T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TASAVVUF ANABİLİM DALI

ŞEYH MUHAMMED NAZIM ADİL HAKKÂNİ EL-KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI

Doktora Tezi

Selami Erdoğan

ANKARA 2013

T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TASAVVUF ANABİLİM DALI

ŞEYH MUHAMMED NAZIM ADİL HAKKÂNİ EL-KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI

Doktora Tezi Selami Erdoğan

Tez Danışmanı: Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu

ANKARA 2013

T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ TASAVVUF ANABİLİM DALI

ŞEYH MUHAMMED NAZIM ADİL HAKKÂNİ EL-KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI

Doktora Tezi

Tez Danışmanı Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu Tez Jüri Üyeleri Adı ve Soyadı: …………………… …………………… …………………… …………………… …………………… …………………… Tez Sınav Tarihi: …………………… İmzası …………………… …………………… …………………… …………………… …………………… ……………………

ÖNSÖZ Kâinatın küçük bir numunesi olan insan, dünya sahnesindeki varoluşunun bir gereği olarak, hem iç âlemiyle hem de dışındaki âlem-i kubrâ ile, alakadar olmuştur. İnsanın enfüs ve afak ile kurduğu ilişki, onun varlık anlayışına göre şekillenmektedir. Varlık anlayışının merkezine kendi benliğini oturtan insan, iç dünyasından gelen sesleri kontrol etmeyi, kendi varlığına ihanet bildiğinden; kâinat ile olan alakasındaki ilkeleri aklıyla belirlemeye çalışmıştır. Varlığın merkezine, Allah(cc)’ı yerleştiren insan ise, enfüs ve afâk ile olan muamelatının ilkelerini, vahye tabi olarak belirlemiştir. Zamana, mekâna ve bireyin fıtratına ve içinde bulunduğu enfusî şartlara bağlı olarak söz konusu muamelat ilişkileri, dinamik bir yapı arzetmektedir. Dolayısıyla insanın içindeki mikro âlem ve dışındaki makro âlem ile olan etkileşimini tanımlaması hususunda farklı açılardan yaklaşımlar söz konusudur. İslam düşüncesinde kelam, tasavvuf ve felsefe okulları olarak zuhur eden bu yaklaşımlar ve onların şekillendirdiği; ahlak felsefesi, siyaset felsefesi, hukuk felsefesi, iktisat felsefesi, tarih felsefesi, bilim felsefesi ve dil felsefesi gibi disiplinler, İslam düşünürlerinin hayata dair sorunlara dinamik olarak ürettikleri çözümlerdir. Muhâsibî, Kuşeyrî, Bayazîd-i Bistâmi, Gazâli, Abdulkâdir-i Geylâni, Şâh-ı Nakşîbendi, Hucvirî, Mevlanâ, İmam-ı Rabbânî ve İbn Arabî gibi birçok mutasavvıfın yaklaşımlarıyla şekillenen tasavvuf okulu ve bu okulun bir kurumu olan Nakşîbendiyye Tarikatı, Şeyh Nazım’ın hayat anlayışının çerçevesini belirlemiştir. Bu bağlamda günümüz sufîlerinden Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, iç dünyası ve kâinat ile olan ilişkisini, tasavvuf okuluna dayanan sünnî İslam düşüncesi ile şekillendirmiştir. Bu manada tezimizin konusu olan “Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Tasavvuf Anlayışı” genel çerçevede İslam düşüncesinden zuhur etmiş okulların yaklaşımlarının, özelde ise Nakşîbendi-Hâlidi disiplininin bir ürünüdür. Tezimizde, Kıbrısî’nin düşüncesini genel ya da özel çerçevede şekillendiren yaklaşımların doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılmamıştır. Kıbrısî’nin düşüncelerinin, ehlisünnet itikadında; ittifakla ya da kısmen kabul görmüş, gaybî ya da müşahidi yaklaşımlar içinde nerede olduğu incelenmiştir. Bu manada “Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Tasavvuf Anlayışı” başlıklı çalışmamız, Kıbrısî’nin bir şeyh olduğu ve tasavvuf okulu IV

merkezinde gelişen İslam düşüncesinin hak olduğu ön kabulü üzerine yapılmıştır. Şunu da hemen belirtmemiz gerekir ki, söz konusu ön kabullerimiz, akademik çalışmaların bir ilkesi olan “nesnellik” kaidesinin dışında değildir. Şeyh Nazım -ı Kıbrısî’ye yapılan eleştiriler, çalışma konumuzun dışında gibi görülse de, bu bağlamda, içindedir. Farklı bir ifadeyle Kıbrısî’ye yapılan eleştiriler, onun şeyh olup olmadığını tespit etmek üzere değil; Kıbrısî’nin dünya ve ahiret telakkisinin, genel anlayış içerisindeki yerini görmemize vesile olmasından dolayı tezimizde yer almıştır. Ayrıca, tezimizin konusu olan “Şeyh Nazım’ın Tasavvuf Anlayışı” Şeyh Nazım’ın, deney ve gözlemlerle ulaştığı, salt aklî tecrübe ve anlayış değildir. Bu manada Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışı, Nakşî-Halidî geleneği ve Hakkânî uygulamalarından bir mirası içermektedir. Bu anlayış ve uygulamalar ise tasavvufun kendi içerisinde oluşan diğer ekollerle olan bir etkileşimin eseridir. Bununla birlikte bu mirasa Kıbrısî tarafından yapılan fikrî ve tatbikî katkılar, nadiren tesbit edilebilen, yeni motifler gibidir. Bu düşünce ve tecrübeler ise, sadece kitabi ve kesbî bilgiler değil, sezgiye dayalı keşfî bilgi ve tecrübeleri de ihtiva etmektedir. Diğer taraftan, Şeyh Nazım’ın söz konusu minvalden teşekkül eden tasavvuf düşüncesi etrafında teşekkül etmiş Hakkâniye müridanı, çalışmamız dışında tutulmamıştır. Nitekim çalışmamızda tespit edilen tüm tarikat düşüncesi ve adetlerinin, müridan üzerindeki etkileri ve müridanın bu konulara yaklaşımları, tespit edildiği derecede paylaşılmıştır. Modern Çağ olarak bilinen 20. Yüzyıl; akılın vahye ikame edilecek derecede kutsandığı, değerlerin dünyevileştiği, insanın ölüm sonrası hayatın varlığını düşünecek vakti ve iç dünyasına yönelecek fırsatı bulamadığı çağ olmuştur. Böyle bir yüzyılda tasavvuf menşeli İslam yaşantısı, dünyevileşme hastalığına tutulmuş insanların reçetesidir. Bu manada Şeyh Nazım’ın insanları davet ettiği anlayış, Nakşibendî geleneğinin günümüzdeki bir temsilcisi olarak; insanları bu hızlı koşturmacada bir anlık durmaya ve nefis muhasebesine davet etmektedir. Avrupa’dan Asya’ya, Uzak Doğu’dan Amerika’ya, Anadolu’dan Güney Afrika’ya ve Arab Yarım adasına kadar ulaşan bu davete, iki milyon Mümin icabet etmiştir. Bu kadar çeşitli kültüre hitap etmesi bakımından, Şeyh Nazım’ın tasavvuf yaşantısı ve V

anlayışı, çalışmamıza önem katmaktadır. Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin davet ettiği vahiy merkezli değerlerin, modern çağdaki gibi akıl merkezli değerlere rağmen kabul görmesi, çalışmamız esnasında karşılaşılan ve cevabı kısmen bulunan, bir soru olmuştur. Diğer taraftan tasavvuf anlayışı incelediğimiz Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin, yaşıyor olmasından dolayı, çalışmamızda bazı avantaj ve dezavantajlar, bir araya gelmiştir. Mesela Kıbrısî’nin tezimizde kaydedilmiş düşüncesi, dinamik hayatın tabii bir gereği olarak değişime uğrayabilir olması, tezimiz açısından bir dezavantajdır. Ancak şunu da hemen belirtmek gerekir ki; Kıbrısî’nin düşünceleri, ekseriyette, şeyhinden tevarüs eden ve Kıbrısî’nin teslimiyetle kabullendiği değişmez bilgiler mahiyetinde olması, söz konusu dezavantajı önemli derecede izale etmektedir. Bununla birlikte çalışmamızda ulaştığımız kanaatleri, Kıbrısî’nin kendisiyle ve yayım çevresiyle paylaşıyor olmamızdan dolayı, bu kanaatlere bağlı olarak ulaştığımız sonuçların kabul edilme veya reddedilme süreci devam etmektedir. Bir avantaj addettiğimiz bu durumdan dolayı, bu çalışmada, sistematize edilmiş düşüncelerin, müstakbel çalışmalardaki tereddütleri izale edeceği kanaatindeyiz. Dolayısıyla tezimiz, ilerleyen süreçlerde makalelerimiz ile sağlamaları yapılmış ve müstakbel çalışmalara kaynak olacak, hakiki malumatların kaynağı olacak mahiyettedir. Bu çalışmamızdaki temel kaynakları üç kategoride toplayabiliriz. Bunlardan birincisi Şeyh Muhammed Nazım-ı Hakkâni’nin 1970’li yıllardan günümüze kadar yaptığı sohbetlere ait ses ve video kayıtlarıdır. Zikir meclislerini de içeren bu kayıtlara, ilgili internet sayfalarının veri tabanları üzerinden ulaşılabilir. Bu kaynaklardan tezimizde zikredilenler, ses ve video arşivimizde muhafaza edilmektedir. Temel kaynaklardan ikinci grubu, Şeyh Nazım’ın 1970-2000 yılları arasında yaptığı sohbetlerden derlenmiş kitaplar oluşturmaktadır. Bu kitaplardan en önemlisi “Tasavvuf Sohbetleri” adlı kitaptır. Bu kitaptaki görüşlerin detaylarına inmemize vesile olan diğer kaynaklar, Hakkâniyye câmiasında yayınlanan eserlerdir. Bu eserlerden en önemlisi ise Şeyh Nazım’ın Şam vekilinin yazdığı, “Futuhâtu’l Hakkâniyye” adlı eserdir. Üçüncü kategoride olan kaynak ise Şeyh Nazım’ın Kıbrıs ve Şam’daki Dergâhlarına yaptığımız ziyaretler esnasındaki gözlem ve mülakat VI

notlarımızdır. Şeyh Nazım üzerine yapılan sosyoloji alanındaki çalışmalar, gözlem notlarımızın sağlamasını yapmak açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmalardan en önemlisi ise “Batı’da Bir Nakşî Cemaati” adlı eserdir. Tezimiz giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin itikadî ve tatbikî değerlerinin kaynağı olan Nakşibendî Tarikatı ve onun bir kolu olan Hâlidiyye, giriş bölümünde incelenmiştir. Ayrıca Nakşîbendiyye-i Hâlidiyye’den, Şeyh Nazım’a ulaşan silsilenin adı olan Hâlidiyye-i Hakkâniyye, bu bölümde incelenmiştir. Giriş bölümde değinilen hususlar, Kıbrısî’nin tarikat uygulamalarına göre şekillenmiş ve bu uygulamalar Nakşî ve Hâlidi gelenekleri ile mukayese edilmiştir. Birinci bölümde Şeyh Nazım’ın biografisi, bu konuda yapılan çalışmalara bağlı olarak kayıt altına alınmıştır. Bu kaynaklardan bir kısmı, sözlü tarihçilik denilen bilgi ve anekdotlara dayandığından, bazı çelişkili malumatlar, Şeyh Nazım ile yaptığımız mülakatlarda, tasih ve teyit edilmiştir. İkinci bölümde ise, Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışı ve uygulamaları, çalışmamızda ele aldığımız temel kaynaklardan yola çıkarak incelenmiştir. Bu bölümde Kıbrısî’nin anlayışının, Kur’ân ve hadislerdeki temellerine değinirken, tasavvuf ıstılahı içindeki mukayeseli konumunu da incelenmiştir. Bu çalışma esnasında bize destek veren, zaman ayıran ve katkı sağlayan başta aileme, dostlarıma, Şam ve Lefke Dergâhlarında alakadar olan İbrahim Efendi ve Metin Efendi’ye, özellikle Dr. Hayati Bice’ye müteşekkirim. Ayrıca ve bilhassa bu konunun belirlenmesi dâhil, çalışmamızın tüm aşamalarında desteğini gördüğüm, muhterem hocam Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu’na minnet ve şükranlarımı bütün kalbimle arz ederim. Rabb olarak Allah(cc)’ı tanımak şeref; O’na kul olmak, izzettir.

Selami Erdoğan

VII

KISALTMALAR : Adı geçen eser : Adı geçen makale : Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi : Bölümü : Bakınız : Ayrıca bakınız. : Cilt : Celle Celâluhu : Hicri : Hazırlayan : İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi : Kültür Bakanlığı Yayınları : Kütüphanesi : Miladi : Milli Eğitim Bakanlığı : Neşriyat : Osmanlı Ansiklopedisi : Sayı : Sadeleştiren : Sayfa : Sayfalar arası : Türkiye Büyük Millet Meclisi : Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi : Türk Tarih Kurumu VIII

age. agm. AÜİFD. Bl. bkz. ayr. bkz. c. cc. h. haz. İÜEF KBY. Ktp. m. MEB. neşr. OA S. sad. s. ss. TBMM. TDV İA TTK.

: Tarihsiz : Vefatı : Yayınları IX .trz. yay. v.

3. NAKŞİBENDİYYE-İ HÂLİDİYYE: ----------------------------------------------------.8.8.29 a.4.(36) Ebu Ahmed-i Sugurî Dağıstanî (v. 1260/1844): --------------------------.2. 1355/1936): ----------------------------------------------. Şeyhi Abdullah Dağıstanî ile Buluşması: -------------------------------. . 1265/1848): -----------------------.1.37 NAZIM-I KIBRISÎ’NİN HAYATI VE ESERLERİ ------------------------------------. Şeyh Abdullah’tan Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Âdetleri: ---.37 a.(35) Seyyid Cemâleddin-i Kumukî Hüseynî Dağıstanî: -------------------------------.(32) İsmail-i Şirvanî (Kurdemirî) (v.28 a.(37) Ebu Muhammed-i Medeni (v. 1299/1882): -----------------------------------. HALİDİYYE-İ HAKKÂNİYYE (HAKKÂNÎ DERGÂHLARI): -------------------.37 b. Şeyh Adnan Kabbanî: ----------------------------------------------------------------------. . Doğum Yeri ve Ailesi: ---------------------------------------------------------------------------------.8.27 a.İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ ----------------------------------------------------------------------------------------.17 a.7.6 a. Şam (Cebel Kasiyyûn) Tekkesi: ---------------------------------------------------------.8.6.8.7. Şeyh Nazım’ın. .22 a.(38) Şerafeddin-i Dağıstanî (v. 1247/1832): --------------------------------------. Eğitim Hayatı: -------------------------------------------------------------------------------------------.15 a.1.VIII İÇİNDEKİLER --------------------------------------------------------------------------------. Nakşibendî-Hakkânî Yolunun Dış Ülkelerde Kuruluşu ve Yayılması: --------------------. Tasavvufa İntisabı. TARİKAT-I NAKŞİBENDİYYE: --------------------------------------------------------.(33) Has Muhammed-i Şirvanî (Dağıstanî) (v.1 1.14 a.39 X . .37 1.38 c. .25 a.20 a. .(34) Muhammed Efendi (Yerağvî) Dağıstanî (v. .29 a. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’den Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Adetleri:------------------------------------------------------------------------------------------------. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de Silsile: -----------------------------------------------------------------.(39) Abdullah-ı Dağıstanî (v.34 BİRİNCİ BÖLÜM ---------------------------------------------------------------------------.21 a. .1 TARİKAT-I HAKKÂNİYYE’NİN TEŞEKKÜLÜ ---------------------------------------.5.19 a.3.31 b. 1332/1913): -----------------------------------------. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Hakkındaki İfadeleri: --------------.4 3.2.5.1 2.X GİRİŞ --------------------------------------------------------------------------------------------.16 a.IV KISALTMALAR ---------------------------------------------------------------------------. 1393/1973) : -----------------------------------------------.8.4. ŞEYH NAZIM ADİL EL-KIBRİSÎ EL HAKKÂNÎ’NİN HAYATI --------------.13 a.1. Şeyh Hişam Kabbanî: ----------------------------------------------------------------------.

46 h.72 a.1.1.48 i.1. Evliliği ve Diğer Manevî Vazifeleri İfası: --------------------------------------------------------.113 a. SIR: ------------------------------------------------------------------------------------------------------.62 a. İlim ve Edeb İlişkisi: -----------------------------------------------------------------------------.147 d. Mürîdlere Tavsiyeler:-----------------------------------------------------------------------------------.49 j.2. Vekilleri: --------------------------------------------------------------------------------------------------.84 b.159 d.58 ŞEYH NAZIM-I KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI ----------------------------. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Kerametleri: ------------------------------------------------------------.62 1.88 b.139 c. VELÎ-EVLİYA: -----------------------------------------------------------------------------------------. Peygamber ve Misâk: ---------------------------------------------------------------------. Keramet:---------------------------------------------------------------------------------------------.3.56 l. Şeyhinden Aldığı İlk Manevî Vazife: --------------------------------------------------------------.201 a. Hz. Eserleri: ---------------------------------------------------------------------------------------------------.d.43 f. ALLAH’IN NÛRU: ----------------------------------------------------------------------------------.2.80 b.201 XI .41 e. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Halvetleri: ---------------------------------------------------------------. Lefke (Kıbrıs) Dergâhı: --------------------------------------------------------------------------------. Kutub:----------------------------------------------------------------------------------------------. İLİM-ÂLİM: ---------------------------------------------------------------------------------------------. Peygamber (sav) ve Ümmeti: -----------------------------------------------------------.142 d. MİSÂK (YEVMU’L-EZEL): ----------------------------------------------------------------------. Levh-i Mahfûz: ----------------------------------------------------------------------------------.53 k. Yevmu’l-ezel: ------------------------------------------------------------------------------------.113 a.2.131 c. Hz.173 e. Peygamber’in Sırrı: ------------------------------------------------.180 3-MAKÂMLAR VE SEYR U SULÛK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: -------------. KULLUK MAKÂMI (ÂBİD): --------------------------------------------------------------------.127 b.YARATILIŞ VE VARLIK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: -------------------------. İLİM VE MARİFET İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: ----------------------------------. İlim ve Marifet İlişkisi: --------------------------------------------------------------------------.1.76 a.62 a.169 d. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye Yapılan Eleştiriler: -----------------------------------------------------.3.3.105 2.44 g. Allah’ın Nuru ve Hz.1. İlim ve Hikmet İlişkisi: --------------------------------------------------------------------------.97 b. MİRAC: -------------------------------------------------------------------------------------------------. Hz. PEYGAMBER(SAV): -------------------------------------------------------------------------. Velayet:----------------------------------------------------------------------------------------------.

Vahhâbîlik: ---------------------------------------------------------------------------------------------.2.371 f.2.312 b.268 h.385 XII .324 c. Allah’a İman: -------------------------------------------------------------------------------------.1. BEY’AT:------------------------------------------------------------------------------------------------.341 c. İslam: ----------------------------------------------------------------------------------------------------.305 a.384 f. MÜRÎD: -------------------------------------------------------------------------------------------------.317 c. MEHDİ/DECCÂL ANLAYIŞI: -------------------------------------------------------------------.2.1.b.257 g.384 f.1.2.376 f. Amerika’nın Irak İşgali: ------------------------------------------------------------------.365 e.1.2. Şeytan: ---------------------------------------------------------------------------------------------------.367 f. NEFS: ----------------------------------------------------------------------------------------------------. GAFLET: ------------------------------------------------------------------------------------------------. DECCÂL: -----------------------------------------------------------------------------------------.359 d.371 f.380 f.233 e.1.277 j. Modern Çağ ve Modernizm: ------------------------------------------------------------------.1.384 f.210 c.1. KABZ VE BAST HÂLİ: ----------------------------------------------------------------------------.3. Bazı Güncel Hadiselere Yaptığı Yorumlar: -----------------------------------------------.4.2.3.338 c.272 i.292 4. Prenses Diana’nın Vefatı: ----------------------------------------------------------------. İman: -----------------------------------------------------------------------------------------------------.324 c. Toplu Zikrin İcrası: -----------------------------------------------------------------------------.1.347 c. Modern Çağ ve Hukuk Sistemi: --------------------------------------------------------.239 f.305 a.2.1. Modern Çağ ve Eğitim:-------------------------------------------------------------------.2. Modern Çağ ve Teknoloji: ---------------------------------------------------------------. Modern Çağ ve Toplum: -----------------------------------------------------------------.1.382 f.1. Mehdi(as)’nin Özellikleri: ---------------------------------------------------------------. Mehdi(as)’nin Zuhur Âlametleri: ------------------------------------------------------.1. MÜRŞÎD: -----------------------------------------------------------------------------------------------.1. Siyasî ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar ---------------------------------------------------.1. SOHBET-HALVET: ---------------------------------------------------------------------------------. Kravat Takmanın Hükmü: ---------------------------------------------------------------. Mehdi(as)’nin Zuhuru ve İsa Mesih(as): ---------------------------------------------.226 d. RABITA:------------------------------------------------------------------------------------------------. Mehdi: ---------------------------------------------------------------------------------------------. ZİKR: ----------------------------------------------------------------------------------------------------. DİĞER KONULARDAKİ GÖRÜŞLERİ: -------------------------------------------.245 g.374 f.3.

6.2. Necmettin Erbakan’ın Vefatı: -----------------------------------------------------------.403 ABSTRACKT -------------------------------------------------------------------------------.5.4.2. Suudî Arabistan Velihat Prensi (İç İşleri Bakanı).2.386 f. Şili’de Maden Göçüğü Altında Kalan Madencilerin Müslüman Olması: ----.386 SONUÇ ---------------------------------------------------------------------------------------.387 EKLER ----------------------------------------------------------------------------------------.407 XIII .385 f.389 ÖZET ------------------------------------------------------------------------------------------. Nayef Bin Abdulaziz el Suud’un Vefatı: ------------------------------------------------------------------------------------.f.405 KAYNAKÇA --------------------------------------------------------------------------------.

İstanbul 1969. İstanbul 1981. Eraydın. Reşahât ayne’l-hayat. 44. Tasavvuf. Şeyh Nazım’ın Nakşibendî Tarikatına dayanan tasavvuf anlayışını ve tarikat uygulamalarını incelememiz açısından mühimdir. Yılmaz. Şuşud. Ali b. 256. The Naqshband Order (A Preliminary Survey of Its History and Significance) . 1 Algar. 617/1220). Taşköprülü. s. Ebu Bekir(ra)’den gelen ve hafî (gizli) zikr esasına dayalı olarak kurulan yoldur. Muhammed b. Şevket Eygi Matbası. İstanbul 2000. Studia Islamica. Hamid. Necdet. Selçuk. Bahaûddin Nakşbend. Hasan Kamil. (1976). 231. Tasavvuf ve Tarikatlar. Doğan Kardeş Yay. Ali Aydın. 217-218. M. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’deki anlayış ve uygulamalarla mukayeseli olarak değerlendirmeye çalışacağız..: Lamî Çelebi. Bahâi. Abdülhalik Gucdevanî (v. Sad. 791/1389). 418. İnsan Yay. 1 . Kara. Rahle Yay. 73-77. İstanbul 2009.1 Nakşibendiyye Tarikatına adını veren Şâh-ı Nakşibendi’nin tam adı. 1298.. ss. İslam Tasavvufunda Hacegân Hânedânı.. s.: Necip Fazıl Kısakürek. Abdurrahman Ebu Berekât.. Hüseyn. yeni bir tarikat kurucusu olarak telakki edilmiş ve Nakşibendi Tarikatına daha önceleri. Hasan Lütfi. Marifet Yay. Tasavvuf ve Tarikatlar. 297. İstanbul 1958. bütüncül bakışı temin etme hususunda. 123-152. İz. s. Tosun.. Dergah Yay.GİRİŞ TARİKAT-I HAKKÂNİYYE’NİN TEŞEKKÜLÜ 1. Nefehâtu’l-uns min hadaratu’l-guds. 1241/1826)’den sonraki şubesi olan Hakkâniyye Dergâhlarındaki tasavvuf anlayışı ve tarikat uygulamalarının. 300-60. Mevlanâ Hâlid-i Bağdadî (v. Mahir. Şeyh Nazım’ın Nakşibendî Tarikatına dayanan silsilesinde. Alem Yay. 2 Camî. Dolayısıyla Tarikat-ı Nakşibendiyye başlığında. TARİKAT-I NAKŞİBENDİYYE: Buhara’dan neşet etmiş olan Nakşibendilik Tarikatı. Ensar Neşriyat. ss. ss. s. 165. Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi. Muhammed Bahaeddin Şah Nakşbendî. Nakşîliği münferiden ele almaktan ziyade.2 Tarikat-ı Nakşibendiyye’nin erkân ve terbiye metotları açısından diğer tarikatlardan ayrılan ve kendi içerisinde özgünleşen yönleri. Muhammed Bahaûddin el-Buharîdir (v. İstanbul 2003. tarikatın unutulmaya yüz tutan prensiplerini ihya ettiği için. Safî. İstanbul 1966. ss. ayrıca ele alınması gerektiği kanaatindeyiz. No. Hz. Mustafa. Nasrullah. s. İstanbul 2003. Hacegan Tarikatı da denmiştir. Ter. Marifeti’lyeyleri..

Bu manada Şâh-ı Nakşibend tarafından uygulanarak gelmiş tarikat usul ve prensiplerinden bazılarının. Bahaûddin Nakşbend. Abdurrahman Ebu Berekât. 15-22. Nefehâtu’l-uns. İstanbul 1974. Tosun. Muhammed Nuri Şemseddin. Risale-i Murâkabe. Reşahât. geleneksel Nakşîlik uygulamalarından ayrılmıştır diyebiliriz.e. 531-569. Nakşîbendî Tarikatında semayı Abdulhâlik-ı Gucdevanî gibi kabul etmeyenler.3 Nakşibendiyye içerisindeki benzer uygulamalara dayanarak. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). s. cehri zikir ve semahının yaygın olmadığı bilinir. İmâm-ı Rabbânî’den sonra Nakşibendilik içerisinde ele alınan letâif. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kavramlar/d. yaygın bir kanattir. Çağlayan Yay. Nakşibendilik. Ter. Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin intisab uygulamaları. İmâm-ı Rabbânî’ye kadar tarikat içerisinde.: Süleyman Uludağ. 802/1399)’a zikr-i cehr-i hakkında sorulduğunda. Muhammed b.. a. Çünkü Şeyh Nazım’ın tarikata mürîdan kabulü esnasında ve uyguladığı intisap usulünde. Sad.: Lamî Çelebi.Beyat. Hakkâniyye içerisinde farklı uygulandığı müşâhede edilmiştir. Mustafa Kara. s. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). ss. 325-329. s. 437. ruh sır. 6 Camî. Dolayısıyla Hakkânî Tekkeleri İmâm-ı Rabbânî’den sonraki cehri zikr esasına dayanmaktadır denilebilir. Âdâb.. zikrin bedendeki mahalleri olan kalb.. zikr olarak hafiyi telkin etmiştir. İstanbul 1985. Tosun.: Ali Hüsrevoğlu. 5 Tafsilatları için bu tezde Bkz. 4 Bu veriler ışığında değerlendirildiğinde. ss. 8 Aynı eser. s.. Abdullah.8 Hakkâniyye içerisinde bugün hafi zikrin yanında. Safî. 851/1447)’yi tarikata hemen kabul etmediği. s. s. Hacegân Hânedânı. Çerhî’nin intisabından önceki gece istihare yaptığı ve istiharenin sabahında. 543.5 Şâh-ı Nakşîbend..6 Alauddin-i Attar (v. caiz olduğunu bildirmiş ancak. Tosun. Haz. 298.e. ss. 532. s. 301.7 Nakşibendilikte zikr mevzuunda. Dimeşkiyye Abdurrahman.: Sabri Çağlayan. 308.9 3 4 Camî. 2 . Yakûb-u Çerhî (v. Ter. hazırlık ve istihare telkinleri ile karşılaşılmamıştır. Marifet Yay.g. a. s. 74. İstanbul 1998. 7 Camî. Tevhid Yay. tarikata intisap öncesi hazırlık dönemine ve bu dönemde yapılan istihareye önem verildiği yönünde kanaatler vardır. genel prensip olarak hafî zikrin esas alındığı.g. Nakşibendilikte. telkin etmemiştir. 9 Hanî. cehrî zikir ve semâ da yapılmaktadır.. Erkam Yay. s. İstanbul 1996. 26-28. hafî ve ahfa olarak zikredilmiştir. Mesela Şâh-ı Nakşibend’in. Nakşbend. 40. Yusuf Hemedanî gibi kabul edip uygulayanlar ve Ubeydullah Ahrar gibi uygulamayıp fikir beyan edenler olmuştur. 244. kabul ettiği bilinmektedir. Şuşud.

Nefehâtu’l-uns. Bu usulde önemlilik arz eden araçlar. 321. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de Silsile. Camî. bir terbiye usulü gerekli görülen mürîdlere telkin 10 Nazım-ı Kıbrısî’nin şeyhi. 3 . Nakşibendilik ve metodu hakkında yapılan sohbetlerin genelinde.. ss.172. tesbih.15 Hakkâniyye’nin silsilesinde Hâlid-i Bağdadî’den sonra yer alan Dağıstanlı pirlerin içerisinde riyazet ve halvete. Abdullah-ı Dağıstanî’nin şeyhidir. Ebediyete Davet. Tarikat-ı Hakkânîyye Silsilesi. a. 185. s. Menâkıb-ı Şerefiyye (Şerâfeddin Hazretleri’nin Ağzından). Nefsi tezkiye ve terbiye etmeyi. 13 Tosun.e. halvete girdikleri ve riyazetle meşgul olmalarına yönelik malumat vardır.g. 27-342. Giriş/Halidiyye-i Hakkânîyye Tekkeleri/a. bir Nakşibendî-Hâlidî kolundan olan Hakkâniyye içerisinde telkin edilmektedir.12 Ancak Nakşibendiliğin irşad usulünde evrâda. vird ve zikir vs.. namaza.16 Hâlidiyye-i Hakkâniyye. 173. 11 Burkay. Riyazet. ss. a. Kur’ân okumaya ve sohbete. ss. İstanbul 2006. Şerafeddin-i Dağıstanî. 34. mürîdlerin tekâmülü için telkin etmiştir. Derviş Yay.Hakkâniyye içerisinde ahfa letâifi yerine. Hasan.14 Tarikatlardaki irşad metodolojisini esas alarak yapılan kabul görmüş bir sınıflandırmaya göre iki çeşit tarikat vardır.dir. Şemseddin. sohbet. 17 Şeyh Nazım Kıbrısî el-Hakkânî. 71-447. Risale-i Murâkabe. Yolun en önemli bir terbiye metodu olarak vurguladığı sohbeti. genelde Nakşîlik öncesi usulleri tabir etmektedir. Ankara 1995. 7-21.. sohbetin önemini belirtmiştir. karma bir usul uygulamaktadır diyebiliriz. s. 14 Bu tezde bkz. ruhu terakki ettirmeyi usul edinen tarîk-ı ruhanî olarak adlandırılmakta ve Nakşibendilik ile ortaya konan usulü tanımlamaktadır. 1355/1936)’den itibaren sırru’s-sır letâifi zikredilmiştir. 16 Tafsilatları için bu tezde bkz. 12 Safî. Tarik-i Nefsâni’ye ait irşad usulü. en az diğer ibadetler kadar telkin edilmiştir. diğer günlük virtler kadar önem verilmiş ve manevî tekâmül aracı olarak uygulan arak telkin edilmiştir. ss. Şeyh Şerafeddin10 (v.17 Bununla birlikte halvet ve riyazât. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Hayatı. riyazet ve halvetten daha fazla önem atfedilmiştir. İkinci çeşit tarikat. Şeyh Hişam’ın sohbetlerinde de sıkça vurgulanmaktadır. ss. Mesela Şeyh Nazım. halvet ve çile bu usullerde uygulanan önemli araçlardandır. ruhaniyeti güçlendirecek ibadet.7. 15 Nakşbend.11 Nakşî silsilesindeki büyüklerin. Reşahât. Eraydın.g. bu açıdan tarik-i nefsâni ile ruhanînin benimsediği terbiye metodlarından müteşekkil. 318.e. Tafsilatı için bu tezde bkz. matluba ulaşmada usul edinen tarîk-ı nefsâni.13 Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de riyazet ve halvet.

21 Hakkânî.22 2. Kıbrısî.Sohbet -Halvet. halvet der encümen anlayışı ile halvet anlayışına yeni bir ufuk kazandırmıştır. Bu kişiler hususiyetle. 18 19 Tafsilatları için bu tezde bkz. s. 185. tesiri ve ıstılahıyla en kâmil olanının Nakşibendî Tarikatı olduğuna yönelik.g. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin. Hakkâniyye ile mukayeseli ele almaya çalışacağız. s. Halvet konusunda görülen düşünce ve uygulamaları savunanlar.19 Ubeydullah-ı Ahrar’da halveti uygulamamış ancak.edilmiştir. Bu başlıkta. Dolayısıyla Nakşilikte asıl olmayan halvet.. sohbetle vazifelendirilmiş mürîdler olmuştur. s. riyazet konusunda da paralel düşünceleri savunup uygulamalar yapmışlardır. açıklaması da vardır. Hakkâniyye’nin ve Şeyh Nazım -ı Hakkânî’nin tasavvuf anlayışının incelenmesi için. Nakşibendî Tarikatında bulunan kuvvet ve salahiyetin yirminci yüzyılda diğer tarikatlarda olmadığını ifade etmiştir. ss. 20 Tosun. Şeyh Nazım’a göre insanlara manevî feyzi veren ve onları terbiye eden yol Nakşibendîlik’tir. Bahauddin Şâh-ı Nakşîbend’den Ubeydullah-ı Ahrar’a (v. uygulayan bazı mürîdlerine de engel olmamıştır.e. 6. 531-569. NAKŞİBENDİYYE-İ HÂLİDİYYE: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin takip ettiği irşad metodu olarak isimlendirilen Hakkâniyye. 22 Burkay. Menâkıb-ı Şerefiyye. Abdulhâlik Gucdevanî. Hâlidiyye’nin bir şubesidir. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/f. halvet ve riyazet konusunda özgün bir usul tatbik ettiği görülmektedir. Hâlidiyye Kolu’nu. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). devamlı ve yaygın bir irşâd metodu olmamıştır. 330-332.20 Bu açıdan bakıldığında. 4 . 895/1490) kadar halvet uygulanmasına rastlanmamıştır.21 Bu konuda Şeyh Şerâfeddin’in kıyamete kadar baki olacak yedi tarikat bulunduğunu ve bunlar içerisinde tarikat usulü.18 Dolayısıyla bugün Hakkâniyye Dergâhlarındaki irşâd metodu. Ebediyete Davet. Camî. a. bu tasniflerdeki usulün ikisini de ihtiva eden bir usul olarak uygulanmaktadır. Hâlidiyye’nin müstakil bir başlıkta ele alınması ihtiyacı hâsıl olmuştur.

iyi bir medrese eğitimi görmüştür. 79-82. 330. Binaenaleyh Halidî kolları. Ortadoğu Halidileri arasında pek rastlanmayan bir durum olduğu bilinmektedir. Hisham.28 Şeyh 23 Hanî. 25 Hanî. toplu olarak ve münferiden uygulandığı bilinmektedir. Halidîlik. Bu uygulamanın. 5 . Âdâb.172-187. Mesela Malezya ve Endonezya Halidî şeyhleri. Irak. Şam’daki dergâhında görevli olan. s. s. Malezya ve Endonezya gibi geniş bir coğrafyada intişar eden tarikatın halifeleri. Hânî. a. İstanbul 1988. 316-322. ss. ss. Hacı Reşit Paşa... ss. tarikatın kollara bölünmesini önlemek için yapmıştır. Hadiykatu’l-verdiyye. Bu yüzden şeriat bilgisi yüksek bir âlimdir. 147. Suriye. The Naqshbandi Sufi Way (History and Guidebook of the Saints of the Golden Chain). bu bildiriyi.. yer yer farklı özellikler arz etmişlerdir. Ergin Kitapevi. Muhammed Ahmed. tüm dünyadan gelen talebelerini. halifelerin uygulamaları birbirinden bağımsızlık arzetmiştir. Abdülmecid.e. 24 Hanî. 287-315. Hanî. Hindistan Delhi’de bulunan Abdullah-ı Dehlevî’den (v.. s.26 Halvet’in Nakşibendî yoluna Hâlid-i Bağdadî ile girdiği yaygın bir kanaattir.19. Hadâiku'l-verdiye fi ecilla Nakşibendiyye. yılın muhtelif zamanlarında. kendi beldelerine göndermiştir. a. bulundukları coğrafyanın ilzam ettiği şartlara göre irşad usullerindeki öncelikleri belirlemiş olabileceklerinden. Âdâb. Irak ve Anodolu coğrafyasında çoğunlukta olmak üzere. Kazı Pub. Tah. Kuzey Kafkasya’dan gelen silsilede. Tarblus 1987. Yılmaz. İstanbul Tarihsiz. 693-701. aslî kimliğini korumayı başarmışsa da. 83-87. ss. Muhammed b.e. 284-348.25 Bir görüşe göre Bağdadî. İslam’ı ve Nakşiliği intişar etmeleri için. 295-296. a. mürîdlerini on ile kırk günlük halvetlere almaktadırlar. Nakşibendiyye’nin bu asırda anılan Halidilik kolunun bir kurucusudur.: Abdülrezzâk Abdullah.27 Tarikat-ı Hakkâniyye’de uygulanan halvetin ise.g. düzenlediği bir vasiyetname ile yerine baş halife olarak..24 Vefatından kısa bir süre önce. Tasavvuf Tarikatlar Silsilesi ve Ahlâk-ı İslamîye. 1242/1826). Virnig. TDV İA.g. terbiye ettikten sonra. 701.g. 669 -701. ss. Hadiykatu’l-verdiyye. Chicago 1995. 1252/1824) tarikat terbiyesi gören Bağdadî. ss. Hamid. 27 Tosun. Matba’a vizaratu’tterbiyye. ss. İsmail elEneranî’yi tayin etmiş ve bunu tüm halifelerine duyurmuştur. Ancak.23 1238/1822 tarihinden itibaren Şam’da irşad vazifelerini sürdüren Bağdadî. 28 Kabbânî. ss. İrbil 2002. Tarikatu’l-Nakşibandiyya ve Ulumiha. Türkiye. asır Nakşibendî ricalinden olan Mevlana Hâlid-i Bağdadî (v.e. JurusBurus Yay. 26 Algar. Mısır. Eraydın. ss. Divantaş Neşriyat.

Hâlid-i Bağdadî’den sonraki Hakkâniyye silsilesinde. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/f. 29 Ortadoğu Halidîlerinden ayrılsa da. a. s.Sohbet -Halvet. Hâlidiyye kolundan bir yol olan Hakkâniyye. 298. Hâlidiliğin şekil ve usul konusundaki belirleyici tavrına daha yakındır. Avrupa.. Anadolu ve Tırakya’daki Halidî kollarında pek rastlanmadığı tesbit edilmiştir. c. oğlu Mehmet Efendi’yi halifesi olarak ilan etmiştir.32 Bu durum Hâlidiyye-i Hakkâniyye için de geçerlidir. 298. video arşivimizde bulunmaktadır. Asya ve Afrika kıtalarında dergâhları bulunan bir harekettir. Anadolu’da Halidîlik. İçtimai ve tarihi yapısının yanı sıra. babadan oğula geçmemiştir. Naşibendiyye’nin büyük şeyhleri. TDV İA.com/ Seyh Nazim Mehmet Adil efendiyi Halife ilan etti.30 Şeyh Nazım’ın Osmanlı kıyafetlerini tercihinde ve batı kıyafetlerini tasvib etmemedeki tavrı. 3. şeyhlik babadan oğula geçer.Nazım’ın terbiye metodu olarak zaruri gördüğü halvet anlayışı.g. 31 Bu tezde bkz. Diğer Konulara Tasavvufî Yaklaşımlar/Siyasi ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar .33 Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde gelenek olmayan bu durum. Kıbrıs adasında bir Hakkâniyye tekkesinin açılması ve buradan dünyanın muhtelif 29 30 Bu tezde bkz. 33 www. bir ilkdir. Şeyh Nazım’ın sigara mevzuundaki tutumu da bu hususta bir diğer bir örnek olabilir. HALİDİYYE-İ HAKKÂNİYYE (HAKKÂNÎ DERGÂHLARI): Nakşibendî Tarikatının.e. Süleyman. Amerika. Uludağ. Uzakdoğu ve Kuzey Kafkasya’da da uygulanmış olması hasebiyle. dayıdan yeğene. Şeyh Nazım’ın irşad vazifesini Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den almasından sonra başlamıştır. İlgili kayıt. seyyidlik inancıyla pekiştiği düşünülen bu uygulamanın. melamiliğe yaklaşan tavır sergilemiş olmalarına rağmen. 15. Bununla birlikte Şeyh Nazım. Nazım Efendi. Dergâhların dünya üzerinde yayılması. kayınpederden damada geçen şeyhlik. Hâlidiyye ile bu durumun tam tersi bir istikamet kazandığı yönünde tespitler vardır. Halidî’liğe sonradan dâhil edilmiş bir uygulama olmadığı kanaatindeyiz.31 Bununla birlikte Hâlidîliğin Türkiye sınırları içerisindeki kolları arasında da birbirinden farklı uygulamaları vardır. Mesela doğu ve güneydoğu bölgesinde. 32 Uludağ.youtube. 6 . s. usul ve şekle fazla önem vermemekle.

ülkelerinde davet ve irşad faaliyetlerinin yürütülmesi için, Şeyhi Abdullah Dağıstanî’den emir aldığını ifade etmiştir. Şeyh Abdullah’ın bu beyanına tanık olan Şeyh Hişam, söz konusu ifadeleri şöyle nakletmiştir: “Hz. Peygamber (sav)’in emriyle, Nazım Efendi’yi terbiye ile halifeliğe çıkardım. Ziyadesiyle halvete koydum, muhtelif usullerle irşad ettim ve onu halifem olarak tayin ettim. Onun bu yolu müstakbelde maşrıktan mağribe kadar intişar ettireceğini görüyorum. … Londra’dan Avrupa’ya, Uzakdoğu’dan Amerika’ya büyük dergâhlar kurduğunu ve yolumuzu taşıdığını görüyorum… Genç insanların her yönden ona koştuğunu görüyorum… Din Allah(cc)’ındır ve Allah(cc), kullarına hükmedici olarak yeter.”34 Hakkânî müridanının bugünkü sayısı hakkında net bir tespit yoktur. 1996 yılında yapılan bir çalışmada 56 farklı ülkeden müntesib mürîdin bulunduğu tespit edilmiştir.35 Tarikatın nasıl bu kadar yaygınlaştığı, sosyolojik bir çalışmada beş sebebe dayandırılmıştır: 1-Apokaliptik36 gündem. 2-Modern dünyanın beklenmeyen sosyal hadiselerini Şeyh Nazım’ın geleneksel tasavvuf ıstılahıyla birleştirme yeteneği. 3-Müslüman şahsiyet ve ulemalasına referanslar. 4-Şeyh Nazım ve Şeyh Hişam’ın Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’daki çevrelerine yaptıkları tasavvufî yorumların dinleyenlerle ilgili olduğu kadar, dinleyenler tarafından kolay anlaşılması. 5-Armagedon37 ve kıyamet gününe ait mesajların müntesipler için ilgi çekici bir konu olması.38 Hâlidiyye-i Hakkâniyye, bugün Nakşî usullerini esas alan bir irşâd metodolojisini, diğer tarikatların usulleriyle harmanlamış özgün bir metot takip etmektedir. Bu başlıkta Hakkânî Dergâhlarında tesbit edilmiş usul ve adetleri, kendi içerisinde ve Nakşîlik ile mukayeseli ele almaya çalışacağız. Söz konusu usul ve adetlerin, İslam ve tasavvuf düşüncesi açısından değerlendirilmesi, ikinci bölümde yapıldığından burada değinilmeyecektir.
34 35

K. Hisham, Sufî Way, s. 405. Atay, Tayfun, Batı’da bir Nakşî Cemaati: Şeyh Nazım Kıbrısî Örneği, İletişim Yay., İstanbul 1996, s. 86 36 Kıyamete dair, son gün. 37 Hiristiyan kaynaklarında bildirilen ahir zaman savaşı. İyiler ile kötülerin yapacağı büyük savaştır. Şeyh Nazım bu savaşı melhame-i Kubrâ olarak da ifade etmiştir. 38 Stjernholm, Simon, The Struggle for Purity: Nagshbandi-Haqqani Sufism in Eastren London, Basılmamış Y. Lisans Tezi, Lund University, [Scania] 2005, s. 8.

7

Hakkâniyye yolu için Nazım Efendi, “rütbe kazanma yolu değil, nefsi tüketmek yoludur” diyerek yolun gayesinde nefis tezkiyesini öne çıkarmıştır.39 Bu manada Hakkâniyye yoluna girenlerin dikkat etmesi gereken menhiyatın başında “kibir” görülür. Nazım Efendi, Bâyezıd-i Bistami Hazretlerinin sözüne atfederek “kendi nefsini Firavun’dan, Nemrut’tan, Ebu Cehil’den ve İblisten daha aşağı görmeyen kimse bizim yolumuzun kokusunu alamaz” demektedir.40 Kıbrısî’ye göre, Tarikat-ı Hakkâniyye mürîdlerinin, hiçbir mahlûkata karşı üstünlük düşüncesinde bulunmaya salahiyetleri yoktur. Bu durum mirac bahsinde de bildirilen nefsin hakikati olarak vurgulanmıştır. Bu hakikate göre nefs, fırsat bulduğu zaman Rablik ilan edebilecek bir yön taşımaktadır. Nefsin bu yönünü besleyen günah, kibirdir.41 Dolayısıyla yolun en önemli menhiyatı arasında zikredilmektedir. Hakkâniyye içerisinde, kibir ve ucuba sergilenen bu yaklaşım, iman ve küfür anlayışlarında da görülmektedir. İmanı da küfrü de atiyye olarak görmek, kibir ve ucubu izale edici bir anlayış olarak sıkça vurgulanmaktadır. Hakkâniyye içerisinde mürîdin imandan dolayı kendini üstün görmesi ve iman etmeyenlerin hakir görülmesi men edilmiştir. Nazım Efendi bu anlayışı, bir menkıbe ile müşahhaslaştırmıştır.42 Hakkâniyye dergâhlarında sıkça anılan dört düşman nefs, şeytan, hevâ ve dünyadır. Bu düşmanları galip getirecek en tehlikeli sıfat olarak gazab, sıkça ele alınır. Şeyh Şerafeddin’e göre gazab, tüm kötü sıfatların ortaya çıkabileceği zemini hazırlamasından dolayı zemmedilen sıfatların başında gelmektedir.43

39 40

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 40. Aynı eser, s. 37. 41 Aynı eser, s. 38. 42 Kıbrısî, menkıbeyi, şöyle nakletmiştir: “Veliullah’dan biri, bir Yahudi’yi gördüğü anda kendisinden geçip düşmüş. Ayılttıkları vakitte: ‘Şeyh Efendi size ne oldu? O Yahudiyi gördüğün vakitte niye bayıldınız?’ diye sual etmişler. Şeyh Efendi: ‘Ey evlatlar, sırrıma nida geldi ki; ‘Ey kulum! Onu hakir görme. Ona Yahudilik gömleğini giydiren Benim. İman libasını sana giydirdi isem, onu senden çıkarıp ona giydirmeye, ondakini çıkarıp sanan giydirmeye Kadirim. Edebi gözet!’ dediği vakitte, korkudan düşüverdim.’ demiş.” Ayrıca bkz. Kıbrısî, a.g.e., s. 42. 43 Burkay, Menakıb-ı Şerefiyye, s. 108.

8

Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî44 (v. 1393/1973)’ye göre nefsin, kendini kardeşine tercih etmesi, kendisini kardeşinden üstün görmesi, kendi ayıbını bırakıp kardeşlerinin ayıbını görmesi, tezkiye edilmesi gereken hususi yetlerdir. Bu haldeki mürîdin, her lahzada vazifesinden ve hudutlarından gafil olmaması gerekmektedir. Şeyh Abdullah, Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin şu edeplerini, mürîdana tavsiye niteliğinde saymıştır: Kendisine nimet olarak verilen hiçbir şeyi isyan yolunda sarf etmemek. Bunun için bilhassa dili ve gözü murakabe altında tutmak. Kendisine bahşedilen afiyet ve diğer nimetler için şükrederken, belalara da sabretmek. Şeyh Abdullah’a göre, şeriatın hudutları muhafaza edilmediği zaman, kalbe hastalık girer ve kişiyi ifsat eder. Dolayısıyla mürîdanın öncelikli vazifesi, Nebî(sav)’nin sünnetlerine yapışması ve şeriatın hudutlarını muhafaza etmesidir.45 Şeyh Nazım’ın sohbetlerinde ve Lefke dergâhındaki uygulamalarında dikkatimizi çeken diğer bir menhiyat sigaradır. Sigaraya karşı uzun yıllardır katı bir tutum sergileyen Kıbrısî, küçük görülen sigara günahının, nefs aracılığıyla kula büyük günahları işleteceğini ifade etmiştir.46 Lefke dergâhında ziyarete gelen mürîdanın büyük çoğunluğu sigara kullanmamaktadır. Kullanan birkaç kişi ise, Şeyh Nazım’ın emrinden dolayı, dergâh sınırının beş metre dışında sigara içmektedir. Londra’daki Hakkânî mürîdleri üzerinde yapılan bir çalışmaya göre, günlük yaşamda riayet edilen edepler konusunda ihtilaflı anlayışlar bulunmaktadır. Mesela kimi mürîde göre bir büyüğün elini öpmek tazim olduğu için edep olurken, kimisine göre küfür telakki edilebilmektedir.47 Londra’daki Hakkânî dergâhlarında müşâhede edilen bu ihtilafı, Şam Dergâhında gözlemlediğimizi belirtmek isteriz. Hakkânî Dergâhlarının geniş bir coğrafyada temsil edilmesi, söz konusu ihtilafın sebebi olmaktadır. Farklı bir ifadeyle, her dergâhın içinde bulunduğu sosyo-kültürel şartlara bağlı olarak gelişen edeb anlayışı, Hakkâniyye içerisinde çeşitlilik göstermektedir. Bununla birlikte mürîdanın hidayete erme ve mürîd olduktan sonraki tarikat içinde
44

Nazım-ı Kıbrısî’nin şeyhidir. Tafsilatı için bu tezde bkz. Giriş/Halidiyye-i Hakkânîyye Tekkeleri/a.8. Abdullah-ı Dağıstanî. 45 Kabbânî Muhammed Adnan, Futuhâtu’l-Hakkâniyye fi menâgibi eclâi’s-silsileti’z-zehebiyyeti’lâliyye, [Şam], Tarihsiz, c. 1, ss. 51, 52, 78. 46 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 117. 47 Stjernholm, The struggle for Purity, s. 38.

9

yer alma süresi de bu mevzuda etkilidir. Meselâ, yakın zamanda ihtida etmiş müridler için irşad, imani esaslar önceliğine dayanırken; ailesindeki tarikat adabıyla yetişmiş müridler için irşad, edeb ve usul önceliğine dayanmaktadır. Bu durum, geniş coğrafyaya yayılmış Halidilikte gözlemlenmiş çeşitliliğin, bir numunesini teşkil etmektedir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den nakledilen bir kaynağa göre, mürîdin bu yoldan müstefîd olabilmesi için tarikata riayet etmesi gerekmektedir. Ancak, tarikatın hakiki manası edeptir. Edebe riayet etmesi gerekmektedir fakat; edebin hakiki manası, teslimiyettir. Sırasıyla teslimiyetin hakiki manası, mürebbinin emrini bekleyiştir. Bekleyişin hakiki manası ittibâdır. İttibânın hakiki manası emre sıkıca yapışmaktır. Emre sıkıca yapışmanın hakiki manası, muhabbet; muhabbetin hakiki manası, tüm iradesinde rabıtalı olmaktır. Yani rabıtaya riayet etmelidir. Rabıtaya riayet etmek için, rabıtanın hakiki manasına vusûl etmelidir.48 Rabıtaya hakiki manada vusûl için maksuda iman etmesi gerekmektedir. Maksûda hakiki manada iman için takvaya ve takva için her lahza müşâhede de olmak gerekmektedir.49 Hakkâniyye yolu hakkındaki bu anlayış, Nazım Efendi’nin ilim ve edep konularında izah edildiği gibi,50 onun genel tasavvuf anlayışında mündemictir. Hakkâni Dergâhlarında sıklıkla eleştiri konusu olan bir düşünce ise Vahhâbîliktir. Şeyh Nazım-ı Hakkânî çevresinde, Vahhâbîlik düşüncesinin ehl-i sünnet dışında kalan yönleri, çeşitli vesilelerle ele alınan bir konudur. Londra’daki Hakkânî Dergâhının toplum içindeki işlevi üzerine yapılan sosyolojik bir çalışmada, Vahhâbîlik ve Selefîlik gibi mevzular, grup içindeki birliktelik duygusunu artıran bir unsur olarak görülmüş ve sebep olarak Hakkânî yolunda metafizik unsurların diğer Nakşîbendî yollarına göre daha fazla bulunması gösterilmiştir.51 İslamî erkânı fiziksel kaideler üzerinde yorumlayan Vahhâbîlik düşüncesi ile, diğer İslam ulemaları arasındaki görüş ayrılığı hem tarihi hem de aktüel bir vakıadır. Bu konuda Vahhabî karşıtlığı içinde Hakkânî’nin konumu ise, öğretileri içinde yer alan meta48 49

Üç mertebede vusûl, huzur üzerinden anlatılmıştır: Huzuru İlahî, Huzuru Habib, Huzuru Meşayıh. K. Adnan, Futuhâtu’l-Hakkâniyye, ss. 46-47. 50 Kıbrısî, Hak Dost 4, Dervish Kitapevi, Kıbrıs 2005, ss. 67, 81, 88, 89 . 51 Stjernholm, Struggle for Purity, s. 52.

10

fiziksel unsurların sadece niceliği ile değil, aynı zamanda niteliği ve ehemmiyeti ile ilişkili olduğu kanaatine varılmıştır. Meta-fiziksel dinamikleri modern bilimin fiziksel dinamikleriyle izah ve ispat metodunu sohbetlerinde kullanan Hişam Kabbanî,52 bu çatışmanın sebebini şöyle açıklar: “…Meteryalistik düşüncenin dinî temsilcisi addedilen Vahhâbîlik, bu anlayışı (Peygamber’in nurunu varlık felsefesi ile ilgili olarak, ontolojik olarak izah edildiği yaklaşımı)53 idrâk edemediği için bu düşüncelere karşı çıkmaktadır. Hakkâniyye bu düşüncelerin zıddında olduğu için Vahhâbîlik karşıtıdır.”54 Geleneksel tarikatlar gibi dışa kapalı olmaması, tarikat şeyhinin ve zikirlerinin tarikat dışındakilerle şifahen ya da internet üzerinden video olarak paylaşılmasında kısıtlama olmaması, bey’at yapmak isteyen bir mürîdin kolaylıkla Şeyh Nazım Efendi’ye ulaşabilmesi gibi konulardan dolayı, Hakkânî Dergâhının diğer Halidî şubelerden ayrıldığı yönünde tespitler mevcuttur.55 Hakkâniyy’ye ait internet sayfalarında, internet üzerinden kelime-i şehadet getirme ve Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye bey’at yapılabilmesi için bağlantılar bulunmaktadır.56 Bu uygulamaya, Anadolu’da ya da diğer kıtalarda faal olan Hâlidî şubelerinin internet sitelerinde rastlanmamıştır. Hakkâniyye cemaati üzerine yapılan farklı bir çalışmaya göre, mürîdler arasındaki iletişim ve irtibatın kurulmasında blog ve form sayfaları üzerinden internetin önemli işlevi bulunmaktadır.57 Dolayısıyla bu yönüyle Hakkâniyye, diğer Nakşî ve Hâlidî şubelerden ayrılmaktadır. Hakkânî Dergâhlarındaki irşâd metodunun diğer Nakşî tarikatlarındaki metodlardan nasıl ayrıldığını Nazım Efendi’ye ait şu cümlelerin ifade ettiği kanaatindeyiz: “Senenin dört mevsimi var. Her mevsimde insanlar yediklerini ve giydiklerini değiştirirler ama, gövdeleri değişmez. Tarikat tarikattır. İster Şam’da
52

Hâlidiyye-i Hakkânîyye yoluna, Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî döneminde, intisab etmiştir. Şeyh Nazım’ın dağmadı ve Amerika görevlisidir. Tafsilat için bu tezde bkz. Hâlidiyye-i Hakkâniyye Tekkeleri/a.8.3 Hişam Kabbanî. 53 Tafsilatı için bu tezde bkz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d.Hz. Peygamber. 54 www.sufîlive.com, CommingOfMahdi-1; Video Arşivimizde mevcuttur. 55 Aynı eser, s. 8 56 Ayrıca Bkz. http://www.haqqanisoul.com/profile/SHAHADAPAGE; Bkz. www.naqshbandiorder.org.tr 57 Jorgen, S Nilsen, Mustafa, Draper, Galina, Yemeliana, Sufism in West (Transnational Sufism, The Haqqania), Routledge, NY 2006, s. 101.

11

olsun, ister Avrupa’da, ister Amerika’da. Tarikat Allah (ac)’a giden yoldur. Lakin irşâd şekli her bir yerin ve insanların hususiyetlerine bağlı olarak bir yerden diğerine değişir. Mürşid, nasıl bir yol tatbik edip izleyeceğine, buna göre karar verir. Avrupa’da başka, Şam’da başka, Kıbrıs’ta başka, Türkiye’de başka, Mısır’da başka, Uzak Doğularda başka ve Amerika’da başkadır.”58 Hakkânî yolunun kendi içerisinde dahi farklı ülkelerde farklı irşâd metotlarının uygulandığını anladığımız bu metotların, Hakkânî yolu içerisinde ilk defa Şeyh Nazım tarafından uygulanmış olması gerekmektedir. Çünkü Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî, Dağıstan ve Yalova üzerinden gelerek Şam’a yerleşmiş ve daha sonra Şam dışına çıkmamıştır. Yani Şeyh Nazım’a kadar Hakkânî Dergâhı, bu coğrafyalara ulaşmamıştır. Dolayısıyla Şeyh Nazım’ın uygulamaları ile irşâd metodundaki değişme ve çeşitlenme ile bugün incelediğimiz tarikat yapısı teşekkül etmiştir. Ancak hem bu değişime, hem de çeşitlenmeye esas teşkil eden erkân, usul ve edeb, Hâlid-i Bağdadî’den Şeyh Abdullah’a kadar gelen meşâyıhın anlayışları üzerine tesis edilmiştir. İngiltere’de yapılan bir çalışmaya göre söz konusu çeşitlenme kendi içerisinde üç grup olarak tespit edilmiştir. Birbirleriyle uyumlarını esas alarak yapılan bu antropolojik çalışmaya göre Londra’da Türk mürîdler, Hint Alt kıtası göçmenlerinin oluşturduğu mürîdler ve çoğunluğu İngiliz olan Bâtılı mürîdler olmak üzere üç alt gruptan söz edilmiştir.59 Tarikat-ı Hakkâniyye’nin tekkelerinde ve internet sitelerinde öne çıkan en önemli görsel, merkezinde “el-Hakk” esmasının yazılı olduğu bir levhadır.60 Haftalık zikirlerde “el-Hay” ve “Hu” esmalarıyla birlikte zikredilen isim, tekke yakınlarında satılan cevşenlerin içinde de bulunan isimdir. Londra’daki mürîdler, bu cevşeni taşıma maksatlarını, Allah(cc)’tan bekledikleri hayır ve bereket olarak ifade etmişlerdir.61
58 59

Atay, Batı’da Bir Nakşî Cematı., s. 365. Atay, a.g.e., ss. 88-101. 60 Bkz. Ek 01. 61 Stjernholm, Strugle for Purity, s. 37.

12

Nakşibendî-Hakkânî tekkelerinde dikkatimizi çeken bir diğer husus ise yapılan toplu zikirlerde kimilerinin halka ortasında sema ederek dönmesidir.62 Nakşîlik yolunda olmayan bu zikir biçiminin Nazım Efendiyle başlama ihtimalinin yüksek olduğunu ve bununda Nazım Efendi’nin icazetli olduğu Mevlevilik ve Kadirilik tarikatlarıyla ilintili olarak girdikten sonra zikrin, bugünkü biçimini aldığı kanaatindeyiz. Hâlidiyye-i Hakkaniye’nin diğer Anadolu Halidilerinden ayrılan bir yönü ise, silsilelerinde Hızır(as)’ın bulunmasıdır. Nakşîlikte Abdulhâlik Gucdevanî’nin Hızır(as) tarafından terbiye edildiği, bildirilmiş olmasına rağmen silsile listesine eklenmemiştir. Küçük bir yaklaşım farkı olarak görülecek bu mevzu, Hakkânî silsilesindeki meşayıhın silsiledeki sıra sayılarını artırmıştır. Mesela Hâlid-i Bağdadî diğer silsilelerde otuzuncu sıradayken, Hakkâniyye’de otuzbirinci sıradadır.63 Nazım Efendi’den önce mürîdanın umumiyetle tercih ettiği ve bugüne kadar değişime uğramamış bir diğer uygulama ise, Osmanlı usulü kıyafet tarzıdır. Erkek mürîdler arasında standart bir kıyafet tarzı olarak yerleşen bu adet, Nakşibendîlikte prensip olarak esas bir uygulama değildir. Şalvar pantolonlar üzerine dikilen hâkim yaka gömlekler, geniş yelekler üzerine sarıklar ve köstekli saat, Hakkâniyye dergâhları içerisinde genel kıyafet tarzıdır. Her yerden temin edilemeyen bu kıyafet, Hakkâniyye’nin resmî internet sayfasında sipariş edilebilmektedir.64 Şam Dergâhı’nın türbedarı olan İbrahim Efendi, bir Osmanlı muhaciri olarak halen bu tarz kıyafetleri, geleneksel metotlarla dikmektedir.

a. Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de Silsile: Mevlana Hâlid-i Bağdadî’den sonra, aşağıdaki sırayla irşad vazifesini devralan meşayıh ve onların tasavvuf anlayışları, Hâlidiyye-i Hakkâniyye ismiyle

62 63

Bkz. www.saltanat.org/hadra; sufilive.com/zikr; naqshbandiorde.org/hadra. Bkz. www.naqshbandiorder.org/silsile. 64 Bkz. www.naqshbandiorder.org.

13

anılmaktadır. Şeyh Nazım Efendi’nin bugünkü tasavvuf anlayışı, Hakkâniyye’nin tarikat uygulamaları ve manevi atmosferi içinde vücud bulmuştur. Tarikatın silsile sırasına göre otuz birinci sırada bulunan Bağdadî’den sonra sırasıyla aşağıdaki isimler, irşâd vazifesini ifa etmişlerdir.

a.1. - (32) İsmail-i Şirvanî (Kurdemirî) (v. 1247/1832): Nakşîbendî silsilesinde Mevlana Hâlid-i Bağdadî’den sonra, İsmail-i Enerânî’den bahsedilmiştir ancak;65 Şeyh Nazım Efendi’nin sohbetlerinde ve Şeyh Adnan’ın66 Tarikat-ı Hakkâniyye hakkında yazdığı eserinde, Şeyh İsmail-i Şirvanî’den önce Şeyh İsmail-i Eneranî’den söz edilir. Fakat Hakkâniyye’nin resmî internet sayfasında yer alan silsile listesinde ve Şeyh Hişam’ın, Hâlidiyye-i Hakkâniyye yolunu anlattığı eserinde, Şeyh Eneranî’nin ismi kaydedilmemiştir. Hâlid-i Bağdadî’nin halifeleri içinde, kendisinin imam olduğu ve sırru’l-a’zâmın tevarüs ettiği şeyh olarak rivayet edilen Eneranî’nin, Hâlid-i Bağdadî’den 17 gün sonra vefat ettiği ve hilafeti, Şeyh Abdullah Herevî’ye bıraktığı bilinmektedir.67 Farklı bir rivayete göre, Şeyh İsmâil Enerânî (v. 1251/1829), yılında vefat etmiştir.68 Şeyh Nazım ile 2011 yılında yaptığımız mülakatta, İsmail-i Eneranî’nin silsilede yer alıp almadığı sorulmuştur. Bu mevzuda Kıbrısî, Eneranî’nin Hakkânî silsilesindeki meşâyıhtan olduğunu ve emanetini Hâlid-i Bağdadî’den aldığını ifade etmiştir.69 İsmail eş-Şirvanî (v. 1201/1786) tarihinde Dağıstan’ın Şirvan bölgesindeki Kurdemir’de doğmuştur. Zamanının en önde gelen âlimlerinden birisi olan babası Şeyh Enver-i Şirvanî’den ilk eğitimini alan Kurdemirî, devrin önemli âlimlerden ders alarak tahsilini tamamlamıştır.70

65 66

Hanî, Hadiykatu’l-verdiyye, s. 701. Hâlidiyye-i Hakkânîyye yoluna, Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî döneminde, intisab etmiştir. Şeyh Nazım’ın Şam görevlisidir. Tafsilat için bu tezde bkz. Hâlidiyye-i Hakkâniyye Tekkeleri/a.8.2 Adnan Kabbanî. 67 Hanî, a.g.e., s. 727, 736. 68 Aynı eser, s. 347. 69 İlgili mülakata ait görüntü, video arşivimizde mevcuttur. 70 K. Adnan, Futuhâtu’l-Hakkâniyye, s. 385.

14

389. s. 15 . Muhammed-i Yerağî. Ek 02. Riyazet ehli bir sufî olduğu 71 72 http://www. 74 http://www. Cemaleddin-i Gazikumukî) sırr-ı akdesi aktardığı rivayet edilmektedir. . medrese eğitimi ile zahiri din ilimlerini tahsil ettikten sonra İsmail -i Şirvanî’nin halefi olacağı silsileye intisab etmiştir. 387. Burada iken Abdullah-ı Dehlevî’den aldığı manevi işaret ile Bağdat’a.com/?page_id=154. halefleri arasındaki üç mürşide (Has Muhammed-i Şirvanî. Şeyh İsmail bu baskılar neticesinde önce Ahıska’ya.73 Faaliyetleri Rus siyasi politikalarına uymadığı için. Adnan. 725.77 İlk tasavvufî eğitimini ailesinden alan Şirvanî. yaşadığı evin yakınında defnedildiği kabri üzerine. Adnan.72 Nakşibendî tabakâtında İsmail-i Şirvânî. Sufi Way. oğlu Osmanlı sadrazamlarından Şirvanîzade Rüşdü Paşa tarafından yaptırılan mescit ve bitişiğindeki türbe ziyaretgâhtır.(33) Has Muhammed-i Şirvanî (Dağıstanî) (v. Hadiykatu’l-verdiyye.76 a. Evvela Sivas ve sonra da Amasya’ya yerleşen Şeyh İsmail-i Şirvanî.2.com/?page_id=154. a. K. s.naksibendihakkani. 73 Hanî.75 Amasya’da Türbe diye anılan semtte. 77 K. 1260/1844): Has Muhammed Şirvanî. Rusya tarafından baskılara maruz kalır ve yakın mürîdleri hapsedilip sürgün edilmiştir. Ayrıca Şeyh İsmail’in 25 sene Şirvan’da kazdığı yer altında irşad vazifesini ifa ettiği kaydedilmiştir. K.e. 76 Bkz. Bağdadî’nin halifeleri arasında zikredilmektedir. sonra Anadolu’ya göç etmiştir.naksibendihakkani. s. 284.Şeyh Abdullah-ı Dehlevî’ye mürîd olmak amacıyla Hindistan’a yolculuğuna çıkmış ve Basra’ya kadar gitmiştir.g. 75 Şeyh Adnan’ın eserinde vefat tarihi 1277 olarak geçmektedir. Hisham.71 Bağdadî’nin vefatından sonra Şam’dan Dağıstan’a geri dönerek zaviyesini kurmuştur. Bkz. Dağıstan’ın güneyinde yer alan Şirvan’ın Kulal kasabasında 1201/1786 yılında dünyaya gelmiştir.74 Şeyh İsmail 1255/1839 tarihinde vefat etmiştir. s. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Mevlana Halid’in dergâhına giderek Bağdadî’ye bağlandığı rivayet edilmektedir..

s. Şeyh Has Muhammed-i Şirvanî. 81 Aynı eser. Hâlid-i Bağdadî ile Şam’da görüşüp himmet ister. 294.nakledilir. “elest bezmi” ile ilgilidir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.e.79 Has Muhammed Şirvanî. 396. talebini tekrar düşünmesi için Şeyh Muhammedi. 1260/1844 yılında ifa ettiği Hacc vazifesi dönüşü ahirete irtihal etmiştir. Kaynaklarda.com/?page_id=156.. Şam’da medfundur.naksibendihakkani. Bağdadî. K. Sufi Way. 297.3. mürîd ve mürîdizm gibi İslamî terimlerin hayata geçişi. Hisham.(34) Muhammed Efendi (Yerağvî) Dağıstanî (v.80 Hâlidiyye-i Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz Şeyh Has Muhammed Dağıstanî’ye ait bir söz. 82 K. altı ay sonra tekrar Şam’a gelen Şeyh Muhammed’e sırr-ı azamı verdiği kaydedilir. Misak bahsinde incelediğimiz anlayış ile ilgili olabileceğini düşündüğümüz ifadeleri şu şekildedir: “Güzel bir seda duyulduğunda kalblere inen huzur ve güvenin sebebi nedir? Ruhların zerrelerine Allah(ac)’ın huzurunda yapılan. Hayatı hakkında kayda girmiş birkaç menkıbe ve sözler dışında ayrıntılı bir bilginin olmadığı bilinmektedir. 80 K. O(cc)’nun hitabındaki cemal ruhlara nakşolmuştur. s.g. imam. ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ hitabıdır.78 Şeyh Muhammed. a.82 Dağıstan ile Çeçenya’da imamet. Adnan. Kaynaklarda Şeyh Molla Muhammed adıyla geçtiği 78 79 http://www. 394. Dağıstan’a gönderir.”81 a. 1265/1848): Kafkasya coğrafyasında bulunan Şirvan’ın Kural kasabasında 1191/1777 yılında dünyaya gelmiştir. . Şeyh Muhammed’in ve kurduğu medresenin çalışmaları ile olmuştur. Bu yüzden kalb ne zaman bir zikir ya da terennüm duysa. 16 . s. gazavat. ruhunda nakşolan cemali tecrübe ederek ferah ve emniyet hisleri duyar. s. Adnan.

(35) Seyyid Cemâleddin-i Kumukî Hüseynî Dağıstanî (v. s.”85 a. İmam Gazi Muhammed (v. binlerce hadis-i şerifi tasnif edecek kadar iyi bildiği.com/?page_id=160. 405. www. 1285/1869): Şeceresi Hz. 85 Aynı yer. Ali usta ile yapılan mülakatlar da bazı bilgilere kaynaklık teşkil etmiştir. K. Osmanlı’nın İran ve Mısır gibi meselelerden dolayı müdahale edemediği Kaskasya’da.4. Muhammed Yağravî’ye ait bir söz. 303. s. Hüseyin(ra)’in neslinden Hz. 86 K.bildirilen Şeyh Muhammed’in aynı adla kurulmuş medresesi. Şeyh Nazım dönemine kadar ömür süren Ali Usta adında Dağıstanlı bir mürîd. 17 . 87 Hakkındaki bilgilerin kaynağı olarak Gazikumuk’lu Cemâleddîn’in kendi el yazısı ile kaleme aldığı “el-Âdâbu’l-marzıyye fi’t-tarîkati’n-Nakşîbendiyye” adlı eserinin orijinal nüshasına. Bkz. Nefis bahsinde ve Hakkâniyye şüyuhunun hayatlarında fark edilen halvet ve riyazat şu şekilde ifade edilmiştir: “Dört günlük oruçtan sonra ‘açım’ diyen bir sâlik yolumuza uygun değildir.87 Kafkas İstiklal Mücadelesi. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.naksibendihakkani. Peygamber(sav)’e ulaşan Cemâleddin-i Gazikumukî. zahirî ve batınî ilimlerde yetkin olduğu ve 15 civarında dili konuşacak düzeyde bildiği rivayet edilmektedir. riyazetin önemini vurgulamaktadır.83 1265/1848 yılında vefat eden Şeyh Yerağvî. Sufi Way.naksibendihakkani.com/?page_id=158. Şeyh Şerafeddin (v. bilhassa Osmanlı-İran anlaşmazlıkları döneminde zuhur eden Rus yayılmacılığının önlenmesi için gelişen örgütsel düşüncenin merkezi olduğu rivayet edilmektedir.86 Kur’ân hafızı olup. Hisham. 1355/1936) döneminden itibaren Hâlidiyye-i Hakkâniyye’ye müntesip olup. . 1248/1832) 83 84 http://www. Adnan.84 Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz. 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşını Osmanlı’nın kaybetmesinden sonra başlamıştır. bir diğer bilgi kaynağıdır. Rus istilasına karşı direnişi kumanda eden Şeyh Şamil’in şeyhi olduğu da rivayet edilmektedir. Dağıstan’daki Gazikumuk şehrinde 1203/1788 yılında dünyaya gelmiştir. oğlu Seyyid Abdurrahman’ın yazdığı önsöz bildirilmektedir.

Dağıstan. 41-62. K. pek çok başarılara sahne olmuştur. Sufi Way. 89 K. s. İstanbul’a yerleşmiştir. adam dört saat önce der. Kafkasya’daki mücadele hız kazanmıştır. Çeçenistan. Budak Mustafa. Gazî Muhammed ve İmam Hamzat (v. 18 . Kayıhan Yay... Batum. Hisham. John. Buna göre Şeyh. Azerbaycan dâhil tüm Kafkasya’dan Müslümanların göç etmelerini tavsiye etmiştir. Rusların Kafkasya’yı İstilası ve Şeyh Şamil. Ter.g. 1860 -1864 seneleri arasında 400 bine ulaşan göçmen sayısı. Bununla birlikte 1860 senesinde 100 bin kişin deniz yoluyla. 317. İşlediğim fiilin izahını. Trabzon. İstanbul. s.komutasında.92 Şeyh Gazikumukî için rivayet edilen bir kerametin93 ihtiva ettiği zımni mananın. ss. mürîdleriyle birlikte oturup elma yerlerken aniden tabaktan bir elma alır ve karşısındaki boşluğa doğru fırlatır. Tarikat-ı Hakkâniyye içeresinde ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında da yer aldığı kanaatindeyiz. Şeyh Şâmil. Kazan. Ek 03. Samsun. Mürîdlerin hayretle anlam vermeye çalıştıkları süreçte bir daha elma alır ve aynı yere doğru fırlatır. Hisham.39. 600 bin ile 2 milyon arasında olduğu görülmüştür. Nakşîbendî tarikatına mensub müridlerin başlattığı bu hareket. 17. İstanbul 1995. Hisham. 63-93. Mürîdler kendi kendilerine anlam veremedikleri bu hadiseyi lüzumsuz olarak adderler. ss. TDV İA. Sinop. Şeyh Cemâleddin Gazikumukî’den manevî destek görmüştür. Türk Tarih Kurumu Yay. 92 K. 67-70. Rize gibi iskelelere. Abdullah. müridinin son nefeste imanlı gitmesi için bu hareketleri yapmıştır… Söz konusu rivayetlerde İslamî kaynaklara muhtelif bir anlayış rivayet edildiğinden tezimizde nakledilmemiştir.89 Bu göç dalgasıyla kendisi ve damadı Şeyh Şamil’in ailesi. Ermenistan. 93 Rivayet edildiğine göre Şeyh Cemaleddin. Kırım ve Kafkas Göçleri. Sufi Way. Nazım Efendi’nin kendisine Şeyh Kumukî tarafından verildiğini ifade ettiği manevî görev.971 bin Kafkasyalı’nın (2727 hane). Dediği gibi bir adam işaret ettiği köyden gelerek ‘Ey Şeyhim kardeşim biraz önce vafat etti’ der. Bkz. 317.: Sedat Özden.. s. Bu sırada Şeyh Cemaleddin onlara bakarak ‘hadiseleri zahirinde gördüklerinizden dolayı yanlış tevil etme hatasına düşmeyin. Ankara 1997. 91 Bkz. Saydam. Şeyh ne zaman vefa t etti diye sorunca. 1856-1876 olarak ele alındığında. şu köyden dört saat sonra bir mürîdim geldiği zaman yapılacak’ der.e. Kırım ve Kafkas Göçleri (1856-1876). c. bey’at anlayışında önemli derecede yer 88 Saydam. 317. Kırım üzerinden Osmanlı’ya göç ettiği bilinmektedir.88 Şeyh Şamil’in Rus kuvvetleri tarafından esir alınmasından sonra Seyyid Cemâleddin-i Gazikumukî. 90 Tarih kaynaklarında İmam Şâmil’in teslim olduğu 1859 senesinde.90 1285/1869 yılında İstanbul’da vefat eden Şeyh Cemâleddin’in kabri91 Üsküdar’dadır. 1840 yılında Avar hanları soyundan olan Hacı Murat’ın Şâmil’e iltihakı ile iyice güçlenen hareket. kara yoluyla Kars ve Batum sınırından girdikleri bilinmektedir. imamlığa geçen Şâmil ile. ss. Baddeley F. 1249/1829)’ın şehid edilmesinden sonra. Şeyh Cemaleddin bunun üzerine açıklama yapar. Bkz. 1829 senesinden itibaren. a.

Peygamber(sav)’in verdiği manevi telkin anlayışlarına temel teşkil ettiği kanaatindeyiz.96 Nesebinin Hz.”100 “Allah’ın Nûru ve Hz. Hisham. dünyaya gelmiştir.naksibendihakkani. Bu makâmları Hazreti Peygamber’in (sav) nûrundan aldım.5.. s. 100 K. 96 K. Fenâ.g. s. Bu tezde bkz. 425. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Sugurî’nin. s. 1299/1882): Ebu Ahmed Sugurî Dağıstanî. Mürîde yapılan bu yardımın.Hz. Peygamber . sekerât-i mevt halinde olan bir mü’minin iman üzere can vermesi yönünde. aynı zamanda. 1207/1793’te.e. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/d. 19 . a. 323. Sufi Way. 1299/1882 yılında ahirete intikal etmiştir. Ahmet Sugurî’ye ait bir sözün.(36) Ebu Ahmed-i Sugurî Dağıstanî (v.com/?page_id=162. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. halk arasındaki şöhreti Rusları rahatsız etmesinden dolayı. bekâ ve marifet.97 İmam Şamil ile birlikte Ruslara karşı savaşan Ebu Ahmed es-Sugurî’nin. Hisham.etmiştir.98 Şeyh Ahmed Sugurî. Peygamber(sav)’in Sırrı” başlığında incelenen “Hakikat-i Ahmediyye” ve “Nûr-i Ahmediyye” anlayışları Şeyh Sugurî’den naklettiğimiz ifadede mündemictir. Adnan. Dağıstan’ın Gazamiş köyünde. 99 K. Dağıstan’ın Sugural köyünde. ona. yardım anlamına gelmektedir. .99 Tarikat-ı Hakkâniyye’nin ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz. 98 http://www. Ebu Bekir’e dayandığı rivayet edilmektedir. Dağıstan’dan sürgün edildiği rivayet edilmektedir. s. Hakkâniyye meşayıhı arasındaki kaynağa işaret eden ifade şu şekildedir: “Üç derecede kulluğa vasıl oldum. 94 95 Bu tezde bkz. Kemâlâtın üç makâmını ve yedi hakikatini Şeyhim Cemaleddin-i Kumukî’den aldım. 321. 97 Aynı eser.Bey’at. son nefesinden önce mürşidinin ve Hz. Rabıta ve Hazret-i Peygamber(sav) bahislerinde yapılan yorumların. Hazreti Peygamber(sav)’in Nuru ve Kulluk Makâmı (âbid) gibi başlıklara kaynaklık ettiği kanaatindeyiz.95 a.94 Bey’atin tarikat içerisindeki uygulamalarına şekil veren bu anlayış. 417.

63-93. http://www. her Salı. Hakkâniyye içerisinde kutbaniyet makâmının gereği addedilmektedir. Hisham. 418 Bu tezde Bkz. kabul edilmektedir. ss.6. tüm Nakşilerin devam eden ana kolu. Hisham. 104 Kaynaklar bu süreçte şahit olunan pek çok kerametinden bahseder. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. genel olarak. 325.104 Bugünkü Yalova-Orhangazi arasında. Bkz. Dağıstan’ın Temirhanşura vilâyeti Gunib kazasının Kikuni köyünde 1251/1835 yılında dünyaya gelmiştir. ss. Ancak bu kaynaklarda. 326331. .101 Nazım Efendi’nin evliya ve kutup bahislerinde belirginleşen bu durum. Medenî’nin bu mücadelesi. Bu durum.com/?page_id=165. a. Şeyh Adnan’a göre Şeyh Sugurî. s. kutbaniyet makâmının bir vazifesi olarak addedilmektedir. 1332/1913): Ebu Muhammed el-Medeni bin Osman-ı Dağıstanî.g. Kırım ve Kafkas Göçleri. a. Sibirya’ya kadar sürülmesine ve orada idamdan kurtularak Türkiye’ye hicretine kadar sürmüştür. şimdiki Güney köyünün bulunduğu yere. Ebu Muhammed-i Medenî’nin bu durumu hakkında malumat yoktur. Kırk sene kutbaniyet makâmında olduğu ifade edilen Sugurî’nin halleri ve sözleri.105 101 102 K. 102 Hâlid-i Bağdadî’den sonraki Hakkâniyye silsilesi. Bkz.103 Ebu Muhammed Medenî gençliğinde Ruslarla mücadele etmiştir. Saydam.Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında yer aldığını düşündüğümüz bir diğer malumat ise. Sufi Way. bizzat kendisi ümmettin kötü halleri için şefaat ve mağfiret niyazlarında bulunmakla vazifeli olduğunu ifade etmiştir. bir gereklilik olarak zikredilmektedir.. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Ahmet Sugurî’den nakledilen bir manevî vazifeyle alakalıdır. 1859 ile 1864 seneleri arasında yapılan yoğun göç ile ilgili bilgiler mevcuttur. Mesela Şeyh Ahmed. Peygamber(sav)’e arz etmekle vazifelidir.e.(37) Ebu Muhammed-i Medeni (v. Adnan. tüm Sibirya muhacirleri ile yerleştiği bilinmektedir. Perşembe ve Cuma geceleri ümmetin ahvalini Hz. 105 Tarih kaynaklarında. 1896 yılında olmuştur. K.naksibendihakkani. Hakkânîyye’nin internet sitesine göre Türkiye’ye yapılan bu toplu göç. s. Bkz. 20 .Velî -Evliya 103 K.

325. . Damadı ve halefi Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî ile birlikte metfun bulundukları türbe. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. s. dördü kayda geçmiştir. Ek 04. Hisham. 2-Dünyanın yaratılışından itibaren gelmiş ve gelecek insan ve ruh sahiplerinin iyi ve kötü amellerine vakıf olmak.108 günümüzde ziyaretgâhtır.com/?page_id=165.107 1332/1913 senesinde. kendisinin de bir mürîd gibi Şeyh Şerafeddin’e itaat ederek. 21 .naksibendihakkani. 1. Ebu Ahmed-i Sugurî (v.(38) Şerafeddin-i Dağıstanî (v. Adnan. 109 http://www.naksibendihakkani. dünyaya gelmiştir. 1-Hz. 435. özelliklerine.g. Dağıstan’ın Temirhanşura vilayeti. 1299/1882).com/?page_id=165. Güney (Reşadiye) köyündedir.112 Şeyh Şerafeddin.111 a. 4-Evrenin başındaki ve sonundaki şuûnata vakıf olmak. http://www. 1355/1936): Şerafeddin Zeynelabidin-i Dağıstanî 1292/1875 yılı. 112 Aynı eser.. 111 Burkay.106 Bilhassa ömrünün son demlerinde yüzünü bir nikap ile kapatarak gezdiği de nakledilmektedir. s. s. zikr ve tesbihâtına vakıf olmak. 21. Kabri Yalova’nın. Gunip kazasının Kikuni köyünde. Peygamber (sav)’in ve 124 bin evliyanın ahlakına varis olmak.7. emir ve tavsiyelerine riayet ettiği ifade edilmektedir. altı-yedi yaşlarında iken Ebu Ahmed-i Sugurî’nin manevi eğitimine girmiştir. Ebu Muhammed Medenî’ye Cenab-ı Hakk’tan ihsan edilen yedi keramet üzerine yapılan bahiste geçmiştir. 110 “Ya Veledi” isimli bir eseri Hakkâniyye’nin mürşid ve keramet anlayışlarında yer aldığını düşündüğümüz bir malumat.e. 108 Bkz. 81 yaşında iken ahirete irtihal etmiştir. s. Medenî tarafından ifade edildiği belirtilen bu nimetin. 110 K. a. 3-Dünyanın yaratılışından itibaren gelmiş ve gelecek bitki ve ağaçların kendilerine mahsus hallerine. ömrünün sonlarına doğru damadı Şeyh Şerafeddin’e tasarrufunda olan altı tarikatın tamamından irşâd izni vererek bütün bağlılarını kendisine devrettiği.109 Nakşîbendî Tarikatının incelikleri hakkında bilinmektedir. İmam Şâmil ile birlikte Ruslara karşı 106 107 K. Menâkıb-ı Şereffiyye.Ebu Muhammed-i Medenî.

Hisham.114 İmam Şâmil imametindeki direnişinin kırılmasından sonra Ruslar. 117 Bkz. mirâc.118 a.savaştığı için. 335. 115 http://www. Şeyh Ebu Muhammed el-Medeni. 334-337.g. sohbetlerini yaptığı salon.e. mirac ve feyz konularındaki anlayışa önemli derecede kaynak teşkil ettiği kanaatindeyiz. 118 Bkz. mürîd. Şeyh Şerafeddin’in öz amcası ve kayınpederidir. edep. Sufî Way.113 Ebu Ahmed-i Sugurî’nin halifesi olan Muhammed Medenî’nin (v.com/?page_id=167. Şeyh Şerafeddin’in tesis ettiği terbiye metodu. sohbet. “Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Tasavvuf Anlayışı” başlığında.7. 1332/1913) terbiyesi altına girmiştir.115 Şeyhi Muhammed-i Medenî’den beş tarikat üzere icazet alan Şeyh Şerafeddin. Yalova’nın Reşadiye (Güneyköy) köyünde bulunmaktadır. kutub. ss. Şeyh Şerafeddin’in görüşlerine değinilen müstakil başlıklardandır. kalabalık bir cemaat halinde.117 Şeyh Şerafeddin’in köy merkezinde. 22 . evliya. ss. a. Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde hâlen uygulanmaya devam etmektedir. Dağıstan’ı terk ederek. Yalova ilinin Reşadiye (Güneyköy) köyünde 1355/1936 yılında vefat etmiştir. Ek 07. Ek 08. Mürşid.116 Şeyh Şerafeddin’in kabri. K. 5 ay süren kara yolculuğuyla Türkiye’ye göç etmiştir. mehdi. Bu dönemde Şeyh Şerafeddin.1. yeri geldikçe değindiğimiz konular olmuştur. 113 114 Bkz. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’den Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Adetleri: Hakkâniyye’nin tasavvuf uygulamalarında ve Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında yer aldığını düşündüğümüz Şeyh Şerafeddin’e ait bazı sözlerin. şeyhi Muhammed-i Medenî ve yakınları.naksibendihakkani. Kafkasya’ya ve Dağıstan’a baskılarını artırmışlardır. Ruslar tarafından vatanı Dağıstan’dan sürgün edildiğinde Şeyh Şerafeddin. Hisham. Bununla birlikte. 116 K. Ek 05. o günkü haliyle muhafaza edilmiştir. 344. Bununla birlikte.. yevmu’l-misak.

Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 123 K. Nazım Efendi hakkında görülmektedir. Şeyh Şerafeddin’in Nakşibendilikle ilgili görüşleri. “Adab-ı tarikatta birinci şart kir ve ayıp görmemektir. s. Tarikat-ı Hakkâniyye’de yer alan mürşid. “Peygamber(sav) ile hicapsız her lahza bir araya gelme makâmı bana verildi.g. ilgili başlıklarda paylaşılmıştır.120 rabıta bahsinde incelenen makâmlara kaynak teşkil ettiği şüphesizdir.com/?page_id=167.e. Bununla birlikte kalb. 23 . evliyalar içerisinde mürşid-i kâmillerin ve ricalin vazifeleri ve kerametleri hakkında Şeyh Şerafeddin’in görüşleri önemli yer almaktadır.g.Mürîd . Şeyh Şerafeddin’in ifadelerinde mevcuttur. Abdullah-ı Dağıstanî’nin ve Şeyh Nazım’ın edep mevzuundaki anlayışlarında mündemictir. 122 Duha: 93/11. 447. 438. Şeyh Şerafeddin’in daima Allah(cc)’ın ve Peygamber(sav)’in huzurunda bulunduğu anlayışı mevcuttur. 121 K. nefs ile ilgili görüşleri. K.121 Bu anlayışın gelişmesine vesile olan anlayış. s. Mesela 124 bin evliyanın yevmu’l-ahd ve misâk günündeki ahdleri. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/c.” diyerek “Ve Rabbinin nimetini anlat”122 ayetini bu makâma atfen tefsir etmiştir. Mesela Hâlidiyye-i Hakkâniyye müridleri arasında.. Hakkâniyye’nin genel tasavvuf anlayış ve uygulamalarına temel olmuştur. Bu ifadeler. sır.e. gaflet. hafî ve ahfa ile ilgili makâmların. Adnan.Şeyh Şerafeddin’in edep konusundaki şu ifadeleri. sırru’s-sır. yevmu’l-misak.124 119 120 http://www. Adnan. 124 Bu tezde bkz. Hakkâniyye mürîdleri. mürîd. Hakkâniyye’nin tasavvuf anlayışını şekillendirmiştir. s.naksibendihakkani.123 Bugün Hakkâniyye mürîdleri içerisinde benzer anlayış. Adnan. evliya. tevfik kapısını kapatır. a. Nazım Efendi’nin daima üç huzurda manen bulunduğunu ifade etmektedirler. Şeyh Şerafeddin. 441. mirâc gibi konularda Şeyh Şerafeddin Dağıstanî’ye ait beyanlar silsile içerisinde ulaşılmış en kadim ve temel anlayışı temsil etmektedir. Kir ve ayıp görmek kırk gün feyiz kapısını kapatır. a. İnsanın yaratılışı. Evliyaullah’ın nazarları kesilir”119 sözü edep bahsinde incelenen edep anlayışına kaynak teşkil etmektedir. yeri geldikçe.

126 Hz. Adnan.e. Adnan. bu manevi tecrübeden sonra Şeyh Şerafeddin. Şeyh Şerafeddin’in de beyanları bulunmaktadır.129 Hakkâniyye müridleri arasında yaygın olan bir görüşe göre Şeyh Şerafeddin. Peygamber(sav)’in 12 bin miracı olduğuna dair görüşleri Şeyh Şerafeddin’den rivayet edilmiştir. Menâkıb-ı Şerefiyye. Şeyh Şerafeddin tarafından da yapılmıştır.127 Detayları ve mahiyeti hususunda izahı bulunmayan bu ifade. 443. 24 . Şeyh Şerafeddin. Nakşî tarikatlara nisbeten daha ileri seviyededir.g. Bu uygulamaya vesile olabilecek vurgular. Hz. Bu tezde bkz. 128 Bu tezde bkz. a. iki öğün yerse muttaki. 130 Aynı eser..128 Bununla birlikte Nakşibendiyye’nin imamlık vazifesinin Hakkâniyye yolunun mürşidlerine verildiği hususunda. Şeyh Abdullah’a verdiğini ifade etmiştir.Mirac. bu bilginin kaynağı olarak gösterilmiştir. üç öğün yerse hayvandır”125 gibi ifadeler sohbetlerde zikredilirken. bir sohbetinde. Adnan. 443-444. Mesela Sırru’l-a’zamın Muhammed-i Medenî’den sonra kendisine verildiğini ifade etmiştir. 131 Burkay. s. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/i. Peygamber(sav) tarafından kendisine verilen Mehdi(as)’nin eğitilmesi vazifesini..e. 129 K. kalbinin daha fazla dayanamayacağını ifade ederek vefatını bir hafta öncesinden haber vermiştir. Bununla birlikte Şeyh Şerafeddin.131 125 126 K. 343-344. “Kim günde bir öğün yerse sıddık. Nakledilenlere göre. ss. ss. s. 442.Mürîdin tekâmülü hususunda. Şeyh Şerafeddin. tezimizde. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. ss. a. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde vurgulanan riyazet. 17-20.130 Mehdi(as)’nin yedi vezirinin ve kırk halifesinin isimlerinin zikredildiği sohbetlerde. 127 K. Nazım Efendi’nin mirac ile ilgili bahislerinde yer almıştır. vefatından kısa bir süre önce En’am Sûresi ne murakabe yaparak 7007 Nakşîbendî şeyhinin isimlerini tahric etmiş ve bu malumatı yakınındaki müridanıyla paylaşmıştır.g. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. seyr ü sülûk uygulamalarında da müşâhede edilmektedir. Bu uygulamalar.Nefs. yevmu’l-ahd gününden itibaren bu güne kadar ümmet-i Muhammed’e hizmet etmekte olan ricalin isimlerini beyan etmiştir. Nazım Efendi’nin hayatında ve tasavvuf anlayışında da önem arz ettiği şüphesizdir.

Şeyh Abdullah’tan tevarüs eden bazı görüşler ise. Şeyh Adnan ve Şeyh Hişam’ın eserlerinde mevcuttur. 1-13. Bkz. o mürid vesıtasıyla Şeyh Turabî’ye Arapça bir risale gönderir. 21 yaşında iken gördüğü bir rüya üzerine Şeyh Şerafettin’in halifelerinden Şeyh Mehmet Necati Simavî’ye bağlanır. Nazım Efendi’ye tevarüs ettiğini söyleyebiliriz. Ethem-Baz. ss. Ankara 1995. 1426/2005)132 eserlerine yansıyan tasavvuf görüşleri. . Şeyh Nazım’ın. Bkz. 1977 yılında Gölbaşı ilçesine 7 km uzaklıkta bir alana evlerin kurulmasına öncülük eder ve Hacı Hasan Köyü oluşur. Âb-ı Hayat Sohbetleri. Şeyh Abdullah’ın tasavvuf anlayışı. en fazla Şeyh Şerafeddin’in anlayışının. kız kardeşi hamile iken ona: “Bebeğin adını Abdullah koy. bunları nakleden kaynaklar vardır. a. Mesela Şeyh Şerafeddin’in talebesi olan Şeyh Hasan Burkay’ın (v. 1914 Erzincan Kemaliye’de dünyaya gelmiştir. Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışına tevarüs eden öğretiler içerisinde önemli derecede belirleyici olduğu görülmektedir. 1393/1973) : Rivayete göre Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî. 1384/1964) terbiyesine girmiştir. Şeyh Abdullah’ın sohbetine gider.Şeyh Şerafeddin döneminde kayda geçen bu ifadelerin tamamı düşünüldüğünde. 133 Şeyh es-Seyyid Hace Beyzade Turabî lakabıyla bilinen. Kars 2010.: Yavuz Selim Uzgur. 1967 yılında Ankara’ya yerleşir. çalışmamızda yardımcı olmuştur. Mustafa İhsan Karadağ. Semih Ofset. İbrahim. Yukarı Sölez köyünde doğmuştur. Tarikatımızı Arap 132 1930 yılında Bursa’nın Orhangazi ilçesine bağlı. Bu risalede Şeyh Turabî’ye hafî koldan irşad yetkisi verildiği. Mustafa İhsan. Şeyh Nazım’ın sohbetlerinde. Miladi 1938 yılında Muharrem Hilmi Efendi’nin (v. Bununla birlikte Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den icazet alan Şeyh Turabî’nin133 beyan ve sohbetleri de Şeyh Abdullah’ın anlayışına geniş açıdan bakmamıza imkân vermiştir. Tezimizde kullanılan bu eserlerin haricinde. 13-31. Şeyhinin 1964 yılında vefatından sonra. Başka bir ifade ile Hakkâniyye üstatları içeresinde. Hasan Burkay’ın Hayatı ve Görüşleri. nakledildiği görülmüştür. Bu bilgilerin Şeyh Nazım’a intikaline delalet eden eserler.(39) Abdullah-ı Dağıstanî (v. Şeyh Şerafeddin ve Şeyh Abdullah ile sohbet edip. 1957 yılında Şeyhi Simavî’nin vefatından sonraki ikinci yıl rüyasında Şeyhini görür ve mürîdleri kendi etrafında toplar. irşad vazifesini sürürmüştür. Karadağ. bir müridini. Abdullah-ı Dağıstanî. Bu kaynakların yanısıra. 1958 yılında Şam’a gönderir. O evliyalığın sırrını taşıyacaktır. Şeyh Hasan kabrinin bulunduğu bu köyde 2005 yılında vefat etmiştir. 1944 yılından itibaren İstanbul’a yerleşen Şeyh Turabî. Hâlidiyye-i Hakkâniyye silsilesinde olmayan ancak. Cebecioğlu. Haz. 25 .8. Hâlidiyye-i Hakkâniyye cemaatinde muteber olan kaynaklar ve Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin tasavvuf anlayışıdır. risalenin şu anki hamilince neşredilmiştir. s.

Ayrıca bkz. s. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî daha sonra Kasiyyûn Dağının eteklerine taşınmış ve tekkesini kurduğu tepede 1393/1973’te Hakk’a rücû etmiştir.” diye vasiyet etmiştir. o zamanda Rus işgali altında olan Dağıstan’da dünyaya gelmiştir.134 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî 1309/1891 senesinde.g. Hisham. Adnan. 139 K. 354-359.137 Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’nin emriyle 15 yaşında evlenmiş138 ve altı ay sonra. 354-359. Ek 06. Hisham. onu ben yetiştireceğim” demiştir. Hisham. “Eğer benim ölümümden sonra buradan hicret etme imkânın olursa git. Sufî Way. ss. 472.g.141 Bu vasiyetten dolayı Şeyh Abdullah. s. Semamızda Bir Yıldız. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Gelibolu Cephesinde birinci Cihan Harbine katılmıştır. s.. K.140 Şeyh Adnan’a göre bu vasiyette Şam Şehri de zikredilmiştir.com/?page_id=169. a.e. 142 K. ss. otuz yaşında ailesi ile birlikte Şam’a yerleşmiş ve orada. İstanbul 1996. 481. Adnan.142 134 135 Fatıma Mehlika Mısıroğlu. 137 http://www. s. 138 Bice. ss.139 Şeyh Şerafeddin.âleminde yeniden yayacak ve onun vekili de garb ve uzak şarka taşıyacaktır.135 Rus yönetiminin baskılarından dolayı Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî ve Şeyh Abdullah. a.naksibendihakkani. İstanbul 2006. Ayrıca bkz..e. vefatından bir hafta önce 30 Eylül 1973 tarihini zikrederek.naksibendihakkani.e. beş sene sürecek ilk itikâfa girmiştir. Bir sene kadar Bursa’da ikamet ettikten sonra Yalova yakınlarında Şeyh Muhammed-i Medenî’nin de ikamet ettiği Reşadiye’ye (Güneyköy) yerleşmişlerdir. 136 Bkz.g. 26 . İşaret Taşları. 370.com/?page_id=169. http://www. s.. 141 K.. 162. Yirmi yaşında itikâftan çıktığında. 140 K. Oğlun yedi yaşına basınca bana getir. İnsan Yayınları. K. Hayatî. Şeyh Abdullah’ın vefatı esnasında yanında bulunan Şeyh Hişam’a göre Dağıstanî.136 aileleriyle beraber Türkiye’ye hicret etmiştir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. vefat tarihini haber vermiştir. Sebil Yay. Sufi Way. tekrar beş senelik bir itikâfa girmiştir. 348. Hisham. a.266-267. seferberlik ilan edildiğinden.

s. 147 Aynı eser.145 Şeyh Abdullah’ın kendi ifadelerinden oluşturulan bir eserde sultanu’l-evliya. 091708-fenton-rs14thepowerofpatienceasexemlifiedbyProphedSahabaAwliyaMehdias. Ek 09. Kim ona itaat ederse. Hâlid-i Bağdadî’den kendisine kadar gelen meşâyıha atfen beyan edilen manaları tazammun etmektedir: “Benden sonraki halifem. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Sufî Way.com. Şeyh Abdullah. bu mescidin Mehdi(as)’nin merkezi olacağını ifade etmiştir. Peygamber(sav)’den aldığı manevî bir emirle bu mescidi inşa etmiştir. evladım Abdullah Efendi Dağıstanîdir. Şeyh Hişam Kabbanî. 496. sırr-ı azam ile birlikte intikal ettiğini ifade etmiştir. Muhyiddin Arabî Camisi civarında yaşamış ve Hz. Peygamber(sav) tarafından verildiğini bildirmiştir. evliyaya Hz. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Nakşibendîliğin imamlığına delalet etmektedir. Adnan. Şeyh Şerafeddin’in irşâd vazifesini devrederken söylemiş olduğu şu ifadeler. 145 K. Şeyh Abdullah’ın vefatından önce üç 143 144 Bkz. mescidin Kâbe ölçüleriyle bire bir olduğunu söylemiştir. kim asi olursa bana asi olmuştur.sufîlive.1. bana itaat etmiştir. Hisham. gavs. İbrahim Efendi. Nakşibendî imamlığı gibi makâmların. Şubat 2009 tarihinde Şam’da yapılan görüşmeye ait ses kayıtları arşivimizde mevcuttur. bugün. 146 K..8. s. a. 480. 488. s.143 Kare biçiminde bir mescidin köşesinde bulunan kabrin bulunduğu alan ek bir bina ile genişletilmiş olup bugün namaz ve zikir için kullanılmaktadır. bu makâmların Şeyh Nazım’a. Kabrin türbedarı İbrahim Efendi ile yaptığımız bir mülakata göre. kare biçimli bu alanın inşasından önce Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. 27 . Şam (Cebel Kasiyyûn) Tekkesi: Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin kabri bugün Şam’da Cebel Kasiyyûn olarak bilinen bir tepededir.”147 Hakkâniyye tarikatında Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin yetiştirdiği iki talebesi. Nazım Efendi’nin vazifeli vekilleri olarak hizmet etmektedirler: Şeyh Adnan Kabbani.e. Vazifeniz ona itaat etmektir. 364.146 Hâlid-i Bağdadî’den sonraki silsile üstadlarına atfedilerek beyan edilen sırr-ı azam. Bu kavramlar Şeyh Şerafeddin’den itibaren izah edilmiştir. s. www. K.a. Adnan.g.144 Şeyh Abdullah. feyzu’l-akdes gibi kavramlar. yüce Nakşîbendî Tarikatına nisbet edilen sırru’l-azam’ın ve en mukaddes nefesin tevarüs ettiği.

isimlerle birlikte.150 Şeyh Hişam Kabbanî’nin abisi olan Şeyh Adnan genç yaşlarında iken Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile daha sonra Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî ile tanışmış ve Şam’daki sohbet meclislerine devam etmiştir.8. yanımıza namaza durdu. Şeyh Adnan Kabbanî’nin. Şeyh Nazım. Bu şahsı daha önce hiç görmediğimiz için çok şaşırmıştık. 151 K.kişiden razı olduğunu söyleyerek Nazım Efendi ile birlikte Şeyh Adnan ve Şeyh Hişam’ı zikrettiği rivayet edilmektedir. Amcam da çok şaşırmıştı. Adnan. 386. hayatı hakkında bilgi paylaşılmamıştır. Şeyh Adnan Kabbanî: Tarikat-ı Hakkânî’nin tebliğ ve duyurularının yapıldığı internet sayfalarında Şeyh Adnan Kabbanî’nin fotoğrafı vardır149 ancak. 496. amcam ve kardeşlerim ile Beyrut’taki Mescide’l-Umeri El-Kabri’ye namaza gittik… Amcam imamlık yaptı. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Şeyh Adbullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinden derlenmiş ve ilmi 148 149 K. Bu hadise Şeyh Nazım ile ilk karşılaşmamızdı. ben ve iki biraderim namaza durduk. Daha sonra diğer abime adıyla hitap etti ve sonra bana da adımla hitap etti. Bu karşılaşmayı Şeyh Hişam şöyle nakletmiştir: “1955 yılı… ikindi namazı vaktiydi. 28 . ikindi namazında sağında bulunacak üç kişiyi Nakşî’lik yoluna davet etme vazifesinin kendisine. Şeyh Abdullah tarafından emredildiğini söylemiştir. s. s.2. Bkz. Büyük abimin ısrarıyla Şeyhi evimize misafir ettik.148 a. 385 152 Aynı eser.”152 Şeyh Adnan Kabbanî’nin Arapça olarak kaleme aldığı Fütuhâtu’l-Hakkâniyye adlı eseri. Namazdan sonra abime dönerek sen falan değil misin? diye adıyla hitap etti. s. O sırada bir şeyh gelip. Hisham. o zamanlar on yaşlarında olan Adnan Kabbanî ve abisi ile karşılaşmıştır. 150 2006 yılında yaptığımız ziyarette öğrenilmiştir. Arap coğrafyasının irşadıyla vazifeli kişi olduğu bilinmektedir. Sufi Way. Ek 11. Kıbrısî’den icazetli olarak.151 Şeyhinin emriyle Lübnan’a ziyarete giden Kıbrısî.

saltanat.htm. Lefke Dergâhında bulunduğu süre zarfında sohbet yaptığı ve hadralarda zakir başı olduğu görülmektedir. O günden itibaren Kanada ve Amerika’da 13 sufî merkezi açmıştır.dayanaklarıyla izah edilmiş olması hasebiyle. tezimizdeki temel kaynaklardan biri olmuştur. Şeyh Hişam Kabbanî: 1945 yılında Beyrut. Bu kayboluştan hemen sonra kendimi Peygamber’in(sav) isrâ gecesi yükseldiği kayanın üzerinden yükselirken gördüm.com/LivingMasters. ilmin manaları ölçülemeyecek bir nicelikte idi.157 a.8. 158 miracın sırları olarak ifade edilen anlayışa kaynak teşkil etmektedir.wikipedia. 1991 yılında Şeyh Nazım’ın emriyle Amerika’ya giderek Amerika Naşibendî-Hakkânî Sufî Yolu derneğini kurmuştur. Tüm bu farklı mahiyetteki ilimler. Amerika’daki Hakkânî dergâhlarının idaresini ve irşâd vazifesini yürütmektedir.org/about/biohmk. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’tan Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Âdetleri: Şeyh Abdullah’ın sohbetinden kayda geçen bir istihare rüyası. İlahî divandan gelen “Ey Kulum huzuruma yaklaş” nidasını duydum.3. 155 Bkz.8..sufilive. Peygamber(sav)’i taşıyan Burak’ın beni taşıdığını tecrübe ettim. Kendimi Hazreti Peygamber’in(sav) bütünü içinde bir parça olarak hissettim. yeşil renkle başlayıp mora dönüşen bir nûr olarak kalbime döküldüğünde.naqshbandi./sohbet/ashq/ 10. Bu anlayışa göre Hz. ben değil sadece Peygamber(sav) vardı.153 a. Bu yolculukta Peygamber(sav) miraç gecesinde nail olduğu hakikatleri kalbime aktardı. Şam’da İslam Hukuku eğitimi almıştır. Kıbrısî’yi Lefke’deki evinde dönem dönem ziyaret eden Şeyh Adnan.156 Şeyh Nazım’ın damadı olan Şeyh Hişam.org. 157 www. kendimi onda eriyerek kaybolduğunu gördüm.154 Beyrut 155 Amerikan Üniversitesinin Kimya bölümünden mezun olan Şeyh Hişam. Ek 12. Çocukluğundan itibaren Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin ve Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbet ve zikir meclislerinde bulunmuştur. “kab-ı kavseyn” makamındaki hakiki görüşe ulaştığımı gördüğümde. 156 http://www.03.4. Şeyh Adnan halen Şam’da ikamet etmektedir. 153 154 Bkz. Peygamber(sav)’in 29 . Lübnan’da doğmuştur.org/wiki/Hisham_Kabbani. http://en. 158 Hazreti Peygamber(sav)’i 124 bin ashabı ile bana doğru geldiğini gördüm… Peygamber’in(sav) bana sarıldığı anda.2012.

kurtulan olmayacak” şeklindeki ifadeleriyle 1975 yılında başlayacak savaşı haber vermiştir. Hakkâniyye silsilesinde ilk defa Şeyh Abdullah tarafından zikredilmiştir. 352. 476. Mehdi(as)’nin zuhurundan önceki alametlerin ilk defa Şeyh Şerafeddin tarafından Şeyh Abdullah’a haber verildiği rivayet edilmektedir. Bu ifadelerden bir kısmını şeyhi Şerafeddin-i Dağıstanî’den nakletmiş. Rusya’nın gelecekte Türkiye’ye saldıracağı. K. s.160 Kur’ân’da bulunan birçok sırların. Mesela Mehdi(as)’nin doğumunu ilk defa Şeyh Şerafeddin. Şeyh Abdullah’ın ifadeleri mühimdir. umuma izhar olunacağını ifade etmiştir.Mehdi-Deccâl Anlayışı 30 . ümmetinin evliyalarını beraberine alarak uruc etmiştir.. Adnan. 1936 yılında. Bkz. 361. Mesela 1966 yılından bir sene önce Arap-İsrail savaşı sonucuyla birlikte haber verilmiştir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Allah(ac)’tan başka hiçbir şey kalmadı. Şeyh Abdullah’a müjdelemiş ve İstanbul’da yeraltı Camiîni gözetmesini emretmiştir. bu haberlerden bir kısmı gerçekleşmiş. gelecekle ilgili ifadeleri ve hadisatı yorumlamaları yer almaktadır. 160 K. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde önemli bir yeri olan Mehdi(as) anlayışının terkibinde. Bunların bir kısmına Şeyh Şerafeddin’in ve Abdullah Dağıstanî’nin gelecekle ilgili ifadelerinin kaynaklık ettiği kanaatindeyiz.Peygamber(sav). Şeyh Abdullah’tan duyduğu ifadeleri bir eserde toparlayan Şeyh Hişam’a göre. 1972’de “Beyrut kana boyanacak. Sufi Way.e.161 Bu anlayışın tevarüs ettiği kaynak olarak Şeyh Abdullah’ın kendi ifadelerinin toparlandığı eserler gösterilebilir. bir kısmını da ilk defa kendisi zikretmiş olduğu kanaatindeyiz. Şeyh Nazım’ın Mehdi(as) ve ahir zaman bahislerinde.159 Bununla birlikte Şeyh Abdullah. melhametu’l-kubrânın gerçekleşeceği büyük harp bu haberlerdendir.g. Mehdi bahsinde incelenen alametlerden diğerleri ilk defa Şeyh Abdullah tarafından açıklanmıştır. Yasin Sûresi’ne ait sırların. “Körfez’de savaş olacaktır. Nazım Efendi’nin beyanlarında yer almaktadır. halka ayan olacağı yönündeki anlayış. Diğer Konulardaki Görüşleri/c. Her ev akıtılacak kandan müteessir olacak. bir kısmı da gerçekleşmeyi beklemektedir. a. s. miraca. Hisham. Hisham. Mehdi(as)’nin zuhuruyla izhar olunup. s. 159 K. Mirac başlığında incelenen bu anlayış ve bu anlayışa temel teşkil eden manevî tecrübe. Mehdi(as) geldiği zaman. Bu savaştan dolayı bir parçası olarak yaklaştığımda. 161 Bu tezde bkz. Peygamber(sav)’in ruhanî hakikati dahil her şey yok oldu.

Peygamber(sav)’den bu güne kadar sayıları hiç değişmeyen bu zâtlar. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Hakkındaki İfadeleri: Kıbrısî. Hz. Sufi Way. ss. “sultanu’zzikr” kudreti ile tasarruf ederler. ss. Ek 10.. Şeyh Abdullah’ın gelip kendisini ameliyat ettiğini söylemiştir. Aynı eser.”166 162 163 K. Bu yönüyle Kur’ân-ı Kerim’i bazıları ömründe üç kez.g. bu şekilde bir “hatim” türüne rastlamadık. ilahî huzurdaki en büyük dokuz evliyaya Hz. Şeyh Abdullah’a göre bu tasarruf.999 kez. 371-372. Şâh-ı Nakşîbendî’nin ömründe 999 kez hatmettiği sultanu’z-zikri.dünyanın geri kalanını etkileyecek büyük bir ateş yükselecektir” şeklindeki ifadeleriyle de 1991’de olan Irak harbini haber verdiği beyan edilmiştir. a.8. Hisham. Kardeşimiz yaşayacak. Şeyh Abdullah’ın ve Şeyh Nazım’ın çeşitli ifadeleri bulunmaktadır. Ertesi gün komadan çıkarak iyileşen mürîd. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile ilk karşılaşmasındaki hislerini şöyle açıklamıştır:165 “Daha önce hiç böyle bir şeyh görmemiştim. K. Yüzünden ve alnından nûr akıyordu. olaydan haberdar edilmeyen Şeyh Abdullah’ın huzuruna dua istemek için giderler.163 Hakkâniyye içinde ilk defa Şeyh Şerafeddin’in ifadelerinde karşılaştığımız. 372-373. bu velinin vakti geldiğinde insanları manevî irşâd için ortaya çıkacağı bilgileri. Kalbinden ve gülümseyen yüzünden sıcaklık akıyordu. s. Şeyh Nazım’ın. İmâm-ı Rabbânî 9. gelecekle ilgili diğer ifadeleridir. Uludağ’ın yeniden faaliyete geçeceği. yaptığımız tasavvufî literatür çalışmasında. bazıları dokuz kez hatmedebilir. kader-i mutlakı değiştirebilir.999 kez hatmetmiştir. evliyanın dokuz büyük tasarrufu konusunda. Şeyh Abdullah’a göre bu kudrete haiz evliya. Huzura girdikleri anda Şeyh Abdullah ‘Geri dönün! Kaderinde ölümü yazılmış kardeşimize yaptığımız dualar müstecab oldu. Kur’ân-ı Kerîm’in yaklaşık 60 bin harfi başına. Kahire’nin sular altında kalacağı.164 Nitekim. Mehdi(as) ve İsâ(as) tarafından işaret edilen bir velînin Almanya’da halk arasında gizli olarak yaşadığını. 165 O yıllardaki fotoğraf için Bkz.e. Hisham. Bkz. Şeyh Şerafeddin ise 19. Rabbine niyazıyla mürîdinin defterinde yazılı. Şeyh Abdullah’a göre bu kudret. Peygamber(sav)’in aracılığıyla verilmiştir. 164 Bu konuda şöyle bir menkibe rivayet edilmektedir: Beyrut’ta silahla vurulan bir mürîdin cerrahi ameliyata alınmasından sonra hadiseyi yaşayanlar. 31 . 365. a. 12 bin ilmi ihtiva etmektedir.162 Bunların haricinde. Ameliyat başarılı geçecek’ der.5.

kendisi yerine şeyhinin yaptığını sıklıkla ifade etmiştir ki bu. Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/c. sohbeti. Efendimizin bulunduğu meclislerde Abdullah-ı Dağıstanî’nin ruhanî zerresi de hazır olmuştur. içeri kim isterse girer. Kıbrısî’nin kendisini. Anka Yay. “medet ya sultane’l-evliya” şeklindeki ifadeleri ile Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’ye hitap etmektedir. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.170 Bu anlayış. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde nasıl gördüğüyle izah edilebilir. Kıbrısî. Sufî Way. Tasavvuf Sohbetleri. s. Ethem. Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözcüğü(TTDS). Kıbrısî’nin. 171 Hakkânî. 170 www. şeyhinden kalbî bir tesir aldığına delalet etmektedir. sadece şeyhinin emrine istinad ettirerek şu cümlelerle ifade etmiştir: “… Ben kapıda duran adamım. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye geçmiş asırlardaki evliyalara verilmeyen dokuz büyük kerametin verildiğini söylediği bir sohbetinde bunların bir kaçını mürîdleriyle paylaşmıştır. s. 2008 yılında yaptığı bir sohbette. bizi kapıcı koymuşlar.g. Mesela 1976 yılında yapılan bir sohbette “Zaten konuşan o ya. fenâ fi’ş-şeyh makâmıdır. 168 Cebecioğlu. 1970’li yıllarda yaptığı sohbetlerde Nazım Efendi. a..172 166 167 K. sohbetlerinde. Aslında konuşan odur”167 diyerek benzer manalardaki ifadeleri sohbetlerinde ve dualarında sarf etmiştir. 119. Bizde böyle bir tahta kutu (Lefke Dergâhı) uydurduk orada oturuyoruz… İşte o kadardır. Sultanlar içerde”171 Nazım Efendi..169 Mesela Şeyh Nazım. 169 Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışında bu ifadelerin ihtiva ettiği mana için bu tezde bkz.com. Bu manada Kıbrısî. 172 Kıbrısî. Peygamber Efendimize(sav) nübüvvet gönderildiği andan itibaren. 45. Yalnız hüviyetini sorarım.Bu ifadeler.sufilive. Bizim başka bir şeyimiz yok.e. 32 . s.168 Kıbrısî’nin günümüzde yaptığı sohbetlerde dahi müşâhede edilmektedir. Nazım Efendiye göre bu durum. tarikat içerisindeki mevcudiyetini ve konumunu.Mürşid. 18. s. 010909-msh-london-priority-know-ur-shaykh-is-looking-at-you. Şeyh Abdullah’a verilen dokuz büyük kerametten biridir. Istılahta fenâ fi’ş-şeyh kavramıyla izah edilen bu tür beyanlar. böyle işittim de öyle işitiyorum. s. Hisham. Hak Dost 4. 380. Ondan (şeyhinden) işitiyorum ve işittiğimi naklediyorum. 210 . İstanbul 2004. Sultan (Abdullah-ı Dağıstanî) içerdedir.

Tasavvuf Sohbetleri. Mehdi ile görüşme için. 119. şöyle ifade etmiştir: “Şimdi ya Anadolu’da. bu manayı tazammun etmektedir. Şeyh Abdullah’ın. ya da buradaki meşayıhdan bu hakikat membalarını söyleyecek bir kimse. 176 Aynı eser.175 Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’nin yetiştirdiği mürşidler içinde sırr-ı azamın Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye verildiğini ifade eden Kıbrısî. Aynı eser. ilgili bahislerde incelenmiştir. Şeyhi Dağıstanî’nin tanık olduğu başka bir kerametini bu dokuz keramet içinde saymaktadır. 51. ya Arabistan’da. bu söze mezun olan şeyh 173 174 Kıbrısî. Buna göre Şeyh Dağıstanî. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin bu izine sahip olduğunu.176 Mehdi(as). 119-120. bu hadisenin dokuz büyük keramet ile ilgili olduğu beyan edilmemişse de. Buna göre murad olan kul. miraç gibi konularda Şeyh Abdullah’a ait düşünceler. Dağıstanî’nin Sahibü’z-zaman (Mehdi) ile görüşmeye gittiğinde kendisini de götürdüğünü söylemiştir. s. evliya. 175 Aynı eser. ss.173 1970’lerde yaptığı bir sohbette Nazım Efendi. ss. varis-i Muhammed(sav) olan mürşidin yoluna ve ziyaretine gelirler.Kıbrısî. Şeyh Abdullah. Medine-i Münevvere’den Rubu’l-Halî’ye (Necid ile Yemen arasında bir çöl) tayy-i mekân ile gitmesi. Yemanî ile kimsenin anlamadığı bir lisanda konuşmuştur. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisindeki Mehdi telakkisi. Bununla birlikte. Nazım Efendi bu tür beyanların manevî izin olmadan yapılamayacağını ancak. Dolayısıyla hiçbir mürşidin yoluna gitmez. Şeyh Şerafeddin’in Mehdi(as)’ye ilim nakletmiş olması ve Şeyh Abdullah’ın Mehdi(as)’den sorumlu evliya olması174 bu anlayışın misalleridir. 33 . bu beyanlardan bir kısmını manevî tecrübelerine dayandırmıştır. mürşîdlerin tümü. 136-137. s. Şeyhinin mürîd değil murad olduğunu. Her ne kadar. bir hadise üzerinden anlatmıştır. Şam/Suriye’ye ziyarete gelen Abdu’r-Raûf-ı Yemanî ile yaptığı sohbette tercümanı devreden çıkarıp. tüm mürşîdlerin mürşîdi bir makâmdadır. tarikata ayrıcalık kazandıran bir anlayıştır.

altından topluyorsun?’ Efendimiz(sav): ‘Bizim sonumuz hayatımızın en tatlı günü olsun. Peygamber(as). Sahabe öyle duruyor. 97. Rasûlullah(sav) izin verip ‘oturun’ dedi Onlar oturdular. yoksa hazineye mi gelir?’… sonra dediler ki: ‘Ya Muhammed bize ruhtan haber ver’ Efendimiz(sav): ‘Sana Ruhtan soruyorlar. Nakşibendî-Hakkânî Yolunun Dış Ülkelerde Kuruluşu ve Yayılması: Şeyh Nazım’ın Londra’ya ilk ziyareti 1972’de. Bu.179 1996 yılında yapılan bir çalışmaya göre Londra’daki mürîdlerin 177 Şeyhi Dağıstanî’nin. Peygamber (sav) ile yakazen bulunduğu meclisteki bir tecrübesini Nazım Efendi. Ebu Bekir(ra) o mecliste hazır iken demişler ki: ‘O mu senden büyük. kendisinin gavs olmasından kaynaklanan dokuz büyük kerametinden birisidir. daha İslam’a girmeden merhamet düştü. 126-127.’ Peygamber Efendimiz(sav) ‘Ya Ebu Bekir! Sen cevap ver’ demiş… Hz. izinle söyleniyor. 178 Atay. s. Tasavvuf Sohbetleri. sahabelerine izin ver otursunlar. çoğunluğu ilk sırada Güney Asyalı mürîdler. Kıbrıslı Türkler oluşturmuştur. ile Hz.yoktur. ‘Hırsız viraneye mi gelir. daha tatlı. ‘Ya Rasûlullah! Yahud’dan bir heyet geliyor’ dediğinde. saygı göstermeleri. Ona izin vardı.178 Nazım Efendi’nin 1980’lere kadar Londra’daki irşâd meclislerine iştirak edenlerin çoğunluğunu. s.177 b. üzümün bu üst tarafındaki taneler daha olgun. hemen o üzümü oraya koyup yukarı kaldırtmış. 77. 34 . yani şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin vefatından üç sene önce gerçekleşmiştir. şöyle nakletmiştir: “Bir defasında Rasûlullah(sav) mecliste üzüm yiyormuş. gavs anlayışını Nazım Şeyhi Efendiye Abdullah-ı göre Şeyh Dağıstanî’nin Abdullah-ı özellikleri Dağıstanî. biz işitiyoruz ki senin Sahabelerin namaz kılarken kalplerine bir sürü havatır geliyor. Batı’da bir Nakşî Cemaati. 179 Aynı eser. Dediler ki ‘Ya Muhammed(sav). onlara takdim edip.’ Peygamber(sav) izin verdi ve oturdular. Bu. resmî olaraktan oturdu. Hz. şekillendirmiştir. Şeyhimiz Hazretlerine açılmış bir kapıdır. üzümü alttan alta yemeye başladı. kalplerine imanın işlemesine neden oldu. lakin Sultanu’l Enbiya benden hesapsız büyüktür’ … Sonra demişler ki: ‘Ya Muhammed (sav). 1980’lerin başından itibaren ise. Deki. Dışarıdan bir Sahabe-i Kiram gelip. Onların huzuru merhamet etmeleri. 95. Bütün Sahabe -i Kiram da resmî olarak ayakta durdular. Rabbimize kavuştuğumuz gün olsun diye’ … H z. ss. Salkımı tutup ağzıyla topluyormuş. Ebu Bekir ‘Ey Yehud’ demiş. Peygamber-i Zi’şan üzümü indirdi. Peygamberi(sav) yakazen görebilmektedir. Kendisi sakal -ı şerifini düzeltip. O gelen heyet içeri girdi. Kıbrısî. bizim kalbimize hiç havatır gelmiyor. O gelen heyetin kalplerine. ikinci sırada Türk mürîdler ve üçüncü sırada bâtılı mürîdler oluşturmuştur. Halbuki biz ibadet ederken. devrinin gavsı olduğunu savunan Şeyh Nazım. hamâmesini başına koyup. neden oradan yemiyorsun da. ‘Ya Muhammed(sav). Ruh Rabbimin emrindedir’ ayetini okudu…” Bkz. sen mi ondan büyüksün?’ Sıddık demiş ki: ‘Benim ömrümün günleri ondan çok. O gelen heyetin reisi demiş ki. söyleyen odur bizi zannetme” Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin.

com/ 35 . Sufi Way. aynı rakamı 180 181 Atay. devlet ricali ve halk tarafından ilgiyle karşılanmıştır. 1. Hisham.g.185 Kıbrısî.184 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî Amerika’ya ikinci ziyaretini 1993’te yapmış ve orada pek çok yeri dolaşmıştır. Bu ziyaretler. 396. babası tarafından beyni yıkandı gerekçesiyle. Londra.183 Kuzey Amerika’da aldığı desteklerle Nakşibendî tarikatına ait 15 merkez açmıştır.büyük çoğunluğu Pakistan. Hindistan. ifade edilmektedir. 186 Bkz. mezhep ve kültürden insanlarla görüşerek onların hidayetine vesile olmuştur. 14. 17. 93. s.181 2000’li yıllarda bâtılı mürid sayısında düşüş olduğu yönünde bir görüş de bulunmaktadır. Nakşibendîlik metoduyla irşad edildiği. 187 K. Singapur. Bangladeş gibi Güney Asya ülkelerinden gelen göçmenlerden oluşmaktadır. Anglo-Sakson kökenli mürîdler arasında bir İngiliz Lordunun da bulunduğu ve bu kişinin tercih ettiği alışılmadık münzevî hayatından sonra.187 Dünyadaki dergâh ve mürîd sayısı hususunda rakamlar. a. Pakistan ve Sri Lanka’yı ziyaret etmiştir. Sufism in West. Aynı eser.haqqanisoul. 396. 182 Jorgen. İlk ziyaretinde 15’ten fazla eyalette değişik din. Hisham. dünyadaki mürid sayısının iki milyon olduğu beyan edilmiştir. Hakkânî’nin bâtılı müridlerinin sayısındaki azalma. s. s. Beyrut ve Dağıstan üçgeninin ele alındığı bir yazıya göre. Bu gayretleri neticesinde Kuzey Amerika’da 10 binden fazla kişinin İslam’a girip. 183 Bkz. Mehdi hususunda bildirilen bazı haberlerin gerçekleşmemesiyle alakalıdır. Şeyh Hişam.188 2000’li yıllarda yapılan bir röportajda. psikolojik tedaviye tabi tutulduğu kaydedilir. 188 http://www. Şeyh Nazım’ın Londra ziyaretleri süresince artmıştır. s. Malezya. Hindistan. 396.186 Buralarda. 15.182 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin. resmi olabilecek bir kaynak tarafından beyan edilmemiştir.e. 1986’da Uzakdoğu seyahatini gerçekleştirmiş ve Bruney. Batı’da bir Nakşî Cemaati. 185 Aynı eser. s.. Ek 16. 1991’den itibaren. 1990’lı yılların sonuna kadar sürmüştür. s. 99. Ek 13. Amerika’yı ziyaret ettiği bilinir. 184 K.180 Bâtılı mürîdler. Ancak bir internet sayfasında.

192 Suriye âlimlerinden Habib Cibril. Hakkânî dergâhlarının sayısının bir veri teşkil edebileceğini söylemek mümkündür. Muhammed Ali. Mesela internette paylaşılan bir videoda eski boksör.Talaa Badru.youtube.org/archive. 195 Baknz. dünyadaki Hakkânî müridlerinin sayısı hususunda.telaffuz etmiştir. 191 www. www.195 189 190 Jorgen. İlgili kayıt. bir harita üzerinde bulmak mümkündür. kesin bir rakam olmasa da. Sufism in West.youtube.saltanat. 192 www. dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen müridlerin yanı sıra. dünyanın farklı köşelerinden.189 Her ne kadar. tanınmış simalarında bey’at aldığı ya da Şeyh Nazım’dan dua istediği görülmektedir. http://www.com/Shaykh Nazim Cat Stevens .193 Türkiye’nin çeşitli illerinden maneviyat.com/Shaykh Nazim Parvaz Musharraf.youtube. s. 118.com/Shaykh Nazim Habib Ali Jifri. 194 www.com/centers/ 36 .com/Boxer Muhammad Ali taking Bayah in Naqshbandi Order!. İlgili kayıt. 193 www. Lefke Dergâhı’na. Muhammed Ali bu bey’atı. farklı insanların Tarikat-ı Hakkâniyye çatısı altında toplandıkları bir vakıadır.190 Pakistan Başbakanı Pervez Müşerref. video arşivimizde mevcuttur. Şeyh Nazım’ı Lefke’de ziyaret etmişlerdir.191 Yusuf İslam (Cat Stevens). Bu röportajda 60 bin Amerikalının ihtida ettiği ve 20 bin Müslümanın Nakşîbendî bey’atı aldığı da söylenmiştir. elimizde kaynaklara dayalı. Ayrıca Bkz. video arşivimizde mevcuttur.sufilive. Hakkânî dergâhlarının dünya üzerindeki yerleri. medya ve ilim adamlarının da ziyaretlerine yönelik çok sayıda video kaydı arşivlerde mevcuttur. Şeyh Nazım’ın Amerika vekili Şeyh Hişam’dan almaktadır. İnternette. siyaset.194 Her şeye rağmen dünyadaki Hakkânî müridlerinin sayısı hususunda.youtube. Nakşibendî bey’atı almaktadır. Ek 18.

Şeyh Nazım Kıbrısî (ks) Hayatı ve Eserleri. 70. 376. bu mülakatlara ait paylaşılan ses ve video görüntülerinden. 502. Semamızda Bir Yıldız. Kadirî olduğu bilinen Hacı Hasan Efendi’nin validesi Hatice Hanımdır. Mısıroğlu. mevlevî şair Kaytaz-zade Nazım Efendi ve Zehra Hanım’ın kerimesidir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 200 K. üç erkek. Adnan.199 Baba tarafının Şeyh Abdülkadir Geylanî torunu olduğu. Tatlıcan İsa. s. Digital Production (Belgesel Film). s. Kıbrısî’nin dedesi Hacı Hasan Efendi’nin. Peygamber(sav)’e dayandığı. Hacı Hasan Efendi198 ile Fatma Hanım’ın oğuludur. Hatice Hanım. Ayrıca Bkz. 198 Bkz.197 Adil Efendi.naksibendihakkani. yedinci bireyi olarak.200 196 197 Bkz.196 tapu dairesinde memur olarak çalışmaktadır. s. dolayısıyla nesebinin Hz.com/?page_id=171. Ek 20. Ek19. Ayrıca Bkz. Kıbrıs’ın Larnaka Köyünde dünyaya gelmiştir. Larnaka’daki Hala Sultan Türbesinin imamı olduğu bilinmektedir. ŞEYH NAZIM ADİL EL-KIBRİSÎ EL HAKKÂNÎ’NİN HAYATI a. Doğum Yeri ve Ailesi: Şeyh Muhammed Nazım Adil el-Kıbrisî el-Hakkânî en-Nakşîbendî’nin hayatı hakkındaki bilgileri. Hisham. s. anne tarafından ise Mevlana Celalettin Rumî’ye dayandığı bilinmektedir. 54 37 . Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Atay. bir kız olan ailenin. Batıda bir Nakşî Cemaati. araştırmacıların kendisiyle yapılan şahsi mülakatlara istinaden yazdıkları makale ve otobiografilerden. 199 K.BİRİNCİ BÖLÜM NAZIM-I KIBRISÎ’NİN HAYATI VE ESERLERİ 1. Bu tarihte babası Ahmet Adil Efendi. http://www. yakınlarının ve halifelerinin kendisi hakkında yazdığı kitaplardaki malumatlara dayanmaktadır. Sufi Way. 23 Nisan 1340/1922’de.

Şeyh Cemalettin El-Lasunî Efendi’den Arapça ve hadis dersleri almıştır. 1359/1940 senesinde liseyi bitirerek İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesine kayıt olmuştur. Cuma Hutbeleri. a. Atay. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Ebediyete Davet. 1368/1948) tasavvuf terbiyesi almıştır.205 Bu dönemde vaktinin çoğunu tefekkür ve manevi dersler ile Sultan Ahmet Camiî’nde geçiren Kıbrısî. Şam yolculuğuna çıkmıştır. Aynı zamanda Nakşîbendî meşayıhından Şeyh Süleyman Erzurumî’den (v. maddi ilimlerdeki eğitim hayatını yarıda bırakarak. München 2007. s.206 Bu dönemde yaşadığı bir manevi tecrübe üzerine. Atay.207 201 202 Bkz. Ek 21. 203 1996 yılında bir erkek kardeşinin İstanbul’da yaşadığı ve Şeyh Nazım’ın müridi olduğu bilinmektedir.. 70.Cemaleddin. s. Nefi ve Hasan isimli üç erkek kardeşi201 ve bir kız kardeşi ile birlikte yedi kişilik bir ailede büyümüştür. Bkz. 2011 yılında yapılan ziyarette ağabeyinin vefat ettiği söylenmiştir.naksibendihakkani. 38 . 7. 70. 5-6.202 Bugün kardeşlerinden hayatta olan yoktur. 204 http://www. Hakkânî Şeyh Muhammed. Dervish Yay. s. 207 Aynı yer. Adnan. fakülte haricindeki vakitlerinde Hacı Fuat Efendi’nin dini sohbetlerine katılmış. Başladığı sene Türkiye’de harf inkılabı yapılmış olduğundan okulda sadece 204 birkaç ay Osmanlıca’dan sonraki eğitim hayatı latin alfabesiyle okumuştur. manevi ilimlerdeki terbiyesi için Suriye. şiddetli bir Medine arzusunda bulunduğunu ifade etmiştir.203 b.. diğer abilerinin ise vefat edene kadar Şeyh Nazım’ın müridleri olduğu bilinmektedir. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. 503-504. ss.e. Abilerinden birinin genç yaşta vefat ettiği. 205 K. Eğitim Hayatı: Şeyh Nazım Efendi ilkokula 1928 yılında başlamıştır. Bu yıllarda ikinci cihan harbinden dolayı Kıbrıs’a gidemeyen Kıbrısî. ss.com/?page_id=171. 206 Hakkânî.g.

Bana kollarını açıp ‘Evladım zuhurattan memnun musun?’ dedi Olan biten her şeyden haberdar olduğunu anladım. Sırların ve manevî terbiyen bende değildir. İstanbul’dan Halep’e trenle gittim. Sonra bir adam bana gelerek ‘Dün gece rüyamda Peygamber(sav)’i gördüm. Beni eğitiyor ve kalbime manevî ilim yerleştiriyorlardı. O zamanlar beni Şam’ın mübarek topraklarına çağıran birçok rüyalar gördüm. Süleyman Efendi’yi yaklaşık iki saat sonra camiye gelirken buldum. 39 . İstanbul) şeyhlerim Şeyh Cemalettin El-Lasunî ve Şeyh Süleyman Erzurumî ile birlikte kılıyordum. Bana başka bilgi vermemişti. Bu olayı söylemek için şeyhimi aradım. Birçok kez rüyalarımda Peygamber Efendimiz(sav)’i beni mübarek huzuruna çağırırken gördüm. Kalbimde her şeyi bırakıp Peygamber(sav)’in mübarek şehrine göç etmek için derin bir arzu vardı. Seni benim de şeyhim olan Abdullah-ı Dağıstanî’ye havale edinceye kadar emanet aldım. Bende Humus’daki Halid Bin Velid (ra) kabrini ziyaret ettim ve mescidinde namaz kıldım. Onu misafir et diye emrederek senin suretini bana gösterdi. Oradan eski bir kent olan Hamâ’ya geçtim. Bir gün kalbimdeki bu hasretin çok yoğun olduğu bir günde Şeyhim Süleyman Erzurumî Hazretlerini gördüğüm bir zuhurat hâsıl oldu. Sırların ve irşâdın onun elindedir. Yanına koştum. Şam’da bulunan Şeyhine git. O senin anahtarlarını tutuyor. O kişinin sen olduğunu görüyorum’dedi Söylediklerinden çok müteessir olmuştum. Sabah namazlarını o camide (Sultan Ahmed Camiî. Şam’ı işgal etmiş Fransızlar’a karşı İngiliz kuvvetleri. Sadece Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî demişti. Bu izin sana benden ve Peygamberimiz (sav)’den geliyor’ dedi Zuhurat bitmişti. Tasavvufa İntisabı. Gelip beni omzumdan sarsarak ‘Şimdi müsaade geldi. Bana ahfadımdan birisi buraya gelecek. gördüğü manevî bir işaretin Süleyman Efendi tarafından onaylanması üzerine yola çıkışını ve Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile buluşmak üzere Şam’a yolculuğunu şöyle ifade etmektedir: “Orda kalbime rahmet ve selamet geliyordu. Şam’a gidişi denedim ancak imkânsızdı. Şeyhi Abdullah Dağıstanî ile Buluşması: Kıbrısî. Fakat henüz şeyhimden izin yoktu. Camide bana tahsis ettiği odada bir sene kaldım. Davetini kabul ettim. saldırı için hazırlanıyordu.c.

505.Namaz kılmak ve Humuslu iki büyük âlimin meclislerinde bulunmak dışında odamdan çıkmıyordum. İstanbul’dan ayrılışından sonra bir sene sürmüştür. bu buluşmaya yalnız gitmiştir. Beytu’l-mamura varıncaya kadar kelimeler ve cümleler muhteşem bir şekilde bir araya geliyor ve yükseldiğim her makâmda kalbime veriliyordu. Büyük 208 209 K. Şeyh Abdullah’ın ve Şeyh Nazım’ın uzun süreler sohbetlerinde bulunan Şeyh Adnan ve Şeyh Hişam’ın yazdıkları eserlerde rivayet ettikleri bazı hadiselerin detayları birbirinden farklılık arz etmektedir.g. Peygamber Efendimizin(sav) imam olduğu namaza durmuş peygamberleri(as) gördüm.”208 Şeyh Nazım savaş şartlarından dolayı. Nazım Efendi’ye önce “Matlubuna hoş geldin” demiş sonra “Emniyete vasıl oldun” demiştir..e. Adnan. Humus’tan kara yoluyla Tripoli’ye. Tasavvuf Sohbetleri. Onların da arkasında evliyaları (gördüm). bu buluşmaya Şeyh Said Sabaî adında bir zat ile birlikte Humus’tan gidilmişt ir. s. s. kendisinin Süleyman Efendi tarafından yönlendirdiğini zaman zaman ifade etmiştir. Hisham. Mesela Şeyh Adnan’nın naklettiği ifadelere göre. 40 . 378-379. Hisham.210 Şeyh Hişam’ın yazdığı otobiyografide ise Kıbrısî. Ebu Bekir’in(ra) hemen sağ yanında iki kişilik boş yer kalmıştı. Her adım bir makâmdı ve her makâmda kalbime daha önce hiç bilmediğim ve duymadığım bilgiler geliyordu.211 Şeyh Nazım ile 2011 yılında yaptığımız mülakatta bu durumu sorduğumuzda. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile buluşması hususu. oradan da Şam’a geçmiştir. Nazım Efendi şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile buluştuğu gece bir rüya görmüştür. Onların arkasında safa durmuş Peygamberimizin 124 bin sahabesini(ra) gördüm. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile ilk karşılaşmalarından şeyhinin: “Oğlum! Seni biz teslim aldık” dediğini bir sohbetlerinde ifade eden Kıbrısî. kendisinin Şeyh Sa’id Sabaî adlı bir refakatçi ile gittiğini söylemiştir. ss. 211 K. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Kıbrısî’nin bu yolculuğu. a. 210 K. 380. Orda. Karşılaşmada Şeyh Abdullah.209 Kıbrısî’nin. 133. Hz. Bu rüyayı kendisi şöyle anlatmıştır: “Sonra bir zuhurat hâsıl oldu ve namaz kıldığımız yerden gökyüzünün kabesi olan beytu’l-mamur’a merdivenle tırmandığımı gördüm. s. Kıbrısî. Sufi Way.

celâlli bir şeyh gördüm. Ona döndüm ve dedim ki ‘Kıbrıs yolculuğuna azmettim. 41 . Peygamber Efendimiz(sav) namazı kıldırırken kıraatinin güzelliği tarif edilemezdi. İkinci Dünya Savaşının en şiddetli zamanıydı. Hisham. Tripoli limanına indiğimde ‘Sen Şeyh Nazım değil misin?’ diye nida eden bir ses duydum. Humus’a vardığımda fukaraya dağıttım. 383. Bugün Kıbrıs’a git!” diye emrettikten sonraki dönüş yolculuğunu şöyle anlatır: “Elini öptükten sonra yola çıktım. Fransızlar Şam’ı işgal etmişler ve İngilizler de Fransız’ları çıkarmak için şehri kuşatmışlardı. Buluştuğu gecenin sabahında manevi makâmlara nail olduğunu ifade eden Kıbrısî. Çünkü bu ilahî bir şeydi. Bu namazın tatlılığını daha önce hiç yaşamamıştım. vakar ve nûr sahibi. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/b.213 Ancak Kıbrısî. bu tezde bkz. bir günde manevi tekâmülünü tamamladığı ve irşad için ulaşılması gereken. irşad vazifesiyle görevlendirilmesi. Şeyh Sa’id Sabaî. Şeyhinin “Evladım halkının sana ihtiyacı var. bu mananın tasavvuf ıstılahında karşılığı olan icazetnameden bahsetmemiştir. Beni de oraya çekti ve sabah namazını beraber kıldık. s. Dünya malına el sürmeyeceğim diye yeminimden dolayı para namına dirhem yok’ dedim ve Lübnan’a gidecek garaja yönlendim. Sese yöneldiğimde heybet. Sufî Way. Şeyh Efendinin emrine hürmeten bana refakat ediyordu. O sırada adam tebessüm ederek ‘Bin hele! İnşaallah öderiz’ dedi Allah’a hamdederek otobüse bindim. Şeyhinden Aldığı İlk Manevî Vazife: Kıbrısî’nin şeyhiyle beraber geçirdiği bir günün sonunda. Ona ‘evet. Bu vaziyette garaja vardığımda yanıma bir kişi geldi ve ‘Şeyh Efendi Trablus’a gidiyorsun? Şuradaki otobüs hemen kalkacak’ dedi Bir halime bir de adama baktım.”212 d. Kıbrısî’nin bu konudaki tasavvuf anlayışı için. Sabah namazı bitince zuhurat da sona erdi ve şeyhim benden sabah namazı için ezan okumamı istedi. mürşid-i teberrük makâmına vasıl olduğun manasını tazammun etmektedir.Mürşid. Şimdilik sana yeterli olanı verdim. Gözleri biçimli ve menekşe rengiydi. Dünya metaına ait her şeyi. 212 213 K. Hiçbir kelime tarif edemezdi.Şeyh Efendi o boş yere gitti.

s. 509. Mela-i âlâ’daki tüm makâmlar açılıyordu. Adnan. Muhammad Hisham Kabbani. The Naqshbandi Sufi Way. Nazım Efendi ile bu karşılaşma Şam’a gidişte olur.218 2011 yılında yaptığımız bir mülakatta bu durum 214 Şeyh Hişam’ın naklettiğine göre Şeyh Münir. Nazım Efendi’yi seven Kıbrıslıların protestoları sonucunda gerçekleşmiş ve Nazım Efendi serbest bırakılmıştır.214 Beni üç gün misafir etti. senin suretini gösterdi dedi Bana kendisini Şeyh Münir el-Melîk olarak tanıttı. Sufi Way. Onun hizmetini yap ve misafir et’ diyerek.. bana ve enbiyanın sırlarına varis kılmıştır. Şeyh Nazım Kıbrısî. Akdeniz’in doğusundaki muhasaradan dolayı gemi bulamıyordu. Tatlıcan. Bu durumdan dolayı resmi makâmlar tarafından kendisine dava açıldı. Türkiye’de Adnan Menderes ezanın Arapça okunabilmesi ile alakalı kanunu çıkarmasından dolayı tüm davalar düşmüştür. Şeyh Adnan’ın eserinde Kıbrıs’ta Arapça ezanın serbest olması. Kıbrıs’taki tüm camileri dolaşarak ezan okumaya devam ettiğinden hakkında 114 dava açıldı. Şam’dan dönüşte de balıkçı sandalı bulan ve yardımcı olan kişidir. a. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 217 K. Tüm cehdini sarf ederek bir küçük balıkçı sandalı buldu215 ve ona yüklü miktarda para verdi. s.”216 Şeyh Nazım’ın Kıbrıs’a vasıl olduğu dönem Arapça ezan okumak. Bkz. bir hafta hapsedilmiştir. Adnan. Kıbrısî’nin. Okuduğu Arapça ezandan dolayı tutuklanan Kıbrısî. 380. 218 K. Şeyh Hişam’ın eserinden farklı bir nedene dayanmaktadır. Ayrıca Bkz. doğduğu beldeye girdiğinde. Manevî ilimler ve ledunî hakikatlere ait makâmlar bana keşfoluyordu. Türkiye’deki gibi.e. 383. Bu esnada Nazım Efendi. yaklaşık sekiz günde tamamladık… Kıbrıs sahiline ayak bastığımda çok şiddetli bir hâle girdim. 42 .217 Şeyh Adnan’ın eserinde Nazım Efendi’nin beraati. Bu davaların sonuçlanacağı zamanlarda. Tripoli Müftüsüdür ve aynı zamanda şehirdeki tüm tarikatların Şeyhidir. Allah(ac) onu. s. Kıbrıs’ta da yasaklanmıştı. 215 Bkz. Ek 23. Bu süre zarfında Kıbrıs’a gidecek gemi araştırıyordu. Digital Production (Belgesel Film). Rüyamda Hazreti Nebî(sav)’yi gördüm. Hapisten çıktığında Lefkoşa Camiî’ne giderek tekrar ezan okudu.g. 507-508. 216 K. Kalbim patlayacak gibiydi.benim’ dediğimde bana: ‘Üç gündür seni bekliyorum. yaptığı ilk şey. Yanımda afakı kaplayan bir şekilde şeyhimin ruhaniyetini gördüm. Hisham. camide ezan okumak olmuştur. ss. Normal bir gemi ile altı saat sürmeyen yolculuğu. Bana kalk ve evladım Nazım’ı karşıla.

. o dönemin TC. Yirmi yedi hac vazifesi ifa etmiştir.e.com/Hacı Emine Adil_Hayatı. her sene Kıbrıslı kafilelere lider olarak hacca gitmiştir. 224 Atay.yahoo. a. Bu ziyaretlerinde Medine halvetleri olmuştur.org/hajjah__amina__adil.naqshbandi. Semamızda bir Yıldız. Şeyhinin emri ile mesafesi 400 kilometre olan Şam Halep arasını.htm. insanlara maddeciliği bırakmalarını telkin etmiş.g.219 e. Bkz.e. Eşi Hacı Âmine Hanım tarikatın kadınlarla ilgili tüm faaliyetlerini yürüten ve eserler yayınlamış bir kişidir. hukuki beratın gerçekleştiğini söylemiştir. Ayrıca bkz. Hisham.sorulduğunda Kıbrısî. a.154–156.. köy köy dolaşmıştır. Kıbrıs’a sadece Recep. 1952’de tekrar Şam’a döndüğünde Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin mürîdlerinden Hacı Âmine Hanımefendi ile evlenmiştir.221 2004 yılında vefat eden Hacı Âmine Hanım’ın. Benzer şekilde çeşitli ziyaretlerde bulunan Kıbrısî. 221 http://www. Şam’da Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinde ve taliminde bulunmuştur. ss. Şeyh Abdullah’ın tavsiyesiyle 23 yaşında iken Şeyh Nazım ile evlenmiştir. zikirleri yönettiği de internet üzerindeki yazışmalarda geçmektedir.224 Evlendikten sonra Şam’da şeyhinin yanında bir eve yerleşen Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.. 222 http://www. Peygamber’e dayandığı rivayet edilen Hacı Âmine.com/group/the-heart/message/2574(2005-08-21). ss. İslam’ı yaşamaya davet etmiş ve Nakşîbendî zikrini 219 220 İlgili mülakat video arşivimizde mevcuttur. 76.g.hakkanipost. Rusya. Başbakanı Adnan Menderes tarafından çıkarılan kanun vesilesiyle. Mısıroğlu. s. Şaban ve Ramazan aylarını geçirmek üzere gitmiştir. O dönemdeki komünist Rus yönetiminin baskısından dolayı önce Erzurum’a sonra da Şam’a hicret etmişlerdir. Kazan’da doğmuş ve küçük yaşlarda iken ailesiyle hicret etmişti r.225 Bu zaman zarfında Şeyh Nazım.220 Nesebinin Hz. 223 http://groups. Evliliği ve Diğer Manevî Vazifeleri İfası: Nazım Efendi tekrar Şam’a döneceği 1952 senesine kadar Kıbrıs’ta manevi irşad ve İslamî eğitim ile meşgul olmuştur.222 bayanlar arasındaki sohbetleri yaptığı. 383 43 . 166 225 K.223 Şeyh Nazım’ın bu evlilikten iki oğlu ve iki kızı olmuştur. Ek 22.70–72.

neşretmiştir. Bana git deyince ben de gittim. Ürdün’ün Süeyl Köyünde. Sufi Way. büyük dedem olan Abdülkadir-i Geylanî Hazretlerine selam verdim. Bana ‘Ben de Bağdat’a gidiyorum’ dedi Bağdat’a bir tır dolusu eşya götürüyordu. Şeyh Nazım’ın iki çocuğu bulunmaktaydı.”227 226 227 K. irşad ziyaretleri düzenlemiştir. ss. 44 . Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin emri ile ikinci halvete girdiğinde. Sonra beni bir odaya götürdü ve ‘sana her gün bir tas mercimek çorbası ve bir parça ekmek getireceğim dedi’ odamdan sadece beş vakit namaz için çıkıyordum. İki günlük yürüyüşle ulaştığı köylerde. bu vazifeyi bir yılda tamamlanmıştır. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin emriyle yapmıştır ve halvette altı ay kalmıştır. Eve bile uğramadan şehir merkezine doğru yürümeye başladım. Bu kişi Şeyh Hazretlerinin müridiydi. 385. Buna ek olarak günde 313 bin Allah çekiyor ve bana vazife verilen diğer namazları kılıyordum. Bunun haricinde Mısır. Beni tanıyıp ‘Şeyh Nazım nereye gidiyorsun’ dedi ‘Bağdat’a’ dedim. bütün Kur’ân-ı Kerîm’i dokuz saatte okuyabiliyordum. ta ki ilahî huzurda yok olana kadar. 397-398. Her gün zuhurat üzerine zuhurat oluyordu. s. Bunlar beni. Öyle bir duruma gelmiştim ki. Elbiseye. Abdülkadir hazretlerinin huzurunda halvet yapmayı çok istiyordum. Beni de beraberinde götürdü. Şeyh Hişam’ın rivayetine göre Şeyh Abdullah: “Bağdat’ta Abdülkadir-i Geylani Camisinde halvet yapman için Peygamber Efendimizden(sav) emir aldım. Hisham. Dahası 124 bin kelime-i tevhîd. 124 bin salavat ve bütün delail-i hayratı okuyordum.226 f. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Halvetleri: İlk halvetini 1955 senesinde. bir makâmdan diğerine taşımışlardı. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin emriyle. Şehir merkezine varınca bana bakan bir adam gördüm. Onu takip ederek Gavsu’l-Azam’ın kapısına yaklaşıp. Türkiye ve Lübnan’a da. paraya veya erzaka ihtiyacım var diye hiç düşünmedim. Aynı eser. birer hafta ikamet ederek. Bu halveti Şeyh Nazım şöyle anlatmıştır: “Şeyhime hiçbir soru sormadım. Oraya git ve altı ay halvete gir” demiştir. Abdülkadir Hazretlerinin camisine ulaştığımda caminin kapısını kapatan kocaman bir adam vardı.

sonra Hazreti Peygamber(sav) ve Şâh-ı Nakşîbendî zuhur etti. yanımda durduğunu gördüm. Şeyhin Abdullah-ı Dağıstanî’nin Nakşîbendî Tarikatı içindeki makâmı âlâdır.com/?page_id=171. Geylanî Peygamber(sav)’e hitaben ‘Ey Peygamber’im. Manevi at’alarımı Nakşî yoluna katmak istiyorum. Bağdat’ ta. bu nehrin her bir damlası için 228 229 K. Abdülkadir Geylanî’nin sırlarına ekleyerek bana havale etti. 617/1220)’yi gördüğü bir zuhuratını anlatmıştır.”229 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin vefatına kadar en az kırk gün en fazla bir sene olmak üzere defalarca Ürdün’de. Bana ‘Evladım seni kabrimde bekliyorum.230 Medine’de Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile bir seneliğine girdiği halvetinde Şeyh Nazım. 45 . Ben senin dedenim. Seni Kadirî Tarikatına ben davet ediyorum. Peygamber(sav)’den Hz. Bu nehrin kıyamete kadar akacağını bildiren Gucdevanî. O sırada Hazreti kabrinden bana doğru gelerek.naksibendihakkani. Onun Nakşîbendî yolunda ulaştığı derecelerden çok memnunum. Peygamber(sav) tebessüm ederek Şâh-ı Nakşîbendi’ye baktı. Adbülhalik Gucdevanî (v. Ebubekir(ra) yoluyla Şâh-ı Nakşîbendî’ye tevarüs eden tüm sırları. Şu tahta oturalım’ dedi Dede ve torun gibi o tahta oturduk. Kayaya vurduğunda kayadan muazzam bir nehir fışkırır.Şeyh Hişam’a göre Nazım Efendi. Bana tebessüm ederek ‘Biz senden memnunuz. Şeyh Abdullah o zamandaki yaşayan Nakşî Şeyhi olması hasebiyle sorunun en uygun muhatabıydı. Şeyh Abdullah. o da Şeyh Abdullah’a. Sufi Way. Arkasında nadirane taşlar ile bezenmiş bir taht vardı. Gavsu’l-azam olarak taşıdığım at’aları sana havale ediyorum. Bana ‘Benimle beraber gel. s. Aynı yer. 230 http://www. Ya Rasulallah şu evladın dedesi benim. Medine-i Münevvere’de ve Şam-ı Şerif’ te halvete girdiği bilinmektedir. Abdülkadir-i Geylanî Peygambere(sav)’e hürmeten ayağa kalktığı sırada ben de huzurdakilere hürmeten ayağa kalktım. 385.228 Nazım Efendi bu tecrübesini şöyle anlatmaktadır: “…Bir gün Abdülkadir Geylanî’nin beni kabrine çağırdığı bir zuhurat gördüm. Buna göre Gucdevanî. Nazım Efendi’yi bir kayanın yanına götürür. 561/1166) görmüştür. Hisham. bu halvetin son gecesi rüyasında Abdülkadir-i Geylanî Hazretlerini (v. Gel!’ dedi Hemen boy abdesti alıp. O sırada birden Şeyh Abdullah Dağıstanî zuhur etti. Zikrederek kabre vardığımda ‘Es-selamu aleyke ya ceddi’ dedim. iki rekât namaz kıldım ve halvet odama birkaç adım mesafede olan kabre yürüdüm.

