www.e-kitap.us sunar. Tüm kitap severleri Saklı Kütüphane’ye bekliyoruz.

Kâhin & Orodruin
Not: Saklı Kütüphanedeki e-kitaplar tanıtım amaçlıdır. Sevdiğiniz yazarlar ın zarar görmesini istemiyorsanız lütfen kitaplar ın orijinallerini sat ın alın.

Azra Erhat(ONK)

Altıncı Basım: Ağustos 1996

ISBN975-14-0391-X

Remzi Kitabevi A.Ş. Selvili Mescit S. 3 34440 Cağaloglu-lstanbul Tlf: 522 7248 - 522 0583, Fax: 522 9055

ONSOZ
MYTHOS VE MYTH0L0G1A İlkin Söz vardı, der Kitap. Bunu Platon duysa, söz mü, hangi söz, diye sorar. Çünkü eski Yunan dilinde söz kavramını vermek için bir değil, üç sözcük vardır: Biri "mythos", öbürü "epos", üçüncüsü "logos". Mythos söylenen veya duyulan sözdür, masal, öykü, efsane anlamına gelir. Ama mythos'a pek güven olmaz, çünkü insanlar gördüklerini, duyduklarını anlatırken birçok yalanlarla süslerler. Bu yüzdendir ki Herodot gibi bir tarihçi mythos'a tarih değeri olmayan güvenil­ mez söylenti der, Platon gibi bir filozof da mythos'u gerçeklerle ilişkisiz, uydur­ ma, boş ve gülünç bir masal diye tanımlar. Epos daha değişik bir anlam taşır: Belli bir düzen ve ölçüye göre söylenen, okunan sözdür, epos insana tanrı ar­ mağanıdır, güzelim süslü sözleri bir araya getirerek büyüler dinleyicilerini bir ozan. Ozanın sözünü tanımlayan epos böylece şiir, destan, ezgi anlamına gel­ miş ve o gün bugün epik ve epope diye Batılı dillerin hepsinde yerini almıştır. Mythos'la epos arasında ilkinden bir yakınlık vardır, mythos söylenen sözün, anlatılan öykünün içeriği ise, epos da onun doğal olarak aldığı ölçülü, süslü ve dengeli biçimidir. Epos ne kadar güzelse, mythos o kadar etkili olur, epos'la mythos'un bu başarılı evlenmesidir ki, ilkçağdan kalma efsanelerin ürün vere ve­ re günümüze dek yaşamasını ve mythos kavramının çağlar ve uluslararası bir ni­ telik kazanarak ölmezliğe kavuşmasını sağlamıştır. Ama bir de logos vardı. Onun sözcüğünü başta Herakleitos olmak üzere lonya düşünürleri eski deyimiyle "physiologoi", yani doğa bilginleri yapmıştır. On­ lara göre logos gerçeğin insan sözüyle dile gelmesidir. Logos bir yasal düzeni yansıtır, insanın bedeninde ve ruhunda bir logos bulunduğu gibi, evrenin ve do­ ğanın da logos'u vardır. Logos insanda düşünce, doğada kanundur, her yerde ve her şeyde vardır, ortaklaşa ve tanrısaldır. Logos'u bulmak, sırlarını göz önüne sermek, insan sözüyle dile getirmek düşünürün asıl ödevidir. Logos kavramıyla açılan bu çığır dosdoğru bilime varmış, öyle ki logos-logia bugün herhangi bir araştırma dalında bilgini ve bilimi dile getirmek için kullanılan birer ek olmuştur. Mythos'la epos uyumlu bir bütün içinde birleştikleri halde, onlarla logos ara­ sında ilkinden ve gün geçtikçe kesinleşen bir karşıtlık baş göstermiştir. Birbirine zıt iki akım almış yürümüştür. Ege kıyılarında filiz veren destanlar, övgüler, ezgi­ lerin yanında, gene tonya'da doğup gelişen bilim kolları: Fizik Tiatematik, yer ve gök bilimi, tarih ve coğrafya. Bilginler mythos'un uydurduğu epos'un dile ge­ tirdiği tanrı masallarını hor görür, yerdikçe yerer, evreni ve insanı anlatmakta bu türün yalancı ve zararlı yollara saptığını ileri sürer dururlar. Ne var ki evren tanımını dile getirmek için bu bilginlerin çoğu da epos biçimine, yani destana özgü heksametron ölçüsüne başvurmaktan alamazlar kendilerini. Yalnız Herak­ leitos düzyazıyla dile getirir düşüncesini.

Platon'un tutumu daha da ibret vericidir. Homeros'u tanrılar üstüne yalanlar uydurdu, topluma zararlı efsaneler düzdü-diye suçlamakla başımızı şişiren bu fi­ lozof "Devlet", ya da "Gorgias" gibi en önemli dialoglannın sonunda gerçeğin gerçeğini, tanrılar katındaki hakikati gözümüzün önüne sermek, fiziküstü kanıt­ larla tanımlamak istedi mi, bir mythos uydurur. Ne yapsın ki mythos'tan ayrı düşünemez, düşüncesi mythos kalıbına kendiliğinden girer. Mythos Yunan dü­ şüncesiyle özdeştir denebilir hem yalnız Yunan mı, insan düşüncesi ve onun ürettiği dille özdeş olsa gerek ki, Homeros'tan bugüne dünya sanatçıları mythos'u kendilerine tükenmez bir esin kaynağı olarak almışlardır. Ama "mythologia" sözcüğünde mythos'la logos'un, karşıt bu iki kavramın birleştiğini görmüyor muyuz? Mythologia efsaneler bilimi anlamına gelmez mi? Hem gelir, hem de gelmez. Erken ilkçağda "mythologein" diye bir fiil vardır, masal anlatmak demektir, sözlü gelenekle dilden dile aktarılan efsanelerin ozanlarca sürdürülmesini de belirtir. Mythologia kavramı da aynı anlama gelir. Hem masal ve efsanelerin toplandığı kitap için, hem de ilkçağın sonlarında "mythographos", yani mythos yazarı denilen derleyicilerin yaptığı iş için kullanılır. Ama mythologia bugün taşıdığı geniş ve kapsayıcı anlama gelmemiştir ilkçağın hiçbir döneminde. Mythos, çok tanrılı bir dinin tanrıları üstüne anlatılan efsane, mythologia da bu efsanelerin bir araya geldiği kitap olduğuna göre, mythologia ilkçağın din kitabı olmak gerek, oysa değildir ve hiçbir zaman olmamıştır. Çün­ kü bu efsaneler İnanç - tek tanrılı dinlerde söz konusu edilen inanç - düzeyine yükselmemiştir. Sözlü ya da yazılı yazın ve sanat kollarının hepsinde durmadan konu edinilip işlenen ve işlendikçe değişen mythos'lar ne kadar ozan, yazar, sa­ natçı varsa, o kadar biçim almış, bu nedenle hiçbir zaman belli bir dinin tek kita­ bı halinde toplanamamıştır. Böyle bir çeşitlilik, böylesine öğreti ve yöntem yok­ luğu, bu tür başıboşluk, özgürlük ve özerklik başka hiçbir din ve efsanelerinde görülmemiştir. İlkçağ mythos'u layiktir, din adamının değil, sanatçının uğraşıdır, onun anlamı, yön ve biçimi din alanında verilmez, sanat alanında verilir. Asıl ya­ ratıcısı da sözdür ve söz ustasıdır. Mythos, epos, giderek logos bile birleşmişler­ dir onun doğup gelişmesine. Gerçekle ilişkisi olup olmadığına gelince, mythos'un gerçeğini sözün dışında aramak boşunadır. Asıl gerçek insan sözü­ nün içinde, özünde, şiirindedir. Bunu anladığı içindir ki, ilkçağ insanı sözle birbi­ rinden renkli, büyüleyici ve inandırıcı yapıtlar yaratabilmiş ve sözün bir kitap içinde donmasını önleyerek, çağdan çağa, insan kanı gibi sıcak sıcak akmasını, böylece canlılığını sonsuzluğa dek aktarmasını sağlamıştır.

MYTHOS YARATICILARI Herodot der ki, tanrı soylarını sayıp döken, tanrılara adlarını veren, niteliklerini tanımlayan ve efsanelerini anlatan, Homeros'la Hesiodos'tur. Yani çok tanrılı ilkçağ dininin yaratıcıları, peygamberleridir onlar demeye getirir. Ne var ki bu yaratıcılığın neye yarayacağını bilmez, bilemez Herodot. Yunan mythos'unun yazına vurulması, evet, Homeros ve Hesiodos'la başlar, ama orada kalmaz, Ho­ meros'la Hesiodos'un yarattıkları tanrı soylarına ve efsanelerine - ki bu konuda ilk iki yaratıcının bile söyledikleri birbirini tutmaz - ekler, katkılar yapılır, yazın türleri çoğaldıkça mythoslar da yeni anlatımlar ve yorumlarla zenginleşir. Des­ tan çağını îonya'da da, Yunanistan'da da "melos" denilen lirik şiir türleri izler,

çalgı eşliğiyle Irk klflnln, ya da bir koronun söylediği bu ezgilerde de mythos önemli bir yer hıl<ır, "hymnos" denilen övgülerde başlıca konudur. Hele traged­ ya ile mythos yeniden doğar, tragedya yazarlarının elinde bir daha yitiremeyecegi bir öz ve anlamla yüklenir: İnsanlık dramının aynası, simgesi oluverir. Ko­ nusunu gerçek olaylardan alan bir iki tragedya dışında - ki bunlar da büyük tep­ kiyle karşılanmış ve tutunamamıştır - tragedyanın tek kaynağı mythos'tur. Des­ tandan tragedyaya tür ve görüş ayrılığının gerektirdiği büyük bir farklılık vardır. Destanda başrolü oynayan tanrılar arka plana itilir, yeni tanrılar, yeni kahra­ manlar ön plana alınıp tragedya yazarının seyircilerine yaşatmak istediği dra­ mın gereklerine göre aydınlanır. Dram insan dramıdır ama İpleri gene de tanrı­ ların elindedir, onları destanda olduğu gibi bir dağın tepesinden savaşı yönetir ya da bir insanın ölüm kalımını tartıya vurur görmeyiz, amaç ve eylemleri saklı kalır, anlaşılmadığı oranda da korkuçtur; tragedya tanrıları, bilerek ya da bilme­ yerek işlediği bir suç için insanı yıkıma götüren amansız yazgıyı, lanete uğramış bütün bir soyun zincirleme suç ve cezasını simgeler. Tragedyanın bu açıdan aydınlattığı mythos böylece alabildiğine zenginleşir, ama iş bununla da bitmez: Bin bir kent devletine ayrılmış olan Yunanistan'ın her bölgesi yerli mythos'unu yaratmak ve yaşatmak hevesindedir. Koruyucu olarak seçtiği bir tanrı üstüne kendi bölgesiyle İlgili efsaneler uydurmakta ya da olan efsaneleri kendi din ve devlet politikasına göre yorumlayıp değiştirmekte­ dir. Efsane çemberleri böylece genişledikçe genişler: Troya savaşı çemberine Atina, Thebai, Korinthos çemberleri katılır, Odysseus'un serüvenleri destanına Argonaut'lar destanı eklenir, Dor ırklı boylar lon mythos'unun kişileriyle boy öl­ çüşecek bir destan kahramanı yaratıp bütün efsanelerini Herakles diye bir yarı tanrının çevresinde toplarlar. Mythos böylece İçinden çıkılmaz girift ve karmaşık bir toplam oluverir. Bu çokluğu aydınlığa kavuşturmak için gerçekten bir mythos bilimine gerek vardır: O sırada, yani Yunan'ın klasik denilen parlak çağı sona erip de yaratıcılığı azaldığı, sanat gücünün tükenmeye yüz tuttuğu Hellenistik denilen dönemde efsaneleri toplama ve derleme işine girişilir. İskenderiye ve Bergama kitaplıklarının kurulup çalışmaya açıldığı elyazmalarının alabildiğine çoğaltılıp eleştirildiği dönemdir. Bu dönemde türeyen mythos yazarları bir yan­ dan başta Homeros olmak üzere büyük yazın yapıtlarını şerhler, notlar ve açık­ lamalarla kopya etmeye, bir yandan da efsaneler toplayıp kitaplar yazmaya ko­ yulurlar. Bunların efsane derlemeleri bizim için önemli bir kaynaktır. Roma im­ paratorluğu döneminde de efsane düzme süreci canlıdır. Roma, Yunan mythos'undan esinlenerek kendi din ve mitolojisini kurmak hevesine kapılır. Yunan tanrılarını kendi yerli tanrılarıyla bir tutarak adlarını değiştirir, efsanele­ rin kimini benimser, kimini atar, kimini yerli efsaneleriyle karşıtım. Ta ilkçağın sonuna kadar bu böyle gider. Yunan-Roma mitolojisi dediğimiz bütün bu kay­ naklardan ve daha sayamadığımız başkalarından alınmış, toplanmış, özetlenmiş efsane, masal ve öykülerin toplamıdır.

AKDENİZ MİTOLOJİSİ Şimdi sorarım size: Mitoloji diye bir kitap yazmaya girişince bu bin bir kaynak arasından hangisini seçip de anlatsın çağdaş bir yazar? Kaldı ki mitoloji deyince başta Yunan-Roma mitolojisi diye bir kavram akla gelir. Bu anlayış da hatalıdır.

Aslında bir Akdeniz çevresi efsaneler topluluğu vardır, onu Yunanistan ve Ro­ ma'ya mal etmemiz, bu efsanelerin Yunanistan ve Roma uyruklu yazarların ka­ lemiyle Yunanca ve Latince olarak yazılmış olmasından ileri gelir. Oysa bu efsa­ nelerin çıkış yeri ne Yunanistandır, ne de İtalya, Anadolu'dur, Girit'tir, Mezopo­ tamya'dır, Fenike, Mısır'dır, ya da bütün bu yerlerdeki sözlü geleneklerin karışı­ mından ortaya çıkmış bir bütündür. Yunanlı ya da Romalı kaynak yazarlar an­ lattıkları efsanenin asıl kaynağını araştırmazlar, onu bilseler bile kimi zaman si­ yasal amaçlar güderek saklarlar, bile bile değiştirirler. Hem ozanlar ve yazarlar özgür müdürler? Kimin için yazdıkları, kime hizmet ettikleri belli olur. En büyük iki destan yazarı buna örnektir: Homeros lonya'lıdır, gönlü Troya'dan yanadır, ama efendileri Troya savaşını kazanmış, Anadolu'nun kilit noktası olan Dardanos kalesini yıkmış Akhalardır, onları kahraman göstermek zorundadır, oysa asıl insan-kahraman Hektor'dur Ilyada'da. Vergilius ise Augustus çağının kültür politikasına hizmet etmekle görevlidir, Roma'ya bir kahramanlık geçmişi yarat­ mak amacıyla yazar Aeneis destanını ve Homeros'un tam tersine asıl gücü kuv­ veti Troyalılarda göstermeye çalışır. Bu açı ve erek farkları mythos anlatımında da farklılıklara yol açar. İkinci bir güçlük mythos anlayışında gün geçtikçe artan değişik görüşlerdir. Son yıllara dek "Yunan mucizesi" diye bir balon uçup dururdu. Batı dünyası in­ san değerlerinin dile geldiği ve büyük sanat yapıtlarıyla ölümsüzlük kazandığı tek kaynağın Yunan-Roma uygarlığı ve kültürü olduğuna inanırdı. Bu dar görüş­ lü açıdan bakılınca Yunan mucizesini yaratan asıl kaynak ve etkenlerin ne oldu­ ğu araştırılmaz, görmezlikten gelinir, bu inancı sarsacak bir bulut ortaya çıktı mı, bile bile ve bilimselliğe aykırı bir tek yönlülükle tartışmaya, giderek kavgaya girişilirdi. Troya'nın Çanakkale yöresinde olmadığını, Schliemann-DörpfeldBlegen üçlüsünün gün ışığına çıkardıkları koca uygarlık merkezinin Homeros'un llyada'sıyla bir ilişkisi bulunmadığını ileri sürmekte direnen sözüm ona bilginler bugün bile ortalıkta dolaşır ve kör görüşlerini kitaplara aktarmak yolunu bulur­ lar. Arkeolojinin son buluşları tarihle ilgili bilim kollarını göz kamaştırıcı bir ışıkla aydınlatmaktadır ama Anadolu arkeolojisi daha yenidir, Hititlere ancak son on, on beş yıl içinde yazılmış kitaplarda yer verilir, yüzyılımızın başlangıcında yayım­ lanmış bir mitoljide bakarsınız ki Ana Tanrıça Kybele'ye ancak yarım sütunluk bir yer ayrılmıştır. Apollon ya da Artemis'i Türkiye'nin Ege bölgesinde toprak­ tan çıkarılan anıtların ışığında yorumlamak, değerlendirmek daha hiçbir derli toplu mitoloji kitabına erek ve görev olmamıştır. Kısacası ilkçağın yazılı kaynak­ larıyla günümüzün buluşlarını bir araya getirerek çok yönlü bir görüşle toplama­ ya daha pek az bilgin girişmektedir. Bu yolda Halikarnas Balıkçısı çığır açıcı, yol göstericidir, yani Yunan'ı, Türk'ü olmayan, uluslararası tek bilimsel gerçeği ara­ maya koyulan gerçek bir bilgindir. Onun açtığı yoldan gitmekle birlikte eski ya­ zın kaynaklarına da hakkını vermek "Mitoloji Sözlüğü" adıyla okuyucuya sundu­ ğumuz bu kitabın tek amacıdır. Hemen söyleyelim ki bu kitap bir denemedir, eksiklerini, yetersizliklerini bile bile yayımlamaya giriştiğimiz bir deneme. Yukarda sözünü ettiğimiz sorunları bir dereceye kadar çözümleyebilmek için bu "Mitoloji Sözlügü"nü hem bir sözlük, hem de bir antoloji olarak düzenlemek yolunu seçtik. Efsanelik kişilerden kim söz ediyorsa Homeros mu, Hesiodos mu, tragedya yazarları mı, onların anlatımını elden geldiği kadar kendi metinle­ rinden vermeyi denedik. Burada Türkiye'de Türkçe olarak bulunan kaynakların

H

çokluğu bizi sevindirdi Tercüme Bürosunun açtığı çığır ve Milli Egitim Bakanlığı nın yayımladığı İlk klasikleri çevirilerinden bu yana çok çalışılmış ve. YunanLatin yazınının ana yapıtları bugün okunur bir dille kazandırılmış bulunmakta­ dır. böyle bir çalışmanın bilimsel yollardan nasıl sürdürüleceğini de göstermiştir. yapıtları ve çalışmaları elime ge­ çen birçok yazarlarla birlikte ortaya çıkmak istedim. Daha öteye gidilmiş. 1972 . mitolojik öyküler ve kişiler Batı yazınına olduğu gibi bi­ zim de şiirimize konu olmuştur. Bu çapta bir mitoloji sözlüğü bir tek kişinin yapacağı iş değildi. Çabamın tek ödülü bu olabilir. Georg Rohde'yi anmak isterim. kendi olanaklarımızla. Hangi kaynaklardan nasıl faydalandığımızı. önerilerini benden esirge­ mesin. yergilerini. Elimize geçenleri çalışmamıza ortak ettik. Bu kitaptaki "Kybele" maddesini onun 1937'deki Türk Tarih Kongresinde verdiği tebliğe borçluyum. Yurdumuzun eşsiz değerlerine saygıyı ve sevgiyi o aşıladı bana. Kadir'dir. Batı kaynaklı bir tek mitoloji kitabını çevirmektense. bu kitabı nasıl hazırlayıp hangi yöntemlere göre dizdiğimizi kitabın sonuna eklediği­ miz Sonsöz'de belirtmekteyiz. Mythos ve mythologia'nm ne olduğunu. Borcum büyüktür: En başta hocam Prof. Dr. Sözün kısası ben burada tek başıma değil. Bu kitap Homeros'la doludur. sözlüğü nasıl kullanacağını da bulabilecektir. kendi yazılı kaynaklarımızdan faydalanarak özgün bir deneme yapmayı yeg gördük. Ama asıl esin kaynağım sevgili ustam ve dostum Halikarnas Balıkçısı'dır. Azra Erhat İstanbul. birlikte çevirdiğimiz llyada ve Odysseia'yı güzelim şiir diliyle Türkçeye kazandı­ ran arkadaşım A. Okuyucu bu bölümde. Çok borçlu olduğum bir kişi de. Bizden önce Türkçe mitolojiler de yayımlanmış­ tır. nasıl olmasın ki Batı uygarlığının ilk ve en büyük ozanı yurttaşımız Homeros burcu burucu Anadolu kokar. Oku­ yucu bunu bana bağışlasın ve eleştirilerini. Bu kaynakları bulmada ve değerlendirmede ister istemez kişisel eğilimlerime göre bir seçme yaptım.

A
Abas. (1) İlyada'da adı geçen Abant'lar bo­ yuna adını veren kahraman. Poseidon ile su perisi Arethusa'nun oğlu. (2) Aigyptos oğullan amcaları Danaos'un kızlarıyla zorla evlenince, gerdeğe girdikleri gece kanları tarafından öldürülürler. Yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirger, ikisi­ nin birleşmesinden Abas adlı bir erkek çocuk doğar (Tab. 10). Abas Argos'ta kral olur, ev­ lenerek Akrisios'la Proitos'u meydana getirir. Akrisios'tan Danae, Danae'den Perseus do­ ğar. Acca Larentia. (1) Roma'nın kuruluş efsanesi'nde sözü geçen çoban Faustulus'un karı­ sı. Kocasının dağda bulduğu Romulus ve Remus bebeklerini benimser ve kendi on iki ço­ cuğuyla birlikte büyütür (Romulus). (2) Roma'nın kuruluş dönemlerinde güzelli­ ğiyle ün salmış bir kız. Bir bayram günü Her­ cules tapınağında tanrı ile tapınak bekçisi bahse girişirler, zar oyununda kim kazana-' caksa "ötekine bir ziyafet çekecek ve bu güzel kızla yatmasını sağlayacaktır. Oyunu Hercu­ les kazanır ve Acca ile sevişir. Kız sonraları zengin bir Etrüsk'le evlenir ve yaşlı kocası ölünce bütün varlığını Roma halkına bağışlar. Admete. Bir Samos (Sisam) efsanesine gö­ re, Perseus soyundan olan Admete Argos'ta tanrıça Hera tapınağının rahibesiymiş. Elli sekiz yıl bu tapınağa hizmet ettikten sonra, babası Eurystheus ölünce Argos'tan kaçmak zorunda kalmış. Tanrıçanın heykelini yanına alarak Sisam adasına sığınmış. Bir süre sonra Argos'luların parayla tuttukları korsanlar He­ ra heykelini kaçırmaya kalkışmışlar, ama ge­ miye bindirilen heykel yelkenlerin açılmasına engel olmuş, tanrıça böylelikle Samos'ta kal­ mak istediğini belli etmiş. Samos Hera'sı diye anılan ünlü bir heykel İlkçağ arkaik sanatının en önemli yapıtlanndan sayılır. Sisamlılar Hera ve Admete adına yılda bir bayram ya­ parlardı. Admetos. Pherai (bugün Elestino) şehrinin kralı. Delikanlı olarak Kalydon avına ve Ar-

gonaut'lar seferine katılmış. Kyklop'ları öl­ dürdü diye bir yıl Olympos'tan sürülen Apollon'u sığırtmaç olarak kullanmış (Apotlon, Kyklop'lar). Pelias'ın kızı Alkestis'e gönül ve­ ren Admetos onu elde etmek için arabasına bir aslan; bir de yaban domuzu koşmak zo­ runda kalınca Apollon tanrı ona yardım et­ miş ve Admetos Alkestis'i almış, ne var ki dü­ ğün günü Artemis'e kurban kesmeyi unuttu­ ğu için, tanrıça gerdeğini yılanlarla doldur­ muş. Apollon Admetos'u bu beladan kurtar­ mış, bununla da kalmayıp Admetos'un kade­ rini de değiştirmeyi başarmış: Kader Adme­ tos'un ölümü için saptadığı gün Pherai kralı yerine ölecek başka birini bulursa ertelemeye razı olmuş. Ama o gün gelince Admetos yeri­ ni alacak kimseyi bulamamış: Ne anası, ne babası, ne uşağı, kimse ölmek istememiş, yal­ nız genç karısı Alkestis kendisini feda etmiş. Alkestis Hades'e indikten sonra Herakles ta­ rafından kurtarılır (Herakles). Deli Dumrul ef­ sanesine de konu olan bu motifi Euripides "Alkestis" adlı tragedyasında işlemiştir (Al­ kestis). Adonis. Köken ve kaynakları güney Akde­ niz çevresine uzanan tipik bir Anadolu efsa­ nesi. Kybele-Attis mythos'unun bir başka an­ latımını veren Adonis efsanesi bir toprak-bereket öyküsüdür. Birçok şiir ve masal yazarla­ rının özene bezene işledikleri bu öykü şöyle özetlenebilir: Suriye kralı Theias, ya da Kıbrıs kralı Kinyras'ın Myrrha ya da Smyma adında bir kızı varmış, tanrıça Aphrodite'in lanetine uğra­ yan bu kız babasına tutulmuş, onunla seviş­ mek istemiş. Dadısının kurduğu bir düzenle babasının yatağına girmiş ve on iki gece onunla sevişmiş, son gecesi de gebe kalmış. O gece babası, yanında yatan kadının kendi kızı olduğunu anlamış ve bu korkunç günahı temizlemek için, kılıcıyla kızının üstüne yürü­ yüp onu öldürmek istemiş. Ama tanrılar Myrrha'ya acımışlar ve onu babasının elinden kurtarmak için bir mersin ağacına çevirmiş­ ler. On ay kadar sonra ağacın kabuğu çatla­ mış, gövdesinden dünya güzeli bir bebek çık­ mış. Çocuğun güzelliğine vurulan Aphrodite onu büyütsün diye yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş. Ama Persephone de çocuğa II

tutulmuş, onu Aphrodite'ye bir daha geri ver­ meye yaraşmamış. Tanrıçalar arasında ko­ pan kavgaya yargıçlık eden Zeus, Adonis'in yılın dört ayını Persephone'nin, dört ayını da Aphrodite'nin yanında geçireceğine, geri ka­ lan zamanda da istediği yerde yaşayabileceği­ ne karar vermiş. Adonis sekiz ay Aphrodi­ te'nin yanında kalmayı seçince, tanrıçanın güzel delikanlıya olan aşkını kıskanan öbür tanrılar (Ares ya da Artemis) Adonis'in üstü­ ne bir yaban domuzu salmışlar, kasığından yaralanan Adonis'de kanaya kanaya can ver­ miş. Toprağı sulayan kanından Manisa lalesi denilen bahar çiçekleri bitmiş, öte yandan sevgilisinin yardımına koşan Aphrodite'nin ayağına diken batmış, sıyrığından akan bir damla kan tanrıçanın çiçeği olan beyaz gülü kırmızıya boyamış. Kışın yeraltında saklanan, baharla birlikte yeryüzüne dönen ve aşk cümbüşü içinde fışkırıp gelişen bitkisel varlığı simgeleyen Adonis'e Suriye'de özellikle kadınlar tapınırlardi: Yılda bir bahar bayramları yaparlar, saksıla­ ra, sepetlere tohum dikerler, onları sıcak su­ larla sularlardı, böylece hızla büyüyen bu bit­ kiler kısa zamanda solup ölürlerdi. Adonis bahçeleri denilen bu çiçeklerin karşısında ka­ dınlar yas tutar ve "O ton Odonin" (Vah Adonis!) çığlıklarıyle dövünürlerdi. Adonis efsanesi Sümer ve Hitit kaynakla­ rından gelmedir. Adonis İbranîce "efendi" anlamına gelen Tammuz (Türkçe Temmuz) adının yunancalaştırılmış karşılığıdır. Tammuz-Adonis efsanesiyle Hitit bereket tanrısı Telepinu efsanesi arasında ilişki ve benzerlik göze çarpmaktadır (Kinyas). Adrastos. Talos'un oğlu, Argos kralı (Tab. 23). Efsanesi Thebai'ye karşı Yediler seferiy­ le ilgilidir. Bir aile kavgası yüzünden yurdunu bırakıp, dedesi Sikyon kralı Polybos'un yanı­ na sığınmak zorunda kalır. Bir süre sonra da onun vârisi olarak tahta çıkar, ama babasını öldüren Amphiarâos'la görünüşte banşarak, kız kardeşi Eriphyle'yi ona verir ve Argos krallığına döner (Amphiaraos, Eriphylej. Bu arada Oidipus oğullarından Eteokles, kardeşi Polyneikes'i Thebai'den sürünce, bir yandan Polyneikes, öte yandan da adam öl­ dürdüğü için Kalydon'dan sürülen Tydeus,

Argos'a sığınırlar. Adrastos kızlarından birini Polyneikes'e, öbürü Deipyle'yi de Tydeus'a verir ve Polyneikes'le birlikte Thebai'ye karşı Yediler seferine önayak olur. Falcı ve bilici olan Amphiaraos bu savaşta bütün önderle­ rin öleceğini, bir Adrastos'un sağ kalacağını öngörmüştü. Gerçekten de öyle olur, büyük yenilgiden sonra, Adrastos ölümsüz atına bi­ nerek Argos'a kaçar. Sonra, ölen önderlerin oğullarıyla Thebai'ye karşı Epikon'lar seferi­ ne katılır ve bu kez zaferi kazanır, ama savaş­ ta yitirdiği ogulunun yasına dayanamayıp ölür. Aedon. (Yun. Bülbül). (1) İlkçağ yazarlarını çok etkileyen bu efsaneye ilkin Homeros'ta rastlanır. Odysseia'da (XIX, 518) anlatıldığı­ na göre, Aedon Pandareos'un kızı ve Thebaili Zethos'un karışıdır. Zethos'un kardeşi Amphion Niobe ile evlenip çok çocuğu oldu­ ğu halde, Aedon'la Zethos'un yalnız bir ço­ cukları olur: Itylos. Aedon eltisini kıskanır ve bir gece en büyük oğlunu uykusunda öldür­ meye kalkışır, ne var ki yanılır, karanlıkta Niobe'nin oğlunu değil de kendi çocuğunu öl­ dürür. Tanrılar Aedon'a acıyıp onu bir bülbü­ le dönüştürürler. (2) Miletos efsanesi şöyledir: Aedon Milet'li Pandareos'un kızı ve Polytekhnos adlı sanat­ çının karışıdır. Kocasıyla birlikte Kolophon' da mutlu günler yaşarlar, İtys adında bir oğul­ ları olur. Ama mutlulukları başlarına vurur, gurura kapılırlar-. Zeus ile Hera'dan daha mutlu bir çift olmakla övündükleri için, Hera ceza olarak kavga tanrıçası Eris'i sokar arala­ rına. Karı koca birbirleriyle yarışmaya girişir­ ler, Polytekhnos araba yapmakta, Aedon ku­ maş dokumakta. Kim daha çabuk bitirecekse, öbürüne bir hizmetçi bulup getirecektir. Yarışmayı Aedon kazanır, kocası da gider Efes'ten onun kız kardeşi Khelidon'u (Yun. Kırlangıç) alır, yolda onu kirletir, saçlarını ke­ sip köle kılığına sokar ve kız kardeşine kim olduğunu bildirirse, onu öldüreceğini söyleye­ rek Aedon'a verir. Aedon kız kardeşinin bir gün çeşme başında dert yandığını duyunca, onu tanır. İki kız kardeş öç almaya karar ve­ rirler, İtys'i öldürüp pişirirler ve babasına yedirirler. Polytekhnos işin farkına varınca çılgı­ na döner, iki kız kardeşi öldürmek ister. Zeus

araya girer ve birini bülbül, öbürünü kırlangıç haline sokar. (3) Atina efsanesi: Tragedya yazarlarının ve özellikle Sophokles'in yitik "Tereus" traged yasında anlatıldığı gibi, Prokne ile Philomela Atina kralı Pandion'un kızlarıdır. Prokne Trakya kralı Tereus'la evlenir ve İtys adlı bir oğulları olur. Ama Tereus Philomela ile de sevişir ve olup biteni kız kardeşine anlatma­ sın diye dilini koparır. İki kız kardeş İtys'i ke­ sip babasına yedirmekle öç alırlar. Tanrılar Prokne'yi bülbül, Philomela'yı kırlangıç (baş­ ka bir anlatıma göre adı güzel sesli anlamına gelen Philomela bülbül olur), Tereus'u da hüthüt kuşuna dönüştürürler. Aristophanes "Kuşlar" komedyasında bu dramı Hüthüt'ün ağzından şöyle anlatır: yan garip bülbülüm, uyan, Çöz tanrısal dilini, Dök yüreğindeki acılan,

hazine odasını, bir taşını yerinden oynatıp kolayca çıkarabilecekleri biçimde yapmışlar Geceleri buraya girer, hazineden bir şeyler araklarlarmış. Varlığının gün geçtikçe eksildi­ ğini gören kral Girit'ten ünlü mimar Daidalos'u çağırmış. Bir tuzak kurmuşlar ve iki hır­ sızı tam yakalayacakken, Trophonios Agamedes'in kafasını keserek kaçmış. Başka bir anlatıma göre, Agamedes ile Trophonios Delphoi tapınağını bitirince, tan­ rıdan ücretlerini istemişler, Apollon da altı gün yiyip içip eğlenmelerini, yedinci günü emeklerinin karşılığını alacaklarını bildirmiş. Öyle olmuş, yedinci gece uykuya dalınca iki mimar bir daha uyanmamışlar. Tann onlara en büyük ödül diye tatlı bir ölüm bağışlamış. Agamemnon. Agamemnon Yunan mythos'unda tektir, eşsiz bir tiptir, yalnız İlyada'da değil, efsaneler boyunca onun simgele­ diği kavramı onun kadar etkin ve belirgin ni­ teliklerle canlandıran başka bir kişi yoktur. Agamemnon kraldır, krallar kralıdır, her biri bir bölgenin yönetimini elinde tutan birçok derebeylerinin başında, onları ordularıyla bir­ likte yöneten başkomutandır. Buyruğuna tek sınır, bölgesel kralların toplantısında çizilir, bu kurultayda da başlıca kural danışmadır. Yunan mythos'u tanrılar tanrısı Zeus'un üs­ tünde, ondan üstün bir güç bulunduğunu gös­ terdiği gibi, krallar kralı Agamemnon'un kişi­ liğinde de krallığın hem erdemlerim, hem de eksik ve zayıf yönlerini önümüze serer. Bu bakımdan destana olduu kadar, tragedyaya da esin konusu olmuştur Agamemnon. İlyada'nın üçüncü bölümünde Helene surla­ rın üstüne dizilmiş, savaş alanına bakan Troyalı ihtiyarlara en başta eski eniştesi Agamemnon'u "hem iyi bir kral, hem güçlü bir savaşçı" olarak tanıtır. Agamemnon'un kral­ lık yetkisi Zeus'tan gelmiştir. Homeros onun asasının, kral değneğinin tarihçesini çizerken (İl. 11, 100 vd.), soyunu Pelops'a kadar götü­ rür, başka bir efsane koluna göre Agamemnon'un ilk atası Tantalos'tu. (Tab. 14 ve 15). İlyada'da Pelops oğullarının kan davasından söz edilmez, krallık normal yoldan Pelops'tan Atreus'a, Atreus'tan Thyestes'e ve ondan Agamemnon'a aktarılır; Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş düşmanlığı ve onun sonu I !

Anlat o kutsal ağıtlarınla Oğlumuz ffys'in başına gelenleri. Kızıl boynundan su gibi aksın Oğlumuzun adını inleyen sesin, Apollon, altın saçlı tanrı

Sık fundalıklardan göklere yükselsin,

Duyup bu acı yankıları, Alsın fildişi çalgısını, Karşılık versin sana, Tanrı koroları kursun yukarda, Ve ölümsüz dudaklarından çıkan ezgiler Karışsın sesine mutlu yüceliklerde. Aello. Harpya'lardan biri. Adı Kasırga anla­ mına gelir (Harpyalar). Aerope. Girit kralı Katreus'un kızı (Tab. 15). Girit'ten sürülüp Argos'a gelir ve ilkin Pleisthenes ile evlenir, sonra Atreus'un karısı olur. Aerope, Agamemnon ve Menelaos'un anaları olarak gösterilir. Atreus'la Thyestes arasındaki kardeş kavgasında ölür (Atreus). Agamedes. Agamedes üvey oğlu Trophonios'la birlikte Yunanistan'ın en ünlü mimarlarındanmış. Delphoi ve Thebai şehirlerinde yaptıkları anıtlar parmakla gösterilirmiş: Delphoi'de Apollon, Arkadya'da Poseidon tapınakları ve Thebai'de Alkmene'nin yatak odası ellerinden çıkmış. Boiotia kralı da onla­ ra hazinesini saklamak için sağlam bir yapı ıs­ marlamış. Para hırsına kapılan iki mimar da

cunda İşlenen korkunç suçlar daha çok tra­ gedyaya konu olmuştur (Atreus). Ama destan Agamemnon'u bir krala özgü bütün nitelikle­ riyle canlandırır. Bu kral portresi üstünde durmaya değer. tlyada'nın konusu, Agamemnori ile Akhilleııs arasındaki kavga Agamemnon yüzünden kopar. Ve bu kavgada krallar kralının tutu­ mu, karakteri ve kişiliği bütün açıklığıyla orta­ ya serilir. Agamemnon kraldır ve her kral gi­ di kendi çıkarını, istek ve buyruklarını emrin­ deki insanlannkinden üstün görmekte ve bu İnanışa göre davranmaktadır. Tutsağı Khrysels'i geri vermek istememesi, vermek zorun­ da kalınca Akhilleus'unkini almakta hiçbir sa­ kınca görmemesi kavganın asıl nedenidir. Bu olayda karşısına çıkan kim olursa olsun pay­ lar, tersler, hiçe sayar (İl. I, 102 vd.). ... Kalktı hırsla gücü yaygın Agamemnon, yiğit Atreus oğlu, kapkara bir öfkeyle doluydu yüreği, yanıyordu iki gözü yalım yalım... Apollon'un Akha'lara gönderdiği salgının nedenini bilen Kalkhas bu öfke karşısında çe­ kinir gerçeği söylemeye (İl. I, 78 vd.). Kızdıracağım biliyorum Akha'lartn saydığı adamı, o adamın bütün Argos'lulara her yerde sözü geçer. Kral azgın olur kızınca ayak takımından birine, bir zaman öfkesini yenerse de, unutamaz kinini, dışarı vurana dek taşır yüreğinde onu. Ama Agamemnon ne Kalkhas'ı dinler, ne de onun sözlerine uyulmasını salık veren Akhilleus'u, bildiğini yapar. Bu davranışı tepki uyandırır. Tepkinin, yalnız kavgaya tutuştuğu Akhilleus'tan gelmemesi, ordunun alt tabaka­ sını simgeleyen bir askerin de kralı en ağır sözlerle kınaması dikkati çeker. Halkın yöne­ ticisini eleştirmesi dünya yazınında ilk kez gö­ rülmektedir burada. Bu eleştiri Akhilleus'un ağzından şöyle dile gelir. "Ey doymak bilmek adam... Seni gidi edep­ siz, çıkarma düşkün yürek... Seni şarap fıçısı, seni it gözlü, seni geyik yürekli... Halkını ke­ miren bir kralsın sen". (İl. I, 122, vd.). Ama yiğidin sözlerinden daha da şaşırtıcıdır Thersites'in, halktan bir adamın kralı kına­ 14

ması (Thersitesj. Bu eleştiri yalnız kralı degil, feodal Akha düzeninin tümünü kapsamakta­ dır (İl. II, 225 vd.). Gene mi bir fisteğin var, Atreus oğlu? Barakaların tunçla, kadınla dolu. Bir şehri alır almaz biz Akha 'lar onları sana verdiydik ilk peşin. Bir de altın mı istiyor canın şimdi? Tutup getirelim Troya'Mardan birini, gelsin babası kurtulmalık versin sana, altınla versin sana, öyle mi? Taze bir kadın mı istiyorsun yoksa, düşüp kalkmaya, bütün gözlerden uzakta, kapatmaya kendine? Başbuğsun, yakışık almaz Akha oğullarını yıkıma sürüklemen. Size diyorum Akha oğulları, hey, Akha oğulları denmez size artık, Akha kadınları demeli, sizi aşağılık herifler sizi, Hadi yurda dönelim gemilerimizle, tek başına bırakalım Troya'da onu, otursun onur payının üstüne. Yardım etmeyelim de görsün sonunu, Saygısızlık etti Akhllleus'a, en üstün yiğidimize, aldı onur payını, yoksun bıraktı onu. Akhilleus'un içinde büyük bir kin yok gene de; hem gevşek davranmasaydı sana, Atreus oğlu, bu senin son küfrün olurdu ona. Bu sorunu Akha ordusunun nasıl çözümle­ diği de ilginçtir. Athena'nın verdiği esinle Odysseus sıraları dolaşıp şöyle yatıştırır her­ kesi (İl. II, 1 9 3 vd.): ...bilemezsin Atreus oğlunun niyeti ne? Akha oğullarını yokluyor şimdi o, ama ezecek yakında başlarını... Öfkelenip de Akha'lara yıkım getirmesin sakın, Zeus'un beslediği kralların amansızdır öfkesi... daha güçlüdür onlar senden. Sense savaştan anlamaz korkağın birisin. Ne kurultayda geçer sözün, ne savaşta geçer. Hem biz burada hepimiz kral değiliz ki. Her taraftan bir ses çıkarsa iyi olmaz, bir tek baş olmalı, bir tek kral. Kurnaz Kronis oğlu şu değnekle bütün yetkileri size krallık etsin diye verdi Agamemnon'al

At ıi >r .1 r .

Agamemnon gene de bir zorba olarak gös­ terilmez llyada'da, aslında talihsiz bir adam­ dır: Akhilleus'u kırdığına bin pişman olur, ba­ rışmak için ödün vermeye razıdır. Yiğidin olumsuz tepkisiyle karşılaştıktan sonra, bir daha aynı uysallığı gösterir ve özür dileyerek barışır (İl. XIX, 85 vd.). Her davranışında sanki bir sakarlık vardır Agamemnon'uh: Aulis'te avlanırken Artemis'i kızdırması, bu yüz­ den kızı İphigeneia'yı kurban etmek zorunda kalışı bu kralın hatalarını ne kadar pahalıya ödediğini gösterir (İphigeneia). Karısının ve onun âşığı olan kendi amcaoglunun elinden öldürülmesi bile aynı yarı komik, yarı trajik kaderin belirtisidir (Klytaimestra, Aigisthos). İlyada onun kahramanlıkları ve öldürdüğü Troyalı yiğitlerin adıyla doludur, ama Aga­ memnon burada da tam başarılı değildir, ne savaşta bir Akhilleus ya da bir Aias olabilir, ne de kurultayda bir Nestor ya da Odysseus gibi üstün bir akıl gösterebilir. Onun kişiliğin­ de Homeros ve yolunu izleyen bütün ozanlar krallık kurumunun kusur ve eksikliklerini or­ taya sermek istemişlerdir sanki. Agaue. Kadmos ile Harmonia'nın kızı, Jno ile Semele'nin kardeşi, Pentheus'un anası (Tab. 18). Zeus'la Semele'nin aşkı üstüne de­ dikodu yaptığı için, Semele'nin oğlu tanrı Dionysos anasının öcünü almış. Bakhalar sürü­ süne katılan Agaue, oğlu Pentheus'u bir vah­ şi hayvan sanarak kendi eliyle parçalamış. Bu konu Euripides'in "Bakkha'lar" tragedyasın­ da işlenmiştir (Pentheus, Bakkha'lar). Agdistis. Pausanias'ın anlattığı Agdistis ef­ sanesi ana tanrıça Kybele'nin Pessinus'taki kültüne ilişkin bir efsanedir. Zeus bir gece düş görerek tohumunu yeryüzüne döker. Bundan hünsa bir varlık doğar: Agdistis. Hem kadın, hem erkek olan bu yaratığı tanrı­ lar ele geçirir ve erkeklik uzvunu kesip atar­ lar, uzuvdan bir badem ağacı meydana gelir, ırmak tanrı Sangarios'un (Sakarya) kızı bu ağaçtan bir badem koparıp göğsüne saklar, bundan gebe kalarak Attes (başka kaynaklara göre Attis) adlı bir oğlan doğurur. Onu dağa bırakır. Attes büyüyünce öyle yakışıklı, öyle eşsiz güzellikte bir delikanlı olur ki o zaman salt kadın olan Agdistis ona âşık olur. Ne var

ki Attes Agdistls'ten kaçmak İçin Pesslnus'a gider ve orada kralın kızıyla evlenmeye k.ılkı şır. Tam düğün gecesi düğün ezgileri söylen­ mektedir ki Agdistis birdenbire çıkagelir. At­ tes onu görünce çıldırır ve erkekliğini keser, Pessİnus kralı da aynı şeyi yapar. Attes ölür, Agdistis de sevgilisinin bedeninin bozulma­ masını sağlar. Bu efsanenin başka bir anlatımı da şöyle­ dir: Phyrgia ilinin sınırlarında Agdos adlı ıssız bir kaya varmış, orada Kybele tanrıçaya bir taş biçiminde tapılırmış. Zeus tanrıçaya tutul­ muş, onunla birleşmeyi başaramayınca tohu­ munu bir kayanın üstüne bırakmış. Bu to­ humdan Agdistis doğmuş, hünsa imiş, Agdis­ tis'i Dionysos sarhoş ederek erkekliğinden et­ miş; uzvundan bir badem ağacı çıkmış, bu­ nun meyvesini Sangarios ırmağının kızı Nana göğsüne almış, gebe kalıp Attes'i doğurmuş. Sangarios Nana'ya çocuğu dağa bırakmasını buyurmuş. Bebek gelen geçenin ilgisini çek­ miş, onu bir tekenin sütüyle beslemişler, te­ kenin sütü olamayacağı halde, adının Phrygi a dilinde teke anlamına gelen "artagus" teke ile ilişkisini göstermektedir. Ne var ki bu arta­ gus sözcüğü "güzel" anlamına da gelebilir. Her neyse Agdistis ile Kybele ikisi birden gö­ nül vermişler bu güzel delikanlıya, ama Phrygia kralı Midas onu kendi kızına almak istiyormuş. Derken Agdistis Attes'i çıldırtmış, delikanlı bir çam ağacının dibinde erkekliğini keserek can vermiş. Kybele tanrıça onu göm­ müş, toprağa akan kanından biten menekşe­ ler dibinde öldüğü çamı çepeçevre sarmışlar. Midas'ın kızı da umutsuzluğa düşerek canına kıymış, Kybele onu da gömmüş ve onun me­ zarı üstünde de menekşeler bitmiş. Ayrıca mezarı üstünde bir badem ağacı büyümüş. Agdistis Zeus'a yalvarmış Attis'in bedeni hiç bozulmadan kalsın, çürümesin diye, Zeus da bu dileğini yerine getirmiş. Attis'in saçları bü­ yümeye, küçük parmağı da oynamaya de­ vam edecekmiş. Bu sözü aldıktan sonra Agdisüs sevgilisinin ölüsünü Pessinus'a götür­ müş, orada gömmüş ve anısına bir bayram ile bir rahip heyeti kurmuş. Bu efsanelerde Agdistis ile ana tanrıça Kybele birbirine karışmaktadır. Motifleri top­ rak bereketini ve bitkinin öldükten sonra ye­ niden dirilmesini simgeleyen bu efsaneler da-

ha çok alegorik birer anlam taşır. Bunlardan amaç, Pessinus'taki Kybele kültünde rahiple­ rin belli zamanlarda ve törenlerde erkeklik uzuvlarını kesmelerinin nedenini ve kaynağı­ nı anlatmaktadır. Kybele tanrıçanın ise Ana­ dolu'da ve çevrede tarih öncesi çağlardan Roma devrine değin çeşitli adlarla tapım gör­ düğü herkesçe bilinmektedir (Kybele). Agenor. Epaphos'un oğlu, lo'nun torunu olan Agenor tanrı Zeus'un soyundandır (Tab. 10). Io inek kılığında dünyayı dolaştıktan son­ ra Mısır'a gelir, orada Zeus'tan olan oğlu Epaphos'u doğurur, Epaphos da Nil tanrısı Neilos'un kızı Memphis'le evlenir ve Libya adında bir kızları olur. Afrika'nın bir bölgesi­ ne adını veren bu kız tanrı Poseidon'la birle­ şerek ikiz doğurur: Agenor ile Belos. Belos Mısır'a, Agenor ise Fenike'ye yerleşir. Tyr ile Sidon kentlerinin kralı olur. Kızı Europe tanrı Zeus tarafından kaçırılınca Agenor oğulları Kadmos, Phoiniks ve Kiliks'i kız kardeşlerini aramaya gönderir, bulup getirmedikçe dön­ memelerini buyurur. Hiç biri de geri gelmez, Akdeniz çevresinde kentler kurup yerleşirler (îo, Epaphos, Belos, Europe). Aglaie. Adı parlak anlamına gelen Aglaie Zeus ile Eurynome'den doğmuş üç Kharit tanrıçanın biridir (Kharit'ler). Hesiodos'a gö­ re Aglaie Kharit'lerin en gencidir ve tanrı Hephaistos'la evlenmiştir. Aglauros (yahut Agraulos). Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. Tanrıça Athena, içinde Erikthonoios'u sakladığı sepeti ona ve­ rip sakın açmamasını söyler. Ama kardeşleri Herse ve Pandrosos'la birlikte Aglauros me­ rakını yenemez ve sepeti açarlar, içinde yı­ lanlarla sarılı bir bebek görünce korkudan çıldırarak Atina Akropolünden aşağıya atarlar kendilerini (Erikhthonios). Agron. Kos (Istanköy) adasında Byssa ve Meropis adlı iki kız kardeşiyle yaşayan ve yal­ nız toprak işleriyle uğraşan bir delikanlı. Bu üç kardeş toprak tanrıçasından başka hiçbir tanrıya saygı göstermedikleri için ceza olarak kuş biçimine sokuldular: Meropis baykuş ol­ du, Byssa martı oldu, Agron da yagmurkuşu haline dönüştürüldü. 16

Aia. Yun. "aia" veya "gaia" toprak demek­ tir. Aia, Kolkhis ülkesinin eski adıdır (Argonaut'lar). Aiaie. Odysseia'da büyücü tanrıça Kirke'nin adasına verilen ad (Kirke). Aiakos. Yunanlıların en dürüstü, en dindarı diye anılan Aiakos, Zeus'la su perisi Aigina'nın oğludur (Tab. 21). Anasının adını alan Aigina adasında kral iken uyruklarının hepsi vebadan ölmüş, Aiakos da babası Zeus'a yal­ varmış ki adada bol sayıda bulunan karıncala­ rı insana dönüştürsün. Baştanrı oğlunun bu dileğini yerine getirmiş. Karıncalardan dog­ ma bu adamlara Myrmidon'lar (Yunanca "myrmeks" karınca demektir) denmiş. Aiakos'un torunu Akhilleus sonraları Myrmidon'ları kendi ordusu olarak Troya seferine götürmüştür. Tanrıların çok sevdiği Aiakos'tan Yunanlı­ lar bir dilekte bulunmuşlar: Ülkelerini kasıp kavuran kuraklığa son vermesi için Zeus'a ya­ karmasını istemişler ve Zeus bu dileği de yeri­ ne getirmiş. Aiakos'un Aigina'dan Telamon ile Peleus, bir denizkızı olan Psamathe'den (Yun. Kum) Phokos (Yun. Fok balığı) adlı bir 03lu olmuş. Phokos'un atletik yarışmalarda başarılarını kıskanan ağabeyleri Telamon ile Peleus kafa­ sına bir disk atarak öldürmüşlejr onu. Aiakos da hak yerine gelsin diye sürmüş oğullarını Aigina'dan. Bu hakseverliği ona öldükten sonra Hades ülkesinde yargıç olmayı sağlamış. Gerçi Homeros destanlarında Aiakos'un böyle bir sıfa­ tı yoktur, ama Platon onu ölüler yargıcı ola­ rak gösterir ve Asya'lı Minos ile Rhadamanthys'in yanıbaşında Avrupa'dan gelen ruhları yargıladığını ileri sürer (Gorgias, 524a). Aiakosoğlu. llyada'da Akhilleus'a verilen soyadı (Tab. 21). Aias. İlyada'da iki Aias'ın adı geçer, biri, "küçük Aias" Oileus'un oğludur ve Lokris'lilerin önderi olarak gelmiştir Troya sava­ şına, öteki, "büyük Aias" Telamon'un oğlu, Akhilleus'un amca çocuğu ve Salamis adası­ nın kralıdır (Tab. 14 ve 21). Bu iki Aias birbi­ rinden çok ayrı kişilerdir, ama hep omuz om-

Akha'lar bu günahı kendisine ödetmek için Aias'ı taşlamaya koyulurlar. Argos'luları başıyla.). bu iki yiğidin nitelikleri ve ka­ derleriyle birbirinden çok değişik olmalarında aramalı. Tanrıça yiğidi böylece ölümden korumuş olur. tanrı sözcüsü şu cevabı verir: Kassand ra'nın kaçırılıp ırzına geçilmesinin kefareti olarak her yıl Lokris'ten Troya'ya iki genç ki/ gönderilmeli ve Athena tapınağına kurban edilmelidir. III. XIII. bütün Hellen'leri. Ak­ ha'lann. Lokris'lilere Oileus oğlu çevik Aias komuta eder. Ne var ki bu kez kendi de Athena sunağına sığınıp yalvarır. yatıştırır Aias'ı bu kötü huyu Aias'm başına bela olacaktır. Aias. Akhilleus'tan sonra en yiğit savaşçısıdır. Aias'm gemisi batar. tanrıçanın heykeline sımsıkı sarılmıştır. Bu töre de bin yıl sürdürülmelidir. Savaşa hazırlanırken şöyle tanımlanır Alas (İl. başaramayacakla­ rı hiçbir yiğitlik yoktur. 702 vd. Poseidon yiğidi kur­ tarır. Aias Hektor'a karşı teke tek savaşa da ha­ zırdır. senin aklında hiç çeviklik yok. 226 vd. Lokris'liler bunu yapmışlar. boynuzlarının kökü bol bol ter döker. 526 vd. kavgacı başı. Ama sert. hem çok ufak. Akha'lann eline geçtiği sırada Priamos'un kı­ zı Kassandra Athena tapınağına sığınmış.). dışarı çekmek ister ve dinsel töreleri hiçe sayarak bu işi başarır. llyada'daki olaylardan sonrasını an talan destanlarda Aiasınm İşlediği büyük bir suç söz konusudur: Troya şehrinin düştüğü. Akha'lann kalesi diye anılan Aias'ı Priamos surların üstünden görünce. soylu. Girit'lilerin önderi de şöyle tanımlar onu (İl. işte Aias'lar da tıpkı öyle. 'kendirden bir zırh giymiş küçümencik bir adamdır ama.). (1) AİAS OİLEUS OĞLU . ikide bir salgın­ lar baş gösterir. akılsız adam. Aias'lar arasındaki bu birlik. Akha'ları kargı atmakta .' 1 Aralarını sonunda Akhilleus bulur.za savaşırlar.). yanındaki Helene'ye sorar (İl. ikinci yılından sonra kızlar kurban edilmeyip Athena rahibe­ si olarak Troya'da alıkonulmuşlar. Görünüşü. öteye de hiç gidemezler (İl. Aias'ın işlediği günahların cezasını yurdu da çeker: Yiğit öldükten sonra bile uzun bir süre Lokris toprağı verimsiz kalır. yeni sürülen tarlada şarap rengi İki öküz nasıl gönüldeş olur da çekerlerse sabanı. 17 . hafif silahları kullanmakta ustadırlar. ama hiç ayrılamaz Telamon'un oğlu Aias'tan. Patroklos'un ölüsünü Troyalıların elin­ den kurtarmaya da yardım eder.). Telamon'un oğlu Aias'mki kadar değil boyu boşu ondan ufak. gittikleri zaman yarık boyunca uca doğru yalnız cilalı boyunduruk ayırır onları birbirinden. Bu dayanışmayı şöyle tanımlar Homeros (İl. Irlyarı yiğit. 712 vd. Bunu daha iyi anlamak için her biri­ ni ayrı ayrı incelemeliyiz. katılmadıkları hiçbir savaş. XXIII. VII. XIII. (2) AİAS TELAMON OĞLU Telamon'un oğlu Salamis'li Aias Troya sa­ vaşına yalnız on iki gemi getirdiği halde. 4 8 3 vd.. Akha'lardan geri kalırsın her İşte. öbür Akha'lı.). omuz omza destek oluyordu birbirine. geniş omuzlarıyla aşan? Helene de bu yiğidin "eşi görülmedik Aias" olduğunu söyler. ama cezasız bırakmaz: Dönüş yolculu­ ğunda Akha'lar korkunç bir fırtınaya tutulur­ lar. Oileus'un çevik oğlu Alas hiç. M . Delphoi'ye çare sorulduğun­ da. Aias kızı sığınağından ayırmak. Kim o. ama onun komuta ettiği bölükler hiç benzemez öbür savaşçılara: Okçular Lokris'liler. Aias İlyada'da şöyle çıkar karşımıza (İl. geçer. Aias kırk tane kara gemiyle gelmiştir Troya'ya. 206 vd. kavgacı ve kimi zaman kabadır. Patroklos'un ölüsü için yapılan araba yarışmasında Aias İdomeneus'la kavgaya tutuşur. ama bu kez Aias Athena'nın öfkesine karşın kurtulduğuna böbürlendiği için tanrıça Zeus'un yıldırımını alarak kendi öldürür akıl­ sız yiğidi. II. gemilerin yanındaki çetin boğuşmaya katılır. boyu bosuyla küçük Aias'ın tam karşıtıdır. beraberliğin asıl nedenini. Bu iki yiğit Akha ordusunun canı ciğeridir.

Korkunç diye nitelenen bu kalkan yedi kat deri. bizim bugünkü deyimlerimizle bir şizofreni ya da paronaya krizi. Büyücü Kirke'nin ve Minos'un karısı Pasiphae'nin kardeşi ve Medeia ile Apsyrtos'un babasıdır. güçlerine güç ka­ tar. Bunca büyük bir kah­ ramanın böyle gülünç bir duruma düşmesi Aias'ın katlanacağı bir çöküntü değildir: Kılı­ cının üstüne atar kendini ve canına kıyar. değeri hiçe sayılıp ağır bir haka­ 1« rete uğramıştır.). ama Agamemnon ile Menelaos ne yapıp yapıp silahlan Odysseus'a verirler. Pandion bir devrim sonucu Atina'dan sürülünce. küçük düşü­ rülmüş. Aietes. Theseus'un babası (Tab. Aias kendine gelip ne yaptı­ ğını. Aias'ı tanrıça Athena bu korkunç ya­ nılgıya düşürür. iri" bir kaya parçası alır ve Aias'ın kalkanını tam gö­ beğinden vurur. yıllar sonra yurdu­ na dönen kızı Medeia'nın yardımıyla tacını yeni baştan elde edebilmiş (Argonaut'lar). Kafkas dağının eteklerinde bulunan Kolkhis (bugünkü Gürcistan) ülkesine kral olur. Akha'larm kalesi. uzun gölgeli kargısı sallanıyordu. VII. Troya savaşı da bittik­ ten sonra. savaş arkadaşlarını hiçe saymasını sert sözler­ le kınar. bir kat da tunçtan yapılmıştır. önde yürür. hayvanların hepsini bir bir öldürür. fırladı. Bunların arasında şair Sophokles'in "Aias" adlı tragedyasında ele aldığı yürekler acısı dramı üstünde dura­ lım: Akhilleus öldükten. Aias Hektor'u alt etmekle kalmaz. O adam da Te­ lamon oğlu Aias'tır. Medeia'nın kesip denize serptiği parçalarını toplamakla vakit geçirmiş ve umutsuzluğa kapılarak Kolkhis'e dönmüş. Thetis ister ki Akhilleus'tan sonra en yaman savaşçı kimse o alsın silahları. Önce Korinthos tah­ tına çıkar. Atina kralı Pandion'un oğlu. Akha'lara söz geçirmek için ona baş vururlar. silahlarla sarıp sarmaladı bedenini. Aias çileden çıkmış. Medeia'nın yardımıyla altın postu çalıp kaçan Argonaut'ların peşine takılmışsa da oğlu Apsyrtos'un. tıpkı dev yapılı Ares gibi yürüdü. son katına saplanır kalır. Aias kalkanıyla dikkati çeker Akha'lar ara­ sında. altın postunu Aietes'e armağan etmiş. Bu işte tanrı parmağı vardır.I \U l\ / I I I İ U O Aias giydi ısıldayım tunç zırhını. derken Hektor. Ama Aias daha büyük bir ka­ yayla onu saf dışı eder (İl. dev yapılı Aias. Kral da onu tanrı Ares'e adanmış ormandaki bir meşe ağacına asmış ve bekçi olarak önüne korkunç bir ejder dikmiş. yürek kemiren savaş gücüyle birbirleri üstüne saldırttığı erler arasında savaşa giden Ares gibi tıpkı. öç al­ dım diye şenlik yapar. Yeraltı tanrısı Hades'in başka bir adı (Hades). Aigeus. İşte böyle atıldı öne o. pürtüklü. Thetis'in tanrı Hephaistos'a yaptı­ rıp oğluna getirdiği silahlar kime kalacak diye kavga kopar Akha komutanları arasında. O sırada bir bunalım geçirir. Akhilleus'un bir kız uğruna savaştan çekilmesini. Aidoneus. Aigreus onu . he­ men koşar. ünü. 268 vd. bir gece pusu kurar. öldürür. Güneş tanrı Helios ile Okeanos kızı Perseis'in oğlu (Tab. savunmada da hep başta gelir. Öyle ki tanrılar bile derin bir saygı beslerler Aias'a. sorumluluk duygusu Agamemnon'unkinden daha üstündür. İlyada'da en erdemli yiğit olarak karşımıza çıkan Telamon oğlu Aias'ın adına birçok ef­ saneler daha kurulmuştur. Akra'ların gevşediğini gördü mü. saldırı­ da da. elinde kılıcıyla Akha ordusunu yok edeceğim diye bir sığır sürüsüne saldırır. sonra Karadeniz'in güney-dogu kıyılannda. "ovada duran. savaşın en çetin anların­ da aslan gibi dövüşür. Troya'nın sayısız yiğidini tepeler. Kız kardeşi Helle ile Asya'ya kaçan Phriksos Kolkhis'e sığınmış ve üstünde uçtuğu ka­ natlı koçu Zeus'a kurban ettikten sonra. Hektor'la savaşta Troya'lı yiğidin kargısı altı kat deriyi geçer. Kronos oğlunun. Çektiği acı korkunçtur. 8). Geniş adımlar atıyordu altında ayakları. kara. lason Argonaut'larla birlikte altın postu almaya gelince. Orada da tahtından olmuş. soykaları çadırına taşır. Aietes ona birçok sınamaları başarırsa postu vereceğini söyle­ miş. kışkırtır onları. Aias kendi çıkarını hiç düşünmeyen ülkü­ cü bir kahramandır. Sophokles'in bu tragedyasında ününü ömrü­ nün sonuna kadar koruyamayan büyük ada­ mın dramı dile getirilmiştir. kimleri öldürdüğünü görünce düşmanla­ rının karşısında rezil olmaya dayanamaz. Korkunç yüzünde bir gülümseme. 24).

sonra Atreus'un oğlu Aga memnon tarafından kovulurlar. Agamemnon Troya'dan dönünce ikisi birden kahpece vururlar onu. Sonra da Thyestes'i öldürmekle görev­ lendirir. Sophokles'in "Elektra". Patroklos'un babası olacak Menoitios'u dünyaya getirir. (Od. Euripides'in "Elektra" ve "Ores­ tes" adlı tragedyaları bu aile dramını çeşitli ayrıntılarıyla ve başka başka açılardan ele ala­ rak canlandırırlar. Theseus Atina'ya döner ve amcası Pallas'ın tahta göz dikmiş elli oğlunu alt edip babasına kendini tanıtır (Aithra). Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş kavgasını sürdürür. Algyptos'a da Arabistan'ı verir. Theseus bu duruma bir son vermek üzere canavarı öldürmeye gi­ der. Thyestes'ln oğlu (Tab. Thyestes de bir gece gizlice kızı Pelopeia'nın koynuna girer ve onu gebe bıraktıktan sonra kaçar. babasının adını bil­ dirmeden büyütmesini söyler. I. Homeros destanlarında tanrı Zeus ve Athena'nın kalıp sıfatlarından biri de "aigis taşıyan"dır. Atreus oğulları efsa­ nesinin Homeros destanları kadar eski oldu­ ğunu gösterir. 14 ve 15). Irmak tanrı Asopos'un kızı (Tab. kendi ogluymuş gibi benimseyerek yetiş­ tirir. kralın karısı Klytaimestra'yı baştan çı­ karır. Bu çocuk kahraman Theseus'tur. Yılanlarla çevrili. Atreus'u öldürebileceğini bil­ dirir. Afrika kıtasına ege­ men olan Belos oğlu Danaos'a Libya'yı. Aigisthos. Aigisthos. yedi yıl hüküm sürdükten sonra Agamemnon'un oğlu Orestes tarafından öldürülür. Aigina'ya tutulan Zeus onu Oinone ada­ sına kaçırır. bir süre sonra da kendisini tanıma­ yan amcası Atreus'la evlenir. ataları da Zeus'la lo' dan doğma Epaphos'tur. Aigisthos adının "Odysseia" da da sık sık geçmesi. keçi anlamındaki "aix"ten türemedir) Mykenai sarayına gelir. Aigyptos ile ikiz kardeşi Danaos'un de­ deleri tann Poseidon. Agamemnorı Troya seferine çıkınca Aigisthos Mykenai'ye döner.AİGYPTOS kardeşleriyle birlikte yeniden tahta çıkarmayı başarır. or­ tasında bir Gorgo kafası bulunan aigis kalka­ nı korku salarak orduları bozguna ugratırmış. Aigyptos. Sonradan Aktor'la evlenip. Bunca dert­ ten sonra. Belos'la Ankhinoe'nin oğlu (Tab. Pelopeia Aigisthos'u doğurur. "Melampodes" (kara ayaklar) üiktllnl. III. 518-537). Delikanlılık çağına gelince. 21). Yola çıkmadan önce babasına söz verir ki zaferle dönerse. 256-275. dönüş yolunda Troizen'de kalır ve ora kralının kızı Aithra ile birleşir. Kuşaktan kuşağa süregiden bu kan davası tragedya şairlerine tükenmez bir esin kaynağı olmuştur. Çobanların keçi sütüyle besleyip büyüttükleri Aigisthos (adı Yun. Kimden olduğunu bilmediği bu çocuğu kırla­ ra bırakır. Theseus'un yolunu gözleyen Aigeus kara yelkenleri görünce oğlunu öldü sanarak kendini denize atar. Aigeus iki kez evlendiği halde çocuğu ol­ maz. Zeus'un Titanlara karşı savaşında kullandığı ve kendisinden başka yalnız Athena'ya verdi­ ği bu kalkan kudretin bir simgesi olmuştur. IV. Zeus'un Girit mağarasında kendisini emziren keçi Amaltheia'nın derisiyle yaptığı bir kalkandır. Aiskhylos'un "Agamemnon" ile başlayan "Oresteia" üçlüsü. yani Mısır'ı fetheder ve oraya adını varlı . Aigina bu adada Aiakos'u doğu­ rur. Bir tanrı sözcüsü ona ancak öz kızından bir oğlu olursa. Aithra bir ço­ cuk doğurur. Bir süre baba-ogul Mykenai'clc hüküm sürerler. 10). Aigina. Ama Aigeus mutsuz bir kraldır. ama Aigyptos gider. Aiakos bir süre sonra adaya bir Pelasg soyu yerleştirip Oinone'ye anasının adını vererek Aigina der (Aiakos). Aigis. Thyestes kardeşinden öç almak çarelerini arar. Atreus onu iyi karşı­ lar. Panathenaia bayramında yarışan Girit atleti Androgeos'u öldürttüğü için kral Minos'un korkunç isteklerine uymak zorunda kalır: Her yıl Atina gençliğinden yedi erkek ve yedi kız Minotauros'a yedirilmek üzere Girit'e gönderilmektedir. gemisine bir beyaz yelken çekecektir. bir oğlu olursa. Aldığı cevabı pek anlamaz ama. İçinde boğulduğu denize adı verilerek Aigaios Pontos (Ege denizi) denmiştir. Aithra'ya. Dönüşte bu sözünü unutur ve ge­ misi kara yelkenleriyle girer limana. Atreus Thyestes'ln oğul larını öldürüp kendisini Mykenai'den kovun ca. Aigis. Bunun nedenini Delphoi tapınağında tanrı sözcüsüne sormaya gider. 32-43. Ama Aigisthos Thyestes'in kendi öz babası olduğunu anlar ve onun yerine Atre­ us'u öldürür.

Troya savaşında Aineias Priamos oğulların­ dan hiç geri kalmaz. İlos'un torunu olan Priamos Troya kralı. İğreniyordu artık Priamos'un soyundan. korkunç çığlıklar atıyordu. Aeneas).).). Dardanos soyunu sürdürmekle görevli olduğu tanrı Poseidon'un ağzından söylenir İlyada'da (İl. tanrısal Aphrodite doğurdu onu Ankhises'ten. Tanrıça Aphrodite ile Troya'lı prens Ankhises'in oğlu Aineias Homeros'un İlyada destanında önemli bir rol oynamakla kalmamış. 292 vd. AkhiUeus'la ilk ça­ tışması da orada olur (İl. soylarının kaynağı olan Argos'a sıgınnuş. Aineias İlyada'da pek rol oy­ namaz artık.). Tek başına desteksiz kalan Aigyptos da üzüntüden ölmüş (Danaos. bizi dosdoğru Vergilius'un Aene­ is'ine götürür.Aigyptos'un elli oğlu. 819 vd. birleşti lda eteklerinde bir ölümlüyle. 335 vd. kurtarır onu. Savaş meyda­ nında görelim onu (İl. yok olmamalı Dardanos soyu. Derken Diomedes kocaman bir taş atar üs­ tüne. yiğit düşer.). Aineias'ın Troya önünde ölmeyeceği. Aigyptos bu kızları oğullarına almak istemiş. II. XVII. yuvarlak kalkanını tutuyordu. . 296 vd. yani Aeneas destanı Tro­ ya'lı yiğidin Troya yangınından sonra Anado­ lu'dan göçmesi ve İtalya'ya yerleşerek Roma _ şehrine temel olacak yeni bir yurt kurmasını anlatır. Danaos'un da elli kızı olmuş. Aineias'ın bu iki destanda da beliren çok yönlü kişiliğini incelemek gerekir: Soy ağaçlarından da belli olduğu gibi (Tab. 90 vd. XX. kalkanımla Aineias yere atladı. Troya'nın ku­ rucusu Tros ile kral soyu iki dala ayrılır: İlos ile Assarakos. Hektor kadar yiğitçe savaşır Akha'ların en güçlü kahramanlarına karşı. kendilerini kovalayan Aigyptos oğullarıyla evlenmek zorunda kal­ mışlar. Aineias'ı Apollon Troya kalesindeki tapınağa kaçıra­ rak kurtarır.). Babası nasıl tda dağının eteklerinde yaşa­ mışsa (Ankhises). Kaderi kurtulmaktır Aineias'ın tohum ekmeden. Öbür tanrılar da katılırlar bu ça­ baya.. Dandanie'İllerin başında Aineias var. Aineias'ı kalçasından vurur. ki­ mi zaman Hektor'u bile aşıp ona öğüt ver­ mek durumuna gelir (İl. Bu sözler. Ankhises'in oğlu. Eşi de. deli­ kanlılığı da oralarda geçer. ama her kezinde 20 de bir tanrı korur. 311 vd. Aphrodite bu yüzden yaralanır. o sırada anası Aphrodite'nin telaşını görmeli (İI. Aineias (Lat. Akhalar alıp götürmesin/er diye ölüyü gücüne güuenen aslan gibi dolaştı çevresinde. "Aeneis". Girit ve kuzeybatı Yunanis- . Bu konuda iki kardeşin arası açılmış ve Danaos elli kızıyla birlikte Afrika'dan ka­ çıp. Danaos kızları. önünde kargısını. Assarakos'tan üreme Ankhises ise Dardanie şehrinin yöneticisidir. karısı Kreusa arkalarından gelirken birden ana tan­ rıça Kaybele tarafından kaçırılır (Kreusa. Aine­ ias babası Ankhises'i omuzlarına alarak ve oğlu Askanios'u da elinden tutarak İda dağı­ na kaçar. Troya'nın kutsal heykellerinden Palladion'u da yüklenerek yola koyulur. XX.. Aineias'ın çocukluğu.). Kocaman kargısı. düşünde gördüğü Hektor'un tayfı da Aeneas'a batıda Hesperia ülkesine gidip Troya' yi orada yaşatmasını buyururlar. V. ölümlü kadınların verdiği çocuklar arasında Kronos oğlu Dardanos'u seuerdi en çok. 17) Troya kral soyunun ilk atası Zeus ile Elektra'nın oğlu Dardanos'tur. Odysseia' nın serüvenleri örnek alınarak anlatılan bu yolculuk Trakya. Troya'nın yıkımından sonraki olaylardaki rolü bütün ayrıntılarıyla Aeneis'te anlatılır. İlyada sonrası efsanelerinin çoğu bu destan­ da anlatılmıştır: Tahta atın şehre alınması ve Laokoon faciasından sonra (Laokoon). Ankhises ile Priamos ve Hektor ile Aineias aynı kuşak­ tan amcaogullarıdır. bakmadı tanrıçalığtna. klasik Latin şairlerinin en büyüğü olan Vergilius'a da bir destan esinlemiştir. Danaos Kızla­ rı). ama düğün gecesi kocalarını öldür­ müşler. Hektor'la denk gider. kral olacak çocuklarının çocukları.).V. güçlü Aineias kral olacak Troya'lılara. öldürmek için yanıyordu karşısına çıkanı. iz bırakmadan ölmemeli. Ama Aineias'ın Priamos oğullarından üstünlüğü bir tanrıçanın oğlu ol­ masından gelir (İl.

Destan Aeneas'ın bu zaferiyle kapa­ nır. ulusal tarih ve kültüre sonsuz saygı ile onu soylulaştırmak için başka. sonra korkunç bir fırtı­ na Aeneas'ı Libya kıyılarına atar. Bu ara­ da Rutul'ların kralı Turnus Troya'lılara saldır­ mıştır. Ankhises orada ölür. Romalıların inançlarına göre burada yer­ altı ülkesine açılan Avernus gölü vardır. Bu­ rası Palantinus tepesiyle Roma şehrinin iler­ de kurulacağı yerdir. İtalya kıyılarını kuzeybatıya doğru iz­ leyip Tiber ırmağının arzına varır.Al( )| ( )S tan kıyılarından Sicilya'ya geçişle başlar. Aîolos. Aeneas'a gönlünü kaptıran Dido onu Afrika'da alıkoymak istediği halde. Güney İtalya'da Cumae şehrine vanrlar. en ünlü sayfalarmdandır.ı içine alan Aiolis kıyı bölgesine ve onlarda oturan soyla. geçmişin değerlerine bağlılık. Büyük Latin şairinin amacı Augustus'un damgasını bastığı çağının dünya ve İnsan görülün* bir ufuk açmasıydı. Dido canına kıyar (Dido). sonra Augustus'un da soyu olan lulü'lerin Troyalı Aeneas ve Ankhises'le tanrıça Aphrodite'de kaynak buldukla rını. Aiolos Notos. Vergilius onu sona erdiremeden öl­ müş. "Pius Aenas" (dindar Aenas) di­ ye anılan kahramanın tutum ve davranışı Ho­ meros destanlarındaki yiğitlerinkinden farklı­ dır. ba­ şında oğlu Pallas'ın bulunduğu bir bölük as­ kerle arkadaşlannın yanına gönderir. ilkçağla ortaçağ arasında köprü kurmuştur. Augustus'un ve Augustus çağı insanının ülkü bildiği geçmişe. Euros ile Zephyros adlı dört büyük yeli bir tulum içinde kapalı tutar ve ancak Zeus'tan aldığı buyruk­ larla ortaya salar. kültüre hizmet için en büyük örnekleri göz önünde tutarak yarat alıkta onlara ulaşma amacı ve bu uğurda sonsuz bir sorumluluk duygusu. Aeneas'ın o gü­ ne kadar olan serüvenlerini anlatmasına fır­ sat verir. Aeneas'ı da yeni bir tip in­ san olarak canlandırmış olması üstünde dur­ maya değer. yellerin yöneticisi. (2) Deniz tanrı Poseidon'un oğlu. Tufan kahramanları Deukalion ile Pyrrha' nın torunu. bu ada şöyle niIrlrniî: . Boreas. ondan esinlenerek destan yaz­ dığını dile getirmekle Aeneis destanı gerçek­ ten çığır açmış. kendisinin de Homeros gibi ozanların ozanına dayanıp onun yolunda. "Pietas" diye tanımlanan kavram dine saygıyı da aşan bir erdemdir. On iki bölümlük Aeneis destanı bitmiş de­ ğildir. tanrı­ lar Aeneas'ın bir an önce yeni Troya'yı kur­ mak görevine dönmesini buyururlar. bütün bunlar "pietas" denilen kavramın içerdiği ve Aeneis destanında canlandırılan Aeneas tipinin tam bir başarıyla simgelediği erdemlerdir. (1) Yunan ulusunun efsanelik atası sayılan Hellen ile Orseis adlı Nympha'nın oğ­ lu. 20). babası Ankhises'le görüşür ve kendisini bekleyen par­ lak kaderi onun ağzından öğrenir. Rutul'larla savaşa girişir ve arkadaş­ larını ırmak ağzında bırakıp içeriye doğru Pallantea şehrinin bulunduğu yere varır. yabancı da olsa benimsenen kay­ naklara bağlama çabası. Aiolos. Oranın yerlileri. Doros ile Ksuthos'un kardeşi ve Sisyphos. Cumae'nin tanrı sözcüsü Sibylla Aeneas'ı ölüler ülkesine götürür. Roma'nın geçmişini ta Anado­ lu'nun büyük uygarlık merkezi Troya'ya ka­ dar götürmekle ona uluslararası bir derinlik vermiş bulunmasıdır. Bütün bu bilgileri edindikten sonra Aeneas yeryüzüne döner. Roma'nm kuruluşuna ka­ dar olan olaylarla efsaneler tarihçilere konu olmuş ve uzun uzadıya anlatılmıştır. Homeros'la Dante'nin yeraltı dünyası anlatımı ara­ sında yer alan bu parça ilkçağ yazınının en belirgin. Yunanistan'dan göçme olan kral Evandrus Aeneas'ı iyi karşılar. Midilli adasını d. Kartaca kraliçesi Dido epizodu Odysseus'un Alkinoos'un sarayında yaptığı gibi. eserini bitiremediği için onun yakılması­ nı da buyurmuştu. Yiğit ar­ kadaşlarıyla yola koyulur. Burada Aeneas. Odysseia destanında Odysseus'un Aiolos'un adasına varışı anlatılır. Kretheus ile Salmoneus'un babası (Tab. onun konuştuğu Aiol diline adı­ nı vermiştir. Vergilius'un Aeneis destanıyla en büyük' başarısı kendi çağının ulusal kültürüne bir kaynak bul­ muş olması. Önce lulius Caesar. Roma'nın Akdeniz'in en soylu haneda nınca kurulduktan sonra düşman olarak bili nen batı ile doğuyu büyük bir birlik içinde ba­ rıştırmış olmasını göstermek. Arthamas. Çanakkale yarımadasından Mende res ırmağına kadar uzanıp. Aeneas Turnus'u teke tek savaşta öl­ dürür.

Yeller tanrısı. şölen yapıp gönül eğlendirmek­ tedir. büyücü kadın Aison'u diriltmekle kalma­ mış. bölümün­ de (1-79) anlatılan bu serüven destanın en renkli öykülerinden biridir. İason Medeia ile birlikte Yunanistan'a dönün­ ce. Yeller hep birden dı­ şarıya fırlar. İason'un babası (Tab. korkunç bir fırtına kopar. Esir.Yıkılmaz tunçtan bir duvarla çevriliydi bu yüzden ada. Aithra. baş kahramanı da Eos'la Tithonos'tan doğma Aithiopia kralı Memnon'dur (Memnon). üstelik de oğlu İason'u Kolkhis'e al­ tın postu almaya gönderir. Theseus). Latin şairi Ovidius'a göre. Aithra'yı Aigeus'la birlikte yaşadığı Attika'dan Dioskur'lar kaçırmışlar ve kardeşleri güzel Helena'nın yanına hizmetçi olarak ver­ mişler. Erebos ile Nyks. Troya savaşının İlyada'dan sonraki bölüm­ lerini anlatan "Aithiopis" destanı (kayıptır) adını bu ulustan aldığı gibi. Bu yüzden Theseus'un tanrı oğlu mu. yani dünyayı saran hava taba­ kasının üstündeki arı ve ışıklı gök. Aithiopcs. Lat. diktatör Camülus tanrı sesinin duyulduğu yerde bir tapınak yapılmasını bu­ yurmuş ve Palatinus tepesinin kuzey eteğinde 'Aius Locutius" denilen tanrısal varlığa tapı­ nak dikilmişti. (Yun. insan oğlu mu olduğu belli de­ ğildir. Troya düştükten sonra torunları Aithra'yı kurtarmışlar. şölenlerine katılırlar. Böylece do­ kuz gün dokuz gece giderler. Hesiodos'a göre Aither. Galya orduları Brennus komutanlığında Roma'ya doğru ilerlerken (İ. Odysseus uykuya dalar. yağma etmişler. Sonsuz bir mutluluk içinde yaşarlar. ama bu kez tanrı onu sert sözlerle kovar. tam bir ay konukladıktan sonra içine azgın yelleri sımsıkı bağladığı sığır derisinden bir tu­ lum verir ona ve arkasından tatlı bir Zephyros yeli salarak uğurlar gemisini. Kretheus'la Tyro'nun oğlu. "aius locutus" ise söylenmiş söz anlamına gelir. Gerçekten de bir süre sonra lason'un öldüğü haberi gelir. Bu yüzden de Zeus. Güneşe böyle yakın oldukları için yüzleri yan­ mış ve esmerleşmiştir. Poseidon ve İris gibi Olympos tanrıları ülkeleri­ ne sık sık uğrar. ama üvey kardeşi Pelias onu tahtından atıp tutuklar. ama sesin dediği doğru çıkmış: Galyalılar Roma'ya saldırmış. Romalılar düşmanı kov­ duktan sonra. Akademos. 22). Odysseus'u iyi karşılar. Pelias artık kardeşini kor­ kusuzca öldürmeyi göze alır. Aius Locutius. Aison'un boğa kanı içerek kendi kendini zehir­ lemesine izin verir. Bir söylentiye göre Helena'yı Paris'le kaçmaya iten bu kadınmış. ama Theseus'un ölüm haberini alınca Aithra canı­ na kıymış (Aigeus. Aithcr. Ancak. Attika'lı kahraman. tanrılara kurbanlar kesip gün 99 boyu şölen yaparlar. şehrin yaban ellerin saldırısına uğ­ rayacağını bildirmiş. Aigeus kısırlığı konusunda kâhine danışmaya gitti­ ği Delphoi'den dönerken Troizen'de bir gece kalmış ve tanrının cevabını doğru yorumla­ yan Pittheus onun kızıyla yatmasını sağlamış. onu bir iksirle gençleştirmiş de. tanrıların lanetine uğramış bir adamı tutmaktan çekinir. Akademos. yüzü yanıklar demek). "aio" ve "loquor" söz söylemek. Kimse bu sese kulak ver­ memiş. Odysseia'nın X. Aiolos konağında bir düzine çocuğu ile yi­ yip içmekte. bu tehlikeli sefer­ den sağ dönmeyeceğine inanarak (Argonaut'lar). kız kardeşlerini aramaya gelen Dioskur'lara kızın saklandığı yeri bildirmiş. Kerameikos denilen bölgenin ötesindey- . şehir oturtulmuştu göğe yükselen bir kayanın üzerine.Ö. Homeros destanlarında sık sık adı geçen bu e f V sanelik ulus Okeanos kıyılarında. İthaka toprakla­ rına yaklaşırlar ki. Ne var ki o gün Aithra tanrılara sunu sunarken Posddion'a rastlamış ve deniz tanrı ile sevi­ şip kızlığını yitirmişti. güneşin do­ ğup battığı uçsuz bucaksız bir ülkede oturur. Fırtına Odysseus'un gemisini gerisin geri Aiolia ada­ sına atar. onu kıskanan yoldaşları da teknenin dibinde­ ki tulumu alıp çözerler. Akademos'un mezarı Atina'nın dolayların­ da. Aison. bu birleşmeden de Theseus doğmuştu. Troizen kralı Pittheus'un kızı. şehri yakıp yıkmış­ lar. yani yer­ altı karanlığıyla. Kretheus'un Tesalya'da kurduğu İolkos şehri kendisine miras kalır. yeryüzü karanlığından dog­ madır. Theseus güzel Helena'yı kaçırıp Afrika'da alı­ koyunca. 390) gökten ge­ len bir ses.

başaramayınca. Akamas güzel kadını geri istemek için Troya'ya elçi olarak gönderilir. bir oğulları bile olur. Pelias'ın kızları Medeia'nın öğütlerine uyarak babalarını kesip kazanda kaynatınca. Argos diye bir kent bulunduğundan. Sonra da batı Yunanis­ tan'da adını taşıyan Akarnania ülkesini kur­ muş. Sonuç verme­ yen görüşmeler sırasında Priamos'un kızı Laodikeia ile tanışır ve sevişir. Homeros destanlarında ve özellik­ le İlyada'da Yunanistan yarımadasından gelip Troya seferine katılan savaşçıların hepsine birden "Akhaioi". Ama at adam Kheiron Peleus'u kurtarır. Akhelo­ os Kalydon kralının kızı Deianeira'ya aşık­ mış. Argonaut'lar seferine ve Kalydon avına katılır. "Akademi" oradan gelir. Troya sa­ vaşında rol oynayan. Tanrı Apollon ile sevişmiş ve Miletos'u do­ ğurmuş (Miletos). onu baş­ tan çıkarmaya uğraşır. Telamon oğlu Aias tarafından vurulur. sadık. Akheloos'un birçok öyküleri vardır: Herakles destanıyla ilgili bir efsaneye göre. İlyada'da adı geçen Troya'lı yiğit. anası tanrı Zeus'tan oğlunun çabuk büyü­ mesini dilemiş. Alkmaion ile su perisi Kallirhoe'nin oğlu. kimi zaman boğa. Kutsal bir ormanla çevrili bu bölge de Platon "Akademeia" adıyla anılan ünlu okulunu kurmuştu. İlk karşılaşmada yenilen Akheloos koca bir yılan kılığına girmiş. 22). "Argeioi" deyimi "Argoslular" diye verilmiştir. 25). onunla birlikte İtalya'ya kadar gitmiş ve bütün serüvenlerini paylaşmış. Akastos. Argos adı da genellikle bütün Peloponez'e verildiğinden. 340) ve Homeros'ta (İl. İlk iki isim bir ülke adına dayanmayıp. Kalydon avı sırasında Akastos'un başı der­ de girer: Arkadaşı Peleus kaza ile kaynatası Eurytion'u öldürür ve bu suçtan kendini arın­ dırmak için Akastos'un sarayına sığınır. ünlü kâhin Amphiaraos'un torunu (Tab. Irmak tanrı Deianeira'dan vaz­ geçmiş. yalnız bir ırk ya da ulus adı olarak kul­ lanıldığından. Bu yüzden güçlü yiğitle ırmak tanrı arasında yaman bir güreş başlamış. Hesiodos'ta (Theog. "Danaoi" ya da "Argeioi" denmektedir. başka bir öyküye göre. Bu kez yiğit boğanın bir boynuzunu kopararak alt etmiş Akheloos'u. Akhates. Akamas. Peleus da öfkesine kapılıp gider. çünkü yaygın . vefalı dost anlamına gelen bir deyim olmuştur. 23). Aineias'ın kara gün dostu. yiğidi namusuna göz dikmiş olmakla suçlar. babası. kimi zaman ejder ol­ ma yetisinden ürken kız Herakles'Ie evlenme­ yi yeg görmüş. ama ırmak tanrının biçimden biçime gir­ me. Akarnan birkaç ay içinde er­ ginlik çağına ermiş ve Phegeus'la çocuklarını öldürerek öç almış. Arkadya kralı Phegeus tarafından öldürülün­ ce. Bir ge­ ce av yorgunluguyla uykuya dalmış olan konugunu dag başında silahsız olarak vahşi hay vanlara yem olsun diye bırakır. Kendisi daha çocukken. (3) Theseus'la Phaidra'nm oğlu. Akheloos. Akas­ tos konukluk yasalarını çiğnememek İçin Peleus'u kendi eliyle öldürmek İstemez. İolkos kralı Pelias'ın oğlu (Tab. Troya'nın düşmesine yol açan tahta atla giren sekiz Akha yiğidinden biridir. ama İlyada'da adı geç­ meyen Akha yiğidi. (1) Antenor'la Theano'nun oğlu. Akarnan. Akakallis. ama boynuzu geri almak için Herakles'e Zeus'un keçisi Amaltheia'nın çiçek ve yemiş saçan bolluk boynuzunu vermiş. Meriones tarafından öldürülür. Kral Minos'un kızlarından biri. Akha'ların kampına saldırıda önemli bir rol oynar. ünlü bereket boynuzu ırmak tanrının kendi boynuzuymus. Latince "Fidus Achtes" diye anılan adı. Batı Yunanistan'ın Akarnania ile Aitolia bölgeleri arasında akan en uzun ırma­ ğı. Akastos'la karısını öldürür. Akastos'un karısı Peleus'a tutulur. Paris Helena'yı kaçırın­ ca. Bu konu için İlyada çevirisinin önsözünde daha ayrıntı­ lı bilgi bulunabilir (s. Herakles onu tam boğacak­ ken de azgın bir boğa oluvermiş. XII. (2) Gene İlyada'da adı geçen ve Troya'lılar safında dövüşen Trakya'lı önder. İlyada çevirisinde "Akhalar" ve "Danaolar" diye karşılanmış. Akastos kral olur ve İason'la Medeia'yı İolkos'tan sürer (Pelias). 84) adı geçen Akheloos Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin ırmağın en büyüğü ve ırmak tannlann kralı imiş. Akhalar. Troya yangınından kaçan Aineias'ın yanından ayrıl­ mamış.AKI II I ( )( IS di.

çocuğu kaptığı gibi. bunun üzerine tanrılar Thetis'i bir ölümlü ile evlendirmekten başka çare bulamazlar ve kendisine koca olarak Phthia kralı Peleus'u seçerler. bölüm bölüm ayırmak gerekir. ölüler ülkesini bize ilk anlatan Homeros'tur. Homeros'un büyük İlyada destanı aslında İlyon. Yun. Yanlış bir etimoloji adını "Acılar Irma­ ğı" (akhos. bunca deniz tanrıçalarından bir beni verdi ölümlü kocaya. Uğursuz başlayan bu evlilik uğursuz gider. Zeus'la Aigina'nın oğludur. Thetis ile Peleus'un düğünü Tesalya'da Pelion dağının tepesinde kutlanır. Kavga tanrıçası Eris'in düğüne çağrılmadı diye kızıp masanın üstüne bir altın elma atması üç tanrıça arasın­ daki güzellik yarışmasına yol açar (Paris). bir başkasına göre Prometheus) Zeus'a haber verirler ki. uzun uzun kavaklar göreceksin. 429 vd. Yeraltı dünyasını. deniz tanrı Poseidon da âşıktırlar. bir gece Peleus uyanmış. Thetis bu ev­ lenmeyi oğlu Akhilleus için silah istemeye git­ tiği Hephaistos'a yana yakıla şöyle anlatır (İl. ama bir ölümlü ile evlendiğine üzülen ve çocuklarını kendisi gibi ölümsüz kılmak isteyen Thetis geceleri kalkar. 295) anla­ tılan Akheron çamurlu suların kaynayıp. X. ama Akhilleus ana tarafından olduğu kadar baba tarafından da tanrılara ve en büyük tanrılara bağlıdır: Dedesi Aiakos. istemeye istemeye. Peleus'la Thetis'in oğludur. yani Troya şehri­ nin destanı değil. Aiakos oğlu Peleus'a. Efsaneye göre Akheron Helios'la Gaia'nın (güneşle toprağın) oğludur. tiksine tiksine.AM-ltKUlN toprakları sulayan ırmaklar bereketin simge­ sidir (Deianeira. Ne var ki İlyada'da anlatılan olaylar Akhilleus efsanesinin ancak çok kısa bir bölü­ müdür.burgaçlandıgı dipsiz bir bataktır. XVIII. sonra çık yola. onları kapsayarak özet­ lemek için. yani bir deniz tanrıçasıdır (Tab. bu kahramanın bir eylemiyle başlar. aleve vermiş. ilkçağ bu ırmağın yeraltı dünyasına aktığına inan­ mıştı. (1) SOYU VE DOĞUŞU. Hades bataklığına doğru. VI. acı demek) diye tanımlardı. doğuşu üstüne anlatılan efsa­ ne şudur: Nereus kızı Thetis'e tanrılar tanrısı Zeus da. Akhilleus'un. 508): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Gerçi Thetis'in birçok çocukları olur. Akhilleus. tanrıların hepsi de hazır bulunurlar. Onun ardın­ dan Vergilius gelir ilkçağda. kısır söğütler. Ama Homeros'un taslağı. yüreği benim gibi acılı biri var mı? Zeus bunlar arasında bir bana verdi acıları. katlandım bir adamın yatağına girmeye. Akheron. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. Bu kahraman üstüne ilkçağın başın­ dan sonuna dek uydurulan efsane ve masal­ lar o kadar çoktur ki. 6). orada Akheron'a Pyriphlegeton ve Kokytos akar. ama bir kâhin (bir anlatıma göre tanrıça Themis. adları kavramlarıyla o gün bu­ gün hep yeni filiz veren bir ağaç gibi yaşar. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. sonra da ortaça­ ğın en büyük şiiriyle Dante. Belki ıssız bir böl­ gede derin bir yarın içine dalıp kapkara bir ba­ tak olarak denize döküldüğü içindir ki. onları ateşin üstüne tutarmış. Tepesi atmış. Orada alçak kıpı var ve Persephone'nin koruluğu. Thetis'ten doğacak olan ço­ cuk kaderin buyruğuna göre babasından da­ ha güçlü olacaktır. Soy ağaçlarından (Tab. bakmış ki karısı olacak deniz kızı küçük Akhilleus'u topuğundan tutmuş. Hephaistos. bir Nereus kı­ zı. Herakles). Akheron Yunanistan'ın Epir bölgesinde akan bir ırmağın da adıdır. bir eylemiy­ le biter. o kadar ki Zeus onunla evlenmeyi bile düşünür. 21) belli olduğu gibi Akhilleus. Aeneas destanında da (Aen. Akhilleus'un destanıdır. Kharon'un kayıgıyla bu çamur ırmağını geçtikten sonradır ki varılır asıl Hades'e (Hades). Birçok çocuğu böy­ lece yanarak öldükten sonra. Thetis'i evinden kovmuş.): Söyle. Thetis. Akhilleus Yunan mythos'una en çok konu olmuş kişidir. Yeraltında akan ırmakları şöyle tanımlar Homeros (Od. bundan amaç gövdelerindeki ölümlülük to­ humlarını yok etmekmiş. Olympos'taki tanrıçalar arasında. bir ölümlüyle düşüp . Aigina ise ırmak tanrı Asopos'un kı­ zı ve Okeanos ile Tethys'in torunudur. Olympos tanrılarıyla Titan'lar arasındaki savaşta susuzluktan yanan devlere su içirdiği için Zeus'un laneti­ ne uğramış ve yeraltı ülkesine kapatılmıştır.

