ ve Eğitim:-------------------------------------------------------------------. Şeytan: ---------------------------------------------------------------------------------------------------.1.268 h.233 e. Mehdi(as)’nin Özellikleri: ---------------------------------------------------------------.226 d.367 f.374 f.239 f.2.376 f.384 f.384 f.2.

5.385 f.403 ABSTRACKT -------------------------------------------------------------------------------.f. Nayef Bin Abdulaziz el Suud’un Vefatı: ------------------------------------------------------------------------------------.389 ÖZET ------------------------------------------------------------------------------------------. Şili’de Maden Göçüğü Altında Kalan Madencilerin Müslüman Olması: ----.4.405 KAYNAKÇA --------------------------------------------------------------------------------.407 XIII . Necmettin Erbakan’ın Vefatı: -----------------------------------------------------------.2.6.387 EKLER ----------------------------------------------------------------------------------------.386 SONUÇ ---------------------------------------------------------------------------------------. Suudî Arabistan Velihat Prensi (İç İşleri Bakanı).2.386 f.2.

İz. Ali Aydın. Sad. Şuşud. Marifeti’lyeyleri. Tasavvuf. Bahâi. 123-152. 1298. İstanbul 2003. Hamid. ayrıca ele alınması gerektiği kanaatindeyiz. İnsan Yay. ss. Muhammed Bahaeddin Şah Nakşbendî. Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi. Yılmaz. Marifet Yay. Nakşîliği münferiden ele almaktan ziyade. Reşahât ayne’l-hayat. s. Hasan Kamil. Ter. Necdet.. 256. 73-77. 231. Alem Yay. s. Selçuk. Şeyh Nazım’ın Nakşibendî Tarikatına dayanan silsilesinde. Safî. tarikatın unutulmaya yüz tutan prensiplerini ihya ettiği için. 217-218. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’deki anlayış ve uygulamalarla mukayeseli olarak değerlendirmeye çalışacağız.2 Tarikat-ı Nakşibendiyye’nin erkân ve terbiye metotları açısından diğer tarikatlardan ayrılan ve kendi içerisinde özgünleşen yönleri. Studia Islamica. İstanbul 1969. Abdülhalik Gucdevanî (v. İstanbul 1966. İslam Tasavvufunda Hacegân Hânedânı. 617/1220). Hacegan Tarikatı da denmiştir. İstanbul 2000.: Lamî Çelebi. İstanbul 1981.. Nefehâtu’l-uns min hadaratu’l-guds. İstanbul 2003.1 Nakşibendiyye Tarikatına adını veren Şâh-ı Nakşibendi’nin tam adı. s. 1241/1826)’den sonraki şubesi olan Hakkâniyye Dergâhlarındaki tasavvuf anlayışı ve tarikat uygulamalarının.. Ali b. 1 Algar. Hasan Lütfi. Abdurrahman Ebu Berekât. Dergah Yay. Dolayısıyla Tarikat-ı Nakşibendiyye başlığında.GİRİŞ TARİKAT-I HAKKÂNİYYE’NİN TEŞEKKÜLÜ 1. 44. Muhammed b. s. 791/1389). 300-60. Tosun. s. İstanbul 1958. 2 Camî.: Necip Fazıl Kısakürek. The Naqshband Order (A Preliminary Survey of Its History and Significance) . Doğan Kardeş Yay. Hüseyn. Muhammed Bahaûddin el-Buharîdir (v. bütüncül bakışı temin etme hususunda. Şeyh Nazım’ın Nakşibendî Tarikatına dayanan tasavvuf anlayışını ve tarikat uygulamalarını incelememiz açısından mühimdir. Eraydın. Şevket Eygi Matbası. Rahle Yay. Nasrullah. yeni bir tarikat kurucusu olarak telakki edilmiş ve Nakşibendi Tarikatına daha önceleri. Mevlanâ Hâlid-i Bağdadî (v. Mustafa. Tasavvuf ve Tarikatlar. 1 . Tasavvuf ve Tarikatlar.. 418. Taşköprülü. M. Bahaûddin Nakşbend. TARİKAT-I NAKŞİBENDİYYE: Buhara’dan neşet etmiş olan Nakşibendilik Tarikatı. Hz. ss. İstanbul 2009.. ss. 165. Ensar Neşriyat. (1976). Mahir. Ebu Bekir(ra)’den gelen ve hafî (gizli) zikr esasına dayalı olarak kurulan yoldur. 297. Kara. No.. ss.

Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin intisab uygulamaları. 851/1447)’yi tarikata hemen kabul etmediği.: Ali Hüsrevoğlu.. cehrî zikir ve semâ da yapılmaktadır..9 3 4 Camî. yaygın bir kanattir. Çünkü Şeyh Nazım’ın tarikata mürîdan kabulü esnasında ve uyguladığı intisap usulünde. Şuşud. Ter. 298. 531-569. 6 Camî.e.. Erkam Yay. ss.8 Hakkâniyye içerisinde bugün hafi zikrin yanında.e.: Sabri Çağlayan. hazırlık ve istihare telkinleri ile karşılaşılmamıştır. Nakşibendilikte.. Tosun. ss.5 Şâh-ı Nakşîbend. kabul ettiği bilinmektedir. 543. s. Reşahât. Tosun. Yusuf Hemedanî gibi kabul edip uygulayanlar ve Ubeydullah Ahrar gibi uygulamayıp fikir beyan edenler olmuştur. 308. geleneksel Nakşîlik uygulamalarından ayrılmıştır diyebiliriz. zikr olarak hafiyi telkin etmiştir. İstanbul 1998. Haz. 301. Muhammed b. Dimeşkiyye Abdurrahman. 325-329.. Çağlayan Yay. 5 Tafsilatları için bu tezde Bkz. İstanbul 1996.: Süleyman Uludağ. Mesela Şâh-ı Nakşibend’in. 74. Mustafa Kara. zikrin bedendeki mahalleri olan kalb. telkin etmemiştir. İstanbul 1974. Hakkâniyye içerisinde farklı uygulandığı müşâhede edilmiştir. Nakşbend. 40. Safî. Muhammed Nuri Şemseddin.. Sad. 437. s. İstanbul 1985. s.: Lamî Çelebi. ruh sır. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kavramlar/d. Ter. 2 . Hacegân Hânedânı. Bahaûddin Nakşbend.6 Alauddin-i Attar (v. Abdurrahman Ebu Berekât. Nakşibendilik. s. 802/1399)’a zikr-i cehr-i hakkında sorulduğunda. a. Nakşîbendî Tarikatında semayı Abdulhâlik-ı Gucdevanî gibi kabul etmeyenler. 26-28. Nefehâtu’l-uns. s. İmâm-ı Rabbânî’ye kadar tarikat içerisinde.7 Nakşibendilikte zikr mevzuunda.Beyat. Dolayısıyla Hakkânî Tekkeleri İmâm-ı Rabbânî’den sonraki cehri zikr esasına dayanmaktadır denilebilir. 15-22. 4 Bu veriler ışığında değerlendirildiğinde. 8 Aynı eser. hafî ve ahfa olarak zikredilmiştir. Abdullah. cehri zikir ve semahının yaygın olmadığı bilinir. s. 9 Hanî. Marifet Yay.Bu manada Şâh-ı Nakşibend tarafından uygulanarak gelmiş tarikat usul ve prensiplerinden bazılarının. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). 532. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). ss. s. 7 Camî. Tevhid Yay. tarikata intisap öncesi hazırlık dönemine ve bu dönemde yapılan istihareye önem verildiği yönünde kanaatler vardır. s. a.3 Nakşibendiyye içerisindeki benzer uygulamalara dayanarak. Yakûb-u Çerhî (v.g. caiz olduğunu bildirmiş ancak.g. 244. Risale-i Murâkabe. genel prensip olarak hafî zikrin esas alındığı. Tosun. Çerhî’nin intisabından önceki gece istihare yaptığı ve istiharenin sabahında. Âdâb. s. İmâm-ı Rabbânî’den sonra Nakşibendilik içerisinde ele alınan letâif.

13 Tosun. Riyazet. Derviş Yay. İstanbul 2006.dir. sohbet.g.. a. ss. Bu usulde önemlilik arz eden araçlar. 3 . s. ss.12 Ancak Nakşibendiliğin irşad usulünde evrâda. 7-21. Reşahât. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Hayatı.15 Hakkâniyye’nin silsilesinde Hâlid-i Bağdadî’den sonra yer alan Dağıstanlı pirlerin içerisinde riyazet ve halvete. Hasan. 318. 185. ss. a. Şeyh Şerafeddin10 (v.7. Mesela Şeyh Nazım. İkinci çeşit tarikat. Giriş/Halidiyye-i Hakkânîyye Tekkeleri/a. Abdullah-ı Dağıstanî’nin şeyhidir. 71-447.. Tarik-i Nefsâni’ye ait irşad usulü. Tafsilatı için bu tezde bkz. mürîdlerin tekâmülü için telkin etmiştir. karma bir usul uygulamaktadır diyebiliriz.e. Ankara 1995. 27-342. 34. s. tesbih. vird ve zikir vs. Yolun en önemli bir terbiye metodu olarak vurguladığı sohbeti. Nefsi tezkiye ve terbiye etmeyi. Şemseddin. diğer günlük virtler kadar önem verilmiş ve manevî tekâmül aracı olarak uygulan arak telkin edilmiştir.16 Hâlidiyye-i Hakkâniyye. 173. Nefehâtu’l-uns. Menâkıb-ı Şerefiyye (Şerâfeddin Hazretleri’nin Ağzından). Tarikat-ı Hakkânîyye Silsilesi. ruhu terakki ettirmeyi usul edinen tarîk-ı ruhanî olarak adlandırılmakta ve Nakşibendilik ile ortaya konan usulü tanımlamaktadır. 11 Burkay. ruhaniyeti güçlendirecek ibadet. Şeyh Hişam’ın sohbetlerinde de sıkça vurgulanmaktadır. halvete girdikleri ve riyazetle meşgul olmalarına yönelik malumat vardır.14 Tarikatlardaki irşad metodolojisini esas alarak yapılan kabul görmüş bir sınıflandırmaya göre iki çeşit tarikat vardır.13 Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de riyazet ve halvet. 12 Safî. Şerafeddin-i Dağıstanî. Kur’ân okumaya ve sohbete. genelde Nakşîlik öncesi usulleri tabir etmektedir. Nakşibendilik ve metodu hakkında yapılan sohbetlerin genelinde. halvet ve çile bu usullerde uygulanan önemli araçlardandır. Risale-i Murâkabe. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de Silsile. matluba ulaşmada usul edinen tarîk-ı nefsâni. 17 Şeyh Nazım Kıbrısî el-Hakkânî.Hakkâniyye içerisinde ahfa letâifi yerine. 14 Bu tezde bkz. 15 Nakşbend. sohbetin önemini belirtmiştir. bir terbiye usulü gerekli görülen mürîdlere telkin 10 Nazım-ı Kıbrısî’nin şeyhi.. namaza. en az diğer ibadetler kadar telkin edilmiştir. Ebediyete Davet. 321. 16 Tafsilatları için bu tezde bkz. bir Nakşibendî-Hâlidî kolundan olan Hakkâniyye içerisinde telkin edilmektedir.e. ss. riyazet ve halvetten daha fazla önem atfedilmiştir. Eraydın. ss. 1355/1936)’den itibaren sırru’s-sır letâifi zikredilmiştir.172. Camî.17 Bununla birlikte halvet ve riyazât.g.11 Nakşî silsilesindeki büyüklerin. bu açıdan tarik-i nefsâni ile ruhanînin benimsediği terbiye metodlarından müteşekkil.

açıklaması da vardır. devamlı ve yaygın bir irşâd metodu olmamıştır. NAKŞİBENDİYYE-İ HÂLİDİYYE: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin takip ettiği irşad metodu olarak isimlendirilen Hakkâniyye. 21 Hakkânî..edilmiştir. Bahauddin Şâh-ı Nakşîbend’den Ubeydullah-ı Ahrar’a (v. Hâlidiyye’nin müstakil bir başlıkta ele alınması ihtiyacı hâsıl olmuştur. Hâlidiyye’nin bir şubesidir. 18 19 Tafsilatları için bu tezde bkz.21 Bu konuda Şeyh Şerâfeddin’in kıyamete kadar baki olacak yedi tarikat bulunduğunu ve bunlar içerisinde tarikat usulü. s.22 2.19 Ubeydullah-ı Ahrar’da halveti uygulamamış ancak. Bu başlıkta. Ebediyete Davet. 185. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin. sohbetle vazifelendirilmiş mürîdler olmuştur. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/f. uygulayan bazı mürîdlerine de engel olmamıştır. s. Hakkâniyye ile mukayeseli ele almaya çalışacağız. halvet der encümen anlayışı ile halvet anlayışına yeni bir ufuk kazandırmıştır. Menâkıb-ı Şerefiyye. a. 330-332. 22 Burkay. riyazet konusunda da paralel düşünceleri savunup uygulamalar yapmışlardır. bu tasniflerdeki usulün ikisini de ihtiva eden bir usul olarak uygulanmaktadır.e. Camî. s. 895/1490) kadar halvet uygulanmasına rastlanmamıştır. halvet ve riyazet konusunda özgün bir usul tatbik ettiği görülmektedir. 4 . Bu kişiler hususiyetle. tesiri ve ıstılahıyla en kâmil olanının Nakşibendî Tarikatı olduğuna yönelik. 531-569.18 Dolayısıyla bugün Hakkâniyye Dergâhlarındaki irşâd metodu. 20 Tosun. Hakkâniyye’nin ve Şeyh Nazım -ı Hakkânî’nin tasavvuf anlayışının incelenmesi için. Nakşibendî Tarikatında bulunan kuvvet ve salahiyetin yirminci yüzyılda diğer tarikatlarda olmadığını ifade etmiştir. 6.Sohbet -Halvet. Abdulhâlik Gucdevanî. Dolayısıyla Nakşilikte asıl olmayan halvet. Kıbrısî. Halvet konusunda görülen düşünce ve uygulamaları savunanlar.20 Bu açıdan bakıldığında. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Şeyh Nazım’a göre insanlara manevî feyzi veren ve onları terbiye eden yol Nakşibendîlik’tir. ss.g. Hâlidiyye Kolu’nu.

e. ss. Hisham.28 Şeyh 23 Hanî.: Abdülrezzâk Abdullah. 24 Hanî. Âdâb. Abdülmecid.27 Tarikat-ı Hakkâniyye’de uygulanan halvetin ise. Eraydın. Bu yüzden şeriat bilgisi yüksek bir âlimdir. tüm dünyadan gelen talebelerini.g. Şam’daki dergâhında görevli olan. 28 Kabbânî. terbiye ettikten sonra. 1252/1824) tarikat terbiyesi gören Bağdadî. Tasavvuf Tarikatlar Silsilesi ve Ahlâk-ı İslamîye. s. bu bildiriyi. toplu olarak ve münferiden uygulandığı bilinmektedir. Nakşibendiyye’nin bu asırda anılan Halidilik kolunun bir kurucusudur. Tarikatu’l-Nakşibandiyya ve Ulumiha. Tarblus 1987. Hindistan Delhi’de bulunan Abdullah-ı Dehlevî’den (v. Binaenaleyh Halidî kolları. ss. ss.. bulundukları coğrafyanın ilzam ettiği şartlara göre irşad usullerindeki öncelikleri belirlemiş olabileceklerinden. yer yer farklı özellikler arz etmişlerdir. tarikatın kollara bölünmesini önlemek için yapmıştır. Irak. 5 . 1242/1826).. Hamid. 693-701.e. Halidîlik. a. Divantaş Neşriyat. a.19. Muhammed Ahmed. Irak ve Anodolu coğrafyasında çoğunlukta olmak üzere.. Âdâb. kendi beldelerine göndermiştir. 83-87. a. 287-315. Hadiykatu’l-verdiyye. Tah. ss. mürîdlerini on ile kırk günlük halvetlere almaktadırlar. 701. Ancak. Hacı Reşit Paşa. 147. İsmail elEneranî’yi tayin etmiş ve bunu tüm halifelerine duyurmuştur. 26 Algar. ss. The Naqshbandi Sufi Way (History and Guidebook of the Saints of the Golden Chain). s. 27 Tosun. Matba’a vizaratu’tterbiyye. 669 -701. 330. Muhammed b. 79-82. Hadâiku'l-verdiye fi ecilla Nakşibendiyye. Ergin Kitapevi. Kazı Pub. s. ss.172-187. 295-296. Türkiye. 316-322.g. Hânî. Kuzey Kafkasya’dan gelen silsilede. yılın muhtelif zamanlarında. Hanî. JurusBurus Yay. Chicago 1995. aslî kimliğini korumayı başarmışsa da. Malezya ve Endonezya gibi geniş bir coğrafyada intişar eden tarikatın halifeleri. halifelerin uygulamaları birbirinden bağımsızlık arzetmiştir.23 1238/1822 tarihinden itibaren Şam’da irşad vazifelerini sürdüren Bağdadî. düzenlediği bir vasiyetname ile yerine baş halife olarak. TDV İA. Bu uygulamanın.. ss. 284-348. ss.e. İslam’ı ve Nakşiliği intişar etmeleri için.24 Vefatından kısa bir süre önce. ss. İstanbul 1988.26 Halvet’in Nakşibendî yoluna Hâlid-i Bağdadî ile girdiği yaygın bir kanaattir.. Ortadoğu Halidileri arasında pek rastlanmayan bir durum olduğu bilinmektedir. Virnig. asır Nakşibendî ricalinden olan Mevlana Hâlid-i Bağdadî (v.g. İrbil 2002.25 Bir görüşe göre Bağdadî. iyi bir medrese eğitimi görmüştür. Mısır. Yılmaz. 25 Hanî. Suriye. Hadiykatu’l-verdiyye. Mesela Malezya ve Endonezya Halidî şeyhleri. İstanbul Tarihsiz.

Nazım’ın terbiye metodu olarak zaruri gördüğü halvet anlayışı. s. oğlu Mehmet Efendi’yi halifesi olarak ilan etmiştir. 6 . c. Nazım Efendi. Uludağ. 3. Bununla birlikte Şeyh Nazım.Sohbet -Halvet. Uzakdoğu ve Kuzey Kafkasya’da da uygulanmış olması hasebiyle.g. Hâlidiyye ile bu durumun tam tersi bir istikamet kazandığı yönünde tespitler vardır. Mesela doğu ve güneydoğu bölgesinde. dayıdan yeğene. Kıbrıs adasında bir Hakkâniyye tekkesinin açılması ve buradan dünyanın muhtelif 29 30 Bu tezde bkz. 32 Uludağ. şeyhlik babadan oğula geçer. s. HALİDİYYE-İ HAKKÂNİYYE (HAKKÂNÎ DERGÂHLARI): Nakşibendî Tarikatının.31 Bununla birlikte Hâlidîliğin Türkiye sınırları içerisindeki kolları arasında da birbirinden farklı uygulamaları vardır. Diğer Konulara Tasavvufî Yaklaşımlar/Siyasi ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar .com/ Seyh Nazim Mehmet Adil efendiyi Halife ilan etti. video arşivimizde bulunmaktadır. 29 Ortadoğu Halidîlerinden ayrılsa da. İlgili kayıt. usul ve şekle fazla önem vermemekle. 15.32 Bu durum Hâlidiyye-i Hakkâniyye için de geçerlidir.33 Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde gelenek olmayan bu durum.e. İçtimai ve tarihi yapısının yanı sıra. Amerika.youtube. Avrupa. Hâlid-i Bağdadî’den sonraki Hakkâniyye silsilesinde. Şeyh Nazım’ın irşad vazifesini Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den almasından sonra başlamıştır. Hâlidiliğin şekil ve usul konusundaki belirleyici tavrına daha yakındır. TDV İA. 33 www. Halidî’liğe sonradan dâhil edilmiş bir uygulama olmadığı kanaatindeyiz. Asya ve Afrika kıtalarında dergâhları bulunan bir harekettir. Hâlidiyye kolundan bir yol olan Hakkâniyye. babadan oğula geçmemiştir. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/f. Anadolu ve Tırakya’daki Halidî kollarında pek rastlanmadığı tesbit edilmiştir. Dergâhların dünya üzerinde yayılması. 298. 31 Bu tezde bkz. Süleyman. bir ilkdir. melamiliğe yaklaşan tavır sergilemiş olmalarına rağmen.. 298. kayınpederden damada geçen şeyhlik. a. Anadolu’da Halidîlik. Naşibendiyye’nin büyük şeyhleri. Şeyh Nazım’ın sigara mevzuundaki tutumu da bu hususta bir diğer bir örnek olabilir.30 Şeyh Nazım’ın Osmanlı kıyafetlerini tercihinde ve batı kıyafetlerini tasvib etmemedeki tavrı. seyyidlik inancıyla pekiştiği düşünülen bu uygulamanın.

ülkelerinde davet ve irşad faaliyetlerinin yürütülmesi için, Şeyhi Abdullah Dağıstanî’den emir aldığını ifade etmiştir. Şeyh Abdullah’ın bu beyanına tanık olan Şeyh Hişam, söz konusu ifadeleri şöyle nakletmiştir: “Hz. Peygamber (sav)’in emriyle, Nazım Efendi’yi terbiye ile halifeliğe çıkardım. Ziyadesiyle halvete koydum, muhtelif usullerle irşad ettim ve onu halifem olarak tayin ettim. Onun bu yolu müstakbelde maşrıktan mağribe kadar intişar ettireceğini görüyorum. … Londra’dan Avrupa’ya, Uzakdoğu’dan Amerika’ya büyük dergâhlar kurduğunu ve yolumuzu taşıdığını görüyorum… Genç insanların her yönden ona koştuğunu görüyorum… Din Allah(cc)’ındır ve Allah(cc), kullarına hükmedici olarak yeter.”34 Hakkânî müridanının bugünkü sayısı hakkında net bir tespit yoktur. 1996 yılında yapılan bir çalışmada 56 farklı ülkeden müntesib mürîdin bulunduğu tespit edilmiştir.35 Tarikatın nasıl bu kadar yaygınlaştığı, sosyolojik bir çalışmada beş sebebe dayandırılmıştır: 1-Apokaliptik36 gündem. 2-Modern dünyanın beklenmeyen sosyal hadiselerini Şeyh Nazım’ın geleneksel tasavvuf ıstılahıyla birleştirme yeteneği. 3-Müslüman şahsiyet ve ulemalasına referanslar. 4-Şeyh Nazım ve Şeyh Hişam’ın Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’daki çevrelerine yaptıkları tasavvufî yorumların dinleyenlerle ilgili olduğu kadar, dinleyenler tarafından kolay anlaşılması. 5-Armagedon37 ve kıyamet gününe ait mesajların müntesipler için ilgi çekici bir konu olması.38 Hâlidiyye-i Hakkâniyye, bugün Nakşî usullerini esas alan bir irşâd metodolojisini, diğer tarikatların usulleriyle harmanlamış özgün bir metot takip etmektedir. Bu başlıkta Hakkânî Dergâhlarında tesbit edilmiş usul ve adetleri, kendi içerisinde ve Nakşîlik ile mukayeseli ele almaya çalışacağız. Söz konusu usul ve adetlerin, İslam ve tasavvuf düşüncesi açısından değerlendirilmesi, ikinci bölümde yapıldığından burada değinilmeyecektir.
34 35

K. Hisham, Sufî Way, s. 405. Atay, Tayfun, Batı’da bir Nakşî Cemaati: Şeyh Nazım Kıbrısî Örneği, İletişim Yay., İstanbul 1996, s. 86 36 Kıyamete dair, son gün. 37 Hiristiyan kaynaklarında bildirilen ahir zaman savaşı. İyiler ile kötülerin yapacağı büyük savaştır. Şeyh Nazım bu savaşı melhame-i Kubrâ olarak da ifade etmiştir. 38 Stjernholm, Simon, The Struggle for Purity: Nagshbandi-Haqqani Sufism in Eastren London, Basılmamış Y. Lisans Tezi, Lund University, [Scania] 2005, s. 8.

7

Hakkâniyye yolu için Nazım Efendi, “rütbe kazanma yolu değil, nefsi tüketmek yoludur” diyerek yolun gayesinde nefis tezkiyesini öne çıkarmıştır.39 Bu manada Hakkâniyye yoluna girenlerin dikkat etmesi gereken menhiyatın başında “kibir” görülür. Nazım Efendi, Bâyezıd-i Bistami Hazretlerinin sözüne atfederek “kendi nefsini Firavun’dan, Nemrut’tan, Ebu Cehil’den ve İblisten daha aşağı görmeyen kimse bizim yolumuzun kokusunu alamaz” demektedir.40 Kıbrısî’ye göre, Tarikat-ı Hakkâniyye mürîdlerinin, hiçbir mahlûkata karşı üstünlük düşüncesinde bulunmaya salahiyetleri yoktur. Bu durum mirac bahsinde de bildirilen nefsin hakikati olarak vurgulanmıştır. Bu hakikate göre nefs, fırsat bulduğu zaman Rablik ilan edebilecek bir yön taşımaktadır. Nefsin bu yönünü besleyen günah, kibirdir.41 Dolayısıyla yolun en önemli menhiyatı arasında zikredilmektedir. Hakkâniyye içerisinde, kibir ve ucuba sergilenen bu yaklaşım, iman ve küfür anlayışlarında da görülmektedir. İmanı da küfrü de atiyye olarak görmek, kibir ve ucubu izale edici bir anlayış olarak sıkça vurgulanmaktadır. Hakkâniyye içerisinde mürîdin imandan dolayı kendini üstün görmesi ve iman etmeyenlerin hakir görülmesi men edilmiştir. Nazım Efendi bu anlayışı, bir menkıbe ile müşahhaslaştırmıştır.42 Hakkâniyye dergâhlarında sıkça anılan dört düşman nefs, şeytan, hevâ ve dünyadır. Bu düşmanları galip getirecek en tehlikeli sıfat olarak gazab, sıkça ele alınır. Şeyh Şerafeddin’e göre gazab, tüm kötü sıfatların ortaya çıkabileceği zemini hazırlamasından dolayı zemmedilen sıfatların başında gelmektedir.43

39 40

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 40. Aynı eser, s. 37. 41 Aynı eser, s. 38. 42 Kıbrısî, menkıbeyi, şöyle nakletmiştir: “Veliullah’dan biri, bir Yahudi’yi gördüğü anda kendisinden geçip düşmüş. Ayılttıkları vakitte: ‘Şeyh Efendi size ne oldu? O Yahudiyi gördüğün vakitte niye bayıldınız?’ diye sual etmişler. Şeyh Efendi: ‘Ey evlatlar, sırrıma nida geldi ki; ‘Ey kulum! Onu hakir görme. Ona Yahudilik gömleğini giydiren Benim. İman libasını sana giydirdi isem, onu senden çıkarıp ona giydirmeye, ondakini çıkarıp sanan giydirmeye Kadirim. Edebi gözet!’ dediği vakitte, korkudan düşüverdim.’ demiş.” Ayrıca bkz. Kıbrısî, a.g.e., s. 42. 43 Burkay, Menakıb-ı Şerefiyye, s. 108.

8

Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî44 (v. 1393/1973)’ye göre nefsin, kendini kardeşine tercih etmesi, kendisini kardeşinden üstün görmesi, kendi ayıbını bırakıp kardeşlerinin ayıbını görmesi, tezkiye edilmesi gereken hususi yetlerdir. Bu haldeki mürîdin, her lahzada vazifesinden ve hudutlarından gafil olmaması gerekmektedir. Şeyh Abdullah, Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin şu edeplerini, mürîdana tavsiye niteliğinde saymıştır: Kendisine nimet olarak verilen hiçbir şeyi isyan yolunda sarf etmemek. Bunun için bilhassa dili ve gözü murakabe altında tutmak. Kendisine bahşedilen afiyet ve diğer nimetler için şükrederken, belalara da sabretmek. Şeyh Abdullah’a göre, şeriatın hudutları muhafaza edilmediği zaman, kalbe hastalık girer ve kişiyi ifsat eder. Dolayısıyla mürîdanın öncelikli vazifesi, Nebî(sav)’nin sünnetlerine yapışması ve şeriatın hudutlarını muhafaza etmesidir.45 Şeyh Nazım’ın sohbetlerinde ve Lefke dergâhındaki uygulamalarında dikkatimizi çeken diğer bir menhiyat sigaradır. Sigaraya karşı uzun yıllardır katı bir tutum sergileyen Kıbrısî, küçük görülen sigara günahının, nefs aracılığıyla kula büyük günahları işleteceğini ifade etmiştir.46 Lefke dergâhında ziyarete gelen mürîdanın büyük çoğunluğu sigara kullanmamaktadır. Kullanan birkaç kişi ise, Şeyh Nazım’ın emrinden dolayı, dergâh sınırının beş metre dışında sigara içmektedir. Londra’daki Hakkânî mürîdleri üzerinde yapılan bir çalışmaya göre, günlük yaşamda riayet edilen edepler konusunda ihtilaflı anlayışlar bulunmaktadır. Mesela kimi mürîde göre bir büyüğün elini öpmek tazim olduğu için edep olurken, kimisine göre küfür telakki edilebilmektedir.47 Londra’daki Hakkânî dergâhlarında müşâhede edilen bu ihtilafı, Şam Dergâhında gözlemlediğimizi belirtmek isteriz. Hakkânî Dergâhlarının geniş bir coğrafyada temsil edilmesi, söz konusu ihtilafın sebebi olmaktadır. Farklı bir ifadeyle, her dergâhın içinde bulunduğu sosyo-kültürel şartlara bağlı olarak gelişen edeb anlayışı, Hakkâniyye içerisinde çeşitlilik göstermektedir. Bununla birlikte mürîdanın hidayete erme ve mürîd olduktan sonraki tarikat içinde
44

Nazım-ı Kıbrısî’nin şeyhidir. Tafsilatı için bu tezde bkz. Giriş/Halidiyye-i Hakkânîyye Tekkeleri/a.8. Abdullah-ı Dağıstanî. 45 Kabbânî Muhammed Adnan, Futuhâtu’l-Hakkâniyye fi menâgibi eclâi’s-silsileti’z-zehebiyyeti’lâliyye, [Şam], Tarihsiz, c. 1, ss. 51, 52, 78. 46 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 117. 47 Stjernholm, The struggle for Purity, s. 38.

9

yer alma süresi de bu mevzuda etkilidir. Meselâ, yakın zamanda ihtida etmiş müridler için irşad, imani esaslar önceliğine dayanırken; ailesindeki tarikat adabıyla yetişmiş müridler için irşad, edeb ve usul önceliğine dayanmaktadır. Bu durum, geniş coğrafyaya yayılmış Halidilikte gözlemlenmiş çeşitliliğin, bir numunesini teşkil etmektedir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den nakledilen bir kaynağa göre, mürîdin bu yoldan müstefîd olabilmesi için tarikata riayet etmesi gerekmektedir. Ancak, tarikatın hakiki manası edeptir. Edebe riayet etmesi gerekmektedir fakat; edebin hakiki manası, teslimiyettir. Sırasıyla teslimiyetin hakiki manası, mürebbinin emrini bekleyiştir. Bekleyişin hakiki manası ittibâdır. İttibânın hakiki manası emre sıkıca yapışmaktır. Emre sıkıca yapışmanın hakiki manası, muhabbet; muhabbetin hakiki manası, tüm iradesinde rabıtalı olmaktır. Yani rabıtaya riayet etmelidir. Rabıtaya riayet etmek için, rabıtanın hakiki manasına vusûl etmelidir.48 Rabıtaya hakiki manada vusûl için maksuda iman etmesi gerekmektedir. Maksûda hakiki manada iman için takvaya ve takva için her lahza müşâhede de olmak gerekmektedir.49 Hakkâniyye yolu hakkındaki bu anlayış, Nazım Efendi’nin ilim ve edep konularında izah edildiği gibi,50 onun genel tasavvuf anlayışında mündemictir. Hakkâni Dergâhlarında sıklıkla eleştiri konusu olan bir düşünce ise Vahhâbîliktir. Şeyh Nazım-ı Hakkânî çevresinde, Vahhâbîlik düşüncesinin ehl-i sünnet dışında kalan yönleri, çeşitli vesilelerle ele alınan bir konudur. Londra’daki Hakkânî Dergâhının toplum içindeki işlevi üzerine yapılan sosyolojik bir çalışmada, Vahhâbîlik ve Selefîlik gibi mevzular, grup içindeki birliktelik duygusunu artıran bir unsur olarak görülmüş ve sebep olarak Hakkânî yolunda metafizik unsurların diğer Nakşîbendî yollarına göre daha fazla bulunması gösterilmiştir.51 İslamî erkânı fiziksel kaideler üzerinde yorumlayan Vahhâbîlik düşüncesi ile, diğer İslam ulemaları arasındaki görüş ayrılığı hem tarihi hem de aktüel bir vakıadır. Bu konuda Vahhabî karşıtlığı içinde Hakkânî’nin konumu ise, öğretileri içinde yer alan meta48 49

Üç mertebede vusûl, huzur üzerinden anlatılmıştır: Huzuru İlahî, Huzuru Habib, Huzuru Meşayıh. K. Adnan, Futuhâtu’l-Hakkâniyye, ss. 46-47. 50 Kıbrısî, Hak Dost 4, Dervish Kitapevi, Kıbrıs 2005, ss. 67, 81, 88, 89 . 51 Stjernholm, Struggle for Purity, s. 52.

10

fiziksel unsurların sadece niceliği ile değil, aynı zamanda niteliği ve ehemmiyeti ile ilişkili olduğu kanaatine varılmıştır. Meta-fiziksel dinamikleri modern bilimin fiziksel dinamikleriyle izah ve ispat metodunu sohbetlerinde kullanan Hişam Kabbanî,52 bu çatışmanın sebebini şöyle açıklar: “…Meteryalistik düşüncenin dinî temsilcisi addedilen Vahhâbîlik, bu anlayışı (Peygamber’in nurunu varlık felsefesi ile ilgili olarak, ontolojik olarak izah edildiği yaklaşımı)53 idrâk edemediği için bu düşüncelere karşı çıkmaktadır. Hakkâniyye bu düşüncelerin zıddında olduğu için Vahhâbîlik karşıtıdır.”54 Geleneksel tarikatlar gibi dışa kapalı olmaması, tarikat şeyhinin ve zikirlerinin tarikat dışındakilerle şifahen ya da internet üzerinden video olarak paylaşılmasında kısıtlama olmaması, bey’at yapmak isteyen bir mürîdin kolaylıkla Şeyh Nazım Efendi’ye ulaşabilmesi gibi konulardan dolayı, Hakkânî Dergâhının diğer Halidî şubelerden ayrıldığı yönünde tespitler mevcuttur.55 Hakkâniyy’ye ait internet sayfalarında, internet üzerinden kelime-i şehadet getirme ve Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye bey’at yapılabilmesi için bağlantılar bulunmaktadır.56 Bu uygulamaya, Anadolu’da ya da diğer kıtalarda faal olan Hâlidî şubelerinin internet sitelerinde rastlanmamıştır. Hakkâniyye cemaati üzerine yapılan farklı bir çalışmaya göre, mürîdler arasındaki iletişim ve irtibatın kurulmasında blog ve form sayfaları üzerinden internetin önemli işlevi bulunmaktadır.57 Dolayısıyla bu yönüyle Hakkâniyye, diğer Nakşî ve Hâlidî şubelerden ayrılmaktadır. Hakkânî Dergâhlarındaki irşâd metodunun diğer Nakşî tarikatlarındaki metodlardan nasıl ayrıldığını Nazım Efendi’ye ait şu cümlelerin ifade ettiği kanaatindeyiz: “Senenin dört mevsimi var. Her mevsimde insanlar yediklerini ve giydiklerini değiştirirler ama, gövdeleri değişmez. Tarikat tarikattır. İster Şam’da
52

Hâlidiyye-i Hakkânîyye yoluna, Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî döneminde, intisab etmiştir. Şeyh Nazım’ın dağmadı ve Amerika görevlisidir. Tafsilat için bu tezde bkz. Hâlidiyye-i Hakkâniyye Tekkeleri/a.8.3 Hişam Kabbanî. 53 Tafsilatı için bu tezde bkz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d.Hz. Peygamber. 54 www.sufîlive.com, CommingOfMahdi-1; Video Arşivimizde mevcuttur. 55 Aynı eser, s. 8 56 Ayrıca Bkz. http://www.haqqanisoul.com/profile/SHAHADAPAGE; Bkz. www.naqshbandiorder.org.tr 57 Jorgen, S Nilsen, Mustafa, Draper, Galina, Yemeliana, Sufism in West (Transnational Sufism, The Haqqania), Routledge, NY 2006, s. 101.

11

olsun, ister Avrupa’da, ister Amerika’da. Tarikat Allah (ac)’a giden yoldur. Lakin irşâd şekli her bir yerin ve insanların hususiyetlerine bağlı olarak bir yerden diğerine değişir. Mürşid, nasıl bir yol tatbik edip izleyeceğine, buna göre karar verir. Avrupa’da başka, Şam’da başka, Kıbrıs’ta başka, Türkiye’de başka, Mısır’da başka, Uzak Doğularda başka ve Amerika’da başkadır.”58 Hakkânî yolunun kendi içerisinde dahi farklı ülkelerde farklı irşâd metotlarının uygulandığını anladığımız bu metotların, Hakkânî yolu içerisinde ilk defa Şeyh Nazım tarafından uygulanmış olması gerekmektedir. Çünkü Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî, Dağıstan ve Yalova üzerinden gelerek Şam’a yerleşmiş ve daha sonra Şam dışına çıkmamıştır. Yani Şeyh Nazım’a kadar Hakkânî Dergâhı, bu coğrafyalara ulaşmamıştır. Dolayısıyla Şeyh Nazım’ın uygulamaları ile irşâd metodundaki değişme ve çeşitlenme ile bugün incelediğimiz tarikat yapısı teşekkül etmiştir. Ancak hem bu değişime, hem de çeşitlenmeye esas teşkil eden erkân, usul ve edeb, Hâlid-i Bağdadî’den Şeyh Abdullah’a kadar gelen meşâyıhın anlayışları üzerine tesis edilmiştir. İngiltere’de yapılan bir çalışmaya göre söz konusu çeşitlenme kendi içerisinde üç grup olarak tespit edilmiştir. Birbirleriyle uyumlarını esas alarak yapılan bu antropolojik çalışmaya göre Londra’da Türk mürîdler, Hint Alt kıtası göçmenlerinin oluşturduğu mürîdler ve çoğunluğu İngiliz olan Bâtılı mürîdler olmak üzere üç alt gruptan söz edilmiştir.59 Tarikat-ı Hakkâniyye’nin tekkelerinde ve internet sitelerinde öne çıkan en önemli görsel, merkezinde “el-Hakk” esmasının yazılı olduğu bir levhadır.60 Haftalık zikirlerde “el-Hay” ve “Hu” esmalarıyla birlikte zikredilen isim, tekke yakınlarında satılan cevşenlerin içinde de bulunan isimdir. Londra’daki mürîdler, bu cevşeni taşıma maksatlarını, Allah(cc)’tan bekledikleri hayır ve bereket olarak ifade etmişlerdir.61
58 59

Atay, Batı’da Bir Nakşî Cematı., s. 365. Atay, a.g.e., ss. 88-101. 60 Bkz. Ek 01. 61 Stjernholm, Strugle for Purity, s. 37.

12

Nakşibendî-Hakkânî tekkelerinde dikkatimizi çeken bir diğer husus ise yapılan toplu zikirlerde kimilerinin halka ortasında sema ederek dönmesidir.62 Nakşîlik yolunda olmayan bu zikir biçiminin Nazım Efendiyle başlama ihtimalinin yüksek olduğunu ve bununda Nazım Efendi’nin icazetli olduğu Mevlevilik ve Kadirilik tarikatlarıyla ilintili olarak girdikten sonra zikrin, bugünkü biçimini aldığı kanaatindeyiz. Hâlidiyye-i Hakkaniye’nin diğer Anadolu Halidilerinden ayrılan bir yönü ise, silsilelerinde Hızır(as)’ın bulunmasıdır. Nakşîlikte Abdulhâlik Gucdevanî’nin Hızır(as) tarafından terbiye edildiği, bildirilmiş olmasına rağmen silsile listesine eklenmemiştir. Küçük bir yaklaşım farkı olarak görülecek bu mevzu, Hakkânî silsilesindeki meşayıhın silsiledeki sıra sayılarını artırmıştır. Mesela Hâlid-i Bağdadî diğer silsilelerde otuzuncu sıradayken, Hakkâniyye’de otuzbirinci sıradadır.63 Nazım Efendi’den önce mürîdanın umumiyetle tercih ettiği ve bugüne kadar değişime uğramamış bir diğer uygulama ise, Osmanlı usulü kıyafet tarzıdır. Erkek mürîdler arasında standart bir kıyafet tarzı olarak yerleşen bu adet, Nakşibendîlikte prensip olarak esas bir uygulama değildir. Şalvar pantolonlar üzerine dikilen hâkim yaka gömlekler, geniş yelekler üzerine sarıklar ve köstekli saat, Hakkâniyye dergâhları içerisinde genel kıyafet tarzıdır. Her yerden temin edilemeyen bu kıyafet, Hakkâniyye’nin resmî internet sayfasında sipariş edilebilmektedir.64 Şam Dergâhı’nın türbedarı olan İbrahim Efendi, bir Osmanlı muhaciri olarak halen bu tarz kıyafetleri, geleneksel metotlarla dikmektedir.

a. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de Silsile: Mevlana Hâlid-i Bağdadî’den sonra, aşağıdaki sırayla irşad vazifesini devralan meşayıh ve onların tasavvuf anlayışları, Hâlidiyye-i Hakkâniyye ismiyle

62 63

Bkz. www.saltanat.org/hadra; sufilive.com/zikr; naqshbandiorde.org/hadra. Bkz. www.naqshbandiorder.org/silsile. 64 Bkz. www.naqshbandiorder.org.

13

anılmaktadır. Şeyh Nazım Efendi’nin bugünkü tasavvuf anlayışı, Hakkâniyye’nin tarikat uygulamaları ve manevi atmosferi içinde vücud bulmuştur. Tarikatın silsile sırasına göre otuz birinci sırada bulunan Bağdadî’den sonra sırasıyla aşağıdaki isimler, irşâd vazifesini ifa etmişlerdir.

a.1. - (32) İsmail-i Şirvanî (Kurdemirî) (v. 1247/1832): Nakşîbendî silsilesinde Mevlana Hâlid-i Bağdadî’den sonra, İsmail-i Enerânî’den bahsedilmiştir ancak;65 Şeyh Nazım Efendi’nin sohbetlerinde ve Şeyh Adnan’ın66 Tarikat-ı Hakkâniyye hakkında yazdığı eserinde, Şeyh İsmail-i Şirvanî’den önce Şeyh İsmail-i Eneranî’den söz edilir. Fakat Hakkâniyye’nin resmî internet sayfasında yer alan silsile listesinde ve Şeyh Hişam’ın, Hâlidiyye-i Hakkâniyye yolunu anlattığı eserinde, Şeyh Eneranî’nin ismi kaydedilmemiştir. Hâlid-i Bağdadî’nin halifeleri içinde, kendisinin imam olduğu ve sırru’l-a’zâmın tevarüs ettiği şeyh olarak rivayet edilen Eneranî’nin, Hâlid-i Bağdadî’den 17 gün sonra vefat ettiği ve hilafeti, Şeyh Abdullah Herevî’ye bıraktığı bilinmektedir.67 Farklı bir rivayete göre, Şeyh İsmâil Enerânî (v. 1251/1829), yılında vefat etmiştir.68 Şeyh Nazım ile 2011 yılında yaptığımız mülakatta, İsmail-i Eneranî’nin silsilede yer alıp almadığı sorulmuştur. Bu mevzuda Kıbrısî, Eneranî’nin Hakkânî silsilesindeki meşâyıhtan olduğunu ve emanetini Hâlid-i Bağdadî’den aldığını ifade etmiştir.69 İsmail eş-Şirvanî (v. 1201/1786) tarihinde Dağıstan’ın Şirvan bölgesindeki Kurdemir’de doğmuştur. Zamanının en önde gelen âlimlerinden birisi olan babası Şeyh Enver-i Şirvanî’den ilk eğitimini alan Kurdemirî, devrin önemli âlimlerden ders alarak tahsilini tamamlamıştır.70

65 66

Hanî, Hadiykatu’l-verdiyye, s. 701. Hâlidiyye-i Hakkânîyye yoluna, Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî döneminde, intisab etmiştir. Şeyh Nazım’ın Şam görevlisidir. Tafsilat için bu tezde bkz. Hâlidiyye-i Hakkâniyye Tekkeleri/a.8.2 Adnan Kabbanî. 67 Hanî, a.g.e., s. 727, 736. 68 Aynı eser, s. 347. 69 İlgili mülakata ait görüntü, video arşivimizde mevcuttur. 70 K. Adnan, Futuhâtu’l-Hakkâniyye, s. 385.

14

284. Burada iken Abdullah-ı Dehlevî’den aldığı manevi işaret ile Bağdat’a. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. oğlu Osmanlı sadrazamlarından Şirvanîzade Rüşdü Paşa tarafından yaptırılan mescit ve bitişiğindeki türbe ziyaretgâhtır.73 Faaliyetleri Rus siyasi politikalarına uymadığı için. 77 K. Bağdadî’nin halifeleri arasında zikredilmektedir.75 Amasya’da Türbe diye anılan semtte.naksibendihakkani.g. s.. s.Şeyh Abdullah-ı Dehlevî’ye mürîd olmak amacıyla Hindistan’a yolculuğuna çıkmış ve Basra’ya kadar gitmiştir. 15 .71 Bağdadî’nin vefatından sonra Şam’dan Dağıstan’a geri dönerek zaviyesini kurmuştur. Şeyh İsmail bu baskılar neticesinde önce Ahıska’ya.76 a. Cemaleddin-i Gazikumukî) sırr-ı akdesi aktardığı rivayet edilmektedir. Dağıstan’ın güneyinde yer alan Şirvan’ın Kulal kasabasında 1201/1786 yılında dünyaya gelmiştir.74 Şeyh İsmail 1255/1839 tarihinde vefat etmiştir. Adnan. yaşadığı evin yakınında defnedildiği kabri üzerine. Adnan. 73 Hanî. s. Evvela Sivas ve sonra da Amasya’ya yerleşen Şeyh İsmail-i Şirvanî.72 Nakşibendî tabakâtında İsmail-i Şirvânî. 74 http://www.2. halefleri arasındaki üç mürşide (Has Muhammed-i Şirvanî. Hisham. Bkz. 725. medrese eğitimi ile zahiri din ilimlerini tahsil ettikten sonra İsmail -i Şirvanî’nin halefi olacağı silsileye intisab etmiştir.e. a. Rusya tarafından baskılara maruz kalır ve yakın mürîdleri hapsedilip sürgün edilmiştir. K. Ayrıca Şeyh İsmail’in 25 sene Şirvan’da kazdığı yer altında irşad vazifesini ifa ettiği kaydedilmiştir.naksibendihakkani. Hadiykatu’l-verdiyye.(33) Has Muhammed-i Şirvanî (Dağıstanî) (v. Sufi Way. Riyazet ehli bir sufî olduğu 71 72 http://www. .77 İlk tasavvufî eğitimini ailesinden alan Şirvanî. sonra Anadolu’ya göç etmiştir. Muhammed-i Yerağî. Ek 02.com/?page_id=154. 389. 75 Şeyh Adnan’ın eserinde vefat tarihi 1277 olarak geçmektedir. s. K.com/?page_id=154. 1260/1844): Has Muhammed Şirvanî. 387. Mevlana Halid’in dergâhına giderek Bağdadî’ye bağlandığı rivayet edilmektedir. 76 Bkz.

altı ay sonra tekrar Şam’a gelen Şeyh Muhammed’e sırr-ı azamı verdiği kaydedilir. 394. . Bağdadî. Şeyh Has Muhammed-i Şirvanî. O(cc)’nun hitabındaki cemal ruhlara nakşolmuştur. talebini tekrar düşünmesi için Şeyh Muhammedi. s. Kaynaklarda Şeyh Molla Muhammed adıyla geçtiği 78 79 http://www.. “elest bezmi” ile ilgilidir. Sufi Way. Dağıstan’a gönderir. Bu yüzden kalb ne zaman bir zikir ya da terennüm duysa. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Hâlid-i Bağdadî ile Şam’da görüşüp himmet ister.3. K.82 Dağıstan ile Çeçenya’da imamet. Şam’da medfundur. Kaynaklarda. Hayatı hakkında kayda girmiş birkaç menkıbe ve sözler dışında ayrıntılı bir bilginin olmadığı bilinmektedir. s. imam. Adnan. a. Misak bahsinde incelediğimiz anlayış ile ilgili olabileceğini düşündüğümüz ifadeleri şu şekildedir: “Güzel bir seda duyulduğunda kalblere inen huzur ve güvenin sebebi nedir? Ruhların zerrelerine Allah(ac)’ın huzurunda yapılan. 297.naksibendihakkani. ruhunda nakşolan cemali tecrübe ederek ferah ve emniyet hisleri duyar. 294.com/?page_id=156.e. Şeyh Muhammed’in ve kurduğu medresenin çalışmaları ile olmuştur.nakledilir. s.g. 82 K. s. 1265/1848): Kafkasya coğrafyasında bulunan Şirvan’ın Kural kasabasında 1191/1777 yılında dünyaya gelmiştir.78 Şeyh Muhammed. Hisham. Adnan. 81 Aynı eser. ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ hitabıdır.(34) Muhammed Efendi (Yerağvî) Dağıstanî (v. gazavat. 16 . mürîd ve mürîdizm gibi İslamî terimlerin hayata geçişi.79 Has Muhammed Şirvanî. 80 K. 1260/1844 yılında ifa ettiği Hacc vazifesi dönüşü ahirete irtihal etmiştir.”81 a. 396.80 Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz Şeyh Has Muhammed Dağıstanî’ye ait bir söz.

oğlu Seyyid Abdurrahman’ın yazdığı önsöz bildirilmektedir.4. 405. bilhassa Osmanlı-İran anlaşmazlıkları döneminde zuhur eden Rus yayılmacılığının önlenmesi için gelişen örgütsel düşüncenin merkezi olduğu rivayet edilmektedir.naksibendihakkani.”85 a. İmam Gazi Muhammed (v. 86 K.83 1265/1848 yılında vefat eden Şeyh Yerağvî. Muhammed Yağravî’ye ait bir söz. Osmanlı’nın İran ve Mısır gibi meselelerden dolayı müdahale edemediği Kaskasya’da. 17 . . Futuhâtu’l-Hakkâniyye.86 Kur’ân hafızı olup. Şeyh Şerafeddin (v. Peygamber(sav)’e ulaşan Cemâleddin-i Gazikumukî. s.com/?page_id=160. s. Şeyh Nazım dönemine kadar ömür süren Ali Usta adında Dağıstanlı bir mürîd. 85 Aynı yer. Adnan. 1285/1869): Şeceresi Hz. Dağıstan’daki Gazikumuk şehrinde 1203/1788 yılında dünyaya gelmiştir. K. 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşını Osmanlı’nın kaybetmesinden sonra başlamıştır.com/?page_id=158.87 Kafkas İstiklal Mücadelesi. 1355/1936) döneminden itibaren Hâlidiyye-i Hakkâniyye’ye müntesip olup. Hisham. Hüseyin(ra)’in neslinden Hz. 87 Hakkındaki bilgilerin kaynağı olarak Gazikumuk’lu Cemâleddîn’in kendi el yazısı ile kaleme aldığı “el-Âdâbu’l-marzıyye fi’t-tarîkati’n-Nakşîbendiyye” adlı eserinin orijinal nüshasına.naksibendihakkani. bir diğer bilgi kaynağıdır. riyazetin önemini vurgulamaktadır. zahirî ve batınî ilimlerde yetkin olduğu ve 15 civarında dili konuşacak düzeyde bildiği rivayet edilmektedir. Nefis bahsinde ve Hakkâniyye şüyuhunun hayatlarında fark edilen halvet ve riyazat şu şekilde ifade edilmiştir: “Dört günlük oruçtan sonra ‘açım’ diyen bir sâlik yolumuza uygun değildir. www.(35) Seyyid Cemâleddin-i Kumukî Hüseynî Dağıstanî (v.84 Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz. binlerce hadis-i şerifi tasnif edecek kadar iyi bildiği. 1248/1832) 83 84 http://www. Bkz. Sufi Way. Rus istilasına karşı direnişi kumanda eden Şeyh Şamil’in şeyhi olduğu da rivayet edilmektedir.bildirilen Şeyh Muhammed’in aynı adla kurulmuş medresesi. 303. Ali usta ile yapılan mülakatlar da bazı bilgilere kaynaklık teşkil etmiştir.

92 Şeyh Gazikumukî için rivayet edilen bir kerametin93 ihtiva ettiği zımni mananın. 1856-1876 olarak ele alındığında. Ter.971 bin Kafkasyalı’nın (2727 hane). 92 K. Bkz. Bu sırada Şeyh Cemaleddin onlara bakarak ‘hadiseleri zahirinde gördüklerinizden dolayı yanlış tevil etme hatasına düşmeyin. İstanbul 1995. Çeçenistan.89 Bu göç dalgasıyla kendisi ve damadı Şeyh Şamil’in ailesi. bey’at anlayışında önemli derecede yer 88 Saydam. Sufi Way. Kırım ve Kafkas Göçleri. TDV İA. Ermenistan. 1249/1829)’ın şehid edilmesinden sonra. 67-70. s. c. Tarikat-ı Hakkâniyye içeresinde ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında da yer aldığı kanaatindeyiz. pek çok başarılara sahne olmuştur. Mürîdler kendi kendilerine anlam veremedikleri bu hadiseyi lüzumsuz olarak adderler. ss. Buna göre Şeyh. Hisham.: Sedat Özden. K. Bununla birlikte 1860 senesinde 100 bin kişin deniz yoluyla. Nazım Efendi’nin kendisine Şeyh Kumukî tarafından verildiğini ifade ettiği manevî görev. 317. İstanbul. a. 600 bin ile 2 milyon arasında olduğu görülmüştür. 18 .e. Trabzon. Kırım üzerinden Osmanlı’ya göç ettiği bilinmektedir. ss.. Sinop. şu köyden dört saat sonra bir mürîdim geldiği zaman yapılacak’ der. adam dört saat önce der. 317. Azerbaycan dâhil tüm Kafkasya’dan Müslümanların göç etmelerini tavsiye etmiştir. John. Kayıhan Yay. Rusların Kafkasya’yı İstilası ve Şeyh Şamil. Ankara 1997. Dediği gibi bir adam işaret ettiği köyden gelerek ‘Ey Şeyhim kardeşim biraz önce vafat etti’ der.90 1285/1869 yılında İstanbul’da vefat eden Şeyh Cemâleddin’in kabri91 Üsküdar’dadır. Rize gibi iskelelere.88 Şeyh Şamil’in Rus kuvvetleri tarafından esir alınmasından sonra Seyyid Cemâleddin-i Gazikumukî. Abdullah. 317. 17. s. Mürîdlerin hayretle anlam vermeye çalıştıkları süreçte bir daha elma alır ve aynı yere doğru fırlatır. Batum.komutasında. Kafkasya’daki mücadele hız kazanmıştır. 1829 senesinden itibaren. Saydam. 63-93. 93 Rivayet edildiğine göre Şeyh Cemaleddin. Baddeley F. Samsun. Nakşîbendî tarikatına mensub müridlerin başlattığı bu hareket. Kazan. müridinin son nefeste imanlı gitmesi için bu hareketleri yapmıştır… Söz konusu rivayetlerde İslamî kaynaklara muhtelif bir anlayış rivayet edildiğinden tezimizde nakledilmemiştir. s. Kırım ve Kafkas Göçleri (1856-1876). İstanbul’a yerleşmiştir. Şeyh Şâmil. Budak Mustafa. 41-62. imamlığa geçen Şâmil ile. ss. mürîdleriyle birlikte oturup elma yerlerken aniden tabaktan bir elma alır ve karşısındaki boşluğa doğru fırlatır. Ek 03.g. Dağıstan. Sufi Way. Bkz.. 91 Bkz. Gazî Muhammed ve İmam Hamzat (v.39.. kara yoluyla Kars ve Batum sınırından girdikleri bilinmektedir. 90 Tarih kaynaklarında İmam Şâmil’in teslim olduğu 1859 senesinde. İşlediğim fiilin izahını. 1840 yılında Avar hanları soyundan olan Hacı Murat’ın Şâmil’e iltihakı ile iyice güçlenen hareket. Şeyh Cemâleddin Gazikumukî’den manevî destek görmüştür. Şeyh ne zaman vefa t etti diye sorunca. Hisham. Hisham. Şeyh Cemaleddin bunun üzerine açıklama yapar. Türk Tarih Kurumu Yay. 1860 -1864 seneleri arasında 400 bine ulaşan göçmen sayısı. 89 K.

Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d..99 Tarikat-ı Hakkâniyye’nin ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz. 417.e. dünyaya gelmiştir.96 Nesebinin Hz. s. Mürîde yapılan bu yardımın. Ahmet Sugurî’ye ait bir sözün.com/?page_id=162. 97 Aynı eser. Ebu Bekir’e dayandığı rivayet edilmektedir. Dağıstan’dan sürgün edildiği rivayet edilmektedir. Peygamber(sav)’in Sırrı” başlığında incelenen “Hakikat-i Ahmediyye” ve “Nûr-i Ahmediyye” anlayışları Şeyh Sugurî’den naklettiğimiz ifadede mündemictir.98 Şeyh Ahmed Sugurî. 96 K. aynı zamanda.Bey’at. sekerât-i mevt halinde olan bir mü’minin iman üzere can vermesi yönünde. Hisham. Dağıstan’ın Gazamiş köyünde. Bu makâmları Hazreti Peygamber’in (sav) nûrundan aldım. 98 http://www. Hazreti Peygamber(sav)’in Nuru ve Kulluk Makâmı (âbid) gibi başlıklara kaynaklık ettiği kanaatindeyiz.(36) Ebu Ahmed-i Sugurî Dağıstanî (v.5. Kemâlâtın üç makâmını ve yedi hakikatini Şeyhim Cemaleddin-i Kumukî’den aldım. 99 K. Peygamber . yardım anlamına gelmektedir. Fenâ. ona. 100 K. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Sufi Way. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/d. Hakkâniyye meşayıhı arasındaki kaynağa işaret eden ifade şu şekildedir: “Üç derecede kulluğa vasıl oldum. Adnan. Sugurî’nin. son nefesinden önce mürşidinin ve Hz. . s.g. s.naksibendihakkani. 19 .95 a.Hz. 94 95 Bu tezde bkz. Bu tezde bkz. bekâ ve marifet.94 Bey’atin tarikat içerisindeki uygulamalarına şekil veren bu anlayış.”100 “Allah’ın Nûru ve Hz. s. Dağıstan’ın Sugural köyünde.etmiştir. Peygamber(sav)’in verdiği manevi telkin anlayışlarına temel teşkil ettiği kanaatindeyiz. a. 1207/1793’te. 425.97 İmam Şamil ile birlikte Ruslara karşı savaşan Ebu Ahmed es-Sugurî’nin. 321. 323. 1299/1882 yılında ahirete intikal etmiştir. 1299/1882): Ebu Ahmed Sugurî Dağıstanî. Hisham. Rabıta ve Hazret-i Peygamber(sav) bahislerinde yapılan yorumların. halk arasındaki şöhreti Rusları rahatsız etmesinden dolayı.

. s. 326331.104 Bugünkü Yalova-Orhangazi arasında. kutbaniyet makâmının bir vazifesi olarak addedilmektedir.6. 104 Kaynaklar bu süreçte şahit olunan pek çok kerametinden bahseder. http://www. Mesela Şeyh Ahmed. Bu durum. genel olarak.101 Nazım Efendi’nin evliya ve kutup bahislerinde belirginleşen bu durum.Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında yer aldığını düşündüğümüz bir diğer malumat ise. Hakkâniyye içerisinde kutbaniyet makâmının gereği addedilmektedir. Bkz. Peygamber(sav)’e arz etmekle vazifelidir. a. ss. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. ss. bizzat kendisi ümmettin kötü halleri için şefaat ve mağfiret niyazlarında bulunmakla vazifeli olduğunu ifade etmiştir. Şeyh Adnan’a göre Şeyh Sugurî. kabul edilmektedir.103 Ebu Muhammed Medenî gençliğinde Ruslarla mücadele etmiştir.(37) Ebu Muhammed-i Medeni (v.e. şimdiki Güney köyünün bulunduğu yere.105 101 102 K. Ahmet Sugurî’den nakledilen bir manevî vazifeyle alakalıdır. 102 Hâlid-i Bağdadî’den sonraki Hakkâniyye silsilesi.. Hisham.naksibendihakkani. Hakkânîyye’nin internet sitesine göre Türkiye’ye yapılan bu toplu göç. 1859 ile 1864 seneleri arasında yapılan yoğun göç ile ilgili bilgiler mevcuttur.Velî -Evliya 103 K. Medenî’nin bu mücadelesi. Bkz. K. Ebu Muhammed-i Medenî’nin bu durumu hakkında malumat yoktur. tüm Sibirya muhacirleri ile yerleştiği bilinmektedir. Saydam. Perşembe ve Cuma geceleri ümmetin ahvalini Hz. Sufi Way. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Ancak bu kaynaklarda. 1896 yılında olmuştur.com/?page_id=165. 20 . 1332/1913): Ebu Muhammed el-Medeni bin Osman-ı Dağıstanî. tüm Nakşilerin devam eden ana kolu. 325. 63-93. Kırk sene kutbaniyet makâmında olduğu ifade edilen Sugurî’nin halleri ve sözleri. bir gereklilik olarak zikredilmektedir. 418 Bu tezde Bkz.g. her Salı. Kırım ve Kafkas Göçleri. Hisham. Sibirya’ya kadar sürülmesine ve orada idamdan kurtularak Türkiye’ye hicretine kadar sürmüştür. a. Adnan. Bkz. Dağıstan’ın Temirhanşura vilâyeti Gunib kazasının Kikuni köyünde 1251/1835 yılında dünyaya gelmiştir. s. 105 Tarih kaynaklarında.

107 1332/1913 senesinde.112 Şeyh Şerafeddin.naksibendihakkani. Ebu Ahmed-i Sugurî (v. 111 Burkay. 109 http://www. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. özelliklerine.106 Bilhassa ömrünün son demlerinde yüzünü bir nikap ile kapatarak gezdiği de nakledilmektedir. Medenî tarafından ifade edildiği belirtilen bu nimetin.com/?page_id=165. http://www.109 Nakşîbendî Tarikatının incelikleri hakkında bilinmektedir. . dördü kayda geçmiştir.com/?page_id=165. 108 Bkz. altı-yedi yaşlarında iken Ebu Ahmed-i Sugurî’nin manevi eğitimine girmiştir. 435. 4-Evrenin başındaki ve sonundaki şuûnata vakıf olmak. Menâkıb-ı Şereffiyye. Peygamber (sav)’in ve 124 bin evliyanın ahlakına varis olmak.naksibendihakkani. 112 Aynı eser. ömrünün sonlarına doğru damadı Şeyh Şerafeddin’e tasarrufunda olan altı tarikatın tamamından irşâd izni vererek bütün bağlılarını kendisine devrettiği.g. Kabri Yalova’nın. 1-Hz. zikr ve tesbihâtına vakıf olmak.. 1. 21. Dağıstan’ın Temirhanşura vilayeti.(38) Şerafeddin-i Dağıstanî (v. s. dünyaya gelmiştir. Gunip kazasının Kikuni köyünde. Ek 04.108 günümüzde ziyaretgâhtır. 81 yaşında iken ahirete irtihal etmiştir. kendisinin de bir mürîd gibi Şeyh Şerafeddin’e itaat ederek.7. İmam Şâmil ile birlikte Ruslara karşı 106 107 K. 110 K. Adnan. s. 1355/1936): Şerafeddin Zeynelabidin-i Dağıstanî 1292/1875 yılı. Ebu Muhammed Medenî’ye Cenab-ı Hakk’tan ihsan edilen yedi keramet üzerine yapılan bahiste geçmiştir. Güney (Reşadiye) köyündedir.Ebu Muhammed-i Medenî. emir ve tavsiyelerine riayet ettiği ifade edilmektedir. 110 “Ya Veledi” isimli bir eseri Hakkâniyye’nin mürşid ve keramet anlayışlarında yer aldığını düşündüğümüz bir malumat. 21 . Damadı ve halefi Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî ile birlikte metfun bulundukları türbe. a. 2-Dünyanın yaratılışından itibaren gelmiş ve gelecek insan ve ruh sahiplerinin iyi ve kötü amellerine vakıf olmak.111 a. s. 1299/1882). s. Hisham. 325.e. 3-Dünyanın yaratılışından itibaren gelmiş ve gelecek bitki ve ağaçların kendilerine mahsus hallerine.

naksibendihakkani.7. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’den Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Adetleri: Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz Şeyh Şerafeddin’e ait bazı sözlerin. mürîd. Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde hâlen uygulanmaya devam etmektedir. 117 Bkz. 5 ay süren kara yolculuğuyla Türkiye’ye göç etmiştir. Hisham.1. K. yevmu’l-misak.114 İmam Şâmil imametindeki direnişinin kırılmasından sonra Ruslar. 113 114 Bkz. 115 http://www.e. mirac ve feyz konularındaki anlayışa önemli derecede kaynak teşkil ettiği kanaatindeyiz. “Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Tasavvuf Anlayışı” başlığında. 1332/1913) terbiyesi altına girmiştir.113 Ebu Ahmed-i Sugurî’nin halifesi olan Muhammed Medenî’nin (v. Yalova’nın Reşadiye (Güneyköy) köyünde bulunmaktadır. sohbet. kutub. ss. 335. mehdi. kalabalık bir cemaat halinde. evliya. mirâc. Yalova ilinin Reşadiye (Güneyköy) köyünde 1355/1936 yılında vefat etmiştir.com/?page_id=167.116 Şeyh Şerafeddin’in kabri. 334-337. 344. yeri geldikçe değindiğimiz konular olmuştur. 116 K. Bununla birlikte. o günkü haliyle muhafaza edilmiştir. Şeyh Şerafeddin’in öz amcası ve kayınpederidir. Ruslar tarafından vatanı Dağıstan’dan sürgün edildiğinde Şeyh Şerafeddin. Şeyh Şerafeddin’in görüşlerine değinilen müstakil başlıklardandır. sohbetlerini yaptığı salon. Bu dönemde Şeyh Şerafeddin. 22 . Dağıstan’ı terk ederek. Şeyh Ebu Muhammed el-Medeni.g. Ek 07.117 Şeyh Şerafeddin’in köy merkezinde. Sufî Way.118 a.savaştığı için.. Ek 08. edep. Kafkasya’ya ve Dağıstan’a baskılarını artırmışlardır. 118 Bkz. ss. Şeyh Şerafeddin’in tesis ettiği terbiye metodu. Bununla birlikte. Ek 05. Mürşid. şeyhi Muhammed-i Medenî ve yakınları. a. Hisham.115 Şeyhi Muhammed-i Medenî’den beş tarikat üzere icazet alan Şeyh Şerafeddin.

438.e. Evliyaullah’ın nazarları kesilir”119 sözü edep bahsinde incelenen edep anlayışına kaynak teşkil etmektedir. Tarikat-ı Hakkâniyye’de yer alan mürşid. Adnan. tevfik kapısını kapatır. evliya. Şeyh Şerafeddin’in daima Allah(cc)’ın ve Peygamber(sav)’in huzurunda bulunduğu anlayışı mevcuttur. K. s.123 Bugün Hakkâniyye mürîdleri içerisinde benzer anlayış. Nazım Efendi hakkında görülmektedir. 121 K. 23 . 124 Bu tezde bkz. 122 Duha: 93/11. Nazım Efendi’nin daima üç huzurda manen bulunduğunu ifade etmektedirler. s. hafî ve ahfa ile ilgili makâmların. Adnan. sır.g. Abdullah-ı Dağıstanî’nin ve Şeyh Nazım’ın edep mevzuundaki anlayışlarında mündemictir. sırru’s-sır.” diyerek “Ve Rabbinin nimetini anlat”122 ayetini bu makâma atfen tefsir etmiştir. Kir ve ayıp görmek kırk gün feyiz kapısını kapatır. 123 K. “Adab-ı tarikatta birinci şart kir ve ayıp görmemektir. Bununla birlikte kalb. Hakkâniyye mürîdleri. nefs ile ilgili görüşleri. gaflet. Hakkâniyye’nin tasavvuf anlayışını şekillendirmiştir.g.naksibendihakkani. Mesela 124 bin evliyanın yevmu’l-ahd ve misâk günündeki ahdleri. mirâc gibi konularda Şeyh Şerafeddin Dağıstanî’ye ait beyanlar silsile içerisinde ulaşılmış en kadim ve temel anlayışı temsil etmektedir. “Peygamber(sav) ile hicapsız her lahza bir araya gelme makâmı bana verildi.124 119 120 http://www. mürîd. a. 447. yevmu’l-misak. İnsanın yaratılışı.121 Bu anlayışın gelişmesine vesile olan anlayış. Hakkâniyye’nin genel tasavvuf anlayış ve uygulamalarına temel olmuştur. s. yeri geldikçe.. evliyalar içerisinde mürşid-i kâmillerin ve ricalin vazifeleri ve kerametleri hakkında Şeyh Şerafeddin’in görüşleri önemli yer almaktadır. Adnan. ilgili başlıklarda paylaşılmıştır. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Şeyh Şerafeddin.Şeyh Şerafeddin’in edep konusundaki şu ifadeleri. 441.Mürîd . Bu ifadeler.com/?page_id=167. Mesela Hâlidiyye-i Hakkâniyye müridleri arasında. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/c. Şeyh Şerafeddin’in Nakşibendilikle ilgili görüşleri.e. Şeyh Şerafeddin’in ifadelerinde mevcuttur.120 rabıta bahsinde incelenen makâmlara kaynak teşkil ettiği şüphesizdir. a.

Şeyh Şerafeddin tarafından da yapılmıştır.. Bununla birlikte Şeyh Şerafeddin.130 Mehdi(as)’nin yedi vezirinin ve kırk halifesinin isimlerinin zikredildiği sohbetlerde. s. 443. vefatından kısa bir süre önce En’am Sûresi ne murakabe yaparak 7007 Nakşîbendî şeyhinin isimlerini tahric etmiş ve bu malumatı yakınındaki müridanıyla paylaşmıştır.. Adnan. 343-344.e. Nazım Efendi’nin mirac ile ilgili bahislerinde yer almıştır. Şeyh Şerafeddin’in de beyanları bulunmaktadır. a.e. Peygamber(sav) tarafından kendisine verilen Mehdi(as)’nin eğitilmesi vazifesini. 130 Aynı eser. Şeyh Şerafeddin. Bu tezde bkz. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/i. ss. Nakledilenlere göre.g.129 Hakkâniyye müridleri arasında yaygın olan bir görüşe göre Şeyh Şerafeddin. bu bilginin kaynağı olarak gösterilmiştir.126 Hz. üç öğün yerse hayvandır”125 gibi ifadeler sohbetlerde zikredilirken.Mürîdin tekâmülü hususunda. 443-444.g. tezimizde. 129 K. Şeyh Şerafeddin. 128 Bu tezde bkz.Nefs. bu manevi tecrübeden sonra Şeyh Şerafeddin.128 Bununla birlikte Nakşibendiyye’nin imamlık vazifesinin Hakkâniyye yolunun mürşidlerine verildiği hususunda. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. Nazım Efendi’nin hayatında ve tasavvuf anlayışında da önem arz ettiği şüphesizdir. Nakşî tarikatlara nisbeten daha ileri seviyededir. Bu uygulamalar.131 125 126 K. 24 .127 Detayları ve mahiyeti hususunda izahı bulunmayan bu ifade. iki öğün yerse muttaki. Peygamber(sav)’in 12 bin miracı olduğuna dair görüşleri Şeyh Şerafeddin’den rivayet edilmiştir. seyr ü sülûk uygulamalarında da müşâhede edilmektedir. s. 17-20. 442. Mesela Sırru’l-a’zamın Muhammed-i Medenî’den sonra kendisine verildiğini ifade etmiştir. Adnan. Bu uygulamaya vesile olabilecek vurgular. Adnan. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. “Kim günde bir öğün yerse sıddık. Menâkıb-ı Şerefiyye. 127 K. Hz.Mirac. bir sohbetinde. yevmu’l-ahd gününden itibaren bu güne kadar ümmet-i Muhammed’e hizmet etmekte olan ricalin isimlerini beyan etmiştir. Şeyh Abdullah’a verdiğini ifade etmiştir. kalbinin daha fazla dayanamayacağını ifade ederek vefatını bir hafta öncesinden haber vermiştir. a. ss. 131 Burkay. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde vurgulanan riyazet. ss.

13-31. Haz. Şeyh Abdullah’ın tasavvuf anlayışı.: Yavuz Selim Uzgur. Bkz. Ethem-Baz. nakledildiği görülmüştür. Mustafa İhsan. 1967 yılında Ankara’ya yerleşir. Kars 2010.Şeyh Şerafeddin döneminde kayda geçen bu ifadelerin tamamı düşünüldüğünde. 1914 Erzincan Kemaliye’de dünyaya gelmiştir. Miladi 1938 yılında Muharrem Hilmi Efendi’nin (v. 1-13. bir müridini. 1426/2005)132 eserlerine yansıyan tasavvuf görüşleri. Hâlidiyye-i Hakkâniyye cemaatinde muteber olan kaynaklar ve Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin tasavvuf anlayışıdır. 133 Şeyh es-Seyyid Hace Beyzade Turabî lakabıyla bilinen. 1944 yılından itibaren İstanbul’a yerleşen Şeyh Turabî. Bu risalede Şeyh Turabî’ye hafî koldan irşad yetkisi verildiği. en fazla Şeyh Şerafeddin’in anlayışının. Karadağ. Cebecioğlu. Şeyh Nazım’ın sohbetlerinde. Şeyhinin 1964 yılında vefatından sonra. s. bunları nakleden kaynaklar vardır. İbrahim. O evliyalığın sırrını taşıyacaktır. . 21 yaşında iken gördüğü bir rüya üzerine Şeyh Şerafettin’in halifelerinden Şeyh Mehmet Necati Simavî’ye bağlanır. irşad vazifesini sürürmüştür. Tarikatımızı Arap 132 1930 yılında Bursa’nın Orhangazi ilçesine bağlı. Şeyh Adnan ve Şeyh Hişam’ın eserlerinde mevcuttur. Tezimizde kullanılan bu eserlerin haricinde. ss. Bununla birlikte Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den icazet alan Şeyh Turabî’nin133 beyan ve sohbetleri de Şeyh Abdullah’ın anlayışına geniş açıdan bakmamıza imkân vermiştir. çalışmamızda yardımcı olmuştur. Mustafa İhsan Karadağ. Şeyh Şerafeddin ve Şeyh Abdullah ile sohbet edip. risalenin şu anki hamilince neşredilmiştir. Şeyh Abdullah’tan tevarüs eden bazı görüşler ise. Bu bilgilerin Şeyh Nazım’a intikaline delalet eden eserler. Abdullah-ı Dağıstanî. 1958 yılında Şam’a gönderir. kız kardeşi hamile iken ona: “Bebeğin adını Abdullah koy. Nazım Efendi’ye tevarüs ettiğini söyleyebiliriz. Mesela Şeyh Şerafeddin’in talebesi olan Şeyh Hasan Burkay’ın (v.(39) Abdullah-ı Dağıstanî (v. Âb-ı Hayat Sohbetleri. Semih Ofset. o mürid vesıtasıyla Şeyh Turabî’ye Arapça bir risale gönderir. 25 . Şeyh Nazım’ın. Hâlidiyye-i Hakkâniyye silsilesinde olmayan ancak. Şeyh Hasan kabrinin bulunduğu bu köyde 2005 yılında vefat etmiştir. a. Başka bir ifade ile Hakkâniyye üstatları içeresinde. 1393/1973) : Rivayete göre Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî. Şeyh Abdullah’ın sohbetine gider. 1977 yılında Gölbaşı ilçesine 7 km uzaklıkta bir alana evlerin kurulmasına öncülük eder ve Hacı Hasan Köyü oluşur. Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışına tevarüs eden öğretiler içerisinde önemli derecede belirleyici olduğu görülmektedir. 1384/1964) terbiyesine girmiştir.8. Hasan Burkay’ın Hayatı ve Görüşleri. Ankara 1995. Yukarı Sölez köyünde doğmuştur. 1957 yılında Şeyhi Simavî’nin vefatından sonraki ikinci yıl rüyasında Şeyhini görür ve mürîdleri kendi etrafında toplar. Bu kaynakların yanısıra. Bkz.

e.g. İstanbul 1996. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Gelibolu Cephesinde birinci Cihan Harbine katılmıştır. a.. onu ben yetiştireceğim” demiştir.140 Şeyh Adnan’a göre bu vasiyette Şam Şehri de zikredilmiştir. 354-359. Hisham. 472. tekrar beş senelik bir itikâfa girmiştir. seferberlik ilan edildiğinden. Semamızda Bir Yıldız. beş sene sürecek ilk itikâfa girmiştir. 162. s. 354-359. s.139 Şeyh Şerafeddin. 142 K.g. Sebil Yay.naksibendihakkani. s.” diye vasiyet etmiştir. ss. Ayrıca bkz.142 134 135 Fatıma Mehlika Mısıroğlu. Yirmi yaşında itikâftan çıktığında. 481. ss. Ayrıca bkz. Oğlun yedi yaşına basınca bana getir. Ek 06. 140 K.137 Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’nin emriyle 15 yaşında evlenmiş138 ve altı ay sonra. vefatından bir hafta önce 30 Eylül 1973 tarihini zikrederek. 26 . İşaret Taşları. a. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî daha sonra Kasiyyûn Dağının eteklerine taşınmış ve tekkesini kurduğu tepede 1393/1973’te Hakk’a rücû etmiştir. Adnan.136 aileleriyle beraber Türkiye’ye hicret etmiştir.com/?page_id=169. otuz yaşında ailesi ile birlikte Şam’a yerleşmiş ve orada.. 348.. Sufî Way.e. “Eğer benim ölümümden sonra buradan hicret etme imkânın olursa git. 137 http://www. o zamanda Rus işgali altında olan Dağıstan’da dünyaya gelmiştir. http://www. 136 Bkz.135 Rus yönetiminin baskılarından dolayı Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî ve Şeyh Abdullah. İnsan Yayınları. vefat tarihini haber vermiştir. Bir sene kadar Bursa’da ikamet ettikten sonra Yalova yakınlarında Şeyh Muhammed-i Medenî’nin de ikamet ettiği Reşadiye’ye (Güneyköy) yerleşmişlerdir. Hayatî.âleminde yeniden yayacak ve onun vekili de garb ve uzak şarka taşıyacaktır.naksibendihakkani.. a. Sufi Way. Hisham. Adnan. K. Şeyh Abdullah’ın vefatı esnasında yanında bulunan Şeyh Hişam’a göre Dağıstanî.134 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî 1309/1891 senesinde. Hisham. 370. s. İstanbul 2006. ss. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.g. Hisham.266-267. s. 141 K. 138 Bice. K. 139 K.com/?page_id=169.e.141 Bu vasiyetten dolayı Şeyh Abdullah.

s. İbrahim Efendi. Şeyh Abdullah’ın vefatından önce üç 143 144 Bkz. 364. 496. s. kare biçimli bu alanın inşasından önce Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. Kim ona itaat ederse. 145 K. K. gavs. a. yüce Nakşîbendî Tarikatına nisbet edilen sırru’l-azam’ın ve en mukaddes nefesin tevarüs ettiği. s.com. Peygamber(sav)’den aldığı manevî bir emirle bu mescidi inşa etmiştir. Adnan. Hisham. Nakşibendîliğin imamlığına delalet etmektedir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.g. 147 Aynı eser. feyzu’l-akdes gibi kavramlar. Sufî Way. Nazım Efendi’nin vazifeli vekilleri olarak hizmet etmektedirler: Şeyh Adnan Kabbani.”147 Hakkâniyye tarikatında Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin yetiştirdiği iki talebesi..sufîlive. Şubat 2009 tarihinde Şam’da yapılan görüşmeye ait ses kayıtları arşivimizde mevcuttur. sırr-ı azam ile birlikte intikal ettiğini ifade etmiştir.8. 27 . Hâlid-i Bağdadî’den kendisine kadar gelen meşâyıha atfen beyan edilen manaları tazammun etmektedir: “Benden sonraki halifem. Şam (Cebel Kasiyyûn) Tekkesi: Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin kabri bugün Şam’da Cebel Kasiyyûn olarak bilinen bir tepededir. bugün.e. www. bana itaat etmiştir.146 Hâlid-i Bağdadî’den sonraki silsile üstadlarına atfedilerek beyan edilen sırr-ı azam. 146 K. Vazifeniz ona itaat etmektir. 091708-fenton-rs14thepowerofpatienceasexemlifiedbyProphedSahabaAwliyaMehdias. Nakşibendî imamlığı gibi makâmların. Bu kavramlar Şeyh Şerafeddin’den itibaren izah edilmiştir. evladım Abdullah Efendi Dağıstanîdir. s. 480. Şeyh Şerafeddin’in irşâd vazifesini devrederken söylemiş olduğu şu ifadeler. Şeyh Hişam Kabbanî. Kabrin türbedarı İbrahim Efendi ile yaptığımız bir mülakata göre. bu makâmların Şeyh Nazım’a. 488. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Muhyiddin Arabî Camisi civarında yaşamış ve Hz. mescidin Kâbe ölçüleriyle bire bir olduğunu söylemiştir. evliyaya Hz. bu mescidin Mehdi(as)’nin merkezi olacağını ifade etmiştir. Şeyh Abdullah. Ek 09.144 Şeyh Abdullah.1.143 Kare biçiminde bir mescidin köşesinde bulunan kabrin bulunduğu alan ek bir bina ile genişletilmiş olup bugün namaz ve zikir için kullanılmaktadır.a. Adnan. Peygamber(sav) tarafından verildiğini bildirmiştir.145 Şeyh Abdullah’ın kendi ifadelerinden oluşturulan bir eserde sultanu’l-evliya. kim asi olursa bana asi olmuştur.

148 a. Şeyh Nazım. hayatı hakkında bilgi paylaşılmamıştır. 151 K. s. ikindi namazında sağında bulunacak üç kişiyi Nakşî’lik yoluna davet etme vazifesinin kendisine. isimlerle birlikte. ben ve iki biraderim namaza durduk. Namazdan sonra abime dönerek sen falan değil misin? diye adıyla hitap etti.kişiden razı olduğunu söyleyerek Nazım Efendi ile birlikte Şeyh Adnan ve Şeyh Hişam’ı zikrettiği rivayet edilmektedir. s. Arap coğrafyasının irşadıyla vazifeli kişi olduğu bilinmektedir. Bu hadise Şeyh Nazım ile ilk karşılaşmamızdı. Kıbrısî’den icazetli olarak.”152 Şeyh Adnan Kabbanî’nin Arapça olarak kaleme aldığı Fütuhâtu’l-Hakkâniyye adlı eseri. Ek 11. Bu şahsı daha önce hiç görmediğimiz için çok şaşırmıştık. 150 2006 yılında yaptığımız ziyarette öğrenilmiştir. 386. 496. O sırada bir şeyh gelip. 28 .8. Daha sonra diğer abime adıyla hitap etti ve sonra bana da adımla hitap etti.150 Şeyh Hişam Kabbanî’nin abisi olan Şeyh Adnan genç yaşlarında iken Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile daha sonra Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî ile tanışmış ve Şam’daki sohbet meclislerine devam etmiştir. s. Şeyh Abdullah tarafından emredildiğini söylemiştir. Şeyh Adbullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinden derlenmiş ve ilmi 148 149 K. o zamanlar on yaşlarında olan Adnan Kabbanî ve abisi ile karşılaşmıştır. Adnan.2. Büyük abimin ısrarıyla Şeyhi evimize misafir ettik. amcam ve kardeşlerim ile Beyrut’taki Mescide’l-Umeri El-Kabri’ye namaza gittik… Amcam imamlık yaptı. Amcam da çok şaşırmıştı. 385 152 Aynı eser. Şeyh Adnan Kabbanî’nin. Hisham. Sufi Way.151 Şeyhinin emriyle Lübnan’a ziyarete giden Kıbrısî. Bkz. yanımıza namaza durdu. Şeyh Adnan Kabbanî: Tarikat-ı Hakkânî’nin tebliğ ve duyurularının yapıldığı internet sayfalarında Şeyh Adnan Kabbanî’nin fotoğrafı vardır149 ancak. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Bu karşılaşmayı Şeyh Hişam şöyle nakletmiştir: “1955 yılı… ikindi namazı vaktiydi.

Bu yolculukta Peygamber(sav) miraç gecesinde nail olduğu hakikatleri kalbime aktardı. Lefke Dergâhında bulunduğu süre zarfında sohbet yaptığı ve hadralarda zakir başı olduğu görülmektedir.156 Şeyh Nazım’ın damadı olan Şeyh Hişam./sohbet/ashq/ 10. O günden itibaren Kanada ve Amerika’da 13 sufî merkezi açmıştır. tezimizdeki temel kaynaklardan biri olmuştur.8. İlahî divandan gelen “Ey Kulum huzuruma yaklaş” nidasını duydum. Şeyh Hişam Kabbanî: 1945 yılında Beyrut. ben değil sadece Peygamber(sav) vardı.154 Beyrut 155 Amerikan Üniversitesinin Kimya bölümünden mezun olan Şeyh Hişam.4. Kıbrısî’yi Lefke’deki evinde dönem dönem ziyaret eden Şeyh Adnan. Tüm bu farklı mahiyetteki ilimler. Lübnan’da doğmuştur. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’tan Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Âdetleri: Şeyh Abdullah’ın sohbetinden kayda geçen bir istihare rüyası. 153 154 Bkz.org/about/biohmk.8. “kab-ı kavseyn” makamındaki hakiki görüşe ulaştığımı gördüğümde.03. 158 Hazreti Peygamber(sav)’i 124 bin ashabı ile bana doğru geldiğini gördüm… Peygamber’in(sav) bana sarıldığı anda. Ek 12. 156 http://www. 1991 yılında Şeyh Nazım’ın emriyle Amerika’ya giderek Amerika Naşibendî-Hakkânî Sufî Yolu derneğini kurmuştur. 155 Bkz. Çocukluğundan itibaren Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin ve Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbet ve zikir meclislerinde bulunmuştur.153 a.org.157 a.dayanaklarıyla izah edilmiş olması hasebiyle. Peygamber(sav)’in 29 . http://en. Şeyh Adnan halen Şam’da ikamet etmektedir.wikipedia. Amerika’daki Hakkânî dergâhlarının idaresini ve irşâd vazifesini yürütmektedir. kendimi onda eriyerek kaybolduğunu gördüm.htm.3.org/wiki/Hisham_Kabbani. ilmin manaları ölçülemeyecek bir nicelikte idi.sufilive. Kendimi Hazreti Peygamber’in(sav) bütünü içinde bir parça olarak hissettim. yeşil renkle başlayıp mora dönüşen bir nûr olarak kalbime döküldüğünde. Peygamber(sav)’i taşıyan Burak’ın beni taşıdığını tecrübe ettim. Bu kayboluştan hemen sonra kendimi Peygamber’in(sav) isrâ gecesi yükseldiği kayanın üzerinden yükselirken gördüm. Bu anlayışa göre Hz. saltanat.naqshbandi.2012. 158 miracın sırları olarak ifade edilen anlayışa kaynak teşkil etmektedir. 157 www.com/LivingMasters. Şam’da İslam Hukuku eğitimi almıştır..

bir kısmını da ilk defa kendisi zikretmiş olduğu kanaatindeyiz. s. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde önemli bir yeri olan Mehdi(as) anlayışının terkibinde. Şeyh Nazım’ın Mehdi(as) ve ahir zaman bahislerinde. gelecekle ilgili ifadeleri ve hadisatı yorumlamaları yer almaktadır. Bu savaştan dolayı bir parçası olarak yaklaştığımda.160 Kur’ân’da bulunan birçok sırların.Peygamber(sav). Nazım Efendi’nin beyanlarında yer almaktadır.. Mehdi bahsinde incelenen alametlerden diğerleri ilk defa Şeyh Abdullah tarafından açıklanmıştır.g. Bunların bir kısmına Şeyh Şerafeddin’in ve Abdullah Dağıstanî’nin gelecekle ilgili ifadelerinin kaynaklık ettiği kanaatindeyiz. Rusya’nın gelecekte Türkiye’ye saldıracağı. 361. bir kısmı da gerçekleşmeyi beklemektedir. 161 Bu tezde bkz. Hakkâniyye silsilesinde ilk defa Şeyh Abdullah tarafından zikredilmiştir. 352. Peygamber(sav)’in ruhanî hakikati dahil her şey yok oldu.Mehdi-Deccâl Anlayışı 30 . Mehdi(as) geldiği zaman. Her ev akıtılacak kandan müteessir olacak. Şeyh Abdullah’tan duyduğu ifadeleri bir eserde toparlayan Şeyh Hişam’a göre. halka ayan olacağı yönündeki anlayış.161 Bu anlayışın tevarüs ettiği kaynak olarak Şeyh Abdullah’ın kendi ifadelerinin toparlandığı eserler gösterilebilir. Yasin Sûresi’ne ait sırların. melhametu’l-kubrânın gerçekleşeceği büyük harp bu haberlerdendir. 476. Mehdi(as)’nin zuhuruyla izhar olunup. a. Mesela Mehdi(as)’nin doğumunu ilk defa Şeyh Şerafeddin. 160 K. 1936 yılında. Adnan. Şeyh Abdullah’a müjdelemiş ve İstanbul’da yeraltı Camiîni gözetmesini emretmiştir. Mesela 1966 yılından bir sene önce Arap-İsrail savaşı sonucuyla birlikte haber verilmiştir. Bu ifadelerden bir kısmını şeyhi Şerafeddin-i Dağıstanî’den nakletmiş. Mirac başlığında incelenen bu anlayış ve bu anlayışa temel teşkil eden manevî tecrübe. K. kurtulan olmayacak” şeklindeki ifadeleriyle 1975 yılında başlayacak savaşı haber vermiştir. ümmetinin evliyalarını beraberine alarak uruc etmiştir. s. miraca. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.159 Bununla birlikte Şeyh Abdullah. “Körfez’de savaş olacaktır. Allah(ac)’tan başka hiçbir şey kalmadı. Sufi Way. Şeyh Abdullah’ın ifadeleri mühimdir. Diğer Konulardaki Görüşleri/c. 1972’de “Beyrut kana boyanacak. Mehdi(as)’nin zuhurundan önceki alametlerin ilk defa Şeyh Şerafeddin tarafından Şeyh Abdullah’a haber verildiği rivayet edilmektedir. bu haberlerden bir kısmı gerçekleşmiş. umuma izhar olunacağını ifade etmiştir. 159 K. Hisham. Bkz. Hisham.e. s.

Huzura girdikleri anda Şeyh Abdullah ‘Geri dönün! Kaderinde ölümü yazılmış kardeşimize yaptığımız dualar müstecab oldu. Ek 10.e. Şeyh Şerafeddin ise 19. kader-i mutlakı değiştirebilir.g. 372-373. Mehdi(as) ve İsâ(as) tarafından işaret edilen bir velînin Almanya’da halk arasında gizli olarak yaşadığını. Uludağ’ın yeniden faaliyete geçeceği. ilahî huzurdaki en büyük dokuz evliyaya Hz. Kardeşimiz yaşayacak. ss.999 kez. gelecekle ilgili diğer ifadeleridir. “sultanu’zzikr” kudreti ile tasarruf ederler. Kur’ân-ı Kerîm’in yaklaşık 60 bin harfi başına. Şâh-ı Nakşîbendî’nin ömründe 999 kez hatmettiği sultanu’z-zikri. Bu yönüyle Kur’ân-ı Kerim’i bazıları ömründe üç kez. bu velinin vakti geldiğinde insanları manevî irşâd için ortaya çıkacağı bilgileri. bu şekilde bir “hatim” türüne rastlamadık.5.164 Nitekim. 371-372.163 Hakkâniyye içinde ilk defa Şeyh Şerafeddin’in ifadelerinde karşılaştığımız. Yüzünden ve alnından nûr akıyordu. s. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Hakkındaki İfadeleri: Kıbrısî. Hisham. Kalbinden ve gülümseyen yüzünden sıcaklık akıyordu. ss. Ameliyat başarılı geçecek’ der. Kahire’nin sular altında kalacağı. Peygamber(sav)’in aracılığıyla verilmiştir.”166 162 163 K. bazıları dokuz kez hatmedebilir.8. 365. a. yaptığımız tasavvufî literatür çalışmasında. 164 Bu konuda şöyle bir menkibe rivayet edilmektedir: Beyrut’ta silahla vurulan bir mürîdin cerrahi ameliyata alınmasından sonra hadiseyi yaşayanlar. Hz. Şeyh Abdullah’ın gelip kendisini ameliyat ettiğini söylemiştir. 165 O yıllardaki fotoğraf için Bkz. Şeyh Abdullah’ın ve Şeyh Nazım’ın çeşitli ifadeleri bulunmaktadır. Hisham. olaydan haberdar edilmeyen Şeyh Abdullah’ın huzuruna dua istemek için giderler. Aynı eser. Peygamber(sav)’den bu güne kadar sayıları hiç değişmeyen bu zâtlar. Bkz. Şeyh Abdullah’a göre bu tasarruf. Rabbine niyazıyla mürîdinin defterinde yazılı. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile ilk karşılaşmasındaki hislerini şöyle açıklamıştır:165 “Daha önce hiç böyle bir şeyh görmemiştim.162 Bunların haricinde. İmâm-ı Rabbânî 9. Şeyh Abdullah’a göre bu kudrete haiz evliya. 31 . a..999 kez hatmetmiştir. 12 bin ilmi ihtiva etmektedir. Şeyh Nazım’ın. Sufi Way. Ertesi gün komadan çıkarak iyileşen mürîd. K. Şeyh Abdullah’a göre bu kudret.dünyanın geri kalanını etkileyecek büyük bir ateş yükselecektir” şeklindeki ifadeleriyle de 1991’de olan Irak harbini haber verdiği beyan edilmiştir. evliyanın dokuz büyük tasarrufu konusunda.

a. Bizde böyle bir tahta kutu (Lefke Dergâhı) uydurduk orada oturuyoruz… İşte o kadardır. Şeyh Abdullah’a verilen dokuz büyük kerametten biridir.170 Bu anlayış.. Efendimizin bulunduğu meclislerde Abdullah-ı Dağıstanî’nin ruhanî zerresi de hazır olmuştur. s. Aslında konuşan odur”167 diyerek benzer manalardaki ifadeleri sohbetlerinde ve dualarında sarf etmiştir. 18. 2008 yılında yaptığı bir sohbette. sadece şeyhinin emrine istinad ettirerek şu cümlelerle ifade etmiştir: “… Ben kapıda duran adamım.g. 172 Kıbrısî. 010909-msh-london-priority-know-ur-shaykh-is-looking-at-you. Sultan (Abdullah-ı Dağıstanî) içerdedir. s.com. Kıbrısî.sufilive. s. Ondan (şeyhinden) işitiyorum ve işittiğimi naklediyorum. Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözcüğü(TTDS). Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Mesela 1976 yılında yapılan bir sohbette “Zaten konuşan o ya. 168 Cebecioğlu. 169 Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışında bu ifadelerin ihtiva ettiği mana için bu tezde bkz. Yalnız hüviyetini sorarım. s. böyle işittim de öyle işitiyorum. 170 www. Sultanlar içerde”171 Nazım Efendi. Sufî Way. Ethem. Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/c. fenâ fi’ş-şeyh makâmıdır. kendisi yerine şeyhinin yaptığını sıklıkla ifade etmiştir ki bu. Anka Yay. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye geçmiş asırlardaki evliyalara verilmeyen dokuz büyük kerametin verildiğini söylediği bir sohbetinde bunların bir kaçını mürîdleriyle paylaşmıştır. Hak Dost 4. tarikat içerisindeki mevcudiyetini ve konumunu. Bu manada Kıbrısî. 210 . 171 Hakkânî. sohbetlerinde. Peygamber Efendimize(sav) nübüvvet gönderildiği andan itibaren. şeyhinden kalbî bir tesir aldığına delalet etmektedir. Tasavvuf Sohbetleri.169 Mesela Şeyh Nazım.e. s. 1970’li yıllarda yaptığı sohbetlerde Nazım Efendi. Nazım Efendiye göre bu durum. 32 . bizi kapıcı koymuşlar. sohbeti.Mürşid.. içeri kim isterse girer. İstanbul 2004. Kıbrısî’nin. Istılahta fenâ fi’ş-şeyh kavramıyla izah edilen bu tür beyanlar. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde nasıl gördüğüyle izah edilebilir. 45. “medet ya sultane’l-evliya” şeklindeki ifadeleri ile Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’ye hitap etmektedir.168 Kıbrısî’nin günümüzde yaptığı sohbetlerde dahi müşâhede edilmektedir. 380.172 166 167 K. Hisham.Bu ifadeler. 119. Bizim başka bir şeyimiz yok. Kıbrısî’nin kendisini.

ss. Şeyh Şerafeddin’in Mehdi(as)’ye ilim nakletmiş olması ve Şeyh Abdullah’ın Mehdi(as)’den sorumlu evliya olması174 bu anlayışın misalleridir. s. Şeyh Abdullah. 136-137. Şeyhi Dağıstanî’nin tanık olduğu başka bir kerametini bu dokuz keramet içinde saymaktadır. miraç gibi konularda Şeyh Abdullah’a ait düşünceler. bu söze mezun olan şeyh 173 174 Kıbrısî. Şeyh Abdullah’ın.175 Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’nin yetiştirdiği mürşidler içinde sırr-ı azamın Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye verildiğini ifade eden Kıbrısî. evliya.Kıbrısî. Buna göre Şeyh Dağıstanî. Mehdi ile görüşme için. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin bu izine sahip olduğunu. Tasavvuf Sohbetleri. mürşîdlerin tümü. s. Her ne kadar.176 Mehdi(as). Nazım Efendi bu tür beyanların manevî izin olmadan yapılamayacağını ancak. 175 Aynı eser. Medine-i Münevvere’den Rubu’l-Halî’ye (Necid ile Yemen arasında bir çöl) tayy-i mekân ile gitmesi. ilgili bahislerde incelenmiştir.173 1970’lerde yaptığı bir sohbette Nazım Efendi. ya da buradaki meşayıhdan bu hakikat membalarını söyleyecek bir kimse. 119. Şam/Suriye’ye ziyarete gelen Abdu’r-Raûf-ı Yemanî ile yaptığı sohbette tercümanı devreden çıkarıp. 176 Aynı eser. varis-i Muhammed(sav) olan mürşidin yoluna ve ziyaretine gelirler. 33 . Bununla birlikte. Aynı eser. bir hadise üzerinden anlatmıştır. tarikata ayrıcalık kazandıran bir anlayıştır. Şeyhinin mürîd değil murad olduğunu. Yemanî ile kimsenin anlamadığı bir lisanda konuşmuştur. bu hadisenin dokuz büyük keramet ile ilgili olduğu beyan edilmemişse de. ss. bu beyanlardan bir kısmını manevî tecrübelerine dayandırmıştır. 51. ya Arabistan’da. tüm mürşîdlerin mürşîdi bir makâmdadır. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisindeki Mehdi telakkisi. bu manayı tazammun etmektedir. 119-120. Buna göre murad olan kul. şöyle ifade etmiştir: “Şimdi ya Anadolu’da. Dolayısıyla hiçbir mürşidin yoluna gitmez. Dağıstanî’nin Sahibü’z-zaman (Mehdi) ile görüşmeye gittiğinde kendisini de götürdüğünü söylemiştir.

Dışarıdan bir Sahabe-i Kiram gelip. yani şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin vefatından üç sene önce gerçekleşmiştir. s. O gelen heyet içeri girdi. onlara takdim edip. Ebu Bekir ‘Ey Yehud’ demiş. Peygamber-i Zi’şan üzümü indirdi. Salkımı tutup ağzıyla topluyormuş. izinle söyleniyor. kalplerine imanın işlemesine neden oldu. Onların huzuru merhamet etmeleri.178 Nazım Efendi’nin 1980’lere kadar Londra’daki irşâd meclislerine iştirak edenlerin çoğunluğunu. Kıbrıslı Türkler oluşturmuştur. Bütün Sahabe -i Kiram da resmî olarak ayakta durdular. 126-127. 95. 179 Aynı eser. Peygamber (sav) ile yakazen bulunduğu meclisteki bir tecrübesini Nazım Efendi.’ Peygamber Efendimiz(sav) ‘Ya Ebu Bekir! Sen cevap ver’ demiş… Hz. lakin Sultanu’l Enbiya benden hesapsız büyüktür’ … Sonra demişler ki: ‘Ya Muhammed (sav). ‘Ya Muhammed(sav). Peygamberi(sav) yakazen görebilmektedir. neden oradan yemiyorsun da. Bu. saygı göstermeleri. 97. s. resmî olaraktan oturdu.yoktur. söyleyen odur bizi zannetme” Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin.’ Peygamber(sav) izin verdi ve oturdular. daha İslam’a girmeden merhamet düştü. Kendisi sakal -ı şerifini düzeltip. biz işitiyoruz ki senin Sahabelerin namaz kılarken kalplerine bir sürü havatır geliyor. 1980’lerin başından itibaren ise. Tasavvuf Sohbetleri. bizim kalbimize hiç havatır gelmiyor. Bu. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Kıbrısî.177 b. altından topluyorsun?’ Efendimiz(sav): ‘Bizim sonumuz hayatımızın en tatlı günü olsun. Deki. çoğunluğu ilk sırada Güney Asyalı mürîdler. gavs anlayışını Nazım Şeyhi Efendiye Abdullah-ı göre Şeyh Dağıstanî’nin Abdullah-ı özellikleri Dağıstanî. Rasûlullah(sav) izin verip ‘oturun’ dedi Onlar oturdular. yoksa hazineye mi gelir?’… sonra dediler ki: ‘Ya Muhammed bize ruhtan haber ver’ Efendimiz(sav): ‘Sana Ruhtan soruyorlar. hemen o üzümü oraya koyup yukarı kaldırtmış. devrinin gavsı olduğunu savunan Şeyh Nazım. şekillendirmiştir. Ona izin vardı. O gelen heyetin reisi demiş ki. Ebu Bekir(ra) o mecliste hazır iken demişler ki: ‘O mu senden büyük.179 1996 yılında yapılan bir çalışmaya göre Londra’daki mürîdlerin 177 Şeyhi Dağıstanî’nin. daha tatlı. 178 Atay. Rabbimize kavuştuğumuz gün olsun diye’ … H z. ‘Ya Rasûlullah! Yahud’dan bir heyet geliyor’ dediğinde. Halbuki biz ibadet ederken. sen mi ondan büyüksün?’ Sıddık demiş ki: ‘Benim ömrümün günleri ondan çok. şöyle nakletmiştir: “Bir defasında Rasûlullah(sav) mecliste üzüm yiyormuş. hamâmesini başına koyup. O gelen heyetin kalplerine. sahabelerine izin ver otursunlar. Şeyhimiz Hazretlerine açılmış bir kapıdır. ikinci sırada Türk mürîdler ve üçüncü sırada bâtılı mürîdler oluşturmuştur. kendisinin gavs olmasından kaynaklanan dokuz büyük kerametinden birisidir. Nakşibendî-Hakkânî Yolunun Dış Ülkelerde Kuruluşu ve Yayılması: Şeyh Nazım’ın Londra’ya ilk ziyareti 1972’de. ss. üzümü alttan alta yemeye başladı. Hz. 34 . Peygamber(as). Sahabe öyle duruyor. Ruh Rabbimin emrindedir’ ayetini okudu…” Bkz. üzümün bu üst tarafındaki taneler daha olgun. 77. ile Hz. ‘Hırsız viraneye mi gelir. Dediler ki ‘Ya Muhammed(sav).

1990’lı yılların sonuna kadar sürmüştür. s.184 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî Amerika’ya ikinci ziyaretini 1993’te yapmış ve orada pek çok yeri dolaşmıştır.180 Bâtılı mürîdler. Beyrut ve Dağıstan üçgeninin ele alındığı bir yazıya göre. 396. babası tarafından beyni yıkandı gerekçesiyle. Anglo-Sakson kökenli mürîdler arasında bir İngiliz Lordunun da bulunduğu ve bu kişinin tercih ettiği alışılmadık münzevî hayatından sonra. Şeyh Nazım’ın Londra ziyaretleri süresince artmıştır. 185 Aynı eser. 186 Bkz. Singapur. Pakistan ve Sri Lanka’yı ziyaret etmiştir. 187 K.182 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin. 184 K.haqqanisoul. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Malezya. 1. 17. 1986’da Uzakdoğu seyahatini gerçekleştirmiş ve Bruney. Mehdi hususunda bildirilen bazı haberlerin gerçekleşmemesiyle alakalıdır. 396.186 Buralarda. resmi olabilecek bir kaynak tarafından beyan edilmemiştir.181 2000’li yıllarda bâtılı mürid sayısında düşüş olduğu yönünde bir görüş de bulunmaktadır. Hisham. 14.187 Dünyadaki dergâh ve mürîd sayısı hususunda rakamlar. Şeyh Hişam. 188 http://www.. s. Sufi Way. Hisham. Hindistan. Ek 13. Bu gayretleri neticesinde Kuzey Amerika’da 10 binden fazla kişinin İslam’a girip. 99. devlet ricali ve halk tarafından ilgiyle karşılanmıştır. Aynı eser. Londra. psikolojik tedaviye tabi tutulduğu kaydedilir. Amerika’yı ziyaret ettiği bilinir. 93. Ek 16. s.com/ 35 . Ancak bir internet sayfasında.188 2000’li yıllarda yapılan bir röportajda. Bu ziyaretler.185 Kıbrısî. aynı rakamı 180 181 Atay. a. s. Hakkânî’nin bâtılı müridlerinin sayısındaki azalma. 1991’den itibaren. 183 Bkz. İlk ziyaretinde 15’ten fazla eyalette değişik din. 15. dünyadaki mürid sayısının iki milyon olduğu beyan edilmiştir.büyük çoğunluğu Pakistan. Sufism in West. s. ifade edilmektedir.g. Bangladeş gibi Güney Asya ülkelerinden gelen göçmenlerden oluşmaktadır. 182 Jorgen. Hindistan.183 Kuzey Amerika’da aldığı desteklerle Nakşibendî tarikatına ait 15 merkez açmıştır. mezhep ve kültürden insanlarla görüşerek onların hidayetine vesile olmuştur. s.e. Nakşibendîlik metoduyla irşad edildiği. 396.

195 Baknz.com/Shaykh Nazim Parvaz Musharraf. video arşivimizde mevcuttur.192 Suriye âlimlerinden Habib Cibril. Hakkânî dergâhlarının sayısının bir veri teşkil edebileceğini söylemek mümkündür.saltanat. s. Lefke Dergâhı’na.sufilive. www. 194 www. Ek 18.189 Her ne kadar. Muhammed Ali. 192 www.190 Pakistan Başbakanı Pervez Müşerref. Nakşibendî bey’atı almaktadır.youtube. kesin bir rakam olmasa da. bir harita üzerinde bulmak mümkündür. Ayrıca Bkz. video arşivimizde mevcuttur. http://www. İlgili kayıt. Muhammed Ali bu bey’atı. siyaset. dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen müridlerin yanı sıra.195 189 190 Jorgen. Bu röportajda 60 bin Amerikalının ihtida ettiği ve 20 bin Müslümanın Nakşîbendî bey’atı aldığı da söylenmiştir.youtube.com/Shaykh Nazim Habib Ali Jifri. dünyanın farklı köşelerinden. medya ve ilim adamlarının da ziyaretlerine yönelik çok sayıda video kaydı arşivlerde mevcuttur. Hakkânî dergâhlarının dünya üzerindeki yerleri.com/Boxer Muhammad Ali taking Bayah in Naqshbandi Order!.org/archive. İlgili kayıt. elimizde kaynaklara dayalı.com/Shaykh Nazim Cat Stevens .193 Türkiye’nin çeşitli illerinden maneviyat. farklı insanların Tarikat-ı Hakkâniyye çatısı altında toplandıkları bir vakıadır. tanınmış simalarında bey’at aldığı ya da Şeyh Nazım’dan dua istediği görülmektedir.youtube. Sufism in West. dünyadaki Hakkânî müridlerinin sayısı hususunda. 118.191 Yusuf İslam (Cat Stevens).com/centers/ 36 .194 Her şeye rağmen dünyadaki Hakkânî müridlerinin sayısı hususunda. Şeyh Nazım’ı Lefke’de ziyaret etmişlerdir.telaffuz etmiştir.youtube. 191 www.Talaa Badru. 193 www. Şeyh Nazım’ın Amerika vekili Şeyh Hişam’dan almaktadır. Mesela internette paylaşılan bir videoda eski boksör. İnternette.

üç erkek. Atay. anne tarafından ise Mevlana Celalettin Rumî’ye dayandığı bilinmektedir. 200 K. s.com/?page_id=171.197 Adil Efendi. Hisham. http://www. mevlevî şair Kaytaz-zade Nazım Efendi ve Zehra Hanım’ın kerimesidir. Tatlıcan İsa. ŞEYH NAZIM ADİL EL-KIBRİSÎ EL HAKKÂNÎ’NİN HAYATI a. Kadirî olduğu bilinen Hacı Hasan Efendi’nin validesi Hatice Hanımdır. Ayrıca Bkz.199 Baba tarafının Şeyh Abdülkadir Geylanî torunu olduğu. Hacı Hasan Efendi198 ile Fatma Hanım’ın oğuludur. yakınlarının ve halifelerinin kendisi hakkında yazdığı kitaplardaki malumatlara dayanmaktadır.naksibendihakkani. 376. Ek19. 502. Hatice Hanım. Batıda bir Nakşî Cemaati. 199 K. Şeyh Nazım Kıbrısî (ks) Hayatı ve Eserleri. Ek 20. Peygamber(sav)’e dayandığı. Semamızda Bir Yıldız. Mısıroğlu. Larnaka’daki Hala Sultan Türbesinin imamı olduğu bilinmektedir.BİRİNCİ BÖLÜM NAZIM-I KIBRISÎ’NİN HAYATI VE ESERLERİ 1. Kıbrıs’ın Larnaka Köyünde dünyaya gelmiştir. Ayrıca Bkz. dolayısıyla nesebinin Hz. 70. s. 198 Bkz. Bu tarihte babası Ahmet Adil Efendi. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Digital Production (Belgesel Film). bu mülakatlara ait paylaşılan ses ve video görüntülerinden.200 196 197 Bkz. 54 37 . Sufi Way. bir kız olan ailenin. araştırmacıların kendisiyle yapılan şahsi mülakatlara istinaden yazdıkları makale ve otobiografilerden. s. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Doğum Yeri ve Ailesi: Şeyh Muhammed Nazım Adil el-Kıbrisî el-Hakkânî en-Nakşîbendî’nin hayatı hakkındaki bilgileri. s. 23 Nisan 1340/1922’de. Kıbrısî’nin dedesi Hacı Hasan Efendi’nin. yedinci bireyi olarak. Adnan.196 tapu dairesinde memur olarak çalışmaktadır.

München 2007. 205 K.202 Bugün kardeşlerinden hayatta olan yoktur.e. 7. Cuma Hutbeleri.naksibendihakkani. ss.com/?page_id=171. 1359/1940 senesinde liseyi bitirerek İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesine kayıt olmuştur. manevi ilimlerdeki terbiyesi için Suriye. s.206 Bu dönemde yaşadığı bir manevi tecrübe üzerine. Bu yıllarda ikinci cihan harbinden dolayı Kıbrıs’a gidemeyen Kıbrısî. Abilerinden birinin genç yaşta vefat ettiği. 70. 203 1996 yılında bir erkek kardeşinin İstanbul’da yaşadığı ve Şeyh Nazım’ın müridi olduğu bilinmektedir. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. 38 .207 201 202 Bkz. Atay. 207 Aynı yer. Ek 21. Bkz. ss. Hakkânî Şeyh Muhammed. a. Şeyh Cemalettin El-Lasunî Efendi’den Arapça ve hadis dersleri almıştır. Adnan.. 70. 206 Hakkânî. Eğitim Hayatı: Şeyh Nazım Efendi ilkokula 1928 yılında başlamıştır.Cemaleddin. diğer abilerinin ise vefat edene kadar Şeyh Nazım’ın müridleri olduğu bilinmektedir. Nefi ve Hasan isimli üç erkek kardeşi201 ve bir kız kardeşi ile birlikte yedi kişilik bir ailede büyümüştür. Başladığı sene Türkiye’de harf inkılabı yapılmış olduğundan okulda sadece 204 birkaç ay Osmanlıca’dan sonraki eğitim hayatı latin alfabesiyle okumuştur. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.g. 1368/1948) tasavvuf terbiyesi almıştır.205 Bu dönemde vaktinin çoğunu tefekkür ve manevi dersler ile Sultan Ahmet Camiî’nde geçiren Kıbrısî. fakülte haricindeki vakitlerinde Hacı Fuat Efendi’nin dini sohbetlerine katılmış. s.. 503-504. 2011 yılında yapılan ziyarette ağabeyinin vefat ettiği söylenmiştir. 5-6. Aynı zamanda Nakşîbendî meşayıhından Şeyh Süleyman Erzurumî’den (v. s. Atay. Ebediyete Davet. 204 http://www. maddi ilimlerdeki eğitim hayatını yarıda bırakarak. şiddetli bir Medine arzusunda bulunduğunu ifade etmiştir. Şam yolculuğuna çıkmıştır.203 b. Dervish Yay.

Davetini kabul ettim. Bu izin sana benden ve Peygamberimiz (sav)’den geliyor’ dedi Zuhurat bitmişti. Bende Humus’daki Halid Bin Velid (ra) kabrini ziyaret ettim ve mescidinde namaz kıldım.c. Seni benim de şeyhim olan Abdullah-ı Dağıstanî’ye havale edinceye kadar emanet aldım. 39 . Şam’a gidişi denedim ancak imkânsızdı. Sabah namazlarını o camide (Sultan Ahmed Camiî. Yanına koştum. Sonra bir adam bana gelerek ‘Dün gece rüyamda Peygamber(sav)’i gördüm. O kişinin sen olduğunu görüyorum’dedi Söylediklerinden çok müteessir olmuştum. Süleyman Efendi’yi yaklaşık iki saat sonra camiye gelirken buldum. Camide bana tahsis ettiği odada bir sene kaldım. Şam’ı işgal etmiş Fransızlar’a karşı İngiliz kuvvetleri. Bana ahfadımdan birisi buraya gelecek. Bir gün kalbimdeki bu hasretin çok yoğun olduğu bir günde Şeyhim Süleyman Erzurumî Hazretlerini gördüğüm bir zuhurat hâsıl oldu. İstanbul) şeyhlerim Şeyh Cemalettin El-Lasunî ve Şeyh Süleyman Erzurumî ile birlikte kılıyordum. saldırı için hazırlanıyordu. Oradan eski bir kent olan Hamâ’ya geçtim. gördüğü manevî bir işaretin Süleyman Efendi tarafından onaylanması üzerine yola çıkışını ve Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile buluşmak üzere Şam’a yolculuğunu şöyle ifade etmektedir: “Orda kalbime rahmet ve selamet geliyordu. Bana kollarını açıp ‘Evladım zuhurattan memnun musun?’ dedi Olan biten her şeyden haberdar olduğunu anladım. Birçok kez rüyalarımda Peygamber Efendimiz(sav)’i beni mübarek huzuruna çağırırken gördüm. Beni eğitiyor ve kalbime manevî ilim yerleştiriyorlardı. Sırların ve irşâdın onun elindedir. Tasavvufa İntisabı. Bu olayı söylemek için şeyhimi aradım. Kalbimde her şeyi bırakıp Peygamber(sav)’in mübarek şehrine göç etmek için derin bir arzu vardı. Onu misafir et diye emrederek senin suretini bana gösterdi. Fakat henüz şeyhimden izin yoktu. İstanbul’dan Halep’e trenle gittim. O senin anahtarlarını tutuyor. Şeyhi Abdullah Dağıstanî ile Buluşması: Kıbrısî. Sadece Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî demişti. Şam’da bulunan Şeyhine git. Gelip beni omzumdan sarsarak ‘Şimdi müsaade geldi. Bana başka bilgi vermemişti. O zamanlar beni Şam’ın mübarek topraklarına çağıran birçok rüyalar gördüm. Sırların ve manevî terbiyen bende değildir.

ss. Her adım bir makâmdı ve her makâmda kalbime daha önce hiç bilmediğim ve duymadığım bilgiler geliyordu. oradan da Şam’a geçmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. 380. 133. Orda. 210 K. s. s. Humus’tan kara yoluyla Tripoli’ye. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile buluşması hususu. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile ilk karşılaşmalarından şeyhinin: “Oğlum! Seni biz teslim aldık” dediğini bir sohbetlerinde ifade eden Kıbrısî.. 505. Nazım Efendi’ye önce “Matlubuna hoş geldin” demiş sonra “Emniyete vasıl oldun” demiştir. kendisinin Şeyh Sa’id Sabaî adlı bir refakatçi ile gittiğini söylemiştir. Beytu’l-mamura varıncaya kadar kelimeler ve cümleler muhteşem bir şekilde bir araya geliyor ve yükseldiğim her makâmda kalbime veriliyordu. a.e. Hisham. Onların da arkasında evliyaları (gördüm). Hisham. bu buluşmaya yalnız gitmiştir. s.Namaz kılmak ve Humuslu iki büyük âlimin meclislerinde bulunmak dışında odamdan çıkmıyordum. 40 . 211 K. Adnan.g. İstanbul’dan ayrılışından sonra bir sene sürmüştür.211 Şeyh Nazım ile 2011 yılında yaptığımız mülakatta bu durumu sorduğumuzda. kendisinin Süleyman Efendi tarafından yönlendirdiğini zaman zaman ifade etmiştir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Onların arkasında safa durmuş Peygamberimizin 124 bin sahabesini(ra) gördüm. Kıbrısî.210 Şeyh Hişam’ın yazdığı otobiyografide ise Kıbrısî. Mesela Şeyh Adnan’nın naklettiği ifadelere göre. Kıbrısî’nin bu yolculuğu. Hz. Ebu Bekir’in(ra) hemen sağ yanında iki kişilik boş yer kalmıştı.209 Kıbrısî’nin. Karşılaşmada Şeyh Abdullah. Peygamber Efendimizin(sav) imam olduğu namaza durmuş peygamberleri(as) gördüm. bu buluşmaya Şeyh Said Sabaî adında bir zat ile birlikte Humus’tan gidilmişt ir. Sufi Way. Nazım Efendi şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile buluştuğu gece bir rüya görmüştür. Bu rüyayı kendisi şöyle anlatmıştır: “Sonra bir zuhurat hâsıl oldu ve namaz kıldığımız yerden gökyüzünün kabesi olan beytu’l-mamur’a merdivenle tırmandığımı gördüm.”208 Şeyh Nazım savaş şartlarından dolayı. Şeyh Abdullah’ın ve Şeyh Nazım’ın uzun süreler sohbetlerinde bulunan Şeyh Adnan ve Şeyh Hişam’ın yazdıkları eserlerde rivayet ettikleri bazı hadiselerin detayları birbirinden farklılık arz etmektedir. 378-379. Büyük 208 209 K.

Bu vaziyette garaja vardığımda yanıma bir kişi geldi ve ‘Şeyh Efendi Trablus’a gidiyorsun? Şuradaki otobüs hemen kalkacak’ dedi Bir halime bir de adama baktım. Şeyhinden Aldığı İlk Manevî Vazife: Kıbrısî’nin şeyhiyle beraber geçirdiği bir günün sonunda. bu mananın tasavvuf ıstılahında karşılığı olan icazetnameden bahsetmemiştir. Sese yöneldiğimde heybet. bu tezde bkz. Gözleri biçimli ve menekşe rengiydi. Şeyh Efendinin emrine hürmeten bana refakat ediyordu. bir günde manevi tekâmülünü tamamladığı ve irşad için ulaşılması gereken.213 Ancak Kıbrısî. Tripoli limanına indiğimde ‘Sen Şeyh Nazım değil misin?’ diye nida eden bir ses duydum.Mürşid. Ona ‘evet. irşad vazifesiyle görevlendirilmesi. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/b. Sabah namazı bitince zuhurat da sona erdi ve şeyhim benden sabah namazı için ezan okumamı istedi. Peygamber Efendimiz(sav) namazı kıldırırken kıraatinin güzelliği tarif edilemezdi. s. Çünkü bu ilahî bir şeydi. Kıbrısî’nin bu konudaki tasavvuf anlayışı için. Sufî Way. Bugün Kıbrıs’a git!” diye emrettikten sonraki dönüş yolculuğunu şöyle anlatır: “Elini öptükten sonra yola çıktım. Humus’a vardığımda fukaraya dağıttım. İkinci Dünya Savaşının en şiddetli zamanıydı. 212 213 K. Dünya metaına ait her şeyi. Hisham. celâlli bir şeyh gördüm. Şeyh Sa’id Sabaî. vakar ve nûr sahibi. mürşid-i teberrük makâmına vasıl olduğun manasını tazammun etmektedir. Şimdilik sana yeterli olanı verdim. Buluştuğu gecenin sabahında manevi makâmlara nail olduğunu ifade eden Kıbrısî. 383. O sırada adam tebessüm ederek ‘Bin hele! İnşaallah öderiz’ dedi Allah’a hamdederek otobüse bindim. 41 . Ona döndüm ve dedim ki ‘Kıbrıs yolculuğuna azmettim.”212 d.Şeyh Efendi o boş yere gitti. Beni de oraya çekti ve sabah namazını beraber kıldık. Hiçbir kelime tarif edemezdi. Bu namazın tatlılığını daha önce hiç yaşamamıştım. Şeyhinin “Evladım halkının sana ihtiyacı var. Dünya malına el sürmeyeceğim diye yeminimden dolayı para namına dirhem yok’ dedim ve Lübnan’a gidecek garaja yönlendim. Fransızlar Şam’ı işgal etmişler ve İngilizler de Fransız’ları çıkarmak için şehri kuşatmışlardı.

a. Bu davaların sonuçlanacağı zamanlarda. Ayrıca Bkz. s. Bkz. Türkiye’deki gibi. Normal bir gemi ile altı saat sürmeyen yolculuğu. Akdeniz’in doğusundaki muhasaradan dolayı gemi bulamıyordu. Tripoli Müftüsüdür ve aynı zamanda şehirdeki tüm tarikatların Şeyhidir. ss. Türkiye’de Adnan Menderes ezanın Arapça okunabilmesi ile alakalı kanunu çıkarmasından dolayı tüm davalar düşmüştür. Digital Production (Belgesel Film). Şeyh Nazım Kıbrısî. Bana kalk ve evladım Nazım’ı karşıla. camide ezan okumak olmuştur. Bu süre zarfında Kıbrıs’a gidecek gemi araştırıyordu. 216 K. Manevî ilimler ve ledunî hakikatlere ait makâmlar bana keşfoluyordu. bir hafta hapsedilmiştir. Ek 23. Adnan. Şam’dan dönüşte de balıkçı sandalı bulan ve yardımcı olan kişidir.214 Beni üç gün misafir etti. Muhammad Hisham Kabbani. 383. Okuduğu Arapça ezandan dolayı tutuklanan Kıbrısî. Kalbim patlayacak gibiydi. s. Hisham.benim’ dediğimde bana: ‘Üç gündür seni bekliyorum.218 2011 yılında yaptığımız bir mülakatta bu durum 214 Şeyh Hişam’ın naklettiğine göre Şeyh Münir. Tüm cehdini sarf ederek bir küçük balıkçı sandalı buldu215 ve ona yüklü miktarda para verdi. Onun hizmetini yap ve misafir et’ diyerek.e. Bu esnada Nazım Efendi.”216 Şeyh Nazım’ın Kıbrıs’a vasıl olduğu dönem Arapça ezan okumak. Sufi Way. 42 . 217 K. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. s. Kıbrıs’ta da yasaklanmıştı. Şeyh Adnan’ın eserinde Kıbrıs’ta Arapça ezanın serbest olması.217 Şeyh Adnan’ın eserinde Nazım Efendi’nin beraati. Allah(ac) onu. Kıbrısî’nin. Hapisten çıktığında Lefkoşa Camiî’ne giderek tekrar ezan okudu. yaptığı ilk şey. Kıbrıs’taki tüm camileri dolaşarak ezan okumaya devam ettiğinden hakkında 114 dava açıldı. yaklaşık sekiz günde tamamladık… Kıbrıs sahiline ayak bastığımda çok şiddetli bir hâle girdim. Yanımda afakı kaplayan bir şekilde şeyhimin ruhaniyetini gördüm. Adnan.g. Bu durumdan dolayı resmi makâmlar tarafından kendisine dava açıldı. 507-508. 215 Bkz.. 509. bana ve enbiyanın sırlarına varis kılmıştır. Şeyh Hişam’ın eserinden farklı bir nedene dayanmaktadır. The Naqshbandi Sufi Way. Nazım Efendi’yi seven Kıbrıslıların protestoları sonucunda gerçekleşmiş ve Nazım Efendi serbest bırakılmıştır. senin suretini gösterdi dedi Bana kendisini Şeyh Münir el-Melîk olarak tanıttı. Rüyamda Hazreti Nebî(sav)’yi gördüm. doğduğu beldeye girdiğinde. Nazım Efendi ile bu karşılaşma Şam’a gidişte olur. 380. Mela-i âlâ’daki tüm makâmlar açılıyordu. Tatlıcan. 218 K.

insanlara maddeciliği bırakmalarını telkin etmiş. Evliliği ve Diğer Manevî Vazifeleri İfası: Nazım Efendi tekrar Şam’a döneceği 1952 senesine kadar Kıbrıs’ta manevi irşad ve İslamî eğitim ile meşgul olmuştur. 76.224 Evlendikten sonra Şam’da şeyhinin yanında bir eve yerleşen Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Şaban ve Ramazan aylarını geçirmek üzere gitmiştir. ss. Kıbrıs’a sadece Recep. her sene Kıbrıslı kafilelere lider olarak hacca gitmiştir. o dönemin TC.219 e.70–72. Benzer şekilde çeşitli ziyaretlerde bulunan Kıbrısî. köy köy dolaşmıştır.yahoo. a.225 Bu zaman zarfında Şeyh Nazım.222 bayanlar arasındaki sohbetleri yaptığı. 166 225 K.htm. Şeyh Abdullah’ın tavsiyesiyle 23 yaşında iken Şeyh Nazım ile evlenmiştir. İslam’ı yaşamaya davet etmiş ve Nakşîbendî zikrini 219 220 İlgili mülakat video arşivimizde mevcuttur. Semamızda bir Yıldız. 224 Atay. Peygamber’e dayandığı rivayet edilen Hacı Âmine.g. O dönemdeki komünist Rus yönetiminin baskısından dolayı önce Erzurum’a sonra da Şam’a hicret etmişlerdir.g. s. Şeyhinin emri ile mesafesi 400 kilometre olan Şam Halep arasını. Başbakanı Adnan Menderes tarafından çıkarılan kanun vesilesiyle. Ek 22.. a. 383 43 . Hisham.e. zikirleri yönettiği de internet üzerindeki yazışmalarda geçmektedir. Bu ziyaretlerinde Medine halvetleri olmuştur. Şam’da Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinde ve taliminde bulunmuştur.org/hajjah__amina__adil. 221 http://www.sorulduğunda Kıbrısî.221 2004 yılında vefat eden Hacı Âmine Hanım’ın.com/group/the-heart/message/2574(2005-08-21)...154–156. Ayrıca bkz. Rusya.com/Hacı Emine Adil_Hayatı. Bkz. ss. 222 http://www.naqshbandi. Kazan’da doğmuş ve küçük yaşlarda iken ailesiyle hicret etmişti r.hakkanipost. Eşi Hacı Âmine Hanım tarikatın kadınlarla ilgili tüm faaliyetlerini yürüten ve eserler yayınlamış bir kişidir. Mısıroğlu. Yirmi yedi hac vazifesi ifa etmiştir. 223 http://groups.223 Şeyh Nazım’ın bu evlilikten iki oğlu ve iki kızı olmuştur. 1952’de tekrar Şam’a döndüğünde Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin mürîdlerinden Hacı Âmine Hanımefendi ile evlenmiştir.e.220 Nesebinin Hz. hukuki beratın gerçekleştiğini söylemiştir.

Aynı eser. irşad ziyaretleri düzenlemiştir. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin emri ile ikinci halvete girdiğinde. bir makâmdan diğerine taşımışlardı.”227 226 227 K. Sonra beni bir odaya götürdü ve ‘sana her gün bir tas mercimek çorbası ve bir parça ekmek getireceğim dedi’ odamdan sadece beş vakit namaz için çıkıyordum. Bu kişi Şeyh Hazretlerinin müridiydi. Oraya git ve altı ay halvete gir” demiştir. 385. Buna ek olarak günde 313 bin Allah çekiyor ve bana vazife verilen diğer namazları kılıyordum. Beni de beraberinde götürdü. Abdülkadir hazretlerinin huzurunda halvet yapmayı çok istiyordum. Bunlar beni. Bu halveti Şeyh Nazım şöyle anlatmıştır: “Şeyhime hiçbir soru sormadım. bütün Kur’ân-ı Kerîm’i dokuz saatte okuyabiliyordum. ss. birer hafta ikamet ederek. büyük dedem olan Abdülkadir-i Geylanî Hazretlerine selam verdim. Bana git deyince ben de gittim. 397-398. Elbiseye. Onu takip ederek Gavsu’l-Azam’ın kapısına yaklaşıp. Hisham. Sufi Way.226 f. paraya veya erzaka ihtiyacım var diye hiç düşünmedim. Öyle bir duruma gelmiştim ki. Bunun haricinde Mısır. Beni tanıyıp ‘Şeyh Nazım nereye gidiyorsun’ dedi ‘Bağdat’a’ dedim. s. İki günlük yürüyüşle ulaştığı köylerde. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Halvetleri: İlk halvetini 1955 senesinde. Eve bile uğramadan şehir merkezine doğru yürümeye başladım. Şehir merkezine varınca bana bakan bir adam gördüm.neşretmiştir. Ürdün’ün Süeyl Köyünde. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin emriyle. Bana ‘Ben de Bağdat’a gidiyorum’ dedi Bağdat’a bir tır dolusu eşya götürüyordu. Abdülkadir Hazretlerinin camisine ulaştığımda caminin kapısını kapatan kocaman bir adam vardı. Türkiye ve Lübnan’a da. ta ki ilahî huzurda yok olana kadar. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin emriyle yapmıştır ve halvette altı ay kalmıştır. Her gün zuhurat üzerine zuhurat oluyordu. Şeyh Hişam’ın rivayetine göre Şeyh Abdullah: “Bağdat’ta Abdülkadir-i Geylani Camisinde halvet yapman için Peygamber Efendimizden(sav) emir aldım. 124 bin salavat ve bütün delail-i hayratı okuyordum. Dahası 124 bin kelime-i tevhîd. bu vazifeyi bir yılda tamamlanmıştır. 44 . Şeyh Nazım’ın iki çocuğu bulunmaktaydı.

Gavsu’l-azam olarak taşıdığım at’aları sana havale ediyorum. 45 . Ben senin dedenim. Hisham. Manevi at’alarımı Nakşî yoluna katmak istiyorum. Ya Rasulallah şu evladın dedesi benim. o da Şeyh Abdullah’a. 617/1220)’yi gördüğü bir zuhuratını anlatmıştır. Arkasında nadirane taşlar ile bezenmiş bir taht vardı. 561/1166) görmüştür. Peygamber(sav) tebessüm ederek Şâh-ı Nakşîbendi’ye baktı. Abdülkadir Geylanî’nin sırlarına ekleyerek bana havale etti. Sufi Way. Kayaya vurduğunda kayadan muazzam bir nehir fışkırır. Peygamber(sav)’den Hz. Bana tebessüm ederek ‘Biz senden memnunuz. Ebubekir(ra) yoluyla Şâh-ı Nakşîbendî’ye tevarüs eden tüm sırları. iki rekât namaz kıldım ve halvet odama birkaç adım mesafede olan kabre yürüdüm. Seni Kadirî Tarikatına ben davet ediyorum. bu nehrin her bir damlası için 228 229 K. sonra Hazreti Peygamber(sav) ve Şâh-ı Nakşîbendî zuhur etti. Zikrederek kabre vardığımda ‘Es-selamu aleyke ya ceddi’ dedim.Şeyh Hişam’a göre Nazım Efendi. 230 http://www. Bu nehrin kıyamete kadar akacağını bildiren Gucdevanî. O sırada birden Şeyh Abdullah Dağıstanî zuhur etti.228 Nazım Efendi bu tecrübesini şöyle anlatmaktadır: “…Bir gün Abdülkadir Geylanî’nin beni kabrine çağırdığı bir zuhurat gördüm. bu halvetin son gecesi rüyasında Abdülkadir-i Geylanî Hazretlerini (v. s. Aynı yer. Şeyhin Abdullah-ı Dağıstanî’nin Nakşîbendî Tarikatı içindeki makâmı âlâdır. Onun Nakşîbendî yolunda ulaştığı derecelerden çok memnunum. Bana ‘Evladım seni kabrimde bekliyorum.230 Medine’de Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile bir seneliğine girdiği halvetinde Şeyh Nazım. Bana ‘Benimle beraber gel. Şeyh Abdullah. Gel!’ dedi Hemen boy abdesti alıp. Medine-i Münevvere’de ve Şam-ı Şerif’ te halvete girdiği bilinmektedir.com/?page_id=171. Abdülkadir-i Geylanî Peygambere(sav)’e hürmeten ayağa kalktığı sırada ben de huzurdakilere hürmeten ayağa kalktım. Adbülhalik Gucdevanî (v.naksibendihakkani. Şeyh Abdullah o zamandaki yaşayan Nakşî Şeyhi olması hasebiyle sorunun en uygun muhatabıydı. Buna göre Gucdevanî. Nazım Efendi’yi bir kayanın yanına götürür.”229 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin vefatına kadar en az kırk gün en fazla bir sene olmak üzere defalarca Ürdün’de. Şu tahta oturalım’ dedi Dede ve torun gibi o tahta oturduk. O sırada Hazreti kabrinden bana doğru gelerek. Geylanî Peygamber(sav)’e hitaben ‘Ey Peygamber’im. Bağdat’ ta. yanımda durduğunu gördüm. 385.

e. Bu meleklerin her birine farklı isimler vermekle vazifeli olduğunu söyleyen Gucdivanî. havada uçmak nevinden kerametleri itibarsız bulan Kıbrısî. Nazım Efendi’nin Lübnan’a yaptığı bir ziyaretten bahseder. Kıbrısî.. Ailemizdeki kardeşlerimizin çoğu doktor olduğu için müdahale için koşuşturmaya başladılar. babamın yanına girdi ve selam verdi. K. Cenaze işlerini ben yapacağım’ dedi Şeyh Efendi’nin geldiğini duyunca tüm aile toplandı. Sufi Way. Şeyh Hişam hiç beklenmeyen bir zaman olan Şaban ayında Nazım Efendi’nin Lübnan’a kendilerini aniden ziyarete geldiğini ifade etmiştir. Babamla sohbet ederken birkaç dakika geçmeden kalbine ağrı girdi. Babam tüm ailenin toplandığını görünce çok mutlu oldu. s. Hisham. Tasavvuf Sohbetleri. Bu sırada Şeyh Efendi.g. insanlara hizmet etmek olarak görmektedir. muteber kerameti. Biz de babama Şeyh Efendi’nin kendisini görmeye geldiğini söyledik. Sûreyi bitirmesine müteakiben birkaç saniye içinde babam son nefesini verdi. a. 399-401. ss.232 Nazım Efendi’nin kerameti olarak Şeyh Hişam. 401-402. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Kerametleri: Evliya bahsinde geçtiği üzere deniz üstünde yürümek. 46 . bu hizmette devamlı olmak. Hisham. Havalimanına giderek kendisini karşıladıktan sonraki olayı şöyle anlatmıştır: “Hikmet-i ziyaretlerini anlamak için ‘Efendim siz bu ayda Lübnan’a gelmezdiniz?’ dediğimde şeyhim (Kıbrısî) ‘Rasu’l-lullah(sav) Efendimizden ve Sultanu’l-evliya’dan (Abdullah Dağıstanî) emir aldım.”233 231 232 Detaylı anlatım için bkz. 233 K. bu vazifeyi Nazım Efendi’ye devreder. muteber keramettir. Şeyh Nazım’a göre ümmet-i Muhammed’i dünyada ve ahrette gözeterek hidayet yoluna sevk etmek. Altı ellibeş gibi Şeyh Efendi.231 g. Akşam altı buçuk civarı babamın bulunduğu eve gitmiştik. Yasin Sûresini okumaya başladı.37.bir melek yaratıldığını ve kıyamete kadar Allah(ac)’ı tesbih edeceğini bildirmiştir. s. Babanız bugün vefat edecek. Şeyh Efendi havaalanında söylediği gibi tüm işlemleri kendi ifa etti ve döndü.

bir böyle gel’ (İşaret parmağıyla. Dedim ki ‘Bir böyle. Mehdi(as). İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. heykelin sağ ve soluna doğru paymağını havada kaydırarak) Gümbür gümbür bir böyle gitti. kızın timörlü bacağını çeker. Orda Buda Heykelini görür. Londra’ya gelmeye başlayan Kıbrısî’yi. Kız çekilen bacağında duyduğu acıdan duyarak uyanır.”235 Nazım Efendi’nin müstakbel hadiseler hakkında söylemleri ekseriyetle. kızının ricasıyla. Şeyh Nazım’ın yanına gelerek. isterlerse tütsü söyler. Şeyh Nazım’ın kerametini ihtiva etmektedir.Kadir Mısıroğlu. O sırada. Deccâl. riskli olacağı söylenen bir amaliyat tarihi verilir. O gece kızı. günümüzün olaylarının gidişatı ve sonucu hakkında verilen haberlerle karşılaştık. Rüyasını hayra yorumlayarak birkaç gün sonra amaliyat için./Şeyh Nazım Kıbrısi . bir böyle. ziyarete gider. 235 www. Kıbrısî. Mesela 2010 yılının Kasım 234 http://www. yanındaki müritleriyle birlikte oradan uzaklaşır.Kadir Mısıroğlu’nun Londra’da yaşadığı. 1980’li yıllardaki bir hatırası. tapınak görevlisi etmelerine bayan.youtube.234 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bir başka kerameti. Başını eğ! Başını eğdi. 1355/1936)’den itibaren bulabildiğimiz ahir zaman anlayışına dayanmaktadır. Bu haberlerden tahakkuk edenler olduğu kadar. kendisi tarafından nakledilen Tibet hatırası esnasında beyan edilmiştir. Şeyh Nazım. Timörün alınması için. Mısıroğlu. 47 . Görevli kadın yakabileceklerini söyler. Niye taptıklarını sorar. Mesih(as) ve kıyametten haber veren hadislerin manevî tecrübelerle yorumlanarak. Şeyh Nazım dünya üzerindeki büyük bir tapınak olan Tibet tapınağına ziyarete giderler. rüyasında Şeyh Nazım’ı görür.youtube. Amaliyat öncesi Kıbrısî’nin yakın ilgisini görür ve duasını alırlar. Amaliyat öncesi son kontrol için çekilen filmde timör görülmez. Hakkânî yolunun Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî (v. bu ilahlardan alınan bir ruhaniyet varsa görmek istediğini söyler.com/1-Büyük Budayi Devirmesi. hastaneye giderler. Bunun üzerine Kıbrısî. olmayanlar da olmuştur.” Bu olaya tanık olan görevli bayılınca.com. oradaki putun ona inanların nazarında ilah kabul inanamadığını ruhaniyetlerinin terakki etmesi için olduğunu söyler. Buna göre Mısıroğlu’nun kız çocuğunun bacağında timör teşhis edilir. Görevli bir cevap veremeyince yaşananları Şeyh Nazım şöyle ifade etmiştir: “…Benim üzerime kuvvet giydirildi o vakit. Kıbrısî.

youtube.com/“Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi Devletler çökecek!” İlgili sohbet.ayında paylaşılan bir videoda Kıbrısî. aslî halifesinin. irşad ve terbiyeden sorumlu görevlilerin yanısıra. 240 Bu ziyarete ait görüntü kayıtları. mahdumu Mehmet Efendi239 olduğunu ifade etmiştir. içerisinde Kuzey Afrika ülkeleri ve Türkiye olan bazı İslam ülkelerinin isimlerini saymış ve bu ülkelerdeki rejimlerin çökeceğini beyan etmiştir. 239 Bkz. 103-105. Hak Dost 4. video arşivimizde mevcuttur. Libya.241 Bununla birlikte münferiden karşılaşılan internet sayfalarında da. 1986’dan beri Uzak Doğuyu. 1980’lerin ortalarında Afganistan’ı işgal eden Rusya’nın (o zamanki Sovyetler Birliğinin) sırasıyla İran’ı ve Türkiye’yi de işgal edeceğini söylemiştir. video arşivimizde mevcuttur. irşadla görevli vekiller yetiştirmiştir. 1990 yılında çıkan Körfez Savaşından sonra yine İstanbul’un Ruslar tarafından işgal edileceğini söylemiştir.2012 tarihinde görüldü. vazifeliler 236 http://www. 385-396.240 Şeyh Nazım’ın müridleri bulunan her ülkede. 1974’ten itibaren Avrupa’yı. İstanbul’un ahir zamanda işgal edileceği yönündeki bir hadise dayanarak. Ek 24. Vekilleri: Şeyh Nazım. 1991’den itibaren ABD’yi ziyaret ederek her inançtan insana İslam’ı tebliğ etmeye gayret etmiştir. 237 Kıbrısî. Bu halifelerin toplu olarak isimleri ve vazifeli oldukları yerleri bildiren bir internet sayfası. Bu konular Mehdi bahsi içinde tafsilatlı bir şekilde incelenmiştir. Gittiği yerlerde halk ve hükümet yetkilileri tarafından saygıyla karşılanan Kıbrısî. mevcuttur. ss.com/. buralarda Nakşibendî-Hakkânî Dergâhları ve İslam Merkezleri açmış ve birçok ülkede.238 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile 2011 yılında yaptığımız mülakaatta. 04. 2011 yılının Şubat ayında Tunus Cumhuriyeti’nde başlayan. s. rejim değişiklikleri. sosyal paylaşım sitelerinde Kıbrısî’nin bir kerameti olarak da yorumlanmıştır. Mısır ve Suriye’yi de etkilemiştir. Hisham. benzeri yorumlarını yapmaktadır. Sufi Way. 238 K. 1978’den beri Türkiye’yi.236 Bununla birlikte. 48 .237 Kıbrısî. 241 http://halilurrahman. h. Türkiye’nin muhtelif vilayetlerinde de vekilleri olduğu bilinmektedir. Bu hadise.

04. Mesela Şeyh Abdülkerim242 NewYork’ta. 247 Bkz. Ek 32. Senegal. Şili. Miami 2005. 254 Mirahmadi.243 Şeyh Adnan Suriye’de. Ek 31. Ek 25.246 Şah İbn Sultan Aslan247 Malezya’da. 255 http://halilurrahman. Portekiz. The Healing Power of Sufi Meditation. 248 Bkz. Bosna Hersek. Ek 28. İtalya.tripod. Srilanka. 246 Bkz.Afrika’da. Japonya. Bununla birlikte Şam Dergâhı içerisinde bulunan Şeyh Abdullah’ın kabrine yapılan ziyaretler sırasında. Ek 27. Lübnan. Fransa.za/. İngiltere. 49 .naksibendi. sohbet. Ek 29. 244 Bkz.2012 tarihinde görüldü. 251 Bkz. Bangladeş.org. Ek 30. http://www. Avustralya. Şeyh Hişam244 Chikako’da. Belçika. Ek 33. 04. Şeyh Lutfi ve Şeyh Mustafa248 Endonezya’da. Naqshbandi Haqqani Sufi Order. kadın ve erkek müridler bir arada olabilmektedirler.2012 tarihinde görüldü . kadın ve erkek müridlerin. ss. İsviçre. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye Yapılan Eleştiriler: Şeyh Nazım’a ve Hâlidiyye-i Hakkâniyye’ye yönelik eleştiriler. Ek 26. Bu konuda tarikat içinde ve mürîdler arasındaki uygulamaları biraz daha dikkatli bir şekilde incelemeye çalıştık. Lefke ve Şam tekkelerinde şahsen yaptığımız müşâhedelerde. Arjantin ve Pakistanda bulunan dergâh ve vekil isimleri bilinmektedir. Hedieh. 1-4. Norveç.254 Bunların haricinde müstakil sitelerine ulaşamasak da.250 Şeyh Yusuf251 G. 245 http://haqqani-dergah. Hindistan. meclislerinde kadın ve erkeklerin karışık oturmalarına ve Nazım Efendi’nin elini bayanlara öptürmesine yönelik yapılmaktadır. Rusya.com/. Kanada. Sayyid Nurjan and Dr. 04.252 Şeyh Ömer253 İspanya’da vazifeli oldukları bilinmektedir. Şeyh Hasan249 ve Şeyh Cemâleddin Almanya’da. Katar.org/.255 i.2012 tarihinde görüldü 253 Bkz.com/form/dergah ve vekiller. 250 Bkz. 04.2012 tarihinde görüldü. 249 Bkz.hakkında malumatlar bulunmaktadır.naqshbandi. BAE.245 Şeyh Şerif Hollanda’da. zikir ve hatme-i haceganlar için ayrı alanlarda toplandıkları görülmüştür. 252 http://www. Londra’daki müntesipler ve tekke adetleri üzerine yapılan bir çalışmada da kadın ve erkeklerin tüm bu faaliyetlerde ayrı olduğu 242 243 Bkz.

86 50 . tarikattaki bayanları da anlayabilmek için görüşme yapmak istediğini ancak. Şeyh Nazım’ın kadınların çalışmalarını beli koşullar dışında uygun bulmadığı görülmüşdür. a. Ek 13. Mürîdlerden bir tanesi eşinin çalışması için Nazım Efendi’den izin istediğinde Nazım Efendi. s.256 Cemaat içinde yapılan farklı bir çalışmada da.258 Bu konuda Şeyh Hişam’ın sohbetlerinde de aynı durum gözlenmiştir. kadın ve erkeklerin karışık oturdukları da görülmüştür. 14 259 www. hanımın bayan kuaförü olmasından dolayı. Genellikle bu bayanlar erkek katılımcıların ailesi.sufilive. 26 Atay. a.g.259 Dolayısıyla eleştiriler bu tür toplantılara yönelik yapılmış olabilir. İspanyalı bir mürîd’in evinde yapılan bu sohbetin. s.g. Londra’da yapılan bu çalışmaya göre Doğu-Batı Merkezi adındaki Hakkânî dergâhında kadınların. 260 Atay.. erkeklerin hemen arkasında oturduğu görülmüştür. Nazım Efendi’nin bu konudaki görüşünü anlamamıza vesile olabilecek bir diğer örnek ise Türk mürîdlerin eşlerinin çalışmaları konusunda görüyoruz.257 Henüz İslam olmamış bazı gurplara yapılan sohbet ve tebliğ esnasında. Bir kısmının gayri müslüm olduğu anlaşılan bir sohbete ait video görüntülerinde.yazmaktadır. Aynı çalışmada. bayan ve erkekler karışık oturmuşlardır.e. yani erkek müşterilerin olmamasından dolayı izin verdiği yazmaktadır.org/060607MiracleNaqshSaints. İslam ve tasavvufu merak edenlere düzenlenmiş küçük bir ev topalntısı olduğu gözlemlenmiştir. kadın erkek ayrımının kesin bir şekilde uygulandığı gözlenmiştir.260 256 257 Stjernholm.. ya da zikri izlemek amacıyla gelen kişilerdir. 130 258 Bkz. 1996 yılında yapılan bir çalışmaya göre Türk mürîdlerin eşleri ekseriyetle ev hanımı olduğu görülmüştür. Bu çalışmayı yapan kişi. evlerine yaptığı yemekli davette dahi ayrı oturmalardan dolayı görüşemediğini yazmıştır. s. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı.e. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.

51 . Şeyh Nazım. genellikle resmi internet sayfalarında paylaşılmaktadır. elini bayanlara öptürmesi 1990’larda özellikle İsmail Ağa çevresi tarafından çok eleştirilmiştir. genellikle tasavvuf anlayışıyla da alakalıdır.youtube. Kıbrısî’nin selefî ve vahhabî düşünce diye tanımladığı ve eleştirdiği kesimden gelmektedir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile 2011 yılında yaptığımız kısa mülakatta birkaç konu arasında bu mevzu da arz edilmiştir.265 Şeyh Nazım’a yönelik diğer eleştiriler. 262 Atay.261 Nazım Efendi’nin. internette ses kaydı olarak mevcuttur. Şeyh Nazım’a Lefke’de yaptığı ziyaret görüntüleri mevcuttur.com/ Sahte Seyh Nazim Kibrisi Kadina el öptürüyor (yeni). Hz. söz konusu davranışın sünnete muhalif olmasıdır. İlgili kayıt video arşivlerimizde mevcuttur. kerameti zahir olmuş şeyhlerin dahi bu eleştiriden beri olmayacakları.youtube. Hanefî mezhebine göre bayanlar ile tokalaşmanın. abdesti bozmadığını beyan etmiş ve bu mevzuda tafsilatlı bir beyanda bulunmamıştır. söylenmiştir. tokalaşmamıştır. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. bu mevzu açılmamıştır. Bu eleştirinin temel dayanağı.Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.com/Cübbeli Ahmet Hoca . video arşivimizde mevcuttur. ilgili kayıt ses arşivimizde mevcuttur. evliyanın tasarrufları mevzuundaki görüşleri İslamî naslarda ve selef âlimlerinin yaşantılarında bulunmadığı gerekçesiyle eleştirilmekte ve tüm 261 www. Hz. bu mevzu konuşulmamıştır. 2000’li yıllarda yapılan bu ziyaretlerle ilgili görüntülerde. erkek sahabelerle perde arkasından görüşmüş olmalarından hareketle. 264 http://www. Mesela Kıbrısî’nin. Peygamber(sav).262 Bu eleştirilerin bir örneği. hanım sahabelere el öptürmemiş. İncelediğimiz videolarda. 265 Görüşmeye ait kayıt. 278 263 www. Bu ziyaret videolarının önemli bir kısmı incelenmiştir. Bu eleştiride. her nekadar “Şeyh Nazım” ismine yönelik olsa da. Bu eleştiriler.youtube.com/kadınlara el öptüren şeyhler.264 Nazım Efendi’ye diğer cemaatler tarafından yapılan ziyaretlere ait video görüntüleri.Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri Ziyareti. s. Bayan müridlere el öptürme hususundaki eleştrilere nasıl yaklaştığı sorulmuştur.263 İsmail Ağa çevresinde vaaza icazetli bir görevlisi olan Cübbeli Ahmet Hoca’nın. Peygamber(sav)’in zevcelerinin(ra). elinin bayanlar tarafından öpülmesine müsaade etmiştir.

tasavvuf anlayışının sıratu’l-mustakîm çizgisinde olmadığı iddia edilmektedir. Cesaret edemezler.”269 Bunların haricinde yapılan bazı eleştiriler.com/LOL . Mehdi’nin Çıkış Alametleri. misak gibi başlıklarda tafsilatlı olarak incelenmiş ve bu tür konulara. İslam telakkisinin merkezine. Tafsilatı için bu tezde bkz. Mehdi konusunda ayrıca beyan edilmiştir. video arşivlerimizde mevcuttur. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. son nefesleri esnasında. üç farklı açıdan bakılmaya çalışılmıştır. ‘Ya Rabbi! Eğer onlar doğru yol üzere iseler. 269 www.‘Shaykh’ Nazim’s Challenge to the ‘Wahabis’ ‘Salafis’ and to the Whole World!. Peygamber ve Misak. onların anladığı mula’ane yapabilirim.1. 270 31 Mayıs 2010 tarihinde günün ilk saatlerinde İsrail askeri kuvvetlerinin. bu konuda hakkın ve bâtılın temyiz edilmesi için. şu şekilde tespit edilmiştir. onun bir video kayıttında. Eğer onlar bâtıl olan yolda ve ben hakikat yolunda isem. bu eleştirileri yapanları lanetleşmeye davet etmektedir. naslara dayalı selefi anlayışını. Kıbrısî bu davetini şu ifadelerle yapmaktadır: “… Sadece Vahhâbî ve selefilere. siyasi ve güncel meselelere yöneliktir. Diğer Konulardaki Görüşleri/c. konusunda olmaktadır. Hz. şe yhleri tarafından verilen iman telkini. 266 267 www. Gazze Şeridi'ne insani yardım olduğu teyit edilmiş malzeme taşımakta olan ve 37 ülkeden sivil toplum örgütlerini bir araya 52 . buraya gelin.youtube. 268 Tafsilatı için bu tezde bkz.2. Kim bâtıl üzere ise Allah(cc)’ın laneti onun üzerine olsun… Diyorum ki. Mesela “Mavi Marmara” gemisine yapılan İsrail saldırısına yönelik270 Şeyh Nazım’ın açıklamalarına istinaden.youtube.Mehdi-Deccâl/c. onlara lanetini indir. ölülerden medet isteme eleştirilen diğer konulardandır.com/ Beware of Shaykh Nazim. İki rekât namaz kılacağım. Hazreti Peygamber (sa v)/d. İlgili kayıt.268 Tarikat-ı Hakkâniyye meşayıhı tarafından beyan edilmiş görüşler ise giriş bölümünde. Bu konudaki eleştiri özellikle müridlere. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Kıbrısî.3. bey’at. akla dayalı kelâm anlayışını ya da keşfe dayalı tasavvuf anlayışını yerleştiren yaklaşımlara mukayeseli olarak değinilmiştir. evliya. onları muhafaza et. mürşid.267 Bu mevzuya bilginin kaynağı açısından bakışımız. özellikle Tarikat-ı Hakkâniyye başlığında incelenmiştir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu eleştirilere cevabı. mürid. direkt olarak itikadi ve ameli yaşantıya dair değil.266 Şeyh Nazım’ın bu konudaki ve benzer eleştirilere hedef olabilecek görüşleri. Bunun haricinde şeyhe teslimiyet.