Babanız bugün vefat edecek. Kıbrısî. Biz de babama Şeyh Efendi’nin kendisini görmeye geldiğini söyledik. havada uçmak nevinden kerametleri itibarsız bulan Kıbrısî. Şeyh Efendi havaalanında söylediği gibi tüm işlemleri kendi ifa etti ve döndü. Havalimanına giderek kendisini karşıladıktan sonraki olayı şöyle anlatmıştır: “Hikmet-i ziyaretlerini anlamak için ‘Efendim siz bu ayda Lübnan’a gelmezdiniz?’ dediğimde şeyhim (Kıbrısî) ‘Rasu’l-lullah(sav) Efendimizden ve Sultanu’l-evliya’dan (Abdullah Dağıstanî) emir aldım.g. Akşam altı buçuk civarı babamın bulunduğu eve gitmiştik. 401-402. 46 . Cenaze işlerini ben yapacağım’ dedi Şeyh Efendi’nin geldiğini duyunca tüm aile toplandı. babamın yanına girdi ve selam verdi. Babamla sohbet ederken birkaç dakika geçmeden kalbine ağrı girdi.232 Nazım Efendi’nin kerameti olarak Şeyh Hişam. Hisham.. K.231 g. a. Sufi Way. bu vazifeyi Nazım Efendi’ye devreder.37. Hisham. 233 K. insanlara hizmet etmek olarak görmektedir. s. Babam tüm ailenin toplandığını görünce çok mutlu oldu. muteber keramettir. Sûreyi bitirmesine müteakiben birkaç saniye içinde babam son nefesini verdi.bir melek yaratıldığını ve kıyamete kadar Allah(ac)’ı tesbih edeceğini bildirmiştir. Şeyh Nazım’a göre ümmet-i Muhammed’i dünyada ve ahrette gözeterek hidayet yoluna sevk etmek.”233 231 232 Detaylı anlatım için bkz. muteber kerameti. s. Altı ellibeş gibi Şeyh Efendi. Bu sırada Şeyh Efendi. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Kerametleri: Evliya bahsinde geçtiği üzere deniz üstünde yürümek. Ailemizdeki kardeşlerimizin çoğu doktor olduğu için müdahale için koşuşturmaya başladılar. Yasin Sûresini okumaya başladı. Şeyh Hişam hiç beklenmeyen bir zaman olan Şaban ayında Nazım Efendi’nin Lübnan’a kendilerini aniden ziyarete geldiğini ifade etmiştir. Bu meleklerin her birine farklı isimler vermekle vazifeli olduğunu söyleyen Gucdivanî. Nazım Efendi’nin Lübnan’a yaptığı bir ziyaretten bahseder. 399-401.e. Tasavvuf Sohbetleri. bu hizmette devamlı olmak. ss.

Orda Buda Heykelini görür. günümüzün olaylarının gidişatı ve sonucu hakkında verilen haberlerle karşılaştık. Hakkânî yolunun Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî (v. Bu haberlerden tahakkuk edenler olduğu kadar.youtube. 235 www.youtube. kızının ricasıyla. kendisi tarafından nakledilen Tibet hatırası esnasında beyan edilmiştir. oradaki putun ona inanların nazarında ilah kabul inanamadığını ruhaniyetlerinin terakki etmesi için olduğunu söyler. Mehdi(as). bu ilahlardan alınan bir ruhaniyet varsa görmek istediğini söyler.Kadir Mısıroğlu. Şeyh Nazım’ın kerametini ihtiva etmektedir. 47 .234 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bir başka kerameti.com. riskli olacağı söylenen bir amaliyat tarihi verilir. Amaliyat öncesi son kontrol için çekilen filmde timör görülmez. Kız çekilen bacağında duyduğu acıdan duyarak uyanır.com/1-Büyük Budayi Devirmesi. kızın timörlü bacağını çeker. bir böyle gel’ (İşaret parmağıyla. Londra’ya gelmeye başlayan Kıbrısî’yi. O sırada. Rüyasını hayra yorumlayarak birkaç gün sonra amaliyat için. isterlerse tütsü söyler. Buna göre Mısıroğlu’nun kız çocuğunun bacağında timör teşhis edilir. rüyasında Şeyh Nazım’ı görür.”235 Nazım Efendi’nin müstakbel hadiseler hakkında söylemleri ekseriyetle.” Bu olaya tanık olan görevli bayılınca. Şeyh Nazım. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. Şeyh Nazım dünya üzerindeki büyük bir tapınak olan Tibet tapınağına ziyarete giderler. Timörün alınması için. Deccâl. Dedim ki ‘Bir böyle. 1355/1936)’den itibaren bulabildiğimiz ahir zaman anlayışına dayanmaktadır. Niye taptıklarını sorar. Mesih(as) ve kıyametten haber veren hadislerin manevî tecrübelerle yorumlanarak. Mesela 2010 yılının Kasım 234 http://www. Görevli kadın yakabileceklerini söyler. olmayanlar da olmuştur. Amaliyat öncesi Kıbrısî’nin yakın ilgisini görür ve duasını alırlar. Görevli bir cevap veremeyince yaşananları Şeyh Nazım şöyle ifade etmiştir: “…Benim üzerime kuvvet giydirildi o vakit. Kıbrısî. hastaneye giderler. yanındaki müritleriyle birlikte oradan uzaklaşır./Şeyh Nazım Kıbrısi . Bunun üzerine Kıbrısî. bir böyle. Kıbrısî. Şeyh Nazım’ın yanına gelerek.Kadir Mısıroğlu’nun Londra’da yaşadığı. O gece kızı. ziyarete gider. Başını eğ! Başını eğdi. tapınak görevlisi etmelerine bayan. heykelin sağ ve soluna doğru paymağını havada kaydırarak) Gümbür gümbür bir böyle gitti. 1980’li yıllardaki bir hatırası. Mısıroğlu.

241 http://halilurrahman. video arşivimizde mevcuttur. 04.238 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile 2011 yılında yaptığımız mülakaatta.ayında paylaşılan bir videoda Kıbrısî. Hak Dost 4.youtube. 1974’ten itibaren Avrupa’yı.com/. vazifeliler 236 http://www. benzeri yorumlarını yapmaktadır. 240 Bu ziyarete ait görüntü kayıtları. irşadla görevli vekiller yetiştirmiştir.240 Şeyh Nazım’ın müridleri bulunan her ülkede. ss. sosyal paylaşım sitelerinde Kıbrısî’nin bir kerameti olarak da yorumlanmıştır. Bu hadise. Ek 24. İstanbul’un ahir zamanda işgal edileceği yönündeki bir hadise dayanarak. 2011 yılının Şubat ayında Tunus Cumhuriyeti’nde başlayan. h. Sufi Way. Hisham. 1978’den beri Türkiye’yi. 1980’lerin ortalarında Afganistan’ı işgal eden Rusya’nın (o zamanki Sovyetler Birliğinin) sırasıyla İran’ı ve Türkiye’yi de işgal edeceğini söylemiştir. mevcuttur. rejim değişiklikleri.236 Bununla birlikte. 103-105.2012 tarihinde görüldü. aslî halifesinin.237 Kıbrısî. Bu konular Mehdi bahsi içinde tafsilatlı bir şekilde incelenmiştir. video arşivimizde mevcuttur.241 Bununla birlikte münferiden karşılaşılan internet sayfalarında da. 1986’dan beri Uzak Doğuyu. 237 Kıbrısî. Mısır ve Suriye’yi de etkilemiştir. 1990 yılında çıkan Körfez Savaşından sonra yine İstanbul’un Ruslar tarafından işgal edileceğini söylemiştir. Libya. 1991’den itibaren ABD’yi ziyaret ederek her inançtan insana İslam’ı tebliğ etmeye gayret etmiştir. Gittiği yerlerde halk ve hükümet yetkilileri tarafından saygıyla karşılanan Kıbrısî. 385-396. Bu halifelerin toplu olarak isimleri ve vazifeli oldukları yerleri bildiren bir internet sayfası. Türkiye’nin muhtelif vilayetlerinde de vekilleri olduğu bilinmektedir. içerisinde Kuzey Afrika ülkeleri ve Türkiye olan bazı İslam ülkelerinin isimlerini saymış ve bu ülkelerdeki rejimlerin çökeceğini beyan etmiştir. irşad ve terbiyeden sorumlu görevlilerin yanısıra. mahdumu Mehmet Efendi239 olduğunu ifade etmiştir. 48 . buralarda Nakşibendî-Hakkânî Dergâhları ve İslam Merkezleri açmış ve birçok ülkede. 239 Bkz. 238 K. Vekilleri: Şeyh Nazım. s.com/“Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi Devletler çökecek!” İlgili sohbet.

Sayyid Nurjan and Dr.245 Şeyh Şerif Hollanda’da.hakkında malumatlar bulunmaktadır.255 i. Ek 32. Arjantin ve Pakistanda bulunan dergâh ve vekil isimleri bilinmektedir. Lübnan. Bununla birlikte Şam Dergâhı içerisinde bulunan Şeyh Abdullah’ın kabrine yapılan ziyaretler sırasında. 250 Bkz. Rusya. Avustralya.2012 tarihinde görüldü.2012 tarihinde görüldü. 04. BAE. Şeyh Hasan249 ve Şeyh Cemâleddin Almanya’da. Srilanka. İsviçre. İtalya. Şeyh Hişam244 Chikako’da.com/form/dergah ve vekiller. Norveç.254 Bunların haricinde müstakil sitelerine ulaşamasak da. kadın ve erkek müridlerin.com/. Hedieh. 246 Bkz. Şeyh Lutfi ve Şeyh Mustafa248 Endonezya’da.250 Şeyh Yusuf251 G. sohbet. Ek 26. meclislerinde kadın ve erkeklerin karışık oturmalarına ve Nazım Efendi’nin elini bayanlara öptürmesine yönelik yapılmaktadır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye Yapılan Eleştiriler: Şeyh Nazım’a ve Hâlidiyye-i Hakkâniyye’ye yönelik eleştiriler. Lefke ve Şam tekkelerinde şahsen yaptığımız müşâhedelerde. İngiltere.Afrika’da. ss. Japonya. Miami 2005. 04. Ek 33. 04. Fransa.org. Londra’daki müntesipler ve tekke adetleri üzerine yapılan bir çalışmada da kadın ve erkeklerin tüm bu faaliyetlerde ayrı olduğu 242 243 Bkz.246 Şah İbn Sultan Aslan247 Malezya’da. Ek 31. Naqshbandi Haqqani Sufi Order. zikir ve hatme-i haceganlar için ayrı alanlarda toplandıkları görülmüştür. 248 Bkz. Portekiz.243 Şeyh Adnan Suriye’de.za/. Kanada. 252 http://www. Bosna Hersek. 247 Bkz. 255 http://halilurrahman. 245 http://haqqani-dergah.org/. 249 Bkz.naksibendi. http://www. The Healing Power of Sufi Meditation.tripod. Mesela Şeyh Abdülkerim242 NewYork’ta.2012 tarihinde görüldü 253 Bkz. Katar. 1-4. Ek 29. 254 Mirahmadi. Ek 28. kadın ve erkek müridler bir arada olabilmektedirler. Şili.2012 tarihinde görüldü . Ek 27. Hindistan.252 Şeyh Ömer253 İspanya’da vazifeli oldukları bilinmektedir. Ek 25. 49 . Bu konuda tarikat içinde ve mürîdler arasındaki uygulamaları biraz daha dikkatli bir şekilde incelemeye çalıştık. Bangladeş. Belçika. 04. Ek 30.naqshbandi. Senegal. 251 Bkz. 244 Bkz.

26 Atay. kadın ve erkeklerin karışık oturdukları da görülmüştür.e. İspanyalı bir mürîd’in evinde yapılan bu sohbetin. evlerine yaptığı yemekli davette dahi ayrı oturmalardan dolayı görüşemediğini yazmıştır. hanımın bayan kuaförü olmasından dolayı.259 Dolayısıyla eleştiriler bu tür toplantılara yönelik yapılmış olabilir.e. Bu çalışmayı yapan kişi.. Mürîdlerden bir tanesi eşinin çalışması için Nazım Efendi’den izin istediğinde Nazım Efendi.256 Cemaat içinde yapılan farklı bir çalışmada da. ya da zikri izlemek amacıyla gelen kişilerdir.257 Henüz İslam olmamış bazı gurplara yapılan sohbet ve tebliğ esnasında. erkeklerin hemen arkasında oturduğu görülmüştür. Ek 13. 1996 yılında yapılan bir çalışmaya göre Türk mürîdlerin eşleri ekseriyetle ev hanımı olduğu görülmüştür. 260 Atay. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.g.org/060607MiracleNaqshSaints. 14 259 www. s. Aynı çalışmada.260 256 257 Stjernholm.yazmaktadır.sufilive. 130 258 Bkz. Londra’da yapılan bu çalışmaya göre Doğu-Batı Merkezi adındaki Hakkânî dergâhında kadınların. s. İslam ve tasavvufu merak edenlere düzenlenmiş küçük bir ev topalntısı olduğu gözlemlenmiştir. yani erkek müşterilerin olmamasından dolayı izin verdiği yazmaktadır.g. bayan ve erkekler karışık oturmuşlardır.258 Bu konuda Şeyh Hişam’ın sohbetlerinde de aynı durum gözlenmiştir. kadın erkek ayrımının kesin bir şekilde uygulandığı gözlenmiştir. s. Genellikle bu bayanlar erkek katılımcıların ailesi. a. Bir kısmının gayri müslüm olduğu anlaşılan bir sohbete ait video görüntülerinde. tarikattaki bayanları da anlayabilmek için görüşme yapmak istediğini ancak. 86 50 . Nazım Efendi’nin bu konudaki görüşünü anlamamıza vesile olabilecek bir diğer örnek ise Türk mürîdlerin eşlerinin çalışmaları konusunda görüyoruz.. a. Şeyh Nazım’ın kadınların çalışmalarını beli koşullar dışında uygun bulmadığı görülmüşdür. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı.

video arşivimizde mevcuttur. Hanefî mezhebine göre bayanlar ile tokalaşmanın. Şeyh Nazım. genellikle tasavvuf anlayışıyla da alakalıdır.youtube. erkek sahabelerle perde arkasından görüşmüş olmalarından hareketle.com/Cübbeli Ahmet Hoca . Bu eleştiride. 278 263 www. her nekadar “Şeyh Nazım” ismine yönelik olsa da. s. Bayan müridlere el öptürme hususundaki eleştrilere nasıl yaklaştığı sorulmuştur. Bu eleştiriler. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. hanım sahabelere el öptürmemiş. Hz.com/kadınlara el öptüren şeyhler. Hz.youtube.Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri Ziyareti. internette ses kaydı olarak mevcuttur. söz konusu davranışın sünnete muhalif olmasıdır. evliyanın tasarrufları mevzuundaki görüşleri İslamî naslarda ve selef âlimlerinin yaşantılarında bulunmadığı gerekçesiyle eleştirilmekte ve tüm 261 www.263 İsmail Ağa çevresinde vaaza icazetli bir görevlisi olan Cübbeli Ahmet Hoca’nın. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile 2011 yılında yaptığımız kısa mülakatta birkaç konu arasında bu mevzu da arz edilmiştir. Peygamber(sav).264 Nazım Efendi’ye diğer cemaatler tarafından yapılan ziyaretlere ait video görüntüleri.262 Bu eleştirilerin bir örneği.com/ Sahte Seyh Nazim Kibrisi Kadina el öptürüyor (yeni).265 Şeyh Nazım’a yönelik diğer eleştiriler. Şeyh Nazım’a Lefke’de yaptığı ziyaret görüntüleri mevcuttur.261 Nazım Efendi’nin. bu mevzu konuşulmamıştır. Kıbrısî’nin selefî ve vahhabî düşünce diye tanımladığı ve eleştirdiği kesimden gelmektedir. kerameti zahir olmuş şeyhlerin dahi bu eleştiriden beri olmayacakları. 265 Görüşmeye ait kayıt. Peygamber(sav)’in zevcelerinin(ra). ilgili kayıt ses arşivimizde mevcuttur. elinin bayanlar tarafından öpülmesine müsaade etmiştir. 51 . tokalaşmamıştır. Mesela Kıbrısî’nin. abdesti bozmadığını beyan etmiş ve bu mevzuda tafsilatlı bir beyanda bulunmamıştır. söylenmiştir. İlgili kayıt video arşivlerimizde mevcuttur. bu mevzu açılmamıştır. Bu eleştirinin temel dayanağı. Bu ziyaret videolarının önemli bir kısmı incelenmiştir. 264 http://www. elini bayanlara öptürmesi 1990’larda özellikle İsmail Ağa çevresi tarafından çok eleştirilmiştir. 2000’li yıllarda yapılan bu ziyaretlerle ilgili görüntülerde.youtube. genellikle resmi internet sayfalarında paylaşılmaktadır. İncelediğimiz videolarda. 262 Atay.Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.

misak gibi başlıklarda tafsilatlı olarak incelenmiş ve bu tür konulara. 268 Tafsilatı için bu tezde bkz. konusunda olmaktadır. şu şekilde tespit edilmiştir. son nefesleri esnasında. direkt olarak itikadi ve ameli yaşantıya dair değil.268 Tarikat-ı Hakkâniyye meşayıhı tarafından beyan edilmiş görüşler ise giriş bölümünde. Eğer onlar bâtıl olan yolda ve ben hakikat yolunda isem.3. mürid. siyasi ve güncel meselelere yöneliktir.youtube.266 Şeyh Nazım’ın bu konudaki ve benzer eleştirilere hedef olabilecek görüşleri.267 Bu mevzuya bilginin kaynağı açısından bakışımız. Bunun haricinde şeyhe teslimiyet. mürşid. Kıbrısî. ölülerden medet isteme eleştirilen diğer konulardandır. Peygamber ve Misak.‘Shaykh’ Nazim’s Challenge to the ‘Wahabis’ ‘Salafis’ and to the Whole World!. onlara lanetini indir. Hz. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu eleştirilere cevabı. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. bu eleştirileri yapanları lanetleşmeye davet etmektedir. onları muhafaza et. İslam telakkisinin merkezine. buraya gelin. Mehdi konusunda ayrıca beyan edilmiştir.youtube. Bu konudaki eleştiri özellikle müridlere. üç farklı açıdan bakılmaya çalışılmıştır. bu konuda hakkın ve bâtılın temyiz edilmesi için. şe yhleri tarafından verilen iman telkini. Hazreti Peygamber (sa v)/d. 266 267 www. 269 www. onların anladığı mula’ane yapabilirim. Mesela “Mavi Marmara” gemisine yapılan İsrail saldırısına yönelik270 Şeyh Nazım’ın açıklamalarına istinaden. İlgili kayıt.1. akla dayalı kelâm anlayışını ya da keşfe dayalı tasavvuf anlayışını yerleştiren yaklaşımlara mukayeseli olarak değinilmiştir. Tafsilatı için bu tezde bkz. özellikle Tarikat-ı Hakkâniyye başlığında incelenmiştir. onun bir video kayıttında.Mehdi-Deccâl/c. 270 31 Mayıs 2010 tarihinde günün ilk saatlerinde İsrail askeri kuvvetlerinin. Cesaret edemezler.com/LOL . İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur.com/ Beware of Shaykh Nazim. Diğer Konulardaki Görüşleri/c.2. Mehdi’nin Çıkış Alametleri. İki rekât namaz kılacağım. Kıbrısî bu davetini şu ifadelerle yapmaktadır: “… Sadece Vahhâbî ve selefilere. naslara dayalı selefi anlayışını. Kim bâtıl üzere ise Allah(cc)’ın laneti onun üzerine olsun… Diyorum ki.”269 Bunların haricinde yapılan bazı eleştiriler. Gazze Şeridi'ne insani yardım olduğu teyit edilmiş malzeme taşımakta olan ve 37 ülkeden sivil toplum örgütlerini bir araya 52 . evliya. bey’at.tasavvuf anlayışının sıratu’l-mustakîm çizgisinde olmadığı iddia edilmektedir. ‘Ya Rabbi! Eğer onlar doğru yol üzere iseler. video arşivlerimizde mevcuttur.

Bu iddianın yapıldığı video. Bunların tamamının bulunması ve tahkik edilmesi muhal olduğundan. Nazım Efendi’nin ikamet ettiği eviyle274 iç içe olan tekkenin yola bakan cephesinde namaz. 273 Atay.272 Bu incelemeler esnasında karşılaştığımız veriler. 271 www. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı.Şeyh Nazım’ın Yahudi dostu olduğu iddia edilmiştir.276 Şeyh’in getiren bir koalisyon tarafından organize edilen. 272 Tafsilatı için bu tezde Bkz. 75. s. Bu iddiaya istinad edilen.com/Sahte Seyh Nazim Kibrisi ve Adnan Oktar (israili sevindirecek aciklamalar).275 Mescidin kıble tarafında avlu ve avlunun bitiminde meyve bahçesi başlar. 274 Bkz. altı gemiden oluşan uluslararası ve farklı inançlara sahip insanların yer aldığı konvoya uluslararası sularda saldırdı. Şeyh Nazım’ın Papa ile tokalaşma şekli gösterilmiştir. 1948 senesinden itibaren aktif olarak irşad vazifesi sürdüren Kıbrısî. İlgili kayıt. Nitekim Kıbrısî’nin ahiret anlayışından bağımsız olmayan.youtube. zikir ve sohbetlerin yapıldığı iki katlı mescit bulunmaktadır.Siyasî ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar. münferiden bir başlık olarak ele alınmıştır. Bkz. Ek 36 275 Bkz. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin. 1242/1826)’nin. Ek 38 53 . Diğer Konulardaki Görüşleri/ g. Ek 37 276 Bkz. Bağdadî’den günümüze tevarüs eden Halidî Dergâhının temsilcisi addedilmektedir. 11 Şubat 2011. bu süre zarfında geçen aktüel mevzularda ziyadesiyle beyanları vardır. aynı zamanda. kendi yerine geçmek üzere Şeyh İsmail’e el verdiğini belirten Kıbrısî.271 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu suçlamalarla ilgili bir açıklamasına rastlanmamıştır. bir Hristiyanlık tarikatı olan illuminate üyesi olmakla da suçlamaktadır. j.273 Dolayısıyla Hakkâni müntesiblerince Lefk Dergâhı. birçok şeyhe icazet vermesine rağmen. Farklı bir ifadeyle. Lefke (Kıbrıs) Dergâhı: Anadolu’da Nakşibendîliği yayan Hâlid-i Bağdadî (v. son kırk yıldaki beyanları daha sık ele alınmaya çalışılmıştır. bu silsile ile sırr-ı azamın kendisine tevarüs ettiğini ifade etmektedir. Şeyh Nazım’ın hayatından sadece bir kesiti temsil etmektedir. videoda. dünya ve siyaset görüşleri. vide arşivimizde mevcuttur. YeniŞafak Gazetesi.

Dergâha gelen ziyaretçiler hususunda. orada da görevler alındığı söylenmiştir. bazen da evinin dış kapısı tarafından gelir.279 Dergâha ait bu adab. Nazım Efendi’nin. Boşnak’ı var. Mescidin doğu ve batı cephesinden iki kapı açılır.278 Bayan mürîdler için geceleme ve abdest için evin bir katı ayrılmıştır. Erkek mürîdlerin uyku tulumları ile gece uyudukları mescidin277 ikinci katına dışarıdan bir merdiven ile ulaşıldığı için. 2011 yılında yaptığımız ziyarette. Bu sürenin sonunda herkes günlük yapılan işlerden kendisine bir vazife alır. Kompütere (!) ismi alındıktan sonra. Şeyh Efendi hangi kapıdan gelirse o tarafta kendisini ziyarete gelen mürîdler ile selamlaşarak kısa sohbetl erle ilerler. her kabilenin her türlüsü geliyor. 54 . onların ismi de resmi de beraber yetişir. Nazım Efendi’nin görüşü. Macar’ı var. mutfak başı görevini ifa ederek avluda sabah ve akşam verilen yemeklere yardım ederler. Uzun süreli gelen mürîdlerden bir kısmı ise Lefke Tekkesinin civarında kiralık evlerde ya da pansiyonlarda ikamet etmektedirler. Bende içeri havale ediyorum. mürîdlerden birileri kıdemlerine göre. Türk asıllı Hollanda vatandaşı bir mürîdin söylediğine göre tekkedeki misafirlik süresi üç gündür. Gelen ziyaretçilerin bu talepleri kendi piyasasını oluşturmuş olacak ki. Ek 40. Çeçen’i var. tekkenin bahçesine uzanır. Arnavut’u var. Bkz. Demek ki ruhaniyetleri bir şey sezip de geliyorlar. Bahçeye girmeden önce bulunan küçük mutfakta. Batı kapısının karşısında yaklaşık yirmi kişilik bir toplantı odası bulunur. 279 İlgili mülakata ait kayıt ses arşivimizde mevcuttur. yaptığımız çeşitli ziyaretlerde müşâhede ettik. özel görüşmelerini ve kabullerini yaptığı bu odanın kapısı ile mescidin kapısı arasında kalan koridor. Ek 39. hizmet sorumlularının uygulamalarında da müşâhede edilmiştir. civarda bu tür konaklama imkânın diğer köylere nispeten daha yaygınlaşmış olduğunu.evinin iç kapısı bu avluya açıldığından namazlara bazen bu kapıyı kullanarak avlu üzerinden. Mescidin doğu kapısı ise avlunun da doğu sınırını oluşturan banyo ve tuvaletlerin bulunduğu tarafa açılır. şu ifadelerle özetlemektedir: “… Bunun içinde Ruslar’da var. Buraya gelip bir saat 277 278 Bkz. namaz ve zikir ayinlerinde bayanlara tahsis edilmiştir. Tekke dışında Nazım Efendi’nin olduğu söylenen bir bahçeden de mutfakta kullanılmak üzere meyve ve sebze yetiştirildiği için.

Endonezya ve Malezya’dan müridler ile karşılaşılmıştır. dergâh hayatının bir diğer yüzüdür. hükümet lokması geçmedi. Boğazımızdan hükümet parası. İran. 18. s. kimileri çevrenin temizlik ve düzenlemelerinde. İspanya. Katar. Belçika. İngiltere. Kalbine verilir de gelir”280 Şeyh Nazım’ın ifade ettiği bu ülkelerin haricinde. ‘Eğer mümkünse beylik çeşmesinden su içme!’. Kendi kendine buraya kimse gelmez. Burunay Krallığı. yürüttükleri günlük işlere. kimileri tarlada. Rızkımız. Güney Afrika. Dergâh ve bahçe alanlarının kira giderleri olmadığını ve Kıbrıs ikliminde kışlık ısınma ihtiyacı için ciddi bir maliyet olmayacağını düşünürsek. Onları dışarıda bırakmayız. Mısır. Dergâhta istihdam edilen daimi görevlilerin. farklı bahçe ve mandıralardan da söz edilmiştir. Şeyh Nazım’a. Hollanda. dergâhtaki ziyaretinin üçüncü gününü dolduran müridler yardımcı olmaktadırlar. Nijerya. Avusturya.”281 Ziyaretçilere sunulan ikramların dergâh civarındaki arazisinden ve bahçelerden mürîdlerin emek gücüyle elde edildiği ve bu bahçelerin. Çeşitli ülkelerden gelen çok sayıdaki müridlerin. Hak Dost 4. müridler için günlük çıkarılan yemekler haricinde yüksek maliyetli bir harcama görülmemektedir. Lefke Dergâhında. Kayda geçmişlerdir. kimileri de mutfakta vazife almışlardır. s. maişeti için bir işte çalışmamıştır. geliyor elhamdülillah. Para pul istemeyiz biz.dursalar tamamdır. 280 281 Kıbrısî. 55 . Eskiden büyükler öyle dermiş. Cezayir. Şeyh Nazım-ı Hakkânî. Almanya. Bahreyn. Bunun haricinde dergâha tahsis edilmiş. 26. Cenab-ı Hakk’ın lütfu keremidir. Aynı eser. Kamu işinden hiç gelir elde etmediğini bildiren Kıbrısî. Buna göre kimileri bahçelerde. Amerika. pederinden tevarüs ettiği bilinmektedir. maişetini nasıl kazandığını şöyle ifade etmiştir: “Burada her şeyimiz var. günlük hayatlarını idame etmeleri için gerekli olan asgari giderlerin nasıl finanse edildiği hususu. Lefke dergâhında bulunduğumuz süre zarfında bu yapılan işleri gözlemleme fırsatımız da olmuştur.

internette paylaşılmaktadır.283 k. mescide çıkmaktadır. 1974 ile 1983 yılları arasında. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/b. eser yazmak yerine müridlerin terbiyesi ve yetişmesine zaman ayırmıştır diyebiliriz. hayırsever müridlerin yardımları ile finanse edilebilecek bedelde olduğu kanaatindeyiz. talep üzerine birebir ve grup olarak özel görüşmeler de 2009 yılına kadar yapılmıştır. paylaştıkları ifadelere dayanmaktadır.saltanat. Bu malumatlar. kısa süreler için evinde kabul etmektedir. zâkir başına teslim edererek istirahate çekilmektedir. ziyaretlerimiz süresince dergâhtaki müridlerin. zikir. Gerek kendisini ziyaret edenlerin. www. kitap yazılmasını tamamen reddetmemektedir. Dolayısıyla Şeyh Nazım-ı Kıbrısî adıyla telif edilmiş kitapların bir kısmı. saltanat. Şeyh Nazım. bugün dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen mürîdleri tarafından ziyaret edilmektedir.Mürşid .org/ 284 Tafsilatı için bu tezde bkz. Şeyh 282 283 Cuma Namazları ve Hadra. Eserleri: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin irşad mevzuuna yaklaşımından dolayı. mescidte görüşemediği müridleri. www. bir kısmı ise müridleri tarafından Şeyh Nazım’a atfen yazılmıştır. hutbe ve vaazlarından derlenmiş.282 2009 yılından itibaren Şeyh Nazım kendisini ziyarete gelenlerden. Dergâhtaki namaz. 1999’dan itibaren Lefke’deki dergâhından çıkmayan Kıbrısî. Bununla birlikte. “Tasavvuf Sohbetleri”dir.org/ adresinden canlı olarak paylaşılmaktadır.Dolayısıyla bu harcamalar. Kıbrısî’nin sohbet. gerekse iştirak ettiği zikirlere ait video görüntüleri. rahatsızlığından dolayı 2009’dan beri namazlarının bir kısmını evinde kılmaya başlamış ve sadece Cuma Namazları için. Mürşid konusunda detaylarını incelediğimiz bu anlayışa284 rağmen Kıbrısî. Cuma namazlarından sonra yapılan hadranın başlatılması için asasını. Şeyh Nazım’ın sohbetlerinden derlenen ve tasavvuf anlayışına kaynak teşkil eden en temel eser. 56 . zikirlerde ve özel sohbetlerde Şeyh Nazım-ı Kıbrısî ile birlikte olma fırsatı yakalarlar. hadra ve hatmelere daha seyrek iştirak eden Kıbrısî. Ziyaretçiler namaz vaktinde.

velî. Bu seriden Hak Dost Sohbetleri1. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî el-Hakkânî’nin bir diğer eseri. mürşid. Aynı eserin Bizim Yayıncılık tarafından da bir baskısı. Tasavvufî konulardan ziyade. 2010 yılında yapılmıştır. Şeyh Nazım’ın 1998 ile 2006 yılları arasında yaptığı sohbetlerin bir kısmından derlenen diğer eseri. dua ve zikrileri bildiren bu eser. 1998 ile 2005 yılları arasındaki bazı Cuma Namazlarında irad ettiği hutbelerinden toparlanmıştır. Tasavvuf Sohbetleri adlı eserinin daha net anlaşılmasına vesile olacak bir çalışmadır. İslam. bey’at. diğer 2. bir kısmı Arapça. Müridin günlük olarak uygulaması gereken namaz. “Müridin El Kitabı (Hand Book of Mureed)”dır. Bu kitap tüm müridler tarafından anlaşılması için. bir kısmı Türkçe ve anlamları İngilizce olarak basılmıştır. Şeyh Nazım’ın sohbetlerinden derlenen ve tasavvuf anlayışını ortaya koyan diğer bir eser ise “Hak Dost Sohbetleri” serisidir. “Cuma Hutbeleri” adındaki bu eserde.Nazım’ın yaptığı Türkçe sohbetlerden. Sebil Yayınevi tarafından yayımlanmıştır. Nush Yayınları tarafından yapılmıştır. “Ebediyete Davet”dir. Mehdi ve Deccâl gibi diğer konularındaki tasavvufi yaklaşımını ortaya koymaktadır. ikinci baskısı 2008 yılında. Şeyh Nazım’ın 1990’lı yıllardaki fikri ve ruhanî seyrine ışık tutan ifadeleri. Türkçe olarak derlenmiştir. 1997 yılında yapılan sohbetlerden. Yayınevi tarafından 2005 yılında basılmıştır. Eserin ilk baskısı. eş-Şeyh Muhammed Nazım Hakkânî en-Nakşibendî adıyla müellif ismi belirtilen bir diğer eser ise. Bu eserin ilk baskısı 1983 yılında. Serinin dördüncüsü. mürîd gibi tasavvufî kavramlara bakışını yansıtan bu eser aynı zamanda. 2006 yılında Sistem Matbacılık tarafından yapılmıştır. iman. tezimizde kullanılmıştır. Eserin birinci baskısı. Bu eser. Derviş 57 . 3 ve dört serileri 1998 ve 1999 yıllarındaki Türkçe sohbetlerinden derlenmiştir. 2007 yılında Derviş Yayınevi tarafından yapılmıştır. Şeyh Nazım’ın sohbet. Bu hütbeler. Şeyh Nazım’ın genel olarak İslam telakkisini arz etmesi bakımından mühimdir. âlim. genel İslamî hükümlere değinilmiştir.

örtünme emrini hatırlatarak. Trablus. dünya.org/müridlere tavsiyeler. Şeyh Nazım’ın 1997-1999 yılları arasında. hevâ. “Mercy Ocean (Rahmet Deryası)” adlı İngilizce kitaptır. gerekse ticari ve sosyal hayatlarına yönelik mevzuların Kıbrısî’ye arz edildiği videolar mevcuttur.285 Bu çalışmamız süresince yapılan ziyaretlerimizde de bu tür görüşmelere. “The Healing Power of Sufi Meditation”dır. saltanat. nefis murakabesi. Hedieh Mirahmedi’dir. 08/2012 tarihinde görüldü. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî tarafından şerh edildiği ifade edilen bir başka eser ise. Eserin önsözü. Lefke Dergâhının internet sayfası üzerinden duyurulmaktadır. Lefke Dergâhının girişindeki bir görüşme odasında tanık olunmuştur. Zira gerek irşad ve hizmet faaliyetleri. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî en-Nakşibendî’nin Öğretilerinden derlendiği belirtilen bu iki ciltlik eser. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Amerikadaki müridleri tarafından yazılıp. Haleb gibi şehirlerde yaptığı Arapça sohbetlerden derlenmiş ve şerh düşülmüştür. Nurjan Mirahmedi ve Dr. tay-i zaman gibi konulara değinilmiştir. 2009 yılındaki neşri Haqqanians Yayınevi tarafından Pakistan’da basılmıştır.Şeyh Nazım’ın bir diğer eseri “Camiu’l-İrşadu eş-Şerif” adında Arapça bir eserdir. Müslüman kadınlar ve bayan müridleri için Kıbrısî. Şeyh Nazım’a atfen yayınlanan ve kapağına Kıbrısî’nin fotoğrafı konulan bir eser. ilk defa 1980 yılında neşredilmiştir. Bu tavsiyelerden umumi olduğunu söyleyebileceğimiz bazıları. Beyrut. Şeyh Nazım’ın Lefkedeki Dergâhında satılan bu eserde. tay-i mekân. Haqqani Yayınevi tarından Fanton’da neşredilen eserin ilk baskısı 2005 yılında yapılmıştır. yakîn. 58 . saçlarını uzatmalarını tavsiye 285 www. Şeyh Nazım’ın Amerika halifesi tarafından yazılmıştır. Mürîdlere Tavsiyeler: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin müridleri için hususi ve umumi birçok tavsiye ve telkinleri olmaktadır. l. Müellifleri.

Kendilerine yapılan telkinleri uygulamak yerine.org/Borc-Alma-6-Kâsım-2010. bizden himmet beklemesinler. bıyıkları kesmenin ayıp olduğunu. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. kadının güzelliğine delalettir.org/Butun-Musluman-Hanimlara-Nasihat-29-Ekim-2010. daha muteberdi. İşiniz kendi kendine açılırsa o başka. kadın da olsa gitmeyin.”287 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. erkeği kadından ayıran hassanın bıyık ve sakal olduğunu söylemiştir. 288 http://saltanat. Saçlarını ahşap taraklarla tarasınlar. 1986 yılında yaptığı bir sohbetinde tafsilatlı olarak izah etmiştir. Eskiden saçları topuklarına kadar uzun olan kadınlar.aspx.org/Genclere-Nasihat-1532011. Ortadan ikiye ayırıp gamze (örgü belik) yapsınlar. tek gamze yaparlardı. İşinizi büyütmek için dahi olsa borç almayın. tüccar. Peygamberlerinin ve Evliyanın sevdiği kadın. Fazlasına çıkarsanız biz karışmayız. Kuaföre gitmesinler. 288 Nazım Efendi’nin. genç bir müride bıyıklarını kesmemesini tavsiye ederken. Saç uzunluğu. Bununla birlikte günde 100 besmelenin de ihmal edilmemesi gerektiğini söylemiştir. Bu ölçüler ilahîdir. irdeleyen müridlere. gençlere.”286 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. akıl baliğ olduktan sonra. 287 http://saltanat. borç ile iş büyütmeye girişenler.etmiştir: “…Saçlarınızı kestirmeyin. yapılan telkinlerin detaylarıyla ilgilenilmeme yönündedir. nasihat isteyenlere bir tavsiyesi. Bakara Sûresi nde Ben-i İsrail’e emredilen bir inek 286 http://saltanat. Allah’ın. Krediyle iş yapmayın. Kuaför haramdır. Kendiliğinden zuhuratla büyümeye giden işler için. esnaf ve sanayici mürîdlerinin iş hayatlarına yönelik şu tavsiyelerde bulunmuştur: “Ayağınızı yorganınıza kadar uzatın. gece dışarıya çıkılmamasıdır. Kıbrısî bu düşüncesini. Şeyh Nazım’ın tüm müridlerine yönelik yaptığı tavsiyesi. Müslüman hanımlar iki gamze yaparak Hıristiyan hanımlar ayrılırlardı. 08/2012’de görülmüştür. Bizim kelamımız değildir. bizden destek vardır. Böyle bir durum olmadığı halde. evlenmeyi tavsiye etmektedir.aspx. 59 . Kuaför erkek de olsa. Eskiden Hristiyan hanımlar. Bu tavsiyeleri esnasında namaza dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Kıbrısî. evinde olan kadındır. Onlar korunur ve gözetilirler. Tebliğe dayanır. Onlara kredimiz yok.aspx.

size bir bir sığır kesmenizi emrediyor!’ demişti. Şeyh Efendi onunla evlen der. onun ne olduğunu bize iyice açıklasın! Çünkü bize göre sığırlar birbirine benzer geldi. (Mûsâ) şöyle dedi: ‘Şübhesiz O (Rabbim) buyuruyor ki: ‘Doğrusu o. Kusursuzdur. kızlarımız berbad oluyor. Avrupa’da İslam’ın el uzatacağı kişi sayısından daha ziyade Anadolu’da. İnsana benzer tarafları yok. saygıları yok. şübhesiz biz elbette doğruyu bulan kimseler (olur)uz. sevgileri yok. Şeyh Nazım. Bunun üzerine onu (bulup) kestiler. onun renginin ne olduğunu (da) bize açıklasın!’ dediler. Benim bir ayağım çukurdadır… 289 “Yine bir zaman Mûsâ. (Mûsâ) şöyle dedi: ‘Muhakkak ki O (Rabbim) buyuruyor ki: ‘Doğrusu o. vergi alacak değilim. 2010 yılında yaptığı bir sohbette.” Bakarâ: 2/67-71. birincil derecede önemi haiz değildir. bir müridine evliliği tavsiye eder. ne yeri sürmek üzere boyunduruğa vurulan. haça tapanların olduğunu ifade ederek. ne de (su taşıyarak) ekin sular bir sığırdır. Binaenaleyh.289 Bu düşünceden hareketle Kıbrısî. Ahlakları yok. Anadoluya dönmelerini tavsiye etmiştir. bakanların hoşuna giden bir sığırdır. bu (ikisi)nin arası (orta yaşta) bir sığırdır. Dağıstan’da yaşayan bu iki çocuğun. Bu hadiseye göre Şeyh Şeraffedin. yapın! (Onlar bu defa) ‘Bizim için Rabbine duâ et. kavmine: ‘Şübhe yok ki Allah. tesbihata devam etmelerini ve dışarıda yemek yememelerini tavsiye eden Kıbrısî. bu tavsiyesinde bulunmuştur. 60 . şuan evlilik sırrına vakıf âlimler zümresinden olduklarını söylemiştir. Sizden komisyon alacak değilim. mahallede avret yerleri açık gezen bir mecnun kadın vardır. işleri yok. “kiminle evleneyim sultanım” diye sorunca.’ Artık ne emrolunuyorsanız.org/Arşiv/Audio/EdepBuKapıda(1986). ond a bir alaca yoktur. Ne kârı var bize Avrupa’nın… Bizim nasihatımız Allah içindir.’ (Onlar tekrar şöyle) dediler: ‘Bizim için Rabbine duâ et. orada bulundukları müddetçe temizliğe. rengi sapsarı. Oğlan çocukları haşhaş içmekten sapsarı kesilmiş. edebleri yok. Şeyh Nazım bu hususun anlaşılması için Şeyh Şerafeddin ile müridi arasında yaşanmış bir hadiseyi nakletmiştir. (Onlar) ‘Bizim için Rabbine duâ et. onun ne olduğunu bize iyice açıklasın!’ dediler. nasihatin ittiba edilmesi için yapıldığını beyan etmiştir. Kıbrısî Anadolu’da maddi ve manevi yatırımlara ihtiyaç olduğunu da belirttiği ifadeleri şöyledir: “Kendisini toparlayabilen kimse İslam ülkelerine dönsün… Zayi ettiğimizin haddi hesabı yoktur.kurbanı misalini vermiştir. Kıbrısî.saltanattv. güçleri yok. Sohbete ait kayıt ses arşivimizde mevcuttur. Bununla berâber eğer Allah dilerse. (Mûsâ şöyle) dedi: ‘Şübhesiz O (Rabbim) buyuruyor ki: Doğrusu o. namaza. Gençlerimiz gidiyor.’ (Onlar) ‘İşte şimdi gerçeği getirdin!’ dediler. Mürîdi. 290 www. nasihatın incelenmesi gereken fikrî yanları.290 Gürbetçi Müslümanlara ve bilhassa mürîdlerine. ne yaşlı ne de genç. fakat nerede ise (bunu) yapmayacaklardı. Mürîd sorduğu sualin yüküne tabî olur ve mecnun kadın ile meşakkatli bir evlilik hayatı yaşarken 2 çocuk sahibi olur.

”291 291 http://saltanat.Anadoluda’ki Müslümanlar takviye bekler… Kazandıkları serveti Anadolu için sarfetsinler. 61 . 08/2012 tarihinde görüldü.org/tr_YurtDisinda_30-10-10_600.

yakinen tasdik eden kişi manalarına gelmektedir. 343. gibi anlamlar taşıyan ilim. ss.296 hem de gayret neticesinde kesbedilen bilgi. tanıyan. s. İLİM VE MARİFET İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: a.” Bakara: 2/46 . 370-375. 1140. 1140. s. Lisânu’l-Arab. Tasavvuf Terimleri Sözlüğü (TTS).”298 ayeti ile 292 İbn Manzûr. Yakub. 502 Beyrut Tarihsiz. 124. s. Firuzebadî Mecdeddin Muhammed b. Keşşâfu’l-ıstılahâti’l-funûn ve’l-ulûm. ilim sahibi olarak bilen kişi. Curcanî Ali b. ss. c. Kâşânî Abdulrezzâk. age. 297 “Onların içinden bir grup Hak ve hakikati bile bile gizlerler. 149.295 Kur’ân-ı Kerim’de birçok yerde zikredilen ilim. kavrayışı mükemmel. Tehânevî Muhammed Ali. s. 62 . Beyrut 2005. s.. 298 Yûsuf: 12/76.293 Çoğulu ulemâ olan âlim ise. Uludağ Süleyman. c.292 İlimin manası olan idrak. Dâru’l-ma’rife.: Ali Dehrûc. Allah’ın (cc). bilmek. anlayışlı. 9. âşinâ.. el-Müfredât fi Garibi’l-Kur’ân. Müessesetu’r-risale. 294 Firuzebadî. Dâru’l-Ma’rifet. sıfatlarını. Istılahâtu’s-sûfiyye. bir şeyi hakikatiyle idrak etmek. 44. vâkıf. Kâhire 1992. Mektebetu’l-Lubnan. 296 “… Kendilerine ilim verilenler için ise dereceler vardır. kendi zatını. Beyrut 1999.İKİNCİ BÖLÜM ŞEYH NAZIM-I KIBRISÎ’NİN TASAVVUF ANLAYIŞI 1. İstanbul 2012. cehaletin zıddıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de her âlimin sahip olduğu ilme göre diğer âlimlere üstünlüğü “Her bilenin üstünde bir bilen vardır. c. Arapça bir kelime olarak. Kamûsu’l-muhît. Dâru’l-minat. 293 Isfehanî Râgıb. Beyrut 1996.297 anlamlarında zikredilmiştir. Kabalacı Yay. 153-157. Tah. Dâru’l-ihyâ.294 Ârif. Kamûsu’l-muhît. s. Beyrut 1983. Kitâbu’t-ta’rifât. 295 İbn Manzûr. 1215-1219. 9. İLİM-ÂLİM: Anlamak.2. hem iman gibi Allah tarafından bahşedilen bir atiyye. Ârif. irfan ve marifet sahibi anlamlarına gelir. bir şeyin zatını bilmek ve o şeyin varlığına ve/veya yokluğuna ait kaide ve hikmetleri bilmek olarak tasnif edilmiştir. yakinen tasdik etmek. s. Muhammed eş-Şerif.” Mücâdele: 58/11 . isimlerini ve fiillerini müşâhede ettirdiği kimselere denir. bilen. ilim kelimesinin ism-i faîli olarak bir şeyi idrak eden kişi.

hususi ve umumî olmak üzere iki çeşit ilimden bahsetmiştir. ilimdir. Sahihu’l-Buhârî. Dâru’l-kitâb elilmiyye. İbn Mâce Ebu Abdullah Muhammed b. ilimsiz. c. Tezkiretü’l-evliyâ. Nazım Efendiye göre ilim. Bu ilmin sahipleri.301 Kuşeyrî’ye göre âlimler.303 Bazı Sufîler. ilim sahibinin kalbine ilham olunan ve inzal edilen sekinettir. el-Müfredât.bildirilmiştir. sıfatsız ve perdesiz olarak görür.: Muhammed Fuad Abdülbaki.. 301 İsfehanî. Dâru’l-İbn Kesîr. Allah’tan hakkıyla korkan ve O’na şükredendir. onun işiten kulağı. gaybi müşâhedeler tecelli eder. s. dünya âlimleridir. Bu mahiyetteki ilmin doğruluğundan şüphe olmaz. artışı olur. ss. 303 Sühreverdî Şihâbuddin. 344. Nazar ve istidlalle ulaşılan umumi ilime sahib olanlar. Fakat Allah. 190. Avarifu’l-meârif (Gerçek Tasavvuf).”300 ayeti bu bilgiye delalet eder. 214-215. Âl-i İmrân: 3/179. 49-51. İlim ve Kültür Yay. kutsal 299 300 Fâtır: 35/28.305 Nazım Efendi’nin âlim veya velî tanımlamalarında temel teşkil eden kavram. er-Risaletu’l-Kuşeyriyye. Bursa 1984. 16.: Dilaver Selvi. haşyet sahibi kişiler olarak bildirilmiştir.302 Sühreverdî.. Ter. ss. 63 . yakîn ilmine sahip olanlardır. size gaybı bildirecek de değildir. Bu bilgi. Dimeşk-Beyrut 2002. s. ahiret âlimleridir. bulunduğu kalbde iman. Tah. gözsüz.: Halil Mensuk. kulu Allah(cc)’ın kurbiyyetine iten kuvvettir. İstanbul 1999. müşâhedesiz. bu ilmi haiz kişileri ârif olarak tanımlamıştır. 304 Buhârî Ebu Abdullah Muhammed b. Sünen-i İbn Mâce. 1-2. Süleyman Uludağ. Bu ilim. Umumi ilim ilme’l-yakîn derecesindeki bilgidir. Bununla birlikte sadece Allah’ın bildiği ve seçtiği peygamberlerine bildirdiği gayb ilimi vardır. Beyrut 2001. Semerkant Yayınları. 302 Kuşeyrî Ebu Kâsım Abdulkerim. Haleb Tarihsiz. Dâru İhyâu’l-Kutûbu’l-Arabiyye. onların diliyle ifade edilmektedir. Yezîd Gazvîniyyi. Bu düşüncelerine “Bir kulumu sevince Ben.”304 hadis-i kutsisini delil gösteren Mısrî. ilme yüklenen diğer manalar ehemmiyet arz etmektedir. Dolayısıyla lügavî manasının yanında. peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). Meselâ Zinnûn-i Mısrî’ye göre ârif. gören gözü. Bu ilmin kalbine ulaştığı kişi. Bu yüzden onların sözü Hakk’ın sözü olup. Hususi ilim. konuşan dili ve tutan eli olurum. Rikak. İsmâil. “…Allah. âriflerin dolaşmalarının bile Hakk’ın dolaştırmasıyla olduğunu söyler. 305 Attar Ferdüddîn. Fiten. Kalblerine şek ve şübhenin bulunmadığı. Tah. Ter. habersiz. “Allah’tan ancak âlim olan kullar korkar”299 ayetinde âlim. ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn derecesinde olduğundan. 38.

imana muhalif olmayan bilgileri içerir. kuru bilgi hamili halk arasında âlim olarak bilinse de âlim değildir. ilmiyle amil olmayanlar.kitaplarda mevcuttur. 310 Cum’a: 62/5. O ilmiyle masivayı ve yaratılmış her şeyi adedi ve hikmeti ile bilir. insan idrakini Allah(cc)’ın kurbiyyetine itmez. Dolayısıyla. velî tanımına yaklaşan bir âlim anlayışından söz edebiliriz. 308 el-Hakkânî. Hakk’ı bulamamıştır. Sonradan unutulacak olan. kula dönük yönünde her şeyden önce iman vurgulanmaktadır. o bilgilerin hamilleri. ârif-i billah olan kimsedir. Tasavvuf Sohbetleri. kendilerine fayda vermeyen hayırları yüklenmesine rağmen.306 Nazım Efendi’nin tanımladığı bu ilmin. Dolayısıyla bu bilgiler. ilmiyle semavî bilgilere ulaşan bilim adamları ise. Bu semavî olan ilme iman etmeyenler. 309 Kıbrısî. Bilim adamları. s. Şeyh Nazım’a göre. 185. ezberlenmiş. 306 307 Atay. Cuma Sohbetleri.309 Şeyh Nazım’ın bu tanımlamasına dayanarak. ciltlerle kitap yüklenmiş eşeğe benzer…”310 ayeti. Şeyh Nazım’ın âlim tanımlamalarında zımnen bulunduğu şüphesizdir.308 Bu düşünceyi tersinden okuduğumuz zaman. Bu bilginin doğruluğuna inanmayanların. s. 64 .” der. ilmin kuvvetiyle. 31. bilimsel bilgiyi ve tekniği putlaştırırlar. Nazım Efendi’ye göre. günlük hayatta kullanılan âlim tanımlamasından ayrılan. Kutsal kitaplarda bildirilen bu ilahî ilme zıt olan bilgi ve idrakler. profesör unvanına sahip dahi olsa cahildir. İmana muhalif bilgiler ilim olmadığı için. Batıda bir Nakşî Cemaati. ilmin kurbiyyete itici gücünden nasipleri yoktur. Kutsal kitaplardaki bu bilgi ise. 167. bilgi hamillerinin âlim olarak vasıflandırıldıklarını söyleyen Nazım Efendi: “Âlim. “Kendilerine Tevrat verildiği halde onun yükümlülüğünü yerine getirmeyenlerin durumu. kurbiyyete sevk olunurlar diyebiliriz. cennetten gelir. s.307 Başka bir ifadeyle Şeyh Nazım’a göre ilim. Nazım Efendi’ye göre mahlûku bilmeden Hâlık(cc)’ı bilmeye yol yoktur. İlim olarak haiz olduğu tüm bilgilerle Yaratıcıyı tanıyan kişi ârif -i billah olan âlimdir. bu ilme itibar etmedikleri için. ilmi temsil etmemektedir. Sahip olduğu bilgi ile ilahî kudretin ve düzenin arasında bağ kuramayan. Aynı eser. onun ihtiva ettiği bilgiyi tanımazlar. 185. s.

Hz. 313 İmam Gazalî bu manada ilmi farz olan ilimler ve makbul olmayan ilimler olarak tasnif etmiştir. Mısır/İskenderiye’de karşılaştığı bir âlim. bu ilimle âmil olmayan. Arif-i billah olan hakiki âlimin hayatındaki marifet ilimi. başkasının yüzündeki sinekle meşgul olması en büyük ahmaklık. Muhammed b. kendi hayatını düşünmeyerek. Giydiği elbisenin cepleri yılan ve akrepler gibi öldürücü şeylerle dolu olan kimsenin. Gazalî’ye göre başkasının düzelmesi uğruna kendini helak eden kimse gibi ahmaklardan sayılır. 3843. yaşadığı bir hadise üzerinden ifade etmiştir. Kıbrısî. Sihir. İhyâ-i ulûmu’d-dîn. taşıdıkları ilimlerde kuvvet ve kudret bulunmadığını. Yahut verdiğiniz ilaçlar. İsa’nın şöyle dediği rivayet edilir: “Hepsi meyve vermedikten sonra ağaçların çokluğu ne işe yarar? Hepsi mürşîd olmadıktan 311 312 Kıbrısî. Dâru’ş-şaâb. toplumu da dönüştürmekten aciz kalmış bir kişi portresi çizilmiştir. elEzher’de 150 bin âlim var deyince Şeyh Nazım. Hz. umum tarafından âlim olarak bilinen zatların. kendisi tabib zannedilen ancak. 1-4 (cüz1-16). Gazalî Ebu Hâmid Muhammed b.”311 Şeyh Nazım’ın bu ifadelerinden iki çeşit ilim ve âlim tanımlamasına ulaşmaktayız. 5963. Kitâbu’d-duâ. Bu derecede ilimle uğraşanlar. hepsi müddeti geçen ilaçlar. Bkz. Birincisi. faydasız ilim sahibi âlimlerdir ki bunların ilmi. bu halde mi olacak? Nerede sizin ilmî kudretiniz? Demek ki sıfırdır… 150 bin doktor! Yüz elli bin doktor olduğu memlekette bu kadar hasta olur mu? Demek ki sizin hiç tedavi ettiğiniz yok. 1970’li senelerdeki Müslüman toplumların ictimaî durumlarını delil gösterilerek. tedavi ve ilaç ilimleri olmayan kişilerdir.Bununla birlikte. Muhammed. ss. 65 .1 (cüz 1). kişinin kendisini ve çevresini. Peygamber(sav)’in “Allah'tan faydalı ilim dileyiniz ve (sahibine) fayda sağlamayacak ilimden Allah'a sığının”312 tavsiyesinde işaret ettiği faydasız ilme sahip olanlar. hidayete. hâle dönüştürülmüş ilmin bir kudreti ve şerefi vardır. Tasavvuf Sohbetleri. hem o 150 bin âlime… 150 bin âlimin bulunduğu memleket. teşhis. o ilmi içselleştirip geliştiremeyen kişilerdir. Dolayısıyla her iki durumda da ilmiyle benlik dönüşümünü tamamlayıp. s. kulluğa ve iki cihan saadetine sevk etmez. İbn Mâce. Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre.313 İkincisi faydalı ilimi bilmelerine rağmen. c. Şeyh Nazım’ın misalinde. İlahî kitaba muhalif olamayan ilim de iki şekilde ele alınmaktadır. c. 132. şu cevabı verir: “Maşallah hem sana. kâlden hâle dönüştürülmemiş ilim gibi değildir. tılsım ve yıldız falları olarak saydığı ilimlerin yanı sıra hacet miktarının üzerinde talim edilen ilim-i zahirin makbul olmadığını belirtmiştir.

Söz konusu yaklaşıma istinaden. umumun genel olarak kullandığı âlim terimini tam olarak karşılamadığı için Nazım Efendi. ıstılahta ilmin çeşitli tasnifleri yapılmıştır. Pakistan 2009. 316 Ankebût: 29/69. dikkat çekmiştir. Yani vehbî ilim sahibi. yaşadıkları ilmin ötesindeki vehbî hakikatlere ulaşırlar.318 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. 1/522. kesbî ilim sahibini âlim-i lisan. İslam Enstitülerinde eğitim görevlisi olan gayri-müslim profesörler ile Müslüman profesörler misali üzerinden izah etmiştir. İbn Arabî Muhyiddin. s. âlimlerin çokluğundan ne fayda var? Hepsi olgun olmayınca. âlim kavramını velî ile ilintili olarak izah etmiştir. bu anlayışa temel teşkil ettiği kanaatindeyiz. haller ilmi ve sırlar ilmi olmak üzere yaptığı tasnifin yanı sıra. “Bizim uğrumuzda cihat edenlere (çaba harcayanlara) şüphesiz yollarımızı göstereceğiz. ilmin çokluğu. İstanbul 2011. Haqqani Publishers. Kur’ân ilminin dahi. 58.”316 Ayetinin. hakiki ilmi haiz olduğu için âlim olarak nitelendirilmesi gereken kişidir. gerçek âlim olan kişi. 500. Bir sohbetinde. “Ümmetimin en şereflisi Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyen ve onu yaşayanlardır. 317 Münavî. Ancak bu anlayış. ne fayda sağlar”314 Nazım Efendi tarafından yapılan ilim yorumunu temel alırsak. akıl ilmi. Book Two. Allah(cc)’a yakın olmuş.315 İnsanları Allah(cc)’ı tanımaya ve ahiret saadetine sevk eden ilimleri bilenler ve bu ilimlerle benlik dönüşümleri yaşayanlar. nebevî ilim ve nazarî ilim şeklinde de tasnif etmiş ve ilmin zirvesi olarak marifeti göstermiştir. 66 . velî kul anlamına gelmektedir.”317 hadis-i şerifine atfen. Dolayısıyla hakiki ilmin kaynağı bakımından esas olan kesbî ilim değil. Mesela İbn Arabî ilmi. Ter. Mercy Oceans. Şeyh Nazım.: Mahmut Kanık. vehbî ilim sahibini ise âlim-i kalb olarak tanımlamaktadır. s.sonra. 314 315 Semerkandî Ebu’l-Leys. Ter. meyvelerin çokluğunu kim neylesin? Hepsi faydalı olmayınca. İz Yayıncılık. tatbik edildiği zaman şeref kazandırdığına. Feyzu’l-Kadîr. ss. 318 Kıbrısî (Qubrusi). Şeyh Nazım’a göre İngiltere’deki İslâmî ilimleri okutan gayr-i Müslim akademisyenlerin. Zira Allah iyilik yapan ve iyi kulluk edenlerle beraberdir. Ma’rifet ve Hikmet. vehbî ilimdir.: Abdülkadir Akçiçek. 64. 102. Tenbihu’l-gâfilîn ve bustanu’l-arifîn. âlim ve velî tanımlamalarındaki benzerlik ve ayrılıkları.

Zühd. video arşivimizde mevcuttur.321 Şeyh Nazım’ın âlim-i lisân ve âlim-i kalb tasnifinde ve ıstılahtaki ilim tasniflerinde “Ümmetim içinde en çok korktuğum kimseler. 322 Tirmizî Ebu İsâ Muhammed b. Ölümsüz Diri’den almış bulunuyoruz ”323 Ebu Hureyre(ra)’nin “Nebî(sav)’den iki kab (dolusu) ilim belledim. Bu manada pozitivist bilgiyle kendisini dönüştüremeyen bir ilahiyatçı akademisyen ile. Bu hadisi-i şeriften hareketle. bu ilmin Hakikat-i Ahmedîyye’den.”322 hadis-i şerifinin etkili olduğu şüphesiszdir. Câmiu’l-kebîr. Tasavvuf Sohbetleri.: Beşşâr Avvâl Ma’rûf. Dâru’l Karbu’lİslâmî. Zümmer: 39/09. evliyaların kalbine indiğini ve bu ilmin Peygamber(sav)’in ilmine nisbeten okyanustan bir damla gibi olduğu yazmaktadır. Hudûd. Hudûd. “Hiç bilen ile bilmeyen bir olur mu?”320 ayetini delil getirmiş ve ayette de zikredilen bilenlerin (âlimleri). 321 www. Ank. Tah. ilimleri ölünün ölülerden yaptığı rivayetlerden elde etmişler. 1994. 324 Buharî.: Süleyman Uludağ. sözüyle âlim fakat. İlim.sufilive. bildiğini yaşamayan.sufilive.com/020909-msh-oakland-gssl-intro-noonecandenywhatawliyahsay. Zühd. 323 Bistâmî Bâyezîd.. 21. Ancak Gayr-i Müslim profesörler. Şeyh Nazım’ın ilm-i zahir ve ilm-i batın anlayışında etkili olduğu şüphesizdir. veliler olduğunu ifade etmişlerdir. 67 . Haz. 2008 yılına ait bu sohbet. Hayatı Eserleri Fikri. s.Görüntülü sohbet video arşivimize mevcuttur. 24. Hakkâniyye yayınlarında. Bu hadis. İsâ . İbn Mâce. Hakkâniyye Dergâhlarında. Oysa biz ilmimizi.Müslüman akademisyenlerden ilm-i lisan bakımından farkı yoktur. kalbiyle câhil olan münâfıklardır. Diğerine gelince onu meydana çıkaracak olsa idim şu boğazım kesilir. Fiten. Kıbrısî’nin ilahiyatçı akademisyen ile zahir uleması arasında yaptığı mukayesenin manası daha açık görülmektedir.com/video/archive/100808-signs-of-the-knower-in-Allah. ledunnî ilim olan ilm-i kalb bakımından mukayese edildiklerinde gerçek ilim sahibi olan evliyalara müşterek olamazlar.325 319 320 Kıbrısî. s. 61. zahir uleması arasında fark yoktur. Beyrut 1996. 325 www. 12. ilimle alakalı sohbetlerde sıkça tekrarlanmıştır. 42. 67. 59.”324 rivayeti. Bu anlayışa ıstılahta temel teşkil edecek görüşünü Bâyazıd-ı Bistâmî şöyle ifade etmiştir: “Miskinler. 124 . TDV Yay. Bunlardan birini (size) açıkladım. 319 Bu manadaki âlimlere Kıbrısî’nin vekilleri.

velî ile aynı manada ifade ettiği âlim kelimesini. Peygamber(sav)’in Taif’te ve Uhud Gazvesinde yaralandığında ettiği duayı. Peygamber(sav)’in örtünmeye uygun giyinmeyen Müslüman kadınlarına olan hitabı misal verilmiştir.”327 Hakikat ilmine vakıf âlim. Evliyalar. bu kadınları ümmetimin kadınları olarak tabir etmiştir. s.329 326 327 Kıbrısî. onlara merhamet eder. s. hal ü şanından bildiriyoruz. velî ile mukayeseli olarak farklarını ifade etmiştir. Peygamber(sav)’in sıfatı ile vasıflandırmaktadır: “Demek ki Peygamber(sav)’de ilim gözünün sertliği yokmuş.g.Nazım Efendi. Aynı eser. Mesela âlim. halka Halik’ın gözüyle bakan. yine Peygamber(sav)’in sözlerinden. Kim halka hakkikat (sufî) gözüyle bakarsa. Şeyh Nazım’a göre Hz.. Yani halka halk gözüyle bakan. 100. onlardan nefret eder. nazarı Peygamber(sav)’den almadır. Şeyh Nazım’ın anlayışına temel teşkil edecek bir terminoloji ile ıstılaha kaydetmiştir. Peygamber(sav). 112. onları Allah(cc)’tan uzaklaştırmış olur. Ledunnî ilim sahiplerinin ayrıcalıklı keyfiyetlerini Bâyazıd-i Bistâmî. 329 Kıbrısî. Allah (cc)’ın velî kulları ise insanlara hakikat gözüyle baktığı için onları mazur görür. 68 . Bu misalde ahir zamanda yaşayacak Müslüman kadınların. bu kabahatleri onlara yükler ve onlara buğz eder. 328 Bistâmî. 33. onları mazur görür. insanlara ilim gözüyle baktığı için onların kabahatlerini görerek. 32.328 Yine bu hususla ilgili olarak. Bu yön peygamberlerde daha ağır basar. Sonra biz. örtünmeye uygun giyinmediği için tekfir edilmediği bildirilmiştir. Hızır(as)’a verilen ledunnî nimeti anımsatmaktadır.326 Hz. s. onlar için Hakk’a giden yol olur. şu cümleler ile evliyayı. Hayatı Eserleri Fikri. Buna göre kim halka ilim (zahir ilmiyle) ile bakarsa. s. Mekke’nin fethinden sonra Mekkeli müşrikleri af etmesini misal getirerek. evliyalar mazur görür dedik. Onu nereden icat ettin derlerse. yakinen bilmiyorlar diyerek onlara şefkat gösterir. Kendilerine malik değiller. zaman z aman halkın tanımladığı mânâda da kullanarak. Hz. Tasavvuf Sohbetleri.e. Bu nimet ise Kıbrısî’ye göre ayrıcalıklı bir keyfiyettir diyebiliriz. a. yani velî kulda doğal olarak bir arada bulunan merhamet.

Ancak onlar cennete giremez. faziletli davranış işleyen kul da yüceltilmez. Milsan Basın.. 332 Kıbrısî. gadap ve 330 Ümmetimin son dönemlerinde giyimli. 333 İman ve küfür gibi ezelde yapılan bir rızk taksimine rağmen. Riyad Tarihsiz. Bkz. 112. Müt. kendinde bulunan imanın. Allah(cc)’ın zâtı gibi sorgulanamaz mahiyettedir. Ebu Dâvud Süleyman b. sahip olduğu imanı bile kendine atfetmediği için. Yani nasıl haram fiil işleyen bir kul hemen tekfir edilemez ise. Farklı bir nakli için Bkz.332 Nazım Efendi’nin bu düşüncelerindeki temel anlayışı.333 Dolayısıyla iman gibi önemli bir atiyyeye sahib olmak. 303. Bu tercihte ise. zımnî olarak hak edildiği anlamına da gelmektir. ucub. Ancak bu rivayette haber verilen kadınların. olmayana karşı merhamet gerektirir. bu kadınların Cehennemlik oldukları haber verilmiştir. günahlarından dolayı tekfir etmek yerine. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/Mirac Konusu. Ramûz el-Ehâdîs. Gümüşhanevî Ahmed Ziyâüddin. Müslüman olup olmadıkları cümle kuruluşunda belli olmamaktadır. Kıbrısî tarafından tercih edildiği görülmektedir. Libas.: Muhammed Nasıri’d-dîn Albânî. Ebu Davud’un eserinde bildirilen rivayete göre. karşılığı ödenmemiş bir atiyye. Kendi derinliklerindeki gizli şirkin en küçük zerrelerini temizlemeye çalışır. 69 . fakat çıplak birtakım kadınlar olacaktır. cennetin kokusunu bile alamazlar. o imana sahip olmayanlara merhamet eder. aynı zamanda. Eş’as es-Sicistânî. gizli bir şirkin bulunmasıdır.: Abdülaziz Bekkine. kendine hediye olarak bahşedilmiş iman ile başkasını hor görmez. 125.Söz konusu hadisle ilgili farklı nakiller vardır. Bu sırlardan birine göre insanların hepsinde rablik ilan edebilecek derecede. İman hediyesi verilmemiş kullara gadap ve buğz ile yaklaşmak. Mektebetu’l-marife. Tah. kulun dünya hayatında iman dairesinde olması. onları işledikleri günahlardan vazgeçirmek için gayret etmek ve dua etmek gerekir. Bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. s. Tasavvuf Sohbetleri. Kıbrısî’nin söz konusu yaklaşımının etkili olduğu şüphesizdir. s. Bu ise kulda kibir. sadece o kula mal edilemeyeceği ile ilgilidir. cehennem ehli kulların ahirette ateşe atılmasındaki mana ve hikmete Kulluk Makamı (Âbid) Konusunda değinilmiştir. iyilik ya da kötülüğün zahiren tayin edildikten sonra. takdir-i ezelî ve lütfu ilahî olması hasebiyle. Şeyh Nazım’ın bu anlayışı. yaratılış akidesine kadar genel tasavvuf anlayışıyla ilgili olarak ele almak gerekmektedir. Mirac bahsinde de değinildiği üzere evliya. Bu hediyenin kimlere ne şeklide dağıtıldığı hususunda sorgulama ise kulun edeb sınırını aştığı yerdir. yevmu’l-ezel anlayışından. Cennet 52. Bu açıdan bakıldığında.331 Nazım Efendi’ye göre Müslümanları. kula karşılıksız verilmiş bir hediyedir. kucaklayıcı manaları bulunan hadislerin. Dolayısıyla Allah dostları. Yersiz 1982. 331 Kıbrısî’ye göre evliyanın bir vasfı da miracdaki sırları bilmektir. Yani. Sünen-i Ebu Dâvud.330 Dolayısıyla nakiller içerisinde.

bu sırrı ve hikmeti haiz oldukları için. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. 113. 70 . 638/1240)’nin şu ifadeleri. hikmetin gerektirdiği şeyi vermekle “hakim” diye adlandırılabilir… Demek ki hikmet ehli için bu âlemde. söz konusu ilgiyi açıklayıcı mahiyettedir. 339 Tâha: 20/50. Ancak Allah(cc) bu konuda insanın ihtiyarını serbest bırakmıştır. başkalarında zahiren görünen hataları bile kendine izafe etmeye yönelmiştir. Dolayısıyla ıstılahta bu anlayışı ihtiva eden görüşler. Kenzu’l-Ummâl fi Sünen-i’l-Egvâli ve el-ef’âl. hidayetleri için uğraşırlar. sizleri dişleri sararmış ve ağızları kokuyor olarak görüyorum. Yersiz Tarihsiz. s.: Bekir Hayyâbî. Bu açıklamaya göre Şeyh Nazım tarafından kerih görülen. İşte insan da ancak. inanmayanlara karşı peygamberane tavır takınırlar. ss. Misvak kullanınız!”337 diyerek. Bu mevzuda Muhyiddin-i Arabî (v. Kıbrısî. c. Tah. 334 335 Bu tezde bkz. iblis kovulanlardan olmuştur. 112. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b.Sır Konusu. 26207. Aliyyu’l-Muttakî Alâddîn b. ledunî ilimlerden ve bu ilimlerin beraberindeki engin merhametten zuhur ettiği görülmektedir. Peygamberimiz(sav). Allah(cc) hükmetmedikçe. Şeyh Nazım’ın görüşünü anlamak bakımından mühimdir.338 Allah(cc)’ın el-Hakîm isminden dolayı insanların hatalarını mazur görmek mevzuundaki ifadeler. Bu düşünceye göre.335 Bu ilim peygamberlerin ilmi olduğu için onlar. “Bana ne oluyor ki. 336 Ayrıca bu tezde bkz.Veli-Evliya. Suçu kendine atfeden Âdem. Dolayısıyla bu tavırlar. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. Tasavvuf Sohbetleri. 337 Bendî. Şeyh Nazım bu düşünceleri. “Allah Teâlâ’nın ‘Her şeye yaratılışını veren Rabbinizdir’339 sözü de Hakîm isminden meydana gelmiştir. kişiler değil. Hüsâmeddîn.Mirac. 9.şirk gibi potansiyel günahlara işarettir. insanlar harama düşmezler. İnsan ihtiyarını şeytanın ve nefsinin telkinlerinden yana kullandığında günahlar işlenmiş olur. Müessesetu’r-risâle. Hak Dost 4.334 Âdem ile azazil (iblis) bu noktada birbirinden ayrılırlar. Peygamberlerin varisleri olan evliyalar. 338 Kıbrısî. Makamlar ve Seyr-i Sülûk ile İlgili Kavramlar/Mürşîd. tafsilatlı değildir. Allah(cc)’ın el-Hakîm ismiyle izah etmiştir. 90. nefislerin ve şeytanın kullara işlettikleri kötü fiillerdir. ehl-i küfüre merhametle bakarlar.336 Bu tavırlarda Mü’minlere zirve derece model teşkil eden ve usve-i hasene diye tabir edilen Hz. meleklere ve cinlere kıblegâh olurken.

idrakte belli bir kemale ulaşmamış kişilere anlatılmaz. irfan. Kıbrısî. Şeyh Nazım’ın bu konudaki tabirlerinin geneline göre âlim olarak nitelendirilen zât. Bu durumdaki tavrını yine şeri’at-i Muhammedî belirler. yaratılıştaki hikmetleri de görür. Nazım Efendi’ye göre bu kulların kalblerine nûru Nübüvvetten nûr tahsis olunur. kulluk makâmında bulunan. 173-176. hayrı izhar eden bir sayfa olduğunu görür. âlim ve ârif gibi kavramlar tanım kazanmaktadır. Çünkü kesin delile. Bu hikmetlere bakınca şerrin dahî. ss.”340 Bu ifadelerden hareketle Şeyh Nazım’ın söz konusu anlayışı şöyle ifade edilebilir. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den (1407/1973) naklettiği şu cümlelerle ifade etmiştir: “Bize bir dinleyecek kimse gösteriniz de. Marifet ve Hikmet. Süleyman Peygamber’in(as) Belkıs ile olan hadisesini haber veren ayet kadar yücedir. yani Kur’ân’a göre kendisine ilim verilen zat. Böylelikle şerri izhar eden kullarda gördüğü. “Gözünü açıp kapamadan ben sana onu (kraliçenin tahtını) getiririm dedi”342 Dolayısıyla bu mahiyetteki ilmin. Hakiki ilmin kuvvet ve kudreti. yine ilim. Nazım Efendi. s. yani hakiki âbid olan kimselerin kalblerine Kur’ân’la inen ve Hz. 31. Onları meşru yollarla hayra davet eden bir siyaset izler. Peygamber(sav)’den itibaren bugüne kadar sahabeler ve mürşidler aracılığıyla gelen nûrdur ki o. Hakikat ilmine vakıf âlim. Nazım Efendiye göre. hakiki ilimleri bilmede.341 Allah’ın nûru başlığında detaylarıyla incelediğimiz üzere bu nûr. Bu şereften dolayı hikmet ilimleri. Bu kimse halk arasında ister âlim. onlar Allah(cc)’ın veli kullarıdır. Cilve-i Rabbânîlerdir. 342 Neml: 27/40. Tasavvuf Sohbetleri. bu konuyu. Bu noktada ilm-i lisanı ve ilm-i kalbi temyiz etmede.Allah’ın kulları için koyduğu meşru yollarla bir siyaset söz konusudur. aslında velî olandır. onlara bizim ilmimizden 340 341 İbn Arabî. Şeyh Nazım Efendi’ye göre hakiki ilmin şerefi vardır. tanımına bağlı olarak. 71 . hikmet ve marifet kavramları belirleyici olarak karşımıza çıkmaktadır. isterse velî olarak adlandırılsın. kıyamete kadar yeryüzünde bulunacaktır.

sağlam görüş. idrakin cüz’i ya da küllî olmasına göre de ilim ile marifet tanımlaması yapılmıştır. a. 346 Tahânevî. bileşik ve çok yönlü ise ilim. s. Marifetullah. Firuzebadî. 837. s.söyleyelim. bir şeyi tefekkür ederek. İlmin daha net anlaşılması ve marifet.g. 343 344 Kıbrısî. s. kulun Allah(cc)’a yaklaşmasında ilmi. Bununla birlikte. Bilmenin basit ya da bileşik olması. Ta’rifat. s. İlim ve Marifet İlişkisi: Marifet lügatte. Marifet Allah(cc)’ı tanıma konusunda kesin bilgi. hakikati anlama ve şuur halidir. marifet. anlama. Bizi dinlemeyen bir kimseye bir söz söylediğimizde. bilmenin mahiyetine göre anlam kazanmaktadır. Hakkı isim ve sıfatlarıyla bilip. kavrama. ma la-yânî yapmış oluruz. 836. Firuzebadî. görüp yaşayıp tadarak elde edilen bilgi olarak da tarif edilir.1. s.346 Istılahta marifet. Bu manada bilmek basit ve tekyönlü olabileceği gibi. sezgi.344 Bu bakımdan “ilim” kelimesinden manaca farklılaşır.. manevi ve ilahi hakikatleri tadarak elde ettikleri bilgi ve irfan ıstılahî olarak yine marifet olarak tanımlanır. idrâk etmek ve aklın şehadetiyle nefsin istikrar kazanması demektir. Allah(cc) bilgisi anlamına gelmektedir. 2. Keşşâf. tasavvur veya tasdik yoluyla olan kesin bilgiye denir. hikmet ve edeb gibi kavramlarla beraber zikretmiştir. Kamûsu’l-muhît. 345 Isfahânî. s. Ayrıca lügatte. bilinen şeye yönelen ve bilinen şeyden sadır olan işlere bağlıdır. hikmet ve edeb kavramlarından temyiz edilmesi gayesiyle ilmin. 133. Sûfilerin ruhâni halleri yaşayarak. el-müfredât. hikmet ve edeb ile ilgileri müstakil başlıklar altında incelenmeye çalışılmıştır. c.”343 Şeyh Nazım. birleşik ve çok yönlü de olabilir. hakikate vâkıf olma. 1583. 331. Bu manada bilme. 154. iç tecrübe. marifet. bilme.345 Mutlak idrak olarak da tanımlanan marifet. Cürcanî. a. Allah(cc)’ı bilme. biz o ilmi zayi etmiş oluruz.e. basit ve tek yönlü ise marifet olarak tanımlanmıştır. Tasavvuf Sohbetleri. 72 .

101. eşya onu kaplayamaz. esmasını ve fiillerini gören kişidir. Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözcüğü (TTDS). Hak ehli sûfîlerin üzerinde. önce bir şeyi tanır. merhametlidir. ârif in kalbi Allah(cc)’tan başkasıyla itminan duymaz denilir. sıfatlarını. sonra ilimleriyle bilirler.352 Arif. 247. 124.: M. Ebu Nâsır es-Sirrâc. Mısır 1960. Necmettin Bardakçı. s. Kur’ân’nın taşıyıcısı olan arif. ârif Allah(cc) ile nazar eder.354 347 Kâşânî. s..353 Arif.78. 348 Allah(cc)’ı tanıma eylemi ise “marifet” olarak tanımlanmıştır. ss. Meselâ Kuşeyrî’ye göre ilimle kâim olan âlim ile. 352 Kuşeyrî. Âlimler. 353 Kaşânî.: Abdulhalîm Mahmud.. Hakk’ın vechi açılır. İman nûr. 363-364. Ter. er-Risâle. marifet keşfolunur.e. Hakk’la kâim olan ârif arasındaki fark..e. a.351 Marifetin bu tanımı. şöyledir. daima Rabbinin emirleri üzerine olan. zatını. gönüldeki vecdtir. Allah(cc)’ın bilinmesi “ilim” olarak nardır. Mektebe lemisnâ bîgidâr. Denilmiştir ki marifet. 342-343. Hakk’ın hükmünden bir şey cereyan eder. TTS. 350 İbn Arabî. el-Müntekâ. s. âlimlerin ayrıntısını bilmediği.g. 38. 486. ss.g. 73 . 349 Tusî. marifet. kalbine hakkı da bâtılı da sokmayandır. Allah(cc)’ın. tanımlanırken. nur sahibidir. 351 Tusî. 354 İbn Arabî. genellikle irfan ve marifetle birlikte ele alınmıştır. marifet İman. bazı sufîlerin irfan tanımı ile benzeşmektedir.350 Dolayısıyla mü’min Allah(cc)’ın nûru ile bakar. İstanbul 2004s.. ss. 348 Uludağ. Mü’minin kalbi zikr-i ilahî ile mutmain olurken. 236. İstanbul 1999. Tah. 38 . Ethem. Abdülbâki Surûr. şahit olduğu her şeyde. kalbi Hak için ayna olan. Dâru’l -kutubu’lhâdîs. Allah(cc)’tan başkasını müşâhede etmeyen.349 Ona ancak ibadet ve taatlardaki ihlâs ve takvâ ile riyâzet ve nefis tezkiyesi ile nâil olunur. Bundan sonra Hakk ehline. ihsan-ı ilâhi. el-Lumâ. eşyayı kendine sığdırır ancak. a. Ma’rifet ve Hikmet. bir Hakk vergisidir. 154-164.347 Tasavvuf ıstılahında âlim ve ârif tanımlamalarında belirleyici olan ilim. İbn Meserre. s. Cebecioğlu. el-Lumâ. Anka Yay. Istlahatu’s-sufiyye. ss.sonra muameleleriyle Allah(cc)’ı tasdik etmek. s. İnsan Yay. ahlâktaki kötülükleri gidermek ve kalbine sahip olmak anlamlarına da gelmektedir.

Hakkâniyye’nin resmi internet sayfasında irfan. İbadeti ve kulluğu en tabi bir görev bilir. 933/1532)’ye göre ârif. aynı zamanda.358 Lamî Çelebi (v. 64. ilk anda öfkelenme gibi. duraksamadan bilen ve tüm hadiselerden razı olan kişidir. düşünmeden. Hak olmasından dolayı.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. 357 Marifete kul. 357 http://saltanat. isimlerini ve fiillerini müşâhede ettiği kimse olarak tanımlanmıştır. Arif Md. Şeyh Nazım’a göre evliyanın hususiyetlerindendir. 355 356 http://www. sıfatlarını. taşınmadan. TDV İA. hiçbir karşılık beklemeden ibadet eder. Çelebi’ye göre bu hadiselerden gâfil olan. Ârif. (08/2012’de görüldü). edep ve hikmetle beraber anılan marifet. c.. s. ruhâni gücün idraki ile marifete varılır. Marifet için aklın aciz kaldığı yerde. Yani edep ve hikmet sahibi olunmadan marifet sahibi olunamaz ancak. tamamlayıcı olan bir diğer kişi ise müşrik-i hâldir (dalgın. O’na ibadet eder. Bu yoldan elde edilen bilgiye marifetullah. 74 . Zamanla sûfîler. 358 Uludağ. el-Hakkânî. Bu üç hususiyet içerisinde en üst makâmda elde edilecek olan marifettir. buna sahip olan kişiye ârif veya ârif-i billah denmiştir. 3. Bu tanımlamaların anlaşılmasında. Bundan dolayı ârif. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. gafil. olgunluk bakımında en yüksek özelliklere sahip olarak gördükleri ârifi. Şeyh Nazım’a göre. kendi varlığında fani.naksibendihakkani. Ârif.com/?page_id=2072.355 Şeyh Nazım’ın marifet anlayışı. ulaşılır. Süleyman. marifet sahibi olmadan edeb sahibi olunabilir. Allahü Teâlâ’ya cehennemden kurtulmak veya cennete girmek için değil. Cenab-ı Hakk’ın. abid ve zâhidden üstün tuttular. Allahu Teâlâ’nın kendi zatını.aspx. s. Ebediyete Davet. Ârif. Hakk ile bakidir. daha sonra bu halini idrak ederek. 361. tevbe eden kişi muteriftir (itiraf eden). Genellikle ilim. rızaya muhalif hal zuhur eden. yaşadığı her hadisenin Fâil-i Mutlak(cc)’tan olduğunu. akılla elde edilmez. Âlemde görülen tesirleri vasıtalara bağlayan kişi. hikmet ve marifet. âbid ve zâhidlerin aksine dünya i le birlikte âhireti hedeflemeyen kişidir. edep ve hikmetle Marifet düşüncesi tasavvufî düşüncenin en zirve noktasını gösterir.356 Edep. sufîler arasındaki anlayıştan farklı değildir. şirk-i hafî sahibi). ruhâni hallerle manevi ve ilahi hakikatleri tecrübe etmek ve vasıtasız bilgi elde etmek olarak tanımlanmıştır.

Şeyh Nazım’ın marifette yüklediği anlamın. Yani muhabbet makâmındaki mürîd. şeri’atin bildirdikleriyle ilgili olan ilim. fiillerine delalet eden isimlere ait ilimlerdir. s. yedi şeyi bilmekle olur. s. muhabbet. ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn makâmlarıdır. bu tecellilere göre değişen hallerine ait ilmidir.360 Bu makâmlar mürîdin amel dünyasına yansımaya başladığında ilk olarak nefsin hevâ ve heveslerine muhalefet gözlemlenir. Fena makâmında olan mürîd ise. varoluş içindeki mükemmellik ve noksanlık ile ilgili olan ilim. Kıbrısî’nin ilim ve marifet mevzuundaki görüşü. muhalefet bu dünyanın hakiki olduğu algısına karşı olur. hakke’l-yakîn makâmındaki tecrübeleri edinir. Dördüncüsü Allah(cc)’a layık bir mükemmellik ve bu mükemmelliğin insan idrakindeki noksanlığına dair ilimdir. tazammun ettiği ıstılahî manalar. Abdurrahman. Bunlar. sâlikin ilmî tekâmülünü ve marifet derecelerini gösteren üç makâmdan bahsedilir ki bunlar. s. Altıncısı. huzur makâmında olan. hakikatler ilmi. insandaki noksanlık. İnsan âlemin kapsamına girdiğinden.müşrik-i hâl olarak tanımlamıştır. Allah(cc)’ın tecellisi ile mütessir olan tüm varlığa ait kudsî ruhların. Mirahmadi. ilme’l-yakîn makâmındaki bilgilere haiz olurken. Allah(cc)’ın kendini kullarına tanıttığı ayetleri ve peygamberlerin getirdiği ilimleri kapsar. âlemdeki noksanlıktır. mürşîd rehberliğinde kendini tanımasıdır. Sufi Meditation. Düşünsel olarak kul hakiki varlığın maddî varlık değil. 75 . İkincisi. 36. daha açık görülmektedir. 71. Allah(cc)’ın zatına. ilme’l-yakîn.359 Bu yaklaşımları göz önünü aldığımızda. insanın kendisini tanımasıyla ilgili olan ilim. 31. Hakkın tecellisi ile ilgili olan ilim. ruhanî varlık olduğunu murakabe ile kabul eder. sıfatlarına. Beşincisi. Üçüncüsü. hayal âlemine ait ilim. ilaçlar ve hastalıklarla ilgili ilimdir. Şeyh Nazım adına yazılan ve Hakkâniyye yayınlarında yer alan bir eserde izah edilmiştir. ruhanî varlıkların zuhur ettiği bedenler âleminin 359 360 Camî. ayne’l-yakîn makâmındaki tecrübeleri edinir. 361 Aynı eser. Bu marifet aşamalarının herbirinde sâlik. Bunlardan birincisi olan hakikatler ilmi. bütün âlemin ibadetlerini kendinde toplayan insanın. Bu eserde.361 İbn Arabî’ye göre seyr ü sulûk ile elde edilen marifet. Rabıta ile desteklenen bu nefis mücadelesinden sonra. huzur ve fenâ makâmlarını ikmal eder. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri).

ss.362 Özetle Şeyh Nazım’a göre marifet.. 85-154. en-Nisâ 4/ 113. Ta’rifat. onun varlığının ve mevcudiyetinin beşerî kader içindeki yerini idrak etmektir. Marifet ve Hikmet. varlıkların hakikatini kavrama olan hikmet ilimlerini ve bu ilmin getirdiği zâhiri ve bâtıni edebi de ihtiva eder.363 Adalete.2.366 Kur’ân-ı Kerîm’in kendisi. İlim ve Hikmet İlişkisi: Hikmet kelimesi. 126-127. hikmet ve edepden üstündür. 371 Mukâtil b. söz ve davranıştaki isabet ve her şeyin en mükemmeli anlamlarına gelmektedir. fiillerinde.369 nübüvvet370 gibi anlamlarda meal edilmiştir. aynı zamanda. a. 369 “Her birine hüküm vermiştik.368 insanların fehmi yani anlayışı.367 Kur’ân’daki emir ve nehiylerden oluşan nasihatlar. s. Kur’ân ayetlerinde. a. 366 “Ona Kitabı öğretecek…” Âl-i İmrân: 3/48. ilime ve hilme esas olan nübüvvet ilmi olarak tanımlanan hikmet. peygamberin vaaz ve irşadları. Çünkü marifet.. 128. s. Al-i İmrân 3/48. İşaret Yayınları. Kur’ân Terimleri Sözlüğü.. ıslah etmek üzere menetmek. Kendisiyle amel edilen bilgi neticesinde. Kamûsu’l-muhît. İstanbul Tarihsiz. kötülükten korumak ve adaletle hüküm vermek anlamındaki “ha-ke-me” kökünden türemiştir. 338340. c.364 Eşyanın hakikatini bilmek. 364 Firuzebadî. 365 Cürcanî. ss. Hakk kelamı ve Kur’an ahkâmı manasına gelir. İsfehanî. İsfehanî. 368 “Size indirdiği Kitap'tan ve Hikmet'ten. tecrübe ile kazanılan doğru bilgi.g. Yedincisi. Bu bilginin özelliği vehbî olması ve hakikate ters olmayan kesbî ilim ile çelişmemesidir. el-Müfredât. mü’minin arınmışlık mertebesine nisbeten ulaştığı hakikat bilgisidir. Berzah âlemine ait ilimdir. hallerinde olan hastalıkları ve tedavilerini bilmeye dair ilimdir.365 Hikmet kelimesi. s.1. insanların sözlerinde. el-Bakara 2/251. Suretler ilimidir. Hakka uygun düşen kelam.ilmidir.e. ihtiva ettiği ilmin doğrudan Allah(cc)’a dair olmasıdır.371 362 363 İbn Arabî. 1095. Sâd 38/20. Bu açıdan marifet.” Nisa: 4/54.” Enbiyâ: 21/79. 370 “Biz Âl-i İbrahim'e Kitap ve hikmet vermiştik. ss. 96. 76 . Marifet ilminin bir diğer hususiyeti ise.” Bakara: 2/231. 367 “Rabbinin yoluna hikmet ile çağır” Nahl: 16/125. Meryem 19/12. Süleyman.

376 Aynı eser. 135. Tah. ilahî isimler adedince hakikatler bulunur.Tasavvuf tabiri olarak hikmet. 135. Istlahatu’s-sufiyye. 276. İz Yay. bu bilmenin gereği ile iş yapmak ve Allah(cc)’ı ilimlerin en büyüğü olan ilm-i ilâhi ile bilmektir. tasavvuf literatüründeki genel tanımlardan farklı değildir. a. s.374 Nazım Efendi’ye göre hikmet. hikmeti.: Ahmed Abülrahim Sâyih. eşyanın hakikatlerini bilmek. olduğu gibi bilinmesi ve ona göre hareket edilmesidir. 320/940).376 Osmanlı sufîlerinden İsmail Hakkı Bursevî (v. mülk âleminden daha geniş ve kapsamlı olduğu gibi.377 Melekût âlemi. Dolayısıyla ilahî kurbiyyete vesile olmayan bilgilerin ruhu yoktur. İstanbul 2010.. ss. hikmet ehli tarafından bilinmektedir. Bunun için kabiliyetli olanlar ve ince işaretleri kavrayanlar. Cebecioğlu. Nedim Tan. Nesnelerin hakikati olan sırlar. hakikatler de suretlerden daha fazladır. 77 .372 Hikmet. bu görüşe ontolojik izah da getirmiştir.378 372 373 Kâşânî.: M. 377 İsmail Hakkı Bursevî. TTDS. s. Tasavvuf Sohbetleri. hakkı hak olarak bilmek ve ona ittiba etmek. Merkez Kitabu’l-neşr. 74.g. ulemâ tarafından değil. nesnelere ait hakikatlerin dış âlemde (afakta). Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş (Varlığın Dili). 374 Tirmizî.. bâtıl bilgidirler. kulu Allah’ın kurbiyyetine iten kuvveti haizdir. dünyayı terk etmiştir. 290-291. ilmin ruhudur. bâtılı. ilmin ruhu olarak tanımlamıştır. 75. dünya ve ahiret umûrunu hakikatleriyle gördüğü için. Bursevî’ye göre hikmet. 375 Kıbrısî. s. 35-37. Çünkü kendileri semavî ilimle çatıştıkları müddetçe hakiki ilim değil. 83. Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş. s.373 İlk dönem sufîlerinden olan Hakim-i Tirmizî (v. 1137/1713). bir sözde ilk anlaşılan mana ile yetinmezler. s. s. ss. Yani görünen her bir surette. Kâhire Tarihsiz.e. 378 Bursevî. bâtıl olarak bilmek ve ondan kaçınmaktır. Kâşânî. Haz. anlaşılması gayret isteyen ikinci ve üçüncü dereceli derin manaları da beyan ederler.375 Yine onun anlayışına göre ilim. Hâkim. Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb. O’na göre hikmet sahibi kişi. Ona göre hikmet.

rıza ahlakıyla ifade etmiştir. Razî’ye göre “Allah ona (İsâ’ya) kitabı (yazmayı). s. hakiki ilimin dahi kişiye faydası yoktur. Hikmet Md. hal olarak his ve amellerinde bir rıza ahlakını oluşturur. Hikmete göre yaşantısını tanzim eden hâkim ise. Bu manada Farabî (v. 381 Tirmizî. 384 Kıbrısî. 505-506. 383 Kıbrısî. s. Marifet ve Hikmet. 382 Kutluer İlhan.. Bu manada hâkim. Buna göre hâkim. Bu ahlak. 15. 338/950)’ye göre hikmet. Suyutî. İlim.Şeyh Nazım’a göre bugün ekoloji olarak bilinen tabiat dengesi.”381 hadis-i şerifinde ifade edilen yitik mal bulunulduğu zaman. Mercy Oceans. 606/1209). 8. Tasavvuf Sohbetleri. hikmeti Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek. 88. hikmet sahibi hâkimi. Bu ilme vakıf olanlarda güzel ahlak ve onların davranışlarında.383 O. 402.382 Nazım Efendi’ye göre hikmet olmadığı zaman. el-Camîu’s-sagîr. Zühd. c. gerçek mutluluğun ne olduğunu gösterir. 135. s. Tefsiru Fahri Râzî (Mefatihu’l-Gayb). eşyanın ve hadisatın hareket etmesi gereken yörüngede olduğunu bildiğinden. 81. beraberinde edebi ihtiva eder.386 379 380 Kıbrısî (Qubrusi). c. eşyanın düzen ve işleyişinin. Bu hikmetleri gören en zararlı mahlûkatın dahi.384 Bu manada Fahreddin-i Razî (v. 17.”385 ayetindeki hikmet. ss. hikmete uygun olduğunu bilir. daimî saadete vasıl olur. İbn Arabî. 15. bu bilgiye sahip olanların ellerindeki ilmi. ilim. 105. ancak akli ve şer’i ilimlerin kavranmasıyla vakıf olunur. faydalarını görür. İbn Mace. İlmin hikmetleri ise. s. bu ahlakın belirtileri gözlenir. Fahreddin.379 Bu anlayışı Muhyiddin İbn Arabî. Hak Dost 4. 380 Bu açıdan bakıldığında “Hikmet. TDV İA. ss. Bu ise ruhun var oluş amacıdır. aslında atomlar dahil her mevcudatın yaratılışındaki hikmetlere binaen zuhur eder. 59. Bu rıza. c. 385 Âl-i İmrân: 3/48. hâkime yeni faziletler edindirir. o mutluluğu elde eder. hikmet ehli. ss. 173-192. 78 . 89. Dâru’l-fikir. hikmet ve edebin edinileceği kaynağın sadece ilahî kelam olduğunu beyan eder. 1. ruhu olmayan cesede benzetmektedir. Mü’minin yitik malıdır. 386 Razî. bunlardan razı olur. ilahî kitaplara ait sırlardır ve bu sırlara.

ilim kendin bilmektir. Âlim. 79 . Okudun bilmezsin ya. 387 http://saltanat. Ankara 1980. b. ilim ilmektir. Kültür Bakanlığı Yay.Şeyh Nazım’a göre hikmeti ihtiva eden ilim. caizdir. Rabbini tanır. Sohbet. Hikmet ilminin kesbedilmesinde. İstanbul 2000. MEB Yay. ben caiz olan şeylerle caiz olmayanları bilirim dersin ama kendin caiz misin. Aslı ve Sadeleştirilmişiyle Manzûm Nahifî Tercümesi. manası ne demektir?”388 Kulun kendini bilmesiyle ilgili şu Mesnevî dizeleri. yoksa cemcenabetbiri misin? Buna bakmıyorsun bile? Bütün bilgilerin ruhu budur bu.: Amil Çelebioğlu. 389 Mevlânâ. uygun değildir bunu biliyorsun ama sen doğru musun. kişinin kendini bilmesi başlar. Okumanın manası ne. şu caiz değildir. Mesnevî-i Şerîf. nesnelere dair elde edilen hakiki ilimle çelişmeyen ancak. ne hâle geleceğim. marifet ilminde olduğu gibi direkt bilgi değildir. o bir kuru ekmektir. doğrudur. kendisini bilmez.org/Player/TabId/266/VideoId/1325/Ilim-Ve-Edep-3042011. Bu anlayışı Yunus Emre’nin şu dizeleriyle ifade etmiştir:387 “İlim. c. Bu ahmaklıktır. Bu bilgi ile dolaylı olarak. Muhammed b. 56. kendi cevherine gelince bir eşeğe döner! Be hey âlim. Yunus Emre Divanı. fakat sen uğurlu musun. işe yarar mısın. s. 51.. Uğurlu yıldızlarla uğursuz yıldızları biliyorsun. içsel tecrübelerle yakîn ve derinlik kazanmış ilimdir. 388 Timurtaş. hikmetin ilimdeki gerekliliğine misal olabilecek mahiyettedir. Sen kendin bilmezsen. 3. Faruk. s. Haz. eğri mi? Bir de kendine iyice bak! Her kumaşın değeri nedir? Biliyorsun da kendi değerini bilmiyorsun. O her cevherin mahiyetini bilir de. mahşer günü ben kimim. Dört kitabın manası bellidir bir elifte. bilgilerin yüz binlerce çeşidini bilir de zâlim herif. yanlıştır. video arşivimizde mevcuttur. 2648. Muhammed el-Belhî er-Rûmî. Celâleddîn. Sen elif dersin hoca. sen. Bu ilim Allah(cc)’ı tanımada araç olan dolaylı bilgi olsa da. bu nice okumaktır. uygundur. kulun kendini bilmesiyle başlar. demen bunu bilmen gerek!”389 Binaenaleyh Şeyh Nazım’a göre hikmet. yoksa acuze bir kocakarı mısın? Bundan haberin yok! Bu.aspx. Hakk’ı bilmektir..

Keşful’l-hafâ. kibarlık. Bununla birlikte edeb. ilmî. tasavvufî. Haddini bilme.394 Tüsterî edebi. 93-94. s. dindarların ve ariflerin edebi olmak üzere üç sınıfta tarif etmiştir. dünya ehlinin edebidir. Şerîf. fikrî ve örfî değerler olarak tabir edilmiştir. ruhu korumaya ve gönül temizliğine dikkat de. ss. Tah. ilke ve kuralları ihtiva ederek mana hududlarını genişletmiştir. kulu her türlü hatadan koruyan. Uludağ. zarafet. Ter. arasında bulunarak. 372. davet. 58. İstanbul 1999. 14. Kamûsu’l-muhît. 392 Kâşânî. İbn Manzûr. iyi ahlâk. 393 Aclunî. dünyevî. içinde İmâm-ı Gazalî (v. geleneksel tutum gibi manalarda kullanılmış olsa da İslam literatüründe anlamı Kur’ân ölçüleri ve Hz. 195. Kuşeyrî Risâlesi.396 Sufîler genelde iki 390 391 Firuzebadî.392 Kur’ân-ı Kerîm’de edeb kelimesi veya türevleri geçmez. İlim ve Edeb İlişkisi: Lügatte edeb.391 Kabz-bast. Bu öyle bir melekedir ki. Kendisine muhtelif kabilelerin lehçelerini nasıl anlayabildiğini sorduğunda Hz. 353. s. 395 Serâc. 80 .395 Mutasavvıflar. 505/1111) bu kelimeyi ele alış biçimiyle. Dâru’l-Ma’rife. Ta’rifat. dindarların edebidir.: Yedevî Tebbâna. TTS. ss. Mektebe ve’s -tebe’a keriata fevterâ semmarâ. Lisânu’l-Arab. s. 2. eğitme anlamında kullanılmıştır. 2. c. ifrat-tefrit. Avarifu’l-Mearif. arzu ve istekleri kontrol ve nefis terbiyesi. kişiyi. Haz. Kuşeyrî. eğitme manasında kullanmıştır. İhyâ’i ulûmu’d-dîn. kötü hâl ve hareketlerden vazgeçirir. Kahir. Peygamber(sav)’in hadis-i şeriflerinde. terbiye. görgü kuralları gibi manaları da ihtiva eder. ahlakî ve sosyal yaşamı sistemetize eden. ariflerin edebidir. Peygamber: “Beni Rabbim eğitti (eddebeni) ve eğitimimi (te’dibi) en iyi şekilde yaptı”393 hadisini zikretmiş ve edeb kelimesini. kötü hâl ve hareketlerden korunma olarak da tanımlanmıştır.a.e ss. 116. Ashab-ı kiram. alışkanlık. onun en zengin manasını tanımlamıştır. havf-recâ.: Cibir Halîm Mahmud. Bu tasnife göre güzel konuşma. Farklı bir ifadeyle bu terim. izlenmesi gereken esaslar. 396 İmam-ı Gazalî. 394 Cürcanî. s. dini. c. Dindarların edebine ek olarak. 1. Dergah Yayınları. 1-89. Istılahatu’s-sufiyye. c. sanat ve siyaset bilgileriyle muamele. güzel muamele ve davranış gibi anlamlara gelmektedir. el-Lumâ. Kâhire. adet. c. dünya ehlinin. 70.3. 272-273.: Süleyman Uludağ. Peygamber(sav)’in sünnetleri ile tanımlanmıştır. Hz. Ebu Kâsım Abdulkerim. Cahiliye döneminde edeb. s. s. bu anlamlarının dışında. 1. s. Sühreverdî Şihâbuddin. Mahmud b.390 Edeb.

399 Arâf: 05/16.”401 Şeytan’ın kendine noksanlık izafe etmemesi yani. Aynı durumda olan Âdem Peygamber(as) ise. 400 Arâf: 05/23. zımnen edebin zahiri ve bâtınî yönlerine değinilmiştir. kalblerdeki. Yani. kibir.org/Arşiv/Audio/EdepBuKapıda(1986). Bu tasnife ek olarak Kıbrısî’ye göre edebler insanların avamına ve havasına göre de değişmektedir. Mustafa. 81 . 10. avam-ı nâsın riayet ettiği edeplerden farklıdır. takip ettiği edeb için nefsine muhalefet eder.saltanattv. 89. Ancak her kul.397 Edebin ıstılahtaki bu tasnifi hususunda Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin herhangi bir ifadesiyle karşılaşmasak da. Çağrıcı. kavlî olursa zahiri. “…Öyleyse beni azdırmana karşılık…”399 diyerek işlediği suçu Allah’a atfetti ve kovulanlardan oldu. İnsan-ı kâmil. Âdâb. münafıklıktan. c.283-285.”400 diyerek zelleyi kendine atfetti ve istiğfarda bulundu. kendini kusursuz görmesi. www. ss. kulun edepsizliği olarak addedilmiştir ki bu sual. eliyle alarak. ss. zâhirî edeb ki bu. amelleri. Edeb. o taşın orada bulunmasının ardındaki hikmetlere ve Rabbânî tecellilere vakıf olduğu için.türlü edeb kabul etmişlerdir: Birincisi şeklî. Ona göre insan-ı kâmilin riayet ettiği edebler. Hak Dost 4. Meselâ mutlak gayb âleminde iman nimetinin kullara nasıl dağıtıldığı hususunda sual etmek. 401 Kıbrısî.398 Bu misal aynı zamanda zahiri edebe delalet eder. TD İA. Âdem(as) ile şeytan misallerini verdiği ifadeleri şöyledir: “İlim sahibi olmasına rağmen hikmetten ve edepten uzak olan şeytan. şehvet. belki buna bağlı olarak tekebbür. “…Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Mesela insanlara eziyet veren bir taşı yoldan kaldırırken avam-ı nâsın ayağıyla taşı itmesi edepsizlik olmaz ancak insan-ı kâmil için edepsizlik olur. irâdede zayıflık vs. itiraz. kalbî olursa bâtınî edebe muhaliftir. öfke ve gurur sahibi olması bâtınî edebi haiz 397 398 Hanî. 81. fail-i mutlaka hürmeten o taşı. 88. gibi olumsuz şeyleri temizlemekten ibarettir. yağcılıktan korumaktır. Sohbete ait ses kaydı arşivimizde mevcuttur. edebin bir diğer tasnifi edebi yaşayan kulun manevi makâmına göre olmaktadır. riyâdan. 412-414. İkincisi de bâtınî edebdir ki bu. İlmin hikmet ve edebine haiz olma konusunda Nazım Efendi’nin. ss. kenara koyması icab eder.

Tevâzunun zıddı olan tekebbür. Mirâc hadisesini haber veren ayete Ebu Ali Dekkak’ın (v. bu durumu şöyle izah etmektedir: “el-Azametu lillah ve el-izzetu lillah ve el-heybetu lillah. "Kulunu bir gece Mescid-i Harâm’dan. kullukla kıyam ettiği anlamı çıkmaktadır. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren (Allah) her türlü eksiklikten münezzehtir. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. edepsizliktir. 82 .”404 ayetinde Peygamber’in (sav). Allah’a benlikle varan. c. kovulur. 1-19.”403 Şeyh Nazım’ın bu ifadelerini genel tasavvuf anlayışı ile birlikte düşündüğümüzde.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. Hz. “Şüphesiz ki Ben. kulluktan daha şerefli bir şeyin olmadığını söylemiştir. fahr-i kâinat (kâinatın övüncü) olan Hz. Kuba Yayınları. kâinatı temsilen çıktığı divanda benlikle değil. http://saltanat. edepsiz kulda benliğe (megalomania) ve ucuba (narsizm) sebep olur. Ebû Alî Dekkak. dünyada en şerefli vakti olan Mirâc gecesindeki halinin. kullukla nitelendirildiğine dikkat çekerek. Hiçlikle varan kabul görür. 405/1015) yorumu. Peygamberini(sav) onunla isimlendirirdi405 Benzer şekilde Şeyh Nazım. insan ancak edeple ve tevâzuyla gider. 405 Ateş. c. İstanbul Tarihsiz. Ben demeye kullun hakkı yoktur. tevâzu talimiyle başlar. Suçu Allah’a yüklemesi ise. Şeyh Nazım’a göre. Bu edeb. 391392. mutlak manada azamet ve izzet gerektirir. fiilde edebi terkine sebep olmuştur. İlim. 404 İsrâ: 17/01.olmamasından kaynaklanmaktadır diyebiliriz. Peygamber o makâma kulluk davası ile vardı. Ene deme hakkı.aspx. Bundan dolayı Dekkak’a göre. Kur’ân Ansiklopedisi. Bu sıfatları mutlak manada haiz olan Allah(cc)’ın kapısına. yalnız Allah’ındır. miracı anlatırken. eğer kulluktan daha değerli bir isim olsaydı Allah(cc) ayetinde. Âdem’in cennetten dünyaya gönderilme sebebi. Allah’ım”402 Hz. Ben demedi. Süleyman. bâtında yaşanan edep zaafının. Peygamber(sav)’in vardığı makâm olarak miracı. hatırlanmaktadır. ss. Tekebbüre bürünmek. Kıbrısî’nin bu ifadeleri ile ilgili görülmektedir. Nazım Efendi. 402 403 Ta Hâ: 20/14. edep talimidir. Peygamber(sav)’in dâhi. 21.

409 Kıbrısî. makâmlar kat eder. mü’minin Rabbiyle ve kâinat ile olan muamelatındaki 406 407 Kıbrısî. tefekkür ile gafletten kurtulur ve içinde bulunduğu anı idrâk ederek. Ayrıca Bu tezde bkz. s. şeriatın ve tarikatın emri olmasından dolayı olmalıdır. ilmin ruhu olarak tabir edilmiştir. ss. Edeb ile yol alır. 83 . Futuhâtu’l-Hakkâniyye. illa edep…’ İlimle insan yürümez. Şeytan ilmi çoktur. edebe riayettir. ss. Adnan. Bu izaha göre marifete vasıl olmanın en önemli kanunu. illa edep. Zeburu ve Tevratı da bilir ancak. onu maksuduna vasıl edeceğine inandığı için değil. İlim en geridedir.406 Edeb sahibi sâlikin. 63.org/Ilim-Ve-Edep-3042011.”410 Özetle Şeyh Nazım’a göre mü’min. Bu noktada edep kavramı da. 61. video arşivimizde mevcuttur. Bu bağlamda. Çünkü tarikat. kıldım talep. 81. Kulluk Makamı (Âbid). 2011 yılında yapılan sohbet. Yani bu anları zaman zaman idrâk eden ve bu anları kendinde daim bir idrâk kılanlar. Edebe riayet ise. 410 http://saltanat. Ancak kulun cehde sarılması. s. 88.407 Edebin ikmali tefekkürle.Nazım Efendi’ye göre ilme hikmetiyle vakıf olan kul. Her anıda Hakk(cc)’ın rızasını tefekkür etmek. edebin ruhudur. tarikat ve zikr kavramları ile izah etmiştir. amelde cehdetmek edebi ikmal eder. Bu makâmların üst derecelerinde Allah’a kul olma vardır. edebe muhalif söz ve fiiller sergileyebilirler. 62. 408 Aynı eser. edebi de haiz olur. Şeyh Nazım. Şeyh Nazım Efendi’ye göre kul. edebi olmadığı için kovulmuştur. Hikmetsiz ilim sahipleri ise. 142. 89. sadece şeriata sıkıca bağlanmaya bağlıdır. hikmet ve marifete nasıl vasıl olacağını Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî şeriat.409 Şeyh Nazım ilim ile edep arasındaki farkı Yunus Emre’nin bir şiiri ile şöyle ifade etmektedir: “… ‘ Ehli irfan meclisinde aradım. Şeyh Abdullah’a göre.408 Edebin ikmaline vesile olan tefekkür konusunu. hikmet ile varlıkları ve marifet ile Rabbini tanır. gaflet ve zikirle birlikte ele almıştır. K. Hakk Teâla için yaşar. İblis gibi. Tasavvuf Sohbetleri. tefekkürün cazibesi ise zikrullah ile artar. İncili. hikmet gibi. Hak Dost 4.

ss. edeb belirler. Velî kelimesi.412 Bu kelime müştaklarıyla birlikte Kur’ân-ı Kerîm’in birçok yerinde zikredilmiştir. VELÎ-EVLİYA: Çoğulu evliya olan velî kelimesi lügatte. 1805. arkadaş. ayetlerde fâil ve meful olmasına göre de değişik manalar alır. b. Sâdık ve yardım eden ve gören kişi anlamına gelmektedir. Ta’rifat.416 Tasavvuf ıstılahında velî. Allah(cc) için velî ve mevlâ. efendi414 gibi anlamlar da verilmiştir. Çoğulu evliya olan veli. 401-402. el-Müfredât. hem alenî hem 411 412 Firuzebadî. “Çünkü benim velim. 416 Ateş. 275. Kamûsu’l-muhît. s. işlerini gören. dost. 533. c. mâlik. s. edebi de artar. 15. Allah’a bağlı. Kitab'ı (Kur'an'ı) indiren Allah'tır. Yani Allah(cc)’ın kendisini sevdiği. Velî. dost. kulunu seven. 22. Nisâ: 4/33.”415 ayetinde olduğu gibi velî kelimesi mef'ûl olarak geldiğinde. Keşşâf. sadece fâil olarak gelmiştir. Bu ayetlerde velî. O’nu seven kişidir. 1344. Allah’ın nimetleri üzerine devamlı olan kuldur. İsfehanî. Muhammed: 47/11 Bakara: 2/257. yar. O’nu seven. Kur’ân Ansiklopedisi. Lisânu’l-Arab. Âl-i İmran: 3/50. 415 A’raf: 7/196. c. 190-194. işlerini Allah(cc)’ın gördüğü. s. Velî fail olarak geldiğinde. bütün salihlere velilik eder. Meryem: 19/5. c. Cürcanî. Tehânevî. Bu edebin esası kulluk ve tevazudur. ss. s. Tasavvufta veli.411 Hakk’ı müşâhede ile O’nda fânî olmak manalarına gelmektedir. gizlide ve açıkta Allah(cc)’ın buyruğuna uyması gerekir. 3. mef’ûl anlamlarını ihtiva etmektedir. Allah(cc)’a bağlı. isyanlardan uzak duran. 413 Mâide: 5/57. koruyup kolladığı kimse anlamında meal edilir. O’na karşı kulluk görevini yerine getiren kimse olarak meal edilmiştir.ölçüyü. bu kelimenin Kur’ân’daki hem fâil hem de. yöneten olarak anlamlandırılır. düşmanın zıddı. kendi nefsine bırakmadığı. 414 Nahl: 16/76. sevilen. 84 . Yakınlık ve kurb anlamındaki “ve-la” kökünden türemiş olan velî. Dolayısıyla hikmeti ve marifeti artan mü’minin. İbn Manzûr. Kul hakkında velî kelimesi hem fail hem de meful anlamında kullanılır. Bazı yerlerde kelime manasıyla413 meal edilen bu kelimeye. işlerini gördüğü kul olan velî. O.

Keşşâf. s. ilk dönem sufîlerinden.e. Tasavvuf Sohbetleri. 29. mirac gecesinin esrarını ilham ile anlar. s. 423 Sülemi. 419 Firuzebadî. 426 Kıbrısî. Nazım Efendi’nin ifadesiyle.g. 419 Şeyh Nazım’a göre velî. TTS. 533. s. 2. 418 Kıbrısî. Tah. İsfehanî. Uludağ. 69. 35. 358. s. 367/977)’nin Tabakat’ında. Nazım Efendi bu sayının hiç değişmediğini.: Mustafa Abdülkadir Ata. et-Tabakâtu’s-sufîyye ve yeleyhi zikru’nnisveti’l-muteabbidâti’s-sufiyye. 422 Aynı yer. a. Huseyn. Beyrut 2003. 1160. s. Allah tarafından feyz yoluyla kalbe dolan. Hatifü’r-Rabbânî’ye (Rabbânî telefon/bağ) tabi olan kimsedir. mirac sırrı420 kalbine keşfolan kimsede olur. el-Müfredât. s. 421 Kıbrısî. s. Allah(cc)’ın hitabına. Uludağ. 85 . el-Müfredât. Kamûsu’l-muhît.426 Hakkâniyye silsilesi içerisinde bu rakam Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî (v. 425 Şeyh Hişam Kabanî’nin görüntülü sohbetleridir. vefat eden evliyanın yerine yenisinin getirildiğini ifade etmiştir. ârif kişi gibi anlamlara da gelmektedir. 1368/1936) ve Ebu Muhammed-i Medenî (v. Çünkü velayet sırrı.421 Nazım Efendi’ye göre velî. s. Isfehânî. Ebu Abdurrahman Muhammed b. Bu terim. İlgili sohbetler. 420 Bu tezde bkz. 305. s. c. TTDS.424 Nazım Efendi’nin sohbetlerinde ve Hakkâniyye yolunun farklı meclislerinde yapılan sohbetlerde425 evliya sayısının 124 bin olduğu ifade edilmektedir. Bayezîd-i Bistâmî (v. Peygamber(sav)’e giden ve Allah(cc)’a ulaşan saadet yolunun kılavuzlarıdır. 417 Cürcanî. s. 38. duyulan ve keşfedilen şeye Arapça’da ilham denir. s.418 Yani velî ilham alır. s. sıkça kullandığı bir terimdir. Sülemî (v. Diğer Konulardaki Görüşleri/Mirac. 275. Tehânevî. Dâru’l-kutubu’l-ilmiyye.422 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin ilham manasında kullandığı hatifü’r-Rabbânî.417 Veli.de gizli hallerde Hakk’ın hukukuna riayet eden ve devamlı taat üzere olan.423 Evliyalar. 261/875)’nin “hatefe liy hatifen” şeklindeki ifadesi olarak zikredilmiş ve ilham manasında kullanılmıştır. s. Cebecioğlu. Evliyanın sözlerinin senedi Kur’ân ve hadis olur. 1805. kalbine gelen ilhamlar ile konuşsa bile. Tasavvuf Sohbetleri. Ta’rifat. 91. TTS. senetsiz söz söylemez. 424 Kıbrısî. 555. Hak Dost 4. Ta’rifât. 184. video arşivimizde mevcuttur. 216. s. Cürcanî. Hz.

yabanî atlara benzetmiştir. O’nun ümmetinin âlimleri. evliyaya tevdi edildi. 430 İmam-ı Rabbânî. tüm peygamberlerin sonuncusu olduğu için ve O’nun şeriati hiç değiştirilmeyeceği için.432 427 428 Burkay. Mektubât. hem de korkutucu olmuşlardır. ss. Bu misale göre kaçmakta olanları korkutmak. aynı usul ile çevresindekilere havf-reca dengesi oluşturmuşlardır. İstanbul 2002. Ömer(ra)dir. Dolayısıyla onların önce yakalanması gerekir ki. Şeyh Nazım insanların bu kaçışını. Bu ilmin varisleri ve peygamber yardımcıları olarak velî kullar ise.org. Mek. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî 124 bin evliyayı misak bahsi ile ilgili olarak zikretmiştir.tr/arşiv/ses kaydı/edep.428 Ümmetinin işleyeceği günahları gören Hz. Peygamber(sav). Hz. Yani şeriati güçlendirmek işi. ümmetini yevmu’lezelden beri tanımaktadır. Bu husus Hz. dini değerlerleri yaklaşılmayacak kadar korkutucu. 431 Aynı eser.430 Hz. maddî değerleri ise. o peygamberin şeriatini güçlendirecek yeni bir peygamber gönderilirdi. emin sıfatıyla ilgili olarak incelenmiştir. kavimlerini ve ümmetlerini. bir sünnetullahın devamı gibidir.429 İmâm-ı Rabbânî (v. s. No: 209. 429 Bu tezde bkz. 1986 yılında yapılan sohbetin ses kayıtları. kendisine yardımcılar olarak 124 bin evliyayı almıştır.nakşibendi. 39. Peygamber(sav). bu hakikatlere sevk etmek gayesiyle hem müjdeleyici. 25. peygamberler gibi oldu. Menakıb-ı Şerefiyye. halka sadece müjdelemekle vazifelidir. bunun için kement vazifesi görecek şey. 432 www. Kıbrısî’ye göre günümüz evliyası. Peygamber(sav).431 Allah(cc)’ın haber vermesiyle dünyanın ve ukbanın hakikatlerini gören Peygamberler(as). Mek. Vakfu’l-İhlâs.1345/1913) tarafından zikredildiği tesbit edilmiştir. müjde ve recadır. Hz. zarurî ve sevimli telakki etmektedirler.Hz. Kıbrısî. 1034/1624)’ye göre evliyanın bu vazifesi. Eski şeriatlerde. arşivimizde mevcuttur. 86 . 69. ulu’lazm peygamberlerin vefatından sonra. Tasavvuf Sohbetleri. Ebu Bekir ve Hz.427 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre Hz. Peygamberin(sav). Peygamber(sav). Peygamber(sav)’in ilk peygamberlik yükünü taşıyanlar. Zira çağımız insanları. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. onların daha ziyadesiyle kaçmasına sebep olur. No: 251.

Şeyh Nazım Efendi. velînin en belirgin özelliği. s. Bu velayet ilmi. Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.436 Bu ifadelere göre mü’min. Lütfi-Yazıcı. Hayatı Eserleri Fikri. Zikri ise kendisine bahşedilen en büyük nimet olan imana. en fazla sekiz rekattır. Allah(cc) tarafından terbiye edilmiş muttaki kullar. riyâ. 41. imanın kendisinden alınması korkusunu yaşayandır.”435 ayetini delil getirerek.. o vakitte kâim bulunan evliyaya. şehvet.e. öfke.g. Şeyh Nazım’a göre. s. 436 Kıbrısî. tamah. Şentürk. bu sırrı. Yatsı namazından sonra henüz uyumadan veya bir süre uyuduktan sonra kalkılıp kılınan gece namazıdır. Sevabı pek çok olan bu namaza Peygamberimiz (sav) devam ederdi. Bâyezid-i Bistâmi’nin görüşlerinden hareketle. Allah(cc)’ın kalblere indirdiği ilim olarak ifade etmiştir. 437 Bistâmî. rıza. bu işe memur melâike ile inzâl olduğunu ifade etmiştir. DİB Yay.e. imanı atiyye olarak gördüğü için.434 Her evliyanın kendisine has bir sırrı olduğunu söyleyen Kıbrısî. Bkz. Allah(ac)’ın hazinelerinden hediyelerin. 438 Kıbrısî. a. 68. s. evliyaullahın şu üç vakte çok önem vererek o vakitlerdeki tecelliyi kazanabilmek için gayret sarf ettiklerini söylemiştir. Nazım Efendi. s. 115. Ank. hased. kibir.g.437 Şeyh Nazım’a göre evliya. Tasavvuf Sohbetleri. Allah(cc)’ın terbiye edeceğini ifade etmiştir. En az iki. bu yolda takva üzere olmalarıdır. Seyfettin. takva sahibi olan kulu.. Allah yolunda cihat edildiği. muhabbeti celbedici ve mahlukâta faydalı olan kullardır. 2009. Allah dostlarında vurgulanan bir diğer husus ise.438 Bu manada evliya ile âbid kavramları 433 Teheccüd namazının kılındığı vakittir. 434 Kıbrısî. Bunlar. İslam İlmihali. Nazım Efendi. zulmeti kaldırıcı. şükretmek için yapar.433 Özellikle teheccüd vakti evliyanın ortak kurbiyyet vaktidir. s. ikindi ile akşam arasındaki vakit. yani Allah dostları. akşamla yatsı arasındaki vakit ve teheccüd vaktidir. istihzâ gibi ahlak-ı zemîmelerden arındığı zaman velayet ilmine ulaşır ve kendisine velayet sırları açılır. nefsin ve şeytanın davet ettiği hevâ ve heveslere dalınmadığı zaman elde edilebilir. 435 Bakarâ: 2/194. a. gıybet. “Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. 47.. hırs. 87 . 199. tevekkül ve sabır halinde olması ve kerameti bulunmasıdır.

439 Sonuç olarak velî kavramının tanımı. koruyuculuk anlamında kullanılmıştır. Meselâ Hallac-ı Mansûr’a göre evliyâ. Hallâc. 441 İbn Manzûr. 401. ilahî tecellilere ve sırlara vakıf olandır. Mansûr. haşmet ve heybet sahibi. 88 . Çünkü peygamberler. belâ ve nusubetlerin büyüklerine uğrayanlardır. sultanlık. ıstılahtaki velî kavramı teşekkül etmiştir. valilik vb. akrabalık. c. Riyad el-Rayyes. 221-222. Firuzebadî. s. yakınlık. diğer insanlara nisbeten bela ve musibetlerin büyüklerine uğramışlardır. Hallac’ın bakışıyla. emirlik.443 439 440 Kıbrısî. çeşitlenmiş olsa da.1. Peygamber(sav)’e varis olan evliyâ. el-A’mâlu’l-kâmile. birkaç yerde. Tah. Çünkü hakiki kul. nefsinin tasallutunu iradesinin kontrolüne almış. koruma. Bu ifadelerde tarif edilen zât. mahbubuna vuslat ile kalbi ferah bulmuş. farklı açılardan tarifleridir. 15. Beyrut 2002. her an rıza halindedir. Kamûsu’l-muhît. s. hakiki kulluk şerefine vasıl olmuş. Tasavvuf Sohbetleri. yardımcı. halleri kendi tasarrufunda. hayrın da şerrin de Allah(cc)’tan olduğunu bilerek ubudiyeti terk etmeyendir. Lisânu’l-Arab.440 Bu tarif üzerinden Şeyh Nazım’ın ifadelerini değerlendirecek olursak velî. Şeyh Nazım’ın ifadelerinde Hz. Aynı şekilde Şeyh Nazım’ın ifadelerinde Hatifü’r-Rabbânî’ye (Rabbânî telefon/bağ) tabi olan kimse. her sufînin bakış açısına göre. vuslata eren ve ferah bulandır. ss. anlamları ihtiva eden bir kelimedir.: Kâsım Muhammed Abbas. Allah(cc) kullarından istediğini hayra. 1344. 83. ilahî tecellilere ve sırlara vakıf olan zâttır. 82. istediğini şerre havale ettiği için âlim. abiddir. Hallac’ın ifadelerine göre. b. dost olma. birbirine yaklaşma.aynı şekilde kullanılır.441 “İşte o durumda velayet yalnız hak olan Allah’a mahsustur"442 ayetinde geçtiği gibi velayet. ss. Allah(cc)’ın hükmünü sorgulamadan sadece kulluğuna karşı şükrün edebiyle meşgul olandır. Hayrın da şerrin de Allah’tan olduğunu idrak ederek. Velayet: “Velâ” fiilinin masdarı olan velâyet. belaların büyükleriyle imtihan olan. Özetle tüm bu ifadeler müşterek bir anlayışı temsil eden velî kavramının. Hallac’ın ifadelerinde.

nefsinin tasallutundan kurtulan kulun. Basılmamış Doktora Tezi. 2. s. Bu manada evliyâ. kurb ve temkin makâmlarına vasıl olmak.696. Allah’ın. Kuşeyrî. 15. 533. kişinin en yakını demektir. onlar hicret edinceye kadar onların velayetinden size bir şey yoktur. ss. kulun Hak ile halkta tasarruf etmesi gibi manalar verilmiştir. Hak ile kaim olmasıdır. zâhirde haber vermek. 449 Haksever. fakat inananlar hakkında sadece Allah’ın velîsi oldukları belirtilmiştir. 448 A’râf. 444 Cürcanî.446 Yakûb-u Çerhî. keramet zuhur ettiği anlarda. 7/196. Kur’ân’da Allah(cc). Ahmet Cahit. Seven.” Enfâl: 08/72. bâtında ise nefislerde tasarrufta bulunmaktır. el-Müfredat. 89 . 1805. kulun da Mevlâsını dost edinmesi. “İnanıp da hicret etmeyenlere gelince. s. Isfehanî. Hak ile halkta tasarruf etmektir. enbiyâ gibi gönüllerde tasarrufta bulunur. ss. 79. bunun bir tuzak olabileceğini düşünmek ve imtihan şuuruyla korkuya kapılmaktır. 275. 248.”447 âyetini verir ve burada geçen “yetevellâ” kelimesinin mübalağa bildirdiğini. Bu durumdaki korku. failinin O (Allah) olduğunu belirtir. Nübüvvetin bâtınî yönüdür. s. Tasavvuf ıstılahında velayet. 292-293. Ta’rifat. Keşşâf. kendi kökünden türemiş bir sıfat olan velî kelimesi ile de anlamlandırılır. 446 Kâşânî. Hakk’a olan yakınlığı ve dostluğu kaybetme korkusudur. hem de mevlâsı olarak kullanılmış. Uludağ. kullarının ve hiçbir zaman isyana düşmeyip taat üzere olanların mütevellisidir”448 anlamında meal etmiştir. s. c. kuluna isimleriyle tecellisi. velî kelimesinin gramer yapısına da değinerek. Nübüvvet.449 442 443 Kehf: 28/44. nefsi terbiye etmek ve Hakk’ın dostluğunu kazanmak anlamına gelir. s. TTDS. 445 Tehânevî. Cebecioğlu.445 Dolayısıyla velayet.Velayet kavramı.444 Tehânevî için velâyet. 378. er-Risâle. Yüzyıl Bir Türk Sufisi: Yakub-ı Çerhî. Istlahatu’s-sufiyye. mü’minlerin hem velîsi. 7/196. koruyan yahut sevilen korunan anlamına gelen velî aynı zamanda. 447 A’râf. Ankara 2005. bunu mef’ul manasıyla fail kalıbında bir kelime olup “Allah’ın işini üzerine aldığı kişi” olarak tanımlar. Velayetin şartı. Dolayısıyla âyette “O. Konuyla ilgili “Ve O (Allah) Salihlerin mütevellisidir. s. Allah(cc)’ın kulunu. TTS.

Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. zevk. Velayet makâmı ise nübüvvet makâmı gibi vehbî değil.460 Bu bağlamda Şeyh Nazım’ın hakikatu’l-irşad ve cezbe kavramları. 452 Kıbrısî. 450 İşrâkıyye terimi. İşrâkiyye. 455 Mürşid-mürîd Bahsinde “irşâd” anlayışı incelenmiştir. 458 Bu tezde bkz. 459 Bu konuda tafsilatlı izaha rastlanmamıştır. c. insanların manevî hastalıkları ve tedavilerine yönelik hakikatler de bunlardandır. 68. bizler için açıklayıcı olmaktadır. hakikatu’l-irşad455. Mahmut. c. TDV İA. Bir görüşe göre insan-ı kâmil düşüncesi. İbn Arabî bu hakikatleri. s. 638/1240) hakikat ilimleri mevzuundaki izahları.Rabıta-Murakabe. ulvî hakikatler. 90 . 69-73. Mehmet S. hakikatu’t-teveccüh458. İbn Arabî ile birlikte. 23. 456 Şeyh Nazım’ın şahsi tay tecrübesi “şeyh Abdullah Dağıstanî” başlığında incelenmiştir. hakikatu’t-tay456. hakikatu’ttevessül457.. Bu kavramın tasavvuf literatürüne yerleşmesinde İbn Arabî’nin önemli derecede tesiri olduğu bilinmektedir. velayet makâmında olan kişidir. 454 Allah’ın Nûru Bahsinde “feyz” anlayışı incelenmiştir. 460 İbn Arabî.452 Nazım Efendi velayet ilmi için şu altı ilmin şart olduğunu ve velî kalbine döküldüğünü ifade etmektedir:453 Hakikatu’l-feyz454. Marifet ve Hikmet. s. Tasavvuf Sohbetleri.Velayet kavramı. Mukaddes Zât’a.459 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin eserlerinde ve sohbet kayıtlarında bu hakikatlerin tafsilatı ile ilgili ifadelere rastlanmamıştır. 435.23. 457 Bu tezde bkz. 27. bu bağlamda. İnsan-ı Kâmil. ss. s. Yani nübüvvet makâmı çalışılarak kazanılmaz lakin velayet mertebeleri kulların gayret ve cehdine bağlıdır. süflî hakikatler ve berzahla ilgili hakikatler olmak üzere. TDV İA. 450 tasavvuf kültürü ve ayetlerle hadislerin uzlaştırılmasından ortaya çıkmıştır. İbn Arabî’nin (v. münezzeh sıfatlara. bilginin kaynağı olarak akıl yürütmeyi (istidlal) temel alan rasyonalist Meşşâî felsefeye karşı mistik tecrübe ve sezgiye (keşf. hads) dayanan teosofik düşünce sisteminin adıdır. üç mertebe üzerinden ele almıştır. hakikatu’l-cezbe. Bunların berzah âlemindeki karşılığı olan hayali keşiflerinin bilinmesine yönelik hakikatler. kesbîdir. 451 Aydın. İran’daki İslam öncesi din anlayışları ve Yeni Eflatunculuk olmak üzere çeşitli kültürler ile İslam işrak felsefesi. Peygamber(sav) . 330-331. s. 453 Aynı eser. Kaya. manevi hastalıklar ve devalarıyla ilgili hakikatler olarak düşünülebilir. Makamlar ve Seyr u Sülük ile İlgili Kavramlar/e. “Kün” emrinden doğan fiillere ve bu fiillerin sonuçlarına yönelik olan hakikatler bunlardandır. daha önce nüveleri bulunan “insan-ı kâmil” kavramıyla ilişkilendirilmiştir. İslam düşünce tarihinde.Hz.451 Şeyh Nazım’a göre velî.

evliyalar arasında kalbî iletişim vesilesiyle olduğunu ifade etmiştir. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Peygamber(sav)’e ait bu hakikati hiçbir evliyanın idrak edemeyeceğini ifade eden Şeyh Hişam. İstanbul 2009. münezzeh sıfatlara yönelik hakikatler olarak düşünülebilir. 463 www. Görüntülü sohbet video arşivimize mevcuttur. velîlerin Peygamber varisleri olduklarını söyler. birbirini tenkit ederek doğruları arar ancak nübüvvet ilmini haiz nebîler. Keşfu’l-hafâ ve muzîlu’l-ilbâs.Bununla birlikte hakikatu’l-feyz.sufilive. 462 www. her evliyanın bu hakikati kendi derecesi nisbetinde tanıyabileceğini söylemektedir. Şeyh Nazım’ın hakikatu’t-tay ve teveccüh gibi kavramları. Yersiz 1351. 1137/1725) göre 461 Aclunî.com/020909-msh-oakland-gssl-intro-noonecandenywhatawliyahsay. 83. söz konusu tevarüsün. Muhammed Süleyman. misak (yevmu’l-ezel) bahsinde ontolojik yönden ele alınmıştır. Cemu’l-fevâid. s. 91 . 1. Görüntülü sohbet video arşivimize mevcuttur..463 Her ne kadar evliyalar Hakikat-i Ahmediyye’den beslenseler de. cezbe ve irşad. 464 www. c.462 Bu bilgilerin özünü semavî hakikatler oluşturduğu için. Mektebetu’l-Kudus.com/060507SeektruthandReality. İsmâil b. b. Evliyanın nasıl Peygamber(sav) varisleri oldukları. İbn Arabî terminolojisinde.sufilive. her marifet ehlinin tasdik ettiği doğrulardır. Muhammed. kişiden kişiye değişen doğrular değil. Nazım Efendi “…Âlimler hiç şüphesiz Peygamberler’in varisleridir. c. 2. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den nakledilen ve yorumlanan bu bilgiler. Mesela Bursevî’ye (v. 49. İz Yay.464 Hakkâniyye vekilleri ve yayınları tarafından savunulan bu anlayış. birbirini tasdik ederek doğruları tebliğ ederler. Tah.”461 hadis-i şerifine dayanarak. berzah âlemindeki hakikatlerin bilinmesi ve bunların müşâhede âlemine indirilmesi ile ilgili hakikatler olarak incelenebilir. s.sufilive. Şeyh Hişam bunun en bariz örneği olarak Peygamberlerden ve filozoflardan bugüne kadar gelen bilgileri örnek vermiştir. Muhammed el-Cerrâhî. Filozoflar. sufîler tarafından benzer yollarla ifade edilmiştir.com/02262007-AwliyaTelepathy. Hâfız. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde önemli yer teşkil eder. Bu tür izahlar Nazım Efendi’nin vekillerinden olan Şeyh Hişam ve Şeyh Adnan tarafından yapılmaktadır. Her çağda yaşayan evliyaya tevarüs eden bu sırların hakikât-i Ahmediyye’den yansıdığını söyleyen Şeyh Hişam.: Said b.

İstanbul 2011. benî İsrâil’in peygamberleri gibidir. 84-88. Velîler bu nurdan feyz alırlar. nübüvvet nûrunun zahire ait kısmı şeriatta kalmıştır. Velâyet nûru ise. Nebî’nin nûru aslî. Bu yüzden evliya 465 466 Bursevî. 66. Hz. Nazım Efendi bu düşüncesini şu şekilde ifade etmiştir: “Peygamber’den evliyaya ‘Sizin isminiz zikrolunan meclise bir hizmette bulunacaksınız’ diye emir vardır. ss. Peygamber(sav)’i. Hz. Tasavvuf Sohbetleri. Yani varlık âlemindeki her şeyin başlangıcı ve kaynağı. Zira Hz. 92 . s. nübüvvet nûrunun batınıdır. Ter. Batınına ait sırrı ise. Hz. 832/1428) göre. ss. diğer velâyet nûru olmak üzere iki nûru vardır.. Cilî. 299. s. Alâddin-i Atâr’ın sözünü de örnek vermiştir: “Eğer Şeyhim Şah-ı Nakşbendî Hazretleri teveccüh yaparsa yeryüzündeki bütün kulları velayet makamına oturtabilecek kudreti vardır” Bkz. haber verilen bu alametlere kendi dönemlerinde muhalif ameller işlemekten hâyâ ettikleri için. İlkharf Yay. Peygamber(sav)’in fanî âleme vedasıyla. 467 Ellerindeki velayet nûrunu açtıkları zaman herkesin hakla bâtılı kolayca ayırt edebileceğini. Peygamber(sav)’in emriyle tasarrufta bulunur. velinin nuru ise ışığını güneşten alan ayın nuru gibidir.466 Evliyanın tasarruf ve manevî kudretlerini örneklerle izah ettiği bir sohbetinde467 Nazım Efendi.: Asım İbrahim eŞazalî edDekavî. Tah. 468 Kıbrısî. Abdülkerim. 67. gören kişinin kendi kabiliyeti miktarınca görür. Peygamber(sav)’in nûru güneş gibi. Buna göre kıyamete kadar olacak hadisattan haber vermiş olan Hz.465 Abdülkerim-i Çili’ye (v. Bu hikmete binaen ümmetin âlimleri. Peygamber(sav)’in birisi nübüvvet. Peygamber(sav)’in yolunda olan veli kullar. Bursevî’ye göre Hz. kendi özel makâmında. 67. velinin kendi haliyle ilgili iddiaya kalkışması yasak bilinmiş ve yerilmiştir. Hz. Muhammedî kemalâtı bulunduğu hal üzere değil. velayet tasarruflarını kullanmazlar. Kıbrısî. Şerh-i Salavât. bu tasarrufların kullanılmadaki yetkilerini Peygamber Efendimizin(sav) Muhbir-i Sâdık sıfatıyla ilişik anlatmıştır. Hz. O’nun nûrundan doğmuş ve yayılmıştır. hakikat-i Muhammediyye’dir. nazarlarıyla ümmet-i Muhammed üzerindeki zulümatı kaldırmakla görevli velilerden bahsettiği bir sohbetinde evliyanın tasarrufları yönünde örneklerin verildiğini görüyoruz.: Cevher Caduk. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber(sav)’in velâyet nûrunu müşâhede eden velî kullar. diğer nurlar zıllî olduğundan.468 Nazım Efendi’ye göre evliya. Kemâlâtu’l-ilâhiyye fi’s-sıfati’l-Muhammediyye.ilahî zuhurun ilk başlangıcı olan mutlak gaybdan sonra. Kendisinin dışında kimse görmeye güç yetiremez. Peygamber(sav)’in ruhaniyeti aşikâr olmuştur.

amellerini. mü’minlere kendi içlerinden. müjdelediği ve vadettiği işleri tamamlamak.” Âl -i İmrân: 3/164. 472 Simakulunî. Peygamber(sav)’in yardımcılarıdır. 3. Dehlevî şahu’l-velîyullah. sünnetlerini yaşatmak ve övgüye layık bir rahmet toplumu olmak. Allah(cc)’ın kullarına lütfu olan nurun tamamlanması. Hz. onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. velayet ve velî kavramlarının mahiyetini anlamada mühimdir. Abdullah-ı Dehlevî (v. Teheccüd namazlarında sorumlu mü’minleri Peygamber(sav)’e arz eden evliyaların kimi bir Mü’min. s. 471 evliyanın insanlara bir hizmeti olarak da ifade edilmiştir. ümmetin uleması ile ifâ edilmektedir. kelimetu’llahı alî etmek ve Allah(cc)’ın vadini yerine getirmek olan nübüvvet gayesini. Peygamber(sav)’e layık olmak. Hz. Peygamber(sav)’in başlattığı. daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.bu meclislerde ya ruhaniyetleri ile hazır olurlar ya da. harb.Nübüvvet yolundaki barış. Zahirde meliklerin eliyle yürütülen hilafet. kimi 200 milyon Mü’minin 469 470 Kıbrısî. asr-ı saadet toplumunu yeniden teşekkül etmek. Kâfirler isterse hoşlanmasınlar!” Tevbe: 9/32 . Tasavvuf Sohbetleri. 470 nihayete erdirmektir. onları arıtıp tertemiz yapan. 156160. Esere göre olduğu evliya. Abdullah-ı Dehlevî. 471 “Andolsun. şeriat ve siyaset usulüyle. Allah. Hz. âlem-i berzahtan nazar ederler.472 Evliyânın söz konusu vazifesi hakkında benzer açıklama Nazım Efendi hakkında dua yazılmış bir eserde paylaşılmıştır. ss.Ümmet olarak bu amaçlar doğrultusunda. batında. evliyanın hizmetini üç ana maddede özetlemiştir: 1. 1240/1824)’ye göre velayet ve evliyâ’nın hizmeti. Peygamber ile insanlığa inen nûru tamamlamak. “Onlar Allah’ın nûrunu ağızlarıyla üfleyip söndürmek isterler. ihlas ve ihsanlarını ıslah etme vazifesini bu dünyada ifâ eden son Peygamber(sav)’den sonra hilafet başlamıştır. emrettiği. Hz. Muhammed Beşîr. 2. Hz. 93 . İnsanlığın akaidini. onlara âyetlerini okuyan. nûrunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. Beyrut 1999. Oysa onlar. Peygamber(sav)’in nübüvvetinin ve insanlığa hizmetinin halefidir. Daru İbn Hazım. Evliyalar bulundukları çağdaki ümmetin affı için edenlerdir.Hz. Bu manada velayet.”469 Evliyânın hizmeti mevzusu. Allah ise. 85.

Bu izaha göre velayet makâmında bulunan kulların tevhîd kuvvetleri. Akçağ Yayınları. aynı zamanda. bir lokomotif ile ona bağlı 124 bin vagon şeklinde temsil edilmiştir. Hz. Hz. Bu muhabbet ile kalb kandili tutuşur ve etrafını aydınlatır. 15. Ayrıca Bkz.”474 Şeyh Nazım Efendiye göre. kaç kişiyi davet ve irşâda memur olunduğu bildirdi. Durumu sofradaki ashaba duyurur ama. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber(sav)’le doğrudan irtibat halindedirler. 14. Bu halden daha kemal makâmlarda ise kuvvet. 94 . Ankara 1995. s. s. Bu kuvvet nebîlerin kalblerinde toplanmışken. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a.. Bera zehirin tesiriyle ölür (4974). İbrahim. Bu hikmeti Peygamberimize(sav) ikram edilen zehirli kuzu hadisesi477 üzerinde Hz. Rasullulah(sav) zehir katılmış bir koyun hediye etti… Rasulullah(sav) zehirli lokmayı alır. bu esnada lokmasını yutmuş olan Bişr b.e. s. Bu temsile göre kimi velî. Ali Efendimiz (ra) hepsini yese bir şey olmazdı. Kimileri ise arka vagonlar gibi lokomotife uzaktır yani. lokomotife yakın vagonlar gibi Peygamber(sav)’e çok yakındır. Ali(ra) ile mukayeseli izah etmiştir. Canan. tüm azalarında bulunmaktadır. bütün dünyadaki 473 474 Mirahmadi.16. Burkay. 476 Kıbrısî. sonraki asırlarda ümmet-i Muhammed’i irşâd ve hidayet etmek için Rasullullah(sav)’ın havass-ı ümmetinden mürşid-i kiramı tayin ve tahsis buyurdu. Ebu Hureyre(ra) anlatıyor. Peygamber(sav) ile evliya arasındaki ilişki. a. 191. Peygamber(sav) ile evliya arasındaki bu bağı rabıta ile başlayan muhabbet oluşturmaktadır. yutmada n tükürür. s. Bu makâmda bulunan nebinin vücudu ve azaları. “Yahudilerden bir kadın.476 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre evliyada da enbiyada olduğu gibi bir kuvvet-i tevhîd bulunmaktadır. Her mürşîde. Peygamber(sav)’i gölgeler şeklinde görür.475 Kıbrısî’ye göre bu muhabbet.15. 24. 475 Mirahmadi.473 Bu anlayışı Şeyh Şerafeddin şöyle ifade etmiştir: “İla yevmi’lkıyam. vesiledir.affı için dua eder. Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi. Bırak o zehirli koyunu.g. Bu velî kullar. kalbte toplanmıştır. ancak vahyen zehirli olduğu bildirilir. bu kuvvetin hiç bulunmadığı beşerin vücudu ve azaları ile aynı olduğunu Şeyh Nazım şöyle ifade etmektedir: “Peygamber (aleyhi salatu ve’s-selam) bir lokma yese ona dokunurdu. Mü’minin kalbindeki nurun parlamasına. velîlerin vücutlarında dağınık olarak bulunmaktadır. 477 Hz. Menâkıb-ı Şerefiyye. s. c. Allah’ın Nuru. Bu suretle ahdu misakı alındı. Sufi Meditation.” Bkz.

s. Onun her azasında hal kuvveti var. İstanbul 2008. nefs. ulûhiyette fani olduğu andır. ilmen sonra cehden. Onun kılına bir şey olmazdı. tüm hal ve sıfatlarıyla elest bezminde yaşadığı hal ve sıfatlara bürünmesidir.. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). ss. Hakkın dışındaki şeylerin. bütün bütün mahlûklara değildir. Kıbrısî’nin genel tasavvuf anlayışına daha yakın görünmektedir. 481/1089) fena kavramını. Hâce Abdullah el-Ensârî. Şeyh Nazım tarafından altı çizilen misak anlayışı. velayet. Menâzilü’s-sâirîn. Herevî. Çünkü velayet sahibi (velî). çıkış makâmlarını bitirmeden inişe başlamıştır. Hakka doğrudur. Peygamber-i Zişan ona tahammül edemezdi. Peygamber-i Zişan o kuvvet-i tevhîdi azadan kalbe toplamış bulunuyordu. Ali’nin derecesi daha mı fazla? Hayır! Şimdi sizin sorunuza münasip hikaye ile cevaptır bu. kulun içinde bulunduğu fenâ anında. Bu konuda önemli bir çalışma olan “Menâzilü’s-Sâirîn” eserinin müellifi Abdullah-ı Ensarî (v. Hz. gaflet. mürşid konularında. 480 Hucvirî. ondaki beka göstergesidir. şehvetlerin fenâ olmasından ve onların hükmünün ortadan kalkmasından sonra. Kulun ubudiyetinin hakikatine tekrar vasıl olması. ss. Nübüvvet sahibi ise. Ter. Bunun için gözü hep yukardadır.479 Hucvirî (v. yakar bitirirdi. Bütün varlığı ile halka bakamamaktadır.: Abdurrezak Tek. İnişte de mahlûklara doğrudur. Yakar.480 İmâm-ı Rabbânî (v. bütün bütün mahlûklara karşıdır.ne kadar zehirler varsa. zahiri halk ile olur. Böyle olmakla birlikte peygamberlikteki inişte insan. vücut yine eski halinde olur.”478 Kıbrısî’nin fena ve bekâ anlayışları ıstılahtaki tanımlamalardan farklı değildir. Batını Hak ile. Bu manada Hucvirî’ye göre fenâ halinin manası. Ensarî’ye göre beka. 86. 142-143. Hucvî’nin fenâ-bekâ anlayışıyla bütünleşen bir mahiyettedir. 95 . Ona o zehrin hükmü yok. 308-309. Hz. Bu durum kulun ubudiyetini bile unuttuğu. sonra da hakkan fenâ bulması olarak tanımlamıştır. Zira Allah’ın nûru. yükselme makâmlarının hepsini bitirip de indiği için. Eh şimdi Hz. Tasavvuf Sohbetleri. Ali hepsini yese. 465/1072)’nin fenâ ve bekâ tanımlaması. 1034/1625)’velayet ve nübüvvet seyri arasındaki farkı şöyle ifade etmiştir: “Her iki çıkışta da insan. kalanın ismidir. Lakin kemal makâmına doğru o kuvvet. Evliyalıktaki inişde. Ali Efendimiz daha bütün azasında olduğu için ona tesir olmazdı. bütün varlığı ile insanları Hak teâlaya 478 479 Kıbrısî. Emin Yay. kalbin içine doğru indiği vakitte.

avam sınıfından başlar. Hakk’ta fena olması farkı söz konusudur.no: 209. ruhanî yönünden daha kuvvetli olmasıyla da ilgilidir. 484 Kıbrısî. Peygamber(sav). Hz. Yaratılış ve Varlık İle İlgili Kavramlar/e. Bu yüzden evliyâ. Kıbrısî’ye göre Fahr-i Kâinat Efendimiz(sav). miracda sidre-i müntehadan içeri girerken kalbinde yokluk kaygısı yoktur. kabirlerinde çürümeyecektir.g. batında Allah(ac)’ın yeryüzündeki hilafetini giyen zâtlardır. 88. 96 . 486 Bkz. Şeyh Nazım’ın verdiği zehirli kuzu misali. nübüvvet nuruyla verilen haberlerin muhalifinde tasarrufta bulunamaz. Tasavvuf Sohbetleri. Nazım Efendi’nin ifadesiyle “velî. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den aktardığı bu bilgiden hareketle Nazım Efendi. nübüvvet nûrunun ve kudretinin varisidir.485 Bu konuyu Şeyh Nazım’ın mirac anlayışıyla ilgili düşündüğümüzde. evliya makâmâtı hakkında şöyle bir anlayışa ulaşır. bekâ ve Hz. “Onlara söyle Ben de sizin gibi bir insanım. s. Peygamber(sav)’in insanî yönünün.e. tasavvuftaki beka anlayışıyla ilgilidir..483 Dolayısıyla. a. Peygamber(sav) anlayışlarına dayandığı. Peygamber(sav)’in miraçtan inişi.”484 Kıbrısî’ye göre velayet makâmlarının en yüceleri olan bu makâmdaki evliya yani. kemale geldiğinde başlangıca dönmüş olur. geri dönmek istememiştir.486 Yani. fena makâmında halktan uzaklaşıp. âlem-i halkta yapılan davetin kuvveti içindir.no: 260. fenâ ve bekâ gibi ıstılahî kavramlar açıklayıcı olmaktadır. sidre-i münteha. beka makâmında bedenen halka karışıp halk olan kul. Mek. Kehf: 18/111. sufîlerin bu çerçevedeki fenâ. yürür. s.”481 İmâm-ı Rabbânî’ye göre bu durum aynı zamanda Hz. Binaenaleyh Şeyh Nazım-ı Hakkâni’ye göre velayet. tevhîd kuvvetini kalbinde toplayan velîler. yol alır. Kalbinde kavuşma arzusuyla alevlenmiş bir aşk ile sidre-i müntehadan girdiğinde. şüphesizdir.çağırmaya bakmaktadır. aşk. 86. Mek. Evliya kemal makâmlarında ilerlediği nispette üzerindeki harikulade halleri gizler ve o nispette avam gibi görüntü ve yaşantı arz eder. Mektubât. 483 İmam-ı Rabbanî. Bu zatlar zahirde avam. 485 Aynı eser.Mirac Konusu. Bununla birlikte velayet makâmı olan fenâ ve 481 482 İmam-ı Rabbanî. Ancak bana vahyolunur…”482 ayetinde bildirilen bu yön. Binaenaleyh Hz.

s. Meryem’in odasına girdiğinde gayb âleminden gelen rızıkları görünce bunların nereden geldiğini sormuş. er-Risâle. Meryem biraz büyüyünce. 380.bekâ. 97 .489 Bununla birlikte Kehf Sûresi nde haber verilen Ashab-ı Kehfin hadisesi ve Musa(as) ile Hızır(as) arasında yaşananlar bu kavramın kazandığı anlamda. ss. eniştesi Hz. “Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu. Doğduğunda yetim olan Meryem'in bakımını. ordu kumandanına "Ey Sâriye dağa bak. annesinin vadinin yerine gelmesi için Zekeryâ(as) onu Kudüs mabedindeki mihraba yerleştirdi. Hz. sidre-i müntehaya çıkarken. onun yanına. Nihavend’de çarpışan İslâm ordusunun arkadan çevrildiğini görüp.488 Dolayısıyla peygamber olmadığı halde Meryem’e manâ âleminden rızıkların gelmesi. İsfehanî. “Ey Meryem. Kur’ân-ı Kerîm’e istinad edilen dayanaklarıdır. Peygamber(sav). Hz. velî fenâ makâmına varır. bu sana nereden?” derdi. velî bekâ makâmına indiği dairesel seyrini yapar. bir bakıma nübüvvet dairesinin küçük bir numunesidir. sâlih kişilerin böyle tanrısal lütuflara erebileceklerini gösteren delil olarak kabul edilmiştir. miraçtan inerken. Meryem de bunların Allah(cc) katından geldiğini söylemiştir. el-Müfredât. 489 Ateş. s. dağa!" diye nida ettiği ve bu sesin. mevsiminde bulunmayan meyvelerle müşerref olmuştur. 490 Kuşeyrî. lütufta bulunmak. Zekeryâ(as) üstlenmişti. 26. izzet. c. Peygamber(sav). itibar. Zekeryâ. 429. "Sizden önceki milletlerde mukaddesi kendisine ilham olunan 487 488 Firuzebadî. Kur’ân Ansiklopedisi.490 Hz. Zekeryâ. cömertlik. 1154. dilediğine hesapsız rızık verir. 156-161. lütuf gibi anlamlara gelmektedir. Kamûsu’l-muhît. mihraba her girdiğinde yanında bir rızık bulurdu. s. şeref. ihsanda bulunmak. Keramet: Keramet lugatta. “Zira Allah. Ömer’in Medine’de hutbe okurken İran. Nihavend’e duyurduğu hadisesi keramete sahabe örneği olarak verilir.2. (O da) “Bu Allah katından” derdi.” Âl-i İmrân: 3/37.487 Kur’ân’da keramete delil olarak Meryem kıssası gösterilir. onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeryâ’da onun bakımım üstlendi. b. Yani nübüvvet nuru ile Hz. Meryem burada eğitim ve ibadet ile meşgul iken.