Pele­ us hekimlikte usta olan at adam Kheiron'a vermiş Akhilleus'u. Tanrıya benzer Akhilleus. ölçülü ve dayanıklı olmayı hep Kheiron'dan öğrenmiş. karısı da çocuğa bakmışlar. cı kılığına girip Lykomedes'in haremine so­ ne de evde yemek yemek isterdi. anası Thetis de şöyle dile getirirler (İl I. Öte yandan Akhaların kâhini Kalkhas'ın Akhilleus sefere katılmazsa Troya'nın alınamayacağını bildirmesi üzerine. araba sürmekte ve koşmakta kimseden geri kalmamasını. bir söylentiye göre de Lykome­ des'in kızlarının biriyle sevişmiş ve ileride adı geçecek oğlu Neoptolemos (Pyrrhus) da on­ dan doğmuştu. dönüş yok. ölüm öyle çabucak gelip çatmayacak. bir daha varmamış kocasının yanına. Erdemlerin her çeşidine de alış­ tırmış: Acıya dayanmayı. ama Troya'ya kendisiyle gelen lalası Phoiniks onu nasıl büyüttüğünü şöyle anlatmaktadır (İl. Odysseus da onu peşine ta­ senin yüzünden neler çektim ben. dudaklarına rer önlerine.): İki ayrı kader götürecek beni ölüme: Burada kalır. 411 vd. At adamın yanında Akhilleus büyütülür ve eğitilir.. ama topuğundan tuttuğu için bir orasından yara alabilirmiş. kısacık bir ömür verdi kader sana." "Uzun değil. XI. Peleus yedinci çocuğu olan Akhilleus'u böylece kurtarmış. almaya. ünüm olmasa da çok yaşayacağım. Nitekim Akhilleus sonradan bu yerinden vurulup öldürülmüş. savaşmakta. 352 ve 414): "Anaml Kısacık bir ömür sürmek için doğurdunsa beni. böylece gövdesini silah işlemez hale getirmiş. savaşırsam Troya çevresinde. Dönersem yurduma. ama anası (ya da babası) onun ölmesini önlemek için bazı düzenler kurum lardı. saz çalıp ezgi söyleme­ sini. Kheiron'un ana­ sı da. Troya savaşının başarı ve . Thetis iki şıkkı şöyle dile getirmişti oğluna (Il. çağın yiğitlerinin hepsinden üs­ tün olmasını. Akhilleus da bu yüzden böyle hızlı bir koşucu olmuş. bunu kendisi de. koş­ makta üstüne olmayan bir devin iskeletinden aldığı bir kemikle değiştirmiş (Kheiron). kıymetli silah da vardır. İlyada'da Kheiron'dan eğitim gördüğü gerçi söylenir. ağzına verir. nı açıp bir sürü kumaş dokuma ve işleme se­ etini keser.): başarısızlık şanslarını elinde tutan o yenilnez savaşçının trajik bir yazgısı vardır. Akhilleus Kheiron'dan öğrendiği hekimliği ve edindiği ilaçlan Troya savaşında yaralılar üstünde kullanır. Pyrrha kılığındakl göğsümde gömleğimi ıslatırdm boyuna. Ha­ remde yaşayan Akhilleus'a Pyrrha (kızıl saçlı) adı verilmiş. yetiştirdim seni rınca kurnazca bir düzen tasarlar. onları arsızlık eder. o zaman genç bir delikanlı olan Akhilleus sefere katılmamak İçin Yunanistan'ın karşısındaki Skyros adasına gönderilir ve orada kral Lykomedes'in sarayında ko­ nuklanır. ama çocuğun dudak­ ları ve sağ ayağının aşık kemiği yanmış." Akhilleus gerçi kaderini kendi seçebilir.. Kheiron'un yanın­ da Pelion dağında ne kadar kaldığı belli değil­ dir. Skyros'a va­ canım gibi sevdim. neler. Ne var ki Akhilleus kız kılığına gir­ miş ve kralın kızları arasına karışmıştır. Styks ırmağına batırmış. böylece kimli ğini açığa vurur. 485 vd. IX. Bu konuda anlatılan ve İlyada'da izine rastlanmayan efsane şöyledir: Akha öndetL ri Troya seferine gitmek üzere hazırlığa baş­ layınca.. sevgili baba toprağına. kı)) Akha ordusunun toplandığı Aulls'e geti­ (3) ALİN YAZİSİ. şarabı püskürtürdün ağzından. ama bohçanın dibinde birkaç uzatırdım şarabı. Odysseus yiğidi aramaya çıkar. Başka bir efsaneye göre Thetis oğlu­ nu ateş üstüne tutmamış da. Akhilleus bunları görünce dayanamaz. seni ben getirdim bu hale. dövüşmekte. kullanmaya can atar. gezgin satı­ bensiz ne şölene gitmek isterdi canın. tükenmez bir ün var. kulur ve kızların.kalkmaktan hoşlanmayan tanrıça da denizin dibine dalmış. kadınların önünde bohçası­ oturturdum seni dizlerimin üstüne. manı Akhllleus'un. (2) ÇOCUKLUĞU. Akhilleus az yaşasa da ünlü yaşamayı seç­ miş ve bunun için Troya savaşına katılmaya karar vermişti. güzel konuşmasını ve her şeyden önce de kargı atmakta. biraz yeti­ şince at adam ona öğretmediğini bırakma­ mış: At yetiştirmesini. o da yanan kemiği. yalan söylememeyi. Akhaların en büyük kahra­ rir.

korur karısını duygulu. Agamemnon kızını güya Akhilleus'a nişanlamak için getirtir Aulis'e. bilin­ diği gibi. yüreği yurdunu savunan durgun. ha. çünkü sanatı on­ dan yanadır. Akhillus Apollon oğlunu Öldürürse Troya önünde si­ lahla öldürülmekten kurtulamayacaktır. Mysia'ya yerleşmiş olan Herakles'in oğlu Telephos on­ ları karşılar. hem kötü bir adam olarak çıkarır karşımıza. kolların­ dan. . Akhilleus'un öfkesi. IX. er­ demli kahraman insan Hektor'dan yanadır Homeros'un. Bu olayların birbirini nasıl izlediği İlyada mad­ desinde anlatılmıştır. saldırıya geçti mi "ovada bir yıl­ dız gibi parlayan" Akhillus yalnız üstün bir savaşçı ve üstünlüğünü bildiği için de gururlu. getirir. Akhilleus'un iyileştirdiği Telephos'un kıla­ vuzluğunda gene Anadolu kıyılarına doğru yola çıkılır ve Tenedos adasında durak yapıhr. İlyada'nın konusu. payı başkomutan alır (İl. I. insafsızca kesip biçen. Lyrnessos'tan Briseis'i. Bir efsaneye göre. Khryse'den Khryseis'i tutsak olarak alır. ama yüreği ondan yana değil. aralarında savaş başlar. ama başaramaz (Iphigeneia). ölçülü. hırslı. yapılan haksızlığı unutamaz. çetin. Akhalar Troas'a vardıklannı sa­ narak hemen yağmaya koyulurlar. hem olumsuz görünen bu nitelikleri en parlak ve çarpıcı renklerle belirtmiştir. Akhillus bilmeden bu işe alet olur. Bu kırgınlığını da şu basit. Bu sırada Akhilleus'un komşu bölgelere yaptığı çapul­ culuk seferleri İlyada'da ayrıntılarıyle anlatılır: Mysia'nın Thebe şehrinde Andromakhe'nin babası Eetion'u öldürüp. didi­ nir. insanca sözlerle dile getirir (İl. (5) AKHİLLEUS'UN DRAMI. Akha donanması Argos'tan Aulis'e varır. bize hem olumlu.): Bir Atreus oğulları mı sever karılarım? Sever. Hem onur payımdan olayım. çobanları Aineis'le kavgaya tutuşur. Bu kez Aulis'ten değil. ama bir fırtına onları geri­ singeri Yunanistan kıyılarına atar. erkektir. Telephos çıkagelir. inatçı ve alıngan. akıllı her adam. hem burada kalayım. Akhlleus durumu anla­ yınca. Bu dokuz yıl böyle geçtikten sonra. şehri yağma eder. Akhilleus'un Agamemnon'a karşı öfkesinin asıl nedeni sömürüye karşı ayaklanmadır: Kendisi hiçbir çıkar gütmeden savaşır. Biz burada Akhilleus'un kişiliği ve karakteri üstünde duralım. Anası Thetis'in bildirdiği bir tanrı buyaıguna göre. Akhillus böy­ lece içinde karşıt eğilimlerin çarpıştığı gerçek bir insan oluverir. Argos'tan yola çıkmaya hazırla­ nırken. Gene de. tanrıça oğlu ve tanrılara denk AkhiUeus yal­ nız kaba kuvveti mi simgeler? Kimsenin karşı gelemediği. tıpkı bir romancı gibi Akhilleus'u bir insan olarak canlandırmayı amaç edinir ve akla karayı gereğince karıştı­ rarak. AkhiUe­ us kargısıyla Telephos'u yaralar. bacaklarından güç ve canlılık fışkıran. 340 vd. küsüp savaştan çekilmesi ve Patrokolos'un ölümünden sonra gene savaşa dönüp Hektor'u öldürmesidir. yaşantısı da gerçek bir dram olarak canlanır gözümüzde. mülk sahibi edeyim diye seni? Agamemnon özür dileyip eünden aldığı Bri­ seis'i geri vermeye razı olunca. mal. Akhillus dönmek istemez. 165 vd. onurlu. kazanmışım onu ben kendi kargımla. AkhiUeus. Ho­ meros destanının baş kahramanı. eşine az rastlanır bir ustalık ve dünya­ nın başka hiçbir destanında görülmeyen eleş­ tirici bir anlayışla onu hem iyi. Akhilleus'tan aldı­ ğı yara iyileşmiş değildir. Burada rüzgârların esmesini sağlamak için İphigeneia'nın kurban edilmesine karar veri­ lir. bu arada Patroklos ile birükte Ida dağındaki Troyalı sürülere saldırır. savaşın onuncu yılında Ilyada destanına konu olacak olaylar baş gösterir.): Kıyasıya savaşta benim kollarım görür en büyük işi. düşmanlarını titreten. önlemeye çalışır. zaUm ve duygusuz bir adam gibi mi gösterilir İlya­ da'da? Homeros yiğitlerin yiğidini gerçi bu vasıflarla donatmış. İlk çıkarmanın Troya'nın çok güneyinde Mysia bölgesine oldu­ ğu anlatılır.AKHİLLEUS (4) TROYA SEFERİ. Ben de yürekten seviyorum benimkini. Sonra da saldırganlar yanlış bölgeye çıktıklarını anlaya­ rak denize açılırlar. tanrı sözcüğü bu ya­ rayı ancak Akhilleus'un iyi edebileceğini bil­ dirmiştir (Telephos). ama bölüşmede payın en okkalısı sana gider. Akhillus orada Agamemnon'la ilk kez kavgaya tutuşur ve Apollon'un oğlu Tenes'i öldürür (Tenes). Troya önünde dokuz yıl kalınır.

kuşlar yiyecek bütün bedenini. kin ve öfke yok olup gitmiştir. en soylu ailelerinden birinin kızı olan Kydipdiyor. 514 vd. pe'ye rastlamış. avutsun diye. Abas'ın Proitos ile Akrisios adın­ Akhilleus oturduğu yerden birdenbire da ikiz oğullan olmuştu (Tab. Ataları kalktı.il. ırmak başında doğradığı yüzlerce düşmanın kanından kara toprak kızıl ırmağa döner. Priamos'u avutmak. ona. Proitos da Anadolu kıyıların­ da kral lobates'in kızı Anteia ile evlenmiş. köpek. otur üstüne şu iskemlenin. Uzun bir savaştan sonra üstün Nasıl göze aldın gemilere gelmeyi tek gelen Akrisios Proitos'u Lykia'ya sürerek başına. Ama soylu olmadığı için kızı kendisine kimse uzaklaştırmaz başından köpekleri. Hektor'un ölüsünü kendi yıkar. Aigyptos ile Danaos'un düşmanlığını özlerin­ tuttu elinden kaldırdı ihtiyarı. mey­ döşeğine yatırıp ağlamayacak sana seni doğuran. Aynı acımak bilmez azgınlıkla canını almak­ tadır yere serdiği Hektor'un. bir tanrının barakası­ temis hep bir hastalık çıkararak kızın evlen­ na getirdiği ihtiyar Priamos'u görünce şaşırır. Savaş. min sayılmış. . (6) AKHİLLEUS'UN ÖLÜMÜ. vermeyeceklerini bilen Akontios bir düzene getirseler bana kurtulmalığın on katını. beni bir daha kandırmaya kalkmasın sakml Acı ağır basınca bir çocuk gibi ağlar dövü­ nür Akhilleus. Patroklos ölünce çağırır onu. gider. düşmanlık. konuklamakla kalmaz. pe'yi Akontios'a vermekten başka çare kal­ iki düşman hıçkıra hıçkıra dövünürler karşı mamış. XXI). Keos adasında yaşayan çok yakı­ şıklı bir delikanltymış. karşıya.): Hadi gel. nasıl göze aldın benim gözüme görünmeyi? tahta oturmuş. ko uyusun bağrında acılar. ne çıkar yürek donduran iniltilerden! Talihsiz ölümlülere tanrılar şu kaderi dokudu: Yaşayacak insanlar acı içinde". ne acılar çekmiş yüreğin! rine girmişler. baş vurmuş. kazmış: "Artemis tapınağı üzerine ant içiyo­ tartsalar şurada. anasına yalvarır gelsin kurtar­ sın. mesine engel olmuş. Demirden bir yürek varmış göğsünde.AKKIMt )! Agarnemnon oyun oynadı bana. genç adamda kendi oğlunu. bir ayva alıp üstüne şu sözleri yirmi katını. bk. daha çok veririz deseler. dövüşmeye başlamışlar. Görür görmez de tutulmuş senin bana bu yaptıklarından sonra. Memnon. XXII. yalvarmalarına şöyle karşılık verir (İl. Patroklos'a ağlar. şunun etini parçala. sonra (İl. yiğit ve ihtiyar baba bakarlar birbirlerine doya doya. Akontios. Genç. XXIV. Ama bu kez Patroklos'un öcünü alaca­ ğım diye kudurür. Ne yapalım yasımız çok büyükse. iki insandır karşı kar­ şıya. çare bulsun. veyi sonra da fırlatmış atmış. Yırtınır canından çok sevdiği dostunu koruyamadı diye. Ben ki öldürdüm nice soylu oğullarını k. Delphoi tanrı sözcüsü yüreği dayanamaz bahtsız kralın ağlamaları­ Akontios'un düzenini açığa vurunca Kydip­ na. çiğ çiğ ye. kızın önüne atmış. Bin pişman olur insanın aklını başından alan öfkeye.): Akrisios. yüreğim kışkırtıyor beni. ama yemini ye­ köpekler. Pentbesileia. Günün birinde Artemis Dizlerime sarılma. hazır­ lar ve babasına verir. tanrılar bile dayanamaz bu manzaranın dehşetine (İl. 10). de taşıyan bu ikizler daha ana karnındayken acımıştı ak sakalına.ıyn.ısından aldığı bir ordu ile Yunanissenin. aldı onur payımı. Babalan ölünce ArKanatlı sözlerle seslendi ona dedi ki: gos'ta kimin kral olacağı konusunda birbirle­ "Talihsiz adam. genç adam da ihtiyarda kendi babası­ nı görür gibi olur. yalvarma bana anan. ağarmış başına. baban admal şenliklerine Delos'a gitmiş ve yolda Atina'nın Gönlüm. rum ki ben Akontios'a varacağım!" ve ayvayı Dardanos oğlu altın koşa teraziye senin ağırlığınca. sevgiyle diyeceğim. 345 vd. insanları birbirine düşüren kav­ gaya. ama tanrıça Ar­ Ama tutmaz sözünü. kendi babasını hatırlar. Briseis götürülünce çağırır onu. Ayvayı eline alan Kydippe üstündeki yazıları yüksek sesle okumuş. çünkü ihtiyar. Atina'ya döndükten sonra ba­ bası kızını üç kez nişanlamış.

Genç ve güzel Alkestis kocası Admetos uğ­ runa ölmeye razı olur (Admetos). Zehri iç­ miş. Pelias'ın kızı. Gurura kapıl­ mış Aktaion. Salmoneus'un karısı. Çoban Aristaios'la Autonoe'nin oğlu. o taş tarihsel çağlarda da. iniltilerle çınlayan saraya Admetos'un dostu Herakles çıkagelir. ölüm tanrı Thanatos'un peşine düşer. Perseus ile Andromeda'nın oğlu. Perseus binbir kahramanlık yap­ tıktan sonra Argos'a dönmek istemiş. ko- 28 . Alkinoos. Aleksandros. Alekto. Alkestis'in öldüğünü duyunca. Alkides. üstüne vurulduğu zaman ses çı­ karılmış. barışmak bilmez" anlamına gelir (Erinys). Admetos'un karısı (Tab. Akrisios'un Danae adlı bir kızı vardı. Kaynatası Megareus'un kurduğu Megaira şehri Girit'lilerin saldırısına uğrayınca. Oğullarından biri bir aslan tarafından par­ çalanan kral Megareus kızını canavarın hak­ kından gelecek adama vereceğini bildirince. Adı "öfkesi dinmez. Aktaion. Aison ile îason'un ataları (Tab. 22). 13). Argos ilini ikiye bölerek hüküm sürmüşler. Öç tanrıçaları Erinys'lerin biri. At adam da hayvanları avut­ mak için Aktaion'a benzer bir heykel yapıp önlerine dikmiş (Kheiron). Argos kralı da böylece ölmüş (Danae. İkiz kardeşler de bir anlaşmaya varmışlar. yel almış attığı diski Akrisios'un kafasına indirmiş. Bir başka anlatıma göre. ama torununun kendisi­ ni öldüreceğini bildirmiş Akrisios'a. Alkestis. Telaşa düşen kral. Agamemnon İlyada'nın sevimsiz kralıysa. Pelops ile Hippodameia'nın oğ­ lu.tan'a dönmüş ve Kyklop'ların koca taşlardan bir surla çevirdikleri Tiryns'e kral olmuş. Kader gene de yakasını bırakmamış: Bir rast­ lantıyla Larissa'da düzenlenen yarışmalara katılan Perseus disk atarken. onun üstüne yokmuş bütün bölgede. ağıtlarla. Alkathoos bu işe talip olmuş ve aslanı öldür­ müş. Tanrı bu işi yapar­ ken lyra'sını bir taşa dayamış. yıkı­ lan surları yeniden yapmakta tanrı Apollon Alkathoos'a yardım etmiş. 18). Thebai'li bir avcı (Tab. sonra değiştirilmiş­ ti (Herakles). kızının herhangi bir erkekle ilişki kurmasını önlemek için çepeçevre tunçla ör­ tülü bir odaya kapatmış onu. tanrı sözcüsü Danae'nin bir erkek çocuk doğuracağını. bir oğ­ lu da olsun diye Delphoi tapınağına başvur­ duğunda. Parçaladıkları geyiğin kendi efendileri olduğunu anlamayan köpekler uluyarak Aktaion'u aramaya koyul­ muşlar. Bu küstahlığa içerleyen tanrıça Aktaion'u bir geyik haline dönüştürmüş ve el­ li köpeğini de üstüne salmış. Alkinoos Odysseia'nın sevimli. al­ tın yağmuru halinde akmış çatı aralığından Danae'nin içine kadar. Herakles'e verilen bir addır (Alkai­ os. Alkidike. diriler araşma geri göndermiş. Alkathoos. onunla boğuşur ve Alkestis'i kolları arasından koparıp Admetos'a geri getirir. Aison'un karısı. can vermiş ve cenazesi mezara indiril­ miştir ki. 14). At adam Kheiron'un Kithairon dağlarında yetiştirdiği Aktaion öyle yaman bir avcı olmuş ki. 22). 22). Ana-oğul Seriphos adasında kara­ ya çıkmışlar. Amphitryon'un babası (Tab. ölüler ülkesinin acıma nedir bilmeyen tanrıçası Persephone Alkestis'i görünce yumuşamış ve onu daha genç ve daha güzel olarak yeryüzü­ ne. Haberi alan kral Tesalya'da Larissa şehrine kaçmış. Yiğit birçok şiirlerde bu isimle anılır. Perseus). Priamos'un oğlu Paris'in baş­ ka bir adı (Paris). lason'un anası (Tab. böylece Kheiron'un mağarasına ka­ dar gelmişler. Ama Zeus gö­ nül vermişmiş Danae'ye. Atreus ile Thyestes'in kardeşi (Tab. Amphitryon yiğit Herakles'in ölümlü babası olduğun­ dan. Alkaios. Danae Perseus'u do­ ğurmuş. Herakles'e ilkin Alkaios oğlu anlamına gelen Alkides adı verilmiş. Alkimede. Herakles). Kadınlar arasında yiğitlik ve feda­ kârlık örneği olarak gösterilen Alkestis Euripides'e en güzel tragedyalarından birini esinlemiştir. çarasini bulmuş. bununla da kalmayıp gü­ nün birinde tanrıçayı derede yıkanırken çıp­ lak görmüş. Olup bitene akıl erdiremeyen Akrisios kızıyla torununu bir sandığa kapatarak de­ nize atmış. tanrıça Artemis'ten de usta avcı olmakla övünmüş. Böylece kızla birlikte krallığı da elde et­ miş.

güçte üstün. oyun. daha cana yakın. Konukluk kurallarına uyarak Odysseus'u hemen. evinde yaşayan hiçbir kadın. tekmil toprakları dağıtmıştı. bakın Alkinoos eşini nasıl baş tacı eder (Od. VII. yerleştirdi Skherie'ye. . Tanrı yüzlü Nausithoos on/arı kaldırdı. Tepegözler onların topraklarım boyuna yağma ederlerdi. •M. düşünceleri tanrılardan gelen Alkinoos kraldı şimdi. götürdü. 67 vd.). yarışma Phalak'lann yaşamında büyük yer tutan uğraşlardı Ozan Demodokos'un Troya savaşından söz açması üzerinedir ki. İç ve dış düzeni Odysseus'a bile par­ mak ısırtacak gibidir. Arete erdem demek. Alkinoos. rahatını o sağlar konuğun. hem kocası. iyi yürekliydi de ondan.). Odysseus'u öyle beğenmiştir ki. konuğuna kıla­ vuzluk etmedi diye kızı Nausikaa'yı kınar (Od. ve madem sen yalvardtydm ona ilkin. konuğum. VII. Odysseia'da bundan daha güzel. Yatağı o yapar. tadına doyulmaz bir parça yoktur. Nausikaa da bunu bildiği içindir ki. Batı yazınında ilk "ütopya" diye tanımlayabi­ liriz onu. ülkesinin ön­ derleri. insanseverlikle yerine getirebilir diye saymakta. erkeğinin buyruğunda. Ama biz Alkinoos'u Homeros'un arzından dinleyelim. kim olduğunu.nuksever. ama en ufak bir baskıda bulunmaz. duyar­ lıkla. Odysseia'ya üstün uygarlık havasını veren ki­ şiler Arete. öyle saydı ki. halk da bir tanrıça gibi baktı ona. istediği an gemileriyle onu yurduna göndermeye hazır olduğunu bil­ dirir ve bu sözünü hiç gecikmeden yerine ge­ tirir. yatıştırırdt bütün kavgalarını erkeklerin! Öyle bir cennettir ki Alkinoos'un ülkesi. bütün Phaiak önderleri de danışmanları da uyarlar sözüne. VI. Anasının kı­ zı olan Nausikaa da kurtarmamış mıydı Odysseus'u ölümden? (Nausikaa). Ama bu saygının asıl nedeni Arete ile ev­ lenmiş olmasıdır. hem çocukları saydı onu yürekten. çok akıllıydı. Kadın erkeğin mutluluğudur. zorba Tepegözlere yakın. Alkinoos sarayinin iç düzeni daha az parlak değildir: Şiir. Penelope gibi insanlı gın daha ince. uygar ve halkseveı kratıdıı Bugün Korfu adası olduğu genellikle benimsenen Sklıerie'ye yerleşmiş. 299 vd. Phaiak'ları şöyle anlatır (Od. 4 vd. Odysseus'un sara­ ya varınca dosdoğru Arete'nin dizlerine ka­ panmasını salık verir ona (Od. adı üs­ tünde Erdem'in kendisidir ve erkeğin başara­ madığı bazı edimleri daha bir incelikle. 263 vd. 310 vd. on iki kralın on üçüncüsü sayar kendini. hiçbir kadın böyle sayılmadı yeryüzünde. yalnız Alkinoos değil. 11): Tekmil Phaiak'ları yönetirdi Alkinoos halkı sayardı onu bir tanrı gibi. VI. Erkeği kadın­ sız olarak düşünmek olanaksızdır Homeros destanlarında. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. giderek. VI. Kadın. danışmanları ile birlikte yönetir ulusu­ nu. ne diye evimize getirmedi alıp seni? Karısı Arete'ye saygısı da Homeros destan­ larında görülen kadına değer vermenin daha yüksek bir aşamasını yansıtır. sevmektedir onu.): Benim kızım ödevini tam yapmamış. nereden geldiğini sormadan benimser.): Eskiden Phaiak'lar engin Hypereia'da otururdu. Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. tapınaklar yapmıştı tanrılara. Nausikaa. tatlı sözlerle selam verirlerdi şehre inince o. evler kurmuş. madem hizmetçileri vardı yanında. daha duyarlı ve becerikli yönü nü simgeleyen kadınlardır. Dört yandan surla çevirmişti kenti. Ama Alkinoos'un dün­ ya görüşü ve insanlık anlayışı sanata saygı İle de bitmez. cömertlikte de ilk iş­ marı veren Arete'dir. Phaiak'ların sa­ rayında asıl onun sözü geçmektedir. Konukseverlikte de. Homeros bir mimarlık baş eseri olan bu sarayı anlatmakla bitiremez (Od. Odysseus kimliğini açığa vur mak zorunda kalır ve serüvenlerini anlatmaya girişir (Demodokos). Arete'yi öyle saydı. VII. (Od.): Alkinoos kendine karı aldı onu. kendisi­ ne damat edinmeyi özler. sandığı o ha­ zırlar. Özgürlüğe olan eğilimi ilk ve orta çağlan çok aşan modern denebilecek bir nite­ lik taşır. denizci blı ulus olan Phaiak'ların başıdır.

Alkyone ile Keyks'i birer deniz kuşu haline getirmişler. Daha sonra aldatıl­ dığını öğrenen Amphitryon Alkene' yi diri di­ ri yakmak istemiş. ama önce. üstüne yağmur yağdırarak söndürmüş. Phegeus onu su­ çundan arındırır ve kızı Arsinoe'yle evlendi­ rir. Alkyon denilen bu masal kuşu. öleceğini bildiği Thebai seferine katılmadan önce. Tanrılar kıskanmış bu mutlu yuvayı. Harmonia'nın uğursuz süslerini de Apollon'a adak olarak Delphoi tapmağına verirler. Am­ phitryon da tanrı buyruğuna boyun eğerek. Amphiaraos. Psophis kralı Phegeus'un sarayına varır. ama Zeus odun yığınını. yuvasını dal­ galar üstünde kuran bir çeşit martı imiş. Ömrünün son günlerini gene Thebai'de geçirmiş. Alkyone. Önce Arkadya'da Oikles'in yanına sığınır. yeraltı yargıcı Rhadamanthys'le ev­ lendirmiş. Gene de ikircik­ liydi. Onun üstüne hiçbir ölümlü kadınla da ilişki kurmamış Zeus (Amphitryon. oğullarına analarını cezalandırmak gö­ revini yüklemişti. Karı-koca öyle mutluymuşlar ki Zeus ile Hera'ya benzetirlermiş kendilerini. karısından fazla bir iltifat görmeyince Amphitryon da şaşmışlar. sonra da oğluna bunca eziyet yapan o kral da can verince. 23). tanrıdan olumlu cevap alınca Argos'a döndü ve Eriphyle'yi öl­ dürdü. Apollon'un tapınağına adayacağını söyler. Kaza ile babasını öldüren amca oğlu Amphitryon'la evlenmeye razı olur. ana­ sını öldürmek görevini yerine getirmenin ge­ rekli olup olmadığını sordu. oğullarının eliyle öldürür. Orada. Yolda Keyks kor­ kunç bir fırtınaya tutulmuş. 13). Ovidius bu öyküyü biraz değişik biçimde anlatır: Günün birinde Keyks denizaşırı bir tapınağa gidecek olmuş. Söylentiye göre. Tanrı bu süre içinde Herakles'i ana rahmine yerleş­ tirmiş. Rüzgârlar kralı Aiolos'un kızı Alkyone Sabah Yıldızının oğlu Keyks'le evlen­ miş. ülkeden ülkeye kovaladılar onu. babasının can verdiği kente gitmekten çekiniyordu. Kocası ölün­ ce. Bu kez de Eriphyle işe karıştı: Harmonia'nın gerdanlığından sonra. Akheloos da ona kızı Kallirhoe'yi verir. Alkyone yalvarmış gitmesin diye. Savaşta Epigon'lar üstün geldiler. karısının bir gece aralıkla doğurduğu Herakles'le İphikles'i bağrına basmış. Dalgalar ölüsünü kıyı­ ya. birleşir onunla. çok yaşlı olarak ölen sevgilisini Zeus Mutlular Adasına götürüp. Zeus güneşe bu süre dolmadan görünmemesini buyurmuşmuş çünkü. ile Eriphyle'nin oğlu (Tab. Ama öç perisi Erinys'ler hemen takıl­ dılar peşine. Alkmaion. Eurystheus'un hış­ mından kurtulmak için Atina'ya sığınmış. Aynı gece sabaha karşı seferden dö­ nen Amphitryon da güzel karısına kavuşur. gene Delphoi tapı­ nağına baş vurulur ve tanrı sözcüsü Alkrnaion'un ikinci bir kez arındırılması gerektiğini bildirir. Alk­ maion Eteokles'in oğlu Thebai kralı Laodamas'ı kendi eliyle öldürdü ve Polyneikes'in oğlu Thersandros'u tahta oturttu (Epigon' lar). kendisi de boğulmuş. Zeus Amphitryon kılı­ ğında Alkmene'nin yatağına girer. Gene yollara düşen ana katili ırmak tanrı Akheloos'un yanına varır. Alkmene. kardeşlerini öldüren Taphos'luları cezalandırmasını ister ondan. Epigon'lar diye anılan Yediler'in oğulları ikinci Thebai seferine önder olarak Alkmaion'u seçmişlerdi. Yalan meydana çıkınca Phegeus konukluk kurallarını bozmamak için Alkmaion'u kendi eliyle değil. Argos'lu kâhin. Herakies). Ne var ki Psophis topraklarında korkunç bir kuraklık baş gösterir. ama kız ona varmak için Harmonia'nın gerdanlığı ile peplos'unu şart koşar. Herakles tanrılara karışınca. tanrı armağanı ünlü "peplos"unu da rüşvet alarak oğlunun sefere çıkmasını sağla­ dı. Amphitryon bu işi yapmaya gitmişken. bir tanrı sö­ zü Alkmaion başlarına geçerse zafer kazana­ caklarını bildirmişti çünkü. Dönüşte Alkmaion Delphoi'ye uğradı. Alkmaion gene Psophis'e dönüp Phegeus'tan ister bunları. Amphiaraos. Kallirhoe'nin yakarması üzeri­ ne çabuk yetişen oğlu Akarnan kan davasını sürdürerek Phegeus'un oğullarını öldürür. bu sevişme üç tam gün sürmüş. Alkmene oğullarının izinden gitmiş. gözlerini oymuş. ırmak ağzında anasının ölümünden sonra meydana gelmiş bir toprak üstünde ırmak tanrı Alkma­ ion'u bir daha arındırır. ama dinletememiş. gemisi batmış. orada da rahat bulamayınca. Mykene kralı Elektryon'un kızı (Tab. Ne var ki kocasının biraz önce boş bıraktığı yatağa gene döndüğünü görünce Alkmene de.ALKMAİON Alkmaion. dönüşünü gözleyen Alkyone'nin önüne .

vurdular onu kalın zincirlere. denizleri topraklarla örtüp kurutacaklarını. Yolda rastladığı bir başka deli­ kanlı onun yerine kurban olmayı kabul etmiş. Ölümlü babaları Aloeus olduğu için Aloeusoğulları deniyor bunlara. Tanrı onu elde etmek için binbir çare düşünmüş. Tanrıların başına açtıkları dertlerden birini Homeros şöyle anlatır Ilyada'da (V. Sonunda tanrı birleşmiş onunla. kız ırmağı geçebil mek için tanrının kollan arasına girmeye razı olmuş. sonra yermiş. Odun çabucak tutuşup kül olmuş. onu Sicilya'ya dek kovalamış (Arethusa). Üstelik de âşık ol­ dukları Hera ile Artemis'i kaçırmayı tasarla­ mışlar. Elis ile Arkadya bölgeleri arasında akan bir ırmak. Alkyoneus. Aloeusoğulları. iki oğulları olmuş: Otos ile Ephialtes. Anası da öfkeye kapılarak sakladığı yarı yanmış odunu alıp ateşin içine atmış. (1) Gök ile Toprak tanrıların meydana getirdikleri devler arasında en güç­ lülerinden biri. Alpheios onlara yaklaşmak istemiş. dev çarpılıp denize. Peloponez'de. Meleagros ve Deianeira'nın anası. onu kafasın­ dan yakalayarak yere çalmış ve ezmiş (La­ mia). Bunun için de Ossa dağını Olympos'un üstüne bindirip te­ pesine de Pelion dağını oturtarak göğe tır­ manacaklarını. (2) Delphoi'li güzel bir delikanlı. Rlı anlatıma göre Zeus yıldırımla çarpar. bir kulaç da boyuna giderlermiş.ırıyl. Alpheios su perisi Arethusa'ya da tutkunmuş. her gün deniz kı­ yısına gider. denizle karanın yerini değiş­ tireceklerini bildirmişler. bu odun yanıp kül olunca Meleagros da ölecek demişler. kayalar altında ezer. Yolcuları pusuya düşürür. Sicilya'da yaşayan korkunç bir dev. Alpos. Cezalan Hades'te de sürdürülür! Yı­ lanlarla bir sütuna bağlı oldukları halde bir baykuşun durmadan ulayarak ötmesini dinle­ mek zorundadırlar. Kalydon kralı Oineus'un karısı. ama savaş tanrı bit­ kin durumdadır. Devmiş her ikiside: Her yıl bir karış enine.ı bir anlatıma göre Apollon okl. Ne var ki Meleagros Kalydon avı sırasında Althaia'nın kardeşleri olan dayı larını öldürmüş. Herakles bu yüzden onu sırtlanıp başka bir ülkeye götürmüş ve bir ok­ la öldürmüş (Herakles). periler de yüzlerine çamur sürerek kendilerini tanın­ maz hale getirmişler. ama onu yere sermek olanaksızmış. ikisini de deniz kuşu yapmışlar. Althaia yaptığına bin pişman olup canına kıymış (Melcautoa). Ülkeyi ka­ na boyayan Lamia canavarına yem olmak üzere seçilmiş. altında Typhon devi­ nin bulunduğu adanın yanına düşmüş. Alpheios. tunç bir küpte kapalı kaldı tam on üç ay! Hermes kurtarır Ares'i. Bütün ır­ maklar gibi Okeanos ile Tethys'in oğlu sayı­ lır. Alkyone de kendini dalgalara bırakınca tanrılar acımış bu karı-kocaya. 385): Ares de bu yüzden çok acılar çekti. Dionysos'un tutkun olduğu Asya'lı nympha. Otos'ia güçlü Ephialtes. Hesiodos'un Theogonia'sında adı geçmez. eliyle su alıp göğsüne dökermiş. canavarın mağarasına girmiş. Althaia. çünkü anası Toprağın üstüne düştükçe doğ­ rulur. Medos.Al II IAIA atmış. Med'ler boyuna adını verdiği gibi. İMşk. Artemis ve nympha'lara saldırıları masal konusu olmuştur: Günün birinde Artemis nympha'larla ırmak ağzında şenlik yaparken. Tanrıların canına tak der so­ nunda. Dionysos'tan gebe kalıp Medos'u do­ ğurmuş. Dişisinin de denizde kuluçkaya yatabilmesi için Zeus Aiolos'a kış dönümünden yedi gün önce ve sonra yelleri dindirmesini buyurmuş. Aloeus'un karısı İphimedeia tanrı Poseidon'a aşıkmış. Oğlu Meleagros yedi günlük iken Kader tanrıçaları Althaia'ya gelmişler ve ocaktaki bir odunu göstere­ rek. Koşa koşa bir ırmağın kıyısına gelmişler. Bunu duyunca Althaia ocağı hemen söndürmüş ve odunu alarak bir sandı­ ğa saklamış. sonunda bir kaplan olup kızı kovalamaya başlamış. Makedonya'daki devler savaşına katılmış. . geçilen ırmağa da Tıgris (Dicle) yani Kaplan ırmağı denmiş. Alphesiboia. Aloeus'un iki oğlu. öyle ki dokuz yaşına vardıkları zaman tanrılara savaş açmaya karar vermişler. cezalarını verirler bu azmanların. Bu devi tanrı Dionysos öldürmüş: Thyrsos değneğini boynuna atın­ ca. kalkarmış.ı öldürül onları. Mr leagros da o saat ölmüş.

Amazon'ları anlatmakla biti­ remezler. Erkekleri yanlarında köle ya da uşak olarak bulundururlar. çünkü efsane­ leri yalnız bir olayı değil. Çoğu efsanelerde Amazon'lar Kara­ deniz'de Thermodon (Terme) çayının kıyısın­ da Themiskyra şehrini kurmuşlar ve orada . onlarla cinsel alış­ veriş kurup çocuk doğururlar. Amaltheia. Bu keçi Helios'tan dogma korkunç bir yaratıkmış. Titanlar ondan öylesine korkarlarmış ki Gaia onu Girit mağaralarında saklamak zo­ runda kalmış. çocuklannı doğar doğmaz yutan Kronos'tan kurtulup Girit'e kaçırdığı Zeus'a dadılık eden nymphanın adıdır. yüksek at­ layan" denmesi acaba atlı bir tanrıça olma­ sından mıdır? Amazon'ların yayıldığı bölge­ lerle Hitit'lerin bulunduğu bölgelerin birbirini tutması da dikkati çekmekte. başrahip Pontifex Maximus tarafından görev başına getiril­ dikleri gün Amata adıyla anılırlardı. Roma'da Vesta rahibeleri. atı yalnız arabaya koşmak için kullanan ilk Yunanlıları özellikle etkilemiş olsa gerek. Amazon adının kökeni de yazarlarca şöyle açıklanır: A-mazon. yaşamış kişileri konu alır. Birçok efsanelere göre. Troya'nın önündeki bir te­ pede mezarı bulunan Myrrhine ise tanrılaşmış bir kahramana benzer. çünkü halk ara­ sında adı başka. Troya'lılara düşman olan Amata Turnus'u Aeneas'a savaş açmaya itti. Amal­ theia çocuğu İda dağındaki bir mağaraya gö­ türmüş ve orada bir keçinin sütüyle beslemiş. Başka bir gele­ neğe göre Amaltheia asıl bu keçinin adıdır. Latium kralı Latinus'un eşi. ama erkek ço­ cuklarını sakat eder ya da öldürürler. Ne var ki Aeneas İtalya'ya ayak basın­ ca kral Latinus kızını onunla evlendirmeye karar verdi. Savaş Rutul'lar için korkunç bir yenilgi ile sonuçla­ nıp Turnus da ölünce. Kızı Lavinia'yı Rutul'lar kralı Turnus'a vermek isti­ yordu. Ünlü yontucu Pheidias'ın atelyesi bu korulukta imiş. Tanrı çocuk o kadar güçlüymüş ki sütninesinin bir boynuzunu kırmış ve bunu kendisine bakan nympha'lara verip içini diledikleri gibi doldurabileceklerini söylemiş. tarihçilerin ve coğrafyacıların eserlerinde rastlamamız bunu kanıtlar. Olympia şehrinin yöresinde Zeus'a adanmış kutsal orman. özellikle Halikarnas Balıkçısı'nda uyandırmıştır. Ama­ zon'ların erkek gibi oluşu. yani memesiz demek­ miş. Amazon'ların at üstünde savaşmaları. Zeus sonradan bu keçinin pos­ tu ile Aigis kalkanını yapmış. hem Hitit kabartmalarında rast­ lanır. savaşçı bir kadın topluluğu olmalarından ileri gelir. Amata kendi canına kıydı. babaerkil özellikte ve nitelikte olan Yunan mythos'unu bu kadar etkilemiş olma­ ları da ondandır. nitekim birçok kraliçelerinin adı ge­ çer efsanede. adın nedeni de bu savaşçı kadınların ya­ yı göğüslerine rahatça dayayabilmek için bir memelerini kesip çıkarmaları imiş. Amazon'lardan dem vuran en eski kaynak Homeros'tur: "Erkek gibi Amazon'lar" der ve Bellerophontes'in onları yendiğini belirtir (Bellerophontes). Ana­ dolu kaynaklı efsanelerin hemen hepsi olmuş olayları yansıtır. Anadolu'nun mythos'a katkıları salt efsane. Böylece her türlü yemişle dolan boynuz "Bolluk Boynuzu" oluvermiş. Amazon'ların Anadolu topraklarında bir Hitit kalıntısı. Altis. Amazon. Amata. Amazon'lar bu gerçeğin en belirgin örneğidir. ya da Hitit'lerle ilgili bir anı olabileceği varsayı­ mını bazı bilginlerde. Başlarında hiçbir erkek bulunmadan kendi kendilerini yöneten Amazon'lar önder olarak bir kraliçe tanırlar. Bu tutum Anadolu'ya gelen Yunanlıları çok şa­ şırttığı içindir ki. bütün bir düzeni dile getirir. Yurtlan üstüne kaynaklar birbirlerini pek tutmaz. Bu baltaya hem Girit'te. Efsaneye göre Amazon'lar savaş tanrı Ares ile Harmonia'nın (ya da Aphrodite'nin) kızla­ rı sayılır. Homeros'ta Myrina'ya "çok zıplayan. İzlerine destanlarda olduğu ka­ dar. tanrılarca başkadır (Myrina). uydurulmuş masal değildir. yalnız kız çocuklarını yetiştirip aralarına alırlar. Savaşçı karakterleri böylece kay­ naklarından da belli olan bu kadınlar ok ve yaydan başka bir de "labrys" denilen iki ağızlı baltayı silah olarak kullanırlar. Amazon'lar işte bu düzenin kalıntı­ larıdır. Bu yüzdendir ki bir gerçek payı ve tarihsel bir ni­ telik taşırlar./\ı ı r. Amaltheia Rheia'nın. Anadolu bin yıllarca anaerkil bir top­ lum düzeni içinde yaşamış ve bu düzenin sim­ gesi olan Ana Tanrıça'ya değişik adlarla tapınmıştır.

Penthesileia'nın Akhilleus efsanesinde adı geçer (bkz. Ampelos. Birçok Amazon'un büyük efsane yiğitleriyle ilişkisi olmuştur: Hippolyte'nin Herakles. birbirine vuran kal­ kanlarının ta Sardes'te dek yankılandığını ya­ zar. Bu soyların vârisleri arasında kavga çı­ kar günün birinde: Melampus soyundan Amphiaraos. Ambrosia ile beslenen tanrılar yaralan­ maz olurlar. Tanrı Dionysos bu güzel delikanlıya gö­ nül vermiş ve bir karaağaç dalından salkım salkım sarkan asmayı ona armağan etmiş. mutluluk ve ölümsüzlük Amores. Latince aşk anlamına gelen Amor (yahut Cupido) Roma imparatorluğu döne­ minde. Alkmaion ile Amphilokhos'un babası (Tab. Dünyanın yedi ha­ rikasından biri olan bu tapınağı Amazon'ların yaptığı ya da orada rahibelik ettikleri anlatılır. Ambrosia. kral Proitos zamanında üçe bö­ lünmüştü: Bir bölümünü kendisi alır. Sa­ natta çoğaltılan bu figür Venüs'ün çevresinde uçuşur gösterilir. Bu şehir bugünkü Fatsa ya da Ordu yakınında olsa gerek Argonaut'lar Kolkhis'e varmadan onlarla karşılaşırlar. Argos ili. 23). Ephesos ve Ptiene'nin ilk yerleşme yeri. Geleceği bilen. Öyküsü Thebai efsaneler zin­ cirine bağlı Melampus soyundan ünlü bir kâ­ hin. Adrastos Sikyon'a. Bias soyundan Adrastos'un ba­ bası Talaos'u öldürür. Kybele). Kyme. Trak­ ya'ya ya da güney İskitya'da Tuna ağzına yerleştirirler. Adrastos onun Thebai'ye savaş açan Yediler'den ol­ masını İster. Smyrna. Anadolu'nun ana tanrıçası Kybele ile sıkı sıkı­ ya ilişkili oldukları apaçık belli olan Ama­ zon'ların efsaneleri de. yargıçlığını Eriphyle yapacaktır. Anadolu'da hemen her yerde adlarına rastlanması bu kaynaklan yalancı çı­ karmaktadır. Amphiaraos bu şartı da kabul eder. öbürünü aynı soydan olan Bias ile Melampus arasında böler. Amphiaraos bu barışı candan ister. ana tarafından dedesi Polybos'un yanına sığı­ nır (Adrastos) ve o ölünce kral olur. Amphiaraos Kalydon avına ve Argonaut'lar seferine katıldıktan sonra. Amazon'lar Ephesos'taki ünlü Artemis tapınağı ile de ilişkilidirler. bu büyülü bal insanlara da içirildi mi. Gryneion. Homeros destanlarında Olympos tanrıları "ambrosia" ve "nektar" ile bes­ lenirler. Oikles ile Hypermestra'nın oğlu. Dionysos sev­ gilisini gökte bir yıldız haline dönüştürmüş. O sırada Thebal'den kaidesi sağlarmış. Bir süre sonra Amphiaraos ile Adrastos barışırlar. bu adlar). Ege kıyılarında Amazon kra­ liçeleri tarafından kuruldukları söylenen şe­ hirler şunlardır: Pitane. onlara gençlik. tarihsel kimlik ve kişi­ likleri de ana tanrıça üstüne olan bilgilerimiz değerlendirildikçe açıklık ve kesinlik kazana­ caktır (Artemis. Ampelos ağaca tırmanıp bir salkım üzüm ko­ paracakken düşmüş ve ölmüş. Adrastos ise art düşüncelerle karşılar. elinde yayla okluk bulunan tombul. antiope'nin Theseus. her edimin doğuracağı so­ nucu önceden gören tanrı sözcülerinin hayatı yürekler acısıdır çokluk. Pompei fresklerinin mitolo­ jik sahnelerinde çok geçen Amores figürleri Batı sanatına Rönesans'la girmiş ve Rokoko üslubunun bir özelliği olarak XIX. Adı üzüm kütüğü anlamına gelen Ampelos bir satyr'le bir nympha'dan doğma imiş. Bir tanrıça sayılan Myrina'nın Lesbos (Midilli) adasına göçüp oranın başken­ ti Mytilene'yi de kurduğu söylenir. Amphiaraos'un da öyle. Ephesos ve Smyrna şehirlerinin birer Ama­ zon tarafından kurulduğu anlatılır. Amphiaraos. Myrina. Ölümsüz anlamına gelen ambrosia birçok çiçek özlerinin katıldığı bir çeşit balmış. anlayışsız kimselerin çıkarlarına kurban gitmiştir. Amazon'ların tarih öncesi çağlarda Batı Anadolu'ya yayıldıktan sonra Yunanistan'a dek sokuldukları ve Atina önünde savaştıklan anlaşılmaktadır. Amphiaraos'un kendisine karı olarak verdiği Eriphyle'yi bir şartla alır: Kaynatasıyla arasında bir anlaş­ mazlık çıkacak olursa. kanatlı bir çocuk olarak canlandırılmıştır. . Baş ka kaynaklar onları Kafkas eteklerine.oturmaktadırlar. yüzyıla ka­ dar tutunmuştur. Bu savaşçı kadınlar kimi ozanların ezgilerinde Efes Arte­ mis'i ile ilişkili olarak gösterilir: İskenderiye şairi Kallimakhos Artemis tanrıçaya övgüsün­ de cenkçi Amazon'ların Ephesos kıyısında tanrıçaya bir heykel diktiklerini ve çevresinde savaş raksı yaptıklarını.

Kalkhas'la birlikte birçok kehanet merkezleri kurarlar (Kalkhas).Eteokles'in sürdüğü Polyneikes Adrastos'un konuğudur ve kardeşinden öç almak için yar­ dım istemektedir. Çarpışalım: Şerefsiz olmayacak beni . Amphinomos. Hellen'in kardeşi (Tab. Böylesi bir insana hem akıllı. iki kez çağırır onu adını heceleyerek ve şu sözler dökülür ağzından: "Güzel iş doğrusu bu yaptığın. Efsaneye göre Attika başkentini tanrıça Athena'ya adayıp ona Atina adını veren ve Dionysos'u Attika'da ilk konuklayan bu kral­ dır. Adı Ilyada'da geçmediği halde. Ophettes) sonra. kocasını zor­ lar sefere katılmaya. Efsaneye göre Amphilokhos Kilikya'da (Sey­ han bölgesinde) Mallos şehrini kurar. Amphiaraos tsmenos ırmağının kıyılarına doğru kaçar ve tam düşmanı Periklymenos ona yetişecek­ ken. çünkü Alkmaion gibi Erinys'lerin saldırısına uğramaz (Alkmaion). Kızıyla evlen­ diği Atina'lı kral Kranaos'u tahtından atarak yerine geçmiş. Bu çarpışmada her ikisi de can verir (Mopsos).): Sonra kardeşine. ama oranın krallığını kendisi gibi kâhin olan Mopsos ile paylaşamadığından. hem de Adrastos'u vazgeçirmeye çalışır. Zeus'un saldığı bir şimşekle toprak yarı­ lır ve ünlü kâhini atları. soyunun tanrılarını perişan etmek! Hangi dava insana ana sütünü kurutma hakkını verir? Kılıçla fethedeceğin yurt toprağı mı destek olacak senin davana? Bana gelince. bekleyen ölüm!" Böyle söyledi kâhin. çünkü o kahraman görünmek değil. Amphiaraos'un toprağa gömüldüğü yer Pausanias zamanında da gösterilirmiş. on yıl krallık ettikten sonra kendisi de Erikhthonios tarafından sürülmüş. Epigon'lar seferine katıldığı. Kadın büsbütün Polyneikes'le Adrastos'tan yana döner. ama anası Eriphyle'nin öldürülmesinde bir rol oynamadığı sanılır. Ama Polyneikes Eriphyle'yi baştan çıkarır: Kadmos'la evlenirken Harmonia'ya tanrıların düğün hediyesi olarak verdikleri gerdanlığı armağan eder ona. arabasıyla yutar. Zeus bu tanrı sözcüsüne ölümsüzlük bağışlamış: Attika'da Oropos denilen bir yerde kâhinliğini sürdürürmüş. şehir kurtulur. torunlarının övünecekleri şanlı şerefli bir iş: Bir yabancı orduyu üstlerine salıp atalarının yurdunu. Deukalion ile Pyrrha'nın oğ­ lu. Amphiktyon. sefere çıkar. Amphiaraos verdiği sö­ zü tutmak zorundadır. hem yiğit bir adam ola­ rak tanımlanır (576 vd. 23). Amphilokhos. kahraman olmak istiyordu. ben bu toprağı besleyeceğim ölü bedenimle. Thebai'ye varınca önderlerin her biri şehrin bir kapısına dayanır. Yolda başlarına gelen bazı olaylardan (Hypsipyle. ben düşman ülkesinde saklı kâhin. güçlü Polyneikes'e çevirir bakışlarını. Ünlü kâhin Amphiaraos ile Eriphyle'nin oğlu. Amphiaraos bu seferin yı­ kımla sonuçlanacağını. tanrıların seveceği. Yunan kentleri arasında dinsel birlikler ha­ linde kurulup. Penelopeia'nın talipleri ara­ sında en aklı başında olanıdır. Aikmaion'un küçük karde­ şi (Tab. hem katılmak istemez. kendisinin de sağ dönmeyeceğini bilir. Durgun ve öl- 34 . Troya seferi­ ne katıldığı ve özellikle dönüş efsanelerinde rol oynadığı görülür: Troya düştükten sonra. Derin kazıyor yüreğinin derin düşünceler yetiştiren toprağını. Yedilerin dü­ zenledikleri Nemea yarışmalarında Amphia­ raos atlama ve disk atmada birinci gelir. Ama git­ meden önce oğullarına yemin ettirir: Anala­ rından öç alacaklardır. ama korkunç bir bozgun başlamıştır. Düşman kardeşler Eteokles ile Polyneikes birbirlerini öldürünce. babası gibi tanrı sözcüsü ve falcı olan Amphi­ lokhos Anadolu'da kalır. Aiskhylos'un ölmez eseri "Thebai'ye Karşı Yediler" tragedyasında Am­ phiaraos hem akıllı. onunla kavgaya tutuşur. kalın tunç kalkanını kaldırıp göğsüne. hem yiğit hasımlar göndermelisin derim ben: Tanrılara saygılı olandan korkulur. Hiçbir arma yoktu kalkanında. belli zamanlarda bütün kentle­ rin elçilerini bir araya getiren "amphiktyonia"lara adını veren de oymuş. 20).

Amphion ise lyra çalı­ yor. Yurdundan sürülüp Thebai'ye sığınır. Zeus'un buyruğuyla Thebai şehrinin yönetimi bundan sonra Amphion'la Zethos'a geçer. 121 vd. bir zamanlar kral Pterelaos'un oğullarınca öldürülen kardeşlerinin öcünü al­ malıdır. Okeanos kızı Doris'in deniz tanrı Nereus'la birleşmesinden Nereides diye anılan elli kız doğar. Amphitrite de bunlardan biridir.). amcası Lykos onları Kithairon dağına bırakıp. gücü kuvveti sonsuz. dövülmesine karşı ge­ lir. Apollon'la Artemis Niobe'nin çocukları­ nı oklarıyla vururken Amphios'u da küstah bir soy yarattı diye öldürmüşler (Niobe). Amphitrite. Amphion. istenilen sıraya girip yan yana diziliyor­ lardı. Amphion'un müziğe yeteneğini fark eden tanrı Apollon (ya da Hermes) ona bir lyra armağan et­ mişti. İkizler kentin surlarını kurmaya koyulurlar. Amphissos. . kimi efsaneciye göre çocuğu olmamış. XXII. Poseidon da bir yu nus balığı göndermiş peşinden. Antiope'yi de karısı Dirke'ye köle olarak verir. 240 vd. İkiz­ ler dağda çobanlar arasında büyür. Denizden olma bir sürü yaratığın başında. Am­ phitryon'a tutulan kral kızı Komaitho babası­ nın başından altın teli koparmış. o da olanaksız.): Toprağı sarsıp gümbürdeten Poseidon Amphitrite .). dağda oğullarını bulur ve öcünü almaya iter onları. Kaza ile amcası Elektryon'u öldü rür. anasının ve soylu babasının yanında altından bir sarayda oturur korkular saçarak çevreye. 9). Amphion ise tam tersine yumuşak. Zethos'un ikiz kardeşi (Tab. Amphitryon bu işi başarır. Gtl inin birinde Poseldon onu bir kumsalda kız kardeşleriyle oynarken görmüş ve g ü z e l l i ğ i n e vurulmuş. Alkmene'nin kardeşlerini Taphos adasın­ dan gelme bir ordu öldürmüştü. yeter ki Dionysos'un Thebai ülkesine saldığı Teumessos tilkisinden kurtarsın bölge­ yi. Evlenmişler ve o gün bugün mutlu bir çift olarak yaşamışlar. çalgının güzel ve büyüleyici seslerine kendilerini kaptıran taşlar yerlerinden kımıldı­ yor. Gene de taliplerin kaderini paylaşmak­ tan kurtulamaz ve Telemakhos'un kargısıyla vurulur (Od. öyküsü. bu adanın kentini almak ise kralı Pterelaos'u öldürmeye bağlıydı. Surları yaparken Zethos sırtında kocaman kaya parçalan taşıyor. macerası yoktur her nedense. talipleri yatıştırmaya çalışır (XVIII. Ama kız çok utangaçmış tanrıdan kaçmış ve Atlas'ın dünyayı omuzlarında taşıdığı uzak ülkelere varmış. 394 vd ) Öbür talipler gibi dilenci kılığındaki Odysseus'a kötü davranmaz. Kreon da bu işe yardım etmeye söz verir. Ama Komaitho'ya şükran beslemek şöyle dursun. Ahenkli isimlerini dize dize saymakla bitiremez Hesiodos (Theog. ora kralı Kreon onu bu suçundan arındırır. Ölüsü bir ırmağa atılır. Bkz. V. çünkü kralın saçında onu ölümsüz kılan bir altın tel varmış. 13). XVI. onu öldürmüş ve Taphos'u yağma ettikten sonra Thllpti'yi (Inıımüş (Alkmene). İkizler Thebai'ye dönerler. yunus Anı phitrite'yi sırtladığı gibi. 230 vd. Dryope. köpükler arasında ka­ yan bir arabada oturur gösterilen denizler kraliçesi Poseidon'a vefalı bir eş olmuş. Günün birinde Dirke'nin yanından ka­ çan Antiope gelir. o ırmağa Dirke adı verilmiştir sonradan. getirmiş deniz kralı­ na vermiş. o Triton ki dalgaların dibinde. Dirke'yi azgın bir boğanın boynuzlarına saçlarıyla bağlayarak salıverirler hayvanı. ama Alkmene bu evlenme için bir şart koşar: Amphitryon. Zeus ile Antiope'nin oğlu. Lykos'u öldürüp. 90 vd. Telemakhos'un öldürülmesine karşı çıkar (Od. Amphion Tantalos'un kızı Niobe ile evlen­ miş. Pterelaos ölünce. Tirnys kralı Alkaios'un oğlu (Tab. Amphitryon da Taphos'u ele geçir­ miş ve krallığını sefere kaülan arkadaşı Atlna'lı Kephalos'a vermiş. Dirke kayalar üstünde parçalanıp can verir. sert yaratışlı Zethos avcı ve savaşçı idi. ama Hesio­ dos onun Triton'u doğurduğunu şöyle anlatır (Theog. Antiope ikiz çocuklarını doğurunca. Amphitryon kendisiyle birlikte Thebai'ye ge­ len amcakızı güzel Alkmene'ye talip olur.). İkizler birbirlerine hiç benzemiyorlar./ U v l l I II I I \ I » ' I I çülü bir adamdır. Amphitryon.tanrıçayla eulendi ve onların sevişmelerinden büyük Triton doğdu. sonra da Alkmene'nin isteğini yerine getirmek için yola çıkar. sevimli bir sanatçıydı.

Minos ile Pasiphae'nin oğlu. kız uyanır. Amphitryon hangisi­ nin kendi oğlu olduğunu bilmek için çocukla­ rın odasına iki koca yılan koyar. nedeni de Poseidon'un öfkesidir: Göz koydu­ ğu Argos'un Hera'ya verilmesine kızmıştır. Orada korkunç bir kuraklıkla karşılaşırlar. O gece sabaha karşı Amphitryon da savaştan döner ve karısına kavuşup Iphikles'i üretir. delikanlının cenazesi evi­ nin önünden geçerken pencereye çıkıp kay­ gısızca seyretmiş. yabasını kaya­ ya vurup bir kaynak fışkırtır. ama Zeus buna engel olur. Minos da öç alması için tanrı Zeus'a yalvarmış. Minotauros'a yem . Alkmene bir gün arayla Herakles'i. Amy­ mone bütün bir gün kırlarda dolaştıktan son­ ra yorgun düşüp uykuya dalar. giderek mutlu bir kişi olarak tanımlanır. Nauplios Argos ili­ nin güneyinde Nauplia şehrinin kurucusu­ dur. kıtlığı önlemek için Aigeus her yıl Girit'e Atina'dan yedi delikanlı ile yedi genç kız gön­ dermek zorunda kalmış. ama duygusuz ve kalpsizmlş. çoğu zaman yener ve öldürürmüş.J U » 1 I I\> »l Ne var ki o sırada Zeus Amphitryon kılığın­ da Alkmene'nin koynuna girer. Latin komedya yazan Plautus "Amphitruo" adlı oyununda aldatılmış koca moti­ fini bütün çıplaklığıyla ele alır. u. satyr'i kovar. Poseidon'un oğullarından bir dev. Atina'da Panathenaia bayram­ larında düzenlenen bütün yarışmaları kazan­ dığı için kral Aigeus onu kıskanmış ve Marathon ovasında korku salan bir boğayı öldür­ meye göndermiş. Amymone. ülkesine her geleni kendisiyle boy ölçüşmeye zorlar. ünlü bir atlet. Tanrıçanın. konu komik sayılmamıştı daha. avazı çıktığı kadar bağırır ve Poseidon'a yakarır. bu işi Am­ phitryon değil de Zeus'u kıskanan Hera yap­ mış. Tanrı Afrika'ya kıtlık sal­ mış. kızın kapısına asmış kendini. Amphitryon iki çocuğu birlikte yetiştir­ miş ve Herakles'in yanıbaşında Minyen'lere karşı bir savaşta can vermiş. Androgeos. İphikles ür­ ker. Bu kaynak son­ radan Amymone adını alır. kızlarını su aramaya gönderir. Bursa'dan Karadeniz'e uzanan Bithynia böl­ gesinde Bebrykes adlı bir boyun kralıymış. Amphitryon Alkme­ ne'nin macerasını öğrenince. Androgeos bu işi başaramayıp ölmüş. hem de kestos denilen kurşunlu bir eldivenle yarışırmış. İphis adlı bir delikan­ lı ona delice âşık olmuş. Anaksarete bu­ na da aldırmamış. Amphitryon'un benzeri Sosias tipini de yaratarak Moliere'in tadına doyulmaz "Amphitryon" ko­ medyasına örnek olur. yeni komedya denilen Hellenistik çag tiyatrosu Amphitryon-Alkmene serüvenini işlemeye başlar. karşılık görmeyince. Güzel kıza gö­ nül veren Poseidon onunla birleşir ve Nauplios adlı bir oğulları olur. Sonraları görüş­ ler değişmiş: Yunan ilkçağında Euripides'in "Alkmene" (kayıp) adlı bir tragedyası olduğu­ na göre. Anadyomene. Danaos'un elli kızından biri. Başka bir anlatıma göre. ona ceza ver­ meyi düşünür önce. Zeus oğlu Polydeukes onunla güreşmeyi göze almış ve korkunç de­ vi yenerek yolculara karşı bu insafsızca dav­ ranmasına son vermiş (Argonaut'lar). şe­ ref sayılır Homerik çağlarda. Amphitryon Batı yazınında ilk aldatılan ko­ ca olarak yaşar. Amykos. Yumruk dövüşünde pek usta olan bu dev hem çıplak yumrukla. çünkü büyük tanrı Zeus tarafından aldatılmak zül değil. Amphitryon böylece ölümsüz ço­ cuğun hangisi. Tanrı çıkagelir. Uranos'un denize savrulan atmıgıyla meydana gelmiş köpüklü dalgalardan doğduğunu belir­ tir (Uranos. "Amymone" Aiskhylos'un "Yalvarıcı Ka­ dınlar" ile başlayan ve Danaos kızları ile Aigyptosogullarının dramını anlatan trilogia'ya eklenmiş bir satyr oyununun (kayıp) adı olsa gerek. Tanrıça Aphrodite de bu kadar katı yürekliliğe kızarak Anaksarete'yi bir heykele dönüştürmüş. ölümlünün hangisi olduğunu anlar. Tanrıça Aphrodite'ye veri­ len bir sıfat. sekiz aylık Herakles ise oynayarak boğar canavarları. Danaos. Aphrodite). son­ ra da Iphikles'i doğurur. dalgalardan doğan" anlamına gelir. Ne var ki adı Homeros des­ tanlarında geçtikçe. çok saygıdeğer. Argonaut'lar Bebryk'lerin ilinde Khalkedon'a (Kadıköy) vardıkları zaman. Amymone babasıyla birlikte Argos iline gelir. O sırada bir satyr'in saldırısına uğrar. Anaksarete. Kıbrıs'lı bir kız: Güze'. "Su yüzüne çıkan. onu yiğit Herakles'e gebe bırakır.

Ef­ saneye göre Efes bölgesine yerleşmiş Leleg'lerle Karia'lıları kovan lon göçmenlerinin önderi olan Androklos Ephesos şehrinin ku­ rucusudur. Ah kocacığım. Burada. çünkü korku kaplamıştır yüreğini. yetim koma yavrumuzu. 407 vd. arkadaşısın sıcak döşeğimin. Sen bana bir babasın. dul kalmama. Her geçen gün bir işkencedir. Andromakhe gözyaşları döke rek ellerine sarılır (İl. talihsiz karına acıma yok sende. Priamos'un oğulları ve gelinleri için yapılmış önü revaklı evlerin birine nasıl gelin girmiş? Bunu şairler bize anlatmaz. Ama Hektor'un ölümünden birkaç gün önce Astyanaks dadı­ sının kollarında dolaştırılan bir bebektir. ağaçların arasından bir yaban domuzu çıkmış. uslu. Mutlu günlerini bilme­ yiz bu güzel karı-kocanın. Andromakhe'nin anasını da esirgememişti. Tro­ ya'ya getirmiş. bir ateş kıvılcımı da koruluğa düş­ müş. mekik dokumakla vakit geçirir. batı kapılarına koşar. alıp götürdüğü zaman ölüm seni yalnız acılar kalacak bana. dört duvar arasında. Troya surlarından bir çığlıktır kopar. Hektor acır kansına. sonra büyük bir kurtulmalık karşılığında serbest bırakmıştı. karını dul koma. dağda. Akha'lar üstüne saldırıp öldürecekler seni. hizmetçileri arasında nakış işlemek­ le. krali­ çeyi de Akhilleus esir sürüsüne katmış. çocuk büyür de bir gün Troya'ya kral olur umuduyla takmışlardır. Andromakhe odasında mekik dokurken duyar bu vaveylayı. Bir gece İon'lar ormanda balık kızartırken. Ölüm-kalım savaşı. kardeş­ ten yüzü gülmemişti. bir korkak gibi çekilecek değil ya savaştan Troya ordu­ sunun desteği. Androklos. yedi Oğ lunun insafsızca canlarına kıymıştı. İkide bir savaşı gözlemek için çocuğunu dadıya verip batı kapısının üstündeki kuleye çıkar. Hek­ tor'un ölümüne karar vermiştir tanrılar. rahat durmaz.). ne yapsın. Andromakhe."hür gününü" görür görmez ölmüştü. kalede kal. yaşlı başlı kralı öldürmüş. Hektor ile Akhilleus arasında teke tek savaş başlar. Ulu anamsm benim. Andromakhe. ne kadar yiğit de olsa Hektor'un bir gün düşman kargısı altında can vereceğinden korkar. Şehirden çıkıp. dayanağıdır. balık sıçramış.olan bu gençleri kurtarmak İşini Theseus baŞarmış (Aigeus. Sensiz kalmaktansa toprak yutsun beni daha iyi Benim senden başka dayanağım yok. Mysia'ya varmış ti. İon göçmenlerine bir tann sözcüsü kuracakları şehrin yerini kendilerine bir ya­ ban domuzunun göstereceğini bildirmiş. karısı­ nı evde arar. Samos (Sisam) adasını da o ele geçirmiş. Arada. Andromakhe'nin anadan. Andromakhe Troya sarayında kadınlar dai­ resinde. yavruna. bu hırs yiyecek seni. delı gibi fırlar . ama zavallı kadın. Mysia bölge­ sinde Thebai şehrinin kralı olan Eetion'un kı­ zıdır. Günler geçer. Bölgede çapulculuk seferlerine çıkmış Aklıllleııs.. düşüremiyorlardı bir türlü Anadolu'nun kutsal kalesini. "Or­ manlık Plakos daginın eteğinde kraliçeydi anam" diyor Andromakhe yana yakıla. Homeros'un dediği gibi. gülümser. Yiğit çe dövüşerek can verir. Bir gün Hektor savaştan ara bulup şehre gelir. uzaktan Andromakhe'yi ve yavrusunu görün ce. babadan. bir çocukla­ rı olmuştur: Astyanaks. Akha ordusu dokuz yıldır Troya kapıları önünde pinekliyor. İlyada'da anlatılan savaşın dokuzuncu yılında Troya sahnesine çıkarlar.. acı bana. Androklos hayvanı oracıkta öldürmüş ve tanrı buyruğunun gerçekleştiğini anlaya­ rak Ephesos şehrini o korulukta kurmuş. ne ulu anam. Sarayında yedi oğlu ile büyüttüğü tek kızı sevimli. biliyorum . yok. Troya yöresinde ra­ hat kalmamıştı. Ne babam var benim. Kral Eetion'un sarayında yapmadığını bırakmamış. Troya ovasında yiğitler boğuşurken. az gün var. Hele içi içine sığmayan genç ve atılgan Akhilleus çok sabırsızlanıyordu. Hektor'la Andro­ makhe ancak yıkım gelip çattığı zaman. Theseus). Uğursuz savaş Anadolu kıyılarına gelip çatınca. kardeşimsin. atların çeşmeye süren tek tük Troya'lıları her fırsatta kovalayıp öldürmekle bile duyuramı­ yordu kana susamışlıgını. bayırda davarlarını otlamaya giden. akıllı Adromakhe'yi Priamos'un en değerli oğlu Hektor'a verir. Troya'lılar Hektor'un oğluna "şehrin efendisi anlamına gelen bu adı. Eetion kral Priamos'a dostluk bağlarıyla bağlıdır. İIyada destanının en dramatik sahnesi. yiğit. Dü­ ğün dernek nasıl olmuş? Andromakhe. Atina kralı Kodros'un oğlu. Hektor.

evlenmişler. göçüp gittin genç yaşında. yumuşatır yüreği­ ni ve ölüyü alır. kasıp kavuruyormuş ortalığı. Troya'Iılara kral pas lieu" (Troya savaşı olmayacaktır) piyesin­ olacaktır o de de Andromakhe ilginç. onun koruyucusu bekçisi. Troya kral soyundan olan Asragedyasında. Troyalı prens arzu ile yanıp tragedyasında adı Pyrrhus'tur) aşkına karşılık tutuşarak tanrıçaya yaklaşır. son dakikada peşinde vahşi hayvanlar sürükleyen ana tan­ kurtulurlar. funda­ sanca bir Andromakhe tipi yaratan şair XVII. öç almasını istemişler. kafasını eline almış. XXIV. Homerik denilen övgülerden Aphrodite' ğu olmamıştır. Nereus kızlarının hepsinden daha güzel olmakla övünmüş. halde. şöyle güzel bir söz söylemedin ki. gözyaşı döke döke gece gündüz anayım onu hepsi birden taştan adam olmuşlar (Perse­ us). Tutulmuş da hemen ona. düşer. Euripides'in "Andromakhe" adlı tra­ Ankhises. Neoptole. Sonra da babana. çocukları ayakta tutan.kos'un oğlu Ankhises tanrıça Aphrodite ile sevişmiş ve Aineias'ın babası olmuştur (Tab. Pliineus'a sözlüyrnüş. onlara kıyacaklardır ki. Aithiopia kralı Kepheus'la Kassiepeia'nın kızı. Akhillus'un arabasına bağlayıp toz toprak içinde sürüklediği Hektor'un ölüsünü görünce. şefkatli seslenir: bir ana tipidir. ama çocu­ 17). tanrıçanın büyü­ Euripides'ten çok daha güzel. lıklarda sevişmesi gösterilmiştir. sen. rıçanın gelişine benzetilmiş. Halk da Kepheus'u kızını feda etmeye zorlamış. Phineus adamlarını Ölüm döşeğinde uzatmadın ellerini bana. sonsuzluğa dek! Q8 . kızını bana verirsen. Gorçocuğumuz da ufacık. çekici bir tip ola­ Ve çocuklarına çocuklar doğacaktır rak canlanır gözümüzün önünde. yormuş ki. AkhiUeus'un oğlu Neoptolemos'un sarayında görürüz onu. toplamış. demiş ki.): Andromeda. Ozanlar arasında ağıda başlar. Anası. Ama yiğit Gorgo kafasını tutmuş karşılarına. evimizde dul bıraktın beni. Themis tapınağına sığındıkları tanımlanan İda dağına Aphrodite'nin inişi. mos kızı Hermione ile evlenmiştir. canavarı da öldürürüm. bu sevişmeyi en ufak ayrın­ getirdiği Andromakhe ona üç oğulla bir kız tılarına dek anlatır: Tanrıça Ankhises'i 1da ya­ vermiştir. 725 vd. Sevişmelerinin vermeyen ve Hermione'nin kıskançlığını bo­ sonunda gülümser tanrıça. Neoptolemos'un Delphoi'ye gidişin­ kanlının güzelliğine vurulur ve dağa iner. Neoptolemos'un (Fransız nür Ankhises'e. Hermione bu Troya'lı kadını fena maçlarında sığırlarını otlatırken görür. soylu analarını. bu şehir yerle bir olacak baştan aşağı. çok daha in­ süne kapılan hayvanların ormanlarda. go'yu öldürmüş. Tanrıça Phyüzyıl Fransız şairi Racine'dir. sevgilisine şöyle şa çıkaran. canavardan sen öldün. Hektor'u bir rygialı bir genç kız kılığına girer de öyle görü­ türlü unutamayan. deli­ kıskanır. Perseus ejderi öldürüp kızı almış. kurtarır. gökten inmiş atı Pergasos üstünde. oysa tutsak olarak konağına ye ayrılmış olanı. körpecik. düğün gecesi saldırmış Perseus'a. Dile gelmez acılar bıraktın. Sonunda Andromeda'yı bir kayaya bağlamışlar. mak üzere yaklaşırken. gençlik çağma erer mi ki. kayaya bağlı güzel kızı görmüş. getirir. yiğit ve bilinçli bir kadın. Öyle olmuş. ne var ki Andromeda amcasına ama bana kaldı gene en büyük acı. şöyle der (İl. dönübizden olan. bilmem. Bu işkence dokuz gün sürecektir: Her sa­ bah Akhilleus ölüyü arabasına bağlayıp sü­ rükler. birden yiğit Perseus gittin. Onuncu günü akşam kral Priatnos Ak­ hiUeus'un barakasına gider. Hektor'un cenaze tö­ reninde görürüz şimdi de Andromakhe'yi. Andromakhe ile oğlunu öl­ güde "canavarların anası. Zeus-Ammon tapınağının kâhinine başvuran kral kızını canavara kur­ ban ederse ülkesinin ejderden kurtulacağı ce­ vabını almış.ruvun\jmcuf\ dışarıya. Gerçekten de çilesi bitmez Andromakhe'nin. Öv­ den faydalanarak. binbir pınarlı" diye dürmek ister. Ne­ reus kızları da Poseidon'a dert yanmışlar. Tanrı korkunç bir ejder salmış Kepheus'un ülkesine. Jean Anouilh'in "La Guerre de Troie n'aura Senin bir oğlun doğacak. Canavar da onu parçala­ Erkeğim benim. anana. babasına gitmiş. kara talihli ikimizden. bayılır. Hektor.

Bir altın tası . ama delikankyı kandırarriamış bir türlü. derin bir yarık açılmış. fazlaca içtiği bir gün Aphrodite ile sevişmiş olmakla övünür ve çarpılır. Bu­ nun sonucunda topal . Bu koruluk çok eski bir tanrıçaya adan­ mıştı. Poseidon İle Gaia'dan doğma bir dev. ya da konukluk ku­ rallarına karşı gelmekten çekindiğini İleri sü­ rerek kraliçeyi oyalıyor. VI. Venet'ler boyunun atası sayılırdı. Bir efsaneye göre Ankhises tanrıçanın sö­ zünü tutmaz. Günün birinde kraliçenin sabrı tükenmiş öç almaya karaı vermiş. katı yürekli ve duygusuzdur. Ankhuros. Phrygia kralı Midas'ın oğlu. yoksa Zeus'un yıldırımına çarpılacağını söyler ve Ankhises'i bırakıp gi­ der. Söy­ lentiye göre Antenor'un evinin kapısına bir pars postu konmuş. Uçuruma en değerli nen varsa. Antheus. Anteros. Ankhuros sonunda kendini atmış uçuruma. Vergilius'un Aeneis'inde Ankhises'in Sicilya'da Drepanon burnunda öldüğü ve Aeneas'ın babası şerefine oyunlar tertiplendiği söylenir. ama doğa dışı sevgileri önleyerek bir düzen öğesi olarak rol oynar. Roma'da tarihsel çağlara dek oyna­ nan Troya oyunları Aenas'ın kurduğu bu ya­ rışmalara dayanırmış (Aineias). Yakalana­ caklarından korktuğunu. Palladion'un çalınmasına yardım ettiği söyle­ nir. yani halk Mons Sacer denilen kutsal tepeye çekilmişti. öyle ki şe­ hir de içine yuvarlanıp yıkılacağa benzediğin­ den Ankhuros bir tanrı sözcüsüne ne yapaca­ ğını sormuş. Roma'nın biraz kuzeyinde Via Fiaminia'ya açılan kutsal bir koruluk var­ dı. Biri şu: Roma'da çıkan bir iç savaş so­ nunda sınıflar arasında bir bölünme olmuş ve Plebs. Troya düştükten sonra Antenor ve oğulları Akha'larca korunur. Antenor. An­ teia Tiryns'e gelen Bellerophontes'e tutulur ve ondan yüz görmeyince yıkımını kurar (Bellerophontes). böylece bir zamanlar Ak ha'lara konukluk eden bu soy esirgenmiştir. Helena'yı mallarıyla Akha'lara geri vermekten yanadır. tragedya yazarlarının Sthenelıoia diye adlandırdikları bu kadın Lykia kralı lobates'ln kızıdır Kardeşi Akrisios tarafından Korinthos'tan sürülüp Lykia'ya sığınan Proitos'la evlidir. Efsanesi Alkyoneus efsanesinin tıpkısıdır. Halikarnassos'un (Bod­ rum) kral soyundan bir gençmiş. Daha çok erkekler ara­ sındaki sevgide adı geçer ve "seveni bahtlı eden. onu beş yaşında ha basına tanıtacağını ve çocuğun kimin okluğu sorulursa sakın Aphrodite'nin oğlu olduğunu lıildirmernesini. Baş­ kentinin yanıbaşında büyük bir toprak kay­ ması olmuş. Troya'dan kaçarken Aineias'ın onu sırtına al­ masının nedeni bu olduğu anlatılır. Priamos'un arka­ daşı ve danışmanı.ya da kör . Troya'lı ihtiyar. Menelos'la Paris arasındaki teke tek çarpış­ mada yargıçlık eder. Bir başka yoruma göre Anteros Eros'un kar­ şıtıdır.kaldığı. (Alkyoneus). elmas. Anteia. Anna Perenna. Homeros'un Antela (İl. ama yarık bir türlü kapanmamış. Troya efsanelerinden sonra meydan gelen efsanelerde Antenor vatanını satan bir hain olarak görünür: Tahta atın şehre alınmasına. demiş sözcü. onu atacaksın. atar atmaz da yarık kapanmış. Antheus. en kıymetli eşyalarını atmış. Batı kapısında ihtiyarlar derneğinde bulunur ve Troya savaşından ön­ ce kaçırılan Helene'yi geri almak için elçi gönderilen Odysseus'la Menelaos'u evinde nasıl konukladığını anlatır. Antenor savaş sı­ rasında da işi tatlıya bağlamaktan. ona gönül vermiş. Antaios. altın.A I N I I II 1 K Tanrıça doğuracağı oğlanı büyütmek için nympha'lara vereceğini. Sonra da Antenor Trakya yoluyla ve oğullarıyla birlikte kuzey İtalya'ya göçmüş ve Po vadisine yerleşmiş. İhtiyar bir kadın olarak canlandırılan Anna Perenna üstüne çeşitli efsaneler anlatı­ lırdı. ucuz ucuz sararmış halka. Troya' dan ayrılırken seksen yaşında olduğu da söy­ lenir. Kral da tutmuş. 164). Miletos zor­ bası Phobios'un sarayında yaşıyormuş ki. buluşmalarını ertellyorrnuş. Halkın orada aç kalmaması için Anna adlı bir kadın her gün kendi eliyle yaptığı çörekleri getirir. Eros tanrıya karşılık olarak göste­ rilen tanrısal varlık. sevgiye karşılık veren" anlamına gelir. Anlaşmazlık sona erip halk şehre dön­ dükten sonra Roma halkı kurtarıcısı saydığı bu kadını tanrılaştırmış. Phobios'un karısı.

Eg. Yalnız kız Antigone baht­ sız kahramanı elinden tutup. kardeşini gömer ve eyleminin suç değil. Kreon — Ötekine karşı alâka göstermekle buna karşı günaha girmiyor musun Antigone —• Mezarında yatan ölü böyle hü­ küm vermeyecektir. eylemiyle bugün bile çözümlenememiş bir toplum sorununu dile getirdiği içindir ki. Oidipus'un ölümünden sonra Antigone Thebai'ye döner. Sonra da ne büyük bir suç iş­ lediğini anlamış ve pişmanlık duyarak kendini asmış. . Böylece Oidipus'a bir sığınak bulup. Aiskhylos'un "Thebai'ye Karşı Yediler" tra­ gedyasına konu olan bu savaşta iki düşman kardeş birbirleriyle dövüşürken can verirler. bunlar ebediyen menidirler ve ne zamandan beri mevcut olduklarını bilen yoktur. Yurdu da. Sophokles'ie işlen­ meye başlayan Antigone dramı canlılığını bu­ güne dek yitirmemiş ve Anouilh gibi Batının en seçkin tiyatro yazarlarına konu olmuş ve olmaktadır. orada halkı acındırmayı ve kral Theseus karşısında babasını savunmayı başarır. Antigone — Onunla beraber ölen bir kardeş­ ti. Nasıl bilmem?Her­ kese ilan edildi. Kreon — Bunlardan ayrı düşündüğün için utanmıyor musun? Antigone — Öz kardeşime saygı göstermek­ te utanacak ne var? Krneon — Onunla dövüşüp ölen de bir kar­ deşin değil miydi? Antigone —• Aynı ananın ve aynı babanın oğluydu. yönetmene baş kaldırır. hiçbir şeyi inkâr etmiyorum. değişmez kanunlarından daha üstün yapacak bir kudret bulunduğunu zannetmiyo­ rum. Antheus'a inip tası çıkarmasını buyurmuş. insan sözlerini tanrıların yazıl­ mamış. hem de kılavuz olur. fakat korkudan dillerini tutuyorlar. delikanlı ku­ yunun dibine varınca üstüne kocaman bir taş atıp onu ezmiş. Ali çevirisi): Antigone — Ben yaptığımı itiraf ediyorum. Kreon — Thebai'liler arasında bunu böyle gören yalnız sensin. ona hem des­ tek. Kreon — Birinin koruduğu bu memleketi öbürü harap ediyordu. suç ve devlet yönetimi konularında yönetme­ nin kendisiyle tartışmaya kalkışır. Oidipus'un kendi anası İokaste'den dogma kızı (Tab. Hades'te hüküm süren Dike de biz fa­ nilere böyle bir nizam yüklememişti. çağ­ daş insanı derin derin etkileyen. Antigone. Yayınları. Thebai'den ayrılır. Thebai'de krallığı paylaşamayan kardeşleri Eteokles ile Polyneikes bir­ birlerine karşı amansız bir savaş açmışlardır. Antigone Kreon'un bu emri­ ne karşı gelir. Oidipus göz­ lerini kör ettikten sonra. Ve senin emirlerinde. Kentten kente sürü­ nüp dilenen babasıyla birlikte Attika ilçesi Kolonos'a varır. hayat hi­ kâyesi bize en çok dokunanıdır. ölüsünün üstüne toprak serpmeyi bi­ le yasaklandırarak böyle bir işe girişecek ola­ nı ölümle cezalandıracağını bildirir. Sophok­ les'in erişilmez bir başarıyla dile getirdiği bu tartışmadan bazı parçaları aşağıya alıyoruz (M. onun öç perileri Erinys'lerden kurtularak ra­ hat bir ölüme kavuşmasını sağlar. bir köle değil. Davranışı. Antigone — Hepsi böyle görüyorlar. sonsuzca dü­ şündüren bir kişilik taşır. yollara düşer. tersine borç olduğunu ileri sürerek. Kreon — Demek buna rağmen benim emri­ me karşı gelmeye cüret ettin? Antigone — Fakat bana bu emri veren Zeus değildi. Kreon — Bu işi yasak eden emrimi bilmiyor muydun? Antigone —Biliyordum. Antigone traged­ ya kahramanlarının en cana yakını.B. ilerde ne korkusuz bir yürekle ne yaman bir eyleme girişeceği sezilmektedir. Kâhin Teiresias'ın açıklamalarından ne kor­ kunç bir suç işlediğini anlayınca. Sophokles'in ölümsüz "Antigone"sinin ko­ nusu işte budur. oğulları da lanet okumuşlardır ona.. bununla da kalmaz. Antigone — Olsun. Hades ikisi için de aynı mezar hakkını tanır.ANTİCSONL derin bir kuyunun içine atarak. S. Çünkü bu kanunlar yalnız dün ve bugün yaşamıyorlar. yurduna yabancıların yardımıyla saldıran Polyneikes'in de mezarsız kalarak. 19). Kreon —Fakat sen bir günahkâra karşı aynı hürmeti gösteriyorsun. Bu kez tahta çıkan Kreon Eteokles'in yurdu­ nu savunurken öldüğü için kahraman sayılıp törenle gömülmesini. Sophokles'in "Oidipus Kolonos'ta" adlı bu tragedya­ sında Antigone'nin güçlü kişiliği belirmekte.

Odysseus'un malı nı. İros'la Odys­ seus'u güreştirmek ve iki dilencinin çilesin­ den eğlenmek fikri de ondan gelmedir. Eupeithes'in oğlu Antinoos şıma rık. düş gibi. VI. çal oynasın tükcl meye kararlı taliplerin başta geleni. nişanlısını kurtarmaya koşar. kederinden Haimon da canına kı­ yar. Antikleia oğlu Odysseus Troya seferi­ ne çıkıp dönmeyince. ama Antinoos hepsinden beter. şartsız. Aralarında içli bir ko­ nuşma olur. yigitligiyle dikkati çeker. hatta ölümünden sonra bile. çok içerler ve da­ ha kötü şeyler kurmaya başlar (XVI. Kavgacı. Gerçi Kreon ceza olarak onu kayalıkla­ ra diri diri kapatır. Sonunda Odysseus anasına sarılmak ister. sonra kimsenin başaramadığını . Üç sefer atıldım üstüne. Antigone'nin kendini asmış olduğunu görünce. gitti kollarımın arasından. Antilokhos. Odysseus ölü ruhları diriltip konuşturacak kandan önce Teiresias'a içirir. Bazı bölümlerini bu­ raya alıyoruz: Birde baktım geçmiş. en küs­ tah. Yay germe oyununu önce kabul eder. Antikleia. kaba ve zalim bir adamdır: Odysseus'un başına ilk tokmağı atan.) ana oğlun buluşması destanın en gü­ zel parçalarından biridir. Sonra Odysseus olanı biteni ve Hades'e ne­ den indisini bildirir. Akhilleus ile Patrolos'un en ya­ kın arkadaşıdır. görünce bir acıdım. göçmüş anamın ruhunu. Penelopeia tiksinir ondan. ama Odysseia'da şafak tanrıça Eos'un oğlu Memnon'un eliyle öldü­ rüldüğünü öğreniriz. gözü doymaz. hasretine dayanama­ yıp canına kıymış. ah dedim anama bir sarılsam. ona. Z03vd)i O böyle konuştu. dilenci­ yi galiz küfürlerle kovan odur. Antikleia da Ithake sara­ yındaki durumu anlatır. Devletin baskısına karşı kişi özgürlüğünü savunan Antigone sonunda tam bir zafer ka­ zanır. ama Kreon'un oğlu ve Antigone'nin nişanlısı Haimon babasını sert söz­ lerle kınadıktan sonra. mülkünü vur patlasın. yüksekten atarak konuşur. yarışmanın yapılması için önayak olur. sert. Devlet yasağında ve cezasında ka­ yıtsız. sonra evlenmiş Laertes'le. yüreğimdeki keskin acı her seferinde büyüdü. göçmüş anamın ruhu çıkageldi. bir ağladım. 362 vd. Antikleia bu sırada onunla ilişki kurmuş. Autolykos Sisyphos'un sü­ rülerini çalmış. Odysseia'da anlatılan (XI. Antinoos. oysa kutsal llyon 'a giderken sağ bırakmıştım onu. Antigone — Ben dünyaya kin değil. üç seferinde de bir gölge oldu. hep kötülük kurarlar. bu plan gerçekleşmeyince. benim gönlümse bir tek şey istiyordu Kucaklamak geçmiş. sertliği simgeleyen Kreon artık yıkılmış. Antilokhos'un İlyada'da sonuna ka­ dar savaştığı görülür.. şöyle der (XVII. İthaka kralı Laertes'in karısı. Odysseus'u Sisyphos'un oğlu sayan efsaneler vardır. 669 vd. Bir söylentiye göre. en terbiyesiz ve en ahlaksız olanıdır.(Od XI. 499): İğrenirim bunlardan. İnsanların en kurnazı Autolykos'un kızıdır. asıl çekemediği kimse de amaçla­ rının gerçekleşmesini önleyen Telemakhos' tur. pusula­ rın fikir babası hep Antinoos'tur: Pylos'tan dönüşünde Telemakhos'u öldürmek için pu­ suya yatmaya önayak olur (Od. ulu yürekli Autolykos'un kızı Antikleia'nın ruhu. sevgi paylaşmaya geldim.). Ona karşı kurulan kumpasların. Sal­ dırgandır. dadı. 85 vd. kötü adamla müsavi muamele görmeyi istemez. bu adam kara ölüm cadısına benzer. Hai­ mon). Odysseus'un anası.MIN I UN» » ' I Kreon — Ama orada da İyi odam. çökmüş bir adamdır (Kreon. üç seferinde de uçtu. Antinoos'un tutum ve davranışı talipler arasında bile tepki ile karşılanır. Sisyphos da bu yüzden gel­ miş. Antigone — Ölüm diyarında da böyle bir ka­ ide olduğunu bana kim söyleyebilir? Kreon — Düşmanımız bizim İçin hiçbir za­ man.). buna çatar. kendi­ ni öldürür. dost değil­ dir. tembel. Patroklos ölünce çok üzülür ve acı haberi Akhilleus'a verme görevini üstü­ ne alır. Troya savaşına katılır ve çevikliği. Autolykos'un sarayına yerleşmişti. Anası Eurydike buna dayanamaz.. Nestor'un oğullarından biri.

Gaia'dan doğan çocuklarını. ama ölmeden kardeşi Lykos'a Antiope'yi bulup cezalandırmasını buyurmuş. 9). okşar ve bi­ leğinden akan özü silerek yarasını iyileştirir. altın bir değer ölçüsü olmak üzere.. Odysseus denemek isteyince. sen evliliğin gönül açan işlerine ver kendini. acılarını dindirir (İl. Aphros köpük demek): Uranos. şakalaşma onun içinde. istek onun içinde. bu yüzden son oğlu Kronos'a bir tırpan verir. Bir köpükten doğmuş olduğu için. Amca­ larının buyruğu üzerine dağa bırakılan ikizler çobanlarca yetiştirilirler (Amphion). doğar doğ­ maz toprağın bağrına soktuğu için Toprak Ana şişmekte ve korkunç sancılarla kıvran­ maktadır. öbürü Homeros. sevgi onun içindeydi. Aphrodîte dediler ona tanrılar ve İnsanlar. cilveli ve gönül alıcıdır. Antiope çok güzel oldu­ ğu için Zeus ona âşık olup bir satyr biçiminde yanaşır (Tab. Antiope. Zeus'un aklını çelmeyi aklına koyan Hera bu memeligl ister günün birinde Aphrodite'den. Ak köpükler çıktı/ordu tanrısal uzuvdan-. şu alım var ya. Irmak tanrı Asopos ya da Thebai kralı Nykteus'un kızı. şöyle seslenir ona (İl. Çevik Ares'le Athena uğraşacak savaşla. XXI). sonra çobanlardan kim olduğunu öğre­ nince analarını kurtarırlar ve Dirke ile Lykos' tan da öç alırlar. Sevgiyi. Ne var ki Amphion'la Zethos önceleri analarını tanımazlar. Aphrodite Zeus ile Okeanos kızı Dione'den dogmadır. Epopeus'u öldürür ve Antiope'yi tu­ tuklu olarak Thebai'ye geri getirir. Babası Nykteus üzüntüsünden canına kıymış. sever. alımlı ne varsa hepsi onun içindeydi. Önce kutsal Kythera'ya uğradı bu kız Oradan da denizle çevrili Kıbrıs'a gitti. Ölüm okunu Odysseus ilkin Antinoos'a karşı yöneltir ve bütün talipleri sıra ile öldürür.370 vd. Thebai'de Lykos'la karısı Dirke'nin zincire vurup eziyet ettikleri Antiope tanrıların yardımıyla zincirlerini çözer ve kaçıp ikizlerinin yanına sığınır. işte onları bana ver bugünlük. Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu Narin ayaklarının bastığı yerden. önleyemez yayı almasını (Od. ama günün birinde aklı başına gelir ve Phokos'a karı olur (Phokos).görünce. dedi ki: . V. Ne var ki karşılarına tanrıça Athena çıkınca. Antiope Amphion'la Zethos'u yolda doğurur.. XIV. cilveleşme. Altın Aphrodite diyor Home­ ros bu tanrıçaya. yani şu ölümsüzleri. Homeros'a göre. Kronos da o tırpanla babasının hayalarını keser ve denize atar (Theog. İthake'liler korku ile kaçışır­ lar (XXIV. tanrıların babası. "Cenk işleri sana vergi değil. Sonralar» Antiope Dionysos'ın öfkesine uğrayarak çıldırır. yavrum. Aphroditc. bugün bayram. . alacalı bulacak bir kurdeleydi bu. ölümlüleri alt ettiğin. bu ak köpükten. 160 -206): Dalgalı denize atar atmaz onları Gittiler engine doğru uzun zaman. (1) DOĞUŞU. Hesiodos Thegonia'da bu tanrıça­ nın denizin köpüklü dalgalarından doğduğu­ nu anlatır (Yun. İlyada'da yiğit Diomedes'le çarpışıp yaralanan Aphrodite'yi anası Dione kollarına alır. 197 vd. Her şey olup bittikten sonra İthake'lileri ayaklan­ dıran. Dert yanan kızını da şöyle avutur Zeus: Böyle dedi o. işveli.): Sende şu sevgi. Bir kız türeyiverdi. Lykos Sikyon'a saldırır. Daha başka sıfatlarla niteler onu şair­ ler: Bu güzeller güzeli tanrıça hep "gülümser"dir. Amphion ile Zethos'a gebe kalan Antiope babasının öfkesinden korkup evden kaçar ve Sikyon kralı Epopeus'un ya­ nına sığınır. Orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça. sert sözlerle çıkıştı ona. en akıllı insanı ayartan aşk onun içinde. Bunun sırrını Homeros tanrıçanın ak köpüklerden olma bedeninde taşıdığı bir büyülü mernelikte görür. çözdü göğsünden nakışlı memeliğini. onu Dirke'ye gerir verir­ ler. kutsal günde yarış­ ma olmaz diye vazgeçirmeye çalışır. Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'nin doğuşu üzerine iki ayrı kaynağımız vardır: Biri Hesiodos. sevişmeyi simgeleyen bu tanrıça bu büyüyü kendi kendine değil. ama Penelopeia ile Telemakhos araya girince. Yunanis­ tan !da bir yerden bir yere atar kendini. çevresini sa­ ran başka tanrısal varlıkların aracılığıyla ger- 42 . 421-547). sonra da onunla evlenir. öç almaya kışkırtan Antinoos'un baba­ sı Eupeithes'tir. gülümsedi insanların. " (2) KİŞİLİĞİ.). çağırdı yanma altın Aphrodite'yi.