Şeyh Nazım’ın hayatından sadece bir kesiti temsil etmektedir. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı.273 Dolayısıyla Hakkâni müntesiblerince Lefk Dergâhı. Ek 36 275 Bkz. 1948 senesinden itibaren aktif olarak irşad vazifesi sürdüren Kıbrısî. münferiden bir başlık olarak ele alınmıştır. İlgili kayıt. Nitekim Kıbrısî’nin ahiret anlayışından bağımsız olmayan. zikir ve sohbetlerin yapıldığı iki katlı mescit bulunmaktadır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin. Farklı bir ifadeyle.youtube. 11 Şubat 2011. 1242/1826)’nin. Diğer Konulardaki Görüşleri/ g.272 Bu incelemeler esnasında karşılaştığımız veriler. 272 Tafsilatı için bu tezde Bkz.276 Şeyh’in getiren bir koalisyon tarafından organize edilen. Ek 38 53 . Bu iddianın yapıldığı video. 271 www.com/Sahte Seyh Nazim Kibrisi ve Adnan Oktar (israili sevindirecek aciklamalar). YeniŞafak Gazetesi. bu süre zarfında geçen aktüel mevzularda ziyadesiyle beyanları vardır. kendi yerine geçmek üzere Şeyh İsmail’e el verdiğini belirten Kıbrısî. Bkz. son kırk yıldaki beyanları daha sık ele alınmaya çalışılmıştır. altı gemiden oluşan uluslararası ve farklı inançlara sahip insanların yer aldığı konvoya uluslararası sularda saldırdı. dünya ve siyaset görüşleri. 75. Bağdadî’den günümüze tevarüs eden Halidî Dergâhının temsilcisi addedilmektedir. bir Hristiyanlık tarikatı olan illuminate üyesi olmakla da suçlamaktadır. s.275 Mescidin kıble tarafında avlu ve avlunun bitiminde meyve bahçesi başlar. vide arşivimizde mevcuttur.Şeyh Nazım’ın Yahudi dostu olduğu iddia edilmiştir. bu silsile ile sırr-ı azamın kendisine tevarüs ettiğini ifade etmektedir. j. Bu iddiaya istinad edilen. birçok şeyhe icazet vermesine rağmen. aynı zamanda. videoda. Şeyh Nazım’ın Papa ile tokalaşma şekli gösterilmiştir. 274 Bkz. 273 Atay. Lefke (Kıbrıs) Dergâhı: Anadolu’da Nakşibendîliği yayan Hâlid-i Bağdadî (v.271 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu suçlamalarla ilgili bir açıklamasına rastlanmamıştır. Bunların tamamının bulunması ve tahkik edilmesi muhal olduğundan. Ek 37 276 Bkz. Nazım Efendi’nin ikamet ettiği eviyle274 iç içe olan tekkenin yola bakan cephesinde namaz.Siyasî ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar.

Arnavut’u var. Demek ki ruhaniyetleri bir şey sezip de geliyorlar. Şeyh Efendi hangi kapıdan gelirse o tarafta kendisini ziyarete gelen mürîdler ile selamlaşarak kısa sohbetl erle ilerler. Kompütere (!) ismi alındıktan sonra. Macar’ı var. onların ismi de resmi de beraber yetişir. özel görüşmelerini ve kabullerini yaptığı bu odanın kapısı ile mescidin kapısı arasında kalan koridor. tekkenin bahçesine uzanır. Nazım Efendi’nin. civarda bu tür konaklama imkânın diğer köylere nispeten daha yaygınlaşmış olduğunu. her kabilenin her türlüsü geliyor.evinin iç kapısı bu avluya açıldığından namazlara bazen bu kapıyı kullanarak avlu üzerinden. Bkz. Erkek mürîdlerin uyku tulumları ile gece uyudukları mescidin277 ikinci katına dışarıdan bir merdiven ile ulaşıldığı için. Uzun süreli gelen mürîdlerden bir kısmı ise Lefke Tekkesinin civarında kiralık evlerde ya da pansiyonlarda ikamet etmektedirler. hizmet sorumlularının uygulamalarında da müşâhede edilmiştir. Ek 40. Boşnak’ı var. 54 . namaz ve zikir ayinlerinde bayanlara tahsis edilmiştir. Gelen ziyaretçilerin bu talepleri kendi piyasasını oluşturmuş olacak ki. 279 İlgili mülakata ait kayıt ses arşivimizde mevcuttur. orada da görevler alındığı söylenmiştir.279 Dergâha ait bu adab. Buraya gelip bir saat 277 278 Bkz. Tekke dışında Nazım Efendi’nin olduğu söylenen bir bahçeden de mutfakta kullanılmak üzere meyve ve sebze yetiştirildiği için. şu ifadelerle özetlemektedir: “… Bunun içinde Ruslar’da var. bazen da evinin dış kapısı tarafından gelir. Türk asıllı Hollanda vatandaşı bir mürîdin söylediğine göre tekkedeki misafirlik süresi üç gündür. Bende içeri havale ediyorum. mutfak başı görevini ifa ederek avluda sabah ve akşam verilen yemeklere yardım ederler. Çeçen’i var. Dergâha gelen ziyaretçiler hususunda. yaptığımız çeşitli ziyaretlerde müşâhede ettik. Bu sürenin sonunda herkes günlük yapılan işlerden kendisine bir vazife alır. Ek 39. Nazım Efendi’nin görüşü. Batı kapısının karşısında yaklaşık yirmi kişilik bir toplantı odası bulunur. Mescidin doğu ve batı cephesinden iki kapı açılır. 2011 yılında yaptığımız ziyarette. Bahçeye girmeden önce bulunan küçük mutfakta. mürîdlerden birileri kıdemlerine göre.278 Bayan mürîdler için geceleme ve abdest için evin bir katı ayrılmıştır. Mescidin doğu kapısı ise avlunun da doğu sınırını oluşturan banyo ve tuvaletlerin bulunduğu tarafa açılır.

Burunay Krallığı. Amerika.”281 Ziyaretçilere sunulan ikramların dergâh civarındaki arazisinden ve bahçelerden mürîdlerin emek gücüyle elde edildiği ve bu bahçelerin. müridler için günlük çıkarılan yemekler haricinde yüksek maliyetli bir harcama görülmemektedir. Hak Dost 4. maişeti için bir işte çalışmamıştır. Buna göre kimileri bahçelerde. İngiltere. dergâh hayatının bir diğer yüzüdür. İran. geliyor elhamdülillah. dergâhtaki ziyaretinin üçüncü gününü dolduran müridler yardımcı olmaktadırlar. Şeyh Nazım-ı Hakkânî. Onları dışarıda bırakmayız. kimileri de mutfakta vazife almışlardır. Almanya. s. Belçika. kimileri çevrenin temizlik ve düzenlemelerinde. Katar. farklı bahçe ve mandıralardan da söz edilmiştir. Çeşitli ülkelerden gelen çok sayıdaki müridlerin. 55 . 26. Rızkımız. Hollanda. günlük hayatlarını idame etmeleri için gerekli olan asgari giderlerin nasıl finanse edildiği hususu. yürüttükleri günlük işlere. Cezayir. Aynı eser. 280 281 Kıbrısî. Eskiden büyükler öyle dermiş. Boğazımızdan hükümet parası. Dergâhta istihdam edilen daimi görevlilerin. Avusturya. kimileri tarlada. hükümet lokması geçmedi.dursalar tamamdır. s. Kendi kendine buraya kimse gelmez. İspanya. Cenab-ı Hakk’ın lütfu keremidir. Lefke Dergâhında. Endonezya ve Malezya’dan müridler ile karşılaşılmıştır. Güney Afrika. maişetini nasıl kazandığını şöyle ifade etmiştir: “Burada her şeyimiz var. Şeyh Nazım’a. Dergâh ve bahçe alanlarının kira giderleri olmadığını ve Kıbrıs ikliminde kışlık ısınma ihtiyacı için ciddi bir maliyet olmayacağını düşünürsek. Nijerya. Lefke dergâhında bulunduğumuz süre zarfında bu yapılan işleri gözlemleme fırsatımız da olmuştur. Para pul istemeyiz biz. pederinden tevarüs ettiği bilinmektedir. 18. Bahreyn. Mısır. Kamu işinden hiç gelir elde etmediğini bildiren Kıbrısî. Kalbine verilir de gelir”280 Şeyh Nazım’ın ifade ettiği bu ülkelerin haricinde. ‘Eğer mümkünse beylik çeşmesinden su içme!’. Bunun haricinde dergâha tahsis edilmiş. Kayda geçmişlerdir.

Mürşid konusunda detaylarını incelediğimiz bu anlayışa284 rağmen Kıbrısî.Dolayısıyla bu harcamalar. mescide çıkmaktadır. paylaştıkları ifadelere dayanmaktadır. Bununla birlikte. Dergâhtaki namaz. zâkir başına teslim edererek istirahate çekilmektedir. 1999’dan itibaren Lefke’deki dergâhından çıkmayan Kıbrısî. bugün dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen mürîdleri tarafından ziyaret edilmektedir.282 2009 yılından itibaren Şeyh Nazım kendisini ziyarete gelenlerden.org/ adresinden canlı olarak paylaşılmaktadır. zikirlerde ve özel sohbetlerde Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile birlikte olma fırsatı yakalarlar. “Tasavvuf Sohbetleri”dir.org/ 284 Tafsilatı için bu tezde bkz. www. mescidte görüşemediği müridleri. Dolayısıyla Şeyh Nazım-ı Kıbrısî adıyla telif edilmiş kitapların bir kısmı. hadra ve hatmelere daha seyrek iştirak eden Kıbrısî. internette paylaşılmaktadır. Şeyh 282 283 Cuma Namazları ve Hadra.283 k. Bu malumatlar. www. ziyaretlerimiz süresince dergâhtaki müridlerin. bir kısmı ise müridleri tarafından Şeyh Nazım’a atfen yazılmıştır. gerekse iştirak ettiği zikirlere ait video görüntüleri. Şeyh Nazım’ın sohbetlerinden derlenen ve tasavvuf anlayışına kaynak teşkil eden en temel eser.Mürşid . saltanat. Eserleri: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin irşad mevzuuna yaklaşımından dolayı. Kıbrısî’nin sohbet. 56 . Cuma namazlarından sonra yapılan hadranın başlatılması için asasını. zikir. rahatsızlığından dolayı 2009’dan beri namazlarının bir kısmını evinde kılmaya başlamış ve sadece Cuma Namazları için. 1974 ile 1983 yılları arasında. kitap yazılmasını tamamen reddetmemektedir. Ziyaretçiler namaz vaktinde. Şeyh Nazım. talep üzerine birebir ve grup olarak özel görüşmeler de 2009 yılına kadar yapılmıştır. kısa süreler için evinde kabul etmektedir. Gerek kendisini ziyaret edenlerin. hutbe ve vaazlarından derlenmiş. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/b.saltanat. eser yazmak yerine müridlerin terbiyesi ve yetişmesine zaman ayırmıştır diyebiliriz. hayırsever müridlerin yardımları ile finanse edilebilecek bedelde olduğu kanaatindeyiz.

tezimizde kullanılmıştır. Şeyh Nazım’ın 1998 ile 2006 yılları arasında yaptığı sohbetlerin bir kısmından derlenen diğer eseri. Bu eser. dua ve zikrileri bildiren bu eser. Bu seriden Hak Dost Sohbetleri1. Yayınevi tarafından 2005 yılında basılmıştır. Şeyh Nazım’ın sohbet. Bu eserin ilk baskısı 1983 yılında. 1998 ile 2005 yılları arasındaki bazı Cuma Namazlarında irad ettiği hutbelerinden toparlanmıştır. mürîd gibi tasavvufî kavramlara bakışını yansıtan bu eser aynı zamanda. “Cuma Hutbeleri” adındaki bu eserde. Şeyh Nazım’ın genel olarak İslam telakkisini arz etmesi bakımından mühimdir. bir kısmı Arapça. Müridin günlük olarak uygulaması gereken namaz. genel İslamî hükümlere değinilmiştir. “Ebediyete Davet”dir. mürşid. 2006 yılında Sistem Matbacılık tarafından yapılmıştır. Mehdi ve Deccâl gibi diğer konularındaki tasavvufi yaklaşımını ortaya koymaktadır. ikinci baskısı 2008 yılında. Şeyh Nazım’ın sohbetlerinden derlenen ve tasavvuf anlayışını ortaya koyan diğer bir eser ise “Hak Dost Sohbetleri” serisidir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî el-Hakkânî’nin bir diğer eseri. diğer 2. Serinin dördüncüsü. Türkçe olarak derlenmiştir. eş-Şeyh Muhammed Nazım Hakkânî en-Nakşibendî adıyla müellif ismi belirtilen bir diğer eser ise. âlim. bir kısmı Türkçe ve anlamları İngilizce olarak basılmıştır. Tasavvufî konulardan ziyade. 1997 yılında yapılan sohbetlerden. 3 ve dört serileri 1998 ve 1999 yıllarındaki Türkçe sohbetlerinden derlenmiştir. velî. Eserin ilk baskısı. “Müridin El Kitabı (Hand Book of Mureed)”dır. Sebil Yayınevi tarafından yayımlanmıştır. Aynı eserin Bizim Yayıncılık tarafından da bir baskısı. Nush Yayınları tarafından yapılmıştır. Derviş 57 . Eserin birinci baskısı. 2007 yılında Derviş Yayınevi tarafından yapılmıştır. Bu hütbeler. Şeyh Nazım’ın 1990’lı yıllardaki fikri ve ruhanî seyrine ışık tutan ifadeleri. Bu kitap tüm müridler tarafından anlaşılması için. bey’at. iman.Nazım’ın yaptığı Türkçe sohbetlerden. Tasavvuf Sohbetleri adlı eserinin daha net anlaşılmasına vesile olacak bir çalışmadır. 2010 yılında yapılmıştır. İslam.

yakîn.org/müridlere tavsiyeler. Müellifleri. saçlarını uzatmalarını tavsiye 285 www. Haleb gibi şehirlerde yaptığı Arapça sohbetlerden derlenmiş ve şerh düşülmüştür. l. 08/2012 tarihinde görüldü. “Mercy Ocean (Rahmet Deryası)” adlı İngilizce kitaptır. Müslüman kadınlar ve bayan müridleri için Kıbrısî. Eserin önsözü. 2009 yılındaki neşri Haqqanians Yayınevi tarafından Pakistan’da basılmıştır. tay-i mekân. Beyrut. gerekse ticari ve sosyal hayatlarına yönelik mevzuların Kıbrısî’ye arz edildiği videolar mevcuttur. Şeyh Nazım’a atfen yayınlanan ve kapağına Kıbrısî’nin fotoğrafı konulan bir eser. “The Healing Power of Sufi Meditation”dır. Nurjan Mirahmedi ve Dr. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî tarafından şerh edildiği ifade edilen bir başka eser ise. Hedieh Mirahmedi’dir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Amerikadaki müridleri tarafından yazılıp. tay-i zaman gibi konulara değinilmiştir. Şeyh Nazım’ın Lefkedeki Dergâhında satılan bu eserde.Şeyh Nazım’ın bir diğer eseri “Camiu’l-İrşadu eş-Şerif” adında Arapça bir eserdir. Trablus. saltanat. ilk defa 1980 yılında neşredilmiştir. Haqqani Yayınevi tarından Fanton’da neşredilen eserin ilk baskısı 2005 yılında yapılmıştır. Lefke Dergâhının girişindeki bir görüşme odasında tanık olunmuştur. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî en-Nakşibendî’nin Öğretilerinden derlendiği belirtilen bu iki ciltlik eser. hevâ. Şeyh Nazım’ın Amerika halifesi tarafından yazılmıştır. Zira gerek irşad ve hizmet faaliyetleri. 58 . Mürîdlere Tavsiyeler: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin müridleri için hususi ve umumi birçok tavsiye ve telkinleri olmaktadır.285 Bu çalışmamız süresince yapılan ziyaretlerimizde de bu tür görüşmelere. dünya. Şeyh Nazım’ın 1997-1999 yılları arasında. nefis murakabesi. örtünme emrini hatırlatarak. Lefke Dergâhının internet sayfası üzerinden duyurulmaktadır. Bu tavsiyelerden umumi olduğunu söyleyebileceğimiz bazıları.

bıyıkları kesmenin ayıp olduğunu. borç ile iş büyütmeye girişenler. İşinizi büyütmek için dahi olsa borç almayın. bizden destek vardır. 288 http://saltanat. Kıbrısî bu düşüncesini. gençlere.”287 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Onlar korunur ve gözetilirler.aspx. akıl baliğ olduktan sonra. Allah’ın. irdeleyen müridlere. Eskiden saçları topuklarına kadar uzun olan kadınlar. Kuaför haramdır. Fazlasına çıkarsanız biz karışmayız. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. tek gamze yaparlardı. bizden himmet beklemesinler. Bununla birlikte günde 100 besmelenin de ihmal edilmemesi gerektiğini söylemiştir. kadın da olsa gitmeyin. daha muteberdi. gece dışarıya çıkılmamasıdır. kadının güzelliğine delalettir.org/Borc-Alma-6-Kâsım-2010. Krediyle iş yapmayın. Saç uzunluğu.etmiştir: “…Saçlarınızı kestirmeyin. Kendilerine yapılan telkinleri uygulamak yerine. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. 08/2012’de görülmüştür. evinde olan kadındır. Kuaföre gitmesinler. Onlara kredimiz yok. nasihat isteyenlere bir tavsiyesi.aspx. Peygamberlerinin ve Evliyanın sevdiği kadın. Saçlarını ahşap taraklarla tarasınlar. Böyle bir durum olmadığı halde. Kuaför erkek de olsa.”286 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Bu ölçüler ilahîdir. genç bir müride bıyıklarını kesmemesini tavsiye ederken. Bakara Sûresi nde Ben-i İsrail’e emredilen bir inek 286 http://saltanat. Bu tavsiyeleri esnasında namaza dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. erkeği kadından ayıran hassanın bıyık ve sakal olduğunu söylemiştir. tüccar. 59 . Tebliğe dayanır. Bizim kelamımız değildir. 287 http://saltanat. Müslüman hanımlar iki gamze yaparak Hıristiyan hanımlar ayrılırlardı. 288 Nazım Efendi’nin.org/Butun-Musluman-Hanimlara-Nasihat-29-Ekim-2010.org/Genclere-Nasihat-1532011. Ortadan ikiye ayırıp gamze (örgü belik) yapsınlar. İşiniz kendi kendine açılırsa o başka. yapılan telkinlerin detaylarıyla ilgilenilmeme yönündedir.aspx. Kıbrısî. evlenmeyi tavsiye etmektedir. esnaf ve sanayici mürîdlerinin iş hayatlarına yönelik şu tavsiyelerde bulunmuştur: “Ayağınızı yorganınıza kadar uzatın. Kendiliğinden zuhuratla büyümeye giden işler için. 1986 yılında yaptığı bir sohbetinde tafsilatlı olarak izah etmiştir. Eskiden Hristiyan hanımlar. Şeyh Nazım’ın tüm müridlerine yönelik yaptığı tavsiyesi.

(Mûsâ) şöyle dedi: ‘Şübhesiz O (Rabbim) buyuruyor ki: ‘Doğrusu o. edebleri yok. Bununla berâber eğer Allah dilerse. haça tapanların olduğunu ifade ederek. Sizden komisyon alacak değilim.’ (Onlar tekrar şöyle) dediler: ‘Bizim için Rabbine duâ et. Binaenaleyh. onun renginin ne olduğunu (da) bize açıklasın!’ dediler. orada bulundukları müddetçe temizliğe. Kusursuzdur. bakanların hoşuna giden bir sığırdır. bir müridine evliliği tavsiye eder. nasihatın incelenmesi gereken fikrî yanları. kızlarımız berbad oluyor. bu tavsiyesinde bulunmuştur. İnsana benzer tarafları yok. 290 www. (Mûsâ şöyle) dedi: ‘Şübhesiz O (Rabbim) buyuruyor ki: Doğrusu o. yapın! (Onlar bu defa) ‘Bizim için Rabbine duâ et. Gençlerimiz gidiyor. güçleri yok. saygıları yok. Ahlakları yok. Sohbete ait kayıt ses arşivimizde mevcuttur. 60 .org/Arşiv/Audio/EdepBuKapıda(1986). ne yaşlı ne de genç. Bu hadiseye göre Şeyh Şeraffedin. ond a bir alaca yoktur.’ (Onlar) ‘İşte şimdi gerçeği getirdin!’ dediler. Avrupa’da İslam’ın el uzatacağı kişi sayısından daha ziyade Anadolu’da. Kıbrısî. Kıbrısî Anadolu’da maddi ve manevi yatırımlara ihtiyaç olduğunu da belirttiği ifadeleri şöyledir: “Kendisini toparlayabilen kimse İslam ülkelerine dönsün… Zayi ettiğimizin haddi hesabı yoktur. onun ne olduğunu bize iyice açıklasın!’ dediler. mahallede avret yerleri açık gezen bir mecnun kadın vardır. onun ne olduğunu bize iyice açıklasın! Çünkü bize göre sığırlar birbirine benzer geldi.290 Gürbetçi Müslümanlara ve bilhassa mürîdlerine. (Onlar) ‘Bizim için Rabbine duâ et. size bir bir sığır kesmenizi emrediyor!’ demişti. (Mûsâ) şöyle dedi: ‘Muhakkak ki O (Rabbim) buyuruyor ki: ‘Doğrusu o.kurbanı misalini vermiştir. Bunun üzerine onu (bulup) kestiler. Ne kârı var bize Avrupa’nın… Bizim nasihatımız Allah içindir. Anadoluya dönmelerini tavsiye etmiştir.saltanattv. rengi sapsarı. Şeyh Nazım bu hususun anlaşılması için Şeyh Şerafeddin ile müridi arasında yaşanmış bir hadiseyi nakletmiştir. ne de (su taşıyarak) ekin sular bir sığırdır. nasihatin ittiba edilmesi için yapıldığını beyan etmiştir. şuan evlilik sırrına vakıf âlimler zümresinden olduklarını söylemiştir. bu (ikisi)nin arası (orta yaşta) bir sığırdır. ne yeri sürmek üzere boyunduruğa vurulan.’ Artık ne emrolunuyorsanız. Şeyh Nazım. namaza. Dağıstan’da yaşayan bu iki çocuğun. Oğlan çocukları haşhaş içmekten sapsarı kesilmiş. işleri yok. Benim bir ayağım çukurdadır… 289 “Yine bir zaman Mûsâ. birincil derecede önemi haiz değildir. “kiminle evleneyim sultanım” diye sorunca. Mürîdi. şübhesiz biz elbette doğruyu bulan kimseler (olur)uz. vergi alacak değilim. kavmine: ‘Şübhe yok ki Allah. 2010 yılında yaptığı bir sohbette. Şeyh Efendi onunla evlen der. Mürîd sorduğu sualin yüküne tabî olur ve mecnun kadın ile meşakkatli bir evlilik hayatı yaşarken 2 çocuk sahibi olur.” Bakarâ: 2/67-71. tesbihata devam etmelerini ve dışarıda yemek yememelerini tavsiye eden Kıbrısî. sevgileri yok.289 Bu düşünceden hareketle Kıbrısî. fakat nerede ise (bunu) yapmayacaklardı.

61 .org/tr_YurtDisinda_30-10-10_600.Anadoluda’ki Müslümanlar takviye bekler… Kazandıkları serveti Anadolu için sarfetsinler. 08/2012 tarihinde görüldü.”291 291 http://saltanat.

age. 502 Beyrut Tarihsiz. bilmek. 296 “… Kendilerine ilim verilenler için ise dereceler vardır. vâkıf. Kur’ân-ı Kerîm’de her âlimin sahip olduğu ilme göre diğer âlimlere üstünlüğü “Her bilenin üstünde bir bilen vardır.295 Kur’ân-ı Kerim’de birçok yerde zikredilen ilim. el-Müfredât fi Garibi’l-Kur’ân. Tah. Mektebetu’l-Lubnan. 1140. 370-375. kavrayışı mükemmel. İLİM VE MARİFET İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: a. Dâru’l-minat. 297 “Onların içinden bir grup Hak ve hakikati bile bile gizlerler. Kâşânî Abdulrezzâk. sıfatlarını. Istılahâtu’s-sûfiyye. bilen. Beyrut 2005. yakinen tasdik eden kişi manalarına gelmektedir. ss. ilim kelimesinin ism-i faîli olarak bir şeyi idrak eden kişi. ss. Kâhire 1992. 1215-1219.297 anlamlarında zikredilmiştir. cehaletin zıddıdır. 9. anlayışlı. Beyrut 1999. Ârif. kendi zatını. İstanbul 2012. 295 İbn Manzûr.. 149.: Ali Dehrûc. Tasavvuf Terimleri Sözlüğü (TTS).” Mücâdele: 58/11 . İLİM-ÂLİM: Anlamak.”298 ayeti ile 292 İbn Manzûr. Curcanî Ali b. c. hem iman gibi Allah tarafından bahşedilen bir atiyye. Uludağ Süleyman. c. bir şeyin zatını bilmek ve o şeyin varlığına ve/veya yokluğuna ait kaide ve hikmetleri bilmek olarak tasnif edilmiştir. 9. Dâru’l-ihyâ.294 Ârif. Dâru’l-ma’rife. Kabalacı Yay. Müessesetu’r-risale. Dâru’l-Ma’rifet. 343. 293 Isfehanî Râgıb. gibi anlamlar taşıyan ilim. 124. âşinâ. s. Lisânu’l-Arab.292 İlimin manası olan idrak. Beyrut 1983. bir şeyi hakikatiyle idrak etmek. Arapça bir kelime olarak. Kamûsu’l-muhît. Kamûsu’l-muhît. Tehânevî Muhammed Ali. 153-157.293 Çoğulu ulemâ olan âlim ise.2. isimlerini ve fiillerini müşâhede ettirdiği kimselere denir. Muhammed eş-Şerif.296 hem de gayret neticesinde kesbedilen bilgi. ilim sahibi olarak bilen kişi. 298 Yûsuf: 12/76.İKİNCİ BÖLÜM ŞEYH NAZIM-I KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI 1. 44. tanıyan. yakinen tasdik etmek. 294 Firuzebadî. s. 62 . s. Beyrut 1996. Kitâbu’t-ta’rifât. Keşşâfu’l-ıstılahâti’l-funûn ve’l-ulûm. s. s. s.” Bakara: 2/46 . irfan ve marifet sahibi anlamlarına gelir. 1140. c. s. Yakub.. Firuzebadî Mecdeddin Muhammed b. Allah’ın (cc).

. onların diliyle ifade edilmektedir. 214-215. konuşan dili ve tutan eli olurum. onun işiten kulağı. Bu düşüncelerine “Bir kulumu sevince Ben. Bu ilim. er-Risaletu’l-Kuşeyriyye. İbn Mâce Ebu Abdullah Muhammed b. Rikak. hususi ve umumî olmak üzere iki çeşit ilimden bahsetmiştir. Bu mahiyetteki ilmin doğruluğundan şüphe olmaz. Bu bilgi.302 Sühreverdî. Bu yüzden onların sözü Hakk’ın sözü olup. Dâru’l-İbn Kesîr. Yezîd Gazvîniyyi.303 Bazı Sufîler. Süleyman Uludağ. bulunduğu kalbde iman.: Dilaver Selvi. Dimeşk-Beyrut 2002. gözsüz.”300 ayeti bu bilgiye delalet eder. Nazım Efendiye göre ilim. yakîn ilmine sahip olanlardır. ilimsiz. Kalblerine şek ve şübhenin bulunmadığı. peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir).305 Nazım Efendi’nin âlim veya velî tanımlamalarında temel teşkil eden kavram. Dolayısıyla lügavî manasının yanında. Umumi ilim ilme’l-yakîn derecesindeki bilgidir. Bununla birlikte sadece Allah’ın bildiği ve seçtiği peygamberlerine bildirdiği gayb ilimi vardır. artışı olur. 305 Attar Ferdüddîn. Ter. Tah. ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn derecesinde olduğundan.. İstanbul 1999. “…Allah. Fiten. Sünen-i İbn Mâce. Bu ilmin sahipleri. Haleb Tarihsiz. kulu Allah(cc)’ın kurbiyyetine iten kuvvettir. Dâru’l-kitâb elilmiyye. Hususi ilim. 304 Buhârî Ebu Abdullah Muhammed b. Semerkant Yayınları. İlim ve Kültür Yay. Beyrut 2001. 302 Kuşeyrî Ebu Kâsım Abdulkerim. Sahihu’l-Buhârî. s. 38. Avarifu’l-meârif (Gerçek Tasavvuf). Bursa 1984. habersiz.301 Kuşeyrî’ye göre âlimler. kutsal 299 300 Fâtır: 35/28. 303 Sühreverdî Şihâbuddin. size gaybı bildirecek de değildir. ss. gören gözü. Tah.”304 hadis-i kutsisini delil gösteren Mısrî. sıfatsız ve perdesiz olarak görür. “Allah’tan ancak âlim olan kullar korkar”299 ayetinde âlim. İsmâil. 63 . Nazar ve istidlalle ulaşılan umumi ilime sahib olanlar. Ter. ilimdir. dünya âlimleridir. 190. haşyet sahibi kişiler olarak bildirilmiştir. Dâru İhyâu’l-Kutûbu’l-Arabiyye. gaybi müşâhedeler tecelli eder. c. bu ilmi haiz kişileri ârif olarak tanımlamıştır. 344. 49-51. Meselâ Zinnûn-i Mısrî’ye göre ârif. el-Müfredât. s. ss.bildirilmiştir. 1-2. âriflerin dolaşmalarının bile Hakk’ın dolaştırmasıyla olduğunu söyler. 16. 301 İsfehanî. ilim sahibinin kalbine ilham olunan ve inzal edilen sekinettir. Fakat Allah. Tezkiretü’l-evliyâ.: Halil Mensuk. Âl-i İmrân: 3/179. müşâhedesiz. Allah’tan hakkıyla korkan ve O’na şükredendir. ilme yüklenen diğer manalar ehemmiyet arz etmektedir. ahiret âlimleridir.: Muhammed Fuad Abdülbaki. Bu ilmin kalbine ulaştığı kişi.

O ilmiyle masivayı ve yaratılmış her şeyi adedi ve hikmeti ile bilir. ilmiyle semavî bilgilere ulaşan bilim adamları ise. 309 Kıbrısî. ârif-i billah olan kimsedir. ilmi temsil etmemektedir. 308 el-Hakkânî. Tasavvuf Sohbetleri. Nazım Efendi’ye göre mahlûku bilmeden Hâlık(cc)’ı bilmeye yol yoktur.306 Nazım Efendi’nin tanımladığı bu ilmin. Sonradan unutulacak olan. Aynı eser. kurbiyyete sevk olunurlar diyebiliriz. cennetten gelir. “Kendilerine Tevrat verildiği halde onun yükümlülüğünü yerine getirmeyenlerin durumu. o bilgilerin hamilleri. imana muhalif olmayan bilgileri içerir. ciltlerle kitap yüklenmiş eşeğe benzer…”310 ayeti.” der. kendilerine fayda vermeyen hayırları yüklenmesine rağmen. 167. Bu semavî olan ilme iman etmeyenler. Bilim adamları. kula dönük yönünde her şeyden önce iman vurgulanmaktadır.307 Başka bir ifadeyle Şeyh Nazım’a göre ilim. ilmin kuvvetiyle. 31. profesör unvanına sahip dahi olsa cahildir. velî tanımına yaklaşan bir âlim anlayışından söz edebiliriz. insan idrakini Allah(cc)’ın kurbiyyetine itmez. ilmin kurbiyyete itici gücünden nasipleri yoktur. 306 307 Atay. Dolayısıyla bu bilgiler. Dolayısıyla. bilgi hamillerinin âlim olarak vasıflandırıldıklarını söyleyen Nazım Efendi: “Âlim. Batıda bir Nakşî Cemaati. bu ilme itibar etmedikleri için. Kutsal kitaplarda bildirilen bu ilahî ilme zıt olan bilgi ve idrakler. s. Kutsal kitaplardaki bu bilgi ise. bilimsel bilgiyi ve tekniği putlaştırırlar. 185. Şeyh Nazım’ın âlim tanımlamalarında zımnen bulunduğu şüphesizdir. Sahip olduğu bilgi ile ilahî kudretin ve düzenin arasında bağ kuramayan. İlim olarak haiz olduğu tüm bilgilerle Yaratıcıyı tanıyan kişi ârif -i billah olan âlimdir. Şeyh Nazım’a göre. 64 .kitaplarda mevcuttur. Cuma Sohbetleri. s. Nazım Efendi’ye göre. 310 Cum’a: 62/5. 185.308 Bu düşünceyi tersinden okuduğumuz zaman. s. onun ihtiva ettiği bilgiyi tanımazlar. ilmiyle amil olmayanlar.309 Şeyh Nazım’ın bu tanımlamasına dayanarak. Bu bilginin doğruluğuna inanmayanların. kuru bilgi hamili halk arasında âlim olarak bilinse de âlim değildir. s. ezberlenmiş. günlük hayatta kullanılan âlim tanımlamasından ayrılan. İmana muhalif bilgiler ilim olmadığı için. Hakk’ı bulamamıştır.

313 İkincisi faydalı ilimi bilmelerine rağmen. Tasavvuf Sohbetleri. hidayete.Bununla birlikte. o ilmi içselleştirip geliştiremeyen kişilerdir. 1-4 (cüz1-16). elEzher’de 150 bin âlim var deyince Şeyh Nazım. 65 . c. ss. İhyâ-i ulûmu’d-dîn. Muhammed. kişinin kendisini ve çevresini. Kitâbu’d-duâ. Giydiği elbisenin cepleri yılan ve akrepler gibi öldürücü şeylerle dolu olan kimsenin. İbn Mâce. Muhammed b.1 (cüz 1). başkasının yüzündeki sinekle meşgul olması en büyük ahmaklık. taşıdıkları ilimlerde kuvvet ve kudret bulunmadığını. 132. tedavi ve ilaç ilimleri olmayan kişilerdir. umum tarafından âlim olarak bilinen zatların. 5963. Dolayısıyla her iki durumda da ilmiyle benlik dönüşümünü tamamlayıp. teşhis. Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre. hem o 150 bin âlime… 150 bin âlimin bulunduğu memleket. Hz. Mısır/İskenderiye’de karşılaştığı bir âlim. Dâru’ş-şaâb. 313 İmam Gazalî bu manada ilmi farz olan ilimler ve makbul olmayan ilimler olarak tasnif etmiştir. yaşadığı bir hadise üzerinden ifade etmiştir. Şeyh Nazım’ın misalinde. kendi hayatını düşünmeyerek. kendisi tabib zannedilen ancak.”311 Şeyh Nazım’ın bu ifadelerinden iki çeşit ilim ve âlim tanımlamasına ulaşmaktayız. Gazalî Ebu Hâmid Muhammed b. Arif-i billah olan hakiki âlimin hayatındaki marifet ilimi. toplumu da dönüştürmekten aciz kalmış bir kişi portresi çizilmiştir. Kıbrısî. hâle dönüştürülmüş ilmin bir kudreti ve şerefi vardır. şu cevabı verir: “Maşallah hem sana. Bu derecede ilimle uğraşanlar. Bkz. 1970’li senelerdeki Müslüman toplumların ictimaî durumlarını delil gösterilerek. Birincisi. kâlden hâle dönüştürülmemiş ilim gibi değildir. hepsi müddeti geçen ilaçlar. Hz. Gazalî’ye göre başkasının düzelmesi uğruna kendini helak eden kimse gibi ahmaklardan sayılır. Yahut verdiğiniz ilaçlar. 3843. kulluğa ve iki cihan saadetine sevk etmez. İsa’nın şöyle dediği rivayet edilir: “Hepsi meyve vermedikten sonra ağaçların çokluğu ne işe yarar? Hepsi mürşîd olmadıktan 311 312 Kıbrısî. s. bu ilimle âmil olmayan. faydasız ilim sahibi âlimlerdir ki bunların ilmi. İlahî kitaba muhalif olamayan ilim de iki şekilde ele alınmaktadır. tılsım ve yıldız falları olarak saydığı ilimlerin yanı sıra hacet miktarının üzerinde talim edilen ilim-i zahirin makbul olmadığını belirtmiştir. Peygamber(sav)’in “Allah'tan faydalı ilim dileyiniz ve (sahibine) fayda sağlamayacak ilimden Allah'a sığının”312 tavsiyesinde işaret ettiği faydasız ilme sahip olanlar. c. bu halde mi olacak? Nerede sizin ilmî kudretiniz? Demek ki sıfırdır… 150 bin doktor! Yüz elli bin doktor olduğu memlekette bu kadar hasta olur mu? Demek ki sizin hiç tedavi ettiğiniz yok. Sihir.

âlim kavramını velî ile ilintili olarak izah etmiştir. ne fayda sağlar”314 Nazım Efendi tarafından yapılan ilim yorumunu temel alırsak. nebevî ilim ve nazarî ilim şeklinde de tasnif etmiş ve ilmin zirvesi olarak marifeti göstermiştir. Bir sohbetinde. İz Yayıncılık. vehbî ilimdir. Mesela İbn Arabî ilmi. Allah(cc)’a yakın olmuş. Şeyh Nazım. 316 Ankebût: 29/69. bu anlayışa temel teşkil ettiği kanaatindeyiz. âlimlerin çokluğundan ne fayda var? Hepsi olgun olmayınca. Ter.318 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. İbn Arabî Muhyiddin. hakiki ilmi haiz olduğu için âlim olarak nitelendirilmesi gereken kişidir. s. 66 . ilmin çokluğu.315 İnsanları Allah(cc)’ı tanımaya ve ahiret saadetine sevk eden ilimleri bilenler ve bu ilimlerle benlik dönüşümleri yaşayanlar. tatbik edildiği zaman şeref kazandırdığına.”317 hadis-i şerifine atfen. kesbî ilim sahibini âlim-i lisan. Ter. meyvelerin çokluğunu kim neylesin? Hepsi faydalı olmayınca. İstanbul 2011. “Bizim uğrumuzda cihat edenlere (çaba harcayanlara) şüphesiz yollarımızı göstereceğiz. s. dikkat çekmiştir. akıl ilmi. Haqqani Publishers. 314 315 Semerkandî Ebu’l-Leys. İslam Enstitülerinde eğitim görevlisi olan gayri-müslim profesörler ile Müslüman profesörler misali üzerinden izah etmiştir. Ma’rifet ve Hikmet. 500. 58. vehbî ilim sahibini ise âlim-i kalb olarak tanımlamaktadır. umumun genel olarak kullandığı âlim terimini tam olarak karşılamadığı için Nazım Efendi. 318 Kıbrısî (Qubrusi). Zira Allah iyilik yapan ve iyi kulluk edenlerle beraberdir. Pakistan 2009. ıstılahta ilmin çeşitli tasnifleri yapılmıştır.sonra. Feyzu’l-Kadîr. âlim ve velî tanımlamalarındaki benzerlik ve ayrılıkları. Yani vehbî ilim sahibi.: Mahmut Kanık. Tenbihu’l-gâfilîn ve bustanu’l-arifîn. yaşadıkları ilmin ötesindeki vehbî hakikatlere ulaşırlar. haller ilmi ve sırlar ilmi olmak üzere yaptığı tasnifin yanı sıra. 1/522. Kur’ân ilminin dahi. Söz konusu yaklaşıma istinaden. 317 Münavî. ss.: Abdülkadir Akçiçek. Book Two. Dolayısıyla hakiki ilmin kaynağı bakımından esas olan kesbî ilim değil. velî kul anlamına gelmektedir. Şeyh Nazım’a göre İngiltere’deki İslâmî ilimleri okutan gayr-i Müslim akademisyenlerin. 64. gerçek âlim olan kişi. Mercy Oceans. Ancak bu anlayış.”316 Ayetinin. “Ümmetimin en şereflisi Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyen ve onu yaşayanlardır. 102.

İlim. veliler olduğunu ifade etmişlerdir. 324 Buharî. Bu anlayışa ıstılahta temel teşkil edecek görüşünü Bâyazıd-ı Bistâmî şöyle ifade etmiştir: “Miskinler. 1994. 59. Hudûd. Ank.sufilive. 124 . 61.325 319 320 Kıbrısî. Zühd. 24. 322 Tirmizî Ebu İsâ Muhammed b. “Hiç bilen ile bilmeyen bir olur mu?”320 ayetini delil getirmiş ve ayette de zikredilen bilenlerin (âlimleri). ledunnî ilim olan ilm-i kalb bakımından mukayese edildiklerinde gerçek ilim sahibi olan evliyalara müşterek olamazlar. Bu hadisi-i şeriften hareketle. evliyaların kalbine indiğini ve bu ilmin Peygamber(sav)’in ilmine nisbeten okyanustan bir damla gibi olduğu yazmaktadır. Tasavvuf Sohbetleri. Bu manada pozitivist bilgiyle kendisini dönüştüremeyen bir ilahiyatçı akademisyen ile. ilimleri ölünün ölülerden yaptığı rivayetlerden elde etmişler. bu ilmin Hakikat-i Ahmedîyye’den. Hakkâniyye yayınlarında. 12. Şeyh Nazım’ın ilm-i zahir ve ilm-i batın anlayışında etkili olduğu şüphesizdir.: Beşşâr Avvâl Ma’rûf.com/020909-msh-oakland-gssl-intro-noonecandenywhatawliyahsay. Ancak Gayr-i Müslim profesörler. TDV Yay. 67 . Diğerine gelince onu meydana çıkaracak olsa idim şu boğazım kesilir.”322 hadis-i şerifinin etkili olduğu şüphesiszdir.Müslüman akademisyenlerden ilm-i lisan bakımından farkı yoktur. bildiğini yaşamayan. s. Tah. 21. Hayatı Eserleri Fikri. Oysa biz ilmimizi. Ölümsüz Diri’den almış bulunuyoruz ”323 Ebu Hureyre(ra)’nin “Nebî(sav)’den iki kab (dolusu) ilim belledim. Hudûd. 42.: Süleyman Uludağ. İbn Mâce.Görüntülü sohbet video arşivimize mevcuttur. zahir uleması arasında fark yoktur. Beyrut 1996. 67. sözüyle âlim fakat. 323 Bistâmî Bâyezîd. 319 Bu manadaki âlimlere Kıbrısî’nin vekilleri.sufilive. Fiten. video arşivimizde mevcuttur. Câmiu’l-kebîr. Bunlardan birini (size) açıkladım. s. 325 www. Hakkâniyye Dergâhlarında. Kıbrısî’nin ilahiyatçı akademisyen ile zahir uleması arasında yaptığı mukayesenin manası daha açık görülmektedir. Haz. Dâru’l Karbu’lİslâmî..”324 rivayeti.com/video/archive/100808-signs-of-the-knower-in-Allah.321 Şeyh Nazım’ın âlim-i lisân ve âlim-i kalb tasnifinde ve ıstılahtaki ilim tasniflerinde “Ümmetim içinde en çok korktuğum kimseler. Bu hadis. 321 www. ilimle alakalı sohbetlerde sıkça tekrarlanmıştır. Zühd. İsâ . Zümmer: 39/09. kalbiyle câhil olan münâfıklardır. 2008 yılına ait bu sohbet.

bu kadınları ümmetimin kadınları olarak tabir etmiştir. Allah (cc)’ın velî kulları ise insanlara hakikat gözüyle baktığı için onları mazur görür. Sonra biz. s. velî ile aynı manada ifade ettiği âlim kelimesini. 33. nazarı Peygamber(sav)’den almadır. Peygamber(sav)’in örtünmeye uygun giyinmeyen Müslüman kadınlarına olan hitabı misal verilmiştir. yakinen bilmiyorlar diyerek onlara şefkat gösterir. Mekke’nin fethinden sonra Mekkeli müşrikleri af etmesini misal getirerek. Şeyh Nazım’ın anlayışına temel teşkil edecek bir terminoloji ile ıstılaha kaydetmiştir. onlar için Hakk’a giden yol olur. Aynı eser. 329 Kıbrısî.g. onları mazur görür. s. Onu nereden icat ettin derlerse. bu kabahatleri onlara yükler ve onlara buğz eder. a. Hayatı Eserleri Fikri. zaman z aman halkın tanımladığı mânâda da kullanarak. s. halka Halik’ın gözüyle bakan. yine Peygamber(sav)’in sözlerinden. 32. Bu yön peygamberlerde daha ağır basar.e. velî ile mukayeseli olarak farklarını ifade etmiştir. Ledunnî ilim sahiplerinin ayrıcalıklı keyfiyetlerini Bâyazıd-i Bistâmî. Hızır(as)’a verilen ledunnî nimeti anımsatmaktadır. s..326 Hz. Tasavvuf Sohbetleri.”327 Hakikat ilmine vakıf âlim. Bu misalde ahir zamanda yaşayacak Müslüman kadınların. hal ü şanından bildiriyoruz. Kim halka hakkikat (sufî) gözüyle bakarsa. Kendilerine malik değiller. onları Allah(cc)’tan uzaklaştırmış olur. onlara merhamet eder. örtünmeye uygun giyinmediği için tekfir edilmediği bildirilmiştir.329 326 327 Kıbrısî. Hz. şu cümleler ile evliyayı. yani velî kulda doğal olarak bir arada bulunan merhamet. insanlara ilim gözüyle baktığı için onların kabahatlerini görerek. Buna göre kim halka ilim (zahir ilmiyle) ile bakarsa. 100. Peygamber(sav).Nazım Efendi. Şeyh Nazım’a göre Hz. 328 Bistâmî. 112. evliyalar mazur görür dedik. Bu nimet ise Kıbrısî’ye göre ayrıcalıklı bir keyfiyettir diyebiliriz. Mesela âlim. Peygamber(sav)’in sıfatı ile vasıflandırmaktadır: “Demek ki Peygamber(sav)’de ilim gözünün sertliği yokmuş. Evliyalar. 68 . Peygamber(sav)’in Taif’te ve Uhud Gazvesinde yaralandığında ettiği duayı.328 Yine bu hususla ilgili olarak. Yani halka halk gözüyle bakan. onlardan nefret eder.

s. 125. zımnî olarak hak edildiği anlamına da gelmektir. takdir-i ezelî ve lütfu ilahî olması hasebiyle. Müt. Mektebetu’l-marife. Bkz. 69 . Bu sırlardan birine göre insanların hepsinde rablik ilan edebilecek derecede. cehennem ehli kulların ahirette ateşe atılmasındaki mana ve hikmete Kulluk Makamı (Âbid) Konusunda değinilmiştir. günahlarından dolayı tekfir etmek yerine.331 Nazım Efendi’ye göre Müslümanları. 332 Kıbrısî. Farklı bir nakli için Bkz. iyilik ya da kötülüğün zahiren tayin edildikten sonra. Cennet 52. 333 İman ve küfür gibi ezelde yapılan bir rızk taksimine rağmen. kendine hediye olarak bahşedilmiş iman ile başkasını hor görmez. Ramûz el-Ehâdîs. Müslüman olup olmadıkları cümle kuruluşunda belli olmamaktadır. karşılığı ödenmemiş bir atiyye. Ancak bu rivayette haber verilen kadınların.Söz konusu hadisle ilgili farklı nakiller vardır. gizli bir şirkin bulunmasıdır. İman hediyesi verilmemiş kullara gadap ve buğz ile yaklaşmak. kula karşılıksız verilmiş bir hediyedir. Gümüşhanevî Ahmed Ziyâüddin. Kıbrısî tarafından tercih edildiği görülmektedir. Ebu Davud’un eserinde bildirilen rivayete göre. Milsan Basın. Yani nasıl haram fiil işleyen bir kul hemen tekfir edilemez ise. o imana sahip olmayanlara merhamet eder. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/Mirac Konusu. Yani. Tah. faziletli davranış işleyen kul da yüceltilmez. sahip olduğu imanı bile kendine atfetmediği için.330 Dolayısıyla nakiller içerisinde. 303. Libas. sadece o kula mal edilemeyeceği ile ilgilidir. Riyad Tarihsiz. Bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. Eş’as es-Sicistânî. kucaklayıcı manaları bulunan hadislerin. Kendi derinliklerindeki gizli şirkin en küçük zerrelerini temizlemeye çalışır. Dolayısıyla Allah dostları.: Muhammed Nasıri’d-dîn Albânî. kendinde bulunan imanın. yaratılış akidesine kadar genel tasavvuf anlayışıyla ilgili olarak ele almak gerekmektedir. Bu ise kulda kibir. kulun dünya hayatında iman dairesinde olması. 331 Kıbrısî’ye göre evliyanın bir vasfı da miracdaki sırları bilmektir. gadap ve 330 Ümmetimin son dönemlerinde giyimli. olmayana karşı merhamet gerektirir. Şeyh Nazım’ın bu anlayışı. Bu hediyenin kimlere ne şeklide dağıtıldığı hususunda sorgulama ise kulun edeb sınırını aştığı yerdir. cennetin kokusunu bile alamazlar. Allah(cc)’ın zâtı gibi sorgulanamaz mahiyettedir.. Kıbrısî’nin söz konusu yaklaşımının etkili olduğu şüphesizdir.333 Dolayısıyla iman gibi önemli bir atiyyeye sahib olmak. ucub.332 Nazım Efendi’nin bu düşüncelerindeki temel anlayışı. Ebu Dâvud Süleyman b. Yersiz 1982. Tasavvuf Sohbetleri. Mirac bahsinde de değinildiği üzere evliya. Ancak onlar cennete giremez. aynı zamanda. onları işledikleri günahlardan vazgeçirmek için gayret etmek ve dua etmek gerekir. bu kadınların Cehennemlik oldukları haber verilmiştir. fakat çıplak birtakım kadınlar olacaktır. Bu tercihte ise. s.: Abdülaziz Bekkine. Sünen-i Ebu Dâvud. Bu açıdan bakıldığında. yevmu’l-ezel anlayışından. 112.

nefislerin ve şeytanın kullara işlettikleri kötü fiillerdir. insanlar harama düşmezler. 26207. Bu mevzuda Muhyiddin-i Arabî (v.334 Âdem ile azazil (iblis) bu noktada birbirinden ayrılırlar. 339 Tâha: 20/50. c. 334 335 Bu tezde bkz. başkalarında zahiren görünen hataları bile kendine izafe etmeye yönelmiştir. 336 Ayrıca bu tezde bkz. Misvak kullanınız!”337 diyerek. 9. ehl-i küfüre merhametle bakarlar. hidayetleri için uğraşırlar. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b.Sır Konusu. kişiler değil. Müessesetu’r-risâle. bu sırrı ve hikmeti haiz oldukları için. iblis kovulanlardan olmuştur. inanmayanlara karşı peygamberane tavır takınırlar. 337 Bendî. ledunî ilimlerden ve bu ilimlerin beraberindeki engin merhametten zuhur ettiği görülmektedir.335 Bu ilim peygamberlerin ilmi olduğu için onlar. İnsan ihtiyarını şeytanın ve nefsinin telkinlerinden yana kullandığında günahlar işlenmiş olur. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. “Allah Teâlâ’nın ‘Her şeye yaratılışını veren Rabbinizdir’339 sözü de Hakîm isminden meydana gelmiştir. Yersiz Tarihsiz. Dolayısıyla ıstılahta bu anlayışı ihtiva eden görüşler. Peygamberlerin varisleri olan evliyalar. ss. 112. Şeyh Nazım bu düşünceleri. Hak Dost 4. Allah(cc)’ın el-Hakîm ismiyle izah etmiştir.: Bekir Hayyâbî. meleklere ve cinlere kıblegâh olurken. söz konusu ilgiyi açıklayıcı mahiyettedir. 338 Kıbrısî. Kıbrısî. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. 638/1240)’nin şu ifadeleri. Suçu kendine atfeden Âdem. 70 . Hüsâmeddîn. hikmetin gerektirdiği şeyi vermekle “hakim” diye adlandırılabilir… Demek ki hikmet ehli için bu âlemde. Allah(cc) hükmetmedikçe. Peygamberimiz(sav).338 Allah(cc)’ın el-Hakîm isminden dolayı insanların hatalarını mazur görmek mevzuundaki ifadeler. tafsilatlı değildir. Tasavvuf Sohbetleri. “Bana ne oluyor ki. 113. s. sizleri dişleri sararmış ve ağızları kokuyor olarak görüyorum.Veli-Evliya. İşte insan da ancak.şirk gibi potansiyel günahlara işarettir. Makamlar ve Seyr-i Sülûk ile İlgili Kavramlar/Mürşîd. Tah. Kenzu’l-Ummâl fi Sünen-i’l-Egvâli ve el-ef’âl. Bu düşünceye göre. Şeyh Nazım’ın görüşünü anlamak bakımından mühimdir. Aliyyu’l-Muttakî Alâddîn b. Dolayısıyla bu tavırlar.336 Bu tavırlarda Mü’minlere zirve derece model teşkil eden ve usve-i hasene diye tabir edilen Hz.Mirac. 90. Ancak Allah(cc) bu konuda insanın ihtiyarını serbest bırakmıştır. Bu açıklamaya göre Şeyh Nazım tarafından kerih görülen.

Nazım Efendi’ye göre bu kulların kalblerine nûru Nübüvvetten nûr tahsis olunur. 31. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den (1407/1973) naklettiği şu cümlelerle ifade etmiştir: “Bize bir dinleyecek kimse gösteriniz de. s. Marifet ve Hikmet. Onları meşru yollarla hayra davet eden bir siyaset izler. Şeyh Nazım’ın bu konudaki tabirlerinin geneline göre âlim olarak nitelendirilen zât. Bu hikmetlere bakınca şerrin dahî. Cilve-i Rabbânîlerdir. ss. Böylelikle şerri izhar eden kullarda gördüğü. bu konuyu. 71 . tanımına bağlı olarak. Bu kimse halk arasında ister âlim. Tasavvuf Sohbetleri.Allah’ın kulları için koyduğu meşru yollarla bir siyaset söz konusudur. kıyamete kadar yeryüzünde bulunacaktır. kulluk makâmında bulunan. yaratılıştaki hikmetleri de görür. Bu noktada ilm-i lisanı ve ilm-i kalbi temyiz etmede. 342 Neml: 27/40. yani hakiki âbid olan kimselerin kalblerine Kur’ân’la inen ve Hz. hikmet ve marifet kavramları belirleyici olarak karşımıza çıkmaktadır. idrakte belli bir kemale ulaşmamış kişilere anlatılmaz. irfan. hayrı izhar eden bir sayfa olduğunu görür. onlara bizim ilmimizden 340 341 İbn Arabî. Bu şereften dolayı hikmet ilimleri. aslında velî olandır. Kıbrısî. Peygamber(sav)’den itibaren bugüne kadar sahabeler ve mürşidler aracılığıyla gelen nûrdur ki o. isterse velî olarak adlandırılsın. Bu durumdaki tavrını yine şeri’at-i Muhammedî belirler.341 Allah’ın nûru başlığında detaylarıyla incelediğimiz üzere bu nûr. “Gözünü açıp kapamadan ben sana onu (kraliçenin tahtını) getiririm dedi”342 Dolayısıyla bu mahiyetteki ilmin. hakiki ilimleri bilmede. Süleyman Peygamber’in(as) Belkıs ile olan hadisesini haber veren ayet kadar yücedir. Hakikat ilmine vakıf âlim. onlar Allah(cc)’ın veli kullarıdır. Nazım Efendi. Şeyh Nazım Efendi’ye göre hakiki ilmin şerefi vardır. âlim ve ârif gibi kavramlar tanım kazanmaktadır. Hakiki ilmin kuvvet ve kudreti. yani Kur’ân’a göre kendisine ilim verilen zat. 173-176. Nazım Efendiye göre.”340 Bu ifadelerden hareketle Şeyh Nazım’ın söz konusu anlayışı şöyle ifade edilebilir. Çünkü kesin delile. yine ilim.

Kamûsu’l-muhît. kavrama. İlmin daha net anlaşılması ve marifet. manevi ve ilahi hakikatleri tadarak elde ettikleri bilgi ve irfan ıstılahî olarak yine marifet olarak tanımlanır. 133. hikmet ve edeb gibi kavramlarla beraber zikretmiştir. a.g. hakikati anlama ve şuur halidir. sağlam görüş. 331. marifet. birleşik ve çok yönlü de olabilir. Sûfilerin ruhâni halleri yaşayarak. Cürcanî.e. 1583.346 Istılahta marifet. Allah(cc) bilgisi anlamına gelmektedir. 343 344 Kıbrısî. Bizi dinlemeyen bir kimseye bir söz söylediğimizde. Allah(cc)’ı bilme. görüp yaşayıp tadarak elde edilen bilgi olarak da tarif edilir. s. Firuzebadî. hikmet ve edeb kavramlarından temyiz edilmesi gayesiyle ilmin. Marifetullah. s. kulun Allah(cc)’a yaklaşmasında ilmi. s. 154. Tasavvuf Sohbetleri.345 Mutlak idrak olarak da tanımlanan marifet. Bu manada bilmek basit ve tekyönlü olabileceği gibi. 2. bilmenin mahiyetine göre anlam kazanmaktadır. Bilmenin basit ya da bileşik olması. ma la-yânî yapmış oluruz. hikmet ve edeb ile ilgileri müstakil başlıklar altında incelenmeye çalışılmıştır. idrakin cüz’i ya da küllî olmasına göre de ilim ile marifet tanımlaması yapılmıştır. s. tasavvur veya tasdik yoluyla olan kesin bilgiye denir.söyleyelim.. biz o ilmi zayi etmiş oluruz. a. hakikate vâkıf olma. Marifet Allah(cc)’ı tanıma konusunda kesin bilgi. Bununla birlikte. marifet. 837. iç tecrübe. anlama.344 Bu bakımdan “ilim” kelimesinden manaca farklılaşır. bir şeyi tefekkür ederek. 346 Tahânevî. el-müfredât. Hakkı isim ve sıfatlarıyla bilip. basit ve tek yönlü ise marifet olarak tanımlanmıştır. Keşşâf. 836. s. Ayrıca lügatte. 72 . c. s. 345 Isfahânî. İlim ve Marifet İlişkisi: Marifet lügatte.”343 Şeyh Nazım. idrâk etmek ve aklın şehadetiyle nefsin istikrar kazanması demektir. Bu manada bilme. sezgi.1. bileşik ve çok yönlü ise ilim. Firuzebadî. bilinen şeye yönelen ve bilinen şeyden sadır olan işlere bağlıdır. Ta’rifat. bilme.

ss. el-Lumâ.e. 350 İbn Arabî.g.. İbn Meserre. 354 İbn Arabî. 73 . ârif Allah(cc) ile nazar eder. TTS. marifet. Denilmiştir ki marifet. Ter.353 Arif. tanımlanırken. Necmettin Bardakçı. Meselâ Kuşeyrî’ye göre ilimle kâim olan âlim ile. Allah(cc)’ın bilinmesi “ilim” olarak nardır. 247. el-Lumâ. Abdülbâki Surûr. s. s. âlimlerin ayrıntısını bilmediği.352 Arif. a. Âlimler. genellikle irfan ve marifetle birlikte ele alınmıştır. Tah.347 Tasavvuf ıstılahında âlim ve ârif tanımlamalarında belirleyici olan ilim. 342-343. 352 Kuşeyrî. ihsan-ı ilâhi. 38.e. Anka Yay. gönüldeki vecdtir. İnsan Yay. el-Müntekâ. 101. Ma’rifet ve Hikmet. marifet İman.78. Hakk’ın vechi açılır. Allah(cc)’ın. ss. Istlahatu’s-sufiyye. Hak ehli sûfîlerin üzerinde. şahit olduğu her şeyde.: M. esmasını ve fiillerini gören kişidir. daima Rabbinin emirleri üzerine olan. s.sonra muameleleriyle Allah(cc)’ı tasdik etmek.. Mü’minin kalbi zikr-i ilahî ile mutmain olurken. 38 .349 Ona ancak ibadet ve taatlardaki ihlâs ve takvâ ile riyâzet ve nefis tezkiyesi ile nâil olunur. 348 Allah(cc)’ı tanıma eylemi ise “marifet” olarak tanımlanmıştır. Hakk’la kâim olan ârif arasındaki fark.354 347 Kâşânî. er-Risâle. ahlâktaki kötülükleri gidermek ve kalbine sahip olmak anlamlarına da gelmektedir. s.350 Dolayısıyla mü’min Allah(cc)’ın nûru ile bakar. İstanbul 2004s. ss. Bundan sonra Hakk ehline. Cebecioğlu. önce bir şeyi tanır. 353 Kaşânî. ss. 349 Tusî.351 Marifetin bu tanımı. 363-364. Kur’ân’nın taşıyıcısı olan arif. Allah(cc)’tan başkasını müşâhede etmeyen.g. Mısır 1960. nur sahibidir. zatını. 124. Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözcüğü (TTDS). Ebu Nâsır es-Sirrâc. İman nûr. Ethem. 486. Hakk’ın hükmünden bir şey cereyan eder. İstanbul 1999. 154-164. şöyledir. 351 Tusî. 236. ârif in kalbi Allah(cc)’tan başkasıyla itminan duymaz denilir. s. bazı sufîlerin irfan tanımı ile benzeşmektedir. Dâru’l -kutubu’lhâdîs. merhametlidir. kalbine hakkı da bâtılı da sokmayandır. sıfatlarını. marifet keşfolunur. Mektebe lemisnâ bîgidâr. sonra ilimleriyle bilirler. a. kalbi Hak için ayna olan.: Abdulhalîm Mahmud... bir Hakk vergisidir. eşya onu kaplayamaz. eşyayı kendine sığdırır ancak. 348 Uludağ.

ulaşılır. el-Hakkânî. Şeyh Nazım’a göre evliyanın hususiyetlerindendir. O’na ibadet eder.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. edep ve hikmetle beraber anılan marifet. Cenab-ı Hakk’ın. Ârif. Allahü Teâlâ’ya cehennemden kurtulmak veya cennete girmek için değil. duraksamadan bilen ve tüm hadiselerden razı olan kişidir. aynı zamanda. s.com/?page_id=2072. yaşadığı her hadisenin Fâil-i Mutlak(cc)’tan olduğunu. Ebediyete Davet. Bu yoldan elde edilen bilgiye marifetullah.358 Lamî Çelebi (v. 933/1532)’ye göre ârif.356 Edep. hiçbir karşılık beklemeden ibadet eder. sufîler arasındaki anlayıştan farklı değildir. Çelebi’ye göre bu hadiselerden gâfil olan. ilk anda öfkelenme gibi. Zamanla sûfîler. Hakk ile bakidir. düşünmeden.Hakkâniyye’nin resmi internet sayfasında irfan. olgunluk bakımında en yüksek özelliklere sahip olarak gördükleri ârifi. edep ve hikmetle Marifet düşüncesi tasavvufî düşüncenin en zirve noktasını gösterir. ruhâni gücün idraki ile marifete varılır. Âlemde görülen tesirleri vasıtalara bağlayan kişi. akılla elde edilmez. Bu tanımlamaların anlaşılmasında. Şeyh Nazım’a göre. Arif Md. kendi varlığında fani. hikmet ve marifet. 355 356 http://www. Bundan dolayı ârif.aspx. tamamlayıcı olan bir diğer kişi ise müşrik-i hâldir (dalgın. ruhâni hallerle manevi ve ilahi hakikatleri tecrübe etmek ve vasıtasız bilgi elde etmek olarak tanımlanmıştır. 3. Ârif. Marifet için aklın aciz kaldığı yerde.naksibendihakkani. daha sonra bu halini idrak ederek. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Genellikle ilim. İbadeti ve kulluğu en tabi bir görev bilir. Hak olmasından dolayı. marifet sahibi olmadan edeb sahibi olunabilir.. 361. 357 http://saltanat. TDV İA. âbid ve zâhidlerin aksine dünya i le birlikte âhireti hedeflemeyen kişidir. rızaya muhalif hal zuhur eden. isimlerini ve fiillerini müşâhede ettiği kimse olarak tanımlanmıştır. Bu üç hususiyet içerisinde en üst makâmda elde edilecek olan marifettir. 74 . abid ve zâhidden üstün tuttular. 64. şirk-i hafî sahibi). Ârif. s. taşınmadan. Yani edep ve hikmet sahibi olunmadan marifet sahibi olunamaz ancak. Süleyman. (08/2012’de görüldü).355 Şeyh Nazım’ın marifet anlayışı. buna sahip olan kişiye ârif veya ârif-i billah denmiştir. gafil. 358 Uludağ. Allahu Teâlâ’nın kendi zatını. 357 Marifete kul. c. sıfatlarını. tevbe eden kişi muteriftir (itiraf eden).

tazammun ettiği ıstılahî manalar. huzur ve fenâ makâmlarını ikmal eder. fiillerine delalet eden isimlere ait ilimlerdir. Rabıta ile desteklenen bu nefis mücadelesinden sonra. Hakkın tecellisi ile ilgili olan ilim. Düşünsel olarak kul hakiki varlığın maddî varlık değil. Abdurrahman. sâlikin ilmî tekâmülünü ve marifet derecelerini gösteren üç makâmdan bahsedilir ki bunlar. Bunlardan birincisi olan hakikatler ilmi. Allah(cc)’ın kendini kullarına tanıttığı ayetleri ve peygamberlerin getirdiği ilimleri kapsar. âlemdeki noksanlıktır. sıfatlarına. 31. daha açık görülmektedir. Yani muhabbet makâmındaki mürîd. Dördüncüsü Allah(cc)’a layık bir mükemmellik ve bu mükemmelliğin insan idrakindeki noksanlığına dair ilimdir. huzur makâmında olan. insandaki noksanlık.müşrik-i hâl olarak tanımlamıştır. hakikatler ilmi. s. Allah(cc)’ın zatına. ilaçlar ve hastalıklarla ilgili ilimdir. İkincisi. hakke’l-yakîn makâmındaki tecrübeleri edinir. ruhanî varlıkların zuhur ettiği bedenler âleminin 359 360 Camî.359 Bu yaklaşımları göz önünü aldığımızda. muhabbet. Fena makâmında olan mürîd ise. Allah(cc)’ın tecellisi ile mütessir olan tüm varlığa ait kudsî ruhların. Üçüncüsü. İnsan âlemin kapsamına girdiğinden. şeri’atin bildirdikleriyle ilgili olan ilim. Şeyh Nazım’ın marifette yüklediği anlamın.360 Bu makâmlar mürîdin amel dünyasına yansımaya başladığında ilk olarak nefsin hevâ ve heveslerine muhalefet gözlemlenir. Bu marifet aşamalarının herbirinde sâlik. Altıncısı. bu tecellilere göre değişen hallerine ait ilmidir. Bunlar. bütün âlemin ibadetlerini kendinde toplayan insanın. s. insanın kendisini tanımasıyla ilgili olan ilim. 75 . mürşîd rehberliğinde kendini tanımasıdır. varoluş içindeki mükemmellik ve noksanlık ile ilgili olan ilim. 36. yedi şeyi bilmekle olur. s. ilme’l-yakîn. Bu eserde.361 İbn Arabî’ye göre seyr ü sulûk ile elde edilen marifet. ruhanî varlık olduğunu murakabe ile kabul eder. muhalefet bu dünyanın hakiki olduğu algısına karşı olur. hayal âlemine ait ilim. Kıbrısî’nin ilim ve marifet mevzuundaki görüşü. Sufi Meditation. Şeyh Nazım adına yazılan ve Hakkâniyye yayınlarında yer alan bir eserde izah edilmiştir. ilme’l-yakîn makâmındaki bilgilere haiz olurken. Mirahmadi. 361 Aynı eser. 71. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). ayne’l-yakîn makâmındaki tecrübeleri edinir. ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn makâmlarıdır. Beşincisi.

338340. 1095. 126-127. Kamûsu’l-muhît. ss. Bu açıdan marifet. onun varlığının ve mevcudiyetinin beşerî kader içindeki yerini idrak etmektir.g. hallerinde olan hastalıkları ve tedavilerini bilmeye dair ilimdir. 370 “Biz Âl-i İbrahim'e Kitap ve hikmet vermiştik. kötülükten korumak ve adaletle hüküm vermek anlamındaki “ha-ke-me” kökünden türemiştir. aynı zamanda. Hakk kelamı ve Kur’an ahkâmı manasına gelir. Kur’ân ayetlerinde. söz ve davranıştaki isabet ve her şeyin en mükemmeli anlamlarına gelmektedir. Yedincisi. İstanbul Tarihsiz. c. tecrübe ile kazanılan doğru bilgi.364 Eşyanın hakikatini bilmek. 76 . el-Bakara 2/251. Kendisiyle amel edilen bilgi neticesinde. s.363 Adalete. 367 “Rabbinin yoluna hikmet ile çağır” Nahl: 16/125.. Al-i İmrân 3/48. 364 Firuzebadî.365 Hikmet kelimesi. Kur’ân Terimleri Sözlüğü. 96.ilmidir. 369 “Her birine hüküm vermiştik. 128. ss. 366 “Ona Kitabı öğretecek…” Âl-i İmrân: 3/48. Ta’rifat. 371 Mukâtil b. ıslah etmek üzere menetmek. Marifet ilminin bir diğer hususiyeti ise.362 Özetle Şeyh Nazım’a göre marifet. Hakka uygun düşen kelam. ss. İşaret Yayınları. hikmet ve edepden üstündür. a. Suretler ilimidir..367 Kur’ân’daki emir ve nehiylerden oluşan nasihatlar. varlıkların hakikatini kavrama olan hikmet ilimlerini ve bu ilmin getirdiği zâhiri ve bâtıni edebi de ihtiva eder. el-Müfredât.” Nisa: 4/54. İsfehanî. Sâd 38/20.2.” Enbiyâ: 21/79. 85-154. İsfehanî.1. ilime ve hilme esas olan nübüvvet ilmi olarak tanımlanan hikmet. insanların sözlerinde. ihtiva ettiği ilmin doğrudan Allah(cc)’a dair olmasıdır. a. s. en-Nisâ 4/ 113.371 362 363 İbn Arabî. fiillerinde. 368 “Size indirdiği Kitap'tan ve Hikmet'ten. peygamberin vaaz ve irşadları. Süleyman.” Bakara: 2/231. 365 Cürcanî.368 insanların fehmi yani anlayışı.. Meryem 19/12. İlim ve Hikmet İlişkisi: Hikmet kelimesi. Marifet ve Hikmet.369 nübüvvet370 gibi anlamlarda meal edilmiştir.e. Çünkü marifet. mü’minin arınmışlık mertebesine nisbeten ulaştığı hakikat bilgisidir.366 Kur’ân-ı Kerîm’in kendisi. s. Berzah âlemine ait ilimdir. Bu bilginin özelliği vehbî olması ve hakikate ters olmayan kesbî ilim ile çelişmemesidir.

Kâhire Tarihsiz. hakikatler de suretlerden daha fazladır.Tasavvuf tabiri olarak hikmet.g. İz Yay. bâtıl bilgidirler. dünya ve ahiret umûrunu hakikatleriyle gördüğü için. bu bilmenin gereği ile iş yapmak ve Allah(cc)’ı ilimlerin en büyüğü olan ilm-i ilâhi ile bilmektir. ss. olduğu gibi bilinmesi ve ona göre hareket edilmesidir. Cebecioğlu.: Ahmed Abülrahim Sâyih. kulu Allah’ın kurbiyyetine iten kuvveti haizdir. bir sözde ilk anlaşılan mana ile yetinmezler. 83. bâtılı. Dolayısıyla ilahî kurbiyyete vesile olmayan bilgilerin ruhu yoktur.372 Hikmet.377 Melekût âlemi. Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş. Bursevî’ye göre hikmet. tasavvuf literatüründeki genel tanımlardan farklı değildir. s. s. Hâkim. 320/940). Yani görünen her bir surette. 377 İsmail Hakkı Bursevî. Bunun için kabiliyetli olanlar ve ince işaretleri kavrayanlar. TTDS. Haz.e. 135. eşyanın hakikatlerini bilmek. Tasavvuf Sohbetleri. 35-37. 376 Aynı eser.373 İlk dönem sufîlerinden olan Hakim-i Tirmizî (v. 74.376 Osmanlı sufîlerinden İsmail Hakkı Bursevî (v. İstanbul 2010. Ona göre hikmet. ulemâ tarafından değil. 374 Tirmizî. Istlahatu’s-sufiyye.374 Nazım Efendi’ye göre hikmet. s. Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş (Varlığın Dili). dünyayı terk etmiştir. Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb. s. Merkez Kitabu’l-neşr. hakkı hak olarak bilmek ve ona ittiba etmek. 77 .. Kâşânî. hikmeti. 276. ilahî isimler adedince hakikatler bulunur. 1137/1713). Çünkü kendileri semavî ilimle çatıştıkları müddetçe hakiki ilim değil. hikmet ehli tarafından bilinmektedir.: M. nesnelere ait hakikatlerin dış âlemde (afakta). 290-291. a.. ss. 378 Bursevî.375 Yine onun anlayışına göre ilim. bâtıl olarak bilmek ve ondan kaçınmaktır. bu görüşe ontolojik izah da getirmiştir. s. Tah. ilmin ruhudur. Nedim Tan. ilmin ruhu olarak tanımlamıştır. s.378 372 373 Kâşânî. Nesnelerin hakikati olan sırlar. 135. anlaşılması gayret isteyen ikinci ve üçüncü dereceli derin manaları da beyan ederler. O’na göre hikmet sahibi kişi. 75. mülk âleminden daha geniş ve kapsamlı olduğu gibi. 375 Kıbrısî.

hakiki ilimin dahi kişiye faydası yoktur. 8. ss. Suyutî. 89. daimî saadete vasıl olur. 81.Şeyh Nazım’a göre bugün ekoloji olarak bilinen tabiat dengesi. hal olarak his ve amellerinde bir rıza ahlakını oluşturur.”381 hadis-i şerifinde ifade edilen yitik mal bulunulduğu zaman. 383 Kıbrısî. s. 88. ss. Bu manada hâkim. bu bilgiye sahip olanların ellerindeki ilmi. s. 105. 380 Bu açıdan bakıldığında “Hikmet. Bu manada Farabî (v. 402. Razî’ye göre “Allah ona (İsâ’ya) kitabı (yazmayı). hikmet sahibi hâkimi. 78 . Bu ilme vakıf olanlarda güzel ahlak ve onların davranışlarında. Dâru’l-fikir. c. 135. 384 Kıbrısî. 17. ilim. 382 Kutluer İlhan. rıza ahlakıyla ifade etmiştir.383 O.”385 ayetindeki hikmet. İlmin hikmetleri ise. Buna göre hâkim. s. Marifet ve Hikmet. ss. Hikmete göre yaşantısını tanzim eden hâkim ise. Hak Dost 4. c. el-Camîu’s-sagîr. hikmet ehli. 338/950)’ye göre hikmet. Mü’minin yitik malıdır. 15. c. İbn Arabî. hikmete uygun olduğunu bilir. ancak akli ve şer’i ilimlerin kavranmasıyla vakıf olunur.382 Nazım Efendi’ye göre hikmet olmadığı zaman. 1. hikmet ve edebin edinileceği kaynağın sadece ilahî kelam olduğunu beyan eder. eşyanın ve hadisatın hareket etmesi gereken yörüngede olduğunu bildiğinden. 59. hâkime yeni faziletler edindirir. beraberinde edebi ihtiva eder.. 173-192. Fahreddin. Zühd. Bu hikmetleri gören en zararlı mahlûkatın dahi. faydalarını görür.379 Bu anlayışı Muhyiddin İbn Arabî. ilahî kitaplara ait sırlardır ve bu sırlara. eşyanın düzen ve işleyişinin. aslında atomlar dahil her mevcudatın yaratılışındaki hikmetlere binaen zuhur eder. İlim. 385 Âl-i İmrân: 3/48. bunlardan razı olur. 606/1209). Tefsiru Fahri Râzî (Mefatihu’l-Gayb). İbn Mace. o mutluluğu elde eder. TDV İA. Tasavvuf Sohbetleri. Bu ahlak. gerçek mutluluğun ne olduğunu gösterir.386 379 380 Kıbrısî (Qubrusi). Mercy Oceans. 15. 505-506. Bu ise ruhun var oluş amacıdır. 386 Razî. 381 Tirmizî.384 Bu manada Fahreddin-i Razî (v. bu ahlakın belirtileri gözlenir. Bu rıza. s. Hikmet Md. ruhu olmayan cesede benzetmektedir. hikmeti Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek.

Bu ilim Allah(cc)’ı tanımada araç olan dolaylı bilgi olsa da. Sen elif dersin hoca. ilim ilmektir. uygundur. Yunus Emre Divanı. ilim kendin bilmektir. uygun değildir bunu biliyorsun ama sen doğru musun. Celâleddîn.. mahşer günü ben kimim.Şeyh Nazım’a göre hikmeti ihtiva eden ilim. s. Kültür Bakanlığı Yay. kendi cevherine gelince bir eşeğe döner! Be hey âlim. c. bu nice okumaktır. MEB Yay. nesnelere dair elde edilen hakiki ilimle çelişmeyen ancak. Ankara 1980. b. doğrudur. yanlıştır. Dört kitabın manası bellidir bir elifte. Faruk. şu caiz değildir. marifet ilminde olduğu gibi direkt bilgi değildir. hikmetin ilimdeki gerekliliğine misal olabilecek mahiyettedir. 79 . kişinin kendini bilmesi başlar. Uğurlu yıldızlarla uğursuz yıldızları biliyorsun. Sen kendin bilmezsen. ben caiz olan şeylerle caiz olmayanları bilirim dersin ama kendin caiz misin. içsel tecrübelerle yakîn ve derinlik kazanmış ilimdir. Haz.org/Player/TabId/266/VideoId/1325/Ilim-Ve-Edep-3042011. yoksa acuze bir kocakarı mısın? Bundan haberin yok! Bu. 3. demen bunu bilmen gerek!”389 Binaenaleyh Şeyh Nazım’a göre hikmet.aspx. fakat sen uğurlu musun. 51. Okudun bilmezsin ya. 388 Timurtaş. bilgilerin yüz binlerce çeşidini bilir de zâlim herif. 387 http://saltanat. kendisini bilmez.: Amil Çelebioğlu. video arşivimizde mevcuttur. 56. Bu ahmaklıktır. sen.. işe yarar mısın. Okumanın manası ne. 2648. 389 Mevlânâ. s. Hakk’ı bilmektir. Bu anlayışı Yunus Emre’nin şu dizeleriyle ifade etmiştir:387 “İlim. Âlim. Aslı ve Sadeleştirilmişiyle Manzûm Nahifî Tercümesi. caizdir. Sohbet. manası ne demektir?”388 Kulun kendini bilmesiyle ilgili şu Mesnevî dizeleri. Mesnevî-i Şerîf. Rabbini tanır. Bu bilgi ile dolaylı olarak. yoksa cemcenabetbiri misin? Buna bakmıyorsun bile? Bütün bilgilerin ruhu budur bu. o bir kuru ekmektir. kulun kendini bilmesiyle başlar. İstanbul 2000. Muhammed b. O her cevherin mahiyetini bilir de. Hikmet ilminin kesbedilmesinde. ne hâle geleceğim. Muhammed el-Belhî er-Rûmî. eğri mi? Bir de kendine iyice bak! Her kumaşın değeri nedir? Biliyorsun da kendi değerini bilmiyorsun.

Bununla birlikte edeb. Kendisine muhtelif kabilelerin lehçelerini nasıl anlayabildiğini sorduğunda Hz.: Yedevî Tebbâna. Uludağ. 392 Kâşânî. 353.395 Mutasavvıflar.a. eğitme manasında kullanmıştır. sanat ve siyaset bilgileriyle muamele. izlenmesi gereken esaslar. TTS. 2. Ta’rifat. Dergah Yayınları. güzel muamele ve davranış gibi anlamlara gelmektedir. ariflerin edebidir. içinde İmâm-ı Gazalî (v. 2.396 Sufîler genelde iki 390 391 Firuzebadî. Hz. iyi ahlâk. s. Istılahatu’s-sufiyye. alışkanlık. havf-recâ. Tah. ilmî. kötü hâl ve hareketlerden korunma olarak da tanımlanmıştır. 14. c. 272-273. Bu öyle bir melekedir ki. Farklı bir ifadeyle bu terim. davet. kişiyi. Avarifu’l-Mearif. Peygamber(sav)’in sünnetleri ile tanımlanmıştır. 80 . ss.391 Kabz-bast. kulu her türlü hatadan koruyan. dini. Ter. İhyâ’i ulûmu’d-dîn. 393 Aclunî.390 Edeb. 58. dindarların ve ariflerin edebi olmak üzere üç sınıfta tarif etmiştir. Kahir. 372. s. Şerîf. Haddini bilme. dünya ehlinin edebidir. 70. Kuşeyrî. Mahmud b.: Cibir Halîm Mahmud. adet. Keşful’l-hafâ.394 Tüsterî edebi. dünyevî. 93-94. Peygamber: “Beni Rabbim eğitti (eddebeni) ve eğitimimi (te’dibi) en iyi şekilde yaptı”393 hadisini zikretmiş ve edeb kelimesini.e ss. c. Ashab-ı kiram. Cahiliye döneminde edeb. dünya ehlinin. Kâhire. Lisânu’l-Arab. tasavvufî. arasında bulunarak.: Süleyman Uludağ. Dâru’l-Ma’rife.3. s. kötü hâl ve hareketlerden vazgeçirir. s. 395 Serâc. Dindarların edebine ek olarak. İbn Manzûr. onun en zengin manasını tanımlamıştır. el-Lumâ.392 Kur’ân-ı Kerîm’de edeb kelimesi veya türevleri geçmez. 396 İmam-ı Gazalî. 195. c. ss. bu anlamlarının dışında. terbiye. s. Bu tasnife göre güzel konuşma. ruhu korumaya ve gönül temizliğine dikkat de. Kamûsu’l-muhît. 1. 505/1111) bu kelimeyi ele alış biçimiyle. İlim ve Edeb İlişkisi: Lügatte edeb. zarafet. geleneksel tutum gibi manalarda kullanılmış olsa da İslam literatüründe anlamı Kur’ân ölçüleri ve Hz. Sühreverdî Şihâbuddin. fikrî ve örfî değerler olarak tabir edilmiştir. Mektebe ve’s -tebe’a keriata fevterâ semmarâ. görgü kuralları gibi manaları da ihtiva eder. ilke ve kuralları ihtiva ederek mana hududlarını genişletmiştir. Peygamber(sav)’in hadis-i şeriflerinde. 1-89. eğitme anlamında kullanılmıştır. arzu ve istekleri kontrol ve nefis terbiyesi. Haz. 394 Cürcanî. 1. Kuşeyrî Risâlesi. ahlakî ve sosyal yaşamı sistemetize eden. c. s. dindarların edebidir. kibarlık. 116. ifrat-tefrit. Ebu Kâsım Abdulkerim. İstanbul 1999. s.

gibi olumsuz şeyleri temizlemekten ibarettir. kenara koyması icab eder. 81 . Ona göre insan-ı kâmilin riayet ettiği edebler. irâdede zayıflık vs. c. Çağrıcı. eliyle alarak. Aynı durumda olan Âdem Peygamber(as) ise.”401 Şeytan’ın kendine noksanlık izafe etmemesi yani. zâhirî edeb ki bu. 88. Hak Dost 4. yağcılıktan korumaktır. Mustafa. 399 Arâf: 05/16. zımnen edebin zahiri ve bâtınî yönlerine değinilmiştir. ss. kendini kusursuz görmesi. ss. riyâdan. ss. 89. Mesela insanlara eziyet veren bir taşı yoldan kaldırırken avam-ı nâsın ayağıyla taşı itmesi edepsizlik olmaz ancak insan-ı kâmil için edepsizlik olur. itiraz. belki buna bağlı olarak tekebbür. Bu tasnife ek olarak Kıbrısî’ye göre edebler insanların avamına ve havasına göre de değişmektedir. 412-414.397 Edebin ıstılahtaki bu tasnifi hususunda Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin herhangi bir ifadesiyle karşılaşmasak da. kibir. şehvet. TD İA. kalbî olursa bâtınî edebe muhaliftir. kalblerdeki. avam-ı nâsın riayet ettiği edeplerden farklıdır. takip ettiği edeb için nefsine muhalefet eder. 401 Kıbrısî. 81. fail-i mutlaka hürmeten o taşı. münafıklıktan. kulun edepsizliği olarak addedilmiştir ki bu sual. 400 Arâf: 05/23. amelleri. Sohbete ait ses kaydı arşivimizde mevcuttur.türlü edeb kabul etmişlerdir: Birincisi şeklî. edebin bir diğer tasnifi edebi yaşayan kulun manevi makâmına göre olmaktadır.283-285. Edeb. İkincisi de bâtınî edebdir ki bu. Ancak her kul. 10. öfke ve gurur sahibi olması bâtınî edebi haiz 397 398 Hanî.saltanattv. Âdâb. İnsan-ı kâmil. Meselâ mutlak gayb âleminde iman nimetinin kullara nasıl dağıtıldığı hususunda sual etmek.”400 diyerek zelleyi kendine atfetti ve istiğfarda bulundu. kavlî olursa zahiri.org/Arşiv/Audio/EdepBuKapıda(1986). o taşın orada bulunmasının ardındaki hikmetlere ve Rabbânî tecellilere vakıf olduğu için.398 Bu misal aynı zamanda zahiri edebe delalet eder. Âdem(as) ile şeytan misallerini verdiği ifadeleri şöyledir: “İlim sahibi olmasına rağmen hikmetten ve edepten uzak olan şeytan. “…Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. www. İlmin hikmet ve edebine haiz olma konusunda Nazım Efendi’nin. Yani. “…Öyleyse beni azdırmana karşılık…”399 diyerek işlediği suçu Allah’a atfetti ve kovulanlardan oldu.

Peygamberini(sav) onunla isimlendirirdi405 Benzer şekilde Şeyh Nazım. Tekebbüre bürünmek. Bu sıfatları mutlak manada haiz olan Allah(cc)’ın kapısına. Âdem’in cennetten dünyaya gönderilme sebebi. kullukla nitelendirildiğine dikkat çekerek. Süleyman. kullukla kıyam ettiği anlamı çıkmaktadır. "Kulunu bir gece Mescid-i Harâm’dan. kulluktan daha şerefli bir şeyin olmadığını söylemiştir. edepsizliktir.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. Tevâzunun zıddı olan tekebbür. Allah’a benlikle varan. Şeyh Nazım’a göre. Peygamber o makâma kulluk davası ile vardı. Peygamber(sav)’in vardığı makâm olarak miracı. 82 . yalnız Allah’ındır. hatırlanmaktadır. Bu edeb. miracı anlatırken. Mirâc hadisesini haber veren ayete Ebu Ali Dekkak’ın (v. Hz. fiilde edebi terkine sebep olmuştur. c. Ebû Alî Dekkak. kâinatı temsilen çıktığı divanda benlikle değil. Nazım Efendi. 405 Ateş. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. dünyada en şerefli vakti olan Mirâc gecesindeki halinin. ss. İlim. bu durumu şöyle izah etmektedir: “el-Azametu lillah ve el-izzetu lillah ve el-heybetu lillah. “Şüphesiz ki Ben. tevâzu talimiyle başlar. edep talimidir. İstanbul Tarihsiz. Ben demedi. kovulur.olmamasından kaynaklanmaktadır diyebiliriz. Allah’ım”402 Hz. Suçu Allah’a yüklemesi ise. http://saltanat. bâtında yaşanan edep zaafının. eğer kulluktan daha değerli bir isim olsaydı Allah(cc) ayetinde. 21. Ben demeye kullun hakkı yoktur. Hiçlikle varan kabul görür. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren (Allah) her türlü eksiklikten münezzehtir. c. mutlak manada azamet ve izzet gerektirir. 404 İsrâ: 17/01. Ene deme hakkı. 402 403 Ta Hâ: 20/14. 391392. Kıbrısî’nin bu ifadeleri ile ilgili görülmektedir. 1-19. fahr-i kâinat (kâinatın övüncü) olan Hz. Kuba Yayınları. Bundan dolayı Dekkak’a göre. Kur’ân Ansiklopedisi. insan ancak edeple ve tevâzuyla gider.”403 Şeyh Nazım’ın bu ifadelerini genel tasavvuf anlayışı ile birlikte düşündüğümüzde. edepsiz kulda benliğe (megalomania) ve ucuba (narsizm) sebep olur.aspx.”404 ayetinde Peygamber’in (sav). Peygamber(sav)’in dâhi. 405/1015) yorumu.

Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Tasavvuf Sohbetleri. Şeyh Nazım Efendi’ye göre kul. edebi olmadığı için kovulmuştur. K. Hak Dost 4. Hakk Teâla için yaşar. Hikmetsiz ilim sahipleri ise. Bu makâmların üst derecelerinde Allah’a kul olma vardır. kıldım talep. 142. Zeburu ve Tevratı da bilir ancak.406 Edeb sahibi sâlikin.407 Edebin ikmali tefekkürle. edebi de haiz olur. 89. 2011 yılında yapılan sohbet. amelde cehdetmek edebi ikmal eder. Çünkü tarikat. hikmet ile varlıkları ve marifet ile Rabbini tanır.408 Edebin ikmaline vesile olan tefekkür konusunu. Adnan. video arşivimizde mevcuttur. İlim en geridedir. sadece şeriata sıkıca bağlanmaya bağlıdır. makâmlar kat eder. 410 http://saltanat. Bu izaha göre marifete vasıl olmanın en önemli kanunu.Nazım Efendi’ye göre ilme hikmetiyle vakıf olan kul. ss. şeriatın ve tarikatın emri olmasından dolayı olmalıdır. Ayrıca Bu tezde bkz.”410 Özetle Şeyh Nazım’a göre mü’min.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. 408 Aynı eser. ss. hikmet gibi. İblis gibi. ilmin ruhu olarak tabir edilmiştir. Şeytan ilmi çoktur. Edeb ile yol alır. 63. tefekkürün cazibesi ise zikrullah ile artar. İncili. gaflet ve zikirle birlikte ele almıştır. 409 Kıbrısî. mü’minin Rabbiyle ve kâinat ile olan muamelatındaki 406 407 Kıbrısî. 61. s. edebe muhalif söz ve fiiller sergileyebilirler. 81. s. Yani bu anları zaman zaman idrâk eden ve bu anları kendinde daim bir idrâk kılanlar.409 Şeyh Nazım ilim ile edep arasındaki farkı Yunus Emre’nin bir şiiri ile şöyle ifade etmektedir: “… ‘ Ehli irfan meclisinde aradım. edebin ruhudur. onu maksuduna vasıl edeceğine inandığı için değil. Şeyh Abdullah’a göre. Edebe riayet ise. illa edep…’ İlimle insan yürümez. Şeyh Nazım. 62. Kulluk Makamı (Âbid). Ancak kulun cehde sarılması. 88. 83 . hikmet ve marifete nasıl vasıl olacağını Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî şeriat. edebe riayettir. illa edep. Her anıda Hakk(cc)’ın rızasını tefekkür etmek. Bu bağlamda. tefekkür ile gafletten kurtulur ve içinde bulunduğu anı idrâk ederek. Bu noktada edep kavramı da. tarikat ve zikr kavramları ile izah etmiştir.

Meryem: 19/5. Dolayısıyla hikmeti ve marifeti artan mü’minin. sadece fâil olarak gelmiştir. s. Bu ayetlerde velî. kendi nefsine bırakmadığı. 84 . Muhammed: 47/11 Bakara: 2/257. “Çünkü benim velim.412 Bu kelime müştaklarıyla birlikte Kur’ân-ı Kerîm’in birçok yerinde zikredilmiştir.416 Tasavvuf ıstılahında velî. işlerini Allah(cc)’ın gördüğü. koruyup kolladığı kimse anlamında meal edilir. bütün salihlere velilik eder. s. b. işlerini gördüğü kul olan velî. 275. Ta’rifat. mef’ûl anlamlarını ihtiva etmektedir. isyanlardan uzak duran. Allah’a bağlı. dost. edebi de artar. Lisânu’l-Arab. O’na karşı kulluk görevini yerine getiren kimse olarak meal edilmiştir. 413 Mâide: 5/57. Allah’ın nimetleri üzerine devamlı olan kuldur. 22. Yani Allah(cc)’ın kendisini sevdiği. 414 Nahl: 16/76. Allah(cc)’a bağlı. ss. mâlik. Tasavvufta veli. Tehânevî. Çoğulu evliya olan veli. ss. gizlide ve açıkta Allah(cc)’ın buyruğuna uyması gerekir. 190-194. düşmanın zıddı. O’nu seven kişidir. 415 A’raf: 7/196. Âl-i İmran: 3/50. efendi414 gibi anlamlar da verilmiştir. Sâdık ve yardım eden ve gören kişi anlamına gelmektedir. ayetlerde fâil ve meful olmasına göre de değişik manalar alır. 1344. işlerini gören. bu kelimenin Kur’ân’daki hem fâil hem de. 15. Bazı yerlerde kelime manasıyla413 meal edilen bu kelimeye. c. yar. Kul hakkında velî kelimesi hem fail hem de meful anlamında kullanılır. 533. el-Müfredât. Nisâ: 4/33. 416 Ateş. edeb belirler. O’nu seven. arkadaş. Kur’ân Ansiklopedisi. c. sevilen. 1805. Kamûsu’l-muhît. kulunu seven. Cürcanî. 401-402. Allah(cc) için velî ve mevlâ. hem alenî hem 411 412 Firuzebadî.”415 ayetinde olduğu gibi velî kelimesi mef'ûl olarak geldiğinde. Velî kelimesi. Velî. s. dost. yöneten olarak anlamlandırılır. Velî fail olarak geldiğinde. Keşşâf. Kitab'ı (Kur'an'ı) indiren Allah'tır.ölçüyü. s.411 Hakk’ı müşâhede ile O’nda fânî olmak manalarına gelmektedir. VELÎ-EVLİYA: Çoğulu evliya olan velî kelimesi lügatte. Yakınlık ve kurb anlamındaki “ve-la” kökünden türemiş olan velî. O. Bu edebin esası kulluk ve tevazudur. c. 3. İbn Manzûr. İsfehanî.

Evliyanın sözlerinin senedi Kur’ân ve hadis olur. s. Hz. Ebu Abdurrahman Muhammed b. s. 358. 420 Bu tezde bkz. duyulan ve keşfedilen şeye Arapça’da ilham denir. Beyrut 2003. 85 . Nazım Efendi bu sayının hiç değişmediğini. 184. 417 Cürcanî. 421 Kıbrısî. Nazım Efendi’nin ifadesiyle. Tehânevî. 2. Çünkü velayet sırrı. s. 422 Aynı yer. 425 Şeyh Hişam Kabanî’nin görüntülü sohbetleridir. 275. Diğer Konulardaki Görüşleri/Mirac. s. Uludağ. TTDS. Tah. Kamûsu’l-muhît. Dâru’l-kutubu’l-ilmiyye. 426 Kıbrısî. 29.: Mustafa Abdülkadir Ata. s. s. TTS. Hatifü’r-Rabbânî’ye (Rabbânî telefon/bağ) tabi olan kimsedir. mirac sırrı420 kalbine keşfolan kimsede olur. TTS. mirac gecesinin esrarını ilham ile anlar. sıkça kullandığı bir terimdir. ilk dönem sufîlerinden. 261/875)’nin “hatefe liy hatifen” şeklindeki ifadesi olarak zikredilmiş ve ilham manasında kullanılmıştır. 367/977)’nin Tabakat’ında.422 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin ilham manasında kullandığı hatifü’r-Rabbânî. Bayezîd-i Bistâmî (v. Cürcanî. 91. 533. Tasavvuf Sohbetleri. s. s. ârif kişi gibi anlamlara da gelmektedir. Peygamber(sav)’e giden ve Allah(cc)’a ulaşan saadet yolunun kılavuzlarıdır.417 Veli. s. 418 Kıbrısî. s. et-Tabakâtu’s-sufîyye ve yeleyhi zikru’nnisveti’l-muteabbidâti’s-sufiyye. İlgili sohbetler. 305.426 Hakkâniyye silsilesi içerisinde bu rakam Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî (v. s. Cebecioğlu. video arşivimizde mevcuttur.424 Nazım Efendi’nin sohbetlerinde ve Hakkâniyye yolunun farklı meclislerinde yapılan sohbetlerde425 evliya sayısının 124 bin olduğu ifade edilmektedir. Allah(cc)’ın hitabına. 419 Firuzebadî. 1160. vefat eden evliyanın yerine yenisinin getirildiğini ifade etmiştir. Ta’rifât.e. Huseyn. 35. Hak Dost 4. s.g. senetsiz söz söylemez. 1368/1936) ve Ebu Muhammed-i Medenî (v. Keşşâf. kalbine gelen ilhamlar ile konuşsa bile. Tasavvuf Sohbetleri. Bu terim. s. a. 555. 424 Kıbrısî.418 Yani velî ilham alır. Uludağ. s.421 Nazım Efendi’ye göre velî. Sülemî (v. el-Müfredât. İsfehanî.de gizli hallerde Hakk’ın hukukuna riayet eden ve devamlı taat üzere olan. Allah tarafından feyz yoluyla kalbe dolan. 419 Şeyh Nazım’a göre velî. Ta’rifat. 69. Isfehânî. 423 Sülemi. el-Müfredât. 38. 1805. 216.423 Evliyalar. c.

Mektubât. Zira çağımız insanları. Tasavvuf Sohbetleri.Hz. Bu ilmin varisleri ve peygamber yardımcıları olarak velî kullar ise. peygamberler gibi oldu.432 427 428 Burkay. maddî değerleri ise. Ebu Bekir ve Hz. Peygamber(sav). emin sıfatıyla ilgili olarak incelenmiştir. Eski şeriatlerde.428 Ümmetinin işleyeceği günahları gören Hz. Hz. Mek. Peygamber(sav). 430 İmam-ı Rabbânî. 431 Aynı eser. onların daha ziyadesiyle kaçmasına sebep olur. Peygamber(sav).431 Allah(cc)’ın haber vermesiyle dünyanın ve ukbanın hakikatlerini gören Peygamberler(as). ss.429 İmâm-ı Rabbânî (v. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî 124 bin evliyayı misak bahsi ile ilgili olarak zikretmiştir. Peygamber(sav). tüm peygamberlerin sonuncusu olduğu için ve O’nun şeriati hiç değiştirilmeyeceği için. kendisine yardımcılar olarak 124 bin evliyayı almıştır. Kıbrısî’ye göre günümüz evliyası. Kıbrısî. hem de korkutucu olmuşlardır. Dolayısıyla onların önce yakalanması gerekir ki. Şeyh Nazım insanların bu kaçışını. Bu husus Hz. Yani şeriati güçlendirmek işi. 1034/1624)’ye göre evliyanın bu vazifesi. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. zarurî ve sevimli telakki etmektedirler. Vakfu’l-İhlâs. dini değerlerleri yaklaşılmayacak kadar korkutucu.org. bu hakikatlere sevk etmek gayesiyle hem müjdeleyici. 39. 1986 yılında yapılan sohbetin ses kayıtları. Bu misale göre kaçmakta olanları korkutmak. arşivimizde mevcuttur. müjde ve recadır. halka sadece müjdelemekle vazifelidir. 429 Bu tezde bkz.427 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre Hz. bunun için kement vazifesi görecek şey. O’nun ümmetinin âlimleri. Peygamber(sav)’in ilk peygamberlik yükünü taşıyanlar. Hz. 86 . evliyaya tevdi edildi. aynı usul ile çevresindekilere havf-reca dengesi oluşturmuşlardır. bir sünnetullahın devamı gibidir. s.tr/arşiv/ses kaydı/edep. o peygamberin şeriatini güçlendirecek yeni bir peygamber gönderilirdi. 69.430 Hz.nakşibendi. Menakıb-ı Şerefiyye. kavimlerini ve ümmetlerini. No: 209. No: 251. Peygamberin(sav). ümmetini yevmu’lezelden beri tanımaktadır. ulu’lazm peygamberlerin vefatından sonra. İstanbul 2002.1345/1913) tarafından zikredildiği tesbit edilmiştir. yabanî atlara benzetmiştir. 432 www. Ömer(ra)dir. Mek. 25.

199. en fazla sekiz rekattır. istihzâ gibi ahlak-ı zemîmelerden arındığı zaman velayet ilmine ulaşır ve kendisine velayet sırları açılır. riyâ. DİB Yay. gıybet. Bâyezid-i Bistâmi’nin görüşlerinden hareketle.e. bu yolda takva üzere olmalarıdır. s.. Şeyh Nazım’a göre. tamah. akşamla yatsı arasındaki vakit ve teheccüd vaktidir. muhabbeti celbedici ve mahlukâta faydalı olan kullardır. Allah(cc) tarafından terbiye edilmiş muttaki kullar. Şentürk.g.g. a. şükretmek için yapar. a. s. Hayatı Eserleri Fikri. 87 .. Zikri ise kendisine bahşedilen en büyük nimet olan imana. Tasavvuf Sohbetleri. takva sahibi olan kulu. Nazım Efendi. s. evliyaullahın şu üç vakte çok önem vererek o vakitlerdeki tecelliyi kazanabilmek için gayret sarf ettiklerini söylemiştir. Allah(cc)’ın terbiye edeceğini ifade etmiştir. Allah(cc)’ın kalblere indirdiği ilim olarak ifade etmiştir. Bkz. bu sırrı. hased. velînin en belirgin özelliği. Seyfettin. Yatsı namazından sonra henüz uyumadan veya bir süre uyuduktan sonra kalkılıp kılınan gece namazıdır.434 Her evliyanın kendisine has bir sırrı olduğunu söyleyen Kıbrısî. nefsin ve şeytanın davet ettiği hevâ ve heveslere dalınmadığı zaman elde edilebilir. 41. bu işe memur melâike ile inzâl olduğunu ifade etmiştir. 2009. 436 Kıbrısî.436 Bu ifadelere göre mü’min.437 Şeyh Nazım’a göre evliya.. rıza. yani Allah dostları. Bu velayet ilmi.e. 434 Kıbrısî. s. kibir. 437 Bistâmî. En az iki. hırs. s. Ank. Lütfi-Yazıcı.”435 ayetini delil getirerek. Allah(ac)’ın hazinelerinden hediyelerin. imanı atiyye olarak gördüğü için. İslam İlmihali. “Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. Allah dostlarında vurgulanan bir diğer husus ise. zulmeti kaldırıcı. Nazım Efendi.438 Bu manada evliya ile âbid kavramları 433 Teheccüd namazının kılındığı vakittir. 438 Kıbrısî. tevekkül ve sabır halinde olması ve kerameti bulunmasıdır. 68. 47.433 Özellikle teheccüd vakti evliyanın ortak kurbiyyet vaktidir. imanın kendisinden alınması korkusunu yaşayandır. şehvet. 115. o vakitte kâim bulunan evliyaya. öfke. Sevabı pek çok olan bu namaza Peygamberimiz (sav) devam ederdi. ikindi ile akşam arasındaki vakit. 435 Bakarâ: 2/194. Bunlar.Şeyh Nazım Efendi. Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. Allah yolunda cihat edildiği.

83. Hallac’ın ifadelerine göre.440 Bu tarif üzerinden Şeyh Nazım’ın ifadelerini değerlendirecek olursak velî. yakınlık. Beyrut 2002. dost olma. nefsinin tasallutunu iradesinin kontrolüne almış. Hallâc. el-A’mâlu’l-kâmile. Tah. 15. hakiki kulluk şerefine vasıl olmuş. koruma. Meselâ Hallac-ı Mansûr’a göre evliyâ.441 “İşte o durumda velayet yalnız hak olan Allah’a mahsustur"442 ayetinde geçtiği gibi velayet.1. haşmet ve heybet sahibi. Riyad el-Rayyes. Kamûsu’l-muhît. Bu ifadelerde tarif edilen zât. vuslata eren ve ferah bulandır. Aynı şekilde Şeyh Nazım’ın ifadelerinde Hatifü’r-Rabbânî’ye (Rabbânî telefon/bağ) tabi olan kimse. ilahî tecellilere ve sırlara vakıf olandır.443 439 440 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. akrabalık. 82. çeşitlenmiş olsa da. her an rıza halindedir. belaların büyükleriyle imtihan olan. ss.439 Sonuç olarak velî kavramının tanımı. Firuzebadî. birkaç yerde. mahbubuna vuslat ile kalbi ferah bulmuş. her sufînin bakış açısına göre. 401. c. Hallac’ın bakışıyla. valilik vb. birbirine yaklaşma. 1344. s. Hayrın da şerrin de Allah’tan olduğunu idrak ederek. ilahî tecellilere ve sırlara vakıf olan zâttır. ıstılahtaki velî kavramı teşekkül etmiştir. 221-222. Çünkü hakiki kul. Hallac’ın ifadelerinde. farklı açılardan tarifleridir. istediğini şerre havale ettiği için âlim. 88 . anlamları ihtiva eden bir kelimedir. yardımcı. s. Peygamber(sav)’e varis olan evliyâ. Şeyh Nazım’ın ifadelerinde Hz.: Kâsım Muhammed Abbas. emirlik. belâ ve nusubetlerin büyüklerine uğrayanlardır. halleri kendi tasarrufunda. Allah(cc)’ın hükmünü sorgulamadan sadece kulluğuna karşı şükrün edebiyle meşgul olandır. Velayet: “Velâ” fiilinin masdarı olan velâyet. hayrın da şerrin de Allah(cc)’tan olduğunu bilerek ubudiyeti terk etmeyendir. diğer insanlara nisbeten bela ve musibetlerin büyüklerine uğramışlardır. abiddir. sultanlık. b. koruyuculuk anlamında kullanılmıştır. 441 İbn Manzûr. Mansûr. Çünkü peygamberler. ss. Özetle tüm bu ifadeler müşterek bir anlayışı temsil eden velî kavramının.aynı şekilde kullanılır. Allah(cc) kullarından istediğini hayra. Lisânu’l-Arab.

Isfehanî. bâtında ise nefislerde tasarrufta bulunmaktır.696. Bu manada evliyâ. bunu mef’ul manasıyla fail kalıbında bir kelime olup “Allah’ın işini üzerine aldığı kişi” olarak tanımlar.”447 âyetini verir ve burada geçen “yetevellâ” kelimesinin mübalağa bildirdiğini. el-Müfredat. 446 Kâşânî. c. Uludağ. Hakk’a olan yakınlığı ve dostluğu kaybetme korkusudur. 248. nefsinin tasallutundan kurtulan kulun. “İnanıp da hicret etmeyenlere gelince. er-Risâle. 275. kulun Hak ile halkta tasarruf etmesi gibi manalar verilmiştir. Nübüvvetin bâtınî yönüdür. Ta’rifat. velî kelimesinin gramer yapısına da değinerek. Bu durumdaki korku.445 Dolayısıyla velayet. 79. Tasavvuf ıstılahında velayet.449 442 443 Kehf: 28/44. kuluna isimleriyle tecellisi. Kuşeyrî. Ankara 2005. kendi kökünden türemiş bir sıfat olan velî kelimesi ile de anlamlandırılır. Cebecioğlu. s. Seven. fakat inananlar hakkında sadece Allah’ın velîsi oldukları belirtilmiştir. enbiyâ gibi gönüllerde tasarrufta bulunur. 15. TTS. kurb ve temkin makâmlarına vasıl olmak. s.444 Tehânevî için velâyet. zâhirde haber vermek. Keşşâf. Velayetin şartı. s. 449 Haksever. 292-293. kulun da Mevlâsını dost edinmesi. onlar hicret edinceye kadar onların velayetinden size bir şey yoktur. 1805. Istlahatu’s-sufiyye. kullarının ve hiçbir zaman isyana düşmeyip taat üzere olanların mütevellisidir”448 anlamında meal etmiştir. Hak ile kaim olmasıdır. 444 Cürcanî. Basılmamış Doktora Tezi. hem de mevlâsı olarak kullanılmış. s. Ahmet Cahit. kişinin en yakını demektir. Yüzyıl Bir Türk Sufisi: Yakub-ı Çerhî. s. ss. s. Nübüvvet. keramet zuhur ettiği anlarda. 447 A’râf. nefsi terbiye etmek ve Hakk’ın dostluğunu kazanmak anlamına gelir. Dolayısıyla âyette “O. 448 A’râf. 7/196.446 Yakûb-u Çerhî. koruyan yahut sevilen korunan anlamına gelen velî aynı zamanda. Allah(cc)’ın kulunu. 533. mü’minlerin hem velîsi. Hak ile halkta tasarruf etmektir. bunun bir tuzak olabileceğini düşünmek ve imtihan şuuruyla korkuya kapılmaktır. Kur’ân’da Allah(cc).” Enfâl: 08/72. Konuyla ilgili “Ve O (Allah) Salihlerin mütevellisidir. ss. 2. Allah’ın. failinin O (Allah) olduğunu belirtir. 7/196. TTDS. 89 . 378.Velayet kavramı. 445 Tehânevî.

454 Allah’ın Nûru Bahsinde “feyz” anlayışı incelenmiştir.Rabıta-Murakabe. TDV İA. manevi hastalıklar ve devalarıyla ilgili hakikatler olarak düşünülebilir. hakikatu’t-tay456. Bunların berzah âlemindeki karşılığı olan hayali keşiflerinin bilinmesine yönelik hakikatler.23. 452 Kıbrısî. bu bağlamda.459 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin eserlerinde ve sohbet kayıtlarında bu hakikatlerin tafsilatı ile ilgili ifadelere rastlanmamıştır. s. süflî hakikatler ve berzahla ilgili hakikatler olmak üzere. s. Mukaddes Zât’a. hakikatu’ttevessül457. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. 450 tasavvuf kültürü ve ayetlerle hadislerin uzlaştırılmasından ortaya çıkmıştır. Bir görüşe göre insan-ı kâmil düşüncesi. s. 456 Şeyh Nazım’ın şahsi tay tecrübesi “şeyh Abdullah Dağıstanî” başlığında incelenmiştir. 460 İbn Arabî. 453 Aynı eser. Marifet ve Hikmet. velayet makâmında olan kişidir. 90 . İbn Arabî ile birlikte. daha önce nüveleri bulunan “insan-ı kâmil” kavramıyla ilişkilendirilmiştir. üç mertebe üzerinden ele almıştır.452 Nazım Efendi velayet ilmi için şu altı ilmin şart olduğunu ve velî kalbine döküldüğünü ifade etmektedir:453 Hakikatu’l-feyz454. münezzeh sıfatlara. 23. İbn Arabî bu hakikatleri. İslam düşünce tarihinde. hakikatu’l-cezbe. Mahmut. TDV İA.. 459 Bu konuda tafsilatlı izaha rastlanmamıştır. 68. hakikatu’t-teveccüh458. hads) dayanan teosofik düşünce sisteminin adıdır. Mehmet S. Yani nübüvvet makâmı çalışılarak kazanılmaz lakin velayet mertebeleri kulların gayret ve cehdine bağlıdır. s. 330-331. 450 İşrâkıyye terimi. Kaya. “Kün” emrinden doğan fiillere ve bu fiillerin sonuçlarına yönelik olan hakikatler bunlardandır. İnsan-ı Kâmil. bilginin kaynağı olarak akıl yürütmeyi (istidlal) temel alan rasyonalist Meşşâî felsefeye karşı mistik tecrübe ve sezgiye (keşf. bizler için açıklayıcı olmaktadır. 27. İran’daki İslam öncesi din anlayışları ve Yeni Eflatunculuk olmak üzere çeşitli kültürler ile İslam işrak felsefesi. c. zevk. ulvî hakikatler. ss.Hz. kesbîdir.451 Şeyh Nazım’a göre velî.Velayet kavramı. c. İşrâkiyye. 451 Aydın.460 Bu bağlamda Şeyh Nazım’ın hakikatu’l-irşad ve cezbe kavramları. 638/1240) hakikat ilimleri mevzuundaki izahları. 458 Bu tezde bkz. Bu kavramın tasavvuf literatürüne yerleşmesinde İbn Arabî’nin önemli derecede tesiri olduğu bilinmektedir. Velayet makâmı ise nübüvvet makâmı gibi vehbî değil. 455 Mürşid-mürîd Bahsinde “irşâd” anlayışı incelenmiştir. 457 Bu tezde bkz. insanların manevî hastalıkları ve tedavilerine yönelik hakikatler de bunlardandır. İbn Arabî’nin (v. Tasavvuf Sohbetleri. Makamlar ve Seyr u Sülük ile İlgili Kavramlar/e. 69-73. hakikatu’l-irşad455. Peygamber(sav) . 435.

İbn Arabî terminolojisinde. 464 www. İstanbul 2009. 463 www. Tah. Cemu’l-fevâid. 2. sufîler tarafından benzer yollarla ifade edilmiştir. münezzeh sıfatlara yönelik hakikatler olarak düşünülebilir. Filozoflar.com/060507SeektruthandReality. Muhammed el-Cerrâhî.sufilive. b. Nazım Efendi “…Âlimler hiç şüphesiz Peygamberler’in varisleridir.463 Her ne kadar evliyalar Hakikat-i Ahmediyye’den beslenseler de. c. Şeyh Hişam bunun en bariz örneği olarak Peygamberlerden ve filozoflardan bugüne kadar gelen bilgileri örnek vermiştir. birbirini tenkit ederek doğruları arar ancak nübüvvet ilmini haiz nebîler. İz Yay. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde önemli yer teşkil eder. her evliyanın bu hakikati kendi derecesi nisbetinde tanıyabileceğini söylemektedir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den nakledilen ve yorumlanan bu bilgiler. Muhammed Süleyman.Bununla birlikte hakikatu’l-feyz.: Said b. Yersiz 1351. cezbe ve irşad. 49. 91 . birbirini tasdik ederek doğruları tebliğ ederler.sufilive. evliyalar arasında kalbî iletişim vesilesiyle olduğunu ifade etmiştir.com/02262007-AwliyaTelepathy. Görüntülü sohbet video arşivimize mevcuttur. Evliyanın nasıl Peygamber(sav) varisleri oldukları. c. 462 www.462 Bu bilgilerin özünü semavî hakikatler oluşturduğu için.”461 hadis-i şerifine dayanarak. Şeyh Nazım’ın hakikatu’t-tay ve teveccüh gibi kavramları.com/020909-msh-oakland-gssl-intro-noonecandenywhatawliyahsay.sufilive. 83. s. İsmâil b. velîlerin Peygamber varisleri olduklarını söyler.464 Hakkâniyye vekilleri ve yayınları tarafından savunulan bu anlayış. s. Peygamber(sav)’e ait bu hakikati hiçbir evliyanın idrak edemeyeceğini ifade eden Şeyh Hişam.. 1137/1725) göre 461 Aclunî. misak (yevmu’l-ezel) bahsinde ontolojik yönden ele alınmıştır. söz konusu tevarüsün. Muhammed. her marifet ehlinin tasdik ettiği doğrulardır. Keşfu’l-hafâ ve muzîlu’l-ilbâs. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. berzah âlemindeki hakikatlerin bilinmesi ve bunların müşâhede âlemine indirilmesi ile ilgili hakikatler olarak incelenebilir. Mektebetu’l-Kudus. Bu tür izahlar Nazım Efendi’nin vekillerinden olan Şeyh Hişam ve Şeyh Adnan tarafından yapılmaktadır. Mesela Bursevî’ye (v. Her çağda yaşayan evliyaya tevarüs eden bu sırların hakikât-i Ahmediyye’den yansıdığını söyleyen Şeyh Hişam. Görüntülü sohbet video arşivimize mevcuttur. Hâfız. 1. kişiden kişiye değişen doğrular değil.

Hz. diğer nurlar zıllî olduğundan.: Asım İbrahim eŞazalî edDekavî. kendi özel makâmında. Hz. diğer velâyet nûru olmak üzere iki nûru vardır. nazarlarıyla ümmet-i Muhammed üzerindeki zulümatı kaldırmakla görevli velilerden bahsettiği bir sohbetinde evliyanın tasarrufları yönünde örneklerin verildiğini görüyoruz. Peygamber(sav)’i. Alâddin-i Atâr’ın sözünü de örnek vermiştir: “Eğer Şeyhim Şah-ı Nakşbendî Hazretleri teveccüh yaparsa yeryüzündeki bütün kulları velayet makamına oturtabilecek kudreti vardır” Bkz.468 Nazım Efendi’ye göre evliya. s. Peygamber(sav)’in yolunda olan veli kullar. Nazım Efendi bu düşüncesini şu şekilde ifade etmiştir: “Peygamber’den evliyaya ‘Sizin isminiz zikrolunan meclise bir hizmette bulunacaksınız’ diye emir vardır. 92 . Peygamber(sav)’in velâyet nûrunu müşâhede eden velî kullar. Hz. Peygamber(sav)’in nûru güneş gibi. Cilî. Şerh-i Salavât. haber verilen bu alametlere kendi dönemlerinde muhalif ameller işlemekten hâyâ ettikleri için. Velîler bu nurdan feyz alırlar. Buna göre kıyamete kadar olacak hadisattan haber vermiş olan Hz. Peygamber(sav)’in birisi nübüvvet. Batınına ait sırrı ise. Velâyet nûru ise. O’nun nûrundan doğmuş ve yayılmıştır. Tasavvuf Sohbetleri. Kemâlâtu’l-ilâhiyye fi’s-sıfati’l-Muhammediyye. Tasavvuf Sohbetleri. Bu hikmete binaen ümmetin âlimleri. Kıbrısî. Muhammedî kemalâtı bulunduğu hal üzere değil. benî İsrâil’in peygamberleri gibidir.466 Evliyanın tasarruf ve manevî kudretlerini örneklerle izah ettiği bir sohbetinde467 Nazım Efendi. Peygamber(sav)’in fanî âleme vedasıyla. 67. Nebî’nin nûru aslî. İstanbul 2011. Bu yüzden evliya 465 466 Bursevî.. gören kişinin kendi kabiliyeti miktarınca görür. 832/1428) göre.ilahî zuhurun ilk başlangıcı olan mutlak gaybdan sonra. 67. velinin kendi haliyle ilgili iddiaya kalkışması yasak bilinmiş ve yerilmiştir. Peygamber(sav)’in emriyle tasarrufta bulunur. ss. ss. Abdülkerim. İlkharf Yay. 468 Kıbrısî.: Cevher Caduk. Hz. Ter.465 Abdülkerim-i Çili’ye (v. hakikat-i Muhammediyye’dir. Peygamber(sav)’in ruhaniyeti aşikâr olmuştur. velayet tasarruflarını kullanmazlar. Tah. s. Kendisinin dışında kimse görmeye güç yetiremez. velinin nuru ise ışığını güneşten alan ayın nuru gibidir. 66. bu tasarrufların kullanılmadaki yetkilerini Peygamber Efendimizin(sav) Muhbir-i Sâdık sıfatıyla ilişik anlatmıştır. nübüvvet nûrunun batınıdır. Bursevî’ye göre Hz. nübüvvet nûrunun zahire ait kısmı şeriatta kalmıştır. 299. Yani varlık âlemindeki her şeyin başlangıcı ve kaynağı. Zira Hz. 84-88. Hz. 467 Ellerindeki velayet nûrunu açtıkları zaman herkesin hakla bâtılı kolayca ayırt edebileceğini.

Hz. ss. Abdullah-ı Dehlevî (v. Tasavvuf Sohbetleri. “Onlar Allah’ın nûrunu ağızlarıyla üfleyip söndürmek isterler. âlem-i berzahtan nazar ederler. Allah ise. 2. Peygamber(sav)’in yardımcılarıdır.472 Evliyânın söz konusu vazifesi hakkında benzer açıklama Nazım Efendi hakkında dua yazılmış bir eserde paylaşılmıştır. kimi 200 milyon Mü’minin 469 470 Kıbrısî. onlara âyetlerini okuyan. Evliyalar bulundukları çağdaki ümmetin affı için edenlerdir. 471 evliyanın insanlara bir hizmeti olarak da ifade edilmiştir. 85. 1240/1824)’ye göre velayet ve evliyâ’nın hizmeti. 470 nihayete erdirmektir. Allah(cc)’ın kullarına lütfu olan nurun tamamlanması. 3. Hz.bu meclislerde ya ruhaniyetleri ile hazır olurlar ya da. şeriat ve siyaset usulüyle. Kâfirler isterse hoşlanmasınlar!” Tevbe: 9/32 . Allah. emrettiği. Peygamber(sav)’in başlattığı. Bu manada velayet. İnsanlığın akaidini. Hz. kelimetu’llahı alî etmek ve Allah(cc)’ın vadini yerine getirmek olan nübüvvet gayesini.Ümmet olarak bu amaçlar doğrultusunda. Dehlevî şahu’l-velîyullah. 471 “Andolsun. ümmetin uleması ile ifâ edilmektedir.Hz. Peygamber ile insanlığa inen nûru tamamlamak. 156160. mü’minlere kendi içlerinden.Nübüvvet yolundaki barış.” Âl -i İmrân: 3/164. Peygamber(sav)’e layık olmak. Hz. Teheccüd namazlarında sorumlu mü’minleri Peygamber(sav)’e arz eden evliyaların kimi bir Mü’min. 472 Simakulunî. müjdelediği ve vadettiği işleri tamamlamak.”469 Evliyânın hizmeti mevzusu. Abdullah-ı Dehlevî. sünnetlerini yaşatmak ve övgüye layık bir rahmet toplumu olmak. Beyrut 1999. Hz. onları arıtıp tertemiz yapan. Daru İbn Hazım. Peygamber(sav)’in nübüvvetinin ve insanlığa hizmetinin halefidir. asr-ı saadet toplumunu yeniden teşekkül etmek. s. Muhammed Beşîr. daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. amellerini. 93 . nûrunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. Esere göre olduğu evliya. velayet ve velî kavramlarının mahiyetini anlamada mühimdir. evliyanın hizmetini üç ana maddede özetlemiştir: 1. Zahirde meliklerin eliyle yürütülen hilafet. ihlas ve ihsanlarını ıslah etme vazifesini bu dünyada ifâ eden son Peygamber(sav)’den sonra hilafet başlamıştır. harb. batında. onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar.

Ebu Hureyre(ra) anlatıyor. Sufi Meditation. Bu izaha göre velayet makâmında bulunan kulların tevhîd kuvvetleri. Menâkıb-ı Şerefiyye. 191. İbrahim. “Yahudilerden bir kadın. 14. velîlerin vücutlarında dağınık olarak bulunmaktadır.. ancak vahyen zehirli olduğu bildirilir. Ali(ra) ile mukayeseli izah etmiştir. Hz.16. a. Rasullulah(sav) zehir katılmış bir koyun hediye etti… Rasulullah(sav) zehirli lokmayı alır. 475 Mirahmadi. Ankara 1995.”474 Şeyh Nazım Efendiye göre. Bu halden daha kemal makâmlarda ise kuvvet.15. Peygamber(sav) ile evliya arasındaki bu bağı rabıta ile başlayan muhabbet oluşturmaktadır. Bırak o zehirli koyunu. Burkay. Allah’ın Nuru.475 Kıbrısî’ye göre bu muhabbet.476 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre evliyada da enbiyada olduğu gibi bir kuvvet-i tevhîd bulunmaktadır. s. 15. aynı zamanda. Bu makâmda bulunan nebinin vücudu ve azaları. Kimileri ise arka vagonlar gibi lokomotife uzaktır yani. Ali Efendimiz (ra) hepsini yese bir şey olmazdı. 94 .” Bkz. Her mürşîde. bütün dünyadaki 473 474 Mirahmadi. s.e.g. c. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber(sav) ile evliya arasındaki ilişki. 24. 476 Kıbrısî. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. sonraki asırlarda ümmet-i Muhammed’i irşâd ve hidayet etmek için Rasullullah(sav)’ın havass-ı ümmetinden mürşid-i kiramı tayin ve tahsis buyurdu. Bu suretle ahdu misakı alındı. Ayrıca Bkz. Durumu sofradaki ashaba duyurur ama. kalbte toplanmıştır. s. Peygamber(sav)’le doğrudan irtibat halindedirler. Bu kuvvet nebîlerin kalblerinde toplanmışken. lokomotife yakın vagonlar gibi Peygamber(sav)’e çok yakındır. s. tüm azalarında bulunmaktadır. Peygamber(sav)’i gölgeler şeklinde görür. Bera zehirin tesiriyle ölür (4974). Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi. Bu hikmeti Peygamberimize(sav) ikram edilen zehirli kuzu hadisesi477 üzerinde Hz. vesiledir. 477 Hz. Bu muhabbet ile kalb kandili tutuşur ve etrafını aydınlatır. Bu temsile göre kimi velî. s. Mü’minin kalbindeki nurun parlamasına. bu esnada lokmasını yutmuş olan Bişr b. Bu velî kullar. bu kuvvetin hiç bulunmadığı beşerin vücudu ve azaları ile aynı olduğunu Şeyh Nazım şöyle ifade etmektedir: “Peygamber (aleyhi salatu ve’s-selam) bir lokma yese ona dokunurdu.affı için dua eder. bir lokomotif ile ona bağlı 124 bin vagon şeklinde temsil edilmiştir. Hz. Akçağ Yayınları. yutmada n tükürür. kaç kişiyi davet ve irşâda memur olunduğu bildirdi. Canan.473 Bu anlayışı Şeyh Şerafeddin şöyle ifade etmiştir: “İla yevmi’lkıyam.

şehvetlerin fenâ olmasından ve onların hükmünün ortadan kalkmasından sonra. Tasavvuf Sohbetleri. Eh şimdi Hz. Bu durum kulun ubudiyetini bile unuttuğu. Batını Hak ile. ss. 142-143. Lakin kemal makâmına doğru o kuvvet. mürşid konularında. 86. Bunun için gözü hep yukardadır. Bu manada Hucvirî’ye göre fenâ halinin manası. Hakka doğrudur. bütün varlığı ile insanları Hak teâlaya 478 479 Kıbrısî. velayet. kulun içinde bulunduğu fenâ anında. ulûhiyette fani olduğu andır. Ona o zehrin hükmü yok. Peygamber-i Zişan o kuvvet-i tevhîdi azadan kalbe toplamış bulunuyordu. sonra da hakkan fenâ bulması olarak tanımlamıştır. yakar bitirirdi. İstanbul 2008. Böyle olmakla birlikte peygamberlikteki inişte insan. Hz. Şeyh Nazım tarafından altı çizilen misak anlayışı. zahiri halk ile olur. çıkış makâmlarını bitirmeden inişe başlamıştır. Hucvî’nin fenâ-bekâ anlayışıyla bütünleşen bir mahiyettedir. kalanın ismidir. ondaki beka göstergesidir. Emin Yay. Hakkın dışındaki şeylerin. 480 Hucvirî.. bütün bütün mahlûklara karşıdır. Peygamber-i Zişan ona tahammül edemezdi. ss. s. Ali hepsini yese. nefs. Nübüvvet sahibi ise. Çünkü velayet sahibi (velî). Hâce Abdullah el-Ensârî. 1034/1625)’velayet ve nübüvvet seyri arasındaki farkı şöyle ifade etmiştir: “Her iki çıkışta da insan. Hz. vücut yine eski halinde olur. 465/1072)’nin fenâ ve bekâ tanımlaması. Ter.479 Hucvirî (v. ilmen sonra cehden. Menâzilü’s-sâirîn. Kulun ubudiyetinin hakikatine tekrar vasıl olması. Ali’nin derecesi daha mı fazla? Hayır! Şimdi sizin sorunuza münasip hikaye ile cevaptır bu. yükselme makâmlarının hepsini bitirip de indiği için. Ensarî’ye göre beka. 308-309. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). kalbin içine doğru indiği vakitte. Onun her azasında hal kuvveti var. İnişte de mahlûklara doğrudur. Kıbrısî’nin genel tasavvuf anlayışına daha yakın görünmektedir. tüm hal ve sıfatlarıyla elest bezminde yaşadığı hal ve sıfatlara bürünmesidir. Bütün varlığı ile halka bakamamaktadır.480 İmâm-ı Rabbânî (v. Evliyalıktaki inişde. Zira Allah’ın nûru. Yakar.ne kadar zehirler varsa. 95 . 481/1089) fena kavramını.: Abdurrezak Tek. Ali Efendimiz daha bütün azasında olduğu için ona tesir olmazdı.”478 Kıbrısî’nin fena ve bekâ anlayışları ıstılahtaki tanımlamalardan farklı değildir. bütün bütün mahlûklara değildir. Bu konuda önemli bir çalışma olan “Menâzilü’s-Sâirîn” eserinin müellifi Abdullah-ı Ensarî (v. Onun kılına bir şey olmazdı. gaflet. Herevî.

Peygamber(sav) anlayışlarına dayandığı.çağırmaya bakmaktadır. 485 Aynı eser. batında Allah(ac)’ın yeryüzündeki hilafetini giyen zâtlardır. Hz.485 Bu konuyu Şeyh Nazım’ın mirac anlayışıyla ilgili düşündüğümüzde. Binaenaleyh Hz. fena makâmında halktan uzaklaşıp. a. sufîlerin bu çerçevedeki fenâ. fenâ ve bekâ gibi ıstılahî kavramlar açıklayıcı olmaktadır. Peygamber(sav)’in insanî yönünün.”484 Kıbrısî’ye göre velayet makâmlarının en yüceleri olan bu makâmdaki evliya yani. Mektubât. 484 Kıbrısî.g.no: 260. yürür. Yaratılış ve Varlık İle İlgili Kavramlar/e. sidre-i münteha. Mek. evliya makâmâtı hakkında şöyle bir anlayışa ulaşır. kemale geldiğinde başlangıca dönmüş olur. 483 İmam-ı Rabbanî. Şeyh Nazım’ın verdiği zehirli kuzu misali. aşk. tasavvuftaki beka anlayışıyla ilgilidir. 486 Bkz. Nazım Efendi’nin ifadesiyle “velî. 86. Peygamber(sav)’in miraçtan inişi. ruhanî yönünden daha kuvvetli olmasıyla da ilgilidir. Peygamber(sav). Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den aktardığı bu bilgiden hareketle Nazım Efendi. 96 .. Bu yüzden evliyâ.”481 İmâm-ı Rabbânî’ye göre bu durum aynı zamanda Hz. bekâ ve Hz. Ancak bana vahyolunur…”482 ayetinde bildirilen bu yön. Tasavvuf Sohbetleri. nübüvvet nuruyla verilen haberlerin muhalifinde tasarrufta bulunamaz. “Onlara söyle Ben de sizin gibi bir insanım. avam sınıfından başlar.e.no: 209. Kıbrısî’ye göre Fahr-i Kâinat Efendimiz(sav). şüphesizdir. beka makâmında bedenen halka karışıp halk olan kul. nübüvvet nûrunun ve kudretinin varisidir. kabirlerinde çürümeyecektir. yol alır. Kehf: 18/111. s. geri dönmek istememiştir. Kalbinde kavuşma arzusuyla alevlenmiş bir aşk ile sidre-i müntehadan girdiğinde.486 Yani. Bu zatlar zahirde avam. âlem-i halkta yapılan davetin kuvveti içindir.483 Dolayısıyla. 88. Evliya kemal makâmlarında ilerlediği nispette üzerindeki harikulade halleri gizler ve o nispette avam gibi görüntü ve yaşantı arz eder.Mirac Konusu. Mek. Binaenaleyh Şeyh Nazım-ı Hakkâni’ye göre velayet. tevhîd kuvvetini kalbinde toplayan velîler. Hakk’ta fena olması farkı söz konusudur. Bununla birlikte velayet makâmı olan fenâ ve 481 482 İmam-ı Rabbanî. miracda sidre-i müntehadan içeri girerken kalbinde yokluk kaygısı yoktur. s.

Meryem de bunların Allah(cc) katından geldiğini söylemiştir. 489 Ateş. sidre-i müntehaya çıkarken. “Ey Meryem. 429.2. mihraba her girdiğinde yanında bir rızık bulurdu. “Zira Allah. c.bekâ. Keramet: Keramet lugatta. Nihavend’e duyurduğu hadisesi keramete sahabe örneği olarak verilir. şeref. onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeryâ’da onun bakımım üstlendi. (O da) “Bu Allah katından” derdi. eniştesi Hz. velî bekâ makâmına indiği dairesel seyrini yapar. el-Müfredât. Meryem biraz büyüyünce.487 Kur’ân’da keramete delil olarak Meryem kıssası gösterilir. Meryem burada eğitim ve ibadet ile meşgul iken.” Âl-i İmrân: 3/37. Kamûsu’l-muhît. ihsanda bulunmak.489 Bununla birlikte Kehf Sûresi nde haber verilen Ashab-ı Kehfin hadisesi ve Musa(as) ile Hızır(as) arasında yaşananlar bu kavramın kazandığı anlamda. izzet.488 Dolayısıyla peygamber olmadığı halde Meryem’e manâ âleminden rızıkların gelmesi. itibar.490 Hz. Zekeryâ(as) üstlenmişti. Hz. miraçtan inerken. Doğduğunda yetim olan Meryem'in bakımını. Ömer’in Medine’de hutbe okurken İran. 97 . lütuf gibi anlamlara gelmektedir. mevsiminde bulunmayan meyvelerle müşerref olmuştur. 490 Kuşeyrî. Zekeryâ. cömertlik. İsfehanî. Kur’ân Ansiklopedisi. Hz. Peygamber(sav). s. ss. dilediğine hesapsız rızık verir. Nihavend’de çarpışan İslâm ordusunun arkadan çevrildiğini görüp. velî fenâ makâmına varır. “Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu. ordu kumandanına "Ey Sâriye dağa bak. 380. Kur’ân-ı Kerîm’e istinad edilen dayanaklarıdır. sâlih kişilerin böyle tanrısal lütuflara erebileceklerini gösteren delil olarak kabul edilmiştir. dağa!" diye nida ettiği ve bu sesin. s. 156-161. annesinin vadinin yerine gelmesi için Zekeryâ(as) onu Kudüs mabedindeki mihraba yerleştirdi. b. Yani nübüvvet nuru ile Hz. Meryem’in odasına girdiğinde gayb âleminden gelen rızıkları görünce bunların nereden geldiğini sormuş. er-Risâle. bu sana nereden?” derdi. "Sizden önceki milletlerde mukaddesi kendisine ilham olunan 487 488 Firuzebadî. onun yanına. bir bakıma nübüvvet dairesinin küçük bir numunesidir. lütufta bulunmak. 26. s. Zekeryâ. Peygamber(sav). 1154.

o maşayı tutan adamdır. Yani velî. Ebu Hüseyn b. 98 . sobadan ateş alan maşa gibi bir fonksiyonu haizdir. tayy-ı mekan yapar. 280-285. kalbten geçeni okur. 629. 25. Hz. hayvanlar. Tah. 118-119. Sufîlere göre bu tasarruf esnasında kul. Sahihu Muslim. Kıbrısî. er-Risale. TDV İA. Enbiya. bitkiler 491 Buhârî. 497 Hucvirî.379. s. Dâru’l-hadîs. s. bir işin içine girip idare etmek anlamları olan tasarruf.kimseler vardı.: Süleyman Uludağ. Osman. kerametlerden bahseder.493 Tasavvuf ıstılâhında keramet."491 hadis-i şerifi ise kerametin delili addedilir. Dergah Yay. Benim ümmetimde de varsa Ömer’dir.: Muhammed Fuâd Abdüldaki.497 Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’yi anlattığı bir sohbetinde Nazım Efendi. ateşi alan maşa gibi dolaylıdır. Ter. s. 140. gözden kaybolur. fiziksel imkanlar dâhilinde olmayan bereketli sofralar kurar. 6. O’nun devam eden hissi mucizeleridir.. 269. 492 Câmî. keramet kavramını genel terminolojideki manasıyla kullanmıştır.492 Velilerin kerametlerinin hak olduğu kelam uleması tarafından kabul edilmiştir. Beyrut 1991.. ss. Nefehâtu'l-uns(Evliyâ Menkıbeleri). Keramet. 54. Bunlara göre keramet sahibi veli. Peygamber(sav)’in vefatından sonra. Asıl fiil sahibi. 248. Müslim. 23. TTDS. İstanbul 2010.498 Istılahtaki sayısız menkıbe. Tasavvuf Sohbetleri. Ayrıca Bkz. tayy-ı zaman ve manevî dilleri konuşmak gibi olağan dışı fiillerin arız olması anlamında kullanılmıştır. 493 Taftazanî. yaşa nan bir tay-i mekan tecrübesi olarak ifade edilmiştir. s.Yavuz Yusuf Şevki. 496 Kuşeyrî. 495 Cebecioğlu. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). Haz. Haccâc. et-Ta’rifat. kendisinden farklı mekanda bulunanların yardımına koşar.494 Bir işte hareket etmek.: Süleyman Uludağ. tayy-ı mekan. bazen irade dışı gerçekleşir. 494 Curcanî. s. mesafeyi kısaltarak bir yere vasıl olma manasına gelen. c. s.495 Kerametin gayri-iradî olduğu genel kabul görse de. Ali b. İstanbul 2010. Fezailu’s-Sahabe. 184. Allah’ın velî kullarına bahşettiği bir lütuf ve keramet olarak tanımlanır. Sa’düddin. Şerhu’l-Akâid (İslam Akâidi).496 Bu kerametler. Allah dostlarından sâdır olan harikulâde haller olarak anlam bulmuştur. Buna göre keramet. bazen iradî. nefsini dize getirdiği için diğer mahlukâtın zikrine ve lisanına vakıf olur. 498 Şeyh Abdullah Dağıstanî bahsinde detayıyla belirtilmiş olan hadisede keramet. ss. Fezâil. ıstılahta.

”501 Hz.. 499 Attâr. Ehl-i Sünnet İ’tikadı. Onların nazarı değen kimse. Câmiu kerâmati’l-evliyâ. Zihebî. Menâkıb. Başka bir ifadeyle keramet sahibi veli kullar. İstanbul 1980. ss. Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı. a.. Beyrut 1994. Gölpınarlı. ‘Allah’ım şu işi şöyle yapacaktır’ diye yemin etseler. Basılmamış Doktora Tezi. Üzerinde ne kadar zulmet olursa olsun onun nazarının altına giren kimseler temize çıkar. özel bir anlama da sahiptir. Şeyh Nazım’ın keramet anlayışında bu hadis-i şerifin etkili olduğu kadar. 382-424. keramete örnek olarak vermiştir. s. 54. Bahar Yay. Allah onları yeminlerinde yalan çıkarmaz. ss. Hadikatü’l-Evliyâ. İstanbul 1958. 99 . bir velinin kerametini Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den naklederek ifade etmiştir.: M. 66. 1979. Kıbrısî kerameti. Dâru’l-Ma’rife. Kabalacı Yay. Gümüşhanevî. Hilmi. Başka bir ifadeyle keramet. Tezkiretü’l-evliyâ. 500 Kıbrısî. gözleri ile ibâdullahı ve ümmet-i Muhammedi temizleyecek nûr sahipleridir... Zeyneb.. Tirmizî.: İbrahim Utve Avvad. Feridüddîn-i. İsmaîl. Mesela. Bu evliyânın bakışlarının farz olduğunu söyleyen Şeyh Nazım. hidayete vesile olma kudreti manasında da tanımlanmıştır. Said es-Sevrî. Sabuncu. Tah. Dâru’s-sahâbe li’t-Turâs. İstanbul 2004. Bayramî Tarikatlerine Bağlı Dört Evliya Menkibeleri Üzerine Bir İnceleme. onların vazifelerini şöyle ifade etmiştir: “Onlar. Ahmed Ziyauddin. ümmet-i Muhmmed’i dünyada ve ahirette gözetmek. 501 Kıbrısî. 65-66. keramet sahibidir. Menâkibu’l-imâm el-a’zâm ebu Adbullah Süfyan b.. 40. Onlar. İnkiyap Kitapevi. Schimmel.e. Ahmed. İslamın Mistik Boyutları. c.500 Ümmet-i Muhammed’i hidayete sevk edecek hizmeti sürekli olarak gören velî zatların vazifelerini Nazım Efendi.”502 hadis-i şerifi naz ehli Allah dostlarının tasarruflarına ve indi ilahîdeki makbul dualarına işaret etmektedir. Mevlevî. Tasavvuf Sohbetleri. Birr.Z. 502 Müslüm. Annemarie. İstanbul 1988. Boğaziçi Ünv. 1-2. s. Nebehânî Yusûf b. İstanbul 1989. Ahmed Hocazade.499 Şeyh Nazım’a göre velî. 1993. elbiseleri eski ve kendilerine önem verilmez nice insan vardır ki.37. onları hidayete sevk edecek hizmetleri görmek olarak tanımlanmıştır. Onlar böyle ümmet-i Muhammed(sav)’e bakar. Keramet ıstılahtaki manasıyla kullanılmış olsa da. Menâkıb-ı Hacı Bektaş-ı Velî. Bektaşî. Osmanlı Yay. Peygamber Efendimizin(sav) “Üstleri başları toza toprak. alem -i misal’deki olayları. er-Risale.g.K. Haz. 214-228. ss. Bedir Yay. olgular dünyasına indirme gücüne sahiptirler. Adbülbaki. Fahr-i Kâinat efdalu’s-salatu ve’s-selam Efendimizin varisleridirler.ve taşlar ona itaat eder. temize çıkar. Kuşeyrî. Ebu Abdullah Muhammed b.

Fiten. Keramet sahibi kulda ledünnî ilimlerin zuhur etmesi ve onun dualarının makbul olması ise. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre bu kerametin ehli zat. TDV İA. bu olay. 510 Tafsilat için bkz. s. Kulum bana devamlı olarak nafile ibadetlerle de yaklaşır.511 Şeyh Nazım’ın misalindeki keramet sahibi zatın. Allah’ın nûruyla bakar”505 hadis-i şerifine atfen bu konuyu Allah’ın nûru ile farklı bir açıdan izah etmiştir. 505 Canan. s. nazarlarıyla insanları hidayete sevk etmesi. 25. manevî keramet nev’inden misallerdir. maddî keramet kadar.510 Keramet. Tasavvuf Sohbetleri. Enfâl: 8/17. 38.Allah’ın Nuru. Kütüb-i Sitte. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. s.Allah’ın Nûru. farz kıldığım amellerin yaklaştırdığı derecede sevimli bir şekilde yaklaştırmamıştır. Bu halin yaşandığı anda kul.508 bazen de irşâd sahibi mürşîd509 olarak tanımlamıştır. s.506 Nazım Efendi bu nûrla bakan kulu bazı yerlerde mü’min. 507 Kıbrısî. Onu sevdiğim zaman da işiten kulağı. 511 Yavuz. “Mü’minin firasetinden sakının zira o. 4. 508 Aynı eser. c. Ancak Allah attı”504 ayetindeki sırlara mazhar olurken. İbn Mâce. bu kerametin işaretlerini gözlemledikleri manevi bir durumdur. varoluş adetlerinin dışında fiiller sergilemeleri. kullarımı bana. 506 Bkz. s. 100 .507 bazı yerlerde levh-i mahfuzu okuyabilen âbid. yürüyen ayağı olurum. bu tasnif üzerinden değerlendirildiğinde.“Hiçbir amel. Allah’ın nûru ile bakan kullardandır. maddi keramettir. gören gözü. aynı zamanda. 503 504 Buhârî. Çünkü bu keramete şahit olanların. c. 672. c. tutan eli. maddî ve manevî olmak üzere iki çeşit bir tasnif dâhilinde de ele alınmıştır. Rikak. 40.”503 Hadisinin de etkili olduğu şüphesizdir. Keramet Md. 13. Bu nûrla bakan kullar aynı zamanda. Bununla birlikte bu tecrübeyi yaşayan kişi açısından. 509 Aynı eser. Bu gayretinin neticesi olarak ben onu severim.Misak Bahsi (Yevmu’l-ezl). 14. 14. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. somut olduğu da söylenebilir. kendi algı dünyalarında tecrübe ettikleri maddi bir tecrübe değil. elest bezmindeki hitabı her an işitenlerdir. 269. manevî keramet nev’indendir. Bu tasnife göre çevredeki mevcudatın. 16. sobadaki koru taşıyan maşa misali “Attığın zaman sen atmadın. ilahî esmanın tecelli ettiği hane olur. Kıbrısî.

517 Bu kerametler. Nazım Efendi bugünü.Şeyh Nazım. büyük ve aslî cem’iyet (insanın esmaî hakikatleri) ve hükmü tashih edilen cem’iyetine (insanın kevnî hakikati) göre değişir. Bu güç verilene bir şeref değil.g. Tasavvuf Sohbetleri. s. Bu durumda insanın işi ve hali. Kıbrısî. Bu ilişki “ümmetin avamına bu fazilet verilirse. Bu anlayışa göre Allah(cc). 514 Bu örneğe göre Şah-ı Nakşibendî’ye. her evliyanın Rabbinden aldığı tasarruf kuvveti nispetindedir ki bazıları. sonuçta ve başlangıçta tam olarak mazharı olduğu esmaî ve kevnî hakikatlerin neticesini değiştirebilir. Bugünün evliyalarına ise bugünün zorlu fesat zamanlarından dolayı daha âlâ bir tasarruf kudreti verilmiştir. velayet sırrına vakıf olan evliyaya. s. a.e. Mehdi(as)’ye ait emanetlerin gözetilmesinden sorumludur.: Ekrem Demirli. Sadreddin. “Ve yeryüzünde ve gökyüzünde bulunanların tümü size musahhar kılındı”512 ayetinde bildirildiği gibi yerde ve gökteki her şeyin musahhar kılındığını ifade etmiştir. (Aladdin-i Attar’ın ifadesine göre) bir teveccühüyle insanları velayet makamına çıkarabilecek tasarruf kudreti verilmiştir. Söz konusu tasarrufa esas teşkil eden 512 513 Casiye: 88/13. İstanbul 2002. Şeyh Nazım’ın sır anlayışıyla bir bütünlük oluşturur mahiyettedir. s. evliyalarına ne verilmiştir” şeklindeki bir fikir yürütmedir. 638/1240)’ye göre bu tasarruf insanın.”516 İbn Arabî (v. insana bu âlemde hükmetme gücü vermiştir. 69.e. vazifesinden bahsetmiştir. Şeyh Nazım bu konuda geçmişteki ve günümüzdeki Allah dostlarının tasarruflarını misal getirmiştir. 120.514 Günümüzdeki evliyanın keramet ve tasarrufuna örnek olarak Nazım Efendi. Bu büyük aslî cem’iyet.g. her evliyada farklı zuhur eden tasarrufa. Miftâhu Gaybi’l-cem ve’l-vücûd (Tasavvuf Metafiziği).513 Nazım Efendi’ye göre bu ikram. 673/1274)’ye göre söz konusu keramet.. Marifet ve Hikmet. Peygamber(sav)’den doğrudan emir alan tek velî olduğunu ifade ettiği bu zât. 515 Kıbrısî. Konevî bu anlayışı şöyle ifade etmiştir: “İnsan. halifelik yönüyle ilgilidir. âlem-i berzahta dahi devam eder. 516 Konevî. 517 İbn Arabî. İstanbul’da yaşayan Allah dostu bir zâttan ve o zatın sırrı olarak da ifade edilen. s. 68. bunun sırları ve tafsili hükümlerinin suretlerinden ibarettir. 122. Bu açıdan keramet. bir sınamadır.. 126. “hakikatü’l-hakaik” diye isimlendirilir ve insan-ı kâmillerin halleri. a. insan-ı kâmilin gerçekleştirdiği sır anlayışı ile ilgili izah etmiştir. 140.. keramete ve sırra delalet eder. “Benim ümmetimden fesat zamanında bir sünnetimi dirilten kimseye yüz şehid sevabı vardır” hadis -i şerifiyle tanımlamakta ve bugünkü evliyânın tasarrufuyla ilişkilendirmektedir. Ter. İz Yay. Kıbrısî.515 Sadreddin Konevî (v. s. 101 .