. Tasavvuf Sohbetleri. bazen iradî. 184. ss. TTDS. Dâru’l-hadîs. 248. 6. et-Ta’rifat.kimseler vardı. Buna göre keramet. bir işin içine girip idare etmek anlamları olan tasarruf. 140. tayy-ı mekan yapar. Kıbrısî.498 Istılahtaki sayısız menkıbe. Keramet. İstanbul 2010. 494 Curcanî. Tah. Ebu Hüseyn b. o maşayı tutan adamdır. 23. Allah dostlarından sâdır olan harikulâde haller olarak anlam bulmuştur. 496 Kuşeyrî. 492 Câmî. kendisinden farklı mekanda bulunanların yardımına koşar. kerametlerden bahseder. s. Beyrut 1991. kalbten geçeni okur. gözden kaybolur. 497 Hucvirî. ateşi alan maşa gibi dolaylıdır. Benim ümmetimde de varsa Ömer’dir. s. Yani velî. Haz. keramet kavramını genel terminolojideki manasıyla kullanmıştır. Ayrıca Bkz. hayvanlar. Ter. Dergah Yay. 54. Peygamber(sav)’in vefatından sonra. Ali b.: Süleyman Uludağ. Sahihu Muslim. O’nun devam eden hissi mucizeleridir. yaşa nan bir tay-i mekan tecrübesi olarak ifade edilmiştir.. s. 495 Cebecioğlu.495 Kerametin gayri-iradî olduğu genel kabul görse de. Allah’ın velî kullarına bahşettiği bir lütuf ve keramet olarak tanımlanır. mesafeyi kısaltarak bir yere vasıl olma manasına gelen. 98 . Sufîlere göre bu tasarruf esnasında kul.: Süleyman Uludağ. Bunlara göre keramet sahibi veli. Müslim. Enbiya. 25. ss.496 Bu kerametler. Haccâc.492 Velilerin kerametlerinin hak olduğu kelam uleması tarafından kabul edilmiştir. s. sobadan ateş alan maşa gibi bir fonksiyonu haizdir. s. er-Risale. nefsini dize getirdiği için diğer mahlukâtın zikrine ve lisanına vakıf olur. s.497 Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’yi anlattığı bir sohbetinde Nazım Efendi. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). fiziksel imkanlar dâhilinde olmayan bereketli sofralar kurar. Nefehâtu'l-uns(Evliyâ Menkıbeleri).: Muhammed Fuâd Abdüldaki. Osman.Yavuz Yusuf Şevki. TDV İA. 269. ıstılahta. 493 Taftazanî. Sa’düddin.494 Bir işte hareket etmek.379."491 hadis-i şerifi ise kerametin delili addedilir. İstanbul 2010. c. Hz. 118-119. bitkiler 491 Buhârî. 498 Şeyh Abdullah Dağıstanî bahsinde detayıyla belirtilmiş olan hadisede keramet.493 Tasavvuf ıstılâhında keramet. Fezailu’s-Sahabe. Asıl fiil sahibi. tayy-ı zaman ve manevî dilleri konuşmak gibi olağan dışı fiillerin arız olması anlamında kullanılmıştır. Şerhu’l-Akâid (İslam Akâidi). bazen irade dışı gerçekleşir. 280-285. 629. Fezâil. tayy-ı mekan.

İstanbul 1980. temize çıkar.K.. Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı. 54.. Dâru’l-Ma’rife. Boğaziçi Ünv. keramet sahibidir.37. olgular dünyasına indirme gücüne sahiptirler. İstanbul 2004. Adbülbaki. elbiseleri eski ve kendilerine önem verilmez nice insan vardır ki. ümmet-i Muhmmed’i dünyada ve ahirette gözetmek. Schimmel. Annemarie. keramete örnek olarak vermiştir. hidayete vesile olma kudreti manasında da tanımlanmıştır. Haz. Bu evliyânın bakışlarının farz olduğunu söyleyen Şeyh Nazım.: İbrahim Utve Avvad. Bahar Yay. Peygamber Efendimizin(sav) “Üstleri başları toza toprak. Menâkıb-ı Hacı Bektaş-ı Velî. a. Onlar. c. Sabuncu. 382-424.e. Hadikatü’l-Evliyâ. 500 Kıbrısî. Başka bir ifadeyle keramet sahibi veli kullar. Nebehânî Yusûf b.Z. Hilmi. Beyrut 1994. Basılmamış Doktora Tezi. 1979. Başka bir ifadeyle keramet. Tirmizî. alem -i misal’deki olayları.. İstanbul 1988.499 Şeyh Nazım’a göre velî. Ahmed. Ahmed Ziyauddin. İslamın Mistik Boyutları. Mesela.. Kıbrısî kerameti. 65-66. 502 Müslüm. 40. Dâru’s-sahâbe li’t-Turâs.. Tah. Mevlevî. Bektaşî. Üzerinde ne kadar zulmet olursa olsun onun nazarının altına giren kimseler temize çıkar. 66. İstanbul 1958. 1993. er-Risale. Bedir Yay. 99 . Ahmed Hocazade. bir velinin kerametini Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den naklederek ifade etmiştir. 1-2. 214-228. Fahr-i Kâinat efdalu’s-salatu ve’s-selam Efendimizin varisleridirler. s. Birr. Onların nazarı değen kimse.”502 hadis-i şerifi naz ehli Allah dostlarının tasarruflarına ve indi ilahîdeki makbul dualarına işaret etmektedir. Şeyh Nazım’ın keramet anlayışında bu hadis-i şerifin etkili olduğu kadar. Bayramî Tarikatlerine Bağlı Dört Evliya Menkibeleri Üzerine Bir İnceleme. Keramet ıstılahtaki manasıyla kullanılmış olsa da.: M. Feridüddîn-i.g. Menâkıb. s. Menâkibu’l-imâm el-a’zâm ebu Adbullah Süfyan b. özel bir anlama da sahiptir. İstanbul 1989. Ehl-i Sünnet İ’tikadı. İnkiyap Kitapevi. Onlar böyle ümmet-i Muhammed(sav)’e bakar. Gölpınarlı. Kuşeyrî. Allah onları yeminlerinde yalan çıkarmaz. Câmiu kerâmati’l-evliyâ. 499 Attâr. Zihebî. Tezkiretü’l-evliyâ.ve taşlar ona itaat eder. ‘Allah’ım şu işi şöyle yapacaktır’ diye yemin etseler. ss. İsmaîl. onları hidayete sevk edecek hizmetleri görmek olarak tanımlanmıştır. Kabalacı Yay. gözleri ile ibâdullahı ve ümmet-i Muhammedi temizleyecek nûr sahipleridir. 501 Kıbrısî.500 Ümmet-i Muhammed’i hidayete sevk edecek hizmeti sürekli olarak gören velî zatların vazifelerini Nazım Efendi. Said es-Sevrî.”501 Hz. ss. Tasavvuf Sohbetleri. Ebu Abdullah Muhammed b. Osmanlı Yay. Gümüşhanevî. ss.. Zeyneb. onların vazifelerini şöyle ifade etmiştir: “Onlar.

elest bezmindeki hitabı her an işitenlerdir. 14. ilahî esmanın tecelli ettiği hane olur. Kulum bana devamlı olarak nafile ibadetlerle de yaklaşır.Misak Bahsi (Yevmu’l-ezl). kullarımı bana. s. s. 503 504 Buhârî. Allah’ın nûru ile bakan kullardandır. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a. maddî ve manevî olmak üzere iki çeşit bir tasnif dâhilinde de ele alınmıştır. Çünkü bu keramete şahit olanların. bu tasnif üzerinden değerlendirildiğinde. 507 Kıbrısî.510 Keramet. 4.“Hiçbir amel. Tasavvuf Sohbetleri. c. Bu nûrla bakan kullar aynı zamanda. kendi algı dünyalarında tecrübe ettikleri maddi bir tecrübe değil. farz kıldığım amellerin yaklaştırdığı derecede sevimli bir şekilde yaklaştırmamıştır.Allah’ın Nûru. manevî keramet nev’indendir. c. 100 . 14. varoluş adetlerinin dışında fiiller sergilemeleri. 672. Kütüb-i Sitte.Allah’ın Nuru. 25. Ancak Allah attı”504 ayetindeki sırlara mazhar olurken.”503 Hadisinin de etkili olduğu şüphesizdir.508 bazen de irşâd sahibi mürşîd509 olarak tanımlamıştır. Rikak.506 Nazım Efendi bu nûrla bakan kulu bazı yerlerde mü’min. 16. 38. somut olduğu da söylenebilir. Allah’ın nûruyla bakar”505 hadis-i şerifine atfen bu konuyu Allah’ın nûru ile farklı bir açıdan izah etmiştir. TDV İA.511 Şeyh Nazım’ın misalindeki keramet sahibi zatın. Bu halin yaşandığı anda kul. 40. maddi keramettir. 269. Fiten. yürüyen ayağı olurum. 511 Yavuz. s. maddî keramet kadar. Bu gayretinin neticesi olarak ben onu severim. Bununla birlikte bu tecrübeyi yaşayan kişi açısından. aynı zamanda. tutan eli. gören gözü. Kıbrısî. bu olay. Bu tasnife göre çevredeki mevcudatın. c. 13. Keramet sahibi kulda ledünnî ilimlerin zuhur etmesi ve onun dualarının makbul olması ise. 508 Aynı eser. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a.507 bazı yerlerde levh-i mahfuzu okuyabilen âbid. 505 Canan. manevî keramet nev’inden misallerdir. Enfâl: 8/17. 510 Tafsilat için bkz. Onu sevdiğim zaman da işiten kulağı. 506 Bkz. 509 Aynı eser. bu kerametin işaretlerini gözlemledikleri manevi bir durumdur. s. s. “Mü’minin firasetinden sakının zira o. Keramet Md. İbn Mâce. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre bu kerametin ehli zat. nazarlarıyla insanları hidayete sevk etmesi. sobadaki koru taşıyan maşa misali “Attığın zaman sen atmadın.

Peygamber(sav)’den doğrudan emir alan tek velî olduğunu ifade ettiği bu zât. a.e. Bu büyük aslî cem’iyet.e. (Aladdin-i Attar’ın ifadesine göre) bir teveccühüyle insanları velayet makamına çıkarabilecek tasarruf kudreti verilmiştir. Söz konusu tasarrufa esas teşkil eden 512 513 Casiye: 88/13. 516 Konevî. s. 515 Kıbrısî.g. Konevî bu anlayışı şöyle ifade etmiştir: “İnsan.515 Sadreddin Konevî (v. İstanbul 2002. her evliyanın Rabbinden aldığı tasarruf kuvveti nispetindedir ki bazıları. İz Yay. 101 . 514 Bu örneğe göre Şah-ı Nakşibendî’ye. s.517 Bu kerametler. s. 126.513 Nazım Efendi’ye göre bu ikram. sonuçta ve başlangıçta tam olarak mazharı olduğu esmaî ve kevnî hakikatlerin neticesini değiştirebilir. “Ve yeryüzünde ve gökyüzünde bulunanların tümü size musahhar kılındı”512 ayetinde bildirildiği gibi yerde ve gökteki her şeyin musahhar kılındığını ifade etmiştir. halifelik yönüyle ilgilidir.Şeyh Nazım. 517 İbn Arabî. insan-ı kâmilin gerçekleştirdiği sır anlayışı ile ilgili izah etmiştir. Bu durumda insanın işi ve hali. her evliyada farklı zuhur eden tasarrufa. 68. Şeyh Nazım’ın sır anlayışıyla bir bütünlük oluşturur mahiyettedir. “Benim ümmetimden fesat zamanında bir sünnetimi dirilten kimseye yüz şehid sevabı vardır” hadis -i şerifiyle tanımlamakta ve bugünkü evliyânın tasarrufuyla ilişkilendirmektedir.. Mehdi(as)’ye ait emanetlerin gözetilmesinden sorumludur. 673/1274)’ye göre söz konusu keramet. Bugünün evliyalarına ise bugünün zorlu fesat zamanlarından dolayı daha âlâ bir tasarruf kudreti verilmiştir. velayet sırrına vakıf olan evliyaya. 140. insana bu âlemde hükmetme gücü vermiştir.g. Ter. vazifesinden bahsetmiştir. bir sınamadır. âlem-i berzahta dahi devam eder. Marifet ve Hikmet.”516 İbn Arabî (v. Bu ilişki “ümmetin avamına bu fazilet verilirse.514 Günümüzdeki evliyanın keramet ve tasarrufuna örnek olarak Nazım Efendi. 122. Nazım Efendi bugünü. Bu güç verilene bir şeref değil. 120. büyük ve aslî cem’iyet (insanın esmaî hakikatleri) ve hükmü tashih edilen cem’iyetine (insanın kevnî hakikati) göre değişir. Kıbrısî.. s. evliyalarına ne verilmiştir” şeklindeki bir fikir yürütmedir. a. İstanbul’da yaşayan Allah dostu bir zâttan ve o zatın sırrı olarak da ifade edilen. Şeyh Nazım bu konuda geçmişteki ve günümüzdeki Allah dostlarının tasarruflarını misal getirmiştir. 69. bunun sırları ve tafsili hükümlerinin suretlerinden ibarettir.: Ekrem Demirli. Tasavvuf Sohbetleri. 638/1240)’ye göre bu tasarruf insanın. Sadreddin. Bu açıdan keramet. Bu anlayışa göre Allah(cc). “hakikatü’l-hakaik” diye isimlendirilir ve insan-ı kâmillerin halleri. Miftâhu Gaybi’l-cem ve’l-vücûd (Tasavvuf Metafiziği). s. Kıbrısî. keramete ve sırra delalet eder..

Berzah âlemindeki bir evliyanın adının zikredildiği meclislerde onun ruhaniyeti hazır olarak bulunabilir. ile ilgili görülmektedir. Tasavvuf Sohbetleri. evliyanın ruhâni olarak hazır bulunduğu veya nazar ettiği meclislerde bulunan kişilerde.518 Nazım Efendi. Allah(cc)’a duyulan sevgi ve ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Âbidin Paşa’nın Mesnevî Şerhi ve Tasavvufî Düşünceleri. Mü’minin kalbine tesir etmesi şeklinde anlaşılmaktadır. 37. Nazım Efendiye göre tasarruf Rabbi’nin izniyle olur ve bu Allah(cc)’ın dostlarına bir lütfudur. Kerameti manevî bir güç ve tasarruf olarak tanımlayan Kıbrısî’ye göre bu güç.e. kalbin titremesi.husus. 102 . 524 Çelik. Ebediyete Davet. 15. ss. haşyet ise. Allah’ın nûru Peygamber Efendimiz(sav)’e Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte indirilmiş.523 Osmanlı dönemi mutasavvıflarından Âbidin Paşa (v. Basılmamış Doktora Tezi. onların duasıyla yoldan geri döner. s. Bu inayet ile atıldığı zaman dönmeyen kaza ve bela okları. s. 521 Razî. kendilerine O'nun âyetleri okununca bu. 121-122. ss. Abidin paşaya göre velayetin ilk işareti. 520 Enfal: 8/2. ss.519 “Gerçek Mü’minler ancak o Mü’minlerdir ki yanlarında Allah zikredilince kalpleri ürperir. Kur’ân-ı Kerîm’in lafzı ile beraber okunmuş ve Kur’ân lafzından o nûru alanlar olduğu için ümmet içinde bu güne kadar yayılarak gelmiştir. 21-22. nûrun ayetten ya da nûr sahiplerinin (evliyânın) nazarından çıkıp. 523 el-Hakkânî. zemmedilen ahlaklardan sıyrılmış olmak ve çok fazla ibadet yapmaktır. Mefâtihu’l-gayb. ibadetle artar ve taatla korunur.521 Nazım Efendi’ye göre bu ürperti Allah’ın nûru..”520 Razî’ye göre bu ayetteki ürperme. 15. inayet ihsan etmiştir. 522 Kıbrısî.. c. gelir. 1324/1906) da keramet ile ibadet arasındaki benzer ilgiyi kurmuştur.g. Bu halini muhafaza eden evliyaya Allah(cc). onların imanlarını artırır ve yalnız Rab'lerine güvenip dayanırlar. bir ürperme halinin meydana geldiğini ifade etmiştir. ümmet-i Muhammed(sav)’in misak günündeki ahidlerini yerine getirmelerine yol açmaktır. Aynı yer. İsa. 129 -130. Atatürk Ünv. Erzurum 2001. a.522 Kıbrısî’nin bu düşüncesinden hareketle.524 518 519 Kıbrısî. Allah(cc)’a duyulan haşyetten.

Şeyh Abdullah Dağıstanî. Peygamber(sav)’in nübüvvetten önce ve sonra. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. Altıncı keramet. Bu mürîdan içerisinde dünyada görüşülmeden vefat edenleri dahi bu fazilet ve kemâlâttan mahrum etmemek. Bu izaha göre birinci keramet. Bu keramete sahip zatlar kendilerinde masivallah görürlerse. 528 Burkay. bu kerametin gereğidir. Bu tezde bkz.Nazım Efendi’ye göre bu asırdaki büyük evliya ya.528 525 526 Kıbrısî. 527 www. bu vazifeler arasında gösterilmişse yapılır. kendine ait hak ve hukuktan dolayı ümmet-i Muhammed(sav)’den bir şahsın dahi intikam-ı ilahîyeye mazhar olmasına razı olmamaktır. kendi ve ümmeti için yaptığı tüm dua ve münacâtlarını.527 Evliyaya ve mürşid-i kirama bahşedilen dokuz büyük keramet hakkında Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’nin tafsilatlı izahı mevcuttur. Beşinci keramet. Şeyh Nazım. Şeyh Şerafeddin’e göre irşâd. Üçüncü keramet kendisine yevmu’l-misakta emanet edilen mürîdanı. o zamandan beri olmalıdır.526 Bu çağdaki velilere verilen dokuz büyük kerametin neden geçmişteki evliyaya verilmediğini. Sekizinci keramet. Dördüncü keramet. Bu izaha göre önceki evliyanın sır ve marifetleri. 119. kendisine hakaret ve iftira ile övgünün müsavi olmasıdır. tevhîd-i ilahî’ye ve tasdik-i nebevî’ye muvaffak olmaktır.8. s. o hâtırdan dolayı gusül abdesti alıp. Tasavvuf Sohbetleri. ss. tövbe etmedikçe ilahî huzura durmayı kendilerine haram kılarlar. onlara dua ve münacatta bulunabilmektir. yevmu’l-misakta gösterilen vazifenin eksiksiz ifa edilmesidir. bir Kur’an hafızının bildiği gibi bilmektir. İkinci keramet. ailesini tanır gibi bilerek. tüm bu kalbî birikimi miras alır ve dokuz büyük keramete de sahip olurlar. hidayete ve kemâlata sevk etmektir. geçmiş velilere verilmeyen dokuz büyük keramet verilmiştir. Yedinci keramet. Böylelikle son zamanın büyük velileri. Dokuzuncu keramet. tevarüs üzerinden izah eder. kelime-i tevhide “Muhammedu’r-Rasulullah” kelimesi ne zaman eklenmişse.com/02182007-earh-awliyah. bugüne kadar tüm gelmiş geçmiş ümmet-i Muhammed(sav)’in tamamını. 103 . Bu muvaffakiyet. kalbinde bir lahza dahi masivallahtan havatırın girmemesidir.525 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî bu dokuz büyük kerameti haizdir.sufilive. 44-49. Menakıb-ı Şerefiyye. Giriş/Halidiyye-i Hakkaniyye Tekkeleri/a. kendisinden sonrakilere tevarüs ederek kümülatif olarak artar. Hz. mürîdleri içerisinde amel ve itikat cihetinden en zayıf olanını bile hidayete sevk edebilmektir.

Gördükleri hakikatlere ve güzelliklere insanları davet ederler. et-Taarruf. peygamberleri yalanladıklarında. kalbini havatırdan daima koruma kerametine vasıl olur. Keramet ehli zatlar. ss. Kıbrısî’ye göre velî kulun en önemli kerameti. insanları hidayete sevk etme hizmeti ve bu hizmetin devamlılığıdır.530 Özet olarak Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre keramet. velî kullarına musahhar kılınmıştır. Şeyh Şerafeddin’in belirttiği dokuz keramet üzerinden bakacak olursak. Bu açıdan bakıldığında keramet.e.. enbiyâ gibi doğru sözlü. sâdıklardan olur. a.529 Şeyh Şerafeddin tarafından Şâh-ı Nakşîbend hakkında ifade edilen bir menkıbe. bu hayatın başkalarını irşâd etmesiyle de alakalıdır. Bu haller Allah’ın nûru ile bakan velî kullardan sadır olur. 80. keramet sahibi.g. bir sonuç olmaktadır. Peygamber gibi doğru sözlü olan Evliyâ’nın. yerde ve gökteki her şeyi. tarikat içerisinde hakikate vasıl olan zümrenin makâmına idhâl etmiştir. Davet edildikleri hakikatleri idrak acziyeti yaşayan insanlar. Allah(cc) tarafından doğrulanması ise kerametle olur. bir amaç ya da sebeb değil. Mürşîd-i A’zâm(sav) ile kurbiyet ve ayniyet kerametine ve bunun neticesinde Hz. Allah dostlarından sâdır olan harikulâde hallerdir. 104 . Tehanevî’ye göre bu durumda evliyâ. irşad vazifesi başladığından. veli kullar için tasarruf kavramıyla izah edilmiştir. hizmetlerindeki devamlılığı sağlarlar. Kıbrısî’ye göre. Bu menkıbeye göre Şâh-ı Nakşîbend.Şeyh Şerafeddin tarafından sayılan bu tüm bu kerametler. Allah(cc) onları mucizeleriyle doğrular. 79-87. misafirlerinin tümünü bir nazar ile. s. taatla 529 530 Kelâbâzî. Bu kudret. evliya tasarrufuna örnek olacak mahiyettedir. Bu kerametle birlikte. ibadetle hizmetlerini artırırlar. Burkay. Peygamber(sav)’in merhametinden bir şube olma kerametine vasıl olur. ahdine sâdık olarak bir hayat yaşadığı zaman. keramet sahibinin zikir ve dua üzerine inşa ettiği takva ve merhamet hayatıyla ilgili olduğu kadar. Allah(cc).

Mıknatısın eksi artı uçları da kutub adını alır. c. değirmende alt taşa yerleştirilen ve üst taşın dönmesini sağlayan demir anlamına gelmektedir. 35. dünya hayatında bu temennide bulunan Bâyazîd-i Bistâmî’yi bu fedailere örnek olarak vermiştir. velî bir kuldur ve âlemin ruhu olarak değerlendirilir.532 Allah(cc)’ın yeryüzünde her zaman kendisine baktığı kutub. s. Tehânevî. herkeste bi’l-kuvve vardır. Emaneti tahakkuk ettirebilen yani onu kuvveden fiile çıkarabilen kâmil velî. kuzey kutupları. Tüm bu tanımlamalara ek olarak kutub. Ta'rîfât. Güney. 534 Kıbrısî. velî. hâkimi gibidir. kendi asrında bulunan ümmet-i Muhammed(sav)’in yerine kendini fedâ eden kimse olarak da tanımlanmıştır. s. âlim. Geometride kutub. 126. 186. yani kutbu şu cümlelerle tanımlamıştır: “Kutup. ss. âbid vasıflarını ihtiva etmektedir.531 Istılahta kutub. 129.b. Kutub: Çoğulu aktâb olan kutub kelimesi. Ta’rifât. Kutub olabilme özelliği. emaneti. halkı Hakk’a götürmekle görevlidir. Allah(cc). Nazım Efendi. Cebecioğlu. bütün inâyet üzerine inzal olup içinden gerek ulvî 531 532 Firuzebadî. s. s. Uludağ. Dünyâmızın alt ve üst tepe noktalarıdır. kendindeki bu özellikle kâinatın mahkûmu değil. Cürcanî. Kamûsu’l-muhît. 235. Kâhire 1987. manevî derecesi büyük. hesap gününde noksanları bulunan ümmetin azabına talip olarak kendilerini feda eden kimselerdir. Sargavî Hasan. 105 . Curcânî.3. Keşşâf. ss. buyruğunca hareket ettikleri lideridir. 533 Kâşânî. 31. kutub üzerinden cereyan ederek vuku bulur. 162. kendi ekseni çevresinde dönen kürenin sabit kalan iki noktasıdır. s. Ancak kutub kendi ihtiyarı ile hareket edemez. Emir âleminden halk âlemine doğru meydana gelen tenezzül olayları.533 Nazım Efendi’ye göre kutub. Mu’cemu’l-fazu’ssufiyye. Bir kavmin kutbu. 386. s.534 Nazım Efendi kutbaniyet makâmında bulunan velî kulu. Tasavvuf Sohbetleri. 3. varlıklar içinde sadece insana vermiş ve buna bağlı olarak cümle kâinatı da onun emrine boyun eğdirmiştir. Ama bunu gerçekleştirebilmek çok az kişiye nasib olmaktadır. 1326-1327. s. Istılahatu’s-sufiyye. Bu iki ucu birleştiren eksenin merkez noktasına da kutub denilir. TTDS. 223. Yani onlar. Müessesetü’l-muhtar. Zira mutlak bağımsız yetki ve güç sadece Allah(cc)’ındır. TTS.

gelecek. ümmet-i Mahammed(sav)’in ahretteki halleri ve çileleri olduğunu beyan etmiştir. İbn-i Hibbân. ancak rahmet olarak gönderdik. (sen) razı oluncaya kadar vereceğiz’ buyurmuştur. Sahîh. c.e.541 Şeyh Nazım’a göre kutub.”540 Bu manada Hz. 9/243. sendeki ateş nedir deyince. Bestamî: Sen benim elimi öpme ben senin elini öpeyim der.: Seyyid Muhammed Dişkeri el-Alusî. 29. Bkz.539 Hz. Hz. Ümmetin hakkında sana. 537 Kıbrısî. benim elimi öpmekle benim içindeki ateş sönmez ki der. Çünkü Hz. 538 Hz. beni bir lahza rahat bırakmayan. gerek süfli âlemlere.”535 Nazım Efendi bir menkıbe536 üzerinden kutubların yaşadığı en acılı ve en çetin çilenin. Rasûlullah(sav) “Allah’ım. ss.Velayet. Peygamber(sav)’e varis olması ile direkt olarak ilgilidir. evindeyse ziyaret eder. Peygamber Efendimiz(sav)’i neşeli gördüğü bir gün: “Ey Allah’ın Rasûlü. “Vallâhi bu. Rasûlullah(sav) “Dua etmem seni sevindirdi mi?” diye sordu. Hz. onu sorardı. Tasavvuf Sohbetleri. gerek yerlere dair ve içerisinde olan bütün mahlûkatı yaşatacak. Hazretin geldiğini gören demirci işini bırakıp Hazretin ellerini öpmek ister. 542 Enbiya: 21/107. Peygamber(sav)’e vâris olanlar içerisinde kutub. alev alev tutuşan.. Ümmeti için sürekli gözyaşı ile dua eden Hz. O asırda binlerce evliya olsa da. s. Peygamber(as) bütün âlemlere 535 536 Kıbrısî. “Biz Seni âlemlere. onları vücutta tutacak inâyeti taksim eden zât demektir. Şeyh Nazım’ın tafsilatlı görüşü için bu tezde bkz. Bestamî. Peygamber(sav)’e vâris olanlar içerisinde evliyânın hizmetleri konusunda.16. Peygamber(sav)’in “Ümmetim. 541 Hz. 30. Peygamber(sav). mahşer gününde bunca isyanları ile ümmet-i Muhammed’in hali nice olcak? Diyerek çocuk gibi hüngür hüngür ağlamış. Bunun üzerine Rasûlullah(sav). a. demirci: Ey Sultanım! Benim içimde olan. ümmetim” diye ağladığı gecelerin birinde Allah(cc). Beyrut. İdaretu’l-Minyeriyye. Tas. 47/7111 539 Heysemî. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. kalbimi daima mahzun eden. o bir tek olur.”542 ayetindeki sırda olan zâttır. Cebrail(as)’e “Git ona de ki: ‘Biz sana ihanet edecek değiliz. 2/295. Âişe vâlidemiz o kadar mesrûr oldu ki.538 ashabından birini üç gün göremezse. benim ümmetim için her namazda yaptığım duâmdır” buyurdu. c. Uzaktaysa onun için duâ eder. Vaktin kutbu odur. gerek semâvata. Âişe(ra). hasta ise “geçmiş olsun” demeye giderdi. Demirci: Ah Sultanım. bu halleri bulunduğu çağda en derinden yaşayan kişi olduğu anlaşılmaktadır. 160-161.1. Heysemî. O da: “Senin duan beni neden sevindirmesin ki?” dedi. s. 540 Alusî Ebu Fadıl Şehabeddin Seyyid Mahmud. 106 . gayelerine döndürecek. Ruhu’l-me’anî fi tefsiri’l-Kur’âni’l-Azim ve’sseb’e’s-mesâni. 29 Kutupluk vazifesinin ümmî bir demircide olduğunu bilen Beyazıd -ı Bestamî Hazretleri onu ziyarete gider. evliyanın ve onlar içerisinde kutbun. benim için Allah’a dua ediver!” demişti.537 Şeyh Nazım’ın kutub için tanımladığı bu çile.âlemlere. gizli ve açık bütün günahlarını mağfiret eyle!” diye dua etti. Âişe’nin geçmiş.g. sevincinden başı önüne düştü.

başkaları bilmez. Hz. Şeyh Şerafeddin’e göre bu kimseler. 107 . Hakkâniyye câmiasında görülen kutup telakkisine kaynak olan bir terminolojiye sahip olduğu görülmektedir. tasarruf sahibi oldukları ve dünyadaki diğer evliyaya vazife dağılımlarını emrettikleri ifade edilmiştir. Camî’ye göre. kutbaniyet makâmının Hz. Bir yerde fazla durmazlar. tebeddül eder. Kutbiyyet vazifesini almadıkları halde kutupluk iddiasında bulunanlardan veya mürîdanın kutupluk yakıştırmalarından razı olanlardan. onun ömrü uzun olur. yerin sathi ile aynı seviyededir. Yükseklik ve bina gibi bir alametleri yoktur. Onlar çokça hasta olurlar. emlak ve malları bulunur.rahmet olarak geldiği gibi kutuplar ise Hz. Tasavvuf Sohbetleri. Lakin abdal tabakasına dâhil olduktan sonra. Bunların evleri. Buna göre ricâlullahın hali. tedavi görürler. kendilerini tedavi ederler. Burkay. hasta olurlar.545 124 bin evliya hiyerarşisi içerisinde kutbun nasıl bir makâmı olduğu konusundaki bir sohbet Hakkâniyye’nin resmi internet sayfasında paylaşılmaktadır. Yerler. Peygamber(sav) tarafından verilecek bir görev olduğunu ifade etmiştir. 90. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Hz.543 Nazım Efendi’nin silsile şeyhlerinden olan Şeyh Şerafeddin. 124 bin evliyanın bin tanesi millet meclisindeki mebuslara benzetilmiştir. evladı. kutub. Şeyh Nazım’ın Almanya vekili tarafından yapıldığını düşündüğümüz bu sohbette. ona hürmet eder ve onun arkasında namaz kılarlar. Peygamber(sav)’in sünneti olduğu rivayet edilen her hususta çok titiz davranan abdallar taifesinin mezarları.544 Ricâlullah’tan pek çok zat ile görüştüğünü bildiren Abdurrahman Camî (v. 898/1492). beşeriyet itibariyle diğer insanlar gibidir. 27. içerler. s. Mezarlarını. Bin seçilmiş evliyanın içerisinde 313 zâtın. Hz. ümmeti ziyana götürürler. değişir. Kutbun haricindeki abdallar. s. s. makâmında sabit durur. Peygamber(sav)’in mahşerde davacı olacağını ifade etmiştir. abdal sınıfına girmeden evvel nikâhlanırlar. 31. Hızır ve İlyas(as) kutbu ziyaret eder. 545 Câmî. Peygamber(sav)’in gönderildiği tüm insanlara rahmettirler. o gibi nesneleri terk etmişlerdir. Menakıb-ı Şerefiyye. Bunların içinde bulunan 543 544 Kıbrısî.

Bu ifadelere göre Şâh-ı Nakşîbend’e irşâd vazifesinin verildiği günden itibaren. biri güneyde biri doğuda ve biri batıda bulunan bu zâtlar. Hz. Peygamber(sav) kademi üzere olan velî. Bazılarına göre de gavs kutbun da üstünde bir velîlik makâmıdır. Bunlar içerisinde. Sad: F. s. Ebu Bekir(ra). Peygamber(sav)’e vakt-i saadetlerinde ihsan edilen dört ashabın. 177. Hz. Hucvîrî. Hz. Kırklardan başka ricâlu’l-gayb erleri denilen yedi zât vardır. 108 . Hz. İstanbul 1996. fıtratı üzere olan evliya ise kutubdur. yerdeki karıncadan. Muhammed(sav). Curcânî. kutub tabiri ile birlikte kullanılır.548 Bu konudaki benzer ifadeler Şeyh Şerafeddin tarafından da zikredilmiştir. Hz. ss. hem ricalullahın başı Gavsul Azam.naksibendihakkani. Hem kutupların.546 Tasavvufta kutub. 371. Ebu Bekir fıtratı üzerine olan velî kula ise. Osman(ra).kırkların vazifelerinin bilinemeyeceği. Ta'rîfât. Zehra Dedeoğlu. Nakşibend’in sağ omzundan eksik olmamıştır. Hz. Gavs yardım istemek. Bunlardan Hz. sadece kendisinden manevî yardım istenilen zâta verildiği için. Osmanlı Yayınevi. Ali(ra) ve Hz.547 Başka bir görüşe göre kutub. 04/2011 tarihinde görüldü.com/?page_id=2212. manevî mertebelerin en yükseğine erişmiş. Muhammed Mustafa(sav)’ya vekâleten iş yapar. kurtarıcı velî olan kutbun unvanıdır. Nefs Mertebeleri. kutbu’l-aktâbdır. bu sorumluluklarının mahiyeti bilinemez. Biri kuzeyde. Kırklar Kur’ân’a mükellef olan herkesten sorumlu olsalar da. Keşfu'l-mahcûb. Ömer(ra). her gün imsak vaktinde efrad-ı ümmettin isimlerini sayarak hatmetmiş ve 546 547 http://www. Fatıma’ya(ra) vekâleten vazifeli olan bu zâtların haricinde “evtad” denilen dört tane evliya vardır. iman etmeyen insanlara kadar herkesin yiyeceğinden içeceğine kadar sorumlulukları vardır. Hz. 9495. Şâh-ı Nakşîbend. Ebu Bekir’in(ra) ruhaniyeti. gavs olarak da isimlendirilmiştir. halifetullah olarak da anılan. geçmiş peygamberlerin fıtratı üzere olan evliyalardır. Bütün bunlara emir veren bir kişi vardır ki gavsul azamdır. feryâdetmek anlamına geldiğinden tasavvufta. darda kalanlara yardım edebilen. gavsu’l-a’zâm denir. Bu unvan. Bunların haricinde her biri 12 yüce peygambere vekâleten hizmet eden kutuplar vardır. 548 Nakşıbendî. Allah(cc). onları bilmek için onlara manen yakın olmak gerektiği ifade edilmiştir.

ss. Peygamber(sav)’in “abdal” olarak bahsettiği şahısların özelliklerine istinaden diğer kavramlar gelişmiş ve bu zâtların vazifeleri hususunda muhtelif tasarruf ve vazifeler atfedilmiştir. kademe kademe ifâ eder. 2. 322.Mürşid/Kutup. bir kişi İsrafil meşrebi üzere bulunur. Yersiz 1975. alt derecelerden üstte doğru nücebâ. Futuhâtu’l-Mekiyye. ss. c. 157-183. s. eimme ve kutup şeklinde551 sıralanan ricâlu’l-gayb’ın yapısı içerisindeki hiyararşik düzen konusunda ortak bir görüş bulunmamaktadır. Menâkıb-ı Şerefiyye. Kara. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde de yaygın olan bu anlayışa istinad 549 Tafsilatı için bu tezde bkz. el hey’etu’s-Suriyyetu’l-âmetu’l-kitâb. Tasavvuf Sohbetleri. dünyadan çıkacak kulu noksanlardan arındırıp ikmal ettikten sonra. Peygamber(sav)’i davet etmektir. 80.549 Bu münacat Şeyh Şerafeddin’e göre. kırk kişi Musa meşrebi. İkinci Bölüm/Makamlar ve Seyru Sülûk İle İlgili Kavramlar/c. kutbu’lirşad gibi kavramlarla birlikte kullanılmıştır. Kutbu’l-mutasarrıf bu vazifeyi. Uludağ. Tasavvuf ve Tarîkatlar. bir Mü’minin ruhunun kabz olunması halinde hazır bulunan kişidir.552 Ancak ıstılahta ricâlu’l-gayb anlayışına istinad edilen hadis-i şeriflerden bir tanesi şöyledir:553 “Bu ümmet içerisinde üçyüz kişi Âdem meşrebi üzerine. ümmete hâsıl olan belalardan emanete. 585-601. 554 Ahmed b. 322. Ahmet. ss. Şeyh Nazım’a göre. yedi kişi İbrahim meşrebi üzere. 276. TTDS. 109 . selamete ve saadete vesile olur. 385-387. 555 Hz. s. Suudi Arabia 1998. Peygamber(sav)’i davet eder.onlar için münacatta bulunmuştur. son yedi nefese sığdırılmış lahzalarda. TTS. TDV Yay. Mur. kutbu’l-mutasarrıf. s. s. Ankara 2009. Musned. s. Hambel Ebi Abdullah. abdal.. ss. 223. Cebecioğlu. Keşfu’l-hafâ. Keşfu’l-mahcûb(Marifet Bilgisi). 55-56. s. 551 İbn Arabî Muhyiddin. Beytu’l-efkâru’d-devliyye. 251-254. nükebâ. üç kişi Mikail meşrebi üzere. Hz. 1. Tasavvufun Temel Öğretilerinin Hadislerdeki Dayanakları. Aclunî.: Osman Yahya.”554 Tarikat-ı Hakkâniyye’de kutub. Yılmaz. Görevi. Hz. 550 Burkay. 25. Tah. Hucvirî. beş kişi Cibril meşrebi üzerine. mutasavvıflar arasında. c. Kutbu’l-mutasarrıf. kutbu’l-aktab. 553 Yıldırım. Tasavvuf ve Tarikatlar.550 İbn Arabî’ye göre. 555 Kıbrısî.: İbrahim Harkûr. Peygamber(sav) başlığında da değindiğimiz bu anlayış. İmanî noksanlıklar ikmal edildikten sonra. evtâd. s. abdal adıyla nakledilen hadislere isitnad edilerek oluşmuştur. Hz. 552 Bu konuda bkz.

Şeyh Şerafeddin’e göre iki havatır. ikincisi de. Tasavvuf Metafiziği. kullarına inzal edeceği merhamete. 110 . şeriate göre kötü gördüğü dahi olsa. s. Kutublar. 559 Burkay. s.558 Bu anlayışın Hakkâniyye içerisinde dayanakları olabilecek ifadeleri Şeyh Şerafeddin. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. abdallar değil. TTDS. genel olan görüş. 50. Peygamber(sav)’in şefaatte bulunduğu lahzayı düşünmesidir. boğazından beş gün lokma geçmemiş zatın rızkını düşünmesi. Müstaid. Keramet hususunda verilen örnekte de olduğu gibi bu kişiler. sureti ve zahir varlığı. Dolayısıyla Allah(cc).edilebilecek bir hadis-i şerif şöyledir: “Ümmetimde Abdallar otuz tanedir. Kutub. yardıma vesile olan bu kişilerin. Cebecioğlu. en faziletli. onlardan zahir olan keramet veya yardımlar. ilk aslî irade ile birleştiğinde. onlar sebebiyle yardıma nail olursunuz. iradelerini Allah(cc)’ın iradesinde erittikleri için. ateşten közü alan maşaya benzetilmesidir. 140. kutbu’l-aktab. Birincisi. akl-ı külün dışında değildir. sufiler içerisinde muhtelif şekillerde örneklendirilmiş olsa da. bu kullarını vesile kılar. s. s. 49. Adnan. Dolayısıyla ateşten közü alan. 629. Menâkıb-ı Şerefiyye. kutbu’l-irşâd. “müstaid” olarak nitelendirdiği zatlarda görüyoruz. Hz. müstaid zatın zikri esnasında ortaya çıkmaz. Şeyh Adnan’a göre. Nakşibendiyye usul ve ıstılahına göre 12 bin kelime-i tevhidi. Şeyh Şerafeddin’e göre “Seridyakin” namındaki cin taifesi. Kutub olarak anlaşılan bu kişinin aklında irade ettiği şey. Çünkü onun aklı.557 Nazım Efendi’ye göre kutbu’l-mutasarrıf ile birlikte beş kutub vardır. 3032. Konevî.559 556 557 Suyutiî. Bunların fiilleri sadece birkaç esmanın değil. en şerefli. Camiu’s-sagir. 558 K. s. ilahî mizan ile icra eden mürşîdler arasında. Yeryüzü onlar sebebiyle ayaktadır. o maşayı elinde tutan kudrettir. Allah(cc)’ın iradesi dışında zuhur edemez. kutbu’l-bilâd ve kutbu’l-mutasarrıf. el-Muktedir ve el-Muksir isimlerinden kaynaklanan adaleti. müstaid derecesindeki kimselere fitne ve fesatlık fısıldar. 673/1274)’ye göre. gerçekleşir. 1. Allah(cc)’ın tüm esma ve sıfatlarının tecelligahı olur. Bu mürşîd-i kâmillerden birisinin iradesi. kalbine dünya ve ahiret işlerinden bir havatır gelmeden zikretmeye muktedir olan kişidir. en büyük ve en kâmil imam olur. Onlar sebebiyle yağmura mazharsınız. c. Peygamber(sav)’in ümmeti içindeki manevî kuvveti gibidir. Konevî (v. “ekmellik” derecesine yükselmiş mürşid-i kâmiller vardır. 470.”556 Bu hadis-i şerifte bildirilen yardım. kendisinde el-Adl.

Kutbu’l-irşad mertebesi. nübüvvetin batını olarak tabir edilmiştir.562 Istılahta ilk defa Hakim-i Tirmizî tarafından tanımlanmış olan kutub kelimesi. Şeyh Şerafeddin. kutbu’lekber ve kutbu’l-irşâd. Şeyh Abdullah’ın kendisinden naklettiğini ifade etmiştir. hatemu’l-evliya ile de ilgili tanımlanmıştır. Şeyh Abdullah. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin. “nübüvvetin mührü” olmasından dolayı olduğunu savunmuştur. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Şeyh Hişam’ın bahsettiği şu hadise. Tirmizî. 1920’lerde yaşanan bu olay. onu şeytandan ve nefsin desiselerinden koruyan özel bir mühürdür. Çarşı kapılarından birine varınca. diğer kaidesinde de Şeyh Abdullah’ı durdurarak elini havaya kaldırmasını istemiştir. orada kapının bir kaidesine kendisi. Adnan. ricalin vazifelerinin Hakkâniyye’de nasıl yorumlandığı hususunda ehemmiyet arz etmektedir. Şeyh Abdullah ile şeyhi Şerafeddin Efendi’nin İstanbul’da ikamet ettikleri bir döneme tekabül etmektedir. s. havada Şeyhinin eli ile bir kemer oluşturduğunu Şeyh Hişam’a söylemiştir.561 Bununla birlikte Şeyh Hişam Kabbanî. ahirette Peygamber-i Zişan’ın Sancağı altında toplanacağını bildirilmiştir. Muhammed(sav)’e ihsan edilen bu peygamberlik lütfu. birbirinden farklı niteliklere sahip evliyâ içinde nübüvvetten en fazla payı alandır. aynı kalıbı velâyetle ilgili olarak da kullanmakta ve bu ifadenin “velilerin sonuncusu” değil “velilerin mührü” anlamına geldiğini ima etmektedir. Hakîm Tirmizî’ye göre hâtemu’l-evliyâ. 562 www. 386. halifesi Şeyh Abdullah’ı aldığı bir manevî vazife icabı İstanbul Kapalıçarşı’ya götürmüştür. Dolayısıyla Hakim Tirmizî’ye göre hâtemu’l- 560 561 Bkz. Tirmizî. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde kutbu’l-aktab ve hatemu’l-evliya olarak nitelenmiştir. o gün o kemer altından geçen yerli ya da yabancı herkesin. Hz. Allah(cc)’a verdiği sözde sâdık kalan ricalden olduğunu ifade etmiştir.sufilive. 111 .Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. en büyük velîlere verilen isimdir. TTDS. Yan yana on kişinin sığabileceği kapının diğer kaidesinden Şeyh Abdullah fiziki koşulları hiç düşünmeden ellerini kaldırdığında. Şeyh Hişam bu olayı. Peygamber’in nübüvveti ile alakalı olarak tanımladığı “hâtemu’l-enbiyâ” kavramını.560 Tasavvuf ıstılahında kutbu’l-aktab. K. nebilerin sonuncusu olmasından dolayı değil.com adresinde neşredilen sohbet video arşivimizde mevcuttur. Hz. velîler hiyerarşisinde yer alan. Cebecioğlu.

ss. ss.: Osman İsmail Yahya. âlemi halife ile. alemlere rahmet olan. Çift. c. 1. Dergah Yay. ss. Başlangıç Hz. İstanbul 2003. kutbaniyet makâmını şeyhi Ahmet Suhurî’ye atfen zikrederek.565 Şeyh Nazım’ın kutub anlayışının. Matba’a Kasulikiyye.563 İsmail Hakkı Bursevî’ye göre her asırda mevcut olan kutub döneminin hatemu’l-evliyâsıdır. 45. Hatem. imanı nakşetmiştir. s. s. Hâtemu’l-evliyânın makâmı ihsan hazinelerindedir. 567 Aynı eser.: Osman İsmail Yahya. ss. 50.566 Şeyh Nazım’a göre bu makâmın bir mutasarrıfı olan Şeyh Suhurî. Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi. O şöyle demektedir: “Allah.. s. Rûhu’l-beyân. 421-422. 259. 564 Bursevî. 93. Matba’a Kasulikiyye. 566 Kıbrısî. s. 49. Kitâbu hatmetu’l-evliya. Kitâbu hatmetu’l-evliya.”564 Hakim Tirmizî’nin yer yer zikrettiği ve ferdaniyyet makâmında bulunduğunu ifade ettiği “münferid” de Hatem ile aynı zattır. Tah. Enbiyânın makâmından perdeler ona açılmıştır. 260. Hakkâniyye meşayıhının özellikleriyle de tavsif edilmiştir. Ferdaniyet makâmıyla beraber zikrettiği. Beyrut Tarihsiz. sonuç da Hz. Beyrut. Ulaşabileceği en son menzil ise kurb hazinesidir. 563 Hakîm Tirmizî. Çift. 112 . Tasavvuf Sohbetleri. hazineleri ise hatem ile muhafaza etmektedir. Kara Mustafa. Tah. ümmetin hidayetini dert edinen. 120-121. bütün velilerden sonra gelecek olan tek bir veli değil. 421. her dönemde var olan ve adeta tasavvuf tarihinde “kutub” sıfatıyla anılan kişidir. ıstılahta Hakim Tirmizî anlayışına en yakın olduğu kanaatindeyiz. Hakîm Tirmizî ve Tasavvuf Anlayışı. İsa ile olacaktır. Gavs ve hatemu’l-evliya olarak da anılan kutub. mahlukâta gelen inayeti taksim eden zâttır.evliyâ olan kişi. Hakîm Tirmizî ve Tasavvuf Anlayışı. 565 Tirmizî Hâkim. Adem ile idi. bulunduğu vakitte tek olan. her asırda yalnızca bir tane olan kutubdur. O ebedi olarak sa’y halindedir. huzurunda kelime-i şehadet getiren herkesin kalbine. kırk sene kutbaniyet makâmında kaldığını ifade etmiştir.567 Özetle Şeyh Nazım’a göre kutub.

Tevrat’ı) kim indirdi?” En’âm: 06/91 . Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nûrunu tamamlayacaktır”578 mealinde zikredilmiştir. 125. c. Lisânu’l-Arab. 578 Saff: 61/8. 573 “Nûr üstüne nurdur (yani. 575 “Ve O’nun beraberinde indirilen nura (yani. Allah’ın nûrunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmayacağı579 bildirilmiştir. Muhammed Hüseyin.569 Allah’ın nûru konusunda muhtelif anlayışlara kaynak olan “Allah göklerin ve yerin nûrudur. s. Nebi’nin(sav) beraberindekine) tâbi olanlar. 491. Firuzebadî.. Kur’ân Terimleri Sözlüğü. Bu tasnife göre Allah(cc)’ın ismi olan “en-Nûr” uhrevidir. ışığınızın aydınlığında yürüyelim)” Hadîd: 57/13. s. Allah’ın esmasından biri olan nûr.YARATILIŞ VE VARLIK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: a. 630. 3.575 Allah(cc)’ın nûru576 olarak mana kazanmıştır.568 dünyevî ve uhrevî olmak üzere iki çeşittir. İslam dini. el-Mîzân fî tefsîri’l-Kur’ân. Başka bir ayette ise. ilahî mizanı.. Kur’ân terimi olarak nûr. aydınlık mânâlarına gelen nur. nebi neslinden gelen nebidir). tevhid esasına dayalı düzeni. 577 Mukâtil b.” A'râf: 7/157 “De ki: “Musa’nın getirdiği o kitabı (yani. Süleyman. 1.580 568 569 İbn Manzûr. Dünyevî nûr ise. hidayetin yolu gibi manalar verilmiştir.2. 576 “Arz Rabbinin nuruyla aydınlanacak” Zümer: 39/69. s. eşyanın görülmesine ve idrakine vesilesidir. (yani. el-Müfredat. 402-407. c. “Onlar ağızlarıyla Allah’ın nûrunu söndürmek istiyorlar.: Vahdettin İnce. s.574 Kur’ân ve Tevrat’taki hükümler. Ter. kendisiyle hidâyet bulacağınız îmân) kılsın. Allah’ın mesajı.572 Hz.14. Hadîd: 57/28. ss. ss.571 imân. İşaret Yay. akılla idrak edilen Kur’an’ın nuru ve gözle idrak edilen kamerin nuru gibidir. s.577 Bununla birlikte Allah(cc)’ın nûru Kur’ân-ı Kerim’de. 5.” Nûr: 24/35. el-Mu’cemu’l-vasît. hidayet olarak da tefsir edilmiştir. 570 Nûr: 24/35. 579 Tevbe: 9/32. “Allah’ın nuru” şeklindeki ifadeye tefsir kitaplarında. Peygamber(sav). Hakk’ın adı. 508. Isfehanî. adaleti..”570 ayetinde geçen nûr. 580 Tabatabaî. 572 “Sizin için kendisiyle yürüyeceğiniz bir nûr (yani. Kevser Yayınevi. 113 . c. 321-324. ALLAH’IN NÛRU: Arapça’da ışık. 526. ayetlerdeki yerine göre. 574 “Bize bakın da nurunuzdan iktibas edelim. 571 Tevbe: 9/32. c.573 Mü’minlerin ışığı.

Hakk esmasının tecelli ettiği bir hidayet yolu olarak anlaşılmıştır. 582 Gazalî. 584 Kıbrısî. Kavâidu’l-akâid. s. Ter. ayet ve hadislere işarî tefsir ekolüyle yaklaşımı ve bu yaklaşım içerisinde.587 Bu anlayışı şekillendiren kavramları müstakil olarak ele aldığımızda. 1731-1732. Nazım Efendi’nin ifadelerinde. Hakk’ın adı değil.sufilive. Nur.Nûr. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Peygamber’in Sırrı. 583 www. Bu nûr. 30-31. d. 2. a. ss. ilahi vâridât olarak da tanımlanmıştır.e. el-kıstâsu’l-müstakîm (Mirâcu’s-sâlikin). TTDS. 118. İbn Arabî’nin varlık anlayışına benzer bir yaklaşım görmekteyiz. İlahî mizanın ve tevhide dayalı düzenin kendisi değil. nûru altı farklı manada izah etmiştir.584 her kulda bulunan ve ortaya çıkarılmayı bekleyen hazine. TTS.com/CommingofMahdi.g. gizlenmiş bir şeyin. Bu iki nûr maddîdir. s.Allah’ın nuru ve Hz. 114 . 79. mutasavvıflar tarafından. Beşinci nûr.. Hz. s. Rasûl(sav) ve ilim için kullanılır. meleklere ve cinlere kıblegâh olma sebebi. 280. 1971. 204-208. 317. diğer iki nurdan daha şereflidir. Bu anlamda Allah’ın nûru Allah’ın mesajının kendisi değil ancak. Âdem(as)’in. ledün ilmiyle ortaya çıkmasına denildiği gibi. Dördüncü nûr.586 Allah(cc)’ın merhametinin semeresi gibi manalara gelmektedir. mutlak nûr olan Allah’dır.581 İmâm-ı Gazalî (v.582 Allah’ın nûru. Kâşânî. s.: Yaman Arıkan. Cebecioğlu. Eskin Matbası. 585 el-Hakkânî. Tehânevî. 46. 505/1111).1.585 kulun dünya hayatında gerçekleştirdiği iman. Bu tezde bkz. Ebediyete Davet. s. Peygamber(sav)’e verilen feyzu’l-akdes. 15. Allah(cc)’ın ez-Zahir isimli tecellisi. c. Duyular âleminde ışık olarak bilinen nur ve bu nûrun idraki için insanda bulunan göz nûru. 581 Cürcânî. Kâinattaki suretlerde ortaya çıkan vücûdtur. Istlahatu’s-sufiyye.583 Peygamberlere(as) indirilen İlahî feyz. kalpten masivayı çıkarıp atılması sonucunda nâil olunan. sır ve hidayet. Uludağ. Adnan. Ta’rifât. 586 Kıbrısî. Kur’ân-ı Kerim. s. Tasavvuf Sohbetleri. onun ihtiva ettiği feyiz olduğu anlaşılmaktadır. kâinattaki suretlerde ortaya çıkan vücûd olarak tanımlanmıştır. Dünya üstü olan ülvî âlemlerden olan üçüncü nûr. güneş ışığıdır. bu düzenin temini için gerekli olan imandır. Altıncı nûr. 587 K. s. s. ss. eşyanın hakikatlerini idrâk eden akıl ve nefs nurudur. Keşşâf. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 562.

bütünü tamamlayan cüzler olarak önem taşımaktadır. tasavvuf anlayışındaki varoluşsal yönleri genel ifadelerle ancak. onun mahiyetini hiçbir evliya bilemez591 ancak. Şeyh Hişam’ın Şeyh Abdullah’tan naklettiği bazı ifadeler.e. Allah’a mahsusuz ve şüphesiz O’na döneceğiz”592 ayeti. Ebediyete Davet. Hakkâniyye içerisindeki ortak terminoloji ile yapmıştır.sufilive. bu nûrun taşıyıcılarıdır. Şeyh Hişam’a ait görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. s. 15. Peygamberlere verilen nûrlar. 592 Bakara: 02/156.Nazım Efendi’ye göre bu nûr. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışını incelememize ışık tutmaktadır. Peygamber(sav) bu nûru. Peygamber(sav)’in nûrundan (Hakikat-ı Ahmediyye) olur.com. aynı zamanda Şeyh Nazım’ın damadıdır. ss. Bütün Peygamberler(as). Peygamber Efendimiz(sav)’e verilen aslî nurdan yansımalardır. Bu anlayışa göre “Şüphesiz ki biz. 593 www. 115 .Hz. Hz. kulun kendi sırrına dönüşüne işaret edilmektedir. Âdem(as) kendisindeki bu nûrdan dolayı meleklere ve cinlere kıblegâh olmuştur. 591 Bu tezde bkz. Mesela Şeyh Hişam’ın590 bu konudaki özet açıklamasına göre Hz. Dağıstanî’den tevarüs eden ve Şeyh Nazım’ın ifade ettiği bazı anlayışları detaylandırmamız hususunda.g. her kulun gerçek sırları (nûru) zuhur eder. Kulun dönüşü işte bu nûra olacaktır. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d.589 Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde bu nûrun ontolojik izahı detaylı yapılmıştır. Cenab-ı Hakk’kın kullarına ilahî bir lütuftur. CommingofMahdi. Bu bağlamda Hakkâniyye içerisindeki yapılmış ontolojik ifadeler. Hz. ashabın ve diğer Mü’minlerin kalbine nakletmiştir. Dolayısıyla bu nûrun ehadiyet âleminde bulunması sebebiyle. Bkz.593 Bu nûr kalb-i Muhammedî’den ümmetinin kalbine aktarılan feyzu’l-akdes olarak da ifade edilmiştir. Nazım Efendi’ye göre bu nûrun kendisine eriştiği kişi 588 el-Hakkânî. a. 589 K. Peygamber . 30-31. Adnan. Peygamber(sav) başlığında incelenmiştir. Bu anlayışın detayları Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d.588 Bu nûrun taşıyıcıları şeref sahibi kullardır. bu yansımalar bittiği zaman. Âdem(as)’e konulan bu nûrun kaynağı ehadiyet âlemi ‘La ilahe illallah’ da denen âlem-i hakikidir.. Ancak vahdaniyet âlemi ‘Muhammedu’r-rasu’lullah’ da denen nasutî âleme yansıması. Bu konulara izahat getirmeyen Şeyh Nazım. Giriş/Halidiyye-i Hakkaniyye/Şeyh Hişam. 590 Nazım Efendi’nin Şeyhi Abdullah Dağıstanî’nin halifelerinden olan Şeyh Hişam.

hakikî iman. Hakkânî çevresinde ise bu durum. Hz. Bu yönüyle Hz.. 46. 598 Enbiyâ: 21/107. Hz. Peygamber Efendimiz(sav)’e Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte indirilmiş. nûru Ahmedî’nin âlemlere rahmet olduğu. Nazım Efendi’ye göre “Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Peygamber(sav)’den daha kadim bir zât bulunmamaktadır.”598 ayetinde bildirildiği gibi.g. Âlem. 270. hakikî aşk ve şevk makâmlarına mazhar olur. 306. “Gerçekten size Allah’tan bir nur geldi”597 ayetinde zikredilen nûr.599 Bu mana. 599 Cilî. c. 116 . 596 Kıbrısî.e. ümmetine getirdiği anlaşılmaktadır. Hangisini rehber edinirseniz. nurlarını. Bu anlayışa göre en-Nûr ismi. Peygamber(sav)’in ise bu nûru. a. 597 Mâide: 5/15. s. ss. Farklı bir ifadeyle Cilî. 15.596 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu görüşü ve vekillerinin şerh ettikleri ontolojik yaklaşım. 4.1.594 Bu mazhariyete nail olanların başında Ashâb-ı Kirâm gelir. Abdülkerim-i Cilî (v. ontolojik anlayışında.”595 hadis-i şerifinde bildirilen sahabenin tamamı. Hz. Kur’ân-ı Kerîm’in lafzı ile beraber okunmuş ve Kur’an lafzından o nûru alanlar olduğu için ümmet içinde bu güne kadar yayılarak 594 595 Kıbrısî. zımnen bulunmaktadır. Tasavvuf Sohbetleri. nûru Ahmedî’den alırlar. 290. Kıbrısî’nin anlayışında açıkça ifade edilmemekle birlikte. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. nûru Ahmedî ile Hz. s. kalemu’l-a’lâ ve akl-ı evvel olarak da ifade edilen. s. nûru Ahmedî’den yaratılmıştır. Kıbrısî’nin vekilleri tarafından getirilen ontolojik yaklaşımda. hidayet bulursunuz. Canan. Farklı bir ifadeyle varlıkta. Peygamber(sav)’in aynı varlık düzeyi olarak ele alınmıştır. Muhammed(sav)’dir. elest bezmindeki hitabı an be an işitip Allah’ın nûruyla nûrlanan kişilerdir. Peygamber(sav) “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. 832/1428) tarafından da savunulmuştur. Nazım Efendi’ye göre bu nûr. İnsanlığa hidayet rehberi ve nûr olarak gelen tüm peygamberler. varlık mertebelerine göre iki ayrı mevcudiyet olsa da. insanlık için bir nurdur. Allah(cc)’ın zatî isimlerindendir. hakikatte tek olduğu anlaşılmaktadır. Kutub-i Sitte.

Hakim Tirmizî (v. 318/932) kalbi ve içindeki nûru. kalpteki nurun parlamasını. kalb kandilindeki 600 601 Kıbrısî. kulun yaratılışına dercedilmiş olan nurun.g. bu ifadelere kaynak olduğu şüphesizdir. açığa çıkması olarak anlaşılmaktadır.”604 “… O’nun peygamberliği ile birlikte indirilen bu nûrun ardından giden kimseler var ya…”605 ayeti. Nitekim Bursevî. Hz. Istılahta bu anlayışı İsmail Hakkı Bursevî (v.gelmiştir. 604 Kıbrısî. Kur’ân bu nûru ihtiva etmektedir ancak. 606 Ahzâb: 33/46. Nazım Efendi şöyle ifade etmektedir: “Rasulullah Efendimiz’in(sav) kalbine inen bu nûr. 605 A’raf: 07/157. haşyet. 117 . 1135/1725) de savunmuştur. bu nûrun iniş yeri Peygamberlerin(as) kalpleridir. Bu nûrun tutuşma mahalli kalbtir. nurun iniş mahallinin. Senin kalbine Rûhu’l-Emîn indiriyor”602 ayetine istinaden.603 Nazım Efendi’ye ait ifadelerin genelinden anladığımız kadarıyla. 79. Nisa: 4/174. Allah o nûru taşıyan erbabının kıyamet gününe kadar devam edeceğini vâdetmiştir. o nûru taşıyanlar olarak meal edilmiş olduğunu söyleyebiliriz.. kandilin tutuşmasına benzetmiştir.e. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber(sav)’e indirilen nûr olarak tefsir edilmiş diyebiliriz. Peygamber’in kalbi olduğunu savunmuştur. 603 Bursevî. kandillerin tutuşturulması. Bu ifadelerdeki anahtar kelime olarak tanımlayabileceğimiz “kandillerin tutuşması”. a. takva ve muhabbetin nurları. Şerh-i Salavât. s. Peygamber(sav)’in “aydınlatan bir kandil”606 olarak tarif edildiği ayetin. s. Bu izaha göre iman. “Onu. Hz. Peygamberlerin kalplerinden Mü’minlerin kalplerine bu nurun aktarıldığını. 15. 15. Sıddık’ın nûru ise bütün Sahabe-i Kiram’ın kalblerindeki kandilleri tutuşturdu. s. nûrun anlaşılmasında önemli görülmektedir. kandil. Ebu Bekir Sıddık’ı(ra) tutuşturdu. Allah’ın nûru bugüne kadar kalblerden kalblere intikal ederek bu güne kadar gelmiş ve yevmu’l-kıyamete kadar devam edecektir. Nazım Efendi’ye göre. 602 Şuarâ: 26/193. Kalbi bir kandil olarak tasvir eden Kıbrısî. Şeyh Nazım’ın genel tasavvuf anlayışı ile birlikte düşündüğümüzde. yağ ve fitil misaliyle izah etmiştir.600 “… Biz size apaçık bir nûr indirdik”601 ayeti Kur’ân-ı Kerim’de Hz.

Çerağı almış.609 Bu nûrun tamamlanması Peygamberler. ss. 118 . 30-31. 609 Saff: 61/8. bu rahmanî cezbeden ne kadar uzakta olursa olsun ruhaniyeti nasiplenebilir. s.”612 Bununla birlikte Nazım Efendi’nin ifadeleri genel olarak değerlendirilirse. Bu nûrun madeni. garp beldelerinde yaşayan kulların da. 550. gözden akan yaş gibidir. Allah(cc)’ın rahmetinin ezelî ve ebedî olmasından dolayı kıyamete kadar devam edecektir. bu nura ait şuaların bulunduğu kalbde iman hâsıl olmaktadır.610 Ayrıca Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). ss. Beyânu’l-fark.e. kalıpları batıda bulunsa bile kalbin doğuya yöneldiği bir anda bu nûrla buluşması anında iman hâsıl olur. bir kıvılcım beklerdi”608 Nazım Efendi’nin genel ifadelerine dayanarak bu nûrun mahiyeti itibariyle ebedî olduğu.g. kalbtir. kıyamet gününde kabrinden çürümemiş olarak kıyam edeceğini ifade etmiştir. Bunlar. yani şark (Ortadoğu) beldelerine inen bu nûr.fitil tutuşunca çıkar. 79. ss. 851/1447). şeytan. Ebediyete Davet. Kulun kalıbı (cismanî bedeni). bu misali. Onlar bu nûrun vahdaniyet âleminden mülk âlemine tenziline vesile olanlardır. Allah(ac) nûrunu tamamlayacaktır. Şeyh Nazım. Allah(cc)’ın rahmeti olarak ifade etmiştir. Nefis. 607 608 Hâkim. 612 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. Camî. 33-35.611 Nazım Efendi 1977 yılında yaptığı bir sohbetinde nûru. şöyle kullanmıştır: “Bir tâlib. içinde bulunduğu cisimleri de kıyamete kadar ebedîleştirdiği söylenebilir. Bu rahmet nûru o kadar kuvvetlidir ki. dünya ve hevâ yaratılışın başladığı hakikî nûrun mülk âlemindeki yansımalarını izale etmek istese de. bu nûrdan. a. Bu nûrun parlaması. bir azizin hizmetine geldiği zaman Ubeydullah gibi gelmesi gerekir. Peygamberlerin(as) yaşadığı mekânlara. doğudakiler gibi istifade edebileceklerini şöyle ifade etmektedir: “Bu rahmetin cezbesi insan fıtratına ve ruhaniyetine tesir eder.607 Nakşî meşayıhı içerisinde Yakûb-u Çerhî (v. Adnan. 17-20. velîler ve Mehdi(as) ile olacaktır. gizlidir. Zahir oluncaya kadar mevcudiyeti. 611 el-Hakkânî. fitilini ve yağını hazırlamış. 610 K. s.. sıddıklar. bu nûrla dirilen hücrenin (bedenin) ölmeyeceğini ve çürümeyeceğini dolayısıyla.

nûr üzerinden tabir etmiştir. Nazım Efendi bu vazifeyi. 615 Kıbrısî. Bu yönüyle kalb. aynı zamanda bu nuru nakletme görevini de icra ettiği görülmektedir. beyinde üretilen manyetik bileşenden yaklaşık 5 bin kere daha güçlüdür. s. bu sinir sistemi ile. Bu manada insan kalbi. beyinde kaydedilen elektroencephalogramdan (EEG) genlik (amplitud) bakımından ortalama 60 misli daha büyük. Beyinden bağımsız en az 40 bin sinir hücresinden yapılmış. Ebu Bekir(ra) ve/veya Hz. Bu çalışmalara göre kalbde elektrokardiyogram olarak (EKG) ölçülebilen elektrik alanı. O’ndan aldığı nûru bu güne kadar getirenler vardır. dokular tarafından 613 614 Hadîd: 57/13. nûr araştırın!’ denilecek”613 ayetini delil göstermektedir. manyetik bileşeni de. sadece tasavvuf konularında değil. 14. Kıbrısî. Çünkü tasavvuf literatürüne göre mürşidler. o nûru kendisinde bulunduran zatlardır. tıp çalışmalarında da yer almıştır. kalbin ürettiği elektirik alanın. Hak Dost 4. “kalbdeki beyin” olarak tanımlan bir siteme sahiptir. irşâd vazifelerini Peygamber(sav)’den itibaren Hz. Ali(ra) aracılığıyla bu güne kadar gelen silsile üzerinden ifâ etmektedir. İçindeki nûr ile etrafındakileri aydınlatan kişi. Şeyh Nazım’a göre. gelmiştir. 254-260. kendine has kompleks ve sırlı bir sinir sistemine sahip olan kalb.aydınlattığı kalbde. bugüne kadar kalbten kalbe aktarılarak.614 Bu nûrun aranacağı adres ise.615 Kıbrısî’nin ifadelerinde. nurun bir kandil gibi tutuşturduğu kalbin. Tasavvuf Sohbetleri. Nazım Efendi bir sohbetinde bu nûrun aranması gerektiğini belirterek “O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar şöyle diyeceklerdir: ‘Bize biraz bakınız da nurunuzdan alalım!’ Onlara. Bu nûru en ziyade kemiyette ve en kâmil keyfiyette taşıyan Peygamber Efendimizdir(sav). ‘Arkanıza dönün de. Kalbde üretilen biyoelektromanyetik sahalar. ss. insan kalbinden yaklaşık 50–70 cm mesafeden SQUID (Süperiletken Kuantum İnterference Cihazı) tabanlı magnetometreler ile ölçülebildiği Psikofizyolojik çalışmalarda tesbit edilmiştir. Bu durum. Allah’ın birliğine tam iman olarak zuhur etmesi. bir irşâd vazifesi ifa ettiği için mûrşid olarak nitelendirebiliriz. anlamına gelmektedir. Allah(cc)’tan Resulüne(sav) inen nûr. 119 . vücut sarayında en güçlü ve geniş elektromanyetik alanın üretildiği bir sistemdir.

Bu nûru bulanlar dünyada da. Bulamayanlar ise iki âlemde de telaş içindedir. Sızıntı Dergisi.”618 Nûr konusunda Şeyh Hişam’dan nakledilen ontolojik anlayışın. McCraty-Mike. bu ifadelerde zımnen bulunduğu şüphesizdir. Atkinson-Dana. Vücuttaki bir verici istasyonuna benzetebileceğimiz kalb. Işık Yay. kalbin ritmik aktivitesi ile üretilen kan basıncı. Hak Dost 4. Şerh-i Salavât. Kalbde yaratılan bu elektromanyetik enerji. Publication No. ruh ile cesed arasında bir vasıtadır. Tomasino. 01-001. kıyamete kadar bu mekanizma içinde devam edeceği söylenebilir. CA 2001. bu nûru aramaktan gafil oldukları için bulamazlar. s.. ss. Kalbin Keşfedilen Yeni Boyutu. Science of The Heart. geldiği yere. Hatırlanacağı üzere. Institute of HeartMath. vücuttaki her organ ve hücre tarafından algılanan sinyaller üretir. Biaenaleyh nûr.”617 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs ettiğini düşündüğümüz “nûru aramak” ifadesi Hakkâniyye yolunun temel sohbet mevzularındandır. yani Rablerinin huzuruna çıkarlar. kulun dünya hayatında bu nûru alarak. ses basıncı ve elektromanyetik dalgalardaki değişiklikler ile kalbin dışına ulaşır. tutuşmuş bir kandil gibi. cismiyle kesif (iç içe) olan tarafıyla cesede ulaştırmasından ötürü.616 Bu manada nurunu gerçekleştirmiş bir kalb. 254-260.emilerek yok edilemeyeceği ve bir iletici güç olduğu anlamına gelmektedir. ruh ile cesed arasında bir birliktelik oluşur ve böylece insanın bir düzen çerçevesinde sürekliliği sağlanır. aynı zamanda o enerjinin yayılma sahası içinde bulunan kişiler tarafından da hissedilebilir olduğu tesbit edilmiştir. Bilimsel verilerle bir yönü ispat edilmiş bu hakikatin tasavvufî yönünü Bursevî. Selim. 126. ehadiyet âlemi. Aynı şekilde felekler ile hareketleri arasında vasıta olan nüfus-ı nâtıka-i felekiyye (nefisleri)dir. Nazım Efendi. sadece bedenin her tarafına iletilmekle kalmaz. ahrette de ferah içinde olurlar. İstanbul 2004. şöyle ifade etmektedir: “İnsan kalbi latif (cisimden uzak) tarafıyla ruhun ışığını alıp. ışığını diğer kandillere nakledebilecek mahiyettedir. hakikat âlemi ve hakikat-ı Ahmediyye üzerinden izah etmiştir. sayı Mayıs 304. 120 . geldiği yere dönmesini Şeyh Hişam. Kalbin bu vasıtalığı iledir ki. 617 Bursevî. Aydın. Bulanlar ise dünya hayatından bir nûr alarak. 618 Kıbrısî. 616 Rollin. bu nûrun aranacağı yerin dünya hayatı olduğunu şöyle ifade etmektedir: “Dünya hayatının araçlarını amaç edinenler. Bu sinyaller.

bütün ümmet-i merhûmeye ve mâsivâullâha umumî olmasını tekrar temin için ve bu feyz-i kudsiye ile ta’zim için bu nûr nakledilir. Menâkıb-ı Şerefiyye. Allah’ın nûru. insanlığa adanmış bir hayat yaşamıştır. aksi ise. Peygamber(sav). ümmetine yani. 621 Aynı yer. Dolayısıyla ahiret âleminde gaflet ehlinin fıtrî nurları (Nuru Ahmediyye).620 Bu nûrun Hz.”621 Nurun naklinde umumiyet temennisi. Kula düşen. zuhur etmeyecektir. “feyz-i akdes” olarak ifade edilmiş ve bu nûr. her kulda birbirinden farklı kemiyet ve keyfiyettedir. 622 Bu tezde bkz. Hazinesi olmayan insan olmaz. Bu manada âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber(sav) . 3.622 Bazen manevî bir hazine veya sır olarak ifade edilen bu nûr. 4. kulun yaratılışında bulunan ve dünya hayatında iman olarak zuhur edebilecek bir potansiyel olarak. Kıbrısî’nin nûr anlayışına getirdiğimiz bütüncül yorumları destekleyen ve besleyen bir veçhi olması hasebiyle mühimdir. Abdullah-ı Dağıstanî’nin şeyhi Şerafeddin-i Dağıstanî de sohbetlerinde Allah’ın nûrundan bahsetmiştir. kendindeki bu hazineyi nûr sahiplerinin rehberliğinde bulmaktır. bocalayıp dururlar”619 ayetine atfen bir bocalama ve telaş içinde oldukları ifade edilmiş olabilir. bu rahmetin umumi olması için.Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin ifadelerinde. Bu nurun kulda zuhur etmesi. Buraya kadar değinilen nûr. ss. hakikât-i tevhîd ve esrar-ı mahz-ı tevhîd ifadeleriyle tarif edilmiştir. onları azgınlıkları içinde bırakır. Rabbânîdir. ebedî hüsrana sebeptir. ehadiyet âleminde olan Nuru Ahmediyye ve nasutî âlemde bulunan Nuru Muhammediyye kavramları bulunmasa da. Lakin gafil 619 620 A’raf: 07/186. şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî tarafından şöyle beyan edilmiştir: “Ebubekir Sıddık Hazretleri’ne nakledilen feyz-i kudsiyyenin. dünya hayatında gafil olanların. “…Allah. ahiret saadetine. Hz. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. Ebu Bekir(ra)’e neden nakledildiği konusundaki hikmet. Nazım Efendi bu düşünceleri şöyle ifade etmektedir: “Senin de hazinelerin var. 121 . Dolayısıyla bu kullar. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî sohbetlerinde. kendilerindeki nuru (Nuru Muhammediyye) aramaktan gafil olacağına işaret etmiştir. Burkay.

Onları bulamazsa insan. Hakk’ın Zat’ından aldığı nûr ile diğer insanlığa tecelli etmekte ve onları gafletten uyandırmaktadır. Hz. Hz. Peygamber(sav). Abdülkerim-i Cilî’ye göre Hz. ss. gaflete düşmedi. Ancak zat. 263-264. bu iki farklı varlık mertebesinin hakikatte aynı olduğu kabul edilmiş ancak. Peygamber(sav). Cilî hakikatte varlık mertebelerinin olmamasından hareketle. insan-ı kâmil olamaz… Onun için gayret etmek ve inanmak lazımdır… Sahabe Peygamberi buldu ve ‘sana inandık ve seni tasdik ettik’ dedi”623 Şeyh Nazım’ın bu ifadelerinde de görüldüğü gibi. melekût âleminin. Diğer tüm insanlar. Ebediyete Davet. Peygamber(sav)’in nasuti âlemdeki varlığı ile taayyünü evveldeki varlığının aynı olduğunu esas alarak. rahimlerde ve sülblerde dahi bir peygamber vasfını haiz oldu ve gaflete düşmedi. Peygamber(sav). kendindeki bu nurdan dolayı. Bu manada nûr konusu. ontolojik olarak Hz. mürşîdler ve gaflet konusuyla birlikte değerlendirilmiştir. yiyeceği bir lokma için meşakkate düşer… Fakat bu manevi hazine ki. Cilî. Abdülkerim. Peygamber(sav)’in tüm insanlar için bu nurun kaynağı olmasıyla ilgilidir. Hz. Hz. şehadet âlemi üzerinden idraki için. varlık mertebeleri açısından ele alınıp alınmamasına göre oluşmaktadır. dünyanın günlük telaşıyla uğraşarak.624 Hakkânî içerisinde bu konulara getirilen ontolojik izahlar ile Cilî’nin bu yaklaşımı arasındaki ince farklılık. Allah(cc)’ı sıfatlarla bildiği için. Peygamber(sav).insan hazineyi geçer. Allah’tan gaflete düşmemiştir. yorum yapmıştır. Peygamber(sav). Farklı bir ifadeyle Hz. gaflete düşendir. her vücud mertebesi farklı şekilde ele alınmış ve izah edilmiştir. kendindeki nur ile diğer insanları da gafletten uyandırmaktadır. Peygamber(sav).625 623 624 el-Hakkânî. Peygamber(sav) . insanoğlunun kendisine tayin olunan kemal mertebesine ulaştırmak için gönderilmiş zatlarla o yollar bulunur. sıfatların açığa çıktığı zamanlarda bildiler. Hz. göz açıp kapayıncaya kadar. Bu değerlendirmeye göre söz konusu gafletten mahfuz olan Hz. Hakkânî çevresinde. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. 56-57. sıfatların açığa çıkışında da. ss. Peygamber(sav) ve O’nun varisleri olan insan-ı kâmillerin bulunmasıyla olmaktadır. Bu arayıştan uzak insan. kuldaki nurun bir hazine gibi ortaya çıkarılması. 625 Bu tezde bkz. batınlığında da değişmediğinden. Kendisindeki nurun zatî olmasından dolayı Hz. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. Bu yaklaşım. 122 .

629 Kıbrısî. bir sohbetlerinde iman nûrunun Allah(cc)’tan razı olunmadığı zaman karardığını ifade ederek bu anlarda kulun “Tasalanma. haksız yere mal yediği ve haksız yere kan akıttığı ve ona buna vurduğu şerlerde ortaya konacaktır. Bunun üzerine Rasûlullah(sav) şöyle buyurdu: “Ümmetimin müflisi o kimsedir ki kıyamet günü kıldığı namazıyla tuttuğu orucuyla ve verdiği zekatıyla getirilecek aynı zamanda işlediği günahlardan. Hak Dost 4. zor anlarında belli olmaktadır. s. Ebu Davud. Kulun Allah’tan ne derece razı olduğu ise. 3. İslam ve Kur’an’ın nûru kulda ya parlayacak ya da kul.” Bkz. “Siz aranızda kimi pehlivan addedersiniz?” diye sordu Ashab(ra): “Erkeklerin yenmeye muvaffak olamadığı kimseyi!” dediler Resulullah(sav) deki: “Hayır gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hâkim olabilen kimsedir. s. Ebû Hüreyre(ra)’den rivâyete göre. ahirette kaybeden olarak tanımlamıştır. uhrevî açıdan yorumlandığı görülmektedir.627 Buradan hareketle Nazım Efendi “İmanın alameti tasdik etmektir. Peygamber(sav). Bu düşüncelerden hareketle. 40. onların içinde gizli olan potansiyel hasletlere delalet etmektedir. Birr. Müslim.”628 hadisini. Ve böylece o kişi yaptıklarının hesabını vermeye oturacak ve 123 .Nazım Efendi. Rasûlullah(sav) şöyle buyurdu: “İflas eden kimdir? Biliyor musunuz?” Ashab: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bize göre. tavır ve davranışlarındaki memnuniyet hali. ahirette karanlık içinde olacaktır. müflis parası ve malı olmayan kimsedir” dediler. s. Allah bizimle beraberdir”626 ayetindeki hale dönüş yapılarak sürekli parlak tutulması gerektiğini söylemektedir. Tasavvuf Sohbetleri. pehlivan mefhumunu. 4779. en zor anlarda dahi memnuniyet halinin muhafaza edilmesi şeklinde yorumlamıştır. daru’l imtihan olan dünyadır. 628 Hanbel. Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin “iman ve tasdik” hadisiyle birlikte ele aldığı bu yaklaşımda. sövdüğü zina isnadında bulunduğu. Bu manada Hz. ondaki hasletlere ait kemal derecesinin bir göstergesi olduğu anlaşılmaktadır. 630 Resulullah(sav). müflis mefhumunu ise. aksinde ise sönen bir mahiyettedir. dünyevî mefhumların. Musned. 52. Farklı bir ifadeyle. Kıbrısî.629 Burada izah edilen nûr. Peygamber(sav)’in hadis-i şeriflerinde sıkça açıkça görülmektedir. Bu yaklaşım ise Hz. Nazım Efendi’ye göre geçici olan bu dünya hayatı sona erdiğinde ya iman. his. Edeb. kulun Allah(cc)’tan razı olduğu hallerde parlayan. Ebedî âlemde taşınacak bu nûru kazanma yeri. c. onda tahakkuk eden içsel olgunluk düzeyi ile orantılı olduğu söylenebilir. kulda parlayan nurun. öfkesini yenen. Razı olma dereceleri ise kulun zorlandığı hadiselerde zuhur eder. hayatının kolay anlarında değil. 2608. Kulun bu anlarında zuhur eden. 236. insanların en zor anlarındaki tepkileri.630 Böyle bir yaklaşımla günlük hayatın en zor anlarında dahi kalbi 626 627 Tevbe: 9/40.

Tirmizî’ye göre kalbte yer alan nûrun artması. Birr ve Sıla. 124 . imanın eksilmesine delalet etmektedir. imanın artmasına.632 Nazım Efendi’ye göre açıktır. 30-45. insan-ı kâmillerin model alındığı. 40.633 Kıbrısî’nin anlayışına göre bu nurun artması. zikr ve halvet vurgulanmıştır. yıldızlar gibi parlayan numuneleri. sır. nasipleri miktarında aktarmıştır. Hakîm Tirmizî. Nazım Efendi’nin bu konudaki ifadeleri ve genel tasavvuf anlayışıyla değerlendirildiği zaman nûrun. Bu nur. Tersi durumun yaşandığı hayatta ise. Şerh-i Akaid. feyzin ve imanın aynı ifadelerde iç içe kullanılmalarına rağmen farklı içerikli oldukları görülmektedir. bu nurun söneceği anlaşılmaktadır. Kurân-ı Kerim’de şöyle bir hitab vardır: “Ey nefs-i mutmainne! Râzı olan. Allah’ın nûru olarak ifade edilen iman. 212-213. 632 Taftazanî. kendindeki nûru ashabına. 633 Tirmizî Hâkim. alış ve tevarüs esnasında genellikle nûr kavramı yerine “feyz” kavramı kullanılmıştır. nurun da artması gerekir.” Müslim. her bir sahabenin kabiliyeti ve nasibi nisbetinde bu nûrdan ahiret hayatına taşıdığı ve ümmetin gelecek kuşaklarına. miras bıraktığı anlaşılmaktadır. 631 Fecr: 89/27-30. aksi durumda sönerek karanlığa bürünür. Mesela Peygamberler(as) içerisinde en kutsal nûra sahip olan Hz. hidayet feyz ve feyzu’l-akdes gibi tanımlamaların birbirlerinden hangi manalarda farklılaştığı konusu önemlilik arz etmektedir. Beyânu’l-fark. Bu ortamlar yaptığı kötülüklere karşılık iyilikleri takas edilecektir. Sufilerden benzer görüşü Hakim-iTirmizî de savunmuştur. 74. ss. aynı zamanda ilmin kaynağı olduğundan. zulmetin nûra galebe çalması ise. İyilikleri bitince takas işlemi onun günahlarının buna verilmesi bunun sevaplarının da ona verilmesiyle devam edilecektir. s. Peygamber(sav). Bu duruma Ashab-ı kiram yönünden bakıldığında. ss. Sonucunda da cezasını ateşle çekmek üzere Cehenneme atılacaktır. gafletten uzak olunduğu ve zor anlarda Hakk’tan razı olunduğu hayatta olur. ilmin artması için. Çift. kendisinden râzı olunan olarak Rabbine dön! Artık (sâlih) kullarımın arasına katıl! Ve (onlarla) Cennetime gir!”631 Kelam âlimlerinin tartışma konularından biri durumundaki imanın artıp eksilmesi hususu. İşte müflis budur.mutmain olan ve Allah(cc)’tan razı olan kullara. Feyzin aktarıldığı ortam olarak sohbet. Söz konusu aktarış. Allah(cc)’tan razı olunduğu zaman kalpteki nur parlayarak genişler.

Bu feyz vesilesiyle müridin çaba ve iktisabı olmadığı halde. Kime bu nûrdan isabet ettiyse o hidayete ermiş. 125 . Bazen kalbteki bu nûrun bizzat kendisi iman olarak isimlendirilmiş. nûrun bulunduğu zaman ve mekânın bereketi ve bunların idrâki. 223-224. sened ve silsile yoluyla ulaşan irfan olarak tanımlanan bu feyz.636 Bu manada nûrun.kuldaki imanın zuhur etmesine. bu feyzu’l-akdesten hâsıl olan feyzi alırlar ve Mü’minlerin gönüllerine dağıtırlar. Sır. nûra sebep olan şey olarak zikredilmiştir. bazen de “iman nuru” olarak. Hz. feyz ile manasındaki telakkisi hususundaki inter-disipliner incelemeler. Giriş/3. Hakîm Tirmizî. Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb. İdrâk edemeyenler ne nûrdan ne de onun kendisindeki tesiri olan feyizden bahsedebilirler.638 Tüm bu tanımlamalara göre. sohbet. nâr ile birlikte ele alarak. ss. İman. Makamlar ve Seyr u Sûluk ile İlgili Kavramlar/f. Ebu Bekir(ra)’den bugüne kadar gelen Nakşîbendî meşayıhı içerisinde altın silsile olarak tabir edilen mürşîd silsilesi ile gelmiştir ki. 634 Sahabenin(ra) içerisinde Hz. Şeyh ve mürîdlere.637 Nûrun iman ve hidayet ile ilgisini. Ebu Bekir(ra)’in göğsüne aktarılan nûr ise “feyzu’l-akdes” ile ifade edilmiştir. Sadrını iman nûru istila eden kişiye mü’min denir. onlar feyzu’l-akdesin taşıyıcılarıdır. ss. 636 Yılmaz. Bu izaha göre Allah. Mü’minin sadrı ve bunun içinde yer alan kalbi nûr ve zulmetin mücadele alanıdır. onun kalbine bilgi ve manevî hal gelir. 25-39. ıstılahtaki istinâdî feyz kavramıyla anlaşılacak mahiyettedir.Zikr . feyiz olarak anlaşılmaktadır diyebiliriz. Tirmizî’ye göre Mü’minin ruhu nûrdan. g. Hz. bütün mahlûkatı zulmetin içinde yaratmış ve sonra da kendi nûrunu onların üzerine yaymıştır. Nakşîbendî silsilesi içerisindeki diğer mürşîdler. yani ateştendir. ontolojik yönden izah etmiştir. şeyh tarafından zikr. 638 Tirmizî Hâkim. 637 Bu tezde bkz. hidayete ve mü’minin sırrını gerçekleştirmesine vesiledir. Tafsilatı için bu tezde bkz.Sohbet. Feyzi idrak edenler 634 635 Bu mevzudaki detaylar. zikr ve konularında da yapılmıştır.635 Nazım Efendi’nin feyz manası yüklediği nur.Hâlidiyye-i Hakkaniyye Tekkeleri. Peygamber(sav) başlıklarında incelenmiştir. sohbet ve halvet esnasında mürîdin gönlüne yansıtılır. kâfirinki ise “nâr”dan. Tasavvuf ve Tarikatlar. her kim de bundan mahrum kaldıysa dalalete düşmüştür.

c. hidayet. 644 “Fakat hakikat şudur ki.643 dünya sevgisi. 126 . “Öyle ya. Biz onlara da doğru yolu gösterdik. 645 “Bizim uğrumuzda mücahede edenlere gelince. Rabbinden bir nûr üzeredir. sır. Allah(cc)’ın her kula akıl ya da peygamberleri vasıtasıyla gösterdiği iman nurudur. “Biz ona iki de yol gösterdik” Beled: 90/10. gözler kör olmaz.648 Bu anlayışın bütününü Ubeydullah-ı Ahrar (v. içinden çıkamaz bir halde karanlıkta kalan kişi gibi olur mu hiç?” En’am: 6/122. şöyle ifade etmiştir: “Feyzin tezahürleri pek çoktur.644 Hidayetin ikinci menzili. Buna “Vech-i has” denir. “Hidayeti kabul edenlere gelince. 2249. hidayete ermesi ve ahiret sırrını gerçekleştirmesi yönündeki bu anlayışı İmâm-ı Gazali. Bunun incizabı da 639 640 Nûr: 24/54. itikadî ve amelî bütünlüğe ulaşanlar da olabilir. Allah onların muvaffakiyetlerini artırmış. hakiki hidayete işaret etmektedir. meratib kat ederek sırrını gerçekleştiren olabildiği gibi.içinde iman edenler de. ona insanların arasında yürüyeceği bir nûr verdiğimiz kimse. basiret körlüğü veren sebeplerdendir. “… Eğer O’na (Allah’a ve Peygamber’e) itaat ederseniz. 643 “Şu Kur’ân iki memleketin birindeki büyük bir adama indirilmeli değil miydi?” Zuhruf: 43/31 . Allah’ın göğsünde Müslümanlık için inşirah verdiği bir kimse ki o. Mevcut olan her şey O’nun zatî tecellisinden nasibini alır. mücâhedenin kemale ermesinden sonra nübüvvet ya da velayet âleminde ulaşılan mutlak ve gerçek nûr ve hidayettir. Aynı şekilde iman ettikten sonra hidayete erişenler olabildiği gibi. 895/1489). küfrü de tercih edebilirler. feyz ve feyzu’l-akdes gibi ifadelerin kullanıldığı kanaatindeyiz. mücâhedenin neticesinde kulun halden hale çekilmesidir. ss. onlara kaçınacaklarını ilham etmiştir. Allah’ın nûrunun kullar arasında bu şekilde farklılaşmasına bağlı olarak. 641 “Semûd’e gelince. hidayeti bulursunuz”639 ayetinde de işaret edildiği gibi inanılana itaat. hidayette esastır. iman. ancak o hidayettir’. erişemeyenler de olabilir. Allah(cc)’ın emir ve yasaklarına itaat etmeyenler olabildiği gibi.642 kibir. gerçekleştiremeyenler de olabilir. 646 “Bir ölü iken kendisini dirilttiğimiz. ama sinelerin içindeki kalbler kör olur. 3 (cüz 12).” Ankebût: 29/69.” Muhammed: 47/17. 642 “Gerçek şu ki. Ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler” Fussilet: 41/17. nefis tezkiyesinde bulunanlar içerisinde. 648 Gazalî. İnancının gereği gibi yaşayan kullar içerisinde sûlûka girip. İzaha göre birinci menzil. hidayetin üç menzili olarak izah etmiştir.” Zümer: 39/22 647 Bakara: 2/120.645 Üçüncü menzil ise. etmeyenler de olabilir.646 “De ki: ‘Allah’ın hidayeti. biz atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk” Zuhruf: 43/22.”647 ayeti. İhyâ. itaat ederek. Biz onlara elbette yollarımızı gösteririz.” Hacc 22/46 .641 İnsanları imandan meneden hased.640 İnsanlar bu imanı tercih ettikleri gibi. Yani Allah(ac)’a inanmasına rağmen. Esasen kulun iman etmesi.

yazıt anlamına gelmektedir.g. a.1. s. kitabe. 651 Firüzebadî. manevi mertebelerin kat edilmesi ile olur ki bu. Serdar.652 Levh-i mahfûz. Kamûsu’l-muhît. s. “el-Levha” ise. a. sıddıklar.”649 Binaenaleyh nûr.e. Kuldaki bu nurun parlaması. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). fenâ bulup. Bu nûrun tamamlanması Peygamberler. 456. İstanbul 1995 s. 561. Kur’ân bu nûru ihtiva etmektedir ancak. 811. Firüzebadî. kader sırlarının yazıldığı ve insanlara gösterilenlerin dışında bilinemeyecek bir levha olarak tanımlanmıştır.653 649 650 Camî. Bu nûrun kendisine eriştiği kişi hakikî iman. hakikî aşk ve şevk makâmlarına mazhar olur. kemik ya da ahşaptan yapılmış levha manasına gelmektedir.. hayret ve cezbe ehline kavuşur. bu nurun kulda parlaması ve kemale ermesi anlamına gelmektedir.Hak Subhanehu ve Teâla hazretlerinedir. el-Müfredat. bekçilik etmek anlamına gelen “hafaza” kelimesinden türemiş mahfuz kelimesi ise. Manevî bir hazine veya sır olarak ifade edilen bu nûr. Isfehanî. 240. bu nûrun iniş yeri Peygamberlerin(as) kalpleridir. her kulda birbirinden farklı kemmiyet ve keyfiyettedir. 695. Nuru Muhammedî’den ümmetinin kalbine aktarılan feyzu’l-akdes olarak da ifade edilmiştir. el-Müfredat. Cenab-ı Hakk’ın kullarına ilahî bir lütuftur. 653 Isfehanî. aynı zamanda kulun kendi sırrını gerçekleştirmesi anlamına gelmektedir.651 Modern Arapçada el-levh. Kudsî varlığa olan devamlı incizabı vasıtasıyla. velîler ve Mehdi(as) ile olacaktır. 652 Mutçalı. İman bu nurun kulda tahakkuk etmesidir. Seyr-i sülûk ile nefis tezkiyesi. Teveccühün devam şekline göre Hâdî ism-i şerifinin tesiriyle. sınıfta üstüne yazı yazılan kara tahta (sebbûre) anlamını ifade etmektedir. Peygamberlerin kalplerinden. s. 456. el-Mu’cemu’l-Arabî el-Hadîs (Arapça-Türkçe Sözlük). Levh-i Mahfûz: Arapça bir kelime olan levh. kendinden tamamen geçip. s. Dağarcık Yay.650 Korumak. s. 127 . korunmuş anlamına gelmektedir. Mü’minlerin kalplerine nurun aktarılmasını tanımlayan ifadelerde feyz kelimesi kullanılmıştır. Mudil isminin tasarrufundan kurtulur.

Kitabu’l-mubiyn. ss. c. elbette değerli bir Kur’ân'dır. s. geminin tahtalarından her birine levh denildiği gibi. 662 “(O öğüt) sahifeler içindedir.: Ekrem Demirli. İstanbul 1979. Kabalcı Yay. 657 Bürûc: 85/21-22. 440 -443. İbnü’l-Arabî Sözlüğü.27. Çoğu mutasavvıfa göre bu levhada olmuş ve olacak her şey yazılıdır. Mehmed. Kur’ân Ansiklopedisi. 14. levh’i-kaza. 470-476. bilgi hazînesi olduğunu da söylemişlerdir. ss. 665 Cürcanî. 658 “Her şeyi açık bir imamda (Kitâb) saymışızdır. 128 . s.”657 ayetinde geçen levh-i mahfuzu. ulvî âlemde bulunan bir levha olarak tanımlanmıştır. 27. mükerrem sayfalar(dadır). s. hafızların ezberlerindeki 654 655 Kamer: 54/13. Hulasatu’l-Beyan fi tefsiri’l-Kur’ân. 151. levh’i-akıl. ne kuru hiçbir şey yoktur ki açık bir Kitapta olmasın” En’am 06/49 . levh-i mahfuz gibi türleriyle de anılmıştır. s.“Biz onu (Nuh’u) levhaları olan (gemiye) bindirdik”654 ayetinde geçen levhalar kelimesinden dolayı. 5669. bazen de külli nefs olarak izah edilmiştir. Çev.665 Mukadderatın Levh-i mahfûzdaki yazılarını. diğer ayetlerde zikredilen ve imâm-ı mübîn658. Levh-i mahfuz ise. Allah’a kolaydır. “Hayır. 2005.” Vâkıa 56/77-78. değer verilen. tasavvufî kaynaklarda kâinat sistemine sokulmuş. Genel kabul gören anlayışa göre levh-i mahfuz. c. Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilen “saklı bir kitap (kitabun meknun)”661 ve “saygı ile yükseltilen sayfaların (suhufin mukerremeh)”662 da levh-i mahfuz olduğuna yönelik tefsirler olmuştur. Ta’rifât. s. tasavvuf ıstılahında. 204.663 İslâm âlimleri levh-i mahfûzun mâhiyeti ve keyfiyeti ile ilgili çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. bir Kitapta olmasın. o şerefli bir Kur'ân'dır. TTDS. 1-8. 12. levh’i-lkader. İstanbul. üzerine yazı yazılan yassı bir şey.655 “Onun için (Tevrat) levhalarında her türlü öğüdü ve her şeyin açıklamasını yazdık”656 ayetinde geçen el-vâh kelimesine dayanarak levh. Cebecioğlu. Doğrusu bu. 399. bazen fa’âl akıl. Müfessirler.664 Levh. DİA. 661 “O. c. 656 A’raf: 07/145. c. Saklı bir Kitap’tadır. 659 “Ne yaş. Hakîm Suâd. Yavuz Yusuf Şevki. Korunan bir levhadadır (yazılı).” Abese 80/13 -14 663 Ateş. 664 Yavuz Yusuf Şevki. üzerine yazı yazılan tahta ve sair malzemeye de levh denilmiştir. Levh-i Mahfûz. c. meselâ kanun levhaları olarak da tanımlanmıştır. Üçdal Neşriyat.” Yâsin: 36/12 . Dolayısıyla onun mâhiyeti tam olarak bilinemez.” Hadid 57/22 . Levh-i Mahfûz. gayb âlemine ait bir meseledir. 151. kitâb-ı mübîn659 ve kitâb660 diye ifade edilen. 660 “Ne yeryüzünde ne de nefislerinizde meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce. Vehbî. TDV İA.. nefsu’l-kulliyye olarak da bilinen levh.

672 Söz konusu hadisin şerhi mahiyetinde cereyan eden bir hadiseden sonra. s. “Mü’minin firasetinden korkun..670 bazen de irşâd sahibi mürşîd671 olarak tanımlamıştır. Tirmizi. 670 Aynı eser. şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’ye göre kulun sırrı ile de ilgilidir. kendisine elest bezminde çizilen hat ile ilgilidir.669 bazı yerlerde levh-i mahfuzu okuyabilen âbid. Kulun sırrı ve hidayeti ise Kıbrısî’nin anlayışına göre. 129 . Allah’ın nuru ile bakar” hadis-i şerifini bildirdi. Allah’ın nûruyla bakar”667 hadisine atfederek Nazım Efendi. Kütüb-i Sitte. Osman(ra). 4. Canan. Bir kadına bakmışsın” buyurdu. Allah’ın nûrunu taşıyan kulun O’nun nûruyla baktığını söyler.668 Nazım Efendi bu nûrla bakan kulu bazı yerlerde mü’min. s. 13. Şeyh Şerafeddin’e göre. elest bezmindeki hitabı her an işitenlerdir. Câmi-ul-keramat.e. s.Misak (Yevmu’l -Ezel). Kıbrısî’nin anlayışında etkili olduğunu düşündüğümüz bu hadisede Hz. Allah(cc)’ın levhinin ve kitabının bizim bildiğimiz levha ve kitaplardan farklı olduğunu ifade etmiştir. c. kulların misak gününde verdikleri ahidler.674 Kulların misak gününde verdikleri ahidler. s. dar-ı dünyada nasıl kulluk yapacağıdır.Kur’ân-ı Kerîm yazısına benzeten İmâm-ı Gazalî (v. “Gözünde zina eseri var. Tasavvuf Sohbetleri. 674 Kıbrısî. 505/1111).666 “Mü’minin firasetinden sakının zira o. a. Osman da. İhyâ. c. Tefsîru`l-Kur`ân. 672. o. 13. kula elest bezminde çizilen manevi rotanın âlem-i dünyada kemal derecede vuku bulması. 14. Bunlar. s. s. kulun dünyada karşılaşacağı hadiselerle ve bu hadiselere göre sergileyeceği kulluk 666 667 Gazalî. s. 13. 671 Aynı eser. “Nereden bildin?” dedi Hz. 4 (cüz 16). 672 Bu tezde bkz. 668 Kıbrısî.”673 Nazım Efendi’ye göre levh-i mahfûz’da üç şey yazılıdır. Şeyh Şerafeddin’e göre kulun hidayeti. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/c. 14. 16. Allah(cc)’ın nuru ile bakmayı tanımlamaktadır. Bu nûrla bakan kullar aynı zamanda. dünyada vuku bulacak hadiseler ve her söz sahibi kulun. O kimse. 2937. 673 Buhârî. yanına gelen birine.g. 40. Allah’ın nuru ile ilgili olduğu görülmüştür. Hz. 669 Aynı eser. Osman’ın ifadeleri.

Kulların. Kıbrısî’ye göre bu programda yazılı olan şeylerden bir kısmı. Mahiyeti itibariyle cismaniyet âlemindeki levhalardan olmayan levh -i mahfuz. Senin adını o listeden şimdi Ben siliyorum seni saidlerin başı yazdım. önceden hazırladığı plana göre inşaatı yapıyorsa.e. 13. şeyhinin adı ehli cennet tarafına yazılmış. Orada olanlar benî Adem’in ahitleridir.678 Özet olarak levh-i mahfuz. Bir mûrîd halvet halindeyken kendisine ayân olan levh-i mahfuzda şeyhini şekavet içinde ehli cehennemlikler arasında görmüş.” diyerek yazının eskisi gibi olması yönünde dua etmesi için mûrîdine emir buyurmuş. sen bir gece dayanamadın. Kıbrısî’ye göre. levh-i mahfûza bakmaya muhtaç olsaydı Allah olmazdı (haşa). levh-i mahfûz’da yazmıştır. 678 Gazalî. Allah’ın ilmi ezelisini ihata edemez. zaman mefhumuyla tanımlanamayan yevmu’l-ezelde gerçekleşmiş. 2 (cüz 8). yapılacak işlerin yazılı olduğu bir programa benzetilmiştir. 86. Kıbrısî. Mûrîdinin secdedeki duasıyla ismi tekrar şekavet listesine yazılan şeyhe şöyle bir ilham geliyor: “Ya âbidim! Sen benim muhlis kulumsun. s. İhyâ. Çocuk ona bakar ve ne yapacağını. Levh-i mahfuz. etbasını bu işaretlere göre irşad eder. c. dünyada vuku bulacak hadiseler ve her 675 676 Bu tezde bkz. mühendis üzerinden vermiştir. 1374. bir kısmı da. s.” Bkz. Kıbrısî. Kıbrısî’ye göre Allah(cc)’ın nuruyla bakan zatlar. 130 . Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. Orası senide beni de ilgilendirmez. misak gününde Rablerine verdikleri ahidler. Nazım Efendi levh-i mahfûzun kullara yol göstermek üzere yaratıldığını şöyle ifade eder: “Cenab-ı Allah levh-i mahfûza bakmaya muhtaç değildir. melaikeninki (orada) yazılı değil.g. Allah dünya âleminin tüm vakitlerini içeren bir nüshasını. Tasavvuf Sohbetleri. ne okuyacağını bilir. Onu ehli cennet kıl Ya Rabbi!” diye dua etmiş. Onu kendisi için yapmadı.rolüyle ilgilidir. levh-i mahfuzda ehl-i cehennem yazılmış bir zâtın. O tecelli makamına mazhar mûrîdin duası kabul olunup. O. O levh-i mahfûz bizim gündemimizdir… Melaike baksın bakmasın.Sır.676 Binaenaleyh. s. Şimdi mekteplerde ne gün ne ders okurlar diye program var.. bu haline rıza göstermesinden dolayı. gayb âlemine ait varlıktır. gerçekleşmeyi beklemektedir.”677 Benzer bir misali İmâm-ı Gazalî. Bu misale göre nasıl bir mühendis. ehl-i cennet olarak değiştirildiğini belirtmiştir.675 Bu anlayışı ihtiva eden bir menkıbede. 677 Kıbrısî. Hemen secdeye kapanıp: “Ya Rabbel izzeti ve’l azame! Beni bu rutbeye yetiştiren şeyhimi ehl-i nâr olmaktan kurtar. a. Mûrîd sabah mürşîdine mazhar olduğu tecelli ve neticesini anlattığında şu cevabı almış: “ Ya veledi! 37 senedir ben orada şekavetimi gördüğüm halde ubudiyeti terk etmedim. Çocukların eline bir program veriyorlar.

124.söz sahibi kulun. el-Müfredat. 684 Serrâc. cehrî olarak bilinen şeylerin batınıdır. 234-239. 121. Mesela hâlin sırrı. içte gizlenen söz. kalbte bulunan Rabbânî bir latifedir derler. ilmin sırrı. 682 Cürcanî. s. Cebecioğlu. Lisânu’l-Arab. izhar olmayan ve kendisine delalet eden şeylerle bilinen şey anlamına da gelmektedir. İbn Manzûr. Bu gizliliğin bilindiği alana göre. ahfâyı da yani. er-Risale. 681 Razî. s. ruh sevginin. tecelliyatın sırrı. 430.682 Kul ile Hakk Teâlâ arasında saklı ve gizli kalan hallere de sır denilir. Mefâtihu’l-gayb.684 Kaşanî’ye göre bu gizliliği bilmek. b.”680 âyetinde Allah'ın sırrı da. Bu ayetin tefsirinde Razî (v. Çoğulu esrar olan bu kelime. bildiği vurgulanmaktadır. “Allah’ın Nûru” başlığında. asıl. Bunlardan bir kısmı gayret ile kesbedilir ile bir kısmı vahiy ile bilinir. sır da müşâhedenin mahalli olduğu söylenir. s. ss. ss. dar-ı dünyada. Kalb marifetin. kuldaki potansiyel iman derecesi olarak anlaşılmıştır. c. 228. rububiyyetin sırrının sırrından bahsedilmiştir. Kullara yol göstermek üzere yaratılan levh-i mahfûzu. irşad sahibi mürşîdler okuyabilir. nasıl kulluk yapacağı bunlardandır. Allah(cc)’ın indirdiği nurdan ve feyzden nasibini 679 680 hakikatin sıırı. nikâh. 685 Kâşânî. mevcud ile yokluk arasındaki bir gizlilik olarak tanımlanmıştır. sırrı da ahfâyı da bilir.681 Sır için mutasavvıflar. c. 123. 6. aynı zamanda kıymetli vadinin orta yeri. Tahâ: 45/7. 8-9. insanlar bu bilgiye tecrübe ve gözlemle ulaşabilirler. TTDS. Isfehanî. ilmi üç derecede ele almıştır. Istlahatu’s-sufiyye. s. hâlin içindeki ilâhi muradın bilindiği sırdır. 22. İkincisi. Üçüncüsü ise gayretle kesbedilemeyen bilgi olan ahfadır. s. 606/1209). rububiyyetin sırrı. 569. gizliden gizliyi de.683 Sır. hakkı bilmektir.685 Sır. el-Lümâ.679 “O. Ta’rifat. 683 Kuşeyrî. Mü’minler içerisinde. Buna göre birincisi cehrî bilgidir ki. 131 . bir şeyin hâlisi gibi anlamları ihtiva eder. SIR: Arapça gizli şey demek olan sır. s.

691 Bakarâ: 02/31. dünya hayatında imana dönüştürdüğü nisbette Mü’mindir ve iman ettiklerini tatbik ettiği nisbette hidayettedir. Ankara 2009. Hafî’ye göre “Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol belirledik. Doktora Tezi. Bu anlayışa göre Allah(cc). Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışına bütüncül bakışımızı desteklemektedir.. Allah(cc)’ın 686 687 Kıbrısî. Kulun yaratılışına bağlı olarak ulaşabileceği makâmlar ve bu makâmlara ulaşmasına vesile olan iman. Kübrâ’ya göre Allah(cc)’ın elest bezmindeki hitabı690 ve Âdem(as)’e öğretilen esma691. Varidât. Allah(cc)’ın kendisi için belirlediği tarîk ve makâmdan öteye de geçemez..alanlarda iman. Kabiliyet ise yaratılışındaki bir âtiyedir. ilahî nur ve kabiliyet ile olan ilgisinin yanı sıra. savunmuştur. kula yaratılışında dercedilen sıfat ve esmalar olarak tanımlanabilir. Zeynuddin-i Hafî (v. 10-19. Tasavvuf Sohbetleri. farklı kemal derecelerinde zuhur edeceği anlaşılmıştır. sır ile birlikte ele alınmış olması hasebiyle mühimdir. Ter. Bu imanın dünyada gerçekleşebilecek potansiyeli ise sır olarak anlaşılmaktadır. onlara bahşettiği istidad ve kabiliyet kadar verir. 690 Arâf: 07/172. Bu yüzden sâlik. 145. Mü’min yevmu’l-ezelde donandığı sırrını. 689 Şeyh Bedrreddin-i Mahmud. yevmu’l-ezelde kulun ne derece aşkla misak ettiğiyle alakalıdır.689 Sırrın. 618/1221)’nın görüşü. yevmu’l-ezelde her kul ilahî divana farklı isimle çağrılacaktır. nurlarını ortaya çıkarır ve sırlarına vakıf olurlar. s. ss. Bu iman derecesi. nûr ve feyz konularında Hafî’nin görüşü.688 Şeyh Bedreddin (v. Ankara 1990. Kâf: 50/35. Allah(cc) kulunun kaderini. nitelikler ve işlerinin hepsi kabiliyetlere bağlıdır.”687 ayeti bu anlayışa işaret etmektedir. esma ile ilgisi üzerine Necmeddin-i Kübrâ (v. bu kabiliyetlerini ortaya çıkarması yönünde çizmiştir. 688 Köle. herkese ilâhî nûrların feyzi olan sırları. Nazım Efendi’ye göre her kul farklı nitelik ve nicelikteki sır ile donatıldığı için. 838/1435). Ankara Ünv. Zeynüddin-i Hâfî ve Eserlerinde Tasavvuf. Bekir. s.686 Bu anlayışı ıstılahta besleyen yaklaşımlardan birini. Nur sahipleri olan mürşidlerin terbiyesiyle nefslerini tezkiye edenler. 132 .: Cengiz Ketene. 823/1420)’e göre kulların isimleri. kulun dünya hayatında ulaşabileceği makâmlar ve imanî kemâlat dereceleri için potansiyel istidatlar olarak da tarif edebiliriz. 30. Kültür Bakanlığı Yay. Bu sıfat ve esmaları. Şeyh Nazım’ın genel tasavvuf anlayışı çerçevesinde sır.

Bu bütünlük kul ile Allah arasında bir sırdır. benim yaratılışım da O’nun sır hanesidir… Gözünü iyi aç da bana öyle bak ki beşerde Allah nurunu göresin” diyerek sırrın bu yönünü vurgulamıştır. c. insana doğuştan tevdi edilen istidatlarının benliğinden sıyrılmak suretiyle Allahu Teâlâ adına geliştirilmesidir. a. Adnan. Bu durumda insan.e. Allah(cc)’ın el-Latîf isminin tecellisi olduğu ifade edilmiştir.. Sır makâmındaki ilmin kaynağı. Tah. “Kâbe her ne kadar O’nun evi ise de. 20. seyr ü sülük ile saflaşan ve maddi varlığından gaybete düşen mü’minde.ruhlara talim ettiği ilm-i ezelîdir.694 Hakkâniyye yayınlarında ruh konusunda incelenen ontolojik ifadelerde de sır. 2. kalbin letâiflerindendir. 697 “Allah’ın boyasıyla boyanın…” Bakara: 2/138. Kısaca tevhîd. 693 Hucvirî. ilmi ledün olarak zuhur eder. Dâr Suâd Sabbâh.698 Abdullah-ı Hanî (v. Allah’ın nuru veya Allah’ın boyası697 olarak mevcut olduğuna inanılmaktadır. Kulun vücud karanlığında setretilmiş vaziyette olan bu ilim. marifet ilmini zahir eden ve ledunnî ilimlere kapı olan ilimdir. Adnan.g. birleme. Mesnevî Tercümesi. Üçüncü makâm olan sırru’s-sır. 59. Bu ilim. Bu makâmdaki kulun kalbine vahdaniyet âleminden doğuşlar olur. bno: 2245-2252. Bu potansiyelin gerçekleşmesine göre aşkın olan Allahu Teâlâ’yla bir bütünlük oluşturur.696 İnsan ruhundaki bu ilahî yönün. bu letâifleri sayarken sırru’s-sır yerine hafî zikrini saymış ve her bir letâifin bazı peygamberin kademinde olduğunu ifade 692 Kubrâ. müşâhede makâmı anlamında kullanılmıştır.e. 342-349.” Mülk: 67/14. s.693 Mevlanâ Celaleddin ise. Kuveyt 1993. Mesela.g. fıtratının gereği olarak Allah’ın zatını bilme. âlem-i sıfattan âlem-i esmâya indirilmek suretiyle insana hediye edilmiş bir atiyedir. ruhânî bir latife olarak. O’ndan başka ilâh olmadığını kabul etme potansiyeliyle donatılmıştır. ezelî olanla olmayanı ayırma şuuruna sahip olabilmektedir. s. 696 K. Hızır(as)’dan Hz Ali(ra)’ye ve kırklara tevarüs eden sırr-ı hakîkîdir. 695 “Yaratan hiç bilmez olur mu? O.: Yusuf Zeydân.692 İnsan.695 Letâif. 694 Mevlânâ. Keşfu’l-Mahcûb (Hakikat Bilgisi). 698 K. 133 . Latiftir. haberdardır. Necmeddin. ss.. Fevaihu’l-Cemâl ve fevâtihu’l-Celâl. a. s. Âdemoğluna ruh vesilesiyle bahşedilen letâif-i hamsenin. 1279/1862). Hucvirî’ye göre bu sır tevhîddir. 138.

Seyru sülûk ile Mü’min. 1034/1624)’ye göre âlem-i sügrâ olan insanda bulunan bu beş letâifin asılları. ss. bu taayyününde baskın olan hüküm açısından Rabbini bilebilir. 703 Kıbrısî. Muhammed(sav)’in kademindedir. Tasavvufun Ana Esasları. bir grup da sırrın ayan cümlesinden değil. Nuh ve İbrahim(as). sırrın ruhanî latifelerden bir latife olduğuna ve müşâhede makâmı olduğuna inanırlarken. dünkü haberdir buyuruyor.700 Sadreddin-i Konevî (v. latife-i ruh. s. Onun ötesinde olan haberler vardır ki. insandan başka her şey demek olan.701 Mutasavvıflardan bir grup. 701 Konevî. Mektubât. bu makâmdaki sırlar. kul için noksanlıktır. Sırrın kul ile Allah arasındaki gizli bir hal olduğu anlayışını. Şeyh Nazım’ın sır olarak tanımladığı bu letâifin asılları. Bu daire. Mektun no: 160. 99-100. o sırru’s-sır makâmında. Bu halden başkasının haberi ve bilgisi olmaz. Ter. Bu anlayışın devamında sıru’s-sır gelir ki.699 İmâm-ı Rabbânî (v. 35. latife-i ahfa. latife-i sırr.702 Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında ise her iki mananın da bulunduğu kanaatindeyiz. Bu konuda Hakkâniyye meşayıhı içerisinden Şeyh Şerafeddin-i 699 700 Hanî. Hakikat talibi. Kendi yaratılışına uygun letâifin. 673/1274)’ye göre her varlığın. Tasavvuf Sohbetleri. bir mürşîd rehberliğinde bu letâifiler arasında seyri illallah ile fenaya (velayet-i sugray). İmam-ı Rabbanî. aslına varamama durumu. 134 . peygamberler ve meleklerden başka bütün mahlûkatın mebde-i taayyünleridir. İstanbul 2010. kul ile Allah arasında meydana gelen örtülü bir haldir. İsâ(as). ondan ileride ahfa makâmlarında olan sır vardır. Tasavvuf Metafiziği. mürşid-i kâmilin bu sırra vakıf olup olamayacağı diğer bir husustur. Âdâb. kulun kendisine dahi sırdır. Musa(as). İzzeddin. âlem-i kebirdedir. bu letâiflerin zıllerini geçer ve asıllarına varır. ss. latife-i hafî. 79. Nazım Efendi’nin şu ifadeleri. Kurtuba Kitap. manalar cümlesinden olduğuna inanırlar. 702 Kâşânî. Yani sır. mevcut olduğu mertebeye göre bir taayyünü vardır.etmiştir. Adem(as).: Hakkı Uygur. Varlık. Buna göre latife-i kalb. 244. daha sonra seyri fillah (velayet-i kübrâ) ile tam fenaya vasıl olur. ihtiva etmektedir: “Cennet mekan Şeyhim Hazretleri o zerrelere olan hitap.”703 Sırrın kul ile Allah(cc) arasında meydana gelen örtülü bir hal olduğu anlaşılmasına rağmen. ondan ileride hafi. Allah(cc)’ın isimlerinin zıllerinden pay alırlar. s.

“ruhanî latife” manasında da kullanıldığı kanaatindeyiz. 298. Kıbrısî’nin edildiği zemin bu anlayışı. Muhammedî suretle aniden karşılaşma konumuna yükselir.704 Bununla birlikte Hz. 42. 707 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî.706 Bu açıdan bakıldığında. düşünüldüğünde. ss. Allah ile kul arasındaki bu hale. kendisiyle Peygamber(sav) arasında vasıta olmaksızın yardım isteme kanalı açılır. mürşid-i kâmilin vakıf olabileceğini ifade etmiştir. O’nun zahirinin feyzinden. Çünkü Nazım Efendi’ye göre bir sünnete hakkıyla ittibâ edildiği zaman ortaya çıkan Muhammedî sır. Şehadet âlemi. Menâkıb-ı Şerefiyye. Kıbrısî. Böylece sâlikin varlığı kâmil olur. 26. Hz. O’nun batınının feyzinden yaratılmıştır. bu görüştedir. 30. sünnete hakkıyla ittibâ eden kul. misak günü çağrıldıkları isimlerde sırları gizli olan kullar. s.. Bu müşâhedenin neticesinde. a. Kişinin kim olduğu ise dünya hayatındaki kimlik bilgileri veya toplumdaki statüsü değil. Peygamber(sav) bahsinde izah edilen Muhammedî Sırr705 ifadelerine dayanarak sırrın. bazı sufîlerin anlayışlarına yaklaşmakta ve bu anlayışın bina görülmektedir. Peygamber(sav) Abdulkerim-i anlayışı Cilî’ye ile birlikte Hz. s. Meselâ göre. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. Bu makâmın ötesindeki bir arınma ile kul. Bu anlayış şöyle ifade edilmiştir: “Muhakkak ve muhakkak herkeste olan sır… Dünyada sırrı zahir olmazsa. Peygamber(sav)’in hakikatinden ibarettir. kulu velayet makâmına çıkaracak kuvvettedir. Kul bu sureti kalbinde aklederse. velinin kabiliyetinde bulunan Muhammedî kemaller.e. Bu ifadelere göre bu sırlar kişinin kim olduğunun cevabıdır.g.707 Şeyh Nazım’a göre. 706 Cilî. gayb âlemi de. ufuk-i a’lâda müşâhededir. 135 . manaların heyulası ve varlıksal suretleridir. velayet ve kemalat makâmlarına erişmiş olur. Bu karşılaşma. Allah(cc) ile olan muhabbeti ve misak gününde Rabbi’nin huzuruna hangi isimlerle çağrıldığına bağlıdır. mühürlenir. mahşere de aynı isimler ile çağrılacaktır. s. dünyadan 704 705 Burkay. Gaybın gaybı ise. 293-294. Peygamber(sav).Dağıstanî. Hz.

heyulau’l-kulldür. Bu anlayışa göre Hz. Tasavvuf Sohbetleri. mahşerde (olacak). kabirde sırrı zahir olmazsa.giderken (olacak). kulun manevî kimliği olarak tanımlayabiliriz. Bursevî. kabirde. Kıbrısî’nin üç farklı başlık altında toplanan bu anlayışına temel teşkil edebilecek yaklaşımı. Peygamber (sav). Peygamber(sav)’in biri ruhanî diğeri cismanî olmak üzere iki vechi vardır. toprak ve hava gibi unsurların ve madenlerin.709 Bursevî’ye göre Hz. Efendimiz(sav)’in güzelliğinin aynasında görmüşlerdir. kabir âleminde ya da mahşerde zahir olması. onun yaratılışında 708 709 Kıbrısî. veliler ve diğerlerinin ruhları. Allah(cc)’ın zatına. Binaenaleyh. 136 . varlığı oluşturan ateş. kulun varoluşunu temsil eden asıl kimliktir. bitkilerin ve hayvanların kaynağı olan cism -i küll suretindedir. Bu küllî hakikatin izahına göre Hz. s. su. Peygamber(sav)’in ruhaniyetinden doğup yayılmıştır. 30. Peygamber(sav)” konularıyla da ilgilidir. yaratılışta her şeyden önce gelir. Kendimi tanımıyorum Kimsin sen? Ben filancayım. Sen kimsin ve nesin? Sırrın nedir? Allah ile olan muaheden nedir? ‘elestu bi Rabbikum? Kalu bela’ da Allahu zü’l-celal seni çağırdığı günde. Hz. Muhakkak o insanlara verilmiş olan sır zahir olacaktır. Hakkânî’ye göre mahiyeti âlem-i gaybda olan bu kimlik. 76-78. Peygamber(sav)’in cismanî yönü de tüm mevcudattan öncedir. isimlerine ve fiillerinin zuhuruna kaynak olduğundan. kulda zahir olacak sırlar. Peygamber(sav)’in zuhuru. kullar kendindeki sırları. İsmail Hakkı Bursevî (v. ss. Deyaları için bu tezde bkz. 1135/1725) savunmuştur. cismanî tarafı da her şeyden önce olmuştur. Biz henüz kendi sırrımıza agâh değiliz. Peygamber(sav) gelmeseydi. Peygamber(sav). Hz. Bu kimlikteki sırların şehadet âleminde. Müşâhede âlemi olan cisimler âleminin kaynağı. Hz. Peygamber(sav)’in sadece ruhanî değil. bu âlemin hem suret hem de mana bakımından bütün sırlarını kendinde toplamış ve onların hakikatlerine kaynak olmuştur. Hz. Yani. Dünyadan giderayak sırrı zahir olmazsa. Onun için bütün peygamberler. Peygamber(sav)’in önceliğine nisbetle sonra gelirler. biliyor musun? Kaç isimle çağırdı?”708 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin belirttiği isimler ve sırrı. ilahî sırların güzelliği görülemezdi. Dolayısıyla tüm ruhanî sırlar. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. Ruhanî tarafıyla Efendimiz(sav). Hz. Biz henüz kendimizi tanımış değiliz. Bütün mükemmelliğin mazharı sayılan Hz. hangi isimlerle çağırdı seni. ontolojik olarak “Allah’ın Nûru” ve “Hz. Şerh-i Salavât. sıfatlarına.

Burkay. Şeyh Şerafeddin. ona isim verecek kimselere ism-i hakikisini ilham için Cenab-ı Hakk (cc) melekler hâlketmiştir. 713 Kuşeyrî. bilumum asnaf-ı beşerin esmaisi. Bu düşünceye göre dünyada verilen isimlerin. 42. s. uyulan sünnetin çokluğuna bağlı olarak. mücessem ve tam azalı suret bulunursa. mahbubun gayrısındaki her türlü mensubiyet bağlarını koparır. sırrın tahkikinde ismin önemini esma-i beşer başlığıyla irdelemiş ve yeni doğan çocuklara yapılan tesmiye merasimi üzerinden izah etmiştir. ss.bulunan ve Hz. Peygamber(sav) sevgisinin Allah(cc) sevgisinden olduğunu ve Peygamber(sav) sevgisinin en temel göstergesinin. s. Muhabbet ehli. muhalifu şeria’ ahval ile harir döşemeler. Kışeyrî’de görülmektedir. Bebeğin kundaklanma şeklindeki edebin derecelerine göre tesmiyede hazır bulunan meleklerin adedinin bir ile bin arasında değişebileceğini ifade etmiştir. Kuşeyrî’ye göre muhabbet. Şerh-i Salavât. İsim tesmiye olunacak mahalde. ezelî isimi ile aynı olması halinde kuldaki zekâ ve idrakinin. 712 el-Hakkânî. Şeyh Nazım’a göre bu muhabbetin dereceleri ise. 76-78. 713 Bu 710 711 Bursevî. âlem-i ahd u misâkda takdir ve tayin buyrulmuştur. mahbubun kişideki sırrı istilâ etmesidir. 137 . Sır ile muhabbet arasındaki ıstılahi bağ. kulların hakiki isimlerinin dünyada da konulması için ilham veren görevli melekler olduğunu şöyle ifade etmiştir: “… ‘el-Esmau tenezzelu mines-semai’ fehvasınca.710 Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî. bu melekler oraya girmez. 133-135. Peygamber(sav)’in nurundan akseden esma ve sırların tezahürüdür. Ebediyete Davet.”711 Şeyh Nazım Efendi. maksudunda fenâ bulduğu için. 410. çocuğun ismi de hakiki ismin muhalifi bir isimle tesmiye olunur. Menâkıb-ı Şerefiyye.712 Nazım Efendi’nin sır tanımında “muhabbet” ehemmiyet arz etmektedir. ss. sırrın gerçekleşmesine vesile olur. Muhabbetle kulun kalbi daimî zikre girer ve masivayı düşünmekten uzaklaşır. “Muhammedu’rRasulu’llah” kelimesi olduğunu ifade etmiştir. ezelî isimden farklı tesmiye edilen kullara nisbeten yedi derece daha kâmilâne olacağını beyan etmiştir. Bir çocuk doğduğu vakit. Kuşeyri Risâlesi.

öz olarak varoldukları icmal mertebesinde zuhurun mahalli. anlayışına temel teşkil edebilecek bu izaha göre. muhabbetin kaynağı ilahîdir. 714 715 nurdan yansıyan sırların. ss. masiva karanlığından sıyrılmasına İkbâl. Bursevî. İman derecelerine delalet eden bu sır. 35. Sırrın sadece kul ile Allah(cc) arasındaki gizli bir hal olan yönü de vardır. Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş. Binaenaley Nazım Efendi’ye göre her kul farklı nitelik ve nicelikteki sır ile donatılmıştır. sırrın hakikat-i Muhammedî ve nûru ilahî ile ilgili yönleri de görülmüştür. İslamî Benliğin İçyüzü. afak. Hz. kulun fena fillah makâmında ortaya çıkan nûr olarak da anlaşılmaktadır. Kuldaki sırrın zuhurunda anahtar kelime. 1394/1973) “aşk” üzerinden şöyle tanımlamıştır: “Adı benlik olan nur. 138 . iman mertebelerine vasıl olur. Varlık âlemi olan âfâk ve insanın iç dünyası olan enfüsün. muhabbettir. Sırrın bu yönüne.çerçevede yapılan muhabbet tanımı üzerinden bakıldığında sır. Aşk ona dünyayı aydınlatmayı öğretir. Hz. toprağımızın altında hayat kıvılcımlarıdır. yevmu’l-ezelde kulun ne derece aşkla misak ettiğiyle alakalıdır. aşktan ateş alır. mürşid-i kâmiller vakıf olur. Allah(cc)’ın karşılıksız varlık verdiği Rahmân isminden. Bu muhabbetten kaynaklanan ilahî sırlar ise. diğer varlıklara verilmiştir. nasıl muhabbetle zahir olduğuna Bursevî. Kulun Allah(cc)’a olan muhabbeti ve misak gününde Rabbi’nin huzuruna hangi isimlerle çağrıldığına bağlıdır. Şeyh Nazım’ın Hz. Benzer kanaati Muhammed İkbal (v. ne toprak var. Aşkın kökeninde ne su var.715 Binaenaleyh. kimse Kur’ânı ve onun ihtiva ettiği sırları bilmezdi. Sırrın dünyada gerçekleştirilmesine göre kul. O sevgiyle daha canlı. 79-80. s. Şeyh Nazım’ın ifadelerinde bulunmasa da. enfüs ve Kur’ân olmak üzere üç nüshada yazılıdır. Peygamber(sav)’in kalbi olmasa. Bu yaklaşımlar. Hz. kulun cismani varlığındaki zuhuru “ruhanî latife”dir. Peygamber(sav)’in hakikatidir. Aşk kılıçtan ve oktan korkmaz. daha yakıcı ve daha pırıl pırıl olarak ebedileşir… O’nun özü. Sufiler tarafından bu anlayışa benzer anlayışlar açısından ele alındığında. ontolojik bir izah getirmiştir. kalbe Muhammedî benzetilmiştir. muhabbetin kalbi istilası. Peygamber(sav)’in kalbidir. Kur’ân’ın iniş mahalli. Kulun yaratılışında decredilmiş sırrın. ne de rüzgâr…”714 Kuldaki sırrın.

Mutasavvıfların çoğuna göre bu ahid hakikidir. MİSÂK (YEVMU’L-EZEL): “Ve-se-ka” kökünden müştak olan “misâk” kelimesinin çoğulu “mevâsîk” olup sözlükte.15. akd ve and anlamlarına gelmektedir. bazen de özel bir sözleşmeyi ifade eder.” Bakara: 2/83. yakınlara. Kur’an’da zikredilmiştir. unların sırtlarından zürriyetlerini alıp bunları kendileri hakkındaki şu sözleşmeye şahit tutmuştu: Ben sizin rabbiniz değil miyim? ‘Elbette öyle!’ dediler. ahd. Musa’dan ve Meryem oğlu İsa’dan. 139 . Lisânü’l-Arab. s.“Hani Rabbin. Bunu kıyamet gününde ‘Bizim bundan haberimiz yoktu’ demeyesiniz diye yapmıştık”721 mealindeki ayete dayanmaktadır. “Biz İsrâîloğullarından şöyle söz almıştık: Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz.. 301. bazen genel. Böyle yaptık ki kıyamet gününde. bazı İslam ulemasına göre temsilî iken bazı ulemaya göre de hakiki olarak gerçekleşmiş bir haberdir. anaya-babaya. Kamûsu’l-muhît. s. 718 “.717 Kur’ân-ı Kerim’de Allah(cc)’ın İsrailoğullarından aldığı misak718 ve ahidlerini yerine getirmemeleri719 ile ilgili pek çok ayet bulunmaktadır. doğruları tasdik etmek. Allah hakkında.. elMüfredat. Bu ayette bildirilen misâk. anlaşma. çünkü Kur’ân’da mîsâk kelimesi. Âyette bu ahdin. ‘Bizim b undan haberimiz yoktu’ demeyesiniz. Kâfirlere de acı bir azâb hazırlamıştır. o doğrulara doğruluklarından sorsun. onların bellerinden zürriyetlerini almış. 721 A’râf: 7/172. 523 717 “Rabbin Âdemoğullarından. Başka bir ifadeyle “şahit olduk” şeklinde cevap verenlerin Âdem(as)’in sulbundan kıyamete kadar vücut 716 İbn Manzûr. s. Âdemoğullarından. yetimlere. 719 “Sözlerini bozdukları için onları la'netledik ve kalblerini katılaştırdık…” Maide: 4/13 720 “Biz peygamberlerden.720 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin misâk anlayışı. onları kendilerine karşı şahit tutarak ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ (demişti Onlarda) ‘Evet buna şahit olduk’ demişlerdi. Senden.” El -Arâf: 7/172. yoksullara iyilik edeceksiniz. Isfehanî.716 Terim bakımından Misâk kelimesi bir takım farklılıklar içerir. kuvvetle ahidlerini almıştık. 928.. (Böyle yaptık) ki (Allah). kâfirleri ise ateşe atmak için alındığı bildirilmiştir. gerçekten başkasını söylememeleri hususunda kendilerinden Kitâb mîsâkı alınmamış mıydı” A’raf: 07/169. Bununla birlikte Peygamberlerden alınan misak da. c. (evet) onlardan sapasağlam söz almıştık. Nûh’dan.Peygamber(sav) ve Allah(cc)’ın Nûru anlayışlarıyla bir bütünlük oluşturmakta ve Kıbrısî’nin anlayışına paralel diğer tasavvufi ıstılahı göstermektedir.. Firuzebadî. c. İbrahim’den.” Ahzâb: 33/7 -8.

723 Misâk. Yani misâk bu tefsire göre temsilî değil.722 Farklı bir görüşe göre ise ayetin yaratılışa işaret eden ifadeleri temsilî bile olsa. Hulasatu’l-Beyan. Hz. Elmalılı M. Zerreler bu ilahî hitaba cevap verdikten sonra tekrar Hz. Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışı içerisinde bütünün gözardı edilemez bir parçası olarak. Bu suale muhatap olunduğunda Âdemoğullarının akıl.. Âdem(as) yere uzanmış bir haldeyken gerçekleşmiştir. bu mukavele ile iman hakikatleri insan ruhuna deruhte edilmiştir.: İsmail Karaçam ve diğ. 726 Sühreverdî. Sühreverdî. hayat ve nutuk sahibi olarak. 170-171.. c. Hz. 412-421. Hak Dini Kur’ân Dili. 1799-1800. Çünkü Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde gelişen varlık felsefesi içinde bu ayete atfedilen anlamın önemli bir yeri vardır.e. Tasavvuf Sohbetleri. c. hem de ruhanî bir hakikattir. Âdem’in sulbuna konmuşlardır. irdelemeden geçilmeyecek bir önemi haizdir. Komisyon. 106. s. 725 Kıbrısî. Ruhu’l-Beyân. Ancak mukavele bir hakikattir.. 9. Sad. 724 A’râf: 7/172. hem de ruhanî bir hakikat olduğu savunulmuştur. ss. hem yaratılışa dair hakiki bir vakıa. Sühreverdî. 723 Yazır. a. Mekke ile Taif arasındaki Numan vadisinde.725 Şeyh Nazım Efendi’nin bu konuyla ilgili beyanlarının genlinden anlaşıldığına göre misâk hadisesi. 6. s. İstanbul Tarihsiz. Hz. hakiki bir mukaveledir. Başka bir ifadeyle “Âdemoğullarının zürriyetlerinin alınması” ontolojik olarak bir temsildir. Aziz Dağ. ss. Şihabuddîn Sühreverdî’ye göre bu hadise. 30. Sühreverdî’ye göre bu vakıa zerrelere hitaptır. Şeyh Nazım Efendi bu mukaveleyi. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî ve Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbetlerinde çok sık bahis konusu olan bir husustur.g. Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında misâk. Hamdi. 106. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”724 ayetinde Allah(cc) ile Âdemoğulları arasında olan bu misâk. Avarifu’l-Mearif (Gerçek Tasavvuf). diğer tüm kavramlar ile sıkı ilişkilidir. Âdem(as)’in sırtı sıvazlandığında onun vücudundan gelecek bütün zürriyetin. Âdem(as)’in belinden ihraç olundukları ifade edilmektedir. ss. s. Bursevî. zerrelere hitap olarak ifade etmektedir.726 Bu hitabın nerede vuku bulduğu hususunda Şeyh 722 Vehbî. deriden çıkan ter damlacıkları gibi çıktığını beyan etmiştir.bulacak zürriyetlerin olduğu beyan edilmektedir. Dolayısıyla ayette hem tekvinî bir temsil. 140 .

s.Sır. s.e. daru’t-teklif olan âlem-i dünyada. Bkz. 2. 69.734 Kulun kemal derecede hidayetine vesile olacak misak sırrı şöyle ifade edilmiştir: “Binaenaleyh. 732 Kıbrısî.733 Şeyh Şerafeddin. 30. Menâkıb-ı Şerefiyye.Nazım’ın ifadelerine rastlanmamıştır ancak Şeyh Şerafeddin. 69. Ayrıca bu tezde bkz. kula elest bezminde çizilen manevi rotanın âlem-i dünyada kemal derecede vuku bulması. yevmu’l-ezel’de vuku bulan hadisatın bir cüz’üdür. c. 42. baba sulbundan çıkıp. bu hitabın “âlem-i zerrede” olduğunu ifade etmiştir. Aralarında muhalefet olduğu takdirde maksat ve netice hâsıl olmaz. Ana rahmine düşmeden baba sulbunda olduğunu savunanlar olduğu kadar. kendisine elest bezminde çizilen hat ile ilgilidir. Nazım Efendi. 25 Elmalılı. Peygamber(sav)’in ümmetini iman eder vaziyette Allah(cc)’tan emanet aldığı gündür..Hz.729 Yevmu’l-ezel.Hz. s. Şeyh Şerafeddin’e göre. Peygamber(sav).g. s.728 Nazım Efendi’ye göre bu misâk. s. bilinmeyi istedim ve mahlûkatı yarattım”731 hadis-i kutsisindeki hitabında yevmu’l-ezel’de olduğunu ifade etmiştir. Şeyh Nazım’a göre. ruh üflendiği zaman tamamlanmıştır. 9. Kulun yevmu’l-ezelde Allah(cc) tarafından çağrıldığı isimlerinin nitelik ve nicelikleri kulun sırrı ile de ilgilidir. misak ile ilişkisine biraz daha tafsilatlı izah getirmiş tir. 730 Kıbrısî. 730 Bu bağlamda misak.e. 731 Taberânî. yevmu’l-ezelde gerçekleşmiştir. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. Hz. kulun sırrı ile alakalı mütalaa edilen hidayetin. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. 79. 734 Burkay. Menâkıb-ı Şerefiyye. 733 Aynı eser. Bu izaha göre kulun hidayeti. Bir diğer görüşe göre misâk. Peygamber(sav) . Nazım Efendi’nin genel tasavvuf anlayışıyla ilgili olarak müstakil bir başlıkta incelenmiştir. a. Ayrıca Bu tezde bkz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d. buluğa erme çağında olduğunu savunanlar da olmuştur. ana rahmine girince başlamış. s. a. Hakk Dini. kulun dünyada tesmiyesi ile başlar ve son nefesine kadar devam eder. Tasavvuf Sohbetleri. s. ss.” 141 .727 Bu misâkın ne vakit olduğu konusunda genel olarak üç görüş öne çıkmaktadır. Keşfu’l-hafa. o yevmu’l-ahd ve misakta gösterilmiş ve çizilmiş hatt-ı harekete göre amel edilmesi lazımdır. Yapılan amel ve 727 728 Burkay.g. “Ben gizli bir hazine idim. 173. 174-175. 729 Kıbrısî. c.732 Bütüncül izahı ontolojik bir bahis olan yevmu’l-ezel..

Lisânu’l-Arab. Vuku bulacak şeylerin zaman ve mekânını. Tehânevî.738 Mâturidîlere göre. gün anlamına gelmektedir. Yani ezelî değildir. 1816-1817.g. c. sır ve tevhid ile ele aldığı olmuştur. Hucvirî’ye göre sır olarak 735 736 Burkay.”735 Özet olarak “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”736 ayeti. Allah(cc) ile Âdemoğulları arasında yapılan misâkı haber vermektedir. s. 144-150. ss. Nazım Efendi’ye göre misâk. 737 İbn Manzûr. Peygamber’in ümmetini iman eder vaziyette Allah(cc)’tan emanet alması.1. ezelî olan ile hadis olanı birbirinden ayırmak suretiyle kul.işlenen ibadet. Hucvirî’ye göre.e.1.737 “Yevm” kelimesi ise güneşin dünyada. doğuşu ile batışına göre belirlenen zaman dilimi olarak. hem yaratılışa dair hakiki bir vakıa.15. Hz. 134-135. hadistir. o âlem-i zerrede mesbuk olan ahd ü misakına göre çalışması lazımdır… Başka türlü hakiki hidayet vâsıl olmaz. Şerhu’l-Akâid. 465-467. Şeyh Nazım’a göre. yevmu’l-ezelde gerçekleşmiş ve yevmu’l-ezel’de vuku bulan hadisatın bir cüz’üdür. 25. 739 Taftazânî. ss. Şu halde mürşid olsun. mürid olsun. yevmu’l-ezel’de gerçekleşen diğer hadisattan biridir. c. 142 . makbul ve maksad-ı ilahiyyeye vasıl olmaya vesile olamaz. sâlik olsun ve hatta avamm-ı nas olsun. öncesizlik ve mazinin yanında varlığın devamlılığı anlamına gelmektedir. Cürcanî. bütün özellikleriyle. hem de ruhanî bir hakikattir. c. Yevmu’l-ezel: Arapça bir kelime olan ezel kelimesi. Bu ahid. Allah’ın zatını tanıma potansiyelini gerçekleştirmiş olur. ezelî olmayan nesne hadistir. Dolayısıyla Allah(cc) ezelîdir ve Allah(cc)’ın gayrısındaki mahluk. zahir itibariyle ne kadar yüksek ve mukaddes olsa da hakikat itibariyle. c. Ta’rifât.. Keşşâf. 2.739 Sufilerin ezel ve ezelî olan bahisleri. A’râf: 7/172. 16. Cenab-ı Hakk bilip ezelde takdir ve tahdid etmiştir. 738 İbn Manzûr. ss. a. s. Menakıb-ı Şerefiyye. s.

yevmu’l-ezel için bahsedilen mevcudiyetin.740 Nazım Efendi’nin yevmu’l-ezel hakkındaki ifadeleri. buna bağlı olarak Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışında. Siz de O’na döndürüleceksiniz. Nazım Efendi. acz ve fakr dairesinde. 742 Kıbrısî. Dolayısıyla. 743 K.”744 740 741 Hucvirî. Keşfu’l-hafâ. Mesela misâk hadisesinin yevmu’lezel’de gerçekleştiğini.tanımlanan bu potansiyelin gerçekleşmesi tevhiddir. 14. bilinmeyi istedim ve mahlûkatı yarattım”741 hadisi kutsisinde bildirilen hitabda. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. ezelî olanla olmayanı ayırma şuuruna sahip olabilmektedir. c. Taberânî. hadisesidir. Dolayısıyla. sıfatlar âleminde mevcut olup. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den bu konudaki en fazla nakli Şeyh Adnan Kabbanî ve Şeyh Hişam Kabbanî yapmıştır. âlem-i esmada zuhur eden her hakikatin makâmıdır. diğer makâmlardaki sırlar olduğu ifade edilmiştir. yevmu’l-ezel için bahsedilen mevcudiyetin mekânı ve mahiyeti tafsilatlı olarak irdelenmesi gerekmektedir ki. bu inceleme bizi yaratılış ve varlık ile ilgili tüm başlıklara götürmüştür. Onun da ötesinde vuku bulan öyle hadisat vardır ki onlar. Bu durumda insan. Allah(ac) ile kaim olan bu melekût âlemi. s. 345. s. Hakkâniyye içerisinde Nazım Efendiye tevarüs ederken şu ayete istinat edilmiştir:743 “Her şeyin mülkü (saltanatı) kendi elinde olan Allah’ın şanı ne kadar yücedir. genellikle Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den nakil şeklindedir. 79. 744 Yâsin: 36/83. şeyhinden nakletmektedir. s. Tasavvuf Sohbetleri.742 Yevmu’l-ezel olarak çeşitli sohbetlerde ve kaynaklarda geçen bu kavramın nasıl anlamlandırıldığı. Adnan. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinde karşılaştığımız bu öğreti. “Ben gizli bir hazine idim. Ancak kevnî konulardaki malumatlara Nazım Efendi pek fazla değinmemiş ve yeni yorumlar getirmemiştir. 173. s. Nakşibendî-Hakkânî yolunda. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin tasavvuf görüşlerinin izah edildiği “Futuhâtu’l-Hakkâniyye” adlı eserde. 143 . büyük önem arz etmektedir. 2. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). Bu ifadelere göre yevmu’l-ezel’de vuku bulan hadisatın bir cüzü misak. melekût âleminde olduğu yazmaktadır. masivâdan olan her şeyin melekût âleminde bir hakikati ve melekûtu (egemenliği) var olduğu yazmaktadır. hitabın muhataplarının mevcut olduğunu söylemektedir.

misal âlemine ve duyular âlemi de denen mülk âlemine kadar gelen bir vücud mertebeleri zuhur etmiştir.748 Şeyh Nazım’ın yevmu’l-ezel anlayışı.”745 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu ifadeleri. ss. Şeyh Nazım-ı Hakkâni’nin bu husustaki ifadeleri şöyledir: “Cenab-ı Hakk’ın saltanatının azametini hiç kimse. Allah(cc)’ın saltanatı.. Tasavvuf Sohbetleri. Hakikat-i Muhammediyye Md. 747 Muhyiddin İbn Arabî’ye göre bu nûr. bu hakikatten ve bu hakikat için yaratılmıştır. bu anlayışın aksine ifadelerle de karşılaşmadık. Füsus. 179-180. 156. ne nebiyyü’lmürsel ne veliyyü’l-kâmil ne de melikü’l-mukarreb anlayacak değildir. Bununla birlikte bu ontolojik anlayışın anahtar kavramları. Allah’ın Nuru ve Hz. 9-36. TDV İA. ss. “la taayyün” olarak da bilinen bu varlıktan sonra ilk varlık olan Nûru Muhammedî ve onun nurundan. Âriflerin Tevhidi. Bu varlıktan önceki varlık mutlak gayb olarak mahiyeti kesinlikle bilinemeyen Allah(cc)’ın zatına dair oluştadır. Celle ve Alâ’dır.: Ekrem Demirli. Huzurunda duran ‘Muhammedu’r-rasulu’llah’. Nablusî Abdulganî. c. Hakikat-i Ahmedi. Bkz. kalem. 1. Habibu’llah’ın saltanatı. Bu manaları tazammun eden anahtar kavramlar. Ter. müstakil bir başlık olarak ele alınmıştır. ebedî ve mutlak saltanatın sahibi olan ‘la ilahe illallah’. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde yapılan ontolojik ifadeler ile birlikte düşünüldüğünde. Allah(cc)’ın vücud mertebelerinde ilk oluşu temsil eder.746 Nûru Muhammedi.1. Salavatullahi ve Selamu aleyh’tir.. hatta melekler. İstanbul 2003. melekût âlemine. s. Peygamber’in Sırrı . Arabî. “Muhammedur’-rasulullah” âlemidir. madde-i evvel. vücud mertebeleri ve varlık anlayışı içerisindeki Nûru Ahmediyye anlayışını tazammun etmektedir. 748 Muhyiddin b. 144 . Ter: Ahmed Avni Konuk. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. “La ilahe illallah” âlemi. o ezelî. Efendimizin(sav) saltanatından seyrederiz. Nazım Efendi’nin farklı ifadelerinde. Yaratılışa dair anlayışın en önemli cüz’ünü oluşturan bu kavrama Şeyh Nazım’ın yaklaşımı.Şeyh Nazım Efendi’nin bu hususta ontolojik izahları ile karşılaşmasak da. Ancak o saltanatın azametinden bir şua. İz Yay. Mehmet. 747 Demirci. daha bütüncül bir çerçevede 745 746 Kıbrısî. akl-ı kül. hakikat-ı Âdem. Habibu’llah(sav)’a zahir olur… Onun içindir ki. zımnen Şeyh Dağıstanî’den tevarüs eden manalar ile kullanılmıştır. kitap kavramlarıyla da ifade edilen bu anlayışa göre bütün yaratıklar. Biz Cenab-ı Halik’in(cc) saltanatının azametini.

752 Kıbrısî. Adnan. Hz. 18. Peygamber(sav)’e ümmetinin gösterilmesini ve emanet edilmesini Şeyh Şerafeddin -i Dağıstanî. Bu izaha göre aslî varlık. hakiki varlığın tecellileri ne mazhar olur. 60-66. kendindeki sırrı gerçekleştirmiş olan yani. Peygamber(sav)’in saltanatından (nurundan) seyredilebilir. Sureti Allah(cc)’ın yed-i kudreti ile şekillenen gölge varlıktan biri de insandır. Kendi varlığını yok bilen kul olur.g. kadim olan Allah(cc)’a şahit olduklarına. Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi). Hak Dost 4.754 749 750 K.749 Bu saltanatın azameti. Peygamber(sav)’in ümmetini iman eder vaziyette Allah(cc)’tan emanet aldığı gündür. a. Kıbrısî. Dolayısıyla Hz.e. İnsan ahir zaman Peygamberi(sav)’nin getirdiğine tabi olduğu zaman gölge varlıklar arasında ilahî kudrete haiz olur.750 Çünkü Hücvirî’ye göre gafletten uyanan insan. Peygamber(sav) ümmetini yevmu’l-misâktan beri tanımaktadır. Âlem-i esmadaki bu tenzilatın ikmali. 19. nefsine ve Şeytan’a yenik düşmez. Şeyh Nazım’a göre. Diğer varlıklar Allah(cc)’ın kudret aynasında yansıyan gölge varlıklardır.Mürşîd . Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. mürşid-i kâmiller ile ilişkilendirerek izah etmiştir. âlem-i esmada (isimler âlemine) zuhur eder. yevmu’l-ezelin idrakidir.753 Hz. Kulun mülk âlemindeki kemâlata doğru seyrinden bazı hakikatler tecelli eder ki bunlar. tevhîde ulaşmış olan kullardır. ss. Hz. tanık olur. s. Makamlar ve Seyr u Sülûk ile İlgili Kaynaklar/b. 145 .. 751 Hucvirî. 156. sâlikte İsmu’llahi A’zam’ın tecelli etmesi anlamına gelmektedir. 754 Bu tezde bkz. Bu sırra dâhil olanlar ise. Çünkü Allah(cc) esma saltanatında “İsmu’l-A’zam” ile kaimdir. Cenâb-ı Hakk’a aittir.Hz. kendisi gibi muhdes olan varlığın tüm hareketlerinde. 345. Tasavvuf Sohbetleri.kavram tanımlaması yapabiliyoruz. s. s. Sâlik seyri esnasında.752 Bununla birlikte yevmu’l-ezel. Peygamber(sav) . âlemin-i esmaya tenzilini. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Varlık iddiasında bulunmadığı müddetçe şirk ve kibir bataklarından korunur. Bu anlayışı Nazım Efendi bir sohbetlerinde aslî varlık ve gölge varlık terimleriyle izah etmiştir.751 Bu tanıklık aynı zamanda. Meselâ kulun ahdini doğrulayarak kemale erme ya da yalanlayarak esfele düşme yeri mülk âlemidir. 69. ikmal etmektedir. Bu tezde bkz. kendisine ait hakikatlerin sıfatlar âleminden. 753 Kıbrısî. Şeyh Nazım’a göre. ss.