Bu ikiliği en kesin bir tanımlama ile Platon "Şö­ len" adlı diyalogunda dile getirir. Ne var ki aşk tanrıça­ sının kişiliği çelişkili ve belirsiz olarak canlan­ dırılmaktadır efsanede. ama madem ki iki Aphrodite var. Zeus'la Dione'nin kı­ zıdır. sevgi (Eros) Aphrodite'den ayrılmaz. sahneye seyirci olan tanrılar arasında da dinmez bir kahkaha kopar (Od. İlk günden bu oldu onun tanrılık payı İnsanlar arasında da. sonradan katılır Aphrodite'nin alayına (Theog. İki tanrı sevişirlerken demir ağın içinde tutklu kalırlar. başka bir anlatıma göre Halikarnassos kentinin batısın daki bir yarda biri Hermes'in öteki Aphrodl te'nin birer tapmağı varmış. Phaidra ve Pasiphae'ya belalı aşklar esinler. Güzelliği. sonra da yalancıktan Lemnos ada­ sına gider. Aphrodite'nin başka sevgilileri de olur. Sokrates'in de bulunduğu bu şölene katılanlardan Pausanias şöyle der (Plat. bunlardan biri Adonis (Adonis). ama şairler onun çirkin kocasını aldatmasını ballandıra ballandıra anlatırlar. Aineias). Bu öykülerin başında Homeros'un Odysseia'sındaki serüven gelir Bu serüveni kör ozan Demodokos anlatır Al kineos'un sarayında toplanmış konuklara Ares'le Aphrodite'nin seviştiklerini güneş tanrı görür ve Hephaistos'a haber verir. Daha sonra gelen bir başkası var ki. daha doğrusu kendine özgü öyküler az da. Salmakis). Hem bu tanrının ikiliği nasıl inkâr edilebilir? Biri. başkalarının baş kahraman ol­ dukları öykülerde kendisine ikinci derecede bir rol düşmektedir. sevgi de tek olurdu. Hora'lar ve düğün alaylarının ba­ şında giden Hymenaios da Aphrodite'nin çevresindeki tanrılardır. Kuşlardan güvercin ve serçe. 180 d-e): "Herkes bilir ki. Ona düştü kız cilveleri. Ahenk. ona orta malı Aphrodite diyoruz. Aphrodite'nin öfkeleri.el bil güçtür. çözülmez zincirler­ den büyülü bir ağ örer. zarafeti ve bereketi simgeleyen Kharit'ler. Üç Güzeller yarış­ masında oynadığı rol ve Paris'le Helena'nın başına getirdiği bela. Kişiliği Hellenistik çağdan sonra Röne­ sans sanatına da tükenmez bir konu olmuş. VIII.): Doğup da yürüyünce tanrılara doğru Eros'la Himeros (arzu) takıldılar hemen peşine. sevişmenin tadı. kendilerine ye­ terince tapınmayan Lemnos kadınlarına ceza olarak kocalarının bile dayanamadıgı bir ko­ ku verir. çiçeklerden gül ve mersin tanrıçaya adanmış sayılır (inim kadar şairleri esinleyen bir tanrıça da . uyum anlamına ge­ len Harmonia'nın yanıbaşında korku ve boz­ gun Aphrodite'nin kişiligindeki olumlu ve olumsuz yanları ve çelişkileri simgelerler. Kişiliği ile tanrılar arasın­ da bunca önemli bir yer tutan Aphrodite'nin efsaneleri azdır. dillere destan olmuştur. öbürü Troya kral soyundan Aineias'm babası Ankhises'tlr (Ankhises. Şöl. 201 vd. Savaş tanrı Ares'le birleşmesinden (ki bu birleşme de anlamlıdır) Phobos (bozgun) ve Deimos (korku). 295 vd. yani en eski­ si. Bu tanrılarla ilgili iki türlü sevgi de olacak ister istemez. göğün kızıdır. birine orta malı. öbürüne göksel di­ yeceğiz" (3) EFSANELERİ. Aphrodite topal tanrı Hephaistos'la evlen­ dirilir. Kinyras'ın kızlarını kendilerini ya­ bancılara satmaya zorlar. Aphrodite tek olsaydı. onları suçüstü yakala­ yan Hephaistos da acı acı bağırır.çekleştirir. öç almaları kor­ kunçtur: Şafak tanrıça Eos'a.). bir de Harmonia doğar. yani Kazdagının tepesinde seviş misler. Eros bazı efsanelere göre onun oğludur. ünlü demirci tanrı da kırılmaz. yerleştirir onu yatağı­ nın altına. göksel dediğimiz Aphrodite ana karınından doğmuş değil. tanrılar orada se­ vişip birleşmiş ve orada doğup büyüyen ço­ cukları Hermaphroditos'un başına Salmakls adlı su perisi ile olan serüveni gelmiş (Her­ maphroditos. efsane yazarlarının kimine göre iki tanrı îda. orada doğup ikisinin de adını alan ço­ cuğu dağ nympha'ları büyütmüş. Sev­ ginin de iki olması gerek. gülüşmeleri oynaşmaları. nasıl ve nedeni belli değil. Sevmenin. İlyada destanında oğlu Aineias'm koruyucusu olarak oynadığı rol bu kişi ile ilgili bölümde anlatılır. Tanrı Hermes ile sevi­ şen Aphrodite'nin Hermaphroditos diye bir oğlu olur. resim ve heykelde işlendikçe işlenmiştir. büyüsü. Roma'da Venüs Genetrix olarak Aeneas destanıyla ilgili rolü Venüs bölümünde açıklanır. Eros ile Psykhe masalında da adı geçer. ölümsüzler arasında da. ama Theogonia'da Eros Aphrodite'den çok önce doğmuş evıeır.

Ama Apollon. tapınakları ve efsaneleriyle özbe­ öz Yunan. Arkeolojinin katkıları da eklenirse. ' (1) ADI VE EK ADLARI. Mucize gibi ger­ çeküstü bir terim kullanılması. bilimi bir çeşit yetinmeye götürmüş. şarap tanrı simgeler. Bi­ zimkisi yalnız bir deneme. Acaba bu ad. aydınlığın bir kez daha "Anadolu" denilen güneşin doğduğu ülkeden gelmiş ol­ duğunu gösterir. mu­ cizeyi aydınlatmak yolunda sayısız ipuçlarının hemen hepsinin Anadolu topraklarında bu­ lunması. yaratılmış bir tanrıdır. Nietzsche'nin Yunan varlığına özgü en şaşırtıcı yapıtı saydı­ ğı tragedyayı bağışlayana kadar akla karayı seçmiştir bu tanrı. yaratıcılık insa­ nın doğaya bir başka türlü coşkuyla karışma­ sını şart koşar. Apollon aydın. kısacası bil­ gi yoksulluğundan gelmekteydi. özellikle yazı tanıtlarının çokluğu. Ama bu güç. insanı bir seyirci ve bir taklitçi olmaktan da ileri götüremez. akılla algılanabilecek tutarlı tarihsel bir sü­ reç olduğu anlaşılmaya başlanmıştır. ışığın doğayı bir projektör gibi aydın­ latıp karanlık kalan sırlarını çözümlemesidir. Nietzsche'nin de bundan şüphesi yoktur her­ halde. Ama bu da az çekici bir iş değildir. Dionysos'un doğudan geldiğini. ama hiçbir şair de Aphrodite'yi Midilli'li kadın şair Sappho kadar güzel dile getirmemiştir. anlama ve kavra­ madır. dur­ gun. Apollon adının Yu­ nanca olmadığı artık herkesçe bilinir. kötülüğü önleyip korumak anlamına gelen fiillerden. İlkçağda Yunan denilen varlıkla Akdeniz çevresindeki uygarlık topluluğuna bir yenilik gelmiş olduğu su götürmez bir ger­ çektir. ama aynı zamanda da öngörmedir. ya da başka kökenlerden tü- . doğayı gör­ me. ta ki taşkın gücünün ne denli bir nimet olduğunu anlatabilsin insana. kimi Hitit yazıtlarında rasgelinen Apulunas tanrının adıyla bir olmasın? İlk­ çağdan beri bu adın köken ve anlamını açık­ lamak için boşuna çabalar gösterilmiş: "Apol­ lon" yani cezalandırmak.APOLLON ha yoktur. bir ana tanrıça değil de. İnsan için dü­ şünülmüş. Yunan mucizesi dendi. Nitekim in­ san dişisinden doğmadır. insana doğayla birleş­ meyi sağlayan bir araçtır sanki. Böyle bir denemeyi bu sözlükte Apollon tanrının kökenleri ve kişiliği üstüne yapmak istiyoruz. Bundan ötürüdür ki yeni bilimsel ger­ çeklerin ışığında yeni yorumlar yaparak de­ nemelerimizi önermekten daha ileri gideme­ yiz. bulguları çoğaltmak ve değerlendirmek durumundayız bugün. Friedrich Nietzsche'nin "Tragedyanın Do­ ğuşu" adlı eserinde yaptığı Yunan varlığı üs­ tüne yorum bugün de geçerlidir sanıyo­ ruz. ölçülü gücü simgeler. ya da "apello" de­ fetmek. Bilimin de bugün asıl coşkusunu yaratan neden. bu olayın ne­ denlerinin de. Bu yanlışlığı bilim Homeros'tan başlamak üzere metinleri iyice okumamış olduğu için işlemiş­ tir. Ne var ki o gün bugün çok ileri gidilmiş ve elde edilen bulgularla olayın hiç de mucize olmadı­ ğı. bütün dallan ve bunları esinleyen perileriyle Apollon öz Hellen varlığı sayılırdı. Bu olaya geçen yüzyılda bir ad da ta­ kıldı. Apollon plastik sanattır. daha öncesini ara­ ma ve anlama çabasından saptırmıştır. yani Yunanistan kökenliydi. karanlık güçlerin gizemine er­ mesini. Dionysos doğanın kendisi değil. Bu iki tanrı da Apollon'la Dionysos'tur. Delphoi tanrısı Apollon bunca bilicilik merkezleri. varlığı akılla algılama ve akıl yetisine da­ yanan yöntemlerle biçimlendirme gücü ve ye­ teneğidir. Anadolu'dan çıkıp Yunanistan'a güç bela girebildiğini efsa­ ne bağıra bağıra dile getirir. Ama asıl kaynağı bugüne kadar açıklanamamıştır. Yunandan kalma yapıtların. insana karışır ve in­ san çilesini çeker. durgun akıl gücü. İpuçlarını izlemek. Apollon. ilkçağın Yunan denilen yaratıcılığında birbirinden ayrı iki öğeyi ayırmak doğru olsa gerek: Bu yaratıcı­ lık iki tanrının simgelediği iki karşıt varlığın birleşmesinden doğmuştur. Yalnız tragedyada değil. gerçe­ ğin gün ışığına yakında çıkacağı umulur. Bu tür denemelere bizden önce gi­ rişenlerden esinlenerek ve elimizdeki bilgi ve görgülerden faydalanarak Apollon'un bir Anadolu tanrısı olduğunu tanıtlamaya çalışa­ cağız. İşte bu gücü de Dionysos. bunların Batı uygarlığının bir başlan­ gıcı diye karşımıza çıkması ve gerek doğa. bir çeşit coşku ile asıl yolu olan inceleme. ışıktır. gerekse insan üstüne düşüncesinin o günden bugüne kesintisiz olarak süregelmesi bu ola­ yın bir başlangıç sayılmasına yol açmış. kökenlerinin de o zamanlar pek aydınlanamamış olmasından.

20 vd. anası ve kardeşi de Troya kale­ sinin iç tapmağında oturur gibidirler. bu yüzden de merkezi Anadolu'da. parlak demektir ve tanrının ışık saçan aydınlık varlığını dile getirir. Lykia soylu. iki yer dile getirilir: Biri "ana­ forlu Ksanthos'un kıyılarında. Lykia'nın adı nereden geline olursa olsun.): Öfkelendi Apollon. Srnintheus. Tenedos'un güçlü kralı. İlyada'da Lykia sözü geçince. Phoibos'un anlamı belli. IV.101.Troy. IV. İlyada'da tanrının adı Apollon ya da Phoi­ bos Apollon diye geçer. V. Yalnız şuna da dikkat edilsin ki hiçbir kaynak ya da efsanede Phoibos Apol­ lon asıl güneşi simgeleyen Helios tanrı ve onun soyundan gelen tanrısal varlıklarla ilişki­ de gösterilmemektedir. 4) ile de bir ilişkisi vardır.. Bunun nedeni de Apollon'un güneş olmadığı. Apollon da. iki yerde de kendisine "Lykegenes" denmektedir. Böyle bir tartış­ manın yersizliği şuradan belli ki Lykia bölge­ sinin adı da -lyk kökünden gelme.ykla'ya sıkı sıkıya bağlı. Pergamos tepesinden bağırdı Troya'hlara. haydi. güneşi simgelemedigidir. uzak ve semiz Lykia toprakları" öteki Troas bölgesine. kalmayın Argos'lulardan aşağı. Pandaros ise Alsepos Lykia'sından gelmişlerdir. Apollon'un koruduğu Aineias'a da saldırmaktan alamaz kendini (İl. Lykia'da doğmuş anlamına gelir İster istemez. atılın ileri.. Yerleri bugün kesinlikle belli değilse de. ne de nitelikleri Yunan mythos'unda Gü­ neş tanrı ile bir tutulduğunu belli etmez. Glaukos ve Pandaros'la ilgili metinlerde şöyle bir deyim geçer tanrı için (İl.ı kalesi Pergamos tepesinden seslenir ovada dövüşenlere (İl. Sarpedon'un ölüsünü yurdu Lykia'ya taşımak hep Apollon'a düşer. Lykia ilinin adında da vardır. koruya gümüş yaylı.): . nitekim rahibi Khryses İlyasa'nın başında şöyle seslenir tanrısına (İl. tanrının özünü belirtmek için bir ek ad tak­ mışlar ona: Phoibos demişler. Lykia'lı oldukları bilinen Sarpedon. Sarpedon'la Glaukos Ksonthos Lykia'sından. Zeleie'den Pandaros'u savaşa götürmek. dayanamazlar et delen tunç kargılara. 432 vd. dedi ki: Atları iyi süren Troya'lılar. dinle beni.kö­ keni Yunancada olduğu gibi ışık anlamını İçerir mi.remlş oldugiı ileri sürülmüştür. hedefi vuran ya da gümüş. özel­ likle Pandaros'un yurdu olan Zeleie'ye yerleş­ miş Lykia'lıların ili. ne demir.37 vd.119): "Ün salmış okçu Lykia'lı Apollon" (Pandaros). Diomedes tanrıça Aphrodite'yi yaraladık­ tan sonra. Killa. Ama bu da Hitit çivi yazıtların­ dı geçen "Lukka" bölgesiyle bir tutulabilir mi ve tutulursa Lykia'nın adındaki Luk. Bu varlığı bize ilk niteleyen metin de Homeros'un İlyada'sidir. VII. 507 vd. Tanrının Tro­ ya çevresindeki şehirlerde de önemi büyük­ tür.eki soyu yansıtır. Bunu açık açık söyler. Apollon bütün yüreğiyle Troya'lılardan yana dır. tartışmaya da girer Alhena Olympos'tan llyon'a fırlayıp gelir (İl.. Troya'da olan bir tanrı olarak çıkar karşımı za. özellikli (2) ANADOLULU TANRİ. Apollon kaynağında ve özünde bambaşka bir varlıktır. Khryse İda dağının eteğindi-ki kentlerdir. onların derileri ne taş. Tanrının Lykia ile yakın ilişkisi bilindiği halde bu sıfatın ışık ya da kurt anlamına ge­ len -lyk kökünden türeme olup olmayacağı tartışma konusu edilmiştir. o başka bir sorundur. ne var ki deniz tanrı kin tuttuğu halde. Tenedos ise Bozcaada. Laomedon'a ünlü İlyon su­ runu yapıp da Poseidon'la birlikte ücret al­ mayarak çekildikleri günden başlar (Laomedon). SmlntheUl adı bu bölgede tanrının bambaşka bir isimle de anıldığını gösterir.). bu ada eklenen sıfat çokluk okçu. Kaldı ki bu adın Apollon tanrının büyük annesi olarak gösterilen dişi Titan Phoibe (Tab. Apollon güneş tanrı değildir. ne adı. Troya ile ilişkisi çok eskidir Apollon tanrının. bir. bu kök ise Latince "lux"ta görülen ışık anlamlı köken olarak alınırsa bu anlam tanrının sıfatında da. Bunun dışında Apollon Troya şehrinin içine yerleşmiş gibidir. yay­ lıdır. Zeleie. Apollon I İnme ros destanlarında I. Ne var ki Yu nanlılar bile bu adı anlamamış olacaklar ki. Kaldı ki "Lyke­ genes" sıfatındaki -gen.): EyKhryse'yi. lanrının Lykia bölgesiyle ilişkisini dile getir­ mektedir. Bizim "Lykiâlı" diye çevirdimiz İni sıfat başka metinlerde geçen "Lykios" ve "Lykeios" sıfatları da göz önünde tutulursa. I. kutsalKilla'yı.

Karşıladı meşe ağacı altında. Zeus 'un kızı. Akhilleus onu sürüklerken yüzülmesin diye derisi. Zeus Akhilleus'la Hektor'un ecelini tartıya koyup Hektor'un ölümü ağır basınca. bambaşka bir ahlak görüşü olan bir dünya­ nın. yumuşar bir yürek taşımaz göğsünde.443vd. istiyordu zafer Troya'lıların olsun. Gönlünüz bu şehri yok etmek ister. bak işte. bilirim.): Aphrodite kovuyordu köpekleri yanından. kendini saklamak gereksinmesini duymaz. bir tanrı için işten bile değildi bu. İyi bir şey mi bu. Gel. ÖnceZeus'un oğlu kral Apollon dedi ki: Ne diye geldin Olympos'tan ulu Zeus'un kızı. na buradayım. 185 vd. Aklınıza esmiş. Phoibos Apollon. V. Akhilleus da sıyrıldı tıpkı onun gibi her türlü acıma duygusundan. çocuğu. Altın kılıçlı Phoibos Apollon 'u gönderdi. yakmasınlar. gör. gelir saldırır insan kuzusuna. Apollon ne yapsın. gözden kaçırmıştı ölünün kapladığı yeri.. görmesin mi babası Priamos. niyetin ne. ölünün bedenine. kendine gel hadi. gündüz. anası. en hayırlısı bu: Gel de günlük savaşa ara verelim. yani Anadolu'nun tanrısı olarak karşımı­ za çıkarmaktadır. kimsin sen?. gövdesini saran deriyi vakitsiz kurutsun İstemiyordu.): Kimsin sen. yüksek kentini de. güneşin gücü. Ama bir baş­ ka yönden de bakılınca ışık tanrı Apollon'la Lykia arasında sıkı sıkıya bağlantı kurulabilir. alıp saygı göstermesinler mi ölüsüne. onu kurtarmak için (İl. işiniz gücünüz kötülükte. Tanrılar arasında bu eşi­ ne rastlanmaz iyilik. gökten ovaya onun için kara bir bulut indirmişti.dinle beni. sakladı koyu bir bulutun arkasına. ölümsüz tanrıçalar. başka kılığa girmek. kötülerin dostu" der. öteden beri korurum seni de. Apollon'un llyada'da oynadığı bu rol onu OIympos tanrılarından büsbütün ayırmakta. Hektor'u öldürmek için yanıp tutuşuyordu. azgın bir aslan gibidir tıpkı.. Görmüştü tanrıçayı Pergamos kalesinden. XXII. 247 vd. gece. ateş payını vermesinler mi? Siz şu uğursuz Akhilleus'u tutuyorsunuz demek Oysa bilmez o töresince düşünmesini.. onu görmesin mi karısı. Lykia yazısının çözümü de bir gün başarılırsa. Patara ve birçok anıtları gün ışığına ye­ ni çıkarılıp. gül kokulu tanrısal bir yağ sürmüştü . Hektor güvenle so­ rar ona (İl. Söyle hadi. belli. güzel bir şey mi? Bu güzelim uygarca sözlere Hera gene bir sürü safsata ile karşılık verir: "Oymak tanrı.. Aphrodite İle birlikte Hektor'un ölüsünü ko­ rumaktan başka çare bulamaz (II. sevgili tanrı. Troya halkı. Apol­ lon da Hektor'u kaderine bırakmak zorunda kalır ve tanrılara karşı bir tanrı ağzından hiç duyulmamış bu eşsiz eleştiriyi dile getirir (İl XXIV. Apollon Hektor'a gönülden kılavuz ve ko­ ruyucu olur. Hektor'Ia yüz yüze gelir. insanlara saygıdan çekti kendini. nereye götürür seni ulu yüreğin? Oymak zaferi mi vermek istersin Danaolara? Kırılan Troya'lılara acımazsın. XX. 33 vd.Apollon birden onu karşıladı. yanında durup seni koruyacak. bayağı dokunur insana. Ölüyken bile yüreğiniz varmıyor onu kurtarmaya. Ksanthos..): Phoibos Apollon ölümsüzlere şöyle dedi: Amansız tanrılar. Lykia'da sürdürülen arkeolojik araştırmalar bu tezi gün geçtikçe pekiştirmektedir. Ama Phoibos Apollon kaçırdı Hektor'u. Hektor'Ia Akhilleus arasındaki son ve kor­ kunç çarpışma başlayınca dört döner Hektor'un çevresinde. Apollon'la Artemis'in anası Leto'nun bölgede büyük bir yer tuttuğunu açığa vuran Letoon kutsal merkezi bu üç tanrının Anadolu topraklarına ne denli kök saldığını kanıtlar. kötülük tartışması da ışık tanrının yenilgisiyle biter. İda'dan bir savaş ortağı gönderdi sana Kronos oğlu. Athena'nın Troya'lı yiğidi alda­ tarak öldürmek için kurduğu pis düzen karşı­ sında Apollon'un tutumu öyle isnacadır ki. bir güzel doyurmak için karnını.): Akhileus korkunç çığlıklarla atıldı öne. varsayımlarımızın hepsinin somut birer gerçek olacağı umulabilir.

gece çatır çatır yıldızlarla birlikte kız kardeşi Aya doğru yükselen yalçın dorukları bu hava sarar.9 ve 36): "Lete ile Zeus'un oğlu". Av rıntıya girmeden şunu söyleyelim ki araştır maların verdiği sonuç şu. ama sonradan önce adalarda. Delphoi'ninki çok daha ye­ nidir ve sonradan eklenmiştir birincisine. şiir ve dansı. Kekova. Homeros'tan Roma çağından sonraki Kommagene krallarının zamanına dek hep aynı Anadolu'lu tanrıdır Apollon. 1. burası Apollon'un ülkesidir demekten alamayız kendimi­ zi. "güzel saçlı Leto'nun doğurdu­ ğu". Bilim bu iki övgü arasında bir zaman ayrımı saptamış. Ey uzağı vuran Apollon. ak çöller gibi mavi engine kadar yayılan dalga dalga kumların arasından süzülerek. kısacası her türden sanatı esinle­ yen büyük yaratıcı tanrıdır. anlatmakla bitire­ mez onu şairler. Çiçekler içindeydi şimdi.. Apollon onu hor görüp denizin içine gömer diye. nympha' lara yemyeşil birer yunak olmaktadır.. ve çocuk gün ışığına çıkıverdi. Gündüz gümüş yaylı tanrıya bir altın taht kuran. çalgı ve ezgiyi. yaklaşıp parlak yayını bir gerdi mi o. Debussy'nin müziğini du­ yar. Delos adacığı da korkar böyle güçlü bir tan­ rıya sığınak olduktan sonra. Homerik denilen hymnos. ta uzak doğuda Nemrut dağının tepesindeki sivri külâhlı dev tanrı heykelleri arasında da baş yeri tutar. kral diye nitelenir Apollon. duru bir suda. Demre. İşte o zaman. Themis tanrıça nektar sundu ona ve bal gibi ambrosia sundu ölümsüz elleriyle. ama bu doğum öyle olağan bir doğum değildir. Hele Fethiye'nin gör­ kemli kral mezarlarından başlayıp. Buralarda akla kara. sonra Yunanistan'da kültü yayılınca birçok yerler (tıpkı Homeros için olduğu gibi) tanrıya beşik olma şerefini elde etmek için efsaneler düzdürmüşlerdir.Apollon tanrının asıl doğuş yeri Anadolu kıyıları. Titrer tanrılar tepeden tırnağa Zeus'un sarayında o bir yürüdü mü. İlyada'nm ilk dizelerinde şöy­ le tanıtılır Apollon (İl. Anadolu bu zaferi Apol­ lon tanrı ile simgelemiş. yıkadı seni tanrıçalar kutsal elleriyle arı. Doğum şöy­ le anlatılır: (Letoj İki koluyla Fenike ağacına sarılarak dayadı çimenlere dizlerini.. .Apollon Musa'ların yöneticisi. . (3) DOĞUŞU. Zeus'tan gebe kalan Leto tanrıçanın çocuğunu doğurmak için yer araması. öteki Delphoi tanrısına. besbelli ki Delos övgüsü daha eski. Olympos ve hepsi Anadolu'ya özgü adar taşıyan daha nice kentler boyunca. İlkçağdan bugüne lirik şiirlerin hepsinde belli bir hava içinde canlandırılır.. . Homeros destanlarında da "anaks" efendi. ağzında kavalıyla bir Pan ya da Marsyas'ın korularda hoplaya hoplaya oynadığını görür gibi olursunuz. Apollon Lykia deni­ len o ışık ülkesinde de yaşar. Sevinç çığlıkları kopardı tanrıçalar hep bir ağızdan. yani Lykia ve özellikle Lykia'da tanrının doğduğu kent sayı­ lan Patara'dır. müzikle yoğrulmuş gibi bir şiir havasıdır bu. ışıkla karanlık arasın­ da yaman bir savaş verilmekte ve bin yıllar­ dan beri süregelen bu savaşı insan aklı ve sa­ natı kazanmaktadır. çiçekler içinde Delos. renk renk çakıllar üstün­ de çağlayan dereler de satyr'lere. her biri birer tapınak gibi karşımıza çıkan. bunların arasında başta ge­ len ve en çok da tutunan Delos efsanesi. yepyeni bir kundağa sardılar.. biri Delos'lu Apollon'a. ka­ yalara oyulu ya da denizde yüzen o eşsiz mezarları. anası emzirmedi altın kılıçlı Apollon'u. ey Phoibos. Kaş. Kıyıla­ rında dolaştınız mı. kimi vakit çıkarsın kayalı Kynthos'un doruğuna. İşte bu hava Lykia'da sezilir. tıpkı ormanlarla kaplı bir dağ doruğu gibi. sonra başına altın şeritler doladılar. bütün tanrılar fırlar ayağa. 5). ey gümüş yaylı. yani övgüler arasında Apollon'a ayrılmış iki övgü vardır... Burada şu noktaya dikkat edelim ki Apollo'nun doğumu bir "kral tanrı"nın doğumu sayılmakta. övgüdeyse şöyle deniyor-. Hera'nın hışmı­ na uğradığı için hiçbir yerde sığınak bulama­ ması bu övgünün konusudur ve Leto madde­ sinde ayrıntılı olarak incelenecektir (Leto). kar gibi ak bir kundağa. lahitleri gördük mü. ışıkla dokunmuş. incecik. Titan kızı Leto ile baştanrı Zeus'un bir­ leşmesinden doğmuştur Apollon ve onun kız kardeşi Artemis (Tab. Dile gelmez bir sevinç kapladı yüreğini Leto'nun.

kâhin dizelerinde adı geçen Khryses gibi Srnintheus Apollon'un tapıcısı bir kadındır. Sonra sırayla bugün de bilinen merkezler: Gryneion. Delos'tu. Biliciligin de bu merkezlerden çıkıp Yunanis­ tan'a yayıldığı hem efsane. Anadolu'dan Güney İtalya'ya göçüp sünde Leto kurak ve kayalık adacığa parlak orada kent kuran Kyme'lilerin Sibylla'sıyla bir gelecek müjdeler: birlikte ilkçağ dünyasının en ünlü dört kadın Senin olursa okçu tanrı Apollon'un tapmağı. nice kutsal koruların oldu. Leto'nun da Lykia'da Leda yahut Lat adıyla anılan Anadolu'nun Ana Tanrıçasından başkası olmadığı göz önüne alınırsa. yerleri pek bilinmeyen bu merkez­ lerin de önemli olduğu anlaşılır İlyada'dan. Bu övgüde Yunanistan'la tanrı arasında bağlantı kuracak bir tek söz yok. Bu bilicile­ esinlediği öngörme yetisiyle insanlar. Bu sanat. Apollon'un Sibylla adıyla dünyaya ün salmıştı.asıl. tunmuş ve Delphoi bu politikayı benimseye­ . Killa.AI'OI I . Yunan tanrı dünyasına sonradan ka­ tılan ve adı bile Yunanca olmayan Apollon'un Kybele'nin oğlu Attis'le bir tutulması gerekmez mi? Bu konuda Halikarnas Balıkçı­ sının kılavuzluğuna dayandığımı ve Z. falcı. Erythrai bilikenmez bir gelir kaynağı olmuş. kadın rin en ünlüsü Herophile. rek göz kamaştırıcı bir zenginlik toplamış. Helenos'la Kassandra bir yana. bir köşe­ nasıl toplanır insanlar burada ve dumanlar sine de Cumae Sibylla'sını oturtmuştur. Laokoon o tapınağın rahibidir (Helenos. Ama bunları saymakla bitiremeyiz. Kalkhas Bir tanrıçanın ağzından dile gelen bu mo­ ve Mopsos gibi efsanelik kişilerin serüveni de dern turizm anlayışı Yunanistan'da pek tuaynı gerçeği kanıtlar (Kalkhas. Didyma tapınağı gibi. Anadolu'dan çıkmış ve yayılmıştır. ovalara bakan dağ başları. fare ve sıçan kovan anlamına gelir ve büyük bir rol oynadığını tarihçiler anlatmakla Apollon tanrının "aleksikakos". Bütün bunlardan madem si'nin toprağında hiç bereket yok. bir nympha'nın kızıymış. hem de arkeolo­ jik bulgularla kanıtlanır. sevimli Maionia'nın efendisi Miletos da senindi. anlaşılan şu ki. Boğazlardan başlayarak bütün Ege ve Ak­ deniz kıyıları Apollon'un bilicilik merkezlerin­ den bir çelenkle çevrilmiş gibidir. İda'lı yanan yağlı etlerden. Olympos doruğunda tanrılar toplantısına varıp da aşırı bir saygıyla karşılandığı zaman bile Apollon sanki başka bir diyardan gelmektedir Olym­ pos'lu tanrılar arasına. sensin efendisi Lykia'nın. Bunların ki­ minin izi silinmiş. Taşlıklıoglu'nun "Tanrı Apollon ve Anadolu ile Mü­ nasebeti" (İstanbul 1954) adlı araştırmasından faydalandığımı belirtmek isterim. Troya'nın yanıbaşında Thymbra' lı Apollon tapınağı vardır ki. senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. Klaros. bilicilerinden biri sayılırdı. Laokoon). Didyma ve tanrı­ nın asıl doğum yeri ve yurdu sayılan Patara. kimi­ si de akıllara durgunluk veren koca bir anıt gibi dikilir karşımızda. yüce dağ başları şenin oldu. ey tanrı. bunların arasında daha bir sürü kutsaklar ve Ksanthos (Kocaçay) vadisiyle Pamphylia'ya kadar uzanan bütün Lykia kıyıları vardır. yani kötülük­ bitiremez. Kassandra. Apollon tanrıyla ilgili bilicilik sen de beslenir semirirsin başka elden. bilicilik merkezlerine tü­ leri defetme gücünü dile getirir. kıyıdaki o büyülü şehir senin malın. Mopsos). ilk ve en eski bilicilik merkezleriyse Anadolu'da­ dır. nice tapınakların oldu senin. Delos övgü­ cisiyse. Biraz ötede Khryse. He­ tüter rophile adlı Sibylla. hiç durmadan. Erythrai. insanlar yüzlük kurbanlarla nasıl el Vatikan'daki Sixtina kilisesinin tavanına buraya gelir. tanrı orada Helenos'la Kassandra'ya esinlemiş biliciligi. Bu güçlü tanrının Le­ to'nun oğlu olduğu. Milletos'un kurduğu büyük Didy­ ma tapınağı ve onu işleten Brankhos oğulları (Brankhos) da bir yana. Pausanias'a göre. ama gönlünü sevindiren yer. O kadar ki Raphagörürsün. yaptığı freskin bir köşesine Erythrai. İnsanlar arasında kimi vakit. Erythrai (ildir) bilicisi (4) BİLÎCİLİK MERKEZLERİ. Biliciligm ilkçağda nail geliştiğini ve ne ek adı.ON atkılarda dolaşırsın. tıpkı İlyada'nın ilk ya da erkek "mantis" yani bilici. Ne var ki bu sonradan olmuş. Srnintheus olur. öbür bilicilik merkezlerini zamanla gölgede bırakmıştır. Zeleia var.

periden izin alamayınca (Telphusa). 45 vd. Musa'ların yöneticisi olarak ünü Yunan-Latin şiirinden başlamak üzere Batı şiirinde bugüne dek gök­ lere ağmıştır (Musa'lar). Güzel delikanlılara olduğu kadar. Kız kardeşi Artemis'le paylaştığı bu yetenek tanrıya büyük bir üstünlük sağlar.t M ^ >ı ı v . Ordu içine tanrının okları yağdı tam dokuz gün. Korintos körfezinin kuzeyinde. korkunç. bu kav­ ganın nedeni de Apollon'un öfkesidir. Omuzlarında yayı. başının üstünde kuğu kuşları uçuşmaya başlamış. bir süre Tesalya'da Admetos'a sığırtmaçlık etmiş (Admetos). kızgın tanrı yürüyordu gece gibi. Kassandra. başka bir anlatıma göre Admetos'un yanın­ daki uşaklığı Kyklops'u öldürdüğünden dola­ yıdır (Kyklop'lar). Bu vezin ise Daktyl'ler ve Kybele kültüyle ilişki görün­ mektedir (Daktyl'ler). Kavruluyordu birbiri peşi sıra bir yığın ölü. doğayı simgeleyen perilere de yönel­ miş bu aşkların çoğu sonuç vermeyen bahtsız sevgiler diye nitelenir (Daphne. köpeklerin düştü peşine. öfkeli. Tanrı canavar da olsa bir cana kıydığı için arınmak zorunda kalmış.. bin vınlama çıktı gümüş yaydan. Yunanistan'da Delphol merkezinin kurulu­ şuna değgin efsaneden de aynı sonuç çıkarı­ labilir. kargıcı Yunanlıların ödleri kopardı çünkü Doğu­ lu okçulardan. Önce Boiotia'da Telphusa pınarının yanıbaşında kurmak istemiş tapınağını. Ama kuğular onu Hyperbore'liler ülkesine uçurmuşlar (Hyperboreoi). ilci ucu (çapalı okluğu. Hyakinthos). Leto). Apollon Python'u öldürür ve büyük bilicilik merkezini de ejderi öldürdüğü yerde kurar. burada tanrıça Themis'e adanmış bir sunak varmış. acı. tanrı Zeus da oğluna kuğuların çektiği bir araba. Bu falcılık. Ne var ki bölgeyi bir ejder kasıp kavurmakta. Kaldı ki anası Leto ve kız kardeşi Artemis de doğrudan doğruya Kybele ile bağlantılıdırlar ('Artemis. Delphoi tapınağında dünya­ nın göbeği (Yun. Pythia tıpkı Sibylla gibi tanrı sözlerini ya da buyruklarını insanlara Homerik destanların vezni olan hexametron ile aktarır. Omphalos) sayılan bir çuku­ run üstüne bir üçayak yerleştirilmiş. köpürmüş. (5) NİTELİĞİ VE EFSANELERİ. Apollon İlyada'nın ilk dizelerinde okçu tanrı olarak çıkar karşımıza. dönüşünde de Pytho yarış­ malarını kurmuş. Pan. bilicilik sanatıy­ la Delphoi tapınağının ne hazineler topladığı dillere destan olmuştu. İndi Olympos'un doruklarından. oklar omzunda şangırdıyordu. gidip Yunanistan'da bir tapınak kurmasını buyurmuş. Tanrı­ nın asıl niteliğini açığa vuran bu dizeleri aşa­ ğıya alalım (İl. Yerleşti gemilerin ardına. saldı okunu. Efsaneye göre bu ejderi Hera salmışmış Leto ile çocuklarının başına. Bu nokta bir de Delphoi'nin dünyanın göbeği sayılması ve omp­ halos kavramıyla Kybele kültüne özgü bir motifi benimsemesi (Kybele). . Işıklı tanrının aşkları da önemli bir rol oy­ nar efsanelerinde. Olympos'a ilk ayak bastığı gün öbür tanrıların kor­ kuyla yerlerinden fırlamaları da bundan. Marpessa. başına bir altın külah ve eline de bir rebap vermiş. Apollon'un sanat ve müzik yeteneği üzeri­ ne de birçok efsaneler anlatılır. /I'I . Orada bayram ve şenlikler içinde yaşamış. Müzik alanında baş­ ka tanrılar ve ölümlülerle giriştiği yarışmalar da birçok efsanelere konu olmuştur (Hermes. İlyada'nın konusu Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavga ise. Leto'dan doğma iki okçu tanrı bu yetilerinden birçok efsanelerde faydalanırlar (Niobe). Python denilen bir canavar ekinlerin hepsini yok etmekteymiş. Önce katırların. Okçu ve yaman okçu oluşu onun doğu ile ilişkisini daha da pekiştirir. tanrının bilici kadını Pythia bu üçayak üstüne oturarak ve çukurdan yükselen gazlarla kendinden ge­ çerek fal verirmiş. Delos'lu Apollon övgüsünden epey sonra ve onun örneği üzerine kaleme alınmış Delphoi'li Apollon övgüsünde şu efsane anla­ tılır: Apollon doğar doğmaz. Kımıldandı mı. Andolu'lu Apollon'la Anadolu'lu Ana Tanrıça ile bir bağ kurmayı esinler. sonra Yunanistan'a gelmiş. sonra saldı birsiuri olc insanların üstüne... tanrıça kehanet verirmiş o sunakta.): .. Apollon ya da Artemis'in okuyla ölmek ansızın tatlı bir ölüme kavuşmak anlamına gelir. Pytho diye anı­ lan bu merkez sonradan Delphoi adını almış­ tır. Parnassos dağının eteğinde yer yer ormanlarla örtü­ lü yemyeşil bir ovaya inmiş. 1. Marsyas).

Ares. Lanet. Ama tanrıça hamarat sanatçıyı bir örümcek kılığına sokmuş ki. Athena Olympos'un on iki büyük tanrısı­ nı işlemiş nakısına. Atheria isterse gelsin nakışta yarışalım de­ miş. 30. Yaklaş ona.Apollon birçok ozanların babası sayılır (Linos. geçiyor bile. İşlerini bitirince Athena bakmış ki kızın nakısı kusursuz. ormandan periler bile gelir. şaşakalırlarmış yaptığı işlere.dönek Olympos'ta oturan tanrılar arasında • benim iğrendiğim tanrısın sen. ey kaleler yıkan. hele babası Zeus'un ondan hoşlanmadığı besbellidir. Lydia kızları. çılgın deli. o da Ze­ us'un yanına sığınıp ağlaşır. Zeus'un kafasından çıkma. Dağ­ dan.): Böyle ağlaşıp durma dizimin dibinde. gide­ rek gülünç bir kişi olarak canlandırmıştır. V. delinin biridir. kavga. biliyorum. nakış yapmada. uğursuz ola­ rak nitelendirilen Ares insanların baş belası. Öğütler vermiş. Troya savaşında yiğit Diomedes Athena'nın yar­ dımıyla karnından yaralar Ares'i. kendininkinden aşağı kalmıyor. Apsyrtos. Arakhne de ölümlülere elişlerinin hepsini öğretmiş ol­ makla geçinen Atina'nın baş tanrıçası Athe­ na ile gergefte boy ölçüşebileceğini ileri sü­ rer dururmuş. Tragedyalarda bu kavramla­ rı simgeleyen tanrıça. yırtmış nakısını. Yunan dün­ yası onu o kadar hor görmüş. Tanrıça buna kızmış. Savaş tanrı Ares'in Roma'da karşılığı Mars'tır. öyle becerikliymiş ki. ellerin kanlı. Ara. son­ suzluğa dek tozlu duvar köşelerinde ag örsün de hiçbir faydasını görmesin. Kimi zaman çoğul ola­ rak gösterilip öç perileri Erinys'lerle bir tutu­ lur (Erinys). V. bir o yana döner. Tanrıça da o zaman kim olduğunu açık­ layarak başlamışlar gergef başında yarışma­ ya. 830): Ares. Arakhne. Lydia'lı kız üzüntü­ sünden kendini asmış. Zeus'un kalkanıyla dövü­ şen Athena zaferi kazanacaktır. çünkü Athena aklın yönettiği savaşı. Ares ise akılsız­ ca. giderek gururlu olurmuş. kızı da iş işlemede. Roma devleti bu tanrıya ne kadar değer vermiş. Tanrılar babası­ nın bu sızlanmalara verdiği karşılık şudur (İl. hep hırgür. sevimsiz. anadan gelme sana. Danae'ye yaklaşmasını filan. bir bu yana. beddua. Hekim tanrı olarak adı genellikle oğlu Asklepios'unkiyle birlikte anılır (Asklepios. kadınları bi­ linçli. He­ le Homeros destanlarında kaba kuvveti sim­ geleyen Ares'e eklenmedik aşağılayıcı sıfat kalmamıştır. savaş işin gücün. 889 vd. babası İdmon Kolophon kentinde kumaş boyacılığı yapar­ mış. kilim dokumada öylesine usta. Derken bü­ yük bir öfkeye kapılıp kırmış Arakhne'nin gergefini. saygı göstermişse. El sanatlarında Anadolu'nun Yu­ nanistan üzerine üstünlüğünü dile getiren bir efsanedir Arakhne efsanesi. Doğuşunu üç dizede şöyle anlatan Hesiodos (Theog. Bu ça. Arakhne ise tanrıların pek şanlı olmayan serüvenlerini canlandır­ mış:' Zeus'un Europe'yi kaçırmasını. yokmuş onun üstüne bütün bölgede. Azgın. Hera'dan ben de ona zorla dinletirim sözümü. Bkz. bir koca­ karı kılığına girip çıkmış Arakhne'nin karşısı­ na. elleri kanlı. Apollon'la Athena Ares'i şöyle kınarlar (İl. eleavuca sığmaz huysuzluğun. kötünün kötüsüdür o. 921) bir daha pek söz etmez bu tan­ rıdan (Tab.•• tışmada elbette ki akıl üstün gelecek.5): Hera görkemli son eşi oldu Zeus'un Sevişti tanrıların ve insanların kralıyla Hebe'yi. Adının geçtiği sayısız efsaneler için yukar­ da gösterilen adlarla ilgili maddelere bakınız. Orpheus. Ama Arakhne hiç oralı olmamış. ilenme anlamına gelen yunanca kelime. Paian). saldırgan Ares'ten çekinme. Arakhne Lydia'lı bir kızmış. Ares'i ve Eileithya'yı doğurdu Hera Ares'in anası Hera ile herhangi bir ilişkisi­ ne pek rastlanmaz destanlarda. kaleler yıkan olumsuz bir varlıktır. insanların baş belası Ares. Apollon önce Ares'in işe karışmaması . İlyada'nm beşinci bölümünde tanrılar da Akha'larla Troya'lılar arasındaki kıyasıya savaşa katılın­ ca. körü körüne çarpışmayı simgeler. Asıl çekişmesi de Athena iledir. daha alçakgönüllü olma­ sını. Argonaut'lar. tanrılarla boy ölçüşmekten sakınmasını salık vermiş. Aristaios).

Bu efsane. III. vurdu onu. 855 vd. Ares çıkagelir. Tanrıça da önce kızı bir buluta sarmış. Dönekliği zaferi kimi zaman ona. Uranos (Gök) ile Gaia'nın (Toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri. karmlığm bağlandığı yere tam. ARGO GEMİSİ. Bu dev tanrı Homeros destanlarında yürek­ li ve yiğit olarak bile gösterilmiyor. Argcs. Efsaneye göre. süklüm püklüm Trakya'ya doğru yol alır (Od. Atina'da adam öldürmelerin ve dinsel suç­ ların yargılandığı Areopagos.). çeşitli bölümlerini başlık­ larla göstererek özetlemeye çalışalım. ama Ares akıl ve man­ tık dinlemez. Medeia ile İason efsaneleri ise traged­ ya yazarlarına ve özellikle Euripides'le Sene ca'ya konu olmuştur. Bkz. Ares'in Aphrodite ile birleşmesinden Phobos (Bozgun). Adı "ışık saçan" anlamına gelen Arges Zeus'a yıldırım armağan eden Kyklops'tur. Kıza tu­ tulan ırmak tanrı Alpheios'un sesiymiş bu. bu kaynağın dibinde de günün birinde Ares. Phobos'la Deimos ayrılmazlar babalarının yanından. baş konusu sa­ vaş olan bir destanda savaş tanrının bu kadar hor görülmesi şaşılacak bir şeydir.): Gür narah Diomedes de atıldı tunç kargısınla.ı gene yeryüzüne çıkmış (Alpheios). ama işler çatallaşıp Aphrodite de yarala­ nınca. bu tepe­ nin eteğinde bir kaynak fışkırır. VIII. Deimos (Korku) ve bir de Harmonia doğar.Ö. oğlu Kyknos'u yiğitle olan savaşında korumak ister. biri Elis'te. Derken Poseldon Olympos tanrılarını tepede toplamış ve Ares'in bu suçunu yargılamalarını istemiş. Aglauros tan olma kızı Alkippe'ye Poseidon'un oğlu Halirrhotios'un saldırdığını görmüş ve öfkeye kapılarak öldürmüş saldıranı. Artemis'in çevresindeki avcı kız­ lardan Arethusa günün birinde ay yorgunlu­ ğunu gidermek için ırmağa girmiş. ırmak kovalamış. İlkçağın büyük destansal öykülerinden biri olan Argo­ naut'lar serüvenini bize bir tüm olarak Rodoslu Apollonios anlatmıştır. yıkanıyormuş. tunç Ares de öyle bağırdı. yüzyılda yaşayan Apollonios ünlü bir mythos yazarı­ dır. İ. Thebai'de de Kadmos'un atası olarak tapım gördüğünü. buna karşı gelmenin akıl kârı olmayacağını söyler. Ares'in yabani Trakya boylarının yanında oturmaktan hoşlandığı ve bir gelene­ ğe göre kızları olan Amazonların da oradan kaynak bulduğu söylenir. sonra bir kaynağa dö nüştürmüş. on bin kişi. (Kyklopes). 359 vd. sonra derisini yırtıp kargıyı çekti çıkardı. Odysseia'da anlatılan aşk macerasında (Aphrodite) Ares Hephaistos'un ağına düşüp yakalandıktan sonra hiç ses çıkarmaz. Kız sudan dışarıya fırlayıp olduğu gibi koşma­ ya başlamış. Ares kavgasına tutuşmuş dokuz. Çırılçıplak yüzerken birdenbire ırmak­ tan yükselen bir erkek sesi duymuş.için onu Skamandros ırmağınınkıyısına otur­ tur. Herakles destanında Ares. bir ej­ derin beklediği bir suyun kendisine adanmış olduğunu anlatır (Kadmos). savaşı şöyle anlatılır (İl. Tanrılar mahkemede Ares'in beraatına karar vermiş. Athena araya girip Kaderin Kyknos'un yenilmesine karar verdiğini. V. Argonaut'lar (Argo Gemicileri). Bu konuyu kendisinden sonra Apollodoros ve önce de büyük Dor şairi Pindaros işle­ miştir. kimi zaman buna ver­ mesinden ileri gelmiyorsa da. ama Alpheios gelip sularını sula rina karıştırmasın diye. Adı "hızlı" anlamına gelen Argo gemisi Karadeniz'in Kolkhis ülkesinde fil . so­ nunda gücü tükenen Arethusa Artemis'e yakarmış onu kurtarsın diye. yani Ares tepe­ si diye bir yer vardır. yaraladı karnından. Enyo adındaki kızı da tanrı neredeyse oradadır. gene atılır körü körüne savaşa ve Herakles'ten yara alarak gene utana uta­ na döner Olympos'a. Arete. Arethusa. Bu uzun öyküyü. Akha'larla Troya'lıları yakaladı bir titreme. Ona kimi zaman Eriş (Kavga) de katılır. savaşta nasıl bağırır çağırırsa. Savaşa doymaz Ares öylesine bağırmıştı. O koşmuş.ı dalmış ve ancak Sicilya'da Ortyga adasınd. öbürü Sicilya'da Arethusa adlı iki kaynağın varlığını açıklamak için uydurulmuş olsa gerek. Palias Athene tutup yöneltti kargıyı tam Ares'in göbeği altına. Alkinoos. Arethusa yerallın.

Karadeniz'e çıkmadana Symplegad'lar yani çarpışan kayalar­ dan geçmeleri gerektiğini Phineus söyler Ar­ gonaut'lara. Bundan sonra da Çarpışan Kayaların çarpış- . Kadıköy'e yerleşmiş dev Amykos'u Polydeukes'in yenmesi üzeri­ ne yelken açan Argo gemisini fırtına Boğaz­ dan uzaklara Trakya kıyılarına atar. Bu kral Harpya'lar belasına uğramıştır. gemi ustası Argos. Pelias. Pelias da ondan kurtulmak için önce Kolkhis'e gi­ dip Phriksos'un orada bıraktığı altın postu getirmesini buyurur. Aison'un oğlu İason delikanlılık çağına gelince Pelias'm karşısına çıkıp tahtını geri ister. Argo gemisi Tesalya'daki bir limandan denize indirildi. Adada erkek olmadığından Lem­ nos kadınları Argonaut'ları iyi karşıladılar ve onlarla sevişerek gebe kaldılar (Thoas. Harpya'lar. Amphiaraos ve Mopsos adlı biliciler.Altın Postu aramaya giden kahramanlar için yapılmış elli beş kürekli bir gemiymiş. Geri gelmeyince Herakles onu arama­ ya koyuldu ve şafak sökerken hâlâ dönmedik­ lerinden gemi Herakles'i Mysia'da bırakarak yoluna devam etti (Hylas. Peleus'la Telamon. Bu iyiliğe karşılık Phineus Argonaut'lara ilerde karşılarına çıka­ cak tehlikeleri nasıl atlatabileceklerini bildirir (Amykos. yerlerinden oynar ve birleşerek kapanır. Kastor'la Polydeukes. bir zamanlar Athamas'ın çocukları Phriksos'la Helle'yi sırtı­ na alıp Yunanistan'dan Karadeniz'deki Kolkhis ülkesine kaçıran kanatlı koçun pöstekisidir. İason bu sefere çıkmak zorunda kalır. Helle. Hypsipyle). Herakles ve daha başkaları. atılgan yiğit varsa hepsini toplar ve Phriksos'un oğlu ünlü usta Argos'a bir gemi yaptırdıktan. Onu yapan ustanın adı da Argos imiş. Birinci durak Lemnos adaşıydı. kadın yüzlü canavarlar olan Harpya'ları rüzgâr tanrı Boreas'ın oğulları Kalais ile Zetes yener ve kovarlar. PHİNEUS. kendileri de arkasından geçmeye kalkışsınlar. güvercin geçebilirse. yoksa vazgeçip gerisin geri Yunanistan'a dönsünler. Mavi Kayalar diye de tanımla­ nan bu iki kaya aralarından bir gemi geçti mi. ÇARPIŞAN KAYALAR. iason). Meleagros. ARGONAUTLAR KİMLERDİR? Sefere katı­ lanlar Troya efsanesi kahramanlarından ön­ ceki kuşaktan kişilerdir. ama genellikle en ünlü kahramanlar şunlardır: İason. Kız kardeşi Helle Boğazları geçerken de­ nize düştükten sonra. Aietes). İdmon. AMYKOS. Ora­ dan da Marmara denizine girdiler ve Kapıdag yarımadasına vardılar. ara­ larında ne varsa paramparça olurmuş. Phriksos. SEFERtN NEDENİ. KYZlKOS. YOLCULUK. Phriksos tek başına Kolkhis'e varır ve kendisini iyi karşılayan Aletes'e Zeus'a kurban ettiği koçun altından olan postunu verir. Tanrı Apollon'a ya­ pılan kurbanlar bilici İdmon tarafından iyiye yorumlandı: İdmon'un kendisinden başka yolcuların hepsi geri dönecekti. Çanakkale Bogazı'na girmeden Samothrake (Semendirek) adasına vardılar ve ozan Orpheus'un öğüdü­ ne uyarak adadaki gizemlere erdirildiler. ALTIN POST. Delion'Iar kralı Kyzikos'u yanlışlıkla öldürdüler (Kyzikos). Kanatlı. Yunanistan'da ne kadar gözü pek. İason kuyruğundan birkaç tüyünü yitirerek karşı yöne geçer. Phine­ us Argonaut'lara şöyle bir denemede bulun­ malarını salık verir: Bir güvercin uçursunlar kayaların arasından. LEMNOS ADASI. Altın Post. Adanın kadınları kocalannı öldür­ müşlerdi. arkasından Argo gemisi Symplegad'ların arasına girer ve kuş gibi ancak pupası biraz zedelenerek geçer. SEMENDİREK. Aietes de bu eşsiz postu tanrı Ares'e adanmış bir korulukta saklar (Athamas. Herakles). Boreas'ın oğulları Kalais'le Zetes. Mysia kıyılarına vardıklarında (Mudanya lima­ nına çıkmış olacaklar) Herakles ormana dalıp kırdığı küreğinin yerine yenisini kesmeye git­ ti. dümenci Tiphys. bu işte tanrıça Athena'dan da yardım gördükten sonra yola çıkar (Aison. lolkos kralı Aison tahtını üvey kardeşi Pelias'a kaptırmıştı. yanında Hylas adlı çok sevdiği bir genç vardı. Delikanlıyı tatlı su aramaya göndermiş­ lerdi. Mythos yazarlarının bunlar üstüne verdikleri listeler birbirini tut­ maz. Orada Poseidon'un oğlu kör kral Phineus'a rastlar­ lar. Kalais ile Zetes). ozan Orpheus. MYSİA'DA HYLAS'IN KAYBOLMASI.

Burada Medeia'nın tüyler ürperti­ ci bir oyunu yer almaktadır: Pelias'ın kızlarıy­ la arkadaşlık kurar. İason'u konuklamak istemez. ama Medeia onu büyüledi. İlk durak Maryandyn'lerin ülkesidir. Ar­ go gemisini yakmaya ve Argonaut'ları öldür­ meye kalkar. İason'a kendisini eş olarak almaya söz verirse yardım edeceğini bildirir. yoksa Boğazın olağanüstü anafor ve akıntıları efsaneye böy­ le bir imgeyle mi yansıtıldı? Her neyse bu en­ geli de aştıktan sonra Argonaut'lar Yunanlıla­ rın Pontos Eukseinos yani konuksever deniz dedikleri Karadeniz'e çıkarlar. İason'la el ele vererek Altın Post'u bek­ leyen ejderi uyutmuş ve koçun pöstekislnl alıp Argo gemisine kaçırmışlardır. İstanbul Boğazında akıntı yüzün­ den oynak kayalar mı vardı. Girit'te eski tunç soyundan kalma Talos adın­ da bir dev yaşar. bir gün boyunca ne yara­ lanır. Argonaut'lar Seiren'ler adasının önünden ge­ çerken ozan Orpheus canavarları büyüler. Talos böylece can verdi (Talos). Argonaut'lar daha öteye gidip Ama­ zon'lar ülkesine çıkarlar. Ar­ gonaut'lar Altın Post'u geri istemek için kral Aietes'in karşısına çıktıklarında. Kral Aietes görünüşte Altın Post'u vermeye razıdır. Bedene sürüldü mü bu merhem deriyi silah geçmez hale sokar. fason ister istemez bu koşullara evet der. Talos tepeden tırnağa tunç­ tandır.maktan vazgeçtikleri ve yerlerine mıhlandıklan anlatılır. dev birden ayağını burkarak bileğini sıyırdı ve damanndan akmaya başlayan kan bir daha durmadı. Kirke Medeia'yı kardeşini öldürmüş olma suçundan arındırır ama. Argonaut'lar Girit'e yaklaşınca Talos koca bir kaya alıp Argo gemisinin üstüne fırlatacak oldu. Du­ rak yapmadan Kafkas dağlarının göründüğü kıyılara doğru ilerler ve Phasis ırmağına (Pasinus) yani Kolkhis (Gürcistan) ülkesine varır­ lar (Amazon 'lar). ama Medeia daha hızlı davran­ mış. Medeia'nın dediği gibi olur. tunç ayaklı iki boğayı boyunduruğa koşup öl­ dürülen ejderin dişlerini ekmesini şart koşar. yalnız ayak bileklerinden biri etten olup içinde bir kan damarı bulunmaktaydı. Medeia babasının kendilerine yetişememesi için korkunç bir çareye başvurmuştu: Yanına aldığı küçük kardeşi Apsyrtos'u kesip doğradı ve parçalarını yol boyunca serperek uzaklaş­ tılar. Destanın bu bölü­ mü de karışıktır. Medeia'nın halası olan büyücü Kirke'yi bulmaya giderler. Bu kez fırtına onları Libya kıyılarına atar. ama bir yaban domuzu avında bilici İdmon ve dümenci Tiphys ölür­ ler. YUNANİSTAN'A VARIŞ. Babası Aison'un öldüğü haberini alır. Ne var ki Aietes gene de Altın Post'u vermeye razı olmaz. ALTIN POST'UN ALINMASI. Kral Lykos onları iyi karşılar. arkalarından gelen Aietes'le adamları Apsyrtos'un parçalarını toplamakla vakit kay­ bettiler. bunların kavgaya tutu­ şup birbirlerini öldüreceklerini de söyler. oradan Girit'e geçerler. Pelias'm da tahtı geri vermeye hiç de yanaşmadı­ ğını görür. MEDEİA. ama Zeus'un öfkesine uğrayıp fırtınaya tutulurlar. İason boğaları bo­ yunduruk altına sokmayı ejderin dişlerini tar­ laya ekip üstünde fışkıran silahlı adamları bir­ birlerine öldürtmeyi başırır. Ejderhanın dişlerini toprağa ektikten sonra silahlı adamlar biteceğini. Güçlü bir büyücü olan Medeia bun­ dan böyle Argonaut'ların ve İason'un bütün işlerini eline alır ve dilegince yönetir. Hera'nın koruyuculuğu altında Kharybdis'le Skylla uçu­ rumlarını da geçerler. ara­ larına bir taş atarsa. Ertesi sa­ bah Argo gemisi şafak sökmeden yola çıkar. Me­ deia araya girer. İason Altın Post'u amcası Pelias'a vermek üzere İolkos'a döner. ateş püsküren. Hephaistos'un yaptığı bu robot adama Girit kralı Minos adayı koruma görevini vermişti. DÖNÜŞ YOLCULUĞU. ihtiyarlamakta olan baba larını gençleştirmenin çaresini kendilerine . Bir anlatıma göre Argo Ka­ radeniz'de İstros (Tuna) ırmağının ağzına va­ rır ve ırmak yoluyla Adriyatik denizine çıkar (o zamanki coğrafya görüşlerine göre Tuna Karadeniz'i Adriyatik denizine bağlayan bir su yoluydu) . AMAZONLAR VE KOLKHİS'E VARIŞ. ne de ölür. kralın kızı Medeia iason'u görür ve büyük bir aşkla ona tutulur. ama bir ejderi öldürmesini. söylediği ezgi o kadar güzeldir ki gemiciler Seiren'lerin sesine kulak vermezler. Sonra da yiğide büyülü bir merhem hazırlar. Amazon'ların ülke­ si Thermodon (Terme çayı) ve Themiskyra (Terme) şehriyle merkezlenir efsanede. bu yüzden Argonaut'lara yetişemedi­ ler.

Pelias'ın kızları bu düzene kanarak babalannı öldürüp kazana atarlar. Hesiodos da Ekhidna canavarının orada kapalı olduğunu anlatır (Typhon. kı­ zın güzelliğine vurulmuş ve onu alıp Olympos'a götürmüş. Argos'lu ise Akha'ların hepsine ve­ rilen genel bir sıfattır. Hera da gözlerini kendisine özgü ve çok sevdiği tavus kuşunun tüylerine yerleştirmiş. Düğün hediyesi olarak Ariadne'ye Hephaistos'un yaptığı altın bir taç vermiş. Bunu nasıl yaptığı konusunda söylentiler çeşitlidir: Kimine göre uzaktan attığı bir taşla yere sermiş Argos'u. Dirilmedigini görünce çılgına dönerler ve yurtlarından sürülürler (Pelias). . O sırada bü­ yücü kadın ömrünün en korkunç suçunu iş­ ler: Kreusa'ya güya düğün hediyesi olarak bir elbise gönderir. Canavarı öldürdükten sonra çıkış yolunu ona bu iplik göstermiş. (3) Homeros destanlarında tanrı Hermes "Argos u öldüren" "Argeiphontes" ek adıyla anılır. büyülü otlarla kay­ nayan bir kazana atar. Atina'dan da sürülür. ikisi ı. Bundan sonra atası Helios'un kendi­ sine gönderdiği bir uçan arabayla Atina'ya uçar. 782). Orada Aigeus'a kendisiyle evlenirse ço­ cuk doğuracağını söyler. hızlı demek) yapan ve ona adını veren usta. Güneydoğu Anadolu'nun Kilikya bölgesinde bulunan dağlık bölgenin adı. îason'la Medeia bu su­ çu işledikten sonra Pelias'ın oğlu tarafından İolkos'tan kovulurlar. ama bir süre sarayında alı­ koyduktan sonra. lason da korkunç karısından bıkmışa benzer. Başka bir anlatıma göre. Korinthos kralı Kreon onları iyi karşılar. bu işler olup biterken İason'dan olan iki oğlunu boğar ve babalarına ölülerini gösterir. Theseus'u öldürme­ ye çalışır. Dionysos). ne kadarı kapanırsa. bu yüzden de Argos denmiş bütün yarımadaya. Ariadne. birden körpe bir kuzu çıktığını gösterir. Argos'un yüz değil de. Çünkü böyle bir efsane vardır: Hermes'in öl­ dürdüğü Argos yüz gözlü bir devdir. Tartışmalı yorumlara yol açan bu sıfa­ tın anlamında bilginler karar kılmış gibidir. Minos'la Pasiphae'nin kızı (Tab. ikisi arkasında yalnız dört gözü varmış. kız onu giyer giymez yanma­ ya başlar. Ariadne uya­ nıp bakmış ki adada yapayalnız. Argos ineği bir ağaca bağlayarak gece. Argos. Theseus da karışık ve karanlık dehlizlerden ilerledikçe yumağı açıp ipliği ye­ re bırakıyormuş. ya da büyülü bir değnekle Ar­ gos'u bir daha uyanmayacağı bir uykuya dal­ dırmış. Arima. Nasıl olmuşsa olmuş ama Argos öl­ müş. 11). Argos 11yada destanında Yunanistan'dan gelip Troya'ya saldıranların tümünün yurdu olarak gösterilir. uyuduğu zaman bile gözlerinin hepsi kapanmaz. Üstün bir gücü olan bu dev Arkadya bölgesini yabani bir boğadan kurtar­ mış. MEDElA'NIN SONU. Sonra da Ariadne'yi kaçırıp Naksos adasına varmışlar. Ekhidna). sonra da Zeus'un inek bi­ çimine soktuğu sevgilisi lo'nun başına Hera tarafından bekçi olarak dikilmiş. o kadarı açık kalıp bakarmış. ama üzülme­ ye vakit kalmadan tanrı Dionysos gelmiş. Argos'a Zeus Peloponez krallığını vermiş. (1) Zeus ile Niobe'nin oğlu. Minotauros'un bulunduğu bin bir dehlizli Labyrinthos mağa­ rasında kaybolmaması için eline bir yumak iplik vermişti. Medeia'yı uzaklaştırmak çarelerini arar. Theseus Girit'e Minotauros'la çarpışma­ ya geldiğinde Ariadne yiğidi görmüş ve görür görmez de ona tutulmuştu. Ama Theseus kızı o adada bırakıp gitmiş. Niobe Zeus'un sevdiği ilk ölümlü kadındır. bir gece kız uyurken gizlice kaçmış. Efsa­ neye göre bu dağların altında iki ejder yat­ maktadır: Homeros'a göre Typhoeus'un ini buradadır (İl. Sonrala­ rı Argos adı yalnız batısındaki Argos kentine ve Argolis denilen bölgeye ayrılmış. kimine göre Pan'ın kavalını çalarak devi bü­ yülemiş ve bütün gözlerinin birden kapanma­ sını sağlamış. Kolkhis'e döndüğü ve daha birçok suç ve serüvenler­ den sonra babası Aietes'le barıştığı bazı efsa­ nelerde anlatılır (Medeia)./I kafasının önünde. Ama Zeus Hermes'e İo'yu kurtarmayı buyurmuş ve Hermes de Argos'u öldürmeyi başarmış. Kreon'un kızı Kreusa ile ev­ lenmek üzere Medeia'yı boşamaya ve Kolkhis'e geri göndermeye kalkar. sonra da taç gökte bir yıldız olmuş (Theseus. gündüz gözlüyormuş. II. Tartaros'la Gaia'dan dogma Ekhidna ca­ navarını öldürmüş. (2) Argonaut'ların gemisi Argo'yu (argos.öğreteceğini söyler ve örnek vermek üzere yaşlı bir koç alarak keser.

Arkas ana tarafından Lykaon'un torunuydu. Arkadya bölgesinin efsanelik atası. Bir gece önce düşünde Apollon'u görmüşmüş Arion. Arion onu yarattıysa. Ora halkını da büyülemiş. Arion fiskoslarını duymuş ve varı­ mı yoğumu alın. tanrı Apollon da Arion'un sazıyla üstünde yolculuk ettiği yu­ nus balığını gökte birer burca dönüştürmüş. Serüvenini şöyle anlatır: Dag ve su perilerini kovalamaktan hoşlanan Aristaios günün birinde ozan Orpheus'un karısı Eurydike'nin peşine takılır. yolculuk için Korinthos'lu bir geminin tayfasıyla pazarlığa giriş­ miş. alıp onu Libya'ya kaçırmış ve orada Aristaios adlı bir çocukları olmuş. arılarının hepsi ölür. bayırda yetişen Ataion us­ ta bir avcıdır. dinliyorlarmış ozanı. üstelik Korinthos'un yöneticisi Periandros'u da dost edinmiş kendine. Zeus Arkas'ı büyütmek üzere Hermes'in anası Maia'ya vermiş. Orada da bir süre kalıp. ünü Midilli'den çok ötelere yayılmış. Boiotia ve Arkadya'da Aristaios bir kır tanrısı olarak saygı görürdü (Eurydike. öyle dokunak­ lı söylemiş ki. Aristaios tarım ve hayvancılıkla ilgili bilgilerin hepsini öğrenmiş. Kyrene oğluna deniz ihtiyarı diye anılan kâhin Proteus'a baş vur­ masını salık verir. O sıra Arion birdenbire çıkagelmez mi! Periandros gemicileri çarmıha gerdirmiş. Dili öyle tatlı. hayvancılık ve özellikle arıcılıkta ondan üstünü yokmuş. Lykaon'un ko­ nağına yıldırım yağdırmış. Herodotos'un anlattığı masallar ara­ sında Arion'un masalı kadar sevimlisi yoktur. zeytincilik. Aristaios. duyduğuma göre de. Arion ezgisini bitirince denize atlamış. gerçek­ ten olmuş şaşılacak bir olay diye anlatır: Şair­ ler anası Lesbos'ta Arion adlı bir ozan yaşar­ mış. Günün birinde adası dar gelmiş Arion'a dünya göre­ yim deyip Korinthos'a göçmüş. torununu doğrayıp parçalarını tanrının sofrasına çıkarmış. Yunanistan'ın bazı bölgelerinde. Dithyrambosu ilk söyleyen odur". Öyle güzel çalmış. Apollon'un kutsal hayvanları yunus balıkları belirmiş çevrede: Toplanmış.ARKAS Arion. Güvenmiş tanrıya ve bakmış ki başka kurtuluş yok. Tanrılar da Aristaios'u cezalandırmak için salgın düşürürler arı kovanlarına. hemen yunus balığının biri onu sırtına almış ve Yunanistan'a kadar gö­ türmüş. sofrayı devirdiği gibi. Periandros şairin ne olduğunu sormuş. tragedyanın babası odur demek (Dionysos). Arion sanatıyla yalnız ün değil. Her neyse. Zeus'la Artemis'in avcı kızlarından Kallisto'nun oğlu. Aristaios'a Vergilius "Georgica" adlı tarım­ sal konuları ele alan eserinde uzun bir parça ayırmıştır. gemiciler onu suya atıp paralarının üstüne oturmayı kurmuşlar. Bu kral Zeus'u sına­ mak istemiş. kralın kendisini de . çok para da kazanmış. Sicilya'yı gezmek hevesine kapılmış. Aristaios da Odysseia'da Meneloas'un yaptığı gibi (Od. Ama Zeus aldanmamış. güzel kadın düşüp ölür. Hem tarihçi onu bir masal diye değil. özellikle Tesalya. Bağış­ landığını anlar. Ne var ki denize açılınca. bu tür. en güzel rubala­ rını giyip son bir kez güvertede denize karşı saz çalmayı dilemiş. çalgısı öyle dokunaklı ki. tanrı Dionysos'a bir övgüdür. servetler topladıktan sonra. Hain gemiciler Korinthos'a varınca. tragedyanın kayna­ ğı sayılır. Taranto'dan gemiye binmiş. Arkas. sonra derdine çare bula­ caktır. IV.) gi­ dip Mısır'da fok balıkları arasında yaşayan Proteus'u bulur ve onu sımsıkı bağlayarak ke­ hanetini ağzından alır: Dört boğa ile dört dü­ ve kurban edecek. Babası gibi dağda. kesti­ ği kurbanları dokuz gün sonra yoklayınca. dost Periandros'un yanına dönecek olmuş. 365 vd. Aristaios sonradan Kadmos'un kızı Autonoe ile evlenir ve Aktaoin adlı bir oğlu olur. Orpheus). Zeus'un gebe bıraktığı Kallisto doğurup da öldükten yahut ayı kılığına sokulduktan son­ ra. Sonra da denize atacakmış kendini. "Gitar çalmakta eşi yoktu. Çocuğu kırlarda at adam Kheiron ve nympha'lar büyütmüş. çünkü en çok bu şehir adamlarına güvenirmiş. diyor Herodot hemşerimiz. Dithyrambos. leşlerinden binlerce arı çıktığını görür. bana hayatımı bağışlayın di­ ye yalvarmış. İtalya'yı. kaçarken Eurydike'nin ayağını yılan sokar. deni­ ze düşüp boğulduğunu söylemişler. Tesalya'lı ırmak tanrı Peneus'un tonınu olan Kyrene adlı nympha'yı tanrı Apollon görmüş ve sevmiş. Bu yıkım karşısında Aristaios ana­ sı Kyrene'ye dert yanar. Aristaios kâhinin dediğini yapar.

(1) ADI VE EK ADLARI. bozulmamış anlamına yakın gelen "artemes" sıfatından üreme olduğunu kanıt­ lamak güçtür. Çok yararlı bir kral olmuş: Uy­ ruklarına buğday ekmesini. Toprak ve bere­ keti simgeleyen bu tanrıçaya her çağ ve her bölgede başka başka adlarla ve ayrı ayrı bi­ çimlerde tapınıldığı. Artemis'in adı tıpkı Apollon'unki gibi Yunanca değildir. onun bulgularının. Arkas da Arkturos yani ara­ banın sürücüsü. Ülkenin yasalarına göre. ekmek yoğurma­ sını ve yün eğirmesini öğretmiş. Arkas'ın parçalarını bir araya getirip çocuğu yeni baştan diriltmiş. bütün bu değişik ad ve biçimlerin ardında hep aynı görüş ve inanç özüne rastlandığı artık yadsınmaz bir gerçek olmuştur. Ne var ki isim ve biçim bolluğu tan­ rıçanın geçirdiği evreyi izlemeyi güçleştirmek­ te. ok saçan. Suriye. Artemis. İlyada'da Artemis için "altın yaylı. Yunanistan ve İtalya'ya da ya­ yılmış. avlanıyormuş ki. Dokunul­ mamış. altın tahtlı ve dizginleri altın kakmalı" deyimlerine rastlanır. Yunan kaynaklarında adı­ na rastlanan Artemis de zaman ve mekân içinde bir gelişmenin ürünüdür.Kallisto Büyükayı. kardeşi Apollön gümüş yaylı olduğu halde. Arkas delikanlılık çağma gelmiş. ayrıca kuzeyde İskandinav ülkelerine dek sokularak iz bırakmıştır. Çatalhöyük ve Hacılar kazılarında elde edilen bulgu­ lar ise Ana Tanrıçanın gelişmesinde başlan­ gıç noktasını İsa'dan önce 6100 yıllarına ka­ dar indirmekle bu evreye ışık tutmakta ve da­ ha sonraki aşamaların belli bir açıdan ince­ lenmesini kolaylaştırmaktadır. gerekse Artemis adıyla tam anlamına varmak bugüne bugün pek az bilginin başarabildiği bir iştir. Aşağıdaki incele­ me. Efes'te bulu­ nan Artemis heykelleri de Anadolu'nun r. Bu tanrıçanın kültü Anadolu'dan Mezopotamya'ya. Homeros metinlerinde sözü geçen Artemis'ten Latin yazınındaki Diana'ya varmak için nice nice değişimlere uğramıştır bu tanrısal figür. başlamış onu kovalamaya ve hayvanın sığındığı Zeus tapınağına onun arkasından girmiş. Lüb­ nan ve Filistin yoluyla Mısır'a ve Ege adala­ rıyla Girit'e kadar bütün Akdeniz kıyılarını kapladığı gibi. bizim tarih ve din tarihi bilginimiz Halikarnas Balıkçısı'ndadır. Yunanla ilgili çağlarında bu tanrıçanın aldığı biçimi ortaya sermekle erken taş çağında başlayıp Roma imparatorluğunun putperest­ likten Hıristiyanlığa geçişine kadar olan süre­ de tutarlı bir gelişmeyi izlemek olanağını ver­ mektedir. Artemis'in Apollon'un olduğu gibi parlaklık gösteren bir ek adı da yoktur. İlyada'da bu tanrıçaya çokluk "ok taşıyan.t. ya da yunanca bir deyimle "Araba" olmuş. ayı olan anasına rastlamış. oysa ayla ilişkili bir tan- . Ama Zeus acımış ana oğla ve ikisini de göğe alarak birer yıldız yapmış. Artemis için Altın sıfatının kullanılması dikkati çeker. Artemis. tapınağa giren ölüm cezası­ na çarptırılmış. Adı ne olursa olsun toprak ve bere­ ket tanrıçası ancak uzun ve yaygın bir geliş­ me süreci içindeki aşamaların sayım ve dökü­ münü Ana Tanrıçanın Anadolu'daki başlıca simgesi olan Kybele'ye ayırdığımız bölüme bırakarak. Efes'li Artemis'i tanımlamak için de Selçuk müze­ sinde gözümüzle görmek mutluluğuna erişti­ ğimiz eşsiz heykellerden faydalanacağız. Ölünce Ar­ kadya üç oğlu arasında paylaşılmış. Arkas Lykaon'un oğlundan kendisine miras kalan krallığa adını vermiş. sonra ilkçağ yazını boyunca rastlanan okçu­ lukla ilgili sıfatlarıdır. Tek üstünde durulması gereken ve kişiliğinin özünü yansı­ tan sıfatları ilkin Homeros destanlarında. tanımlarının ve şaşır­ tıcı bir kavrama ve bağlantı kurma gücüyle aydınlatıp canlandırdığı gerçeklerin bir derle­ mesi sayılabilir.. Bun­ ları özetlemek için yazılı kaynaklardan. Akdeniz çevresinde bin yıllarca tutunmuş bir tanrıçaya belli bir süre içinde ve belli bir bölgede verilen addır. bu karmaşık varlığı bir bütün olarak görüp incelemeyi bilimin daha iyice çözümleyeme­ diği bir sorun haline getirmektedir. Adına takılan yüzlerce yersel sıfatı ise onun tapınıldığı çeşitli ülke ve bölgeleri açığa vur­ maktan başka bir işe yaramaz.bir kurt haline sokmuş. burada yalnız Artemis'i tanıtma çabasına girişelim. Arkadya denmiş bu bölgeye. Ana Tanrıçanın gerek Kybele. Bu işte öncülük. Kay­ nağı Orta Anadolu'da bulunduğu en son ar­ keoloji kazılarından kesinlikle anlaşılan ve ge­ nel olarak Ana Tanrıça diye tanımlanabilen bu tanrısal varlık Yunan din ve efsanelerinde Artemis adıyla anılır. okçu tanrıça" denir.

'/ . bir Fenike ağacı dibinde. yaban keçilerini öldür. yani Parlak Ada olarak de­ Poseidon'a bırakıyorsun zaferi büsbütün. Baş ka bir sıfatı ise onun Apollon'l. ya da Ortygia denilen yerde doğur­ du. insanları kendi ka­ derlerine bırakmak düşüncesindedir. şu farkla ki Ino yaramadıktan sonra o yay İşine?". 381 vd. XXI.): Bana karşı komak mı şimdi niyetin. sa­ nıyla bir Anadolu'lu tanrıça olarak karşımıza çıktığını belirler. Efes'li Artemis'le ilişkiyi kurar. ey ulu Leto. kızını Ortygie'de doğurduydun. Homerik denilen bu övgünün başlangıcın­ daki bu dizeler iki bakımdan ilgi çekicidir: Biri Artemis'in İzmir. hepsi de Ama kız kardeşi. sonra da Artemis'i Ortygie. '. İlerde görüleceği gibi Artemis'le Helios soyundan bir ay ve büyü tanrıçası olan Hekate arasında yakınlık. Bu aydınlanmamış köken Apollon. utanmaz köpek? istersen yay taşıyıcısı ol sen. okçu Artemis'i doğuran. Apollon bezmiştir. (2) DOĞUŞU. okçu tanrının kız kardeşini Apollon 'la birlikte büyümüştür ok atan o kız oğlan kız. rı yerler olarak gösteriliyor. Delos'lu Apollon'a övgüde şöyle denir: Selam sana. okuyla hedefi vuran" diye çevirdiğimiz halde tam anlam ve kaynak­ larını bilmemekteyiz. küçük düşürdü onu: eski adıymış. bölümünde Akhilleus'un eli atanda can veren Hektor'u savunup savun­ mamak konusunda tanrılar arasında tartışma vardır. ki orada taht kurmuştur gümüş yaylı tanrı-. Hekate'nin adı da He­ katos gibi çözümlenmemiş bir kökendendir. Git dağlara. Bir açıklamaya göre Ortygia Delos adasının konuştu avcı Artemis. lenene uymuyor. oradan kaynak alıp oraya yerleştikleri anlaşılır. Aşağıda tanrıçanın niteliklerini ele alırken incelediğimiz bu parçalar Artemis'in adı. üstünde doğduktan sonra Apol­ "Kaçıyorsun demek. övgüde Delos'la Ortygia ay­ Ne diye bir yayın var sentn.ıglcinl ısını daha açıkça belirtmektedir. ya da adası nere­ deydi? Bu da tartışma konusu. Hekate üçlüsünün Anadolu ile daha bir ilişki­ sini mi dile getirir acaba? Ilyada'nın XXI. XXI. tanrıçası. aptal. Delos'lu Apollon'un bir tıpkısı olan Artemis'e övgüde şöyle deniyor: Artemis'i övelim. burada her iki tanrının da Ege böl­ gesinden oldukları. Derken Artemis.nçaya altını biz daha çok yakıştırabiliri*. Klaros ve Homeros'un atası sayılan İzmir'deki Meles suyuyla ilişkisini açı­ ğa vurur. kadınlara karşı aslan yapmışsa da seni Zeus istediğini öldürmek gücünü vermişsede sana. yabani hayvanlar Artemis'e yurt olmak hevesini gütmekteydi.): Yabani hayvanlar tanrıçası diye çevrilen "potnia theron" Ana Tanrıça Kybele'nln w ona özgü bir sıfattır. tnopos akıntılarının orada. kayalı Delos'ta doğurduydun oğlunu. ikincisi Apollon için kul­ lanılan "Hekatos" ve "Hekatebolos" ek adla­ rıdır ki bunları "okçu. llyada'da Artemis'in bu nitelikle adlandırılması dikkati çeker. Bu metinden açıkça anlaşılan şu ki Leto ön­ ce Apollon'u Delos'ta. atlarına yoğun sazlı Meles ırmağından su içirir ve Smyrna'dan hızla geçerek sürer altın arabasını bağlık Klaros'a doğru. mutlu ana. Musa. okçu tanrı. ben­ zerlik vardır. "Ortyks" Yunanca bıldırcın demek oldu­ ğuna göre. 1 ğiştirmiş. lon adını Delos. sensin kral Apollon'u. bu bıldırcın yeri. Hele bundan sonra Hera'nın tartışmaya karışıp Troya'dan yana olduğu için Artemis'e karşı öfkelenmesi büsbütün anlamlıdır (İl. kardeşine sertçe çıkışır (İl. çıkıştı ona. 470 vd. zor ölçersin gücünü benim gücümle. kendinden güçlüyle savaşmaktansa bu daha iyi. Kynthos'un sarp eteklerine. Arte­ mis'in Anadolu'yla ilişkisini bir daha açıklar. o kadar ki bu iki tanrıça kimi yerde birbirine karışır. vermiştin sırtını koca dağa. Artemis. Ne var ki bu açıklama övgüde söy hak etmediği bir ün veriyorsun ona. Bu parlak çocukların anası. orada bekler hedefi vuran tanrı kardeşi okçu tanrıçanın gelmesini.ı lı. İlkçağda bir­ çok yerler Ortygia adıyla anılmakta.

Andromakhe' ğu zamanda bu yiğidin izniyle daha da artmış nin anası. (3) NİTELİKLERİ VE EFSANELERİ. at ve arabayla yakından ilgilidir. Anası Leto. Aphrodite ve ırmak şunları söylediler: Apollon'la Artemis genel­ tanrı Ksanthos'la birlikte Troya'lıları tutar. Agamemnon avlanırken kutsal bir sı sürdürülmüştür. her iki adımda bir. Hitit ka­ Artemis doğa güçlerini ve özellikle hayvanları bartmalarının su başlarında olduklarını ya­ elinde tutan "potnia theron" olarak gösterilir. Niobe'nin kızları. s. Tapmağın lar için Artemis'in oklarıyla olur. İlyada'da Artemis'e verilen sıfatlar tanrı­ varmış ve bir de Ortygia denilen bir koruluk. öyle ki Apollon bile Kyklop'ları öl­ ha önemli bir iş için kullanır: Apollon gibi Ar­ dürdükten sonra Zeus'un öfkesinden orada temis de insanları oklarıyla vurup öldürür. sözlüklerde Delos adasının bir su­ yudur deniyor. Prof. Arte­ miş ve bugüne bugün orada duran bir zeytin mis ok. lon'unki kadar büyük değildir. Kenkrei­ "Sen kadınlar için bir aslansın" der (İl. Leto doğum sancılarıyla kıvranınca oraya gel­ çanın değişmez nitelikleri olarak kalır. diklerinden. daha başka ka­ ve bu hak Perslerin zamanında bile kaldırıl­ dınlar hep bu oklarla can verir. da kaderini dilegirice saptar (Agamemnon.. HomeOnun için. Anadolu'daki kutsal yerlerin tem­ silcileri Roma'ya senatoya çağrılmışlar ki. yay. çok da­ sallanmış. ayazma olarak kutsal sayılma­ leagros). Efes'li Artemis'e yurt olarak Efes'e çok yakın İphigeneia). ama bu araç ve silahları sonraki yazında oldu­ Bunun üzerine o koru tanrı buyruğuyla kutğu gibi av ve avlanma amacıyla değil. Arvaliya vadisindedir. bir yerin seçilmesi. su kesine korkunç bir yaban domuzu salar (Mekaynaklarının. böylece Troya savaşının Bu tez her bakımdan tutarlıdır: Artemis öv­ da. kadın­ ne sığman Amazon'ları bağışlamış. ama o söz konusu olamayacağına göre. 483) ve Zeus babanın kızına bu yetkiyi verdi­ Anadolu kurak olduğundan. kutsal yerler ve tapı­ Artemis'in bu adlı bütün tanrısal imgelere naklar varmış. Meryem Ana efsanesinin . yine orada Liber baba (tanrı Bacchus) savaşta başarı kazanınca tapmak çevresi­ Ansızın ölüm erkekler için Apollon'un. Bizans çağında. Yunanis­ tan'da birçok yerler kendilerine özgü bir Ar­ temis kültü edindikleri ve tanrıçaya bölgesel adlar verdikleri halde. Herkesten önce Efesliler huzura çıktılar ve kardeşi Apollon. bu yerlerin dokunulmazlığına kolayca sığınabil­ kaynak ve örnek olduğu apaçıktır. ne var ki destanlarda kar­ Bu Kenkreios denilen su. ülkede güvenlik kalmamıştı. Artemis'lerin çokluğu . Garstang İlyada'da sözü edilen başka efsanelerde de "Hitit İmparatorluğu" adlı yapıtında. Kırkınca'lılar sularını ölen kadınların ölümü de Artemis'ten gelme­ oradan alırlar (s. Bu konuda Halikamas Balıkçısı'nın tanıklığına başvur­ malıyız (Hey Koca Yurt. Bu yüzdendir ki doğumla doğrudan doğ­ ğının kuzeyinde. kalıyor Efes yöresindeki Ortygia. Katili olsun. Akha'ların başkomutanı Agamemnon'un güsünde tanrıçanın İzmir ve Klaros'la ilişkisi. Efes'li da. Ortygia adlı Sicilya'da bir ada var.. likle sanıldığı gibi Delos'ta doğmuş değiller­ onları savunmada gevşeyen Apollon'u azar­ dir. XXI os suyu da Meryemana'nm kutsal suyu oldu. Nitekim Sipylos (Manisa) dağının kuzey eteklerindeki Hitit tanrıçası Hepa. den beri kutsal sayılırdı.. ağacına dayanarak doğurmuş bu iki tanrıyı. İmparator Tiberius zamanında Anadolu' tanrıçanın asıl kaynağını unutursa bile. zar. yani Hav­ Meleagros'un babası Oineus'a kızdığı için ül­ va'nın önünde de su akar. Kendi ülkelerinde Kenkreios adlı bir su lar. geyiğini öldürüp böbürlendiği için İphigeneia kurbanını şart koşar. Artemis öldürücü okunu öç ya da ceza ama­ cıyla atar (Niobe). su başları eski­ ğine yakınır. O yer ruya ilgili bir tanrıça olarak Hera Artemis'e şimdi Meryemana'nm evi olmuştur. Solmissos (Bülbül) da­ dir. Çocuk doğururken denilen köyün suyudur. Ares. kimi zaman mamış. hırsızı olsun. veya gitmişse de başaramamıştır. bu çeşit kutsallığı Hercules'in Lydia'ya egemen oldu­ ölüm ise tatlı bir ölüm sayılır. suyun yanıbaşındeşiyle paylaştığı bu üstün güç başka hiç bir daki Kırkınca (köyün bugün adı Şirince'dir) tanrıya vergi değildir. 219): de bu yerle ilgili bulunması Ortygia denilen yerin bu olduğu görüşünü pekiştirir. korunmuş.. hiç biri doğum yerini değiştirmek yoluna gitmemiş. bu ros destanlarında Artemis'in rolü Apolyerlerin gerçeğiyle yalancısı ayrılabilsin.pos deresi.221): Ortygia denilen yer. J.

boyun bosun. Doğada egemen. Phrygia'da Kybele. görünüşün. Suriye'den Arabistan'a kadar olan böl­ gede Lat. Lydia ve Minoen Girit kültleri­ nin etkisi altında çeşitli evreler geçirerek yu­ karda adları sayılan tanrıçalardan ayrıldığı ve bugün Efes'li Artemis biçmine girdiği apaçık­ tır. mythos'un kaynağı sayılan Homeros destanlarında karşımıza çıkan Artemis sonraki yazının avcı tanrıçasından çok kişili­ ğinde dişi yaratığın üç aşamasını. Burada Odysseus'un demek istediği şu: Tanrıçaların da. Sürekli bir ev­ re içinde gördüğümüz Artemis figürü böylece avcılık ve bakirelikle ilgili efsane ve masallar­ da rol almış (Aktaion) ve ay tanrıçası Selene. Yaygın göklerdeki tanrılardansın. kraliçem sana. Britomartis ve Diktynna diye anılan Girit' li Artemis'ten bu adlar altında söz edilecek. bu tanrıça tipinin Efes'e özgü olduğu ve Efes'te yapıldığı kesin­ likle bilinmiyor. yani Efes'li Artemis'ten Hellenistik ve Latin şiirindeki Diana'ya geçiş kolayca anlaşı­ lır doğal ve olağan bir geçiştir. kadınlık ve analık aşamalarını da birleştiren büyük Efes'li tanrıçaya benzemektedir. kadınların da en güzelisin. kalımını elinde tutan güçlü tanrıça kavramından doğanın içinde hayvan­ larla birlikte yaşayan. Ephesos kazıları sıra­ sında bulunan biri büyük. u/u Zeus'un kızı Artemis olmalısın. birçok mythos yazarları­ nın bugüne dek ileri sürdükleri tezin tersine Yunan asıllı olan Artemis sonradan Asia'lı Ana Tanrıça ile birleştirilmiş değildir. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir'in İngilizce olarak yazdığı ve İzmir Ter­ cüman Rehber Derneğince 1971'de yayımla­ nan "Asia Minör" adlı broşür Efes'li Artemis üstüne bütün bilgileri toplamakta ve tanrıça­ nın bugüne dek yapılmamış bir tanımını yap­ maktadır. yalnız bu tanrıça­ yı değil. değeri paha biçilmez. figürin ve küçük heykelleri arasında Efes'li Artemis apayrı bir yer tutar. arkasında da koca bir tarih çağım aydınla­ tabiliyor. Efes'li Artemis ise ayrı bir bölüme konu ola­ caktır. (4) EFESLİ ARTEMİS. gecenin karanlık güçlerine egemen Hekate ile bir tutulmuştur. Yunan din ve efsanesindeki Artemis kaynağını Anadolulu tan­ rıçadan almaktadır-. Girit'te Rhea. bu tanrıça­ nın Phrygia. Hitti'lerce Kupapa. Kubaba ya da Hepa.( l I V I I I. Bu evreyi çağı çağına izleyemezsek de. Biz yalnız şunu belirtmek isteriz ki. orada Artemis adıyla kültünün ne zaman baş­ ladığı kesinlikle saptanamazsa da. Nitekim birçok yerlerde Artemis "Kalliste" (en güzeli) adıyla anılır.dipdiri bedeninle tıpkı osun. Aşağıdaki yazıda bu broşürden fay dalanılmıştır: a) Kaynağı. yahut bilinse bile Ege tarih ve sanatına ışık tutmak amacıyla değerlendiril miyordu. Efes'teki Artemislon adlı tapınağın) . gizli ya da karanlık kalmış birçok bi­ limsel sorunun çözümüne gidebiliyoruz. onunla ilgili bütün bir tanrı dünyası­ nı. yani kızlık. Da­ hası var. canlıların ölüm. güzelliği dille­ re destan Artemis Ege'nin şanını dünyaya ya­ yarak Türkiye turizmine çok önemli bir ileri adım artırmıştır. Lykia'da Leto olarak adlandırılan bu büyük bereket tanrıçasının Efes'e ne zaman geldiği. ormanlarda derelerde ağaç ve su perileriyle dolaşıp eğlenen avcı kız ve özellikle kız oğlan kız tanrıça kavramına geçiş. arkeolojik bulgularla yazılı metinlerin karşılaş­ tırılmasından Efes'li Artemis'in İsa'dan önce II. Sü­ mer'lerden önce var olduğu Çatalhöyük kazı­ larından anlaşılan ve Sümer'lerce Mâ ya da Marienna. ister tanrı ol. Ana Tanrıça'nın bütün Akdeniz çevresinde ve özellikle Orta Anadolu'da bu­ lunmuş çeşitli imgeleri. ister insan. bin yılda Efes yöresine yerleşmiş olduğu kanısına varılabilir. ikisi küçük üç Arte mis heykeli arkeolojide olduğu kadar. idol. Efes'li Artemis'in kaynağı hiç şüphe yok ki Anadolulu Ana Tanrıçadır. Bu tan­ rıçanın başka önemli bir kaynağı da Girit'tir. Burdan çıkan sonuç da şu ki. Bugün bu Artemis heykellerini canlı canlı karşımızda görmekle. b) İmgesi.I I r Artemis'in avcı kız ve kesinlikle kiz oğlan kız olarak nitelikleri Homeros destanlarında pek belirtilmiş değildir. Yalnız Odysseia'da denizden kurtulan Odysseus Phaiak'lar kralı­ nın kızı Nausikaa'yı hizmetçilerinin arasında görürken şöyle seslenir (Od. VI. Çünkü çok memeli Artemis figürlerinden daha önce or­ taya çıkıp Avrupa müzelerinde korunan tek tük örnekler var idiyse de. dünya din tarihinde de çığır açmıştır.): Yalvarırım. 149 vd.