521 Razî. Erzurum 2001. 21-22. evliyanın ruhâni olarak hazır bulunduğu veya nazar ettiği meclislerde bulunan kişilerde. a. 15. gelir. kendilerine O'nun âyetleri okununca bu. Bu halini muhafaza eden evliyaya Allah(cc). Aynı yer. 1324/1906) da keramet ile ibadet arasındaki benzer ilgiyi kurmuştur. 102 . bir ürperme halinin meydana geldiğini ifade etmiştir. Basılmamış Doktora Tezi. 520 Enfal: 8/2. s.518 Nazım Efendi. İsa.husus. ibadetle artar ve taatla korunur.”520 Razî’ye göre bu ayetteki ürperme. Kerameti manevî bir güç ve tasarruf olarak tanımlayan Kıbrısî’ye göre bu güç. Mefâtihu’l-gayb.. Tasavvuf Sohbetleri. haşyet ise. Berzah âlemindeki bir evliyanın adının zikredildiği meclislerde onun ruhaniyeti hazır olarak bulunabilir. 37. Abidin paşaya göre velayetin ilk işareti. 15. 524 Çelik. ümmet-i Muhammed(sav)’in misak günündeki ahidlerini yerine getirmelerine yol açmaktır. Bu inayet ile atıldığı zaman dönmeyen kaza ve bela okları.e. c. kalbin titremesi. nûrun ayetten ya da nûr sahiplerinin (evliyânın) nazarından çıkıp. Nazım Efendiye göre tasarruf Rabbi’nin izniyle olur ve bu Allah(cc)’ın dostlarına bir lütfudur. Âbidin Paşa’nın Mesnevî Şerhi ve Tasavvufî Düşünceleri. Atatürk Ünv. Ebediyete Davet.. 129 -130. onların duasıyla yoldan geri döner.524 518 519 Kıbrısî. Kur’ân-ı Kerîm’in lafzı ile beraber okunmuş ve Kur’ân lafzından o nûru alanlar olduğu için ümmet içinde bu güne kadar yayılarak gelmiştir. ss. zemmedilen ahlaklardan sıyrılmış olmak ve çok fazla ibadet yapmaktır. ile ilgili görülmektedir. 523 el-Hakkânî.522 Kıbrısî’nin bu düşüncesinden hareketle. ss. Allah’ın nûru Peygamber Efendimiz(sav)’e Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte indirilmiş. ss.519 “Gerçek Mü’minler ancak o Mü’minlerdir ki yanlarında Allah zikredilince kalpleri ürperir.521 Nazım Efendi’ye göre bu ürperti Allah’ın nûru. Allah(cc)’a duyulan haşyetten. Allah(cc)’a duyulan sevgi ve ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır.523 Osmanlı dönemi mutasavvıflarından Âbidin Paşa (v. onların imanlarını artırır ve yalnız Rab'lerine güvenip dayanırlar. 121-122. 522 Kıbrısî. inayet ihsan etmiştir.g. s. Mü’minin kalbine tesir etmesi şeklinde anlaşılmaktadır.

bugüne kadar tüm gelmiş geçmiş ümmet-i Muhammed(sav)’in tamamını.Şeyh Abdullah Dağıstanî. ailesini tanır gibi bilerek. Şeyh Şerafeddin’e göre irşâd. tevarüs üzerinden izah eder. bu vazifeler arasında gösterilmişse yapılır. tevhîd-i ilahî’ye ve tasdik-i nebevî’ye muvaffak olmaktır. mürîdleri içerisinde amel ve itikat cihetinden en zayıf olanını bile hidayete sevk edebilmektir.525 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî bu dokuz büyük kerameti haizdir. Dokuzuncu keramet. kalbinde bir lahza dahi masivallahtan havatırın girmemesidir. Beşinci keramet. bu kerametin gereğidir. o hâtırdan dolayı gusül abdesti alıp. Bu tezde bkz. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur.527 Evliyaya ve mürşid-i kirama bahşedilen dokuz büyük keramet hakkında Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’nin tafsilatlı izahı mevcuttur. kendisinden sonrakilere tevarüs ederek kümülatif olarak artar. Menakıb-ı Şerefiyye. İkinci keramet. Bu muvaffakiyet. Bu mürîdan içerisinde dünyada görüşülmeden vefat edenleri dahi bu fazilet ve kemâlâttan mahrum etmemek. Şeyh Nazım.Nazım Efendi’ye göre bu asırdaki büyük evliya ya. hidayete ve kemâlata sevk etmektir. ss. bir Kur’an hafızının bildiği gibi bilmektir. 44-49. Dördüncü keramet. kendine ait hak ve hukuktan dolayı ümmet-i Muhammed(sav)’den bir şahsın dahi intikam-ı ilahîyeye mazhar olmasına razı olmamaktır. kendisine hakaret ve iftira ile övgünün müsavi olmasıdır. Böylelikle son zamanın büyük velileri. Peygamber(sav)’in nübüvvetten önce ve sonra. kendi ve ümmeti için yaptığı tüm dua ve münacâtlarını. tövbe etmedikçe ilahî huzura durmayı kendilerine haram kılarlar. 103 .8. 119. yevmu’l-misakta gösterilen vazifenin eksiksiz ifa edilmesidir. kelime-i tevhide “Muhammedu’r-Rasulullah” kelimesi ne zaman eklenmişse. geçmiş velilere verilmeyen dokuz büyük keramet verilmiştir.sufilive.526 Bu çağdaki velilere verilen dokuz büyük kerametin neden geçmişteki evliyaya verilmediğini. Yedinci keramet. o zamandan beri olmalıdır. Hz.528 525 526 Kıbrısî.com/02182007-earh-awliyah. Altıncı keramet. 527 www. Bu izaha göre birinci keramet. 528 Burkay. Sekizinci keramet. Bu izaha göre önceki evliyanın sır ve marifetleri. onlara dua ve münacatta bulunabilmektir. Bu keramete sahip zatlar kendilerinde masivallah görürlerse. tüm bu kalbî birikimi miras alır ve dokuz büyük keramete de sahip olurlar. Tasavvuf Sohbetleri. s. Giriş/Halidiyye-i Hakkaniyye Tekkeleri/a. Üçüncü keramet kendisine yevmu’l-misakta emanet edilen mürîdanı.

529 Şeyh Şerafeddin tarafından Şâh-ı Nakşîbend hakkında ifade edilen bir menkıbe. et-Taarruf. 80. Allah dostlarından sâdır olan harikulâde hallerdir. Bu haller Allah’ın nûru ile bakan velî kullardan sadır olur. veli kullar için tasarruf kavramıyla izah edilmiştir. peygamberleri yalanladıklarında. Davet edildikleri hakikatleri idrak acziyeti yaşayan insanlar.g. Bu menkıbeye göre Şâh-ı Nakşîbend. s. Bu kudret. Şeyh Şerafeddin’in belirttiği dokuz keramet üzerinden bakacak olursak.530 Özet olarak Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre keramet. hizmetlerindeki devamlılığı sağlarlar. evliya tasarrufuna örnek olacak mahiyettedir.Şeyh Şerafeddin tarafından sayılan bu tüm bu kerametler. Peygamber gibi doğru sözlü olan Evliyâ’nın. Allah(cc) tarafından doğrulanması ise kerametle olur. irşad vazifesi başladığından. tarikat içerisinde hakikate vasıl olan zümrenin makâmına idhâl etmiştir.e. keramet sahibinin zikir ve dua üzerine inşa ettiği takva ve merhamet hayatıyla ilgili olduğu kadar. Bu kerametle birlikte. enbiyâ gibi doğru sözlü. velî kullarına musahhar kılınmıştır. sâdıklardan olur. yerde ve gökteki her şeyi. Allah(cc) onları mucizeleriyle doğrular. ibadetle hizmetlerini artırırlar. kalbini havatırdan daima koruma kerametine vasıl olur. Gördükleri hakikatlere ve güzelliklere insanları davet ederler. 104 . Kıbrısî’ye göre velî kulun en önemli kerameti. keramet sahibi. Peygamber(sav)’in merhametinden bir şube olma kerametine vasıl olur. bir sonuç olmaktadır. bu hayatın başkalarını irşâd etmesiyle de alakalıdır. Mürşîd-i A’zâm(sav) ile kurbiyet ve ayniyet kerametine ve bunun neticesinde Hz. ahdine sâdık olarak bir hayat yaşadığı zaman. insanları hidayete sevk etme hizmeti ve bu hizmetin devamlılığıdır. Bu açıdan bakıldığında keramet. Keramet ehli zatlar. Tehanevî’ye göre bu durumda evliyâ. taatla 529 530 Kelâbâzî.. bir amaç ya da sebeb değil. ss. Burkay. a. Allah(cc). 79-87. Kıbrısî’ye göre. misafirlerinin tümünü bir nazar ile.

halkı Hakk’a götürmekle görevlidir. s. Güney. 3. s. Müessesetü’l-muhtar. yani kutbu şu cümlelerle tanımlamıştır: “Kutup. Sargavî Hasan. 534 Kıbrısî. Kâhire 1987. Ama bunu gerçekleştirebilmek çok az kişiye nasib olmaktadır.3. Curcânî. kendindeki bu özellikle kâinatın mahkûmu değil. Mu’cemu’l-fazu’ssufiyye. s.b. 235. manevî derecesi büyük. varlıklar içinde sadece insana vermiş ve buna bağlı olarak cümle kâinatı da onun emrine boyun eğdirmiştir. 129. kuzey kutupları. Kamûsu’l-muhît. 162.532 Allah(cc)’ın yeryüzünde her zaman kendisine baktığı kutub. hâkimi gibidir. Mıknatısın eksi artı uçları da kutub adını alır. TTS. Kutub olabilme özelliği. Allah(cc). 35. Zira mutlak bağımsız yetki ve güç sadece Allah(cc)’ındır. buyruğunca hareket ettikleri lideridir. s. Cürcanî. 1326-1327. 386. Bir kavmin kutbu.533 Nazım Efendi’ye göre kutub. Uludağ. 533 Kâşânî. Bu iki ucu birleştiren eksenin merkez noktasına da kutub denilir. Kutub: Çoğulu aktâb olan kutub kelimesi. Cebecioğlu. hesap gününde noksanları bulunan ümmetin azabına talip olarak kendilerini feda eden kimselerdir. Istılahatu’s-sufiyye. değirmende alt taşa yerleştirilen ve üst taşın dönmesini sağlayan demir anlamına gelmektedir. TTDS. Tehânevî. Ancak kutub kendi ihtiyarı ile hareket edemez. emaneti. c. s. ss. kendi asrında bulunan ümmet-i Muhammed(sav)’in yerine kendini fedâ eden kimse olarak da tanımlanmıştır. Tüm bu tanımlamalara ek olarak kutub. kendi ekseni çevresinde dönen kürenin sabit kalan iki noktasıdır. kutub üzerinden cereyan ederek vuku bulur. Ta'rîfât. dünya hayatında bu temennide bulunan Bâyazîd-i Bistâmî’yi bu fedailere örnek olarak vermiştir.531 Istılahta kutub. 31. Tasavvuf Sohbetleri. velî.534 Nazım Efendi kutbaniyet makâmında bulunan velî kulu. herkeste bi’l-kuvve vardır. s. velî bir kuldur ve âlemin ruhu olarak değerlendirilir. 105 . bütün inâyet üzerine inzal olup içinden gerek ulvî 531 532 Firuzebadî. âbid vasıflarını ihtiva etmektedir. 223. Emir âleminden halk âlemine doğru meydana gelen tenezzül olayları. Dünyâmızın alt ve üst tepe noktalarıdır. s. Yani onlar. Ta’rifât. 186. âlim. Emaneti tahakkuk ettirebilen yani onu kuvveden fiile çıkarabilen kâmil velî. Geometride kutub. Keşşâf. ss. 126. Nazım Efendi.

29 Kutupluk vazifesinin ümmî bir demircide olduğunu bilen Beyazıd -ı Bestamî Hazretleri onu ziyarete gider. (sen) razı oluncaya kadar vereceğiz’ buyurmuştur. hasta ise “geçmiş olsun” demeye giderdi.538 ashabından birini üç gün göremezse. s. o bir tek olur.”535 Nazım Efendi bir menkıbe536 üzerinden kutubların yaşadığı en acılı ve en çetin çilenin. 537 Kıbrısî. Peygamber(as) bütün âlemlere 535 536 Kıbrısî. 2/295. gerek süfli âlemlere. Ruhu’l-me’anî fi tefsiri’l-Kur’âni’l-Azim ve’sseb’e’s-mesâni. 540 Alusî Ebu Fadıl Şehabeddin Seyyid Mahmud. Peygamber(sav)’in “Ümmetim. Uzaktaysa onun için duâ eder. ümmet-i Mahammed(sav)’in ahretteki halleri ve çileleri olduğunu beyan etmiştir.Velayet.539 Hz. İbn-i Hibbân. 9/243. 30. benim elimi öpmekle benim içindeki ateş sönmez ki der. Vaktin kutbu odur.16.âlemlere. gayelerine döndürecek. benim için Allah’a dua ediver!” demişti. Tas. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. gelecek. Peygamber(sav). a. c. Cebrail(as)’e “Git ona de ki: ‘Biz sana ihanet edecek değiliz.”540 Bu manada Hz. 541 Hz. “Biz Seni âlemlere.”542 ayetindeki sırda olan zâttır. ss. Âişe(ra). Peygamber(sav)’e vâris olanlar içerisinde evliyânın hizmetleri konusunda. Ümmetin hakkında sana. Bunun üzerine Rasûlullah(sav). İdaretu’l-Minyeriyye. Ümmeti için sürekli gözyaşı ile dua eden Hz. Bestamî. Sahîh. evliyanın ve onlar içerisinde kutbun. Âişe vâlidemiz o kadar mesrûr oldu ki. Bkz. Bestamî: Sen benim elimi öpme ben senin elini öpeyim der. 106 . Hazretin geldiğini gören demirci işini bırakıp Hazretin ellerini öpmek ister. 160-161.g. kalbimi daima mahzun eden. 29. 538 Hz. benim ümmetim için her namazda yaptığım duâmdır” buyurdu.537 Şeyh Nazım’ın kutub için tanımladığı bu çile. Şeyh Nazım’ın tafsilatlı görüşü için bu tezde bkz. alev alev tutuşan. gerek yerlere dair ve içerisinde olan bütün mahlûkatı yaşatacak. 47/7111 539 Heysemî. “Vallâhi bu. sendeki ateş nedir deyince. mahşer gününde bunca isyanları ile ümmet-i Muhammed’in hali nice olcak? Diyerek çocuk gibi hüngür hüngür ağlamış. c. gerek semâvata. Peygamber Efendimiz(sav)’i neşeli gördüğü bir gün: “Ey Allah’ın Rasûlü. bu halleri bulunduğu çağda en derinden yaşayan kişi olduğu anlaşılmaktadır.. gizli ve açık bütün günahlarını mağfiret eyle!” diye dua etti. evindeyse ziyaret eder. s. O da: “Senin duan beni neden sevindirmesin ki?” dedi.1. Hz. sevincinden başı önüne düştü. 542 Enbiya: 21/107. demirci: Ey Sultanım! Benim içimde olan. Tasavvuf Sohbetleri. onları vücutta tutacak inâyeti taksim eden zât demektir. Peygamber(sav)’e varis olması ile direkt olarak ilgilidir. Beyrut. ancak rahmet olarak gönderdik. Çünkü Hz. onu sorardı.541 Şeyh Nazım’a göre kutub. Rasûlullah(sav) “Allah’ım. O asırda binlerce evliya olsa da. beni bir lahza rahat bırakmayan.: Seyyid Muhammed Dişkeri el-Alusî. Hz. Rasûlullah(sav) “Dua etmem seni sevindirdi mi?” diye sordu. Âişe’nin geçmiş. Demirci: Ah Sultanım. Peygamber(sav)’e vâris olanlar içerisinde kutub. ümmetim” diye ağladığı gecelerin birinde Allah(cc). Heysemî.e.

Bir yerde fazla durmazlar. Onlar çokça hasta olurlar. evladı. Lakin abdal tabakasına dâhil olduktan sonra. 107 . s. o gibi nesneleri terk etmişlerdir. tasarruf sahibi oldukları ve dünyadaki diğer evliyaya vazife dağılımlarını emrettikleri ifade edilmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. onun ömrü uzun olur. 31. makâmında sabit durur. Peygamber(sav)’in sünneti olduğu rivayet edilen her hususta çok titiz davranan abdallar taifesinin mezarları. Kutbun haricindeki abdallar.544 Ricâlullah’tan pek çok zat ile görüştüğünü bildiren Abdurrahman Camî (v. yerin sathi ile aynı seviyededir. Bin seçilmiş evliyanın içerisinde 313 zâtın. s. 90. 545 Câmî. Camî’ye göre. beşeriyet itibariyle diğer insanlar gibidir. ümmeti ziyana götürürler. Peygamber(sav)’in gönderildiği tüm insanlara rahmettirler.545 124 bin evliya hiyerarşisi içerisinde kutbun nasıl bir makâmı olduğu konusundaki bir sohbet Hakkâniyye’nin resmi internet sayfasında paylaşılmaktadır. abdal sınıfına girmeden evvel nikâhlanırlar. tebeddül eder. Hakkâniyye câmiasında görülen kutup telakkisine kaynak olan bir terminolojiye sahip olduğu görülmektedir.rahmet olarak geldiği gibi kutuplar ise Hz. kutub. hasta olurlar. 27. Hızır ve İlyas(as) kutbu ziyaret eder. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Yerler. 124 bin evliyanın bin tanesi millet meclisindeki mebuslara benzetilmiştir. emlak ve malları bulunur. Kutbiyyet vazifesini almadıkları halde kutupluk iddiasında bulunanlardan veya mürîdanın kutupluk yakıştırmalarından razı olanlardan. 898/1492). içerler. Şeyh Nazım’ın Almanya vekili tarafından yapıldığını düşündüğümüz bu sohbette. ona hürmet eder ve onun arkasında namaz kılarlar. Hz. Peygamber(sav)’in mahşerde davacı olacağını ifade etmiştir. Mezarlarını. s.543 Nazım Efendi’nin silsile şeyhlerinden olan Şeyh Şerafeddin. Hz. başkaları bilmez. tedavi görürler. Burkay. Peygamber(sav) tarafından verilecek bir görev olduğunu ifade etmiştir. Şeyh Şerafeddin’e göre bu kimseler. Menakıb-ı Şerefiyye. değişir. kendilerini tedavi ederler. Hz. Yükseklik ve bina gibi bir alametleri yoktur. kutbaniyet makâmının Hz. Buna göre ricâlullahın hali. Bunların evleri. Bunların içinde bulunan 543 544 Kıbrısî.

Osmanlı Yayınevi. Ali(ra) ve Hz. Peygamber(sav) kademi üzere olan velî. Bunlardan Hz. fıtratı üzere olan evliya ise kutubdur. Bunların haricinde her biri 12 yüce peygambere vekâleten hizmet eden kutuplar vardır. Bunlar içerisinde. sadece kendisinden manevî yardım istenilen zâta verildiği için. geçmiş peygamberlerin fıtratı üzere olan evliyalardır. Ebu Bekir fıtratı üzerine olan velî kula ise. gavs olarak da isimlendirilmiştir.com/?page_id=2212. Ömer(ra). Zehra Dedeoğlu. Nefs Mertebeleri. Nakşibend’in sağ omzundan eksik olmamıştır. Gavs yardım istemek. Kırklardan başka ricâlu’l-gayb erleri denilen yedi zât vardır. onları bilmek için onlara manen yakın olmak gerektiği ifade edilmiştir.548 Bu konudaki benzer ifadeler Şeyh Şerafeddin tarafından da zikredilmiştir. Hz. Osman(ra). iman etmeyen insanlara kadar herkesin yiyeceğinden içeceğine kadar sorumlulukları vardır. Hem kutupların. Muhammed Mustafa(sav)’ya vekâleten iş yapar. Allah(cc). Ebu Bekir’in(ra) ruhaniyeti. ss. Ta'rîfât.naksibendihakkani. Peygamber(sav)’e vakt-i saadetlerinde ihsan edilen dört ashabın. kutbu’l-aktâbdır. biri güneyde biri doğuda ve biri batıda bulunan bu zâtlar. Hz. yerdeki karıncadan. Hz. 177. Bazılarına göre de gavs kutbun da üstünde bir velîlik makâmıdır. Şâh-ı Nakşîbend. kurtarıcı velî olan kutbun unvanıdır. Muhammed(sav). Bu unvan. 371. her gün imsak vaktinde efrad-ı ümmettin isimlerini sayarak hatmetmiş ve 546 547 http://www. Biri kuzeyde.546 Tasavvufta kutub. Kırklar Kur’ân’a mükellef olan herkesten sorumlu olsalar da. 548 Nakşıbendî. kutub tabiri ile birlikte kullanılır. Bütün bunlara emir veren bir kişi vardır ki gavsul azamdır. manevî mertebelerin en yükseğine erişmiş. Hz. Ebu Bekir(ra). Hz.547 Başka bir görüşe göre kutub. İstanbul 1996. darda kalanlara yardım edebilen. feryâdetmek anlamına geldiğinden tasavvufta. gavsu’l-a’zâm denir. halifetullah olarak da anılan. 108 . bu sorumluluklarının mahiyeti bilinemez. Curcânî. Fatıma’ya(ra) vekâleten vazifeli olan bu zâtların haricinde “evtad” denilen dört tane evliya vardır. Sad: F. Hz. Keşfu'l-mahcûb.kırkların vazifelerinin bilinemeyeceği. 04/2011 tarihinde görüldü. Hz. Hucvîrî. 9495. s. Bu ifadelere göre Şâh-ı Nakşîbend’e irşâd vazifesinin verildiği günden itibaren. hem ricalullahın başı Gavsul Azam.

Görevi. 55-56. Ahmet. TTS. 25. İkinci Bölüm/Makamlar ve Seyru Sülûk İle İlgili Kavramlar/c. 109 . kutbu’l-mutasarrıf. bir kişi İsrafil meşrebi üzere bulunur. 555 Hz. Peygamber(sav)’in “abdal” olarak bahsettiği şahısların özelliklerine istinaden diğer kavramlar gelişmiş ve bu zâtların vazifeleri hususunda muhtelif tasarruf ve vazifeler atfedilmiştir. 555 Kıbrısî.549 Bu münacat Şeyh Şerafeddin’e göre. Futuhâtu’l-Mekiyye. alt derecelerden üstte doğru nücebâ. 385-387. Yersiz 1975.552 Ancak ıstılahta ricâlu’l-gayb anlayışına istinad edilen hadis-i şeriflerden bir tanesi şöyledir:553 “Bu ümmet içerisinde üçyüz kişi Âdem meşrebi üzerine. Hz. nükebâ. ss. Suudi Arabia 1998. s. 552 Bu konuda bkz. 551 İbn Arabî Muhyiddin. 550 Burkay. s. 322. Tasavvuf ve Tarîkatlar. Peygamber(sav)’i davet etmektir. 585-601. Kara. 223. Menâkıb-ı Şerefiyye. Beytu’l-efkâru’d-devliyye. Musned. Hz. dünyadan çıkacak kulu noksanlardan arındırıp ikmal ettikten sonra. Keşfu’l-mahcûb(Marifet Bilgisi). son yedi nefese sığdırılmış lahzalarda. s. 553 Yıldırım. yedi kişi İbrahim meşrebi üzere. c. Tasavvuf Sohbetleri.onlar için münacatta bulunmuştur. ss. kademe kademe ifâ eder. Mur. ss. İmanî noksanlıklar ikmal edildikten sonra.550 İbn Arabî’ye göre. Şeyh Nazım’a göre. Hz. Yılmaz. Kutbu’l-mutasarrıf bu vazifeyi. Tah. Tasavvuf ve Tarikatlar. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde de yaygın olan bu anlayışa istinad 549 Tafsilatı için bu tezde bkz. Aclunî. Hucvirî.”554 Tarikat-ı Hakkâniyye’de kutub. s. 2. el hey’etu’s-Suriyyetu’l-âmetu’l-kitâb. Peygamber(sav)’i davet eder.Mürşid/Kutup. 157-183. beş kişi Cibril meşrebi üzerine. 554 Ahmed b.. 251-254. 322. 1. Tasavvufun Temel Öğretilerinin Hadislerdeki Dayanakları. s. abdal. c.: İbrahim Harkûr. TDV Yay. 276. eimme ve kutup şeklinde551 sıralanan ricâlu’l-gayb’ın yapısı içerisindeki hiyararşik düzen konusunda ortak bir görüş bulunmamaktadır. abdal adıyla nakledilen hadislere isitnad edilerek oluşmuştur. selamete ve saadete vesile olur. kutbu’l-aktab. Keşfu’l-hafâ.: Osman Yahya. s. Uludağ. ümmete hâsıl olan belalardan emanete. bir Mü’minin ruhunun kabz olunması halinde hazır bulunan kişidir. ss. mutasavvıflar arasında. Peygamber(sav) başlığında da değindiğimiz bu anlayış. s. TTDS. üç kişi Mikail meşrebi üzere. Ankara 2009. Hambel Ebi Abdullah. evtâd. Kutbu’l-mutasarrıf. kırk kişi Musa meşrebi. Cebecioğlu. 80. kutbu’lirşad gibi kavramlarla birlikte kullanılmıştır.

c. 558 K. Kutub olarak anlaşılan bu kişinin aklında irade ettiği şey. Konevî (v. müstaid zatın zikri esnasında ortaya çıkmaz. sufiler içerisinde muhtelif şekillerde örneklendirilmiş olsa da. s. Dolayısıyla ateşten közü alan. Hz. Kutub. Bu mürşîd-i kâmillerden birisinin iradesi. Müstaid. en büyük ve en kâmil imam olur. “ekmellik” derecesine yükselmiş mürşid-i kâmiller vardır. Peygamber(sav)’in ümmeti içindeki manevî kuvveti gibidir. en şerefli. 50. ikincisi de. s. kalbine dünya ve ahiret işlerinden bir havatır gelmeden zikretmeye muktedir olan kişidir. bu kullarını vesile kılar. 629. Şeyh Şerafeddin’e göre “Seridyakin” namındaki cin taifesi. Tasavvuf Metafiziği. 470. s. gerçekleşir. kutbu’l-bilâd ve kutbu’l-mutasarrıf. 673/1274)’ye göre. “müstaid” olarak nitelendirdiği zatlarda görüyoruz. akl-ı külün dışında değildir. ilahî mizan ile icra eden mürşîdler arasında. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 1.edilebilecek bir hadis-i şerif şöyledir: “Ümmetimde Abdallar otuz tanedir. sureti ve zahir varlığı. onlardan zahir olan keramet veya yardımlar. 559 Burkay. şeriate göre kötü gördüğü dahi olsa. 140. Adnan. Allah(cc)’ın iradesi dışında zuhur edemez. ateşten közü alan maşaya benzetilmesidir. Menâkıb-ı Şerefiyye. yardıma vesile olan bu kişilerin. el-Muktedir ve el-Muksir isimlerinden kaynaklanan adaleti. Camiu’s-sagir. 49. boğazından beş gün lokma geçmemiş zatın rızkını düşünmesi. kutbu’l-irşâd. Şeyh Şerafeddin’e göre iki havatır. müstaid derecesindeki kimselere fitne ve fesatlık fısıldar. Cebecioğlu. s. Allah(cc)’ın tüm esma ve sıfatlarının tecelligahı olur. Yeryüzü onlar sebebiyle ayaktadır. genel olan görüş.557 Nazım Efendi’ye göre kutbu’l-mutasarrıf ile birlikte beş kutub vardır. Onlar sebebiyle yağmura mazharsınız. 3032. Kutublar. onlar sebebiyle yardıma nail olursunuz. abdallar değil. TTDS. Keramet hususunda verilen örnekte de olduğu gibi bu kişiler. kutbu’l-aktab. kullarına inzal edeceği merhamete.558 Bu anlayışın Hakkâniyye içerisinde dayanakları olabilecek ifadeleri Şeyh Şerafeddin. en faziletli. s. Şeyh Adnan’a göre. Bunların fiilleri sadece birkaç esmanın değil. o maşayı elinde tutan kudrettir.”556 Bu hadis-i şerifte bildirilen yardım.559 556 557 Suyutiî. Nakşibendiyye usul ve ıstılahına göre 12 bin kelime-i tevhidi. iradelerini Allah(cc)’ın iradesinde erittikleri için. Peygamber(sav)’in şefaatte bulunduğu lahzayı düşünmesidir. Çünkü onun aklı. ilk aslî irade ile birleştiğinde. Birincisi. kendisinde el-Adl. Konevî. 110 . Dolayısıyla Allah(cc).

Tirmizî. birbirinden farklı niteliklere sahip evliyâ içinde nübüvvetten en fazla payı alandır. Şeyh Şerafeddin. Allah(cc)’a verdiği sözde sâdık kalan ricalden olduğunu ifade etmiştir. kutbu’lekber ve kutbu’l-irşâd. Hakîm Tirmizî’ye göre hâtemu’l-evliyâ. Hz.com adresinde neşredilen sohbet video arşivimizde mevcuttur. s. 562 www. diğer kaidesinde de Şeyh Abdullah’ı durdurarak elini havaya kaldırmasını istemiştir. Çarşı kapılarından birine varınca. orada kapının bir kaidesine kendisi.561 Bununla birlikte Şeyh Hişam Kabbanî. velîler hiyerarşisinde yer alan. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. hatemu’l-evliya ile de ilgili tanımlanmıştır.sufilive. Yan yana on kişinin sığabileceği kapının diğer kaidesinden Şeyh Abdullah fiziki koşulları hiç düşünmeden ellerini kaldırdığında.Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. 1920’lerde yaşanan bu olay. havada Şeyhinin eli ile bir kemer oluşturduğunu Şeyh Hişam’a söylemiştir. ahirette Peygamber-i Zişan’ın Sancağı altında toplanacağını bildirilmiştir. Kutbu’l-irşad mertebesi. onu şeytandan ve nefsin desiselerinden koruyan özel bir mühürdür.562 Istılahta ilk defa Hakim-i Tirmizî tarafından tanımlanmış olan kutub kelimesi. 386. aynı kalıbı velâyetle ilgili olarak da kullanmakta ve bu ifadenin “velilerin sonuncusu” değil “velilerin mührü” anlamına geldiğini ima etmektedir. “nübüvvetin mührü” olmasından dolayı olduğunu savunmuştur. Dolayısıyla Hakim Tirmizî’ye göre hâtemu’l- 560 561 Bkz. ricalin vazifelerinin Hakkâniyye’de nasıl yorumlandığı hususunda ehemmiyet arz etmektedir. Cebecioğlu. nübüvvetin batını olarak tabir edilmiştir. Şeyh Abdullah’ın kendisinden naklettiğini ifade etmiştir. en büyük velîlere verilen isimdir. nebilerin sonuncusu olmasından dolayı değil. TTDS. 111 . Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde kutbu’l-aktab ve hatemu’l-evliya olarak nitelenmiştir. halifesi Şeyh Abdullah’ı aldığı bir manevî vazife icabı İstanbul Kapalıçarşı’ya götürmüştür. Muhammed(sav)’e ihsan edilen bu peygamberlik lütfu.560 Tasavvuf ıstılahında kutbu’l-aktab. o gün o kemer altından geçen yerli ya da yabancı herkesin. Şeyh Hişam bu olayı. Şeyh Abdullah. Peygamber’in nübüvveti ile alakalı olarak tanımladığı “hâtemu’l-enbiyâ” kavramını. K. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin. Hz. Tirmizî. Şeyh Hişam’ın bahsettiği şu hadise. Şeyh Abdullah ile şeyhi Şerafeddin Efendi’nin İstanbul’da ikamet ettikleri bir döneme tekabül etmektedir. Adnan.

O ebedi olarak sa’y halindedir. 120-121. Tah.evliyâ olan kişi. Tasavvuf Sohbetleri. Tah. Matba’a Kasulikiyye. 93. Gavs ve hatemu’l-evliya olarak da anılan kutub. Hakîm Tirmizî ve Tasavvuf Anlayışı. bulunduğu vakitte tek olan. Hakîm Tirmizî ve Tasavvuf Anlayışı. hazineleri ise hatem ile muhafaza etmektedir. Matba’a Kasulikiyye. alemlere rahmet olan. Kitâbu hatmetu’l-evliya. ss. 260.567 Özetle Şeyh Nazım’a göre kutub. bütün velilerden sonra gelecek olan tek bir veli değil.563 İsmail Hakkı Bursevî’ye göre her asırda mevcut olan kutub döneminin hatemu’l-evliyâsıdır. Ulaşabileceği en son menzil ise kurb hazinesidir. 421. s. 566 Kıbrısî. ıstılahta Hakim Tirmizî anlayışına en yakın olduğu kanaatindeyiz. Çift. kırk sene kutbaniyet makâmında kaldığını ifade etmiştir. 259. 564 Bursevî. İstanbul 2003. mahlukâta gelen inayeti taksim eden zâttır. 50. Kara Mustafa. Beyrut Tarihsiz. ss. Beyrut. âlemi halife ile. kutbaniyet makâmını şeyhi Ahmet Suhurî’ye atfen zikrederek. sonuç da Hz.566 Şeyh Nazım’a göre bu makâmın bir mutasarrıfı olan Şeyh Suhurî. 49. s. Hatem. 45. 1. 112 .: Osman İsmail Yahya. c. Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi. Çift. Başlangıç Hz.. 567 Aynı eser. Dergah Yay. s. Hâtemu’l-evliyânın makâmı ihsan hazinelerindedir. 421-422. O şöyle demektedir: “Allah. İsa ile olacaktır.”564 Hakim Tirmizî’nin yer yer zikrettiği ve ferdaniyyet makâmında bulunduğunu ifade ettiği “münferid” de Hatem ile aynı zattır. Hakkâniyye meşayıhının özellikleriyle de tavsif edilmiştir. imanı nakşetmiştir. ümmetin hidayetini dert edinen.565 Şeyh Nazım’ın kutub anlayışının.: Osman İsmail Yahya. Adem ile idi. Kitâbu hatmetu’l-evliya. her dönemde var olan ve adeta tasavvuf tarihinde “kutub” sıfatıyla anılan kişidir. her asırda yalnızca bir tane olan kutubdur. ss. 563 Hakîm Tirmizî. ss. Enbiyânın makâmından perdeler ona açılmıştır. Ferdaniyet makâmıyla beraber zikrettiği. 565 Tirmizî Hâkim. Rûhu’l-beyân. s. huzurunda kelime-i şehadet getiren herkesin kalbine.

577 Bununla birlikte Allah(cc)’ın nûru Kur’ân-ı Kerim’de. 321-324.”570 ayetinde geçen nûr. kendisiyle hidâyet bulacağınız îmân) kılsın. eşyanın görülmesine ve idrakine vesilesidir. el-Müfredat.: Vahdettin İnce. 573 “Nûr üstüne nurdur (yani.. 580 Tabatabaî.573 Mü’minlerin ışığı. s. İşaret Yay.. Isfehanî. adaleti. 570 Nûr: 24/35. Kevser Yayınevi. ilahî mizanı. ss. Kur’ân Terimleri Sözlüğü. 5.568 dünyevî ve uhrevî olmak üzere iki çeşittir. Allah’ın mesajı. 571 Tevbe: 9/32. 630. el-Mîzân fî tefsîri’l-Kur’ân. Hadîd: 57/28.. Başka bir ayette ise.YARATILIŞ VE VARLIK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: a. “Allah’ın nuru” şeklindeki ifadeye tefsir kitaplarında. hidayet olarak da tefsir edilmiştir. Bu tasnife göre Allah(cc)’ın ismi olan “en-Nûr” uhrevidir. 508.571 imân. 526. 1. s.574 Kur’ân ve Tevrat’taki hükümler. Nebi’nin(sav) beraberindekine) tâbi olanlar. 579 Tevbe: 9/32. Hakk’ın adı. 576 “Arz Rabbinin nuruyla aydınlanacak” Zümer: 39/69. 113 . 575 “Ve O’nun beraberinde indirilen nura (yani.” A'râf: 7/157 “De ki: “Musa’nın getirdiği o kitabı (yani.569 Allah’ın nûru konusunda muhtelif anlayışlara kaynak olan “Allah göklerin ve yerin nûrudur. c.572 Hz. hidayetin yolu gibi manalar verilmiştir. 125. Muhammed Hüseyin. Lisânu’l-Arab. 577 Mukâtil b.” Nûr: 24/35. 3. 578 Saff: 61/8. Peygamber(sav). c. ayetlerdeki yerine göre. Firuzebadî. c. s. 572 “Sizin için kendisiyle yürüyeceğiniz bir nûr (yani. ALLAH’IN NÛRU: Arapça’da ışık. Kur’ân terimi olarak nûr.580 568 569 İbn Manzûr. Dünyevî nûr ise. ışığınızın aydınlığında yürüyelim)” Hadîd: 57/13. Allah’ın esmasından biri olan nûr. akılla idrak edilen Kur’an’ın nuru ve gözle idrak edilen kamerin nuru gibidir. s. “Onlar ağızlarıyla Allah’ın nûrunu söndürmek istiyorlar.14. c.575 Allah(cc)’ın nûru576 olarak mana kazanmıştır. Süleyman. (yani. aydınlık mânâlarına gelen nur. 402-407. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nûrunu tamamlayacaktır”578 mealinde zikredilmiştir. 574 “Bize bakın da nurunuzdan iktibas edelim. İslam dini. el-Mu’cemu’l-vasît. Tevrat’ı) kim indirdi?” En’âm: 06/91 . Allah’ın nûrunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmayacağı579 bildirilmiştir. ss. nebi neslinden gelen nebidir). 491. tevhid esasına dayalı düzeni. Ter.2. s.

118. ledün ilmiyle ortaya çıkmasına denildiği gibi. Hz.587 Bu anlayışı şekillendiren kavramları müstakil olarak ele aldığımızda. 79. Bu iki nûr maddîdir. Hakk’ın adı değil. 584 Kıbrısî. 583 www. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Kur’ân-ı Kerim. s. ss. Nur.sufilive.Allah’ın nuru ve Hz. kâinattaki suretlerde ortaya çıkan vücûd olarak tanımlanmıştır.583 Peygamberlere(as) indirilen İlahî feyz.582 Allah’ın nûru. güneş ışığıdır. TTDS. el-kıstâsu’l-müstakîm (Mirâcu’s-sâlikin).: Yaman Arıkan. sır ve hidayet. İlahî mizanın ve tevhide dayalı düzenin kendisi değil. c. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 586 Kıbrısî. Beşinci nûr. 582 Gazalî. Uludağ. Tehânevî.e. Eskin Matbası. d. Duyular âleminde ışık olarak bilinen nur ve bu nûrun idraki için insanda bulunan göz nûru.com/CommingofMahdi. Adnan. s. Kavâidu’l-akâid.581 İmâm-ı Gazalî (v. gizlenmiş bir şeyin. TTS. Altıncı nûr. Kâşânî. mutlak nûr olan Allah’dır. 585 el-Hakkânî.Nûr. Tasavvuf Sohbetleri. 30-31. bu düzenin temini için gerekli olan imandır. onun ihtiva ettiği feyiz olduğu anlaşılmaktadır. 280. Cebecioğlu. nûru altı farklı manada izah etmiştir. Istlahatu’s-sufiyye. Dünya üstü olan ülvî âlemlerden olan üçüncü nûr. ss.. Keşşâf. s. mutasavvıflar tarafından. Allah(cc)’ın ez-Zahir isimli tecellisi. 2. meleklere ve cinlere kıblegâh olma sebebi. 15. kalpten masivayı çıkarıp atılması sonucunda nâil olunan. s. İbn Arabî’nin varlık anlayışına benzer bir yaklaşım görmekteyiz. eşyanın hakikatlerini idrâk eden akıl ve nefs nurudur. Hakk esmasının tecelli ettiği bir hidayet yolu olarak anlaşılmıştır. Ta’rifât. Ter. a. s. Bu nûr. Bu anlamda Allah’ın nûru Allah’ın mesajının kendisi değil ancak.586 Allah(cc)’ın merhametinin semeresi gibi manalara gelmektedir. 1971. 581 Cürcânî. 587 K. Peygamber(sav)’e verilen feyzu’l-akdes. 1731-1732.585 kulun dünya hayatında gerçekleştirdiği iman. s.584 her kulda bulunan ve ortaya çıkarılmayı bekleyen hazine. Nazım Efendi’nin ifadelerinde. Dördüncü nûr. Peygamber’in Sırrı. Ebediyete Davet. ayet ve hadislere işarî tefsir ekolüyle yaklaşımı ve bu yaklaşım içerisinde. s.g. 317. s. 114 . 204-208. 562. Rasûl(sav) ve ilim için kullanılır. 46.1. Kâinattaki suretlerde ortaya çıkan vücûdtur. ilahi vâridât olarak da tanımlanmıştır. Âdem(as)’in. 505/1111). diğer iki nurdan daha şereflidir. Bu tezde bkz.

Adnan. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. Peygamber(sav) başlığında incelenmiştir.Nazım Efendi’ye göre bu nûr.Hz. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışını incelememize ışık tutmaktadır. Hz. Cenab-ı Hakk’kın kullarına ilahî bir lütuftur. Bu anlayışa göre “Şüphesiz ki biz.g. Bu anlayışın detayları Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. 589 K. Hakkâniyye içerisindeki ortak terminoloji ile yapmıştır. ss.sufilive. 15.e. Şeyh Hişam’ın Şeyh Abdullah’tan naklettiği bazı ifadeler. 30-31. Âdem(as) kendisindeki bu nûrdan dolayı meleklere ve cinlere kıblegâh olmuştur. 592 Bakara: 02/156. Giriş/Halidiyye-i Hakkaniyye/Şeyh Hişam.. Peygamber Efendimiz(sav)’e verilen aslî nurdan yansımalardır. Peygamber(sav) bu nûru. a. Ancak vahdaniyet âlemi ‘Muhammedu’r-rasu’lullah’ da denen nasutî âleme yansıması.588 Bu nûrun taşıyıcıları şeref sahibi kullardır. 591 Bu tezde bkz. Allah’a mahsusuz ve şüphesiz O’na döneceğiz”592 ayeti. bu yansımalar bittiği zaman. Âdem(as)’e konulan bu nûrun kaynağı ehadiyet âlemi ‘La ilahe illallah’ da denen âlem-i hakikidir. Mesela Şeyh Hişam’ın590 bu konudaki özet açıklamasına göre Hz. Peygamberlere verilen nûrlar. Kulun dönüşü işte bu nûra olacaktır. her kulun gerçek sırları (nûru) zuhur eder.589 Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde bu nûrun ontolojik izahı detaylı yapılmıştır. Bkz. bütünü tamamlayan cüzler olarak önem taşımaktadır. Peygamber . Nazım Efendi’ye göre bu nûrun kendisine eriştiği kişi 588 el-Hakkânî. Dağıstanî’den tevarüs eden ve Şeyh Nazım’ın ifade ettiği bazı anlayışları detaylandırmamız hususunda. s. Dolayısıyla bu nûrun ehadiyet âleminde bulunması sebebiyle. 115 . CommingofMahdi. Bu bağlamda Hakkâniyye içerisindeki yapılmış ontolojik ifadeler. onun mahiyetini hiçbir evliya bilemez591 ancak. tasavvuf anlayışındaki varoluşsal yönleri genel ifadelerle ancak. ashabın ve diğer Mü’minlerin kalbine nakletmiştir. Ebediyete Davet. Bütün Peygamberler(as). Bu konulara izahat getirmeyen Şeyh Nazım. 590 Nazım Efendi’nin Şeyhi Abdullah Dağıstanî’nin halifelerinden olan Şeyh Hişam. 593 www. Peygamber(sav)’in nûrundan (Hakikat-ı Ahmediyye) olur. Hz.593 Bu nûr kalb-i Muhammedî’den ümmetinin kalbine aktarılan feyzu’l-akdes olarak da ifade edilmiştir.com. Şeyh Hişam’a ait görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. aynı zamanda Şeyh Nazım’ın damadıdır. kulun kendi sırrına dönüşüne işaret edilmektedir. bu nûrun taşıyıcılarıdır.

hakikî iman. Canan. 116 . Kıbrısî’nin anlayışında açıkça ifade edilmemekle birlikte. ümmetine getirdiği anlaşılmaktadır. 4. insanlık için bir nurdur. ontolojik anlayışında. Hangisini rehber edinirseniz. varlık mertebelerine göre iki ayrı mevcudiyet olsa da.599 Bu mana. nûru Ahmedî’nin âlemlere rahmet olduğu. Tasavvuf Sohbetleri. Kıbrısî’nin vekilleri tarafından getirilen ontolojik yaklaşımda. kalemu’l-a’lâ ve akl-ı evvel olarak da ifade edilen. 270. s. Âlem. Bu anlayışa göre en-Nûr ismi. 290. Allah(cc)’ın zatî isimlerindendir. Hz. nûru Ahmedî’den yaratılmıştır. Peygamber(sav) “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”598 ayetinde bildirildiği gibi. İnsanlığa hidayet rehberi ve nûr olarak gelen tüm peygamberler. Peygamber(sav)’in ise bu nûru. Nazım Efendi’ye göre “Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. 15. nurlarını. Muhammed(sav)’dir.g. a..596 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu görüşü ve vekillerinin şerh ettikleri ontolojik yaklaşım. 832/1428) tarafından da savunulmuştur. nûru Ahmedî’den alırlar.e. hakikî aşk ve şevk makâmlarına mazhar olur. Peygamber Efendimiz(sav)’e Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte indirilmiş. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. Abdülkerim-i Cilî (v. c. Peygamber(sav)’den daha kadim bir zât bulunmamaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’in lafzı ile beraber okunmuş ve Kur’an lafzından o nûru alanlar olduğu için ümmet içinde bu güne kadar yayılarak 594 595 Kıbrısî. Kutub-i Sitte.”595 hadis-i şerifinde bildirilen sahabenin tamamı. Farklı bir ifadeyle Cilî. Hz.1. hidayet bulursunuz. Hz. 596 Kıbrısî. s. 598 Enbiyâ: 21/107. 597 Mâide: 5/15. Nazım Efendi’ye göre bu nûr. 306. elest bezmindeki hitabı an be an işitip Allah’ın nûruyla nûrlanan kişilerdir. hakikatte tek olduğu anlaşılmaktadır.594 Bu mazhariyete nail olanların başında Ashâb-ı Kirâm gelir. “Gerçekten size Allah’tan bir nur geldi”597 ayetinde zikredilen nûr. 46. 599 Cilî. Peygamber(sav)’in aynı varlık düzeyi olarak ele alınmıştır. zımnen bulunmaktadır. Bu yönüyle Hz. ss. s. nûru Ahmedî ile Hz. Farklı bir ifadeyle varlıkta. Hakkânî çevresinde ise bu durum.

Allah o nûru taşıyan erbabının kıyamet gününe kadar devam edeceğini vâdetmiştir. Senin kalbine Rûhu’l-Emîn indiriyor”602 ayetine istinaden. kandillerin tutuşturulması. Nazım Efendi şöyle ifade etmektedir: “Rasulullah Efendimiz’in(sav) kalbine inen bu nûr.e. 606 Ahzâb: 33/46. kalpteki nurun parlamasını. Nisa: 4/174. 15. 79. kandilin tutuşmasına benzetmiştir. 15. Şeyh Nazım’ın genel tasavvuf anlayışı ile birlikte düşündüğümüzde. Bu nûrun tutuşma mahalli kalbtir. 604 Kıbrısî. 117 . Peygamber’in kalbi olduğunu savunmuştur. a. Şerh-i Salavât.”604 “… O’nun peygamberliği ile birlikte indirilen bu nûrun ardından giden kimseler var ya…”605 ayeti. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. nûrun anlaşılmasında önemli görülmektedir. 603 Bursevî. s. “Onu. kandil. Peygamber(sav)’in “aydınlatan bir kandil”606 olarak tarif edildiği ayetin. Istılahta bu anlayışı İsmail Hakkı Bursevî (v. kalb kandilindeki 600 601 Kıbrısî. Hakim Tirmizî (v. Hz. haşyet. Allah’ın nûru bugüne kadar kalblerden kalblere intikal ederek bu güne kadar gelmiş ve yevmu’l-kıyamete kadar devam edecektir. Bu izaha göre iman. Kalbi bir kandil olarak tasvir eden Kıbrısî. 602 Şuarâ: 26/193. s. s.gelmiştir. o nûru taşıyanlar olarak meal edilmiş olduğunu söyleyebiliriz. yağ ve fitil misaliyle izah etmiştir. bu nûrun iniş yeri Peygamberlerin(as) kalpleridir. Bu ifadelerdeki anahtar kelime olarak tanımlayabileceğimiz “kandillerin tutuşması”. nurun iniş mahallinin. Ebu Bekir Sıddık’ı(ra) tutuşturdu. açığa çıkması olarak anlaşılmaktadır. takva ve muhabbetin nurları. Peygamberlerin kalplerinden Mü’minlerin kalplerine bu nurun aktarıldığını.603 Nazım Efendi’ye ait ifadelerin genelinden anladığımız kadarıyla. Nazım Efendi’ye göre. 318/932) kalbi ve içindeki nûru. Peygamber(sav)’e indirilen nûr olarak tefsir edilmiş diyebiliriz. 1135/1725) de savunmuştur. kulun yaratılışına dercedilmiş olan nurun.g.600 “… Biz size apaçık bir nûr indirdik”601 ayeti Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Kur’ân bu nûru ihtiva etmektedir ancak. Sıddık’ın nûru ise bütün Sahabe-i Kiram’ın kalblerindeki kandilleri tutuşturdu.. bu ifadelere kaynak olduğu şüphesizdir. Nitekim Bursevî. 605 A’raf: 07/157.

bir azizin hizmetine geldiği zaman Ubeydullah gibi gelmesi gerekir. Allah(cc)’ın rahmeti olarak ifade etmiştir. kıyamet gününde kabrinden çürümemiş olarak kıyam edeceğini ifade etmiştir. a. ss. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Allah(ac) nûrunu tamamlayacaktır. Bu nûrun parlaması. 30-31. gizlidir. Camî. Adnan. 611 el-Hakkânî. Bu rahmet nûru o kadar kuvvetlidir ki.e.610 Ayrıca Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. bir kıvılcım beklerdi”608 Nazım Efendi’nin genel ifadelerine dayanarak bu nûrun mahiyeti itibariyle ebedî olduğu.fitil tutuşunca çıkar.607 Nakşî meşayıhı içerisinde Yakûb-u Çerhî (v.609 Bu nûrun tamamlanması Peygamberler. Ebediyete Davet. doğudakiler gibi istifade edebileceklerini şöyle ifade etmektedir: “Bu rahmetin cezbesi insan fıtratına ve ruhaniyetine tesir eder. bu rahmanî cezbeden ne kadar uzakta olursa olsun ruhaniyeti nasiplenebilir. kalbtir. Allah(cc)’ın rahmetinin ezelî ve ebedî olmasından dolayı kıyamete kadar devam edecektir. bu nûrdan.”612 Bununla birlikte Nazım Efendi’nin ifadeleri genel olarak değerlendirilirse. 607 608 Hâkim. 609 Saff: 61/8. 33-35. Bu nûrun madeni. gözden akan yaş gibidir. Tasavvuf Sohbetleri. 550. 612 Kıbrısî. bu nura ait şuaların bulunduğu kalbde iman hâsıl olmaktadır. 79. 851/1447).. 118 . şöyle kullanmıştır: “Bir tâlib. içinde bulunduğu cisimleri de kıyamete kadar ebedîleştirdiği söylenebilir. kalıpları batıda bulunsa bile kalbin doğuya yöneldiği bir anda bu nûrla buluşması anında iman hâsıl olur.611 Nazım Efendi 1977 yılında yaptığı bir sohbetinde nûru. Peygamberlerin(as) yaşadığı mekânlara. Şeyh Nazım. 610 K. fitilini ve yağını hazırlamış. şeytan. bu nûrla dirilen hücrenin (bedenin) ölmeyeceğini ve çürümeyeceğini dolayısıyla. dünya ve hevâ yaratılışın başladığı hakikî nûrun mülk âlemindeki yansımalarını izale etmek istese de. ss. s. sıddıklar. Nefis. Çerağı almış. Onlar bu nûrun vahdaniyet âleminden mülk âlemine tenziline vesile olanlardır. Zahir oluncaya kadar mevcudiyeti. velîler ve Mehdi(as) ile olacaktır. Bunlar.g. 17-20. Beyânu’l-fark. s. Kulun kalıbı (cismanî bedeni). ss. yani şark (Ortadoğu) beldelerine inen bu nûr. bu misali. garp beldelerinde yaşayan kulların da.

tıp çalışmalarında da yer almıştır. aynı zamanda bu nuru nakletme görevini de icra ettiği görülmektedir. s. beyinde kaydedilen elektroencephalogramdan (EEG) genlik (amplitud) bakımından ortalama 60 misli daha büyük. sadece tasavvuf konularında değil. bu sinir sistemi ile. bugüne kadar kalbten kalbe aktarılarak. nûr üzerinden tabir etmiştir. Allah(cc)’tan Resulüne(sav) inen nûr. Bu nûru en ziyade kemiyette ve en kâmil keyfiyette taşıyan Peygamber Efendimizdir(sav). Bu manada insan kalbi. Çünkü tasavvuf literatürüne göre mürşidler. nurun bir kandil gibi tutuşturduğu kalbin. 119 . gelmiştir. insan kalbinden yaklaşık 50–70 cm mesafeden SQUID (Süperiletken Kuantum İnterference Cihazı) tabanlı magnetometreler ile ölçülebildiği Psikofizyolojik çalışmalarda tesbit edilmiştir. Ebu Bekir(ra) ve/veya Hz.615 Kıbrısî’nin ifadelerinde. kalbin ürettiği elektirik alanın. Bu yönüyle kalb. 254-260. 615 Kıbrısî. beyinde üretilen manyetik bileşenden yaklaşık 5 bin kere daha güçlüdür. Şeyh Nazım’a göre. Hak Dost 4. İçindeki nûr ile etrafındakileri aydınlatan kişi.614 Bu nûrun aranacağı adres ise. Kıbrısî. ‘Arkanıza dönün de. Beyinden bağımsız en az 40 bin sinir hücresinden yapılmış. kendine has kompleks ve sırlı bir sinir sistemine sahip olan kalb. manyetik bileşeni de. bir irşâd vazifesi ifa ettiği için mûrşid olarak nitelendirebiliriz. irşâd vazifelerini Peygamber(sav)’den itibaren Hz. O’ndan aldığı nûru bu güne kadar getirenler vardır. Bu çalışmalara göre kalbde elektrokardiyogram olarak (EKG) ölçülebilen elektrik alanı. Bu durum. Allah’ın birliğine tam iman olarak zuhur etmesi. 14. dokular tarafından 613 614 Hadîd: 57/13. o nûru kendisinde bulunduran zatlardır. Nazım Efendi bu vazifeyi. Kalbde üretilen biyoelektromanyetik sahalar. Ali(ra) aracılığıyla bu güne kadar gelen silsile üzerinden ifâ etmektedir. nûr araştırın!’ denilecek”613 ayetini delil göstermektedir. ss. Nazım Efendi bir sohbetinde bu nûrun aranması gerektiğini belirterek “O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar şöyle diyeceklerdir: ‘Bize biraz bakınız da nurunuzdan alalım!’ Onlara. Tasavvuf Sohbetleri.aydınlattığı kalbde. anlamına gelmektedir. “kalbdeki beyin” olarak tanımlan bir siteme sahiptir. vücut sarayında en güçlü ve geniş elektromanyetik alanın üretildiği bir sistemdir.

geldiği yere. Bulanlar ise dünya hayatından bir nûr alarak. 120 . ruh ile cesed arasında bir vasıtadır. 254-260. CA 2001. Nazım Efendi. kalbin ritmik aktivitesi ile üretilen kan basıncı. aynı zamanda o enerjinin yayılma sahası içinde bulunan kişiler tarafından da hissedilebilir olduğu tesbit edilmiştir. 617 Bursevî. ehadiyet âlemi. ruh ile cesed arasında bir birliktelik oluşur ve böylece insanın bir düzen çerçevesinde sürekliliği sağlanır. Selim. sadece bedenin her tarafına iletilmekle kalmaz. şöyle ifade etmektedir: “İnsan kalbi latif (cisimden uzak) tarafıyla ruhun ışığını alıp. ahrette de ferah içinde olurlar.. yani Rablerinin huzuruna çıkarlar. Science of The Heart. İstanbul 2004. Tomasino. Kalbin Keşfedilen Yeni Boyutu.”617 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs ettiğini düşündüğümüz “nûru aramak” ifadesi Hakkâniyye yolunun temel sohbet mevzularındandır. kıyamete kadar bu mekanizma içinde devam edeceği söylenebilir. cismiyle kesif (iç içe) olan tarafıyla cesede ulaştırmasından ötürü. 126. 01-001. tutuşmuş bir kandil gibi. Aydın. Hak Dost 4. Biaenaleyh nûr. Işık Yay. Institute of HeartMath. Publication No. kulun dünya hayatında bu nûru alarak. ss.616 Bu manada nurunu gerçekleştirmiş bir kalb.”618 Nûr konusunda Şeyh Hişam’dan nakledilen ontolojik anlayışın. hakikat âlemi ve hakikat-ı Ahmediyye üzerinden izah etmiştir. Aynı şekilde felekler ile hareketleri arasında vasıta olan nüfus-ı nâtıka-i felekiyye (nefisleri)dir. geldiği yere dönmesini Şeyh Hişam. bu nûru aramaktan gafil oldukları için bulamazlar. Sızıntı Dergisi. Atkinson-Dana. 616 Rollin. 618 Kıbrısî. Bu sinyaller. ses basıncı ve elektromanyetik dalgalardaki değişiklikler ile kalbin dışına ulaşır. Kalbde yaratılan bu elektromanyetik enerji.emilerek yok edilemeyeceği ve bir iletici güç olduğu anlamına gelmektedir. bu ifadelerde zımnen bulunduğu şüphesizdir. ışığını diğer kandillere nakledebilecek mahiyettedir. McCraty-Mike. Hatırlanacağı üzere. Bu nûru bulanlar dünyada da. sayı Mayıs 304. Şerh-i Salavât. Bilimsel verilerle bir yönü ispat edilmiş bu hakikatin tasavvufî yönünü Bursevî. s. vücuttaki her organ ve hücre tarafından algılanan sinyaller üretir. Vücuttaki bir verici istasyonuna benzetebileceğimiz kalb. bu nûrun aranacağı yerin dünya hayatı olduğunu şöyle ifade etmektedir: “Dünya hayatının araçlarını amaç edinenler. Bulamayanlar ise iki âlemde de telaş içindedir. Kalbin bu vasıtalığı iledir ki.

Kıbrısî’nin nûr anlayışına getirdiğimiz bütüncül yorumları destekleyen ve besleyen bir veçhi olması hasebiyle mühimdir.622 Bazen manevî bir hazine veya sır olarak ifade edilen bu nûr. ümmetine yani. Hz. Nazım Efendi bu düşünceleri şöyle ifade etmektedir: “Senin de hazinelerin var. Peygamber(sav) . bütün ümmet-i merhûmeye ve mâsivâullâha umumî olmasını tekrar temin için ve bu feyz-i kudsiye ile ta’zim için bu nûr nakledilir. Allah’ın nûru. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. Peygamber(sav).Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin ifadelerinde. Kula düşen. dünya hayatında gafil olanların. Abdullah-ı Dağıstanî’nin şeyhi Şerafeddin-i Dağıstanî de sohbetlerinde Allah’ın nûrundan bahsetmiştir. her kulda birbirinden farklı kemiyet ve keyfiyettedir. ebedî hüsrana sebeptir. 121 . bocalayıp dururlar”619 ayetine atfen bir bocalama ve telaş içinde oldukları ifade edilmiş olabilir. zuhur etmeyecektir. onları azgınlıkları içinde bırakır. insanlığa adanmış bir hayat yaşamıştır.”621 Nurun naklinde umumiyet temennisi. Bu manada âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. kendilerindeki nuru (Nuru Muhammediyye) aramaktan gafil olacağına işaret etmiştir. kendindeki bu hazineyi nûr sahiplerinin rehberliğinde bulmaktır. ahiret saadetine. Dolayısıyla bu kullar. 3. Bu nurun kulda zuhur etmesi. 4. Hazinesi olmayan insan olmaz. 621 Aynı yer. Burkay. Ebu Bekir(ra)’e neden nakledildiği konusundaki hikmet.620 Bu nûrun Hz. “feyz-i akdes” olarak ifade edilmiş ve bu nûr. bu rahmetin umumi olması için. 622 Bu tezde bkz. ehadiyet âleminde olan Nuru Ahmediyye ve nasutî âlemde bulunan Nuru Muhammediyye kavramları bulunmasa da. Menâkıb-ı Şerefiyye. Buraya kadar değinilen nûr. aksi ise. kulun yaratılışında bulunan ve dünya hayatında iman olarak zuhur edebilecek bir potansiyel olarak. ss. hakikât-i tevhîd ve esrar-ı mahz-ı tevhîd ifadeleriyle tarif edilmiştir. şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî tarafından şöyle beyan edilmiştir: “Ebubekir Sıddık Hazretleri’ne nakledilen feyz-i kudsiyyenin. Lakin gafil 619 620 A’raf: 07/186. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî sohbetlerinde. Dolayısıyla ahiret âleminde gaflet ehlinin fıtrî nurları (Nuru Ahmediyye). Rabbânîdir. “…Allah.

Bu manada nûr konusu. Cilî. Hakk’ın Zat’ından aldığı nûr ile diğer insanlığa tecelli etmekte ve onları gafletten uyandırmaktadır. Peygamber(sav). Peygamber(sav). rahimlerde ve sülblerde dahi bir peygamber vasfını haiz oldu ve gaflete düşmedi. yorum yapmıştır. Kemâlâtu’l-ilâhiyye.625 623 624 el-Hakkânî. kendindeki nur ile diğer insanları da gafletten uyandırmaktadır. Kendisindeki nurun zatî olmasından dolayı Hz. sıfatların açığa çıkışında da. Peygamber(sav). melekût âleminin. gaflete düşendir. Hz. Onları bulamazsa insan. gaflete düşmedi. ontolojik olarak Hz. şehadet âlemi üzerinden idraki için. kuldaki nurun bir hazine gibi ortaya çıkarılması. Hakkânî çevresinde. Bu değerlendirmeye göre söz konusu gafletten mahfuz olan Hz. kendindeki bu nurdan dolayı. 56-57.624 Hakkânî içerisinde bu konulara getirilen ontolojik izahlar ile Cilî’nin bu yaklaşımı arasındaki ince farklılık. 263-264. Allah’tan gaflete düşmemiştir. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. Peygamber(sav) ve O’nun varisleri olan insan-ı kâmillerin bulunmasıyla olmaktadır. Peygamber(sav)’in nasuti âlemdeki varlığı ile taayyünü evveldeki varlığının aynı olduğunu esas alarak. Bu yaklaşım. her vücud mertebesi farklı şekilde ele alınmış ve izah edilmiştir. göz açıp kapayıncaya kadar. 625 Bu tezde bkz. insanoğlunun kendisine tayin olunan kemal mertebesine ulaştırmak için gönderilmiş zatlarla o yollar bulunur. Hz. ss. Ancak zat. yiyeceği bir lokma için meşakkate düşer… Fakat bu manevi hazine ki. Peygamber(sav) . mürşîdler ve gaflet konusuyla birlikte değerlendirilmiştir. Hz. Bu arayıştan uzak insan. Abdülkerim-i Cilî’ye göre Hz. Cilî hakikatte varlık mertebelerinin olmamasından hareketle. Peygamber(sav).insan hazineyi geçer. Farklı bir ifadeyle Hz. sıfatların açığa çıktığı zamanlarda bildiler. varlık mertebeleri açısından ele alınıp alınmamasına göre oluşmaktadır. Allah(cc)’ı sıfatlarla bildiği için. Peygamber(sav). Peygamber(sav)’in tüm insanlar için bu nurun kaynağı olmasıyla ilgilidir. insan-ı kâmil olamaz… Onun için gayret etmek ve inanmak lazımdır… Sahabe Peygamberi buldu ve ‘sana inandık ve seni tasdik ettik’ dedi”623 Şeyh Nazım’ın bu ifadelerinde de görüldüğü gibi. 122 . Peygamber(sav). Ebediyete Davet. batınlığında da değişmediğinden. Abdülkerim. dünyanın günlük telaşıyla uğraşarak. ss. Diğer tüm insanlar. Hz. bu iki farklı varlık mertebesinin hakikatte aynı olduğu kabul edilmiş ancak. Hz.

236. his. kulun Allah(cc)’tan razı olduğu hallerde parlayan.”628 hadisini. ahirette karanlık içinde olacaktır. Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin “iman ve tasdik” hadisiyle birlikte ele aldığı bu yaklaşımda. Musned. pehlivan mefhumunu. uhrevî açıdan yorumlandığı görülmektedir. Müslim.” Bkz. sövdüğü zina isnadında bulunduğu. 52. tavır ve davranışlarındaki memnuniyet hali. 628 Hanbel. insanların en zor anlarındaki tepkileri. Kıbrısî. ahirette kaybeden olarak tanımlamıştır. Farklı bir ifadeyle. 630 Resulullah(sav). Peygamber(sav)’in hadis-i şeriflerinde sıkça açıkça görülmektedir.629 Burada izah edilen nûr. Ve böylece o kişi yaptıklarının hesabını vermeye oturacak ve 123 . müflis parası ve malı olmayan kimsedir” dediler. Bu düşüncelerden hareketle. Peygamber(sav). Rasûlullah(sav) şöyle buyurdu: “İflas eden kimdir? Biliyor musunuz?” Ashab: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bize göre. Bu manada Hz. kulda parlayan nurun. Kulun bu anlarında zuhur eden.627 Buradan hareketle Nazım Efendi “İmanın alameti tasdik etmektir. Tasavvuf Sohbetleri. 40. s. Nazım Efendi’ye göre geçici olan bu dünya hayatı sona erdiğinde ya iman.630 Böyle bir yaklaşımla günlük hayatın en zor anlarında dahi kalbi 626 627 Tevbe: 9/40. öfkesini yenen. onda tahakkuk eden içsel olgunluk düzeyi ile orantılı olduğu söylenebilir. Edeb. ondaki hasletlere ait kemal derecesinin bir göstergesi olduğu anlaşılmaktadır. Bunun üzerine Rasûlullah(sav) şöyle buyurdu: “Ümmetimin müflisi o kimsedir ki kıyamet günü kıldığı namazıyla tuttuğu orucuyla ve verdiği zekatıyla getirilecek aynı zamanda işlediği günahlardan. 4779. s. “Siz aranızda kimi pehlivan addedersiniz?” diye sordu Ashab(ra): “Erkeklerin yenmeye muvaffak olamadığı kimseyi!” dediler Resulullah(sav) deki: “Hayır gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hâkim olabilen kimsedir. onların içinde gizli olan potansiyel hasletlere delalet etmektedir. daru’l imtihan olan dünyadır. haksız yere mal yediği ve haksız yere kan akıttığı ve ona buna vurduğu şerlerde ortaya konacaktır. en zor anlarda dahi memnuniyet halinin muhafaza edilmesi şeklinde yorumlamıştır. Ebedî âlemde taşınacak bu nûru kazanma yeri. müflis mefhumunu ise. 3. Hak Dost 4. aksinde ise sönen bir mahiyettedir. Birr. Ebû Hüreyre(ra)’den rivâyete göre. Bu yaklaşım ise Hz. Ebu Davud. Razı olma dereceleri ise kulun zorlandığı hadiselerde zuhur eder.Nazım Efendi. bir sohbetlerinde iman nûrunun Allah(cc)’tan razı olunmadığı zaman karardığını ifade ederek bu anlarda kulun “Tasalanma. 2608. c. İslam ve Kur’an’ın nûru kulda ya parlayacak ya da kul. hayatının kolay anlarında değil. Kulun Allah’tan ne derece razı olduğu ise. s. zor anlarında belli olmaktadır. Allah bizimle beraberdir”626 ayetindeki hale dönüş yapılarak sürekli parlak tutulması gerektiğini söylemektedir. dünyevî mefhumların. 629 Kıbrısî.

633 Kıbrısî’nin anlayışına göre bu nurun artması. 631 Fecr: 89/27-30. Nazım Efendi’nin bu konudaki ifadeleri ve genel tasavvuf anlayışıyla değerlendirildiği zaman nûrun. 212-213. 632 Taftazanî. Şerh-i Akaid. kendisinden râzı olunan olarak Rabbine dön! Artık (sâlih) kullarımın arasına katıl! Ve (onlarla) Cennetime gir!”631 Kelam âlimlerinin tartışma konularından biri durumundaki imanın artıp eksilmesi hususu. Kurân-ı Kerim’de şöyle bir hitab vardır: “Ey nefs-i mutmainne! Râzı olan. Beyânu’l-fark. nasipleri miktarında aktarmıştır. Mesela Peygamberler(as) içerisinde en kutsal nûra sahip olan Hz. İşte müflis budur. ss. zulmetin nûra galebe çalması ise. Feyzin aktarıldığı ortam olarak sohbet. s. Söz konusu aktarış. 30-45.632 Nazım Efendi’ye göre açıktır. kendindeki nûru ashabına. Tirmizî’ye göre kalbte yer alan nûrun artması. 74. Birr ve Sıla. zikr ve halvet vurgulanmıştır. her bir sahabenin kabiliyeti ve nasibi nisbetinde bu nûrdan ahiret hayatına taşıdığı ve ümmetin gelecek kuşaklarına. Çift. miras bıraktığı anlaşılmaktadır. gafletten uzak olunduğu ve zor anlarda Hakk’tan razı olunduğu hayatta olur. aksi durumda sönerek karanlığa bürünür. Sonucunda da cezasını ateşle çekmek üzere Cehenneme atılacaktır. ss. insan-ı kâmillerin model alındığı. 40. Allah’ın nûru olarak ifade edilen iman.” Müslim.mutmain olan ve Allah(cc)’tan razı olan kullara. ilmin artması için. bu nurun söneceği anlaşılmaktadır. yıldızlar gibi parlayan numuneleri. aynı zamanda ilmin kaynağı olduğundan. hidayet feyz ve feyzu’l-akdes gibi tanımlamaların birbirlerinden hangi manalarda farklılaştığı konusu önemlilik arz etmektedir. nurun da artması gerekir. Sufilerden benzer görüşü Hakim-iTirmizî de savunmuştur. İyilikleri bitince takas işlemi onun günahlarının buna verilmesi bunun sevaplarının da ona verilmesiyle devam edilecektir. imanın eksilmesine delalet etmektedir. 633 Tirmizî Hâkim. sır. imanın artmasına. Allah(cc)’tan razı olunduğu zaman kalpteki nur parlayarak genişler. Bu duruma Ashab-ı kiram yönünden bakıldığında. Hakîm Tirmizî. Bu nur. Tersi durumun yaşandığı hayatta ise. feyzin ve imanın aynı ifadelerde iç içe kullanılmalarına rağmen farklı içerikli oldukları görülmektedir. Peygamber(sav). Bu ortamlar yaptığı kötülüklere karşılık iyilikleri takas edilecektir. 124 . alış ve tevarüs esnasında genellikle nûr kavramı yerine “feyz” kavramı kullanılmıştır.

her kim de bundan mahrum kaldıysa dalalete düşmüştür. g. Feyzi idrak edenler 634 635 Bu mevzudaki detaylar. İdrâk edemeyenler ne nûrdan ne de onun kendisindeki tesiri olan feyizden bahsedebilirler. 637 Bu tezde bkz. ss. İman. ıstılahtaki istinâdî feyz kavramıyla anlaşılacak mahiyettedir. nûra sebep olan şey olarak zikredilmiştir.Zikr . bu feyzu’l-akdesten hâsıl olan feyzi alırlar ve Mü’minlerin gönüllerine dağıtırlar. kâfirinki ise “nâr”dan. onlar feyzu’l-akdesin taşıyıcılarıdır. Tafsilatı için bu tezde bkz. şeyh tarafından zikr. Sadrını iman nûru istila eden kişiye mü’min denir. sened ve silsile yoluyla ulaşan irfan olarak tanımlanan bu feyz. 634 Sahabenin(ra) içerisinde Hz. Şeyh ve mürîdlere. ss. Tirmizî’ye göre Mü’minin ruhu nûrdan. 25-39. sohbet ve halvet esnasında mürîdin gönlüne yansıtılır.Sohbet.635 Nazım Efendi’nin feyz manası yüklediği nur. 638 Tirmizî Hâkim. Peygamber(sav) başlıklarında incelenmiştir. Giriş/3. Hakîm Tirmizî.637 Nûrun iman ve hidayet ile ilgisini. Bu izaha göre Allah. Nakşîbendî silsilesi içerisindeki diğer mürşîdler. Hz. feyz ile manasındaki telakkisi hususundaki inter-disipliner incelemeler. hidayete ve mü’minin sırrını gerçekleştirmesine vesiledir. 223-224. Bazen kalbteki bu nûrun bizzat kendisi iman olarak isimlendirilmiş. bütün mahlûkatı zulmetin içinde yaratmış ve sonra da kendi nûrunu onların üzerine yaymıştır. 125 . 636 Yılmaz. ontolojik yönden izah etmiştir. Hz.Hâlidiyye-i Hakkaniyye Tekkeleri. Ebu Bekir(ra)’in göğsüne aktarılan nûr ise “feyzu’l-akdes” ile ifade edilmiştir. Bu feyz vesilesiyle müridin çaba ve iktisabı olmadığı halde. bazen de “iman nuru” olarak. Tasavvuf ve Tarikatlar. feyiz olarak anlaşılmaktadır diyebiliriz. Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb.638 Tüm bu tanımlamalara göre. nûrun bulunduğu zaman ve mekânın bereketi ve bunların idrâki.636 Bu manada nûrun. sohbet. Ebu Bekir(ra)’den bugüne kadar gelen Nakşîbendî meşayıhı içerisinde altın silsile olarak tabir edilen mürşîd silsilesi ile gelmiştir ki. Makamlar ve Seyr u Sûluk ile İlgili Kavramlar/f. zikr ve konularında da yapılmıştır. yani ateştendir. onun kalbine bilgi ve manevî hal gelir. nâr ile birlikte ele alarak.kuldaki imanın zuhur etmesine. Kime bu nûrdan isabet ettiyse o hidayete ermiş. Sır. Mü’minin sadrı ve bunun içinde yer alan kalbi nûr ve zulmetin mücadele alanıdır.

Allah(cc)’ın her kula akıl ya da peygamberleri vasıtasıyla gösterdiği iman nurudur. sır. onlara kaçınacaklarını ilham etmiştir. erişemeyenler de olabilir.646 “De ki: ‘Allah’ın hidayeti. içinden çıkamaz bir halde karanlıkta kalan kişi gibi olur mu hiç?” En’am: 6/122. 648 Gazalî.içinde iman edenler de. 646 “Bir ölü iken kendisini dirilttiğimiz. hidayette esastır. ona insanların arasında yürüyeceği bir nûr verdiğimiz kimse. Bunun incizabı da 639 640 Nûr: 24/54. şöyle ifade etmiştir: “Feyzin tezahürleri pek çoktur. hakiki hidayete işaret etmektedir. İzaha göre birinci menzil. 641 “Semûd’e gelince.644 Hidayetin ikinci menzili. Yani Allah(ac)’a inanmasına rağmen. ancak o hidayettir’. “… Eğer O’na (Allah’a ve Peygamber’e) itaat ederseniz. mücâhedenin neticesinde kulun halden hale çekilmesidir.” Ankebût: 29/69. ss. itaat ederek.645 Üçüncü menzil ise. Allah onların muvaffakiyetlerini artırmış.” Zümer: 39/22 647 Bakara: 2/120. hidayet. Biz onlara elbette yollarımızı gösteririz. Ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler” Fussilet: 41/17. Esasen kulun iman etmesi. 895/1489). 642 “Gerçek şu ki. Allah(cc)’ın emir ve yasaklarına itaat etmeyenler olabildiği gibi. 3 (cüz 12).641 İnsanları imandan meneden hased. meratib kat ederek sırrını gerçekleştiren olabildiği gibi.648 Bu anlayışın bütününü Ubeydullah-ı Ahrar (v. Rabbinden bir nûr üzeredir. İhyâ. Allah’ın nûrunun kullar arasında bu şekilde farklılaşmasına bağlı olarak. Aynı şekilde iman ettikten sonra hidayete erişenler olabildiği gibi. Mevcut olan her şey O’nun zatî tecellisinden nasibini alır. Allah’ın göğsünde Müslümanlık için inşirah verdiği bir kimse ki o. 643 “Şu Kur’ân iki memleketin birindeki büyük bir adama indirilmeli değil miydi?” Zuhruf: 43/31 . Biz onlara da doğru yolu gösterdik. nefis tezkiyesinde bulunanlar içerisinde. İnancının gereği gibi yaşayan kullar içerisinde sûlûka girip. 645 “Bizim uğrumuzda mücahede edenlere gelince. gerçekleştiremeyenler de olabilir. hidayete ermesi ve ahiret sırrını gerçekleştirmesi yönündeki bu anlayışı İmâm-ı Gazali.643 dünya sevgisi. 2249. feyz ve feyzu’l-akdes gibi ifadelerin kullanıldığı kanaatindeyiz. itikadî ve amelî bütünlüğe ulaşanlar da olabilir. basiret körlüğü veren sebeplerdendir. 126 . biz atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk” Zuhruf: 43/22.640 İnsanlar bu imanı tercih ettikleri gibi. “Öyle ya. Buna “Vech-i has” denir. gözler kör olmaz. küfrü de tercih edebilirler. iman. ama sinelerin içindeki kalbler kör olur.”647 ayeti. etmeyenler de olabilir. “Biz ona iki de yol gösterdik” Beled: 90/10.” Muhammed: 47/17. “Hidayeti kabul edenlere gelince. c. 644 “Fakat hakikat şudur ki. mücâhedenin kemale ermesinden sonra nübüvvet ya da velayet âleminde ulaşılan mutlak ve gerçek nûr ve hidayettir. hidayeti bulursunuz”639 ayetinde de işaret edildiği gibi inanılana itaat. hidayetin üç menzili olarak izah etmiştir.” Hacc 22/46 .642 kibir.

kemik ya da ahşaptan yapılmış levha manasına gelmektedir. Kudsî varlığa olan devamlı incizabı vasıtasıyla. a. 653 Isfehanî. Firüzebadî. kendinden tamamen geçip. Nuru Muhammedî’den ümmetinin kalbine aktarılan feyzu’l-akdes olarak da ifade edilmiştir. el-Mu’cemu’l-Arabî el-Hadîs (Arapça-Türkçe Sözlük).. a. s. sınıfta üstüne yazı yazılan kara tahta (sebbûre) anlamını ifade etmektedir. bu nûrun iniş yeri Peygamberlerin(as) kalpleridir. s. velîler ve Mehdi(as) ile olacaktır. yazıt anlamına gelmektedir. Dağarcık Yay. s. Peygamberlerin kalplerinden. Teveccühün devam şekline göre Hâdî ism-i şerifinin tesiriyle. korunmuş anlamına gelmektedir. sıddıklar. Cenab-ı Hakk’ın kullarına ilahî bir lütuftur.650 Korumak. Serdar. fenâ bulup. Kuldaki bu nurun parlaması. 651 Firüzebadî. 456. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). el-Müfredat. Mudil isminin tasarrufundan kurtulur. Kur’ân bu nûru ihtiva etmektedir ancak. hakikî aşk ve şevk makâmlarına mazhar olur. Bu nûrun tamamlanması Peygamberler.Hak Subhanehu ve Teâla hazretlerinedir. Levh-i Mahfûz: Arapça bir kelime olan levh. 811. 456. 695.653 649 650 Camî. Seyr-i sülûk ile nefis tezkiyesi. her kulda birbirinden farklı kemmiyet ve keyfiyettedir. 240. 652 Mutçalı. Bu nûrun kendisine eriştiği kişi hakikî iman. Isfehanî.651 Modern Arapçada el-levh. bekçilik etmek anlamına gelen “hafaza” kelimesinden türemiş mahfuz kelimesi ise. 127 .e. manevi mertebelerin kat edilmesi ile olur ki bu. bu nurun kulda parlaması ve kemale ermesi anlamına gelmektedir. “el-Levha” ise.”649 Binaenaleyh nûr. Manevî bir hazine veya sır olarak ifade edilen bu nûr. Kamûsu’l-muhît.1. s. kitabe. hayret ve cezbe ehline kavuşur.g. el-Müfredat. kader sırlarının yazıldığı ve insanlara gösterilenlerin dışında bilinemeyecek bir levha olarak tanımlanmıştır. Mü’minlerin kalplerine nurun aktarılmasını tanımlayan ifadelerde feyz kelimesi kullanılmıştır. İman bu nurun kulda tahakkuk etmesidir. İstanbul 1995 s. 561. s. aynı zamanda kulun kendi sırrını gerçekleştirmesi anlamına gelmektedir.652 Levh-i mahfûz.

Levh-i Mahfûz. s. elbette değerli bir Kur’ân'dır. Doğrusu bu. Levh-i Mahfûz.655 “Onun için (Tevrat) levhalarında her türlü öğüdü ve her şeyin açıklamasını yazdık”656 ayetinde geçen el-vâh kelimesine dayanarak levh. bilgi hazînesi olduğunu da söylemişlerdir. Allah’a kolaydır. geminin tahtalarından her birine levh denildiği gibi. Çev.27. Kur’ân Ansiklopedisi.” Yâsin: 36/12 . tasavvuf ıstılahında.“Biz onu (Nuh’u) levhaları olan (gemiye) bindirdik”654 ayetinde geçen levhalar kelimesinden dolayı. Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilen “saklı bir kitap (kitabun meknun)”661 ve “saygı ile yükseltilen sayfaların (suhufin mukerremeh)”662 da levh-i mahfuz olduğuna yönelik tefsirler olmuştur. 12. 665 Cürcanî. Müfessirler. bir Kitapta olmasın. 5669. meselâ kanun levhaları olarak da tanımlanmıştır. 14. 659 “Ne yaş. Hulasatu’l-Beyan fi tefsiri’l-Kur’ân.” Abese 80/13 -14 663 Ateş. 2005.” Hadid 57/22 . Hakîm Suâd. İbnü’l-Arabî Sözlüğü. 658 “Her şeyi açık bir imamda (Kitâb) saymışızdır. değer verilen. 27. levh’i-kaza. s. Ta’rifât. bazen de külli nefs olarak izah edilmiştir. 660 “Ne yeryüzünde ne de nefislerinizde meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce. 128 .: Ekrem Demirli. c. Saklı bir Kitap’tadır.663 İslâm âlimleri levh-i mahfûzun mâhiyeti ve keyfiyeti ile ilgili çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. Levh-i mahfuz ise. ne kuru hiçbir şey yoktur ki açık bir Kitapta olmasın” En’am 06/49 . üzerine yazı yazılan tahta ve sair malzemeye de levh denilmiştir. TDV İA. s. 1-8. 440 -443. c. ulvî âlemde bulunan bir levha olarak tanımlanmıştır. levh’i-akıl. Cebecioğlu. o şerefli bir Kur'ân'dır. levh-i mahfuz gibi türleriyle de anılmıştır. İstanbul. 657 Bürûc: 85/21-22. diğer ayetlerde zikredilen ve imâm-ı mübîn658. gayb âlemine ait bir meseledir. Korunan bir levhadadır (yazılı). 151. “Hayır. İstanbul 1979. nefsu’l-kulliyye olarak da bilinen levh.665 Mukadderatın Levh-i mahfûzdaki yazılarını. 204. 664 Yavuz Yusuf Şevki. Vehbî. DİA. mükerrem sayfalar(dadır). Kitabu’l-mubiyn. ss. bazen fa’âl akıl. s. 151.” Vâkıa 56/77-78. levh’i-lkader. 661 “O. 662 “(O öğüt) sahifeler içindedir.”657 ayetinde geçen levh-i mahfuzu. hafızların ezberlerindeki 654 655 Kamer: 54/13. c. Kabalcı Yay. Üçdal Neşriyat. Yavuz Yusuf Şevki. 470-476.. Genel kabul gören anlayışa göre levh-i mahfuz. Mehmed. TTDS. Dolayısıyla onun mâhiyeti tam olarak bilinemez. 399. Çoğu mutasavvıfa göre bu levhada olmuş ve olacak her şey yazılıdır. 656 A’raf: 07/145. üzerine yazı yazılan yassı bir şey. c. s. kitâb-ı mübîn659 ve kitâb660 diye ifade edilen. ss. tasavvufî kaynaklarda kâinat sistemine sokulmuş.664 Levh. c.

Kulun sırrı ve hidayeti ise Kıbrısî’nin anlayışına göre. c. 669 Aynı eser. 673 Buhârî. 674 Kıbrısî. Allah’ın nûruyla bakar”667 hadisine atfederek Nazım Efendi. “Mü’minin firasetinden korkun. Bunlar. 14.. s.e. Tasavvuf Sohbetleri. Allah’ın nûrunu taşıyan kulun O’nun nûruyla baktığını söyler.”673 Nazım Efendi’ye göre levh-i mahfûz’da üç şey yazılıdır. Tefsîru`l-Kur`ân. 13. s. 16. 14. s. Bir kadına bakmışsın” buyurdu.Kur’ân-ı Kerîm yazısına benzeten İmâm-ı Gazalî (v. O kimse. kendisine elest bezminde çizilen hat ile ilgilidir. dar-ı dünyada nasıl kulluk yapacağıdır.Misak (Yevmu’l -Ezel). Şeyh Şerafeddin’e göre. “Nereden bildin?” dedi Hz. elest bezmindeki hitabı her an işitenlerdir. yanına gelen birine. 129 . 670 Aynı eser. 13. Osman’ın ifadeleri. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/c. c. Şeyh Şerafeddin’e göre kulun hidayeti. Allah(cc)’ın levhinin ve kitabının bizim bildiğimiz levha ve kitaplardan farklı olduğunu ifade etmiştir. s. a. Allah(cc)’ın nuru ile bakmayı tanımlamaktadır. 40. kula elest bezminde çizilen manevi rotanın âlem-i dünyada kemal derecede vuku bulması. 668 Kıbrısî. 13. 2937. Kıbrısî’nin anlayışında etkili olduğunu düşündüğümüz bu hadisede Hz. 672. Hz. Allah’ın nuru ile ilgili olduğu görülmüştür.g. Tirmizi. İhyâ. s. 672 Bu tezde bkz. dünyada vuku bulacak hadiseler ve her söz sahibi kulun. kulların misak gününde verdikleri ahidler. şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’ye göre kulun sırrı ile de ilgilidir. kulun dünyada karşılaşacağı hadiselerle ve bu hadiselere göre sergileyeceği kulluk 666 667 Gazalî. Osman(ra). s. 671 Aynı eser. Allah’ın nuru ile bakar” hadis-i şerifini bildirdi. 4. 4 (cüz 16).670 bazen de irşâd sahibi mürşîd671 olarak tanımlamıştır. Canan. Osman da.669 bazı yerlerde levh-i mahfuzu okuyabilen âbid.672 Söz konusu hadisin şerhi mahiyetinde cereyan eden bir hadiseden sonra. “Gözünde zina eseri var.674 Kulların misak gününde verdikleri ahidler. Kütüb-i Sitte. s. Câmi-ul-keramat. o.666 “Mü’minin firasetinden sakının zira o.668 Nazım Efendi bu nûrla bakan kulu bazı yerlerde mü’min. 505/1111). Bu nûrla bakan kullar aynı zamanda.

ehl-i cennet olarak değiştirildiğini belirtmiştir.676 Binaenaleyh. Kulların.” Bkz. Bu misale göre nasıl bir mühendis. sen bir gece dayanamadın.e. s. Mahiyeti itibariyle cismaniyet âlemindeki levhalardan olmayan levh -i mahfuz. Şimdi mekteplerde ne gün ne ders okurlar diye program var. Onu kendisi için yapmadı.rolüyle ilgilidir. İhyâ. O levh-i mahfûz bizim gündemimizdir… Melaike baksın bakmasın. Mûrîdinin secdedeki duasıyla ismi tekrar şekavet listesine yazılan şeyhe şöyle bir ilham geliyor: “Ya âbidim! Sen benim muhlis kulumsun. Kıbrısî’ye göre. Levh-i mahfuz. şeyhinin adı ehli cennet tarafına yazılmış. Allah’ın ilmi ezelisini ihata edemez.. Allah dünya âleminin tüm vakitlerini içeren bir nüshasını. Hemen secdeye kapanıp: “Ya Rabbel izzeti ve’l azame! Beni bu rutbeye yetiştiren şeyhimi ehl-i nâr olmaktan kurtar. 677 Kıbrısî. Mûrîd sabah mürşîdine mazhar olduğu tecelli ve neticesini anlattığında şu cevabı almış: “ Ya veledi! 37 senedir ben orada şekavetimi gördüğüm halde ubudiyeti terk etmedim. ne okuyacağını bilir. misak gününde Rablerine verdikleri ahidler. levh-i mahfûza bakmaya muhtaç olsaydı Allah olmazdı (haşa). önceden hazırladığı plana göre inşaatı yapıyorsa. gayb âlemine ait varlıktır. 13. 678 Gazalî.675 Bu anlayışı ihtiva eden bir menkıbede. Orada olanlar benî Adem’in ahitleridir.” diyerek yazının eskisi gibi olması yönünde dua etmesi için mûrîdine emir buyurmuş. Nazım Efendi levh-i mahfûzun kullara yol göstermek üzere yaratıldığını şöyle ifade eder: “Cenab-ı Allah levh-i mahfûza bakmaya muhtaç değildir. Senin adını o listeden şimdi Ben siliyorum seni saidlerin başı yazdım. Tasavvuf Sohbetleri.g. 1374. 2 (cüz 8). s. bu haline rıza göstermesinden dolayı.678 Özet olarak levh-i mahfuz. Bir mûrîd halvet halindeyken kendisine ayân olan levh-i mahfuzda şeyhini şekavet içinde ehli cehennemlikler arasında görmüş. mühendis üzerinden vermiştir. O tecelli makamına mazhar mûrîdin duası kabul olunup. Kıbrısî. Çocuk ona bakar ve ne yapacağını. s. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b.”677 Benzer bir misali İmâm-ı Gazalî. melaikeninki (orada) yazılı değil. Onu ehli cennet kıl Ya Rabbi!” diye dua etmiş. Kıbrısî’ye göre bu programda yazılı olan şeylerden bir kısmı. bir kısmı da. 86. zaman mefhumuyla tanımlanamayan yevmu’l-ezelde gerçekleşmiş. c. O. Çocukların eline bir program veriyorlar. Orası senide beni de ilgilendirmez. etbasını bu işaretlere göre irşad eder. Kıbrısî. 130 . levh-i mahfuzda ehl-i cehennem yazılmış bir zâtın. Kıbrısî’ye göre Allah(cc)’ın nuruyla bakan zatlar. a. levh-i mahfûz’da yazmıştır.Sır. gerçekleşmeyi beklemektedir. dünyada vuku bulacak hadiseler ve her 675 676 Bu tezde bkz. yapılacak işlerin yazılı olduğu bir programa benzetilmiştir.

ss. izhar olmayan ve kendisine delalet eden şeylerle bilinen şey anlamına da gelmektedir. s. içte gizlenen söz. Istlahatu’s-sufiyye. tecelliyatın sırrı. aynı zamanda kıymetli vadinin orta yeri. rububiyyetin sırrı. 685 Kâşânî. Bu ayetin tefsirinde Razî (v.söz sahibi kulun. kalbte bulunan Rabbânî bir latifedir derler.683 Sır. Ta’rifat. Buna göre birincisi cehrî bilgidir ki. Kalb marifetin. Çoğulu esrar olan bu kelime. 123. 569. Bu gizliliğin bilindiği alana göre. “Allah’ın Nûru” başlığında.682 Kul ile Hakk Teâlâ arasında saklı ve gizli kalan hallere de sır denilir. İkincisi. asıl. 683 Kuşeyrî. nasıl kulluk yapacağı bunlardandır.681 Sır için mutasavvıflar. nikâh. kuldaki potansiyel iman derecesi olarak anlaşılmıştır. 124.”680 âyetinde Allah'ın sırrı da. bir şeyin hâlisi gibi anlamları ihtiva eder. ruh sevginin. 22. ilmi üç derecede ele almıştır. Mesela hâlin sırrı. irşad sahibi mürşîdler okuyabilir. sırrı da ahfâyı da bilir. s. 682 Cürcanî. 234-239. Tahâ: 45/7. c. Üçüncüsü ise gayretle kesbedilemeyen bilgi olan ahfadır.685 Sır. c. dar-ı dünyada. 684 Serrâc. 131 . İbn Manzûr. Mü’minler içerisinde. hâlin içindeki ilâhi muradın bilindiği sırdır. 606/1209). ilmin sırrı. 121. insanlar bu bilgiye tecrübe ve gözlemle ulaşabilirler. ss. 228. el-Lümâ. er-Risale. Cebecioğlu. s. 430. gizliden gizliyi de. Lisânu’l-Arab. 681 Razî. bildiği vurgulanmaktadır. 6. ahfâyı da yani. Isfehanî. mevcud ile yokluk arasındaki bir gizlilik olarak tanımlanmıştır. rububiyyetin sırrının sırrından bahsedilmiştir. s. Allah(cc)’ın indirdiği nurdan ve feyzden nasibini 679 680 hakikatin sıırı. el-Müfredat.679 “O. 8-9. sır da müşâhedenin mahalli olduğu söylenir. s. b. SIR: Arapça gizli şey demek olan sır. TTDS. Bunlardan bir kısmı gayret ile kesbedilir ile bir kısmı vahiy ile bilinir. cehrî olarak bilinen şeylerin batınıdır. s. Mefâtihu’l-gayb. hakkı bilmektir. Kullara yol göstermek üzere yaratılan levh-i mahfûzu.684 Kaşanî’ye göre bu gizliliği bilmek.

Ter.: Cengiz Ketene. esma ile ilgisi üzerine Necmeddin-i Kübrâ (v. Kulun yaratılışına bağlı olarak ulaşabileceği makâmlar ve bu makâmlara ulaşmasına vesile olan iman. Zeynüddin-i Hâfî ve Eserlerinde Tasavvuf. 690 Arâf: 07/172. 838/1435)..alanlarda iman. 145. 691 Bakarâ: 02/31. kula yaratılışında dercedilen sıfat ve esmalar olarak tanımlanabilir. 618/1221)’nın görüşü. Bu iman derecesi. Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışına bütüncül bakışımızı desteklemektedir. s. bu kabiliyetlerini ortaya çıkarması yönünde çizmiştir. Allah(cc)’ın kendisi için belirlediği tarîk ve makâmdan öteye de geçemez. Ankara 1990. Ankara Ünv. Bekir. onlara bahşettiği istidad ve kabiliyet kadar verir. Ankara 2009. Nazım Efendi’ye göre her kul farklı nitelik ve nicelikteki sır ile donatıldığı için. Bu anlayışa göre Allah(cc). Bu yüzden sâlik. Kübrâ’ya göre Allah(cc)’ın elest bezmindeki hitabı690 ve Âdem(as)’e öğretilen esma691. s. 30. Mü’min yevmu’l-ezelde donandığı sırrını. dünya hayatında imana dönüştürdüğü nisbette Mü’mindir ve iman ettiklerini tatbik ettiği nisbette hidayettedir. 688 Köle. sır ile birlikte ele alınmış olması hasebiyle mühimdir. yevmu’l-ezelde her kul ilahî divana farklı isimle çağrılacaktır.”687 ayeti bu anlayışa işaret etmektedir. savunmuştur. kulun dünya hayatında ulaşabileceği makâmlar ve imanî kemâlat dereceleri için potansiyel istidatlar olarak da tarif edebiliriz. Şeyh Nazım’ın genel tasavvuf anlayışı çerçevesinde sır. Kabiliyet ise yaratılışındaki bir âtiyedir. Varidât. Doktora Tezi.686 Bu anlayışı ıstılahta besleyen yaklaşımlardan birini. nûr ve feyz konularında Hafî’nin görüşü. Bu imanın dünyada gerçekleşebilecek potansiyeli ise sır olarak anlaşılmaktadır. Bu sıfat ve esmaları. Allah(cc)’ın 686 687 Kıbrısî. yevmu’l-ezelde kulun ne derece aşkla misak ettiğiyle alakalıdır. Kültür Bakanlığı Yay. Nur sahipleri olan mürşidlerin terbiyesiyle nefslerini tezkiye edenler.689 Sırrın.688 Şeyh Bedreddin (v. Tasavvuf Sohbetleri. nitelikler ve işlerinin hepsi kabiliyetlere bağlıdır. 823/1420)’e göre kulların isimleri. ss. 10-19. Allah(cc) kulunun kaderini. Hafî’ye göre “Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol belirledik. farklı kemal derecelerinde zuhur edeceği anlaşılmıştır. ilahî nur ve kabiliyet ile olan ilgisinin yanı sıra. herkese ilâhî nûrların feyzi olan sırları. 689 Şeyh Bedrreddin-i Mahmud. nurlarını ortaya çıkarır ve sırlarına vakıf olurlar. Zeynuddin-i Hafî (v.. Kâf: 50/35. 132 .

bno: 2245-2252. s. 697 “Allah’ın boyasıyla boyanın…” Bakara: 2/138. Keşfu’l-Mahcûb (Hakikat Bilgisi). a.ruhlara talim ettiği ilm-i ezelîdir. ezelî olanla olmayanı ayırma şuuruna sahip olabilmektedir.696 İnsan ruhundaki bu ilahî yönün. ruhânî bir latife olarak. 20. Hucvirî’ye göre bu sır tevhîddir. Kulun vücud karanlığında setretilmiş vaziyette olan bu ilim. Fevaihu’l-Cemâl ve fevâtihu’l-Celâl. fıtratının gereği olarak Allah’ın zatını bilme. Allah’ın nuru veya Allah’ın boyası697 olarak mevcut olduğuna inanılmaktadır. 698 K.: Yusuf Zeydân. Dâr Suâd Sabbâh. 696 K. Allah(cc)’ın el-Latîf isminin tecellisi olduğu ifade edilmiştir. 1279/1862). s. seyr ü sülük ile saflaşan ve maddi varlığından gaybete düşen mü’minde. 2. 342-349. 138.” Mülk: 67/14..698 Abdullah-ı Hanî (v. Bu potansiyelin gerçekleşmesine göre aşkın olan Allahu Teâlâ’yla bir bütünlük oluşturur. 695 “Yaratan hiç bilmez olur mu? O. Âdemoğluna ruh vesilesiyle bahşedilen letâif-i hamsenin. benim yaratılışım da O’nun sır hanesidir… Gözünü iyi aç da bana öyle bak ki beşerde Allah nurunu göresin” diyerek sırrın bu yönünü vurgulamıştır.695 Letâif. Üçüncü makâm olan sırru’s-sır.g. a.693 Mevlanâ Celaleddin ise. insana doğuştan tevdi edilen istidatlarının benliğinden sıyrılmak suretiyle Allahu Teâlâ adına geliştirilmesidir. s. Kısaca tevhîd. haberdardır. kalbin letâiflerindendir.692 İnsan.694 Hakkâniyye yayınlarında ruh konusunda incelenen ontolojik ifadelerde de sır. Bu bütünlük kul ile Allah arasında bir sırdır. Adnan. Mesela.. Latiftir.g. marifet ilmini zahir eden ve ledunnî ilimlere kapı olan ilimdir. Kuveyt 1993. 133 . 693 Hucvirî.e. Adnan. birleme. 59. ilmi ledün olarak zuhur eder. Hızır(as)’dan Hz Ali(ra)’ye ve kırklara tevarüs eden sırr-ı hakîkîdir. O’ndan başka ilâh olmadığını kabul etme potansiyeliyle donatılmıştır. ss. Sır makâmındaki ilmin kaynağı. Bu durumda insan. âlem-i sıfattan âlem-i esmâya indirilmek suretiyle insana hediye edilmiş bir atiyedir. Bu ilim. Necmeddin. c. Tah.e. müşâhede makâmı anlamında kullanılmıştır. bu letâifleri sayarken sırru’s-sır yerine hafî zikrini saymış ve her bir letâifin bazı peygamberin kademinde olduğunu ifade 692 Kubrâ. Bu makâmdaki kulun kalbine vahdaniyet âleminden doğuşlar olur. “Kâbe her ne kadar O’nun evi ise de. 694 Mevlânâ. Mesnevî Tercümesi.

insandan başka her şey demek olan. 673/1274)’ye göre her varlığın.699 İmâm-ı Rabbânî (v. mürşid-i kâmilin bu sırra vakıf olup olamayacağı diğer bir husustur. latife-i sırr. 1034/1624)’ye göre âlem-i sügrâ olan insanda bulunan bu beş letâifin asılları. âlem-i kebirdedir.: Hakkı Uygur. Buna göre latife-i kalb. kul için noksanlıktır. kul ile Allah arasında meydana gelen örtülü bir haldir.700 Sadreddin-i Konevî (v. Nazım Efendi’nin şu ifadeleri. aslına varamama durumu.etmiştir. 79. daha sonra seyri fillah (velayet-i kübrâ) ile tam fenaya vasıl olur.702 Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında ise her iki mananın da bulunduğu kanaatindeyiz. Onun ötesinde olan haberler vardır ki. bir grup da sırrın ayan cümlesinden değil. Mektubât. Muhammed(sav)’in kademindedir. ss. latife-i hafî. kulun kendisine dahi sırdır. ihtiva etmektedir: “Cennet mekan Şeyhim Hazretleri o zerrelere olan hitap. 701 Konevî. Tasavvufun Ana Esasları. Bu halden başkasının haberi ve bilgisi olmaz. bu letâiflerin zıllerini geçer ve asıllarına varır. Kendi yaratılışına uygun letâifin. 99-100. Musa(as). Tasavvuf Metafiziği. İzzeddin. Bu daire. latife-i ruh. 244. o sırru’s-sır makâmında. Nuh ve İbrahim(as). 703 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. ondan ileride hafi. Varlık. Sırrın kul ile Allah arasındaki gizli bir hal olduğu anlayışını. Adem(as). Seyru sülûk ile Mü’min. bu taayyününde baskın olan hüküm açısından Rabbini bilebilir. 134 . Yani sır. Bu anlayışın devamında sıru’s-sır gelir ki. Âdâb. Bu konuda Hakkâniyye meşayıhı içerisinden Şeyh Şerafeddin-i 699 700 Hanî. 702 Kâşânî. ondan ileride ahfa makâmlarında olan sır vardır. 35.”703 Sırrın kul ile Allah(cc) arasında meydana gelen örtülü bir hal olduğu anlaşılmasına rağmen. Kurtuba Kitap. bir mürşîd rehberliğinde bu letâifiler arasında seyri illallah ile fenaya (velayet-i sugray). dünkü haberdir buyuruyor.701 Mutasavvıflardan bir grup. sırrın ruhanî latifelerden bir latife olduğuna ve müşâhede makâmı olduğuna inanırlarken. İsâ(as). latife-i ahfa. Şeyh Nazım’ın sır olarak tanımladığı bu letâifin asılları. Hakikat talibi. bu makâmdaki sırlar. ss. mevcut olduğu mertebeye göre bir taayyünü vardır. peygamberler ve meleklerden başka bütün mahlûkatın mebde-i taayyünleridir. manalar cümlesinden olduğuna inanırlar. Ter. İstanbul 2010. s. Mektun no: 160. İmam-ı Rabbanî. s. Allah(cc)’ın isimlerinin zıllerinden pay alırlar.

sünnete hakkıyla ittibâ eden kul. Kıbrısî’nin edildiği zemin bu anlayışı.707 Şeyh Nazım’a göre. Hz.. Tasavvuf Sohbetleri. 293-294. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. Kıbrısî. s.e. Bu ifadelere göre bu sırlar kişinin kim olduğunun cevabıdır. s. Peygamber(sav)’in hakikatinden ibarettir. velinin kabiliyetinde bulunan Muhammedî kemaller.706 Bu açıdan bakıldığında. O’nun batınının feyzinden yaratılmıştır. Allah ile kul arasındaki bu hale. Şehadet âlemi. düşünüldüğünde. gayb âlemi de. bu görüştedir.Dağıstanî. 42. 707 Kıbrısî. O’nun zahirinin feyzinden. dünyadan 704 705 Burkay. ss. 135 . Allah(cc) ile olan muhabbeti ve misak gününde Rabbi’nin huzuruna hangi isimlerle çağrıldığına bağlıdır. ufuk-i a’lâda müşâhededir. Peygamber(sav). Bu makâmın ötesindeki bir arınma ile kul. Meselâ göre. 298. misak günü çağrıldıkları isimlerde sırları gizli olan kullar. Bu karşılaşma. Muhammedî suretle aniden karşılaşma konumuna yükselir. s. a. Kişinin kim olduğu ise dünya hayatındaki kimlik bilgileri veya toplumdaki statüsü değil.g.704 Bununla birlikte Hz. 706 Cilî. mahşere de aynı isimler ile çağrılacaktır. mürşid-i kâmilin vakıf olabileceğini ifade etmiştir. Gaybın gaybı ise. bazı sufîlerin anlayışlarına yaklaşmakta ve bu anlayışın bina görülmektedir. mühürlenir. velayet ve kemalat makâmlarına erişmiş olur. “ruhanî latife” manasında da kullanıldığı kanaatindeyiz. Kul bu sureti kalbinde aklederse. Çünkü Nazım Efendi’ye göre bir sünnete hakkıyla ittibâ edildiği zaman ortaya çıkan Muhammedî sır. Peygamber(sav) Abdulkerim-i anlayışı Cilî’ye ile birlikte Hz. Hz. Bu müşâhedenin neticesinde. Menâkıb-ı Şerefiyye. Böylece sâlikin varlığı kâmil olur. kulu velayet makâmına çıkaracak kuvvettedir. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî. manaların heyulası ve varlıksal suretleridir. Bu anlayış şöyle ifade edilmiştir: “Muhakkak ve muhakkak herkeste olan sır… Dünyada sırrı zahir olmazsa. 26. 30. kendisiyle Peygamber(sav) arasında vasıta olmaksızın yardım isteme kanalı açılır. Peygamber(sav) bahsinde izah edilen Muhammedî Sırr705 ifadelerine dayanarak sırrın.

Ruhanî tarafıyla Efendimiz(sav). kabirde sırrı zahir olmazsa. Efendimiz(sav)’in güzelliğinin aynasında görmüşlerdir. Peygamber(sav)’in sadece ruhanî değil. Kıbrısî’nin üç farklı başlık altında toplanan bu anlayışına temel teşkil edebilecek yaklaşımı. Şerh-i Salavât. biliyor musun? Kaç isimle çağırdı?”708 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin belirttiği isimler ve sırrı. Hz. onun yaratılışında 708 709 Kıbrısî. Yani. Peygamber(sav) gelmeseydi. 76-78. Dolayısıyla tüm ruhanî sırlar. kulda zahir olacak sırlar. varlığı oluşturan ateş. 30. Hz. ontolojik olarak “Allah’ın Nûru” ve “Hz. cismanî tarafı da her şeyden önce olmuştur. kabir âleminde ya da mahşerde zahir olması. Bursevî. kulun varoluşunu temsil eden asıl kimliktir. kabirde. Bu anlayışa göre Hz. kulun manevî kimliği olarak tanımlayabiliriz. Hz. bu âlemin hem suret hem de mana bakımından bütün sırlarını kendinde toplamış ve onların hakikatlerine kaynak olmuştur. s. Onun için bütün peygamberler. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. toprak ve hava gibi unsurların ve madenlerin. Deyaları için bu tezde bkz. Kendimi tanımıyorum Kimsin sen? Ben filancayım. Biz henüz kendi sırrımıza agâh değiliz. Peygamber(sav)’in önceliğine nisbetle sonra gelirler. 1135/1725) savunmuştur. Bu küllî hakikatin izahına göre Hz. Hz. Dünyadan giderayak sırrı zahir olmazsa. Hz. Allah(cc)’ın zatına. isimlerine ve fiillerinin zuhuruna kaynak olduğundan. Peygamber(sav)” konularıyla da ilgilidir. kullar kendindeki sırları. Peygamber(sav). hangi isimlerle çağırdı seni. Müşâhede âlemi olan cisimler âleminin kaynağı. yaratılışta her şeyden önce gelir. mahşerde (olacak).709 Bursevî’ye göre Hz. Sen kimsin ve nesin? Sırrın nedir? Allah ile olan muaheden nedir? ‘elestu bi Rabbikum? Kalu bela’ da Allahu zü’l-celal seni çağırdığı günde. Peygamber(sav)’in zuhuru. Muhakkak o insanlara verilmiş olan sır zahir olacaktır. İsmail Hakkı Bursevî (v. su. ilahî sırların güzelliği görülemezdi. Tasavvuf Sohbetleri. veliler ve diğerlerinin ruhları. Peygamber(sav)’in cismanî yönü de tüm mevcudattan öncedir.giderken (olacak). 136 . Binaenaleyh. Peygamber(sav)’in biri ruhanî diğeri cismanî olmak üzere iki vechi vardır. Peygamber (sav). ss. bitkilerin ve hayvanların kaynağı olan cism -i küll suretindedir. Biz henüz kendimizi tanımış değiliz. Bu kimlikteki sırların şehadet âleminde. heyulau’l-kulldür. sıfatlarına. Bütün mükemmelliğin mazharı sayılan Hz. Hakkânî’ye göre mahiyeti âlem-i gaybda olan bu kimlik. Peygamber(sav)’in ruhaniyetinden doğup yayılmıştır.

76-78. Bu düşünceye göre dünyada verilen isimlerin. s. 137 .”711 Şeyh Nazım Efendi. Kuşeyri Risâlesi. ona isim verecek kimselere ism-i hakikisini ilham için Cenab-ı Hakk (cc) melekler hâlketmiştir. muhalifu şeria’ ahval ile harir döşemeler. “Muhammedu’rRasulu’llah” kelimesi olduğunu ifade etmiştir. 133-135. sırrın gerçekleşmesine vesile olur. sırrın tahkikinde ismin önemini esma-i beşer başlığıyla irdelemiş ve yeni doğan çocuklara yapılan tesmiye merasimi üzerinden izah etmiştir. Şerh-i Salavât. Kuşeyrî’ye göre muhabbet. ss. Şeyh Nazım’a göre bu muhabbetin dereceleri ise. uyulan sünnetin çokluğuna bağlı olarak. Peygamber(sav)’in nurundan akseden esma ve sırların tezahürüdür. 713 Kuşeyrî. Menâkıb-ı Şerefiyye. s. mahbubun gayrısındaki her türlü mensubiyet bağlarını koparır. 713 Bu 710 711 Bursevî. mahbubun kişideki sırrı istilâ etmesidir.bulunan ve Hz. Burkay. 410. Peygamber(sav) sevgisinin Allah(cc) sevgisinden olduğunu ve Peygamber(sav) sevgisinin en temel göstergesinin. Bir çocuk doğduğu vakit. Muhabbetle kulun kalbi daimî zikre girer ve masivayı düşünmekten uzaklaşır. bilumum asnaf-ı beşerin esmaisi.710 Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî. ezelî isimden farklı tesmiye edilen kullara nisbeten yedi derece daha kâmilâne olacağını beyan etmiştir. ezelî isimi ile aynı olması halinde kuldaki zekâ ve idrakinin. çocuğun ismi de hakiki ismin muhalifi bir isimle tesmiye olunur. mücessem ve tam azalı suret bulunursa. 42. Kışeyrî’de görülmektedir.712 Nazım Efendi’nin sır tanımında “muhabbet” ehemmiyet arz etmektedir. Muhabbet ehli. bu melekler oraya girmez. ss. kulların hakiki isimlerinin dünyada da konulması için ilham veren görevli melekler olduğunu şöyle ifade etmiştir: “… ‘el-Esmau tenezzelu mines-semai’ fehvasınca. İsim tesmiye olunacak mahalde. Ebediyete Davet. Bebeğin kundaklanma şeklindeki edebin derecelerine göre tesmiyede hazır bulunan meleklerin adedinin bir ile bin arasında değişebileceğini ifade etmiştir. 712 el-Hakkânî. âlem-i ahd u misâkda takdir ve tayin buyrulmuştur. maksudunda fenâ bulduğu için. Şeyh Şerafeddin. Sır ile muhabbet arasındaki ıstılahi bağ.

çerçevede yapılan muhabbet tanımı üzerinden bakıldığında sır. iman mertebelerine vasıl olur. Benzer kanaati Muhammed İkbal (v. Şeyh Nazım’ın ifadelerinde bulunmasa da. Sufiler tarafından bu anlayışa benzer anlayışlar açısından ele alındığında. Aşkın kökeninde ne su var. muhabbettir. Allah(cc)’ın karşılıksız varlık verdiği Rahmân isminden. diğer varlıklara verilmiştir. ne de rüzgâr…”714 Kuldaki sırrın. muhabbetin kaynağı ilahîdir. İslamî Benliğin İçyüzü. ss. afak. Peygamber(sav)’in hakikatidir. Varlık âlemi olan âfâk ve insanın iç dünyası olan enfüsün. yevmu’l-ezelde kulun ne derece aşkla misak ettiğiyle alakalıdır. ontolojik bir izah getirmiştir. O sevgiyle daha canlı. Sırrın bu yönüne. anlayışına temel teşkil edebilecek bu izaha göre. toprağımızın altında hayat kıvılcımlarıdır. masiva karanlığından sıyrılmasına İkbâl. kimse Kur’ânı ve onun ihtiva ettiği sırları bilmezdi. Hz. muhabbetin kalbi istilası. 79-80. kulun fena fillah makâmında ortaya çıkan nûr olarak da anlaşılmaktadır. 1394/1973) “aşk” üzerinden şöyle tanımlamıştır: “Adı benlik olan nur. mürşid-i kâmiller vakıf olur. Hz. enfüs ve Kur’ân olmak üzere üç nüshada yazılıdır. daha yakıcı ve daha pırıl pırıl olarak ebedileşir… O’nun özü. kalbe Muhammedî benzetilmiştir.715 Binaenaleyh. 138 . Kuldaki sırrın zuhurunda anahtar kelime. Peygamber(sav)’in kalbidir. Sırrın sadece kul ile Allah(cc) arasındaki gizli bir hal olan yönü de vardır. Hz. Sırrın dünyada gerçekleştirilmesine göre kul. aşktan ateş alır. sırrın hakikat-i Muhammedî ve nûru ilahî ile ilgili yönleri de görülmüştür. öz olarak varoldukları icmal mertebesinde zuhurun mahalli. nasıl muhabbetle zahir olduğuna Bursevî. 35. Bursevî. Şeyh Nazım’ın Hz. 714 715 nurdan yansıyan sırların. Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş. Binaenaley Nazım Efendi’ye göre her kul farklı nitelik ve nicelikteki sır ile donatılmıştır. Bu muhabbetten kaynaklanan ilahî sırlar ise. Kulun Allah(cc)’a olan muhabbeti ve misak gününde Rabbi’nin huzuruna hangi isimlerle çağrıldığına bağlıdır. Bu yaklaşımlar. s. ne toprak var. Aşk kılıçtan ve oktan korkmaz. Kur’ân’ın iniş mahalli. Kulun yaratılışında decredilmiş sırrın. kulun cismani varlığındaki zuhuru “ruhanî latife”dir. İman derecelerine delalet eden bu sır. Aşk ona dünyayı aydınlatmayı öğretir. Peygamber(sav)’in kalbi olmasa.

MİSÂK (YEVMU’L-EZEL): “Ve-se-ka” kökünden müştak olan “misâk” kelimesinin çoğulu “mevâsîk” olup sözlükte. Musa’dan ve Meryem oğlu İsa’dan. Kur’an’da zikredilmiştir. elMüfredat. s. 523 717 “Rabbin Âdemoğullarından. 721 A’râf: 7/172. Bunu kıyamet gününde ‘Bizim bundan haberimiz yoktu’ demeyesiniz diye yapmıştık”721 mealindeki ayete dayanmaktadır.” El -Arâf: 7/172. c. Kâfirlere de acı bir azâb hazırlamıştır. Firuzebadî. Böyle yaptık ki kıyamet gününde. bazen genel. anlaşma.15. Kamûsu’l-muhît. doğruları tasdik etmek. c. ahd. unların sırtlarından zürriyetlerini alıp bunları kendileri hakkındaki şu sözleşmeye şahit tutmuştu: Ben sizin rabbiniz değil miyim? ‘Elbette öyle!’ dediler. 139 . (Böyle yaptık) ki (Allah).720 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin misâk anlayışı. Başka bir ifadeyle “şahit olduk” şeklinde cevap verenlerin Âdem(as)’in sulbundan kıyamete kadar vücut 716 İbn Manzûr. s. kuvvetle ahidlerini almıştık. Nûh’dan.. yakınlara. bazı İslam ulemasına göre temsilî iken bazı ulemaya göre de hakiki olarak gerçekleşmiş bir haberdir. 928.. onları kendilerine karşı şahit tutarak ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ (demişti Onlarda) ‘Evet buna şahit olduk’ demişlerdi. 718 “.716 Terim bakımından Misâk kelimesi bir takım farklılıklar içerir. bazen de özel bir sözleşmeyi ifade eder.” Bakara: 2/83.717 Kur’ân-ı Kerim’de Allah(cc)’ın İsrailoğullarından aldığı misak718 ve ahidlerini yerine getirmemeleri719 ile ilgili pek çok ayet bulunmaktadır. ‘Bizim b undan haberimiz yoktu’ demeyesiniz. “Biz İsrâîloğullarından şöyle söz almıştık: Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz. 301. onların bellerinden zürriyetlerini almış. Âyette bu ahdin. Isfehanî. Âdemoğullarından. anaya-babaya. s. İbrahim’den. Mutasavvıfların çoğuna göre bu ahid hakikidir. akd ve and anlamlarına gelmektedir.“Hani Rabbin.” Ahzâb: 33/7 -8. kâfirleri ise ateşe atmak için alındığı bildirilmiştir. 719 “Sözlerini bozdukları için onları la'netledik ve kalblerini katılaştırdık…” Maide: 4/13 720 “Biz peygamberlerden.Peygamber(sav) ve Allah(cc)’ın Nûru anlayışlarıyla bir bütünlük oluşturmakta ve Kıbrısî’nin anlayışına paralel diğer tasavvufi ıstılahı göstermektedir. Bununla birlikte Peygamberlerden alınan misak da. Bu ayette bildirilen misâk. yoksullara iyilik edeceksiniz. (evet) onlardan sapasağlam söz almıştık. Senden. çünkü Kur’ân’da mîsâk kelimesi. gerçekten başkasını söylememeleri hususunda kendilerinden Kitâb mîsâkı alınmamış mıydı” A’raf: 07/169. yetimlere. o doğrulara doğruluklarından sorsun... Allah hakkında. Lisânü’l-Arab.

Hamdi. 106.: İsmail Karaçam ve diğ. 1799-1800. s. Elmalılı M. c. bu mukavele ile iman hakikatleri insan ruhuna deruhte edilmiştir. Dolayısıyla ayette hem tekvinî bir temsil. ss.725 Şeyh Nazım Efendi’nin bu konuyla ilgili beyanlarının genlinden anlaşıldığına göre misâk hadisesi. s. c. Sühreverdî. 140 . Âdem’in sulbuna konmuşlardır. Hz. a. 723 Yazır. 9. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”724 ayetinde Allah(cc) ile Âdemoğulları arasında olan bu misâk. Zerreler bu ilahî hitaba cevap verdikten sonra tekrar Hz. Âdem(as) yere uzanmış bir haldeyken gerçekleşmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. 170-171. Ancak mukavele bir hakikattir. 726 Sühreverdî. Hz. ss. hem de ruhanî bir hakikattir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî ve Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbetlerinde çok sık bahis konusu olan bir husustur. zerrelere hitap olarak ifade etmektedir.e.722 Farklı bir görüşe göre ise ayetin yaratılışa işaret eden ifadeleri temsilî bile olsa. Hz. hakiki bir mukaveledir. 30. Bu suale muhatap olunduğunda Âdemoğullarının akıl.. Âdem(as)’in belinden ihraç olundukları ifade edilmektedir. 725 Kıbrısî.723 Misâk. Yani misâk bu tefsire göre temsilî değil.g.. diğer tüm kavramlar ile sıkı ilişkilidir. deriden çıkan ter damlacıkları gibi çıktığını beyan etmiştir. Aziz Dağ. Komisyon. irdelemeden geçilmeyecek bir önemi haizdir. Sühreverdî. 724 A’râf: 7/172. hem de ruhanî bir hakikat olduğu savunulmuştur. hem yaratılışa dair hakiki bir vakıa. Sühreverdî’ye göre bu vakıa zerrelere hitaptır. 412-421. Âdem(as)’in sırtı sıvazlandığında onun vücudundan gelecek bütün zürriyetin. Hulasatu’l-Beyan. Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışı içerisinde bütünün gözardı edilemez bir parçası olarak.. Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında misâk. Şihabuddîn Sühreverdî’ye göre bu hadise. hayat ve nutuk sahibi olarak. Sad. Mekke ile Taif arasındaki Numan vadisinde. İstanbul Tarihsiz. Şeyh Nazım Efendi bu mukaveleyi. Hak Dini Kur’ân Dili. 6.bulacak zürriyetlerin olduğu beyan edilmektedir. Çünkü Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde gelişen varlık felsefesi içinde bu ayete atfedilen anlamın önemli bir yeri vardır. Ruhu’l-Beyân. ss. 106. Avarifu’l-Mearif (Gerçek Tasavvuf). s. Bursevî. Başka bir ifadeyle “Âdemoğullarının zürriyetlerinin alınması” ontolojik olarak bir temsildir.726 Bu hitabın nerede vuku bulduğu hususunda Şeyh 722 Vehbî.

Ana rahmine düşmeden baba sulbunda olduğunu savunanlar olduğu kadar. buluğa erme çağında olduğunu savunanlar da olmuştur. s. 733 Aynı eser. Ayrıca Bu tezde bkz.727 Bu misâkın ne vakit olduğu konusunda genel olarak üç görüş öne çıkmaktadır. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. 174-175. 730 Bu bağlamda misak. a. baba sulbundan çıkıp.733 Şeyh Şerafeddin. ss. kulun sırrı ile alakalı mütalaa edilen hidayetin. “Ben gizli bir hazine idim. s. a. Bir diğer görüşe göre misâk. daru’t-teklif olan âlem-i dünyada.. 79. Şeyh Şerafeddin’e göre. s. Kulun yevmu’l-ezelde Allah(cc) tarafından çağrıldığı isimlerinin nitelik ve nicelikleri kulun sırrı ile de ilgilidir. 730 Kıbrısî. Nazım Efendi. 25 Elmalılı. Bkz. kulun dünyada tesmiyesi ile başlar ve son nefesine kadar devam eder. Nazım Efendi’nin genel tasavvuf anlayışıyla ilgili olarak müstakil bir başlıkta incelenmiştir. Hakk Dini. ruh üflendiği zaman tamamlanmıştır.” 141 . Ayrıca bu tezde bkz.732 Bütüncül izahı ontolojik bir bahis olan yevmu’l-ezel. 732 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. 69. Menâkıb-ı Şerefiyye. 30. Bu izaha göre kulun hidayeti. 2. misak ile ilişkisine biraz daha tafsilatlı izah getirmiş tir. s. Aralarında muhalefet olduğu takdirde maksat ve netice hâsıl olmaz. Yapılan amel ve 727 728 Burkay. Peygamber(sav) . Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d.. 9. o yevmu’l-ahd ve misakta gösterilmiş ve çizilmiş hatt-ı harekete göre amel edilmesi lazımdır.729 Yevmu’l-ezel.Hz. s. 731 Taberânî. kendisine elest bezminde çizilen hat ile ilgilidir. 734 Burkay. s. bu hitabın “âlem-i zerrede” olduğunu ifade etmiştir.Nazım’ın ifadelerine rastlanmamıştır ancak Şeyh Şerafeddin. 69. Peygamber(sav)’in ümmetini iman eder vaziyette Allah(cc)’tan emanet aldığı gündür. ana rahmine girince başlamış. bilinmeyi istedim ve mahlûkatı yarattım”731 hadis-i kutsisindeki hitabında yevmu’l-ezel’de olduğunu ifade etmiştir.e. Menâkıb-ı Şerefiyye.e.g. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. Şeyh Nazım’a göre. Peygamber(sav). Hz.Sır. 729 Kıbrısî. Keşfu’l-hafa. c.g. s.728 Nazım Efendi’ye göre bu misâk.734 Kulun kemal derecede hidayetine vesile olacak misak sırrı şöyle ifade edilmiştir: “Binaenaleyh. yevmu’l-ezelde gerçekleşmiştir. c.Hz. kula elest bezminde çizilen manevi rotanın âlem-i dünyada kemal derecede vuku bulması. 173. 42. yevmu’l-ezel’de vuku bulan hadisatın bir cüz’üdür.

739 Taftazânî.işlenen ibadet. c. Lisânu’l-Arab.737 “Yevm” kelimesi ise güneşin dünyada. 738 İbn Manzûr. c. Nazım Efendi’ye göre misâk. hem de ruhanî bir hakikattir. yevmu’l-ezel’de gerçekleşen diğer hadisattan biridir. Cenab-ı Hakk bilip ezelde takdir ve tahdid etmiştir.e. Hucvirî’ye göre sır olarak 735 736 Burkay.738 Mâturidîlere göre. 1816-1817.1. 144-150.g. ss. yevmu’l-ezelde gerçekleşmiş ve yevmu’l-ezel’de vuku bulan hadisatın bir cüz’üdür. Menakıb-ı Şerefiyye. makbul ve maksad-ı ilahiyyeye vasıl olmaya vesile olamaz. c. a. Dolayısıyla Allah(cc) ezelîdir ve Allah(cc)’ın gayrısındaki mahluk. Şerhu’l-Akâid. 142 . 16. ss. o âlem-i zerrede mesbuk olan ahd ü misakına göre çalışması lazımdır… Başka türlü hakiki hidayet vâsıl olmaz. Vuku bulacak şeylerin zaman ve mekânını. Şeyh Nazım’a göre. 2. hadistir. Keşşâf. ezelî olmayan nesne hadistir. s. ezelî olan ile hadis olanı birbirinden ayırmak suretiyle kul. Ta’rifât. Yani ezelî değildir. hem yaratılışa dair hakiki bir vakıa. 465-467.. Tehânevî.1.”735 Özet olarak “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”736 ayeti. mürid olsun. gün anlamına gelmektedir. sır ve tevhid ile ele aldığı olmuştur. öncesizlik ve mazinin yanında varlığın devamlılığı anlamına gelmektedir. A’râf: 7/172. Bu ahid. 25. Cürcanî.739 Sufilerin ezel ve ezelî olan bahisleri.15. Şu halde mürşid olsun. Hucvirî’ye göre. doğuşu ile batışına göre belirlenen zaman dilimi olarak. bütün özellikleriyle. Yevmu’l-ezel: Arapça bir kelime olan ezel kelimesi. Peygamber’in ümmetini iman eder vaziyette Allah(cc)’tan emanet alması. s. 737 İbn Manzûr. Allah’ın zatını tanıma potansiyelini gerçekleştirmiş olur. sâlik olsun ve hatta avamm-ı nas olsun. zahir itibariyle ne kadar yüksek ve mukaddes olsa da hakikat itibariyle. ss. Hz. 134-135. c. Allah(cc) ile Âdemoğulları arasında yapılan misâkı haber vermektedir. s.

şeyhinden nakletmektedir. s.”744 740 741 Hucvirî. Adnan. 79. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). Nakşibendî-Hakkânî yolunda. s. c. acz ve fakr dairesinde. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin tasavvuf görüşlerinin izah edildiği “Futuhâtu’l-Hakkâniyye” adlı eserde. Dolayısıyla. Onun da ötesinde vuku bulan öyle hadisat vardır ki onlar.742 Yevmu’l-ezel olarak çeşitli sohbetlerde ve kaynaklarda geçen bu kavramın nasıl anlamlandırıldığı. Dolayısıyla. bilinmeyi istedim ve mahlûkatı yarattım”741 hadisi kutsisinde bildirilen hitabda. s. bu inceleme bizi yaratılış ve varlık ile ilgili tüm başlıklara götürmüştür. “Ben gizli bir hazine idim. âlem-i esmada zuhur eden her hakikatin makâmıdır. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 173. Allah(ac) ile kaim olan bu melekût âlemi. Nazım Efendi. Tasavvuf Sohbetleri. s. masivâdan olan her şeyin melekût âleminde bir hakikati ve melekûtu (egemenliği) var olduğu yazmaktadır. Keşfu’l-hafâ. hitabın muhataplarının mevcut olduğunu söylemektedir. Hakkâniyye içerisinde Nazım Efendiye tevarüs ederken şu ayete istinat edilmiştir:743 “Her şeyin mülkü (saltanatı) kendi elinde olan Allah’ın şanı ne kadar yücedir. 345. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den bu konudaki en fazla nakli Şeyh Adnan Kabbanî ve Şeyh Hişam Kabbanî yapmıştır. 743 K. hadisesidir. buna bağlı olarak Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında. 14. Siz de O’na döndürüleceksiniz. yevmu’l-ezel için bahsedilen mevcudiyetin.tanımlanan bu potansiyelin gerçekleşmesi tevhiddir. 744 Yâsin: 36/83. büyük önem arz etmektedir. Ancak kevnî konulardaki malumatlara Nazım Efendi pek fazla değinmemiş ve yeni yorumlar getirmemiştir. Bu ifadelere göre yevmu’l-ezel’de vuku bulan hadisatın bir cüzü misak. 742 Kıbrısî. Mesela misâk hadisesinin yevmu’lezel’de gerçekleştiğini. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinde karşılaştığımız bu öğreti. yevmu’l-ezel için bahsedilen mevcudiyetin mekânı ve mahiyeti tafsilatlı olarak irdelenmesi gerekmektedir ki. Bu durumda insan. 143 . melekût âleminde olduğu yazmaktadır. genellikle Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den nakil şeklindedir.740 Nazım Efendi’nin yevmu’l-ezel hakkındaki ifadeleri. Taberânî. diğer makâmlardaki sırlar olduğu ifade edilmiştir. 2. ezelî olanla olmayanı ayırma şuuruna sahip olabilmektedir. sıfatlar âleminde mevcut olup.

Habibu’llah(sav)’a zahir olur… Onun içindir ki. ne nebiyyü’lmürsel ne veliyyü’l-kâmil ne de melikü’l-mukarreb anlayacak değildir.. Nablusî Abdulganî. madde-i evvel. Yaratılışa dair anlayışın en önemli cüz’ünü oluşturan bu kavrama Şeyh Nazım’ın yaklaşımı. Nazım Efendi’nin farklı ifadelerinde. ss. hatta melekler. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. 179-180. “La ilahe illallah” âlemi. s.: Ekrem Demirli. Arabî. İz Yay. 748 Muhyiddin b. Biz Cenab-ı Halik’in(cc) saltanatının azametini. 9-36. 144 . Salavatullahi ve Selamu aleyh’tir. 747 Muhyiddin İbn Arabî’ye göre bu nûr. 1. Füsus. ebedî ve mutlak saltanatın sahibi olan ‘la ilahe illallah’. kitap kavramlarıyla da ifade edilen bu anlayışa göre bütün yaratıklar. Şeyh Nazım-ı Hakkâni’nin bu husustaki ifadeleri şöyledir: “Cenab-ı Hakk’ın saltanatının azametini hiç kimse.1. misal âlemine ve duyular âlemi de denen mülk âlemine kadar gelen bir vücud mertebeleri zuhur etmiştir. vücud mertebeleri ve varlık anlayışı içerisindeki Nûru Ahmediyye anlayışını tazammun etmektedir. Bu manaları tazammun eden anahtar kavramlar. bu hakikatten ve bu hakikat için yaratılmıştır. “la taayyün” olarak da bilinen bu varlıktan sonra ilk varlık olan Nûru Muhammedî ve onun nurundan. hakikat-ı Âdem. Mehmet. 156. ss. o ezelî. bu anlayışın aksine ifadelerle de karşılaşmadık. c. akl-ı kül.Şeyh Nazım Efendi’nin bu hususta ontolojik izahları ile karşılaşmasak da. Efendimizin(sav) saltanatından seyrederiz. Huzurunda duran ‘Muhammedu’r-rasulu’llah’. 747 Demirci. Celle ve Alâ’dır. melekût âlemine..748 Şeyh Nazım’ın yevmu’l-ezel anlayışı. Ancak o saltanatın azametinden bir şua. Ter: Ahmed Avni Konuk. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde yapılan ontolojik ifadeler ile birlikte düşünüldüğünde. TDV İA.”745 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu ifadeleri. Ter. İstanbul 2003. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber’in Sırrı . kalem. Habibu’llah’ın saltanatı. Allah’ın Nuru ve Hz. Allah(cc)’ın saltanatı. Hakikat-i Ahmedi. Bununla birlikte bu ontolojik anlayışın anahtar kavramları. Bu varlıktan önceki varlık mutlak gayb olarak mahiyeti kesinlikle bilinemeyen Allah(cc)’ın zatına dair oluştadır. daha bütüncül bir çerçevede 745 746 Kıbrısî. Hakikat-i Muhammediyye Md. Âriflerin Tevhidi. Bkz.746 Nûru Muhammedi. “Muhammedur’-rasulullah” âlemidir. müstakil bir başlık olarak ele alınmıştır. zımnen Şeyh Dağıstanî’den tevarüs eden manalar ile kullanılmıştır. Allah(cc)’ın vücud mertebelerinde ilk oluşu temsil eder.

Bu izaha göre aslî varlık. 754 Bu tezde bkz. Peygamber(sav)’in saltanatından (nurundan) seyredilebilir. yevmu’l-ezelin idrakidir. Bu sırra dâhil olanlar ise. Şeyh Nazım’a göre. 753 Kıbrısî.Mürşîd . kendisi gibi muhdes olan varlığın tüm hareketlerinde. 156. 69. Sureti Allah(cc)’ın yed-i kudreti ile şekillenen gölge varlıktan biri de insandır. 18.Hz. Âlem-i esmadaki bu tenzilatın ikmali. Çünkü Allah(cc) esma saltanatında “İsmu’l-A’zam” ile kaimdir. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. İnsan ahir zaman Peygamberi(sav)’nin getirdiğine tabi olduğu zaman gölge varlıklar arasında ilahî kudrete haiz olur. Diğer varlıklar Allah(cc)’ın kudret aynasında yansıyan gölge varlıklardır. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). 19. 751 Hucvirî. tanık olur. ikmal etmektedir.e. Adnan. ss. 752 Kıbrısî.751 Bu tanıklık aynı zamanda. Peygamber(sav)’e ümmetinin gösterilmesini ve emanet edilmesini Şeyh Şerafeddin -i Dağıstanî. Hz. âlemin-i esmaya tenzilini. kadim olan Allah(cc)’a şahit olduklarına. Cenâb-ı Hakk’a aittir.752 Bununla birlikte yevmu’l-ezel. mürşid-i kâmiller ile ilişkilendirerek izah etmiştir. 145 . Kendi varlığını yok bilen kul olur. Bu anlayışı Nazım Efendi bir sohbetlerinde aslî varlık ve gölge varlık terimleriyle izah etmiştir. Sâlik seyri esnasında. ss. tevhîde ulaşmış olan kullardır. Dolayısıyla Hz. Peygamber(sav) . Varlık iddiasında bulunmadığı müddetçe şirk ve kibir bataklarından korunur. kendindeki sırrı gerçekleştirmiş olan yani. s. Meselâ kulun ahdini doğrulayarak kemale erme ya da yalanlayarak esfele düşme yeri mülk âlemidir. Şeyh Nazım’a göre. sâlikte İsmu’llahi A’zam’ın tecelli etmesi anlamına gelmektedir.750 Çünkü Hücvirî’ye göre gafletten uyanan insan. kendisine ait hakikatlerin sıfatlar âleminden.753 Hz. 345. Peygamber(sav)’in ümmetini iman eder vaziyette Allah(cc)’tan emanet aldığı gündür. Kulun mülk âlemindeki kemâlata doğru seyrinden bazı hakikatler tecelli eder ki bunlar.749 Bu saltanatın azameti. a. âlem-i esmada (isimler âlemine) zuhur eder..g. hakiki varlığın tecellileri ne mazhar olur.754 749 750 K. Peygamber(sav) ümmetini yevmu’l-misâktan beri tanımaktadır. nefsine ve Şeytan’a yenik düşmez. Bu tezde bkz.kavram tanımlaması yapabiliyoruz. Tasavvuf Sohbetleri. Hak Dost 4. 60-66. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Kıbrısî. s. s. Hz. Makamlar ve Seyr u Sülûk ile İlgili Kaynaklar/b.

dünya ve hevâ yaratılışın başladığı hakikî nurun mülk âlemindeki yansımalarını izale etmek istese de. Mehdi(as).757 Allah(cc)’ın mübarek göğsüne aktardığı nûru Sevr Mağarasında Ebu Bekir(ra)’e aktaran Peygamber(sav). 760 Bu tezde bkz. Hani kâfirler onu. Ancak Kıbrısî. Lahuti âlemden bakıldığında bu iki hadisenin de zamanı yoktur. nurlar ve zerreler âlemindeki fıtratlarını vâhidiyet âlemindeki haliyle muhafaza eden ve mülk âlemine tenzil edenlerdir. 146 . İşte o zaman Allah ona emniyetini indirdi ve onu. Peygamber(sav)’den akseden bu ilim birikerek büyüyen. zaman olmayan zaman olarak telakki edilmiş ve iki kavramda anlaşılan bir zaman olarak telakki edilmiştir. yevmu’l-ezel’e vakıf olur. s. Şeytan.Mirac Konusu. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/e. 758 Bu tezde bkz. Ehl-i tevhid diyebileceğimiz bu kul. o arkadaşına: “Üzülme Allah bizimle beraberdir” diyordu. 757 “Eğer siz ona (Rasûlullah’a) yardm etmezseniz. Nasuti âlem yönünden bakıldığında iki farklı zaman olarak yevmu’l-ezel ve mirac tarihleri vardır. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/a. Mirahmadi.756 Allah(cc) nurunu Peygamber(sav).758 zerreler âleminden beri taşıdığı bu sırrı sahiplerinin kalplerine tevarüs ettirmesini emretmiştir.759 Mürşidlerden bu sırları alarak. Buna göre Peygamber(sav)’in kalbi. Peygamber. yoksa hadiselerin ayrı ayrı zuhuru mudur. her an misâk günündeki ahdine Sâdık kalır. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. hakikatleri değişmeyen. hakiki ilimdir. sizin görmediğiniz askerlerle destekledi ve inanmayanların sözünü alçalttı…” Tevbe: 09/40 . Bu tezde bkz. nasutî âleme dair olan bu hadiseleri de tek bir zamansızlık anlayışında toplamamıştır. iki kişiden biri (Ebu Bekir ile birlikte yurdundan) çıkarmışlardı. Sufi Meditation. ilim kaynağı yönüyle ifade edilmiştir. nefis. Allah(cc) nurunu tamamlayacaktır. Çünkü onlar ehâdiyete gark olmuş nakışları. 11. Sıddıklar ve evliyalar ile tamamlayacaktır. hani onlar mağradaydı. Nefsine 755 756 Bu tezde bkz.Bu hususta Kıbrısî’nin Amerika halifesi tarafından yevmu’l ezel ile miractaki sidre-i münteha.Allah’ın Nûru.755 Nazım Efendi’nin ve Tarikat-ı Hakkâniyye’nin genel tasavvuf anlayışı içerisinde yevmu’l-ezel anlayışını diğer kavramlar ile ilgili olarak şöyle değerlendirebiliriz. Bkz. Allah ona yardım etmişt i. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kaynaklar/b. Başka bir ifadeyle Kıbrısî’ye göre zamansızlık için ifade edilen hadiselerin tamamı tek bir hadise midir. sahabelerine verdiği gibi evliyalarının kalblerine de vermeye devam etmektedir. kendi sırlarını gerçekleştiren kullarda Allah’ın nûru tecelli eder.Hz.Mürşid. iyi bilinki.760 Bu nûr ile levh-i mahfuzu okur. 759 Nazım Efendi’ye atfen yazılan bir eserde bu durum. Kıbrısî’ye göre bu durumun iki veçhi vardır. ifade edilmemiştir. Allah’ın ilahî tecellilerinden ve “el -Âlim” isminin hakikatinden aldığı ilmi.

PEYGAMBER(SAV): “Senin adını yükseltmedik mi?”764 ayetinin bir tecellisi olarak adına kitapların.762 Onlar velayet makâmında bulundukları için Allah(cc)’ın onlara musahhar kıldığı tasarruflar ile insanları hidayete sevk ederler. 765 Kalem: 68/4. Diğer Konulardaki Görüşleri/f. dünyanın ve hevâların pençesinden kurtarma kerametini gösterirler. bu manada.Velî-Evliyâ. bazı ayet ve hadiseler. Gönüllerini zikirle ihya edip onları. Yani kendisine bey’at eden mürîdanı. 764 İnşirâh: 94/4. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kaynaklar/i. Camiu’l-ahkâm.İlim-Âlim. 768 Aclunî. maruf olanı emret ve cahillerden yüz çevir’767 diye buyurmuştur. 533-534. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. c.2. şeytanın.766 "Rabbim beni en güzel bir şekilde te’dib etmiştir. Ben onun bu emrini kabul edip yerine getirince: ‘Ve şüphe yok ki sen çok büyük bir ahlâka sahipsin’ diye buyurdu. şiirlerin yazıldığı Hz.ve şeytana yenik düşerek. ss. 147 . Hz. nefsin. 767 A’raf: 7/199. 766 Kıbrısî.Şeytan. belirginleşmektedir. sohbetle imana. Çünkü: ‘Af yolunu tut. Keşfu’l-hafâ. Onlar.Nefs. Tasavvuf Sohbetleri. İslamî ilimlerden edebiyata. Yaratılış anlamına gelen “halk” kelimesinin manası olarak ahlak ve edep olduğuna dair tefsirler de 761 Bu tezde bkz. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. 763 Bu tezde bkz. Peygamber(sav) tasavvurunda. s.”768 hadis-i şerifi bu ayetin tefsiri mahiyetindedir. ilimleri hikmeti ve edebiyle yaşayan irfan ve marifet ehilleridir. kendini gaflette terk etmez. “Muhakkak ki Sen. felsefeden psikolojiye kadar çeşitli bilim dallarında anlaşılmaya ve anlatılmaya çalışılmıştır. 34. c. 72. Kurtubi. 17. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Hz.Gaflet. j. Peygamber(sav). b. 762 Bu tezde bkz. yüce bir yaratılış üzeresin”765 ayeti Şeyh Nazım’ın Hz.Kerâmet. Peygamber(sav) ve Peygamber sevgisi büyük önem arz eder. Buruç Yayınları.763 d.761 Bu kişi gerçek ilim sahibi velî kullar olarak miracın sırlarını bilirler. 1. divanların. Tasavvuf tarihinde de Hz. Peygamber(sav) anlayışında sıkça vurgulanan bir ayettir. s. hidayete ve tevhide sevk ederler.

32-33. ‘Ne ümit ediyorsunuz ey Kureyş böyle?’ Kureyşliler. Çelik Ömer. Camiu’l-ahkâm. Kaya Murat. Peygamber-i zişân’ın(sav) bir işaretine bakıyordu.771 Bu manada Peygamber(sav)’in Uhud Gazasın’da ve Mekke-i Mükerreme’nin fethindeki hal dili ile beyan ettikleri.769 Bu manada Hz. Öztürk Mustafa. Peygamber(sav)’in. 771 “Şüphesiz ki kıyamet gününde aranızdan en çok sevdiğim ve bana en çok yakın olanlar arasında. Tirmizî. 1-2. 772 Kıbrısî. ambargo ve eziyette rağmen Hz. sözler söyleyenler ve mütekebbirlerdir” hadisi. Herkes affolunmuştur. ss. görünmesek’ diyorlardı.. 383. onları yalan çıkarması Peygamber’in(sav) şanından değildir: ‘Ben de Yusuf’un kardeşlerine söylediğini size söylerim. 148 . ‘yer bizi yutsa da. Mekke-i Mükerreme’nin fetih gününde hepsini kılıçtan geçirecekti.bulunmaktadır. kişilerin bakış açılarına göre ayette geçen yüce yaratılışa bir mana kazandırmaktadır.’ dedi O Peygamber’in ahlakı budur. 8 s. 534-535. ss. hürdür. 17. Üsve-i Hasene. Erkam Yay. Herkes. hem korkmaktan başlarını nereye saklayacaklarını bilmeden. onları bağışlaması. Taberi Tefsiri. diliyle insanlara eziyet ederek çirkin. sizi azarlamam. hem utanmaktan. Kurtubi.770 Bu manada ahlak ve edep ölçüsü olan sünnet ve hadisler. Mesela Mekkelilerin kendisine yaptığı zulüm. iyi ve kötü ahlak anlayışımıza ölçü olabilecek örneklerden sadece biridir. Size serzenişte bulunmam. Allah sizi affetsin. Onlar öyle söylediği vakit. Bkz. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. aftan başka bir şey ümit etmeyiz’ dedirtti Allah(ac). yüce ahlakın bir nişanesidir. 4/370. İstanbul 2003. Peygamber(sav)’in edep ve ahlaka işaret eden tüm ifade ve davranışları bu ayetin bir yönden tefsiri olmaktadır diyebiliriz. c. boşboğazlık edenler. Kılıç ile mimbere çıkıp makâmı teşrif ettiklerinde: ‘Ne ümit ediyorsunuz ey Kureyş? Benden size ne muamele edeceğimi bekliyorsunuz?’ dedi Allah söyletiyor onlara (Kureyşlilere): ‘Ehlü’l-Kerim. Hatem-i Şerif’te toplanıp hem acaletten. kerim olan kardeşimizsin senden lütfu keremden. Peygamber’in(sav) kavliyle ortaya koyduğu. ahlâk itibariyle en güzel olanlarınızdır ve yine kıyamet gününde kendisine en çok buğzedip meclis itibariyle benden en uzakta olacak olanlar. Şeyh Nazım Efendi’ye göre. Mekke’yi fethettiği gün. c. Kıbrısî’nin bu misali verdiği ifadeleri şöyledir: “Peygamber(sav) ahlakı bu. öyle zannettiği vakit. Yani sizin yaptığınız kabahatleri sizin yüzünüze vurarak. Peygamber(sav) kılıçtan geçirecek olsaydı. c. Kur’an’da övülmüş ahlak için arz edilebilecek en bariz örneklerdendir.”772 769 770 Taberî.

776 diğerkâmlık kelimesinin üzerinde mana ihtiva eden bir hal ve davranıştır. Bkz. Birr. dişinin kırıldığı ve yüzünün kanlar içinde kaldığı bir anda. 2/804. dişini kıran (ve yüzünü kana bulayan) bir kavmi nasıl iflâh eder?’ diyordu. 11. Enes(ra) bildirmiştir: “Ben Allah Resulü’nün on sene kadar hizmetinde bulundum. Yüzü parçalanmış.777 ilahî adalet ve tevazudur. s. Dilediğini bağışlar. Müsned. 12. (Yüzüne akan) kanı.775 Uhud Gazvesinde dikkatimizi çeken bir diğer ahlak ölçüsü Hz. dilediğine azab eder. 125. bunu yapan kavminin felahını düşünmek. 2/40. Cihâd. 53. c.. Megazî. kayda geçmemiş sohbetlerde zikredilmiş olabilir. Peygamber’in (sav ) dudaklarından sadece: “Ben lanetleyici olarak gönderilmedim. Kütübü Sitte. Kıbrısî’nin yüce ahlak hususunda verdiği bir diğer örnek.773 Bu misaller içinde görülen merhamet. Kıbrısî’nin Hz. Allah bağışlayandır. cömertlik ve affedicilik. 4. Müslim. 34. Pınar Yay. Ebû Dâvûd. Hiçbir zaman öf dememiş.” Bkz. zırhının halkaları yanağına batmış Hz. Peygamber(sav)’in diğergâmlığıdır. Şeyh Nazım’ın yüce ahlaka örnek olarak gösterdiği bu iki hadise içerisinde dikkatimizi çeken diğer ahlak ölçüleri ise hilm. Tasavvuf Sohbetleri. Vâkidi. 1/513. yüce ahlakın sadece bir kısmıdır. s. Mekke’nin fethi hadisesinde bunun gibi birçok yüce ahlak temsili hadisler mevcuttur. Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah’ındır. ss. 4/369. 777 Bu husustaki farklı bir örneği Hz. Kütübü Sitte. 219. Müslim. Cuayl b. Peygamber’in yüce yaratılışını. s. mazur görme hususunda örnek alınacak. c. hiçbir zaman bana bunu niye yaptın. Çünkü onlar zâlimlerdir. Süraka(ra)’yı köpeğin yanına nöbetçi koyması. Tefsir. Tirmizî. Buhârî. Bu hadiseler. Hz. c. Onlar bilmiyorlar. 21. Peygamber’i (sav) kanlar içinde gören ashabı. başından yaralandı. 430. İbn Mâce. savaşın en kızgın anında. 104/1791. Çünkü başının kanatıldığı.” sözlerinin döküldüğü duyulmuştur. 7. Peygamber(sav)’in tavrıdır. Hz. Hambel. Ben davet edici ve merhamet ediciyim. bunu niye yapmadın dememiştir. Uhud Gazasında dişi kırılan ve yüzü kanlar içinde kalan Hz. Enes (ra) anlatıyor: “Resulullah’ın (sav) Uhud günü dişi kırıldı. 149 . Aişe (ra) arz etmiştir: “Onun ahlâkı Kur'ân -ı Kerim'den ibaretti” Bkz. yüzünden siliyor ve: ‘Allah.Mekke’nin fethine giden 10 bin kişilik ordunun seyir güzergâhında yavrularını emziren bir köpeğe rastlandığında. 51. Fetih günü Mekke’ye 773 Şâmî. merhamet edendir” (Âl-i İmran: 3/128-129). Müslim. Celaleddin. 775 Kıbrısî. zirve bir modeldir. c. bu mevzuda hatırlanan başka misaldir. Vatandaş. 3005-3006. en özet ifadeyle. 87. Hz. 111. 2/72. ss. onların zarar görmemesi için. Âl-i İmran. Canan. İstanbul 2005. Tirmiz. Muhammed’in Hayatı ve İslam Daveti. Peygamber(sav) anlayışını şekillendiren numuneler olarak. Canan.774 Şeyh Nazım’a göre bu hal. 94. Subûlu’l-Huda ve’r-reşâd. 3/199. kendilerini Allah'a davet eden peygamberlerinin (başını) yarıp. 776 Hz. Bkz. s. Nesâî. müşrikler için beddua etmesini istediler. 774 Hz. Allah’ım kavmime doğru yolu göster. Bunun üzerine Allah şu âyeti indirdi: “Allah'ın onların tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle senin bir ilgin yoktur.