Nefsine 755 756 Bu tezde bkz. Allah(cc) nurunu tamamlayacaktır. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/d. hakikatleri değişmeyen. Ehl-i tevhid diyebileceğimiz bu kul. 146 .756 Allah(cc) nurunu Peygamber(sav). sahabelerine verdiği gibi evliyalarının kalblerine de vermeye devam etmektedir. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kaynaklar/b. iki kişiden biri (Ebu Bekir ile birlikte yurdundan) çıkarmışlardı. 758 Bu tezde bkz. o arkadaşına: “Üzülme Allah bizimle beraberdir” diyordu. yevmu’l-ezel’e vakıf olur. Mirahmadi. Hani kâfirler onu.759 Mürşidlerden bu sırları alarak. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/a. Yartılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/e. 760 Bu tezde bkz. nefis. 759 Nazım Efendi’ye atfen yazılan bir eserde bu durum. kendi sırlarını gerçekleştiren kullarda Allah’ın nûru tecelli eder.Hz. 757 “Eğer siz ona (Rasûlullah’a) yardm etmezseniz. Kıbrısî’ye göre bu durumun iki veçhi vardır.Mirac Konusu. zaman olmayan zaman olarak telakki edilmiş ve iki kavramda anlaşılan bir zaman olarak telakki edilmiştir. Allah ona yardım etmişt i. Sufi Meditation. Sıddıklar ve evliyalar ile tamamlayacaktır. nasutî âleme dair olan bu hadiseleri de tek bir zamansızlık anlayışında toplamamıştır.755 Nazım Efendi’nin ve Tarikat-ı Hakkâniyye’nin genel tasavvuf anlayışı içerisinde yevmu’l-ezel anlayışını diğer kavramlar ile ilgili olarak şöyle değerlendirebiliriz. Başka bir ifadeyle Kıbrısî’ye göre zamansızlık için ifade edilen hadiselerin tamamı tek bir hadise midir. nurlar ve zerreler âlemindeki fıtratlarını vâhidiyet âlemindeki haliyle muhafaza eden ve mülk âlemine tenzil edenlerdir. Nasuti âlem yönünden bakıldığında iki farklı zaman olarak yevmu’l-ezel ve mirac tarihleri vardır. ilim kaynağı yönüyle ifade edilmiştir. s. Ancak Kıbrısî. Peygamber. 11. Lahuti âlemden bakıldığında bu iki hadisenin de zamanı yoktur.Mürşid. Çünkü onlar ehâdiyete gark olmuş nakışları. iyi bilinki. dünya ve hevâ yaratılışın başladığı hakikî nurun mülk âlemindeki yansımalarını izale etmek istese de. hakiki ilimdir.Bu hususta Kıbrısî’nin Amerika halifesi tarafından yevmu’l ezel ile miractaki sidre-i münteha. hani onlar mağradaydı. İşte o zaman Allah ona emniyetini indirdi ve onu. Mehdi(as).757 Allah(cc)’ın mübarek göğsüne aktardığı nûru Sevr Mağarasında Ebu Bekir(ra)’e aktaran Peygamber(sav).760 Bu nûr ile levh-i mahfuzu okur. Allah’ın ilahî tecellilerinden ve “el -Âlim” isminin hakikatinden aldığı ilmi. yoksa hadiselerin ayrı ayrı zuhuru mudur. her an misâk günündeki ahdine Sâdık kalır.758 zerreler âleminden beri taşıdığı bu sırrı sahiplerinin kalplerine tevarüs ettirmesini emretmiştir. Şeytan. Peygamber(sav)’den akseden bu ilim birikerek büyüyen. ifade edilmemiştir.Allah’ın Nûru. Bu tezde bkz. Buna göre Peygamber(sav)’in kalbi. Bkz. sizin görmediğiniz askerlerle destekledi ve inanmayanların sözünü alçalttı…” Tevbe: 09/40 .

ve şeytana yenik düşerek. Keşfu’l-hafâ. Ben onun bu emrini kabul edip yerine getirince: ‘Ve şüphe yok ki sen çok büyük bir ahlâka sahipsin’ diye buyurdu. Peygamber(sav) tasavvurunda.Kerâmet.Velî-Evliyâ. Çünkü: ‘Af yolunu tut. Onlar. şiirlerin yazıldığı Hz. 147 . nefsin. 34. Peygamber(sav) anlayışında sıkça vurgulanan bir ayettir. bu manada. hidayete ve tevhide sevk ederler. Yani kendisine bey’at eden mürîdanı. 768 Aclunî. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b.761 Bu kişi gerçek ilim sahibi velî kullar olarak miracın sırlarını bilirler. 765 Kalem: 68/4. Buruç Yayınları. 533-534. Gönüllerini zikirle ihya edip onları.”768 hadis-i şerifi bu ayetin tefsiri mahiyetindedir. 72.2. c.762 Onlar velayet makâmında bulundukları için Allah(cc)’ın onlara musahhar kıldığı tasarruflar ile insanları hidayete sevk ederler. yüce bir yaratılış üzeresin”765 ayeti Şeyh Nazım’ın Hz. 762 Bu tezde bkz. Kurtubi. 763 Bu tezde bkz. c. bazı ayet ve hadiseler. maruf olanı emret ve cahillerden yüz çevir’767 diye buyurmuştur. 767 A’raf: 7/199.Şeytan. ilimleri hikmeti ve edebiyle yaşayan irfan ve marifet ehilleridir. b. felsefeden psikolojiye kadar çeşitli bilim dallarında anlaşılmaya ve anlatılmaya çalışılmıştır. Yaratılış anlamına gelen “halk” kelimesinin manası olarak ahlak ve edep olduğuna dair tefsirler de 761 Bu tezde bkz. dünyanın ve hevâların pençesinden kurtarma kerametini gösterirler. PEYGAMBER(SAV): “Senin adını yükseltmedik mi?”764 ayetinin bir tecellisi olarak adına kitapların. j. Hz. şeytanın.Gaflet. belirginleşmektedir. Peygamber(sav) ve Peygamber sevgisi büyük önem arz eder. Tasavvuf Sohbetleri. Tasavvuf tarihinde de Hz.Nefs.763 d.İlim-Âlim. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. ss. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kaynaklar/i. 1.766 "Rabbim beni en güzel bir şekilde te’dib etmiştir. 764 İnşirâh: 94/4. kendini gaflette terk etmez. divanların. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Hz. s. Peygamber(sav). 17. İslamî ilimlerden edebiyata. s. “Muhakkak ki Sen. Camiu’l-ahkâm. Diğer Konulardaki Görüşleri/f. sohbetle imana. 766 Kıbrısî.

Onlar öyle söylediği vakit.769 Bu manada Hz. Çelik Ömer. ahlâk itibariyle en güzel olanlarınızdır ve yine kıyamet gününde kendisine en çok buğzedip meclis itibariyle benden en uzakta olacak olanlar. ss.770 Bu manada ahlak ve edep ölçüsü olan sünnet ve hadisler. Tasavvuf Sohbetleri. diliyle insanlara eziyet ederek çirkin. İstanbul 2003. 1-2. Üsve-i Hasene. ambargo ve eziyette rağmen Hz. hem utanmaktan. Kıbrısî’nin bu misali verdiği ifadeleri şöyledir: “Peygamber(sav) ahlakı bu. iyi ve kötü ahlak anlayışımıza ölçü olabilecek örneklerden sadece biridir. Erkam Yay. Peygamber(sav) kılıçtan geçirecek olsaydı. 32-33. 383. Hatem-i Şerif’te toplanıp hem acaletten. öyle zannettiği vakit. Öztürk Mustafa. Peygamber-i zişân’ın(sav) bir işaretine bakıyordu. hürdür. ‘yer bizi yutsa da. yüce ahlakın bir nişanesidir. ‘Ne ümit ediyorsunuz ey Kureyş böyle?’ Kureyşliler. aftan başka bir şey ümit etmeyiz’ dedirtti Allah(ac). 771 “Şüphesiz ki kıyamet gününde aranızdan en çok sevdiğim ve bana en çok yakın olanlar arasında. Kaya Murat. Herkes affolunmuştur. Mekke-i Mükerreme’nin fetih gününde hepsini kılıçtan geçirecekti.’ dedi O Peygamber’in ahlakı budur. boşboğazlık edenler. Peygamber(sav)’in edep ve ahlaka işaret eden tüm ifade ve davranışları bu ayetin bir yönden tefsiri olmaktadır diyebiliriz. 8 s. c. sözler söyleyenler ve mütekebbirlerdir” hadisi. Mekke’yi fethettiği gün. Camiu’l-ahkâm. kerim olan kardeşimizsin senden lütfu keremden.”772 769 770 Taberî. Allah sizi affetsin. c. Herkes. Mesela Mekkelilerin kendisine yaptığı zulüm. Bkz. hem korkmaktan başlarını nereye saklayacaklarını bilmeden. Tirmizî. 17. kişilerin bakış açılarına göre ayette geçen yüce yaratılışa bir mana kazandırmaktadır. onları bağışlaması. 4/370. Yani sizin yaptığınız kabahatleri sizin yüzünüze vurarak. onları yalan çıkarması Peygamber’in(sav) şanından değildir: ‘Ben de Yusuf’un kardeşlerine söylediğini size söylerim.771 Bu manada Peygamber(sav)’in Uhud Gazasın’da ve Mekke-i Mükerreme’nin fethindeki hal dili ile beyan ettikleri. Size serzenişte bulunmam. Kurtubi..bulunmaktadır. sizi azarlamam. görünmesek’ diyorlardı. Kılıç ile mimbere çıkıp makâmı teşrif ettiklerinde: ‘Ne ümit ediyorsunuz ey Kureyş? Benden size ne muamele edeceğimi bekliyorsunuz?’ dedi Allah söyletiyor onlara (Kureyşlilere): ‘Ehlü’l-Kerim. c. Kur’an’da övülmüş ahlak için arz edilebilecek en bariz örneklerdendir. Hz. Peygamber(sav)’in. 534-535. 148 . ss. Şeyh Nazım Efendi’ye göre. Peygamber’in(sav) kavliyle ortaya koyduğu. 772 Kıbrısî. Taberi Tefsiri.

(Yüzüne akan) kanı. 3/199. Peygamber(sav)’in diğergâmlığıdır. bunu yapan kavminin felahını düşünmek. Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah’ındır. 87. 12. Müslim. 430.777 ilahî adalet ve tevazudur. c. 7. Bkz. Canan. yüce ahlakın sadece bir kısmıdır. zirve bir modeldir. ss. Bunun üzerine Allah şu âyeti indirdi: “Allah'ın onların tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle senin bir ilgin yoktur. Enes (ra) anlatıyor: “Resulullah’ın (sav) Uhud günü dişi kırıldı. s. savaşın en kızgın anında. Ben davet edici ve merhamet ediciyim. Müslim. yüzünden siliyor ve: ‘Allah. s. İstanbul 2005. 34. 51. onların zarar görmemesi için.774 Şeyh Nazım’a göre bu hal. Hambel. bunu niye yapmadın dememiştir. Mekke’nin fethi hadisesinde bunun gibi birçok yüce ahlak temsili hadisler mevcuttur. 111. c. Megazî. Hz. Hiçbir zaman öf dememiş. Uhud Gazasında dişi kırılan ve yüzü kanlar içinde kalan Hz. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. müşrikler için beddua etmesini istediler. Âl-i İmran.776 diğerkâmlık kelimesinin üzerinde mana ihtiva eden bir hal ve davranıştır. hiçbir zaman bana bunu niye yaptın. 1/513. dişini kıran (ve yüzünü kana bulayan) bir kavmi nasıl iflâh eder?’ diyordu. 104/1791. Kütübü Sitte. Şeyh Nazım’ın yüce ahlaka örnek olarak gösterdiği bu iki hadise içerisinde dikkatimizi çeken diğer ahlak ölçüleri ise hilm. Peygamber’i (sav) kanlar içinde gören ashabı. Süraka(ra)’yı köpeğin yanına nöbetçi koyması. Nesâî. merhamet edendir” (Âl-i İmran: 3/128-129). Onlar bilmiyorlar. Peygamber(sav)’in tavrıdır.” sözlerinin döküldüğü duyulmuştur. c.Mekke’nin fethine giden 10 bin kişilik ordunun seyir güzergâhında yavrularını emziren bir köpeğe rastlandığında. Birr. 4/369. Peygamber’in (sav ) dudaklarından sadece: “Ben lanetleyici olarak gönderilmedim. Peygamber(sav) anlayışını şekillendiren numuneler olarak. Cuayl b. Kütübü Sitte. Pınar Yay. Allah bağışlayandır. Müsned. Vâkidi. Çünkü başının kanatıldığı.775 Uhud Gazvesinde dikkatimizi çeken bir diğer ahlak ölçüsü Hz. 774 Hz. s. Tefsir. 21. 776 Hz. Ebû Dâvûd. Peygamber’in yüce yaratılışını. Enes(ra) bildirmiştir: “Ben Allah Resulü’nün on sene kadar hizmetinde bulundum. s. 2/72.773 Bu misaller içinde görülen merhamet. Bu hadiseler. dişinin kırıldığı ve yüzünün kanlar içinde kaldığı bir anda. Tirmiz. Subûlu’l-Huda ve’r-reşâd. Müslim. Aişe (ra) arz etmiştir: “Onun ahlâkı Kur'ân -ı Kerim'den ibaretti” Bkz. Canan. 2/804. c. Celaleddin. 125. 149 .. Cihâd. Tirmizî. Dilediğini bağışlar. 94. Hz. İbn Mâce. 11. dilediğine azab eder. 775 Kıbrısî. Çünkü onlar zâlimlerdir. 219. Buhârî. 2/40. Kıbrısî’nin Hz. Fetih günü Mekke’ye 773 Şâmî. en özet ifadeyle. cömertlik ve affedicilik. mazur görme hususunda örnek alınacak. Yüzü parçalanmış. 53. kayda geçmemiş sohbetlerde zikredilmiş olabilir. Muhammed’in Hayatı ve İslam Daveti. bu mevzuda hatırlanan başka misaldir. Kıbrısî’nin yüce ahlak hususunda verdiği bir diğer örnek. zırhının halkaları yanağına batmış Hz.” Bkz. Bkz. Allah’ım kavmime doğru yolu göster. başından yaralandı. Vatandaş. 3005-3006. 777 Bu husustaki farklı bir örneği Hz. kendilerini Allah'a davet eden peygamberlerinin (başını) yarıp. 4. ss.

kasabanın kapısından girerken eğilip. Esed adlı bir Mekkeliye bırakmıştır. İstanbul 1982. Yayha Alkın. Mea’l-Enbiyâ. sizin hatalarınızı bağışlayayım. Aynı gün. sizden cahiliyyet gururunu ve atalarla böbürlenmeyi gidermiştir. Muhtâru’s-sıhah. Tebbara. Bkz.783 Kur’ân-ı Kerîm’de tek anlamındaki vitr’in karşıtı olarak 778 Tebbara. Nazım Efendi’ye göre. takvaca en ileride olanınızdır. Şefaat kelimesi Arapçada “şe-fe-a” fiilinden gelmekte olup lugatta. Peygamber tarafından tüm Mekke halkına yapılan konuşmada ifade edilmiş. Tabbara. aile yakınlarına değil. Tasavvuf Sohbetleri. s. Bilal’e yapılan bu emir aynı zamanda bir ikram olarak değerlendirilir.” ifadeleri tevazuunun göstergeleridir. Hz. 412. Bkz. Abdülkadir. Kur’ân’da Peygamberler ve Peygamberimiz. O’na verilen şefaat makâmıdır. 1999 s. Muhammed. s. Bilal’e Kâbe üzerinde ezan okumasını emrettiğinde. Ali(ra) yerine. s. renklerine bakılmaksızın tüm insanların eşit olduğunu göstermiştir. Ebî Bekr b. secde edin ve ‘Ya Rabbi bizi affet’ deyin ki. 614. rica etmek. Şamil Yayınevi. Karaman. s. her şeyi bilen. İnsanlar Âdem’dendir. s. devesinin üzerinde neredeyse secde eder haldedir. Muhammed’in Hayatı. Beyrut. zira iyi davrananlara karşılığını fazlasıyla vereceğimi vaat etmiştim” (Bakarâ: 2/58) ayetiyle de izah edilmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı Yay.781 Bu davranışlardaki görülen adalet. Fikret ve Diğerleri-Komisyon.. 412. c.: Ali Rıza Temel. bir başkasını desteklemek üzere ona katılmak. dua ve niyazda bulunmak gibi manalara gelir. “Bu kasabaya girin. Ta’rifat. Dini Kavramlar Sözlüğü. Mea’l-Enbiyâ. 783 Isfehanî. 779 “Ey Kureyş topluluğu! Hiç şüphesiz ki Allah. Peygamber(sav). 782 Kıbrısî. Vatandaş. s. 150 . 133.. Sizi birbirinizle tanışmanız için büyük büyük topluluklara. 32. Ayrıca bkz. sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. bu vazifeyi kalabalık önünde isteyen amcaoğlu Hz. Hz. Peygamber(sav). Et’ime. 781 Kabenin perdedarlık vazifesini. Peygamberin(sav) 782 yüce ahlakının ve merhametinin bir tecellisi de. İbn Mace. Bağçeci. 544. 263. her şeyden haberdar olandır” (Hucurât: 49/13). ‘Ey insanlar! Gerçekten biz. 30. Şüphesiz ki sizin Allah katında en şerefliniz. Bütün müslümanların gıbta ettiği bu davranışı: “Şu köleyi görüyor musun. el-Müfredat. Hz. Bkz. Cürcanî. Hz. 410. Gonca Yay.780 Yönetim düzeyindeki yetki ve görevleri Hz. orada bulunanlardan dilediğiniz şekilde bolca yiyin.778 İlahî adaletin. Sünen. insanî akla dayalı adalet anlayışından ayrıldığı yönler Mekke’nin fethedildiği gün Hz. Mea’l-Enbiyâ. 7. Sarıçam. Şefaat edene şâfî veya şefî denir. Peygamber’e (sav) korku ve heyecandan titreyerek yaklaşan bir adama: “Sakin ol! Korkma! Ben bir kral değilim. 179. Razî. Ku’ân’da yüce yaratılış olarak vasıflandırılmış ve insanlığa bir usve-i hasane olarak model teşkil etmiştir. küçük küçük kabilelere ayırdık. Bkz. ŞİA. s.giren ihtişamlı ordunun başındaki Hz. Peygamber’in(sav) bu hali. Ankara 2005 s. 300. 437. s. Şefaat md. Muhammed b. nereye çıktı” şeklindeki ifadelerle henüz idrak edemeyenler de olmuştur. s. İstanbul 1990. Bu hal dili tevazuunun göstergesidir. Hakikaten Allah. ilgili kişilere tevdi etmiştir. Ter. Mekkenin Valiliği görevini Attab b. Bkz. Ben ancak güneşte kurutulmuş et yiyen Kureyşli bir kadının oğluyum. Tabbara. 780 Hz. 280..779 siyahî olan Hz. aracılık yapmak. s. bir kimsenin bağışlanmasını istemek. Muhittin. Osman İbn-i Talha’ya(ra) vermiştir. Hz. Âdem ise topraktandır.

s. Ebu Davud.. Peygamber(sav)’in engin merhametiyle ilgili ele aldığı şefaat konusunda. yardımsız olan kişiye destek olup onu yalnızlıktan kurtarmak. 58.787 etmeyeceği bir gündür” 788 “O gün kimsenin kimseye yardım 789 gibi ayetlerden dolayı da şefaatin ahirette gerçekleşmeyeceği de savunulmuştur.794 Şeyh Nazım Efendi.” Zümmer: 39/44. ss. 4521. 795 Canan. 789 “Her kim zerre miktarı bir iyilik yaparsa onu görecek. ss. “Onlara şefaatçilerin şefaati bir yarar sağlamaz. o da onu görecek.” Müddessir: 74/48 790 Mevdudî. Ateş. s. 788 İnfitâr: 82/19.” Zilizâl: 99/7-8. 151 . 263. 37/4310. 796 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. menfaat sağlamak veya onu cezadan kurtarmak anlamına da gelir. 505/1111). “O gün kimsenin kimseye yardım etmeyeceği bir gündür”791 ayetinin kâfirler için olduğunu. Kutûb-i Sitte.”785 ayetinden ve bu anlamdaki ayetlerden786 dolayı. Kıyamet. 256. Hz. Mevdudi Ebu’l A’la.” Tâhâ: 20/109. birinin huzurunda iltimas. s. Rasulu Kibriya(sav)’ya vererek ve razı edeceği şey.796 784 785 Isfehanî. s. 12/2437. 32. ss.792 Sufîler arasındaki genel anlayışı temsil eden bu görüşü İmâm-ı Gazalî (v. Kıbrısî’ye göre Rasulullah(sav). ümmetine duyduğu derin merhameten dolayı şefaatini ümmetinin büyük günah sahiplerine saklamıştır. 793 Duhâ: 93/5. 24/4741) İbn Mace. “Şefaatim. Gazalî’ye göre Allah(cc)’ın. Taberi Tefsiri. 213. c. Ebu’l A’la. s. Sünnet. ümmetimin büyük günah sahiplerinedir”795 hadis-i şerifini örnek vermiştir. Meryem: 19/87. Tefhimu’l-Kur’ân. el-Müfredat. şefaattir. her kim de zerre miktarı bir kötülük yaparsa. Yakub-ı Çerhî. 433-435.790 Hicri ikinci dönem mutasavvıflarından Yakûb-ı Çerhi (851/1447) tefsirinde. 5. 3. İstanbul 1987. İslam âlimleri tarafından. Şerhu’lAkâid (İslam Akâidi). 5090.kullanılan şefaat. 7. “De ki: Şefaat tamamen Allah’ındır. 794 Gazalî. enbiyâ ve evliyânın şefaatinin. "Allah sana verecek ve sen razı olacaksın"793 ayetiyle savunmuştur. İstanbul 1986. şefaatin ahirette vuku bulacağı savunulduğu gibi. Taftazanî. “O'nun izni olmadan kimse şefaat edemez” Yûnus: 10/3 . Tirmizi. 792 Haksever. aracılık yaparak ona mevki. rahman olan Allah’tan izin alandan başka kimse şefaatte bulunamayacaktır. c. c. Tefhimu’l-Kur’ân. mü’minlere hak olduğunu savunmuştur. s. Kur’ân Ansiklopedisi. Zühd. 4. 276-291. 945. 787 Taberi. İhyâ. İnsan Yay. çift yapmak anlamına geldiği gibi. İnsan Yayınları.784 “O gün. c. 19. 791 İnfitâr: 82/19. c. 786 “O gün Rahman’ın izin verip sözünden hoşlandığı kimseden başkasının şefaati fayda vermez. 216-219.

Hz. 801 Bu tezde bkz. 152 . Cebrail(as)’i Rasûl-i Ekrem(sav)’e göndererek: “Git ona de ki: ‘Biz sana ihanet edecek değiliz. Çünkü Hz. Makamlar ve Seyru Sulûk ile İlgili Kavramlar/Zikr Konusu. Ruhu’l-me’anî. tefsirinde geçen bir hadis-i şerifte mevcuttur. 800 Kıbrısî. bir misal olduğu şüphesizdir. Kim de bana karşı gelirse. Peygamber(sav) bu zikri. Peygamber(sav). hakikat sen çok yargılayıcı. (sen) razı oluncaya kadar vereceğiz’ buyurmuştur”798 Gazalî’nin şefaat anlayışında etkili olan ve nebevî merhameti sergileyen bu hadise. Peygamber(sav) tarafından zikredildiğinde.Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. bendendir. Bu nur cehennemin içine konulsa. her daim Muhammedî Nûr üzerinden gelmektedir. İbrahim(as)’in ve Hz. c. İsâ’nın(as) duası: “Eğer onlara azab edersen. Kıbrısî’ye göre zikrin faziletleri ve zâkire kazandırdıkları. Ümmetin hakkında sana. Bu hadiste Hz. İbrahim’in(as) duası: “Rabbim çünkü onlar insanlardan birçoğunu baştan çıkardılar. 798 Alusî.801 Nasuti âleme inen bu nûr ise. çok esirgeyicisin. Allah(cc). 509. zikreden her kulun sırrına ve ihlasına göre tesir oluşturur. Binaenaleyh Hz. 4. yedi cehennem ateşini söndürebilecek kuvvettedir. Rasûl-i Ekrem Efendimizin(sav) şefaatinin ahirette nasıl tecelli edeceğini Nazım Efendi Şöyle ifade etmektedir: “Ümmetin günahlarının tartıldığı kefenin karşısında Hz.802 Tüm Peygamberlerin(as) ve insanların söylediği en güzel söz olan kelime-i tevhid. s. şeriki olmayan bir kıymeti haiz olur. zikrin ihtiva ettiği ilahi nurdan dolayıdır. 30.”800 Bu ifadeler Kıbrısî’nin hem zikr hem de Hakikat-i Ahmediyye (Muhammedî nûr) anlayışıyla ilgidir. Bundan sonra kim bana uyarsa. 1270/1853)’nin.” Mâide: 5/118. şefaat ile merhamet arasında beyan ettiği kuvvetli ilişki hususunda tafsilatlı izah yapmamıştır. s. muhakkak onlar senin kullarındır. 160-161. 802 Bu tezde bkz. Alusî (v. ss. ümmetim” diye ağlamıştır.799 Kıbrısî’nin de şefaat-merhamet kurgusunda. İsâ(as)’nın ümmeti için yaptığı duaları bildiren ayetleri797 okuduktan sonra. işte o. 51. Hz. İhyâ. Bu mevzunun istinad edilebileceği bir nass.” İbrahim: 14/36. ellerini kaldırarak: “Ümmetim. c. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/Allah’ın Nûru. 799 Gazalî. Peygamber Efendimizin bir kelime-i tevhid zikrinden hâsıl olan nuru dahi iktifa eder. sadece 797 Hz.

Yaratılışın son mertebesi olan nasuti âlemde ise bu nûr. birtakım hikmetlere uygun olarak kendilerinden sehven zelle denilen küçük 153 . Allah’ın şeriki olmadığı gibi. Hz. dünyanın evvelinden ahirine bize ömür verilse. 803 804 Bu tezde bkz. bir tek hadisin hakikatine inemeyiz. Peygamber Efendimizin(sav). Peygamber(sav) hususunda “la şerikeleh” anlayışından neşet etmektedir. Hz. Peygamberin Sırrı 806 Peygamberler.803 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sözkonusu anlayışı.806 “göz açıp kapayıncaya kadar beni nefsime bırakma”807 diye dua etmiş olması.Allah’ın Nûru. Zira Peygamberler. Muhammedün Rasulullah’. Şeyh Nazım bu anlayışı. Peygamber(sav) için “la şerike leh” demiştir. Bir tek hadisin kaynağını bilen peygamber olur. Buna göre yaratılışın ikinci taayyün mertebesinde vücud bulan tüm kullar. gerek sözlerinde ve gerek fiillerinde kendilerini lekeleyecek. Peygamber Efendimizin(sav) yüce bir yaratılış üzere olmasını ve şefaat makâmının Peygamberler içinde sadece ona bahşedilmiş olmasını da bu düşünceyle izah eden Kıbrısî. İki tane değil ki.805 Masum olan Hz.Allah(cc)’ın ve Kendisinin bildiği bir mahiyette yapar. d. ss. İkinci Peygamber yok. Onların bu özellikleri ismet sıfatlarıyla tabir edilmiştir. Hz. değerlerini düşürecek hatalardan korunmuşlardır ancak. Hz. Peygamber bir tanedir. mutlak manasıyla Peygamber’e aittir. la şerikeleh’tir. Nûru Ahmediyye anlayışına dayanmaktadır ve bu konudaki ontolojik anlayış. şöyle ifade etmiştir: “Peygamber(sav) kelamını biz anlamaya. birinci taayyün mertebesinde vücûd bulan bu nûrdan var edilmiştir. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/a. Tasavvuf Sohbetleri. Allah bir.Allah’ın Nuru ve Hz. yedi cehennemi söndürebilecek kuvvettedir. Peygamber de. Kıbrısî. Muhammedün Resulullah’ Orada Resul denildiği vakitte.”804 Şeyh Nazım’ın bu anlayışı yine. Muhammed(sav) birdir. Peygamber Efendimize(sav) Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte indirilmiş ve kalb-i Muhammedî’den ümmetinin kalbine aktarılan feyz olmuştur. Yaratılış ve Varlık ile İlgili Kavramlar/Allah’ın Nûru. insan olmaları itibariyle günah işleme gücüne sahip oldukları halde. ‘La ilahe illallah. Peygamber’in ikincisi yoktur. Peygamber’in Sırrı” başlığında incelenmiştir. Allah’tan gayrı kimse bilemez. Allah tarafından korunmuşlardır. “Allah’ın nûru ve Hz.1. ‘Ve Kefa billahi şehida. 805 Bkz. Dolayısıyla bu zikr. Kıbrısî açısından Hz. O Muhammedun Resulullah sırrını. Kıbrısî’ye göre. 26-27.

“Allah dilerse (İnşaallah). siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak. c. ss. Ancak peygamberler. bu duayı etme sebebi. Hz. ashabını eğitmek içindir.” (Fetih: 48/27) suresinde Allah(cc). Dolayısıyla bu usulü ihtiva eden Peygamber(sav) uslubuna. Peygamber Efendimizin(sav) bu duasını ümmetine yol göstermek için olduğunu şu ifadelerle bildirmektedir: “. “Allah dilerse” diye ifada etmesi. Yani tüm âlemler. boyuna aksi yola bizi meylettirmek istediği için. İstanbul 1996. bizim nefsimiz. Taftazanî. böyle münacatta bulunup bizi talim ediyor. Peygamber(sav)’in bu duası. farklı açılardan izah etmişlerdir. Peygamber(sav)’in. Minhâcu’l-fukara. Bu durum ıstılahta. İnsan Yay. Bir izaha göre. c.: Saadettin Ekici.. Peygamber(sav)’in sergilediği bu eğitim metodu. ismetin mahiyeti ve kapsamı noktasında farklı görüşler beyan etmişlerdir. insan-ı kâmiller tarafından da tatbik edilmiş ve tasavvuf ıstılahına girmiştir. Onun cemâlinin aksidir. kendi benliğinden arınmış mürşîdin. insanlara yapacakları işlerde bu ifadeyi kullanmalarını öğretmek için olduğu yönünde tefsir mevcuttur. 169.. 5. Hz. Ebu Davud. ss. İlim Yayınları. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber-i Zişan. ilahî himayesinde tutmuştur. evrenin.”808 Günah işlemeyen Hz. 600-601). Edeb. Yüce Yaratıcı(cc)’ya ayna olmasıdır. Rabbânî bir usûlü olarak da izah edilebilir. 809 “…Hiçbir şey hakkında sakın ‘yarın şunu yapacağım’ deme! Ancak.Çünkü Peygamber-i Zişan(sav) masumdur. Allah Celle ve Âla. peygamberliklerinden önce ve sonra en büyük günah olan Allah'a şirk (ortak) koşmaktan korunmuşlardır. İtikadî mezhepler. Şerhu’l-Âkaid. kendi mutlak iradesi ve kudretiyle gerçekleştireceği (ve gerçekleştirdiği) bir fethi. Onun hüsnü cihan nakşında tecellisi. korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. mutlak varlığın tecellisine bağlı olarak irdelenir. İsmet sıfatı var.. Onlara günah adına bir şey yazılmaz. Bir açıdan. 340. Peygamber(sav)’in bu duasını mutasavvıflar. müridine ayna olması olarak açıklanmış ve iki veçhi olduğu görülmüştür. s.Peygamber(sav)’i tanımada önemli bir ölçü mahiyetindedir. Peygamber(sav)’in. (Bkz. 240-241 807 Hanbel. ‘Ya Rabbi! Göz açıp kapayıncaya kadar beni nefsime bırakma’ diyor. temiz tutmuştur. Bkz.809 Bununla birlikte Hz. fetih gerçekleşmeden önce indirdiği bu ayetinde. Yani Cenâb-ı Allah Onu nefsin kötü vasıflarından arıtmış.810 İkinci hatalar meydana gelebilir. Hz. Müsned. Lakin biz nefs sahipleri. Ona masumluk verip. İsmet sıfatıyla. var olan bütün bu âlemi zahiretti” Bkz. Gizli ve açık olan her şey. Haz. Rabbanî metod denmiştir. kâinatın ve âlemlerin varlığı. bu muhafazanın yani. 101/5090. Ankaravî. İsmail. s. 154 . Nazım Efendi. 810 “Âlemi ayna yaptı ve kendini gösterdi. Hicazî Muhammed Mahmud. 42. Peygamberlerin amel defterleri tertemizdir. başka bir ayettinde uygulamış ve zımnen bir eğitim usulü göstermiştir. Cemâl-i Mutlak(cc)’ın tecellisi ile zahir olduğu noktasından hareketle. Furkan Tefsiri. 5. 808 Kıbrısî. Onun nefsinden aykırı bir şeyin husule gelmesi mümkün değildir. peygamberlerin günahtan korunmuş olduklarında görüş birliği içinde olmalarına rağmen. ‘Allah dilerse yapacağım’ de…” (Kehf: 18/23-24) ayetinde bildirilen emri Allah(cc). s.

Şeyh Galip Eserlerinin Dil ve Sanat Değeri. Dergisi. Ankaravî. değer kazanır. İttihâdu’l-kevni Risalesi. kulların nefislerde tevbe ile tezkiye edilmesi gereken yönlerin ne derece çok ve gizli olduğunu göstermek için olduğu söylenebilir. tevhîd ve marifet makâmlarına ulaşan arif kişinin. İnsanın helal olarak yiyeceği 811 Ârifin gönlü varlık sırrını bilir. Hz. s. her yerde mutlak varlığı görmesi. resullere ve bütün ruhlara makâmlarını veren nurdur. İbn Arabî tarafından da aynı şekilde ele alınmıştır.814 Hz. Sana yüzünü sensiz gösterir. Ebubekir(ra)’den silsile yoluyla bu güne kadar gelen bu öğretiler Tarikat-ı Hakkâniyye’nin öğretilerinin temelini oluşturur. Çünkü o bütün nakışları aksettirir. Fırat Ünv. ss. Senin varlığın dikenden. say. Mesnevî.812 Mevlana Celaleddîn-i Rumî (678/1273).. 357. mutlak varlığı görür. varlık sırrını anlaması.811 Şeyh Gâlib (v. Minhâcu’l-Fukara. c. Peygamber(sav). Nakışsız bir ayna haline gelir. Şeyh Galip Divanında Ayna Sembolü . Yüksel. nefsiyle ve şeytanla mücadelesinde. bu hadisi vurgularken. Türkiye İş Bankası Kültür Yay. O’nda benliğini harab etmesi ve kendisinin de cuz’î bir ayna olmasıdır. Peygamber(sav). Bunların tümünü at gönlünden. Peygamber(sav)’in kemaline delalet eden Nûru Muhammedî ise. Fahr i Kâinat(sav) kadar mükemmel bir aynanın tutulması. İnsan Yay. Ankara 1980. 2662-2666. insana bahşedilen yiyecek ve içecek nimetine gösterilmesi gereken saygıyı misal vermiştir. sâliklerinin kendilerine Hz. 103-121.: Mahmut Kanık. s. 1214/1799)’in divânında açıkça vurgulanan bu iki veçhi. evliyaya hakiki ilimleri. O gelir. Sos. 31. insanın. Bil.. İbn Arabî’ye göre bu nur. 14. Elazığ 2004. 5. Şeyh Nazım bu öğretilerden bir örnek olarak. 155 . 812 Güler.veçhi ise. nebilere. 1. çerden çöpten ibarettir. edebi ve hikmeti öğretendir. c. şu beyitlerle ifade etmiştir: “Kim benliğinden kurtulursa bütün benlikler onun olur. ilahî yardımı verir. Başka bir açıdan nefs muhasebesi yapan insanlara. Ter. Hz. b. İstanbul 1991. Peygamber(sav) aynasıyla bakmalarını murad etmiştir.”813 Bu konuda özetle incelenen itikadî ve tasavvufî ıstılaha binaen Şeyh Nazım. Zülfi. O evden çıktı mı. 814 İbn Arabî. Sedit. Kendisine dost olmadığı için herkese dost kesilir. Şeyh Nazım’a göre. bütün peygamberlere. 813 Mevlanâ. Hz.

Yani o ikramı. semavî ilimle ve hikmetle edeblenmiş. Bu şükranın bir gereği olarak. 4. Yediği yemeğin bir parçasına hizmetkâr edilmiş melekleri bilince. bir yönden ulaşmış oluyoruz. vehbî ilimlerin bildirdikleri hakikatleri. s. ben beğenmiyorum demez. edebi ihtiva eden bilgilerdir. Modernizm ve Çağdaş Batı Uygarlığı.815 Şeyh Nazım’ın bu düşüncelerini. Modern bilimler ise. s.2. hayırlı.817 Nebî kelimesi. yüce makâmdan gelen ikrama saygısızlık etmez.temiz rızıkların her bir parçasına. temiz ve helal olan yiyeceğinde semavî lütfu ve ikramı görür. Kıbrısî’ye göre. hakir görmez. cahildirler. Bu anlayışın tafsilatı için bkz. 92.816 Bu bilgi ve icatların hamilleri. modernizim ve çağdaş batı uygarlığı başlığında incelediğimiz görüşlerin. Peygamberler insanlara helali (iyiyi) ve haramı (kötüyü) öğrettikleri gibi. ilim. Bu durumda nebî kelimesi. irtifa. 35. temiz olanı ve necis olan şeyleri bilmedeki ölçüleri bildirirler. Bu açıdan bakıldığında. o yiyeceğe saygıyı gerektirir. Bu bilgi ile kul. edep. Bu manada Şeyh Nazım Efendi’ye göre hakiki ilim. er-Rezzâk olan Yüce Yaratıcısını(cc). güzel ve büyük haber anlamındaki “ne-be-e” kökünden Arapça dilinin kaidelerine bağlı olarak türetilmiş ve sıfat olmuştur. Dolayısıyla bu davranışlar. ariflerin davranışlarıdır. tesbih ve tenzih ile zikrettiği. sebep-sonuç ilişkisine bağlı olarak formüle eden bilgilerdir. Peygamberlerin(as) bildirdikleri semavî ilimler ise. tasavvufî dayanaklarına da. marifet anlayışıyla beraber değerlendirdiğimiz zaman. Allah’tan gelen. Rasulu Ekrem Efendimizin(sav) nebî olması ve nübüvvet kudretini haiz olması. bir yerden bir yere çıkmak. 817 Kıbrısî. içerisinde hikmeti. âlim değil. Şeyh Nazım’ın verdiği misali şöyle yorumlayabiliriz. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre. Mercy Oceans. daha yakından tanır ve daha yakın bir hal ve his ile şükranlarını arz eder. Diğer Konulardaki Görüşleri/g. içerisinde semavî hakikatleri ihtiva eden vehbî ilimdir. onu tanımada göz ardı edilmemesi gereken bir husustur. yalnızca 815 816 Qubrusi. bu bilgilere dayanarak ilahi hakikatleri reddediyorsa. hikmet. 300 meleğin hizmet etmesi. çöpe dökmez ve israf etmez. 156 . Tasavvuf Sohbetleri.

daha önceden var olmayan bir şeyi ortaya koyan. Peygamber Efendimiz(sav) bu kuvvetle kendisinden bin dört yüz sene sonra gelen bir milyar insanın tasdikini kazanır.e. fail ya da meful anlamı almıştır. 482-483. uzaklaşmak. hulefadan sonra 818 819 Isfehanî. Ta’rifat. Kâşânî. 258-259. gibi manalara gelir. nübüvvet kuvveti istikbalden haber veren kimsedir. geçmişte olduğu gibi bugün de Nazım Efendi’nin senelerdir tebliğ ettiği mevzulardandır. 820 Taftazanî. a. Bu durumda ise nebî kelimesi. uzak. Ancak Allah(cc)’tan gelen haberlerin sessizce elde edildiği. 14. 92. Lisânu’l-Arab.820 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre nebî. 1974 yılında yaptığı sohbetlere konu olan bu temel anlayışı. Firuzebadî. Mehdi(as) anlayışı. 53. kelime anlamının bir cüz’üdür. haberleri kendisine gelen kimse. s. “Benden sonra hulefa. İbn Manzûr. ss. ahir zamanda vuku bulacak hadiseler ve bu yöndeki beklentiler. resul denir. ahkâmın tebliği. nübüvvet sahibi kişi gibi manalara gelir. 114.822 Peygamberimizin(sav) gelecekle ilgili haber vermesi hususunda Şeyh Nazım Efendi’nin bahsettiği hadis. 821 Kıbrısî. el-Müfredat. “ne-be-ve” kökünden türetilerek.. s. insanüstü kuvvettir. Nübüvvet ise. 94. 157 . 2006 yılında kendisiyle yaptığımız mülakatta da dile getirmiştir. Şerhu’l-Akâid. ss. c. Allah(cc)’ın sözleri.kendisinin bildiği şeyi haber veren kişi.2006 tarihli röportaja ait video kayıtları arşivimizde mevcuttur. s.g.05. Allah(cc)’tan vahiy alan şahıs ve aldığı bu vahiyle gelecekten ve gayptan haber veren. Nübüvvet ise. s. Abdurrahman İbn Kays(ra)’ın rivayet ettiği şekilde. tarafından gönderilen bir insandır.9-10. Zata. nebî kelimesinin mastarıdır ve bilinmeyeni haber vermek demektir. sıfata ve esmaya dair marifetin paylaşılması. Ramûz el-Ehâdis’te şöyle geçmektedir. ss.819 Kelam ulemasına göre nebî. Bu kuvvetle insanların manevî vicdanları üzerinde saltanatını devam ettirir. uzaklara gitmek. Cürcanî. Nebîler içerisinde kendisine Allah(cc) tarafından kitap verilenlere. Hz. 822 19.821 Peygamber’in nebî sıfatıyla gelecekten haber verdiği bazı hadisleri Nazım Efendi’nin ve Tarikat-ı Hakkâniyye’nin temel anlayışlarına veri teşkil eder. Istlahatu’ssufiyye. ırak olmak. Kamûsu’l-muhît. ahlakın ve edebin talimidir. halka dini hükümleri tebliğ etmesi için Allah(cc). hikmetin. kendisine güç yetirilemeyen.818 İkinci bir görüşe göre kelime.

Tasavvuf Sohbetleri. O. Rabbine takındığı edebi de içerir. Çünkü Fahr-i Kâinat(sav) bu ilim sayesinde. Hambel. bütün insanlığın medarı iftiharı. bir kimse yaşamış ve 1400 sene sonra bir milyar insanın tasdikini kazanmış olsun. 92. bir kimse çıkmış. meliklerden sonra Cebâbire. 48. 158 . Peygamber(sav)’in Sırrı başlığında tafsilatlı olarak incelediğimiz bu kudreti Şeyh Nazım şu ifadeler ile izah etmiştir: “Nebiler insanlara istikballerinden haber veren kimsedir. Beni gönderen Zata kasem ederim ki. Ondan sonra da "Kahtani" gelir. Hz. diğerlerinden aşağı değildir. c. 1400 sene öncesinden onun sözünün bize gelmesi mümkün olmazdı. 1400 sene öncesinden. Müsned. s. 518.umera. sidretü’l-münteha’da ümmet-i Muhammed için yapılan niyaza atfen şöyle ifade etmiştir: “Peygamberin isteyişi bizim isteyişimize benzemez. bugün O’nun doğruluğunu.”824 Bununla birlikte Kıbrısî’ye göre nübüvvet ilmi. Peygamber(sav)’in mirac hadiselerinde ve sidre-i müntehada. Peygamber kendi nübüvvetinin hakikatine göre Allah(cc)’tan taleb ediyor. Dünya’nın ücra bir yerinde. Rasulu Kibriya Efendimizin(sav) istikbalden haber verdiği bu gibi hadisler. Nübüvvet kuvveti ile insanüstü bir kuvvete delalettir. O yeryüzünü adaletle doldurur. manevî yani. 273. Alelade bir insan olacak olsa. Fiten. Ramûz el-Ehadis. manevî kuvvetle insanların vicdanları üzerinde hüküm ve saltanatını devam ettirmektedir. umeradan sonra melikler. 823 Gümüşhanevî. Peygamber(sav). 824 Kıbrısî. Kıbrısî bu hususu. Cebâbireden sonra ise Ehli Beytimden bir kimse gelir de. Şeyh Nazım Efendi’ye göre. ss. Allah(cc)’ı en iyi tanıyan kul olmuştur. Münacat. 220-221. Başka bir ifadeyle mirac esnasındaki her lahzada ve tüm muamelatta kâmiline ölçüyü sergilemeye vesile bu kudrettir. s.”823 Nazım-ı Kıbrısî’nin bu hadis hakkındaki düşünceleri ve genel tasavvuf anlayışındaki yeri. Hz. Ahir zaman Peygamberi. Fahri Kâinat olan Efendimiz(sav). Peygamberin(sav) nübüvvet kudretine delalet etmektedir. c. 5. bir milyar insanın tasdik etmesine imkân ve ihtimal olmazdı. “Mehdi” başlığında incelendiğinden burada tekrar edilmeyecektir. 4. Demek oluyor ki. ilahî kudrettir. Eğer O’nda insanüstü vasıflar bulunmamış olsa. Peygamberin talebi bizim talebimize hiç benzemez. s. onda istikbale bakan gözler vardır. hal ve şanından haber vermiştir. Kimde nübüvvet kuvveti varsa. Kıbrısî’ye göre nübüvvet kudreti. Allah’ın Nûru ve Hz. Tirmizi.

gelecekten bir haber verdiyse. peygamberî ahlakın tesir edici. kudret ve sonsuzluğuna bakarak. bilhassa yalan. şeriki olmayan Hakikat-i Ahmediyye’den akseden bir nübüvvet nurudur. Peygamber(sav) bu nurdan gelen ilimle gelecekten haber verdiği gibi. Fadale diyor ki: “Vallahi! O (sav) göğsümden elini kaldırdığı zaman. miraçtaki edebi de bu nurdan gelen ilimle bilmiştir. sır. Bir ara iyice yaklaştığında elini belindeki bıçağa götürmek üzereyken Allah’ın Rasulü durup: ‘Sen Fadale misin?’ diye sormuştur. Peygamber(sav) ve Hz. “ne-be-ve” kökünden türetilmiş kelimenin lugavî manasıyla ele alınmış görünmektedir. Hz. Şeyh Nazım Efendi için nübüvvet anlayışı. 159 . emin olan Hz. elini uzatmış ve Fadale’nin göğsüne koyarak: ‘Allah’tan af dile’ demiştir. Peygamber(sav)’in kalbinden etrafındaki tüm beşerin kalbine dökülmesi ise. Peygamber’in Sırrı: Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışında yer alan “Allah’ın Nûru” anlayışı. Umeyr. Muhammed(sav). Peygamber(sav)’in 825 826 Kıbrısî. doğruluk ve kanaat gibi hasletler vardır. Peygamber’e yaklaşmaya çalışmıştır. Bkz. Allah(cc)’ı Peygamberimiz kadar bilen kimse yok…”825 Tüm bu ifadelerin genelinden anlaşıldığı üzere. Mekke’de dolaşırken Hz. Kalbi kin ve öfkeyle dolu olan Fadale. o nisbette taleb etmesidir. Peygamber(sav)’i tanımlayamaz. aynı zamanda Hz.1. Siretu’nNebeviyye. ‘Evet ben Fadaleyim’ diyen Fadalenin yüzüne imalı bir şekilde bakıp: ‘Ne düşünüyosun Fadale?’ demiştir. d. Beyrut 1993. benlik dönüşümüne bariz bir misal teşkil eder. o zuhur edecektir. Allah’ı zikretmekle meşgulüm’ diye cevap vermiştir. Hz. Fadale ‘Hiçbir şey düşünmüyorum. Peygamber(sav)’in. hilim. Bu. var olanın hakikatini bildiği derecede ister.insanın Allah(cc)’a. Peygamber gülümseyip. cömertlik. Onu da. benlikleri dönüştürücü ve nefisleri tezkiye edici yönüne delalet etmektedir.” demiştir. latiflik. Allah’ın Nuru ve Hz. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. Hz. suikast yapmak amacıyla Hz. s. 52. Dolayısıyla nebî olmasının yanı sıra sıdk. Hz. Onun azamet. cesaret. Abdülmelik b. Allah’ın yarattıkları içinde bana ondan daha sevimli kimse kalmamıştı. Bu hasletlerin zıdları. irşad edici. velî anlayışıyla ilgili olduğu kadar. tasdik edilen bu üstün vasıfların ardındaki kaynak. tükenmezliğinin hakikatini bildiği zaman. onun vericiliğinin. Peygamber’e (sav) suikast yapmak için yaklaşan Fadale b.826 Allah(cc)’ın Kendisini razı etmek için şefaat makâmını verdiği Fahr-i Kâinatın(sav) yüce yaratılışında. Peygamber(sav)’in hal ve davranışlarında gözlemlenip. Bu kuvvet Hz. merhamet. misâk. manevî kudretine delalet eder. Hişam.

Allah(cc)’ın şahitliğinin. Hz Muhammed(sav)’in bir benzeri olmadığını bildiren Nazım Efendi. 830 Râzi. öncesindeki ve sonrasındaki ayetlerle birlikte. Kıbrısî’ye göre Hakk Teâlâ’nın bu ayetteki tanıklığı. “…Şahit olarak Allah yeter. Cenâb -ı Hakk’ın tasdikine muhalif reddiyeler hiçbir mana ifade etmez. onun benzeri olmadığına istinat edilmiştir. "Bu benim elçimdir" dediği zaman.sırrı anlayışıyla da ilgilidir.e. 32-34. 27. ss. Feth: 48/28-29.827 Hz. onun elçi olduğunu kabul etmese bile. s. Peygamber(sav)’in sırrı mevzuunda anahtar kavram konumunda yer alan bu anlayış. s. Bu mevzudaki beyanların bütünü değerlendirildiğinde. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. c. manevî tecrübelerle de bilinebilirdir. Kıbrısî tarafından.829 Bu ayetler. Tasavvuf Sohbetleri. ayetin nüzul sebebi olan Hudeybiye Antlaşması’nda yaşanan hadiselerle ilgili ele alınmıştır. dünyadakilerin tamamı. Dolayısıyla. Yani Hz. Hz. Peygamber(sav)’in sırrı konusu. Peygamber(sav)’in yüce ahlakı.831 Şeyh Nazım Efendi’nin anlayışına göre sır. onların reddiyeleri hiçbir şey ifade etmez. a.. 107. Daha önce de ifade edildiği gibi Hz. 28. kendisini gönderenin sözü ile elçi olabilir. Allah(cc)’ın nûru ile birlikte ele alınmış ve müstakil bir başlık hâsıl olmuştur. tefsirlerde genellikle. 831 Kıbrısî. Muhammed(sav)’in bir olduğu. O’na ait Ahmedî sırla ilgilidir ve bu sır sadece Allah(cc) tarafından bilineceği ile ilgilidir. Mefâtihu’l-Gayb. Binâenaleyh bir hükümdar. merhameti ve kendisine bahşedilen şefaat makâmı. Cenâb-ı Peygamber(sav)’in sırrınadır. kul ile Allah(cc) arasında meydana gelen örtülü bir hal olarak anlaşılamaz olduğu kadar. 27.830 Şeyh Nazım’ın bu ayetlere getirdiği işarî yorum. Peygamber(sav)’in rasul oluşunu tekit için olduğunu beyan eden bir görüşe göre. özgünlüğü açısından. “la şerike lehu” diye ifade etmiştir. Muhammed Allah’ın Rasuludur… ”828 ayetlerini delil göstermiştir. 829 Kıbrısî. ilâhî nûrların feyzi olan sırları. resul ancak. ruhanî latifelerden bir latife olduğu için. önem arz etmektedir. s. onlara bahşettiği istidad ve kabiliyet kadar vermiştir ancak 827 828 Kıbrısî.g. Bu iki ayeti beraber ele alarak. 160 . Allah(cc) her kuluna.

Beyrut 1986. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/Allah’ın Nûru. tat bakımından benzemez tarzda yaratıp yetiştiren hep O'dur.”834 ayeti yaratılıştaki söz konusu umumi ve hususi yönlere işaret etmektedir. Peygamber(sav)’in şeriki yoktur anlayışı çıkmaktadır. 834 En’âm: 06/141. 173. tanımlamalar bir açıdan mahiyeti bilinemeyen nûru tanımlama çabasıdır. Hakikat-ı Ahmediyye olarak da adlandırılan bu sırrın. ne bir yakın Melek. Sır.” Aliyyü’l-Karî. Bu konuda “Asmalı-asmasız bağ ve bahçeleri. tanımlanan Hakikat-i Ahmediyye’nin sırrından evliyaya yansımalarından tecelli etmiştir. Başka bir ifadeyle “kişi.833 Bu manada kullara ait sırların tamamına ortak. lahutî âlem ya da ehadiyyet âlemi (la ilahe illa’llah) olarak adlandırılan 832 833 Bu tezde bkz. “Benim Allah ile aramda öyle özel bir vakit vardır ki Allah’tan başka hiçkimse beni ihata edemez. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/Sır. Şema’il. Diğer taraftan kendindeki bu sırları bilen mürşidler. bir şeyi bilmeden.832 Bu düşüncelerden hareketle ulaşabileceğimiz mantıksal çıkarım. Dolayısıyla Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde Hakikat-i Ahmediyye’ye dair zikredilen bilgiler dahi. Tirmizi. mahsûlleri. o şeye ortak olamaz” önermesi üzerinden savunulmuş bir tezdir. Binaenaleyh bu anlayıştan. Bkz. el-Esrâru’l-merfûa. sadece kul ile Rabbi arasında kalan örtülü sırrı da vardır sonucuna varılmıştır. Çünkü bu sırların tamamı buradan inikâs eder. “Benim Allah ile aramda öyle özel bir vakit vardır ki. ne de bir Mürsel Peygamber yetişemez”835 hadisinin söz konusu sırr anlayışına temel olduğu kanaatindeyiz. Bu konuyu Nazım Efendi’nin sır anlayışıyla birlikte ele aldığımızda. tanıyabilirler. Ancak bu sırlar. 161 . s. birbirine şekil ve renk yönünden benzer. Bu ise. Hz.bu sırrın kula yansıması Sırr-ı Ahmedî de denen. o anda bana. Keşfu’l-Hafa. s. aslında her kulun ortağı olmayan ve sadece mahşer günü ortaya çıkacak sırlarının olduğu kadar. Peygamber(sav) haricindeki diğer kullara gizlidir. şerik olmanın bilmeye istinad edilmesidir diyebiliriz. çeşit çeşit hurma ve ekinleri. daha önce de ifade ettiğimiz gibi. Hz. insanlar içinde benzer sırları görüp. 291-292. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde. Muhammedî Nûr’dan aksetmektedir. 835 Aclunî. bir Hakikat-i Ahmediyye vardır.

Demirci. Bu açıklamalara göre. sonraki evliyalar da. Fahr-i Kâinattan(sav) önceki Peygamberler(as) de. Vahdaniyet âleminde vücûd bulan tüm kullara ait cevherin kaynağı Hakikat-i Ahmediyyedir. Bu âlem. ss. Hz. tasavvuf ıstılahındaki umumî olan terminolojiye işaret etmektedir. Bu izahlara göre. tüm yaratılışlardan. “ebu’l-ervah” olarak da anılmıştır.836 Bu mertebeler. Çünkü beşerin varlığı. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. Peygamber(sav)’in diğer Peygamberlere 836 837 www. kalem.âlemde bulunduğu ifade edilmektedir. Dolayısıyla Şeyh Nazım’ın Hz. Sufyan es-Servî tarafından değinilmiş ve Muhyiddin İbn Arabî ve Abdülkerim Cili tarafından açıklanmıştır. bu hakikatten ve bu hakikat için yaratılmıştır.sufilive. bu cevherden süregelen yansımalardır. “la şerike lehu” anlayışının. Dolayısıyla her kula ait sırrın diğerinden farklı olması hasebiyle tektir ancak. kendisinden önceki Peygamberlerden(as) sonra gelmesine ve onları bu dünya gözüyle görmemesine rağmen onlara. madde-i evvel. kitap kavramlarıyla da ifade edilen bu anlayış. her ne kadar sufilerin hususi olarak tecrübe ettikleri keşfî bilgilere dayansa da ana hatlarıyla.837 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışındaki bazı konuların detaylarını ikmal edici açıklamaları. “Hakikat-i Muhammediyye” kavramıyla ifade edilmiştir. ilk olarak Sehl b.com/021009-msh-oakland. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisindeki delilleri ve ontolojik izahları. Abdullah et-Tüsterî (v. Hz. Daha sonra Hallac-ı Mansur. 283/896) tarafından. Hakikat-i Muhammedî/Ahmedi. Tarikat-ı Hakkâniyye’nin öğretilerini paylaşan diğer kaynaklarla birlikte ele almak. muhabbet ve marifetlerini bu sırrın yansımalarında bulmuşlardır. tüm peygamberlerin(as) manevi babası manasına gelen. Peygamber(sav) için savunduğu. akl-ı kül. Ethem. 179-180 162 . İbrahim b. bütünsel bakış açısına ulaşabilmek açısından ehemmiyetlidir. Şeyh Nazım’ın halifeleri tarafından yapılmıştır. esma ve sıfatların zuhurundan önce olduğu için hakikati bilinmeyen bir âlemdir. hakikat-ı Âdem. tüm sırlara kaynaklık yapan Muhammedî nurun şeriki yoktur. Hakikat-i Muhammediyye. bütün yaratıklar. Tüm peygamberlerden de önce yaratılan bu nurdan dolayı Hz. hatta melekler. Nûru Muhammedi/Ahmedî. Peygamber(sav).

Peygamber(sav)’e verilmesi ve varlıklar içerisinde sadece Hz. Musa(as)’ın nurları elinde. Kemâlâtu’l-ilâhiyye. Peygamber(sav)’in şerikinin olmaması. Hz.sufilive. Hakikat-i Ahmediyye üzerindendir.845 838 “Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni (Habibim) de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman. Tirmizî. 843 Buharî. kendinde zahir olmuştur. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. ”843 hadis-i şerifine istinaden Kuşeyrî. Peygamber(sav)’in sırrında şerikin olmadığını savunmuştur. Fezâilu'l-Ashâb.ve ümmetlerine şahit olarak getirilmesi. 840 www. Harf Yay. 844 Kuşeyrî Abdülkerim. Ayrıca bkz. ben Rabbimden başkasını halil (dost) tutacak olsaydım. Müslim. Peygamber(sav)’den geldiğinden. Kitâbu’l-Mirâc. 265. Hz.838 onun yaratılışındaki önceliğe delil olarak getirilmiştir.840 Miracta Cebrail(as)’e verilmeyen Kur’ânî sırların Hz..841 Mutasavvıflar arasında benzer görüş. ontolojik yönüyle izah etmiştir. Peygamberi) kendine halil kıldı…. 841 www. Meselâ Abdülkerim-i Cilî (v. farklı açılardan ele alınmış ve savunulmuştur.sufilive.com/022009-msh-oakland-ca-jibril-was-given-what-the-ummah-could-take. Hz. Peygambe(sav)’e aittir. Kitâbu’l-Mirâc. Çünkü Fahr-i Kainat(sav)’a gönderilen vahiyler Allah Teâlânın direk zâtından olurken. Peygamber(sav)’in nuru ise. 832/1428) bu anlayışı. 80. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Fezâilu’s-Sahâbe 2/2382.com/msh-48-secretMiraj_2-102406. 839 www. Bu sebeb. şeriki yoktur. 3661. s. onun aldığı vahiyle de ilgili görülür. Yusuf(as)’un nurları zahirinde. 3. 45.com/video arşiv/msh-suhbat-092003-isra. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. peygamberler ve insanlar arasında bir sebebtir. İstanbul 2011. diğer Peygamberlere(as) bu hitap. Allah Arkadaşınızı (Hz. 93. Menâkıb.sufilive.: Cevher Caduk. mutlaka Ebubekir’i halil edinirdim. ss. Peygamber(sav). 845 Kuşeyrî.839 Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde Hz. sırrında zahir olmuştur. 41.sufilive. bakalım onların hâli nice olacak!” Nisâ: 4/41. Allah(cc)’ın zatının mazharı olması hasebiyle.com/021009-msh-oakland. Menâkıbu'l-Ensâr. 71. Hâlidiyye-i Hakkâniyye ile aynı ontolojik usulle izah edilen bu anlayışa göre Hz. Allah(cc) ile melekler. Mesâcid. Peygamber(sav)’in beden gözüyle Rabbini ve 99 esmanın tecellilerini müşâhede etmesi “la şerike lehu” anlayışının dayanaklarıdır. www. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 163 . zahir olmuştur.844 Sır mevzusunu nur ile birlikte ele alan Kuşeyrî’ye göre üç peygamberin nuru. 842 Cilî. s. Hz. Diğer kullara mazhariyet.842 “Şayet. Ter.

Bu bakımdan bazıları kâmil. arşivimizde mevcuttur. insan-ı kâmil tanımında görmekteyiz. 832/1429)’nin. Peygamber(sav)’deki bir tecellisi olarak O’nu tüm insanlardan ayıran yönü Kıbrısî. 849 Cilî Abdülkerim. ss. s. nebevî sırrı ihtiva eden nûru göz ardı edilmemiştir. diğer fertlerin bir nüshası olduğunu. Muhammed(sav)’dir. 6. 256. Demirli-A. Peygamber-i zişânın kıldığı iki rekât namaza yetişemez. Peygamber(sav). Öğrenmekle bir ömre sığmayacağını ifade ettiği bu ilimin ihtiva ettiği manevi kuvvet. İstanbul 1998. unutulmuş ilimleri. Tasavvuf Sohbetleri.850 Başka bir ifadeyle Kıbrısî. Haz. bir hadisin işaret ettiği yola hakkıyla giren bir kişinin velayet makâmına ulaşacağını söylemiştir.”846 “Muhammedun beşerun ve leyse ke’l-beşer. 848 Mevlitlerde takip edilen okumalar listesi. bel-hüve yakutetün beyne’lhacer” dizeleri üzerinden Peygamber Efendimizin(sav) beşeriyet yönü görülürken. s. Kendilerinde eşyanın bilfiil bulunduğu şahıslar peygamberler ve kâmil olan velîlerdir. 164 . Bu tanımda. 851 Aynı eser. yani varlıklar bazı insanlarda bil-kuvve.848 Bu dizelerin tasavvufî şerhi olabilecek bir anlayışı Abdülkerim el-Cîlî (v.847 Bu dizeler Şam’daki Hakkânî dergâhında yapılan mevlitlerde de zikredilmektedir. şöyle ifade etmiştir: “Min evveli ilâ’l-ahirihi bütün enbiya ve bütün ümmetlerin kılacakları bütün namazlar. 26. Cîlî. Muhammed(sav) kadar. Varlık âleminde Hz.kâmil. Tasavvuf Sohbetleri. Aynı eser. Çev. el-İnsanü’l. Bunlardaki kemâlde de farklılıklar vardır. bugünkü ilimleri ve kıyamete kadar bulunacak ilimleri ihtiva ettiğini söylemiştir. manevi kudret ve tasarrufunu. birinde bulunan şeyin diğerinde de bulunduğunu belirtir. s. yapabilecekleri bütün taatın faziletini terazinin bir kefesine koysalar.: A. Nazım Efendi her bir Sünnet-i Seniyyenin. s.851 Şeyh Nazım’ın bu anlayışına göre Hz. bazılarında bil-fiil mevcuttur. bazıları ekmeldir. Kartal.: S. 51. 339-340. 850 Kıbrısî. 27. Eraydın -E.Bu sırrın Hz. kemâliyle taayyün eden başka bir şahıs zuhur etmemiştir849. her insanın insan olmak yönüyle. Sırr-ı Muhammedî’dendir. insan-ı kâmil sözüyle kastedilen Hz.Mecdi Tolun. Bununla birlikte eşya. 846 847 Kıbrısî.

Sufi Meditation.devrin gavsu’l-azamı ve evliyaları üzerinden kullanmaktadır. Ayrıca bkz. Musa(as)’ya.”856 Benzer anlayışı İmâm-ı Rabbânî (v. Peygamber(sav)’in bu yönünden dolayı. www. 854 Razi. Muhammed’den gelmiş olur.one-breath-of-Holly-Prophet-saw. 264.com/022509-msh-oakland-ca-levels-of-understanding-of-hadith. ss. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. Keşfu’l-Hafa. c. Peygamber(sav)’in insaniliği ve ruhaniliği ile izah etmiştir. Tefsir. Peygamber’in fiziki doğumundan önce gelen peygamberlerin ümmetlerindeki velileri de aynı şekilde manevi miraslarını kendi peygamberlerinden alırlar. Hızır(as)’a ve balığın karnında Yunus(as)’a bilmediklerini öğreten nurdur. İbn Arabî. Hz. Muhammed(sav)’in ümmetinden olan veliler. Peygamber size şahit olsun. Bu izaha göre Hz. s. Peygamber(sav). 1034/1624). Neysaburi. Mefâtihu’l-gayb. Ayrıca bkz. s. o manevî mirası ondan alma konusunda diğer peygamberlerle aynı şeyi ortaklaşa paylaşırlar. görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. 856 Kur’ânda Müslümanlar ve Hz. 64.855 Istılahta bu görüşü İbn Arabî. Hz. “Ve o gün her ümmetin içinden kendilerinin üzerlerine bir şahit göndereceğiz.2. insanların ilgisi ve istifadeleri kolaylaştı ve imanları. Hucvirî. o mirası Hz.sufilive. Muhammed’den alırlar. Tafsilatı için Bkz.852 Hz. İbn Arabi. s. 165 . 855 www. Peygamber(sav)’i görerek 852 Bu tezde bkz. Peygamber için olan şu hitapları.: Mahmut Kanık. 8/302. Onların peygamberleri ise. Muhammed(sav)’in nurundan konar. Muhammed(sav)’den geldiği gibi… Hz. İsrailoğullarının peygamberleri gibi yüceltmiş ve “Ümmetimin âlimleri Ben-i İsrail’in Peygamberleri gibidir. Çev. bu hadisin delilinde ayrıca belirtmiştir: “Allah bu Kur’ân’dan önceki kitaplarda da bu Kur’ân’da da sizi. Binaenaleyh Hz. İstanbul 1991. Böylece Hz. halk (şehadet. benzer terminolojiyle ifade etmiş ve bu hadisin izahını şöyle yapmıştır: “Muhammed(sav) ümmetinin velileri arasında –ki bunlar tüm peygamberlerin(as) makâmlarının birleştiricileridir. Nurlar Risalesi. tıpkı Hz. Dolayısıyla onun hali Hz. 13. Mirac Konusunda değinildiğimiz bu hadis. Miraç Sırları içerisinde ayrıca şerh edilmişt ir. Mirahmadi. Peygamber(sav) ve ümmetinin evliyaları ile devam eden bu manevi tasarruf. İlim ve Marifet ile İlgili Kaynaklar/Velî-Evliya. Musa(as)’nın nurundan değil de Hz. Peygamber(sav) bu nûr ile ümmetinin ulemasını. 853 Hucurat: 49/7. Bazen Hz. ”854 demiştir. Müslümanlar diye adlandırdı. 30-32. İnsan Yay. siz de insanlara şahit olasınız diye…” Hacc: 22/78. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde “Bilin ki Rasulullah sizin içinizdedir… ”853 ayeti üzerinden tefsir edilir.. mülk) âleminde insanlık tarafını fazla açıklayarak davetini mükemmelleştirmiştir.com/022609-msh-oakland-ca. 1. Musa(as)’nın halinin Hz.sufilive. c. Ayrıca seni (Ya Muhammed) de onların üzerine şahit olarak göndereceğiz. Hz. Musa(as)’nın makâmına ve haline varis olan bir veli çıkabilir.” Nahl: 16/89. Bu izahlara göre Hakikat-ı Ahmediyye. fakat o veli bu mirasa Hz.

Olan da onun hürmetine. Komisyon. Bütün kâinat onun yüzü suyu hürmetine vardır. Rûhu’l Beyân. bu ruhaniyettin yardımıyla dine yardım ettiler. Hakikat-i Ahmediyye anlayışından neş’et etmektedir. İsâ(as) ve Mehdi(as) bu makâma gelerek dini kuvvetlendirecektir. Hz. Bir manada bu durum. Kötü amelleriniz için de istiğfar ederim. Hakiki hayatla hayat sahibidir. Hz. Hz. O olmasa kâinat yok idi.” 858 Muhammedî nuru tazammun eden bu ifadelerde. 46. Mektubât. Dolayısıyla O(sav)’nun varlık ve şuhûd âlemine göndermesi.857 Bu düşünceler zımnen Şeyh Nazım tarafından şöyle ifade edilmiştir: “Peygamberimiz(sav) Hayy’dır. öne çıkan bir diğer anlayış. insanlara bağlılığı azaldı. Feyzu’l-kadîr. Allah(cc)’ın bütün yaratılmışlara rahmetinin sebebidir. olacak da onun hürmetinedir. Hz. 3. Varlığa can. Peygamber(sav)’e kendisi için 857 858 İmâm-ı Rabbanî.oldu. Peygamber(sav) ölürse ümmet kalmaz. Peygamber(sav)’in vefatından bin sene sonra. s. Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. ss. Bu anlayışın sufiler tarafından istinad edildiği hadis-i şerif Şeyh Nazım’ın eserlerinde karşılaşmasak da. Ümmetlere hayat Peygamber sayesinde (yani). bütün kâinatın hayatı odur. bir kısmından arştan yere kadar olan tüm mahlûkat yaratılmıştır. Peygamber(sav)’in ruhanî tarafı çoğaldı. olmayacaktı. 166 . Bu anlayış. no: 209. Peygamberdir(asv). Onlardan hayır olanlar için Allah’a hamd ederim. Hz. O Peygamber(sav) yalnız ümmetinin hayatı değil. 861 Bursevî.”859 (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik”860 ayetini bazı sufîler. c. bütün varlıklar için rahmettir. s. Ahmedî Nûr anlayışı ile tefsir etmişlerdir.861 Sufiler arasındaki bu anlayış. Peygamber(sav)’in Hayy olmasıdır. Bunu böyle bilmeyen gafildir. bu öğretinin teşekkülünde şu hadis-i şerif meknuz olduğu şüphesizdir: “…Her Pazartesi ve Perşembe akşamları amelleriniz bana arz olunur. dine çağırma nuraniyeti değiştiğinden evliyâ. 859 Münavî. Mek. 400-401. 860 Enbiyâ: 21/107. Allah’ın ilk yarattığı şey olan bu nurun. ondan gelir. 615.

c. ne veliyyü’l-kâmil. yaşadığı. Peygamber(sav)’in manevî kuvvetini salt anat rumuzu ile izah etmiştir: “Cenab-ı Hakk’ın saltanatının azametini hiç kimse. tasavvuf ıstılahında oluşan. O rütbeyi.. 832. Herkes kendi derecesine göre o saltanattan bir rütbe giyecektir. 3. 864 Kıbrısî. Ancak o saltanatın azametinden bir şua. Peygamberlerin(as) hayatlarında yaşadıkları mekânlara sürekli olarak 862 863 Yıldırım. 156.”863 Şeyh Nazım Efendi. rahmetini indirmiştir.”864 Bu anlayış. s. c. yürüdüğü. ne nebiyyü’l-mürsel. 79. her ne kadar sufilerin hususi olarak tecrübe ettikleri keşfî bilgilere dayansa da ana hatlarıyla. müşterek bir anlayışı temsil etmektedir. 42.862 Bu suale Hz. Tasavvuf Sohbetleri. Ebu Nuaym. a. Keşfu’l-hafa. c. Buna göre Hz. 545/3609. Aclunî. Hz. ne de melekü’l-mukarreb anlayacak değildir. Peygamber-i Zişan giydirecektir… Onun için güzel isimlerinden birisi de Rasûl’dür… Ahiretin ilelebet rütbeleri de yine Efendimiz(sav) tarafından bütün evliyalara. Tasavvuf Sohbetleri. s. İslamî naslar yer almaktadır. Delâilu’n-nubuvve.g. 4883. 167 . Allah’ın(cc) indirmiş olduğu rahmet kesilmez. şeriki olmayan Muhammedî Sırrı. Peygamber(sav)’den şöyle rivayet edilmiştir: “Ben yaratılışta nebîlerin ilki. sürekli iner. Ebu Hureyre(ra). Celle ve Alâ’dır. 1. Peygamber(sav)’in doğduğu.e. defnolunduğu her yere Hz. Salavatullahi ve Selamu aleyh’tir. salihlere verilir. Firdevsu’l-ahbar. Hz. s.866 Bu rahmet. 866 Kıbrısî. o ezelî.”865 Şeyh Nazım. Habibu’llah’a zahir olur… Onun içindir ki. Huzurunda duran ‘Muhammedu’r-rasulu’llah’. mü’minlere. 2007. oturduğu. 865 Deylemî. Sehavî. 134. Allah(cc).peygamberliğin ne zaman sabit olduğunun sorulduğu hadise istinat edilir. peygamber olarak gönderilme yönünden sonuncusuyum. Ancak tüm bu ilhama dayalı bilgilerin temelinde. Tirmizî. Efendimiz(sav)’in saltanatından seyrederiz… Aslında Efendimiz(sav)’e verilen saltanatı da idrak etmeye imkân yok. Allah’ın Nûru ile alakalı olarak izah etmiş ve hususiyetini bildirmiştir. Peygamber(sav) şöyle cevap vermiştir: “Adem ruh ile cesed arasında iken. Menâkıb. ebedî ve mutlak saltanatın sahibi olan ‘la ilahe illallah’. 2. Biz Cenab-ı Halık’ın(cc) saltanatının azametini. s. Bu anlayışa istinad edilen hadis-i şeriflerden birini. Mekâsıd.

onun ta’yyün-i vücubîsine denildiği gibi. Şeyh Nazım’a göre bu nurun kıyamete kadar bulunacak olması. Yani. Âlem-i halktaki rabbi olan ism-i ilâhisi Âlim şa’nıdır. Bir insanın hakikati. Kelam-ı kadim ne demek? Ezeldeki Allah’ın şahadetidir o. Peygamber(sav)’in yevmu-l ezel’den beri peygamber olduğunu şu cümlelerle ifade etmiştir: “… O zaman yevmu-l ezeldir. Peygamber(sav)’in de her insan gibi. ta’ayyün-i vücubîdir (âlem-i emirdir). bu. Muhammedî Sırrın başka bir özelliğini Nazım Efendi. O Peygamber(sav) dünkü peygamber değil… Evet. Âlim şa’nıdır. 40 yaşına geldi. ss. 168 . Peygamber’in Nûrunun ebedî olmasıyla da alakalıdır. yevmu’l-ezelden beri mevcuttur. Meselâ hakikat-i Muhammedî ve/veya Ahmedî kavramlarıyla ifade edilen hakikat. o kimsenin rabbidir. Ta’ayyün-i vücubî Allah(cc)’ın isimlerinden bir isimdir. Peygamber(sav)’in ontolojik varlığı mevzuunda İmâm-ı Rabbânî (v. “…Şahit olarak Allah yeter. Âlim şa’nının üstünde (âlem-i emirde). Muhammed Allah’ın Rasuludur… ”867 ayetini delil göstererek izah etmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. Bu şahadeti ne zaman yaptı Allahu Azimu’ş-şan? Kelam-ı kadiminde yaptı.70. bu nûr ezelîdir. bu şa’nın mebdei olan isimdir. çocuklara elif-be okuttukları kitapların ilmidir. 570 tarihinde doğdu.inmeye devam etmektedir. Allah(cc)’ın bu tanıklığı yevmu’l-ezelde olmuştur. Allah(cc)’ın bu ismi. ona gelen feyz bu isimden gelir. Hakikat-i Ahmedî ise. 79. 867 868 Feth: 48/28-29. Hz. Kıbrısî. Kıbrısî. Bu isim Kâbenin hakikatidir. âlem-i halk ile âlem-i emirden varolmuştur. peygamberlik verildi. Binaenaleyh. Allah yok şeye mi şahadet ediyor?”868 Hz. o kimsenin ta’ayyün-i imkanisi (âlem-i halktadır) olur. Ta’ayyün-i vücubî’nin zıllî görüntüsü. Hz. 1034/1624)’nin izahatı. Bu nurun mahiyeti. ilgili başlıkta tafsilatlı bir şeki lde ele alınmıştır. Hakikat-i Muhammedî. Bu izaha göre Hz. Başka bir ifadeyle şeriki olmayan Muhammedî Nûr. bazı kavramlar ve bu kavramlar ile vardığı sonuçları itibariyle İbn Arabî’den ayrılmış ve terminoloji içerisindeki özgün yaklaşımını korumuştur. ıstılahtaki anlayışların paralelinde olmasına rağmen. ta’ayyün-i imkanîsine de denir. Hz.

Binaenaleyh. bir şeyi hedef almak. Özetle Şeyh Nazım’a göre. ss. Peygamber(sav)’in yaşadığı her hal ve davranış. millet. yönelmek. niyet etmek.871 “Lügatlerde ümmet kelimesinin. aynı zamanda Hayy’dır yani. İmam-ı Rabbanî. Kıbrısî’nin bazen Ahmedî Nûr. Çünkü O’nun nûru. 287. Dolayısıyla şeriki olmayan Hz. bu üstünlüğü ihtiva eden manevî kudreti temsil etmektedir. Âdem(as) yaratılmadan önce bulunan peygamberlik bu idi. Kıbrısî’nin vekilleri tarafından yapılan izahın. s. Hz. 869 870 din. hakikatte manevî bir üstünlüğün. Mu’cemu’l-Vasît. d. başı çekmek. Esrar. s. el-Hayy olan Allah’a ayna olmakta ve aynaya düşen Cemal-i Mutlak’ı kâinata aksettirmektedir. topluluk. tüm kâinata dirilik olmaktadır. “Emm” kökü. Fevâidu’lmecmua. 169 .869 Bu izahda kullanılan kavramlar. bir topluluğun önünde olmak. bir sünnete hakkıyla ittiba eden. Hz. el-Müfredât. talep etmek. Isfehanî.2. Aliyyu’l-Kâri. Şevkani. Yani Sırr-ı Muhammedî’den akseden bir kudretten dolayı. 288. 22. diğer insanların ve peygamberlerin varlığına kaynak olduğu yönündeki. 1. 27. c. Lisânu’l-Arab. Mek. Dolayısıyla Hz. Komisyon. Acluni.Hz. 385. no: 209. Mektubât. şeriki olmayan Sırr-ı Muhammedî. 164. Allah(cc) tanıklık etmektedir. sevk ve idare etmek gibi anlamlara sahiptir. öne geçmek. Hz. Peygamber(sav)’in insan ve peygamber olarak varlığı. Ancak. Cenâb-ı Allah’ın “Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım”870 hitabı ise bu anlayışa temel teşkil ettiği şüphesizdir. İbn Arabî kavramlarına ve yaklaşımına daha yakın olduğu görülmektedir. dünya hayatındaki tecellileridir. Binaenaleyh. Yani Onun diri oluşu sadece ümmetine değil. Keşfu’l-hafâ. Allah’ın Nûrunu kullara aksettiren bir ayna gibidir. Peygamber (sav) ve Ümmeti: Arapça “emm” kökünden türemiş bir isim olan ümmet kelimesinin çoğulu “ümem” dir. 2123. s. 871 İbn Manzûr. Peygamber(sav)’in dünya hayatında öne çıkan tüm üstünlükler. c. Hakkâniyye yayınlarında kullanılmasa da. 216. bazen de Hakikat-i Muhammedî dediği bu nura. Hakikî hayatla hayat sahibidir. 2. anlayış ile aynıdır. 326/1012. Peygamber(sav). s. o sünnet içerisindeki sırra ve nura gark olarak velayet makâmına çıkabilir.

40/5) 880 Yeryüzünde debelenen hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş da yoktur ki. c.874 kuşaklar.873 sınıf. yoldaşına lânet eder” (A’raf. 74. 43/22). 881 “Sizden. yalnız ümmet-i Muhammed(sav)’e olduğundan onlar. ümmetlerin en hayırlıları oldular. 876 “Her ümmet (ümmetün) oraya girdikçe. bir dinin mensupları. En’âm: 6/38.875 kavim. c. kendi arasındaki tefrikaları gideren. aynı zaman diliminde yaşayan topluluk. (Allah onlara:) “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan ümmetleri arasında (siz de) ateşe girin!” buyurur.” (Mü’minûn. peygamberlerden birinin kavmi. No: 248-249. hayvan cinslerinden biri gibi anlamlara geldiği belirtilmektedir. Mu’cemu’l-Vasît. rehber. tür. 170 . s. 878 “İşte böylece insanlığa şahitler olmanız. Keşşâf.872 Kur’ân’da ümmet kelimesi din. sonra (hepsi) ancak Rablerinin huzûrunda toplanacaklardır. nesil. kanatlarıyla uçan hiç bir kuş türü yoktur ki sizin gibi birer toplum (ümem) teşkil etmesinler” (En’âm.884 872 İbn Manzûr. en düşük peygamber derecesine yükselemez. 877 “Kendilerine azap göndermeyi belirli bir zamana kadar (ilâ ümmetin) ertelersek…” (Hûd. kemal sahibi olurlar. 1034/1624)’ye göre bir peygambere uyanların en üstünleri. 873 “İşte sizin bu dininiz/yolunuz bir tek dindir/yoldur (ümmeten vahide)” (Enbiyâ. s. önder. 27. 7/38) . 16/120). 11/8) . Resulün de size şahit olması için sizi mutedil bir ümmet kıldık” (Bakara. Hakk’a yönelen. Mek. yeni anlayış ve değerlere topluca vasıl eden ve toplum içindeki hastalıkları tedavi eden değerler etrafında toplanan Mü’min topluluğudur. 1. 21/92). topluluk. belirli bir gaye etrafında toplanan cemaat. Lisanu’l-Arab.880 toplum içindeki iyiliğe çağıran kötülükleri engelleyen bir grup. Allah’a itaat üzere bulunan bir önder (ümmeten kâniten) idi” (Nahl. ana.883 İmâm-ı Rabbânî (v. Komisyon. “Biz babalarımızı bir dine bağlanmış bir yol üzere (alâ ümmetin) gördük” (Zuhruf. 874 “Yerde hareket eden hiç bir canlı.881 bütün hayırlı halleri kendinde toplayan önder insan882 gibi anlamlara gelmektedir. peygamber gönderilen toplum. 879 “Sonra resullerimizi peş peşe gönderdik.876 zaman dilimi. 216. canlı türlerinden bir grup. iyilikleri yayıp kötülükleri önleyen bir topluluk bulunsun” (Âl-i İmrân. 2/143).877 Müslüman toplum. 1. 23.878 inkârcı toplum. Hangi ümmete peygamberi geldiyse onlar onu yalancı saydılar. Ancak ümmetler içerisinde. 6/38) . ss. 3/104). 13/30). 882 “Gerçekten İbrahim. 883 Tehanevî. sizin gibi birer ümmet olmasınlar! (Biz) kitabda (Levh-i Mahfûz’da) hiçbir şeyi eksik bırakmadık. yol. Isfehanî. yol. el-Müfredât. Mektubât. s. 3/110).cemaat. Bununla birlikte ümmetlerden hiçbiri. 875 “Seni de kendilerinden önce nice ümmetler (ümemun) geçmiş olan bir ümmete (fî ümmetin) gönderdik” (Ra’d. 884 İmam-ı Rabbanî.879 cin ve hayvan toplulukları. peygamberlere çok uydukları ve sevdikleri için. kendi (din) kardeşine (yoldaşına) lâ‘net eder…” A’râf: 7/38 . 23/44) “Her ümmet peygamberini cezalandırmaya azmetmişti” (Mü’min. hayra çağıran. Ne zaman (Cehennem’e) bir ümmet girse. Tasavvuf ıstılahında ümmet. insanların iyiliği için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz” (Âl-i İmrân. zat-ı ilahînin tecellisi. “(Ey Ümmet -i Muhammed!) Siz.

c. 890 İsrâ: 17/55. cezası çabuk olandır. s. Yûnus'u ve Lût'u da doğru yola erdirmiştik. c. Hz. Onları karada ve denizde taşıdık. Tasavvuf Sohbetleri. Tefsiru’l-munîr. s. 8. Hz. 86-87. peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. sizi yeryüzünde halifeler (oraya hâkim kimseler) yapan. Süleyman’a verilen saltanat ve mülk ile değil. Şayet Allah dileseydi onlar birbirleri ile savaşmazlardı. sofranın indirilmesi için yaptığı duada.892 Şeyh Nazım bu üstünlüğe misal olarak. Hz. ss.” Âl-i İmrân: 03/33-34. Lâkin ihtilafa düştüler de onlardan bir kısmı iman. çok bağışlayandır. bazısını birçok derecelerle yükseltti.” En’âm: 06/86. Peygamber Efendimiz(sav) hürmetine indirilmiştir. Meryem'in oğlu Îsâ'ya da o açık belgeleri. çok merhamet edendir. lâkin şu var ki Allah dilediği her şeyi yapar. bir kısmı ise inkâr ett i. size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır.885 Kur’ân-ı Kerimde. İbrahim’e (Halilullah) dostluk özelliği. 889 “İşte şimdiye kadar zikrettiğimiz resûllerden kimini kimine üstün kıldık. 892 Vehbe. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. Peygamber(sav)’in diğer peygamberlere(as) üstünlüğü derecesinde olacaktır. 8.” En’âm: 06/165 . 171 .Şeyh Nazım’a göre her ümmet. Eğer Allah dileseydi.887 Peygamberlerin diğer insanlardan üstün olduğu888 ve Peygamberlerin kendi aralarında birbirlerine üstünlüğü bildirilmiştir. 8. onların. 887 “O. kendilerine açık delillerin gelmesine rağmen.889 “Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. insanların yaratılan birçok mahlûktan daha üstün olduğu. Şüphesiz Rabbin. Allah. Andolsun. Elyasa'ı. Musa’ya (Kelamullah) konuşma özelliği. peşlerinden gelenler birbirleriyle savaşmazlardı. Şüphe yok ki O. s. 888 “Şüphesiz Allah. “İsmail'i. Her birini âlemlere üstün kılmıştık. Çünkü İsâ(as). İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı. Hz. mûcizeleri verdik ve onu Rûhul-Kudüs ile destekledik. hakkıyla bilendir. İsâ(as)’ya indirilen sofrayı vermiştir. Peygamber(sav)’i tevessül ederek istemiştir. Dâvûd'a da Zebûr'u verdik”890 ayetine istinaden bu üstünlüğün. Davud’a indirilen Zebur olduğu yönünde görüşler vardır. Hz. Risale Yayınları.886 insanlardan kimilerinin kimilerinden üstün olduğu. Nûh'u.891 Bahis konusu üstünlüğü bazı müfessirler. Zuhayli. biz insanoğlunu şerefli kıldık. Allah onlardan bazısına hitap buyurdu. 891 Vehbi. 9. Hülasâtu’l-beyân. 893 Kıbrısî. her şeyi hakkıyla işitendir.” Bakarâ: 2/253. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık. Muhammed(sav)’e de Habibullah özelliğinin ve İsra’nın lütfedilmesi örnek vermişlerdir. Bu misale göre sofra. Dolayısıyla ümmet-i Muhammed’in sair ümmetlere olacak üstünlüğü. “Andolsun. 3009. Hz. Âdem'i.” İsrâ: 17/70 . kendi peygamberinin kadri derecesinde ilahî divanda takdir olunacaktır.893 885 886 Kıbrısî.

2. Muhammed(sav) ümmeti içerisinde ise en kıymetli olanlar. Bu izaha göre miracta Hz. Şeyh Abdullah. havariler tarafından yapılan bu talebe. Şeyh Nazım’a göre. c. Binaenaleyh.. c. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.897 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî de. ‘Ey Allah’ım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki. 1034/1624) benzer görüşü. silsiledeki meşayıhın manevî tecrübelerinden edindikleri bir keşfî bilgi olabilir. ahir zaman ümmetidir. önce gelenlerimize ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve Senden (gelen) bir mucize olsun. bu anlayışın temel taşıdır.com/video arşiv/MSH-47-secretsMiraj-1-102406.sufilive. 172 . 896 Bursevî. sütün en üstünde bulunan kaymağına benzetmiştir. 5. Mehdi(as)’nin gelmesiyle açığa çıkacaktır. s.e. 185-186.g. onları ümmetin en faziletlisi yapar. Bu ayetlerle ilgili izahlarda müfessirler. no: 209. Buna göre. 898 www. Rûhu’l-beyân. o iki asırda bulunan evliyadan daha yüksek olması. genellikle.896 Bu manada Şeyh Nazım’ın. bu dua hususunda ifade ettikleri. ss. sofranın indirilmesine ve bu mucizenin illet ve sonuçlarına değinmişlerdir. Hz. 129-131. 897 Kıbrısî. bu duadaki “Allahumme” adıyla Allah(cc)’ın bütün isimlerine tevessül ederek. bu anlayışa kapı aralar. Nazım Efendi bu durumu. Mehdi. ahir zamandaki ümmetin. Hz. ashab-ı kirâm döneminde evliyâ sayısının çok olması ve bid’at sahiblerinin az olması.“Meryem oğlu İsa. bu konuyu Mehdi(as) ve Mirac konularıyla ilgili izah etmiştir. İsâ(as)’nın sofra indirilmesi için yaptığı duayı bildirmektedir. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın’ dedi”894 ayeti. a. Mek. Hicazî.898 İmâm-ı Rabbânî (v. ashab-ı kiram ve tabiin ile mukayese ederek savunmuştur. Bizi rızıklandır. ss. Peygamber’e verilen en gizli sırlar. duanın yapıldığına değinmişlerdir. 52. ümmet-i Muhammed(sav)’in en faziletlisi olacağını ifade etmiştir. Ancak ahir zamanda gelenler arasında bulunan birkaç evliyanın. ümmetin en faziletlisi olacaktır.899 894 895 Mâide: 5/114.895 Sufiler. bu sırların içinde zuhur ettiği toplum. Furkan Tefsiri. Mektubât. 899 İmam-ı Rabbanî.

Cürcanî. 173 . yakınlara.” El -Arâf: 7/172.d. Bu vasıflardan bir tanesinin eksikliği. el-Müfredat. Hz. 901 “. tavır ve davranış olarak 900 İbn Manzûr.902 Nazım Efendi. s. Yani üstün vasıflardan biri diğerinden bağımsız değildir. Yalandan uzak olduğu nisbette ise. Peygamber’in bu sıfatlarının tamamı. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim” sualine “bela” diyen903 her bir Ümmet-i Muhammed’in.” Bakara: 2/83. Mea’l-Enbiyâ. Peygamber Efendimize(sav) imanlı olarak teslim edildiği şeklinde yorumlamıştır. ahd. c. s. ‘Bizim bandan haberimiz yoktu’ demeyesiniz. O’nun bu sıfatından dolayı..900 Kur’ân-ı Kerim’de bu manalarla meal edilen ayetler olduğu gibi. 523. yoksullara iyilik edeceksiniz. Bu ayet Âdemoğulları ile Allah(cc) arasındaki ahdi anlatmaktadır. s. gerçekten başkasını söylememeleri hususunda kendilerinden Kitâb mîsâkı alınmamış mıydı” A’raf: 07/169. Ta’rifat. Farklı bir ifadeyle kişi. 902 “Rabbin Âdemoğullarından.15. Isfehanî.. Kamûsu’l-muhît. 523. elMüfredat. emindir. Allah hakkında. s. anaya-babaya. Firuzebadî. doğru sözlü olduğu derecede (sıdk). doğru ve güvenilir olduğu için halk içinde “Muhammedu’l-Emin” lakabıyla bilinmiştir. Peygamber Efendimizin(sav) manevî kuvvetiyle ilgili ele alınmıştır. nübüvvetten önce dahi sözünde duran.904 Peygamberlerdeki üstün ahlakı değerlendirecek olursak. “Biz İsrâîloğullarından şöyle söz almıştık: Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz. 928. akd ve and anlamlarına gelmektedir. ümmet-i Muhammed(sav)’in imanlı olarak can verip vermeyecekleri. Peygamber ve Misâk: Misâk kelimesi lugatta. 16. Böyle yaptık ki kıyamet gününde. kanaati. Muhammed(sav). Kıbrısî. Isfehanî. müşriklerin dahi nübüvvetten sonra. 904 Tabbarâ. unların sırtlarından zürriyetlerini alıp bunları kendileri hakkındaki şu sözleşmeye şahit tutmuştu: Ben sizin rabbiniz değil miyim? ‘Elbette öyle!’ dediler. îsârı ve hilmi gerektirir. beraberinde merhameti. güvenilirdir yani. 903 A’râf: 7/172. bunların hepsinin bir arada olması mantıkî bir gerekliliktir. yalandan uzaktır. Hz.3. s. duyular âleminde his. Hz. o vasfın zıddı olan ahlakın varlığını zaruri kılar..901 terim manasının dayandırıldığı özel bir manaya delalet eden ayet de vardır. anlaşma. kıymetli eşyalarını O’na emanet ettikleri bilinmektedir. s. Bencillik yerine diğergamlığa işaret eden bu sıfatlar. 301. Bu yoruma göre. Peygamber(sav). Lisânu’l-Arab. bu emaneti aldığı gibi teslim edecektir. beşerin en güveniliri olan Emin vasıflı Hz. yetimlere. cömertliği. mert. 340.

Daha sen yavrusun. ‘Günahsız veriyorum.906 Bu anlayış üzerine Şeyh Nazım tarafından getirilen işarî yorumların bir kısmı. misak kavramının mükâşefe ilmine dayandığını ve bu kavramın. Felsefe). s. Süleyman. Tasavvuf Sohbetleri. Hz. Dergah Yay. Tasavvuf. a. İslam. ss. temiz veriyorum. çeşitli itikadî ve ameli mezheplerle tarikatlar tarafından farklı telakki edilmiştir.gözlemlenmiş davranışlardır. şeytanın eline ümmetini mi bırakacak? Haşa. sümme kella! İşte onun için bu söylediğimiz kelamı sen çok büyük görme. mana âleminde halk edilmiş asılları vardır. İslam dairesinin içinde kalan daha küçük daireler gibi. ıstılaha bir katkı mahiyetindedir. Kıbrısî’ye göre. 263-264. Peygamberimizin(sav) ümmetini teslim etti. İslamî düşünce sistemin teşekkülünde bu alt sistemlerin her biri. İslam Düşüncesinin Yapısı (Selef.. temiz alacağım… Sen eminsin’ dedi Allah’ın eminliğine şehadet ettiği zat. özellikle “emin” sıfatının duyular âleminde müşâhede edilmesinden önce. İstanbul 1979. daha çok büyükleri var. zamana ve savunduğu öğretiye göre hakikati arz etmiş ve genel sistem içerisinde adeta fikrî düzeyde. bireysel mükaşefelerden doğan yeni manalar ekler mahiyettedir. Hz. 174 . akılcılık (kelamiye) ve ilhamcılık (sufîye) içerisinde en fazla sufîlerin değindiği bir mevzudur. 906 Uludağ. sırdır. 144-147. yutamıyorsun diye vermeyiz onları.. bir tür ekolojik denge oluşturmuştur. İslam âlimleri için gaybtır yani. delillerle anlatılmasının zor olmadığını şöyle ifade etmiştir: “Elestu bi Rabbikum. Muhammed(sav)’de bulunan üstün ahlakın. Hz. Hakikat-i Ahmediyye ile ilgili olan bu anlayış. o meydanda onlara hitap ettiğinde. ss. bir kısmı ıstılaha. bizim zerrelerimizi Cenâb-ı Allah halk edip.g. Gayb âlemi. ıstılahtaki anlayışı te’kid ederken. 71. 907 Kıbrısî. bu sıfatların. sınırları ve çerçevesi çok geniş olan bir inanç. Kıbrısî tarafından getirilen bu yorum. bu tür gaybî konular. Peygamber(sav)’in “elEmin” sıfatına. bu sistemin teşekkülünde yer alan nascılık (selefiye). Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Peygamber(sav)’in manevî kudretine de esas teşkil eder. yaratılışla ilgili ontolojik yönlerinin yanı sıra mahşerde zuhur edecek yönleri. ahd-i misak gününde.”907 905 Uludağ.905 Bunlardan hiçbiri tek başına İslam’ı temsil etmez ancak. Kelam. fikir ve hareket sistemi olmasından dolayı.e.

Bu son yedi nefesin her birine çok uzun zamanların sığabileceğini belirten Kıbrısî. Peygamber(sav)’in ümmetini Allah(cc)’a Mü’min olarak iade etmesi. zamanın Kutbu’l Mutasarrıfını destekler. Peygamber(sav)’e ümmetini Mü’min olarak teslim etmiştir. “Hesaba katmadıkları birçok şey. Yani Şeyh Nazım. annenin evlatlarına duyduğu sevgiye benzetmiştir. Hz. Hz. Yani O(sav)’nun şerikinin olmaması. bu konuda kalbî bilgiye dayalı olan. O’nun “Emin” sıfatının nişanesi olacaktır. 43. ruhunu teslim etmek üzere olan mü’mini Hz. sekeratu’l-mevt. husn’u-hatime veya su-i hatime kavramlarıyla ilgilidir. bu aşamayı “imanın ikmali” olarak tanımlamaktadır. Şeyh Nazım’ın ifadelerinde görülen bu mana şu şekilde izah edilebilir. Peygamber(sav)’in bu merhametini. o bir çocukla meşgul olacaktır. Bu bilgi. Aynı eser. Çünkü Hz. Kıbrısî’ye göre Efendimizin(sav) orada hazır bulunma sebebi. Hz. âlemlerin Rabbi olan Allah(ac)’ın huzuruna teslim eder. 69.908 Bu merhametin bir tecellisi olarak. 80. Kur’ân ve hadis literatüründe bulunmamaktadır. Tasavvuf Sohbetleri.Nazım Efendi’nin Peygamber(sav) anlayışı içinde önemli yer tutan bu anlayışa göre. ümmetini son yedi nefes kala. 81. Bununla birlikte bu anlayış. keşfî bir yapı içerisinde görülmektedir. (can çekişme esnasında) 908 909 Kıbrısî. Peygamber(sav)’e teslim eder. Bu misale göre. hayy olması bu anlayışın diğer cüzleridir. genel olarak ele alınan Hz. annenin kırık evladından otuz dokuzu evde olup bir tanesi hapiste olsa. rahmet ve emanet anlayışlarıyla izah edilen düşünceye işarî olarak istinad edildiği görülmektedir. Peygamber(sav). anne kalbi. İmâm-ı Gazalî. Buna göre Kutbu’l-Mutasarrıf. ss. 52. Bu fikir mevcut naslarda. Allah(cc). yüce ahlak ve merhamet sahibi Hz. ss. bu tasarrufuyla. 175 . Peygamber(sav)’in tasarrufunun mahiyeti önemlilik arz etmektedir. insanın can çekişmesi esnasında gördüklerini.909 Bu mevzu tasavvuf ıstılahında son nefes. Peygamber(sav). iman telkin ederek kulun ahdini almaktır. Şeyh Nazım’a göre Hz. Nazım Efendi Hz. Peygamber(sav) anlayışının bir cüz’üdür. Peygamber(sav) tek bir ümmetinin dahi cehenneme girmesine râzı değildir.

Gazalî’ye göre arş. 913 Aynı eser. Şeyh Nazım’ın bu mevzudaki doğrulama usulü. onun sözünün senedi Kur’ân-ı Kerîm ve Hadis-i Şeriflerdir”914 ifadesini de göz ardı etmeden.Allah tarafından. bir kısmı da Tarikat-ı Hakkâniyye silsilesindeki meşayıhın manevî tecrübeleriyle edindikleri keşfi bilgiye de dayanmaktadır. Peygamberin(sav) bu vazifeyi ifa etmek için sarf ettiği kuvvet. Daha önce de ifade edildiği gibi. nur gibi parlayan bir cevherdir. Nazım Efendi’nin bu konudaki ifadelerine göre iblis. ss. keşfiyât ile ledünnî yorum ve bilgi olarak ortaya çıkmaktadır. Şeyh Nazım’ın öğretilerindeki özgün yönleri teşkil etmektedir. Bu izaha göre kulun. 912 Kıbrısî.911 Hz.Velî-Evliya. Bu manada Kıbrısî. İhyâ. Peygamber Efendimize(sav) ve şeytana verilen kuvvetin mukayesesi şeklindedir. 4. Kıbrısî. kitaplarda bulunmaz. bunlar Şeyhlerimizden öğrendiğimiz ledunnî ilimlerdendir”912 ya da “bu. 321-327. yine Kur’ân ve hadis ilimlerine dayanan anlayışların mukayesesi yoluyla doğruladığını görmekteyiz. s. Peygamber(sav)’e her zaman mağlup olacaktır. bir ömür boyunca kalbinde yer etmiş sevgiler olacak ve dili. s. tasavvuf ıstılahı içerisinde bir yönden ifade edilmiş olabileceği gibi. çocuklara elif-be okuttukları kitapların ilmi değildir”913 şeklinde ifade etmektedir. Şeytanın mü’minlerin imanlarını almak için harcamakta olduğu kuvvetten her daim üstündür. Peygamber(sav)’in dünya hayatında tasdik edilmiş sıfatlarının. 176 . Tasavvuf Sohbetleri. 79. gördüğü hevâları ya da zikrullahı tekrar edecektir. Tüm Peygamberlerin iblise karşı böyle bir vazifesi 910 911 Zümer: 39/47. “Velî senetsiz söz söylemez. Ölüm anında arştaki sureti kendine keşfolunur ve çok kimseler kendilerini isyan üzere görür. Hz. 81. Farklı bir ifadeyle Hz. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. ortaya konacaktır”910 ayetine istinaden izah etmiştir. ölüm sarhoşluğu esnasında gördükleri şeyler. Gazalî. bu öğretilerin bir kısmı. c. Yani nasların yüzeysel anlam katmanlarında görülmeyen deruni mana açılımları. bu tür özgün yönleri: “Bu söylediklerimiz. manevî tasarrufuyla ilgili izahları. o hali arşta sûretlenir. İnsan ne hal üzereyse. Hz. 914 Bkz. bu düşüncelerin İslamî ilimler içerisindeki dayanaklarıyla ortaya koymaya çalışıyoruz. bu iddiasını. Ancak Şeyh Nazım.

Nahl: 16/98-100. “Kur’an okunduğu zaman. 918 İbrahim: 14/22. ona dost olanlara (Şeyâtine’l-ins veya Evliyâu’şşeytan) olacağı yönünde tefsir edilir. Ümmetini böyle gözetiyor. Peygamber(sav)’in şeytanın vesveselerinden mahfuz olmasına dayanarak. O.. 919 Bursevî. dağın başına adam bırakmayı. 43. Hz. Bu müjdeyi de al. kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın. Onun gücü ve etkisi. Rûhu’l-beyân. 1137/1725). Peygambere(sav) yapılsa da.”916 Bu ayetteki hitap. ne iblisi? Bütün mahlûkatın sayısında bile olsa onlarda Peygamber(sav)’in karşısında galip gelecek kuvvet yoktur. “(Hesaplar görülüp) iş bitince. 917 Vehbî. En edna peygamberin sıfatını böyle bil. Peygamber(sav)’in elindedir. Peygamber(sav)’e Allahu Zülcelâl. yuvada yavrularını öyle gözetir ki. elestü bi-rabbikum kalu bela’dan teslim etmiş olduğu ümmetleri gene öyle teslim alacaktır. Tasavvuf Sohbetleri. Hulasâtu’l-beyân.919 Hz. Mesela bu konuyla alakalı bazı ayetler oldukça vazihtir. göre şeytan Mü’min ya da kâfir.”915 Kıbrısî’nin ifade ettiği bu fikirler. s. Dolayısıyla bu ayetler. Kaçanlar da bir yere kaçamaz. muradın ümmet-i Muhammed(sav) olduğu görüşü yaygındır. şeytanın davet etme ve süslü gösterme anlamında bir gücü vardır. c. iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde gücü ve etkisi yoktur. Ümmetini çaldırdı zannetme.. Ancak kâfirler üzerinde. kahır ve galebe anlamında bir hâkimiyeti yoktur. ss. 7. Şeytan’ın tasallutunun ancak ona itaat edip. Kendinizi kınayın… ”918 Bu iki ayeti beraber ele alan Bursevî’ye (v. Araya İblis mi girecek? İblis.olduğunu ve kendi nübüvvet kuvvetleri nisbetinde ümmetlerini savunduğunu şu ifadelerle beyan etmiştir: “Peygamber(sav)’in temsili nedir? Dağ başında bir arslan olsa. Peygamberin(sav)’in şeytana olan üstünlüğü ise. 177 . 915 916 Kıbrısî. Beni kınamayın. Hz. Gerçekten onun. ben sadece sizi davet ettim. Hz. ancak onu dost ve koruyucu edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. dağın eteğine bile insan veya vahşi hayvan bırakmaz yaklaşmaya. 10. Âdem’in şeytana olan üstünlüğü konusunda gösterilen delil ve yorumlarla da ortaya konmuştur. şeytan şöyle diyecek. Hepsi mağluptur. c. s. siz de davetimi kabul ettiniz.917 Bu konu ile alakalı başka bir ayet şöyledir. nasların derin anlam katmanlarında bir hakikat olarak meknûzdur. hiçbir insan üzerinde. 67. 2895-2896.

Diğer Konulara Tasavvufî Yaklaşımlar/Mehdi. 135. s. 81. Müslümanların son nefesindeki imanı garantiler mahiyette olmasına rağmen. Bizim halimiz ona malumdur.920 Ayrıca “De ki: Hak geldi. Mehdi(as)’nin gelmesiyle. ss. Peygamber(sav)’in imanını son nefeste ikmal edeceği kişinin kim olacağı. Mevcudiyeti ve kemmiyetinin ölçülmesi tam olarak mümkün olmayan muhabbetten dolayı.e. Peygamber(sav) muhabbetini aşıla ve korkma. İsrâ: 17/81. Çünkü Hz. şeytana olan üstünlüğü. imtihan sırrı ifşa edilmemiştir diyebiliriz. O aşı. Tasavvuf Sohbetleri. dünya hayatında hiç kimsenin hayatını nasıl sonlandıracağının bilinmemesi. Kıbrısî’ye göre bir de şarta bağlanmıştır. Kıbrısî bu hususu şöyle ifade etmiştir: “Evlatlarımıza Peygamber(sav) muhabbetini aşılayın. Peygamber(sav)’in. s. bir bakıma elest bezminde emanet edilen Müslümanları dünya hayatında teşhis etme metodu olmaktadır.g. muhabbetin kimde olduğunun bilinmemesi kadar gizlidir. Peygamber(sav)’e atfedilen bu manevî vazife. Âdem(as) ise zelleyi kendine atfederek bağışlanma dilemiştir. Hz. zahiri âlametlere bağlı olarak tahmin edilse de. 923 Bkz. Peygamber(sav) sevgisine sahip olduğunun bilinmemesi açısından gizlidir. meçhul 920 921 Kıbrısî. Hz. zayıflığımız. sahip olduğu ilim. zelil etmiştir. beyan ettiği Peygamber(sav) sevgisi. Bu şart.Mesela hikmet ve edeb sahibi olmayan şeytanın. hiçliğimiz sana malum. Peygamber(sav)’e muhabbet duyan kişi olarak arz edilmiştir. 88. Peygamber(sav) tarafından son nefeste imanı ikmal edilecek Müslümanın nişanesi.922 Şeyh Nazım’a göre bu ayet. kimin Hz. Hz. Ya Rabbi sen Kadir ve Muktedirsin. insanlar açısından. Ya Rabbi! Sen bizi teyyid eyle”924 Şeyh Nazım’ın bu mevzudaki düşüncelerine ek olarak. şeytanın insanlara telkin ettiği bâtıl düzene galip geleceği yönündedir. Hz. bâtıl zail oldu”921 ayetinin de bu üstünlüğe işaret ettiği söylenmiştir. Peygamber(sav) muhabbetini aşıla. Hak Dost 4. Dolayısıyla Hz. a. 43. 178 . Cenâb-ı Allah(cc)’ın. Zaafımız. Başka bir ifadeyle. 922 Kıbrısî. 89.. Farklı bir ifadeyle. Peygamberleriyle tebliğ ettiği hak düzenin. onu ucûb ve kibre iterek.923 Hz. 924 Kıbrısî. bozulmaz. Peygamber(sav)’e duyulan sevgidir.

maddî emanetler için olduğu kadar. yevmu’l-ezelde verdiği edep talimidir. Kıbrısî’ye göre. muhabbet noksanlığı yaşamaktadırlar.925 Muhabbettin bilinmesi yönündeki bu meçhul durum. 928 “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salat ederler. Allah’a ve ahiret gününe iman ettik derler. inanmadıkları halde.org/Makam-Mahmud-Al-Maqam-al-Mahmud-tr. kıyamette Hz. yaratılışa müteallik manevî yönleri vardır ki bu yönler. 925 “O. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur.929 Sonuç olarak Şeyh Nazım’a göre. Peygamber(sav)’i928 tazim etme konusunda Vahabiler. söz konusu meçhul yönün. kalbte olan tüm duygular için geçerlidir.”927 ayetleri. Gizlediğiniz ve açıkladığınız her şeyi de bilir. Hz. Peygamber’in Sırrı” başlığında. Hz. Cenâb-ı Peygamber’in dünya hayatında sergilediği ve müşriklerin bile tasdik ettiği emin sıfatı. Peygamber(sav)’in emin sıfatına verilen işarî manaya dayanmaktadır.” Ahzab: 33/56. Dolayısıyla “Ey iman edenler! Allah'a. Manevî emanetlerin ne olduğu konusu ise. Hz. Vahhabî düşüncenin yasaklamalarını sert dille eleştiren Kıbrısî’ye göre. manevî emanetler için de geçerlidir. “Allah’ın Nûru ve Hz. 929 www. Peygamber(sav)’e olan muhabbetlerinin bir nişanesi olarak. Peygamber(sav)’in cemalini ve dolayısıyla Cemalu’llah’ı göremeyecektir. Çünkü kalblerin özünü Allah. Hz. 179 . Peygamber(sav) ile misak anlayışı arasındaki ilgi.” Teğâbün: 64/4 . Peygamber(sav)’in nûru ve nebevî tasarrufuyla da alakalıdır. Kur’ân-ı Kerîm’deki birçok misallerinden bazılarıdır. göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. 927 Bakarâ: 02/08.olmaktadır. gönüllerin ta künhünü de bilir. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selam verin.aspx. Cenab-ı Allah’ın Muhammedî Nûra.saltanat. O sinelerin özünü. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin!”926 veya “İnsanlardan öyleleri vardır ki. Özellikle tazim hususunda. Peygamber(sav)’e ait yüce ahlakın. Dolayısıyla bu anlayışta olanlar. 926 Nisâ: 04/136. mü’minlerin Hz. Allah(cc)’ın ve Meleklerinin salat ettiği Hz. Peygamber(sav)’e gösterilen hürmeti. Peygamberine. başta iman olmak üzere. Hz. hakkıyla bilir. tazimi ve sünnetlerine ittiba etmeyi göstermiştir.

180 . her şeyi işiten. korkutuyoruz. yukarı çıkma aleti. 934 İsrâ: 17/60. bazıları da Bedir’de müşriklerin ileri gelenlerinden her birinin yıkılacakları yerleri gösteren Bedir’le ilgili rüyadır. Mescid-i Haramdan. 329. fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor. 932 Mevdûdî. Hz. Peygamber’in Burak ile Kudüs’deki Beytu’l-Makdis’e vardığı. Lisânu’l-Arab.”934 ayetinde bildirilen temâşâyı bazıları Fetih Sûresi’nde gelecek olan Mekke fethi rüyası. “… Sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lanet edilen ağacı da. ss. 9. s. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksaya götüren O zatın şanı ne yücedir! Bütün eksikliklerden uzaktır O! Gerçekten.933 İsra Sûresi’nin 60. 70-71. yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. Isfehanî. merdiven. O(sav)’na özgü. Peygamber(sav) ve ümmetinin yakin kuvvetini ziyadeleştirdiği gibi.e. kendisine bazı delillerimizi gösterelim diye kulu Muhammedi.”931 ayetiyle bildirilen yolculuk. göğe çıkma. ism-i mekân olarak. Kitâbu’l-mirâc.930 Kur’ân-ı Kerîm’de “Bir gece. Bu temâşânın ayette “rüya” olarak ifade edilmesinden dolayı Miracın uykuda meydana gelen bir rüya olduğunu zannedenler 930 İbn Manzûr. şeref nişanesi olan bir yolculuktur. muhtelif görüşler beyan etmişlerdir. Tefhîmu’l-Kur’ân. 933 Kuşeyrî. Biz onları. 74-75. diye tefsir etmişlerdir. 3. c. ss. 198. âyeti ile ve Necm Sûresinin bazı âyetleri ile birlikte ele alınan miraç bahsi hakkında İslam uleması. Kamûsu’l-muhît. 120. Hz. 931 İsrâ: 17/1. s. el-Müfredat. s. c. her şeyi gören O’dur. Mi’râcu’n-nebî anlamlarına gelmektedir. MİRAC: Mirac kelimesi Arapça olup “uruc” mastarından ism-i alet. Cenâb-ı Allah(cc) ile kab-ı kavseyn yakınlığına vardığı bir yolculuktur. Firuzebadî. oradan göğe mirac edip peygamberler ve melekler ile görüştüğü. çıkılacak yer.932 Tasavvuf terminolojisinde bedensel olduğu kabul edilen bu yolculuk.

c. Şerhu’l-akâid. Tirmizi. uyku halinde herkesin semada ziyaretler yapabileceğini. 5. Peygamber(sav). Ali. Sonra Peygamberimizin(sav) kılınacak iki rekat namazda imam olmasını istediler. Sire. Sahih. alışılmadık şekilde yolculuklar yaşayabileceğini. kalbini çıkarması. Nesai. Bu hazırlıkta Cebrail(as). Peygamber(sav). zemzem suyuyla yıkayıp iman ve hikmetle doldurması ve göğsünü kapamasıdır. Sünen. ayette geçen “abdihi” kelimesiyle de savunmuştur. tüm Peygamberlerin(as) toplandığı Mescid-i Aksa’ya Cebrail(as) ile varmıştır. 938 Buhârî. İbn Hişam. 935 Taftazanî. Müslim.936 Mutasavvıflar arasında bu görüş. ss. 1/148. Kureyş ehlinin rüyada yaşanan bir Mirac hadisesi için ayağa kalkmayacağı yönünde yürütülen bir mantıkî çıkarım ile Kıbrısî. 102. Cebrail(as). ss. Menâkıb. Ayrıca Kıbrısî’nin bu tezinin istinad edildiği hadis kaynakları ziyadesiyle mevcuttur. 940 Peygamberimiz(sav) Mescid-i Aksa’ya girdi. Hz. dolayısıyla rüya olması durumunda mucize olmayacağını ifade etmiştir.935 Miracın uyku halinde olduğunu savunan bazı âlimleri eleştiren Kıbrısî. sütü içtikten sonra Cebrail (as). Mirac hakkındaki genel kabul görmüş beyana göre Miractaki tüm temâşânın fiziksel bir görüş olduğu yönündedir. Muteber kaynaklarda nakledilen hadis-i şeriflerde miraç hadisesi bir nevi hazırlık ile başlamıştır. İsmail Hakkı Bursevî (v. 1/221. ruh ve bedenden müteşekkil cismin adıdır. İbn Hişam. “Sen fıtratı t ercih ettin ve isabet ettin. diğeri şarap olan iki bardak içecek getirild i.940 Kendisine yapılan ikramdan941 sonra Hz. 38. Peygamberimiz(sav) gelince hep birden ayağa kalkarak karşıladılar. Sire.olmuşsa da. “Hoş geldiniz! Miracınızı tebrik ederiz!” dediler. Arslan. Peygamber Efendimizin(sav) göğsünü açıp. c. Bu anlayışa göre abd yani kul. Sünen. Arslan Yayınları. bu görüşünü savunmuştur. Peygamber(sav). tüm Peygamberlere imam olarak iki rekât namaz kıldırmıştır. İstanbul. 21-24. s. 243-247. 937 Bursevî.10. Orada Hz. 936 Kıbrısî. İçlerinde babası İbrahim(as) ve Mürsel Peygamberlerin olmasından dolayı utanan ve çekinen Peygamberi(sav) Hz. 939 Cebrail(as) Burak’a: ‘Ey Burak! Vallahi sana Allah’ın kulları içinde Muhammed’den(sav) daha hayırlı ve şerefli birisi binmemiştir’ dedi bkz. Bursevî.938 Sonra adımları gözün ulaştığı son nokta olan Burak939 adlı binek ile Hz. 1/91. 2/39. 1135/1725) tarafından da ifade edilmiştir. mirac hadisesinin rüyada olmadığını. “Bu şeref sana Allah’ın bir ikramıdır” diyerek öne çıkardı. 5/301. Bkz.937 Esasen ayette miracın Mekke-Kudüs arasının maddi oluşu kesindir. Büyük Kur’ân Tefsiri. Seni fıtrata 181 . Tasavvuf Sohbetleri. s. Tüm peygamberler buraya toplanmışlardı. 2/39. Ruhu’l-Beyân. 941 Orada Fahr-i Kâinat Efendimize (sav) biri süt.

Sahih. dalları ise tüm mükevvenâtı kuşatmıştı. cennette de bunun meyvelerini yerler” dedi.” Peygamberimiz(sav) sordu: “Cennete nasıl fidan dikilir?” İbrahim(as) buyurdu: “Sübhanallahi vel-hamdü lillahi ve la ilahe İllaallahu vallahü ekber. 945 Buhârî. Onlara „Cennetin toprağı güzel. Bunun için sağa bakınca güler. Fethu’l-bâri. Peygamber(sav)’e asli suretiyle görünmüştür. Sidretu’l-Menteha’ya Cenneten getirilen Burak ile çıkarılmıştır. Yakûb(as). 946 Hambel.946 yönlendiren Allah’a hamdolsun. 182 . 1/146–149. Cebrail(as) orada.945 Cenâb-ı Allah burada ru’yetini nasib etmiştir. Harun(as). Yusuf(as). Bkz. 1/148. 141. Orada bir adamı gördü. Sana ve ümmetine haram kılındı” dedi. Peygamberimiz(sav) Cebrail’in(as) ilamı ile ona selam verdi. Tüm varlıkların sonu oraya dayanıyor ve o kaynaktan besleniyordu. 4/249. Beyhaki. Müstedrek.” “Kendisine gelsin diye izin verildi mi?” “Evet! İzin verild i” Bunun üzerine sema kapısı açıldı ve melek: “Hoş geldin. Sağına bakarak gülüyor. Eğer şarabı almış olsaydın ümmetin senden sonra azar ve yoldan çıkardı. 1/149. 4/209. salih oğlum!” dedi Peygamberimiz(sav) Cebrail’e(as) sordu: “Bu kimdir?” Cebrail(as): “Bu atan Âdem(as)’dir. Hâkim. Sünen. Sidretü’lMünteha’nın her şeyin sonu olduğunu ve kendisinin geçemeyeceğini söylemiştir. Tüm varlıkların sonu oraya dayanıyordu. altıncı kat semada Hz. Beşinci kat semada Hz. Mecmau’z-zevâid. Kitâbu’l-Enbiyâ. Son olarak da şöyle dedi: “Ümmetine benden selam söyle. Müslim. O da selamı “Hoş geldin ya salih peygamber. 943 İbrahim(as) peygamberimize(sav) tavsiyelerde bulundu. 2/469. 145. Buhârî. Bkz. 1/129. Müslim. 944 Buhârî.” “Yanında kimse var mı?” “Yanımda Muhammed(as) var. Sahih. s. Buhârî. Tirmizi. Bkz. Buhârî. Bu öyle bir ağaç şeklinde bir âlem idi ki kökleri arştan kaynaklanıyor. 8/468. Davud ve Süleyman(as) ile. Âdem(as). Oraya bol bol fidan dikmelerini söyle. 74/1. Peygamber buradan Refref ile “Kab-ı Kavseyn” makâmına ve hiçbir mahlûkun yaklaşamadığı ve yaklaşamayacağı makâm olan “Kurbiyet-i İlahî’ye yaklaşmıştır. 1/79. Mahlûkat içinde güzelliğini tasvir etmek imkânsız idi. Peygamber(sav). Cennetin fidanları bu kelimelerdir. Peygamberimiz(sav) birinci kat semada pek çok hikmetli işleri gördü ve pek çok acaib şeyleri temaşa etti. yâ Cebrail! Hoş geldin yâ salih peygamber Muhammed!” diye karşıladı. 5/387. soluna bakarak ağlıyordu.Peygamber(sav) oradan ayrılmış. suyu tatlı. 1/92. Oranın bekçisi olan melek ile Cebrail(as) arasında şöyle bir muhavere cereyan etti: “Sema kapısını aç!” “Kimsin?” “Ben Cebrail‟im. Müsned. Hz. Musa(as) ile görüşmüş ve konuşmuştur. İbn Hacer. dördüncü kat semada İdris(as) ve Azrail(as) ile görüşmüştür. 5/510. Kitâbu’l-Enbiya. Ve la havle ve la kuvvete illa billahi‟l aliyyül azîm” zikrini ve tesbihini çok söylesinler. Tirmizi. Müslim. 1/92. Sünen. İbrahim’i ziyaret etmiştir. Müsned. Peygamberimiz(sav) öyle bir yere ulaştı ki orada “kaderi ve kazayı” yazan kalemin cızırtısını ve sesini işitti. Heysemî.942 ikinci kat semada Hz. 285. Sağında ve solunda bir takım gölge gibi karartılar vardı. üçüncü kat semâda Hz. 1. Sağında ve solundaki karartılara gelince sağındakiler cennetlik olan çocuklarıdır. 48/4. sonra bir sahra (kaya) üzerine çıkarılmış ve göğe yükselen bir merdiven manasında olan miraca götürülmüştür.943 Buradan Hz.944 Sonra Cebrail(as) Cennetten Refref adında yeşil bir binek getirmiştir ve Hz. Yahya(as) ve İsâ(as). Delâil. solundakiler ise cehennemi hak edenlerdir. arzı da düz ve geniştir‟ de. Hambel. Buhârî. 942 Önce “Dünya” semasına varıldı. Bundan böyle şarap. Müslim. Sahih. Yedinci kat semada bulunan ve meleklerin kıblesi olan Beytu’l-Mamur’da Hz. Birinci kat semada Hz. Sahih. c. 8/204. 4/249. Dünyada bunu söylerlerse. soluna bakınca da ağlar” dedi. Bkz.

Sad. Kıbrısî’ye göre günümüz evliyası. bir payın ümmetin havas olan sınıfına (evliyaların kalblerine) tebliğ için olduğunu ve bir payının da Peygamber Efendimize(sav) mahsus olduğunu 947 İbn Kesîr. Allah(cc) ile Hz. 953 Kıbrısî.nakşibendi. Hz. Ankara 1984. Peygamber(sav). TTK Yayımevi. malî ve bedenî ibâdetler. senâlar. Envâru’l-Aşıkîn.: Bekir Karlığa. c. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar . Bu hadise tasavvuf edebiyatında da atıf vardır. Çağrı Yay. 183 . arşivimizde mevcuttur. 4602-4650. bunlardan bir payın doğrudan ümmete tebliğ için. Tefsirû’l-Kur’âni’l-azîm.947 Bunlardan tahricini bulamadığımız bir hadisi nakleden Kıbrısî. üç paydır.952 Kıbrısî’ye göre miraçta. bu ağacın kâinatı. ss. 951 Bu tezde bkz. mülk. ss. 261-280. Sahih-i Buharî Muhtasarı. 949 Qubrusi. “Mürşid” başlığında yapılmıştır. Ey Nebi! Selam. 952 Zebidî. Allah’ın Rasulü’dür. 950 www. Ter. havf-reca arasındaki dengeyi sağlamada evliyanın vazifesi hususundaki anlayışına da aksetmiştir. Allah(cc)’ın sonsuz rahmet denizinden ümit kesmemektir. Meali: Bütün dualar.Genel hatlarıyla özetlediğimiz miraç hadisesi içerisinde. Rahmi. cehennem ile korkutarak ve cennetle müjdeleyerek yapmıştır. kuşun ümmet -i Muhammed(sav)’i gagasındaki çamurun ise ümmetin günahlarını temsil ettiğini söylemiştir. Mercy Oceans. yine şehadet ederim ki Muhammed.948 bu hadise göre de miracın mesajlarını tahlil etmiştir.2. c.: Ahmed Naim. Bedrettin Çetiner. Kıbrısî. Buna göre bu mesajlardan bir tanesi. Cebrail(as). Abdi’l-Latif. Müslümanlara namazın oturuşlarında okunmasını tavsiye ettiği tahiyyat.949 Şeyh Nazım’ın bu görüşü. azamet Allah’a mahsustur. Hak Dost 4. ss. Allah’ın rahmet ve bereketi Sen’in üzerine olsun. İstanbul 1989. Ahmet Bican. 262. maddî değerleri ise zarurî ve sevimli telakki etmektedirler. Bkz. s. 208-210. dini değerlerler yaklaşılmayacak kadar korkutucu. Peygamberler(ra) bu dengeyi. Zira çağımız insanları.. 9. Peygamber(sav)’in.951 Hz. c. İstanbul 1974.tr/arşiv/ses kaydı/edep. 146-147. miracta Peygamber Efendimize(sav) tebliğ olunan ilim. Peygamber(sav)’in müşâhedelerine yönelik çok fazla hadis-i şerif vardır. Sağlam Kitabevi. Yazıcıoğlu. ss. 948 Bu nâkile göre Hz. Selam bizim üzerimize ve Allah’ın salih kulları üzerine de olsun.953 Şeyh Nazım’a göre. 1986 yılında yapılan sohbetin ses kayıtları. Ahmed b. Ter. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. halka sadece müjdelemekle vazifelidir. Peygamber(sav) arasında geçen muhadeseden bir paydır.950 Kıbrısî’nin bu mevzudaki görüşünün tafsilatlı incelemesi.org. 2. miracında bir ağacın üzerinde bir kuş ve gagasında bir parça çamur görmüştür.: M.

”956 Miractan ümmete tebliğ edilen ilimler hususunda İslam ulemasının ittifakıyla nakledilenler sabittir. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et. Sonunda dönüş yalnız sanadır. Beyhaki. Buhârî. Nesai. 957 Peygamber. Rabbinden kendilerine indirilene iman ettiler. Ben bu hususta çok sıkıntı çektim. 184 . Musa(as): “Rabbine dön ve bunu hafifletmesini iste. Bir ilmi gizleme konusunda benden ahid aldı. Allah(cc)’ın.955 Hz. Peygamber (sav): “Ben artık Rabbimden utanıyorum. s.959 954 955 Kıbrısî. 5/393–39. bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. 38. 38. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz.958 Hz. Çünkü o. Ta ki beş vakte kadar yüce Allah indirdi. Dön yine hafifletmesi için niyazda bulun!” deyince Hz. 1/224. kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: ‘Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz. Peygamber(sav). Bir ilimde de beni muhayyer bıraktı. 1/422. Diğer bir ilmi de. Bu nakiller. Sahih. 956 Tirmizî. Müsned.’ Şöyle de dediler: ‘İşittik ve itaat ettik. Sünen. 1/142. Şeyh Nazım’ın ifadesiyle. İman. mirac esrarı kalbinde keşfolan kimsede olduğu için. Musa(as) ile karşılaştı. Mirac dönüşünde. bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. 2/122. (Şöyle diyerek dua ediniz): ‘Ey Rabbimiz! Unutur. ümmetimin avam ve havasına tebliğ etmemi emretti. bizi bağışla. Şifa. altıncı kat semâda görüştüğü Hz. 1/147. 2-4. Şifa. Onun kazandığı iyilik kendi yararına. Kadı İyaz. Bir daha geri dönemem” buyurdu.954 Kıbrısî’ye göre velayet sırrı. doğrudan ümmete tebliğ için olan payı anlatmaktadır. Kıbrısî’nin bu görüşüne. Bakarâ: 2/285 -286.” Hz. Peygamber(sav)’in sidretü’l-müntehayı anlattığı bir hadis-i şerif. Delâil. Musa(as) sordu: “Yüce Allah size ne emretti?” Peygamberimiz(sav) buyurdu: “Elli vakit namazı emir buyurdu. Mesela. 1/138. Müslim. Aynı eser. kötülük de kendi zararınadır. Bana muhtelif ilimler öğretti. Tasavvuf Sohbetleri. Allah’a. Hadis-i şerifte bu anlayış şöyle ifade edilmiştir: “…Rabbim beni öncekilerin ve sonrakilerin ilmine varis kıldı.ifade etmiştir. Sonra kullarına kılmaları için 50 vakit namaz bir emir ve hediyedir. Bkz. Hambel. evliya sınıfından değildirler. Her biri. Diğeri Ümmet-i Muhammed(sav)’den şirk koşmadan iman üzere vefat edenlere. ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize. Allah(cc)’ın saadet-i ebediyeye medâr olan cenneti müjdelemesidir. dayanak olduğu şüphesizdir. miracın bu sırrını anlamayanlar.” dedi Peygamberimiz(sav) hafifletmesi için yüce Allah’a niyazda bulundu. ümmeti ilgilendiren hususta. 5 vakte düşürümüştür. Sahih. 1/93. 958 Müslim. Sünen. meleklerine. ferman-ı ilahî olarak Bakara Sûresi ’nin son ayetlerini957 doğrudan Peygamberimize(sav) vahyetmesi bu tebliğden biridir. b ir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Musa(as) “Ümmetin buna da güç yetiremez. 1/157. benim dışımda hiçbir beşerin taşımaya muktedir olamayacağı bir ilimdir. geri dönerek Rabbine niyazda bulunmuş ve 50 vakit namazı. Müminler de (iman ettiler). 959 Peygamberimiz(sav) mirac dönüşünde Hz. Zira ümmetin buna güç yetiremez. Tefsir. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet. 39. Tirmizi.’ Allah. s. Musa’nın tavsiyesi üzerine.

Kıbrısî’nin görüşü Bursevî’nin tasnifi ile aynıdır. mükâfat ve makâmlardır. 70. makâm ve kabiliyetleri ile ilgili olduğu görülmektedir. Bu payların bir kısmı ise. Kıbrısî. Adnan. Miracta ümmetin havassı için bildirilen payı. Allah(cc)’ın miracta Peygamber Efendimize(sav) bir bâb açarak ikramda bulunması yönünde ifade etmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. daha yakındır. büyük miraçtan aldığı paylar vardır. s. sadece hakikat ilmidir. hepsi onlara verilecektir’ buyurur. Tefsiru Ruhu’l-beyân. marifet ve hakikat ilimlerine ait sırları ihtiva etmektedir. Bu tasnife göre birinci ilim. benim kullarıma vereceğim rahmetler. Hakk Teâla ‘Ey Habibim! Senin ümmetin. Senin indinde olan ihsanınla bize muamele et. ameller iken Hak Teala’nın atiyyesinde gözetilen kriter. Buna göre Allah(cc). onu gördüğü vakit Efendimize(sav) hayâ gelir.”961 Abdullah-ı Dağıstanî’ye atfen yazılan bir eserde bu mukabele şerh edilmiştir. Hz. Bu izaha göre Peygamber’in(sav) taleplerinde gözettiği kriter. Senin ümmetin. 962 K. c. ikinci ilim. 185 . Futuhatû’l-Hakkaniyye. İstanbul 1330. Allah(ac) ‘Ey Habibim! Bu sonsuz deniz. Bana. Benim kullarımdır. marifet ilmidir. bucağı ve haddi olmayan öyle bir deniz açılır ki. niyetlerdir. Onlar için hazır olmuş. 54. senin ümmetin. s. bir makâm açar. Peygamber(sav)’in önünde ucu. Var mı başka?’ buyurduğunda Rasullullah(sav) Efendimiz ‘Ey ihsanında nihâyeti olmayan Rabbim! Sen bilirsin varacağım yere vardım’ der. Musabaka. Kıbrısî. Peygamberimizin(sav) ümmeti için istedikleri bir nokta gibi göründüğünde ‘Allah’ım! Beni göz açıp kapayıncaya kadar dahi nefsime bırakma. 121.‘Ne istersen daha ziyadesini vereceğim’ buyurur. Bak!’ der. şeriat ilmidir.960 Şeyh Nazım’ın bu görüşünü şeriat. ümmetin bu ilimlerden aldıkları paylarının nasıl değişebileceği.Miracta verilen paylar hususunda. Farklı bir ifadeyle ümmetten her kulun küçük miracı olan namazında. s. Ondan ver Ya Rabbi!’ diye dua eder.962 960 961 Bursevî İsmail Hakkı. 5. üçüncü ilim ise. Allah(ac) ‘Ne istiyorsan ey Habib! Veriyorum. Rasullulah Efendimiz(sav) ümmeti için nübüvvet ilminin hakikatine göre hayırlı gördüğü her şeyi katıyla ve ziyadesiyle talep eder. marifet ve hakikat ilimleri açısından düşündüğümüzde.

Kötü bir işe niyet edip. "Allah Teâlâ Cebrail(as)’e vahyedeceğini vahyetti" anlaşılır ya da. Allah Teâlâ’dır. yine vahyedenin Allah oluşuna göre. Hz. Bu kul. Buna göre. Birinci izaha göre bu vahyi yapan. hiçbir şeye hainlik etmeyen. hiç kimseye haksızlık yapılmaz.966 Ayette geçen “abdihi” için yapılan ikinci izaha göre "kul". Peygamber(sav)’in kendisine ve ümmetinin havasına verilen bilginin kâbe kavseyn’de verildiği görülmektedir. senedleri mahiyetindedir. ona tam bir iyilik olarak yazılır. Böyle olması halinde de. Niyet eder ve yaparsa. Peygamber(sav)’in. son (vahyetti) fiilinin fâilinin kim olduğuna göre şu iki meal yapılır. Şeyh Nazım’ın mirac mevzuundaki ifadelerine bakıldığında. Mananın böyle olması durumunda. on mislinden yediyüz misline kadar. Şeyh Abdullah’ın mirac hususundaki söz konusu keşfi yaklaşımının. 31.”964 hadis-i şerifi. 965 Necm: 53/10. yapmayana tam bir hasene sevabı.“Bir iyilik yapana on misli verilir. 186 . emîn bir zat olduğunun beyanı yatmış olur. bir kötülük ise ancak misli ile cezalandırılır. hatta daha fazla bile yazılır. Rikak. Cebrail’in(as) tavsiyelerine müracaat etmemiş olması bu husustaki bir dayanak olarak ele alınması durumunda. Kıbrısî’nin Necm Sûresi’ndeki görüşü belirginleşmektedir.”963 ayetinin tefsiri mahiyetindeki “Her kim ki iyi bir işi işlemeye niyet eder de onu yapmazsa. niyet edip yapana ise bir günah olarak yazılır. kendisine vahyedilen şeyler hususunda. Muhadesenin Cebrail(as) aracılıyla aktarılmamış olması ve Hz. niyetin ilahî takdirdeki değerini izhar etmesi açısından mühimdir. Miracın “kâbe kavseyn” kısmını anlatan Necm Sûresi’nin “Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. de. Ya vahyedilen şeyin şan ve şerefinin yüceliğini göstermek için. Cebrail(as)’in her peygambere vahyettiği şeyi vahyetti şeklinde olur. Peygamber(sav)’in şanını yüceltmek ve ululamak 963 964 En’am: 6/160. Cebrail(as)’in. Binaenaleyh bu naslar. ayette geçen “abdihi” ifadesi ile ilgili olarak şu iki izah yapılır. Hz. Peygamber(sav) olup.”965 ayetinde geçen birinci (vahyetti) fiilin failinin kim olduğu hususunda şu iki izah yapılmıştır. Hz. orada (Allah yanında) (meleklere) itaat edilen ve güvenilir olandır.” Tekvir: 81/21 . “Allah(cc) Cebrail(as)’e vahyetti” manasındadır. 966 Bu manayı destekleyen diğer ayetler şöyledir: “Onu Ruhul -Emîn indirdi” Şuarâ: 26/193 ve “O. Buharî. Cebrail(as) olup ayet.

ilâhî mevcudun en büyük ismi olup. Diğer doksan dokuz esmânın tecellisi İsm-i Âzam tecellisi içinde kaybolmuştur. Bir kimse Benim kullarımı.. Diğer taraftan vasfın medlulü ile muttasıf Zat’a delaletleri dikkate alındığında “Esma” denmektedir. c. Peygamber(sav)’in kendisi için olanı. birçok açıdan diğer esmadan ayrılan özelliklerine dikkat çekilmiştir. vahyedeceğini vahyetti” şeklinde olur. ‘Ey Habibim! Beni yine hakk-ı marifet ile bilmek istersen. ledunnî ilim olarak tanımlamasından dolayı bu bilginin miracta ümmetin havaslarına ve Hz. Marifet ve Hikmet. Allâh bu sıfatlarla o derece mevsuftur ki. ss. 81-82. Bu isim. Kıbrısî’ye göre üçe ayrılan ilimden havas ve Hz. Başka bir yönden bakıldığında. Beni kullarıma böyle bildir. 187 . ss. Yani. Miracın bu yönüne Nazım Efendi. isterse masdardan menkul surette olsun. 1977 senesinde yaptığı bir sohbette değinmiştir. Beni hakkıyla takdir etmekten uzaktır’ diyor. Mefâtihu’l-gayb. 91-101.967 Kıbrısî tarafından da savunulan bu ikinci görüşe göre Sidretü’lMünteha’da Cenâb-ı Allah ile Fahr-i Kâinat(sav) arasında geçen hususi mükâlemeyi bu ayet bildirmektedir. 2. ss. Kıbrısî. İnsanlar çeşit çeşit (Mü’min-kâfir) olduğu halde bütün insanlara ‘Benim Kullarım’ dedi Allah(ac). O’nun özel ismi olması bakımından diğer güzel isimlerinin delâlet ettiği 967 968 Râzi. İbn Arabî. bunlar isim derecesine çıkmış kabul edilir. 969 Toploğlu Bekir.”968 Allâh(cc)’ın isimleri ister ism-i fail. Allah(cc) doksan dokuz Esmaü’l Hünsası ile tecelli edip Zâtını tarif ettikten sonra İsm-i Âzam tecellisini açmıştır. 471-477. TDV İA. Bu durumda ayetin meali. ss. Peygamber(sav)’e verilen pay olarak vasıflandırıldığı kanaatindeyiz. Muhammed'e. Tasavvuf Sohbetleri. böylelikle göreceli olarak zatını tarif etmiştir. O ifadelere göre Allah(ac). “Allah. 288. Benim hürmetimde bilmedikten sonra. Zatını bildirmek için Habibi’ni(sav) miraca davet etmiştir. Hadis olarak rivayet edilmeyen bu bilgiyi. Bu tariften sonrasını Kıbrısî şöyle ifade etmiştir: “Cenâb-ı Allah zatını 99 Esması ile miraç gecesinde bildirdikten sonra. c. 28. Allah Md. hepsinde vasıf anlamı gözetildiğinden bunlara “sıfat” denir. ister sıfat-ı Müşebbihe olsun.969 Bu esma içerisinde “Hu” ve “Rabb” ism-i şerifleri ayrıca ele alınmışsa da Allah ism-i şerifinin. ayette bildirilen bu mükâlemeye atfen ifade edilmiş olması şüphesizdir.içindir. Kıbrısî’ye göre Allah(cc).

Ebu Bekir(ra) ve Hz. ss. Ali(ra) ile paylaştığı sırları içeren bu bilgi türü. tahtın getirilmesi için. Allah(cc)’ın sıddık kullarından olan Âsaf b. ilâhî vasıflarını toplar ve onlara delâlet eder. Hz. 88. Allah(cc) ism-i şerifi. bunları bilirler ve Allah(cc)’a rağmen kullanmazlar. Peygamber(sav)’in Hz. sidre-i müntehâ’da. Dolayısıyla Allah(cc)’ın yeryüzündeki halifesi olan insan. İnsan-ı Kâmil. Hz. İslam’ın merkezindedir. ss. 13. 638/1240)’ye göre ilahî isimlere ait havassı bilmek. Marifet ve Hikmet. Yemen melikesinin tahtını n. Bu isimlerden bazıları haflerden. eğer onu doyursaydın. söz konusu kanaatimizi desteklemektedir. Kudüs’e göz açıp kapama süresinde getirilmesi. 973 Kurtubi. Hz. bu isimle dua etmemiştir. Berhiya. (yaptığın hayrı) Benim katımda bulacaktın. Peygamber(sav) tarafından. dua yapmıştır.971 Müfessirlerin çoğunun kanaatine göre. 86. Binaenaleyh Allah ehli olanlar. Bu ilimleri haiz Allah ehli ariflerin. falan kulum senden yiyecek istedi. 974 970 971 Cilî. Peygamber(sav). Bilmiyor musun. 974 Bu konuda birçok örnek vardır ancak şu hadis -i şerif insana hizmetin önemini açıkça izhar etmektedir: “Allah Teâla kıyamet gününde ‘Ey kulum! Senden yiyecek istedim. Ahkami’l-Kur’ân. s. Bu sebeple. bazıları kelimelerden oluşan isimlerdir. beni niçin doyurmadın?’ der. Ve tekrar. Kul. Şeyh Nazım’ın da ifadelerinde görüldüğü üzere mirac. İbn Arabî. sen onu doyurmadın. Allah Teâla ‘Hatırlasana. tasavvufta esasın değil. 972 “Cinlerden bir ifrit. ‘Ey Âdemoğlu! 188 .972 İsm-i A’zam. c. güvenilirim’ dedi Yanında kitaptan bir bilgi olan biri. 99 esmanın müşâhede edilmiş olmasına yönelik nasların bulunmaması.973 Sidretü’l-Münteha’da Cenâb-ı Allah ile Fahr-i Kâinat(sav) arasında geçen hususi mükâleme mevzuunda Şeyh Nazım’ın ifadeleri. Süleyman(as) ile ilgili kıssada bu isimle dua yapılmıştır. bu benim Rabbimin ihsan ve ikramındandır…” Neml: 27/39-40. Cenâb-ı Hakkın bütün kemâl sıfatlarını. ‘Ben onu Sana göz açıp kapayıncaya kadar getiririm’ dedi Onu (tahtı) yanında hemen hazır bulunca. ‘Ya Rabbi! Sen âlemlerin Rabbi olduğun halde ben Seni nasıl doyururum?’ diye sorar. 182-190. İlahi kıskançlık (el-Gayret) bunların açıklanmasına direnir. bu sırları açığa vurmalarına izin yoktur.bütün vasıfları içine alır. 243-246. Bu açıdan bakıldığında. Allah(cc)’ın İsm-i A’zam ismine tevessül ederek. usulün muhteviyatındadır. Şüphesiz ben bunu yapabilecek güçteyim. aynı zamanda kulların Rabblerini tanıması ve insanın ilahî dergâhtaki kıymetinin takdir edilmesidir. söz konusu bilgide vurgulanan şey. duasıyla olmuştur.970 İbn Arabî (v. bu esma içerisindeki İsm-i A’zam diye adlandırılan bir ismi bilmesine rağmen. insandır. sen yerinden kalkmadan getiririm. hakikat ilimlerindendir. onun şeyhlerinden naklettiği keşfi bilgi olduğu şüphesizdir. (Onun ihtiyacını görüp sevindirmekle beni memnun etmiş olacaktın)’ diye cevap verir. İbn Arabî’ye göre Hz. ‘Ben onu (tahtı) sana.

Allah’a itaat etmek. 975 Bistâmî. ilahî bir cevher taşıyan insana göstermezler. taş ve topraktan bina edilen Kabe’ye gösterdikleri ihtiramı. Kıbrısî’nin şeyhi. hem de bütünselliğin temini açısından zaruri görülmektedir. kulun yaratılışında dercedilen kabiliyet ve esmadır. MSH-47secretsMiraj-1-102406. hakikî Kâbe’nin etrafında tavaf ettin. o ebedi diri olan Allah’dan başka kimse gelmedi. c. Peygamber(sav). Oysa kalbi nazargah-ı ilahî olan insan. Allah Teâla ‘Hatırlasana. 99 esmanın tecellilerini beden gözüyle izlemiş ve Kur’ân’ın her bir harfinde bulunan 24 bin sırra vakıf olmuştur. Hz. Ebu Bekir(ra) vesilesiyle bugüne intikal etmişse de tamamı. Müslim.İnsanın söz konusu önemine binaen. s.975 Celâleddin-i Rumî (v. 69. 2. Bu manada Hz. Gözünü iyi aç da bana öyle bak ki.com. 671/1273) bu anlayışı şöyle ifade etmiştir: “Kâbe her ne kadar onun lütuf ve ihsan evidir ama benim vücudum da onun sır evi.” Bkz. hem miraç anlayışının daha net anlaşılması. 977 www. Bu sohbetler ses ve video arşivimizde mevcuttur. Bunların dünya hayatında tahakkuku. Hâlbuki bu eve. Kâbe kadar değerli ve şereflidir. Mesnevî. ‘Ya Rabbi! Sen âlemlerin Rabb’i olduğun halde ben Sana nasıl su verebilirim?’ diye sorar. ilahi muhabbetle olur. understandingAwliyah-Genny(mp3). Bana hizmet. Abdullah-ı Dağıstanî’den “Hamîsu’l-Kur’ân” ismiyle nakledilen bu makâmda. b.com. doğruluk Kâbe’sinin. Mesela Bâyazid-i Bistâmî’ye göre insanlar. 189 . 976 Mevlanâ. Kâbe’yi kurdu ama kurdu kuralı ona gitmedi. filan kulum senden su istedi.no: 2245. Beni gördün ya. Hayatı Eserleri Fikri. www. Birr. Peygamber(sav)’e mahsus olan. bil ki Allah’ı gördün. sen vermedin. onu övmektir. Bu sırların bir kısmını Hz. Sakın Hakkı benden ayrı sanma. Eğer ona su verseydin bunu Benim indimde bulurdun’ der. 43. Şeyh Nazım’a göre sır. Abdullah-ı Dağıstanî’nin ifadelerinde görmekteyiz. Mehdi(as)’nin gelişi ile zuhur edecektir. Allah.sufilive. beşerde Allah nurunu göresin”976 Bu konuya şerh olabilecek mahiyetteki açıklamaları. Cibril(as)’in dahi bilmediği Kur’ânî sırların verildiği makâmdır. Hz. sûfilerin ziyadesiyle ifadeleri vardır.sufilive. Buna göre Kâbe Kavseyn makâmı. Kul.977 Bu ifadeleri Şeyh Nazım’ın sır konusundaki anlayışıyla birlikte değerlendirmek. Senden su istedim Bana su vermedin’ der. benim vücuduma. İlahi muhabbet ile ulaşılan sırrın alameti imandır. Ali(ra) ve Hz.

‘mîm’ de bir harftir. ‘lâm’ bir harf. Sevabu’l-İcaz. Tasavvuf ve İslam’da Manevî Devrim. zevke dayalı marifet ile müteala etmektedir. 297/909) ve Bâyezîd-i Bistâmî (v. 190 .”979 hadisi. huruf-ı mukattaa hakkında nakledilen “Kim Allah’ın kitabından bir harf okursa. Ebu’l-Ala. söz konusu harflerin indirilmesinde hikmetlerin bulunmasının mutlak olduğu. M. Ancak Kur’ânda sırları bilinmeyen. Ter. demiyorum. Bu sistemin geliştiği dönemlerde.. sır ve marifet membaıdır. 980 Duman. c. Peygamber(sav)’i Kâbe Kavseyn makâmının ötesine yürüten. Selef âlimleri bu konuda. İbrahim Kaçar. Fazlullah-ı Hurufî (v. iman ve marifet ile ele alınmıştır.978 Bu manada Kıbrısî’ye göre mirac. ‘elif’ bir harf. bir fenâ haliyle varılan makâmda elde edilen. 32. İstanbul 1996. ss. Kur’ân’ın her bir harfinde bulunan 24 bin sırrın detayıyla ilgili bir açıklama ile karşılaşmadık.980 Miladdan önce üçüncü yüzyıldan itibaren görülen Hurufilik. Cüneyd-i Bağdadî (v. Mesela bir görüşe göre huruf-ı mukattaa. 796/1394) tarafından İslamî bir sistem haline getirilmiştir. Anahtarı. Murat Sülün. 261/875) ilahî aşkı fenâ ile. vecde ve sırra yönelik her şey. iman ile mütalaa ederken. ss. ‘Elif-lâm-mîm’ bir harftir.: H. Altundağ Mustafa. ilahî aşktır. müntesipleri idam edilmiş ve varlığı sona ermiştir. Risale Yay. Darimî. Her sevap da on misli kadar artar. harflerle sayıların kutsallığı anlayışı üzerine inşa edilen sembolik anlatımlar sistemidir. Zünnun-ı Mısrî (v. 979 Tirmizi. harflerin münferiden önemlerini vurgulamıştır. ancak Hazret-i Muhammed(sav)’dedir. 245/860).Peygamber(sav)’in miracta şahit olduğu sır. ilâhî birer şifredir. 243/857). 1. İbn Arabî (v.. Hurûf-ı Mukattaa Md. 16. 18. ancak insanların idrakinin bu hikmeti kavrayamayacağını söylemekle yetinmişlerdir. 638/1240) ve bazı sufiler de bu etkiye 978 Afifî. Tirmizî. Diğer bir görüşe göre bu harfler. Tasavvuf terminolojisinde ilahî aşk. 237-256. marifete dönüşmektedir. Şeyh Nazım’ın bu anlayışı. Zeki. Zaman içinde bu sistemin şeriata muhalif ve şeriatten âli tutulmasından sonra. 13701405 yılları arasında. Fezâilü’l-Kur’ân. Muhasibi (v. pek garip ve alışılmadık bir şeyin mukaddimesi ve keşif kolları olduklarına işarettir. TDV İA. Hz. Müteahhirîn âlimleri ise çeşitli görüşler beyan etmişlerdir. onun için bir sevap vardır. Beşer fikri ona yetişemez. Fezailu’l-Kur’ân. fenâ. tasavvuf ıstılahındaki anlayışların bir sentezi gibidir. 406-407. Bu aşk ile.

984 Binaenaleyh miracta. Nakşibendî sâdâtına göre. ss. İsâ(as)’ya verilen ölüleri diriltme mucizesi de bu ilimdendir. senin işittiğin bir miraçtır.981 Binaenaleyh İbn Arabî’ye göre harfler tabiatler. kendilerini bilenlerin nefsinde şekillenmeleri açısından ele alındığında. suretler de mülk âlemindendir. kelimenin fiilindendir. Maddenin hariçte somutlaşmadığı malumları. Tasavvuf Metafiziği. 196. Bu kelimenin havası (özelliği). Peygamber(sav)’e Kur’ân-ı Kerim’in harflerinden açılan sırların mahiyetini bu çerçevede değerlendirebiliriz. Madde. kelam ile sarf edilebilirler.. harici varlıkta takipsiz taayyün ederse. 191 . Dolayısıyla Kıbrısî’nin Kur’ânî sırlar hususundaki telakkisi. suretler üzerine bina edildiği gibi. Peygamber(sav). Ancak ehlullah. 18. 90. 984 Cilî. sadece taşıyıcı bir madde ve maddenin kendisi ile tahakkuk ettiği surette olur. ıstılahtaki söz konusu telakkiler çerçevesinde olabilir. 985 Kıbrısî. Aksu. ilmî varlıktan. Allah(cc)’a rağmen onu kullanmaktan teeddüp ederler. ss. 38. TDV İA. Marifet ve Hikmet. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin izahıyla karşılaşılmamıştır.982 Sadreddin-i Konevî (v. Peygamber(sav)’in 12 bin miracı olduğunu şöyle ifade etmiştir:985 “Senin bildiğin. Mülk âleminde hakikatler. 89. melekût âleminden.kapılmıştır. Bir tek miractaki olan hakikatten söylendiği vakitte. hariçte somutlaştırdığı şeydir. Tasavvuf Sohbetleri. Bununla birlikte harf ve kelimelerin her birisine ait manevî mertebeler vardır. Nazım Efendi. Her birisinin tek başına ve birleşik olarak hususiyetleri vardır. 24 bin sırrın mahiyeti hakkında. miracın doğrudan doğruya ifade ettiği mana ile meydana gelmiş olan mucizeyi kabul edebilmekte çok kimseler şüphe ediyor. harflerin fiilinden değil. 128-129. aynî varlığa çıkan her hangi bir şey. İbn Arabî. Bu şey. kelamın suretinin kendisi ile zuhur ederek. Mesela “Kun” (Ol) kelimesi. manalar da kelimeler üzerine bina edilmiştir. batın harf olur. Tebük savaşında Hz. Hz.983 İsmail Hakkı Bursevî’ye göre hakikatler. 408-412. Onlar içerisinde. Kemâlâtu’l-ilâhiyye.. Hurûfîlik Md. c. 73-74. zahir harf olur. yaratma ve var etme konusundadır.”986 981 982 Tafsilatlı bilgi için bkz. Hz. Lakin Sıddık-ı Ekber’e(ra) vâris olan Sâdât-ı Nakşibendiyyun Meşayıh-ı İ’zam’ın malumatı olan 12 bin mirac vardır. Hüsamettin. 684/1274)’ye göre harf ve kelimeler. kökler ve nesneler gibidir. 986 Aynı yer. ss. 983 Konevî. s. onu bir kez kullanmış ve ashabından bazılarına bu sırrı bildirmek istemiştir. ss.

c. Peygamber(sav) önce “Senin gazabından senin rızana. Hz.989 zamansız bir zaman olarak da telakki edilen miracın 12 bin defa olması yönündeki kanaati destekleyici mahiyetteki tecrübelerdir. Meselâ İbn Kesîr (v. İşaret Taşları. Beytü’l-Mamur’a yükselmesi ve orada Hz. Peygamber(sav) ile birlikte bir mirac tecrübesi yaşar. Peygamberine(sav) “Secde et ve yaklaş”991 diye emretmiştir. akıl ve ilham). 4650. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Hayatı/Şeyhi Abdullah Dağıstanî ile Buluşması. 9. sadece ehlinin bileceği hal olarak tanımlamış ve bu hali. cephede yedi gün baygın kalır. 990 Bistâmî. cezandan 987 988 İbn Kesîr. 991 Alâk: 96/16. bu hususta ittifak olunan miracın bir kere olduğunu ancak. Kıbrısî’nin 12 bin miraç anlayışında etkili olduğunu düşündüğümüz keşfî bilginin izleri. Tefsiru’l-Kur’ân. 1393/1973) hayatında buluyoruz.Bu mevzu da. Hakka doğru yapılan manevî mirac olarak anlaşılmıştır. Hayatı Eserleri Fikri. Bu anlayış Muhyiddin İbn Arabî’nin yaptığı önemli katkılardan sonra.. Peygamber(sav)’in Allah(cc)’ı bilmesindeki dereceleri üzerinden izah etmiştir. miractaki fiziksel rüyetin kabul edilmediği gibi. Detayları için bkz. semaya yükseldiğini ve orada Allah(cc) ile mülakatta bulunduğunu söyleyen Bâyazîd-i Bistâmî olmuştur. ravilerin mirac hadisesini ayrı ayrı nakletmelerinden dolayı birçok isrâ ve miracın ileri sürüldüğünü savunmuştur. 269-271.988 Aynı şekilde Kıbrısî’nin hayatında bahsettiğimiz bir tecrübesinde. Tasavvuf ıstılahında benzer tecrübeler paylaşılmıştır. O esnada Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî.990 Cuneyd-i Bağdadî’nin bir gaybet ve fena hali olarak tanımladığı bu hali Serrâc. ss. Hz. Hz. Peygamber’in arkasında namaz kılması yönündeki tecrübesi. ss. ruhun Hakka yücelmesi. Başka bir ifade ile biri tek başına din-i İslam’ı temsil etmeyecek üç yaklaşımın (nas. s. Kaynaklarında ilk defa mirac edip. Çanakkale Harbinde Dağıstanî. kalbine saplanan bir şaraplen parçasıyla aldığı yaradan dolayı. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin (v. Bu izaha göre Allah(cc). bir tür mirac görülür. 192 . Bice Hayati. İstanbul 2006. İnsan Yay. 989 Bu tezde bkz. reddedilen bir konudur.987 Bu hususta nasların incelenmesinden sonra ulaşılan kanaat ile manevî tecrübeye dayanarak elde edilen keşfî bilginin iki ayrı beyanı bulunmaktadır. farklı kanaatleri söz konusudur. 155-161. 774/1373).

size elinizdeki nedir diye her şeyi bilen Allah(cc) sual ettiğinde. neden bu kadar uzun bir yolla künyeni. sığınmaktan utanmış ve O’nu övmeye sığınmıştır. Bunun üzerine Musa(as) Hz. Musa(as): “Sana sadece adını sordum.”994 hadis-i şerifinin hikmetini sormuş ve o âlimlerden birini görmeyi murad etmiştir. Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Muhammed Ebu Hamid el-Gazalî” demiştir.” dediği bir makâmda Allah(cc)’ın sıfatlarından yine Allah(cc)’ın sıfatlarına sığındıysa da sonra.: Hasan Kamil Yılmaz. Keşfu’l-hafa. 193 . 1/264. nesebini oğlunun adıyla beraber birlikte söyledin? diye sorduğunda Gazalî: “Efendim siz beş büyük Peygamberden birisiniz. Allah(cc)’ın kendisine sığındığı makâma vasıl olmuştur.993 Kendisinden sonra gelecek ümmetin. Kıbrısî’nin bir vekili tarafından yazılan bir eserde.995 992 993 Tusî.” der. Peygamber(sav)’in duasıyla. Şeyh Hasan Şâzeli (v. 994 Neysaburi. 656/1258) tarafından görülen bir rüya olduğu beyan edilmekte ve Bursevî’nin Bakarâ: 2/143 tefsirinde zikredilmektedir. Sufi Meditation. Peygamber(sav) kurbiyetinde daha kemal bir makâma geldiğinde. Bkz. Şuan Peygamberlerin Sultanı ve Hateminin huzurundayız. miracın zamansızlığına delalet etmektedir. “Sana övgü sayamam” dediği makâmdan daha ötelere vardığında yakınlık. el-Lumâ. senin ümmetinin uleması. Bunun üzerine Hz. ss. 249-250. 995 Musa(as) İmam-ı Gazalî’ye adını sorduğunda. Hz. Peygamber(sav)’in kendini aradan çıkardığı bu hale. Peygamber(sav). s. Rûhu’l-beyân. Peygamberin(sav) bu yolculukta. 1. Ben -i İsrail’in peygamberleri gibidir. 116-117. Ter. Aclunî. ss. Mirahmadi.. 505/1111) görüşmesi üzerinden anlatmıştır. Hz. ümmetini ve ümmetinin evliyalarını da yükseltmesidir. Hz. 2/64. İstanbul 1996. Benim için ziyadesiyle mesrur olduğum bir lahzadır. Mescidu’l-Aksa’da Hz. Bu kıssaya göre Musa(as). benim gayemde benzer şeref içindir. Gazalî: “Benim adım.sufilive. Peygamber(sav)’den “Ümmetimin âlimleri Benî İsrail’in peygamberleri gibidir. Musa(as) ile İmâm-ı Gazalî’nin (v. Peygamber’e(sav) dönerek: “Eğer ümmetinin her âlimi böyleyse şahitlik ederim ki. Bu mülakatın. huzur-u ilahîye ümmetini kalbine alarak yükselmiştir. gaybet ve fenanın da zirvesine vasıl oldu. Bkz. vecd ehlinin. Bursevî.992 Bu anlayışa müteallık bir konu ise Hz.com. 072408-cyprus-MSH-warith-Muhammady2. c. Serrâc’a göre. ariflerin ve tevhid ehlinin anlayışları ulaşamaz. Tefsir. “Senden Sana sığınırım” diyerek. Altınoluk Yay. 13.. mirac hadisinde bulunması.” der. www. Benzer bir anlayışı. bu soruyu cevaplamak üzere Gazalî’nin zerreleri orada cem olmuştur. Hz. Burada Kendini(sav) aradan çıkardı ve “Sen Kendini sena ettiğin gibisin” demiştir.bağışlamana sığınırım. Kıbrısî’nin Amerika vekili Şeyh Hişam. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. o kadar uzun cevap vermenizin sebebi hayatınızın en şerefli lahzasını mümkün olduğu kadar uzatmaya çalışmaksa. Efendim.

s. Bu bilgi türü. peygamberlere varis olan evliya ihsan edilmiştir. 1000 Nakşıbendî. nefislerinin ve şeytanın peşinden nasıl gidecekleri göstermiştir. Peygamber(sav)’in bedenle yaptığı miracın. 14. 166. Şule Yay. yevmu’l-ezelde olduğunu ifade etmiştir. Allah(cc)’tan yardımcılar istediğinde Allah Tealâ. Hz. Kitâbu’l-mirâc. Bu izaha göre miracla ilahî huzura vardığında. 999 Bu tezde bkz. s. 1280/1864)’ye göre Hz. Peygamber(sav)’e teslim edilmesini. Albayrak Halis. 85. Peygamber(sav)’e. Hz. Nefs Mertebeleri. Şemseddin-i Nakşibendî (v. Kıbrısî’nin Amerika’da görevli bir müridi tarafından yazılmıştır. Ümmetini korumak için Peygamber(sav). 124 bin evliyayı vermiştir. ümmeti saf ve temiz olarak arz edilmiş ve Peygamber(sav)’in kabul etmesi üzerine ona emanet edilmiştir. İstanbul 1993.1000 Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Hz. s. B şahsı için şehadet olur. beden ile miraca çıktıklarını ifade etmemişlerdir. Emaneti yüklendikten sonra Allah(cc).. bu veliler içerisinde her zaman biri. 124 bin evliyanın Hz.1001 996 997 Kuşeyrî. s. Buna göre A şahsı için gayb olan.Velilerin beyan ettikleri mirac tecrübelerinin dinen caiz olup olmadığı tartışılmıştır ancak sufiler. hiç kimse tarafından yaşanmadığı sabittir. Mirac ile ilgili olmayan bu görüşe göre de. Tasavvuf Sohbetleri.996 Sufilerin bu tür tecrübelerine getirilen bir izah ise “izafî gayb” kavramıyla ele alındığı olmuştur. s. Kur’ân’da İnsan-Gayb İlişkisi. İlim ve Marifet ile ilgili Kaynaklar/b. 94. 69. yadsınmayacak bir durum olarak kabul edilmiştir. Hz. Peygamber(sav)’e geçmişteki peygamberlerin sayısınca. 194 . kutubu’l-aktâb makâmındadır.999 Istılahta 124 bin evliya mevzuunda fazla bahis yoktur.Velî-Evliyâ Konusu.997 Mirac olayına Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde getirilen farklı bir bakış. 1001 Kıbrısî. 998 Mirahmadi. Sufi Meditation. hem de bu gücünün dâhilinde olan bilgidir.998 Kıbrısî 124 bin evliya hususunda beyanlarda bulunmuştur ancak. hem insanın mevcudu bilme potansiyelini aşan. bu durumun miraca gerçekleştiğini belirtmemiştir. Peygamber(sav)’in varisi olarak. Paygamber(sav)’e ümmetin hakikatlerini yani. Dolayısıyla ümmetten bazı havas kulların uyku ile uyanıklık arasında yaşadıkları bu tecrübeler.