Artemis'e adanmış kutsal bir alanda I. hem kız. 564-546 yıllarında. keçiler. doğum yeri çok doğurgan diye bilinen bıldırcınla ilgilidir. Kydon gibi Yunan ilkçağının en büyük sanat­ çıları çalışmış. göz ka­ maştırıcı bir başarı ortaya çıkarmıştır. Nitekim Efes'te tanrıçanın giysilerini korumakla gö­ revli soylu genç kızlar bulunduğu. "Polymastos" yani çok me­ meli diye tanımlanan heykelin meme sayısı 17 ile 40 arasında değişir. En parlak çağın­ da Artemision Atina'daki Parthenon'dan dört kat büyük olup akıllara durgunluk veren bir yapıydı. evlenince ayrılıp yerlerini başka kızlara bırak­ tıkları bilinir. Bu sayı ile Artemis'in üçlü karakteri dile gelmek­ te.Ö. yani kartal başlı aslan vardır ve boynun­ da zodiak işaretlerinden örülmüş kalın bir gerdanlık sarkar. Gövdesi­ ni saran bütün bu simgesel süsler tanrıçanın kutsal tahta yonutuna zaman zaman giydiri­ len birer giysi niteliğinde olsa gerek. 652 yılında bitirilen ilk taş tapınak Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırısında yıkılmış ve İ.Ö. Kaldı ki do­ ğada akışı görüp evreyi ilk dile getiren büyük filozofun düşüncesini Artemis tapınağında tanrıçanın imgesine baka baka geliştirdiğini de biliyoruz. Bu haliyle Artemis heykeli tanrıçanın doğa­ ya egemenliğini de. İnsanların da. tanrıçanın ulu gücünü yansıtır. Bu eş­ siz sanat anıtıyla çığır açıcı eşsiz bir düşünce­ nin taşıyıcısı olan Efes'li Herakleitos arasında ilişki kurmamak için kör olmalı. derin ve ciddi bakışları sonsuzluğa dikilidir. Bu ilkel imge ise bir "ksoanon". gökte ve yeryüzündeki ger­ çek ve gerçeküstü bütün yaratıklar onun buyrugundadır. hayvanların da ecesi. İskender'in . 55 metre enin­ deki yapı İonya üslubunda 127 sütun üstüne kurulmuştu. böylece ay tanrıçası olduğu belirlenir. Ana Tanrıça imgesini yaratmakta da başka hiçbir ülke ve yörede erişilemeyen bir yetkinliğe ulaşmış. her dörtgenin içinde kabartma aslanlar. bunların biri ünlü heykeltıraş Skopas'ın elinden çık­ mıştı. boğalar. başı taçlı. c) Tapmağı. ayakta duran. ya da Pessinus'taki Kybele için olduğu gibi bir "diopetes" yani gökten düş­ müş sayılan bir taştı. hem evli kadın. bir dünya harikası sayılan asıl Artemision kurulmuştu. büyük boy hey­ keli herhalde çok eski. 15 metre yükseklikteki bu sütun­ ların 36'sı kabartmalarla süslüydü. Artemis'in Efes'teki tapınağı Artemision dünyanın yedi harikalarından bi­ riydi. uygarlığın her türlüsünde yöneticiliğini de simgeler: Başının üstünde üç kat kule biçiminde üç tapınak taşır. İlkçağ yazarları onu anlatmakla bitire­ mezler. Onun altında da dört kat meme görülür. Artemis'in bütün nitelikle­ rini dile getiren yüklü ve süslü bir heykel ol­ muştur. yani hemen de hiç yontulmamış bir tahta heykel. Tanrıçanın An Kraliçesi unvanıyla ilgili görülen bu sarkıntılar ne olursa olsun. bütün doğanın yöneticisidir. bununla kırları olduğu kadar şehirleri de koruduğu gösterilir. bunların kız oğlan kız oldukları sürece hizmet gördükleri. sfenks'ler ve arılar görülür. Pheidias. arıların kraliçesi. Zamanla tanrıçanın im­ gesi zengileşerek. ense­ si dolunay biçiminde bir diskle çevrilidir. bunların ortada olanları üçer üçer dizilmiştir. 190 metre boyunda. uygarlığın koruyucusudur. üstünde durulması gereken bir özellikti/. griffon'lar. Sunağı Praksiteles'in eseriydi. al­ nında hilâl taşır. Artemis'in bolluk ve bereket simgeleridir. diskin her iki yanında beşer griffon. içinde bulunan Amazon'lar anıtının heykellerinin yapılmasında Polykleitos. hem de ana ola­ rak yaşam sürecinin bütününe egemenliği simgelenmektedir. Büyük İs­ kender zamanına kadar tapınak olduğu gibi kalmış ve Ege yöresini ele geçiren yabancı idarelerce de saygı görmüştü. gövdesi birçok fi­ gürlerle örtülü. düşü­ nürleri ve sanatçılarıyla uygarlık dünyasına nasıl öncülük etmişse. Tanrıça evrenseldir: Sü­ rekli değişim halinde olan ayı etkisi altında tutar. Efes'li Artemis'in Ana Tanrıça ile paylaştığı bu nitelikleri İonya'ya özgü bir biçimde ve Prygia'da tapınılan Kybele'ninkilerden ayrı motif ve simgelerle dile getirrriesi. resimleri Efes yurttaşı olan Apelles'in elinden çıkmıştı. ilkel bir imgenin geliş­ tirilmiş biçimidir. Ama bu memele­ rin ucu olmadığından kimi bilginler bunları hurma ya da erkek arı gövdeleri diye yorum­ lamak yoluna gitmişlerdir. Eteği altı kat dörtgen biçiminde plaklara bölünmüştür. Kresilas.da çok memeli. lonya. Tanrıça heykelinin değişmez kutsal simgelerinden biri de üç sayısıdır.

bizim tanrıçamız büyük Artemis'tir diyen Efes'liler zamanla gevşemişler. yani Gediz ovası için kullanılmaktadır. d) Etkisi. İlyada'nın ünlü dizeleri (İl. Tarihte bir kültür sü­ recinin kesintisizce korunmasını başarmak. Askalaphos. Aziz Paulus'un Efes'e gelişinde yeni dine karşı dire­ nen Efes'tiler Bizans imparatorluğunun yağ­ macılığına karşı koyamamışlar. Klymene olduğunu ileri sürerler (Tab. Bir kaynağa göre. onu da büyük bir ana. II. Meryem Ana imge­ si Efes'le yakından ilgilidir. kültür süreçlerinde eşi az görülen bir transposition örneği vermişler. Bu kadar koca bir yapının bir adam tarafından nasıl yok edilebi­ leceği bir sır olarak kaldığı gibi. bir başarısıdır denebilir. (1) Ares'in oğlu. böylece Artemis'in dillere destan tapınağı bo­ yuna taşıp şehri sular altında bırakan Kaystros'un (Küçük Menderes) da yardımıyla kur­ bağaların ötüşüp oynaştığı bir batak haline gelmiştir. Efes'te Bülbül dağında­ ki tapı yerinde yaşayıp ölmesi olayı bir ger­ çek olsun ya da olmasın. İngiliz çukuru denilen bir bataklık haline dön­ mesi Hıristiyanlıkla başlayan korkunç bir ça­ pulculuk hareketinin sonucudur. Yunan ve Roma ilkçağı boyunca uygar dünyanın hayranlığını üstüne çeken Artemision barın­ dırdığı sayısız rahip ve görevli heyetleriyle başlı başına bir idare haline gelmiş. zamanla dün­ ya harikasının taşları bir bir sökülerek Ayasofya'nın yapımına yaramıştır. Ne var ki Homeros destanlarında Asia bütün kıtanın değil. 11. 3). 459 vd. Ana Tanrıçanın bir simgesi olan Efes'li Artemis'in Phrygia'lı tanrıça Kybele kadar etkisi olduğu ve adı ortadan silindikten sonra da başka tanrısal varlıkların arkasında gizli bir yaşam sürdürdüğü bir gerçektir. yalnız Batı Anadolu'nun adıdır. Eşsiz mermer ve taşların geri kalanı da Efes'teki Sen Jan ki­ lisesinde kullanılmıştır. Aktor'un kızı Astyokhe savaş tanrıyla gizlice sevişir ve Askalaphos'la İalmenos'u doğurur. Okeanos'la Tethys'in sayısız kızların­ dan biri. Bu heyetler­ den Kybele bölümünde de söz edilecektir. İki üç yüzyıl önce BritLh Museum'un Efes'e yolladığı bir arkeolog grubu da ne bulduysa İngiltere'ye aktarmış. Bu yüzdendir ki Efesli Artemis bu­ gün karşımızda olanca canlılığıyla yaşamakta­ dır. İtalya'da an­ latıldığına göre. Epimetheus ve Menoitios'u doğurmuştur. Aziz Paulus'u Efes tiyatrosunda dinledikten sonra ilkin direçle karşılayan ve isa ya da Meryem'den bize ne. büyük bir tanrıça nite­ likleriyle dünyada tutulabilen bir varlık olarak yaratmışlardır. denemez. Artemision'da görevli bulunan çeşitli rahip heyetleri ve tapınağın Ege'nin yaşamındaki engin rolü üstüne burada daha çok ayrıntıya gidemeyeceğimizden Halikarnas Balıkçısı'nın yukarda sözü geçen "Asia Minör" adlı kitabı­ na başvurulmasını salık veririz.ıpın.doğduğu t. para bası­ mı. tapındıkları büyük tanrıça kendilerine ya­ sak edilince. On­ lar. Bu Okeanos kızı adını Asya kıtasına ver­ miştir. bu işte tapı­ nağın paha biçilmez hazinelerini ele geçirme­ yi düşünen rahiplerin parmağı olduğu sanılır. Başka kay­ naklar bunun Asia değil. Onun içindir ki Meryem Ana' nın Efes'e getirilmesi. Asia Titan İapetos'la evlenip Atlas. 356 yılında l. 512-516).) eski Maionia. kredi ve bankacılık işlemlerine önayak ol­ muş ve bu yolda uluslararası bir alışveriş ku­ rumu meydana getirmiştir. değişmelere karşın sürdürülmesini sağla­ mak uygarlık denilen büyük kavramın bir be­ lirtisidir. Prometheus.ı tos denilen ve bir deli olduğu iter! ıtirüten bir Efes'imin eliyle yakılmış.ık lli'iostr. yani inandık­ ları. Boiotia'da Orkhomenos şeh­ rinde hüküm süren bu iki kardeş Troya sava­ şına otuz gemiyle katılırlar (İl. hayale sığmaz İşkence ve saldırılara uğrayınca Mer­ yem diye karşılarına çıkarılan ve zorla kabul ettirilen tanrısal varlığa Artemis'in bütün nite­ liklerini aktarmışlar. yönetim­ ler. Savaş bitince İalmenos Yunanistan'a dön(. Bu dünya harikasının yerinde yeller esmesi. Artemis'i sürdüren en belirli tanrı kişiliği hiç şüp­ hesiz ki Meryem Ana'dır. 30 yıl sonra tapınağın yeniden yapılmasına başlanmış ve Lydia kralları gibi iskender de yapımına büyük bağışlarla katılmıştır. Özellikle. insanlığa kök salmış birkaç inancın çağlar bo­ yunca ve gelip geçen sayısız uluslar. Meryem Ana Anadolu'nun ve özellikle Efes'in bir yaratısı. Asia. böylece inançlarının özü korunduğu gibi Meryem Ana'yı yüceltmişler.Ö. inançları yüzünden akla.1 .

Bu şifalı kanı Asklepios ölüleri diriltmek için kullanırmış. Destanlar boyunca adı geçen hekimlerin hepsi (İlyada'da Makhaon ve Podaleiros) bu Paian tanrının oğulları ve öğrencileri sayıldı­ ğına göre. Sağlığın kaynağı da doğada olduğuna göre Kheiron'un açık hava­ da. korkunç bir güç diye canlandırıldığı gibi. Apollon'un oğludur (Tab. Karadeniz kıyılarında bir şehir kurup oraya yerleşir. Lykurgos. Yunan dünyasında hekim tanrı olarak büyük bir ünü olan ve Roma'lıların da Aesculapius adıyla benimseyip tapındıkları Asklepios. sol tarafında­ ki damarlardaki ise faydalıymış. Bu olay hekim tanrının son anda kurtarıcı olarak yetişmesinin simge­ sidir. Ascanius babasının biricik umudu. Asklepios'a hekimlik sanatını öğreten Kheiron doğanın içinde yaşayan. Askanios Troya'da doğmamış. Epey adam da diriltmiş. Apollon kanından olan çocuğun yok olmasına katlanamaz. gitmiş. derde deva bu­ lan tanrı anlamındaki Paian ek adıyla da anı­ d'A lır. büyükannesi tanrıça Aphrodite'nin gözbebeği. Bunun sırrını efsane şöyle açıklar: Tanrıça Athena Gorgo canavarı öldüğü za­ man bedeninden akan kanı toplamış ve Ask­ lepios'a vermiş. (1) DOĞUŞU. Apollon'la sevişir ve ondan gebe kalır. Şair Pindaros bu masalı benimsemez. şifalı sulardan ve otlar­ dan faydalanma yollarını bilmesi şaşılacak bir şey değildir. Etrüsk'lere karşı savaşa girişir ve babası Lavinium şehrini kurduktan otuz yıl sonra kendisi Alba Longa'yı kurar. Başka bir anlatıma göre. hekimliğin ve cerrahlığın bütün bilgilerin edinir. Lavinia'nın kurduğu bir düzen sonucunda As­ canius Latin'lerin hışmına uğrar ve Alba kral­ lığı Lavinia'nin oğlu Silvius'a kalır. Ama Persephone dayanamayıp bir nar ısır­ mış. Aineias'la Kreusa'nın oğlu (Tab. Herakles Hades'e indiği zaman bu kayayı kaldırmış. Minos'un oğlu Glaukos ve Theseus'un oğlu Hippolytos da varmış (Phaidra). Hades'e haber vermiş. Ascanius)'tan uzun boylu söz edilir. Demeter Askalaphos'u kocaman bir kaya ile ezmiş de.rnez. bunların arasında Kapaneus. ışık tanrı Phoibos Apollon'un olayı kendi gözüyle gördüğünü ile süreri Ko­ ronis korkunç bir cezaya çarptırılır: Bir odun yığınının üstünde diri diri yanacaktır. güneşin altında. Asklepios'un da karışık bir serü­ ven sonucunda Apollon tanrıdan doğmuş ol­ ması bir rastlantı değildir. iyileştirici. ölünün karnından dölünü çıkarır ve büyümesi için at adam Kheiron'a teslim eder. Persephone ölüler ülkesine indiği zaman Hades tanrıçaya oruç tutup hiçbir şey yemezse gene yeryüzüne dönebileceğini söylemişti. Oysa efsanelerin çoğu Aineias'ın Troya yangını sırasında ba­ bası Ankhises'i omuzlarına alarak ve Askanios'u elinden tutarak kaçtığını anlatırlar. ne var ki tanrının dölü­ nü karnında taşırken Arkadya'dan gelme bir yabancıyı da yatağına alır Koronis. Gorgo'nun sağ tarafındaki damarlarda dolaşan kan zehirli. Persephone'nin anası Demeter de öfkesinden onu gece kuşuna çe­ virmiş. Askanios. 5). Alevler Koronis'i yalamaya başlar. Asklepios böyle­ ce usta bir hekim olarak yetişir. babası İtalya'ya göçtükten sonra Lavinia'dan olmuştu. Bu olayı tanrıya kutsal kuşu kuzgun haber verir. sevimli bir delikanlıdır. Homeros destanlarında Apollon ordulara veba. Zeus doğal düzeni bozan hekim tanrının bu aşırı gücünden kuşku duymaya başlamış. 17). tanrı da öfkesinden bembeyaz olan bu kuşun tüyle­ rini karaya boyar. (2) Yeraltı ırmaklarından Akheron'un oğlu. kadın can vermek üzeredir ki. Roma'ya imparatorlar veren İulii so­ yu (İulius Caesar da bu soydandır) Aeneas'ın oğlundan ve dolayısıyla tanrıça Venus'tan gelmekle övünürdü. doğanın sır­ larına ermiş bir varlıktır. lalmenos Helene'nin talipleri arasında yer alır. Askalaphos o zaman bir gece kuşu oluvermiş. ama bu­ nunla da kalmaz ölüleri diriltmek yoluna bile sapar. Başka bir kaynağa göre. Askalaphos da bunu görmüş. (2) EFSANESİ VE SANATI. Askalaphos'la lalmenos Argonaut'lar seferine de katılırlar. Thessalia kralı Phlegyas'm Koronis adlı bir kızı vardır. Vergilius'un "Aeneis" destanında Askanios (Lat. Aeneas öldükten sonra Ascanius Latin'lere kral olur. Aeneis'te Ascanius'un başka bir adı lulus'tur. bu haddini bilmezliği cezasız bırak- . kıran salan olumsuz. Asklepios.

Korinthos körfezine dökülen Pelo^ ponez ırmağı. Bazı mythos yazarlarına göre Zeus'la Themis'in kızı. yok etmiş onu. Hellenistik çağda kurulmuş olan bu kutsal alan Asklepios'tan başka tanrı­ ça Hygieia'yı ve herhalde Asklepios kültün­ den önce Anadolu'da bulunan Telesphoros'u bir araya getirmekte. Zeus Asterie'ye âşık olup onu kovalamaya başlar. kaplıca gibi fizik tedavilerin yanıbaşında telkin. Perses'in eşi ve Hekate'nin anası (Tab. sonunda kendini denize atıp kayalı bir ada haline gelir. Yunanistan'da en ünlü Asklepios tapınağı Epidauros'tadır. Örneğin Kos (Istanköy) adasın­ da hekimlik yapan Hippokrates'in bile haya­ tının ne kadarı gerçek. memedeki yavrucağızı taşıyordu kucağında. Sonraları Asterie'nin kız kardeşi Le to Apollon'la Artemis'i bu adada doğurmuş Ortygia adasının Delos'un eski adı olduğu ile­ ri sürülür (Artemis). Asklepios'un üstüne bir yıldırım sal­ mış. Hektor'un gözbebeğiydi o. Bıldırcın anlamına gelen Yu­ nanca ortyks kelimesinden bu adaya Ortygl. Ama Apollon da oğlunun öcünü almış. Öyle ki. ünlü hekimin son deminde yaz­ dığı bir reçete oradaki bir otun üstüne ditft) vermiş. Astraia. o da öfkesinden taşıp bölgeyi altüst eder. Bunlardan en ünlü birinin eski Pergamon. Anadolu Asklepios efsanesine de bir katkı­ da bulunmuştur: İnsanları iyi ede de ölüme meydan okuyan Asklepios'u Zeus yıldırımıyla yere serince. Astyanaks. iyi ha­ va. sonra da oğlu Asklepios'u gökte burçlar arasına yerleştir­ miş. yakmış. Bugün bile kullanılmakta olan tiyatrosu büyük heykeltıraş Polykleitos'un planlarına göre yapılmış. 399 vd. ne kadarı masal bilin­ mez bugün. eğlence ve kültür yoluyla hekimliğin ne kadar ileri gittiğini göz önüne sermekte­ dir. Namuslu ve erdemli bir bakire olan Astraia dünyanın altın çağlar ya­ şadığı dönemde insanlar arasında kalırmış.mamış. ilkçağda şifalı su. Korinthos kra­ lı Sisyphos olayı Asopos'a haber verir. îlyon'u tek başına koruyan Hektor'du da ondan Bebek babasının sorguçlu tunç tolgasnıdan ürküp ağlamaya başlayınca. başkaları Astyanaks. Bir süre de ayrılmış Olympos'tan (Admetos). Asklepios sanatını kızı Hygieia (Yun. Asterie. 21) Zeus kartal biçimine girerek kaçırır. Asopos. Zeus ce­ za olarak Sisyphos'u Hades'e atar. ünlü çiftin batı kapıların­ da buluştukları sırada şöyle açıklar (İl.ı denmiş. yağmur yağmış. (3) TAPINAKLARI.): Andromakhe karşıladı Hektor'u dadı da arkasından geliyordu. bugünkü Berga­ ma'da bulunuşu hekim tanrıya adanmış bu tapınak hastanelerin ne biçim yerler olduğu­ nu bize açık açık göstermektedir. Metope adlı bir ırmak kızıyla evlenip iki oğluyla yirmi kızı olur. Hektor onu kol . bütün ırmaklar gibi Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Simgelediği tüm tedavi anlayışının ve yönteminin izlerine olsa olsa Selçuk ve Osmanlı çaglarındaki benzeri yapıtlarda rastlanır. oğulları sayılan yaşamış he­ kimler bile onun efsanelik kişiliğinden fayda­ lanmışlardır. şehrin kralı. Bunlardan Aiginia'yı (Tab. sağlık anlamına gelir) ve Asklepiades (yani Asklepi­ os oğulları) diye sıkı bir lonca düzeni içinde birleşen hekimlerin aracıyla ilkçağ sonuna dek sürdürmüş bir tanrıdır. Adını Homeros. Hiçbir Askle­ pieion Bergama'nınki kadar yaygın ve çok yönlü değildir. Astraia kız kardeşi Pudicitia (Utanç) ile birlikte gökyü­ züne çıkmış ve Bakire burcu olmuş. Daha çok Latin yazarlarında adı geçer. 4). Zeus'a yıldırımı bağış­ layan Kyklop'ları öldürmüş. Ama ahlaksızlık yeryüzünde artınca. yazının özü böylece ota karışmış ve her derde deva sarmısak meydana gelmiş. ne hazineler sakladığı da büsbü­ tün ortaya çıkmış değildir. ışıldayan yıldıza benziyordu. VI. Hektor Skamandros'lu derdi ona. ırmak tanrının üstüne de yıldırım salıp sularını geri çekmeye zorlar (Sisyphos). Titan çifti Koios'Ia Phoibe'nin kızı. hepsi ha­ lefleri. Anadolu'ya özgü bir nitelik taşıyan bu Asklepieion'un başka hiçbir yerde benzeri ol­ madığı gibi. Hektor'la Andromakhe'nin oğ­ lu. derdi. rahipleri. Kız da bıldırcın biçimine girip habire kaçar. Asklepios tanrının tapı­ naklarına " Asklepieion" denir.

aldanır. ama bir gün av dönüşü karı-koca Zeus'un (ya da Kybele'nin) tapınağına girmişler. krallar kralı hata ettiğini kabul eder ve şöyle der (İl. Salamis'te ordu kırılınca imparatorluk çöker. Zeus. Atalante kız olarak doğunca.kişiyi öç tanrıçaları Erinys'Ierin eline bırakır.kollarına aılır ve bir gün babası kadar ünlü olması İçin yakarır. Arkadya (ya da Boiotia) bölgele­ rinde Artemis'i simgeleyen bir avcı kız. Bir tanrı onu suçundan arın- . Akıl. kavga tanrıça Eris'ten doğmuştur. ama suçlu değilim ben. Bebeği bir dişi ayı emzirmiş. Ate böyle­ ce gözü kararıp suç ve günah işlemiş bahtsız . uğursuzun inceciktir ayakları. kız da dayanamaz. eğilip top­ lar. oysa Hera'nın bir oyunuyla Herakles'ten önce Eurystheus doğdu ve yiğit böylece bu akrabasına kul. Kentauros. daha beter batar. böylece geri kalırmış. gü­ nah işler. Melanion yarışı ka­ zandıktan sonra. koşuda kimse geçemezmiş onu. Yunan tragedyasının başlıca yürütücüsü bu amansız tanrıçadır. Lykurgos'un oğlu olan babası lasos erkek çocuğu olsun istermiş. orada seviş­ mişler. konar insanların kafalarına. Akha'lar Troya'yı yangına verdikleri gece yiğitlerden biri (Odysseus ya da Akhilleus) Hektor'un ço­ cuğunu surlardan aşağı atıp öldürür (Andro­ makhe). At-Adam. Arkas'm torunu. En iyisi Yunan kaynaklarının kavramı nasıl ta­ nımladıklarına bakmaktır. suç işlenmiştir. karanlıkta yürüyen Erinys o toplantıda çeldiler aklımı. iyiyi kötüden ayırt etmesini sağlayan yetidir. koşuya başlamadan önce yanına üç altın elma almış (bunlar Aphrodite'nin Kıbrıs'taki tapınağından. Bkz. Oidipus babası Laios'u öldürüp anasıyla evlendiğini bilmez. yaman bir avcı ola­ rak yetişmiş Atalante. onu bir dag başına bırak­ mış. Ate Kader'in elinde bir oyuncaktır ve insa­ na kendi eliyle bilmeden. Atalante'yle evlenmiş. benim elimden ne gelirdi ki? Tanrı getirir her şeyin sonunu. Bu saygısızlığa içerleyen tanrılar ikisi­ ni de aslana çevirmişler (Meleagros). istemeden nice ni­ ce suçlar işletir. Kaderce bile bile aldatılmış. bana çıkıştılar. köle olmak zorun­ da kaldı. Zeus Ate'nin bu düzenine kızarak onu saçlarından tutup tiksintiyle atar Olympos'tan aşağı. bela olur. gözü karartılırsa. onu bunu alır ağının içine. Bir gün Zeus'u bile şaşırttı o. XIX. sonra da avcılar alıp büyütmüşler. Aiskhylos'un "Persler" tragedyasında Kserkses de Ate'nin kurbanı olur. Atalante'nin yaklaştığını görünce elmalardan birini yere düşürür. Ate de gelir yerleşir insanların arasına. Kalydon avına da katılıp orada büyük bir başarı kazanmış olan Atalante'yi Melanion (ya da Hippomenes) yenmiş. 85): Akhalar sık sık söylediler bana bunu. İlkin Homeros'u alalım. Kişi kurtulacağına.çoğu kez tanrıların lanetine uğramış . Aklı başından alınır. basireti bağ­ lanır ve gaflete düşüp hata işler. Çağdaş dillerde karşılığı zor bulunan bu <rl kavram Türkçemizde en iyi "gaflet" sözcü­ ğüyle karşılanabilir. hepsini geçer ve sonra da kargısıyla vurur öldürürmüş. İnsanları şaşırtan çılgınlık büyük kızıdır Zeus'un. basmaz yere. Ate. taliplerini kendisiy­ le koşuda yarışmaya zorlar. suç işler. tanrılardan üstün Zeus'u Ate Zeus'u bile aldatmıştır: Tanrı Mykene krallığını Perseus'un ilk doğacak olan torunu­ na vereceğini söyledi ve bunun Herakles ola­ cağını sandı. Eski Yunan düşününe özgü soyut bir kavram ve onu simgeleyen dişi cinsten tanrı­ sal bir varlık. ya da Ba­ tı Kızlarının bahçesinden gelmeymiş). geri dönüş yoktur. Çıldırır ya da canına kıyar. Hektor'un ölümünden sonra. Atalante. Bunun sonucunda da cezaya çarpı­ lır. Kader. Ate kralı bütün ordusuyla Boğazları geçmeye kandırır. şaşırtılmıştır. İlyada destanının asıl konusu Akhilleus'la Agamemnon arasındaki kavga sona erince. Oysa onunla bile kalmaz. düşürdüler kötü bir çılgınlığa (Ate) aldığım gün Akhilleus'un onur payını. insanın ger­ çeği olduğu gibi görmesini. Ama kız oğlan kız kalmak iste­ diği içindir ki. ırzına geçmeye yeltenen iki at adamı öldürdükten sonra. Hesiodos'a göre Ate. insanlardan. Andromakhe sevgili kocasına yaktığı ağıtta Astyanaks'm yetim olarak çekeceği çileyi tasarlayıp dile getirir. ne var ki derin dinsel an­ lamı ve insanlık dramında bu kavramın oyna­ dığı büyük rol gene de yansıtılmış olmaz.

İkinci süreç olarak Athena'nın Zeus'un ka­ fasından çıkması şöyle anlatılır (Theog.dırmak yolunu bulamazsa. Palladion). Pallas'm kaynağı da tartışma ko­ nusudur. (1) DOĞUŞU. Triton'dan dogma anlamına gele­ bilen bu ad da açık değildir. us. Phriksos tragedya­ lara konu olmuşlar ne var ki bu tragedyalar yitik olduğundan. adının Yunanca. düşünme gücü demektir. 886 vd. ülkede meydana gelen bir kıtlığa son vermek için kocasını Phriksos'u kurban etmeye zorlar. Odysseus'u kurtarmakta da büyük bir rol oynayan (Od. İşle böyle zalim olarak canlandırılmıştır Kader ve onun yardımcısı Ate Yunan efsanesinde (Erinys'ler). Bu kavram ve düşünceyi şöyle dile getirir Hesiodos (Theog. yani Pallas A thena diye anılır. bilge tanrıçayı seçti kendine. Kadmos'un kızı İno Nephele'nin ço­ cuklarını kıskanır. Athena'nın ek adı bu devlerle ve kargı sallamakla ilgili midir? Bi­ lindiği gibi. Zeus'un kızı ve ı »n iki. Yeller tanrısı Aiolos'un oğlu Boiotia kralı Athamas bulut tanrıça Nephele ile evlenir. tanrı Zeus'un öfkelene­ rek yeryüzüne attığı belalı tanrıça Anado­ lu'nun Phrygia bölgesindeki bir tepeye düş­ müştür.): Tanrı/arın kralı Zeus ilk eş olarak Metis'i. Athamas. "pallo". Pallas adlı bir Titan vardır. Sulara karışan İno sonradan bütün gemicilerin fırtınaya tutulunca imdadına ko­ şan bir deniz tanrıçası olmuş. öbü­ rü kız iki çocuğu olur. anası Metis'in bir Okeanos kızı oluşundandır. Yoksa Pallas ek adı. Athena. Tanrılar tanrısının kendine ilk eş olarak Metis'i seçmesi anlamlıdır.) İno'ya Leukothea (Ak tanrıça) da denir (İno). o hiç yorulmadan orduları yöneten. ürünleri de ancak onun kafalın dan çıkabilmektedir. İno kaçarak deniz kıyısı­ na varmış ve öbür çocuğuyla birlikte denize atlamış. Metis Yunanca akıl. Amphitrite ve Triton adlarında geçen bu "trit" kökeni denizin uğultusunu yansıtan bir ses benzetmesi olabilir. 5) çoğu zaman ik adla. hangi efsaneleri nasıl işle­ dikleri belli değildir (Argonaut'lar). (2) ADİ VE EK ADLARI. Athamas. Nephele bunu önler ve çocuklarını altın postlu bir koç üstünde Karadeniz'in Kolkhis ülkesine kaçırır. yeraltında da kur­ tuluş yoktur onun için. İlyada'da Zeus sevgili kızına "Tritogeneia" di­ ye seslenir. Zeus Olympos tanrı­ larının egemenliğini kurduktan sonra ilkin Okeanos kızı Metis tanrıçayla birleşir (Tab. Bir efsaneye göre. deniz tanrısı Tri­ ton'la Athena'nın bir ilişkisi yoktur görünür­ de. bir efsaneye göre. Olympos tanrısının biri olan Athena (Tab. atmak an­ lamına gelen bir kökenden türemiş olduğu sanılır. V. ama onu gebe bıraktıktan sonra dölüyle birlikte kendi gövdesine alması daha da derin bir anlam ta­ şır: Akıl gücü ve ancak onun aracıyla elde edilebilen dünya egemenliği baştanrıdan ayrı­ lamamakta. Ama yolda Helle denize düştüğünden Boğazlara Hellespontos (Helle denizi) denmiştir (Phriksos. Acaba Tritogeneia adı bu na mı çağrışımdır? . Ate tepesi (Gaflettepe) adı verilen bu tepenin üstüne sonraları İlos İlion kentini kur­ muştur. Bir anlatıma göre. Phriksos'la Helle adlı biri oğlan. ama Athena'nın de nizle tek ilişkisi. Deliren Athamas kendi oğullarından birini öl­ dürmüş ve karısı tno'yu da öldürmek için ko­ valamaya başlamış. Helle). 333 vd. Athamas Nephele'yi boşar. ayrıca bir efsanede tanrıça Athe­ na'nın Pallas adında Attika'lı bir devi öldür­ düğü de anlatılır (Pallas). İlion (Troya)'un başına gelen bütün belalar bundandır (îlos. Ama bu tanrıça tam doğuracağı sırada çakır gözlü Athena'yt. Athena adinin kökeni bilin medigi gibi. Metis en çok şey bilendir bütün tanrılar ve ölümlüler arasında. 9). Zeus Toprağın ve Göğün öğütlerine uyarak sevdalı sözlerle aldatıp eşini yuttu. gövdesinin içine aldı onu. 924 vd. Athamas'a karşı büyük bir hınç besleyen tanrıça Hera onu delirtmiş. o cenk ve savaş bağrışmalarından hoşlanan yüceler yücesi sayılan tanrıçayı. kargı sallamak. tanrıça Athena babası Zeus'un kafasından silahlı ve elinde kargısı olarak çıkmıştır. kız oğlan kız anlamına gelen bir sıfattan mı türemedir ve Pallas Athena mı anlaşılmakta­ dır? Bunu bugün kesinlikle saptamak güçtür. İno.): Ve Zeus çıkardı bir gün kendi kafasından çakır gözlü yaman Athena'yi o dünyayı birbirine katan tanrıçayı.

zeytin ağacını tuz gölünden daha yararlı bularak yet­ kiyi Athena'ya bağışlamışlar. eylem ve konuşma var­ sa. Troya'lı yiğitlere karşı pis pis düzenler kurmaktan hiç çekinmez. bu akıllı adamı akıl ve erdem tanrıçası Athena tutar. Bundan ötürüdür ki Palladion'un kaçırılmasıyla ilgili birçok efsaneler doğmuştur (Palladion). yenilip yaralanmalarına yardım eder. bütün ailesinin de kaderi onun elin­ dedir. İlyada'daki tutumunun tam tersine hakkın üstün gelmesini ister. bunca akıl ve dirayetin boşa gitmesini istemez. Aglauros). Deiphobos). konuşmalarının anlatımına doyum olmaz. Odysseia'da Athena oynar: Odysse­ us'un da. Akhilleus. gök gözlü. (3) NİTELİĞİ VE EFSANELERİ. Attika ilinin ve Atina şehrinin tanrıçası olma hakkını şöy­ le kazanmış diye anlatılır: Poseidon tanrıyla Pallas Athena bu yetkiyi kazanmak için yarış­ maya girmişler. kaçırmak mı istersin onu canlara kıyan ölümden? Yap yapacağını ama. Tanrılar. davra­ nışları hep hırs ve tutkuların etkisiyle olur: Athena'nın Hera ve Poseidon'la birlikte babası Zeus'u nasıl zincire vurmak istediği anlatılır (I. ne kadar olay. Mentes olur. bunların başında Troya gelir. son olarak "obrimopatre" babası güçlü olan sıfatı doğrudan doğruya baştanrı Zeus'un kızı oluşundandır. Olympos tanrılarını da yargıç olarak almışlar: Poseidon Atina akropolünün üstünde tuzlu bir göl meydana getirmiş. böylece Athena bölge ve kentin yönetimini elde etmiş. çakır gözlü "glaukopis" sıfatı tanrıçanın en sevdiği kuş olan "glauks". Odysseus'a karşı davranışında da tutarlı bir duygusu belirir tan­ rıçanın: Çok çile çekmiş yiğide acır. sevmediği. huylanması tuhaf bazı masalların dogmasına yol açmıştır (Erikhtonios. kendisine rakip gördüğü Aphrodite ve Ares'e karşı turumu insafsızdır. Aslın­ da çirkin bir rol oynar îlyada'da. Athena ise bir zeytin ağacı. Odysseus ve Menelaos'u her fırsatta korur. XXII. Başka şehirler de Athena'yı koruyucu tanrı­ ça olarak benimsemişlerdir. bir küçük çocuk olur. Mentor olur. Onun içindir ki destan boyun­ ca Athena'nın kılavuz rolündeki eylem ve davranışlarının. Atina'nın kurucusu ve koruyucusu olarak tan­ rıçanın oynadığı rol de ilginçtir. Ve burada Athena Deiphobos kılığına girerek aldatır Hektor'u ölüme sürük­ ler(Hektor. El işçili­ ğini ve el sanatlarını koruyan tanrıça olarak Arakhne efsanesinde rol oynar (Arakhne). tutması da doğal gö­ rünür. tanrıça Odysseus'a Telemakhos'a. sonra da yüksekten bakar onlara. ama her an varlı­ ğıyla oluşu etkiler yönetir. babası Zeus karşı­ sında da atıp tutar. Kızının bu sert çıkışlarına yumuşakça karşı­ lık verir tanrıların babası. baykuşla ilgili gö­ rülmüştür. tanrıçanın tah­ tadan yapılmış ve Pallaidon diye anılan hey­ keli şehir varlığının simgesi sayılırdı. Pe- nelope'ye. olabilir. ama taraf tutar. .): Ne diyorsun kara bulutlu babam. biz tanrılar onaylamayız yaptığını. Odysseia'da Athena'nın rolü bir başkadır ve anlamlıdır: Zeus'un kendi ağzından duyu­ yoruz ki Odysseus "ölümlülerin en üstünüdür akıldan yana". hepsi Athena'nın buyruğu. Akha'lardan yanadır. benim­ seyeceği davranışı esinlemek için bin bir kılı­ ğa girer. bir genç kız. Diomedes. tanrıça bu sevimli rolüyle baş­ ka destanlara. ölümlü bir adamdır bu. okşar onu. onu eleştirmekten çekin­ mez: Akhilleus'Ia Hektor arasındaki savaşta ölüm kur'asını çekecek olan Zeus'u şöyle et­ kiler (İl. îlyada'da Zeus'un oynadığı yönetici rolü.Sıfatları daha belirgin anlamlıdır: Aigis kal­ kanını taşıyan "aigiokhos" (Aigis). kılavuzluguyla olur. uyar isteklerine. Pallas Athena'nın kültü en ilginç biçimiyle Atina'nın klasik çağında kendini göstermiştir. ak yıldınmlı! Kaderi çoktan belli. Nausikaa'ya yapacağı işi. Pallas Athena'nın efsaneleri o kadar çok değildir. Troya'nın en büyük. 400). Odysseus'u tuttuğu gibi Argonaut'ları da tutar ve Argo gemisinin yapıl­ masına yardım eder (Argonaut'lar). îlyada'da Athena bir savaş tanrıçası olarak çıkar karşımı­ za. kız oğlan kız oluşu ve bu niteliğini yi­ tirmekten çekinmesi. bu erdem tanrıçası hiç haktan yana görünmez. denebilir ki Homeros Odysseia'da Odysseus tipini yarattığı gibi Athena tipini de yaratmış ve ölümsüzleştirmiştir. gü­ ler. en eski ve kutsal tapmağı bugün de kalıntıları görülen Athena tapınağı olduğu gibi. 127 vd. şiirlere girmiş.

hem de bütün kom­ şularını tek başına kurtarmış bu afetten. Nil deltasında bulunan Sais kentinin rahipleriyle konuşur Solon. siz Hellen'ler hep ço­ cuk kalırsınız. günümüze dek ro­ manlara. bakır. Ne var ki. en başta da Pla­ ton. ne de zamanla kocalmış bir bilginiz. Atlas. en büyük oğlu Atlas'ı hepsinin kralı olarak öbür oğulları arasında dağıttığı bölge­ lerin başına getirmiş. insanda tuhaf bir izle­ nim bırakmaktadır. Korkunç depremler sonucunda suların altına gömülen bu ada bir zamanlar Libya ile Asya'nın bir arada kapladıkları alandan daha yaygınmış.) onları şöyle tanımlar-. Kritias diyalogu birdenbire kesilir. Hiçbir zaman çözüleme­ miş bu gizdir ki. Atlantis de Poseidon'a düşmüş. gerçekdışı ve gerçeküstü bir düzeni örnek olarak göster­ mek için canlandırdığı öbür dünya efsaneleri bir yana. yaslanmış bir tek Hellen yok­ tur. Yunan ilkçağında mythos yaratma işine koyulmamış hiçbir yazar yoktur. Atina. Prometheus. Tanrı sonra adayı on bölgeye bölmüş. hay­ vanları ve özellikle madenleriyle çok zengin bir ülkeymiş: altın. hem de kültür ve sanat bakımından büyük bir yer tut­ muş. güzel topuklu Okeanos kızını. canlandırmak ve Atina devletine dokuz bin yıl öncesine ka­ dar uzanan bir tarih yaratmak hevesine kapıl­ mış olsa gerek. Epimentheus diye dört oğlu olur (Tab. Çılgınlığı ve aşırı gücü yüzünden . T. Bunu niçin yapar? Timaios'ta Atina'lı devlet adamı ve şair Solon'un Mısır'a gidişi anlatılır. bu kızı sev­ miş. 507 vd. Timaios diyalogunda başla­ yıp. Bazı diyologlarınm sonunda. Atina'nın oraya gönderdiği ordu Atlant'larla birlikte yok olur. Atlantis bitkileri. Atina'nın bu eski tarihi üstünde hiçbir bilgisi olmayışı. filmlere konu olan ve tarihçilerle coğrafyacıların üstünde kafa patlattıkları At­ lantis efsanesi. Filozof­ lar bile bu çabaya katılırlar. Atina hem kenefini. onu merkez adaya bir kaleye yerleştir miş ve beş kuşak erkek çocuk yetiştirimiş onunla birlikte. demir ve "oreikhalkos" (yani dag bakırı) diye ateş gibi parlak bir madeni varmış. Ülkenin sosyal yapısı. bu ünlü olayı bir Mısır'lı rahibin ağzından öğrenmesi bütün öyküyü Platon'un uydurduğu kanısını uyandırmakla beraber. Dünyanın kuruluşunda tanrılar yeryüzünü aralarında paylaşırken. Bu sözün doğruluğu en iyi mythos'ta görü­ lür. Timaios ve Kritias diyaloglarında. köprüler. lapetos aldı Klymene 'yi. Parthenon ve onun kabartmaları gibi ilkçağın en değerli yapıtlarının bazılarını esin­ lenmiştir. Her neyse. Solon. zaman kavramı bilmez mythos. Menoitios. yani hayal beldeleri anlatan öy­ küler arasında özlü bir yer tutmasına yol açar. yöneticiler surlar. Poseidon. Timaios ile Kritias diyalogla­ rının ütopya. Atlantis fazla güç kazanmış ve Akdeniz'in büyük uluslarını köle durumuna sokacak bir saldırıya geçmiş de. Atlantis yerlilerinden Euenor'un bir kızı varmış. 22 b): — Ey Solon. şöyle özetlenebilir: Atlantis. Atlantis. çünkü eski bir geleneğe dayanan ne bir görüsünüz var. li­ manlar kurarak ülkeyi son derecede uygar bir hale sokmuşlar. tanrılardan Athena ve Hephaistos'a.3). Ancak Ti­ maios diyalogunda Mısırlı rahibin ağzından öğrenilen Atina'nın dokuz.Ne demek istiyorsun? — Ruhunuz genç hepinizin. asker­ lik durumu üstünde durup. başka hiçbir kaynakta izine rastlanmayan bir yitik ülke masalı uydurur. girdi onunla gerdeğe ve bir oğlu oldu: Azgın yürekli Atlas tanrı. tarih dışı insan gerçeklerini yansıtmak. İki tanrı ku­ şağı arasında bulunup Olympos'lulara baş kaldıran bu dev yapılı yaratıklara eserlerinde özel bir yer ayıran Hesiodos Theogonia'da (Theog. kanallar ve tünellerle bezenmiş kentler. bitmemiş Kritias diyalogunda yanda kalı­ yorsa da. biri ona şöyle der (Tim. (1) Titan lapetos Okeanos kızı Klymene (başka bir kaynağa göre Asia) ile evlenir ve Atlas.Tanrıçanın onuruna düzenlenen Panathenai bayramı Hellen dünyasında hem din. Batıda Herakles sütunları (Cebeli­ tarık) yoluyla Akdeniz'den Okeanos'a çıkıldı­ ğı yerde karşılaşılan büyük bir ada ve çevre­ sindeki takımadalara verilen admış. başkentte yılda bir yapılan bir törene ve bu tören sırasında kesi­ len boğa kurbanlarına değindikten sonra. bir gece deprem Atlantis'i haritadan şilince. on bin yıl önce bu ülkeyle savaşa giriştiğidir.

tahtta kalacağını bildirir Hermes. 1. iki kardeş arasında rekabetten doğan kor­ pso da onun kızları olarak gösterilir. Argos'ta boydan boya Thyestes korkunç lanetler savurarak masayı sözünü geçirsin diye. bir tanrı Atlas'ın çok çocuğu olmuş: Pleione'den sözü Mykene'lilere Pelopsogullarından birini Pleiade's ve Hyades kızları. nağı olmuştur. Atreus ne'liler kardeşlerden hangisini kral seçecekle­ ve Atreuso§ullarının hayat hikâyesi destanla­ rini tartışınca. Tyestes farkına varmadan kendi" bırakmıştı ölürken. Tanrıların Atreus'u tuttukları. yoksa Thyestes'in non'un kral değneği şöyle tanımlanır: Güçlü Agamemnon. gösterir babalarına. İşte o andadır perid'ler. 184). llyada'da (İl. bu hayvanı Artemis'e kurban etmeye ant ile hiçbir ilişkisi olmasa gerek (Atlantis). pişirir ve babalarının önü­ Atreus da bol sürüsü olan Thyestes'e ne koyar. Atlas'a canava­ reus'la Thyestes Mykene'de kral Sthenerın kafasını göstererek onu bir kayaya çevir­ los'un yanına sığınırlar. kalktı. çocuğunu doğrar. Derken Atreus çocukların ke­ Thyestes de onu. yani akşam perileri. Atreus'un sürüsünde (Herakles). Tyestes'in üç vermişti. İlk lanetleme Pelops'la ri. Thyestes hangisi altın postu çı­ ra da. içtiği halde. göğü birbirinden ayıran direkleri" taşır başlar: Atreus'la Thyestes babaları Pelops'un omuzlarında (Od. Dione ve Kalyki.54). kadın da altın postu Atreusogulları diye anıları Agamemnon'la gizlice kocasından aşırıp âşığına verir. çocuklarını yer. Hesperis'ten Heskral olarak seçmeyi buyurur. vermişti onu Kronos oğlu kral Zeus'a. taşısın diye. II. 14 ve 15). Atlas göğü değil de. Ne var ki Thyestes Atreus'un Thyestes'in kardeşi. onları sürer. rıyla seçilmesi konusunda Thyestes'le anlaş­ Atreus'a değgin ilk kaynağımız Homemasını buyurur. kardeşiyle barışır gibi Pelops da erlerin güdücüsü Atreus'a olur. Atreuso­ gulları efsanesi bu ilenme sürecinin en parlak Homeros'a göre. neş doğuda batacak olur. onu Mykene'ye çağırır. daha doğrusu tragedyanın vazgeçilmez konu­ su olan suç ve lanet zincirlemesi destandan sonra efsaneye katılmış bir motiftir. 68 . Ama daha sonra karısı Aerope ile kardeşi atları kamçılayan kralPelops'a vermişti o arasındaki gönül macerasını öğrenince büs­ da. İapetos oğlu Atlas dır. Thyestes'i kovar. İnsanlık dışı eylem ve tüyler ürpertici faciaları canlandıran bu öyküler Yu­ Thyestes altın postu ortaya koyup kral seçi­ lir. egemenlik simgesi altın postlu bir koyun var­ (2) Atlantis'in yöneticisi. elinde değneği. kendine saklar. Homeros destanlarında karısı Aerope'yi ayartır. sözünde durmaz ve pöstekiyi Atreus. "ye­ örneklerinden biridir. Sthenelos'un oğlu miş. Herodotos Atlas'ın bir nympha'dan olan oğlu Khrysippos'u ana­ Kuzey Afrika'da bir dag olduğunu söyler (IV. Atlas zorlu bir baskı altında kaldı: Dünyanın bittiği bir yerlerde. güneş yolunu değiştirirse At­ ros'tur. tragedyalara da sonsuz bir konu kay­ karabilirse diye öneride bulunur. gerçek kralın başka bir tanrı işmaden biridir. güzel sesli akşam perilerinin karşısında dimdik durup ayakta tutuyor göğü başı ve yorulmaz kolları üstünde. Bunca adalarda. Akıllı Zeus'un ona ayırdığı kader bu. bütün çileden çıkar. krallığı ona verdikleri besbellidir. AtGorgo'yu öldürdükten sonra. Zeus da Argos'u öldüren yol gösterici Atreus tahta çıkar çıkmaz. Her biri ötekini ortadan kaldırıp yerine geçebilmek için iğ­ Atlas Herakles efsanesinde de rol oynar renç düzenler kurar. Agamemnon 'a bırakmıştı. Bu kez de Thyestes şartı kabul eder. Ama Zeus Atreus'a düşünde Hermes'i nan mythos'unun başlıca efsane çemberlerin­ gönderir. 100 vd. Pelops'la Hippodameia'nın oğlu. Bu dag şöyle meydana gelmiş: Perseus Pelops iki oğluna lanet okur. kunç bir kin ve nefret başlar. ları Hippodameia'nın yardımıyla öldürürler. Hermes'e vermişti. MykeMenelaos'un babası (Tab.Belli ki Homeros Atreusogullarının başına kuşaktan kuşağa süregelen laneti bilmiyor. Eurystheus döl bırakmadan ölünce. Pöstekinin çalındığını bilmeyen Atreus şartı kabul eder.) Agamemreus'un kral olacağını. ama o akşam gü­ Hephaistos yapmıştı didine didine o değneği. sik kafalarını getirir.

Odysseus'un dedesi. Telephos gerçekten bir süre sonra amcalarını kaza ile öldürmüş (Te­ lephos). Sisy phos'a da aynı şeyi yapmak istemiş. ama karşılığında sürünün onda birini alacağını bildirmiş. Antikleia'nın babası. canavarı vurmuş. ya da köle olarak satmış. Atropos. Adı "geri dönülmez" anlamına gelen Atropos ömür ip­ liğini büken Moira'lar arasında eceli. Delphoi'deki tanrı sözcüsü Aleos'a kızının doğu­ racağı bir çocuğun amcalarını öldüreceğini bildirince. Autolykos Amyntor'un öküz derisinden yapılmış sağlam tolga­ sını aşırmış ve Odysseus'a vermişti. kentini ele geçirip Phyleos'u babasının tahtına oturtmuş (Herakles). Yargıç her ikisini de suçlu bularak ülkeden sürmüş. Thyestes bu kez Sikyon'a sığınır. bu yüzden isterdi iyliğini. Ama yiğit Herakles kızı görüp sevmiş. Anado­ lu'nun Mysia kıyılarına çıkmışlar. Odysseia'da şöyle tanıtı­ lır (Od. 218). 386-407).). Aktor'un kardeşi. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynar. IX. Dipsiz bir karanlığa bozulmuş ortalık. Odysseus büyüyüp de Autolykos'un ko­ nağına misafir gidince. Şafak tanrıça Eos'un Latince adı (Eos). Atreus'u öldürür. Elis kralı (Tab. Augias. Auge kral Teuthras'la evlenmiş. Babası bunu öğrenince Auge'yle Telephos'u bir sandığa kapatıp de­ nize atmış. 902 vd. Üçüne birden verilen ad. Ne var ki Augias verdiği sözde durmamış. Ona gidip Thyestes'i öl­ dürmek görevini verir. Autolykos. Helios'un oğlu. Odyseus'un sütninesi Eurykleia'nın anlattı­ ğına göre. Atreusoğullarının la­ neti süregider. Herakles'in arkadaşı Phyleos'la birlikte mahkemeye vermiş. Herakles de bu işi bir günde yapaca­ ğını. hep yoldaş olurdu ona. Hesiodos Theogonia'nın bir yerinde bu tanrıçaların Gece'den (Theog. Aurora. zengin sürüleri var­ mış. Augias'ın büyük. söylentiye göre de güneş o güln öy leşine ürkmüş. Kaderi simgeleyen tanrıçalar üç­ tür. 261 vd. XIX. hırsızlıkta ve yalan yere yeminde üstüne yoktu. Bir orduyla geri gelen Herakles Augias'ı öldür­ müş. Başka anlatımlara göre. ama ağıllarını temizlemeyi ihmal eltlği için. Aleos Auge'yi tanrıça Athena'nın tapınağına adamış. Atreus'un Aerope'den iki oğlu olmuştu: Agamemnon'la Menelaos. Atreusoğulları di­ ye anılan bu iki kahraman Homeros destanrında baş rolü oynarlar. Agdistis ueKybele. Argonaut'lar seferine katıl­ mıştır. ama ba- t . amcası Atreus'un babasına karşı işlediği suçun öcünü Agamemnon'dan alır (Agarnemnon. 395): Anasının soylu babasıydı Autolykos. Attis. Bkz. Suç ve günahların iyice izine dalar: Kendi kızı Pelopeia ile kızın habe­ ri olmadan birleşir ve Aigisthos adlı oğlunu üretir. dedesi ve amcalarıyla birlikte Parnesos dağında bir yaban domuzu avına katılmış. ama Aigisthos son da­ kikada bu düzenin farkına varır ve kendi ba­ basını değil. Auge. Moira ya da Ker'dir. Aigisthos.devirmiş. kral kadının kim ol­ duğunu bilmeden onunla evlenir ve Aigisthos'u da benimser. ölümü simgeler (Moira). davarları barınamaz olmuş. Autolykos Hermes'in oğludur ve yakalanmadan hırsızlık yapma yeteneğini babasından almıştır.). Aigisthos). ayrıca da onu kendi oğlu. baş­ ka bir yerinde de Zeus'la Themis'ten doğmuş olduklarını söyler (Theog. Sonra Pelopeia'yı oğluyla birlikte Atreus'un sarayına yollar. ama bir yara almıştı. Auge bir süre sonra Telephos'u doğurmuş. (İl. sonraları bu yara izi Odysseus'un sütni­ nesi tarafından tanınmasına yol açar (Od. Tegeia kralı Aleos'un kızı. Herakles'e işin karşılığını ödemek istememiş. Yi­ ğit de Alpheios'la Peneus ırmaklarını yatakla­ rını değiştirerek sularını ağıllardan geçirmiş ve bir günde hepsini temizlemiş. öylesine tiksinmiş ki gökteki yolunu tamamlamadan geri dönmüş. Pazarlıkta uyuşmuşlar. yaktığı kuzu ve oğlak butlarından hoşlanmıştı çok. Hermeias tanrının kendisi vermişti bu yetiyi ona. Odysseus'a adını koyan dedesiymiş. 8). Yarasını iyileştiren de Autolykos ol­ muş. Eurytos'un sürülerini çalmış. Augias yiğil Herakles'i çağırıp ağıllarının temizlenmesini istemiş.

AUTOMEDON saramamış. Ege denizindeki adaların bi­ rinden Troya savaşına katılmaya gelmiş. Automedon. Sisyphos'un oğluymuş. Autolykos Laertes'e nişanladığı kızı Antikleia'yı önce Sisyphos'la birleştirmiş. Başka kaynaklarda Autolykos'un Herakles'e güreş öğrettiği. İlyada'da AkhiUeus'un araba­ sını süren yiğit. bundan da amacı doğacak toru­ nunun Sisyphos gibi kurnaz olmasıymış. Odysseus Laertes'in değil de. Patroklos'un ölüsünü elde etmek için yiğit­ çe savaşan Automedon Akhilleus'un en vefalı arkadaşlarından sayılır (Balios). son­ radan Akhilleus'ın seyisi olmuştur: Ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'a bakar. Argonaut'lar seferine katıldığı ve çaldığı hayvanların postunu boya­ yıp onları tanınmaz hale getirmesini başardı­ ğı anlatılır. . Sisyphos davarlarını geri almak için konağına gelince. Bu anlatıma göre. Homeros bu görüşe katılmaz.

memeleri süt dolu bir azgın iniği nasıl zaptedtyordu. s. geceleri dağda. içlerinden biri thyrsos'unu ya­ kalayıp bir kayaya vurdu: Kayadan sabahın çiyi kadar duru bir su fışkırdı. şarapla ve kaval sesleriyle sarhoş olmuş. Başka biri nartheks'ini toprağa dokundurdu: Tanrı top­ raktan bir şarap gözesi kaynattı. boynuzlu öküzlerin böğürdüğünü duyar duy­ maz Bakkha'ların ortasından ayağa kalktı. Ansızın Agaue'nin sıçrayarak yanımdan geçti­ ğini gördüm. taşlar Bakkha'larla bir olup coştu. onu Bakkha'lardan ayırıp kralı­ mızın gönlünü hoş edelim". Eyuboglu çevirisi. ucunda bir çam kozalağı bulunan sarmaşık ve asma yaprakları sarılı uzun değ­ nekleri ve Prometheus'un insanlara ateşi taşı­ dığı nartheks karnışıyla tanrının peşinden ko­ şarlar. Dionysos dinini benimsemiş bu kadın­ lara olgun ermişlik anlarında Thyas (thyo. Bakkha'lar. Bazıları. Zeus'un oğlu Bromios" diye bağırdılar. taşkın bir coşkuya kapılmak) denir. hep­ si birden. Hepsi se­ rilmiş uyuyordu. kimi başını toprağa. 46): Güneş ışıklarıyla toprağı ısıtmaya başlar­ ken. hep bir araya gelip gördüğü­ müz garip şeyler üzerinde konuştuk. Canı isteyen de süt içiyordu: Parmaklarıyla toprağı kazın­ ca. çıldır­ mak. şehre gidip gelen ve konuşmasını bilen biri dedi ki: "Ey. Görmeliydin. O zaman dağlar. Önce saçlarını omuzlarına döktüler. üç koro gördüm. meşe ve çi­ çekli saparna dallarından çelenklerini başları­ na geçirdiler. Tann Apollon'la flüt yarışmasına gi­ rişen satyr Marsyas'ın kardeşi. genç. hiç de. birinin başında da lno vardı. hem de bir Bakkha olan Agaue'nin korkunç dramı canlandırılmakta­ dır. kaçmasaydık Bakkha'lar bizi parçalayacaklar­ dı. taze çayırlarda otlayan sürülere saldırdılar. Kimi sırtını bir çam kütüğü­ ne dayamış. kurt yavrularına bem­ beyaz bir süt veriyordu. ora­ da olup da bu mucizeleri göreydin. ormanlarda kendilerinden geçerek tanrıya karışırlar. İçimiz­ den. hep bir ağızdan "lakkhos. çılgınca kendilerinden geçtikleri zaman da Mainas (mainomai. na­ zik elleriyle. saklandğım çalılıktan fırlayıp onu yakalamak istedim. kolla­ rında taşıdıkları geyik. gelin. O zaman Agaue Bakkha'lara: "Hey. öküz ve koyun çobanları. topraktan oluk oluk süt akıyordu. Euripides'in son eserlerinden biri olan bu oyunda koro hem Bakkha'lardan meydana gelmekte. Nihayet hepsi sarmaşık. thyrsos'larını sallayarak ayinlerine başladılar.B Babys. sonra yanaklarını yalayan yılanları benekli postlarına kemer gibi sardılar. Dionysos'un Latince adı. Bacchus. yüce dağ başlarında yaşayan­ lar. ama onun kavalı tek borulu ilkel bir kaval olduğundan Apollon Babys'e önem vermemiş. ve­ cit halinde olmak). ihtiyar. Bakkha'ları gören bir haberci onları. B. Kendimizi güç kurtardık. thyrsos'larınızı sallayıp ko­ şun!" diye bağırdı. senin dediğin gibi. Bakkha'lar. bakire. otlattığım öküz sürüsüyle yüksek dağla­ rın başında düz ve kayalık bir yere varmıştım. O sı­ rada doğa ile birlik olan Bakkha'lar üstün bir güçle önlerine gelen vahşi hayvanları parça­ larlar. çözülmüş nebris'lerini bağlayıp sıkıştırdılar. Dionysos. ellerinde bıçak mıçak yoktu. uslu. Di­ onysos dinini Thebai'den sürmeye kararlı kral Pentheus'a şöyle anlatır (M. Ah. Bu düşünceyi doğru bulduk. Bakkha'lar derin uykularını gözlerinden sildiler. vahşi hayvanlar bile cümbüşe katıldı. Genç danaları parça pal ' . benim rüzgâr kanatlı dişi tazılarım. memeleri süt dolu ka­ dınlardı. birinin başında Agaue. Gelin. ıssız ormanlar da Kypris'in peşine düşmüş değillerdi. inanmadı­ ğın bu tanrıya şükürler ederdin. edepli yat mışlardı-. Tıp­ kı tanrının kendisi gibi çıplak bedenlerini nebris denilen benekli ceylan postlarıyla örter. vakit gelince. S. Bkz. böylece Babys Marsyas'ın uğradı­ ğı cezaya uğramamış (Marsyas). Her iki hallerini ve özlerindeki niteliği can­ landırmak için Euripides'in "Bakkha'lar" tra­ gedyasından bir parçayı buraya almayı en uy­ gun bulduk. Biz. gelin ardımdan. görülmedik bir düzenle fırlayıp kalktılar. senin anan. Anan. çalılıkların arasına saklanıp pusu kurduk. Üç alay kadın. erkekler bize pusu kurmuş. Bakkha'lardan biri. Ya­ yınları. Pentheus'un anası Agaue'nin ardı­ na düşelim. bayırda. yer yerinden oynadı. Babys de ka­ val çalarmış. birinin başın­ da Autonoe. Eg. Sarma­ şıktı thyrsos'lardan bal damlıyordu. başlarına sarmaşık çelenkleri sarar ve ellerin­ de thyrsos. meşe yap­ raklarının üstüne koymuş. bunlar çocuklarını ye­ ni doğurup bırakmış. Bizi tutamaymca. vü­ cutlarını saran uykuyu kovmak için keskin bir çığlık kopardı. Tanrı Dionysos-Bakkhos'un dinsel törenlerini kutlayan kadınlar alayı.

binlerce genç kadın eli boğaları boy­ nuzlarından tutup sürüklüyordu. mutlak bir tanrıdan yar­ dım gören bu kadınlar thyros'larıyla erkekleri yaraladılar ve önlerine katıp kovaladılar. bazen çamlara takılıp kalı­ yor. ölümlülere keder dağıtan şarabı veren oymuş. yürüyen yaratıklar arasında insandan daha acınacak bir yaratık yok. bahtı kara insanlarla acı çekmeniz için mi? Şu dünyada soluk alan. ardı da girift çalılıklarla yükselen koca bir dağ. Thebai'lilere bereketli başaklar veren ovalara rüzgâr gibi atıldılar. Dionysos. Ksanthos'la Balios'u. Kralımın kirpikleri şöyle bir defa açılıp kapanmadan Bakkha'lar hayvanların derilerini yüzüp hep­ sini didik didik ettiler. siz ki bilmezsiniz ölüm ne. alev nasıl kızıllık saçarsa öyle yaşar. toprak yer yer . Tanrı öf­ kesinden kayaya çevirmiş onu (Hermes). Aristoteles ya da Aristaios imiş de kekeme olduğu için Battos denmiş ona. Pausanias Battos'un Kyrene'yi kurduktan sonra. ne diye verdim sizi kral Peleus'a.BAKKHOS ça ettiler. Akhilleus'un atları ağlar (İl. (1) Tanrı Hermes Apollon'dan aşır­ dığı sığırları sürerken dağda Battos adlı bir ih­ tiyara rastlamış. Bellerophontes. Philemon. hiç görülmedik bir sahne gör­ dük: Demir uçlu oklar Bakkha'lardan bir damla kan akıtmadı. Çıralı derler bugün oraya. Omuzlarına attıkları hiçbir şey artık kara top­ rağa düşmüyor. kendisini ele verir korkusuy­ la ona demiş ki. Kralım. (1) Yel tanrı Zephyros'la Harpya Podarge'den dogma iki attan biri. bu tanrı kim olursa olsun. dallardan kan damlıyordu. 426 vd. Anadolu'nun Bithynia bölge­ sinde yaşayan bir boy (Amykos). (2) Akteon'un bir köpeğinin adı. tanrının onlar için yerden kaynattığı sulara koştular. Balios. kralım. Nihayet şehirlerin erkekleri Bakkha'larm her şeyi alıp götürdüklerini gö­ rünce öfkeyle silahlarına sarıldılar ve işte o zaman. Myrina. Kaburga kemikleri. Battos. XVI. Bakkhos. ne de başka bir şey. sonra. Evlerden çocukları alıp kaçtılar. İşte bu dağda ateş yanar. Bebryk'ler. Mavi yol­ culukta geceyi korsanlar yatağı Ceneviz kör­ fezinde geçirdikten sonra. Sonra da hayvanları saklamış ve kılık değiştirerek ihti­ yarın karşısına çıkmış. Ateş nasıl yanar. yas ne. Kithairon kayalıklarının etekle­ rindeki Hysia ve Erythra şehirlerine düşman orduları gibi girdiler. tırnaklı ayaklar havada uçuşuyor. Şarap olmazsa insanlar için ne aşk kalır. Bkz. Son­ ra geldikleri yere döndüler. Homeros İlyada'da onları şöyle anlatır (İl. Akhilleus da bu ölümsüz atları Troya savaşına getir­ mişti. Ksanthos'la Balios'u Poseidon Peleus'a Thetis'le evlendi­ ği gün düğün hediyesi olarak vermiş. orada kana bulanmış vücutlarını yıkadılar. 148 vd. Okeanos ırmağı kıyısında. kimseye bir şey söylemezsen sana bir düve armağan edeceğim. Bellerophontes efsanesi bugün de yaşar bizim için. yitirdiği sürüleri arar gibi olmuş.): Automedon koştu tez giden atları boyunduruğa. Bakkha'lara öfkeyle saldıran azgın boğalar bir anda yere seriliyor. Bkz.): Zeus acır onlara ve şöyle seslenir yüreğin­ de: Zavallıcıklar. XVII. Baukis. gemimiz masmavi bir denizin yarlarla kesilmiş koyu yeşil kıyıları boyunca gide gide Olympos kentine varır. Yılanlar. düz­ gün konuşmaya başladığını anlatır. büyük bir tanrı bu. Asopos ırmağının kıyılarına. Patroklos ölünce. ne diye bir ölümlü insana verdim sizi. Asıl adı. tunç ve demir bile bellerini bükmüyordu. yanaklarından damlayan kanları yaladı. Dediklerine göre. onları Zephyros yeline kasırga Podarge doğurmuştu. otlarken bir çayırda. bırak bu şehre gir­ sin. Batieia. (2) Battos Libya'nın Kyrene kentinin kuru­ cusu sayılır. Ama tarihçi Herodotos'a göre Battos Libya dilinde "kral" demekmiş. Alacalı taşlar üs­ tünde gümbürdeyen bir çayın denize dökül­ düğü bu lahitler kentinin önü ak bir kumsal­ dır. her şevin a/tını üstüne getirdiler. Alev alev yanan saçları vücutla­ rını yakmıyordu. gü­ neş de vücutlarını kurutup parlattı. Zeus böylece yüreklendirir atları ve katılır­ lar Akhilleus'un Hektor'la olan savaşına (Ksanthos). Battos da sözünü tutmayıp hay­ vanların saklandığı yeri göstermiş. Bkz. Yel gibi uçan atları. havalanıp giden kuş sürüleri gibi dalgalardan sarmaş dolaş in­ diler.

kusursuz Bellerophontes öldürmüştü hepsini. Girdiği savaşların bu en çetiniydi. Tanrısal nitelikleri de oradan gelme. Çarpıştı sonra ünlü Solymo'larla. güzellik bağışladı tanrılar ona. Erkeklik. Bellerophontes'e sordu. Gönderdi onu Lykia'ya. Böyle dedi o. Aleion ovasında kaldı o tek başına. Eline uğursuz işaretler verdi. böylece yok olacaktı o. Tanrısal Anteia. buyurdu önce azgın Khimaira'yı öldürmesini. sürdü onu Argos'lular arasından. bu kandan olmakla. 25). Laodamela. en güzel bir toprağı. yaygın Lykia'da en iyi. Proitos'un karısı. Troya'ya gönderdi beni o. Bellerophontes doğdu ondan sonra. Ağırladı onu tam dokuz gün. Akıllı Zeus. 152-211): At besleyen Argos'un bir bucağında Ephyre İli uardır. Ama bir gün tanrılar tiksindi Bellerophontes'ten. o benim zorla koynuma girmek istedi". Kaynatasına göstermesini buyurdu. damadımdan getirdiğin işaret hani? dedi. verdi kızını. diyordu. dokuz tane öküz kurban etti. Hippolokhos. Belterophontes'le. onu bir anda yere serdi. doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon'u. ortası keçiydi. Laodamela. o sıra aklı başındaydı Bellerophontes'in. Övünürüm işte. Kadın bir yalan attı kral Proitos'a. ama birazcık olsun kandıramadı onu. tanrı soyundandı o. ama onlar bir daha dönmediler evlerine. Gül parmaklı şafak görününce onuncu günü. Ama Proitos geçirdi gönlünden kötü şeyler. Savaşa doymayan Ares öldürdü oğlu îsandros'u.BtLLtKumurN ı to gazlar saçıp kendiliğinden tutuşur. bu soydan. bir oğlu oldu. arkası yılan. . Bu parçadan öğrendiğimize göre. en ünlü kişilerdi. onlar ki Ephyra'da. üstün olayım başkalarından. Zeus almıştı Bellerophontes'I Proitos'un eli altına. Alır almaz damadının işaretini. Ama saygı besliyordu yüreğinde. gizlice bir sarmaş dolaş olsam. çarpışırken ünlü Solymo'larla. Erkek gibi Amazon'ları öldürdü sonra. Karısı üç çocuk doğurdu bilgili Bellerophontes'e: Isandros. Bellerophontes uydu tanrıların isteğine. Ne var ki Glaukos Bellerophontes'in "ölümlü" babasıdır. Glaukos'un kusursuz oğlu. Kral da anladı onun tanrı soyundan olduğunu. Yanar Taş dedikleri bu yer Lykia'nın en eski. Ksanthos nehrine. utandırmayayım atalarımın soyunu. dedi ki: "Bellerophontes'i öldürmezsen lanet sana. Bu efsaneyi Homeros'un ağzından duyalım: İlyada'nın VI. iki düş­ man savaşçıyı konuk ve dost olarak da birleş­ tirir (İl. Kızdı dizginleri altın kakmalı Artemis. VI. Glaukos'un anlattığı öykü Lykia'nın en önem­ li efsanesini dile getirmekle kalmaz. ayırdılar en büyük. ben övünürüm onun oğlu olduğum için. Önü aslan. Homeros'un bize açıkla- . insan uğrağından uzakta yedi kendi kendini. sıkı sıkı salık verdi bana: Hep yiğitçe dövüşeyim. Glaukos'tu adi. Bellerophontes tanrıların eliyle vardı oraya. alıkoydu orada. yalımlı nefesiyle kötü soluyordu. bütün krallık onurlarını bölüştü Lykia'lılar da ayırdılar bahçelik. Bellerophontes'e kıyamadı. Aiolos oğlu Sisyphos yaşardı orada. buğdaylık bir tarla. koynuna girdi Laodameia'nın. kralı birden öfke kapladı. insanların en kurnazıydı o. Dönüşünde kral ona zorlu bir tuzak kurdu: Yaygın Lykia'dan en iyi yiğitleri seçti gönderdi pusuya. bölümünde Yunanistan'k Diomedes'le Anadolu'lu Glaukos çarpışırken savaşa ara verip soylarını soracak olurlar birbirlerine. Gelince Lykia'ya. Bellero­ phontes Korinthos (Ephyra Korinthos'un es­ ki adıdır) kral ailesinden ve ünlü Sisyphos'un torunudur (Tab. kendisi ondan çok daha güçlüydü. en güzel efsanesini bugün de canlandırır. yiğit aslında Poseidon'un dölündendir. aldı Laodameia'nın canını. üst üste katlanan bir levhaya yazdı bir sürü ölüm yazıları. yanıp tutuşuyordu. yaygın Lykia'nın kralı onu saydı. insan değildi. Hippolokhos da baba oldu bana.

Danaos). Düştüğü Aleion ovası da Kilikya'da bir bölgedir. Lykia kralı da konukluk kurallarına saygılıdır ve ancak zorunlu kaldığı zaman ağır işlere ko­ şar Bellerophontes'i. Berekynthes Phrygia'da otu­ ran bir boya verilen isimdir (Kybele). Zetos'la Nike'yi doğurdu. Agenor Suri­ ye'ye yerleşiği halde. Bona Fides. Libya adlı nympha'nın tanrl Pöseidon'dan doğurduğu ikiz kardeşlerden biri (Tab. sağrı­ sına binip doğru Khimaira'yı öldürmeye git­ miş onunla (Pegasos). Roma tanrıları arasında çok eskiden beri yer alan bu kavramsal yaşlı­ lığın Palatinus tepesinde bir tapınağı vardı. Verilen sözü ve içilen andı simgeleyen tanrıça. Proitos konuğunu kendi eliyle cezalandırmaktan çekinir ve onun içindir ki eline katlanmış tabletler. Bona Dea. Trakya'lıların ay tanrıçası. Kydippe'nin oğlu. Bir savaş arabasında. ne var ki bu yüzden yur­ dundan ayrılıp kendisini suçundan arındıra­ cak birinin yanına gitmesi gerekiyor. korku saçan bakışlarıyla Furia'ları an­ dırır (Furia). Bir anlatıma göre. Belos Mısır'da kalmış ve Nil ırmağının kızı Ankhihoe ile evlenmiş. "İyi tanrıça" anlamına gelen es­ ki bir Latium tanrıçası. Khimaira. adına yemin ettikleri Dius Fidius'un dişi karşı­ lığıdır. Hesiodos bunların doğuşunu şöyle anlatır (Theog. Biton. Zeus da kızarak atmış onu gökten aşağı yer­ yüzüne. Romalıların savaş tanrıçası olarak simgelendirdikleri Bellona (Lat. Bellerophontes'in kızı Laodameia. onlar oradadır. Güç. Bellos. Sonra Kratos'la Bie'yl. zorbalık. öldürdüğü bu Belleros'un kim oldu­ ğu da pek bilinmiyor. Hesiodos'a göre (Theog. 10). Orada bulunan resmi dünya kadar yaşlı bir kocakarı olarak gösterilir ve rahipleri de içi­ len andı simgelemek üzere ellerine beyaz bezler sararlardı. . Roma'lıların. Bellerophontes Belleros'u öldüren demek. Zeus nerede oturursa. Perikles zamanında Atina'ya yayılmıştı. Aigyptos'Ia Danaos adlı ikiz çocukları olmuş (Algyptos. orada belli günler­ de gizli ayinler yapılır. İlyada'da Lykia'lıların başında savaşan Ze­ us oğlu Sarpedon'un anasıdır (Proitos. Bias. Sarpedon).madıgı Bellerophontes'in adı ve niçin Tiryns kralı Proitos'un yanına sığındığıdır. Anteia kocasına Bellerophontes'i suçlayınca. Bendis. Bia. bir kargı ya da yanan bir çırağı ile canlan­ dırılır. Kültü kır tanrısı Faunus'Ia ilgilidir. bunlara yalnız kadınlar katılırdı (Faunus). Bu adam da Proitos'tur. Öteki Agenor'dur. Kratos'la Bie Aiskhylos'un "Zincire Vurul­ muş Prometheus" tragedyasında önemli bir rol oynarlar: Oyunun başında Prometheus'u kollarından tutarak Kafkas dağına sürüklerler ve arkalarından gelen Hephaistos Zeus'a baş kaldıran insansever tanrıyı bir kayaya mıhlar. ardındadır onlar. Bellona. şiddet anlamına gelen Bia (ya da Bie) tanrı ve kral yetkilerini simgeleyen bi­ rer kavramdır. Birçok yi­ ğitler gibi Bellerophontes de kaza ile adam öldürmüş. Bona Fides. Ana tanrıça Kybele'nin ek adlarından biri. yani bir mektup verip kaynatası lobates'e gönderir. kuvvet anlamına gelen Kratos'la zor. Bu tanrının kızı ya da karısı sa­ yılan Bona Dea'nın Roma'da Aventinus te­ pesinde bir tapınağı vardı. 324): Pegaros hakkından geldi bu Khimaira'nın koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. Zeus nerede yürürse. Kâhin Melampus'un kardeşi. Hephaistos'la konuşmayı Kratos yapar (Kratos). o yaman çocukları. Bellerophontes'in tan­ rıların öfkesine uğramasının nedeni şöyle açıklanır: Gurura kapılan yiğit kanatlı atının sırtında Olympos'a kadar yükselmek istemiş. Kültü. Ante­ ia. ayrılmazlar gümbürtülü Zeus'tan. elinde bir kı­ lıç. güzel topuklu. yiğit kanatlı atı Korinthos'ta bir çeşmede su içerken bulmuş. Kleobis'in kardeşi (Kleobis). Berckynthia. Bu sahnede Bie sessiz bir kişi olarak bulunur. Mars'ın eşi olarak da gösterilir.): Okeanos kızı Styks Pallas'la sevişti. Bellum savaş demek) zamanla Yunanlıların Enyo tanrıçasıyla bir tutulmuştur. onun se­ rüvenlerine katılır (Melampus). 383 vd. Yiğidin ağzı ateş saçan Khimaira'yı nasıl öldürdüğü Homeros'ta anla­ tılmamıştır.

Pers savaşlanndan sonra yeni baştan kum lan Didyma tapınağı Roma imparatorluğu za- . yani Brankhosogulları adıyla fal­ cılığı sürdürmüşler. Şairler Boreas'ı kara bulutlarla gökten sağanak sağanak kopan ve engin dalgalarla denizi allak bullak eden azgın bir yel. bolluk içinde yaşayan bir şehirdi. engin kanatlı. Bir gün Atina kralı Erekhtheus'un kızı Oreithya'yı ar­ kadaşlarıyla ırmak kıyısında oynarken gör­ müş. Nitekim Lade yenil­ gisiyle Milet. Milet'in başına gelecek yıkımı Delfi bilicileri önceden haber vermişti. Brankhos çok güzel bir delikanlı olarak yetişmiş. Miletos. yani falını arzu­ ladığı sonuca yöneltmek de biliciye düşen gö­ revdi. Efsaneye göre. Di­ dyma tapınağı da yağmaya uğramış. Karadeniz'den Mısır'a kadar doksana yakın sömürge kuran Miletos işlek bir liman. bu taylar öyle hafif. buz gibi esen bir kasırga olarak nitelerler. İon şehirlerinin öcünü alacaktı. Odysseia'da önemli bir rol oynayan Boreas kimi zaman da arkadan pü­ für püfür esince. Bir gün İskender'in çıkagelecegini bilememiş Brankhosogulları. Didyma'nın hazinesiyle bir do­ nanma kurmayı düşünmüş. Boreas bir at kılı­ ğına girerek Erikhthonis'in kısraklarına aşmış ve on iki tay üretmiş. ama her müşterinin nabzına göre şerbet vermek. Emeli. ey Didyma. bilicilik yetisini bağışlamış ona. İşin tuhafı. bir şölen sofrası sürü sürü insanlara! Saçlı. öy­ le çevikmiş ki. Tapınak o kadar zenginmiş ki. ona vurulmuş ve tozu dumana katarak üstüne yürümüş. Tarihçilerin bize sakladığı aşağıdaki dizelerden . ka­ dınlar ve çocuklar köleliğe sürüklenince. soyu sopu da Brankhidai. Hesiodos'a göre. işadamları bilicileri elbette ki memnun ediyorlardı. işte o gün. Apollon'un dev hey­ kelini Serhas'a verip onunla birlikte İran'ın Susa şehrine göçmüşler. Ve senin de. hem Milet'lilerin kendilerine değil de. Brankhos' un kişiliği ve efsanesi. yabancılar el koyacak tapmağına. sakallı savaşçıların ayaklarım yıkayacak kadınların. güçlü kuvvetli bir yaratıkmış.karayo­ lu yokmuş o zaman . Didyma Yunanistan'da Delfi'ye rakip bir bilicilik merkezi olmuş. sen ey kötü düzenli kent.Boreas. dizginsiz ve azgınmış. Boreas Trakya'da oturan gür sakallı. onu kızıl kanatlarıyla sardığı gibi doğru soğuk Trakya'ya kaçırmış ve Kalais ile Zetes'e gebe bırakmış. şehir­ de ne kadar erkek varsa hepsi öldürülüp. tapınak hazi­ nesini ve daha önemlisi. Bu düşü hayra yoran biliciler doğan çocuğa "Brankhos" yani bo­ ğaz adını vermişler. Bu amaçla Milet'te kalmış ne kadar Brankhosoglu varsa hepsini kesmiş. Milet Pers savaşlarına gi­ rişecekken. bereketli bir av olacaksın düşmanlara. Adı Türkçeye poyraz diye geçen kuzey rüzgârı. esiş yönüne göre bugün bizim yıldız dediğimiz yele karşılıktır. Bran­ khosogulları bu durumda Pers kralıyla anlaş­ mayı yeg görmüş olacaklar ki. Lydia kralı Kroisos'un Del­ fi'ye verdiği kadar bol ve zengin armağanları Didyma'ya da bağışladığını söyler. Anado­ lu'da Yunan uygarlığını kalkındırmaktı. Milet'ten Didy­ ma'nın limanı Panormos'a gemiyle . Brankhos Miletos'lu bir delikanlıymış. Pers'lerin eline düşünce. Ana­ sı onu doğurmadan önce bir düş görmüş: Gü­ neş ışınları ağzından. onlar gibi sert. Brankhos-Brankhosoğulları. Ta­ rihçi Herodotos. Kolay iş değildi bu. Argos şehrinin geleceğini öğrenmeye ge­ len Argos'lulara.oradan da kutsal yol boyunca Didyma'ya fal baktırmaya gelen devlet adamları. boğazından girip karnı­ na varıyor ve bedenini dolaştıktan sonra gö­ beğinden çıkıyormuş.kehanetler her zaman heksametron dizeleriyle dile getirilirdi . ovada sürülerini ot­ latırken bir gün tanrı Apollon onu görmüş ve sevmiş. Mile­ tos'un güneyinde kurduğu tapınakta bu usta­ lığından faydalandığı gibi. gemicileri dosdoğru ereğe ulaştıran güzelim bir yel sayılır (Rüzgârlar). buğday tarlaları üstünden ge­ çerken başaklar eğilmez ve denizin üstünden en ufak bir kırışık yapmadan uçarmış. Didyma'da kurulmuş Apollon tapınağı ve bilicilik merkezinin ünü­ nü ve yaygınlığını sağlamak için uydurulmuş­ tur. İssos savaşından sonra Büyük İskender'in ilk işi Miletos'a gelmek olmuş. Notos ve Zephyros'un kardeşidir. Titanlar soyundan olduğu için. şafak tanrıçanın oğlu olan Boreas.fışkı­ ran sevinç Delfi'nin Anadolu'daki zengin ra­ kibi Didyma'yı ne kadar kıskandığını belli et­ miyor mu? Ve o gün.

(Yüz Kollular). Yalnız son bölümde AkhiUeus insanlık duygularına uyarak Hektor'un ölüsü­ nü babası Priamos'a verdikten sonra. iki haberci­ sini Akhilleus'un çadınna yollar ve kadını al­ dırır. köpeklerle dağda. AkhiUeus kocasını öldürdükten sonra ele geçirir onu. Zeus sözünü tutar. Zeus'un kızı olduğu söylenen bir Girit tanrıçası. Brontes. Bromios. Sonunda yakalanacağını gören Britomartis kendini denize atmış. kalın kaşlı. Khryse'nin Apollon rahibi Khryses kardeştirler. Artemis gibi o da avcı kılığında. Agamemnon bile yaptığına pişman olur ve Akhilleus'la barış­ mak için elçiler gönderir ona. za­ ten o kadına hiç dokunmadığını söyletir. esmer. Korksun boy ölçüşmekten. Sonra İlyada'da pek sözü geç­ mez Briseis'in. tanrıça Athena elini tu­ tar. Briseis'in babası. sedasız yaşamaktadır ki. Akhilleus'un dileği üzerine anası Thetis gi­ der. Homeros'tan sonraki öykülerde Briseis uzun boylu. Bu yüzden de ona Diktynna. 2). Kral Minos ona vurulup peşine takılmış ve dokuz ay süresince kovalamış kızı Girit'in dağlarında. uğruna çok acı çektiği ka­ rısı Briseis de gelir. Ama bununla da kalmaz. öyle ki. ona son görevleri Briseis yapmış (Khryseis.. Briareus. Briseis de acısına katlanır.manına kadar önemini sürdürmüş ve orta­ çağda bir depremle yıkıldıktan sonra dev ka­ lıntıları bugüne kadar korunabilmiştir (Didyma. Akhilleus'a karı olacağına söz vermişti. ovalarında. Patroklos öldüğü gün Briseis. Apollon tanrının öfkesini ve salgını önlemek için Khryseis'i babasına geri vermeye razı olunca Agamemnon şöyle konuşur (İl. AkhiUeus). güzel yanaklı Briseis'i. bir daha ne olursa olsun savaşa katılmamaya ant içip çadırına çekilir. yanan şehrine ağlar­ ken. şu gemimle. AkhiUeus kentini yağma edip kızını götürünce Brises canına kıymış (Briseis). Birçok arma­ ğanlarla birlikte Briseis'i geri vereceğini. Kottos'la Gyes'in kardeşi (Tab. Tanrı Dionysos'a takılmış bir ad. Briseis evli barklı bir ka­ dındı. Uranos (gök) ile Gaia'nın (toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri (Tab. Didymeion). Senden ne güçlü olduğumu o zaman anla. babasına gönderir. Britomartis. 2). yani ağdan çıkma kız adı verilmiş. Bu ara­ da Agamemnon. Brises'le. yoldaşlarımla göndereceğim onu. İki sevgiliyi ölünün üstünde ağ­ lar görürüz. Akhilleus'un yanına döner. Adı "atlı bakire" anlamına gelen Britomartis Girit'in Gortyn şehrinde Artemis alayına katılırmış. Asıl adı Hippodameia olan Briseis Lyrnessos'a Apollon rahibi Brises'in kızıdır. yanına yatar.). Ama barakandan alacağım kendim gelip senin onur payını. Ak­ hiUeus gene de yumuşamaz (İl. Agamemnon'un üstüne yürümek üzeredir ki. "Gümbürtülü" anlamına gelen bu ek ad tanrı­ ya yıldırımlar arasında doğduğu için verilmiş olacak (Dionysos). Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından biri. 183 vd. . Brises. kılıcını kınından çıkarmak. Akhilleus'un temiz yürekli arkadaşı Patroklos onu tatlı sözlerle avutmuş. çünkü yıkılan yuvasına. 336 vd. ama bir balıkçı ağına takılıp kurtulmuş. tanrı Apollon'un öf­ kesini yatıştırmak için yüz sıgırlık kurbanlar kestirir. Lyrnessos'ta Apollon tanrının rahi­ bi. I.): Phoibos Apollon istiyorsa Khryseis'i ille de. Akhilleus'un ba­ rakasında sessiz. ibret alsın kim benimle eşit görmek isterse kendini. gör. IX. Briseis. Adı "gürleyen" anlamına gelen Brontes Zeus'a gök gürültüsünü armağan eden Kyklops olsa gerek (Kyklops). Khryses'i bir gemiye bindi­ rip. AkhiUeus da krallar kralına sövüp saydık­ tan sonra. parlak bakışlı bir kadın olarak tanımlanır. bayırda yalnız başına dolaşır ve erkek­ lerden kaçar bir kız tanrıça olarak canlandırı­ lır (A rtemis). AkhiUeus bu sözlere çok öfkelenir. gü­ nün birinde Akhilleus'la Agamemnon arasın­ da kopan kavga altüst eder hayatını. gece döşeğine uzanınca. Zeus'tan yalvarır Akhilleus savaşa katıl­ madıkça Akha'lara zaferi vermesin diye. AkhiUeus öldük­ ten sonra. Akhilleus'un Ege bölgesine yaptığı çapulculuk seferlerinden getirdiği en değerli tutsak Briseis'tir.

Bu Ovidius'un anlatımı. Byblis de bu yüzden çıldırmış ve asmış kendini. . kim yok herkesi öl­ dürmüş. Bu sevginin kardeş sevgisinden öte bir şey olduğunun nasıl farkına vardığını uzun uzadıya anlatıyor bize Ovidius (Met. yoksa öykünün sonunu bambaşka biçimde getirirlerdi: Eski Kaunos şehrinin (bugünkü Köyceğiz Dalyanı'nın) önünde göz alabildiğine uzanan ve ancak oraları iyi bilen gemicilerin şaşırmadan aşa bildikleri bir sazlık vardır. Byzas onu teke tek savaşta yenmiş ve Trakya'nın içine kadar kovalamış. deli gibi dolaşır Anadolu'yu boydan boya. yani Büyükmenderes ırmağının kızı Kyane'dir. koyu mavi anlamına gelen Kyane. Busiris Poseidon'un ogluymuş ve onu Mısır tahtına dünya seferine çıkan Osiris oturtmuş. kutsal sargılarla sarmış kol­ larını ve sunağa götürüp kurban etmek iste­ miş. Busiris Kıbrıs'tan gelme Phrasios adlı bir biliciye ne yapmak gerektiği­ ni sormuş. altın elmaları almaya gittiği zaman Herakles bu çeteye rastlamış ve hay­ dutların hepsini öldürmüş. bilici de demiş ki. o da düşer yollara. Kaunos'muş. Byblis. Bizans'ın kurucusu Byzas. Byblis ikizini öyle sever. İo onu Bizans'a yakın bir yerde dünyaya getirmişti. gider de Karia ile Lykia sınırında Kaunos kentini kurar. Busiris onun başına çiçek çe­ lenkleri koymuş.). ikizini bir daha görmemek için kaçar yurdu Miletos'tan. tiksintiyle kınar bu aşkı. Busiris'i de. Bu kez de Byzas'm karısı Phidaleia kurtarmış şehri: Öbür kadınlarla birlik olup sürüyle yılan at­ mışlar düşman karargâhına. Kaunos bu yüzden sürülmüş. Yunan efsanesine göre. Günün birinde Trakya kralı Haimos şehre saldırınca. Günün birinde Mı­ sır'da kıtlık olmuş. pınar Byblis'in çağla­ yan gözyaşları gibi akar durur. en akla yakını şu: Anası Maiandros. ge­ ne de dayanamaz. kuşatılmış boydan boya.Busiris. Nil bölgesine yerleşmiş deniz tanrı Proteus bile ondan kaçmak zorunda kalmış. Byzas. Bu bataklık nasıl meydana geldi belli. bir mektupla bildirir aşkını Kaunos'a. Miletos'un kızı olmakla da Apollon'un torunu. Herakles Mı­ sır'a uğrayınca. Masmavi. O da öfkeyle. bir ırmak kızı için güzel bir ad. oğlunu da. gider. Adını iki kente vermişler: Biri Karia'da Byblis. Byblis çıldırır. ama şair görüşüyle bu yol yol bat<ı gın Byblis'in tükenmez gözyaşlarıyla meyda­ na geldiği düşünülemez mi? (Kaunos). kı­ zı bir pınara çevirirler. Kral yokken de Bizans İskitlerin saldırısına uğra­ mış. Keroessa da Zeus'un İo'dan olan bir kızı. 451 vd. Başka bir anlatım işi tersine çeviriyor: Do­ gadışı aşka kapılan Byblis değil. orada kim var. Öyle insafsız bir zorba imiş ki. Bu öyküleri anlatanlar Kaunos şehrini gör­ memişlerdi herhalde. Oğlu da şehri orada kurmuş ve Apollon ve Poseidon tanrılardan yardım görerek surlarla çevirmiş­ ti. Bir anlatıma göre. yılda bir Zeus'un öfkesini yatıştırmak için. rahat bulamaz hiç­ bir yerde. Ama yiğit sargıları çözerek. öyle beğenirmiş ki. doyamazmış okşamaya. Busiris çok zalim bir Mısır kralıdır. Miletos'un kızıymış Byblis. Ama Byblis'in serüveni acı: Bir ikiz kardeşi var Kaunos adında. Ege kıyılarındaki bütün limanlar gibi bir ırmağın taşıdığı millerle dol muştur. Byblis anlar sevgisinin dogadışı olduğunu. Anasının kim olduğu konusunda söylentiler çeşitli. öp­ meye. ama nympha'lar acır ona. Belki Busiris Osiris adının bozulmuş bir biçimidir. Busiris de işe hemen Phrasios'u kurban etmekle başlamış. ona bir insan kurban kesmeli. Busiris Batı kızlarını kaçırmak için bir haydut çetesi kurmuş. Sonunda yüksek bir kayadan aşağı­ ya atar kendini. tanrı Poseidon'la Keroessa'nın oğludur. böylece çekilme­ lerini sağlamışlar. öteki Fenike'de Byblos.