780 Yönetim düzeyindeki yetki ve görevleri Hz. Peygamber(sav). Diyanet İşleri Başkanlığı Yay. Gonca Yay. Bkz. Âdem ise topraktandır. Hz. Bu hal dili tevazuunun göstergesidir. Hz. Ta’rifat. 300. takvaca en ileride olanınızdır. Mekkenin Valiliği görevini Attab b. sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. s. 783 Isfehanî. 781 Kabenin perdedarlık vazifesini. Şüphesiz ki sizin Allah katında en şerefliniz. Dini Kavramlar Sözlüğü. 544. s. İbn Mace. zira iyi davrananlara karşılığını fazlasıyla vereceğimi vaat etmiştim” (Bakarâ: 2/58) ayetiyle de izah edilmiştir. kasabanın kapısından girerken eğilip.. 410. 1999 s. her şeyi bilen. Sarıçam. Sizi birbirinizle tanışmanız için büyük büyük topluluklara. 133. s. Muhammed. Hakikaten Allah. Et’ime. nereye çıktı” şeklindeki ifadelerle henüz idrak edemeyenler de olmuştur. Osman İbn-i Talha’ya(ra) vermiştir. 412. Hz. s. s. Beyrut. Muhtâru’s-sıhah.779 siyahî olan Hz. Nazım Efendi’ye göre. 7. Mea’l-Enbiyâ.783 Kur’ân-ı Kerîm’de tek anlamındaki vitr’in karşıtı olarak 778 Tebbara. s. 179. Peygamber’in(sav) bu hali. Peygamber tarafından tüm Mekke halkına yapılan konuşmada ifade edilmiş. 779 “Ey Kureyş topluluğu! Hiç şüphesiz ki Allah. Peygamberin(sav) 782 yüce ahlakının ve merhametinin bir tecellisi de.781 Bu davranışlardaki görülen adalet. Hz. Şamil Yayınevi. Muhammed b. Bkz. 437. Peygamber’e (sav) korku ve heyecandan titreyerek yaklaşan bir adama: “Sakin ol! Korkma! Ben bir kral değilim. İstanbul 1982. Ebî Bekr b. “Bu kasabaya girin. Ankara 2005 s. c. Bkz. Ku’ân’da yüce yaratılış olarak vasıflandırılmış ve insanlığa bir usve-i hasane olarak model teşkil etmiştir. Kur’ân’da Peygamberler ve Peygamberimiz. rica etmek. ilgili kişilere tevdi etmiştir. Ter. 614. İnsanlar Âdem’dendir. Bilal’e Kâbe üzerinde ezan okumasını emrettiğinde. renklerine bakılmaksızın tüm insanların eşit olduğunu göstermiştir. 150 . Esed adlı bir Mekkeliye bırakmıştır. dua ve niyazda bulunmak gibi manalara gelir. Muhammed’in Hayatı. Cürcanî. Bkz. Bütün müslümanların gıbta ettiği bu davranışı: “Şu köleyi görüyor musun.” ifadeleri tevazuunun göstergeleridir. 280. Yayha Alkın. sizden cahiliyyet gururunu ve atalarla böbürlenmeyi gidermiştir.. Peygamber(sav). Aynı gün. Tabbara.giren ihtişamlı ordunun başındaki Hz. s. s. Mea’l-Enbiyâ. küçük küçük kabilelere ayırdık. aile yakınlarına değil. Ali(ra) yerine. 780 Hz. Hz. Fikret ve Diğerleri-Komisyon. Tebbara. İstanbul 1990. Bkz. Abdülkadir. el-Müfredat. devesinin üzerinde neredeyse secde eder haldedir. Muhittin. s. 782 Kıbrısî. 263. Tabbara. sizin hatalarınızı bağışlayayım.778 İlahî adaletin. Bilal’e yapılan bu emir aynı zamanda bir ikram olarak değerlendirilir. bu vazifeyi kalabalık önünde isteyen amcaoğlu Hz.: Ali Rıza Temel. orada bulunanlardan dilediğiniz şekilde bolca yiyin. Tasavvuf Sohbetleri. s. 32. Vatandaş. bir başkasını desteklemek üzere ona katılmak.. Şefaat edene şâfî veya şefî denir. Ben ancak güneşte kurutulmuş et yiyen Kureyşli bir kadının oğluyum. secde edin ve ‘Ya Rabbi bizi affet’ deyin ki. bir kimsenin bağışlanmasını istemek. insanî akla dayalı adalet anlayışından ayrıldığı yönler Mekke’nin fethedildiği gün Hz. aracılık yapmak. Şefaat md. Sünen. Ayrıca bkz. Karaman. her şeyden haberdar olandır” (Hucurât: 49/13). O’na verilen şefaat makâmıdır. Şefaat kelimesi Arapçada “şe-fe-a” fiilinden gelmekte olup lugatta. ‘Ey insanlar! Gerçekten biz. ŞİA. Mea’l-Enbiyâ. 412. Razî. 30. Bağçeci.

ss. Hz. 796 Kıbrısî. Tefhimu’l-Kur’ân. yardımsız olan kişiye destek olup onu yalnızlıktan kurtarmak. İslam âlimleri tarafından. Kutûb-i Sitte. 58. 787 Taberi. 945. mü’minlere hak olduğunu savunmuştur. 792 Haksever. menfaat sağlamak veya onu cezadan kurtarmak anlamına da gelir. 7. 433-435.790 Hicri ikinci dönem mutasavvıflarından Yakûb-ı Çerhi (851/1447) tefsirinde. ss. “O'nun izni olmadan kimse şefaat edemez” Yûnus: 10/3 . Mevdudi Ebu’l A’la. ss. şefaatin ahirette vuku bulacağı savunulduğu gibi. Kıyamet. c.. Sünnet. enbiyâ ve evliyânın şefaatinin.kullanılan şefaat.” Zümmer: 39/44. Tefhimu’l-Kur’ân. İnsan Yay. “De ki: Şefaat tamamen Allah’ındır. s. şefaattir. s. 793 Duhâ: 93/5. İstanbul 1987. 276-291. c. aracılık yaparak ona mevki. Tirmizi. 795 Canan. 505/1111). 791 İnfitâr: 82/19. Taftazanî.” Müddessir: 74/48 790 Mevdudî. Yakub-ı Çerhî. Şerhu’lAkâid (İslam Akâidi). rahman olan Allah’tan izin alandan başka kimse şefaatte bulunamayacaktır. 788 İnfitâr: 82/19. Taberi Tefsiri. el-Müfredat. c. “Onlara şefaatçilerin şefaati bir yarar sağlamaz. 213. birinin huzurunda iltimas. Kıbrısî’ye göre Rasulullah(sav). 263. Ebu Davud.787 etmeyeceği bir gündür” 788 “O gün kimsenin kimseye yardım 789 gibi ayetlerden dolayı da şefaatin ahirette gerçekleşmeyeceği de savunulmuştur. Peygamber(sav)’in engin merhametiyle ilgili ele aldığı şefaat konusunda. ümmetimin büyük günah sahiplerinedir”795 hadis-i şerifini örnek vermiştir. 3.”785 ayetinden ve bu anlamdaki ayetlerden786 dolayı.796 784 785 Isfehanî.” Zilizâl: 99/7-8. 12/2437. 216-219. s. 5090. her kim de zerre miktarı bir kötülük yaparsa. Zühd. İnsan Yayınları. 4521. Meryem: 19/87. 5. o da onu görecek.794 Şeyh Nazım Efendi. 256. “O gün kimsenin kimseye yardım etmeyeceği bir gündür”791 ayetinin kâfirler için olduğunu. s. Ateş. c.” Tâhâ: 20/109. Rasulu Kibriya(sav)’ya vererek ve razı edeceği şey. s. c. 32.792 Sufîler arasındaki genel anlayışı temsil eden bu görüşü İmâm-ı Gazalî (v. Tasavvuf Sohbetleri. İhyâ. 4. 794 Gazalî. 24/4741) İbn Mace. s. 19. 786 “O gün Rahman’ın izin verip sözünden hoşlandığı kimseden başkasının şefaati fayda vermez. Kur’ân Ansiklopedisi. Gazalî’ye göre Allah(cc)’ın. çift yapmak anlamına geldiği gibi. “Şefaatim. İstanbul 1986. "Allah sana verecek ve sen razı olacaksın"793 ayetiyle savunmuştur. 789 “Her kim zerre miktarı bir iyilik yaparsa onu görecek. ümmetine duyduğu derin merhameten dolayı şefaatini ümmetinin büyük günah sahiplerine saklamıştır. 37/4310.784 “O gün. 151 . Ebu’l A’la.

Bu nur cehennemin içine konulsa. 30. İsâ’nın(as) duası: “Eğer onlara azab edersen. İsâ(as)’nın ümmeti için yaptığı duaları bildiren ayetleri797 okuduktan sonra. Tasavvuf Sohbetleri. şefaat ile merhamet arasında beyan ettiği kuvvetli ilişki hususunda tafsilatlı izah yapmamıştır. Kıbrısî’ye göre zikrin faziletleri ve zâkire kazandırdıkları. Rasûl-i Ekrem Efendimizin(sav) şefaatinin ahirette nasıl tecelli edeceğini Nazım Efendi Şöyle ifade etmektedir: “Ümmetin günahlarının tartıldığı kefenin karşısında Hz. bir misal olduğu şüphesizdir. Peygamber(sav) bu zikri. Cebrail(as)’i Rasûl-i Ekrem(sav)’e göndererek: “Git ona de ki: ‘Biz sana ihanet edecek değiliz. c. sadece 797 Hz. zikrin ihtiva ettiği ilahi nurdan dolayıdır. 160-161. hakikat sen çok yargılayıcı.” İbrahim: 14/36. şeriki olmayan bir kıymeti haiz olur. Allah(cc). 802 Bu tezde bkz. çok esirgeyicisin. Ümmetin hakkında sana. Ruhu’l-me’anî. 799 Gazalî. muhakkak onlar senin kullarındır. tefsirinde geçen bir hadis-i şerifte mevcuttur.Kıbrısî.”800 Bu ifadeler Kıbrısî’nin hem zikr hem de Hakikat-i Ahmediyye (Muhammedî nûr) anlayışıyla ilgidir. işte o. 1270/1853)’nin. 152 . zikreden her kulun sırrına ve ihlasına göre tesir oluşturur. İhyâ. ellerini kaldırarak: “Ümmetim. 800 Kıbrısî. İbrahim(as)’in ve Hz. Çünkü Hz. Bu hadiste Hz.799 Kıbrısî’nin de şefaat-merhamet kurgusunda. Bu mevzunun istinad edilebileceği bir nass. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/Allah’ın Nûru. s. (sen) razı oluncaya kadar vereceğiz’ buyurmuştur”798 Gazalî’nin şefaat anlayışında etkili olan ve nebevî merhameti sergileyen bu hadise. her daim Muhammedî Nûr üzerinden gelmektedir. Alusî (v. 4.802 Tüm Peygamberlerin(as) ve insanların söylediği en güzel söz olan kelime-i tevhid. c.” Mâide: 5/118.801 Nasuti âleme inen bu nûr ise. Hz. bendendir. 509. s. yedi cehennem ateşini söndürebilecek kuvvettedir. Hz. İbrahim’in(as) duası: “Rabbim çünkü onlar insanlardan birçoğunu baştan çıkardılar. Peygamber(sav). Peygamber(sav) tarafından zikredildiğinde. Bundan sonra kim bana uyarsa. Peygamber Efendimizin bir kelime-i tevhid zikrinden hâsıl olan nuru dahi iktifa eder. Kim de bana karşı gelirse. ümmetim” diye ağlamıştır. Binaenaleyh Hz. 801 Bu tezde bkz. Makamlar ve Seyru Sulûk ile İlgili Kavramlar/Zikr Konusu. 798 Alusî. ss. 51.

Buna göre yaratılışın ikinci taayyün mertebesinde vücud bulan tüm kullar. 26-27. Nûru Ahmediyye anlayışına dayanmaktadır ve bu konudaki ontolojik anlayış. birinci taayyün mertebesinde vücûd bulan bu nûrdan var edilmiştir. Peygamber Efendimize(sav) Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte indirilmiş ve kalb-i Muhammedî’den ümmetinin kalbine aktarılan feyz olmuştur. bir tek hadisin hakikatine inemeyiz. “Allah’ın nûru ve Hz. Muhammedün Resulullah’ Orada Resul denildiği vakitte. Peygamber’in Sırrı” başlığında incelenmiştir. Peygamber(sav) hususunda “la şerikeleh” anlayışından neşet etmektedir. Peygamber(sav) için “la şerike leh” demiştir.”804 Şeyh Nazım’ın bu anlayışı yine. İki tane değil ki.803 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sözkonusu anlayışı. Peygamber’in ikincisi yoktur. O Muhammedun Resulullah sırrını. 805 Bkz. ss. yedi cehennemi söndürebilecek kuvvettedir. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/a. Dolayısıyla bu zikr. Yaratılışın son mertebesi olan nasuti âlemde ise bu nûr. birtakım hikmetlere uygun olarak kendilerinden sehven zelle denilen küçük 153 . ‘Ve Kefa billahi şehida. 803 804 Bu tezde bkz. Peygamber Efendimizin(sav).Allah’ın Nuru ve Hz. Muhammedün Rasulullah’. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. gerek sözlerinde ve gerek fiillerinde kendilerini lekeleyecek. Kıbrısî’ye göre. Allah bir. Peygamber de. ‘La ilahe illallah.Allah’ın Nûru. Hz.805 Masum olan Hz. Hz. Hz. Peygamber Efendimizin(sav) yüce bir yaratılış üzere olmasını ve şefaat makâmının Peygamberler içinde sadece ona bahşedilmiş olmasını da bu düşünceyle izah eden Kıbrısî. Kıbrısî açısından Hz. mutlak manasıyla Peygamber’e aittir. Onların bu özellikleri ismet sıfatlarıyla tabir edilmiştir. Zira Peygamberler. la şerikeleh’tir. Muhammed(sav) birdir. insan olmaları itibariyle günah işleme gücüne sahip oldukları halde. Allah tarafından korunmuşlardır. Peygamber bir tanedir. Peygamberin Sırrı 806 Peygamberler. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/Allah’ın Nûru. İkinci Peygamber yok. Şeyh Nazım bu anlayışı. d.806 “göz açıp kapayıncaya kadar beni nefsime bırakma”807 diye dua etmiş olması. Kıbrısî. Allah’ın şeriki olmadığı gibi.Allah(cc)’ın ve Kendisinin bildiği bir mahiyette yapar. dünyanın evvelinden ahirine bize ömür verilse. değerlerini düşürecek hatalardan korunmuşlardır ancak. Allah’tan gayrı kimse bilemez. şöyle ifade etmiştir: “Peygamber(sav) kelamını biz anlamaya. Bir tek hadisin kaynağını bilen peygamber olur.1.

var olan bütün bu âlemi zahiretti” Bkz. Hz. c. Peygamber(sav)’in bu duasını mutasavvıflar. boyuna aksi yola bizi meylettirmek istediği için. peygamberliklerinden önce ve sonra en büyük günah olan Allah'a şirk (ortak) koşmaktan korunmuşlardır. s. İstanbul 1996. ss. ‘Allah dilerse yapacağım’ de…” (Kehf: 18/23-24) ayetinde bildirilen emri Allah(cc). böyle münacatta bulunup bizi talim ediyor. Allah Celle ve Âla. Bir izaha göre. İlim Yayınları. Bu durum ıstılahta. insan-ı kâmiller tarafından da tatbik edilmiş ve tasavvuf ıstılahına girmiştir. kendi mutlak iradesi ve kudretiyle gerçekleştireceği (ve gerçekleştirdiği) bir fethi. kâinatın ve âlemlerin varlığı. Ankaravî. temiz tutmuştur. 808 Kıbrısî. mutlak varlığın tecellisine bağlı olarak irdelenir. s. ismetin mahiyeti ve kapsamı noktasında farklı görüşler beyan etmişlerdir. Edeb. Onun nefsinden aykırı bir şeyin husule gelmesi mümkün değildir. bu muhafazanın yani. Nazım Efendi. “Allah dilerse” diye ifada etmesi. İnsan Yay. Peygamber Efendimizin(sav) bu duasını ümmetine yol göstermek için olduğunu şu ifadelerle bildirmektedir: “. Cemâl-i Mutlak(cc)’ın tecellisi ile zahir olduğu noktasından hareketle. kendi benliğinden arınmış mürşîdin.. ‘Ya Rabbi! Göz açıp kapayıncaya kadar beni nefsime bırakma’ diyor. bizim nefsimiz. Gizli ve açık olan her şey. Ancak peygamberler. Yüce Yaratıcı(cc)’ya ayna olmasıdır. Haz. 810 “Âlemi ayna yaptı ve kendini gösterdi. Yani Cenâb-ı Allah Onu nefsin kötü vasıflarından arıtmış. farklı açılardan izah etmişlerdir. Rabbanî metod denmiştir. Furkan Tefsiri. Rabbânî bir usûlü olarak da izah edilebilir. 101/5090. Ebu Davud. 5. “Allah dilerse (İnşaallah). 340. insanlara yapacakları işlerde bu ifadeyi kullanmalarını öğretmek için olduğu yönünde tefsir mevcuttur. fetih gerçekleşmeden önce indirdiği bu ayetinde.: Saadettin Ekici. Minhâcu’l-fukara. peygamberlerin günahtan korunmuş olduklarında görüş birliği içinde olmalarına rağmen. Peygamber(sav)’in sergilediği bu eğitim metodu. Peygamberlerin amel defterleri tertemizdir. 240-241 807 Hanbel. siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak. İsmail. Peygamber(sav)’in. ashabını eğitmek içindir. Hicazî Muhammed Mahmud.Peygamber(sav)’i tanımada önemli bir ölçü mahiyetindedir. İsmet sıfatı var. 5. 809 “…Hiçbir şey hakkında sakın ‘yarın şunu yapacağım’ deme! Ancak. 154 . c. Onun hüsnü cihan nakşında tecellisi. ilahî himayesinde tutmuştur.809 Bununla birlikte Hz. Şerhu’l-Âkaid. Lakin biz nefs sahipleri. Yani tüm âlemler.. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. Peygamber(sav)’in bu duası. İsmet sıfatıyla. Hz. s.Çünkü Peygamber-i Zişan(sav) masumdur. Ona masumluk verip. Bkz. Peygamber-i Zişan. korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. 42.” (Fetih: 48/27) suresinde Allah(cc). (Bkz. müridine ayna olması olarak açıklanmış ve iki veçhi olduğu görülmüştür. Onun cemâlinin aksidir. ss. Bir açıdan.810 İkinci hatalar meydana gelebilir. 600-601). Müsned.. bu duayı etme sebebi. evrenin. 169. başka bir ayettinde uygulamış ve zımnen bir eğitim usulü göstermiştir. Taftazanî. İtikadî mezhepler. Peygamber(sav)’in. Dolayısıyla bu usulü ihtiva eden Peygamber(sav) uslubuna. Onlara günah adına bir şey yazılmaz.”808 Günah işlemeyen Hz.

veçhi ise. Şeyh Nazım bu öğretilerden bir örnek olarak. O gelir. s. Elazığ 2004.814 Hz. c. 31.811 Şeyh Gâlib (v. Zülfi. her yerde mutlak varlığı görmesi. 357. Sedit. bütün peygamberlere. Çünkü o bütün nakışları aksettirir. İnsan Yay. İnsanın helal olarak yiyeceği 811 Ârifin gönlü varlık sırrını bilir. tevhîd ve marifet makâmlarına ulaşan arif kişinin. ss. c. Fahr i Kâinat(sav) kadar mükemmel bir aynanın tutulması. nebilere. bu hadisi vurgularken. 814 İbn Arabî. mutlak varlığı görür. Ebubekir(ra)’den silsile yoluyla bu güne kadar gelen bu öğretiler Tarikat-ı Hakkâniyye’nin öğretilerinin temelini oluşturur. 813 Mevlanâ. Minhâcu’l-Fukara. Senin varlığın dikenden. sâliklerinin kendilerine Hz. Kendisine dost olmadığı için herkese dost kesilir. insana bahşedilen yiyecek ve içecek nimetine gösterilmesi gereken saygıyı misal vermiştir.: Mahmut Kanık. 103-121. Sos. Nakışsız bir ayna haline gelir. Ankara 1980. İbn Arabî tarafından da aynı şekilde ele alınmıştır. 1214/1799)’in divânında açıkça vurgulanan bu iki veçhi. varlık sırrını anlaması. edebi ve hikmeti öğretendir. Türkiye İş Bankası Kültür Yay. 155 . Dergisi. İttihâdu’l-kevni Risalesi. değer kazanır. Bil. say. s. Peygamber(sav) aynasıyla bakmalarını murad etmiştir. Hz. 812 Güler. Yüksel. İbn Arabî’ye göre bu nur. nefsiyle ve şeytanla mücadelesinde. O’nda benliğini harab etmesi ve kendisinin de cuz’î bir ayna olmasıdır. Ter. Şeyh Galip Eserlerinin Dil ve Sanat Değeri. kulların nefislerde tevbe ile tezkiye edilmesi gereken yönlerin ne derece çok ve gizli olduğunu göstermek için olduğu söylenebilir.812 Mevlana Celaleddîn-i Rumî (678/1273).”813 Bu konuda özetle incelenen itikadî ve tasavvufî ıstılaha binaen Şeyh Nazım. O evden çıktı mı. Mesnevî. Başka bir açıdan nefs muhasebesi yapan insanlara. Fırat Ünv. evliyaya hakiki ilimleri. 5. ilahî yardımı verir. Şeyh Galip Divanında Ayna Sembolü . Peygamber(sav). İstanbul 1991. 1. resullere ve bütün ruhlara makâmlarını veren nurdur. çerden çöpten ibarettir. Hz. b. 14. insanın. Şeyh Nazım’a göre. Hz. Ankaravî. Peygamber(sav)’in kemaline delalet eden Nûru Muhammedî ise.. Sana yüzünü sensiz gösterir. 2662-2666. Bunların tümünü at gönlünden. Peygamber(sav).. şu beyitlerle ifade etmiştir: “Kim benliğinden kurtulursa bütün benlikler onun olur.

300 meleğin hizmet etmesi.816 Bu bilgi ve icatların hamilleri. s. er-Rezzâk olan Yüce Yaratıcısını(cc). temiz ve helal olan yiyeceğinde semavî lütfu ve ikramı görür. Mercy Oceans. Diğer Konulardaki Görüşleri/g. Bu şükranın bir gereği olarak.2.815 Şeyh Nazım’ın bu düşüncelerini. hikmet. çöpe dökmez ve israf etmez. Yani o ikramı. edebi ihtiva eden bilgilerdir. Modernizm ve Çağdaş Batı Uygarlığı. Peygamberlerin(as) bildirdikleri semavî ilimler ise. Bu manada Şeyh Nazım Efendi’ye göre hakiki ilim. içerisinde hikmeti. Şeyh Nazım’ın verdiği misali şöyle yorumlayabiliriz. 35. Bu durumda nebî kelimesi. yalnızca 815 816 Qubrusi. marifet anlayışıyla beraber değerlendirdiğimiz zaman. o yiyeceğe saygıyı gerektirir. Dolayısıyla bu davranışlar. sebep-sonuç ilişkisine bağlı olarak formüle eden bilgilerdir. hayırlı. Bu anlayışın tafsilatı için bkz. ilim. vehbî ilimlerin bildirdikleri hakikatleri. 4. güzel ve büyük haber anlamındaki “ne-be-e” kökünden Arapça dilinin kaidelerine bağlı olarak türetilmiş ve sıfat olmuştur. cahildirler. yüce makâmdan gelen ikrama saygısızlık etmez. tesbih ve tenzih ile zikrettiği. semavî ilimle ve hikmetle edeblenmiş. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre. bir yönden ulaşmış oluyoruz. modernizim ve çağdaş batı uygarlığı başlığında incelediğimiz görüşlerin. Yediği yemeğin bir parçasına hizmetkâr edilmiş melekleri bilince. içerisinde semavî hakikatleri ihtiva eden vehbî ilimdir. onu tanımada göz ardı edilmemesi gereken bir husustur. hakir görmez. ariflerin davranışlarıdır. tasavvufî dayanaklarına da.817 Nebî kelimesi. 156 . 817 Kıbrısî. âlim değil. Tasavvuf Sohbetleri. bu bilgilere dayanarak ilahi hakikatleri reddediyorsa. temiz olanı ve necis olan şeyleri bilmedeki ölçüleri bildirirler. Bu bilgi ile kul. s. Bu açıdan bakıldığında. bir yerden bir yere çıkmak. edep.temiz rızıkların her bir parçasına. ben beğenmiyorum demez. irtifa. Modern bilimler ise. Rasulu Ekrem Efendimizin(sav) nebî olması ve nübüvvet kudretini haiz olması. daha yakından tanır ve daha yakın bir hal ve his ile şükranlarını arz eder. Allah’tan gelen. 92. Peygamberler insanlara helali (iyiyi) ve haramı (kötüyü) öğrettikleri gibi. Kıbrısî’ye göre.

1974 yılında yaptığı sohbetlere konu olan bu temel anlayışı. ahkâmın tebliği. s. el-Müfredat. hikmetin. Nübüvvet ise.821 Peygamber’in nebî sıfatıyla gelecekten haber verdiği bazı hadisleri Nazım Efendi’nin ve Tarikat-ı Hakkâniyye’nin temel anlayışlarına veri teşkil eder. ahir zamanda vuku bulacak hadiseler ve bu yöndeki beklentiler. Zata. “Benden sonra hulefa. ırak olmak. Ta’rifat. 821 Kıbrısî. Şerhu’l-Akâid. 820 Taftazanî.kendisinin bildiği şeyi haber veren kişi.e. s. nebî kelimesinin mastarıdır ve bilinmeyeni haber vermek demektir. Ramûz el-Ehâdis’te şöyle geçmektedir. 14. s. daha önceden var olmayan bir şeyi ortaya koyan.819 Kelam ulemasına göre nebî. 2006 yılında kendisiyle yaptığımız mülakatta da dile getirmiştir. Bu kuvvetle insanların manevî vicdanları üzerinde saltanatını devam ettirir.818 İkinci bir görüşe göre kelime. Kâşânî. Hz. 92. insanüstü kuvvettir. ss. Abdurrahman İbn Kays(ra)’ın rivayet ettiği şekilde. 482-483. Lisânu’l-Arab. 114. ahlakın ve edebin talimidir. c. fail ya da meful anlamı almıştır. Peygamber Efendimiz(sav) bu kuvvetle kendisinden bin dört yüz sene sonra gelen bir milyar insanın tasdikini kazanır. s. nübüvvet sahibi kişi gibi manalara gelir. İbn Manzûr. Ancak Allah(cc)’tan gelen haberlerin sessizce elde edildiği. resul denir. Kamûsu’l-muhît. uzak. haberleri kendisine gelen kimse. nübüvvet kuvveti istikbalden haber veren kimsedir. kelime anlamının bir cüz’üdür. uzaklaşmak.822 Peygamberimizin(sav) gelecekle ilgili haber vermesi hususunda Şeyh Nazım Efendi’nin bahsettiği hadis. Nebîler içerisinde kendisine Allah(cc) tarafından kitap verilenlere. Firuzebadî. Nübüvvet ise. uzaklara gitmek. 258-259. sıfata ve esmaya dair marifetin paylaşılması. ss.2006 tarihli röportaja ait video kayıtları arşivimizde mevcuttur. Cürcanî. 53. Allah(cc)’tan vahiy alan şahıs ve aldığı bu vahiyle gelecekten ve gayptan haber veren. Istlahatu’ssufiyye. geçmişte olduğu gibi bugün de Nazım Efendi’nin senelerdir tebliğ ettiği mevzulardandır. kendisine güç yetirilemeyen.g. tarafından gönderilen bir insandır. 822 19.9-10.05. Allah(cc)’ın sözleri. 157 . 94. hulefadan sonra 818 819 Isfehanî. Bu durumda ise nebî kelimesi.820 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre nebî.. a. halka dini hükümleri tebliğ etmesi için Allah(cc). “ne-be-ve” kökünden türetilerek. Mehdi(as) anlayışı. ss. gibi manalara gelir.

Hz. s. Kimde nübüvvet kuvveti varsa. bir kimse çıkmış. 823 Gümüşhanevî. Çünkü Fahr-i Kâinat(sav) bu ilim sayesinde. O yeryüzünü adaletle doldurur. ilahî kudrettir. Demek oluyor ki. Fiten. Münacat.”824 Bununla birlikte Kıbrısî’ye göre nübüvvet ilmi. Hz. 220-221. Ondan sonra da "Kahtani" gelir. Alelade bir insan olacak olsa. Allah(cc)’ı en iyi tanıyan kul olmuştur.”823 Nazım-ı Kıbrısî’nin bu hadis hakkındaki düşünceleri ve genel tasavvuf anlayışındaki yeri. Müsned.umera. umeradan sonra melikler. Rasulu Kibriya Efendimizin(sav) istikbalden haber verdiği bu gibi hadisler. Eğer O’nda insanüstü vasıflar bulunmamış olsa. c. Nübüvvet kuvveti ile insanüstü bir kuvvete delalettir. Kıbrısî bu hususu. Peygamberin(sav) nübüvvet kudretine delalet etmektedir. Peygamberin talebi bizim talebimize hiç benzemez. 1400 sene öncesinden onun sözünün bize gelmesi mümkün olmazdı. sidretü’l-münteha’da ümmet-i Muhammed için yapılan niyaza atfen şöyle ifade etmiştir: “Peygamberin isteyişi bizim isteyişimize benzemez. O. 4. 48. Başka bir ifadeyle mirac esnasındaki her lahzada ve tüm muamelatta kâmiline ölçüyü sergilemeye vesile bu kudrettir. s. manevî yani. Fahri Kâinat olan Efendimiz(sav). manevî kuvvetle insanların vicdanları üzerinde hüküm ve saltanatını devam ettirmektedir. Hambel. Cebâbireden sonra ise Ehli Beytimden bir kimse gelir de. c. 518. “Mehdi” başlığında incelendiğinden burada tekrar edilmeyecektir. Ahir zaman Peygamberi. bütün insanlığın medarı iftiharı. Peygamber(sav)’in Sırrı başlığında tafsilatlı olarak incelediğimiz bu kudreti Şeyh Nazım şu ifadeler ile izah etmiştir: “Nebiler insanlara istikballerinden haber veren kimsedir. Allah’ın Nûru ve Hz. onda istikbale bakan gözler vardır. Peygamber(sav)’in mirac hadiselerinde ve sidre-i müntehada. 824 Kıbrısî. 1400 sene öncesinden. Dünya’nın ücra bir yerinde. 158 . bugün O’nun doğruluğunu. diğerlerinden aşağı değildir. Beni gönderen Zata kasem ederim ki. Kıbrısî’ye göre nübüvvet kudreti. 92. Tirmizi. Şeyh Nazım Efendi’ye göre. Peygamber(sav). ss. Peygamber kendi nübüvvetinin hakikatine göre Allah(cc)’tan taleb ediyor. Ramûz el-Ehadis. Tasavvuf Sohbetleri. bir milyar insanın tasdik etmesine imkân ve ihtimal olmazdı. s. 5. Rabbine takındığı edebi de içerir. bir kimse yaşamış ve 1400 sene sonra bir milyar insanın tasdikini kazanmış olsun. hal ve şanından haber vermiştir. meliklerden sonra Cebâbire. 273.

Abdülmelik b. Allah(cc)’ı Peygamberimiz kadar bilen kimse yok…”825 Tüm bu ifadelerin genelinden anlaşıldığı üzere. Peygamber’e yaklaşmaya çalışmıştır. Fadale ‘Hiçbir şey düşünmüyorum. merhamet. latiflik. Hişam. Hz.insanın Allah(cc)’a. Siretu’nNebeviyye. Onu da. Umeyr. elini uzatmış ve Fadale’nin göğsüne koyarak: ‘Allah’tan af dile’ demiştir. şeriki olmayan Hakikat-i Ahmediyye’den akseden bir nübüvvet nurudur. 52. velî anlayışıyla ilgili olduğu kadar. ‘Evet ben Fadaleyim’ diyen Fadalenin yüzüne imalı bir şekilde bakıp: ‘Ne düşünüyosun Fadale?’ demiştir. bilhassa yalan. sır. Peygamber’e (sav) suikast yapmak için yaklaşan Fadale b. Allah’ın Nuru ve Hz. 159 .” demiştir. Peygamber(sav)’in 825 826 Kıbrısî. Kalbi kin ve öfkeyle dolu olan Fadale. irşad edici. suikast yapmak amacıyla Hz. Bir ara iyice yaklaştığında elini belindeki bıçağa götürmek üzereyken Allah’ın Rasulü durup: ‘Sen Fadale misin?’ diye sormuştur. s. Tasavvuf Sohbetleri.1. Peygamber gülümseyip. Peygamber(sav)’in kalbinden etrafındaki tüm beşerin kalbine dökülmesi ise. Peygamber(sav)’in hal ve davranışlarında gözlemlenip.826 Allah(cc)’ın Kendisini razı etmek için şefaat makâmını verdiği Fahr-i Kâinatın(sav) yüce yaratılışında. doğruluk ve kanaat gibi hasletler vardır. cömertlik. o nisbette taleb etmesidir. Bu. Peygamber’in Sırrı: Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışında yer alan “Allah’ın Nûru” anlayışı. Bu kuvvet Hz. o zuhur edecektir. Fadale diyor ki: “Vallahi! O (sav) göğsümden elini kaldırdığı zaman. aynı zamanda Hz. benlikleri dönüştürücü ve nefisleri tezkiye edici yönüne delalet etmektedir. Bu hasletlerin zıdları. Peygamber(sav) bu nurdan gelen ilimle gelecekten haber verdiği gibi. Allah’ı zikretmekle meşgulüm’ diye cevap vermiştir. kudret ve sonsuzluğuna bakarak. “ne-be-ve” kökünden türetilmiş kelimenin lugavî manasıyla ele alınmış görünmektedir. Peygamber(sav)’in. Hz. tasdik edilen bu üstün vasıfların ardındaki kaynak. manevî kudretine delalet eder. Mekke’de dolaşırken Hz. Onun azamet. gelecekten bir haber verdiyse. Bkz. benlik dönüşümüne bariz bir misal teşkil eder. Allah’ın yarattıkları içinde bana ondan daha sevimli kimse kalmamıştı. Peygamber(sav)’i tanımlayamaz. Dolayısıyla nebî olmasının yanı sıra sıdk. Hz. misâk. hilim. emin olan Hz. cesaret. Peygamber(sav) ve Hz. tükenmezliğinin hakikatini bildiği zaman. var olanın hakikatini bildiği derecede ister. d. peygamberî ahlakın tesir edici. Muhammed(sav). onun vericiliğinin. Hz. Hz. Beyrut 1993. Şeyh Nazım Efendi için nübüvvet anlayışı. miraçtaki edebi de bu nurdan gelen ilimle bilmiştir.

Hz Muhammed(sav)’in bir benzeri olmadığını bildiren Nazım Efendi. 28. Binâenaleyh bir hükümdar. Mefâtihu’l-Gayb. ss. Feth: 48/28-29. merhameti ve kendisine bahşedilen şefaat makâmı.sırrı anlayışıyla da ilgilidir. Hz. Peygamber(sav)’in sırrı mevzuunda anahtar kavram konumunda yer alan bu anlayış.e. Kıbrısî tarafından. kendisini gönderenin sözü ile elçi olabilir. ilâhî nûrların feyzi olan sırları.. “la şerike lehu” diye ifade etmiştir. özgünlüğü açısından. 830 Râzi. Bu iki ayeti beraber ele alarak.827 Hz. s. a.g. ruhanî latifelerden bir latife olduğu için. Muhammed Allah’ın Rasuludur… ”828 ayetlerini delil göstermiştir. manevî tecrübelerle de bilinebilirdir. onun elçi olduğunu kabul etmese bile. Allah(cc)’ın nûru ile birlikte ele alınmış ve müstakil bir başlık hâsıl olmuştur. dünyadakilerin tamamı. s. 160 . "Bu benim elçimdir" dediği zaman. s. Daha önce de ifade edildiği gibi Hz. Allah(cc) her kuluna. 829 Kıbrısî. tefsirlerde genellikle. Peygamber(sav)’in yüce ahlakı. resul ancak. Yani Hz. 27. c. 831 Kıbrısî. O’na ait Ahmedî sırla ilgilidir ve bu sır sadece Allah(cc) tarafından bilineceği ile ilgilidir. Allah(cc)’ın şahitliğinin. Peygamber(sav)’in rasul oluşunu tekit için olduğunu beyan eden bir görüşe göre.830 Şeyh Nazım’ın bu ayetlere getirdiği işarî yorum.831 Şeyh Nazım Efendi’nin anlayışına göre sır. Dolayısıyla. 32-34. Tasavvuf Sohbetleri. öncesindeki ve sonrasındaki ayetlerle birlikte. Tasavvuf Sohbetleri. Bu mevzudaki beyanların bütünü değerlendirildiğinde.829 Bu ayetler. onların reddiyeleri hiçbir şey ifade etmez. Hz. Cenâb -ı Hakk’ın tasdikine muhalif reddiyeler hiçbir mana ifade etmez. önem arz etmektedir. 107. Peygamber(sav)’in sırrı konusu. Kıbrısî’ye göre Hakk Teâlâ’nın bu ayetteki tanıklığı. “…Şahit olarak Allah yeter. onlara bahşettiği istidad ve kabiliyet kadar vermiştir ancak 827 828 Kıbrısî. Cenâb-ı Peygamber(sav)’in sırrınadır. Muhammed(sav)’in bir olduğu. onun benzeri olmadığına istinat edilmiştir. ayetin nüzul sebebi olan Hudeybiye Antlaşması’nda yaşanan hadiselerle ilgili ele alınmıştır. 27. kul ile Allah(cc) arasında meydana gelen örtülü bir hal olarak anlaşılamaz olduğu kadar.

Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/Allah’ın Nûru. Peygamber(sav)’in şeriki yoktur anlayışı çıkmaktadır. s. sadece kul ile Rabbi arasında kalan örtülü sırrı da vardır sonucuna varılmıştır. Bu konuyu Nazım Efendi’nin sır anlayışıyla birlikte ele aldığımızda. Dolayısıyla Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde Hakikat-i Ahmediyye’ye dair zikredilen bilgiler dahi. Bu konuda “Asmalı-asmasız bağ ve bahçeleri. tanımlanan Hakikat-i Ahmediyye’nin sırrından evliyaya yansımalarından tecelli etmiştir. Muhammedî Nûr’dan aksetmektedir. 173.833 Bu manada kullara ait sırların tamamına ortak. lahutî âlem ya da ehadiyyet âlemi (la ilahe illa’llah) olarak adlandırılan 832 833 Bu tezde bkz. Çünkü bu sırların tamamı buradan inikâs eder. ne de bir Mürsel Peygamber yetişemez”835 hadisinin söz konusu sırr anlayışına temel olduğu kanaatindeyiz. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/Sır.bu sırrın kula yansıması Sırr-ı Ahmedî de denen. Hz. çeşit çeşit hurma ve ekinleri. Ancak bu sırlar. Şema’il. daha önce de ifade ettiğimiz gibi. bir şeyi bilmeden. o şeye ortak olamaz” önermesi üzerinden savunulmuş bir tezdir. Hakikat-ı Ahmediyye olarak da adlandırılan bu sırrın. 835 Aclunî. Binaenaleyh bu anlayıştan. birbirine şekil ve renk yönünden benzer. ne bir yakın Melek. 834 En’âm: 06/141. tanımlamalar bir açıdan mahiyeti bilinemeyen nûru tanımlama çabasıdır. Hz. 161 . o anda bana. insanlar içinde benzer sırları görüp. Beyrut 1986. şerik olmanın bilmeye istinad edilmesidir diyebiliriz.”834 ayeti yaratılıştaki söz konusu umumi ve hususi yönlere işaret etmektedir. Bu ise. Keşfu’l-Hafa. el-Esrâru’l-merfûa. “Benim Allah ile aramda öyle özel bir vakit vardır ki. Tirmizi.832 Bu düşüncelerden hareketle ulaşabileceğimiz mantıksal çıkarım. Diğer taraftan kendindeki bu sırları bilen mürşidler. Peygamber(sav) haricindeki diğer kullara gizlidir. aslında her kulun ortağı olmayan ve sadece mahşer günü ortaya çıkacak sırlarının olduğu kadar. tanıyabilirler. Bkz. mahsûlleri. 291-292. “Benim Allah ile aramda öyle özel bir vakit vardır ki Allah’tan başka hiçkimse beni ihata edemez. tat bakımından benzemez tarzda yaratıp yetiştiren hep O'dur.” Aliyyü’l-Karî. Sır. bir Hakikat-i Ahmediyye vardır. Başka bir ifadeyle “kişi. s.

bütün yaratıklar. Şeyh Nazım’ın halifeleri tarafından yapılmıştır. Peygamber(sav) için savunduğu. “ebu’l-ervah” olarak da anılmıştır. Sufyan es-Servî tarafından değinilmiş ve Muhyiddin İbn Arabî ve Abdülkerim Cili tarafından açıklanmıştır. Hakikat-i Muhammedî/Ahmedi. ss. muhabbet ve marifetlerini bu sırrın yansımalarında bulmuşlardır. hakikat-ı Âdem. Daha sonra Hallac-ı Mansur. Dolayısıyla Şeyh Nazım’ın Hz.837 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışındaki bazı konuların detaylarını ikmal edici açıklamaları.âlemde bulunduğu ifade edilmektedir. tüm sırlara kaynaklık yapan Muhammedî nurun şeriki yoktur. her ne kadar sufilerin hususi olarak tecrübe ettikleri keşfî bilgilere dayansa da ana hatlarıyla. tüm peygamberlerin(as) manevi babası manasına gelen. ilk olarak Sehl b. Bu açıklamalara göre.836 Bu mertebeler. Bu izahlara göre. kitap kavramlarıyla da ifade edilen bu anlayış. kendisinden önceki Peygamberlerden(as) sonra gelmesine ve onları bu dünya gözüyle görmemesine rağmen onlara. bu hakikatten ve bu hakikat için yaratılmıştır. Ethem. Hz. Demirci. Nûru Muhammedi/Ahmedî. 283/896) tarafından. akl-ı kül. esma ve sıfatların zuhurundan önce olduğu için hakikati bilinmeyen bir âlemdir. Hakikat-i Muhammediyye. tüm yaratılışlardan. Bu âlem. Peygamber(sav)’in diğer Peygamberlere 836 837 www. bu cevherden süregelen yansımalardır. Vahdaniyet âleminde vücûd bulan tüm kullara ait cevherin kaynağı Hakikat-i Ahmediyyedir. bütünsel bakış açısına ulaşabilmek açısından ehemmiyetlidir. Hz. hatta melekler.sufilive. İbrahim b. madde-i evvel. tasavvuf ıstılahındaki umumî olan terminolojiye işaret etmektedir. Tarikat-ı Hakkâniyye’nin öğretilerini paylaşan diğer kaynaklarla birlikte ele almak.com/021009-msh-oakland. Çünkü beşerin varlığı. “la şerike lehu” anlayışının. 179-180 162 . Abdullah et-Tüsterî (v. Peygamber(sav). Fahr-i Kâinattan(sav) önceki Peygamberler(as) de. Dolayısıyla her kula ait sırrın diğerinden farklı olması hasebiyle tektir ancak. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisindeki delilleri ve ontolojik izahları. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. Tüm peygamberlerden de önce yaratılan bu nurdan dolayı Hz. kalem. sonraki evliyalar da. “Hakikat-i Muhammediyye” kavramıyla ifade edilmiştir.

mutlaka Ebubekir’i halil edinirdim.com/video arşiv/msh-suhbat-092003-isra. Bu sebeb. Ter. ben Rabbimden başkasını halil (dost) tutacak olsaydım. Tirmizî. Allah(cc) ile melekler. Ayrıca bkz. Diğer kullara mazhariyet. 840 www. 843 Buharî.com/022009-msh-oakland-ca-jibril-was-given-what-the-ummah-could-take. ”843 hadis-i şerifine istinaden Kuşeyrî. Menâkıbu'l-Ensâr.839 Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde Hz. Peygamber(sav). bakalım onların hâli nice olacak!” Nisâ: 4/41. 832/1428) bu anlayışı.sufilive. Hz. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. Kitâbu’l-Mirâc. Çünkü Fahr-i Kainat(sav)’a gönderilen vahiyler Allah Teâlânın direk zâtından olurken. Peygambe(sav)’e aittir. Meselâ Abdülkerim-i Cilî (v.845 838 “Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni (Habibim) de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman.sufilive. sırrında zahir olmuştur. ss. 163 . farklı açılardan ele alınmış ve savunulmuştur. Musa(as)’ın nurları elinde. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. şeriki yoktur. Peygamber(sav)’e verilmesi ve varlıklar içerisinde sadece Hz. Allah Arkadaşınızı (Hz. 841 www.844 Sır mevzusunu nur ile birlikte ele alan Kuşeyrî’ye göre üç peygamberin nuru. Peygamber(sav)’in beden gözüyle Rabbini ve 99 esmanın tecellilerini müşâhede etmesi “la şerike lehu” anlayışının dayanaklarıdır. s. Allah(cc)’ın zatının mazharı olması hasebiyle.: Cevher Caduk. 3661.sufilive. Peygamberi) kendine halil kıldı…. Fezâilu'l-Ashâb. 80. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.ve ümmetlerine şahit olarak getirilmesi. peygamberler ve insanlar arasında bir sebebtir. zahir olmuştur. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.. onun aldığı vahiyle de ilgili görülür. 839 www.sufilive. İstanbul 2011. Menâkıb. 71. Kitâbu’l-Mirâc. 844 Kuşeyrî Abdülkerim.842 “Şayet. 845 Kuşeyrî. Hâlidiyye-i Hakkâniyye ile aynı ontolojik usulle izah edilen bu anlayışa göre Hz. Hz. 265.com/msh-48-secretMiraj_2-102406. 842 Cilî. Peygamber(sav)’in şerikinin olmaması. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. Mesâcid. Hz. 45.840 Miracta Cebrail(as)’e verilmeyen Kur’ânî sırların Hz. Peygamber(sav)’in sırrında şerikin olmadığını savunmuştur. 41. kendinde zahir olmuştur.838 onun yaratılışındaki önceliğe delil olarak getirilmiştir.841 Mutasavvıflar arasında benzer görüş. Hz. Fezâilu’s-Sahâbe 2/2382. Müslim. ontolojik yönüyle izah etmiştir. Hakikat-i Ahmediyye üzerindendir. www. 3. s. Yusuf(as)’un nurları zahirinde.com/021009-msh-oakland. diğer Peygamberlere(as) bu hitap. Peygamber(sav)’den geldiğinden. 93. Peygamber(sav)’in nuru ise. Harf Yay.

Varlık âleminde Hz. 256. yani varlıklar bazı insanlarda bil-kuvve. unutulmuş ilimleri. ss. 848 Mevlitlerde takip edilen okumalar listesi. insan-ı kâmil sözüyle kastedilen Hz. 51. Nazım Efendi her bir Sünnet-i Seniyyenin. 832/1429)’nin. s. bel-hüve yakutetün beyne’lhacer” dizeleri üzerinden Peygamber Efendimizin(sav) beşeriyet yönü görülürken. 850 Kıbrısî.850 Başka bir ifadeyle Kıbrısî. Kartal. Tasavvuf Sohbetleri. 846 847 Kıbrısî. 851 Aynı eser.Bu sırrın Hz. Kendilerinde eşyanın bilfiil bulunduğu şahıslar peygamberler ve kâmil olan velîlerdir.: S. Demirli-A.: A.Mecdi Tolun. birinde bulunan şeyin diğerinde de bulunduğunu belirtir. arşivimizde mevcuttur. Sırr-ı Muhammedî’dendir. yapabilecekleri bütün taatın faziletini terazinin bir kefesine koysalar. Peygamber-i zişânın kıldığı iki rekât namaza yetişemez.847 Bu dizeler Şam’daki Hakkânî dergâhında yapılan mevlitlerde de zikredilmektedir. 27. Peygamber(sav)’deki bir tecellisi olarak O’nu tüm insanlardan ayıran yönü Kıbrısî.848 Bu dizelerin tasavvufî şerhi olabilecek bir anlayışı Abdülkerim el-Cîlî (v. s.851 Şeyh Nazım’ın bu anlayışına göre Hz.kâmil. bugünkü ilimleri ve kıyamete kadar bulunacak ilimleri ihtiva ettiğini söylemiştir. Cîlî. bazıları ekmeldir. Aynı eser. Bu bakımdan bazıları kâmil. Bunlardaki kemâlde de farklılıklar vardır. diğer fertlerin bir nüshası olduğunu. Bu tanımda. 6. Peygamber(sav). Öğrenmekle bir ömre sığmayacağını ifade ettiği bu ilimin ihtiva ettiği manevi kuvvet. insan-ı kâmil tanımında görmekteyiz. bazılarında bil-fiil mevcuttur. 26. Eraydın -E. Muhammed(sav)’dir. Tasavvuf Sohbetleri. İstanbul 1998. Muhammed(sav) kadar. kemâliyle taayyün eden başka bir şahıs zuhur etmemiştir849. s. manevi kudret ve tasarrufunu. Bununla birlikte eşya. bir hadisin işaret ettiği yola hakkıyla giren bir kişinin velayet makâmına ulaşacağını söylemiştir. Çev. 339-340. el-İnsanü’l. 849 Cilî Abdülkerim.”846 “Muhammedun beşerun ve leyse ke’l-beşer. Haz. 164 . s. her insanın insan olmak yönüyle. şöyle ifade etmiştir: “Min evveli ilâ’l-ahirihi bütün enbiya ve bütün ümmetlerin kılacakları bütün namazlar. nebevî sırrı ihtiva eden nûru göz ardı edilmemiştir.

Muhammed(sav)’in ümmetinden olan veliler.com/022509-msh-oakland-ca-levels-of-understanding-of-hadith. Mirac Konusunda değinildiğimiz bu hadis. Ayrıca bkz. benzer terminolojiyle ifade etmiş ve bu hadisin izahını şöyle yapmıştır: “Muhammed(sav) ümmetinin velileri arasında –ki bunlar tüm peygamberlerin(as) makâmlarının birleştiricileridir. Binaenaleyh Hz. Peygamber(sav). Musa(as)’nın nurundan değil de Hz.”856 Benzer anlayışı İmâm-ı Rabbânî (v. ”854 demiştir. 853 Hucurat: 49/7. mülk) âleminde insanlık tarafını fazla açıklayarak davetini mükemmelleştirmiştir. Muhammed’den alırlar. Mefâtihu’l-gayb. Musa(as)’nın makâmına ve haline varis olan bir veli çıkabilir. halk (şehadet. Mirahmadi. İbn Arabî.852 Hz. Nurlar Risalesi. tıpkı Hz. Bu izaha göre Hz. Ayrıca seni (Ya Muhammed) de onların üzerine şahit olarak göndereceğiz. “Ve o gün her ümmetin içinden kendilerinin üzerlerine bir şahit göndereceğiz. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde “Bilin ki Rasulullah sizin içinizdedir… ”853 ayeti üzerinden tefsir edilir. Tafsilatı için Bkz. o mirası Hz. 264. Peygamber(sav) bu nûr ile ümmetinin ulemasını. Onların peygamberleri ise. Bazen Hz. 30-32. bu hadisin delilinde ayrıca belirtmiştir: “Allah bu Kur’ân’dan önceki kitaplarda da bu Kur’ân’da da sizi. insanların ilgisi ve istifadeleri kolaylaştı ve imanları. Tefsir. www. Bu izahlara göre Hakikat-ı Ahmediyye. İbn Arabi. 856 Kur’ânda Müslümanlar ve Hz..” Nahl: 16/89. s. 1. 1034/1624). Dolayısıyla onun hali Hz. Neysaburi. 8/302. Ayrıca bkz. o manevî mirası ondan alma konusunda diğer peygamberlerle aynı şeyi ortaklaşa paylaşırlar. s. Peygamber’in fiziki doğumundan önce gelen peygamberlerin ümmetlerindeki velileri de aynı şekilde manevi miraslarını kendi peygamberlerinden alırlar. 854 Razi. Peygamber(sav)’i görerek 852 Bu tezde bkz. Hz. Musa(as)’ya. 855 www.: Mahmut Kanık. Müslümanlar diye adlandırdı. Muhammed(sav)’in nurundan konar. Muhammed’den gelmiş olur. Hızır(as)’a ve balığın karnında Yunus(as)’a bilmediklerini öğreten nurdur.855 Istılahta bu görüşü İbn Arabî. fakat o veli bu mirasa Hz. İsrailoğullarının peygamberleri gibi yüceltmiş ve “Ümmetimin âlimleri Ben-i İsrail’in Peygamberleri gibidir. c.com/022609-msh-oakland-ca. Miraç Sırları içerisinde ayrıca şerh edilmişt ir.devrin gavsu’l-azamı ve evliyaları üzerinden kullanmaktadır. Peygamber(sav)’in insaniliği ve ruhaniliği ile izah etmiştir. Peygamber size şahit olsun. İnsan Yay.sufilive. siz de insanlara şahit olasınız diye…” Hacc: 22/78. 64. Muhammed(sav)’den geldiği gibi… Hz. Çev. c. Böylece Hz. 165 . Hz.one-breath-of-Holly-Prophet-saw. Musa(as)’nın halinin Hz. ss. Sufi Meditation. Keşfu’l-Hafa. Hz. Hucvirî. Peygamber için olan şu hitapları. İstanbul 1991.2. s.sufilive. 13. Peygamber(sav)’in bu yönünden dolayı. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. İlim ve Marifet ile İlgili Kaynaklar/Velî-Evliya. Peygamber(sav) ve ümmetinin evliyaları ile devam eden bu manevi tasarruf.

861 Bursevî. 859 Münavî. s. Rûhu’l Beyân. O olmasa kâinat yok idi.”859 (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik”860 ayetini bazı sufîler. insanlara bağlılığı azaldı. Hz. Hakikat-i Ahmediyye anlayışından neş’et etmektedir. ondan gelir. Tasavvuf Sohbetleri. Olan da onun hürmetine. Peygamber(sav)’in vefatından bin sene sonra. Allah’ın ilk yarattığı şey olan bu nurun. O Peygamber(sav) yalnız ümmetinin hayatı değil. öne çıkan bir diğer anlayış. Bu anlayış. olmayacaktı. Hz. Bütün kâinat onun yüzü suyu hürmetine vardır. 860 Enbiyâ: 21/107. Ümmetlere hayat Peygamber sayesinde (yani). bu ruhaniyettin yardımıyla dine yardım ettiler. Hakiki hayatla hayat sahibidir. 3. Hz. Bu anlayışın sufiler tarafından istinad edildiği hadis-i şerif Şeyh Nazım’ın eserlerinde karşılaşmasak da. bir kısmından arştan yere kadar olan tüm mahlûkat yaratılmıştır. c. Allah(cc)’ın bütün yaratılmışlara rahmetinin sebebidir.oldu. Hz.857 Bu düşünceler zımnen Şeyh Nazım tarafından şöyle ifade edilmiştir: “Peygamberimiz(sav) Hayy’dır.861 Sufiler arasındaki bu anlayış. 166 . Mektubât. ss. Peygamberdir(asv). Hz. Peygamber(sav)’in Hayy olmasıdır. 615. bütün kâinatın hayatı odur. Peygamber(sav)’e kendisi için 857 858 İmâm-ı Rabbanî. olacak da onun hürmetinedir. Peygamber(sav)’in ruhanî tarafı çoğaldı. 400-401. Dolayısıyla O(sav)’nun varlık ve şuhûd âlemine göndermesi. İsâ(as) ve Mehdi(as) bu makâma gelerek dini kuvvetlendirecektir. Kıbrısî. Peygamber(sav) ölürse ümmet kalmaz. bu öğretinin teşekkülünde şu hadis-i şerif meknuz olduğu şüphesizdir: “…Her Pazartesi ve Perşembe akşamları amelleriniz bana arz olunur. Varlığa can. Ahmedî Nûr anlayışı ile tefsir etmişlerdir. Bunu böyle bilmeyen gafildir. 46. Onlardan hayır olanlar için Allah’a hamd ederim. no: 209. dine çağırma nuraniyeti değiştiğinden evliyâ. bütün varlıklar için rahmettir. Mek. s. Feyzu’l-kadîr.” 858 Muhammedî nuru tazammun eden bu ifadelerde. Komisyon. Kötü amelleriniz için de istiğfar ederim. Bir manada bu durum.

s. a. Efendimiz(sav)’in saltanatından seyrederiz… Aslında Efendimiz(sav)’e verilen saltanatı da idrak etmeye imkân yok. Peygamber(sav) şöyle cevap vermiştir: “Adem ruh ile cesed arasında iken. o ezelî. Delâilu’n-nubuvve. 2007. Hz. peygamber olarak gönderilme yönünden sonuncusuyum. Aclunî.. İslamî naslar yer almaktadır. Menâkıb. Hz. defnolunduğu her yere Hz. Salavatullahi ve Selamu aleyh’tir. yürüdüğü. 2.peygamberliğin ne zaman sabit olduğunun sorulduğu hadise istinat edilir. 864 Kıbrısî. mü’minlere. Peygamber(sav)’in manevî kuvvetini salt anat rumuzu ile izah etmiştir: “Cenab-ı Hakk’ın saltanatının azametini hiç kimse. ne de melekü’l-mukarreb anlayacak değildir. 4883. Peygamber(sav)’den şöyle rivayet edilmiştir: “Ben yaratılışta nebîlerin ilki. s. salihlere verilir. c. Peygamberlerin(as) hayatlarında yaşadıkları mekânlara sürekli olarak 862 863 Yıldırım. Sehavî. c. Firdevsu’l-ahbar. Ancak tüm bu ilhama dayalı bilgilerin temelinde. rahmetini indirmiştir. O rütbeyi. ne veliyyü’l-kâmil.866 Bu rahmet. oturduğu. şeriki olmayan Muhammedî Sırrı.”865 Şeyh Nazım. müşterek bir anlayışı temsil etmektedir. Ebu Hureyre(ra). 134. Ancak o saltanatın azametinden bir şua. Allah’ın(cc) indirmiş olduğu rahmet kesilmez. Allah(cc). 156.”864 Bu anlayış. Buna göre Hz. 3. Celle ve Alâ’dır.g. 866 Kıbrısî. Herkes kendi derecesine göre o saltanattan bir rütbe giyecektir. 1. Ebu Nuaym. 545/3609. tasavvuf ıstılahında oluşan. Mekâsıd. 42. her ne kadar sufilerin hususi olarak tecrübe ettikleri keşfî bilgilere dayansa da ana hatlarıyla.”863 Şeyh Nazım Efendi.e. s. Habibu’llah’a zahir olur… Onun içindir ki. Keşfu’l-hafa. 79. s. Tirmizî. 865 Deylemî. ebedî ve mutlak saltanatın sahibi olan ‘la ilahe illallah’. Tasavvuf Sohbetleri. 167 . Huzurunda duran ‘Muhammedu’r-rasulu’llah’. Allah’ın Nûru ile alakalı olarak izah etmiş ve hususiyetini bildirmiştir. 832. sürekli iner. c. yaşadığı. Peygamber-i Zişan giydirecektir… Onun için güzel isimlerinden birisi de Rasûl’dür… Ahiretin ilelebet rütbeleri de yine Efendimiz(sav) tarafından bütün evliyalara. Peygamber(sav)’in doğduğu. Tasavvuf Sohbetleri. Bu anlayışa istinad edilen hadis-i şeriflerden birini. ne nebiyyü’l-mürsel. Biz Cenab-ı Halık’ın(cc) saltanatının azametini.862 Bu suale Hz.

40 yaşına geldi. Peygamber(sav)’in ontolojik varlığı mevzuunda İmâm-ı Rabbânî (v. 867 868 Feth: 48/28-29. Peygamber(sav)’in yevmu-l ezel’den beri peygamber olduğunu şu cümlelerle ifade etmiştir: “… O zaman yevmu-l ezeldir. Hz. Peygamber’in Nûrunun ebedî olmasıyla da alakalıdır. Allah(cc)’ın bu ismi. o kimsenin ta’ayyün-i imkanisi (âlem-i halktadır) olur. Hakikat-i Ahmedî ise. Şeyh Nazım’a göre bu nurun kıyamete kadar bulunacak olması. o kimsenin rabbidir. ta’ayyün-i vücubîdir (âlem-i emirdir). yevmu’l-ezelden beri mevcuttur. ıstılahtaki anlayışların paralelinde olmasına rağmen. Ta’ayyün-i vücubî’nin zıllî görüntüsü. Ta’ayyün-i vücubî Allah(cc)’ın isimlerinden bir isimdir. çocuklara elif-be okuttukları kitapların ilmidir. bu nûr ezelîdir. ta’ayyün-i imkanîsine de denir. Meselâ hakikat-i Muhammedî ve/veya Ahmedî kavramlarıyla ifade edilen hakikat. Bu isim Kâbenin hakikatidir. ona gelen feyz bu isimden gelir. “…Şahit olarak Allah yeter. âlem-i halk ile âlem-i emirden varolmuştur. Bu izaha göre Hz. Hakikat-i Muhammedî. Kelam-ı kadim ne demek? Ezeldeki Allah’ın şahadetidir o. Bu şahadeti ne zaman yaptı Allahu Azimu’ş-şan? Kelam-ı kadiminde yaptı. bazı kavramlar ve bu kavramlar ile vardığı sonuçları itibariyle İbn Arabî’den ayrılmış ve terminoloji içerisindeki özgün yaklaşımını korumuştur. Binaenaleyh. 79. Allah(cc)’ın bu tanıklığı yevmu’l-ezelde olmuştur. Bir insanın hakikati. Hz. bu. Yani. 570 tarihinde doğdu. 1034/1624)’nin izahatı. Âlem-i halktaki rabbi olan ism-i ilâhisi Âlim şa’nıdır. Hz.inmeye devam etmektedir. Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber(sav)’in de her insan gibi. Muhammedî Sırrın başka bir özelliğini Nazım Efendi. 168 . Muhammed Allah’ın Rasuludur… ”867 ayetini delil göstererek izah etmiştir. O Peygamber(sav) dünkü peygamber değil… Evet. ilgili başlıkta tafsilatlı bir şeki lde ele alınmıştır. Âlim şa’nının üstünde (âlem-i emirde). Başka bir ifadeyle şeriki olmayan Muhammedî Nûr.70. onun ta’yyün-i vücubîsine denildiği gibi. ss. peygamberlik verildi. Bu nurun mahiyeti. Allah yok şeye mi şahadet ediyor?”868 Hz. Kıbrısî. Âlim şa’nıdır. bu şa’nın mebdei olan isimdir.

2123.869 Bu izahda kullanılan kavramlar. diğer insanların ve peygamberlerin varlığına kaynak olduğu yönündeki. Komisyon. 216. el-Hayy olan Allah’a ayna olmakta ve aynaya düşen Cemal-i Mutlak’ı kâinata aksettirmektedir. İbn Arabî kavramlarına ve yaklaşımına daha yakın olduğu görülmektedir. Hz. Kıbrısî’nin vekilleri tarafından yapılan izahın. ss. Allah(cc) tanıklık etmektedir. Acluni. s. 326/1012. 22.871 “Lügatlerde ümmet kelimesinin. Peygamber (sav) ve Ümmeti: Arapça “emm” kökünden türemiş bir isim olan ümmet kelimesinin çoğulu “ümem” dir. aynı zamanda Hayy’dır yani. Ancak. Binaenaleyh. Çünkü O’nun nûru. Peygamber(sav). sevk ve idare etmek gibi anlamlara sahiptir. c. s. talep etmek. Hakkâniyye yayınlarında kullanılmasa da. dünya hayatındaki tecellileridir. Mektubât. 169 .Hz. başı çekmek. el-Müfredât. bir sünnete hakkıyla ittiba eden. c. 1. Hz. Âdem(as) yaratılmadan önce bulunan peygamberlik bu idi. Mek. bazen de Hakikat-i Muhammedî dediği bu nura. Yani Onun diri oluşu sadece ümmetine değil. yönelmek. 27. Dolayısıyla Hz. Peygamber(sav)’in dünya hayatında öne çıkan tüm üstünlükler. “Emm” kökü. Binaenaleyh. 871 İbn Manzûr. 287. Esrar. 869 870 din. Yani Sırr-ı Muhammedî’den akseden bir kudretten dolayı. bu üstünlüğü ihtiva eden manevî kudreti temsil etmektedir.2. Şevkani. s. İmam-ı Rabbanî. s. Keşfu’l-hafâ. Peygamber(sav)’in insan ve peygamber olarak varlığı. Isfehanî. öne geçmek. Fevâidu’lmecmua. Hz. 164. 2. Mu’cemu’l-Vasît. bir şeyi hedef almak. Kıbrısî’nin bazen Ahmedî Nûr. anlayış ile aynıdır. topluluk. Peygamber(sav)’in yaşadığı her hal ve davranış. tüm kâinata dirilik olmaktadır. bir topluluğun önünde olmak. Aliyyu’l-Kâri. niyet etmek. Hakikî hayatla hayat sahibidir. 288. d. o sünnet içerisindeki sırra ve nura gark olarak velayet makâmına çıkabilir. 385. şeriki olmayan Sırr-ı Muhammedî. millet. Özetle Şeyh Nazım’a göre. Dolayısıyla şeriki olmayan Hz. Lisânu’l-Arab. no: 209. Cenâb-ı Allah’ın “Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım”870 hitabı ise bu anlayışa temel teşkil ettiği şüphesizdir. Allah’ın Nûrunu kullara aksettiren bir ayna gibidir. hakikatte manevî bir üstünlüğün.

ss.880 toplum içindeki iyiliğe çağıran kötülükleri engelleyen bir grup.879 cin ve hayvan toplulukları.883 İmâm-ı Rabbânî (v. insanların iyiliği için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz” (Âl-i İmrân. Resulün de size şahit olması için sizi mutedil bir ümmet kıldık” (Bakara. kemal sahibi olurlar. Mektubât. 876 “Her ümmet (ümmetün) oraya girdikçe. önder. 23. yol. s. peygamberlerden birinin kavmi.” (Mü’minûn. hayvan cinslerinden biri gibi anlamlara geldiği belirtilmektedir. Mek. En’âm: 6/38. Ancak ümmetler içerisinde.875 kavim. 879 “Sonra resullerimizi peş peşe gönderdik. 11/8) . 3/104). el-Müfredât. canlı türlerinden bir grup. 881 “Sizden. Ne zaman (Cehennem’e) bir ümmet girse. 7/38) .876 zaman dilimi. “Biz babalarımızı bir dine bağlanmış bir yol üzere (alâ ümmetin) gördük” (Zuhruf. 2/143). 884 İmam-ı Rabbanî. yol. c. 6/38) . 43/22). 1. yeni anlayış ve değerlere topluca vasıl eden ve toplum içindeki hastalıkları tedavi eden değerler etrafında toplanan Mü’min topluluğudur. 170 . 883 Tehanevî. kendi arasındaki tefrikaları gideren. “(Ey Ümmet -i Muhammed!) Siz. s. kendi (din) kardeşine (yoldaşına) lâ‘net eder…” A’râf: 7/38 . zat-ı ilahînin tecellisi. No: 248-249. hayra çağıran. c. 40/5) 880 Yeryüzünde debelenen hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş da yoktur ki. (Allah onlara:) “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan ümmetleri arasında (siz de) ateşe girin!” buyurur. Komisyon. 1. ümmetlerin en hayırlıları oldular. tür. Hangi ümmete peygamberi geldiyse onlar onu yalancı saydılar.878 inkârcı toplum. yalnız ümmet-i Muhammed(sav)’e olduğundan onlar. 875 “Seni de kendilerinden önce nice ümmetler (ümemun) geçmiş olan bir ümmete (fî ümmetin) gönderdik” (Ra’d.874 kuşaklar.873 sınıf.877 Müslüman toplum. kanatlarıyla uçan hiç bir kuş türü yoktur ki sizin gibi birer toplum (ümem) teşkil etmesinler” (En’âm. Keşşâf. nesil. peygamber gönderilen toplum. 878 “İşte böylece insanlığa şahitler olmanız. Lisanu’l-Arab.cemaat. topluluk. Allah’a itaat üzere bulunan bir önder (ümmeten kâniten) idi” (Nahl. rehber. 882 “Gerçekten İbrahim. yoldaşına lânet eder” (A’raf. s. 21/92). 873 “İşte sizin bu dininiz/yolunuz bir tek dindir/yoldur (ümmeten vahide)” (Enbiyâ. Isfehanî. 216. Bununla birlikte ümmetlerden hiçbiri. 16/120). aynı zaman diliminde yaşayan topluluk. 27. Tasavvuf ıstılahında ümmet. peygamberlere çok uydukları ve sevdikleri için. 23/44) “Her ümmet peygamberini cezalandırmaya azmetmişti” (Mü’min. belirli bir gaye etrafında toplanan cemaat.872 Kur’ân’da ümmet kelimesi din.884 872 İbn Manzûr. 13/30). sizin gibi birer ümmet olmasınlar! (Biz) kitabda (Levh-i Mahfûz’da) hiçbir şeyi eksik bırakmadık. bir dinin mensupları. ana. en düşük peygamber derecesine yükselemez. 3/110). Hakk’a yönelen. 877 “Kendilerine azap göndermeyi belirli bir zamana kadar (ilâ ümmetin) ertelersek…” (Hûd. 1034/1624)’ye göre bir peygambere uyanların en üstünleri. sonra (hepsi) ancak Rablerinin huzûrunda toplanacaklardır. 874 “Yerde hareket eden hiç bir canlı. iyilikleri yayıp kötülükleri önleyen bir topluluk bulunsun” (Âl-i İmrân. 74. Mu’cemu’l-Vasît.881 bütün hayırlı halleri kendinde toplayan önder insan882 gibi anlamlara gelmektedir.

Meryem'in oğlu Îsâ'ya da o açık belgeleri. Hz. Bu misale göre sofra. çok bağışlayandır. “Andolsun. Dolayısıyla ümmet-i Muhammed’in sair ümmetlere olacak üstünlüğü. Süleyman’a verilen saltanat ve mülk ile değil. 8.891 Bahis konusu üstünlüğü bazı müfessirler. insanların yaratılan birçok mahlûktan daha üstün olduğu. biz insanoğlunu şerefli kıldık. Musa’ya (Kelamullah) konuşma özelliği.892 Şeyh Nazım bu üstünlüğe misal olarak. Tasavvuf Sohbetleri.885 Kur’ân-ı Kerimde. 893 Kıbrısî. Hz. 86-87. İsâ(as)’ya indirilen sofrayı vermiştir. size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. sofranın indirilmesi için yaptığı duada. bir kısmı ise inkâr ett i. İbrahim’e (Halilullah) dostluk özelliği. Zuhayli.Şeyh Nazım’a göre her ümmet. mûcizeleri verdik ve onu Rûhul-Kudüs ile destekledik. peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. çok merhamet edendir.” En’âm: 06/165 . s. hakkıyla bilendir. c.886 insanlardan kimilerinin kimilerinden üstün olduğu. Risale Yayınları.” En’âm: 06/86. Şayet Allah dileseydi onlar birbirleri ile savaşmazlardı. Âdem'i. “İsmail'i. c. her şeyi hakkıyla işitendir. Şüphe yok ki O. sizi yeryüzünde halifeler (oraya hâkim kimseler) yapan. Peygamber(sav)’in diğer peygamberlere(as) üstünlüğü derecesinde olacaktır. Hz. Çünkü İsâ(as). Hz.” Bakarâ: 2/253. cezası çabuk olandır. 892 Vehbe. kendi peygamberinin kadri derecesinde ilahî divanda takdir olunacaktır. s. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.889 “Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı. s. Nûh'u. 8. peşlerinden gelenler birbirleriyle savaşmazlardı. Her birini âlemlere üstün kılmıştık. Elyasa'ı.893 885 886 Kıbrısî.” İsrâ: 17/70 . 3009. Allah. 891 Vehbi. Davud’a indirilen Zebur olduğu yönünde görüşler vardır. Peygamber(sav)’i tevessül ederek istemiştir. Şüphesiz Rabbin. Dâvûd'a da Zebûr'u verdik”890 ayetine istinaden bu üstünlüğün. kendilerine açık delillerin gelmesine rağmen. 171 . onların. Lâkin ihtilafa düştüler de onlardan bir kısmı iman. Hülasâtu’l-beyân. Tasavvuf Sohbetleri. 9. Tefsiru’l-munîr. Muhammed(sav)’e de Habibullah özelliğinin ve İsra’nın lütfedilmesi örnek vermişlerdir. Hz.887 Peygamberlerin diğer insanlardan üstün olduğu888 ve Peygamberlerin kendi aralarında birbirlerine üstünlüğü bildirilmiştir. Yûnus'u ve Lût'u da doğru yola erdirmiştik. 888 “Şüphesiz Allah. bazısını birçok derecelerle yükseltti.” Âl-i İmrân: 03/33-34. 887 “O. ss. Hz. 889 “İşte şimdiye kadar zikrettiğimiz resûllerden kimini kimine üstün kıldık. Eğer Allah dileseydi. 8. lâkin şu var ki Allah dilediği her şeyi yapar. Allah onlardan bazısına hitap buyurdu. Peygamber Efendimiz(sav) hürmetine indirilmiştir. Andolsun. 890 İsrâ: 17/55. Hz.

ahir zaman ümmetidir. genellikle. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın’ dedi”894 ayeti.899 894 895 Mâide: 5/114. 897 Kıbrısî. Mektubât. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. bu konuyu Mehdi(as) ve Mirac konularıyla ilgili izah etmiştir.898 İmâm-ı Rabbânî (v. Binaenaleyh. sütün en üstünde bulunan kaymağına benzetmiştir. bu anlayışa kapı aralar. Hz. Bu ayetlerle ilgili izahlarda müfessirler. Mehdi. silsiledeki meşayıhın manevî tecrübelerinden edindikleri bir keşfî bilgi olabilir. a. ‘Ey Allah’ım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki. duanın yapıldığına değinmişlerdir. ashab-ı kirâm döneminde evliyâ sayısının çok olması ve bid’at sahiblerinin az olması. Mehdi(as)’nin gelmesiyle açığa çıkacaktır.. Bu izaha göre miracta Hz. bu duadaki “Allahumme” adıyla Allah(cc)’ın bütün isimlerine tevessül ederek. Buna göre. Furkan Tefsiri. 1034/1624) benzer görüşü. 52. Mek.896 Bu manada Şeyh Nazım’ın. 129-131. bu dua hususunda ifade ettikleri. no: 209. ss. 2. 172 . Peygamber’e verilen en gizli sırlar. 185-186. ss. ümmet-i Muhammed(sav)’in en faziletlisi olacağını ifade etmiştir. Muhammed(sav) ümmeti içerisinde ise en kıymetli olanlar.e. Ancak ahir zamanda gelenler arasında bulunan birkaç evliyanın. Rûhu’l-beyân.“Meryem oğlu İsa.com/video arşiv/MSH-47-secretsMiraj-1-102406. ashab-ı kiram ve tabiin ile mukayese ederek savunmuştur. ümmetin en faziletlisi olacaktır. s. onları ümmetin en faziletlisi yapar. 5. Hz. önce gelenlerimize ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve Senden (gelen) bir mucize olsun. c. o iki asırda bulunan evliyadan daha yüksek olması. ahir zamandaki ümmetin.897 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî de.g. bu anlayışın temel taşıdır. Hicazî. 898 www. sofranın indirilmesine ve bu mucizenin illet ve sonuçlarına değinmişlerdir. havariler tarafından yapılan bu talebe.sufilive. Şeyh Nazım’a göre. İsâ(as)’nın sofra indirilmesi için yaptığı duayı bildirmektedir. Şeyh Abdullah.895 Sufiler. 899 İmam-ı Rabbanî. c. bu sırların içinde zuhur ettiği toplum. Bizi rızıklandır. 896 Bursevî. Nazım Efendi bu durumu.

Hz. Peygamber Efendimize(sav) imanlı olarak teslim edildiği şeklinde yorumlamıştır. Ta’rifat. Allah hakkında.. 173 . yalandan uzaktır. s. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim” sualine “bela” diyen903 her bir Ümmet-i Muhammed’in. Kıbrısî.d.3. 340. Isfehanî. Yalandan uzak olduğu nisbette ise. Firuzebadî. Mea’l-Enbiyâ. ümmet-i Muhammed(sav)’in imanlı olarak can verip vermeyecekleri. beşerin en güveniliri olan Emin vasıflı Hz. Böyle yaptık ki kıyamet gününde. ‘Bizim bandan haberimiz yoktu’ demeyesiniz. Cürcanî. s. Yani üstün vasıflardan biri diğerinden bağımsız değildir. emindir. Peygamber’in bu sıfatlarının tamamı. cömertliği. Bencillik yerine diğergamlığa işaret eden bu sıfatlar. Bu yoruma göre. ahd. anlaşma. Isfehanî. Lisânu’l-Arab. müşriklerin dahi nübüvvetten sonra. s. s. s.901 terim manasının dayandırıldığı özel bir manaya delalet eden ayet de vardır. beraberinde merhameti. mert. s. gerçekten başkasını söylememeleri hususunda kendilerinden Kitâb mîsâkı alınmamış mıydı” A’raf: 07/169. elMüfredat. nübüvvetten önce dahi sözünde duran. 523. güvenilirdir yani. 903 A’râf: 7/172. 16. yakınlara. kıymetli eşyalarını O’na emanet ettikleri bilinmektedir. 902 “Rabbin Âdemoğullarından. yetimlere. 523. Bu ayet Âdemoğulları ile Allah(cc) arasındaki ahdi anlatmaktadır. akd ve and anlamlarına gelmektedir. doğru ve güvenilir olduğu için halk içinde “Muhammedu’l-Emin” lakabıyla bilinmiştir. c. Peygamber(sav).900 Kur’ân-ı Kerim’de bu manalarla meal edilen ayetler olduğu gibi. tavır ve davranış olarak 900 İbn Manzûr. o vasfın zıddı olan ahlakın varlığını zaruri kılar. bunların hepsinin bir arada olması mantıkî bir gerekliliktir. O’nun bu sıfatından dolayı. duyular âleminde his. Hz. kanaati.” Bakara: 2/83. 901 “.. Peygamber ve Misâk: Misâk kelimesi lugatta. doğru sözlü olduğu derecede (sıdk).904 Peygamberlerdeki üstün ahlakı değerlendirecek olursak. 928. 904 Tabbarâ. anaya-babaya. îsârı ve hilmi gerektirir.” El -Arâf: 7/172. Peygamber Efendimizin(sav) manevî kuvvetiyle ilgili ele alınmıştır.902 Nazım Efendi. Farklı bir ifadeyle kişi. el-Müfredat. yoksullara iyilik edeceksiniz. Muhammed(sav).. Bu vasıflardan bir tanesinin eksikliği. 301. unların sırtlarından zürriyetlerini alıp bunları kendileri hakkındaki şu sözleşmeye şahit tutmuştu: Ben sizin rabbiniz değil miyim? ‘Elbette öyle!’ dediler. “Biz İsrâîloğullarından şöyle söz almıştık: Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz. Kamûsu’l-muhît. Hz.15. bu emaneti aldığı gibi teslim edecektir.

Peygamberimizin(sav) ümmetini teslim etti. Tasavvuf Sohbetleri. akılcılık (kelamiye) ve ilhamcılık (sufîye) içerisinde en fazla sufîlerin değindiği bir mevzudur. bir tür ekolojik denge oluşturmuştur. sınırları ve çerçevesi çok geniş olan bir inanç. Kelam. şeytanın eline ümmetini mi bırakacak? Haşa. Kıbrısî tarafından getirilen bu yorum. yutamıyorsun diye vermeyiz onları. fikir ve hareket sistemi olmasından dolayı. Gayb âlemi. yaratılışla ilgili ontolojik yönlerinin yanı sıra mahşerde zuhur edecek yönleri. İslamî düşünce sistemin teşekkülünde bu alt sistemlerin her biri. sümme kella! İşte onun için bu söylediğimiz kelamı sen çok büyük görme.g.”907 905 Uludağ. 906 Uludağ. a. İslam Düşüncesinin Yapısı (Selef. bu tür gaybî konular. delillerle anlatılmasının zor olmadığını şöyle ifade etmiştir: “Elestu bi Rabbikum. 71. Muhammed(sav)’de bulunan üstün ahlakın. s. zamana ve savunduğu öğretiye göre hakikati arz etmiş ve genel sistem içerisinde adeta fikrî düzeyde. ıstılahtaki anlayışı te’kid ederken. mana âleminde halk edilmiş asılları vardır. o meydanda onlara hitap ettiğinde. Peygamber(sav)’in manevî kudretine de esas teşkil eder. 174 . özellikle “emin” sıfatının duyular âleminde müşâhede edilmesinden önce. bireysel mükaşefelerden doğan yeni manalar ekler mahiyettedir. çeşitli itikadî ve ameli mezheplerle tarikatlar tarafından farklı telakki edilmiştir. 263-264. ss. ss. 144-147. temiz veriyorum.905 Bunlardan hiçbiri tek başına İslam’ı temsil etmez ancak.. bir kısmı ıstılaha. misak kavramının mükâşefe ilmine dayandığını ve bu kavramın. temiz alacağım… Sen eminsin’ dedi Allah’ın eminliğine şehadet ettiği zat. Tasavvuf. İslam dairesinin içinde kalan daha küçük daireler gibi.906 Bu anlayış üzerine Şeyh Nazım tarafından getirilen işarî yorumların bir kısmı. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. ahd-i misak gününde. Hz. ‘Günahsız veriyorum. İslam âlimleri için gaybtır yani. İstanbul 1979. bu sistemin teşekkülünde yer alan nascılık (selefiye). sırdır. Kıbrısî’ye göre. Dergah Yay.gözlemlenmiş davranışlardır. Süleyman. Felsefe).e. Peygamber(sav)’in “elEmin” sıfatına. daha çok büyükleri var. 907 Kıbrısî. Hz. bu sıfatların.. Hz. bizim zerrelerimizi Cenâb-ı Allah halk edip. İslam. ıstılaha bir katkı mahiyetindedir. Daha sen yavrusun. Hakikat-i Ahmediyye ile ilgili olan bu anlayış.

Bu fikir mevcut naslarda. Peygamber(sav)’in ümmetini Allah(cc)’a Mü’min olarak iade etmesi.909 Bu mevzu tasavvuf ıstılahında son nefes. ss. Peygamber(sav) anlayışının bir cüz’üdür. annenin kırık evladından otuz dokuzu evde olup bir tanesi hapiste olsa. Hz. Çünkü Hz. Peygamber(sav) tek bir ümmetinin dahi cehenneme girmesine râzı değildir. Buna göre Kutbu’l-Mutasarrıf. genel olarak ele alınan Hz. husn’u-hatime veya su-i hatime kavramlarıyla ilgilidir. Bununla birlikte bu anlayış. ümmetini son yedi nefes kala. 80. 43. Hz. anne kalbi. Şeyh Nazım’ın ifadelerinde görülen bu mana şu şekilde izah edilebilir. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber(sav). Nazım Efendi Hz. zamanın Kutbu’l Mutasarrıfını destekler. o bir çocukla meşgul olacaktır. Yani O(sav)’nun şerikinin olmaması. 175 . keşfî bir yapı içerisinde görülmektedir. ss. Bu bilgi. 81. bu konuda kalbî bilgiye dayalı olan. ruhunu teslim etmek üzere olan mü’mini Hz. iman telkin ederek kulun ahdini almaktır. âlemlerin Rabbi olan Allah(ac)’ın huzuruna teslim eder. İmâm-ı Gazalî. O’nun “Emin” sıfatının nişanesi olacaktır. Hz. insanın can çekişmesi esnasında gördüklerini. Peygamber(sav)’in bu merhametini. yüce ahlak ve merhamet sahibi Hz. bu tasarrufuyla. Aynı eser. hayy olması bu anlayışın diğer cüzleridir. annenin evlatlarına duyduğu sevgiye benzetmiştir. Şeyh Nazım’a göre Hz. Allah(cc). Kıbrısî’ye göre Efendimizin(sav) orada hazır bulunma sebebi. Peygamber(sav). 69. sekeratu’l-mevt.908 Bu merhametin bir tecellisi olarak. 52. Peygamber(sav)’in tasarrufunun mahiyeti önemlilik arz etmektedir. bu aşamayı “imanın ikmali” olarak tanımlamaktadır. Peygamber(sav)’e ümmetini Mü’min olarak teslim etmiştir. Bu son yedi nefesin her birine çok uzun zamanların sığabileceğini belirten Kıbrısî. Kur’ân ve hadis literatüründe bulunmamaktadır. “Hesaba katmadıkları birçok şey.Nazım Efendi’nin Peygamber(sav) anlayışı içinde önemli yer tutan bu anlayışa göre. Yani Şeyh Nazım. Peygamber(sav)’e teslim eder. (can çekişme esnasında) 908 909 Kıbrısî. rahmet ve emanet anlayışlarıyla izah edilen düşünceye işarî olarak istinad edildiği görülmektedir. Bu misale göre.

912 Kıbrısî. onun sözünün senedi Kur’ân-ı Kerîm ve Hadis-i Şeriflerdir”914 ifadesini de göz ardı etmeden. 914 Bkz. çocuklara elif-be okuttukları kitapların ilmi değildir”913 şeklinde ifade etmektedir. s. nur gibi parlayan bir cevherdir. Hz. Nazım Efendi’nin bu konudaki ifadelerine göre iblis. 913 Aynı eser. Ancak Şeyh Nazım. bu düşüncelerin İslamî ilimler içerisindeki dayanaklarıyla ortaya koymaya çalışıyoruz. ölüm sarhoşluğu esnasında gördükleri şeyler. Daha önce de ifade edildiği gibi.911 Hz. s. manevî tasarrufuyla ilgili izahları. 79. Ölüm anında arştaki sureti kendine keşfolunur ve çok kimseler kendilerini isyan üzere görür. İhyâ.Velî-Evliya. 176 . tasavvuf ıstılahı içerisinde bir yönden ifade edilmiş olabileceği gibi. Bu izaha göre kulun. 81. yine Kur’ân ve hadis ilimlerine dayanan anlayışların mukayesesi yoluyla doğruladığını görmekteyiz. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Peygamber(sav)’e her zaman mağlup olacaktır. Bu manada Kıbrısî. İnsan ne hal üzereyse. gördüğü hevâları ya da zikrullahı tekrar edecektir. Şeyh Nazım’ın bu mevzudaki doğrulama usulü.Allah tarafından. 4. Gazalî’ye göre arş. Kıbrısî. Şeytanın mü’minlerin imanlarını almak için harcamakta olduğu kuvvetten her daim üstündür. keşfiyât ile ledünnî yorum ve bilgi olarak ortaya çıkmaktadır. ortaya konacaktır”910 ayetine istinaden izah etmiştir. bir ömür boyunca kalbinde yer etmiş sevgiler olacak ve dili. Peygamber Efendimize(sav) ve şeytana verilen kuvvetin mukayesesi şeklindedir. bu tür özgün yönleri: “Bu söylediklerimiz. bu öğretilerin bir kısmı. Yani nasların yüzeysel anlam katmanlarında görülmeyen deruni mana açılımları. 321-327. Peygamber(sav)’in dünya hayatında tasdik edilmiş sıfatlarının. c. Tüm Peygamberlerin iblise karşı böyle bir vazifesi 910 911 Zümer: 39/47. bir kısmı da Tarikat-ı Hakkâniyye silsilesindeki meşayıhın manevî tecrübeleriyle edindikleri keşfi bilgiye de dayanmaktadır. bunlar Şeyhlerimizden öğrendiğimiz ledunnî ilimlerdendir”912 ya da “bu. ss. Peygamberin(sav) bu vazifeyi ifa etmek için sarf ettiği kuvvet. bu iddiasını. Farklı bir ifadeyle Hz. Hz. Gazalî. o hali arşta sûretlenir. “Velî senetsiz söz söylemez. Tasavvuf Sohbetleri. Şeyh Nazım’ın öğretilerindeki özgün yönleri teşkil etmektedir. kitaplarda bulunmaz.

En edna peygamberin sıfatını böyle bil. kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın. Peygamber(sav)’in şeytanın vesveselerinden mahfuz olmasına dayanarak. Dolayısıyla bu ayetler. Hz. 2895-2896. dağın eteğine bile insan veya vahşi hayvan bırakmaz yaklaşmaya. Hulasâtu’l-beyân. Ümmetini böyle gözetiyor. 177 . Peygambere(sav) yapılsa da. 43.919 Hz.917 Bu konu ile alakalı başka bir ayet şöyledir. Beni kınamayın. Ümmetini çaldırdı zannetme. ancak onu dost ve koruyucu edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. 919 Bursevî. Tasavvuf Sohbetleri. 917 Vehbî. “(Hesaplar görülüp) iş bitince. elestü bi-rabbikum kalu bela’dan teslim etmiş olduğu ümmetleri gene öyle teslim alacaktır. nasların derin anlam katmanlarında bir hakikat olarak meknûzdur. 918 İbrahim: 14/22. kahır ve galebe anlamında bir hâkimiyeti yoktur.olduğunu ve kendi nübüvvet kuvvetleri nisbetinde ümmetlerini savunduğunu şu ifadelerle beyan etmiştir: “Peygamber(sav)’in temsili nedir? Dağ başında bir arslan olsa.. iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde gücü ve etkisi yoktur. Kendinizi kınayın… ”918 Bu iki ayeti beraber ele alan Bursevî’ye (v. hiçbir insan üzerinde. Peygamber(sav)’e Allahu Zülcelâl. ben sadece sizi davet ettim.”915 Kıbrısî’nin ifade ettiği bu fikirler. Hepsi mağluptur. şeytan şöyle diyecek. yuvada yavrularını öyle gözetir ki. 67. c. “Kur’an okunduğu zaman. s. Kaçanlar da bir yere kaçamaz. Hz. muradın ümmet-i Muhammed(sav) olduğu görüşü yaygındır. 1137/1725). ona dost olanlara (Şeyâtine’l-ins veya Evliyâu’şşeytan) olacağı yönünde tefsir edilir. Rûhu’l-beyân. ss.. Ancak kâfirler üzerinde. ne iblisi? Bütün mahlûkatın sayısında bile olsa onlarda Peygamber(sav)’in karşısında galip gelecek kuvvet yoktur.”916 Bu ayetteki hitap. c. s. Peygamberin(sav)’in şeytana olan üstünlüğü ise. 7. 10. Bu müjdeyi de al. Gerçekten onun. siz de davetimi kabul ettiniz. Şeytan’ın tasallutunun ancak ona itaat edip. Âdem’in şeytana olan üstünlüğü konusunda gösterilen delil ve yorumlarla da ortaya konmuştur. Peygamber(sav)’in elindedir. Mesela bu konuyla alakalı bazı ayetler oldukça vazihtir. O. Hz. dağın başına adam bırakmayı. 915 916 Kıbrısî. Nahl: 16/98-100. Araya İblis mi girecek? İblis. göre şeytan Mü’min ya da kâfir. şeytanın davet etme ve süslü gösterme anlamında bir gücü vardır. Onun gücü ve etkisi.

Diğer Konulara Tasavvufî Yaklaşımlar/Mehdi. Hak Dost 4. 88. Çünkü Hz. Kıbrısî’ye göre bir de şarta bağlanmıştır. bâtıl zail oldu”921 ayetinin de bu üstünlüğe işaret ettiği söylenmiştir.922 Şeyh Nazım’a göre bu ayet. Dolayısıyla Hz. şeytanın insanlara telkin ettiği bâtıl düzene galip geleceği yönündedir. Bu şart. beyan ettiği Peygamber(sav) sevgisi. Peygamber(sav) sevgisine sahip olduğunun bilinmemesi açısından gizlidir.g. Peygamber(sav)’e muhabbet duyan kişi olarak arz edilmiştir. 178 . Peygamber(sav)’in imanını son nefeste ikmal edeceği kişinin kim olacağı.. Peygamber(sav) tarafından son nefeste imanı ikmal edilecek Müslümanın nişanesi. 922 Kıbrısî. sahip olduğu ilim. bir bakıma elest bezminde emanet edilen Müslümanları dünya hayatında teşhis etme metodu olmaktadır.920 Ayrıca “De ki: Hak geldi. 89. s. O aşı. kimin Hz. dünya hayatında hiç kimsenin hayatını nasıl sonlandıracağının bilinmemesi. s. Peygamber(sav) muhabbetini aşıla. 135. muhabbetin kimde olduğunun bilinmemesi kadar gizlidir. onu ucûb ve kibre iterek. Hz. Farklı bir ifadeyle. Peygamberleriyle tebliğ ettiği hak düzenin.e. 43. İsrâ: 17/81. bozulmaz. Bizim halimiz ona malumdur. 924 Kıbrısî. Hz. Ya Rabbi! Sen bizi teyyid eyle”924 Şeyh Nazım’ın bu mevzudaki düşüncelerine ek olarak. Mevcudiyeti ve kemmiyetinin ölçülmesi tam olarak mümkün olmayan muhabbetten dolayı. 923 Bkz. Cenâb-ı Allah(cc)’ın. insanlar açısından. Mehdi(as)’nin gelmesiyle. Peygamber(sav) muhabbetini aşıla ve korkma. Başka bir ifadeyle. Peygamber(sav)’e atfedilen bu manevî vazife.923 Hz. zelil etmiştir. imtihan sırrı ifşa edilmemiştir diyebiliriz. Peygamber(sav)’in. 81. hiçliğimiz sana malum. zayıflığımız. Peygamber(sav)’e duyulan sevgidir. şeytana olan üstünlüğü. Hz. Kıbrısî bu hususu şöyle ifade etmiştir: “Evlatlarımıza Peygamber(sav) muhabbetini aşılayın. Tasavvuf Sohbetleri. Zaafımız.Mesela hikmet ve edeb sahibi olmayan şeytanın. Müslümanların son nefesindeki imanı garantiler mahiyette olmasına rağmen. zahiri âlametlere bağlı olarak tahmin edilse de. Ya Rabbi sen Kadir ve Muktedirsin. a. Âdem(as) ise zelleyi kendine atfederek bağışlanma dilemiştir. ss. meçhul 920 921 Kıbrısî. Hz.

İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. kıyamette Hz. Allah’a ve ahiret gününe iman ettik derler.925 Muhabbettin bilinmesi yönündeki bu meçhul durum.org/Makam-Mahmud-Al-Maqam-al-Mahmud-tr. muhabbet noksanlığı yaşamaktadırlar. yaratılışa müteallik manevî yönleri vardır ki bu yönler. göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. manevî emanetler için de geçerlidir. tazimi ve sünnetlerine ittiba etmeyi göstermiştir. 926 Nisâ: 04/136. inanmadıkları halde. Cenab-ı Allah’ın Muhammedî Nûra. kalbte olan tüm duygular için geçerlidir. Peygamber(sav)’e olan muhabbetlerinin bir nişanesi olarak. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. yevmu’l-ezelde verdiği edep talimidir. Dolayısıyla bu anlayışta olanlar. 927 Bakarâ: 02/08. Peygamberine. Peygamber’in Sırrı” başlığında. Allah(cc)’ın ve Meleklerinin salat ettiği Hz. Hz. Hz.929 Sonuç olarak Şeyh Nazım’a göre. 929 www. Cenâb-ı Peygamber’in dünya hayatında sergilediği ve müşriklerin bile tasdik ettiği emin sıfatı. Peygamber(sav)’in emin sıfatına verilen işarî manaya dayanmaktadır. O sinelerin özünü. 179 . “Allah’ın Nûru ve Hz.olmaktadır. gönüllerin ta künhünü de bilir. Vahhabî düşüncenin yasaklamalarını sert dille eleştiren Kıbrısî’ye göre. Peygamber(sav)’e gösterilen hürmeti. 928 “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salat ederler. Peygamber(sav)’in nûru ve nebevî tasarrufuyla da alakalıdır. Kıbrısî’ye göre. mü’minlerin Hz. hakkıyla bilir.”927 ayetleri.” Ahzab: 33/56. başta iman olmak üzere. Peygamber(sav)’in cemalini ve dolayısıyla Cemalu’llah’ı göremeyecektir. Dolayısıyla “Ey iman edenler! Allah'a. Hz. Peygamber(sav)’i928 tazim etme konusunda Vahabiler. Peygamber(sav)’e ait yüce ahlakın. Hz. 925 “O. söz konusu meçhul yönün.saltanat. Gizlediğiniz ve açıkladığınız her şeyi de bilir. Özellikle tazim hususunda. Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin!”926 veya “İnsanlardan öyleleri vardır ki. Manevî emanetlerin ne olduğu konusu ise. maddî emanetler için olduğu kadar. Çünkü kalblerin özünü Allah.” Teğâbün: 64/4 . Peygamber(sav) ile misak anlayışı arasındaki ilgi.aspx. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selam verin. Kur’ân-ı Kerîm’deki birçok misallerinden bazılarıdır. Hz.

198. “… Sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lanet edilen ağacı da. muhtelif görüşler beyan etmişlerdir. 180 . bazıları da Bedir’de müşriklerin ileri gelenlerinden her birinin yıkılacakları yerleri gösteren Bedir’le ilgili rüyadır. 3. Hz. 329. diye tefsir etmişlerdir.”934 ayetinde bildirilen temâşâyı bazıları Fetih Sûresi’nde gelecek olan Mekke fethi rüyası. Peygamber(sav) ve ümmetinin yakin kuvvetini ziyadeleştirdiği gibi. el-Müfredat. s. ss.e. korkutuyoruz. 931 İsrâ: 17/1. göğe çıkma. O(sav)’na özgü. 933 Kuşeyrî. Mescid-i Haramdan. 120. yukarı çıkma aleti. ss. her şeyi gören O’dur. oradan göğe mirac edip peygamberler ve melekler ile görüştüğü. s. Firuzebadî.933 İsra Sûresi’nin 60. s. çıkılacak yer. 74-75.932 Tasavvuf terminolojisinde bedensel olduğu kabul edilen bu yolculuk. Lisânu’l-Arab. Cenâb-ı Allah(cc) ile kab-ı kavseyn yakınlığına vardığı bir yolculuktur. 934 İsrâ: 17/60. âyeti ile ve Necm Sûresinin bazı âyetleri ile birlikte ele alınan miraç bahsi hakkında İslam uleması.930 Kur’ân-ı Kerîm’de “Bir gece. Isfehanî. Kitâbu’l-mirâc. 9. Mi’râcu’n-nebî anlamlarına gelmektedir. Peygamber’in Burak ile Kudüs’deki Beytu’l-Makdis’e vardığı. MİRAC: Mirac kelimesi Arapça olup “uruc” mastarından ism-i alet. fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor. 70-71. Biz onları. c. Tefhîmu’l-Kur’ân. kendisine bazı delillerimizi gösterelim diye kulu Muhammedi. şeref nişanesi olan bir yolculuktur. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksaya götüren O zatın şanı ne yücedir! Bütün eksikliklerden uzaktır O! Gerçekten. yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır.”931 ayetiyle bildirilen yolculuk. Kamûsu’l-muhît. ism-i mekân olarak. merdiven. c. her şeyi işiten. Hz. 932 Mevdûdî. Bu temâşânın ayette “rüya” olarak ifade edilmesinden dolayı Miracın uykuda meydana gelen bir rüya olduğunu zannedenler 930 İbn Manzûr.

941 Orada Fahr-i Kâinat Efendimize (sav) biri süt. zemzem suyuyla yıkayıp iman ve hikmetle doldurması ve göğsünü kapamasıdır. Sünen. Peygamber Efendimizin(sav) göğsünü açıp. s. 1/91. Nesai. Bu anlayışa göre abd yani kul. Muteber kaynaklarda nakledilen hadis-i şeriflerde miraç hadisesi bir nevi hazırlık ile başlamıştır. Tirmizi. Sahih. Peygamber(sav). “Sen fıtratı t ercih ettin ve isabet ettin. Arslan. 936 Kıbrısî. Sonra Peygamberimizin(sav) kılınacak iki rekat namazda imam olmasını istediler. Sire. c. Cebrail(as). c. mirac hadisesinin rüyada olmadığını. Büyük Kur’ân Tefsiri. Ayrıca Kıbrısî’nin bu tezinin istinad edildiği hadis kaynakları ziyadesiyle mevcuttur. İçlerinde babası İbrahim(as) ve Mürsel Peygamberlerin olmasından dolayı utanan ve çekinen Peygamberi(sav) Hz. “Hoş geldiniz! Miracınızı tebrik ederiz!” dediler. tüm Peygamberlere imam olarak iki rekât namaz kıldırmıştır. 938 Buhârî. Tüm peygamberler buraya toplanmışlardı. 940 Peygamberimiz(sav) Mescid-i Aksa’ya girdi. Arslan Yayınları. Seni fıtrata 181 . dolayısıyla rüya olması durumunda mucize olmayacağını ifade etmiştir.937 Esasen ayette miracın Mekke-Kudüs arasının maddi oluşu kesindir. Ali. Bkz. 38. İstanbul. 937 Bursevî.olmuşsa da. 939 Cebrail(as) Burak’a: ‘Ey Burak! Vallahi sana Allah’ın kulları içinde Muhammed’den(sav) daha hayırlı ve şerefli birisi binmemiştir’ dedi bkz. Bu hazırlıkta Cebrail(as). Müslim. uyku halinde herkesin semada ziyaretler yapabileceğini. 2/39. Peygamber(sav). İbn Hişam. 102. Kureyş ehlinin rüyada yaşanan bir Mirac hadisesi için ayağa kalkmayacağı yönünde yürütülen bir mantıkî çıkarım ile Kıbrısî. 2/39. Peygamber(sav). tüm Peygamberlerin(as) toplandığı Mescid-i Aksa’ya Cebrail(as) ile varmıştır. bu görüşünü savunmuştur. Sire. 1/148. diğeri şarap olan iki bardak içecek getirild i.935 Miracın uyku halinde olduğunu savunan bazı âlimleri eleştiren Kıbrısî.936 Mutasavvıflar arasında bu görüş.938 Sonra adımları gözün ulaştığı son nokta olan Burak939 adlı binek ile Hz. “Bu şeref sana Allah’ın bir ikramıdır” diyerek öne çıkardı. sütü içtikten sonra Cebrail (as). alışılmadık şekilde yolculuklar yaşayabileceğini. ayette geçen “abdihi” kelimesiyle de savunmuştur. Tasavvuf Sohbetleri. 5/301. ss. 1135/1725) tarafından da ifade edilmiştir. Hz. İbn Hişam.10. Ruhu’l-Beyân. Şerhu’l-akâid. Bursevî. Orada Hz. 5. Menâkıb. 21-24. İsmail Hakkı Bursevî (v. Mirac hakkındaki genel kabul görmüş beyana göre Miractaki tüm temâşânın fiziksel bir görüş olduğu yönündedir. Peygamberimiz(sav) gelince hep birden ayağa kalkarak karşıladılar. 935 Taftazanî.940 Kendisine yapılan ikramdan941 sonra Hz. kalbini çıkarması. ruh ve bedenden müteşekkil cismin adıdır. 243-247. ss. s. Sünen. 1/221.

soluna bakınca da ağlar” dedi. İbn Hacer. Bkz. Oranın bekçisi olan melek ile Cebrail(as) arasında şöyle bir muhavere cereyan etti: “Sema kapısını aç!” “Kimsin?” “Ben Cebrail‟im. Bkz. 4/209. Müsned. Eğer şarabı almış olsaydın ümmetin senden sonra azar ve yoldan çıkardı. Sidretü’lMünteha’nın her şeyin sonu olduğunu ve kendisinin geçemeyeceğini söylemiştir. s. Âdem(as). Delâil. 945 Buhârî. Fethu’l-bâri. Müslim. 943 İbrahim(as) peygamberimize(sav) tavsiyelerde bulundu. Peygamberimiz(sav) birinci kat semada pek çok hikmetli işleri gördü ve pek çok acaib şeyleri temaşa etti. Sahih. 1/92. 1/148. Sağında ve solunda bir takım gölge gibi karartılar vardı. suyu tatlı.944 Sonra Cebrail(as) Cennetten Refref adında yeşil bir binek getirmiştir ve Hz.945 Cenâb-ı Allah burada ru’yetini nasib etmiştir. 1/79. 1.946 yönlendiren Allah’a hamdolsun. Müstedrek. 8/468. Kitâbu’l-Enbiya. 4/249. üçüncü kat semâda Hz. Yusuf(as). Bkz. Hâkim. 1/146–149. soluna bakarak ağlıyordu. dalları ise tüm mükevvenâtı kuşatmıştı. 4/249. Bkz. Sahih. Ve la havle ve la kuvvete illa billahi‟l aliyyül azîm” zikrini ve tesbihini çok söylesinler. cennette de bunun meyvelerini yerler” dedi. Dünyada bunu söylerlerse. Peygamber(sav)’e asli suretiyle görünmüştür. Harun(as). 1/129. Bu öyle bir ağaç şeklinde bir âlem idi ki kökleri arştan kaynaklanıyor. Buhârî. 74/1. Sağına bakarak gülüyor. Orada bir adamı gördü. 5/510. Hambel. Sidretu’l-Menteha’ya Cenneten getirilen Burak ile çıkarılmıştır. Yedinci kat semada bulunan ve meleklerin kıblesi olan Beytu’l-Mamur’da Hz.943 Buradan Hz. Davud ve Süleyman(as) ile. Tüm varlıkların sonu oraya dayanıyordu. Peygamberimiz(sav) öyle bir yere ulaştı ki orada “kaderi ve kazayı” yazan kalemin cızırtısını ve sesini işitti. Müslim. Buhârî. Son olarak da şöyle dedi: “Ümmetine benden selam söyle. Müslim. Buhârî. Cebrail(as) orada. Peygamber(sav). Peygamber buradan Refref ile “Kab-ı Kavseyn” makâmına ve hiçbir mahlûkun yaklaşamadığı ve yaklaşamayacağı makâm olan “Kurbiyet-i İlahî’ye yaklaşmıştır. Bundan böyle şarap. Mahlûkat içinde güzelliğini tasvir etmek imkânsız idi.” “Yanında kimse var mı?” “Yanımda Muhammed(as) var. Beşinci kat semada Hz. Cennetin fidanları bu kelimelerdir. Müslim. 48/4.” Peygamberimiz(sav) sordu: “Cennete nasıl fidan dikilir?” İbrahim(as) buyurdu: “Sübhanallahi vel-hamdü lillahi ve la ilahe İllaallahu vallahü ekber. dördüncü kat semada İdris(as) ve Azrail(as) ile görüşmüştür. Buhârî. 145.942 ikinci kat semada Hz. Sana ve ümmetine haram kılındı” dedi. salih oğlum!” dedi Peygamberimiz(sav) Cebrail’e(as) sordu: “Bu kimdir?” Cebrail(as): “Bu atan Âdem(as)’dir. altıncı kat semada Hz. Yahya(as) ve İsâ(as). sonra bir sahra (kaya) üzerine çıkarılmış ve göğe yükselen bir merdiven manasında olan miraca götürülmüştür. Oraya bol bol fidan dikmelerini söyle. İbrahim’i ziyaret etmiştir. Tüm varlıkların sonu oraya dayanıyor ve o kaynaktan besleniyordu. 182 . Tirmizi. Beyhaki. 5/387. 1/92. yâ Cebrail! Hoş geldin yâ salih peygamber Muhammed!” diye karşıladı. Sahih. Hz. Mecmau’z-zevâid. solundakiler ise cehennemi hak edenlerdir. 944 Buhârî. Tirmizi. 946 Hambel. Kitâbu’l-Enbiyâ. Birinci kat semada Hz. Sahih. Onlara „Cennetin toprağı güzel. arzı da düz ve geniştir‟ de. 942 Önce “Dünya” semasına varıldı. c.Peygamber(sav) oradan ayrılmış. Sağında ve solundaki karartılara gelince sağındakiler cennetlik olan çocuklarıdır. 2/469. 8/204. 285. 1/149. Yakûb(as). Bunun için sağa bakınca güler. Sünen. Peygamberimiz(sav) Cebrail’in(as) ilamı ile ona selam verdi. O da selamı “Hoş geldin ya salih peygamber. Heysemî. Musa(as) ile görüşmüş ve konuşmuştur. Müsned. 141. Sünen.” “Kendisine gelsin diye izin verildi mi?” “Evet! İzin verild i” Bunun üzerine sema kapısı açıldı ve melek: “Hoş geldin.

9. kuşun ümmet -i Muhammed(sav)’i gagasındaki çamurun ise ümmetin günahlarını temsil ettiğini söylemiştir. Bedrettin Çetiner. c.. “Mürşid” başlığında yapılmıştır. Hz. Çağrı Yay. 951 Bu tezde bkz. ss. Buna göre bu mesajlardan bir tanesi. Müslümanlara namazın oturuşlarında okunmasını tavsiye ettiği tahiyyat. Ter. Allah(cc) ile Hz. bu ağacın kâinatı. Ankara 1984. Mercy Oceans. ss. miracta Peygamber Efendimize(sav) tebliğ olunan ilim. Zira çağımız insanları. 1986 yılında yapılan sohbetin ses kayıtları. c. Bu hadise tasavvuf edebiyatında da atıf vardır. İstanbul 1974. 261-280. mülk. malî ve bedenî ibâdetler.org. Peygamber(sav). 262.tr/arşiv/ses kaydı/edep. Abdi’l-Latif. Allah(cc)’ın sonsuz rahmet denizinden ümit kesmemektir. üç paydır. 2. Ey Nebi! Selam.947 Bunlardan tahricini bulamadığımız bir hadisi nakleden Kıbrısî. 208-210. Ahmet Bican.951 Hz. Selam bizim üzerimize ve Allah’ın salih kulları üzerine de olsun. Allah’ın Rasulü’dür.: Bekir Karlığa.952 Kıbrısî’ye göre miraçta. Sahih-i Buharî Muhtasarı. havf-reca arasındaki dengeyi sağlamada evliyanın vazifesi hususundaki anlayışına da aksetmiştir.949 Şeyh Nazım’ın bu görüşü. Sağlam Kitabevi. 953 Kıbrısî. bunlardan bir payın doğrudan ümmete tebliğ için.948 bu hadise göre de miracın mesajlarını tahlil etmiştir. dini değerlerler yaklaşılmayacak kadar korkutucu. Envâru’l-Aşıkîn. 183 .: Ahmed Naim. maddî değerleri ise zarurî ve sevimli telakki etmektedirler. Peygamberler(ra) bu dengeyi. 146-147. Bkz. 949 Qubrusi. Yazıcıoğlu. Sad. ss.2. Rahmi. Meali: Bütün dualar. cehennem ile korkutarak ve cennetle müjdeleyerek yapmıştır. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur.953 Şeyh Nazım’a göre. ss. Peygamber(sav)’in müşâhedelerine yönelik çok fazla hadis-i şerif vardır. Kıbrısî’ye göre günümüz evliyası. bir payın ümmetin havas olan sınıfına (evliyaların kalblerine) tebliğ için olduğunu ve bir payının da Peygamber Efendimize(sav) mahsus olduğunu 947 İbn Kesîr. arşivimizde mevcuttur. Allah’ın rahmet ve bereketi Sen’in üzerine olsun. 952 Zebidî. s. Hak Dost 4. Tefsirû’l-Kur’âni’l-azîm.Genel hatlarıyla özetlediğimiz miraç hadisesi içerisinde. senâlar. Peygamber(sav)’in. TTK Yayımevi. Kıbrısî. yine şehadet ederim ki Muhammed. 950 www.nakşibendi. c. miracında bir ağacın üzerinde bir kuş ve gagasında bir parça çamur görmüştür. Ahmed b. İstanbul 1989. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar .: M. Cebrail(as).950 Kıbrısî’nin bu mevzudaki görüşünün tafsilatlı incelemesi. azamet Allah’a mahsustur. Peygamber(sav) arasında geçen muhadeseden bir paydır. Ter. 4602-4650. 948 Bu nâkile göre Hz. halka sadece müjdelemekle vazifelidir.

Kadı İyaz.” Hz. Sünen. 38. kötülük de kendi zararınadır. 2-4. mirac esrarı kalbinde keşfolan kimsede olduğu için. Bir daha geri dönemem” buyurdu. 1/422. 1/147. 958 Müslim. Ta ki beş vakte kadar yüce Allah indirdi. Musa(as) sordu: “Yüce Allah size ne emretti?” Peygamberimiz(sav) buyurdu: “Elli vakit namazı emir buyurdu. Diğer bir ilmi de. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet. Bana muhtelif ilimler öğretti. Tefsir. 957 Peygamber. Bkz.”956 Miractan ümmete tebliğ edilen ilimler hususunda İslam ulemasının ittifakıyla nakledilenler sabittir. Bir ilmi gizleme konusunda benden ahid aldı. Tirmizi. Sünen. ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize. Sahih. 38. Beyhaki.955 Hz. Musa(as) “Ümmetin buna da güç yetiremez. Kıbrısî’nin bu görüşüne. dayanak olduğu şüphesizdir. İman. Onun kazandığı iyilik kendi yararına. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Aynı eser. s. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et. Şifa. 5 vakte düşürümüştür. bizi bağışla. Bakarâ: 2/285 -286. altıncı kat semâda görüştüğü Hz. Sahih. Sonunda dönüş yalnız sanadır. 2/122. Her biri. doğrudan ümmete tebliğ için olan payı anlatmaktadır. Buhârî.” dedi Peygamberimiz(sav) hafifletmesi için yüce Allah’a niyazda bulundu. Rabbinden kendilerine indirilene iman ettiler. Çünkü o.’ Şöyle de dediler: ‘İşittik ve itaat ettik. meleklerine. Allah(cc)’ın. 1/224. (Şöyle diyerek dua ediniz): ‘Ey Rabbimiz! Unutur. 5/393–39. s. Şifa. Müslim. 184 . Sonra kullarına kılmaları için 50 vakit namaz bir emir ve hediyedir. miracın bu sırrını anlamayanlar.ifade etmiştir.959 954 955 Kıbrısî. 39. Delâil. 959 Peygamberimiz(sav) mirac dönüşünde Hz. Hadis-i şerifte bu anlayış şöyle ifade edilmiştir: “…Rabbim beni öncekilerin ve sonrakilerin ilmine varis kıldı. 1/142. Dön yine hafifletmesi için niyazda bulun!” deyince Hz. Müsned. kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: ‘Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz. Musa’nın tavsiyesi üzerine. Ben bu hususta çok sıkıntı çektim. ümmetimin avam ve havasına tebliğ etmemi emretti. Diğeri Ümmet-i Muhammed(sav)’den şirk koşmadan iman üzere vefat edenlere. Peygamber(sav)’in sidretü’l-müntehayı anlattığı bir hadis-i şerif.954 Kıbrısî’ye göre velayet sırrı. 1/157.958 Hz. 956 Tirmizî. 1/138. Nesai. Peygamber(sav). Tasavvuf Sohbetleri. Mesela. Bir ilimde de beni muhayyer bıraktı. evliya sınıfından değildirler. ferman-ı ilahî olarak Bakara Sûresi ’nin son ayetlerini957 doğrudan Peygamberimize(sav) vahyetmesi bu tebliğden biridir. 1/93. Zira ümmetin buna güç yetiremez. Mirac dönüşünde. Müminler de (iman ettiler). Bu nakiller. bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Musa(as) ile karşılaştı. Allah(cc)’ın saadet-i ebediyeye medâr olan cenneti müjdelemesidir.’ Allah. Peygamber (sav): “Ben artık Rabbimden utanıyorum. b ir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Şeyh Nazım’ın ifadesiyle. Musa(as): “Rabbine dön ve bunu hafifletmesini iste. bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. benim dışımda hiçbir beşerin taşımaya muktedir olamayacağı bir ilimdir. geri dönerek Rabbine niyazda bulunmuş ve 50 vakit namazı. Hambel. Allah’a. ümmeti ilgilendiren hususta.

Tasavvuf Sohbetleri. s. Allah(cc)’ın miracta Peygamber Efendimize(sav) bir bâb açarak ikramda bulunması yönünde ifade etmiştir. marifet ve hakikat ilimlerine ait sırları ihtiva etmektedir. niyetlerdir. 54. ümmetin bu ilimlerden aldıkları paylarının nasıl değişebileceği. Allah(ac) ‘Ey Habibim! Bu sonsuz deniz. Onlar için hazır olmuş. 185 . ameller iken Hak Teala’nın atiyyesinde gözetilen kriter. Bu payların bir kısmı ise. Bu izaha göre Peygamber’in(sav) taleplerinde gözettiği kriter. Peygamber(sav)’in önünde ucu. Senin ümmetin. benim kullarıma vereceğim rahmetler.960 Şeyh Nazım’ın bu görüşünü şeriat. Bana. Peygamberimizin(sav) ümmeti için istedikleri bir nokta gibi göründüğünde ‘Allah’ım! Beni göz açıp kapayıncaya kadar dahi nefsime bırakma. hepsi onlara verilecektir’ buyurur. s. Bak!’ der. İstanbul 1330. Benim kullarımdır. Senin indinde olan ihsanınla bize muamele et. 121. Buna göre Allah(cc). Kıbrısî. Musabaka. bir makâm açar. c. Allah(ac) ‘Ne istiyorsan ey Habib! Veriyorum. marifet ve hakikat ilimleri açısından düşündüğümüzde. marifet ilmidir. Ondan ver Ya Rabbi!’ diye dua eder. Adnan. makâm ve kabiliyetleri ile ilgili olduğu görülmektedir. Tefsiru Ruhu’l-beyân. onu gördüğü vakit Efendimize(sav) hayâ gelir. 5. 70. s. Miracta ümmetin havassı için bildirilen payı. bucağı ve haddi olmayan öyle bir deniz açılır ki.962 960 961 Bursevî İsmail Hakkı. Kıbrısî’nin görüşü Bursevî’nin tasnifi ile aynıdır. ikinci ilim. senin ümmetin. Hakk Teâla ‘Ey Habibim! Senin ümmetin. üçüncü ilim ise. Rasullulah Efendimiz(sav) ümmeti için nübüvvet ilminin hakikatine göre hayırlı gördüğü her şeyi katıyla ve ziyadesiyle talep eder. şeriat ilmidir. sadece hakikat ilmidir.Miracta verilen paylar hususunda.‘Ne istersen daha ziyadesini vereceğim’ buyurur. büyük miraçtan aldığı paylar vardır. daha yakındır. 962 K.”961 Abdullah-ı Dağıstanî’ye atfen yazılan bir eserde bu mukabele şerh edilmiştir. Kıbrısî. Var mı başka?’ buyurduğunda Rasullullah(sav) Efendimiz ‘Ey ihsanında nihâyeti olmayan Rabbim! Sen bilirsin varacağım yere vardım’ der. Bu tasnife göre birinci ilim. Farklı bir ifadeyle ümmetten her kulun küçük miracı olan namazında. Hz. mükâfat ve makâmlardır. Futuhatû’l-Hakkaniyye.

”965 ayetinde geçen birinci (vahyetti) fiilin failinin kim olduğu hususunda şu iki izah yapılmıştır. de. Cebrail(as)’in. “Allah(cc) Cebrail(as)’e vahyetti” manasındadır.“Bir iyilik yapana on misli verilir. Peygamber(sav) olup. niyet edip yapana ise bir günah olarak yazılır. 965 Necm: 53/10. orada (Allah yanında) (meleklere) itaat edilen ve güvenilir olandır. Kıbrısî’nin Necm Sûresi’ndeki görüşü belirginleşmektedir. Hz. hiç kimseye haksızlık yapılmaz. Miracın “kâbe kavseyn” kısmını anlatan Necm Sûresi’nin “Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. Peygamber(sav)’in. yapmayana tam bir hasene sevabı. Muhadesenin Cebrail(as) aracılıyla aktarılmamış olması ve Hz.” Tekvir: 81/21 .”964 hadis-i şerifi. Buna göre. ayette geçen “abdihi” ifadesi ile ilgili olarak şu iki izah yapılır. Hz. Cebrail(as)’in her peygambere vahyettiği şeyi vahyetti şeklinde olur. senedleri mahiyetindedir. hatta daha fazla bile yazılır. 31. Binaenaleyh bu naslar. yine vahyedenin Allah oluşuna göre. 966 Bu manayı destekleyen diğer ayetler şöyledir: “Onu Ruhul -Emîn indirdi” Şuarâ: 26/193 ve “O. Şeyh Abdullah’ın mirac hususundaki söz konusu keşfi yaklaşımının. son (vahyetti) fiilinin fâilinin kim olduğuna göre şu iki meal yapılır. Birinci izaha göre bu vahyi yapan. Hz. Ya vahyedilen şeyin şan ve şerefinin yüceliğini göstermek için. Niyet eder ve yaparsa. Allah Teâlâ’dır. Cebrail’in(as) tavsiyelerine müracaat etmemiş olması bu husustaki bir dayanak olarak ele alınması durumunda. bir kötülük ise ancak misli ile cezalandırılır. niyetin ilahî takdirdeki değerini izhar etmesi açısından mühimdir. Böyle olması halinde de. Rikak. "Allah Teâlâ Cebrail(as)’e vahyedeceğini vahyetti" anlaşılır ya da. Bu kul. Şeyh Nazım’ın mirac mevzuundaki ifadelerine bakıldığında. Cebrail(as) olup ayet.966 Ayette geçen “abdihi” için yapılan ikinci izaha göre "kul". Peygamber(sav)’in kendisine ve ümmetinin havasına verilen bilginin kâbe kavseyn’de verildiği görülmektedir. Mananın böyle olması durumunda. ona tam bir iyilik olarak yazılır. hiçbir şeye hainlik etmeyen.”963 ayetinin tefsiri mahiyetindeki “Her kim ki iyi bir işi işlemeye niyet eder de onu yapmazsa. Peygamber(sav)’in şanını yüceltmek ve ululamak 963 964 En’am: 6/160. 186 . Kötü bir işe niyet edip. on mislinden yediyüz misline kadar. Buharî. kendisine vahyedilen şeyler hususunda. emîn bir zat olduğunun beyanı yatmış olur.

ss. Benim hürmetimde bilmedikten sonra. c. 187 . Diğer doksan dokuz esmânın tecellisi İsm-i Âzam tecellisi içinde kaybolmuştur. Bu isim. birçok açıdan diğer esmadan ayrılan özelliklerine dikkat çekilmiştir. Bir kimse Benim kullarımı. Allah(cc) doksan dokuz Esmaü’l Hünsası ile tecelli edip Zâtını tarif ettikten sonra İsm-i Âzam tecellisini açmıştır. vahyedeceğini vahyetti” şeklinde olur. 81-82. Yani. Beni hakkıyla takdir etmekten uzaktır’ diyor. İnsanlar çeşit çeşit (Mü’min-kâfir) olduğu halde bütün insanlara ‘Benim Kullarım’ dedi Allah(ac). 91-101. Marifet ve Hikmet. Diğer taraftan vasfın medlulü ile muttasıf Zat’a delaletleri dikkate alındığında “Esma” denmektedir.”968 Allâh(cc)’ın isimleri ister ism-i fail. Tasavvuf Sohbetleri. ss. Başka bir yönden bakıldığında. 28.içindir. isterse masdardan menkul surette olsun. O’nun özel ismi olması bakımından diğer güzel isimlerinin delâlet ettiği 967 968 Râzi..967 Kıbrısî tarafından da savunulan bu ikinci görüşe göre Sidretü’lMünteha’da Cenâb-ı Allah ile Fahr-i Kâinat(sav) arasında geçen hususi mükâlemeyi bu ayet bildirmektedir. İbn Arabî. ss. Peygamber(sav)’in kendisi için olanı. Bu tariften sonrasını Kıbrısî şöyle ifade etmiştir: “Cenâb-ı Allah zatını 99 Esması ile miraç gecesinde bildirdikten sonra. ilâhî mevcudun en büyük ismi olup. Peygamber(sav)’e verilen pay olarak vasıflandırıldığı kanaatindeyiz. Kıbrısî’ye göre Allah(cc). 471-477. “Allah. hepsinde vasıf anlamı gözetildiğinden bunlara “sıfat” denir. ayette bildirilen bu mükâlemeye atfen ifade edilmiş olması şüphesizdir. ledunnî ilim olarak tanımlamasından dolayı bu bilginin miracta ümmetin havaslarına ve Hz. ss. 1977 senesinde yaptığı bir sohbette değinmiştir. Kıbrısî. Beni kullarıma böyle bildir. c. Allah Md. Allâh bu sıfatlarla o derece mevsuftur ki. O ifadelere göre Allah(ac). 288. TDV İA. Zatını bildirmek için Habibi’ni(sav) miraca davet etmiştir. Bu durumda ayetin meali. 2.969 Bu esma içerisinde “Hu” ve “Rabb” ism-i şerifleri ayrıca ele alınmışsa da Allah ism-i şerifinin. ister sıfat-ı Müşebbihe olsun. Hadis olarak rivayet edilmeyen bu bilgiyi. 969 Toploğlu Bekir. bunlar isim derecesine çıkmış kabul edilir. Miracın bu yönüne Nazım Efendi. Kıbrısî’ye göre üçe ayrılan ilimden havas ve Hz. Muhammed'e. böylelikle göreceli olarak zatını tarif etmiştir. Mefâtihu’l-gayb. ‘Ey Habibim! Beni yine hakk-ı marifet ile bilmek istersen.

(yaptığın hayrı) Benim katımda bulacaktın. 974 Bu konuda birçok örnek vardır ancak şu hadis -i şerif insana hizmetin önemini açıkça izhar etmektedir: “Allah Teâla kıyamet gününde ‘Ey kulum! Senden yiyecek istedim. Bu sebeple. tasavvufta esasın değil. c. Süleyman(as) ile ilgili kıssada bu isimle dua yapılmıştır. ilâhî vasıflarını toplar ve onlara delâlet eder. Hz. Bu açıdan bakıldığında. ss. Dolayısıyla Allah(cc)’ın yeryüzündeki halifesi olan insan. ‘Ey Âdemoğlu! 188 .970 İbn Arabî (v. Ve tekrar. 974 970 971 Cilî. bazıları kelimelerden oluşan isimlerdir. sidre-i müntehâ’da. Bu isimlerden bazıları haflerden. falan kulum senden yiyecek istedi. söz konusu kanaatimizi desteklemektedir. tahtın getirilmesi için. İslam’ın merkezindedir. eğer onu doyursaydın. 638/1240)’ye göre ilahî isimlere ait havassı bilmek. 243-246. sen onu doyurmadın.bütün vasıfları içine alır. Allah(cc)’ın İsm-i A’zam ismine tevessül ederek. Kul. usulün muhteviyatındadır. s. Bilmiyor musun. söz konusu bilgide vurgulanan şey. 88. Şeyh Nazım’ın da ifadelerinde görüldüğü üzere mirac. Şüphesiz ben bunu yapabilecek güçteyim. bunları bilirler ve Allah(cc)’a rağmen kullanmazlar. ‘Ben onu (tahtı) sana. Marifet ve Hikmet. Allah(cc) ism-i şerifi. Peygamber(sav). Peygamber(sav) tarafından. (Onun ihtiyacını görüp sevindirmekle beni memnun etmiş olacaktın)’ diye cevap verir. Kudüs’e göz açıp kapama süresinde getirilmesi. 13. hakikat ilimlerindendir. İbn Arabî’ye göre Hz. aynı zamanda kulların Rabblerini tanıması ve insanın ilahî dergâhtaki kıymetinin takdir edilmesidir. İbn Arabî. Ahkami’l-Kur’ân. dua yapmıştır. Hz. Bu ilimleri haiz Allah ehli ariflerin. bu sırları açığa vurmalarına izin yoktur. İnsan-ı Kâmil. Berhiya. insandır. bu benim Rabbimin ihsan ve ikramındandır…” Neml: 27/39-40. 99 esmanın müşâhede edilmiş olmasına yönelik nasların bulunmaması. bu isimle dua etmemiştir. Binaenaleyh Allah ehli olanlar. ss. Allah(cc)’ın sıddık kullarından olan Âsaf b.973 Sidretü’l-Münteha’da Cenâb-ı Allah ile Fahr-i Kâinat(sav) arasında geçen hususi mükâleme mevzuunda Şeyh Nazım’ın ifadeleri. 182-190. İlahi kıskançlık (el-Gayret) bunların açıklanmasına direnir. Yemen melikesinin tahtını n. Allah Teâla ‘Hatırlasana. Cenâb-ı Hakkın bütün kemâl sıfatlarını.971 Müfessirlerin çoğunun kanaatine göre. beni niçin doyurmadın?’ der. duasıyla olmuştur. 972 “Cinlerden bir ifrit. Hz. onun şeyhlerinden naklettiği keşfi bilgi olduğu şüphesizdir. ‘Ben onu Sana göz açıp kapayıncaya kadar getiririm’ dedi Onu (tahtı) yanında hemen hazır bulunca. 86. sen yerinden kalkmadan getiririm. ‘Ya Rabbi! Sen âlemlerin Rabbi olduğun halde ben Seni nasıl doyururum?’ diye sorar. Ebu Bekir(ra) ve Hz. Peygamber(sav)’in Hz. Ali(ra) ile paylaştığı sırları içeren bu bilgi türü. bu esma içerisindeki İsm-i A’zam diye adlandırılan bir ismi bilmesine rağmen.972 İsm-i A’zam. 973 Kurtubi. güvenilirim’ dedi Yanında kitaptan bir bilgi olan biri.

Allah. onu övmektir.975 Celâleddin-i Rumî (v. kulun yaratılışında dercedilen kabiliyet ve esmadır. Mesnevî. Müslim. Abdullah-ı Dağıstanî’nin ifadelerinde görmekteyiz. bil ki Allah’ı gördün. Bana hizmet. Mesela Bâyazid-i Bistâmî’ye göre insanlar. benim vücuduma. Kul. ilahi muhabbetle olur. Eğer ona su verseydin bunu Benim indimde bulurdun’ der. Mehdi(as)’nin gelişi ile zuhur edecektir. 2. Abdullah-ı Dağıstanî’den “Hamîsu’l-Kur’ân” ismiyle nakledilen bu makâmda. Bu sohbetler ses ve video arşivimizde mevcuttur. 43. Peygamber(sav)’e mahsus olan. 99 esmanın tecellilerini beden gözüyle izlemiş ve Kur’ân’ın her bir harfinde bulunan 24 bin sırra vakıf olmuştur. hakikî Kâbe’nin etrafında tavaf ettin. ‘Ya Rabbi! Sen âlemlerin Rabb’i olduğun halde ben Sana nasıl su verebilirim?’ diye sorar. b. Bu manada Hz. Peygamber(sav). Kâbe’yi kurdu ama kurdu kuralı ona gitmedi.sufilive. Gözünü iyi aç da bana öyle bak ki. s.977 Bu ifadeleri Şeyh Nazım’ın sır konusundaki anlayışıyla birlikte değerlendirmek. Senden su istedim Bana su vermedin’ der. Buna göre Kâbe Kavseyn makâmı. ilahî bir cevher taşıyan insana göstermezler. Hz. Birr. beşerde Allah nurunu göresin”976 Bu konuya şerh olabilecek mahiyetteki açıklamaları. Oysa kalbi nazargah-ı ilahî olan insan.” Bkz. Hayatı Eserleri Fikri. Hâlbuki bu eve. 671/1273) bu anlayışı şöyle ifade etmiştir: “Kâbe her ne kadar onun lütuf ve ihsan evidir ama benim vücudum da onun sır evi. Bunların dünya hayatında tahakkuku. 975 Bistâmî. Beni gördün ya. filan kulum senden su istedi. sen vermedin. 976 Mevlanâ. o ebedi diri olan Allah’dan başka kimse gelmedi. hem de bütünselliğin temini açısından zaruri görülmektedir. Şeyh Nazım’a göre sır. MSH-47secretsMiraj-1-102406. Hz. sûfilerin ziyadesiyle ifadeleri vardır. Allah’a itaat etmek. taş ve topraktan bina edilen Kabe’ye gösterdikleri ihtiramı. Bu sırların bir kısmını Hz. www. 189 . Sakın Hakkı benden ayrı sanma. Allah Teâla ‘Hatırlasana. 977 www.sufilive. Cibril(as)’in dahi bilmediği Kur’ânî sırların verildiği makâmdır.com.com. Kıbrısî’nin şeyhi. 69. Ali(ra) ve Hz. doğruluk Kâbe’sinin. hem miraç anlayışının daha net anlaşılması. Ebu Bekir(ra) vesilesiyle bugüne intikal etmişse de tamamı.no: 2245. c.İnsanın söz konusu önemine binaen. understandingAwliyah-Genny(mp3). İlahi muhabbet ile ulaşılan sırrın alameti imandır. Kâbe kadar değerli ve şereflidir.

c. huruf-ı mukattaa hakkında nakledilen “Kim Allah’ın kitabından bir harf okursa. Selef âlimleri bu konuda. Cüneyd-i Bağdadî (v. Anahtarı.Peygamber(sav)’in miracta şahit olduğu sır.978 Bu manada Kıbrısî’ye göre mirac. Ebu’l-Ala. Peygamber(sav)’i Kâbe Kavseyn makâmının ötesine yürüten. Tasavvuf ve İslam’da Manevî Devrim. Murat Sülün. 261/875) ilahî aşkı fenâ ile. iman ve marifet ile ele alınmıştır. M. müntesipleri idam edilmiş ve varlığı sona ermiştir. Ter. Tasavvuf terminolojisinde ilahî aşk. harflerin münferiden önemlerini vurgulamıştır. 237-256.”979 hadisi. ilâhî birer şifredir. 190 . ilahî aşktır.: H. Beşer fikri ona yetişemez. 980 Duman. ‘elif’ bir harf. tasavvuf ıstılahındaki anlayışların bir sentezi gibidir. 979 Tirmizi. 297/909) ve Bâyezîd-i Bistâmî (v. Zaman içinde bu sistemin şeriata muhalif ve şeriatten âli tutulmasından sonra. 406-407. ‘mîm’ de bir harftir. pek garip ve alışılmadık bir şeyin mukaddimesi ve keşif kolları olduklarına işarettir. Diğer bir görüşe göre bu harfler. Fezâilü’l-Kur’ân. Her sevap da on misli kadar artar. Altundağ Mustafa. Zeki. Muhasibi (v. bir fenâ haliyle varılan makâmda elde edilen.. ss. 32. 638/1240) ve bazı sufiler de bu etkiye 978 Afifî. ancak Hazret-i Muhammed(sav)’dedir. ‘Elif-lâm-mîm’ bir harftir. Bu aşk ile. 243/857). 18. Bu sistemin geliştiği dönemlerde. Fezailu’l-Kur’ân. 245/860). harflerle sayıların kutsallığı anlayışı üzerine inşa edilen sembolik anlatımlar sistemidir. Fazlullah-ı Hurufî (v. onun için bir sevap vardır. ss. ‘lâm’ bir harf.980 Miladdan önce üçüncü yüzyıldan itibaren görülen Hurufilik. Kur’ân’ın her bir harfinde bulunan 24 bin sırrın detayıyla ilgili bir açıklama ile karşılaşmadık. 796/1394) tarafından İslamî bir sistem haline getirilmiştir. Hz. söz konusu harflerin indirilmesinde hikmetlerin bulunmasının mutlak olduğu. İstanbul 1996.. Darimî. 13701405 yılları arasında. ancak insanların idrakinin bu hikmeti kavrayamayacağını söylemekle yetinmişlerdir. Mesela bir görüşe göre huruf-ı mukattaa. Şeyh Nazım’ın bu anlayışı. İbrahim Kaçar. Risale Yay. zevke dayalı marifet ile müteala etmektedir. marifete dönüşmektedir. vecde ve sırra yönelik her şey. iman ile mütalaa ederken. İbn Arabî (v. sır ve marifet membaıdır. TDV İA. Ancak Kur’ânda sırları bilinmeyen. Sevabu’l-İcaz. Müteahhirîn âlimleri ise çeşitli görüşler beyan etmişlerdir. fenâ. 1. 16. demiyorum. Tirmizî. Hurûf-ı Mukattaa Md. Zünnun-ı Mısrî (v.

ss. Hurûfîlik Md. Peygamber(sav)’in 12 bin miracı olduğunu şöyle ifade etmiştir:985 “Senin bildiğin. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin izahıyla karşılaşılmamıştır. 89. 986 Aynı yer.. 984 Cilî. s. Madde. İbn Arabî. Mesela “Kun” (Ol) kelimesi. 408-412.kapılmıştır. 684/1274)’ye göre harf ve kelimeler. TDV İA. batın harf olur. Her birisinin tek başına ve birleşik olarak hususiyetleri vardır.”986 981 982 Tafsilatlı bilgi için bkz. kendilerini bilenlerin nefsinde şekillenmeleri açısından ele alındığında. 128-129. 38. ss.982 Sadreddin-i Konevî (v. suretler de mülk âlemindendir.983 İsmail Hakkı Bursevî’ye göre hakikatler. Peygamber(sav).981 Binaenaleyh İbn Arabî’ye göre harfler tabiatler. Lakin Sıddık-ı Ekber’e(ra) vâris olan Sâdât-ı Nakşibendiyyun Meşayıh-ı İ’zam’ın malumatı olan 12 bin mirac vardır.. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. harflerin fiilinden değil. 73-74. Bir tek miractaki olan hakikatten söylendiği vakitte. kökler ve nesneler gibidir. yaratma ve var etme konusundadır. 90. kelamın suretinin kendisi ile zuhur ederek. Marifet ve Hikmet. Allah(cc)’a rağmen onu kullanmaktan teeddüp ederler.984 Binaenaleyh miracta. Hz. Nakşibendî sâdâtına göre. kelimenin fiilindendir. suretler üzerine bina edildiği gibi. Bu şey. Aksu. c. Tasavvuf Metafiziği. ss. Peygamber(sav)’e Kur’ân-ı Kerim’in harflerinden açılan sırların mahiyetini bu çerçevede değerlendirebiliriz. Nazım Efendi. ıstılahtaki söz konusu telakkiler çerçevesinde olabilir. miracın doğrudan doğruya ifade ettiği mana ile meydana gelmiş olan mucizeyi kabul edebilmekte çok kimseler şüphe ediyor. 191 . senin işittiğin bir miraçtır. 18. 985 Kıbrısî. Ancak ehlullah. hariçte somutlaştırdığı şeydir. manalar da kelimeler üzerine bina edilmiştir. Hz. Hüsamettin. ilmî varlıktan. zahir harf olur. kelam ile sarf edilebilirler. harici varlıkta takipsiz taayyün ederse. 983 Konevî. aynî varlığa çıkan her hangi bir şey. Dolayısıyla Kıbrısî’nin Kur’ânî sırlar hususundaki telakkisi. İsâ(as)’ya verilen ölüleri diriltme mucizesi de bu ilimdendir. Tasavvuf Sohbetleri. melekût âleminden. Bu kelimenin havası (özelliği). ss. onu bir kez kullanmış ve ashabından bazılarına bu sırrı bildirmek istemiştir. sadece taşıyıcı bir madde ve maddenin kendisi ile tahakkuk ettiği surette olur. Mülk âleminde hakikatler. 196. Bununla birlikte harf ve kelimelerin her birisine ait manevî mertebeler vardır. Maddenin hariçte somutlaşmadığı malumları. Tebük savaşında Hz. 24 bin sırrın mahiyeti hakkında. Onlar içerisinde.

Hakka doğru yapılan manevî mirac olarak anlaşılmıştır. 990 Bistâmî. reddedilen bir konudur. ruhun Hakka yücelmesi. cezandan 987 988 İbn Kesîr. Hayatı Eserleri Fikri. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin (v. Bu anlayış Muhyiddin İbn Arabî’nin yaptığı önemli katkılardan sonra. 4650. Bu izaha göre Allah(cc). ss. Peygamber’in arkasında namaz kılması yönündeki tecrübesi. Hz. Tasavvuf ıstılahında benzer tecrübeler paylaşılmıştır. Detayları için bkz. 774/1373). Kaynaklarında ilk defa mirac edip. Beytü’l-Mamur’a yükselmesi ve orada Hz. Peygamber(sav)’in Allah(cc)’ı bilmesindeki dereceleri üzerinden izah etmiştir.Bu mevzu da.987 Bu hususta nasların incelenmesinden sonra ulaşılan kanaat ile manevî tecrübeye dayanarak elde edilen keşfî bilginin iki ayrı beyanı bulunmaktadır. bir tür mirac görülür.989 zamansız bir zaman olarak da telakki edilen miracın 12 bin defa olması yönündeki kanaati destekleyici mahiyetteki tecrübelerdir. Hz. cephede yedi gün baygın kalır. Kıbrısî’nin 12 bin miraç anlayışında etkili olduğunu düşündüğümüz keşfî bilginin izleri. sadece ehlinin bileceği hal olarak tanımlamış ve bu hali. ss.990 Cuneyd-i Bağdadî’nin bir gaybet ve fena hali olarak tanımladığı bu hali Serrâc. bu hususta ittifak olunan miracın bir kere olduğunu ancak. 269-271. Hz. 991 Alâk: 96/16. İnsan Yay. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Hayatı/Şeyhi Abdullah Dağıstanî ile Buluşması. akıl ve ilham). İşaret Taşları. Başka bir ifade ile biri tek başına din-i İslam’ı temsil etmeyecek üç yaklaşımın (nas. Tefsiru’l-Kur’ân. 1393/1973) hayatında buluyoruz. kalbine saplanan bir şaraplen parçasıyla aldığı yaradan dolayı. Meselâ İbn Kesîr (v. 155-161.988 Aynı şekilde Kıbrısî’nin hayatında bahsettiğimiz bir tecrübesinde. ravilerin mirac hadisesini ayrı ayrı nakletmelerinden dolayı birçok isrâ ve miracın ileri sürüldüğünü savunmuştur. s. 192 . İstanbul 2006. farklı kanaatleri söz konusudur. c. miractaki fiziksel rüyetin kabul edilmediği gibi. 9. Peygamber(sav) ile birlikte bir mirac tecrübesi yaşar. Peygamberine(sav) “Secde et ve yaklaş”991 diye emretmiştir. 989 Bu tezde bkz. Bice Hayati. Peygamber(sav) önce “Senin gazabından senin rızana. Çanakkale Harbinde Dağıstanî. O esnada Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî.. semaya yükseldiğini ve orada Allah(cc) ile mülakatta bulunduğunu söyleyen Bâyazîd-i Bistâmî olmuştur.

sığınmaktan utanmış ve O’nu övmeye sığınmıştır. Keşfu’l-hafa. Tefsir.. 994 Neysaburi. Bursevî. Kıbrısî’nin Amerika vekili Şeyh Hişam. 1/264.992 Bu anlayışa müteallık bir konu ise Hz. s. mirac hadisinde bulunması. Bu kıssaya göre Musa(as). Sufi Meditation.com. “Sana övgü sayamam” dediği makâmdan daha ötelere vardığında yakınlık. Mescidu’l-Aksa’da Hz. 505/1111) görüşmesi üzerinden anlatmıştır. 072408-cyprus-MSH-warith-Muhammady2. ümmetini ve ümmetinin evliyalarını da yükseltmesidir. Altınoluk Yay. www. bu soruyu cevaplamak üzere Gazalî’nin zerreleri orada cem olmuştur. Benim için ziyadesiyle mesrur olduğum bir lahzadır. Ben -i İsrail’in peygamberleri gibidir. Serrâc’a göre. Bu mülakatın. ariflerin ve tevhid ehlinin anlayışları ulaşamaz. huzur-u ilahîye ümmetini kalbine alarak yükselmiştir. ss. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. İstanbul 1996. Efendim. Peygamberin(sav) bu yolculukta.995 992 993 Tusî. Peygamber’e(sav) dönerek: “Eğer ümmetinin her âlimi böyleyse şahitlik ederim ki. Şeyh Hasan Şâzeli (v. Musa(as): “Sana sadece adını sordum. “Senden Sana sığınırım” diyerek. Peygamber(sav)’den “Ümmetimin âlimleri Benî İsrail’in peygamberleri gibidir.” dediği bir makâmda Allah(cc)’ın sıfatlarından yine Allah(cc)’ın sıfatlarına sığındıysa da sonra. Rûhu’l-beyân. Bkz.bağışlamana sığınırım. 116-117. Bunun üzerine Hz. 995 Musa(as) İmam-ı Gazalî’ye adını sorduğunda. 249-250.” der. Bunun üzerine Musa(as) Hz. 193 . Peygamber(sav)’in duasıyla. Kıbrısî’nin bir vekili tarafından yazılan bir eserde. Mirahmadi. neden bu kadar uzun bir yolla künyeni. senin ümmetinin uleması. Hz. miracın zamansızlığına delalet etmektedir. benim gayemde benzer şeref içindir. Hz.” der. Hz.. Peygamber(sav). Bkz. Allah(cc)’ın kendisine sığındığı makâma vasıl olmuştur. el-Lumâ. Burada Kendini(sav) aradan çıkardı ve “Sen Kendini sena ettiğin gibisin” demiştir. gaybet ve fenanın da zirvesine vasıl oldu. Gazalî: “Benim adım. Musa(as) ile İmâm-ı Gazalî’nin (v. Aclunî.: Hasan Kamil Yılmaz. Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Muhammed Ebu Hamid el-Gazalî” demiştir. 1. 2/64.993 Kendisinden sonra gelecek ümmetin. size elinizdeki nedir diye her şeyi bilen Allah(cc) sual ettiğinde. Peygamber(sav)’in kendini aradan çıkardığı bu hale. c. Hz. Benzer bir anlayışı. nesebini oğlunun adıyla beraber birlikte söyledin? diye sorduğunda Gazalî: “Efendim siz beş büyük Peygamberden birisiniz. Peygamber(sav) kurbiyetinde daha kemal bir makâma geldiğinde. 13. 656/1258) tarafından görülen bir rüya olduğu beyan edilmekte ve Bursevî’nin Bakarâ: 2/143 tefsirinde zikredilmektedir. Şuan Peygamberlerin Sultanı ve Hateminin huzurundayız.sufilive.”994 hadis-i şerifinin hikmetini sormuş ve o âlimlerden birini görmeyi murad etmiştir. ss. Ter. vecd ehlinin. o kadar uzun cevap vermenizin sebebi hayatınızın en şerefli lahzasını mümkün olduğu kadar uzatmaya çalışmaksa.

hiç kimse tarafından yaşanmadığı sabittir. 1280/1864)’ye göre Hz. Kıbrısî’nin Amerika’da görevli bir müridi tarafından yazılmıştır. Emaneti yüklendikten sonra Allah(cc). s. Bu bilgi türü. 166. Kitâbu’l-mirâc. kutubu’l-aktâb makâmındadır.999 Istılahta 124 bin evliya mevzuunda fazla bahis yoktur. s. s. 14. Ümmetini korumak için Peygamber(sav). Şule Yay.Velî-Evliyâ Konusu.997 Mirac olayına Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde getirilen farklı bir bakış. 69. s. 998 Mirahmadi. Hz. 1001 Kıbrısî. 124 bin evliyayı vermiştir. yevmu’l-ezelde olduğunu ifade etmiştir. Nefs Mertebeleri. Şemseddin-i Nakşibendî (v. ümmeti saf ve temiz olarak arz edilmiş ve Peygamber(sav)’in kabul etmesi üzerine ona emanet edilmiştir. hem de bu gücünün dâhilinde olan bilgidir. Sufi Meditation. Kur’ân’da İnsan-Gayb İlişkisi.998 Kıbrısî 124 bin evliya hususunda beyanlarda bulunmuştur ancak. Tasavvuf Sohbetleri. hem insanın mevcudu bilme potansiyelini aşan.1001 996 997 Kuşeyrî. 94.996 Sufilerin bu tür tecrübelerine getirilen bir izah ise “izafî gayb” kavramıyla ele alındığı olmuştur. Bu izaha göre miracla ilahî huzura vardığında. 194 . Peygamber(sav)’e. Peygamber(sav)’in bedenle yaptığı miracın. nefislerinin ve şeytanın peşinden nasıl gidecekleri göstermiştir. Paygamber(sav)’e ümmetin hakikatlerini yani.Velilerin beyan ettikleri mirac tecrübelerinin dinen caiz olup olmadığı tartışılmıştır ancak sufiler. Dolayısıyla ümmetten bazı havas kulların uyku ile uyanıklık arasında yaşadıkları bu tecrübeler. İstanbul 1993. Peygamber(sav)’e teslim edilmesini. beden ile miraca çıktıklarını ifade etmemişlerdir. bu veliler içerisinde her zaman biri. Peygamber(sav)’in varisi olarak. yadsınmayacak bir durum olarak kabul edilmiştir. s. Hz. Hz. 999 Bu tezde bkz. peygamberlere varis olan evliya ihsan edilmiştir. B şahsı için şehadet olur. 85. Buna göre A şahsı için gayb olan. Allah(cc)’tan yardımcılar istediğinde Allah Tealâ. Peygamber(sav)’e geçmişteki peygamberlerin sayısınca. Mirac ile ilgili olmayan bu görüşe göre de. Albayrak Halis. 124 bin evliyanın Hz. bu durumun miraca gerçekleştiğini belirtmemiştir. İlim ve Marifet ile ilgili Kaynaklar/b. 1000 Nakşıbendî.1000 Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Hz..