TTDS. tayy-ı zaman ile de ilgilidir. bu zamanların tek bir tarifte toplanmaları anlamına da gelip gelmeyeceği farklı bir mevzudur. telkinler. 7000 Burak’ın tamamı Allah’ı tesbih ediyorken. Uludağ.tr msh-suhbat-09202003-Isra. 1004 Attâr. Kıbrısî’nin Amerika Halifesi olan Şeyh Hişam. ss. yevmu’l-ezelin vuku bulduğu zaman. Hadikatü’l-evliyâ. yevmu’l-ezelde de zamanların önceliği ve sonralığı yoktur. 65-66. Menakıb-ı Hacı 195 .1004 1002 Cibril(as) Cennetten.Mirac ile Elest bezmi (yevmu’l-ezel) konuları. müşterek bir hadiseye kaynak teşkil ettiğinden.1003 Istılahta bu konuda sayısız menkıbe nakledilmiştir. Ehl-i Sünnet İ’tikadı. Şeyh Mirac konusunda Hakkâniyye Tekkesi ve muhitindeki anlayışını incelememizde. tamamlayıcı cüzleri Nazım’ın oluşturmaktadır. Zamana ve mekâna bağlı olan nasutî âlemden bakıldığı zaman. er-Risale. nasıl tayin edildiği. Hakkani. 345. Câmiu kerâmat. Allah(cc)’ın velî kuluna bir anda uzak mesafeler katettirmesi olarak anlaşılmıştır. 66. Zamandan ve mekândan münezzeh Hakk’ın âlemi olan lahutî âlemden bakıldığında. Nebehânî. Kıbrısî’nin ABD vekili tarafından zamansız bir zaman olarak tanımlanıp bu şekilde değerlendirilmiş olsa da. Dolayısıyla miracta Hz. Mirac ve yevmu’l-ezel anlayışına bağlı olarak ele alınan zamansızlık mevzuu. Kıbrısî tarafından böyle bir ifadenin zikredilmemiş olmasından dolayı. Gölpınarlı. zaman içinde zaman halkeder. Ona ‘Niye ağlıyorsun’ diye sordu. Tezkiretü’l-evliyâ.org. tez konumuzun dışında kalmaktadır. bir tanesini ağlar buldu. tasavvufta tayy-ı zaman ve tayy-ı mekân kavramlarıyla da kesişmektedir. miracı zaman olamayan zaman olarak nitelendirirmiştir. ss. Hilmi. Bast-ı zaman olarak bilinen bu keramet. Kâbe Kavseynde de. TTS. ss. iki zamanın nasıl birbirinden temyiz edileceği önem arz etmektedir. miracın anlaşılması hususunda tamamlayıcı bir vecihtir. Peygamber(sav)’i taşıyacak Burak’ın. 636-637. Gümüşhanevî. Kuşeyrî. O da ‘Ya Cibril. yerin dürülmesi. zaman olmayan zamanda.1002 Bu değerlendirmelerin geneline bakıldığında Kıbrısî’nin yevmu’l-ezel ile mirac anlayışı bir açıdan benzer. Allah bizi yarattığında biriniz benim Peygamberim’i İsra gecesinde taşıyacak dedi O zaman olmayan andan beri Ya Rabbi beni o Burak yap diye yalvardım. Allah(cc) dilerse velî kulu için. miracın vuku bulduğu zamandan öncedir. zamanın işleyişinin değişmesi. bir açıdan muhtelif zaman telakkileri içermektedir. Bu kavramlar. Bu açıdan bakıldığında zamanlar arası kronolojinin olmaması. www. ss. 382-424. Video kaydı arşivlerimizde mevcuttur. 7000 Burak’tan bir tanesini seçmek için çıktı.’ dediğinde Cibril(as) ‘O sensin’ dedi Bkz. 1003 Cebecioğlu.

Allah(cc)’ın hayatımız için kanun koyan. Peygamber(sav)’e ulûhiyet sıfatı giydirilmiştir. ruh ile ve cesed ile olur. Peygamber(sav)’in Mekke ile Kudüs arası yaptığı ruh mea’l-cesed nev’indendir. tayy tecrübesini. 1410/1989) tasavvuftaki tayy-ı zaman/mekan kavramını. tayy-ı ses. Birinin rüyasına girmek. 1005 Derman. Bunlarla beraber insan aklı ve ruhu ışık hızından daha hızlıdır. Münir Derman. izzeti ve kudreti murad Bektaş-ı Velî. 114-124. Tasavvuf Sohbetleri. 1006 Kıbrısî. Benzer şekilde insanın da tayy’ı. 214-228. beraberindeki eşyaya da yaptırılır. s. nizam ve hukuk belirleyen olmasıdır. Çünkü ulûhiyyet ve otorite birbirini gerektirir. saniyede 300 bin kilometre olan ışık hızına. Peygamberdeki ilahî aşkı göstermiştir. nefsanî kirlerin yükünden arınıp. Ulûhiyyet vasıflarının en önemlisi. Bir Allah Dostu Diyor ki. suret ile. Peygamber(sav)’e ulûhiyet sıfatının giydirilmesini anlamak. “Bu sıfat Peygamber(sav)’e niçin giydirildi?” şeklindeki bir soruya Nazım Efendi cevap olarak. Dört Evliya Menkibeleri. ilahî kudret denize düşen bir damla gibi olması gerekir. Hz. Bu ifadede anahtar kelime ise. 1980’li yıllardaki bilim ve teknoloji ile izah etmiştir. İslamın Mistik Boyutları. Menâgibu’l-İmâm el-A’zâm. Sidre-i münteha’dan içeri yokluğa düşme kaygısıyla giremeyen bir Cebrail(as) varken. Hz. Münir. ses ve görüntünün yüklenerek dolaştırılmasıdır. akıl (idrak) ile. Zira ruhun hızı her yerde her an olabilme kuvvetindedir. uçakta 900 km/saat ile hız alırken. Hz. Ulûhiyyetin gerektirdiği otorite mülkü. Ankara 1989. Schimmel. ys. 196 . televizyon tayy-ı renk ve suret olarak adlandırılmıştır. Kısaca televizyondaki tayy-ı mekân. 88. Bunun için insan ruhu. rüya ile.1006 Miracta Hz. Bunun için tayy-ı mekân yaptırılan velî kulun.. havada sabit duruyormuş gibi hissetmeye benzetmiştir. koku ile. Bu izaha göre günümüzdeki radyo.1005 Şeyh Nazım’a göre Miracta. ses ile. ss.Cumhuriyet dönemi mutasavvıflarından Münir Derman (v. ulûhiyettir. Kıbrısî’nin mirac anlayışını incelemek açısından mühimdir. ss. aşkla varlığından geçen Peygamberin(sav) içeri girdiğini ifade etmiştir. Sabuncu. Cesed ile olan tayy. Zihebî. Bunların her biri ruha binerek tayy ederler. bir nevi tayydır.

Her şeyi hakkıyla bilendir.ettiği gibi dağıtır1007 çünkü ulûhiyet. Ahmet. Marifet Yay. Şâmil İA. bunların hepsini içtiği halde hâlâ. 321. hikmetleriyle beraber bilmeyi gerektirir. 1011 Mâide: 5/35. c.” Zuhruf: 43/84. İstanbul 2010. Allah’ın Sıfatları (Esmâü’l-Hüsnâ). Yaşar . İstanbul 1984. Kimi dilersen onun kadrini yükseltir. Canânı düştüğünden. Metin. bu müşâhedeyi içmeye benzetirler. 27-29. s. ortağı olmamayı gerektirir. 76-79. ateşin onda ilerleyişi başlar. ganî ve hamiddir. “tevessül” kavramı dahilinde anlaşılan bir ortaklık olduğu görülmektedir. 4. aşk düşüncesinin bilinci kaplayıp. 197 . yegâne hüküm verici olmayı. Şamil Yay. Pervane kendi gayret kanadıyla ateşi özleyerek uçar. 449.1009 Dolayısıyla Kıbrısî tarafından bahsedilen bu ulûhiyet sıfatı. “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve Ona yaklaşmaya yol arayın”1011 ayetinde belirtilen vesilelerde ve model insanlarda1012 söz konusu sıfat görülmektedir. 1012 “Onlarda sizin için. 1009 “O hüküm ve hikmet sahibidir.” Âl -i İmran: 3/26. Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı arzu edenler için güzel bir örnek vardır. s. kime dilersen mülkü ondan çekip alırsın. el-Lumâ. kimi dilersen onu alçaltırsın. ona ulaşınca da uçuş biter. Yurdagür. Pervane bir anda maşukun 1007 “De ki: Ey mülkün sahibi Allâh’ım! Sen mülkü. maşuka kolay gelir. ateşe âşıktır..1014 Âşık pervane gibidir. 1010 Sebe: 34/22-23. Ama kim de aksine giderse bilsin ki Allah. ilâhi sevgi ile kavrulur.1013 Sûfîlere göre içmek. O’nun nezdinde kendisine izin. Keşfu’l-Mahcûb(Hakikat Bilgisi). Mâşuklarını müşâhede esnasında. 1008 “Ey Muhammed! Senden önce gönderdiğimiz her Peygambere: “Benden başka ilâh yoktur. verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. onun da bunlardan bir yardımcısı yoktur. ss. maşukun nurundan kendi kalplerine ferahlık ve sevinç doğduğu için.1008 Ortağı olmamak.” Mümtehine: 60/6. “Allâh’ı bırakıp da O’nun ortağı olduklarını kupkuru iddia ettiklerinize istediğiniz kadar yalvarın. maşukun gönlüne derya misali dolmasıdır. Bu haldeki sufînin cânı içine.. ss. 1013 Hucvîrî.” Enbiyâ: 21/25 . temiz sırları ve yüce insanlardan gelen şeyi algılamak ve bununla ferahlanmaktır. ateşe ulaşıncaya kadar birkaç kanat çırpar. Binaenaleyh. kime dilersen ona verirsin. Onların ne göklerde ne yerde bir zerre miktarına bile güçleri yetmez.. İlah Md. ruhları. âlemin bütün denizleri muhabbet denizi olsa. hüküm verilecek her şeyi. 1014 Tusî. Sevgiliyi görememe güçlüğü dışında bütün güçlükler.”1010 ayetinde belirtilen bir ortaklık değil. Onların buralarda hiçbir ortaklığı olmadığı gibi. aşktır. Bana kulluk edin!” diye vahyetmişizdir. Kıbrısî’ye göre. Hz. Peygamber(sav)’e ulûhiyet sıfatının giydirilmesine vesile olan şey. Hucvirî’ye göre aşk.

Daha sonra bunun evrende ihsas ve temyize döndürmesi ise farkın aynıdır. kulluk sıfatlarında bekâ olmuştur. Farklı bir ifadeyle. Firavun’un dünya hayatında bulunduğu durumda imtihana tabi olsaydı. Tasavvuf Sohbetleri. er-Risâle. Çünkü her eşyada O’ndan bir işaret var ve bu da O’nun birliğine bir kanıttır. Ali(ra) fenâ makâmında. aşk. Peygamber(sav)’in miractan dönüşü ise. Mustafa(sav)’in Hakk Teâlâ’ya nazar ettiğinde. Yani fark halinin yok olup. ss. fena. beka olarak adlandırılmıştır. Kıbrısî’ye göre aşk. ilim. Peygamber(sav)’in kendindeki hal ve sıfatlarındaki fenası. 86. kendi sıfatlarına daha kemal bir dairede geri dönüş olması hasebiyle. Ter.. Peygamber(sav) Hakk’ın vasıflarını almakla kendi vasıflarından soyutlanmıştır.1018 Şeyh Nazım Efendi’nin sohbetlerinde mirac bahsiyle ilgili paylaştığı bir bilgi. Bu yüzden Hz. Hz. Hakk’ı Hakk ile görmesidir. fena halinde zuhur eden ulûhiyet sıfatları tekrar fena olunca. Hz. Sufîlerin detaylı beyanları vardır. ruyetullah. Velî-Evliya konusunda incelenen fenâ-bekâ anlayışına istinaden. Kıbrısî’nin ifadesiyle ulûhiyet sıfatı giydirilmiştir. Hakk ile Hak’la beraber kalmadır. Kitabu’l-mirâc.kendisi olmuştur. Hz. M. Nefs bahsinde teferruatı bulunan bu bilgiye göre tüm kullar. Aşkın Halleri. 1018 Kuşeyrî. Hz. Kuşeyrî’ye göre bu durum bir gurup âlimlerin cem ve mahv ile işaret ettikleri şeyin kendisidir. s.1017 Miracın Kabe Kavseyn anı. Ahmed. Resul(sav) beka makâmında. İstanbul 2004. Peygamber(sav). zehirden etkilenmeyecek bir maneviyatı vücudunda taşırken. Bu an Kuşeyrî’ye göre. Peygamber(sav)’i fenaya taşıyan hal olmuştur. Çetinkaya. Kuşeyri. âşığın mâşuğunda kaybolup O’nda fani olmasıdır. Bu durum zaman söz konusu olmaksızın. 198 . beka ve uluhiyet gibi kavramlarla birlikte ele alınmıştır. 1017 Kıbrısî.: Turan Koç. Firavunun 1015 1016 Gazâlî. o tevhîd kuvvetini kalbinde toplamış ve bedenen sıradan insanlar gibi olmuştur. s. 102-106. 70. sidretü’l-menteha’nın sahibi olan Allah(ac)’ta olmuştur. kişinin nefsine dairdir.1015 Aslında bu aşk. ss.1016 Ancak bu anlayışın ihtiva ettiği fena-beka hususunda. cem halinin yaşadığı hal bu haldir. Bu halde kendisine ait nefs. zaman ve beyan kalmamıştır. Gelenek yay. Aşkıyla kendi sıfatlarını. ilahî sıfatlarda yok eden Hz. 134-135.

Alem Yay. akıl sahibidir. Buna göre ergen olmak.1020 Buna göre kul bu halde iken Hakkı Hak olarak kabul etmeyip. et-Tedbirâtu ilâhiyye. Başka bir ifadeyle her kul. Fuad Başer. 18. 1021 Aynı eser. “la ilahe illa ene” demesidir. s.: Hasan Almaz. akıl tahtına hâkim olmak ve nefsin benliğinden kurtulmak için yapılmıştır. Semerkand Yay. ss. 1023 Şirk-i Esbâb da denir. vücud sarayındaki imamet hakkı. melekût âleminde itibar görebilecek bir mahlûk olarak değer kazanır. TTS.: Selahaddin Alpay. Bunun gibi tüm şartlar ele alındığında görülüyor ki. potansiyel olarak bir firavun nefsi taşımaktadır. erkek olmak. 18. 1024 İbn Arabî’ye göre insanî vücudun tedbiri için hangisinin imam olacağını ise. Erzurumî İbrahim Hakkı. Nefs Mertebeleri. 79-87. “Biz. 45-46. Ter. nefs başlığında yapıldığından burada tekrar edilmeyecektir. ruhundur.yaptığı gibi rablik ilan edeceklerdi.1026 Bununla birlikte insan. 1022 Furkan: 25/43. ss. 10.. “şirk-i hafî” kavramıyla da ele alınmıştır. müttaki olmak ve Sâdıklarla beraber olmak gibi kesbî şartlar halifeyi belirler.1023 Mutasavvıflara göre bir vücudda. s. nefsine ait bâtıllarının hak olduğunu iddia eder. narî olan nefsin muharebesi. nefsin tahakkümü bir nev’i kalbî şirk telakki edilmiştir. bir imam olmalıdır. Meselâ ruh. İstanbul. M. Tafsilatı için bkz. Pârsâ Muhammed. İbn Arabî.e.1025 Nefsin bu yönü ile ilgili irdeleme. 88-89. 113.1021 Bu durum ıstılahta “Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü?”1022 ayetinde bildirilen bu hakikatte bağlı olarak.. s. 1019 1020 Kıbrısî. ss. 199 . Marifetname. s. Firavunvarî bu yönünden dolayı esfele’s-safilîn’ne düşebilecek ve hayvanî bedenin bile hakkını yerine getiremeyerek. 336. Tasavvuf Sohbetleri. Allah(cc) ile daimi bağı bulunan ruh. ilim sahibi olmak. nefsin değil. Rûhu’lBeyân. İnsan vücudunda ruha hükmedecek tek kudret. yaratılışındaki ahsenu’l-takvim kodları ile kulluk görevini yüklendiği zaman. ss. c. Bu anlayışı. hür olmak. 67. elest bezminde ergenliğine ermiştir.1024 Nefs-i emmâre ile ruh. 23. Ter. İstanbul 1973. Erzurumî. şer’an imamet şatları belirlemiştir. Böylesi nefis her fiilde kendisini hâkim bilerek hak üzere olduğunu zanneder. manen hayvanlardan bile düşük bir derecede bulunabilecektir. İstanbul 2011. Kureyşî olmak ve engelli olmamak gibi fıtrî şartların yanı sıra. a. Aynı eser. Her şeyi sebeplere bağlamaya ve sebeblerin arkasındaki müsebbibi görmemeye denir. diğergam olmak. Sümer Kitapevi. ruhun nefse imamlığını isbat etmeye çalışmıştır. Nuranî bir yapıda olan ruh ile. İbn Arabî. 38.1019 Kıbrısî’ye göre bu nefsin vasfı. Bkz. zahiri imamet emirine istinaden izah etmiştir. Ancak Kıbrısî’ye göre insan. Allah(cc)’tır. akıl sahibi olmak. Uludağ. Bursevî. s. s. her bir şartta ruhun üstünlüğünü izah ederek. 52. 1026 Kıbrısî. İnsanın. Sad. ss. Risâle-i Kudsiyye(Şah-ı Nakşibend^den Sözler). Nakşibendî. mana vücudunun. et-Tedbirât.g. 547-564. Bu şer’î şartları ruh ve nefsle mukayeseli ele alan Arabî. 1025 İbn Arabî. aynı anda mana vücuduna imam olamayacağından..

Allah(cc)’ın sonsuz rahmetini vurgulamaktadır. Kıbrısî’ye göre miraçtan iniş ise bekâ makâmını temsil eder. miracta Peygamber Efendimize(sav) tebliğ olunan ilim. Peygamber(sav) ile birlikte yaşadığı mirac tecrübesi ve Kıbrısî’nin hayatında bahsettiğimiz bir tecrübesinde. Hz. miractaki tüm temâşânın fiziksel bir görüş olduğuna dayanmaktadır. Bir dem girer kibir evine. evliyaların kalblerine tebliğ içindir. İncil okur ruhban olur. Peygamber Efendimize(sav) mahsustur. Evliya. ölmüşleri diri kılar. 720/1321) mısralar şöyledir: “Bir dem varır mescidlere. Ebu Bekir(ra)’e ve Hz. Peygamber(sav)’in 12 bin miracı vardır. s. Kıbrısî’ye göre evliya.gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Bunlardan bir payın doğrudan ümmete tebliğ içindir ki bu pay.”1028 Şeyh Nazım’ın mirac anlayışının temeli. aşağıların aşağısına indirdik. Firavun’un dünya hayatında bulunduğu durumda imtihana tabi olsaydı. İkinci pay. ikinci paydan keşfen haberdar olur. Üçüncü pay ise. Peygamber(sav)’in arkasında namaz kılması bu bilgilerin temelindeki manevî tecrübelere misallerdir. Kâbe Kavseyn’e dair malumatlar. Bu makâm Hz. Bu bilgilerden bir başkasına göre insanlar. Bir dem gelir İsa gibi. doksan dokuz Esmaü’l Hüsnası ile tecelli edip Zâtını tarif ettikten sonra İsm-i Âzam tecellisini açmıştır. Bir dem gelir gümrah olur. Firavunun yaptığı gibi rablik ilan edeceklerdi. Sonra onu. mirac ilimlerinden olan üçüncü payı da Hz. Efendimize(sav) miracta. 43. Timurtaş. üç kısımdır. bugüne tevarüs edenleri. rahmet saçar her mahfile. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin Hz. Bir dem döner Cebrail’e. Beytü’l-Mamur’a yükselmesi ve orada Hz. Ali(ra)’ye bildirilen sırlardan. tasavvuf ıstılahında farklı açılardan ele alınmıştır. ilmen bilebilir. Bu mevzudaki Yunus Emre (v. Şeyh Nazım’a göre. 200 . 1027 1028 Tîn: 95/4. miskin Yunus hayran olur. Söz konusu bu mahrem bilgilere göre Allah(cc). yüz sürer anda yerlere. Firavun ile Hamân olur. Peygamber(sav)’in aşk ile fenaya düştüğü makâmdır ki burada Efendimize(sav) ulûhiyet sıfatı giydirilmiştir.”1027 ayetiyle bildirilen bu yönünü. Yunus Emre Divanı. kaynaklarda mirac hediyeleri olarak sabittir. Bir dem varır deyre girer. 5.

“Sana yakın gelinceye dek Rabbine kulluk et. acziyetin ve kulluğun. 1038 Isfehanî.1030 “Bana dini yalnız Allah(cc)'a hâlis kılarak. s. Dünyanın kulu olanlar. kendisine kul olmaya ve ibadet edilmeye tek layık olan. Kâşânî. Kamûsu’l-muhît. O'na kulluk etmem emredildi. el-Müfredat. 1034 Hicr: 15/99. 1031 Zümer: 39/11. itaat etmek. İbn Manzûr. ubudiyet bakımından Allah(cc)’a kulluk yaptığı gibi. s. abidin ruhunu diriltir ve ona ehadiyet makâmlarını tecrübe ettirir.”1034 âyeti de hiçbir mükellef kulun ölünceye kadar ibadet vazifesinin sakıt olmayacağı yönünde anlaşılmıştır. 1032 “De ki: ‘Ben dinimi Ona özgü kılarak Allah’a kulluk ederim’…” Zümer: 39/14 . Kur’ân’a dayalı anlayıştır. c. s. Müfessirlere göre hayatta uğraşılan diğer işler. 126. Hulasat’ul-beyân. hevâlarının ve dünyanın kulu olurlar. Kulluk ve ibadet. 1033 Zâriyât: 51/56. kul olmanın bir gereği olarak.”1031ayetinin devamında1032 Peygamber(sav)’in. s. 1037 “Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir.1036 Ancak insanlar. ss. varoluşları bakımından Allah(cc)’ın kulu olsalar da. Isfehanî. s.”1033 ayetinde kulluğu izhar edici fiilin ibadet etmek olmasından hareketle. izharıdır. kulluğa kuvvet kazandırmak ve bunu rahat yapabilmek içindir. 2778. 125. s. bedenî ibadetlerin yanında. ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. KULLUK MAKÂMI (ÂBİD): Âbid kelimesinin Arapçadaki kökü olan “abd” köle. nefsin hevasına muhalefet etmek ve Allah(cc)’ı tazim etmek anlamlarına gelen Arapça bir kelimedir. dünyaya da kulluk yapmaktadırlar. tevhîd dininin gereği olarak yalnız Allah’a taptığı vurgulanmıştır.” Meryem: 19/93 . Kulluğun gereği olarak. kulluk etmek. 10-16. Allah(cc)’a yapılır. Istlahatu’s-sufiyye.1029 İbadet. 319. 1036 Kâşânî. insanın asıl görevinin kulluk olduğu.1037 tercihleriyle. Lisânu’l Arab. boyun eğmek.9. 201 . c. “Ben cinleri ve insanları. 319. İbadet ise. kul demektir. el-Müfredat.1035 Mutasavvıflara göre ubudiyet. 1035 Vehbî. kalbin Allah(cc)’tan ayrılmaması gibi yüce bir anlam ifade ettiği için tasavvuf ıstılahında 1029 1030 Firuzebadî.3-MAKÂMLAR VE SEYR U SULÛK İLE İLGİLİ KAVRAMLAR: a. Istlahâtu’s-sufiyye. 296.1038 Allah(cc)’a kulluk. 7.

Taarifat. s. Allah(cc)’a kul olmaları gayesiyle yaratıldıkları için kul. Tasavvuf Sohbetleri. s. hakke’lyakîn seviyesinde. TTDS. kalbini Allah(cc)’tan başka her şeyden ayıran kul olarak anlaşılmıştır. hakikat bilgisine vasıl olmuş sâlikler için söz konusudur.e. 19. 10.”1042 Kur’ân’da iyi ya da kötü olarak vasıflandırılan tüm insanlar. getirenler hakiki kulluk makâmına bulunan âbidler olarak tanımlanmıştır. Peygamber(sav)’e has ümmet olmada da belirleyicidir.1040 Ubudiyet ise. Yani benlik kişiyi Allah(cc)’a ve Peygamber(sav)’e hakkıyla tâbi olmaya engeldir. İbadet.. 202 . ahde vefa göstermek. Farklı vasıflar ile tabir edilen kul. Peygamber varislerine yani. Tasavvufta ibadet. mürşîd ve evliyalara tâbi olmakta da aynı durum söz konusudur.e. ibadet. Dolayısıyla benlik sahibi. ayne’l-yakîn. yani Âdemoğlu anlamında kullanılmıştır. ilme’l-yakîn. ubûdet de. ubûdiyyet ve ubûdet olmak üzere üç derece olarak da tasnif edilmiştir. sâlikin seyru sülûkünü tamamlamak için gösterdiği çabadır. insanoğlu manasıyla şöyle ifade eder. vuku bulana rızayı gözetmek tanımlanmıştır. Kişi benlik gösterdiği yerde hakiki kulluk vasfını kaybeder. 247-248. 1041 Cürcanî. Nazım Efendi bu durumu şöyle ifade 1039 1040 ve yitirilene sabretmek olarak Uludağ. Cürcani. a. yani âbid vardır. a. Allah(cc)’ın iradesinde gölge gibi olandır. Uludağ. Bu tasnife göre ibadet. s. TDV İA.kulluk. hakik i manada tâbi olan etba’adan olamaz. Ancak insanlar içerisinde yaratılış gayesine ve kul olmaya göre hayatını yaşayan veya yaşamayan insanlar olduğu için Nazım Efendi’ye göre bir de hakiki kul olarak ifade ettiği kul. 1043 Kıbrısî.1044 Nazım Efendi’nin kul anlayışında mühim bir husus olan benlik. 10. TTS..1039 Istılahta âbid ise. s. 1044 Aynı yer. Böylelikle kişi hakiki kul olmaktan düşer. kendisine yaratılışla verilmiş kulluk vazifesini yerine getirmeyen Âdemoğlu kul ise de. s.1043 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tabirine göre hakiki kul. Benlik kişinin kendi iradesini izhar ettiği yerde olur. Mahlukâtın içerisinde sahip olunabilecek en yüce makâm olan kulluk makâmı. bazen de manevî makâmları ifade etmiştir.g. Cebecioğlu. 1042 Kıbrısî.151. s. 151. c. “Her kulun farklı sureti olduğu gibi farklı şahsiyetleri vardır. s. 179.1041 Nazım Efendi kul kelimesini.g. 151. ubûdiyyet. Yani. peygamberlerin Kur’ân’da anıldıkları isimdir.

. 1052 Kıbrısî. Hayatı Eserleri Fikri.e.”1048 Yevmu’l ezeldeki misakla başlayan vücûd mertebelerinin sonu yine başlangıcıdır. Menâzilü’s-sâirîn. Elest bezmindeki hitabı an ve an işiten kişiler Allah(cc)’ın nuruyla nurlanan.g. peygamber varislerine tâbi olan kimseler1045 de. bu durumu misak ile ilintili olarak şöyle ifade etmektedir: “Bizim (kulların) hareket ve sükûnumuzda sürekli ‘elestu bi rabbikum’ hitabı vardır. 1047 Bu yolculukta kul. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi).e. 11. o nurla bakan kişilerdir.. 1046 Kıbrısî. 1053 Kıbrısî. 203 .”1046 Kulun benliğini izale etmesi. 142-143.e. Dolayısıyla kul dünya hayatının her lahzasında ya tekâmül.1053 Şeyh Nazım. 210. s. 2. acizliğini idrak etmesi gerektiğini ve daha sonra tüm fiil ve halleriyle. 308-309. ya da tekerrür içindedir. s. Baktım aşıkı ve maşuku bir olarak gördüm.” Bkz.g. Cebecioğlu. bu idrakini izhar etmesi 1045 “Âlimler Peygamberlerin varisleridir. Afifî. ss. Bu kişiler hakiki kul1050 olarak nitelendikleri gibi. Nazım Efendi. mukarreb kullar1052 olarak da nitelendikleri olmuştur. s. a. 1047 Herevî. Rabbi ile arasındaki bir perdesi olan nefsini ve benliğini çıkarttığı zaman ulaştığı fenâ makâmını Bistâmî şöyle tanımlamıştır: “Yılan gömleğinden nasıl çıkarsa ben de Bayezîdliğimden (benliğimden) öyle çıktım. Nazım Efendiye göre evliyalardır. 1051 Kıbrısî.e. c. 83 hadis-i şerifindeki âlimler. 1051 yakin ehli. 147. Bizler davranışlarımızla bu hitabı tasdik/ikrar eder ya da etmeyiz. a.”1049 Hakikat ehli olanlar.g.. s. hakiki kul olarak nitelenen kişilerinde rical. Peygamber(sav)’in hakiki ümmeti kimdir? Peygamber’in iradesi önünde iradesi olmayan kimsedir… Evliyaların etbaı. 237-256. kendi iradesini Allah(cc)’ın iradesi önünde yok etmesi fena fi’llah gibi ileri bir kemal derecesi olarak önemli ve uzun bir seyirdir. 1050 Aynı yer. Sahabe-i Kirâm bu taifeye yol gösteren yıldızdırlar. bu hitabı her daim ikrar edenlerdir.VelîEvliya. 1048 Bistâmî. s. 1049 Kıbrısî Tasavvuf Sohbetleri. s.g.. a.. 10. ss. Bu tezde bkz. s. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Manevî Devrim. TTDS. 152. Zaten tevhid âleminde her şey bir görünür.eder: “Allah’ın iradesinin önünde hiçbir irade. Hakka tâbi olan kimsenin sıfatındadır. ss. 24. s. Hucvirî. a. Aclûnî. 15. kulun hakiki kul olan ricallerden olabilmesi için. Keşfü’l-hafa. hiçbir ihtiyar taşımayan kimse Abdu’llahtır.

sen bir gece dayanamadın. Bestâmi) Hazretlerini rüyada görmüşler. ‘Ben Allah’ın bâbına çıktığımda Cenab-ı Hakk’ın huzuruna açılan kapıya geldiğim vakitte bana ne getirdin diye sordular. O tecelli makamına mazhar mûrîdin duası kabul olunup.”1055 Nazım Efendi.e.1058 Acziyetini idrâk eden kulun. Çünkü Allah(cc)’a şükrün manası bu edebi gözetmektir.e.g. 1057 Beyazıd-ı Bestâmi’nin vefatından sonra rüyada görüldüğü menkıbeyi Nazım Efendi şöyle anlatır: “Sultanûl Arifin (B. 108. bunun nedenini Allah(cc)’tan sual edip edepsizlik yapmaz.g. Bu manada hakiki kulun iradesi. Mûrîd sabah mürşîdine mazhar olduğu tecelli ve neticesini anlattığında şu cevabı almış: “ Ya veledi! 37 senedir ben orada şekavetimi gördüğüm halde ubudiyeti terk etmedim. ubudiyet hududunun dışına çıkmış olur. Mutlak varlık Cenâb-ı Allah’ındır. iradesini izale etmesinde bir diğer husus ise Fâil i Mutlak’ın Allah(cc) olduğunu tasdik etmesi ve kulun tüm fiillerde Allah(cc)’a tâbi olmasıdır. ilim. mülk ve rütbe gibi insanı varlık iddiasına sevk eden her şeyin kalbten izale edilmesi gerekir. şeyhinin adı ehli cennet tarafına yazılmış. a. a. Onu ehli cennet kıl Ya Rabbi!” diye dua etmiş. Kendisini gördüğü kadar da ondan imdat çekilir… Gavî olan Allah(cc)’tır. Şeyh Nazım. Mûrîdinin secdedeki duasıyla ismi tekrar şekavet listesine yazılan şeyhe 204 . Aczini bildiği kadar ona imdat gelir.1060 1054 1055 Nisâ: 4/28. ne getirdin demezler. ne istersin. Hemen secdeye kapanıp: “Ya Rabbel izzeti ve’l azame! Beni bu rutbeye yetiştiren şeyhimi ehl-i nâr olmaktan kurtar. Bunun için kul hayır ve şerri Allah(cc)’tan bilmelidir. acziyetini idrak eden kuldaki halin. s. ‘Sultanın kapısına gelen dilenciden. ‘Halin nasıl oldu’ demişler. Nazım Efendi bu ayrıntıyı bir sohbetlerinde menkıbe1059 ile daha anlaşılır bir düzeye indirgemiştir. ne hacetin vardır derler’ deyince doğru söyledi açın kapıları gelsin içeriye! Diyerek beni karşıladılar. s. 149. Kıbrısî. Orası senide beni de ilgilendirmez. Tasavvuf Sohbetleri.1057 Bu manada kul olabilmek için. Kul niye dediği anda. Biz zayıfız. “İnsan zayıf yaratılmıştır”1054 ayetine atfen kulun aciz olduğunu söyleyerek bu acziyeti bilmeyi kulluğun bir gereği olarak şöyle ifade etmektedir: “Kul acizdir.. Bana ilham oldu. 1059 Bir mûrîd halvet halindeyken kendisine ayân olan levh-i mahfuzda şeyhini şekavet içinde ehli cehennemlikler arasında görmüş. 155. 1056 Kıbrısî. Şeyh Nazım Efendi’ye göre insanlardan bir kısmı hayra. Dolayısıyla kendindeki fani varlıkla gururlanan kişiler. Allah(cc)’a en sevgili hâl olduğunu ifade etmiş1056 ve bunu bir menkıbe üzerinden izah etmiştir. Allah(cc)’ın iradesinde kaybolmuş kişi olabilmek için benliğini izale etmek yönünde mühim bir hususu idrak etmektedir.” diyerek yazının eskisi gibi olması yönünde dua etmesi için mûrîdine emir buyurmuş. akıl. düşünür. 1058 Kıbrısî. bir kısmı şerre yönlendirildiğinde hakiki kul.gerektiğini. kul olmaktan uzaklaşır. s.

1062 Kıbrısî. Bu ise İslam’ın Allah(cc) anlayışına göre muhaldir. çoklarının hayret ettiği ve kâşiflerin açıklamada bulunmadan menedildiği kader sırrı vardır. Mü’min kardeşler! Herkes bu âlemde bir vazife yüklenmiştir. Allah(cc)’a noksanlık izaf etmektir. Bedir Yay. 1061 “Bu da etrafı geniş. s. 86. Tasavvuf Sohbetleri. 474-475. Cehennem ehline azab edilirken. kudret. Çünkü bunun derinliğini ancak âlimler bilir. s. küfür. bir zulüm değil.Kıbrısî’nin şükür. c. Gazalî.” 1060 Kıbrısî. cennetin cehennemle bilinmesi gibidir.. O (iman etmeyen) vazifesini yapmaktadır. ya da dü nya hayatında eksik olan bir nimetin. sıhhatin hastalıkla. Sen ona karışma. acziyet. Sen kendi kulluğuna bak”1062 Nazım Efendi bu şöyle bir ilham geliyor: “Ya âbidim! Sen benim muhlis kulumsun. ss. Gazali. dünyada tamamlayıcı nimetlerle desteklenmesi. Bu ezelî taksimattan daha adilane bir taksimat ihtimalinin olması veya Allah(cc)’ın yarattığı kullarına hak etmediği bir taksimin yapılması. yevmu’l-ezelde cehennem için yaratılmış ruhların. a. taat ve masiyet gibi kullarına taksim ettiği her şey tamamen adilane ve kusursuzdur. sohbette bulunanlara şöyle bir tavsiyede bulunmuştur: “Ne hikmetler var… İşte böyle herkes bir vazife yüklenmiştir. Hacı efendiler. Binaenaleyh bu denge içerisindeki hikmet. dünya hayatlarında işlediği fiillerin karşılığında ateşe düçar olmalarındaki hikmeti. huzur. dalgaları sert. Ter. Hayrı ve şerri yevmu’l-ezelde yazılı bir vazife olarak addeden Kıbrısî. gecenin gündüzle. bu taksimattaki adalet ölçülerinden biridir. ehl-i Cennet’e nimetlerin arz edilmesi ise aynı çeşit adalettir. Kıbrısî’nin kulluk anlayışında açıkça görülmektedir. zıtlıklar ile izah etmiştir. “ilahî adalet” kavramıyla izah etmiştir. Senin adını o listeden şimdi Ben siliyorum seni saidlerin başı yazdım.. hoca efendiler. adalet olduğu gibi. İstanbul Tarihsiz. Bu manada hayvanların insanlara feda edilmesi.g. cehenneme gidecek kullardır. 205 . Onlar bunun derinliğini bilemiştir. sıkıntı. Çokları bu denizde boğulmuştur. hayatı kurtarmak için kangren olan eli kesmek de bu cihetten bir adalettir. Dolayısıyla ahirette eksik olan bir nimetin. ecel. 505/1111). genişlikte tevhid deryasına yakın bir deryadır.1061 Gazalî’ye ait söz konusu düşünceler. ahirette bir kemalinin olması. edeb ve kulluk kavramlarıyla ele aldığı söz konusu düşüncesinin temeli mahiyetindeki anlayışı İmâm-ı Gazalî (v. Bu izaha göre tüm mahlûkatın özünü en iyi şekilde bilen Allah(cc)’ın ezeldeki rızık. iman. İhyâ’i ulûmu’d-dîn. 4. 86. İlahi adaletdeki hikmeti anlamada en önemli konu.e. İşte bu denizin sonunda.: Ahmed Serdaroğlu. Çünkü kemal ve noksanlık birbirine nisbetle belli olur.” Tafsilat için bkz.

baktım sakalını traş ediyordu. 1066 Burkay.”1068 1063 Bu manayı ihtiva eden hadis kaynaklarda şöyledir: “Kim din kardeşini tevbe ettiği bir günahtan dolayı ayıplarsa. Şeyhim Hazretleri Sultanûl Evliyanın mahiyetindeyim. Şerafeddin-i Dağıstanî’nin ifadelerinde şu şekilde buluyoruz. Orada bulunduğu müddetce sakalını bırkmıştı.e. Bu konudaki beyanı Şeyh. Hakikat ehli olanlar (kul olanlar) bu hitabı her daim ikrar edenlerdir. ss. Mesela bir sohbetinde hakiki kul olan âbid kişiyi Allah’ın nuru ile bakan ve o bakışla levh-i mahfuzu okuyabilen kul olarak tanımlamıştır.> Hemen bana dedi ki: <Nazım Efendi! Oraya Bakma. Tâbi memur kiş i. Şeyh Efendi Hazretlerine dedim ki: <Ya Seyyidî ! Sakalını traş ettiriyor. s. Haram işleyene bakmakta haramdır. s. Peygamber(sav)’in varisleri olan mürşîdlerdir. Kınama.1065 Bu noktada İslam’ın şiarlarından olan “iyiliği emretmek ve kötülüğü nehyetmek” vazifesi ile ayıplardan yüz çevirmek arasındaki ince çizginin nasıl belirlendiği önem arz etmektedir. 11.” Hucurât: 49/11 ayeti ile vurgulanmıştır. 206 . a. Ayıp işleyen kişiye bakmak da ayıptır.1067 Allah’ın nuru bahsinde izah edildiği üzere. Yani toplumda umumileşmiş küçük münkerler için nehy-i anil münker uygulamak olmayacağı için o ayıptan yüz çevirmek ve işlendiği yerden uzaklaşmak uygunken. Nazım Efendi bu kulluğu misâk ile ilişkili olarak şöyle ifade etmiştir: “Bizim her hareket ve sükûnumuzda sürekli ‘elestu bi rabbikum’ hitabı vardır.tavsiyesine. 14.”1066 Nazım Efendi kul kelimesine genel tasavvuf anlayışı içerisinde farklı kavramlar ile ilişkilendirerek mana vermiştir. Bizler davranışlarımızla bu hitabı tasdik eder ya da etmeyiz. Hicaz’dan memlekete dönüş yapan hacılardan birisi oturmuş sakalını traş ediyordu. hakiki kullukla vasıflandırmıştır. Bu mevzu Kur’ân’da “Belki (alay edilenler) kendilerinden daha hayırlıdırlar. 15. 14. 53. “Münker görüldüğünde buğz-u fillah lazım değil midir? Lazımdır. Hz. büyük ayıpları işleyiş esnasında durdurmak dinî vazifedir. aynısını işlemedikçe ölmez” Tirmizi. 1064 Şeyh Nazım bu anısını şöyle anlatmıştır: “Hicaz’dan geliyoruz. Vapurda. Gözüm oraya değdi. şahit olma. “ayıplayan ayıplanır”1063 hadis-i şerifini delil getirerek şeyhi Âbidullah Dağıstanî ile bir anısı1064 üzerinden bu tavsiyelerini mürîdleri ile paylaşmıştır.g. bu tarafa bak. bu nuru taşıyan veya bu nur ile bakan kişileri. Ancak her münkerin menhiyat derecelerine göre hak ettiği bir sevilmeme haddi vardır.. Gözünü ondan çevir. Menakıb-ı Şerefiye. s. 1068 Aynı eser. Bununla birlikte misâk gününde Allah(cc)’a verilen ahid üzerine olanlar da. 1067 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. 109.> 1065 Kıbrısî.

12. 152.”1070 hadisini delil göstererek izah etmiştir. 153.1074 Bu manalardaki kulluğu yaşayan kişiyi “Erkek” ya da “Ricâlullah”1075 olarak da tanımladığı gibi. kulun Allah’ı hoşnut etmeyen amellerinde nefsi ya da şeytanı hoşnut edeceğini söyler.1073 Âbid. ag. kendine hadim et. Şeyh Nazım bu ifadelerini “Ey dünya! Benim hizmetimde bulunana. 1071 Aynı eser. Hilye..e. dünyanın hizmetinde koşanın. dünyaya veya hevâsına kul olmayandır. Çünkü çok değerli olarak tanımlanmış ameller. tâbi olma ve tâbi olduğunu hoşnut etme gayreti içinde olma olarak da tanımlamıştır. Allah(cc)’a sevgili kul olma yolundadırlar. Senin hizmetinde koşanları.1077 Nazım Efendi bu nurla bakan 1069 1070 Kıbrısî. abdu’d-dünya ya da abdu’l-hevadır. şeytana. s. nefsinin ya da şeytanın emirlerine tâbi olacaktır.Kutub. 57. Ebu Nuaym. s. 1074 Aynı eser. ss.e. s. hesap ve ceza sebebi olabilir.g. Tâbi olmayı aynı zamanda hoşnut etme ile ilişkili anlatan Şeyh Nazım. abdu’nnefs. 1076 Kıbrısî. Nazım Efendi’nin farklı bir ifadesiyle. Abdu’n-nefs veya Abdu’ş-şeytan olur. kul olmak olarak anlam vermiştir. s. Allah(cc)’ın mukarreb kullarındandır. Dolayısıyla hayatlarındaki hiçbir an ve durumu hafife almazlar. 1073 Aynı eser. mahkeme-i kübrâ gibi olayları dünya gözüyle seyretmiş gibidirler. Onlar. ölüm. kıyamet. nefsine. Allah(cc)’ın hizmetinde memur olamayacağını ifade etmiştir. Her daîm ahiret odaklı yaşadıkları için. 12. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b.1071 Bu hadis-i şerifte hizmette bulunmayı ve hadim olmayı da. sen hadim ol. 1072 Kıbrısî.. sâlih olmayan niyetlerden hâsıl olduğu zaman kul için kazanç değil. 24. Şeyh Nazım’a göre bir kişi Allah’ın kulu (abdu’llah) değilse. Bu vasıflardaki kul. 207 . 1075 Tafsilatlı bilgi için bkz. Nazım Efendi. Çünkü onlar. a.Kulluk makâmındaki âbidler. Bu yolda niyetler. 3/196. Bu tanıma dayanarak kendini yaratan Allah(cc)’a ve dolaysıyla emirlerine tâbi olmayan kul. s. dünyaya hakikat gözüyle bakanın dünyaya kul olmayacağını.1076 velî olarak da tanımlar. abdu’ş-şeytan. yakîn ehlidirler.1072 Bu kavramlarla Nazım Efendi kul olmayı. Tasavvuf Sohbetleri.1069 1974 yılında yaptığı bir sohbetlerinde Nazım Efendi. amellerden daha önemlidir. 48.3.

1082 Tehânevî. 585-601. el-Futuhât. Bâyezîd-i Bistâmî’yi vermiş ve şöyle ifade etmiştir: “…Eba Yezid öyle derdi. O zaman yedi cehennemin içerisine beni atarsa. Şeyh Nazım. ss. Ya Rabbi! Benim vücudumu büyült. o gün ‘ya Eba Yezid’ dediğini işiteyim Habibimin ben. s. Aynı eser. Kâmil velî olan kutub. Emir âleminden halk âlemine doğru meydana gelen tenezzül olayları. a. manevî derecesi büyük. 2. s. nuceba gibi zâtlar olarak da bilinir. alt derecelerden üstte doğru nücebâ.1079 bazen de irşad sahibi mürşîd1080 olarak tanımlanmıştır. 14.1084 Bu makâmın şeref ve yüceliğine misal olarak. gavs. Istılahta ricâlullah. Ancak kutub kendi ihtiyarı ile hareket edemez. s.1078 bazı yerlerde mü’min. a.e. Yedi cehennemi benimle doldur. onun mahkûmu değil hâkimi gibidir. Bütün millet mahşerde Allah(cc)’ın huzurunda hesap vermekten titreyip dururken. 13. 1079 Aynı eser. 12..g. eimme ve kutup şeklindedir. s.1082 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin ricâl anlayışı. s.”1085 Istılahta kulluğun önemini Ebû Alî Dakkak. abdal. evtad. Keşşâf. 3.. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren (Allah) her türlü 1077 1078 Kıbrısî. ‘Ya Âbdi! Hesaba gel’ dediğini işiteyim. 41.e. benim kalbimin içinde yedi cehennemi söndürecek ferah var.1081 Bunlar içerisinde kutub. 1083 Bu tezde bkz.g. Kullarının hepsini dışarıya at… O günü bekliyorum. 1326-1327. Tasavvuf Sohbetleri. c.1083 Nazım Efendi’ye göre kul olma şerefiyle şeref ve izzet sahibi olan kulun makâmı çok yücedir. "Kulunu bir gece Mescid-i Harâm'dan. kutub üzerinden cereyan ederek vuku bulur. c. İbn Arabî’ye göre. 1080 Aynı eser. Onu işittikten sonra yedi cehennem bana dokunmaz.kişiyi bazı yerlerde levh-i mahfuzu okuyabilen âbid (hakiki kul). s. Zira mutlak bağımsız yetki ve güç sadece Allah(cc)’ındır. yedi cehennemi dolduracak kadar büyült. nükebâ. Bu kulun ismi Cenâb-ı Allah’ın mülk ve melekûtunda zikrolunur. evtâd. 1084 Kıbrısî. velî bir kuldur ve âlemin ruhu olarak değerlendirilir. 35. 1081 İbn Arabî.Kutub . ss. müstakil bir başlıkta ele alınmıştır. kendindeki bu özellikle bütün kâinatın üzerinde. 25. 208 . İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. 1085 Kıbrısî. kutub.

vakitte. bunun nedenini Allah(cc)’tan sual edip edepsizlik yapmaz. miracı anlatırken. Peygamber(sav)’in kullukla nitelendirilmesi. Bununla birlikte insanlar içerisinde yaratılış gayesine göre hayatını yaşamayan kullar ile. Tasavvuf Sohbetleri. nefsine. Çünkü bu makâmdaki kişi Nazım Efendi'nin cümleleriyle her daim “Buyur ya Rabbi! Ferman senindir. 25. Ateş. kıyamet. yani âbiddir.”1086 dünyada ayetiyle en izah etmiştir. 1088 Kıbrısî. a..1088 Bu makâmdaki zat. s. c. Kulun bu hallerdeki derecelerine göre mukarreb kullardan olurlar. s. 1090 Kıbrısî. Hz. ölüm. şeref olarak bana yeter” diyendir.e. ss. hakiki kul.1089 İnsanın kendi hakkına razı olmaması ise kişiyi şeref makâmından düşürür. 1089 Kıbrısî. Allah(cc)’a verilen ahid üzerine olan. bu memlekette senin hükmün geçer başkasının hükmü geçmez” diyerek bu söylevleri hal ve makâm edinendir.g. Hakiki kul. Hz. dünyaya veya hevasına kul olmayandır. bu memleket senindir. benliğini.eksiklikten münezzehtir. benlik gösterdiği yerde hakiki kulluk vasfını kaybeder. hem de hakkı olmayan bir şeyi elde ederek haksızlık yapmak olur. Rabbim olman. Hakiki kul. ubudiyet hududunun dışına çıkmış olur..1090 Şeyh Nazım’a göre kul genel olarak Âdemoğlu manasında. levh-i mahfuzu okuyabilen. eğer kulluktan daha değerli bir isim olsaydı Allah(cc). Bu manada hakiki kulun iradesi. Kur’ân Ansiklopedisi. Nazım Efendi’ye göre hayatını varoluş gayesine göre yaşayan kul. Şeyh Nazım Efendi’ye göre insanlardan bir kısmı hayra. 21. Bundan dolayı Dakkak’a göre. Kul niye dediği anda. Peygamberini(sav) onunla isimlendirirdi. Kul. hem Rabbin fermanına razı olmamak. Çünkü kendi hakkına razı olmamak.1087 Allah(cc)’a kulluğun üzerinde daha şerefli bir makâm yoktur. Allah(cc)’ın nuru ile bakan. yaşayan kulları bazı terimler ile birbirinden ayırmıştır. Hakiki kul olan âbid kişi. şeytana. bir kısmı şerre yönlendirilmiştir. 99.e. “sana kul olmak izzet olarak yeter. Çünkü Allah(cc)’a şükrün manası bu edebi gözetmektir. Bu izaha Bu göre. 1086 1087 İsrâ: 17/01. a. Peygamber(sav)’in şerefli vakti mirâctır. kullanılmıştır. kulluktan daha şerefli bir makamın olmadığı anlamına gelmektedir. 391-392. 209 . s. Allah’ın iradesinde gölge gibi yapmıştır.g. Onlar. 24. Allah’ın iradesinde kaybolmuş kişidir.

Niyazî-i Mısrî ve Tasavvuf Anlayışı.1094 Bu kavramlar. Mu’cem. Semih Ofset. 221. velî ve eren kelimelerinin haiz olduğu manaları da ihtiva eder. Kimi de sapıtırsa.. hastalığına ve bünyesinin kuvvetine göre tedavi ederse. gemiye yol gösteren gibi anlamlara gelmektedir. c. şeyh. mürşid de kendisine başvuran kimseleri aynı şekilde tedavi eder. 1092 Kehf: 17/18. Tehânevî. Bunlardan bazıları ricâlullah ya da velî olarak da tanımlanmıştır. 1095 Yılmaz. Allah(cc)’a da kulları sevdiren kişi olarak tanımlanmakla birlikte. 175. Kâhire 2004. 196. c. hidayete ermiştir.. Ankara 1998. s.” ayetinde zikredilmiş bu kelime “doğru yolu gösterecek dost” anlamında tercüme edilmektedir. el-Müfredat. yakîn ehlidirler. 263. Dâru’l-da’ve. kendi hakkına razı olandır. kendi iradesini Allah’ın iradesi önünde yok etmesi fena fi’llah gibi ileri bir kemal derecesi olarak önemli ve uzun bir seyirdir. sen onu koruyucu bir mürşid bulamazsın.1092 Kur’ân’da zikredilen mürşîdler. Kamus Tercemesi. pîr. kullara Allah(cc)’ı. hakiki kul. 289. s. Komisyon. s. 279. s. tasavvuf sisteminin müessesesi addedilen tarikat sisteminin temel taşlarındandır. öğüt veren. hekime benzetilmiştir. 3. O. TC Kültür Bakanlığı Yay. s. s. 172. MÜRŞÎD: İrşad kelimesinin ism-i fâili olan mürşid. 1093 Isfehanî. b. Mustafa. 184. Aşkar. 1. Cebecioğlu Ethem. bir komutan gibidir. sapıklık karşısında doğru yolu gösteren. TTS. ahiret hayatında elde edilecek saadete rehberlik ederler. Hekim nasıl kendisine başvuran hastayı. Keşşâf.1095 1091 Ası Efendi. Mektebetu’ş-şurûgu’d-devliyye. Ebu Fazıl Cemaleddin. s. s. Neşr Edeb. Kulun benliğini izale etmesi. Lisânu’l-Arab. 13. c.1093 Istılahta mürşid. Hacı Bayram Velî ve Tasavvuf Anlayışı. uyaran. c. s. s. 1094 Kâşânî. Uludağ. Ankara 1994. mürîdinin taktik ve stratejilerini belirler.1. s. 342. Mısrî. 210 . Mu’cemu’l-vasît. İran 1405. Arapça’da. 735. irşâd eden. Bu sistem içerisinde mürşid.1091 “… Allah kime hidayet etmişse o.mahkeme-i kübra gibi olayları dünya gözüyle seyretmiş gibi olduklarından. 346.1142. va’z eden. Cürcani. s. Lisânu’l-Arab. c. Tasavvuf ve Tarikatlar. din ve şeriatı mürîdin kalbine yerleştiren. Nefis ve şeytan düşmanına açılan harbte. Bu makâmlardan hangisinde olursa olsun. Tarifat.1.

1101 Istılahta bu makâmlar sırasıyla. hatif -ı rabbani (Rabbânî ses/telefon) olarak da tabir etmiştir.1102 1096 1097 Kıbrısî. s. Tasavvuf Sohbetleri. Aynı eser. Mürşidler aynı zamanda Peygamber(sav)’e de tabi olmuş kişilerdir.1097 İrşâda mezun kişi olan mürşid. İstanbul 1999. 210. Erbilî Muhammed Es’ad. Allah(cc)’ın nuru kendisinde bulunan kişidir. Peygamber(sav) ile kurulmuş kalbî bağ manasında kullanılmıştır. Yasin Yay. s. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. “mezuniyet” ve “elest bezmindeki hitab” ile ele alınmıştır. Mesela mürşîd. TTDS.Nazım Efendi’nin mürşid anlayışı. kendisine bir hatif bağlanan kişidir. ss. Bu hatif. Ter. s. mürşid kavramını. hususiyetle. ss. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Cebecioğlu. 211 . 1102 İmam-ı Birgivi. hem alıcı hem verici olan yani. 195. aynı zamanda çevresindekilere “elestu” hitabını işittirendir. kullara yol gösteren kişidir. Mesela mürşid.1099 Nazım Efendi’nin bu açıklamalarla genel çerçevesini çizdiği mürşîd kavramı. 12-15. fenâ fi’lrasul ve fenâ fi’lllah olarak geçmektedir. bütün varlığını. bazen fena fi’ş-şeyh makâmında mürşidi ile kalben oluşmuş daimî bağ. 1101 Bu tezde bkz. Nazım Efendi’nin tabiriyle. izin verilen anlamına gelen mezun kişidir. mürşid değillerdir.: Muhlis Akar. fenâ fi’ş-şeyh.17. irşâda mezuniyetin. ıstılahtaki bu geniş kapsamlı mana ile paraleldir.Veli -Evliyâ Konusu. Nazım Efendi onları.1096 O nur ile levh-i mahfuzu okuyan kişidir.. hatif-i Rabbânî kavramıyla bir bağı olduğu görülür. onların görüş ve okuyuşlarının yol göstermek için yetersiz olduğunu söyler. Mektûbât. fani olduğu zatın şahsiyetinde yok eder ve fani olduğu zatın üstün vasıfları. 1098 Aynı eser. gaflet içinde karanlıkta yazı yazanlara benzeterek. 13. Evliya ile ilgili bahislerinde Şeyh Nazım. Bu makâmlarda mürîd. 14. Bunlara ek olarak Kıbrısî.1100 Nazım Efendi’nin bu mevzudaki ifadelerine baktığımızda. Kıbrısî tarafından. Her daim “elestu” hitabını duyan ve yaşantısının her anını o hitaba verdiği cevaba layık yaşayan kişidir.Veli -Evliyâ Konusu. 1100 Bu tezde bkz. s. bu bağlantıyı.. İstanbul 1983. Levh-i Mahfuzda okuduklarıyla. bazen de fena fi’r-rasul makâmında Hz. İrşâda mezun kişi diyebileceğimiz mürşîd. 1099 Aynı eser. kendi zatında teşekkül eder. Tasavvufta Kırk Makam. biraz daha açmıştır.12.1098 Bu makâma gelmeden diğerlerini irşada koşanlar.

o. 667. Peygamber(sav) emriyle şeyhinden gelir. ahlak ve vasıfları. 1106 Refig el-Acem. Cebecioğlu. Mektubât. 230. 1107 Erbilî Muhammed Es’ad. Kelime olarak ra-ba-ta kökünden gelen rabıta. 1108 irşâd için mezun ve vazifeli olamaz. Bu mezuniyeti. sana izin geldiğinde. Tasavvuf Sohbetleri. TTDS. O ruh onun (şeyhinin).1107 Nazım Efendi’ye göre mezuniyet gafletten kurtulduktan sonra gelir. Camî. s. irşada yetkili mürşîd olarak görevine başlar. Resûl(sav)’in razı olmadığı şeylerden uzak duran. s. rabıta kavramıyla izah edilmektedir. Mürşid. sayı: 19. 379. 507. Firuzebadî. Istılahta rabıta ile ruhanî bir olgunluğa erişen mürîdin.14. Bu makâmda mürîde vazife verilirse. tefekkür ve muhayyile gücünü kullanarak mürşidiyle birlik halinde olmasını ifade eder. Makamlar ve Seyr ü Sülûk ile İlgili Kavramlar/j. Hz. rabıtasını mürşidine yapması uygun olmaz çünkü bu halde Allah(cc)’a rabıta yapmak manasında olan murakabe tavsiye edilir. nebevî sıfatlar ile muttasıf olan kimsedir. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). s. 212 . kendinden kurtulan ve fiillerinde Hak Teâla’nın muradı olan kişidir.1104 Mürîdi fenâ fi’ş-şeyh makâmına hazırlayan bağ. Mektebetu’l-Bünan. Tasavvuf ve Tarikatlar. Tasavvufî Bir Terim Olarak Râbıta.Gaflet. mürşidinin kalbine fısıldamasıyla konuşacağını ifade etmiştir. Ankara 2007. Beyrut 1999. ss. o 1103 1104 Kıbrısî. Hak Teâla’nın tasarruf ve kerametine mazhar olan. 23-53. Tasavvuf İlmi ve Akademik Tasavvuf Dergisi. o zaman her şey ona ait… bu bağ kalbten kalbedir. 1105 İbn Manzûr. s. s. 1108 Gafil kul anlayışı için bu tezde bkz. müridin kalbini ilâhî sıfatlarla muttasıf kâmil bir mürşide bağlamasını. s. Eraydın.Şeyh Nazım’a göre fenâ fi’ş-şeyh makâmında bulunan mürîde izin. o zaman başkalarına da yardım etmeye. Kamusu’l-Muhit. Gafil kul. 561. Bunu kemaliyle yaptıktan sonra. 69. 112-113. ss. 895/1489)’ın mürşîd tanımında görülmektedir.1106 Kıbrısî bu haldeki mürîd için kendinden değil. c. s. Mürşîd.1105 Tasavvuf ıstılahında rabıta. iki şeyi birbirine bağlayan. rapteden anlamlarına gelmektedir. kalbine söylenenlerle hitapta bulunandır. Hz. 58. aynı zamanda peygamberî nurdan hisse almak olarak Kıbrısî şöyle ifade eder: “… Senin bileceğin budur (gafletten kurtulmak için her hak sahibine hakkını vermek).”1103 Kıbrısî’nin bu anlayışı Nakşî geleneği içerinde. Ubeydullah-ı Ahrar (v. Bu durumu Kıbrısî şöyle ifade eder: “Mezun olduğumuz vakitte biz yoğuz. Gündüz İrfan. Mustalahatu’t-tasavvufi’l-İslamî. ıstılahta. Lisânu’l-Arab. Bu manada pîr.

ss. Herevî. Uludağ.g. 1112 Bkz. Değilse vazifeni bil. a. elestü birabbikum galu bela hitabıdır. Cebecioğlu. 134. Kamûsu’l-muhît. 409. Değilse sen kendi nefsine ağla. İşitmeye başladın mı? Başladıysan tamamdır işin. O zaman bak. 142-143. s. Farklı bir ifadeyle bu kulun tüm hal ve davranışları. s. Hz. Firuzebadî.. habersiz bulunma.1110 Tasavvuf ıstılahında gaflet. yaşantısının her lahzasında inancının gereği gibi yaşayandır. Peygamber(sav)’in iradesinde yok olmuştur ve seyri fenâ fi’llah ve bekâ billah makâmlarına doğru devam etmektedir. Allah(cc)’ı müşâhede halinde şekillenir. Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. TTS. 237-256. uyanık olmama. mezuniyet olarak nitelendirmiş ve bu anlayışını şöyle ifade etmiştir: “…Sana (kendindeki noksanlar dururken başkalarının hatalarıyla uğraşan kişi) nereden salahiyet verildi? Sen kendi vazifeni bitirdin mi? Sana vazifeni bitirdiğine dair nişan verildiğinde ki. ss.1112 Bu makâmdaki kul. 222. Makamlar ve Seyru Suluk ile İlgili Kavramlar/j. izn-i Peygamberî gelir. 1049.”1114 Bu ifadelerde de açıkça görülmektedir ki. TTDS. dünyadaki hadisatın arkasındaki ilahî muradı. 508.e. 1114 Kıbrısî. ss. Dolayısıyla hakikî ya da misalî olarak getirilen bu örnekten hareketle. 1111 Cebecioğlu. Peygamber(sav)’den direkt emir alan ve mezun edilen mürşiddir diyebiliriz. Onunla iş görürsün. 507.17. aynı zamanda mezuniyet telakki edilmekte ve bu durum mürşidi tasvir etmektedir. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi).1111 Gafletten kurtulmuş kul. s. s. Tasavvuf ve İslam’da Manevî Devrim. misaktaki hitabı sürekli işitme olarak tarif edilen makâm.Gaflet Konusu. Kıbrısî’nin gaflet anlayışıyla birlikte düşünüldüğünde. 213 . 12.”1109 Arapça bir kelime olan gaflet.sende tutuşan nurdan onları da tutuşturmağa. 308-309. onun alameti işte o. kudreti ve nizamı görememe halidir.1113 Bununla birlikte kulun elest bezmindeki hitabı daima işittiği makâmı. s. Isfehanî. 1113 Afifî. farkına varmama hali anlamlarına gelmektedir. Hucvirî. Menâzilü’s-sâirîn. Istılahta Fena fi’r-rasul makâmı olarak ifade ettiğimiz mürşidin iradesi. el-Müfredat. Hz. s. dünyanın hayal olduğu hakikatini idrak eren. s. misâka sürekli muhatap olmanın bir çeşit mezuniyet ve irşad 1109 1110 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. gafil olma. ötekilere de işittir.

Peygamber(sav)’in hayatına benzetmişlerdir. bu kavramları tazammun ettiği şüphesizdir. Hz. 24. s. ıstılahta “icazet” kelimesi ile kavramlaşmıştır. Şeyh Şerafeddin’e (v. bu ifadeler Kıbrısî tarafından. M İhsan Oğuz’un Tasavvuf Anlayışı. Ank. sonraki asırlarda ümmet-i Muhammed’i irşâd ve hidayet etmek için Rasullullah’ın (as) havass-ı ümmetinden mürşid-i kiramı tayin ve tahsis buyurdu. hayatını ve dualarını ümmetin affı ve kurtuluşu için ümmetine 1115 1116 Cebecioğlu. Basılmamış Doktora Tezi. Peygamber(sav). s. Kıbrısî’nin mezuniyet kelimesiyle belirtiği durum. Belli bir olgunluğa erişmiş müride. Şeyh Şerafeddin. Hz. Bu suretle Rasul-i Ekrem Hazretlerine(as) de gösterdi. Kıbrısî’nin Hz. kaç kişiyi davet ve irşâda memur olunduğu bildird i. nefsanî varlığından tam anlamıyla geçtikten sonra gerçekleşen. Musa(as)’ya Benî İsrail kavmi. İla yevmi’l-kıyam.vazifesi olduğu da görülmektedir. Dolayısıyla 124 bin evliya.e.1115 Yakın dönem mutasavvıflarından İhsan Oğuz (v. Yılmaz Sevim. Her mürşîde. Hz. Bu suretle ahd ü misakı alındı. Kıbrısî’nin silsilesinde bulunan. Peygamber(sav) anlayışında da mevcuttur. 1117 Burkay. yevmu’l-kıyamette Mü’min olarak ulaştırması anlamına gelmektedir. Bu manada nasıl Hz. terbiye ve irşad için verilen icazete. mürşid-i kiramın misak günündeki ahdlerini şöyle ifade etmiştir: “Mesela. mürîdanını ahd ü misak gününden itibaren emanet alandır. Bu anlayış. Peygamber(sav)’in emin sıfatı.1116 Mürşid mefhumunun ahd-i misak mevzusu ile ele alınması hususunda. Kıbrısî’nin halifeleri de mürşidlerin bu vazifelerini. a. Yani Şeyh Nazım’a göre. 1426/1991) müridin icazet ve mutlak hilafete hak kazanmasını. 214 . vilayet i kubrâ olarak tarif etmiştir. Hz. Hz. icazetname denir. mürşid-i kâmil. Menâkıb-ı Şerefiyye.. 296. Kıbrısî’nin veli anlayışını güçlü bir bir şekilde etkilemiştir. s. pir velî kavramlarıyla aynı manada kullanılmasından dolayı. mürşid için ifade edilmemiş olsa bile. yevmu’l-ezelde Mü’min olarak emanet aldığı ümmetini. ve’l-hasıl hangi kavme meb’us olacak ise ve kaç kişiye rasul olacak ise gösterdi (yevmu’l-ezelde). Mürşid kelimesinin şeyh. İsâ(as)’ya kendi ümmeti. 1995.”1117 Şeyh Şerafeddin’in bu anlayışı.g. 130 . Peygamber(sav)’in bu emanetini ve vazifesini paylaştığı seçkin ruhaniyetlerdir. 1355/1936) ait biraz daha tafsilatlı izah bulunmaktadır.

konmayarak. tekrar Hz. 010909-msh-london-priority-know-ur-shaykh-is-looking-at-you. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. şeyhine tabî olarak. s. Peygamber(sav)’e tabî olduğu gibi.adadıysa. Şâyet şeyh. seyru sulûkunu tamamlayıp.1120 Şeyh Şerafeddin bu kabiliyetin neleri ihtiva edeceğini saymış ve bunları mürşid olmanın gereği olarak beyan etmiştir. Menâkıb-ı Şerefiyye. doktorun uygulayacağı tedavide. sahabenin(ra) Hz. nefsindeki hastalıkları tedavi etmiş kişidir. hastalığa göre tedavinin değiştiği gibi.sufilive. mürîdlerin hepsine aynı öğüt ve tavsiyede bulunursa.1119 Nazım Efendi’ye göre mürşid de. Âdem’in sülbüne kondular. 215 . Bu ilimler ile mürid. hastalığının cinsine göre tedavi cihetine gider. s. Sühreverdî (v. 632/1234) maddî ve manevî doğum anlayışıyla birlikte ele almıştır. ss.1118 İrşadın misak ile birlikte değerlendirildiği bu yaklaşımı. elest bezmindeki suale belâ diyen zerreler. Tasavvuf Sohbetleri. şeriatın 1118 www. manevî ilim ve halleri intikal ettirmektedirler. babalarının sulbünde taşınarak. mürşidler de mürîdlerini huzuru ilahîye temiz çıkarmak için hayatlarını onlara adamış kullardır. hastasını tanıma kabiliyetini de ele almıştır. nefsini tezkiye etmiştir. Peygamber(sav)’in kıyamete kadar devam edecek manevî neslini devam ettiren silsile de kıyamete kadar devam edecektir. Dolayısıyla kendi hastalıklarını tedavi esnasında tanıdığı devaları. Bu anlayışa göre. dertlerini. çoklarını helâk eder ve kalblerini öldürür. manevî evlatlarına. 18. Meselâ.com. 103-112.1121 Hasta ve doktor misali üzerinden bu konuyu anlatan Gazalî. mürşid olamaz ve misâk ahdinin muktezası ile hareket edemez. Bu tohumlardan bazıları. mürîd. Yani bedenî hastalıklarda. diğer hastaları iyileştirmek için tavsiye edebilecek kabiliyetedir. nesli kesiliyor. mürîdlerin kalblerini tedavi edecek olan mürşid de herkesin nabzına. bazıları da. 1119 Sühreverdi. 1121 Burkay. zürriyetini devam ettiriyor. Hz. mizaç ve bünyesine. 1120 Kıbrısî. Bu manada kendisine emanet edilmiş mürîdanın sayısını. Mürşid. hastalıklarını ve irşâd yollarını bilmeyen onları görecek basireti olmayan kul. gözünü melekût âlemine açarak. Avarif(Hakikat Bilgisi). 26. Mürşîd-i kâmiller de. manevî bir doğuş yaşar.

s. önce abdest. www. beleş olur.. temsilen ifade etmiştir. ta ki can. atın üstüne binilince vurulur. geri döndürülmeyeceklerini. gusul ve namaz gibi zahiri ibadetleri öğretir. yani korkutmakla. Bu temsile göre mürşidin müjdelemesi. yabani atların kaçışına benzeten Kıbrısî. hakikate cezbetmeye ve sevk etmeye benzer. Mesnevî. b. şöyle ifade eder: “İşte onları (mürşidleri) arayınız. yabani atlara şeker vermek suretiyle. 2. 216 . Onun hak olduğu sence anlaşıldı mı ona yapış!”1125 1122 1123 Gazalî. elmas. korkutmaktan ziyade müjdelemek ile yapılmalıdır. İnsanların Allah(cc)’tan.. her gece Kadir gecesi değildir ama bütün geceler de ondan hâli değildir. mürşidin de aranması ve bulunması gerektiğini şöyle ifade etmiştir: “Hak gecelerde gizlenen Kadir gecesi gibidir. Ey delikanlı. Kamçı.3. Bu yüzden eşine nadir rastlanan mücevherlerin arandığı gibi aranmaları ve bulunmaları gerektiğini. öyle kolay ele geçmez. Hz. ss. onları kamçıyla. kadir gecesinin. Ötekiler çok bulunduğu için hemen ayağının ucuyla tepip geçersin.1122 Şeyh Nazım’a göre. aranmadan meydana çıkmaz. İhyâ. 1124 Kıbrısî.saltanattv. 1125 Mevlanâ. zümrüt. her bir geceyi imtihan edip O’nu bulabilsin diye. insanlara göre değerlidir. Ses dosyası. amma yakut. diğer kullara üstünlüğünü. c. 15. Kıymetsiz bir şey diyerekten kimse cebine alıp koymaz.hududunu bilmeyen ve bu yola yeni sülûk eden cahil bir kimse ise mürşid. Peygamber(sav)’den ve İslam’dan kaçışını.org/Arşiv/Audio/EdepBuKapıda(1986). 2933-7. 59-61. Çakıl taşını beleş topla. diğer günlere üstünlüğü misali üzerinden anlatırken. Şeyh Nazım. Kur’ân-ı Kerîm’den.1123 Nazım Efendi’ye göre mürşîd. c. yakutun diğer taşlara göre değeri nisbetinde. Kolay ele geçmedikleri için pahalıdır zaten. bu devrin insanları için irşâd vazifesi. Hırka giyenler arasında da bir Hak fakiri vardır (sana düşen onu arayıp bulmandır). müşîdin. Kolay bulunan şey ucuz olur. O hemen hazır bulunmaz.”1124 Mevlanâ. Tasavvuf Sohbetleri. arşivimizde mevcuttur.

mürîdin murâd oluşuyla açıklamakta ve şöyle ifade etmektedir: “Her hakiki mürid aynı zamanda murâddır.. Durum bu olmakla beraber. Peygamber(sav)’in yardımcıları olarak. Bu menkıbeyi nakleden dükkân sahibi. görevlerini ve mesul olacakları mürîdlerini yevmu’l-ezelde emanet almışlardır. Hazret o vakit bir perde yaptı. 1127 Kıbrısî. s. Hz.1130 Nakşîbendilikte.”1128 Kelâbâzî’ye göre mürîd. mürîdin mürşidine duyduğu muhabbet de. Kendimden geçtim. Çünkü mürîd. a. Uzun 1126 Nazım Efendi menkıbeyi şöyle nakletmiştir: “Mûrîdleri elhamdu lillah sizi (Şah-ı Nakşîbendî) bulduk ya seyidi demişler. keramet ve/veya tasarruf kavramlarıyla da ele alınmıştır. ben buradayım. sûfiler mürid ile murâd arasında fark görmüşlerdir. Onlar nerededir diyerekten oraya buraya koşup aramaya başladılar. 217 . “Eğer yenimi hareket ettirirsem. hakikatte mürşîdin mürîdini bulduğunu ifade etmiştir. aslında seyru sülûka istendiği için murâddır. Şâh-ı Nakşîbend’in bir mecliste.e. s. bir Şâh-ı Nakşîbend menkıbesi1126 üzerinden izah ederek. evini. 173.1127 Kuşeyrî mürîdin mürşîdi tarafından bulunması mevzunu. 1129 Kelabâzî. ss. onlardan da mürîdlerine akar. mürîdlerini yevmu’l-ezelde bulmuşlardır. Büyük küçük bütün Buharalılar benim aşıkım ve hayranım olur. Peygamber(sav)’den mürşidlere. Sonra zahir oldu. Çünkü Allah Teâlâ onu irade etmeseydi mürid olamazdı. Ben de bir acayip hal vaki oldu. Çünkü Hakk Sühanehû ve Teâlâ onu hususi bir şekilde irade edince. 139. kendisini kaybett i. bu açıdan ele alınmıştır. 238. s. Tasavvuf Sohbetleri. 1128 Kuşeyrî. onu mürid olmaya muvaffak kılar. Her murâd müriddir. dediki. Allah(cc)’tan kullarına. Mürşîdden mürîde bu muhabbetin aktarılması. Hz. Nazım Efendi bu görüşünü. s. Beni buldunuzsa niye burada bulamadınız? Bkz.g. er-Risâle. Kıbrısî. Yani muhabbet. o anda yaşadıklarını şöyle ifade etmiştir: “O anda benim bakışım yenlerin ucuna takıldı. Zira Allah Teâlâ’nın irade etmediği hiçbir şey olmaz. Dükkânın içine düşmüşüm. Taarruf. yeninin içine çektiği nakledilmiştir.Velayet bahsinde incelendiği üzere evliyalar. Allah(cc)’ın istemediği şeyi nefsi için murad etmez. 1130 Hucvirî. dükkânını bırakıp ardıma düşer” dedikten sonra ellini sallayıp. 158-159. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). Siz mi beni buldunuz yoksa ben mi sizi buldum. Dolayısıyla aranıp bulunması tavsiye edilen mürşidler.1129 Zira Allah istemedikçe kişi mürîd olma arzusu duymaz. 139. barkını.

“O inanan kimse dedi ki: Ey Kavmim! Bana uyun ki sizi doğru yola ileteyim. Nerede kaldı ki bozulduğu vakitte onu tamir edebilelim. İmâm-ı Nevevî’yi düzeltmesidir. İstanbul 1985. Cenab-ı Allah peygamber göndermezdi”1133 demiştir. s. değil mi?”1132 Şeyh Nazım bu görüşünü. 1135 Geylanî Abdülkâdir. 218 . Bu mi salde işaret edilen nokta. zamanının büyük muhaddislerinden olan İmâm-ı Nevevî Hazretleri’ne (v.bir zaman sonra kendime geldim. Tasavvuf Sohbetleri. peygamber olmayan ve inanan Mü’min kimse olarak bildirilmiştir. 1131 1132 Camî. s. Evi ve dükkânımı bıraktım. “Menâsık-ı Hacc” kitabını yazacak kadar âlim olmasına rağmen Hacca gittiğinde. 59.”1134 ayetini savunmuşlardır. s. dokuz yaşındaki çocuğu misal getirerek izah etmiştir. din için peygamberlerin gönderilmesine istinat ederek izah etmiş ve “Hakka giden yolda delilsiz gidilebilseydi. Nazım Efendi’ye göre hakikat talibi olan mürid. Nefehâtu’l-uns. Kıbrısî.”1131 Mürşidi tanımlamanın bir diğer vechi ise. dokuz yaşındaki bir rehberin. bu mevzudaki diğer husustur. Nazım Efendi’ye göre mürîd. Haz: Yaman Arıkan. 677/1278) hac yolculuğunda rehberlik yapan. el-Fethu’r-Rabbâni ve’l-feyzu’r-Rahmani. Maneviyat yolunda ricalin yetişmesi için. ss. Kıbrısî bu anlayışını. mürşide ihtiyacı vardır. o yolda yetişmiş ve yolu bilen bir mürşide ihtiyaç duyulduğunu şöyle ifade eder: “Bir bina kurulacağı vakitte veyahut bir motorun monte edileceği vakitte veyahut bir saati yerli yerinde yerleştireceğini ustası bilir. o radyolar teypler bozulur. bu yolculuğunda yolunu kitap rehberliğinde bulamaz. ben onu çalıştırmayı bilmem. Bu ayette doğru yola iletecek kişi (mürşîd). Gelişi güzel korsa. Uyanış Yay. 1134 Mü’minûn: 23/38. Bana getirse ben ne bilirim. Peygamberlerden başka insanları irşad edecek zatların olmadığını düşünen kişilere karşı sufîler. Hoca (Nakşibend)’nın muhabbet saltanatı bütün vücudumu kaplamış buldum. 462. ne kadar çok şey bilirse bilsin.1135 Mürîdin mürşide olan ihtiyacını. 422-424.. 1133 Aynı eser. İrşada yetkili mürşîdlerin Kur’ân’daki deliline de bu örnek verilmiş ve mürşidin gerekliliği savunulmuştur. 64. kitapların ikame etmeyeceği. Hz. müridin nazırıyla ve onun tarafıyla olur.

Bununla birlikte aşk-ı ilahî ve Allah(cc)’ın cemalinin taleb edildiği düzeyde bir mürîd olunduğunda ise. bütün Kur’ân-ı Kerîm’i tefsirleriyle beraber ezber et. iradesi ve muhabbetinin şiddeti mürşidin gerekliliğini belirleyici bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. irşâd için nazarî ve lisanî ilimlerin yetersiz kaldığını. Kıbrısî’nin ifade ettiği gibi. “Bugün sizin için dininizi tamamladım”1137 âyetini delil göstererek. yerinde tatbikatını görmediği için dokuz yaşındaki çocuk onu ilzam etmiş. 1136 1137 Kıbrısî. Değilsen olduğun yerde kalırsın. 298. Bundan ne mana alacağız? Yalnız kitap okumakla kimse delil olamaz. bu görüşe karşı çıkmıştır. 1138 Tosun. tasdik edilmiştir. bu görüşünü o dönem Bahauddin Nakşîbed’e arz etmiş ve onun tarafından da beğenilip.İmâm-ı Nevevî Hazretleri çocuğa hüccetini sorduğunda çocuk. Sen istersen allame-i cihan ol.”1136 Bu noktada Kur’ân ve hadis ışığında hayatını şekillendiren bir mü’minin. kendisini cehennem azabından koruyacak ve cennet nimetlerinin ilk katmanlarına taşıyacak bir düzeyde taleb ile mürid olduğunda. Bunlardan ilki mürşidin lugavî manasını karşılarken. O. Tasavvuf Sohbetleri. Farklı bir ifadeyle Mü’min. Mâide: 5/3. dört mezhebin imamının bütün ahkâmını ezberinde tut… İlla o yolu yürüyüp geçmiş. 219 .1138 Bu hakikati de göz önüne aldığımızda. s. İslam’ın temel şia’rlarını anlatan kitaplar. bunların öğretildiği medreseler ve rahleler. cüz’î bir mürşid vazifesine ikame edilebilir diyebiliriz. bu meclislerdeki vâizler ve imamlar. Yakûbu Çerhî (v. Mürşidin lüzumuna fazla vurgu yapıldığı ve intisâb olmadan hiçbir ilerleme olmayacağının savunulduğu bir dönemde. manevi tekâmülü olup olmayacağı söz konusu olmaktadır. Bahauddin. bütün Ehadisi Nebevîyye’nin hepsini iç. 15-16. mürşidi olmadan. mürşidlerin rehberliği zaruri olmaktadır. Şeyh Nazım bu misal üzerinden. Kur’ân ve sünnet ile amel ettikten sonra bir şeyhe intisap etmenin gerekli olmadığını savunan Yakûb-ı Çerhi. dokuz yaşındaki delile muhtaç oldu. 851/1447). müridin hakikat yolundaki talebi. Nevevî’nin kendi kitabından delil getirmiştir. varmış olan kimselerin elinden tutmaya sen mecbursun. mürşidin tatbiki ve kalbî ilimlere ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn mertebelerinde vakıf olması gerektiğini şöyle ifade eder: “O kitabı kendisi yazdığı halde. ss. imam olduğu halde orada şaşırdı.

Menâkıb-ı Şerefiyye. Dolayısıyla Kıbrısî’nin bahsettiği zorunluluk. Şeyh Nazım’a göre tasavvuf terbiyesiyle icazet almayan kişinin mürşid olarak telakki edilmediği aşikârdır. Ulaşılan bu düşünceden hareketle. şu şekilde izah etmiştir: “O mürşid-i kâzib. tüm mahlûkatın tesbihâtına ve takdisâtına vakıf olması gerekir. s. Peygamber ile sohbet ve mülakat edebilir. Mesela mürşid. Sırr letâifi zâkir olan mürşid. tüm Kur’ân ayetlerini en aşağı üçer mana ile tefsir edebilecek ilme ve namazın hakikatlerine vakıf olması gerekir. Melaike ile ülfet edebilir ve hatif-i Rabbaniye muhatab olabilir. hidayete ve saadete nail olacak kimseyi alıkoyarak hakiki saadetten mahrum kalmasına sebep olur. Dolayısıyla onun. ss. Aynı eser. tüm kabir ehlinin ahval-i berzahiyyelerine vakıf olabilir. Kıbrısî’ye göre. ümmet-i Muhammed(sav)’in hidayet yolunu kesen. müşid-i sâdık ile mürşid-i kezzabın temeyyüz edilmesi gerekir.”1139 Bununla birlikte hakiki mürşid ile yol kesici mürşidin temeyyüz edilmesindeki şart ve alametleri. 616/1220) tarafından kullanıldığını ifade ettiği yol kesiciliği.ikincisi ıstılahtaki manasını karşılamaktadır. istediği zaman Hz. Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî beş letâif üzerinden izah etmiştir. Abdulhâlik-ı Gucduvanî (v. Kıbrısî’nin mürşid tasvirinin dışında kalanlar bu temyizde bir göstergedir. yol kesici olarak tanımlamaktadır. Ahfau’l-Ahfa makâmındaki mürşid. Levh -i Mahfuz’a. Böylece yol kesici olur. elest bezmindeki misakı daima hatırlaması ve hatırlatması gerekmektedir. bir hardal tanesi kadar dahi olsa. Bu makâmdaki mürşîd. muttali olur. yol kesicidir. Kendi mürşid-i hakikisine tesadüf ve mülakat ettiği takdirde. 32-35. 28.1140 1139 1140 Burkay. halk içinde mürşidlere ikame edilen vaiz ve imamların. Bu izaha göre mürşid. Şeyh Şerafeddin. mürşidden farkı ehemmiyet arz etmektedir. ikincisi için olduğu görülmektedir. ümmi bile olsa. bu misakı tanımadan irşâd vazifesini üstlenenleri. 220 . Ahfası zikir halinde olan mürşid. arzu ettiği lahzada tüm meşayıhın ervahını davet ederek görüşebilir. zemmedilen tüm kötü ahlaktan kalbini temizlediği için kalb letâifi zâkirdir. Peygamber’in huzurunda. Sırru’s-sırrı zâkir olan mürşid. hicapsız bulunur. daimi suretle Hz. Ancak söz konusu vâiz ya da hocaların mürşidlik iddiasında bulunması durumunda.

ss. Peygamber(sav)’i görerek tâbi olan ashab misaliyle izah etmiştir. Hz. s. hevâ ve hevesine tapar. 1144 Kıbrısî.1144 Onları arayıp bulan ve onlara tabi olanlar. sözlük anlamı olarak hiçbir zaman kabul edilmemiş. Nefes nefese ve tedrici bir surette tarikatın adâbını öğretecek bir üstada sahip olmayan mürîdin durumu da böyledir. kıyamet gününe kadar insanlara rehber olacaklardır. 1143 Kuşeyrî. 41. tasavvuf ıstılahının en temel kavramlarından biri olarak ele alınmış ve onun haricindeki manaları da kullanılmamıştır. “… Evlere kapılarından girin”1141 ayetinin tefsiriyle izah edilmiştir. mürşidliğin ileri makâmlarında bir bağ olarak ifade edilmiştir. olgunlaşma sürecinde mürşid ve/veya kitabın rehberliğini bir misal üzerinden izah eden İmâm-ı Kuşeyri. yapraklansa bile meyve vermez. Hz. Bununla birlikte Kıbrısî’nin beyan ettiği hatifu’r-Rabbânî. Peygamber(sav) ve mürşîdler olarak tefsir edilmiştir. onun irşad anlayışına dayanmaktadır. Tasavvuf Sohbetleri.1142 Dolayısıyla Nazım Efendi’ye göre mürşidin bulunması. 221 . Nazım Efendi’ye göre. bu husussu. Nazım Efendi’ye atfen yazılan bir eserde irşâd. 17. Yani ashabı diğer Müslümanlardan farklı olarak temeyyüz ettiren şey. Sahabe-i Kiram’ın Peygamber Efendimize(sav) tabi olduğu gibi merâtib 1141 1142 Bakara: 2/189. Yılmaz. s. Hakikat yolcusu bir Mü’minin. maksutlarına vasıl ederler. Nazım Efendi. Dolayısıyla. Bu durumda olan mürîd. s. Peygamber(sav)’i görmeleridir. Onların gayesi Allah(cc) olduğu için kendilerine tâbi olanları. bir bakıma bu mevzunun ıstılahtaki çizgisini belirlemiştir: “Bir başkası tarafından dikilmeksizin kendiliğinden yetişen ağaç. seyru sulûkun başladığı andır. Hz. 317.”1143 Kıbrısî’nin ıstılahtaki manasıyla ele aldığı mürşid anlayışı. Kıbrısî’nin mürşid telâkkisi. Hakk’a ulaştıran yoldaki uygun usulle yaklaşmayı temsil eden kapılar. 483-484. Hz. Tasavvuf ve Tarîkatlar. Peygamber(sav)’e varis evliya ve mürşidler.Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin yaptığı bu tevcih. Mirahmadi. başka bir kurtuluş yolu bulmaz. irşadda mürşidi görmenin önemi hususunda da görülmektedir. Sufi Meditation. er-Risale.

. nasıl yok edeyim der miydi? Bir de gördü ki bir karga. mürşid-i teberrük. 1298-1304.kateder. 889/1484) göre mürşid-i kâmil. fikirden doğacak değil ya! Fakat Kabilde bu anlayış olsaydı Hâbili başı üstünde taşır mıydı? Ben bu ölüyü. hiçbir sanatı. Bu yüzden bakışları Allah(cc)’ın nuru. yol alırlar. Ebediyete Davet..1145 Istılahta mürşidin önemi farklı açılardan ifade edilmiştir. Böylelikle Allah(cc)’ı mürîdlerine. ilim. 1995. toprağa karışmış ölüyü ne yapayım. 186. 671/1273).. iki kavram arasında derecelenmiştir. Tabi olmayanlar ise İmâm-ı Nevevî’nin şaşırıp kaldığı gibi kalırlar. 167-168. s. Ank. düşünceden. 222 . mürşid-i tezkiye. Tasavvuf Sohbetleri. şeyhin önemini. Mesnevî. onların mertebelerine göre tasnifidir. bu kana. hemen geldi. Birisi mürşid. mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye gibi kavramlar manevi mertebelere delalet etmektedir. c. Yanına gelenlerin müşkülleri çözülür. 17. ss. Eşrefoğlu Rumî’ye (v. Meselâ Mevlanâ Celaleddin-i Rumî (v. mürîdlerini de Allah(cc)’a sevdirir. b. amel ve tasarruf sahibi kişidir. sahih bir silsileye dayanan... 4. Mevlanâ. Mustafa. s.1147 Istılahta mürşidin ulaştığı manevî makâm ve kemâlat derecelerine göre tanımlanan. Eşrefoğlu Rumî. usta olmadıkça öğrenebiliyor mu? Hile kılı kırk yarar ama usta olmadıkça hiçbir sanatı elde edemez! Mezar kazmak. diğeri mürşid-i kâmil olan bu iki kavram arasında sırasıyla.”1146 Hakiki mürşidin tanımlanmasından sonraki husus. ölü bir kargayı ağzına almış. bir mürşid-i kâmil kavramı vardır. mürîdin kişisel gelişim sürecinde.1148 1145 1146 Kıbrısî. şu dizelerle ifade etmiştir: “Dikkat et de bak! Bizim bu aklımız. düzenden. tutuşları Allah(cc)’ın yed-i kudretiyle olur. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasnifi. en bayağı bir sanat. 1148 Kara. 1147 Hakkâni. TDV yay.

hiç şüphesiz. Bu yüzden mürîdlerinin manevî ilerleyişlerinin gerisinde kalan mürşidler. Buna göre bazı mürşidler yol bilir. 120. mürşîd-i kâmil mertebesindeki marifet. kendinden sonra kendi lisanından konuşacak birisi olmayan mürşîd. Ebediyete Davet. 186. 223 . Zira itikadî veya amelî noksanlığa haiz bir kulun. Kıbrısî’nin ifadesiyle. Nitekim mürşid-i kâmil. onun kendi lisanı ile konuşacak zatları yetiştirmesiyle ölçülür. tüm mürîdlerin manevî tekâmülünü murakabe edebilecek yetide olmalıdır. s. s. müridlerini mürşid-i kâmile yönlendirmesi gerekmektedir. hallerinin pek çoğunda kendisine hâkim olan. 673/1274)’ye göre mürşîd-i kâmil. Hakka giden yolda mürşidlerin tasarrufları. Mürşid mertebesindeki marifet. kullandığı vasıtalara göre çeşitlenmektedir. taşı bile kendi lisanından konuşturan kişidir. bazılarının 1149 1150 Kıbrısî. yalnız bindirecek vasıtası olmadığı için yürütür. yani ne kadar zikirle yürüdüğünü bilmeyen mürşid.1150 Bununla birlikte Şeyh Nazım’a göre mürşid-i kâmil.1151 Nazım Efendi’ye göre mürşidlerin bir diğer tasnifi ise. mürîdinin tekâmülü hususunda kifayetsiz kalır ki onlar irşadda noksandırlar. Çünkü mürîdinin hangi süratle seyrettiğini. ibtidaî kemalât mertebelerinin tamamını kat etmiştir. 1151 el-Hakkânî. Bu manada Sadreddin-i Konevî (v. bu hal ve makâmlardan hiçbirinin kendisini sınırlamadığı. Farklı bir ifadeyle. Tasavvuf Metafiziği. Bu mertebede.1149 Nazım Efendi’nin ifade ettiği bu noksanlık. vefatında dahi noksandır. Bazı mürşidler yolu atıyla alır. diğer mürşidlerin tasarrufunda olmayan bir mertebeye ulaşmıştır.Nazım Efendi’ye göre bir mürşîdin kemali. Bu kemal derecesine varmış bir mürşîd. Şeyh Nazım. ilahi isim ve sıfatların bazılarını idrak edebilecek düzeydeyken. ilahi isim ve sıfatların bütünü idrak edebilecek düzeydedir. velayet mertebelerindeki bir noksanlıktır. 140. Şeyh Nazım’ın terminolojisinde mürşîd olarak tanımlanmadığı bilinmektedir. kendisini gören ve huzur halini yaşayandır. Mürşid-i kâmil ise. s. dilediği kimseyi kemâle erdirebilir. “ekmellik” makâmına ulaşmış mürşiddir. Tasavvuf Sohbetleri. Farklı bir ifadeyle mürşîd. mürîdlerini kemâl derecelerine vasıl etmedeki tasarruflarına göre yapılmıştır. Konevî. bu durumu bir teşbih üzerinden ifade eder.

. a. sadece nasihatla değil. Mürşîdin tedavi ettiği bu hastalık derin ise. “(Rasûlüm!) Sen. bu durumdaki mürîde şöyle nasihat etmiştir: “Bir zaman olur.g. bir an gelir. 4. cennetin kokusunu alamaz!”1155 1152 1153 Kıbrısî. hidâyete erenleri de çok iyi bilir. şişirir! Arifin bedenine cemad vasfını verir de orada neşeli güller. Sühreverdî’ye göre mürşidler..e. mürîdin zahiri kabiliyetlerine ve batınî hallerine göre faydalı olanı emretmektir. sana kanat kesilir. mürîdin tedavi edilecek manevi hastalığına göre çeşitlenmektedir. Kimilerinin treni. a. kimilerinin de uçağı vardır.. Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin.da mürîdlerini taşıdıkları traktörleri vardır. Mevlanâ. Nahl: 16/125... 1155 Mevlanâ. 124-125. yüzeysel ise mürîd tedavinin acısını dahi duymaz. bir zaman seni sevgilinin havasıyla doldurur. Her insanın durumunun farklı olmasından hareketle Sühreverdî. içi temizden başkası. 224 . kahır ateşi seni taşır.. s. Bu muamelatı belirleyen durum. c. b. Kıbrısî’nin düşüncelerini besleyen tasavvuf terminolojisinden bir misaldir. başkası değil. her mürîdin ihtiyaç ve kabiliyetine göre ayrı ayrı irşâd usulü seçebileceğini. onun lûtuf dalgaları..”1153 ayetine istinaden savunmuştur. lütfunun zıddı sayma pek.. Bu manada hikmetle davet. Kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O. 1154 Sühreverdî.1152 Bu mevzuda Sühreverdî (v. götürür! Kahrını. mürşidin müridine olan muamelatına göre de tasnif edilebilir. mürîdin terbiyesinde kendine has metotları kullanabilir. Tasavvuf Sohbetleri.g. mürîdin canı yanar ve mürşidinden hoşnutsuz olur. 632/1234)’nin görüşleri. nesrinler bitirir! Fakat bunları o görür. tesir bakımından ikisinin de birliğini gör! Bir zaman seni toprak gibi yeşertir. 545-549.e. 60.1154 Bu irşad metodları. Mevlana Celaleddin-i Rumî’ye göre. ss.

36. 81. mürşid-i teberrük. dört mezhebin menhiyatından sakınması gerekmektedir. 60. Allah(cc)’ın razı olmadığı bir haldir.”1157 hadis-i şerifiyle ilgili yorumlansa da. beş bin lafza-i celâli ve beş bin salavat-ı şerifeyi telkin ve tavsiyeye mezun olmalıdır. Hz. bazı mürîdleri tarafından “Tebessüm sadakadır.Kabz ve Bast Hali .1160 Şeyh Şerafeddin’e ait izahat mevcuttur. Söz konusu izaha göre bu kavramlar.e. sokak serserilerinden. uyuşturucu kullananlara ve punkçulara kadar her tür insanla konuşmaktan kaçınmaz”1156. Mürşid-i terbiye. Tasavvuf Sohbetleri. a. s. mürşîdlerin kemal mertebelerine anlam kazanmıştır. Ayrıca etbâsını ve mürîdanını.1158 bize göre kabz ve bast hallerinin nasıl anlaşıldığı ile de ilgilidir. mürşid-i tezkiye. ss. 225 . bir saat zarfında 700 bin adet zikre tayy-i lisan ile muvaffak olmalıdır. şakalaşmayı sever. nefsin ve şeytanın hilelerinden muhafaza etmeye muktedir olmalıdır. 1160 Kıbrısî. Şeyh Şerafeddin’e göre bu zat. 1159 Bu tezde bkz.g. s. Makamlar ve Seyr u Sülûk ile İlgili Kavramlar/h. 82.Nazım Efendi’ye göre irşâd makâmında bulunan şeyh. Birr. Beş adet irşada mezun 1156 1157 Atay. 1158 Atay.1159 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tanımlamasını yapmadan beyan ettiği. Bu zat 24 saat içerisinde 24 bin lafza-i celâli ve beş bin salavat-ı şerifeyi ifaya muktedir ve müdavim olmalıdır. Mürşid-i tasfiye olan zat. Şeyh Nazım’ın mürîdleriyle ve diğer insanlarla olan muamelelerinde gözlemlediğimiz rıfk özelliği bir antropolojik çalışmada şöyle ifade edilmiştir: “Genel olarak Şeyh Nazım’ın cana yakın ve sevimli bir kişiliğe sahip olduğu söylenebilir. 24 binden 70 bine kadar zikr telkin etmeye mezun olmalıdır.. Hemen her zaman neşelidir. 82. Çünkü Nazım Efendi’ye göre memnuniyetsizlik ifadesi olan kabz hali ve onun çehrelerdeki yansımaları. mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye kavramları hakkında. Bu zat müctehid-i mutlak mertebesine ermiştir. Mürşid-i tezkiye olan zat. her zaman cebinde çevresinde doluşan çocuklara vermek üzere şeker bulundurur ve her şeyden önemlisi. Meselâ mürşid-i teberrük olan zat. Batı’da bir Nakşî Cemaati. tüm kâinat ve melekût içinde kaybolmuş olsa dahi. mizah duygusuna sahiptir… Dahası Şeyh Nazım. Nazım Efendi’nin bu hali. Tirmzî. Peygamber(sav)’in özelliği olan rıfk ile muamele etmesi gerekir. mürşidin en yüksek mertebesidir. bunlara nazar ve iltifatı olmaması gerekmektedir.

Mucemu’lfaz es-sufiyye. s. Mürşidler aynı zamanda Peygamber(sav)’e de tabi olmuş kişilerdir. Mürîd ismi taşıyan kişi.1162 Her ne kadar Kuran-ı kerimde mürîd kelimesi geçmiyorsa da kelime kökü olan “e-ra-de”. İstanbul 1852. ss. 2. 381. Şergavî Hasan.5. c. bu okumalarla insanlara yol gösteren kişidir. nefsindeki hastalıkları tedavi edip nefis tezkiyesini tamamlayan. O nur ile levh-i mahfuzu okuyan. Kamus Tercümesi. Menâkıb-ı Şerefiyye. irşâda icazetli manasındaki mezun kişidir. s. irade etmek. Bir saat zarfında 24 bin müridi can çekişmekte dahi olsa. Bahriye Yay. Mu’cemu’l-vasît. Tevbe: 9/107. Komisyon. Kâhire 1987. Mürşîd. yaklaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kâhire 2004. s. İbn Manzûr. Müessesetu’l-muhtar. 1164 Zubî. Mürşidlerin mürşid-i kâmil olma yolundaki mertebelerine göre sırasıyla. 248. 124 bin evliya. Mucemu’s-sufiyye. Peygamber(sav)’in misak günü yüklendiği emaneti paylaştığı seçkin ruhaniyetlerdir. Lisânu’l-Arab. Asım Efendi.. s. 368. MÜRÎD: Mürîd. mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye gibi tasnifleri vardır. bir an bile Allah(cc)’tan 1161 1162 Burkay. birbiriyle ilintili bir şekilde şöyle yapabiliriz.1163 Tasavvuf ıstılahında mürîd. Memduh. mürşid-i teberrük. hidayet nuruyla kendi kusurlarının farkına varıp kemâle ulaşma arzusunda olan ve bu olgunluk eğitimini verecek bir mürşide bağlanan kişi için kullanılır.1164 Farklı bir ifadeyle mürîd. 376. irade etmek anlamında kullanılmıştır. s.olmalıdır. c. istemek. 40-43. Enbiyâ: 21/17. 22.1161 Nazım Efendi’nin genel tasavvuf anlayışı içerisinde telakki edilen mürşîd tanımını. nazarı ve iradesini sırf Allah’a yönelten kişi demektir. 1163 Hûd: 11/34. hepsinin imdadına aynı anda yetişmesi gerekmektedir. muhtelif yerlerde istemek. Dâru’l-Cebel. c. Her daim “elestu” hitabını duyan ve o ahde sâdık yaşayan mürşîd. Hz. Allah(cc)’ın nuru kendisinde bulunan. 226 . mürşid-i tezkiye.

. Uludağ. Üveys-i Karanî ile mukayesesi şeklinde de savunulmuştur. Bu açıdan bakıldığında Üveys-i Karanî. tatbikî ve kalbî ilme tebdil eder.e. 263.1167 Nazım Efendi’ye göre mürîd için görerek rehber edinme onun yakînini artırır. Kervan Yay. c. Hakkâniyye içerisindeki mürîdler tarafından da ileri sürülmektedir. nur sahiplerine tâbi ve teslim olandır. TTS. sahabe derecesinden aşağıda ve tabiîn cümlesinden olmuştur. TTDS. imdat taleb edendir. s.1165 Nazım Efendi’nin mürîd tanımı. Keşşâf. Ta’rifat. s. mürşidini sureten görmesi. 158-159. Ünal. 1168 Kıbrısî. 64. 221. Peygamber(sav)’i madden hiç görmediği halde. Peygamber’i) görerek Sahabe olanların farkı irşada görmenin önemi için kullanır. Cürcanî. 1. Kelâbâzî. Tasavvuf Sohbetleri. 227 . s. 1167 Aynı eser s. s.g. Londralı mürîdlere göre. Ayrıca bu tezde bkz. 62. 174. Tuygun. mürşîdi vesilesiyle.1169 Farklı bir ifadeyle mürîdin. her iki cihanda da Allah(cc)’tan başka muradı yoktur. Cebecioğlu. Kıbrısî bu durumu Kur’ân misali üzerinden izah eder. 526. 15-16. maneviyattan gelecek nuranî feyze ve ilme ihtiyaç duyan. Bu misale göre. mürîdin tekâmülü için. Mürîd. mürşidinin sohbetinde bulunması ve onun maddî nazarlarından feyz alması gerekmektedir.1168 Sufîler içerisinde bu görüş. acziyetini bilip medet isteyen. s. sahip olduğu kitabî. Allah(cc)’ın nuruna ihtiyaç duyan. Nazım Efendi’nin görerek tâbi olma hususundaki görüşü. Pîr-i Sami Hazretleri Hayatı ve Sohbetleri. İradesi Allah(cc)’ın iradesiyle tecerrüd ettiği için onun. a. Kıbrısî’nin mürşîd anlayışından hareketle. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlae/c. İstanbul 1985. nefsini tezkiye etmek isteyen. s. c. ss.. Sahabe-i Kirâm’ın.1166 Mürîd. bu tanımı şöyle yapabiliriz. soyut ve lisanî bilgileri. 124. Kur’ân-ı Kerim’i okuyarak İslam dinini yaşayan Müslümanlar ile Kur’ân-ı Kerîm’i (Hz. Mürîd. ıstılahtaki mürîd anlayışından farklı değildir. et-Taarruf.Mürşîd. İslam’ın öz bilgisine ancak tarikat disiplini içerisinde ve mürşîd-mürîd ilişkisiyle 1165 Tehânevî. Erzincan 1997. s.başkasına yönelmeyen kişi anlamına da gelmektedir. 1169 Ramazanoğlu Samî. 1166 Kıbrısî. Muhammed ümmeti içinde. Hz. ss. 6. onu taleb eden olduğu için. 132. Musâhabe. O’nun sohbetiyle müşerref olmadığından. mürşid ihtiyacını izale etmez aksine. O’nun batınından manevî feyz aldıysa da.

1172 Stjernholm. 1173 Aynı eser. s.000 tesbih çekerse buna mukabil şeyh 1000 tesbih çekerse mürîdler deli olur. Hakkânî mürîdleri arasında net değildir. 56. dinamik bir süreçten geçmektedir. 297. kalbi masivâdan arındırma ve cilalamadır. bu dönem için vuzuha kavuşmamış bir mevzudur. bu ihtiyacı karşılayıp karşılamadığı. Yani onlara göre amaç. hal tutar ve kendisi hallenmeye başlar. mürîdin önünde yürüyen adamdır. O şeyhin kuvvetinin yetişmediğine delalettir. ss. mürîdi maksuduna ulaştıracak olan şey. ibadet ve zikir vesilesiyle saflığa ve duruluğa ulaşmayı hedeflemektedirler.1172 Bu gayelere vasıl olan şeyhe. rabıta kurar. Onun için şeyh. s. Lefke Tekkesine her fırsatta gelerek. Aynı eser. 1170 1171 Atay. Hâlidiyye-i Hakkâniyye mürîdlerinden.1171 İnternet üzerinden. Nagshbandi-Haqqani. bu anlayışla Şeyhlerine yakın olurlar. ziyerette bulunanlar da olmaktadır. nefsin tezkiye edilmesi ve kalbin sevgiyle doldurulması şeklinde genel olarak ifade edilmiştir. canlı olarak paylaşılan sohbet videolarının. s. şer’î bilgi ve amellere ek olarak mürşîdin gösterdikleridir. 37. başka âlemlere düşer. arınma. Bâyezid-i Bestamî’nin 99 şeyh değiştirdiğini misal veren Kıbrısî. Mürîd 10. Şeyh Nazım’a ait videolar ile kifayet edenler olduğu kadar. şeyhini madden mi yoksa sureten mi gördüğü konusu. batınî ve zahirî libaslar ile ona benzemeye çalışırlar. 228 .vasıl olunur. mürîdleri yakınlaştıran her türlü fiil. Müridler taat. kendinden geçer. Farklı bir ifadeyle. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Bir mürîdin şeriat bilgisine sahip olması elzemdir ancak.1173 Nazım Efendi’ye göre tâbi oldukları mürşidleri makâm olarak geçen mürîdler. Mürîdler. Mürîdin himmeti şeyhi geçti mi mürîd zapt olmaz. Avrupa’daki mürîdlerin Tarikat-ı Hakkâniyye’de bulunma gayeleri. mürşid-i kâmillere havale edilmelidir. Son yirmi yılda yaygınlaşan bu teknolojiye bağlı olarak günlük hayatımıza giren bu durumun tasavvufî boyutu. onları arınmaya ve saflığa götürür. mürşidine ait görüntüleri izleyen bir mürîdin. 112-113. bu konuyu şu ifadelerle izah eder: “… Onun için mürşîd-i kâmil.1170 Mürîdlere göre İslamî bilginin öz kaynağı olan şeyhin (Kıbrısî’nin) belli bir ortamda sadece bulunması bile İslamî bilginin tezahürüdür.

Şemseddin-i Nakşibend (v.1176 Mürîdin mürşîdine olan muhabbetteki öneme atfen Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. Yani şeyhi derecesinde muhabbet. tarikat-ı cezbe veya tarikat-ı muhabbet olarak nitelendirmiştir. ne kadar zikirle yürüdüğünü bilmesi lazımdır ve de bilir. muhabbetullaha dönüşmek yerine şeyhte ifrada düşmesi) daha fazla olursa.”1174 Nakşibendiyye yolunda savunulan bu anlayışı. kötürüm olur. Hakkâniyye yayınları içinde olan ve Nazım Efendi adına yazılan bir eserde yer almaktadır. Muhabbet. 229 . Ebediyete Davet. maşukun iradesinde kaybolması olarak tanımlanmıştır. 186. bu durum zamanı ve mekânı aşkın bir birliktelik olarak. şeyhine muhabbet duyar. tarikat-ı râbıta 1174 1175 Hakkânî. Bu üç makâm. huzur ve fenayı (fenâ fi’r-rasul) yaşadıktan sonra. aşığın maşukundaki daimî huzur hali başlar ki. ikinci makâm olan Peygamber(sav)’de muhabbet. huzur ve fena olarak ifade edilen bu üç makâmın üçüncüsü ise aşığın iradesinin. 92. Meğer mürşîdi kâmil ola…”1175 Mürîdin. 1280/1866). Bu muhabbetten kaynaklanan rabıtanın devamı neticesinde. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.1177 Bu muhabbetten ötürü Hâlidiyye-i Hakkâniyye. 20-39. gerekse seyri murakabeden bihaber olur. üç derece ayrı ayrı tahakkuk eder. şöyle ifade etmiştir: “Eğer sâlikte muhabbetullah bundan (fenâ fi’ş-şeyh muhabbetinin. s. Mürşid seviyesinde. Peygamber(sav) seviyesinde ve Allah(ac) seviyesindedir. huzur halidir. Yani gerek letâiften. o salike. 28. s. rüyet-i Rasulullah nasib olmayıp. Risale-i Murâkabe. Sufi Meditation. mürîd. 1176 Mirahmadi.manevî kuvvetiyle mürîdlerin hangi süratle seyrettiğini yani. huzur ve fena makâmlarını geçen mürîd (fenâ fi’ş-şeyh). Nakşbendî. Eserde bu durum üç makâm olarak izah edilmiştir. Bu izaha göre. Hakkâniyye’yi. meczubu ilahî olur. 1177 K. ss. cezbenin ziyade ifradı dahi zuhur edip. s. Hakk’ta bu üç dereceyi yaşar ve fenâ fi’llah makâmına gelir. Eğer sâlikte muhabbetullah’tan eser bulunmazsa. Şeyhinin makâmına yaklaşması ve o makâmı geçmesine izah olabilecek süreç. Adnan.

bir mıknatıs gibi şeyhindeki ilahî marifetleri ve Rabbânî tecellileri kalbinde toplar. fenâ hasıl olur. birçok manevi egzersizden. çile ve nefs mücadelesinden geçmesi şarttır. Çünkü mürîd bu bağ sayesinde enâniyetinden sıyrılıp şeyhinin iradesinde fanî olur. aşk nisbetinde olur ve aşırı muhabbetin neticesidir. 4. 1180 Gazalî. Buna izaha göre mürşîd ile mürîd arasında muhabbet olmaz ise. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. muhabbetten aldığı kuvvetle. ss. bu ilişki muhabbet. s. Seyyid Burhaneddin Muhakkik-i Tirmizî. 802/1399) şöyle ifade etmiştir: “İşin başı kendinde yürümek (teemmül ve tefekküre dalmak) ve kendinden gitmek (kendinden geçmek)dir. ateşten ve topraktan değildir. Nefehâtu’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). Kendinde yürümenin alameti. 505/1111). kendisine perde olunca. Muhabbetin aslı ise maddi alanı meydana getiren unsurlardan. 1183 Camî. ss. ss. Bir kimse ne kadar çok aşıksa. Adnan.1182 Mürîdin. ss.35-36. ateşini aşktan alır.1178 Futuhâtu’l-Hakkâniyye adlı eserde. şevk. daha parlak ve diri hâle getiren muhabbettir. 1182 Kara. İnsanın yaradılışı.1181 Mürîd Allah(cc)’tan gayrı herşeyden ilgisini kesmelidir. 542. Aynı eser. 286-350. 1178 1179 K. 92. İhyâ. Kendinden gâib olarak Hak Teâla’nın huzurunda olmak. 74. fenâda fenâ hasıl olur. Sâlikin kendisi. c. dünyayı aydınlatmayı muhabbetten öğrenir. kendinden geçmektir. mürîd için bu süreci sırasıyla. Kayseri 1995.1179 İmâm-ı Gazalî (v. ünsiyet ve rıza olarak izah etmiştir. Allah(cc)’a duyulan. cezbe ve ünsiyet üzerinden izah edilmiştir. Ahmet. ss.”1183 Her mürşidin farklı bir tasarruf ve vesileyle mürîdini maksuda götürdüğünü söyleyen Kıbrısî. en kolay vasıta ile taşıyan mürşidin vasıtasına geçişi tavsiye eder.olarak da adlandırılmıştır. rüzgârdan. 75. sevgilisinin huzurunda bulunur.1180 Maddi varlığı bir avuç topraktan başka bir şey olmayan insanın aslî varlığını. İslamî Benliğin İç Yüzü. Nakşîbendî yolunda katedeceği mertebeleri. Tasavvuf ve Tarikatlar. muhabbet. 72-73. Sevgi H. 27-29. Mülk ve melekut âlemleri talibe örtülü olup ona (masivayı) unutturursa. o nisbette kendinden gâib olup. sudan. Cezbe olmaz ise ünsiyet (bağlılık) hâsıl olmaz. 230 . Bu yolda geçerli olan esas budur. Bu yeteneği elde etmesi için. s. Âlauddîn-i Attar (v. Bu durumda mürîddeki muhabbet. 1181 İkbâl. cezbe hâsıl olmaz.

. gözünü yum.”1185 Bu anlayışı Rumî. O yolda sefer Allah rızası içindir. Kıbrısî. 61-62. Bazı yol göstericiler de ‘elimi tut. göklerde ve yerde ne varsa. a.g.1189 1184 1185 Sebe: 34/47. mürîdin yolda olup olmadığının bir göstergesidir. Mesnevî. 1186 Mevlanâ. bu mevzu aynı zamanda mürîdin yolda olmasıyla alakalıdır. ‘Yok canım işte bizimki var ya. bazısı vapur sahibi. 1188 Casiye: 88/13. Hangisini istersen bul bir tane de. b. Yoldaki mürîdin edebi konusunda bir düsturu Şeyh Nazım-ı Hakkânî. Bazılarının traktörü var.” sözüyle ifade etmiştir. “Duran da.Maksuda en kolay yoldan götüren mürşîdlere tâbi olmakdaki temel amaç ilahî rızadır. “İnsanların gözbebeği olan insanı ara. 1189 Kıbrısî. Bunda düşünecek bir toplum için ibretler vardır.. durmağa. mahkûmdur.g. Bu yürüyüş yerleri ve gökleri fethedinceye kadar olmalıdır. a.e. bu ayetin kendisinde tahakkuk ettiği ana ve sonrasındaki mertebelerine kadar devam etmelidir.”1188 ayeti. Nazım Efendi’ye göre mürîdin yoldaki cehdi. c. 2225. bazısının tayyaresi var. Tasavvuf Sohbetleri. insanların gözbebeğini!”1186 ifadesiyle belirtmiştir. Sürücüler ‘sizden bir karşılık istemem’1184 sınıfındandır. hepsini sizin emrinize vermiştir. Yolda yayan giderken arabalı rast gelirse arabalıya bin. Nazım Efendi’nin bu konudaki tavsiyesi. ss. Buna göre yorulan. tırnak miktarı dahi olsa ilerleme yönünde gayrettir. Arabalıyı bulursan parayla değil ya bu. adamı atla yürüten var. s.e. nasıl olsa aynı yolda yürüyüp gidiyoruz’ Yahu arabalı da var.1187 “O. duran derviş de gerilemeye. aç’ deyip arşa bastıracak adam da var. 91. 91. bazısı tren sahibi. Bu amacı unutmadan yolda ilerlemek gerektiğini Kıbrısî şöyle ifade etmektedir: “Onların içerisinde. Hakkâniyye içerisinde evliya bahsinde sıkça telaffuz edilmiştir. 231 . 1187 Kıbrısî.2. İlerlemek için yorgunluk değil gayret gereklidir. ne yapalım ağır ağır yol keseriz. Mürîdin mürşîdine karşı edebleri ile de. s. yorulan da bizden değildir. insanların gözbebeği olan insanı. Ancak. bazılarının arabası var.

umumiyetle tercih ettikleri. Hak ile halkta tasarrufta bulunmaktır. s. ülkelere göre şöyle dağıldığı söylenmektedir. Almanya’da vazifeli olan bir mürîd. Arapların yeşil. Bu kıyafet genelde. İslam’ın en iyi yolunda olmanın (Nakşibendiyye) verdiği gururla.1190 Bu makâma erişmek için kulun nefsinde fanî olması ve Hakk’ta bekâya ermesi gerekir. ss. 87. Şeyh Nazım tarafından ifade edilmiştir. ıstılahta. a. Keşşâf. uzak Asya ülkelerinin. Türklerin beyaz. Şeyh Nazım’ı hatırlayarak ruhanî ve fizikî yakınlık kurmak ve berekete nail olmak amacıyla giyinenler olduğu kadar.1191 Tarikat-ı Hakkâniyye yolunda yaptığımız araştırmalarda farklı etnik köken ve ulusa mensup mürîdler ile karşılaştık. İngiliz mürîdlerin mavi. velayet kavramıyla mana kazanmıştır. 2008 yılında Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin Şamdaki tekkesine yaptığımız çalışmalar süresince. Kâşânî. 1192 Atay.e. Şeyh Nazım’a vekillik vazifeleri yüklenmişlerdir. kimileri seyru sulûkun başında.g. gömlek ve geniş yelek üzerine giyilen çeşitli renklerde sarık olsa da. Bu mürid. sakal. 1158/1744)’ye göre velayet. 3. c. Mürîdlerin Lefke dergâhında da tercih ettikleri kıyafet usûlü genelde aynıdır. kıyafet ve sarık gibi dış görünüş itibariyle. Tehânevî (v. Nazım Efendi’nin Osmanlı usûlü kıyafet tarzını tercih ettiği gözlemlenmiştir. s. 79. kimileri ise bulundukları ülkelerdeki tüm mürîdlerden sorumlu. Mürîdlerin tamamen özgür tercihleriyle çeşitlen bu renklerin. 1528-1529. Tanık olduğumuz bu mürîdlerden kimileri yeni ihtida etmiş. tekkedeki tüm zikirlerin zakirbaşılık görevini ifa etmiştir.1192 Bâtılı mürîdlerin tekkelerinde ve evlerinde giydikleri bu kıyafeti neden tercih ettikleri sorulduğunda genelde üç cevap gelmiştir.. Istılahâtu’s-sufiyye.Seyru sulûktaki şart olarak beyan edilen devamlılık ve neticesinde tüm mevcudatın kula musahhar kılındığı mertebe. 232 . Osmanlı usulü şalvar. Allah’ın 1190 1191 Tehânevî. Amerikalı ve Afrikalı mürîdlerin kırmızı renk sarıkları. Arap ve Afrika ülkelerinin yerel kıyafetleri de tercih edilmiştir. Almanların mor.

Hz. 41. tokalaşma ve musafaha manasına da gelir. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. ss. s. 1193 1194 Stjernholm. Şeyh Hişam’ın ifadesiyle. üç ayette.1197 Kur’ân-ı Kerîm’de bey’at. akid yapma anlamlarına gelmektedir. Allah büyük bir mükâfat verecektir. Peygamber(sav)’in gücü. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. onda zuhur etmiştir. Mu’cemu’l-vasiyt. 219.1195 d. The Struggle for Purity. 1198 “Sana bey’at edenler ancak Allah'a bey’at etmiş olurlar. ruhunu kuşatan kafesten kurtulmuş bir nûr gibi olduğundan. 83. lügatta. 1. söz verme. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. 1195 Aynı eser. Kabe’de Haceru’l-esvedin Medine’de altında. Hz. BEY’AT: Satın almak manasına gelen bey’ kelimesinden türemiş bey’at kelimesi. s.1194 Londra’daki mürîdlere göre Şeyh Nazım. Allah(cc)’a yapıldığı. c.1199 Hz. Firüzebadî. Lisânu’l-Arab. 50. Kamûsu’l-muhît. Peygamber(sav)’e yapılan bey’atın. Ta’rifat. ss. 220. bu yüzyılda. söz verme manasında zikredilmiştir. Şeyh Nazım-ı Hakkânî. Ondan başka bu bilgilerin kaynağı olan evliya yoktur. Bazı mürîde göre ise bu kıyafetler. Onlara göre Kıbrısî.1196 El ele tutuşarak yapılan bu fiilden dolayı bey’at.1198 bey’at edenlerden Allah(cc)’ın razı olduğu bildirilmiştir.” Feth: 48/10. aynı Peygamber(sav)’in anda ve daima bulunmaktadır. Şeyh Hişam’ın da ifade ettiği bu anlayışa göre Şeyh Nazım-ı huzurunda Kıbrısî. s. 79. Hz.1193 Hâlidiyye-i Hakkâniyye mürîdlerine göre Şeyh Nazım. Komisyon. Atay. miraç ve mehdi gibi hadiselerin manevî boyutu hakkında yegâne bilgi kaynağıdır. 233 . s. Peygamber(sav)’in bu asırdaki manevî mirasçısıdır. Ayrıca bu ayetlerde. s. 1197 Curcanî. 1196 İbn Manzûr. ve Sahibu’z-Zaman(as)’ın. kendilerini vahhabî ve selefî gruplardan ayıran bir tarzdır. Peygamberimiz(sav)’in davranış ve görgüsüne sahiptir. Hz. Allah’a verdiği sözü yerine getirene. mürîdleriyle beraber olsa bile yirmi dört saat boyunca aynı anda üç yerde ruhanî olarak hazır olur.övdüklerinden olmak için giyenler de vardır. 705. 557-558.

mürîdin. el alma. en yakınında bulunan mürîdin sırtlarına ellerini koyarak. Allah(cc)’ı. tasavvufun ilk dönem eserlerinde bu konuya yer verilmemiştir. ss. bey’at veren şeyhin eli üstüne. 88. haramlardan ve münkerden kaçıp. bu bey’ati alan kişi elini koyar. tasavvuf ıstılahındaki manasıyla kullanmış ve genel uygulamalara benzer bir şekilde gerçekleştirmiştir.org/be’at. s. oluşan bu manevi ortama. Tasavvuf. mürşidine sâdık ve bağlı kalacağına. video kaydı olarak arşivimizde ve bazı internet sayfalarında mevcuttur. s. Uludağ. Tarikatlar döneminde yaygınlaşan bey’at uygulaması. 1202 Zubî. 561/1166) tarafından tarikat geleneği olarak uygulanan bey’at. s. bey’atı. 41-42. hayırlara ve faziletlere sarılacağına söz vermesidir. İlgili görüntüler video arşivimizde mevcuttur. Buharî. İlk halkaya dâhil olamadığı için dış halka veya halkalara yetişen mürîdler. 6. tevbe edip bir daha günahlara dönmeyeceğine. 72. TTS. Biat Maddesi.1200 kendisine itaat etmek ve her zaman Hakkı konuşmak üzere. c. hemen hemen bütün tarikatlarda aynıdır. intisab.1203 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. hırka giyme töreni şeklinde icra edilmiştir. hicri birinci asırda.1201 Tasavvuf ıstılahında bey’at (inâbe. Abdülkadir-i Geylanî (v. saltanat. Allah(cc)’a hiçbir şeyi eş koşmamak. Müslim. Bu esnada bu olaya tanık olan diğer mürîdler bir halka oluşturarak ellerini bey’at alan kişinin üzerine koyarlar. Peygamber(sav)’e Kur’ân-ı Kerîm’de bildirilen emirdir. Mümtehine: 60/12 . İmarât. Mu’cemu’s-sufiyye. 234 . Ahkâm. madden iştirâk ederler. İz. el verme). 2. Bu halkada şeyhle birlikte bulunan herkes üç defa “Allahu. bey’at almıştır. evlatlarını öldürmemek. Bu bey’at hükümleri Hz. Müslim. asasını uzatarak da bey’at vermiştir. 124. kendisine kayıtsız şartsız teslim olacağına. TTDS. Rasulünü ve mürşidini şahit tutmasıdır. Osman. Hakk” esmalarını mutedil 1199 1200 Feth: 48/18. mürşîdine verdiği söze. TDV İA. İmare. 123. mürîdin. Allahu. 99-100. ss. Şeyh Nazım. Kıbrısî’nin ve Hakkâniyye vekillerinin bey’at alış şekilleri. hırsızlık yapmamak. 43. 1201 Buharî.Peygamber(sav) Mü’minlerden.1204 Hakkâniyye içerisindeki uygulamalarda.75-76. Talak.1202 Bey’atın yapılışı ve gayesi. 1204 www. Cebecioğlu. 1203 Türer. Allahu. iftira atmamak. Bey’at töreni uygulaması tasavvufun ilk dönemlerinde icra edilmediğinden.

bey’at başlangıcında mürîd ile beraber üç defa. ucundan tutarak. Sonra şeyh bir defa “Şüphesiz Sana bey’at edenler gerçekte Allah’a bey’at etmektedirler. 1208 Yılmaz. İlgili görüntüler video arşivimizde mevcuttur. Bu bey’atin tarikat yolunda alınan ders için mi.1208 Fütuhât-ı Hakkâniyye adlı eserde bey’atın yapılış şekli tarif edilirken. 98. Adnan Kabbanî’nin yazdığı bu esere göre şeyh. s. doğal olarak gelişmiş olduğu kanaatindeyiz. ortaya bir bez parçası uzatıp. 2/447-448. ashabla el tutuşurdu.1207 Hz. 2/99.1205 Hz. tasavvufî anlayışta yer almış ve sufilerin bey’at uygulamalarına temel teşkil etmiştir. gerekse internet üzerinde yayımlanan bey’at hadiselerinde. Kıbrısî’nin irşâd vazifesini devralmasından sonra oluştuğu şüphesizdir. “Estağfiru’llah e’l-Azîm ellezi la ilahe illa huve’l-Hayyu’l-Kayyûm ve etubu ileyh” tevbesini okur. Köksal. s. 1. Bu uygulama şeklinin. s. Muhammed(as) ve İslamiyet. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. ihtida etmiş gayr-i müslimler olduğu dikkatimizi çekmiştir. s. 1210 K. Gerek şahsen tanık olduğumuz. yoksa İslam dininde sebat için mi olduğuyla ilgili bir bilgiye rastlamadık. Asım.org/be’at. Peygamber(sav) bey’at alırken elini uzatır. 14. 81. İbn Esîr. 1209 Fetih: 48/10. Kim ahdini bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Bundan sonra Şeyh mürîde dua yapar ve halkada bulunan herkes dağılır. kadın vekil tayin ederek. Yani bey’at. 363-364. Beyhakî. 607. Alusî. 1207 Razî. 267.1210 Burada tarif edilen bey’at. Bununla birlikte bu değişimin. c. 28. 235 . kapı veya pencere arkasından sözle yapmıştır. c.bir ses ile tekrar ederler. halkanın ekseriya. Peygamber(sav)’in bu uygulaması. diz dize gelmeksizin yapılmaktadır. Kâmil. Me’a’l-Enbiyâ. Ancak Müslüman bir ailede dünyaya 1205 1206 www. eline bez sararak. Adnan. bir su kabına el batırarak. şeyh ile mürîdin bire bir ve diz dize oturduğu bir meclis anlatılmıştır. Ve kim Allah’a vermiş olduğu sözü tutarsa Allah ona büyük bir mükafat verecektir”1209 ayetini okur. saltanat. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Mefâtihu’l-gayb. Rûhu’l-meânî. c.1206 Bayan sahabelere bey’atı. Hakkâni Dergâhlarının yaygınlaşdığı ve mürîdân sayısının hızlı arttığı bir süreçte. Hz. 186. s. s. M. Delâil. Afifi. Şeyh Nazım’ın uygulamasından şeklen farklılaşmaktadır. Tasavvuf ve Tarikatlar.

Lonrdra görevlisi) önünde beklemem için götüren hoca (dergahın eğitmeni). İhtida eden mürîdlerin bey’attan sonraki sevinçli tavırları. aynı şekilde icra edilen ritüelle. 36. Londra Dergâhında yaşanan. toplum içinde ne tür bir işleve sahip olduğunu anlamak amacıyla yapılan bir tezde. mühtedilerin. Müslüman olmayı ikrar ve tasdik eden şahadet kelimelerini. s. Şeyh. heyecanlı ve istekli oldukları görülmüştür. 1212 Stjernholm. Totenham Dergâhına giden araştırmacı. bir Türkiye vatandaşının Lefke Tekkesinde/Kıbrıs Nazım Efendi’den tarikat bey’atını. Londra’daki gibi oldubittiye getirilerek yapılan bir şehadet ve bey’at dikkatimizi çekmemiştir. hem de zaten Müslüman olup da tarikata girenler için yapıldığını söyleyebiliriz. Şeyh. doğal yollarla aralarından çıkamayacağım bir grup adamın içinde kaldım ki. Dolayısıyla araştırmacının yaşadığı hadisenin. benim Müslüman oluşuma ve Nakşibendî-Hakkânî tarikatına girişimde bulunuyordu…”1212 Lefke Dergâhında yaptığımız gözlemlerde ve video görüntüleri üzerinden şahit olduğumuz bey’atlerde. Gözlemlediğimiz bu kişiler. araştırmacı. Tez araştırması için Londra. istisnai bir durum olduğu kanaatindeyiz. Nakşibendî-Hakkânî Cemaati’nin Londra’daki faaliyetlerini inceleyerek. aldığına şahit olduk. Aniden. hepsi şahadetime tanık oluyorlardı. bey’attan sonraki zamanlarında. The Struggle for Purity. bizzat yaşadığı bey’at tecrübesine yer vermiştir.gelmiş. Yani bey’at her iki gruptaki insanlara aynı şekilde uygulanmaktadır. Olanlar benim beklediklerim değildi. Müşâhede ettiğimiz bey’atlerin tamamında. bu kanaate varılmıştır. namaz ve zikir meclislerine devam etmişlerdir. ilk akşam dergâh şeyhiyle konuşmak isterken yaşadığı bey’ati şöyle anlatmaktadır: “Beni Şeyh’in (Abdul Hamid. dergâh Şeyh’inin de bilinçli bir şekilde iştirak ettiği bu olayın ardındaki anlayışı analiz 1211 2006/Mayıs ayında yapılan bir görüşme esnasında tanık olunmuştur. etrafındaki mürîdlerle kucaklaşması ve müsafaha yapması gibi gözlemlerimize istinaden. 236 . Tez araştırması için yapılan bu ziyaretten elde edilen ses ve görüntü kayıtları ses arşivimizde mevcuttur. Bunun üzerine Şeyh Abdul Hamid elimi tuttu ve diğer kardeşler etrafımda halka oluşturacak şekilde toplandılar. orada Şeyhe anlayamadığım Arapça bir şeyler söyledi. Ancak.1211 Dolayısıyla bu ritüelin hem mühtediler. tekrar etmem için söylemeye başladı.

isterse şaka yoluyla söylesin. tüy gibi tartar. bütün beni âdem için. ayeti. 3/192. O. s. onun kalbine saadet mührünü basıyordu. bitti. ayeti. incelememiz gerekir. Şakayla tetik atan adamın attığı kurşun vurmaz mı? Öldürmez mi? Yahu ben şakayla tetiğe dokunmuş idim! Şaka diye vurmadan. Nazım Efendi bir sohbetinde bu durumu şöyle anlatır: “Sugurî Hazretlerinin âdeti oydu ki. bir âdeti ile ilgilidir. hiç ehemmiyeti kalmaz. kelime-i şehadetten sonra şöyle dua ederdi: ‘Ya Rasulallah! 1213 Âl-i İmrân: 3/97. 1214 Deylemi. emin olunan dairedir. benim bir metin kalemdir. “La ilahe illallah kelimesi.”1214 hadîs-i şerîfi ile tefsir etmiştir.1215 Nazım Efendi. 6. 96. cin ve ins topluluğu dışarı çıkaramaz. 1216 Aynı eser.etmek için. iblis. Aynı Surenin 95. Kıbrısî’ye göre Allah(ac)’ın kalesi gibi olan bu dairede bulunan bir kimseyi.”1216 Kelime-i şehadetin Hakkâniyye yolunda nasıl anlaşıldığı ile ilgili karşılaşılan diğer misal ise. 5/244. Azabımdan emin olur. âlemler için mübarek ve doğru yol gösteren Kâbe’den bahsetmektedir. hiç çıkmayacak nakışla nakşediyor. kelime-i şehadet getirmek suretiyle dâhil olurlar. bütün ümmet-i Muhammed’in(sav) ve onunla birlikte bütün geçmiş ümmetlerin hepsinin günahlarını öbür kefeye koysalar. “…kim oraya girerse güvenlik içinde olur…”1213 ayetini Nazım Efendi. insanlar. Öyle büyük bir zât huzurunda kelime-i şehadeti okuyan kimsenin kalbine. Nakşibendî-Hakkânî yolunda kelime-i şehadetin nasıl anlaşıldığını. 1299/1882)’nin. Hilye. 1215 Kıbrısî. Tasavvuf Sohbetleri. kurşun kalır mı? Sen ne zannettin “La ilahe illallah” demeyi? Peygamber-i Zişan’ın “La ilahe illallah” dediği bir tevhidini mizanın bir kefesine koysalar. 237 . İbrahim’in(as) dininden. s. silsilede Nazım Efendi’den önceki üçüncü Şeyh olan Ahmed Sugurî (v. Her kim girer çıkmaz ise. Ebu Nuaym. her kim huzuruna gelirse diz be diz oturtup kelime-i şehadeti getirtirdi. Kelime-i şehadeti söyledikten sonra onun imanını bütün dünyada insu cinnin adedince şeytan olup üzerine gelse. her türlü korktuğundan kurtulur. kelime-i şehâdetin şaka yoluyla söylenmiş olsa dahi bu daireye girileceğini şu cümlelerle ifade etmiştir: “Bir kere söyledi mi. son nefeste o imanı ondan almaya imkân yoktur. Bu daireye. 5. Firdevs. tesirini göstermeden. Bu tefsire göre kelime-i şehâdet.

Şeyh Saruhî’nin. 49. Tasavvuf Sohbetleri. Nazım Efendi. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den. tasarruf ve hizmet gibi anlayışlarla bir bütünlük teşkil etmektedir. Aynı yer.com. insanların imanları ve ahiret sadetleri için kullanırlar. Hakkâniye içerisindeki uygulanışında. rahmanî tecellilere ayna olan evliyâ. Hz. Peygamber(sav)’in emriyle. bu vazifenin devam ettirilmesi için. 092508-msh-fenton-6am-comeasyouare. 1219 Tafsilatı için bu tezde bkz.Bu okuduğumuz kelime-i şehadeti sizin hazineye koyduk. Farklı bir ifadeyle. keramet sahibi velî kulun amacı. Peygamber(sav)’e emanet etmekte ve mürîdin. kelime-i tevhide verdiği bu anlam görülmektedir. Bu manada velayet mertebesinde. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Kıyamet gününde bu emanetimizi isteriz’. Ahmet Sugurî’nin duasındaki temennileri içerdiği şüphesizdir. Hakkâniyye’ye Camiâsına ait bir özgünlük olarak nitelendirebileceğimiz bu anlayış.”1217 Bey’at anlayış ve uygulamalarını şekillendiren bu anlayış. s. son nefesindeki imanı için dua etmektedir. kendisiyle beş dakika dahi olsa görüşenlere kurtuluş müjdesi verildiği söylenmiştir. kerâmet. 1220 www. 238 .2. size emanet eyledik.sufilive. Bu vazifenin ise. Farklı bir ifadeyle Şeyh Nazım -ı Hakkânî. Şeyh Nazım’ın velî.”1220 1217 1218 Kıbrısî.. Abdullah-ı Dağıstanî’den bununla ilgili şu ifadeleri nakletmiştir: “Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye şeyhlik vazifesi ve icazeti verilirken. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. bey’at esnasında kelime-i tevhid-i ikrar ettirdiği zaman. Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. bu şehadeti. Dolayısıyla bey’at ayinlerinin akabinde. emir aldığını ve Şeyh Ahmed-i Sugurî’nin bu vazifeyi manen tasdik etmiş olduğunu. Hz.1219 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin bey’at anlayışında ve uygulamalarında. Şeyh Nazım Efendi’nin yaptığı hafî duanın. tasarrufunu.1218 Bugün karşılaştığımız bey’at ritüellerinin. Kerâmet. ifade etmiştir. bu anlayışın da etkili olduğu kanaatindeyiz. insanları ebedî saadete sevk etmektir.. Şeyh Ahmed-i Sugurî’den sonra devam ettiği görülmektedir. Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde manevi bir vazife olarak yerini almıştır.

Binaenaleyh bey’at esnasında ikrar edilen kelime-i tevhid. Kur’ân-ı Kerîm’de.1223 bağlanıp beslenen atlar. Kutub. bitiştirmek. 239 .1224 kalbleri (birbirine) bağlamak. Hz. RABITA: Arapça’da birleştirmek.1225 metanet bağlama. 1222 Firuzebadî. Peygamber(sav)’e. 112-113. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. Muhammedu’l-Emîn’in. muhkem bir kale gibi görülmekte ve şakayla dahi söylendiğinde bu kaleye sığınıldığı anlaşılmaktadır. 1224 Enfâl: 8/60. Bir vakit namazdan sonra diğer vakti bekleme fiili. rabıta kelimesinin köküdür. Bey’at ve kelime-i şehadet hususu ile ilgili olarak dikkatimizi çeken bir diğer konu ise. İbn Manzûr. noksan olarak Rablerine dönmeleri. savaşa hazırlıklı ve uyanık bulunma. Lisânu’l-Arab. “rabitune” ile ifade edilmiştir. kelime-i şehadetin ikrar edilmesiyle. Yaratılış ve Varlık Nûru ile İlgili Kavramlar/d. ümmeti. böyle bir vazifeyi ifa etmiş olmaktadırlar. emin ismine mugayirdir. iki şeyi birbirine bağlayan. rapteden anlamlarına gelmektedir. bir cüz olarak nitelendirebileceğimiz bey’atın. 5.1227 manalarında tercüme edilmiştir. kutub. Son nefesten önce imanı tamam olmamış ümmetin imanlı dönüş yapmaları için. Rabıta. Bu yönü şöyle özetleyebiliriz: Yevmu’l-ezelde Hz. iliştirmek manalarına gelen “ra-ba-ta”. İman etmiş olarak emanet edilen ümmetin. o dönemin kutupları. ss. Mü’min olarak teslim edilmiştir. 1226 Kehf: 18/14. Kur’ân-ı Kerim’de. taklidî bir uygulama olduğu şüphesizdir. Peygamber(sav) ve misâk gibi konularla ilgili yönleri vardır. Bu düşünceden hareketle. Londra’da gerçekleşen bey’at hadisesinin. s. Bu bağlamda Nazım Efendi’nin küllî tasavvuf anlayışı içerisinde. Rabıta 1221 Tafsilatı için bu tezde bkz. bu anlayış üzerine inşa edilmiş.1221 e. Hz.3.Hz. Peygamber(sav). Peygamber(sav) tarafından vazifelidir. 667. 1223 Âl-i İmran: 3/200.1222 Bu kökten türeyen kelimeler. parça bütün ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla bey’at alan zatlar. 1225 Enfâl: 8/11.1226 kalbini pekiştirme. c. Kamûsu’l-muhît.

kelimesinin Kur’ân-ı Kerîm’deki manaları. Rabıta ve Nakşibendilik. Sufi Meditation. Yılmaz.. Râbıta. 289. Reşahât. 1233 Safî. el-Mu’cemu’l-mufehres. 1237 Kıbrısî. Hz. 74. c. Mutasavvıflara göre “Sâdıklarla beraber olunuz”1230 ayeti bu konudaki ölçüdür. rabıtasını mürşidine yapması uygun olmaz.1232 aslında Şâh-ı Nakşibend (v. 1231 Eraydın. kulun kendini ilahi huzurda. Cebecioğlu. 23-53. 75. rabıta edin ve Allah’tan sakının ki. s. 231. 149. Şergavî. Bu sevgi vesilesiyle mürîd. s. Kemal Yıldız. 70-75. Sey-Tac Yay. Adıyaman 2000.1237 Bu akışın mahiyeti hususundaki izah. 1. 8. 507. Adnan. İstanbul 2000. s. Rabıta ile ruhanî bir olgunluğa erişen mürîdin. ss. 113-115. s. Haz. 1242/1826) ile ihdas edilmiş olduğu iddiasına istinaden. 326-327. ss. s. 838. zihnî planda mürşidi ile beraberlik halinde olmaya başlar.. Çünkü bu haldeyken. Allah’a rabıta yapmak manasında olan murakabe tavsiye edilir. Süleymaniye Vakfı Yay. bid’at ve şirk olduğu savunulan rabıtanın. felaha ulaşın”1235 ayeti delil getirilerek sufîler ve evliyalar açısından rabıtanın tanımı yapılmıştır. Tasavvuf ve Tarikatlar. ss. 62.1231 Hâlid-i Bağdadî (v. 1230 Tevbe: 9/119.1233 Dolayısıyla Rabıtayı şirk olarak görmek. Mektubât-ı Mevâna Hâlid. Uludağ. mürşid ve mürîdler arasındaki ilahî akışlara vesile olur. Gündüz. mutasavvıfların rabıtadan ne kastettiğini bilmemeye ve onu tasavvufi bir hal olarak yaşamaya bağlı olarak ulaşılmış bir yargı olduğu görülmektedir. Rabıta ve Nakşibendilik. Abdulbâki. Mirahmadi.1229 Nakşibendîlikte asıl olmamakla birlikte önem atfedilen rabıta. Tasavvuf ve Tarikatlar.1236 Nazım Efendi’ye göre rabıta. Mu’cemu’l-faz. ss. 791/1389) tarafından tavsiye edildiği bilinmektedir.1228 Tasavvuf ıstılahında rabıta. 1235 Âl-i İmrân: 3/200.: Dilaver Selvi. Keşşâf. TTDS. ss. Şeyh Abdullah’ın 1227 1228 Kasas: 28/10. tasavvuftaki rabıta anlayışının temelini oluşturmuştur. Buna göre rabıta mürîdin basiret gözüyle mürşidine nazar etmesidir. 1236 K. 299-300. 1232 Aydın Ferit. s. TTS. ss. 1229 Tehanevî.1234 Fütuhatu’l-Hakkâniyye adlı eserde “Ey iman edenler! Sabredin. Sahib Esad. sevgi anlamı yüklenerek diğer tasavvuf okullarında mana olarak vardır. Tasavvuf Sohbetleri. 240 . kâmil evliyanın huzurunda hissetmesidir. s. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 1234 Aydın. s. Peygamber(sav)’in huzurunda ya da O’nun varisleri olan. 18-19.

Bu gayelerde önem kazanan muhabbet.sohbetlerinden derlenen eserlerde mevcuttur. kalbî bağ ile kendisine rabıtalı olanlara aktarır. Muhammed Es’ad-ı Erbilî’nin Hayatı. Üçüncü olarak da gıyabında mürşid ile manevî birlik ve muhabbet tesis etmektir.sufilive. www. a.1242 İradesi olmayan cemadata. Çünkü mâsivanın girmemesi için gözetlenmesi gereken yer kalbdir. s. s. Allah(cc)’a yaklaştırıcı bir rabıta gibidir. 1240 Tosun. sevgi ve muhabbetin neticesidir. “ribât” denilmiştir.1241 Muhabbetin mahalli olan kalb. 1350/1931) göre rabıta. “ribat” kelimesiyle ifade edilmiştir. Nurettin Topçu’ya (v. 010909-msh-london-priority-know-ur-shaik-is-looking-at-you. s. mürşîdin ruhaniyetinden feyz almak ve onun vasıtası ile Allah(cc)’ı hatırlamak. görüntülü sohbet video kayıtlarımızda mevcuttur. nebata ve hayvanata duyulan sevgide. Bu aktarış sunucu bilgisayarın. Cezbe olmaz ise ünsiyet (bağlılık) hâsıl olmaz. Bahauddin Nakşîbend. Çünkü mürîd bu bağ sayesinde enâniyetinden sıyrılıp şeyhinin iradesinde fanî olur. “kişi neyi düşünüyorsa onunladır ve odur” düşüncesinden dolayı rabıtanın da mahalidir. Adnan. Beden ile nefsin irtibatını sağlaması dolayısıyla. ağ üzerinden. Bu birliktelik ve muhabbet vesilesiyle mürşîdin hali mürîde yansıtılır. Kalbi dünyevî düşüncelerden temizlemek ve korumak. Risale. 1242 Göktaş.1240 Rabıtanın tesir mahali olan kalb. şahsî bilgisayarlara veri aktarmasına da benzetilmiştir. bir bölgeye internet sağlayan ana sunucular ile onlardan veri alan bireysel internet kullanıcılarına benzetir. kulu. muhabbet. Lisans Tezi. Şeyh Nazım’ın vekilleri tarafından yapılan izahlara göre bu akış. Bu manada kula Allah(cc)’ı sevdiren her şey bir vesiledir. Ankara 2002. s. Buna göre mürşid ile mürîd arasında muhabbet olmaz ise. 1396/1975) göre doğa ve sanata duyulan 1238 1239 K. cezbe hâsıl olmaz. Şeyh Esad-ı Erbilî’ye (v. Bazı Nakşibendîler rabıtayı “şeyhe tam muhabbet” diye tarif etmişlerdir. 241 ..1238 Şeyh Hişam mürîd ile mürşidi arasındaki bu bağı.593. Bu durumda mürîddeki muhabbet. 92. cezbe ve ünsiyet üzerinden izah edilmiştir.com.1239 Nakşîbendilikte rabıtanın özet olarak üç gaye için yapıldığı kanaati yaygındır. 316 1241 Kuşeyri. kalbe. Basılmamış Y. 140. rabıtanın genel kabul görmüş tanımında da yer almıştır. şeyhindeki ilahî marifetleri ve Rabbânî tecellileri kalbinde toplar. rabıta ile aynı kökten türemiş. Vahit.e. Eserleri ve Tasavvuf Felsefesi. Mürşid Peygamber(sav)’den aldığı marifet ve muhabbeti.g.

1246 Kıbrısî. ayrılmayın”1249 ayeti bu konuda delil gösterilmiş1250 1243 1244 ve rabıta. Kıbrısî. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 92. 75. 242 . Şeyh Nazım. Bu misalde Kıbrısî. 1247 K. İstanbul 2004.. yaratılanların hizmetine hazırlayan vesilelerdendir. Şeyh Nazım-ı Hakkâni’ye göre rabıta. Kültür ve Medeniyet. 1245 Aynı yer.1245 Şeyh Nazım’ın bu hususta verdiği bir diğer misal ise tren üzerinden olmuştur. aynı zamanda inci tanelerini bir arada tutan ipe benzeterek. Degah Yay. s. polislerin merkezle ve birbirleriyle olan telsiz bağlantılarına benzeterek. Adnan. tarikat-ı râbıta olarak adlandırılır. Kalbi dünyevî düşüncelerden temizlemek. mürşîdin ruhaniyetinden feyz almak ve onun vasıtası ile Allah(cc)’ı hatırlamak olan bu üç gayenin haricindeki bir gaye ise. Peygamber(sav)’in nurunu. 74. ss. insan ruhuna decredilmiş muhabbet duygusunu harekete geçirir. 1250 Mirahmadi. Nurettin. mürîdleri. Allah(ac)’ın huzuruna dağınık gidilmemesi gerektiğini ifade etmiştir. lokomotife. Hak Dost 4.1244 Nazım-ı Kıbrısî rabıtanın temin ettiği harmoniyi. nefsindeki hastalıkları gideren ve onu. Nakşibendilikteki üç gaye için yapılmaktadır. s. bu ahenge vesile olan rabıtayı. 1249 Âl-i İmrân: 3/103. Çünkü doğada ve sanatta bulunan ilahî nakışlar.1248 Nazım Efendi’ye atfedilerek yazılan başka bir eserde “Hepiniz Allah’ın ipine sarılın. Sufi Meditation. insanda terapi etkisi oluşturan. Hz. kul ile Allah ilişkisini izah edecek yönden Topçu. 1248 Aynı eser.1243 Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de telkin edilen ve uygulanan rabıta. mürşîdi ve yolunda olanlarla râbıtayı kesmemesi yönünde tavsiyelerde bulunur. mürîdan arasındaki uyumu temin etmektir. Bu muhabbet ise.sevgi. 30. evliyaları. s. bir mürşîd elinde.1247 Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin Hakkâniyye’yi tarikat-ı cezbe veya tarikat-ı muhabbet olarak da nitelendirdiği olmuştur. vagonlardaki yolculara ve tüm ümmet arasındaki muhabbet ve bağı da rabıtaya benzetmiştir. 62. s. Tasavvuf Sohbetleri. mürîdlerin kendi içlerinde de bir ahenge vesile olur. ilahî sevgiye dönüşebilir. vagonlara. bir mürîdin.1246 Hâlidiyye-i Hakkâniyye. 82.