Herakles Geyoneus'u öldürüp sığırlarına el koyduktan sonra İtalya'ya gelince. yolunu şaşırtırmış. Mağaradaki hayvanların böğürmesinden. Herakles mağaraya girmiş ve ateş alev saçan Cacus'u boğazlamış. Bir gönüllü çıktı mı. İkisi de kurtulmuşlar. Ccrcs. birkaç hayvanını aşır­ mış. Kırlarda büyüyen Camilla güçlü kuvvetli bir genç kız olup Yunan Ama­ zon'ları gibi avcı ve savaşçı olarak yetişmiş ve Aeneas'a karşı kahramanca savaştıktan son­ ra öldürülmüş.c Cacus. ama Diana'ya yakararak. Roma'lılar da Sibylla kitaplarına danışınca. Efsanesi şöyledir: Kız oğlan kız olan Carna. İ. Tiber neh­ rinin kıyısında uzanmış. Etrüsk'ler yeni kurul­ muş olan Roma cumhuriyetine saldırınca. ağzı ateş saçan üç başlı dev. Latij um'da küçük bir ırmağın kenarına gelmişler. Carna. arzu anlamına gelir (Eros). Yunanistan'dan gelme tanrıça onun izlerini silmiştir. şehirde kıtlık baş göstermiş. kestiriyormuş. Demeter ve Dionysos kültünün Roma'ya alınması gerektiğini öğrenmişler. Aventinus tepesinin bir mağarasın­ da oturup komşu bölgeleri yağma ediyormuş. Cacus gelmiş. Camilla Volsk'lar kralı Metabus'un kızıymış. Roma'nın kurulduğu kırsal bölgede yaşayan bir nympha. Cupido. Adı. Karşılık olarak da tanrısal bir güç vermiş ona: Evlerden her türlü uğursuzluğu defeder. Yiğit uyurken. Düşman da arkalarında ha yetişti ha yetişe­ cek. Vulcanus'un oğlu. gününü avlanmakla geçirir. özellikle yeni doğ­ muş bebekleri beşikte kanlarını emen kuşlar­ dan korurmuş. bu işi başarırsa kızını ona adamaya söz verdi. Yunan aşk tanrısı Eros'un Latince karşılığı. Vergilius'un Aeneis destanında an­ latılan Camilla efsanesi İtalya'nın halk masal­ larından esinlenmiş olsa gerek. Yunan bereket tanrıçası Demeter'in Latince karşılığı. Düşmanlarınca tahtından kovulan Metabus bebek yaşta olan kızını alarak kaçıyormuş ki. Efsaneye göre. Herakles uyanınca işin farkına varmış. ya da başka bir anlatıma göre. iz bırakmamak için de sığırları kuyrukla­ rından çekerek geri geri götürmüş. "Topraktan bitmek" anlamı­ na gelen bir kökten türemiş olan Ceres adı Latin'lerin de bu çeşit bir tanrısal varlığa çok eskiden beri tapındıklarını gösteriyorsa da. Camilla'yı attıktan sonra kendi de yüzerek geçmiş ırmağı. Roma'lılar Augustus ça­ ğına kadar Carna'ya kutsal bir ormanda tapınırlardı. kız kardeşinin Cacus'u ele vermesinden. . 496 yılında bu iş olmuş ve Ceres tapınağı Aventinus tepesine kurulmuş (Demeter). Metabus çocuğu kalın kargısının ucuna bağlayıp karşı kıyıya atmayı düşündü. CamUla. onu peşinden ormana sürükler. Bir gün iki yüzlü tanrı İanus takılmış peşine ve saklandığı kayanın arkasında onu yakalayarak bozmuş kızlığını.Ö. yanma er­ kek yaklaştırmazmış.

ellerini toprağa da­ yayarak ıkınmış ve topraktan doğum sancıla­ rını hafifletecek güç almış. yani Attika'nın kral so­ yundan gelme olduğu söyleyen Atina'lı sanat­ çı. hem de her türlü mekanik araçlar yapan ve Platon'un Menon adlı diyalogunda sözü geçen canlı heykelleri (Men. Mitolojide ise bu adla anılan ve sa­ yısı değişik olan birtakım cinlerin sözü geçer. Ne var ki günün birinde Talos ölü bir yılanın dişlerin­ den esinlenerek testereyi icat etmiş. Halikarnas Balıkçısı'nın birçok eserlerinde önerdiği bu görüş bugüne bugün büsbütün kanıtlanmış değilse de. Davaya bakan Areopagos mahkemesi de Daidalos'u sürgüne mahkûm etmiş. yazın tarihine de ışık tutacak bir buluş olarak değerlendirilebilir. Daktyl'ler beşltir ve doğuşları şöyle olmuştur. çok önemli bir çığır açarak "heksametron" deni­ len vezni kurmuş olmakla ün salmışlardır. altı ölçülü destan vezni Homeros'un İlyada ve Odysseia'sında kullanılmakla Yunan şiirinin doğuşuna yol açmıştır. adlarından da belli olduğu gibi elişlerinde yaratıcı olurlar. İki kısa heceli ayak. 97d) bile meydana getiren çok yönlü bir yaratıcıdır. (îkaros) babası sağ salim Sicil­ ya'nın Cumae şehrine inmiş ve kral Kokalos'un yanında saklanmış. "Ustaca işlenmiş ya da işleyen" anlamına gelen adı. bunlar tepeden tırnağa silahlı olarak çıkmış­ lar ortaya ve çıkar çıkmaz da yeni doğan Ze­ us tanrının şerefine hora tepmeye başlamış­ lar. Ne var ki Ege'de meydana geldiği apaçık an­ laşılan ve Yunan dilinin yapısına pek de uy­ gun olmadığı gözle görülen bu vezin efsane­ den de. arkeolojik buluntulardan da anlaşıldı­ ğı gibi Ana Tanrıça kültüyle sıkı sıkıya bağlıy­ dı. eli her sanata yatkın olduğu için kendisine verilmiş. Girit'in Diktys mağarasında Zeus'u doğur­ mak için sancı çekerken. yani parmak cinleri çokluk İda'lı di­ ye vasıflandırılıp Girit'li Zeus. Efsaneye göre. Daktyloi. "Daktylos" Yunanca parmak dernektir. Kaynaklarda bu cinler çeşitli alanlarda ya­ rarlı olarak gösterilirler: Kureta'lar ya da Korybant'lar gibi baştanrı ve anasının tapım ve gizemlerinde gürültülü rakslarıyla yer alır­ lar.D Daidalos. Theseus'un bura­ ya girip çıkması için de Ariadne'ye bir yumak iplik kullaması fikrini vermiş. hem heykeltıraş.Tanrıça Rhea. eski taş çağını bulduğu görülmüştür. Bu inanç ve simgesi kesintisiz bir evrimle Phrygi­ a'lı Kybele ve Efes'li Artemis kültüne gelmiş ve orada hem tapımın temeli olan raks ve müziğin doğup gelişmesine. Gerçekten de Daidalos hem mimar. Daidalos'u Sicil­ ya'ya kadar kovalayan ve sonunda da bulan Minos gene usta sanatçının uydurduğu bir düzenle öldürüldükten sonra. Daktyl'ler.. Daidalos Kokalos'a olan şükran borcunu ona birbirinden güzel yapılar yapmakla ödemiş. bunu fe­ na kıskanan Daidalos çırağını Akropol'den aşağı atarak öldürmüş. ikisi de böylece uçup gitmişler. Ama Daidalos oradan çıkmak çaresini de bul­ muş: İkaros'la kendisine birer çift kanat yap­ mış. yani ölçülerden meydana gelir. Atina'daki işliğinde yeğeni Talos'la birlikte çalışırmış. din tarihine de. Minotauros'u barındıra­ cak Labyrinthos'u kurmuş. ama Çatalhöyük'te meydana çıkarılan fresklerden bu simgenin ne kadar geriye gitti­ ği. Ikaros babasının sözünü dinlemediği için denize düş­ tüğü halde. onun kültünde rol oynamış­ lar. anası Rhea. Sağ elinin toprak üstünde bıraktığı izden beş cin doğuvermiş. Theseus'un ba­ şarısında Daidalos'un parmağı olduğunu öğ­ renince Minos çok kızmış ve ustasını oğlu İkaros'la birlikte Labyrinthos'a kapatmış. Daktyller sonraları tanrıça Kybele'nin hiz­ metine girerek. bu vezinse daktylos denilen bir uzun. ya da Phrygia'lı tanrıça Kybele'yle ilişkili olarak gösterilirler. Usta sanatçı Girit'e gidip kral Minos'un emrine girmiş ve onun İçin tür­ lü işler görmüş: Bir boğaya âşık olan Paslphae'ye içine girebileceği tahtadan bir inek yapmış (Pasiphae). hem de dünyada çığır açacak bir şiir ölçüsünün yaratımına yol açmış olabilir. Daktyl'ler bir efsa­ neye göre madenlerin ve maden işlemeciliği­ nin bulucularıdır. Elin en ilkel insanlarda da büyü aracı ola­ rak ne büyük bir değer taşıdığı öteden beri bi­ linirdi. Bu vez­ ne parmak vezni denmesi parmaklardaki bir uzun ve iki kısa boğumdan ileri gelmektedir. Bi­ lindiği gibi. ayrıca. Buluşun doğruluğu nu pekleştiren kanıtlardan biri de bu vezinde . bunun ötesinde de. Kekrops.

Bir tek güdücü bile o acı günlerde Sürmemiş boğalarını ırmaklara. sonunda bir uçuruma atmış kendini ve öl­ müş. Eyuboglu çevi­ risi): Yok olmuş artık Daphnis. Dardanos Samothrake (Semendirek) adasında kardeşi lasion'la birlikte yaşarmış. Ey Daphnis. Teuker bölgenin en büyük ırmağı Skamandros'la en büyük dağı İdaia'nın ogluymuş. ama kral kızı güzel çobanı bir gece sarhoş edip baştan çıkarmış. Ne de bir tutam ot yiyen sürü olmuş Otlaklardan. babası Hermes bir ka­ yaya ya da bir pınara döndürmüş onu. benimle bilir Saz tellerine ben verdim seslerini ilaçlar yaptım yabanıl otlardan Ama bana çare değil şimdi hiçbiri Kimden kaçıyorsun öyle sen Asıl sensin benim avcım Beni sen vurdun can evimden". Söylentiye göre. Nedeni de şu: Daphnis Nomia adlı bir çoban kızıyla sevişirmiş. çoban ola­ rak yetiştirmişler. bir sal üstünde karşıki kıyıya. Avcı kollarına aldığı zaman Kalbi çarpıyordu Defne'nin Taze yaprakların altından. Atlas'ın kızı Elektra ile Zeus'un oğlu (Tab.u t\r ıı IN ı:3 Ben ne bir dağlı ne bir çobanım Oklarından sakınılmaz tanrıyım Koca Zeus'tur babam Geçmişi. Öldükten sonra tannlaştırılan Si­ cilyalı sığırtmaç. birinde korku Tavşan ensesinde nefesler duyuyordu Çünkü ışık gibi saran tanrıyı Sevinin kanatlarıydı. Z. Orada kral olan Teuker iyi karşılamış onu. Her yıl bu pınarın önünde sunular sunulurmuş bu çoban tanrıya. o günler ırmaktan ne bir yudum su içen. inlemiş o gün senin ölümüne Afrika'nın aslanları bile. yetişmek üzere Birinde umut vardı. Öyle ki. Yazık dedi tanrı çok yazık Saramadan yitirdim seni Bari benim ağacım ol da Yaprakların çelenk olsun kahramanlara Ezgilerde. Vergilius da onun adına şiirler yazdıkları gibi. Evet. Daphnis adını bu türün bir simgesi olarak da kullanırlar. Soğuk sulara. bugünü. Dardanos. öyle yakışıklıymış ki. Daphnis de bir sürü doku­ naklı yas türküleri çağırır. Öfkeye kapılan Nomia sevgilisinin iki gözünü kör etmiş. saçları dal oluverdi. Gücü kalmamıştı artık Defne'nin Koşamıyordu kaçamıyordu Sapsarı. geleceği Benimle bildi herkes. Ama genç yaşında canına kıymış. ey Daphnis. Nomla'ya ömrü oldukça sadık kalaca­ ğına söz vermiş. kır tanrıları da tutkunmuş ona. Çoban şiirinin kurucusu sa­ yıldığı için. ama lasion ölüp adayı da su basın­ ca. yalvardı babasına Pene'nin suları üstünde gezdirip gözlerini "Cezasını çekiyorum güzelliğimin Irmakların gücü de sen gibi tanrısalsa Ne yap yap değiştir beni Başka bir biçime koy baba". nympha'lar da. ya da kendi uydurduğu türküleri çagırırmış. Tavşan koşuyor. türkülerde anılsın bundan sonra Yan yana adlarımız Yazık dedi tanrı çok yazık. Vergilius'un Beşinci Sığırtmaç türküsünde iki çoban Mopsus'la Menalcas şöyle anarlar Daphnis'i (Çan yayınları. Dardanos'a Teuker kızı Batieia'yı vermiş ve öldükten son­ ra da tahtını. durmadan koşuyordu Ardında av köpeği ter içinde Boynunu uzatmış. yatmış onunla. Öykü­ sü şudur: Daphnis tanrı Hermes'le bir nympha'nın ogluymuş. 16). nympha'lar Onun yürekler acısı ölümüne ağlamışlar. Dardanos kendi adını taşıyan bir şehir kurmuş . Ayrıca Samothrake'den Kabir'ler (Kabirler) myster'lerini. Doğar doğmaz anası onu defne ağaçlarından bir koruluğa bırak­ mış.ve ülkeye kral olduk­ tan sonra bütün bölgeye Dardanos adı veril­ miş. giderek Kybele kültünü Phrygia'ya getirmiş olduğu söyle- . Daphnis. Pan Daphnis'e kaval çal­ w> Sürülerini otlatırken Daphnis ya kaval çalar. Dardanos böylece Troya kral soyunun atası olmuştur. Daphnis öyle güzel. Yalvarması daha bitmemişti ki Bir gevşeklik sardı her yerini Örtüldü göğüs yaprakla Kolları. güzel dünyayı göre­ mediğine bir türlü katlanamazmtş. periler de alıp büyütmüşler. yani Anado­ lu toprağına göçmek zorunda kalmış.bugün Çanakkale'nin bi­ raz ötesinde Troya yolunda Dardanos tepesi diye bu tepe gösterilir . Theokritos da. 1.

Gömleği çıkarayım derken. Herakles de yeryüzüne döndü­ ğünde güzel kıza gönül verir. Sonra Deianeira ile evlenir ve Hyllos adlı bir çocukları olur. O zamanlar kutsal tlyon yoktu. taylar bereketli tarlada hoplayıp zıpladılar. Dardanos soyunun gelişmesi İlyada'da Aineias'ın ağzından şöyle anlatılır (İl. Boreas. Âphrodite): Bu arada kalkan delen Ares'le Kıbrıslı Tanrıça Âphrodite'nln birleşmesinden . Dardanos'tan Erikhtonios doğdu. yeni gömleği bu iksire batırarak Herakles'e gönderir. dört döndüler denizin engin sırtında. llos'un oğlu kusursuz Laomedon'du. başaklara dokunmadılar. Assarakos. Lampos. sevinirlerdi körpe taylarına bakıp. Kapys'in oğlu Ankhises'ti. en varlıklı adamı oldu ölümlü insanların. Dardanos kurdu Dardanie'yi. Kalydon avında can veren yiğit ona kız kardeşi Deianeira ile evlenmesi­ ni salık verir. Ankhises'ten ben doğdum. Erikhtonios'tan Tros doğdu. En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. bir at oldu kara yeleli. Trakhis'e varırlar. kısraklar gebe kaldı on iki tay doğurdular. Övünürüm bu soydan. gelen gidene gösterirlermiş (Herakles).) (Ares. derisi de yüzülür. XX. Bu ik­ sirle kocasının sevgisini her zaman için koru­ yabileceğini söyler. bindi kısraklara. kızı lole'yi tutsak ola­ rak alır ve Deianeira'nın yanma gönderir. kendini alevlerin içine atar.nir. Herak­ les Deianeira ile Hyllos'u oraya bıraktıktan sonra başka işlere koşar. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: llos. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a. Yolda derin bir ırmağı geç­ meleri gerekir. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. Dardanos'lular çokpmarlı lda'nm eteklerinde otururdu. Assarakos'un oğlu Kapys. alacalı köpükler üstünde dört döndüler.): Bulut devşiren Zeus ilkin baba oldu Dardanos'a. at adam Nessos'a rastlarlar. Za­ ferini kutlamak için de karısından yeni bir gömlek ister. Tithonos'la Priamos doğdu Laomedon'dan. Troya'ltların kralı. Nessos can çekiş­ mekteyken Deianeira'ya yarasından akan ka­ nı alıp büyü gibi kullanmasını öğütler. 933 vd. bu kandan olmakla. Bir ara Oikhalia kralı Eurytos'u yener. koştular başakların tepesinde. kral oldu. korku ve onun sonucunda meydana gelen bozgunu simgeiendirirler. Kocasının tutsağı olan güzel Iole'ye âşık olduğunu ve kendisini onunla aldat­ tığını haber alınca Deianeira korkunç bir öf­ keye kapılır. Yi­ ğit bir süre sonra karısı ve oğluyla Kaly­ don'dan ayrılır. o sırada Nessos'un büyülü kanı aklına ge­ lir. canına kıyar. ama onu alabil­ mek için önce Akheloos ırmağıyla dövüşmek zorunda kalır (Akheloos). Ares'in dölü Hiketaon doğdu. Hesiodos bu iki tanrıyı şöyle tanımlar (Theog. 215 vd. Asıl babası Oineus değil de. tanrıya denk Ganymedes. Trakhis'te mezarı var­ mış. Karısının çığlıklarına koşan Herakles at ada­ mı Lerna canavarının kanına batırdığı zehirli oklarından biriyle vurur. Zeus'a şarap sunan olsun diye. Deianeira Kalydon kralı Oineus'la Althaia'nın kızı ve Meleagros'un kız kar­ deşidir. Nessos ırmağı geçirmek için Daianeira'yı sır­ tına alır. Deimos. panik. Savaş tanrı Ares'in yanından ayrıl­ mayan Deimos'la Phobos dehşeti. Deianeira da duyduğu pişmanlığa daya­ namaz. On bin kısrağı otlardı çayırlarda. Deianeira'nın acı öykü­ sünü Sophokles "Trakhis Kadınları" adlı tra­ gedyasına konu etmiştir. kıskançlık içini kemirmeye baş­ lar. vuruldu. Pallas heykeli olan Palladion'u Arkadya'dan çalarak Troya'ya yerleştiren de oy­ muş derler. bir ara Kalydon sarayında misafir kalan Dionysos'muş. Yiğit onu sırtına giyer giymez gömlek derisine yapışır ve korkunç acılarla yakmaya başlar. o sırada kadına yanaşmak ister. Priamos'tan Hektor doğdu. Herakles Hades'e inişinde Meleagros'un gölgesine rastlar. Bu dayanılmaz işkenceye son vermek için Herakles Oita dağında bir odun yığını hazırlatır. Klytios. savaş arabasını ve silahlarını kullanmasını bilirmiş. Deianeira. ölümlü insanların büyük şehri yoktu ovada. Deianeira kardeşi Meleagros gibi yi­ ğit bir kızdır. otlarken gördü onları.

Ve adada doğuyor ApolDiomedes'in anası (Tab.). yani kaderin elinde oyuncak olup en geçimini dünyanın dört bucağından bu tapı­ sevdiği ağabeyisine kıyan trajik bir kişi. ama Polydoros'u öldürdüğünü sa­ Deiphobos. Efsaneye göre. ne şehir. anasıyla babasının da öldüğünü bil­ çok onu sever. miras Polydoros'a kendisine sunulması gereken armağanları is­ değil de Deipylos'a kalsın. Ama yalın kayalıkmış bu ada. ama ne dağ.iki çocuk doğuyodu. vurdu­ sonra Deiphobos'un kılığına girerek Hek­ ğu yerden bir parça toprak. Trakya kralı Belalı. nağa gelecek olan gezginlerden. güvenle yüzer. karşısına bir yü­ dıklarını. en temiz kişilerinden birini kirletip leke­ dern denebilecek turistik bir görüşle diyor ve lerler böylece. ona seslenmiş. onun Helene için Helenos'la yarışma­ mos adalarına. Akhilleus'la Hektor ölüm-kabm savaşına bambaşka bir öykü anlatılmaktadır (Polydo­ girişmişlerdir ki. Gözü pek ve akıllı vurunca. Hera'nın hışmına ugramışmış. Athena yeryüzüne iner ve ön­ ce Akhilleus'a görünüp kendisiyle birlikte çar­ Delos. Agamemnon Polymestor'dan Poly­ öldürmüş (İksion). Poseidon günün bi­ pıştığını. 16). Gel zaman. karar verirler. üstelik de denizlerde sözle iyice kandırır Hektor'u o da. Deipylos. Deipylos. Ana­ da'da. Polydoros üstüne İlyada'da lar. Homeros'un en Deloslu Apollon'a Homerik hymnos'ta mo­ güzel. Hektor'u gidip kandıracağını söyler. lon'la Artemis. 289 vd. atar kargısını (İl. Troya savunmasında yiğitçe çarpı­ los. Troya'ya bir şey olursa onu korusun Deioneus. Priamos'la Hekabe'nin oğlu narak kendi oğlunu öldürmüş. gitmiş. Ne var ki. 23). dan çıkarabilecek. îksion'un karısı olan Dia'nın ba­ diye. (1) İlyada'da adı bir kere geçen ta ki Hera'nın Olympos'ta alıkoyduğu kızı Akha'lı bir savaşçı. doros'u öldürmesini istemiş. insanca değeri en yüksek olan sahnesiZeus'tan gebe kaldığı için. dokuz Tydeus). kâhin ona yurdunun yanıp yok ol­ olduğu için Hektor kardeşleri arasında en duğunu. Troya teyince. evlendiğini. gece sancı çekiyor Leto. Ne var ki dokuz gün. Ama sonraki efsaneler Paris öldükten dolu'da İda dağlarına. Sthenelos'un arkadaşı. Deiphobos'un adı geçmez artık İlyarındırmak istememiş. yakarışlar­ Deipyle. İlione kendi oğlu Deipylos'la kardeşi bası. Trakya kralı bu­ nu yapmış. onunla başvurmuş. XXII. Apollon. üstünde Deiphobos kılığında Athena birkaç parlak bir ot bile bitmezmiş. Deioneus kızını İksion'a verdikten sonra Polydoros'u karıştırmış ki. Lesbos. bizim için Deiphobos İlyada'nın Deiphobos'u oraya öyle bir tapınak yaptıracak ki. (Adrcrstos. Phobos'la Deimos. Sasonra. İksion onu ateş dolu bir kuyuya atıp düşünce. Polyrnestor. kendisini öldürüp bedenini param­ zen ada çıkmış. bütün kalsın. . Delphoi kehanetine baş­ şan savaşçılardan biridir. Biz onlara kulak vermeyelim. rinde yabasıyla denize vuracak olmuş. Miletos ve Knidos şehirlerine ya girdiğini. ne ada. (2) Troya'nın savaş sonrası efsanelerinde Bozgun ve korku yaratan tanrılardır bunlar. îlione'den gerçeği öğrenen Polydoros ki tanrılar. bu yüzden de hiçbir yer onu ba­ dir. Tydeus'un karısı. us'la Menelaos'un onun evine birlikte saldır­ Derken Leto gitmiş. Bir gün Deipy­ (Tab.).ada doğumuna izin verirse. saldırır düşmana. ona güvenir ve bunun içindir dirmiş. bir ada çıkıvertor'a yaklaşır (İl. bütün tanrıçalar ba­ şında bulunduğu halde doğuramıyor bir türlü. sonra da Troya düşünce Odyssehiçbiri almamış Leto'yu Hera korkusundan. Adrastos'un kızı. İmbros. Ama kral Priamos en Yakıp yıkıcı Ares'in yardımıyla. küçük oğlu Polydoros'u ablasına emanet et­ miş ki. XXII. Trakya'da Athos. tanrılar Hektor'un öleceğine ros. 226 vd. Hekabe). Artemis). git zaman tanrıça Leto doğura­ Bundan sonraki sahne İlyada'nın en doku­ cak bir yer aramış (Leto. naklı. dalgalarla oradan oraya sürünürmüş. yani Polydoros. özellikle Athena Hektor'un ölü­ ablasını kocası Polymestor'u kör edip öldür­ münü sağlamak için onu araç olarak kullanır­ meye zorlamış. demiş ki parça ettiklerini anlatırlar. kadını kazanıp aldığını. ant içiyor ki . miş. uydurulan bir kişi. korkunç savaşlarda bu tanrılar Polymestor'un Priamos'un büyük kızı İlioiter kakarlardı ordu birliklerini ne'den olan ogluymuş.

boşuna Hades'ten kızı geri vermesini istemiş: Tanrı kadın yalvarmalara kulak vermiyor. Sıkıntılarla dolu bu dolaşmaları sırasında Demeter bir kocakarı kılığına girmiş olarak Eleusis kralı Keleos'un evine uğramış. tarlalar tanrıçasının. tanrıçanın Eleusis'te kutlanan myster'lerinde de bu efsanenin derin sırlarına ermekle Demeter erenleri arasına karışılırdı. Kralın karısı Metaneira karşısındakinin tanrı olduğu­ nu anlayamamış. tanrı Hades arabasıyla dışarı çıkagelmiş. En çok tapıldıgı yerler Eleusis ve Sicilya ovalarıdır. senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. ezgi. Onun küsmesiyle topra­ ğın bereketi kalmamış. 911 vd. yüreği sızlayarak ıs­ sız bir yere çekilmiş. yaş yok. B. çeviren S. Peterich'in "Küçük Yunan Mitologyası"nda (M. Bu efsaneyi E. Trakya'da ve Peloponnesos'ta rastla­ nır. yeraltı tanrısı Aidoneus kaçırdı onu anasının koynundan ve bilge Zeus bıraktı kızını ona. kızını araya araya bütün dünyada dolaş­ madık yer bırakmamış.DEMİ II 1< ebe tanrıça Eileithyia yardıma gelsin. yani yeraltı tanrısı Hades tarafından kaçırılması Demeter kültünün de merkezindedir. büyütmek üzere vermiş. "güzel örgülü Demeter" diye anılan toprak ve bereket tanrıçası Demeter (adını "Ge-meter" toprak ana olarak açıkla­ yanlar vardır) Hesiodos'a göre Kronos'la Rheia'nın kızı. ama gönlünü sevindiren ver. bu güzel kuşaklı kadınları. Rheia'nın ilk kızı Hestia'dan hemen sonra doğmuştur. yüce dağ başları senin oldu. 5). Ve hymnos dört yılda bir Delos'ta kut­ lanan Apollon törenlerini şöyİe anlatır: Nice tapmakların oldu. Ak kollu Persephone'yi doğurdu Demeter. kendisine Hades'in sunduğu nar meyvesini yemiş olan Persephone bu sevgi büyüsüyle yeraltı hakimine bağlanmış bulunuyormuş. kadınlarını ve çocuklarını getirirler ilanlarında. Baydur) anlatıldığı gibi alalım: "Persephone bir gün oyun arkadaşlarıyla birlikte çayırda çiçek toplarken birdenbire yer yarılmış. efsanesinde de kızı Persephone'den ayrılmaz.): Demeter'in de yatağına girdi Zeus. Demeter ekinleri ve özellikle buğdayı sim­ geler. Onları oyunlarda gören sanır ölümsüzdürler. Demeter'e oğlu Demophon'u bakmak. yayınları. Zeus boşuna onu barıştırma­ ya çalışmış. Kyklad takımadalarından biri olu­ verir. dans yarışmaları sunarlar. Öyküsünü kısaca şöyle an­ latır Hesiodos (Theog. ovalara bakan dağ başları. Bütün yalvarmalarının boşa gittiğini gören Zeus. Orada toplanırlar uzun etekli tyonya'lılarm senin. Ondan sonra da Delos'a "parlak" anlamı­ na gelen adı verilir ve Zeus onu toprağın dibi­ ne mıhlar. kızı yakaladığı gibi kaçıp gitmiş. De­ meter bir tanrı besliyormuş gibi çocuğu nek­ tar ve ambrosia ile beslemiş. seuinç ve coşkuyla dolar yüreği. Sonunda her şeyi gö­ ren ve bilen güneş tanrı Helios Kore'nin bu­ lunduğu yeri söylemiş. Eg. Kimi zaman "Ko­ re" (genç kız) adıyla anılan Persephone ile Demeter'e "iki tanrıça" denir. Homeros destanlarında "güzel saçlı kraliçe". Persephone'nin Aidoneus. Bunun üzerine Deme­ ter Olympos'tan kaçmış. Demeter. hızlı gemilerini ve bütün varlıklarını kim görse onların. O gelin­ ce. Çok korkmuş olan kraliçeye tanrıça kim olduöunu söylemiş. anası Demeter'in. Sanki onlar için zaman denen şey yok. tutunmuştur. ikinci tanrı kuşagındandır (Tab. yani kışı da kocası Hades'in yanında geçir­ mesini kararlaştırmış. onuncu günü dünyaya geliyor ikiz tanrı­ lar. Ümitsizlikten ne yapacağını bilmeyen tanrı ana. sana bağlı olanlar gelirler ziyaretine. ey tanrı Delos'tu asıl. nice kutsal koruların oldu. Demeter tapımında da. yumruk. Bu efsane Yunan dünyası­ nın daha çok buğday üreten bölgelerinde ge­ lişmiş. insanlar kıtlık tehlike­ sine uğramışlar. Persephone'nin yılın üç­ te ikisini yani çiçek açma ve meyve zamanı­ nı. geri kalan üçte birini. Kim görse bu erkekleri. Sonra başlanır oyunlara. onun tek efsanesi mevsimleri simgele­ yen bir efsanedir. Böylelikle toprağa ye­ niden bereket gelmiş. ama tapımına Girit'te. büyük bir İşi bozdu- . Canlıları doyuran. Bir gün Metane­ ira sütnineyi çocuğu alevler içine tutarken ya­ kalamış.

Athena'nm yardımıyla Epelos yapmıştı onu hani. yanaklarım ıslatıyordu kirpiklerinden sızan yaşlar. 478 vd. Triptolemos kanatlan bulunan sihirli bir arabayla bütün dünyayı dolaşıyor. seni tekmil ölümlülerden. Yalnız Alkinoos farkına vanr Odysseus'un ağladığının. sazını asarlar başının üstünde bir çengele ve şölende. 125) ve İasion'dan zenginli­ ği. nelere katlandıklarım. Başka masallara göre. halktan saygı görür. Anlatabilirsen bunları. Metaneira. kimliğini açığa vuracak bir dilekte bulunur. Musa çok sever ozanlar soyunu. şölene oturulacak mı. şimdiyse bir ölümlü olarak kalmış. oyunda. bir tekinin adını öğreniriz yalnızca. bedenin de. çünkü Musa öğretmiştir onlara ezgi söylemeyi. insanlara tarla bakımını ve Demeter tapımını ögretiyormuş. olduğu gibi. şu tahta at olayını anlat şimdi bize. llyon'u yıkacak adamlarla doluydu içi. ve Troya savaşını söyler. halkla ilişkilidir.[)I:MOIX)KOS ğunu bildirmiş: Demophon alevler içinde bü­ tün dünya bağlarından kurtulup temizlenerek tanrı olacakmış. Bu tapınağın mysteria denilen gizli tapımı bütün eskiçağ boyunca büyük bir saygı görü­ yordu" (Eleusis. VIII. Haydi şimdi geç başka bir konuya. yemek dolu bir masa çekerler önüne. neler yaptıklarını ne güzel söyledin. sözünü dinler de. Bu. de­ ğerlidir.). Odysseus kendisi şöyle tanımlar ozanı (Od. Ares'le Aphrodite'nin aşklarını söyler (Od. Kral Alkinoos da hiçbir şöleninden eksik et­ mez onu. Bunca bin dizelik Homeros destanlarında öylesine usta bir ya da birkaç ozanın sesini. destanlık yiğitleri anar. Oysa Demeter'le Anadolu'nun bereket tanrıçası Kybele arasın­ da hemen de hiçbir ilişki kurulamaz. 267 vd. VIII. Demeter'in İasion adlı bir ölümlüyle mace­ rası da anlatılır. 261 vd. Adından da belli olduğu gibi demos. ya da Apollon. o sıra Odysseus duygulanır.): Daha çok sayarım. şöyle der ozan (Od.). ruhun da devineklerini yöneten bu ozandır (Od. halka söyler. Keleos. Odysseia'da. VIII. tanrı kadının kendisi Keleos'la oğullarına Eleusis'teki De­ meter tapınağını kurmak öğüdünü vermiş. Anlatıldığına göre.): Ozanlar saygı görürler ve değerli bilinirler bu yeryüzünde yaşayan tekmil insanlar arasında. 487 vd. Roma'lılann tapındıkları Ceres Demeter'den pek farklı değildir. Sanatı ya Musa öğretti sana.. Demeter'e yazılmış birçok övgüler vardır. susturur ozanı ve sorar konuğu­ na niçin acı gözyaşları döktüğünü "dinlerken Argos'luların ve İlyon'un başına gelenleri". Demodokos. bolluğu simgeleyen Plutos adlı bir oğlu olur (İasion. neler çektiklerini. bundan böyle tekmil insanlara ben de diyeceğim ki: Tanrı sevdi onu. VIII. Demodokos Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında görevli ozandır. Ne güzel söyledin Akha'larm destanını. Bu macera tanrıçaların ölüm­ lü erkeklerle sevişmelerine bir örnek olarak gösterilir (Od. Ozan Demodokos birkaç kez sahneye çıkıp ezgi söyler. Tripto­ lemos). Bunların en önemlilerinden biri Homerik de­ nilen bir hymnos'tur. Gelince altın çivili bir koltuQa oturturlar ozanı. insanlara doğal yasaları öğreten tanrıçalar denirdi. halkın saydığı ve sevdiği bir kişidir. kadınların nasıl bu gizli törenler sırasında kadın düşmanı Euripides'i suçladıklarını sahneye koymuştur. hemen çağı­ rır (Od. getirip bir biçimine. Aristophanes "Thesmo­ phoria Bayramını Kutlayan Kadınlar" adıyla bir komedya yazarak. Demophon'un er­ kek kardeşi Triptolemos tanrının evlatlıgıymış. Demodokos. VIII. biri de İskenderiye'n şa­ ir Kallimakhos'tandır. ozan. tanrısal bir şiir bağışladı ona. Odysseus'un da yiyordu içi içini. getirmiş Akropolis'e dayamıştı tanrısal Odysseus da kurnazca. o da Demodokos'tur.. V. 44 vd. Atina'da her ekim ayında yalnız kadınların katıldıkları "Thesmophoria" bayramı kutlanır ve iki tanrıçaya da "thesmophoriai" yani ya­ sa getiren. Plutos).). .

engin gökler yankılanıp inildedi ölümsüzlerin saldırıları altında. saydıktan son­ ra. ben bugü­ ne dek okuduğum bunca yapıtların hiçbirinde şair Homeros'un gözü gibi gören göz görme­ dim. Dikildiler Titan'lara karşı korkunç savaşta koca ellerinde yalçın kayalarla. Homeros'un kendisi midir? Kör ozan üstüne nice söz söylendi. Titan 'lar da atılıyordu şevkle sıra sıra. ni­ ce mürekkep döküldü. Demophon. Tufan sözü ve kavramına rastlanmaz en eski Yunan kaynaklarında. insanlığın başına gelen yı­ kımlarının kaynağında bulunan Prometheus ve Epimetheus soyundan olmaları (Tab. Theseus'un dostu olan bu De­ ukalion Kalydon avında da bulunmuş. Bu efsane Hellen ırkının atasını kur­ ma işine de yaramış.)-. en devinekli sahnelerindendir (Theog. Othrys'de. Tu­ fan. Olympos' kıların saltanatı ancak kendilerinden önceki kuşakla on yıl süren bir savaştan sonra kurulabildi. Titan tanrılarla Kronos oğulları ki birileri. Deukalion. öbürleri. Bkz. (1) Soylar mythos'unda Hesiodos tunç soylu insanların kendi elleriyle yok olduklarını. Zeus da artık tutmaz oldu öfkesini. 666-735): Ogün tanrı ve tanrıça hepsi azgın bir cenk havası estirdiler. Othrys'le Olympos ikisi de Thessalia'nın birer yüksek doruğudur. Hepsi. gürbüz elinden fırlayıp uçuyordu yıldırım . iki tarafın birbirine karışan sesleri yükseliyordu yıldızlı göklere kadar. bazılarını almadı­ ğını gösterir. Yunanlıların Tufan efsanesi da­ ha sonraki bir çağda. 3) hesiodos'un Sümer. koca Olympos sarsılıyordu temelinden. şöyle der (Theog. gürzlerin. Her birinin yüz kolu vardı onların omuzlarında heybetle savrulan. kuşakları. Bu iki dağın tepesinden sürdürülen savaş Theogonia'nın en renkli. Olympos'un tepesinde oturanlar. Hellen). Toprak kükredi birden gür sesiyle. 630 vd. Demek ki Zeus Kronos'u yenmekle ege­ menliği hemen ele alamadı. Çevrede sonsuz deniz homurdanıyordu. adı Hellen. Ksuthos ve Aiolos. en ışıklı bir kişisidir. Bu başarının da ancak Yüz Kollu Devlerin yeral­ tındaki hapislerinden çıkarılmalarıyla sağla­ nabildiği belirtilir. Yüreği dolar dolmaz öfkesiyle bütün gücünü salıveriyordu ortaya. Haykırışlarla yüklüydü atılan her şey. her iki taraf gösteriyordu var gücünü. Demodokos Odysseia destanının en sevim­ li. Doros'la Aiolos doğrudan doğruya Dor ve Aiol ırklarının atası. bitip tükenmek bilmiyordu bu kavga. Kronos oğulları ve Zeus'un gün ışığına çıkardığı güçlerine dayanılmaz azgın devler. mağrur Titanlar. şöyle ki Tufan'dan kur­ tulan Deukalion'la Pyrrha'nın bir oğlu olur. ağır bir deprem iniyordu Tartaros'a kadar karışarak gümbürtüsüne korkunç saldırışların savrulan kayaların. ad bırakmadan öbür dünyaya gö­ çüp Hades'in karanlıklarına gömüldüklerini söyler. Hesiodos Olympos tanrılarına kadar bir­ birini izleyen soyları. Titan tanrıları. Şimşekler saçıyordu gökten ve Olympos'tım. Demeter. Homeros kör müydü. ama bunun nasıl olduğunu anlatmaz. uzun zamandan beri savaşıyorlardı güçlü saldırılarla birbirlerine girerek. (2) îlyada'da adı geçen bir Deukalion daha vardır: Girit kralı Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Troya savaşına katılan Meriones'in dedesidir (Meriones). Devler ve Tanrılar Savaşı (Titanomakia). her birinin elli de kafası vardı güçlü bedenlerinin omuz başlarında. Okuyucu kendi duy­ gu ve izlenimine göre karar versin. Ksuthos ise çocukları Akhaios'la lon yoluyla Akha'ların ve İon'ların atası olur (Tab. Yürekleri hınçla dolup taşarak tam on yi/ cenkleşti durdular. 20. değil miydi diye tartışıldı. Babil ve Samî kaynakla­ rından bazı efsaneleri alıp. korkunç bir kargaşaya dönerken boğuşmaları. belli değildi kimin kazanacağı. onun da üç oğlu olur: Doros. belki Tesalya'da uydu­ rulmuş ve kahramanları Deukalion'la Pyrrha Prometheus-Pandora mythos'una bağlanmış olabilir. Ne var ki Yunan mythos'unun Tufan kahramanları Deukalion'la Pyrrha'nın. yani geçirdiği bütün serüvenleri anlatma­ ya.I »I VII K VI IAINKII AK SAVAŞI Odysseus da işte o zaman başlar Odysseia' yi. tüm nimetleri verenler.

yol yol toprağın altına tıktılar onları. dokuz gece sonra varabilir Tartaros'a. gümbürtüleri. destanına dokunaklı bir sevda romanı olarak girmezden önce de vardı ve şöyle anlatılırdı: Fenike kenti Tyros'un kralı iki çocuk bırakarak ölmüş. Rüzgârlar da karışıp bu kaynaşmaya savuruyorlardı sarsılan toprağı karıştırıp birbirine tozları. İşte orada saklıdır Titan lar karanlıkta bulutları toplayan Zeus'un istemiyle. Babası öl­ düğü zaman Pygmalion çocukmuş. daha çok Apollon'un kardeşi bir ışık tanrıçası sayılırdı (Artemis). Kottos ve coşkun yürekli Briareus. uçsuz bucaksız denizin. Tapınağa başrahip olabilmek için kendinden önceki başrahibi tanrıçaya kurban etmek gerekirmiş bu tapınakta. ne kadar güçlü de olsa Titan tanrılar kamaşıyordu gözleri şimşek ve yıldırımlardan. Bu korkunç durum karşısında Elissa Tyros' tan göçmeye karar vermiş ve yanına kentin ileri gelenlerinden bir grupla Sicharbas'ın de­ finesini de alarak denize açılmış. İksion'un karısı (îksion). Gyes. Daha büyük olamazdı gümbürtü. Deioneus'un kızı. bar bar bağırıyordu ateş alan ormanlar. Briareus. kaynıyordu karalar ve ekinsiz denizler. Dia. üç kat karanlık sarar dar boğazını. Derken. Yolda gider­ ken gemiden ağzına kadar dolu torbalar atıyorlarmış denize. amcası Sicharbas'ı da naip olarak saptamış ve Elissa'yı onunla ev­ lendirmiş. Başka bir efsaneye göre. üstünde kökleri bitegelmiştir toprağın. savaşa doymayan bu yüz kollu devler azdırdılar yeni baştan savaşı: Üç yüz taş birden fırladı bu devlerin güçlü kollarından. Diana. Kalkan tutan Zeus'un buyruğuyla durur orada sadık birer bekçi gibi Gyes. Diana'nın Roma'da anlatılan efsaneleri Yunan Artemis'inden esinlidir. dört bir yanda yükselir duvarları. gide gide Afrika'nın Libya kıyılarına varmışlar ve orada karaya çıkmışlar. şimşekleri. çatır çatır yanıyordu canlılara can veren Ana Toprak. öbürü oğlu Pygmalion. Bir yandan öbür yana taşıyorlardı savaşların bağırış çağırışlarını. Böylesine büyüktü gümbürtüsü birbiriyle cenkleşen tanrıların. akıl almaz bir azgınlık sarmıştı evren boşluğunu. Dido. Bir örs gökten düşse dokuz gün. Gerçekten de Latium'un bu şehri çevre­ sinde bir göl.gök gürültüleri arasında parıl parıl. Kartaca kraliçesi Dido'nun efsanesi Vergilius'un "Aeneis". vurdular zincire yendiklerini ve gökler ne kadar uzaksa topraktan toprağın o kadar altına gömdüler onları. Ama ön saftaki Kottos. oysa torbalar kumla doluymuş. tanrı Asklepios'un dirilttiği Hippolytos Artemis'e kaçırılıp İtalya'ya getirilmiş ve Virbius adıyla tanrıçanın kültüne girmişti. Dört bir yanda. Tunçtan bir duvar çevirmiştir orayı. ama halk onu krallığa seçmiş. Yamandı gümbürtüsü bu korkunç savaşın ve yamandı gözlere sığmayan görüntüleri. herkes hışımla birbirine girmişken savaş duraklayıverdi birdenbire. Erken çağlardan beri Yunan Artemis'iyle bir tutulan İtalya'lı bir tanrıça. sallayıp savuruyordu kutsal alevi gittikçe sıklaşan şimşekleriyle. Kapkara saldırılarla ezdiler Titanları. Güçleri yetmez çıkmaya oradan Poseidon kapamıştır tunç kapıları. gözlerin gördüğü. Roma'lıların gözünde Diana avcı tanrıça değil de. Göçmenler. dokuz gece ancak onuncu günü varabilirdi yeryüzüne ve tunç bir örs düşse yeryüzünden ancak dokuz gün. biri kızı Elissa. yıldırımları. Biri çökerken öteki üstüne düşse onun. ve ekinsiz. kulakların işittiği göklerin yerle çarpışmasından doğabilecek görüntülere ve seslere benziyordu. Önce Kıbrıs'a uğrayıp Aphrodite tapınağından seksen genç kız kaçırarak ken­ dilerine eş edinmişler. Dido bu torbaların içinde Sicharbas'ın altınları olduğu kanısıyla kardeşi­ ni aldatmaya girişmiş. Libya yerlileri Elissa ile . Ne var ki Pygmalion amcasının de­ finelerine göz dikerek Sicharbas'ı öldürtmüş. Tauris'te olduğu gibi burada da tanrıçaya insan kurban edilirdi. yakıcı bir soluk sarıyordu yer oğlu Titan 'lan koskaca alevler karışırken bulutlara. kutsal bir koru ve Diana'nın bir tapınağı vardı. Orestes İtalya'ya Tauris Artemis'ini getirmiş ve Nemi'ye yerleştir­ miş. büyük Zeus'un bu savaş silahlarını.

Dido'nun Aeneas'la seviştiği haberini. ya da tanrı Apollon'un sevdiği ikizlerden gel­ medir diyenler var. beraberliklerini yansıtan ne varsa hepsini oraya yığar. Efes'te yanan Artemision'u yeniden yapan Panionios'la Milet'li mi­ mar Daphnis seçilir. bir devlet kurmaktır. Elissa bu isteği tiksintiyle karşı­ lar. Hemen Fama diye bir tanrıça çıkar ortaya. Dido farkına vanr. tapınak hiçbir zaman doğru dürüst bir çatıyla örtülememiştir. Ellerinde kutsal bir değnek. gece yarısı gene tanrıların dürtü­ sü üzerine Troya'lılar yelken açtıklarında. kraliçe sevgilisini alıkoyamayacagını anlar ve canına kıymayı göze alır. büyük bir aşk harlayışıyla birbirinin olduklarını anlatır.adamlarını iyi karşılamış. gizlice kaçmaya hazırlanır. Nitekim Apollon'a . Elissa da bir öküz derisini öyle ince şeritler halinde kesmiş ki. onu Yunan diline bağlamak amacıyla yapılan bütün açıklamalar yetersiz­ dir . Üç ay sonra da bir odun yığınının üs­ tüne çıkarak kendini diri diri yakar. Bu iş çok büyük çapta tu­ tulur: Mimar olarak. Di­ do gidişlerini gözler. dedikodu­ yu simgeleyen. kaderi Dido'nun yanında keyif sürmek değil. Dido aşkını kız kardeşi Anna'ya açar.Greklerin Anadolu'ya gelmesinden ön­ ce tapındırdı herhalde Didyma'da. Didymeion'a gelen duacılar. Aeneas'm Kartaca topraklarına ayak basmasıyla başlar. ne var ki yöre krallarından biri ona talip çıkar. o sırada ölen kocasının ruhunu yatıştıracağını söyler. büyük Afri­ ka kentidir. Zaman geçer. Vergilius'un bu efsaneyi kullanarak yarattı­ ğı öykü şöyledir: Elissa'nın adı Dido'ya çevri­ lir. bu sırada komşu kral İarbas Dido'nun bir yabancıyla sevişme­ sini rezalet sayarak Dido'yı sıkıştırır. aralarında sert bir tartışma. Böylece hazırlanan odun yığını ölüsünün yakıldığı odun yıgmı olacaktır. kara sularda gör- . ama komşu krala karşı koyamayacağını bildiği için. İtalya'ya gidip yeni bir kent. ikiz tapınak. epey bir toprağı elde edip oraya bir kent kur­ maya koyulmuş. en içli dizeleriyle dile gelmiştir. bir türlü tamamla­ namamış. Delphoi'de olduğu gibi Didyma'da da falcılar kadınmış. Didyma-Didymeion. bir kuyunun üstünde oturur. Ne var ki yeni Didymeion 150 yıl boyunca Milet'in hazinesini yıprattığı halde. üç aylık bir düşünme süresi ister. Destan. kentini kurmakta olan kraliçe Troya'lı kahramanı görür görmez çarpılır. İlkçağ yazarları bu adın kaynağım vermi­ yorlar. Anna Perenna). Elissa orada kraliçe olur. Sicharbas Sychaeus olur. ev­ lenmek ister. Anadolu'nun yer adlannın çoğu gibi. Aeneas'la bir­ lik. hemen arka­ larından gelen puta tapanlar haçları birer dai­ reyle çevirmişler. İonya'nın en büyük kenti Miletos'un Didyma denilen yerde kur­ duğu Apollon tapınağına "Didymeion" denir­ di. Tanrılar da Odysseia misali araya girerler ve Aene­ as'a haberci gönderirler ki. Bu serüven Latin şairinin en güzel. bu Fama gider dünyanın dört bir yanına yayar haberi. Vergilius kraliçenin Aeneas'a Troya savaşını nasıl anlattırdığını uzun uzadıya gözümüzün önüne serdikten sonra. bir öküzün pöstekisine sığacak kadar toprağı seçip oraya yerle­ şebileceklerini söylemişler. Bu kent sonradan Kartaca diye anılacak Roma'nın düşmanı. Panormos li­ manında karaya iner ve dört Idlometrelik. Bitince Didyma tapınağı dünyanın sekizinci harikası olacaktır. Hıristiyan ortaça­ ğında Didyma' nın hâlâ orada durduğu ve bel­ ki de canlılığını sürdürdüğü tapınağın taba­ nında çizili görülen haçlardan belli. Aşkı ona her şeyi unutturur. bü­ yük bir kavga kopar. Yunan öncesi bir zamandan kalma olsa gerek. bir av sırasında fırtına ve doludan ka­ çan Troya'lı kahramanla Kartaca'lı kraliçenin nasıl bir mağaraya sığınıp orda Eros'un okla­ rına dayanamadıklarını. Uzaklaşan Aeneas ufukta sevgilisininin yanan mezarından yükselen dumanları görür. tanrıça Aphrodite'nin düzenlerine kurban gider. Işık tanrı Apollon'un gücünü Hıristiyanlar da kolay ko­ lay söndürememiş olacaklar ki. Pers savaşlarından sonra İonya'nın yeniden kalkınmasıyla Miletos Didyma tapınağını bir daha kurmak ve bilicilik merkezini canlandır­ mak yoluna gider. Anna diye anılan kız kardeşi belki de ilerde Anna Perenna adıyla tapılan Roma tanrıçasıyla bir tutulabilir (Aineias. Aeneas boyun eğer. as­ lanlarla süslü yolu yürüyerek varırlardı tapına­ ğa. sonra kılıcının üstüne atılarak kendini öldürür. bir odun yığını hazırlatır. ya da ikizler tapınağı an­ lamına gelen bu ad. Oysa Didym-kökü Yu­ nanca değil.Apollon adı da Yunanca değil. iki doruklu bir dağdan.

202 vd. onu her işte uygulamakla gör­ mek ve salık vermek Hesiodos'un Yunan dü­ şüncesine en büyük katkısıdır. Diktys. Troya önünde savaşan Argos'lu yiğitlerin en yama­ nı (Tab. insanlığa yarar ve iyilik getiren tanrı. Dike. Hesiodos burada tanrıça Dike'ye uzun bir öv­ gü yazar. Diomedes'i kendi atlarına yedirerek bu vahşi töreye son vermiş (Herakles). Bu bölüm Hesiodos'un bü­ tün hayat felsefesini verir. Britomartis. Dike sözcüğü. Herakles. Ahla­ kı her şeyden üstün tutan bu şair. . 87 vd.). Yalnız Hesiodos'u tanımak bakımından değil de. doğruların ocaklarında mutluluğun ürünleri bulunduğu­ nu söyler (Ağam. Babası gibi ünlü. güçlü bir at sürücüsü olmaya özenir Diomedes. Diomedes. (İl. Diktynna. 750 vd.dükleri ışıltıları yorumlarlar ve bilicilere fısıldarlarmış. İki ben­ zetmeyle Diomedes'in atılganlığı dile getirilir (İl. Bu kavra­ mı incelemeye değer. Bkz. Bölüm bir hay­ van masalıyla başlar (İşi. yargıçlara seslenen şair hay­ vanlar dünyasında kaba kuvvetin hüküm sür­ düğünü. Şiirde bir tanrısal varlık olarak canlandırılan Doğruluk gitgide soyutlaşır Yunan düzyazısın­ da ve sonunda Platon'un bunca diyalogunda. Tanrı sarhoşluğuna kapılmış kadı­ nın ağzından gelişigüzel dökülen sözleri ve­ zinli dizeler halinde dile getirmek de bilici ra­ hiplerin göreviydi (Brankhos. Adı Yunan dilinde birçok anlamlara gelir. düzyazıda da çok adı geçer. İnsanlar arasında Dike vardır.). Bundan kurtuluşu adalete güvenle. adaletin uygu­ landığı mahkeme için de kullanılır. Themis'le Zeus'un kızı ve Eunomia ve Eirene'yle birlikte Hora'ların biridir. (2) Tydeus'la Deipyle'nin oğlu. 23). Ülkesine ge­ len yabancıları atlarına yem olarak verirmiş. Dike'yi insanların arasına almak. benimseyenlerin. Danae. hepsini başlarına bela etmişlerdi. kendilerine yargıç deyip de rüşvet alarak eğrilik yoluna sapan krallara da etkin bir derstir. V. dile getirenlerin başında da Aiskhylos gelir. 472 vd. Sophokles de Elektra tragedyasında. gerçek bir tanrı oluveriyor. "diken didonai" deyimiyse ceza görmek anlamına gelir. bir tedbirsiz­ likti sadece) yüzünden ne kadar kötülük var­ sa. simgelediği başlıca soyut kavram hak. bir cennete dönüyor. şiirde de. özünün nitelikleri. işlenen suçun hemen peşinden Dike'nin öç tanrıları Erinys'lerle bir­ likte geldiğini ileri sürer (Elekt. Brankhosoğulları). ama insanlar dünyasında öyle olma­ dığını söyler. (1) Bir Trakya kralı. 142): Tıpkı bir aslan gibi kudurmuştu işte dev yapılı Diomedes. toplum içinde yeri ve etkisi araştırılan "to dikaion" diye cinsiz bir felsefe kavramına döner. Kardeşi Perses'ten haksızlık gören ve yargıçlarca korunmayıp hakkını alamayan Hesiodos'un Dike'ye bu övgüsü patetik ol­ makla kalmaz. Yoksulluk. Dike yani doğruluk toplulukların varlığını ve mutluluğunu sağlar. Kratos'la Bia'yı kendine başlıca yardımcı eden Zeus burada bir zorba olmaktan çıkıyor.). her türlü yiğitle. Troyahlara saldırınca. orada tanrıça Athena ona destek olup.): Eriyen karlarla beslenip taşan bir ırmak gibi köpürüyordu Diomedes ovada. umutsuzluk sarmıştı ortalığı. doğru­ luk ve adalettir. onun içindir ki. orta halli bir insanın toplum içinde Dike tanrısal kavramını nasıl görüp. Zeus'un yağmuru yağınca sağanak sağanak. V. giderek tanrılar­ la bile boy ölçüşmeye kışkırtır onu. Dike insanlar arasında yaşar. Di­ ke kavramından Yunanlıların ne anladığını iyice kavramak için başlıca kaynaklarımız Hesiodos ve tragedya yazarları olsun. Dike. mahke­ mede verilen hüküm için de. Doğruluk üzerine kurulu bir insan cenneti. Hesiodos'un bu yüce görüşünü tragedya yazarları da benimser. nereye yerleştirdiği açısından in­ celemek istiyoruz bu parçayı. Yeryüzü de yeni baştan bir altın çağa. Dike tanrı Zeus'tan gelir. Diomedes'e verilen sıfatlar hep savaşta üstünlük gösterir niteliktedir. Bkz. Diomedes'e bütün bir bölüm ay­ rılmıştır Ilyada'da. Soylar mythos'u dünyayı bir cehenneme çevirmekle bitmişti. Hesiodos'un ikinci büyük eseri "İşler ve Günler"de Dike'ye 180 dizeye yakın uzun bir bölüm ayrılmıştır. insan Pandora'nın işlediği suç (ki buna da suç denmez ya. "krallara" yani kadılara.

Dione kollarıyla sardı kızını. bağrına taş bas. sildi iki eliyle Aphrodite'nin bileğindeki özü. yavrucuğum. göz göre göre bir kötülük mü işledin ki?" Karşılık verdi cilveli Aphrodite. art arda altı Troya'h öldürür. yara iyi oldu. iki esir aldıktan sonra Pandaros'u da tepeler (V. yasa. tutamaz onu üst üste yığılı toprak. At adam Kheiron tarafından yetiştirilen Diomedes de dedesi Adrastos'tan Argos tah­ tını miras aldıktan sonra. Diomedes'i de gök gözlü Athena saldı senin üstüne. Aineias'ı. Troya savaşı bitip de Argos'a dönünce kendisini al­ datan karısı Aigialeia'nın kurduğu tuzaktan zor kurtulmuş. Odysseus'la birlikte gece keşfe çı­ kar. Dionysos adındaki tanrının ilk­ çağ din. Diomedes. taşkın canlı da olsa. Sonra Trakya'lıların kam­ pından geçerken. Danao'lar başladı ölümsüzlerle çarpışmaya".): Aphrodite. akar hızla. Troya'hlarm sıraları Tydeus oğlunun elinde oluyordu iste böyle darmadağın.) (Glaukos. dedi ki: "Aldırma kızım. 12 vd.). Troya'h gözcü Dolon'u öldürürler (X. Biz de. bol çiçekli bahçelerin duvarları tutamaz onu. Güzellik tanrıçası oğlu Alneias'i korumak için savaşa karışıp da Diomedes'in kargısıyla yaralanınca. okşadı diller döktü: "Hangi tanrı kıydı sana. 290 vd. Kavga Troya'Ularla Akha'lar arasında değil artık. bu parçanın gereğince yorumlanması bize Di- . Destan boyunca sa­ vaşta da. sevgili oğlumu. İnanıyoruz ki. Karşılık verdi yüce tanrıça Dione. Diome­ des gücü kuvveti ve gözüpekligiyle Yunan ef­ sanesinde Herakles'ten hemen sonra gelen üstün bir yiğit sayılır. 855 vd. sık dişini. iki insanın kaldıramayacağı kadar ağır bir taşla yaralar. epey de çektirdik birbirimize. Bu ceza ona yaraladığı Aph­ rodite'den gelmeymiş. dinsel kişiliği dal budak salmış. Dione. öğütler verir. töre bilmez bir yiğit değildir. Dione onu tam bir ana şefkatiyle sarar. Ama şunu bilmiyor Tydeus'un o çılgın oğlu: Ölümsüzlerle savaşan insan çok yaşamaz". efsane.DİONYSOS birdenbire kabarır. insanlığın derine giden birçok düşüncelerini bir araya toplayıp yansıtan bu tanrının incelenmesine "Bakkha'lar" oyunundan aldığımız bir par­ çayla başlamak istiyoruz. 272-279). Diomedes. yıkar sınırlarını. Homeros destanla­ rında bu tanrıça Zeus'Ia evlenerek Aphrodite'nin anası olur. ağır acılar dindi. "Euripides'in bu tragedyası eski Yunanistan' da Dionysos dininin İncil'i yerinde" idi. sanat ve yazınında ne denli bir yer tuttuğunu Apollon'a ayırdığımız bölü­ mün girişinde tanımlamaya çalıştık. Glaukos'la çarpış­ maktan vazgeçmekle konukluk kurallarına saygısını belirtir (İl. Bellerophontes). korkunç bir katliam yapar­ lar. Lykia'k yiğit Pandaros tarafın­ dan yaralanınca büsbütün kudurur. Aphrodite ile yetinmez. 253). Babası Tydeus Adrastos'un damadı olmak bakımından bu seferde ön planda savaşmış ve büyük bir ün kazan­ mıştı. o sırada oğlunun yardımına koşan Aphrodite ile çarpışır. çok kalabalıktılar. önderlerleri Rhesos'u öldürüp. V. Dionysos. gelir. karada da ön planda görürüz Diomedes'i. ya­ rasını iyi eder (İl. taşar o ırmak. tapımı çe­ şitli ve ayrıntılı inanç ve görüşleri. VI. Diorfiedes "Thebai'ye Karşı Yediler" desta­ nında da rol oynar. yok eder insanların el emeğini. dedi ki: "Tydeus oğlu. Sabahat­ tin Eyuboglu'nun Fransız bilgini Mario Meunier'nin çevirisinden dilimize aktardığı "Bakkha'lar" kitabının önsözünde söylediği gibi.. 370 vd. Hesiodos Dione'yi Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin Okeanos kızı ara­ sında sayar (Theog. Böyle dedi. öldürmeden önce de birçok sırlar alırlar ağzından. babasının öcünü al­ mak üzere Epigon'lar seferine katılır. atlarını alıp götürürler. llyada'dan sonraki destanlarda Odysseus'la birlikte Lemnos'a gidip Philokte'tes'i aradıkları anlatılır (Philoktetes).). Biz Olympos'ta saray kurmuş tanrılar çok çektik insanlardan.. Ares'i de yaralar Diomedes (V. ama dayanamıyorlardt. Alneias'ı çekiyordum savaştan. taşkın canlı Diomedes vurdu beni. tekmil insanlar arasında onu severim en çok. anası Dione'nin kapandı dizlerine.

Barbarlarla Hellen'lerin karışık yaşadığı. yolda gezen? Kim o. Bakkha'lar koro­ su girer ve aşağıdaki ezgiye başlar: Bakkhalar korosu: Asya topraklarından geldim. ne mutlu. Bakkha'lar. çiğ çiğ yemek etlerini! Euhoi! diye bağırınca Bromios. O zaman Kronos'un oğlu Zeus aldı düşen çocuğu. yansın elinde narteks'lerin sönmez ateşi! Yakındır yeryüzünün korolarla coşup taşması. yorulmadan koşuyorum. tyrsos'u sallayarak başına sarmaşıktı çelengi takarak Dionysos'un ardından gidene! Haydi. tanrımız Bromios uğrunda durmadan. Semele'yi besleyen toprak. açılsın güzel meyveli yeşil saparnanın! Bürün yapraklarına meşelerin. tanrı babanın tanrı oğlunu. can verdi düşürüp karnındakini. Sonra. şimdi ben. kadınlarının çıplak vücutlarını ceylan postlarıyla sarıp ellerine thyrsos'u. saadet diyarı Arabistan'ı. doğum sancıları içinde. ne mutlu tanrıların sırlarına erene! Hayatını temizleyip günahlardan ruhunu Bakkhos'a verene! Yıkayıp bütün kirlerini dağlarda Tanrının delisi olana! Ne mutlu. İran'ın güneşten kavrulan kırlarını. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'lar çembere gerilen deriyi. temizleyip kapansın bütün ağızlar. durmayın. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar. Tanrılığımdan soyu­ nup insan suretine girdim. Korybant'lar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'ların çığlıkları arasında gümbürdesin diye. Kim o. dağdan dağa. anası. Ey karanlık diyarı Kureta'larm. Euhoi diye bağırarak Bakkhos'un şerefine. yüce Tmolos'u aştım. serilip yatmak toprağa! Yakalayıp boğazlamak yaban tekelerini. O tanrılar ki bu. derelerde şarap akar. Onun için Mainad'lar yılanları toplar. saçlarına örerler. yolda gezen? Çekilsin herkes damının altına. Onu coşkun Satryr'ler Ana Tanrıçadan aldılar. Thebai top­ rağına ayak basıyorum. süslen ak koyunların yününden örgülerle. ayinlerimi öğrettim. Ey Thebai. görmesin diye karısı Hera. Media'nm buzlarla örtülü topraklarını. Orada karıştı coşkun davul sesleri Phrygia kavallarının tatlı nefeslerine. >)•> Hellen ülkesinin mutlu şehirlerine. Bromios geliyor. Zeus'un oğlu Diony­ sos. dinimi. Baktrla'nm uzun surlarım. Dionysos'a hoş gelen Trieterit bayramlarında Koşmak ne güzel. takın artık sarmaşık çelenklerini Açılsın çiçekleri.. Tanrı Thebai'de gerçekleştirmek istediği amacı da anlattıktan sonra.onysos tanrıyı bütünüyle kavramak ve doğru yolda anlamak olanağını verecektir: Tragedya'nın açılışında Dionysos sahneye çıkarak şöyle konuşur: Dionysos — İşte ben. getirin Dionysos'u. indirin Bromios'u Phrygia dağlarından. çamların! Giyin benek benek ceylan postunu. sokup kendi baldırına altın kancalarla kancaladı. Hellen toprağında Bakkha'ların keskin çığlıklarıyla çınlattığım. şimdi ken­ dimi Hellen'lere tanıtmak istiyorum. çarpıldı Zeus'un yıldırımlarına.. bal akar. Ben Lydia'nm al­ tın ovalarından geliyorum. eski bir zamanda. atılmak Lydia'nm. orada icat ettiler. Dionysos delisi kadınların gergeflerini. . sesini korolara karıştırdılar. Kadmos'un kızı Semele'nin yıldırım dolu şimşekler içinde doğurduğu tanrı. olaylarıyla. Phrygia'nın dağlarına! O zaman yeryüzünde derelerde süt akar. Moira'lar vakti doldurunca Zeus doğurdu boğa boynuzlu tanrıyı. Euhoi sesleriyle Dionysos'u kutluyorum. Ne mutlu bahtı açık olana. Kanlarını içmek. tuzlu denizin kıyılarında uzanan bütün Asya ülkesini. kim o. yoluyla kutlayana Kybele anamızın cümbüşlerini. dağlarda Bakkhos alaylarının ardından! Sarılıp gezmek benekli ceylan postuna. başına bir çelenk taktı yılanlardan. benim için. mekiklerini bırakıp kaçtıkları dağlara. Oralarda korolarımı top­ ladım. güzel hisarlarla süs­ lü şehirleri dolaştım. sar­ maşıktı asayı verdiğim ilk şehir Thebai oldu.

bu tanrıya Yunanca "Eleutheros". fırtına ve davul Zeus'un özneden gayrı hallerinde görülen gürültüsünü yansıttığı görülür. sevinç içinde. açıkça bir ses benzetmesidir ne bugün büsbütün açıklanmış değildir. ki bu kö­ ğayla karışan.yükselir sanki yerden. hem yabancı. bu koşturur peşinden dağlara düşmüş koroları. ateş. adları da insanın doğa karşısın­ lamına gelmektedir. Broanlamlıdır. dağ hangisidir? Herhalde özellikle hiçbiri. özgür. VI. tanrının öbür adları gibi bir ses ben­ Euhios. çayıra giden bir tay gibi hos gizemlerini kutlamak anlamını taşır ve anasının ardından. da görülür. şenlendiren kadınlar! Dionysos adının etimolojisi böylece açıklan­ Kutlaym Dionysos'u madığı gibi (kimi mitograflar bu adın iki kez derin gümbürtülü davullarınızla. ha'larda. Ro­ ruğuyla Dionysos'u çocukken bu dağın peri­ ma dininde de Dionysos'un Latince adı. bu dag ise Homeros'un İlyada'sında Trak­ ya'da gösterilir (İl. ama Tesalya'da. Diotın ve ondan türeme su. giderek Hindistan ve Arabis­ tanrıdır. Dionysos dışardan gelme İm Makedonya'da. Bakkhos. Dionysos'un baştanrısı olduğu sihirli gür saçları rüzgârda. da çıkardığı ses ve ünlemlerle dile getirilir. "bakkheion" diye bir isim geçer sözlüklerde. Dii) kökeni taşımakta. Zeus'un buy­ hür. doğayı simgeleyen ve tanrı ol­ ken Latince Deus'ta görüldüğü gibi tanrı an­ duğuna göre. Bakk­ sıçrar. Diove gürleyen. Bromios ve hos gibi. Nysa (Sultanhisar) adlı bir kentin yıkıntıları Bakkhoş. Hiçbir dırır. kavalların tatlı seslerine". birçok adlarla seslenildüşündürücüdür ve Bromios. Bakk­ atılır bir ok gibi ileri. bir ünlemden türediği kanısını uyan­ metinlerde de îakkhos ve lobakkhos. koşun. Dia. ne Euhoi sesleriyle çağırın Euhios tanrıyı! var ki bu açıklama Yunancada desteksiz kalır) Phrygia'dan kopup gelen güzel çığlıklar tanrıya verilen öbür adlar da anlamsızdır. nın kırda. Nysa adı Olympos ve İda gibi yüksek dağla­ Ve haykırır ruhları coşturan sesiyle: ra verilen bir genel ad olsa gerek. Neymiş bu Nysa? "Vahşi şüncesi ve mantığıyla kurulmuş bir kavramsal hayvanlar yatağı Nysa dağı" deniyor Bakksözcük arama boşunadır. ğaralarında nympha'larca büyütüldüğü gibi). sizi dağdan dağa koşturan Bakkhos ne demek? "Bakkheuo" diye bir fiil. İobakkhos olarak da karşımıza çıkması tanrıya bir adla değil. elinde kızıl alev saçan narteks. gümbürtülü anlamındaki bu sıfa­ ve -nysos diye iki kökenden katışıktır. Birincisi yani Dionysos adı bugü­ mios'a gelince. tam lerine emanet etmiş (tıpkı Zeus'un Girit ma­ bu anlama gelen Liber olmuştur. dağ diye gösteriliyor: Hermes. buna Nysa eklenince. karışsın. adı taşıyan birkaç dag ve Aydın yöresinde Lübnan buhurunun dumanları. hoy" ya da "Euhay" seslerinden türemedir. bayırda kendinden geçmiş olarak çok adlılık olsa olsa Anadolu Ana Tanrıçası tanrı coşkusu içinde koşunca bağırdığı "EuKybele ve onun benzeri Artemis'te görülür. tıpkı İda dağı için Homeros metinle­ yani şarap ve sarhoşluk insanları içinde yaşa­ rinde söylendiği gibi. Anadolıı'd. hos adının Trakya kaynaklı olduğu ileri sürül­ (1) ADLARI. açıklamalarda Nysa. Dionysos coşkusu. Bu metinde de görüldüğü gibi se de. bunlar Bakkhos coşkusuna kapılmak. doğan anlamına geldiğini ileri sürerler. hem de Hellen pantan'da da Nysa dağları vardır. özgürlük veren sıfatı takılmış.' Aynı kaynaktan olduğu yukarda okunan par­ İakkhos ise çığlık anlamına gelen "iakkhe" ça boyunca da anlaşılan Dionysos'un adları sözcüğünün erkek adına çevrilmesidir. Bu tanrıyı . O zaman Bakkha. (2) DOĞUŞU.ı İm tlıeon'una aykırı düşen bir tanrıdır. giderek Nysa Zeadlarının ardında ya da kaynağında insan dü­ us'udur demek. efsanelik bir içindir ki. Euhios ve îakk­ mektedir: Dionysos. 133). Bakkha'lar alayı Olympos tanrısı bu kadar çok adla anılmaz. Bakkhos adının kendisini açıklamaz. biraz ötede Dithyrambos ve başka zetmesi. bir doğa tanrısı olarak yüksek bir dağın do­ koşun Bakkha'larl ruğunda doğmuş ve o dağla simgelenmekteIrmağından altın akan Tmolos'u dir. Dionysos do­ (Dios. tanrı da ''HeyBakkha'lar. Ama Nysa İda ile bir tu­ dıkları kalıpların baskısından da kurtardığı tulmuyor. Bu Dionysos Nysa tanrısı. Gerçekten de Euhios.

ama sevişti­ ği tanrının gücüne tam inanmamıştır ki. hem de Girit'li Zeus kültüne bağlamaktadır. (3) KAYNAK VE NİTELİKLERİ. Kybele ve Dionysos dinlerinin özünde bulunan orgiastik coşku. böy­ lece yıldırımla çarpılıp ölür. Her üçünün de Anadolu-Girit kaynağından .turistik bir gezi gibi bir şey . Sonradan ve bir amaçla uydurulduğu besbelli olan Semele ve Thebai hanedanından doğuş efsanesi. "Ne mutlu yoluyla kutlayana/Kybele anamızın cümbüşlerini). bütün efsaneleri bir tek motif üstüne kurulu­ dur: Tepki ve direnç.sonra da asma kütüğü. tan­ rının kaynaklarını açığa vuran anlatımlarda da tutarsız değişiklikler yapılmasına yol aç­ mıştır. Lydia'dan gelmiş. Ne var ki İlyada'daki bu parçada Dionysos insandan kor­ kup kaçan ve denizin içindeki tanrılara sığı­ nan bir ödlek gibi gösterilir. şu farkla ki Athena Zeus'un kafasından.". "Vatanım Lydia'dır" der Dionysos. bu Rhea denilen tanrıça Manisa dağı eteklerinde kayaya oyul­ muş heykeli bulunan Ana Tanrıçadan başkası değildir.. kör edilir (Lykurgos). Bakkha'ların çılgınlığı Kybele törelerinde kendilerini hadım eden Pessinus rahiplerinin tutumunu andırır. nitekim Semele'yle doğum efsanesinden sonra. Daha sonra da Pentheus'la konuşurken. Pentheus). ona karşı direndiği Dionysos üstüne anlatılan efsane ve masallarda dile gelir. ta Hindistan ve Arabistan'dan gelişi <)/l ne oluyor? Çelişki şöyle çözümlenmiş: Yuna­ nistan'da doğduğu halde tanrının Uzakdoguya bir yolculuk yaptığı . aynı davranışlara. siyah gözlerinde Aphrodite'nin sihri parlıyormuş". kokulu saçları. Bakkha'lar korosunun İlk sözü "Asia topraklarından geliyorum" ve "Tmolos'u aş­ tım" deyimi. Doğuş efsanesi buna örnektir: Anası Kadmos kızı Semele Zeus'la birleşir. bu yüzden de ceza görür. Efsanenin anlam ve simgesi de şudur: Hellen'lerin baştannsı Zeus'tur. Bu efsanenin merkezi olarak gösterilen bölge de önemli: Boiotia ve başkenti Thebai Yuna­ nistan'da en tutucu ve gerici bir yöre sayılır­ dı. mor yanakları varmış.. Karnındaki yedi aylık çocuğu da Zeus alıp baldırına koyar ve ikinci bir doğumla meydana çıkarır.benimsemekte Yunanistan'ın güçlük çektiği. sarı perçemleri. Denebilir ki. Semele efsanesi işte bu amaçla uydurulmuş.. kendinden geçme. Dionysos cümbüşleriyle Kybele'ninkilerin bir olduğunu Bakkha'lar da söyler (yuk. Alın Phrygia'dan getirdiği­ miz davulları. tanrının kendini tanıtlamasına da tıpatıp uygundur: "Ben Lydia'nın altın ovalarından geliyorum". Dionysos Thebai'de Semele'den doğ­ muşsa. Homeros destanla­ rında düpedüz Asia diye anılan yöreden gel­ medir. yani Bakkha'ları. tavırlarıyla bu bölgenin özelliklerini taşır da ondandır ki ka­ dınca gördüğü bu tutumu yadırgar Pentheus. şarap ve kendisine tapınanların alayıyla birlikte yurda döndüğü ve dışardan getirdiği bu armağanları kendi yurttaşlarına (Pentheus Dionysos'un teyze çocuğu olur) bin zorla benimsettiği an­ latılıyor. Kılığı kıyafeti. Pentheus tipi de buradan çıkmıştır (Semele. araç ve gereçlere başvurulmasıyla da belirir. vect karakteri her iki ta­ pımda aynı simgelere. Bu ikinci doğum motifini Athena'da da görmüştük. Oysa Euripides'in tragedyasından da Dionysos'un asıl kaynağı açıkça ve bütün ay­ rıntılarıyla belli olmaktadır. anamız Rhea ile benim için icat edilmiş olan davulları. böyle bir bağlantı kurma çabasının ürünüdür. Diony­ sos ise baldırından doğar. dümbelek. tef ve flüt de Asya denilen bölgenin törelerindendir. Kaldı ki gene aynı yukardaki parçada geçen Korybant ve Kureta gibi deyimler Dionysos kültünü hem Kybele.. onu bütün araç ve gereçleriyle görmek ister. dışardan gelme bu güçlü tanrı Yunanistan'da epey tutunmuştur bes­ belli. Davul. Dionysos bir Lydia-Phrygia tanrısıdır. ama o da Pentheus gi­ bi kovalamaya kalkar "Dionysos'un sütninelerini". Dionysos'un Manisa-Bozdag-Sarde yöresiyle ilişkisi dram bo­ yunca sık sık belirtilir: Dionysos şöyle der Bakkha'lara: ". on­ dan çıkmış olarak göstermek gerekiyordu. Şöyle der: "Yabancı bir sihirbazdan da bah­ sediyorlar. dışardan gelme bir tanrısal varlığı ne yapıp yapıp onun buyruğuna sokmak. Homeros destanlarında adı bir tek kez ge­ çen Dionysos için aynı tepkiyi dile getiren bir başka efsane anlatılır: Lykurgos efsanesi. Homeros des­ tanlarının zamanından Euripides'in "Bakkha'lar"ı yazdığı çağa kadar çok şey değiş­ miş ve Dionysos. Lykurgos Trakya'lıdır.

. onu içenleri tanrı uykuya kavuşturur. bundan ötürü saadetimizi ona borçluyuz. insanın tabiatında olan her şeydeyse. tüyler ürpertici hayat ay­ nasında görülür. Yunan dili bu güce eren insanın duru­ munu iki sözcükle yansıtmıştır: "Mainomai" ve "enthousiasmos". Bakkhos'un sarhoşluğunda da. kimi kez de Bakkha'ların ağzın­ dan şöyle dile getirilir: Teiresias — Yalnız ikimiz doğru düşünüyo­ ruz.. As­ ma kütüğünün yeryüzüne yayılmasıyla uygar­ lığın buğdaydan sonraki aşaması gerçekleşti­ rilmiş. ormanlarda. bir hikmet saklıdır". yani tanrılaşmak. Dionysos'un öbür doğa tanrılarından daha etkili. çılgınlığında da geleceği görme kudreti saklıdır. ona dilediğin adı verebilirsin. Di­ onysos her bakımdan doğaya çevriktir. Attis gibi doğanın mevsim mev­ sim değişmelerini de kişiliğinde simgeler. Dionysos işte bu gerçeği. insan için ulaşı­ mı en çok özlenen bir aşamadır. Adından ya da adlarından da belli ki Di­ onysos bir değil. topraktan fışkıran bitkileri ve bu bitkiler arasında insanı en çok etkileyenleri. "Mainomai" de "enthousias­ mos" da işte bu tanrıya erme. ama yaratıcılığın bu tanrısal soluğun dışarıya vurmasıyla elde edilebileceğini anlamıştır in­ san.. insanı doğanın sırlarına erdiren büyülü bir güçtür. Dionysos tanrının niteliklerini ele alacak olursak. Ad­ lan "mainomafden türemiş olan Mainad'lar bir çeşit çılgınlık içinde doğayı dolaşırlar. sürekli devinim. insan an­ cak şarabı elde ettikten sonradır ki. ona cenneti yeryüzünde yaratan bir mut­ luluktur. ölümlülerin kuru yiyeceklerini veren odur. Kybele ve öbür doğa tanrıları gibi. insanlar için en başta gelen iki tanrı vardır: Biri Demeter tanrıça ya­ hut toprak. şiirin en insancası sayılacak bir yazın tü­ rü olan tragedyayı esinlemiş olmak bu tanrı­ nın bir tek tanrısal güç olarak değil de. hem insan. tanrıyla karışma ve tanrılaşma yetisini dile getirir. İnsanların dertlerine başka deva yoktur. afetler tragedya denilen o şaşırtıcı. insan­ ların tanrıları memnun etmek için içtikleri şa­ rabın kendisidir. onlara günlük üzüntülerini unuttutur. Adonis. Bakkha'lar yerine ve anına göre kadın kişiliğinden vahşi hayva­ na. evrensel yaşamın özellikle in­ sanın beden ve ruhu aracıyla yansıyıp oluş maşıdır. ötekilerin akılları başlarında değil.. iki büyük alan ve akımı kavradığı gö­ ze çarpar. Bu itiliş onların tabiatında vardır. Bakkha'lar tragedyasında bu halin parlak bir belirtisi dile getirilmiştir: Dionysos hem tanrıdır.. facialar. Bu yüzden durgun değil. Dionysos tanrının insana verdiği bu gücü akıl ölçüsüne vurup değerlendirmek Euripides'in "Bakkha'lar" oyununun belli başlı bir konusudur. Azgın kadınları Aphrodite'ye iten Dionysos değildir. Senin (Pentheus'un) sözle­ rinde sağduyudan eser yok. böylece gerçeğin gerçeküstüne ulaşması ve gerçeğe gerisin ge­ ri inmesiyle doğal bir kasırga olan hayatın dalgalan yansıtılmış olur. İlkin bir doğa tanrısıdır. kolek­ tif bir güç olarak gerçekleşmesinden ileri ge­ lir. Dionysos bu ereğe varmanın yolunu herkes için ve kolay kolay açar: Bu yol şarap ve sarhoşluktur. Asıl akıl yolu da bu mutluluğa eriş­ menin çarelerini arayıp bulmaktır. Kaba aklı simgeleyen Pentheus Bakkha'ların çılgınlığını bir ayıp. deği­ şim halindedir. yırtıcı azmana dönüşür. hem de doğaüstü bir olayı dile getirip simge­ ler. . insanla doğa arasında bir ilişki. Kişinin bilinçüstü ve bilinçal­ tına dek erişebilmesi bu tanrının etkisiyle ol­ muştur. Bu içki dertlilerin derdini avutur. Öteki de Semele'nin oğludur ve Demeter ka­ dar kudretlidir: Üzüm suyunu bulup insana veren odur.. yabani hayvanlar ve yaratık­ larla bir arada yaşar ve coşar gösterilir. dininin öbür sanat kollarından daha üs­ tün. yaratıcılı­ ğın kökeninde bulunan değişim yapma gücü­ ne kavuşmuştur. yarattığı korkunç dramlar. Senin alaya aldı­ ğın bu yeni tanrının Yunan dünyasında ne bü­ yük bir yer tutacağını anlatmaya benim gü­ cüm yetmez.. Doğa sırlarına ve gücü­ ne ermek. törelere ve ahlaka karşı işlenmiş bir suç sayar. ama insanlığın evresinde de yalnız ta­ rımla açılamayan bir çığır açılmıştır. Bu tanrı.. Zeus). Bu gerçek "Bakkha'lar" tragedyasında kimi kez kâhin Teiresias'ın. Delikanlı. En yüksek zekâların varacağı hikmet bile onlar karşısında âcizdir. doğayı en belirgin biçimlerle yansıtan dağlar­ da.. ama onun simgelediği asıl büyük kuvvet doğanın kendisi değil. bütün bir insanlık halidir. yaşamına yön verenleri simgeler. hem doğal. Bu dalgalanmanın insanlık dünyasında açtığı yaralar..fışkırdıgına hiç şüphe kalmamıştır (Kybele. Osiris. Oysa tam tersine bu coşku insanı doğayla birleşti­ ren.

Bakkha'lar korosu da şöyle ünler: Bromios, mutlu tanrıların en mutlusu, güzel çelenkli şölenlerin baş tacil Odur koroların başında koşan, kaval sesleriyle sevinip coşan; odur tanrı sofralarında, kederleri dağıtan, akınca şarap testilerinden pırıl pırı! özü salkımın, dağılınca insanlara uyku sarmaşıkla bezenmiş şölenlerde. Zeus'un oğlu Dionysos düşkündür sevincine şölenlerin! Sever Dionysos Barış'ı, insanları rahata kavuşturan, çocukları besleyip büyüten tanrıçayı. Odur veren zengine de, fakire de keder dağıtan şarabın ferahlığını. Sevmez Dionysos, cömert günlerin, gecelerin sevincine varamayan insanı. Uyaklın dediklerine, kapılma gurura ve derin düşüncelere; inan en basit halkın inandığına onun yaşadığı gibi yaşa. Bu sözlerden Dionysos dininin Euripides'in bu son tragedyasını yazdığı İ. Ö. V. yüzyılın sonlarında Yunanistan'da ne kadar yaygın ve tutunmuş olduğunu gösterir. Bütün insanlara seslenen Dionysos tapımı bir halk dini olmuş­ tur. Kara kafalıların, Pentheus gibi yarım akıl­ lı yobazların kovmaya uğraştıkları bu tanrı, bin bir işkenceyle daha da yücelttikleri bu er­ miş ilkçağda İsa dinine örnek olmuştur ve tıp­ kı Meryem Ana nasıl Artemis'in ve Kybele'nin özelliklerini benimseyip tutunabilmişse, İsa da ancak Dionysos dinine sırtını dayaya­ rak yayılabilmiştir geniş halk kitleleri arasına. (4) ETKİSİ. Dionysos dininden tragedyanın nasıl doğduğu, Dithyrambos denilen bu tanrı­ ya övgünün nasıl gelişip de akıllara durgunluk verecek bu şiir türünü ortaya çıkardığını an­ latmak bu sözlümün sınırlarını aşmak olur. Biz Dionysos tanrının mistik akımlar, tarikatlar üstündeki etkisi ve özellikle bunun Anado­ lu'da gelişen biçimi üstünde durmak istiyo­ ruz. Bektaşiliğin ve günümüze dek yaygınlığı­ nı yitirmeyen başka tarikatların kaynağında ilkçağın Dionysos dini bulunduğu artık her­ kesçe görülen, ama daha etraflıca incelenme­ ce

digi için büsbütün gün ışığına çıkmamış bir gerçektir. Halikamas Balıkçısı'nın ortaya at­ tığı bir görüşe göre zeybekler, ilkçağdan kal­ ma "İobakkhi" adlı bir topluluktan türeme­ dir. Dioskur'lar. "Dioskuroi" Zeus'un delikanlı­ ları anlamına gelir. Bu isim, Leda'nın oğulları Kastor'la Polydeuskes'e (yahut Polluks) veri­ lir. Tanrı Zeus'un Leda'ya yaklaştığı gece, Leda ölümlü kocası Tyndareos'la da yatmış. Zeus'tan Helena ile Polydeukes'i, Tyndareos'tan da Kastor ile Klytaimestra'yı doğur­ muş (Tab. 12). Birbirinden hiç ayrılmayan Kastor'la Polydeukes kardeşliğin ve dostlu­ ğun simgesi olmuşlardır. Efsane, omuz omza vererek yaptıkları kahramanlıkları anlatır: Theseus kız kardeşleri Helena'yı kaçırınca, Atina'ya karşı sefere çıkmışlar ve Theseus'un Hades ülkesine indiği bir sırada onu geri al­ mışlar, ayrıca da Theseus'un anası Aithra'yı kaçırıp Sparta'ya getirmişler (Aithra); Kalydon avına da, Argonaut'lar seferine de katıl­ mışlar (Argonaut'lar, Amykos) ve her iki se­ ferde yararlık göstermişler. Ne var ki Helena uğruna açılan Troya savaşında bulunamamış­ lardı, çünkü daha önce talihsiz bir macerada can vermişlerdi: Dioskur'lar Leukippos'un iki kızı Phoibe ile Hilaira'yı kendilerine eş olma­ ları için kaçırmak istemişler, ama bu kızların hem amca oğulları, hem de nişanlıları olan Lynkeus'la İdas Dioskur'ların peşine takılmış­ lar, aralarında çıkan kavgada Kastor can ver­ miş, ölümsüz olan Polydeukes de yaralanmış­ tı. Zeus bu iki kardeşi birbirinden ayırmamak için, ikisini de göğe alıp yıldızlar arasına yer­ leştirmiş (İkizler burcu). Sparta'nın Taygetos dağında dünyaya gel­ dikleri söylenen Dioskur'lar Dor ırkının tem­ silcileridir, Dor uygarlığının merkezi Spar­ ta'nın Atina'ya karşı olan ezeli düşmanlığını simgelerler. Dirke. Thebai kralı Lykos'un karısı. Amphion ile Zetos'a eziyet eder ve cezasını bulur (Amphionj. Dithyrambos. Dithyrambos, tanrı Diony­ sos'a verilen bir addır. "Bakkha'lar" traged­ yasının bir korosunda baştanrı Zeus'un ağzın­ dan şu sözler söylenir:

DRYOPE Gel, Dithyrambos, baldırıma gir, bir erkeğin rahminde büyü. İstiyorum ki, ey Bakkhos, Thebai seni iki kere doğmuş tanrı diye ansın ve kutlasın. Kaynağının ne olduğu bilinmeyen bu sözcü­ ğün, yukardaki Euripides dizelerine dayana­ rak ve başındaki di- ekine bakarak iki kez doğmuş anlamına geldiği sanılmış ve bilginlerce ileri sürülmüştür. Ama hiçbir çaba söz­ cüğün doğru dürüst bir açıklanmasını sağla­ yamamış, Dithyrambos Yunancada Anadolu kökenli sayılan birçok sözcük gibi karanlık kalmıştır. Ne var ki dithyrambos'un hem kul­ lanılışından, hem "iambos" ve "thriambos" gibi müzik terimleriyle ilişkisinden, Dionysos dinine özgü bir terim olduğu anlaşılmaktadır. İambos, Yunan şiirinde ve özellikle tragedya­ da konuşma bölümleri için kullanılan bir ölçü­ dür, Yunan şiirine ilkin hiciv türüyle girmiş, sonra da en yaygın bir vezin olmuştur. Thriambos'a gelince, bu da Bakkhos alaylarında tanrı şerefine söylenen bir ezginin, bir övgü­ nün adıdır. Dithyrambos gibi bu sözcüklerin de Dionysos diniyle birlikte Anadolu'dan, özellikle Lydia-Phrygia'dan geldiği şüphe gö­ türmez (Dionysos). Bakkhos tanrının bir ses ve çalgı cümbüşü içinde kendisini kutlamak için kullanılan ünlem ve çağrıları kendi adları olarak benimsediği görülür. Dithyrambos'un kökenindeki anlam ne olursa olsun, tanrı Dionysos'u övmeye, kutlamaya yarayan bir söz­ cük olduğu anlaşılır. Terim şu bakımdan önemli ki, dithyrambos bir yazın türü ve özellikle tragedyaya doğru­ dan doğruya kaynak olmuş bir tür olarak gös­ terilir. İlk tiyatro denemeleri dithyrambos şa­ irlerinden doğmuştur denir. Elimizde dithy­ rambos türünden birkaç örnek vardır, en il­ ginci Dor şairi Pindaros'tan bilinen birkaç di­ zedir; bunların en dikkati çeken yönü de şu ki, tanrı Dionysos için Olympos'ta Zeus'un bir şenlik hazırladığı anlatılır, büyük Ana Tan­ rıçanın yanı başında davul ve dümbeleklerin çalındığı, bu arada vahşi hayvanlarıyla birlikte tanrıça Artemis'in de gelip raksa katıldığı, çam ağaçlarının altında meşaleler yanarak cümbüş yapıldığı belirtilir. Bu dithyrambos'tan da Dionysos dininin Anadolu'lu ana l.ııırıç.ıLırın ikisiyle de ilişkide olduğu ortaya çıkmaktadır. Dithyrambos türüne gelince, çalgı, oyun ve sözü bir arada birleştirdiği, bu terimle üçünün de dile geldiği bellidir. Dolios. Odysseia'da, Laertes'in bağına, bahçesine bakan ihtiyar ve sadık bahçıvan. Odysseus Troya savaşına gidince, bağlarına çeki)en yaşlı Laertes'e bekçilik eden odur. Odysseia'nın son bölümünde Odysseus talip­ leri öldürüp babası Laertes'i bulmaya gelince, onu Dolios ve altı oğlu sevinçle karşılarlar ve ağırlarlar. Öldürülen taliplerin öcünü almaya gelen İthaka'lıları püskürtmeye yardım eder­ ler (Od. XXIV). Dolon. Troyalı haberci Eumedes'in oğlu Dolon çirkin, ama tez ayaklı bir adamdır. Hektor onu Akha'lıların gemilerine gözcü olarak gönderir, bu işi başarırsa ona Akhilleus'un at­ larıyla arabasını vereceğine ant içer. Ama Dolon, gece keşfe çıkan Odysseus'la Diomedes'in tuzağına düşer ve yakalanır. Öldürül­ memek için yalvarmaları yakarmaları, Troya'lıları ele vermeleri boşunadır. Akha yiğitle­ ri onu amansızca öldürtükten sonra, ölüsünü bir ılgın ağacına asarlar (İl. X, 314-464) (Diomedesj. Doris. Okeanos'un kızı Doris, Pontos'un oğlu Nereus'la evlenir ve Nereus kızları diye anılan elli kızı olur (Tab. 6). Hesiodos Theogonia'da bu kızların bazılarının adlarını sayar (Theog. 233-264). Dryades. "Drys" Yunanca ağaç ve özellikle meşe ağacı anlamına gelir. Dryad da ağaç perilerine verilen addır. Bunların kimi ağaçla birlikte biter ve onunla ölür, kimi de ölümsüz­ dür. Kardeşleri Hamadryad'lar gibi Dryad'lar da bitkileri korur, ağaç sağlıklı ve canlı oldu­ ğu zaman sevinir, yapraklarını yitirip kuru­ maya yüz tuttuğu zaman derin bir yasa kapı­ lır. Orpheus'un eşi Eurydike bir Dryad'dır (Hamadryades). Dryope. Dryöpe, kral Dryops'un biricik kızı­ dır. Oita dağının yamaçlarında babasının sü­ rülerini otlatırken, ağaç perileri hamadr­ yad'lar onu aralarına almışlar, türkü söyleme .un, hora tepmesini öğretmişler. Kızı gören Apollon da ona tutulmuş. Dryope'ye yaklaş

mak için bir kaplumbağa biçimine girmiş. Kız kaplumbağa ile oynamaya başlamış, onu ku­ cağına almış, derken tanrı bir yılan olup kızla birleşmiş. Dryope korkmuş, kaçmış, olup bi­ teni kimseye bildirmemiş. Bir süre sonra da Andraimon adlı bir adamla evlenmiş ve Amphissos adlı bir çocuğu olmuş. Amphissos Oita'nın eteğinde aynı adı taşıyan bir şehir kur­ muş. Bir gün Dryope oğlunun kurduğu Apollon tapınağının yanında eski oyun arkadaşlan hamadryadlara sunu sunuybrmuş ki, perileri onu kapıp aralarına almışlar. Kaçırıldığı yer­

de bir kavak ağacıyla bir kaynak ortaya çık­ mış. Dryops. Adı ağaç, meşe anlamına gelen ke­ limeyi andıran Dryops, Yunanistan'da ilk yer­ leşmiş Dryops boyunun atası sayılır. Kendisi Apollon'un oğluymuş derler. Önce Parnassos dağının eteklerine yerleşmiş olan soyu, Dorların saldırısına uğrayınca, dört bir yana dağılmış, kimi Euboia'ya, kimi Thessalia'ya, kimi Peloponessos'a yerleşmişler. Kıbrıs ada­ sına göçenler bile olmuş.