Câmiu kerâmat. Dolayısıyla miracta Hz. bu zamanların tek bir tarifte toplanmaları anlamına da gelip gelmeyeceği farklı bir mevzudur. Menakıb-ı Hacı 195 . 1004 Attâr. TTS. telkinler.1002 Bu değerlendirmelerin geneline bakıldığında Kıbrısî’nin yevmu’l-ezel ile mirac anlayışı bir açıdan benzer. müşterek bir hadiseye kaynak teşkil ettiğinden. Kâbe Kavseynde de. ss.org. TTDS. www. Bast-ı zaman olarak bilinen bu keramet. ss. Allah(cc) dilerse velî kulu için. zaman içinde zaman halkeder. er-Risale. Hakkani. 7000 Burak’tan bir tanesini seçmek için çıktı. miracın anlaşılması hususunda tamamlayıcı bir vecihtir. tez konumuzun dışında kalmaktadır. Kıbrısî’nin Amerika Halifesi olan Şeyh Hişam. Gölpınarlı. Tezkiretü’l-evliyâ. Allah(cc)’ın velî kuluna bir anda uzak mesafeler katettirmesi olarak anlaşılmıştır. zamanın işleyişinin değişmesi. tasavvufta tayy-ı zaman ve tayy-ı mekân kavramlarıyla da kesişmektedir. Uludağ.1004 1002 Cibril(as) Cennetten.1003 Istılahta bu konuda sayısız menkıbe nakledilmiştir. Hadikatü’l-evliyâ.’ dediğinde Cibril(as) ‘O sensin’ dedi Bkz. ss. Hilmi. Allah bizi yarattığında biriniz benim Peygamberim’i İsra gecesinde taşıyacak dedi O zaman olmayan andan beri Ya Rabbi beni o Burak yap diye yalvardım. ss. tayy-ı zaman ile de ilgilidir. 1003 Cebecioğlu. iki zamanın nasıl birbirinden temyiz edileceği önem arz etmektedir. miracın vuku bulduğu zamandan öncedir. Nebehânî. Mirac ve yevmu’l-ezel anlayışına bağlı olarak ele alınan zamansızlık mevzuu. bir açıdan muhtelif zaman telakkileri içermektedir. zaman olmayan zamanda. Kıbrısî tarafından böyle bir ifadenin zikredilmemiş olmasından dolayı. Peygamber(sav)’i taşıyacak Burak’ın.tr msh-suhbat-09202003-Isra. Zamandan ve mekândan münezzeh Hakk’ın âlemi olan lahutî âlemden bakıldığında. tamamlayıcı cüzleri Nazım’ın oluşturmaktadır. yevmu’l-ezelin vuku bulduğu zaman. Video kaydı arşivlerimizde mevcuttur. 382-424.Mirac ile Elest bezmi (yevmu’l-ezel) konuları. Kuşeyrî. yevmu’l-ezelde de zamanların önceliği ve sonralığı yoktur. 636-637. Kıbrısî’nin ABD vekili tarafından zamansız bir zaman olarak tanımlanıp bu şekilde değerlendirilmiş olsa da. bir tanesini ağlar buldu. Ehl-i Sünnet İ’tikadı. 65-66. Bu kavramlar. 345. Ona ‘Niye ağlıyorsun’ diye sordu. yerin dürülmesi. Şeyh Mirac konusunda Hakkâniyye Tekkesi ve muhitindeki anlayışını incelememizde. Zamana ve mekâna bağlı olan nasutî âlemden bakıldığı zaman. 7000 Burak’ın tamamı Allah’ı tesbih ediyorken. Gümüşhanevî. miracı zaman olamayan zaman olarak nitelendirirmiştir. nasıl tayin edildiği. Bu açıdan bakıldığında zamanlar arası kronolojinin olmaması. 66. O da ‘Ya Cibril.

beraberindeki eşyaya da yaptırılır. Benzer şekilde insanın da tayy’ı. ys. İslamın Mistik Boyutları. Schimmel. Zihebî. s. nefsanî kirlerin yükünden arınıp. Kıbrısî’nin mirac anlayışını incelemek açısından mühimdir. ruh ile ve cesed ile olur. Dört Evliya Menkibeleri. ss. Bunun için tayy-ı mekân yaptırılan velî kulun. televizyon tayy-ı renk ve suret olarak adlandırılmıştır. Hz. Bu izaha göre günümüzdeki radyo. Bunların her biri ruha binerek tayy ederler. Hz. Bunun için insan ruhu. ulûhiyettir. 1006 Kıbrısî. Kısaca televizyondaki tayy-ı mekân. akıl (idrak) ile. ilahî kudret denize düşen bir damla gibi olması gerekir. 88. Zira ruhun hızı her yerde her an olabilme kuvvetindedir. Münir Derman. “Bu sıfat Peygamber(sav)’e niçin giydirildi?” şeklindeki bir soruya Nazım Efendi cevap olarak. Peygamber(sav)’in Mekke ile Kudüs arası yaptığı ruh mea’l-cesed nev’indendir. aşkla varlığından geçen Peygamberin(sav) içeri girdiğini ifade etmiştir. tayy tecrübesini. koku ile. Menâgibu’l-İmâm el-A’zâm. Bunlarla beraber insan aklı ve ruhu ışık hızından daha hızlıdır. Birinin rüyasına girmek. rüya ile. 114-124. suret ile. Çünkü ulûhiyyet ve otorite birbirini gerektirir. ss. Münir. 1410/1989) tasavvuftaki tayy-ı zaman/mekan kavramını. Tasavvuf Sohbetleri. havada sabit duruyormuş gibi hissetmeye benzetmiştir. nizam ve hukuk belirleyen olmasıdır. 1005 Derman. izzeti ve kudreti murad Bektaş-ı Velî. bir nevi tayydır. Sidre-i münteha’dan içeri yokluğa düşme kaygısıyla giremeyen bir Cebrail(as) varken. Allah(cc)’ın hayatımız için kanun koyan. saniyede 300 bin kilometre olan ışık hızına. Ankara 1989. tayy-ı ses. Ulûhiyyetin gerektirdiği otorite mülkü. 1980’li yıllardaki bilim ve teknoloji ile izah etmiştir. ses ile. Ulûhiyyet vasıflarının en önemlisi. uçakta 900 km/saat ile hız alırken.. ses ve görüntünün yüklenerek dolaştırılmasıdır.Cumhuriyet dönemi mutasavvıflarından Münir Derman (v. 196 .1005 Şeyh Nazım’a göre Miracta. Peygamberdeki ilahî aşkı göstermiştir. Bir Allah Dostu Diyor ki. Peygamber(sav)’e ulûhiyet sıfatının giydirilmesini anlamak. Sabuncu. Cesed ile olan tayy. Hz. 214-228.1006 Miracta Hz. Bu ifadede anahtar kelime ise. Peygamber(sav)’e ulûhiyet sıfatı giydirilmiştir.

yegâne hüküm verici olmayı. Keşfu’l-Mahcûb(Hakikat Bilgisi). 4. O’nun nezdinde kendisine izin. 1010 Sebe: 34/22-23. Hz. 1014 Tusî. ss. Bana kulluk edin!” diye vahyetmişizdir.. c. “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve Ona yaklaşmaya yol arayın”1011 ayetinde belirtilen vesilelerde ve model insanlarda1012 söz konusu sıfat görülmektedir.” Mümtehine: 60/6. Kimi dilersen onun kadrini yükseltir. 1011 Mâide: 5/35.1014 Âşık pervane gibidir. 1008 “Ey Muhammed! Senden önce gönderdiğimiz her Peygambere: “Benden başka ilâh yoktur.. el-Lumâ. “tevessül” kavramı dahilinde anlaşılan bir ortaklık olduğu görülmektedir.”1010 ayetinde belirtilen bir ortaklık değil. ateşe ulaşıncaya kadar birkaç kanat çırpar.1009 Dolayısıyla Kıbrısî tarafından bahsedilen bu ulûhiyet sıfatı. bu müşâhedeyi içmeye benzetirler. maşukun gönlüne derya misali dolmasıdır. onun da bunlardan bir yardımcısı yoktur. hüküm verilecek her şeyi. Allah’ın Sıfatları (Esmâü’l-Hüsnâ). İstanbul 2010. Hucvirî’ye göre aşk. Yaşar . Onların ne göklerde ne yerde bir zerre miktarına bile güçleri yetmez. 1013 Hucvîrî. kime dilersen mülkü ondan çekip alırsın. 1009 “O hüküm ve hikmet sahibidir. Yurdagür. 449. Peygamber(sav)’e ulûhiyet sıfatının giydirilmesine vesile olan şey. ortağı olmamayı gerektirir. İstanbul 1984. ateşe âşıktır. verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. ona ulaşınca da uçuş biter. 321. 1012 “Onlarda sizin için.ettiği gibi dağıtır1007 çünkü ulûhiyet. 76-79. hikmetleriyle beraber bilmeyi gerektirir. Binaenaleyh.” Zuhruf: 43/84.1013 Sûfîlere göre içmek. Şâmil İA. ateşin onda ilerleyişi başlar. Pervane bir anda maşukun 1007 “De ki: Ey mülkün sahibi Allâh’ım! Sen mülkü. ruhları. Ahmet. Bu haldeki sufînin cânı içine. Şamil Yay. maşukun nurundan kendi kalplerine ferahlık ve sevinç doğduğu için. Kıbrısî’ye göre. Onların buralarda hiçbir ortaklığı olmadığı gibi. kimi dilersen onu alçaltırsın.” Âl -i İmran: 3/26. ss. 27-29. s. maşuka kolay gelir. Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı arzu edenler için güzel bir örnek vardır.” Enbiyâ: 21/25 . aşk düşüncesinin bilinci kaplayıp. temiz sırları ve yüce insanlardan gelen şeyi algılamak ve bununla ferahlanmaktır. “Allâh’ı bırakıp da O’nun ortağı olduklarını kupkuru iddia ettiklerinize istediğiniz kadar yalvarın. s. Sevgiliyi görememe güçlüğü dışında bütün güçlükler. ganî ve hamiddir. Canânı düştüğünden. kime dilersen ona verirsin. Mâşuklarını müşâhede esnasında. Metin. âlemin bütün denizleri muhabbet denizi olsa.. Her şeyi hakkıyla bilendir. Pervane kendi gayret kanadıyla ateşi özleyerek uçar. bunların hepsini içtiği halde hâlâ. aşktır. İlah Md. ilâhi sevgi ile kavrulur. Ama kim de aksine giderse bilsin ki Allah. Marifet Yay. 197 .1008 Ortağı olmamak.

kendi sıfatlarına daha kemal bir dairede geri dönüş olması hasebiyle. Tasavvuf Sohbetleri. ss. Bu durum zaman söz konusu olmaksızın. Farklı bir ifadeyle. Gelenek yay.. s.kendisi olmuştur. fena halinde zuhur eden ulûhiyet sıfatları tekrar fena olunca. o tevhîd kuvvetini kalbinde toplamış ve bedenen sıradan insanlar gibi olmuştur. Kıbrısî’ye göre aşk. zaman ve beyan kalmamıştır. Hakk’ı Hakk ile görmesidir. Çünkü her eşyada O’ndan bir işaret var ve bu da O’nun birliğine bir kanıttır. Aşkın Halleri. Velî-Evliya konusunda incelenen fenâ-bekâ anlayışına istinaden.: Turan Koç. Peygamber(sav) Hakk’ın vasıflarını almakla kendi vasıflarından soyutlanmıştır. 1017 Kıbrısî. fena.1016 Ancak bu anlayışın ihtiva ettiği fena-beka hususunda. Kuşeyri. zehirden etkilenmeyecek bir maneviyatı vücudunda taşırken. ruyetullah. ss. Aşkıyla kendi sıfatlarını. 198 . Hakk ile Hak’la beraber kalmadır. sidretü’l-menteha’nın sahibi olan Allah(ac)’ta olmuştur. Mustafa(sav)’in Hakk Teâlâ’ya nazar ettiğinde. Bu an Kuşeyrî’ye göre. Çetinkaya. Peygamber(sav)’in kendindeki hal ve sıfatlarındaki fenası. Nefs bahsinde teferruatı bulunan bu bilgiye göre tüm kullar. Ali(ra) fenâ makâmında. 1018 Kuşeyrî. beka olarak adlandırılmıştır. Firavunun 1015 1016 Gazâlî. Sufîlerin detaylı beyanları vardır. Peygamber(sav)’in miractan dönüşü ise. Peygamber(sav)’i fenaya taşıyan hal olmuştur. ilahî sıfatlarda yok eden Hz. Hz. Kıbrısî’nin ifadesiyle ulûhiyet sıfatı giydirilmiştir. Resul(sav) beka makâmında. Bu halde kendisine ait nefs. kulluk sıfatlarında bekâ olmuştur. Bu yüzden Hz. Firavun’un dünya hayatında bulunduğu durumda imtihana tabi olsaydı. er-Risâle. 134-135. M. 102-106. Ter. Kitabu’l-mirâc. 86. Peygamber(sav). âşığın mâşuğunda kaybolup O’nda fani olmasıdır. Hz. aşk.1017 Miracın Kabe Kavseyn anı. Daha sonra bunun evrende ihsas ve temyize döndürmesi ise farkın aynıdır. 70.1015 Aslında bu aşk.1018 Şeyh Nazım Efendi’nin sohbetlerinde mirac bahsiyle ilgili paylaştığı bir bilgi. Hz. Ahmed. Yani fark halinin yok olup. ilim. İstanbul 2004. beka ve uluhiyet gibi kavramlarla birlikte ele alınmıştır. Hz. Kuşeyrî’ye göre bu durum bir gurup âlimlerin cem ve mahv ile işaret ettikleri şeyin kendisidir. cem halinin yaşadığı hal bu haldir. s. kişinin nefsine dairdir.

1026 Bununla birlikte insan. s. Bursevî. Fuad Başer. ss.1021 Bu durum ıstılahta “Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü?”1022 ayetinde bildirilen bu hakikatte bağlı olarak. s. et-Tedbirât. 18. 67. elest bezminde ergenliğine ermiştir. Meselâ ruh. Allah(cc) ile daimi bağı bulunan ruh. 38. narî olan nefsin muharebesi. potansiyel olarak bir firavun nefsi taşımaktadır. “la ilahe illa ene” demesidir. her bir şartta ruhun üstünlüğünü izah ederek. İbn Arabî.. ruhundur. Bunun gibi tüm şartlar ele alındığında görülüyor ki. akıl sahibi olmak. mana vücudunun.g. 79-87.1020 Buna göre kul bu halde iken Hakkı Hak olarak kabul etmeyip. 1023 Şirk-i Esbâb da denir. 1021 Aynı eser. müttaki olmak ve Sâdıklarla beraber olmak gibi kesbî şartlar halifeyi belirler. 1025 İbn Arabî. 1026 Kıbrısî. s. nefsine ait bâtıllarının hak olduğunu iddia eder. ss. Firavunvarî bu yönünden dolayı esfele’s-safilîn’ne düşebilecek ve hayvanî bedenin bile hakkını yerine getiremeyerek. Alem Yay. erkek olmak. Aynı eser. 113. Bu şer’î şartları ruh ve nefsle mukayeseli ele alan Arabî. İstanbul. 45-46. akıl tahtına hâkim olmak ve nefsin benliğinden kurtulmak için yapılmıştır. “şirk-i hafî” kavramıyla da ele alınmıştır. 10. diğergam olmak. M. melekût âleminde itibar görebilecek bir mahlûk olarak değer kazanır. İstanbul 2011. İnsanın. Marifetname. Ter. TTS. yaratılışındaki ahsenu’l-takvim kodları ile kulluk görevini yüklendiği zaman. ss. Allah(cc)’tır. Erzurumî İbrahim Hakkı. s. 18.: Hasan Almaz. nefs başlığında yapıldığından burada tekrar edilmeyecektir. Nakşibendî. Sad. akıl sahibidir. Başka bir ifadeyle her kul. şer’an imamet şatları belirlemiştir. 336.1019 Kıbrısî’ye göre bu nefsin vasfı. ruhun nefse imamlığını isbat etmeye çalışmıştır. Bu anlayışı. Risâle-i Kudsiyye(Şah-ı Nakşibend^den Sözler). Uludağ. Tafsilatı için bkz. vücud sarayındaki imamet hakkı. 1024 İbn Arabî’ye göre insanî vücudun tedbiri için hangisinin imam olacağını ise. Tasavvuf Sohbetleri. aynı anda mana vücuduna imam olamayacağından. a. Her şeyi sebeplere bağlamaya ve sebeblerin arkasındaki müsebbibi görmemeye denir. Böylesi nefis her fiilde kendisini hâkim bilerek hak üzere olduğunu zanneder. Erzurumî. Ter. Semerkand Yay. ss. Bkz. 547-564. zahiri imamet emirine istinaden izah etmiştir. s. Buna göre ergen olmak. Nefs Mertebeleri.e. bir imam olmalıdır. Rûhu’lBeyân. 1022 Furkan: 25/43. 88-89. İstanbul 1973.. İbn Arabî. nefsin tahakkümü bir nev’i kalbî şirk telakki edilmiştir. manen hayvanlardan bile düşük bir derecede bulunabilecektir. Pârsâ Muhammed.: Selahaddin Alpay. nefsin değil.1023 Mutasavvıflara göre bir vücudda. 199 . 52. Ancak Kıbrısî’ye göre insan. c. Kureyşî olmak ve engelli olmamak gibi fıtrî şartların yanı sıra. Sümer Kitapevi. “Biz. et-Tedbirâtu ilâhiyye.yaptığı gibi rablik ilan edeceklerdi. İnsan vücudunda ruha hükmedecek tek kudret. Nuranî bir yapıda olan ruh ile. ilim sahibi olmak.. s.1025 Nefsin bu yönü ile ilgili irdeleme. 1019 1020 Kıbrısî. ss. 23.1024 Nefs-i emmâre ile ruh. hür olmak.

1027 1028 Tîn: 95/4. Firavunun yaptığı gibi rablik ilan edeceklerdi. 720/1321) mısralar şöyledir: “Bir dem varır mescidlere. ölmüşleri diri kılar. Firavun ile Hamân olur. miskin Yunus hayran olur. Peygamber(sav) ile birlikte yaşadığı mirac tecrübesi ve Kıbrısî’nin hayatında bahsettiğimiz bir tecrübesinde. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin Hz. Bu makâm Hz. Bir dem gelir gümrah olur. rahmet saçar her mahfile. Peygamber Efendimize(sav) mahsustur.”1027 ayetiyle bildirilen bu yönünü. Peygamber(sav)’in 12 bin miracı vardır. Bir dem girer kibir evine. yüz sürer anda yerlere. Bir dem döner Cebrail’e. Peygamber(sav)’in arkasında namaz kılması bu bilgilerin temelindeki manevî tecrübelere misallerdir. aşağıların aşağısına indirdik.”1028 Şeyh Nazım’ın mirac anlayışının temeli. Ali(ra)’ye bildirilen sırlardan. Söz konusu bu mahrem bilgilere göre Allah(cc). Kıbrısî’ye göre evliya. Allah(cc)’ın sonsuz rahmetini vurgulamaktadır.gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Efendimize(sav) miracta. Kıbrısî’ye göre miraçtan iniş ise bekâ makâmını temsil eder. tasavvuf ıstılahında farklı açılardan ele alınmıştır. Firavun’un dünya hayatında bulunduğu durumda imtihana tabi olsaydı. Peygamber(sav)’in aşk ile fenaya düştüğü makâmdır ki burada Efendimize(sav) ulûhiyet sıfatı giydirilmiştir. Bunlardan bir payın doğrudan ümmete tebliğ içindir ki bu pay. Üçüncü pay ise. 5. Şeyh Nazım’a göre. evliyaların kalblerine tebliğ içindir. Bir dem varır deyre girer. miracta Peygamber Efendimize(sav) tebliğ olunan ilim. miractaki tüm temâşânın fiziksel bir görüş olduğuna dayanmaktadır. üç kısımdır. İncil okur ruhban olur. s. Beytü’l-Mamur’a yükselmesi ve orada Hz. Evliya. Bu bilgilerden bir başkasına göre insanlar. 43. Bir dem gelir İsa gibi. mirac ilimlerinden olan üçüncü payı da Hz. Sonra onu. Hz. 200 . bugüne tevarüs edenleri. Bu mevzudaki Yunus Emre (v. Kâbe Kavseyn’e dair malumatlar. Ebu Bekir(ra)’e ve Hz. Yunus Emre Divanı. Timurtaş. İkinci pay. ikinci paydan keşfen haberdar olur. doksan dokuz Esmaü’l Hüsnası ile tecelli edip Zâtını tarif ettikten sonra İsm-i Âzam tecellisini açmıştır. kaynaklarda mirac hediyeleri olarak sabittir. ilmen bilebilir.

1032 “De ki: ‘Ben dinimi Ona özgü kılarak Allah’a kulluk ederim’…” Zümer: 39/14 .1030 “Bana dini yalnız Allah(cc)'a hâlis kılarak.1036 Ancak insanlar. boyun eğmek. itaat etmek. 1036 Kâşânî. 296. s. 1035 Vehbî. kalbin Allah(cc)’tan ayrılmaması gibi yüce bir anlam ifade ettiği için tasavvuf ıstılahında 1029 1030 Firuzebadî. Istlahatu’s-sufiyye. Dünyanın kulu olanlar.9. 1038 Isfehanî. tevhîd dininin gereği olarak yalnız Allah’a taptığı vurgulanmıştır. Allah(cc)’a yapılır. 1033 Zâriyât: 51/56. Kulluğun gereği olarak. “Sana yakın gelinceye dek Rabbine kulluk et. s. 2778. dünyaya da kulluk yapmaktadırlar. kulluğa kuvvet kazandırmak ve bunu rahat yapabilmek içindir. 10-16. Istlahâtu’s-sufiyye. el-Müfredat. 7. kendisine kul olmaya ve ibadet edilmeye tek layık olan. 1034 Hicr: 15/99. bedenî ibadetlerin yanında.” Meryem: 19/93 . 201 .1035 Mutasavvıflara göre ubudiyet. KULLUK MAKÂMI (ÂBİD): Âbid kelimesinin Arapçadaki kökü olan “abd” köle. 319.3-MAKÂMLAR VE SEYR U SULÛK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: a.”1033 ayetinde kulluğu izhar edici fiilin ibadet etmek olmasından hareketle. acziyetin ve kulluğun. 1031 Zümer: 39/11. Müfessirlere göre hayatta uğraşılan diğer işler. ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. hevâlarının ve dünyanın kulu olurlar. Kulluk ve ibadet. el-Müfredat. ss. Isfehanî. O'na kulluk etmem emredildi. ubudiyet bakımından Allah(cc)’a kulluk yaptığı gibi. c. s. s.1029 İbadet.”1034 âyeti de hiçbir mükellef kulun ölünceye kadar ibadet vazifesinin sakıt olmayacağı yönünde anlaşılmıştır. 126. 319. İbn Manzûr. 125. Kamûsu’l-muhît. Hulasat’ul-beyân. 1037 “Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir.1038 Allah(cc)’a kulluk. “Ben cinleri ve insanları. varoluşları bakımından Allah(cc)’ın kulu olsalar da. kulluk etmek. s. kul olmanın bir gereği olarak. Kur’ân’a dayalı anlayıştır. İbadet ise. izharıdır. kul demektir.”1031ayetinin devamında1032 Peygamber(sav)’in. Kâşânî. s. Lisânu’l Arab. insanın asıl görevinin kulluk olduğu. nefsin hevasına muhalefet etmek ve Allah(cc)’ı tazim etmek anlamlarına gelen Arapça bir kelimedir.1037 tercihleriyle. abidin ruhunu diriltir ve ona ehadiyet makâmlarını tecrübe ettirir. c.

hakik i manada tâbi olan etba’adan olamaz. TTS. s. yani âbid vardır. s. a. s. sâlikin seyru sülûkünü tamamlamak için gösterdiği çabadır.”1042 Kur’ân’da iyi ya da kötü olarak vasıflandırılan tüm insanlar. “Her kulun farklı sureti olduğu gibi farklı şahsiyetleri vardır.g. 19. hakke’lyakîn seviyesinde. 202 .1041 Nazım Efendi kul kelimesini.1039 Istılahta âbid ise. Farklı vasıflar ile tabir edilen kul. Böylelikle kişi hakiki kul olmaktan düşer. Cürcani.1040 Ubudiyet ise.kulluk. Benlik kişinin kendi iradesini izhar ettiği yerde olur. Mahlukâtın içerisinde sahip olunabilecek en yüce makâm olan kulluk makâmı. ubûdet de. Kişi benlik gösterdiği yerde hakiki kulluk vasfını kaybeder. Allah(cc)’ın iradesinde gölge gibi olandır.e. 1041 Cürcanî. İbadet. 151. Allah(cc)’a kul olmaları gayesiyle yaratıldıkları için kul. Yani benlik kişiyi Allah(cc)’a ve Peygamber(sav)’e hakkıyla tâbi olmaya engeldir. 10.. Ancak insanlar içerisinde yaratılış gayesine ve kul olmaya göre hayatını yaşayan veya yaşamayan insanlar olduğu için Nazım Efendi’ye göre bir de hakiki kul olarak ifade ettiği kul. c. Peygamber varislerine yani. Bu tasnife göre ibadet. Taarifat. Yani. getirenler hakiki kulluk makâmına bulunan âbidler olarak tanımlanmıştır. kendisine yaratılışla verilmiş kulluk vazifesini yerine getirmeyen Âdemoğlu kul ise de. Uludağ. 1044 Aynı yer. kalbini Allah(cc)’tan başka her şeyden ayıran kul olarak anlaşılmıştır.g.1043 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tabirine göre hakiki kul. s. TDV İA. hakikat bilgisine vasıl olmuş sâlikler için söz konusudur. 247-248. s.151. vuku bulana rızayı gözetmek tanımlanmıştır. ibadet. Cebecioğlu. s. 1043 Kıbrısî. bazen de manevî makâmları ifade etmiştir. ilme’l-yakîn. 1042 Kıbrısî. Nazım Efendi bu durumu şöyle ifade 1039 1040 ve yitirilene sabretmek olarak Uludağ. peygamberlerin Kur’ân’da anıldıkları isimdir. 10. 151. Dolayısıyla benlik sahibi. insanoğlu manasıyla şöyle ifade eder. Peygamber(sav)’e has ümmet olmada da belirleyicidir.e. mürşîd ve evliyalara tâbi olmakta da aynı durum söz konusudur.. s. ahde vefa göstermek. ayne’l-yakîn. a. ubûdiyyet.1044 Nazım Efendi’nin kul anlayışında mühim bir husus olan benlik. Tasavvuf Sohbetleri. Tasavvufta ibadet. ubûdiyyet ve ubûdet olmak üzere üç derece olarak da tasnif edilmiştir. 179. yani Âdemoğlu anlamında kullanılmıştır. TTDS.

Baktım aşıkı ve maşuku bir olarak gördüm. Afifî. 1050 Aynı yer. s.. hiçbir ihtiyar taşımayan kimse Abdu’llahtır. a.”1049 Hakikat ehli olanlar.” Bkz. Nazım Efendi.e.g. 24. a.1053 Şeyh Nazım.g. ss. 15.. 142-143. bu durumu misak ile ilintili olarak şöyle ifade etmektedir: “Bizim (kulların) hareket ve sükûnumuzda sürekli ‘elestu bi rabbikum’ hitabı vardır. 1048 Bistâmî. a. 1051 yakin ehli. s. 1053 Kıbrısî. 1047 Herevî. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). 1051 Kıbrısî. 10. 308-309. s. s. Hayatı Eserleri Fikri.VelîEvliya. s. ss. acizliğini idrak etmesi gerektiğini ve daha sonra tüm fiil ve halleriyle. c. Menâzilü’s-sâirîn. peygamber varislerine tâbi olan kimseler1045 de.”1048 Yevmu’l ezeldeki misakla başlayan vücûd mertebelerinin sonu yine başlangıcıdır.e. mukarreb kullar1052 olarak da nitelendikleri olmuştur. a. Rabbi ile arasındaki bir perdesi olan nefsini ve benliğini çıkarttığı zaman ulaştığı fenâ makâmını Bistâmî şöyle tanımlamıştır: “Yılan gömleğinden nasıl çıkarsa ben de Bayezîdliğimden (benliğimden) öyle çıktım. Dolayısıyla kul dünya hayatının her lahzasında ya tekâmül. s. TTDS. Hucvirî. 152.eder: “Allah’ın iradesinin önünde hiçbir irade. ya da tekerrür içindedir. 1046 Kıbrısî. bu hitabı her daim ikrar edenlerdir. 147. Aclûnî. 203 . s.. s. Bu tezde bkz. 210. 2. Peygamber(sav)’in hakiki ümmeti kimdir? Peygamber’in iradesi önünde iradesi olmayan kimsedir… Evliyaların etbaı. Bu kişiler hakiki kul1050 olarak nitelendikleri gibi. kendi iradesini Allah(cc)’ın iradesi önünde yok etmesi fena fi’llah gibi ileri bir kemal derecesi olarak önemli ve uzun bir seyirdir. Hakka tâbi olan kimsenin sıfatındadır. 1047 Bu yolculukta kul. 83 hadis-i şerifindeki âlimler.”1046 Kulun benliğini izale etmesi. ss.e. Cebecioğlu. Manevî Devrim. Nazım Efendiye göre evliyalardır. Bizler davranışlarımızla bu hitabı tasdik/ikrar eder ya da etmeyiz. Sahabe-i Kirâm bu taifeye yol gösteren yıldızdırlar.. o nurla bakan kişilerdir. kulun hakiki kul olan ricallerden olabilmesi için. 1052 Kıbrısî. hakiki kul olarak nitelenen kişilerinde rical. 237-256.g. 11..g. bu idrakini izhar etmesi 1045 “Âlimler Peygamberlerin varisleridir. Zaten tevhid âleminde her şey bir görünür. Elest bezmindeki hitabı an ve an işiten kişiler Allah(cc)’ın nuruyla nurlanan. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. 1049 Kıbrısî Tasavvuf Sohbetleri.e. Keşfü’l-hafa.

Kendisini gördüğü kadar da ondan imdat çekilir… Gavî olan Allah(cc)’tır. Bana ilham oldu. mülk ve rütbe gibi insanı varlık iddiasına sevk eden her şeyin kalbten izale edilmesi gerekir. 155. Mûrîdinin secdedeki duasıyla ismi tekrar şekavet listesine yazılan şeyhe 204 . “İnsan zayıf yaratılmıştır”1054 ayetine atfen kulun aciz olduğunu söyleyerek bu acziyeti bilmeyi kulluğun bir gereği olarak şöyle ifade etmektedir: “Kul acizdir.” diyerek yazının eskisi gibi olması yönünde dua etmesi için mûrîdine emir buyurmuş. bunun nedenini Allah(cc)’tan sual edip edepsizlik yapmaz. kul olmaktan uzaklaşır. Mûrîd sabah mürşîdine mazhar olduğu tecelli ve neticesini anlattığında şu cevabı almış: “ Ya veledi! 37 senedir ben orada şekavetimi gördüğüm halde ubudiyeti terk etmedim. sen bir gece dayanamadın. Orası senide beni de ilgilendirmez. 1056 Kıbrısî.gerektiğini. Şeyh Nazım. Nazım Efendi bu ayrıntıyı bir sohbetlerinde menkıbe1059 ile daha anlaşılır bir düzeye indirgemiştir. Şeyh Nazım Efendi’ye göre insanlardan bir kısmı hayra. ‘Sultanın kapısına gelen dilenciden. ubudiyet hududunun dışına çıkmış olur.e. Aczini bildiği kadar ona imdat gelir. acziyetini idrak eden kuldaki halin. s. ‘Ben Allah’ın bâbına çıktığımda Cenab-ı Hakk’ın huzuruna açılan kapıya geldiğim vakitte bana ne getirdin diye sordular.1057 Bu manada kul olabilmek için. bir kısmı şerre yönlendirildiğinde hakiki kul. ilim. 1059 Bir mûrîd halvet halindeyken kendisine ayân olan levh-i mahfuzda şeyhini şekavet içinde ehli cehennemlikler arasında görmüş.. 108. Mutlak varlık Cenâb-ı Allah’ındır. ne hacetin vardır derler’ deyince doğru söyledi açın kapıları gelsin içeriye! Diyerek beni karşıladılar. Dolayısıyla kendindeki fani varlıkla gururlanan kişiler. a. Tasavvuf Sohbetleri. akıl. ‘Halin nasıl oldu’ demişler. Kul niye dediği anda. Kıbrısî.”1055 Nazım Efendi. ne getirdin demezler. Çünkü Allah(cc)’a şükrün manası bu edebi gözetmektir. 149. O tecelli makamına mazhar mûrîdin duası kabul olunup. şeyhinin adı ehli cennet tarafına yazılmış.e. a. s.1060 1054 1055 Nisâ: 4/28. Hemen secdeye kapanıp: “Ya Rabbel izzeti ve’l azame! Beni bu rutbeye yetiştiren şeyhimi ehl-i nâr olmaktan kurtar. düşünür. Bu manada hakiki kulun iradesi. Allah(cc)’a en sevgili hâl olduğunu ifade etmiş1056 ve bunu bir menkıbe üzerinden izah etmiştir.g. Onu ehli cennet kıl Ya Rabbi!” diye dua etmiş. s. 1058 Kıbrısî. Bunun için kul hayır ve şerri Allah(cc)’tan bilmelidir. ne istersin.g. Allah(cc)’ın iradesinde kaybolmuş kişi olabilmek için benliğini izale etmek yönünde mühim bir hususu idrak etmektedir. 1057 Beyazıd-ı Bestâmi’nin vefatından sonra rüyada görüldüğü menkıbeyi Nazım Efendi şöyle anlatır: “Sultanûl Arifin (B. Bestâmi) Hazretlerini rüyada görmüşler. Biz zayıfız. iradesini izale etmesinde bir diğer husus ise Fâil i Mutlak’ın Allah(cc) olduğunu tasdik etmesi ve kulun tüm fiillerde Allah(cc)’a tâbi olmasıdır.1058 Acziyetini idrâk eden kulun.

Çünkü bunun derinliğini ancak âlimler bilir. sohbette bulunanlara şöyle bir tavsiyede bulunmuştur: “Ne hikmetler var… İşte böyle herkes bir vazife yüklenmiştir. adalet olduğu gibi. dalgaları sert. bu taksimattaki adalet ölçülerinden biridir. O (iman etmeyen) vazifesini yapmaktadır. Hacı efendiler. s. Senin adını o listeden şimdi Ben siliyorum seni saidlerin başı yazdım. acziyet. 474-475. iman. İlahi adaletdeki hikmeti anlamada en önemli konu. dünyada tamamlayıcı nimetlerle desteklenmesi. hayatı kurtarmak için kangren olan eli kesmek de bu cihetten bir adalettir. c. 86. 505/1111). Gazalî. Cehennem ehline azab edilirken. Ter. 1061 “Bu da etrafı geniş. Bedir Yay. cennetin cehennemle bilinmesi gibidir.” Tafsilat için bkz. Binaenaleyh bu denge içerisindeki hikmet. 86. kudret. Mü’min kardeşler! Herkes bu âlemde bir vazife yüklenmiştir.” 1060 Kıbrısî. ehl-i Cennet’e nimetlerin arz edilmesi ise aynı çeşit adalettir. çoklarının hayret ettiği ve kâşiflerin açıklamada bulunmadan menedildiği kader sırrı vardır. ss. ahirette bir kemalinin olması. taat ve masiyet gibi kullarına taksim ettiği her şey tamamen adilane ve kusursuzdur. ecel. bir zulüm değil.1061 Gazalî’ye ait söz konusu düşünceler. Hayrı ve şerri yevmu’l-ezelde yazılı bir vazife olarak addeden Kıbrısî.Kıbrısî’nin şükür. Sen kendi kulluğuna bak”1062 Nazım Efendi bu şöyle bir ilham geliyor: “Ya âbidim! Sen benim muhlis kulumsun. Bu ezelî taksimattan daha adilane bir taksimat ihtimalinin olması veya Allah(cc)’ın yarattığı kullarına hak etmediği bir taksimin yapılması. Tasavvuf Sohbetleri. 4. Bu ise İslam’ın Allah(cc) anlayışına göre muhaldir. genişlikte tevhid deryasına yakın bir deryadır.. a. 1062 Kıbrısî. Dolayısıyla ahirette eksik olan bir nimetin. yevmu’l-ezelde cehennem için yaratılmış ruhların. edeb ve kulluk kavramlarıyla ele aldığı söz konusu düşüncesinin temeli mahiyetindeki anlayışı İmâm-ı Gazalî (v. gecenin gündüzle. İhyâ’i ulûmu’d-dîn..e. İstanbul Tarihsiz. Gazali. Onlar bunun derinliğini bilemiştir. Allah(cc)’a noksanlık izaf etmektir. “ilahî adalet” kavramıyla izah etmiştir. Çokları bu denizde boğulmuştur. huzur. dünya hayatlarında işlediği fiillerin karşılığında ateşe düçar olmalarındaki hikmeti. s.: Ahmed Serdaroğlu. Çünkü kemal ve noksanlık birbirine nisbetle belli olur. cehenneme gidecek kullardır. ya da dü nya hayatında eksik olan bir nimetin. Kıbrısî’nin kulluk anlayışında açıkça görülmektedir. sıkıntı. Bu manada hayvanların insanlara feda edilmesi. Bu izaha göre tüm mahlûkatın özünü en iyi şekilde bilen Allah(cc)’ın ezeldeki rızık. Sen ona karışma. İşte bu denizin sonunda. küfür.g. zıtlıklar ile izah etmiştir. sıhhatin hastalıkla. 205 . hoca efendiler.

Kınama. Hz. Vapurda.> Hemen bana dedi ki: <Nazım Efendi! Oraya Bakma. s.tavsiyesine. Şerafeddin-i Dağıstanî’nin ifadelerinde şu şekilde buluyoruz. Şeyh Efendi Hazretlerine dedim ki: <Ya Seyyidî ! Sakalını traş ettiriyor. Şeyhim Hazretleri Sultanûl Evliyanın mahiyetindeyim. 1067 Kıbrısî. Bu mevzu Kur’ân’da “Belki (alay edilenler) kendilerinden daha hayırlıdırlar.”1068 1063 Bu manayı ihtiva eden hadis kaynaklarda şöyledir: “Kim din kardeşini tevbe ettiği bir günahtan dolayı ayıplarsa.”1066 Nazım Efendi kul kelimesine genel tasavvuf anlayışı içerisinde farklı kavramlar ile ilişkilendirerek mana vermiştir. 1064 Şeyh Nazım bu anısını şöyle anlatmıştır: “Hicaz’dan geliyoruz. 109. Bununla birlikte misâk gününde Allah(cc)’a verilen ahid üzerine olanlar da. bu tarafa bak. Ancak her münkerin menhiyat derecelerine göre hak ettiği bir sevilmeme haddi vardır. “Münker görüldüğünde buğz-u fillah lazım değil midir? Lazımdır. bu nuru taşıyan veya bu nur ile bakan kişileri. Mesela bir sohbetinde hakiki kul olan âbid kişiyi Allah’ın nuru ile bakan ve o bakışla levh-i mahfuzu okuyabilen kul olarak tanımlamıştır. Haram işleyene bakmakta haramdır. Bu konudaki beyanı Şeyh. Yani toplumda umumileşmiş küçük münkerler için nehy-i anil münker uygulamak olmayacağı için o ayıptan yüz çevirmek ve işlendiği yerden uzaklaşmak uygunken.> 1065 Kıbrısî. Gözüm oraya değdi. ss. baktım sakalını traş ediyordu. büyük ayıpları işleyiş esnasında durdurmak dinî vazifedir. 14. aynısını işlemedikçe ölmez” Tirmizi. şahit olma. 53. Peygamber(sav)’in varisleri olan mürşîdlerdir. Ayıp işleyen kişiye bakmak da ayıptır.g.” Hucurât: 49/11 ayeti ile vurgulanmıştır. 206 . Bizler davranışlarımızla bu hitabı tasdik eder ya da etmeyiz. 11.1067 Allah’ın nuru bahsinde izah edildiği üzere. Gözünü ondan çevir. Orada bulunduğu müddetce sakalını bırkmıştı. Tâbi memur kiş i. Menakıb-ı Şerefiye. “ayıplayan ayıplanır”1063 hadis-i şerifini delil getirerek şeyhi Âbidullah Dağıstanî ile bir anısı1064 üzerinden bu tavsiyelerini mürîdleri ile paylaşmıştır..1065 Bu noktada İslam’ın şiarlarından olan “iyiliği emretmek ve kötülüğü nehyetmek” vazifesi ile ayıplardan yüz çevirmek arasındaki ince çizginin nasıl belirlendiği önem arz etmektedir. Hakikat ehli olanlar (kul olanlar) bu hitabı her daim ikrar edenlerdir. 14. s. s. 15. 1066 Burkay. hakiki kullukla vasıflandırmıştır.e. 1068 Aynı eser. Tasavvuf Sohbetleri. a. Hicaz’dan memlekete dönüş yapan hacılardan birisi oturmuş sakalını traş ediyordu. Nazım Efendi bu kulluğu misâk ile ilişkili olarak şöyle ifade etmiştir: “Bizim her hareket ve sükûnumuzda sürekli ‘elestu bi rabbikum’ hitabı vardır.

e. 153. 1071 Aynı eser. sen hadim ol. şeytana. mahkeme-i kübrâ gibi olayları dünya gözüyle seyretmiş gibidirler. Nazım Efendi’nin farklı bir ifadesiyle. a. Tasavvuf Sohbetleri. ag. s. ss. Allah(cc)’a sevgili kul olma yolundadırlar. sâlih olmayan niyetlerden hâsıl olduğu zaman kul için kazanç değil. Hilye. Şeyh Nazım’a göre bir kişi Allah’ın kulu (abdu’llah) değilse. Allah(cc)’ın hizmetinde memur olamayacağını ifade etmiştir. s. Allah(cc)’ın mukarreb kullarındandır. Şeyh Nazım bu ifadelerini “Ey dünya! Benim hizmetimde bulunana. Her daîm ahiret odaklı yaşadıkları için. Nazım Efendi. abdu’ş-şeytan. nefsinin ya da şeytanın emirlerine tâbi olacaktır. Bu yolda niyetler.1071 Bu hadis-i şerifte hizmette bulunmayı ve hadim olmayı da. amellerden daha önemlidir. nefsine.”1070 hadisini delil göstererek izah etmiştir. 12. Tâbi olmayı aynı zamanda hoşnut etme ile ilişkili anlatan Şeyh Nazım. 1076 Kıbrısî.1069 1974 yılında yaptığı bir sohbetlerinde Nazım Efendi. dünyanın hizmetinde koşanın. 12. kendine hadim et. kulun Allah’ı hoşnut etmeyen amellerinde nefsi ya da şeytanı hoşnut edeceğini söyler. Çünkü çok değerli olarak tanımlanmış ameller. 1072 Kıbrısî. abdu’nnefs.. 1073 Aynı eser. 3/196. dünyaya veya hevâsına kul olmayandır. kıyamet. Senin hizmetinde koşanları. Bu tanıma dayanarak kendini yaratan Allah(cc)’a ve dolaysıyla emirlerine tâbi olmayan kul.Kutub. kul olmak olarak anlam vermiştir..1077 Nazım Efendi bu nurla bakan 1069 1070 Kıbrısî.1072 Bu kavramlarla Nazım Efendi kul olmayı. 207 . s.e. hesap ve ceza sebebi olabilir. 1075 Tafsilatlı bilgi için bkz. 57. 24.1073 Âbid. s. 48.1076 velî olarak da tanımlar.Kulluk makâmındaki âbidler. dünyaya hakikat gözüyle bakanın dünyaya kul olmayacağını.3. s. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Onlar. Dolayısıyla hayatlarındaki hiçbir an ve durumu hafife almazlar.1074 Bu manalardaki kulluğu yaşayan kişiyi “Erkek” ya da “Ricâlullah”1075 olarak da tanımladığı gibi. ölüm. 152. abdu’d-dünya ya da abdu’l-hevadır. 1074 Aynı eser.g. tâbi olma ve tâbi olduğunu hoşnut etme gayreti içinde olma olarak da tanımlamıştır. Ebu Nuaym. Abdu’n-nefs veya Abdu’ş-şeytan olur. Çünkü onlar. Bu vasıflardaki kul. yakîn ehlidirler.

onun mahkûmu değil hâkimi gibidir. kutub. alt derecelerden üstte doğru nücebâ. Istılahta ricâlullah. 1082 Tehânevî.1079 bazen de irşad sahibi mürşîd1080 olarak tanımlanmıştır. s. Keşşâf.kişiyi bazı yerlerde levh-i mahfuzu okuyabilen âbid (hakiki kul). 35. s. 12. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. O zaman yedi cehennemin içerisine beni atarsa. Emir âleminden halk âlemine doğru meydana gelen tenezzül olayları. 1085 Kıbrısî. nükebâ. Kâmil velî olan kutub. ss. 585-601. ‘Ya Âbdi! Hesaba gel’ dediğini işiteyim. s. Aynı eser. Bu kulun ismi Cenâb-ı Allah’ın mülk ve melekûtunda zikrolunur.e.1078 bazı yerlerde mü’min. yedi cehennemi dolduracak kadar büyült. 1083 Bu tezde bkz. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren (Allah) her türlü 1077 1078 Kıbrısî.Kutub . Ancak kutub kendi ihtiyarı ile hareket edemez. Tasavvuf Sohbetleri. 13. Zira mutlak bağımsız yetki ve güç sadece Allah(cc)’ındır. c. Onu işittikten sonra yedi cehennem bana dokunmaz. kutub üzerinden cereyan ederek vuku bulur. ss. s. a. 208 . o gün ‘ya Eba Yezid’ dediğini işiteyim Habibimin ben. 14. benim kalbimin içinde yedi cehennemi söndürecek ferah var. Şeyh Nazım. s. a.g..”1085 Istılahta kulluğun önemini Ebû Alî Dakkak. 1079 Aynı eser.1082 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin ricâl anlayışı. 1326-1327.g. 1084 Kıbrısî. nuceba gibi zâtlar olarak da bilinir. 1080 Aynı eser. evtâd. manevî derecesi büyük. 41. c. gavs. 1081 İbn Arabî. İbn Arabî’ye göre.1084 Bu makâmın şeref ve yüceliğine misal olarak. 25. "Kulunu bir gece Mescid-i Harâm'dan. eimme ve kutup şeklindedir. 3.1083 Nazım Efendi’ye göre kul olma şerefiyle şeref ve izzet sahibi olan kulun makâmı çok yücedir. el-Futuhât..e. Bâyezîd-i Bistâmî’yi vermiş ve şöyle ifade etmiştir: “…Eba Yezid öyle derdi. velî bir kuldur ve âlemin ruhu olarak değerlendirilir. Bütün millet mahşerde Allah(cc)’ın huzurunda hesap vermekten titreyip dururken. kendindeki bu özellikle bütün kâinatın üzerinde. s. 2. Ya Rabbi! Benim vücudumu büyült. Yedi cehennemi benimle doldur. Kullarının hepsini dışarıya at… O günü bekliyorum. evtad.1081 Bunlar içerisinde kutub. müstakil bir başlıkta ele alınmıştır. abdal.

levh-i mahfuzu okuyabilen. Tasavvuf Sohbetleri. Hakiki kul. Bu izaha Bu göre. Kul. Hakiki kul. Çünkü kendi hakkına razı olmamak. 1086 1087 İsrâ: 17/01. Bununla birlikte insanlar içerisinde yaratılış gayesine göre hayatını yaşamayan kullar ile.g. Çünkü bu makâmdaki kişi Nazım Efendi'nin cümleleriyle her daim “Buyur ya Rabbi! Ferman senindir. Bu manada hakiki kulun iradesi. ölüm.. Çünkü Allah(cc)’a şükrün manası bu edebi gözetmektir. Hz. Bundan dolayı Dakkak’a göre. Kur’ân Ansiklopedisi. ubudiyet hududunun dışına çıkmış olur. s. Peygamber(sav)’in kullukla nitelendirilmesi. kulluktan daha şerefli bir makamın olmadığı anlamına gelmektedir.eksiklikten münezzehtir. “sana kul olmak izzet olarak yeter. Şeyh Nazım Efendi’ye göre insanlardan bir kısmı hayra. Kul niye dediği anda.. benliğini. a. 1090 Kıbrısî. benlik gösterdiği yerde hakiki kulluk vasfını kaybeder.e. Hakiki kul olan âbid kişi. 1088 Kıbrısî.1088 Bu makâmdaki zat.e. Peygamberini(sav) onunla isimlendirirdi.g. bunun nedenini Allah(cc)’tan sual edip edepsizlik yapmaz.1090 Şeyh Nazım’a göre kul genel olarak Âdemoğlu manasında. 391-392. 209 . Allah(cc)’a verilen ahid üzerine olan. Allah’ın iradesinde kaybolmuş kişidir. 25. hem Rabbin fermanına razı olmamak. miracı anlatırken. 1089 Kıbrısî. s. 21. c. Allah(cc)’ın nuru ile bakan. vakitte. şeref olarak bana yeter” diyendir. a. kıyamet. şeytana. Ateş. kullanılmıştır. 24. dünyaya veya hevasına kul olmayandır. yani âbiddir. Onlar. bu memlekette senin hükmün geçer başkasının hükmü geçmez” diyerek bu söylevleri hal ve makâm edinendir.1087 Allah(cc)’a kulluğun üzerinde daha şerefli bir makâm yoktur. bu memleket senindir. ss.”1086 dünyada ayetiyle en izah etmiştir. nefsine. hakiki kul. s. Hz. Kulun bu hallerdeki derecelerine göre mukarreb kullardan olurlar. yaşayan kulları bazı terimler ile birbirinden ayırmıştır. Peygamber(sav)’in şerefli vakti mirâctır. Rabbim olman.1089 İnsanın kendi hakkına razı olmaması ise kişiyi şeref makâmından düşürür. 99. hem de hakkı olmayan bir şeyi elde ederek haksızlık yapmak olur. Nazım Efendi’ye göre hayatını varoluş gayesine göre yaşayan kul. bir kısmı şerre yönlendirilmiştir. eğer kulluktan daha değerli bir isim olsaydı Allah(cc). Allah’ın iradesinde gölge gibi yapmıştır.

210 . Kulun benliğini izale etmesi. hakiki kul. Kimi de sapıtırsa. Ankara 1998. 184. s. gemiye yol gösteren gibi anlamlara gelmektedir. din ve şeriatı mürîdin kalbine yerleştiren. s.” ayetinde zikredilmiş bu kelime “doğru yolu gösterecek dost” anlamında tercüme edilmektedir.1142.. O. b. c. Hekim nasıl kendisine başvuran hastayı. 1. s. Bunlardan bazıları ricâlullah ya da velî olarak da tanımlanmıştır. sen onu koruyucu bir mürşid bulamazsın. c. şeyh. uyaran. Nefis ve şeytan düşmanına açılan harbte. Kamus Tercemesi.1.1092 Kur’ân’da zikredilen mürşîdler. Hacı Bayram Velî ve Tasavvuf Anlayışı. bir komutan gibidir. c. 1093 Isfehanî. Semih Ofset. Lisânu’l-Arab. s. tasavvuf sisteminin müessesesi addedilen tarikat sisteminin temel taşlarındandır. Mu’cemu’l-vasît. Ankara 1994. MÜRŞÎD: İrşad kelimesinin ism-i fâili olan mürşid. Cebecioğlu Ethem. Kâhire 2004. 1094 Kâşânî.. s. s. s. 1095 Yılmaz. Allah(cc)’a da kulları sevdiren kişi olarak tanımlanmakla birlikte. va’z eden. Keşşâf. hidayete ermiştir. 196. Arapça’da. Lisânu’l-Arab. TC Kültür Bakanlığı Yay. irşâd eden. 342. 13. TTS. mürîdinin taktik ve stratejilerini belirler.1095 1091 Ası Efendi. kullara Allah(cc)’ı. 221. c. Mısrî. kendi iradesini Allah’ın iradesi önünde yok etmesi fena fi’llah gibi ileri bir kemal derecesi olarak önemli ve uzun bir seyirdir. pîr. c. mürşid de kendisine başvuran kimseleri aynı şekilde tedavi eder. sapıklık karşısında doğru yolu gösteren. Ebu Fazıl Cemaleddin. Dâru’l-da’ve. 735.mahkeme-i kübra gibi olayları dünya gözüyle seyretmiş gibi olduklarından. s. 279. velî ve eren kelimelerinin haiz olduğu manaları da ihtiva eder. s. ahiret hayatında elde edilecek saadete rehberlik ederler. Tarifat.1. 1092 Kehf: 17/18. s.1091 “… Allah kime hidayet etmişse o. 175. Uludağ. Bu makâmlardan hangisinde olursa olsun. s. 263.1093 Istılahta mürşid.1094 Bu kavramlar. 289. kendi hakkına razı olandır. yakîn ehlidirler. Mektebetu’ş-şurûgu’d-devliyye. 172. 3. hastalığına ve bünyesinin kuvvetine göre tedavi ederse. Tehânevî. Cürcani. Mustafa. Niyazî-i Mısrî ve Tasavvuf Anlayışı. Komisyon. Mu’cem. s. Tasavvuf ve Tarikatlar. hekime benzetilmiştir. öğüt veren. el-Müfredat. Aşkar. Neşr Edeb. 346. İran 1405. Bu sistem içerisinde mürşid.

Mesela mürşîd. “mezuniyet” ve “elest bezmindeki hitab” ile ele alınmıştır. Bu makâmlarda mürîd. İstanbul 1983. 195. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. İrşâda mezun kişi diyebileceğimiz mürşîd. Erbilî Muhammed Es’ad. 14. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. aynı zamanda çevresindekilere “elestu” hitabını işittirendir. Ter. Levh-i Mahfuzda okuduklarıyla. Tasavvuf Sohbetleri. hatif-i Rabbânî kavramıyla bir bağı olduğu görülür.1102 1096 1097 Kıbrısî.12. Kıbrısî tarafından.1099 Nazım Efendi’nin bu açıklamalarla genel çerçevesini çizdiği mürşîd kavramı. fani olduğu zatın şahsiyetinde yok eder ve fani olduğu zatın üstün vasıfları.1098 Bu makâma gelmeden diğerlerini irşada koşanlar. 13. s. Mürşidler aynı zamanda Peygamber(sav)’e de tabi olmuş kişilerdir.. Bu hatif. Her daim “elestu” hitabını duyan ve yaşantısının her anını o hitaba verdiği cevaba layık yaşayan kişidir. Yasin Yay. 1102 İmam-ı Birgivi.17. mürşid değillerdir. 12-15. Aynı eser. bazen de fena fi’r-rasul makâmında Hz.1096 O nur ile levh-i mahfuzu okuyan kişidir. Allah(cc)’ın nuru kendisinde bulunan kişidir.1101 Istılahta bu makâmlar sırasıyla. Nazım Efendi’nin tabiriyle. 1099 Aynı eser. fenâ fi’lrasul ve fenâ fi’lllah olarak geçmektedir. ss. ıstılahtaki bu geniş kapsamlı mana ile paraleldir. gaflet içinde karanlıkta yazı yazanlara benzeterek. 1098 Aynı eser. 1100 Bu tezde bkz. bazen fena fi’ş-şeyh makâmında mürşidi ile kalben oluşmuş daimî bağ. kendi zatında teşekkül eder. ss. Bunlara ek olarak Kıbrısî. Tasavvufta Kırk Makam. onların görüş ve okuyuşlarının yol göstermek için yetersiz olduğunu söyler. bu bağlantıyı.1097 İrşâda mezun kişi olan mürşid.Veli -Evliyâ Konusu. Cebecioğlu. 210. hem alıcı hem verici olan yani. TTDS. Mektûbât. İstanbul 1999. s. Evliya ile ilgili bahislerinde Şeyh Nazım. bütün varlığını. izin verilen anlamına gelen mezun kişidir. s. s. hatif -ı rabbani (Rabbânî ses/telefon) olarak da tabir etmiştir. mürşid kavramını. Peygamber(sav) ile kurulmuş kalbî bağ manasında kullanılmıştır.Veli -Evliyâ Konusu. kullara yol gösteren kişidir. irşâda mezuniyetin.Nazım Efendi’nin mürşid anlayışı. hususiyetle.: Muhlis Akar. Mesela mürşid. 1101 Bu tezde bkz. Nazım Efendi onları. fenâ fi’ş-şeyh.1100 Nazım Efendi’nin bu mevzudaki ifadelerine baktığımızda.. biraz daha açmıştır. kendisine bir hatif bağlanan kişidir. 211 .

Mürşid. Gafil kul. Tasavvuf ve Tarikatlar. irşada yetkili mürşîd olarak görevine başlar. Mustalahatu’t-tasavvufi’l-İslamî. Tasavvufî Bir Terim Olarak Râbıta. Eraydın. Tasavvuf Sohbetleri. Bu mezuniyeti. 212 . Ubeydullah-ı Ahrar (v.”1103 Kıbrısî’nin bu anlayışı Nakşî geleneği içerinde. 230. ahlak ve vasıfları. kalbine söylenenlerle hitapta bulunandır. ss. Beyrut 1999. Kamusu’l-Muhit. o zaman başkalarına da yardım etmeye. s. s. müridin kalbini ilâhî sıfatlarla muttasıf kâmil bir mürşide bağlamasını. 23-53. 379. Firuzebadî. ss. o zaman her şey ona ait… bu bağ kalbten kalbedir. Bu makâmda mürîde vazife verilirse.1105 Tasavvuf ıstılahında rabıta. tefekkür ve muhayyile gücünü kullanarak mürşidiyle birlik halinde olmasını ifade eder. 561. sana izin geldiğinde. Hak Teâla’nın tasarruf ve kerametine mazhar olan. Lisânu’l-Arab.14. TTDS. Mürşîd. Kelime olarak ra-ba-ta kökünden gelen rabıta. 1108 Gafil kul anlayışı için bu tezde bkz. Hz. 69. 1108 irşâd için mezun ve vazifeli olamaz. Makamlar ve Seyr ü Sülûk ile İlgili Kavramlar/j. o. s. 58. 895/1489)’ın mürşîd tanımında görülmektedir. 1107 Erbilî Muhammed Es’ad. Istılahta rabıta ile ruhanî bir olgunluğa erişen mürîdin. Bu manada pîr. Bunu kemaliyle yaptıktan sonra. Cebecioğlu. Mektubât. Resûl(sav)’in razı olmadığı şeylerden uzak duran. Peygamber(sav) emriyle şeyhinden gelir.Şeyh Nazım’a göre fenâ fi’ş-şeyh makâmında bulunan mürîde izin. Mektebetu’l-Bünan. 112-113. Gündüz İrfan. 507. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). rabıta kavramıyla izah edilmektedir.1104 Mürîdi fenâ fi’ş-şeyh makâmına hazırlayan bağ. Bu durumu Kıbrısî şöyle ifade eder: “Mezun olduğumuz vakitte biz yoğuz. Hz. s. ıstılahta. aynı zamanda peygamberî nurdan hisse almak olarak Kıbrısî şöyle ifade eder: “… Senin bileceğin budur (gafletten kurtulmak için her hak sahibine hakkını vermek). Camî. Tasavvuf İlmi ve Akademik Tasavvuf Dergisi. sayı: 19. nebevî sıfatlar ile muttasıf olan kimsedir.Gaflet. rabıtasını mürşidine yapması uygun olmaz çünkü bu halde Allah(cc)’a rabıta yapmak manasında olan murakabe tavsiye edilir. s. s. s.1107 Nazım Efendi’ye göre mezuniyet gafletten kurtulduktan sonra gelir. mürşidinin kalbine fısıldamasıyla konuşacağını ifade etmiştir. 667. o 1103 1104 Kıbrısî. Ankara 2007. 1105 İbn Manzûr. iki şeyi birbirine bağlayan. rapteden anlamlarına gelmektedir. c.1106 Kıbrısî bu haldeki mürîd için kendinden değil. 1106 Refig el-Acem. O ruh onun (şeyhinin). kendinden kurtulan ve fiillerinde Hak Teâla’nın muradı olan kişidir.

142-143. Kıbrısî. s.1113 Bununla birlikte kulun elest bezmindeki hitabı daima işittiği makâmı. Cebecioğlu.Gaflet Konusu. Uludağ.17. 1113 Afifî. 1112 Bkz. aynı zamanda mezuniyet telakki edilmekte ve bu durum mürşidi tasvir etmektedir. Isfehanî.sende tutuşan nurdan onları da tutuşturmağa. ötekilere de işittir. farkına varmama hali anlamlarına gelmektedir. ss. kudreti ve nizamı görememe halidir. s. 508. 1114 Kıbrısî. el-Müfredat. a. Hz. Makamlar ve Seyru Suluk ile İlgili Kavramlar/j. ss. Peygamber(sav)’in iradesinde yok olmuştur ve seyri fenâ fi’llah ve bekâ billah makâmlarına doğru devam etmektedir.e. Dolayısıyla hakikî ya da misalî olarak getirilen bu örnekten hareketle. dünyanın hayal olduğu hakikatini idrak eren. Farklı bir ifadeyle bu kulun tüm hal ve davranışları. Tasavvuf Sohbetleri. 409. s.. mezuniyet olarak nitelendirmiş ve bu anlayışını şöyle ifade etmiştir: “…Sana (kendindeki noksanlar dururken başkalarının hatalarıyla uğraşan kişi) nereden salahiyet verildi? Sen kendi vazifeni bitirdin mi? Sana vazifeni bitirdiğine dair nişan verildiğinde ki. TTS. 134. ss. uyanık olmama. izn-i Peygamberî gelir. 237-256.g. habersiz bulunma. onun alameti işte o. Tasavvuf ve İslam’da Manevî Devrim. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). Peygamber(sav)’den direkt emir alan ve mezun edilen mürşiddir diyebiliriz. Firuzebadî. Hucvirî.1110 Tasavvuf ıstılahında gaflet. yaşantısının her lahzasında inancının gereği gibi yaşayandır. s. Tasavvuf Sohbetleri. gafil olma. s. 213 . Menâzilü’s-sâirîn. 507. 222. elestü birabbikum galu bela hitabıdır.1111 Gafletten kurtulmuş kul. Allah(cc)’ı müşâhede halinde şekillenir. O zaman bak. 1111 Cebecioğlu. Kamûsu’l-muhît. 12.”1109 Arapça bir kelime olan gaflet. s. TTDS. 308-309. İşitmeye başladın mı? Başladıysan tamamdır işin. Değilse sen kendi nefsine ağla. Onunla iş görürsün. dünyadaki hadisatın arkasındaki ilahî muradı.”1114 Bu ifadelerde de açıkça görülmektedir ki. Istılahta Fena fi’r-rasul makâmı olarak ifade ettiğimiz mürşidin iradesi. Değilse vazifeni bil. Hz. Herevî. misâka sürekli muhatap olmanın bir çeşit mezuniyet ve irşad 1109 1110 Kıbrısî. s.1112 Bu makâmdaki kul. 1049. misaktaki hitabı sürekli işitme olarak tarif edilen makâm. Kıbrısî’nin gaflet anlayışıyla birlikte düşünüldüğünde.

Hz. 296. 1995. Kıbrısî’nin halifeleri de mürşidlerin bu vazifelerini. Hz. 1355/1936) ait biraz daha tafsilatlı izah bulunmaktadır. mürşid-i kâmil. Yılmaz Sevim. yevmu’l-kıyamette Mü’min olarak ulaştırması anlamına gelmektedir. Hz.1116 Mürşid mefhumunun ahd-i misak mevzusu ile ele alınması hususunda. mürîdanını ahd ü misak gününden itibaren emanet alandır. s. Menâkıb-ı Şerefiyye. a. ve’l-hasıl hangi kavme meb’us olacak ise ve kaç kişiye rasul olacak ise gösterdi (yevmu’l-ezelde). 1117 Burkay. Kıbrısî’nin Hz. kaç kişiyi davet ve irşâda memur olunduğu bildird i..”1117 Şeyh Şerafeddin’in bu anlayışı. Hz. Mürşid kelimesinin şeyh. Bu suretle ahd ü misakı alındı. Kıbrısî’nin mezuniyet kelimesiyle belirtiği durum. Hz. vilayet i kubrâ olarak tarif etmiştir. mürşid-i kiramın misak günündeki ahdlerini şöyle ifade etmiştir: “Mesela. Kıbrısî’nin silsilesinde bulunan. Bu anlayış. s. Dolayısıyla 124 bin evliya. Bu manada nasıl Hz. sonraki asırlarda ümmet-i Muhammed’i irşâd ve hidayet etmek için Rasullullah’ın (as) havass-ı ümmetinden mürşid-i kiramı tayin ve tahsis buyurdu. Belli bir olgunluğa erişmiş müride. bu ifadeler Kıbrısî tarafından.e. mürşid için ifade edilmemiş olsa bile. Bu suretle Rasul-i Ekrem Hazretlerine(as) de gösterdi.vazifesi olduğu da görülmektedir. yevmu’l-ezelde Mü’min olarak emanet aldığı ümmetini. pir velî kavramlarıyla aynı manada kullanılmasından dolayı. Şeyh Şerafeddin’e (v. İsâ(as)’ya kendi ümmeti. Yani Şeyh Nazım’a göre. Ank.1115 Yakın dönem mutasavvıflarından İhsan Oğuz (v. 1426/1991) müridin icazet ve mutlak hilafete hak kazanmasını. İla yevmi’l-kıyam. s. hayatını ve dualarını ümmetin affı ve kurtuluşu için ümmetine 1115 1116 Cebecioğlu. icazetname denir. Basılmamış Doktora Tezi. bu kavramları tazammun ettiği şüphesizdir.g. Peygamber(sav). terbiye ve irşad için verilen icazete. Şeyh Şerafeddin. Kıbrısî’nin veli anlayışını güçlü bir bir şekilde etkilemiştir. nefsanî varlığından tam anlamıyla geçtikten sonra gerçekleşen. Peygamber(sav) anlayışında da mevcuttur. Her mürşîde. 130 . Peygamber(sav)’in bu emanetini ve vazifesini paylaştığı seçkin ruhaniyetlerdir. 24. Peygamber(sav)’in hayatına benzetmişlerdir. Musa(as)’ya Benî İsrail kavmi. M İhsan Oğuz’un Tasavvuf Anlayışı. ıstılahta “icazet” kelimesi ile kavramlaşmıştır. Peygamber(sav)’in emin sıfatı. 214 .

Bu tohumlardan bazıları. hastalığa göre tedavinin değiştiği gibi. elest bezmindeki suale belâ diyen zerreler. gözünü melekût âlemine açarak.1120 Şeyh Şerafeddin bu kabiliyetin neleri ihtiva edeceğini saymış ve bunları mürşid olmanın gereği olarak beyan etmiştir. dertlerini.1119 Nazım Efendi’ye göre mürşid de. Avarif(Hakikat Bilgisi). Bu ilimler ile mürid. manevî ilim ve halleri intikal ettirmektedirler. 1119 Sühreverdi. mürîdlerin kalblerini tedavi edecek olan mürşid de herkesin nabzına. mizaç ve bünyesine. Peygamber(sav)’in kıyamete kadar devam edecek manevî neslini devam ettiren silsile de kıyamete kadar devam edecektir. 215 . s. Mürşid. diğer hastaları iyileştirmek için tavsiye edebilecek kabiliyetedir. konmayarak. Bu anlayışa göre.adadıysa. manevî evlatlarına. nefsini tezkiye etmiştir. mürşid olamaz ve misâk ahdinin muktezası ile hareket edemez. bazıları da. sahabenin(ra) Hz. hastalığının cinsine göre tedavi cihetine gider. nefsindeki hastalıkları tedavi etmiş kişidir. Âdem’in sülbüne kondular. 1121 Burkay. 632/1234) maddî ve manevî doğum anlayışıyla birlikte ele almıştır. mürîd. Meselâ. seyru sulûkunu tamamlayıp. babalarının sulbünde taşınarak. doktorun uygulayacağı tedavide. manevî bir doğuş yaşar. Bu manada kendisine emanet edilmiş mürîdanın sayısını.sufilive. hastalıklarını ve irşâd yollarını bilmeyen onları görecek basireti olmayan kul. şeyhine tabî olarak. ss. 18.1121 Hasta ve doktor misali üzerinden bu konuyu anlatan Gazalî. Tasavvuf Sohbetleri. mürşidler de mürîdlerini huzuru ilahîye temiz çıkarmak için hayatlarını onlara adamış kullardır.com. Şâyet şeyh. s. Yani bedenî hastalıklarda. 010909-msh-london-priority-know-ur-shaykh-is-looking-at-you. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. mürîdlerin hepsine aynı öğüt ve tavsiyede bulunursa. zürriyetini devam ettiriyor. Mürşîd-i kâmiller de. Hz. çoklarını helâk eder ve kalblerini öldürür. Sühreverdî (v. 26. 103-112. hastasını tanıma kabiliyetini de ele almıştır. nesli kesiliyor.1118 İrşadın misak ile birlikte değerlendirildiği bu yaklaşımı. Menâkıb-ı Şerefiyye. 1120 Kıbrısî. Peygamber(sav)’e tabî olduğu gibi. şeriatın 1118 www. tekrar Hz. Dolayısıyla kendi hastalıklarını tedavi esnasında tanıdığı devaları.

.1123 Nazım Efendi’ye göre mürşîd. bu devrin insanları için irşâd vazifesi. ta ki can. yabani atlara şeker vermek suretiyle. amma yakut. Hz.3. Ey delikanlı. Kolay bulunan şey ucuz olur. Kıymetsiz bir şey diyerekten kimse cebine alıp koymaz. yani korkutmakla. Çakıl taşını beleş topla. ss. mürşidin de aranması ve bulunması gerektiğini şöyle ifade etmiştir: “Hak gecelerde gizlenen Kadir gecesi gibidir. her bir geceyi imtihan edip O’nu bulabilsin diye. şöyle ifade eder: “İşte onları (mürşidleri) arayınız. c. insanlara göre değerlidir.1122 Şeyh Nazım’a göre. temsilen ifade etmiştir. www. elmas. s.. yabani atların kaçışına benzeten Kıbrısî. 15. diğer kullara üstünlüğünü. 1124 Kıbrısî. Kur’ân-ı Kerîm’den. öyle kolay ele geçmez. kadir gecesinin. her gece Kadir gecesi değildir ama bütün geceler de ondan hâli değildir. Kamçı. yakutun diğer taşlara göre değeri nisbetinde. Peygamber(sav)’den ve İslam’dan kaçışını.saltanattv. Ötekiler çok bulunduğu için hemen ayağının ucuyla tepip geçersin. beleş olur. önce abdest. diğer günlere üstünlüğü misali üzerinden anlatırken. gusul ve namaz gibi zahiri ibadetleri öğretir. korkutmaktan ziyade müjdelemek ile yapılmalıdır.hududunu bilmeyen ve bu yola yeni sülûk eden cahil bir kimse ise mürşid. İnsanların Allah(cc)’tan.”1124 Mevlanâ. hakikate cezbetmeye ve sevk etmeye benzer. 59-61. c. aranmadan meydana çıkmaz. 2933-7.org/Arşiv/Audio/EdepBuKapıda(1986). O hemen hazır bulunmaz. b. 1125 Mevlanâ. 2. Şeyh Nazım. Mesnevî. Kolay ele geçmedikleri için pahalıdır zaten. Onun hak olduğu sence anlaşıldı mı ona yapış!”1125 1122 1123 Gazalî. Ses dosyası. atın üstüne binilince vurulur. geri döndürülmeyeceklerini. onları kamçıyla. Hırka giyenler arasında da bir Hak fakiri vardır (sana düşen onu arayıp bulmandır). arşivimizde mevcuttur. Bu yüzden eşine nadir rastlanan mücevherlerin arandığı gibi aranmaları ve bulunmaları gerektiğini. müşîdin. İhyâ. Bu temsile göre mürşidin müjdelemesi. 216 . Tasavvuf Sohbetleri. zümrüt.

mürîdlerini yevmu’l-ezelde bulmuşlardır. 1130 Hucvirî. 158-159. 238. Uzun 1126 Nazım Efendi menkıbeyi şöyle nakletmiştir: “Mûrîdleri elhamdu lillah sizi (Şah-ı Nakşîbendî) bulduk ya seyidi demişler. Büyük küçük bütün Buharalılar benim aşıkım ve hayranım olur.g. o anda yaşadıklarını şöyle ifade etmiştir: “O anda benim bakışım yenlerin ucuna takıldı. Bu menkıbeyi nakleden dükkân sahibi. Şâh-ı Nakşîbend’in bir mecliste. Hazret o vakit bir perde yaptı. Ben de bir acayip hal vaki oldu. dediki. hakikatte mürşîdin mürîdini bulduğunu ifade etmiştir.1130 Nakşîbendilikte. dükkânını bırakıp ardıma düşer” dedikten sonra ellini sallayıp. s. Peygamber(sav)’den mürşidlere. Yani muhabbet. keramet ve/veya tasarruf kavramlarıyla da ele alınmıştır. Kıbrısî. 1127 Kıbrısî. Çünkü Allah Teâlâ onu irade etmeseydi mürid olamazdı. ss. mürîdin mürşidine duyduğu muhabbet de. “Eğer yenimi hareket ettirirsem. Çünkü Hakk Sühanehû ve Teâlâ onu hususi bir şekilde irade edince. Zira Allah Teâlâ’nın irade etmediği hiçbir şey olmaz. Sonra zahir oldu. görevlerini ve mesul olacakları mürîdlerini yevmu’l-ezelde emanet almışlardır. kendisini kaybett i.1127 Kuşeyrî mürîdin mürşîdi tarafından bulunması mevzunu. Peygamber(sav)’in yardımcıları olarak. Tasavvuf Sohbetleri. s. 139.1129 Zira Allah istemedikçe kişi mürîd olma arzusu duymaz.. s. yeninin içine çektiği nakledilmiştir. Onlar nerededir diyerekten oraya buraya koşup aramaya başladılar. Durum bu olmakla beraber. er-Risâle. onu mürid olmaya muvaffak kılar. s. Beni buldunuzsa niye burada bulamadınız? Bkz. 173. Allah(cc)’ın istemediği şeyi nefsi için murad etmez. sûfiler mürid ile murâd arasında fark görmüşlerdir.”1128 Kelâbâzî’ye göre mürîd. mürîdin murâd oluşuyla açıklamakta ve şöyle ifade etmektedir: “Her hakiki mürid aynı zamanda murâddır. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi).Velayet bahsinde incelendiği üzere evliyalar. Nazım Efendi bu görüşünü. ben buradayım. Mürşîdden mürîde bu muhabbetin aktarılması.e. Dolayısıyla aranıp bulunması tavsiye edilen mürşidler. Hz. Siz mi beni buldunuz yoksa ben mi sizi buldum. Allah(cc)’tan kullarına. evini. bir Şâh-ı Nakşîbend menkıbesi1126 üzerinden izah ederek. Çünkü mürîd. bu açıdan ele alınmıştır. a. 1128 Kuşeyrî. 139. Kendimden geçtim. 217 . barkını. onlardan da mürîdlerine akar. Dükkânın içine düşmüşüm. Taarruf. 1129 Kelabâzî. aslında seyru sülûka istendiği için murâddır. Hz. Her murâd müriddir.

ne kadar çok şey bilirse bilsin. Gelişi güzel korsa. 59. Nazım Efendi’ye göre hakikat talibi olan mürid. kitapların ikame etmeyeceği.. din için peygamberlerin gönderilmesine istinat ederek izah etmiş ve “Hakka giden yolda delilsiz gidilebilseydi.1135 Mürîdin mürşide olan ihtiyacını. Hoca (Nakşibend)’nın muhabbet saltanatı bütün vücudumu kaplamış buldum.bir zaman sonra kendime geldim. İmâm-ı Nevevî’yi düzeltmesidir. ben onu çalıştırmayı bilmem. Kıbrısî. Bu mi salde işaret edilen nokta.”1134 ayetini savunmuşlardır. s. dokuz yaşındaki bir rehberin. zamanının büyük muhaddislerinden olan İmâm-ı Nevevî Hazretleri’ne (v. mürşide ihtiyacı vardır. 218 . Nefehâtu’l-uns. Kıbrısî bu anlayışını. Bana getirse ben ne bilirim. 1134 Mü’minûn: 23/38. o radyolar teypler bozulur. 1133 Aynı eser. Bu ayette doğru yola iletecek kişi (mürşîd). bu yolculuğunda yolunu kitap rehberliğinde bulamaz. Haz: Yaman Arıkan. peygamber olmayan ve inanan Mü’min kimse olarak bildirilmiştir. İrşada yetkili mürşîdlerin Kur’ân’daki deliline de bu örnek verilmiş ve mürşidin gerekliliği savunulmuştur. 64. 1131 1132 Camî. dokuz yaşındaki çocuğu misal getirerek izah etmiştir. el-Fethu’r-Rabbâni ve’l-feyzu’r-Rahmani. Cenab-ı Allah peygamber göndermezdi”1133 demiştir. ss. Nerede kaldı ki bozulduğu vakitte onu tamir edebilelim. Nazım Efendi’ye göre mürîd. Hz. 422-424. Evi ve dükkânımı bıraktım. o yolda yetişmiş ve yolu bilen bir mürşide ihtiyaç duyulduğunu şöyle ifade eder: “Bir bina kurulacağı vakitte veyahut bir motorun monte edileceği vakitte veyahut bir saati yerli yerinde yerleştireceğini ustası bilir. İstanbul 1985.”1131 Mürşidi tanımlamanın bir diğer vechi ise. “O inanan kimse dedi ki: Ey Kavmim! Bana uyun ki sizi doğru yola ileteyim. Maneviyat yolunda ricalin yetişmesi için. müridin nazırıyla ve onun tarafıyla olur. Peygamberlerden başka insanları irşad edecek zatların olmadığını düşünen kişilere karşı sufîler. Uyanış Yay. 462. değil mi?”1132 Şeyh Nazım bu görüşünü. Tasavvuf Sohbetleri. s. 1135 Geylanî Abdülkâdir. bu mevzudaki diğer husustur. s. “Menâsık-ı Hacc” kitabını yazacak kadar âlim olmasına rağmen Hacca gittiğinde. 677/1278) hac yolculuğunda rehberlik yapan.

1138 Tosun. mürşidi olmadan. varmış olan kimselerin elinden tutmaya sen mecbursun. mürşidin tatbiki ve kalbî ilimlere ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn mertebelerinde vakıf olması gerektiğini şöyle ifade eder: “O kitabı kendisi yazdığı halde. irşâd için nazarî ve lisanî ilimlerin yetersiz kaldığını. Sen istersen allame-i cihan ol. Yakûbu Çerhî (v. Nevevî’nin kendi kitabından delil getirmiştir. Farklı bir ifadeyle Mü’min. Bununla birlikte aşk-ı ilahî ve Allah(cc)’ın cemalinin taleb edildiği düzeyde bir mürîd olunduğunda ise. İslam’ın temel şia’rlarını anlatan kitaplar. bu görüşe karşı çıkmıştır. yerinde tatbikatını görmediği için dokuz yaşındaki çocuk onu ilzam etmiş. 298. kendisini cehennem azabından koruyacak ve cennet nimetlerinin ilk katmanlarına taşıyacak bir düzeyde taleb ile mürid olduğunda. Bundan ne mana alacağız? Yalnız kitap okumakla kimse delil olamaz.1138 Bu hakikati de göz önüne aldığımızda. dokuz yaşındaki delile muhtaç oldu. “Bugün sizin için dininizi tamamladım”1137 âyetini delil göstererek. 15-16. 851/1447). tasdik edilmiştir. cüz’î bir mürşid vazifesine ikame edilebilir diyebiliriz. bu görüşünü o dönem Bahauddin Nakşîbed’e arz etmiş ve onun tarafından da beğenilip. Tasavvuf Sohbetleri. s. 219 . Bunlardan ilki mürşidin lugavî manasını karşılarken. manevi tekâmülü olup olmayacağı söz konusu olmaktadır. imam olduğu halde orada şaşırdı.İmâm-ı Nevevî Hazretleri çocuğa hüccetini sorduğunda çocuk. bu meclislerdeki vâizler ve imamlar. Mâide: 5/3. dört mezhebin imamının bütün ahkâmını ezberinde tut… İlla o yolu yürüyüp geçmiş. bütün Kur’ân-ı Kerîm’i tefsirleriyle beraber ezber et. Şeyh Nazım bu misal üzerinden. bunların öğretildiği medreseler ve rahleler. O. ss. Mürşidin lüzumuna fazla vurgu yapıldığı ve intisâb olmadan hiçbir ilerleme olmayacağının savunulduğu bir dönemde. 1136 1137 Kıbrısî. Değilsen olduğun yerde kalırsın.”1136 Bu noktada Kur’ân ve hadis ışığında hayatını şekillendiren bir mü’minin. iradesi ve muhabbetinin şiddeti mürşidin gerekliliğini belirleyici bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Bahauddin. müridin hakikat yolundaki talebi. Kur’ân ve sünnet ile amel ettikten sonra bir şeyhe intisap etmenin gerekli olmadığını savunan Yakûb-ı Çerhi. Kıbrısî’nin ifade ettiği gibi. bütün Ehadisi Nebevîyye’nin hepsini iç. mürşidlerin rehberliği zaruri olmaktadır.

tüm Kur’ân ayetlerini en aşağı üçer mana ile tefsir edebilecek ilme ve namazın hakikatlerine vakıf olması gerekir.”1139 Bununla birlikte hakiki mürşid ile yol kesici mürşidin temeyyüz edilmesindeki şart ve alametleri.ikincisi ıstılahtaki manasını karşılamaktadır. elest bezmindeki misakı daima hatırlaması ve hatırlatması gerekmektedir. Ulaşılan bu düşünceden hareketle. Menâkıb-ı Şerefiyye. Dolayısıyla onun. Dolayısıyla Kıbrısî’nin bahsettiği zorunluluk. zemmedilen tüm kötü ahlaktan kalbini temizlediği için kalb letâifi zâkirdir. Kıbrısî’ye göre. Mesela mürşid. 616/1220) tarafından kullanıldığını ifade ettiği yol kesiciliği. bu misakı tanımadan irşâd vazifesini üstlenenleri. 28. hidayete ve saadete nail olacak kimseyi alıkoyarak hakiki saadetten mahrum kalmasına sebep olur. Peygamber’in huzurunda.1140 1139 1140 Burkay. hicapsız bulunur. Böylece yol kesici olur. tüm kabir ehlinin ahval-i berzahiyyelerine vakıf olabilir. s. ümmi bile olsa. yol kesicidir. Bu izaha göre mürşid. Levh -i Mahfuz’a. arzu ettiği lahzada tüm meşayıhın ervahını davet ederek görüşebilir. istediği zaman Hz. Şeyh Şerafeddin. ümmet-i Muhammed(sav)’in hidayet yolunu kesen. Peygamber ile sohbet ve mülakat edebilir. şu şekilde izah etmiştir: “O mürşid-i kâzib. Melaike ile ülfet edebilir ve hatif-i Rabbaniye muhatab olabilir. Ahfası zikir halinde olan mürşid. Aynı eser. Kendi mürşid-i hakikisine tesadüf ve mülakat ettiği takdirde. ikincisi için olduğu görülmektedir. Sırr letâifi zâkir olan mürşid. daimi suretle Hz. tüm mahlûkatın tesbihâtına ve takdisâtına vakıf olması gerekir. Ancak söz konusu vâiz ya da hocaların mürşidlik iddiasında bulunması durumunda. Kıbrısî’nin mürşid tasvirinin dışında kalanlar bu temyizde bir göstergedir. muttali olur. 220 . Bu makâmdaki mürşîd. halk içinde mürşidlere ikame edilen vaiz ve imamların. bir hardal tanesi kadar dahi olsa. Abdulhâlik-ı Gucduvanî (v. yol kesici olarak tanımlamaktadır. Sırru’s-sırrı zâkir olan mürşid. Şeyh Nazım’a göre tasavvuf terbiyesiyle icazet almayan kişinin mürşid olarak telakki edilmediği aşikârdır. ss. 32-35. Ahfau’l-Ahfa makâmındaki mürşid. mürşidden farkı ehemmiyet arz etmektedir. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî beş letâif üzerinden izah etmiştir. müşid-i sâdık ile mürşid-i kezzabın temeyyüz edilmesi gerekir.

Bu durumda olan mürîd. 1143 Kuşeyrî. Hz.Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin yaptığı bu tevcih. 1144 Kıbrısî. s. 483-484. Bununla birlikte Kıbrısî’nin beyan ettiği hatifu’r-Rabbânî. Peygamber(sav)’i görerek tâbi olan ashab misaliyle izah etmiştir. hevâ ve hevesine tapar. Yılmaz. 17. Hakk’a ulaştıran yoldaki uygun usulle yaklaşmayı temsil eden kapılar. mürşidliğin ileri makâmlarında bir bağ olarak ifade edilmiştir. Nazım Efendi’ye atfen yazılan bir eserde irşâd. Peygamber(sav)’e varis evliya ve mürşidler. “… Evlere kapılarından girin”1141 ayetinin tefsiriyle izah edilmiştir.1142 Dolayısıyla Nazım Efendi’ye göre mürşidin bulunması. Sufi Meditation. Nazım Efendi’ye göre. kıyamet gününe kadar insanlara rehber olacaklardır. Hz. irşadda mürşidi görmenin önemi hususunda da görülmektedir. Hz. seyru sulûkun başladığı andır. Tasavvuf ve Tarîkatlar. er-Risale. Peygamber(sav) ve mürşîdler olarak tefsir edilmiştir. tasavvuf ıstılahının en temel kavramlarından biri olarak ele alınmış ve onun haricindeki manaları da kullanılmamıştır. s. Sahabe-i Kiram’ın Peygamber Efendimize(sav) tabi olduğu gibi merâtib 1141 1142 Bakara: 2/189. Nefes nefese ve tedrici bir surette tarikatın adâbını öğretecek bir üstada sahip olmayan mürîdin durumu da böyledir. yapraklansa bile meyve vermez. Mirahmadi. Yani ashabı diğer Müslümanlardan farklı olarak temeyyüz ettiren şey. başka bir kurtuluş yolu bulmaz. 41. Onların gayesi Allah(cc) olduğu için kendilerine tâbi olanları. Peygamber(sav)’i görmeleridir. ss.”1143 Kıbrısî’nin ıstılahtaki manasıyla ele aldığı mürşid anlayışı.1144 Onları arayıp bulan ve onlara tabi olanlar. Nazım Efendi. bu husussu. 221 . Kıbrısî’nin mürşid telâkkisi. Tasavvuf Sohbetleri. onun irşad anlayışına dayanmaktadır. Hz. 317. bir bakıma bu mevzunun ıstılahtaki çizgisini belirlemiştir: “Bir başkası tarafından dikilmeksizin kendiliğinden yetişen ağaç. Hakikat yolcusu bir Mü’minin. s. sözlük anlamı olarak hiçbir zaman kabul edilmemiş. olgunlaşma sürecinde mürşid ve/veya kitabın rehberliğini bir misal üzerinden izah eden İmâm-ı Kuşeyri. Dolayısıyla. maksutlarına vasıl ederler.

Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasnifi.. şeyhin önemini. mürşid-i teberrük. tutuşları Allah(cc)’ın yed-i kudretiyle olur. Mustafa. 1995. onların mertebelerine göre tasnifidir.1147 Istılahta mürşidin ulaştığı manevî makâm ve kemâlat derecelerine göre tanımlanan. Böylelikle Allah(cc)’ı mürîdlerine. en bayağı bir sanat. b. Eşrefoğlu Rumî. 1298-1304. c. mürîdlerini de Allah(cc)’a sevdirir. Birisi mürşid. Tabi olmayanlar ise İmâm-ı Nevevî’nin şaşırıp kaldığı gibi kalırlar. düzenden. Bu yüzden bakışları Allah(cc)’ın nuru. Ank.. yol alırlar. hemen geldi. Ebediyete Davet..”1146 Hakiki mürşidin tanımlanmasından sonraki husus. 1147 Hakkâni.. mürîdin kişisel gelişim sürecinde. 1148 Kara. nasıl yok edeyim der miydi? Bir de gördü ki bir karga. şu dizelerle ifade etmiştir: “Dikkat et de bak! Bizim bu aklımız. bir mürşid-i kâmil kavramı vardır. düşünceden. mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye gibi kavramlar manevi mertebelere delalet etmektedir. ölü bir kargayı ağzına almış. Meselâ Mevlanâ Celaleddin-i Rumî (v. Mesnevî. 4. fikirden doğacak değil ya! Fakat Kabilde bu anlayış olsaydı Hâbili başı üstünde taşır mıydı? Ben bu ölüyü. iki kavram arasında derecelenmiştir.1148 1145 1146 Kıbrısî. sahih bir silsileye dayanan. Yanına gelenlerin müşkülleri çözülür. usta olmadıkça öğrenebiliyor mu? Hile kılı kırk yarar ama usta olmadıkça hiçbir sanatı elde edemez! Mezar kazmak. diğeri mürşid-i kâmil olan bu iki kavram arasında sırasıyla. 889/1484) göre mürşid-i kâmil. ilim. amel ve tasarruf sahibi kişidir. s. TDV yay. 167-168. Mevlanâ. Tasavvuf Sohbetleri. 222 . 186. bu kana.1145 Istılahta mürşidin önemi farklı açılardan ifade edilmiştir. toprağa karışmış ölüyü ne yapayım. Eşrefoğlu Rumî’ye (v.kateder. s. hiçbir sanatı. mürşid-i tezkiye. 671/1273).. 17. ss.

kendinden sonra kendi lisanından konuşacak birisi olmayan mürşîd. yalnız bindirecek vasıtası olmadığı için yürütür. s.1151 Nazım Efendi’ye göre mürşidlerin bir diğer tasnifi ise. 140. Ebediyete Davet. 223 . Bu kemal derecesine varmış bir mürşîd. Farklı bir ifadeyle mürşîd. ilahi isim ve sıfatların bazılarını idrak edebilecek düzeydeyken. Bu manada Sadreddin-i Konevî (v. s. Konevî. Nitekim mürşid-i kâmil. onun kendi lisanı ile konuşacak zatları yetiştirmesiyle ölçülür. Mürşid mertebesindeki marifet. mürîdlerini kemâl derecelerine vasıl etmedeki tasarruflarına göre yapılmıştır. hallerinin pek çoğunda kendisine hâkim olan. Kıbrısî’nin ifadesiyle. ibtidaî kemalât mertebelerinin tamamını kat etmiştir. mürîdinin tekâmülü hususunda kifayetsiz kalır ki onlar irşadda noksandırlar.Nazım Efendi’ye göre bir mürşîdin kemali. bazılarının 1149 1150 Kıbrısî. taşı bile kendi lisanından konuşturan kişidir. kullandığı vasıtalara göre çeşitlenmektedir. kendisini gören ve huzur halini yaşayandır. velayet mertebelerindeki bir noksanlıktır. diğer mürşidlerin tasarrufunda olmayan bir mertebeye ulaşmıştır. müridlerini mürşid-i kâmile yönlendirmesi gerekmektedir. vefatında dahi noksandır. s. Çünkü mürîdinin hangi süratle seyrettiğini. dilediği kimseyi kemâle erdirebilir. Zira itikadî veya amelî noksanlığa haiz bir kulun. 1151 el-Hakkânî.1150 Bununla birlikte Şeyh Nazım’a göre mürşid-i kâmil. Mürşid-i kâmil ise. bu hal ve makâmlardan hiçbirinin kendisini sınırlamadığı. 186. Tasavvuf Metafiziği. yani ne kadar zikirle yürüdüğünü bilmeyen mürşid. Bu mertebede. mürşîd-i kâmil mertebesindeki marifet. ilahi isim ve sıfatların bütünü idrak edebilecek düzeydedir. 120. Tasavvuf Sohbetleri. Şeyh Nazım’ın terminolojisinde mürşîd olarak tanımlanmadığı bilinmektedir. tüm mürîdlerin manevî tekâmülünü murakabe edebilecek yetide olmalıdır. hiç şüphesiz. “ekmellik” makâmına ulaşmış mürşiddir. Şeyh Nazım.1149 Nazım Efendi’nin ifade ettiği bu noksanlık. Farklı bir ifadeyle. bu durumu bir teşbih üzerinden ifade eder. Hakka giden yolda mürşidlerin tasarrufları. Bazı mürşidler yolu atıyla alır. Buna göre bazı mürşidler yol bilir. Bu yüzden mürîdlerinin manevî ilerleyişlerinin gerisinde kalan mürşidler. 673/1274)’ye göre mürşîd-i kâmil.

1154 Bu irşad metodları.. 1155 Mevlanâ.”1153 ayetine istinaden savunmuştur. b. yüzeysel ise mürîd tedavinin acısını dahi duymaz. Mevlanâ.. bir an gelir. 545-549. c.1152 Bu mevzuda Sühreverdî (v. götürür! Kahrını.. ss. a. s. Bu manada hikmetle davet. tesir bakımından ikisinin de birliğini gör! Bir zaman seni toprak gibi yeşertir. Tasavvuf Sohbetleri. Bu muamelatı belirleyen durum. Nahl: 16/125. lütfunun zıddı sayma pek. Her insanın durumunun farklı olmasından hareketle Sühreverdî. kahır ateşi seni taşır. mürîdin tedavi edilecek manevi hastalığına göre çeşitlenmektedir. sadece nasihatla değil. sana kanat kesilir. 1154 Sühreverdî. Kıbrısî’nin düşüncelerini besleyen tasavvuf terminolojisinden bir misaldir. mürîdin zahiri kabiliyetlerine ve batınî hallerine göre faydalı olanı emretmektir..da mürîdlerini taşıdıkları traktörleri vardır. bu durumdaki mürîde şöyle nasihat etmiştir: “Bir zaman olur. içi temizden başkası. onun lûtuf dalgaları. Kimilerinin treni. her mürîdin ihtiyaç ve kabiliyetine göre ayrı ayrı irşâd usulü seçebileceğini. mürîdin terbiyesinde kendine has metotları kullanabilir.g. 60. Mevlana Celaleddin-i Rumî’ye göre. “(Rasûlüm!) Sen. a. bir zaman seni sevgilinin havasıyla doldurur. kimilerinin de uçağı vardır.g. 224 . Mürşîdin tedavi ettiği bu hastalık derin ise. mürşidin müridine olan muamelatına göre de tasnif edilebilir. Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin.e.e. 4. şişirir! Arifin bedenine cemad vasfını verir de orada neşeli güller. 124-125. Kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O. nesrinler bitirir! Fakat bunları o görür. başkası değil. cennetin kokusunu alamaz!”1155 1152 1153 Kıbrısî. Sühreverdî’ye göre mürşidler... 632/1234)’nin görüşleri.. mürîdin canı yanar ve mürşidinden hoşnutsuz olur. hidâyete erenleri de çok iyi bilir..

e.1159 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tanımlamasını yapmadan beyan ettiği. mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye kavramları hakkında. 225 . Hz. ss. Söz konusu izaha göre bu kavramlar. 81. a. mürşid-i tezkiye. Hemen her zaman neşelidir.g. Şeyh Şerafeddin’e göre bu zat.. 60. Tirmzî. Peygamber(sav)’in özelliği olan rıfk ile muamele etmesi gerekir. dört mezhebin menhiyatından sakınması gerekmektedir. 36. Bu zat müctehid-i mutlak mertebesine ermiştir.1160 Şeyh Şerafeddin’e ait izahat mevcuttur. bazı mürîdleri tarafından “Tebessüm sadakadır.Nazım Efendi’ye göre irşâd makâmında bulunan şeyh. Meselâ mürşid-i teberrük olan zat. her zaman cebinde çevresinde doluşan çocuklara vermek üzere şeker bulundurur ve her şeyden önemlisi. Tasavvuf Sohbetleri. Mürşid-i tasfiye olan zat. Beş adet irşada mezun 1156 1157 Atay. mürşidin en yüksek mertebesidir. Ayrıca etbâsını ve mürîdanını. bir saat zarfında 700 bin adet zikre tayy-i lisan ile muvaffak olmalıdır. 1158 Atay.1158 bize göre kabz ve bast hallerinin nasıl anlaşıldığı ile de ilgilidir. Allah(cc)’ın razı olmadığı bir haldir. Batı’da bir Nakşî Cemaati. nefsin ve şeytanın hilelerinden muhafaza etmeye muktedir olmalıdır. 82. 1160 Kıbrısî. s. Şeyh Nazım’ın mürîdleriyle ve diğer insanlarla olan muamelelerinde gözlemlediğimiz rıfk özelliği bir antropolojik çalışmada şöyle ifade edilmiştir: “Genel olarak Şeyh Nazım’ın cana yakın ve sevimli bir kişiliğe sahip olduğu söylenebilir. 82. şakalaşmayı sever. Mürşid-i terbiye. mürşîdlerin kemal mertebelerine anlam kazanmıştır. Makamlar ve Seyr u Sülûk ile İlgili Kavramlar/h. Mürşid-i tezkiye olan zat. uyuşturucu kullananlara ve punkçulara kadar her tür insanla konuşmaktan kaçınmaz”1156. Bu zat 24 saat içerisinde 24 bin lafza-i celâli ve beş bin salavat-ı şerifeyi ifaya muktedir ve müdavim olmalıdır. Birr. Çünkü Nazım Efendi’ye göre memnuniyetsizlik ifadesi olan kabz hali ve onun çehrelerdeki yansımaları.”1157 hadis-i şerifiyle ilgili yorumlansa da. tüm kâinat ve melekût içinde kaybolmuş olsa dahi. Nazım Efendi’nin bu hali. 1159 Bu tezde bkz. sokak serserilerinden.Kabz ve Bast Hali . beş bin lafza-i celâli ve beş bin salavat-ı şerifeyi telkin ve tavsiyeye mezun olmalıdır. 24 binden 70 bine kadar zikr telkin etmeye mezun olmalıdır. s. mürşid-i teberrük. bunlara nazar ve iltifatı olmaması gerekmektedir. mizah duygusuna sahiptir… Dahası Şeyh Nazım.

c. Allah(cc)’ın nuru kendisinde bulunan. Bahriye Yay. Menâkıb-ı Şerefiyye. Mucemu’lfaz es-sufiyye. 22. 1164 Zubî. 368. Enbiyâ: 21/17. Dâru’l-Cebel. 376. 381. İbn Manzûr. MÜRÎD: Mürîd. 124 bin evliya. 226 . Tevbe: 9/107. nefsindeki hastalıkları tedavi edip nefis tezkiyesini tamamlayan. irade etmek anlamında kullanılmıştır. 40-43. istemek. s. Müessesetu’l-muhtar. Bir saat zarfında 24 bin müridi can çekişmekte dahi olsa. ss. bu okumalarla insanlara yol gösteren kişidir. Mürşidler aynı zamanda Peygamber(sav)’e de tabi olmuş kişilerdir. hidayet nuruyla kendi kusurlarının farkına varıp kemâle ulaşma arzusunda olan ve bu olgunluk eğitimini verecek bir mürşide bağlanan kişi için kullanılır.. 1163 Hûd: 11/34. Kamus Tercümesi. Lisânu’l-Arab. Kâhire 2004. s. hepsinin imdadına aynı anda yetişmesi gerekmektedir. İstanbul 1852.olmalıdır. Mucemu’s-sufiyye. mürşid-i teberrük. s. 248.1163 Tasavvuf ıstılahında mürîd.1162 Her ne kadar Kuran-ı kerimde mürîd kelimesi geçmiyorsa da kelime kökü olan “e-ra-de”. Mürşîd. birbiriyle ilintili bir şekilde şöyle yapabiliriz. Mu’cemu’l-vasît. Memduh. c. Mürşidlerin mürşid-i kâmil olma yolundaki mertebelerine göre sırasıyla. s. O nur ile levh-i mahfuzu okuyan. Kâhire 1987. Hz. 2. bir an bile Allah(cc)’tan 1161 1162 Burkay. Komisyon.1161 Nazım Efendi’nin genel tasavvuf anlayışı içerisinde telakki edilen mürşîd tanımını. nazarı ve iradesini sırf Allah’a yönelten kişi demektir. Peygamber(sav)’in misak günü yüklendiği emaneti paylaştığı seçkin ruhaniyetlerdir. mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye gibi tasnifleri vardır. c. mürşid-i tezkiye.1164 Farklı bir ifadeyle mürîd. Her daim “elestu” hitabını duyan ve o ahde sâdık yaşayan mürşîd. yaklaşmak gibi anlamlara gelmektedir. irşâda icazetli manasındaki mezun kişidir. irade etmek. muhtelif yerlerde istemek.5. Şergavî Hasan. Asım Efendi. Mürîd ismi taşıyan kişi. s.

1166 Kıbrısî. Ayrıca bu tezde bkz. İradesi Allah(cc)’ın iradesiyle tecerrüd ettiği için onun. Cebecioğlu.başkasına yönelmeyen kişi anlamına da gelmektedir. Bu misale göre. İstanbul 1985. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlae/c. her iki cihanda da Allah(cc)’tan başka muradı yoktur. Pîr-i Sami Hazretleri Hayatı ve Sohbetleri. Kelâbâzî. Cürcanî. Erzincan 1997. maneviyattan gelecek nuranî feyze ve ilme ihtiyaç duyan. ss. sahip olduğu kitabî. 1169 Ramazanoğlu Samî. 1168 Kıbrısî. imdat taleb edendir. 64. 263. Musâhabe. et-Taarruf. soyut ve lisanî bilgileri. Kıbrısî’nin mürşîd anlayışından hareketle. Hz. O’nun batınından manevî feyz aldıysa da. ıstılahtaki mürîd anlayışından farklı değildir. mürşidinin sohbetinde bulunması ve onun maddî nazarlarından feyz alması gerekmektedir. s. Bu açıdan bakıldığında Üveys-i Karanî..1168 Sufîler içerisinde bu görüş. mürşid ihtiyacını izale etmez aksine.e. Kur’ân-ı Kerim’i okuyarak İslam dinini yaşayan Müslümanlar ile Kur’ân-ı Kerîm’i (Hz.g.1166 Mürîd. s. 158-159. c. Mürîd. 1167 Aynı eser s. 221. mürîdin tekâmülü için..1167 Nazım Efendi’ye göre mürîd için görerek rehber edinme onun yakînini artırır. onu taleb eden olduğu için. Nazım Efendi’nin görerek tâbi olma hususundaki görüşü. 1. Üveys-i Karanî ile mukayesesi şeklinde de savunulmuştur. Tuygun. 132. a. Kıbrısî bu durumu Kur’ân misali üzerinden izah eder. mürşîdi vesilesiyle. c. s. 174. tatbikî ve kalbî ilme tebdil eder. İslam’ın öz bilgisine ancak tarikat disiplini içerisinde ve mürşîd-mürîd ilişkisiyle 1165 Tehânevî. Peygamber(sav)’i madden hiç görmediği halde. Keşşâf. nur sahiplerine tâbi ve teslim olandır. 124. Mürîd. ss. Ünal. 526. s. s. 15-16. TTDS. Tasavvuf Sohbetleri. TTS. sahabe derecesinden aşağıda ve tabiîn cümlesinden olmuştur. Allah(cc)’ın nuruna ihtiyaç duyan.Mürşîd. mürşidini sureten görmesi. Hakkâniyye içerisindeki mürîdler tarafından da ileri sürülmektedir. 6. O’nun sohbetiyle müşerref olmadığından. Peygamber’i) görerek Sahabe olanların farkı irşada görmenin önemi için kullanır. Uludağ. s. Kervan Yay. nefsini tezkiye etmek isteyen. 62. 227 . s. bu tanımı şöyle yapabiliriz. Sahabe-i Kirâm’ın.1169 Farklı bir ifadeyle mürîdin. Londralı mürîdlere göre.1165 Nazım Efendi’nin mürîd tanımı. Muhammed ümmeti içinde. Ta’rifat. acziyetini bilip medet isteyen.

Mürîd 10. şeyhini madden mi yoksa sureten mi gördüğü konusu. 37. Lefke Tekkesine her fırsatta gelerek. bu dönem için vuzuha kavuşmamış bir mevzudur. Hakkânî mürîdleri arasında net değildir. şer’î bilgi ve amellere ek olarak mürşîdin gösterdikleridir. Avrupa’daki mürîdlerin Tarikat-ı Hakkâniyye’de bulunma gayeleri. Farklı bir ifadeyle. rabıta kurar.1172 Bu gayelere vasıl olan şeyhe. Yani onlara göre amaç.1173 Nazım Efendi’ye göre tâbi oldukları mürşidleri makâm olarak geçen mürîdler. Son yirmi yılda yaygınlaşan bu teknolojiye bağlı olarak günlük hayatımıza giren bu durumun tasavvufî boyutu. kalbi masivâdan arındırma ve cilalamadır. 56. mürîdleri yakınlaştıran her türlü fiil. Şeyh Nazım’a ait videolar ile kifayet edenler olduğu kadar. hal tutar ve kendisi hallenmeye başlar. nefsin tezkiye edilmesi ve kalbin sevgiyle doldurulması şeklinde genel olarak ifade edilmiştir. arınma. mürşidine ait görüntüleri izleyen bir mürîdin. bu ihtiyacı karşılayıp karşılamadığı. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Nagshbandi-Haqqani. bu anlayışla Şeyhlerine yakın olurlar. s. s. mürşid-i kâmillere havale edilmelidir. O şeyhin kuvvetinin yetişmediğine delalettir. Onun için şeyh.1170 Mürîdlere göre İslamî bilginin öz kaynağı olan şeyhin (Kıbrısî’nin) belli bir ortamda sadece bulunması bile İslamî bilginin tezahürüdür. 1170 1171 Atay. ziyerette bulunanlar da olmaktadır. Müridler taat.vasıl olunur. 297. dinamik bir süreçten geçmektedir. mürîdi maksuduna ulaştıracak olan şey.000 tesbih çekerse buna mukabil şeyh 1000 tesbih çekerse mürîdler deli olur. 1173 Aynı eser. başka âlemlere düşer. Bâyezid-i Bestamî’nin 99 şeyh değiştirdiğini misal veren Kıbrısî. 228 . Mürîdler. canlı olarak paylaşılan sohbet videolarının. mürîdin önünde yürüyen adamdır. bu konuyu şu ifadelerle izah eder: “… Onun için mürşîd-i kâmil. 1172 Stjernholm. ss. onları arınmaya ve saflığa götürür. batınî ve zahirî libaslar ile ona benzemeye çalışırlar. 112-113. Bir mürîdin şeriat bilgisine sahip olması elzemdir ancak. Hâlidiyye-i Hakkâniyye mürîdlerinden. ibadet ve zikir vesilesiyle saflığa ve duruluğa ulaşmayı hedeflemektedirler. s. Aynı eser.1171 İnternet üzerinden. kendinden geçer. Mürîdin himmeti şeyhi geçti mi mürîd zapt olmaz.

ne kadar zikirle yürüdüğünü bilmesi lazımdır ve de bilir. 186. 229 . üç derece ayrı ayrı tahakkuk eder. Adnan. huzur ve fena makâmlarını geçen mürîd (fenâ fi’ş-şeyh). Mürşid seviyesinde. 1176 Mirahmadi. Bu üç makâm. aşığın maşukundaki daimî huzur hali başlar ki. ikinci makâm olan Peygamber(sav)’de muhabbet. şeyhine muhabbet duyar. Hakk’ta bu üç dereceyi yaşar ve fenâ fi’llah makâmına gelir. tarikat-ı râbıta 1174 1175 Hakkânî. rüyet-i Rasulullah nasib olmayıp. Sufi Meditation.”1174 Nakşibendiyye yolunda savunulan bu anlayışı. Ebediyete Davet. Meğer mürşîdi kâmil ola…”1175 Mürîdin. Şeyhinin makâmına yaklaşması ve o makâmı geçmesine izah olabilecek süreç. muhabbetullaha dönüşmek yerine şeyhte ifrada düşmesi) daha fazla olursa. Eğer sâlikte muhabbetullah’tan eser bulunmazsa. huzur halidir. huzur ve fenayı (fenâ fi’r-rasul) yaşadıktan sonra. gerekse seyri murakabeden bihaber olur. Bu muhabbetten kaynaklanan rabıtanın devamı neticesinde. s. huzur ve fena olarak ifade edilen bu üç makâmın üçüncüsü ise aşığın iradesinin. Risale-i Murâkabe. Nakşbendî. Hakkâniyye yayınları içinde olan ve Nazım Efendi adına yazılan bir eserde yer almaktadır. s.manevî kuvvetiyle mürîdlerin hangi süratle seyrettiğini yani. şöyle ifade etmiştir: “Eğer sâlikte muhabbetullah bundan (fenâ fi’ş-şeyh muhabbetinin. Eserde bu durum üç makâm olarak izah edilmiştir. Hakkâniyye’yi. ss. maşukun iradesinde kaybolması olarak tanımlanmıştır.1176 Mürîdin mürşîdine olan muhabbetteki öneme atfen Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. meczubu ilahî olur. 1280/1866). Peygamber(sav) seviyesinde ve Allah(ac) seviyesindedir. Şemseddin-i Nakşibend (v. 1177 K. Yani şeyhi derecesinde muhabbet. Yani gerek letâiften. s. Muhabbet. Bu izaha göre.1177 Bu muhabbetten ötürü Hâlidiyye-i Hakkâniyye. kötürüm olur. tarikat-ı cezbe veya tarikat-ı muhabbet olarak nitelendirmiştir. bu durum zamanı ve mekânı aşkın bir birliktelik olarak. 92. 20-39. o salike. cezbenin ziyade ifradı dahi zuhur edip. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 28. mürîd.

Kendinde yürümenin alameti. İnsanın yaradılışı. Mülk ve melekut âlemleri talibe örtülü olup ona (masivayı) unutturursa.1181 Mürîd Allah(cc)’tan gayrı herşeyden ilgisini kesmelidir. o nisbette kendinden gâib olup.1178 Futuhâtu’l-Hakkâniyye adlı eserde. kendinden geçmektir. ateşten ve topraktan değildir. dünyayı aydınlatmayı muhabbetten öğrenir. rüzgârdan. Sevgi H. 230 . 802/1399) şöyle ifade etmiştir: “İşin başı kendinde yürümek (teemmül ve tefekküre dalmak) ve kendinden gitmek (kendinden geçmek)dir. Çünkü mürîd bu bağ sayesinde enâniyetinden sıyrılıp şeyhinin iradesinde fanî olur. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Bu durumda mürîddeki muhabbet. ünsiyet ve rıza olarak izah etmiştir.olarak da adlandırılmıştır. Seyyid Burhaneddin Muhakkik-i Tirmizî. Kendinden gâib olarak Hak Teâla’nın huzurunda olmak. Adnan.1182 Mürîdin. muhabbetten aldığı kuvvetle. 72-73. Âlauddîn-i Attar (v. Buna izaha göre mürşîd ile mürîd arasında muhabbet olmaz ise. Bu yolda geçerli olan esas budur. Cezbe olmaz ise ünsiyet (bağlılık) hâsıl olmaz. fenâda fenâ hasıl olur. Muhabbetin aslı ise maddi alanı meydana getiren unsurlardan. 286-350. ss. birçok manevi egzersizden. 1183 Camî. 505/1111).1180 Maddi varlığı bir avuç topraktan başka bir şey olmayan insanın aslî varlığını. Kayseri 1995. İslamî Benliğin İç Yüzü. ss. c. cezbe hâsıl olmaz. sudan. sevgilisinin huzurunda bulunur. bir mıknatıs gibi şeyhindeki ilahî marifetleri ve Rabbânî tecellileri kalbinde toplar. 27-29. aşk nisbetinde olur ve aşırı muhabbetin neticesidir. cezbe ve ünsiyet üzerinden izah edilmiştir. çile ve nefs mücadelesinden geçmesi şarttır. Bu yeteneği elde etmesi için. 1180 Gazalî. Ahmet. 542. İhyâ.35-36. 74. Allah(cc)’a duyulan. ss. kendisine perde olunca. fenâ hasıl olur. Nakşîbendî yolunda katedeceği mertebeleri. s. 1181 İkbâl. 75. muhabbet. ss. Aynı eser. 4. s. ss. 1178 1179 K. Tasavvuf ve Tarikatlar. 92. daha parlak ve diri hâle getiren muhabbettir. bu ilişki muhabbet. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. ateşini aşktan alır. Bir kimse ne kadar çok aşıksa.1179 İmâm-ı Gazalî (v. mürîd için bu süreci sırasıyla. en kolay vasıta ile taşıyan mürşidin vasıtasına geçişi tavsiye eder. şevk. 1182 Kara. Sâlikin kendisi.”1183 Her mürşidin farklı bir tasarruf ve vesileyle mürîdini maksuda götürdüğünü söyleyen Kıbrısî.

hepsini sizin emrinize vermiştir.”1188 ayeti. duran derviş de gerilemeye. Yoldaki mürîdin edebi konusunda bir düsturu Şeyh Nazım-ı Hakkânî.” sözüyle ifade etmiştir.1189 1184 1185 Sebe: 34/47. 2225. Arabalıyı bulursan parayla değil ya bu. Yolda yayan giderken arabalı rast gelirse arabalıya bin. adamı atla yürüten var. İlerlemek için yorgunluk değil gayret gereklidir. Tasavvuf Sohbetleri.1187 “O. Buna göre yorulan. insanların gözbebeği olan insanı. bazılarının arabası var.e. a. c. bu ayetin kendisinde tahakkuk ettiği ana ve sonrasındaki mertebelerine kadar devam etmelidir. Bazılarının traktörü var. Mürîdin mürşîdine karşı edebleri ile de. 1189 Kıbrısî. Bazı yol göstericiler de ‘elimi tut. Sürücüler ‘sizden bir karşılık istemem’1184 sınıfındandır. ss. bazısının tayyaresi var. 1186 Mevlanâ. 91. gözünü yum.e. Mesnevî. göklerde ve yerde ne varsa. aç’ deyip arşa bastıracak adam da var. ‘Yok canım işte bizimki var ya. Bu yürüyüş yerleri ve gökleri fethedinceye kadar olmalıdır. mahkûmdur. Nazım Efendi’nin bu konudaki tavsiyesi.g. 1188 Casiye: 88/13. s.Maksuda en kolay yoldan götüren mürşîdlere tâbi olmakdaki temel amaç ilahî rızadır. durmağa. 91. tırnak miktarı dahi olsa ilerleme yönünde gayrettir. ne yapalım ağır ağır yol keseriz. b. nasıl olsa aynı yolda yürüyüp gidiyoruz’ Yahu arabalı da var. bu mevzu aynı zamanda mürîdin yolda olmasıyla alakalıdır. bazısı tren sahibi. Bu amacı unutmadan yolda ilerlemek gerektiğini Kıbrısî şöyle ifade etmektedir: “Onların içerisinde. 1187 Kıbrısî. yorulan da bizden değildir.2. Hakkâniyye içerisinde evliya bahsinde sıkça telaffuz edilmiştir. Kıbrısî. Hangisini istersen bul bir tane de. O yolda sefer Allah rızası içindir. 61-62.. bazısı vapur sahibi. 231 . “İnsanların gözbebeği olan insanı ara. Ancak. mürîdin yolda olup olmadığının bir göstergesidir. insanların gözbebeğini!”1186 ifadesiyle belirtmiştir. s. Nazım Efendi’ye göre mürîdin yoldaki cehdi. Bunda düşünecek bir toplum için ibretler vardır..”1185 Bu anlayışı Rumî. “Duran da. a.g.

.1191 Tarikat-ı Hakkâniyye yolunda yaptığımız araştırmalarda farklı etnik köken ve ulusa mensup mürîdler ile karşılaştık. Şeyh Nazım’ı hatırlayarak ruhanî ve fizikî yakınlık kurmak ve berekete nail olmak amacıyla giyinenler olduğu kadar. s. a. Osmanlı usulü şalvar. 3. sakal. Arap ve Afrika ülkelerinin yerel kıyafetleri de tercih edilmiştir. Şeyh Nazım’a vekillik vazifeleri yüklenmişlerdir. kimileri seyru sulûkun başında. Bu mürid. kimileri ise bulundukları ülkelerdeki tüm mürîdlerden sorumlu. ss. Mürîdlerin tamamen özgür tercihleriyle çeşitlen bu renklerin. Almanya’da vazifeli olan bir mürîd. 1158/1744)’ye göre velayet. Hak ile halkta tasarrufta bulunmaktır. Almanların mor. 1192 Atay.1192 Bâtılı mürîdlerin tekkelerinde ve evlerinde giydikleri bu kıyafeti neden tercih ettikleri sorulduğunda genelde üç cevap gelmiştir.g.e. Allah’ın 1190 1191 Tehânevî. Tehânevî (v. c. Kâşânî. ülkelere göre şöyle dağıldığı söylenmektedir. Arapların yeşil. Tanık olduğumuz bu mürîdlerden kimileri yeni ihtida etmiş. Bu kıyafet genelde. gömlek ve geniş yelek üzerine giyilen çeşitli renklerde sarık olsa da. velayet kavramıyla mana kazanmıştır. Nazım Efendi’nin Osmanlı usûlü kıyafet tarzını tercih ettiği gözlemlenmiştir. Mürîdlerin Lefke dergâhında da tercih ettikleri kıyafet usûlü genelde aynıdır. Keşşâf.1190 Bu makâma erişmek için kulun nefsinde fanî olması ve Hakk’ta bekâya ermesi gerekir.Seyru sulûktaki şart olarak beyan edilen devamlılık ve neticesinde tüm mevcudatın kula musahhar kılındığı mertebe. Amerikalı ve Afrikalı mürîdlerin kırmızı renk sarıkları. tekkedeki tüm zikirlerin zakirbaşılık görevini ifa etmiştir. 2008 yılında Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin Şamdaki tekkesine yaptığımız çalışmalar süresince. 79. Şeyh Nazım tarafından ifade edilmiştir. İngiliz mürîdlerin mavi. ıstılahta. 87. 1528-1529. Istılahâtu’s-sufiyye. umumiyetle tercih ettikleri. s. Türklerin beyaz. 232 . kıyafet ve sarık gibi dış görünüş itibariyle. İslam’ın en iyi yolunda olmanın (Nakşibendiyye) verdiği gururla. uzak Asya ülkelerinin.

Komisyon. 1197 Curcanî. Allah’a verdiği sözü yerine getirene. Şeyh Hişam’ın da ifade ettiği bu anlayışa göre Şeyh Nazım-ı huzurunda Kıbrısî. s. 219. Allah büyük bir mükâfat verecektir. c. Atay. Allah(cc)’a yapıldığı. söz verme. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. mürîdleriyle beraber olsa bile yirmi dört saat boyunca aynı anda üç yerde ruhanî olarak hazır olur.1196 El ele tutuşarak yapılan bu fiilden dolayı bey’at. Hz. Şeyh Hişam’ın ifadesiyle. Mu’cemu’l-vasiyt. Lisânu’l-Arab. tokalaşma ve musafaha manasına da gelir. Onlara göre Kıbrısî.1195 d. Hz. 220. 705. ruhunu kuşatan kafesten kurtulmuş bir nûr gibi olduğundan.övdüklerinden olmak için giyenler de vardır. bu yüzyılda. onda zuhur etmiştir.1197 Kur’ân-ı Kerîm’de bey’at.1193 Hâlidiyye-i Hakkâniyye mürîdlerine göre Şeyh Nazım. söz verme manasında zikredilmiştir. Bazı mürîde göre ise bu kıyafetler. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. ve Sahibu’z-Zaman(as)’ın. 1193 1194 Stjernholm. Ayrıca bu ayetlerde. Şeyh Nazım-ı Hakkânî. Hz. 1198 “Sana bey’at edenler ancak Allah'a bey’at etmiş olurlar. miraç ve mehdi gibi hadiselerin manevî boyutu hakkında yegâne bilgi kaynağıdır. 79. 1. aynı Peygamber(sav)’in anda ve daima bulunmaktadır. 557-558. The Struggle for Purity. Firüzebadî.1199 Hz. akid yapma anlamlarına gelmektedir. s. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. s.” Feth: 48/10. 233 . 50.1194 Londra’daki mürîdlere göre Şeyh Nazım. Peygamberimiz(sav)’in davranış ve görgüsüne sahiptir. ss. lügatta. s. BEY’AT: Satın almak manasına gelen bey’ kelimesinden türemiş bey’at kelimesi. Peygamber(sav)’in bu asırdaki manevî mirasçısıdır. Peygamber(sav)’in gücü. Hz. s. Peygamber(sav)’e yapılan bey’atın.1198 bey’at edenlerden Allah(cc)’ın razı olduğu bildirilmiştir. Ondan başka bu bilgilerin kaynağı olan evliya yoktur. kendilerini vahhabî ve selefî gruplardan ayıran bir tarzdır. Kabe’de Haceru’l-esvedin Medine’de altında. 1195 Aynı eser. üç ayette. Kamûsu’l-muhît. Ta’rifat. 83. ss. 41. 1196 İbn Manzûr.

Bu esnada bu olaya tanık olan diğer mürîdler bir halka oluşturarak ellerini bey’at alan kişinin üzerine koyarlar. el alma. TTDS. mürîdin. 234 . c. 1204 www. Buharî. mürşîdine verdiği söze. tasavvufun ilk dönem eserlerinde bu konuya yer verilmemiştir. Hakk” esmalarını mutedil 1199 1200 Feth: 48/18. Allah(cc)’ı.75-76. Ahkâm. 1203 Türer. Bu bey’at hükümleri Hz. Şeyh Nazım.1201 Tasavvuf ıstılahında bey’at (inâbe. Peygamber(sav)’e Kur’ân-ı Kerîm’de bildirilen emirdir. Talak. 1202 Zubî. Mu’cemu’s-sufiyye. Allahu. video kaydı olarak arşivimizde ve bazı internet sayfalarında mevcuttur. Allah(cc)’a hiçbir şeyi eş koşmamak. kendisine kayıtsız şartsız teslim olacağına. Bey’at töreni uygulaması tasavvufun ilk dönemlerinde icra edilmediğinden. tasavvuf ıstılahındaki manasıyla kullanmış ve genel uygulamalara benzer bir şekilde gerçekleştirmiştir.1200 kendisine itaat etmek ve her zaman Hakkı konuşmak üzere. Müslim. İz. haramlardan ve münkerden kaçıp. 123. intisab. bu bey’ati alan kişi elini koyar. 72.org/be’at.1203 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. 1201 Buharî. madden iştirâk ederler. bey’at almıştır. evlatlarını öldürmemek. hayırlara ve faziletlere sarılacağına söz vermesidir. s. TTS. hırka giyme töreni şeklinde icra edilmiştir. İmarât. ss. s. mürşidine sâdık ve bağlı kalacağına. iftira atmamak. bey’at veren şeyhin eli üstüne. 41-42. hırsızlık yapmamak. 2. 99-100. Rasulünü ve mürşidini şahit tutmasıdır. bey’atı. İlgili görüntüler video arşivimizde mevcuttur. saltanat. TDV İA. tevbe edip bir daha günahlara dönmeyeceğine. Bu halkada şeyhle birlikte bulunan herkes üç defa “Allahu. İmare.Peygamber(sav) Mü’minlerden. Biat Maddesi. Tasavvuf.1202 Bey’atın yapılışı ve gayesi. Kıbrısî’nin ve Hakkâniyye vekillerinin bey’at alış şekilleri. mürîdin. en yakınında bulunan mürîdin sırtlarına ellerini koyarak. Müslim. 43. Uludağ. 124. hicri birinci asırda. el verme). s. Abdülkadir-i Geylanî (v. Allahu.1204 Hakkâniyye içerisindeki uygulamalarda. asasını uzatarak da bey’at vermiştir. oluşan bu manevi ortama. Mümtehine: 60/12 . 88. Osman. 6. hemen hemen bütün tarikatlarda aynıdır. Tarikatlar döneminde yaygınlaşan bey’at uygulaması. ss. Cebecioğlu. İlk halkaya dâhil olamadığı için dış halka veya halkalara yetişen mürîdler. 561/1166) tarafından tarikat geleneği olarak uygulanan bey’at.

şeyh ile mürîdin bire bir ve diz dize oturduğu bir meclis anlatılmıştır. c. 1. bey’at başlangıcında mürîd ile beraber üç defa.1206 Bayan sahabelere bey’atı. 2/447-448. Adnan.1210 Burada tarif edilen bey’at. bir su kabına el batırarak. 1207 Razî. Rûhu’l-meânî. eline bez sararak. M. s. ashabla el tutuşurdu. s. Kıbrısî’nin irşâd vazifesini devralmasından sonra oluştuğu şüphesizdir. ihtida etmiş gayr-i müslimler olduğu dikkatimizi çekmiştir. s. 28. Hakkâni Dergâhlarının yaygınlaşdığı ve mürîdân sayısının hızlı arttığı bir süreçte. saltanat. Peygamber(sav) bey’at alırken elini uzatır. Kâmil. Gerek şahsen tanık olduğumuz. s.1208 Fütuhât-ı Hakkâniyye adlı eserde bey’atın yapılış şekli tarif edilirken. kapı veya pencere arkasından sözle yapmıştır. Beyhakî. ucundan tutarak. “Estağfiru’llah e’l-Azîm ellezi la ilahe illa huve’l-Hayyu’l-Kayyûm ve etubu ileyh” tevbesini okur. 607.bir ses ile tekrar ederler. c. Delâil. Muhammed(as) ve İslamiyet. c. Şeyh Nazım’ın uygulamasından şeklen farklılaşmaktadır. 235 . Ancak Müslüman bir ailede dünyaya 1205 1206 www. Asım.1205 Hz. 14. tasavvufî anlayışta yer almış ve sufilerin bey’at uygulamalarına temel teşkil etmiştir. Alusî. s. Sonra şeyh bir defa “Şüphesiz Sana bey’at edenler gerçekte Allah’a bey’at etmektedirler. Ve kim Allah’a vermiş olduğu sözü tutarsa Allah ona büyük bir mükafat verecektir”1209 ayetini okur. Hz. doğal olarak gelişmiş olduğu kanaatindeyiz. 267. yoksa İslam dininde sebat için mi olduğuyla ilgili bir bilgiye rastlamadık. Yani bey’at. Adnan Kabbanî’nin yazdığı bu esere göre şeyh. Afifi. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. 2/99. 81. Bu uygulama şeklinin. Köksal. İlgili görüntüler video arşivimizde mevcuttur. 186. Kim ahdini bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. ortaya bir bez parçası uzatıp. 1208 Yılmaz. 1209 Fetih: 48/10. 98. Tasavvuf ve Tarikatlar. diz dize gelmeksizin yapılmaktadır.1207 Hz. Bununla birlikte bu değişimin. Bundan sonra Şeyh mürîde dua yapar ve halkada bulunan herkes dağılır. kadın vekil tayin ederek. Bu bey’atin tarikat yolunda alınan ders için mi.org/be’at. İbn Esîr. 1210 K. gerekse internet üzerinde yayımlanan bey’at hadiselerinde. Me’a’l-Enbiyâ. s. halkanın ekseriya. Peygamber(sav)’in bu uygulaması. Mefâtihu’l-gayb. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 363-364.

Tez araştırması için yapılan bu ziyaretten elde edilen ses ve görüntü kayıtları ses arşivimizde mevcuttur. hem de zaten Müslüman olup da tarikata girenler için yapıldığını söyleyebiliriz. doğal yollarla aralarından çıkamayacağım bir grup adamın içinde kaldım ki. 236 . Londra Dergâhında yaşanan. Yani bey’at her iki gruptaki insanlara aynı şekilde uygulanmaktadır. tekrar etmem için söylemeye başladı. Ancak. hepsi şahadetime tanık oluyorlardı. Dolayısıyla araştırmacının yaşadığı hadisenin. Totenham Dergâhına giden araştırmacı. Olanlar benim beklediklerim değildi. Bunun üzerine Şeyh Abdul Hamid elimi tuttu ve diğer kardeşler etrafımda halka oluşturacak şekilde toplandılar. orada Şeyhe anlayamadığım Arapça bir şeyler söyledi. 1212 Stjernholm. Müşâhede ettiğimiz bey’atlerin tamamında. aynı şekilde icra edilen ritüelle. heyecanlı ve istekli oldukları görülmüştür. ilk akşam dergâh şeyhiyle konuşmak isterken yaşadığı bey’ati şöyle anlatmaktadır: “Beni Şeyh’in (Abdul Hamid. araştırmacı. s. Tez araştırması için Londra. dergâh Şeyh’inin de bilinçli bir şekilde iştirak ettiği bu olayın ardındaki anlayışı analiz 1211 2006/Mayıs ayında yapılan bir görüşme esnasında tanık olunmuştur. The Struggle for Purity. bizzat yaşadığı bey’at tecrübesine yer vermiştir. namaz ve zikir meclislerine devam etmişlerdir. Müslüman olmayı ikrar ve tasdik eden şahadet kelimelerini. Nakşibendî-Hakkânî Cemaati’nin Londra’daki faaliyetlerini inceleyerek. aldığına şahit olduk. istisnai bir durum olduğu kanaatindeyiz. 36. bey’attan sonraki zamanlarında. Gözlemlediğimiz bu kişiler.gelmiş.1211 Dolayısıyla bu ritüelin hem mühtediler. Şeyh. bu kanaate varılmıştır. bir Türkiye vatandaşının Lefke Tekkesinde/Kıbrıs Nazım Efendi’den tarikat bey’atını. Londra’daki gibi oldubittiye getirilerek yapılan bir şehadet ve bey’at dikkatimizi çekmemiştir. toplum içinde ne tür bir işleve sahip olduğunu anlamak amacıyla yapılan bir tezde. Şeyh. Lonrdra görevlisi) önünde beklemem için götüren hoca (dergahın eğitmeni). İhtida eden mürîdlerin bey’attan sonraki sevinçli tavırları. Aniden. etrafındaki mürîdlerle kucaklaşması ve müsafaha yapması gibi gözlemlerimize istinaden. mühtedilerin. benim Müslüman oluşuma ve Nakşibendî-Hakkânî tarikatına girişimde bulunuyordu…”1212 Lefke Dergâhında yaptığımız gözlemlerde ve video görüntüleri üzerinden şahit olduğumuz bey’atlerde.

isterse şaka yoluyla söylesin. tüy gibi tartar. iblis. son nefeste o imanı ondan almaya imkân yoktur.”1214 hadîs-i şerîfi ile tefsir etmiştir. benim bir metin kalemdir. 1216 Aynı eser. Her kim girer çıkmaz ise. 3/192. hiç ehemmiyeti kalmaz. insanlar. 1299/1882)’nin. incelememiz gerekir. Şakayla tetik atan adamın attığı kurşun vurmaz mı? Öldürmez mi? Yahu ben şakayla tetiğe dokunmuş idim! Şaka diye vurmadan. Nakşibendî-Hakkânî yolunda kelime-i şehadetin nasıl anlaşıldığını. ayeti. s. kurşun kalır mı? Sen ne zannettin “La ilahe illallah” demeyi? Peygamber-i Zişan’ın “La ilahe illallah” dediği bir tevhidini mizanın bir kefesine koysalar. her kim huzuruna gelirse diz be diz oturtup kelime-i şehadeti getirtirdi. Nazım Efendi bir sohbetinde bu durumu şöyle anlatır: “Sugurî Hazretlerinin âdeti oydu ki. 96. 1215 Kıbrısî. 237 . her türlü korktuğundan kurtulur. kelime-i şehâdetin şaka yoluyla söylenmiş olsa dahi bu daireye girileceğini şu cümlelerle ifade etmiştir: “Bir kere söyledi mi. Hilye. 6. 5/244. Firdevs. bütün beni âdem için. 5. s. onun kalbine saadet mührünü basıyordu. bütün ümmet-i Muhammed’in(sav) ve onunla birlikte bütün geçmiş ümmetlerin hepsinin günahlarını öbür kefeye koysalar. bitti. Kelime-i şehadeti söyledikten sonra onun imanını bütün dünyada insu cinnin adedince şeytan olup üzerine gelse. ayeti. Öyle büyük bir zât huzurunda kelime-i şehadeti okuyan kimsenin kalbine. Aynı Surenin 95. hiç çıkmayacak nakışla nakşediyor. kelime-i şehadet getirmek suretiyle dâhil olurlar. Ebu Nuaym. bir âdeti ile ilgilidir. İbrahim’in(as) dininden. 1214 Deylemi. emin olunan dairedir. O. Bu tefsire göre kelime-i şehâdet. “…kim oraya girerse güvenlik içinde olur…”1213 ayetini Nazım Efendi. cin ve ins topluluğu dışarı çıkaramaz. Tasavvuf Sohbetleri.etmek için. Kıbrısî’ye göre Allah(ac)’ın kalesi gibi olan bu dairede bulunan bir kimseyi. “La ilahe illallah kelimesi. Azabımdan emin olur.1215 Nazım Efendi. silsilede Nazım Efendi’den önceki üçüncü Şeyh olan Ahmed Sugurî (v. tesirini göstermeden. âlemler için mübarek ve doğru yol gösteren Kâbe’den bahsetmektedir. Bu daireye. kelime-i şehadetten sonra şöyle dua ederdi: ‘Ya Rasulallah! 1213 Âl-i İmrân: 3/97.”1216 Kelime-i şehadetin Hakkâniyye yolunda nasıl anlaşıldığı ile ilgili karşılaşılan diğer misal ise.

Ahmet Sugurî’nin duasındaki temennileri içerdiği şüphesizdir. Hakkâniye içerisindeki uygulanışında. Tasavvuf Sohbetleri.2. bu şehadeti. kerâmet. tasarrufunu. Aynı yer. Kerâmet.1219 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin bey’at anlayışında ve uygulamalarında. Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. 238 . şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den. 092508-msh-fenton-6am-comeasyouare. Şeyh Nazım Efendi’nin yaptığı hafî duanın. 49. Farklı bir ifadeyle. s.sufilive. Bu manada velayet mertebesinde. Nazım Efendi. son nefesindeki imanı için dua etmektedir.”1220 1217 1218 Kıbrısî. bey’at esnasında kelime-i tevhid-i ikrar ettirdiği zaman. kelime-i tevhide verdiği bu anlam görülmektedir. Şeyh Saruhî’nin. Şeyh Nazım’ın velî. keramet sahibi velî kulun amacı. Bu vazifenin ise. Hz. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde manevi bir vazife olarak yerini almıştır. Abdullah-ı Dağıstanî’den bununla ilgili şu ifadeleri nakletmiştir: “Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye şeyhlik vazifesi ve icazeti verilirken. tasarruf ve hizmet gibi anlayışlarla bir bütünlük teşkil etmektedir. Kıyamet gününde bu emanetimizi isteriz’. Hakkâniyye’ye Camiâsına ait bir özgünlük olarak nitelendirebileceğimiz bu anlayış. emir aldığını ve Şeyh Ahmed-i Sugurî’nin bu vazifeyi manen tasdik etmiş olduğunu. kendisiyle beş dakika dahi olsa görüşenlere kurtuluş müjdesi verildiği söylenmiştir. insanları ebedî saadete sevk etmektir. Peygamber(sav)’in emriyle. insanların imanları ve ahiret sadetleri için kullanırlar.”1217 Bey’at anlayış ve uygulamalarını şekillendiren bu anlayış..Bu okuduğumuz kelime-i şehadeti sizin hazineye koyduk.. Hz. ifade etmiştir. Farklı bir ifadeyle Şeyh Nazım -ı Hakkânî. rahmanî tecellilere ayna olan evliyâ. Peygamber(sav)’e emanet etmekte ve mürîdin. 1219 Tafsilatı için bu tezde bkz. Şeyh Ahmed-i Sugurî’den sonra devam ettiği görülmektedir. size emanet eyledik. bu anlayışın da etkili olduğu kanaatindeyiz.com. bu vazifenin devam ettirilmesi için.1218 Bugün karşılaştığımız bey’at ritüellerinin. Dolayısıyla bey’at ayinlerinin akabinde. 1220 www.

Peygamber(sav) ve misâk gibi konularla ilgili yönleri vardır. iki şeyi birbirine bağlayan. 1224 Enfâl: 8/60. ss. iliştirmek manalarına gelen “ra-ba-ta”. 112-113. s.1225 metanet bağlama. Kamûsu’l-muhît. parça bütün ilişkisinden kaynaklanmaktadır.3. Bu düşünceden hareketle. Muhammedu’l-Emîn’in. 239 . 5. Rabıta 1221 Tafsilatı için bu tezde bkz. Kur’ân-ı Kerîm’de.Binaenaleyh bey’at esnasında ikrar edilen kelime-i tevhid. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Londra’da gerçekleşen bey’at hadisesinin. 1223 Âl-i İmran: 3/200.1222 Bu kökten türeyen kelimeler.1226 kalbini pekiştirme. böyle bir vazifeyi ifa etmiş olmaktadırlar. Bu yönü şöyle özetleyebiliriz: Yevmu’l-ezelde Hz. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. 1222 Firuzebadî. Hz. Dolayısıyla bey’at alan zatlar. Hz. kelime-i şehadetin ikrar edilmesiyle. Kur’ân-ı Kerim’de. bitiştirmek. 667. Rabıta. Mü’min olarak teslim edilmiştir. Peygamber(sav). taklidî bir uygulama olduğu şüphesizdir. 1225 Enfâl: 8/11. bu anlayış üzerine inşa edilmiş. rabıta kelimesinin köküdür.1221 e. Peygamber(sav) tarafından vazifelidir. Bir vakit namazdan sonra diğer vakti bekleme fiili. muhkem bir kale gibi görülmekte ve şakayla dahi söylendiğinde bu kaleye sığınıldığı anlaşılmaktadır. RABITA: Arapça’da birleştirmek. c. Bu bağlamda Nazım Efendi’nin küllî tasavvuf anlayışı içerisinde. “rabitune” ile ifade edilmiştir.Hz.1223 bağlanıp beslenen atlar. noksan olarak Rablerine dönmeleri. Kutub. Lisânu’l-Arab. ümmeti. 1226 Kehf: 18/14. kutub.1227 manalarında tercüme edilmiştir. o dönemin kutupları.1224 kalbleri (birbirine) bağlamak. savaşa hazırlıklı ve uyanık bulunma. Bey’at ve kelime-i şehadet hususu ile ilgili olarak dikkatimizi çeken bir diğer konu ise. Peygamber(sav)’e. emin ismine mugayirdir. İbn Manzûr. Son nefesten önce imanı tamam olmamış ümmetin imanlı dönüş yapmaları için. rapteden anlamlarına gelmektedir. İman etmiş olarak emanet edilen ümmetin. bir cüz olarak nitelendirebileceğimiz bey’atın.

rabıta edin ve Allah’tan sakının ki. 289. 299-300. 1229 Tehanevî. 1242/1826) ile ihdas edilmiş olduğu iddiasına istinaden. Rabıta ve Nakşibendilik. Sahib Esad. Hz. ss. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Tasavvuf Sohbetleri.1231 Hâlid-i Bağdadî (v. s. 1230 Tevbe: 9/119. 507.1233 Dolayısıyla Rabıtayı şirk olarak görmek. 149. 326-327. mutasavvıfların rabıtadan ne kastettiğini bilmemeye ve onu tasavvufi bir hal olarak yaşamaya bağlı olarak ulaşılmış bir yargı olduğu görülmektedir. Mektubât-ı Mevâna Hâlid.. 1231 Eraydın. tasavvuftaki rabıta anlayışının temelini oluşturmuştur. Abdulbâki. Peygamber(sav)’in huzurunda ya da O’nun varisleri olan. TTDS. Şergavî. 70-75. 838. 1234 Aydın. s. 1236 K. 791/1389) tarafından tavsiye edildiği bilinmektedir. 8. Kemal Yıldız. s.1229 Nakşibendîlikte asıl olmamakla birlikte önem atfedilen rabıta.1228 Tasavvuf ıstılahında rabıta. 18-19. s. 113-115.1237 Bu akışın mahiyeti hususundaki izah. Mirahmadi. Çünkü bu haldeyken. Keşşâf. Bu sevgi vesilesiyle mürîd. Gündüz. 240 . c. Süleymaniye Vakfı Yay. s.kelimesinin Kur’ân-ı Kerîm’deki manaları. felaha ulaşın”1235 ayeti delil getirilerek sufîler ve evliyalar açısından rabıtanın tanımı yapılmıştır. 1237 Kıbrısî. sevgi anlamı yüklenerek diğer tasavvuf okullarında mana olarak vardır. ss. zihnî planda mürşidi ile beraberlik halinde olmaya başlar. Buna göre rabıta mürîdin basiret gözüyle mürşidine nazar etmesidir. Râbıta. Adnan. Sey-Tac Yay. TTS. mürşid ve mürîdler arasındaki ilahî akışlara vesile olur. 75. Cebecioğlu. Allah’a rabıta yapmak manasında olan murakabe tavsiye edilir. Reşahât. ss. s. Mutasavvıflara göre “Sâdıklarla beraber olunuz”1230 ayeti bu konudaki ölçüdür.: Dilaver Selvi. 1. Rabıta ve Nakşibendilik. 231. Mu’cemu’l-faz.1234 Fütuhatu’l-Hakkâniyye adlı eserde “Ey iman edenler! Sabredin. kâmil evliyanın huzurunda hissetmesidir. Rabıta ile ruhanî bir olgunluğa erişen mürîdin. 62. Uludağ. ss. 74. 1233 Safî. rabıtasını mürşidine yapması uygun olmaz. Adıyaman 2000. s.1232 aslında Şâh-ı Nakşibend (v.1236 Nazım Efendi’ye göre rabıta. s. 1232 Aydın Ferit. İstanbul 2000. ss. Şeyh Abdullah’ın 1227 1228 Kasas: 28/10. bid’at ve şirk olduğu savunulan rabıtanın. Tasavvuf ve Tarikatlar. ss. 1235 Âl-i İmrân: 3/200. Sufi Meditation. Yılmaz. el-Mu’cemu’l-mufehres.. Haz. kulun kendini ilahi huzurda. 23-53. Tasavvuf ve Tarikatlar.

Şeyh Nazım’ın vekilleri tarafından yapılan izahlara göre bu akış. Nurettin Topçu’ya (v.sohbetlerinden derlenen eserlerde mevcuttur. Beden ile nefsin irtibatını sağlaması dolayısıyla. mürşîdin ruhaniyetinden feyz almak ve onun vasıtası ile Allah(cc)’ı hatırlamak. bir bölgeye internet sağlayan ana sunucular ile onlardan veri alan bireysel internet kullanıcılarına benzetir. Lisans Tezi. “kişi neyi düşünüyorsa onunladır ve odur” düşüncesinden dolayı rabıtanın da mahalidir. Üçüncü olarak da gıyabında mürşid ile manevî birlik ve muhabbet tesis etmektir. rabıta ile aynı kökten türemiş. Basılmamış Y. Muhammed Es’ad-ı Erbilî’nin Hayatı. Risale. s. 010909-msh-london-priority-know-ur-shaik-is-looking-at-you.1241 Muhabbetin mahalli olan kalb. nebata ve hayvanata duyulan sevgide. 1242 Göktaş. 241 . s.593. 1396/1975) göre doğa ve sanata duyulan 1238 1239 K. a. kalbe. muhabbet. Eserleri ve Tasavvuf Felsefesi. Kalbi dünyevî düşüncelerden temizlemek ve korumak. rabıtanın genel kabul görmüş tanımında da yer almıştır. cezbe hâsıl olmaz. Çünkü mâsivanın girmemesi için gözetlenmesi gereken yer kalbdir. Bu gayelerde önem kazanan muhabbet. s. 1240 Tosun. Adnan. Bu birliktelik ve muhabbet vesilesiyle mürşîdin hali mürîde yansıtılır.g. Ankara 2002.1242 İradesi olmayan cemadata.e. ağ üzerinden.. Bu aktarış sunucu bilgisayarın. Allah(cc)’a yaklaştırıcı bir rabıta gibidir. kalbî bağ ile kendisine rabıtalı olanlara aktarır. 140. 316 1241 Kuşeyri. cezbe ve ünsiyet üzerinden izah edilmiştir. Vahit. kulu. Buna göre mürşid ile mürîd arasında muhabbet olmaz ise.1238 Şeyh Hişam mürîd ile mürşidi arasındaki bu bağı. Bahauddin Nakşîbend. Mürşid Peygamber(sav)’den aldığı marifet ve muhabbeti. görüntülü sohbet video kayıtlarımızda mevcuttur. 1350/1931) göre rabıta. Çünkü mürîd bu bağ sayesinde enâniyetinden sıyrılıp şeyhinin iradesinde fanî olur. 92.1240 Rabıtanın tesir mahali olan kalb.sufilive. sevgi ve muhabbetin neticesidir. şahsî bilgisayarlara veri aktarmasına da benzetilmiştir. www. Bu manada kula Allah(cc)’ı sevdiren her şey bir vesiledir. s. Bu durumda mürîddeki muhabbet.1239 Nakşîbendilikte rabıtanın özet olarak üç gaye için yapıldığı kanaati yaygındır. “ribat” kelimesiyle ifade edilmiştir. Bazı Nakşibendîler rabıtayı “şeyhe tam muhabbet” diye tarif etmişlerdir. Cezbe olmaz ise ünsiyet (bağlılık) hâsıl olmaz.com. Şeyh Esad-ı Erbilî’ye (v. şeyhindeki ilahî marifetleri ve Rabbânî tecellileri kalbinde toplar. “ribât” denilmiştir.

nefsindeki hastalıkları gideren ve onu. Kalbi dünyevî düşüncelerden temizlemek. 92. vagonlara.1247 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin Hakkâniyye’yi tarikat-ı cezbe veya tarikat-ı muhabbet olarak da nitelendirdiği olmuştur. insan ruhuna decredilmiş muhabbet duygusunu harekete geçirir. Allah(ac)’ın huzuruna dağınık gidilmemesi gerektiğini ifade etmiştir. lokomotife. 1248 Aynı eser. 1246 Kıbrısî.sevgi. Bu muhabbet ise. bir mürîdin. Sufi Meditation. tarikat-ı râbıta olarak adlandırılır. Nakşibendilikteki üç gaye için yapılmaktadır. 62. Çünkü doğada ve sanatta bulunan ilahî nakışlar.1248 Nazım Efendi’ye atfedilerek yazılan başka bir eserde “Hepiniz Allah’ın ipine sarılın. 74. bu ahenge vesile olan rabıtayı. s. Şeyh Nazım. İstanbul 2004. s. Kültür ve Medeniyet. ss. Bu misalde Kıbrısî. mürşîdi ve yolunda olanlarla râbıtayı kesmemesi yönünde tavsiyelerde bulunur. Degah Yay. 242 . s. ayrılmayın”1249 ayeti bu konuda delil gösterilmiş1250 1243 1244 ve rabıta. Kıbrısî. 1247 K. s. mürşîdin ruhaniyetinden feyz almak ve onun vasıtası ile Allah(cc)’ı hatırlamak olan bu üç gayenin haricindeki bir gaye ise. Hz. 82. polislerin merkezle ve birbirleriyle olan telsiz bağlantılarına benzeterek. insanda terapi etkisi oluşturan.1246 Hâlidiyye-i Hakkâniyye.1244 Nazım-ı Kıbrısî rabıtanın temin ettiği harmoniyi.. kul ile Allah ilişkisini izah edecek yönden Topçu. mürîdleri. mürîdlerin kendi içlerinde de bir ahenge vesile olur. evliyaları.1243 Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de telkin edilen ve uygulanan rabıta. ilahî sevgiye dönüşebilir. 1249 Âl-i İmrân: 3/103. Adnan. yaratılanların hizmetine hazırlayan vesilelerdendir. 30.1245 Şeyh Nazım’ın bu hususta verdiği bir diğer misal ise tren üzerinden olmuştur. 1245 Aynı yer. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Şeyh Nazım-ı Hakkâni’ye göre rabıta. Nurettin. 75. mürîdan arasındaki uyumu temin etmektir. Hak Dost 4. bir mürşîd elinde. Tasavvuf Sohbetleri. 1250 Mirahmadi. Peygamber(sav)’in nurunu. aynı zamanda inci tanelerini bir arada tutan ipe benzeterek. vagonlardaki yolculara ve tüm ümmet arasındaki muhabbet ve bağı da rabıtaya benzetmiştir.

Allah onları sever. ss. 1255 Mâide: 5/54. “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse. ilahi divana doğru yolculuk yapmaktadırlar. Allah(ac)’tan aldığı ilahî kuvvet ve kudret ile bir trenin lokomotifi gibi kendisine bağlı 124 bin vagonu çekmektedir. Kuşeyrî.1256 1991’den beri Nazım Efendi’nin Londra ziyaretleri gerçekleşmediğinden. Avrupalı mürîdler. 673/1274)’ye göre talep edenle edilen arasındaki münasebet. Hakk’tan kula doğru olduğunda ise. Buna göre Peygamber(sav). 158-159. er-Risâle. Tasavvuf Metafiziği. a. s.e. Allah(cc)’ın muradından sonra kulda zuhur etmektedir. muhabbetin yukarı makâmlardan aşağıya doğru olduğu yönünde kanaat daha yaygındır. 16. eğer Allah’ı seviyorsanız Bana uyun. 1256 Kelâbâzî. şeyhlerine olan yakınlıklarını muhafaza etmek için. “icabet” olarak isimlendirilmiştir.1254 Bununla birlikte.1253 Sadreddin-i Konevî (v. 30. et-Taarruf. vagon ve yolcular arasındaki bağı. Konevî’ye göre talep edenle edilen arasındaki teveccüh aynı zamanda ortaya çıkarsa ve muhabbet her iki cihetten birden gelirse. Rabıta. mutasavvıfa içerisinde. rabıta oluşturmaktadır. kul tarafından Hakka doğru olduğunda “teveccüh”. Âl-i İmrân: 3/32. bazen de ikisini birden cezbeder.örneklendirilmiştir.. 100-101. 1254 Konevî. bu kanaate delil getirilmiştir. 1253 Mirahmadi. onların Allah(cc)’ı sevmesi sonra zikredilmiş olduğu. 243 . ss. Bu örnekte belirtilen lokomotif. Rabıta bu münasebet hükmünün ve suretinin mecrasıdır. Sufi Meditation. Kıbrısî’nin görüntülü sohbetlerini izlediklerini ve Avrupa’daki vekillerini ziyaret ettiklerini ifade 1251 1252 Mirahmadi. ikisinin arasındaki rabıta ile olur. vagonlar. onlar da Allah'ı severler…”1255 ayetinde Allah(cc)’ın onları sevmesi önce. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın”1252 ayeti ifade edilmiştir. Ümmetin evliyalarını temsil eden vagonlarda ise her evliyanın affı için dua ettiği Mü’minler vardır. Buna göre cezbe. Rabıta ve muhabbet ile yolcular vagona. 238. bazen iki taraftan birisini cezbeder. s.1251 Bu yolculuğun Kur’ân-ı Kerîm’deki delili olarak “Deki. lokomotife odaklanarak. (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki.g. Bu anlayışa göre muhabbet. onlardan her birisi seven ve sevilen olur. s.

güneş ışığının bir kâğıt üzerinde mercekle toplanmasına benzetir. nurun kalbi kandilini tutuşturması ve 1257 1258 Stjernholm. geliş terminaline yaya olarak ilerlerken. s. Bu durum. Sufi Meditation. ilahî huzura vâsıl olmaktır.1258 Mürîdler tarafından bir vird olarak yapılan rabıta. kalbte toplanan bu enerjiyi. Bu tecrübeyi paylaşan Londra’lı mürîd. rabıta ve murakabe vesilesiyle kalbte toplanarak. Şeyh Nazım’ı ziyarete giden bir mürîd. bu ziyaretin uygun olup olmadığını görmek için. hatme izahlarında geçmektedir. 48.1259 Hatme-i haceganda yapılan rabıta esnasında mürîdin. 47. şeyhi vasıtasıyla tüm silsile şeyhlerinden Peygamber(sav)’e ruhanî olarak bağlantı kurması gerektiği.e. mürîdin sürekli mürşidinin huzurunda bulunmak istemesi olarak ifade edilir. Mürîdin El Kitabı. Bu manada kâğıtın tutuşmasına vesile olan mercek. bu tür tecrübelerin birçok mürîd tarafından yaşandığı ifade edilmiştir. 61. Allah(cc)’ın nuruyla nurlanmak.etmişlerdir. rabıta ve murakabe gibidir. Hakkâniyye mürîdânı tarafından verilen farklı bir örnekte rabıta. Lefke ziyareti yaptıkları görülmüştür.g. 76. Hakkâni mürîdleri. Allah(cc)’tan bir işaret istemiştir. .1260 Misallerdeki vurgudan anlaşıldığı üzere kul açısından rabıtanın nihaî amacı. s. kimsenin görmediğini fark edince. sevgilisiyle geçirdiği anlarla itminana ulaşmayan bir âşık açısından. ss.1261 Rabıta ile ulaşılan ilahî vuslatı. Bu amaçla. uçaktan. s. Bu bağlantının amacı ilahi enerjinin kalbte toplanması ve toplanan nur ile nefsin ve şeytanın kalbte bıraktığı süfli kirlerden arınmak olarak ifade edilmiştir. nefsin kalbte bıraktığı kirlerden temizler. Aynı eser. Dolayısıyla her yerde bulunan ilahi nur. a. 103. aynı zamanda hatme-i hacegan zikirlerinin başlangıcında toplu olarak yapılmaktadır. semadan dikey olarak uzanan gökkuşağı gördüğünü söylemiştir. ss. Kıbrıs havaalanına indiğinde. 1260 Mirahmadi. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.1257 Bununla birlikte Kıbrısî’nin görüntülü sohbetleri ya da vekilleri ile tatmin olmayan müridlerin. 1259 Kıbrısî. 49. 244 . zamanlamasının doğru olup olmadığından emin olmadığı için. 48. sürekli beraber olma haline benzetilir ve rabıtayla mürîdin fiziki mekânları aşkın bir buluşma içinde olacağı düşünülür. Çevresindekilere göstermek istediği gök kuşağını. Bu tecrübenin nakledildiği çalışmada. bu işaretin Allah(cc)’tan olduğu kanaatine ulaşmıştır. 1261 Aynı eser.

müridine yansıttığı meclistir. Isfehanî. Lisânu’l-Arab. 275. c. İbn Manzûr. hicret edenleri severler. Onunla beraber bulunan ve bu imanla ölen kimselere verilen sahâbî kelimesi. sahib olduğunda tasarrufta bulunmak ve sahib olduğu ile mukayyed olmak anlamına gelen “sa-ha-be” kökünden müştaktır. el-Müfredat. 46. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. f. c. mürşid-i kâmilin ruhundaki kabiliyetleri. Ruhâni kabiliyetlerin aktarıldığı bu mecliste aktarıcı olan mürşidler. 1269 “Eyke halkı da peygamberleri yalanladı…” Şuarâ: 26/176 . rabıta. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. 1267 “İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın ashabı. 1271 Bu mallar özellikle. 104. Peygamber(sav)’den bugüne kadar evliyaullah ile gelmiş ve kıyamete kadar sürecek olan ilahî nuruna vasıl olmak için yapılır. beraber yürümek gibi manaları da vardır. 1262 1263 Kıbrısî. 1268 “Medyen ehline…” A’râf: 7/85. hırsından korunursa. Bir kimse ile dostluk kurup onunla yar ve hem dem olmak. s. s.7. gemiye binenler (ashab-ı sefine). beraber oturmak. Isfehanî.1268 halk (ashab-ı Eyke). Peygamber’in ashabı için indirilmiş ayetlerdir. el-Müfredat. Firuzebadî.1270 olarak da tercüme edilmiştir.1267 ehil (ashab-ı Medyen). s. 1264 Cürcanî. s. 245 . Peygamber’i gören. s. bu halleri Hz. İbn Manzûr.1271 Mutasavvıflara göre sohbet. dost olmak. 287. 137. Peygamber(sav)’in manevi meclisinden alırlar. Ta’rifat. mürşidler Hz.1263 İmanla Hz. 1265 “Biz de onu ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık. Kamûsu’l-muhît. ‘Eyvah yakalandık’ dediler…” Şuarâ: 26/61.1269 arkadaş. sahib olmak. 1270 “Kendisiyle konuşmakta iken arkadaşı ona dedi ki…” Kehf: 18/37. Sohbet.aydınlatması şeklinde de ifade etmiştir. 286. s. Tasavvuf Sohbetleri. s.” Ankebût: 29/15 1266 “Yoksa gerçekten Ashâb-ı Kehf ve Rakīm’in…” Kehf: 18/9. zikredildiği ayetlere göre.1265 mağraya girenler (ashab-ı kehf).7. işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir…(Haşr: 58/8-9) ayetleri Hz. Kim nefsinin cimriliğinden. 275. Sufilere göre. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. aynı kökten türemiştir. 15. Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar. SOHBET-HALVET: Sohbet kelimesi. Bu yansıma kabiliyet aktarımı olarak da anlaşılır. Hz. eşlik etmek anlamına gelen mastardır. Allah’tan bir lütuf ve hoşnutluk ararken ve Allah’ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir.1262 Bu manada düşünüldüğünde.1266 iman edenler (ashab-ı Musa).1264 Bu kelime. malik olmak. Lisânu’l-Arab.