Rabıta ve muhabbet ile yolcular vagona. Allah onları sever. Ümmetin evliyalarını temsil eden vagonlarda ise her evliyanın affı için dua ettiği Mü’minler vardır. mutasavvıfa içerisinde.e.g. lokomotife odaklanarak. Kıbrısî’nin görüntülü sohbetlerini izlediklerini ve Avrupa’daki vekillerini ziyaret ettiklerini ifade 1251 1252 Mirahmadi. Avrupalı mürîdler. onların Allah(cc)’ı sevmesi sonra zikredilmiş olduğu. (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki. vagonlar. 243 . Rabıta bu münasebet hükmünün ve suretinin mecrasıdır. şeyhlerine olan yakınlıklarını muhafaza etmek için. Allah(ac)’tan aldığı ilahî kuvvet ve kudret ile bir trenin lokomotifi gibi kendisine bağlı 124 bin vagonu çekmektedir. Âl-i İmrân: 3/32. Rabıta. Konevî’ye göre talep edenle edilen arasındaki teveccüh aynı zamanda ortaya çıkarsa ve muhabbet her iki cihetten birden gelirse. s. s. ilahi divana doğru yolculuk yapmaktadırlar. Tasavvuf Metafiziği. onlardan her birisi seven ve sevilen olur. 158-159. Allah(cc)’ın muradından sonra kulda zuhur etmektedir. eğer Allah’ı seviyorsanız Bana uyun. “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse.örneklendirilmiştir. rabıta oluşturmaktadır. “icabet” olarak isimlendirilmiştir. ss. Hakk’tan kula doğru olduğunda ise. onlar da Allah'ı severler…”1255 ayetinde Allah(cc)’ın onları sevmesi önce. kul tarafından Hakka doğru olduğunda “teveccüh”. 100-101. et-Taarruf. 1255 Mâide: 5/54. Buna göre cezbe. bazen iki taraftan birisini cezbeder. 238. s.1254 Bununla birlikte. Kuşeyrî. 1253 Mirahmadi. muhabbetin yukarı makâmlardan aşağıya doğru olduğu yönünde kanaat daha yaygındır. a. vagon ve yolcular arasındaki bağı.1251 Bu yolculuğun Kur’ân-ı Kerîm’deki delili olarak “Deki.1256 1991’den beri Nazım Efendi’nin Londra ziyaretleri gerçekleşmediğinden. 673/1274)’ye göre talep edenle edilen arasındaki münasebet. ss. er-Risâle. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın”1252 ayeti ifade edilmiştir. Bu anlayışa göre muhabbet.. 1256 Kelâbâzî. 1254 Konevî. Buna göre Peygamber(sav). bazen de ikisini birden cezbeder.1253 Sadreddin-i Konevî (v. 30. bu kanaate delil getirilmiştir. ikisinin arasındaki rabıta ile olur. Bu örnekte belirtilen lokomotif. 16. Sufi Meditation.

1259 Kıbrısî. Bu amaçla.1257 Bununla birlikte Kıbrısî’nin görüntülü sohbetleri ya da vekilleri ile tatmin olmayan müridlerin. 61. s. Bu tecrübenin nakledildiği çalışmada. semadan dikey olarak uzanan gökkuşağı gördüğünü söylemiştir. Mürîdin El Kitabı. Aynı eser. 49. Bu tecrübeyi paylaşan Londra’lı mürîd. nurun kalbi kandilini tutuşturması ve 1257 1258 Stjernholm. 47. ss. 244 .1260 Misallerdeki vurgudan anlaşıldığı üzere kul açısından rabıtanın nihaî amacı. kimsenin görmediğini fark edince.e. Şeyh Nazım’ı ziyarete giden bir mürîd.1259 Hatme-i haceganda yapılan rabıta esnasında mürîdin. hatme izahlarında geçmektedir.etmişlerdir. sürekli beraber olma haline benzetilir ve rabıtayla mürîdin fiziki mekânları aşkın bir buluşma içinde olacağı düşünülür. Kıbrıs havaalanına indiğinde. geliş terminaline yaya olarak ilerlerken. ss. zamanlamasının doğru olup olmadığından emin olmadığı için. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Çevresindekilere göstermek istediği gök kuşağını. bu işaretin Allah(cc)’tan olduğu kanaatine ulaşmıştır. sevgilisiyle geçirdiği anlarla itminana ulaşmayan bir âşık açısından. bu ziyaretin uygun olup olmadığını görmek için. 1260 Mirahmadi. Hakkâni mürîdleri. uçaktan. 1261 Aynı eser.1261 Rabıta ile ulaşılan ilahî vuslatı.1258 Mürîdler tarafından bir vird olarak yapılan rabıta. kalbte toplanan bu enerjiyi. ilahî huzura vâsıl olmaktır. nefsin kalbte bıraktığı kirlerden temizler. s. a. 48. rabıta ve murakabe vesilesiyle kalbte toplanarak. Bu bağlantının amacı ilahi enerjinin kalbte toplanması ve toplanan nur ile nefsin ve şeytanın kalbte bıraktığı süfli kirlerden arınmak olarak ifade edilmiştir. şeyhi vasıtasıyla tüm silsile şeyhlerinden Peygamber(sav)’e ruhanî olarak bağlantı kurması gerektiği.g. 48. 76. Bu durum. rabıta ve murakabe gibidir. Bu manada kâğıtın tutuşmasına vesile olan mercek. mürîdin sürekli mürşidinin huzurunda bulunmak istemesi olarak ifade edilir. Lefke ziyareti yaptıkları görülmüştür. aynı zamanda hatme-i hacegan zikirlerinin başlangıcında toplu olarak yapılmaktadır. Allah(cc)’ın nuruyla nurlanmak. Sufi Meditation. s. Dolayısıyla her yerde bulunan ilahi nur. Hakkâniyye mürîdânı tarafından verilen farklı bir örnekte rabıta. güneş ışığının bir kâğıt üzerinde mercekle toplanmasına benzetir. Allah(cc)’tan bir işaret istemiştir. bu tür tecrübelerin birçok mürîd tarafından yaşandığı ifade edilmiştir. . 103.

Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. 275. Bu yansıma kabiliyet aktarımı olarak da anlaşılır. Sohbet. s.1270 olarak da tercüme edilmiştir. 1270 “Kendisiyle konuşmakta iken arkadaşı ona dedi ki…” Kehf: 18/37. SOHBET-HALVET: Sohbet kelimesi. Tasavvuf Sohbetleri. 104. Ta’rifat. Sufilere göre. mürşidler Hz. zikredildiği ayetlere göre. beraber oturmak. Lisânu’l-Arab. Peygamber(sav)’in manevi meclisinden alırlar.1262 Bu manada düşünüldüğünde. Lisânu’l-Arab. Allah’tan bir lütuf ve hoşnutluk ararken ve Allah’ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. sahib olduğunda tasarrufta bulunmak ve sahib olduğu ile mukayyed olmak anlamına gelen “sa-ha-be” kökünden müştaktır. Kamûsu’l-muhît. dost olmak. işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir…(Haşr: 58/8-9) ayetleri Hz. 15. Peygamber(sav)’den bugüne kadar evliyaullah ile gelmiş ve kıyamete kadar sürecek olan ilahî nuruna vasıl olmak için yapılır. hicret edenleri severler. eşlik etmek anlamına gelen mastardır.1271 Mutasavvıflara göre sohbet. Onunla beraber bulunan ve bu imanla ölen kimselere verilen sahâbî kelimesi. Firuzebadî. mürşid-i kâmilin ruhundaki kabiliyetleri. gemiye binenler (ashab-ı sefine). müridine yansıttığı meclistir. Isfehanî. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. c. İbn Manzûr.7. İbn Manzûr. 1262 1263 Kıbrısî.” Ankebût: 29/15 1266 “Yoksa gerçekten Ashâb-ı Kehf ve Rakīm’in…” Kehf: 18/9.1263 İmanla Hz. bu halleri Hz. c. sahib olmak.aydınlatması şeklinde de ifade etmiştir. 287. Ruhâni kabiliyetlerin aktarıldığı bu mecliste aktarıcı olan mürşidler.1266 iman edenler (ashab-ı Musa).1267 ehil (ashab-ı Medyen). el-Müfredat.1269 arkadaş. Peygamber’in ashabı için indirilmiş ayetlerdir.1268 halk (ashab-ı Eyke). f. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. s. Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar. s. s. Isfehanî. 1269 “Eyke halkı da peygamberleri yalanladı…” Şuarâ: 26/176 . rabıta. 46. s. 1271 Bu mallar özellikle. ‘Eyvah yakalandık’ dediler…” Şuarâ: 26/61. hırsından korunursa. s. 137. Hz. malik olmak. Kim nefsinin cimriliğinden.1265 mağraya girenler (ashab-ı kehf). 275. Bir kimse ile dostluk kurup onunla yar ve hem dem olmak. 1265 “Biz de onu ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık. aynı kökten türemiştir.7.1264 Bu kelime. s. Peygamber’i gören. 1267 “İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın ashabı. 286. 1268 “Medyen ehline…” A’râf: 7/85. 1264 Cürcanî. beraber yürümek gibi manaları da vardır. 245 . el-Müfredat.

bu tanıma misal olarak. Nazım Efendi’ye göre Sahabe(ra)’ye ümmet içindeki yüce makâmlarını kazandıran haslet. Kıbrısî. İslam’ın tebliğinde en yüce modelleri oluştururlar. eğitim ve öğretimde sohbeti esas alırdı. 189. Efendimiz(sav) de ona: ‘Allah. Adnan. 3/265. s. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Hz.Peygamberle(sav) manen sohbet ve beraberlik yaşarlar ve bu sayede kendilerine ulaşan manevi hal ve ilimleri aynı yolla müridlerine intikal ettirirler. sahabelerin yaptığı gibi. TTS. ashâb-ı kiramdan biriyle karşılaştığı zaman: ‘Gel (kardeşim!) Allah için bir müddet oturup Rabbimize imanımızı tazeleyelim (O’nu zikredelim). 436. 1274 Abdullah bin Revâha(ra). Sohbette istifade edilen sufiye. istifade edene sâhib denirdi. 1278 Zâriyât: 51/55. Müsned. Dolayısıyla Sahabe kelimesi. Uludağ. s. Tasavvuf ve Tarikatlar. s. s. 246 . tebliğ ve sohbet açısından ele almıştır.1273 Ancak ilk dönem sûfîleri de sohbete büyük önem verir. Abdullah-ı Dağıstanî. Hanbel. el-Lumâ.”1278 emr-i ilahisi ile Kur’ân’a atfedersek. 577. 119-120. s. Peygamber açısından sohbetin önemini. sahabe açısından bu önemi. Peygamber(sav)’in sohbetinde bulunarak gönüllerini insanlığa hizmete açan Sahabe-i Kiram(ra).1272 Sohbetin bir eğitim aracı olarak kullanılması özellikle tarîkatların ortaya çıkışından sonraki döneme rastlamıştır. 322. 505. Allah yolunda hizmete hazırlamaktadır. Peygamber(sav). Bununla birlikte ilk dönem sufileri. s. göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah'ın yoluna…”1279 ayeti ile düşünebiliriz. Peygamberlere(as) tebliğin emredilmesi gibi ehemmiyetlidir. 1273 Tusî.1277 Hz. Avarif (Gerçek Tasavvuf). Mü’minlere fayda verir. ss.1274 ehil ve hevesli gördükleri muhiblerle özel sohbetler yapar. meleklerin methettiği zikir meclislerini çok sever. “Sen onlara öğüt ver.1275 Nazım Efendi’ye göre sohbet. Tasavvuf Sohbetleri. 1279 Şûâra: 42/53. sohbeti uzlet ve halvetin zıddı bir manada da kullanmışlardır. Bununla birlikte bir günü sadece hanım sahabelere tahsis eden Hz. 1276 Kıbrısî. 1275 Uludağ. “Şüphesiz ki Sen doğru bir yola iletiyorsun. şeyh-i sohbet. Çünkü öğüt. sohbette bulunan Mü’minlerin kalplerini. sosyal 1272 Sühreverdî. Bunun ne demek olduğunu anlamayan bir sahabe.’ diye karşılık verdi. 1277 K. Yılmaz. s. TTS.1276 Sahabe-i Kiram’ın talimi ve sohbet arasında kurulan bu ilgiyi.’ Derd i. gidip durumu Haz ret-i Peygamber(sav)’e anlattı.506. 46. TTDS. O. Bu manada sohbet. anlamını sohbet kelimesinden almaktadır. Sahabe-i Kiram(ra)’ı vermiştir. Cebecioğlu. Abdullah bin Revâha'ya rahmet etsin. 28. sohbettir.

sohbet. Istılahta mürşidin mürîde kabiliyet aktardığı meclis olarak tanımlanan sohbet. 65. Peygamber(sav)’den Ashaba(ra) ve tüm Müslümanlara inmeye devam etmektedir. Bkz. cisim. zikr.1282 Mutasavvıflara göre feyzin bir de isnâdî olanı vardır. Kamûsu’l-muhît. s. suret de olabilir. 388. 370. 83. o gün toplanıp Allah’ın sana öğrett iklerinden bize de öğretsen!” dedi Hz. kulun çaba ve iktisabı olmadan kalbe taşan bilgi ve manevî hal olarak tanımlanmaktadır. el-Müfredat. cevher olarak kendiyle kaim değildir. ss. Nazım Efendi tarafından da aynı manada kullanılmıştır. Ebediyete Davet. Isfehanî. halvet ve seyahat sırasında mürîdin gönlüne yansıtır. kıymetli taş anlamına gelmekte ve “asıl. Hz. Feyz. Kıbrısî’ye göre söz konusu gıda. sohbet. nebevî bir usul olarak tanımlanmıştır. s. Ta’rifat. Nebi(sav) de gidip Allah’ın kendisine öğrettiklerinden onlara öğrett i. akıl. 1284 Firuzebadî. şeyh ve müridlere silsile yoluyla ulaşan irfandır. öz” manasında kullanılmaktadır. Şeyh bu tür feyzi.g. Şeyh Nazım bu anlayışı feyz ve cevher kavramlarıyla izah etmiştir. a. 247 . Buhârî. s. her kulun nasibi miktarında bu cevherden gıda aldığını söyler.yaşamda Müslüman kadın tipolojisinin çerçevesini çizmiş ve diğer kadınlara model teşkil edecek şahsiyetleri eğitmiştir. Ta’rifat. s.e.1281 Arapça taşmak anlamına gelen feyz. 126-127. Çünkü Şeyh Nazım’a göre feyz ve feyzu’l-akdes şeklinde tanımlanan bu nur.1283 Arapça’dan Türkçe’ye geçmiş olan cevher ise. zikr ve halvet ile mürekkeb olduğu zaman. ss. mürekkebtir. bedensel gıda kadar zaruridir. 176. mücerred ya da mürekkeb (bileşik) olabileceği gibi hal ya da mahal de olmasına göre nefs. Sohbet meclisinde bulunan feyzi cevher olarak tanımlayan Kıbrısî. TTDS. Bizlere de bir gün ayırsanız da. İlim. feyz olarak 1280 Bir kadın Rasûlullâh(sav)’e geldi ve “Ey Allah’ın Rasulü! Senin sözlerinden hep erkekler yararlanıyor. 1281 el-Hakkânî. Tasavvuf ve Tarikatlar. Nazım Efendiye göre feyz. 223-224. 1285 Cürcanî. Allah(cc)’ın nuru ile mürekkeb ve heylula (asıl madde) olan Allah’ın nurudur. Cebecioğlu. İsnâdî feyz. irşâd edici ve toplumu ıslah edici bir mahiyette olduğu görülmektedir. 1282 Firuzebadî.1284 Cevher. Hakk’ın esmasının kulda tecellisi olarak da bilinir. Cürcanî. Peygamber(sav): “Peki şu gün şurada toplanınız!” buyurdu. Farklı bir ifade ile asıl cevher olarak Allah’ın nuru. 651. s.1280 Bu çerçeveden bakıldığında sohbetin. s. 1283 Yılmaz. 36. Kadınlar toplandılar. Dolayısıyla Kıbrısî’nin sohbet anlayışında da etkili olduğu şüphesiz olan bu çerçeveye göre sohbet.1285 Bu manada Nazım Efendinin tanımladığı cevher..

Eğer 1286 Kıbrısî. celvete atfedilmiş ve halvetin zıddı olarak kullanılmıştır. sohbetteki feyz ve bereketin.g. “Yolumuz sohbet yoludur. Mürid her gün veya iki günde bir şeyhinin sohbetine katılmalıdır. s. 1288 Camî. “Sohbet sünnet-i müekkededir. halvetten daha efdal olduğunu şöyle ifade eder: “…Onun için olur ki. bizim idraklerimize göre bildirmiş. a. şöhrette afet vardır”1288 diyerek sohbeti. halvetin zıddı bir manada kullanmıştır.e. 126-127. halvette şöhret. Şeyh Nazım tarafından yapılmamıştır. Ehemmiyetine binaen bu mübarek sözü 12 bin defa tekrar etmiş. bir kimse yüz sene halvette ibadet eder de. 1289 Tosun. ss. sohbet ve halveti feyz yönünden mukayese etmiştir.1286 Sohbet. Hayatı boyunca Şâh-ı Nakşîbendî Hazretleri. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a.”1290 Nakşilik içerisinde bu önemi teyit eden görüşlerden diğerini de Şâh-ı Nakşibend’in postnişini Alaeddin Attar (v. yüz senede alamayacağı rütbeyi. s.e. 12 bin defa bunu söylemiş. s. Nefehâtu’l-uns. 322. 1287 Kıbrısî.1289 Nazım Efendi. Allah’ın rahmet ve inayetiyle kıyamete kadar inecek ve tecelli edecektir. 28. 248 . Onun içerisinden bir cevher almış.tanımlanmıştır.”1287 Nakşibendî geleneği içerisinde halvet fazla uygulanmamış. Sohbet ise Nakşîlik içerisinde. 28.. a. Bkz. ‘Bizim yolumuz sohbetle kâim ve hayrı da cemaattedir. insanlarla bir arada bulunmak önem kazanmıştır. Buna göre Şeyh Nazım. 1290 Kıbrısî.Allah’ın Nuru Bahsi. 802/1400) ifade etmiştir. Allah’ın nuru ve feyz..g. Şâh-ı Nakşîbendî’nin sohbet hakkındaki görüşlerini şöyle ifade etmiştir: “Şâh-ı Nakşîbendî Hazretleri de öyle demiş. Bu manada Şâh-ı Nakşibendî.’ buyurmuş. üçlü bir mukayese. s. bunun tersi olan celvet yani. bir saat içerisinde sohbetten alır. 420-421. Tasavvuf Sohbetleri. halvet ve zikir esnasında zuhur eden füyûzâttan hangisinin daha efdal olduğu yönünde. Nakşibend. Ancak bir sohbetinde Kıbrısî.

bulunduğu yer uzaksa her ay. Gazalî’ye göre halvet-sohbet üstünlüğü. onların ezâ ve cefâsına katlanan Mü’min. kulun içinde bulunduğu haricî ve batınî şartlara göre değişir. Allah’ın yolunu takip eden varsa. Müslim.g. hepsi bizimle beraber oluyor. Reşahât. bu güne gelen nur olarak ifade edilmiştir. ya da iki ayda bir zahiri ve manevî hallerini mektup yazarak bildirmelidir. “Din nasihattir. 27. “Kimin için nasihattir?” dedik. Allah(cc)’ın anıldığı sohbet meclislerinden. Tasavvuf Sohbetleri. 1293 Kıbrısî. Edeb.”1291 Nazım Efendi’ye göre sohbet.e. İman. Nesaî. 1296 Gazalî. Bkz. 505/1111) sohbetin içtimai yönünü. insanların arasına girmeyen ve onların eziyetlerine katlanmayan Mü’minden daha faziletlidir. Onların üzerine inzal olan rahmet ve inayete. s. ss. 17.. Nebî (sav). iki kişi olduğu zaman o hayır ve bereket oraya inzal olur. “Allah Kitabı ve Resulü.”1292 hadis-i şerifine istinad edilmiş. feyz ve inayet ile ilgili olarak şöyle ifade etmektedir: “Tek başına olmuyor da.” buyurdu. ss. Bu hayır bir yönü ile “Din nasihattır.”1295 hadis-i şerifi. 95. halvet ile mukayeseli ele almış ve her iki ibadetin de bireysel ve toplumsal fayda/zararlarını tafsilatlı olarak ele almıştır. Câmiu's-sağîr. Kıbrısî bu hususu Şâh-ı Nakşîbendî’den tevarüs eden nasihatları ve bu günlere kadar intikal eden cevheri misal olarak vermiştir. ss. biz de müşterek oluyoruz… Hakk üzerine olan cemiyete ma beyne’l-magrib ve’lmeşrık arasında olan ehl-i Hakk üzerine gelmekte olan inayet ve füyûzâtın hepsi bizim üzerimize de aynen gelir. 31. 59. Biz kendisine. toplumu ıslah edici bir amel olarak beyan edilmiş. Allah(cc)’ın anıldığı meclis olarak görür. Bey’at.1293 Bu durumu rahmet. 28. 1295 Süyûtî. 1294 Aynı eser.” buyurdu. 42. s. Ebu Davud. 2. İman. Mü’minlerin yöneticileri ve tüm müslümanlar için nasihattir. İki kişi ile beraber bütün dünyada ne kadar peygamber yolu. 249 . a. 2/282. 41. İmâm-ı Gazalî (v. Ebu Rukayye Temîm İbn Evs ed-Darî(ra)’den rivayet edildiğine göre. 170-243. Tosun. İhyâ. Birr. 89. cemiyette hayır ve bereketin zuhuruna vesile olmaktadır. 124-125.1296 Kıbrısî sohbeti.”1294 “İnsanların arasına karışan. bir yönü ile de. Zikir meclisi de denen bu sohbet ortamı için Ebu 1291 1292 Safi. Tirmizî. Peygamber Efendimiz. Buhârî. c. Bizim cemiyetimiz iki kişiye münhasır kalmaz. 320. sohbetin celvet olarak anlaşıldığı ve halvete nisbeten ne gibi faziletleri olduğunu anlatan klasik eserlere umumiyetle kaynak olarak görülebilir.

Bu ilmin sahipleri. 1300 Nifferî Muhammed b. Tehanevî. c. yollarda dolaşıp zikredenleri araştıran melekleri vardır. 250 . ‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’ der. Dolayısıyla sekine. çok daha fazla tesbihde bulunurlardı’ derler.”1298 Istılahta sekine. Avarifu’l-Meârif (Gerçek Tasavvuf). ayne’l-yakîn ve hakke’l-yakîn derecesinde olduğundan. 78-79. Kâhire. bir hadis-i şerifte Allah(cc)’ın rahmeti ve sekine olarak zikredilmiştir: “Bir cemaat oturup Allah’ı zikrederse. birbirlerini ‘Aradığınıza gelin!’ diye çağırırlar.: Atrhur Yuhanna Erbi. Allah tekrar sorar: ‘Onlar ne istiyorlar?’ ‘Senden. bulunduğu kalbde iman. ‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’ ‘Eğer seni görselerdi ibâdette çok daha ileri giderler. Hasan. “Ey dostlarım! arifler. sana tekbir okuyorlar. 1299 Cürcânî. Allah'ın rahmeti onları bürür. Kitâbu’l-mevâgif. Bu onlardan değil. ey Rabbimiz!’ derler. (onları en iyi bilen olduğu halde) meleklere sorar: ‘Kullarım ne diyorlar?’ ‘Seni tesbih ediyorlar. 120.’ ‘Cenneti gördüler mi?’ der. Daavât. Sana ta’zim (temcîd) ediyorlar’ derler. ‘Eğer görselerdi. s. 195-196. Canan. 7. Daavât. erenlere nazır ol 1297 Hadis-i şerif’in devamında Allah. (Hepsi gelip) onları kanatlarıyla kuşatarak dünya semasına kadar arayı doldururlar…”1297 Kıbrısî’nin bu meclislere atfen beyan ettiği rahmet ve inayet. Kutub-i Sitte. derler.” Bkz. Zikr. 964. s. ‘Ya görselerdi ne yaparlardı?’ der. derler. 2700. 3375. 3595. ‘Onu gördüler mi?’ der. Rabb Teâlâ sormaya devam eder: ‘Onlar beni gördüler mi?’ ‘Hayır!’ derler. kalbe inen bir nurdur ve yakîn bilginin kaynağıdır. mutlaka melekler etraflarını sarar. onlar öyle bir cemaat ki onlarla oturanlar da onlar sayesinde bedbaht olmazlar’ buyurur. O başka bir maksatla uğramıştı. Buhârî. Bunun üzerini Rabb Teâla şunu söyler: ‘Sizi şâhid kılıyorum. 2689. ‘Hayır Rabbimiz. Müslim.’ Allah Teâla sormaya devam eder: ‘Neden istiâze ediyorlar?’ ‘Cehennemden istiâze ediyorlar’ derler. Keşşâf.Hureyre(ra)’den rivayet edilen şu hadis.’ Allah Teâla: ‘Onu da affettim. mutasavvıflar arasında ilk döneme kadar uzanan bir ıstılahı temsil etmektedir. ss. Abdülcebbar b. Sühreverdi. yanında bulunan (büyük melek)lere anar. 1299 Hususi ilim sahibinin kalbine ilham olunan ve inzal edilen sekinet.1300 Kıbrısî’nin sohbet mevzuundaki bu anlayışı. Kıbrısî’nin feyz ve inayet ile ilişkilendirdiği ifadelerine dayanak teşkil etmiş olabilir. oturuverdi. cennet için daha çok hırs gösterirler. kalbe gaybî bilgilerin akışı esnasında duyulan itminan hissidir. üstlerine sekine iner ve Allah onları. ‘Hayır. 66. ‘Eğer cehennemi görselerdi ondan daha şiddetli kaçarlar. nurunu parlatır. Tah. ona daha çok rağbet gösterirlerdi. 1. ahiret âlimleridir. Zikr. Mektebu’l-meşnebî. ss. 49-51. ss. Tirmizî. “Allah’ın. 1298 Müslim. onu daha ısrarla isterler. daha şiddetli korkarlardı’ derler. görmediler!’ derler. c. Allahu Teâlâ'yı zikreden bir cemaate rastlarlarsa. onları affettim!’ Resûlullah (sav) sözüne devamla şunu anlattı: ‘Onlardan bir melek der ki: ‘Bunların arasında falanca günahkâr kul dahi var. çok daha fazla ta'zim. halis sohbet ederler O sohbette marifet incilerin saçarlar. Sohbet vakti hazır ol. cennet istiyorlar. Ta’rifât. sana tahmid okuyorlar. Tirmizî. Daavât.

27. 251 .1306 kalbten masivanın çıkarılması ve kalbin Allah(cc) muhabbeti ile dolması gayesiyle yapılır. izinli olduğunda. Süyutî. Onun için izinli olan kimse. başkasını öldürür. 156. 1307 Yılmaz. Divan-ı Hikmet.”1301 Şeyh Nazım’a göre sohbet. s. s. Hakk ile sırren (mânen) konuşmak. Tafsilat için bkz.1307 Hz. s. İzinsiz sohbet yapan adam da insanların maneviyatını bozar. tasavvuf ıstılahında. Kendi nefsin yanılır ancak. riyazet ve murakabe ile meşgul olmak üzere tenha bir hücreye kapanmak.” (Bakarâ: 2/51) gibi istinad edilen ayetler vardır.1304 Halvete çekilmek deyimi ise.1302 Bu konuda Nazım Efendi. gizlenmiş olan ehlullahı bulup. Camiu’s-sagir.”1308 şeklindeki hadis-i şeriflerinden dolayı halvet. Haz. Peygamber(sav)’in Cebel-i Hirâ’daki mağara içinde halvete girip muayyen günlerde ibadet etmesi ve “Kırk gün kendini samimiyetle ibadete veren kimsenin kalp menbaından zuhura gelen hikmetler. TTS. sohbetinde bulunan kişinin hasta olması durumunda. s. ss. ss. Gelenek Yay. 1303 el-Hakkânî.1305 Istılahta kırk gün olarak kabul gören halvet. sevgiliyle baş başa kalma anlamına gelen halvet. sohbet anlayışının halvet anlayışı ile kesiştiği hususlara dayandığı kanaatindeyiz. Cerrâhîlik. kalb hastalıklarını tedavi edicidir. Tasavvuf ve Tarikatlar. dilinden dökülür. 49-50. Kalbinde hastalık bulunmayanların sâlih kullar olduğunu belirten Kıbrısî. Kendi nefsin tarafına çekmeyip. 1308 Aclunî. 65. sohbetinde bulunanları da hasta edeceğini ifade etmiştir.: Hayati Bice. TTDS. TDV. s. zikir. s. onu dinleyip itaat etmelisin. Fayda yerine zarar hâsıl olur. ere nazar kılarlar. Kıbrısî. Hoca Ahmed. ruhen sohbet etmek manalarına gelir. Bu yüzden Kıbrısî. İstanbul 2004. Ankara 2009. 1306 Halvetilik içerisinde 40 gün anlayışı “Hani biz.”1303 Nazım Efendi’nin bu anlayışı. Musa’ya kırk gece vadetmiştik.. 200. Hak Dost 4. sohbeti yapacak kişinin izinli olması gerektiğini ve izinsiz yapılan sohbetin zarar vereceğini şu cümlelerle ifade etmiştir: “… İzinsiz eline neşter alan adam. 1304 Uludağ. halvet etmek manalarına gelir. Öztürk Mehmet Cemâl. 2. Lugavî manası tenha bir yere çekilme. 345. onların sohbetlerinde bulunmayı tavsiye etmiştir. ibadet. 2/8361. İslam 1301 1302 Yesevi. 1305 Cebecioğlu. 195. c. Haktan yana olmalısın. halvete girmek. Ebediyete Davet.O hâlette erenler. Allah(cc)’ın yanılması yoktur. Keşfu’l-hafa. 165-166.

Bu düşünceyi tersinden okumak şeklinde bir mantıki çıkarım yapan Kıbrısî’ye göre. şöyle ifade etmiştir: “Erbain. amacına hizmet etmesi bakımından önem kazanmaktadır. TTS. Dolayısıyla halvetin amacı.1311 Bununla birlikte Kıbrısî. halvet manasında ifade eden Kıbrısî. Uludağ. Halvetîlikte1310 halvet. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî. 1311 Tafsilatı için bu tezde bkz. H. bu amaca vesile olma bakımından sohbet.. şeyhe gönülden bağlı olma ilkelerine Halvetîlik’te hassasiyetle uyulur. kendisini ve sohbet meclisinde bulunanları manevî tekâmüle sevk edebilmesi için. 236. Ancak Kıbrısî’ye göre. sohbet meclislerinde bulunan vaizin ve hazirûnun gönüllerini terakki ettirir. İmam Gazalî. s. Tafsilat için Bkz. halveti. zikir. Giriş/Halidiyye-i Hakkaniyye’nin Teşekkülü. Bkz. Eraydın. Genellikle tasavvufta önem verilen az yeme. sohbet eden ve dinleyen olmak üzere iki taraf olduğunu göz önüne alacak olursak. Nakşîbendî tarikatının bir gereği addetmektedir. nefsini gizli kirlerden arındırmamış vaiz. Yani vaizin yaptığı sohbetin. Kırk manasına gelen “erbain” kelimesini. sohbet eden kişinin. tarikata ait sırların alındığı bir çile ve bu sırlar ile irşada ve sohbete yetkili müridlerin yetiştirildiği bir ibadet olarak tanımlamıştır. ss. Cerrahiyye.1309 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî halvet kelimesini. sohbete hazır hale gelmesine vesile olan araçtır. sohbet ile vuslata erecek kişinin. Öztürk.âlimlerince uygulanan bir ibadet olmuştur. Kıbrısî’ye göre halvet. mürîdlerin terbiyesi için 1309 Ahmed Yesevî. 27-101. İbn Arabî. Hz Peygamber(sav)’den meşayıh-ı izâm aracılığıyla talim edilmiş bir hizmettir. Kıbrısî’ye göre halvet. Farklı bir ifadeyle. Yılmaz. Halvetîlikte müşâhede mertebesine ulaşmak için mücâhedenin şart olduğu anlayışı hâkimdir. Bu düşüncemize dayanak olacak uygulamalar. Dolayısıyla bu sohbet. 394. Sohbette. 195-199. 28. nefsi tezkiyede ve maksuda ulaşmada bir metod iken. 252 . akademik bilgilendirmenin ötesine geçer ve benlik inşa eder. 1310 Zamanının büyük bir kısmını halvette geçirmesinden dolayı halvetî lakabıyla tanınan Şeyh Ebu Abdullah (v. sohbet meclisine manevî hastalıklar saçar. az uyuma. nefsindeki gizli masiyetlerden arınması gerekmektedir. s. Hâlid-i Bağdadî’den sonraki silsilenin tüm meşayıhı tarafından uygulanan halvet. s. müridler için de bir terbiye metodu olarak telkin edilmiştir. toplamda kırk gün süren bir riyazet ve çiledir. halvet. irşada vesile olan halveti. vusulu ila’llahtır. Öztürk. Bektaş-ı Velî tarikattalar döneminden önce halvet ibadeti yapmış büyük sufîler olarak bilinmektedir. Kıbrısî bu anlayışını. Cerrahilik. Bu ibadet vesilesiyle gönle dolan irfan. Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde mevcuttur. fikir. Receb ayının başından itibaren otuz gün ve Şaban ayından on gün olmak üzere. inzivâ. halvetten daha tesirlidir. az konuşma. ss.800/1397) tarafından kurulan tarikatın adıdır. ıstılahtaki bu manasıyla kullanmıştır. Tasavvuf ve Tarikatlar. Tasavvuf ve Tarikatlar.

Yukarıdakiler mahrum kalır ama aşağıdakiler o feyzi 1312 1313 http://vimeo.. Bu acziyet şuuruyla sohbet ortamında oluşacak ilahî feyizin ilhamıyla doğruyu konuşma ve anlamayı ve bu doğruları hayatlarında uygulayıcı bireyler olmak da temenni edilmektedir. O.”1312 Kıbrısî. Erbaiin. nefislerinin kontrol altına alınması. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. çiledir. toplatan Sensin. http://vimeo. Müridlerin terbiyesi denildiğinde. 1314 Kıbrısî. en aşağıda olan vadilere doğru akar gider. Besmele-i Şerife ile başladığı tüm sohbetlerin devamında Nazım Efendi. ben Nakşîyim demeyen utansın” dediğini nakleder. zabtu rabt altına alınması.com/12955344. Tasavvuf Sohbetleri. Fâtiha okunur. Görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. riyazat yapmayanın. Çile çekmeyen bir şey bilmez. halvet hakkındaki bu görüşünü Şâh-ı Nakşibend’e dayandırır ve Şâh-ı Nakşibend’in “Ömründe bir defa erbain çıkarmayan.”1314 şeklinde sohbet için toplananlara da acziyetlerini hatırlatmaktadır. Sohbetler. 7. s. Sohbetinin başında.com/12955344. “… Senin kulluğunun şerefine ulaştıracak ilhamdan bizi mahrum eyleme ve bizi nefsimizin şerrinden sakla… Ya Rabbi burada bulunan kullarını toplayan Sensin. Nakşî olduğunu söyleyen kimselere teklif olunur. müteaddid defalar. tevazu göstergesidir. sohbet esnasında gelecek füyûzâtın bu tevazu derecesiyle orantılı olduğunu bildirmek için su dağ ve vadi metaforunu kullanır: “…Sular dağın tepesine doğru yürümez.1313 Nazım Efendi’nin sohbetlerinde uyguladığı usul. tüm hazirunun Fâtiha-i Şerife okumaları ile sona ermektedir. Bununla birlikte Kıbrısî’ye göre bu edeb. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbetlerinde yaptığı bu dualar. 253 .zaruridir. dinleten Sensin. genellikle Allah(cc)’a istigfar. Şeyh Nazım. bizi dinleyicilerden kıl ya Rabbi! Dinleyip de en iyisine tabi olanlardan kıl… bizim lisanımızı Sen doğrult. Kıbrısî tarafından yapılan kısa eklemelerden dolayı. ta’zim veya dua yer vermiştir. hamd. Kitap okuyarak şeyh olmaz kimse. vaizin sohbet esnasında kendisinin de manevi tekâmüle tabi olacağı anlayışını gösterir. sohbete atfettiği manalar açısından da önem arz etmektedir. söyleten Sensin. Nefsine hükmedecek kuvvet menbaı açılır. Bazı sohbetlerde Fâtiha’dan sonra. ortasında ya da sonundaki dualarında genel olarak acziyetin vurgulanması yer almaktadır..

bizim. füyûzâtla gelen marifeti. Bu idrakle vücûd bulan idrakin gereğini tatbik etmek ise. İkincisi. 8-10. Nazım Efendi’ye göre kendi kendisiyle iktifa eden kimse. bu hakikatin. hepimizin ruhaniyeti bu hakikatlere talip olmasa idi. Kıbrısî tarafından. kendisini boş bilerek. Bu anlayışı Kıbrısî. 254 . Nazım-ı Kıbrısî sohbetin bu edebini. …medet ya Sultanu’l 1315 1316 Kıbrısî. muhabbet. Hâzır olan cemaatin her ferdi bu cemaatle şerefleniyor… Bu hazır olan cemaatin. sohbet meclisine inen nurun. kulun nefsini tezkiye etme derecesine bağlı olarak değişir. nereden bize söyletecekti Cenâb-ı Hak dilerse taşı da söyletir. İsâ(as)’ya indirilen sofraya benzeterek izah etmiştir: “…sizin bereketinize biz de bu manevî mâideden yedik… manevî mâide inmiş olan bir mecliste bulunup şereflendik. 8. mecliste bulunanlarda zuhur eden marifet. Hz. idrak ve irade olarak değerlendirilir. feyzin akışı için imdat edilmesinin elzem olduğunu savunur.1317 Bu tabiri sohbet mevzusunu esas aldığımızda. Peygamber Efendimize(sav) salât ve salâvat ile hitapta bulunur. 1318 Aynı eser. tüm sohbetlerine Hz. ihtiyaç arz etmeyen kimse olduğundan.”1315 Kıbrısî feyzi. Birincisi. hiç bir şey bilmeyen ve muhtaç sıfatında gören kişi olarak görmelidir. onun sohbetinde feyz olmaz. Aynı yer. benlik ve ucubtan arınmış olmalıdır.1316 Allah’ın nuru konusu ile ilişkili olarak ele aldığımız ve yeri geldikçe değindiğimiz feyz. iki temenni ile açıklayabiliriz. maddî olarak dinleyenler tarafından manevî bir idrake dönüşmesidir. feyz mevzusunu esas alarak beyan etmiştir. “…Ya Seyidi. hakikat diliyle aktarabilmektir ki bu.alır. “füyûzâtı içmek” tabiri ile ifade etmiştir. ss. sohbetin vaiz açısından da ifade ettiği anlamı. biz cemaatle şerefleniyoruz. vaizin nefsinde benlik görmemesidir. Ya Resulullah. s. yani sohbettekileri kendi ilmiyle doyuracağını sanan kimse. Kıbrısî’ye göre vaiz. Biz sizinle şereflendik. Sohbet meclisine inen feyzin hakikat diliyle aktarılması için. Bu manada Kıbrısî. 1317 Aynı yer. feyizle birlikte gelecek irfanı ve/veya huzuru bir can simidi gibi görerek. Tasavvuf Sohbetleri.”1318 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Bu değerlendirmeden hareketle tevazu sahibi kimse.

s. Hz. bana ruhundan üflediğin vakit. hakikat ikliminde yetişen Ümmet-i Muhammed şâd olsun. o asırda. başımı kaldırdım ve arşın direkleri üzerinde ‘La ilahe illallah. Âdem(as)’in cennetten kovulduktan sonra Hz. 1324 Âdem o bilinen hatayı işlediği zaman ‘Ya Rabbi! Muhammed hakkı için beni bağışlamanı istiyorum. s. o zatın vazifesidir… İşte o. sohbet yapılan bölgedeki manevî tasarruf sahibinden bir destur taleb edilir. 1321 Aynı yer. size de teveccüh edip sizden de destur taleb ederek burada hazır olan cemaate lüzum eden mâideyi taleb ediyoruz. Bu konuda verilen bir diğer misal ise Hz.’ Yüce Allah ‘Doğru söyledin ey Âdem. “…Bu beldede tasarrufa müvekkel olan zat. Biliyorum ki. “Nazar kılınız ki. Muhammedur-Rasulullah’ın yazılı olduğunu gördüm. hazır olan cemaatin kalbine nakşetmesi. Bkz. 255 . Eğer Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım’ buyurdu. onun söylediği kelamı. Bu temenniden sonra. 9. 1323 Aynı eser. s.’ dedi Allah: ‘Ey Âdem! Ben Muhammed’i cismen yaratmadığım halde sen onu nasıl biliyorsun’ dedi (Allah bildiği halde sorar). 8. Sen kendi ismini ancak yarattıklarının en sevgilisine izafe edersin. İmâm-ı Şarânî Hazretlerinin bize talim ettiği mükemmel bir edeptir. o belde bu vazife üzerinde asaleten uhdesinde tutan mutasarrıftan destur talep etmeyeyim. Nebi(sav)’nin manevi makâmından nazar etmesini münacat eder. Hakim. Peygamberden ve civardaki evliyalardan medet istemenin bir tür edep olduğunu ve bu edebi İmâm-ı Şarânî’nin öğrettiğini Kıbrısî.” 1322 Kıbrısî. peygamberler ve evliyalar arasında da var olan bir edep olduğunu söyleyerek.1323 Hz. şöyle ifade etmiştir: “İmâm-ı Şarânî Hazretleri buyurdu. 2/4248. Aynı yer. İsa’ya(as) indirilen sofrayı örnek vermiştir. 1322 Aynı eser.1324 1319 1320 Kıbrısî.Enbiya.’ Bu da bütün vaizlere olan edeptir… O desturu verdikten sonra. Peygamber bahsinde de ifade edildiği üzere Hz. Onun hakkı için istiyorsan bağışladım seni.”1320 manasında bir temennidir. bu edebin sadece sohbete has olmadığını. Bize şefkat nazarınızdan lütfen bir nazar kılınız…”1319 Sahabelerini sohbet ile yetiştiren Hz. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber(sav)’i tevessül ederek yapmıştır. ‘Hiçbir zaman cemaate bir söz söylemek üzere oturmadım ki. 7.”1321 Bir sohbete başlamadan Hz. İsâ(as) gökten sofra indirilmesi için yaptığı duayı Hz. Peygamber(sav)’e tevessül ederek yaptığı istiğfar ve duadan sonra af olunmasıdır. Âdem dedi ki: ‘Ya Rabbi’ Sen beni elinle yaratıp. Mustedrek.

sohbetlerinde. şifa arayan hastanın doktora gitmesi ancak. kendisini hiç bir şey bilmeyen ve muhtaç sıfatında gören kişi olarak görmelidir ki. Hz. İbn Mace. 22. meşru addetmişlerdir. Bu ise halvet ve riyazat ile olur. "1325 ayetinde zikredilen vesilenin neler olabileceği hususuna dayanak teşkil eden hadislere selefilerin yaklaşımı. Allah’ım O’nun hakkımdaki şefaatini kabul buyur.1327 Sufiler bu mevzuyu. İbn Hambel.. iki rekat namaz kıl. 110) ayetinde bildirilen salih amelin dışında kaldığını ve şirk olduğunu iddia etmektedirler. Tasavvuf ve Tarikatlar. sâlih amel işlesin ve Rabbine olan ibâdetinde hiç bir şeyi ortak koşmasın. Ancak bunun için. Mürşidin. 1328 Yılmaz. sohbet ile vuslata erecek kişinin. gözümün açılması için şefaatçi olmanı istiyorum. Bkz. 6. sık sık reddiyede bulunmuştur. selefi ulema tarafından ağır tenkitler yapılmıştır.1328 Bu manada Kıbrısî. Allah yolunda. Deavat. Ardından Hz. Tirmizî. 256 .Tevessül ve istimdat kavramlarıyla tasavvuf ıstılahında yer bulmuş bu anlayışa. ss. Vahhâbîlik ve selefi âlimlerine. Ey Muhammed. Kıbrısî’ye göre. 49. “Ey iman edenler. feyz ve cevherdir ve her kul nasibi miktarında bu cevherden gıda alır. Selefiler bu konuya temel teşkil eden bazı hadislerin1326 zayıf olduklarını arz ederek. Özetle Şeyh Nazım Efendi’ye göre sohbet. Vaiz. Allah’ım Peygamberim Muhammed ile sana tevessül ediyorum. sufîlerin yaklaşımından daha farklı olmuştur. Mü’minlerin kalplerini. Kıbrısî’ye göre vaizde bulunması gereken bir diğer haslet. sonra şöyle de. hiçliktir.” Bu olaydan sonra adamın gözleri açılmıştır. Peygamber şöyle ilave etti: Bir ihtiyacın olduğu zaman. Peygamber(sav)’e ve Allah dostlarına tevessül ederek dua etmeyi. nefsi tezkiyede ve maksuda ulaşmada bir metod iken. c. Kıbrısî’ye göre halvet. 345-347. sohbet eden vaizin gönlünün hizmete aç olması gerekir. 531-535. ss. Benim için dua buyur” dedi Peygamberimiz şu karşılığı verdi: “Abdest al. sohbete hazır hale gelmesine vesile olan araçtır. gözlerim kapandı. s. Hz. şifayı Allah(cc)’tan beklemesi kabilinde gördükleri için. hep aynısını. Peygamber(sav)’in sahabelerine yaptığı gibi.” (18/Kehf. hizmete hazırlamaktır. “Ya Rasulallah. tevessülün Allah(cc)’ın esması ve hayır ameller haricinde yapılamayacağını iddia etmişlerdir. Allah’tan korkun ve O’na vesile (yaklaşma yolu) arayın ve O’nun yolunda cihâd edin. Ateş. c. 5. Gözleri kapanan bir adam Peygamber’e gelerek. Bu ibadet vesilesiyle gönle dolan irfan. sohbet meclislerinde bulunan vaizin ve hazirûnun gönüllerini terakki ettirir. Ebû Eymen. Dımeşkî. Şâmil İslâm Ansiklopedisi. 4/138. Tevessül Md. Tafsilatı için Bkz. Dolayısıyla Halvetîlikte halvet. umulur ki böylece kurtuluşa erersiniz. yap. İkame. 1325 1326 Mâide: 5/35. müride kabiliyet aktardığı meclis olarak telakki edilen sohbet.. Kur’ân Ansiklopedisi. 245-246. 1327 Selef âlimleri tevessülü “Artık her kim Rabbine kavuşmak istiyorsa.

manevi tekâmüle ersin. 1339 Hicir: 15/9. devamlı olması. Bu inayet ile hem kendisi hem de sohbeti dinleyenler. 152. 393-394. şan ve şöhret1338 gibi mecazî anlamlarıyla da tercüme edilmiştir. 49-51. En’am: 6/68. dua ve övgü anlamlarına gelir. tasavvuf ve tarikat ehli kişilerin belli kelime ve ibareleri çeşitli miktar ve yerlerde. Kelâbazî. 1333 Âraf: 7/57. Enbiya: 21/24. er-Risâle. 1331 Bakara: 2/114. 1. g. 1338 İnşirah: 84/4. 825. 290-305. anmak1331. ss. düşünmek1334. s. c. Allah’ın dışında her şeyi unutmasıdır. 1. hatırlamak. unutmanın zıddı olup. 5. Allah’ı anmak. Hud: 11/24. Uludağ. Nefsin terbiyesi için yapılan zikir. Müfredât. şeref. 122-123. 825.1339 Tasavvuf terminolojisinde zikir. lügatte bir şeyi ezberleyip korumak. ZİKR: Zikir. 90. ss. hatırlanması gereken bir şeyi korumak. TTS. 179-180. Kamûsu’l-muhît. 1335 Enam: 6/70. Tehânevî. öğüt vermek1335. Peygamberden(sav) ve civardaki evliyalardan inayet gelsin. İhyâ. Keşşâf. Allah(cc)’ı anmak da zikirdir. her türlü ihtilaf ve çelişkiden uzak. s. 1334 Âl-i İmrân: 3/7. 257. Zikrin hakikati. namaz.ona sohbet esnasında Hz. Keşşâf. Taarruf. düzeltmek1336 olarak tercüme edildiği gibi bazı ayetlerde haber1337. s. Kur’ân-ı Kerîm veya semâvî kitaplardan biri anlamına da gelmektedir. 1330 Âl-i İmran: 3/135. 1336 Bakara: 2/282. 257 .1340 1329 Firuzebadî. Lisânü’l-Arab. 1337 Âraf: 7/63.1329 Kur’ân-ı Kerîm’de zikr kelimesi hatırlamak1330. ss. Tehânevî. c. hatırdan çıkarmamak ve unutmamak şeklinde ifade edilir. Araf: 7/130. Bir şeyin dilde dolaşıp akması. sağlam ve şerefli mânâlarına gelir. Zikr. ss. 1. ferdî ya da toplu olarak söylemeleridir. edebe riayet ederek. 1340 Isfahânî. ss. Kuşeyrî. Kur’ân’ın sıfatlarından biri olan Zikr-i Hakîm. Gazâlî. c. öğüt. s. c. 1332 Bakara: 2/221. İbn Manzûr. açıklamak1332. zikreden kişinin kendisinden geçip. 396. ibret almak1333.

” Buhârî. bazı zikirler her vakitte ve mekânda yapılır. Hafî zikir. ss. Ömer(ra) ayakta duramayıp yere çöktüğü için. Peygamber(sav) ile kucaklaşmış. Cebecioğlu. “Lâ ilâhe illallah” kelime-i tevhidini cehrî(sesli) olarak ona telkin etmiştir. zikr ile kulu daimi huzurdan alınacak manevî gıdaya davet eder. namaz ve zekât ibadetleri gibi belli bir şekil ve sayı söz konusu iken. Ebediyete Davet. 783. Muhammed(sav) yapmıştır. Ali’yi(ra) diz üstü oturtturup. Ömer(ra) Müslüman olduğu sırada Hz. 139. zikrettiğini sever. Hafî(gizli) zikir bu hadiseye dayanır. gözlerini kapattırmış ve üç defa “Lâ ilâhe illallah” demiştir. Kul Rabbini zikrettikçe. sırrın zikri olmak üzere üç çeşittir. s. Ali’ye(ra) bağlıdırlar. 1343 “Kullarımın dudakları hareket ederken (Kulum Beni zikrederken). size mecnun (deli. Fakat Hz. Peygamberin(sav). Hz. 1345 Muslim. Sıddîkiye: Hz. Kıbrısî’nin anlayışını şekillendiren naslardan olduğu 1341 1342 Isfehanî. Cehrî zikir. melekler onları kuşatır. hafî (gizli) ve cehrî (açık) olarak iki kısma ayrılır. Mutasavvıflara göre. Hz. Peygamber(sav) uylukları üzerinde. Daha sonra da aynı cümleyi üç kere de ona tekrarlattırmıştır. Ebubekir(ra) de ayaklarını önde kavuşturarak oturmuş vaziyetteydiler. tasavvufi manada zikir telkinini ilk olarak Hz. Nurbahşiye: Hz. Musned. Bu dört çeşit zikir telkini şunlardır: 1. zikrettiği de kulu sever.”1347 hadis-i şerifiyle diğer amellere nisbeten önemi belirtilen zikir. Rabbini hatırlayan kula zikir vesilesiyle çeşitli nimetler bahşedilir. tarikat kurumlarının teşekkülünden sonra da her tarikat bu dört usule göre zikirlerine şekil vermişlerdir. Ebubekir’in(ra) kulağına üç kez Allah isminin zikir telkininde bulunmuştu. 1346 Hanbel. Cevâhiru’l-İslâm. 6. Davaât.1342 Zikr. dilin zikri. genellikle silsileleriyle Hz. O. Hz. Bu nedenle cehri(sesli) zikir yapan tarikatlar. dört halifesine de değişik usullerde zikir telkin etmiş.”1346 hadisinde tavsiye edilmiştir. 394. Tasavvuf ve Tarikatlar. 728-729. Davaât. Osman(ra)’a telkin ettiği harfsiz ve sessiz kalbî zikir çeşididir. 71. Cehriye: Hz.”1345 hadisinde övülen zikir. 1347 Tirmizî. zikredenin sadece kendisinin işitebileceği alçak bir sesle yaptığı zikirdir. TTDS. s. Şeyh Nazım’a göre kulun Rabbini hatırlamasıdır. 3. 47. ss. Ben kullarımla beraberim.Mutasavvıflara göre zikr. “Cenâb-ı Hakk’tan neler almaz neler!” diyerek. 8. 3/68. yüksek sesle veya çevrede bulunanların işitebileceği şekilde. Bu zikr ile kul. Uludağ. Bazı zikirlerde oruç. bu esnada Peygamber Efendimiz(sav). Kübreviye: Hz. kalbin zikri. 258 . s.1341 Başka bir sınıflamaya göre zikir. TTS. divâne) desinler. Kübrevîler ayaklarını önde kavuşturmuş vaziyette oturarak zikrederler. Kara. Bu sırada Hz. 1344 el-Hakkânî. Hz. 179. 2. Peygamber Mekke’den Medine’ye hicret ederken. s. rahmet onları kaplar. “Allah’ı o kadar çok zikredin ki. “Size amellerinizin en hayırlısı haber vereyim mi? Allah’ı zikretmek. sesli olarak yapılan zikirdir. 4. el-Müfredat. s. Peygamber(sav).1344 “Bir topluluk oturup Allah(cc)’ı zikrederse. TTDS. Rabbi onunla birlikte olur. Cebecioğlu.1343 Binaenaleyh zikir ile daimi ilahî huzurda oturmayı tavsiye eden Kıbrısî. 213-215.

muhakkak artırırım. kabrinde çürümeyecek olarak tanımladığı kullar ile. 1353 İbn Manzûr. Nimetin artmasına vesile olan şükrü1354 ifa etmede acziyetini hisseden kula. üç türlü olan şükür. 66. 170. 1354 “Şükrederseniz. Muslim. 1350 Kıbrısî. b.” İbrahim: 14/7 . Allah(cc)’tan her hal üzere razı olma haline bağlı olarak. s. 41.1353 tasavvufta yapılan iyiliği anıp. abidlerin fiilinde ve ariflerin hallerinde olur. “İçinde Allah’ın anıldığı ev ile içinde Allah’ın zikredilmediği ev. Firuzabadî. s. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. Kıbrısî’ye göre. s. TTDS.Evliya-Evliyâ. Ebediyete Davet.şüphesizdir. 1355 Kuşeyrî. 615. İman ise zikr için bir fırsattır. bu iyiliği yapanı övme ve nankör olmamak şeklinde tarif edilmiştir. c.. basit bir mantıkî çıkarım yapabiliriz.e.g. Cebecioğlu. hal ve amel ile olmak üzere.1350 İmanın Allah(cc)’tan bir âtiye ve hediye gibi görülmesi gerektiğini tavsiye eden Şeyh Nazım. s. O’nun ilâhî esmasından ve dolayısıyla “el-Hay” isminden manevi gıda alır.Mirac.1351 bu hediyeyi en büyük nimet addeder ve bu nimet için yapılacak şükre en güzel vesile olarak zikri tavsiye etmektedir. zikir ile İslam’ın ve Kur’ân’ın nûrunu ahirete taşır 1348 1349 Buhârî. şekûr denir. s. bu nimetlere şükür için zikri tavsiye etmiş ve bu vesileyle imanın artacağını ifade edilmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. imanın parlayacağı düşüncesini hatırlayacak olursak. Kıbrısî. Nazım Efendi’ye göre zikr.1349 zikrin manevî gıdasını tadanlar diye tanımladıkları arasında. Ayrıca bkz. 210. âlimin dilinde. Farklı bir ifade ile Kıbrısî’nin. Salâtu’l-Musâfîrîn. 259 . İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a.Allah’ın Nuru. 419.”1348 hadisi ise Kıbrısî’nin işaret ettiği manevi gıdaya örnek teşkil etmektedir. bu anlayış ile de alakalıdır. s. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/b. iyiliğin kıymetini bilme ve nimeti dile getirme anlamlarına gelen şükür. Davaât. Bu manada hakiki hayat sahibi olan Allah(cc)’ı zikreden kul. Istılahta ilim. Hak Dost 4. aşikar bir mana ilişkisi görülmektedir. Kâmusu’l-muhît. s.7. Ayrıca bu tezde bkz. 1352 el-Hakkânî. 47.1355 Bu manada imanı bir nimet addeden Kıbrısî. zikir ehlinin kabrinde çürümeyecek olması. 88. 40. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a.1356 Kıbrısî’ye göre kul. Lisânu’l-Arab. diri ile ölü gibidir. bu hadis üzerinden bakacak olursak.1352 Lügatte teşekkür etme. Kıbrısî’nin “manevî gıda” anlayışına. mü’minin kendisine verilen iman nimetine şükür içindir. 211. er-Risâle.Velî-Evliya. İlim-Âlim. s. 1356 Kıbrısî. a. 1351 Tafsilatı için bu tezde bkz.

hakiki tevhide vasıl olur. Mezkûr ismi kalble ya da lisanla anan kulu. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.1359 Kelime-i tevhîdin mealen manası. “Lâ mabûde illallah” olarak birincil bir anlamı vardır.”1358 hadis-i şerifi bu izahta tevhid zikrinin önemine atfedilmiştir. Adnan. Nefy-isbat zikriyle mertebe kateden Mü’mine göre kelime-i tevhid. kelime-i tevhîd zikriyle. s. Bu mantıksal çıkarıma göre kul. maksut olarak da sadece Allah(cc)’ı istemeleri gerekmektedir. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî. 260 . Tasavvuf Sohbetleri. Bu anlama göre Hak olan mabud isbât. 42. 791/1388). c. 1361 Nisâ: 4/37. zikr ile Allah’tan her daim razı olma haline erişir ki bu. 101. Bu. Hak olan mabûd. Tevhid-i Avâmdır. 1360 Cebecioğlu. zikrin faziletleri sayılamayacak kadar çoktur. TTDS. Kur’ân-ı Kerîm’de Allah(cc)’ın zatî kavli için kullanılan. 1359 K. 441. Allah’a iman ediniz”1361 ayetine işaret ederek izah etmiştir. Hakkâniyye meşayıhı içerisinde telkin edilen ve önem atfedilen kelime-i tevhîd zikrine. s. s. ism-i Celâl’dir. Kulun fenâ fillah makâmında ve bu makâmdan sonrasındaki bekâ makâmlarındaki zikri. “gala’llahu” ayetleriyle açıklamıştır. Bu makâmda sâlik. şüphesiz ki Allah(cc)’tır. 2. s. “Lâ maksûde illallah” ve “Lâ mevcude illallah” manalarına gelir. Sadece mabud olarak Allah(cc)’a ve tevhide iman edenlerin.diyebiliriz. Ramûzu’l-ehadîs. manevî mertebelere göre kazandığı bu anlamları. Mezkûra(cc) götüren yolda. fena makâmına doğru seyreder. nefiy ve isbat (la ilahe illallah) zikri de denmektedir.1360 Kelime-i tevhidin. bâtıl olan mabud nefy edilir. iman nurunun parlamasıdır. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre her zikrin farklı faziletleri vardır.1357 Nakşîbendiyye tarikatının Hâlid-i Bağdadîden sonra Şeyh Abdullah Dağıstanî’ye ve Şeyh Nazım’a ulaşan şubesi olan Hâlidiyye-i Hakkâniyye’de bu iki zikre önem atfedilerek. hevâlarını da ilah telakki eder ve gönlünü masivadan arındırarak. Şâh-ı Nakşibend (v. Bâtıl olan mabûd ise insanların yapıp taptığı put ve benzeri şeylerdir. Zikirler içinde kelime-i tevhîd (la ilahe illallah) ve ismi Celâl (Allah) kulun manevi makâmlar arasında seyrine vesile olur. İsm-i Celâl’in önemini. Bu iman mertebesinden sonraki 1357 1358 Kıbrısî. Gümüşhanevi. “Zikirde “la ilahe illallah”dan duada “istiğfar”dan efdali yoktur. 382. vird olarak telkin edilmektedir. “Ey iman edenler. sırasıyla. Kul.

Mesela mübtedî mürîdlere telkin edilen ve onların uyguladıkları esnasında zikirler. lâ ilahe (İlah yoktur) ile. letâifler ile birlikte ele almıştır. Mesela Allah isminin zikredilmesi esnasında kul. 1366 Atay. 130. Kulun ihlasla zikrettiği nefy ile. Pârsâ. 1362 1363 Camî. yolculukta. 418-419.1366 Kalbin zikri ise. Batı’da bir Nakşî Cemaati. irade ve sıfatları Allah(cc)’ta yok olmuştur. c. s. gafletten kurtulması ile ilgilidir. 1364 İmâm-ı Rabbanî. ss. Nefehâtu’l-uns. içerisinde Allah(cc) muhabbeti ve şevkinin birleştiği kalbte olur ve bu zikr dilin değil. Ebediyete Davet. isbât. kalb letâifine terkiz etmek suretiyle. gibi bâtılı anlaşılmaktadır mürîdler ki bunlar vird dilin olarak zikri da kategorisindedirler. 35. Nakşibend. ondan nasibini almaya bak” diyerek zikirde devamlılığı ve adette istikrarlı bir artışı tavsiye eder. Bu makâmda sâlikin müşâhede. Binaenaleyh hakiki kelime-i tevhid. ağır ağır kalbimizi açacaktır… her gün zikir yapanların kalbine o serinlik verilecektir. 261 . Kalbin ve dilin zikri şeklinde yapılan bu tasnif. bu mertebeyi şöyle ifade etmiştir: “Her göz açıp kapamada bu maddî vücudu red edip. s. vird zikr. Şeyh Nazım’ın diğer ifadelerinde zımnen bulunmaktadır. bir meşguliyet yapılabilecek tarafından tanımlanmıştır. illallah (Allah’tan başka) ile olur. ss.”1362 Farklı bir ifade ile nefy. açılmasından sonra yapılan zikirlerin mahiyetleri ve tesirlerine göre çeşitlendirilmiştir diyebiliriz. Parkta bir bankın üzerinde otururken. batınında bulunan gizli şirkleri ve esbabı izâle olur.1363 İmâm-ı Rabbânî (v.1364 Nazım Efendi’ye göre adedine ve devamına riayet edilen zikrin başka bir fazileti ise kalbe serinlik vermesidir. Allah(cc)’a kavuşturan yolda ilerler. 1034/1624) ise seyru sulûkta Allah zikrini. Mektubat. Allah(cc)’tan başka hakiki mevcut yoktur. kalbin işlediği bir sâlih ameldir. hakiki Mabudu isbât edesin. Aynı şekilde ihlasla zikredilen isbât ile kalbi temizlenir ve daimi Hakka müteveccih olur. 212-122 1365 el-Hakkânî. zikrin ihtiva ettiği nur ile kalbin ferah duyması.makâmda kul için. Risâle-i Kudsiyye. 1. Şeyh Nazım bu hususu şöyle ifade eder: “Zikir azar azar da olsa.1365 Bu ifadelere göre kalbin açılmasından önce yapılan zikirle. c. 59-62.

bitkiler âlemini. Kur’ân-ı Kerîm okumadan sonra en üstün ibadet olarak değerlendirir. Çünkü zikir. İbn Arabî de zikri.: İbrahim Besyunî. Dolayısıyla bu zikre ulaşan kul. devamlı ve kalb huzuruyla yapılan zikirdir. 262 . Dolayısıyla zikir için belli bir vaktinin olmayışı ve zâkirin. Başlangıçta her ne kadar zikirden bir tat alınmasa da. “Beni anın ki Ben de sizi anayım” (Bakara. günahlardan alıkoyar. Kalbin gafil olduğu bir sırada sadece dil ile yapılan zikrin faydası olsa da bu azdır. hayvanlar âlemini keşfeder. İhyâ. kendisini zikredeni O da zikredeceğini bildirmiştir. er-Risâle. levhi keşfedip. Ona göre faydalı olan zikir. Kenzu’t-turâsi es-sufî. manalar âlemi tecelli eder.1369 Gazâlî ise zikri. c. madenler âlemini. Kul daimî zikir mertebesine.1367 zikrin özellikleri arasındadır. kâinat düzeninin suretini görür ve huzur-u ilahînin adabını talim eder. Nazım Efendi’nin buraya kadar paylaştığımız görüşlerine dayanak 1367 “Beni zikrediniz. namaz gibi belli bir vakti yoktur. Bunun neticesinde de kişi yaptığı zikirden zevk almaya başlar. Bununla birlikte. Tah. Namaz. ss.1370 İbn Arabî’ye göre kalbî zikrin sonunda kula. zikrine karşılık bulması. Bu haldeki salikin derisi ve kemiğinde hareket başlar. 1369 Kuşeyrî Abdulkerîm. ibadetlerin en şereflisi olmakla beraber bazı vakitlerde kılınması caiz değildir. dilin ve kalbin zikri olmak üzere ikiye ayrılır. ss. nefsinde. duyuşunda ve görüşünde sadece zikrini bulur. dilin zikriyle ulaşılır. Sadece kendisi ve ehli duyar. el-Futuhâtu’l-Mekkîyye. Azimle devamı neticesinde kalbinde haşyetullah zuhur eder. Kıbrısî’nin düşünce atmosferini şekillendiren tasavvuf ıstılahınının çerçevesini ortaya koymaktadır. 1371 İbn Arabî. c. 2/152) âyetiyle kendi zikrini kulun zikriyle irtibatlandırmış. Nurlar Risalesi.1371 Zikir mevzuunda paylaşılan söz konusu yaklaşımlar. zamanla ünsiyet ve muhabbet meydana gelir. 1370 Gazalî. Ben de sizi zikredeyim” Bakara: 2/152. 1. s. Çünkü zikrin. ilâhî bir sıfat olarak nitelendirir. Bkz. Bu keşiflerden sonra sahih keşifler başlar. Bu tecelliyât ile hayal âleminde olan perdeler kuldan kalkar ve sırasıyla. Her zaman ve her yerde yapılabilir. Ona göre Allah. 367-370. ss. 21-27. zikri doğurmaktadır. Tüm cevherlerinden ve kalbinden sürekli zikrin sesini duyar.1368 Bununla birlikte lisanla yapılan zikr. yıldızların nurlarını görür. İbn Arabî. ss. Kalble yapılan zikre herhangi bir sınırlama yoktur. 32-34. kalbî zikre vasıl olur. 295-305. Tertîbu’s-sulûk fî tarîgi’-llahi te’alâ. eşyaların nurlarına vakıf olur.Kuşeyrî’ye göre zikir. 2. 1368 Kuşeyrî. Bu halin de zikirle muhafazası neticesinde kul. Bu sesi etrafındakiler idrak edemez. 302. başlangıçta kulu.

Alâadin-i Attar’a göre zikir kalble yapılmalı ve zikrle beraber. nankörlük etmeyin”1372 ayetinde bildirildiği üzere. 100. müşahit derler. Buna göre zikr. 559. 1379 Tosun. masivayı tamamen yok etmektir. 895/1489). gerçekten kalbte (başka bir şeyin sığması için) yer kalmaz. Âl-i İmrân: 3/191. “Bunlar. zikr ehlinin mutmain olduğunu ve kalblerinde zikirden dolayı sürekli itminanın bulunduğunu ifade etmiştir. s. Allah(cc)’ın kullarına emridir. kulun kalbini itminana erdirir. 1378 Aynı eser.1378 Ubeydullah-ı Ahrar’a (859/1490) göre zikirden maksad. ss. Şeyhi Abdullah Dağıstanî’nin görüşlerinin şerh edildiği. mücahede devam etmelidir. itminana erer. Ben de sizi zikredeyim ve Bana şükredin. ayakta.1373 daima zikir üzere olunmalıdır. ss. 1375 Ra’d: 13/28. Nakşbend. Bu emrin bir gereği olarak Allah(cc)’ı. Şeyh Abdullah’a göre “… Muhakkak ki Allah’ın zikri en büyüktür. “Beni zikredin ki. 533. oturarak ya da yanları üzerinde zikrederek. 263 . Çünkü huzur vasfından haberdar değildir.1376 Söz konusu anlayışın kaynakları mahiyetindeki bir görüşü Ubeydullah-ı Ahrar (v. zira huzurdan haberdar olduğun nisbette Hak ile huzurun eksik olur. zikrin kalpteki ve hallerdeki tesiri açısından ifade etmiştir: “Kalb huzuru bu zikre devamla öyle bir dereceye yükselir ki. 791/1388)’e göre zikrin amacı. Allah ne yaparsanız bilir”1374 ayetiyle diğer ibadetlere göre öne çıkarılmış olan zikr. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî.1379 Toplu olarak yapılan cehrî zikir ve bu esnada semahların yapıldığı 1372 1373 Bakara: 2/152. iman edip kalbleri Allah’ın zikriyle huzur bulan kimselerdir. Çünkü zikrin hakikati kalbten gafleti uzaklaştırır.teşkil edecek açıklamalar. Adnan. s. Şâh-ı Nakşibend (v.”1377 Nakşibendî geleneğinde Allah(cc)’ı hatırlamak için yapılan zikrin nihai amacı. 542. Bu hal üzere olan kul. 1376 K. Huzurundan haberdar olmama anlamında bir huzur hâsıl olur. Bu haldeki kalbe. zâkirin daima Allah’ın huzurunda olduğu bilincine ermesidir. 307. 1374 Ankebût: 29/45. 1377 Camî. Futuhatu’l-Hakkâniyye adlı eserde bulunmaktadır. Nefehâtü’l-uns (Evliyâ Menkıbeleri). O zaman bu müşâhededen tam bir zevk alır. Hakk’a şahit olur. haberiniz olsun ki. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. kalbte gizli olan Allah sevgisini çıkarmaktır. 301. kalbler sadece Allah’ın zikriyle huzur bulur”1375 ayetine işaret ederek. kelime-i tevhidin hakikatine erişmek. zikrin faziletlerine nail olur ve onun gönlü.

edebin ruhudur.Hakkâniyye hadraları. Adnan. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. Her anında Hakk(cc)’ın rızasını tefekkür etmek. 61. ss.. yaratılış gayesine göre1383 yaşayan bir kul olarak dereceler kat eder ve ilahî huzura vasıl olur.1384 Ancak bu makâmlarda terakkinin en önemli kanunu. 264 .”1382 ayeti bu makâmdaki kula işaret eder.e. haberiniz olsun ki. Ancak kulun cehde sarılması. zikr telkin eden mürşîdinin emirlerine sıkıca sarılmak icap eder. zikrin amacı hususunda ayrılmamışlardır. Şeyh Abdullah’a göre. Kıbrısî.1380 Kıbrısî. Edebe riayet ise.1385 Edebin ikmali tefekkürle. onu maksuduna vasıl edeceğine inandığı için değil. “Bunlar. gafletten ulaşılan anları. 1386 Aynı eser. “zikrin beş letâife nakşolması” şeklinde izah etmiştir. tefekkür üzere olduğu. Ayrıca Bkz. a.1386 Edebin ikmaline vesile olan tefekkür konusunu. Bu anlayış. kalbler sadece Allah’ın zikriyle huzur bulur. gafletten ve nefsinin tasallutundan kurtulmuş olacağı da söylenebilir ki. içinde bulunan Allah(cc) sevgisini çıkarmak ve gafletten uzaklaşmaktır. Çünkü tarikat.” Zâriyât: 51/56. sadece şeriata sıkıca bağlanmaya bağlıdır. misaktaki ahdine sâdık olduğu ve yaratılışının manasına uygun olduğu lahzalar olarak tanımlamasından1381 hareketle. 101. kulun içinde bulunduğu anın idrakinde olduğu. Hâlidiyye öncesi geleneksel uygulamadan ayrılsa da. s. bu sıfatlar velayet makâmlarında müşâhede edilir. şeriatın ve tarikatın emri olmasından dolayı olmalıdır. tefekkür ile gafletten kurtulur ve içinde 1380 1381 K. 62. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî adına yazılmış bir eserde. gaflet ve zikirle birlikte ele almıştır. 1382 Ra’d: 13/28. edebe riayettir. zikrin nihayetindeki kulun. Makamlar ve Seyru Sulûk ile İlgili Kavramlar/j. ss. s. zayıflık ve acziyetini noksansız izhar ve ikrar ederse.g. 1383 “İnsanlar ve cinleri yalnız Bana kulluk etsinler diye yarattım. zikrin zâkirdeki beş letâife nakşolması için. 1385 Aynı eser. Tasavvuf Sohbetleri. 142.Gaflet. Şeyh Nazım. s. iman edip kalbleri Allah’ın zikriyle huzur bulan kimselerdir. 63. Şeyh Nazım Efendi’ye göre kul. Bu esere göre. Yani zikrin amacı kalbin mutmain olması. Bu haldeki kul. 63. 1384 K. tefekkürün cazibesi ise zikrullah ile artar. 62. Adnan. amelde cehdetmek edebi ikmal eder.

kemâl mertebesine ulaşamaz. yani Allah’ı zikredip. 1392 Kehf: 18/17. Allah ile beraber olana Cenâb-ı Allah. Ayrıca bkz.bulunduğu anı idrâk ederek. Adnan. sayısıyla birlikte. Hz.g.1387 Nazım Efendi’ye göre zikrin manevî bir kudreti vardır. Bu manada Şeyh Abdullah. doğru yola götürecek bir dost bulamazsın”1392 1387 Kıbrısî. s.1391 Bu manada kalbî zikrin şekil ve adedi. 142. ona zikir kapısını. zikrin kuvvetini aşılar. Tasavvuf Sohbetleri. 345. Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi). gece gündüz tüm ezkar ile zikretse.1390 Bu makâmlarda bulunan velî kullar. Makamlar ve Seyru Sülûk ile İlgili Kavramlar/b. Yani bu anlarda. s. zikrin telkin edildiği silsileye girer ve merâtib kateder. bir kulunu velî edinmek isterse. idrakin getirdiği bir zikr hali vardır. Kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu. 100. bütün dünyanın yiyeceklerini yesen o kuvvete bedel olmaz”1388 Burada bahsedilen zikrin manevî kudreti. Bkz. 1388 el-Hakkânî. Peygamber(sav)’in yardımcılarıdır ve her birinin derecelerine göre manevî tasarrufları vardır. “Bu Allah’ın ayetlerindendir. a.e. s. Dolayısıyla mürşidler tarafından telkin edilmeyen zikrin manevî makâmlara eriştirici fazileti yoktur. Allah’ı yâdından bırakmayan. sonra kurb kapısını açarak kulu tevhid kürsüsüne oturtur ve ondaki hicabı kaldırarak “ferdaniyyet makâmına”1389 sokar. telkin edilerek gelmiştir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. zikrin esrarını bilen bir mûrşid-i kâmil tarafından telkin edilmesi gerekmektedir. Hakk Teâla için yaşar. Keramet bahsinde de geçtiği üzere kuldan sadır olan kerametin manevi kuvveti zikirden hâsıl olur. s. Hucvirî. Allah kime hidayet ederse işte o hakka ulaşmıştır. 1390 K. evliyâ konusunda incelediğimiz manevî tasarruf ile de alakalı görülmektedir. Peygamber(sav)’den ise. Hz. 18.. Ebediyete Davet. Zikirde bir kuvvet vardır ki. 79. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a.Kulluk Makamı (Âbid). Peygamber(sav)’e telkin etmiştir. Kıbrısî’nin manevî gıda anlayışıyla ilgili olduğu kadar. Nazım Efendi. Tafsilatı için bkz. tüm mürşîdlere. Bir mürşid-i kâmil tarafından telkin edilen zikirle zâkir. Hz. 1391 Kıbrısî. Hucvirîye göre t evhid yolunda bir adımdır. 1389 Kadim olanı. s. bu kuvveti şu ifadelerle izah etmiştir: “Dünyada Allah(cc)’ın emrini ulu tutan. hadis olandan tefrid etmek olan Ferdaniyyet. Allah(cc) esmâsına ait sırların keşfi için anahtar mahiyetinde olan zikr. Dolaysıyla bir mürşîdten telkin almayan bir kul.Mürşîd . 265 . Şeyh Abdullah Dağıstanî’ye göre Allah.

Sohbet bahsinde de belirtildiği üzere. 223-224. s.ayetinde bildirilen “doğru yola ulaştıracak dostları”. onu silsileye dâhil eder ve mertebeler kat ettirir. 1395 Burkay. kalbi cilalama ve 1393 1394 K. 3. Menâkıb-ı Şerefiyye. Yani zikir önemli bir vesile olsa da.1395 Zikrin bir mürşid tarafından telkin edilmesine atfedilen ehemmiyet. sohbet. ss. “Şayet bilmiyorsanız zikir ehline sorun”1394 ayetinde bildirilen zikir ehlini Şeyh Şerafeddin. 266 . sohbet. asıl cevher olarak Allah’ın nuru. Adnan.1396 Allah(cc)’ın nûru ve feyz konularına Nazım Efendi’nin yaklaşımlarından hareketle. sohbet ve halvet esnasında mürîdin gönlüne yansıtılır. mezkûr olan Allah(cc)’tan gelen nûrdur diyebiliriz.Allah(cc)’ın yardımı ile beş yüz ilahî emire imtisal ederek. Bu feyz vesilesiyle mürîdin çaba ve iktisabı olmadığı halde. 101. s.Yevmu’l-ahd ve’l-misakta olan tecelli-i ilahiye vakıf olma. feyz olarak mürîdin gönlüne dolarak. Şeyh ve mürîdlere sened ve silsile yoluyla ulaşan irfan olarak tanımlanan bu feyz. mürşidler olarak tefsir etmiştir. onun kalbine bilgi ve manevî hal gelir. 132 1396 Yılmaz. ona değer kazandıran mahiyetinde bulunan cevher. itaatinde muvaffak olma. istinâdî feyz telakkisinin zikr anlayışında yer aldığını belirtebiliriz. Bir mürid için zikir. Enbiya: 21/7. şeyh tarafından zikr. şu dört nesneyi kendinde toplayan kişiler olarak tanımlamıştır: 1. 2. Allah’ın nuru ile kaim olan feyzin (istinâdî).1393 Zikrin manevî kudreti ve mürşîd ile ilgisini tamamlayacak bir husus “ehl-i zikrin” kimler olduğudur. zikr ve halvet ile mürekkeb olduğu zaman. Tasavvuf ve Tarikatlar. zikir ve halvet ile paylaşıldığını söyleyebiliriz. Londra’da 2005 yılında yapılan bir çalışmaya göre oradaki Hakkâni mürîdleri zikri birkaç çeşitte tanımlamaktadırlar. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. tasavvuf ıstılahında isnâdî feyz kavramıyla ilgilidir.Rabbânî inayet ile Kur’ân-ı Kerim’de mezkûr sekiz yüz menhiyattan korunmuş olma. 4Dünya ve ahiret işlerinin tamamından zâhid olma.

Yani zikir seyru sulûkta önemli bir vesile olsa da. Atay. Bu cevher ise mezkûr olan Allah(cc)’tan gelen nûrdur. ss. Ancak kula manevî makâmlar kazandıracak kalbî zikrin şekil ve adedi. Zikrin nihayetinde kul. kalbin aşkla dolması ve masivâdan temizlenmesi olarak ifade etmiştir. zikrin haricinde sohbet ve halvet esnasında kalbe dökülen feyz olarak telakki edilir. kalbi dinlemenin yolu ve genellikle kalbî cilalamak olarak anlaşılmaktadır. Şeyhin Londra’da olmadığı uzun dönem boyunca dahi grup içindeki dinamizmi sağlar. gafletten ve nefsinin tasallutundan kurtularak velayet makâmlarında seyrine devam eder. Zikrin amacı kalbin mutmain olması. farklı faziletleri vardır. 122. Mesela kelime-i tevhîd (la ilahe illallah) ve ism-i Celâl (Allah) zikirleri kulun manevi makâmlar arasında seyrine vesile olur. Başka bir mürîd için zikir.Allah(cc)’ın nurunu yansıtma olarak tanımlanırken bir başkası. The Struggle forPurity. zikrin esrarını bilen bir mûrşid-i kâmil tarafından telkin edilmesi gerekmektedir. ruhun nefs üzerine galip gelmesine vesile olur. onun mahiyetinde bulunan cevherdir. 267 . bu kudretle zuhur eder. Batı’da Bir Nakşi Cemaatı. modern dünyanın özellikle batıda doğurduğu psikososyal rahatsızlıklara karşı tek etkili tedavidir. 125. 1397 1398 Stjernholm. Bir başka mürîde göre zikr anı. 1397 1996 yılında Lefke Dergâhında (Kıbrıs) yapılan farklı bir antropolojik çalışmada görüşülen mürîdlere göre zikr. 123. s. 40. içindeki Allah(cc) sevgisinin açığa çıkarılmasıdır. ona değer kazandıran. Ancak zikir bizatihi kudreti haiz değildir. cemaat bireylerini ortak bilince vardırır. Şeyhlerinin varlığını en çok hissettikleri andır.1398 Bu çalışmayı yapan bir antropolog nazarıyla zikr. iman nimetine şükür içindir.1399 Özet olarak Şeyh Nazım’a göre kulun Rabbini hatırlaması olan zikr. s. Dolayısıyla mürşidler tarafından telkin edilmeyen zikrin manevî makâmlara eriştirici fazileti yoktur. Bu bilinç cemaatin ortak değeri olarak. 1399 Aynı eser. zikrin manevî kudreti ile olur ve velayet makâmındaki tasarruf. Nazım Efendi’ye göre bu seyr. Kıbrısî’nin genel tasavvuf anlayışında bu nûr. Bâtılı bir mürîde göre ise zikr. Zâkiri daimi huzura ve manevî gıdalara vasıl eden her zikrin.

yüzyıldan itibaren periyodik hale gelen bu hafî zikirin sonunda. Pazartesi günü akşam namazından sonra yapılan hatm-i haceganın yanı sıra.1400 18. 3 kelime-i şehadet.g. s. 100 “la ilaha illallah”. 100 Salavat. mübarek gecelerde yapılan hadralar ve hatmelerden farklıdır. Pazartesi ve Perşembe günleri akşam namazından önceki kırk dakika içinde yapılır. Hatm-i kebir. ss.. Bu iki zikirden sonra 10’ar defa “Allah Hu! Allah Hakk”. şeyhin işaretiyle başlayan ritüelin adıdır. 100 Allah. kıyam zikri ile devam eder ve tekrar oturuşla yapılan Kur’an tilaveti ve dua ile sona erer. 1402 Tosun. 79 İnşirah Sûresi.e. dağıtılan taşlar ile zikr adetleri takip edilir. Hadralar. şeyhin huzurunda bir grup müridin halka olmasından sonra. 268 . Sâfî. Bununla birlikte günlük olarak yapılan seher virdleri ve namazlardan sonra yapılan tesbihatlar. Ya Hafız.g. cehrî zikr de yapıldığı bilinmektedir. Zâkir başının yönlendirmesine göre temposu ve şiddeti değişen bu zikirlerin geçişleri esnasında silsile üstadlarına dualar okunur. sıkıntılı durumlara son vermek niyetiyle yapılan ilk uygulamalara dayanmaktadır. Kısaca hatim deneden bu ayin. Hafî ve cehrî olmak üzere 2 kısım olan hatm-i kebirin birinci kısmında sırasıyla. a. bazı surelerin tertib üzere okunması ve belli miktarda zikrin çekilmesiyle yapılır. Nakşibend.1401 Gucdevanî’ye nisbet edilen terkibe “hatm-i Hacegân-ı kebir”. Perşembe günü akşam namazından sonra yapılan hadralar. “Allah Hu! Allah Hayy” ve “Allah Hayy! Ya Kayyum” söylenir. 33 Hay zikirleri yapılır. 33 Hakk. 100 Hu. 100 Salavat. s. 321. Ya 1400 1401 Cebecioğlu.1402 Hakkânî dergâhlarında.1. toplu zikir ayinleridir. ku’udî ve hafî zikr olarak başlar. s. Tosun. Hatm (bitirmek) ismi verilmesinin sebebi. 256. 177-203. 7 Fatiha. Daha sonra Ya Daim. 1001 İhlas Sûresi sessizce okunurken. 7 Fatiha. Bakî Billah’a nisbet edilen terkibe “hatm-i Hacegân-ı sagir” adı verilmiştir. Reşahât. Ya Halim. 321. Toplu Zikrin İcrası: Lefke ve Şam’da bulunan Hakkânî tekkelerinde gözlemlediğimiz kadarıyla. Cehri olan ikinci kısmında. 70 estağfirullah. TTDS. hatmeler. Nakşîlik ıstılahında olan hatm-i hacegân. belli bir güne ve vakte bağlı olmadan her zaman yapılabilirken. salavatlar ve kelime-i tevhidler toplu olarak zikredilir.

100 Allah. Ya Vedûd. cehri olduğu bilinmektedir. 33 Hay. Şam Dergâhında.naqshbandi. Bkz. yetmişlerden sonra Nazım Efendi’nin uygulamaya başlamasıyla. 146-150. s. 132-138. ss. dualar aynı şekilde Hz. yani Cuma gecesi.Latîf. Ya Mu’id.. Son olarak okunan 10 salavat ve Kur’an tilaveti. Ya Rahmân. Ya Deyyân. 10 Salavat. Atay. ss. okunduktan sonra “Ya Daîm! ya Daîm! ya Daîm! Ya Allah” şeklinde yapılan esma zikirleri üçer defa yapıldıktan sonra 25 Besmele ve 10 salavat okunur. zaman içinde de değişime tabi olmuştur. halkada bulunanlar tarafından. Ya Subhân.e. 33 Hu. Peygamber(sav)’in ve silsile üstadlarının ruhlarına hediye edilir ve hatme dağılır.. 100 kelime-i tevhid. Ya Gaffâr. Londra’da. 10 Salavat. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı. Lefke’de. Ya Settâr. el kitapçıklarından takip edilmiştir. 7 Fatiha. 33 Hakk. sırasıyla. Peygamber (sav)’e ve silsile üstadlarına hediye edilir. 148. Şam’da ve New York’ta arz ettiği farklılık. 7 Fatiha. Hz. Ya Fettâh. Ya Mennân. 1403 1404 http://www. 1406 Atay. 25 estağfirullah.1403 Hatme-i sagir sırasıyla.e.1406 2008 yılındaki iki aylık ziyaretimiz süresince. Ya Sultân esmaları. ikişer kez şu formatta tekrarlanır.1407 icra edilmiştir. Atay. 7 İnşirah Sûresi. Bu hatmelerin başında kahve ikramı yapılıp.g. hatme-i kebir düzenli olarak Perşembe günü. a. Bu uygulamalar. Ya Mucîb. Ya Hennân. 1405 Aynı eser. Mesela 1970’li yıllara kadar Londra’da da hafi yapıldığı bilinen hatmeler. sonunda ise şeker ve sandviç ekmeği dağıtılmıştır. 11 İhlas Sûresi. olduğu gözlemlenmiştir. “Ya Daîm! ya Daîm! ya Daîm! Ya Allah”. Bazı geçişlerde ve sonda Kur’ân tilaveti. a. Bu hatmeler esnasında okunan virdler. 1407 Londra’da yapılan zikirde de Perşembe günü. 121-146.g.org/zikr/khatma-i huwacegan.. 269 . ss. Ya Mu’izz. Londra’da bulunan Hakkânî dergâhında yapılan bir antropolojik incelemede izah edilen ve ku’udî olarak yapıldığı bildirilen zikrin1404 hatm-i sagir olduğu kanaatindeyiz. Aynı çalışmada “Hatm-i Hacegân” başlığında izah edilen zikrin ise1405 hatme-i kebir olduğunu düşünüyoruz.

Meselâ Gucdivanî’ye nisbet edilen hatmede.1408 Hatm-i hacegânların haricinde Cuma günleri ve mübarek gecelerde hadra adı verilen zikirler yapılır. 270 .Hatme ve zikirler mihrabın önünde duran zâkir başının sağına ve soluna halka oluşturarak olur. hatme gibi başında okunan ayetler olmaksızın. Her iki salınımda da esas olan kalbin bulunduğu sol tarafa “illa’llah” zikrinin vurulmasıdır. www.org/Video&Audio/Dhikr-Hadra. Yaklaşık otuz dakika süren hadralar ve diğer hatmeler çeşitli internet sayfalarında da paylaşılmaktadır.saltanat. Melâmetiler ve Nakşîbendiler hafî zikri. 1001 İhlas Sûresi. kıdemli mürîdler zâkir başının sağı ya da solunda daha yakın olanlardır. Nakşbend. kıyam zikri olarak başlar ve biter. diğer grup kıyam zikri yapar. 100 salavat. 100 salavat. http://www. 321. kıyam zikrinde eller iki yandaki zâkir ile kilitlendikten sonra belden yapılan salınım ile öne doğru eğilerek yapılır. rabıta. 79 İnşirah Sûresi. bir grup ilahi ve medhiye okurken. s. Lefke ve Şam tekkelerinde kıyam zikri olarak da gözlemlediğimiz hadralar da. 15 istiğfar. 7 Fatiha Sûresi.org/zikr. Şayet ayakta dönerek yapılırsa. Abdülhalik Gucdevanî’ye veya Bahâuddin Nakşbend’e nisbet edilen hat-i hacegân tertiblerinden farklılaşmıştır.naqshbandi. Zâkir başına dönük olarak oluşturulan halkada yer bulamayanlar. buna “devr” 1408 1409 Tosun. Hatmelerde oturularak yapılan kelime-i tevhid zikrinde baş ve gövde ile salınarak yapılırken. 100 salavat ve aşr-ı şeriftir. 500 “ya hafiyye’leltaf edrikni bi-lutfike’l-hafi. Tarikat-ı Hakkâniyye’de uygulanan hatmeler. 7 Fatiha Sûresi. 100 salavat ve duadır.1409 İslâm tasavvufunun kurumlaşmasından sonra. 7 Fatiha Sûresi. Bu zikirler hem oturarak hem de ayakta icra edilebilir. Hadra. ellerini iki yanda kenetli olmadığı halde kenetliymiş gibi tutarak zikreder ve halkadaki diğerlerinin önünde durarak dolaşır. Hadralarda bazen bir ya da birkaç zâkirin ortada semah ettik leri de olmuştur. Nakşbend’e isnad edilen hatmede. üçüncü ve dördüncü halkayı oluştururlar. hemen arkada katılanların sayısına göre ikinci. Rifâîler ve Kâdirîler ise cehrî zikri esas almışlardır. Genellikle loş bir ışık ortamında yapılan zikirlerde. Kıyam zikrinde halkanın ortasında dolaşarak zikreden müridler.

vecde gelmek ve üns meclisi” manalarında kullanılmıştır. tegannî. 974. 1414 el-Hakkânî. 162. Tehânevî. kâinattaki atomlardan galaksilere kadar dairesel bir hareket olduğu için. 730. Seher virdinden önce iki rekât abdest namazı kılınlar da olmaktadır. hançereden testere ve bıçkı sesi gibi ses çıkarılarak yapılan zikre ise “zikr-i erre” denilir. bu namazın Müslüman olarak vefat edip de cenaze namazı kılınmayan tüm dünyadaki 1410 1411 Zikir ve zikir çeşitleri için bkz. 1415 Bu tesbihatların sonunda sabah namazına geçmeden sağ omuz üzerine uzanarak. mescitte uyuyanların uyandırılmasına. 369-371. s. 555. 364. Müridler. Lisânu’l-Arab. Yılmaz. 1415 Tüm bu zikirlerin adetleri ve duaları ile ilgili detayları için bkz. Yesevîlikte. s. Lümâ. Taklidi semânın baştan sona kadar ayaklar üzerinde olduğu ifade etmiştir. hakiki olarak semâ eden zâkir. kendi kuvveti ile orada bulunmamaktadır. İki rekât necat namazı kılındıktan sonra secdede dua edilir. Kıbrısî. Ta’rifât. Bunlardan bağımsız olarak Lefke tekkesinde ise akşam namazından sonra toplu olarak cenaze namazı kılınır.1411 Tasavvuf ıstılahında ise. şarkı dinlemek. s. İbn Manzûr. s. Tasavvuf ve Tarikatlar. Müridin El Kitabı. s. Kamûsu’l-Muhît. Bir müezzinin duasından sonra imamın müezzinliğinde sırası ile Ya Halim. yedi defa döndükten sonra ayakları yerden kesilerek döner.ve “deverân” adı verilir. Ya Hafız yüzer defa hafî olarak okunur.1414 Lefke tekkesinde seher virdleri. çalgı. Ebediyete Davet. “işitmek. Nazım Efendi’nin ifadesiyle tayyarenin uçması için çalışan yer tekerler değil motordur. raks. 1. 312.1412 Bu dönüş. Tahkiki semâda hakikaten dönen zâkir.1410 Bununla beraber farklı bir zikr biçimi olan semâ lügatte. s. Uludağ. 121. 262. toplanan uyku tulumları ve alınan abdestlere müteakiben başlar. 271 . makâm ve nağmelerle okunan dinî metinleri ve ilâhîleri. 20. kulak vermek. Uçak havalandıktan sonra tekerlere ihtiyaç duymadığı gibi.6. Ankaravî.1413 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre semâ taklit ve tahkik olmak üzere iki çeşittir. beste. Cürcânî. TTDS. Minhâcu’l-Fukarâ. s. musiki eşliğinde dinlerken ilâhilerin ruhta bırakmış olduğu tesirle coşup dönerek raks etmek ve deverân etmektir. 21. ss. 1413 Cebecioğlu. s. gınâ. TTS. birkaç saniye için tefekkürü mevt yapılır. Firuzabadî. insan ile diğer mahlûkatın aynı dilden yaptığı zikri temsil eder. Keşşâf. c. c. 1412 Serrâc.

g. Sufîlerin yüklemiş oldukları manalar ise. Allah’ın lütuf ve cemâlini düşünmesinden dolayı bir genişleme. Allah’ın celâlini tefekkür etmekten dolayı. daralmak. 1419 Bkz. kulun geçmişte işlemiş olduğu iyi amelleri hatırlanması sonucunda. Firuzebadî.1418 Kur’ân-ı Kerim’de kabz ve bast kelimeleri daha çok lügatteki manalarıyla meal edilmiştir. Bast. a. Tasavvuf ve Tarikatlar. rahat ve huzûr içinde olmak gibi anlamlara gelir. s. 25/46. 20/96. 651.e. endişeli olmak gibi manalarına gelen kabz. Istlahatu’s-Sufiyye. 1422 Bast halini yaşayan sâlikin kalbinde ise. zihni açık olmak. el-Müfredât. Mülk. keyifli olmak. Yine O’na döndürüleceksiniz. bast kelimesinin zıddıdır. 659. Kâşânî. Kabz hâlindeki sâlikte. 1420 Bakara: 2/245. Komisyon. Furkân. ss. açılmak. Zümer.. Tevbe. neşeli olmak. İbn Manzûr. Bakara. bu kelimelerin tasavvuf ıstılahındaki anlamlarında önemli olmuştur.1416 h.1419 “Rızkı daraltanda (kabz) Allah’tır. s.”1420 ayetinde bu kelimeler.1421 Istılahta kabz. ondan alınacak mükâfat beklentisinden dolayı ferahlaması ve Mevlâ’sına yakınlığını göstermesidir. sevinçli olmak.e. 5/11. yeme ve içme duygusu yok denecek kadar zayıflar. c. Bir mürîde göre bu namaz. Bu halde salikin kalbi. Bast. s. 408-409. 710-711. a. 1. genişleten (bast) de. ss..1417 Bast ise lügatte genişlemek. Firuzebadî. c. Mu’cemu’l-vasît. 11.. 39/67. salikin yaşadığı bir halet-i ruhiyedir. kapanmak. TTDS. s. âriflerin 1416 1417 Mürîd ile yapılan mülakata ait kayıtlar. üzüntülü olmak. tutmak. 46. ruhun dertli olması. 1418 İbn Manzûr. 272 . Lisânü’l-Arab. 56. 1421 Yılmaz. ferahlık ve sevinç duyma meydana gelir. KABZ VE BAST HÂLİ: Lügatte sıkıntılı olmak.Müslümanlar için niyet edilerek gıyaben yapılan bir namaz olduklarını söylerler.e. Komisyon. s. Kehf. Bu ayete yapılan işarî tefsirler. 13. a. Kâmûs. ses arşivimizde mevcuttur. 2/245. 18/18 . 352-354. tutulmak. bu manaların üzerine inşa edilmiştir. s. Nazım Efendi’nin manevi bir vazifesi olduğu için kılınır. ss. 210-211.g. Maide. Cebecioğlu. s. 9/67. 67/19. 1422 Isfehanî. 333. Tâhâ. Allah’ın gazabının korkusuyla dolar. lügat anlamıyla tercüme edilmektedir. karşı konulamayan bir endişe ve korku hisseder.g.

Çünkü nefs. 342. Nazım Efendi’ye göre bast. 1428 Kâşânî. Bast hâlinde gönül şen. 735/1334). ss. Uludağ.1424 Şeyh Nazım’a göre kabz hali ise.e.1425 Kabz ve bast hallerinden hangisinin üstün olduğu konusunda Şeyh Nazım’ın görüşü kesindir. Bu hallin devamlılığı. bu hallerin zuhur etme sebeplerine bakarak. Bu durumda kul. mutasavvıflar değişik görüşler beyan etmişlerdir. s. Bu hali yaşayan sâlikin çehresi. Kabz ve bast hallerinin sonuçlarını ve tesirlerini esas alarak ulaşılan bu görüşlere göre. 420-421. kuldaki makbul ve muteber bir hal iken. TTS. kalbin önünden nefs hicabının kalkması ile olur. ss. 67. bu kulların mekânları cennettir. 120. kalbin ferahlı olması. 1427 Yılmaz. Avârif. Çünkü bu çehre Allah(cc)’tan razı olmaya delalettir ki. el-Lümâ. ekşitilmiş surat) ise. s. kulun daralma ve sıkıntı halinde bulunmasıdır. Kıbrısî. kabz makbul olmayan ve kerih görülen bir haldir. 1424 Kıbrısî. Cebecioğlu. Kalb ve nefs ilişkisi ile izah ettiği bu hallerden kabz. yaşadığı halin aynası olur. 210-211. nefsin sıfatlarının zuhur etmesi ve kalbe hicab olmasından dolayı olur. dış görünüşünü ve fiillerini ilmine göre ayarlar. s.g. Allah(cc)’tan razı olmamaya delalet etmektedir. bast haline bir üstünlük atfetmiştir. kulun kalbine ve etrafına sıkıntı vermemesi. a. zihin de açık durumdadır. 85-86. kulun ahiret azabına sebebiyet verir. Ankaravî. bu konuda Şeyh Nazım’ın aksine bir görüş beyan etmişlerdir. s. kabz hali. her mecliste ve işte kulun kendini genişlikte bulması. 336-337. Misbahu’l-hidâye. TTDS.. ss.1423 Nazım Efendi bast halini. Bu çehrenin zıttı olan abus şekli (somurtma. Bastın sebebi ise. Bu neşe hali kalbte inbisata ve ferahlamaya sebep olur. s. basttan evladır. 273 . s. Tasavvuf ve Tarikatlar. Tasavvuf Sohbetleri. 1425 Aynı eser.1427 Mesela İzzeddîn Kâşânî (v. Allah(cc)’ın sevdiği hâl olarak tanımladığı bast hâlini. basttan haz alıp. s. 1426 Kıbrısî. daima rahat olması ve kalbinin ferah olması olarak tanımlar. 643-645. 121. 121. Minhâc.1428 Çoğu sufî. ferah 1423 Serrâc.1426 Kabz ve bast hallerinden hangisinin daha üstün olduğu konusunda. güler yüzlü ve mütebessim çehreli olmayla ilişkili olarak anlatır.sıfatlarından biri olarak tabir edilir. Sühreverdî. bu genişliği etrafına yansıtması.

Farklı bir ifadeyle avamın tecrübe ettiği haller.e. Bast hâlinin yüzü ise güleçtir. ama yakıcıdır.1430 Bu konudaki görüş ayrılıklarının sebebi. kabz ve basta benzer duyguların Mü’minlerin avâmında görüleceğini. havasın halleri olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında sufilerin umumiyetle bahsettiği. haz almaz. s. onların halleri ise havasu’l-havasın hallerinden faklı olmaktadır. bu halleri tecrübe ettiği varsayılan kesimin çeşitliliğinden kaynaklanmaktadır. imtihanları geçer. c. Minhacu’l-fukarâ. bu durumun sıkıntı ve neşe durumu olduğunu belirtir. Ona göre kabzın yüzü ekşidir . kabz hâlini kışa. Allah’ın gayrısındaki her şeyden sıyrılmış kullar (havasu’l-havas) üzerinden izah 1429 1430 Ankaravî. yaz mevsiminin devamlılığının. Kendi varlıklarını aşmış kullar için. nefs-i levvâmeye yükselme ve muhabbet makâmından nasiplenme sayesinde meydana gelir. havasın hallerinden. Sâlike yol aldıran işler ise. 1431 Sühreverdî. Yine o.1432 Bu hali Kuşeyrî. kendilerinin kabz ve bast hâllerini yaşadığı zannına kapılsalar da bu durum. 3. hâlâ nefs-i emmâreye ait sıfatların etkisinde bulunmasına bağlıdır. Zira avamın ve havasu’l-havasın halleri bu değerlendirmelerin dışında kalmıştır. nefsinin sıkıldığı yerde olduğundan. 3757-3762b. Dolayısıyla umum görüşe göre. 274 . s. kabzdan sıkılır. a. Sühreverdî’ye göre bu yanılgı. kabz hali basttan üstün görülmüştür. bağı ve bahçeyi kavuracağını belirtir. bast hâlini de yaza benzeterek. her halin fevkindedir. 696-699. bu hâlin onun kurtuluşu olduğunu belirtir. Avârif (Gerçek Tasavvuf). Nitekim kabz ve bast. s. terakki eder ve bast hâlini görecek. 632/1234).g. Hakk’ta fenâ ve bekâ makâmlarına vasıl olmamış sâliklerin halleridir. 343. fenafillahda yaşanan zevk. havasu’l-havasın yaşadığı bir hal olarak değerlendirilebilir. 1432 Ankaravî. ama şefkatlidir.1429 Aynı görüşü savunan Mevlânâ. ancak bunun gerçek manada kabz ve bast hâlleri olmayacağını. kabz hali daha evladır.1431 Sühreverdî’nin izahına bağlı olarak düşünecek olursak. sâlike kabz hâli geldiğinde onun üzülmemesi gerektiğini. yaşadıkları hâllerden dolayı. Mesnevi. Mesela Sühreverdî (v. Çünkü bazı mutasavvıfa göre ise kabz ve bast hali. 341. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin üstün gördüğü bast hali. onların. 669. s.bulurken. Yani bu kişiler. Bundan dolayı mürid kabz hâlinde. Mevlânâ.. bir yanılgıdan ibarettir.

etmiştir. Kuşeyrî’ye göre, sufîde, bast hâli hâkim olduğu zaman, en şiddetli ve elem verici hadiseler, onu hiçbir şekilde etkilemez. Böylesi sufîler, ona göre, ilahî kaderin cilvesi ve Allah(cc)’ın rahmeti ile eşyaya kul olmaktan kurtulmuş kimselerdir.1433 Nazım Efendi, eşyanın esaretinden kurtulmuş kulu, rıza makâmıyla ilintili ele almaktadır. Kıbrısî’ye göre kabz halinde bulunan kişi Rabbinden razı değildir, bir daralma ve kasıntı haliyle etrafına da aynı hâli yayar. Bu hali hayatı boyunca yaşayan kişi cehennem ehlinin sıfatıyla sıfatlanır. Dolayısıyla kabz hali, kulda devamlı olmamalıdır.1434 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî tarafından, bast haline yüklenen rıza halinin de kendi içinde dereceleri olduğu görülmektedir. Kıbrısî’ye göre mahlûkun Hâlik’ı ile olan ilişkisinde insan, kendisi kadar mûkerrem olmayan diğer mahlûkun yaşadığı rıza makâmından daha alt seviyede olmamalıdır. Mahlûkun içinde bulunduğu halde duyduğu memnuniyet ve rıza, ilah-kul ilişkinin uygunluğunu belirlemektedir. Şeyh Nazım’a göre Âdemoğlunun hizmetine tayin edilen tüm hayvanat, nebatat ve madde; her durum ve zamanda, ferah içindedirler. Onlardan daha mükerrem bir yaratılış içinde olan insan ise, her halinde razı olmalıdır. İnsana giydirilmiş bu şeref, onu her hal üzere razı etmeye kâfi derecede ferah sebebidir. Başka bir ifadeyle kulluk, Âdemoğlu için en büyük şereftir ki, takdir edildiği zaman kişiyi her daim genişlik, mutluluk ve ferah içinde bırakır. Nazım Efendi bu düşüncelerden hareketle kabz halini neden kerih gördüklerini ve Allah(ac)’ın neden bu halden hoşnut olmayacağını şöyle ifade etmektedir: “Âdemoğluna minel-ezeli ile’l ebed bu kadar şerefi giydiren Allah(ac), verdiği hesaba gelmez bu şeref dururken dünya için mahzun olan kullundan razı olmaz.”1435 Bu ifadelerden de anlaşıldığı üzere, Kıbrısî’nin tarif ettiği rıza ve şükür, karşılaşılan dünyevî hadiseler içindir. Bu ise Sühreverdî’nin tarif ettiği nefs-i emmare seviyesindeki avamın halleridir. Şeyh Nazım, “el-hamdulillah” zikrini, bu kişilere tavsiye etmiştir. “Gönlün açılması için” diyerek tavsiye ettiği bu zikir ile kul, dünya
1433 1434

Kuşeyrî, er-Risâle, ss. 94-95. Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 122. 1435 Aynı yer.

275

için olan hadiselerden sıyrılmaya çalışır. Kıbrısî, bunu başarmış kulları, rıza makâmı ile ilintili bir şekilde anlatmıştır. Bizim havas olarak nitelendirdiğimiz bu kişileri Kıbrısî, “hammadûn” olarak nitelendirmiş ve onları övmüştür.1436 Buradan da anlaşıldığı üzere havasın kabız ve bast halleri, dünya için değil de, Allah (cc) için ve O’nun rızası için olmaktadır. Bu misal üzerinden havasu’l-havas ise, Allah(cc) ile birlikte olma hazzı yaşadığından; ne dünya için, ne de Allah için bir hal yaşamaz. Zira o, Allah(cc) ile birlikteliğin neşvesinden başka bir şey duymamaktadır. Istılahta kabz ve bast hali, keşif ve şükür gibi kavramlarla da ele alınmıştır. Mesela her iki halin bir birine göre zuhur edebileceklerini savunan Kuşeyrî, hangi halde olursa olsun kulun, sebepleri araştırmak yerine hal geçinceye kadar sükûneti muhafaza etmesi gerektiğini ifade etmiştir. Cüneyd-i Bağdadî, her iki hali de Allah’a sığınılması gereken haller olarak görür. Bağdadî’ye göre bu haller, Allah’ta fenaya ve bekâya giden yolculuğunda, kulun tekâmülüne, tekerrüre ya da tenziline sebep olur.1437 İbn Arabi’ye göre, Allah(cc)’ın “zahir” ve “batın” isimlerinin tecellilerinin müşâhedesine bağlı olarak kullarda kabz ve bast hali deveran eder.1438 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, bast hâlini rıza makâmına ait olarak tanımladıktan sonra, bu makâma ulaştıran vesile olarak tefekküre işaret etmiştir. Tefekkürün Allah(ac) muhabbetini ve gurbîyeti artırdığını şu şekilde ifade etmektedir: “Hadsiz ve hesapsız nimetin ve lütfun içindeyiz. İşte insan onu (tefekkürle) bildiği vakit ferahlıyor. Neşeli insanı, ferahlı insanı Allah seviyor ve ona bast hâli derliyor. Kabz hâli bütün zulmetlerin membaıdır”1439 Gaflet başlığında da incelenen tefekkür, kulu Allah(cc)’tan gaflete düşmekten korur. Kıbrısî tefekkürü, sürekli teyakkuzda bulunmak üzere tavsiye etmiştir.1440 Tefekkürü aynı zamanda rıza makâmına ulaşmak için tavsiye eden Kıbrısî, bu makâmdaki salike ait halin, bast olduğunu söylemektedir. Buradan da anlaşılmaktadır ki bu hal, avama ve havasa aittir. Avam, dünyevi amaçlarla yapılan
1436 1437

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 122. Kuşeyrî, er-Risâle, s. 94. 1438 İbn Arabî, Nurlar Risalesi, s. 23. 1439 Kıbrısî, a.g.e., s. 122. 1440 Aynı eser, s. 142.

276

işlerden sıyrılmak için tefekkürde bulunur ve ilahî rıza için işlediği fiilerden dolayı bast hali yaşar. Havas ise, ilahi rıza için işlediği fiilerden sıyrılarak, fenâ fillah hali yaşamak için tefekkürde bulunur. Fenâyı yaşadığı vakitlerde bast hali yaşar. Fenâdan uzaklaştığı vakitlerde, eski makâmı olan rıza halline dönüş yapar. Bunun sâlik açısından bir ayrılık olduğu düşünüldüğünde, sâlikte, kabz haline sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre, kalbin ferahlı olması, bast hali; daralma ve sıkıntı halinde bulunması ise, kabz halidir. Nazım Efendi’ye göre bast, Allah’ın sevdiği, kuldaki makbul ve muteber bir hal iken; kabz bu halin tersidir. Mü’mindeki bast hâli, onun gülen yüzünde ve mütebessim çehresinde görülür. Şeyh Nazım, bu hale ulaştıran vesile olarak tefekküre işaret etmiştir. Allah(ac)’ın hadsiz ve hesapsız nimetlerini ve lütfunu hatırlamak anlamında kullanılan tefekkür, kuldaki muhabbeti ve gurbîyeti artırarak, ondaki bast halini, muhafaza eder. Böylesi nimetlere rağmen kabz halinde bulunan kişi, esasen Rabbinden razı değildir. Bazı mutasavvıflara göre kabz hali, Mü’minin manevi terakkisi için, bast halinden daha muteberdir. Sufiler arasındaki bu görüş ayrılığı, bu hallerin sebepleri ve sonuçlarına bağlı olarak oluştuğu kadar; bu halleri yaşayanın avam, havas ya da havasu’l havas olmasına göre de oluşmuştur.

i. NEFS: Arapça bir kelime olan nefs; can, ruh, kan, ceset, izzet, hamiyet, herhangi bir şeyin özü, nazar değdiren göz gibi manalara gelmektedir.1441 Kur’ân-ı Kerîm’de nefs; kötülüğü emreden,1442 kıskançlıktan yana,1443 cimrilik ve hırs sahibi1444 gibi menfî vasıflarla zikredildiği gibi; kötü arzulardan
1441

Firuzebadî, Kamûsu’l-muhît, s. 577; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. 15, Dâru’s-sadır, s. 117; Isfehanî, el-Müfredât, s. 502. 1442 “Rabbimin muhafazası dışındaki nefs, daima kötülüğü emretmektedir.” Yusuf: 12/53 . 1443 “Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu.” Mâide: 5/30.

277

kurtulmuş, itminana ermiş1445 gibi müsbet sıfatlarla da tavsif edilmiştir. Nefse tasavvuf ıstılahında yüklenen manayı en açık şekilde ifade eden ayette Hz. Musa(as), buzağıyı ilâh edinen kavmine şöyle seslenmiştir: “…Gelin yaratıcınıza tövbe edin, nefislerinizi öldürün.”1446 Mutasavvıflar tarafından kulun Allah(cc)’a dönüşünden önce tezkiye ve terbiye etmesi gereken bir yönü manasında kullanılan nefs, İmam Kâşânî’ye (v. 730/1329) göre kendisinde irâdî hareket, his ve hayat kuvveti bulunan latîf buharlı bir cevherdir. Hakîm Tirmizî bu tanıma şunu ekler: “O, hayvanî ruhdur, kalb (nefs-i natıka) ile beden arasında vasıtadır.”1447 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin yayın ve sohbetlerinde, nefs teriminin ontolojik yönüne dair izahat ile karşılaşılmamıştır. Kıbrısî’nin sohbetlerinde nefs, genellikle nefs-i emmare manasında kullanmaktadır. Tasavvuf ıstılahında nefs-i emmare, genel olarak hevâ ve heveslerinin peşinden koşan nefs mertebesi olarak tanımlanmaktadır.1448 Şeyh Nazım Efendi’ye göre bu derecedeki nefs; insanı, insanlık şerefinden mahrum eden, kendi hevâ ve arzularını ilah edinen nefstir.1449 Çünkü kişi kendi manevî memleketi olan yaşantısında, Rabbi’nin isteklerine tabi olmazsa, o emirlerin gayrını emreden nefsinin, şeytanın, hevâlarının veya dünyanın isteklerine tabi olur. Böylelikle kul, Rabbi’ne değil nefsine kulluk etmiş olduğundan, kulluk şerefinden düşer.1450 Seyru sulûkta nefsin, hevanın ve şeytanın tuzakları üzerinde sufîlerin görüşleri, İslam düşüncesindeki çerçeveyi şekillendirmiştir. Bu manana nefis, şeytan ve hevâ, insanın batınî düşmanları olarak telakki edilmiştir. Bunlardan iblisin düşmanlığı, Hz. Âdem(as)’e secde etmediği günden beri bilinmektedir. Ancak hevâ,
1444

“Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” Haşr: 59/9. 1445 “Ey mutmain nefs! Sen Rabbinden razı, O senden razı olarak dön Rabbine! Sen de katıl has kullarımın içine, gir cennetime!” Fecr: 89/27-30. 1446 Bakara: 2/54. 1447 Cürcanî, Ta’rifat, s. 262; Kâşânî, Istlahatu’s-Sufiyye, s. 115; Cebecioğlu, TTDS, s. 472. 1448 el-Nakşıbendî el-Hac Mehmed Nuri Şemsüddin, Miftâhu’l-kulûb, Haz.: Salah Bilici K.Evi, İstanbul 1983, ss. 135-136. 1449 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 18. 1450 Aynı eser, s. 24.

278

insanın nefsindeki hükmedici yönün habercisidir. Şeytan, Âdem(as)’in bu zafını kullanarak, onu yasak ağaca yaklaştırmış ve Cennet’ten kovulmasına sebep olmuştur.1451 Nefs, şeytan ve hevanın söz konusu durumlarına yönelik anlayış, Kıbrısî’nin de anlayışını şekillendiren yaklaşımlardandır. Bu hususu Kıbrısî’nin âbid anlayışıyla birlikte değerlendirdiğimizde, onun abid tanımında etkili olan ve nefs tezkiyesi ile ilgili yönlerini görüyoruz. Mesela nefsini en üst derecede arındıran kul, kendi iradesini, Rabbinin iradesinde kaybedendir. Bunu yaparken âbid, kendini aciz bilerek, Rabbinden gelecek inayete dayanır. Binaenaleyh bu makâmdaki kul, nefsine, şeytana ve dünyaya kul olmadığı için, Rabbine, teslimiyet ve tevekkül ile kul olur.1452 Nefsin, insanı kulluk şerefinden düşüren bir diğer fiil ise, kişinin kendine vacip olan vazifeyi bırakıp, üzerine lazım gelmeyen vazifelerle iştigal ettiği anda olur. Kendisini ehli cennet sayan bu kişi, Kıbrısî’nin ifadesiyle, ahiretini garantilemenin ferahıyla, kendisi haricinde her şeye müdahale eder. Hükümetlerden devlete, yerden göğe kadar her olaya akıl verirken, kendisini dünyada Allah(cc)’ın vekili olmaya yetkin görür.1453 Kıbrısî’nin tavsif ettiği bu karakteri, Abdul Bakî Gölpınarlı (v. 1403/1982) iman ile ilişkili olarak analiz etmiştir. Gölpınarlı’ya göre, gayba iman etmeyen kula, gayb âleminden yol gösterici bir kapı açılmaz. Dolayısıyla kula açılan kapılar, kontrolü nefsin elinde olan bir âlemden açılır ki, bu kulu, rablik iddiasına kadar götürür. Benlik ve bencillik ile başlayan bu yol, kulu hayvanlık seviyesine ve “keşke toprak olsaydım”1454 dediği pişmanlığa götürür.1455 Bununla birlikte bazı sufîlere göre, gayba iman eden kulun dahi nefsinde ilahlaşma iddiasının görülmesi olasıdır. Celvetiye tarikatı piri Üfdade (v. 988/1580)’ye göre, mü’min kulun nefsinde müşâhede edilen ilahlaşmaya en temel sebeb, kibirdir. Kulun nefsini bilmemesinden kaynaklanan kibir, gazab ve haset gibi tüm hastalıkların menşeidir. Bu mertebedeki

1451

Razî, Yahyâ b. Muâz, Cevâhiru’t-tasavvuf, Tah.: Saîd Hârûn Âşık, Mektebetu’l -Arab, Kâhire 2002, s. 172. 1452 Bu tezde bkz. Makamlar ve Seyru Süluk ile İlgili Kavramlar/a.Kulluk Makamı (Âbid ). 1453 Kıbrısî, a.g.e., s. 18. 1454 Nebe: 78/40. 1455 Mevlâna Celâleddîn, Mecâlis-i Seb’a, Ter.: Abdülbakî Gölpınarlı, Konya Turizm Derneği Yay., Konya 1965, ss. 85-86.

279

kul, kendi ayıplarını bırakıp, başkalarının ayıplarıyla ilgilenir. Kibir ve enâniyete dair tüm hastalıklardan kurtulmanın yolu, nefis tezkiyesi ve seyru sulûktur. Her kulun ayıp ve hataları olduğu kadar, fazilet ve kemale müteveccih yönleri de olduğundan; Üfdade’ye göre, nefsini tezkiye etmeye çalışan kul, insanların faziletlerini görmeye çalışmalıdır. Böylelikle tüm insanları kâmil, kendisini nâkıs bilerek, bu hastalıktan kurtulur.1456 “Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler”1457 ayeti tasavvuf terminolojisinde ve Kıbrısî’nin düşüncesinde yer alan söz konusu anlayışın dayandığı naslardandır. Bu ayette işaret edilenler; namazı derin saygı içinde kılanlar, zekâtı verip, ırzlarını koruyanlarla birlikte kurtuluşa eren Mü’minler zümresinde sayılmışlardır.1458 Bununla birlikte “Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.”1459 ayetinde boş işlerden yüz çeviren kişiler olarak bildirilenler, tevbe edip, sâlih amel işleyen ve Allah(cc)’a, tevbesi kabul edilmiş olarak dönenler1460 olarak anılmışlardır. Boş iş ve sözlerden yüz çevirenler, Kur’ân-ı Kerîm’de, birçok faziletli amel ve âmillerle birlikte zikredilerek ve Cennetin yüksek makâmlarıyla müjdelenmiştir.1461 Bununla birlikte boş konuşma, “Ey îmân edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir gazab (sebebi) oldu.”1462 ayetiyle Cenâb-ı Allah(cc)’ın sevmediği bir fiil olarak zikredilmiştir. Şâh-ı Nakşîbend (v. 791/1389)’e göre boş konuşmayla ilgili bu ayet, kulun seyrindeki hedefini ve istikametini belirlemektedir. Hak için yapılmayan tüm
1456 1457

Bahadıroğlu Mustafa, Hz. Üftâde ve Dîvânı, Üfdade Kur’ân Kursu Yay., Bursa 1995, ss. 220 -221. Mü’minûn: 23/3. 1458 “Müminler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler. Onlar ki, zekâtı öderler. Onlar ki, ırzlarını korurlar.” Mü’minûn: 23/1 -5. 1459 Furkân: 25/72. 1460 “Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah'a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.” Furkân: 25/71. 1461 “Onlar, kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler. Onlar, ‘Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle’ diyenlerdir. İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır. Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!” Furkân: 25/73-75. 1462 Saff: 61/1-2.

280

konuşmalar, kulu Hakk’ın gayrına götürür. “O halde siz Beni hatırlayın ki, Ben de sizi hatırlayayım”1463 ayeti, kul için malayağni yapmadığı anlarda geçerlidir. Binaenaleyh Nakşibend’e göre, Hakka’a müteveccih istikamet, kulu malayaniden koruyan ve gayret isteyen bir iştir. Bu gayretin mükafâtı ise kulun, Hakk Teâla tarafından anılmasıdır.1464 Nefsin boş konuşması mevzuunda, Şeyh Nazım’ın anlayışı, iblis ve gaflet anlayışıyla da ilgilidir. Yani ayetlerde zemmedilen bu hal ve davranışlar, kulun sadrına iblis tarafından fısıldansa da, insan nefsine uyup, gaflete düşmedikçe bu fiili işlemez. Çünkü İblis Mü’minlere bir fiili yaptırmada acizdir, o fiilin işlenmesinde nefis daha etkindir.1465 Nefsin kul üzerinde etkin olmadığı anlar, kulun yaşadığı hayatın anlamın idrakinde olduğu anlardır. Allah ve ahiret yörüngesinden çıkmış tüm aklî, kalbî ve hissî lahzalar, kulun gaflet anlarıdır. Binaenaleyh kul, bu anlarda kendisini bırakıp başkalarıyla ya da boş söz ve fiillerle meşgul olmaktadır.1466 “Kur’ân okunduğu zaman, kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın. Gerçekten onun, iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde gücü ve etkisi yoktur. Onun gücü ve etkisi, ancak onu dost ve koruyucu edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.”1467 ayetinde de belirtildiği üzere şeytanın, mü’minler üzerinde bir hâkimiyet kuramayacağı, kâfirler üzerinde ise, davet etme ve süslü gösterme yoluyla bir tesiri olduğu anlaşılmıştır.1468 Mü’min kulun gafleti, iç dünyasında şehveti ile aklının muharebesine bağlı olarak olur. Farklı bir ifadeyle, şehvetin akla tahakkümü esnasında kul, gaflete düşer ve iblisin davetine kapı aralar.1469 Bu anlayış, Şeyh Nazım’ın boş konuşma hususundaki bu yaklaşımının, ıstılahtaki karşılığı olması bakımından önemlidir.

1463 1464

Bakara: 2/152. Parsâ, Risâle-i Kudsiyye, s. 52. 1465 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 162. 1466 Aynı eser, ss. 141-142. 1467 Nahl: 16/98-100. 1468 Bursevî, Rûhu’l-beyân, c. 10, s. 67. 1469 Aynı eser, c. 3, ss. 281-282.

281

Gaflet konusunda gafil kul için nitelendirilen bu durum, nefsine yenik düşen mü’min için de geçerlidir diyebiliriz. Çünkü Nazım Efendi, hem gaflete düşmüş, hem de nefsine yenik düşmüş kul için, kendi noksanlıklarının gayrında her şeyle uğraştığını ifade etmiştir. Muhasibî’ye göre fıkıh gibi İslamî ilmlere sahip olanlar, zahitler, kendini ibadete verenler, uzlete çekilenler, uzlet ve verâ hayatı yaşayanlar dahi kendi noksanlıklarını bırakıp, başkalarının kusuruyla uğraşabilirler. Zira onlar sahip oldukları ilim ya da yaptıkları ibadetten dolayı kendilerinde kibir, hased ve riya gibi kötü huyların olmadığını düşünürler. Bu aldanışlarının sebebi, bildiklerinin ya da vaaz ettiklerinin gerçekten kalblerinde olup olmadığına bakmamalarıdır.1470 Nazım Efendi’ye göre nefs-i emmarenin karakteristik özelliği haramlarla hoşnut olmasıdır. Nefis her ne kadar dünya hayatının çeşitli arzularıyla ferah bulsa da, bu arzulardan helal olanlarını elde etmesinde bir yasaklama olmadığı için, yasaklanmış olanları arzular. O ulaşılması daha zor olan haramları elde ettiği müddetçe nefs, haramlarla ferah bulmaya başlar. Bu hal üzere devam edince haramlara bağımlılık başlar. Bu aşamada kul, bağımlılığını giderdiği için ferah bulur hale gelir ki, bağımlılıkları haramlardır.1471 Nazım Efendi nefsin bu hali için “…şüphesiz ki nefs kötülüğü emreder”1472 ayetini delil göstermektedir.1473 Şeyh Nazım’a göre nefs-i emmare manası ima edilen nefsin diğer karakteristik özelliklerinden biri yalnız olduğu zamanlarda günahlara daha fazla temayüllü, kalabalıkta ise çekingen bir tavırda olmasıdır.1474 Nazım Efendi’ye göre bu mertebedeki nefiste gençlik iştahı gibi iştah olur. Dünya şehvetlerinin hepsini birden elde etmek için hücum eder. Bu karakterin neticesinde nefs makine gibi olur. İhtiyar ve iradesini kaybeden nefs, esaret içinde bir kişilik ortaya koyar. Nefsin bu karakterine esir olmuş kişi, artık lezzet aldığı için değil o duyguların esiri olduğu için hevâ ve heveslerinin peşinden ayrılamaz.1475

1470

Muhâsibî Ebu Abdullah Hâris, Nefs Muhasebesinin Temelleri (Er-Riâye), Şahin Filiz-Hülya Küçük, İnsan Yay., İstanbul 2004, ss. 522-531. 1471 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 20. 1472 Yusûf: 12/53. 1473 Kıbrısî, a.g.e., s. 21. 1474 Aynı eser, s. 22. 1475 Aynı eser, s. 23.

282

Kalbinde Allah(cc)’a ve Hz. Dehlevî’ye göre. nefs-i emmâredeki halleri temsil ettiğinden. münafıklığın sebepleri. Marifetname.1481 Cehalet. s. farklı bir ayette şaşkınlıkla. 1480 Erzurumî.1480 Sufiler arasında genel kabul gören söz konusu iki ruha. boş 1476 Dehlevî. Allah da onu bir ilimle saptırmış. İslamî değerler ile kabile değerlerinin çatıştığı mevzularda. 283 . Ahmed b. Fevzu’l-kebîr fî sülûku’t-tefsîr.Söz konusu ifadeler. kendisi de hemen döner. insanî ruhu tasallutu altına almasıyla olur. Yaşantısındaki hukuku.: Selam Hüseynî en-Narvî. dünyevî sevgiden ve bu sevgiden neş’et eden hırsa müteallik bir mizacı olur. kavmî değerleri belirlediğinden. 1479 Câsiye: 45/23. nefse kul olma ifadesinin “Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü?”1477 ayetine dayandığı aşikardır. gözünü de bir perdeyle örtmüş…”1479 ayeti ise zamanla mühürlenmiş ve perdelenmiş olarak hevâlarına esir olan nefs-i emmare için dayanak teşkil etmektedir. 1176/1855)’ye göre nefs-i emmarenin riyâ ile ilgili yönü. şehvet. toplum ahlakını zedeleyici olurlar. toplum içinde nifak olur. tarafı kabilesinden yana olduğundan.1476 Şeyh Nazım Efendi’nin sohbetlerinde karşılaştığımız. Nefs Mertebeleri. nefsin riya ve bağımlılık ile ilgili yönlerini tebarüz etmektedir. 37-38. kavmi küfre dönse. Beyrut 1987. mü’min olduğunu beyan eden münafık. 7. 1477 Furkan: 25/43. nitelendirilmişlerdir. Kulluk şerefinden ve hazzından bihaber olur. 1478 “…Allah’tan doğru bir delil olmaksızın. sonra da kulağını ve kalbini mühürlemiş. Dâru’l-beşâiru’l-İslâmiyye. hayvanî ruh ve sultanî ruh da denilmiştir. ss. 1481 Nakşıbendî. Bu hallere bağlı olarak zuhur eden amelleri. İmanî belirsizliklerin sebeb olduğu münafıklık. hased. Peygamber(sav)’e yönelik muhabbet tohumları ekilmediğinden. 547-564. kulun imanındaki eksiklik ve belirsizlikten zuhur etmektedir. salt kendi arzusu peşinden giden kimseden daha şaşkın kim olabilir?” Kasas: 28/50. nefs-i emmarede görülen riyanın da sebebi addedilebilir. Bu durumdaki nefs. ss. iman ettiği değerleri ya mecburiyetten ya da çevresindeki sosyal şartların gereğinden kabul etmiştir. İbrahim Hakkı Erzurumî (v. kötülüğü tahrik edici olduğundan kirlenmiştir.1478 “Şu kimseye bir baksana: Arzusunu ilah edinmiş. Şeyh Abdullah-ı Dehlevî (v. Bu ayette işaret edilen bu kimseler. 1195/1780)’ye göre nefs-i emmare. Tah. şehvanî ruhun. Abdülrahîm.

vazgeçilemez bağımlılıkların esiri olabilecek bir varlıktır. 48. “hipotalamus” denmektedir. beyninin ürettiği “nörotransmiter” denen kimyasallar ile temin eder. bedenin psikofiziksel faaliyetlerini düzenleyen Endokrin Sistemi (hormonlar sistemi) ile arasındaki iletişimi. Aksine daha da çok ziyadeleştiği için kişi. 45-46. şeytanın yardımcısı olmuştur. Buna göre. Tıp biliminde bu kimyasallardan bazılarının.e. yerine getirildikçe nihayetlenmez. a. duygu ve heyecanlar zuhur eder. bu durumdaki kulu Rabbinin değil. genel süreçler şeklinde ifade etmiştir. kafein veya alkol ile eşdeğer bağımlılıklar oluşturduğu bilimsel bir gerçek kabul 1482 1483 Erzurumî. kendilerinden sadır olan tüm kötü amelleri olağan fiiler karşılar. 1484 Kıbrısî. gibi sıfatlar kendisinde görülen nefs -i emmare. kokain.1484 Söz konusu ruhanî yanının yanı sıra. vücuttaki salgı bezlerinin ürettikleri hormonları. hayrı şerden ayıramayıp. hedef organlara gönderir ve vücuttaki bazı fizyolojik fonksiyonlar sonucu his. s. alay etmek vs. nefsinin esiri olur. hayvanî nefsin hükmü altında kaldığından.g. kulu birçok ahiret faziletlerinden mahrum bırakan nefsin arzuları. tatmin etmek istediği müddetçe bu duyguların esiri olur. nefsinin hoşnutluğu olur. Bu duyguların kaynağı nefs olduğu için. ss. hakkı bâtıldan. Sadece sıfat-ı hayvaniyye ile muttafıs olan bu kişiler. Duygusal ihtiyaçların beyne iletilmesinden sonra bu ihtiyaçların tatmin ya da kontrol edilir. esrar. bu kişilere ihsan olunan insaniyet sıfatı.1483 Nefsanî duyguların nasıl esiri olunduğunu Kıbrısî. Bu duyu merkezi. duygularının oluşumunda görev alan kimyasal tetikleyicilerin oluşturduğu. eroin. Bu merkez.1482 Bu durumdaki kişilerde sultanî ruh. Marifetnâme. nefsinin kulu olarak tanımlar. bunlarla hoşnut olarak iftihar eder ve bunları yeniden yapmak için gayret sarfederler. Kul olmayı tâbi olma ve tâbi olduğunu hoşnut etme olarak tanımlayan Şeyh Nazım. ekstasi. Dolayısıyla bu haldeki kişi.. 547-564. Bu ihtiyaçların tatmin edilmesinden sonra yeniden zuhur etmesi yine “nörotransmiter” kimyasalları beyne iletilir. Tasavvuf Sohbetleri. biyolojik bir varlık olarak insan. 284 .şeylerle uğraşmak. hayvanî ruhla bir olmuş ve onda kaybolmuş olduğundan. gayesi Rabbinin hoşnutluğu değil. ss. hayat sermayesini tüketirken. İnsan beyninde bulunan nohut büyüklüğündeki duyu merkezine tıp literatüründe. onlardan tamamen uzaklaşmıştır. Nakşibendî.

Tasavvuf Sohbetleri. Akfer. Miracta verilen bu ilme göre her kulun nefsinde istisnasız. her kulda istisnasız bulunmaktadır. 1486 Kıbrısî. ss. Psikiyatri Anabilim Dalı Ders Notları.tr/docs/ders_notlari/u_tural/alkol.1486 Buraya kadar Muhasibî. ona kulluk yapar. Bu manada kulun nefsinde bulunan söz konusu firavunvarî potansiyelden kurtulması için. Şeyh Nazım’a göre nefsin bu yönü. nefisdeki benlik ile mücadeleye devam etmelidir. bulunmaktadır. Kocaeli Ünv. Firavunvarî Rablik ilan ettiği potansiyel bir küfür yönü. Nazım Efendi bu metaforu kullanarak nefsin şu an olmasa bile potansiyel olarak firavun’un nefsiyle ortak yönünü bildirmektedir. Depresyon Etiyolojisinde Nöropeptidler. Sibel-Karaoğlan. Üfdâde. şöyle ifade edilmiştir: “…Güneşin gündüz zâhir olmasından daha fazla. Dolayısıyla seyru sulûk ile nefsini tezkiye eden kulun. 285 . Nazım Efendi nefsin bu yönünü.edu. Hz. Bağdadî’ye göre. nefsinin hevasına makine gibi tabi olarak. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Hâlid-i Bağdadî’ye göre. Ayrıca bkz. bu durumdan tamamen mi. velâyet-i sugra makâmındaki kula. bu hal (velâyet-i sugrâ). Alkol ve Madde Kullanım Bozuklukları. etmese de. nefs-i emmâre vasıflarındaki nefse ait bir yönün. 24-29. Dünya ve 1485 Akdemir. s. http://tip. Tural. 2008 -2009/5. iman etse de. Erzurumî. fenâ fillah ile velâyet-i sugra makâmına vasıl olduktan sonra dahi sâlik. Tıp Fak. toprakta açılır. Ümit. Dönem. tarlasına ekilmemiş tohum olarak nitelendirerek: “Eğer ekilseydi.1485 Binaenaleyh insanın biyolojik yapısı. nefislerdeki potansiyel olarak bulunan firavunvarî hastalığın mahiyeti hakkında bir bakış açısı sağlamıştır. Ekim 2002. Peygambere(sav) bildirildiğini ifade etmiştir. Varlıkların birbirleriyle olan beraberliği gibi olmayan bu beraberlik.” diye ifade etmiştir. Asena-Örsel.pdf.kocaeli. miraç gecesi.edilmektedir. Dehlevî ve Gölpınarlı gibi mutasavvıfların bakış açısıyla incelenen nefsanî haller. Klinik Psikiyatri Dergisi. Nazım Efendi’nin ifadesiyle. sâlik için zâhir olur. hal sahibi ile Allah(cc) arasındaki Rabbânî bir sırdır. 39. varlık âlemindeki eşyaların nasıl Allah(cc)’la birlikte olduğu hakikati lütfedilmiştir. nefis tezkiyesi tavsiye edilmiştir. gövde verir ve bir dane iken yedi başak üzerinde yüzler daneler olurdu. Bu sırra vakıf olmuş kulun nefsinde zuhur edebilecek benlik. nefsini rab olarak tanımış gibidir. nefsanî istekler için çalıştırılırsa insan. bu mevzunun farklı bir boyutudur. yoksa kısmen mi kurtulacağı hususu. hevâ ve heveslerinin kölesi olan kul. Bu açıdan bakıldığında.

kendini de kâmil görebilir. bütün fiilerin kemâlatıyla ve zahiri isimlerle müzeyyen olmuştur. 196. Zira nefsi bütün mülkün maliki. ilahî mucizeleri gördükten sonra iman etmemelerine yönelik gerekçeleri. nefs-i emmâreye müteallik bir mevzu olarak karşımıza çıkmaktadır. bu nefsin bir nev’î tahlilidir. su-i zanna dayalı kötülüktür. güneşin ışığında görülen bir zerre hükmündedir. “Kim Rahmân’ın zikrini görmezlikten gelirse. 33.içindekiler gökler. Dolayısıyla firavunvarî nefsin mahiyeti. bu ifadeleri netleştirmemizde önem kazanmaktadır. bunları mutlaka (doğru) yoldan çıkarırlar da. nefislerdeki kibir. nefs-i emmârede görülürken. Mektubât-ı Mevlâna Hâlid. İnsanın bu aldanışı. Bununla birlikte firavun ve çevresindekilerin. benlik iddiası. 1489 Yûnus: 10/78. Şeyh Nazım’ın Mirac sırrı olarak bahsettiği nefis hastalığı ise. velâyet-i kübrâ makâmıdır. şu zavallı. tevhîd-i şuhûdînin zâhir olduğu. bütün mevcudât. cehennem hâsılı. Halbuki nefis. bir ilahlık beyanına dönüşecek yapıdadır. “velayet-i sugrâ” makâmında dahi zuhur edebilmektedir. Hâlbuki şüphesiz onlar (o şeytanlar). enâniyetin hafî kirlerinden temizlendiği makâm. "Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hâkimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz. bütün tasarrufların kendi emir ve iradesine göre olduğunu görür. enâniyet ile dâimdir. sâlikin basireti yanında. Firavunvarî nefsin. arş. Hakikati yalanlamak olarak neş’et eden bu aldanma."1489 yönündeki cevapta görüldüğü üzere. sizin en yüce Rabbinizim!”1491 ayetinde ifade edilen. nefisin gerçek fenaya vasıl olup. 286 . gurur ve tekebbürle birleşince1490 “Ben. 1490 “Firavun kavmine seslenerek dedi ki: ‘Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hâlâ görmüyor musunuz? Yoksa ben. s. ona arkadaş olur. (biz) ona bir şeytanı musallat ederiz de o. imana perde olan. 1491 Nâziât: 79/24. Riyaset ile kâim. s. cennet. Bu makâmda şu tehlikeden korkulur.”1487 Özetle Bağdâdî’ye göre. Bu durumda yapılması gereken. nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim? (Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?’ Zuhruf: 43/51-53. Sâlik kendini terbiye eden mürşidini unutup. ıstılahta incelenen nefs-i emmâreden pek farklı olmadığı görülmüştür. 1487 1488 Erbilî. 195.1488 Bu durumda kulun nefsinde zuhur edebilecek rablik iddiası. kendisini tamamlayan mürşîdi ile ruhanî irtibatını kuvvetlendirmektir. Aynı eser.

s. s. 1498 Kıbrısî. ss. doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı. iman etmeyen kuldaki nefsanî ve şeytanî telkine “…Eğer Rabbime döndürülürsem. 1496 Kehf: 18/36. Demek (sen) ne kötü arkadaşmış(sın)!’ der. 1497 Muhasibî. 23. onun “la ilahe illa ene” demesidir diyerek de ifade etmiştir.1498 Bu bataklıkta kişiler. Nazım Efendi’nin 1492 1493 Zuhruf: 43/36-39. Tasavvuf Sohbetleri. er-Riâyetu li’l-hukûki’llah. ant olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum”1496 ayetini örnek vermiştir. Nefs. Kıbrısî nefsin sıfatını. 382-383. c. kendini ferahlatır. Kur’ân Ansiklopedisi. Nihâyet (o kimse şeytanıyla beraber) bize geldiğinde (şeytanına): ‘Keşke benimle senin aranda. s. 329-334.1495 Muhasibî. Tasavvuf Sohbetleri. Tah: Abdulkadir Ahmed Atâ. söz konusu halde iken. Dâru’l kitâbu’l-ilmiyye. Ebu Abdullah Hâris. şeytanın içerideki yardımcısıdır. şeytan ile işbirliği yaparsa kulu haram bataklığına saplar. onu rablik ilanına kadar götürür.1497 Kıbrısî’ye göre nefs. bu nimetlerden pay almaya kendisini diğer kullardan daha layık bilerek. azapta ortak olan kimselersiniz. Böyle nefis her fiilde kendisini hâkim bilerek. 1494 Kıbrısî.1493 İnsandaki bu aldanmaya sebep olan nefs. doğrusu siz. nefsine ait bâtıllarının hak olduğunu iddia eder. eğer ahirette dirilme olur da. Bu noktada insanı aldatanın şeytan ve onun yolunda giden insan-şeytanlar olduğu yönünde görüşler vardır. 18.”1492 ayetinde bildirildiği şekilde cereyan eder. hak üzere olduğunu zanneder. 1495 Aynı eser. 287 . Hakikati görmezlikten gelmekle başlayan bu yanılgı insanı aldatmaktadır.gerçekten kendilerinin hidayete erdirilmiş kimseler olduklarını sanırlar. 113.1494 Nefisin insanı küfre nasıl götürdüğü konusundaki bir açıklamaya göre kul.. orada da birilerine ödül olarak nimetler taksim edilirse. 6. Nazım Efendi’ye göre. Hakkı Hak olarak kabul etmeyip. Hâlbuki (böyle demeniz) bugün size asla fayda vermez. Beyrut Tarhsiz. Buna göre kâfir. ss. Ateş. çünkü zulmettiniz.

Şeytan.org/Audio/entr_AllahinSifatlari_The_4_Enemies_Dec1986_mp3 (ilgili sohbet ses arşivimizde mevcuttur). 12. 288 . s. Kuzu gibi arkasından yürüme. Böylelikle kul. 1500 Burkay. Nefs. eğilmeye gelmez”1501 diyerek ifade etmiştir. 1501 Kıbrısî. s. su ve hava nesnelerinde bulunan zulmanî kısımlar ile izah etmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. onunla sana yol açılır. 86.1499 “Kulluk Makâmı” başlığında değinildiği üzere hakiki kul olanlar. Bir parça mücadele et. s. bu hallerini hemen fark edip.saltanat.e. dörde indirilmiştir. www. Şeyh Şerafeddin bu dört düşmanı insanın yaratılışında yer alan ateş. Allah(cc)’a giden 1499 Kıbrısî. Daimi zikir halinde bulunan bu kişilerin. toprak. Bu kulların özelliği. hevâ ve dünyaya ait beyan hakkındaki ontolojik izah Şeyh Şerafeddin’in sohbetlerinde geçmektedir.ifadesiyle. hiçbir zaman. hakiki kul olma vasıflarını kaybetmez.g. Bir parça ona koymaya çalış ki. nefsine. Hz. şeytana.1500 Nefsin arzularını küçük dahi olsa yerine getirme hususunda imtina edilmesi gerektiğini Nazım Efendi: “Kişinin en büyük düşmanı olan nefsin tarafına. heva ve heveslerine meyletmeyen bir kulun. dünyaya. Tarikat-ı Hakkâniyye içerisinde dört düşman olarak vurgulanan nefs. Menâkıb-ı Şerefiyye. hiçbir zaman nefislerine yenik düşmeyecekleri ya da şeytan tarafından aldatılmayacakları anlamına gelmemektedir. 39. a. rical ve veli sıfatları ile de nitelendirilmişlerdir. hakiki kul olma vasfını kaybedenlerdir. iblis tarafından aldatılması da güçleşir. Âdem’in Allah(cc)’a münacatından sonra. içindeki nefsini tezkiye edip. Nefis tarafına eğilmemeyi onunla mücadele etmek anlamında kullanan Kıbrısî. hevâ ve dünya insandaki bu zulmanî sıfatlardan dolayı düşman olarak sayılmıştır. Binaenaleyh. istiğfarla yeniden kalbî zikre dönmeleridir. onunla mücadelenin başlangıcı olabileceğini düşündüğümüz şu tavsiyelerde bulunur: “…Nefsin dediğinin arkasından gitmemeye gayret et. amelî olmaktan ziyade kalbîdir. Âlim-Velî bahsinde detaylarıyla incelediğimiz bu kulların nefislerine veya şeytana yenik düştükleri gaflet anlarındaki hataları.. Bu izaha göre insanın yaratılışında bulunan altı adet zulmanî kısım. şeytan. dünyaya veya hevâsına kul olanlardır ki bunlar.

e. Şems: 91/9-10. Peygamber(sav). masum olmasına 1502 1503 Kıbrısî. 1415. Kıbrısî’ye göre sigara. Hiç şüphesiz O. Küçük günahlara alışan kişi büyüklere düşer. nefsin günahlara olan küçük temayüllerinden dahi sakınılması gerektiği konusundaki hassasiyetin bir misali olarak Hz. Çünkü nefs kulu. Rabbini zikredip namaz kılan.” A’lâ Sûresi. nefs bahsinde ayrıca vurgulanmıştır. 79. hidayet buyursun. bu konuda sigarayı örnek vermiştir. 289 . “Hani bir zamanlar Musa kavmine demişti ki: Ey kavmim! Buzağıyı tanrı edinmekle hiç şüphesiz kendinize zulmettiniz. Kıbrısî’ye göre. Peygamber(sav)’i örnek verir. 117. acziyet içinde Allah(cc)’a bir kurban gibi takdim ederse. Buna göre kul nefsini temizlemek konusundaki gayretini. fail-i mutlak olan Allah(ac) o kulunu tezkiye eder. tövbeleri çokça kabul eden merhameti sonsuz olandır. Sahibine zarardan başka bir şey vermeyen nefsin tezkiyesi için takip edilecek yegâne yolun tasavvufî tarikatların olduğu. Adnan. s.yolda öyle gidebilirsin. “Kendini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır. mutlaka felah bulacaktır. Abdullah-ı Dağıstanî. hayvanî sıfatlardan temizlenerek ve Rabbânî esrarları müşâhede etmesinde kısmi olarak kadirdir. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.”1502 Nazım Efendi’nin tavsiye ettiği bu küçük gayretin tafsilatlı izahını Fütuhatu’lHakkâniyye adlı eserde görüyoruz. insan vücuduna girecek şeytana kapı olarak tabir edilmiştir. 42. ismet sıfatını haiz Hz.g. 1505 Nisâ: 4/49. “Nefsini günah kirinden temizleyen felaha ermiştir. Böyle yapmanınız Yaratanınız katında sizin için daha iyidir. yalnız Allah dilediğini temize çıkarır ve onlara kıl kadar haksızlık edilmez. s.1506 Nefsin bu yönlerinden dolayı ona her konuda muhalefet etmek için çaba sarf edilmelidir. Hakiki oluş Hakk Teâlâdandır. Allahu Zü’l-celal bize inayet buyursun. Küçük günahlara alışmamış olsaydı büyüklerine düşüren kapıları kapatırdı diyen Nazım Efendi.”1505 ayetinin tefsirine göre kul. Ayet.1507 Şeyh Nazım. 1507 Kıbrısî.. a. Hemen Yaradanınıza tövbe edin ve nefislerinizi öldürün. Tasavvuf Sohbetleri. tövbenizi kabul eder. 1506 K.” Bakara: 2/54 . hem büyük hem de küçük günahlara sürükler. Kendini günahlara gömen kimse de hüsrana uğramıştır”1503 gibi benzeri ayetleri1504 nefis tezkiyesi için delil göstererek tefsir etmiştir. s. 1504 “Nefsini tezkiye eden.

s. gadap (öfke) olarak sıklıkla beyan edilmiştir. nefsanî ateşi söndürmek mevzuunda. Adnan. Menakıb-ı Şerefiyye. 5/ 42. 5090. s. kişinin kendi irade. Şeyh Şerafeddin bu hususu şöyle ifade etmiştir: “Gadab-ı nefsanî. azim ve kudretine dayanması. Müsned. kibir ve benliktir. Ebu Davud. ss. Buna göre nefret. Bu tavsiye kul olmanın bir gereği olarak her işte Kadir-i Mutlak olan Kudred(cc)’e dayanmayı. nefsini aciz ve yok bilmesi.1509 Aynı zamanda mirac konusuyla birlikte zikredilen bu hadis ile Kıbrısî. hırs. Başına gelen her halden razı olan nefsin gadablanmayacağı ve sürekli 1508 1509 Hanbel. nefs alameti olarak görüldüğü anlaşılmaktadır. Fâil-i Mutlak olan Hakk(cc)’ı mutlak varlık bilmesi anlamlarına gelmektedir. nefis tezkiyesi için izale edilmesi gereken kötü sıfatlardır. Bu anlayışı. bi’l-cümle ahlak-ı zemimenin sebebi ve vasıtadır. bir kimsenin kalbindeki imanı ve nuru İslamı söndürmek için gadab-ı nefsâniyyeyi delil ve vasıta kılar.1511 Bununla birlikte Tarikat-ı Hakkâniyye’de nefse ait zemmedilen sıfatları hususunda en temel sebep. 290 . nefs. Allah(cc)’a dayanmayı tavsiye etmektedir. Edeb. öfke. cimrilik. korkaklık ve dünya sevgisi. Ahlak-ı zemime.Mirac Konusu. 1511 K. kibir. Başka bir ifadeyle nefse muhalefet ederken dahi.”1512 Nazım Efendi’nin sohbetlerinde en fazla zemmedilen kötü ahlak. Tasavvuf Sohbetleri.1510 Nefse muhalefet konusunda yapılan tavsiyelerde. “nefse teslim olmama” temel hedef olarak ele alındığı görülmektedir. müridlerine eksikliklerini gösterme gayreti içinde olduğu görülmüştür. şikâyet eden nefsi zemmetmiştir. haset. kendini beğenme. Bununla birlikte Kıbrısî.rağmen “Beni göz açıp kapayıncaya kadar nefsime bırakma”1508 diye dua ederken. izah edilmiş ve bunların izale edilmesi için tavsiyelerde bulunulmuştur. Futuhâtu’l-Hakkâniyye. 1512 Burkay. nefs ile tezkiye edilmez şeklinde de ifade edebiliriz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/e. Kıbrısî. gadab mevzuunda. tamah. insanların nefislerine muhalefet hususunda ne derece dikkatli olmaları gerektiğine işaret etmiştir. Ateşin ateşle söndürülmeyeceği misaliyle de izah edilebilecek bu durumda Kıbrısî. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’nin sohbetlerinin şerh edildiği Fütuhâtu’lHakkâniyye adlı eserde zemmedilen şu ahlaklar. tembellik. 1510 Bkz. 79-81. 169. 108.

Tasavvuf Sohbetleri.Kabz-Bast Hali.1515 Şeyh Nazım Efendi’nin bu anlayışı. Makamlar ve Seyru Suluk ile İlgili Kavramlar/h. nefs-i emaredir. bütün hallerde ona muvafakat eden insanî nefs.1514 Nefsin tezkiyesinde mürebbinin lüzumu. ahirette mükâfat karşılığı olmayan. bu işin bir mürebbi ile yapılacağını ifade etmiştir. kitap okuyarak terbiye edebileceğini düşünenlere hitaben. hareket ve iradesini yüklenen cevhere. tasavvuf ıstılahında genel kabul gören nefsin mahiyeti ile ilgili olduğu kanaatindeyiz. 22. his. kendine vacip olan vazifeyi bırakıp.bast halinde olacağı vurgulanmış ve tavsiye etmiştir. ilah olarak kendi hevâ ve arzularını edinen. 547. ss. hayvanî ruh denilmiştir. Mesela şehvanî nefse boyun eğip. mürşîdin gerekliliği ile ilgili mevzunun bir cüzüdür. 1513 1514 Bu tezde bkz. Nefis kalabalıkta malayani ile ferahlar. Nefsin ferahladığı malayani ile ruh sıkılır ve daralır. Özet olarak Kıbrısî’nin sohbetlerinde genellikle nefs-i emmare manasında kullanılan nefs. Nazım-ı Kıbrısî nefs ve ruh arasında tezat bir denge olduğunu savunur. 1516 Erzurumî. Bu iki ruhun birbirine üstünlüğüne göre nefs. Maddeden mücerred bir cevher olarak kabul edilen nefs-i natıkaya. ruhun ferahladığı şeylerde nefs sıkılır. levvame. Ebediyete Davet. nefs o derece sıkılır. Zikirle ruh ne derece ferahlarsa.1513 Nefsdeki bu kötü hasletleri izale etmeyi “nefis terbiyesi” olarak tanımlayarak. boş konuşan. hesabı sorulacak işlerle ferahlar. Marifetname. Boş sözlerle. üzerine lazım gelmeyen vazifelerle iştigal eden. gerçek kulluk makâmına ulaştıysa. nefsi aslana benzetir ve mürebbi olmadan aslanın terbiye olmayacağını anlatır. radiye gibi vasıflarla derecelendirilmiştir. mutmainne. el-Hakkânî. 182-184. yalnız olduğu zamanlarda günahlara daha fazla temayülü olan. insanî ruh denmiştir. Nefsin hayat. s. Kıbrısî’nin bu husustaki görüşleri ve tafsilatlı izahları mürşîd konusunda yapılmıştır. Ona göre nefsin sıkıldığı şeylerde ruh ferahlar. Kendini. mülhime.1516 Bu iki nefs arasındaki mücadelenin Kıbrısî tarafından. haramlarla hoşnut olan. 1515 Kıbrısî. s. nefs-ruh mücadelesi olarak ifade edildiği kanaatindeyiz. Nefsanî nefsin hükmünden çıkıp. emmare. nefs-i mutmainne denmiştir. 291 .

nefsinin kulu olarak tanımlar. Mü’min kul için dahi haramlara bağımlılık başlar ki bu durum Mü’min kulu da iman etmeyen kul ile aynı sona götürür. kulun yaşadığı hayatın anlamın idrakinde olduğu anlardır. Kulu Rablik beyanına kadar götürebilecek nefsle mücadelede küçük ve büyük günah yoktur. Gafil ise gaflet içinde olan kimsedir. 292 . Bu durumun en dip noktasında Firavunvarî Rablik ilan ettiği potansiyel bir küfür yönü vardır. Rabbinin değil. Gâfillerden olma. zikrin terki manasında zikredilmiştir.kalabalıkta ise çekingen olan vasıflarla tasvir edilmiştir. habersiz bulunma. uyanık olmama. kilitlemek anlamına gelen “ga-fe-le” kökünden türemiştir. Tehânevî. gafil olma. Gaflet kelimesinin çeşitli ism-i fâil kiplerinde 1517 1518 Firuzebadî. Kıbrısî’ye göre nefs ve ruh arasında ters orantılı işleyen bir denge vardır ve kulun gafleti ve inzi’âcı arasındaki gelgitleri esnasında nefsin sıkıldığı şeylerde ruh ferahlar. Çünkü nefs kulu. Kıbrısî bu durumdaki kullar için. yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Allah’ı an. GAFLET: Arapça bir kelime olan gaflet. 1254. Nefsdeki bu kötü hasletleri izale etmeyi “nefis terbiyesi” olarak tanımlayan Kıbrısî. Gaflet kelimesi lügatte. s. Kıbrısî’nin nefs anlayışını. 409.”1518 ayetine göre Kur’ân-ı Kerîm’de gaflet. Isfehanî. 1049. ekildiği zaman açılıp. gaflet anlayışından bağımsız değildir. c. Mü’min kulun nefsine yenik düşmediği lahzalar. Çünkü nefsin hâkimiyeti Mü’min olan ve olmayan kulda farklı olmaktadır. ruhun ferahladığı şeylerde ise nefs sıkılır.1517 “Kendi kendine. gövde verecek daneler gibi bulunmaktadır. farkına varmama hali anlamlarına gelmektedir. yalvararak ve ürpererek. j. s. Küçük günahlara alışan kişi büyüklere düşer. Keşşaf. Mirac sırlarından olan bu yön. Kamûsu’l-muhît. Müfredat. vurmak. bu işin bir rehbersiz yapılamayacağını savunur. Nefsin ferahladığı anların devamlılığı durumunda. hem büyük hem de küçük günahlara sürükler. s. Farklı bir ifadeyle bu anlar Mü’minin. Araf: 7/205. 2. Allah ve ahiret odaklı hayat yörüngesinden sapmadığı anlardır. her kulda. yardım etmek.