<)H

E
Eetion. Mysia'da Thebe şehrinin kralı, Andromakhe'nin babası. Akhilleus onu çok saydı­ ğı için, öldürdüğü halde silahlarını almamış, törenle gömmüştür. Nympha'lar mezarı üstü­ ne bir karaağaç fidanı dikmişler (Andromakhe). Egeria. Romalı su perisi. Egeria dindar kral Numa Pompilius'un karısı ya da dostu olarak gösterilir. Geceleri onu ziyaret eder, din ve devlet yönetimi konusunda ona öğütler verir, yol gösterirmiş. Numa öldüğü zaman Egeria o kadar gözyaşı dökmüş ki bir pınar oluver­ miş. Nemi'deki Diana kültüyle ilgili olarak, Caelius tepesinin eteğinde bir tapınağı var­ mış. Eileithyia. Zeus'la Hera'nın kızı, Ares, Hephaistos ve Hebe'nin kız kardeşi. Eileithyia doğumlara bakan ebe tanrıçadır. Hera'nın sözünden ayrılmaz, onun buyruklarını harfi harfine yerine getirirmiş. Nitekim Hera'nın hışmına uğramış Leto ile Alkmene'nin do­ ğumlarında bulunmamakla Zeus'un evlilik dı­ şı çocuklarının dogmasına engel olmaya ça­ lışmış (Leto, Alkmene). Ekhetos. Epeiros bölgesinin efsanelik kralı Ekhetos kötülüğü, zalimligiyle ün salmıştı. Bu kral, sevgilisiyle yattı diye kızını gözüne tunçtan iğneleri sokarak kör etmiş ve bir ku­ leye kapatmış, gene tunçtan arpa taneleri vermiş, bunları öğütür ve un yaparsa, gözleri­ nin açılacağını söylemiş. Ekhidna. Ejderler soyunu sayarken Hesiodos Ekhidna'ya uzun bir parça ayırmıştır. Bu azman yaratık, Pontos'la Gaia'nın dölünden Khrysaor'la Kallirhoe'den dogmadır (Tab. 6). Ekhidna şöyle tanımlanır (Theog. 295 vd.): Kallirhoe yenilmez bir ejderha da yarattı ne ölümlülere, ne de ölümsüzlere benzeyen. Bir mağarada doğdu bu azgm yürekli Ekhidna. Yarı bedeni bir genç kızdı onun, güzel yanaklı ve gözleri fıldır fıldır,

yarı bedeniyse koskoca bir yılandı korkunç, her yanı benek benek amansız bir yılan. Typhon'la çiftleştiği ve yeraltında, yeryü­ zünde ne kadar korkunç köpek ve canavar varsa hepsini ürettiği anlatılır: Geryon'un kö­ peği diye anılan Orthos, Hades bekçisi Kerberos, bataklıklar canavarı Hydra, ağzı ateş saçan Khimaira ve sonra da kendi dölü Orthos'la birleşerek Phiks'i ve Nemeia aslanını da doğurmuş. Ekhidna'nın ini efsaneye göre Arima dağları denen Kilikia'dadır. Kendi ölümsüz olduğu için yeraltında hep yaşar, ama dölleri Herakles ve Bellerophontes gibi yiğitlerin elinden can vermişlerdir (Typhon, Herakles, Bellerophontes). Ekhion. Kadmos'un Thebai şehrini kurar­ ken toprağa diktiği ejder dişlerinden doğup da sag kalan beş adamdan biridir. Kad­ mos'un kızı Agaue ile evlenir ve Pentheus'un babası olur (Kadmos, Pentheus). Ekho. Yankıyı simgeleyen nympha (Narkissos). Elektra. "Parlak" anlamına gelen bu ad, bir­ çok efsanelik kişilerin adı olmuştur. (1) Okeanos'la Tethys'in kızı Elektra, Pon­ tos'la Gaia'nın oğlu Thaumas'a eş olur (Tab. 6). Birleşmelerinden şu tanrısal varlıklar mey­ dana gelir: İris (Gökkuşağı), Harpya'lar ve Aello (Bora) ile Okypetes (Kasırga) diye ka­ natlı iki yaratık (Hesiodos, Theog. 266). (2) Atlas'la Pleione'nin "Pleiades" adlı yedi kızlarından biri (Pleiades). Efsaneye göre Semendirek adasında oturan Elektra, Zeus'la birleşerek Dardanos'u İasion'u ve Harmonia'yı doğurmuş (Tab. 7). Adı Palladion efsane­ sine de karışmıştır: Zeus Elektra'yı elde et­ mek isteyince, genç kız kutsal Palladion hey­ keline sığınarak tanrıdan korunabileceğini sanmış, oysa Zeus buna çok kızmış ve heyke­ li tuttuğu gibi gökten aşağıya atmış. Troya ovasına düşen Palladion Troya'daki tapınak­ ta saklanmış. Başka bir anlatıma göre, Palladion'u Elektra, Troya şehrini korusun diye kendi vermiş Dardanos'a (Palladion). (3) Bu adı taşıyan en ünlü kişi, Agamemnon'la KIytaimestra'nın kızı Elektra'dır (Tab. 15). I lomeros destanlarında adı geçmeyen

Elektra, tragedyanın en ünlü, en çok sözü edilen bir kahramanıdır. Aiskhylos'un "Agamemnon" üçlüsünde, Sophokles'in "Elekt­ ra", Euripides'in de hem "Elektra" hem de "Orestes" tragedyalarında rol alır. Antigone gibi insanlarüstü bazı yasaları korumayı, bazı ilkeler adına kendi kendine eyleme geçmeyi göze alan yiğit bir kızdır. Ne var ki, eli kana bulandıgı, anasını öldürmek gibi korkunç ve dogadışı bir suça karıştığı içindir ki, Elektra adının tersine - karanlık ve karmaşık bir kişi­ likle canlanır gözümüzün önünde. Hamlet so­ rununu ilkçağ tragedyasında dile getiren kişi­ dir. Bu bakımdan tragedya yazarlarını çek­ mesi, büyülemesi, karakterini çeşitli açılardan ele almayı esinlemesi şaşılacak bir şey değil­ dir. Öyküsü kısaca şöyledir-. Agamemnon Tro­ ya savaşına çıktığı zaman, Elis'te rüzgârların esmesini sağlamak zorunda kalmıştır. Bunu kocasına affedemeyen karısı Klytaimestra, Atreusogullarının baş düşmanı Aigisthos'la kocasını aldatır ve yıllar geçip Agamemnon dönünce iki âşık onu alçakça bıçaklarlar. Ge­ ne yıllar geçer, bu kez Elektra delikanlılık ça­ ğına gelen kardeşi Orestes'i babalarının öcü­ nü almak üzere yetiştirir. Kardeşinin önce Aigisthos'u, sonra da Klytaimestra'yi öldürme­ sine yardım eder. Ana katili olduktan sonra, Orestes'in peşine Erinys'ler takılır. Elekt­ ra'nın rolüyse burada biter. Herhangi bir piş­ manlık duyduğu tragedyada söz konusu değil­ dir. Elektra kan davasının en belirgin simge­ lerinden biridir (Orestes). Elektryon. Perseus'la Andromeda'nın oğlu, Alkmene'nin babası (Alkmene). Elephenor. llyada'da adı geçen Abant ön­ deri. Abant'lar Euboia yarımadasına yerleş­ miş bir kavimdir. Elephenor, Helena'nın eski taliplerinden olduğu için otuz gemiyle katılır Troya savaşına. Homeros'a göre Agenor'la savaşırken öldürülür (İl. IV, 463-472). Başka bir efsane onun Troya'dan döndüğü ve önce Sicilya açıklarında, sonra da Epir'de şehir kurduğunu anlatır. Eleusis. Eleusis şehrine adını veren efsanelik kişi. Hermes'in oğlu ve Triptolemos'un babası olduğu söylenir. Demeter Triptole10(1

mos'u ölümsüz kılmak için ateşe daldırırken, Eleusis olaya tanık olup bir çığlık atacak ol­ muş, Demeter de buna kızarak onu öldürmüş (Triptolemos). Elpenor. Odysseus'un arkadaşlarından biri­ dir. Büyücü Kirke'nin konağında yiyip içer, keyfeder ve Odysseus ölüler ülkesine gitmek üzere yola çıkacağı gece fazla şarap içmiş olan Elpenor sızdığı damdan aşağı düşer ve ölür. Ruhu Hades'te Odysseus'a yalvarır ken­ disini gömsün diye. Empusa. Tanrıça Hekate'nin çevresinde bu­ lunan korkunç bir görüntü. Hekate'nin insan­ ları korkutmak için yarattığı bu canavar her çeşit kılığa girerek daha çok kadınlara ve ço­ cuklara görünürmüş. Bir ayağı tunçtanmış, insan etiyle beslenir ve kurbanlarını avlamak için çok güzel bir kadın kılığma girermiş. Endymion. Parlak ayın çevresinde sapışız yıldız rüzgarsızken duru gökyüzü nasıl yanarsa ışıl ışıl. Bütün doruklar, sivri kayalar ve çayırlar nasıl serilirse göz önüne, gökler yırtılıp da açılır, tekmil yıldızlar görünür, ferahlar yüreği çobanın... Endymion efsanesi Homeros'un bu birkaç dizesinden doğmuş gibidir. Ama bu efsane­ nin asıl kahramanı eski adıyla Latmos, bugün Beşparmak diye anılan dağdır. Beşparmak dağının eteğinde Menderes ırmağı kendi ovasınca akarak bin bir dolanışla gümüşten aylar çizer. Koca ırmak Bafa gölüne ve batıda Ada­ lar denizine pırıl pırıl boşanır. Geceleri Bafa gölü tepsi dolusu gümüştür. Beşparmakların görkemi insan hayalini uzak geçmişlere, kıtaları sarsıp dağlan birbiri­ nin üzerine yığan büyük yersarsıntılan çağına götürür. Beş doruğunu bir elin beş parmağı gibi göğe uzatan bu dağa bakarken o dep­ remlerin gürleyişini duyar gibi olur insan. Ama ay ışığı bu dağların sertliğini şeker gibi eritir ve çatık kaşlarını çözer. O zaman insan bir dünya manzarası değil, yeryüzüne paldır küldür yıkılmış bir cennet görmüş gibi olur. Endymion efsanesi işte bu dekor içinde doğdu. Endymion, Beşparmak dağında sürü-

I.OS lerini otlatan bir çobanmış. Kavalından başka bir varlığı olmayan yoksul bir çoban. Gündüz kayadan kayaya hoplayan boynuzlu, sakallı kara keçilerini gözler, yamacın mis kokulu kekiklerini yiyen sürünün titrek meleyişlerine kulak kabartırdı. Kavalı Endymion'un biricik dostu, sırdaşıydı. Dağlarda yapayalnız yaşa­ manın verdiği hürlük, açıklık duygusunu da, kalabalık şehirlerde oturan hemcinslerine öz­ lemini de hep bu kavala söylerdi. Endymi­ on'un kavalı yalnız çobanın sevincini, özlemi­ ni söylemekle kalmaz, kara dorukların, yeşil çimenlerin, bulut bulut yapraklarıyla sağa, so­ la serpilmiş ağaçların, cıvıl cıvıl akan suların da seslerini duyururdu. Bu ıssız dağlarda Endymion'u ne gündüz kavalını üflerken, ne gece taze çayırın üstüne uzanıp sere serpe uyurken kimsecikler gör­ mezdi. Yalnız, ay ışığı görürdü onun gürbüz bedenini, erkekçe güzelliğini. Ay tanrıçası Se­ lene, Endymion'a baka baka, gönül vermiş ona. Her gece üzerine eğilir, gümüş ışığıyla onu sarıp çayırın üstüne yatınca kollarını sev­ gilisine açardı. Selene de gökte ne zaman do­ ğarsa, nerede doğarsa, hemen çobanına ko­ şar, gövdesini ışınlanyla sarar, öperdi. Ne var ki, Selene bazı gece daha çok, bazı gece daha az kalırdı sevgilisinin yanında. Ayın Endymion'la hiç birleşmedigi karanlık geceler de vardı. Onlar Beşparmakların do­ rukları gibi kara, korkulu bir bekleyiş içinde geçerdi. Ama bu bekleyiş uzun sürmez, ilk ay gökte gözüktü mü, Endymion'la Selene gene kavuşurlar, denizden yeni çıkmış balıklar ka­ dar serin, diri, parıltılı gövdelerini birbirlerine degdirirlerdi. Her buluşmada ilk defa buluşuyormuş gibi olurlar, hiç tatmadıkları bir tadı dudaklarında eme eme duyamazlardı. Her öpüşte gövdeleri daha da aydınlanır, tepeden tırnağa nur kesilirdi, Endymion'la Selene için sevgi, ışığın ta kendisiydi. Ölümsüz tanrılar kimi zaman kıskanır in­ sanların mutluluğunu. Sevgiyle insanların bir çeşit ölümsüzlüğe ermelerini, tanrılara denk gelmelerini istemezler de ondan. Ama tanrı­ ların tanrısı Zeus, Selene ile Endymion'un bu hep yenilenen bitimsiz sevgilerinden hoş­ lanmış, Beşparmak dağlarının yoksul çobanı­ na bir armağan vermeyi kurmuş. Dile ben­ den ne dilersen, demiş ona. Endymion da ne dilesin, ölümsüz bir uykuyla uyumayı dile­ miş. O gün bugün Beşparmak dorukları ay ışı­ ğında karlı gibi ağarır. Ulu çamları uyuyan ve ışıklı düşler gören insanlara benzer. Nereden geldiği belirsiz bir esintiyle yaprakları ürperir, fısıldaşır zaman zaman. Ay ışığı göklere par­ mak uzatan doruklardan aşağı şu şırıltısı gibi şarıl şarıl akar. Yamaçlarda çobanların yaktı­ ğı ateşler mavi mavi tellenen ince dumanlar salar. Endymion'un kavalı yankılanır kayadan kayaya. Hep aynı sestir o, dağların ıssızlığını, insanların özlemini söyler. Ayın çevresinde yıldızlar kıpırdaşır. Gökler sanki yırtılmış, açıl­ mıştır. Beşparmak'ların çobanı Endymion'un ışıklı, ölümsüz mutluluğunu gözümüzle göre­ biliriz. Entoria. Roma'da Saturnus tapınağının ku­ ruluş nedenini açıklamak için Erigone örneği üzerine uydurulmuş bir efsane (Erigone). Tanrı Saturnus, İtalya'da bulunduğu Altın Çağda İkarios adlı bir köylünün kızı Entorlii ile birleşmiş, biri lanus, dört oğlu olmuş. İka­ rios'a da üzüm kütügüyle şarabı bağışlamış. Ama Roma köylüleri bunun kıymetini bilme dikleri için, tanrı veba salmış ortalığa, sonun da Roma'lılar Capitolium tepesinin eteğinde Saturnus'a bir tapınak kurmakla yatıştırmış­ lar tanrıyı (Saturnus, lanus). Enyalios. Savaş tanrı Ares'in ek adlarından biri. Enyo. Savaş tanrı Ares'in çevresinde bulu­ nan bir tanrıça. Çokluk, onun Ares'in kızı ol­ duğu söylenir, Hesiodos, Phorkys'le Keto'nun kızları Graia (Kocakarı)'lardan biri sa­ yar onu (Theog. 273). Homeros ise Ares' in yanından ayrılmayan ve "iller yıkan" bir tanrıça olarak tanımlar ve şöyle der (İl. V, 592): ... Başlarında Ares vardı, bir de ulu Enyo, amansız kavganın dizginini elinde tutardı o. Eos. Homeros'un "gül parmaklı" diye ta­ nımlayıp destanlarının hemen her bölümü­ nün başında andığı şafak tanrıça Eos'u, Hesi­ odos Titan soylu Theia ile Hyperion'un bir­ leşmesinden doğmuş ve Helios (Güneş) ile Selene (Ay) tanrıların kardeşi olarak gösterir

Zeus orada akıl sağlığını geri verecek barışçı elinin dokunuşuyla. Sefere katılanlar şunlardır: Amphia­ raos'un iki oğlu Alkmaion'la Amphilokhos. Kephalos'la birleşip Phaeton'u doğurur. Bkz.rnrı ıcxs (Tab. Ama Zeus Kureta'ları öldürür ve İo'yu Suriye'ye Epaphos'un bulun­ duğu Byblos'a yöneltir. lo Epaphos'u alıp Mı­ sır'a döner. onu kıskanan Aphrodite gül parmaklı tanrıçayı durmadan âşık ol­ makla cezalandırmış. küçüldükçe küçülüyormuş. Tithonos'a gelince. VIII. İo Mısır'a gelince Zeus elini sırtına degdirmiş ve böylece gene kadın olmasını ve oğ­ lunu doğurmasını sağlamış. Troya dönüşünde önderi Nestor'dan ayrı düşen Epeios Güney İtalya'ya varır ve orada bir şehir kurar. Eos sevgililerini kaçırırmış: Dev Orion'u Delos adasına kaçırmış. İşte o toplayacak ürünlerini taşkın Nil'in suladığı toprakların. Eos bir sabah Ares'le de sevişmişti. inek biçiminde dünyayı dolaştıktan sonra lo Mısır'a varır ve oğlunu orada doğurur. Ne var ki Alkmaion ikirciklidir. Nil'in tam ağzında.): O ülkede.ı. karanın bittiği yerde. Ondan sonraki beşinci kuşaktan elli kız Argos'a istemeye istemeye dönecekler Yakınlarıyla evlenmekten kurtulmak için. nasıl bir zamanlar kocası Amphiaraos'u kandırmışsa. zaferi kazanacaklardır. Eos'un evliliklerini şöyle anlatır Hesiodos (Theog. gökleri arıtan Zephyros'u. Prom. Polyneikes'in oğlu Thersandros'tan arma­ ğanlar alarak Alkmaion'u da kandırır (Eri­ phyle). Kephalos'u Suriye'ye. io'nun tanrı Zeus'tan olan çocuğudur (Tab. Rüzgârlardan sonra Şafak tanrıça günün müjdecisi Şafak yıldızını doğurdu ve göklerin çelenk çelenk yıldızlarını. Ephialtes. Aslında Ephaphos bazı ilkçağ yazarlarının da belirttiği gibi Mısır'ın öküz biçiminde simgeiendirilen Apis tanrının Yunancalaştırılmış biçimidir. ta ki sonunda onu bir çekirge haline sokmuş (Tithonos).): Şafak tanrıça Astraios'la birleşip coşku yürekli rüzgârları doğurdu. Epaphos. "Zincire Vurulmuş Prometheus"ta İo'ya geleceği şöyle bildirir (Aisk. 378 vd. Savaşta pek başarılı olmayan Epeios. yani Troya soyundan olan Tithonos'u da Habeşis­ tan'a kaçırmış. üstü­ ne el değdirme" anlamına geldiğini ileri sürer­ lerdi. Epaphos. Epaphos manevi babası Telegonos'tan sonra Mısır tahtına konar ve Nil ır­ mağının kızı Memphis'le evlenir. torunları da Agenor'la Belos'tur (Agenor). Eos onu bir saraya kapatıp kimselere göstermez olmuş. azgın esişti Boreas'ı ve Notos'u. Onun sözü Odysseia'da geçer (Od. İo bu kez oğlunu aramaya çıkar. Memnon Troya savaşından bir sonuç alınma­ dığını görünce. bazı alanlarda üstün yararlık göstermiştir: Patroklos için düzenlenen yarış­ malarda yumruk dövüşü birinciliğini alır. Orada yaptırdığı bir Athena tapınağına tahta atı yapmak için kullandığı bütün avadanlıkları tanrıçaya adamış derler. Sonra Tithonos'la birleşip Habeşistan kralı Memnon'u. 846 vd. Kızı Libya. Oğluna da bu ne­ denle Epaphos adı konmuş. Anası Eriphyle. tanrı da bağışlamış ona bu­ nu. Bu kez Epi­ gon'lar. ne var ki Eos sürekli olarak genç kalması­ nı istemeyi unutmuş. bu yüzden yıllar geçince Tithonos buruştukça buruşuyor. 10). Thebai'ye karşı Yediler'in sefe­ ri başarısızlıkla sonuçlanmıştı. . iki kral soyunun atası olacak Epaphos da anası lo gibi tanrıça Hera'nın hıncına uğrar (lo). gelmiş Akhilleus'a karşı çar­ pışmış ve onun elinden vurulmuş (Memnon). Epeios. Güneş'in ülkesi sayılan Yüzü Yanıklara Eos'un oğlu Memnon kral olmuş. bir set üstünde Kanobos adında bir şehir vardır. Efsaneye göre.). İlos'un oğlu. 493 vd. Epeios'un başka bir yararlığı Troya'ya so­ kulacak olan tahta atı yapmış olmasıdır. Delphoi bilicilerinden aldıkları bilgi şu­ dur: Başlarında Amphiaraos'un oğlu Alkmaion bulunursa. yani birinci sefere katılan önderlerin oğulları ikinci bir saldırıya kalkışmayı düşü­ nürler. Aloeusoğulları. Hellen'ler Epaphos adının "dokunma. Troya savaşına otuz gemilik bir filo ile gelen Akha önderi. Çocuk doğar doğmaz Hera'nın buyru­ ğuyla Kureta'lar onu alıp kaçırır. Doğuracağın çocuğun adı kara Epaphos olacak Zeus'un bir dokunuşuyla doğacağı için. Epigon'lar. 4). Eos onun için ölümsüzlük istemiş Zeus'tan.

Tanrı Atinalıları şöyle cezalandır­ mış: Bir delilik salgını baş göstermiş şehirde. Erebos. Zeus bahtsız kralın üstüne yıldırımını salar. Bir gün tanrı İkarios'a bir tulum dolusu şarap vererek. Erekhteus. Epimetheus îapetos oğullarının en akılsızı ve bu bakımdan Prometheus'un tam karşıtıdır. ama Laodamas Alkmaion'un kargısı altında can verir. Sanatlardan lirik şiiri ve özellikle aşk şiirini simgeler ve esinler (Mu­ sa'lar). O gece. kız da üzüntüsünden oradaki bir ağaca asmış kendini. Erikhthonios'un torunu (Tab 24). . biri ölür se. Titan İapetos'la Klymene'nin oğlu. dayanılmaz bir istek duymuş ve başlamış kaçan tannçayı kovala maya. Atina'nın ilk krallarından biri (Tab. Zeus'la Mnemosyne'den dogma do­ kuz Musa'lardan biri. Bu savaşı nasıl iyi bir sonuca eriştirebilecegl sorusunu Delphoi bilicisine sormuş.). Gündüz). komşularını şölene çağırmasını ve onlara şarabı tattırm. ölüsünü götürüp bir yere atmışlar. öbür altısı da intihar ederler. Parthenopaios'un oğlu Promakhos. Savaşta. aldıkları doyumluğun bir bölü­ münü Delphoi'deki Apollon tapınağına adar­ lar. onunla evlenir (Pandora). Ki/ oğlan kız tanrıça bir yün bezle spermayı silip. Topal tanrı birdenbire tutulmuş ona. genç kızlar çıldırıp asıyorlarmış kendilerini. Kızı Erigone'yle sevişmiş ve Staphylos (üzüm) adlı bir oğulları olmuş. Deukalion'un karısı olacak Pyrrha doğar. Delphoi bilicisi bu olayı İkarios ve Erigone'nin ölümleriyle ilgili gösterince. Aldığı cevap şu: Kral yedi kızından birini kurban ederse zaferi kazanacaktır. 84 vd. Pandion'un oğlu. Erikhthonios. bilici Teiresias'ın verdiği öğüt üzerine Thebai'liler şehri boşaltırlar. Ama sarhoş olan komşular İka rios'un kendilerini zehirlediğini sanmışlar.Adrastos'un oğlu Aigialeus. Tanrı Dionysos Yunanistan'a ilk geldiğinde İkarios'un evinde konuk kalmış. ne var ki ondan çok daha silik bir tip olarak çıkar karşımıza. Günün birinde Atina Eleusis'le savacı girmiş ve Eleusis'e yardım eden Trakya kralı Eumolpos'a karşı koymak zorunda kalmış. Atina'lılar Erigone için bir bayram düzenlemişler. İkarios adlı bir Atina'lının kızı. Topal olduğu halde. Efsaneye göre. 3). Erekhteus bir kızı­ nı kurban eder. Polyneikes'in oğlu Thersandros ve Mekisteus'un oğlu Euryalos. o da Prometheus'un Zeus'tan armağan alma dediğini unutur ve tanrıların özene bezene yarattıkları Pandora'yı alır. Eteokles'in oğlu Laodamas'in önderliğinde şehirden çıkıp saldırı­ ya girişirler. likslnerek yere atmış. Zeus onu Prometheus'a karşı kullanır: Prometheus'u ve onunla birlikte. Erigone'ye babasının atıldığı yeri göstermiş. Atina kralı. Erekhteus'uıı birçok çocukları olmuş. Epigon'lar saldırıya Thebai çevresindeki köy ve kasabaları yok etmekle başlarlar. Erato. Epimetheus. Epimetheus'la Pandora'dan.ı sini söylemiş. yeryüzünde karanlık saçan Nyks gibi Khaos'tan dogmadır. Thebai'liler de püs­ kürtülür. Adı "yün" ve "toprak" anlamına gelen iki kökten türemedir. Bu bayramın bir benzeri de Roma'da vardı (Entoria). Yeraltı karanlığını simgeler. spermasını bacağına akıtmış. Günün birinde tanrıça Athena Hephaistos'un işliğine silah ısmarlamaya gelmiş. Atlas. Erebos. yetişmiş ona ve sarılırken. Erigonc. desteklediği insan soyunu yok etmek için ya­ rattığı kadını Epimetheus'a armağan olarak yollar (Hes. er­ tesi sabah Epigon'lar girer ve Thebai'yi yağ­ ma ederler. Menoitios ve Prometheus'un kar­ deşi (Tab. İşi. 24). Thebai'liler. buna karşılık ona asma kütügüyle şarabı armağan etmiş. Köpeği. Dedesinin efsanesinden ayrılmayan efsanesi sonradan başka katkılarla değiştirilmiştir. Kapaneus'un oğlu Sthenelos. Erikhthonios tanrı Hephaistos'tan dogmadır. öbürleri de canlarına kıyacaklarına ant iç­ mişler. onu sopalarıyla vurup öldürdükten sonra. bunlardan yedi kı/ı birbirini o kadar çok severlermiş ki. Tydeus'un oğlu yiğit Diomedes. Poseidon'un bir oğlu olan Eumolpos'u yenince deniz tanrı öfkelenir ve Ze­ us'tan Erekhteus'u öldürmesini ister. Erebos'la Nyks birleşir­ ler ve ışıklı varlıklar meydana getirirler: Aither (Esîr) ve Hemera (Gün. Prometheus'la Pandora'nın kişilikleri onu büsbütün siler. Epimetheus Yunan mythos'unda Adem'in rolünü oynar. Toprak ana döllenmiş.

kendi­ sini arındırmayı göze alan bir temiz adam bulmalı ve ona hizmet etmelidir. öbürü de AkhiUeus'un lalası Phoiniks'tir. Ne var ki işledikleri suçlar Erinys'lerin kovala­ masını gerektirmez. kurtulmuş olur. ne var ki Yunanlıların sık sık başvurdu­ ğu "euphemismos" denilen bir dil çaresiyle Erinys'lere "Eumenides" yani "iyi niyetliler" adı takılmıştır. ki­ mi zaman bilmeyerek öldürür. onlar babasını ve özellikle anasını öldüren suçluyu kovalarlar. Erikhthonios . kan kokusunu he­ men alıp koşarlar ve peşine takıldıkları suçlu­ yu sonsuzca kovalayarak çıldırtırlar. Phoiniks). Suçtan arınma yalnız tanrılar katında değil. Bundan amaç. Erikhthonios'un dört atlı arabayı keşfettiği ve Atina'ya para ve Panathenaia bayramı gi­ bi yenilikler getirdiği söylenir. insanlar arasında da mümkün olmalıy­ dı. Sonraları Erinys'lerin üç kadın ve adlarının da Alekto. kan döker. "Khoephoroi" ve "Eumenldes" trilogia'sıdır. Sayılarını ve isimlerini vermez. Yunan mythos'unda ünlü bir ba- .ERİNYS'I ı R bundan. bir uğursuzluk sayılır. Orestes de böylece suçundan ve çektiği vicdan azabından arın­ mış. Aynı görüşle. upuzun. Athena da çocuğu Kekrops'un kızlarına ema­ net etmiş (Aglauros). kurbanlar kesmekle affı­ nı sağlayabilir. kötülüğü iyiliğe çevirmele­ rini sağlamaktır. Erinys'ler suçu işleyenin ve özellikle adam öldürenin peşine takılan köpekler diye düşü­ nülür. amansız tanrı­ çaları yatıştırmak. ve bunlardan gebe kalan toprak yıllar sonra doğurdu yaman Erinys'leri. Öç köpekleri herhangi bir adamı öldürenlerin peşine takılmaz. sert ve tehlike­ li olarak bilinen Karadeniz'e "Pontos Eukseinos" yani konuksever deniz denirdi. insan tanrılara yakarmak.ki topraktan dogma bütün ya­ ratıklar gibi yılan kuyrukluymuş . Eumeni­ des tragedyasında babası Agamemnon'u öl­ düren anası Klytaimestra'dan öç alan Orestes'in peşine takılan Erinys'ler sonunda birer af tanrıçasına dönüşürler. Bu eşsiz tragedya anıtinda son oyun Erinys'lerin adını taşımakta­ dır. Megaira olduğu kabul edilmiştir. Homeros destanlarında adı geçen birçok ünlü yiğitler suç işlemiş kişilerdir. kısas kurallarını uygu­ layarak adam öldürür.Athena'nın tapınağına kadar sürünmüş ve kalkanının altı­ na girerek büyümüş. bu köpekler dişidir. Zeus'un kızları sayılan Litai (Yalvan) tanrıçalar suçlular adına aracı olur­ lar. Bebeği sepette iki yılan arasında gören Kekrops kızları çıldırarak ken­ dilerini Akropolis'ten aşağıya attıktan sonra. Bir de kan davası güderek. Kutsal alanda yetişen bu gence kral Kekrops sonradan Atina krallığını vermiş.276vd. kimi zaman da üç olarak gösterilen öç alma tanrıçaları Erinys'lerin doğumunu Hesiodos şöyle anlatır: Kronos anası Gaia'nın verdiği tırpanla Uranos'un hayalarını keser (Theog. indi yere arzudan yanıp tutuşarak. bir erkek çocuk çıkarmış ortaya. Kimi zaman bir. Homeros dünyasında bu suçun cezası bi­ zim hak ve hukuk anlayışımıza göre hafiftir: Yurdunda adam öldüren yurdu için bir pislik. kimi zaman bir­ çok. İnsan ne zaman suç işler. Pandion'dan da Erekhteus dolmuş (Erekhteus). Ama boş değildi elinden savrulup giden: Kanlar fışkırıp saçıldı içinden ve hepsi gömüldü kaldı toprağın bağrında. Zeus'tan bağışlamayı elde ederler (Yalva­ rırlar). bu yüzden de sürülür. öç tanrıçalarını. Her iki halde de su­ çundan arınmak için çareler vardır. Erinys'ler. Peleus'un ya­ nına sığınmış kişilerdir (Patroklos. kendisi gidip sığınacak bir yer bulmalı. Erinys' lerin en çok rol oynadıkları şiir eseri Aiskhylos'un "Agamemnon". Bir Nympha ile evlenen Erikhthonios Pandion'u yaratmış. yani adam öldü­ rür? Yunan efsanesinde adam öldürme çok­ luk bir yanılgı sonucunda olur: Ate tanrıça in­ sanı gaflete düşürür ve insan istemeyerek. yaklaşıp sardı toprağı boydan boya. ama konuklan seven ve koruyan Zeus tanrının ko­ lu kanadı altında bulunduklarından sürgünleri tatlı gelir onlara. Tisiphone. sivri dişli tırpanla biranda kesti babasının hayalarını ve kaldırıp attı arkasından bir yere. Bu sürecin nasıl sahneye konduğu üzerinde durmadan "suç" kavramını incelememiz gerek. Sürgünde yaşarlar.): Koca Uranos geldi kara geceyle. der Hesiodos. Bunlardan biri Patroklos. Ama pusuda bekleyen oğlu uzattı sol elini ve sağ elindeki tırpanla koskoca. Bu tanrıçalarla birlikte Devlet ve Orman perileri doğmuştur. Her ikisi de yurtlarından kovulmuş.

Klyt. yani Areopagos kurulmuş olur. kendin öldüreceksin. Orestes bağırır. tanrıların tik­ sindiği pis bir kadındı anam. Erinys'ler bun­ dan böyle Atina'ya bet bereket saçacak tan­ rıçalar olarak intikamı değil. ama o da babamı öldürmüştü. Erinys'ler değişir. büyütmüşüm ben. ama sesi kulağa hoş gelmiyor. Klytaimestra oğ­ lunun ne amaçla geldiğini anlayınca. Apollon gelir. Oidipus babası Laios'u bilmeyerek öldü­ rür. Böyle konuşurken. birdenbire yanı başında kara urbalı kadınlar belirir. ananın kinli köpeklerinden sakın Or. anamı öldürdüm. So­ nu nereye varacak? Ate'nin öfkesi dinecek mi? Üçüncü "Eumenides" tragedyası Delphoi tapınağının önündeki bir sahneye açılır: Apollon'a sığınmış olan Orestes evrenin gö­ beği sayılan taşın üstüne yıkılmış. insan kanı içmiş bu evde oyalanan koro. Orestes'in davası Athena'nın tapınağı önünde görülecektir bu kez.I. — Seni ben değil. onla rı uyutur. Orestes eylemini haklı gösterir: Evet. — Babamı öldürdün ya. Atina din ve devlet anlayışını yüceltmekte ve yeni yeni kavramlar kurup. derken Klytaimestra'nın tayfı dür­ ter. Alkmaion gibi o da babasının kanına giren anası­ nı öldürür. Bunların öcünü ala­ cak kuşak da yetişmekte.): Bir koro var ki. kendini ve eylemini savunan bir insanla karşı karşıya gelip tartışmaktadır­ lar. bu­ nun simgesi eski hukukla yeni hukuk anlayı­ şının birleşmesi olsa gerek. Traged­ yanın sonunda yenilgiye uğrayan Erinys'ler korosu öfkeyle çekilmek üzeredir ki. — Ya babamınkilerden nasıl kaçarım senden sakınırsam? Klyt. uyandırır köpekleri.ı onları kovduktan sonra sahne değişir ve Atina'daki Akropolis görülür. —Diriyken boşuna mı yakarıyorum bir mezara karşı? Or. gördüğü ceza korkunçtur.UİNYS'l. evet. oysa Orestes bile bile öldürür anası Klytaimestra'yı. yani Apollon'dur. Apollon oklarıyl.): Klyt. sonuç mahkemenin vereceği oylara bağ­ lıdır. Tam bir mahkeme sahnesidir bu. Koro yakınır. övgü değil çünkü söyledikleri. Aigisthos'la Klytaimestra'nın cinayet hazırla­ dıklarını sezer ve bu sezgiyi şu sözlerle dile getirir (Ağam. yedi yıl sonrasını gösteren "Khoephoroi" (Sunu taşıyan kızlar) adlı tragedyada Orestes öç alıcı olarak anası­ nın karşısına dikilmektedir. çağırır ve deli gibi atar kendini dışarıya. iyi niyetliler diye çıkarlar ortaya. saçları yılanlarla örülmüş Erinys'ler bunlar. sahnedeki kapı açılıp ge ne ikisinin ölüsü görülür. hiç ayrılmıyor bu evden. ama suçu Alkmaion'unkinden da­ ha da ağırdır. Orestes anasını öldürür. — Ama bak. 1186 vd. bakar ki Gorgo yüzlü. 922 vd. Agamemnon tragedyasında Mykene kralıy­ la birlikte Troya'dan dönen bilici Kassandra. onları canlandırmaktaki . Ellerinden taptaze kan dam­ lamakta. — Demek bir yılan doğurmuş. —Ananı mı öldüreceksin. Atreus' tan bu yana üçüncü ölüm kasırgasıdır bu. İki hak ve hukuk anlayışının çarpıştığı bir mah­ keme: Geleneksel kısas kurallarını simgele­ yen Erinys'ler. çünkü daha hesapb. daha önce Algis thos'u da vurmuştu. yalvar­ maktadır. kader ağırlığı yerine insanların mahkeme­ si. daha bi­ linçlidir (Alkmaion). Erinys'ler korkunç hırıltılarla dört dönmektedir çevresinde. Piyesin sonunda sahnede Agamemnon'la Kassandra'nın yan yana yatırılmış ölüleri gö­ rülür. senin de ölmen gerek. Aiskhylos'un.K ba. Ana oğul ara­ sında şöyle bir konuşma geçer (Khoe. Mykene'de yönetimi ele alan çift kendi ölülerinin öcünü almak için kralı ve Troyalı tutsağını öldürmüşlerdir.l. Pytho tanrısı Loksias'tır. tek sesli söylüyor ezgilerini. yavrum benim? Or. Böylece tanrı kara­ rı. adaleti gerçek­ leştireceklerdir. urbası­ nı yırtıp memesini gösterir ve Orestes'in ayaklarına kapanarak yalvarır. Zoratarsm onu bu konaktan: Aynı soyun Erinys'leri bunlar. insan kanı içmiş yüreklenmek için. Athena onları Atina'nın koruyucuları olarak şehirde kalmaya çağırır. Klyt. oysa benim eli­ me güç katan. der. buna karşılık Atina halkın­ dan sonsuz saygı göreceklerdir. bir de ana katili vardır: Oidipus'la Ores­ tes. Orestes Athena tanrıçanın verdiği bir oy fazlasıyla beraat eder.

Eros'un da doğduğuna inanılmakta­ dır.). Orfizm deni­ len ve şair Orpheus'tan geldiği ileri sürülen mistik akımda da Eros'un dünyayla birlikte kaos'tan çıktığına. Eski metinlerde beliren bu inanış Vergilius'un "Aeneis" destanında dile gelmek­ tedir: Erinys'leri Tartaros'un dibinde ruhlara ellerindeki kamçılar ve yılanlarla korku salıp eziyet eder görürüz. Hesiodos'tan başka theogonia ve kosmogonia'larda da Eros'a yer ayrılır. biri faydalı ve şöyle tanımlar ikisini de (İşi. kolumu çözen. Platon'un "Şölen" adlı diyalogunda herkes kendine göre sevginin tanımlamasını yaptık­ tan sonra. giderek "parthenogenesis". Ve sonra Eros. hiçbir ölümlü sevmez onu. Cehennem kavramına yaklaşan bu görüşler Roma mythos ve şiirin­ de Etrüsk etkisiyle gelişmiş olabilir. Kavga tan­ rıça Eriş. Bu kavga Troya savaşı gibi yüce bir çatışma­ nın kaynağıdır. en güzeli ölümsüz tanrıların. Yaşamın özünde gö­ rür onu Hesiodos ve kardeşine kötü değil de iyi kavgadan yana gitmesini öğütler. ölüm ve yıkım getiren ne kadar varlık varsa hepsi Nyks (Gece)'ten dogmadır. Amphiaraos ve adları altında anlatılmıştır. Sonra da ikinci eseri "İşler ve Günler" de iki kavga ayırır. ayağını çözer tanrıların. buyruğuyla.): İki türlü kavga vardır bu dünyada. öteki kötülemeye. 11 vd. Eriş. Hesiodos ona "azgın yürek­ li" der ve kendi doğurduğu varlıkları sayar (Theog. o Eros ki elini. Eros. Sokrates bir kadın bilici. hem tatlı hem acı Eros. üstüne "en güzeline" yazdığı altın elmanın kime verilece­ . Eros. Peleus'la Thetis'in düğününe hır çı­ karmasın diye çağrılmadığı için altın elmayı tanrıların dügtin sofrasına atar da. Hesiodos'un bu kavgasına rekabet ya da ekmek kavgası demeli. Ana Toprak. Zaman geçince. 226 vd. Üç Güzeller yarışmasında da bir rol oynar.): Khaos'tu hepsinden önce var olan. yarı kabuğundan toprak ortaya çıkınca. kötüsü. sonra geniş göğüslü Caia. Eros'un devler. elimi. onun etkisini insan dün­ yasında açıkça gördügü'halde. 116 vd.ustalığı bu üçlüde en yüksek zirvesine eriş­ miştir. İlkçağın en içli ve bilinçli aşk şairi Sappho da Hesiodos'a benzer bir tanım­ lama verir: Gene Eros. ve insanların da. O kavga ki eli tutmaz insanları bile işe sürükler. yahut da Gece'den dog­ ma evren yumurtası ikiye bölünüp yarı kabu­ ğundan gök. ilkçağın en eski metinlerinden beri evrende birleşme ve üretmeyi sağlayan doğal bir güç olarak karşımıza çıkar. Ne kadar belalı tanrı ve tanrıça varsa. tanrıların da ellerinden alır yüreklerini. Eriphylc. biri insana zararlı. ama bu evrensel ilkeyi gene de saymış olmak için şöyle der (Theog. Eros'un doğuşunu anlatmak için yepye- Eriş. Mantineia'lı Diotima'nın görüşlerini anlatır. ği kararı Paris'in yargısına bırakılır (Paris). yani kendi kendi­ liğinden doğurma ilkesini bazı tanrısal varlık­ lar için sürdürür. Thebai efsane çembe­ öyküsü Adrastos. o karşı gelinmez yaratık sarsıyor beni. Titanlar gibi azman yaratıkların birleşmesinde ne gibi bir rol oynadığını tanımlamakta güçlük çeker. Yunanlıların "daimon". Diotima'ya göre Eros bir tanrı bile değildir. İnsanlara yararlıdır o kavga. Özden apayrıdır bu iki kavga. Hesio­ dos yaratılışı anlatırken Khaos'tan hemen sonra Eros'u sayar. ölüm­ lüyle ölümsüz arası bir varlık. ilk tanrılar ara­ sına nasıl yerleştireceğini iyice bilemez. Karasevda ve İhtiyarlık gibi tanrılaşmış kavramlardan hemen sonra gelir doğum sırasında. Ama daha sonra. bizim "cin" diyeceğimiz bir yara­ tıktır. biri övülmeye değer. İhanet.. rastos'un riyle ilgili Alkmaion Argos kralı Talaos'un kızı ve Adkızkardeşi. akıl ve istem güçlerini. Göklerdeki tahtında oturan Kronos oğlu toprağın özüne kattı onu. insanları yeral­ tında cezalandıran tanrıçalar olarak görülme­ ye başlar.. Erinys'ler. insanı kanlı savaşa götürür birisi. Zorla girer bu kör dövüşüne ölümsüzlerin zoruyla. Öteki kavgayı daha önce doğurdu yüce Karanlık.

Eileithyia' nın eski bir heykeliyle döner­ ken. ne ölümsüzdür. Aither. 103). Kral Oldlpu . bu biçimle de günümüze kadar gel­ miştir. Oidipus'la lokaste'nin oğlu. Demeter de onu din­ meyen bir açlığa çarpmış. arzulayan bir duygu olduğu dile getirilmiş olu­ yor bu parçada. Erymanthos. Sem­ bolik bir anlam taşıyan bu masal Psykhr bal ligi altında anlatılmıştır. Bu efsaneler Eros'un özün­ deki çok yönlülüğü dile getirmek için sonra­ dan uydurulmuştur. Adonis'le seviştikten sonra Aphrodite'yi ha­ mama girer görmüş. ama krallığına el koymayıp akrabalarından birinin günün birin­ de oraya yerleşeceğini söylemiş ve öyle ol­ muş: Tarihsel çağlarda Dor'lardan bir grup Eryks dagma yerleşmişler. yalınayaktır. bu yüzden gözleri kör olmuş. Bkz. Delos'taki Apollon tapmağına git­ miş. açıkta. Erysikhton. çoklarının sandığı gibi hiç de öy­ le ince ve zarif değildir. Dione'nin kızı Aphrodite'den de Anteros (karşılık aşk). taşkın bir adammış. varını yoğunu yiyip bitir­ dikten sonra. Herakles de efsanelik yaban domuzunu öldürmüş (Herakles). insanları oklarıyla kovalayan ve yaralayan kanatlı. dayanıklıdır. Sev­ gi'nin hiçbir zaman kanmadığı. as­ lında her derde deva. Polineikes'in kardeşi (Tab. İskenderiye sanatıyla başlayan bu Eros simgesi Roma'da Amor-Amores diye epey tutunmuş. dağda. Yaban domuzlarının çok olduğu bu bölgede Artemis avlanmayı sevrı (Od. kendi kendini de yemiş. yoksulluktan kurtulamaz. Başka efsanelerde Eros'un Aphrodite ile Hermes'in oğlu. Erysikhton ne ye­ se doymuyormuş. ya da Eileithyia veya İris'in çocuğu olduğu söylenir. Herakles bu sürüleri çalmak için Erythion'u da. Uranos'lu Aphrodite'nin Hermes'le birleşmesinden Eros doğ­ muş. buluş­ lara düşkündür. tersine kabadır. Geryon'un öküzlerini bekleyen sı­ ğırtmaç. (1) Thessalia kralı Triopas'ın oQlu. Esîr. Erythion. Adı Herakles efsanesine karış­ mıştır: Geryoneus'tan aşırdığı sürüleri götü­ rürken Herakles bu Eryks'e rastlamış. Eryks. evsiz barksız. 203c. Sevgi'nin karakterini anasıyla babası arasındaki karşıtlığın sonucu olarak şöyle anlatır: "BoUuk'la Yoksulluk'tan doğan Sevgi'nin talihi de ona göre olmuş. alaycı ve ya­ ramaz. 19). ya da kardeşi. (2) Arkadya'da akan bir ırmakla aynı bölge deki bir dağın adı. Eryks yiğide meydan okumuş.' yol köşele­ rinde yatar. yürekli. hep tuzaklar kurar. atılgan. giderek tehlikeli bir çocuk biçimine girmiş. Böylece Eros tanrı evrensel bir ilkeden. büyücülükte eşsizdir. tanrılar işmarlarla onu alıkoymaya çalış­ tıkları halde. Atina'lı kahraman. Sevgi her şeyden önce her zaman yoksuldur. Ne var ki hiçbir tanrı Eros gibi zaman ve mekâna göre değişik bi­ çimlerde yansıtılmamıştır. iyinin peşin­ dedir. hep arayan. Eteokles. ne de varlık içinde" (Şöl. şiirde olduğu kadar resimde de iz bırakmış ve Rönesans'ta ikinci ve çok canlı bir gelişme görmüştür. Öylece Sevgi her zaman ne yokluk içinde­ dir. d). Erysikhton hiç aldırmamış. bayırda. yaşar. sonra yine babasının tabia­ tı gereği bir çaresini bulup dirilir. kalkar. As­ lında ne ölümlü. VI. pistir. hiçbir tanrı Eros kadar şairlere konu olmamıştır. fikirlere. hüner anlamına gelen Poros'un ogluymuş. anasına çek­ miş. Bir şeyin eline geçmesiyle elinden kaçması bir olur. ağaçları bir bir kesmiş. Üstünde ünlü bir Aphrodite tapınatjı bulunan Sicilya dağına adını veren efsanelik kral. güreşmişler ve He­ rakles Eryks'i öldürmüş. Aphrodite ile Poseidon'un oğlu olduğu da söylenir. Bakarsın aynı günde bolluk içinde gelişir. yolda ölmüş. kapı önlerinde. yaman avcıdır. Theog. (1) Apollon tanrının oğlu. Oğlunun öcünü almak için Apollon da bir yaban domuzu olup Adonis'i vurup öl dürmüş. Günün birinde Demeter'e adanmış bir koruluğu kesmeye kalkış­ mış.ni bir efsane uydurulur: Yoksulluk tanrıça (Penia) ile Bolluk tanrı diye çevirdiğimiz. bir­ denbire de ölür. (2) Kekrops'la Aglauros'un oğlu. 292). Eros'u ele alan en güzel efsanelerden biri Apuleius'un "Eros ile Psyklıc" masalıdır. Babasına çeken tarafıyla da hep güzelin. Tanrılardan korkmaz. sürülerin bekçisi köpek Orthos'u da öldürür (Hes. Ne yapsın.

malını. 467 72). Thebai'de törenle gömülür. Eumaios ihtiyar bir dilenci kılığında olan Odysseus'u konuklamak. Akhilleus esir aldığı Priamos oğlu Lykaon'u Euneos'a satar (Lykaon). Thebai'ye karşı sefere hazırla­ nan Yediler ordusu saldırıya başlamadan ara­ larından Tydeus'u elçi olarak gönderirler. Eleu­ sis başrahipleri "Eumolpides" adını benimse­ miş ve atalarının Eumolpos olduğunu kabul ederlerdi. sonra da yanlışlığını anlaya­ rak kendini nehre atmış. kendisinin de bir kral oğ­ luyken nasıl kaçırılıp İthake'ye getirildiğini anlatmaya koyulur. XV. Trakya kralı. Euenor. Euphrosyne. Eumaios. Euneos. Eunomos. Kalydon kralı Oineus'un sarayın­ da şarap sunan delikanlı. Euneos. VII. Euenos. Fırat nehrinin adını açıklamak için uydurulmuş bir efsane: Euphrates adlı bir adam varmış. ağırlamakla kal­ maz. Odysseus domuz çobanının kulübesine ge­ lince. karısı Deianeira ve oğlu Hyllos'la bir­ likte Kalydon'dan göçüp Trakhis'e yerleşmiş. Eumaios. Eumaios onu saygıyla karşılar. Horalar­ dan biri (Themis. Eunomia. ona bir döşek serer. Troya savaşına kendi katılmadığı halde. Bunun üzerine saldırı başlar. Odysseus'un sütninesi Eurykleia kadar sevimli. O zamana kadar Medos adını taşıyan nehre. lason'un Argonaut'lar se­ ferinde Lemnos adasına varınca Hypsipyle'den olan oğludur (Argonaut'lar. Bunun üzeri­ ne Polyneikes Argos kralı Adrastos'a başvu­ rur (Adrastos). Themis'le Zeus'un kızı. Hora'lar). Eteokles yö­ netimi ona vermeye razı olmaz. Adı sevinç. ama İdas tanrı Poseidon'dan kanatlı bir araba aldığı için onu ya­ kalayamaz. Eumolpos Eleusis myster'lerinin kurucusu olarak tanınır. Euenos atlarını vurduktan sonra kendini orada akan bir ırmağa atar. Odysseia'da önemli bir rol oynayan İthake'li bir domuz çobanıdır. Epigon'ların Thebai'ye saldırısı sırasında Eteokles'in oğlu Laodamas kraldır. Atina ile Eleusis arasında kopan savaşa karı­ şır. kocasının odun yığınına atılarak. Eteokles'le Polynei­ kes aralarında bir anlaşma yaparlar: Her yıl biri kral olacaktır. mülkünü yeni baştan ele ge­ çirmekte yardımcı olur ona. neşe anlamına ge­ len Euphrosyne üç Kharit'lerden biridir (Kharit'ler). Eue­ nos da peşine takılır. 389 vd. Herakles de çocuğa bir tokat atacak olmuş.Thebal'dcn kovulunca. Herakles kendi kendine ceza vermiş. İlkin tahta oturan Eteokles'tir. yemek verir ve dilenci pozunda olan efendisinin uydurduğu hayat hikâyesini dinledikten sonra. Sonunda Marpessa'yı İdas kaçırır. Euadne. Marpessa). m» . Odysseus uzun serüvenlerinden sonra yurdu­ na ilk ayak bastığında Eumaios'un yaptığı ve yönettiği ahırlara gider ve babasının sadık uşağı olan bu "tanrısal" çobanbaşı ile bulu­ şur. Aitolia kralı. konuğunun özlemini çektiği efendisi ol­ duğunu anladıktan sonra da talipleri öldür­ mekte. Poseidon'un oğlu. Eteokles Polyneikes'le teke tek savaşta can verdikten son­ ra. onunla bir­ likte yanar (Kapaneus). Eumaios'un anlattığı bu öykü ilginç bir roman ve o zamanki Akdeniz çevresinde ise yoğun bir gidiş geliş olduğunu açığa vurur (Od. Ama tokadı o kadar sert indirmiş ki çocuk ölmüş. Tanrı Ares'in oğlu. Polyneikes de şehirden ayrılır. oysa Polynei­ kes mezardan yoksun bırakılır (Antigone). içinde boğulan Euphrates'in adı verilmiş. Odysseus'la aralarındaki ko­ nuşmalar Odysseia romanının gerçekçi yanı­ nı ve zamanın yaşama koşullarını açığa vurup yansıtan değerli belgelerdir. İphis'in kızı Kapaneus'un karısı. Akha'lara Lemnos şarabı gönderir (İl.j. Eumolpos. Babası yiğidi bağış­ ladığı halde. bu savaşta Atina kralı Erekhteus elinden öldürülür (Erekhteus). ama Eteokles gene anlaşmaya yanaşmaz. cömert ve akıllı bir kişidir. Hypsipple). günün birinde oğlunu karısının yanında uyur görmüş ve onu bir yabancı sa­ narak öldürmüş. Atlantis'in yerlisi (Atlantis). Euphrates. Kı­ zı Marpessa'ya bir talip çıktıkça babası onu öldürür ve kafasını Poseidon tapınağına asarmış. Irmak Euneos adını alır (idas. Bir yıl sonra hakkını aramaya gelince. Herakles'in ellerini yıkarken Eunomos yanlışlıkla suyu yiğidin ayaklarına dökmüş.

Zeus'la sevişmesi yüzünden adı coğrafyaya geçen tek kadın İo değildir. Poseidon'la Libya'nın oğlu. Girit adasına gittiklerini söyledi. kendi yaşındaki kız arkadaşlarını topla­ dı. öteki eliyle de. kadın kılığında.. Europa da boğayı gö­ rünce dayanamayıp yanına geldi. Euros. Hepsi de bilirdi ki. Yalnız sepetler mi. bilinmiyor. o da oklarından birini Zeus'un kalbine saplamıştı. inek oluşu. onu kendisi al­ mak istemişti. Tl tan'lardan Krios'la birleşip. düşmemek için bir eliyle boğanın ko­ caman boynuzunu tutarken. Eurybie. sepetlerini çiçeklerle doldururlardı. kendisi için çok ilgi çekici bir yaratığa ilişti. Gözleri. en güzel se­ pet Europa'nın sepetidir. Moskhos'un şiirinde anlatılır). Öteki kıta ise. III. menekşeler. iyi bir insan gibi Yalnız konuşmuyor. Onu sevdi. Üstünde İo'nun öyküsü. Hesiodos'un Theogonia'sında Pontos'la Gaia'dan. ansızın. ıslanmasın diye mor eteğini topluyordu. (Bu öykü.. gülümseyerek. 53). gördüğü düşü yorumlamaya çalışıyordu. ama Zeus yine de ne olur. boğanın sırtına oturdu. yüzyılda yaşamış İskenderi­ ye'n bir şairin. Europa'yı doğurduğunu ileri süren Asya. ona tutulduğunu. Phorkys. Europa'nın ünü daha da yaygındır. Şafak tanrıça Eos'la Astraios. kendisini ıssız bir yerde tek başına bırakmaması için boğaya yalvardı. sümbül­ ler.. Kharit'lerin arasında nasıl ışıldarsa. çocukları oldu. okşadı. 6). Europa. boynuzları yeni ayın görünüşüne benzeyen güzel. Nergisler. Ötekilerin de binmesine fırsat verme­ di Zeus fırlattığı yıldırımların hızıyla denize daldı. O ilerledikçe dalgalar iki yana açılıyor­ du. Bir süre sonra Girit'e ayak bastılar. mitologya'da oğullarından daha önemli bir yer tutar. gönlü ne dilerse onu yapıyordu. gördüğü yaratıklardan korkan Europa. Hera uzaklardaydı o sırada. Hiç boğaya benzemiyor. "Bu boğa olsa olsa bir tanrıdır" diye düşünüyor­ du. kendisini paylaşmak istemişlerdi düşünde.. Sonunda dayanamadı. İki kıta. önlerinde. Fenike kralı Agenor'un kızı Europa tanrılar tanrısı Zeus'un sevgisini kazanmakla ölmez bir ün salmış. bir boğa sırtında deniz­ ler aşıvermenin yarattığı birkaç saniyelik şaş­ kınlık ve korku bir yana bırakılırsa. Zeus'un Euro­ pa'yı kendisine verdiğini söylemişti. Orada Mevsim'ler karşıladı kendilerini.. arkalarında garip deniz tanrıları Nereid'ler. hiç üzülmerniştir denebilir. Zeus bir ilkbahar sabahı gökteki sarayında oturmuş. Gördüğü bu garip düşü yorumlayamadı Eu­ ropa. Bir boğa kılığına girdi. s. Zaten aşk tanrıçası Aphrodite. kırmızı yaban gülleri.Europa.Eurybie. İo'nun yıllarca acı çekme­ sine karşılık Europa. Io'nun serüvenine benzer bir serüven ya­ şayan Europa'nın öyküsünü Edith Hamilton'un Ülkü Tamer'ce yapılmış çevirisinden okuyalım (Varlık yayınları. sonra Zeus'un İo'yu yeniden kadın kılığına sokusu çiziliydi. gamsız. Hephaistos yap­ mıştı o sepeti. bütün bir kıtaya adını vermiştir (Tab. Sanki Europa'nın. yani denizle topraktan doğmuş. Ama Euro­ pa. deniz kıyısındaki çiçek tarlasına gittiler. Boğa. Çiçek toplayan kızların arası­ na indi. Aşk tanrıçası. borulannı öttürerek Tritonlar ve Zeus'un kardeşi Poseidon gidi­ yordu. uyku­ dan uyanmış. oğlu Eros'a söylemiş. Zeus onu görünce dayanamadı. Koyu kahverengi. . bizim keşiş­ leme dediğimiz rüzgârdır. kaşları yerinde gümüş yaylar çizili. tembel tembel yeryüzünü gözetli­ yordu. yeryüzünde öyle tarafsız davrandılar ki. ölümlerinden sonra ölüler ülkesine yargıç yapıldılar. öyle güzel bir boğa ki bu. Minos ve Rhadamanthys. Argos'un öldürülüşü. 11). içlerini dolduran çiçek­ ler de ne kadar güzeldir. Orada oyunlar oynarlar. ya da Typhon'dan doğduğu söylenen dört ana rüz­ gârdan biri. Astraios. Hemen eğildi boğa. Güzel Europa. Thaurnas ile Keto'nun kız kardeşidir (Tab. Bilinen bir şey var: Tanrılar tanrısı. Pallas ve Perses 'i doğurur. cevap vererek kendisinin tan­ rılar tanrısı Zeus olduğunu. ne olmaz diye korktu. Europa'nın Zeus'la seviş­ tiği sıralarda Hera nerelerdeydi. Seviştiler.. Yaşıtları gibi. tasasız. sırtı­ na binmesini ister gibiydi: Sırtına bindirip gezdirecek bizi. çekici bir boğa olup çıktı. Europa'nın oğullarından ikisi. Öv/e tatlı. Yanlarında. Güneybatıdan eser. Europa da yaşıtları arasında öyle ışıldıyordu. Sulardan. Nereus.

Peisenor oğlu Ops'un kızı. XV. o da Odysseus'un varlığını sömürmeyebakar. II. Eurykleia. Odysseus kendini belli edip meydan okuyunca. ödü kopuyordu karısının öfkesinden. 23 vd. XXII. XV. XVI. Onu Laertes parasıyla satın almıştı çok eskiden. ağırlığı en çok talipler arasında o artırır çünkü. Telemakhos'u en çok seven de oydu. onu poh­ pohlar.). XIX. Eurynome. daha nazik ve terbiyeli bir adam gibi davranır: Pe­ nelopeia'yı yatıştırır. Odysseus'un sarayında oynayan dra­ mın en sevimli kişisidir.): Eurymakhos'tu adı. Antinoos'a kıyasla biraz daha efendi.): Telemakhos gidiyordu yatmaya. sayardı onu sarayında asıl karısı gibi. lthake'liler şimdiden bir tanrı gözüyle bakarlar ona. I. en güzel armağanlardan birini verir (XVIII. bebekken dadılığa başlamıştı Telemakhos'a bakmıştı ta çocukluğundan kocaman oluncaya dek. Eurylokhos. Dilenci kılığında saraya ge­ len Odysseus'a o da kötü davranır. taliplerin en iyisidir gene de. ağaç perisi. çevresinde onun dört döne döne. Polybos'un oğlu Euryma­ khos. kafasına bir tokmak atar (XVIII. Yay germe ya­ rışmasında Antinoos'la ikisi en sona kalırlar. Eurymakhos. Odysseus'un karısı Penelopeia'nın ta­ lipleri arasında başta gelenlerdendir. Hesiodos'un "Theogonia"sında anlatıldığına göre (Theog. Odysseus onu da bir okla yere serer ve öldürür.) ama bütün bunlar yalan ve yapmacıktır. gemi­ leri Seiren'lerin önünden geçerken Odysseus'u direğe iki kat bağlar (XII.EURYDİKE Eurydike. 17): Penelopeia'yı babası ve kardeşleri kışkırtırlar Eurymakhos'a varsın diye. Kirke'nin konağına gidecek grubun başı­ na seçilir.). Serüveni için bkz. . Odysseia'da günlük hayatı yansı­ tan en canlı bazı sahnelerin kahramanıdır: Telemakhos'un yolculuğunu o hazırlar. Eurymedon. Odysseia'nın başında Telemakhos'u yatak odasına götürürken şöyle tanıtılır bize (Od. Evin kâhyası.). oğlunun canına kıyılma­ yacağım söyler (Od. 186 vd. bir an önce krali­ çeyle evlenmeye. Antinoos'la birlikte Eurymakhos taliplerin en ciddiye alınması gerekenidir (Od. (1) Okeanos'la Tethys'in sayısı üç bini bulan kızlarından biri. büyü­ ğüdür. biri Agamemnon'un seyisi.). yiğit Polybos'un parlak oğlu. Orpheus. ölüler ülkesinin açıldığı çu­ kur başında kurban keser (XI. Şöyle tanımlanır (Od. Eurykleia. 347-380). gitti­ ğini o bilir ve Penelopeia'dan saklar (Od. 295 vd. öbürü Nestor'un seyisidir. taliplerin ve özellikle hizmetçilerin ce­ zalandırılmasında önemli bir rol oynar (Od. Eurykleia. ama yatağına almamıştı bir kere olsun. 350507). İşte bu Eurykleia'ydı çerağı tutan. ama büyücü kadının kurduğu tuza­ ğa düşmez ve geri gelip Odysseus'a Kirke'nin arkadaşlarını domuza çevirdiğini haber verir (Od. görenleri büyüleyen uyum Zeus tanrıçayla. bekçisi. ama başaramazlar (XXI. 396). 60 vd.). çerağlar tuttu yoluna pırıl pırıl. Eury­ makhos önce bütün suçu Antinoos'a yükle­ yip pazarlığa girişmek ister (Od. 95 vd. Telemakhos'u ilk fırsatta öl­ dürmeye ve Penelopeia'nın hizmetçisi Melantho ile seviştiği halde. körpecik bir kızken almıştı yirmi sığıra karşılık. X. 339 vd. 519 vd. 425 vd. 434 vd. Orpheus'un karısı. Odysseus'un sütninesi. İlyada'da iki Eurymedon'un sözü edilir. XXII. 205 vd.).). Odysseus'un yoldaşlarından biri. düşüne düşüne. ama Güneş'in ineklerini yemeyi o salık verir arka­ daşlarına ve bu yüzden de tanrıların lanetine uğrayarak Odysseus'un bütün tayfasıyla bir­ likte can verir (XII. 391-492). 906-910): Okeanos kızı Eurynome ile evlendi güzelliği. dilenci kılığında İthake sarayına gelen Odysseus'un ayaklarını yıkarken eski bir yara izinden onu tanır (Od.

yiğidin. (2) Kos (Istanköy) adasının kralı. Ne var ki birden çıldıran Herakles İphitos'u öldürmüş. sürülerini çal­ dığını ileri sürmüş. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan kişi. İphitos. Hera da doğa­ cağını bildiği Herakles'in kral olmasını önle­ mek için. XXIII. ne kendinin. (2) Bir devin adı (Gigant'lar). Bu çar­ pışmanın haberini. Herakles onunla boy ölçüşüp onu yenmiş. Bölgeye uygarlık getirmiş. Evandrus. Alkmene). Argos kralı Sthenelos'un oğlu. (1) Nerede olduğu iyice bilinmeyen Oikhalia şehrinin kralı. Euandros. 154 vd. onunla konuşur. İthake kraliçesi onu yanından ayırmaz. ama Patroklos yardımına koşar. elinde bir flütle şenliklere. Eurystheus soyunu Mykene'den kovar. (2) Penelopeia'nın yanında bulunan kâhya kadın. (1) Kentaur. onun eliyle arınmıştı. Eurythion. (Kharit'ler). Odysseus ölüler ülkesinde karşılaştığı Akhilleus'un ruhuna iletir (Od. Ok atmakta kendisini yenecek olana kızını vermeye ant içmiş. Perseus torunlarından ilk doğacak olanın krallık elde edeceğini bildirir. 4). ama Ioalos tarafından öldürülür. Penelopeia ile gerdeğe girmeye hazırlayan odur (Od. Dithyrambos'u onun esinlediği söyle­ nir (Musa'lar). onu bir sürü güç işler başarmaya zorlar. bu yüzden de öldürülmüş. ama Eury tos sözünde durmamış. Aiakos). Herakles öldükten sonra. ama Kalydon avı sırasında kaynata­ sını da kaza ile öldürünce. Onu kıskanan aman vermez kral yiğide eziyet etmekten hoşlanmaktadır.ırına yapar. Melanthos ve Apisaon'u öldürür. Eurypylos. başka yere göç­ mek zorunda kalır (Peleus. Zalim kralın kafası Alkmene'ye getirilince. Böylece Eurystheus Tiryns. Poseidon'un ogluymuş. Paris'in kargısı altında yaralanır. müzik ve . dilenci kı­ lığında uykuya yattığı zaman Odysseus'un üs­ tünü örter (Od. kendine bakması için öğütler verir. Mykene ve Argolis bölgesine kral olur ve Herakles'i buyruğu altına alarak. Dionysos alaylarında da yeri vardır. Musa'lardan biri. Kharit'ler. Özgürlüğüne kavuşunca. Penelopeia'nın çevresinde asıl hizmet gören odur. XI. oğlu Eurypylos'u Troya'ya gitmeye kandırmıştı. (2) Kalydon savaşına katılan yiğitlerden bi­ ri.). Eurypylos. bayramlara katılır. Eurystheus. Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a karşı savaşır ve onun eliyle öldürülür. İole). Eurytos. başı çelenkli.). Ama Priamos'un kız kardeşi olan karısı. (1) Troya'da Akha'lardan yana savaşan Thessalia'lı önder. Bunu bir armağan karşılığı yaptığı söylenir. Ro'mulus tepesinde Roma şehrini kurmadan orada Evandrus'un kurduğu Pallantea kasabası vardı. Alkmene'yi Herakles'ten gebe bırakınca. Lapith'lerden Peirithoos'un nişanlısını kaçırdığından. Amphitryon'un amca oğlu ve onun gibi Perseus'un torunudur. Bir süre sonra Herakles oğullarının savaş ortağı olan Atina'ya karşı sefere çıkar. Üç Güzeller: Aglaie. Eurystheus'un yedi aylık doğmasını sağlar. Eurystheus. giydiren. gözlerini oymuş (Herak­ les. yani at adamlardan biri. Bunun cezası olarak da esir diye satılmış ve Omphale'nin sarayına düşmüş. neşe getirirmiş. iyi adam anlamına gelir) kurmuştu. Zeus. kendini tanıttıktan sonra yiğidi yıkayan. Herakles efsanesinde büyük bir rol oynayan kötü kişi. bir de İole ad­ lı kızı varmış. Vergilius'un "Aeneis" destanın­ da adı geçen kahraman. ne de oğlunun Ak­ ra'lara karşı savaşmayacağına söz vermişti. Kentaur'larla Lapith'ler sava­ şına yol açmıştı (Kentaur'lar). Troya'lılardan Hypsenor.Üç kızı oldu ondan. Telephos. yarası iyi­ leşince. XX. ona dert döker. Kardeşi Phokos'u öldürdükten sonra Peleus Eurythion'un yanına sığınmış. Euterpc. Burayı da Yunanistan'ın Arkadya bölgesinden gelme Evandrus (Yun. Troya dönüşünde Herak­ les adaya uğrayınca Eurypylos ona karşı gel­ miş. Ok atmakta çok usta olan Eurytos'un dört oğlu. Eurytos'un sarayına dönüp onu öldürmüş ve lole'yi ele geçirmiş (Herakles. (3) Telephos'un oğlu. 519 vd. Euphrosyne ve sevimli Thalia. Herakles büyük kahra­ manlıklarını hep Eurystheus'un emriyle ve Eurystheus'un çık. yerlilere okuma yazmayı öğretmiş. Yalnız oğlu İphitos Herak­ les'ten yana çıkmış.

tanrı oğlu olduğunu anlayarak Roma'nın yedi tepesinden Aventinus'la Palatinus arasında büyük bir sunak kurmuş. Ayrıca Latlum Yunanistan'dan bazı tanrı kültlerini de getirmişti. Evandrus Aeneas'ı.yararlı bazı sanatları da yaymıştı. 112 . babası Ankhises'le konukluk bağları kurmuş olduklarını hatırlayarak. Evand­ rus onu Cacus'u öldürmüş olma suçundan arındırmış. iyi karşılar ve oğlunu bir bölük askerle birlikte emrine verip Rutul'lere karşı savaşta yardımcı olmalarını sağ­ lar (Aeneas). Hercules buralara gelince. bu sunak sonraları da Ara Maxima ola­ rak gösterilirdi (Cacus). Onun için.

gidip Amulius'u öldürmüş. yani özgürlüğü simgeleyen tanrıça ile bir tutulmuştur. Faunus.F Fama. Alba kralı Amulius'un çobanı Faustulus Romulus'la Remus efsanesinde önemli bir rol oynar. Fatum. Fides. Açlık İskitya'da kurak bir toprak üstünde oturmaktadır. Amulius kızlarının do­ ğurduğu ikiz çocukları Tiber kenarına bırak­ mayı buyurunca. Falcı bir tanrıça olarak gös­ terilir ve Bona Dea ile bir tutulur (Bona Dea). Roma tanrısı Faunus'un hem kız kar­ deşi. Latium'un ilk krallarından biri ola­ rak gösterilir. Romulus da tanrı ve kral soyundan olduğunu anlayınca. Sonraları Yunan dinsel görüşlerinin etkisiyle Fatum. Fauna. Libertas. Açlığı simgeleyen Fames Hesiodos'un Eris'ten dogma olarak gösterdiği Limos'un Latince karşılığıdır. Kader. Stbylla). Faustulus. Latin Hercules efsanesinde rol oynar. erkek Fatus'ların da varlığı tasarlandı ve herkesin kendi cinsine göre ka­ deri. Faustulus bir dişi kurdun emzirdiği ikizleri bulmuş ve karısı Acca Larentia'ya büyütülmek üzere götürüp vermiştir (Acca Larentia). sakallı. hem de eşi. Kadınları kısırlıktan korurmuş. Faunus gibi Fauna'nın adı da "quae favet" (iyilik eden. verimli" anlamına gelen Faustulus'un Forum'da mezarı. Fatutn. halk sesini ve dedikoduyu simgeleyen tanrıça. Faunus'un rahipleri Luperci'lerin kutla­ dıkları bu bahar ve bereket bayramında deli­ kanlılar çırılçıplak olarak dolaşır ve önlerine gelen kadınlara kamçılarıyla vururlardı. Erysikhton'a dinmez açlığı veren odur (Erysikhthon). Roma'da üç Fata tanrıçasının heykeli görü­ lürdü ki bu heykeller Sibylla'lan simgelerdi (Parça. Klasik çağlarda Faunus bir tanrı olmaktan çıkmış ve Yunan Satyr'leri gi­ bi keçi ayaklı. IV. Fransızca peri anlamına gelen "fee" bu Fata'dan gelmiştir. Sonradan Faustulus çocuk­ lara kim olduklarını bildirmiş. Faustulus araya gir­ miş ve öldürülmüş derler. Arkadya'daki Euandros'un İtalya'ya gelişiy­ le ilgili efsanelerde rol oynadığı için (Evandrus). lütuf gösteren) anla­ mına gelir. lü­ tuf gösteren) anlamına gelen bu tanrı bir yan­ dan sürülerin. Fames. Adı "qui favet" (iyilik eden. söz söylemek. Dido'nun Aeneas'a olan gizli aşkını açığa vurur (Aen. İupiter'den daha yaşlı. Ficus'un oğlu ve Saturnus'un torunu ola­ rak gösterilir. yemini simgeleyen tanrıça. ko­ nuşmak anlamına gelen "fari"den türeme olup. Halk arasında dişi cinsten Fata olduğu gibi. Ormanları ve kaynakları koruyan bu tanrıçanın kültü or­ ta İtalya'ya ve Etruria'ya yayılmıştı. Hercules'le sevişmiş ve Latium'a adını verecek olan kral Latinus'u doğurmuş. 173-188). İkiz kardeşler kav­ gaya tutuştukları zaman. bir cin olarak sim­ gelendi (Genius). boynuzlu yaratıklar ola­ rak dağda. Roma tanrıları arasın­ da saygı görürdü (Romulus. ak saçlı bir kocakarı ola­ rak simgelendirilmesi.ıllııııl. Adı "faveo" fiilin­ den "uğurlu. Fama.ı l. Ovidius'a göre. su kenarlarında nympha'ları kovalar gösterilmişlerdir. aslında "tanrı sözü" demektir. öte yandan adı Roma'nın kuruluş efsa­ nelerine karışmıştır. Remus). tanrıçalarıyla bir tutulmuş ve Fatum sözcüğü dişi cinse dönerek Fata olmuştur. Roma mitolojisinde Kader'i simgele­ yen tanrısal varlık. Roma dininin en eski tanrılarından biri. Fauna. toprağın verimliliğini sağlamak ve halkı kötü güçlerin etkisinden kurtarmak amacı güdülürdü. Roma kuruluş efsanesinde bir tanrı olarak değil de. Vergilius bu sim­ gesel varlığı Ölüler Ülkesi'nde Yoksulluk'la yan yana gösterir. kültü Roma şehrinin en eski tepelerin­ den biri sayılan Palatinus'a yerleşmiş ve Lupercalia bayramı (15 şubat) ile ün kazanmış­ tır. Terracina'da bulunan tapınağında köleler azat edildi­ ği için. Vergilius'un "Aeneis" destanında yarattığı bir simgesel varlıktır. Kısır­ lığı defetmek. Etrüsk asıllı bir tanrıça. Palatinus tepesinde de kulübesi gösterilirdi. ormanda. Roma mitolojisinde ünü. Feronia. Andı. tarlaların koruyucusu olarak Yunan etkisi . kral Faunus'un eşi.ınn Pan ile bir tutul­ muş. alın yazısı bir genius. verilen söze saygının her türlü toplum düzeninin temelinde olduğu .

talih anlamına gelen Fors. En erken çağlardan be­ ri Furia'lar Yunan mythos'unun Erinys'leriyle bir tutulmuş ve efsaneleri birbirine karışmıştır (Erinys'ler). Aeneas soyu ona Palatinus üzerinde bir tapınak yaptırmış. Flora da bir kadına dokununca onu gebe bırakan bir çiçek vermiş îuno'ya. özellikle İsis'le bir tutulmuştur (Tykhe). rüzgâr tanrı onu görüp kaçırmış ve evlenmiş onunla. en çok tapındıkları tanrıçalardan biri kör tali­ hi simgeleyen Fortuna'dır. Çi­ çek açan her bitkinin yönetimi onun elinde­ dir. Fides'e kur­ ban keser. IM . Fortuna. Roma'lılar çok önem verdikleri bu tanrıları bir çift olarak gö­ rür ve Fors'la Fortuna'ya birlikte tapınırlar. tanrı Mars'ın dogmasına önemli bir etken ol­ muş: Jüpiter'in Minerva'yı kendi kafasından çıkarmasına içerleyen İuno erkek araya gir­ meden bir çocuk doğurmak istemiş tek başı­ na. V. Furia'lar. Ama Flora'nın gücü bununla da kalmamış. Fortuna'nın tapınağında Servius Tullius'un bir heykeli buIunurmuş. Nisan sonunda başlayıp mayıs ayma kadar süren bu şenlikler büyük bir coşkunlukla kutlanır­ dı. Ro­ ma'ya Sabin'lerden gelme bir tanrıçadır. Şair Ovidius Flora üstüne Yunan mythoss'undan esinli bir öykü anlatır (Fast. Yunan Tykhe tanrıçasıyla bir tutulan Fortuna elinde bir dümen (insanların hayatını yönetir çünkü) ve bereket boynuzuyla. Her türlü bitki ve çiçek üstünde egemenliği bağışlamış Flora'ya. Flora. tanrıça da kendi kendi­ ne Mars tanrıyı getirmiş meydana. Tapımını Roma'ya getiren kral Servius Tullius imiş. 20 vd. Flora'nın onuruna Roma'da Floralia şenlikleri düzenlenirdi. Fors. Fortuna tanrıçanın erkeğidir. Çiçek ve bahar tanrıçası Flora. bunun için Flora'ya başvurmuş. sunu sunarken rahipleri sag elleri­ ne bir beyaz sargı sararlardı. çoğu zaman da kör olarak can­ landırılır. Roma'lıların en çok korktukları. Fortuna o kralı o kadar se­ ver ki. Yunan etkisi altında Fortuna za­ manla başka tanrıçalarla.): Flora aslında Khloris adlı bir Nympha imiş. Rastlantı. Roma'nın ilkel din görüşlerinde Furia'lar yeraltından çıkıp insanların peşine takılan kötü cinlerdir.anlamına gelir. geceleri evine girermiş. Röma'lılar yılın ilk ayına Mars (mart) adını vere­ rek onun Flora ve baharla ilişkisini belli et­ mek istemişlerdir. yakınırlardı.

Çünkü Kronos babası Uranos gibi zorbaca davranır ve çocuklarını doğar doğ­ maz yutar.ın egemenliği elde edebileceğini o öğretir. Bu kez de Gaia kızına kaderi bildirmekle kalmaz . Sonra denizi yarattı. Hesiodos bu yolda doğada ana ilkenin ne oldu­ ğunu tanımlamaya çalışan îonya düşünürleri gibi davranır. 126 vd. evrensel bir öge olarak toprağı simgeler. "Bütün ölümsüzlerin sürekli. dinde daha belirli birer tanrıça olarak görü­ len. kozmik nitelikteki Ana Toprak. Hesiodos'un Theogonia'smda dünyayı. Zamanla Gaia'nın mythos'ta yeri ve önemi değişmiş. Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri doğurur (Tab. ikinci kıı şak devrimini de yürütür: Zeus'a ne yokl. canavarlar hep Gaia'dan doğma sayılır. kimisi de evrenin mito­ lojik yorumunun yarattığı simgesel tanrılar dır. Kronos'a da bir taş yutturulur (Kronos. evreni bir düzen yöntemine göre meydana getiren ve düzen­ siz boşluktan çıktıktan sonra dişi-erkek birleş­ me yoluyla evrenin kendisini ve tanrılarını ya­ ratır. Kronos'un da Zeus eliy­ le devrilmesidir . Delphoi). Hesiodos'tan gayrı kaynaklarda adı geçen Nereus'tan deniz var­ lıklarını meydana getirir. koyaklarında tanrılar oturan dağları. Gaia Uranos'un devrilmesini sağladığı gibi. 2).Kronos'u aldatmak çareleri­ ni de gösterir ve Zeus'un Girit'te bir mağara­ da gizlice doğmasını sağlar.ı parak devlere karşı savaşı gerçekleştirir ve Ti­ tan'ları devirerek dünya egemenliğini ele ge­ çirir. Bunların kimisi yıldız. 6). Phorkys. Son Titan oğlu Kronos'a babasının erkeklik uzvunu kestirdikten sonra Gaia bu kez kendi doğurduğu Pontos'la birleşir ve ondan Nereus. Karısı Rheia Zeus'a gebe kalınca Gaia ile Uranos'tan doğuracağı çocuğu kur­ tarma çarelerini sorar. Homeros'ta hiç adı geçmeyen Gaia. Gaia birinci kıı şak devrimini hazırladıktan sonra. sağlam yurdunu yüksek dağları yarattı sonra. yeri. ve Uranos sürdürürken bu korkunç oyunu koca Toprak inim inim inliyordu zorundan. mutlu tanrıların sürekli. Keto ve Eurybie'yi meydana gelini (Tab. 154 vd. Ama Gaia'nın öbür çocukları da aralarında birleşerek yersel ve göksel birçok varlıkların dogmasını sağlarlar. tahta çıkardığı oğlu Kronos'un da devrilmesi­ ni sağlar. öte yandan Kybele gibi toprak ve bereket tanrıçalarına yer ver­ miştir. doğar doğmaz gün ışınına çıkaracak yerde toprağın bağrına saklamıştı onları. Gaia son olarak Tartaros'la birlikte Typhon'u doğurur (Typhon). Dağ'ları ve Deniz'i yaratır. bu süreci şöyle anlatır Hesiodos (Theog. sağlam tabanı" saydığı Gaia. Thaumas. Başka Theogonia'lara göre Tartaros'tan Ekhidna adlı bir kı­ zı olmuş ve Poseidon'la da birleşerek Antaios devini doğurmuş (Antaios). ya da kozmik öğe olarak felsefe alanına girmiştir. ekin vermez denizi: Azgın dalgalarıyla şişen Pontos'u. yel ve gökkuşağı gibi görülen varlıklardır. azmanlar. Bir tanrıdan çok kozmik bir varlıktır Gaia.): Toprak bir varlık yarattı kendine eşit: Dört bir yanını saran Uranos.G Gaia. örneğin Delphoi'ye Apollon'dan çok daha önce yerleşmiş bilimi (Apollon. Kimseyle sevişip birleşmeden yaptı bunu. Tab. Zeus). çara Kronos kuşağından Titan'ları yenmek için Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri kurtarıp yar­ dıma çağırmaktır. . Genellikle devler. bir yandan Demeter.): Böylesine korkunçtu Toprakla Gök'ün oğulları. Zeus Gaia'nın dediğini y. Sonra ilkin Uranos'la birleşip erkek ve dişi Titan'ları. yıldızlı. Gaia Yuna­ nistan'da birçok kehanet merkezlerinin esinleyicisi sayılır. Gaia böylece daha kişisel ve insansal tanrıçalarla ya birleşmiş. bütün öğelerin kaynağında bulunan ana ilkedir. Babalan ilk günden iğrenmişti onlardan. l'de gösterildiği gibi Gaia "parthenogenesis" (kendi kendine doğurma) prensi­ bine göre Gök'ü. Bu doğurma sürecinden hemen sonra evrene egemenlik savaşının ilk belirtisi Uranos tanrının doğan çocuklarını Gaia'nın karnına gerisin geri tıkmasıyla baş gösterir (Theog. Gök'ü.kader Uranos'un oğluna yenildiği gibi.

Geryoneus. Örneğin zifaf yatağının da genius'u vardır. güçlü bir varlık sayılır ve imparator nasıl öbür insanlar üzerine egemense. Çoban şiirlerinin ustası Theokritos'un XI. tanrılara denk Ganymedes. Zamanla geni­ us insanda ölmeyen. bu genius'un da bütün öbür genius'lara hükmettiğine inanılırdı. ölümden sonra var ka­ lan tinsel varlık sayıldı (Manes). Galateia da sevgilisinin bir ır­ mak haline gelmesini sağlar. bir yerin. Akis'e kaçma fırsatını vermeden koca bir kaya kaldırıp kafasına in­ dirir. Genius'un bayramıdır. Adı sütbeyaz anlamına gelir. Erytheia adasının nerede olduğu tartışma konusu olmuştu. 280-85) üç kafalı bu devden söz eder. En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. Kocası yokken bir kız çocuk doğuran Galateia çocu­ ğunun cinsini kocasından saklamış ve kızı er­ kek kılığına sokarak büyütmüş. Herakles Eurystheus' un buyruğu üzerine gelip onu adasında öldü­ rür. Troya'lıların kralı. Ganymedes'i de tanrılar sofrasın­ da Hebe yerine şarap sunucusu olarak kul­ lanmıştır. İnsandaki genius onu canlı. İnsan kendi ya da başkasının genius'u üstüne ye­ min eder. ona yalnız bir oğlu olursa besleyebileceğini. Tepegöz de şiirde bu güzel kıza olan aşkını ve aşkının karşılıksız kalmasından duyduğu acıyı dile getirir. Uranos'un kesilen hayalanndan akan kanın toprağa damladığını ve bir süre sonra Gaia' nm devleti "parlak zırhlı ve uzun kargılı" ola­ rak meydana çıkardığını yazar. Genius. Homeros onun serü­ venini şöyle anlatır (İl. Ama çirkinliğinden ötürü yanaşmaz Ga­ lateia ona. Büyük bir korkuya kapılan annesi onu Leto tapınağına bırakmış ve tanrıçadan kızını erkek yapması­ nı yalvarmış. Akis ölür. (2) Lampros adlı bir adamla evli olan bir Girit'li kadın. Gigant'lan. 285-90. Ama başka mythos ya- Ganymedes'e vurulup onu asıl kaçıran. Doğum günü. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a Zeus'a şarap sunan olsun diye. Theogonia'da Hesiodos. Hesiodos Theogonia'nın iki yerinde (Theog. Lampros çok fakirmiş. (1) Homeros ve Hesiodos'da adı geçen Nereus kızlarından biri. şiirinde sözü geçen bu Nereus kızına Sicilya'lı Kyklops Polyphemos vurgun­ dur. Assarakos. Ama yalnız in­ sanın değil. onunla buluşup konuşurlar. Gigant'lar. Tanrıça dileği yerine getirmiş ve Leukippos'un cinsiyetini değiştirmiş (îphis). karısının gebe olduğunu anlayınca. Poseidon'un oğlu Khrysaor'la Okeanos kızı Kallirhoe'den doğmadır. Türkçe "cin" sözcüğünün kaynağın­ da bulunan Latince "genius" kavramı kişinin içinde doğup gelişen tinsel varlıktır. ya da kaçırtan tanrı Zeus'tur. İmparatorluk çağında. sonra da söz etmez artık onlardan. karşılık ola­ rak Zeus çocuğun babasına ölmez atlar arma­ ğan etmiş. Ölümlülerin en güzeli sayılan Ganymedes Dardanos soyundan. deliye döner. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. Ganymedes.): Erikhthonios'tan Tros doğdu. Uranos'la Gaia'nın birleşmesinden doğan Titan'lardan ayırmalı. Kızıl toprak anlamına gelen bu ada Batı kızlarının birinin adını taşıyan İs­ panya kıyılarında bir ada olsa gerek (Herak­ les). Bkz. yoksa dağa bırak­ mak zorunda kalacağını bildirmiş. görevi gerdeğe giren çiftin üret­ me gücünü artırmaktır. dağının yamaçlarında sürülerini otlatırken görmüş de kuşu kartalı göndermiş delikanlıyı kaçırıp Olympos'a getirsin diye. Gece. 17). imparato­ run genius'u korkulur. Ganymedes'I 1da I I I . Her neyse. 230 vd. Galateia'nın öykü­ sü şudur: Polyphemos'tan kaçan Nereus kızı tanrı Pan'ın (ya da Faunus'un) oğlu Akis'i se­ ver. Ne var ki genç kız olunca Leukippos o kadar güzelmiş ki kız olduğunu saklamak elden gelmezmiş artık. Geryoneus. Nyks. bir topluluğun da genius'u olabilir. yani Devleri.Galateia. neşeli ve iyimser tutan güçtür. Troya kral ailesindendir (Tab. Ya da kendi kartal biçimine girmiş ve oğlanı pençelerinin arasına alıp kaçırmış. Bir gün Te­ pegöz Galateia'yı sevgilisinin kollarında uyur bulur. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: îlos. Adına da Leukippos demişler.

): \ Ulu canlı Tydeus oğlu. soyumu ne sorarsın? Yapraklar gibidir insan soyu. Devlerden Otos. Alkyoneus'u Herakles kendi öldür­ müş (Alkyoneus). Tydeus oğlu Diomedes'le değişti silahlarını: Altını tunçla değişti. bir yandan bakarsın bahar gelir. 876 vd. Herakles de başta Zeus ve Aigis kalkanıyla Athena ol­ mak üzere.).ıııdıı iniştir. Glaukos da Lykialı önder Sarpe­ don'la birlikte savaşa döner. Eurytos'u Dionysos'un thyrsos'u. tanrıların yardımıyla Gigant'ları öldürmüş. yansıtmıştır onun kişili­ ğinde. ama Athena üstüne Sicilya adasını atmış. bedenleri birer yı­ lan kuyruguyla biten bu azmanlan konu edin­ mişlerdir. anaforlu Ksanthos'tan gelmişler. gelmişler uzak Lykia ülkelerinden. Ephialtes'i Apollon'un bir oku.bilir onu birçok kişilerVe başlar Bellerophontes'in eşsiz serüveni­ ni. Dione. Birbirleriyle dövüşmemeye karar verirler ve silahlarını değişirler (İl. sonra birdenbire Akha yiğidi Diomedes ile karşı karşıya görürüz onu. Bir yandan rüzgâr bakarsın onları döker yere. 145 Vd. yenilerini yetiştirir. ama birden durur. Lykia'ya göçüşünü anlatmaya (Bellerophontes). Glaukos'un aklını başından aldı. tanrılar Herakles'e başvurmuşlar. Kimsin? diye sorar. Ama Kronos oğlu Zeus. II. bir başka söy­ lentiye göre Arkadya'da olmuş. dünya görüşü üstüne en güzel sözlerin­ den birkaçını onun ağzına vermiş. korkar tan­ rılarla boy ölçüşmekten. anlar düş­ manının eski bir dost olduğunu (İl. "Kapkara fi »t ı na" gibi saldırırlar ve "zorlu savaşta bek" olurlar Akha'lara. Leto. Diomedes'te şafak atar. yeşerir orman. böylece soyların biri göçer. Homeros. Çünkü Gigant'lar dağları üst üste yığarak Olympos'a saldırmışlar. iyicene bilmek istersen soyumuzu . biri doğar. Alkyoneus.GLAUKOS zarları ve özellikle plastik sanatlar. VI. Altıncı bölüme kadar Glaukos'un adı geç­ mez. Dev­ ler aslan ya da boğa kafalı ve yılan kuyruklu azmanlardır. yani devler savaşı bir söylentiye göre Trakya'da. Enkelados'a gelince. Gigantomakhia. görülme­ miş boyda ve güçte olup. Bergama'dan alınıp Berlin Müzesine taşınan ve orada yeni baştan kurulan Zeus Sunağının frizi dev boy­ da 118 kabartmadan meydana gelir. Anadolu'nun dört bir yanından Troya'yı sa­ vunmaya gelenlerin listesi şöyle biter (İl. el sıkışıp ant içtiler. Porphyrion ve daha adları belirtilmeyen başkaları görülür. Diomedes saldı­ rır. o kaçabilmiş. VI. Kabartmalarda devlerin tanrıların gücü altın­ da ezildikleri. Bergama'ya özgü patetik üslupta işlenmiş olan bu kabartmalar hellenistik deni­ len sanatın en görkemli örneği ve akıllara durgunluk veren bir anıttır. (1) Glaukos II (Tab. Hippolokhos'un oğlu Gla­ ukos. Cömertlik Anadolu'da kalır. Apollon. Glaukos yaralanır. Bu kez de devleri yalnız bir ölümlü insanın yenebile­ ceğini bildiren bir kehanet var olduğundan. İlyada'da parlak bir rol oynar. parlaklığını yansıtan bu yigit ne kadar da sevimli! Anadolu insanı sanki o gün­ den kendini bulmuş.): Lykia'ltlara Sarpedon'la kusursuz Glaukos komuta eder. Böyle konuşup atladılar arabalarından. gövdeleri paramparça edilip korkunç acılar içinde kıvrandıkları an canlandırılmıştır. bu ka­ bartmaların her birinde Olympos tanrılarıyla Gigant'lar arasındaki savaş canlandırılır. Glaukos'un verdiği karşılık şu (İl. bellesin Akkha'larla Troya'lılar atalarımızın konuk kardeşi olmasıyla övündüğümüzü. Olympos tanrılarında Zeus. Bu konu Bergama'nın Zeus Sunağında en parlak bir biçimde işlenmişti. Bellerophontes'in torunu. VI. Tanrıça da Pallas'm derisini yüzüp savaşta zırh olarak kul­ lanmış. gider. 214 vd.): Değişelim gel silahlarımızı. Glaukos. Athena. Bellerophontes efsanesiyle Lykia'lıların Troya sava­ şındaki serüvenini onun kişlllflinde < aııl. 229 vd. yüz öküzlük silahı dokuz öküzlük silahla. O sır . Artemis. Aphrodite ve Nyks ile Moira'Iar savaşa katılır. 25). Diomedes çe­ kilir. tam o sıra. Işık ülkesinden delen ve adı çıoflün maviliğini. içine bir kuşku girer bu parlak yiğit bir tanrı olmasın diye. Titan'lan yendikten sonra Olympos tanrıları bu yaratıklara karşı koymak zo­ runda kalmışlar.

bunlar Amazon'ları Gorgo'lara saldırmaya itmiş. Hektor'u bile kınar. Nedeni de Glaukos'un atlarına büyülü bir pınardan su içirmiş. Pontos'la Gaia'nın oğlu Phorkys ve kızları Keto birbirleriyle evlenirler ve ola­ ğanüstü yaratıklar meydana getirirler (Tab. ayağı tut­ maz. Graia'lar. ölümsüz olduğuna kimseyi inandıramadığı için de kendini deni­ ze atmış ve bir deniz tanrısı olmuş. kimse çözememiş bu düğümü. Bunu bilen Büyük İskender Gordi­ on'a gelince. doğuştan ak saçlıdır onlar. onu gören denizcinin teknesi batar. Saçları yılanlarla örülü. o güçle saldı­ rır Patroklos'a ve öldürür onu.): Phorkys'le birleşen Keto Graia'ları doğurdu. 515 vd.). Atlant'lara (Atlantis) ya­ kın bir uzak ülkede otururlarmış. Hesiodos Graia'ları şöyle tanımlar (Theog. Üç oldukları halde. tunç elleri ve uçmak için altın kanatları bulunan bu yaratıkların başlıca niteliği korku salmaktı. Graia'lar gibi 1 IH Phorkys'le Keton'un kızlarıdır (Tab. savaş ortaklarını korumuyor diye. Sisyphos'un kurduğu Ephyra (sonra­ dan Korinthos olur) kentinde kraldır. yeryüzünde dolaşan insanlar da. Ara­ larında Medusa'nın en çok ün saldığı bu ca­ navar kızları Hesiodos şöyle tanımlar (Theog. Asya krallığını onun elde edeceğini söylemişmiş Gordias'a. yukarda sözü geçen Glaukos'un atasıdır. efsaneye adı karışan yal­ nız Medusa'dır. Pemphredo'nun güzel. o ara­ banın oku öyle çapraşık bir düğümle baglıymış ki. 270 vd. Sthenno. Glau­ kos da aslan gibi dövüşmeye koyulur yeni baştan. insanları korkudan korkuya salan. Enyo'nun san tülleri vardı. Euryale ve bahtsız Medusa. Buna karşılık yalnız Medusa girdi masmavi yeleli tanrının koynuna Bahar çiçekleriyle dolu taze çimenlerde. Glaukos'un da sözü edilmez bir daha İlyada'da (Hektor). XV. ondan gebe kalarak kral Midas'ı doğurmuş (Midas). ama sonra Perseus ve Herakles eliyle alt edilmişler (Herakles). Şehrin kalesine Gordias bir araba yerleştirmiş. 25). Amazon'lar. Adları bile korku veren bir ses benzetmesi olsa gerek. görenlerin soluğunu kesen Gorgo'lar. Apollon dinler onu. kraliçeleri Myrina'nın (Myrina) yönetimi al­ tında Atlant'lan yendikten sonra.): Gorgo'ları da doğuran Keto'dur ünü büyük Okeanos'un ötesinde. Ana Tanrıça Kybele Gordias'ı sevmiş. Bir başka anlatıma göre Glaukos ölümsüzlük ve­ ren bir pınardan su içmiş. iyi eder yarasını. Onun Perseus'la serüvenini bu yiğidin adı altında okuyalım (Perseus). Oysa tanrı sözcüsü bu düğümü kim çözerse. Lyki­ a'lıların büyük tanrısı. (2) Glaukos I (Tab. Gordias Gordion şehrini kurmakla ün salmıştı. Aiskhylos da şöyle tanımlar onları (Prom. Ama uğursuz bir tanrıymış. o. Hektor utanır uzak illerden gelen cö­ mert dostunu kurtaramadı diye. Gorgo'lar yenildikleri halde. kılıcını kınından çıkarmış ve dü­ ğümü keşivermiş. Efsanelik Phrygia kralı. Ne yapsın Glaukos. Medusa ölümlüydü. Gorgo'lar. Engin bir yas kaplar Troya'lıları. Sicilya'lı Diodoros Gorgo'lar üstüne başka bir yorum verir: Gorgo'lar Amazon'lar gibi savaşçı bir soymuş. ona yakarır (İl. ışık tanrı Apollon. oysaki kız kardeşi ne ölüm bileceklerdi. yaralıdır. 800): Ejderha kanatlı Gorgo'lar. yani Kocakarı'ları ve Gorgo'lar. ya da Aphrodite'nin hışmına uğramış olmasıdır. Lykia'lıların kaderini Glaukos'un eline verir (Sarpedon). kısa zamanda davranabilmişler. ne ihtiyarlık. Gordias. Plastik sanatların alabildiğine faydalandıkları Gorgo'lar. 6): Graia'lar. Çünkü daha hızlı olsunlar diye hayvanlarının çiftleşmesine engel oluyormuş Glaukos. yer onu. Ölü­ müyle ün salmıştır bu Glaukos: Pelias'ın ölü­ mü için düzenlenen yarışmalarda araba yarı­ şına katılır ve yenilir. ölümsüz tanrılar da Kocakarı der onlara. alınlarında yaban domuzu dişleri fışkıran.da Sarpedon Patroklos'un kargısıyla vurulup can vermek üzereyken. geceyle gündüzün sınırlarında otururlar ince sesli Batı kızlarının yurdunda. Bir efsaneye göre. Sisyphos'un oğlu Glaukos. kendisi bogulurmuş. işte o zaman tanrısı gelir aklına. arabası devrilince de at­ ları parçalar. güzel yüzlü. 6). eli. 274 vd. .