1274 ehil ve hevesli gördükleri muhiblerle özel sohbetler yapar. 1276 Kıbrısî. Bunun ne demek olduğunu anlamayan bir sahabe. 505. Abdullah bin Revâha'ya rahmet etsin. Avarif (Gerçek Tasavvuf).1273 Ancak ilk dönem sûfîleri de sohbete büyük önem verir. Efendimiz(sav) de ona: ‘Allah. sosyal 1272 Sühreverdî. s. 436. el-Lumâ. Peygamber(sav)’in sohbetinde bulunarak gönüllerini insanlığa hizmete açan Sahabe-i Kiram(ra). 1279 Şûâra: 42/53. s. 1278 Zâriyât: 51/55. şeyh-i sohbet. İslam’ın tebliğinde en yüce modelleri oluştururlar. Sohbette istifade edilen sufiye. bu tanıma misal olarak. sahabe açısından bu önemi. Bununla birlikte ilk dönem sufileri. TTS. Peygamberlere(as) tebliğin emredilmesi gibi ehemmiyetlidir. Müsned. Kıbrısî. “Şüphesiz ki Sen doğru bir yola iletiyorsun.1275 Nazım Efendi’ye göre sohbet. tebliğ ve sohbet açısından ele almıştır. meleklerin methettiği zikir meclislerini çok sever. s. 246 . Peygamber açısından sohbetin önemini. Hanbel. s. TTS. Sahabe-i Kiram(ra)’ı vermiştir. 1275 Uludağ. 1277 K. anlamını sohbet kelimesinden almaktadır. sohbettir. Uludağ.’ diye karşılık verdi. 119-120. Cebecioğlu.Peygamberle(sav) manen sohbet ve beraberlik yaşarlar ve bu sayede kendilerine ulaşan manevi hal ve ilimleri aynı yolla müridlerine intikal ettirirler. 1273 Tusî. Hz. 322.1272 Sohbetin bir eğitim aracı olarak kullanılması özellikle tarîkatların ortaya çıkışından sonraki döneme rastlamıştır.506. Abdullah-ı Dağıstanî. Peygamber(sav). Tasavvuf Sohbetleri. istifade edene sâhib denirdi. Dolayısıyla Sahabe kelimesi.”1278 emr-i ilahisi ile Kur’ân’a atfedersek. s. 28. eğitim ve öğretimde sohbeti esas alırdı. 46.1276 Sahabe-i Kiram’ın talimi ve sohbet arasında kurulan bu ilgiyi. 189. “Sen onlara öğüt ver.1277 Hz. 1274 Abdullah bin Revâha(ra). Allah yolunda hizmete hazırlamaktadır. ashâb-ı kiramdan biriyle karşılaştığı zaman: ‘Gel (kardeşim!) Allah için bir müddet oturup Rabbimize imanımızı tazeleyelim (O’nu zikredelim). s. Adnan. göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah'ın yoluna…”1279 ayeti ile düşünebiliriz. Bu manada sohbet. 3/265. sohbette bulunan Mü’minlerin kalplerini. TTDS. gidip durumu Haz ret-i Peygamber(sav)’e anlattı. Çünkü öğüt. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. s. Mü’minlere fayda verir. Nazım Efendi’ye göre Sahabe(ra)’ye ümmet içindeki yüce makâmlarını kazandıran haslet.’ Derd i. Tasavvuf ve Tarikatlar. O. sohbeti uzlet ve halvetin zıddı bir manada da kullanmışlardır. 577. ss. Bununla birlikte bir günü sadece hanım sahabelere tahsis eden Hz. Yılmaz. sahabelerin yaptığı gibi.

suret de olabilir. 126-127.1281 Arapça taşmak anlamına gelen feyz. cisim. irşâd edici ve toplumu ıslah edici bir mahiyette olduğu görülmektedir.1283 Arapça’dan Türkçe’ye geçmiş olan cevher ise.1285 Bu manada Nazım Efendinin tanımladığı cevher. 388. Peygamber(sav)’den Ashaba(ra) ve tüm Müslümanlara inmeye devam etmektedir. s. 247 . zikr. Bizlere de bir gün ayırsanız da. Tasavvuf ve Tarikatlar. Farklı bir ifade ile asıl cevher olarak Allah’ın nuru. sohbet. Nazım Efendi tarafından da aynı manada kullanılmıştır. 65. 223-224. ss. s. Istılahta mürşidin mürîde kabiliyet aktardığı meclis olarak tanımlanan sohbet. Şeyh Nazım bu anlayışı feyz ve cevher kavramlarıyla izah etmiştir. Kadınlar toplandılar. 36. kıymetli taş anlamına gelmekte ve “asıl. şeyh ve müridlere silsile yoluyla ulaşan irfandır. s. mücerred ya da mürekkeb (bileşik) olabileceği gibi hal ya da mahal de olmasına göre nefs. Bkz. Allah(cc)’ın nuru ile mürekkeb ve heylula (asıl madde) olan Allah’ın nurudur. o gün toplanıp Allah’ın sana öğrett iklerinden bize de öğretsen!” dedi Hz. Dolayısıyla Kıbrısî’nin sohbet anlayışında da etkili olduğu şüphesiz olan bu çerçeveye göre sohbet. 1285 Cürcanî. 1283 Yılmaz. Kıbrısî’ye göre söz konusu gıda. Isfehanî. Çünkü Şeyh Nazım’a göre feyz ve feyzu’l-akdes şeklinde tanımlanan bu nur.g. kulun çaba ve iktisabı olmadan kalbe taşan bilgi ve manevî hal olarak tanımlanmaktadır. Şeyh bu tür feyzi.yaşamda Müslüman kadın tipolojisinin çerçevesini çizmiş ve diğer kadınlara model teşkil edecek şahsiyetleri eğitmiştir. İsnâdî feyz. TTDS. cevher olarak kendiyle kaim değildir. nebevî bir usul olarak tanımlanmıştır. Nebi(sav) de gidip Allah’ın kendisine öğrettiklerinden onlara öğrett i. mürekkebtir. İlim. Peygamber(sav): “Peki şu gün şurada toplanınız!” buyurdu. Feyz.1284 Cevher. a.. her kulun nasibi miktarında bu cevherden gıda aldığını söyler. el-Müfredat. feyz olarak 1280 Bir kadın Rasûlullâh(sav)’e geldi ve “Ey Allah’ın Rasulü! Senin sözlerinden hep erkekler yararlanıyor. bedensel gıda kadar zaruridir. akıl. Cürcanî. ss. 1281 el-Hakkânî. Kamûsu’l-muhît. Buhârî.e. 1282 Firuzebadî. sohbet. zikr ve halvet ile mürekkeb olduğu zaman. s. Hz. 176. Sohbet meclisinde bulunan feyzi cevher olarak tanımlayan Kıbrısî. 1284 Firuzebadî. Hakk’ın esmasının kulda tecellisi olarak da bilinir. Cebecioğlu. 370. öz” manasında kullanılmaktadır. Ta’rifat. s.1282 Mutasavvıflara göre feyzin bir de isnâdî olanı vardır. 83. Ta’rifat. Nazım Efendiye göre feyz. s.1280 Bu çerçeveden bakıldığında sohbetin. Ebediyete Davet. 651. halvet ve seyahat sırasında mürîdin gönlüne yansıtır.

s. Nefehâtu’l-uns. Ancak bir sohbetinde Kıbrısî. 28. s.1286 Sohbet. Bkz. Bu manada Şâh-ı Nakşibendî. 322.1289 Nazım Efendi. üçlü bir mukayese. bunun tersi olan celvet yani. a. Şâh-ı Nakşîbendî’nin sohbet hakkındaki görüşlerini şöyle ifade etmiştir: “Şâh-ı Nakşîbendî Hazretleri de öyle demiş. bir saat içerisinde sohbetten alır.’ buyurmuş. celvete atfedilmiş ve halvetin zıddı olarak kullanılmıştır. 248 . bizim idraklerimize göre bildirmiş. halvette şöhret. yüz senede alamayacağı rütbeyi. Ehemmiyetine binaen bu mübarek sözü 12 bin defa tekrar etmiş. Tasavvuf Sohbetleri. 12 bin defa bunu söylemiş. “Yolumuz sohbet yoludur. Nakşibend. 802/1400) ifade etmiştir. 1287 Kıbrısî.tanımlanmıştır.g.Allah’ın Nuru Bahsi. ss. 126-127. halvetin zıddı bir manada kullanmıştır. Sohbet ise Nakşîlik içerisinde.”1287 Nakşibendî geleneği içerisinde halvet fazla uygulanmamış. “Sohbet sünnet-i müekkededir. 1290 Kıbrısî. Onun içerisinden bir cevher almış.e. bir kimse yüz sene halvette ibadet eder de. s.g. 420-421. Allah’ın rahmet ve inayetiyle kıyamete kadar inecek ve tecelli edecektir. Hayatı boyunca Şâh-ı Nakşîbendî Hazretleri. insanlarla bir arada bulunmak önem kazanmıştır. halvet ve zikir esnasında zuhur eden füyûzâttan hangisinin daha efdal olduğu yönünde. 28.. 1288 Camî. Allah’ın nuru ve feyz. sohbet ve halveti feyz yönünden mukayese etmiştir. halvetten daha efdal olduğunu şöyle ifade eder: “…Onun için olur ki. Buna göre Şeyh Nazım. Eğer 1286 Kıbrısî. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a.e.”1290 Nakşilik içerisinde bu önemi teyit eden görüşlerden diğerini de Şâh-ı Nakşibend’in postnişini Alaeddin Attar (v. s. Şeyh Nazım tarafından yapılmamıştır. sohbetteki feyz ve bereketin. 1289 Tosun. ‘Bizim yolumuz sohbetle kâim ve hayrı da cemaattedir.. Mürid her gün veya iki günde bir şeyhinin sohbetine katılmalıdır. şöhrette afet vardır”1288 diyerek sohbeti. a.

sohbetin celvet olarak anlaşıldığı ve halvete nisbeten ne gibi faziletleri olduğunu anlatan klasik eserlere umumiyetle kaynak olarak görülebilir. Biz kendisine. biz de müşterek oluyoruz… Hakk üzerine olan cemiyete ma beyne’l-magrib ve’lmeşrık arasında olan ehl-i Hakk üzerine gelmekte olan inayet ve füyûzâtın hepsi bizim üzerimize de aynen gelir. bu güne gelen nur olarak ifade edilmiştir. c. Mü’minlerin yöneticileri ve tüm müslümanlar için nasihattir. Tirmizî.” buyurdu.”1291 Nazım Efendi’ye göre sohbet. “Allah Kitabı ve Resulü. 170-243.”1295 hadis-i şerifi. Buhârî. 320.1293 Bu durumu rahmet. Zikir meclisi de denen bu sohbet ortamı için Ebu 1291 1292 Safi. insanların arasına girmeyen ve onların eziyetlerine katlanmayan Mü’minden daha faziletlidir. “Din nasihattir. Câmiu's-sağîr. 41. 95. İman. Peygamber Efendimiz. 42. Allah(cc)’ın anıldığı meclis olarak görür. 1295 Süyûtî. ss. 1293 Kıbrısî. 27. Reşahât. cemiyette hayır ve bereketin zuhuruna vesile olmaktadır. Bey’at. 28. Birr. 89. İki kişi ile beraber bütün dünyada ne kadar peygamber yolu. Nebî (sav). Ebu Davud. ya da iki ayda bir zahiri ve manevî hallerini mektup yazarak bildirmelidir.1296 Kıbrısî sohbeti.”1294 “İnsanların arasına karışan. toplumu ıslah edici bir amel olarak beyan edilmiş. Nesaî. 2/282. Kıbrısî bu hususu Şâh-ı Nakşîbendî’den tevarüs eden nasihatları ve bu günlere kadar intikal eden cevheri misal olarak vermiştir. iki kişi olduğu zaman o hayır ve bereket oraya inzal olur. Bizim cemiyetimiz iki kişiye münhasır kalmaz. 249 . “Kimin için nasihattir?” dedik.” buyurdu. Bu hayır bir yönü ile “Din nasihattır. İman. feyz ve inayet ile ilgili olarak şöyle ifade etmektedir: “Tek başına olmuyor da. 505/1111) sohbetin içtimai yönünü. 59. ss. Gazalî’ye göre halvet-sohbet üstünlüğü. Müslim. Edeb.. a. Allah(cc)’ın anıldığı sohbet meclislerinden. Tosun. Tasavvuf Sohbetleri. 31. Ebu Rukayye Temîm İbn Evs ed-Darî(ra)’den rivayet edildiğine göre.e. s.g. İhyâ. İmâm-ı Gazalî (v. kulun içinde bulunduğu haricî ve batınî şartlara göre değişir. ss. 1296 Gazalî. 124-125. s. hepsi bizimle beraber oluyor. 1294 Aynı eser. 2. Bkz. Onların üzerine inzal olan rahmet ve inayete. Allah’ın yolunu takip eden varsa.”1292 hadis-i şerifine istinad edilmiş. bir yönü ile de. onların ezâ ve cefâsına katlanan Mü’min. halvet ile mukayeseli ele almış ve her iki ibadetin de bireysel ve toplumsal fayda/zararlarını tafsilatlı olarak ele almıştır. 17.bulunduğu yer uzaksa her ay.

O başka bir maksatla uğramıştı. ‘Hayır. yanında bulunan (büyük melek)lere anar. derler. çok daha fazla tesbihde bulunurlardı’ derler. c. ss. 964. Rabb Teâlâ sormaya devam eder: ‘Onlar beni gördüler mi?’ ‘Hayır!’ derler. Keşşâf.”1298 Istılahta sekine. “Ey dostlarım! arifler. ahiret âlimleridir. cennet için daha çok hırs gösterirler. Allahu Teâlâ'yı zikreden bir cemaate rastlarlarsa.1300 Kıbrısî’nin sohbet mevzuundaki bu anlayışı. Sana ta’zim (temcîd) ediyorlar’ derler. Allah'ın rahmeti onları bürür. Buhârî. Zikr. Kutub-i Sitte. ‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’ ‘Eğer seni görselerdi ibâdette çok daha ileri giderler. sana tahmid okuyorlar. çok daha fazla ta'zim. ey Rabbimiz!’ derler. üstlerine sekine iner ve Allah onları. Tehanevî. 2689. mutlaka melekler etraflarını sarar. daha şiddetli korkarlardı’ derler. 1299 Cürcânî. ‘Eğer görselerdi. sana tekbir okuyorlar.’ Allah Teâla: ‘Onu da affettim. Ta’rifât. 195-196. 3375. Canan. Daavât. 1. kalbe gaybî bilgilerin akışı esnasında duyulan itminan hissidir. onları affettim!’ Resûlullah (sav) sözüne devamla şunu anlattı: ‘Onlardan bir melek der ki: ‘Bunların arasında falanca günahkâr kul dahi var. ‘Hayır Rabbimiz. ona daha çok rağbet gösterirlerdi.’ ‘Cenneti gördüler mi?’ der. Sühreverdi. Hasan. Kâhire. nurunu parlatır. (onları en iyi bilen olduğu halde) meleklere sorar: ‘Kullarım ne diyorlar?’ ‘Seni tesbih ediyorlar. “Allah’ın. Allah tekrar sorar: ‘Onlar ne istiyorlar?’ ‘Senden. kalbe inen bir nurdur ve yakîn bilginin kaynağıdır. s. 1299 Hususi ilim sahibinin kalbine ilham olunan ve inzal edilen sekinet. derler. Bu onlardan değil. Daavât. oturuverdi. Bu ilmin sahipleri. bir hadis-i şerifte Allah(cc)’ın rahmeti ve sekine olarak zikredilmiştir: “Bir cemaat oturup Allah’ı zikrederse. ‘Onu gördüler mi?’ der. 250 . halis sohbet ederler O sohbette marifet incilerin saçarlar.” Bkz. birbirlerini ‘Aradığınıza gelin!’ diye çağırırlar. erenlere nazır ol 1297 Hadis-i şerif’in devamında Allah. Bunun üzerini Rabb Teâla şunu söyler: ‘Sizi şâhid kılıyorum. ss. mutasavvıflar arasında ilk döneme kadar uzanan bir ıstılahı temsil etmektedir. 66. Mektebu’l-meşnebî. Avarifu’l-Meârif (Gerçek Tasavvuf). 7. Kıbrısî’nin feyz ve inayet ile ilişkilendirdiği ifadelerine dayanak teşkil etmiş olabilir.’ Allah Teâla sormaya devam eder: ‘Neden istiâze ediyorlar?’ ‘Cehennemden istiâze ediyorlar’ derler. Daavât. 78-79. onu daha ısrarla isterler. ‘Eğer cehennemi görselerdi ondan daha şiddetli kaçarlar.Hureyre(ra)’den rivayet edilen şu hadis. Tirmizî. ss. Dolayısıyla sekine. (Hepsi gelip) onları kanatlarıyla kuşatarak dünya semasına kadar arayı doldururlar…”1297 Kıbrısî’nin bu meclislere atfen beyan ettiği rahmet ve inayet. ‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’ der. Zikr. ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn derecesinde olduğundan. 3595. ‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’ der. Kitâbu’l-mevâgif. Müslim. bulunduğu kalbde iman. c. 49-51. Tirmizî. Tah. s. 1298 Müslim.: Atrhur Yuhanna Erbi. görmediler!’ derler. onlar öyle bir cemaat ki onlarla oturanlar da onlar sayesinde bedbaht olmazlar’ buyurur. 2700. yollarda dolaşıp zikredenleri araştıran melekleri vardır. 1300 Nifferî Muhammed b. cennet istiyorlar. 120. Abdülcebbar b. Sohbet vakti hazır ol.

ss. 1306 Halvetilik içerisinde 40 gün anlayışı “Hani biz. Kendi nefsin yanılır ancak. 345. zikir. Süyutî. Gelenek Yay. s. sohbeti yapacak kişinin izinli olması gerektiğini ve izinsiz yapılan sohbetin zarar vereceğini şu cümlelerle ifade etmiştir: “… İzinsiz eline neşter alan adam. 1303 el-Hakkânî. ruhen sohbet etmek manalarına gelir.1305 Istılahta kırk gün olarak kabul gören halvet. ere nazar kılarlar. halvete girmek. sohbetinde bulunan kişinin hasta olması durumunda. 49-50. Musa’ya kırk gece vadetmiştik.” (Bakarâ: 2/51) gibi istinad edilen ayetler vardır.1306 kalbten masivanın çıkarılması ve kalbin Allah(cc) muhabbeti ile dolması gayesiyle yapılır. Tasavvuf ve Tarikatlar. s. sohbet anlayışının halvet anlayışı ile kesiştiği hususlara dayandığı kanaatindeyiz. Keşfu’l-hafa. Fayda yerine zarar hâsıl olur. 200. ss.1307 Hz. İslam 1301 1302 Yesevi. Kalbinde hastalık bulunmayanların sâlih kullar olduğunu belirten Kıbrısî. 65. Hak Dost 4. 165-166. ibadet. halvet etmek manalarına gelir. TTDS. s. 195. Onun için izinli olan kimse. Öztürk Mehmet Cemâl.”1308 şeklindeki hadis-i şeriflerinden dolayı halvet. TTS. Hoca Ahmed.1304 Halvete çekilmek deyimi ise. Divan-ı Hikmet. s. sohbetinde bulunanları da hasta edeceğini ifade etmiştir.O hâlette erenler. 156.”1303 Nazım Efendi’nin bu anlayışı. Tafsilat için bkz. Kendi nefsin tarafına çekmeyip.”1301 Şeyh Nazım’a göre sohbet. izinli olduğunda. Ankara 2009. Camiu’s-sagir. s. 1305 Cebecioğlu.: Hayati Bice. Cerrâhîlik. Lugavî manası tenha bir yere çekilme. tasavvuf ıstılahında. başkasını öldürür. gizlenmiş olan ehlullahı bulup. Peygamber(sav)’in Cebel-i Hirâ’daki mağara içinde halvete girip muayyen günlerde ibadet etmesi ve “Kırk gün kendini samimiyetle ibadete veren kimsenin kalp menbaından zuhura gelen hikmetler. Haz.1302 Bu konuda Nazım Efendi. 1308 Aclunî. 2. 1304 Uludağ.. İstanbul 2004. riyazet ve murakabe ile meşgul olmak üzere tenha bir hücreye kapanmak. Hakk ile sırren (mânen) konuşmak. Ebediyete Davet. İzinsiz sohbet yapan adam da insanların maneviyatını bozar. 2/8361. dilinden dökülür. kalb hastalıklarını tedavi edicidir. 251 . TDV. Kıbrısî. onu dinleyip itaat etmelisin. sevgiliyle baş başa kalma anlamına gelen halvet. onların sohbetlerinde bulunmayı tavsiye etmiştir. s. Haktan yana olmalısın. Bu yüzden Kıbrısî. 1307 Yılmaz. 27. Allah(cc)’ın yanılması yoktur. c.

Cerrahiyye. müridler için de bir terbiye metodu olarak telkin edilmiştir. H. Bu ibadet vesilesiyle gönle dolan irfan. Tafsilat için Bkz. akademik bilgilendirmenin ötesine geçer ve benlik inşa eder. 195-199. halvetten daha tesirlidir. Receb ayının başından itibaren otuz gün ve Şaban ayından on gün olmak üzere. Genellikle tasavvufta önem verilen az yeme. Yılmaz. ıstılahtaki bu manasıyla kullanmıştır. sohbet eden kişinin. Bektaş-ı Velî tarikattalar döneminden önce halvet ibadeti yapmış büyük sufîler olarak bilinmektedir. şöyle ifade etmiştir: “Erbain. Kıbrısî bu anlayışını. İbn Arabî. bu amaca vesile olma bakımından sohbet. 236. halvet manasında ifade eden Kıbrısî.800/1397) tarafından kurulan tarikatın adıdır. nefsindeki gizli masiyetlerden arınması gerekmektedir. Tasavvuf ve Tarikatlar. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî. şeyhe gönülden bağlı olma ilkelerine Halvetîlik’te hassasiyetle uyulur. toplamda kırk gün süren bir riyazet ve çiledir.1309 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî halvet kelimesini. Uludağ. nefsi tezkiyede ve maksuda ulaşmada bir metod iken. sohbet ile vuslata erecek kişinin. Kıbrısî’ye göre halvet. Kıbrısî’ye göre halvet. Bu düşünceyi tersinden okumak şeklinde bir mantıki çıkarım yapan Kıbrısî’ye göre. Bu düşüncemize dayanak olacak uygulamalar. ss. ss. TTS. Kırk manasına gelen “erbain” kelimesini. 28. 1310 Zamanının büyük bir kısmını halvette geçirmesinden dolayı halvetî lakabıyla tanınan Şeyh Ebu Abdullah (v. Cerrahilik. sohbete hazır hale gelmesine vesile olan araçtır.âlimlerince uygulanan bir ibadet olmuştur. Halvetîlikte müşâhede mertebesine ulaşmak için mücâhedenin şart olduğu anlayışı hâkimdir. 1311 Tafsilatı için bu tezde bkz. inzivâ. Farklı bir ifadeyle. Tasavvuf ve Tarikatlar. halveti. sohbet meclislerinde bulunan vaizin ve hazirûnun gönüllerini terakki ettirir.. s. az uyuma. 27-101. Halvetîlikte1310 halvet. mürîdlerin terbiyesi için 1309 Ahmed Yesevî. fikir. Nakşîbendî tarikatının bir gereği addetmektedir. s. zikir. İmam Gazalî. Bkz. amacına hizmet etmesi bakımından önem kazanmaktadır. Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde mevcuttur. Yani vaizin yaptığı sohbetin. tarikata ait sırların alındığı bir çile ve bu sırlar ile irşada ve sohbete yetkili müridlerin yetiştirildiği bir ibadet olarak tanımlamıştır. Giriş/Halidiyye-i Hakkaniyye’nin Teşekkülü. sohbet eden ve dinleyen olmak üzere iki taraf olduğunu göz önüne alacak olursak. halvet. irşada vesile olan halveti. Öztürk. s. kendisini ve sohbet meclisinde bulunanları manevî tekâmüle sevk edebilmesi için. Ancak Kıbrısî’ye göre.1311 Bununla birlikte Kıbrısî. Eraydın. 394. nefsini gizli kirlerden arındırmamış vaiz. 252 . sohbet meclisine manevî hastalıklar saçar. Dolayısıyla halvetin amacı. vusulu ila’llahtır. Öztürk. Hâlid-i Bağdadî’den sonraki silsilenin tüm meşayıhı tarafından uygulanan halvet. Hz Peygamber(sav)’den meşayıh-ı izâm aracılığıyla talim edilmiş bir hizmettir. az konuşma. Dolayısıyla bu sohbet. Sohbette.

s. ben Nakşîyim demeyen utansın” dediğini nakleder. Şeyh Nazım. dinleten Sensin. O. tüm hazirunun Fâtiha-i Şerife okumaları ile sona ermektedir.com/12955344. 253 . Sohbetler. sohbet esnasında gelecek füyûzâtın bu tevazu derecesiyle orantılı olduğunu bildirmek için su dağ ve vadi metaforunu kullanır: “…Sular dağın tepesine doğru yürümez. http://vimeo. tevazu göstergesidir. Fâtiha okunur. Çile çekmeyen bir şey bilmez. Bununla birlikte Kıbrısî’ye göre bu edeb. Nefsine hükmedecek kuvvet menbaı açılır. Erbaiin. Bazı sohbetlerde Fâtiha’dan sonra.”1312 Kıbrısî. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Nakşî olduğunu söyleyen kimselere teklif olunur. Yukarıdakiler mahrum kalır ama aşağıdakiler o feyzi 1312 1313 http://vimeo. genellikle Allah(cc)’a istigfar. sohbete atfettiği manalar açısından da önem arz etmektedir. müteaddid defalar. nefislerinin kontrol altına alınması.1313 Nazım Efendi’nin sohbetlerinde uyguladığı usul. hamd.com/12955344. bizi dinleyicilerden kıl ya Rabbi! Dinleyip de en iyisine tabi olanlardan kıl… bizim lisanımızı Sen doğrult. Tasavvuf Sohbetleri. zabtu rabt altına alınması. Kitap okuyarak şeyh olmaz kimse. halvet hakkındaki bu görüşünü Şâh-ı Nakşibend’e dayandırır ve Şâh-ı Nakşibend’in “Ömründe bir defa erbain çıkarmayan. toplatan Sensin. 1314 Kıbrısî. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbetlerinde yaptığı bu dualar. en aşağıda olan vadilere doğru akar gider. Müridlerin terbiyesi denildiğinde.. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Bu acziyet şuuruyla sohbet ortamında oluşacak ilahî feyizin ilhamıyla doğruyu konuşma ve anlamayı ve bu doğruları hayatlarında uygulayıcı bireyler olmak da temenni edilmektedir.zaruridir. Kıbrısî tarafından yapılan kısa eklemelerden dolayı. ta’zim veya dua yer vermiştir. söyleten Sensin. Besmele-i Şerife ile başladığı tüm sohbetlerin devamında Nazım Efendi. Sohbetinin başında. riyazat yapmayanın.”1314 şeklinde sohbet için toplananlara da acziyetlerini hatırlatmaktadır. ortasında ya da sonundaki dualarında genel olarak acziyetin vurgulanması yer almaktadır. vaizin sohbet esnasında kendisinin de manevi tekâmüle tabi olacağı anlayışını gösterir. çiledir.. “… Senin kulluğunun şerefine ulaştıracak ilhamdan bizi mahrum eyleme ve bizi nefsimizin şerrinden sakla… Ya Rabbi burada bulunan kullarını toplayan Sensin. 7.

muhabbet. feyizle birlikte gelecek irfanı ve/veya huzuru bir can simidi gibi görerek. Bu manada Kıbrısî.alır. Kıbrısî’ye göre vaiz. biz cemaatle şerefleniyoruz. Sohbet meclisine inen feyzin hakikat diliyle aktarılması için. ihtiyaç arz etmeyen kimse olduğundan. 254 . yani sohbettekileri kendi ilmiyle doyuracağını sanan kimse. bu hakikatin. 8-10. nereden bize söyletecekti Cenâb-ı Hak dilerse taşı da söyletir.1316 Allah’ın nuru konusu ile ilişkili olarak ele aldığımız ve yeri geldikçe değindiğimiz feyz. idrak ve irade olarak değerlendirilir.”1315 Kıbrısî feyzi. sohbetin vaiz açısından da ifade ettiği anlamı. Tasavvuf Sohbetleri. “…Ya Seyidi.”1318 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. sohbet meclisine inen nurun. hiç bir şey bilmeyen ve muhtaç sıfatında gören kişi olarak görmelidir. İkincisi. İsâ(as)’ya indirilen sofraya benzeterek izah etmiştir: “…sizin bereketinize biz de bu manevî mâideden yedik… manevî mâide inmiş olan bir mecliste bulunup şereflendik. 1317 Aynı yer. Biz sizinle şereflendik. s. 8. feyzin akışı için imdat edilmesinin elzem olduğunu savunur. Hâzır olan cemaatin her ferdi bu cemaatle şerefleniyor… Bu hazır olan cemaatin. Nazım-ı Kıbrısî sohbetin bu edebini. Peygamber Efendimize(sav) salât ve salâvat ile hitapta bulunur. kendisini boş bilerek. feyz mevzusunu esas alarak beyan etmiştir. iki temenni ile açıklayabiliriz. Kıbrısî tarafından. …medet ya Sultanu’l 1315 1316 Kıbrısî. tüm sohbetlerine Hz. onun sohbetinde feyz olmaz.1317 Bu tabiri sohbet mevzusunu esas aldığımızda. Ya Resulullah. Nazım Efendi’ye göre kendi kendisiyle iktifa eden kimse. Bu idrakle vücûd bulan idrakin gereğini tatbik etmek ise. füyûzâtla gelen marifeti. maddî olarak dinleyenler tarafından manevî bir idrake dönüşmesidir. Bu anlayışı Kıbrısî. kulun nefsini tezkiye etme derecesine bağlı olarak değişir. “füyûzâtı içmek” tabiri ile ifade etmiştir. hakikat diliyle aktarabilmektir ki bu. Aynı yer. Hz. Birincisi. benlik ve ucubtan arınmış olmalıdır. vaizin nefsinde benlik görmemesidir. mecliste bulunanlarda zuhur eden marifet. hepimizin ruhaniyeti bu hakikatlere talip olmasa idi. ss. bizim. Bu değerlendirmeden hareketle tevazu sahibi kimse. 1318 Aynı eser.

s. o zatın vazifesidir… İşte o.’ Yüce Allah ‘Doğru söyledin ey Âdem. Eğer Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım’ buyurdu. Aynı yer. Biliyorum ki. Hakim. o belde bu vazife üzerinde asaleten uhdesinde tutan mutasarrıftan destur talep etmeyeyim. size de teveccüh edip sizden de destur taleb ederek burada hazır olan cemaate lüzum eden mâideyi taleb ediyoruz. s. 1322 Aynı eser. 9. 1321 Aynı yer. sohbet yapılan bölgedeki manevî tasarruf sahibinden bir destur taleb edilir. Bize şefkat nazarınızdan lütfen bir nazar kılınız…”1319 Sahabelerini sohbet ile yetiştiren Hz. onun söylediği kelamı. 1323 Aynı eser. bu edebin sadece sohbete has olmadığını. “Nazar kılınız ki. Peygamber(sav)’i tevessül ederek yapmıştır. şöyle ifade etmiştir: “İmâm-ı Şarânî Hazretleri buyurdu.”1320 manasında bir temennidir. peygamberler ve evliyalar arasında da var olan bir edep olduğunu söyleyerek. hakikat ikliminde yetişen Ümmet-i Muhammed şâd olsun. başımı kaldırdım ve arşın direkleri üzerinde ‘La ilahe illallah. bana ruhundan üflediğin vakit. Bu konuda verilen bir diğer misal ise Hz. İsa’ya(as) indirilen sofrayı örnek vermiştir. Onun hakkı için istiyorsan bağışladım seni. Bu temenniden sonra. Mustedrek. Peygamberden ve civardaki evliyalardan medet istemenin bir tür edep olduğunu ve bu edebi İmâm-ı Şarânî’nin öğrettiğini Kıbrısî. 1324 Âdem o bilinen hatayı işlediği zaman ‘Ya Rabbi! Muhammed hakkı için beni bağışlamanı istiyorum.Enbiya. Peygamber bahsinde de ifade edildiği üzere Hz.” 1322 Kıbrısî. İsâ(as) gökten sofra indirilmesi için yaptığı duayı Hz. 8. Tasavvuf Sohbetleri.’ Bu da bütün vaizlere olan edeptir… O desturu verdikten sonra. Peygamber(sav)’e tevessül ederek yaptığı istiğfar ve duadan sonra af olunmasıdır.”1321 Bir sohbete başlamadan Hz. Âdem dedi ki: ‘Ya Rabbi’ Sen beni elinle yaratıp. s. Âdem(as)’in cennetten kovulduktan sonra Hz. 255 . Muhammedur-Rasulullah’ın yazılı olduğunu gördüm. Sen kendi ismini ancak yarattıklarının en sevgilisine izafe edersin. 2/4248. Bkz.1324 1319 1320 Kıbrısî. İmâm-ı Şarânî Hazretlerinin bize talim ettiği mükemmel bir edeptir. Hz.1323 Hz. hazır olan cemaatin kalbine nakşetmesi. o asırda. Nebi(sav)’nin manevi makâmından nazar etmesini münacat eder.’ dedi Allah: ‘Ey Âdem! Ben Muhammed’i cismen yaratmadığım halde sen onu nasıl biliyorsun’ dedi (Allah bildiği halde sorar). ‘Hiçbir zaman cemaate bir söz söylemek üzere oturmadım ki. “…Bu beldede tasarrufa müvekkel olan zat. 7.

Bu ise halvet ve riyazat ile olur. Kıbrısî’ye göre vaizde bulunması gereken bir diğer haslet. sufîlerin yaklaşımından daha farklı olmuştur. Ardından Hz. Kıbrısî’ye göre. Benim için dua buyur” dedi Peygamberimiz şu karşılığı verdi: “Abdest al. 5. tevessülün Allah(cc)’ın esması ve hayır ameller haricinde yapılamayacağını iddia etmişlerdir. 1325 1326 Mâide: 5/35.Tevessül ve istimdat kavramlarıyla tasavvuf ıstılahında yer bulmuş bu anlayışa. umulur ki böylece kurtuluşa erersiniz.” (18/Kehf. 1328 Yılmaz. İkame. hep aynısını. kendisini hiç bir şey bilmeyen ve muhtaç sıfatında gören kişi olarak görmelidir ki. Allah yolunda.. hizmete hazırlamaktır. Bu ibadet vesilesiyle gönle dolan irfan. Özetle Şeyh Nazım Efendi’ye göre sohbet. Vaiz. Ey Muhammed. Mürşidin.1327 Sufiler bu mevzuyu. “Ya Rasulallah. Ateş.. Peygamber şöyle ilave etti: Bir ihtiyacın olduğu zaman. gözlerim kapandı.1328 Bu manada Kıbrısî. 1327 Selef âlimleri tevessülü “Artık her kim Rabbine kavuşmak istiyorsa. 6. gözümün açılması için şefaatçi olmanı istiyorum. 245-246. meşru addetmişlerdir. “Ey iman edenler. sohbet meclislerinde bulunan vaizin ve hazirûnun gönüllerini terakki ettirir. Tafsilatı için Bkz. "1325 ayetinde zikredilen vesilenin neler olabileceği hususuna dayanak teşkil eden hadislere selefilerin yaklaşımı. Allah’tan korkun ve O’na vesile (yaklaşma yolu) arayın ve O’nun yolunda cihâd edin.” Bu olaydan sonra adamın gözleri açılmıştır. sık sık reddiyede bulunmuştur. Gözleri kapanan bir adam Peygamber’e gelerek. hiçliktir. Dolayısıyla Halvetîlikte halvet. Tirmizî. Mü’minlerin kalplerini. şifayı Allah(cc)’tan beklemesi kabilinde gördükleri için. müride kabiliyet aktardığı meclis olarak telakki edilen sohbet. 22. 110) ayetinde bildirilen salih amelin dışında kaldığını ve şirk olduğunu iddia etmektedirler. Dımeşkî. Kur’ân Ansiklopedisi. Ebû Eymen. ss. sohbet ile vuslata erecek kişinin. 49. Peygamber(sav)’in sahabelerine yaptığı gibi. c. 4/138. Allah’ım Peygamberim Muhammed ile sana tevessül ediyorum. s. Şâmil İslâm Ansiklopedisi. 345-347. c. Ancak bunun için. şifa arayan hastanın doktora gitmesi ancak. Allah’ım O’nun hakkımdaki şefaatini kabul buyur. 531-535. sâlih amel işlesin ve Rabbine olan ibâdetinde hiç bir şeyi ortak koşmasın. iki rekat namaz kıl. İbn Hambel. Tevessül Md. sohbete hazır hale gelmesine vesile olan araçtır. nefsi tezkiyede ve maksuda ulaşmada bir metod iken. sonra şöyle de. Hz. Bkz. yap. selefi ulema tarafından ağır tenkitler yapılmıştır. Selefiler bu konuya temel teşkil eden bazı hadislerin1326 zayıf olduklarını arz ederek. 256 . Vahhâbîlik ve selefi âlimlerine. İbn Mace. Kıbrısî’ye göre halvet. ss. Deavat. feyz ve cevherdir ve her kul nasibi miktarında bu cevherden gıda alır. Peygamber(sav)’e ve Allah dostlarına tevessül ederek dua etmeyi. sohbetlerinde. sohbet eden vaizin gönlünün hizmete aç olması gerekir. Tasavvuf ve Tarikatlar. Hz.

Nefsin terbiyesi için yapılan zikir. 1338 İnşirah: 84/4. Peygamberden(sav) ve civardaki evliyalardan inayet gelsin. Zikrin hakikati. Uludağ. 1331 Bakara: 2/114. 1. c. er-Risâle. Müfredât. Araf: 7/130. Bir şeyin dilde dolaşıp akması. devamlı olması. 179-180. öğüt. Allah’ı anmak. lügatte bir şeyi ezberleyip korumak. Kuşeyrî. Lisânü’l-Arab. Kamûsu’l-muhît. sağlam ve şerefli mânâlarına gelir. 1330 Âl-i İmran: 3/135. ibret almak1333. 257 . Kur’ân’ın sıfatlarından biri olan Zikr-i Hakîm. zikreden kişinin kendisinden geçip. Tehânevî. her türlü ihtilaf ve çelişkiden uzak.ona sohbet esnasında Hz. 49-51. ss. açıklamak1332. 290-305. 1333 Âraf: 7/57. 1340 Isfahânî. ss. hatırdan çıkarmamak ve unutmamak şeklinde ifade edilir. ss. Taarruf. Hud: 11/24. İbn Manzûr. tasavvuf ve tarikat ehli kişilerin belli kelime ve ibareleri çeşitli miktar ve yerlerde. 122-123.1339 Tasavvuf terminolojisinde zikir. dua ve övgü anlamlarına gelir. edebe riayet ederek.1329 Kur’ân-ı Kerîm’de zikr kelimesi hatırlamak1330. s. g. Gazâlî. Allah(cc)’ı anmak da zikirdir. Zikr. 90. unutmanın zıddı olup. 396. s. Bu inayet ile hem kendisi hem de sohbeti dinleyenler. İhyâ. namaz. şan ve şöhret1338 gibi mecazî anlamlarıyla da tercüme edilmiştir. hatırlamak. 1. düzeltmek1336 olarak tercüme edildiği gibi bazı ayetlerde haber1337. c. Keşşâf. ZİKR: Zikir. ss. Enbiya: 21/24. 257. 825. s. c.1340 1329 Firuzebadî. Kelâbazî. TTS. 1332 Bakara: 2/221. 152. Keşşâf. En’am: 6/68. 1336 Bakara: 2/282. 1335 Enam: 6/70. Tehânevî. öğüt vermek1335. anmak1331. 1339 Hicir: 15/9. manevi tekâmüle ersin. hatırlanması gereken bir şeyi korumak. 825. 1. 1337 Âraf: 7/63. s. düşünmek1334. 393-394. Kur’ân-ı Kerîm veya semâvî kitaplardan biri anlamına da gelmektedir. 1334 Âl-i İmrân: 3/7. Allah’ın dışında her şeyi unutmasıdır. 5. şeref. ferdî ya da toplu olarak söylemeleridir. c. ss.

1347 Tirmizî. Muhammed(sav) yapmıştır. Bazı zikirlerde oruç. 4. Hz. Peygamber(sav) ile kucaklaşmış. 783. 258 . divâne) desinler. Peygamber(sav) uylukları üzerinde. “Allah’ı o kadar çok zikredin ki. kalbin zikri. Peygamber(sav). el-Müfredat. 71. 1346 Hanbel. Mutasavvıflara göre.1344 “Bir topluluk oturup Allah(cc)’ı zikrederse. s. Kara. “Lâ ilâhe illallah” kelime-i tevhidini cehrî(sesli) olarak ona telkin etmiştir. 139. Ebubekir(ra) de ayaklarını önde kavuşturarak oturmuş vaziyetteydiler.1341 Başka bir sınıflamaya göre zikir. yüksek sesle veya çevrede bulunanların işitebileceği şekilde. 3/68. 47. 1345 Muslim. Hafî zikir. Cehrî zikir.”1345 hadisinde övülen zikir. 213-215. zikrettiği de kulu sever. Davaât. Bu dört çeşit zikir telkini şunlardır: 1. Uludağ. Rabbini hatırlayan kula zikir vesilesiyle çeşitli nimetler bahşedilir. Fakat Hz. Cehriye: Hz. zikredenin sadece kendisinin işitebileceği alçak bir sesle yaptığı zikirdir. dilin zikri. Peygamber Mekke’den Medine’ye hicret ederken. 1344 el-Hakkânî.”1347 hadis-i şerifiyle diğer amellere nisbeten önemi belirtilen zikir. Bu nedenle cehri(sesli) zikir yapan tarikatlar. Bu zikr ile kul. s. rahmet onları kaplar. Ali’ye(ra) bağlıdırlar. Daha sonra da aynı cümleyi üç kere de ona tekrarlattırmıştır. Ömer(ra) Müslüman olduğu sırada Hz. Ben kullarımla beraberim.”1346 hadisinde tavsiye edilmiştir. Hafî(gizli) zikir bu hadiseye dayanır. Musned.Mutasavvıflara göre zikr. 179.1342 Zikr. 394. genellikle silsileleriyle Hz. “Size amellerinizin en hayırlısı haber vereyim mi? Allah’ı zikretmek. s. bu esnada Peygamber Efendimiz(sav). zikrettiğini sever.1343 Binaenaleyh zikir ile daimi ilahî huzurda oturmayı tavsiye eden Kıbrısî. bazı zikirler her vakitte ve mekânda yapılır. hafî (gizli) ve cehrî (açık) olarak iki kısma ayrılır. 3. Bu sırada Hz. dört halifesine de değişik usullerde zikir telkin etmiş. sırrın zikri olmak üzere üç çeşittir. Cevâhiru’l-İslâm. ss. melekler onları kuşatır. Ömer(ra) ayakta duramayıp yere çöktüğü için. ss. 728-729. Cebecioğlu. Kübreviye: Hz. gözlerini kapattırmış ve üç defa “Lâ ilâhe illallah” demiştir. Ebediyete Davet. tarikat kurumlarının teşekkülünden sonra da her tarikat bu dört usule göre zikirlerine şekil vermişlerdir.” Buhârî. Ali’yi(ra) diz üstü oturtturup. Hz. namaz ve zekât ibadetleri gibi belli bir şekil ve sayı söz konusu iken. Ebubekir’in(ra) kulağına üç kez Allah isminin zikir telkininde bulunmuştu. zikr ile kulu daimi huzurdan alınacak manevî gıdaya davet eder. Şeyh Nazım’a göre kulun Rabbini hatırlamasıdır. TTS. s. O. TTDS. Kıbrısî’nin anlayışını şekillendiren naslardan olduğu 1341 1342 Isfehanî. Peygamberin(sav). Cebecioğlu. Tasavvuf ve Tarikatlar. Osman(ra)’a telkin ettiği harfsiz ve sessiz kalbî zikir çeşididir. Kübrevîler ayaklarını önde kavuşturmuş vaziyette oturarak zikrederler. Nurbahşiye: Hz. 2. s. size mecnun (deli. tasavvufi manada zikir telkinini ilk olarak Hz. “Cenâb-ı Hakk’tan neler almaz neler!” diyerek. 6. 8. Rabbi onunla birlikte olur. Sıddîkiye: Hz. 1343 “Kullarımın dudakları hareket ederken (Kulum Beni zikrederken). Hz. sesli olarak yapılan zikirdir. Davaât. Kul Rabbini zikrettikçe. TTDS. Hz.

âlimin dilinde. 1355 Kuşeyrî.7. abidlerin fiilinde ve ariflerin hallerinde olur. iyiliğin kıymetini bilme ve nimeti dile getirme anlamlarına gelen şükür. TTDS. Ayrıca bkz.1349 zikrin manevî gıdasını tadanlar diye tanımladıkları arasında. bu iyiliği yapanı övme ve nankör olmamak şeklinde tarif edilmiştir. Nazım Efendi’ye göre zikr. O’nun ilâhî esmasından ve dolayısıyla “el-Hay” isminden manevi gıda alır. Davaât. Tasavvuf Sohbetleri. bu nimetlere şükür için zikri tavsiye etmiş ve bu vesileyle imanın artacağını ifade edilmiştir. Ayrıca bu tezde bkz. hal ve amel ile olmak üzere. Kıbrısî’ye göre. şekûr denir. bu hadis üzerinden bakacak olursak. s.” İbrahim: 14/7 . İlim-Âlim. 1352 el-Hakkânî. bu anlayış ile de alakalıdır. 1356 Kıbrısî. Cebecioğlu. c. b.1350 İmanın Allah(cc)’tan bir âtiye ve hediye gibi görülmesi gerektiğini tavsiye eden Şeyh Nazım. üç türlü olan şükür. er-Risâle. Firuzabadî. muhakkak artırırım. a. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a.Evliya-Evliyâ. s. Lisânu’l-Arab. aşikar bir mana ilişkisi görülmektedir. Salâtu’l-Musâfîrîn. diri ile ölü gibidir. 1351 Tafsilatı için bu tezde bkz. “İçinde Allah’ın anıldığı ev ile içinde Allah’ın zikredilmediği ev.e. Istılahta ilim.Velî-Evliya.Allah’ın Nuru. 1353 İbn Manzûr. basit bir mantıkî çıkarım yapabiliriz. s. mü’minin kendisine verilen iman nimetine şükür içindir. 615. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. 1354 “Şükrederseniz.1352 Lügatte teşekkür etme. 419.1351 bu hediyeyi en büyük nimet addeder ve bu nimet için yapılacak şükre en güzel vesile olarak zikri tavsiye etmektedir.g. zikir ile İslam’ın ve Kur’ân’ın nûrunu ahirete taşır 1348 1349 Buhârî. s. 47. Kıbrısî. Allah(cc)’tan her hal üzere razı olma haline bağlı olarak.1356 Kıbrısî’ye göre kul. s.”1348 hadisi ise Kıbrısî’nin işaret ettiği manevi gıdaya örnek teşkil etmektedir. 170. Kâmusu’l-muhît. Kıbrısî’nin “manevî gıda” anlayışına. Hak Dost 4. 41. kabrinde çürümeyecek olarak tanımladığı kullar ile. Bu manada hakiki hayat sahibi olan Allah(cc)’ı zikreden kul. 66.Mirac. 1350 Kıbrısî.. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. 40. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. zikir ehlinin kabrinde çürümeyecek olması. Ebediyete Davet. Farklı bir ifade ile Kıbrısî’nin. s. Nimetin artmasına vesile olan şükrü1354 ifa etmede acziyetini hisseden kula.şüphesizdir. İman ise zikr için bir fırsattır.1355 Bu manada imanı bir nimet addeden Kıbrısî. 210. 211. s.1353 tasavvufta yapılan iyiliği anıp. s. 88. Muslim. imanın parlayacağı düşüncesini hatırlayacak olursak. 259 .

bâtıl olan mabud nefy edilir. 382. hevâlarını da ilah telakki eder ve gönlünü masivadan arındırarak. “Ey iman edenler. ism-i Celâl’dir.1360 Kelime-i tevhidin. Ramûzu’l-ehadîs. Bu. Sadece mabud olarak Allah(cc)’a ve tevhide iman edenlerin. zikrin faziletleri sayılamayacak kadar çoktur. s. Bu mantıksal çıkarıma göre kul. 791/1388). 1359 K. iman nurunun parlamasıdır. 1360 Cebecioğlu. Gümüşhanevi. Kur’ân-ı Kerîm’de Allah(cc)’ın zatî kavli için kullanılan. 260 . Kulun fenâ fillah makâmında ve bu makâmdan sonrasındaki bekâ makâmlarındaki zikri. s. Mezkûr ismi kalble ya da lisanla anan kulu. Hakkâniyye meşayıhı içerisinde telkin edilen ve önem atfedilen kelime-i tevhîd zikrine. Allah’a iman ediniz”1361 ayetine işaret ederek izah etmiştir. TTDS. “Lâ maksûde illallah” ve “Lâ mevcude illallah” manalarına gelir. 441. Zikirler içinde kelime-i tevhîd (la ilahe illallah) ve ismi Celâl (Allah) kulun manevi makâmlar arasında seyrine vesile olur. Tevhid-i Avâmdır. vird olarak telkin edilmektedir. Mezkûra(cc) götüren yolda. s. Bu iman mertebesinden sonraki 1357 1358 Kıbrısî. hakiki tevhide vasıl olur. “gala’llahu” ayetleriyle açıklamıştır. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Tasavvuf Sohbetleri. Adnan. Hak olan mabûd.1359 Kelime-i tevhîdin mealen manası. manevî mertebelere göre kazandığı bu anlamları. kelime-i tevhîd zikriyle. Bu anlama göre Hak olan mabud isbât. maksut olarak da sadece Allah(cc)’ı istemeleri gerekmektedir. fena makâmına doğru seyreder. “Lâ mabûde illallah” olarak birincil bir anlamı vardır. Bu makâmda sâlik.diyebiliriz. şüphesiz ki Allah(cc)’tır. nefiy ve isbat (la ilahe illallah) zikri de denmektedir.”1358 hadis-i şerifi bu izahta tevhid zikrinin önemine atfedilmiştir. zikr ile Allah’tan her daim razı olma haline erişir ki bu. s. 1361 Nisâ: 4/37. İsm-i Celâl’in önemini. 2. “Zikirde “la ilahe illallah”dan duada “istiğfar”dan efdali yoktur. Bâtıl olan mabûd ise insanların yapıp taptığı put ve benzeri şeylerdir. 42. Kul. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre her zikrin farklı faziletleri vardır. Nefy-isbat zikriyle mertebe kateden Mü’mine göre kelime-i tevhid. 101.1357 Nakşîbendiyye tarikatının Hâlid-i Bağdadîden sonra Şeyh Abdullah Dağıstanî’ye ve Şeyh Nazım’a ulaşan şubesi olan Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de bu iki zikre önem atfedilerek. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. Şâh-ı Nakşibend (v. c. sırasıyla.

1034/1624) ise seyru sulûkta Allah zikrini. Risâle-i Kudsiyye. Nefehâtu’l-uns. ondan nasibini almaya bak” diyerek zikirde devamlılığı ve adette istikrarlı bir artışı tavsiye eder. yolculukta. 212-122 1365 el-Hakkânî. 35. Mektubat. 59-62. Şeyh Nazım bu hususu şöyle ifade eder: “Zikir azar azar da olsa. zikrin ihtiva ettiği nur ile kalbin ferah duyması.makâmda kul için.1363 İmâm-ı Rabbânî (v. gibi bâtılı anlaşılmaktadır mürîdler ki bunlar vird dilin olarak zikri da kategorisindedirler. 1. açılmasından sonra yapılan zikirlerin mahiyetleri ve tesirlerine göre çeşitlendirilmiştir diyebiliriz. s. Kalbin ve dilin zikri şeklinde yapılan bu tasnif. Aynı şekilde ihlasla zikredilen isbât ile kalbi temizlenir ve daimi Hakka müteveccih olur. Pârsâ. kalb letâifine terkiz etmek suretiyle. bir meşguliyet yapılabilecek tarafından tanımlanmıştır. 1362 1363 Camî. isbât. Ebediyete Davet. 418-419. gafletten kurtulması ile ilgilidir. ağır ağır kalbimizi açacaktır… her gün zikir yapanların kalbine o serinlik verilecektir. Kulun ihlasla zikrettiği nefy ile.1365 Bu ifadelere göre kalbin açılmasından önce yapılan zikirle.1366 Kalbin zikri ise. 261 . 1366 Atay. içerisinde Allah(cc) muhabbeti ve şevkinin birleştiği kalbte olur ve bu zikr dilin değil. Şeyh Nazım’ın diğer ifadelerinde zımnen bulunmaktadır. Bu makâmda sâlikin müşâhede. 130. Allah(cc)’a kavuşturan yolda ilerler. Parkta bir bankın üzerinde otururken. Allah(cc)’tan başka hakiki mevcut yoktur. Binaenaleyh hakiki kelime-i tevhid. bu mertebeyi şöyle ifade etmiştir: “Her göz açıp kapamada bu maddî vücudu red edip. hakiki Mabudu isbât edesin. lâ ilahe (İlah yoktur) ile. c. s. 1364 İmâm-ı Rabbanî.”1362 Farklı bir ifade ile nefy. letâifler ile birlikte ele almıştır. Mesela mübtedî mürîdlere telkin edilen ve onların uyguladıkları esnasında zikirler. illallah (Allah’tan başka) ile olur. ss. vird zikr. c. batınında bulunan gizli şirkleri ve esbabı izâle olur. irade ve sıfatları Allah(cc)’ta yok olmuştur.1364 Nazım Efendi’ye göre adedine ve devamına riayet edilen zikrin başka bir fazileti ise kalbe serinlik vermesidir. kalbin işlediği bir sâlih ameldir. Mesela Allah isminin zikredilmesi esnasında kul. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Nakşibend. ss.

eşyaların nurlarına vakıf olur. Tah. ss. el-Futuhâtu’l-Mekkîyye. kalbî zikre vasıl olur. İbn Arabî de zikri. c. Kıbrısî’nin düşünce atmosferini şekillendiren tasavvuf ıstılahınının çerçevesini ortaya koymaktadır. ss. Ben de sizi zikredeyim” Bakara: 2/152. kendisini zikredeni O da zikredeceğini bildirmiştir. Azimle devamı neticesinde kalbinde haşyetullah zuhur eder. 1370 Gazalî. zikri doğurmaktadır. kâinat düzeninin suretini görür ve huzur-u ilahînin adabını talim eder. dilin ve kalbin zikri olmak üzere ikiye ayrılır. Bu keşiflerden sonra sahih keşifler başlar. günahlardan alıkoyar. 2/152) âyetiyle kendi zikrini kulun zikriyle irtibatlandırmış.Kuşeyrî’ye göre zikir. Kur’ân-ı Kerîm okumadan sonra en üstün ibadet olarak değerlendirir. Başlangıçta her ne kadar zikirden bir tat alınmasa da. Namaz. namaz gibi belli bir vakti yoktur. er-Risâle. Nazım Efendi’nin buraya kadar paylaştığımız görüşlerine dayanak 1367 “Beni zikrediniz. 367-370. zikrine karşılık bulması. İbn Arabî. Sadece kendisi ve ehli duyar. ibadetlerin en şereflisi olmakla beraber bazı vakitlerde kılınması caiz değildir. Kalbin gafil olduğu bir sırada sadece dil ile yapılan zikrin faydası olsa da bu azdır. devamlı ve kalb huzuruyla yapılan zikirdir. Bununla birlikte.1367 zikrin özellikleri arasındadır. Çünkü zikir. nefsinde. Bu sesi etrafındakiler idrak edemez. s. Her zaman ve her yerde yapılabilir. 2. 1. Bu halin de zikirle muhafazası neticesinde kul. Kalble yapılan zikre herhangi bir sınırlama yoktur. 295-305. hayvanlar âlemini keşfeder. dilin zikriyle ulaşılır. 1371 İbn Arabî. ilâhî bir sıfat olarak nitelendirir. ss. Çünkü zikrin. 262 . Dolayısıyla bu zikre ulaşan kul. Nurlar Risalesi. bitkiler âlemini. 21-27. Bu haldeki salikin derisi ve kemiğinde hareket başlar. Ona göre faydalı olan zikir.1370 İbn Arabî’ye göre kalbî zikrin sonunda kula. Bunun neticesinde de kişi yaptığı zikirden zevk almaya başlar. yıldızların nurlarını görür.1371 Zikir mevzuunda paylaşılan söz konusu yaklaşımlar. Dolayısıyla zikir için belli bir vaktinin olmayışı ve zâkirin. c. 1369 Kuşeyrî Abdulkerîm. Bkz.1369 Gazâlî ise zikri. Kenzu’t-turâsi es-sufî.: İbrahim Besyunî. ss. Ona göre Allah. “Beni anın ki Ben de sizi anayım” (Bakara. Tertîbu’s-sulûk fî tarîgi’-llahi te’alâ. 32-34. 1368 Kuşeyrî. levhi keşfedip.1368 Bununla birlikte lisanla yapılan zikr. zamanla ünsiyet ve muhabbet meydana gelir. Bu tecelliyât ile hayal âleminde olan perdeler kuldan kalkar ve sırasıyla. Kul daimî zikir mertebesine. duyuşunda ve görüşünde sadece zikrini bulur. Tüm cevherlerinden ve kalbinden sürekli zikrin sesini duyar. 302. manalar âlemi tecelli eder. madenler âlemini. İhyâ. başlangıçta kulu.

iman edip kalbleri Allah’ın zikriyle huzur bulan kimselerdir. s. Alâadin-i Attar’a göre zikir kalble yapılmalı ve zikrle beraber. Nakşbend. s. 1376 K. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 263 . Âl-i İmrân: 3/191. Bu emrin bir gereği olarak Allah(cc)’ı. 301. kalbler sadece Allah’ın zikriyle huzur bulur”1375 ayetine işaret ederek.1378 Ubeydullah-ı Ahrar’a (859/1490) göre zikirden maksad. Çünkü huzur vasfından haberdar değildir. Çünkü zikrin hakikati kalbten gafleti uzaklaştırır. masivayı tamamen yok etmektir. “Bunlar. 1377 Camî. ss.teşkil edecek açıklamalar. Bu haldeki kalbe. Allah(cc)’ın kullarına emridir. 559. kalbte gizli olan Allah sevgisini çıkarmaktır. 1374 Ankebût: 29/45. 1379 Tosun. haberiniz olsun ki. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî.1379 Toplu olarak yapılan cehrî zikir ve bu esnada semahların yapıldığı 1372 1373 Bakara: 2/152. Futuhatu’l-Hakkâniyye adlı eserde bulunmaktadır. kulun kalbini itminana erdirir. Şeyh Abdullah’a göre “… Muhakkak ki Allah’ın zikri en büyüktür. Şeyhi Abdullah Dağıstanî’nin görüşlerinin şerh edildiği. O zaman bu müşâhededen tam bir zevk alır. Şâh-ı Nakşibend (v. 1375 Ra’d: 13/28. zira huzurdan haberdar olduğun nisbette Hak ile huzurun eksik olur. zâkirin daima Allah’ın huzurunda olduğu bilincine ermesidir. mücahede devam etmelidir.1376 Söz konusu anlayışın kaynakları mahiyetindeki bir görüşü Ubeydullah-ı Ahrar (v.”1377 Nakşibendî geleneğinde Allah(cc)’ı hatırlamak için yapılan zikrin nihai amacı. 542. 1378 Aynı eser. Ben de sizi zikredeyim ve Bana şükredin. zikrin kalpteki ve hallerdeki tesiri açısından ifade etmiştir: “Kalb huzuru bu zikre devamla öyle bir dereceye yükselir ki. 307. nankörlük etmeyin”1372 ayetinde bildirildiği üzere. Adnan. itminana erer. kelime-i tevhidin hakikatine erişmek. Huzurundan haberdar olmama anlamında bir huzur hâsıl olur. müşahit derler. ayakta. “Beni zikredin ki. zikr ehlinin mutmain olduğunu ve kalblerinde zikirden dolayı sürekli itminanın bulunduğunu ifade etmiştir. zikrin faziletlerine nail olur ve onun gönlü. Allah ne yaparsanız bilir”1374 ayetiyle diğer ibadetlere göre öne çıkarılmış olan zikr. Nefehâtü’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Hakk’a şahit olur.1373 daima zikir üzere olunmalıdır. Bu hal üzere olan kul. 791/1388)’e göre zikrin amacı. 895/1489). Buna göre zikr. 100. gerçekten kalbte (başka bir şeyin sığması için) yer kalmaz. 533. ss. oturarak ya da yanları üzerinde zikrederek.

1380 Kıbrısî. Ayrıca Bkz. Adnan. içinde bulunan Allah(cc) sevgisini çıkarmak ve gafletten uzaklaşmaktır. kalbler sadece Allah’ın zikriyle huzur bulur. 1386 Aynı eser.Hakkâniyye hadraları. sadece şeriata sıkıca bağlanmaya bağlıdır. Çünkü tarikat. şeriatın ve tarikatın emri olmasından dolayı olmalıdır. kulun içinde bulunduğu anın idrakinde olduğu.1385 Edebin ikmali tefekkürle.1384 Ancak bu makâmlarda terakkinin en önemli kanunu. Hâlidiyye öncesi geleneksel uygulamadan ayrılsa da. Şeyh Nazım. ss. 62. s. s. “zikrin beş letâife nakşolması” şeklinde izah etmiştir. tefekkür ile gafletten kurtulur ve içinde 1380 1381 K. 62. misaktaki ahdine sâdık olduğu ve yaratılışının manasına uygun olduğu lahzalar olarak tanımlamasından1381 hareketle. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî adına yazılmış bir eserde. bu sıfatlar velayet makâmlarında müşâhede edilir. haberiniz olsun ki. Tasavvuf Sohbetleri.g. Bu anlayış. 1385 Aynı eser.” Zâriyât: 51/56. Adnan. Edebe riayet ise. tefekkürün cazibesi ise zikrullah ile artar. iman edip kalbleri Allah’ın zikriyle huzur bulan kimselerdir. a. zikr telkin eden mürşîdinin emirlerine sıkıca sarılmak icap eder. 61.1386 Edebin ikmaline vesile olan tefekkür konusunu. zayıflık ve acziyetini noksansız izhar ve ikrar ederse. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.”1382 ayeti bu makâmdaki kula işaret eder.e. tefekkür üzere olduğu. zikrin amacı hususunda ayrılmamışlardır. amelde cehdetmek edebi ikmal eder. yaratılış gayesine göre1383 yaşayan bir kul olarak dereceler kat eder ve ilahî huzura vasıl olur. 1382 Ra’d: 13/28. Yani zikrin amacı kalbin mutmain olması. gafletten ve nefsinin tasallutundan kurtulmuş olacağı da söylenebilir ki. onu maksuduna vasıl edeceğine inandığı için değil. s. zikrin nihayetindeki kulun. 264 . 1383 “İnsanlar ve cinleri yalnız Bana kulluk etsinler diye yarattım. Her anında Hakk(cc)’ın rızasını tefekkür etmek. Makamlar ve Seyru Sulûk ile İlgili Kavramlar/j. Şeyh Abdullah’a göre. Kıbrısî.Gaflet. zikrin zâkirdeki beş letâife nakşolması için. edebin ruhudur. gaflet ve zikirle birlikte ele almıştır. Ancak kulun cehde sarılması. ss. “Bunlar.. 142. 101. Bu haldeki kul. 63. 63. 1384 K. Bu esere göre. edebe riayettir. Şeyh Nazım Efendi’ye göre kul. gafletten ulaşılan anları.

Allah’ı yâdından bırakmayan. Adnan. zikrin telkin edildiği silsileye girer ve merâtib kateder. Allah(cc) esmâsına ait sırların keşfi için anahtar mahiyetinde olan zikr.Mürşîd . ona zikir kapısını.1387 Nazım Efendi’ye göre zikrin manevî bir kudreti vardır.e. Ayrıca bkz. Dolayısıyla mürşidler tarafından telkin edilmeyen zikrin manevî makâmlara eriştirici fazileti yoktur. gece gündüz tüm ezkar ile zikretse. 1389 Kadim olanı. Ebediyete Davet. Peygamber(sav)’den ise. 100. 79. Peygamber(sav)’in yardımcılarıdır ve her birinin derecelerine göre manevî tasarrufları vardır. s.. s. Allah ile beraber olana Cenâb-ı Allah. Zikirde bir kuvvet vardır ki. tüm mürşîdlere. telkin edilerek gelmiştir. bu kuvveti şu ifadelerle izah etmiştir: “Dünyada Allah(cc)’ın emrini ulu tutan. Şeyh Abdullah Dağıstanî’ye göre Allah. s. Hz. doğru yola götürecek bir dost bulamazsın”1392 1387 Kıbrısî.1391 Bu manada kalbî zikrin şekil ve adedi. s. evliyâ konusunda incelediğimiz manevî tasarruf ile de alakalı görülmektedir. Peygamber(sav)’e telkin etmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. a. yani Allah’ı zikredip.Kulluk Makamı (Âbid). 265 . Allah kime hidayet ederse işte o hakka ulaşmıştır.g. Hz. Keramet bahsinde de geçtiği üzere kuldan sadır olan kerametin manevi kuvveti zikirden hâsıl olur. Hucvirî. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. Nazım Efendi. Kıbrısî’nin manevî gıda anlayışıyla ilgili olduğu kadar. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 142. 1390 K. idrakin getirdiği bir zikr hali vardır. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/b. 345. zikrin kuvvetini aşılar. sonra kurb kapısını açarak kulu tevhid kürsüsüne oturtur ve ondaki hicabı kaldırarak “ferdaniyyet makâmına”1389 sokar. Bu manada Şeyh Abdullah. sayısıyla birlikte. Hz. Yani bu anlarda. hadis olandan tefrid etmek olan Ferdaniyyet. 1388 el-Hakkânî.1390 Bu makâmlarda bulunan velî kullar. 1392 Kehf: 18/17. Hucvirîye göre t evhid yolunda bir adımdır. 1391 Kıbrısî. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi).bulunduğu anı idrâk ederek. bir kulunu velî edinmek isterse. Hakk Teâla için yaşar. Bkz. kemâl mertebesine ulaşamaz. 18. Tafsilatı için bkz. Bir mürşid-i kâmil tarafından telkin edilen zikirle zâkir. bütün dünyanın yiyeceklerini yesen o kuvvete bedel olmaz”1388 Burada bahsedilen zikrin manevî kudreti. s. Kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu. Dolaysıyla bir mürşîdten telkin almayan bir kul. “Bu Allah’ın ayetlerindendir. zikrin esrarını bilen bir mûrşid-i kâmil tarafından telkin edilmesi gerekmektedir.

Allah(cc)’ın yardımı ile beş yüz ilahî emire imtisal ederek. şeyh tarafından zikr. Allah’ın nuru ile kaim olan feyzin (istinâdî). mezkûr olan Allah(cc)’tan gelen nûrdur diyebiliriz. 266 . sohbet. asıl cevher olarak Allah’ın nuru. 2. istinâdî feyz telakkisinin zikr anlayışında yer aldığını belirtebiliriz. s. 132 1396 Yılmaz. 101. “Şayet bilmiyorsanız zikir ehline sorun”1394 ayetinde bildirilen zikir ehlini Şeyh Şerafeddin.1396 Allah(cc)’ın nûru ve feyz konularına Nazım Efendi’nin yaklaşımlarından hareketle. itaatinde muvaffak olma. tasavvuf ıstılahında isnâdî feyz kavramıyla ilgilidir. Yani zikir önemli bir vesile olsa da. zikir ve halvet ile paylaşıldığını söyleyebiliriz. 3.ayetinde bildirilen “doğru yola ulaştıracak dostları”.1393 Zikrin manevî kudreti ve mürşîd ile ilgisini tamamlayacak bir husus “ehl-i zikrin” kimler olduğudur. Sohbet bahsinde de belirtildiği üzere. mürşidler olarak tefsir etmiştir. Bir mürid için zikir. onu silsileye dâhil eder ve mertebeler kat ettirir. ss. 223-224. şu dört nesneyi kendinde toplayan kişiler olarak tanımlamıştır: 1.Yevmu’l-ahd ve’l-misakta olan tecelli-i ilahiye vakıf olma. Londra’da 2005 yılında yapılan bir çalışmaya göre oradaki Hakkâni mürîdleri zikri birkaç çeşitte tanımlamaktadırlar. Adnan.Rabbânî inayet ile Kur’ân-ı Kerim’de mezkûr sekiz yüz menhiyattan korunmuş olma. kalbi cilalama ve 1393 1394 K. feyz olarak mürîdin gönlüne dolarak. onun kalbine bilgi ve manevî hal gelir. Menâkıb-ı Şerefiyye. Tasavvuf ve Tarikatlar. 4Dünya ve ahiret işlerinin tamamından zâhid olma. sohbet ve halvet esnasında mürîdin gönlüne yansıtılır. s. sohbet. Bu feyz vesilesiyle mürîdin çaba ve iktisabı olmadığı halde. 1395 Burkay. Enbiya: 21/7. zikr ve halvet ile mürekkeb olduğu zaman.1395 Zikrin bir mürşid tarafından telkin edilmesine atfedilen ehemmiyet. ona değer kazandıran mahiyetinde bulunan cevher. Şeyh ve mürîdlere sened ve silsile yoluyla ulaşan irfan olarak tanımlanan bu feyz. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.

1397 1398 Stjernholm. s. Nazım Efendi’ye göre bu seyr. Bir başka mürîde göre zikr anı. Batı’da Bir Nakşi Cemaatı. Atay. Zikrin nihayetinde kul. 1397 1996 yılında Lefke Dergâhında (Kıbrıs) yapılan farklı bir antropolojik çalışmada görüşülen mürîdlere göre zikr. gafletten ve nefsinin tasallutundan kurtularak velayet makâmlarında seyrine devam eder. cemaat bireylerini ortak bilince vardırır. Bâtılı bir mürîde göre ise zikr. 267 . Bu bilinç cemaatin ortak değeri olarak. iman nimetine şükür içindir. içindeki Allah(cc) sevgisinin açığa çıkarılmasıdır. Zâkiri daimi huzura ve manevî gıdalara vasıl eden her zikrin. The Struggle forPurity. 123. bu kudretle zuhur eder. ruhun nefs üzerine galip gelmesine vesile olur. 1399 Aynı eser. Ancak kula manevî makâmlar kazandıracak kalbî zikrin şekil ve adedi. Bu cevher ise mezkûr olan Allah(cc)’tan gelen nûrdur. Ancak zikir bizatihi kudreti haiz değildir. 40.Allah(cc)’ın nurunu yansıtma olarak tanımlanırken bir başkası. Mesela kelime-i tevhîd (la ilahe illallah) ve ism-i Celâl (Allah) zikirleri kulun manevi makâmlar arasında seyrine vesile olur.1399 Özet olarak Şeyh Nazım’a göre kulun Rabbini hatırlaması olan zikr. 122. Yani zikir seyru sulûkta önemli bir vesile olsa da. Başka bir mürîd için zikir. kalbi dinlemenin yolu ve genellikle kalbî cilalamak olarak anlaşılmaktadır. Şeyhlerinin varlığını en çok hissettikleri andır. Şeyhin Londra’da olmadığı uzun dönem boyunca dahi grup içindeki dinamizmi sağlar. Zikrin amacı kalbin mutmain olması. kalbin aşkla dolması ve masivâdan temizlenmesi olarak ifade etmiştir. zikrin esrarını bilen bir mûrşid-i kâmil tarafından telkin edilmesi gerekmektedir. ona değer kazandıran. onun mahiyetinde bulunan cevherdir. 125. s. modern dünyanın özellikle batıda doğurduğu psikososyal rahatsızlıklara karşı tek etkili tedavidir. farklı faziletleri vardır. Kıbrısî’nin genel tasavvuf anlayışında bu nûr. ss. zikrin haricinde sohbet ve halvet esnasında kalbe dökülen feyz olarak telakki edilir. Dolayısıyla mürşidler tarafından telkin edilmeyen zikrin manevî makâmlara eriştirici fazileti yoktur. zikrin manevî kudreti ile olur ve velayet makâmındaki tasarruf.1398 Bu çalışmayı yapan bir antropolog nazarıyla zikr.

Nakşibend. Ya Halim. 256. 3 kelime-i şehadet. 100 Salavat. Bakî Billah’a nisbet edilen terkibe “hatm-i Hacegân-ı sagir” adı verilmiştir. Tosun.1. Zâkir başının yönlendirmesine göre temposu ve şiddeti değişen bu zikirlerin geçişleri esnasında silsile üstadlarına dualar okunur. Hatm (bitirmek) ismi verilmesinin sebebi. mübarek gecelerde yapılan hadralar ve hatmelerden farklıdır. Bununla birlikte günlük olarak yapılan seher virdleri ve namazlardan sonra yapılan tesbihatlar. 33 Hay zikirleri yapılır.g. TTDS. Pazartesi ve Perşembe günleri akşam namazından önceki kırk dakika içinde yapılır. salavatlar ve kelime-i tevhidler toplu olarak zikredilir. belli bir güne ve vakte bağlı olmadan her zaman yapılabilirken. Ya Hafız. s.. Perşembe günü akşam namazından sonra yapılan hadralar. Hafî ve cehrî olmak üzere 2 kısım olan hatm-i kebirin birinci kısmında sırasıyla. Kısaca hatim deneden bu ayin. 268 .g. Sâfî. 321. şeyhin işaretiyle başlayan ritüelin adıdır. 7 Fatiha. s. 177-203. Toplu Zikrin İcrası: Lefke ve Şam’da bulunan Hakkânî tekkelerinde gözlemlediğimiz kadarıyla.1401 Gucdevanî’ye nisbet edilen terkibe “hatm-i Hacegân-ı kebir”. Hatm-i kebir.1400 18. hatmeler. 79 İnşirah Sûresi.e. 70 estağfirullah. 321.1402 Hakkânî dergâhlarında. yüzyıldan itibaren periyodik hale gelen bu hafî zikirin sonunda. 100 Hu. 7 Fatiha. Reşahât. 100 Allah. toplu zikir ayinleridir. Bu iki zikirden sonra 10’ar defa “Allah Hu! Allah Hakk”. Ya 1400 1401 Cebecioğlu. 100 Salavat. ku’udî ve hafî zikr olarak başlar. Pazartesi günü akşam namazından sonra yapılan hatm-i haceganın yanı sıra. Hadralar. 100 “la ilaha illallah”. şeyhin huzurunda bir grup müridin halka olmasından sonra. a. 1001 İhlas Sûresi sessizce okunurken. sıkıntılı durumlara son vermek niyetiyle yapılan ilk uygulamalara dayanmaktadır. 33 Hakk. s. Cehri olan ikinci kısmında. Nakşîlik ıstılahında olan hatm-i hacegân. kıyam zikri ile devam eder ve tekrar oturuşla yapılan Kur’an tilaveti ve dua ile sona erer. 1402 Tosun. cehrî zikr de yapıldığı bilinmektedir. bazı surelerin tertib üzere okunması ve belli miktarda zikrin çekilmesiyle yapılır. dağıtılan taşlar ile zikr adetleri takip edilir. Daha sonra Ya Daim. ss. “Allah Hu! Allah Hayy” ve “Allah Hayy! Ya Kayyum” söylenir.

Ya Gaffâr. 100 Allah. Bu hatmeler esnasında okunan virdler. 25 estağfirullah. a. 132-138. halkada bulunanlar tarafından. Ya Mucîb. Ya Hennân. 7 Fatiha.1406 2008 yılındaki iki aylık ziyaretimiz süresince. hatme-i kebir düzenli olarak Perşembe günü. 7 İnşirah Sûresi.g. ikişer kez şu formatta tekrarlanır.naqshbandi. Bazı geçişlerde ve sonda Kur’ân tilaveti.1403 Hatme-i sagir sırasıyla. 33 Hu. Aynı çalışmada “Hatm-i Hacegân” başlığında izah edilen zikrin ise1405 hatme-i kebir olduğunu düşünüyoruz. 10 Salavat. Ya Vedûd. okunduktan sonra “Ya Daîm! ya Daîm! ya Daîm! Ya Allah” şeklinde yapılan esma zikirleri üçer defa yapıldıktan sonra 25 Besmele ve 10 salavat okunur.e. Londra’da bulunan Hakkânî dergâhında yapılan bir antropolojik incelemede izah edilen ve ku’udî olarak yapıldığı bildirilen zikrin1404 hatm-i sagir olduğu kanaatindeyiz. 148. a. 33 Hay. Peygamber(sav)’in ve silsile üstadlarının ruhlarına hediye edilir ve hatme dağılır. Ya Mu’izz. ss.. Ya Subhân.g. sırasıyla. cehri olduğu bilinmektedir. Ya Deyyân. 11 İhlas Sûresi. Şam Dergâhında. Son olarak okunan 10 salavat ve Kur’an tilaveti. 146-150. Ya Sultân esmaları. Bkz. 33 Hakk. Ya Mu’id. Bu hatmelerin başında kahve ikramı yapılıp. 1405 Aynı eser. Şam’da ve New York’ta arz ettiği farklılık.. Londra’da. Ya Mennân.org/zikr/khatma-i huwacegan. Ya Settâr. 10 Salavat. yetmişlerden sonra Nazım Efendi’nin uygulamaya başlamasıyla.e. el kitapçıklarından takip edilmiştir. 100 kelime-i tevhid. Peygamber (sav)’e ve silsile üstadlarına hediye edilir. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. 1406 Atay. s. ss.. Bu uygulamalar. Lefke’de. Mesela 1970’li yıllara kadar Londra’da da hafi yapıldığı bilinen hatmeler.1407 icra edilmiştir. olduğu gözlemlenmiştir. 269 . Atay. “Ya Daîm! ya Daîm! ya Daîm! Ya Allah”. zaman içinde de değişime tabi olmuştur. sonunda ise şeker ve sandviç ekmeği dağıtılmıştır. ss. Ya Rahmân. Hz. 121-146. Ya Fettâh. Atay. 1403 1404 http://www. dualar aynı şekilde Hz. 1407 Londra’da yapılan zikirde de Perşembe günü. yani Cuma gecesi.Latîf. 7 Fatiha.

79 İnşirah Sûresi.org/Video&Audio/Dhikr-Hadra. Kıyam zikrinde halkanın ortasında dolaşarak zikreden müridler.naqshbandi. 100 salavat. hatme gibi başında okunan ayetler olmaksızın. Yaklaşık otuz dakika süren hadralar ve diğer hatmeler çeşitli internet sayfalarında da paylaşılmaktadır. Meselâ Gucdivanî’ye nisbet edilen hatmede. hemen arkada katılanların sayısına göre ikinci. 500 “ya hafiyye’leltaf edrikni bi-lutfike’l-hafi. ellerini iki yanda kenetli olmadığı halde kenetliymiş gibi tutarak zikreder ve halkadaki diğerlerinin önünde durarak dolaşır. http://www. üçüncü ve dördüncü halkayı oluştururlar. 100 salavat. Hadralarda bazen bir ya da birkaç zâkirin ortada semah ettik leri de olmuştur. Hatmelerde oturularak yapılan kelime-i tevhid zikrinde baş ve gövde ile salınarak yapılırken. Abdülhalik Gucdevanî’ye veya Bahâuddin Nakşbend’e nisbet edilen hat-i hacegân tertiblerinden farklılaşmıştır. kıdemli mürîdler zâkir başının sağı ya da solunda daha yakın olanlardır. Zâkir başına dönük olarak oluşturulan halkada yer bulamayanlar. Her iki salınımda da esas olan kalbin bulunduğu sol tarafa “illa’llah” zikrinin vurulmasıdır. rabıta.Hatme ve zikirler mihrabın önünde duran zâkir başının sağına ve soluna halka oluşturarak olur. 270 . Nakşbend’e isnad edilen hatmede. 7 Fatiha Sûresi. kıyam zikrinde eller iki yandaki zâkir ile kilitlendikten sonra belden yapılan salınım ile öne doğru eğilerek yapılır.org/zikr. Melâmetiler ve Nakşîbendiler hafî zikri. 321. www. Tarikat-ı Hakkâniyye’de uygulanan hatmeler. 7 Fatiha Sûresi. Bu zikirler hem oturarak hem de ayakta icra edilebilir. s. 100 salavat ve aşr-ı şeriftir. 15 istiğfar. Nakşbend. Genellikle loş bir ışık ortamında yapılan zikirlerde. Şayet ayakta dönerek yapılırsa. Hadra. Rifâîler ve Kâdirîler ise cehrî zikri esas almışlardır. diğer grup kıyam zikri yapar. buna “devr” 1408 1409 Tosun.1409 İslâm tasavvufunun kurumlaşmasından sonra.saltanat.1408 Hatm-i hacegânların haricinde Cuma günleri ve mübarek gecelerde hadra adı verilen zikirler yapılır. Lefke ve Şam tekkelerinde kıyam zikri olarak da gözlemlediğimiz hadralar da. kıyam zikri olarak başlar ve biter. bir grup ilahi ve medhiye okurken. 1001 İhlas Sûresi. 7 Fatiha Sûresi. 100 salavat ve duadır.

tegannî. Cürcânî. s. şarkı dinlemek. s. s. Bunlardan bağımsız olarak Lefke tekkesinde ise akşam namazından sonra toplu olarak cenaze namazı kılınır. Nazım Efendi’nin ifadesiyle tayyarenin uçması için çalışan yer tekerler değil motordur. Taklidi semânın baştan sona kadar ayaklar üzerinde olduğu ifade etmiştir. beste. s. 369-371.1414 Lefke tekkesinde seher virdleri. hançereden testere ve bıçkı sesi gibi ses çıkarılarak yapılan zikre ise “zikr-i erre” denilir. Uçak havalandıktan sonra tekerlere ihtiyaç duymadığı gibi. gınâ. Ankaravî. s. Ya Hafız yüzer defa hafî olarak okunur. Tasavvuf ve Tarikatlar. İki rekât necat namazı kılındıktan sonra secdede dua edilir. s. TTDS. 271 . 555. raks.1413 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre semâ taklit ve tahkik olmak üzere iki çeşittir. 162. 974. Müridler. Keşşâf. Kamûsu’l-Muhît. Ta’rifât.1411 Tasavvuf ıstılahında ise. toplanan uyku tulumları ve alınan abdestlere müteakiben başlar. “işitmek. Seher virdinden önce iki rekât abdest namazı kılınlar da olmaktadır. kendi kuvveti ile orada bulunmamaktadır.1410 Bununla beraber farklı bir zikr biçimi olan semâ lügatte. Uludağ. Firuzabadî. insan ile diğer mahlûkatın aynı dilden yaptığı zikri temsil eder. hakiki olarak semâ eden zâkir. makâm ve nağmelerle okunan dinî metinleri ve ilâhîleri. vecde gelmek ve üns meclisi” manalarında kullanılmıştır. c. birkaç saniye için tefekkürü mevt yapılır. Tahkiki semâda hakikaten dönen zâkir. Bir müezzinin duasından sonra imamın müezzinliğinde sırası ile Ya Halim. ss. Yesevîlikte. 364. 1415 Tüm bu zikirlerin adetleri ve duaları ile ilgili detayları için bkz. s.1412 Bu dönüş. s. Minhâcu’l-Fukarâ. Tehânevî. kâinattaki atomlardan galaksilere kadar dairesel bir hareket olduğu için. 312. kulak vermek. musiki eşliğinde dinlerken ilâhilerin ruhta bırakmış olduğu tesirle coşup dönerek raks etmek ve deverân etmektir. 262. 1415 Bu tesbihatların sonunda sabah namazına geçmeden sağ omuz üzerine uzanarak. 1413 Cebecioğlu. 121. bu namazın Müslüman olarak vefat edip de cenaze namazı kılınmayan tüm dünyadaki 1410 1411 Zikir ve zikir çeşitleri için bkz. c. 21. Kıbrısî.ve “deverân” adı verilir. Ebediyete Davet. Lisânu’l-Arab. 1414 el-Hakkânî. TTS. Yılmaz. Lümâ. mescitte uyuyanların uyandırılmasına. 1412 Serrâc. Müridin El Kitabı. 1. çalgı. İbn Manzûr. 730. yedi defa döndükten sonra ayakları yerden kesilerek döner.6. 20.

Kehf. Kâşânî.1421 Istılahta kabz. Allah’ın gazabının korkusuyla dolar. bast kelimesinin zıddıdır.g. 1422 Isfehanî. Komisyon. s. KABZ VE BAST HÂLİ: Lügatte sıkıntılı olmak. Zümer. endişeli olmak gibi manalarına gelen kabz. bu kelimelerin tasavvuf ıstılahındaki anlamlarında önemli olmuştur. 1. âriflerin 1416 1417 Mürîd ile yapılan mülakata ait kayıtlar. yeme ve içme duygusu yok denecek kadar zayıflar. 1419 Bkz.. 9/67. Allah’ın celâlini tefekkür etmekten dolayı. salikin yaşadığı bir halet-i ruhiyedir. karşı konulamayan bir endişe ve korku hisseder. ruhun dertli olması. 56. 272 .. Bir mürîde göre bu namaz. s. kapanmak. a.Müslümanlar için niyet edilerek gıyaben yapılan bir namaz olduklarını söylerler. Bu ayete yapılan işarî tefsirler.g.1418 Kur’ân-ı Kerim’de kabz ve bast kelimeleri daha çok lügatteki manalarıyla meal edilmiştir. Firuzebadî. Lisânü’l-Arab. 1421 Yılmaz. 5/11. s. Bast. neşeli olmak. Mu’cemu’l-vasît. Bast. 67/19. Bakara. Tâhâ. bu manaların üzerine inşa edilmiştir. 39/67. Mülk. TTDS.e. 333. Komisyon. üzüntülü olmak. Allah’ın lütuf ve cemâlini düşünmesinden dolayı bir genişleme. s. İbn Manzûr. a. Tevbe. Sufîlerin yüklemiş oldukları manalar ise. 651.. sevinçli olmak. 13. a. tutulmak. kulun geçmişte işlemiş olduğu iyi amelleri hatırlanması sonucunda.g. c. daralmak. 659. keyifli olmak. 408-409. lügat anlamıyla tercüme edilmektedir. Tasavvuf ve Tarikatlar. Istlahatu’s-Sufiyye. Kabz hâlindeki sâlikte. rahat ve huzûr içinde olmak gibi anlamlara gelir. Maide. s. Nazım Efendi’nin manevi bir vazifesi olduğu için kılınır. 710-711. 352-354. s. ondan alınacak mükâfat beklentisinden dolayı ferahlaması ve Mevlâ’sına yakınlığını göstermesidir. ferahlık ve sevinç duyma meydana gelir. ses arşivimizde mevcuttur. zihni açık olmak. açılmak. Yine O’na döndürüleceksiniz.e. 1420 Bakara: 2/245. el-Müfredât. Furkân. Cebecioğlu. Bu halde salikin kalbi. 210-211.1417 Bast ise lügatte genişlemek. s. genişleten (bast) de. 1418 İbn Manzûr.”1420 ayetinde bu kelimeler.1419 “Rızkı daraltanda (kabz) Allah’tır.1416 h.e. Kâmûs. Firuzebadî. ss. c. tutmak. 1422 Bast halini yaşayan sâlikin kalbinde ise. 11. 2/245. 25/46. 18/18 . 20/96. ss. ss. 46.

85-86. 1426 Kıbrısî. daima rahat olması ve kalbinin ferah olması olarak tanımlar. Allah(cc)’ın sevdiği hâl olarak tanımladığı bast hâlini.1427 Mesela İzzeddîn Kâşânî (v. TTDS. Allah(cc)’tan razı olmamaya delalet etmektedir. Tasavvuf ve Tarikatlar. s. zihin de açık durumdadır. Bu hali yaşayan sâlikin çehresi. 1428 Kâşânî. kuldaki makbul ve muteber bir hal iken. dış görünüşünü ve fiillerini ilmine göre ayarlar. Bu neşe hali kalbte inbisata ve ferahlamaya sebep olur. Kabz ve bast hallerinin sonuçlarını ve tesirlerini esas alarak ulaşılan bu görüşlere göre. ss. Ankaravî. basttan haz alıp. ekşitilmiş surat) ise. yaşadığı halin aynası olur. kulun daralma ve sıkıntı halinde bulunmasıdır. 643-645. 210-211. kabz makbul olmayan ve kerih görülen bir haldir. Misbahu’l-hidâye. Bu durumda kul. bu konuda Şeyh Nazım’ın aksine bir görüş beyan etmişlerdir. Çünkü nefs.sıfatlarından biri olarak tabir edilir. TTS. Çünkü bu çehre Allah(cc)’tan razı olmaya delalettir ki. bu kulların mekânları cennettir. 336-337. Kıbrısî. Bast hâlinde gönül şen. Sühreverdî. güler yüzlü ve mütebessim çehreli olmayla ilişkili olarak anlatır. Minhâc. mutasavvıflar değişik görüşler beyan etmişlerdir. s. s. 420-421. kulun ahiret azabına sebebiyet verir. 67. 121. Avârif. 1425 Aynı eser. s. Bu hallin devamlılığı. ferah 1423 Serrâc. s. Cebecioğlu. kalbin önünden nefs hicabının kalkması ile olur.1426 Kabz ve bast hallerinden hangisinin daha üstün olduğu konusunda. Nazım Efendi’ye göre bast. basttan evladır. bu genişliği etrafına yansıtması. 1427 Yılmaz. Bastın sebebi ise. Bu çehrenin zıttı olan abus şekli (somurtma.1425 Kabz ve bast hallerinden hangisinin üstün olduğu konusunda Şeyh Nazım’ın görüşü kesindir. Kalb ve nefs ilişkisi ile izah ettiği bu hallerden kabz. 273 .. 342. 120.e. her mecliste ve işte kulun kendini genişlikte bulması. ss.1428 Çoğu sufî. 735/1334).g.1424 Şeyh Nazım’a göre kabz hali ise. 1424 Kıbrısî. kulun kalbine ve etrafına sıkıntı vermemesi. el-Lümâ. Uludağ. 121. Tasavvuf Sohbetleri. s. kalbin ferahlı olması. kabz hali. s. nefsin sıfatlarının zuhur etmesi ve kalbe hicab olmasından dolayı olur. a. ss. bast haline bir üstünlük atfetmiştir.1423 Nazım Efendi bast halini. bu hallerin zuhur etme sebeplerine bakarak.

yaşadıkları hâllerden dolayı. s. onların. 669. Yine o. ama yakıcıdır. imtihanları geçer. Mesnevi.g. Zira avamın ve havasu’l-havasın halleri bu değerlendirmelerin dışında kalmıştır. 3. s.1429 Aynı görüşü savunan Mevlânâ. havasın hallerinden. 1431 Sühreverdî.. havasu’l-havasın yaşadığı bir hal olarak değerlendirilebilir. kabzdan sıkılır. Mevlânâ. a. 343. nefsinin sıkıldığı yerde olduğundan. nefs-i levvâmeye yükselme ve muhabbet makâmından nasiplenme sayesinde meydana gelir. Bast hâlinin yüzü ise güleçtir. fenafillahda yaşanan zevk. yaz mevsiminin devamlılığının. havasın halleri olmaktadır. Sühreverdî’ye göre bu yanılgı. kabz hâlini kışa. bu hâlin onun kurtuluşu olduğunu belirtir.1432 Bu hali Kuşeyrî. Nitekim kabz ve bast. Hakk’ta fenâ ve bekâ makâmlarına vasıl olmamış sâliklerin halleridir. Ona göre kabzın yüzü ekşidir . kabz hali basttan üstün görülmüştür. kendilerinin kabz ve bast hâllerini yaşadığı zannına kapılsalar da bu durum. sâlike kabz hâli geldiğinde onun üzülmemesi gerektiğini. haz almaz. bu durumun sıkıntı ve neşe durumu olduğunu belirtir. bağı ve bahçeyi kavuracağını belirtir. ancak bunun gerçek manada kabz ve bast hâlleri olmayacağını. kabz ve basta benzer duyguların Mü’minlerin avâmında görüleceğini. hâlâ nefs-i emmâreye ait sıfatların etkisinde bulunmasına bağlıdır. Avârif (Gerçek Tasavvuf). 632/1234). Allah’ın gayrısındaki her şeyden sıyrılmış kullar (havasu’l-havas) üzerinden izah 1429 1430 Ankaravî. kabz hali daha evladır. bast hâlini de yaza benzeterek. Farklı bir ifadeyle avamın tecrübe ettiği haller. Yani bu kişiler. 341. 3757-3762b. s.bulurken. ama şefkatlidir. bu halleri tecrübe ettiği varsayılan kesimin çeşitliliğinden kaynaklanmaktadır. Mesela Sühreverdî (v.1431 Sühreverdî’nin izahına bağlı olarak düşünecek olursak. Dolayısıyla umum görüşe göre. terakki eder ve bast hâlini görecek. Sâlike yol aldıran işler ise. 1432 Ankaravî. Çünkü bazı mutasavvıfa göre ise kabz ve bast hali. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin üstün gördüğü bast hali. c. 696-699. onların halleri ise havasu’l-havasın hallerinden faklı olmaktadır. Bundan dolayı mürid kabz hâlinde. bir yanılgıdan ibarettir. Minhacu’l-fukarâ. s. Bu açıdan bakıldığında sufilerin umumiyetle bahsettiği. her halin fevkindedir.e. Kendi varlıklarını aşmış kullar için. 274 .1430 Bu konudaki görüş ayrılıklarının sebebi.

etmiştir. Kuşeyrî’ye göre, sufîde, bast hâli hâkim olduğu zaman, en şiddetli ve elem verici hadiseler, onu hiçbir şekilde etkilemez. Böylesi sufîler, ona göre, ilahî kaderin cilvesi ve Allah(cc)’ın rahmeti ile eşyaya kul olmaktan kurtulmuş kimselerdir.1433 Nazım Efendi, eşyanın esaretinden kurtulmuş kulu, rıza makâmıyla ilintili ele almaktadır. Kıbrısî’ye göre kabz halinde bulunan kişi Rabbinden razı değildir, bir daralma ve kasıntı haliyle etrafına da aynı hâli yayar. Bu hali hayatı boyunca yaşayan kişi cehennem ehlinin sıfatıyla sıfatlanır. Dolayısıyla kabz hali, kulda devamlı olmamalıdır.1434 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî tarafından, bast haline yüklenen rıza halinin de kendi içinde dereceleri olduğu görülmektedir. Kıbrısî’ye göre mahlûkun Hâlik’ı ile olan ilişkisinde insan, kendisi kadar mûkerrem olmayan diğer mahlûkun yaşadığı rıza makâmından daha alt seviyede olmamalıdır. Mahlûkun içinde bulunduğu halde duyduğu memnuniyet ve rıza, ilah-kul ilişkinin uygunluğunu belirlemektedir. Şeyh Nazım’a göre Âdemoğlunun hizmetine tayin edilen tüm hayvanat, nebatat ve madde; her durum ve zamanda, ferah içindedirler. Onlardan daha mükerrem bir yaratılış içinde olan insan ise, her halinde razı olmalıdır. İnsana giydirilmiş bu şeref, onu her hal üzere razı etmeye kâfi derecede ferah sebebidir. Başka bir ifadeyle kulluk, Âdemoğlu için en büyük şereftir ki, takdir edildiği zaman kişiyi her daim genişlik, mutluluk ve ferah içinde bırakır. Nazım Efendi bu düşüncelerden hareketle kabz halini neden kerih gördüklerini ve Allah(ac)’ın neden bu halden hoşnut olmayacağını şöyle ifade etmektedir: “Âdemoğluna minel-ezeli ile’l ebed bu kadar şerefi giydiren Allah(ac), verdiği hesaba gelmez bu şeref dururken dünya için mahzun olan kullundan razı olmaz.”1435 Bu ifadelerden de anlaşıldığı üzere, Kıbrısî’nin tarif ettiği rıza ve şükür, karşılaşılan dünyevî hadiseler içindir. Bu ise Sühreverdî’nin tarif ettiği nefs-i emmare seviyesindeki avamın halleridir. Şeyh Nazım, “el-hamdulillah” zikrini, bu kişilere tavsiye etmiştir. “Gönlün açılması için” diyerek tavsiye ettiği bu zikir ile kul, dünya
1433 1434

Kuşeyrî, er-Risâle, ss. 94-95. Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 122. 1435 Aynı yer.

275

için olan hadiselerden sıyrılmaya çalışır. Kıbrısî, bunu başarmış kulları, rıza makâmı ile ilintili bir şekilde anlatmıştır. Bizim havas olarak nitelendirdiğimiz bu kişileri Kıbrısî, “hammadûn” olarak nitelendirmiş ve onları övmüştür.1436 Buradan da anlaşıldığı üzere havasın kabız ve bast halleri, dünya için değil de, Allah (cc) için ve O’nun rızası için olmaktadır. Bu misal üzerinden havasu’l-havas ise, Allah(cc) ile birlikte olma hazzı yaşadığından; ne dünya için, ne de Allah için bir hal yaşamaz. Zira o, Allah(cc) ile birlikteliğin neşvesinden başka bir şey duymamaktadır. Istılahta kabz ve bast hali, keşif ve şükür gibi kavramlarla da ele alınmıştır. Mesela her iki halin bir birine göre zuhur edebileceklerini savunan Kuşeyrî, hangi halde olursa olsun kulun, sebepleri araştırmak yerine hal geçinceye kadar sükûneti muhafaza etmesi gerektiğini ifade etmiştir. Cüneyd-i Bağdadî, her iki hali de Allah’a sığınılması gereken haller olarak görür. Bağdadî’ye göre bu haller, Allah’ta fenaya ve bekâya giden yolculuğunda, kulun tekâmülüne, tekerrüre ya da tenziline sebep olur.1437 İbn Arabi’ye göre, Allah(cc)’ın “zahir” ve “batın” isimlerinin tecellilerinin müşâhedesine bağlı olarak kullarda kabz ve bast hali deveran eder.1438 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, bast hâlini rıza makâmına ait olarak tanımladıktan sonra, bu makâma ulaştıran vesile olarak tefekküre işaret etmiştir. Tefekkürün Allah(ac) muhabbetini ve gurbîyeti artırdığını şu şekilde ifade etmektedir: “Hadsiz ve hesapsız nimetin ve lütfun içindeyiz. İşte insan onu (tefekkürle) bildiği vakit ferahlıyor. Neşeli insanı, ferahlı insanı Allah seviyor ve ona bast hâli derliyor. Kabz hâli bütün zulmetlerin membaıdır”1439 Gaflet başlığında da incelenen tefekkür, kulu Allah(cc)’tan gaflete düşmekten korur. Kıbrısî tefekkürü, sürekli teyakkuzda bulunmak üzere tavsiye etmiştir.1440 Tefekkürü aynı zamanda rıza makâmına ulaşmak için tavsiye eden Kıbrısî, bu makâmdaki salike ait halin, bast olduğunu söylemektedir. Buradan da anlaşılmaktadır ki bu hal, avama ve havasa aittir. Avam, dünyevi amaçlarla yapılan
1436 1437

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 122. Kuşeyrî, er-Risâle, s. 94. 1438 İbn Arabî, Nurlar Risalesi, s. 23. 1439 Kıbrısî, a.g.e., s. 122. 1440 Aynı eser, s. 142.

276

işlerden sıyrılmak için tefekkürde bulunur ve ilahî rıza için işlediği fiilerden dolayı bast hali yaşar. Havas ise, ilahi rıza için işlediği fiilerden sıyrılarak, fenâ fillah hali yaşamak için tefekkürde bulunur. Fenâyı yaşadığı vakitlerde bast hali yaşar. Fenâdan uzaklaştığı vakitlerde, eski makâmı olan rıza halline dönüş yapar. Bunun sâlik açısından bir ayrılık olduğu düşünüldüğünde, sâlikte, kabz haline sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre, kalbin ferahlı olması, bast hali; daralma ve sıkıntı halinde bulunması ise, kabz halidir. Nazım Efendi’ye göre bast, Allah’ın sevdiği, kuldaki makbul ve muteber bir hal iken; kabz bu halin tersidir. Mü’mindeki bast hâli, onun gülen yüzünde ve mütebessim çehresinde görülür. Şeyh Nazım, bu hale ulaştıran vesile olarak tefekküre işaret etmiştir. Allah(ac)’ın hadsiz ve hesapsız nimetlerini ve lütfunu hatırlamak anlamında kullanılan tefekkür, kuldaki muhabbeti ve gurbîyeti artırarak, ondaki bast halini, muhafaza eder. Böylesi nimetlere rağmen kabz halinde bulunan kişi, esasen Rabbinden razı değildir. Bazı mutasavvıflara göre kabz hali, Mü’minin manevi terakkisi için, bast halinden daha muteberdir. Sufiler arasındaki bu görüş ayrılığı, bu hallerin sebepleri ve sonuçlarına bağlı olarak oluştuğu kadar; bu halleri yaşayanın avam, havas ya da havasu’l havas olmasına göre de oluşmuştur.

i. NEFS: Arapça bir kelime olan nefs; can, ruh, kan, ceset, izzet, hamiyet, herhangi bir şeyin özü, nazar değdiren göz gibi manalara gelmektedir.1441 Kur’ân-ı Kerîm’de nefs; kötülüğü emreden,1442 kıskançlıktan yana,1443 cimrilik ve hırs sahibi1444 gibi menfî vasıflarla zikredildiği gibi; kötü arzulardan
1441

Firuzebadî, Kamûsu’l-muhît, s. 577; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. 15, Dâru’s-sadır, s. 117; Isfehanî, el-Müfredât, s. 502. 1442 “Rabbimin muhafazası dışındaki nefs, daima kötülüğü emretmektedir.” Yusuf: 12/53 . 1443 “Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu.” Mâide: 5/30.

277

kurtulmuş, itminana ermiş1445 gibi müsbet sıfatlarla da tavsif edilmiştir. Nefse tasavvuf ıstılahında yüklenen manayı en açık şekilde ifade eden ayette Hz. Musa(as), buzağıyı ilâh edinen kavmine şöyle seslenmiştir: “…Gelin yaratıcınıza tövbe edin, nefislerinizi öldürün.”1446 Mutasavvıflar tarafından kulun Allah(cc)’a dönüşünden önce tezkiye ve terbiye etmesi gereken bir yönü manasında kullanılan nefs, İmam Kâşânî’ye (v. 730/1329) göre kendisinde irâdî hareket, his ve hayat kuvveti bulunan latîf buharlı bir cevherdir. Hakîm Tirmizî bu tanıma şunu ekler: “O, hayvanî ruhdur, kalb (nefs-i natıka) ile beden arasında vasıtadır.”1447 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin yayın ve sohbetlerinde, nefs teriminin ontolojik yönüne dair izahat ile karşılaşılmamıştır. Kıbrısî’nin sohbetlerinde nefs, genellikle nefs-i emmare manasında kullanmaktadır. Tasavvuf ıstılahında nefs-i emmare, genel olarak hevâ ve heveslerinin peşinden koşan nefs mertebesi olarak tanımlanmaktadır.1448 Şeyh Nazım Efendi’ye göre bu derecedeki nefs; insanı, insanlık şerefinden mahrum eden, kendi hevâ ve arzularını ilah edinen nefstir.1449 Çünkü kişi kendi manevî memleketi olan yaşantısında, Rabbi’nin isteklerine tabi olmazsa, o emirlerin gayrını emreden nefsinin, şeytanın, hevâlarının veya dünyanın isteklerine tabi olur. Böylelikle kul, Rabbi’ne değil nefsine kulluk etmiş olduğundan, kulluk şerefinden düşer.1450 Seyru sulûkta nefsin, hevanın ve şeytanın tuzakları üzerinde sufîlerin görüşleri, İslam düşüncesindeki çerçeveyi şekillendirmiştir. Bu manana nefis, şeytan ve hevâ, insanın batınî düşmanları olarak telakki edilmiştir. Bunlardan iblisin düşmanlığı, Hz. Âdem(as)’e secde etmediği günden beri bilinmektedir. Ancak hevâ,
1444

“Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” Haşr: 59/9. 1445 “Ey mutmain nefs! Sen Rabbinden razı, O senden razı olarak dön Rabbine! Sen de katıl has kullarımın içine, gir cennetime!” Fecr: 89/27-30. 1446 Bakara: 2/54. 1447 Cürcanî, Ta’rifat, s. 262; Kâşânî, Istlahatu’s-Sufiyye, s. 115; Cebecioğlu, TTDS, s. 472. 1448 el-Nakşıbendî el-Hac Mehmed Nuri Şemsüddin, Miftâhu’l-kulûb, Haz.: Salah Bilici K.Evi, İstanbul 1983, ss. 135-136. 1449 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 18. 1450 Aynı eser, s. 24.

278

insanın nefsindeki hükmedici yönün habercisidir. Şeytan, Âdem(as)’in bu zafını kullanarak, onu yasak ağaca yaklaştırmış ve Cennet’ten kovulmasına sebep olmuştur.1451 Nefs, şeytan ve hevanın söz konusu durumlarına yönelik anlayış, Kıbrısî’nin de anlayışını şekillendiren yaklaşımlardandır. Bu hususu Kıbrısî’nin âbid anlayışıyla birlikte değerlendirdiğimizde, onun abid tanımında etkili olan ve nefs tezkiyesi ile ilgili yönlerini görüyoruz. Mesela nefsini en üst derecede arındıran kul, kendi iradesini, Rabbinin iradesinde kaybedendir. Bunu yaparken âbid, kendini aciz bilerek, Rabbinden gelecek inayete dayanır. Binaenaleyh bu makâmdaki kul, nefsine, şeytana ve dünyaya kul olmadığı için, Rabbine, teslimiyet ve tevekkül ile kul olur.1452 Nefsin, insanı kulluk şerefinden düşüren bir diğer fiil ise, kişinin kendine vacip olan vazifeyi bırakıp, üzerine lazım gelmeyen vazifelerle iştigal ettiği anda olur. Kendisini ehli cennet sayan bu kişi, Kıbrısî’nin ifadesiyle, ahiretini garantilemenin ferahıyla, kendisi haricinde her şeye müdahale eder. Hükümetlerden devlete, yerden göğe kadar her olaya akıl verirken, kendisini dünyada Allah(cc)’ın vekili olmaya yetkin görür.1453 Kıbrısî’nin tavsif ettiği bu karakteri, Abdul Bakî Gölpınarlı (v. 1403/1982) iman ile ilişkili olarak analiz etmiştir. Gölpınarlı’ya göre, gayba iman etmeyen kula, gayb âleminden yol gösterici bir kapı açılmaz. Dolayısıyla kula açılan kapılar, kontrolü nefsin elinde olan bir âlemden açılır ki, bu kulu, rablik iddiasına kadar götürür. Benlik ve bencillik ile başlayan bu yol, kulu hayvanlık seviyesine ve “keşke toprak olsaydım”1454 dediği pişmanlığa götürür.1455 Bununla birlikte bazı sufîlere göre, gayba iman eden kulun dahi nefsinde ilahlaşma iddiasının görülmesi olasıdır. Celvetiye tarikatı piri Üfdade (v. 988/1580)’ye göre, mü’min kulun nefsinde müşâhede edilen ilahlaşmaya en temel sebeb, kibirdir. Kulun nefsini bilmemesinden kaynaklanan kibir, gazab ve haset gibi tüm hastalıkların menşeidir. Bu mertebedeki

1451

Razî, Yahyâ b. Muâz, Cevâhiru’t-tasavvuf, Tah.: Saîd Hârûn Âşık, Mektebetu’l -Arab, Kâhire 2002, s. 172. 1452 Bu tezde bkz. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kavramlar/a.Kulluk Makamı (Âbid ). 1453 Kıbrısî, a.g.e., s. 18. 1454 Nebe: 78/40. 1455 Mevlâna Celâleddîn, Mecâlis-i Seb’a, Ter.: Abdülbakî Gölpınarlı, Konya Turizm Derneği Yay., Konya 1965, ss. 85-86.

279

kul, kendi ayıplarını bırakıp, başkalarının ayıplarıyla ilgilenir. Kibir ve enâniyete dair tüm hastalıklardan kurtulmanın yolu, nefis tezkiyesi ve seyru sulûktur. Her kulun ayıp ve hataları olduğu kadar, fazilet ve kemale müteveccih yönleri de olduğundan; Üfdade’ye göre, nefsini tezkiye etmeye çalışan kul, insanların faziletlerini görmeye çalışmalıdır. Böylelikle tüm insanları kâmil, kendisini nâkıs bilerek, bu hastalıktan kurtulur.1456 “Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler”1457 ayeti tasavvuf terminolojisinde ve Kıbrısî’nin düşüncesinde yer alan söz konusu anlayışın dayandığı naslardandır. Bu ayette işaret edilenler; namazı derin saygı içinde kılanlar, zekâtı verip, ırzlarını koruyanlarla birlikte kurtuluşa eren Mü’minler zümresinde sayılmışlardır.1458 Bununla birlikte “Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.”1459 ayetinde boş işlerden yüz çeviren kişiler olarak bildirilenler, tevbe edip, sâlih amel işleyen ve Allah(cc)’a, tevbesi kabul edilmiş olarak dönenler1460 olarak anılmışlardır. Boş iş ve sözlerden yüz çevirenler, Kur’ân-ı Kerîm’de, birçok faziletli amel ve âmillerle birlikte zikredilerek ve Cennetin yüksek makâmlarıyla müjdelenmiştir.1461 Bununla birlikte boş konuşma, “Ey îmân edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir gazab (sebebi) oldu.”1462 ayetiyle Cenâb-ı Allah(cc)’ın sevmediği bir fiil olarak zikredilmiştir. Şâh-ı Nakşîbend (v. 791/1389)’e göre boş konuşmayla ilgili bu ayet, kulun seyrindeki hedefini ve istikametini belirlemektedir. Hak için yapılmayan tüm
1456 1457

Bahadıroğlu Mustafa, Hz. Üftâde ve Dîvânı, Üfdade Kur’ân Kursu Yay., Bursa 1995, ss. 220 -221. Mü’minûn: 23/3. 1458 “Müminler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler. Onlar ki, zekâtı öderler. Onlar ki, ırzlarını korurlar.” Mü’minûn: 23/1 -5. 1459 Furkân: 25/72. 1460 “Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah'a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.” Furkân: 25/71. 1461 “Onlar, kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler. Onlar, ‘Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle’ diyenlerdir. İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır. Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!” Furkân: 25/73-75. 1462 Saff: 61/1-2.

280

konuşmalar, kulu Hakk’ın gayrına götürür. “O halde siz Beni hatırlayın ki, Ben de sizi hatırlayayım”1463 ayeti, kul için malayağni yapmadığı anlarda geçerlidir. Binaenaleyh Nakşibend’e göre, Hakka’a müteveccih istikamet, kulu malayaniden koruyan ve gayret isteyen bir iştir. Bu gayretin mükafâtı ise kulun, Hakk Teâla tarafından anılmasıdır.1464 Nefsin boş konuşması mevzuunda, Şeyh Nazım’ın anlayışı, iblis ve gaflet anlayışıyla da ilgilidir. Yani ayetlerde zemmedilen bu hal ve davranışlar, kulun sadrına iblis tarafından fısıldansa da, insan nefsine uyup, gaflete düşmedikçe bu fiili işlemez. Çünkü İblis Mü’minlere bir fiili yaptırmada acizdir, o fiilin işlenmesinde nefis daha etkindir.1465 Nefsin kul üzerinde etkin olmadığı anlar, kulun yaşadığı hayatın anlamın idrakinde olduğu anlardır. Allah ve ahiret yörüngesinden çıkmış tüm aklî, kalbî ve hissî lahzalar, kulun gaflet anlarıdır. Binaenaleyh kul, bu anlarda kendisini bırakıp başkalarıyla ya da boş söz ve fiillerle meşgul olmaktadır.1466 “Kur’ân okunduğu zaman, kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın. Gerçekten onun, iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde gücü ve etkisi yoktur. Onun gücü ve etkisi, ancak onu dost ve koruyucu edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.”1467 ayetinde de belirtildiği üzere şeytanın, mü’minler üzerinde bir hâkimiyet kuramayacağı, kâfirler üzerinde ise, davet etme ve süslü gösterme yoluyla bir tesiri olduğu anlaşılmıştır.1468 Mü’min kulun gafleti, iç dünyasında şehveti ile aklının muharebesine bağlı olarak olur. Farklı bir ifadeyle, şehvetin akla tahakkümü esnasında kul, gaflete düşer ve iblisin davetine kapı aralar.1469 Bu anlayış, Şeyh Nazım’ın boş konuşma hususundaki bu yaklaşımının, ıstılahtaki karşılığı olması bakımından önemlidir.

1463 1464

Bakara: 2/152. Parsâ, Risâle-i Kudsiyye, s. 52. 1465 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 162. 1466 Aynı eser, ss. 141-142. 1467 Nahl: 16/98-100. 1468 Bursevî, Rûhu’l-beyân, c. 10, s. 67. 1469 Aynı eser, c. 3, ss. 281-282.

281

Gaflet konusunda gafil kul için nitelendirilen bu durum, nefsine yenik düşen mü’min için de geçerlidir diyebiliriz. Çünkü Nazım Efendi, hem gaflete düşmüş, hem de nefsine yenik düşmüş kul için, kendi noksanlıklarının gayrında her şeyle uğraştığını ifade etmiştir. Muhasibî’ye göre fıkıh gibi İslamî ilmlere sahip olanlar, zahitler, kendini ibadete verenler, uzlete çekilenler, uzlet ve verâ hayatı yaşayanlar dahi kendi noksanlıklarını bırakıp, başkalarının kusuruyla uğraşabilirler. Zira onlar sahip oldukları ilim ya da yaptıkları ibadetten dolayı kendilerinde kibir, hased ve riya gibi kötü huyların olmadığını düşünürler. Bu aldanışlarının sebebi, bildiklerinin ya da vaaz ettiklerinin gerçekten kalblerinde olup olmadığına bakmamalarıdır.1470 Nazım Efendi’ye göre nefs-i emmarenin karakteristik özelliği haramlarla hoşnut olmasıdır. Nefis her ne kadar dünya hayatının çeşitli arzularıyla ferah bulsa da, bu arzulardan helal olanlarını elde etmesinde bir yasaklama olmadığı için, yasaklanmış olanları arzular. O ulaşılması daha zor olan haramları elde ettiği müddetçe nefs, haramlarla ferah bulmaya başlar. Bu hal üzere devam edince haramlara bağımlılık başlar. Bu aşamada kul, bağımlılığını giderdiği için ferah bulur hale gelir ki, bağımlılıkları haramlardır.1471 Nazım Efendi nefsin bu hali için “…şüphesiz ki nefs kötülüğü emreder”1472 ayetini delil göstermektedir.1473 Şeyh Nazım’a göre nefs-i emmare manası ima edilen nefsin diğer karakteristik özelliklerinden biri yalnız olduğu zamanlarda günahlara daha fazla temayüllü, kalabalıkta ise çekingen bir tavırda olmasıdır.1474 Nazım Efendi’ye göre bu mertebedeki nefiste gençlik iştahı gibi iştah olur. Dünya şehvetlerinin hepsini birden elde etmek için hücum eder. Bu karakterin neticesinde nefs makine gibi olur. İhtiyar ve iradesini kaybeden nefs, esaret içinde bir kişilik ortaya koyar. Nefsin bu karakterine esir olmuş kişi, artık lezzet aldığı için değil o duyguların esiri olduğu için hevâ ve heveslerinin peşinden ayrılamaz.1475

1470

Muhâsibî Ebu Abdullah Hâris, Nefs Muhasebesinin Temelleri (Er-Riâye), Şahin Filiz-Hülya Küçük, İnsan Yay., İstanbul 2004, ss. 522-531. 1471 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 20. 1472 Yusûf: 12/53. 1473 Kıbrısî, a.g.e., s. 21. 1474 Aynı eser, s. 22. 1475 Aynı eser, s. 23.

282

Marifetname. şehvanî ruhun. 1481 Nakşıbendî. Şeyh Abdullah-ı Dehlevî (v. 1195/1780)’ye göre nefs-i emmare. münafıklığın sebepleri. Nefs Mertebeleri. insanî ruhu tasallutu altına almasıyla olur. 1480 Erzurumî. toplum ahlakını zedeleyici olurlar. İmanî belirsizliklerin sebeb olduğu münafıklık. Dâru’l-beşâiru’l-İslâmiyye. hased. ss. İslamî değerler ile kabile değerlerinin çatıştığı mevzularda. Beyrut 1987. 1478 “…Allah’tan doğru bir delil olmaksızın.: Selam Hüseynî en-Narvî. 37-38. Fevzu’l-kebîr fî sülûku’t-tefsîr. tarafı kabilesinden yana olduğundan. 547-564. Allah da onu bir ilimle saptırmış. 1176/1855)’ye göre nefs-i emmarenin riyâ ile ilgili yönü. 283 . salt kendi arzusu peşinden giden kimseden daha şaşkın kim olabilir?” Kasas: 28/50. iman ettiği değerleri ya mecburiyetten ya da çevresindeki sosyal şartların gereğinden kabul etmiştir. mü’min olduğunu beyan eden münafık. Peygamber(sav)’e yönelik muhabbet tohumları ekilmediğinden. kavmî değerleri belirlediğinden. Bu hallere bağlı olarak zuhur eden amelleri.Söz konusu ifadeler. 1479 Câsiye: 45/23. nefse kul olma ifadesinin “Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü?”1477 ayetine dayandığı aşikardır. Bu durumdaki nefs. Kulluk şerefinden ve hazzından bihaber olur. nefs-i emmâredeki halleri temsil ettiğinden. s.1481 Cehalet. Bu ayette işaret edilen bu kimseler. kavmi küfre dönse. Kalbinde Allah(cc)’a ve Hz.1480 Sufiler arasında genel kabul gören söz konusu iki ruha. ss. kulun imanındaki eksiklik ve belirsizlikten zuhur etmektedir.1476 Şeyh Nazım Efendi’nin sohbetlerinde karşılaştığımız. dünyevî sevgiden ve bu sevgiden neş’et eden hırsa müteallik bir mizacı olur. hayvanî ruh ve sultanî ruh da denilmiştir.1478 “Şu kimseye bir baksana: Arzusunu ilah edinmiş. farklı bir ayette şaşkınlıkla. boş 1476 Dehlevî. şehvet. nefs-i emmarede görülen riyanın da sebebi addedilebilir. Dehlevî’ye göre. kendisi de hemen döner. gözünü de bir perdeyle örtmüş…”1479 ayeti ise zamanla mühürlenmiş ve perdelenmiş olarak hevâlarına esir olan nefs-i emmare için dayanak teşkil etmektedir. nitelendirilmişlerdir. toplum içinde nifak olur. kötülüğü tahrik edici olduğundan kirlenmiştir. Abdülrahîm. 1477 Furkan: 25/43. sonra da kulağını ve kalbini mühürlemiş. İbrahim Hakkı Erzurumî (v. 7. Yaşantısındaki hukuku. nefsin riya ve bağımlılık ile ilgili yönlerini tebarüz etmektedir. Tah. Ahmed b.

1482 Bu durumdaki kişilerde sultanî ruh. ekstasi. hayvanî ruhla bir olmuş ve onda kaybolmuş olduğundan. esrar.. ss. Tasavvuf Sohbetleri. Dolayısıyla bu haldeki kişi. Bu merkez. kafein veya alkol ile eşdeğer bağımlılıklar oluşturduğu bilimsel bir gerçek kabul 1482 1483 Erzurumî. hakkı bâtıldan. duygularının oluşumunda görev alan kimyasal tetikleyicilerin oluşturduğu. Bu duyguların kaynağı nefs olduğu için. Duygusal ihtiyaçların beyne iletilmesinden sonra bu ihtiyaçların tatmin ya da kontrol edilir. gayesi Rabbinin hoşnutluğu değil. Sadece sıfat-ı hayvaniyye ile muttafıs olan bu kişiler. bu durumdaki kulu Rabbinin değil. Buna göre. 547-564. 284 . nefsinin hoşnutluğu olur.1483 Nefsanî duyguların nasıl esiri olunduğunu Kıbrısî.1484 Söz konusu ruhanî yanının yanı sıra. hayat sermayesini tüketirken. kokain. 1484 Kıbrısî. 48. Bu ihtiyaçların tatmin edilmesinden sonra yeniden zuhur etmesi yine “nörotransmiter” kimyasalları beyne iletilir. nefsinin kulu olarak tanımlar. tatmin etmek istediği müddetçe bu duyguların esiri olur. vücuttaki salgı bezlerinin ürettikleri hormonları. gibi sıfatlar kendisinde görülen nefs -i emmare. Marifetnâme. hayrı şerden ayıramayıp. bunlarla hoşnut olarak iftihar eder ve bunları yeniden yapmak için gayret sarfederler. alay etmek vs. genel süreçler şeklinde ifade etmiştir. Kul olmayı tâbi olma ve tâbi olduğunu hoşnut etme olarak tanımlayan Şeyh Nazım. hayvanî nefsin hükmü altında kaldığından.g. eroin. “hipotalamus” denmektedir. İnsan beyninde bulunan nohut büyüklüğündeki duyu merkezine tıp literatüründe. duygu ve heyecanlar zuhur eder. beyninin ürettiği “nörotransmiter” denen kimyasallar ile temin eder. Nakşibendî. Aksine daha da çok ziyadeleştiği için kişi. biyolojik bir varlık olarak insan. Tıp biliminde bu kimyasallardan bazılarının. ss. bedenin psikofiziksel faaliyetlerini düzenleyen Endokrin Sistemi (hormonlar sistemi) ile arasındaki iletişimi.e. yerine getirildikçe nihayetlenmez. şeytanın yardımcısı olmuştur. kulu birçok ahiret faziletlerinden mahrum bırakan nefsin arzuları. nefsinin esiri olur. Bu duyu merkezi. kendilerinden sadır olan tüm kötü amelleri olağan fiiler karşılar. a. bu kişilere ihsan olunan insaniyet sıfatı. onlardan tamamen uzaklaşmıştır. vazgeçilemez bağımlılıkların esiri olabilecek bir varlıktır.şeylerle uğraşmak. hedef organlara gönderir ve vücuttaki bazı fizyolojik fonksiyonlar sonucu his. s. 45-46.

velâyet-i sugra makâmındaki kula. Psikiyatri Anabilim Dalı Ders Notları. Hâlid-i Bağdadî’ye göre. http://tip. hal sahibi ile Allah(cc) arasındaki Rabbânî bir sırdır. bu mevzunun farklı bir boyutudur. Hz. Nazım Efendi nefsin bu yönünü. Sibel-Karaoğlan. Bu sırra vakıf olmuş kulun nefsinde zuhur edebilecek benlik. Dünya ve 1485 Akdemir. Firavunvarî Rablik ilan ettiği potansiyel bir küfür yönü.1486 Buraya kadar Muhasibî. nefislerdeki potansiyel olarak bulunan firavunvarî hastalığın mahiyeti hakkında bir bakış açısı sağlamıştır. Tural. varlık âlemindeki eşyaların nasıl Allah(cc)’la birlikte olduğu hakikati lütfedilmiştir.pdf. fenâ fillah ile velâyet-i sugra makâmına vasıl olduktan sonra dahi sâlik. Üfdâde. 24-29. etmese de.tr/docs/ders_notlari/u_tural/alkol. nefsini rab olarak tanımış gibidir.edu.” diye ifade etmiştir. Alkol ve Madde Kullanım Bozuklukları. nefsanî istekler için çalıştırılırsa insan. Tıp Fak. nefisdeki benlik ile mücadeleye devam etmelidir. Ekim 2002. iman etse de. tarlasına ekilmemiş tohum olarak nitelendirerek: “Eğer ekilseydi. Tasavvuf Sohbetleri. hevâ ve heveslerinin kölesi olan kul.kocaeli. miraç gecesi. her kulda istisnasız bulunmaktadır. Bağdadî’ye göre. Depresyon Etiyolojisinde Nöropeptidler. Erzurumî. ss. nefs-i emmâre vasıflarındaki nefse ait bir yönün. Bu manada kulun nefsinde bulunan söz konusu firavunvarî potansiyelden kurtulması için. Dönem. Ümit. yoksa kısmen mi kurtulacağı hususu. Peygambere(sav) bildirildiğini ifade etmiştir.edilmektedir. gövde verir ve bir dane iken yedi başak üzerinde yüzler daneler olurdu. sâlik için zâhir olur. Miracta verilen bu ilme göre her kulun nefsinde istisnasız. Kocaeli Ünv. toprakta açılır. bulunmaktadır. nefis tezkiyesi tavsiye edilmiştir. ona kulluk yapar. bu hal (velâyet-i sugrâ). Akfer. Nazım Efendi bu metaforu kullanarak nefsin şu an olmasa bile potansiyel olarak firavun’un nefsiyle ortak yönünü bildirmektedir. Dolayısıyla seyru sulûk ile nefsini tezkiye eden kulun.1485 Binaenaleyh insanın biyolojik yapısı. bu durumdan tamamen mi. 1486 Kıbrısî. Nazım Efendi’nin ifadesiyle. Ayrıca bkz. Dehlevî ve Gölpınarlı gibi mutasavvıfların bakış açısıyla incelenen nefsanî haller. 2008 -2009/5. Şeyh Nazım’a göre nefsin bu yönü. nefsinin hevasına makine gibi tabi olarak. Asena-Örsel. Varlıkların birbirleriyle olan beraberliği gibi olmayan bu beraberlik. Bu açıdan bakıldığında. 39. s. 285 . Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Klinik Psikiyatri Dergisi. şöyle ifade edilmiştir: “…Güneşin gündüz zâhir olmasından daha fazla.

s. Aynı eser. 196. tevhîd-i şuhûdînin zâhir olduğu. Riyaset ile kâim. ona arkadaş olur. sâlikin basireti yanında. enâniyet ile dâimdir. Firavunvarî nefsin. s. Bu durumda yapılması gereken. 195. arş. Şeyh Nazım’ın Mirac sırrı olarak bahsettiği nefis hastalığı ise. su-i zanna dayalı kötülüktür. Bu makâmda şu tehlikeden korkulur. (biz) ona bir şeytanı musallat ederiz de o. 1491 Nâziât: 79/24. kendini de kâmil görebilir. 33. "Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hâkimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz. cennet. 1487 1488 Erbilî. bir ilahlık beyanına dönüşecek yapıdadır. gurur ve tekebbürle birleşince1490 “Ben. şu zavallı. bu ifadeleri netleştirmemizde önem kazanmaktadır. Dolayısıyla firavunvarî nefsin mahiyeti. nefs-i emmârede görülürken. güneşin ışığında görülen bir zerre hükmündedir. imana perde olan. Mektubât-ı Mevlâna Hâlid. bütün mevcudât. 1489 Yûnus: 10/78. bunları mutlaka (doğru) yoldan çıkarırlar da. 1490 “Firavun kavmine seslenerek dedi ki: ‘Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hâlâ görmüyor musunuz? Yoksa ben. bütün fiilerin kemâlatıyla ve zahiri isimlerle müzeyyen olmuştur. cehennem hâsılı. 286 ."1489 yönündeki cevapta görüldüğü üzere. Hâlbuki şüphesiz onlar (o şeytanlar). Sâlik kendini terbiye eden mürşidini unutup. enâniyetin hafî kirlerinden temizlendiği makâm. Bununla birlikte firavun ve çevresindekilerin. kendisini tamamlayan mürşîdi ile ruhanî irtibatını kuvvetlendirmektir. Halbuki nefis. “Kim Rahmân’ın zikrini görmezlikten gelirse. Hakikati yalanlamak olarak neş’et eden bu aldanma. velâyet-i kübrâ makâmıdır.içindekiler gökler. nefs-i emmâreye müteallik bir mevzu olarak karşımıza çıkmaktadır. bu nefsin bir nev’î tahlilidir. benlik iddiası. nefisin gerçek fenaya vasıl olup. sizin en yüce Rabbinizim!”1491 ayetinde ifade edilen. Zira nefsi bütün mülkün maliki. nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim? (Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?’ Zuhruf: 43/51-53. ilahî mucizeleri gördükten sonra iman etmemelerine yönelik gerekçeleri.”1487 Özetle Bağdâdî’ye göre. ıstılahta incelenen nefs-i emmâreden pek farklı olmadığı görülmüştür.1488 Bu durumda kulun nefsinde zuhur edebilecek rablik iddiası. bütün tasarrufların kendi emir ve iradesine göre olduğunu görür. nefislerdeki kibir. “velayet-i sugrâ” makâmında dahi zuhur edebilmektedir. İnsanın bu aldanışı.

Demek (sen) ne kötü arkadaşmış(sın)!’ der.1497 Kıbrısî’ye göre nefs. 6. doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı. Dâru’l kitâbu’l-ilmiyye. 113. s.gerçekten kendilerinin hidayete erdirilmiş kimseler olduklarını sanırlar. er-Riâyetu li’l-hukûki’llah. Nazım Efendi’nin 1492 1493 Zuhruf: 43/36-39.. 1497 Muhasibî. Kıbrısî nefsin sıfatını. hak üzere olduğunu zanneder.”1492 ayetinde bildirildiği şekilde cereyan eder. ss. Bu noktada insanı aldatanın şeytan ve onun yolunda giden insan-şeytanlar olduğu yönünde görüşler vardır.1494 Nefisin insanı küfre nasıl götürdüğü konusundaki bir açıklamaya göre kul. nefsine ait bâtıllarının hak olduğunu iddia eder. Kur’ân Ansiklopedisi. s. doğrusu siz.1495 Muhasibî. 23. Tasavvuf Sohbetleri. Hakikati görmezlikten gelmekle başlayan bu yanılgı insanı aldatmaktadır.1493 İnsandaki bu aldanmaya sebep olan nefs. Böyle nefis her fiilde kendisini hâkim bilerek. Buna göre kâfir. söz konusu halde iken. ss. çünkü zulmettiniz. 18. 1498 Kıbrısî. 382-383. bu nimetlerden pay almaya kendisini diğer kullardan daha layık bilerek. 1495 Aynı eser. 287 . ant olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum”1496 ayetini örnek vermiştir. Tah: Abdulkadir Ahmed Atâ.1498 Bu bataklıkta kişiler. onun “la ilahe illa ene” demesidir diyerek de ifade etmiştir. Hakkı Hak olarak kabul etmeyip. s. şeytan ile işbirliği yaparsa kulu haram bataklığına saplar. 1494 Kıbrısî. Hâlbuki (böyle demeniz) bugün size asla fayda vermez. Nihâyet (o kimse şeytanıyla beraber) bize geldiğinde (şeytanına): ‘Keşke benimle senin aranda. Tasavvuf Sohbetleri. şeytanın içerideki yardımcısıdır. Nazım Efendi’ye göre. iman etmeyen kuldaki nefsanî ve şeytanî telkine “…Eğer Rabbime döndürülürsem. eğer ahirette dirilme olur da. azapta ortak olan kimselersiniz. orada da birilerine ödül olarak nimetler taksim edilirse. Ateş. kendini ferahlatır. Nefs. Beyrut Tarhsiz. onu rablik ilanına kadar götürür. 1496 Kehf: 18/36. Ebu Abdullah Hâris. 329-334. c.

Âdem’in Allah(cc)’a münacatından sonra. nefsine. toprak.g. Tasavvuf Sohbetleri. rical ve veli sıfatları ile de nitelendirilmişlerdir. s. hevâ ve dünya insandaki bu zulmanî sıfatlardan dolayı düşman olarak sayılmıştır. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde dört düşman olarak vurgulanan nefs. hakiki kul olma vasıflarını kaybetmez.org/Audio/entr_AllahinSifatlari_The_4_Enemies_Dec1986_mp3 (ilgili sohbet ses arşivimizde mevcuttur). heva ve heveslerine meyletmeyen bir kulun. Bu kulların özelliği. onunla mücadelenin başlangıcı olabileceğini düşündüğümüz şu tavsiyelerde bulunur: “…Nefsin dediğinin arkasından gitmemeye gayret et. Hz. hevâ ve dünyaya ait beyan hakkındaki ontolojik izah Şeyh Şerafeddin’in sohbetlerinde geçmektedir. hiçbir zaman nefislerine yenik düşmeyecekleri ya da şeytan tarafından aldatılmayacakları anlamına gelmemektedir. 288 . 39. Daimi zikir halinde bulunan bu kişilerin. amelî olmaktan ziyade kalbîdir. 12. Bir parça mücadele et. Bu izaha göre insanın yaratılışında bulunan altı adet zulmanî kısım.ifadesiyle. 86. s.. Nefs. Menâkıb-ı Şerefiyye. Âlim-Velî bahsinde detaylarıyla incelediğimiz bu kulların nefislerine veya şeytana yenik düştükleri gaflet anlarındaki hataları. www. Binaenaleyh. hiçbir zaman. şeytana. onunla sana yol açılır. 1500 Burkay.1500 Nefsin arzularını küçük dahi olsa yerine getirme hususunda imtina edilmesi gerektiğini Nazım Efendi: “Kişinin en büyük düşmanı olan nefsin tarafına. eğilmeye gelmez”1501 diyerek ifade etmiştir. hakiki kul olma vasfını kaybedenlerdir.1499 “Kulluk Makâmı” başlığında değinildiği üzere hakiki kul olanlar. 1501 Kıbrısî. Bir parça ona koymaya çalış ki. Nefis tarafına eğilmemeyi onunla mücadele etmek anlamında kullanan Kıbrısî. dünyaya veya hevâsına kul olanlardır ki bunlar.e. dörde indirilmiştir. Şeyh Şerafeddin bu dört düşmanı insanın yaratılışında yer alan ateş. bu hallerini hemen fark edip. istiğfarla yeniden kalbî zikre dönmeleridir. Kuzu gibi arkasından yürüme. Şeytan. iblis tarafından aldatılması da güçleşir. içindeki nefsini tezkiye edip. s. Böylelikle kul.saltanat. şeytan. su ve hava nesnelerinde bulunan zulmanî kısımlar ile izah etmiştir. dünyaya. Allah(cc)’a giden 1499 Kıbrısî. a.

g. tövbeleri çokça kabul eden merhameti sonsuz olandır. 1507 Kıbrısî. Peygamber(sav)’i örnek verir. hem büyük hem de küçük günahlara sürükler. 289 . Hiç şüphesiz O. Hakiki oluş Hakk Teâlâdandır. Ayet. ismet sıfatını haiz Hz.”1505 ayetinin tefsirine göre kul. “Hani bir zamanlar Musa kavmine demişti ki: Ey kavmim! Buzağıyı tanrı edinmekle hiç şüphesiz kendinize zulmettiniz. 1504 “Nefsini tezkiye eden. Tasavvuf Sohbetleri. Adnan. masum olmasına 1502 1503 Kıbrısî.yolda öyle gidebilirsin. s.. insan vücuduna girecek şeytana kapı olarak tabir edilmiştir. 1415. Kendini günahlara gömen kimse de hüsrana uğramıştır”1503 gibi benzeri ayetleri1504 nefis tezkiyesi için delil göstererek tefsir etmiştir. mutlaka felah bulacaktır. tövbenizi kabul eder. bu konuda sigarayı örnek vermiştir. 1505 Nisâ: 4/49. a. 42. nefs bahsinde ayrıca vurgulanmıştır. Allahu Zü’l-celal bize inayet buyursun. Kıbrısî’ye göre.” Bakara: 2/54 .”1502 Nazım Efendi’nin tavsiye ettiği bu küçük gayretin tafsilatlı izahını Fütuhatu’lHakkâniyye adlı eserde görüyoruz. s. Abdullah-ı Dağıstanî. Hemen Yaradanınıza tövbe edin ve nefislerinizi öldürün. Rabbini zikredip namaz kılan. Küçük günahlara alışan kişi büyüklere düşer. Kıbrısî’ye göre sigara. yalnız Allah dilediğini temize çıkarır ve onlara kıl kadar haksızlık edilmez. s. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 79.” A’lâ Sûresi. acziyet içinde Allah(cc)’a bir kurban gibi takdim ederse. Küçük günahlara alışmamış olsaydı büyüklerine düşüren kapıları kapatırdı diyen Nazım Efendi. Sahibine zarardan başka bir şey vermeyen nefsin tezkiyesi için takip edilecek yegâne yolun tasavvufî tarikatların olduğu. 1506 K. Peygamber(sav). Buna göre kul nefsini temizlemek konusundaki gayretini. hayvanî sıfatlardan temizlenerek ve Rabbânî esrarları müşâhede etmesinde kısmi olarak kadirdir. fail-i mutlak olan Allah(ac) o kulunu tezkiye eder. Böyle yapmanınız Yaratanınız katında sizin için daha iyidir. Çünkü nefs kulu. “Nefsini günah kirinden temizleyen felaha ermiştir.1507 Şeyh Nazım. 117. nefsin günahlara olan küçük temayüllerinden dahi sakınılması gerektiği konusundaki hassasiyetin bir misali olarak Hz.e. Şems: 91/9-10. hidayet buyursun. “Kendini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır.1506 Nefsin bu yönlerinden dolayı ona her konuda muhalefet etmek için çaba sarf edilmelidir.

insanların nefislerine muhalefet hususunda ne derece dikkatli olmaları gerektiğine işaret etmiştir. Adnan. “nefse teslim olmama” temel hedef olarak ele alındığı görülmektedir. kibir ve benliktir. Edeb.1510 Nefse muhalefet konusunda yapılan tavsiyelerde.rağmen “Beni göz açıp kapayıncaya kadar nefsime bırakma”1508 diye dua ederken. nefsini aciz ve yok bilmesi. 108. korkaklık ve dünya sevgisi.1511 Bununla birlikte Tarikat-ı Hakkâniyye’de nefse ait zemmedilen sıfatları hususunda en temel sebep. 79-81. Bununla birlikte Kıbrısî. şikâyet eden nefsi zemmetmiştir. Ateşin ateşle söndürülmeyeceği misaliyle de izah edilebilecek bu durumda Kıbrısî. Fâil-i Mutlak olan Hakk(cc)’ı mutlak varlık bilmesi anlamlarına gelmektedir. Ahlak-ı zemime. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. nefsanî ateşi söndürmek mevzuunda. nefs. 169. nefis tezkiyesi için izale edilmesi gereken kötü sıfatlardır. cimrilik. hırs.”1512 Nazım Efendi’nin sohbetlerinde en fazla zemmedilen kötü ahlak. Ebu Davud. s. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. 1510 Bkz. haset. 1512 Burkay. Kıbrısî. azim ve kudretine dayanması. nefs alameti olarak görüldüğü anlaşılmaktadır. Şeyh Şerafeddin bu hususu şöyle ifade etmiştir: “Gadab-ı nefsanî. s.Mirac Konusu. Buna göre nefret. 5/ 42. Allah(cc)’a dayanmayı tavsiye etmektedir. tamah. izah edilmiş ve bunların izale edilmesi için tavsiyelerde bulunulmuştur. tembellik. gadap (öfke) olarak sıklıkla beyan edilmiştir. Başına gelen her halden razı olan nefsin gadablanmayacağı ve sürekli 1508 1509 Hanbel.1509 Aynı zamanda mirac konusuyla birlikte zikredilen bu hadis ile Kıbrısî. kişinin kendi irade. Bu tavsiye kul olmanın bir gereği olarak her işte Kadir-i Mutlak olan Kudred(cc)’e dayanmayı. nefs ile tezkiye edilmez şeklinde de ifade edebiliriz. kibir. Bu anlayışı. müridlerine eksikliklerini gösterme gayreti içinde olduğu görülmüştür. ss. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinin şerh edildiği Fütuhâtu’lHakkâniyye adlı eserde zemmedilen şu ahlaklar. kendini beğenme. 5090. bi’l-cümle ahlak-ı zemimenin sebebi ve vasıtadır. 1511 K. Başka bir ifadeyle nefse muhalefet ederken dahi. 290 . Tasavvuf Sohbetleri. öfke. gadab mevzuunda. bir kimsenin kalbindeki imanı ve nuru İslamı söndürmek için gadab-ı nefsâniyyeyi delil ve vasıta kılar. Müsned. Menakıb-ı Şerefiyye.

Nefsin hayat. boş konuşan. ahirette mükâfat karşılığı olmayan. Mesela şehvanî nefse boyun eğip. kitap okuyarak terbiye edebileceğini düşünenlere hitaben. Nazım-ı Kıbrısî nefs ve ruh arasında tezat bir denge olduğunu savunur. nefs-ruh mücadelesi olarak ifade edildiği kanaatindeyiz. mürşîdin gerekliliği ile ilgili mevzunun bir cüzüdür. Ona göre nefsin sıkıldığı şeylerde ruh ferahlar. 291 .1516 Bu iki nefs arasındaki mücadelenin Kıbrısî tarafından. 182-184. 22. Nefsin ferahladığı malayani ile ruh sıkılır ve daralır. 547. haramlarla hoşnut olan. nefs-i emaredir. Nefsanî nefsin hükmünden çıkıp. mutmainne. 1516 Erzurumî.bast halinde olacağı vurgulanmış ve tavsiye etmiştir. üzerine lazım gelmeyen vazifelerle iştigal eden. Marifetname. ss. nefs o derece sıkılır. el-Hakkânî. emmare. his. ruhun ferahladığı şeylerde nefs sıkılır.1515 Şeyh Nazım Efendi’nin bu anlayışı. hayvanî ruh denilmiştir. hesabı sorulacak işlerle ferahlar. bu işin bir mürebbi ile yapılacağını ifade etmiştir. s. bütün hallerde ona muvafakat eden insanî nefs.1514 Nefsin tezkiyesinde mürebbinin lüzumu. yalnız olduğu zamanlarda günahlara daha fazla temayülü olan.Kabz-Bast Hali. radiye gibi vasıflarla derecelendirilmiştir. Kendini. kendine vacip olan vazifeyi bırakıp. hareket ve iradesini yüklenen cevhere. Özet olarak Kıbrısî’nin sohbetlerinde genellikle nefs-i emmare manasında kullanılan nefs. tasavvuf ıstılahında genel kabul gören nefsin mahiyeti ile ilgili olduğu kanaatindeyiz. Ebediyete Davet. Nefis kalabalıkta malayani ile ferahlar. nefs-i mutmainne denmiştir. levvame.1513 Nefsdeki bu kötü hasletleri izale etmeyi “nefis terbiyesi” olarak tanımlayarak. Bu iki ruhun birbirine üstünlüğüne göre nefs. mülhime. Maddeden mücerred bir cevher olarak kabul edilen nefs-i natıkaya. Makamlar ve Seyru Suluk ile İlgili Kavramlar/h. insanî ruh denmiştir. ilah olarak kendi hevâ ve arzularını edinen. 1513 1514 Bu tezde bkz. gerçek kulluk makâmına ulaştıysa. Tasavvuf Sohbetleri. Boş sözlerle. Kıbrısî’nin bu husustaki görüşleri ve tafsilatlı izahları mürşîd konusunda yapılmıştır. 1515 Kıbrısî. nefsi aslana benzetir ve mürebbi olmadan aslanın terbiye olmayacağını anlatır. s. Zikirle ruh ne derece ferahlarsa.

s.kalabalıkta ise çekingen olan vasıflarla tasvir edilmiştir. her kulda. nefsinin kulu olarak tanımlar. Müfredat. Tehânevî. Nefsdeki bu kötü hasletleri izale etmeyi “nefis terbiyesi” olarak tanımlayan Kıbrısî. farkına varmama hali anlamlarına gelmektedir. s. Gâfillerden olma. yardım etmek. Mü’min kul için dahi haramlara bağımlılık başlar ki bu durum Mü’min kulu da iman etmeyen kul ile aynı sona götürür. j. ekildiği zaman açılıp. Allah ve ahiret odaklı hayat yörüngesinden sapmadığı anlardır. Nefsin ferahladığı anların devamlılığı durumunda. uyanık olmama. 409. kulun yaşadığı hayatın anlamın idrakinde olduğu anlardır. Rabbinin değil. Bu durumun en dip noktasında Firavunvarî Rablik ilan ettiği potansiyel bir küfür yönü vardır. ruhun ferahladığı şeylerde ise nefs sıkılır. Araf: 7/205. Gaflet kelimesi lügatte. gövde verecek daneler gibi bulunmaktadır. 2. kilitlemek anlamına gelen “ga-fe-le” kökünden türemiştir. Kıbrısî bu durumdaki kullar için. yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Allah’ı an. Çünkü nefs kulu. Gaflet kelimesinin çeşitli ism-i fâil kiplerinde 1517 1518 Firuzebadî. Gafil ise gaflet içinde olan kimsedir. yalvararak ve ürpererek. Isfehanî.”1518 ayetine göre Kur’ân-ı Kerîm’de gaflet. vurmak. 1254. c. Kulu Rablik beyanına kadar götürebilecek nefsle mücadelede küçük ve büyük günah yoktur. Kıbrısî’ye göre nefs ve ruh arasında ters orantılı işleyen bir denge vardır ve kulun gafleti ve inzi’âcı arasındaki gelgitleri esnasında nefsin sıkıldığı şeylerde ruh ferahlar. GAFLET: Arapça bir kelime olan gaflet. Küçük günahlara alışan kişi büyüklere düşer. Mü’min kulun nefsine yenik düşmediği lahzalar. Mirac sırlarından olan bu yön. Kamûsu’l-muhît. gafil olma. s. gaflet anlayışından bağımsız değildir.1517 “Kendi kendine. 292 . Kıbrısî’nin nefs anlayışını. Farklı bir ifadeyle bu anlar Mü’minin. Keşşaf. hem büyük hem de küçük günahlara sürükler. bu işin bir rehbersiz yapılamayacağını savunur. zikrin terki manasında zikredilmiştir. habersiz bulunma. Çünkü nefsin hâkimiyeti Mü’min olan ve olmayan kulda farklı olmaktadır. 1049.

dünya hayatının bir oyun ve rüya gibi olmasıyla ilintili yapar. ss. 1525 Aclunî. hayal olduğu hakikatini bilmeyen kişidir. Geleceğini kesin bir şekilde bildikten sonra. Keşfu’l-Mahcûb(Hakikat Bilgisi). gaflet denir. ahiret hayatını unutmaya.1521 Tasavvuf ıstılahında gaflet.1523 “Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. İstanbul 2011. kim iman ettikten sonra kâfir olur ve gönül rızasıyla inkârı benimserse. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin anlayışına temel teşkil eden nasslardan olduğu şüphesizdir. Gelenek Yay. 1523 el-Hakkânî. kula karşı kazandığı tüm zaferlerin müsebbibi gaflettir. Allah(cc)’a ve ahirete inanan ya da inanmayan tüm kullara yönelik bir gaflet tarifini Şeyh Nazım. Kuşeyrî. Çünkü Allah. Hâris. Muhasibî. iman ettikten sonra dünya hayatını sevmesinden dolayı ahirete tercih edip. onların hakkı büyük bir azaptır. Kuşeyrî Risalesi. 1519 “Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya.” Rûm: 30/7.. ss. 293 . 1522 Curcanî. Nefsini Bilen Rabbini Bilir. s. Buna göre bu ayetteki gafiller. dünyadaki hadisatın arkasındaki ilahî muradı. iman edenlerin ve etmeyenlerin gafleti şeklinde iki açıdan ele alır. Nazım Efendi’ye göre gafil. Ter. havasın tevbesi gafletten olur.” Nahl: 16/106-107. 1524 Ankebût: 29/64. Dolayısıyla avamın tevbesi işlediği günahlardan iken. onlar ahiretten gafildirler. Bu hal. onların dünya hayatını seve seve âhirete tercih etmeleridir.” Yûnus: 10/7-8. Ta’rifat. öyleleri Allah’ın gazabına uğrar.1522 Nazım Efendi bu mevzuyu. 112. Hucvirî. 58. Allah(cc)’ı.: Ali Pekcan. 162. Keşke bilselerdi!”1524 ayeti ve bu ayetin tefsiri mahiyetinde olan “İnsanlar uykudadır. Öldükleri zaman uyanırlar”1525 hadis-i şerifi. 1520 “Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız kimseye uyma” Kehf: 18/28 . işte gerçek hayat odur. varacakları yer ateştir. dünyanın bir serap gibi. Buna sebep.geçtiği ayetlerde gafil. Ebediyete Davet. Binaenaleyh nefsanî arzuların. kâfirler güruhuna yol göstermez. Keşfu’l-Hafâ. 1521 “Kalbi imanla huzura ermiş olduğu halde inkâra zorlanan kimse hariç. nefsin arzularına uyarak. s. 251. s. Ahiret yurduna gelince. Allahu Teâlâyı unutmak. O’nun emir ve yasaklarını unutma hâlidir. “Onlar. iman etmeyenler1519 ve ibadetlerinde gafil olan Mü’minler1520 için zikredilmiştir. kudreti ve nizamı görememedir. sadece görünen dünya hayatı bilirler. küfre girenler olarak bildirilmektedir. 191. 2/795. işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden. 73-82.

er-Risale. İnan kul ise “Dünya hayatı zaten sadece aldatıcı bir geçinmeden ibarettir. inancının gereği gibi yaşama hususunda gaflete düşer. psikoloji literatüründe de ifade edildiği olmuştur. içinde bulunduğu cemiyeti ve gençliği gibi değerlere aldanarak. kendi varoluşundaki güçlerinin ve zevklerinin efendisi olarak. ölümden ve ölüm ötesi hayatın emirlerinden gafil olurlar. yaşayan diğer canlıl ar olan hayvan ve nebattan farklı olmaz. c.: Hayati Hökelekli. 336. iman edenin gafletidir. en derin gaflette gark olmuştur. Beyrut 1994. Farklı bir ifadeyle inanmaktan gaflet eder. 64. Ateizmin Psikolojisi.Bu manada inanmayan kul. ss. Ter. İlahiyat Fak. Çünkü o anda insan hayata anlam veremediği için. İbn Ata’ya göre Rabbinin emir ve yasaklarından gafil olan kul. İkinci ise. Bu durumda kişi. Antonie. s. Dolayısıyla kabilesi.. Bu durumda İbn Ata’nın (v. Kuşeyrî. dinin tekliflerini süzgeçten geçirme ve onları uzakta tutmak şeklinde bir tutum sergiler.”1526 ayetine ve Kur’ân’ın tüm ayetleri gibi iman etmesine rağmen. dünyanın tüm düzenini hakiki varlık addeder ve Hâlık(ac)’ı inkâr etmek suretiyle büyük gaflete düşer. sufiler tarafından. Fadâil ve Rezâil. pratik ateizm olarak adlandırılır. Kalben iman eden bir Mü’min içine düştüğü 1526 1527 Âl-i İmran: 3/185. insanın yaşadığı hayatın anlamından uzaklaştığı anda olur.: Dâru’s-saffe. şirk-i esbâb olarak da tanımlanmıştır.1528 Bu hallerden birincisi iman etmemek yani. kendisinin üstündeki bir ilahi otoriteyi kabul etmeme potansiyelindedir. 1528 Vergote. İman ettiği halde zevklerine yenik düşen insanın gafleti ise. 3. TTS. dünyanın oyun ve eğlencesine dalarak. Ter. Dâru’s-saffe. Üstad. Bu anlayışa göre insan. Der. zevklerin tatminine dayanmaktadır. küfürdür. s. 319/931) gaflet tanımı da inanan ve inanmayan tüm kullar için kullanılabilecek bir tanımlamadır.1527 Söz konusu anlayışın. Bunun sebebi kendisinde meşru gördüğü ve zevk addettiği fiillerinin kısıtlanmasını. Bir görüşe mü’minler nefislerine yenik düştüklerinden ve şeytanın hilelerinden aldandıklarından dolayı dünya zevklerine dalarlar. Uludağ Ünv. o kudreti günlük hayatından çıkarır. Bu gaflet.1530 Nazım Efendi’ye göre gaflet. 1529 Uludağ. 294 . 37-55. ss. 231-245. Bursa 1991. kendi var oluşuna bir ihanet olarak görmesidir. 1530 Muzâhirî.1529 Her iki şirk de. Bu bakış açısıyla ilahî kudreti tabiata indirgeyen insan.

söz konusu gafil tanımını bu ayete atfen yapmış olduğu şüphesizdir.”1532 ayetini hatırlatmaktadır. İnsanı hayvandan ayıran bu cevherin ortaya çıkmamasından dolayı. Dolayısıyla Kıbrısî’nin. Nazım Efendi bu haldeki kulun imanını tecdit etmesi gerektiğini ifade etmiştir.gaflet durumunda ise. s. karşısında secdeye kapanın. ss. insanın maddî ve manevî yönlerini düalist çizgilerle ikiye ayıranlar olmuşsa da Descartes (v. Arâf: 7/179. madde ve bedenden beslenen tutkuya hâkim bir iktidar kurabileceğini 1531 1532 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. c. “Hâsılı. 281-282. Bu mertebe. Hani Rabbin meleklere demişti ki: ‘Ben biçimlenmiş kupkuru balçıktan bir beşer yaratacağım. küfürle iman arasında bir çizgide bulunur. hisleri ve tutkuları ile.” Hicr: 15/26-29. İşte asıl gafil olanlar onlardır. 141. Felsefe literatüründe. Âraf Sûresinde gâfil olarak bildirilen insanlara aittir. meleklerden üstün olurken. aksi durumda hayvanlardan aşağı mertebeye düşer. Aklıyla. şehvetini ve nefsini tahakküm altına alan insan. 1533 Bursevî. 295 .1531 Hayatın anlamından uzaklaşan kulun gafil olduğu ve bu durumda insanî vasıfları kaybetmiş olduğu hususundaki bu beyanlar. 1135/1725)’ye göre bir yanı ruhanî. bu manaya ışık tutmaktadır. Bu mertebedeki insanlar dünya ziynetlerine ve heveslerine olan düşkünlüklerinden dolayı. tutku ve akıl arasındaki ilişkiyi madde-beden ve ruhdüşünce açısından ele alarak incelemiştir. dış dünyayla ilişki içerisinde bir varlıktır. 3. İsmail Hakkı Bursevî (v.1534 iç dünyasındaki algıları. Allah(cc)’ı sevmezler ve O’nu tanımayı arzulamazlar. 1534 “Biz insanı biçimlenip kupkuru hal almış bir balçıktan yarattık. Hem maddî hem de manevî boyutta yaratılışı temsil eden bir varlık olan insan. fıtratlarında bulunan marifet cevherine ihanet ederler. diğer yanı cismanî olan insanın iç âlemi daima şehvet ile aklın muharebe yeridir. Bu bağlamda ruh ve düşünceden beslenen akılın. Rûhul-Beyân. hatta onlardan da şaşkındırlar. 1379/1960).1533 Hayatın manasından uzaklaşmanın nasıl olabileceği hususunda felsefî ve tasavvufî açıklamalar. onlar hayvanlar gibi. Cinleri ise daha önce zehi rli ateşten yaratmıştık. Onu güzelce düzenleyip insan şekline koyduğum ve ona ruhumdan üflediğim zaman.