Hucvirî.1521 Tasavvuf ıstılahında gaflet. hayal olduğu hakikatini bilmeyen kişidir. Ahiret yurduna gelince. 293 . kula karşı kazandığı tüm zaferlerin müsebbibi gaflettir.” Nahl: 16/106-107. Nefsini Bilen Rabbini Bilir. sadece görünen dünya hayatı bilirler.1522 Nazım Efendi bu mevzuyu. s.1523 “Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. İstanbul 2011. öyleleri Allah’ın gazabına uğrar. ss. Binaenaleyh nefsanî arzuların. Allah(cc)’a ve ahirete inanan ya da inanmayan tüm kullara yönelik bir gaflet tarifini Şeyh Nazım. Kuşeyrî. Nazım Efendi’ye göre gafil. 1519 “Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya. iman edenlerin ve etmeyenlerin gafleti şeklinde iki açıdan ele alır. Muhasibî. 191. s. kudreti ve nizamı görememedir. 1521 “Kalbi imanla huzura ermiş olduğu halde inkâra zorlanan kimse hariç. O’nun emir ve yasaklarını unutma hâlidir. 112. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin anlayışına temel teşkil eden nasslardan olduğu şüphesizdir. işte gerçek hayat odur. iman etmeyenler1519 ve ibadetlerinde gafil olan Mü’minler1520 için zikredilmiştir.” Rûm: 30/7. 2/795. gaflet denir. iman ettikten sonra dünya hayatını sevmesinden dolayı ahirete tercih edip. Ebediyete Davet. dünyanın bir serap gibi. Dolayısıyla avamın tevbesi işlediği günahlardan iken. onlar ahiretten gafildirler. Geleceğini kesin bir şekilde bildikten sonra. s. Buna sebep. dünyadaki hadisatın arkasındaki ilahî muradı. 58. Bu hal. 162.: Ali Pekcan.. Ta’rifat. Keşfu’l-Hafâ. nefsin arzularına uyarak. Allahu Teâlâyı unutmak. Buna göre bu ayetteki gafiller. Kuşeyrî Risalesi. kim iman ettikten sonra kâfir olur ve gönül rızasıyla inkârı benimserse. 1524 Ankebût: 29/64. Ter. 1522 Curcanî. “Onlar.” Yûnus: 10/7-8. ahiret hayatını unutmaya. dünya hayatının bir oyun ve rüya gibi olmasıyla ilintili yapar. Öldükleri zaman uyanırlar”1525 hadis-i şerifi. 1525 Aclunî. havasın tevbesi gafletten olur. küfre girenler olarak bildirilmektedir. Gelenek Yay. 73-82. Keşke bilselerdi!”1524 ayeti ve bu ayetin tefsiri mahiyetinde olan “İnsanlar uykudadır. Keşfu’l-Mahcûb(Hakikat Bilgisi). 251. kâfirler güruhuna yol göstermez. 1523 el-Hakkânî. onların hakkı büyük bir azaptır. Hâris. ss. onların dünya hayatını seve seve âhirete tercih etmeleridir. varacakları yer ateştir. Allah(cc)’ı. işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden. Çünkü Allah.geçtiği ayetlerde gafil. 1520 “Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız kimseye uyma” Kehf: 18/28 .

kendi varoluşundaki güçlerinin ve zevklerinin efendisi olarak. Uludağ Ünv.1528 Bu hallerden birincisi iman etmemek yani. Üstad.: Hayati Hökelekli. ss. Dâru’s-saffe. TTS. Ter. İlahiyat Fak. dünyanın oyun ve eğlencesine dalarak. Bu bakış açısıyla ilahî kudreti tabiata indirgeyen insan. Der. inancının gereği gibi yaşama hususunda gaflete düşer. zevklerin tatminine dayanmaktadır.1527 Söz konusu anlayışın. 319/931) gaflet tanımı da inanan ve inanmayan tüm kullar için kullanılabilecek bir tanımlamadır. Çünkü o anda insan hayata anlam veremediği için. kendisinin üstündeki bir ilahi otoriteyi kabul etmeme potansiyelindedir. psikoloji literatüründe de ifade edildiği olmuştur. c. Antonie. 336. ss. Kuşeyrî. 3. Fadâil ve Rezâil. Bir görüşe mü’minler nefislerine yenik düştüklerinden ve şeytanın hilelerinden aldandıklarından dolayı dünya zevklerine dalarlar. Bursa 1991. 64. yaşayan diğer canlıl ar olan hayvan ve nebattan farklı olmaz. 294 . İnan kul ise “Dünya hayatı zaten sadece aldatıcı bir geçinmeden ibarettir. s. Bunun sebebi kendisinde meşru gördüğü ve zevk addettiği fiillerinin kısıtlanmasını. Dolayısıyla kabilesi. en derin gaflette gark olmuştur.Bu manada inanmayan kul. 1529 Uludağ. 37-55. İman ettiği halde zevklerine yenik düşen insanın gafleti ise. s. 231-245. Bu anlayışa göre insan.”1526 ayetine ve Kur’ân’ın tüm ayetleri gibi iman etmesine rağmen. Farklı bir ifadeyle inanmaktan gaflet eder. iman edenin gafletidir. er-Risale.. İbn Ata’ya göre Rabbinin emir ve yasaklarından gafil olan kul. dinin tekliflerini süzgeçten geçirme ve onları uzakta tutmak şeklinde bir tutum sergiler. İkinci ise. Bu durumda İbn Ata’nın (v. o kudreti günlük hayatından çıkarır. Bu durumda kişi. Ter. Kalben iman eden bir Mü’min içine düştüğü 1526 1527 Âl-i İmran: 3/185. kendi var oluşuna bir ihanet olarak görmesidir. içinde bulunduğu cemiyeti ve gençliği gibi değerlere aldanarak. insanın yaşadığı hayatın anlamından uzaklaştığı anda olur. sufiler tarafından. küfürdür. 1528 Vergote. 1530 Muzâhirî. ölümden ve ölüm ötesi hayatın emirlerinden gafil olurlar.: Dâru’s-saffe. Bu gaflet. Beyrut 1994.1529 Her iki şirk de. pratik ateizm olarak adlandırılır. dünyanın tüm düzenini hakiki varlık addeder ve Hâlık(ac)’ı inkâr etmek suretiyle büyük gaflete düşer.1530 Nazım Efendi’ye göre gaflet. Ateizmin Psikolojisi. şirk-i esbâb olarak da tanımlanmıştır.

Bu mertebedeki insanlar dünya ziynetlerine ve heveslerine olan düşkünlüklerinden dolayı. Cinleri ise daha önce zehi rli ateşten yaratmıştık. 1533 Bursevî. Aklıyla. “Hâsılı. Nazım Efendi bu haldeki kulun imanını tecdit etmesi gerektiğini ifade etmiştir. onlar hayvanlar gibi. İsmail Hakkı Bursevî (v. Bu mertebe. c.” Hicr: 15/26-29. Âraf Sûresinde gâfil olarak bildirilen insanlara aittir. 295 . şehvetini ve nefsini tahakküm altına alan insan. Hem maddî hem de manevî boyutta yaratılışı temsil eden bir varlık olan insan. karşısında secdeye kapanın. aksi durumda hayvanlardan aşağı mertebeye düşer. ss.1533 Hayatın manasından uzaklaşmanın nasıl olabileceği hususunda felsefî ve tasavvufî açıklamalar. söz konusu gafil tanımını bu ayete atfen yapmış olduğu şüphesizdir. Rûhul-Beyân.”1532 ayetini hatırlatmaktadır. Allah(cc)’ı sevmezler ve O’nu tanımayı arzulamazlar. 3. Hani Rabbin meleklere demişti ki: ‘Ben biçimlenmiş kupkuru balçıktan bir beşer yaratacağım. insanın maddî ve manevî yönlerini düalist çizgilerle ikiye ayıranlar olmuşsa da Descartes (v. İnsanı hayvandan ayıran bu cevherin ortaya çıkmamasından dolayı.1534 iç dünyasındaki algıları. Arâf: 7/179. meleklerden üstün olurken. hatta onlardan da şaşkındırlar. 1135/1725)’ye göre bir yanı ruhanî. Felsefe literatüründe. madde ve bedenden beslenen tutkuya hâkim bir iktidar kurabileceğini 1531 1532 Kıbrısî. 1534 “Biz insanı biçimlenip kupkuru hal almış bir balçıktan yarattık. bu manaya ışık tutmaktadır. s.gaflet durumunda ise. İşte asıl gafil olanlar onlardır. 281-282. Onu güzelce düzenleyip insan şekline koyduğum ve ona ruhumdan üflediğim zaman. Tasavvuf Sohbetleri. diğer yanı cismanî olan insanın iç âlemi daima şehvet ile aklın muharebe yeridir. dış dünyayla ilişki içerisinde bir varlıktır. 141. Bu bağlamda ruh ve düşünceden beslenen akılın. hisleri ve tutkuları ile.1531 Hayatın anlamından uzaklaşan kulun gafil olduğu ve bu durumda insanî vasıfları kaybetmiş olduğu hususundaki bu beyanlar. fıtratlarında bulunan marifet cevherine ihanet ederler. tutku ve akıl arasındaki ilişkiyi madde-beden ve ruhdüşünce açısından ele alarak incelemiştir. Dolayısıyla Kıbrısî’nin. küfürle iman arasında bir çizgide bulunur. 1379/1960).

296 . Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikâhlanacağı bir kadına ise onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir. Gelenleri. Çünkü mevcudat içerisinde bu şuura sahip olarak yaşayan tek varlık. Ter. Ebu Davud. etrafınıza bakınız. konanları ve boyuna göçenleri gördünüz. 1535 Oksenberg. söz konusu bir ruhanî mekanizma işlemektedir. arasındakileri ve yaratılışı gösteren ayetleri göstererek tüm insanların imana ve İslam’a davet edildiklerini söyler. Öyleyse kimin hicreti Allah’a ve Resulüne ise onun hicreti Allah ve Resulu’nadır. bir bakıma imanın yitirildiği andır. Uyanın! Uyanmanız lazım. Bu manada mü’min. 208 . Cogito. dolayısıyla. Sayı 10. Nazım Efendi yerleri. Duygu. his ve tutkularını inancına göre kontrol edip. 1997. gökleri. Sühreverdî’ye (v. Rotry Amelie. 155. Avârifu’l-meârif. Şeytan bu dinamiğe dışardan müdahil olmaya çalışır. Descartes on Thinking With the Body. Dolayısıyla bu dinamikleri düşündüğümüz zaman. nefs. 1537 Sühreverdi. Müslim. Bu davete uymayanların gaflette olduklarını şöyle ifade eder: “Sen nereye ayak bastığının farkında değilsen.” Bkz. 1647. kaybedilen imanın tecdid ile kazanılması anlamına gelmektedir diyebiliriz. tavır ya da davranış şeklinde gözlemlenebilecek bu çıkış. Tirmizî. şehadet âlemi) tepki ve amellerine kaynaklık ettiği söylenebilir. Press. Herkese niyet ettiği şey vardır. üryan mı? Bunu ayırt edemeyen kimselerin imanı tecdit etmesi vaciptir… Binaenaleyh bakınız. göklere bakınız.: Doğan Şahiner. 632/1234) göre bu içsel dinamiğin oluşundaki aktörler ruh. ss. Bedenle Düşünmek Konusunda Descartes. Kitâbu’t-talak. 1536 “Ameller niyetlere göredir. Kıbrısî’nin imanın yenilenmesi noktasındaki görüşü. tavır ve davranışların arka planında. onun dış dünyada (duyular âlemi. Bu anlar. bâtıla mı? İşlediğin sevap mıdır. insanın hayatın anlamından uzaklaştığı. İnsanın. iç dünyasındaki algı.1535 “Ameller niyetlere göredir”1536 hadis-i şerifinin özetlediği bu düşünceden hareketle insanın iç dünyasında işlettiği manevi mekanizmanın. Sizin bu hayattan bir şey öğrenmeniz lazım. Kitâbu’l-İmara. imana mı? Hakk’a mı. s.savunmuştur. küfre mi ayak basıyorsun. 572-592. insanî vasıflarını yitirdiği lahzalardır. dışsal olarak gözlemlenebilen amel ve tepkilerde bulunur. akıl ve kalbtir. Kitab’u Bedu’lvahyi. Kitabu’l-fazâili’lcihad.1537 Binaenaleyh Mü’minin küçük dahi olsa sergilediği bir hal. Rotry Amelie Oksenberg. her ne kadar gaflet haliyle olsa da. The Cambiridge Companion to Descartes. tavır ya da amelin arka planında iman ettiği sisteme aykırı bir çıkış yaşamış olabilir. oluşturduğu içsel sistemle ve murakabe dinamikleriyle. günlük yaşantısında sergilediği hal. insanoğludur. 1. 2201. Yerlere bakınız. December 2012. günah mı? İşlediğin taat mıdır. Cambridge Unv. Buhârî.

el-Lumâ. 144.g. s. istiğfar ve nedamet halleri duyar.e.. zikrin geride bıraktığı lezzeti hatırlar.1539 Arapça rahatsız ve endişeli olmak anlamında bir mastar olan inzi’âc. 316. zikirden gaflete düştüğü vakitte. 638/1240) gafleti. ss. inanan kimselerin gafletinin inanmayan insanların gafletinden daha tehlikeli görmektedir. Arabî’ye göre kul. Ancak gaflet anından uyandıktan sonra. 1540 Cebecioğlu. her hareketinin hak yolunda olup olmadığını kontrol etmek zorundadır. Bu dünyadan kaybolmadan uyanınız.1542 Bu düşüncelerden hareketle inanmayan insanın gafleti küfür olarak anlaşılırken. Nurlar Risalesi. Siz onların bakışı ile bu âleme bakmayınız. 1543 Lokman: 31/31. iman etmeyenlerin gaflette olduğunu. 1542 Kıbrısî. Tûsî. dünya hayatına dalmak ve ahiretten gafil olmaktır. s.Çünkü siz dört ayaklıların sınıfından değilsiniz. Ebu Nasr Serrâc Tusî tarafından “inzi’âc olarak tanımlanmıştır. inanan kulun gafletidir. inanan insanın gafleti. 142. teyakkuz. 1541 İbn Arabî. Zikir kulu. “Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın… Allah’ın affına güvendirerek şeytan sizi aldatmasın”1543 ayetleri bu aldanışa işaret etmektedir.1541 İnsanlara gaflet konusunda Kur’ân-ı Kerîm’de yapılan uyarılardan yola çıkarak. a. Allah’ı müşâhede etmekten gafil olduğu tüm hal ve davranışlar olarak anlaşılmaktadır. onu hayaller âlemine hapseder. rızık. onu hem Allah’tan hem de ahiretten gafil etmesidir. 33.”1538 Nazım Efendi’nin iman etmiş kulları davet ettiği bu uyanma. hayaller âlemi olan bu duyular âleminden çıkarırken gaflet. Çünkü Nazım Efendi’ye göre Mü’min. 358-359. Birincisi Allah’ın affına güvenerek. Bu kontrolün kaybolduğu an. nefislerinin ve Şeytanın aldatmasıyla ahiretten gafil olmaktır. Tasavvuf Sohbetleri. s. 297 . 1538 1539 Kıbrısî. İman etmeyenlerin gafleti iki çeşittir. TTDS. zikirle birlikte ele almıştır. 21. Bakıp uyanmanız gerekir. s.1540 İbn Arabî (v. Küfür ve imanı esas alarak gaflet tanımını yapan Hâris el-Muhasibî’ye göre iman etmeyenlerin aldanması. kulun aldığı nasihatın etkisiyle Allah(cc)’a yönelmesi demektir. iman edenlerin ise her hareketlerindeki teyakkuz ile gafletten kurtulabileceğini ifade eden Kıbrısî. İkincisi kula bahşedilen hayır. mevki ve ihsanın.

bu nimetlerden pay almaya. bu zevkleri hakikatlerine perde olan dünya hayatını istemez. c. dünya ile ahiretin gerçek değerleri ile bilinmesi manasına gelmektedir. O zaman iman ile küfür arasındaki fark da belirginleşir. er-Riâyetu li’l-hukûki’llah. Kâhire. c. 1548 Müslim. Zikr. 143. bu husussa ahiret zevkleri açısından yaklaşmıştır. Rumî’ye göre ahiret âleminin dünyadaki manevî zevklerini tadan kul. Bu farkın farkında olanlar.1550 Manâ âleminin zevkini tatmayan kul ise. Mesnevî. 1550 Aynı eser. Ebu Abdullah Hâris.1546 Nazım Efendi bu konuda muhatabın. ss. ss. Muhâsibî. Dâru’l meârif. 1.Bu durumda kul.”1548 hadis-i şerifi bizim için süslü görünen dünyevî zevklerin aslında aldatıcı olduğunu göstermektedir. 3460. 298 . 99. hakikatte mutsuz olur. s. 145. bir açıdan.1545 Nazım Efendi’ye göre gafletten kurtulmakla ilgili esas mesele. göz kamaştırıcı ve çekicidir.: Abdulhalîm Muhammed. (Dikkat edin!) Dünyaya aldanmaktan sakının. s. Bu şuura sahip olanlar uyanmıştır. Sahip olmayanlar ise olmadıkları miktarda gaflettedirler. Tasavvuf Sohbetleri. ant olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum”1544 ayetinde işaret edildiği gibi düşünmektedirler. c. no: 1555. dünya hayatında ahiret arzusu yaşar.1547 Bu noktada dünya ile ahiretin hakiki değerleriyle bilinmesi hususu. Her iki zevkinde hakikatine vakıf olmak. Muhasibi. “Dünya hayatı tatlı. no: 895. 3.1551 1544 1545 Kehf: 18/36. 1551 Aynı eser. 603/1273). en ağır işkencelerde bile imanı bırakmamışlardır. Tah. Allah onu sizin kullanımınıza verecek ve nasıl davrandığınıza bakacaktır. orada da birilerine ödül olarak nimetler taksim edilirse. 472-475. dünya ile ahiretin gerçek değerleri ile bilinmesidir. 1.1549 Ahiret nimetlerine kavuşuncaya kadar. er-Riâye. 382-383. b. dünya zevkleriyle eğlense bile. “…Eğer Rabbime döndürülürsem. tüm insanlık olduğunu ve insanların uyanabilmeleri için asgari düzeyde hak ve bâtıl konularını içeren hakiki bilgilerinden sorumlu olduklarını söylemiştir. 1549 Mevlanâ. Mevlânâ Celaleddîn-i Rumî (v. Yani eğer ahirette dirilme olur da. insanın bu değerleri bilmesine perde olan dünyevî ve uhrevî zevklerin hakiki değerleriyle bilinmesine de dayandığı görülmektedir. 1547 Aynı eser. kendisini diğer kullardan daha layık bilir. 1546 Kıbrısî.

Daavât. Talimin kendisinden yapılacağı kul ise. Zira Allah. imanı tanıdığı nisbette küfrü tanımaktadır. Herhalde senin talebine baktığı vakitte onda ihlassız bir nokta bulundu. Tasavvuf Sohbetleri. kendi rızası yolunda bir hizmete niyet edesin ve kıyam edesin ve diyesin ki. (işte) bu Cenâb-ı Hakk’ın şanına layık değildir. 6. küfrün temelde ne olmadığını öğrenmektedir. 1554 Tirmizî. Kutub-i Sitte. yaşanarak öğrenilir olduğu.Gafletten kurtulmanın ilk aşaması kişinin dünya ve ahiret hayatına mana ve yön veren hakiki ilimle olduğu anlaşılmaktadır. İbadetin en efdali de (dua edip) kurtuluşu beklemektir. Nazım Efendi şu cümlelerle ifade etmiştir: “Sen. kulun gaflet anlarından önce ve sonra 1552 1553 Bu tezde bkz.1555 Binaenaleyh. Kıbrısî. Böyle bir yardımı dileyen kula Allah’ın yardım edeceğini. Sonunda Cenâb-ı Hakk senden yardımını esirgesin. Başka bir hadis-i şerifte ise dua içinde istenebilecek en faziletli şeyin. şeytan ve nefsin hilelerini bilen ve onlara galib gelebilen mürşidlerdir.”1553 Hz. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre kul. 299 . s. Rabbinden yardım dilemelidir.İlim-Âlim. hatırlanmalıdır. insanın kendisini ziyadesiyle muktedir bildiği bir ihtiyacını teminde dahi. 144. İman dairesine girdikten sonraki gafletten çıkış için gereken ilim daha farklıdır. gafletin küfür ihtiva eden manasından bir çıkış yani. Kıbrısî’nin mürşid ve nefs anlayışlarını incelediğimiz başlıklara dayanarak. aynı zamanda kulu imana sevk eder. Ya Rabbi! Bu hususta yardımını dilerim.”1554 hadis-i şerifi. Farklı bir ifadeyle imanı öğrenen kimse. kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar Rabbinden istesin. Kadîr-i Mutlak(cc)’a muhtaç olduğunu ve bu ihtiyacını gidermede de duanın önemini bildirir. ihtiyaçlarının tamamını hatta. talimle edinilebilir.1552 İmanı tanıyan kimse. c. Nazım Efendi’ye göre kişinin idrak ettiği bu bilgi. kendisinden istenmesini sever. Bu Allah’a büyük bir bühtan olur. kurtuluş olduğu bildirilmiştir. 3607. Kıbrısî’ye göre bu bilgi. bu bilginin kitapla okunarak değil. iman dairesine giriş olduğu söylenebilir. Peygamber(sav)’in “Sizden herkes. gafletten kurtulma hususunda. ss.’ Canan. 1555 İbn Mes’ud(ra) hazretleri anlatıyor: “Resûlullah(asv) buyurdular ki: ‘Allahu Teâla Hazretleri’nin fazlından isteyin. onun için men olundu. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. 3608. 5481786. Kulu Hakk(cc)’a yaklaştıran ilim olarak özetleyebileceğimiz hakiki ilim. küfürden kurtuluş.

1557 Bu durumda gafletten kurtulmak için tefekkür etmeye yüklenen anlam da iki şekilde anlaşılmaktadır. kişiyi küfür gafletinden çıkarır. kurtuluşa ermesi konusunda tek dayanaktır. 224-225. “… Sakın gafillerden olma”1556 ayetini hatırlatarak gafletten sakınmayı tavsiye eden Kıbrısî. 1558 Ankaravî. uzlete çekilenlerin. Kıbrısî. kendilerinde kibir. Yani Mü’min günah işlemeden önce havf duygularına yaklaşıp. kulun gafletten kurtulup. Tasavvuf ve Tarîkatlar. TTDS. Cebecioğlu. günahtan vazgeçmesi gerekirken. 203. hased ve riya gibi kötü huyların olmadığını düşünürler. Mü’minin uyanıklık halinden. ıstılahta ashab-ı şuhûda mahsus tefekkür olarak da nitelendirilebilir. ya da vaaz ettiklerinin 1556 1557 gerçekten kalblerinde olup olmadığına bakmadıkları için Araf: 7/205. s. Bu durumda kul. İlki Müslümanlardan günahkâr olanların ve avamın gafletidir.sığınacağı Allah(cc). tefekkürü bu sakınma için tavsiye etmiştir. hangisi bâkîdir? gibi konular üzerinden imana kavuşturucu tefekkür. s. “hayatı anlayın ve ölmeden önce uyanın” şeklinde tüm insanlara hitaben telkinlerde bulunmuştur. aynı zamanda bir mürşidin yanında. ss. Akıl ile düşünmek manasında kullandığı tefekkürü tavsiye ederek. Bunlar sahip oldukları ilimden. hal diliyle öğrenilecek bir ibadettir. yaşadığı manevî daireden uzaklaşmaz. gaflete düşmesine mani olur. Bu gaflete sebep olan nesfin ve şeytanın aldatmasıdır. recâ duygularına yaklaşıp. iki açıdan izah etmiştir. zahitlerin. Bildiklerinin. kendini ibadete verenlerin. Minhâcu’l-fukarâ. Yılmaz. Bir kalb ibadeti olan tefekkür. Bu durumda Mü’min recâ ile aldanır. Dünya nedir? Ahiret nedir? Bunların hakikatleri nelerdir? Hangisi fânî.1558 Nazım Efendi’nin tefekkür üzerinden izah ettiği bu gafleti Muhasibî. s. 300 . Başka bir ifade ile tefekkür. Kıbrısî’nin tavsiye ettiği tefekkür. 142. ya da yaptıkları ibadetten dolayı. İkinci açıdan gaflet ise fıkıh gibi ilime sahip olanların. 643. uzlet ve verâ hayatı yaşayanların gafletidir. İkincisi ise iman etmiş bir kişinin içinde bulunduğu her hali daim tanımlayabilecek bir düşünce düzeyinde olmasıdır. Tasavvuf Sohbetleri. affolunacağı zannıyla o günahı işler.

144. Mü’minin bu zikiri duymamasıdır. Kenzu’l-ummal. Nefs Muhasebesinin Temelleri (Er-Riaye). diğer kapıdan İslam olacak kimseler için açılmış olsa. sen kendini o kafirlerin İslam’a girmeleri için açık duran kapıdan girmeye müstahak say.”1562 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin bu tavsiyesi. Bu tavsiye. Bu mevzuda. Mecmau’z-zevaid. s. yani tecdid-i iman için bir kapı ki Müslümanların imanlarını yenileyip girmeleri için. Nazım Efendi’ye göre rehberlik. Müttaki. teyakkuz haline tekrardan dönüş yapan Mü’mine Nazım Efendi. Bu irşâda yetkili mürşid. s.aldanmaktadırlar ancak. tüm yaratılmışlar içerisinde sadece insanlara ve cinlere mahsustur. Ayrıca bkz. gafletlerden ve gafilken düşülen haklardan mezun olmuş kuldur. bir kapıdan imanı yenilemek isteyen kimseler girse. bundan gafillerdir. 1768. “La ilahe illallah ile imanınızı yenileyiniz”1563 hadis-i şerifi anlayışına istinad edebiliriz. âbid başlığında beyan edilen hususlar. ss. bu manada. 123. 125. Gafletini fark ettiği anda tevbe ederek. 301 . Gaflet. 1563 Hanbel. Kıbrısî’nin imanı bir atiyye olarak görmesi ile de mutlak surette alakalıdır. Heysemi.1560 Nazım Efendi’nin gafletten korunmak için tavsiye ettiği mürşidler. gafletten uyanıklığa taşıyıcı bir irşadı da içermektedir. karşılığı 1559 Muhâsibi. Marifet ve Hikmet. 2/359. şöyle bir tavsiyede bulunur: “İmânâ girmek için iki kapı olsa. ss. ibadet ve zikir halinde olurlar.1559 İbn Arabî’ye göre gaflet. içinde bulunduğu hali tanımlama zafiyeti yaşayan mürîde rehber olandır. 3278. Kulun dünya hayatında iman dairesinde olması. kendi bulunduğu hali bilen mürşid. Allah(cc)’a secde etmekte ve Allah(cc)’ın kendilerine belirlemiş olduğu bir tarzda. öteki de kâfirlerin imânâ girmesi için olsa.1561 Mûrşid bahsinde detayları ile izah edildiği üzere. 522-531. Muhâsibi. 168. er-Riaye. 382-383. Gaflet halindeyken yerine getirilmeyen hakların neler olduğu ileride ele alınacaktır. bu ikinci çeşit gafletten korunma hususunda daha fazla ehemmiyetti haizdir. tekrar edilmeyecektir ancak burada şu hususu hatırlamakta fayda vardır. Müsned. 1561 Kıbrısî. Çünkü onların dışında kalan bütün âlem. ss. 1560 İbn Arabî. 1562 Aynı eser. Tasavvuf Sohbetleri.

Yani Allah’ın zâtı gibi. yoktur. Kenzu’l-ummâl. Üçüncü Hintli. kendi derdine bak.g. 171-173. 302 . s. konuştun.. kendilerindeki noksanlıkları gidermeden başkalarının kusurlarıyla uğraşan Müslümanların durumlarını misal olarak göstermiştir. kula karşılıksız verilmiş bir hediyedir. 19162/26634. ss.1564 Dolayısıyla. 1565 Kıbrısî. Bu mevzu Kur’ân’da “Belki (alay edilenler) kendilerinden daha hayırlıdırlar. İsteme hususundaki en uygun edebin. namazın bozuldu’ der. kendini kına!’ Dördüncü: ‘Hamd olsun ben. 13. ikincisine der ki: ‘Onu ne kınıyorsun baba. aynı zamanda. 1569 Kıbrısî. Ramûz el-ehâdis. ezanı okudun mu. üçünüz gibi 1564 “O yaptıklarından sorumlu değildir.”1566 Hadis-i Şerifinde bildirilen duruma düşmemek için “Bütün sırların ortaya döküleceği günde”1567 ayıp ve günahlarının setredilmesi için.” Hucurât: 49/11 ayeti ile vurgulanmıştır.e. bu hediyeyi bir defa kaybetmiş ya da zedelemiş birisinin bu hediyeyi yeniden alma garantisi. namazda olduğu hâlde ‘Sus yahu. Kıssaya göre rükû ve secdeye koyulmuş Hintlilerin her biri niyet edip tekbir alarak huzur ve huşuyla namaz kılarken müezzin içeriye girer.” Enbiyâ: 21/23. Binaenaleyh o anda hayatın manasını kaybetmiş Mü’min. başkalarının ayıp ve günahlarının dünya hayatında iken görülmemesi gerektiğini söyler ve bu şekilde kusura bakmanın.ödenmemiş bir atiyye. varlık kapısında. yoksa vakit var mı?’ Öbür Hintli. 347..1569 Bu durumu Rumî. yitirdiği imanın yeniden kendisine hediye edilmesini istemektir. 1567 Tarık: 86/9. 1566 Bu manayı ihtiva eden hadis kaynaklarda şöyledir: “Kim din kardeşini tevbe ettiği bir günahtan dolayı ayıplarsa. a. Suyuti. sorgulanamaz mahiyettedir. O'nu sorguya çekecek kimse yoktur. Hintlilerin birisinin ağzından bilâihtiyâr şu söz çıkar: ‘Müezzin. Bu hediyenin kimlere ne şeklide dağıtıldığı hususunda sorgulama ise kulun edeb sınırını aştığı yerdir. 1568 Bendî. ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır. yoklukla durmak olduğu dolaylı olarak vurgulanmıştır. 53.1565 “Ayıplayan ayıplanır. Kınama. Tasavvuf Sohbetleri. 6/8869. Camiu’s-sagir. s. Gümüşhanevî. takdir-i ezelî ve lütf-i ilahî olması hasebiyle. gaflet olduğunu söyler. bu durumun bir göstergesi olarak. Bu konuda “Bakana da baktırana da lanet olsun”1568 hadis-i şerifini delil göstererek bunu bilerek yapan Müslümanın gaflette olduğunu söyler. aynısını işlemedikçe ölmez” Tirmizi. Zamane Müslümanlarının çoğunun gaflette olduğunu söyleyen Kıbrısî. bir mescitte Allah(cc)’a ibâdet için namaza durmuş dört Hintli kıssası üzerinden anlatmıştır.

kuyuya düşmedim’ der. Dördünün de namazı bozulan bu kıssayı, Rumî şöyle değerlendirir: “Başkalarının ayıbını söyleyip (onlarla uğraşanlar, kınadıklarından) daha fazla yollarını kaybetmişlerdir. Ne mutlu o kişiye ki kendi ayıbını görür. Her kim, birisinin ayıbını söylerse o ayıbı, kendine satın aldı demektir. Çünkü insanın yarısı ayıptandır (yani o ayıbı işleyeninki gibi bir nefsi bulunmaktadır), yarısı gayb âleminden! (zira ruhu gayb âlemindendir)… Şu işe bak Şeytan, belâlara düştü de sana ibret oldu. Sen belâya uğrayıp ona ibret olmadın. O zehri içti; sen şerbetini iç (yani ibret almaya bak).”1570 Kıbrısî’ye göre, Mü’minlerin bir diğer gafleti ise hak sahiplerine haklarını verme hususunda zuhur eder. Nazım Efendi’ye göre gaflette iken verilmeyen haklar; Allah(cc)’ın, Peygamber(sav)’in, devletin, evladın, ailenin, komşunun, milletin, insanoğlunun, mahlûkatın haklarıdır. Şeyh Nazım’a göre bu haklar teslim edilmeden gafletten tam mânâsıyla çıkılmaz.1571 İbn Arabî (v. 638/1240)’ye göre hakikat ehlini, hakikate vasıl eden üç haktır. Allah(cc)’ın hakkı, kendilerinin hakkı ve yaratılmışların hakkıdır. İnsanların yalnızca Allah(cc)’a ibadet etmeleri, O’na kulluk etmeleri ve hiçbir şeyi ortak koşmamaları, Allah(cc)’ın kulu üzerindeki hakkıdır. Şeriat yasaklamadığı müddetçe, yaratıklara eza vermemeleri, yaratılmışların insan üzerindeki hakkıdır. İnsanın, insan üzerindeki hakkı ise, kurtuluşlarının ve mutluluklarının olduğu yola rehberliğidir.1572 Allah(cc)’ın hakkını vermek, âbid konusunda belirtilen bir kul olmayı, Hz. Peygamber(sav)’in hakkını vermek, kendisine Ahmedî bir aynayı tutmayı gerektireceği kanaatindeyiz. Zira Kıbrısî, bu başlıklarda ilgili konuya sıkça değinmiştir. Diğer haklar, Müslümanın içinde bulunduğu toplumsal ilişkilerinde, dinamik olan hükümlere göre, mürşidlerden öğrenilir. İslam dini kulun, aile, evlat, komşu, akraba, millet ve devlet ile olabilecek hukukun sınırlarını bildirmiştir.
1570 1571

Mevlana, Mesnevî, c. 2, b. 3027-45. Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, ss. 171-173. 1572 İbn Arabî, Marifet ve Hikmet, ss. 67-68.

303

Dolayısıyla muallim ya da talebe, amir ya da memur, seçilmiş ya da seçmen olsun toplumun her statüsünde bulunan Mü’minlerin, vazifelerini ifa esnasındaki hukuka riayeti, o hukukun hakkını vermektir. İslamî hukuka muhalif olmayan ve ihlal edilen hukuk, aynı zamanda kul hakkıdır. Bu ise amelde gözlemlenen bariz bir gaflettir.1573 Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisinde gafletin ontolojisi ile ilgili beyan, Kıbrısî’nin şeyhinin şeyhi Şerafeddin Dağıstanî’nin sohbetlerinde mevcuttur. Şeyh Şerafeddin gafleti, insanın hilkati ile ilişkili olarak izah etmiştir. İnsanın hilkatinde yer alan ateş, toprak, su, hava gibi nesnelerin zulmanî ve nûranî yönleri bulunduğunu ifade eden Şeyh Şerafeddin, bu nesnelerden zulmanî kısımları nefsinde toplayan kimselerin küffar grubundan olacağını ifade etmiştir. Şeyh Şerafeddin’e göre bu nesnelerin sadece nûranî kısımlarını nefsinde cem etmiş kimseler, ümmetin havas kısmından olan ricâllerindendir. Bunların haricinde kullarda zulmanî ve nûranî kısımlar birbirine galebe çalar. Zulmanî kısmın baskın gelmesini Şeyh Şerafeddin, kuldaki gaflet anı olarak tanımlamıştır.1574 Özet olarak Nazım Efendi’ye göre gaflet, dünyanın hayal olduğu hakikatini idrak edememektir. O anda insan hayata anlam veremediği için, hayvandan farklı olmaz. Bu idrakin yokluğu, iman edenlerde ve etmeyenlerde farklı tezahür eder. İnanmayan kul, dünyanın tüm düzenini hakiki varlık addeder ve Hâlık(cc)’ı inkâr etmek suretiyle gaflete düşer. İnanan kul ise inancının gereği gibi yaşama hususunda gaflete düşer. Bu gaflet, Mü’minin Allah’ı müşâhede etmekten gafil olduğu, tüm hal ve davranışlar olarak anlaşılmaktadır. Kendindeki noksanlıkları gidermeden başkalarının kusurlarıyla uğraşanlar ve içtimai hayatta mükellef olduğu hak ve hukuku yerine getirmede yetersiz olanlar Kıbrısî’ye göre gaflete düşen Mü’minlerdendir. Bu durumda Mü’minler; Allah(cc)’ın, Peygamber(sav)’in, devletin, evladın, ailenin, komşunun, milletin, insanoğlunun, mahlûkatın haklarını yerine getirmede noksanlık arz ederler. Gafletten kaynaklanan bu haktan kurtulma hususunda, Cenâb-ı Allah(cc)’tan aman dilemek gerekir.

1573 1574

Muzâhirî, Fadâil ve Rezâil, ss. 17-75. Burkay, Menâkıb-ı Şerefiyye, ss. 85-86.

304

4. DİĞER KONULARDAKİ GÖRÜŞLERİ:

a. İman: İman; güven içinde bulunmak, korkusuz olmak anlamına gelen “e-me-ne” kökünden türemiş, Arapça bir kelimedir. Küfür kelimesinin zıttı olan iman, güven duygusu içinde tasdik etmek, inanmak, huzur duymak, adaletli olmak, şeriati ve tevhidi kabul etmek gibi manalara gelmektedir. Farklı bir ifadeyle iman, İslam erkânını kalb ile tasdik, dil ile ikrar edilmesi ve İslam’ın emirleri ile amel edilmesidir.1575 Kur’ân-ı Kerîm’de iman, 800’den fazla yerde zikredilmiştir. Allah(cc)’a, peygamberlerine(as), ahiret gününe iman edenler, sâlih amel işleyenlerin kurtuluşa ereceği bildirilmiştir.1576 Kur’ân’da Mü’minlerin; başka bir ilaha ibadet etmedikleri, cana kıymadıkları ve haram yemedikleri,1577 oruç tuttukları, iyiliği emredip, kötülüğü nehyettikleri, namaz kıldıkları,1578 bildirilmiştir. Farklı ayetlerde ise bu ibadetlerin incelikleri bildirilerek, bu inceliklere bağlı olarak, gerçek Mü’minler bildirilmiştir. Mesela Mü’min namaz kılar dediğimiz zaman, gerçek Mü’min namazlarının karşılığını sadece Rablerinden bekleyerek kılarlar. Mü’min infak eder ancak gerçek Mü’min, sevdiği şeylerden infak ederler. Onlar, Allah(cc)’ın adı anıldığı zaman kalbleri titreyenlerdir.1579 Ehl-i sünnet ulemasına göre iman; Hz. Peygamber(sav)’in Allah(cc) tarafından getirdiği zarurî ve kesin olarak bilinen şeylerin tümünü dil ile ikrar etmek,
1575

Firuzebadî, Kamûsu’l-muhît, s. 1177; Isfehanî, el-Müfredat, s. 25; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. 1, s. 223; Cürcanî, Ta’rifât, s. 41; Isfehanî, a.g.e., s. 26. 1576 “Onlar gayba iman edip, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. Onlar hem sana hem de senden once indirilene iman ederler, ahirete de şüphesiz iman ederler. İşte bunlar Rablerinden birdoğruluk üzerindedir ve bunlar kurtuluşa erenlerdir.” Bakara: 2/35. 1577 “Onlar başka bir ilaha dua etmezler. Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar…” Furkan: 25/68. 1578 “(Onlar) tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku edenler, iyiliği emredenler, kötülüğü menedenler ve Allah’ın çizdiği sınırları koruyanlardır. Müminlere müjdele.” Tevbe: 9/112. 1579 “Müminler; Allah anıldığı zaman yürekleri ürperen, kendilerine O’nun ayetleri okunduğu zaman imanları artan, bir de Rablerine tevekül edenlerdir.” Enfâl: 8/2.

305

taat ve ibadetleri tatbik etmek ve kalble tasdik etmenin terkibi olarak değerlendirilir. Taftazanî (v. 797/1395)’ye göre bu terkibin içerisinde en önemli olanı, gönüllü olarak benimseme ve kabul etmektir. Zira dil ile ikrar etmeyen ve amel etmeyenler, dünyevî ve hukukî hükümler itibariyle mü’min olmasalar bile, Allah(cc) nezdinde mü’mindirler. “Onların çoğu, sadece şirk koştukları halde Allah’a iman ederler.”1580 ayetinde buna işaret edilmiştir. Ayrıca “İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah(cc)’a ve ahiret gününe iman ettik derler, halbuki onlar mü’min değillerdir”1581 ayeti, kalbi tasdikin iman esasındaki önemine delildir.1582 Taftazanî’nin bu anlayışına düşülen haşiyede iman, kalbin tam meyili manasına gelen sevgi esasına dayandırılmıştır.1583 Mutasavvıfların iman anlayışında önemli yeri bulunan sevgi, imanın artıp eksilmesinde belirleyicidir. Bu anlayışı Ziyâuddîn-i Gümüşhanevî (v. 1311/1893) şöyle ifade etmiştir: “Yerdeki ve göktekilerin imanları, dünya ve ahirette iman edilmesi gereken şeylere, iman etmeleri bakımından eksiklik ve fazlalık kabul etmez. Ancak, tasdikte, marifette, yakinde, tevekkülde, sevgide, rızada, korku ve ümidde iman, noksanlık ve fazlalık kabul eder.”1584 Bu manada iman dört derecede tasnif edilebilir. Birincisi imân-ı istidlalidir. Bu imana ilmi delillerle ulaşılır. İkincisi, bu inancın yakîn (güçlü inanç) derecesinde olan, imân-ı yakînîdir. Üçüncüsü, kalb zevkleriyle iman hakikatlerinin müşâhede edildiği, imân-ı şuhûdîdir. Sonuncusu Hakk ile mütehakkık olunan (Hakk vasıtasıyla, Hakk’a ulaşma), imân-ı huzûrîdir. Bu iman çeşitlerinden son üçü, seyr-u sülük ile elde edilir.1585 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre iman, kulun en önemli cevheridir. Dolayısıyla iman sahibi kul, kıymetli mücevher bulunduran dükkân gibidir. Şeytan ise bu mücevheratı çalmaya çalışan hırsız gibidir. Nasıl ki dünyanın geçici mücevheratının çalınması önlemek için güvenlik tedbirleri alınıyorsa, ahret hayatının

1580 1581

Yusuf: 12/106. Bakarâ: 2/8. 1582 Taftazanî, Şerhu’l-Akâid, ss. 220-223. 1583 Aynı eser, s. 227. 1584 Gümüşhanevî, Ehl-i Sünnet İtikâdı, s. 63. 1585 Gazalî, İhyâ, c. 4, ss. 202-205; Hucvirî, Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi), s. 371; Cebecioğlu, TTDS, s. 309.

306

sonsuz mücevheri olan imanın da koruma altına alınması gerekir. Nazım Efendi, imanın korunması için namaz kılmak, zikir çekmek, iyilik yapmak, öfke halinde susmak, kavgayı terk etmek gibi amelleri güvenlik tedbiri olarak ifade etmiştir.1586 Bu ifadelerde anahtar kavram addedebileceğimiz cevherin mahiyeti, nur kavramı ile ifade edilecek ve kuldaki delaletleri üzerinde durulacaktır. Bununla birlikte burada imânın, amel olmadan da, tasdikle elde edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Hakkânî’ye göre ameller, kulun imanını inşa edici değil, muhafaza edici mahiyette olduğu şüphesizdir. İslam âlimleri arasında iman ile amel arasında kurulan alakaya göre iman anlayışı şekillenmiştir. Hârici, Mu’tezilî ve Şiî kelamcıları, amel olmadan imanın olmayacağını kabul etmişken Sünnîler, amel olmaksızın iman teşekkülünün mümkün olacağını kabul etmişlerdir. Sünnî inanışa göre, iman etmenin, sâlih amel işlemekle birlikte olacağı bildirilmekle birlikte, cürme düşenleri tekzib etmek yerine kucaklamayı esas almaktadır.1587 Sünnî Mâtüridî itikat ekolünün kurucusu olan İmam Mâtüridî, “Ey İman edenler! Size ne oldu da Allah yolunda savaşa çıkın denilince, yerinize çakılıp kaldınız? Yoksa ahiretten vazgeçip değersiz dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının zevk ve sefası, ahiretin yanında pek az bir şeydir.”1588 ayetinde bildirilen emirlere uymayanlara, Mü’minler diye hitab edilmiş olmasını, bu anlayışa delil göstermiştir.1589 Farklı bir ifadeyle Sünnî inanışa göre amel, imana dâhil değildir. Şeyh Nazım’ın iman ve amel arasında kurduğu ilgi de bu anlayış çerçevesindedir. İbrahim b. Edhem (v. 162/779), Hâtem Asamm (v. 237/852), Ebu Süleyman Daranî (v. 205/820), Zünnûn Mısrî (v. 245/859), Bayezid Bistâmî (v. 262/875), Hâris Muhasibî (v. 243/857), Cuneyd-i Bağdadî (v. 298/911), Sehl b. Abdullah Tüsterî (v. 283/896) gibi mutasavvıflar da imanı dil ile ikrar, kalb ile tasdik olarak kabul etmiştir. Nitekim Fudayl b. İyaz (v. 187/803), Bişr-i Hafî (v. 227/841), Hayru’n-Nessâc (v. 322/933) gibi zevat imânı, ikrar, tasdik ve amel olarak tanımlamıştır.1590 Hakim Tirmizî’ye göre iman; tasdik, ilim ve amel olarak İslam’dır.1591
1586 1587

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 52. Taftazanî, Şerhu’l-Akâid, ss. 209-223. 1588 Tevbe: 9/38. 1589 Sinanoğlu, Mustafa, İmân, TDV İA, c. 22, s. 213. 1590 Hucvirî, Keşfu’l-mahcûb(Hakikat Bilgisi), s. 350. 1591 Hâkim, Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb, s. 51.

307

Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre iman, taklidî ve hakikî olmak üzere iki çeşittir. İlim ile elde edilen iman, kalben tasdik edilir düzeyde olmadığı müddetçe taklididir. İlim ile elde edilen ve akıl ile tasdik edilen imanın üzerine, keşf ve ilham ile yapılan eklemeler kulu, hakiki imana vasıl eder. Kıbrısî bu anlayışını şöyle ifade etmiştir: “İmanın hakikati bir kimsenin kalbine ne zaman yerleşir? Gökler de kapansa, yerler de kaya ile döşense rızkın nereden geleceğine şüphesi olmayan kuvvet sahibi, hakiki imana mazhar olan kimsedir. Bunun altındaki iman sayılmaz, o taklittir. İman mertebesi oradan başlar. Allah’a böyle bir imanı varsa, o zaman ona Mü’min denir. Yoksa gökler de yağar, yerler de her şeyi bitirir, daha (rızık) korkumuz olur. Aldığı aylıkla geçinemiyorum diye şikâyet ediyor. Seni geçindiren aylık mı ki, bir de şikâyet ediyorsun. Aylıkla geçinen adam var mı hiç? Allah erRezzaku’l-mutlaktır, geçindirir. Öyle bileceğiz.”1592 Şeyh Nazım’ın hakiki iman terimine yüklediği bu anlam, ıstılahta tevekkül kavramıyla birleşmektedir. Lügatlerde güvenmek, vekil tayin etmek, bel bağlamak, havale etmek, terk etmek, bırakmak, teslim etmek, bir işte acizliğin ve yetersizliğin ortaya çıkması sebebiyle başka birine güvenerek işi ona teslim etmek, itimat etmek gibi anlamlara gelen tevekkül,1593 sufîlerin üzerinde çok durdukları bir kavramdır. Mutasavvıfların nazarında tevekkül, Allah’ın katında olana güvenip, insanların elinde olana ümit bağlamamak şeklinde özetlenebilir. Bu halin tam manasıyla olması durumunda, tevekkül eden kişi, kendisinin böylesi bir hal içinde olduğunun farkına bile varmaz.1594 Tevvekkül ile iman kavramları arasındaki söz konusu ilgiyi Sühreverdî (v. 632/1234), “Haydi eğer inanıyorsanız Allah’a dayanıp tevekkül edin.”1595 “...Mü’minler Allah’a dayanıp tevekkül etsinler.”1596 âyetlerini açıklarken

1592 1593

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 42. Firuzebadî, Kamûsu’l-muhît, s. 1069; Isfehanî, el-Müfredat, s. 531; İbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, c. 15, s. 387; Cürcânî, Ta’rifât, s. 254. 1594 Serrâc, Lümâ, s. 78; Kelâbâzî, Taarruf, ss.118-119; Kuşeyrî, er-Risâle, s. 199; Kaşânî, Mu’cem, s. 28; Kübrâ, Necmeddin, Usûlu aşere (Tasavvufî Hayat), Ter.: Mustafa Kara, Dergah Yay., İstanbul 198, ss. 49-50; Uludağ, TTS, ss. 357-358; Eraydın, Tasavvuf ve Tarîkatlar, s. 166; Yılmaz, Tasavvuf ve Tarîkatlar, s. 174; Cebecioğlu, TTDS, s. 658. 1595 Maide: 5/23. 1596 Maide: 5/11.

308

kurmuştur. Ayette tevekkülle imanın bir arada zikredilmiş olmasından hareketle Sühreverdî, tevekkülü imanın bir neticesi olduğunu, bu hale ise marifet ile vasıl olunabileceğini savunur. Allah’ın yapmış olduğu taksimde, adalet sahibi olduğunu bilmeyi gerektiren marifet, nefs kaybolunca zuhur eder. Bu makâmda olan kulda cehaletin kökü kazınmış, tevekkül gerçekleşmiş, hatta tevekkülünü dahi göremeyecek hâle gelmiş olur. Binaenaleyh mütevekkil, Allah(cc)’ın vaat ettiklerini sükûnetle bekleyendir.1597 Nazım Efendi’nin şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî, taklidi ve hakiki iman yönünde yapılan bu tasnifi, “Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberi’ne ve Kitabına iman edin.”1598 ayetine dayandırarak izah etmiştir. Şeyh Abdullah’a göre “ey iman edenler” hitabı, taklidi iman edenler içindir. “İman edin” emri ise hakiki imana girilmesi içindir.1599 Şeyh Nazım’a göre, böylesi bir iman ile taklidi imandan hakiki imana yükselen kulun kalbi, nûr ile dolar. Nazım Efendi, iman nûru diye ifade ettiği bu nûrun, Allah(cc)’tan razı olunmadığı zaman karardığını ifade eder. Kıbrısî bu hale düşen kulun, “Tasalanma şüphesiz ki Allah, bizimle beraberdir.”1600 ayetindeki hale dönüş yaparak, kalbinde nûrun sürekli parlak tutulması gerektiğini ifade etmiştir.1601 Buradan hareketle Nazım Efendi “İmanın alameti tasdiktir.”1602 hadisini en zor anlarda dahi memnuniyet halinin muhafaza edilmesi şeklinde yorumlamıştır.1603 Allah(cc)’tan razı olunduğu zaman kalpteki nurun parlayarak genişlemesi, aksi durumda sönerek karanlığa bürünmesi, imanın artıp eksilebileceği anlamına gelmektedir. Istılahta benzer görüşü Hakîm Tirmizî (v. 318/932) de savunmuştur. Kalbte yer alan nûrun artması, imanın artmasına, zulmetin nûra galebe çalması ise, imanın eksilmesine delalet etmektedir. Dolayısıyla Hakim Tirmizî’ye göre, sadrını iman nûru istila eden kul, Mü’mindir. Çünkü kalbteki bu nûrun bizzat kendisi, iman olarak isimlendirilmektedir.1604 Mâtüridî ve Eş’arîlerin çoğunluğu, imanın artıp
1597 1598

Sühreverdî, Avarifu’l-mearif, c. 2, ss. 291-293. Nisâ: 4/136. 1599 Qubrusi, Mercy Oceans Book 2, s. 11. 1600 Tevbe: 9/40. 1601 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 52. 1602 Hambel, Müsned, 3/236. 1603 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 52. 1604 Çift, Hakîm Tirmizî ve Tasavvuf Anlayışı, ss. 212-213.

309

eksilmesini mümkün görmemişken, Selef âlimleri imanın artıp eksilebileceği görüşünü benimsemişlerdir.1605 Şeyh Nazım’a göre hakiki iman olarak ifade edilen bu makâm dahi gizli şirk ihtiva eder. Asıl olan iman, kulun nefy-isbat zikriyle, kendini yok bildiği makâmda olur.1606 Kıbrısî, hakiki imanın üç alametinden bahseder. Hakiki imanın ilk alameti, Şeyh Nazım’a göre, tüm mevcudatın tesbihini duymaktır. İkinci alameti, yaratılmış tüm mahlûkun varlığındaki hikmeti görmektir. Üçüncü alameti ise, berzah ile kul arasındaki perdelerin kalkmasıdır. Berzah âlemindeki peygamberler ve evliyalar ile görüşebilir bir hale gelmektir.1607 Hakiki imanın alametleri olarak, Şeyh Nazım tarafından sayılan bu haller, taklidi imanı, hakiki imandan ayıran keşfî bilginin mahiyetini göstermektedir. İmanın keşfî bilgiyle ilgili ele alınması, Mü’minin tevhid anlayışına da delalet etmektedir. Bu manada düşünüldüğünde, Kıbrısî’nin iman tanımında kullandığı cevherin mahiyeti görülmektedir. Farklı bir ifadeyle kul, tevhid ile hakiki imana vasıl olmakta ve kendindeki en önemli cevheri bulmaktadır. Tasavvuf erbabı, bu manada imanı, ulûhiyeti temâşâ etmek, vuslat derecesine ulaşmak, Bir’den başkasını görmemek şeklinde de tarif etmiştir.1608 İmâm-ı Gazalî, imanın bu durumu hidayet ile ilgili ele almış ve üç menzili halinde izah etmiştir. İzaha göre birinci menzil, Allah’ın her kula akıl ya da peygamberleri vasıtasıyla gösterdiği iman nurudur.1609 Hidayetin ikinci menzili, mücâhedenin neticesinde kulun halden hale çekilmesidir.1610 Üçüncü menzil ise, mücâhedenin kemale ermesinden sonra nübüvvet ya da velayet âleminde ulaşılan

1605 1606

Sinanoğlu, İmân, TDV İA, c. 22, s. 213. Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 42. 1607 Kıbrısî, a.g.e., s. 52. 1608 Hucvirî, Keşfu’l-mahcûb (Hakikat Bilgisi), s. 371. 1609 “Biz ona iki de yol gösterdik” Beled: 90/10. 1610 “Bizim uğrumuzda mücahede edenlere gelince; Biz onlara elbette yollarımızı gösteririz.” Ankebût: 29/69; “Hidayeti kabul edenlere gelince; Allah onların muvaffakiyetlerini artırmış, onlara kaçınacaklarını ilham etmiştir.” Muhammed: 47/17.

310

taklidi iman seviyesine ulaşır. Nazım Efendi’ye göre her kul farklı nitelik ve nicelikteki sır ile donatıldığı için. ilahî divana farklı isimlerle çağrılacaktır. c. 1611 “Bir ölü iken kendisini dirilttiğimiz. içinden çıkamaz bir halde karanlıkta kalan kişi gibi olur mu hiç?” En’am: 6/122.mutlak ve gerçek nûr ve hidayettir. 30. cevher. “Allah’ın Nûru” başlığında ulaşılan sonuca göre Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sır anlayışı. Kul yevmu’l-ezelde donandığı imanı ilmi delillerle izhar ederek. taat ve mücahede ile korunması ve gelişmesi. “Öyle ya. Tasavvuf Sohbetleri. ibadet. Yarartılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/b. Detaylarını “Sır” başlığında ele aldığımız bu anlayışı1615 taklidi ve hakiki iman açısından değerlendirdiğimizde. İhyâ. s. 311 . yevmu’l-ezelde. 1615 Bkz. hakiki hidayete işaret etmektedir. kulda ileri bir tevekkül ve iman hali hâsıl olur.Sır. onların diğer kavramlardan olan farklarını görmeye vesile olmaktadır. dünya hayatında imana dönüştürdüğü nisbette Mü’mindir ve iman ettiklerini tatbik ettiği nisbette hidayettedir. şöyle bir sonuçla karşılaşmaktayız. ancak o hidayettir’.” Zümer: 39/22 . ss. 1613 Gazalî. nur. tevekkül ve hidayet gibi kavramların yanı sıra. 4. 202-205. büyük ehemmiyet arz etmektedir. Mesela iman. ıstılahtaki genel anlam yapısına katkı sağlarken.1611 “De ki: ‘Allah’ın hidayeti. onun. ona insanların arasında yürüyeceği bir nûr verdiğimiz kimse. nur. Kıbrısî’nin feyz ve sır gibi kavramlara verdiği anlamlar. ıstılahtaki yeri belirginleşmektedir. Rabbinden bir nûr üzeredir. Bu manada şimdiye değin imanı tarif etmede ele alınan. Allah’ın göğsünde Müslümanlık için inşirah verdiği bir kimse ki o.”1612 ayeti. kulun hidayet sürecidir. 1612 Bakarâ: 2/120. 1614 Kıbrısî. cevher ve hidayet gibi kavramlarla birlikte ele alındığı zaman. kuldaki potansiyel iman derecesi olarak tanımlanmıştır. Bu seviyedeki inancın.1614 Mü’min yevmu’l-ezelde donandığı sırrını. hakiki iman olarak tanımlamıştır. Bu hali Şeyh Nazım.1613 Her mutasavvıfın hususi olan keşfî tecrübelerini izah ederken kullandıkları kavramlar. Seyru sulûk ile ulaşılan müşâhede ve keşfî hallerin bu taklidi iman seviyesine eklenmesiyle.

Cilî. diğer güzel isimlerin hepsinden çok olarak 2800 defa zikredilmiştir. Cenâb-ı Hakk’ın bu özel ismi. Yani la ilahe illallah yerine. Buna rağmen Kur’ân’da ancak 960 defa geçmekte ve başka hiçbir isim. denilemez. Başka hiçbir kelimede bulunmayan bu husus. Ta’rifât. ‘Hüve’ zamiri takdirinde olup. Allah yerine kullanılacak diğer esmâ. 21. Allah’a İman: Allah kelimesi. İslam İnançları (Tevhid ve İlm-i Kelam). Bu lafz-ı şerifi başından itibaren de bu şekilde tahlil etsek. Arab harfleriyle her harfi Allahü Teâlâ’ya delâlet eder. el-Müfredât. zâta delalet eden ‘Allah’ ism-i celâlinin ilâhî bir özelliği olarak kabul edilir. s. Hak Teâlâ’nın ‘Rabb’ ismi de Kur’ân’da en çok zikredilen ism-i şeriflerdendir. Marifet ve Hikmet. 1619 Aydın. 243-246. 1. c. bu ikisi kadar kullanılmamaktadır.1617 Müslümanlığın izharı olan kelime-i şehadet ve kelime-i tevhid’de. ondan sonra da sıfat ve isimlerin en mühimi olan ‘Rabb’ ism-i şerîfi gelmektedir. 91. 59-60 1618 Cürcanî. ss.1. Hak Teâlâ’nın Zâtına ve Sıfatlarına delâlet eden ve O Yüce Varlığın has (özel) ismi olan ‘Allah’ lafz-ı şerifini meydana getirmektedir. el-Acem. Kur’ân-ı Kerîm’in ilk sûresi olan ‘Fâtiha’da. İbn Arabî. 24. Isfehanî. ss. İnsan-ı Kâmil. Tapılan yüceliğin karşısında hayrete düşme. Arapça’da kulluk etmek manasına gelen “e-le-he” ve idrak ötesinde olmak manasına gelen “e-li-he” kökünden türemiş bir ism-i meful manasında mastardır. ss. Bu harf. Ali Arslan. İslâm’a girişi temsil etmez.1616 ‘Allah’ ism-i şerifi. bu da yine Cenâb-ı Hakk’ın Yüce Zâtına işaret eder. Refig. yine aynı mânâ inceliğini görürüz.a. Mustalahâtu’t-tasavvufi’l-İslâmî. Kur’ân-ı Kerîm'de. ss. bu da yine Cenâb-ı Hakk'a işaret eder. ortadaki ‘lâm’ harfiyle birleşince ‘lehu’ olmuş olur ki. 312 . 264-268. gönülden bağlanıp sığınma anlamına gelmektedir.1618 Nitekim saydığımız bu harflerle ile başlayan birçok ayet-i kerimeler mevcuttur.1619 1616 1617 İbn Manzûr. Bu harflerden sonuncusu olan ‘He’. s. 188-189. Üçüncü harf olan ‘lâm’ ile birlikte okunduğu takdirde ‘Lillâhi’ olur ki. s. illarahman. Lisânu’l-Arab. Dördüncü harf ‘elîf’ ile birlikte ise. Allahu Teâlâ’nın Yüce Zâtına işaret etmektedir. bütün isimlerden önce ‘Allah’ ism-i şerifi.

. bir diğer usûl olmuştur. birlik ve çokluk karakterleri arasındaki uyumun bir dış müessirle gerçekleşebileceğine dayanan bu usulü kelamcılar. Konuyu felsefe uleması. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. 313 . nadiren. Her şeyin Allah’ı tesbih etmesi ise (İsrâ: 17/44).1621 Yaratanın varlığı ve birliği delillendirilmiş olsa da. vacib ve mümkün varlık esasına dayandırdıkları imkân deliliyle ele almıştır. bâtıla mı? İşlediğin sevap mıdır. Allah’ın varlığını ispatlamak mevzuunu ele aldığı görülmemiştir. Allah(cc)’ın varlık ve birliğini ispatlayıcı mevzuların olması beklendiğinden. Tasavvuf Sohbetleri. Şeyh 1620 www. fıtrat üzerinden ispata değindiğinden bahsedebiliriz. parantez içinde verilen. küfre mi ayak basıyorsun. Uyanın! Uyanmanız lazım. talî hususlardan olmuştur. Allah(cc)’ı bilme mevzu. Bu sohbette Allah(cc)’ın varlığı ve birliğini isbata dair geçen ifadeler şöyledir: “Sen nereye ayak bastığının farkında değilsen. 1622 www. Farklı bir ifadeyle bu mevzular. Bkz. TDV İA. günah mı? İşlediğin taat mıdır. İlk dönem selef uleması ve mutezile âlimleri evrenin kendi kendine var olamayacağından. insanoğlunun O’nu fıtraten bulabileceğine dayalı delil usulü ise “fıtrat” delilidir. 1986 yılında yapılmış sohbetin ses kaydı 12.1622 bu çalışmamız süresince incelediğimiz kaynaklarda. Siz onların bakışı ile bu âleme bakmayınız.2011 tarihinde dinlenmiştir.sufilive.com/Allah’ınSıfatları. 1621 Allah’ın varlığının bilinmesi ve isbatedilmesi bazı âlimlere göre enfus ve afaktaki düzenin akılla bilinebilecek kadar açık olduğu yönündedir. imana mı? Hakk’a mı.1620 Hudûs ve nizam usûlüyle de varlığın yaratılışından. 471-477.02. konanları ve boyuna göçenleri gördünüz. Bakıp uyanmanız gerekir.”1623 İrşad. bu durum enteresandır. sohbet ve hizmetleriyle gayr-i Müslimlerin hidayetine vesile olması açısından bakıldığında. Sizin bu hayattan bir şey öğrenmeniz lazım. etrafınıza bakınız. Meselâ 1980’li yıllarda yaptığı bir sohbetinde. isyan mı? Bunu ayırt edemeyen kimselerin imanı tecdit etmesi vaciptir… Binaenaleyh bakınız. kendini bilmenin bir gereği olarak ifade edilmiş ve burada Allah(cc)’ın varlığını isbat hususunda tafsilata girilmemiştir. Allah Md. insanın en güzel surette yaratılışını ele aldığı bazı sohbetlerinde. 142.com/A Perfect Creation-Mükemmel Bir Yaradılış (en). sohbet ve telkinlerinin merkezinde.sufilive. c. göklere bakınız. s. Bu dünyadan kaybolmadan uyanınız. Çünkü siz dört ayaklıların sınıfından değilsiniz. Yerlere bakınız. yaratılmış olması esasına dayanan “hudüs” metoduyla bu isbatı yapmışlardır. Kıbrısî’nin ana tema olarak. “cevher (öz)” ve “araz (özün taşıdığı vasıflar)” esaslarına dayandırarak izah etmişlerdir. 2. Toploğlu. Evrendeki nesnelerde hem birlik hem de çokluk özelliğinin bulunmasının yanı sıra. Gelenleri.Şeyh Nazım Efendi. Tabiatta. 1623 Kıbrısî. ss. Bu delillerden hareketle Allah’ın(cc) birliği de isbat edilmiştir. fevkalade hassas ve ince bir nizamın hâkim olmasına ve bunun şuursuz varlıklar tarafından yaratılmayacak olmasına dayalı “nizam” delili.

umumiyetle. bu anlayışla paralel olduğundan. gösterenin. gösterilenden daha çok meydanda olması lazımdır. delilleri. İman konusunu incelerken değindiğimiz gibi. O’nu gösteren bir şey yoktur. tevekküle ve muhabbete dayalı hissi bir zemini esas almıştır. Bu açıdan bakıldığında Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. insanlara Allah(cc) inancını ve imanı telkin ederken. insanları hakiki imana irşad etmeye dair mevzulara değinmektedir diyebiliriz. bunlardan önceki merhalede. Dolayısıyla nefsiyle mücadeleye ve şeytana mukavemete azmetmiş bir kişi. İmâm-ı Rabbânî (v. 1034/1624)’nin şu ifadeleri. O’nunla 1624 Kıbrısî. kendisiyle berzah arasındaki perdelerin kalkacağı bir iman düzeyine ulaşır. Tasavvuf Sohbetleri. Çünkü delil olanın. akli delil ve isbat temalarının işlendiği taklidi ve aklî bir platformu değil.1624 Binaenaleyh Şeyh Nazım’ın. birliğini ve diğer iman esaslarını kabul etmiş olur. seyru sulûk ile müşâhede ve keşfî hallere ulaşır ki bu. tüm mevcudatın tesbihini duyacak. kalben tasdik edilir düzeyde olmadığı müddetçe taklididir. Şeyh Nazım’ın son yıllarda paylaşılan video sohbetlerinde. s. Allah’ın varlığı ve birliğini isbatlayıcı delil getirmelerden daha fazladır.Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbet ve telkinleri. ilim ile elde edeceği temel imandan sonra. O’nun varlığıdır. Bu durumun sebebi. Allah(cc)’a imandan sonra kabul edilen kulluk hususunda olmaktadır. Bu müşâhedeyi yaşayan Mü’min. 314 . 42. dünya hayatında tabi olunan imtihanlarının şiddetine bağlı olarak yitirilebilir. vesilesiz olarak tanıdım. Nitekim Mü’min. Allah(cc)’ın varlığını. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin iman anlayışıyla ilgili olduğu kanaatindeyiz. Kıbrısî’ye göre Allah(cc)’ın varlığı ve birliğini idrak manasında olan iman. her şeyin varlığını gösteren. Taklidi olan iman ise. tüm mahlûkun varlığındaki hikmeti görecek. ileri bir tevekküle ve imana delalet eder. Şeyh Nazım’ın Allah’a iman akidesini bina etmek istediği esasa ışık tutmaktadır: “Allahu Teâla’yı delilsiz. insanları irşad etmek istediği iman seviyesi. nefs ve şeytana yapılması gereken muhalefet mevzuları. Allah Teâla vasıtasıyla tanıdım. O’ndan daha açıkta ne vardır? Çünkü her şey. Çünkü her şeyin delili. Daha doğrusu.

Mek.meydandadır. muhâlefetuhu li’l-hevâdisi. el-Hayat. kalbi hasta.” İsrâ: 17/85. 64.”1625 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Şam vekili Şeyh Adnan. başka bir ifadeyle edilgenleri ise Allah(cc)’da olmaması gereken sıfatlar olarak sayılabilir. Peygamber(sav) döneminde nasıl 1625 1626 Rabbanî. Bunun gibi acziyet içeren sıfatlara da sahip olması imkânsızdır. 1628 “Size çok az ilim verilmiştir. kıdem. el-Basîr.1630 Bu isim ve sıfatların Hz.” Nisâ: 4/28 . 67. Futuhâtu’l-Hakkâniyye.g. el-İrade. insanın idrâk yükünü hafifletmek içindir. 1630 Allah’ın zât-ı ilâhiyyesini nitelendiren kavramlar. her şeyi de göstermektedir. Meydanda olmasında hiç şüphe yoktur. Rabbimi. Mürîd.1627 Çünkü zayıf olan insana ilimden çok az verildiğinden1628 Allah(cc) bize icap ettiğinden fazla marifet ile mesul kılmamıştır. terminolojiyle ilgilidir.1629 Bu tür kavramlara isim ya da sıfat denilmesi. Kur’ân-ı Kerim ve hadis-i şerifi esas alarak isimleri. Bu izaha göre el-Kudret sıfatı için nasıl Kâdir sıfatı gerekiyorsa diğer sıfatlar için sırasıyla. Hay.e. gözünde perde olan. Ancak. Her şeyin varlığı O’ndandır. anormal kimse göremez. No: 247. es-Semî’. 148/767) itibaren bu kelimelerin arasındaki ayrım yapılmaya çalışılmış. Selef uleması sıfatları tenzihi. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır..1626 Manevî sıfatlar ise meanî sıfatlardan her birinin olabilmesi için gerekli olan sıfatlardır. 1629 K. 65. Bunun içindir ki. Her şeyden daha açıktır. sıfatları ve bunların sayıları belirlenmiştir. O. Melsela el-Kudret ya da Kâdir sıfatına haiz olan Allah aynı zamanda aciz olamaz. 1627 “Allah yükünüzü hafifletmek istiyor. 315 . a. subutî ve iradî olmak üzere üç grubta ele almış. Mektubât. el-İlim. el-Kudret. bekâ. âlimler tarafından isim veya sıfat kelimeleriyle ifade edilmiş ve ilk defa Ebu Hanife (ra)’dan (v. Semî’. Çünkü Allahu Teâla’nın varlığı. burada delil aramanın yeri yoktur. konunun mahiyetiyle değil. Buna göre vücûd. Kendini de. ss. K. Âlim. Adnan. Allah(ac)’ın tecellilerini tam olarak görebilmek için yirmi sıfatın lüzum ettiği beyan etmiştir. 66. O’nunla tanıdım deriz… Doğrusu ise. Basir ve Mütekellim sıfatlarının sayılması gerekmektedir. Adnan. Allah(cc)’da bulunması gereken sıfatların ve bir o kadar da bulunması imkânsız olan sıfatların sayısı çok fazla olmasına rağmen bu yirmi sıfatı bilmek. Bu sıfatların zıtları. el-Kelam meanî sıfat olarak ayrılmıştır. Rabbim vasıtasıyla tanıdım ve her şeyi. meydandadır. kıyamuhu bizâtihi ve vahdaniyet olmak üzere altı sıfatın yanı sıra yedi adet meanî sıfatlar ve yedi adet manevî sıfatlardan bahsedilmiştir. ss.

Bu manada Allah’ın subuti sıfatları hususundaki görüşler. sıfat ve esmaları mevzuunda. eıl-Hakîm gibi 26 isim arasından belirlenmektedir. 481-494. ileri bir tevekküle ve imana delalet eder. 1634 İbn Arabî. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin ifade ettiği bir görüşü ile karşılaşmadık. hayat-kudret. 56. ss. TDV İA. 486. Allah(cc)’ın varlığını ispatlamak yönündeki mevzuları. İslam dünyasında.1633 İbn Arabî (v. Bununla birlikte bu isimlerden birkaçında ortak olan isimler. akli delil ve isbat temalarının kelamcılar ve İslam filozofları. Vehhâb (karşılıksız veren). seyru sulûk ile müşâhede ve keşfî hallere ulaşır ki bu. hüve) ayrı. Mün’in (bol nimet veren) gibi isimlerin manalarını da ihtiva eder. el-Hayy. ayrı başlıkta ele alınmıştır. el-Aziz. akâid esaslarını ele aldığı eserinde Allah(cc). Kavâidu’l-akâid. 86-101. 10). sıfat ve esmayı ayrı ayrı ele alarak. 2. el-Âlim. zatla kaim olup. s. c. ss. Bkz. Allah(cc)’a imandan sonra kabul edilen kulluk hususlarına değinmektedir. 316 . Bunlar. ss. Marifet ve Hikmet. ism-i a’zam. Allah’ın(cc) 99 ismidir (esmâu hüsna). zat-sıfat-esma konularında öğretilerini geliştirmişlerdir. ilim. Mesela el-Kerim ismi. Allah(cc)’ı tanımaya çalışmıştır. ss. Allah Md. İbn Mace.anlaşılıp yorumlandığı hususunda bilgi sahibi olmasak da. 2. 93’ü hadis-i şerifte zikredilen bu esmanın (Tirmizî..1632 Abülkerim Cilî ise zât. umumiyetle. Toploğlu. Semi’ gibi)ayrı ve el-Musavvir gibi fiillere delalet eden isimleri ayrı ele almıştır. iştime-görme. dördüncü kısmı oluşturur. diğer altı ismi Kur’ân’da yer almış farklı kelimelerle ifade edilen manalara izafe edilmiştir. Mustalahâtu’t-tasavvufi’l-İslâmî. sıfatlara delalet eden isimleri (Hayy. 1632 Gazalî. Bu yaklaşım ise Şeyh Nazım’ın. Allah Md. 55-157. TDV İA. irade. 1631 Refig el-Acem.1634 Allah(cc)’ın zât. Duâ. Mu’ti (bağış veren). 1633 Cilî. hem sıfat hem de fiile yönelik birkaç ismi mana olarak ihtiva eder. Şeyh Nazım’a göre kul. Nitekim vekillerinin bu konudaki yazılarına izin vermiştir. Daavât.. 82. bu konu ile ilgili en yaygın bilgi. İnsan-ı Kâmil. Âlim. ilim ile elde edeceği temel imandan sonra. 638/1240) ise zata delalet eden isimleri (isim-i hâs. ss. insanlara Allah(cc) inancını ve imanı telkin ederken. insanları irşad etmek istediği iman seviyesi ile alakalıdır. kelam başlıklarında tanıtıldığı gibi fiilleri. 505/1111)’nin. Toploğlu. Cevâd (cömertlik Eden). Bu açıdan bakıldığında Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. insanları hakiki iman diye adlandırdığı seviyedeki bir imanı hedeflemekte ve bu hedefe göre bir irşad usulü uygulamaktadır. Kadir.1631 İmâm-ı Gazalî (v. c. sohbetlerinde ana tema olarak ele almayan Kıbrısî. bu mevzu ashab devrinin sonlarından itibaren gündeme gelmiştir. el-Kadir. Allah. Binaenaleyh bize göre Kıbrısî. 255-268.

Feyrüzebadi. İslâm’dır!”1641 ayetinde Allah(cc) katındaki tek hak din olduğu bildirilen İslam. Zümer: 22. 1642 “Yoksa siz Yakub’a ölüm geldiği zaman yanında mı idiniz? O zaman oğullarına: ‘Benden sonra neye ibâdet edeceksiniz?’ demişti. itaat etmek anlamına gelmektedir. Nuh(as).1635 İslam. Allah(cc)’a yönelmek. Bunlar gerçekten gelip geçmiş bir ümmettir. Mâide: 5/3. Lisânu’l-Arab. 1641 “Kim de İslâm’dan başka bir din ararsa. kurtuluşa ermek. 60. Allah(cc) katında seçilen.işlendiği taklidi ve aklî bir platformu değil. Ayrıca bkz. Musa(as). boyun eğmek. 20. Yusuf(as). s.1636 Kur’ân-ı Kerim’de İslam. 1122.” Âl-i İmrân: 3/85. Saff: 7. Ve (siz) onların yapmakta olduklarından sual olunmayacaksınız! (Onlar:) ‘Yahudi veya 317 . sizin İlâhınızın ancak bir tek İlâh olduğu vahyediliyor. boyun eğmek. (Oğulları da:) ‘Senin İlâhın ve ataların İbrahîm.” Mü’min: 40/66. (Bütün) işlerin akıbeti ise.1637 Kelime kökünün ve müştaklarının kullanıldığı diğer ayetlerde. (Onların) kazandıkları kendilerine. s.1642 Bu tevhid dini 1635 1636 İbn Manzûr. (sizin) kazandıklarınız da sizedir. teslim olmak. Allah’dan başka (kendisine) yalvarmakta olduklarınıza ibadet etmekten yasaklandım ve âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum. Hz. Şimdi siz Müslüman kimseler (olacak) mısınız?” Enbiyâ: 21/108.1638 O’na teslim olmak. ss. Ta’rifât. Tevbe: 29. o takdirde muhakkak ki en sağlam kulpa tutunmuştur. İsmail ve İshâk’ın İlahı olan tek bir İlaha (Allah’a) ibadet edeceğiz. hidayete iletilen insanların göğüslerinin açıldığı ve insanların davet edildiği bir din manalarında zikredilmiştir. 100. 1639 Bakara: 2/131. teslim etmek. Hz. artık kendisinden aslâ kabul edilmeyecektir. 6. imânın dil ile ikrar ve kalb ile tasdikidir. barış yapmak manalarına gelen “se-le-me” kökünden türemiştir. c. Kamus el-Muhit. 23. 1640 “De ki: ‘Bana sâdece. O’na teslim olan kimseleriz!’ dediler.” Lokman: 31/22. tevekküle ve muhabbete dayalı hissi bir zemini esas almıştır. Allah’a (varacak)tır. “Muhakkak ki Allah katında (yegâne) din. Bakara: 2/112. b. İbrahim(as). İslam: İslam kelimesi. Yakûb(as). Lugatta İslam. Zekeryya(as) ve İsâ(as) ve diğer peygamberlerin(as) getirdikleri tevhid inancını tasdik eden ve getirdikleri şeriatları tamamlayan dinin adıdır. iyi bir kimse olarak kendini Allah’a teslim ederse. “De ki: ‘Doğrusu ben Rabbimden bana apaçık deliller gelince. 345-346. En’am: 125. Cürcanî. Adem(as)’den itibaren.1639 tevhid inancında olmak1640 gibi anlamlarda tercüme edilmiştir. 85. 1638 “Halbuki kim. 1637 Âl-i İmrân: 3/19. Zaten biz.

s. 5. Dolayısıyla bu oluşu sağlayan İslam’ın manevî gücüdür. s. 227. 1311/1893)’ye göre bunlar. kelimelerin terim anlamlarını göz önünde bulundurarak bunların aynı şeyi ifade ettiğini savunmuş. Peygamber (sav) ve evliyalar için hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız!’ dediler. c. Ebediyete Davet. İlahi hakikatın zahirini İslam. farklı olduklarını savunmuşlardır . 23. s. Kıbrısî’ye göre İslam’ın kelime olarak anlamının yanı sıra. Peygamber(sav)’in yaşamında izhar olan hal. Mûsâ’ya ve İsâ’ya verilenlere ve Rableri tarafından (diğer) peygamberlere verilenlere îmân ettik. TDV İA. bu günkü Yahudilik ve Hristiyanlık isimleri verildiğinden. s. İslam. Mutezile ve Maturidi kelamcıları. o takdirde gerçekten hidâyete ermiş olurlar. Onlardan hiçbirinin arasında (Allah’ın birer peygamberi olmaları cihetiyle) ayırım yapmayız. Bkz. (Harman. Yakub’a ve (onun) torunlar(ın)a indirilenlere. Ehl-i Sünnet İtikadı. karın ile sırta benzeten Gümüşhanevi (v. Hz. 1647 el-Hakkânî. 1646 İslâm uleması.1646 dünya üzerinde bulunan milyonlarca mescidde görev yapan müezzinlerin dakikası dakikasına okudukları ezan. 1643 Âl-i İmrân: 3/64. Şerhu’l-akâid. s. mukayeseli olarak.tebliğ edildikten sonra.” Bakara: 133 -137. askerle ve polisle yapılmaya dahi çalışılsa yapılamaz. emirleriyle birlikte adları da değiştirilmiş. bize indirilene.1648 Şeyh Nazımı Kıbrısî’nin İslam için ifade ettiği manevi güç. İslam ve iman kelimelerinin içerik ve ayrımı mevzularında görüş beyan etmemiştir. 1648 Harman. Bununla birlikte İslam kelimesine atfettiği zahiri mananın yanı sıra. ele almışlardır. TDV İA. Kur’ân-ı Kerîm tüm insanları bir olan Allah(cc) inancına davet etmektedir. Hz. İsmaîl’e. 1645 Gümüşhanevî. 23.. Eşarî ve Selefiyye âlimleri ise. c. bütün İslam tarihi boyunca kabul görmüştür. 22. el-Lümâ.1645 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. kanunla. 1644 Taftazanî.1644 İman ile İslam’ı. İslam kelimesine kavramsal yaklaşım olarak nitelendirebileceğimiz bu anlayışa göre. İshak’a. içeriği ve sınırı açısından. tavır ve davranışlardır. (Biz) Allah’a. bâtını iman ve ihsan olarak izah etmiştir. İslam Md. Onun manevi hakikatinin ve gücünün olduğunu savunmaktadır. Bu kaynaklardan biri olan sünnet. s. şeriatın bütününü oluşturur ve birbirinden ayrılamazlar. Serrâc. Çünkü biz.1647 İslam’ın en temel kaynaklarının Kur’ân-ı Kerîm ve sünnet-i seniyye olduğu. İslam’ın manevî gücü vardır. kelimelerin sözlük anlamlarından hareketle. (Ey Resûlüm!) De ki: ‘Hayır! (Biz) Hanîf. 63. 318 . Ömer Faruk. 1) Bu dönemin mutasavvıflarından Cürcanî. İslam ile iman konularını.1643 Ehl-i sünnet ulemasına göre iman ile İslam birdir. O’na teslîm olan kimseleriz’ deyin! İşte (onlar da) böyle sizin kendisine imân ettiğiniz gibi imân ederlerse. 26. İbrahîm’e.

1651 Hicr: 15/9. Müslüman olanlarla mukayeseli ele almıştır. Peygamber(sav)’in sadrından. Kur’ân-ı Kerîm’de bulunduğu gibi. Tafsilatı için bkz.Allah’ın Nuru. Peygamber.”1652 ayetinde belirtildiği gibi nefsini ve kalbini Allah’a bağlamış kuldur. Ebu Bekir(ra)’in sadrına ve tüm evliyaların kalblerine aktarılarak gelmiştir. 67. s. hem de kendinden sonra bir din ve kitab gelmeyeceği için. siyasi düşüncesi ne olursa olsun bütün insanların. 20-22. vahye dayalı hakikatlere dayanır. Aynı eser. kendi hakkını gözettiği şekilde. insan olmaları bakımından. “Muhakkak ki o Zikr’i (Kur’ân’ı) biz indirdik ve muhakkak onu koruyucu olanlar da elbette biziz”1651 ayeti. eğitimi. onun Rabbi katında ödülü vardır. İslam’ın zahiri ve batını kavramlarını. adalet kelimesiyle izah etmiştir. insana verdiği değer. Bu manada rengi. Binaenaleyh İslam’ın ortaya koyduğu kâinat ve hakikat anlayışı. İslam’ın en temel kaynağı olan Kur’ân-ı Kerîm hakkında. Böylelikle insanlık. d.1649 Bu gücün cevheri olarak ifade edilen nûr. toplumsal bir adaletin 1649 1650 Kıbrısî. s. Bu haklar. ırkı. çağlar üstü ve evrensel boyuta ulaşmıştır. “Hayır! Kim tam bir teslimiyetle yüzünü Allah'a döner ve güzelce kullukta bulunursa. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/a.1653 Şeyh Nazım’a göre İslam’ın bu batınî kudreti. elde ettikleri hakları vardır. Ancak hakiki Müslüman. bütüncül bir manevî güç anlayışı görülmektedir. 319 .Hz. Hz.1650 Bu manada İslam’ın diğer kaynağı olan Kur’an’nın d a manevi gücünden bahsedildiği için. Kıbrısî bu durumu. Bu yüzden iman dairesine giren insan. 66. Buna göre dil ile ikrar kulun Müslümanlığına ve imanına delalet eder. 15. Tasavvuf Sohbetleri. hukuk ve ahlak ilkeleri. zahirî emir ve yasakların oluşturduğu bireysel ve toplumsal düzende muzahhar olur ve o iklimde müşâhede edilebilir. bu kuvvettin dayandığı mutlak kudreti göstermesi açısından ve Kıbrısî’nin anlayışına dayanak teşkil etmesi açısından mühimdir. ss. Hakim Tirmizî. Hz. hem kendinden öncekilere varis olmuş ve onları kuşatmış. 1653 Hâkim. dini. Beyânu’l-fark beyn el-sadır ve’l-kalb.de ifade edilmiş ve tasarruf kavramıyla izah edilmiştir. başkalarının haklarını gözetmekle mükelleftir. 1652 Bakara: 2/112.

Tasavvuf Sohbetleri. el-Hakkâni. Ne derece doğrudan uzaklaşırsa o kadar insanlığından kaybeder. s. bilir… Allah(cc)’ı bırakıp şeytanın arkasından giden hayvanlaşmaz. 1657 Râzi. 18. ss. Çünkü mahlûkatı Kendisine ibadet etsinler diye yaratan Allah(cc). 48. insanları onun üzerine yarattığı fıtrattır…”1656 ayetinde bildirilen insan fıtratının İslam dini üzere olması. İslam olmakla. İnsanların fıtratlarında bulunan bu tevhide iman etmenin birinci basamağı olan kavli iman (dil ile ikrar) Razî tefsirinde “fıtrî iman” olarak isimlendirilmiş ve ibadetle beslenip kemal seviyelere yükseltilmedikçe kâfi olmadığı beyan edilmiştir. Ancak insanların çoğu (bunu) bilmezler.1654 Şeyh Nazım’a göre İslamiyet’in muhatabı. Allah’ın bir oluşuyla ve bu birliğin. s. kullarını bu kemale erişebilecek bir potansiyelde halketmiştir. (Bu) Allah’ın. Mutasavvıfanın işarî tefsir anlayışlarıyla temelini oluşturdukları bu anlayış içerisinde. bu anlayışını şöyle ifade etmiştir: “İslamiyet insaniyet şiarıdır.” Rûm: 30/30. Mefâtihu’l-gayb.1659 Binaenaleyh Şeyh Nazım’ın insanlık şiarı olarak beyan ettiği İslam anlayışı. c. Dolayısıyla İslam’dan uzaklaşıldığı nispette adaletten uzaklaşılır. insanların kalbinde kök salmasıyla ilgilidir. Herkese hakkını. 1654 1655 Kıbrısî.zirvesine ulaşılır. ısıtılahtaki bu ve benzeri anlayışlar çerçevesinde olduğu görülmektedir. Sonra onu aşağıların en aşağısına döndürdük” Tîn: 95/4-5. s. Sonra onu aşağıların en aşağısına düşürdük…”1658 ayetinde bildirilen en güzel sureti. 1659 Bursevî. İnsanların kıymet ölçüleri onunla ölçülür. 98. 1658 “…Biz insanı en güzel surette yarattık. aksi durumda şeytanlık vasfına bürünür. c. akıl ve ihtiyar kudreti olan tüm insanlar ve cinlerdir. Ruhu’l-beyân. Bu dosdoğru sağlam bir dindir. insan olma şerefine yükselirken. 108-110. batınî olduğunu beyan etmiştir. 320 . 468. 1656 “…Allah’ın yaratmasında bir değişiklik yoktur. hak ettiği miktarda vermek üzerine kuruludur. şeytanlaşır”1655 “O halde yüzünü hanif olan dine (İslam’a) çevir. aşağıların aşağısı seviyesini Bursevî. Ebediyete Davet. çok daha fazla misalle desteklenebilir. yani bir insan doğruyu takip ediyorsa o derece kıymet kazanır. hayvanlaşır demeyeceğim çünkü hayvanların bir seviyeleri vardır ve her hayvan kendi yaratılış hikmetine agahtır.1657 “…Biz insanı en güzel surette yarattık. Kıbrısî. Bu hitaba tabi olan Allah’ın kulları. 10.

Şeyh Nazım’ın hikmet ve marifet tanımları dâhilindeki bir bakış açısı olduğu şüphesizdir. biz bunu dışarı alamıyoruz’ O zaman Cenab -ı Hakk’ın tecellisiyle çocuk secdeye kapanır.Müridlere Tavsiyeler. Kıbrısî’nin anne karnındaki bebekle ilgili bu ifadeleri. ss.1660 Her insanın doğuştan itibaren İslam üzere olduğunu Nazım Efendi. Bir melek bir taraftan tutup çıkarmak ister. edebleriyle birlikte anlama ve uygulamada mutasavvıfların merkeze aldıkları kalbî hayat. beraberinde getirmiştir.com/Eserler/Allah’ın Gücü. 87-88. şeytana secde eder yani. İslam tasavvuruna getirilen tüm batınî yorumların kaynağı olmuştur. İslam’ın emirlerini.1663 Binaenaleyh. o başka tarafa kaçar. Secdeyi gözetmek kulluk gereğidir. Dolayısıyla. Ayrıca Bkz. 1663 Tusî. Orada çok rahattır. fıtratının aksine yaşar. kemale ulaşmaya ve kalbi arındırmaya bir vesile addetmişlerdir. zahiri hayatta yaşanan her fiilin arkasındaki gizli kudret üzerinden görmeyi. İslam’ın inanç esaslarına iman etmek ve emirlerini yerine getirmek olarak özetlenebilir. “Rablarına dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalbleri çarparak yaparlar. Doğan çocuk secde halinde doğar.”1662 ayetinde bildirilen erbâb-ı kulûb. 1662 Mü’minûn: 23/60.İlim-Âlim. 1664 Bu tezde bkz. bu senin kulun itaat etmiyor.Şeyh Nazım’a göre İslam üzere olmak. sadece zahiri bir vazife olarak ifa etmemiş. dışarıda kim bilir başıma neler gelir diye çıkmak istemez… Neticede melaike der ki: ‘Ey Rabbim.” Nazım Efendi’ye göre secdeyle bu dünyaya gelen kul secdeyle dönecektir. 321 . Anne karnındaki yerinden çıkmak istemez. el-Lumâ. 1661 el-Hakkânî.1664 1660 http://www. bebeklerin doğumundaki secde pozisyonu üzerinden şu şekilde ifade eder: “Çocuk dünyaya gelirken anne karnındaki hareketinden ana sancılanır. Bu emir ve yasaklar insan fıtratına en uygun kurallardır. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. Rahmana secde etmeyen. İslam telakkisinin merkezinde yaşanan batınî hayat.halilurrahman.1661 İslam’ın emir ve yasaklarını. ss. sufilerin ilhama dayalı yaklaşımlarını temsil edecek bir mahiyettedir. Bu iş için iki melaike gönderilir. Birinci Bölüm/m. Modern tıb biliminde vuzuha kavuşmuş bu mevzu hususundaki ifadeler. 79-80. yani yaratıldığı İslam fıtratı üzerine yaşamayan kul. Ebediyete Davet.

sünnet ve hastalıklarında verildiği gibi. s. sigortalıya yapılan ödeme. Hayreddin. Uludağ. kültür ve sanattan. üyelerin tamamı adına nemalandırılır. İstanbul 2003. İmam-ı Birgivi. (Bkz. Hak Dost 4. 1667 İslam’da sigorta. infak eden kulunu.1667 İslam fıkhına dair olan bu mevzuu. şeriatın hükümleridir ve bu hükümlere ittiba. 1668 Yılmaz. bu meblağdan ve onun nemasından ödenir. meşru sistemlerin kurması ve yaygınlaştırmasında. Karaman. 1018. bu sistem meşru değildir. Veinstein Gilles.: Muhlis Akar.Nazım Efendi’ye göre sadaka.1666 Kıbrısî’nin İslam anlayışını şekillendiren aşamaları. 19. zaruri durumlarda üye olunabilir. spor ve cihada kadar her sahada. toplumsal bir dayanışma şeklinde olduğu zaman. Dolayısıyla ihtiyaç sahiblerine rıza -ı ilahî gözetilerek yapılan infaklar. İslamî değildir. İslam Işığında Günün Meseleleri. Şeyh Nazım’a göre. öngörülen riziko oranına göre muhtemel hasarı ödemeye kâfi geldiğinde üyeler. Kitabevi. Yasin Yay. yüzyıldan itibaren sosyal hayattaki bu etkisini kaybetmiştir. tarikat. s. Gerçek Hayat. havuza belli meblağ öderler.1668 şeriatın zahirine ters düşmediği gibi. faiz geliri gibi haram yollarla yapıldığından ve sigortalılardan her yıl yeniden prim istediğinden. günümüzdeki gibi çalışan sigorta şirketleri işletmek caiz değil. Meydana gelecek zarar ve hasarlar. meşru görülmüştür. İstanbul 1999. 1669 Müslümanların İslamî hükümlere ittiba etmeleri için. sigorta sistemlerine duyacağı ihtiyacı izale eder. tarikatların oynadığı rol. Popovic Alexandre. Bu sigortaya dâhil olanlar. Tasavvufta Kırk Makam. Belirli bir müddet içinde yatırılan para ile bunun geliri. batınına (hakikate) giden yol olarak tanımlanan tarikatta insan. Ter. Doğumdan ölüme Müslümanların hayatında olan sadaka. kalan bedel yine sigortalılara aittir. kulun. Şeyh Nazım’a göre Hakk Teâla. sadaka ve vakıf gibi müesseselerinin yerine. sair zarar ve ziyandan. İslam Dünyasında Tarikatlar. hakikat ve marifet açısından bakarak.1669 Hakikat 1665 1666 Kıbrısî.. günümüzde ikame edilmeye çalışılan sigorta sistemi. gebelik. Ancak günümüzdeki mevcut primli sigorta sisteminde nemalandırma. Tasavvuf ve Tarikatlar. İstanbul 2003. doğum. Bkz. zorunlu olunması durumunda sigortadan istifade etmek caizdir. Çiftçi Cemil. riziko durumlarına göre. şeriat. ss. İslam hukuku açısından bakıldığında. Ter. ss. siyaset. her Müslümanın mükellefiyetidir. İlim. yeniden ödeme yapmadan sigortalı olmaya ve gelire ortak olmaya devam ederler. ölüm ve sakatlık gibi zarar ve ziyandan sonra olur. düğün. Bununla birlikte sigorta sisteminde. mal ya da emlak alındığında veya mahsullün bereketi için de verilir. Osman Türer. yüzyıldan sonra. Sufî 322 . bazı zararların tazmin edilmesi yönünde.1665 Kıbrısî’nin sigorta mevzuundaki bu anlayışına sırasıyla. Farklı bir ifadeyle bu sistem içerisinde bir şirket işletmek caiz değildir ancak. Tasavvuf Kitabı. 229-232. bir görüşe göre. Şeriatın zahirinden. 118-120. somut bir misal üzerinden incelemeye çalışacağız. 12. Bu işlemi yöneten kurumun giderleri çıkarıldıktan sonra. çok önemlidir. Bu meblağ. din-i İslam’ı ayakta tutan müessesedir. müşâhede edilen tarikatlar. hem önce hem de sonra. düşenleri kurtarma mesuliyetiyle. genel kanaate göre. 110. TTS. Istılahtaki bu makamlar için Bkz. korur. kitlesel çözüm arayışı ve hizmeti içinde olur.

Cehennem ehline şu kadar trilyon cehennemde kalacaksınız ve çıkacaksınız dense çok iyi bize hiçbir zararı yok derler… Cehennem ehline sonu görünmeyecek bir rakam bile verseler. Bu dünya hayatı. izin verilmedikçe. Yay. Hakiki tevhidin yaşandığı bu makâm. bunları en temel düzeydeki bilgilerle ele almıştır. Bu manada tarikat. Kıbrısî. 66. Bkz. acıkmanın. s. 323 . Allah için çalış. kendisi için. tarikat terbiyesine devam eder ancak. Farklı bir ifadeyle hakikate vasıl olan kul. asli vazifeleri olan insan ruhunu terbiye etmeye devam etmektedir. 1670 Bu tezde bkz. biz dışarı çıkacağız diye kahırlanır… Dünya hiç manasındadır. şeriata muhalif olmaz. ne tazmin edilecek zarardan. 1672 Aynı eser. sığınılan ve matlub olan tek şey Allah (cc)’tır. Yani marifet ilmi açısından bakıldığında. Farklı bir ifadeyle nefis tezkiyesi ve tarikat terbiyesi ile hakikat ve marifet ilmine ulaşan velî kul. Murad -ı İlahînin aksine ceryan edemez. Yani buraların ebedi ya da fani olmaları üzerinden şöyle ifade edilmiştir: “Uyumanın.ilmi açısından bakıldığında.. Ebediyete Davet.. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar. Cennet ehli de günlerimiz azalıyor. sadece temizler girebilir…1671 Katrilyon kere katrilyon sene cennette kaldınız. Mizan başında sonra hüsran olma. Rabbinin iradesinde kaybolmuştur. ss. İslam anlayışı içerisinde dünya. Cenâb-ı Hakk’ın divanına yüzün ak çıkasın. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışı içinde düşündüğümüzde kul. yüzyılda oluşan sigorta ve bankacılık sistemine alternatif bir sistem geliştiremese de tarikatlar. Tasavvuf Sohbetleri. Kıbrısî. bu durumu evliyanın tasarrufu ile ifade etmiş ve izinsiz bu tasarrufun kullanılamayacağını ifade etmiştir. 67. manevî tasarrufuyla (kitlesel) sorunlara çözüm üretmez. ss. yorulmanın. ihtiyarlamanın olmadığı. ne sigortada sisteminden ne de kuldan bahsedilir. 1671 el-Hakkânî. bu hakikat ilminden sonra marifete ulaşır. insana hiçbir eziyetin olmadığı Cennette. Cennet ve Cehennemi konumlandırırken. insanı dış dünyanın tesirlerinden kurtarma ve iç dünyadaki mutlak hakikate ulaştırma hizmetini sürdürmektedir.”1672 Bu ifadelerde de görüldüğü üzere. günlerimiz azalıyor diye sevinirler. İstanbul 2004) 20. sigorta sistemi gereksiz olur. hakikat ilmine ulaşan kulun tüm işlerindeki dayanağı ve sığınağı sadece Allah(cc) olur. 70-71. Çünkü cennet. Aldanma. 76. Mesela bir sohbetinde Şeyh Nazım. Peki sonra ne olacak?. Çünkü hakikat ehli için. naru’l-hasretle yanma… Dünyadaki hayatını Allah için kullan. ebedidir. nimet bitecek. dünyanın başından sonuna kadar kibrit çöpünün yanıp sönmesi kadardır.1670 Şeyh Nazım-ı Hakkânî’nin İslam anlayışı daima hakikat ve marifet derecelerinden olmamıştır.. Cennet ehlinin ferahı ebedidir. Bununla birlikte tarikatların toplumsal değişimleri. yokluk makâmı olduğu için orada. kulun iradesi.

ehl-i sünnet anlayışının en temel inançları arasındadır. TDV İA. Bakara: 2/143. ifade etmek için de kullanılmıştır. Allah(cc)’ın yol göstericiliğine delalet eden bu kelime1676 ve Hz. kelime anlamı olarak “hidaye” masdarından türemiş. Isfehanî. 6/42. cennet ve cehennem mevzuundaki beyan. Hac: 22/54. hidayete ermek. Rum: 30/53. s. 59. Enes. Bu kökten türeyen ve hidayete erdirici anlamında olan el-Hâdi kelimesi Allah’ın isimlerinden biridir. Sarıkçıoğlu Ekrem. Anlam olarak. Mehdi: Mehdi kavramı. ism-i mefuldur. Nahl: 16/36. dini ve siyasi liderleri. Kamûs. 540-542. 324 . 212. İlim. Cürcanî. doğru yolu bulmak. Mukaddime. Benim sünnetime sarılmaya. 226. Buhârî. 1678 A’raf: 7/178. yol göstermek. manalara gelir. farklı isimlerle doğru yolu gösterecek ve adaleti sağlayacak bir kurtarıcı beklentisi olmuştur. Mesela “Sizi. 241. 1675 İbn Manzûr.1677 Bununla birlikte hidayete eren anlamında mühtedi kelimesi. 1674 Tirmizi.dünya. Ta’rifât. İslam kültüründe bir kurtarıcı olarak kavramsal bir anlam kazanmadan önce. 1677 Ra’d: 13/7. gerçek dine erişmek anlamına gelmiş ve Mehdi ismiyle anılmıştır. Lisânu’l-Arab. c. MEHDİ/DECCÂL ANLAYIŞI: c. ss. Müslim ve Nesâi gibi hadis âlimlerinin rivayetlerinde ve İmam Malik’in Muvatta’sında da Mehdi(as) ile ilgili hadis rivayeti yer 1673 Firuzebadî.”1674 hadis-i şerifindeki mehdi halifelerden kastın. rehberlik etmek vb. Bu kurtarıcı İslam ile dini bir anlam kazanmış.1675 Mehdi kavramı Kur’ân-ı Kerîm’de bulunmamaktadır. İbn Mace. 28. 16/2676. Mehdi. hidayet. 1676 Furkan: 25/31.1678 Malik b.1673 Mehdi ismi. En’am: 6/90. c. s. c. İslam öncesi toplumlarda. ilk dört halife olduğu açıklanmıştır. bu kökten türetilmiştir ve Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilmiştir. 369-370. s. Raşit ve Mehdi halifelerin yoluna teşvik ederim. Peygamber(sav)’in bir vasfı olarak da zikredilmiştir. 15.1. el-Müfredat.

İslami Kültür ve İlişkiler Mer. gerekse Şiî âlimlerince Mehdi’nin. 1681 Gerek Sünnî. teşbîh (İlah ile kul benzerliği). bedâ (Bir şeyin yaratılışının aksi yönde zuhuru etmesi). Şiilik inancından ve onun fırkalarından çıkmıştır. İslam tarihinde lider kabul edilen kişiler olarak ilan edilmiş ve kabul edilmiştir. Ahmet. Hadislerde Kıyamet Alâmetleri (Envâru’l-Âşikîn Örneğinde). vas’i (İmametin Nübüvvet’e varis olması). Bu manada Şiîliğin bazı aşırı fırkalarında görülen. rivayetlerdeki farklılıkları ve bazı ravilerin zayıf olmalarına istinaden. haz.: Bahri Akyol. Bu anlayış zaman içinde. ya da ahir zaman alametleri arasında kısaca değinmişlerdir. İstanbul 1998. Yay.. tenâsüh (ruh göçü) ve ibâha (Haramları helal sayma) gibi anlayışlar. c. Ahmet Emin. Şiîlikteki ve Şiî fırkaların itikadî çerçevesine nisbeten farklılaşmaktadır. Tabatabaî. Bununla birlikte Mehdi anlayışının Sünnî itikad çerçevesindeki yeri. Seyyid Muhammed Hüseyin. 28. Hanbel. bir hükümdar manası kazanmıştır. kendi görüşlerini savunmuşlardır. hadislerin sened ve metinlerindeki problemleri. MEB.. Esra Yayınları. Yusuf Şevki. Tirmizi. Müslim. Ahmed b. Ebu Seleme’ye(ra) dua ederken “Allah’ım O’nun derecesini mehdilerin derecesine yükselt” dediği nakledilmektedir. ailevî. hulûl (İlahî ruhun intikali). 138-139. tahlillerine dayanmaktadır. 1683 Seyhan. itikadî. Bu görüşlere göre İslam tarihindeki Mehdilik inancı. sosyal. ahir zamanda geleceği ve dünyayı adaletle dolduracağına inanılmaktadır. İbn Mace. İslam’da Şi’a.. Buna bağlı olarak Mehdi’nin. Eser Matbası. ss.1683 1679 1680 İbn Haldun.1680 Bu gibi hadislere istinaden Mehdi. 7. amelî. Hâkim ve Taberanî gibi muhaddislerin rivayetlerine dayanılarak da Mehdi anlayışı kabul görmüştür. Yezidiler. ahir zamanda gönderileceğine ve Müslüman bir dünya düzeni kuracağına inanılan bir şahıs. 2. Ebu Davud.1681 Bu anlayıştan dolayı Sünni kelamcılar ya bu mevzuya hiç temas etmemiş. Mehdi hadislerinin kabulü ya da reddindeki kriterler. Tafsilatı için bkz. ss. İstanbul 1997. İstanbul 1989. Ter: Zakir Kadiri Ugan. 325 . Turan. TDV İA. ss. Abdülhamit. Tüm hadis çalışmalarında olduğu gibi. 105-230. Isparta 2006. Samsun 1994. Allah(cc) tarafından doğru yola iletilmiş. Mehdi kişiliğini kabul etmeyen âlimler tarafından savunulur. rec’at (İmamların gözden uzaklaşması ve geri dönmeleri). Cenâiz. 371-374. hicri üçüncü (miladi dokuzuncu) asırda ihdas edildiği yönünde görüşler. Mukaddime.almadığından dolayı. 1679 yaşantılarına ve günlük alışkanlıklarının detaylı Müslim’de yer alan bir hadis-i şerifte Hz.1682 Hadis tahkiklerine dayanarak Mehdi(as)’yi ve ahir zaman hadislerini kabul etmeyenler. 1682 Yavuz. Sinanoğlu. Tuğra Ofset. Peygamber(sav)’in. ehli sünnet görüşüyle arasındaki kesin çizgiyi teşkil etmiştir. İslam İnancında Mehdi Md. Mehdi anlayışı kabul görmezken. c. hadis ravilerinin ilmî. Nusayrilerin İnanç Dünyası ve Kutsal Kitabı. hudûsü’l-ilim (İlahın bir şeyi sonradan öğrenmesi).

5/92. s. yeryüzü zulümle dolduğu gibi o. 140-147. Sadreddin-i Konevî (v. 2. zamanda tay/neşr tasarrufuna sahib zat olduğundan sahibu’zZaman olarak da anılır. Tam ve Tekmil Divânı. 1685 Ebu Davud. 898/1492) gibi zevatın kanaatlerinde Mehdi(as) anlayışı mevcuttur. Mevlanâ Celaleddin-i Rumî (v. Mehdi Seyyid Muhammed (v. benim Ehl-i Beytimden (soyumdan) bir zatı gönderecek. Marif Kitaphanesi. kendisinden önce zulüm ve haksızlıkların hâkim olduğu bir zamanda zuhur edecek ve yeryüzünü adaletle dolduracak kimsedir. Kaşanî’ye göre Mehdi(as). s. İslam coğrafyasında Mehdilik iddiasıyla ortaya çıkan kişiler de olmuştur. Abdullah Niyazî (v. 1686 Kâşânî. 870/1465)’ın eserlerinde de mevcuttur: “Olısar Mehdi’ye İsâ mülakaat Ezan okuna çünkim ola evkaat Diye Mehdi ki Bismi’llah imamet Senindir kıl kim okundu ikamet…”1689 Misallerde görülen Mehdi(as) bekleyişinin yanı sıra.”1685 hadis-i şerifi bu anlayışa istinad edilen naslardan biridir. İstanbul 1996. 1687 Yılmaz. s. Şevki. Allah’ın(cc) kendisine vereceği kudretle zulmün yerine adaleti. ?)’nin yanı sıra. Tasavvuf ve Tarikatlar. Istlahâtu’s-sûfiyye. Muhammediye.. 320.Mehdi(as) inancını savunanlara göre Mehdi(as). 1689 Yazıcızade Mehmet. İstanbul Tarihsiz. 1688 Mısrî Niyazî. yeryüzünü adaletle dolduracak. 638/1240). 910/1504) ve onun takipçilerinden olan Alâî (v. Muhyiddin İbn Arabî (v. 326 . s. Özellikle sosyo-kültürel altyapısı bu duruma müsait olan Hint topraklarında. Muhyiddin İbn Arabî ve ondan sonraki tasavvuf çevrelerinde Mehdi(as). Mukaddime. 589/1193).1686 Mutasavvıflar arasında Feridüddin-i Attâr (v. MEB Yay. İbn Haldun. ss.1687 Bu anlayış. c. İslam İnancında Mehdi Md. Envâru’l-aşıkîn. s. zaafın yerine kuvveti getirecek kişi olarak kabul görmüştür. 544. 1106/1694)’nin divanında1688 ve iki kardeş olan Yazıcızâde Mehmed (v.1684 “Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah. 671/1273). 151. mekânda kabz/bast. 1684 Yazıcıoğlu. 155. Niyazi-i Mısrî (v. 673/1274) ve Abdurrahmân-ı Camî (v.: Ahmed Çelebioğlu..371. 506-507. 853/1449) ve kardeşi Ahmed-i Bican (v. fakirliğin yerine zenginliği. ss. cehaletin yerine ilmi. Sünen. Sad.

Şeyh Abdullah ve Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî tarafından da önemli bir bahis konusu olarak ele alındığı bilinmektedir. Mehdi(as)’nin zuhur edeceği ve içinde bulunacağı dönemin alametleri ile Mehdi(as)’nin fiziksel ve kişisel özellikleri. İstanbul 1999. Heytemî Ahmed İbn Hacer-i Mekkî1694 (v. lakabı Şihâbüddîn’dir. Kıbrısî’nin Amerika vekili olan Şeyh Hişam tarafından yazılmıştır. detaylarıyla birlikte ele alınmıştır. Ahmed bin Muhammed’dir. 1693 Mâverâünnehir bölgesinin yetiştirdiği âlimlerdendir. 327 . mehdilik iddiasında bulunmuşlardır. Muhyiddin İbn Arabî (v. ss. Yine bu anlayışın. Bu kaynaklardan bir kısmı direkt olarak aslî hadis kaynaklarından belirtilmişken. Bkz. 1970’lerden beri onun sohbetlerine konu olmuştur. Bu tâli eserler içinde en sık kullanılanlar şunlardır: Ali bin Hüsamüddîn1693 (v. Hâfızuddîn Ebû’l -Berekât Abdullah İbn Ahmed en-Nesefi’nin (v. Künyesi Ebu’l-Abbâs. mehdi enflasyonu yaşanmıştır.naksibendihakkani. Erkam Yay. 1034/1624)’den sonra da. 638/1240) “el-Futûhâtü’l-Mekkiyye”. 714/1314) “Kitâbu’l-Burhân fî Alameti’l-Mehdiyyi’lAhiri’z-zaman.1691 Mehdi anlayışının isnat edildiği hadisler ve bu hadislerin şerh edildiği kaynak kitaplar 2010 yılında. Mekke’ye yerleştiği için Mekkî nisbeleriyle tanınmıştır. Hakkâniyye’de. bu coğrafyada. 41-44. bir kısmı da bu asli kaynaklardan istifade ederek şerh içeren tâli eserlerden oluşturulmuştur. 1694 Adı. 709/1310) talebesidir. 985/1577) gibi zâtlar. İmâm-ı Rabbanî Hareketi ve Tesirleri. Nakşibendi-Hakkânî internet sayfasında paylaşılmaya başlanmıştır. Ethem.1690 Nazım Efendi’nin tasavvuf anlayışı içerisinde önemli yer tutan Mehdi anlayışı. 1690 1691 Cebecioğlu.1692 Hakkâniyye içerisindeki Mehdi telakkisinin naslara dayandırılarak ele alındığı “The Approach of Armageddon” adlı eser. 1692 http://www.1566/974) “El-Kavlu’lmuhtasar fî Alamati’l-Mehdiyyi’l-muntazar”. Giriş. Dedelerinden birisinin ismine nisbetle İbn-i Hacer nisbesiyle meşhur olmuştur.com/?page_id=2563.?) ve Meyan Mustafa (v. Hakkâniyye meşayıhı içerisinde. Şeyh Şerafeddin Dağıstanî’den Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Adetleri. Şeyh Abdullah’tan Tevarüs Eden Tasavvufî Düşünce ve Tarikat Âdetleri. Bununla birlikte İmâm-ı Rabbânî (v.. Mısır’da Heytem denilen yerde doğduğu için Heytemî.

1701 Bursevî ise Hakk’ı. www.1702 Şeyh Nazım’ın hak ve bâtıl anlayışı. MSH-47- 328 . Bâtıl ise beşeri ve mümkün varlık olduğundan. Sahibü’z-Zaman olarak da anılan Mehdi(as)’nin ilmî kudreti. Ali(ra) ve Hz. Bu sohbetler ses ve video arşivimizde mevcuttur.com. Tasavvuf Sohbetleri. 1702 Bursevî. Cihad. Hazret (Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî) bana bunu da söyledi. Mehdi(as)’nin gelişi ile zuhur edecektir. 11. 1697 Aynı eser. Kıbrısî. Kıbrısî’nin mirac anlayışıyla da ilişkilidir. understandingAwliyah-Genny(mp3). s. el-Müntekâ.sufilive. Bu sırların bir kısmını Hz. Allah(cc) için. bâtıl zail oldu. Bu ilim her kişide iman derecelerine göre farklı derecelerde zuhur edecektir. hakiki manada tecelli edecek ve gerçekleşecektir. bu ayetle alakalı olarak şöyle izah edilmiştir: “Bu ayetin sırrının hakikati. Hak geldi. Kâbe’deki putları temizleyen Hz. Mehdi’de ortaya çıkacaktır. secretsMiraj-1-102406. 135. 135. zeval ve fenâ kabul eder. c. s. Peygamber(sav)’e mahsus olan. Müslim. Ebu Bekir(ra) vesilesiyle bugüne intikal etmişse de tamamı. cehaletin yok olması ve ilmin insanlar üzerinde hâkim olması olarak açıklamaktadır. 1698 www. 1701 İbn Meserre. ezel ve ebed olan varlık olarak tanımlamıştır.sufilive. Allah(cc)’a mahsus olan şeydir. Rûhu’l-beyân. Hakk’ın ahir zamanda zuhurunu. Kâbe’deki putları kırarken “De ki: Hak geldi.1698 Mekke’nin fethinden sonra Hz. Miracdaki Kâbe Kavseyn makâmı. Hz. yanında mevhum ve mümkün varlık kaybolur. 244. Hz. tereddüttü olmayan Kıbrısî. Dolayısıyla Hakkânî varlığa ait parıltılar zuhur edince. Cibril(as)’in dahi bilmediği Kur’ânî sırların verildiği bir makâmdır.1697 Bu sırrın ortaya çıkması. Hz. Bâtıl ise O’ndan başkası için olan şeydir. s. 1700 Buhârî.com.”1696 Nazım Efendi bâtılın yok oluşunu. 238. Hatta bâtılı kalbinde tutan kimseyi de süpürüp götürecek. Bununla birlikte içinde bulunduğumuz zamanın ahir zaman olduğu hususunda. Yeryüzünde bâtıl namına zahir ve batında bir şey kalmayacaktır. Şüphesiz bâtıl yok olmaya mahkûmdur”1695 ayeti. 1695 1696 İsrâ: 17/81. bâtıl kayboldu”1699 ayetini okumuştur.Nazım Efendi’ye göre “De ki. 319/931)’ye göre Hak. 32. 87. Peygamber. Mehdi(as) geldiği zaman. 1699 İsrâ: 17/81. 245. ıstılahtaki bu tefsirler üzerine bina edildiği görülmektedir. sabit ve vacib olan. Mezâlim. ss.1700 İbn Meserre (v.

fakat zâhiren suya benzeyen bir âlemden çık. Ancak Mü’min. temaşânın zevkini. dünya ateşi içerisinde yanarken bile zevk duyacağını. senden ayrılmaktan pek korkuyordum. 329 . Hâris el-Muhâsibî (v. 44-45. Gerçi zâhirde ateş içinde isem de ben burada iyiyim. bize sırrın ve hakikatin çerçevesini göstermektedir. perde olarak zâhirde bir göz bağıdır. Muhasibî’ye göre bu durumun sebebi. Bu arınmaya bağlı olarak mü’min. Simdi şu ateş içindeki 1703 1704 Muhâsibî. iman dâhilinde bildiği ile amel etmemesinden kaynaklanır. ilahî muhabbetin zevklerini temaşâ eder. Bu temaşaya dalan Mü’min. gönüllerindeki masivaya ait muhabbetleri temsil ettiği görülmektedir. dünyanın zevk ve lezzetlerine değişmez. put önünde secde etmek isteyince çocuk ateş içinde ‘Ben ölmedim’ diye haykırdı. fıtratlarındaki Allah(cc) muhabbetine galib olmaktadır. madde sevgisi. rengi güzel bir âleme gelip dar bir zindandan kurtuldum. Ana. inancının gereği taat ve ibadeti bildiği kadar tatbik ederse ve bunu gayretle bir tabiat haline getirirse. Senden doğarken ölümü görüyordum. dünya hayatının fâni. Ana. zaman içinde yaşadığı gibi inanmaya başlar. Hâlbuki senden doğunca havası hoş. ilahî zevki temaşâ etmeyle başlamaktadır. hakiki hayata ait zevkleri dünyada tadan bir çocuğun. Bu manada putların. Burûc Sûresi nde bildirilen kıssa1704 üzerinden. Fakat hakikatte mâna yakasından baş çıkarmış. 243/892)’ye göre ahirete ait manevî zevklerin dünya hayatında bilinmemesinden dolayı. Burûc: 85/4-9. Nefsini Bilen Rabbini Bilir. gel de Allah’ın burhanını gör ki. hoşum. Rumî. Allah(cc) sevgisine perde olmaktadır.1703 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Benzer şekilde Mevlâna Celâleddin-i Rumî’ye göre hakikat bilgisi. Bu sırrın kalbleri dolduracak hakikat bilgisi olmasından hareketle. bu ateşe gir de ateşe benzeyen suyu gör! Ateşe gir de ateş içinde gül ve yasemin bulan İbrahim’in sırlarını gör. Mehdi(as)’nin gelişi ile kalblerde zuhur etmesini beklediği sırrın mahiyetini belirtmemiştir. zuhur etmiş bir rahmettir. hakikatte ateş olan. Bu ateş. gel. bu suretle Hak haslarının zevk ve işaretini de göresin. Muhasibî’nin görüşü. ahiret hayatının bâki olduğuna iman eden kulun. Mehdi(as)’nin zuhuruna benzetmiştir. şöyle ifade etmiştir: “Kadın. Ana. onun gönlünü temizler ve onu hevânın putlarından arındırır. Nitekim inandığı gibi yaşamayan kul. Allah(cc). ss. Başka bir ifade ile kulların gönüllerine yerleşen mâsiva sevgisi.Peygamber(sav)’in zuhuru gibi.

sükûn ve rahatı bulunca. Sünen. Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî. Emirdağ Lâhikası. 337-340. İstanbul 2006. Mehdi) de insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi. 5/93.1707 “Mehdi bendendir. Allah(cc)’tan haberi olmayan herkesi. 244.1710 Nursî’ye göre. b. şeytanlar topluluğu o inancın içine şüphe düşüremeyecektir.saltanat. İstanbul 2006. 785-795.. herkesin kendi rolüne uygun şekilde yaratıldığını ifade eden Kıbrısî. Birincisi. 1708 Ebu Davud.org/video/Bleif-In-Mahdi-082106. 330 . 1379/1960) göre. Mesnevî. bu roller içinde Hazreti Mehdi(as)’nin rolünün. 1709 İbn Mace. Kıbrısî. 10/348. 1710 Bediüzzaman. Bediüzzaman Said-i Nursî’ye (v. Allah(cc)’ın varlığından haberdar etmek olduğunu. yeryüzünü adaletle dolduracaktır. insanların imanını kurtarmaktır. Said-i Nursî’nin ifade ettiği kuvvete nisbeten daha çok manevî dinamikleri içermektedir. yeryüzü nasıl zulüm ve işkence ile dolduysa. ifade etmiştir. ss. Söz Basım Yay. İkincisi İslam Birliğini kurmak ve tüm dünya Müslümanlarının önderi olmaktır. 1707 Aynı yer. c. Mesela Kıbrısî’ye göre. Sünen.1706 Nazım Efendi’ye göre Mehdi(as)’nin kalblere açacağı marifetten sonra. bu tür vazifeler beyan edilmiştir. gayet büyük bir maddi kuvvet. s. kalblere açılacak tevhîd için. ahir zamanda zuhur edecek Mehdi(as)’nin üç büyük vazifesi olacaktır.”1705 Allah(cc)’ın misak gününde herkesi bir vazife ile vazifelendirdiğini. saltanat ve hâkimiyet lazımdır.”1709 gibi hadislerin geneline atfen. Mehdi(as)’nin zuhur etmesinden sonra getireceği tekbirin. s. Said Nursî. www. 1. iletişim araçları bir araç olarak kullanılmayacaktır. O da onu doğruluk ve adaletle doldurur. Tasavvuf Sohbetleri. 1711 Nursî. Bu ateş içinde bir âlem gördüm ki her zerresinde bir İsâ nefesi var. dünyayı ana rahmi gibi görmeye başladım. Mesela. 129. tarikat-ı Hakkâniyye içinde sıkça 1705 1706 Mevlanâ. Üçüncüsü ise Kur’ân ahlâkını tüm dünyaya hâkim kılmak ve Hristiyanlarla ittifak kurmaktır. tüm insanlar tarafından mânen duyulacağı. Kur’ân ahlakının esaslarını ve Peygamberimiz(sav)’in sünnetini icra ve tatbik etmek olan bu ikinci vazifenin ifa edilebilmesi için.”1708 ve “Bu Emir (yani Hz.1711 Nazım Efendi’ye göre Mehdi(as)’nin vazifesini yapması için gerekli güç.. Söz Basım Yay. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.

com. meleklerin bina ettiği bir kubbenin altındadır ve Sahibü’z-Zaman. O makama indiğimizde Sahip oradaydı. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. Nazım Efendi’ye göre bu makâm. manen edindiğini söylemiştir.1715 Şeyh Nazım’ın Mehdi(as) hususundaki beyanlarının tamamını üç kategoride toparlayabiliriz. a. Sahibüzzaman boylu boslu. Kucaklayıp öptüğü vakit yukardan öper. Nazım Efendi’ye göre. Tay ile bizi oraya aldı. yedi veziri ve Nebî Râzil ile oradadır. Yani. ahir zamanda imanı güçlendirecek bir kişidir. kalbî olan ve doğrudan bilgidir. Tasavvuf Sohbetleri. şeyhimizle böyle kavuşup dedi ki: “Ya Seyyidi! Sizinle görüşmek için emrolundu. Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. 331 .e. İşte. bu imanı “La ilahe illallah” ve “Muhammedun Rasulu’llah”tan açılacak bir damla sır olarak tasvir edilmiştir. Bunlardan birincisi Mehdi hususundaki hadis-i şeriflerdir. s. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. keşfî tecrübeye dayandığı kanaatindeyiz. Sizi onun için davet ettik. Üçüncüsü ise bu hadislerin ve şerhlerinin delalet ettiği güncel hadiseler ve keşfî bilgilere dayanan manevî işaretlerdir. 1713 www. bir kısmı da kendisinin manevî işaretlerine ve bunları teviline dayanmaktadır.1714 Istılahta Nebî Râzil hakkında malumat bulunmamaktadır. Şeyh Nazım Kıbrısî’nin beyan ettiği bu bilgi. onun yüz yapısına da kimse bakmaya doyamaz. gayet heybetli. Yemen ile Umman arasında uzanan bu çöl için hayat olmayan. Kıbrısî bu bilgiyi. 1981 yılında orada bulunan “Kubbetü’ş-Şüheda” (şehitler kubbesi) dediği bir makâmdan da bahsetmiştir. O surette bizi beraberine aldı.. İkincisi bu hadislere yapılan şerhlerdir. 100507-MI-MSH-PreparitionforCommingofMehdi. Dolayısıyla bu.1712 Kıbrısî. 100507-MI-MSH-PreparitionforCommingofMehdi. ss. video. kırk halifesi.com.” Bkz. Göz açıp kapayıncaya kadar oraya vardırdı. 1714 Kıbrısî. 135.1713 Bütün bunlara göre Mehdi. bu tekbirden sonra gönüllerde açılacak imanın içine hiçbir şeytanın şüphe düşüremeyeceğini beyan etmiştir.sufilive. bilimsel doğrulanabilirliği söz konusu olmayan bilgidir.g. Bu manevî işaretlerin bir kısmı.ifade edilmektedir. Cismanî vücut ile davet edildiğinde avcı kelbi ile çıkar (hâşa minel huzur). Şeyh 1712 www. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî ile birlikte yaşadığı bir ta-i mekân tecrübesi esnasında. yürüyüşle değil. Kıbrısî. 136-137.sufilive. video. Kıbrısî’nin şeyhlerinden naklettiği tecrübeler iken. kimsenin geçemediği bir kum denizi olduğunu söylen Kıbrısî. 1715 Nazım Efendi bu tecrübesini şöyle ifade etmektedir: “Biz Medine -i Münevvere’de iken Şeyh Efendi Hazretlerine bir haberci gelip Sahib’in (Mehdi) kendisini davet ettiğini söyled i. Mesela Mehdi(as)’ye ömrünün ilk altı aylık devrinde nakşedilen ilimlerin temelinin. Mehdi(as) Hicaz’da Necid ile Yemen arasında Rub’u’l-Halî çölünde bulunmaktadır.

a. Kıbrısî’nin Rub’u’l-Halî çölünde yaşadığı manevî tecrübenin haricindeki diğer tecrübeleri ve Mehdi(as)’nin zuhuru ile ilgili tevilleri müstakil bir başlık halinde incelenmiştir.e. Kayıp kent söylentilerinin olduğu bu çölde. 136. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî tarafından yapıldığı yönündeki bilgiler. 1719 Bkz.. bazılarının da bulunamadığı yer almaktadır.1721 Çölle ilgili güncel haberlerde. o mıntıkada bir makâmda duruyor. 1720 http://islamhukukusayfasi. bunlardan bazılarının bulunduğu.html. 1718 Aynı eser. ne de kervan geçer. basın taramasında kaybolan İngiliz bölüğü ile ilgili habere rastlanmamıştır.tr. 1721 Bkz. Oradan ne kuş uçar. 51. uydudan tespit edildiği bilinmektedir.1722 Genel olarak yaptığımız. Nebatta yoktur. MÖ dokuz bin yıllarına kadar uzandığı ve bu tarihten kalma yüzey şekillerinin. 1990.waleg. s.emirates247. Oradan geçmek memnu’.1716 silsile şeyhlerinin manevi tecrübelerine dayanmaktadır. içerisinde kaleler. insanların kaybolduğu. dünyanın en büyük çöllerinden biridir.1718 Yüz ölçümü 620 bin km2 olan Rubu’l-Hali çölü. Orası bomboş bir yer.com/news/three-men-missing-in-saudi-empty-quarter-2011-05-24 1722 Bkz. mağaranın cin taifesi tarafından korunduğunu ifade etmiştir. Nazım Efendi tayy-i mekân tecrübesi ile ziyaret ettiğini söylediği bu mekânda bulunan mağarayı ve Kubbetu’ş-Şuheda makâmını şöyle ifade etmiştir: “Orada hayat namına hiçbir şey yoktur. 332 . MÖ 30 yıllarında bir kentin.com/archives/024363.google. Kıbrısî.”1717 Şeyh Nazım ikinci cihan harbinden önce Suudi Arabistan’ın İngilizler tarafından işgale uğradığı dönemde. bahçe ve nehirlere kavuşmadıkça kıyamet kopmayacaktır” hadisi üzerine.Şerafeddin-i Dağıstanî tarafından verildiği ve Mehdi(as)’nin altı aydan sonraki hizmetinin. Kıbrısî.com/newspapers/Spoken Chronickle/July 16. Orası seyyar kum denizleridir.1719 Bu bölgede yapılan bir arkeoloji çalışması sonucunda. s. su sarnıçları ve barınaklarıyla Ubar medeniyetinin bulunduğu iddia edilmektedir. devriye kuvvetlerini orada dolaşılırken kayboluşlarını ve onları aramak için o mağaraya giren bir bölük İngiliz askerinin kaybolduğunu ifade etmiştir.g.gg /“Arap toprakları yeniden bağ. Mehdi(as).1720 Çöldeki yaşamın. http://news. 1716 1717 Kıbrısî. http://www. Tasavvuf Sohbetleri. şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den naklederken. 135. s. http://www. kum fırtınasından sonra kaybolduğu iddialarını araştırmak üzere çalışmalar 1990’larda başlamıştır.

Faru’d-dîn el-Azra. Ebu’l-Zabbari Bistamî. Nabibu’d-dini’lAtavî. Asani’l-Karmani. Ebu Abbas Muhammed Sahip. Abdulata Ataullah Nebevî.com/group/naqshbandi/msg/1bd64b4fecdf7523. Ebu’l -Abbas Er-Rasafî. Zekiu’d-din Helvanî. Buna göre Şeyh Şerafeddin. video. Zeyne’l-Âbidin Rasafî. Muşkuru’d-din es-Semedânî. elli dokuz da yardımcının1726 ismini sayarak bu bilgilerin kendilerine Şeyh Şerafeddin-i Dağıstanî’den tevarüs ettiğini bildirmiştir. Yakutu’l-kavvat. Bisharatullahi’l-Lübnanî. Zekiyu’d-din’er-Reşafî. Yasin Durrediu’d-din. İbn Aşni’l-Cebavî. Moinu’d-din. http://groups. Yunusu’s-sanî. 1724 Nakşibendî. Ebu Yahyâ Medenî.com.com/group/naqshbandi/msg/1bd64b4fecdf7523. Ebu Zeynel Murşî. Ebu İshak Nizamu’d -din Barvadî. Ayrıca Bkz. 1726 Kelimu’llahî Kurtubî. İmâmu’l-fukara emanu’lHak. Ebu Hazfızu’l-Athar. Arifu Tayyar El-Merufe’lMunhar Adi Saybani Ayan. Sıbgatullah-ı Tirmizî. Mişabu’d-din Şarnubî. Şeyh Hişam 2003 yılında. Sadiu’d-dine’s-şahavî.1727 1723 www. Ebu Meâli Vaymur Selâmi. Bu isimler. Hammâd Ebu Şeyban Nasafî. Lisânu’l-Mutekellimin Avnu’llah es-Sakavî. 333 . s. Seyyid Hasballah Burdancı. Abdu’r-Rauf el-Yemenî. Ebu Süleyman Şarati’l-Harrav. Ruknu’d-dîn Bâkî. Zeynu’l-Abidin. Aliye’d-din Semerkandî.1724 Nazım-ı Kıbrısî ve Abdullah-ı Dağıstanî’den aldığı bilgileri nakleden Şeyh Hişam Kabbanî. Şahabu’d-dîni’l-Behrevî. Ebu Davudu’l-Ebharî. İbrahimu’l-azad. kırk halifenin1725 de ismini zikrettiği bir sohbetinde. Nizamu’d-dîn Şahanî. Bashiru’ddini’l-Baridî. Amenu’d-dîni’l-Ensarî. İbrahimu’l-Nasavî. Rumuzu’d-din Kurayye. Mansuru’l-Vahavî. Nasru’l -Hakk Ebu Zakvayni’l-Haveydî. Samit Ebu İshak İttaurî. İmamu’l-Ahrar Abdu’r-Rezzâk. Seyyid Keramu’d-din. Abdulazimu’l-Harezmî. 1727 www.Mehdi(as)’nin kırk halifesi ve vezirleri hususunda tafsilatlı malumatı Amerika vekili vermektedir. Abdu’r-Râhil Kufî.google. Ayrıca Bkz. Kemalu’d -din Ercahî. Şakiku’l-Cuveyn. Safiullah Murşi. Abdullahi Yafeî. Ömeri’l-Hasnayiin. Samiru’l-Hak.com. Babullahi Hacı. Ebu Rahimu’l-Keremî. Ebu’l-Aşıkin Ahmedi’lMunji. Habibu’r-Rahman Ebu’l-fevarişi’l-Adabî. 1725 Muhyiddin Tavafî. Nasru’d-din Dasukî. Abdurvasiyu’r-Rıfaî. yedi vezirin isimlerini saymıştır:1723 Şahamedu’l-Fardanî. http://groups. Fakaru’d-dîn Haytemî. Vaktu’l-Ani Ridattavî. Muhammed Sarafu’d-dini’l-Haddanî. Abdu’l-Hadil Askalanî. Atau’r-rageya. İmamu’l-Vahiddin Ebu Kâsıme’s-sâcid. Mürîdin El Kitabı. Ziau’d-dîn Kerkenî. 112003-lailatulQadr-Mahdi(as). Burhanu’d-din Hazretullahi’l-Muhlas. Şeyh Zekiyyu’d-din. Ebu’l-Vasa Bediu’d-dîn. Emacu’d-dîn Rabbânî. Ebu’l Hayyuti’l-Kuayyubî. Azimu’d-din Tahkanî.sufilive. Ebu Cumla Ömer İbn Muhlas. İmanu’l-Arifîn Emanu’l-Hak. Bediru’d-dîni Suyutî. Ebu Usmanî Dujajî. video. Muradu’llahi Cekir. bu isimleri En’âm Sûresi’den üç ay zarfında tahric etmiş ve bu listeyi halifesi Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye vermiştir. Şemsu’d-dini’l-Mehlevî. Sadarunî’s-sâcid. Mutiu’d-din el-Feredanî. Lutfu’l-lahi’l-Anaranî. Ebu’l-fukara Halid Lahorî. İsmail San’ânî. Zaine’l-Âbidin es-Sanusî. Ebu Cafer İbn Hafî. Yusuf Es-Sıddık. Celaluddîn-i Buharî. Habibullahi Fanavî. Keramu’d-dîn Heramî. Mucamurullahî Barakişî. Yusufu’s-sıddık el-Zercenî. Monjuru’l-Hakk Abdulhayyi’l-Kaşî. “Mürîdin El Kitabı” adlı eserde de geçmektedir. Abdî Cemretu’s-sabikîn. Burhanu’l-kuramâ sultânu’l-evliyâ Gavsi’l-enam’dır. Muhammedî Kayyimî’l-Kasaraî.google. Sibagu’l-Ahrar. Ebu Yusuf Hasballah Darkaşî. Ebu Zekerya Ahmede’s-Saffa. Arifu’t-Tahayyar elMa’ruf bi Mulhan. Zahidi’d-din Mannavî. 103. Sadraru’d-dini’l-Asharî. İmamu’l-Cebe Abdu’l-varisu’l-ceberrut. 100307-MI-MSH-TheAgeofMahdiBegins. Şeyh Nazım’a bu isimlerin zikredilmesi için ruhsat verildiğini söyleyerek. Abdulkadiri’lAvhadî. İmamu’d-din Ebu Mevhebu’l-Harezmî. Amenu’llah Şekavî. Burhanu’d-din Şazili. Bahau’d-dini Dehlevî. Tacu Arifin Nafiyu’d -din.sufilive.

Kıbrısî’nin silsilesinden tevarüs eden anlayışlarda. fizikî hususiyetler ön plana çıktığından. dünyaya geldiğini ifade etmiştir. 19. 220. s. Kıbrısî’nin şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’nin birinci ve ikinci cihan harblerine tanık olmuş ve şeyhi Şerafeddin-i Dağıstanî’den bazı haberlerin önceden bildirilmiş olmasından dolayı. Ancak diğer taraftan. Mehdi(as)’nin kırk yaşında olduğunu. 59 yerine 68 olarak sayılmıştır. Abdurrauf el-Yemenî gibi benzer isimlerin içerisinde bulunduğu 49 ismi Şeyh Serafeddin-i Dağıstanî. manevî bir şahsiyete delalet etmektedir. Menâkıb-ı Şerefiyye. Atay. 1728 1729 Burkay. fiziksel görünümü evliliği gibi hususiyetleri göz önüne alındığında. Ali(ra) soyundan gelen bir kadınla evlendiğini söylemiştir. Dolayısıyla zikredilen isimler. yoksa sonraki isme idgam edildiği anlaşılmadığından. Farklı bir ifadeyle nesebi. s. ömründe geçen on yıllık zamanın. Tasavvuf Sohbetleri. Mesela Nazım Efendi. bir manevi şahsiyete delalet ettiği de ifade edilebilir. Batıda bir Nakşî Cemaati.1728 Mehdi mevzuunda Kıbrısî ve silsile şeyhleri tarafından muvakkat olarak beyan edilen bazı malumatlar. kırk ile elli yaş arasının kırk diye hesaplandığını ifade etmiştir. Ancak. Kıbrısî’nin Mehdi(as) hususundaki ifade ve beklentilerinde bir değişiklik olmamıştır.1730 Bu ifadelerden hareketle Kıbrısî’nin Mehdi telakkisinin. Bununla birlikte Şehâmedu’l-Ferdânî. Mehdi(as)’nin. misâk gününden itibaren ümmet-i Muhammed(sav)’e hizmet etmekte olan ricallerin isimleri olarak zikretmiştir. Bazı isimlerin lakab ile beraber zikredilmesi. 138. 1941 yılında. 1981 yılında yaptığı bir sohbette. 334 . beşerî bir kişiliğe delalet etmiştir. isimler arasında zikredilen lakabların kendisinden önceki mi. isimler arası duraklamalar esas alınarak yazılmıştır. Vekili Şeyh Hişam ise 1980’lerde yaptığı bir sohbette Mehdi(as)’nin on sekiz yaşındayken Hz. Bu isimlerin zikredildiği sohbette. Mekke yakınlarında Vadi el-Fatıma denilen yerde. beşeri bir kişilik. ya da sadece lakab olarak tesmiye edilmesine bağlı olarak 59 sayısı değişebilmektedir. beyan edilen vakitlerde zuhur etmemiştir. 1730 Kıbrısî.1729 Nazım Efendi.Kaynaklarda bu isimler ile ilgili malumatlara rastlanmamıştır. s. kırk olarak hesaplanması ise.

1732 Bu konudaki bir diğer görüş. Şeyh Hişam. (Mehdi’yi) Burada mı görürüz.com.1733 Kıbrısî’nin bu manayı tazammun eden ifadesi ise şudur: “.. şimdi beklenenin ise. şeyhe teslimiyet anlayışı önemlidir. evliya ise makâmından düşer. önceki Mehdi(as) telakkilerinin bir manevî şahsiyet. Bu anlayış. Mehdi(as)’nin zuhuru için beklenen “melhame-i kübra”1731 olarak tevil edile ihtimali yüksektir. Kıbrısî’nin vekilleri tarafından bu anlayışın nasıl şekillendiği. Bu manada. kuvvetli bir ihtimaldir. Bununla birlikte Kıbrısî’nin ta-i mekân tecrübesinde görüştüğünü ifade ettiği Mehdi(as) ve kendisine şeyhinin verdiği haberler ise. 1733 www.. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. tasavvuf anlayışında. GSS-6Blief-In-Mahdi-082106. Dolayısıyla Mehdi(as)’nin zuhuru hususunda tevil edilen hadisatın beklenen zamanda tecelli etmemiş olması. GSS-6Blief-In-Mahdi-082106. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. Tam metni okunmadan bahsedilen bu hadis-i şerife getirilen izaha göre Sahabe-i Kiram. 335 . şüphesiz iman etmenin. Mehdi(as)’yi bu günün Mü’minleri olan torunlarının gözüyle görecektir. kendilerine de bir bekleme modeli oluşturmuştur.cihan harblerinin. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur.sufilive. Şeyh Hişam’ın bir sohbetinde açıkça görülmektedir. şek ve şüphe duyulmayan bir tecrübedir. Peygamber(sav)’in sahabesine Mehdi(as)’yi göreceksiniz diye haber verdiği rivayet edilen bir hadis -i şerife istinad edilmiştir. Şeyh Şerafeddin ve Şeyh Abdullah -ı Dağıstanî son nefeslerine kadar Mehdi(as)’yi bekleyerek ve dua ederek.sufilive.com. o manevi şahsiyetin tecessüm etmiş kişisi olabileceği şeklinde telakki edilmesi. Mehdi(as) mevzuunda da değişmemiştir.aspx. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin.org/Ilim-Ve-Edep-3042011. Çünkü Sahabe-i Kiram(ra). 1732 www. bu durum Peygamber(sav)’in emin sıfatına gölge düşürmez. 1734 http://saltanat. Dolayısıyla Kıbrısî’nin vekilleri ve müridleri tarafından bu mevzunun nasıl anlaşıldığı da önemlilik arz etmektedir. Kıbrısî bu harbten kısa bir süre sonra Mehdi’nin(as) zuhurunu beklemektedir. Kıbrısî açısından. maneviyatta Şeyhlerine bildirilen ve onlardan da kendilerine nakledilen tüm bilgiye. Şeyh Hişam’a göre bunlardan şüphe duyan mürîd derecesinden. her mürîdin manevî makâmları nisbetinde elzem olduğunu ifade etmiştir. kabir de mi görürüz Allahu â’lem”1734 1731 Mehdi’nin(as) Çıkış Alametleri başlığında belirtilen çok çetin bir cihan harbidir. Mehdi(as)’yi görmeden bu dünyadan irtihal ettiler ise.

O gece sabaha kadar dua eden Firavun. 298. Buna göre manevîyatta ve maddiyatta kudreti sorgulanamayacak olan Allah(cc). Nazım Efendi’nin ahir zaman ve Mehdi(as) mevzuunda müridlerine bulunduğu şu vasiyet. bal olur. cilve-i Rabbânîsi olarak mahlûka ait hakikatleri olduğu gibi aşikâr etmemiş. bu hadise muhatap olan sahabelerin Mehdi(as)’yi görmeden ahirete intikal etmeleri üzerinden. Şeyh Hişam’ın ifade ettiği anlayışa açıklama getirir: “Siz olacak işlere bakınız. s. O hareket buruk tatları tatlandırmak içindir. Kar üzerinde emekleyerek olsa da onlara iltihak ediniz. Sevban(ra)’dan nakledilen şu ifadeleri telaffuz edebiliriz: “Yakında size Horasan tarafından siyah bayraklılar gelecek. öyle şeylere aldırma. Sabredersen o. Hiç merak etme. Gümüşhanevî. Ramûz el-ehadis. Şeyh Hişam. 1737 Firavun’un zulmüne maruz kalan kavmi için mahsun olan Musa’ya(as) Hakk Teâla o gece Firavun’u helak edeceğini bildirir. Musa(as) ile Allahu Teâla arasındaki bir kıssa1737 üzerinden izah etmiştir. Fiten. 4082. iman ettiğini.”1736 Nazım Efendi’nin 1974 yılında mürîdlerine yaptığı bu telkini anlamamıza yardımcı olabilecek açıklayıcı ifadeleri. bu anlayışı. Allah Teâla: 336 . No. Bu hakikatlere bağlı olarak. daru’l-imtihan olan dünyadaki tecelliyat.Bu anlayışa istinad edilebilecek bu hadis-i şerifin ne olabileceği açısından bakıldığında. Hakkâniyye içerisindeki anlayışa bir yorum getirmiş olabilir. Olan şeyden siz üzülmeyiniz. olana pişman olmayın. Onun için buruk buruk işler görülür. Yalnız size bir vasiyetim olacak. Zira onların arasında Allah’ın halifesi Mehdi vardır. bazen peygamberlere bile değişebilir niteliklerde arz edilmiştir. Farklı bir ifadeyle Şeyh Şerafeddin. s. Kıbrısî. Nereye müncer olacak. işin sonuna dikkat ediniz… Olacak şeyden bize böyle söylenmiş iken bambaşka şeyler oldu diye taaccüpte kalmayın.”1735 Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. daha sonraki müridleri tarafından görüleceği anlamı da ihtiva etmektedir. imtihan sırrı olarak bunların bir kısmını gizlemiştir. Sabah Firavun’u yaşar halde bulan Musa(as): “Ya Rabbi. Mehdi’yi müjdelediği ve görmeyi beklediği halde göremediyse bu durum. 51. nereye munkalib olacak. ondan üzüntü duymayın.1738 Bu izahı destekleyici 1735 1736 İbn Mace. Ağaçlar ham olduğu vakit meyvesini ağzına alırsan ağzını burar. İşin sonuna bakın. Ne olacaksa da. Tasavvuf Sohbetleri. vekili Şeyh Hişam’ın 2008 yılında yaptığı sohbette görüyoruz. insanlarla belli bir sure eğlenmek için imanını açıklamasa bile helak olmamak için Musa’nın Rabbinden mühlet ister. karnına sancı verir. Hz. Firavun hâlâ yaşıyor” der. Hz.

368. kimileri için bu bahis olmasa bile Hakkâniyye yolunun değeri değişmez. Ben ona mühlet verdim” der. 1740 Nursî. yanlarında olduğu zamanlarda bile Mehdi(as) ile beraberdir. hayatın geniş dairesinde. geçmişte pek çok defa Şeyh önce Mehdi(as)’nin belirmesinin çok yakın olduğunu ifade edip. Ruhunu kuşatan kafesten kurtulduğu için her yere ulaşabilir. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. Mehdi hususundaki hadis-i şerifler. Said-i Nursî.com. 1743 Aynı eser. şöyle ifade etmiştir: “…Ta ahir zamanda.mahiyetteki bir diğer misal ise. 1741 Atay. 219. Mekke’nin fethinde görülmektedir. 1742 Aynı eser. s. s. 040709-Lefke-MSH-QA-HowtoprepareforMahdi. 232. mürîdlere haysiyet ve güven aşılayan bir olgudur. 394-401.1741 Mürîdlere göre Nazım Efendi. bu hadislere yapılan şerhler ve üçüncü olarak bu hadislerin ve şerhlerinin delalet ettiği güncel hadiseler ve keşfî bilgilere dayanan “Ya Musa! Sen uyurken Firavun bana iltica ederek. Benden mühlet isted i. Batıda bir Nakşî Cemaati. 1739 Tabbarâ.sufilive. Hz. asıl sahipleri. 040709-Lefke-MSH-QA-HowtoprepareforMahdi. 1738 www. Bizler de kabrimizde seyredip. Mehdi(as)’in kendisinden sonraki asırda gelmesi durumunda da görüleceğini. s.1742 Hâlidiyye-i Hakkâniyye içerisindeki Mehdi(as) öğretisi kimi mürîdler için en önemli bahis olarak görülürken. o daireyi genişlendirir ve tohumlar sümbüllenir. Peygamber(sav)’e Kâbe anahtarlarının rüyada teslim edildiği sene. 337 . hac yapılamayıp ve Hudeybiye antlaşması ile Medinetu’l-Munevvere’ye dönmesi1739 farklı bir misal olarak ifade edilmiş olabilir. 244. Topluluk üzerine yapılan bir çalışmaya göre Mehdi(as) bahsi. topluluğun son derece önemli olduğu inancını pekiştirirken. yani Mehdi ve şakirtleri Cenâb-ı Hakk’ın izniyle gelir.sufilive. şüphe etmeden tasdik etmektir. www. Mea’l-enbiyâ.1743 Özet olarak Şeyh Nazım’ın Mehdi anlayışı. Görüntülü Sohbet Video Arşivimizde mevcuttur. Bkz. üç kaynaktan teşekkül etmiştir. Allah’a şükrederiz.com. ss. s.”1740 Ahir zaman ve Mehdi mevzûunun Hakkâni müridleri arasında nasıl anlaşıldığı da ehemmiyet arz etmektedir. Mürîdlere göre. daha sonra bunun ertelendiğini söylese de asıl olan huşu. Sikke-i tasdîk-ı gaybî.

Tirmizî. s. Peygamber(sav)’in alameti vardır. Abdullah olan Mehdi’nin yüzü. Hanbel ve İbnu’l-Cevzî ve Ziyauddin-i Gümüşhanevî’nin eserleri kaynak gösterilerek belirtilmiştir. Buna göre adı Muhammed b. alnı geniş.1. 338 . mahlûka ait hakikatleri olduğu gibi aşikâr etmemiş. 1393/1973) ve Şerafeddin-i Dağıstanî’nin (v. Ahmed b.”1745 Nazım Efendiye göre Allah(cc). Ramûz el-ehadis. bir açıdan Hz. Dolayısıyla Mehdî(as) hususunda tecrübe edilen keşfi bilgiler manevî kişiliği. Çünkü cilve-i Rabbânîsinden dolayı Allah(cc). Gümüşhanevî. iki uyluk arası açık. sakalı bol ve sık. 477. dişleri parlak olacaktır.1. Peygamber(sav)’i tasdik. Mehdi’nin zuhuru hususunda beklenen hadiseler bu manevî tecelliyata bağlı olarak te’cil edebilir.naksibendihakkani. imtihan sırrı olarak bunların bir kısmını gizlemiştir. gökyüzünde parlayan yıldız gibidir ve yüzünde bir ben bulunmaktadır. Ebu Davud. dünyayı adaletle doldurur.1744 Bu özelliklerin ikisi. Ebû Said(ra) tarafından şöyle rivayet edilmiştir: “Benim Ehli Beytimden bir adam yeryüzüne hâkim olmadıkça kıyamet kopmaz. burnu ise ince. Mehdi(as)’nin Özellikleri: Hakkâniyye yolunda ve Nazım Efendi’nin ifadelerinde Mehdi(as)’nin fiziksel özellikleri Deylemî. Onun alnı açıktır. Mehdi(as)’ye hakikat membaından yedi yüz ilim vermiştir. Hz. İdaresi yedi sene sürer. Bu anlayış çerçevesinde Mehdi(as) hususu. Bu ilim. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî (v.manevî işaretlerdir. karnı büyük. bir açıdan şeyhe teslimiyet ile bir sadakat ve bekleme imtihanıdır. zuhuru beklenen Mehdi ise. Omuzunda Hz. aynı zamanda bir tasdik ve teslimiyet mevzûudur. 1355/1936) keşfi bilgilerine dayanan haberlere bağlı olarak manevî ve beşeri Mehdi(as) telakkisi görülmektedir. manevi kişiliğin tecessüm ettiği beşeri kişiliği temsil eder.com/?page_id=2563. Mehdi mevzuundaki hadisler ve bunların şerhlerinin yanı sıra. O yeryüzünün daha evvel zulümle doldurulduğu gibi. Orta boylu. Çünkü Mehdi(as)’nin beklenmesi. âlim olarak adlandırılan kişilerin tesirsiz ilimleri gibi 1744 1745 http://www. c. kemer burunludur.

Dolayısıyla “De ki. Mehdi(as)’nin. Hz. 13. Dolayısıyla Mehdi(as)’ye tecelli eden kuvvet. c. ‘Ben onu Sana göz açıp kapayıncaya kadar getiririm’ dedi Onu (tahtı) yanında hemen hazır bulunca. manevî bir tasarrufa ve otoriteye delalet etmektedir. Şüphesiz ben bunu yapabilecek güçteyim. İmâm-ı Rabbânî’ye göre. İsm-i A’zam. âlem-i halk ve emirdeki. istenilenin verildiği ve duaların kabul edildiği bir isimdir. Tasavvuf Sohbetleri. Benzetmeye göre 1746 1747 Kıbrısî. Müfessirlerin çoğunun kanaatine göre. 134. Sohbet video arşivimizde mevcuttur.olmayıp. bu benim Rabbimin ihsan ve ikramındandır…”1748 ayeti. İsâ(as)’ya bağlıdır. Mehdi(as)’ye verilen ilmin bu türden ilim olduğunu ifade etmiştir. karşılaşılmamıştır. ta’ayyün-i imkanilerin birleşmesiyle olur. Hak geldi. sen yerinden kalkmadan getiririm. bu tasarrufunu. Mehdî(as). yüce Allah(cc)’ın İsm-i A’zamına tevessül ederek yaptığı duayla. ss. tevessül edildiği zaman. Hakikat-i Muhammedî’den alır. Hakikat-i Muhammedî ile Hakaikat-i Ahmedî’nin birleşmesidir. Asaf b. Peygamber(sav)’in vefatından sonra ruhanileşen.sufilive.1749 Bu çeşit bir ilmin. Ali(ra) gibi velayet yönü ağır basacağından. Hz. Mehdi(as) telakkisinde ziyadesiyle. Timeofmehdi-AleyhiSalam-SecretofQuran. nezdinde kitap bilgisi bulunan kişinin adı.com. 1750 İsrâ: 17/81. Bu görüşe göre ruhanileşme. Berhiya'dır ve bu İsrailoğullarındandır. Bu ayete verilen mânâ. tahtı getirmiştir. video. bâtıl zail oldu…”1750 ayetine verilen işarî anlam ile Mehdi(as) anlayışı arasında kurulan ilişki. 1749 Kurtubî. Mehdi(as)’de bulunacağı ile ilgili bir tefsirle.1747 “Cinlerden bir ifrit. 1748 Neml: 27/39-40. Neml Sûresi nde geçen ilim türündendir. s. İmâm-ı Rabbânî’ye göre Mehdi(as). ‘Ben onu (tahtı) sana. güvenilirim’ dedi Yanında kitaptan bir bilgi olan biri. Sıddîklardan olan Berhiya. Kur’ân-ı Kerîm’in sırlarıyla geleceğini. 182-190.1746 Bu konuda Kıbrısî’nin bir vekili. el-Camiu li-ahkâmi’l-Kur’ân. Şeyh Nazım’ın Mehdi(as)’de zuhur edeceğini beklediği ilme misal olması hasebiyle önemlidir. 339 . bu ayette de görülmektedir. www. bu sırların ise kalbine Peygamber(sav) tarafından konduğunu söylemiştir. Bu konuya ilmin kudreti yönünden değinen Nazım Efendi.

ifa edeceği işler. 103-105. Ali(ra)’nin. Allâhuekber! Bütün Mü’minlere hakiki îman nuru ve aslandaki gibi şecaat giydirilecek.İsâ(as)’nın iki ayağından biri Hz.”1752 Özet olarak Mehdi(as)’nin beşer olarak fiziksel hususiyetleri ve manevi kudreti olmak üzere iki tür hususiyetinden bahsedilir. Çünkü İsâ(as). onun tasarruf ve kuvvetine delâlet etmektedir. kâfirlerin kalplerine korku sarılır. Hz. Makine devri diye bir şey kalmaz. başlarının çaresine bakmak için paniğe düşerler. O birinci tekbirde gider. Neml ve İsrâ Surelerinde zikredilen ayetlere atfen beyan edilmese de. Mehdi(as)’nin bulunduğu makâmdan zuhur etmesinden sonra. Mehdî(as) bu makina devrini yani teknoloji denilen insanlığı yıldıran ve kendisine taptıran sahte ilâhı yıkacaktır. ruhullah ve kelimetullahtır. Mehdi(as)’nin bu bağlarından dolayı velayet yüzleri daha kuvvetlidir. no: 209. Ali(ra) ve Hz. Üçüncü tekbirde Şam’a ayak basılır. Mehdi(as)’nin başı üzerindedir. diğeri Hz. şalteri şırak diye aşağı döndürdü mü. Yani kendisinde. www. ss. dişleri parlak olması fiziksel özellikleri olarak beyan edilmiştir. dünyada adaletin hâkim olması beklenmektedir.izleveindir. Hz. Bu ise Mehdî(as)’nin manevî hususiyetidir. alnı geniş. peygamberlik yüzünden daha kuvvetlidir. Mehdi’nin zuhurundan sonra getireceği ilk tekbirde teknolojinin ve makina devrinin yıkılması. Bkz. O da bir kutup elindedir. Buna göre sakalı bol ve sık. velayet yüzü. hiçbir alet edevat işlemez. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. Kâfirler kurtulmak. Şeyh Nazım’ın bu konudaki anlayışının. Mektubât. Mek. Tasavvuf Sohbetleri.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. ilk tekbirde teknoloji diye bir şey kalmaz. burnu ise ince. 1751 1752 İmam-ı Rabbanî. diğer sufilere nisbeten nerede olduğunu görmemize olanak sağlar. İkinci tekbiri ne radyo ne de televizyona gerek kalmadan magripten maşrıka bütün dünya işitecektir. insanların gönlünün imanla dolması. 340 . Kuvvet membaını bitirdi mi biter.1751 Her ne kadar İmâm-ı Rabbânî’nin bu görüşü. Kıbrısî’nin bu ifadeleri şöyledir: “Onun şimdiki makâmı Hicaz’dadır… Orada tekbir alındığında. Kıbrısî.

“Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır. dünyayı kapsayan ve üç ay süren büyük savaştır. İsa’nın nüzulüne bir işarettir. Aynı zamanda dünyada teknolojiye hayat veren enerji yok olur. Mehdi(as)’nin zuhurundan önceki alamet. Savaş durduktan sonra. Mehdi(as)’nin zuhur etmesi ve Hz. Mehdi(as) Medine’de zuhur eder ve üç kere "Allahu Ekber" diye tekbir aldığında bütün ateşli silahlar durur. Bir habere göre. 103-105. Hz. Bu kaynaklar göz önüne alındığında..”1754 hadis-i şerifi. İsâ(as)’nın 1753 1754 Kıbrısî.”1753 Mehdi(as)’nin tekbir getirerek zuhur etmesinden sonraki hadisat. Kıbrısîye göre tüm kıyamet alametleri. Ölecek olanlar zalimler ve kâfirlerdir. Hak Dost 4. Çünkü bunlar birbirine bağlı gerçekleşecek hadiselerdir. hem Mehdi(as)’nin hem de Hz. Hz. Câmiu’s-sagîr. 2/492 341 . Ancak Mehdi’nin zuhurundan sonra sırasıyla Deccâl’in zuhûru ve Hz.2. “Mehdi(as)’nin Zuhuru ve İsâ Mesih(as)” başlığında incelenmiştir.c. Bu savaş üç ay sürer ve dünya nüfusunun büyük bir kısmı telef olur. kıyamet alametlerinin gerçekleşmesi. Mehdi Şam ve Konya üzerinden İstanbul’a vararak Mukaddes Emanetleri teslim alır ve Deccâl’ın Horasan (İran)’dan ortaya çıkmakta olduğunu ilan eder. Ahir zamana ve İsa Mesih(as)’in inişine dair ayetlerin tefsirleri ve hadislerin tahricleri yapılmış. daha muteber kaynaklarda ve daha fazla sayıda zikredilmiştir. Mehdi(as)’nin ve Hz. ss. dünyayı kaplayacak olan bütün zamanların en büyük savaşı çıkar. Müsned. şöyle ifade etmiştir: “Hz. kaynaklarda ahir zaman alametleri ve İsa Mesih(as)’in nüzûlü konularıyla bağlantılı olduğundan. Hanbel. ayrıca Mehdi(as) mevzuna atfedilen naslardan. Deccâl ve ordularına karşı gerçek cihadı başlatmak üzere Şam’a geri döner. 3/211. Suyûtî. Mehdi(as)’nin Zuhur Âlametleri: Mehdi(as)’nin çıkış alametleri. İsâ(as)’nın nüzulü hadiseleri arasındaki kronolojinin nasıl olduğu biraz daha göreceli olabilmektedir.1. savaş biter. yedide altı nisbetindedir. Mehdi'nin zuhurundan önce. Kıbrısî. birlikte ele alınmış mevzulardır. Bu hadiselerin genel hatlarıyla vuku bulacak tertibini. Daha sonra. İsâ(as)’nın nüzûlünden önce beklenen bu duruma bir misaldir..

2. c. kadınlar ve çocukların dahi katledildiği fitnelerin yaşanması. Hz.”1759 Hakkâniyye’nin internet sayfasına göre Mehdi(as)’nin çıkış alametleri şöyledir: Fitnelerin çoğalması. Durru’l-mensûr. 1759 www. Kitâbu’l-fiten. yani Kıbrısî’nin Mehdi(as) telakkisini şekillendiren hadislerin önemli bir kısmı ise. Nuaym b. 972/1565) “Ölüm-Kıyamet. 342 . İkda’ddürer fî ahbâri’l-muntazar. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 1758 İskenderun ilinde bulunmaktadır. Üç ile yedi ay kadar sürecek olan bu müthiş ve görülmemiş savaşta Benî Asfar kabilesi Amik ovasında1758 tamamen imha edilir.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. bu Benî Asfar (Rus) kabilesinin Türk kavmine saldırmasıyla başlar. haramların helal sayılması. Tasrîh. ahir zaman kurtarıcısı manasında zikredilmediğinden. Bu manada Mehdi(as)’nin zuhurundan önceki savaş hususunda. (v. yolların kesildiği bir dönem olması.Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri” adlı kaynaklardan nakledilmiştir. Bu kaynakların dışında kalan. Suyûtî. savaşın tarafları ve sonuçları. 1756 Canan. Mehdinin zuhur alametleri açısından. 14. Hammad.1755 Buhârî ve Müslim’de de bu nevi hadisler nakledilmiştir. Kıbrısî’nin diğer beyanları. Allah(cc)’ın açıkça inkar edilmesi. Adına ‘Büyük Budama’ denilen öyle büyük bir savaş olur ki. ehemmiyet arz etmektedir. İran-Irak 1755 Keşmirî. İsâ(as)’nın nüzulü hadisesi temel hadis kaynaklarının çoğunda etraflıca zikredilmiş. Ancak Buhârî ve Müslim’de Mehdi ismi. dünya doğu ve batı olmak üzere iki cepheye ayrılır.1756 Kıbrısî’nin bahsettiği Mehdi(as) hadiselerine ve hususiyetlerine işaret edebilecek Buhârî ve Müslim hadislerini yeri geldikçe paylaşmaya çalışacağız.nüzûlü beklenmektedir. Müslümanlara baskının artması. Ali bin Hüsâmüddin’in (v. Şeyh Nazım bu harb hususundaki hadisi.izleveindir. Hz. Sülemi. 1757 Gonca Yayınevi. Kütüb-i Sitte. şerh ederek şöyle nakletmiştir: “…Lakin ondan önce bir Melhame-i Kübra olur ki. 77. dünyanın her yerini karışıklık ve kargaşanın kaplaması. mescit ve camilerin yıkılması. s. İstanbul 1986. Nitekim doğu’nun batı’ya karşı yapacak olduğu bu savaşta insanların yedide altısı telef olur. Mehdi(as)’nin çıkışından önce yaygın katliamların meydana gelmesi. 714/1314) “Kitâbu’l-burhan fî alameti’l-Mehdiyyi’l-âhir zaman”1757 ve İmam Şarânî’nin.

Subbuhun Kuddusun. fitneler hakim olmadıkça. dumanın zuhuru. 1762 Kıbrısî. 1763 www. Kıbrısî’ye göre bu renkler. Bu açıdan bakıldığında. Kıbrısî’nin esas aldığı hadisler aynı dahi olsa. 343 . Buhârî. Mehdi(as)’nin çıkış alametlerindendir. Rabbuna ve Rabbu’l-Melâiketi ve’r-Ruh. büyük şehirlerin yok olması. Kabe’de kan akıtılması. kuyruklu yıldızın doğması. ilim (din alimleri ve ilimleri) kaldırılmadıkça. 100307-MI-MSH-TheAgefMehdiBegins. zikirden çıkacaktır ve bu nurlarla dünya. Ramazan’da ay ve güneş tutulmaları.com/?page_id=2563. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur. büyük ve hayret verici şeylerin meydana gelmesi. 25. çölde batan ordu ve tüm bu alametlerin arka arkaya gelmesi. sahte peygamberlerin çoğalması. Buna göre Mehdi’nin gelişi. Bununla birlikte Fırat’ın suyunun kesilmesi. semada yapılacak zikirden. ehl-i sema tarafında şu zikirlerle kutlanacaktır: “Subhâne zi’l-İzzeti ve’l-Ceberrût. bu alametler arasında yazılmıştır. mağripten maşrığa.naksibendihakkani. Hz.com. zaman yakınlaşmadıkça (vakitler bereketsizleşmedikçe).1760 Buhârî’de kıyamet alametlerinden haber veren hadis-i şeriflerden biri şöyledir: “Ve kıyamet. 8. Mehdi’nin zuhurundan sonra ortaya çıkan nûr ile insanların şimdiye kadar görmedikleri renkleri göreceklerini beyan etmiştir. Tasavvuf Sohbetleri. video. güneşten bir alametin belirmesi.”1763 Kendisindeki malumatın kaynağının Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî ve Şeyh Nazım-ı Kıbrısî olduğunu sık sık belirten Şeyh Hişam.”1761 Bu hadis-i şerifte de görüldüğü üzere. 101. gece gündüz aydınlanacaktır. depremler çoğalmadıkça. Fiten.1762 Kıbrısî’nin vekili Şeyh Hişam. farklı telakkilere sebep olabilmektedir. depremlerin çoğalması. doğu tarafından bir ateşin görülmesi. yani ölüm artmadıkça. kıyamete dair hadisler. Subhâne zi’l-Kudreti ve’lMelekût.sufilive. dinin şahsî çıkarlar için kullanılması. karışıklık. s. Afganistan’ın işgali. bilim 1760 1761 http://www.savaşı. 129. bir kişi bir kimsenin mezarına uğrayıp ‘keşke ben senin yerinde olsaydım’ demedikçe (intihar düşüncesi ve intihar artmadıkça) ve güneş batıdan doğmadıkça. bu konuda Şeyh Abdullah’tan bazı malumatlar nakletmiştir. aranızda mal mülk çoğalmadıkça… ve binalar konusunda insanlar büyüklük yarışı yapmadıkça. Mehdi(as)’nin zuhuruna delalet edecek bazı fiziksel alametlerden de bahsedilmiştir. kıyamet kopmaz. Kıbrısî. umumiyetle tevil edilmiştir.

bu hadislerden hareketle yapılan şerhlere ve yorumlara dayanmaktadır. kendisinin ahir zaman hadislerini naklettiğini. Bu hadislerin nasıl tevil edildiği. Bu konuda İslam ulemasının çalışmalarında ve yayınladığı eserlerinde duyarsız ve yetersiz kaldıklarını düşünen Kıbrısî. Hakkâniyye’nin internet sayfasında Mehdi(as)’nin çıkış alametleri olarak özetlenen hadislerin bir kısmı kıyamet alametlerini tasvir eden hadislerdir. Güncel hadiseleri. 1766 www.izleveindir. bu beklenti de imkân dairesindedir.org/6 mayıs ilahi ihtar geldi. müzikal bir titreşime sahip olacak bu ses dalgalarını duyacaklar ve evliyalar. Bu manada maddenin atom yapısına dayalı köklü bir değişimden söz edildiği için. Buna göre insanlar. saltanat. 2012 yılında yapılan görüntülü sohbet. o fiziki şartların gerçekleşmesi durumunda değerlendirilebilecek bir husustur. yeri geldikçe vurgulamıştır.sufilive. 1765 Ebu Davud. bu tevilinin kendisine ait keramet olarak telakki edilmemesi gerektiğini. kimilerine göre tabiat kanunlarının değişmezliğine bağlı olarak imkân dairesi dışındayken. ne şekildeki doğudan batıya duyulacağı. tasavvuf ve dünya anlayışıyla birlikte gelecekle ilgili konuşmalarında da önemli yer almaktadır.1765 Ancak Mehdî’nin zikrinin ya da zuhur ettiğinde getirdiği ilk tekbirin. Mehdi(as)’ye bey’at edeceklerdir.1764 Mehdi(as)’ye yapılacak bey’at hususuna istinad edilecek hadis-i şerifler mevcuttur. yeni ses dalgalarının zuhur edeceğini söylemiştir. 100507-MI-MSH-PreparitionforCommingofMehdi. kimilerine göre ise. Sünnetullah’ın dışına çıkan her mucizevi hadise gibi. video. www. Dolayısıyla bu dinamik bugün için. Sünen. 344 . ifade etmiştir. 5/94. video arşivimizde mevcuttur. Görüntülü sohbet video arşivlerimizde mevcuttur.com. teknolojisi sıfırlanmış bir dünyada. nasıl tüm insanlar tarafından duyulacağı.adamlarını hayrete düşürecek. Nazım Efendi’nin İslam. o ortamda getirilen bir tekbirin.1766 1970’li yıllardan beri Şeyh Nazım’ın güncel olayları ahir zaman hadisleriyle tevilini şöyle özetleyebiliriz: 1764 www. gelecek zamanda zuhur edecek hadiseler ile yorumlayan Kıbrısî. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir.

2011 tarihinde görülmüştür. 1989 yılında.1.naksibendihakkani. 1986’da uzay mekiği Challenger.com/?page_id=2563/17. Ukrayna’daki Çernobil Nükleer Santralında.000 kişi öldü. şimdiye kadar görülen en büyük nükleer kaza meydana geldi.2011 tarihinde görülmüştür. Bu depremde 500 bin kişi evini terk ederken. 2500 yıllık İran şahlığı yıkıldı ve İran Şahı Rıza Pehlevî öldü. şu ana kadar on binlerce kişinin ölümüne sebep olan ilk AIDS vakaları (Çağın Vebası) tespit edildi. Hindistan’ın Bombay kentinde bir fabrikadan sızan gaz 20. 2 bin öğrenci öldü.c. Ruslar. Mısır Devlet başkanı Enver Sedat. İki Müslüman ülke olan İran ve Irak arasında 8 yıl sürecek bir savaş başladı. 1980’li Yıllarda Gerçekleşen ve Mehdi’nin (as) Zuhuruna İşaret Olarak Tevil Edilen Ahir Zaman Alametleri: 1980’li yılların başlarında başlayıp.000 kişinin ölümüne yol açtı. Hindistan Başkanı Gandi. Mexico City şiddetli bir depremle yıkıldı.06.1. fırlatılışından sonraki çok kısa bir sürede. 345 .1. Mehdi(as)’nin zuhuruna delalet eden hadiseler olarak tevil edilmiştir. Bangladeş’teki sel 25. Sovyetler Birliği yıkıldı ve Gorbaçov’la birlikte Bağımsız Devletler ortaya çıktı. ölü sayısı 40 bini aştı. 1986’da.2. Papa II. Afganistan’ı işgal etti. Mehdi’nin (as) Zuhur Yılı Olan Hicri 1400 (Miladi 1979) Yılı Başlarında Meydana Gelen Büyük Olaylar: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin resmi internet sayfasında. infilak etti.06. Kuzey Kolombiya’daki Nevada Del Ruiz yanardağı 400 yıldır ilk kez patladı. Kâbe basıldı ve çok sayıda Müslümanın kanı akıtıldı. Çin’de.1767 c.2. Ermenistan’daki depremde kent harabeye dönüştü. Hristiyanlığın merkezi Roma’yı sular bastı. Soğuk Savaşın sembolü olan Berlin duvarı inşasından tam 28 yıl sonra yıkıldı.com/?page_id=2563/17. küresel iklim üzerinde çok olumsuz etkiler bıraktı. Eriyen kar ve buzun oluşturduğu çamur yüzünden Armero kentinin sular altında kaldığı afette 20. Çin’de. http://www.000 kişinin ölümüne sebep oldu.naksibendihakkani. komünist bölükler tanklarla öğrencilerin üzerine yürüdü. tarihinin en büyük orman yangını oldu. İsveç Başbakanı Olof Palme öldürüldü. 1986’da. Bu olayda. şu hadiseler.1768 1767 1768 http://www. Irak’ın Kuveyt’i ilhak etmesinden sonra Körfez Savaşı başladı. Jean Paul vuruldu.2. Ozon tabakasının delinmesi.

com/ “Mehdi. Kıbrısî’ye göre bu dönemin sonunda Mehdi(as) zuhur edecektir. Kıbrısî bu haberi beyan ederken.youtube. 2000’li Yıllarda Gerçekleşen ve Mehdi’nin (as) Zuhuruna İşaret Olarak Tevil Edilen Ahir Zaman Alametleri: Tunus Cumhuriyetinde. Irak petrol kuyuları yandı. Harun Yahya lakabıyla da bilnen Adnan Oktar. Nazım Efendi tarafından haber verildiği görülür. 1991 yılında. uzak mesafelerden görülebilir yoğunlukta.06. bazı Arap ülkelerinin siyasi yapılarını değiştiren halk olayları.1.naksibendihakkani. Ebola virüsü on binlerce kişinin ölümüne sebep oldu.1769 c. 346 . ABD’nin Körfez savaşında.2011 tarihinde görülmüştür. video arşivimizde mevcuttur. Şeyh Nazım 1769 1770 http://www. http://www.1.c. Muhammed(sav) ümmetinin beş dönem olarak bildirildiği dönemin dördüncüsüdür. milyonlarca kişi evsiz kaldı. 1990’lı Yıllarda Gerçekleşen ve Mehdi’nin (as) Zuhuruna İşaret Olarak Tevil Edilen Ahir Zaman Alametleri: 1990 yılında Mekke-i Mükerreme’deki tüneldeki izdihamda 1400’den fazla hacı hayatını yitirdi. 1771 http://www. 120 binin üstünde kişi öldü. Arafatta tekbiri aldı 2012 de temizliğe başlar”. Mehdi(as)’ın Arafat’ta tekbir aldığını. El-Nino tüm dünya ülkelerine çok büyük felaketler getirdi. “cebabire” döneminin sonudur.3.2. “Mehdi’nin Zuhur Âlametleri” konusunda belirtilen cebabire dönemi. İnternet sitesindeki bir videoda. 2011’in Ocak ayında başlayıp. Bosna ve Kosova’daki katliamda yüz binlerce Müslüman öldürüldü ve yüz binlercesi yurtlarından çıkarıldı. ancak. siyah duman çıktı.com/“Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısi Devletler çökecek !” İlgili sohbet. Şeyh Nazım. Bangladeş’te meydana gelen sellerin sonrasında. halka açık tebliğin yapılmadığını. Şeyh Nazım ile paralel görüş ve beyanları bulmaktadır.com/?page_id=2563/17. Bu olayda.4.1770 Kıbrısî’ye göre bu olaylar. Türkiye dâhil birçok İslam ülkelerini saymış ve bu devletlerdeki rejimlerin değişeceğini ifade etmiştir. halka açık tebliğin çok yakın olduğunu 2012 yılı içinde beyan etmiştir. Mehdi(as)’ın zuhuru mevzuunda.youtube. Tunus’tan başlayan Arap Baharı’nın zuhurundan önce.2. Nazım Efendi tarafından Mehdi(as)’nin çıkış alameti olarak tevil edilmiştir.1771 Şeyh Nazım’ın bu tarihleri öngörmede ebced hesabının da etkisi olduğu kanaatindeyiz.

1776 İbn Manzûr.75. Lisânu’l Arab.1774 c. En’âm: 6/85. 52. s. Mâide. Tevbe: 9/30. isim olarak kullanıldığında İsâ(as) manalarına gelir.. s. Mü’minlere rehber olmuştur. göğe çekilmesi ve kıyametten önce yeniden indirilmesine yönelik Kur’ân ayetleri. İsâ(as)’nın ahir zamanda nüzulü anlayışın temelini teşkil etmektedir. 1777 Nisâ. 72. batınî yönleri de. İstanbul 2011. Azhâb: 33/7.3. ben seni vefat ettireceğim. Çizgimizi Hecelerken. silmek. Bu hadiselerden çıkarılan sonuca göre. “Mesih” kelimesi kök itibariyle Arapça’da. 78. s. www. 13. Lisânu’l Arab. dailymotion. 55. 347 . İsâ(as)’nın öldürülmesi. Arafatta tekbiri aldı 2012 de temizliğe başlar” . 110. 1778 Bakara: 2/87. 497. 241. 1774 Gülen.1777 Mesih ismiyle birlikte de anılmıştır. 1772 1773 http://www. c.1776 Hz. 98. 4/172. Mâide: 5/46.. 136. 11.1778 Hz. Tevbe. sıfat olarak kullanıldığında meshedilmiş. Nil Yay. Cürcanî. 1775 Firuzebadî. Kur’ân-ı Kerîm’in batınından ebced hesabıyla çıkarılan bazı tevillerin. Fethullah.youtube. Mehdi(as)’nin Zuhuru ve İsa Mesih(as): Arap dili sözlüklerinin birçoğu Mesih kelimenin Arapça asıllı olmadığını İbranice’deki “Meşiha”dan geldiğini kabul etmektedir. Ta’rifât. 226. 84.1. Kıbrısî’ye ait yayınlar arasında. günahlardan arınmış. Kur’ân-ı Kerîm’in muhkemat olarak adlandırılan zahiri yönleri kadar. ayetinin ebced hesabının göre 1993 yılına tekabül ettiğini belirtmiştir. İşarî tefsirler kadar ebced ve Hurufilik de söz konusu batıni yönün muhtemel oluşuna delalet eder. gerçekleştiği yönünde pekçok tarihi vakıalar nakledilmektedir. ayetinin ahir zamana işaret ettiğini ve 135.05. c.Allah demişti ki: ‘Ey İsa. Adnan Oktar’ın mehdi olduğuna yönelik bir beyan ya da imâ ile karşılaşılmamıştır. İbn Manzûr. “. Meryem: 19/34. s. seyahat eden. Şûrâ: 42/13 .com/En’am Suresinden ahir zamana ait ebced hesabı. 9/ 30-31.tarafından manevî oğul olarak bildirilen Oktar. Âl-i İmrân: 3/45. 205-225.com/ “Mehdi. Kur’ân-ı Kerim’de tek başına zikredildiği gibi. İsâ Peygamber(as)’in ismi olan bu kelime. güler yüzlü. Kamûsu’l-muhît.1772 En’am Sûresi 134.. ss.1773 Bununla birlikte. fiil olarak kullanıldığında ölçmek. 5/ 17. benzemek anlamına gelen “a-yi-se” ya da “â-sâ” kökünden müştaktır. 253. M.2012 tarihinde görülmüştür. 9. yağlanmış. Nisâ: 4/156.1775 İsâ kelimesi.

. (Hıristiyanların) haçını kırar. 1781 Nisa: 4/157-158. DİB Yay. dünyanın sonunun geldiğine ve ahiretin başlangıcına delildir.. 262. s. c. Zira ruhunun eceli gelmemiştir. Mevdudi. c. Ben İsâ b. s. 503. Bkz. Elmalılı. ilgili ayetin mealinde. O gerçekten inecektir. c. 2. İsâ(as)’nın kıyametten önce yeniden dünyaya indirileceğine yönelik işari tefsirler ise “Şüphesiz ki o (İsa) kıyametin (ne zaman kopacağının) bilgisidir. Çünkü İsrailoğulları getirdiği apaçık ayetlere rağmen O’nu reddetmiştir. 7. Her ne kadar inkârcılar suikast sırasında Hz. s. 43/61. Yeryüzüne iniş. Feyzu’l-Furkân. 1108. kıyametten önce tekrar gelecektir’ mealindeki bir hadise atıfta bulunarak. Sarıya boyalı iki elbise içindedir. Kıyametten evvel eceli gelecek. İsâ’yı öldürüp astıklarını zannetmişlerse de. orta boylu. Çünkü Allah “muhakkak seni öldüreceğim” şeklinde buyurmuştur. Ankara 2011. Onun daha dünyada göreceği işler vardır. kıyamet alametlerindendir. Seni inkâr edenlerden temizleyeceğim ve Sana uyanları. kıyamet gününe kadar. anneleri farklı kardeşleridir.. tam bir kuşku içindedirler. Mevdudi’ye göre. Kur’ân-ı Kerîm Meali. Benimle İsâ arasında bir peygamber yoktur. İsâ(as)’nın öldürülmediği yaygın bir kanaat olmuştur. 372-373. 1784 Âlimlerin çoğuna göre Zuhruf. 348 . Hülasâtu’l-beyan. İsa’nın nüzûlüne işaret etmektedir. Hz. Buna göre söz konusu fiil “uyutmak” anlamına gelmektedir. Feyizli. 62. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler. Onu yakinen öldürmediler.”1779 ayetine ve “teveffa” kelimesinin ifade ettiği anlamlarına atfen Hz. ayette belirtilen teveffa kelimesinden onun ölümünün kastedilmediğini söylemişlerdir. 1782 Vehbî. Çünkü İsa’nın zuhuru. inkâr edenlerden üstün tutacağım’.Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. İsâ(as)’nın nüzulüne ve kıyamete dair birçok hadis rivayet edilmiştir. Onun zamanında Allah milletlerin hepsini helak eder. 5. cizyeyi kaldırır. Mesih-i Deccâl’ı helak eder. Meryem’e insanların en yakınıyım. Müfessirlerin büyük bir kısmı. Kur’ân Dili. s. 1783 Zuhruf: 43/61. O da yeryüzünde kırk sene 1779 1780 Âl-i İmran: 3/55. Allah Onu katına yükseltti. Yağmur yağmasa da saçından su damlayacaktır. göğe çekilme düşüncesine istinad edilmiştir. “. ‘İsa ölmemiştir. Bkz. Allah daima Aziz ve Hâkimdir.”1781 ayeti ise. ‘vefat’ görevden alma manasında mecazi olarak kullanılmıştır. Elmalılı Hamdi Yazır (v. İstanbul.”1783 ayetine yapılmıştır. Mevdudî. Onun nüzulü kıyametin yaklaştığını bildiren bir alamettir. 56-57. henüz Allah’a dönmemiştir.. s. İpek Yay. 1361/1942). Hak Dini.. Müslümanlar arasında meşhur olan mana ve inanç da budur. Tefhimu’l-Kur’ân. s.1784 Hz.katıma yükselteceğim. 56.. Onu gördüğünüz zaman tanıyın! O. İsâ’nın ruhu henüz kabzedilmemiştir. Allah.1782 Hz.. Allah’tan bir kelime olan ve Ruhu’l-Kudüs ile teyid edilmiş olan Mesih İsâ. Yazır. Feyzu’l-Furkân. Tefhimü’l Kur’ân. Feyizli. ayet Hz. İnsanlarla İslam için savaşacaktır. o ölmemiştir. Bilakis. “Peygamberler birbirlerinin babaları bir. Ona göre Hz. Bkz.1780 Bununla birlikte. Komisyon. Ondan hiç şüphe etmeyin ve bana uyun. 269. beyaza çalar kırmızı renktedir.. s. domuzu öldürür. s. Sadece İslam kalır. Bkz. başka bir mana ile tevil edilmesinin gerekli olduğunu savunmuştur. Aktaş Hamdi.1. İsâ’yı geri çağırmıştır. vefat edecek ve ruhu kabzolunacaktır. onlara benzeri gösterildi. c. c. 3. Kur’ân-ı Kerîm Meal ve Kelime Meali. ayetin zahiri olarak anlaşılanın dışında.

ilahi zevklerle dirilmesi demektir. Lâmekân âleminde de. Müsned. Müslümanlar onun üzerine namaz kılar. zulmün ve küfrün arttığı. “O. İsâ(as)’da vurgulanan bu üstün varlıklara nisbeten eşeğe binmiş olması ise. Enbiyâ. merdivenini buldu da dördüncü kat göğün üstüne çıktı.” Bknz. noksandan kurtulup kemâle erişesin diye kulağını burar. Cefakârlıkta bulunursan. 48. derinliklerindeki Hakk’ı(cc) keşfetmesi. c. 2/406. ne İsa gibi göklere ağar(çıkar). Kur’ân-ı Kerîm’e riayet edilmeyen cebâbire devridir. Mehdi anlayışını dayandırdığı bir hadis-i şerife1788 göre Hz. Sen yerden. Osmanlı Padişahlarının halifeliği devralıp müslümanları idare edecegi mülûk deviri. fanî olan zevklerde ölüp. duruluklar çıkarır. Peygamber(sav)’den sonra kıyamete kadar yaşanacak devirler dört devir olarak özetlenmiştir. ne Karun gibi yerlere geçer.kalır. Divan-ı Kebir. Kıbrısî’nin tabiriyle. Cefalarını vefa yerine tutar. Hanbel.: Abdülbaki Gölpınarlı.1-7. mana âleminde yol alması. Mesnevî. 2. Bulanıklardan. Bu manada Mü’minler arasındaki ölüleri diriltmesi. Mesnevî. Mevlanâ. 1787 Mevlanâ.”1785 hadis-i şerifi ve benzeri hadisler Buhârî ve Müslüm gibi muteber hadis kaynakları arasında yer almaktadır. tevazu konusuyla da ele alınır: “Meryem oğlu İsa. Bunlardan birincisi. üçüncüsü. aynı zamanda kendisine bir hedef ve yol göstermektedir. dördüncüsü. o mülkü. b. Şam’da Emevilerin. ikincisi. 349 . satımdan kaldın mı O(cc). 1788 Hanbel. b. Ölmeden önce ölmek olarak da tabir edilen bu anlayış. yurttan alımdan. İstanbul 1957. sonra vefat eder. c. dört büyük Halife’nin ardarda geleceği devir olan hulefa-i raşidin. İsâ(as)’nın ölüleri diriltme mucizesi. 920. Kur’ân ve hadise dayalı bu anlayışın yanı sıra. gönül alçaklığı göstermek için eşeğe bindi. Müslümanların halifesiz ve imamsız kalacağı. İsâ(as) anlayışına. ölümsüzlük vadisinde ikinci doğuş olarak da adlandırılırken. Haz. Remzi Kitapevi. İsa’nın ölüleri diriltmesi bir metafor olarak ele alınmıştır. mutasavvıflar tarafından bazı mecazî manalar da verilmiştir. o nimeti buldu da hemencecik ayı ikiye böldü…”1786 “İsa. Bağdat’ta Abbasilerin emir olacağı umerâ devri. mekân âleminde de seninle beraberdir. 4/273. inançsızlığın moda 1785 1786 Buhârî. Muhammed. hiç eşeğe biner mi?”1787 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. Mevlanâ. c. 920. s. 152. Hz. Ahir zaman alameti olan bu devir. Mesela Hz. bir Mü’min için sadece bir kıssa değil. 2. yoksa seher yeli. Müsned.

Müsned. 103. Cebâbireden sonra ise Ehl-i Beytimden bir kimse gelir de. Gümüşhanevî. O. Mü’minlerin tekrar bir bütün haline gelip tüm dünya üzerinde adaletin ve Allah(cc)’a imanın yayılacağı devirdir. Hak Dost 4. ss. 1791 Genel hatlarıyla kronolojik olarak ifade etmeye çalıştığımız bu hadisatın detaylarında Kıbrısî’nin beyanları ve şerhleri önem arz etmektedir. küfür ordusu tarafından işgal edilmiş olan İstanbul’u tekrar fethedecek ve oradan Hz. Bu hadis çerçevesinde Hz. Mesela Sahibü’z Zaman(as)’ın (Mehdi) alacağı tekbir. Bu tekbirle. 5. cebâbire devrinin sona ermesine müteakiben. Beni gönderen Zata kasem ederim ki. s. hulefadan sonra umera. diğerlerinden aşağı değildir. meliklerden sonra Cebâbire. Kıbrısî’nin Mehdi(as) anlayışını dayandırdığı bir kaynak Râmuz el-Ehâdistir. umeradan sonra melikler. 1791 Kıbrısî.1790 Daha sonra Mehdi(as). Hambel. cebabire dönemine kadar bildiren bir hadis şöyledir: “Benden sonra hulefa. Tasavvuf Sohbetleri. Kıbrısî. cebabire devrinin sonunda çıkacak büyük savaşı sona erdirecektir.”1789 Bu hadiste bildirilen Kahtani’nin kim olduğu ya da olabileceği hususunda Kıbrısî’nin bir izahı ile karşılaşılmamıştır. Ramûz el-ehadis. 350 . 103-105. Ondan sonra da "Kahtani" gelir. 518. 220-221. Beşinci devir olan Hazret-i Mehdi ve Hazret-i İsa Devri.olduğu bir devir. Kaynakta Hulefa-i Raşidin döneminden. Mehdi(as)’nin getireceği tekbirdir. O yeryüzünü adaletle doldurur. Bunların ilki. Muhammed(sav) ümmetini bir sancakta toplayacaktır. Doğudan batıya tüm insanların duyacağı bu tekbir. Mehdi(as)’nin zuhur etmesinden sonra olacaktır. İsâ(as)’nın nüzûlü. Fiten 48. insanların gurur ve büyüklüğüne vesile olan tüm 1789 1790 Tirmizi. c. Peygamber(sav)’in sancağı ve kılıcıyla Şam-ı Şerif’e dönecektir. Bu esnada Deccâl zuhur ettiği için İsâ(as) nüzûl edecek ve Deccâl’i öldürecektir. ss. s. Kıbrısî’ye göre Mehdi(as)’nin zuhuru ile İsâ(as)’nın nüzûlü arasında bir takım hadisat cereyan edecektir.

www. Ayrıca Bkz. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. İstanbul’un Ruslar tarafından işgal olacağı beklenmektedir. Bu görüşe göre. Mehdi(as)’nin aldığı tekbirlerden sonra İstanbul’u ve Roma’yı fethedeceğini şöyle ifade etmektedir: “… ‘Sonra.saltanat. Kıbrısî. farklı bir sohbette bu silahlara tank ve tabancaların da dâhil olduğunu anladığımız ifadelerle karşılaştık. fethin üç kez “La ilahe illallahu vallahu ekber” denilince Müslümanlara açılacağını ve şehre girileceğini söylemiştir. Fiten. bir tarafı karada olan bir şehir olarak tarif edildiğinden. Fiten.org/video/Bleif-In-Mahdi-082106. el-Hakkânî. s. 30 Ekim 1918’de İstanbul’u işgal ettiler.. video arşivimizde mevcuttur. Bu tarih İstanbul’un 1453’ten sonraki ilk Müslüman 1792 Kıbrısî.izleveindir. bu anlayışa istinad edilen hadiste geçmediği kanaatindeyiz. mecazî bir anlatımdır. 1795 2006 yılında yapılan mülakata ait kayıtlar. a. işlemez hale gelecektir. 104. 93.1795 Ahir zaman hadisatı ile Konstantıniyye’nin fethini haber veren bir hadisi şerifi naklederken. s. 1296.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. yeryüzünde hakikate dayalı bir adalet ve nizam gelecektir. Osmanlı Padişahı dördüncü Selim.teknolojik silahlar. Dolayısıyla. tekbir ve feth.”1794 Kıbrısî’nin burada beyan ettiği. bir tarafı denizde. 1794 www.e. teslim alıp beline kuşanır.1792 İnsanların gönüllerindeki tüm iman zaafları gidecek.g. 2920. Tasavvuf Sohbetleri. Tirmizi. öz be öz torunum olan Muhammedu’l-Mehdi(as) zuhur eder ve bu savaşı durdurup.’ Akabinde derhal Konya’ya gelir ve orada ihtişam ve tazim içinde benim kutsal emanetlerimden mübarek kılıcımı son Selim olan Osmanlı Padişahı 4. 351 . buyurur ve ‘Allahu Ekber! Allahu Ekber! Allahu Ekber!’ tekbirleriyle hutbesini tamamlar. bunun gibi daha birçok Hadisler mevcuddur ki Riyazu’s-Salihin’de yazmaktadır. Buna bağlı olarak Kıbrısî. Sultan Selim Han tarafından bizzat tören ile. Ebu Hureyre(ra). 1793 Kıbrısî. Bu hadisde tarif edilen Konstantıniyye. 58. garbî Roma ile şarkî Roma’yı (Vatikan ve Istanbul) fetheder.1793 Mehdi(as)’nin zuhurundan önce bahsedilen büyük savaşta. 1796 Müslim. hadise yapılan Aziziye Şerhinde geçtiğini ifade etmiştir.1796 Bir görüşe göre bu hadis-i şerifte bildirilen tehlil. Bu ifadeden kitle imha silahları anlaşılmıştı ancak. s. İstanbul olduğu düşünülmektedir. kutsal emanetler ve Konya ifadeleri. Ebediyete Davet. bu anlayışını. ey Ashabım! Üç tekbir sesi duyulur ve benim temiz soyumdan kırkıncı neslimden.’. yirminci yüzyılın başında kendi teknoloji ve güçlerini ilah gibi gören kuvvetler. görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.

yönetiminden çıkışıdır. Büyük Şeyh Efendi Hazretleri. 1/180. Onu o haliyle bıraksa tamamıyla eriyecek. Allah’ın düşmanı (Deccâl) onu görünce. 352 . 145-146. Eskiden Amik Ovası bataklık içerisinde bir yermiş. ahali de ordu da ikiye ayrılacaktır. ss. ta İstanbul’a kadar açılır. Hanbel. Nesil Yay. İskenderun Amik Ovasında büyük muharebe olur. suda tuzun eridiği gibi eriyecek. Murat. Türkler sancağa girdikten sonra Allah’ın hikmetiyle kanallar açtılar ve bataklık kurudu. birisi Türkiye meselesidir. Şam’a geldiklerinde gerçekten çıkmış olacak. Hz. gayb Alman kuvveti çıkacak dedi. Sonra üç ay içinde büyük muharebe çıktığında Mehdi(as)’nin çıkmasına üç ay var demektir. ailelerinizi bastı. bir bölüğü döner kaçar.. Söz konusu hadis-i şerifte de Mehdi(as)’nin ismi zikredilmemiş. diyecekler. O temizlik olacaktır. Cenâb-ı Hakk onlara ilahi nusretini gönderir. Askerler saf bağladıkları vakit Romalılar bizimle. silahsız olarak son bulmuştur. lâkin bütün Türkiye değil. İstanbul 2011. Peygamber’in Açıklamaları Işığında Deccâl ve Deccâliyyet. Müslim. Müslim’de ve bazı kaynaklarda zikredilmiştir. 34. Allah indinde şehitlerin en faziletlisi olacaklardır. Komünist ordularıyla İslâm askeri orada karşılaşacak deniyor. Onlar saflarını teşkil edip savaşa hazırlanırken namaza kamet getirilecek. gayb Almanın kuvveti bir taraftan Rus’un üstüne yürür. Mesihu’d Deccâl çıktı. Mehdî(as)’nin yetişmesine az kaldı. Komünistlik öldü ama komünistler hâlâ duruyor. İsa’nın nüzulü bildirilmiştir. 185. Üçüncü bölük sebat eder ve Cenâb-ı Hakk’ın nusreti yetişir ve şol komünist ordularının hepsini süpürür geçer. İstanbul’un fethi ve Deccâl’in zuhuru ve Hz.1798 Müslim’de İstanbul’un fethini haber veren bu hadis-i şerif ile Kıbrısî’nin ifade ettiği fetihde benzer olan bir diğer husus ise. Gaziler kılıçlarını zeytin ağaçlarına asmış ganimetleri taksim ederken aniden içlerinde şeytan bağıracaktır: “Ne duruyorsunuz. Müteakiben onlarla harp edecekler ve üçte biri yenilgiye uğrayıp. Sonra İstanbul fethedilecektir. İslâm askeri üç bölük olur. Mehdi’nin zuhurundan önceki alamet içinde şöyle ifade etmiştir: “Vaktin sahibine vakit yakın geldi. derken gökten Meryem oğlu İsâ inip onlara imamlık edecek. üç bölük ordudur. Şam hudûdu açılır ve hudut kalmaz. bir hükümet gelecek üç ay komünist Rus tertibi olacaktır. fakat daha tam erimeden onu kendi eliyle öldürüp mızrağındaki kanını halka gösterecektir. Fiten. Bu orduyu Kıbrısî. Onların karşısına Medine’den o gün yeryüzü halkının en iyilerinden bir ordu çıkacaktır. İbn Mace. Onların iflâhı kesilecek ve bitecektir. Hz. 33.1797 Bu konuya benzerlik arz eden bir diğer hadis. cevabını vereceklerdir.” Ortada bir şey yokken hemen çıkacaklardır. Bu işgal Lozan antlaşması ile 1923’te. Müslümanlar da: hayır! Vallahi sizinle din kardeşimizin arasını serbest bırakamayız. ikinci bölük şehid olur. Fiten. Bkz. 1797 Sarıcık. 1798 Romalılar A’mak’a yahut Dabık’a inmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Müsned. Hadis-i şerifteki tehlil ve tekbir bu silahsız fethi haber vermiştir. bizden esir alınanların arasını serbest bırakın: Onlarla harbedelim.

Kıbrısî’ye göre böylelikle dağılmış olan ümmetin yeniden hilafet sancağı altında toplanacağını ifade etmiştir. video arşivimizde mevcuttur. Canan.”1800 Bu hadis-i şeriflerdeki haberleri mecazî olarak nitelendiren mezkur görüşe göre yedi rakamı. 353 .1802 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî.1801 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre Mehdi(as). O vakit Mehdî(as)’ye tekbir alsın diye emir verilir. ikinci cihan harbinden sonrası için gerçekleşmediyse. Mehdi(as)’nin zuhurundan önce beklenen bir cihan harbi anlamına gelmektedir.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. c. Bu anlayışın şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs ettiği. saltanat. Deccâl’in Horasanda ortaya çıktığına dair haber duyulması üzerine Mehdi(as) İstanbul’dan çıkacak ve Deccâl’in şerrinden kurtulmak isteyenlerin Şam. “Bir Selim gelir emaneti alır ve en son bir Selim daha gelir. 139. Daha önce de belirtildiği gibi. İlki.” alıntısını yaparak ifade etmiştir. emaneti verir. İstanbul’a Sancak-ı Şerif’i almaya geldiğinde. 1801 Sarıcık. 1802 Kıbrısî.Japon ise Çinin üstüne yürür. İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. s. www. 147. ss. Konstantıniyye’nin fethi ve Deccâl’in çıkışı yedi ay içindedir. Dolayısıyla Deccâl’in zuhuru. çokluk ifade etmektedir. 1800 İbn Mace. Mehdi(as)’nin İstanbul’dan emanetleri almasını. hilafet sancağını kaldıracak başka bir Selim’in deniz yoluyla İstanbul’a geleceğini söyler..org/6 mayıs ilahi ihtar geldi. 147-148. cebâbire devriyle hilafet yıkılmış olduğu için. 14. c. 1803 Komisyon. 189 -200. Kıbrısî’ye göre şek ve şüphe taşımayan bu haber. 6.izleveindir. 2012 yılında yapılan görüntülü sohbet. 2/4092. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. İslam hilafetini Mısır fethi ile alan birinci Selim Handır (Yavuz Sultan Selim). Deccâl ve Deccâliyyet. üçüncü cihan harbinden sonra gerçekleşecektir diyebiliriz. 1804 2006 yılında yapılan mülakatta beyan edilmiştir. ss.1804 1799 www. s. Kıbrısî’nin ifadelerinde de açıktır.”1799 Şeyh Nazım’ın bu ifadeleri. İstanbul Tarihsiz. İhlas Matb. Tasavvuf Sohbetleri. İstanbul’un tehlil ve tekbirle fethi olan 1923’ten sonra gerçekleşecektir. Mekke ya da Medine’ye gitmelerini söyleyecektir. Daha önce belirttiğimiz gibi “Aziziye Şerhi” olarak ifade edilen kaynağa atfederek iki Selim’den bahsedilir. Osmanlı Tarihi Ansiklopedisi. Büyük harb olarak tercüme edebileceğimiz “melhametu’l-kubrâ” bir hadis-i şerifte şöyle bildirilmektedir: “Büyük harb.1803 İkincisi. Kütübü Sitte.

Nazım Efendi. Aynı eser.1806 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu tecrübesi. o bilginin fenomenal (olgusal) değil kavramsal olmasını. Ondan sonra burada (Yer altı Câmiînde) durdurulmadı. diğer kıyamet haberleriyle birlikte şerh ve tevillerine de dayanırken. Sonra kendisi mübarek elini koyup. 140. Nazım Efendi bu zâtın. Tecrübe anlayışı duyulara. Dolayısıyla. Ancak bu tecrübeyle edinilen bilginin paylaşılabilir olması. Hazreti Mehdi(as) yedi günlük olduğunda. yaygın ve paylaşılırdır. herkes tarafından tecrübe edilmesini gerektirir. 138. vaktin sahibi olduğuna dair ondan bey’at üzerine durup bütün evliyalar da orada bey’at ettiler. 354 . epistemoloji anlayışı da 1805 1806 Kıbrısî. Onun buraya gelişi Sancak-ı Şerifi teslim almak için olacaktır. Peygamber(sav)’den doğrudan emir alan tek velî olduğunu ifade etmiştir. Hızır(as) o bebeği getirdi. bu bilginin bilimselliği ve bunun gereği olan “yaygınlık” ve “paylaşılırlık” nitelikleri açısından tartışmalı görülmektedir. vazifesi odur”1805 Nazım Efendi’ye göre Mehdi(as)’ye ait emanetler İstanbul’da bulunan evliyadan bir zât tarafından gözetilmektedir. Mehdi(as)’nin İstanbul’a gelmesiyle alakalı bu tecrübelerinden bir tanesini şu ifadelerle paylaşmıştır: “Karaköy’de Yer altı Câmiî vardır. tanık olmayanlarla paylaşma sürecinde oluşmuştur.Şeyh Nazım’ın Mehdi telakkisi. s. s. Dolayısıyla Kıbrısî’nin Mehdi(as) hususundaki beyanlarının bir kısmı. Tasavvuf Sohbetleri. sadece bir zümrenin tanık olduğu vakıayı. Mehdi telakkisini görmemizde onun açısından bir sufî tecrübe olması hasebiyle çok önem arz ederken. Bununla birlikte tasavvuf ıstılahı. yaşayabilecek her mü’mine açık olduğu kadar. bir kısmı da bazı manevi tecrübelerine dayanmaktadır. Peygamberimiz(sav) onu Muhammedu’l-Mehdi diye tesmiye etti. İsâ Mesih(as)’in ve Deccâl’in ahir zamanda zuhuruna işaret eden haberler ile iç içedir. Yedi günlük bebek günde bir ay büyümek suretiyle yedi aylık olarak geldi. Diğer taraftan bu tecrübe. onu tesmiye için orada Peygamber Efendimizin(sav) ruhaniyeti ve evliyaların hazır olduğu bir mecliste içtima olup. yaygın olması ise. bu tecrübeyi tadanların arasında bir kavramlar birliği oluşmuştur. tekrar yerine döndürüldü. tecrübe edenler arasında. Mehdi(as)’nin zuhuru hakkında verilen haberlerin.

Cennetle cehennem arasında yatırılıp kesilir. ölüm alacalı bir koç suretinde getirilir. Bu başlıkta. Ancak. Müslim. tecrübeyi yaşayan kişinin hal ve davranışlarının terakki etmesi. yapısal açıdan duyu tecrübesi ile neredeyse aynıdır. Kıbrısî’nin Mehdi anlayışı İslami kaynaklarla mukayeseli olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Dolayısıyla zahir ulemasının eleştirileri misal âleminin varlığına değildir. beş merteben oluşan varlığın. ıstılahta yer alması için. Mesela bir bulgunun bilimsel olması için. 1809 “Cennet ehli cennete vardığı. bu âlemin varlığı kabul edilmektedir: “Öyleyse o ister sahih olsun. cehennem ehli de cehenneme vardığında. Şeyh Nazım’ın ve Hakkâniyye’nin özgün bir yönü olduğu görülmektedir. mana âlemindeki müşâhedelerin. Sahih. 638/1240)’ye göre bu tecrübeler. Ramazan. dördüncü mertebesi olan misal (hayaller) âleminde gerçekleşir. Bu o kadar önemli değil.1807 Kıbrısî’nin tecrübesine bu açıdan bakacak olursak. Mehdi(as) ile görüşme tecrübeleri. Ey cehennem ahalisi! Artık ölüm yoktur!’ diye nidâ eder. kutuplarla ve evliya-ı kiram ile manen görüşme tecrübeleri yaygındır. ashab-ı kiramla(ra). hal ve davranışları. hakikatleri orada sembolik olarak bulunur. Ertürk. diğer bilimsel kanunlara ters olmaması gibi şartları vardır. Ankara 2004. Peygamber(sav) ve Peygamberlerle(as). Bu hâdise sebebiyle cennet ehlinin ferahı bir kat daha artar. Buhârî. Kıyamette ölümün koç suretinde 1809 getirilip kesilmesinin gerçekleştiği bu âlemdeki müşâhedelerin. Hızırla(as). 1. Onların eleştirileri. Hz. İslamî hükümlere muhalif olmaması. Sufî Tecrübenin Epistemolojisi. 6457. tecrübe ve/veya deneyle isbat edilmesi. onu bir yana bırak.1808 Bununla birlikte Mehdi anlayışının İslamî olup olmadığı ve büyük mutasavvıfların tecrübelerine aykırı düşüp düşmediği. Bizim amacımız misalin varlığını ispat etmektir. benzer tecrübeleri yaşamış büyük sufilerin bildirdiklerine ters düşmemesi icab eder. ‘Ey cennet ahalisi! Artık ölüm yoktur. mülk âlemiyle çelişmesinden dolayı reddedilse de. Bölüm/Nazım-ı Kıbrısî’nin Hayatı ve Eserleri. 1807 Tafsilatlı bilgi için bkz. Fecr Yayınevi. Müşâhede âlemine ait her şeyin. cehennem ehlinin hüzün ve kederi de bir kat daha artar. hayatı anlatılırken ele alınmıştır.” Bkz. 355 . 43/2850.duyu algılarına indirgemiş bilimsellik açısından. mülk âlemine nisbeten anlamsız olmasınadır. 1808 Bu tezde bkz. yaygın ve paylaşılabilir olmadığı gerekçesiyle önemsiz addedilen sufî tecrübe. ister fasid olsun. Sonra bir münâdî. mevzu bahis olur. İbn Arabî (v. Meşayıh-ı kiram tecrübelerinde ise. Sahih. Benzer şekilde bir sufi tecrübenin.

”1810 Mehdi(as)’nin zuhurundan sonra. Hama olarak yedi konakta da bey’at alacaktır. Humus. İstanbul’a yapacağı yolculuk esnasında. 137. Allah’ın düşmanı Müslümanların düşmanı huruç etmiştir. Bunlardan birincisi. Medine ve Kudüs de dâhildir.Misalde zuhur eden şeylerin sahihliğine veya fasitliğine pek aldırmıyoruz… Bu âlemin mertebelerini bilmeyen. marifet ehli sayılmaz. Dolayısıyla manevî bey’at hususu. ‘Ey insanlar. Bu bey’at Mehdi(as)’nin halifetullah olduğu yönünde olacaktır. Arafat dağında. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. ey Mü’minler. Üçüncüsü ise Mehdi(as)’nin maddî zuhurundan sonra Şam’da umumî olarak Müslümanların yapacağı bey’at olacaktır. Hacer-i Esved’le Makâm-ı İbrahim arasında ona bey’at ederler. O emanetlerin pörsümüş hali gidecek ve Efendimizin(sav) zamanında nasılsa aynen öyle olacaktır.izleveindir. 1813 Ebu Davud. bey’attan bahsetmiştir. Onun şerrinden kendini korumak isteyenler Şam’a gelsin’ Mekke. s. Halep.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. 1812 www.izleveindir. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. Bursa. oniki bin evliyanın yaptığı. Bey’atlardan sonra Mehdi’nin yedinci konağı olan İstanbul’a varışını Kıbrısî şöyle ifade etmiştir: “Sancağ-ı şerîfi ve mukaddes emanetlerin hepsini alır. 140. İstanbul’da bey’at verir gökyüzünden bir seda gelir ki.”1813 Hadis-i şeriflerde manevî bey’attan söz edilmemektedir. Bu keramettir. Mehdî(as) kerametle yürür. istememesine rağmen (bulunduğu yerden) çıkarırlar. Sünen. rüya yoluyla birçok kişinin yaptığı manevî bey’atlardır. Kıbrısî. Hz. manevî ve maddi olmak üzere üç çeşit. Şam.”1814 1810 1811 İbn Arabî. Medine halkından bir kişi koşarak Mekke’ye çıkar. Tasavvuf Sohbetleri. Bunlardan bir tanesi Ebu Davud’da şöyle geçmektedir: “Halifenin ölümü anında ihtilaf olur. 1814 www. Trablusgarp. s.1811 Kıbrısî’ye göre Mehdi(as). Kıbrısî. 5/94.1812 Mehdi’ye bey’at edilmesi hususunda bazı hadis-i şerifler vardır. Mekke halkından bir grup onu. hadis şerhlerine ya da Kıbrısî’nin tevilleri dayanmaktadır. 129. Konya. İstanbul. 356 . Marifet ve Hikmet. ikincisi.

İsâ(as)’nın nüzulü ile ilgili hadis-i şerif çok fazladır. Deccâl’i kılıcıyla öldüreceği belirtilmektedir. Hz. Kıbrısî bu buluşmayı şöyle ifade etmiştir: “Îsa peygamber gelinceye kadar Şam’da mahsur kalırlar.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir. batı Roma’nın fethine izah getirilmemiş olmaktadır. İsa nüzul eder. Hz. 51. İmare. Bu zaman içerisinde kötü ve şeytani hiçbir şey kalmaz ve dünya adeta 1815 www. 11. 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. daha önce belirttiğimiz diğer kaynaklarda mezkûrdur.Bu kronoloji içerisinde İstanbul’un fethi hadisesinden sonra Şam-ı Şerif’e dönüleceğini düşünecek olursak. Namaz kılacakları zaman ineceği ve Müslümanlara imamlık yaptıktan sonra. 1. Kıbrısî’nin beyanlarında doğu ve batı Roma’nın fethi konusunda detaylı izah ile karşılaşılmamıştır. İsâ(as)’nın Deccâl’in çıkışından sonra ortaya çıkacağı. Ebu Davut. Mehdi(as)’nin arkasında durur ve namaz kılar. Mesela Hz. 34.izleveindir. Deccâl’i Şam yakınlarında öldürür ve Hz. 1816 Buhârî. Şeyh Nazım şöyle ifade etmiştir: “Mehdi(as)’nin hükmü yedi sene sürer. Kıbrısî. İsâ(as)’nın İstanbul’un fethinden sonra. Mehdi ile Şam’da buluşur. Fiten. Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği bir hadisde. ümmeti Muhammedîden olduğunu tahakkuk etmek için.1817 Ancak bu eserlerde Mehdi ismi geçmediği için. Hz. Müslim: İmare. Deccâl’in öldürülmesinden sonraki süreci. Müslümanlar Deccâl’le savaşa hazırlanırken. 357 . deccâl başlığında incelenecektir. 1817 Müslim. Fiten. Hz. Îsa(as)’yı gönderdiğinde. Kırk gün sonra Hz. Mehdi(as) namaz için mihrâba girer ama heybetli Îsa Peygamberin(as) geldiğini görünce mihrabtan geri çekilir ve mihrâbı işaret edip Îsa Peygamberi davet eder… Îsa Peygamber(as). Îsa Peygamber(as) gökyüzünden sabah namazında iner.1816 Buhârî ve Müslim’de yer almaktadır. Cenâb-ı Hakk. Ondan sonra ise. Bu hadiseler içerisinde Hz. Hz İsa bütün dünyada kırk yıl hükmeder.”1815 Burada beyan edilen deccâl ile ilgili ifadeler. Kıbrısî’nin buluşmaya dair beyan ettiği hadisler. Mehdi(as)’nin İstanbul’dan Şam’a dönmesi esnasında Deccâlin Kudüs'e gideceğini ve oradan tüm dünyaya küfrü yaymak üzere kırk günlük bir seyahate başlayacağını söyler.

1823 Müslim. Allah güzel kokulu bir rüzgâr göndereceği ve bütün Mü’minlerin ruhunun kabzedileceği. c. Hülasâtu’l-Beyân. İbn Mace.” Yedi veya sekiz rakamında ravi (Hz. bazı hadislerde ravinin tereddütüne göre beş. 59. Gümüşhanevî.”1820 ayetinde geçen “gable mevtihi” ifadesindeki zamir. 24. Bu on yılın sonunda. 31. Nevvas b. 21.3. 1821 “Nefsimi kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki. Arz ona nebatını çıkarır.”1818 Mehdi(as)’nin yedi sene yaşaması yönündeki anlayış. Peygamberin şöyle buyurduğunu nakletmektedir: “…Beş. Müslim. Kırk yılsonunda Hz. 508. 103-105. 1821 Konyevî. müfessirlere göre bazı ayetlere istinad edilmiştir. İsâ(as)’nın ölümünden önce. İbn Mace. 62. yedi ya da dokuz sene hüküm sürecek ve doğu beldelerinden gelen siyah sancaklı adamlar onun (Mehdi’nin) ordusuna katılacaklardır. geride insanların kötülerinin kalacağı. 110. s. uzun uzun bir takım şahıslar ve olaylardan söz edilmektedir. Ahmed Ziyâüddin. Fiten. Yedi veya sekiz yıl yaşar. tüm insanların iman edeceği ve asr-ı saâdet misali bir altın çağın olacağı anlayışı kabul görmüştür. Ebu Hureyre. Tirmizi. ss. adaletli bir hükümdar olarak Meryem oğlu İsa’nın aranıza adaletli bir hâkim olarak ineceği. s. Fiten. cizyeyi kaldıracağı vakit yakındır. tek bir secde. 431-432. Hak Dost 4.1823 Dolayısıyla 1818 1819 Kıbrısî. 36. 1820 Nisa: 4/159. 1.” Bkz. Fiten.1819 Ancak Hz. Müsned. 1822 Buhârî. Hadisin en sonunda ise. Mal sahih olarak verilir ve müsavaat üzere taksim edilir. ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. Fiten. 242-243. dünya ve içindekilerden tamamından daha hayırlı olur. “Ümmetimin sonunda Mehdi (as) çıkar.cennet gibi olur. Davar çok olur. Ebû Said ra) tereddüd etmiştir. İsâ(as) Medine'de ruhunu teslim eder ve Peygamberimizin(sav) yanına defnedilir. Tefhîmu’l-Kur’ân. Mezâlim. domuzu öldüreceği. Allah Zülcelal Hazretleri ona rahmetini indirir. 4/182. Bkz. İman. 4084. Ramûz el-ehadis. haçı kırıp. Mü’minler cennetten gelen rüzgârı teneffüs edip ruhlarını teslim eder ve kıyamet geriye kalan kötülerin ve kâfirlerin üzerine kopar. 1108. ss. 358 . Enbiya 49. Mesela. Fiten. İsâ(as) olarak yorumlanmış ve Hz. umumî müfessirler tarafından Hz. c. 59. Sem’an’dan gelen bir hadiste. 33. Ta ki. 4088. yedi ya da dokuz sene olarak bildirilen hadis-i şeriflerin birine dayandırıldığı kanaatindeyiz. Cariyeler bile saygı görür. kıyametin de bu insanların üzerine kopacağı ifade edilmektedir.”1822 hadisi ise bu anlayışın muhaddislerce kabul gördüğü kaynaktır. Mevdudî. Hanbel. Sonra kötüler ve şeytaniler dünya üzerinde azar azar yeniden ortaya çıkar ve on yıl boyunca çoğalırlar. Tirmizi. Hz. O zaman mal öylesine çoğalır ki kimse onu kabul etmez. “Kitap ehlinden her biri. İsâ(as) mevzuunda beyan edilen diğer haberler.

Lisânu’l-Arab. Hz. c. c.” yönündeki bir anlayışa istinaden. Hanbel. Müsned. Müsned. aralarında Mehdi(as)’nin bulunmasıdır.1828 Deccâl. Fiten. 1825 Buhârî. Kamûsu’l-muhît. 238). c. 25. Bununla birlikte Mehdi(as)’nin zuhuruyla. 16.1827 Deccâl ismi Kur’ân-ı Kerîm’de geçmemektedir. 35. 67) ve yahûdîler (Müslim.1832 sağ 1824 www. münafıklar (Hanbel.1831 iri cüsseli olup. onlardan olmak üzere dua etmektedir. Buna bağlı olarak. Bu telakkilerin sonucu olarak Tarikat-ı Hakkâniyye meşayıhından tevarüs eden bir vazife çıkmaktadır.1825 Bu manaya bağlı olarak elmesihu’d-deccâl. 3. s. 997-998. s. 4. DECCÂL: Deccâl. Bu görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. ahir zamanda vuku bulacak alâmetlerdendir. s.sufilive. Müsned. hadis-i şeriflere dayanmaktadır. Fiten. deccâl olan mesih. 2.com/video arşiv/MSH-47-secretsMiraj-1-102406. Hâlidiyye-i Hakkâniyye müridleri olması beklenmektedir. s. İbn Mâce. manevi tecrübelere ya da hadis şerhlerine değil. yalancı mesih anlamına gelmektedir. kadınlar (Hambel.2. gönüllerdeki imanlar kemale erecek. 1827 İbn Manzûr. pis ve necis yapan gübredir. büyük bir baştan çıkarıcıdır ve bu durum.1829 Deccâl. Binaenaleyh. Farklı bir ifadeyle ahir zaman ümmetine kıymet kazandıracak olan nesne.1824 c. kızılca renkli. çok yalancı. ahir zaman ümmeti övülmüş olduğundan. Mehdi’nin saltanatını hazırlayacaklardır. Feyruzabadi.1830 kıvırcık saçlı. Fiten. onun Mesih gibi bazı kuvvetlerle donanmış olmasından ileri gelmektedir.1826 Deccâl’in bir manası da bulunduğu yeri kirleten. Deccâl ve Deccâliyyet. sahtekar demektir. Hz. s. 124.Kıbrısî’nin bu ifadeleri. 294. c. s. “Doğu tarafından birtakım insanlar çıkıp. Peygamber(sav)’e miracda verilen ve bugüne kadar açılmayan sırlar açılacaktır. Hadis-i şeriflerde bildirilen deccâl. sırlar keşfedilecek ve yeryüzü adaletle dolacaktır. 224 359 . hizmet edenlerin. Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs eden bu anlayışa bağlı olarak ahir zaman ümmeti övülmüştür. Fiten. 3. 1828 İbn Mâce. 1829 Ona özellikle inançsızlar. 1826 Sarıcık. 33. Kıbrısî.

yani Hz. 1837 Mevlanâ. 20. s. Kimi deccâl olup. 33. İslam Tasavvufu. Libâs. deccâlini öldürmüş İsâ’ya benzetilirken. 362-363. 33. 360 . nefis yönünü zayıflatan. Ru’yâ. metoforik kullanımlarla karşılaşılmamıştır. Tevhîd. söz konusu tanımlamasında. İsâ…”1837 “Ey zamanenin İsâ’sı. bu baştan çıkarıcıdan korunmayı emretmiştir. ahir zaman hadisleri çerçevesinde ele alınmıştır: “Nerde o nefesi kutlu Hz. 506-507. Tasavvuf Sohbetleri. Buhârî. s. diğer gözü dışa doğru patlaktır. Yazıcıoğlu. bilmeyen her Mü’minin okuyabileceği biçimde “kâfir” yazılıdır. 43. Ebû Dâvûd. inkâr ettikleri için deccâli beklenen peygamber zannedeceklerdir. 3. 799. Mesela varlık vehmini tamamen ortadan kaldıran kişi.1833 İki gözü arasında. Müsned. İsâ(as)’yı. Meryem(as)’in vasıtası olmaksızın coşup taşsın da onun yüzünden Hristiyanların gönülleri. s. Mevlanâ’daki gibi. 1834 Buhârî. 173. ss. Tam ve Tekmil Divânı.”1838 Nazım Efendi’nin ifadelerinde. b. Bkz.1839 katılacaklardır. 544. İsâ(as) ki. gel de bize güzelliğinin efsununu oku da. Muhammediye. s. Mevlanâ. 137. deccâlin Horasan tarafından Filistin topraklarına geleceğini söylediği bir sohbetinde. Yahudiler ve İsrail halkından bir zümrenin ahir zamanda gelecek bir peygamberi beklemekte olduklarını ifade etmiştir.1835 Ancak bunlara ek olarak nefs ve zilleti temsilen deccâl. 14. 1831 Buhârî. dirilelim. s. 1838 Aynı eser. ahir zaman hadisleriyle birlikte işlemiştir. c. Kıbrısî. Hac. 1106/1694)’nin “Kimi İsâ nefestir. Ru’yâ. b. 151. 30. 87. 68. 138-139. Melâhim. deccâlini öldürmüş kişi olarak tanımlar. İsâ(as)’sı gökten inmiş. Hz. sağı ölü eyler”1836 dizeleri. 2/135. eder ihyâ. 1839 Kıbrısî. Yılmaz. 104. 1833 Buhârî. İsâ ve Deccâl anlayışlarının metoforik anlatımını. Mukaddime. 100. Niyazî-i Mısrî(v. Enbiyâ. 1/195. 103. Hz. Müslim. Bununla birlikte Mevlanâ. söz konusu anlayışa bir misaldir. manevî yanını kuvvetlendiren kişiyi. İbn Hanbel. onu öldürerek ruhu ve azizliği temsilen İsâ(as). 8. 1830 Buhârî. 320. Divân-ı Kebîr. zünnârları koparıp atsın. bir metafor olarak zikredilmiştir. kıyameti kopması. yazı bilen. ss. Enbiyâ. Her peygamber ümmetine. Envaru’l-Aşıkîn. Fiten. 2. Fiten. 17.veya sol gözü kördür. bu anlayışlardan farklı değildir. Müslim. s. 3/79. 1832 Buhârî. 11. 1835 Yazıcızade. 1836 Mısrî. 20. 105. İbn Haldun. Nerede deccâle hançer çekecek Hz.1834 Sufilerin deccâl anlayışı. Kıbrısî’ye göre İsrailoğulları kendilerine gönderilen Peygamberleri. Libâs.

Bu görüşe göre deccâl. emriyle kendine uyanlara yağmur yağdıracak. Peygamber(sav)’in meteforik anlatımlarındadır. oluşum ve sistemler deccâlliyetir. 7. İsrail’de kendisine ayrılan tahta oturduğunda dünyanın hâkimi olduğunu ilan edip. irtidada. 361 . Gün. adamın her parçası. uzak bir yerde ortaya çıkacağı bildirilmiştir.1843 Hadis-i şeriflerde deccâlin kırk gün hüküm süreceği kaynaklarda şöyle geçmektedir: “Bu kırk günün birinci günü bir yıl gibi. deccâlin emrine uyacağı bildirilmiştir. yöneticileri ise. diğer günleri sizin günleriniz gibidir. 4. kendisine secde edilmesini isteyecektir. üçüncü günü bir hafta gibi. dünyevilik. ona uymayanlar son derece kıtlık içine düşeceği bir tasarrufundan bahsedilmiştir. 1843 Kıbrısî.Hadis kaynaklarında kıyamet alametleri bildiren rivayetlerde deccâlin doğuda. Bununla birlikte uğradığı harabeler içinden defineler çıkaracağı. Tasavvuf Sohbetleri.”1844 Bu süre zarfında yerin göğün. Ladinilik. 1844 Müslüm. 110. bir yılda yapılabilecek tahribatı. ikinci günü bir ay gibi. mucitleri. deccâlin ekseri tabileri Yahudiler olacaktır. Mekke ve Medine hariç tüm dün yaya kırk gün hükmedecektir. 137. 20. Farklı bir ifadeyle ilk günü. 33. sonra bir haftalık ve sonra da. Şam. 1845 Müslim. Bunların liderleri. toplum hayatından uzaklaştırmaya yönelten her şeydir. bir ok atımı kadar birbirinden uzak düşeceği. s.1841 Dolayısıyla ahir zamanda zuhur edecek deccâli. dinleri. Müsned. kendilerine gönderilen kurtarıcı zannedecekleri yönündeki anlayışın istinad edilebileceği bir hadis-i şerife göre. 362. hadislerde devir manasında olup. İbn Mâce. fitne ve imansızlık ile insanlar arasından hakikatin zıddında olan tüm fikir. Fiten. 110. 1842 Müslim. Fiten. gizli/açık şirk.1845 Bir görüşe göre deccâlin bu hâkimiyeti ve süresi Hz. ikinci ise bir ayda yapılabilecek tahribatı yapar.1842 Nazım Efendi’ye göre deccâl. kırk gün uzun bir zamanı ifade etmektedir. sonra ikiye bölünen bu adam deccâlin çağrısıyla yanına geleceği bildirilmiştir. Bu yer bir rivayete göre Horasan. 1 ss. Sahih. bir günde ne yapılabilirse onu yapar manasına gelir. Deccâl hâkimiyeti esnasında.1840 bir rivayete göre İsfahan’dır. toprak da bol ürün verecek. kendisine uymayan Mü’min bir genci kılıcıyla ikiye böleceği. c. 1840 1841 Hanbel. yüzyıl başlarında zuhur eden ve bütün dünyayı dinsizliğe. Fiten.

manevî hayata kördürler. İsâ(as) kırk sene Efendimizin(sav) şeriatı üzerine hükmeder. tahricen değerlendirilmelerine bağlı olarak. 1849 Bu tezde bkz. Ondan sonra İsâ(as)’nın zamanı on sene daha devam eder. Kâfirlere bir şey olmaz. Ondan sonra yeryüzünde o vakte kadar kırk sene içerisinde tek kâfir yoktur. deccâlin Mü’min genci ikiye bölmesi ise. ss. Sonra Cenâb-ı Allah cennetten bir rüzgâr gönderir. hadis ulemasınca zayıf olarak nitelendirilmesi. kıyamet. Sonra Allah melaike gönderir. mürid ve terbiye anlayışıyla ilgili olduğu kadar. Hep tevhîd ehlidir.1849 Şeyhe tam teslimiyet ve bu haberlerden şüphe etmemenin önemli olduğu Hakkâniyye yolunda. mürşidine kalben dahi muhalefet etmez. Tekrar küfür orada burada görünmeye başlar.Mürşid-d. lakin kıyamet alametleri her tarafta görünmeye başlar. Hak Dost 4. 136-324. İlim ve Marifet ile İlgili Kavramlar/a. yine hadislere dayanarak şu şekilde ifade edilmiştir: “…Allah deyenler bulunduktan sonra kıyamet kopmaz. ruhunu teslim eder. Onu koklayan her Müslüman. Bu yüzden rablik ilan etmeleri. âlim ve evliya anlayışıyla da ilgilidir.1848 Çünkü onlar hakikat ilmine haiz. Bu görüşe göre. Deccâl ve Deccâliyyet. Farklı bir ifadeyle mürşidin terbiyesinde hakikati arayan mürid.küçük deccâllerdir. Müslümanların iman ve fikir hayatlarını nifakla bölmesi ve öldürmesi ve bâtılla ihya etmesi gibi manalarda tevil edilmiştir.1846 Tüm bu bilgilerin kaynağının Hz. İlim. Bir gözü kör olan bu kişiler ya da akımlar. onları defneder. 1848 Bu tezde bkz. Efendimizi(sav) ziyarete gider ve ruhu orada kabzolunur.1847 Bu durum Kıbrısî’nin mürşid. sadece maddi hayatı görür. Kıbrısî. 1846 1847 Sarıcık. İsâ(as). Kıbrısî açısından bir şey ifade etmez. gerçek âlimlerdir. arkeolojiden jeolojiye tüm bilimlerin mahsulü olan yer nimetlerini arz etmesidir. 103-105. ss. 362 . Bilim ve teknikle yeryüzündeki tüm hazinelerin ortaya çıkması sonucu takipçilerine. Bu anlayışa esas teşkil eden hadislerden bir kısmının. Çünkü bu bilgi kendisine Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den tevarüs etmiştir. Veli . b. Peygamber(sav) hadisleri olduğunu ifade eden Nazım Efendi. Efendimizin(sav) ayağı ucuna defnolunur. Makamlar ve Seyr u Süluk ile İlgili Kavramlar/c. ıslah ve yenilik adına kendine uyanlara hükmetmeleri söz konusudur. aslında bir bakıma üstadlarının ve şahsının tevilleriyle şekillenmiş bir anlayışı beyan etmektedir.Mürid.

söylediği kaydedilir. 59. Deccâl hakkında sahih. kendi gözünün görebildiği yere kadar gidecek ve herkes onun soluğunu duyacaktır. Hadis’e göre Hz. 182. Deccâl. s. bir defasında Hz. s. Allah(cc)’ın güzel kokulu bir rüzgâr göndereceği. Hak Dost 4. Ondan sonra mesih-i deccâlin peşine düşüp onu öldürecektir. s. 99. Hak Dost 4. Fiten. Tirmizi. Peygamber(sav) burada ashabına deccâlden çokça bahsetmiş. soluğu. 85. bazı hadislerin şerhlerine dayandırılma ihtimalleri de vardır. geride insanların kötülerinin kalacağı. yeryüzündeki hızını. gelişiyle birlikte tabiatta ne gibi değişikliklerin olacağını anlatmıştır. 110. 103-105. Hadisin en sonunda ise. deccâlin Hint Okyanusunda bir adada zincirli olduğunu belirtmiştir. Bu hadisten öğrendiğimize göre Hz.1854 Dolayısıyla Kıbrısî’nin deccâl konusuna yaklaşımı. 1854 Sarıcık. onun bedensel özelliklerini ve yeryüzünde ne kadar kalacağını. 192. deccâl hususundaki tevillerinde yanıldığını. İsâ(as)’nın soluğunu duyan her kâfir hemen ölecek. Bununla birlikte deccâlin Hz. Hz. s.1852 Kıbrısî.Namazlarını kılarlar. Yeryüzünde yalnız kâfir kalır. Deccâl ve Deccâliyyet. Ebu Bekir’e.1853 bu ifadelerin hadise dayandırılma ihtimali olduğu gibi. bütün mü’minlerin ruhunun kabzedileceği. Mehdi(as) anlayışında da olduğu gibi. Müsned. ayrıca yeryüzünde meydana gelecek bazı güzellik ve bereketlerin görüleceğinden bahsedilmiştir.1851 1994 yılında yaptığı bir sohbette Şeyh Nazım. Peygamber(sav) zamanında da sahabeler tarafından beklendiği. 4. Hanbel. uzun uzun bir takım şahıslar ve olaylardan söz edilmektedir. Peygamber(sav)’e haber verdiği ve O’nun da Hz. c. zayıf ve merdud olmak üzere birçok hadis bulunduğundan. Fiten. Peygamber(sav)’in bildirdiği ahir zaman haberlerinden şüphe 1850 1851 Kıbrısî. kıyametin de bu insanların üzerine kopacağı ifade edilmektedir. 1853 Bulut.”1850 Nevvas b. 363 . Ebu Bekir’in(ra) deccâl vasıflarına uyan bir çocuğu dikkatlice tahkik ettikten sonra Hz. 1852 Kıbrısî. bu anlayışına dayanak teşkil edebilecek bir hadisi zikretmemiştir. ss. Sem’an’dan gelen bir hadiste. Rivayetin devamında Hz. İsâ(as) ona uyanların Ye’cuc ve Me’cuc ile savaşmalarından. Bu ve benzeri rivayetlere istinaden. kıyamet onların başına kalır. sahabenin de deccâli beklediği ve yanıldığı kanaati vardır. Müslim.

Hak Dost 4. Tirmizi. Deccâl Kudüs’e gider ve oradan tüm dünyaya küfrü yaymak üzere kırk günlük bir seyahate başlar. Ondan sonra ise. İsâ nüzul eder. Mehdi ile Şam’da buluşur. Bu haberlere bağlı olarak yapılan günlük teviller gerçekleşse de gerçekleşmese de. Hz İsa bütün dünyada kırk yıl hükmeder. Bu on yılın sonunda. ss. 4. Müsned. Mü’minler cennetten gelen rüzgârı teneffüs edip ruhlarını teslim eder ve kıyamet geriye kalan kötüler ve kâfirlerin üzerine kopar. Kırk yılın sonunda Hz. muhtelif tevillerden bir tanesidir diyebiliriz. Şeyhinin de tasdik ettiği bu haberler. Fiten. 103-105. İsâ(as) Medine'de ruhunu teslim eder ve Peygamberimizin(sav) yanına defnedilir. şuan gerçekleşmese bile. bu hadisler çerçevesindedir ancak. Deccâl’in Hint Okyanusunda bir adada zincirli olması ise tecrübeye dayalı tevil nevinden heber olma ihtimali yüksektir. s. Ancak bunlara ilaveten manevi tecrübelere dayalı teviller de bulunmaktadır.1856 Özet olarak Kıbrısî’nin deccâl anlayışı. Sonra kötüler ve şeytaniler dünya üzerinde azar azar yeniden ortaya çıkar ve on yıl boyunca çoğalırlar. muhakkak gerçekleşecektir. Fiten. Kıbrısî. deccâlı Şam yakınlarında öldürür ve Hz. Mehdi(as)’nin hükmü yedi sene sürer. 110. Şam. 364 . Deccâl’in Horasan tarafından zuhur etmesi. asıl olan şüphe etmeden beklemektir. deccâlin öldürülmesinden itibaren. c. Kırk gün tamamlandıktan sonra Hz. 59. 1855 1856 Kıbrısî. 182. Müslim. Mehdi(as) ve İsâ(as) başlıklarında yeri geldikçe değindiğimiz hadisat içerisinde deccâlin malum sonu bildirilmiştir.etmemek üzerine kurulu olduğu görülmektedir. Hanbel. Bu zaman içerisinde kötü ve şeytani hiçbir şey kalmaz ve dünya adeta cennet gibi olur.1855 Deccâl’in öldürülmesinden sonraki hadisatın muteber kaynaklarda geçen hadisi zikretmiştik. kıyamete kadar uzanan süreci şöyle ifade etmiştir: “…Bu arada. Mekke ve Medine hariç tüm dünyaya kırk gün hükmetmesi bu çerçeveden haberlerdir.

Ahmed b. ulema ve halk tarafından çok tepki görmüştür. Işık Kitabevi. Kıbrısî’ye göre Yahudilerin uydurduğu bir yoldur. New York 2004. Tunus. es-selefiyyetu’l-Vahhâbîyyetu. evliyayı ve manevi mertebeleri reddettikleri için Vahhâbîler. Delong-Bas. Press. tevessülü ve nezri (adağı) şirk kabul etmiştir. Peygamber(sav)’e seyyidina (efendimiz) demek. Faruk Meyan.. İslam’daki ruhaniyeti reddeden Vahhâbîler için Peygamber. Muhammed. ekser tevhid anlayışını reddeden bir tevhid akidesi üzerine kuruludur. İhlas Vakfı. 728/1393) sıkı takipçisi addedilen Abdullah İbn Vahhâb’ın (v. mevlid-i şerif okumak.: A. 18. Ali b. Hüseyin Hilmi. es-Selefiyyetu. Sudi Arabistan’ın Necid bölgesinde ortaya çıkmıştır. postacıdan ibarettir. Berekat Yay. Peygamberi normal insanla bir denk gördükleri. Hasan. kabir ziyareti yapmak.1858 Mezhep dışı olan Vahhâbîlik. kabir üzerine türbe yapmak. el-Gadiyr. Oxford Unv. İbn Teymiyye’nin (v.1857 Bir görüşe göre Vahhâbîliğin Allah akidesi. Abdülkerim. Ter. İstanbul 1977. yüzyılda. Zeynî. Dehlân. Allah(cc) üzerine yemin etmek ve isitiğase (imdat dileme) büyük günah addedilerek. Vahhâbîler hakkındaki bu düşüncelerini 1857 1858 Natana. Beyrut 1995. Beyrut. Vehhâbiyye Nashiyat. Polat.d. Bu anlayışın bir sonucu olarak Teymiyyeciler bir tevhîd anlayışı geliştirmiş. men edilmiştir. 365 . günümüz Müslümanlarının maddeperest inanç ve yaşantılarının müsebbibidirler. Teymiyyeci yaklaşımın devamı niteliğinde olan Vahhâbîlik anlayışında ise. İstanbul 1976. tescim ve teşbih inançlarına dayanmaktadır. Wahhabi Islam. Bu görüşü savunan meşhur eseri Kitâbu’t-tevhid. Teymiyyeciler ve Vahhâbîler arasında zımnen mevcuttur. elVehhabiyyetu fî suretiha’l-hakikiyyeti. İstanbul 2002. 1792 yılında vefat etmiştir. Allah’ı cismanî varlık olarak tassavvur etmek olan tescim anlayışı ve Allah’ı mahlûkata benzetmek olan müşebbihe anlayışı. Tashihü’lmesâil.. Hz. 1207/1792) adına nisbet edilen Vahhâbîlik. Sagafi. Teymiyyecilik ve Vehhâbilik. 1744 yılında Suûdî Devletinin kurucu ailesi tarafından destek gören bu düşüncenin kurucusu. Işık. edDuraru’s-seniyye fî reddi ale’l-Vehhâbîyyeti. Muhammed Fadlürrasul. Bu anlayışa göre. İstanbul 1976. Fazilet Neşr. İmare. Daru’l-İmâm-ı Ravvas. ekseri İslam ulemasını tekfir etmiş. Abdulhamîd. Vahhâbîlik: Vahhâbîlik. Sâib. Dâru’l-Marife.

1861 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî. 1861 Atay.1859 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin sohbetlerinde. 108-109. Hakkâniyye içinde yapılan bir antropolojik çalışmada. Vahhâbîlerin mukaddes mekânları ve türbeleri İslam dışı addederek yıkmalarını.06. Yahudilerin dinlerini maddeleştirerek yaptıkları buzağı örneğini vermiştir. 1864 www. orada mekân tutandan kaynaklandığını söylemiştir. birbirlerinde gördükleri yanlışlıkları “Vahhâbîlik yapma!” diyerek uyarmaktadır. 366 . kendisine oğul istediğini söylemiştir. Vakfu’l-ihlâs.hakkanipost.paylaşırken Nazım-ı Kıbrısî. Bu çalışmaya göre mürîdler. Abdullah Halidî Nakşibendî. “Orada Zekeriyya Rabbi’ne şöyle dua etti…”1863 âyetinde orada anlamında olan “hunalike” kelimesine atfen insanların mübarek yerlere gitmesinin İslamî olduğunu ifade etmiştir. ss. Muhammed b.”1862 âyetine işaret ederek mekânlara atfedilen bu kutsiyete Kur’ân’dan delil getirmiştir. 1862 Bakara: 02/125. 286. Bu tür konularda genellikle zahiri yorumlar getiren Vahhâbîliğe karşı reddiye ve eleştiriler. Kitâbu’lBehceti’s-seniyye. mevzunun Vahhâbîliğe gelme ihtimali çok yüksektir. İstanbul 2002. Hani. s. Batı’da Bir Nakşî Cemaatı.2011. Kutsal mekânları red eden selefî düşünceyi eleştirirken Şeyh Nazım. Meryem(as) ile şereflenen mekânda.1864 1859 1860 el-Hakkânî. Dolayısıyla Vahabîlerin bu tür ziyaretleri engellemelerini. İslam’ın batıni yönüyle ilgili izahlarda. Bu reddiyelerden birisi için bkz. “…Sizde İbrahim’in makâmından bir namaz yeri edinin.1860 Hakkâniyye çevresinde de sık sık yapılmaktadır. son dönem mutasavvıflarında olduğu gibi. Ebediyete Davet.com/İngilizce Sohbet Tercümesi/17. “şerefu’l-mekân bi’l-mekin” ifadesini kullanarak mekândaki kutsiyetin. Şeyh Nazım sıklıkla eleştirmiştir. Mekânın mekîn ile şeref bulmasına bir delili ise Meryem(as) kıssasından getirerek Zekeriyya’nın(as). Selamet Yanlız Göklerden Gelir . 1863 Âli İmrân: 3/38. mürîdlerin kötülükleri Vahhâbîlik olarak genelledikleri tespit edilmiştir. birçok sohbetinde tenkid etmiştir.

şerri ruh. Firuzebadin. Şeytan kelimesi lügatte.1868 aldatan. Beni ateşten yarattın. ‘Ben ondan daha hayırlıyım. s.e.1876 iblistir. 1869 (Şeytan) onlara (uzun ömür.1867 insanlara kötülüğü ve çirkin işleri emreden. Curcanî. Keşfu’l-mahcûb. elbette onların hepsini azdıracağım’ dedi” Sâd: 39/82-83.1878 1865 İbn Manzûr. 146. 236. 1874 “İblis. 1871 “… Çünki şeytan. Cennette iken. Âdem ve Havvâ(as)’yı harama ikna eden. s.1873 buna sebeb olarak kendisinin üstün olduğunu iddia eden. 367 . s. Havvâ ve Şeytan!) Birbirinize düşman olarak inin!” Bakara: 2/36.1866 Allah’ın emrine asi olan.1871 insanlardan ve cinlerden bir grup1872 olarak zikredilmiştir. 1878 Hucvirî. er-Risale. s. tarafından bir emniyet olmak üzere hafif bir uykuya bürüyordu ve üzerinize gökten bir su indiriyordu ki. Bunun üzerine (biz onlara) şöyle dedik: (Ey Âdem. Hâlbuki şeytan.1874 Allah(cc)’tan mühlet isteyen. ardı arkası kesilmez dünyalık emeller) va deder ve kendilerini boş temennîlere sevk eder. uzaklaşmak anlamına gelen “şe-ta-ne” kökünden türetilmiştir. insan için apaçık bir düşmandır. Allah(cc) kimi seçer ve faziletli kılarsa üstün olan odur. Fussilet: 41/36 . nefisten daha tehlikeli değildir. onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez. Tasavvuf ehline göre şeytan. 1868 “O (şeytan) size ancak kötülüğü. ateşten yaratılmış mahlûk gibi manalara gelmektedir.1869 vesvese veren. Kamûsu’l-muhit.1875 insanları saptırmaya and içen. 120. 1876 “İblis. 135. 1875 “İblis. s. bununla sizi temizlesin. Isfehanî.” Hicr: 15/31 . 513. saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı. Komisyon. Nisâ: 4/120. onların Cennet’ten kovulmalarına sebep olan. 1877 Kuşeyrî. bilemeyeceğiniz şeyleri söylemenizi emreder. ‘Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver’ dedi” Sâd: 39/79. 1870 “O zaman sizi. çirkin işleri ve Allah’a karşı. Mu’cemu’l-vasît. Âdem(as)’e secde etmeyerek Allah(cc)’a asi olan. s. Müfredât.1877 Şeytan’ın lanetlenmeden önceki üstünlüğü kendinden değil.” Yusuf: 12/5. içlerinden ihlâslı kulların hariç. Şeytan: Şeytan. 1873 “Ancak İblis. Hz. İran. 1209.” Bakara: 2/169. 1866 “Derken şeytan onları(n ayaklarını) oradan kaydırdı da içinde bulundukları şeyden (o nimetten) onları çıkardı.1865 Kur’ân-ı Kerîm’de şeytan. gadap ateşi. Lisânu’l-Arab. İblis olarak da zikredilmiştir.1870 apaçık düşman. c. onu ise çamurdan yarattın’ dedi” Sâd: 39/76. Şeytan’ın Cennetten kovulma hadisesini bildiren ayetlerde adı. s. Allah(cc)’tandır. kalblerinizi pekiştirsin (kendine bağlasın) ve bununla ayakları(nızı) sâbit kılsın” Enfal: 8/11 . 7. sizden şeytanın pisliğini (vesvesesini) gidersin. 1872 “Ve böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık…” En’am: 6/112 . Ta’rifât. 261. 1867 Meryem: 19/44. ‘Senin şerefine andolsun ki.

s.1881 İblis. insanları gaflete sürüklemeye çalışır. 1883 Kıbrısî. Âdem(ra)’in ilmine nisbeten izah etmiştir. kendi beraatını ilan etmiş ve bu suçu Allah(ac)’a yüklemiştir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre. Bu izaha göre yasak ağaç meyvesinden yiyen Âdem(as). mühimdir. Çünkü Kıbrısî’ye göre. Kur’ân-ı Kerim’de bildirilen “Şeytan ameli”1884 insanları rahatlık ve özgürlük vaadiyle kandıran Şeytan’ın onlara işlettiği tüm İslam dışı amellerdir. 368 . Âlime. Âdem(as)’e secde etmediği zaman. Ancak bu anlayışın somut bir göstergesi olarak verilen misal. “İlim-Âlim” başlığında ebeb. 1882 Kıbrısî. hikmet sahibinde edeb zaruridir. edep dairesinden dışarı çıkmıştır. İnanan insanlar için kurduğu gaflet tuzağında ise bâtıl bir fiili işlemeye sürüklemek vardır. zahide başka. İlim sahibi olmasına rağmen hikmet sahibi olmayan Şeytan. ss. Ancak İblis. fasıka. 1884 Kasas: 28/15. 144-145. bu noktada. 135. Allah’ın af ve merhametine sığınarak. Hak Dost 4. Hz. senin dosdoğru yoluna oturacağım!’…”1880 ayetinde iblis. hatayı kendinde görür. münafıka başka 1879 1880 Kıbrısî. hikmet ise ilmin ruhu olduğundan. müşrike. s. 33. Tasavvuf Sohbetleri. Ancak ondaki ilmin hikmetten uzak bir ilim olmasından dolayı. Allah’ın emrine uymayarak. 1881 Kıbrısî. Bu fiiller vesilesiyle inanları iman dairesinden çıkarır veya çıkanları orada tutar. Tasavvuf Sohbetleri. 90.1883 Nazım Efendi’ye göre. bu zelleyi işlediğinde.Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre Şeytan. onun haiz olduğu ilmin ruhsuz olmasıdır.1882 Şeytanın bu aldatmalarına en çabuk düşenler. secde edenlerden olmamıştır. iblisin insanlara tuzak kurma konusunda mahareti vardır. Hak Dost 4. Bu manada İblisin lanetlenmesine sebeb olan. Şeyh Nazım’a göre şeytanın ilmindeki hakikat. ilim sahibidir. hikmet ve marifet kavramları merkezinde incelenmiştir. “(İblis): ‘Öyle ise beni azdırmandan dolayı (ben de) mutlaka onlar(ı saptırmak) için. edepsizlik yapmıştır. s. Böylelikle. A’raf: 7/16. boş duran ve bir işle uğraşmayan kullardır.1879 Bu anlayış. İnanmayan insanlara kurduğu gaflet tuzağında onları inanmaya sevk edecek düşünce ve fikirlerden gaflete düşürür. hatayı Allah(cc)’a atfetmiştir. âbide.

ss. c. 12. süslü gösterme ve aldatma üzerinden yapar. s. İbn Teymiyye’nin de mutabık görüşüne göre şeytan. insanların imanlarını almak için onları öfkelendirir ve kavgaya sürükler.1885 Şeytan’ın bu oyunlarına aldanmayan kişiler. insanların hayatını kısaltarak. Dolayısıyla şeytan. 369 . iman etmeyen insanın iman etmesine vesile olabilecek her türlü fiilden alıkoymak için çabalar. bunların amel olarak zuhur etmesine kadar geçen süreç.1888 1885 1886 Kıbrısî. Şeytan. TDV İA. onun bedenî rahatsızlıklara maruz kalmasına sebep olabilecek kuvveti vardır. insanı gaflet haline düşürerek. 162-165. 99-101. insana işlettiği kötü amelleri cebri bir hâkimiyet üzerinden değil. hakiki kul olmaktan da uzaklaşmıştır. Bu kalbi ehsas ve efkârın müspet iken menfiye dönüşmesinden başlayarak. nefsine. fesat ve fitne ortamına sürüklemeye çalışır. iyi ve kötü arasında temyiz zafiyeti yaşaması için vesveseler verir. Nazım Efendi’ye göre Şeytanın hedefi. Şeytan.oyunlarla yaklaşır. elest bezmindeki misakından gaflete düşmüş. elinden almak ister. İman eden kulun içinde bulunduğu hal ve durumu anlamlandıramaması için çalışan Şeytan.1887 Şeyh Nazım’a göre şeytan. İlyas.1886 Gaflet bahsinde irdelenen iki çeşit gaflet anlayışından hareketle Şeytanın kuracağı tuzak da iman edenler ve iman etmeyenler için farklı şekillerde olabileceği şeklinde yorumlanabilir. Şeytan. s. 39. böylelikle teyakkuzdan gaflete düşürmüş olur. 145. dünyaya veya hevasına kul olmayandır. ss. Bu görüş üzerinde İslam uleması ittifak etmiştir. şeytana. İman edenlerin gafletleri kalblerinde geçen düşünce ve hislerde başlar. Aynı eser. insanları tarih boyunca karşılaşılan harb. Tasavvuf Sohbetleri. davet etme. Şeyh Nazım’ın ifadesiyle. Şeytan. milletleri büyük harplere sokarak imanlarını toplu olarak yok etmektir. Ebediyete Davet. Çünkü bu aldanmanın içinde bulunduğu müddetçe insan. şeytanın tuzaklarıyla doludur. 1887 Çelebi. 1888 el-Hakkânî. insan üzerinde cebri bir otorite kuramaz ancak. Bu tuzağa düşen Mü’min içinde bulunduğu durumu anlamlandıramamış olur.

Dolayısıyla iblis.e. Bu senin kullarını rahat bıraksın. a. Bu şerefe vesile olan günahların tohumlarını. a. s. 1894 Kıbrısî bu menkıbeyi şöyle nakletmiştir: İbrahim bin Ethem: ‘Ya Rabbi. Hz. indallahtan olan bütün rütbeleri alacaklar. s. bilinmesine vesile olur. 370 . insanların içindeki muhlis kulların bilinmesine vesile olur. 76. İblis hakkında verdiği bir nasihat1890 ve Bayezîd-i Bistâmi Menkıbesi1891 üzerinden Nazım Efendi. Ben bu rahmete veya hiçbir şeye muhtaç değilim. başka bir hikmet daha vardır. Allah(ac)’ın bilinmeyen merhametinin. Bu manada iblis. Farklı bir ifadeyle şeytanın aldatmasıyla Mü’minlerden asi olan kullar. Farklı bir ifadeyle şeytan. kul için bir şereftir. Kıbrısî bu menkıbeyi şöyle nakletmiştir: “Bir gün Hz.e. Bilmeyenler için ise yüktür.” Bkz. ismet istiyorum’ demiş. ‘Ya Ebu Yezid! Bu rahmet denizini Bana asi olan kullar için ayırmışım.. 1893 Aynı yer. Bu şeytanı artık azlet. Tasavvuf Sohbetleri. başka bir kavim yaratacaktım …” Bkz. 1891 Kıbrısî bu menkıbeyi şöyle nakletmiştir: “Sultanu’l -arifin Bayezid-i Bistâmî Hazretleri Kâbe-i Muazzama’nın kapısının halkasını tutmuş: ‘Yeter ya Rabbi! Yeter bu şeytanın.1895 1889 1890 Kıbrısî. ‘Ya İbrahim! Gaffar oluşum kimin için olacaktır?’.1892 Şeyh Nazım’a göre iblisin yaratılışında. İçeri girdi namaz kıldı. onları şerrin en dibine sürükler. Sen bu şereften kendini mahrum etmek istersin. bu görüşünü ise bir sohbetlerinde İbrahim b.g. Hz. adım adım yürürken Mescid -i Saadetin kapısına vardığında.Şeyh Nazım’a göre iblis.g.1889 Peygamber Efendimiz(sav)’in. Kıyamet gününe kadar ümmetler buna tükürsün. Ali Efendimizin edebi. 1892 Kıbrısî. ss. O ihtiyarın da mescide değil de diğer tarafa saptığını görünce anladı ki. 73-74. Ben bir rekatı kaybettim. Kullarının arkasına düşmesin.e. dışarıda taşın altında kıstırılmış bir alamet var… ‘Ya Rasullallah! Bu melanet bana bugün bu hileyi yaptı. Dışarı geldiklerinde. O sallana sallana. Kıbrısî. hikmetini bilenler için binektir. iblis ekmektedir. Tasavvuf Sohbetleri. Paygamberimizin(sav) ‘Allahu Ekber’ diye ikinci rekata kalktığını gördü. O zaman istiğfar fazilettir. Üzerindekine mesafeler kat ederek makâmlar kazandırır. kul için tevbe ve şeref vesilesi olmaktadır. o iblistir. Efendimiz(sav) baktı ki. baygın düştü. Bu rahmeti burada asilere vermek için tutuyorum… Bu kulları. 74. Hz. 73. Masum olduğun vakitte. o şeytana uymalardan tutacak olsa idim. Onun için bunu oraya hapsettim. Sabah namazına giderken kapıyı açtığı gibi önünde bir ihtiyar bulmuş. bu dünyada. 74.g. Benim ümmetim buna mücahede ederek. Ali Efendimiz sabah namazına çıkıyor. Edhem (v. Sen kendini bu faziletten mahrum etmek istiyorsun. O zaman ‘Allahümmağfirli’ dedi…” Kıbrısî.. s. 162/779) menkıbesi1894 üzerinden izah etmişir.1893 Kıbrısî’ye göre. Hitâb-ı İzzet geldi ki: ‘Ya Bayezid! yukarı bak’ Ebu Yezid yukarı baktığında. Ali Efendimiz öfkesinden onu tutuğu gibi orada bulunan büyük bir taşın altına kıstırdı. orada aklı başından gidip. Kıbrısî.. a. o günahlardan. Nazım Efendi. ihtiyar olan kimsenin önüne geçmezdi. bu ümmetin arkasından koşup onları azdırdığı. Allahümmağfirli demesi kula şereftir.’ Peygamberimizin ona cevabı: ‘Ya Ali! Yol kesici olma. Allah(cc)’ın rahmetinin tecellisine vesile olur. Bilmeyenlerin üzerine binen iblis. sen bana el açmayacaksı n. kul ile Allah ilişkisinde günah ve tevbe. Ali(ra)’ye. şeytanın yaratılış hikmetini izah etmiştir. s.

Şeyh Nazım’a göre İblis zayıftır.1901 f. iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde gücü ve etkisi yoktur. 1897 Aynı eser. kahır ve galebe anlamında bir hâkimiyet kuramaz. 1899 Vehbî. deniz ötesi ticaretlerin.“Kur’an okunduğu zaman.. iblise sorgusuzca teslimiyetin temel sebebidir. a. “yeni olma” anlamına gelen.1896 Ancak Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre günahları olağan bir şey kabul etmek. şeytanın tasallutu altına girmiş olanlar ve ona itaat edenler (Şeyâtine’l-ins veya evliyâu’ş-şeytan) olduğu yönünde tefsir edilir. 10. 76. Allah(cc)’ın yardımıyla. hiçbir insan üzerinde. 1137/1725) göre şeytan. Bu ayette bildirilen dost. demokrasi. Beni kınamayın.1899 Bu konu ile alakalı başka bir ayet şöyledir. Kıbrısî. 1898 Nahl: 16/98-100. iblise galib gelinir. 2895-2896. modernleşme olarak tabir edilmiştir. güçlü zanneder. Siyasî ve Sosyal Olaylara Yaptığı Yorumlar f. Ancak kâfirler üzerinde. Ben sadece sizi davet ettim. s. ulus devletler ve kapitalist üretim sistemi 1895 1896 Kıbrısî. “(Hesaplar görülüp) iş bitince. 1901 Bursevî. siz de davetimi kabul ettiniz. 162. 7. Onun gücü ve etkisi. ss. s. 67. kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın. Rûhu’l-beyân. 1900 İbrahim: 14/22. İnsanlar.1. s. Gerçekten onun. “aydınlanma” ve Rönesans gibi hadiselerin bir sonucu olarak Avrupa ve Amerika’da görülen yenileşme hareketi. 371 . bilim.g. Modern Çağ ve Modernizm: Bilimsel gelişmelerin. ancak onu dost ve koruyucu edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. Teknoloji.”1898 ayetine dayandığı şüphesizdir.e. Kendinizi kınayın… ”1900 Bu iki ayeti beraber ele alan Bursevî’ye (v. Hulasâtu’l-beyan. c. 162. onu. coğrafi keşiflerin. c. şeytan şöyle diyecek..1897 Kıbrısî’nin bu görüşü. ona karşı hiç mukavemet göstermediği için. Biraz karşı koymaya çalışılırsa. s. şeytanın davet etme ve süslü gösterme anlamında bir gücü vardır. Mü’min ya da kâfir. Tasavvuf Sohbetleri.

Modernite. Bu bağlamda modernizm. sömürgecilik ve Avrupa emperyalizmi ile küresel bir boyut kazanırken. Hak Dost 4. Yüzyılın başlangıç seneleri. politik veya sosyolojik bir kavram olmamakla beraber geleneksel olana ve geçmiş kültürlere karşı duran ve mentalite değişikliğini öne çıkaran bir kavramdır. ss. bu düşünce akımından dolayı ayrılıklar ve bölünmeler başlamıştır. 56. Yüzyılın ortalarından başlayıp. Ancak benzer düşünceyi bir bâtılı gözüyle Eric Fromm da şöyle ifade etmektedir: “Descartes’den başlayarak insanlar. kendi başına tarihî. Yalnız düşünce akla uygun kabul edilip. “batı” kavramı ile özdeşleşmiş. Komisyon.1904 Kıbrısî’nin bu konulardaki tahlillerinin merkezinde.gibi oluşumları hatırlatan modernleşme. Yüzyıl içerisinde cereyan eden ekser hadisat ile ilgili olduğu için. Kıbrısî’nin Osmanlı Devleti vatandaşı olarak dünyaya gelmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş sürecindeki değişimleri. Anadolu Üniversitesi Yay. sadece Osmanlı tebasını değil. Kıbrısî’nin içinde bulunduğu zamanı ve olayları tanımlamasında da anahtar kavramlar olmuştur. sanat.1902 19.55. Eskişehir 2013. ss. Kıbrısî. dünyadaki değişimlerle birlikte müşahede etmesiyle alakalı olduğu şüphesizdir. Bu kavramlar 20. eleştiri ve edebiyat alanında çıkan akımlar için kullanılırken modernite. Kıbrısî’ye göre modernizm ve modern çağ olan 20. ve 21. duygu yapısı gereği akıl dışı nitelendi. bugüne kadar süren söz konusu hadisatı ve etkilerini Kıbrısî.1903 Kıbrısî’ye göre modernizm. Osmanlı Devletinden. Türkiye Cumhuriyeti’ne tevarüs ederken geçmişe ait değerleri tamamen tahribetmiştir. “modern çağ (!)” olarak tabir etmektedir. Modern çağın İslam coğrafyasını etkilemesinden önce Müslümanlar ümmet şuuruyla bir şemsiyede toplanmışken. 372 . 124-125. Osmanlı Devleti ve tebası bulunmaktadır. tüm İslam toplumlarını tahribetmiştir. Çağdaş Sosoyoloji Kuramları. giderek düşünceyle duygunun arasını açtılar. Yüzyıl ve 21. 1904 Aynı eser. Avrupa ve Batı sözcükleri ile eş anlamlı olarak kullanılagelmiştir. Bu durum. içlerinde milliyetçilik davası girmiş. 1902 1903 Bkz. tüm dünyaya yayılan lâdinî düşüncelerdir ve bunlar. Müslümanların hak olmayan bir davayı gütmeleri ile içlerinde ayrılığın ve bölünmenin getirdiği zulmün acısını yaşamaktadırlar.. Rönesans’tan beri Avrupa kültür tarihinin geliştirdiği sistematik bir süreci ifade etmektedir. daha çok düşünce.

1905 1906 Fromm. Yol Yay. İslam toplumunun kıyamete kadar geçireceği evreleri haber veren bir hadis-i şerife dayanmaktadır. Yüzyıl hadisatına yönelik eleştirilerinde ve bu çağın içinde yaşayan bir zat olarak. direkt ya da dolaylı olarak belirlemiş ya da şekillendirmiştir. beni ve doğayı denetimi altına alabilecek ve benliği oluşturan anlama ve yargılama yeteneği akıl.. zamanın şartlarına göre İslam Medeniyetinin terakki imkan ve ihtimalini sekteye uğratmıştır. pratik yaşantısındaki tatbikatında görülmektedir. Onun bu konudaki düşünceleri. TDV Yay. Anlama yeteneğinin yardımıyla doğanın denetim altına alınıbilmiş ve daha çok. hem de Osmanlı’nın modernleşme sürecinin başlangıcı sayılabilecek Tanzimat’ın saraydaki düzenlemelerinde vazifeler almış olan Cevdet Paşa. Batı’da başlayan değişimleri takip etmeyen Osmanlı Devleti. bu yeniliklerin. daha değişik şeyler üretebilmiş olması. hem de o zamanın şartlarına göre İslam Medeniyetinin gelişmesi için gerekli görülmüştür.kişiliğimizden “benden”. Tanzimat’la başlayan modernleşme sürecini hem tenkit etmiş.. sanki yaşamdaki en önemli şeymiş gibi ele alındı. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Benden sonra hulefa. ss. onun hayatındaki tüm düşünce ve görüşlerini. Ankara 1997. Bununla birlikte Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin dünya ve ahiret görüşünün merkezinde bulunan İslam tasavvufu anlayışı. İstanbul 1978. Kıbrısî’nin düşüncelerini direkt ya da dolaylı olarak şekillendirmesi kuvvetle muhtemeldir.”1905 Ahmed Cevdet Paşa (v. 373 . bölünüp ayrımlaştı. zamanın hal ve şartlarına göre güncellenmesinin gerekliliğini düşündüğü için Tanzimat’ı savunmuş. hulefadan sonra umera. Ter.1906 Kıbrısî’nin modernizm anlayışı. Dolayısıyla kanun-ı kadim. onun olarak yaptığı kavramsal tanımlamalarında bulunmaktadır. 68-77. Psikanaliz ve Zen Budizm. kendisinin sözde modern çağ olarak vasıflandırdığı. İnsan bu süreç içerisinde kendini bir eşya durumuna dönüştürdü. Sempozyum 9-11 Haziran 1995. Cevdet Paşa’nın dönemindeki İslam toplumuna şamil olmuş bir mütefekkir olmasından dolayı. ss. 20. Mesela Kıbrısî’nin modern çağ anlayışını şekillendiren İslam anlayışı. Ahmet Cevdet Paşa.: İlhan Güngören. Hem Osmanlı tebaasında İslam medeniyetinin son dönemlerini yaşamış ve sahip çıkmış. 1313/1895)’nın modernizm mevzuundaki görüşü. Bu hadiste Hz. Eric. geleneksel yapıya uyarlanmadan taklit edilmelerinden dolayı da eleştirmiştir. 16-19. Başka bir ifadeyle.

ss. f.1908 “Modern Çağ” tabirinin muhteviyatı birçok alanla ilgili olsa da. Hakkâniyye mürîdanınca önemle veridiğini gördüğümüz bir konu olan kibri. Kıbrısî’ye göre modern çağ ile başlayan ve içinde bulunduğumuz dönem cebabire devridir. Fiten. Hambel. 1910 Kıbrısî. 5/220-221. toplum. Detaylarını Mehdi başlığında incelediğimiz bu devir. gerekse tüketen kişiler. mahiyeti itibariyle teneke olan bu metalarla birbirine karşı büyüklenme içine girerler. Bu manada Nazım Efendi’ye göre. Gümüşhanevî. Müslüman toplumun yönetiminde. onun görüşlerinde meknuz olan. meliklerden sonra Cebâbire. Modern Çağ ve Toplum: Nazım Efendi bazen “yirminci yüzyıl” terimini. hulefâ-i raşidîn devrini. 30. Cebâbireden sonra ise Ehli Beytimden bir kimse gelir de. Kıbrısî’nin her sahadaki düşüncesini şekillendiren temel İslam düşüncesi. umerâ. Emeviler ve Abbâsiler devrini. yirminci yüzyılın hastalığı insanoğlunun kibirlenmesidir. içerisinde cereyan eden tüm sosyal ve siyasi olayların genelini içeren bir anlamda kullanmaktadır. s. s. a. hukuk sistemi. 374 . Kıbrısî. tasavvuf disiplini merkezli İslam düşüncesi tespit edildikçe paylaşılacaktır..e. Hak Dost 4. münafık şahsiyetlerin bulunduğu ve dini yaşamı baskı altına aldıkları dönemdir. teknoloji ve eğitim sistemi alt başlıkları olarak incelenirken. Müsned.”1907 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’ye göre hadisde haber verilen hulefa.1. modern çağ düşüncesini de şekillendirmiştir. Ramûz. Dolayısıyla Kıbrısî’nin modern çağ görüşü.1909 İnsanın kendisini örtmek için giyindiği kıyafetlerin tarzlarındaki çeşitlilik ile de büyüklenme içine girerler. Osmanlı Devletini haber vermiş ve bu devirler gerçekleşmiştir.1910 1907 1908 Tirmizi. 518. 92.umeradan sonra melikler.1. melik. Nazım Efendi sıklıkla vurgulamaktadır. O yeryüzünü adaletle doldurur. yirminci yüzyılda yapılan teknik ve teknolojik gelişmeler.g. Bu yüzyılın kavramı olan “moda” insanları kibre sürükleyen bir oyundur. s. Bu ifadelerin özetine göre. 1909 el-Hakkânî. Gerek icat eden. 48. Cuma Hutbeleri. 157-159. insanoğlunu kibre sürüklemiştir.

rahat yaşamayı basit yaşama olarak tanımlamıştır. Nazım Efendi’ye göre bu yüzyılda karşılaşılan ekonomik krizlerin arka planında da iktisat dışı (tasarrufa dayanmayan) bir tüketim anlayışı yatmaktadır. 157-159. ss. Hak Dost 4.1911 İslam düşüncesindeki kibir ve israf ile ilgili kaynaklar. ss. 1911 1912 Kıbrısî. İhtiyaç için olmayan harcama ve tüketimin arka planı. Arabasıyla evin içine girip. bu dönemin hastalıklarından ekonomik krizlerine kadar insanlığın tüm çilesi manevî hayattan kopuşun tecellileridir. Bu amaç ile Yahudiler tarafından icat edilen bu olgu. Moda olgusu yirminci yüzyılın ihtiyaç dışı tüketim anlayışını besleyen bir kaynaktır. insanlık tarihinde benzeri görülmemiş bir koşturmaca ve tatminsizlik içindedir. el-Hakkânî. Bununla birlikte söz konusu menfi fiillerin. 375 . Modern yaşam. sadece İslam âleminin geleneklerini değil. kibir duygusu ile izah edilmiştir. Hıristiyan âleminin de geleneklerini yıkmıştır. batıda yapılan siyasi ve sosyal düşüncelerden de karşılığını bulacak mahiyettedir. sadece sosyal düzenin gelişiminde değil. Elinde bulunan her eşyanın yenisini almaya çalışan zengin kesim de. asansörle yatak odasına çıkan insanlarda. bir atalet (tembellik) meydana gelmiştir. sadece İslami düşünceden değil. 176-179. bireysel huzur ve refahın gelişimini de sekteye uğratmıştır. Ebediyete Davet. Nazım Efendi’ye göre bu artışın arkasında tatmin olmayan nefsanî duygular yatmaktadır. zenginlerdeki tüm imkânları borçlanarak temin etmeye çalışan orta kesim de. Günümüzün kanser gibi birçok hastalığının sebebi olan atalet. toplumsal bir alışkanlık haline gelmesi sürecinde Yahudilerin rolü. insanları rahat ettirmekten çok rahatsız ettiğini ifade eden Kıbrısî. sanal bir ihtiyaç anlayışı oluşturmuştur.Nazım Efendi’ye göre modanın icat edilmesinin temelinde Peygamber(sav) sünnetini unutturmak yatmaktadır. Şeyh Nazım’ın moda ve teknoloji konusundaki yaklaşımını şekillendirdiği şüphesizdir. Yani. Özet olarak rahatlık adına yaşanan bu hayatın. elli sene öncesiyle mukayese edilmeyecek derecede artmış.1912 İslamî yaşamın günlük hayattan çıkarılması. insan hayatına makineleşme ile girmiştir.

124-125. modern çağda. 58.. bugün anlamsız amaçlar haline getirilmiştir. Âdem’e ulaşır. Bâtılın Hak’a üstün geldiği bu çağ. Onlar vasıtadır. 376 . bu uğraşıların uhrevi bir amacı ihtiva etmemesinden dolayı hayal olduklarını şöyle ifade eder: “Hep uğraşıları hayaldir. 1917 Aynı eser. İsrâ: 17/81. Bina bittikten sonra iskele üstünde kalmaz. Dolayısıyla modernizmin tesisi esnasında Osmanlı’yı unutturma kastı güden politikalar. s.. a. İslam esas alınarak kurulmuştur.”1913 Binaenaleyh Nazım Kıbrısî’ye göre. Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş. Yani. dünyevileşerek bâtıla düşenler ve hakkatten ayrılmayanlar olmak üzere iki millet oluşmuştur. geleneksel olandan modern olana geçiş gibi anlaşılmıştır diyebiliriz. kariyer.1916 Osmanlı’nın şeceresi Şeyh Ebebali’ye dayanmaktadır. Bu varlıkta mevcut oluşumun sebebi nedir? …Vazife elde etmek için. Şeyh Edebali ise Hz. Adnan(as) ve İsmail(as) üzerinden Hz.Osmanlı toplumunda bireysel günlük yaşam gayesi. mevki sahibi olmak için. 178-179. Nazım Efendi’ye göre Osmanlı’nın uyguladığı hukukî.1917 Osmanlılar.2.e. sosyal ve ekonomik statü için koşturduklarını söyleyerek. sona erecektir. s. sancaklarında 1913 1914 Kıbrısî. çoluk çocuk sahibi olmak için. İslamî nizamın unutulmasına sebep olmuş ve İslamî hukuk sistemlerinin ve İslam Medeniyeti’nin kendi içinde gelişimine sekte vurmuştur. Nazım Efendi günümüz insanının meslek. Modern Çağ ve Hukuk Sistemi: Şeyh Nazım’a göre Osmanlı devletinden. Peygamber(sav)’e dolayısıyla Hz. 104. ümmetçilik şuuruyla yeniden bir araya gelmelerine dayanmaktadır. a. siyasî ve sosyal nizam.e. ss.1. Nazım Efendi’ye göre Müslümanların kurtuluşu bu temiz ailenin adıyla oluşturulmuş Osmanlılık şemsiyesi altında toplanmalarıdır. sıfırdır. 1916 Kıbrısî. ss.g.g.1915 f. Hak Dost 4. 1915 Kıbrısî. “De ki: Hak geldi bâtıl mahvoldu”1914 ayetinin bir işareti olarak bu çağ sona erdiğinde insanlar. dünyevi sufliklerden uzaklaşacaklardır. aradıkları dünyaya aittir. Evi yaparken iskele kurarlar.

Kendini bir Osmanlı olarak tanımlayan Kıbrısî.. Mesela Liberalizim özgürlükte sınır bulamadığı için. 1922 Aynı eser. İslam’ın emridir. boşanma oranındaki artışın. gayr-i İslamî bile olsalar. 251-262. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Şeyh Hişam’ın bazı sohbetlerinde. 251-262. 189-193. yirminci yüzyılın bir cehalet nişanesidir. vahşet ve yıkım uygarlığını meydana getirmişlerdir. 1920 Nisâ: 4/59. Peygambere ve sizden olan ûlu’l-emre (emir sâhibi idârecilerinize) de itâat edin!”1920 ayetine istinaden emir sahibi ile mücadeleyi uygun bulmamaktadır. 377 . Yani.youtube. manevî otorite olarak manalandırılmıştır.1922 1918 1919 www. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile kurumsallaşmıştır. Farklı bir ifade ile bugünkü idareciler. Uygarlığın özü teknolojik gelişmelerde değil. Bu hukuk sistemi. 1921 Atay. Bunun farkında olmayan Müslüman memleketler de batı âleminin kopyası olmaya çalışmaktadır. Cumhuriyet sonrası bu yazılar kaldırılmış olsa da bu değişim. Atay. Bkz. İslam dünyasının selameti için hilafetin bir sembolü olan sancak-ı şerifin yeniden açılması ve dalgalandırılması gerektiğini düşünmektedir. ilahi takdirdir. Bu kurumun hukuk sistemi olan demokrasinin İslamî olmadığını düşünen Kıbrısî. uygarlığın temelleri İslam’da yatar. değişime engel olamamıştır. ahlaki açıdan yüce bir seviyede olmak ve bu seviyedeki hukuk sistemlerini teşekkül etmektir. 1919 Bu düşünceleri bir fikri tez olarak savunan Kıbrısî. o dönemin evliya ve ulemaları. Şeyh Nazım’a göre.e.Kur’ân yazısı taşımışlardır.1918 Kıbrısî’ye göre geçmişe ait değerleri derinden reddederek gelen Modernizm. Çünkü yönetime itaat. Avrupa’nın baskısıyla.com/2-Seyh Nazim Ilahi takdir önlenemez! Ayette geçen “ûlu’l-emr”. silahlı ve anarşist mücadele haramdır. a. demokrasideki başbakan görevini ifa eden bir sadrazamın ve bakanların fonksiyonlarını yerine getirecek vezirlerin bir sultan tarafından atandığı yönetim biçimini savunmaktadır.1921 Modern çağın geliştirdiği hukuk sistemi olan sekülerizm ya da laiklik. ss. ss. ss. fikrî olarak müsebbibidir. insanları geçici olan dünya çıkarlarına göre programladığı için toplumsal sorunların da müsebbibidirler. Mutlak özgürlüğün arayışı içinde olan insanlar.g. Bu takdir önlenemez olduğu için. “Ey îmân edenler! Allah’a itâat edin. yirminci yüzyılda kaos.

Bu hadis-i şerifte Hz. Nazım Efendi’ye göre fikrî kökleri Avrupa’ya dayanan particilik. ulemanın ittifak ettiği. Farklı bir ifadeyle Kıbrısî’nin ideal hukuk sistemi. bu dinamik sürecin sonunda.İnsan düşüncesinin geliştirdiği en mütekâmil yönetim biçimi addedilen demokrasinin eksik yönleri tartışılsa da. bana gösterilen yerlere kadar uzanacaktır. ss. Mehdi(as)’in zuhurundan sonra. 378 . Şeyh Nazım’a göre. kesin olarak ve ittifakla. hukukî ve ekonomik bir sistem modeli ortaya koyduğu söylenemez.1923 İslam toplumundaki ilk hizipleşmenin Şiilik ile başlaması ve ehl-i sünnet içerisinde Vahhâbilğin zuhur etmesi. bir hadis-i şerif üzerinde özetlemektedir. hizipleşme olarak addedilmemiştir. Modern çağın geliştirdiği hukuk sistemi. Kanaatimizce. Bana iki 1923 Atay. İslam ulemasının henüz içinde yaşadığı bir süreç olması hasebiyle. birleşmiş gibi görünen Avrupa’yı partilere böldüğü gibi İslam âlemini de hiziplere ayırmıştır. modern çağın İslam toplumunda bir hizipleşmeye sebebiyet verdiği açıkça görülecektir. iki ayrılıktır. Kıbrısî’nin beklediği ideal hukuk sistemine en yakın olanı ise. hem itikadi he de siyasi boyutları olan. gerçekleşmesini beklediği altın çağda görülecektir. Kanaatimize dayanak olan gözlemler sadece siyasi partilere bağlı hizipleşmeler değil. onun tasavvuf düşüncesiyle şekillenmiştir. yeryüzünü benim için dürüp topladı. Batı’da bir Nakşî Cemaati. Şeyh Nazım’a göre. Müslüman toplumunun bugünkü sosyal ve siyasî durumuna yönelik söz konusu tespiti Kıbrısî. henüz daha gelişmiş bir sistem uygulanma ya konmamıştır. aynı zamanda cemaat taassubuna bağlı ayrılıkları da içermektedir. 142-143. Ümmetimin mülkü. Osmanlı Devletinden sonra tatbik edilmediği için gelişmemiştir. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ. mana âlemindeki takdirin cereyan etmesi için madde âleminde husule gelmiş sebepler zinciridir. Modern çağdaki değişimlerin tesiriyle İslam toplumunda görülen söz konusu tüm değişiklikler. Bunlara ilaveten Şeyh Nazım’ın savunduğu söz konusu ayrılık. ben de doğusunu da batısını da gördüm. Müslümanların arasındaki ayrılık ve bölünme unsurunun müsebbibidir. Bu noktada Kıbrısî’nin felsefî. Ancak Kıbrısî’nin karşı çıktığı demokrasi hukukunun üstündeki bir model.

hazine verildi: Kırmızı ve beyaz hazineler. Ben Rabbimden, ümmetimi umumî bir kıtlıkla helâk etmemesini, ümmetime kendi nefislerinden başka bir düşman musallat edip çoğunluğu helâk etmelerine meydan vermemesini talep ettim. Rabbim bu isteklerime şöyle cevap verdi: ‘Ey Muhammed! Bir hüküm verdim, artık o geri alınmaz. Ben, Senin ümmetini umumî bir kıtlıkla helâk etmeyeceğim, kendileri dışında, çoğunu helâk edecek bir düşman da musallat etmeyeceğim, hatta yeryüzünün her tarafında bulunanlar, onlar aleyhinde toplansalar da. Ama, kendi aralarında birbirlerini helâk edecekler.”1924 Bunun bir ilahî ferman olarak önlenemez olduğunu ifade eden Kıbrısî, Muhammed ümmeti içinde ayrılık ve çatışmalardan doğan zulmün hak yolundan sapıldığı müddetçe devam edeceğini söyler. Yani günümüz hadiseleri, bu ilahi ferman dâhilinde cereyan etmektedir.1925 Daha önce de belirtildiği gibi Kıbrısî’ye göre, insanlığın içinde bulunduğu zaman olan 21. Yüzyıl, ahir zamandır ve bu günler, Hz. Peygamber(sav)’in mağlum hadis-i şerifinde1926 haber verdiği üzere cebabire devridir.1927 Söz konusu devir; tek olan İslam reisliğinin kaldırıldığı, her bir İslam devletinin kendi başına buyruk olduğu, başlarında dışa bağımlı reislerle yönetilen ve hiçbir İslam devletinin diğerine tabi olmadığı bir dönemdir. Binaenaleyh, 20. yüzyıldaki sosyal, siyasi ya da ekonomik tüm hadisat, söz konusu durumla ilgilidir.1928 Kıbrısî’ye göre bu zaman, bütün reislerin üzerine reislik yapacak vasıflarda, manevî kuvvet taşıyan bir şahsiyetin bulunmadığı bir zamandır. Bu yüzden içinde bulunduğumuz “cebabire dönemi”, bir nevi bekleyiş ve geçiş dönemidir. Halk böyle bir zâtı bulalım ve seçelim deseler bile sürgün ve cezalara maruz kalacakları bir hukuk sistemine tabidir.1929 Bununla birlikte insanlar, her konuda kendilerini haklı bildikleri gibi, her şeye kendilerini layık kabul etmektedirler. Şeyh Nazım, söz

1924 1925

Müslim, Fiten, 2889; Tirmizî, Fiten, 2177; Ebû Dâvud, Fiten, 4252. Kıbrısî, Hak Dost 4, s. 103. 1926 “Benden sonra hulefa, hulefadan sonra umera, umeradan sonra melikler, meliklerden sonra Cebâbire, Cebâbireden sonra ise Ehli Beytimden bir kimse gelir de, O yeryüzünü adaletle doldurur…” Bkz. Tirmizi, Fiten, 48; Hambel, Müsned, c. 5, ss. 220-221; Gümüşhanevî, Ramûz, s. 518. 1926 Kıbrısî, a.g.e., s. 92. 1927 Tafsilatı için bu tezde bkz. Yaratılış ve Varlık Nuru ile İlgili Kavramlar/d.Hz. Peygamber. 1928 Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 94. 1929 Aynı yer.

379

konusu toplumsal durumu, bireyden başlayan psikolojik bir temele dayandırır. Buna göre, toplumdaki ekser ferdin nefsaniyetine esir düşmesi, bu durumun sebebidir. Binaenaleyh bu çağda söz konusu adaleti insanlara kabul ettirecek bir manevî kudret gereklidir.1930 Sonuç olarak Şeyh Nazım’ın modern çağ anlayışı, onun birnevi bekleme ibadeti addettiği Mehdi anlayışı ile ilgilidir. Detaylarını ilgili başlıkta incelediğimiz bu anlayışa göre, Muhammed ümmetini bu cebabire döneminden çıkaracak ve onları bir sancakta toplayacak şahsiyet, Mehdi(as)’dir. Mehdi(as)’nin zuhuru ile insanlar, bâtıl anlayışların ürünü olan hukuk sistemlerine değil, hakkın zahir olduğu anlayışa tabi olacaktır.1931

f.1.3. Modern Çağ ve Teknoloji: Şeyh Nazım-ı Hakkânî’ye göre içinde bulunduğumuz zaman, her sahada hızlı keşif ve icatların yaşandığı bir dönem olduğu kadar, insanların acziyetlerini unuttukları bir zamandır. Aya çıkan, uzaya uydular gönderen bu insanlık gurur ile Allah(cc)’a başkaldırır bir durumdadır.1932 Günümüzde icat ve imal edilen toplu imha silahlarının insanlığı melhame-i kübraya (büyük harbe)1933 götüreceğini söylemektedir.1934 Teknoloji üreten fabrikalar yaşam dengesini bozarken, temizlik için kullanılan deterjanlar bile, okyanusları kirletir.1935 Dolayısıyla mutlak özgürlüğün arayışı içinde olan insanlar, yirminci yüzyılda kaos, vahşet ve yıkım uygarlığını meydana getirmişlerdir.1936 20. yüzyıl fikir adamlarından Nurettin Topçu (ö. 1975), modernizm akımını; ilim, sanat, siyaset, ticaret ve kültür gibi açılardan yaptığı değerlendirme sonucu sunduğu reçete, Kıbrısî’nin tavsiyesi ile aynıdır. Ona göre Müslümanlardan
1930 1931

Kıbrısî, Tasavvuf Sohbetleri, s. 102. Aynı eser, s. 104. 1932 Aynı yer. 1933 Kıbrısî’nin ahir zamanda olmasını beklediği dünya savaşı. 1934 Şeyh Nazım Kıbrısî, Hak Dost 4, ss. 103-105; www.izleveindir.net/2010/08/02/Osmanlıdan Bir Sultan Selim Gelecektir; 1990’larda yapılan görüntülü sohbet video arşivimizde mevcuttur. 1935 Atay, Batı’da Bir Nakşî Cemaatı, ss. 189-193. 1936 Atay, a.g.e., ss. 189-193.

380

modernleşme konusuna taassup ile yaklaşarak mutlak bir reddiye sınıfında olanlar tefrite düştüğü gibi; modernleşmeyi olduğu gibi kabul edip, eski değerlerin yerine ikame edenler de ifrata düşmüştür. Topçu’ya göre modern olarak adlandırılan bu yüzyıl, maddeci değerler sistemi üzerine inşa edildiğinden, mana yönü eksiktir. Madde ve mâna dengesi üzerine kurulmuş İslam Medeniyeti, modern çağın geliştirdiği medeniyete değil, tekniğe yenik düşmüştür. Dolayısıyla modern çağın Âdemoğlunda açtığı yaranın tedavisi, İslam’dır. Şunu da belirtmek gerekir ki Topçu’nun reçetesi, selefi bir yaklaşımla kalbi hayatı ihmal eden bir İslam anlayışı değil, tasavvufî bir yaklaşımla içsel tekâmüle önem veren İslam olması açısından, Kıbrısî’nin düşünce atmosferi dâhilindedir.1937 Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin bu düşüncelerinden dolayı, Hakkâniyye çevresinde, teknolojinin kullanılmadığı düşünülebilir. Ancak Hakkâniyye müridanının günlük yaşantısında teknoloji önemli derecede yer almıştır. Lefke tekkesinde kamera ve dizüstü bilgisayarlarıyla dolaşan mürîdlere tanık olduk. Modern toplumun en önemli ulaşım aracı olan hava taşımacılığı ise Hakkânî yolunun dünyaya yayılışında olduğu kadar, Kıbrısî’nin ve mürîdlerin günlük hayatlarında vazgeçilmez derecede yer aldığı hatırlanmalıdır. Dolayısıyla Kıbrısî’nin bu mevzudaki görüşlerini, aksiyoner mesajlarıyla birlikte değerlendirecek olursak; Şeyh Nazım’ın karşı çıktığı şeyin, teknoloji değil, neden olduğu sonuçlar olduğu görülmektedir. Manevi değerleri tahrip eden düşünce zeminine vesile olması açısından teknoloji, insanları ahiret gayesinden uzak, dünyevi hazlara sürüklüyorsa eleştirilmiştir. Bununla birlikte, bir Müslüman hayatında teknolojinin müsbet katkıları, Kıbrısî’nin konu başlıkları arasında görülmemiştir. Nitekim Kıbrısî’nin kibir başlığıyla ele aldığı değerlendirmesinde teknoloji; insanları benlik, ucûb ve kibir gibi suflî duygulara sürüklemesi bakımından ele alınmış ve menfi görülmüştür.

1937

Topçu, Kültür ve Medeniyet, ss. 1-202.

381

f.1.4. Modern Çağ ve Eğitim: Şeyh Nazım’a göre eğitiminin temelinde ateizm olan modern eğitim kurumları, hiçbir şeye inanmamayı öğretmekte ve Allah(cc)’ın varlığını reddetmektedir. Hakikat ilminden habersiz ve cahil olan bu sistemin, fayda için ürettiği nesneler dahi, bir noktada zarara yol açar. Dolayısıyla uygar olarak nitelendirilen bu eğitim sistemi, ilkeldir. Söz konusu eğitim sistemi, devlet yönetimindeki laiklik ilkesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla yirminci yüzyılın eğitim sistemi, Kıbrısî’nin ifadesiyle bir cehalet nişanesidir ve insanları geçici olan dünya çıkarlarına göre programlamaktadır.1938 Kıbrısî, ahir zamanda tahsil yapanların çok olacağını ve okudukça cahil olacaklarını, ahir zaman alameti olarak kabul etmektedir. Cehalet kelimesi ile, Allah’ı bilmemeyi kasteden Kıbrısî, bu düşüncelerini, 1990’lı yıllardaki bir sohbetinde şöyle ifade etmiştir: “Diplomalı cahil, sonunda en büyük diplomayı aldığında Allah yoktur diyor. Master, doktorluk payesi var ama, Allah’ı tanır mısın? diye sorsan, Ne Allah’ı? Üniversite’de Allah’ı anmak yasaktır. Bizim taptığımız, tabiattır der”1939 Bilhassa Müslüman toplumlardaki materyalist eğitim metodu ve bu eğitim metodunun teşekkül ettiği anlayış, Kıbrısî tarafından eleştirildiği görülmektedir. Benzer eleştirilerin, İslam toplumlarındaki muhtelif mütefekkirler tarafından yapıldığı görülmektedir. Mehmet Akif Ersoy (v. 1356/1936)’un “O vicdan nerededir, lakin? O iman kimde var? Hayhat! Ne olmuş ben de bilmem, pek karanlık şimdi hissiyat!”1940 dizelerindeki serzenişi, günümüz akademisyen ve mütefekkirlerinden Seyyid Hüseyin Nâsır (d. 1352/1933), modernizim tarifi üzerinden yapmıştır. Ona göre modern olan düşünce, vahye dayalı değişmez ilkelerden ayrılmış, ilahî kaynak ile bağını kesmiş, dinin ve geleneğin dışında olan şey demektir. Söz konusu kopukluk, var oluş hakikatlerini hem obje hem de subje alanlarından dışlanmasına sebebiyet vermiş ve bu dışlanmayla birlikte akla dayalı bir
1938 1939

Atay, Batı’da Bir Nakşî Cemaatı, ss. 189-193. el-Hakkânî, Ebediyete Davet, s. 41. 1940 Ersoy, Mehmet Akif, Safahât, Karanfil Yay., İstanbul 2012, s. 349.

382

ilkeler bütünü aranmış ancak, evrensel bir ilkesizliğe sebebiyet vermiştir. Bu durumda aklın, vahiy ve entelektüel sezgiyle olan bağı kopmuş olduğundan, oluşturduğu medeniyette modern insan, kendi kaderinin hâkimi, dünyanın efendisi, ölüm ötesi tüm gerçekliklere gözünü kapamış bir modern insan tipidir.1941 Nazım Efendi’ye göre günümüz eğitim sistemi, dünyada söz sahibi olmuş Yahudilerin kendi değer ve anlayışlarına göre tertip ettikleri bir düzendir. Dolayısıyla bu nizamın temel anlayışı, Yahudilerin dinlerini anladıkları gibi, özü ya da ruhu hiçe sayan bir cismani bir anlayışa dayanmaktadır. Bu anlayış, göz ile görüleni kabul edip, görülmeyeni reddeder.1942 Yüzyıl filozoflarından Karl Heinrich Marx (ö. 1883)’ın bir Yahudi

19.

olması ve ahiret anlayışına dayalı ahlaki, sosyal ve ekonomik sistemleri reddederek, dünya anlayışına dayalı sistemleri önermiş olması,1943 Kıbrısî’nin anlayışını şekillendiren mühim bir misal olduğu şüphesizdir. Bize göre 20. Yüzyılın düşünce ve bilim adamlarını Musevî olanlar ve olmayanlar olmak üzere ayırdığımızda, görülen şey mücerred maddecilik değil, ihtilaf ve kaos olmaktadır. Çünkü kapitalist sistemin kurulumunda önemli rol oynayan Musevî tüccar ve bilim adamlarından sonra, Max’ın fikir babası olan komünist sistem, insanlığın içine düştüğü kaosun arka planı gibidir. Bununla birlikte komünizmin tam zıddı addedilebilecek spritualizmin yine bir Musevî düşünür olan Henry Louis Bergson (ö. 1941) ile bilinirken,1944 insan ruhunu haz ve dürtüler üzerine temellendiren Sigmund Freud (ö. 1939)’da Musevîdir.1945

1941 1942

Nasr, Seyyid Hüseyin, Makaleler 1, Ter.: Şehabettin Yalçın, İnsan Yay., İstanbul 1995, ss. 73 -90. Aynı eser, s. 75. 1943 Robert, Jean Longuet, Büyük Dedem Karl Marx, Ter.: Renan Akman, Yordam Kitap, İstanbul 2012; Marx, Karl, Yahudi Sorunu, ter.: Yayın Kurulu, Sol Yayınları, Ankara 1997; Marx, Ücretli Emek ve Sermaye, ter.: Sevim Belli, Sol Yayınları, Ankara 2008. 1944 Direk, Zeynep, Çağdaş Felsefe II, Anadolu Üniversitesi Yay., Eskişehir 2012, s. 4. 1945 Sheppard, Ruth, Zihnin Kaşifi-Sigmund Freud, Ter.: Yonca Aşcı Dalar, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2012; Freud, Sigmund, Cinsiyet ve Psikanaliz, Ter.: Zeki Yıldırım, Yeryüzü Yayınevi, Ankara 2003; Freud, Dinin Kökenleri, Ter.: Ayşen Tekşen Kapkın, Payel Yayınları, İstanbul 2002.

383

f.2. Bazı Güncel Hadiselere Yaptığı Yorumlar:

f.2.1. Amerika’nın Irak İşgali: Irak’ın Amerika tarafından işgali, Şeyh Nazım’a göre, 1958 yılında gerçekleşen kanlı darbe ile Irak Krallığının devrilip, Cumhuriyetin ilan edildiği hadiselerle ilgilidir. Bu düşüncesini şöyle ifade etmiştir: “…(Melik) mütevazi bir ikametgahta oturuyordu. Bugünkü gibi (Saddam Hüseyin), saraylarda oturmuyordu. Kapılarında, yalnız, nöbetçiler var. Başka kimsesi yok. Bir gecede topa tuttular, o yeri (Bağdattaki konağı). O hain Kafir (Abdülkerim Kasım), tayyareden düşüp parçalandı. Sıra sıra, bu (Saddam Hüseyin) geldi… Cehennem ettiler orasını, yandı. İçeriye hücum ettiler, Meliki taradılar, ailesini taradılar, çoluk çocuklarını taradılar. Ehl-i Beyt hepsi. Peygamber(sav) nesli. 90 yaşında nine çıktı. Ben hatırlıyorum. Ben Hicazdan döndüğümde haberi aldık. Elinde Mushaf-ı Şerifle çıktı. Merhamet etmediler ona da, onu da taradılar. Yaktılar. Cehennem yaptılar orasını, o gece, ehl-i beyti Rasul’e. Allah uyur mu be!”1946

f.2.2. Kravat Takmanın Hükmü: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, kravat modasının icadında, çarmıha gerilmiş Hz. İsâ(as)’nın rumuz olarak taşınma kastının olduğunu şöyle ifade etmiştir: “Kravatı, Hristiyanlar uydurdu, İsa Peygamber’in çarmıha gerilmiş şekli diyerekten. Bize sattılar. Kendi papazları bilir bunları… Asıl bu. Maksat bu. Maksat o hatırayı devam ettirmek. İsa Peygamber çarmıhta gibi, göğsümde, kalbimde dedirtmek için. Bizim gibi gafiller onu mecburi yapıyorlar.”1947

1946

www.youtube.com./Şeyh Nazım El’Hakkani-Bağdat Sebepsiz Yanmıyor1; İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur. 1947 www.youtube.com/Seyh Nazim Kibrisi - Kravat takmanin hukmu

384

f.2.3. Prenses Diana’nın Vefatı: İngiliz Kraliyet ailesinin Prensesi Diana’nın 1997’deki vefatından sonra Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, bu durumun, her hadise gibi, ibret alınması gereken veçhini ifade etmiştir. İslam’ın rehberlik etmediği tüm insanlar gibi, İngiliz milleti de, bu vefat hadisesinin güçlükleriyle başa çıkamamışlardır. Şeyh Nazım, bu hadisenin sebebi olarak üç şeyden söz etmiştir. Prenses Diana, Müslüman kadının mütevazi kıyafetini giyiyor olsaydı, görünür ve görünmez musibetlerden korunurdu. Kıbrısî’ye göre bu kıyafet tarzı, onu paparazziden uzak tutacak ve öldürülmesine sebeb olan durum, göz önünde olmayacaktı. İkincisi, Diana’nın haram olan alkolden uzak durması gerekirdi. Üçüncüsü, Diana’nın İslam’da belirtilen kadın-erkek mahremiyetine ve nikah emirlerine riayet etmemesiyle alakalıdır. Özet olarak Şeyh Nazım’a göre, kulun başına gelen her hadise, onun yaşantısına rehberlik edecek İslamî, değerlere uygun olması ya da ters düşmesiyle alakalıdır.1948

f.2.4. Şili’de Maden Göçüğü Altında Kalan Madencilerin Müslüman Olması: Bu madencilerden Ömer Regadand ve Daryo Segafiyo, yetmiş gün kaldıkları göçükten kurtulmalarından kısa bir süre sonra Şeyh Nazım’ı Lefkedeki dergâhında ziyaret edip, Müslüman oldular ve Şeyh Nazım’dan bey’at aldılar. Bu hadisenin duyurulduğu haberde Kıbrısî’nin bu konudaki açıklaması, şu ifadelerle olmuştur: “Bir mağaranın içerisinde, bir göçüğün içerisinde kaldı bu adamlar. İlk günde ben yetiştim desem onlara, inanır mısınız? …Bir gün dua ediyordum. Muska hazırladım. Orada bir tanıdığımız var mı diye müritlerime sordum. Evet yanıtını alınca hemen gönderdim” Muskayı göçük altında alan Ömer Regedand, hislerini şöyle ifade etmiştir: “Madene o muskalar gelinceye kadar, kendimi sarhoş gibi hissediyordum. Ama ulaştıktan sonra çok huzurlu ve rahat hissettim.”1949

1948 1949

Jorgen, Sufism in West, ss. 123-124 www.youtube.com/Seyh Nazim Hz. ŞILI'li Madencilere ettiği Manevi yardımını anlatıyor .

385

f.2.5. Necmettin Erbakan’ın Vefatı: Şeyh Nazım’ın, Necmeddin Erbakan’ın vefatıyla alakalı ifadeleri şöyledir: “…Kadirşinas milletimizin gönlünde yer almış olmasaydı, cenazesi bu kadar kalabalık olmazdı. Necmettin Bey’e biz de dua ettik. Merkez Efendi’nin emriyle bizim de ruhaniyetimizin hazır bulunduğu bir mecliste karşılandı. Bizi de davet ettiler. Kabri hoştur.”1950

f.2.6. Suudî Arabistan Velihat Prensi (İç İşleri Bakanı), Nayef Bin Abdulaziz el Suud’un Vefatı: Şeyh Nazım-ı Kıbrısî, “Dün gece (17.06.2012) kalbime varid olan ve veliaht prensi ile ilgili olan haberleri tüm Müslümanlar ve insanlar ile paylaşmam icab ediyor... ” diyerek, Nafey b. Abdülaziz’in ruhunun kabz olduğu mirac gecesinde, kendisine giydirilen elbisenin nurdan olduğunu söylemiş ve onun vasıl olduğu manevi makâmı övmüştür. Bu videoda Kıbrısî, Suud ailesine ve tüm insanlara hitaben, “Her can, ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.”1951 ayeti üzerinden ölümü hatırlatmış ve “Hanginizin daha iyi ameller işlediğini göstermek üzere, ölümü ve hayatı yaratan odur.”1952 ayeti üzerinden nasihat etmiştir: “Ey Suud ailesi! Allah’ın emirlerine dikkat edin, Allah’a kul olun! Nefislerinize hâkim olun! Hakk’ta sabit olun… Bizim hakkımızda sadece hüsn-i zan bekliyoruz. İnsanlar hakkında hüsnü zanda bulunun ve onlara ikram edin. Onlara ikramda bulunursanız, kendinize ikramda bulunmuş olursunuz. Ey doğu, ey batı ehli! Kelamımız kitaplardan değildir. Hz. Peygamber (sav)’in bize ikram ettiği, varidattır. ‘Rabbim bana salât ediyor. Bana salavatı yasaklıyorlar. Kıyamet günü onlardan davacı olacağım.’ Estağfurullah. Tevbe ettim. Tebliğ ettim. Allah(cc) ve Melekleri(as) şahittir…”1953

1950 1951

www.youtube.com./Şeyh Nazım Erbakan Müjdesi; İlgili kayıt video arşivlerimizde me vcuttur. Ankebût: 29/57. 1952 Mülk: 67/02. 1953 www.saltanat.org/The Star of Al-Saud; İlgili kayıt video arşivimizde mevcuttur.

386

21. görmemezlikten gelinemez. Kıbrısî’nin “kulun acziyeti” anlayışıyla da ilgilidir. hayat ve ölüme dair sorularımızın cevabı olur mu? Şeyh Nazım’ın perspektifinden bakıldığında. bizi sosyoloji sahasında aranan sözkonusu sorunun cevabına ulaştırmış oldu. sonuçlar beş sebebe indirgenmiştir. tarikat hizmetlerindeki başarıları bu sebeplere değil. ilahi lütfa ve kudrete atfetmiştir. İslami düşünce ve tasavvuf ıstılahı içindeki yerini belirlemek amacı üzerine bina edilmiş çalışmamız. Mesela Kıbrısî. Modern insanın aklı esas alarak kurduğu. maddenin manaya bakan yönündeki ilahî kudreti reddedici bir anlayışın üzerine inşa edilmiştir. Çünkü Allah(cc). Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışı ve yaşantısı. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışının. aynı sonuçları doğurur. Bu duruma bir misal üzerinden bakacak olursak. “Hakkâniyye hareketinin nasıl bu kadar yaygınlaştı?” sorusuna cevap arayan sosyolojik çalışmalarda. bu açıdan bir maddi ve manevi hayatın 387 . sebeb-sonuç ilişkisine bağlı olarak belirlediği maddî yön. formülize edilemez ve tamamiyle hukuklaştırılamaz. insan-kâinat ilişkisi ve bu ilişkiyi ölçme usulü olan deney ve gözlem sonuçları. bu sorunun cevabı evet olmalıdır. şöyle söyleyebiliriz. Nakşîbendi Tarikatının Geleneksel yaşam tarzında birleştiren nedir?” yönündeki sorunun cevabını. Nakşibendî tarikatının dünyada yayılmasına vesile olan aklî kriterleri göz ardı etmediği gibi. din ve kültürlerden oluşan bu kitleyi nasıl İslam şemsiyesinde topladığı mühim bir sorudur. Dolayısıyla Şeyh Nazım’ın teslimiyet anlayışı. Çünkü modern bilimler. “Allah(cc) dilerse” olur. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışını incelerken bulduk. etki ve sinerjiyi oluşturabilir mi/miydi? Akıl merkezli sebep-sonuç ilişkisi içerisinde ele alındığı zaman. Bununla birlikte “Bu kadar çeşitli kültürden insanı. Ancak Şeyh Nazım’a göre bu sorunun cevabı. cevap kesindir. Kökleri İslam dinine dayanan bu anlayışın farklı dil. Bu anlayış. manevî yönün dışında değildir. bir mana âlemini var eden ve yöneten ilahî kudret. bizim tezimizde ulaştığımız sonuçlar olmaktadır. çalışmamız bu sorunun cevabını bulmak amacı üzerine bina edilmemiştir.yy ve modern dünya etkisini de dikkate almamıza vesile olmuştur. öze değil kabuğa dairdir. Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin ilahî kudrete dayandırdığı tasavvuf anlayışında. Şunu da hemen belirtmemiz gerekir ki. dilediğini zelil eder. Çünkü aynı sebepler. Muhammed Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışının ve yaşantısında görülen madde-mana ilişkisi. Bu yüzden ulaşılan sonuçlar. Bu anlayışı tezimizde geçen bir örnekle somutlaştırabiliriz. olamaz. Bu sebeblerin tamamını kendisinde toplayan herhangibir kişi/kurum. yedi kıtada. dilediğini aziz eder. Binaenaleyh bu ilişkiyi anlamamızda önemli derecede belirleyici olduğunu düşündüğümüz yönler. aynı sonuç.SONUÇ Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin tasavvuf hayatı ve bu yaşantının temelleri olan tasavvuf anlayışı. Yani madde âleminin varoluş dinamiklerinin ardında. 56 farklı ülkenin insanı tarafından kabul görmüştür.

Mevzu Şeyh Nazım-ı Kıbrısî olması hasebiyle. Kıbrısî’ye göre bu bekleme. günümüz insanı için önemli bir model teşkil etmektedir.’ın içindeki materyalist kültürle. maddi âlem kadar somut olduğu yönündeki bir sonuca işaret etmektedir. Özetle Şeyh Nazım’ın hayatındaki vahye dayalı hukukun belirlediği yaşam tarzı ve bu hukukun kalbî hayata kadar uzanan inisiyasyon sürecini içeren tasavvuf anlayışı. Şeyhi Abdullah-ı Dağıstanî’den aldığı emirleri hiç tereddüt etmeden uygulamaya koyması. yy. bu haberleri ilk günkü gibi beklemeye ve ilan etmeye devam etmektedir. bu platformun. ahir zaman haberlerini yaklaşık olarak kırk senedir beklemekte ve mürîdânına haber vermektedir. Bu konuların başında Mehdi(as) beklentisi. modern çağın bilimsel dinamiklerinin. Bununla birlikte. Bu haberlerden bir kısmının gerçekleşmemesine bağlı olarak mürîd sayısında düşüş olmasına rağmen Kıbrısî. İslam’ın iman esaslarına dayanan ve geleneksel tasavvuf terminolojisi dâhilinde olması lüzum eder. onun manevî âleme olan imanının. Peygamber(sav)’e imandaki sıddıkiyeti temsil etmektedir. Kıbrısî’nin genel tasavvuf anlayışı ve yaşantısında mündemictir. genel manada ters düşen bu anlayışın ve etkilerinin daha derinlemesine incelenebileceği bir vakıadır. Çünkü bu haberi ashabına veren Hz. manevî dinamiklere oturtulduğu bir platform gözetilmelidir. gelmektedir. teslimiyetin pratikteki göstergesidir. 20. O’nun emin sıfatını tasdiktir. Ancak bu incelemelere. Müstakil bir başlıkta incelenmeyen teslimiyet. şeyhinden duyduğu. aynı zamanda Hz. Şeyh Nazım’ın tayy-i mekân ile Mehdi(as)’yi ziyaret tecrübesi. 388 . Peygamber(sav)’in haberini beklemek. Bununla birlikte Kıbrısî.dinamikleri arasındaki tercihte bir denge unsurudur.

EKLER Ek 01: Hakk Levhası Ek 02: Şeyh İsmail eş-Şirvanî’nin Kabri. Amasya 389 .

Üsküdar/İstanbul Ek 04: Şeyh Ebu Muhammed Medenî’nin Türbe içindeki Kabri. Güneyköy/Yalova 390 .Ek 03: Şeyh Cemaleddin Kumukî’nin Türbesi.

Ek 05: Şeyh Şerafeddin Dağıstanî Ek 06: Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî Ek 07: Şeyh Şerafeddin ve Şeyhi Muhammed Medenî’nin Kabirlerinin bulunduğu türbenin dışı. Güneyköy/Yalova 391 .

07-08: Şeyh Şerafeddin’in evi (sohbet salonu). Güneyköy/Yalova 09: Şeyh Abdullah’ın Kabri. Şam/Suriye 392 .

Ek 10: Şeyh Abdullah (sağda ) ve Şeyh Nazım (solda) Ek 11: Şeyh Adnan Kabbanî Ek 12: Şeyh Hişam Kabbanî 393 .

1991 394 . 1991 Ek 14: New York.Ek 13: New Meksiko.

USA/Michigam.Ek 15: Hakkânî Dergahı. 1993 Ek 16: Malezya Prensi Rja Aslan’a Bey’at Verirken-Kulalumpur/Malezya 395 .

Ek 17: Hakkânî Degahı. Kulalumpur/Malezya Ek 18: Harita Üzerinde Hakkânî Dergahları 396 .

Şeyh Nazım-ı Kıbrısî’nin Babası Ek 22: Şeyh Nazım’ın eşi. Hacı Âmine Hanım Ek 21:Hasan. Arka Sağ: Nefi 397 . Ön Sol: Şeyh Nazım.Ek 20: Şeyh Nazım’ın Büyük Babası Ek 19: Ahmed Adil. Arka Sol: Celaleddin.

Ek 24: Şeyh Nazım'ın mahdumu. Şeyh Mehmet Efendi Ek 23: Tripoli-Kıbrıs için sandala binerken 398 .

2012) NY Görevlisi Ek 26: Şeyh Adnan (Kıbrısî’nin sağında).Ek 25: Şeyh Abdülkerim (v. Malezya Görevlisi 399 . Suriye Görevlisi Damadı Şeyh Hişam (Kıbrısî’nin solunda). 2012). Chicago Görevlisi Ek 27: Şeyh Şerif. Hollanda Görevlisi Ek 28: Şah İbn Sultan Aslan (v.

Güney Afrika Görevlisi 400 . Almanya Görevlisi Ek 31: Cemaleddin Almanya Ek 32: Yusuf Da Costa.Ek 29: Şeyh Lutfi (solda) ve Şeyh Mustafa (sağda) Endonezya Görevlisi Ek 30: Şeyh Hasan.

İspanya/Madrid Görevlisi Ek 34: Şeyh Nazım’ın iki katlı evi. Lefke/Kıbrıs Ek 36: Şeyhin evinin Dergah’a açılan. bahçe kısımı 401 . Lefke/Kıbrıs Ek 35: Dergahın yola bakan cephesi.Ek 33: Şeyh Ömer.

Lefke/Kıbrıs 402 .Ek 37: Dergah içindeki mescidin mihrap ve minberi Ek38: Mescidin doğu cephesi.

1368/1948) tasavvuf terbiyesi almıştır. Kıbrıs’taki irşad vazifesiyle görevlendirilmiştir. Şeyh Nazım’ın bu evlilikten iki oğlu ve iki kızı dünyaya gelmiştir. Kıbrısî’nin velayet ilmi olarak tanımladığı söz konusu malumaltları. geleceğe yönelik 403 . Şeyh Şerafeddin tarafından bildirilmiştir. manevi ilimlerdeki terbiyesi için Suriye. “Mürîdin El Kitabı (Hand Book of Mureed)”. Şeyh Abdullah’ın sohbetlerinden. Şam’a gitmiş ve orada Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’ye intisab etmiştir. manevî ilimlerle meşgul olmuş ve Şeyh Süleyman Erzurumî’den (v. Bu rivayet. Tasavvuf Sohbetleri. Peygamber varisleri olan evliyaya. Cuma Hutbeleri. Şeyh Nazım’ın tasavvuf anlayışının bir cüz’ünü teşkil etmektedir. Kıbrısî. Kıbrıs’ta dünyaya gelmiştir. Bu manada Kıbrısî’nin Mehdi anlayışı. Nazım-ı Kıbrısî ilkokula 1928 yılında başlamış. mürîdler için telkin edilen zikir ve tesbihatın derlendiği eserlerdir. 1359/1940 senesinde liseyi bitirerek İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi’ne kayıt olmuştur. Şeyh Nazım’ın irşad vazifesini Şeyh Abdullah-ı Dağıstanî’den almasından sonra başlamıştır. irşad ehli bilir ve ehline aktarır. Kıbrısî’nin tasavvuf anlayışında belirleyici bir mevzu olmuştur. Mehdi’nin beklelenen en son irşad ehli addedilmesi hasebiyle. İslamî metinlerde verilen haberlerin yanısıra. 1974’ten itibaren Avrupa’yı. Kıbrısî’nin ya da şeyhlerinin bu bilgilere bağlı olarak tevil ettikleri güncel hadiseler ve bu hadiselere bağlı olarak. Peygamber(sav)’e dayanan Kıbrısî’nin. kendisinin yaptığı işlerden dolayı değil. Baba tarafı. Asya ve Afrika kıtalarına yayılması. şeyhinden tevarüs eden ve bireysel olarak yaşanan manevi tecrübelerden müterakibtir. Kıbrısî’nin Mehdi anlayışı. Şeyh Nazım’ın sohbet ve hutbelerinden derlenmiş eserlerdir. 1986’dan