Güneş. Phrygia'da Adramyttion (Edre­ mit) şehrinin kurucusu. Aiskhylos'un Prometheus'unda (804) ve Herodot tarihinde (III. Aiskhylos bu yaratıkları "havlamaz. Hemera. Gorgo'ların oldukları yere varmasını önlemekmiş görevleri. uzun gagalı. gövdeleri aslan gövdesidir. Graia'lar hiç güneş gör­ meyen batıda yaşarlarmış. Graia'ları iki değil de üç diye kabul eden bu efsa­ nelere göre. Başka bir efsaneye göre Grif­ fon'lar Hindistan'ın kuzeyinde bulunan çöl­ lerde altın arayıcılarına karşı koymaktadırlar. o da karısının adına Mysia'da Thebe şehrini kur­ muş (Herakles). başka mythos yazıcılarına göre Dino imiş. kanatlı köpekler" olarak tanımlar. Ama bir tek gözleri olduğu için. batı dillerinde de "Griffon" adı veri­ lir.Üçüncü Graia'nın adını söylemez. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve elli­ şer başlı dev oğullarından biri (Yüz Kollu­ lar). Kocakarıların bir tek dişi. O sırada öbürleri gider. önce yol üstünde bekçilik eden Kocakan'lara rastlamış. Böylece Gorgo'lara yaklaşıp Medusa'yı öldürmeyi başarmış. Başka bir söylenceye göre. İskitlerin elinde bulunan kutsal altınla­ ra bekçilik etmektedirler. 116 ve IV. Griffonlar. Granikos. çünkü yuvalarını altın madenlerinin bulundu­ ğu dağların eteklerine kurmuşturlar. . Bu yaratıklar Hyperboreliler ülke­ sinde. bir tek de gözü varmış ve aralarında değiş tokuş ederlermiş bunları. Perseus bu tek gözü çalmak ve Graia'ların üçünü de uyutmak yolunu bulmuş. 13) sözü geçen efsanelik kuşlara yun. uyurmuş. Bu yiğit Medusa'yı öldürmeye gidince. Bkz. Graia'lann rol oynadıkları tek efsane Perseus efsanesidir. "Gryps". Gycs. Gö­ zü de bir göle atmış (Perseus). Oralarda bulunan tek gözlü Arimaspes adlı boy bu altınlan al­ mak için Griffon'lara saldırırlar. Herakles Phrygia'ya geldiğinde kızı Thebe'yi yiğide vermiş. Gün Işığı. Bkz. Aiskhylos'a göre Griffon'lar Zeus'un kutsal yaratıkları. Helios. başka bir geleneğe göre Apollon'un bekçi kö­ pekleridir. kim bekçilik ede­ cekse o gözü takar ve yol ağzına dikilirmiş.

Yunanca "Hadou do­ mos" yani Hades'in evi. Kronos'la Rheia'nın oğludur (Tab. Kendilerinden de. bir daha yeryüzüne çıkmasını önlemek için bir nar tanesi yedirmesinden ileri gitmez. hiçbir sunu ya da kurbanla yumuşamayan korkunç tanrılar sa­ yılar. Sonradan Vergilius. kura çekildi. âşık olduğu Persephone'yi kaçırdıktan sonra. Yalnız kendisini Paian tanrıya baktır­ mak üzere bir kez Olympos'a çıkmak zorun­ da kalır (İl. insaf­ sız. VI). ölümle uykunun bulundukları bu karanlık ülkesini Hades'i an­ lattığından daha canlı renklerle anlatır (Tartaros). 189 vd. 5). Hades tanrının bir özelliği kendisini görün­ mez kılan başlığıdır. Hades ülkesinin en kısa tanımlanmasını Hesiodos yapar (The­ og... İl. Sisli karanlıklar ülkesi düştü Hades'ln payına. Demeter'in kızı Persephone'yi kaçırmasıdır. Persephone). "Görünmez" anlamına ge­ len Hades adı hem tanrının kendisi. Bu köpek Kerberos'tur (Kerberos).H Hades. 767 vd. Latin şiirinde Vergilius'un Aeneis destanında sürdürülüp en yüksek aşamasına çıkarılmış ve o yoldan ortaçağda Dante'nin büyük eserini etkilemiştir.. (1) ADI. yüreği acımak nedir bilmeyen tanrı. Hades üstüne anlatılan tek efsane. Aeneis destanında kahraman Aeneas'ın da yeraltına gidiş ve dönüşünü anlatmıştır (Aen. canlandırmaya çalışmayan şair ve yazar pek yoktur. Mevsim dönümünü. Hades. konağı deyiminde. 65). Hades ve karısı Persephone amansız. V. şölenlerine ka­ tılmaz. ölü ruh­ ların oturduğu tasarlanan karanlıklar ülkesini anlatmayan. Azgın bir köpek bekler kapısını. ülkelerinden de tanrı­ lar ve insanlar nefret eder (Theog. altı ay yeryüzünde kalmasını buyurur (Demeter. Homeros da "tanrıların bile tiksin­ diği çirkef dolu ülke" diye tanımlar Hades'i (İl. (3) EFSANESİ. ne var ki Hades'le Tartaros'u bir tutar ve geceyle gündüzün. pusuda bekleyip paramparça eder çıkmak için kapıya gelenleri. XX. dünya yetkilerinin pay­ laşılmasında Hades yeraltını alır (Hom. domos sözcüğünün düşmesiyle Hades. Hermes ve Perşeus'la Herakles de tak­ mıştır. Demeter. (4) HADES ÜLKESİ. 810): "Tanrılar sevmez o küflü puslu yerleri" der Hesiodos. Homeros'un Odysseia'sını örnek ala­ rak. yani üçüncü kuşak tanrıları egemenliği ele alınca. Hades ülkesinde bir şey ağzına ko­ yan bir daha oradan ayrılamazdı. Kızın kaçı­ rılmasında payı olan Zeus Demeter'in yalvar­ maları üzerine kızın altı ay yeraltında. XV. .. Olympos'lular. kışın ölme­ sini simgeleyen bu efsanede Hades'in rolü. altın sandallı Hera ve güçlü Hades. köpüklü deniz düştü bana.): Orada yükselir yankılı konağı Güçlü Hades'le korkunç Persephone'nin. Tanrı Hades ise gün ışığının sızmadığı karanlık ülkesinden hiç ayrılmaz. Theseus ve Herakles. Hesiodos doğuşunu söyle anlatır (Theog. amansız. sinsilikler ustası bir köpek. Kuzey mitolojilerinde geçen ve Alman masallarında "Tarnkappe" diye anılan bu başlığı Hades'ten başka Athena.): (Poseidon konuşur): Dünya üçe bölündü. üçümüz de aldık payımızı. Homeros'la başlayan bu gelenek. İna­ nışa göre. onların arasına karışmaz. (Ölüler Ülkesi). Yeraltındaki ölüler ülkesinin tanrısı Hades. perin altında oturan. Hesio­ dos sonra yeraltı ırmağı Styks'in adını da sa­ yar (Styks).): Rheia Kronos'un yatağına girince şanlı evlatlar doğurdu ona: Hestia. Aidoneus ve Plüton (zengin) adlarıyla da anılır. girenlere yaltaklanır kuyruğu kulaklarıyla ama gireni bir daha bırakmaz dışarı. toprağın ve bit­ kisel doğanın yazın canlanmasını. hem de egemen olduğu ölüler ülkesi için kullanılır. Yunan mythos'unda canlı oldukları halde Hades'e inip de dö­ nen kahramanlar şunlardır: Odysseus. 453 vd. (2) DOĞUŞU. 395-404). Orpheus. tanrı Hades'in yönettiği ölüler ülkesinin de adı ol­ muştur. yürekleri hiçbir yakarış. İlkçağ yazınında yeraltında. Olympos'lu tanrılar kuşağından olduğu hal­ de.

Dünyanın kuzeybatı ucunda bulunduğu sa­ nılan Hades ülkesinin ancak kapılarına varır Odysseus ve orada Kirke'nin buyruğuna uya­ rak bir çukur kazar... Teiresias kan içtikten ve Odysseus'a gele­ ceği açıkladıktan sonradır ki. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü. Haimon — Tanrı/arın en büyük bağışı akıldır insanlara. en haksız bir cezaya çarpıldı diye. bozguncuları el '. Böyle karanlık söylentiler dolaşıyor kentte. Güngör Dilmen): Kreon — Yakın akrabamın kanunsuz davranışlarına göz yumacak olursam başkaları büsbütün azar. Hades bataklarına doğru. X. Halkın gözünü yıldırmışsm. Oysa buyruklara boyun eğmek güvenliğini sağlar çoğunluğun. Anarşiden dahabüyük bir kötülük yoktur. orada Alçak Kıyı var ve Persephone'nin koruluğu. Thebai kralı Kreon'un oglu Halmon'dur.): Geçtiğin zaman Okeanos'u geminle.): Güneş batarken ve kararırken tekmil yollar. Bu adı taşıyan birçok efsanelik ki­ şi k-r arasında en önemlisi. ne de gökten toprağa döndüğü vakit. onu dinlemek gerekir. işitiyorum fısıltılarını. derin anaforlu Okeanos'un kıpısında çek karaya gemini.üstünde tutmak erdem sayılıyor demek? . küçük. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. oradadırKimmer'lerin ülkesi ve kenti. Anarşi parçalar müttefikleri.göremez hiçbir vakit.. Kirke'nin saydığı bu dört yeraltı ırmağına bir de Lethe katılır.. işitmek istemediğin sözler kulağına gelmiyor. ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe. hazırlar kaçınılmaz bozgunu. altın bir şeref tacı hak etmiştir bu kız. Sophokles'in "Anti- göne" adlı tragedyasında büyük bir rolü olan Haimon Antigone'nin nişanlısıdır.Odysseia'daki Hades anlatımı: Homeros'un Hades anlatımı ilkçağ yazını­ nın ilki ve en canlısıdır. Odysseus. iyi başbuğ iyi yurttaştan yetişir. Homeros'ta izi kalmış çok eski ve ilkel bir yeraltı tasarısının kalıntısı olsa gerek. ocakları söndürür. Kreon — Şaşıyorum. kısır söğütler. devlet kimi getirmişse başa ona boyun eğmek. Bu Hades anlatımı daha doğrusu bu kan içme töreni . Kirke de ona Hades ülkesine gitmenin yolunu gösterir (Od. Yürekten söylüyorum şunu: İtaat etmesini bilen iyi yönetici olur ilerde. devleti göçürür. Kreon Antigone'yi mezara diri diri kapattıktan sonra Haimon kendini öldürür. ülkede bu kıza acımayan yok. Öylece serili durur bir uğursuz gece bu zavallı ölülerin üstünde.. büyük konularda ve haklı olsun olmasın. ölümü değil. XI. işte o sırada ölülerin ruhları büyük bir kalabalık halinde kan içmeye gelir­ ler. Kirke'nin dedi­ ği gibi gemisiyle bütün bir gün gittikten sonra (Od.başka hiç­ bir metinde söz konusu edilmediğine göre. 8 vd.. Bu kız savaşta ö/en kardeşinin cesedini kurda. öbür ruhlar da kandan paylarını alırlar. Uzun bir süre büyücü Kirke tanrıçanın adasında kaldıktan sonra. Pyriphlegeton veKokytos akar. uzun uzun kavaklar göreceksin. su ve un döker ve kurbanlar kesip kanlarını çukura damlatır. Hayır.. oysa bütün kadınlar içinde en az layık böyle bir ölüme eyleminin ne soylu olduğu düşünülürse. vardık sınırlarına derin akışh Okeanos'un.. 512 vd. kuşa kaptırmamak için gömmüş onu. sonra çık yola. tatlı şarap. Tragedyada Kreon'la Haimon arasında devlet yönetimi konu­ sunda ilginç bir tartışma yer alır: Tek kişinin buyruğuna boyun eğmeyi yönetimin kaçınıl­ maz koşulu sayan Kreon'a karşın Haimon akıl ve sağduyuya dayanan halkoyunu savu­ nur. orada Akheron.. Haimon. Önem ve canlılığını bugün de yitirmemiş olan bu tartışmadan birkaç parçayı aşağıya alıyoruz (Çev. ama gizliden gizliye konuşuyorlar.. Odysseus artık İthake'ye nasıl varabileceğini yeraltı ülkesinde bulunan bilici Teiresias'a sormak ister. Öyleyse kurulu düzeni destekleyelim ve hiçbir zaman kadına yenilmeyelim. parlak güneş onları ışınlarıyla. içine ballı süt.

Kimi zaman da ağaçla birlikte ölürler. Kreon — Devlet ona hâkim olanındır.. öbürü­ nün Okypete (Hızlı uçan. Dardanos'la lasion'un kız kardeşi olarak gösterilen Harmonia Semendirek efsanele­ rinde rol oynar. Kadmos'un karısı Harmonia. Agaue. Bora) dir. denge anlamına gelen adıyla Kharit'lerin biri sayılan Harmonia ile karıştı­ rılmıştır. Ki­ misi uzun ömürlü olur. Böylece ölümsüzle ölümlü arası varlıklar sayılırlar. Kreon — Bu kız suçlu değil mi şimdi? Haimon — Bütün Thebai bir ağızdan hayır. Athena ile Hephaistos'un Harmonia'ya karşı. ba­ şaramayınca da keseni korkunç cezalara çarptıran ağaç perilerinin öyküsü anlatılır. Harpya'lar çocukları kaçırırlar ve ölülerin ruhlarını alıp Hades'e götürürler diye bir inanç vardı. kadın yüzlü. Efsaneye göre uğursuzluğun ne­ deni. hepsini Harpya'lara kaptırır. Ama her iki­ sinde de Kadmos'un karışıdır (Tab. halk mı? Haimon — Tek kişiyle devlet mi olurmuş. Amphiaraos. Labdakos). 18). Bu armağanlar The­ bai şehrinin başına bela olmuş. Düğünü de gene aynı görkemle Semendirek'te yapıl­ mıştır. Ares'le Aphrodite'nin kızı olduğundan ötürü. yaygın kanatlı. Thebai efsanesinde Kadmos ile Harmonia' nın düğünü üstünde durulur: Zeus Harmonia' yi kendi eliyle verir Kadmos'a ve Thebai kale­ sinde düğününü yapar. kesilmesinden ya da kurumasından sonsuz bir yas duyarlar. Kreon — Yasaları yürütmek mi suçum? Haimon — Tanrısal yasaları çiğnemekle kendi iktidarını gölgeliyorsun! Hamadryades. şehre karşı iki saldırıya yol açmıştır (Ehphyle. bunlar İno. pisliklerini bıra­ karak uçarlar. Ağaçların yeşermesinden. bazı kay­ naklarda sözü geçen Kelaino da fırtınadan önceki gök kararmasını simgeler. Autonoe ve Oidipus soyunun atası Polydoros'tur (İno. Bütün tanrıların hazır bulundukları bu düğünde geline olağanüstü armağanlar verilir. ağaçla birlikte demek) Hamadryad perileri. Argonaut'lar Trakya'ya uğra- . Birinde Harmonia. Kreon — Vereceğim buyrukları bana halk mı öğretecek? Haimon — Çocukça konuştuğunun farkında mısın? Kreon — Ben miyim bu devleti yöneten. Harmonia ile ilgili iki efsane vardır. öbürü Dardanos soyuna bağlıdır. bazı efsane­ lerde uyum. Bu mezarın iki yanındaki kabart­ maların her birinde bir Harpya bebek gibi kundaklanmış bir ruhu kollarında taşır görü­ nür. Ağaçların kesilmesini önlemeye çalışan. "on palmiye ömrü" yani dokuz bin yedi yüz yirmi yıl yaşarmış. sivri pençeli bir çeşit yırtıcı kuşlardır. tabağında ne varsa. Aktaion.. Trakya kralı Phineus işledi­ ği bir suçun cezası olarak kör olmuştur. anlaşıldı mı? Haimon — Sen ıssız bir çölün hâkimi olmalıymışsm. hınç beslemeleridir. Bu inancı en iyi canlandıran anıt. Okeanos kızı Elektra'nın Thaumas'la birleş­ mesinden doğan Harpya'lar çokluk iki olarak gösterilir: Birinin adı Aello (Kasırga). despotluk bu seninki. canlı canlı bi­ tip büyümesinden zevk. suçlu değil diyor. Bunlardan biri meşe ağacını kestiği için din­ meyen bir açlıkla cezalandırılan Erysikhton'un öyküsüdür (Erysikhton).Haimon — Suçluları el üstünde tut demiyorum sana. yeme­ ğe oturur oturmaz Harpya'lar uçagelir ve ta­ baklarını boşalttıktan sonra. öbü­ ı 00 rü ünlü bir gerdanlıktır. Semele. ikincisinde Zeus ile Elektra'nın kızı olarak gösterilir. Harpya'lar. Adlarından da belli olduğu gibi (hama+dryas. kardeşleri Dryad'lar gibi ağaçları ve ormanları koruyan nympha'lardır. biri Kharit'lerin dokuyup işledikleri bir elbisedir. Agaue. Harmonia. Thebai kral soyu­ nun kaynağında bulunan Kadmos'la Harmonia'nın beş çocuğu olur. tanrı­ lar bir de bela salmışlardır başına. bunu Harmonia'ya Athena (ya da Aphrodite) vermiş derler. Alkmaion). Harpya'lar asıl Phineus efsanesinde rol oy­ narlar (Phineus). Aphrodite ile Ares'in kızı. Kadmos ona Zeus'un kaçır­ dığı kız kardeşi Europe'yi ararken Semendi­ rek adasında rastlamış ve sevmiştir. biri Thebai efsaneler zincirine. eski Lykia'nın Ksanthos (bugün Kınık) şehrinde bulunan ün­ lü mezardır. hepsinin de kaderi olağanüstüdür. Adları "kapıp kaçanlar" anla­ mına gelen Harpya'lar. Semele.

Orada kral kızı Hei­ lebie ile evlenir. Yunanca gençlik demektir.dıklarında Phineus Harpya'lardan kurtarılma­ sını dilemiş onlardan. Aralarında Boreasogulları Kalais ile Zetes vardı ve bilici olan Phine­ us Harpya'lann ancak Boreas'ın oğullarınca yakalanabileceklerini biliyordu. Bana karşılık. Hcbe. Priamos Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gittiğinde kraliçeyi on dokuz çocuğunun anası diye tanı­ tır (İl. yani kutsal evlenmedir. Hekabe (Latince Hecuba). . Bu bakım­ dan Hepa-Hebe ile Ana Tanrıça arasında doğrudan bir ilişki kurulabilir ve Hepa-Hebe adının Kybele'nin çeşitli adlarından biri oldu­ ğu anlaşılır (Kybele). Hebe. 1 vd. Daha sonraki kaynaklarda Hebe'nin nektar sunucusu olarak görevi Ze­ us'un kaçırdığı güzel delikanlı Ganymedes'e verilir (Ganymedes). Heilebie. XXVI. V. Homeros destanla­ rında beliren bu karakteri sonraları tragedyalarca daha da abartılmış ve Hekabe çocukları­ nı bir bir yitirdikten. 5) Olympos'ta eli her işe yatkın bir çeşit ev kızı­ dır. Sedir ağaçlarının ülkesi Lübnan.): . yiğit oğullar yetiştirdim yaygın Troya'da. Kovalamaca sırasında Harpya'lann biri Peloponez'de bir ırmağa düşer. Çocuğu olmaz. ama Heilebie kocasından yana çıkıp babasını alt etmesine yardım eder. on dokuzu bir ana karnından doğmuştu. 905) görürüz. Çokluk en büyük tanrılar arasın­ da ve Anadolu'lu kaynaklarda görülen bu kut­ sal evlenme motifinden. Balios). Karia'da Kaunos şehri kralının kı­ zı. kaldırıyorlardı altın tasları birbirlerinin şerefine. Akhilleus'un ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'u meydana getirmiş­ ler (Ksanthos. ama kalmadı bana onların hiçbiri. Hepa-Hebe ise Tevrat'ta ilk insanın. Hebe. yani Âdem'in eşi ve bütün insanların anası olarak gösterilen Havva'nın ta kendisidir. Lyrkos dünyayı dolaşıp kızı bulamayınca. Hitit yazıtlarında Hepa. Hebe'nin kendine özgü bir efsanesi yoktur. 16). Hekabe ilkçağ yazınında doğurgan ve baht­ sız ana tipini canlandırır. ötekileri saray kadınları vermişti bana. korkunç yıkım ve lşkencelerine tanık olduktan sonra. Kocası kısırlı­ ğının nedenini anlamak için tanrı sözcüsüne başvurmak üzere Kaunos'tan ayrılır ve yolcu­ luğu sırasında karısını aldatır. gözü dönmüş. Geldiği gün Akhaoğulları buraya oğullarım vardı benim elli tane. Hekabe Troya kralı Priamos'un karısı. Paris. Ulu Hebe tanrı balı döküyordu herbirine. Hepat ya da Hepatu diye adlandırılan büyük güneş tanrıça Arinna'nın Yunancalaştırılmış adı ol­ sa gerek. Hebe ile Herakles'in evlenmesi simgesel bir anlam taşıyan bir "hieros gamos". IV. Argos'a boş dönmekten çekinir ve Karia'da Kaunos şehrine yerleşir. Bir efsaneye göre Harpya'lar rüzgâr tanrı Zephryros'la birleşip. V. 722-731) ya da savaş dönüşü kardeşi Ares'i yıkarken (İl. Kaunos kralı onu dönüşünde ülkeden kovmak ister. babası İnakhos kızının taliplerinden Lyrkos'a İo'yu aramasını buyu­ rur. Hitit yazıtlarında bu tanrıçaya "se­ dir ağaçlarının ülkesinde" tapınıldıgı belirtilir. öteki Ege denizinin bir adasına sığınır. ama tam yakalanacakken kız kardeşleri İris Boreasogullarının önüne geçer ve "Zeus'un hizmetçileri" Harpya'ları öldürmelerini önler. Boreasogulları Harpya'ları yakalayamazlarsa. Asıl görevi tanrılara içki sunmaktır (İl. onlarda Troya'lıların şehrine bakıyorlardı tepeden. yalnız Herakles efsanesinde adı geçer: Güçlü yiğit öldükten sonra Olympos'a varıp ölüm­ süzlüğe kavuşunca Hebe ile evlendirilir. . Kassandra ve daha birçok çocukların anasıdır (Tab. Harpya'lar Pandareos efsanesinde de rol oynarlar (Pandareos). Buna karşılık Phineus'a rahat vermeye ve Gi­ rit'te bir mağaraya saklanıp bir daha görün­ memeye söz verirler. Zeus'la Hera'nın bu adı taşıyan kızları (Tab.): Tanrılar toplanmıştı Zeus'un çevresinde. Yunan efsanesinde pek önemli bir rol oynamayan Hebe'nin Yu­ nan öncesi bir tanrıça olduğu sonucuna varı­ labilir. Oysa benim bahtım ne kadar kara. 492 vd. Hektor. altın avluda. Ama İlyada'da onu Athena ile Hera'nın arabasını hazırlarken (İl. Dolaylı olarak İo efsanesine adı karışır: Zeus İo'yu kaçırınca. Filistin'dir. kendileri ölecekti.

doğal analık gücü­ nün simgesidir. Bu oyunlarda Hekabe'yi Troya yıkıldıktan sonra köle olarak orada. ama kızı Polyksene'nin gözleri önünde Akhilleus'un ruhuna kurban edilmesini. ama Anadolu kadınları gene bu sözlerle ağıt yakar ölen ana kuzularına.): Şimdi sen. ama oğlu buna yanaşmayınca.). ne cömert karın ağlayacak. Hekabe düşmana gidip yalvarmaya kalkı­ şan kral Priamos'u akıl ve sağduyu adına alı­ koymaya çalışır.. Son­ ra bölümler boyunca Hekabe'nin sözü geç­ mez. gemilerin orada". çocuklarını da öldürür. Başladı Hekabe kadınlar arasında uzun bir ağıda: "Bak anana yavrum. Anası da saçlarını yolup duruyordu. bir tanrı gibi selamladı yavrum onlar seni. kraliçe ve bütün halk dövünmeye. yiyecek seni çevik köpekler. surlarımızın içinde yenmeye bak şu domuzu. ..köpek gibi kudurup saldıran anaç varlığın simgesi olmuştur.): . Atina'Iı şairin ona tragedya boyunca "Phrygia'lı" demesi boşuna değil. Kimi efsanelerde onun ev­ lat acısına dayanamayarak gece. 575 vd. XXII. kral. Phrygia'ü Ana Tanrıça Kybele'nin bütün ni­ teliklerini içinde taşır ve dile getirir Hekabe (Polydoros.. canım oğlum. yatıyorsun evinde taptaze.. gündüz yüreğimin ışığıydın bu şehirde. dışarda dikilme karşısına. babasının yalvarmalarını dinlemeyip de Akhilleus'la savaşta can verin­ ce. Paris. Atina'Iı tragedya yazarı Euripides ise onu "Troya'lı Kadınlar" ve "Hekabe" adlı tragedyalarının baş kişisi yapmış. unuturdun koynumda bütün dertlerini. bundan böyle nasil yaşayayım ben. gözümün bebeği. gir içeri. korkunç bir öç alma eylemine girer ve Polymestor'u kör edip. Aradan birkaç bin yıl geçti. başaramayınca gene tanrıla­ ra yakarış ve sunu sunma yoluna gider. burada sürünür görürüz. Hekabe'nin en küçük oğlu Paris'le ilişkisi ve onu karnında taşırken gördüğü düş için bkz. O zaman da surlar dışında kalıp tek başına düşmana karşı koyan oğlunu içeri almak için şöyle seslenir (İl. oğluna baka baka haykırıyordu. nasıl? Gece. gündüz ulu­ yan bir dişi köpek haline dönüştüğü de ileri sürülür. top­ rağa bular (İl. dramını de­ rinliğine işlemiştir. 83 vd. XXIV. İzmir'li şair Homeros böyle canlandırıyor Hekabe'yi. kaderle ölümün elindesin şimdi". ta ki Batı kapılarının üstünden Hektor'la Akhilleus'un savaşını gözlemeye gelir. seni doğuran. onu ağzına uzattığım günleri getir aklına. dövünüyor. Kraliçe görkemini ve erdemini sürdürür. ey katı yürekli. Polymestor). yiğit oğlu Hektor'un ölüsü karşısına serilince de bagırmaz çağırmaz. ama yavrum. Bu tragedyalarda Hekabe yalnız değildir. bizden uzak. bir döşek üstüne koymayacağız ölünü. Hektor anasının. onun dileğini yerine getirir: Athena tapınağına sunu sunmaya gider. cömert ve dini bütün bir ana olarak gösterilir (İl. yavrucuğum. senin acını göreyim. üstelik de Trakya kralı Polymestor'a emanet edilen oğlu Polydoros'un da al­ çakça öldürülüp denize atıldığını görünce. sen onların büyük şanıydın sağken. talihsiz anana. fırlatıp atmıştı parlak başörtüsünü.): "Hektor. erkeklerin gücü. Troyalı kadınların. Priamos yas belirtisi olarak başını toza. Savaştan şehre dönen Hektor'un biraz dinlenmesini. bir köpek gibi havlamaz da Anadolu kadınına özgü bir ağırbaşlılık ve ha­ yal gücüyle canlandırır onu gözünde (İl. sözümü duyarmış gibi. Öldürürse seni bu adam. katla­ nır ve bekler. XXII. 253 vd. saygı göster bu memeye. ağlaşmaya başlar. ne ben ağlayacağım senin önünde. Troya'lı kadınların topluluğu içinde direnci yansıtan büyük bir varlık. desteği. Troya'da bir çığlıktır kopar. Gözünün bebeği. İlyada'da ilk karşımıza çıktığında Hekabe tatlı dilli. Ne var ki Euripides de Hekabe'yi akıl ve hak yo­ lundan ayrılmayan ulu bir kişi olarak gösterir. Polyksene. benzersin Apollon'un tatlı okuyla vurduğu insanlara. şarap içip serinlemesini ister. 406 vd. öldüğünü göreyim de. VI.

Hesiodos ise babasının Ege kentlerinden Kyme'den Yunanistan'a göç­ müş bir göçmenin oğludur. Acaba ozanın yücelttiği bu Hekate tapımını Hesiodos soyu Lagina'dan mı Yu­ nanistan'a getirmişlerdir? Bu konu daha bi­ limce aydınlanması gereken ve doğrudan doğruya Anadolu kültleriyle ilişkisi olan bir sorundur. ak yünlü koyunları Azaltır ya da çoğaltır gönlünce. özellikle bazı kabartmalar İstanbul Arkeoloji Müzesinde korunmaktadır. 8). İnsanlar arasındaki yarışmalarda Tanrısal gücüyle işe karışır. Dilediğine verir hıynıvı.. 53 ve 1. Zeus. Anadolu'ya özgü bir tanrıça ve Efes'li Artemis'in belli bir niteliğini yansıtan ve baş­ ka adla anılan bir tıpkısıdır (Artemis). Homeros destanlarında sözü bile edilmeyen bu tanrıça Theogonia'da ancak Ana Tanrıça Kybele ile kıyaslanabilecek ev­ rensel bir nitelik taşımaktadır. Ozan. Bilindiği gi­ bi. kalabalıklar içinde Kimi isterse onu parlatır Hekate. Ünlü Gaia ile Uranos'un bütün çocukları Kendi paylarından pay vermişlerdir ona. sanı. ki­ şiliği epey gizemli bir tanrıçadır. Burada yücelti­ len tanrıçanın kimi yerde Artemis. Ona bütün mutlulukları vermek elindedir. Akha'lar bu kızı Nestor'a köle olarak verirler ve İlyada'da onu Nestor'un ba­ rakasında hizmet eder görürüz (il. 6). Kim hoşuna giderse Hekate'nin Yardım görür ondan. Hekate'nin Titanlar kuşağında ne denli ayrı bir yer tuttuğunu Hesiodos'un Theogonla'sından öğrenmekteyiz.Hekamede. Güzel saçlı Hekamede Troya savaşı sırasında Akha'ların Tenedos'a (Boz­ caada) yaptıkları bir baskın sırasında esir al­ dıkları kızdır. Bu tanrıçanın karmaşık kişiliğini açıklamak­ ta bugünkü bilim de zorluk çekmektedir. Belalı engin denize açılanlar da Başvururlar Hekate'ye ve yeri sarsan tanrıya. Hermes'le sürüleri üretir ağıllarda: Öküzleri. Binicilerden de dilediğine yardım eder. Bugün yeryüzünde kurban kesen her ölümlü Hekate'nin adını anar yakarışlarında. XIV.. deniyor. Hekate. Theogonia'nın başlangı­ cındaki Musa'lara Övgü'yü andıran bu parça­ da. Olympos tanrılarıyla ilişkili olmayan. hiçbir efsaneye adı karışmamış. Asterie). Kurultaylarda saygın kralların yanındadır. Hekate'yi "herkeslerden üstün tuttu" ve evrende onur paylarını tanrı­ lar arasında paylaşırken. denizlerde ve göklerde bir yetki payı ayırdı.He- . öbürü Asterie'dir (Leto. kimi yerde Diktynna ya da Britomartis diye anılan Ana Tanrıça'yı bu denli andırması Hesiodos'un ana yurdu ile ilgili görülmektedir. şerefi. 624. Titanlar ku­ şağını saydığı parçanın sonunda Hekate'ye kırk altı dizelik uzun bir övgü düzmektedir (Theog. Asterie Perses ile birleşip Hekate'yi doğu­ rur. Görkemli bir yapı olan bu tapı­ nağın kalıntılarından birkaçı. Zaferi kazanan alır güzel ödülü Ve şeref kazandırır yakınlarına. Dik­ kati çeken bir nokta da tanrıçanın adıdır. 404-450). Apollon ile Artemis'i üretir). Titanlar arasında Güneş Soylular diye anılan tanrılar soyundandır (Tab. Yunanistan'a yerleştiği Askra kasabasının yakınında ise Thespiai'da bir Hekate kültü bulunduğunu biliyoruz. eski Karia'da Stratonikeia'nm (Eskihisar) kuzeyinde. Hekate. Ya da tam başaracakları sırada Avlarını alır elinden canı isterse. eseri ve kaynakları" adlı kitabın s. XI. Koios ile Phoibe'nin iki kızları olur: Biri Leto (ki Zeus Leto'yu eş edinip onunla iki büyük Olympos tanrısını. Aslında He­ kate. bu tanrıçaya kara­ larda. Meydanlarda. buna karşı­ lık Hesiodos'un Theogonia'sında büyük bir yer tutar. Hekate. Homeros destanlarında hiç adı geçmez. Kimin dileğini iyi karşılarsa o tanrıça Onun elde etmeyeceği şey yoktur. notu­ na. destek bulur onda. Bereketli av sağlar onlara soylu tanrıça. keçileri. Ölüm-kalım savaşlarında Hekate Dilediği savaşçıya yardım eder. Metinde şöyle denir (415-450): Ölümsüzlerin saygısı büyüktür ona. Bu konu için bkz/ "Hesiodos. bugünkü Yatağan'a yakın olan Lagina'da (Lagina örenine en yakın ilçe Tur­ gut'tur) Hekate'nin çok ünlü bir tapınağı bu­ lunmaktaydı. Ölümsüzler arasında yeri büyüktür Hekate'nin Zeus gençliğin besleyicisi yapmıştır onu. Hekate'ye Hesiodos pantheon'unda tanı­ nan ayrıcalığın nedeni bilginleri epey düşün­ dürmüştür.

kendi çıkarlarını düşündüğü kadar onla­ rın da görüşlerini hesaba katmak zorundadır. Onun kişiliği Akhilleus'unkinin tam karşıtıdır: Duygularını dışarıya vurmak. Bu üçlü karakteriyle Efesli Artemis'e ne kadar yakın­ dan bağlı olduğu.): Üstünde kendi ölüsünün yanacağı odun yığınını hazırlattıktan sonra. özellikle İlyada Ati­ na'da ulusal destan olarak benimsenip de Atina'yı yüceleştirme amacıyla kaleme alındı­ ğı sanılan bu listede Yunanistan'dan gelme kuvvetlere çok yer verilip. Hekate kimi bölgelerde üç gövdeli bir heykel olarak imgelenir. Erebos. onu kendine büyü yoluyla bağlamaya çalışır (Aen. Troya'nın kaderini elinde tutan Hektor bu savaş ortaklarına karşı sorumlu­ dur. 511 vd. IV. Vergilius'un "Aeneis" destanında Dido Aeneas'ı yanında alıkoyamayacagını anlayınca. Troya'nın orta direği olan Hektor'un kişiliğini incelemeye girişmeden önce. Troya'yı savunan kuvvetlerin de sayımı. Pandaros). üç biçimli Hekate ve üç yüzlü bakire Diana adına başlar yakarışa (Dido). Hemen söyleyelim ki üç. Bu görevi sonuna dek nasıl yerine getirdiği. büyük ve sihri elinde tutan bir kara güçler ecesi olarak karşımıza çıkar. İlyada Hektor'u hem savaşta bir kahraman. Anadolu'yı küçümsemek amacıyla düzüldügTı açıkça belli olan bu metin bile Troya savaşının Anadolu boylarınca ne denli benimsendiğini açığa vur­ maktadır. onun başka bir yan ve yö­ nünü simgelediği apaçıktır. Troya savaşı denilen büyük çatışmaya bütün Anadolu'nun katıldığını metinlere dayanarak göstermeliyiz. geceye ve karanlığa egemen bir varlık. dökümü yapılır. Troya savaşının gerçek niteliğini anlayabilir ve Boğazların kilit noktasında çar­ pışan güçlerin asıl amacı açığa vurulduktan sonra. kadın ve ay tanrıçası olarak üç biçimde canlandırıl­ dığını da biliriz. uy­ garlık ve zenginlikte Batıyı çok aşmış olan Anadolu'yu ele geçirmek için ilk denemesi. üstünde durulmaya değer bir konudur.kate. bir Hekate rahi­ besine büyü formülleri okutur. 16) Anadolu'nun ilk ulusal kahramanıdır. Leto'nun kardeşi olması da onun Yu­ nan din ve efsanesine sonradan gelme bir tanrıça olduğunu belli eder. tersine tarihi doğru değerlendirmenin bir örneği. dört bin yıl önceki Troya savaşıyla yakın tarihin Çanakkale sa­ vaşı arasında göze çarpan bir benzerlik vardır ve Hektor'u Mustafa Kemal'in atası olarak görmek yanlış bir yorum değil. Hekate Yunan varlığına sonuna dek yabancı kalmıştır. savunmaya Anadolu'nun hemen her tarafından güçler katıldığı anlaşılır. llyada'da altmış kadar dize tutan bu parçada (İl. çünkü Troya savaşı Homeros'un llyada destanından da anlaşıldığı gibi bölgesel bir karşılaşma de­ ğil. Daha sonraki bölümlerde de örne­ ğin Lykia'lı önderlerin savunmada ne büyük bir yer tuttukları. burada ay tanrı­ çası. Apollon'la Artemis'in başlıca sıfatların­ dan olan hekatos-hekatebolos. girişimidir. İlyada'nın ikinci bölümünde "Gemiler Kata­ logu" denilen bir parça vardır ki. Maionia ve Lykia'ya kadar bir yandan Karadeniz kıyılarına. onların istek ve öğütlerine saygı göster­ mek. dişi köpek ve di­ şi kurt biçimleri midir? Diana'nın kız. Bunu ancak böyle anladıktan son­ radır ki. yani hedefi vuran anlamındaki kelimeyle ilgilidir (Apollon). Homeros destanını gereğince değer­ lendirebilir. Khaos. burada Troya'ya saldıran orduların da. Bkz. esin- . Hekatonkheir'ler. asıl tapımma Roma'da rastlanır. bir belir­ tisi sayılabilir. Hektor. giderek Hektor'u eleştirip ona yol gösterdikleri görülür (Sarpedon. öte yandan Ak­ deniz'e kadar uzanan yaygın bir bölgenin ad: geçer. Paphlagonia. Batı dünyasının Çanakkale Boğazından Mezopotamya'ya kadar uzanan Asya (bugün Küçük Asya deniyor) kıtasına ilk saldırışı. Hekate' nin bu üç kılığı acaba kısrak. saçları darma­ dağın olan bu kadın yüz tanrılar. Bütün bu sorumluluk ve yükümlülüklerdi ki onu Anadolu'nun ulusal savunucusu olarak diker gözlerimizin önüne. savaşçılarının karakterine ışık tutarak onları tarihteki benzerleriyle karşılaştırabiliriz. Yüz Kollular. Troya'nın savaş ortakları kısa geçildiği halde. Destanda onun kadar derinliğine işlenmiş bir tip daha yoktur. sonra da Trakya'dan başka Mysia. II. Troya kralı Priamos'la kraliçe Hekabe'nin en büyük oğlu Hektor (Tab. Desta­ na sonradan katılmış. Yunanistan'ı yüceltmek. hem de günlük hayatında bir insan olarak canlandırır gözümüzün önünde. 819-878) önce Toros bölgesindeki kentler ve ordu komutanları sa­ yılır.

kü­ çüğünü de öyle sayar ve sever ki. Bu güven ve bu inançtır ki. yusyuvarlak kalkanını tutuyordu önünde. Güçlü ve merttir. Tolgası ışıldar. Eşine hem baba. götürecek seni gözyaşları içinde. Anasını da babasını da çok sever ve sayar Hektor. Benim üzüntüm sensin asıl. çağdaş anlamda olgun ve yetkin bir in­ san sayabiliriz Hektor'u İlişkileri bu bakım­ dan ele alınmaya değer. iç bunalımlarının da destanda şaşılacak bir belirti olan sessiz monologlarla dile gelmesine yol açar. bakamam uzun entarili kadınların yüzüne.. VI. incele­ meliyiz. silahları da şöyle anlatılır (İl. herkese görevini hatırlatmakla yetinir (İl. hem de sevgili olduğunu Andromakhe'nin kendi ağzından duyarız şaşa şaşa (İl. açığa vurmaktan çekindiği bu çatışma kendisinin modern an­ lamda bir tip. Parlak tolgası sallanıyordu şakaklarında. giderek Zeus gibi akıllıdır. bu denli ince. savaş­ tıkça güven duyar kadın olsun. 319. sık deridendi bu kalkan. tunç zırhlı Akha'lılardan biri alacak hür gününü. 441 vd. ne var ki onl. ne yapayım.): . O vakit ne Troya'lılann acısı umurumda olacak. Troya'lılarla en önde dövüşmeyi öğrenmişim. yüreğime. düşünüyorum o zaman çekeceğin acıyı. öyle ki o yaşadıkça. Ares'in dengi. 38-90). tanrı­ sal. XIII. karmaşık ve çetrefildir. önünde dört bir yana ışıklar saçıyordu. Troya şehrinin koruyucusudur Hektor. (1) İNSAN HEKTOR. gi­ derek bütün bir toplumun sorunlarını içerdiği için. Tolgasından Ürken yavrusunu gülerek kolla­ rına alıp öperken de şu dilekte bulunur koca Hektor. Köleliğe sürüklenirken çığlığını duymaktansa dağlar gibi toprak örtsün beni daha iyi. yurt içinde ölmeyi göze almış bit kahramanın ağzından böyle alçakgönüllü. 264 vd. 429 vd.. dallı budaklı. Hektor Troya savunmasının omuzlarına yük­ lediği ağır sorumlulukla kendi kişisel ve duy­ gusal eğilimlerini birbirleriyle bağdaştırmakta öylesine güçlük çeker ki. sıralar boyunca bir gidip bir geliyordu. ne kral Priamos'un acısı. öğrenmişim atılgan olmayı. sessizce karşılar önerilerini. onun içindir ki oğluna "Astyanaks" (şehrin efendisi) adını takmıştır halk (Astyanaks). içimden de gelmez. ne de kardeşlerimin acısı umurumda olacak.. kaim tunçla örülmüş. (Andr'omakhe). komuşum ben şunu: Elbet bir gün yok olacak kutsal llyon.tilerine kapılıp davranmak şöyle dursun. oynak tolgalıdır. 802 vd): . Ares'e benzeyen Priamos oğlu Hektor başlarındaydı. hem kardeş. hem ana. Büyüğünü de. XXII.): Ben de düşünüyorum bunları. tunç temren dolanmıştı altın bir halkayla.). topluca sev­ gi gösterilerinin de yalnız Hektor için yapıldı­ ğını görürüz destanda. Hektor'a karşı büyük bir sevgi uyandırmıştır Troya 'ularda. bütün bir ailenin. 476 vd. VI. hem de kahraman olarak ele almalı. hem kendime. sevimli.ıt duygusal nedenlerle onu görevinden alıkoy maya çalıştıkları zaman. şehre gelince dinlenip şarap içmek şöyle dursun. VI. VI. Hektor'un eşsiz kişi­ liğini kavrayabilmek için onu hem insan. Surlar önündeki sahnede cevap bile vermez yalvarmalarına (İl. dra­ mı kendi içinde sessizce oluşur ve bu dram tek bir kişinin değil de. Priamos ve onun iyi kargı kullanan halkı.. ama savaştan çekilirsem bir korkak gibi.) Baba ve koca olarak Hektor'un eşsiz bir davranışı vardır. o ölecek olursa şehrin de tutunamayıp düşeceğine inanırlar. örnek bir insan. ya da sözlerini niçin dinlemediği­ ni anlatır onlara. VI. ne Hekabe'nin. ün kazanmak için hem babama. Destan kahramanları­ nın hepsi gibi Hektor da belli niteliklerle ta­ nımlanır: Çevik ayaklı. Bu sevgiyi Hektor davranışlarıyla kazanmıştır. bir roman kişisi olarak karşımı­ za çıkmasına. Troya erkeklerinden utanırım. On bir dirsek boyunda kargısı elindeydi. Kafama. En ince ay­ rıntısına kadar anladığı karısının üzüntüsünü nasıl paylaştığını da bir görelim (İl.. bu yüzden arkada kalacak gözüm. Zeus'un sevdiği. çok yönlü bir insana rastlanmaz hiçbir destanda. erkek olsun Troya'lılann hepsi. do­ kunaklı sözler duyunca gözyaşlarını tutamaz olur insan (İl. karıcığım.

Paris'i savaşa çağırmak için şehre geldiğinde Helene onu alıkoymak ister. ama Zeus'un buyruğuyla o da kaderine bırak­ mak zorundadır Hektor'u. VI. seni ırz düşmanı seni! Hiç doğmaz olaydın keşke. çünkü girişeceği sa­ vaştan bir daha dönüp dönmeyeceğini bilmez (İl. (2) KAHRAMAN HEKTOR. 344 vd. bir daha da ya dönerim. ey öbür tanrılar. savaş ortaklarını hoş tutmak. silahlarını soymak ve kendisi kuşandıktan sonra Akhil­ leus'un karşısına çıkmak yürekliliğini gösterir. bir dağın tepesine atsaydı. Anamın beni doğurduğu gün. Ve Hektor'u biraz önce ağır yergilerle kına­ yan savaş ortakları. güven aşılamak. ölümünün yakın olduğunu bilir. avut­ mak. O zaman da ortaklarının en ağır ve in­ safsız eleştirilerine uğrar. Bu sözler üzerine Hektor savaşa döner. inatçı yiğitliğinden ne kadar üstün. Tanrı­ lara güvenmenin de ne kadar yersiz olduğu­ nu sezer. Troya'lıları küçük düşürür ve ortaklarının artık bıkıp gitmeye hazır olduklarını bildirir (İl. Hektor herkese karşı yumuşak davranır. yavrumu. bir tanemi. Buna karşın gene de yiğitçe dövüşür Hektor. Akha'ların eliyle tanrılar belki de yok ederler beni. ama Hektor güzel kadının uzattığı is­ kemleye oturmaz. Ben gidip göreceğim evdekiler!. ya da kalaydın ölümüne dek evlenmeden. gücendir­ memek onun tek başına görevidir. savaşa atılsın mı. bencil. ne baş belası kesilirdin o zaman. güzel kadın da onu herkesten çok sayar ve sever. dayanılmaz kötülükler yapmış bir köpeğim ben. beni çok sevsen de dinlemem seni. ya dönmem. yardımcıları. keşke. kafasızlıgıyla şeh­ rin yıkımına sebep olan adam. Patroklos'u öldürür. Troya'lılar arasında.). bir kızdığı. benim oğlumun. bu belayı sayamayaca­ ğını. . bir korkunç kasırga gelseydi. güç esinlemek hep ona düşer. ya da bıraksaydı uğuldayan denizin içine. 38 vd. seni parlak oğlan. Troya'nın ışığı. Patroklos Akhil­ leus'un silahlarını kuşanıp da ölüm saçmaya başlayınca. otur şu iskemleye. Helene.. halkı gözbebeği bu kahraman kaderiyle pençeleşir durur. yatıştırmak. AkhilIeus tanrı Hephaistos'un kendisine yaptığı yeni silahlarla Orion yıldızı gibi alev alev ışın­ lar saçarak ilerlemektedir düşmanına karşı. Karar onun.Ey Zeus.. Gel.): Seni alçak. • mutlu olsun anasının yüreği. 140 vd.. ne kadar bilinçli ve insancadır! Hektor'un kahramanlık dramı Sarpedon'un ölümünden sonra başlar asıl. babası gibi güçlü. bir çapkın adamın. azarladığı Paris'tir. mert olmasını. alsaydı beni. ne de yüz karası olurdun başkalarına.): Ah kayınım benim. bir an önce karısını ve ço­ cuğunu bulmaya gider. Onlar benim yokluğumdan yakınmışlar. Oysa ken­ disi için savaşmaz Hektor. Ama bu konuyu Hektor'un kahraman­ lığını inceleyeceğimiz bölüme bırakalım. korkunç bir boğuşma içinde onun ölüsünü kaçırmak. atılmasın mı diye ikircikli­ dir.. suçlamaz. Ne kadar nan­ kör bir görevi vardır Hektor'un Troya sava­ şında! Ordulara yön vermek.. Troyalılara yardım etmek istiyor yüreğim. Bu ölüm düşüncesi bir an olsun Hektor'un aklından çıkmaz. sevgili karımı göreceğim. babası gibi kendini göstermesini nasip edin. Yiğitliği Akhilleus'un bireyci. Lykia'lıların önderi Glaukos Patroklos ile Sarpedon arasındaki savaşta Hektor Sarpedon'un öldürülmesini önleyemedi diye onu kınar. onunla dertleşmeye can atar. Kanlı silahlarla savaştan dönerken o. dedi ki: Oturtma beni. kaymağım. derdin en büyüğü senin başında. biliyorum. bir an arabasına binip kaçmaya bile ko­ yulur. nitekim onu yalnız Apollon korur. bütün soyuyla birlikte canım kentinin de yok olacağını bile bile. Hektor Helene'ye karşı uygarca ve centil­ mence davranır. Öbür Troyalılar gibi o da ka­ dını ayıplamaz. III. buna karşılık da durmadan eleştiriye uğrar. XVII. sorumluluk ve yükümlülük hep onun omuzlarındadır. soyunun ve kentinin başına getirdiği belayı savmak için dövüşür. babasından çok daha üstün bu desinler. Oysa bu savaş başka türlü bir savaştır. öbür tannlarsa pis pis düzenlerle Hektor'u aldatmakta yarışırlar âdeta. Büyük Hektor karşılık verdi. herkesi dinlemek. seni çapkın. Şöyle çıkışır ona (İl. llyon'da bütün gücüyle hüküm sürmesini. kardeşleri. Hektor başına gelecekleri anlar..

ikiye bölecekler. ilkin Pulydamas yağdırır ayıbı başıma. gençliğinden koptu. XXII. nemiz yok. bütün malı. Zeus altın terazisini kurar. dinleseydim keşke. XXII. bakarız ki Hektor'un kurası ağır basıyor. O sırada İda da­ ğının tepesinde tanrılar dernek kurmuş. vereceğiz. Ve en azından iki bin yıl sonra doğacak olan ro­ man türünün belli başlı bir öğesine örnek ola­ cak monologuna şöyle başlar Hektor (İl. perişan Hekabe boşuna yalvarır dururlar bu kez Hektor'a ölüme meydan okumaması. Bakalım Olympos'lu kime bağışlar ünü". Onu görünce bir titremedir alır Hektor'u. Çılgınlık ettim de ne oldu. Hektor inanır. Hektor Deiphobos'u çağı­ rır. koca karınlı gemileriyle Aleksandros'un Troya'ya getirdiği her şeyi. Oysa ne­ rede Akhilleus. desem. gücünden. bir kadın gibi öldürebilir beni o. Surların üstünden ihtiyar Priamos. Gene de kıyasıya dövüşmek düşer bana. Benden değersiz biri bir gün ya derse ki: Gücüne çok güvendi Hektor. Hakka. yanaşmaz hiçbir antlaşmaya. diyeceğim. Hektor ölecektir. 5 vd. Paris'le Apollon bir gün seni.): "Yazık bana. Ama Akhilleus'un ret cevabıyla karşılaşır (Akhilleus). Hektor böyle düşünürken Akhilleus yakla­ şır. yiğit de olsan. yollandı Hades'e. ya öldürüp onu dönerim geri. Tanrılar işte o anda el çe­ kerler Hektor'dan. götürün bunları Atreus oğullarına. kadınlarından utanıyorum. Troya'nm erkeklerinden. yalnız Athena Hektor'un kardeşi Deiphobos'un kılığına girerek yiğide yanaşır. bakar ki yok. kendi içinde yap­ maktadır artık tartışmayı. saygı gösterecek mi? Silahsız gidersem böyle çırılçıplak. kaldırır teraziyi. Uçtu canı gövdesinden. hesaplaşmayı. Troyalı ihtiyarlara. ama bir antlaşma yapılmasını ister ki kim öl dürecekse. Can verirken bir daha yalvarır Hektor Ak­ hilleus'a ölüsünü Troya'lılara geri versin diye. yasaya. En iyisi tez elden paylaşmak kozumuzu. Troyalılan şehrin içine al. Böyle enine. ya da onun elinden şanla ölürüm şehrin önünde. desem ki geri vereceğiz Helene'yi de. uğramayasm tanrı lanetine. göz­ lerler ve tartışırlar olayı.) : Bir Hektor duruyordu olduğu yerde. desem. Ama yüreğim ne diye oyalanır böyle şeylerle? Ona karşı olduğum gibi gidersem bakalım acıyacak mı bana. Hektor'un son sözü de şudur: "Senin ne olduğun yüzünden belli. anlar aldatıldığını (İl. bir kefesine Akhilleus'un ölümünü koyar. XXII. Aslan gibi saldırır. tanrısal Akhilleus'un baş kaldırdığı o uğursuz gece buyurmuştu bana. demişti. insan saygısına güveni vardır Hektor'un son demine dek. kıydı halkına. Yoksa göbekli kalkanımı. Bir de desem mi paylaşalım hepsini bu şehirde nemiz var. Ama ses çıkmaz artık Hektor'dan. dinlememiştim onu. tekmil mallarını da. başlar koşmaya. mülkü. kaderine ağlaya ağlaya .): Kaderim beni kıskıvrak bağladı işte. boyuna düşünmek de ne. öldürecekler Batı kapılarının önünde". İlyada'nın en ünlü sahnele­ rinden biri de açılır gözümüzün önüne: Hek­ tor önde. Akhilleus arkada üç kez dolaşırlar Troya şehrini. demirden bir yüreğin var göğsünde. bir yiğitlik göstereyim de öyle öleyim. kendisini destekleyecekmiş gibi ya­ par. ölenin bedenini geri versin yakın­ larına. her şeye son veren ölüm kapladı bedenini. ' duysun gelecekteki insanlar bile. kentini kur­ tarmak için canını kurtarması için. desem saklamayacaklar şehirde hiçbir şeyi. 303 vd. güçlü tolgamı bırakıp bir yana. yok ettim ' halkımı. 99 vd. Ant içireceğim. Söyler söylemez Hektor bu sözleri. Ama uyanık ol. karşı durur düşmana. dosdoğru çıksam mı kusursuz Akhilleus'un önüne.Troya'lı savaşçıların hepsi çil yavrusu gibi da­ ğılmış. kargımı da duvara dayayıp. binlerce korkulu göz önünde oluşan bir ölüm-kalım yarışı. Çok daha iyi olur karşı durmak Akhilleus'a. bir kefesine Hektor'un. girersem surların içine. hepsi sığınmışlardır Troya surlarının içine (İl. söz versem. -Bunlar kavgamızın başı değil mi?Alın. uğursuz bir kader rmhlamıştı onu l/yon'un dışında Batı kapılarının önüne.

Hektor'un ölüsüne ve seyirci kalan bahtsız Troya şehrine yaptığı işkence dillere destan olmuştur: Hektor'u arabasına bağlar. Hepsi geldi bir araya. sonunda Priamos'u elinden tutarak götürürler Akhilleııs'a. öyle ki sonraki yorumlar bile hep İlyada ve Odysseia'da atılmış anlatım temellerine dayanır. Doğuyla Batı arasındaki bu çapta bir çatışma­ ya etken olabilmesini ahlakdışı görüp. Onun içindir ki. Hektor'a yakılan ağıtlar ve Hektor'un cena­ ze töreniyle kapanır İlyada. otur şöyle. koydular yığınların tepesine. eski kocan. Bence suçlu sen değilsin. gerisin geri döndü hepsi şehre. 784 vd. güzeller güzeli Helena (ya da Homeros'un deyimiyle Helene) bin bir masal ve öyküye kahraman olmakla kalmamış. Menelaos'la Paris teke tek savaşa girişe­ cekler ve kazanan Helena'yı alıp götürecek­ tir. XXIV. şöyle seslenir: Buraya. Yüzüne bakan ölümsüz tanrıçalara benzetir onu. topluluk kuruldu. bir davranış akla gelmez ve böylesini yaklaşık üç bin yıl önceki bir metinde bulmak şaşırtır insanı. Sonra bir mezar tümseği yapmaya başladılar. azgın yiğit de geri verir ölüyü babasına (Apollon. Helena'yi yaratan Homeros'tur. Apollon. ahlak değerleri arasında­ ki karşıtlık da yansımaktadır. böylece bu bitmez tükenmez savaş kendi­ liğinden sona erecektir. böyle bir kadın için yıllardır acı çekmeleri hiç de ayıp değil. Boğazlara karşı yükselen Anadolu kalesine nasıl gömmüşler Anadolu'nun bu ilk özgürlük kahramanını (İl. dostların. Helena'nın öyküle­ rine. Birden Helene görünür (İl. Başlarında Troya kralı Priamos olmak üzere ihtiyarlar Batı ka­ pısının üstündeki kulede savaşı seyretmekte­ dir.): Dokuz gün odun taşıdılar yığın yığın.Akhilleus'un. kişiliği de son­ suz tartışmalara yol açarak. çeşitli görüş ve yönlerden yorumlanmıştır. gece. 154 vd. efsanelerine girişmeden. Bir mezar tümseği olunca toprak kabara kabara. bu in- . Sarar sarmaz indirdiler derin bir çukura. sonra tapladı kardeşleri. Bu korkunç man­ zaraya tanrılar bile dayanamaz. Priamos da tatlı tatlı konuşur Helene ile. Priamos). Helena'nın kişili­ ğinde ilkçağ Yunan dünyasının güzele düş­ künlüğü dile geldiği gibi. gündüz bekçilik ederler ölüsüne. daha insanca bir gö­ rüş. Hele­ na'nın kaçırılması olayını olduğundan başka türlü anlatmak yoluna gitmişlerdir. yedi kez dolaştırır Troya şehrinin çev­ resinde. dört bir yana. akraban. Ama gene de binse gemiye keşke gitse. erguvan rengi yumuşak örtülerle sardılar kutuyu. bizi. Ölümlülere parlak şafak sökünce onuncu günü. gör bak işte. Akhilleus. Bundan daha uygarca. gözcüler diktiler çepeçevre. ünlü Hektor'un ölüsü çevresinde toplandı bütün halk. 111. Aphrodite yağlar sürerler bedenine. Helena. Nitekim Homeros'tan sonraki şair ve yazarlar (aralarında Platon da vardır) bir kadının bunca savaşlara. İşte böyle yapıldı atları iyi süren Hektor'un cenaze töreni. Dinleyin bakın. Kemikleri alıp kodular bir altın kutuya. mezar bitmeden Akha'lar saldırmasın diye. bu tip en duru. hısım. toz. söndürdüler ateş gücünün sardığı her şeyi.): Helene'nin görünce çıktığını kuleye şu kanatlı sözleri söylediler usulcacık: "Troya'lılarla Akha'lartn. Troya ovasındaki savaşın en kızgın bir anı­ dır-. tanrılar asıl. Yunan efsanelik kişilerinin en ünlü­ sü. gözyaşı içinde götürdüler Hektor'un ölüsünü. dostları ak kemikleri. hepsinin yanaklarından iri yaşlar dökülüyordu. toplanıp bir güzel kutladılar çok ünlü şöleni Zeusoğlu kral Priamos'un sarayında. bu güzelin Homeros destanlarında nasıl karşımıza çıktığını bir görelim. parıldayan şarapla söndürdüler odun yığınını. güzel ve iyi. en arı ve en canlı olarak destanlarında canlanmak­ tadır. ekli kocaman taşlarla ördüler üstünü. onlar yığdı başıma kan ağlatan savaşı. toprak içinde. Gül parmaklı şafak sabah erken parlaymca. verdiler ateşe. Ne var ki bu uygarlık. çocuklarımızı belaya sokmasa". yani es­ tetik değerlerle etik. gitse de. yanıma gel kızım.

Telemakhos da Helene'ye bundan böyle bir tanrıça gibi tapa­ cağını söyler (Od. 12). Homeros destanlarında bilinmeyen bir efsane. Helene tam bilinçli bir insandır. IV.ı özetleneceği gibi büyüdükçe büyümüştür. Sonrala­ rı efsane değişmiş ve Leda'nın yerini Nemesis almıştır.). 172 vd. kendinin de eleştlı meşini yapar (Od.). en sıcak. Homeros'un çizdiği He­ lena portresine kimse bir şey ekleyememiştir. halkoyunu ve Helena'nın başkalarınca eleştirilmesini de İthake çobanı Eumaios'un ağzından yapar (Od. acı­ larını paylaşan insanca bir davranışı vardır. 2 6 1 vd. okşar. Ona da aynı pişmanlıkla yakınır (İl. kendi eliyle işlediği bir yaşmak verir ve so­ nunda büyüler delikanlıyı.sanlık yalnız Troya'lılara vergidir. babası Odysseus'la ilgili bir sürü anı sayar. meydan okur ona (İl. En eski metinlerde bu böyledir. Priamos'un söz­ lerine şöyle karşılık verir (İl. hısım akrabamı. Üstün bir tavrı. Akha'larsa sert. şirin Meionia'nın bakımlı bir iline götürmek mi? Oralarda. Paris'in yanına kendin git yerleş hadi. her yazar Helena portresine bir şey katmak istemiştir ve efsanesi aşağıd. Phrygia'ya. olayların da. bir daha ayak basma Olympos'a. 68): Afi şu Helene bütün soyu sopuyla yok olaydı keşke. Nemesis'in doğurduğu yumurtayı çobanlar bulup Leda'ya getirmişler. niyetin ne. (2) EFSANELERİ. Telemakhos babasını aramaya çıkıp Menelaos'un sarayına varınca. İşte Özetle Homeros'un Helene'si. Leda bir (ya da iki) yumurta doğurmuş. VI. Zeus da bir kuğu kuşuna dönüşüp yaklaşmış ona. Yumurtadan çıkan kızı Leda kendi çocuğu gibi büyütmüş. Dioskur'lar). XV. Zeus'tan kaçan öç tanrıçası Nemesis dünyayı dolaşmış ve biçimden biçime girmiş. tanrıça.): Senden hem korkarım. günün birinde bir kaz oluvermiş. ona bak. Klytaimestra'nın da tanrıyla bir ilişkisi ol­ mayıp Tyndareos'un kızı olduğu söylentisi de vardır (Leda. Böyle olmadı ne yapalım ki. bundan Helene çıkmış. Tanrıya böylesi hakaret başka hiçbir metin­ de görülmemiştir. Kendi kendini suçlar. Paris'in yatağına dönmekten tiksinir ve tanrıçaya karşı gelecek kadar yiğit ve yü­ reklidir. kaba. can yoldaşlarımı bırakmasaydım.. eski ko­ casını. Paris'i Menelaos'la teke tek savaştan ka­ çıran tanrıça Aphrodite'nin çağrısına uymak istemez. iyi bir ev kadını ve sevgi dolu bir ana gibi görü­ lür. Helene. Nemesis. Homeros Helena üstüne söylenecek ne var­ sa hepsini söylemişti. Helene bir Troya'lı gelin olmuştur. o nazlı büyüttüğüm kızımı. "Köpek gözlü" der kendine. güzelim nakışlar yaparken yurdunu. Telemakhos'u anlayan. Paris'i eleş­ tirir. dert edin kendine onu. yani Kas­ torla Polydeukes erkek kardeşleridir (Tab. ölümlülerden bir adamın mı var ki?. neden hep baştan çıkarmak istersin beni? Söylesene. 399 vd. Odysseia'da Helene saygın bir kraliçe. birinden Helene ile Polydeukes. Priamos'a ol­ duğu kadar Hektor'a da sevgisi ve saygısı bü­ yüktür. "ölümlü" babası Tyndareos'tur. (1) DOĞUŞU. bir tek yumurta­ dan Helene. 104 vd. oğlunla buraya gelmeseydim keşke evimi barkımı. kızını düşünen ve özlem çeken bir ka­ dındır. ya kölesi. bunca insanın dizlerini kıran bu kadının kökü kurusaydı. XIV. bak eriyip gidiyorum gözyaşı döke döke. Çık. kara ölüme razı olsaydım keşke. Ancak Homeros'un ro­ mancıdan farksız derin psikolojik görüşüyle anlaşılabilir. III. sonunda da karısı yapsın seni. sevgili kaytnbabam. Zeus'la Leda'nın ki zıdır. ayrıl tanrılar yolundan. 342 vd. beni daha uzaklara. III. Nesnel düşünceyi. Ama de­ diğimiz gibi. Klytaimestra kız kardeşi ve Dioskur'lar.): Gene mi sensin. Efsa­ nenin başka anlatımları vardır: Zeus bir kuğu kuşu biçiminde Leda'nın kendisine yanaşmış­ tır. Kastorla Polydeukes'in doğdu­ ğu. en can­ dan konukseverliği Helene'den görür. Yunan deyimiyle barbar­ dırlar. ona tekmil acılarını unutturacak bir ilaç verir. Zeki kadın onu kendi çocııgııymuş gibi kucaklar. odasında hanım hanımcık kumaş dokuyan. ötekinden Klytaimestra ile Kas­ tor çıkmış diyenler de var.). hem saparım seni. sever. hodbin. Helene'nin Lekadai- .

sonra da gözleri kör olmuş. Kassandra gibi Heienos da Apollon tanrının gözdesidir.. Bu­ nu Euripides "Helene" adlı tragedyasında iş­ lemiştir. Ö. Nitekim Helene'yi geri vermek söz konusu olunca hep bu mallardan da dem vurulmaktadır. Bütün bu uydurma efsaneler Homeros'un çizdiği Helena portresini karıştırmak ve boz­ maktan başka bir işe yaramamıştır. Paris Helene'yi baştan çıkarmakta güçlük çekmemiş olacak. Talipler kalabalık gelmişler. İlyada'dan sonraki efsanelerde oynadığı rol onu Homeros destanlarındaki kişiliğinden başka bir kişilikle gösterir. istemiydi bu. Theseus kızı anası Aithra'nın yanına bırakmış (Aithra). Priamos'la Hekabe'nin oğlu. Helene'yi kandırdı mı. Söylentiye gö­ re Stesikhoros Helena'yı kınayan bir şiir yaz­ mış. yani kendi bir şiirini yalanlamasına dayanmaktadır. güzel kadını kaçırır. Helena bir­ çok yerlerde tanrıça gibi tapım görürdü. ne yapacağını bileme­ miş. 16). Helena'nın Mısır'da kaldığı ma­ salı İ. Tarihçi Herodotos bu anlatımı benimser. Sözde Hera güzellik yarış­ masında Aphrodite'ye yenilmeyi sindirememiş. yalnız Odysseia'da Helene'nin dönüş yolunda Menelaos'la birlikte Mısır'a uğradıklarından söz edilir (Od. Bu efsanelerde Helena Yunanlıların çıkarına yardım eden ve bu uğurda Troya'ya her türlü kötülüğü yapan hain ve belalı bir kadın rolündedir. Efsanenin amacı Helena'nm namu­ sunu kurtarmaktır. ama seçmeden önce bütün talipler seçeceği adamı korumaya. Atina'lılar Helene'yi kabul etmek istemedikleri için.). Helene'nin Mısır'da kalışı efsanesidir. yüzyılda yaşayan şair Stesikhoros'un "palinodia"sına. sonra Menelaos ge­ lip onu almış. sonra kendisi Girit'e. Helene Lakedaimon'da mutlu bir ömür sü­ rerken. Paris de Helene ile baş başa kalın­ ca. Katreus'un cenaze törenine gitmek zorunda kalır (Katreus). İki sevgilinin Troya'ya kadar olan yolculuğu üstüne kaynaklar çeşitlidir: Üç günde Anado- lu kıyılarına vardıkları. IV. Öç Güzeller yarışmasında Aphrodite Troya'lı gence Helene'nin aşkını söz ver­ mişti (Paris). Helena da Troya savaşının sonuna kadar Mısır'da kalmış da. ge­ rekirse savunmaya ant içsinler. Tyndareos şaşırmış. Odysseus'a bu hizmetine karşılık İkarios'un kızı Penelopeia'yı vermişler (îkarios). Helena üstüne uydurulan mistik bir efsane­ de de Helena'nın Akhilleus'la evlendiği ve ölümsüzlüğe kavuşup Karadeniz'de Leuke (Beyaz) denilen bir adada yaşadığı anlatılır. Odysseus ona bir öğüt vermiş: Helene kocasını kendi seçsin. ne ka­ dar yiğit varsa hepsi istemişler güzellerin gü­ zelini. Yalnız Akhilleus daha evlenecek çağda olmadığı için talipler arasında değilmiş. Yurduna dönünce. Yunanistan'da ne kadar kral oğlu. Priamos'un en küçük oğlu da armağanını almaya gelmişti. bir söylen­ tiye göre 29. Ne var ki Paris Helene'yi tek başına kaçırmaz. çünkü arkasında Aphrodite vardı ve tanrıçanın buy­ ruğu. Heienos. gerçek Helena'yı Hermes'in kı­ lavuzluğunda Mısır'da kral Proteus'un yanına yollamış. anlamış ki günah işlemiştir ve ilk şiirini ikinci bir şiirle düzelttikten sonra gözleri açılmış. uzun bir süre Kıbrıs'ta kaldıkları anlatılır. Ama asıl şaşırtıcı bir efsa­ ne. Theseus'un Helene'yi kirletmediği söylenir. Akha'lara kapıları açar ve Troya katliamını kö­ rükler. Homeros destanlarında böyle bir öykünün izine bile rastlanmaz. Öyle olmuş ve Helene Menelaos'u seçmiş. Theseus'la arkadaşı Peirithoos'un yeraltı ülkesine inişlerinden faydalanarak Dioskur'lar gelip kız kardeşlerini geri almışlar. Kassandra'nın ikiz kardeşi (Tab. sonra Menela­ os'u evine alarak Deiphobos'u öldürür. Menelaos onu bir süre konuklar. bir başkasına göre 99 kişiymişler. 219 vd. Helene ona gönül verip kaçırılmaya razı oldu mu? Homeros da.mon'da Artemis'e sunu sunarken Atina yiğidi Theseus'un saldırısına uğradığı ve kaçırıldığı öyküsüdür. Paris'ten sonra Deiphobos'la evlenir. yok Fenike'de Sidon şehrine uğradıkları. Bir süre son­ ra. yanında hazineler. Paris Troya'dan konuk gelmiş Yuna­ nistan'a. Paris'i Helena'dan yoksun etmek için tıpkı Helena'ya benzeyen bir kadın yaratmış ve Paris'i bu Helena görüntüsüyle Troya'ya göndererek. babası Tyndareos başı­ na iş açacağa benzeyen kızını evlendirmek is­ temiş. göz kamaştırıcı mallar da alıp götürür. VI. ı ao . öbür yazarlar da bu­ nu pek açıklamazlar. bir efsaneye göre ona bir çocuk yapmış ve bu da Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı diye geçinen İphigeneia imiş (îphigeneia).

En eski inançlara göre Helios ateş saçan çok hızlı atların çektiği ara­ basıyla her sabah Şafak'tan hemen sonra Hindistan'dan yola çıkıp gökteki yörüngesine girer ve akşam da Okeanos ırmağına dalar. Zeus'a başvur mak zorunda kalır (bkz. Helios güçlü kuvvetli ve çok yakışıklı bir de­ likanlı olarak canlandırılır. VI. böylece yok olmasına yol açan Helios kızlarıymış. Gözyaşlarından amber taneleri meydana gelmiştir. İlyada'da "bilicilerin en iyisi" diye sözü geçen Helenos. Yeryüzü Okeanos ırmağı üstünde yüzen bir tabak gibi tasarlandığı için Helios'un gece batıda batıp sabah doğudan dog­ ması olağan sayılırdı. Helika­ on kardeşleriyle birlikte Troya yıkımından kurtulur ve Antenor ve Pulydamas'la birlikte kuzey İtalya'ya göçer (Antenor). ama yeğeni Medeia'nın eliyle öldürülen Perses. Od. Heliosogulları Güneş tanrının Rhodos adlı nympha'dan olan yedi oğludur (Tab. Hekabe ile birlikte Trakya'ya gitmiş ve anası acısından bir köpek haline ge­ lince. Helenos küsmüş ve İda dağına çekil­ miş. Kolkhis kralı Aietes. Zo­ ra ve rüşvete dayanamayan Helenos şu üç koşulu bildirir: Akhilleus'un oğlu Neoptolemos savaşa katılır. Paris ölünce. Okeanos'la Tethys'in kızı Perseis'le evlenir. dinsel konularda da Hektor'a öğütler verir ve Hektor yaşadıkça yiğitçe çarpışır. birçok çocuğu olur. onu Trakya Khersonnesos'unda (Geli­ bolu yarımadası) "Köpeğin mezarı" denilen yerde gömmüş. Heliadai (Helios Kızları). Vergilius "Aeneis" destanında Helenos'u Epir bölgesinde kral olmuş ve İtal­ ya'ya gitmek üzere oradan geçen Troya'lıları iyi karşılar gösterir. şehir düşecektir. Priamos onu da öbür oğulları gibi hor gö­ rüp tersler (İl. Sonra Neoptolemos'un yanı­ na sığınmış. Klymene de Helios kızlarını. bazıları Istanköy. üç göksel varlık meydana getirirler: Helios (Güneş). 8). Helena'ya kimin koca olacağı tartışıl­ mış. ama günün birinde aralarında anlaşmazlık çıkıp birbirlerine düştüklerinden. Helios. Hepsi usta gök bilginleriymiş. 4 ve 8). Akha'lar Pelops'un ke­ miklerini ve Palladion'u ele geçirirlerse. Helenos'la küçük kardeşi Deiphobos ta­ lip çıkmışlar. o ölünce karısı Andromakhe'yi almış da onunla bir oğlu olmuş. XII. Gaia ile Uranos'un çocukları Hyperion ve Theia birleşirler. Ama agabeysi öldükten son­ ra. Phaeton'un kız kardeşleridir (Tab. 76. Nitekim Homeros'un Odysseia destanın­ da bile Helios yardımcı bir tanrı sayılır ve Odysseus'un arkadaşları sığırlarını kesince kendi öcünü kendi alamaz. VII. Phaeton da Helios'un oğlu sayılır. 44. Minos'un karısı Pasiphae. Priamos'un kızı Laodike'nin kocası. herbirinin olağanüstü bir kişiliği ya da talihi var bu çocukların: Büyücü Kirke. Helenos'a değgin efsaneler asıl İlyada'ya konu olan olaylardan sonra başlar. Gök bilimi ilerledikçe güneşi simgeleyen Helios'un önemi azalmış­ tır.ikisine de tanrı bilicilik yetisini vermiştir. Titanlar so­ yundan olan Helios. Olympos'lu Apollon'dan ayrı bir tanrı ya da doğal bir güç. dönüşümleri bu so­ nuçlarının cezaısı olmuş (Phaeton). 8). Helikaon. Odysseus onu bulmak ve ağzından söz almakla görevlendirilmiş. ya­ ni güneşin ta kendisi sayılır. Helios. Heliades (Heliosoğulları). Troya'nın ancak Helenos'un bildireceği koşullar altında düşeceğini söyleyince. Başka bir efsaneye göre tahta atın yapılıp surlardan içeri alınmasını salık ve­ ren de Helenos'muş. Ama Priamos Deiphobos'u se­ çince. savaşta da. Söylentiye göre Phaeton'a Güneş'in araba­ sıyla atlarını veren. Aietes'i tahtından atan. Helios'a Rho­ dos adlı nympha Heliosogullarını doğurur. Bundan sonraki öyküle­ ri de karışıktır: Şehir düştükten sonra ölüm­ den kurtulmuş. Akha'ların bilicisi Kalkhas. Troya'lı önder Antenor'un oğlu. Güneş tanrı ile Okeanos kızı Klymene'nin çocukları. bazıları da analarının adını verdiği Rodos adasında kala­ rak orada Lindos. 249). bazıları Midilli. Phaeton Zeus'un yıldırımıyla vurulunca Helios kızları içi­ ne düştüğü ırmak kıyısında gözyaşı döke dö­ ke kavak ağacına dönüşmüşlerdir. Yorgun atlarını Okeanos sularında yıkadıktan sonra doğudan batıya aynı yolu ertesi günü gene izler. 260 373) . saç biçimin­ de ışınlarla çevrilir. Bunlar hep sonradan uydurulmuş ve Troya kral soyuna leke getirmek için Yunanistan'da düzülmüş masallardır. İalysos ve Kamiros şehirle­ rini kurmuşlar. Selene (Ay) ve Eos (Şafak) (Tab. Başı. XXIV.

bağrına taş bas. Bu niteliğiyle Olympos tanrıları arasında tektir. ama oturur oturmaz da zincirler onu kıskıv­ rak sarar. VIII. 270). anası­ na gönderir. birazcık canım kalmıştı. 586 vd. onunla birleşerek üç çocuk anası yapmıştır onu. şarap tanrı da Hephaistos'u bir eşeğe bindirip öyle getirir Olympos'a.): Aldırma anacığım. 748 vd. Thetis Hephaistos'un evine gelince. Hemera.). Dionysos'u gönderirler. Ama hiçbirinin elinden gelmeyen işler gelir Hephaistos'un elinden: Her türlü madeni iş­ leyip olağanüstü güzellikte eserler yaratması­ nı başarır topal tanrı. Gündüzü ve gün ışığını simgele­ yen Hemera. I. o her şeyi gö­ rür. Tufan­ dan sonra Tesalya'ya yerleşir ve bir dağ nympha'sı olan Orseis'le evlenir. Topallığının nedenini Ilyada'da kendi anlatır: Troya savaşı konusunda Zeus'la Hera arasında kopan bir kavgayı yatıştırmaya çalı­ şır ve Hera'ya şöyle der (İl. yakaladıydı beni bacağımdan. attıydı tanrısal eşikten aşağı. Orada buluşup selamladır Gece'y/e Gündüz tunçtan büyük eşiğe ayak basarken. yani yeraltında buluşur­ lar (Theog. Hesiodos'a göre Nyks ile Hemera Tartaros'ta. Bir anlatıma göre Helle denize düştükten sonra tanrı Poseidon tarafından kurtarılmıştır. sık dişini. 20). (2) NİTELİĞİ. (Orion). Çanakkale Boğazına adını veren Helle'nin efsanesi Argonaut'lar bölümünde anla­ tılmıştır (Argonaut'lar). Hephaistos hem topaldır. örneğin Aphrodite ile Ares'in gizlice se­ viştiklerini (Od. Biri konağa girerken öteki çıkar. yalnız öfkeden ve kocasına hıncından ünlü Hephaistos'u doğurdu kendi kendine. Bir gün sana yardım etmek istedimdi hani. yani Gece'nin kızıdır. 5). körlerin gözünü açar vb. Ve Hephaistos en usta sanatçısı oldu gökler tanrısı Uranos torunlarının. kurtulamaz bir daha. 599): Kojtu durdu oradan oraya soluya soluya. 369 vd. sisli karanlığa bürülü belalı Gece. işliği şöyle tanımlanır demirci tanrının (İl. 394 vd. Hephaistos bunun öcünü anasından alır: İçine zincirler sakladığı bir taht yapıp. yuvarlandım gittiydim tam bir gün.Helios dünyanın gözü sayılır. Ksuthos ve Aiolos diye üç oğlu olur. Hellen. (1) DOĞUŞU. Khaos'tan çıkma Erebos'la Nyks'in. Hellen'lerin. Seni çok severim. ne yapayım. Doros. Hephaistos. XVIII. Biri ellerinde götürür ışığı sayısız gözlerine insanların. Ölüm 'ün kardeşi Uyku 'yu. Sintiler yerden kaldırdılardı orada beni. Düştüydüm Lemnos adasına. ikisi hiç bir arada olmaz içeride: Hep biri dışarıda. Ama Hephaistos aynı öyküyü başka türlü anlatır îlyada'nın bir başka bölümünde: Thetis oğlu Akhilleus için yeni silahlar istemeye gelince demirci tanrıdan. Zeus'la Hera'nın yatak odası. yeryüzünde. XVIII. batan günle.): . Zeus ile Hera'nın oğludur. Hel­ len. bunlar da Dor. yani bütün Yunan ırk ve boylarının atası sayılan efsanelik kişi. Deukalion'la Pyrrha'nın oğludur. hem çirkin. Zeus'un Athena'yı kafasından çıkar­ masını kıskanmış da. topallığı yüzünden anası Hera'dan neler çektiğini anlatır. Hesiodos süreci şöyle-anlatır (Theog. Aiol. I. Poseidon Helle'yi sevmiş.): Hera tanrıça kimseyle sevişmeden. Hera da tahtın üstüne oturur. tanrılarda gürül gürül bir kahkaha (coptu. görmek istemem dayak yediğini. ama bir efsaneye gö­ re. çıkmayı beklemektedir. İon ve Akha boylarının ataları sayılır (Tab.)-. 927 vd. Aither (Esîr) ise onun kardeşidir. Hephaistos'u yaratmış. Tepem atsa bile koşamam yardımına. ha çıktı ha çıkacak. Olympos tanrılarının evleri onun usta ellerinden çıkmadır. öteki Uyku'yu taşır kollarında. bu yüzden de hor görülür tanrılarca. Tanrılar ünlü topalı görünce kahkahayı atarlar (İl. Hera onu kendi kendine doğurmuştur (Tab. Hephaistos. Olympos tan­ rıları Hephaistos'u çağırmak zorunda kalır­ lar. öteki içeride. Helle. Hera topal oğlundan utandığı için onu dokuz yıl Okeanos ırmağının yanında saklamıştı (İl. Olympos'luya karşı gelmek çok zor.

Troya savaşını tuttuğu Akha'lardan yana çevirebilmek için Zeus'u baştan çıkarıp uyul tuktan sonra. Hephaistos tanrılar arasında odur: Sa­ natın ve işçiliğin yüceliği simgelenir onlarla. kin. Bu eşsiz parçayı. ama hiç­ bir işi açık değildir. hazırdı. Hephalstos'u körükleri arasında çalışır buldu. ben­ zetmek gerekirse. sonra gene gerisin geri eve dönsünler diye. birden uyanan tanrı şöyle çıkı şır karısına (ti. işe koyulması şöyle anlatı­ lır (XVIII. şu gülünç. aldı eline koca bir değnek. çıkarlarını daha ileri bir kültürün simgesi Ege ve Anadolu'ya karşı sa­ vunan. yaldızlı bir evdi bu. Homeros destanlarında "inek gözlü".): Soluyan topal yaratık örsten uzaklaştı. 407): Çok değil Here'ye öfkem. silah ve yet­ kilerini kötüye kullanmaktan çekinmez. hiçbir çalışan insanın böyle canlı bir tanımlanması bulunmaz ilkçağ yazınında. Dırdırcı. her işime engel olmak onun huyu. Hephaistos Akhilleus için yeni silahlar yap­ maya söz verince. XVIII. dövüyordu bağlarını.): . kabahat bende değil. çıktı topallaya topallaya kapıdan dışarı. Hera'yı kocası Zeus'un ağzından dinleyelim (İl. Zeus'un eşi. düzen kurar. hırçın. kendi kendilerine girsinler diye tanrıların toplantısına. yani Zarafet'in kendisiyle evli olarak gösterilir (İl. kinim. Homeros'un Odysseia desta­ nında ozan Demodokos Aphrodite ile evli olan Hephaistos'un başına gelenleri anlatır: Ares'le aldatıldığını bilen topal tanrı bir za­ manlar anası Hera'ya yaptığı taht gibi. gizli kapaklı yapar ne yaparsa. kıs­ kanç. bayağı işlere bir bakın! Zeus'un kızı Aphrodite hor gördü beni. üstündü öbür ölümsüzlerin evlerinden.il İçine alacak bir yatak yapar. din ve dünya görüşlerini. topalım diye hor gördü. Daidalos insanlar arasında neyse. yüzünü. kan ter içinde gidip geliyordu o yandan bu yana. yani Yunanistan yarımadasının ırk. 4 1 0 vd. VIII.): Zeus baba ve hep var olan öbür mutlu tanrılar gelin. görülmeye değer şeylerdi bunlar. bu se­ fer de İki sevgiliyi '»fll. sakat doğmuşsam. kabahat anamda. üçayak yapıyordu tam yirmi tane. Bütün kusurla­ rıyla kadını canlandırır Hera-. Lemnos'a gidiyormuş gibi evinden ayrılır ve dönüşünde Ares'le Aphrodite'yi kıs kıvrak bağlı bulur. çarpık bacaklı tanrı yapmıştı bu evi. Prometheus'u Kafkas dağının tepesine o çıkartır (Prometheus). ama ne tuhaf ki İonyalı koca şairin çizdiği Hera portresi tutunmuş. beni dünyaya getirmeselerdi! Hephaistos Erikhthonios efsanesinde de rol oynar (Erikhthonios). sevgi ve nef­ retleri hiçbir mantığa dayanmaz. yakışıklı. yok olmaz. Körük/erin/ateşin içinden çekti. tanrıların kraliçesi ulu Hera'ya bu damga­ yı basan Homeros'tur. her zaman ve özellikle za­ manımızda örneklerine çok rastlanan varlıklı ve benci! burjuva kadınını simgeler. XVIII. İlk kadın Pandora'nın bedenini kilden yontan odur (Pandora). sevdi onu. Hephaistos mucizeler ya­ ratan bir ustadır. bu yüzden kişiliği ve efsaneleri hep bir kavga. çevik ayaklı diye. (3) EFSANELERl. Ünlü topalın avaz avaz ba­ ğırarak dile getirdiği öfke onun kişiliğini açığa vuracak niteliktedir (Od. Yirmi tane üçayak bitmiş. Hesiodos Kharit'lerin en kü­ çüğü Aglaie (parlak anlamına gelir) ile evlen­ diğini söyler. güçlü boynunu. onları yapıyordu Hephaistos. XV. 382). "ak kollu" ya da "altın tahttı" diye nitelenen Hera (yahut Here) tipik bir Grek tanrıçasıdır. kıllı göğsünü sildi. Yunanistan'da yaratılan efsanelerinde aynı tiple karşımıza çıkmaktadır. her üçayağın altına altın tekerlekler koymuştu. Hera. inatçıdır. şoy. Bir süngerle sildi iki elini. Dayayacaktı onları sarayının dik duvarına. 14 vd. hınç ve geçimsizlik havası yan­ sıtan sevimsiz bir tanrıçadır. tunçtan. sevdi Ares'i. Değil bir tanrının. hasır altından su yürütür. topladı tekmil araçları gümüş bir sandıkta. 306 vd. Güzellikten hiç nasip al­ mayan Hephaistos aşktan yana da pek talihli olmamıştır. bir işli halkaları vardı takılacak. babamda. cılız bacakları seğirtiyordu altında. bir entari giydi.Gümüş ayaklı Thetis Hephaistos'un evine vardı. daha da üstün ve şaşırtıcı bir metin olan Akhilleus'un silahları­ nın anlatılması izler. İlyada'da Kharit'lerden Kharis.

Öbür tanrılar da aşağı yukarı Zeus gibi düşünürler. Hera'yı kendine eş alır. Okeanos kıyısında de­ niz tanrıları çiftini barıştırmaya gittiğini ve ön­ ce kocasına haber vermek. yola gelmez Here. gidip dag başında onunla sevişmeyi ge­ çirir aklından. Okeanos'la Tethys tanrılarının yanında geçti­ ğini İlyada'da kendi anlatır (İl. bunu önlemek için.. ama içine bal damladığı besbellidir. o bahçeden gelen altın elma­ ları da Gaia Hera'ya düğün hediyesi olarak vermiştir. HAYAT ÖYKÜSÜ. her şeyi keskin ışıklarıyla gören güneş bile. yatalım gel. sarıldı.. Tanrıların tanrısı oğlu Ares'te anasının kusurlarının tıpkısını görür (Ares). doyasıya. biz uyurken gider. Sonra sayar bir bir yattığı ölümlü ve ölüm­ süz kadınları. Epey naz eder. Her neyse. Zeus Hera'ya bu cezayı Herakles'e ettiği kötülük yüzünden vermiştir. altın gibi bir sisle örterim dört bir yanımızı. Zeus buna da çare bulur: Tanrılar. XIV. görür görmez aşk sardı düşünceli kafasını. onu da göğsüne taktıktan sonra Uyku tanrıyı baştan çıkarır ve onunla birlikte Gargaros doruğuna varır: Bulutlar devşiren Zeus onu gördü. ne bir kadına karşı yüreğime akan aşk böyle altüst etmedi beni. Zeus dayana­ maz. ondan izin almak için buraya geldiğini söyler. ama sonra da düğünleri törenle kutlanmıştır. ana. güneş bile onu geçip göremez bizi. En büyük tanrı çifti arasındaki kutsal düğün (hieros gamos) efsanelerde de. kültte de sık sık tekrarlanır bir motiftir. Böyle dedi. asılı kalmıştın havalarda. 200 vd. insanlar görecek diye korkma. Zeus dünya egemenliğini paylaştıktan sonra. Anası Rheia Titan'lar savaşı sırasında inek gözlü tanrıça Okeanos'la Tethys arasında çı­ kan bir kavgayı yatıştırmak için batı kıyılarına gitmek ister. (1) DOĞUŞU. Anasını.). Bu kötülüğün meyvesini sen toplayacaksın önce. 152353): Hera kocası Zeus'un İda dağından Troy. Zeus'la Hera evlenmeden de sevişmişlerdir. babalarından gizli çıktıkları gün yatağa. Zeus tanrıçalar arasında Hera ile son olarak evlenmiştir. Hera. bir örs bağlamıştım iki ayağına. seni bir güzel pataklayayım da gör. bulutlar arasında. . 5). Hera da Okeanos kıyılarında bu­ lunduğu sırada elmaları kendi eliyle Batı Kız­ larının bahçesine ekmiştir. Destanın bu eş­ siz parçasını özetlemeye değer (İl. ne yüzle çıkarım bu yataktan dışarı? Hera'nm sıradan bir kadın gibi kendi koca­ sıyla yatmaktan çekinmesini. savaşı filan unutup açığa vurur duygula­ rını: Sonra da gidersin oraya. uğrattın orduyu bozguna.. ne olur Here.. Bir efsaneye göre bu düğün Batı Kızlarının (Hesperides) bahçe­ sinde olmuştur. Kronos'la Rheia'nm kızı ve Zeus'la öbür Olympos'lu tanrıların kız kardeşidir (Tab. dedikodudan korkmasını Zeus gibi biz de hayretle karşıla­ yalım. Unuttun mu seni havalarda astığım günü. çözülmez bir altın zincir vurmuştum ellerine. ne biçim söz çıktı ağzından? Yatağa yatıp sevişmemizi nasıl istersin ida dağının tepesinde. tanrısal toprak yumuşak bir çimen saldı. aldı karısını koynuna. utangaç tavırlar takınır: Korkunç Kronos oğlu. Zeus eşine nereye gittiğini sorar. bugüne dek ne bir tanrıçaya. Hera ses çıkarmaz. İlyada'da İda dağı­ nın Gargaros tepesindeki birleşme sahnesi de böyle bir kutsal düğündür. sonra da kusar. gider odasında önce bir güzel süslenir. savaş dışı ettin tanrısal Hektor'u. sonra Aphrodite'den sevgiyi tutuştu­ ran büyülü memeligini ister.ı savaşını yönettiği ve basanını] Tro- ya'lılarda olduğunu görür. sarmaş dolaş olalım yatakta. Hesiodos'a göre. öyle bir aşkı ilk birleştikleri gün duymuştu. XIV. taptaze lotos bir halı serdi toprakla aralarına. babası Zeus'a karşı korumaya çalışan Hephaistos bile Hera'dan neler çektiğini unutamaz (Hephais­ tos). Babası Kronos onu da doğar doğmaz yutar. söylerse öbür tanrılara? Bir daha ayak basarnam senin evine.Amma da düzen kurdun. o da ma­ sum tavırlar takınarak. Hera çocukluğunun dünyanın ucunda. göz göre göre? Ya hep var olan bir tanrı görürse bizi.

Ama böylece büsbü­ tün arınıp ölümsüzlüğe kavuşur. yahut Heraklesoğulları. insafsız bir efendinin buyru­ ğunda ömrü boyunca çalışmak onun kara ka­ deridir. yalnız Herakles'in oğullarına ve torunlarıne değil . çıldıracak gibi olur. Herakles öl­ dükten sonra. Herakleidai. ama Zeus Hera'nın buluttan bir görüntüsünü yaparak onu aldatmıştır (Prophyrion. Göz göz tüyleri. onlara karışır. Eurystheusogullarını da ezme­ ye çalışır. Bugün de Kazdag'ın tepesine çıkın. Epaphos. Helene kadın olarak neyse. He­ rakles de erkek olarak odur. tanrı vergisi kuvvetinden de zevk duymaz. tersine onu dizgine vuramadığı için. öte yandan Akhilleus'un anası Thetis'i kıskandığı halde. Anadolu ve İtalya'da da ba­ zı soylar Heraklesoglu adını almışlardı. doğanın insanın başına saldığı afet ve musibetleri yok etmekle insanlığa sonsuz iyili­ ği dokunur. Ne var ki Grek boylarının ve özellikle Dor'ların kahramanlık görüş ve anlayışlarını kişiliğinde toplayan Herakles bir çeşit ulusal kahraman olmuştur. soyunun He­ rakles'in Omphale ile birleşmesinden meyda­ na geldiğini ileri sürer. . Yemiş olarak narı. îno ve Athamas. koca­ man. tanrıçanın lo'ya bekçi koyduğu Argos'un yüz gözünü simgelermiş (Argos). kahramanlıkları zorla yaptırılır. Üç Güzeller yarışmasında birinciliği kazanamaması Paris'e ve Troya'ya dinmez kinin bir nedenidir. 13). Bu ad. Güçlü yiğidi üst üste kahramanlıklar yapmaya zorlayan Hera'dır. o sıra Zeus devi şimşekle yere sermiş. İnsanın do­ ğaya karşı yenilmez saldırma ve dayanma gü­ cünü simgeler. lo. öfkesiyle izler onları. tehlikeli geçitleri geçmelerini sağlamıştır (Argonaut'lar). Heraklesoğulları bu yüzden oradan oraya sürünür. hele bu aşklardan doğan çocukların yakasını bırakmaz. Bir efsane Menelaos'u ölümsüz kıldığını anla­ tır (Menalaos). Yaptığı işler hep iyiye dönük­ tür. yiğidi ata olarak benimseyen birçok soylara verilmektedir (Tab. Devlere karşı savaşa katılmıştır. ama Zeus'un aşklarında rol oynar. (2) EFSANELERİ. Bu sırada Porphyrion ona tutulmuş ve elbisesinin ucu­ nu yakalayarak onu kendine çekmek istemiş­ tir. istemeyerek suç işler ve dengeyi bir türlü bulamayıp kendin­ den geçer. Herakles. Herakles'e bü­ tün işleri. Kızı Eileithyia ile doğumlara gözcülük eden tanrıça Hera'nın en sevdiği kuş tavus kuşu­ dur. Oysa kendisi trajik bir kişidir: Kahraman olmayı kendi seçmemiştir. Tam işleri bitmişken korkunç bir yanlışlık yüzünden ca­ yır cayır yanar ve ölür. Roma'da Hera tanrıça İuno ile bir tutuldu (tuno). Heraklesogullarının Yunanistan'da tutunması Dor ırkı­ nın Peloponez'i ele geçirmesinin efsane ala­ nına yankısıdır. ömürle­ ri boyunca kini. sardı onları güzel bir altın bulut. Sonra Pythia ka­ hini adını değiştirir. (1) ADI. İlk doğduğu günden beri peşini bırak­ mayan Hera'nın kin ve öfkesi son demine kadar da rahata kavuşturmaz onu. Alkmene'nin Zeus'tan do­ ğurduğu Herakles'tir. dümdüz taşlar görürsünüz ve bu aklı ye­ şilli halıların üstünde tanrıların seviştiğini ge­ çirirsiniz aklınızdan.safranlardan. Teiresias'ı kör etmekte rol oynar. İksion da Hera ile birleşmek istemiş. çiçek olarak zam­ bağı severmiş. tatlı bir halı. buluttan çiy damlaları akıyordu pırıl pırıl. yani Yunan ve Latin mythos yazarlarını sonsuzca esinleyen efsanelik bir kişi. Hera'nın doğrudan doğ­ ruya efsanesi yoktur. He­ rakles köledir. Adı Herakles'in bile "Hera'nm ünü" anlamı­ na geldiğini ileri sürenler bile vardır (Herak­ les). Asıl adı Alkides. îksion). Herakles adının "Hera'nın ünü" anlamına geldiğini İle ri sürerlerse de "heros" yani kahraman sözcüğü ile ilişkisi daha akla yakındır. uzanıverdi ikisi de halının üstüne. arala­ rında otlar fışkıran tepsi gibi serilmiş. Herakles kor. sümbüllerden. Dionysos ve Tityos efsanelerinde. onu büyüttüğü için oğlu Akhilleus'u tutar (Thetis). İlk ve en büyük kurbanı. sonunda Atina'da yiğit Theseus'tan yardım görürler ve düşmanlarını bir bir yenerek Yunanistan'da ve özellikle Peloponez'de egemenliği ele geçirirler. Örne­ ğin Lydia kralı Kroisos (Karun). yani dedesi Alkaios'tan gelme bir soyadıdır. Roma kralı Tarquinius da Herakles'in bir oğlunu atası olarak kabul ederdi. Hera Argonaut'lar seferinde Argo gemicile­ rine yardımda bulunmuş. Ne var ki yalnız Yunanistan kral aileleri değil.