572-592. Bu davete uymayanların gaflette olduklarını şöyle ifade eder: “Sen nereye ayak bastığının farkında değilsen. Duygu. üryan mı? Bunu ayırt edemeyen kimselerin imanı tecdit etmesi vaciptir… Binaenaleyh bakınız. ss. Ebu Davud. her ne kadar gaflet haliyle olsa da. 1535 Oksenberg. Cogito. Rotry Amelie Oksenberg. dışsal olarak gözlemlenebilen amel ve tepkilerde bulunur. Müslim. Kitab’u Bedu’lvahyi. arasındakileri ve yaratılışı gösteren ayetleri göstererek tüm insanların imana ve İslam’a davet edildiklerini söyler. Şeytan bu dinamiğe dışardan müdahil olmaya çalışır. Buhârî. The Cambiridge Companion to Descartes. küfre mi ayak basıyorsun. söz konusu bir ruhanî mekanizma işlemektedir. Kitâbu’l-İmara. Sühreverdî’ye (v. konanları ve boyuna göçenleri gördünüz. Bu manada mü’min. Yerlere bakınız. nefs. Nazım Efendi yerleri.savunmuştur. Gelenleri. Press. dolayısıyla. 208 . kaybedilen imanın tecdid ile kazanılması anlamına gelmektedir diyebiliriz. Sizin bu hayattan bir şey öğrenmeniz lazım. onun dış dünyada (duyular âlemi. 2201. Bu anlar. Ter. his ve tutkularını inancına göre kontrol edip. Dolayısıyla bu dinamikleri düşündüğümüz zaman. günah mı? İşlediğin taat mıdır. gökleri. tavır ya da amelin arka planında iman ettiği sisteme aykırı bir çıkış yaşamış olabilir. Çünkü mevcudat içerisinde bu şuura sahip olarak yaşayan tek varlık. bâtıla mı? İşlediğin sevap mıdır.: Doğan Şahiner. şehadet âlemi) tepki ve amellerine kaynaklık ettiği söylenebilir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikâhlanacağı bir kadına ise onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir. Cambridge Unv. 1997. Kıbrısî’nin imanın yenilenmesi noktasındaki görüşü. 1536 “Ameller niyetlere göredir. tavır ve davranışların arka planında. oluşturduğu içsel sistemle ve murakabe dinamikleriyle. akıl ve kalbtir. 1537 Sühreverdi. Kitâbu’t-talak. 632/1234) göre bu içsel dinamiğin oluşundaki aktörler ruh. imana mı? Hakk’a mı. tavır ya da davranış şeklinde gözlemlenebilecek bu çıkış.1537 Binaenaleyh Mü’minin küçük dahi olsa sergilediği bir hal. insanın hayatın anlamından uzaklaştığı. Avârifu’l-meârif. Tirmizî. 1647. Öyleyse kimin hicreti Allah’a ve Resulüne ise onun hicreti Allah ve Resulu’nadır. Rotry Amelie. günlük yaşantısında sergilediği hal. etrafınıza bakınız. 155. Kitabu’l-fazâili’lcihad. İnsanın. Uyanın! Uyanmanız lazım. Descartes on Thinking With the Body. insanoğludur. insanî vasıflarını yitirdiği lahzalardır. iç dünyasındaki algı.1535 “Ameller niyetlere göredir”1536 hadis-i şerifinin özetlediği bu düşünceden hareketle insanın iç dünyasında işlettiği manevi mekanizmanın. Herkese niyet ettiği şey vardır.” Bkz. 1. 296 . s. December 2012. Bedenle Düşünmek Konusunda Descartes. Sayı 10. bir bakıma imanın yitirildiği andır. göklere bakınız.

mevki ve ihsanın. inanan kulun gafletidir. 1540 Cebecioğlu.1539 Arapça rahatsız ve endişeli olmak anlamında bir mastar olan inzi’âc.1541 İnsanlara gaflet konusunda Kur’ân-ı Kerîm’de yapılan uyarılardan yola çıkarak. 1543 Lokman: 31/31.g. 21. 1538 1539 Kıbrısî. 144. 142. inanan kimselerin gafletinin inanmayan insanların gafletinden daha tehlikeli görmektedir. Bu kontrolün kaybolduğu an. 33. zikrin geride bıraktığı lezzeti hatırlar.. dünya hayatına dalmak ve ahiretten gafil olmaktır. “Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın… Allah’ın affına güvendirerek şeytan sizi aldatmasın”1543 ayetleri bu aldanışa işaret etmektedir. 1541 İbn Arabî. TTDS. Bu dünyadan kaybolmadan uyanınız. inanan insanın gafleti. nefislerinin ve Şeytanın aldatmasıyla ahiretten gafil olmaktır. Ancak gaflet anından uyandıktan sonra.1542 Bu düşüncelerden hareketle inanmayan insanın gafleti küfür olarak anlaşılırken. 358-359. teyakkuz. Çünkü Nazım Efendi’ye göre Mü’min. kulun aldığı nasihatın etkisiyle Allah(cc)’a yönelmesi demektir. Zikir kulu.e. 297 . Arabî’ye göre kul. Tûsî. Bakıp uyanmanız gerekir. el-Lumâ.”1538 Nazım Efendi’nin iman etmiş kulları davet ettiği bu uyanma. her hareketinin hak yolunda olup olmadığını kontrol etmek zorundadır. istiğfar ve nedamet halleri duyar. zikirden gaflete düştüğü vakitte. a. İman etmeyenlerin gafleti iki çeşittir. Siz onların bakışı ile bu âleme bakmayınız. İkincisi kula bahşedilen hayır. hayaller âlemi olan bu duyular âleminden çıkarırken gaflet. Ebu Nasr Serrâc Tusî tarafından “inzi’âc olarak tanımlanmıştır. Küfür ve imanı esas alarak gaflet tanımını yapan Hâris el-Muhasibî’ye göre iman etmeyenlerin aldanması. onu hem Allah’tan hem de ahiretten gafil etmesidir.Çünkü siz dört ayaklıların sınıfından değilsiniz. iman edenlerin ise her hareketlerindeki teyakkuz ile gafletten kurtulabileceğini ifade eden Kıbrısî. iman etmeyenlerin gaflette olduğunu. onu hayaller âlemine hapseder. s. Birincisi Allah’ın affına güvenerek. rızık. Nurlar Risalesi. s. ss. 638/1240) gafleti. Allah’ı müşâhede etmekten gafil olduğu tüm hal ve davranışlar olarak anlaşılmaktadır. s. s.1540 İbn Arabî (v. 316. Tasavvuf Sohbetleri. zikirle birlikte ele almıştır. 1542 Kıbrısî.

3. 1551 Aynı eser. Kâhire. 99.1546 Nazım Efendi bu konuda muhatabın. tüm insanlık olduğunu ve insanların uyanabilmeleri için asgari düzeyde hak ve bâtıl konularını içeren hakiki bilgilerinden sorumlu olduklarını söylemiştir. 1.1547 Bu noktada dünya ile ahiretin hakiki değerleriyle bilinmesi hususu. 1546 Kıbrısî. 603/1273). c. 382-383.: Abdulhalîm Muhammed. c. Tah.Bu durumda kul. dünya hayatında ahiret arzusu yaşar. O zaman iman ile küfür arasındaki fark da belirginleşir. Sahip olmayanlar ise olmadıkları miktarda gaflettedirler. Ebu Abdullah Hâris. Her iki zevkinde hakikatine vakıf olmak. dünya ile ahiretin gerçek değerleri ile bilinmesi manasına gelmektedir. 145. ss. Yani eğer ahirette dirilme olur da. Bu şuura sahip olanlar uyanmıştır. 298 . “…Eğer Rabbime döndürülürsem. Muhâsibî. ss. bir açıdan. no: 895. er-Riâye. 1550 Aynı eser. “Dünya hayatı tatlı. dünya zevkleriyle eğlense bile. 472-475.1549 Ahiret nimetlerine kavuşuncaya kadar. (Dikkat edin!) Dünyaya aldanmaktan sakının. hakikatte mutsuz olur. Mevlânâ Celaleddîn-i Rumî (v. s. dünya ile ahiretin gerçek değerleri ile bilinmesidir. c.”1548 hadis-i şerifi bizim için süslü görünen dünyevî zevklerin aslında aldatıcı olduğunu göstermektedir. 143. er-Riâyetu li’l-hukûki’llah. en ağır işkencelerde bile imanı bırakmamışlardır. 1549 Mevlanâ.1545 Nazım Efendi’ye göre gafletten kurtulmakla ilgili esas mesele. Allah onu sizin kullanımınıza verecek ve nasıl davrandığınıza bakacaktır. Zikr. no: 1555. 1547 Aynı eser. bu zevkleri hakikatlerine perde olan dünya hayatını istemez. Muhasibi. bu husussa ahiret zevkleri açısından yaklaşmıştır. ant olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum”1544 ayetinde işaret edildiği gibi düşünmektedirler.1551 1544 1545 Kehf: 18/36. kendisini diğer kullardan daha layık bilir. Tasavvuf Sohbetleri. Dâru’l meârif. b. 1. göz kamaştırıcı ve çekicidir. insanın bu değerleri bilmesine perde olan dünyevî ve uhrevî zevklerin hakiki değerleriyle bilinmesine de dayandığı görülmektedir. orada da birilerine ödül olarak nimetler taksim edilirse. 3460. Rumî’ye göre ahiret âleminin dünyadaki manevî zevklerini tadan kul.1550 Manâ âleminin zevkini tatmayan kul ise. bu nimetlerden pay almaya. Bu farkın farkında olanlar. 1548 Müslim. Mesnevî. s.

1555 Binaenaleyh. 6. 1555 İbn Mes’ud(ra) hazretleri anlatıyor: “Resûlullah(asv) buyurdular ki: ‘Allahu Teâla Hazretleri’nin fazlından isteyin. ihtiyaçlarının tamamını hatta. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. İman dairesine girdikten sonraki gafletten çıkış için gereken ilim daha farklıdır. 1554 Tirmizî. Kadîr-i Mutlak(cc)’a muhtaç olduğunu ve bu ihtiyacını gidermede de duanın önemini bildirir. Talimin kendisinden yapılacağı kul ise. Herhalde senin talebine baktığı vakitte onda ihlassız bir nokta bulundu. gafletin küfür ihtiva eden manasından bir çıkış yani. Farklı bir ifadeyle imanı öğrenen kimse. küfürden kurtuluş. Kıbrısî’ye göre bu bilgi. Kıbrısî. Bu Allah’a büyük bir bühtan olur. 3607. Sonunda Cenâb-ı Hakk senden yardımını esirgesin. aynı zamanda kulu imana sevk eder.”1553 Hz. kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar Rabbinden istesin. Daavât. Kıbrısî’nin mürşid ve nefs anlayışlarını incelediğimiz başlıklara dayanarak. Kulu Hakk(cc)’a yaklaştıran ilim olarak özetleyebileceğimiz hakiki ilim. ss. hatırlanmalıdır. küfrün temelde ne olmadığını öğrenmektedir.’ Canan. bu bilginin kitapla okunarak değil. gafletten kurtulma hususunda. Rabbinden yardım dilemelidir. Nazım Efendi şu cümlelerle ifade etmiştir: “Sen. kendisinden istenmesini sever. Tasavvuf Sohbetleri. Böyle bir yardımı dileyen kula Allah’ın yardım edeceğini.İlim-Âlim.Gafletten kurtulmanın ilk aşaması kişinin dünya ve ahiret hayatına mana ve yön veren hakiki ilimle olduğu anlaşılmaktadır. şeytan ve nefsin hilelerini bilen ve onlara galib gelebilen mürşidlerdir. s. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre kul. c. Peygamber(sav)’in “Sizden herkes. yaşanarak öğrenilir olduğu. imanı tanıdığı nisbette küfrü tanımaktadır. Nazım Efendi’ye göre kişinin idrak ettiği bu bilgi. 144. Başka bir hadis-i şerifte ise dua içinde istenebilecek en faziletli şeyin. kendi rızası yolunda bir hizmete niyet edesin ve kıyam edesin ve diyesin ki. 5481786.”1554 hadis-i şerifi. iman dairesine giriş olduğu söylenebilir. Kutub-i Sitte. kurtuluş olduğu bildirilmiştir. 3608. Ya Rabbi! Bu hususta yardımını dilerim. kulun gaflet anlarından önce ve sonra 1552 1553 Bu tezde bkz. İbadetin en efdali de (dua edip) kurtuluşu beklemektir. insanın kendisini ziyadesiyle muktedir bildiği bir ihtiyacını teminde dahi.1552 İmanı tanıyan kimse. talimle edinilebilir. onun için men olundu. 299 . Zira Allah. (işte) bu Cenâb-ı Hakk’ın şanına layık değildir.

kulun gafletten kurtulup. “… Sakın gafillerden olma”1556 ayetini hatırlatarak gafletten sakınmayı tavsiye eden Kıbrısî. ya da vaaz ettiklerinin 1556 1557 gerçekten kalblerinde olup olmadığına bakmadıkları için Araf: 7/205. 1558 Ankaravî. Bir kalb ibadeti olan tefekkür. ıstılahta ashab-ı şuhûda mahsus tefekkür olarak da nitelendirilebilir. Mü’minin uyanıklık halinden. Yılmaz. Dünya nedir? Ahiret nedir? Bunların hakikatleri nelerdir? Hangisi fânî. zahitlerin. tefekkürü bu sakınma için tavsiye etmiştir. 300 .sığınacağı Allah(cc). 643. kişiyi küfür gafletinden çıkarır. recâ duygularına yaklaşıp. Bu gaflete sebep olan nesfin ve şeytanın aldatmasıdır. s. s. 142. kurtuluşa ermesi konusunda tek dayanaktır. Bunlar sahip oldukları ilimden. hal diliyle öğrenilecek bir ibadettir. İkincisi ise iman etmiş bir kişinin içinde bulunduğu her hali daim tanımlayabilecek bir düşünce düzeyinde olmasıdır. hased ve riya gibi kötü huyların olmadığını düşünürler. “hayatı anlayın ve ölmeden önce uyanın” şeklinde tüm insanlara hitaben telkinlerde bulunmuştur. gaflete düşmesine mani olur. Kıbrısî’nin tavsiye ettiği tefekkür. Minhâcu’l-fukarâ.1558 Nazım Efendi’nin tefekkür üzerinden izah ettiği bu gafleti Muhasibî. aynı zamanda bir mürşidin yanında. Bu durumda kul. affolunacağı zannıyla o günahı işler. s. Tasavvuf ve Tarîkatlar. İkinci açıdan gaflet ise fıkıh gibi ilime sahip olanların. İlki Müslümanlardan günahkâr olanların ve avamın gafletidir. Cebecioğlu. Akıl ile düşünmek manasında kullandığı tefekkürü tavsiye ederek. hangisi bâkîdir? gibi konular üzerinden imana kavuşturucu tefekkür. ya da yaptıkları ibadetten dolayı. uzlete çekilenlerin.1557 Bu durumda gafletten kurtulmak için tefekkür etmeye yüklenen anlam da iki şekilde anlaşılmaktadır. günahtan vazgeçmesi gerekirken. Bildiklerinin. kendilerinde kibir. ss. iki açıdan izah etmiştir. kendini ibadete verenlerin. Başka bir ifade ile tefekkür. Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. 203. Yani Mü’min günah işlemeden önce havf duygularına yaklaşıp. uzlet ve verâ hayatı yaşayanların gafletidir. yaşadığı manevî daireden uzaklaşmaz. 224-225. TTDS. Bu durumda Mü’min recâ ile aldanır.

içinde bulunduğu hali tanımlama zafiyeti yaşayan mürîde rehber olandır. Mü’minin bu zikiri duymamasıdır. Gaflet halindeyken yerine getirilmeyen hakların neler olduğu ileride ele alınacaktır. s. Bu mevzuda. bu manada. Kenzu’l-ummal. 2/359. gafletten uyanıklığa taşıyıcı bir irşadı da içermektedir. Gaflet. 1563 Hanbel. Nazım Efendi’ye göre rehberlik. Tasavvuf Sohbetleri. Mecmau’z-zevaid. 123. “La ilahe illallah ile imanınızı yenileyiniz”1563 hadis-i şerifi anlayışına istinad edebiliriz. 1768. Ayrıca bkz. ibadet ve zikir halinde olurlar. 168.”1562 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin bu tavsiyesi. sen kendini o kafirlerin İslam’a girmeleri için açık duran kapıdan girmeye müstahak say. 3278. gafletlerden ve gafilken düşülen haklardan mezun olmuş kuldur. er-Riaye. âbid başlığında beyan edilen hususlar.1561 Mûrşid bahsinde detayları ile izah edildiği üzere. Kıbrısî’nin imanı bir atiyye olarak görmesi ile de mutlak surette alakalıdır. Çünkü onların dışında kalan bütün âlem. ss. diğer kapıdan İslam olacak kimseler için açılmış olsa. 1562 Aynı eser. ss. Nefs Muhasebesinin Temelleri (Er-Riaye). Gafletini fark ettiği anda tevbe ederek. öteki de kâfirlerin imânâ girmesi için olsa. Allah(cc)’a secde etmekte ve Allah(cc)’ın kendilerine belirlemiş olduğu bir tarzda. yani tecdid-i iman için bir kapı ki Müslümanların imanlarını yenileyip girmeleri için. şöyle bir tavsiyede bulunur: “İmânâ girmek için iki kapı olsa. s.1559 İbn Arabî’ye göre gaflet. Bu irşâda yetkili mürşid. Marifet ve Hikmet. Bu tavsiye. bu ikinci çeşit gafletten korunma hususunda daha fazla ehemmiyetti haizdir. tekrar edilmeyecektir ancak burada şu hususu hatırlamakta fayda vardır. bundan gafillerdir. kendi bulunduğu hali bilen mürşid. ss. bir kapıdan imanı yenilemek isteyen kimseler girse. 125. teyakkuz haline tekrardan dönüş yapan Mü’mine Nazım Efendi. 301 .1560 Nazım Efendi’nin gafletten korunmak için tavsiye ettiği mürşidler. 1561 Kıbrısî.aldanmaktadırlar ancak. 522-531. Kulun dünya hayatında iman dairesinde olması. Heysemi. 382-383. karşılığı 1559 Muhâsibi. Müsned. 1560 İbn Arabî. Müttaki. tüm yaratılmışlar içerisinde sadece insanlara ve cinlere mahsustur. 144. Muhâsibi.

1567 Tarık: 86/9. 171-173.1565 “Ayıplayan ayıplanır. aynı zamanda. kendilerindeki noksanlıkları gidermeden başkalarının kusurlarıyla uğraşan Müslümanların durumlarını misal olarak göstermiştir. Bu hediyenin kimlere ne şeklide dağıtıldığı hususunda sorgulama ise kulun edeb sınırını aştığı yerdir. Bu mevzu Kur’ân’da “Belki (alay edilenler) kendilerinden daha hayırlıdırlar. bu hediyeyi bir defa kaybetmiş ya da zedelemiş birisinin bu hediyeyi yeniden alma garantisi. Suyuti.”1566 Hadis-i Şerifinde bildirilen duruma düşmemek için “Bütün sırların ortaya döküleceği günde”1567 ayıp ve günahlarının setredilmesi için. 302 . kendi derdine bak. Kıssaya göre rükû ve secdeye koyulmuş Hintlilerin her biri niyet edip tekbir alarak huzur ve huşuyla namaz kılarken müezzin içeriye girer. Kenzu’l-ummâl. Binaenaleyh o anda hayatın manasını kaybetmiş Mü’min. 53. Gümüşhanevî. Tasavvuf Sohbetleri. namazın bozuldu’ der. a. kula karşılıksız verilmiş bir hediyedir. takdir-i ezelî ve lütf-i ilahî olması hasebiyle. 347. yoklukla durmak olduğu dolaylı olarak vurgulanmıştır.. aynısını işlemedikçe ölmez” Tirmizi. Bu konuda “Bakana da baktırana da lanet olsun”1568 hadis-i şerifini delil göstererek bunu bilerek yapan Müslümanın gaflette olduğunu söyler. 6/8869. yoktur. Yani Allah’ın zâtı gibi. namazda olduğu hâlde ‘Sus yahu. ss. Ramûz el-ehâdis. s.g. üçünüz gibi 1564 “O yaptıklarından sorumlu değildir. Zamane Müslümanlarının çoğunun gaflette olduğunu söyleyen Kıbrısî.” Enbiyâ: 21/23. ezanı okudun mu. gaflet olduğunu söyler.” Hucurât: 49/11 ayeti ile vurgulanmıştır. yitirdiği imanın yeniden kendisine hediye edilmesini istemektir.ödenmemiş bir atiyye. başkalarının ayıp ve günahlarının dünya hayatında iken görülmemesi gerektiğini söyler ve bu şekilde kusura bakmanın. Üçüncü Hintli.1569 Bu durumu Rumî. yoksa vakit var mı?’ Öbür Hintli.1564 Dolayısıyla. kendini kına!’ Dördüncü: ‘Hamd olsun ben. ikincisine der ki: ‘Onu ne kınıyorsun baba. 1566 Bu manayı ihtiva eden hadis kaynaklarda şöyledir: “Kim din kardeşini tevbe ettiği bir günahtan dolayı ayıplarsa. İsteme hususundaki en uygun edebin. Kınama. bu durumun bir göstergesi olarak. 19162/26634. varlık kapısında. ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır. O'nu sorguya çekecek kimse yoktur. 1569 Kıbrısî. konuştun. 1565 Kıbrısî.e. Hintlilerin birisinin ağzından bilâihtiyâr şu söz çıkar: ‘Müezzin. bir mescitte Allah(cc)’a ibâdet için namaza durmuş dört Hintli kıssası üzerinden anlatmıştır. Camiu’s-sagir. 1568 Bendî. sorgulanamaz mahiyettedir. s.. 13.

kuyuya düşmedim’ der. Dördünün de namazı bozulan bu kıssayı, Rumî şöyle değerlendirir: “Başkalarının ayıbını söyleyip (onlarla uğraşanlar, kınadıklarından) daha fazla yollarını kaybetmişlerdir. Ne mutlu o kişiye ki kendi ayıbını görür. Her kim, birisinin ayıbını söylerse o ayıbı, kendine satın aldı demektir. Çünkü insanın yarısı ayıptandır (yani o ayıbı işleyeninki gibi bir nefsi bulunmaktadır), yarısı gayb âleminden! (zira ruhu gayb âlemindendir)… Şu işe bak Şeytan, belâlara düştü de sana ibret oldu. Sen belâya uğrayıp ona ibret olmadın. O zehri içti; sen şerbetini iç (yani ibret almaya bak).”1570 Kıbrısî’ye göre, Mü’minlerin bir diğer gafleti ise hak sahiplerine haklarını verme hususunda zuhur eder. Nazım Efendi’ye göre gaflette iken verilmeyen haklar; Allah(cc)’ın, Peygamber(sav)’in, devletin, evladın, ailenin, komşunun, milletin, insanoğlunun, mahlûkatın haklarıdır. Şeyh Nazım’a göre bu haklar teslim edilmeden gafletten tam mânâsıyla çıkılmaz.1571 İbn Arabî (v. 638/1240)’ye göre hakikat ehlini, hakikate vasıl eden üç haktır. Allah(cc)’ın hakkı, kendilerinin hakkı ve yaratılmışların hakkıdır. İnsanların yalnızca Allah(cc)’a ibadet etmeleri, O’na kulluk etmeleri ve hiçbir şeyi ortak koşmamaları, Allah(cc)’ın kulu üzerindeki hakkıdır. Şeriat yasaklamadığı müddetçe, yaratıklara eza vermemeleri, yaratılmışların insan üzerindeki hakkıdır. İnsanın, insan üzerindeki hakkı ise, kurtuluşlarının ve mutluluklarının olduğu yola rehberliğidir.1572 Allah(cc)’ın hakkını vermek, âbid konusunda belirtilen bir kul olmayı, Hz. Peygamber(sav)’in hakkını vermek, kendisine Ahmedî bir aynayı tutmayı gerektireceği kanaatindeyiz. Zira Kıbrısî, bu başlıklarda ilgili konuya sıkça değinmiştir. Diğer haklar, Müslümanın içinde bulunduğu toplumsal ilişkilerinde, dinamik olan hükümlere göre, mürşidlerden öğrenilir. İslam dini kulun, aile, evlat, komşu, akraba, millet ve devlet ile olabilecek hukukun sınırlarını bildirmiştir.
1570 1571

Mevlana, Mesnevî, c. 2, b. 3027-45. Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, ss. 171-173. 1572 İbn Arabî, Marifet ve Hikmet, ss. 67-68.

303

Dolayısıyla muallim ya da talebe, amir ya da memur, seçilmiş ya da seçmen olsun toplumun her statüsünde bulunan Mü’minlerin, vazifelerini ifa esnasındaki hukuka riayeti, o hukukun hakkını vermektir. İslamî hukuka muhalif olmayan ve ihlal edilen hukuk, aynı zamanda kul hakkıdır. Bu ise amelde gözlemlenen bariz bir gaflettir.1573 Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde gafletin ontolojisi ile ilgili beyan, Kıbrısî’nin şeyhinin şeyhi Şerafeddin Dağıstanî’nin sohbetlerinde mevcuttur. Şeyh Şerafeddin gafleti, insanın hilkati ile ilişkili olarak izah etmiştir. İnsanın hilkatinde yer alan ateş, toprak, su, hava gibi nesnelerin zulmanî ve nûranî yönleri bulunduğunu ifade eden Şeyh Şerafeddin, bu nesnelerden zulmanî kısımları nefsinde toplayan kimselerin küffar grubundan olacağını ifade etmiştir. Şeyh Şerafeddin’e göre bu nesnelerin sadece nûranî kısımlarını nefsinde cem etmiş kimseler, ümmetin havas kısmından olan ricâllerindendir. Bunların haricinde kullarda zulmanî ve nûranî kısımlar birbirine galebe çalar. Zulmanî kısmın baskın gelmesini Şeyh Şerafeddin, kuldaki gaflet anı olarak tanımlamıştır.1574 Özet olarak Nazım Efendi’ye göre gaflet, dünyanın hayal olduğu hakikatini idrak edememektir. O anda insan hayata anlam veremediği için, hayvandan farklı olmaz. Bu idrakin yokluğu, iman edenlerde ve etmeyenlerde farklı tezahür eder. İnanmayan kul, dünyanın tüm düzenini hakiki varlık addeder ve Hâlık(cc)’ı inkâr etmek suretiyle gaflete düşer. İnanan kul ise inancının gereği gibi yaşama hususunda gaflete düşer. Bu gaflet, Mü’minin Allah’ı müşâhede etmekten gafil olduğu, tüm hal ve davranışlar olarak anlaşılmaktadır. Kendindeki noksanlıkları gidermeden başkalarının kusurlarıyla uğraşanlar ve içtimai hayatta mükellef olduğu hak ve hukuku yerine getirmede yetersiz olanlar Kıbrısî’ye göre gaflete düşen Mü’minlerdendir. Bu durumda Mü’minler; Allah(cc)’ın, Peygamber(sav)’in, devletin, evladın, ailenin, komşunun, milletin, insanoğlunun, mahlûkatın haklarını yerine getirmede noksanlık arz ederler. Gafletten kaynaklanan bu haktan kurtulma hususunda, Cenâb-ı Allah(cc)’tan aman dilemek gerekir.

1573 1574

Muzâhirî, Fadâil ve Rezâil, ss. 17-75. Burkay, Menâkıb-ı Şerefiyye, ss. 85-86.

304

4. DİĞER KONULARDAKİ GÖRÜŞLERİ:

a. İman: İman; güven içinde bulunmak, korkusuz olmak anlamına gelen “e-me-ne” kökünden türemiş, Arapça bir kelimedir. Küfür kelimesinin zıttı olan iman, güven duygusu içinde tasdik etmek, inanmak, huzur duymak, adaletli olmak, şeriati ve tevhidi kabul etmek gibi manalara gelmektedir. Farklı bir ifadeyle iman, İslam erkânını kalb ile tasdik, dil ile ikrar edilmesi ve İslam’ın emirleri ile amel edilmesidir.1575 Kur’ân-ı Kerîm’de iman, 800’den fazla yerde zikredilmiştir. Allah(cc)’a, peygamberlerine(as), ahiret gününe iman edenler, sâlih amel işleyenlerin kurtuluşa ereceği bildirilmiştir.1576 Kur’ân’da Mü’minlerin; başka bir ilaha ibadet etmedikleri, cana kıymadıkları ve haram yemedikleri,1577 oruç tuttukları, iyiliği emredip, kötülüğü nehyettikleri, namaz kıldıkları,1578 bildirilmiştir. Farklı ayetlerde ise bu ibadetlerin incelikleri bildirilerek, bu inceliklere bağlı olarak, gerçek Mü’minler bildirilmiştir. Mesela Mü’min namaz kılar dediğimiz zaman, gerçek Mü’min namazlarının karşılığını sadece Rablerinden bekleyerek kılarlar. Mü’min infak eder ancak gerçek Mü’min, sevdiği şeylerden infak ederler. Onlar, Allah(cc)’ın adı anıldığı zaman kalbleri titreyenlerdir.1579 Ehl-i sünnet ulemasına göre iman; Hz. Peygamber(sav)’in Allah(cc) tarafından getirdiği zarurî ve kesin olarak bilinen şeylerin tümünü dil ile ikrar etmek,
1575

Firuzebadî, Kamûsu’l-muhît, s. 1177; Isfehanî, el-Müfredat, s. 25; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. 1, s. 223; Cürcanî, Ta’rifât, s. 41; Isfehanî, a.g.e., s. 26. 1576 “Onlar gayba iman edip, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. Onlar hem sana hem de senden once indirilene iman ederler, ahirete de şüphesiz iman ederler. İşte bunlar Rablerinden birdoğruluk üzerindedir ve bunlar kurtuluşa erenlerdir.” Bakara: 2/35. 1577 “Onlar başka bir ilaha dua etmezler. Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar…” Furkan: 25/68. 1578 “(Onlar) tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku edenler, iyiliği emredenler, kötülüğü menedenler ve Allah’ın çizdiği sınırları koruyanlardır. Müminlere müjdele.” Tevbe: 9/112. 1579 “Müminler; Allah anıldığı zaman yürekleri ürperen, kendilerine O’nun ayetleri okunduğu zaman imanları artan, bir de Rablerine tevekül edenlerdir.” Enfâl: 8/2.

305

taat ve ibadetleri tatbik etmek ve kalble tasdik etmenin terkibi olarak değerlendirilir. Taftazanî (v. 797/1395)’ye göre bu terkibin içerisinde en önemli olanı, gönüllü olarak benimseme ve kabul etmektir. Zira dil ile ikrar etmeyen ve amel etmeyenler, dünyevî ve hukukî hükümler itibariyle mü’min olmasalar bile, Allah(cc) nezdinde mü’mindirler. “Onların çoğu, sadece şirk koştukları halde Allah’a iman ederler.”1580 ayetinde buna işaret edilmiştir. Ayrıca “İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah(cc)’a ve ahiret gününe iman ettik derler, halbuki onlar mü’min değillerdir”1581 ayeti, kalbi tasdikin iman esasındaki önemine delildir.1582 Taftazanî’nin bu anlayışına düşülen haşiyede iman, kalbin tam meyili manasına gelen sevgi esasına dayandırılmıştır.1583 Mutasavvıfların iman anlayışında önemli yeri bulunan sevgi, imanın artıp eksilmesinde belirleyicidir. Bu anlayışı Ziyâuddîn-i Gümüşhanevî (v. 1311/1893) şöyle ifade etmiştir: “Yerdeki ve göktekilerin imanları, dünya ve ahirette iman edilmesi gereken şeylere, iman etmeleri bakımından eksiklik ve fazlalık kabul etmez. Ancak, tasdikte, marifette, yakinde, tevekkülde, sevgide, rızada, korku ve ümidde iman, noksanlık ve fazlalık kabul eder.”1584 Bu manada iman dört derecede tasnif edilebilir. Birincisi imân-ı istidlalidir. Bu imana ilmi delillerle ulaşılır. İkincisi, bu inancın yakîn (güçlü inanç) derecesinde olan, imân-ı yakînîdir. Üçüncüsü, kalb zevkleriyle iman hakikatlerinin müşâhede edildiği, imân-ı şuhûdîdir. Sonuncusu Hakk ile mütehakkık olunan (Hakk vasıtasıyla, Hakk’a ulaşma), imân-ı huzûrîdir. Bu iman çeşitlerinden son üçü, seyr-u sülük ile elde edilir.1585 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre iman, kulun en önemli cevheridir. Dolayısıyla iman sahibi kul, kıymetli mücevher bulunduran dükkân gibidir. Şeytan ise bu mücevheratı çalmaya çalışan hırsız gibidir. Nasıl ki dünyanın geçici mücevheratının çalınması önlemek için güvenlik tedbirleri alınıyorsa, ahret hayatının

1580 1581

Yusuf: 12/106. Bakarâ: 2/8. 1582 Taftazanî, Şerhu’l-Akâid, ss. 220-223. 1583 Aynı eser, s. 227. 1584 Gümüşhanevî, Ehl-i Sünnet İtikâdı, s. 63. 1585 Gazalî, İhyâ, c. 4, ss. 202-205; Hucvirî, Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi), s. 371; Cebecioğlu, TTDS, s. 309.

306

sonsuz mücevheri olan imanın da koruma altına alınması gerekir. Nazım Efendi, imanın korunması için namaz kılmak, zikir çekmek, iyilik yapmak, öfke halinde susmak, kavgayı terk etmek gibi amelleri güvenlik tedbiri olarak ifade etmiştir.1586 Bu ifadelerde anahtar kavram addedebileceğimiz cevherin mahiyeti, nur kavramı ile ifade edilecek ve kuldaki delaletleri üzerinde durulacaktır. Bununla birlikte burada imânın, amel olmadan da, tasdikle elde edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Hakkânî’ye göre ameller, kulun imanını inşa edici değil, muhafaza edici mahiyette olduğu şüphesizdir. İslam âlimleri arasında iman ile amel arasında kurulan alakaya göre iman anlayışı şekillenmiştir. Hârici, Mu’tezilî ve Şiî kelamcıları, amel olmadan imanın olmayacağını kabul etmişken Sünnîler, amel olmaksızın iman teşekkülünün mümkün olacağını kabul etmişlerdir. Sünnî inanışa göre, iman etmenin, sâlih amel işlemekle birlikte olacağı bildirilmekle birlikte, cürme düşenleri tekzib etmek yerine kucaklamayı esas almaktadır.1587 Sünnî Mâtüridî itikat ekolünün kurucusu olan İmam Mâtüridî, “Ey İman edenler! Size ne oldu da Allah yolunda savaşa çıkın denilince, yerinize çakılıp kaldınız? Yoksa ahiretten vazgeçip değersiz dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının zevk ve sefası, ahiretin yanında pek az bir şeydir.”1588 ayetinde bildirilen emirlere uymayanlara, Mü’minler diye hitab edilmiş olmasını, bu anlayışa delil göstermiştir.1589 Farklı bir ifadeyle Sünnî inanışa göre amel, imana dâhil değildir. Şeyh Nazım’ın iman ve amel arasında kurduğu ilgi de bu anlayış çerçevesindedir. İbrahim b. Edhem (v. 162/779), Hâtem Asamm (v. 237/852), Ebu Süleyman Daranî (v. 205/820), Zünnûn Mısrî (v. 245/859), Bayezid Bistâmî (v. 262/875), Hâris Muhasibî (v. 243/857), Cuneyd-i Bağdadî (v. 298/911), Sehl b. Abdullah Tüsterî (v. 283/896) gibi mutasavvıflar da imanı dil ile ikrar, kalb ile tasdik olarak kabul etmiştir. Nitekim Fudayl b. İyaz (v. 187/803), Bişr-i Hafî (v. 227/841), Hayru’n-Nessâc (v. 322/933) gibi zevat imânı, ikrar, tasdik ve amel olarak tanımlamıştır.1590 Hakim Tirmizî’ye göre iman; tasdik, ilim ve amel olarak İslam’dır.1591
1586 1587

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 52. Taftazanî, Şerhu’l-Akâid, ss. 209-223. 1588 Tevbe: 9/38. 1589 Sinanoğlu, Mustafa, İmân, TDV İA, c. 22, s. 213. 1590 Hucvirî, Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi), s. 350. 1591 Hâkim, Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb, s. 51.

307

Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre iman, taklidî ve hakikî olmak üzere iki çeşittir. İlim ile elde edilen iman, kalben tasdik edilir düzeyde olmadığı müddetçe taklididir. İlim ile elde edilen ve akıl ile tasdik edilen imanın üzerine, keşf ve ilham ile yapılan eklemeler kulu, hakiki imana vasıl eder. Kıbrısî bu anlayışını şöyle ifade etmiştir: “İmanın hakikati bir kimsenin kalbine ne zaman yerleşir? Gökler de kapansa, yerler de kaya ile döşense rızkın nereden geleceğine şüphesi olmayan kuvvet sahibi, hakiki imana mazhar olan kimsedir. Bunun altındaki iman sayılmaz, o taklittir. İman mertebesi oradan başlar. Allah’a böyle bir imanı varsa, o zaman ona Mü’min denir. Yoksa gökler de yağar, yerler de her şeyi bitirir, daha (rızık) korkumuz olur. Aldığı aylıkla geçinemiyorum diye şikâyet ediyor. Seni geçindiren aylık mı ki, bir de şikâyet ediyorsun. Aylıkla geçinen adam var mı hiç? Allah erRezzaku’l-mutlaktır, geçindirir. Öyle bileceğiz.”1592 Şeyh Nazım’ın hakiki iman terimine yüklediği bu anlam, ıstılahta tevekkül kavramıyla birleşmektedir. Lügatlerde güvenmek, vekil tayin etmek, bel bağlamak, havale etmek, terk etmek, bırakmak, teslim etmek, bir işte acizliğin ve yetersizliğin ortaya çıkması sebebiyle başka birine güvenerek işi ona teslim etmek, itimat etmek gibi anlamlara gelen tevekkül,1593 sufîlerin üzerinde çok durdukları bir kavramdır. Mutasavvıfların nazarında tevekkül, Allah’ın katında olana güvenip, insanların elinde olana ümit bağlamamak şeklinde özetlenebilir. Bu halin tam manasıyla olması durumunda, tevekkül eden kişi, kendisinin böylesi bir hal içinde olduğunun farkına bile varmaz.1594 Tevvekkül ile iman kavramları arasındaki söz konusu ilgiyi Sühreverdî (v. 632/1234), “Haydi eğer inanıyorsanız Allah’a dayanıp tevekkül edin.”1595 “...Mü’minler Allah’a dayanıp tevekkül etsinler.”1596 âyetlerini açıklarken

1592 1593

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 42. Firuzebadî, Kamûsu’l-muhît, s. 1069; Isfehanî, el-Müfredat, s. 531; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. 15, s. 387; Cürcânî, Ta’rifât, s. 254. 1594 Serrâc, Lümâ, s. 78; Kelâbâzî, Taarruf, ss.118-119; Kuşeyrî, er-Risâle, s. 199; Kaşânî, Mu’cem, s. 28; Kübrâ, Necmeddin, Usûlu aşere (Tasavvufî Hayat), Ter.: Mustafa Kara, Dergah Yay., İstanbul 198, ss. 49-50; Uludağ, TTS, ss. 357-358; Eraydın, Tasavvuf ve Tarîkatlar, s. 166; Yılmaz, Tasavvuf ve Tarîkatlar, s. 174; Cebecioğlu, TTDS, s. 658. 1595 Maide: 5/23. 1596 Maide: 5/11.

308

kurmuştur. Ayette tevekkülle imanın bir arada zikredilmiş olmasından hareketle Sühreverdî, tevekkülü imanın bir neticesi olduğunu, bu hale ise marifet ile vasıl olunabileceğini savunur. Allah’ın yapmış olduğu taksimde, adalet sahibi olduğunu bilmeyi gerektiren marifet, nefs kaybolunca zuhur eder. Bu makâmda olan kulda cehaletin kökü kazınmış, tevekkül gerçekleşmiş, hatta tevekkülünü dahi göremeyecek hâle gelmiş olur. Binaenaleyh mütevekkil, Allah(cc)’ın vaat ettiklerini sükûnetle bekleyendir.1597 Nazım Efendi’nin şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî, taklidi ve hakiki iman yönünde yapılan bu tasnifi, “Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberi’ne ve Kitabına iman edin.”1598 ayetine dayandırarak izah etmiştir. Şeyh Abdullah’a göre “ey iman edenler” hitabı, taklidi iman edenler içindir. “İman edin” emri ise hakiki imana girilmesi içindir.1599 Şeyh Nazım’a göre, böylesi bir iman ile taklidi imandan hakiki imana yükselen kulun kalbi, nûr ile dolar. Nazım Efendi, iman nûru diye ifade ettiği bu nûrun, Allah(cc)’tan razı olunmadığı zaman karardığını ifade eder. Kıbrısî bu hale düşen kulun, “Tasalanma şüphesiz ki Allah, bizimle beraberdir.”1600 ayetindeki hale dönüş yaparak, kalbinde nûrun sürekli parlak tutulması gerektiğini ifade etmiştir.1601 Buradan hareketle Nazım Efendi “İmanın alameti tasdiktir.”1602 hadisini en zor anlarda dahi memnuniyet halinin muhafaza edilmesi şeklinde yorumlamıştır.1603 Allah(cc)’tan razı olunduğu zaman kalpteki nurun parlayarak genişlemesi, aksi durumda sönerek karanlığa bürünmesi, imanın artıp eksilebileceği anlamına gelmektedir. Istılahta benzer görüşü Hakîm Tirmizî (v. 318/932) de savunmuştur. Kalbte yer alan nûrun artması, imanın artmasına, zulmetin nûra galebe çalması ise, imanın eksilmesine delalet etmektedir. Dolayısıyla Hakim Tirmizî’ye göre, sadrını iman nûru istila eden kul, Mü’mindir. Çünkü kalbteki bu nûrun bizzat kendisi, iman olarak isimlendirilmektedir.1604 Mâtüridî ve Eş’arîlerin çoğunluğu, imanın artıp
1597 1598

Sühreverdî, Avarifu’l-mearif, c. 2, ss. 291-293. Nisâ: 4/136. 1599 Qubrusi, Mercy Oceans Book 2, s. 11. 1600 Tevbe: 9/40. 1601 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 52. 1602 Hambel, Müsned, 3/236. 1603 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 52. 1604 Çift, Hakîm Tirmizî ve Tasavvuf Anlayışı, ss. 212-213.

309

eksilmesini mümkün görmemişken, Selef âlimleri imanın artıp eksilebileceği görüşünü benimsemişlerdir.1605 Şeyh Nazım’a göre hakiki iman olarak ifade edilen bu makâm dahi gizli şirk ihtiva eder. Asıl olan iman, kulun nefy-isbat zikriyle, kendini yok bildiği makâmda olur.1606 Kıbrısî, hakiki imanın üç alametinden bahseder. Hakiki imanın ilk alameti, Şeyh Nazım’a göre, tüm mevcudatın tesbihini duymaktır. İkinci alameti, yaratılmış tüm mahlûkun varlığındaki hikmeti görmektir. Üçüncü alameti ise, berzah ile kul arasındaki perdelerin kalkmasıdır. Berzah âlemindeki peygamberler ve evliyalar ile görüşebilir bir hale gelmektir.1607 Hakiki imanın alametleri olarak, Şeyh Nazım tarafından sayılan bu haller, taklidi imanı, hakiki imandan ayıran keşfî bilginin mahiyetini göstermektedir. İmanın keşfî bilgiyle ilgili ele alınması, Mü’minin tevhid anlayışına da delalet etmektedir. Bu manada düşünüldüğünde, Kıbrısî’nin iman tanımında kullandığı cevherin mahiyeti görülmektedir. Farklı bir ifadeyle kul, tevhid ile hakiki imana vasıl olmakta ve kendindeki en önemli cevheri bulmaktadır. Tasavvuf erbabı, bu manada imanı, ulûhiyeti temâşâ etmek, vuslat derecesine ulaşmak, Bir’den başkasını görmemek şeklinde de tarif etmiştir.1608 İmâm-ı Gazalî, imanın bu durumu hidayet ile ilgili ele almış ve üç menzili halinde izah etmiştir. İzaha göre birinci menzil, Allah’ın her kula akıl ya da peygamberleri vasıtasıyla gösterdiği iman nurudur.1609 Hidayetin ikinci menzili, mücâhedenin neticesinde kulun halden hale çekilmesidir.1610 Üçüncü menzil ise, mücâhedenin kemale ermesinden sonra nübüvvet ya da velayet âleminde ulaşılan

1605 1606

Sinanoğlu, İmân, TDV İA, c. 22, s. 213. Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 42. 1607 Kıbrısî, a.g.e., s. 52. 1608 Hucvirî, Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi), s. 371. 1609 “Biz ona iki de yol gösterdik” Beled: 90/10. 1610 “Bizim uğrumuzda mücahede edenlere gelince; Biz onlara elbette yollarımızı gösteririz.” Ankebût: 29/69; “Hidayeti kabul edenlere gelince; Allah onların muvaffakiyetlerini artırmış, onlara kaçınacaklarını ilham etmiştir.” Muhammed: 47/17.

310

311 . Detaylarını “Sır” başlığında ele aldığımız bu anlayışı1615 taklidi ve hakiki iman açısından değerlendirdiğimizde. dünya hayatında imana dönüştürdüğü nisbette Mü’mindir ve iman ettiklerini tatbik ettiği nisbette hidayettedir. Tasavvuf Sohbetleri. Kıbrısî’nin feyz ve sır gibi kavramlara verdiği anlamlar. tevekkül ve hidayet gibi kavramların yanı sıra. hakiki iman olarak tanımlamıştır. Mesela iman. Rabbinden bir nûr üzeredir.mutlak ve gerçek nûr ve hidayettir. 1615 Bkz. s. 4. ıstılahtaki genel anlam yapısına katkı sağlarken. onların diğer kavramlardan olan farklarını görmeye vesile olmaktadır.1613 Her mutasavvıfın hususi olan keşfî tecrübelerini izah ederken kullandıkları kavramlar. 1612 Bakarâ: 2/120. kuldaki potansiyel iman derecesi olarak tanımlanmıştır. Bu manada şimdiye değin imanı tarif etmede ele alınan.1614 Mü’min yevmu’l-ezelde donandığı sırrını. Kul yevmu’l-ezelde donandığı imanı ilmi delillerle izhar ederek. Yarartılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. şöyle bir sonuçla karşılaşmaktayız. nur.” Zümer: 39/22 . ss. ilahî divana farklı isimlerle çağrılacaktır. yevmu’l-ezelde. kulun hidayet sürecidir. 30. 1614 Kıbrısî. “Allah’ın Nûru” başlığında ulaşılan sonuca göre Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sır anlayışı. cevher.”1612 ayeti. büyük ehemmiyet arz etmektedir. nur. taklidi iman seviyesine ulaşır. 1613 Gazalî.1611 “De ki: ‘Allah’ın hidayeti. 202-205. ıstılahtaki yeri belirginleşmektedir. kulda ileri bir tevekkül ve iman hali hâsıl olur. taat ve mücahede ile korunması ve gelişmesi. Allah’ın göğsünde Müslümanlık için inşirah verdiği bir kimse ki o. İhyâ. cevher ve hidayet gibi kavramlarla birlikte ele alındığı zaman. Bu seviyedeki inancın. ibadet. c. hakiki hidayete işaret etmektedir. Nazım Efendi’ye göre her kul farklı nitelik ve nicelikteki sır ile donatıldığı için. onun. Bu hali Şeyh Nazım.Sır. ona insanların arasında yürüyeceği bir nûr verdiğimiz kimse. Seyru sulûk ile ulaşılan müşâhede ve keşfî hallerin bu taklidi iman seviyesine eklenmesiyle. 1611 “Bir ölü iken kendisini dirilttiğimiz. ancak o hidayettir’. içinden çıkamaz bir halde karanlıkta kalan kişi gibi olur mu hiç?” En’am: 6/122. “Öyle ya.

Allahu Teâlâ’nın Yüce Zâtına işaret etmektedir. Lisânu’l-Arab. Tapılan yüceliğin karşısında hayrete düşme.1618 Nitekim saydığımız bu harflerle ile başlayan birçok ayet-i kerimeler mevcuttur. Allah’a İman: Allah kelimesi. illarahman. 243-246. Mustalahâtu’t-tasavvufi’l-İslâmî. s. diğer güzel isimlerin hepsinden çok olarak 2800 defa zikredilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm'de. Arab harfleriyle her harfi Allahü Teâlâ’ya delâlet eder. 91.1. 312 . bütün isimlerden önce ‘Allah’ ism-i şerifi. Bu harflerden sonuncusu olan ‘He’.1617 Müslümanlığın izharı olan kelime-i şehadet ve kelime-i tevhid’de. Arapça’da kulluk etmek manasına gelen “e-le-he” ve idrak ötesinde olmak manasına gelen “e-li-he” kökünden türemiş bir ism-i meful manasında mastardır. İslam İnançları (Tevhid ve İlm-i Kelam). Dördüncü harf ‘elîf’ ile birlikte ise.1616 ‘Allah’ ism-i şerifi. Üçüncü harf olan ‘lâm’ ile birlikte okunduğu takdirde ‘Lillâhi’ olur ki. 188-189. yine aynı mânâ inceliğini görürüz.1619 1616 1617 İbn Manzûr. Marifet ve Hikmet. s. Buna rağmen Kur’ân’da ancak 960 defa geçmekte ve başka hiçbir isim. 1. el-Müfredât. ss. zâta delalet eden ‘Allah’ ism-i celâlinin ilâhî bir özelliği olarak kabul edilir. Bu lafz-ı şerifi başından itibaren de bu şekilde tahlil etsek. Kur’ân-ı Kerîm’in ilk sûresi olan ‘Fâtiha’da. c. 59-60 1618 Cürcanî. ‘Hüve’ zamiri takdirinde olup. s. Hak Teâlâ’nın ‘Rabb’ ismi de Kur’ân’da en çok zikredilen ism-i şeriflerdendir. Hak Teâlâ’nın Zâtına ve Sıfatlarına delâlet eden ve O Yüce Varlığın has (özel) ismi olan ‘Allah’ lafz-ı şerifini meydana getirmektedir. denilemez. bu da yine Cenâb-ı Hakk’ın Yüce Zâtına işaret eder. 24. gönülden bağlanıp sığınma anlamına gelmektedir. ondan sonra da sıfat ve isimlerin en mühimi olan ‘Rabb’ ism-i şerîfi gelmektedir. Başka hiçbir kelimede bulunmayan bu husus. Ali Arslan. ss. Allah yerine kullanılacak diğer esmâ. İslâm’a girişi temsil etmez. Bu harf. İnsan-ı Kâmil. Yani la ilahe illallah yerine. 21.a. bu da yine Cenâb-ı Hakk'a işaret eder. Isfehanî. ss. 1619 Aydın. Ta’rifât. bu ikisi kadar kullanılmamaktadır. ortadaki ‘lâm’ harfiyle birleşince ‘lehu’ olmuş olur ki. İbn Arabî. ss. 264-268. Cenâb-ı Hakk’ın bu özel ismi. Refig. Cilî. el-Acem.

1623 Kıbrısî.com/Allah’ınSıfatları. Bu dünyadan kaybolmadan uyanınız. bir diğer usûl olmuştur. Tasavvuf Sohbetleri. Allah’ın varlığını ispatlamak mevzuunu ele aldığı görülmemiştir.2011 tarihinde dinlenmiştir. Meselâ 1980’li yıllarda yaptığı bir sohbetinde. Çünkü siz dört ayaklıların sınıfından değilsiniz. 1622 www. Kıbrısî’nin ana tema olarak. Toploğlu. yaratılmış olması esasına dayanan “hudüs” metoduyla bu isbatı yapmışlardır. Allah Md. Siz onların bakışı ile bu âleme bakmayınız. küfre mi ayak basıyorsun. göklere bakınız.1620 Hudûs ve nizam usûlüyle de varlığın yaratılışından. Bakıp uyanmanız gerekir.. İlk dönem selef uleması ve mutezile âlimleri evrenin kendi kendine var olamayacağından.”1623 İrşad. Yerlere bakınız. etrafınıza bakınız. Evrendeki nesnelerde hem birlik hem de çokluk özelliğinin bulunmasının yanı sıra.com/A Perfect Creation-Mükemmel Bir Yaradılış (en). Allah(cc)’ı bilme mevzu. talî hususlardan olmuştur.02. Allah(cc)’ın varlık ve birliğini ispatlayıcı mevzuların olması beklendiğinden. “cevher (öz)” ve “araz (özün taşıdığı vasıflar)” esaslarına dayandırarak izah etmişlerdir. fıtrat üzerinden ispata değindiğinden bahsedebiliriz. vacib ve mümkün varlık esasına dayandırdıkları imkân deliliyle ele almıştır. Bu delillerden hareketle Allah’ın(cc) birliği de isbat edilmiştir. Şeyh 1620 www. insanoğlunun O’nu fıtraten bulabileceğine dayalı delil usulü ise “fıtrat” delilidir.Şeyh Nazım Efendi. Her şeyin Allah’ı tesbih etmesi ise (İsrâ: 17/44). 1621 Allah’ın varlığının bilinmesi ve isbatedilmesi bazı âlimlere göre enfus ve afaktaki düzenin akılla bilinebilecek kadar açık olduğu yönündedir. 313 .1622 bu çalışmamız süresince incelediğimiz kaynaklarda. bâtıla mı? İşlediğin sevap mıdır. bu durum enteresandır. Tabiatta. parantez içinde verilen. Bu sohbette Allah(cc)’ın varlığı ve birliğini isbata dair geçen ifadeler şöyledir: “Sen nereye ayak bastığının farkında değilsen. Konuyu felsefe uleması. birlik ve çokluk karakterleri arasındaki uyumun bir dış müessirle gerçekleşebileceğine dayanan bu usulü kelamcılar. TDV İA.1621 Yaratanın varlığı ve birliği delillendirilmiş olsa da. günah mı? İşlediğin taat mıdır.sufilive. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. insanın en güzel surette yaratılışını ele aldığı bazı sohbetlerinde. sohbet ve hizmetleriyle gayr-i Müslimlerin hidayetine vesile olması açısından bakıldığında. konanları ve boyuna göçenleri gördünüz. 142. 2. c. kendini bilmenin bir gereği olarak ifade edilmiş ve burada Allah(cc)’ın varlığını isbat hususunda tafsilata girilmemiştir. s. fevkalade hassas ve ince bir nizamın hâkim olmasına ve bunun şuursuz varlıklar tarafından yaratılmayacak olmasına dayalı “nizam” delili. Bkz. nadiren. 1986 yılında yapılmış sohbetin ses kaydı 12. Gelenleri. Sizin bu hayattan bir şey öğrenmeniz lazım. ss. imana mı? Hakk’a mı. Farklı bir ifadeyle bu mevzular. Uyanın! Uyanmanız lazım. isyan mı? Bunu ayırt edemeyen kimselerin imanı tecdit etmesi vaciptir… Binaenaleyh bakınız.sufilive. 471-477. sohbet ve telkinlerinin merkezinde.

Bu müşâhedeyi yaşayan Mü’min.Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbet ve telkinleri. Şeyh Nazım’ın Allah’a iman akidesini bina etmek istediği esasa ışık tutmaktadır: “Allahu Teâla’yı delilsiz. gösterilenden daha çok meydanda olması lazımdır. gösterenin. Allah(cc)’a imandan sonra kabul edilen kulluk hususunda olmaktadır. delilleri.1624 Binaenaleyh Şeyh Nazım’ın. O’ndan daha açıkta ne vardır? Çünkü her şey. O’nun varlığıdır. İman konusunu incelerken değindiğimiz gibi. İmâm-ı Rabbânî (v. kendisiyle berzah arasındaki perdelerin kalkacağı bir iman düzeyine ulaşır. Daha doğrusu. akli delil ve isbat temalarının işlendiği taklidi ve aklî bir platformu değil. vesilesiz olarak tanıdım. Tasavvuf Sohbetleri. Allah Teâla vasıtasıyla tanıdım. Çünkü delil olanın. Nitekim Mü’min. tüm mahlûkun varlığındaki hikmeti görecek. Taklidi olan iman ise. bu anlayışla paralel olduğundan. Bu durumun sebebi. seyru sulûk ile müşâhede ve keşfî hallere ulaşır ki bu. bunlardan önceki merhalede. birliğini ve diğer iman esaslarını kabul etmiş olur. Allah(cc)’ın varlığını. Kıbrısî’ye göre Allah(cc)’ın varlığı ve birliğini idrak manasında olan iman. O’nunla 1624 Kıbrısî. tüm mevcudatın tesbihini duyacak. 314 . ilim ile elde edeceği temel imandan sonra. ileri bir tevekküle ve imana delalet eder. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin iman anlayışıyla ilgili olduğu kanaatindeyiz. her şeyin varlığını gösteren. insanları hakiki imana irşad etmeye dair mevzulara değinmektedir diyebiliriz. tevekküle ve muhabbete dayalı hissi bir zemini esas almıştır. dünya hayatında tabi olunan imtihanlarının şiddetine bağlı olarak yitirilebilir. nefs ve şeytana yapılması gereken muhalefet mevzuları. Allah’ın varlığı ve birliğini isbatlayıcı delil getirmelerden daha fazladır. Bu açıdan bakıldığında Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. umumiyetle. O’nu gösteren bir şey yoktur. 42. s. insanları irşad etmek istediği iman seviyesi. Şeyh Nazım’ın son yıllarda paylaşılan video sohbetlerinde. insanlara Allah(cc) inancını ve imanı telkin ederken. 1034/1624)’nin şu ifadeleri. kalben tasdik edilir düzeyde olmadığı müddetçe taklididir. Dolayısıyla nefsiyle mücadeleye ve şeytana mukavemete azmetmiş bir kişi. Çünkü her şeyin delili.

meydandadır. 1627 “Allah yükünüzü hafifletmek istiyor. el-Kelam meanî sıfat olarak ayrılmıştır. ss.meydandadır. Çünkü Allahu Teâla’nın varlığı. K. 67. Rabbimi. anormal kimse göremez.”1625 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Şam vekili Şeyh Adnan. Rabbim vasıtasıyla tanıdım ve her şeyi. Ancak. âlimler tarafından isim veya sıfat kelimeleriyle ifade edilmiş ve ilk defa Ebu Hanife (ra)’dan (v. kıyamuhu bizâtihi ve vahdaniyet olmak üzere altı sıfatın yanı sıra yedi adet meanî sıfatlar ve yedi adet manevî sıfatlardan bahsedilmiştir. 148/767) itibaren bu kelimelerin arasındaki ayrım yapılmaya çalışılmış. el-İrade. Bunun içindir ki. subutî ve iradî olmak üzere üç grubta ele almış. Meydanda olmasında hiç şüphe yoktur. Bu sıfatların zıtları. bekâ. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. ss. O’nunla tanıdım deriz… Doğrusu ise. Hay. es-Semî’. Kendini de. Basir ve Mütekellim sıfatlarının sayılması gerekmektedir. Selef uleması sıfatları tenzihi.” İsrâ: 17/85.1627 Çünkü zayıf olan insana ilimden çok az verildiğinden1628 Allah(cc) bize icap ettiğinden fazla marifet ile mesul kılmamıştır. kalbi hasta. 1628 “Size çok az ilim verilmiştir. Semî’. başka bir ifadeyle edilgenleri ise Allah(cc)’da olmaması gereken sıfatlar olarak sayılabilir. Her şeyden daha açıktır. el-Basîr. 315 . No: 247. 1630 Allah’ın zât-ı ilâhiyyesini nitelendiren kavramlar. Peygamber(sav) döneminde nasıl 1625 1626 Rabbanî.g.” Nisâ: 4/28 . Adnan. Bu izaha göre el-Kudret sıfatı için nasıl Kâdir sıfatı gerekiyorsa diğer sıfatlar için sırasıyla. Buna göre vücûd. O. 64. Allah(ac)’ın tecellilerini tam olarak görebilmek için yirmi sıfatın lüzum ettiği beyan etmiştir. gözünde perde olan. Bunun gibi acziyet içeren sıfatlara da sahip olması imkânsızdır. el-İlim. insanın idrâk yükünü hafifletmek içindir. el-Kudret. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır.1630 Bu isim ve sıfatların Hz.1629 Bu tür kavramlara isim ya da sıfat denilmesi. 66. Mek. kıdem. her şeyi de göstermektedir. Mektubât. terminolojiyle ilgilidir.. muhâlefetuhu li’l-hevâdisi. Mürîd. Âlim. Melsela el-Kudret ya da Kâdir sıfatına haiz olan Allah aynı zamanda aciz olamaz. 1629 K. sıfatları ve bunların sayıları belirlenmiştir.e.1626 Manevî sıfatlar ise meanî sıfatlardan her birinin olabilmesi için gerekli olan sıfatlardır. el-Hayat. konunun mahiyetiyle değil. burada delil aramanın yeri yoktur. a. Her şeyin varlığı O’ndandır. Kur’ân-ı Kerim ve hadis-i şerifi esas alarak isimleri. Allah(cc)’da bulunması gereken sıfatların ve bir o kadar da bulunması imkânsız olan sıfatların sayısı çok fazla olmasına rağmen bu yirmi sıfatı bilmek. Adnan. 65.

Bunlar. c. 1632 Gazalî. ism-i a’zam. akli delil ve isbat temalarının kelamcılar ve İslam filozofları. Marifet ve Hikmet. 10). 505/1111)’nin. zat-sıfat-esma konularında öğretilerini geliştirmişlerdir.1633 İbn Arabî (v. 93’ü hadis-i şerifte zikredilen bu esmanın (Tirmizî. İslam dünyasında. Binaenaleyh bize göre Kıbrısî.. ilim. ss. insanları irşad etmek istediği iman seviyesi ile alakalıdır. ss. 316 . Bkz. 2. Bununla birlikte bu isimlerden birkaçında ortak olan isimler.1632 Abülkerim Cilî ise zât. ss. el-Âlim. iştime-görme. ss. umumiyetle. Âlim. dördüncü kısmı oluşturur. Mu’ti (bağış veren). seyru sulûk ile müşâhede ve keşfî hallere ulaşır ki bu. sıfat ve esmaları mevzuunda. Mustalahâtu’t-tasavvufi’l-İslâmî. 55-157. kelam başlıklarında tanıtıldığı gibi fiilleri. Bu manada Allah’ın subuti sıfatları hususundaki görüşler.1634 Allah(cc)’ın zât. Daavât. 255-268. Allah. bu konu ile ilgili en yaygın bilgi. irade. eıl-Hakîm gibi 26 isim arasından belirlenmektedir. Semi’ gibi)ayrı ve el-Musavvir gibi fiillere delalet eden isimleri ayrı ele almıştır. insanlara Allah(cc) inancını ve imanı telkin ederken. bu mevzu ashab devrinin sonlarından itibaren gündeme gelmiştir. ileri bir tevekküle ve imana delalet eder. Kadir. Allah(cc)’a imandan sonra kabul edilen kulluk hususlarına değinmektedir. 638/1240) ise zata delalet eden isimleri (isim-i hâs. s. hem sıfat hem de fiile yönelik birkaç ismi mana olarak ihtiva eder. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin ifade ettiği bir görüşü ile karşılaşmadık. Şeyh Nazım’a göre kul. Bu yaklaşım ise Şeyh Nazım’ın. İbn Mace. Mesela el-Kerim ismi. 86-101. Kavâidu’l-akâid. Bu açıdan bakıldığında Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. 486. el-Kadir. sıfatlara delalet eden isimleri (Hayy. akâid esaslarını ele aldığı eserinde Allah(cc). sohbetlerinde ana tema olarak ele almayan Kıbrısî. 1634 İbn Arabî. 481-494. Allah(cc)’ı tanımaya çalışmıştır. Allah’ın(cc) 99 ismidir (esmâu hüsna). hayat-kudret. Allah Md. ilim ile elde edeceği temel imandan sonra. 82. ss. el-Aziz. Allah Md..anlaşılıp yorumlandığı hususunda bilgi sahibi olmasak da. Duâ. Nitekim vekillerinin bu konudaki yazılarına izin vermiştir. c. 1631 Refig el-Acem. hüve) ayrı. Vehhâb (karşılıksız veren). insanları hakiki iman diye adlandırdığı seviyedeki bir imanı hedeflemekte ve bu hedefe göre bir irşad usulü uygulamaktadır. Mün’in (bol nimet veren) gibi isimlerin manalarını da ihtiva eder.1631 İmâm-ı Gazalî (v. Allah(cc)’ın varlığını ispatlamak yönündeki mevzuları. 1633 Cilî. ayrı başlıkta ele alınmıştır. diğer altı ismi Kur’ân’da yer almış farklı kelimelerle ifade edilen manalara izafe edilmiştir. TDV İA. Toploğlu. Cevâd (cömertlik Eden). el-Hayy. 2. İnsan-ı Kâmil. TDV İA. Toploğlu. zatla kaim olup. sıfat ve esmayı ayrı ayrı ele alarak. 56.

teslim olmak. (sizin) kazandıklarınız da sizedir. Adem(as)’den itibaren. 23. Şimdi siz Müslüman kimseler (olacak) mısınız?” Enbiyâ: 21/108. Allah(cc)’a yönelmek. Zümer: 22. tevekküle ve muhabbete dayalı hissi bir zemini esas almıştır. Allah’a (varacak)tır. Yusuf(as). s.1637 Kelime kökünün ve müştaklarının kullanıldığı diğer ayetlerde. Bakara: 2/112. boyun eğmek. Yakûb(as). Saff: 7. 1122. imânın dil ile ikrar ve kalb ile tasdikidir. 20. 1640 “De ki: ‘Bana sâdece. İsmail ve İshâk’ın İlahı olan tek bir İlaha (Allah’a) ibadet edeceğiz. Hz. itaat etmek anlamına gelmektedir. Ta’rifât. Zaten biz. 60. Ve (siz) onların yapmakta olduklarından sual olunmayacaksınız! (Onlar:) ‘Yahudi veya 317 . hidayete iletilen insanların göğüslerinin açıldığı ve insanların davet edildiği bir din manalarında zikredilmiştir. Bunlar gerçekten gelip geçmiş bir ümmettir. İslâm’dır!”1641 ayetinde Allah(cc) katındaki tek hak din olduğu bildirilen İslam. 100. En’am: 125. (Onların) kazandıkları kendilerine.1642 Bu tevhid dini 1635 1636 İbn Manzûr. sizin İlâhınızın ancak bir tek İlâh olduğu vahyediliyor.” Mü’min: 40/66.1635 İslam. teslim etmek. 1641 “Kim de İslâm’dan başka bir din ararsa. (Oğulları da:) ‘Senin İlâhın ve ataların İbrahîm. 1639 Bakara: 2/131. Mâide: 5/3. 1638 “Halbuki kim. İslam: İslam kelimesi.” Âl-i İmrân: 3/85.1636 Kur’ân-ı Kerim’de İslam. artık kendisinden aslâ kabul edilmeyecektir. 345-346. Lisânu’l-Arab. O’na teslim olan kimseleriz!’ dediler. 1642 “Yoksa siz Yakub’a ölüm geldiği zaman yanında mı idiniz? O zaman oğullarına: ‘Benden sonra neye ibâdet edeceksiniz?’ demişti. Kamus el-Muhit.1638 O’na teslim olmak. İbrahim(as). 1637 Âl-i İmrân: 3/19.” Lokman: 31/22. Nuh(as). boyun eğmek. Hz. o takdirde muhakkak ki en sağlam kulpa tutunmuştur. iyi bir kimse olarak kendini Allah’a teslim ederse. s.işlendiği taklidi ve aklî bir platformu değil. b. Tevbe: 29. 6. Ayrıca bkz. Musa(as). Allah’dan başka (kendisine) yalvarmakta olduklarınıza ibadet etmekten yasaklandım ve âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum. c. Zekeryya(as) ve İsâ(as) ve diğer peygamberlerin(as) getirdikleri tevhid inancını tasdik eden ve getirdikleri şeriatları tamamlayan dinin adıdır. Lugatta İslam. kurtuluşa ermek. Cürcanî. Feyrüzebadi. ss. Allah(cc) katında seçilen. “De ki: ‘Doğrusu ben Rabbimden bana apaçık deliller gelince. 85. “Muhakkak ki Allah katında (yegâne) din. barış yapmak manalarına gelen “se-le-me” kökünden türemiştir.1639 tevhid inancında olmak1640 gibi anlamlarda tercüme edilmiştir. (Bütün) işlerin akıbeti ise.

Peygamber (sav) ve evliyalar için hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız!’ dediler. 1647 el-Hakkânî. TDV İA. tavır ve davranışlardır. İslam. Çünkü biz. s. bütün İslam tarihi boyunca kabul görmüştür. 1644 Taftazanî. İsmaîl’e. Şerhu’l-akâid. askerle ve polisle yapılmaya dahi çalışılsa yapılamaz. farklı olduklarını savunmuşlardır . Hz.1643 Ehl-i sünnet ulemasına göre iman ile İslam birdir. emirleriyle birlikte adları da değiştirilmiş. 23.1645 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. bu günkü Yahudilik ve Hristiyanlık isimleri verildiğinden. Bkz. İslam kelimesine kavramsal yaklaşım olarak nitelendirebileceğimiz bu anlayışa göre. Ehl-i Sünnet İtikadı. el-Lümâ. kelimelerin terim anlamlarını göz önünde bulundurarak bunların aynı şeyi ifade ettiğini savunmuş. c. Kıbrısî’ye göre İslam’ın kelime olarak anlamının yanı sıra. 1) Bu dönemin mutasavvıflarından Cürcanî. Eşarî ve Selefiyye âlimleri ise.1644 İman ile İslam’ı. 1648 Harman. 227.1646 dünya üzerinde bulunan milyonlarca mescidde görev yapan müezzinlerin dakikası dakikasına okudukları ezan. Serrâc. İslam ile iman konularını. TDV İA. 63. İshak’a. Kur’ân-ı Kerîm tüm insanları bir olan Allah(cc) inancına davet etmektedir. s. Hz. İlahi hakikatın zahirini İslam..1648 Şeyh Nazımı Kıbrısî’nin İslam için ifade ettiği manevi güç. 1643 Âl-i İmrân: 3/64. 318 . kelimelerin sözlük anlamlarından hareketle. İslam ve iman kelimelerinin içerik ve ayrımı mevzularında görüş beyan etmemiştir. Mûsâ’ya ve İsâ’ya verilenlere ve Rableri tarafından (diğer) peygamberlere verilenlere îmân ettik. içeriği ve sınırı açısından. Yakub’a ve (onun) torunlar(ın)a indirilenlere. (Harman.1647 İslam’ın en temel kaynaklarının Kur’ân-ı Kerîm ve sünnet-i seniyye olduğu. bâtını iman ve ihsan olarak izah etmiştir. Bununla birlikte İslam kelimesine atfettiği zahiri mananın yanı sıra. (Ey Resûlüm!) De ki: ‘Hayır! (Biz) Hanîf. Ebediyete Davet. karın ile sırta benzeten Gümüşhanevi (v. c. Bu kaynaklardan biri olan sünnet. İslam’ın manevî gücü vardır. 5. Onlardan hiçbirinin arasında (Allah’ın birer peygamberi olmaları cihetiyle) ayırım yapmayız. 1646 İslâm uleması.” Bakara: 133 -137. bize indirilene. 23. O’na teslîm olan kimseleriz’ deyin! İşte (onlar da) böyle sizin kendisine imân ettiğiniz gibi imân ederlerse. 1311/1893)’ye göre bunlar.tebliğ edildikten sonra. Onun manevi hakikatinin ve gücünün olduğunu savunmaktadır. 22. ele almışlardır. o takdirde gerçekten hidâyete ermiş olurlar. Peygamber(sav)’in yaşamında izhar olan hal. s. Dolayısıyla bu oluşu sağlayan İslam’ın manevî gücüdür. s. şeriatın bütününü oluşturur ve birbirinden ayrılamazlar. (Biz) Allah’a. İbrahîm’e. kanunla. Ömer Faruk. mukayeseli olarak. İslam Md. 1645 Gümüşhanevî. s. 26. s. Mutezile ve Maturidi kelamcıları.

Peygamber(sav)’in sadrından. Bu yüzden iman dairesine giren insan.Hz. Böylelikle insanlık. başkalarının haklarını gözetmekle mükelleftir. Kıbrısî bu durumu. s. 15.1653 Şeyh Nazım’a göre İslam’ın bu batınî kudreti. onun Rabbi katında ödülü vardır. Hakim Tirmizî. insana verdiği değer. Müslüman olanlarla mukayeseli ele almıştır. vahye dayalı hakikatlere dayanır. Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb. Hz. 1651 Hicr: 15/9. kendi hakkını gözettiği şekilde. Aynı eser. İslam’ın zahiri ve batını kavramlarını. Bu haklar. hem kendinden öncekilere varis olmuş ve onları kuşatmış. Bu manada rengi. ss. Peygamber. 319 . Ebu Bekir(ra)’in sadrına ve tüm evliyaların kalblerine aktarılarak gelmiştir. d. “Hayır! Kim tam bir teslimiyetle yüzünü Allah'a döner ve güzelce kullukta bulunursa.”1652 ayetinde belirtildiği gibi nefsini ve kalbini Allah’a bağlamış kuldur. “Muhakkak ki o Zikr’i (Kur’ân’ı) biz indirdik ve muhakkak onu koruyucu olanlar da elbette biziz”1651 ayeti. Hz. Kur’ân-ı Kerîm’de bulunduğu gibi. Binaenaleyh İslam’ın ortaya koyduğu kâinat ve hakikat anlayışı.Allah’ın Nuru.1650 Bu manada İslam’ın diğer kaynağı olan Kur’an’nın d a manevi gücünden bahsedildiği için. Ancak hakiki Müslüman. adalet kelimesiyle izah etmiştir. dini.1649 Bu gücün cevheri olarak ifade edilen nûr. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. Buna göre dil ile ikrar kulun Müslümanlığına ve imanına delalet eder. s. toplumsal bir adaletin 1649 1650 Kıbrısî. bu kuvvettin dayandığı mutlak kudreti göstermesi açısından ve Kıbrısî’nin anlayışına dayanak teşkil etmesi açısından mühimdir. bütüncül bir manevî güç anlayışı görülmektedir. eğitimi. çağlar üstü ve evrensel boyuta ulaşmıştır.de ifade edilmiş ve tasarruf kavramıyla izah edilmiştir. İslam’ın en temel kaynağı olan Kur’ân-ı Kerîm hakkında. 67. ırkı. Tafsilatı için bkz. zahirî emir ve yasakların oluşturduğu bireysel ve toplumsal düzende muzahhar olur ve o iklimde müşâhede edilebilir. 1652 Bakara: 2/112. hukuk ve ahlak ilkeleri. 1653 Hâkim. 20-22. siyasi düşüncesi ne olursa olsun bütün insanların. elde ettikleri hakları vardır. 66. Tasavvuf Sohbetleri. insan olmaları bakımından. hem de kendinden sonra bir din ve kitab gelmeyeceği için.

1657 Râzi. akıl ve ihtiyar kudreti olan tüm insanlar ve cinlerdir. batınî olduğunu beyan etmiştir. Mefâtihu’l-gayb.” Rûm: 30/30.1657 “…Biz insanı en güzel surette yarattık. c. İnsanların kıymet ölçüleri onunla ölçülür. Allah’ın bir oluşuyla ve bu birliğin. çok daha fazla misalle desteklenebilir. Çünkü mahlûkatı Kendisine ibadet etsinler diye yaratan Allah(cc). Mutasavvıfanın işarî tefsir anlayışlarıyla temelini oluşturdukları bu anlayış içerisinde. şeytanlaşır”1655 “O halde yüzünü hanif olan dine (İslam’a) çevir. 10. 1656 “…Allah’ın yaratmasında bir değişiklik yoktur. Sonra onu aşağıların en aşağısına düşürdük…”1658 ayetinde bildirilen en güzel sureti. s. insan olma şerefine yükselirken. c. 320 . 1654 1655 Kıbrısî. 108-110. yani bir insan doğruyu takip ediyorsa o derece kıymet kazanır. 468. bilir… Allah(cc)’ı bırakıp şeytanın arkasından giden hayvanlaşmaz. (Bu) Allah’ın. aksi durumda şeytanlık vasfına bürünür. aşağıların aşağısı seviyesini Bursevî. 48. s. s. kullarını bu kemale erişebilecek bir potansiyelde halketmiştir. insanları onun üzerine yarattığı fıtrattır…”1656 ayetinde bildirilen insan fıtratının İslam dini üzere olması. Herkese hakkını. Ruhu’l-beyân.zirvesine ulaşılır. insanların kalbinde kök salmasıyla ilgilidir. İnsanların fıtratlarında bulunan bu tevhide iman etmenin birinci basamağı olan kavli iman (dil ile ikrar) Razî tefsirinde “fıtrî iman” olarak isimlendirilmiş ve ibadetle beslenip kemal seviyelere yükseltilmedikçe kâfi olmadığı beyan edilmiştir. Bu dosdoğru sağlam bir dindir. Ancak insanların çoğu (bunu) bilmezler. 98. el-Hakkâni. Sonra onu aşağıların en aşağısına döndürdük” Tîn: 95/4-5. İslam olmakla. Kıbrısî. hak ettiği miktarda vermek üzerine kuruludur.1654 Şeyh Nazım’a göre İslamiyet’in muhatabı. 1659 Bursevî. Tasavvuf Sohbetleri. hayvanlaşır demeyeceğim çünkü hayvanların bir seviyeleri vardır ve her hayvan kendi yaratılış hikmetine agahtır. 1658 “…Biz insanı en güzel surette yarattık. Ne derece doğrudan uzaklaşırsa o kadar insanlığından kaybeder. Bu hitaba tabi olan Allah’ın kulları. ısıtılahtaki bu ve benzeri anlayışlar çerçevesinde olduğu görülmektedir. bu anlayışını şöyle ifade etmiştir: “İslamiyet insaniyet şiarıdır. Ebediyete Davet. Dolayısıyla İslam’dan uzaklaşıldığı nispette adaletten uzaklaşılır. 18. ss.1659 Binaenaleyh Şeyh Nazım’ın insanlık şiarı olarak beyan ettiği İslam anlayışı.

321 . 1662 Mü’minûn: 23/60. Ayrıca Bkz. 1664 Bu tezde bkz. Bu iş için iki melaike gönderilir. 1661 el-Hakkânî. Kıbrısî’nin anne karnındaki bebekle ilgili bu ifadeleri. “Rablarına dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalbleri çarparak yaparlar. el-Lumâ. Rahmana secde etmeyen. dışarıda kim bilir başıma neler gelir diye çıkmak istemez… Neticede melaike der ki: ‘Ey Rabbim.com/Eserler/Allah’ın Gücü. fıtratının aksine yaşar.” Nazım Efendi’ye göre secdeyle bu dünyaya gelen kul secdeyle dönecektir. Ebediyete Davet. edebleriyle birlikte anlama ve uygulamada mutasavvıfların merkeze aldıkları kalbî hayat. zahiri hayatta yaşanan her fiilin arkasındaki gizli kudret üzerinden görmeyi. Anne karnındaki yerinden çıkmak istemez. Birinci Bölüm/m. Bir melek bir taraftan tutup çıkarmak ister. ss. Orada çok rahattır. Şeyh Nazım’ın hikmet ve marifet tanımları dâhilindeki bir bakış açısı olduğu şüphesizdir. sufilerin ilhama dayalı yaklaşımlarını temsil edecek bir mahiyettedir. Bu emir ve yasaklar insan fıtratına en uygun kurallardır.1661 İslam’ın emir ve yasaklarını. 1663 Tusî. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. bebeklerin doğumundaki secde pozisyonu üzerinden şu şekilde ifade eder: “Çocuk dünyaya gelirken anne karnındaki hareketinden ana sancılanır. 79-80. biz bunu dışarı alamıyoruz’ O zaman Cenab -ı Hakk’ın tecellisiyle çocuk secdeye kapanır.halilurrahman. Doğan çocuk secde halinde doğar. bu senin kulun itaat etmiyor. yani yaratıldığı İslam fıtratı üzerine yaşamayan kul. o başka tarafa kaçar. İslam’ın emirlerini. Secdeyi gözetmek kulluk gereğidir.Şeyh Nazım’a göre İslam üzere olmak. İslam telakkisinin merkezinde yaşanan batınî hayat. şeytana secde eder yani.Müridlere Tavsiyeler. Dolayısıyla.1660 Her insanın doğuştan itibaren İslam üzere olduğunu Nazım Efendi. kemale ulaşmaya ve kalbi arındırmaya bir vesile addetmişlerdir. ss.İlim-Âlim. İslam tasavvuruna getirilen tüm batınî yorumların kaynağı olmuştur. Modern tıb biliminde vuzuha kavuşmuş bu mevzu hususundaki ifadeler.1664 1660 http://www. beraberinde getirmiştir. İslam’ın inanç esaslarına iman etmek ve emirlerini yerine getirmek olarak özetlenebilir. sadece zahiri bir vazife olarak ifa etmemiş.”1662 ayetinde bildirilen erbâb-ı kulûb. 87-88.1663 Binaenaleyh.

meşru sistemlerin kurması ve yaygınlaştırmasında. Kitabevi. Gerçek Hayat.1666 Kıbrısî’nin İslam anlayışını şekillendiren aşamaları. Bu sigortaya dâhil olanlar. Yasin Yay.1669 Hakikat 1665 1666 Kıbrısî. sadaka ve vakıf gibi müesseselerinin yerine. Karaman. riziko durumlarına göre. bu meblağdan ve onun nemasından ödenir. zaruri durumlarda üye olunabilir. yeniden ödeme yapmadan sigortalı olmaya ve gelire ortak olmaya devam ederler. Şeriatın zahirinden. Ter. günümüzdeki gibi çalışan sigorta şirketleri işletmek caiz değil.1665 Kıbrısî’nin sigorta mevzuundaki bu anlayışına sırasıyla. üyelerin tamamı adına nemalandırılır. TTS. 1018.: Muhlis Akar. şeriat. her Müslümanın mükellefiyetidir. ölüm ve sakatlık gibi zarar ve ziyandan sonra olur. sünnet ve hastalıklarında verildiği gibi. yüzyıldan itibaren sosyal hayattaki bu etkisini kaybetmiştir. genel kanaate göre. s. toplumsal bir dayanışma şeklinde olduğu zaman. 118-120. Osman Türer. İslam Dünyasında Tarikatlar. kitlesel çözüm arayışı ve hizmeti içinde olur. Farklı bir ifadeyle bu sistem içerisinde bir şirket işletmek caiz değildir ancak. sair zarar ve ziyandan. s. günümüzde ikame edilmeye çalışılan sigorta sistemi. bu sistem meşru değildir.1668 şeriatın zahirine ters düşmediği gibi. batınına (hakikate) giden yol olarak tanımlanan tarikatta insan. İslam Işığında Günün Meseleleri. Meydana gelecek zarar ve hasarlar. din-i İslam’ı ayakta tutan müessesedir. Çiftçi Cemil. zorunlu olunması durumunda sigortadan istifade etmek caizdir. şeriatın hükümleridir ve bu hükümlere ittiba. Ter. Doğumdan ölüme Müslümanların hayatında olan sadaka. havuza belli meblağ öderler.1667 İslam fıkhına dair olan bu mevzuu. mal ya da emlak alındığında veya mahsullün bereketi için de verilir. Hayreddin. sigortalıya yapılan ödeme. Sufî 322 . 1668 Yılmaz. faiz geliri gibi haram yollarla yapıldığından ve sigortalılardan her yıl yeniden prim istediğinden. Bu meblağ. Şeyh Nazım’a göre. İstanbul 2003. meşru görülmüştür. İslam hukuku açısından bakıldığında. Uludağ. Bkz. çok önemlidir. gebelik. (Bkz. İstanbul 2003. infak eden kulunu. ss. kalan bedel yine sigortalılara aittir. 1669 Müslümanların İslamî hükümlere ittiba etmeleri için. İstanbul 1999. ss. korur. İlim. Istılahtaki bu makamlar için Bkz. Dolayısıyla ihtiyaç sahiblerine rıza -ı ilahî gözetilerek yapılan infaklar. düğün. hakikat ve marifet açısından bakarak. müşâhede edilen tarikatlar.Nazım Efendi’ye göre sadaka. Hak Dost 4. Veinstein Gilles. İmam-ı Birgivi. 12. yüzyıldan sonra. Belirli bir müddet içinde yatırılan para ile bunun geliri. siyaset. İslamî değildir. hem önce hem de sonra.. spor ve cihada kadar her sahada. tarikat. tarikatların oynadığı rol. Tasavvuf ve Tarikatlar. 110. düşenleri kurtarma mesuliyetiyle. sigorta sistemlerine duyacağı ihtiyacı izale eder. öngörülen riziko oranına göre muhtemel hasarı ödemeye kâfi geldiğinde üyeler. bazı zararların tazmin edilmesi yönünde. kulun. 229-232. doğum. somut bir misal üzerinden incelemeye çalışacağız. Ancak günümüzdeki mevcut primli sigorta sisteminde nemalandırma. Bununla birlikte sigorta sisteminde. kültür ve sanattan. Popovic Alexandre. Bu işlemi yöneten kurumun giderleri çıkarıldıktan sonra. Tasavvuf Kitabı. Şeyh Nazım’a göre Hakk Teâla. bir görüşe göre. Tasavvufta Kırk Makam. 1667 İslam’da sigorta. 19.

ihtiyarlamanın olmadığı. İstanbul 2004) 20. Çünkü hakikat ehli için. 1672 Aynı eser. Farklı bir ifadeyle nefis tezkiyesi ve tarikat terbiyesi ile hakikat ve marifet ilmine ulaşan velî kul. Hakiki tevhidin yaşandığı bu makâm. Aldanma. naru’l-hasretle yanma… Dünyadaki hayatını Allah için kullan. manevî tasarrufuyla (kitlesel) sorunlara çözüm üretmez. günlerimiz azalıyor diye sevinirler. sigorta sistemi gereksiz olur. Bununla birlikte tarikatların toplumsal değişimleri. Cennet ehlinin ferahı ebedidir. 67. Rabbinin iradesinde kaybolmuştur. bu hakikat ilminden sonra marifete ulaşır. yüzyılda oluşan sigorta ve bankacılık sistemine alternatif bir sistem geliştiremese de tarikatlar. şeriata muhalif olmaz.. dünyanın başından sonuna kadar kibrit çöpünün yanıp sönmesi kadardır. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışı içinde düşündüğümüzde kul. s. Çünkü cennet. kendisi için. Cennet ve Cehennemi konumlandırırken.ilmi açısından bakıldığında. Ebediyete Davet. asli vazifeleri olan insan ruhunu terbiye etmeye devam etmektedir. yorulmanın. bu durumu evliyanın tasarrufu ile ifade etmiş ve izinsiz bu tasarrufun kullanılamayacağını ifade etmiştir. kulun iradesi. Bu manada tarikat. hakikat ilmine ulaşan kulun tüm işlerindeki dayanağı ve sığınağı sadece Allah(cc) olur. insanı dış dünyanın tesirlerinden kurtarma ve iç dünyadaki mutlak hakikate ulaştırma hizmetini sürdürmektedir. 70-71. İslam anlayışı içerisinde dünya. sığınılan ve matlub olan tek şey Allah (cc)’tır.”1672 Bu ifadelerde de görüldüğü üzere. nimet bitecek. Farklı bir ifadeyle hakikate vasıl olan kul.1670 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin İslam anlayışı daima hakikat ve marifet derecelerinden olmamıştır. 323 . 1671 el-Hakkânî. Peki sonra ne olacak?. tarikat terbiyesine devam eder ancak.. Mesela bir sohbetinde Şeyh Nazım. Yay. Tasavvuf Sohbetleri. Cenâb-ı Hakk’ın divanına yüzün ak çıkasın. Murad -ı İlahînin aksine ceryan edemez. ss. izin verilmedikçe. Mizan başında sonra hüsran olma. insana hiçbir eziyetin olmadığı Cennette. Cennet ehli de günlerimiz azalıyor. Bu dünya hayatı. 66. Cehennem ehline şu kadar trilyon cehennemde kalacaksınız ve çıkacaksınız dense çok iyi bize hiçbir zararı yok derler… Cehennem ehline sonu görünmeyecek bir rakam bile verseler. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar. biz dışarı çıkacağız diye kahırlanır… Dünya hiç manasındadır. Kıbrısî. acıkmanın. ne sigortada sisteminden ne de kuldan bahsedilir. Kıbrısî.. bunları en temel düzeydeki bilgilerle ele almıştır. Bkz. ne tazmin edilecek zarardan. yokluk makâmı olduğu için orada. 76. ss. Yani buraların ebedi ya da fani olmaları üzerinden şöyle ifade edilmiştir: “Uyumanın. Yani marifet ilmi açısından bakıldığında. sadece temizler girebilir…1671 Katrilyon kere katrilyon sene cennette kaldınız. 1670 Bu tezde bkz. Allah için çalış. ebedidir.

İlim. bu kökten türetilmiştir ve Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilmiştir.1678 Malik b. doğru yolu bulmak.1. 226. Bu kökten türeyen ve hidayete erdirici anlamında olan el-Hâdi kelimesi Allah’ın isimlerinden biridir. Isfehanî. ism-i mefuldur. dini ve siyasi liderleri. Mehdi.dünya.1675 Mehdi kavramı Kur’ân-ı Kerîm’de bulunmamaktadır. TDV İA. gerçek dine erişmek anlamına gelmiş ve Mehdi ismiyle anılmıştır. 369-370.1673 Mehdi ismi. s. Ta’rifât. c. İslam kültüründe bir kurtarıcı olarak kavramsal bir anlam kazanmadan önce. c. s. ehl-i sünnet anlayışının en temel inançları arasındadır. ss. Cürcanî. rehberlik etmek vb.1677 Bununla birlikte hidayete eren anlamında mühtedi kelimesi. Bakara: 2/143. 212. Raşit ve Mehdi halifelerin yoluna teşvik ederim. Nahl: 16/36. Buhârî. 1677 Ra’d: 13/7. Peygamber(sav)’in bir vasfı olarak da zikredilmiştir. 1675 İbn Manzûr. İslam öncesi toplumlarda. 6/42. Anlam olarak. 59. 1678 A’raf: 7/178. Bu kurtarıcı İslam ile dini bir anlam kazanmış. 241. En’am: 6/90. İbn Mace. Hac: 22/54. 324 . Enes. Benim sünnetime sarılmaya. ilk dört halife olduğu açıklanmıştır. kelime anlamı olarak “hidaye” masdarından türemiş. Sarıkçıoğlu Ekrem. 15. 1676 Furkan: 25/31. cennet ve cehennem mevzuundaki beyan. Allah(cc)’ın yol göstericiliğine delalet eden bu kelime1676 ve Hz. s. Müslim ve Nesâi gibi hadis âlimlerinin rivayetlerinde ve İmam Malik’in Muvatta’sında da Mehdi(as) ile ilgili hadis rivayeti yer 1673 Firuzebadî. el-Müfredat. 1674 Tirmizi. farklı isimlerle doğru yolu gösterecek ve adaleti sağlayacak bir kurtarıcı beklentisi olmuştur. Mesela “Sizi. Mukaddime. ifade etmek için de kullanılmıştır. 16/2676.”1674 hadis-i şerifindeki mehdi halifelerden kastın. Rum: 30/53. 540-542. yol göstermek. c. Lisânu’l-Arab. hidayet. manalara gelir. 28. Kamûs. MEHDİ/DECCÂL ANLAYIŞI: c. hidayete ermek. Mehdi: Mehdi kavramı.

rivayetlerdeki farklılıkları ve bazı ravilerin zayıf olmalarına istinaden. 325 . c. Buna bağlı olarak Mehdi’nin. hudûsü’l-ilim (İlahın bir şeyi sonradan öğrenmesi). bedâ (Bir şeyin yaratılışının aksi yönde zuhuru etmesi). Bununla birlikte Mehdi anlayışının Sünnî itikad çerçevesindeki yeri. Tüm hadis çalışmalarında olduğu gibi. 371-374. Şiilik inancından ve onun fırkalarından çıkmıştır. Seyyid Muhammed Hüseyin. 7. ahir zamanda geleceği ve dünyayı adaletle dolduracağına inanılmaktadır. ya da ahir zaman alametleri arasında kısaca değinmişlerdir. Nusayrilerin İnanç Dünyası ve Kutsal Kitabı. tenâsüh (ruh göçü) ve ibâha (Haramları helal sayma) gibi anlayışlar. Ter: Zakir Kadiri Ugan. Hanbel.1682 Hadis tahkiklerine dayanarak Mehdi(as)’yi ve ahir zaman hadislerini kabul etmeyenler. 2. vas’i (İmametin Nübüvvet’e varis olması). rec’at (İmamların gözden uzaklaşması ve geri dönmeleri). Ebu Davud. İslam’da Şi’a. 1681 Gerek Sünnî. Samsun 1994. Cenâiz. Sinanoğlu. 28. İbn Mace. Tafsilatı için bkz. Hadislerde Kıyamet Alâmetleri (Envâru’l-Âşikîn Örneğinde).1680 Bu gibi hadislere istinaden Mehdi. bir hükümdar manası kazanmıştır. itikadî. Turan.. c. tahlillerine dayanmaktadır. hadislerin sened ve metinlerindeki problemleri. gerekse Şiî âlimlerince Mehdi’nin. Mehdi hadislerinin kabulü ya da reddindeki kriterler. hulûl (İlahî ruhun intikali). Yusuf Şevki.. kendi görüşlerini savunmuşlardır. Bu görüşlere göre İslam tarihindeki Mehdilik inancı. ahir zamanda gönderileceğine ve Müslüman bir dünya düzeni kuracağına inanılan bir şahıs. TDV İA.. Ebu Seleme’ye(ra) dua ederken “Allah’ım O’nun derecesini mehdilerin derecesine yükselt” dediği nakledilmektedir. 1683 Seyhan. Esra Yayınları. Ahmed b. Isparta 2006. İslam tarihinde lider kabul edilen kişiler olarak ilan edilmiş ve kabul edilmiştir. Eser Matbası. MEB. 105-230. Bu anlayış zaman içinde. Mehdi kişiliğini kabul etmeyen âlimler tarafından savunulur. Mukaddime. sosyal. hadis ravilerinin ilmî. 1679 yaşantılarına ve günlük alışkanlıklarının detaylı Müslim’de yer alan bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber(sav)’in. hicri üçüncü (miladi dokuzuncu) asırda ihdas edildiği yönünde görüşler. Abdülhamit. Müslim. Tirmizi.1681 Bu anlayıştan dolayı Sünni kelamcılar ya bu mevzuya hiç temas etmemiş. Ahmet. ailevî. Mehdi anlayışı kabul görmezken.almadığından dolayı. Ahmet Emin. İstanbul 1989. Allah(cc) tarafından doğru yola iletilmiş. Şiîlikteki ve Şiî fırkaların itikadî çerçevesine nisbeten farklılaşmaktadır. Hâkim ve Taberanî gibi muhaddislerin rivayetlerine dayanılarak da Mehdi anlayışı kabul görmüştür. Yezidiler.: Bahri Akyol.1683 1679 1680 İbn Haldun. ss. Bu manada Şiîliğin bazı aşırı fırkalarında görülen. Tuğra Ofset. ss. amelî. İslami Kültür ve İlişkiler Mer. İstanbul 1998. 138-139. Yay. Tabatabaî. İslam İnancında Mehdi Md. haz. teşbîh (İlah ile kul benzerliği). 1682 Yavuz. ehli sünnet görüşüyle arasındaki kesin çizgiyi teşkil etmiştir. İstanbul 1997. ss.

. fakirliğin yerine zenginliği. zamanda tay/neşr tasarrufuna sahib zat olduğundan sahibu’zZaman olarak da anılır. 910/1504) ve onun takipçilerinden olan Alâî (v. Tam ve Tekmil Divânı. 1686 Kâşânî. Allah’ın(cc) kendisine vereceği kudretle zulmün yerine adaleti. ?)’nin yanı sıra.371. İslam İnancında Mehdi Md. 673/1274) ve Abdurrahmân-ı Camî (v. 1685 Ebu Davud. kendisinden önce zulüm ve haksızlıkların hâkim olduğu bir zamanda zuhur edecek ve yeryüzünü adaletle dolduracak kimsedir. ss. 151. İbn Haldun.”1685 hadis-i şerifi bu anlayışa istinad edilen naslardan biridir. s. 326 . Istlahâtu’s-sûfiyye.. Muhyiddin İbn Arabî ve ondan sonraki tasavvuf çevrelerinde Mehdi(as). 320. İstanbul Tarihsiz. 544.1687 Bu anlayış. Mukaddime. 140-147.Mehdi(as) inancını savunanlara göre Mehdi(as). Şevki. benim Ehl-i Beytimden (soyumdan) bir zatı gönderecek.1686 Mutasavvıflar arasında Feridüddin-i Attâr (v.1684 “Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah. 506-507. cehaletin yerine ilmi. Sad. İstanbul 1996. Kaşanî’ye göre Mehdi(as). c. 589/1193). 155. Envâru’l-aşıkîn. s. 671/1273). s. Muhammediye. mekânda kabz/bast. 1106/1694)’nin divanında1688 ve iki kardeş olan Yazıcızâde Mehmed (v. yeryüzünü adaletle dolduracak. MEB Yay. 853/1449) ve kardeşi Ahmed-i Bican (v. Sadreddin-i Konevî (v. Mevlanâ Celaleddin-i Rumî (v. Mehdi Seyyid Muhammed (v. ss. 1684 Yazıcıoğlu. zaafın yerine kuvveti getirecek kişi olarak kabul görmüştür. 898/1492) gibi zevatın kanaatlerinde Mehdi(as) anlayışı mevcuttur. 870/1465)’ın eserlerinde de mevcuttur: “Olısar Mehdi’ye İsâ mülakaat Ezan okuna çünkim ola evkaat Diye Mehdi ki Bismi’llah imamet Senindir kıl kim okundu ikamet…”1689 Misallerde görülen Mehdi(as) bekleyişinin yanı sıra. 5/92. İslam coğrafyasında Mehdilik iddiasıyla ortaya çıkan kişiler de olmuştur. Tasavvuf ve Tarikatlar.: Ahmed Çelebioğlu. s. yeryüzü zulümle dolduğu gibi o. s. Niyazi-i Mısrî (v. 2. 1689 Yazıcızade Mehmet. 638/1240). 1687 Yılmaz. Özellikle sosyo-kültürel altyapısı bu duruma müsait olan Hint topraklarında. Abdullah Niyazî (v. 1688 Mısrî Niyazî. Muhyiddin İbn Arabî (v. Marif Kitaphanesi. Sünen.

Bu kaynaklardan bir kısmı direkt olarak aslî hadis kaynaklarından belirtilmişken. bir kısmı da bu asli kaynaklardan istifade ederek şerh içeren tâli eserlerden oluşturulmuştur. 714/1314) “Kitâbu’l-Burhân fî Alameti’l-Mehdiyyi’lAhiri’z-zaman. 1693 Mâverâünnehir bölgesinin yetiştirdiği âlimlerdendir. Künyesi Ebu’l-Abbâs. 709/1310) talebesidir.1690 Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışı içerisinde önemli yer tutan Mehdi anlayışı. detaylarıyla birlikte ele alınmıştır. Hâfızuddîn Ebû’l -Berekât Abdullah İbn Ahmed en-Nesefi’nin (v. bu coğrafyada. Ethem. 1690 1691 Cebecioğlu. lakabı Şihâbüddîn’dir. 1694 Adı. Heytemî Ahmed İbn Hacer-i Mekkî1694 (v. Şeyh Şerafeddin Dağıstanî’den Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Adetleri. Kıbrısî’nin Amerika vekili olan Şeyh Hişam tarafından yazılmıştır. mehdi enflasyonu yaşanmıştır. Giriş. Muhyiddin İbn Arabî (v. Mehdi(as)’nin zuhur edeceği ve içinde bulunacağı dönemin alametleri ile Mehdi(as)’nin fiziksel ve kişisel özellikleri. Erkam Yay.1692 Hakkâniyye içerisindeki Mehdi telakkisinin naslara dayandırılarak ele alındığı “The Approach of Armageddon” adlı eser. 1970’lerden beri onun sohbetlerine konu olmuştur. mehdilik iddiasında bulunmuşlardır. Şeyh Abdullah’tan Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Âdetleri.?) ve Meyan Mustafa (v. Hakkâniyye’de.. Mısır’da Heytem denilen yerde doğduğu için Heytemî. 638/1240) “el-Futûhâtü’l-Mekkiyye”. İmâm-ı Rabbanî Hareketi ve Tesirleri. Hakkâniyye meşayıhı içerisinde. Bkz.com/?page_id=2563. 41-44. 1692 http://www. Yine bu anlayışın. Şeyh Abdullah ve Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî tarafından da önemli bir bahis konusu olarak ele alındığı bilinmektedir. Nakşibendi-Hakkânî internet sayfasında paylaşılmaya başlanmıştır.naksibendihakkani. 1034/1624)’den sonra da. Bununla birlikte İmâm-ı Rabbânî (v. 985/1577) gibi zâtlar. ss. Mekke’ye yerleştiği için Mekkî nisbeleriyle tanınmıştır. İstanbul 1999. 327 . Ahmed bin Muhammed’dir. Bu tâli eserler içinde en sık kullanılanlar şunlardır: Ali bin Hüsamüddîn1693 (v.1691 Mehdi anlayışının isnat edildiği hadisler ve bu hadislerin şerh edildiği kaynak kitaplar 2010 yılında. Dedelerinden birisinin ismine nisbetle İbn-i Hacer nisbesiyle meşhur olmuştur.1566/974) “El-Kavlu’lmuhtasar fî Alamati’l-Mehdiyyi’l-muntazar”.

c. bâtıl kayboldu”1699 ayetini okumuştur. bu ayetle alakalı olarak şöyle izah edilmiştir: “Bu ayetin sırrının hakikati. zeval ve fenâ kabul eder. Ali(ra) ve Hz. MSH-47- 328 . Bu sohbetler ses ve video arşivimizde mevcuttur. Cihad. Dolayısıyla Hakkânî varlığa ait parıltılar zuhur edince.1701 Bursevî ise Hakk’ı. bâtıl zail oldu.com. Miracdaki Kâbe Kavseyn makâmı. secretsMiraj-1-102406. sabit ve vacib olan. Sahibü’z-Zaman olarak da anılan Mehdi(as)’nin ilmî kudreti. Kıbrısî. Mehdi(as) geldiği zaman.1700 İbn Meserre (v. Hz. Hz. el-Müntekâ. Tasavvuf Sohbetleri.com. 135. Mehdi’de ortaya çıkacaktır. Kâbe’deki putları kırarken “De ki: Hak geldi. 244. Allah(cc)’a mahsus olan şeydir. 135. ıstılahtaki bu tefsirler üzerine bina edildiği görülmektedir. Kıbrısî’nin mirac anlayışıyla da ilişkilidir. Rûhu’l-beyân. Müslim. 1695 1696 İsrâ: 17/81. tereddüttü olmayan Kıbrısî. 238. 32. Mehdi(as)’nin gelişi ile zuhur edecektir. 1698 www. Hz. s. hakiki manada tecelli edecek ve gerçekleşecektir.1697 Bu sırrın ortaya çıkması. Cibril(as)’in dahi bilmediği Kur’ânî sırların verildiği bir makâmdır. ss. 87. Allah(cc) için.”1696 Nazım Efendi bâtılın yok oluşunu. www. Yeryüzünde bâtıl namına zahir ve batında bir şey kalmayacaktır. Peygamber(sav)’e mahsus olan. cehaletin yok olması ve ilmin insanlar üzerinde hâkim olması olarak açıklamaktadır. s.1698 Mekke’nin fethinden sonra Hz.sufilive. 245. Bâtıl ise O’ndan başkası için olan şeydir. Hatta bâtılı kalbinde tutan kimseyi de süpürüp götürecek. Hakk’ın ahir zamanda zuhurunu. Kâbe’deki putları temizleyen Hz. understandingAwliyah-Genny(mp3). 1697 Aynı eser. 1699 İsrâ: 17/81. Hak geldi. 319/931)’ye göre Hak. 1702 Bursevî. Ebu Bekir(ra) vesilesiyle bugüne intikal etmişse de tamamı. Şüphesiz bâtıl yok olmaya mahkûmdur”1695 ayeti. yanında mevhum ve mümkün varlık kaybolur. Bâtıl ise beşeri ve mümkün varlık olduğundan. Peygamber. ezel ve ebed olan varlık olarak tanımlamıştır. Mezâlim. Bu sırların bir kısmını Hz. 1700 Buhârî. 1701 İbn Meserre. s.1702 Şeyh Nazım’ın hak ve bâtıl anlayışı.sufilive. Bununla birlikte içinde bulunduğumuz zamanın ahir zaman olduğu hususunda.Nazım Efendi’ye göre “De ki. 11. Bu ilim her kişide iman derecelerine göre farklı derecelerde zuhur edecektir. Hazret (Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî) bana bunu da söyledi.

Bu sırrın kalbleri dolduracak hakikat bilgisi olmasından hareketle. Bu ateş. ilahî zevki temaşâ etmeyle başlamaktadır. hakiki hayata ait zevkleri dünyada tadan bir çocuğun. bu suretle Hak haslarının zevk ve işaretini de göresin. Bu temaşaya dalan Mü’min. ss. Fakat hakikatte mâna yakasından baş çıkarmış. şöyle ifade etmiştir: “Kadın. bize sırrın ve hakikatin çerçevesini göstermektedir. Mehdi(as)’nin zuhuruna benzetmiştir. hakikatte ateş olan. onun gönlünü temizler ve onu hevânın putlarından arındırır. Bu arınmaya bağlı olarak mü’min. Allah(cc) sevgisine perde olmaktadır. madde sevgisi. Burûc Sûresi nde bildirilen kıssa1704 üzerinden. Hâlbuki senden doğunca havası hoş. Rumî. Nitekim inandığı gibi yaşamayan kul. dünyanın zevk ve lezzetlerine değişmez. Ana. Ana. Burûc: 85/4-9. 329 . zaman içinde yaşadığı gibi inanmaya başlar. iman dâhilinde bildiği ile amel etmemesinden kaynaklanır. Bu manada putların. Senden doğarken ölümü görüyordum. Benzer şekilde Mevlâna Celâleddin-i Rumî’ye göre hakikat bilgisi. Muhasibî’ye göre bu durumun sebebi. 243/892)’ye göre ahirete ait manevî zevklerin dünya hayatında bilinmemesinden dolayı.Peygamber(sav)’in zuhuru gibi. gönüllerindeki masivaya ait muhabbetleri temsil ettiği görülmektedir. hoşum.1703 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Mehdi(as)’nin gelişi ile kalblerde zuhur etmesini beklediği sırrın mahiyetini belirtmemiştir. perde olarak zâhirde bir göz bağıdır. gel de Allah’ın burhanını gör ki. gel. senden ayrılmaktan pek korkuyordum. Gerçi zâhirde ateş içinde isem de ben burada iyiyim. Ancak Mü’min. ahiret hayatının bâki olduğuna iman eden kulun. Nefsini Bilen Rabbini Bilir. fakat zâhiren suya benzeyen bir âlemden çık. zuhur etmiş bir rahmettir. dünya hayatının fâni. fıtratlarındaki Allah(cc) muhabbetine galib olmaktadır. Allah(cc). bu ateşe gir de ateşe benzeyen suyu gör! Ateşe gir de ateş içinde gül ve yasemin bulan İbrahim’in sırlarını gör. inancının gereği taat ve ibadeti bildiği kadar tatbik ederse ve bunu gayretle bir tabiat haline getirirse. rengi güzel bir âleme gelip dar bir zindandan kurtuldum. temaşânın zevkini. Hâris el-Muhâsibî (v. Simdi şu ateş içindeki 1703 1704 Muhâsibî. put önünde secde etmek isteyince çocuk ateş içinde ‘Ben ölmedim’ diye haykırdı. dünya ateşi içerisinde yanarken bile zevk duyacağını. 44-45. Muhasibî’nin görüşü. ilahî muhabbetin zevklerini temaşâ eder. Ana. Başka bir ifade ile kulların gönüllerine yerleşen mâsiva sevgisi.

. b. Bu ateş içinde bir âlem gördüm ki her zerresinde bir İsâ nefesi var. Sünen.”1705 Allah(cc)’ın misak gününde herkesi bir vazife ile vazifelendirdiğini. 5/93. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. bu tür vazifeler beyan edilmiştir. 244. gayet büyük bir maddi kuvvet. 785-795. Allah(cc)’ın varlığından haberdar etmek olduğunu.1707 “Mehdi bendendir. tüm insanlar tarafından mânen duyulacağı. Söz Basım Yay. İkincisi İslam Birliğini kurmak ve tüm dünya Müslümanlarının önderi olmaktır. iletişim araçları bir araç olarak kullanılmayacaktır. Birincisi. O da onu doğruluk ve adaletle doldurur. bu roller içinde Hazreti Mehdi(as)’nin rolünün. s. 330 . 1709 İbn Mace. 1707 Aynı yer.1710 Nursî’ye göre.org/video/Bleif-In-Mahdi-082106. Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî. Said Nursî.1706 Nazım Efendi’ye göre Mehdi(as)’nin kalblere açacağı marifetten sonra. tarikat-ı Hakkâniyye içinde sıkça 1705 1706 Mevlanâ. Kur’ân ahlakının esaslarını ve Peygamberimiz(sav)’in sünnetini icra ve tatbik etmek olan bu ikinci vazifenin ifa edilebilmesi için. yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Söz Basım Yay. Bediüzzaman Said-i Nursî’ye (v. 1710 Bediüzzaman. 1708 Ebu Davud. 337-340. Emirdağ Lâhikası. 1379/1960) göre.. Mehdi(as)’nin zuhur etmesinden sonra getireceği tekbirin. c.”1708 ve “Bu Emir (yani Hz. İstanbul 2006. yeryüzü nasıl zulüm ve işkence ile dolduysa.”1709 gibi hadislerin geneline atfen. Mesela Kıbrısî’ye göre. kalblere açılacak tevhîd için. şeytanlar topluluğu o inancın içine şüphe düşüremeyecektir.sükûn ve rahatı bulunca. ahir zamanda zuhur edecek Mehdi(as)’nin üç büyük vazifesi olacaktır.1711 Nazım Efendi’ye göre Mehdi(as)’nin vazifesini yapması için gerekli güç. Allah(cc)’tan haberi olmayan herkesi. dünyayı ana rahmi gibi görmeye başladım. herkesin kendi rolüne uygun şekilde yaratıldığını ifade eden Kıbrısî. Kıbrısî. Said-i Nursî’nin ifade ettiği kuvvete nisbeten daha çok manevî dinamikleri içermektedir.saltanat. 129. s. 1711 Nursî. Mesela. Mehdi) de insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi. 10/348. Mesnevî. Sünen. saltanat ve hâkimiyet lazımdır. ss. Üçüncüsü ise Kur’ân ahlâkını tüm dünyaya hâkim kılmak ve Hristiyanlarla ittifak kurmaktır. 1. www. İstanbul 2006. ifade etmiştir. insanların imanını kurtarmaktır. Tasavvuf Sohbetleri.

O surette bizi beraberine aldı. 1981 yılında orada bulunan “Kubbetü’ş-Şüheda” (şehitler kubbesi) dediği bir makâmdan da bahsetmiştir. Dolayısıyla bu.1713 Bütün bunlara göre Mehdi. Kıbrısî. Yani.ifade edilmektedir. Kıbrısî bu bilgiyi. 136-137. video. Mehdi(as) Hicaz’da Necid ile Yemen arasında Rub’u’l-Halî çölünde bulunmaktadır. Şeyh 1712 www. Kucaklayıp öptüğü vakit yukardan öper. 1713 www. Bu manevî işaretlerin bir kısmı. Yemen ile Umman arasında uzanan bu çöl için hayat olmayan. Tay ile bizi oraya aldı. Bunlardan birincisi Mehdi hususundaki hadis-i şeriflerdir. Nazım Efendi’ye göre bu makâm. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. gayet heybetli. İkincisi bu hadislere yapılan şerhlerdir. manen edindiğini söylemiştir. Mesela Mehdi(as)’ye ömrünün ilk altı aylık devrinde nakşedilen ilimlerin temelinin. onun yüz yapısına da kimse bakmaya doyamaz. ahir zamanda imanı güçlendirecek bir kişidir. meleklerin bina ettiği bir kubbenin altındadır ve Sahibü’z-Zaman. 100507-MI-MSH-PreparitionforCommingofMehdi. 1715 Nazım Efendi bu tecrübesini şöyle ifade etmektedir: “Biz Medine -i Münevvere’de iken Şeyh Efendi Hazretlerine bir haberci gelip Sahib’in (Mehdi) kendisini davet ettiğini söyled i. a. yürüyüşle değil.sufilive. bir kısmı da kendisinin manevî işaretlerine ve bunları teviline dayanmaktadır. ss. bu tekbirden sonra gönüllerde açılacak imanın içine hiçbir şeytanın şüphe düşüremeyeceğini beyan etmiştir. yedi veziri ve Nebî Râzil ile oradadır. Cismanî vücut ile davet edildiğinde avcı kelbi ile çıkar (hâşa minel huzur). Nazım Efendi’ye göre.e. kimsenin geçemediği bir kum denizi olduğunu söylen Kıbrısî. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile birlikte yaşadığı bir ta-i mekân tecrübesi esnasında. Kıbrısî’nin şeyhlerinden naklettiği tecrübeler iken. video. bu imanı “La ilahe illallah” ve “Muhammedun Rasulu’llah”tan açılacak bir damla sır olarak tasvir edilmiştir.com.1715 Şeyh Nazım’ın Mehdi(as) hususundaki beyanlarının tamamını üç kategoride toparlayabiliriz. 135.sufilive. Sahibüzzaman boylu boslu. 1714 Kıbrısî. Göz açıp kapayıncaya kadar oraya vardırdı. bilimsel doğrulanabilirliği söz konusu olmayan bilgidir. şeyhimizle böyle kavuşup dedi ki: “Ya Seyyidi! Sizinle görüşmek için emrolundu. Üçüncüsü ise bu hadislerin ve şerhlerinin delalet ettiği güncel hadiseler ve keşfî bilgilere dayanan manevî işaretlerdir.1714 Istılahta Nebî Râzil hakkında malumat bulunmamaktadır. Şeyh Nazım Kıbrısî’nin beyan ettiği bu bilgi. keşfî tecrübeye dayandığı kanaatindeyiz.com.” Bkz. kırk halifesi.g. 100507-MI-MSH-PreparitionforCommingofMehdi. s.. 331 . Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. İşte. O makama indiğimizde Sahip oradaydı. kalbî olan ve doğrudan bilgidir. Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. Sizi onun için davet ettik. Tasavvuf Sohbetleri.1712 Kıbrısî.

Kayıp kent söylentilerinin olduğu bu çölde. Tasavvuf Sohbetleri. MÖ dokuz bin yıllarına kadar uzandığı ve bu tarihten kalma yüzey şekillerinin. s. bunlardan bazılarının bulunduğu. Orası bomboş bir yer.google.”1717 Şeyh Nazım ikinci cihan harbinden önce Suudi Arabistan’ın İngilizler tarafından işgale uğradığı dönemde. Oradan ne kuş uçar. dünyanın en büyük çöllerinden biridir. içerisinde kaleler. 51.com/news/three-men-missing-in-saudi-empty-quarter-2011-05-24 1722 Bkz. 1716 1717 Kıbrısî.com/archives/024363. Nazım Efendi tayy-i mekân tecrübesi ile ziyaret ettiğini söylediği bu mekânda bulunan mağarayı ve Kubbetu’ş-Şuheda makâmını şöyle ifade etmiştir: “Orada hayat namına hiçbir şey yoktur. Oradan geçmek memnu’.html. 1721 Bkz. ne de kervan geçer. mağaranın cin taifesi tarafından korunduğunu ifade etmiştir. insanların kaybolduğu. Kıbrısî. 1990. a. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den naklederken. kum fırtınasından sonra kaybolduğu iddialarını araştırmak üzere çalışmalar 1990’larda başlamıştır. 332 . Kıbrısî.1721 Çölle ilgili güncel haberlerde.1719 Bu bölgede yapılan bir arkeoloji çalışması sonucunda. o mıntıkada bir makâmda duruyor.e.1722 Genel olarak yaptığımız.. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî tarafından yapıldığı yönündeki bilgiler.1718 Yüz ölçümü 620 bin km2 olan Rubu’l-Hali çölü.waleg.emirates247. Mehdi(as). bahçe ve nehirlere kavuşmadıkça kıyamet kopmayacaktır” hadisi üzerine. s. s.gg /“Arap toprakları yeniden bağ. Orası seyyar kum denizleridir. 1719 Bkz.Şerafeddin-i Dağıstanî tarafından verildiği ve Mehdi(as)’nin altı aydan sonraki hizmetinin.g. 136.com/newspapers/Spoken Chronickle/July 16. bazılarının da bulunamadığı yer almaktadır. 1720 http://islamhukukusayfasi. 1718 Aynı eser.tr. Nebatta yoktur. MÖ 30 yıllarında bir kentin. basın taramasında kaybolan İngiliz bölüğü ile ilgili habere rastlanmamıştır.1720 Çöldeki yaşamın. su sarnıçları ve barınaklarıyla Ubar medeniyetinin bulunduğu iddia edilmektedir. Kıbrısî’nin Rub’u’l-Halî çölünde yaşadığı manevî tecrübenin haricindeki diğer tecrübeleri ve Mehdi(as)’nin zuhuru ile ilgili tevilleri müstakil bir başlık halinde incelenmiştir. uydudan tespit edildiği bilinmektedir. 135.1716 silsile şeyhlerinin manevi tecrübelerine dayanmaktadır. http://www. http://news. devriye kuvvetlerini orada dolaşılırken kayboluşlarını ve onları aramak için o mağaraya giren bir bölük İngiliz askerinin kaybolduğunu ifade etmiştir. http://www.

Bashiru’ddini’l-Baridî. Nizamu’d-dîn Şahanî. Abdu’r-Râhil Kufî. Burhanu’d-din Hazretullahi’l-Muhlas. Ebu Meâli Vaymur Selâmi. 1726 Kelimu’llahî Kurtubî. İbrahimu’l-Nasavî. Ebu Zeynel Murşî. Seyyid Hasballah Burdancı. Yasin Durrediu’d-din.com. Burhanu’l-kuramâ sultânu’l-evliyâ Gavsi’l-enam’dır. Yakutu’l-kavvat. Samiru’l-Hak. Yunusu’s-sanî. Bu isimler. http://groups. Tacu Arifin Nafiyu’d -din. Abdulata Ataullah Nebevî. Yusuf Es-Sıddık. Ebu’l -Abbas Er-Rasafî. Ebu Cumla Ömer İbn Muhlas. İbrahimu’l-azad. Kemalu’d -din Ercahî. http://groups. Mansuru’l-Vahavî. Ebu Yahyâ Medenî. Ebu’l-Vasa Bediu’d-dîn. 1727 www. Moinu’d-din. Ebu Davudu’l-Ebharî. Zekiu’d-din Helvanî. elli dokuz da yardımcının1726 ismini sayarak bu bilgilerin kendilerine Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’den tevarüs ettiğini bildirmiştir. Bediru’d-dîni Suyutî. Muşkuru’d-din es-Semedânî. Lutfu’l-lahi’l-Anaranî. Rumuzu’d-din Kurayye. Ebu’l-Aşıkin Ahmedi’lMunji. Faru’d-dîn el-Azra. 1725 Muhyiddin Tavafî. Aliye’d-din Semerkandî. Nasru’d-din Dasukî.com/group/naqshbandi/msg/1bd64b4fecdf7523. Abdu’l-Hadil Askalanî.sufilive. Ayrıca Bkz. Ebu İshak Nizamu’d -din Barvadî. 112003-lailatulQadr-Mahdi(as). İmâmu’l-fukara emanu’lHak. İmamu’d-din Ebu Mevhebu’l-Harezmî. Babullahi Hacı. Abdullahi Yafeî. Nabibu’d-dini’lAtavî. Arifu’t-Tahayyar elMa’ruf bi Mulhan. İmamu’l-Vahiddin Ebu Kâsıme’s-sâcid. Abdî Cemretu’s-sabikîn. Şakiku’l-Cuveyn. Zahidi’d-din Mannavî.google. Sadarunî’s-sâcid. Şeyh Zekiyyu’d-din. Şahabu’d-dîni’l-Behrevî. Vaktu’l-Ani Ridattavî. Azimu’d-din Tahkanî. Fakaru’d-dîn Haytemî. Samit Ebu İshak İttaurî. İmanu’l-Arifîn Emanu’l-Hak. Ebu Yusuf Hasballah Darkaşî. Muhammedî Kayyimî’l-Kasaraî. Ziau’d-dîn Kerkenî. Safiullah Murşi. Abdurvasiyu’r-Rıfaî. Zekiyu’d-din’er-Reşafî. “Mürîdin El Kitabı” adlı eserde de geçmektedir. Atau’r-rageya. Şemsu’d-dini’l-Mehlevî. Celaluddîn-i Buharî. Sadiu’d-dine’s-şahavî. Amenu’llah Şekavî.sufilive. yedi vezirin isimlerini saymıştır:1723 Şahamedu’l-Fardanî.1727 1723 www.1724 Nazım-ı Kıbrısî ve Abdullah-ı Dağıstanî’den aldığı bilgileri nakleden Şeyh Hişam Kabbanî. Bahau’d-dini Dehlevî. Ebu’l-fukara Halid Lahorî. Ömeri’l-Hasnayiin. Bisharatullahi’l-Lübnanî. Ebu’l-Zabbari Bistamî. Hammâd Ebu Şeyban Nasafî. 333 . Muradu’llahi Cekir. Zaine’l-Âbidin es-Sanusî. Ebu Süleyman Şarati’l-Harrav. Ebu Abbas Muhammed Sahip.Mehdi(as)’nin kırk halifesi ve vezirleri hususunda tafsilatlı malumatı Amerika vekili vermektedir. Sıbgatullah-ı Tirmizî.google.com. Lisânu’l-Mutekellimin Avnu’llah es-Sakavî. bu isimleri En’âm Sûresi’den üç ay zarfında tahric etmiş ve bu listeyi halifesi Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye vermiştir. Mutiu’d-din el-Feredanî. Asani’l-Karmani. Şeyh Hişam 2003 yılında. Nasru’l -Hakk Ebu Zakvayni’l-Haveydî. s. Arifu Tayyar El-Merufe’lMunhar Adi Saybani Ayan. Burhanu’d-din Şazili. Abdulazimu’l-Harezmî. Mürîdin El Kitabı. Sibagu’l-Ahrar. Ebu Usmanî Dujajî. Ebu Cafer İbn Hafî. İmamu’l-Ahrar Abdu’r-Rezzâk. Emacu’d-dîn Rabbânî. İmamu’l-Cebe Abdu’l-varisu’l-ceberrut. video. Zeynu’l-Abidin. Ebu’l Hayyuti’l-Kuayyubî. Mucamurullahî Barakişî. Abdulkadiri’lAvhadî. Ruknu’d-dîn Bâkî. 100307-MI-MSH-TheAgeofMahdiBegins. Keramu’d-dîn Heramî. Ayrıca Bkz. Zeyne’l-Âbidin Rasafî. Ebu Rahimu’l-Keremî. Monjuru’l-Hakk Abdulhayyi’l-Kaşî. Buna göre Şeyh Şerafeddin. İsmail San’ânî. Mişabu’d-din Şarnubî. Ebu Hazfızu’l-Athar. video. Amenu’d-dîni’l-Ensarî. Şeyh Nazım’a bu isimlerin zikredilmesi için ruhsat verildiğini söyleyerek. Yusufu’s-sıddık el-Zercenî. Muhammed Sarafu’d-dini’l-Haddanî. Habibu’r-Rahman Ebu’l-fevarişi’l-Adabî. 1724 Nakşibendî. 103. kırk halifenin1725 de ismini zikrettiği bir sohbetinde. Abdu’r-Rauf el-Yemenî.com/group/naqshbandi/msg/1bd64b4fecdf7523. Ebu Zekerya Ahmede’s-Saffa. Habibullahi Fanavî. Seyyid Keramu’d-din. Sadraru’d-dini’l-Asharî. İbn Aşni’l-Cebavî.

s. 1941 yılında. 138. Kıbrısî’nin şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin birinci ve ikinci cihan harblerine tanık olmuş ve şeyhi Şerafeddin-i Dağıstanî’den bazı haberlerin önceden bildirilmiş olmasından dolayı. Batıda bir Nakşî Cemaati. Dolayısıyla zikredilen isimler. fiziksel görünümü evliliği gibi hususiyetleri göz önüne alındığında. Menâkıb-ı Şerefiyye. Kıbrısî’nin silsilesinden tevarüs eden anlayışlarda. bir manevi şahsiyete delalet ettiği de ifade edilebilir.Kaynaklarda bu isimler ile ilgili malumatlara rastlanmamıştır. 334 . yoksa sonraki isme idgam edildiği anlaşılmadığından.1730 Bu ifadelerden hareketle Kıbrısî’nin Mehdi telakkisinin. Bununla birlikte Şehâmedu’l-Ferdânî. Atay. Bazı isimlerin lakab ile beraber zikredilmesi. kırk ile elli yaş arasının kırk diye hesaplandığını ifade etmiştir. Mehdi(as)’nin kırk yaşında olduğunu. Abdurrauf el-Yemenî gibi benzer isimlerin içerisinde bulunduğu 49 ismi Şeyh Serafeddin-i Dağıstanî. 59 yerine 68 olarak sayılmıştır. kırk olarak hesaplanması ise. beşeri bir kişilik. fizikî hususiyetler ön plana çıktığından. 1730 Kıbrısî. misâk gününden itibaren ümmet-i Muhammed(sav)’e hizmet etmekte olan ricallerin isimleri olarak zikretmiştir. 220. Mekke yakınlarında Vadi el-Fatıma denilen yerde. Kıbrısî’nin Mehdi(as) hususundaki ifade ve beklentilerinde bir değişiklik olmamıştır. s. beyan edilen vakitlerde zuhur etmemiştir. Farklı bir ifadeyle nesebi. Ali(ra) soyundan gelen bir kadınla evlendiğini söylemiştir. beşerî bir kişiliğe delalet etmiştir. 1728 1729 Burkay. Bu isimlerin zikredildiği sohbette. Ancak diğer taraftan.1728 Mehdi mevzuunda Kıbrısî ve silsile şeyhleri tarafından muvakkat olarak beyan edilen bazı malumatlar. s. 1981 yılında yaptığı bir sohbette. Vekili Şeyh Hişam ise 1980’lerde yaptığı bir sohbette Mehdi(as)’nin on sekiz yaşındayken Hz. manevî bir şahsiyete delalet etmektedir. Mehdi(as)’nin. isimler arası duraklamalar esas alınarak yazılmıştır. isimler arasında zikredilen lakabların kendisinden önceki mi. ya da sadece lakab olarak tesmiye edilmesine bağlı olarak 59 sayısı değişebilmektedir. Ancak. Mesela Nazım Efendi.1729 Nazım Efendi. 19. Tasavvuf Sohbetleri. dünyaya geldiğini ifade etmiştir. ömründe geçen on yıllık zamanın.

her mürîdin manevî makâmları nisbetinde elzem olduğunu ifade etmiştir. Kıbrısî’nin vekilleri tarafından bu anlayışın nasıl şekillendiği. Bununla birlikte Kıbrısî’nin ta-i mekân tecrübesinde görüştüğünü ifade ettiği Mehdi(as) ve kendisine şeyhinin verdiği haberler ise. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. kabir de mi görürüz Allahu â’lem”1734 1731 Mehdi’nin(as) Çıkış Alametleri başlığında belirtilen çok çetin bir cihan harbidir. Tam metni okunmadan bahsedilen bu hadis-i şerife getirilen izaha göre Sahabe-i Kiram. 1733 www. şimdi beklenenin ise. Mehdi(as) mevzuunda da değişmemiştir. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. Şeyh Hişam’ın bir sohbetinde açıkça görülmektedir. maneviyatta Şeyhlerine bildirilen ve onlardan da kendilerine nakledilen tüm bilgiye.sufilive. Bu anlayış. Kıbrısî bu harbten kısa bir süre sonra Mehdi’nin(as) zuhurunu beklemektedir.com. (Mehdi’yi) Burada mı görürüz. kendilerine de bir bekleme modeli oluşturmuştur. 335 .sufilive. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin. şeyhe teslimiyet anlayışı önemlidir.aspx. tasavvuf anlayışında.. Peygamber(sav)’in sahabesine Mehdi(as)’yi göreceksiniz diye haber verdiği rivayet edilen bir hadis -i şerife istinad edilmiştir. kuvvetli bir ihtimaldir.1732 Bu konudaki bir diğer görüş. Mehdi(as)’nin zuhuru için beklenen “melhame-i kübra”1731 olarak tevil edile ihtimali yüksektir. şek ve şüphe duyulmayan bir tecrübedir. 1734 http://saltanat. Dolayısıyla Kıbrısî’nin vekilleri ve müridleri tarafından bu mevzunun nasıl anlaşıldığı da önemlilik arz etmektedir. GSS-6Blief-In-Mahdi-082106. önceki Mehdi(as) telakkilerinin bir manevî şahsiyet. Şeyh Şerafeddin ve Şeyh Abdullah -ı Dağıstanî son nefeslerine kadar Mehdi(as)’yi bekleyerek ve dua ederek. bu durum Peygamber(sav)’in emin sıfatına gölge düşürmez.org/Ilim-Ve-Edep-3042011.cihan harblerinin. Bu manada. 1732 www. Şeyh Hişam. Kıbrısî açısından.1733 Kıbrısî’nin bu manayı tazammun eden ifadesi ise şudur: “.. Çünkü Sahabe-i Kiram(ra). şüphesiz iman etmenin. o manevi şahsiyetin tecessüm etmiş kişisi olabileceği şeklinde telakki edilmesi. Şeyh Hişam’a göre bunlardan şüphe duyan mürîd derecesinden.com. GSS-6Blief-In-Mahdi-082106. Dolayısıyla Mehdi(as)’nin zuhuru hususunda tevil edilen hadisatın beklenen zamanda tecelli etmemiş olması. Mehdi(as)’yi görmeden bu dünyadan irtihal ettiler ise. evliya ise makâmından düşer. Mehdi(as)’yi bu günün Mü’minleri olan torunlarının gözüyle görecektir.

karnına sancı verir. 4082.”1735 Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. Ağaçlar ham olduğu vakit meyvesini ağzına alırsan ağzını burar. Gümüşhanevî. Sabah Firavun’u yaşar halde bulan Musa(as): “Ya Rabbi. Bu hakikatlere bağlı olarak. Tasavvuf Sohbetleri. bazen peygamberlere bile değişebilir niteliklerde arz edilmiştir. Nereye müncer olacak. Nazım Efendi’nin ahir zaman ve Mehdi(as) mevzuunda müridlerine bulunduğu şu vasiyet. İşin sonuna bakın. s. daha sonraki müridleri tarafından görüleceği anlamı da ihtiva etmektedir. imtihan sırrı olarak bunların bir kısmını gizlemiştir.1738 Bu izahı destekleyici 1735 1736 İbn Mace. Farklı bir ifadeyle Şeyh Şerafeddin. Allah Teâla: 336 . s. 51. insanlarla belli bir sure eğlenmek için imanını açıklamasa bile helak olmamak için Musa’nın Rabbinden mühlet ister. Onun için buruk buruk işler görülür. Şeyh Hişam’ın ifade ettiği anlayışa açıklama getirir: “Siz olacak işlere bakınız. vekili Şeyh Hişam’ın 2008 yılında yaptığı sohbette görüyoruz. iman ettiğini.Bu anlayışa istinad edilebilecek bu hadis-i şerifin ne olabileceği açısından bakıldığında. Sevban(ra)’dan nakledilen şu ifadeleri telaffuz edebiliriz: “Yakında size Horasan tarafından siyah bayraklılar gelecek. öyle şeylere aldırma. 298. Yalnız size bir vasiyetim olacak. Hz. Buna göre manevîyatta ve maddiyatta kudreti sorgulanamayacak olan Allah(cc). Mehdi’yi müjdelediği ve görmeyi beklediği halde göremediyse bu durum. daru’l-imtihan olan dünyadaki tecelliyat. Fiten. cilve-i Rabbânîsi olarak mahlûka ait hakikatleri olduğu gibi aşikâr etmemiş. Zira onların arasında Allah’ın halifesi Mehdi vardır. Kar üzerinde emekleyerek olsa da onlara iltihak ediniz. işin sonuna dikkat ediniz… Olacak şeyden bize böyle söylenmiş iken bambaşka şeyler oldu diye taaccüpte kalmayın. Musa(as) ile Allahu Teâla arasındaki bir kıssa1737 üzerinden izah etmiştir. ondan üzüntü duymayın. Sabredersen o. Hz. O hareket buruk tatları tatlandırmak içindir. Hiç merak etme. Hakkâniyye içerisindeki anlayışa bir yorum getirmiş olabilir. No.”1736 Nazım Efendi’nin 1974 yılında mürîdlerine yaptığı bu telkini anlamamıza yardımcı olabilecek açıklayıcı ifadeleri. 1737 Firavun’un zulmüne maruz kalan kavmi için mahsun olan Musa’ya(as) Hakk Teâla o gece Firavun’u helak edeceğini bildirir. bal olur. Olan şeyden siz üzülmeyiniz. Kıbrısî. O gece sabaha kadar dua eden Firavun. Ramûz el-ehadis. bu hadise muhatap olan sahabelerin Mehdi(as)’yi görmeden ahirete intikal etmeleri üzerinden. nereye munkalib olacak. Firavun hâlâ yaşıyor” der. Şeyh Hişam. Ne olacaksa da. olana pişman olmayın. bu anlayışı.

Benden mühlet isted i. topluluğun son derece önemli olduğu inancını pekiştirirken. şüphe etmeden tasdik etmektir. Mehdi hususundaki hadis-i şerifler. daha sonra bunun ertelendiğini söylese de asıl olan huşu. mürîdlere haysiyet ve güven aşılayan bir olgudur. bu hadislere yapılan şerhler ve üçüncü olarak bu hadislerin ve şerhlerinin delalet ettiği güncel hadiseler ve keşfî bilgilere dayanan “Ya Musa! Sen uyurken Firavun bana iltica ederek. 394-401. Mekke’nin fethinde görülmektedir. 368. Allah’a şükrederiz.mahiyetteki bir diğer misal ise. Said-i Nursî.sufilive. Mea’l-enbiyâ.1742 Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisindeki Mehdi(as) öğretisi kimi mürîdler için en önemli bahis olarak görülürken. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. Hz. 232. Topluluk üzerine yapılan bir çalışmaya göre Mehdi(as) bahsi. Mürîdlere göre. Ruhunu kuşatan kafesten kurtulduğu için her yere ulaşabilir. 1738 www. üç kaynaktan teşekkül etmiştir. Ben ona mühlet verdim” der. ss. geçmişte pek çok defa Şeyh önce Mehdi(as)’nin belirmesinin çok yakın olduğunu ifade edip.”1740 Ahir zaman ve Mehdi mevzûunun Hakkâni müridleri arasında nasıl anlaşıldığı da ehemmiyet arz etmektedir.1743 Özet olarak Şeyh Nazım’ın Mehdi anlayışı.com. 244. yanlarında olduğu zamanlarda bile Mehdi(as) ile beraberdir. hayatın geniş dairesinde. 1741 Atay. Mehdi(as)’in kendisinden sonraki asırda gelmesi durumunda da görüleceğini. Peygamber(sav)’e Kâbe anahtarlarının rüyada teslim edildiği sene.com. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. s. Batıda bir Nakşî Cemaati. 337 . kimileri için bu bahis olmasa bile Hakkâniyye yolunun değeri değişmez.1741 Mürîdlere göre Nazım Efendi. o daireyi genişlendirir ve tohumlar sümbüllenir. 1742 Aynı eser. 040709-Lefke-MSH-QA-HowtoprepareforMahdi. 1740 Nursî. Sikke-i tasdîk-ı gaybî. www. s. 1743 Aynı eser. Bizler de kabrimizde seyredip. şöyle ifade etmiştir: “…Ta ahir zamanda.sufilive. 1739 Tabbarâ. Bkz. 219. asıl sahipleri. yani Mehdi ve şakirtleri Cenâb-ı Hakk’ın izniyle gelir. s. hac yapılamayıp ve Hudeybiye antlaşması ile Medinetu’l-Munevvere’ye dönmesi1739 farklı bir misal olarak ifade edilmiş olabilir. 040709-Lefke-MSH-QA-HowtoprepareforMahdi. s.

”1745 Nazım Efendiye göre Allah(cc). manevi kişiliğin tecessüm ettiği beşeri kişiliği temsil eder. burnu ise ince. karnı büyük. Mehdi(as)’nin Özellikleri: Hakkâniyye yolunda ve Nazım Efendi’nin ifadelerinde Mehdi(as)’nin fiziksel özellikleri Deylemî. Mehdi mevzuundaki hadisler ve bunların şerhlerinin yanı sıra. Bu anlayış çerçevesinde Mehdi(as) hususu. Peygamber(sav)’in alameti vardır. Tirmizî. kemer burunludur. Dolayısıyla Mehdî(as) hususunda tecrübe edilen keşfi bilgiler manevî kişiliği.manevî işaretlerdir. c. Ahmed b. Orta boylu. Ebu Davud.1. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî (v. Ramûz el-ehadis. âlim olarak adlandırılan kişilerin tesirsiz ilimleri gibi 1744 1745 http://www. alnı geniş. Mehdi(as)’ye hakikat membaından yedi yüz ilim vermiştir. iki uyluk arası açık. Çünkü Mehdi(as)’nin beklenmesi. Abdullah olan Mehdi’nin yüzü. dünyayı adaletle doldurur. Hz. 477.1. bir açıdan Hz. bir açıdan şeyhe teslimiyet ile bir sadakat ve bekleme imtihanıdır. O yeryüzünün daha evvel zulümle doldurulduğu gibi.naksibendihakkani. aynı zamanda bir tasdik ve teslimiyet mevzûudur. 1393/1973) ve Şerafeddin-i Dağıstanî’nin (v. 1355/1936) keşfi bilgilerine dayanan haberlere bağlı olarak manevî ve beşeri Mehdi(as) telakkisi görülmektedir. Gümüşhanevî. Buna göre adı Muhammed b. Omuzunda Hz. Peygamber(sav)’i tasdik. zuhuru beklenen Mehdi ise.com/?page_id=2563. Çünkü cilve-i Rabbânîsinden dolayı Allah(cc). Hanbel ve İbnu’l-Cevzî ve Ziyauddin-i Gümüşhanevî’nin eserleri kaynak gösterilerek belirtilmiştir. İdaresi yedi sene sürer. gökyüzünde parlayan yıldız gibidir ve yüzünde bir ben bulunmaktadır. Ebû Said(ra) tarafından şöyle rivayet edilmiştir: “Benim Ehli Beytimden bir adam yeryüzüne hâkim olmadıkça kıyamet kopmaz. mahlûka ait hakikatleri olduğu gibi aşikâr etmemiş. Onun alnı açıktır. 338 . imtihan sırrı olarak bunların bir kısmını gizlemiştir. dişleri parlak olacaktır. Bu ilim. sakalı bol ve sık.1744 Bu özelliklerin ikisi. Mehdi’nin zuhuru hususunda beklenen hadiseler bu manevî tecelliyata bağlı olarak te’cil edebilir. s.

sen yerinden kalkmadan getiririm. Bu ayete verilen mânâ.com. el-Camiu li-ahkâmi’l-Kur’ân. Ali(ra) gibi velayet yönü ağır basacağından. bu tasarrufunu. bu ayette de görülmektedir. ta’ayyün-i imkanilerin birleşmesiyle olur. Neml Sûresi nde geçen ilim türündendir. İmâm-ı Rabbânî’ye göre Mehdi(as). Hz. Benzetmeye göre 1746 1747 Kıbrısî. Dolayısıyla Mehdi(as)’ye tecelli eden kuvvet. 1748 Neml: 27/39-40. Müfessirlerin çoğunun kanaatine göre. tevessül edildiği zaman. Timeofmehdi-AleyhiSalam-SecretofQuran. Dolayısıyla “De ki. İsm-i A’zam.1747 “Cinlerden bir ifrit. Mehdî(as). video. Mehdi(as)’ye verilen ilmin bu türden ilim olduğunu ifade etmiştir. bu sırların ise kalbine Peygamber(sav) tarafından konduğunu söylemiştir. Sıddîklardan olan Berhiya. 182-190. manevî bir tasarrufa ve otoriteye delalet etmektedir. Şüphesiz ben bunu yapabilecek güçteyim. Sohbet video arşivimizde mevcuttur. Mehdi(as) telakkisinde ziyadesiyle. ss. ‘Ben onu Sana göz açıp kapayıncaya kadar getiririm’ dedi Onu (tahtı) yanında hemen hazır bulunca. âlem-i halk ve emirdeki. Hakikat-i Muhammedî ile Hakaikat-i Ahmedî’nin birleşmesidir.sufilive. 13. Asaf b. Tasavvuf Sohbetleri. karşılaşılmamıştır.1749 Bu çeşit bir ilmin. 339 . Kur’ân-ı Kerîm’in sırlarıyla geleceğini. ‘Ben onu (tahtı) sana. 1749 Kurtubî. tahtı getirmiştir. nezdinde kitap bilgisi bulunan kişinin adı. Peygamber(sav)’in vefatından sonra ruhanileşen. İsâ(as)’ya bağlıdır. yüce Allah(cc)’ın İsm-i A’zamına tevessül ederek yaptığı duayla. www. Hak geldi.1746 Bu konuda Kıbrısî’nin bir vekili. güvenilirim’ dedi Yanında kitaptan bir bilgi olan biri. Hz. Berhiya'dır ve bu İsrailoğullarındandır. Hakikat-i Muhammedî’den alır. Mehdi(as)’nin. bu benim Rabbimin ihsan ve ikramındandır…”1748 ayeti. s. 1750 İsrâ: 17/81. Mehdi(as)’de bulunacağı ile ilgili bir tefsirle.olmayıp. Şeyh Nazım’ın Mehdi(as)’de zuhur edeceğini beklediği ilme misal olması hasebiyle önemlidir. Bu konuya ilmin kudreti yönünden değinen Nazım Efendi. bâtıl zail oldu…”1750 ayetine verilen işarî anlam ile Mehdi(as) anlayışı arasında kurulan ilişki. 134. istenilenin verildiği ve duaların kabul edildiği bir isimdir. c. Bu görüşe göre ruhanileşme. İmâm-ı Rabbânî’ye göre.

Mehdi(as)’nin bu bağlarından dolayı velayet yüzleri daha kuvvetlidir. Mehdî(as) bu makina devrini yani teknoloji denilen insanlığı yıldıran ve kendisine taptıran sahte ilâhı yıkacaktır. diğer sufilere nisbeten nerede olduğunu görmemize olanak sağlar. Ali(ra) ve Hz. ilk tekbirde teknoloji diye bir şey kalmaz. Mehdi(as)’nin başı üzerindedir. velayet yüzü. 1751 1752 İmam-ı Rabbanî. Tasavvuf Sohbetleri. diğeri Hz. Ali(ra)’nin. Hz. Üçüncü tekbirde Şam’a ayak basılır. alnı geniş. dünyada adaletin hâkim olması beklenmektedir. Hz. İkinci tekbiri ne radyo ne de televizyona gerek kalmadan magripten maşrıka bütün dünya işitecektir. no: 209. şalteri şırak diye aşağı döndürdü mü.1751 Her ne kadar İmâm-ı Rabbânî’nin bu görüşü. Mehdi(as)’nin bulunduğu makâmdan zuhur etmesinden sonra. ss. Kâfirler kurtulmak. Neml ve İsrâ Surelerinde zikredilen ayetlere atfen beyan edilmese de. Buna göre sakalı bol ve sık. 103-105. peygamberlik yüzünden daha kuvvetlidir. Kuvvet membaını bitirdi mi biter.”1752 Özet olarak Mehdi(as)’nin beşer olarak fiziksel hususiyetleri ve manevi kudreti olmak üzere iki tür hususiyetinden bahsedilir. Makine devri diye bir şey kalmaz.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. ruhullah ve kelimetullahtır. Mehdi’nin zuhurundan sonra getireceği ilk tekbirde teknolojinin ve makina devrinin yıkılması. hiçbir alet edevat işlemez. Kıbrısî’nin bu ifadeleri şöyledir: “Onun şimdiki makâmı Hicaz’dadır… Orada tekbir alındığında. ifa edeceği işler. onun tasarruf ve kuvvetine delâlet etmektedir. dişleri parlak olması fiziksel özellikleri olarak beyan edilmiştir. Bkz. O da bir kutup elindedir. Çünkü İsâ(as). 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. insanların gönlünün imanla dolması. Allâhuekber! Bütün Mü’minlere hakiki îman nuru ve aslandaki gibi şecaat giydirilecek. Kıbrısî.İsâ(as)’nın iki ayağından biri Hz. burnu ise ince. Yani kendisinde. kâfirlerin kalplerine korku sarılır. www. Mek. 340 .izleveindir. Şeyh Nazım’ın bu konudaki anlayışının. Bu ise Mehdî(as)’nin manevî hususiyetidir. Mektubât. başlarının çaresine bakmak için paniğe düşerler. O birinci tekbirde gider.

Kıbrısîye göre tüm kıyamet alametleri. savaş biter. birlikte ele alınmış mevzulardır. Bu savaş üç ay sürer ve dünya nüfusunun büyük bir kısmı telef olur. İsâ(as)’nın 1753 1754 Kıbrısî. Bu kaynaklar göz önüne alındığında. İsa’nın nüzulüne bir işarettir. Suyûtî. hem Mehdi(as)’nin hem de Hz. Çünkü bunlar birbirine bağlı gerçekleşecek hadiselerdir. İsâ(as)’nın nüzulü hadiseleri arasındaki kronolojinin nasıl olduğu biraz daha göreceli olabilmektedir. “Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır. Müsned. daha muteber kaynaklarda ve daha fazla sayıda zikredilmiştir. Hz. Daha sonra. Mehdi Şam ve Konya üzerinden İstanbul’a vararak Mukaddes Emanetleri teslim alır ve Deccâl’ın Horasan (İran)’dan ortaya çıkmakta olduğunu ilan eder. Deccâl ve ordularına karşı gerçek cihadı başlatmak üzere Şam’a geri döner. Mehdi(as) Medine’de zuhur eder ve üç kere "Allahu Ekber" diye tekbir aldığında bütün ateşli silahlar durur. Bu hadiselerin genel hatlarıyla vuku bulacak tertibini. “Mehdi(as)’nin Zuhuru ve İsâ Mesih(as)” başlığında incelenmiştir. Kıbrısî. Ancak Mehdi’nin zuhurundan sonra sırasıyla Deccâl’in zuhûru ve Hz.. kıyamet alametlerinin gerçekleşmesi. 3/211.”1753 Mehdi(as)’nin tekbir getirerek zuhur etmesinden sonraki hadisat. İsâ(as)’nın nüzûlünden önce beklenen bu duruma bir misaldir. Hz. Hanbel.1. Aynı zamanda dünyada teknolojiye hayat veren enerji yok olur.”1754 hadis-i şerifi. Hak Dost 4. ss. yedide altı nisbetindedir. Bir habere göre. Mehdi(as)’nin zuhur etmesi ve Hz.. Câmiu’s-sagîr. Ahir zamana ve İsa Mesih(as)’in inişine dair ayetlerin tefsirleri ve hadislerin tahricleri yapılmış.2. Mehdi(as)’nin ve Hz. 2/492 341 .c. Savaş durduktan sonra. 103-105. Mehdi(as)’nin Zuhur Âlametleri: Mehdi(as)’nin çıkış alametleri. ayrıca Mehdi(as) mevzuna atfedilen naslardan. Ölecek olanlar zalimler ve kâfirlerdir. dünyayı kapsayan ve üç ay süren büyük savaştır. Mehdi'nin zuhurundan önce. kaynaklarda ahir zaman alametleri ve İsa Mesih(as)’in nüzûlü konularıyla bağlantılı olduğundan. dünyayı kaplayacak olan bütün zamanların en büyük savaşı çıkar. şöyle ifade etmiştir: “Hz. Mehdi(as)’nin zuhurundan önceki alamet.

Mehdinin zuhur alametleri açısından. savaşın tarafları ve sonuçları. Müslümanlara baskının artması. Kütüb-i Sitte. 972/1565) “Ölüm-Kıyamet. Allah(cc)’ın açıkça inkar edilmesi. Bu manada Mehdi(as)’nin zuhurundan önceki savaş hususunda. İstanbul 1986. dünyanın her yerini karışıklık ve kargaşanın kaplaması. Nuaym b. Hammad.Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri” adlı kaynaklardan nakledilmiştir. İkda’ddürer fî ahbâri’l-muntazar. ehemmiyet arz etmektedir. 714/1314) “Kitâbu’l-burhan fî alameti’l-Mehdiyyi’l-âhir zaman”1757 ve İmam Şarânî’nin. İran-Irak 1755 Keşmirî.1755 Buhârî ve Müslim’de de bu nevi hadisler nakledilmiştir. İsâ(as)’nın nüzulü hadisesi temel hadis kaynaklarının çoğunda etraflıca zikredilmiş. mescit ve camilerin yıkılması. 1757 Gonca Yayınevi. Kıbrısî’nin diğer beyanları. 1756 Canan. c. s. Tasrîh. Ancak Buhârî ve Müslim’de Mehdi ismi. haramların helal sayılması. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. şerh ederek şöyle nakletmiştir: “…Lakin ondan önce bir Melhame-i Kübra olur ki. 342 .”1759 Hakkâniyye’nin internet sayfasına göre Mehdi(as)’nin çıkış alametleri şöyledir: Fitnelerin çoğalması. Ali bin Hüsâmüddin’in (v. 2. 1758 İskenderun ilinde bulunmaktadır. Sülemi. Üç ile yedi ay kadar sürecek olan bu müthiş ve görülmemiş savaşta Benî Asfar kabilesi Amik ovasında1758 tamamen imha edilir. Nitekim doğu’nun batı’ya karşı yapacak olduğu bu savaşta insanların yedide altısı telef olur. yani Kıbrısî’nin Mehdi(as) telakkisini şekillendiren hadislerin önemli bir kısmı ise. yolların kesildiği bir dönem olması. Hz. Şeyh Nazım bu harb hususundaki hadisi. 77. 14. ahir zaman kurtarıcısı manasında zikredilmediğinden. Durru’l-mensûr.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. Suyûtî. Bu kaynakların dışında kalan.1756 Kıbrısî’nin bahsettiği Mehdi(as) hadiselerine ve hususiyetlerine işaret edebilecek Buhârî ve Müslim hadislerini yeri geldikçe paylaşmaya çalışacağız. Hz. 1759 www. kadınlar ve çocukların dahi katledildiği fitnelerin yaşanması. Kitâbu’l-fiten. Adına ‘Büyük Budama’ denilen öyle büyük bir savaş olur ki. dünya doğu ve batı olmak üzere iki cepheye ayrılır. bu Benî Asfar (Rus) kabilesinin Türk kavmine saldırmasıyla başlar.izleveindir.nüzûlü beklenmektedir. Mehdi(as)’nin çıkışından önce yaygın katliamların meydana gelmesi. (v.

343 . 100307-MI-MSH-TheAgefMehdiBegins. çölde batan ordu ve tüm bu alametlerin arka arkaya gelmesi.naksibendihakkani. fitneler hakim olmadıkça. Kıbrısî’nin esas aldığı hadisler aynı dahi olsa. kıyamet kopmaz. Subhâne zi’l-Kudreti ve’lMelekût. semada yapılacak zikirden. bilim 1760 1761 http://www. umumiyetle tevil edilmiştir. Mehdi(as)’nin çıkış alametlerindendir. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur.sufilive. kuyruklu yıldızın doğması. aranızda mal mülk çoğalmadıkça… ve binalar konusunda insanlar büyüklük yarışı yapmadıkça. dumanın zuhuru. güneşten bir alametin belirmesi. Bu açıdan bakıldığında. gece gündüz aydınlanacaktır. Bununla birlikte Fırat’ın suyunun kesilmesi. büyük ve hayret verici şeylerin meydana gelmesi. Rabbuna ve Rabbu’l-Melâiketi ve’r-Ruh. video. 1762 Kıbrısî.1760 Buhârî’de kıyamet alametlerinden haber veren hadis-i şeriflerden biri şöyledir: “Ve kıyamet. mağripten maşrığa. Mehdi’nin zuhurundan sonra ortaya çıkan nûr ile insanların şimdiye kadar görmedikleri renkleri göreceklerini beyan etmiştir. Kıbrısî. 129. Ramazan’da ay ve güneş tutulmaları. Kabe’de kan akıtılması. karışıklık. ehl-i sema tarafında şu zikirlerle kutlanacaktır: “Subhâne zi’l-İzzeti ve’l-Ceberrût. Afganistan’ın işgali. Buhârî.com. Hz. 101. doğu tarafından bir ateşin görülmesi. yani ölüm artmadıkça. Mehdi(as)’nin zuhuruna delalet edecek bazı fiziksel alametlerden de bahsedilmiştir. Fiten.”1763 Kendisindeki malumatın kaynağının Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî ve Şeyh Nazım-ı Kıbrısî olduğunu sık sık belirten Şeyh Hişam.savaşı. bu konuda Şeyh Abdullah’tan bazı malumatlar nakletmiştir. Buna göre Mehdi’nin gelişi. kıyamete dair hadisler. ilim (din alimleri ve ilimleri) kaldırılmadıkça. s. depremlerin çoğalması. depremler çoğalmadıkça. zaman yakınlaşmadıkça (vakitler bereketsizleşmedikçe). sahte peygamberlerin çoğalması. bu alametler arasında yazılmıştır.com/?page_id=2563. 25.1762 Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. dinin şahsî çıkarlar için kullanılması. büyük şehirlerin yok olması. farklı telakkilere sebep olabilmektedir.”1761 Bu hadis-i şerifte de görüldüğü üzere. zikirden çıkacaktır ve bu nurlarla dünya. Tasavvuf Sohbetleri. Subbuhun Kuddusun. 1763 www. Kıbrısî’ye göre bu renkler. bir kişi bir kimsenin mezarına uğrayıp ‘keşke ben senin yerinde olsaydım’ demedikçe (intihar düşüncesi ve intihar artmadıkça) ve güneş batıdan doğmadıkça. 8.

izleveindir. ne şekildeki doğudan batıya duyulacağı. Bu hadislerin nasıl tevil edildiği. kendisinin ahir zaman hadislerini naklettiğini. 100507-MI-MSH-PreparitionforCommingofMehdi. tasavvuf ve dünya anlayışıyla birlikte gelecekle ilgili konuşmalarında da önemli yer almaktadır. nasıl tüm insanlar tarafından duyulacağı. Buna göre insanlar. Sünen. Hakkâniyye’nin internet sayfasında Mehdi(as)’nin çıkış alametleri olarak özetlenen hadislerin bir kısmı kıyamet alametlerini tasvir eden hadislerdir. 2012 yılında yapılan görüntülü sohbet. yeni ses dalgalarının zuhur edeceğini söylemiştir. Mehdi(as)’ye bey’at edeceklerdir. 5/94. müzikal bir titreşime sahip olacak bu ses dalgalarını duyacaklar ve evliyalar. video.1764 Mehdi(as)’ye yapılacak bey’at hususuna istinad edilecek hadis-i şerifler mevcuttur.adamlarını hayrete düşürecek. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 1765 Ebu Davud. saltanat. ifade etmiştir.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. www. 1766 www. bu hadislerden hareketle yapılan şerhlere ve yorumlara dayanmaktadır. Dolayısıyla bu dinamik bugün için.com. kimilerine göre tabiat kanunlarının değişmezliğine bağlı olarak imkân dairesi dışındayken.1765 Ancak Mehdî’nin zikrinin ya da zuhur ettiğinde getirdiği ilk tekbirin. bu beklenti de imkân dairesindedir. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. Bu konuda İslam ulemasının çalışmalarında ve yayınladığı eserlerinde duyarsız ve yetersiz kaldıklarını düşünen Kıbrısî.sufilive. o ortamda getirilen bir tekbirin. video arşivimizde mevcuttur. Güncel hadiseleri. Sünnetullah’ın dışına çıkan her mucizevi hadise gibi. Nazım Efendi’nin İslam.org/6 mayıs ilahi ihtar geldi. Bu manada maddenin atom yapısına dayalı köklü bir değişimden söz edildiği için. yeri geldikçe vurgulamıştır.1766 1970’li yıllardan beri Şeyh Nazım’ın güncel olayları ahir zaman hadisleriyle tevilini şöyle özetleyebiliriz: 1764 www. bu tevilinin kendisine ait keramet olarak telakki edilmemesi gerektiğini. 344 . o fiziki şartların gerçekleşmesi durumunda değerlendirilebilecek bir husustur. teknolojisi sıfırlanmış bir dünyada. gelecek zamanda zuhur edecek hadiseler ile yorumlayan Kıbrısî. kimilerine göre ise.

Mehdi’nin (as) Zuhur Yılı Olan Hicri 1400 (Miladi 1979) Yılı Başlarında Meydana Gelen Büyük Olaylar: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin resmi internet sayfasında.c. 1980’li Yıllarda Gerçekleşen ve Mehdi’nin (as) Zuhuruna İşaret Olarak Tevil Edilen Ahir Zaman Alametleri: 1980’li yılların başlarında başlayıp. 1986’da.1.2. Mexico City şiddetli bir depremle yıkıldı. 345 . 1986’da uzay mekiği Challenger. komünist bölükler tanklarla öğrencilerin üzerine yürüdü.000 kişinin ölümüne yol açtı. Çin’de. Ermenistan’daki depremde kent harabeye dönüştü.1.1767 c. 2500 yıllık İran şahlığı yıkıldı ve İran Şahı Rıza Pehlevî öldü. Ozon tabakasının delinmesi. Çin’de. 1989 yılında. şu hadiseler. Eriyen kar ve buzun oluşturduğu çamur yüzünden Armero kentinin sular altında kaldığı afette 20. Bangladeş’teki sel 25. infilak etti. Kuzey Kolombiya’daki Nevada Del Ruiz yanardağı 400 yıldır ilk kez patladı. Papa II. Hristiyanlığın merkezi Roma’yı sular bastı. şu ana kadar on binlerce kişinin ölümüne sebep olan ilk AIDS vakaları (Çağın Vebası) tespit edildi. Ukrayna’daki Çernobil Nükleer Santralında. Hindistan’ın Bombay kentinde bir fabrikadan sızan gaz 20.com/?page_id=2563/17.naksibendihakkani. Kâbe basıldı ve çok sayıda Müslümanın kanı akıtıldı. Ruslar. 1986’da.000 kişinin ölümüne sebep oldu. Mehdi(as)’nin zuhuruna delalet eden hadiseler olarak tevil edilmiştir.naksibendihakkani.06.2. Afganistan’ı işgal etti. 2 bin öğrenci öldü.06.com/?page_id=2563/17. Bu depremde 500 bin kişi evini terk ederken.2011 tarihinde görülmüştür.1. İki Müslüman ülke olan İran ve Irak arasında 8 yıl sürecek bir savaş başladı. Sovyetler Birliği yıkıldı ve Gorbaçov’la birlikte Bağımsız Devletler ortaya çıktı.2. ölü sayısı 40 bini aştı. şimdiye kadar görülen en büyük nükleer kaza meydana geldi. Bu olayda. İsveç Başbakanı Olof Palme öldürüldü. küresel iklim üzerinde çok olumsuz etkiler bıraktı.000 kişi öldü. Irak’ın Kuveyt’i ilhak etmesinden sonra Körfez Savaşı başladı.2011 tarihinde görülmüştür. http://www. fırlatılışından sonraki çok kısa bir sürede. Jean Paul vuruldu. Hindistan Başkanı Gandi. Soğuk Savaşın sembolü olan Berlin duvarı inşasından tam 28 yıl sonra yıkıldı.1768 1767 1768 http://www. Mısır Devlet başkanı Enver Sedat. tarihinin en büyük orman yangını oldu.

youtube. İnternet sitesindeki bir videoda. Ebola virüsü on binlerce kişinin ölümüne sebep oldu. ancak. “Mehdi’nin Zuhur Âlametleri” konusunda belirtilen cebabire dönemi.1. Mehdi(as)’ın Arafat’ta tekbir aldığını. 1990’lı Yıllarda Gerçekleşen ve Mehdi’nin (as) Zuhuruna İşaret Olarak Tevil Edilen Ahir Zaman Alametleri: 1990 yılında Mekke-i Mükerreme’deki tüneldeki izdihamda 1400’den fazla hacı hayatını yitirdi.naksibendihakkani. Kıbrısî’ye göre bu dönemin sonunda Mehdi(as) zuhur edecektir.1771 Şeyh Nazım’ın bu tarihleri öngörmede ebced hesabının da etkisi olduğu kanaatindeyiz. Muhammed(sav) ümmetinin beş dönem olarak bildirildiği dönemin dördüncüsüdür.youtube. video arşivimizde mevcuttur. 346 . Şeyh Nazım 1769 1770 http://www. 2011’in Ocak ayında başlayıp. 1771 http://www. El-Nino tüm dünya ülkelerine çok büyük felaketler getirdi. Türkiye dâhil birçok İslam ülkelerini saymış ve bu devletlerdeki rejimlerin değişeceğini ifade etmiştir. Bosna ve Kosova’daki katliamda yüz binlerce Müslüman öldürüldü ve yüz binlercesi yurtlarından çıkarıldı.com/ “Mehdi. “cebabire” döneminin sonudur. Arafatta tekbiri aldı 2012 de temizliğe başlar”.2.2011 tarihinde görülmüştür. Tunus’tan başlayan Arap Baharı’nın zuhurundan önce. milyonlarca kişi evsiz kaldı. halka açık tebliğin çok yakın olduğunu 2012 yılı içinde beyan etmiştir.2. Kıbrısî bu haberi beyan ederken. ABD’nin Körfez savaşında.com/?page_id=2563/17.com/“Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi Devletler çökecek !” İlgili sohbet. Nazım Efendi tarafından haber verildiği görülür. 2000’li Yıllarda Gerçekleşen ve Mehdi’nin (as) Zuhuruna İşaret Olarak Tevil Edilen Ahir Zaman Alametleri: Tunus Cumhuriyetinde. siyah duman çıktı. Bangladeş’te meydana gelen sellerin sonrasında. Mehdi(as)’ın zuhuru mevzuunda. 120 binin üstünde kişi öldü.1769 c.c. 1991 yılında.4. Şeyh Nazım.1770 Kıbrısî’ye göre bu olaylar. Nazım Efendi tarafından Mehdi(as)’nin çıkış alameti olarak tevil edilmiştir. http://www.1. bazı Arap ülkelerinin siyasi yapılarını değiştiren halk olayları. halka açık tebliğin yapılmadığını.06. Şeyh Nazım ile paralel görüş ve beyanları bulmaktadır. Bu olayda. Harun Yahya lakabıyla da bilnen Adnan Oktar. uzak mesafelerden görülebilir yoğunlukta. Irak petrol kuyuları yandı.3.

497.com/ “Mehdi. M. seyahat eden. c. 1777 Nisâ.com/En’am Suresinden ahir zamana ait ebced hesabı. İsâ(as)’nın ahir zamanda nüzulü anlayışın temelini teşkil etmektedir. İbn Manzûr. “Mesih” kelimesi kök itibariyle Arapça’da. Kıbrısî’ye ait yayınlar arasında.1772 En’am Sûresi 134. 1776 İbn Manzûr. İsâ Peygamber(as)’in ismi olan bu kelime. 226. 241.05. Fethullah.1773 Bununla birlikte.2012 tarihinde görülmüştür. dailymotion. İsâ(as)’nın öldürülmesi. s.tarafından manevî oğul olarak bildirilen Oktar. 72. 205-225. göğe çekilmesi ve kıyametten önce yeniden indirilmesine yönelik Kur’ân ayetleri. 9. www.1775 İsâ kelimesi. Mü’minlere rehber olmuştur. s. Ta’rifât. güler yüzlü. ss. s. 136. 1774 Gülen. Kur’ân-ı Kerîm’in batınından ebced hesabıyla çıkarılan bazı tevillerin. 1775 Firuzebadî. Çizgimizi Hecelerken. İşarî tefsirler kadar ebced ve Hurufilik de söz konusu batıni yönün muhtemel oluşuna delalet eder. 110.75. 52. Cürcanî. Kur’ân-ı Kerîm’in muhkemat olarak adlandırılan zahiri yönleri kadar. sıfat olarak kullanıldığında meshedilmiş. 11... 98. Nil Yay.1774 c. 1778 Bakara: 2/87. Nisâ: 4/156. Bu hadiselerden çıkarılan sonuca göre. gerçekleştiği yönünde pekçok tarihi vakıalar nakledilmektedir. Azhâb: 33/7. Adnan Oktar’ın mehdi olduğuna yönelik bir beyan ya da imâ ile karşılaşılmamıştır. yağlanmış.Allah demişti ki: ‘Ey İsa. 55. İstanbul 2011. Mâide: 5/46. Mâide. fiil olarak kullanıldığında ölçmek.1777 Mesih ismiyle birlikte de anılmıştır.. batınî yönleri de. günahlardan arınmış. Arafatta tekbiri aldı 2012 de temizliğe başlar” . 253. 78. Lisânu’l Arab. 13.3. s.1776 Hz. 4/172. Lisânu’l Arab. Kamûsu’l-muhît. 347 . 1772 1773 http://www. ben seni vefat ettireceğim. c. Mehdi(as)’nin Zuhuru ve İsa Mesih(as): Arap dili sözlüklerinin birçoğu Mesih kelimenin Arapça asıllı olmadığını İbranice’deki “Meşiha”dan geldiğini kabul etmektedir. 84. Meryem: 19/34. isim olarak kullanıldığında İsâ(as) manalarına gelir. Kur’ân-ı Kerim’de tek başına zikredildiği gibi. Şûrâ: 42/13 . Tevbe: 9/30.1.youtube.1778 Hz. silmek. ayetinin ebced hesabının göre 1993 yılına tekabül ettiğini belirtmiştir. Tevbe. En’âm: 6/85. ayetinin ahir zamana işaret ettiğini ve 135. 5/ 17. 9/ 30-31. “. benzemek anlamına gelen “a-yi-se” ya da “â-sâ” kökünden müştaktır. Âl-i İmrân: 3/45.

Feyzu’l-Furkân. 262. O da yeryüzünde kırk sene 1779 1780 Âl-i İmran: 3/55. Kur’ân-ı Kerîm Meal ve Kelime Meali. 5. Komisyon. kıyamet gününe kadar... 1784 Âlimlerin çoğuna göre Zuhruf. Yeryüzüne iniş. Sadece İslam kalır. İstanbul. Mevdudi’ye göre.Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Onu yakinen öldürmediler. ilgili ayetin mealinde. s.. Kur’ân Dili. Ondan hiç şüphe etmeyin ve bana uyun. Allah. Allah daima Aziz ve Hâkimdir. c. göğe çekilme düşüncesine istinad edilmiştir. Her ne kadar inkârcılar suikast sırasında Hz. Müfessirlerin büyük bir kısmı. beyaza çalar kırmızı renktedir. Bilakis. 503. Yazır. Meryem’e insanların en yakınıyım.. henüz Allah’a dönmemiştir. Çünkü İsa’nın zuhuru. İsâ(as)’nın öldürülmediği yaygın bir kanaat olmuştur. İnsanlarla İslam için savaşacaktır. 1782 Vehbî. ayetin zahiri olarak anlaşılanın dışında.1782 Hz. Aktaş Hamdi. kıyametten önce tekrar gelecektir’ mealindeki bir hadise atıfta bulunarak. İsâ’yı öldürüp astıklarını zannetmişlerse de. Hak Dini. inkâr edenlerden üstün tutacağım’. s. Feyizli. O gerçekten inecektir.1780 Bununla birlikte. Elmalılı Hamdi Yazır (v. ‘İsa ölmemiştir. Seni inkâr edenlerden temizleyeceğim ve Sana uyanları. İsâ(as)’nın kıyametten önce yeniden dünyaya indirileceğine yönelik işari tefsirler ise “Şüphesiz ki o (İsa) kıyametin (ne zaman kopacağının) bilgisidir. c. Sarıya boyalı iki elbise içindedir. 62. vefat edecek ve ruhu kabzolunacaktır. Mevdudi.. 372-373. Hz. ayette belirtilen teveffa kelimesinden onun ölümünün kastedilmediğini söylemişlerdir. Zira ruhunun eceli gelmemiştir. Bkz. Ona göre Hz. o ölmemiştir. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler. Yağmur yağmasa da saçından su damlayacaktır. Allah’tan bir kelime olan ve Ruhu’l-Kudüs ile teyid edilmiş olan Mesih İsâ.. “Peygamberler birbirlerinin babaları bir. tam bir kuşku içindedirler. Ben İsâ b. Onun nüzulü kıyametin yaklaştığını bildiren bir alamettir. Buna göre söz konusu fiil “uyutmak” anlamına gelmektedir. Tefhimu’l-Kur’ân. İpek Yay.1.1784 Hz. 7. Müslümanlar arasında meşhur olan mana ve inanç da budur. s. “.”1783 ayetine yapılmıştır.. Çünkü Allah “muhakkak seni öldüreceğim” şeklinde buyurmuştur. 348 . 43/61. anneleri farklı kardeşleridir. 1783 Zuhruf: 43/61. orta boylu. Kur’ân-ı Kerîm Meali. Elmalılı. dünyanın sonunun geldiğine ve ahiretin başlangıcına delildir. 56-57. İsâ(as)’nın nüzulüne ve kıyamete dair birçok hadis rivayet edilmiştir. cizyeyi kaldırır. DİB Yay. Allah Onu katına yükseltti. İsâ’nın ruhu henüz kabzedilmemiştir. onlara benzeri gösterildi. Onun zamanında Allah milletlerin hepsini helak eder. ‘vefat’ görevden alma manasında mecazi olarak kullanılmıştır. İsâ’yı geri çağırmıştır. 1361/1942).katıma yükselteceğim. s. Feyzu’l-Furkân. 269.”1781 ayeti ise.”1779 ayetine ve “teveffa” kelimesinin ifade ettiği anlamlarına atfen Hz. c. Onu gördüğünüz zaman tanıyın! O. 2. Mesih-i Deccâl’ı helak eder. 3. Onun daha dünyada göreceği işler vardır. 1781 Nisa: 4/157-158. c. başka bir mana ile tevil edilmesinin gerekli olduğunu savunmuştur. s. Mevdudî.. ayet Hz. Bkz. 1108. Benimle İsâ arasında bir peygamber yoktur. 56. (Hıristiyanların) haçını kırar. Hülasâtu’l-beyan. Bkz. Bkz. c. Çünkü İsrailoğulları getirdiği apaçık ayetlere rağmen O’nu reddetmiştir. s. İsa’nın nüzûlüne işaret etmektedir. Ankara 2011. kıyamet alametlerindendir. Kıyametten evvel eceli gelecek. s. s. Feyizli. domuzu öldürür. Tefhimü’l Kur’ân.

2. Mesnevî. İsa’nın ölüleri diriltmesi bir metafor olarak ele alınmıştır. Bunlardan birincisi. c. 2/406. bir Mü’min için sadece bir kıssa değil. gönül alçaklığı göstermek için eşeğe bindi. Cefalarını vefa yerine tutar. Haz. Osmanlı Padişahlarının halifeliği devralıp müslümanları idare edecegi mülûk deviri. o nimeti buldu da hemencecik ayı ikiye böldü…”1786 “İsa. Remzi Kitapevi. 349 . 920. üçüncüsü. 152. ne Karun gibi yerlere geçer. fanî olan zevklerde ölüp. İsâ(as)’nın ölüleri diriltme mucizesi.kalır. Müsned. s. Enbiyâ. “O. ölümsüzlük vadisinde ikinci doğuş olarak da adlandırılırken. Mesela Hz. Şam’da Emevilerin. duruluklar çıkarır. 1788 Hanbel. o mülkü. mutasavvıflar tarafından bazı mecazî manalar da verilmiştir. c. satımdan kaldın mı O(cc). sonra vefat eder. Bağdat’ta Abbasilerin emir olacağı umerâ devri. b. İstanbul 1957. zulmün ve küfrün arttığı. 920. inançsızlığın moda 1785 1786 Buhârî. Hanbel. Kur’ân ve hadise dayalı bu anlayışın yanı sıra. Kur’ân-ı Kerîm’e riayet edilmeyen cebâbire devridir. mekân âleminde de seninle beraberdir. tevazu konusuyla da ele alınır: “Meryem oğlu İsa. yurttan alımdan. b. Müsned. Mevlanâ. Mevlanâ. dördüncüsü. c. 4/273. Lâmekân âleminde de.: Abdülbaki Gölpınarlı. ne İsa gibi göklere ağar(çıkar). Müslümanların halifesiz ve imamsız kalacağı. Bu manada Mü’minler arasındaki ölüleri diriltmesi. dört büyük Halife’nin ardarda geleceği devir olan hulefa-i raşidin. ilahi zevklerle dirilmesi demektir. 1787 Mevlanâ. 48. hiç eşeğe biner mi?”1787 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Bulanıklardan.”1785 hadis-i şerifi ve benzeri hadisler Buhârî ve Müslüm gibi muteber hadis kaynakları arasında yer almaktadır.1-7. Mehdi anlayışını dayandırdığı bir hadis-i şerife1788 göre Hz. Divan-ı Kebir. Ahir zaman alameti olan bu devir. Hz. ikincisi. noksandan kurtulup kemâle erişesin diye kulağını burar. merdivenini buldu da dördüncü kat göğün üstüne çıktı. derinliklerindeki Hakk’ı(cc) keşfetmesi. 2. Peygamber(sav)’den sonra kıyamete kadar yaşanacak devirler dört devir olarak özetlenmiştir. Mesnevî.” Bknz. yoksa seher yeli. Ölmeden önce ölmek olarak da tabir edilen bu anlayış. Sen yerden. İsâ(as)’da vurgulanan bu üstün varlıklara nisbeten eşeğe binmiş olması ise. Kıbrısî’nin tabiriyle. mana âleminde yol alması. aynı zamanda kendisine bir hedef ve yol göstermektedir. Cefakârlıkta bulunursan. İsâ(as) anlayışına. Müslümanlar onun üzerine namaz kılar. Muhammed.

olduğu bir devir. Tasavvuf Sohbetleri. Mü’minlerin tekrar bir bütün haline gelip tüm dünya üzerinde adaletin ve Allah(cc)’a imanın yayılacağı devirdir. Fiten 48. Beni gönderen Zata kasem ederim ki. ss. 1791 Kıbrısî. Peygamber(sav)’in sancağı ve kılıcıyla Şam-ı Şerif’e dönecektir. O. s. s. ss. 1791 Genel hatlarıyla kronolojik olarak ifade etmeye çalıştığımız bu hadisatın detaylarında Kıbrısî’nin beyanları ve şerhleri önem arz etmektedir. küfür ordusu tarafından işgal edilmiş olan İstanbul’u tekrar fethedecek ve oradan Hz. umeradan sonra melikler. 5. insanların gurur ve büyüklüğüne vesile olan tüm 1789 1790 Tirmizi. c. 103. Hak Dost 4. Doğudan batıya tüm insanların duyacağı bu tekbir. cebâbire devrinin sona ermesine müteakiben. Bunların ilki. Hambel. Kıbrısî. cebabire dönemine kadar bildiren bir hadis şöyledir: “Benden sonra hulefa. Ramûz el-ehadis. Kıbrısî’ye göre Mehdi(as)’nin zuhuru ile İsâ(as)’nın nüzûlü arasında bir takım hadisat cereyan edecektir. hulefadan sonra umera. Bu tekbirle. diğerlerinden aşağı değildir. Beşinci devir olan Hazret-i Mehdi ve Hazret-i İsa Devri. İsâ(as)’nın nüzûlü. 350 . Bu hadis çerçevesinde Hz. Mehdi(as)’nin zuhur etmesinden sonra olacaktır. Mesela Sahibü’z Zaman(as)’ın (Mehdi) alacağı tekbir. Müsned. O yeryüzünü adaletle doldurur. Bu esnada Deccâl zuhur ettiği için İsâ(as) nüzûl edecek ve Deccâl’i öldürecektir. Ondan sonra da "Kahtani" gelir. meliklerden sonra Cebâbire.”1789 Bu hadiste bildirilen Kahtani’nin kim olduğu ya da olabileceği hususunda Kıbrısî’nin bir izahı ile karşılaşılmamıştır. 518. Kaynakta Hulefa-i Raşidin döneminden. Gümüşhanevî.1790 Daha sonra Mehdi(as). 220-221. Kıbrısî’nin Mehdi(as) anlayışını dayandırdığı bir kaynak Râmuz el-Ehâdistir. cebabire devrinin sonunda çıkacak büyük savaşı sona erdirecektir. Mehdi(as)’nin getireceği tekbirdir. 103-105. Cebâbireden sonra ise Ehl-i Beytimden bir kimse gelir de. Muhammed(sav) ümmetini bir sancakta toplayacaktır.

’ Akabinde derhal Konya’ya gelir ve orada ihtişam ve tazim içinde benim kutsal emanetlerimden mübarek kılıcımı son Selim olan Osmanlı Padişahı 4. 30 Ekim 1918’de İstanbul’u işgal ettiler. s. mecazî bir anlatımdır. öz be öz torunum olan Muhammedu’l-Mehdi(as) zuhur eder ve bu savaşı durdurup. s. s. Buna bağlı olarak Kıbrısî. Osmanlı Padişahı dördüncü Selim. Mehdi(as)’nin aldığı tekbirlerden sonra İstanbul’u ve Roma’yı fethedeceğini şöyle ifade etmektedir: “… ‘Sonra.1792 İnsanların gönüllerindeki tüm iman zaafları gidecek. Ebu Hureyre(ra). Ayrıca Bkz. 1794 www. tekbir ve feth. 1793 Kıbrısî. yirminci yüzyılın başında kendi teknoloji ve güçlerini ilah gibi gören kuvvetler. bir tarafı denizde.izleveindir. İstanbul’un Ruslar tarafından işgal olacağı beklenmektedir. 104. buyurur ve ‘Allahu Ekber! Allahu Ekber! Allahu Ekber!’ tekbirleriyle hutbesini tamamlar. hadise yapılan Aziziye Şerhinde geçtiğini ifade etmiştir. 58.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir.1793 Mehdi(as)’nin zuhurundan önce bahsedilen büyük savaşta.”1794 Kıbrısî’nin burada beyan ettiği. garbî Roma ile şarkî Roma’yı (Vatikan ve Istanbul) fetheder. Ebediyete Davet. bu anlayışa istinad edilen hadiste geçmediği kanaatindeyiz. 2920. yeryüzünde hakikate dayalı bir adalet ve nizam gelecektir. Sultan Selim Han tarafından bizzat tören ile. bu anlayışını. ey Ashabım! Üç tekbir sesi duyulur ve benim temiz soyumdan kırkıncı neslimden. Kıbrısî. a. kutsal emanetler ve Konya ifadeleri. Bu tarih İstanbul’un 1453’ten sonraki ilk Müslüman 1792 Kıbrısî. Tirmizi. Bu ifadeden kitle imha silahları anlaşılmıştı ancak. işlemez hale gelecektir. Dolayısıyla. fethin üç kez “La ilahe illallahu vallahu ekber” denilince Müslümanlara açılacağını ve şehre girileceğini söylemiştir. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Bu hadisde tarif edilen Konstantıniyye. 1296. bunun gibi daha birçok Hadisler mevcuddur ki Riyazu’s-Salihin’de yazmaktadır. Tasavvuf Sohbetleri. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur..1795 Ahir zaman hadisatı ile Konstantıniyye’nin fethini haber veren bir hadisi şerifi naklederken. teslim alıp beline kuşanır.org/video/Bleif-In-Mahdi-082106. Fiten.1796 Bir görüşe göre bu hadis-i şerifte bildirilen tehlil. bir tarafı karada olan bir şehir olarak tarif edildiğinden.teknolojik silahlar.g. 1795 2006 yılında yapılan mülakata ait kayıtlar. Bu görüşe göre.’. www. 93. farklı bir sohbette bu silahlara tank ve tabancaların da dâhil olduğunu anladığımız ifadelerle karşılaştık. Fiten. el-Hakkânî.saltanat.e. 1796 Müslim. 351 . video arşivimizde mevcuttur. İstanbul olduğu düşünülmektedir.

Cenâb-ı Hakk onlara ilahi nusretini gönderir. üç bölük ordudur. Onların karşısına Medine’den o gün yeryüzü halkının en iyilerinden bir ordu çıkacaktır. 145-146. 352 . cevabını vereceklerdir. Bu orduyu Kıbrısî. Şam’a geldiklerinde gerçekten çıkmış olacak. 1797 Sarıcık. Mesihu’d Deccâl çıktı. 33.” Ortada bir şey yokken hemen çıkacaklardır. Komünist ordularıyla İslâm askeri orada karşılaşacak deniyor. Söz konusu hadis-i şerifte de Mehdi(as)’nin ismi zikredilmemiş. Fiten. ahali de ordu da ikiye ayrılacaktır. Allah indinde şehitlerin en faziletlisi olacaklardır. diyecekler. Onların iflâhı kesilecek ve bitecektir. Nesil Yay.yönetiminden çıkışıdır. İstanbul’un fethi ve Deccâl’in zuhuru ve Hz. lâkin bütün Türkiye değil. fakat daha tam erimeden onu kendi eliyle öldürüp mızrağındaki kanını halka gösterecektir. derken gökten Meryem oğlu İsâ inip onlara imamlık edecek. Askerler saf bağladıkları vakit Romalılar bizimle. İsa’nın nüzulü bildirilmiştir. Peygamber’in Açıklamaları Işığında Deccâl ve Deccâliyyet. İslâm askeri üç bölük olur. Hadis-i şerifteki tehlil ve tekbir bu silahsız fethi haber vermiştir. bir hükümet gelecek üç ay komünist Rus tertibi olacaktır. ta İstanbul’a kadar açılır. Üçüncü bölük sebat eder ve Cenâb-ı Hakk’ın nusreti yetişir ve şol komünist ordularının hepsini süpürür geçer. Mehdî(as)’nin yetişmesine az kaldı. Müslim. Allah’ın düşmanı (Deccâl) onu görünce. O temizlik olacaktır. Onlar saflarını teşkil edip savaşa hazırlanırken namaza kamet getirilecek. silahsız olarak son bulmuştur. bizden esir alınanların arasını serbest bırakın: Onlarla harbedelim. Bu işgal Lozan antlaşması ile 1923’te. İstanbul 2011. Hz.1797 Bu konuya benzerlik arz eden bir diğer hadis. Bkz. ss. Şam hudûdu açılır ve hudut kalmaz. 1/180. Komünistlik öldü ama komünistler hâlâ duruyor. İskenderun Amik Ovasında büyük muharebe olur. bir bölüğü döner kaçar. Müsned. gayb Alman kuvveti çıkacak dedi. 34. Sonra İstanbul fethedilecektir. ikinci bölük şehid olur. Fiten. Onu o haliyle bıraksa tamamıyla eriyecek. ailelerinizi bastı. 1798 Romalılar A’mak’a yahut Dabık’a inmedikçe kıyamet kopmayacaktır.. suda tuzun eridiği gibi eriyecek. İbn Mace. birisi Türkiye meselesidir. Eskiden Amik Ovası bataklık içerisinde bir yermiş. Hz. Murat. Müslümanlar da: hayır! Vallahi sizinle din kardeşimizin arasını serbest bırakamayız. 185. Mehdi’nin zuhurundan önceki alamet içinde şöyle ifade etmiştir: “Vaktin sahibine vakit yakın geldi. Gaziler kılıçlarını zeytin ağaçlarına asmış ganimetleri taksim ederken aniden içlerinde şeytan bağıracaktır: “Ne duruyorsunuz. Büyük Şeyh Efendi Hazretleri. Müslim’de ve bazı kaynaklarda zikredilmiştir. Sonra üç ay içinde büyük muharebe çıktığında Mehdi(as)’nin çıkmasına üç ay var demektir.1798 Müslim’de İstanbul’un fethini haber veren bu hadis-i şerif ile Kıbrısî’nin ifade ettiği fetihde benzer olan bir diğer husus ise. Müteakiben onlarla harp edecekler ve üçte biri yenilgiye uğrayıp. Hanbel. Türkler sancağa girdikten sonra Allah’ın hikmetiyle kanallar açtılar ve bataklık kurudu. gayb Almanın kuvveti bir taraftan Rus’un üstüne yürür.

Mehdi(as)’nin zuhurundan önce beklenen bir cihan harbi anlamına gelmektedir.Japon ise Çinin üstüne yürür.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. www.izleveindir. c. 1804 2006 yılında yapılan mülakatta beyan edilmiştir. 1801 Sarıcık.org/6 mayıs ilahi ihtar geldi. saltanat. Tasavvuf Sohbetleri. İlki. Mekke ya da Medine’ye gitmelerini söyleyecektir. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. ss. Daha önce belirttiğimiz gibi “Aziziye Şerhi” olarak ifade edilen kaynağa atfederek iki Selim’den bahsedilir.1801 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre Mehdi(as). çokluk ifade etmektedir.1804 1799 www. hilafet sancağını kaldıracak başka bir Selim’in deniz yoluyla İstanbul’a geleceğini söyler. İhlas Matb. cebâbire devriyle hilafet yıkılmış olduğu için. 147.. İslam hilafetini Mısır fethi ile alan birinci Selim Handır (Yavuz Sultan Selim). s.1803 İkincisi. ikinci cihan harbinden sonrası için gerçekleşmediyse. Bu anlayışın şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs ettiği. Deccâl ve Deccâliyyet. 1800 İbn Mace. c. İstanbul’un tehlil ve tekbirle fethi olan 1923’ten sonra gerçekleşecektir. video arşivimizde mevcuttur. 6. 139. Kütübü Sitte. üçüncü cihan harbinden sonra gerçekleşecektir diyebiliriz. Konstantıniyye’nin fethi ve Deccâl’in çıkışı yedi ay içindedir. 2/4092. emaneti verir. Osmanlı Tarihi Ansiklopedisi. İstanbul’a Sancak-ı Şerif’i almaya geldiğinde. “Bir Selim gelir emaneti alır ve en son bir Selim daha gelir. Daha önce de belirtildiği gibi.”1799 Şeyh Nazım’ın bu ifadeleri. 147-148. Kıbrısî’nin ifadelerinde de açıktır. 2012 yılında yapılan görüntülü sohbet. Kıbrısî’ye göre şek ve şüphe taşımayan bu haber. ss. 353 . Deccâl’in Horasanda ortaya çıktığına dair haber duyulması üzerine Mehdi(as) İstanbul’dan çıkacak ve Deccâl’in şerrinden kurtulmak isteyenlerin Şam. Kıbrısî’ye göre böylelikle dağılmış olan ümmetin yeniden hilafet sancağı altında toplanacağını ifade etmiştir. O vakit Mehdî(as)’ye tekbir alsın diye emir verilir. 1802 Kıbrısî.1802 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 14. s. 1803 Komisyon. Mehdi(as)’nin İstanbul’dan emanetleri almasını. Canan. 189 -200. Büyük harb olarak tercüme edebileceğimiz “melhametu’l-kubrâ” bir hadis-i şerifte şöyle bildirilmektedir: “Büyük harb.” alıntısını yaparak ifade etmiştir. Dolayısıyla Deccâl’in zuhuru. İstanbul Tarihsiz.”1800 Bu hadis-i şeriflerdeki haberleri mecazî olarak nitelendiren mezkur görüşe göre yedi rakamı.

tekrar yerine döndürüldü. o bilginin fenomenal (olgusal) değil kavramsal olmasını. yaygın olması ise. bir kısmı da bazı manevi tecrübelerine dayanmaktadır. bu tecrübeyi tadanların arasında bir kavramlar birliği oluşmuştur. Aynı eser.Şeyh Nazım’ın Mehdi telakkisi. Mehdi(as)’nin İstanbul’a gelmesiyle alakalı bu tecrübelerinden bir tanesini şu ifadelerle paylaşmıştır: “Karaköy’de Yer altı Câmiî vardır. Peygamberimiz(sav) onu Muhammedu’l-Mehdi diye tesmiye etti. Hızır(as) o bebeği getirdi. yaygın ve paylaşılırdır. Nazım Efendi. Diğer taraftan bu tecrübe. Peygamber(sav)’den doğrudan emir alan tek velî olduğunu ifade etmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. Ondan sonra burada (Yer altı Câmiînde) durdurulmadı. herkes tarafından tecrübe edilmesini gerektirir. Tecrübe anlayışı duyulara. Yedi günlük bebek günde bir ay büyümek suretiyle yedi aylık olarak geldi. Dolayısıyla Kıbrısî’nin Mehdi(as) hususundaki beyanlarının bir kısmı.1806 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu tecrübesi. Bununla birlikte tasavvuf ıstılahı. Onun buraya gelişi Sancak-ı Şerifi teslim almak için olacaktır. vazifesi odur”1805 Nazım Efendi’ye göre Mehdi(as)’ye ait emanetler İstanbul’da bulunan evliyadan bir zât tarafından gözetilmektedir. bu bilginin bilimselliği ve bunun gereği olan “yaygınlık” ve “paylaşılırlık” nitelikleri açısından tartışmalı görülmektedir. sadece bir zümrenin tanık olduğu vakıayı. 140. s. 354 . Ancak bu tecrübeyle edinilen bilginin paylaşılabilir olması. tecrübe edenler arasında. epistemoloji anlayışı da 1805 1806 Kıbrısî. yaşayabilecek her mü’mine açık olduğu kadar. Nazım Efendi bu zâtın. onu tesmiye için orada Peygamber Efendimizin(sav) ruhaniyeti ve evliyaların hazır olduğu bir mecliste içtima olup. Dolayısıyla. vaktin sahibi olduğuna dair ondan bey’at üzerine durup bütün evliyalar da orada bey’at ettiler. Hazreti Mehdi(as) yedi günlük olduğunda. Sonra kendisi mübarek elini koyup. s. tanık olmayanlarla paylaşma sürecinde oluşmuştur. diğer kıyamet haberleriyle birlikte şerh ve tevillerine de dayanırken. Mehdi(as)’nin zuhuru hakkında verilen haberlerin. 138. Mehdi telakkisini görmemizde onun açısından bir sufî tecrübe olması hasebiyle çok önem arz ederken. İsâ Mesih(as)’in ve Deccâl’in ahir zamanda zuhuruna işaret eden haberler ile iç içedir.

Ey cehennem ahalisi! Artık ölüm yoktur!’ diye nidâ eder. İbn Arabî (v. Ankara 2004. Bu o kadar önemli değil. Ramazan. Buhârî. tecrübeyi yaşayan kişinin hal ve davranışlarının terakki etmesi. dördüncü mertebesi olan misal (hayaller) âleminde gerçekleşir. 638/1240)’ye göre bu tecrübeler. ashab-ı kiramla(ra). Meşayıh-ı kiram tecrübelerinde ise. 6457. hayatı anlatılırken ele alınmıştır. Hızırla(as). kutuplarla ve evliya-ı kiram ile manen görüşme tecrübeleri yaygındır. ‘Ey cennet ahalisi! Artık ölüm yoktur. İslamî hükümlere muhalif olmaması. ister fasid olsun. Sonra bir münâdî. Şeyh Nazım’ın ve Hakkâniyye’nin özgün bir yönü olduğu görülmektedir. benzer tecrübeleri yaşamış büyük sufilerin bildirdiklerine ters düşmemesi icab eder.” Bkz. Müşâhede âlemine ait her şeyin. ölüm alacalı bir koç suretinde getirilir. hakikatleri orada sembolik olarak bulunur.1808 Bununla birlikte Mehdi anlayışının İslamî olup olmadığı ve büyük mutasavvıfların tecrübelerine aykırı düşüp düşmediği. diğer bilimsel kanunlara ters olmaması gibi şartları vardır. yapısal açıdan duyu tecrübesi ile neredeyse aynıdır. 355 .1807 Kıbrısî’nin tecrübesine bu açıdan bakacak olursak. Ertürk. Hz.duyu algılarına indirgemiş bilimsellik açısından. Mesela bir bulgunun bilimsel olması için. Benzer şekilde bir sufi tecrübenin. Fecr Yayınevi. 1. Bölüm/Nazım-ı Kıbrısî’nin Hayatı ve Eserleri. mana âlemindeki müşâhedelerin. Sufî Tecrübenin Epistemolojisi. cehennem ehli de cehenneme vardığında. 43/2850. Sahih. Ancak. mülk âlemiyle çelişmesinden dolayı reddedilse de. hal ve davranışları. Mehdi(as) ile görüşme tecrübeleri. beş merteben oluşan varlığın. Bizim amacımız misalin varlığını ispat etmektir. cehennem ehlinin hüzün ve kederi de bir kat daha artar. Sahih. ıstılahta yer alması için. mevzu bahis olur. yaygın ve paylaşılabilir olmadığı gerekçesiyle önemsiz addedilen sufî tecrübe. Kıbrısî’nin Mehdi anlayışı İslami kaynaklarla mukayeseli olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Müslim. Cennetle cehennem arasında yatırılıp kesilir. Bu hâdise sebebiyle cennet ehlinin ferahı bir kat daha artar. bu âlemin varlığı kabul edilmektedir: “Öyleyse o ister sahih olsun. 1808 Bu tezde bkz. Bu başlıkta. Dolayısıyla zahir ulemasının eleştirileri misal âleminin varlığına değildir. Onların eleştirileri. Peygamber(sav) ve Peygamberlerle(as). onu bir yana bırak. 1809 “Cennet ehli cennete vardığı. mülk âlemine nisbeten anlamsız olmasınadır. Kıyamette ölümün koç suretinde 1809 getirilip kesilmesinin gerçekleştiği bu âlemdeki müşâhedelerin. tecrübe ve/veya deneyle isbat edilmesi. 1807 Tafsilatlı bilgi için bkz.

1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Tasavvuf Sohbetleri. Bunlardan bir tanesi Ebu Davud’da şöyle geçmektedir: “Halifenin ölümü anında ihtilaf olur. İstanbul. Bu keramettir. oniki bin evliyanın yaptığı. Medine ve Kudüs de dâhildir. 137. Bu bey’at Mehdi(as)’nin halifetullah olduğu yönünde olacaktır. 129. s. O emanetlerin pörsümüş hali gidecek ve Efendimizin(sav) zamanında nasılsa aynen öyle olacaktır. Mekke halkından bir grup onu. rüya yoluyla birçok kişinin yaptığı manevî bey’atlardır.”1813 Hadis-i şeriflerde manevî bey’attan söz edilmemektedir. 356 . Medine halkından bir kişi koşarak Mekke’ye çıkar. manevî ve maddi olmak üzere üç çeşit.Misalde zuhur eden şeylerin sahihliğine veya fasitliğine pek aldırmıyoruz… Bu âlemin mertebelerini bilmeyen. Üçüncüsü ise Mehdi(as)’nin maddî zuhurundan sonra Şam’da umumî olarak Müslümanların yapacağı bey’at olacaktır. marifet ehli sayılmaz. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Bey’atlardan sonra Mehdi’nin yedinci konağı olan İstanbul’a varışını Kıbrısî şöyle ifade etmiştir: “Sancağ-ı şerîfi ve mukaddes emanetlerin hepsini alır. Şam. Halep.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. istememesine rağmen (bulunduğu yerden) çıkarırlar. Hama olarak yedi konakta da bey’at alacaktır. Hz. Bunlardan birincisi. hadis şerhlerine ya da Kıbrısî’nin tevilleri dayanmaktadır. 5/94.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir.”1810 Mehdi(as)’nin zuhurundan sonra. 1813 Ebu Davud.1811 Kıbrısî’ye göre Mehdi(as). Hacer-i Esved’le Makâm-ı İbrahim arasında ona bey’at ederler. 1812 www. Onun şerrinden kendini korumak isteyenler Şam’a gelsin’ Mekke. Kıbrısî. Allah’ın düşmanı Müslümanların düşmanı huruç etmiştir. Marifet ve Hikmet. s. Sünen. ikincisi.izleveindir. Bursa. Mehdî(as) kerametle yürür. Arafat dağında.”1814 1810 1811 İbn Arabî. bey’attan bahsetmiştir.izleveindir. Konya. İstanbul’da bey’at verir gökyüzünden bir seda gelir ki. İstanbul’a yapacağı yolculuk esnasında. Dolayısıyla manevî bey’at hususu. ey Mü’minler. Kıbrısî. 140.1812 Mehdi’ye bey’at edilmesi hususunda bazı hadis-i şerifler vardır. Trablusgarp. ‘Ey insanlar. 1814 www. Humus.

357 .Bu kronoloji içerisinde İstanbul’un fethi hadisesinden sonra Şam-ı Şerif’e dönüleceğini düşünecek olursak. ümmeti Muhammedîden olduğunu tahakkuk etmek için. deccâl başlığında incelenecektir. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.1816 Buhârî ve Müslim’de yer almaktadır. Deccâl’i kılıcıyla öldüreceği belirtilmektedir. 34. Mehdi(as)’nin İstanbul’dan Şam’a dönmesi esnasında Deccâlin Kudüs'e gideceğini ve oradan tüm dünyaya küfrü yaymak üzere kırk günlük bir seyahate başlayacağını söyler. 1816 Buhârî.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. Cenâb-ı Hakk. Müslim: İmare. Bu hadiseler içerisinde Hz. Şeyh Nazım şöyle ifade etmiştir: “Mehdi(as)’nin hükmü yedi sene sürer. Namaz kılacakları zaman ineceği ve Müslümanlara imamlık yaptıktan sonra. İsâ(as)’nın Deccâl’in çıkışından sonra ortaya çıkacağı. İsâ(as)’nın nüzulü ile ilgili hadis-i şerif çok fazladır. Müslümanlar Deccâl’le savaşa hazırlanırken. Kıbrısî. 1817 Müslim. Bu zaman içerisinde kötü ve şeytani hiçbir şey kalmaz ve dünya adeta 1815 www. 1. Hz. Ebu Davut. Hz. Mehdi ile Şam’da buluşur. Kırk gün sonra Hz. Kıbrısî’nin buluşmaya dair beyan ettiği hadisler. Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği bir hadisde. Hz. 51. Mehdi(as) namaz için mihrâba girer ama heybetli Îsa Peygamberin(as) geldiğini görünce mihrabtan geri çekilir ve mihrâbı işaret edip Îsa Peygamberi davet eder… Îsa Peygamber(as). Fiten. Mehdi(as)’nin arkasında durur ve namaz kılar. Fiten. batı Roma’nın fethine izah getirilmemiş olmaktadır. Îsa(as)’yı gönderdiğinde.”1815 Burada beyan edilen deccâl ile ilgili ifadeler.1817 Ancak bu eserlerde Mehdi ismi geçmediği için. Deccâl’i Şam yakınlarında öldürür ve Hz.izleveindir. Kıbrısî bu buluşmayı şöyle ifade etmiştir: “Îsa peygamber gelinceye kadar Şam’da mahsur kalırlar. Îsa Peygamber(as) gökyüzünden sabah namazında iner. daha önce belirttiğimiz diğer kaynaklarda mezkûrdur. Hz. İsa nüzul eder. İmare. Kıbrısî’nin beyanlarında doğu ve batı Roma’nın fethi konusunda detaylı izah ile karşılaşılmamıştır. 11. Hz İsa bütün dünyada kırk yıl hükmeder. Ondan sonra ise. İsâ(as)’nın İstanbul’un fethinden sonra. Mesela Hz. Deccâl’in öldürülmesinden sonraki süreci.

508. Bkz. Mü’minler cennetten gelen rüzgârı teneffüs edip ruhlarını teslim eder ve kıyamet geriye kalan kötülerin ve kâfirlerin üzerine kopar. kıyametin de bu insanların üzerine kopacağı ifade edilmektedir.1823 Dolayısıyla 1818 1819 Kıbrısî.”1820 ayetinde geçen “gable mevtihi” ifadesindeki zamir. 431-432. Ta ki. “Kitap ehlinden her biri. İbn Mace. İsâ(as) Medine'de ruhunu teslim eder ve Peygamberimizin(sav) yanına defnedilir. Sonra kötüler ve şeytaniler dünya üzerinde azar azar yeniden ortaya çıkar ve on yıl boyunca çoğalırlar. 59. uzun uzun bir takım şahıslar ve olaylardan söz edilmektedir. Fiten.” Bkz. dünya ve içindekilerden tamamından daha hayırlı olur. 24. Sem’an’dan gelen bir hadiste. s. Tefhîmu’l-Kur’ân. yedi ya da dokuz sene olarak bildirilen hadis-i şeriflerin birine dayandırıldığı kanaatindeyiz. Müsned. 36. 59. Hanbel. Fiten. domuzu öldüreceği. Fiten. Mesela. Mevdudî. Ramûz el-ehadis. 1821 Konyevî. Peygamberin şöyle buyurduğunu nakletmektedir: “…Beş. 62. Allah Zülcelal Hazretleri ona rahmetini indirir. “Ümmetimin sonunda Mehdi (as) çıkar. 21. Hak Dost 4.”1822 hadisi ise bu anlayışın muhaddislerce kabul gördüğü kaynaktır. 110. 4084. 358 . Mezâlim. ss. 1108. İman. Nevvas b. umumî müfessirler tarafından Hz. 33. c. tek bir secde. İsâ(as) olarak yorumlanmış ve Hz. Hadisin en sonunda ise. İsâ(as)’nın ölümünden önce. haçı kırıp. Fiten. Cariyeler bile saygı görür. Ebu Hureyre. 4/182. O zaman mal öylesine çoğalır ki kimse onu kabul etmez. 1820 Nisa: 4/159. Yedi veya sekiz yıl yaşar. cizyeyi kaldıracağı vakit yakındır. 1821 “Nefsimi kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki. ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. Ahmed Ziyâüddin. müfessirlere göre bazı ayetlere istinad edilmiştir. Tirmizi. Fiten. 103-105. Ebû Said ra) tereddüd etmiştir. Tirmizi. Davar çok olur.1819 Ancak Hz.” Yedi veya sekiz rakamında ravi (Hz. c. s. ss. 1. 242-243. geride insanların kötülerinin kalacağı. bazı hadislerde ravinin tereddütüne göre beş. Allah güzel kokulu bir rüzgâr göndereceği ve bütün Mü’minlerin ruhunun kabzedileceği. 1822 Buhârî.3.cennet gibi olur. yedi ya da dokuz sene hüküm sürecek ve doğu beldelerinden gelen siyah sancaklı adamlar onun (Mehdi’nin) ordusuna katılacaklardır. Bu on yılın sonunda. 4088. Mal sahih olarak verilir ve müsavaat üzere taksim edilir. Hülasâtu’l-Beyân. Arz ona nebatını çıkarır. Hz. Müslim. 1823 Müslim.”1818 Mehdi(as)’nin yedi sene yaşaması yönündeki anlayış. tüm insanların iman edeceği ve asr-ı saâdet misali bir altın çağın olacağı anlayışı kabul görmüştür. Kırk yılsonunda Hz. 31. Enbiya 49. Gümüşhanevî. İbn Mace. adaletli bir hükümdar olarak Meryem oğlu İsa’nın aranıza adaletli bir hâkim olarak ineceği. İsâ(as) mevzuunda beyan edilen diğer haberler.

hizmet edenlerin. 1828 İbn Mâce. c. Peygamber(sav)’e miracda verilen ve bugüne kadar açılmayan sırlar açılacaktır. 224 359 . hadis-i şeriflere dayanmaktadır.1832 sağ 1824 www. Fiten. pis ve necis yapan gübredir. kızılca renkli. Kıbrısî. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 67) ve yahûdîler (Müslim. 3. Mehdi’nin saltanatını hazırlayacaklardır.com/video arşiv/MSH-47-secretsMiraj-1-102406. Müsned. Fiten. münafıklar (Hanbel.1827 Deccâl ismi Kur’ân-ı Kerîm’de geçmemektedir. 35. ahir zamanda vuku bulacak alâmetlerdendir. Kamûsu’l-muhît. c. 25. Hz. sırlar keşfedilecek ve yeryüzü adaletle dolacaktır. sahtekar demektir. s. 1825 Buhârî. Buna bağlı olarak. 124.sufilive. 238).Kıbrısî’nin bu ifadeleri. Müsned. 3.1824 c. Binaenaleyh. Farklı bir ifadeyle ahir zaman ümmetine kıymet kazandıracak olan nesne. 16. Lisânu’l-Arab. aralarında Mehdi(as)’nin bulunmasıdır. Fiten.” yönündeki bir anlayışa istinaden. 4.1830 kıvırcık saçlı. yalancı mesih anlamına gelmektedir. deccâl olan mesih.1826 Deccâl’in bir manası da bulunduğu yeri kirleten. Hz. s. Fiten. 1826 Sarıcık. kadınlar (Hambel. Feyruzabadi. Hâlidiyye-i Hakkâniyye müridleri olması beklenmektedir. “Doğu tarafından birtakım insanlar çıkıp. ahir zaman ümmeti övülmüş olduğundan. Hanbel. 294.1831 iri cüsseli olup. 2. onlardan olmak üzere dua etmektedir. çok yalancı. DECCÂL: Deccâl. 1829 Ona özellikle inançsızlar. Deccâl ve Deccâliyyet. Hadis-i şeriflerde bildirilen deccâl. Müsned. s. Bu telakkilerin sonucu olarak Tarikat-ı Hakkâniyye meşayıhından tevarüs eden bir vazife çıkmaktadır. 33. onun Mesih gibi bazı kuvvetlerle donanmış olmasından ileri gelmektedir. Bununla birlikte Mehdi(as)’nin zuhuruyla. büyük bir baştan çıkarıcıdır ve bu durum. manevi tecrübelere ya da hadis şerhlerine değil. c.1829 Deccâl. 997-998.2. gönüllerdeki imanlar kemale erecek. c. 1827 İbn Manzûr. s.1825 Bu manaya bağlı olarak elmesihu’d-deccâl. İbn Mâce. s.1828 Deccâl. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs eden bu anlayışa bağlı olarak ahir zaman ümmeti övülmüştür. s.

ahir zaman hadisleri çerçevesinde ele alınmıştır: “Nerde o nefesi kutlu Hz. 320. Enbiyâ. metoforik kullanımlarla karşılaşılmamıştır. 1/195. İslam Tasavvufu. 68. bu anlayışlardan farklı değildir. deccâlin Horasan tarafından Filistin topraklarına geleceğini söylediği bir sohbetinde. İsâ(as) ki. manevî yanını kuvvetlendiren kişiyi. Ru’yâ. Ebû Dâvûd. 20. dirilelim. 1837 Mevlanâ. Buhârî. c. 33. eder ihyâ. 105. inkâr ettikleri için deccâli beklenen peygamber zannedeceklerdir. Hac. 1839 Kıbrısî. s. Mevlanâ. Hz. Melâhim. İsâ(as)’sı gökten inmiş. söz konusu tanımlamasında. bilmeyen her Mü’minin okuyabileceği biçimde “kâfir” yazılıdır. Fiten. 2. İbn Hanbel. Müslim. zünnârları koparıp atsın. Yazıcıoğlu. İsâ(as)’yı. 11. gel de bize güzelliğinin efsununu oku da. Muhammediye. 1833 Buhârî. İsâ ve Deccâl anlayışlarının metoforik anlatımını. Fiten. Müslim. İbn Haldun. bir metafor olarak zikredilmiştir. 1836 Mısrî. 799. 30.”1838 Nazım Efendi’nin ifadelerinde.veya sol gözü kördür. 1830 Buhârî. 1834 Buhârî. s. 2/135. 1832 Buhârî. Meryem(as)’in vasıtası olmaksızın coşup taşsın da onun yüzünden Hristiyanların gönülleri. Niyazî-i Mısrî(v. b. diğer gözü dışa doğru patlaktır. 43. Her peygamber ümmetine. 104. nefis yönünü zayıflatan. 103. Mukaddime. Mevlanâ’daki gibi. 8. s. onu öldürerek ruhu ve azizliği temsilen İsâ(as). 1838 Aynı eser.1834 Sufilerin deccâl anlayışı. söz konusu anlayışa bir misaldir. 151. Nerede deccâle hançer çekecek Hz. kıyameti kopması. Enbiyâ.1833 İki gözü arasında. Kimi deccâl olup. yani Hz. 14. 1106/1694)’nin “Kimi İsâ nefestir. 1831 Buhârî. 100. Tasavvuf Sohbetleri. 17. 544.1839 katılacaklardır. s. 362-363. 33. Müsned. s. İsâ…”1837 “Ey zamanenin İsâ’sı. Tevhîd. 137. Ru’yâ. Libâs. 138-139.1835 Ancak bunlara ek olarak nefs ve zilleti temsilen deccâl. Mesela varlık vehmini tamamen ortadan kaldıran kişi. Yahudiler ve İsrail halkından bir zümrenin ahir zamanda gelecek bir peygamberi beklemekte olduklarını ifade etmiştir. deccâlini öldürmüş İsâ’ya benzetilirken. Divân-ı Kebîr. 87. Bununla birlikte Mevlanâ. deccâlini öldürmüş kişi olarak tanımlar. sağı ölü eyler”1836 dizeleri. Tam ve Tekmil Divânı. Envaru’l-Aşıkîn. Bkz. 506-507. ahir zaman hadisleriyle birlikte işlemiştir. Yılmaz. Kıbrısî. 173. 3. 20. Hz. ss. Libâs. yazı bilen. 360 . b. ss. 1835 Yazıcızade. s. Kıbrısî’ye göre İsrailoğulları kendilerine gönderilen Peygamberleri. bu baştan çıkarıcıdan korunmayı emretmiştir. 3/79.

İsrail’de kendisine ayrılan tahta oturduğunda dünyanın hâkimi olduğunu ilan edip. s. mucitleri. 110. Ladinilik. ona uymayanlar son derece kıtlık içine düşeceği bir tasarrufundan bahsedilmiştir. 137. 1842 Müslim. adamın her parçası. İbn Mâce. 1 ss. kendilerine gönderilen kurtarıcı zannedecekleri yönündeki anlayışın istinad edilebileceği bir hadis-i şerife göre. toprak da bol ürün verecek. ikinci günü bir ay gibi. 1844 Müslüm. Fiten. Tasavvuf Sohbetleri. 33. Bu görüşe göre deccâl. üçüncü günü bir hafta gibi. 1843 Kıbrısî. Sahih. deccâlin ekseri tabileri Yahudiler olacaktır. 362. Şam. 1840 1841 Hanbel. yöneticileri ise.”1844 Bu süre zarfında yerin göğün. ikinci ise bir ayda yapılabilecek tahribatı yapar.Hadis kaynaklarında kıyamet alametleri bildiren rivayetlerde deccâlin doğuda. 361 . sonra bir haftalık ve sonra da. Bunların liderleri. bir yılda yapılabilecek tahribatı.1840 bir rivayete göre İsfahan’dır. 20. diğer günleri sizin günleriniz gibidir. yüzyıl başlarında zuhur eden ve bütün dünyayı dinsizliğe. Farklı bir ifadeyle ilk günü. deccâlin emrine uyacağı bildirilmiştir.1841 Dolayısıyla ahir zamanda zuhur edecek deccâli. Bu yer bir rivayete göre Horasan. 7. kırk gün uzun bir zamanı ifade etmektedir. Bununla birlikte uğradığı harabeler içinden defineler çıkaracağı. kendisine uymayan Mü’min bir genci kılıcıyla ikiye böleceği. oluşum ve sistemler deccâlliyetir. Gün. 110. dinleri. toplum hayatından uzaklaştırmaya yönelten her şeydir. dünyevilik. c. Deccâl hâkimiyeti esnasında. 1845 Müslim. uzak bir yerde ortaya çıkacağı bildirilmiştir. sonra ikiye bölünen bu adam deccâlin çağrısıyla yanına geleceği bildirilmiştir. Mekke ve Medine hariç tüm dün yaya kırk gün hükmedecektir. gizli/açık şirk.1843 Hadis-i şeriflerde deccâlin kırk gün hüküm süreceği kaynaklarda şöyle geçmektedir: “Bu kırk günün birinci günü bir yıl gibi.1845 Bir görüşe göre deccâlin bu hâkimiyeti ve süresi Hz. hadislerde devir manasında olup. fitne ve imansızlık ile insanlar arasından hakikatin zıddında olan tüm fikir. irtidada. emriyle kendine uyanlara yağmur yağdıracak. Müsned. kendisine secde edilmesini isteyecektir.1842 Nazım Efendi’ye göre deccâl. 4. Fiten. Fiten. bir ok atımı kadar birbirinden uzak düşeceği. bir günde ne yapılabilirse onu yapar manasına gelir. Peygamber(sav)’in meteforik anlatımlarındadır.

136-324. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. b. Ondan sonra yeryüzünde o vakte kadar kırk sene içerisinde tek kâfir yoktur. Bu anlayışa esas teşkil eden hadislerden bir kısmının. Bu görüşe göre. Efendimizin(sav) ayağı ucuna defnolunur. 1848 Bu tezde bkz. Deccâl ve Deccâliyyet.1849 Şeyhe tam teslimiyet ve bu haberlerden şüphe etmemenin önemli olduğu Hakkâniyye yolunda. ıslah ve yenilik adına kendine uyanlara hükmetmeleri söz konusudur. İsâ(as) kırk sene Efendimizin(sav) şeriatı üzerine hükmeder.1846 Tüm bu bilgilerin kaynağının Hz. Kıbrısî. gerçek âlimlerdir. 362 . Ondan sonra İsâ(as)’nın zamanı on sene daha devam eder. yine hadislere dayanarak şu şekilde ifade edilmiştir: “…Allah deyenler bulunduktan sonra kıyamet kopmaz.Mürşid-d. Efendimizi(sav) ziyarete gider ve ruhu orada kabzolunur. manevî hayata kördürler. Onu koklayan her Müslüman. İsâ(as). Sonra Allah melaike gönderir. deccâlin Mü’min genci ikiye bölmesi ise. kıyamet.1847 Bu durum Kıbrısî’nin mürşid. 103-105. aslında bir bakıma üstadlarının ve şahsının tevilleriyle şekillenmiş bir anlayışı beyan etmektedir. 1849 Bu tezde bkz. sadece maddi hayatı görür. Hep tevhîd ehlidir.Mürid. Bilim ve teknikle yeryüzündeki tüm hazinelerin ortaya çıkması sonucu takipçilerine. ruhunu teslim eder. âlim ve evliya anlayışıyla da ilgilidir. mürid ve terbiye anlayışıyla ilgili olduğu kadar. Çünkü bu bilgi kendisine Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs etmiştir. Makamlar ve Seyr u Süluk ile İlgili Kavramlar/c. 1846 1847 Sarıcık. Sonra Cenâb-ı Allah cennetten bir rüzgâr gönderir.1848 Çünkü onlar hakikat ilmine haiz. lakin kıyamet alametleri her tarafta görünmeye başlar. Farklı bir ifadeyle mürşidin terbiyesinde hakikati arayan mürid. mürşidine kalben dahi muhalefet etmez. İlim.küçük deccâllerdir. ss. onları defneder. Peygamber(sav) hadisleri olduğunu ifade eden Nazım Efendi. Bu yüzden rablik ilan etmeleri. Hak Dost 4. arkeolojiden jeolojiye tüm bilimlerin mahsulü olan yer nimetlerini arz etmesidir. Müslümanların iman ve fikir hayatlarını nifakla bölmesi ve öldürmesi ve bâtılla ihya etmesi gibi manalarda tevil edilmiştir. hadis ulemasınca zayıf olarak nitelendirilmesi. ss. Veli . Kıbrısî açısından bir şey ifade etmez. tahricen değerlendirilmelerine bağlı olarak. Bir gözü kör olan bu kişiler ya da akımlar. Kâfirlere bir şey olmaz. Tekrar küfür orada burada görünmeye başlar.

Bu ve benzeri rivayetlere istinaden. 103-105. gelişiyle birlikte tabiatta ne gibi değişikliklerin olacağını anlatmıştır. bütün mü’minlerin ruhunun kabzedileceği. onun bedensel özelliklerini ve yeryüzünde ne kadar kalacağını. zayıf ve merdud olmak üzere birçok hadis bulunduğundan. soluğu. 4. Allah(cc)’ın güzel kokulu bir rüzgâr göndereceği. 363 . Fiten. Fiten. Ebu Bekir’in(ra) deccâl vasıflarına uyan bir çocuğu dikkatlice tahkik ettikten sonra Hz. Hadisin en sonunda ise. yeryüzündeki hızını. deccâl hususundaki tevillerinde yanıldığını. bazı hadislerin şerhlerine dayandırılma ihtimalleri de vardır. s. 1854 Sarıcık. Tirmizi. Peygamber(sav) burada ashabına deccâlden çokça bahsetmiş. 59. 1853 Bulut. Hz. İsâ(as) ona uyanların Ye’cuc ve Me’cuc ile savaşmalarından. 1852 Kıbrısî. Peygamber(sav)’in bildirdiği ahir zaman haberlerinden şüphe 1850 1851 Kıbrısî. bir defasında Hz. Ondan sonra mesih-i deccâlin peşine düşüp onu öldürecektir. kendi gözünün görebildiği yere kadar gidecek ve herkes onun soluğunu duyacaktır. Peygamber(sav) zamanında da sahabeler tarafından beklendiği. İsâ(as)’nın soluğunu duyan her kâfir hemen ölecek. ayrıca yeryüzünde meydana gelecek bazı güzellik ve bereketlerin görüleceğinden bahsedilmiştir.Namazlarını kılarlar. 192. bu anlayışına dayanak teşkil edebilecek bir hadisi zikretmemiştir. geride insanların kötülerinin kalacağı. Ebu Bekir’e. 182. Bununla birlikte deccâlin Hz. 85. uzun uzun bir takım şahıslar ve olaylardan söz edilmektedir.1851 1994 yılında yaptığı bir sohbette Şeyh Nazım. kıyametin de bu insanların üzerine kopacağı ifade edilmektedir. Mehdi(as) anlayışında da olduğu gibi.”1850 Nevvas b. kıyamet onların başına kalır. Rivayetin devamında Hz. Hak Dost 4. Hadis’e göre Hz. Müsned. söylediği kaydedilir. s. s. Hak Dost 4. 99.1852 Kıbrısî. c. sahabenin de deccâli beklediği ve yanıldığı kanaati vardır. Deccâl ve Deccâliyyet. s. Yeryüzünde yalnız kâfir kalır. ss. Deccâl hakkında sahih. Deccâl.1854 Dolayısıyla Kıbrısî’nin deccâl konusuna yaklaşımı. 110. Peygamber(sav)’e haber verdiği ve O’nun da Hz. Sem’an’dan gelen bir hadiste. Hanbel. Bu hadisten öğrendiğimize göre Hz.1853 bu ifadelerin hadise dayandırılma ihtimali olduğu gibi. Müslim. deccâlin Hint Okyanusunda bir adada zincirli olduğunu belirtmiştir.

İsâ nüzul eder. Kırk yılın sonunda Hz. Mehdi(as) ve İsâ(as) başlıklarında yeri geldikçe değindiğimiz hadisat içerisinde deccâlin malum sonu bildirilmiştir. Fiten. deccâlı Şam yakınlarında öldürür ve Hz. Şeyhinin de tasdik ettiği bu haberler.etmemek üzerine kurulu olduğu görülmektedir. kıyamete kadar uzanan süreci şöyle ifade etmiştir: “…Bu arada. c. muhakkak gerçekleşecektir. Müsned. İsâ(as) Medine'de ruhunu teslim eder ve Peygamberimizin(sav) yanına defnedilir. Deccâl Kudüs’e gider ve oradan tüm dünyaya küfrü yaymak üzere kırk günlük bir seyahate başlar. 59. bu hadisler çerçevesindedir ancak. Kırk gün tamamlandıktan sonra Hz. Mehdi(as)’nin hükmü yedi sene sürer. Deccâl’in Hint Okyanusunda bir adada zincirli olması ise tecrübeye dayalı tevil nevinden heber olma ihtimali yüksektir. ss. Bu haberlere bağlı olarak yapılan günlük teviller gerçekleşse de gerçekleşmese de. Fiten. Hak Dost 4. Hz İsa bütün dünyada kırk yıl hükmeder. Mehdi ile Şam’da buluşur. şuan gerçekleşmese bile.1855 Deccâl’in öldürülmesinden sonraki hadisatın muteber kaynaklarda geçen hadisi zikretmiştik. Mü’minler cennetten gelen rüzgârı teneffüs edip ruhlarını teslim eder ve kıyamet geriye kalan kötüler ve kâfirlerin üzerine kopar. Bu zaman içerisinde kötü ve şeytani hiçbir şey kalmaz ve dünya adeta cennet gibi olur. 364 . Tirmizi. deccâlin öldürülmesinden itibaren. 1855 1856 Kıbrısî. Bu on yılın sonunda. Müslim. asıl olan şüphe etmeden beklemektir. 4. 182. Deccâl’in Horasan tarafından zuhur etmesi. muhtelif tevillerden bir tanesidir diyebiliriz. Sonra kötüler ve şeytaniler dünya üzerinde azar azar yeniden ortaya çıkar ve on yıl boyunca çoğalırlar. 110. Şam. Hanbel. Kıbrısî. s. Mekke ve Medine hariç tüm dünyaya kırk gün hükmetmesi bu çerçeveden haberlerdir. Ancak bunlara ilaveten manevi tecrübelere dayalı teviller de bulunmaktadır.1856 Özet olarak Kıbrısî’nin deccâl anlayışı. 103-105. Ondan sonra ise.

İhlas Vakfı. Allah(cc) üzerine yemin etmek ve isitiğase (imdat dileme) büyük günah addedilerek.: A. Beyrut 1995. Teymiyyeci yaklaşımın devamı niteliğinde olan Vahhâbîlik anlayışında ise. 18. Peygamber(sav)’e seyyidina (efendimiz) demek. Dâru’l-Marife. Işık. Tashihü’lmesâil. Zeynî. Bu anlayışın bir sonucu olarak Teymiyyeciler bir tevhîd anlayışı geliştirmiş. Berekat Yay. es-Selefiyyetu. İstanbul 2002. tescim ve teşbih inançlarına dayanmaktadır. Kıbrısî’ye göre Yahudilerin uydurduğu bir yoldur. tevessülü ve nezri (adağı) şirk kabul etmiştir. İmare. Ter. 1744 yılında Suûdî Devletinin kurucu ailesi tarafından destek gören bu düşüncenin kurucusu. Press. elVehhabiyyetu fî suretiha’l-hakikiyyeti. İbn Teymiyye’nin (v. 1792 yılında vefat etmiştir. Faruk Meyan. ulema ve halk tarafından çok tepki görmüştür. Abdulhamîd. İstanbul 1976. men edilmiştir. ekser tevhid anlayışını reddeden bir tevhid akidesi üzerine kuruludur. kabir ziyareti yapmak. Vahhâbîler hakkındaki bu düşüncelerini 1857 1858 Natana. mevlid-i şerif okumak. es-selefiyyetu’l-Vahhâbîyyetu. Ali b.d. Daru’l-İmâm-ı Ravvas. Işık Kitabevi. İslam’daki ruhaniyeti reddeden Vahhâbîler için Peygamber. ekseri İslam ulemasını tekfir etmiş. Sagafi. edDuraru’s-seniyye fî reddi ale’l-Vehhâbîyyeti. günümüz Müslümanlarının maddeperest inanç ve yaşantılarının müsebbibidirler. el-Gadiyr. 1207/1792) adına nisbet edilen Vahhâbîlik. Vahhâbîlik: Vahhâbîlik. İstanbul 1977. New York 2004. Sâib. 728/1393) sıkı takipçisi addedilen Abdullah İbn Vahhâb’ın (v. Allah’ı cismanî varlık olarak tassavvur etmek olan tescim anlayışı ve Allah’ı mahlûkata benzetmek olan müşebbihe anlayışı. Dehlân.1857 Bir görüşe göre Vahhâbîliğin Allah akidesi. evliyayı ve manevi mertebeleri reddettikleri için Vahhâbîler.1858 Mezhep dışı olan Vahhâbîlik. Beyrut. Delong-Bas. Wahhabi Islam. Muhammed Fadlürrasul.. Bu anlayışa göre. Teymiyyecilik ve Vehhâbilik. Abdülkerim. Oxford Unv. postacıdan ibarettir. Tunus. Sudi Arabistan’ın Necid bölgesinde ortaya çıkmıştır. kabir üzerine türbe yapmak. Hüseyin Hilmi. Hz. Fazilet Neşr. Peygamberi normal insanla bir denk gördükleri. Teymiyyeciler ve Vahhâbîler arasında zımnen mevcuttur. Bu görüşü savunan meşhur eseri Kitâbu’t-tevhid. Vehhâbiyye Nashiyat. yüzyılda. Muhammed. 365 . İstanbul 1976. Polat.. Ahmed b. Hasan.

mürîdlerin kötülükleri Vahhâbîlik olarak genelledikleri tespit edilmiştir.06. Mekânın mekîn ile şeref bulmasına bir delili ise Meryem(as) kıssasından getirerek Zekeriyya’nın(as). 286. 1861 Atay. 1863 Âli İmrân: 3/38. Hakkâniyye içinde yapılan bir antropolojik çalışmada.1860 Hakkâniyye çevresinde de sık sık yapılmaktadır. Kitâbu’lBehceti’s-seniyye. İslam’ın batıni yönüyle ilgili izahlarda.”1862 âyetine işaret ederek mekânlara atfedilen bu kutsiyete Kur’ân’dan delil getirmiştir. Bu reddiyelerden birisi için bkz. 108-109. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. kendisine oğul istediğini söylemiştir.paylaşırken Nazım-ı Kıbrısî. İstanbul 2002. Dolayısıyla Vahabîlerin bu tür ziyaretleri engellemelerini. “Orada Zekeriyya Rabbi’ne şöyle dua etti…”1863 âyetinde orada anlamında olan “hunalike” kelimesine atfen insanların mübarek yerlere gitmesinin İslamî olduğunu ifade etmiştir. Ebediyete Davet. 1864 www. birbirlerinde gördükleri yanlışlıkları “Vahhâbîlik yapma!” diyerek uyarmaktadır. ss. Abdullah Halidî Nakşibendî.1859 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbetlerinde. Meryem(as) ile şereflenen mekânda. Kutsal mekânları red eden selefî düşünceyi eleştirirken Şeyh Nazım. birçok sohbetinde tenkid etmiştir. s.1864 1859 1860 el-Hakkânî. Vakfu’l-ihlâs. Şeyh Nazım sıklıkla eleştirmiştir. Bu çalışmaya göre mürîdler. “şerefu’l-mekân bi’l-mekin” ifadesini kullanarak mekândaki kutsiyetin.1861 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. son dönem mutasavvıflarında olduğu gibi. Bu tür konularda genellikle zahiri yorumlar getiren Vahhâbîliğe karşı reddiye ve eleştiriler. 366 .2011. mevzunun Vahhâbîliğe gelme ihtimali çok yüksektir. Vahhâbîlerin mukaddes mekânları ve türbeleri İslam dışı addederek yıkmalarını. Selamet Yanlız Göklerden Gelir . orada mekân tutandan kaynaklandığını söylemiştir. Muhammed b. 1862 Bakara: 02/125.hakkanipost.com/İngilizce Sohbet Tercümesi/17. Yahudilerin dinlerini maddeleştirerek yaptıkları buzağı örneğini vermiştir. Hani. “…Sizde İbrahim’in makâmından bir namaz yeri edinin.

1867 insanlara kötülüğü ve çirkin işleri emreden. Komisyon. Havvâ ve Şeytan!) Birbirinize düşman olarak inin!” Bakara: 2/36. Hâlbuki şeytan. ardı arkası kesilmez dünyalık emeller) va deder ve kendilerini boş temennîlere sevk eder. 1873 “Ancak İblis. 1876 “İblis. Şeytan’ın Cennetten kovulma hadisesini bildiren ayetlerde adı. Allah(cc) kimi seçer ve faziletli kılarsa üstün olan odur. İblis olarak da zikredilmiştir. 146. uzaklaşmak anlamına gelen “şe-ta-ne” kökünden türetilmiştir. Kamûsu’l-muhit. 1872 “Ve böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık…” En’am: 6/112 . onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez. Âdem ve Havvâ(as)’yı harama ikna eden. sizden şeytanın pisliğini (vesvesesini) gidersin. 513. ‘Senin şerefine andolsun ki. s.1866 Allah’ın emrine asi olan. bilemeyeceğiniz şeyleri söylemenizi emreder. 135. ‘Ben ondan daha hayırlıyım. Firuzebadin. İran. Nisâ: 4/120. bununla sizi temizlesin. çirkin işleri ve Allah’a karşı. 120. er-Risale. s.” Yusuf: 12/5. Şeytan: Şeytan.1878 1865 İbn Manzûr. Hz. 261. Tasavvuf ehline göre şeytan. Keşfu’l-mahcûb. 1877 Kuşeyrî. s. Âdem(as)’e secde etmeyerek Allah(cc)’a asi olan. 236. Mu’cemu’l-vasît. Beni ateşten yarattın.e. 1871 “… Çünki şeytan. Lisânu’l-Arab.” Bakara: 2/169.1871 insanlardan ve cinlerden bir grup1872 olarak zikredilmiştir.1868 aldatan. onu ise çamurdan yarattın’ dedi” Sâd: 39/76. kalblerinizi pekiştirsin (kendine bağlasın) ve bununla ayakları(nızı) sâbit kılsın” Enfal: 8/11 . Müfredât. Cennette iken. 1868 “O (şeytan) size ancak kötülüğü. s. 1878 Hucvirî. Ta’rifât. elbette onların hepsini azdıracağım’ dedi” Sâd: 39/82-83. 1867 Meryem: 19/44.1869 vesvese veren.” Hicr: 15/31 . 1209. c. gadap ateşi. 1874 “İblis.1870 apaçık düşman. nefisten daha tehlikeli değildir. saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı. tarafından bir emniyet olmak üzere hafif bir uykuya bürüyordu ve üzerinize gökten bir su indiriyordu ki. Fussilet: 41/36 . ateşten yaratılmış mahlûk gibi manalara gelmektedir. insan için apaçık bir düşmandır. s. 1869 (Şeytan) onlara (uzun ömür. 1875 “İblis.1865 Kur’ân-ı Kerîm’de şeytan. içlerinden ihlâslı kulların hariç. Isfehanî. şerri ruh. ‘Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver’ dedi” Sâd: 39/79.1873 buna sebeb olarak kendisinin üstün olduğunu iddia eden. s.1877 Şeytan’ın lanetlenmeden önceki üstünlüğü kendinden değil. Şeytan kelimesi lügatte. s.1876 iblistir. 1866 “Derken şeytan onları(n ayaklarını) oradan kaydırdı da içinde bulundukları şeyden (o nimetten) onları çıkardı. 7. onların Cennet’ten kovulmalarına sebep olan.1874 Allah(cc)’tan mühlet isteyen. 367 . Curcanî. Bunun üzerine (biz onlara) şöyle dedik: (Ey Âdem.1875 insanları saptırmaya and içen. Allah(cc)’tandır. 1870 “O zaman sizi.

1883 Kıbrısî. hikmet sahibinde edeb zaruridir.1882 Şeytanın bu aldatmalarına en çabuk düşenler. hatayı Allah(cc)’a atfetmiştir. Âlime. İnanmayan insanlara kurduğu gaflet tuzağında onları inanmaya sevk edecek düşünce ve fikirlerden gaflete düşürür. Bu manada İblisin lanetlenmesine sebeb olan. Âdem(ra)’in ilmine nisbeten izah etmiştir. Bu fiiller vesilesiyle inanları iman dairesinden çıkarır veya çıkanları orada tutar. 1882 Kıbrısî. edep dairesinden dışarı çıkmıştır. A’raf: 7/16. onun haiz olduğu ilmin ruhsuz olmasıdır. hatayı kendinde görür. Çünkü Kıbrısî’ye göre. Şeyh Nazım’a göre şeytanın ilmindeki hakikat. Tasavvuf Sohbetleri. mühimdir. Tasavvuf Sohbetleri. insanları gaflete sürüklemeye çalışır. Hak Dost 4.Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre Şeytan.1883 Nazım Efendi’ye göre. İnanan insanlar için kurduğu gaflet tuzağında ise bâtıl bir fiili işlemeye sürüklemek vardır. müşrike. 1884 Kasas: 28/15. 368 . Hak Dost 4. Böylelikle. iblisin insanlara tuzak kurma konusunda mahareti vardır. hikmet ise ilmin ruhu olduğundan. Bu izaha göre yasak ağaç meyvesinden yiyen Âdem(as). s. s. kendi beraatını ilan etmiş ve bu suçu Allah(ac)’a yüklemiştir. münafıka başka 1879 1880 Kıbrısî. s. Ancak bu anlayışın somut bir göstergesi olarak verilen misal. hikmet ve marifet kavramları merkezinde incelenmiştir. bu noktada. İlim sahibi olmasına rağmen hikmet sahibi olmayan Şeytan. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre. 1881 Kıbrısî. Allah’ın emrine uymayarak. ilim sahibidir. 33. bu zelleyi işlediğinde. “(İblis): ‘Öyle ise beni azdırmandan dolayı (ben de) mutlaka onlar(ı saptırmak) için. boş duran ve bir işle uğraşmayan kullardır. Ancak ondaki ilmin hikmetten uzak bir ilim olmasından dolayı. secde edenlerden olmamıştır. “İlim-Âlim” başlığında ebeb. Hz. 135. 90. 144-145. ss. Kur’ân-ı Kerim’de bildirilen “Şeytan ameli”1884 insanları rahatlık ve özgürlük vaadiyle kandıran Şeytan’ın onlara işlettiği tüm İslam dışı amellerdir. senin dosdoğru yoluna oturacağım!’…”1880 ayetinde iblis. edepsizlik yapmıştır.1879 Bu anlayış. Allah’ın af ve merhametine sığınarak. âbide. fasıka. zahide başka. Ancak İblis. Âdem(as)’e secde etmediği zaman.1881 İblis.

1888 1885 1886 Kıbrısî. Dolayısıyla şeytan. İbn Teymiyye’nin de mutabık görüşüne göre şeytan. İman eden kulun içinde bulunduğu hal ve durumu anlamlandıramaması için çalışan Şeytan. insanları tarih boyunca karşılaşılan harb.1885 Şeytan’ın bu oyunlarına aldanmayan kişiler. Ebediyete Davet. 12. s. İlyas. iman etmeyen insanın iman etmesine vesile olabilecek her türlü fiilden alıkoymak için çabalar. Tasavvuf Sohbetleri. 145. onun bedenî rahatsızlıklara maruz kalmasına sebep olabilecek kuvveti vardır. 99-101. elinden almak ister. hakiki kul olmaktan da uzaklaşmıştır. nefsine. insanların hayatını kısaltarak. dünyaya veya hevasına kul olmayandır. ss. TDV İA. Çünkü bu aldanmanın içinde bulunduğu müddetçe insan. süslü gösterme ve aldatma üzerinden yapar. insanların imanlarını almak için onları öfkelendirir ve kavgaya sürükler. ss. iyi ve kötü arasında temyiz zafiyeti yaşaması için vesveseler verir. insan üzerinde cebri bir otorite kuramaz ancak. Bu görüş üzerinde İslam uleması ittifak etmiştir. Bu kalbi ehsas ve efkârın müspet iken menfiye dönüşmesinden başlayarak.oyunlarla yaklaşır. Nazım Efendi’ye göre Şeytanın hedefi. Şeytan. 369 .1886 Gaflet bahsinde irdelenen iki çeşit gaflet anlayışından hareketle Şeytanın kuracağı tuzak da iman edenler ve iman etmeyenler için farklı şekillerde olabileceği şeklinde yorumlanabilir. 1888 el-Hakkânî. milletleri büyük harplere sokarak imanlarını toplu olarak yok etmektir. 39. Bu tuzağa düşen Mü’min içinde bulunduğu durumu anlamlandıramamış olur. s.1887 Şeyh Nazım’a göre şeytan. şeytanın tuzaklarıyla doludur. Şeytan. 1887 Çelebi. insanı gaflet haline düşürerek. şeytana. c. 162-165. Şeytan. Şeyh Nazım’ın ifadesiyle. İman edenlerin gafletleri kalblerinde geçen düşünce ve hislerde başlar. Şeytan. bunların amel olarak zuhur etmesine kadar geçen süreç. böylelikle teyakkuzdan gaflete düşürmüş olur. davet etme. elest bezmindeki misakından gaflete düşmüş. fesat ve fitne ortamına sürüklemeye çalışır. insana işlettiği kötü amelleri cebri bir hâkimiyet üzerinden değil. Aynı eser.

1891 Kıbrısî bu menkıbeyi şöyle nakletmiştir: “Sultanu’l -arifin Bayezid-i Bistâmî Hazretleri Kâbe-i Muazzama’nın kapısının halkasını tutmuş: ‘Yeter ya Rabbi! Yeter bu şeytanın. s. başka bir kavim yaratacaktım …” Bkz. 1894 Kıbrısî bu menkıbeyi şöyle nakletmiştir: İbrahim bin Ethem: ‘Ya Rabbi. 73. Kıbrısî. a. başka bir hikmet daha vardır. Hitâb-ı İzzet geldi ki: ‘Ya Bayezid! yukarı bak’ Ebu Yezid yukarı baktığında. İçeri girdi namaz kıldı. Üzerindekine mesafeler kat ederek makâmlar kazandırır. Ali Efendimiz öfkesinden onu tutuğu gibi orada bulunan büyük bir taşın altına kıstırdı. Dolayısıyla iblis. Ben bir rekatı kaybettim. 76. 74. hikmetini bilenler için binektir. Kıbrısî bu menkıbeyi şöyle nakletmiştir: “Bir gün Hz. s. Kıyamet gününe kadar ümmetler buna tükürsün. kul ile Allah ilişkisinde günah ve tevbe. Bu rahmeti burada asilere vermek için tutuyorum… Bu kulları. o iblistir. Sen bu şereften kendini mahrum etmek istersin.. şeytanın yaratılış hikmetini izah etmiştir.. baygın düştü. Hz. Sabah namazına giderken kapıyı açtığı gibi önünde bir ihtiyar bulmuş. sen bana el açmayacaksı n. o şeytana uymalardan tutacak olsa idim. Hz. Dışarı geldiklerinde. Tasavvuf Sohbetleri.g. bilinmesine vesile olur. s. O ihtiyarın da mescide değil de diğer tarafa saptığını görünce anladı ki. Bu şerefe vesile olan günahların tohumlarını. 1892 Kıbrısî. bu ümmetin arkasından koşup onları azdırdığı. Allahümmağfirli demesi kula şereftir. 370 . Onun için bunu oraya hapsettim.” Bkz. Tasavvuf Sohbetleri. onları şerrin en dibine sürükler. Bu manada iblis. Efendimiz(sav) baktı ki. Sen kendini bu faziletten mahrum etmek istiyorsun. Allah(cc)’ın rahmetinin tecellisine vesile olur.. a. Bilmeyenler için ise yüktür. 73-74. Kullarının arkasına düşmesin. Nazım Efendi. Ali(ra)’ye.g.’ Peygamberimizin ona cevabı: ‘Ya Ali! Yol kesici olma. iblis ekmektedir.e. İblis hakkında verdiği bir nasihat1890 ve Bayezîd-i Bistâmi Menkıbesi1891 üzerinden Nazım Efendi. bu dünyada. 1893 Aynı yer.1895 1889 1890 Kıbrısî. adım adım yürürken Mescid -i Saadetin kapısına vardığında. kul için tevbe ve şeref vesilesi olmaktadır. Paygamberimizin(sav) ‘Allahu Ekber’ diye ikinci rekata kalktığını gördü. o günahlardan. ihtiyar olan kimsenin önüne geçmezdi.g. insanların içindeki muhlis kulların bilinmesine vesile olur. 162/779) menkıbesi1894 üzerinden izah etmişir. Benim ümmetim buna mücahede ederek.1889 Peygamber Efendimiz(sav)’in.e. Ben bu rahmete veya hiçbir şeye muhtaç değilim. 74. ‘Ya Ebu Yezid! Bu rahmet denizini Bana asi olan kullar için ayırmışım. Bu senin kullarını rahat bıraksın. orada aklı başından gidip. Edhem (v. dışarıda taşın altında kıstırılmış bir alamet var… ‘Ya Rasullallah! Bu melanet bana bugün bu hileyi yaptı. Farklı bir ifadeyle şeytanın aldatmasıyla Mü’minlerden asi olan kullar. Masum olduğun vakitte. Ali Efendimiz sabah namazına çıkıyor. Bilmeyenlerin üzerine binen iblis.1892 Şeyh Nazım’a göre iblisin yaratılışında. Kıbrısî. Allah(ac)’ın bilinmeyen merhametinin. Bu şeytanı artık azlet. a. Ali Efendimizin edebi. ss.Şeyh Nazım’a göre iblis.1893 Kıbrısî’ye göre.e. kul için bir şereftir. indallahtan olan bütün rütbeleri alacaklar. Hz. O zaman ‘Allahümmağfirli’ dedi…” Kıbrısî. ‘Ya İbrahim! Gaffar oluşum kimin için olacaktır?’. O sallana sallana. O zaman istiğfar fazilettir. s. ismet istiyorum’ demiş. Farklı bir ifadeyle şeytan. bu görüşünü ise bir sohbetlerinde İbrahim b.

iblise sorgusuzca teslimiyetin temel sebebidir. 1900 İbrahim: 14/22. Rûhu’l-beyân.”1898 ayetine dayandığı şüphesizdir.g.Şeyh Nazım’a göre İblis zayıftır. a. deniz ötesi ticaretlerin. s.. onu. 10.1. kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın. Mü’min ya da kâfir. Kıbrısî. şeytanın davet etme ve süslü gösterme anlamında bir gücü vardır.1901 f. Beni kınamayın. Ben sadece sizi davet ettim. 1898 Nahl: 16/98-100. “yeni olma” anlamına gelen. Biraz karşı koymaya çalışılırsa. “aydınlanma” ve Rönesans gibi hadiselerin bir sonucu olarak Avrupa ve Amerika’da görülen yenileşme hareketi.1897 Kıbrısî’nin bu görüşü. bilim. s. şeytan şöyle diyecek. 67. 162. Kendinizi kınayın… ”1900 Bu iki ayeti beraber ele alan Bursevî’ye (v. güçlü zanneder. c. Allah(cc)’ın yardımıyla.“Kur’an okunduğu zaman.1899 Bu konu ile alakalı başka bir ayet şöyledir. 1901 Bursevî. İnsanlar. 1897 Aynı eser. 7. ona karşı hiç mukavemet göstermediği için. modernleşme olarak tabir edilmiştir. Modern Çağ ve Modernizm: Bilimsel gelişmelerin. Hulasâtu’l-beyan. s. ss. s. Teknoloji. Onun gücü ve etkisi. coğrafi keşiflerin. c.1896 Ancak Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre günahları olağan bir şey kabul etmek. Siyasî ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar f. ulus devletler ve kapitalist üretim sistemi 1895 1896 Kıbrısî. 162. Tasavvuf Sohbetleri.e. kahır ve galebe anlamında bir hâkimiyet kuramaz. ancak onu dost ve koruyucu edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. siz de davetimi kabul ettiniz. demokrasi. “(Hesaplar görülüp) iş bitince. hiçbir insan üzerinde. 76.. 1899 Vehbî. Gerçekten onun. 1137/1725) göre şeytan. şeytanın tasallutu altına girmiş olanlar ve ona itaat edenler (Şeyâtine’l-ins veya evliyâu’ş-şeytan) olduğu yönünde tefsir edilir. Ancak kâfirler üzerinde. 2895-2896. iblise galib gelinir. Bu ayette bildirilen dost. 371 . iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde gücü ve etkisi yoktur.

1903 Kıbrısî’ye göre modernizm. ss. Yüzyıl ve 21. dünyadaki değişimlerle birlikte müşahede etmesiyle alakalı olduğu şüphesizdir. ss. Komisyon. Bu durum. Hak Dost 4. Müslümanların hak olmayan bir davayı gütmeleri ile içlerinde ayrılığın ve bölünmenin getirdiği zulmün acısını yaşamaktadırlar. 372 . Osmanlı Devletinden. sadece Osmanlı tebasını değil.55.1902 19. Yüzyılın ortalarından başlayıp. Modernite. Eskişehir 2013. politik veya sosyolojik bir kavram olmamakla beraber geleneksel olana ve geçmiş kültürlere karşı duran ve mentalite değişikliğini öne çıkaran bir kavramdır. Bu kavramlar 20. 124-125. sanat. “modern çağ (!)” olarak tabir etmektedir. ve 21. Bu bağlamda modernizm. Türkiye Cumhuriyeti’ne tevarüs ederken geçmişe ait değerleri tamamen tahribetmiştir. Avrupa ve Batı sözcükleri ile eş anlamlı olarak kullanılagelmiştir. Osmanlı Devleti ve tebası bulunmaktadır. Kıbrısî’nin Osmanlı Devleti vatandaşı olarak dünyaya gelmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş sürecindeki değişimleri. 56. içlerinde milliyetçilik davası girmiş.1904 Kıbrısî’nin bu konulardaki tahlillerinin merkezinde. Yalnız düşünce akla uygun kabul edilip. 1902 1903 Bkz.gibi oluşumları hatırlatan modernleşme. Modern çağın İslam coğrafyasını etkilemesinden önce Müslümanlar ümmet şuuruyla bir şemsiyede toplanmışken. sömürgecilik ve Avrupa emperyalizmi ile küresel bir boyut kazanırken. Çağdaş Sosoyoloji Kuramları. Anadolu Üniversitesi Yay. kendi başına tarihî. tüm İslam toplumlarını tahribetmiştir. Yüzyılın başlangıç seneleri. Ancak benzer düşünceyi bir bâtılı gözüyle Eric Fromm da şöyle ifade etmektedir: “Descartes’den başlayarak insanlar.. Yüzyıl içerisinde cereyan eden ekser hadisat ile ilgili olduğu için. eleştiri ve edebiyat alanında çıkan akımlar için kullanılırken modernite. Kıbrısî. giderek düşünceyle duygunun arasını açtılar. Rönesans’tan beri Avrupa kültür tarihinin geliştirdiği sistematik bir süreci ifade etmektedir. duygu yapısı gereği akıl dışı nitelendi. bu düşünce akımından dolayı ayrılıklar ve bölünmeler başlamıştır. 1904 Aynı eser. daha çok düşünce. tüm dünyaya yayılan lâdinî düşüncelerdir ve bunlar. bugüne kadar süren söz konusu hadisatı ve etkilerini Kıbrısî. “batı” kavramı ile özdeşleşmiş. Kıbrısî’ye göre modernizm ve modern çağ olan 20. Kıbrısî’nin içinde bulunduğu zamanı ve olayları tanımlamasında da anahtar kavramlar olmuştur.

Ter. 1313/1895)’nın modernizm mevzuundaki görüşü. İnsan bu süreç içerisinde kendini bir eşya durumuna dönüştürdü. daha değişik şeyler üretebilmiş olması. Bu hadiste Hz. TDV Yay. 373 . zamanın hal ve şartlarına göre güncellenmesinin gerekliliğini düşündüğü için Tanzimat’ı savunmuş. İstanbul 1978. kendisinin sözde modern çağ olarak vasıflandırdığı. Batı’da başlayan değişimleri takip etmeyen Osmanlı Devleti. zamanın şartlarına göre İslam Medeniyetinin terakki imkan ve ihtimalini sekteye uğratmıştır. ss. Sempozyum 9-11 Haziran 1995. Hem Osmanlı tebaasında İslam medeniyetinin son dönemlerini yaşamış ve sahip çıkmış. beni ve doğayı denetimi altına alabilecek ve benliği oluşturan anlama ve yargılama yeteneği akıl. onun olarak yaptığı kavramsal tanımlamalarında bulunmaktadır. Onun bu konudaki düşünceleri. hem de Osmanlı’nın modernleşme sürecinin başlangıcı sayılabilecek Tanzimat’ın saraydaki düzenlemelerinde vazifeler almış olan Cevdet Paşa. 68-77. 16-19. Psikanaliz ve Zen Budizm. pratik yaşantısındaki tatbikatında görülmektedir. Tanzimat’la başlayan modernleşme sürecini hem tenkit etmiş. 20. Eric. Cevdet Paşa’nın dönemindeki İslam toplumuna şamil olmuş bir mütefekkir olmasından dolayı. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Benden sonra hulefa. bölünüp ayrımlaştı. Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin dünya ve ahiret görüşünün merkezinde bulunan İslam tasavvufu anlayışı. sanki yaşamdaki en önemli şeymiş gibi ele alındı. bu yeniliklerin. Ahmet Cevdet Paşa. 1905 1906 Fromm. Dolayısıyla kanun-ı kadim. onun hayatındaki tüm düşünce ve görüşlerini.kişiliğimizden “benden”.”1905 Ahmed Cevdet Paşa (v. ss.: İlhan Güngören.. Yol Yay.1906 Kıbrısî’nin modernizm anlayışı. hem de o zamanın şartlarına göre İslam Medeniyetinin gelişmesi için gerekli görülmüştür. İslam toplumunun kıyamete kadar geçireceği evreleri haber veren bir hadis-i şerife dayanmaktadır. Yüzyıl hadisatına yönelik eleştirilerinde ve bu çağın içinde yaşayan bir zat olarak.. hulefadan sonra umera. geleneksel yapıya uyarlanmadan taklit edilmelerinden dolayı da eleştirmiştir. direkt ya da dolaylı olarak belirlemiş ya da şekillendirmiştir. Başka bir ifadeyle. Ankara 1997. Mesela Kıbrısî’nin modern çağ anlayışını şekillendiren İslam anlayışı. Anlama yeteneğinin yardımıyla doğanın denetim altına alınıbilmiş ve daha çok. Kıbrısî’nin düşüncelerini direkt ya da dolaylı olarak şekillendirmesi kuvvetle muhtemeldir.

1909 el-Hakkânî. Bu yüzyılın kavramı olan “moda” insanları kibre sürükleyen bir oyundur. onun görüşlerinde meknuz olan. münafık şahsiyetlerin bulunduğu ve dini yaşamı baskı altına aldıkları dönemdir. Fiten. içerisinde cereyan eden tüm sosyal ve siyasi olayların genelini içeren bir anlamda kullanmaktadır. toplum. meliklerden sonra Cebâbire.1909 İnsanın kendisini örtmek için giyindiği kıyafetlerin tarzlarındaki çeşitlilik ile de büyüklenme içine girerler.. teknoloji ve eğitim sistemi alt başlıkları olarak incelenirken. hukuk sistemi.1. yirminci yüzyılda yapılan teknik ve teknolojik gelişmeler. modern çağ düşüncesini de şekillendirmiştir. 5/220-221.1908 “Modern Çağ” tabirinin muhteviyatı birçok alanla ilgili olsa da. f. Osmanlı Devletini haber vermiş ve bu devirler gerçekleşmiştir. s. Dolayısıyla Kıbrısî’nin modern çağ görüşü. 1910 Kıbrısî. Kıbrısî. a.1910 1907 1908 Tirmizi. Emeviler ve Abbâsiler devrini. 518. yirminci yüzyılın hastalığı insanoğlunun kibirlenmesidir.umeradan sonra melikler.1. Gümüşhanevî. melik. 92. Kıbrısî’nin her sahadaki düşüncesini şekillendiren temel İslam düşüncesi. insanoğlunu kibre sürüklemiştir. Hambel. umerâ.g. Nazım Efendi sıklıkla vurgulamaktadır. Gerek icat eden. Bu manada Nazım Efendi’ye göre. Hakkâniyye mürîdanınca önemle veridiğini gördüğümüz bir konu olan kibri. Müslüman toplumun yönetiminde. Cuma Hutbeleri. Hak Dost 4. s. Kıbrısî’ye göre modern çağ ile başlayan ve içinde bulunduğumuz dönem cebabire devridir. 48. Modern Çağ ve Toplum: Nazım Efendi bazen “yirminci yüzyıl” terimini. Detaylarını Mehdi başlığında incelediğimiz bu devir. Müsned. Cebâbireden sonra ise Ehli Beytimden bir kimse gelir de. 374 . tasavvuf disiplini merkezli İslam düşüncesi tespit edildikçe paylaşılacaktır. hulefâ-i raşidîn devrini. s. O yeryüzünü adaletle doldurur.e. mahiyeti itibariyle teneke olan bu metalarla birbirine karşı büyüklenme içine girerler. Ramûz. ss. Bu ifadelerin özetine göre. gerekse tüketen kişiler.”1907 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre hadisde haber verilen hulefa. 30. 157-159.

Hıristiyan âleminin de geleneklerini yıkmıştır. 157-159. 1911 1912 Kıbrısî. Nazım Efendi’ye göre bu yüzyılda karşılaşılan ekonomik krizlerin arka planında da iktisat dışı (tasarrufa dayanmayan) bir tüketim anlayışı yatmaktadır. Hak Dost 4. Arabasıyla evin içine girip. insanları rahat ettirmekten çok rahatsız ettiğini ifade eden Kıbrısî. Şeyh Nazım’ın moda ve teknoloji konusundaki yaklaşımını şekillendirdiği şüphesizdir. 176-179. Günümüzün kanser gibi birçok hastalığının sebebi olan atalet. ss. toplumsal bir alışkanlık haline gelmesi sürecinde Yahudilerin rolü. 375 .1912 İslamî yaşamın günlük hayattan çıkarılması. elli sene öncesiyle mukayese edilmeyecek derecede artmış. insan hayatına makineleşme ile girmiştir. Elinde bulunan her eşyanın yenisini almaya çalışan zengin kesim de. Bununla birlikte söz konusu menfi fiillerin. İhtiyaç için olmayan harcama ve tüketimin arka planı. Nazım Efendi’ye göre bu artışın arkasında tatmin olmayan nefsanî duygular yatmaktadır. rahat yaşamayı basit yaşama olarak tanımlamıştır.1911 İslam düşüncesindeki kibir ve israf ile ilgili kaynaklar. el-Hakkânî. batıda yapılan siyasi ve sosyal düşüncelerden de karşılığını bulacak mahiyettedir. sadece sosyal düzenin gelişiminde değil. bir atalet (tembellik) meydana gelmiştir. Bu amaç ile Yahudiler tarafından icat edilen bu olgu.Nazım Efendi’ye göre modanın icat edilmesinin temelinde Peygamber(sav) sünnetini unutturmak yatmaktadır. sadece İslami düşünceden değil. sadece İslam âleminin geleneklerini değil. insanlık tarihinde benzeri görülmemiş bir koşturmaca ve tatminsizlik içindedir. Yani. asansörle yatak odasına çıkan insanlarda. Moda olgusu yirminci yüzyılın ihtiyaç dışı tüketim anlayışını besleyen bir kaynaktır. zenginlerdeki tüm imkânları borçlanarak temin etmeye çalışan orta kesim de. kibir duygusu ile izah edilmiştir. ss. sanal bir ihtiyaç anlayışı oluşturmuştur. Ebediyete Davet. bu dönemin hastalıklarından ekonomik krizlerine kadar insanlığın tüm çilesi manevî hayattan kopuşun tecellileridir. bireysel huzur ve refahın gelişimini de sekteye uğratmıştır. Modern yaşam. Özet olarak rahatlık adına yaşanan bu hayatın.

ss. siyasî ve sosyal nizam.g.e.1917 Osmanlılar. Nazım Efendi’ye göre Müslümanların kurtuluşu bu temiz ailenin adıyla oluşturulmuş Osmanlılık şemsiyesi altında toplanmalarıdır. Bu varlıkta mevcut oluşumun sebebi nedir? …Vazife elde etmek için. Yani. Modern Çağ ve Hukuk Sistemi: Şeyh Nazım’a göre Osmanlı devletinden. Evi yaparken iskele kurarlar. Hak Dost 4.1915 f.e.. ümmetçilik şuuruyla yeniden bir araya gelmelerine dayanmaktadır. Dolayısıyla modernizmin tesisi esnasında Osmanlı’yı unutturma kastı güden politikalar. 124-125. sıfırdır. a. İslamî nizamın unutulmasına sebep olmuş ve İslamî hukuk sistemlerinin ve İslam Medeniyeti’nin kendi içinde gelişimine sekte vurmuştur. 104. a.1916 Osmanlı’nın şeceresi Şeyh Ebebali’ye dayanmaktadır.”1913 Binaenaleyh Nazım Kıbrısî’ye göre. 178-179. Nazım Efendi günümüz insanının meslek.Osmanlı toplumunda bireysel günlük yaşam gayesi. İslam esas alınarak kurulmuştur. 1916 Kıbrısî. modern çağda. Nazım Efendi’ye göre Osmanlı’nın uyguladığı hukukî. ss. Onlar vasıtadır. Adnan(as) ve İsmail(as) üzerinden Hz. 1917 Aynı eser. Şeyh Edebali ise Hz..g. sancaklarında 1913 1914 Kıbrısî. sona erecektir. İsrâ: 17/81. dünyevi sufliklerden uzaklaşacaklardır. kariyer. Bina bittikten sonra iskele üstünde kalmaz.2. s. aradıkları dünyaya aittir. çoluk çocuk sahibi olmak için. 376 . “De ki: Hak geldi bâtıl mahvoldu”1914 ayetinin bir işareti olarak bu çağ sona erdiğinde insanlar. Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş. mevki sahibi olmak için. bu uğraşıların uhrevi bir amacı ihtiva etmemesinden dolayı hayal olduklarını şöyle ifade eder: “Hep uğraşıları hayaldir. geleneksel olandan modern olana geçiş gibi anlaşılmıştır diyebiliriz. 1915 Kıbrısî. s. dünyevileşerek bâtıla düşenler ve hakkatten ayrılmayanlar olmak üzere iki millet oluşmuştur.1. Peygamber(sav)’e dolayısıyla Hz. 58. bugün anlamsız amaçlar haline getirilmiştir. Âdem’e ulaşır. sosyal ve ekonomik statü için koşturduklarını söyleyerek. Bâtılın Hak’a üstün geldiği bu çağ.

a. yirminci yüzyılın bir cehalet nişanesidir. vahşet ve yıkım uygarlığını meydana getirmişlerdir. demokrasideki başbakan görevini ifa eden bir sadrazamın ve bakanların fonksiyonlarını yerine getirecek vezirlerin bir sultan tarafından atandığı yönetim biçimini savunmaktadır.youtube. manevî otorite olarak manalandırılmıştır. 1921 Atay. Farklı bir ifade ile bugünkü idareciler. ss. Batı’da bir Nakşî Cemaati. uygarlığın temelleri İslam’da yatar. Bu takdir önlenemez olduğu için. Bunun farkında olmayan Müslüman memleketler de batı âleminin kopyası olmaya çalışmaktadır. insanları geçici olan dünya çıkarlarına göre programladığı için toplumsal sorunların da müsebbibidirler. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile kurumsallaşmıştır. Şeyh Hişam’ın bazı sohbetlerinde. 1922 Aynı eser. ahlaki açıdan yüce bir seviyede olmak ve bu seviyedeki hukuk sistemlerini teşekkül etmektir. Çünkü yönetime itaat. 377 . İslam dünyasının selameti için hilafetin bir sembolü olan sancak-ı şerifin yeniden açılması ve dalgalandırılması gerektiğini düşünmektedir. değişime engel olamamıştır. 1920 Nisâ: 4/59. Yani. ss. gayr-i İslamî bile olsalar. Uygarlığın özü teknolojik gelişmelerde değil. İslam’ın emridir. Bkz.Kur’ân yazısı taşımışlardır. ss. Kendini bir Osmanlı olarak tanımlayan Kıbrısî. Bu hukuk sistemi. “Ey îmân edenler! Allah’a itâat edin. o dönemin evliya ve ulemaları. silahlı ve anarşist mücadele haramdır. Bu kurumun hukuk sistemi olan demokrasinin İslamî olmadığını düşünen Kıbrısî. 251-262. 1919 Bu düşünceleri bir fikri tez olarak savunan Kıbrısî. Mesela Liberalizim özgürlükte sınır bulamadığı için. Cumhuriyet sonrası bu yazılar kaldırılmış olsa da bu değişim.com/2-Seyh Nazim Ilahi takdir önlenemez! Ayette geçen “ûlu’l-emr”. boşanma oranındaki artışın. Mutlak özgürlüğün arayışı içinde olan insanlar. Avrupa’nın baskısıyla. Peygambere ve sizden olan ûlu’l-emre (emir sâhibi idârecilerinize) de itâat edin!”1920 ayetine istinaden emir sahibi ile mücadeleyi uygun bulmamaktadır. 189-193. Atay.e.1922 1918 1919 www.g. fikrî olarak müsebbibidir. ilahi takdirdir.1921 Modern çağın geliştirdiği hukuk sistemi olan sekülerizm ya da laiklik.. Şeyh Nazım’a göre.1918 Kıbrısî’ye göre geçmişe ait değerleri derinden reddederek gelen Modernizm. 251-262. yirminci yüzyılda kaos.

142-143. Mehdi(as)’in zuhurundan sonra. Müslüman toplumunun bugünkü sosyal ve siyasî durumuna yönelik söz konusu tespiti Kıbrısî. Bana iki 1923 Atay. gerçekleşmesini beklediği altın çağda görülecektir. Şeyh Nazım’a göre. İslam ulemasının henüz içinde yaşadığı bir süreç olması hasebiyle. aynı zamanda cemaat taassubuna bağlı ayrılıkları da içermektedir. Osmanlı Devletinden sonra tatbik edilmediği için gelişmemiştir. hukukî ve ekonomik bir sistem modeli ortaya koyduğu söylenemez.1923 İslam toplumundaki ilk hizipleşmenin Şiilik ile başlaması ve ehl-i sünnet içerisinde Vahhâbilğin zuhur etmesi. hem itikadi he de siyasi boyutları olan.İnsan düşüncesinin geliştirdiği en mütekâmil yönetim biçimi addedilen demokrasinin eksik yönleri tartışılsa da. Şeyh Nazım’a göre. mana âlemindeki takdirin cereyan etmesi için madde âleminde husule gelmiş sebepler zinciridir. Modern çağdaki değişimlerin tesiriyle İslam toplumunda görülen söz konusu tüm değişiklikler. iki ayrılıktır. bir hadis-i şerif üzerinde özetlemektedir. Müslümanların arasındaki ayrılık ve bölünme unsurunun müsebbibidir. Bu noktada Kıbrısî’nin felsefî. birleşmiş gibi görünen Avrupa’yı partilere böldüğü gibi İslam âlemini de hiziplere ayırmıştır. ss. Farklı bir ifadeyle Kıbrısî’nin ideal hukuk sistemi. Bunlara ilaveten Şeyh Nazım’ın savunduğu söz konusu ayrılık. Kıbrısî’nin beklediği ideal hukuk sistemine en yakın olanı ise. bu dinamik sürecin sonunda. hizipleşme olarak addedilmemiştir. modern çağın İslam toplumunda bir hizipleşmeye sebebiyet verdiği açıkça görülecektir. ben de doğusunu da batısını da gördüm. Modern çağın geliştirdiği hukuk sistemi. yeryüzünü benim için dürüp topladı. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Nazım Efendi’ye göre fikrî kökleri Avrupa’ya dayanan particilik. ulemanın ittifak ettiği. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ. Ümmetimin mülkü. onun tasavvuf düşüncesiyle şekillenmiştir. bana gösterilen yerlere kadar uzanacaktır. Kanaatimize dayanak olan gözlemler sadece siyasi partilere bağlı hizipleşmeler değil. kesin olarak ve ittifakla. Kanaatimizce. 378 . Bu hadis-i şerifte Hz. Ancak Kıbrısî’nin karşı çıktığı demokrasi hukukunun üstündeki bir model. henüz daha gelişmiş bir sistem uygulanma ya konmamıştır.

hazine verildi: Kırmızı ve beyaz hazineler. Ben Rabbimden, ümmetimi umumî bir kıtlıkla helâk etmemesini, ümmetime kendi nefislerinden başka bir düşman musallat edip çoğunluğu helâk etmelerine meydan vermemesini talep ettim. Rabbim bu isteklerime şöyle cevap verdi: ‘Ey Muhammed! Bir hüküm verdim, artık o geri alınmaz. Ben, Senin ümmetini umumî bir kıtlıkla helâk etmeyeceğim, kendileri dışında, çoğunu helâk edecek bir düşman da musallat etmeyeceğim, hatta yeryüzünün her tarafında bulunanlar, onlar aleyhinde toplansalar da. Ama, kendi aralarında birbirlerini helâk edecekler.”1924 Bunun bir ilahî ferman olarak önlenemez olduğunu ifade eden Kıbrısî, Muhammed ümmeti içinde ayrılık ve çatışmalardan doğan zulmün hak yolundan sapıldığı müddetçe devam edeceğini söyler. Yani günümüz hadiseleri, bu ilahi ferman dâhilinde cereyan etmektedir.1925 Daha önce de belirtildiği gibi Kıbrısî’ye göre, insanlığın içinde bulunduğu zaman olan 21. Yüzyıl, ahir zamandır ve bu günler, Hz. Peygamber(sav)’in mağlum hadis-i şerifinde1926 haber verdiği üzere cebabire devridir.1927 Söz konusu devir; tek olan İslam reisliğinin kaldırıldığı, her bir İslam devletinin kendi başına buyruk olduğu, başlarında dışa bağımlı reislerle yönetilen ve hiçbir İslam devletinin diğerine tabi olmadığı bir dönemdir. Binaenaleyh, 20. yüzyıldaki sosyal, siyasi ya da ekonomik tüm hadisat, söz konusu durumla ilgilidir.1928 Kıbrısî’ye göre bu zaman, bütün reislerin üzerine reislik yapacak vasıflarda, manevî kuvvet taşıyan bir şahsiyetin bulunmadığı bir zamandır. Bu yüzden içinde bulunduğumuz “cebabire dönemi”, bir nevi bekleyiş ve geçiş dönemidir. Halk böyle bir zâtı bulalım ve seçelim deseler bile sürgün ve cezalara maruz kalacakları bir hukuk sistemine tabidir.1929 Bununla birlikte insanlar, her konuda kendilerini haklı bildikleri gibi, her şeye kendilerini layık kabul etmektedirler. Şeyh Nazım, söz

1924 1925

Müslim, Fiten, 2889; Tirmizî, Fiten, 2177; Ebû Dâvud, Fiten, 4252. Kıbrısî, Hak Dost 4, s. 103. 1926 “Benden sonra hulefa, hulefadan sonra umera, umeradan sonra melikler, meliklerden sonra Cebâbire, Cebâbireden sonra ise Ehli Beytimden bir kimse gelir de, O yeryüzünü adaletle doldurur…” Bkz. Tirmizi, Fiten, 48; Hambel, Müsned, c. 5, ss. 220-221; Gümüşhanevî, Ramûz, s. 518. 1926 Kıbrısî, a.g.e., s. 92. 1927 Tafsilatı için bu tezde bkz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d.Hz. Peygamber. 1928 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 94. 1929 Aynı yer.

379

konusu toplumsal durumu, bireyden başlayan psikolojik bir temele dayandırır. Buna göre, toplumdaki ekser ferdin nefsaniyetine esir düşmesi, bu durumun sebebidir. Binaenaleyh bu çağda söz konusu adaleti insanlara kabul ettirecek bir manevî kudret gereklidir.1930 Sonuç olarak Şeyh Nazım’ın modern çağ anlayışı, onun birnevi bekleme ibadeti addettiği Mehdi anlayışı ile ilgilidir. Detaylarını ilgili başlıkta incelediğimiz bu anlayışa göre, Muhammed ümmetini bu cebabire döneminden çıkaracak ve onları bir sancakta toplayacak şahsiyet, Mehdi(as)’dir. Mehdi(as)’nin zuhuru ile insanlar, bâtıl anlayışların ürünü olan hukuk sistemlerine değil, hakkın zahir olduğu anlayışa tabi olacaktır.1931

f.1.3. Modern Çağ ve Teknoloji: Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre içinde bulunduğumuz zaman, her sahada hızlı keşif ve icatların yaşandığı bir dönem olduğu kadar, insanların acziyetlerini unuttukları bir zamandır. Aya çıkan, uzaya uydular gönderen bu insanlık gurur ile Allah(cc)’a başkaldırır bir durumdadır.1932 Günümüzde icat ve imal edilen toplu imha silahlarının insanlığı melhame-i kübraya (büyük harbe)1933 götüreceğini söylemektedir.1934 Teknoloji üreten fabrikalar yaşam dengesini bozarken, temizlik için kullanılan deterjanlar bile, okyanusları kirletir.1935 Dolayısıyla mutlak özgürlüğün arayışı içinde olan insanlar, yirminci yüzyılda kaos, vahşet ve yıkım uygarlığını meydana getirmişlerdir.1936 20. yüzyıl fikir adamlarından Nurettin Topçu (ö. 1975), modernizm akımını; ilim, sanat, siyaset, ticaret ve kültür gibi açılardan yaptığı değerlendirme sonucu sunduğu reçete, Kıbrısî’nin tavsiyesi ile aynıdır. Ona göre Müslümanlardan
1930 1931

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 102. Aynı eser, s. 104. 1932 Aynı yer. 1933 Kıbrısî’nin ahir zamanda olmasını beklediği dünya savaşı. 1934 Şeyh Nazım Kıbrısî, Hak Dost 4, ss. 103-105; www.izleveindir.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir; 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 1935 Atay, Batı’da Bir Nakşî Cemaatı, ss. 189-193. 1936 Atay, a.g.e., ss. 189-193.

380

modernleşme konusuna taassup ile yaklaşarak mutlak bir reddiye sınıfında olanlar tefrite düştüğü gibi; modernleşmeyi olduğu gibi kabul edip, eski değerlerin yerine ikame edenler de ifrata düşmüştür. Topçu’ya göre modern olarak adlandırılan bu yüzyıl, maddeci değerler sistemi üzerine inşa edildiğinden, mana yönü eksiktir. Madde ve mâna dengesi üzerine kurulmuş İslam Medeniyeti, modern çağın geliştirdiği medeniyete değil, tekniğe yenik düşmüştür. Dolayısıyla modern çağın Âdemoğlunda açtığı yaranın tedavisi, İslam’dır. Şunu da belirtmek gerekir ki Topçu’nun reçetesi, selefi bir yaklaşımla kalbi hayatı ihmal eden bir İslam anlayışı değil, tasavvufî bir yaklaşımla içsel tekâmüle önem veren İslam olması açısından, Kıbrısî’nin düşünce atmosferi dâhilindedir.1937 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu düşüncelerinden dolayı, Hakkâniyye çevresinde, teknolojinin kullanılmadığı düşünülebilir. Ancak Hakkâniyye müridanının günlük yaşantısında teknoloji önemli derecede yer almıştır. Lefke tekkesinde kamera ve dizüstü bilgisayarlarıyla dolaşan mürîdlere tanık olduk. Modern toplumun en önemli ulaşım aracı olan hava taşımacılığı ise Hakkânî yolunun dünyaya yayılışında olduğu kadar, Kıbrısî’nin ve mürîdlerin günlük hayatlarında vazgeçilmez derecede yer aldığı hatırlanmalıdır. Dolayısıyla Kıbrısî’nin bu mevzudaki görüşlerini, aksiyoner mesajlarıyla birlikte değerlendirecek olursak; Şeyh Nazım’ın karşı çıktığı şeyin, teknoloji değil, neden olduğu sonuçlar olduğu görülmektedir. Manevi değerleri tahrip eden düşünce zeminine vesile olması açısından teknoloji, insanları ahiret gayesinden uzak, dünyevi hazlara sürüklüyorsa eleştirilmiştir. Bununla birlikte, bir Müslüman hayatında teknolojinin müsbet katkıları, Kıbrısî’nin konu başlıkları arasında görülmemiştir. Nitekim Kıbrısî’nin kibir başlığıyla ele aldığı değerlendirmesinde teknoloji; insanları benlik, ucûb ve kibir gibi suflî duygulara sürüklemesi bakımından ele alınmış ve menfi görülmüştür.

1937

Topçu, Kültür ve Medeniyet, ss. 1-202.

381

f.1.4. Modern Çağ ve Eğitim: Şeyh Nazım’a göre eğitiminin temelinde ateizm olan modern eğitim kurumları, hiçbir şeye inanmamayı öğretmekte ve Allah(cc)’ın varlığını reddetmektedir. Hakikat ilminden habersiz ve cahil olan bu sistemin, fayda için ürettiği nesneler dahi, bir noktada zarara yol açar. Dolayısıyla uygar olarak nitelendirilen bu eğitim sistemi, ilkeldir. Söz konusu eğitim sistemi, devlet yönetimindeki laiklik ilkesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla yirminci yüzyılın eğitim sistemi, Kıbrısî’nin ifadesiyle bir cehalet nişanesidir ve insanları geçici olan dünya çıkarlarına göre programlamaktadır.1938 Kıbrısî, ahir zamanda tahsil yapanların çok olacağını ve okudukça cahil olacaklarını, ahir zaman alameti olarak kabul etmektedir. Cehalet kelimesi ile, Allah’ı bilmemeyi kasteden Kıbrısî, bu düşüncelerini, 1990’lı yıllardaki bir sohbetinde şöyle ifade etmiştir: “Diplomalı cahil, sonunda en büyük diplomayı aldığında Allah yoktur diyor. Master, doktorluk payesi var ama, Allah’ı tanır mısın? diye sorsan, Ne Allah’ı? Üniversite’de Allah’ı anmak yasaktır. Bizim taptığımız, tabiattır der”1939 Bilhassa Müslüman toplumlardaki materyalist eğitim metodu ve bu eğitim metodunun teşekkül ettiği anlayış, Kıbrısî tarafından eleştirildiği görülmektedir. Benzer eleştirilerin, İslam toplumlarındaki muhtelif mütefekkirler tarafından yapıldığı görülmektedir. Mehmet Akif Ersoy (v. 1356/1936)’un “O vicdan nerededir, lakin? O iman kimde var? Hayhat! Ne olmuş ben de bilmem, pek karanlık şimdi hissiyat!”1940 dizelerindeki serzenişi, günümüz akademisyen ve mütefekkirlerinden Seyyid Hüseyin Nâsır (d. 1352/1933), modernizim tarifi üzerinden yapmıştır. Ona göre modern olan düşünce, vahye dayalı değişmez ilkelerden ayrılmış, ilahî kaynak ile bağını kesmiş, dinin ve geleneğin dışında olan şey demektir. Söz konusu kopukluk, var oluş hakikatlerini hem obje hem de subje alanlarından dışlanmasına sebebiyet vermiş ve bu dışlanmayla birlikte akla dayalı bir
1938 1939

Atay, Batı’da Bir Nakşî Cemaatı, ss. 189-193. el-Hakkânî, Ebediyete Davet, s. 41. 1940 Ersoy, Mehmet Akif, Safahât, Karanfil Yay., İstanbul 2012, s. 349.

382

ilkeler bütünü aranmış ancak, evrensel bir ilkesizliğe sebebiyet vermiştir. Bu durumda aklın, vahiy ve entelektüel sezgiyle olan bağı kopmuş olduğundan, oluşturduğu medeniyette modern insan, kendi kaderinin hâkimi, dünyanın efendisi, ölüm ötesi tüm gerçekliklere gözünü kapamış bir modern insan tipidir.1941 Nazım Efendi’ye göre günümüz eğitim sistemi, dünyada söz sahibi olmuş Yahudilerin kendi değer ve anlayışlarına göre tertip ettikleri bir düzendir. Dolayısıyla bu nizamın temel anlayışı, Yahudilerin dinlerini anladıkları gibi, özü ya da ruhu hiçe sayan bir cismani bir anlayışa dayanmaktadır. Bu anlayış, göz ile görüleni kabul edip, görülmeyeni reddeder.1942 Yüzyıl filozoflarından Karl Heinrich Marx (ö. 1883)’ın bir Yahudi

19.

olması ve ahiret anlayışına dayalı ahlaki, sosyal ve ekonomik sistemleri reddederek, dünya anlayışına dayalı sistemleri önermiş olması,1943 Kıbrısî’nin anlayışını şekillendiren mühim bir misal olduğu şüphesizdir. Bize göre 20. Yüzyılın düşünce ve bilim adamlarını Musevî olanlar ve olmayanlar olmak üzere ayırdığımızda, görülen şey mücerred maddecilik değil, ihtilaf ve kaos olmaktadır. Çünkü kapitalist sistemin kurulumunda önemli rol oynayan Musevî tüccar ve bilim adamlarından sonra, Max’ın fikir babası olan komünist sistem, insanlığın içine düştüğü kaosun arka planı gibidir. Bununla birlikte komünizmin tam zıddı addedilebilecek spritualizmin yine bir Musevî düşünür olan Henry Louis Bergson (ö. 1941) ile bilinirken,1944 insan ruhunu haz ve dürtüler üzerine temellendiren Sigmund Freud (ö. 1939)’da Musevîdir.1945

1941 1942

Nasr, Seyyid Hüseyin, Makaleler 1, Ter.: Şehabettin Yalçın, İnsan Yay., İstanbul 1995, ss. 73 -90. Aynı eser, s. 75. 1943 Robert, Jean Longuet, Büyük Dedem Karl Marx, Ter.: Renan Akman, Yordam Kitap, İstanbul 2012; Marx, Karl, Yahudi Sorunu, ter.: Yayın Kurulu, Sol Yayınları, Ankara 1997; Marx, Ücretli Emek ve Sermaye, ter.: Sevim Belli, Sol Yayınları, Ankara 2008. 1944 Direk, Zeynep, Çağdaş Felsefe II, Anadolu Üniversitesi Yay., Eskişehir 2012, s. 4. 1945 Sheppard, Ruth, Zihnin Kaşifi-Sigmund Freud, Ter.: Yonca Aşcı Dalar, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2012; Freud, Sigmund, Cinsiyet ve Psikanaliz, Ter.: Zeki Yıldırım, Yeryüzü Yayınevi, Ankara 2003; Freud, Dinin Kökenleri, Ter.: Ayşen Tekşen Kapkın, Payel Yayınları, İstanbul 2002.

383

f.2. Bazı Güncel Hadiselere Yaptığı Yorumlar:

f.2.1. Amerika’nın Irak İşgali: Irak’ın Amerika tarafından işgali, Şeyh Nazım’a göre, 1958 yılında gerçekleşen kanlı darbe ile Irak Krallığının devrilip, Cumhuriyetin ilan edildiği hadiselerle ilgilidir. Bu düşüncesini şöyle ifade etmiştir: “…(Melik) mütevazi bir ikametgahta oturuyordu. Bugünkü gibi (Saddam Hüseyin), saraylarda oturmuyordu. Kapılarında, yalnız, nöbetçiler var. Başka kimsesi yok. Bir gecede topa tuttular, o yeri (Bağdattaki konağı). O hain Kafir (Abdülkerim Kasım), tayyareden düşüp parçalandı. Sıra sıra, bu (Saddam Hüseyin) geldi… Cehennem ettiler orasını, yandı. İçeriye hücum ettiler, Meliki taradılar, ailesini taradılar, çoluk çocuklarını taradılar. Ehl-i Beyt hepsi. Peygamber(sav) nesli. 90 yaşında nine çıktı. Ben hatırlıyorum. Ben Hicazdan döndüğümde haberi aldık. Elinde Mushaf-ı Şerifle çıktı. Merhamet etmediler ona da, onu da taradılar. Yaktılar. Cehennem yaptılar orasını, o gece, ehl-i beyti Rasul’e. Allah uyur mu be!”1946

f.2.2. Kravat Takmanın Hükmü: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, kravat modasının icadında, çarmıha gerilmiş Hz. İsâ(as)’nın rumuz olarak taşınma kastının olduğunu şöyle ifade etmiştir: “Kravatı, Hristiyanlar uydurdu, İsa Peygamber’in çarmıha gerilmiş şekli diyerekten. Bize sattılar. Kendi papazları bilir bunları… Asıl bu. Maksat bu. Maksat o hatırayı devam ettirmek. İsa Peygamber çarmıhta gibi, göğsümde, kalbimde dedirtmek için. Bizim gibi gafiller onu mecburi yapıyorlar.”1947

1946

www.youtube.com./Şeyh Nazım El’Hakkani-Bağdat Sebepsiz Yanmıyor1; İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. 1947 www.youtube.com/Seyh Nazim Kibrisi - Kravat takmanin hukmu

384

f.2.3. Prenses Diana’nın Vefatı: İngiliz Kraliyet ailesinin Prensesi Diana’nın 1997’deki vefatından sonra Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, bu durumun, her hadise gibi, ibret alınması gereken veçhini ifade etmiştir. İslam’ın rehberlik etmediği tüm insanlar gibi, İngiliz milleti de, bu vefat hadisesinin güçlükleriyle başa çıkamamışlardır. Şeyh Nazım, bu hadisenin sebebi olarak üç şeyden söz etmiştir. Prenses Diana, Müslüman kadının mütevazi kıyafetini giyiyor olsaydı, görünür ve görünmez musibetlerden korunurdu. Kıbrısî’ye göre bu kıyafet tarzı, onu paparazziden uzak tutacak ve öldürülmesine sebeb olan durum, göz önünde olmayacaktı. İkincisi, Diana’nın haram olan alkolden uzak durması gerekirdi. Üçüncüsü, Diana’nın İslam’da belirtilen kadın-erkek mahremiyetine ve nikah emirlerine riayet etmemesiyle alakalıdır. Özet olarak Şeyh Nazım’a göre, kulun başına gelen her hadise, onun yaşantısına rehberlik edecek İslamî, değerlere uygun olması ya da ters düşmesiyle alakalıdır.1948

f.2.4. Şili’de Maden Göçüğü Altında Kalan Madencilerin Müslüman Olması: Bu madencilerden Ömer Regadand ve Daryo Segafiyo, yetmiş gün kaldıkları göçükten kurtulmalarından kısa bir süre sonra Şeyh Nazım’ı Lefkedeki dergâhında ziyaret edip, Müslüman oldular ve Şeyh Nazım’dan bey’at aldılar. Bu hadisenin duyurulduğu haberde Kıbrısî’nin bu konudaki açıklaması, şu ifadelerle olmuştur: “Bir mağaranın içerisinde, bir göçüğün içerisinde kaldı bu adamlar. İlk günde ben yetiştim desem onlara, inanır mısınız? …Bir gün dua ediyordum. Muska hazırladım. Orada bir tanıdığımız var mı diye müritlerime sordum. Evet yanıtını alınca hemen gönderdim” Muskayı göçük altında alan Ömer Regedand, hislerini şöyle ifade etmiştir: “Madene o muskalar gelinceye kadar, kendimi sarhoş gibi hissediyordum. Ama ulaştıktan sonra çok huzurlu ve rahat hissettim.”1949

1948 1949

Jorgen, Sufism in West, ss. 123-124 www.youtube.com/Seyh Nazim Hz. ŞILI'li Madencilere ettiği Manevi yardımını anlatıyor .

385

f.2.5. Necmettin Erbakan’ın Vefatı: Şeyh Nazım’ın, Necmeddin Erbakan’ın vefatıyla alakalı ifadeleri şöyledir: “…Kadirşinas milletimizin gönlünde yer almış olmasaydı, cenazesi bu kadar kalabalık olmazdı. Necmettin Bey’e biz de dua ettik. Merkez Efendi’nin emriyle bizim de ruhaniyetimizin hazır bulunduğu bir mecliste karşılandı. Bizi de davet ettiler. Kabri hoştur.”1950

f.2.6. Suudî Arabistan Velihat Prensi (İç İşleri Bakanı), Nayef Bin Abdulaziz el Suud’un Vefatı: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, “Dün gece (17.06.2012) kalbime varid olan ve veliaht prensi ile ilgili olan haberleri tüm Müslümanlar ve insanlar ile paylaşmam icab ediyor... ” diyerek, Nafey b. Abdülaziz’in ruhunun kabz olduğu mirac gecesinde, kendisine giydirilen elbisenin nurdan olduğunu söylemiş ve onun vasıl olduğu manevi makâmı övmüştür. Bu videoda Kıbrısî, Suud ailesine ve tüm insanlara hitaben, “Her can, ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.”1951 ayeti üzerinden ölümü hatırlatmış ve “Hanginizin daha iyi ameller işlediğini göstermek üzere, ölümü ve hayatı yaratan odur.”1952 ayeti üzerinden nasihat etmiştir: “Ey Suud ailesi! Allah’ın emirlerine dikkat edin, Allah’a kul olun! Nefislerinize hâkim olun! Hakk’ta sabit olun… Bizim hakkımızda sadece hüsn-i zan bekliyoruz. İnsanlar hakkında hüsnü zanda bulunun ve onlara ikram edin. Onlara ikramda bulunursanız, kendinize ikramda bulunmuş olursunuz. Ey doğu, ey batı ehli! Kelamımız kitaplardan değildir. Hz. Peygamber (sav)’in bize ikram ettiği, varidattır. ‘Rabbim bana salât ediyor. Bana salavatı yasaklıyorlar. Kıyamet günü onlardan davacı olacağım.’ Estağfurullah. Tevbe ettim. Tebliğ ettim. Allah(cc) ve Melekleri(as) şahittir…”1953

1950 1951

www.youtube.com./Şeyh Nazım Erbakan Müjdesi; İlgili kayıt video arşivlerimizde me vcuttur. Ankebût: 29/57. 1952 Mülk: 67/02. 1953 www.saltanat.org/The Star of Al-Saud; İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur.

386

şöyle söyleyebiliriz. maddenin manaya bakan yönündeki ilahî kudreti reddedici bir anlayışın üzerine inşa edilmiştir. görmemezlikten gelinemez. bu açıdan bir maddi ve manevi hayatın 387 . manevî yönün dışında değildir. Dolayısıyla Şeyh Nazım’ın teslimiyet anlayışı. Çünkü Allah(cc). Yani madde âleminin varoluş dinamiklerinin ardında. ilahi lütfa ve kudrete atfetmiştir. Bu duruma bir misal üzerinden bakacak olursak. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışının. Bu yüzden ulaşılan sonuçlar. Binaenaleyh bu ilişkiyi anlamamızda önemli derecede belirleyici olduğunu düşündüğümüz yönler. çalışmamız bu sorunun cevabını bulmak amacı üzerine bina edilmemiştir. insan-kâinat ilişkisi ve bu ilişkiyi ölçme usulü olan deney ve gözlem sonuçları. Muhammed Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışının ve yaşantısında görülen madde-mana ilişkisi. olamaz. Kıbrısî’nin “kulun acziyeti” anlayışıyla da ilgilidir. aynı sonuç. Çünkü aynı sebepler. aynı sonuçları doğurur.yy ve modern dünya etkisini de dikkate almamıza vesile olmuştur. “Allah(cc) dilerse” olur. Mesela Kıbrısî. Nakşibendî tarikatının dünyada yayılmasına vesile olan aklî kriterleri göz ardı etmediği gibi. Modern insanın aklı esas alarak kurduğu. “Hakkâniyye hareketinin nasıl bu kadar yaygınlaştı?” sorusuna cevap arayan sosyolojik çalışmalarda. Bununla birlikte “Bu kadar çeşitli kültürden insanı. 21. Bu anlayışı tezimizde geçen bir örnekle somutlaştırabiliriz. formülize edilemez ve tamamiyle hukuklaştırılamaz. Bu anlayış. Nakşîbendi Tarikatının Geleneksel yaşam tarzında birleştiren nedir?” yönündeki sorunun cevabını. din ve kültürlerden oluşan bu kitleyi nasıl İslam şemsiyesinde topladığı mühim bir sorudur. Ancak Şeyh Nazım’a göre bu sorunun cevabı. sebeb-sonuç ilişkisine bağlı olarak belirlediği maddî yön. 56 farklı ülkenin insanı tarafından kabul görmüştür. bizim tezimizde ulaştığımız sonuçlar olmaktadır. etki ve sinerjiyi oluşturabilir mi/miydi? Akıl merkezli sebep-sonuç ilişkisi içerisinde ele alındığı zaman. hayat ve ölüme dair sorularımızın cevabı olur mu? Şeyh Nazım’ın perspektifinden bakıldığında. bir mana âlemini var eden ve yöneten ilahî kudret. dilediğini aziz eder. sonuçlar beş sebebe indirgenmiştir. cevap kesindir. dilediğini zelil eder. bizi sosyoloji sahasında aranan sözkonusu sorunun cevabına ulaştırmış oldu. bu sorunun cevabı evet olmalıdır. öze değil kabuğa dairdir. Şunu da hemen belirtmemiz gerekir ki. Kökleri İslam dinine dayanan bu anlayışın farklı dil. İslami düşünce ve tasavvuf ıstılahı içindeki yerini belirlemek amacı üzerine bina edilmiş çalışmamız. Çünkü modern bilimler. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışını incelerken bulduk. yedi kıtada. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin ilahî kudrete dayandırdığı tasavvuf anlayışında. tarikat hizmetlerindeki başarıları bu sebeplere değil. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışı ve yaşantısı.SONUÇ Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf hayatı ve bu yaşantının temelleri olan tasavvuf anlayışı. Bu sebeblerin tamamını kendisinde toplayan herhangibir kişi/kurum.

Bu konuların başında Mehdi(as) beklentisi. bu platformun. Peygamber(sav)’in haberini beklemek. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den aldığı emirleri hiç tereddüt etmeden uygulamaya koyması. genel manada ters düşen bu anlayışın ve etkilerinin daha derinlemesine incelenebileceği bir vakıadır. ahir zaman haberlerini yaklaşık olarak kırk senedir beklemekte ve mürîdânına haber vermektedir. manevî dinamiklere oturtulduğu bir platform gözetilmelidir. 20. Çünkü bu haberi ashabına veren Hz. şeyhinden duyduğu. Şeyh Nazım’ın tayy-i mekân ile Mehdi(as)’yi ziyaret tecrübesi. Peygamber(sav)’e imandaki sıddıkiyeti temsil etmektedir.dinamikleri arasındaki tercihte bir denge unsurudur. aynı zamanda Hz. onun manevî âleme olan imanının. Bununla birlikte. Müstakil bir başlıkta incelenmeyen teslimiyet. Özetle Şeyh Nazım’ın hayatındaki vahye dayalı hukukun belirlediği yaşam tarzı ve bu hukukun kalbî hayata kadar uzanan inisiyasyon sürecini içeren tasavvuf anlayışı. gelmektedir. Bu haberlerden bir kısmının gerçekleşmemesine bağlı olarak mürîd sayısında düşüş olmasına rağmen Kıbrısî. teslimiyetin pratikteki göstergesidir. bu haberleri ilk günkü gibi beklemeye ve ilan etmeye devam etmektedir. 388 . Kıbrısî’ye göre bu bekleme. İslam’ın iman esaslarına dayanan ve geleneksel tasavvuf terminolojisi dâhilinde olması lüzum eder.’ın içindeki materyalist kültürle. Mevzu Şeyh Nazım-ı Kıbrısî olması hasebiyle. Kıbrısî’nin genel tasavvuf anlayışı ve yaşantısında mündemictir. Ancak bu incelemelere. günümüz insanı için önemli bir model teşkil etmektedir. yy. Bununla birlikte Kıbrısî. O’nun emin sıfatını tasdiktir. maddi âlem kadar somut olduğu yönündeki bir sonuca işaret etmektedir. modern çağın bilimsel dinamiklerinin.

EKLER Ek 01: Hakk Levhası Ek 02: Şeyh İsmail eş-Şirvanî’nin Kabri. Amasya 389 .

Üsküdar/İstanbul Ek 04: Şeyh Ebu Muhammed Medenî’nin Türbe içindeki Kabri. Güneyköy/Yalova 390 .Ek 03: Şeyh Cemaleddin Kumukî’nin Türbesi.

Ek 05: Şeyh Şerafeddin Dağıstanî Ek 06: Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Ek 07: Şeyh Şerafeddin ve Şeyhi Muhammed Medenî’nin Kabirlerinin bulunduğu türbenin dışı. Güneyköy/Yalova 391 .

Şam/Suriye 392 .07-08: Şeyh Şerafeddin’in evi (sohbet salonu). Güneyköy/Yalova 09: Şeyh Abdullah’ın Kabri.

Ek 10: Şeyh Abdullah (sağda ) ve Şeyh Nazım (solda) Ek 11: Şeyh Adnan Kabbanî Ek 12: Şeyh Hişam Kabbanî 393 .

1991 394 .Ek 13: New Meksiko. 1991 Ek 14: New York.

Ek 15: Hakkânî Dergahı. USA/Michigam. 1993 Ek 16: Malezya Prensi Rja Aslan’a Bey’at Verirken-Kulalumpur/Malezya 395 .

Ek 17: Hakkânî Degahı. Kulalumpur/Malezya Ek 18: Harita Üzerinde Hakkânî Dergahları 396 .

Arka Sol: Celaleddin. Ön Sol: Şeyh Nazım. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Babası Ek 22: Şeyh Nazım’ın eşi. Hacı Âmine Hanım Ek 21:Hasan.Ek 20: Şeyh Nazım’ın Büyük Babası Ek 19: Ahmed Adil. Arka Sağ: Nefi 397 .

Ek 24: Şeyh Nazım'ın mahdumu. Şeyh Mehmet Efendi Ek 23: Tripoli-Kıbrıs için sandala binerken 398 .

Malezya Görevlisi 399 . 2012). Chicago Görevlisi Ek 27: Şeyh Şerif. 2012) NY Görevlisi Ek 26: Şeyh Adnan (Kıbrısî’nin sağında).Ek 25: Şeyh Abdülkerim (v. Suriye Görevlisi Damadı Şeyh Hişam (Kıbrısî’nin solunda). Hollanda Görevlisi Ek 28: Şah İbn Sultan Aslan (v.

Güney Afrika Görevlisi 400 . Almanya Görevlisi Ek 31: Cemaleddin Almanya Ek 32: Yusuf Da Costa.Ek 29: Şeyh Lutfi (solda) ve Şeyh Mustafa (sağda) Endonezya Görevlisi Ek 30: Şeyh Hasan.

Ek 33: Şeyh Ömer. İspanya/Madrid Görevlisi Ek 34: Şeyh Nazım’ın iki katlı evi. bahçe kısımı 401 . Lefke/Kıbrıs Ek 36: Şeyhin evinin Dergah’a açılan. Lefke/Kıbrıs Ek 35: Dergahın yola bakan cephesi.

Ek 37: Dergah içindeki mescidin mihrap ve minberi Ek38: Mescidin doğu cephesi. Lefke/Kıbrıs 402 .

Şeyh Şerafeddin tarafından bildirilmiştir. Bu manada Kıbrısî’nin Mehdi anlayışı. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin Avrupa. Nazım-ı Kıbrısî ilkokula 1928 yılında başlamış. Tasavvuf Sohbetleri. “Mercy Ocean (Rahmet Deryası)”. Lübnan’da yaptığı sohbetlerden derlenmiş. Şeyh Nazım’ın irşad vazifesini Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den almasından sonra başlamıştır.1368/1948) tasavvuf terbiyesi almıştır. mürîdler için telkin edilen zikir ve tesbihatın derlendiği eserlerdir. dolayısıyla Hz. Çünkü bu tür vazifeler. Şeyh Nazım’ın sohbet ve hutbelerinden derlenmiş eserlerdir. şeyhiyle buluştuğu ilk günün sonunda. şeyhinden tevarüs eden ve bireysel olarak yaşanan manevi tecrübelerden müterakibtir. Söz konusu vazife. Zira bu vazife. manevi ilimlerdeki terbiyesi için Suriye. Şeyh Abdülkadir Geylanî’ye. Şeyh Nazım’a göre bu hizmetin başarısı. irşad ehli bilir ve ehline aktarır. Bunların haricinde. Şeyh Abdullah’ın sohbetlerinden. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî dünyaya geldiğinde. Kıbrıs’taki irşad vazifesiyle görevlendirilmiştir. 1978’den beri Türkiye’yi. 1974’ten itibaren Avrupa’yı. Peygamber varisleri olan evliyaya. Şeyh Nazım. Bu dönemde yaşadığı bir manevi tecrübe üzerine. Bu bilgilerden bir kısmı. Asya ve Afrika kıtalarına yayılması. Kıbrısî’nin ya da şeyhlerinin bu bilgilere bağlı olarak tevil ettikleri güncel hadiseler ve bu hadiselere bağlı olarak. Ebediyete Davet. manevî ilimlerle meşgul olmuş ve Şeyh Süleyman Erzurumî’den (v. derlenmiştir. Kıbrısî. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî 1952’de. maddi ilimlerdeki eğitim hayatını bırakıp. yevmu’l-ezelde tevdi edilmiştir. “Mürîdin El Kitabı (Hand Book of Mureed)”. Bu rivayet. 1991’den itibaren ABD’yi ziyaret ederek iman nurunu her çeşit insana yaymaya gayret etmiştir. Baba tarafı. Hak Dost Sohbetleri. kendisinin yaptığı işlerden dolayı değil. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin mürîdlerinden Hacı Âmine Hanımefendi ile evlenmiştir. Şeyh Nazım’ın bu evlilikten iki oğlu ve iki kızı dünyaya gelmiştir. Amerika. Peygamber(sav)’e dayanan Kıbrısî’nin. Mehdi’nin beklelenen en son irşad ehli addedilmesi hasebiyle. 1986’dan beri Uzak Doğuyu. “Câmiu’l-irşâduş-şerîf”. 1359/1940 senesinde liseyi bitirerek İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi’ne kayıt olmuştur. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışının bir cüz’ünü teşkil etmektedir. Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışında belirleyici bir mevzu olmuştur. İslamî metinlerde verilen haberlerin yanısıra. Şam’a gitmiş ve orada Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye intisab etmiştir. Kıbrıs’ta dünyaya gelmiştir. Cuma Hutbeleri. anne tarafı Mevlana