Alkmene'yi de aldatarak elde eder. Eurytos ok atma­ sını. Herakles üstün bir eğitim görür: Amphitr­ yon ona araba kullanmasını. Hera kızı ebe tanrıça Eileithyia'ya onu yedi aylıkken hemen doğurtur ve Alkmene'nin do­ ğumunu geciktirir. ama Hera bununla da yetinmemiş. insanlar üzerinde büyük bir egemenlik kuracaktır. Ne var ki avdan her gece yorgun argın dönen yi­ ğit yatağına giren kızların hep başka olduğu­ nu anlamamış. Thespios da karşılık olarak elli kızıyla yatmasını sağlar yiğide. Hera Herakles'in elinden haklarını almakla kalmaz. Thespios'un yanına sığın­ mış ve kendini bu suçlarından arındırmış. Eurystheus olur (Eurystheus). Sonra yaban domuzu­ nun peşine düşüp onu bir ağ içinde yakala­ mış. ölümsüzlüğe kavuşacakmış. On sekiz yaşında Amphitryon'un sürülerini beklerken. Bu kadından da epey çocuğu olmuş Herakles'in. Herakles'in anası Alkmene de. Herakles de oklarıyla canavarları öldür­ meyi başarmış. Alkmene gebe kalır kalmaz tanrıça Hera ona karşı korkunç bir kıskançlık beslemeye başlar. kendi çocuklarını bir bir öldürmüş. Eurystheus bu hayvanın kendi­ sine diri olarak getirilmesini buyurmuş. Elis kralı Augias'ın ahır­ ları dağ gibi üst üste yığılan gübreden kullanıl­ maz olmuş ve gübresiz kalan toprağı da bet bereketini yitirmişti. insan etiyle beslenen korkunç kartallar varmış. Arkadia'nın Erymanthos dağında korkunç bir yaban do­ muzu varmış. Bundan sonra Thebai'lileri haraca kesen Orkhomenos kralı Erginos'la dövüşüp onu öldürmüş. Stymphalos gölünün kuşları. Bu kızlardan elli tane oğlu ol­ muş (Thespios). Erymanthos yaban domuzu. 13). Amphitryon). ama günün birinde Hera yiğidin cinnet getirmesini sağla­ mış. Typhon'la Ekhidna cana­ varlarından doğma bu aslan Yunanistan'da Nemea bölgesini kasıp kavuruyormuş. Eurystheus yiğidi küçük düşürmek için bu ağılları temizlemesini bu- . He­ rakles de aylarca izlemiş canavarı. Alkmene'nin atası Danae ile birleştiği gibi. sekiz aylık olup ikizi İphikles'le birlik­ te beşiğinde yattığı bir gün iki kocaman yılan gönderir çocukları boğmak için. Herakles yılanlara sarılır ve her elinde bir yılanı boğazından sıkıp bo­ ğar. Aşağıda saya­ cağımız işleri Herakles yalnız kollarının gücü ve silah olarak elinden hiç ayırmadığı topuzuyla başarmıştır: Nemea aslanı. Eurystheus'a vermiş. Augias'm ahırları. kol­ ları arasına almış ve elleriyle boğmuş. Bir gün at adamlarla tartışmaya girip birçoklarını öldürmüş. Apollon kâhini Pyllıi. Herakles zehir sa­ çan kafalarını bir bir koparmış ve ölümsüz olan kafasını da kocaman bir kayanın altına gömmüş. Thebai kralı Kreon ödül olarak kızı Megara'yı vermiş yiğide. Delikanlılık çağına gelince boyu boşu ve gü­ cü olağanüstüdür. Yiğit kendine gelince. sonunda okla yaralayarak onu ya­ kalamış ve omuzlarına yüklenerek götürmüş.(2) SOYU. Eurystheus hayvanı görünce korkusun­ dan bir fıçının içine saklanmış. Herakles onu tam bir yıl kovalamış. Iphikles avaz avaz bağırdığı halde. (4) HERAKLES'İN ON İKİ İŞİ. Gene Arkadia'da Stymphalos gölünün üstünde gagala­ rıyla pençeleri tunçtan. o sırada da dağdaki at adam Pholos'un konuğu ol­ muş.ı aracılığıyla yiğidin gidip Eurys- theus'un hizmetine girmesini bildirmiş. O sırada Sthenelos'un karısı yedi aylık gebeydi. Zeus. (3) HAYATI. Athena tanrıça Herakles'e bu kuşları ürkütmek için ziller ver­ miş. öiümlü babası Amphitryon da Perseus'la Andromeda soyundandırlar (Tab. Altın boynuzlu. yiğit onu okları ve topuzuyla alt edemeyince. Böylece Perseus soyun­ dan ilk doğan erkek Herakles değil. babasının ve kral Thespios'un ülkesinde korku salan Kithairon aslanını öldürür. Kyreneia geyiği. Bin zorla yüzdüğü postunu da kendine zırh etmiş. Dokuz kafalı bir yılan olan "hydra" adlı ejderi Hera Argos bölgesindeki Lerna bataklığına salmıştı. Linos da güzel saz çalmasını öğretirler. Aynı ge­ ce Alkmene Herakles ve İphikles'e gebe kalır (Alkmene. Lerna ejderi. tunç ayak­ lı bu geyik Apollon'la Artemis'in koruduğu si­ hirli bir hayvanmış. Suçla­ rının kefareti olacak bu on iki yıllık hizmeti başarıyla sona erdirirse. Zeus'a söz verdirir ki Perseus soyundan ilk doğacak çocuk.

Kerberos'un ölüler ülkesinden kaçırılma­ sı. Eurystheus bu azmanı görünce ödü kopar. yiğit öç alacağını söyleyerek Troya'dan ayrılır (Laomedon.yurmuş. Girit boğası. Okeanos ırmağının bir adasında Geryoneus büyük sığır sürülerini otlatmaktay­ dı. onu öldürüp ölüsünü atlarına yedirir. ya da başka bir anlatıma göre Olympos dağında vahşi hayvanlara par­ çalatır. ama kral bu yarışmanın ödülü olan kızı İole'yi ona vermez. yiğit de köpeği Hades'e geri götürüp bırakır. ama önce talibi ırmak tanrı Akheloos'Ia dövüşmek zorunda kalır. Herakles'in başardığı en zor iş budur. Sparta'ya karşı bir saldırıya girişir vb. Sonra da ehlileşen hayvanları Mykenai'ye getirir. Thebai'ye dönüşünde birinci karışı Megara'yı arkadaşı Ioalos'a verir. Dönüşte yiğit Troya'ya uğrar. Sonra Kalydon'a gidip Deianeira ile evlenir. tanrı da öç almak için bocayı kudurtmuştu. Herakles de Alpheios'la Peneios ır­ maklarının yataklarını değiştirerek sularını oradan geçirip temizlemiş ortalığı. onu arındırmak istemeyen kral Neleus'a karşı savaşır. ama Laomedon söz verdiği atları teslim etmeyin­ ce. Hermes ve Athena'nın yardımıyla. ülkeyi aç­ lıkla karşı karşıya bırakıyordu. Diomedes'in atları. Herakles Diomedes'le çarpışır. Herakles Nereus'tan izlemesi gereken yolu öğrendikten sonra. sürülerin bekçilerini öldürür ve sığırlan alıp götürür. Ares'in Hippolyte'ye armağanı olan bu ke­ meri almak için Herakles Amazon'lar kraliçe­ sini öldürmek zorunda kalır. Libya çölünü geçerken Helios'a fazla sıcaktan ötü­ rü kızdığı için tanrıyı oklarıyla tehdit eder. Herakles bu azgın boğayı boynuzlarından yakalayıp Yuna­ nistan'a götürmeyi başarmış. Herakles oralara kadar gelir. Laomedon'un kızı Hesione'yi deniz canavarının elinden kurtarır. Kaynatası Oineus'un şarap sunucusu Eunomos'u kaza ile öldürdükten sonra. Hayvan Girit ekinlerini yok ediyor. ama başarıları bununla bitmez. Olympos tanrıları­ nın devlere karşı savaşlarına katılır. giderken karısı Deianeira at adam Nessos'un saldırısına uğ­ rar. Orada boğa serbest bırakıldıktan sonra Marathon kapıla­ rında Theseus'un eline geçmiş. Herakles Okea­ nos ırmağını geçmekte güçlük çeker. Bunlar Herakles'in başlıca on iki işidir. ora­ da bağlı bulunan Theseus'u kurtarır ve Kerberos köpeğini alıp yeryüzüne kaçırır. Herakles de kralı oğullarıyla birlikte öldürmüş. Hesione). gene sür­ güne gitmek durumuna düşer. Yiğit oklarıyla onu yaralayınca Nessos öl meden Deianeira'ya büyülü bir iksir verir Trakhis'e yerleşen Herakles Eurytos ve oğullarını öldürmekle sözünde dıurmayankralı ce- . orada dünyayı omuzlarında taşıyan At­ las'ı bir süre bu yükünden kurtarır ve elmaları almaya gönderir. Cebelüttarık boğazını geçer ve anı olarak geçit yerine iki sütun diker (Cebelüttarık boğazına Yunanlılar Herakles sütunları derlerdi). Güneş de ona Okeanos'u geçmek için altın sandalını verir. hiçbir ölümlü­ nün geri gelmediği yeraltı ülkesine iner. Galya. kadın kılığına sokup yün eğirmesini sağlar. Yiğit böylece dev Geryoneus'u. Ama bu iş için sürülerinin onda birini vereceğini söyle­ yen Augias sözünde durmamış. İtalya ve Trakya yoluyla Yunanistan'a döner ve sürüleri Eurystheus'a verir (Geryoneus. Hera'nın Zeus'la evlenirken düğün hediyesi olarak aldı­ ğı bu büyülü meyveleri Batı kızlarının bahçe­ sinde nympha'lar ve bir ejder korumaktaydı. Girit kralı Minos bir beyaz bo­ ğasını Poseidon'a kurban etmek istememişti. Augias'tan öcünü alır. çilesi de tüken mez. yiğitten Amazon'lar krali­ çesi Hippolyte'nin büyülü kemerini ister. Amazon'lar kraliçesi Hlppotyte. Eurystheus'un kızı Admete. ama dünyanın yükünü bir daha omuzlarına almayı istemez. Omphae'den kurtulunca Troya'ya gi­ dip Laomedon'u öldürür. Herakles onu aldatarak ka­ çar ve elmaları Athena'ya adar. Bu suçtan arınmak için Lydia kraliçesi Omphale'nin hizmetine girer: Bu kadın Herakles'i köle haline getirir. Trakya kralı Diomedes'in insan eti yiyen atları varmış. Batı kızlarının bahçesini bulur. Ne var ki bu sırada yiğit Kalydon avına ve Argonautlar seferine de ka­ tılabilir. Gervoneus'un sürüleri.) Batı kızlarının altın elmaları. Dev altın elmaları getirir. Herakles öfkeye kapıla­ rak Eurytos'un oğlu İphitos'u öldürür. Dünyanın batı ucunda. sonra kral Eurytos'un düzenlediği bir ok yarışmasını ka­ zanır.

Bu eşsiz ve şaşırtıcı. Hermes. Bütün öykülerini buraya almamıza olanak bulunmayan Herakles'in rol oynadığı bütün olaylar. Herakles'in adı hemen her destan ve şiirde geçerse de. Olympos tanrılarının en renkli ve özgün kişilerinden biridir. sonra bu yüzden fazla güç ka­ zandıkları için tannlarca ikiye bölündüklerini anlatır. Şölen. Güneş tanrının Pieria ovalarındaki inek sürülerini bulur ve onlardan elli hayvan çalar. Hercules Roma efsanelerinde daha yumuşak bir kahra­ man olarak canlandırılır. adları başka mad­ delerde geçen kişilerle ilgili olarak anlatılmış­ tır. ona gördüğünü kimseye söy­ lememeye yemin ettirir. kızı lole'yi de alır. Çok içen. ondan güzel sesler çıkarmakla eğlenir. Gölgeli mağaraya sığınmış olan nympha'yı tanrılar tanrısı geceleri karısı Hera uykuya daldıktan sonra gelip bulur. ka­ buğunu boşaltır ve koyun bağırsağından yedi tel gererek bir gitar yapar. Kutsal inekleri bir mağaraya kapattıktan sonra. insan­ ların en ilkel çağlarda hem erkek. bir bakıma da gül­ dürücü efsane homerik denilen. Tutar inekleri Kyllene'ye doğru sürer. hemen aklına bir cin fikir doğar. sözünde durmayanları cezalandıran. çok yiyen canlı ve iyi kalpli bir dev olarak tanım­ lanan Herakles Greklerin gözünde kötüleri. Tanrıların ve özellikle Zeus'un habercisi olarak görev alan Hermes. O sırada Deianeira'dan yeni bir gömlek ister. Heraklesogulları denilen dölleriyle bütün Peloponez'e ege­ men olmuş. Hermes'Ie Aphrodite'nin oğlu Hermaphroditos'un adı Salmakis efsanesinde geçmektedir (Salmakis). Roma efsanesinde Yunanlıların Herakles tipi oldu­ ğu gibi benimsenmiş. gene masum bir bebek gibi kundağına . DOĞUŞU VE EFSANELERİ. akşam olur olmaz kundağı­ nı çözer ve ayakları üstüne basıp olmayacak serüvenlere girişmek üzere yola çıkar: Magarının önünde bir kaplumbağa görür. Ro­ ma kralı Evandrus yiğidi konuklarnış ve şere­ fine bir tapınak kurmuş derlerdi. Zeus Maia ile Arkadia'nın güneyinde Kyllene dağının bir mağarasında buluşmakta ve sevişmektedir. ama doğduğu gün Hermes olağanüstü işlere girişmekle ka­ fa gücü ve yetenekleri tanrıların hepsini aşan üstünlükte olduğunu gösterir. ama Homeros destanlarından birkaç yüzyıl sonra Yuna­ nistan'ın Peloponez bölgesinde meydana gel­ diği besbelli "Hermes'e Övgü" adlı şiirde uzun uzadıya anlatılmıştır. böylece Yunanistan yarımadası­ nın atası sayılmıştır. İki cins arasındaki tutku ve birbirleriy­ le birleşme isteği çok eski zamanlardaki bu birlikten dogma imiş (Plat. Hercules. Yolda bir ihtiyara rastlar. Bebek Hermes beşiğinde kalmaz. sonra da gider. 5). Herakles'in Latince adı. Bir süre sonra Maia bir çocuk doğurur. hayvanı öldürür. Hermes. oğlu Hyllos babasının son buyruklarına uyarak yiğidi Oita dağının tepesinde kurulmuş bir odun yığının­ da yakar. Dei­ aneira haberi alınca kendini asar. karşılığında bir düve armağan edeceğine söz verir (Battos). Fizik ve moral gücün. insanın başına gelen afet ve belaları alt edip yenen yiğitlik ve yüreklilik simgesidir. kişiliğini ozanlardan çok tragedya yazarları işlemiştir. Hermes'in asıl efsanesi doğuşu ve ömrünün ilk günleriyle il­ gilidir. Zeus'un oğlu Herakles'i kaçırıp Olympos'a götürdüğü ve Hebe ile evlendirip ölümsüzlüğe kavuşturduğu anlatılır. Yiğit gömleği sırtına geçirir ge­ çirmez korkunç acılarla yanmaya başlar. Hermaphroditos. Titanlar soyundan At­ las'la Pleione'nin kızı Maia'nın Zeus'la birleş­ mesinden doğmuştur (Tab. "Şölen" diyalogunda söz alan komedya şairi Aristophanes. kendi de oradaki çalı çırpıdan ayağına tu­ haf sandallar örerek izlerini gizler. ancak öykülerine yerli bazı öğeler katılmıştır.). Örneğin Cacus adlı devi ve ülkesine gelen yabancıların canına kı­ yan kral Faunus'u öldürdüğü anlatılırdı. Kıskanç­ lık içinde kıvranan Deianeira da ona Nessos'un kanına bulanmış iksirle ıslattığı gömle­ ği gönderir. ama hırsızlığı belli olmasın diye inekleri gerisin geri götü­ rür. gi­ der. Erkek ve dişi cinsini kendinde birleştiren Hermaph­ roditos tipinden insanların atası olarak Pla­ ton da söz etmektedir.zalandırmış olur. 189e191d. hem de tanrı olarak tapım görmüştür. Çocuk kundaklanır. beşiğe yatırılır. hem de di­ şi olduklarını. elinde bir sazla Mu­ sa'lara karıştığı da görülürdü (Evandrus). kahramanlığın sim­ gesi olan Herakles hem kahraman.

martı gibi. Bu görevde Hermes'e Psykhopompos. Gene Heranın almak istediği öcü boşa çıkarmak içimdir ki. Kirke'nin büyülerine karşı koyacak bitkiyi de o verir yiğide (Od. yani ruhlar kılavu­ zu adı verilir. Apollon mağaraya gelince Hermes'in yaptığı gitarı görür. Odysseus'u Kalypso'nun el­ lerinden kurtarmak için araya girdiği gibi. Savaşlarda da yardımı dokunur: Devler savaşında Hades'in başlığını takıp gö rünmez hale gelir. ama asıl yararı yolcula­ ra dokunur: Yollara dikilen Hermes heykelle ri .ınl. sazı alıp inekleri bı­ rakmaya razı olur. Oğulları­ nın en sivri akıllısı. 42 vd. Aldı eline değneğini. en kurnaz ve en canlısı olan Hermes'i Zeus kendine ulak olarak se­ çer. Arkadia dağlarında Odysseus'un karisi Penelope ile birleşip üretmiş onu . Pek güvenilmeyen bir kaynağa göre de. uçtu gitti.ki bunlar bir tanrı büstü ve phallos simge­ sini taşıyan yuvarlak kaidelerdi . insanlara da Hermes aracılığıyla ulaştı­ racaktır. Güzelim sandallarım bağladı ayaklarına. Bir süre sonra Hermes Pan kavalını icat eder. ama o sırada Apol­ lon onu kolundan tutup tartaklayınca birden yellenir. ama tam anlamı çözüleni'' yen Argeiphontes ek adını alır. Zeus'un Typhon'la çarpışmasında bir düzen kurarak tanrılar tanrısını kurtarır (Typhon). Efsaneye göre birçok çocukları olur: Biri Odysseus'un kaynatası Autolykos'tur. 679-694). X. V. Bebek pozundaki Hermes babası Zeus'un başına suçsuz olduğuna ant içer. Bu değnekle Hermes habercilerin ve hırsızların kralı olur. XXIV. Homeros destanlarında Hermes'i bu göre­ vinde görürüz: Odysseia'da Odysseus'u yıllar­ dan beri mağarasında alıkoyan Kalypso'ya Zeus haber ulaştırır. tüccarla­ rın da koruyucusudur. sonra da Athamas'ın yanına bırakır (Dionysos).. 331-469. Paris'e altın elmayı verip yargıçlık etmesi buyruğunu o ulaştırır.. Hermes'in birçok efsanelerde rolü vardır: îda dağına Öç Güzeli o götürür. Sabah Apollon günle birlikte doğunca sürülerinin eksikliğinin farkına varır ve ihtiyar Battos'ü sorguya çekip gerçeği öğrenir. Zeus'un İo'ya sevgisini kıskana­ rak kızı bir ineğe dönüştürmüş. isterse büyülerdi onunla gözünü insanların. Ze­ us'un buyruğuyla Hermes Argos'u öldürül (Argos) ve bu başarısıyla Homeros dest. yiğide bir sal yapsın da onu yurduna göndersin diye. çıkar­ dığı güzel seslere bayılır. balık aularken ağır kanatlarını köpüklere daldırır hani dipsiz kıvrımlarında ekin vermez denizin. Apollon syrinks deni­ len bu güzelim kavalı da ister.girer.ı rında çok geçen. Ge­ lip Hermes'i beşiğinde bulur ve inekleri geri vermezse Tartaros'a atacağını söyler. Kararı şudur: Hermes inekleri nerede sakladığını gösterecektir. ya da sınırsız topraklar üstünde yel gibi hızlı. Bundan böyle bütün buyruklarını tanrıla­ ra da. Hermes hırsızların olduğu kadar. Adının ka­ rıştığı en önemli serüven İo efsanesinde ge­ çer: Hera. Aldı onu eline güçlü tanrı. Apollon buna gülmernezlik edemez. karşılığında Hermes'e kerykeion denilen sihirli altın değ­ neği verip kavalı alır. başına d. küçük Dionysos'u kaçırır ve önce Nysa dağına. Ölülerin ruhlarını Hades'e götürmek de Hermes'in görevi olacaktır. babası gibi kurnaz. 277-307).): . isterse uyandırırdı onları derin uykudan. Hermeias da bin bir dalganın üstünde öyle gidiyordu. Pierie'yi geçip indi havadan denize. llyada'da çok güzel bir rolü vardır kllavui tanrının: İhtiyar kral Priamos'u Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'un barakasına götürür ve getirir.ı bekçi olarak yüz gözlü Argos'u dikmişti. Hermes çobanlar tanrısı Pan'ın da babasıymış.çok kutsal sayılan ilkçağın kilometre taşlarıdır. koruyucu tav­ rından tanrı olduğunu anlar sonunda Priamos (11. kaydı dalgaların üstünde bir. o altın kakmalı tanrısal sandallar taşırlardı onu denizin üstünde. böylece dev Hippolytos'u öldürür. konuyu Zeus'un yargıçlığına bırakmaya karar verir. Akhilleus'un seyisi genç bir delikanlı kılığına girdiği halde. hırsızlıkta becerikli bir adanı (Autolykos). Bu haberi nympha'ya götürmek için Hermes yola çıkar (Od. Hermes çobanların bekçisi olarak omuzlarında bir ko­ yun taşıyarak canlandırılırdı. Phriksos'la Helle'yi Yunanistan'dan Anadolu'ya götürerek altın postlu koçu Nephele'ye o verir.

Ne var ki. 414)-. Naraburnu yıllar yılı kahramanlık destanlarına sah­ ne olmuştur gerçi. büyütsün di­ ye. Sevgililer birbirlerini niçin sevdikleri­ ni. ona âşık bir delikanlı her gece Galata'dan kuleye yüzer. adı Hero.. Tanrıça. Bir varmış. Abydos'ta bir kral oğlu yaşarmış. yüzü altın Aphrodite'ye benzeyen Hermione'yi. ama insanlığın kara günle­ rini dile getiren bu olaylar. güzelliğine vurulmuş. Menelaos Troya'da iken kızını Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a nişanlamıştır: Tanrılar gerçekleştiriyordu şimdi bu düğünü. yalnız dört ay iniyormuş karanlık ülkeye. çocuğu yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş. sevgi kıvılcımlarının yüreklerinde ne za­ man çaktığını bilirler mi? Biz diyelim ki. oysa Akhilleus'un oğlu "tutsağı Andromakhe'yi sevmektedir. Odysseia'da adı geçer (Od. doğru veya yan­ lış. Neoptolemos). Leandros. Ado­ nis'in gövdesinde ne kadar kan damlası var­ sa.. her damla yaştan bir kırmızı gül fışkırmış. Persephone kıskanç­ lığından bir yaban domuzu salmış ormanlara. sahnesi nerede olursa olsun. Ana­ dolu topraklarında. Menelaos'la Helene'nln kızı (Tab. Şu her gün karşımızda gördüğümüz Boğaziçi'nin güzelliğini müjdele­ yen Kızkulesi var ya. Hermione'nin düğünü yapılmaktadır. İstanbul limanının süsü bugün de dimdik ayakta duran sevimli Kızkulesi bu ma­ salı kendine yakıştırmış ya. o kadar gözyaşı dökmüş.Hermione. 15). IV. sevgilisine kavuşurmuş. canlı bir çocukmuş. dalgalarının bir aşk faciasına da sebep olduğunu unutturmuş­ tur bize. Fransız tragedya yazarları. Hero ile Leandros'un efsanesi aslında Boğaziçi'nde değil. Hermio­ ne'yi Neoptolemos'a nişanlı ve tutkun göste­ rir. Neden vermişler. deniyor. Aphrodite'ye geri vermek istememiş. Çanakka­ le Boğazında geçer. ilk batında ay parçası bir kız doğurmuştu o. Abydos'lu kral oğlu Sestos'lu rahibeye ne . Hero ile Leandros. Çanakkale Boğazı­ nın en dar olduğu yerde biri Sestos. öldür­ müş.. Adonis. Sestos da karşıda Trakya kıyısındaymış. adı Le­ andros. tanrıçanın kanıyla al renge boyanmış. Bundan böyle bahar bayramında kadınlar. ölü gövdesini ertesi sabah kulenin dibine atmış. Tanrıların babası Zeus kızlarının arasını bulmak için Adonis yılın üçte birini yeryüzünde Aphrodite ile.. Hero ile Le­ andros gönül vermişler birbirlerine. O güne kadar beyaz olan gül. sonra Akhilleus'a verdiği sözü tutmak için babası onu Orestes'ten ayırıp Neoptolemos'a ver­ miş.. Telemakhos babasını aramak için yaptığı yolculukta Lakedaimon'a vardığı zaman. bir hayal. Aph­ rodite'nin çok genç ölen sevgilisi Adonis'in şerefine bir bayrammış bu. Hermione ikisi arasında kalmış. tören yaparlarmış. Çiçeklerin kadife kırmızısı. geri kalanını da kendi ne­ rede dilerse orada geçirecek diye kesip at­ mış. oysa. nasıl vermişler? Masal açıklamıyor bunları. bir de hakikat payı taşır. deniz delikanlıyı alıp götürmüş. yahut Temmuz (temmuz ayının âdı oradan gelir) ağaç kabuğundan doğmuş. Sestos'ta aşk tanrıçası Aphrodite'nin bir rahibesi varmış. Aphrodite onu görür görmez. Orestes ise amca kızı Hermione'ye karşılıksız bir aşkla yanmakta­ dır (Orestes.. . Ama masal bu. Bir gece fırtına çıkmış. Bu masal Kızku­ lesi için anlatılır. Bir anlatıma göre Menelaos Tro­ ya'da iken bu düğün olup bitmiş de. bir zamanlar bu kulede bir kız yaşarmış derler. bir bahar günü Sestos'ta bayram yapılmış. Can çekişen sevgilisinin yanına koşar­ ken Aphrodite'nin ayağına bir gül dikeni bat­ mış. üçte birini yeraltın­ da Persephone ile. öbürü Abydos diye iki şehir varmış. Boğazın en dar geçidi. toprağa dökülen her damla kandan bir lale. hayvan Adonis'i avlanırken yaralamış. Başka çocuk vermemişti tanrılar Helene'ye. Ama Adonis yılın sekiz ayını Aphrodi­ te'nin yanında geçiriyor. bir yokmuş. Oysa tragedya yazarları Hermio­ ne'nin Orestes'le nişanlanıp evlendiğini kabul ederler. varsın sahibi o olsun bundan böyle. özellikle Racine. çiçek gibi körpe. Hero'yu bu törenlerin birinde te­ peden tırnağa kırmızı güllerle donanmış ola­ rak görmüş belki. Abydos. kızın sütbeyaz güzelliğini daha da belirtiyor­ du. karanlık ülkenin tanrıçası da çocuğa tutulmuş. "Ah Adonis! Vah Ado­ nis!" diye bağırıp dövünürler.

"Gel. ama Klaros. Adonis bayra­ mında gördüğü pembe beyaz kız şimdi gü­ müş ve altın rengi ışıltılar saçıyordu. Leandros dayanıklı bir yü­ zücüydü. Sibylla adlı bilici kadınların ikin­ cisi sayılır (Sibylla). Hızla esen bora meşalesini söndürecek gibi oluyor­ du bazı geceler. nereye doğru yüzeceğini bilsin. Pausanias. Yine de gelme diyemiyordu Leandros'a. bu övgüde kendi­ sinin tanrının hem eşi. Leandros artık yüzmüyor. Karşı kıyıda Hero'ya varan ışık yolu ise kısa görünüyordu. yorgunluğunu duymadan varıyordu karşı yakaya. İlk defa birbirine sarılacak bir kadınla bir er­ kek nasıl bir an duraklar. İda dağının bir nympha'sıyla bir çobanın kızıymış. Herse öbür kız kardeşleri . içeriye daldij merdivenleri tırmandı. Kulenin kapısı açıktı. soluk bile almadan kumsaldan yukarı koştu. yoksa mektuplaştılar mı. Leandros suya daldı. ne soğuk durdurabiliyordu Leandros'u. Troya bölgesinde doğmuş. Ne olduğunu bilmeden bıraktı kendini denize. Hero ku­ leye çıkmış. ol­ mayacak bir şeydi. İki sevgili bakışlarıyla mı anlaştılar. yanında bir taş götürür. Pausanias'ın anlattığına göre. Aglauros'la Pandrosos'un kız kardeşi Bir anlatıma göre. öbürü öbür kıyısında bütün bir gece ayrı kalmak akla sığmayan. Delikanlı bütün gücüyle karşı koymaya çalış­ tı. bir erkeğe vara­ mazdı. Hero'nun elindeki meşaleyi söndürdü. Bir gece fırtına daha sert esti. ama kulenin tepesindeki ışığı görmüyordu ki. Hero ile Leandros da öyle durakladılar. efsane bunu anlatmıyor. Son bir kulaçla karaya ayak bastı. Deniz durgundu. ne dalga. Bir ku­ laç. ona kavuşacak. Delos ve Delphoi'nin Apollon tapınaklarında da görev al­ mış. bir gece daha. Leand­ ros'un yüreglndeki ateş yanıyordu daha. Yol göste­ ren ay ışığını kara bulutlar kaplamıştı. tanrı sözcülüğü yaptı­ ğı zaman bu taşın üstüne çıkarmış. yaz gecelerinin kısalırına üzülerek dönüş yolunu tutuyordu. Sabaha karşı dalga ölüsünü attı Sestos kıyıl. Bir ge­ ce dalgalara bakarken. Sestos'taki kulenin te­ pesinde bir ateşin yandığını gördü. denizden çıkan sevgilisinin buz gibi bedenini sararken bir tehlike sezinleyerek ürperiyordu. bacaklarının gücü tükenmişti. Buz gibi bir donukluk sarıyordu bedenini. Bir gece. ince göv­ desini kollarında saracak. kulede­ ki meşale çağırıyordu. Denize dalar dalmaz en yüksek dalgalan yara yara yüzü­ yor. Hero sönen meşalesini yine yakmış. Herse. ay suda hafifçe dalgalanan ışıltılarıyla Leandros'a bir yol çiziyor gibiydi. ama kollarının. sevgilisine.pahasına olursa olsun kavuşmak İsledi. Öpüşmemek. Hero rahibeydi. biz seni götürürüz" der gibi fış fış ediyor. Yaz geçmiş. karşılarına çıkan mutluluğa nasıl şaşkınlıkla inanmadan bakar­ larsa. Ne yapsın ki. Sestos kulesinde meşalenin yandı­ ğını gördü mü. ona ölümde olsun kavuşmak için kendini denize attı. ı rina. dudaklarını dudak­ larına alıp sevgisinin yumuşaklığını tadacaktı. şehrin Sparta'dan gelme bir kadın yü­ zünden yıkılacağını öngörüp bildirmiş. Herophile. gel!" diye bir meşale sallıyordu. boğaz­ da dondurucu poyrazlar esmeye başlamıştı. bir kulaç daha. Boğazın serin akıntıları yanan gönlünün ateşini dindireceğine. Bir süre Samos'ta kalmış. Ne var ki. her gece Hero'ya kavuşuyor ve her sabah doy­ madan. Herophile. kavuşmamak. Meşale söndü. Kıyıya çarpan ölüyü görünce. Hero korkmaya başlamıştı. "Gel.. sev­ giyle hızlanan gövdesine arttıkça artan bir güç katıyordu. dag gibi yükse­ len dalgalar Leandros'un çırpınan gövdesini döve döve Sestos'tan çok ötelere sürdüler. su fırtınası arasın­ da uçuyordu. Herophile tanrı Apollon'a bir övgü yazmış. ne var ki. Herophile'nin kullandığı büyülü taşın Delphoi'deki Apollon tapınağında saklandığı­ nı yazar. Hero'nun elinde sallanan me­ şale gittikçe yakınlaşıyordu. hem de kızı olduğunu söylermiş. Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. Herophile gezgin bir biliciymiş. her gece Leandros kulede sallanan meşaleye doğru yüzüyor. Sestos kulesi kap­ kara bir taş yığını gibi yükseldi gene ay ışığın­ da. ne rüzgâr. var gücüyle yüzdü. bakıştılar. biri boğazın bir kıyısında. Troya bölgesinde öldüğü halde. Dalgacıklar. Leandros Anadolu kıyısından Sestos'a geçmek için yanıp tutuşuyordu. Kurşun gibi bir sabahtı. Troya savaşından çok önce. bitkin ellerinde tutu­ yordu. rahibe kaldıkça kızlığını korumalıydı.

Zeus'la Hera'nın kız kardeşidir (Tab. Atlas üstüne anlatı­ lan efsanelere göre. Herakles'in bu ilk Troya seferin­ den aldığı esirler arasında Hesione'nin küçük kardeşi Podarkes de vardır.efsanede Hesperia ve Arethusa diye ikiye bö­ lünür ve Hesperid'ler dört olur. Erythie ve Hesperarethusa'dır. Atlas dağının te­ pesine ilk çıkan oymuş. Laomedon gene yemin eder. ya da Phorkys'le Keto'nun kızları oldukları söyle­ nir. bir daha in­ memiş yeryüzüne. Hesperid'lerin yurdu Atlas dağlarının eteğinde bir yer sayıldı. Telamon'la ev­ lenir ve Teuker adlı bir oğlu olur. O sırada oradan geçen Herakles canavarı öldürüp kızı kurtaracağına söz verir. Homeros. Herakles ödül olarak kızı Telamon'a verir. ama kızı eline geçince. bu yüzden de onlar gibi çıldırarak Atina akropolünden aşağıya atmamış kendini. İlk surları aşıp şehre giren arkadaşı Telamon'dur. der tanrı sözcüsü. yıldızlara bakarken bir fırtına almış götürmüş onu. 214 ve 275). Yıldız olmadan önce Hesperos Atlas'ın oğ­ lu ya da kardeşiymiş derler. Hesperid'ler. kızını bir kayaya bağ­ layıp bırakır. Ocağı simgeleyen Hestia. XXII. Akşam Yıldızı denen bir yıldız vardır hani. altın elmala­ rın bittiği bahçeye bekçilik etmekmiş. Herakles de Troya'ya bir saldırı hazır­ lar. Daha son­ raki efsanelerde Zeus'la Themis'in. Hesperos. yıldızların en parlağı. Altın elma motifi Üç Güzeller ve Paris efsa­ nesinde de geçer. atları vermek is­ temez. deniz tanrı Troya kıyılarına korkunç bir cana­ var salar. Hestia evlenmek iste­ memiş ve Zeus'tan ömrü boyunca kız oğlan kız kalma sözünü almıştır. Hellenistik şairler Hesperos'Ia Phosphoros yıldızını bir tutmuşlar. Ayrıca tanrılar ve insanlar arasında büyük bir şeref payı elde et­ miştir: Her tapmakta ve her evde sunağı var­ dır. yani Gece tanrıça bunları kendi kendine yaratmıştır. başka yıldızlar arasında. Hesione. Leomedon da razı olur. Hesione onun serbest bırakılmasını sağlar. en güzeli. Tan­ rı Hermes'le birleşip Kephalos diye bir erkek çocuk doğurmuş (Aglauros.nin Athena'ya karşı İşledikleri suça katılma­ mış. Batı kızları bu cennet bah­ çesinde ezgi söylemekle ve tanrı balı akan pı­ narların başında hora tepmekle vakit geçirirlermiş. Nyks. Lucifer yani ışık taşıyan demişler ona. Poseidon ve Apollon ona talip oldukları halde. Bu evlenme korkunç bir serüvenle ilgilidir: Laomedon Troya surlarını yapan tanrı Poseidon'la Apollon'a söz verdiği ücreti ödemekten kaçınınca. Hesione. Hesperid'ler dünyanın batı ucunda. Ocak. adı akşam anlamına gelen Hesperos'u şöyle tanımlar (İl. Hesperos. Çok­ luk üç peri diye bilinirler ve adları Aigle. Halkın kanına giren bu ejderden kurtulmanın tek çaresi kralın kızı Hesione'yi canavara kurban etmektir. Podarkes Tro­ ya'ya döner ve Priamos adı altında tahta çı­ kar. Mutlular Adalarının dolaylarında otururlarmış. Troya krab Laomedon'un kızı. 5). Herakles onları koparmakla ölümsüzlüğe hak kazanmış olur (Herakles). yeter ki Laomedon ona ölümsüz atları­ nı vermeye ant içsin. bu son ad kimi . Hesperid'lerin başlıca görevi. geceyle gündüzün sınırlarında oturan ince sesli perilerdir (Theog. 317): Gecenin karanlığında. tanrıların da. Hesperos'un Hesperis adlı bir kızı olmuş. Kephalos). Romalılar da bu yıldı­ zın adını Latinceye çevirmişler. Bir za­ manlar Gaia tanrıçanın Hera'ya düğün hedi­ yesi olarak verdiği bu elmaları dünyanın batı ucundaki bir bahçeye dikmişler ve başlarına bekçi olarak Hesperid'lerden başka bir de ej­ der koymuşlardı. Hestia. Erikhtonios. Gökte bir yıldız olmuş Hesperos. her akşam insanlara geceyi geti­ ren yararlı bir yıldızmış o. ama zamanla coğ­ 144 rafya bilgileri artınca. Bir anlatıma göre Hesione Yunanistan'a giderken kaçmış ve Anadolu kıyılarına dönüp Miletos'a sığınmış (Laomedon). ya da Batı Kızları diye anılan Hesperid'ler Hesiodos'a göre Ok­ yanus ırmağının ötesinde. Kimi efsanelerde Hesperid'lere baba ola­ rak Atlas ya da Hesperos yıldızı verilir. Altın elmalar ölümsüzlük bağışlayan bir yemiştir. Öbür Olym- . Priamos'un ablası. Kronos'la Rheia'nın birinci kızı. insanların da konut­ larında dinsel bir merkez sayılır. Hesperis de Atlas'la evle­ nip Hesperos kızlarını doğurmuş (Hespe­ rid'ler).

Phaidra tutkusunu Hippolytos'a açar. Nireus). Amazon'ların kraliçesi. Kentaur'larla Lapith'ler sa­ vaşı onun yüzünden olmuştur (Peirithoos). Bunun için de babasının seyisi Myrtilos'un yardımını istemiş. evinin kapı­ sına asarmış. Hippolytos Amazon anasından av ve savaş merakını almıştır. Pınarın su­ yu şairleri esinlermiş. Artemis'e saygısı büyüktür. ama oğlunu kendi . Uranos tanrının denize dökülen sperma­ sından köpükler arasında doğunca. şaşırtır. Thyestes. Bir anla­ tıma göre Myrtilos âşık olduğu Hippodameia ile bir gece yatma sözünü alarak Oinoma­ os'un arabasının civatalarını gevşetmiş. Aphrodite'yi hor görür. Theseus'a yakınır. Böylece talipleri bir bir yener. Kanatlı at Pegasos'un ayağını yere vurmasından fışkıran Hippokrene'nin çevresinde Musa'lar topla­ nır. bir süre sonra Oinomaos paramparça olan ara­ basından düşerek ölmüş. Hiera ülkesi kadınlarının başına geçip sal­ dırganlara karşı koymuş ve Nireus'un eliyle öldürülmüş (Telephos. arabmın da daha ağır olmasını sağ­ larmış. Olympos'ta Musa'lar ve Kharit'lerle birlikte görülen Himeros'un adı hiçbir efsaneye ka­ rışmaz. Hippolytos'un onu kirletmek istediğini söyln Theseus öfkeye kapılır. Hippokrene.pos tanrıları gidip geldikleri halde. Peirithoos'un karışıdır. ondan karşılık görmeyince. Bütün Amazon'lar gibi ken­ disi de Ares'in kızı olan Hippolyte'nin These­ us efsanesinde adı geçer. Hippodameia. At evcilleştiren ya da alt eden anlamına gelen Hippodameia adlı iki efsanelik kadın vardır: (1) Biri ve en ünlüsü Elis bölgesindeki Pisa kralı Oinomaos'un kızıdır. Eniştesi Khrysippos'u Hippodameia kendi öl­ dürmüş de o yüzden Elis'ten kovulmuş derler (Khrysippos). hem de Oinomaos taliplerin arasına Hippodameia'yı bindirir. Tanrıça da ondan öç alır: Üvey anası Phaidra'yı ona âşık eder. hora teperlermiş. Myrtilos). Hippodameia. Bu yüzden adı hiçbir efsa­ neye karışmaz. Hippodameia Pelops'u gö­ rünce. Hiera. kiminde Hippodamela'nın kendisinin Pelops'u arabacıyla aldattığı söylenir. çünkü hem atları çok hızlıymış. Pelops oğullarıyla Atreus oğulları­ nın başına gelen korkunç belaların kaynağın­ da Myrtilos'un bu ilenmesi varmış (Pelops. Hiera'nın Helene'den de daha güzel olduğu söylenir. Yarışta yenilmesine de olanak yokmuş. Kişiliği olmayan soyut bir kavram olarak canlandırılır. Çok güzel olan bu kızın birçok talipleri varmış. ama Amazon'un Melanippe mi. ezgi söyler. Eros'la birlikte Himeros da hemen peşine takılır. Akha'lar ilk Troya seferinde Mysia'ya çıkarma yapın­ ca. Alkathoos ve Pleisthenes'tir. Hippolytos (1) Hippolytos. Hestia hep yerinde kalır. ayrıca damadı yüzünden tahtından ola­ cağını bilen babası kızını ancak araba yarışın­ da kendisini yenecek olan adama vereceğini bildirmişmiş. Adı arzu anlamına gelen ve aşk isteğini simgeleyen soyut bir kavram. Ama çoğu efsanelerde Herakles'in eli altında can verdiği kabul edilir. Efsanelere göre Hippodameia'mn altı oğ­ luyla üç kızı olur. Theseus'tan bir oğ­ lu olmuş ve ona kendisi gibi Hippolytos adı verilmiş. ara­ bacı da ölmeden önce Pelops soyuna lanet okumuş. Pelops karısı onuruna Olympia'da beş yılda bir kutlanan bir Hera bayramı düzenlemiş (Pelops ue Olympia oyunları). Her ney se. Oğullarının en ünlüleri At­ reus. Kemeri­ nin alınması Herakles'in dokuzuncu işi olarak anılır (Herakles). yoksa Hippolyte mi olduğu konusunda kaynaklar birbirini tutmaz. Himeros. ya da Pelops'un arabacı Myrtilos'a verdikleri söz üzerine efsane kay­ nakları çeşitli anlatımlar verir: Kiminde Pe­ lops'un Myrtiios'u rüşvetle baştan çıkardığı. yendiklerinin de kafalarını keser. Mysia'h Telephos'un karısı. Hippolyte. (2) Hippodameia Adrastos'un kızı. Theseus'la bir Amazon'un oğludur. Musa'ların kutsal korulugundaki bir pınardır. Pelops Hippodameia'yı alıp yurduna gö­ türürken yolda Myrtilos'u denize atmış. ama onu kıska­ nan. Antiope mi. ona hemen gönül vermiş ve yarışı ka­ zanmasını sağlamış. Günün birinde Hippodameia'ya Pe­ lops talip olmuş. böylece onların dikkatini çeker. Aphrodite. At pınarı anlamına gelen Hippokrene Helikon dağında.

Tarihsel bir olay sayılan bu çarpışma herhalde eski bir efsaneye dayan­ maktadır.): Gökyüzünün kapıları kendiliğinden gıcırdadı. ama oğlu Polydoros Alkmaion'un yönetimindeki ikinci sefere katılmış ve Epigon'larla birlikte Thebai'yi almıştır (Thebai 'ye karşı Yediler). Hora'ları kimi zaman Aphrodite'nin alayın­ da Kharit'lerle birlikte. ister yaşamda adı en çok geçen tanrıça odur. Ellerinde birer çiçek. Horatius. Hippomedon. Savaş sırasında bir ayağını da yitirmiş. Hora'lar. çünkü bu tanrısal varlıklar bir ölçü. Bu konuyu önce Euripides. Horatius adı. ya da Persephone'nin arkadaş­ ları arasında görürüz. ama çokluk soyut kav­ ramlar olarak tasarlanır ve efsanelerde rol al­ mazlar. kimin yenildiği belli değildi.): Saatler güzel yeleli atlan çözdüler koşumdan. Latince saat anlamı­ na gelen "hora" ile bir tutulduğu için adları "Saatler" diye çevrilir. nişanlısının ölümüne ağlayan bu kızı çarpışmadan sag . 749 vd. ama Roma'nın düşmesini önlemiş. bir düzeni yansıtmakla zaman ölçülerini de içerirler. simgeledikleri varlıkları da daha 146 iyi anlamış oluruz: Birincisi Eunomia düzen ve düzensizliği. Saatler gözetir o kapıları. Phaidra haberi alınca ken­ dini asar. Tanrıçalar arabalarıyla Olympos'a dönünce (İl. Hora'lar doğada düzeni simgele­ yen üç tanrıçadır. yaygın gökle Olympos emanettir onlara. sonra da Fransız targedya yazarlarından Racine iş­ lemiştir. Horatius Cocles şerefine Capitolium tepesinin eteğin­ de Roma'lılar bir heykel dikmişler. Hipponıenes. Eirene ise insanlara bereket ve mutluluk sağlayan barıştır (Dike. Ama Hora'ların teker teker adlarını ele ala­ cak olursak. Theseus'un her dileğini yerine getirmeye söz ver­ miş olan tanrı da bir deniz canavarı gönderip Hippolytos'u parçalatır. koyu bulutlarla bir kaparlar. (2) Hippolytos devler savaşına katılan bir devin de adıdır. Tragedyalara konu oluşu şuradan­ dır: Horatius kardeşlerin bir kız kardeşi Curi­ atius kardeşlerin biriyle nişanlıdır. Homeros'un îlyada'sında Hora'ları Olympos'ta görürüz (İl. Hora.eliyle öldürmekten çekindiği için Poseidon'a yalvarır oğlunu cezalandırsın diye. Bunu du­ yan Etrüsk'ler paniğe kapılıp kaçmışlar. Dike hak ve adalet anlamına gelir. Savaşta Hades'in başlığını ta­ kıp görünmez olan Hermes bu devin hakkın­ dan gelmiş. Delikanlı Troizen'de bir araba yarışına katılmışken ejderin saldırısı­ na uğrar ve dizginlerine dolaşarak kayaların üstünde can verir. hem yanlıştır. ışıldayan bir duvara dayadılar arabayı. (1) Roma'lılar Etrüsk'lere karşı savaşırken her iki ordu çok adam yitirmişti. ama kimin yendiği. Bir ge­ çer her iki ordu bir ormanda karşı karşıya or­ dugâh kurmuşken. ya da bir yemiş ola­ rak canlandırılırlar. Roma'nın üç efsa­ nesinde geçer. Bu çeviri hem doğru. Bu tanrıçalar doğal ve insansal toplulukların can damarı. (3) Roma ile Alba arasındaki savaşta rol alan üç Horatius kardeşler üç Curiatius kar­ deşlerle teke tek savaşta çarpışmışlar ve zafe­ ri kazanmışlardı. çektiler tanrısal ahırlara. Eirene). Themis'in kızları arasında is­ ter yazında. 432 vd. ses şöyle diyordu: "Etrüsk'ler Roma'lılardan bir adam fazla yitirdi­ ler. iyi yasalarla kurulmuş bir top­ lum düzenini simgeler. Melanlon adıyla da anılan Hippomenes Atalante efsanesinde rol oynar (Ata lan te). V. Adrastos'la birlikte Thebai' ye karşı ilk saldırıya katılan yedi önderlerden biri. VII. kimi zaman da Dionysos alayında. (2) Gene Etrüsk'lerle savaş sırasında tek gözlü diye anılan Horatius Cocles Roma'yı Tiber'in karşı kıyısında bulunan düşmana kar­ şı korumak için tek başına bir köprüyü tut­ muş. kapıları bir açarlar. Se­ siyle düşmanı kaçıran Horatius da o orman­ da tanrılaştırılmış. Dev boylu olan Hippomedon Thebai önünde Ismarios'un eliyle öldürülmüş. denge ve sürekliliğin başlıca etkenle­ ridir. ama etkileri bu insansal kavram­ ları çok aşar. birdenbire ormanda tanrı­ sal bir ses duyuldu. Roma'lılar zaferi kazanmıştır".

Libya'da bulunduğu bir sırada bir yılan. Başka bir anlatıma göre. Yılan ya da ejder anlamına gelen Hydra. Yiğitle birlikte Argonaut'lar seferine katılır. Herakles Mysia'lıları Hylas'ı kaçırmış olmakla suçlamış ve onlar­ dan tutsaklar alarak Hylas'ı arayıp bulmaları­ nı buyurmuş. Bir anlatıma göre yel tanrı Zephyros tanrı ApoUon'un delikanlı­ ya sevgisini kıskandığı için hızla eserek diskin Hyakinthos'a çarpmasını sağlamış. Zeus onları gökte birer yıldız haline getirmiş. Hyades. Delikanlının boynu bir çiçek sapı gi­ bi kırılmış. bölgede yıllık tö­ renler haline gelmiş: Rahipler dağa çıkar . kahraman Herakles'in gönül verdiği yakışıklı bir gençtir. baharda yağmur mevsiminin başlamasıyla görünürler. hekim tanrı Asklepios'un kızı ve yardımcısıdır. Hesiodos Hydra'yı şöyle tanımlar (Theog. Bu bizim Bursa'dır. Hybris. Birçok tragedya kişi­ lerinin başlarına gelen belalar hep bu Hybris yüzündendir. Bu arada Argonaut'lar onları beklemeyerek de­ mir alırlar. Phiks gibi canavarların kız kar­ deşi sayılır. iki dost bir gün disk atmada yarışırken tanrının fırlattığı disk gelmiş. Herakles ikinci iş olarak bu canavarı öldü­ rür (Herakles) ve oklarını onun zehirli kanına batırır. dertlerine deva. Atlas'la Pleione'nin oğlu. 310-315): (Ekhidna) Hydra'yı doğurdu onlardan sonra. ama Hera'dan korktukları için tanrısal çocuğu İno'ya bırakıp kaçmışlar. Hydra. Arka­ daşını kolları arasına alan tanrı da "Ah. Hyakinthos. Koros'u olduğu kadar Hybris'i de Yunan düşüncesine özgü birer kavram olarak başka dillere çevirmek güçtür. Bir söylentiye gö­ re nympha'lar bu güzel delikanlıya tutulurlar ve onu ölümsüz kılmak için aralarına alırlar. Gökte yıldız ol­ madan önce Hyad'lar Atlas'la Okeanos kızı Pleione'nin kızları nympha'larmış. Hyakinthos'un başına vurmuş. Hylas. Hiçbir efsanesi yoktur (Asklepios). Hybris in­ sanı suç işlemeye iteleyen ölçüsüzlük. Hygieia yalnız hasta insanlara değil. Ölümüne ağla­ yan kız kardeşlerini Zeus'a göre birer burç haline sokmuş (Hyades). Hylas. Hybris. Sayıları iki ile yedi arasında değişir. ya da kızı olarak simgelenir. çimenler al kana boyanmış. Herakles de aramaya ko­ yulur. Hylas'ı arama. ama bu suçu Roma'yı kurtardığı için affedilir. Hyad'lar gökte Pleiad yıldızlarına yakın bulunan bir takımyıldızdır. Mysia bölgesinde karaya çıktıklarında Herakles kırılmış küreği için bir ağaç keserken. "Nysa nympha'ları" diye anılan bu kızlar Dionysos'a dadılık etmiş­ ler (Dionysos). Hygieia. senin yerine ben öleyim!" demiş. Hyakinthos. hırs ve kendine aşırı güvendir. fazla varlık. Avazı çıktığı kadar Hylas. hastalıkla­ rına ilaç bulur. Latin şairi Ovidius'un anlattığı bir çiçek öyküsünün kahramanı. kardeşleri Hyas'ın ölümüne dayanamayarak canlarına kıymışlar da sonra yıldız olmuşlar (Hyas). Hydra o bataklıklar canavarı ki tüyler ürpertir bütün yaptıkları.dönen Horatius öldürür. adları da yağmur yağmak anlamına gelen "hyein" fiilinden türemedir. doygunluk anlamına gelen Koros'un ya anası. sonra Prusa adını alan bir şehir ku­ rar. ama delikanlıyı bir türlü bulamazlar. Adı sağlık anlamına gelen Hygieia. Hyas. hay­ vanlara da bakar. Hylas diye bağırır. Hyakinthos tanrı ApoUon'un can ciğer arkadaşıymış. Yunan düşüncesinde büyük bir yer tutan soyut bir kavramın simgesi. ya da bir kaplan ta­ rafından öldürüldüğü söylenir. Hylas su bulmak için ormana dalar ve kaybolur. Polphemos Mysia'da kalır ve ön­ ce Kios. yani sümbül demişler bu çiçeğe. bir aslan. Hekimlikle ilgili bütün tanrılar gibi o da yeraltı simgeleri taşır ve özellikle yeraltı yaratıklarının en özgürü olan yılanla bir arada gösterilir. Hylas'ın kaybolduğunun ilk farkına varan Polyphemos'tur. Typhon'la Ekhidna'nın kızı ve Kerberos Khimaira. Hyad'lar ve Pleiad'ların kardeşi. ayrıca bir ırmağa akan kanı ırmak su­ larının zehirlenmesine ve bölgeye leş kokula­ rının yayılmasına yol açmış. At adam Nessos'un Deianeira'ya ver­ diği iksire de bu canavarın kanı karışmıştır derler. o Hydra ki ak kollu Hera tanrıça büyütmüştü korkunç hıncım gidermek için güçlüler güçlüsü Herakles'e karşı. o anda çimenler gene gövermiş ve Hyakinthos'un öldüğü yer­ de güzelim bir çiçek açmış.

kışı orada geçirir. Adı "yukarıda giden. giderek Artemis bile ağlamış derler bu güzel çobanın ölümüne (Nikaia). çok uzun ömürlü olan iyiliksever ve saf insanlarıyla ilkçağın ütopyası haline gelmiştir (Apollon). yanına erkek vardırmaz. Apollon ve bir nympha'nın. Aigyptos'un elli oğluyla evlenmek zorun­ da kalan Danaos'un elli kızı babalarından gerdeğe girerken kocalarını öldürmek emrini alınca Hypermestra'dan başka hepsi babala­ rına uyup kocalarını hançerlemişlerdir. Hymenaios o kadar güzelmiş ki kızlar arasına girmiş de erkek olduğu anlaşıl­ mamış. onun için düğün türkülerinde onun adını çağırmak töre olmuş. Düğünlerde hazır bulunan bu tanrı. Danaos kızlarının dramını "Hiketides" adlı tragedyasında işleyen Aiskhylos'un "Hypermestra'nın yargısı" adlı kayıp bir tragedya da yazdığı bilinir (Danaos kızla­ rı. Hymenaios" diye bu tanrının adıyla biter. yılda iki kez ekin veren top­ rağı. Hymenaios elinde düğün meşalesi. kıza tutku­ sunu bildirir. Hymenaios tanrı Dionysos'la Ariadne'nin düğününde sesini yi­ tirmiş. kaval ve gül çelenkleriyle canlandırılır. Yemyeşil ormanlarda. yani dünya­ nın üstünde dolaşan" anlamına gelen Hyperion. Hymnos.): . Güzün soğuklar başlayınca beyaz kuğuların çektiği bir araba­ ya binip Hyperbore'liler ülkesine uçar. ama Nikaia aşktan tiksinir. Tar. her fır­ satta oraya girmeye bakar. Hyperion adı bazı metinlerde Helios'un kendisine bir sıfat olarak takılır. çok sevdiği halde kendi­ sine yüz vermeyen kızla evlendirilmeyi şart koşmuş. Uranos'la Gaia'nın oğludur. Kız kardeşi Theia ile evlenerek. Babasına baş kaldırmak suçundan yargılanan Hypermestra'nm Argos mahkemesinde bera­ at ettiği anlatılır. Hypnos. yani Uludağ olsa gerek) ve üç kez Hylas diye bağırarak kutsal alaylar düzenlerlermiş (Argonaut'lar). tanrı Apollon bu cennet ülkesini kendine yurt edinmiş. Hymenaios korsanların hepsini öldürmüş. Düğün tür­ külerinde bağlama "O. 8). Lynkeus). ondan ayrılmaz olmuş. Hesiodos'a göre Nyks (Gece) ken­ di başına Hypnos (Uyku) ve Thanatos (Ölüm) tanrılarını yaratmıştır. Dünyanın kuzey ucundaki bu ülkede güneş hiç batmaz.(dağ da Mysia Olympos'u. Hyperboreoî. insanlar mutluluk içinde yaşar. Efsaneye göre.). Bu yüzdendir ki. Phrygia'lı bir çobanın adı. Bütün doğa. IV. 32 vd. Herakles öldükten sonra da İple ile evlenir ve Herakles oğullarının başına geçip Pelopenez'de tutunmaları için savaşır. Düğün tanrısı Hymenaios. Selene ve Eos'u meydana getirir (Tab. Hymen. Anası Deianeira Herakles'e sihirli gömleği gönderip de yiğit korkunç acılar içinde yan­ maya başlayınca Hyllos yanına gelir ve son isteklerini dinler. Hyllos. kızları kurtarmış. Bu düğün tanrısı üstüne çeşitli efsaneler an­ latılırdı. Boreas. ama onları ana ve babaları­ na geri vermek için. yıl boyunca ılık ve yumuşak bir hava eser. Gü­ nün birinde Hymnos dayanamaz. hepsi de güzelliğini yüceltmek amacı­ nı güderdi. Başka bir efsane­ ye göre Akşam Yıldızı Hesperos Hymenaios'un güzelliğine vurulmuş. yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirgemiş ve onunla birleşerek Abas'ı dünyaya getirmiştir. Nikaia da öfkelenip bir okla vu­ rur delikanlıyı. Hymenaios. Hyperion'un efsa­ nesi yoktur. Helios. İkisi de Tartaros'ta otururlar (Theog. çimenli ovalarda ömürlerini türkü söylemek. Hymnos Artemis'in yoldaşlarından Nikaia adlı bir nympha'ya tutkundur. 758 vd. Herakles'le Deianeira'nın oğlu. Danaos kızlarının en küçü­ ğü. ya da Dionysos'la Aphrodite'nin oğlu sayılır. Hypcrion. sonra da kızları korsanlar kaçırınca. Hypermestra. Yiğitlerden Perseus'la Herakles'in de Hyper­ bore'liler ülkesine gittikleri anlatılır. Bir efsaneye göre. Tarihçi Herodotos bu ülkeyi anlatmakla bitiremez (Her. ölüm ve hastalık nedir bilmez­ ler. kimi efsa­ nelerde altın elmaların bulunduğu Batı Kızla­ rının bahçesi de bu ülkededir. hora tepmekle geçirirler. Düğünle gecenin birleşmesini simge­ leyen bu efsaneye uygun olarak düğün türkü­ lerinde Hesperos'un da adı sık sık anılır. Pythagoras'ın mistik inançlarıyla Hyperbore'liler ülkesi da­ ha da süslenmiş. yani kuzey rüzgârının ötesinde Hyperboreoi deni­ len bir boy oturur. lirik şiirin ayrı bir türü olan düğün türkülerinde de anılır.

(Thoas). ince dan ayrıldıktan sonra Lemnos kadınları kral­ sesli. ları Thoas'ın kurtulmuş olduğunu görmüşler tanrıların Khalkis. Homeros Hypnos'un çok daha sevimli bir portresini çizer. Lemnos kralı Thoas'la Amazon Myrina'nın kızı Hypsipyle tanrı Dionysos'un torunuymuş. lerin kendileriyle yatmaya razı olduklarını gö­ lda'da büyüyen en ulu çamdı bu. ne inerken. görünmeden Zeus'un gözüne önce Argonaut'lara saldırdıkları halde. adaya çıktıklarında Hypsipyle kraliçeymiş. oğul doğurmuş (Euenos). nız Hypsipyle babası Thoas'ı öldürememiş. rünce yumuşamışlar ve Hypsipyle de İason'la havada yüksele yüksele göğe varıyordu. Lykurgos'la karısı Eurydike. adalılar kadını kandırabilirse geri alacağı­ nı. XIV. insanların Kymindis ve kraliçelerini öldürmek istemişler. Lemnos adasının kadınları Aphrodite'ye gereğince tapınmadıkları için tanrı­ ça onları cezalandırmış: Bedenleri öyle pis kokuyormuş ki. Öykü şudur: Lykurgos'la kansı Hypsipyle'ye ölüm cezası Hypsikreon adlı bir Miletos'lu Promedon adlı vermek istemişler. günün birinde Hypsikreon evde yokken konuk gelen Promedon'a açılmış ve onu zorla baştan çıkar­ mış. le bir gece kaçmış ve korsanların eline düşe­ Bir efsaneye göre. Hera İda dağının doruğunda Zeus'la sevişmeye karar verince. birleşerek ona birisi Euneos olmak üzere iki Uyku orada. Güneş onlara hiç çevirmez ışınlarını ne göklere çıkarken. ama Yedilerden Amphiabir Naksos'luyu evine konuk edermiş. ama Hera ona Kharit'lerin birini vermeye ant içince da­ yanamaz. ama bir gün Hypsipyle oradan geçen Ye­ Hypsikrcon. tunçtandır canı. Hypnos Latmos dağları­ rek Nemea kralı Lykurgos'a köle olarak satıl­ nın çobanı Endymion'a tutulmuş ve onun mış. ama kocası evde olduğu . dağlarda yaşayan. Opheltes'i boğmuş. Uyku'yla Ölüm. ler. Hypsipy­ dedikleri. manların birine konu olmuştur. ötekinin demirdendir yüreği. Lemnos kadınları da bir gece adada ne kadar erkek varsa hepsini öldürmüşler. larına tutkunmuş. Yakaladığı insan kurtulmaz hiç elinden kin besler ölümsüz tanrılara bile. Sonra da onunla birlikte Naksos adasına kaçıp oradaki bir tapınağa sığınmış. Hypsipyle. onu bir sandığa kapatıp denize bırakmış ayak bastılar bereketli toprağa. Hypsikreon da kadını kandıramadıgı için Haksos'a Miletos'un savaş açma­ sını sağlamış. o korkunç tanrılar. Argonaut'lar ada­ bir kuş oluvermişti. Zeus'u uyutsun diye diller döker. yoksa zor kullanmasını yasak ettiklerini söylemiştir. Yal­ Vardılar canavarlar anası çok pınarlı Ida'ya.Orada oturur kara Gece' nin çocukları. Lemnos'a kraliçe seçmişler. Kral kızı olduğundan kadınlar onu Ayakları altında ormanlı doruklar titredi. başka kadınlarla sevişmeyi yeg görüyormuşlar. biri dolaşır sırtında toprağın ve denizin tatlı bir huzur götürerek insanlara. gelir Lem­ nos adasında Uyku'yu bulur. armağanlar söz verir. Hypsik­ reon karısını geri almak için Naksos'a gidin­ ce. Hera ile birlikte yola çıkar (İl. raos araya girmiş ve Hypsipyle'nin Lemnos'a Hypsikreon'un karısı Neaira da adalı konuk­ dönmesini sağlamış. çam dalları arasında. 283 vd.j: sürece aşkını açığa vurmamış. Argonaut'lar Uyku durakladı orada. erkek­ çok yüksek bir çamın üstüne kondu. Hypsikreon'un serüveni Miledilere yol göstermek için çocuğu yalnız bırak­ tos öyküleri adıyla geç ilkçağda yaratılan ro­ tığında bir yılan gelmiş. Hypsipygözleri açık uyumasını sağlamış ki sevgilisini le'yi oğulları Opheltes'e dadı olarak vermiş­ gece de doyasıya görebilsin diye. kocaları onlardan kaçıyor. Tatlı Uyku ise bir gün Herakles'i kaçırırken Zeus'tan yediği cezayı unutamaz. Lektos burnunda fırladılar denizden.

Kaynağı üstüne söylentilerin çeşitliliği bu tanrının ken­ dine özgü bir kişiliği olmadığını gösterir. İanus'un krallığı İtalya'nın altın çağına rast­ lar. kızı Persephone'yi aramaya çıkan Demeter oraya uğramış. bazılarına göre de İtalya'ya Tesalya'dan göçmüş ve Roma'nın yedi tepesin­ den birinde İaniculum diye kendi adını taşı­ yan bir şehir kurmuştur. Capitolium tepesinin bekçisi Tarpeia da kaleyi Sabin'lere teslim etmek üzereymiş ki. İlkin Yunan taşlamalarının. İakkhos. Kimi efsanelere göre İakkhos. . Aura'nm tanrı­ dan ikiz çocukları olmuş. Şehirler kurdurup toprağı işlemeyi. İambe. Saturnus. yılın ilk ayına onun adı verilmiş ve İanuarius denmişti. Kimine göre de Demeter'in değil de. biri sola bakan iki çehreli bir profili gö­ rünürdü. biri de İakkhos' muş. İanus. İanus uygarlık yollarının hepsini açmış onlara: Gemiler yapmasını. Bu motif için bkz. Efsaneleri hep Roma dini ve uygarlığıyla ilişkili olan İa­ nus. Öyle ki İakkhos. onun kızı Perse­ phone'nin oğludur. tanrının şehri düş­ mandan korumasını sağlarmış. biri sağa. sonra da tragedya ve komedyalarda konuşma vezni olan "iambos" veznine adını veren bu İambe imiş. kendisini ko­ nuklayan İanus'a geçmiş ve geleceği görme yetisini bağışladığı içindir ki. Kapıları bekleyen tanrı sayılır. Ares'in oğlu. onu kar­ şılayan ve konuklayan İanus'tur (Saturnus).. ama Aura günün birinde çıldırmış ve ikizlerinin birini parçalayıp yemiş. Bazı efsane yazarlarına göre. Ro­ ma'nın altın paraları üstünde tanrının. İanus tan­ rı bir sıcak su kaynağı fışkırtmış. Anadolu'dan gelme tanrı Dionysos'un Yunanistan'da ve özellikle Eleusis'te yaratılmış bir tıpkısı sayılabilir. Dionysos'la yakından ilişkisi vardır. İanus her başlangıcın tanrısı sayılır­ dı. İuppiter Saturnus'u kovup da bu tanrı Latium'a sığınınca. İanus tanrıyı Roma'lılar iki çehreli olarak canlandırırlar. elinde bir meşale ile kutsal erenler alayını yöneten genç bir adam olarak gösterilir. İlyada'da adı geçer (Askalaphos). İanus İtalya' nın yerlisidir. İanus zamanında insanlar hep iyi ve na­ muslu imiş. Başında mersin dalların­ dan bir çelenk. Bambaşka bir efsane onun kaynağını Phrygia'da gösterir: Tanrı Dionysos Phrygia nympha'sı Aura ile birleşmiş. Sabin kralı Titus Tatius bir gece yeni kurulan kente saldırmış. ya da kocasıdır. İanus kapıları ancak barış zamanında kapanırmış. para basmasını öğretmiş. Roma şehrinin kuruluşun­ da büyük bir rol oynar. 237'de). tanrıça Demeter'in oğlu. İalmenos. yasalar çıkarmayı hep tanus'a borçluymuşlar. Augustus çağında ise üç kez kapatılmış. Tiber ırmağına adını veren de oğlu Tiber'dir. Zeus'la Persephone'nin birleşmesinden doğmuştur ve Zagreus'tur. İanus ka­ pısı imparator Augustus'tan önce ancak bir kez (İ. Adı Bakkhos'un adı gibi gizli tören­ lerde atılan "İakkhe" çığlıklarından türemiş olabilir. tam bir barış ve uyum içinde ya­ şarlar ve toprak da onlara her şeyi kendiliğin­ den bagışlarmış. Agdistis ve Attis efsaneleri. Kır tanrısı Pan'la su perisi Ekho'nun kızı sayılan İambe. sonra da bir pınar olarak gene yeryüzüne çıkmış. Yunan tanrılarının Latin dünyasına etki­ lerinden sonra da Roma'nm başlıca tanrısı olarak kalmış ve bir yerde İuppiter'den daha önemli sayılmıştır. Roma'nın koruyucu ve kurtarıcısı olarak İa­ nus üstüne şu efsane de anlatılır: Romulus'un yönetimindeki Roma'lılar şehri kurduktan sonra Sabin'lerin karılarını kaçırıp kendileri­ ne eş ettikleri zaman. böylece düş­ manı korkutarak püskürtmüş. Üzüntüden yüzü gülmeyen tanrıçayı İambe yaptı§ı şakalarla güldürmeyi başarmış. Ö. Eleusis kralı Keleos'un evinde hizmet ediyormuş ki. Bu mucizeyi anmak için Roma'lılar ondan sonra Forum' da yaptıkları İanus tapınağının kapısını savaş sırasında hep açık tutar.I İakkhos. çünkü kapılar da kendisi gibi iki yana bakar­ lar. Eleusis myster'lerinde rol oynayan bir tanrıdır. Zagreus'un başka bir adla anılmasıdır (Zagreusj. Aura da kendini Sangarios (Sakar­ ya) ırmağına atmış. o sırada Zeus'un sevdiği başka bir Nympha İakkhos'u kaçırmış ve Eleusis'teki Bakkha'lara götürüp bırakmış. Roma'ya özgü bir tanrı.

İasion. Öbür Titan'Iar gibi İapetos da Zeus'un eliyle Tartaros'a atı­ lıp yeraltına kapatılır. (1) Girit kralı Melisseus'un kızı. besler (Zeus. 125 vd. Bir anlatıma göre. Tanrıçanın ona gönül verip vermediği konusunda efsaneler­ de ayrılık varsa da. Hesiodos bu Titan'm dölünü şöyle tanımlar (Theog. üstelik de İason babasının tahtını isteyince. İapetos. (2) Korybas'ın kızı. girdi gerdeğe ve bir oğlu oldu: Azgın yürekli Atlas tanrı. 22). tanrı Poseidon'a kurban kestiği ve kalabalık bir tören kutladığı bir gün lason sırtında bir pars postu ve her bir elinde bir kargı ile çıkagelmiş. kardeşi Harmonia'nın Kadmos'la düğünü sırasında Demeter'e rastlamış ve tanrıça ona gönlüyle birlikte buğ­ day tanelerini de armağan etmiş. güzel topuklu Okeanos kızını. o kendini çok beğenen tanrıyı. 7). Harmonia ve Dardanos'un kardeşi (Tab. ama Zeus o saat aidiydi bu haberi. erkeği tepelediydi göz kamaştırıcı yıldırımla. Dardanos gibi Samothrake'de oturur. Efsanesinin en çarpıcı yanı Demeter'le olan aşkıdır. Bu noktadan sonra İason'un kade­ ri Argonaut'ların kaderiyle birleşir (Argonaut'lar). kendi ya da oğullarından biri bu şehirde kral­ lığı ele geçirir (Medeia). Diodoros'a göre İasion Samothrake adası­ nın gizemlerine ermişti. (3) Çanakkale bölgesindeki Kazdağı'nın es­ ki adı. cin fikirli Prometheus'u. 507 vd. İda. Pelias İason'a tahtı vermem dememiş de yalnız şöyle bir so­ ru sormuş: Bir kral kendine kumpas kuran bir uyruğuna ne yapmalı? İason da. İda kendi adını taşıyan dağda onu kız kardeşi Adrasteia ile birlikte büyütür. Korybas Korybant'lara adını vermiş (Korybanl lar). onu böyle görünce Pelias şaşakal­ mış. Ef­ saneye göre Pelias'a bir tanrı sözcüsü tek ayakkabılı adamdan korkmasını söylemişmiş. İason bu serüvene hayır dememiş ve Yunanistan'ın en seçkin yiğitlerini bir araya getirerek Argo gemisini yaptırmış ve ünlü Karadeniz seferi­ ne çıkmış. ve kıvrak. Demeter'le birleştiği ve aşklarından Plutos'un doğduğunda kaynaklar birleşir. onu ne pahasına olursa olsun uzaklaştırmak gerektiği kanımına varmış. 3). Amcası Pelias'la babası arasında tahta kimin çıkacağı kavgasında İason'un İolkos sarayından uzaklaştırıldığı ve ormanlarda at adam Kheiron tarafından ye­ tiştirildiği anlatılır. ya da Fontus adlı pınar tanrı ol­ muş (luturna). o ki bela oldu ekmek yiyenlere Zeus'un yoğurduğu bakireyi evine alarak. Zeus'la Elektra'nın oğlu. bazı kaynaklarda Giritli olduğu söylenir. Kretheus'la Tyro'nun oğlu Aison'dan dogmadır (Tab. İda'lı anlamına gelen bu ad Troya böl­ gesindeki İda dağı ile ilişkisi olan iki efsanelik kadının adıdır: . üstelik Pelion dağının eteklerinde bir dereyi geçerken sandallarından birini yitirmişmiş. Karadenizli büyücü­ den kurtulduktan sonra İason İolkos'a döner. Amaltheia). sonra da yarım akıllı Epimetheus'u. her biri belalı bir efsanenin kahramanı oğullar meydana getirmiştir (Tab. Uranos'la Gaia'nın oğlu Titan İapetos. V. İdaia. Her neyse. Rheia yeni doğurduğu Zeus'u Kronos'tan kaçırıp kundakta bebek olarak Girit'e götürünce. Girit kralı Lykastos'la evlenir ve Minos adlı bir oğlu olur.): iapetos aldı Klymene'yi. Sonra da İasion Kybele ile sevişmiş ve Korybas diye bir oğulları olmuş. Kılığı Pelias'la arasının açıl­ masına ve sürülmesine yol açar (Pelias). tason. yatmışlardı üç kez sürülmüş bir tarlada. Argonautlar seferinin kahramanı İa­ son. tanrı sözünü ansımış.): Güzel örgülü Demeter de gönül vermişti İasion 'a sarmaş dolaş olmuştu ikisi sevgiyle. Sonra getirdi dünyaya Menoitios'u. Odysseia'da Kalypso tanrıçaların ölümlülerle olan aşklarından dem vururken şöyle der (Od. Yunanistan'a dönüşünde Medeia'nın büyülerine kurban gider. onu uzaklara sürmeli cevabını vermiş de onun üzerine Pelias İason'a Kolkhis'ten altın postu gidip almasını buyurmuş. Başka kaynaklara göre İapetos Klymene ile değil de Asia ile evlenir (Asla).tanus su perisi İutuma ile evlenmiş ve on­ dan Fons. Yetişkin çağa gelince la­ son şehre döner.

onun oğlu Meriones Troya savaşın­ da İdomeneus'un hem seyisi. deniz yutmamış onların hiçbirini. Dioskur'lar). Troya bölgesine Ana Tanrıça Kybele'nin kültünü getiren de oymuş. İlyada'da anlatılan olaylardan sonra. Karşısına ilk çıkan kendi oğlu (ya da kızı) olmuş. İdomeneus üzerine şu masal da anlatılır: Thetis'Ie Medeia bir güzellik yarışmasına gi­ rişmişler. Destan bölümleri boyunca İdomeneus en seçkin Troya yigitleriyle savaşıp. IX. kanını akıtmış. (3) Priamos'un arabacısı. Dardanos'un İdaios'la Dimas adlı iki oğlu olmuş. İdas. alev gibi saldıran denir İdomeneus'a) bu yiğit İlyada'da "saçlarına kır düşmüş" yaşlıca bir adam olarak gösterilir. Tanrı Apollon ve Dioskur'lara karşı savaşı. Melampus'un oğlu Abas'tır. İdomeneus'un Molos diye bir üvey kar­ deşi var. ölümlü babası ise. İdomeneus. Homeros'un parlak sıfatlarla nitelendirdiği (tanrı gibi. Deukalion'un oğlu ve Minos'un torunu. Bir efsaneye göre Phineus'un başına bela getiren odur (Phineus). giderek Hektor'a bile karşı çıkar ve çok adam öldürür. Girit ya da Troas'taki İda dağı ile iliş­ kili birkaç kişinin adi: (1) Priamos'un bir oğlu. Anado­ lu'da Mysia'yı ele geçirecekken Telephos ona engel olur. Ama kah­ ramanlıkları destanda büyük bir yer tutar. ama bir süre sonra Girit adasında çıkan bir salgının nedeni bu suçta aranmış ve İdomeneus yur­ dundan sürülmüş. Deiphobos'a. İdaios Troya'nın güneyindeki da­ ğın eteğine yerleşmiş ve tda adını dağa ver­ miştir. İdomeneus da sag salim yur­ da varırsa ilk karşısına çıkacak olan insanı Poseidon'a kurban etmeyi adamış. Apollon'la İdas birbirlerine girerler. Trakya kralı Phineus'la evlenir. onu İdas'ın elinden almak ister. Gitmiş güney İtalya'ya yer­ leşmiş. Troya savaşına katılan Girit kralı. Kadın kocasını seçer. öldüremediklerini de yaralar. (5) Korybant'lardan biri. Adı "gören" anlamına gelen İdmon Argonaut'ların yolculuğunu öngörü gücüyle düzenle­ dikten sonra bir anlatıma göre de Mariandyn'ler ülkesindeki duraklarında bir ava ka­ tılarak bir yaban domuzu tarafından öldürül­ müştür (Argonaut'lar). İdaios. Başka efsane yazarları İdomeneus'un dö­ nüş serüvenini bambaşka biçimde anlatırlar: Girit'e varmadan donanması büyük bir fırtı­ naya tutulmuş. hem de en ya­ kın savaş arkadaşıdır.(1) Skamandros ırmağının tanrısıyla birleşip Teuker adlı bir oğul doğuran bir Nympha (Teuker). ama tanrı Apollon da kadına tutkundur. Evlenir­ ler. Argonaut'lar seferine katılan bilici. İdomeneus'u da yargıç olarak al- . 557): İdes bir zamanlar en güçlüsüydü dünyadaki yiğitlerin. (2) Paris'le Helena'dan dogma bir oğul. Bütün bu savaşla­ rında Meriones her zaman yanıbaşındadır ve onu destekler. (4) Dares'in oğlu. İdas. ince bilekli gelin Marpessa uğruna o Phoibos Apollon'a bile kaldırmıştı yayını. İdas bir sürünün paylaşılması konusunda Dioskur'larla kavgaya tutuşur: İdas bir hileyle bütün sürüyü ele geçirdiğinden Kastor'la Polydeukes ona ve Lynkeus'a saldırırlar. Çar­ pışma sırasında Kastor öldürülür. Aslında Apollon tanrının oğlu sayılır. (2) Dardanos'un bir kızı. birçok efsanelerde adı geçen bir kişi­ dir: Kardeşi Lynkeus'la birlikte Kalydon avı­ na ve Argonaut'lar seferine katılır. Homeros İdas (destanda adı İdes ola­ rak geçer) üstüne şöyle der (İl. Zeus çare olarak şu­ nu buyurur: Marpessa ikisi arasından seçsin. (6) Dardanos efsanesinin bir anlatımına göre. Troya'lı savaşçı. Marpessa. İdo­ meneus'un şehri almak için yapılan tahta at­ ta bulunan yiğitlerden biri olduğu ve Akhilleus'un ölü törenlerindeki yumruk yarışında bi­ rinci geldiği anlatılır. İdmon. İdome­ neus sözünü tutmuş. Euenos'un kızı Marpessa'ya âşık olur ve onu babasından kaçırır. Zeus da Polydeukes'i kurtarmak için araya girmek zo­ runda kalıp İdas'ı şimşeğiyle çarpar (Lynkeus. efsanesinin en göze çar­ par yanıdır: İdas. Kaç yoldaşı uarsa savaştan kurtulan hepsini Girit'e götürebilmiş İdomeneus. çoğunu alt eder. Aineias'a.

tutulduğu çıl­ gınlıktan İksion'u kurtarmış. İkarios böylece Ody­ sseus'la birlikte İthake'ye gitmek istediğini anlamış. ne var ki İksion tanrıya karşı da olağanüstü bir nankörlük göstermiş: Hera'ya vurulup tanrıçayı kirlet­ meye uğraşmış. Uçmadan ön­ ce de İkaros'a ne çok alçaktan uçmasını. Anadolu'nun Akdeniz kıyı­ larında doğmuş ve doğduğu bölgeye anasının adını vererek Lykia demiş. (2) Tyndareos'un kardeşi ve özellikle Penelope'nin babası olarak tanınan efsanelik kişi. İkaros da tepetaklak denize düş­ müş ve boğulmuş. İksion cehennemde sonsuzca cezaya çarpılan büyük suçlulardan biridir. Bir gün Zeus ona acımış. Kızı Odysseus'la evlenince. İkadios orada yu­ nus balığını anarak şehre Delphoi (delphis yunus demek) adını koymuş (Apollon). başarısından dolayı gurura kapılmış. talipler Penelopeia' nın babası Ikarios'un yanına geri gönderilme­ sini ve Ikarios'un kendine yeni bir damat seç­ mesini ileri sürerler. Odysseus da hayır dememek için seçme hakkını Penelopeia'ya vermiş. Güneş tanrı onun kanatlarını tutan balmumunu eritmiş. İkadios.mışlar. il­ ginç eseri yaratan ortaçağ ressamı Brueghel olmuştur (Daidalos). zaferi Odysseus kazanınca ona vermiş. Medeia buna çok kızarak bütün Girit'lilerin yalancı olduğu söylentisini yaymış. Okenos kızlarından biri olan Idyia. İkarios'un adı ancak Penelopeia'nın babası olarak geçer (Penelo­ peia). Başka bir anlatıma göre. Odysseia'da taliplerle Telemakhos arasındaki tartışmalarda. Tesalya'da Lapith'lerin kralı iken. kendisini bir yu­ nus balığı kurtarmış da. Apollon'a adanmış bu şe­ hirde yaptırdığı tapmağı bir bilicilik merkezi haline getiren de İkadios'muş. bunların arasında en etkili. kimse İksion'u bu günahlarından arındır­ mak için gereken töreleri yapmaya yanaşma­ mış. Tanrı Apollon'la Lykia adlı Nympha'nın oğlu. özgürlüğe kavuşmak sevin­ ciyle Helios'u hor görme suçunu da işlemiş. Ege'de Sisam adasının çevresindeki denize İkaros denizi denmiştir bundan böyle. Parnassos dağının eteklerine kadar götürmüş. Daidalos oradan çıkmak ve kaçıp kurtulmak çarelerini aramış. İkaros. Kolkhis kralı Aietes'le evlenip Medeia'yı do­ ğurmuş. İksion da onu Hera sanarak onunla bir leşmiş. Odysseus Tyndareos'a Helene'nin talipleri arasında seçmek için bir yol gösterince. Baba-ogul kral Minos'un emriyle Labyrinthos'a kapatılınca. ama evlendikten sonra sözünü tutmadığı gibi kaynatasını kor haline gelmiş kömürlerle dolu bir kuyuya atıp öldürmüş. güneşin ışınlarına aldırmamış. İkarios çiftin kendisiyle kalmasını istemiş. Bir anlatıma göre bir at adam değil . Bazı efsanelerde Aietes'in ikinci ka­ rısı. Girit'li mimar Daidalos'un oğlu ika­ ros dünyada ilk uçan adam olarak ün bırak­ mıştır. bazılarında birinci karısı olarak gösterilir (Aietes). İkaros'un eşsiz serüveni her çağda sanatçı­ ları esinlemiş. ya da hava sarhoşluğuna tutularak yükseldikçe yük­ selmiş. giderek doğayı yenmek. (1) Kral Pandion zamanında Yuna­ nistan'a üzüm bağını tanıtmış olmakla ün sa­ lan Atina'lı kişi. Ayrıca İdomeneus'la dölüne lanet okuyarak bir daha sözlerine güvenilmemesini sağlamış. tkarios. İdyia. derken Zeus (ya da Hera'nın kendisi) tanrıçaya benzeyen bir görüntü yap­ mış. İksion. Bu ma­ sal "Girit'lilerin hepsi yalancıdır" atasözünün kaynağında olsa gerek. ne de fazla yükselip güneşin ışınlarına yakın gel­ mesini salık vermiş. kızı Penelopeia'yı tertiplediği araba yarışında birinci gelene vereceğini söylemiş. ama yolda bir fır­ tınaya tutulan gemisi batmış. Deioneus'un kızı Dia'ya talip olmuş ve babasına birçok arma­ ğanlar vermeye ant içmiş. Efsanesi Apollon kültünün Anadolu'lu kaynağını belirtmek bakımından ilginçtir: İkadios Lykia'da kalma­ yıp İtalya'ya gidecek olmuş. Idomeneus ödülü Thetis'e vermiş. Kız da başını örtüp kızarmış. İkarios. ayrıca orada Patara şehrini kurmuş. Böylece yemin bozma suçuna bir de ailesinden bir kişiyi öldürme suçu katılın­ ca. Uzun uzun çalıştıktan sonra kendisi ve oğlu için birer çift kanat yapmış ve onları balmu­ muyla omuzlarına yapıştırmış. Ne var ki havalandıktan sonra İkaros babasının bu sözünü unutmuş. Bu birleşmeden at adam Kentauroi doğmuş . Tyndareos ona ödül olarak Pene­ lopeia'yı verdirmiş İkarios'a. Erigone'nin babası (Erigone).

Hektor'u öldürüp Tro­ ya şehrinin çevresinde sürüklemesi. Sonradan Troya adını da alacak olan İl­ yon Skamandros'la Simoeis ırmaklarının ara­ sındaki ovada olup. Homeros'un İlias. Akha'ların Troya ovasındaki gemi ordugâhmdaytz. birinci gelir ve ödül olarak kız ve erkek elli köle ile yurduna döner.de. (A) Sesleniş . sag elinde kargı. İnek kuzeye doğru yol alır ve Ate tepesi deni­ len bir tepenin üstünde durur. oğlu Ganymedes'in Olympos'a kaçırılmasından sorumlu olan Tantalos'la Pelops'u Anadolu'dan kovmuş (Tantalos). Akhilleus'un savaşa dönmesi. ama kral ona bir de kara benekli bir inek verir ve bilici­ lerin sözüne uyarak. Roma'nın kurucuları Romulus'la Remus'un anaları Rea SiMa'nın başka bir adı (Rea). İlos'un Troya şehrini kurması şöyle anlatı­ lır: Troas bölgesinden olan İlos günün birinde Phrygia'da ora kralının düzenlediği bir yarış­ maya katılır.uzak durdukça Akha'lar zaferi kazanamasınlar. Yirmi dört bölümlü ve 16. daha önce Dardanos'un İda dağının eteğinde kurduğu Dardania'dan pek uzak değildir. Zeus da gökten Palladion'u indirir İlyon üzerine. Agamemnon kızı vermeye razı olur. Ama Zeus bu korkunç günahı cezasız bırakmamış. İlos. sol elinde öreke tutan dev boylu heykelidir. ama onun yerine Akhilleus'un tutsağı Briseis'i alır. ama tanrıçanın yüzünü gördüğü için de kör olduğunu anlatır. Athena yakarmalarına yu­ muşamış da İlos'un gözlerini sonradan açmış. Dokuz gün. Bir süre sonra İlos tanrı Zeus'tan girişiminin uğurlu olup olmayacağı­ nı gösteren bir işmar diler. İlyada. Tanrı ApoUon'un rahibi Khryses gelir. Zeus tarafın­ dan atılınca Gaflet tanrıçanın düştüğü tepedir bu (Ate). İlia. Bilici Kalkhas kızı geri vermeyi buyurur. Daha başka bir efsane de İlos'un bir yan­ gın sırasında Palladion'u alıp kurtardığını. Agamemnon'un tutsak olarak alıkoydu­ ğu kızı Khryseis'i geri ister. İlos orada bir şehir kurup ona adını verir. Dardanos'un üç ço­ cuğundan biridir. ama döl bırakmadan ölür. Zeus söz verir. dokuz gece ordu has­ talıktan kırılır. Destanın 24 bölümü el yaz­ malarında Yunan alfabesinin harfleriyle gös­ terilmiştir. okuyucuların bu saymaya rastla­ yabilecekleri düşüncesiyle. Agamemnon kızı vermediği için tanrı Apollon Akha ordusuna veba salar. bu kız kendi amca oğlu Kapys'le evlenip Ankhises'i doğurur. Başka bir efsaneye göre. Palladion. gökten düşen Palla­ dion yapının açık çatısından içeri girip yerini alır. tanrıça Pallas Athena'nın. İlos heykelin düştüğü yere Athena tapınağını kurar. Bir efsaneye göre İlos. 16 ve 17). îlos'un Laomedon adlı oğlundan başka Themisthe adında bir de kızı olur. sonra da ölüsünü babası Priamos'a geri vermesiyle bi­ ter. ineğin ardından gidip duracağı yerde bir şehir kurmasını bildirir. Troya savaşı efsanesinin an­ cak kısa bir bölümünü yansıtır: Akhilleus'un orduların yöneticisi Agamemnon'a karşı öf­ kesi ve savaştan çekilmesiyle başlar. İlos şehrin ta­ pınağını kurmaktadır ki. İksion. ama Akhilleus da barakasına çekilir: Savaşa artık katılmayacaktır. İksion'u cayır cayır ya­ nıp alevler saçan bir tekerleğe bağlamış. ne kadar at adam varsa hepsi İksion'dan dogmaymış.000'den fazla dizeli bu destanın bir özetini bölümlere ayıra­ rak başlıklarıyla birlikte burada vermeyi fay­ dalı buluyoruz. İlyon yani Troya şehrinin kurucusu ve Priamos'un dedesidir (Tab. böylece İlos Troya kral soyunun hem Hektor kolu. bölümlerin Yu­ nanca sayılarını da parantez içinde gösteri­ yoruz: BÖLÜM I. Troya kral soyunda bu ada iki kez rast­ lanmaktadır: Birinci İlos. hem de Aineias kolunun atasıdır. ya da İlyada adlı büyük destanı İlyon yani Troya destanı adını taşıdığı halde. Ozan Musa'lara seslenip konusunu belirtir: Akhilleus'un öfkesi.Akhilleus 'un Öfkesi. Akha'lardan yana . Anası deniz tan­ rıçası Thetis'ten öcünü almasını ister. Tanrı İksion'a ayrıca ambrosia yani ölümsüzlük şarabı içirdigi içindir ki. Thetis Olympos'a çıkıp Zeus'tan yalvarır: Akhilleus savaştan . İkincisi. İksion'un cezasından ölüm yoluyla kurtulması da ola­ naksızdır. bu yüzden Akha'lar ara­ sında beliren veba salgını. Theseus'un arkadaşı Peirithoos'un babasıdır. onun sonsuzluğa dek dönüp yanmasını sağla­ mış. Tros'la Kallirhoe'nin oğlu.

Olympos'ta tan­ rılar arasındaki tartışma. Bütün bölüm Akha yiğidi Diomedes'in kah­ ramanlıklarına ayrılmıştır: Korkunç bir boğuş­ ma başlar.olan karısı tanrıça Hera ile kavga ederler. BÖLÜMXI. Üstünlük Troyalılardadır. Aias'la Odysseus elçi seçilir­ ler. Savaş baş­ lar: Akha yiğitlerinden Antilokhos. onlara Akha yiğitlerini tanıtır. ağzından birçok bilgi aldıktan sonra onu öldürüp dönerler. Gene silaha sarılan ordu­ yu Agamemnon gözden geçirir. Hephaistos tanrı onları yatıştırır. Teke tek savaş başlar.Ölülerin Kaldırılması. Toplan­ tı. BÖLÜM VI. (r) Antlar. Ordu savaş düzenine girer. komutanlarının ve şehirlerinin ad­ larını. Akhilleus onları iyi karşılar. BÖLÜM VII. Destanın yirmi altıncı gününde üçüncü bü yük çatışma. Yolda Troya'lıların gözcüsü Dolon'a rastlarlar. Helena'yı alacaktır. savaştan vazgeçip silahlarını değiş tokuş ederler. B Ö L Ü M K. (K) Odysseus7a Diomedes'in Keş­ fe Çıkmaları . (/. Troya ordusu da safa dizilir. Thetis olayı. BÖLÜM V. aralarında konukluk bağları olduğu anla­ şılır. İki ordu karşı karşıyadır: Paris Menelaos'la teke tek savaşa girişmeyi teklif eder. BÖLÜM X. 1da dağının doruğun. Diomedes savaş tanrı Ares'i yaralar. Hera ve Athena arasın­ da çatışma. Helene gelir. BÖLÜM IV. Hektor'la Agamemnon'un kar- . Helene'yi de koca­ sının yanına götürür. Aralarındaki aile sahnesi. tanrılardan Ares. Hektor. BÖLÜM VIII. Agamemnon Akha'lan toplantıya çağırır. Ozan bir daha Musa'ya seslenir ve Akha or­ dularının. Helene'nin Aphrodi­ te'ye. Akha'lar toplantısında Akhilleus'un savaşa dönmesini sağlamak için ona elçiler gönder­ me kararı verilir. Savaşı kazanan. Aias ve Odysseus birçok Troya'lıyı öldürürler. Odysseus'la Dio­ medes görevlendirilirler. Lykia'lı Pandaros'un sa­ vaşmama andını bozmasını sağlar. Surların Üstündeki Sahne . gemilerinin sayısıyla saymaya koyulur. (A) Yeminlerin Bozulması . Akha'İBl hendeğe kadar çekilirler. Aineias'la Diomedes arasındaki savaş. Menelaos Pa­ ris'i alt etmek üzereyken tanrıça Aphrodite araya girip Paris'i kaçırır. BÖLÜMII. Hera. onları dene­ mek ister: Herkesin dokuz yıllık savaştan bık­ tığını. Bu arada Diomedes Lykia'lı Glaukos'la çarpışır­ ken.* yerleşir. Bellerophontes efsanesinin anlatıl ması.Aga­ memnon'un Orduları Teftişi. Akha'ların en seçkin yiğitlerinden biri Telamonoglu Aias'la teke tek savaşır. Priamos'u çağırmaya giderler.Yiğidin Barakasındakî Tartışma. Akha'ların ordugâhı bir sur ve bir hendekle çevirmeleri. Zeus Agamemnon'a yalancı bir düş gönde­ rir: Troya'yı alabileceğini bildirir. Hektor şehre gelir. (A) Agamemnon'un Kahramanlık­ ları. Olympos'ta: Zeus.Dolon. Menela­ os'un yaralanması. sonra da kocasına çıkışması. Trakya'lıların cins atlarını kaçırırlar. anası Hekabe'ye Athe­ na tapınağına sunular koymasını söyler. ama savaşa dönmeme kararını bildirir. Hektor batı surlarının önünde karısı Andromakhe ile küçük oğlu Astyanaks'a rast­ lar.) Hektor'la Andrornakhe'nlıı Buluşması. Gemilerin Sayımı. Teklif kabul edilir. Haberi alınca Akha'lar arasındaki üzüntü. Ba­ şa baş gelip ayrılırlar. Aphrodite'nin araya gi­ rip yaralanması. ağırlar. Sahne değişir: Priamos'la ihtiyarlar heyeti surların üstünde dizilip teke tek savaşı gözet­ lerler. Lalası Phoiniks'in bütün yakarmaları boşa gider. yurtlarına dönmek istediklerini anlar. bunun için de gelir. Athena ve Aph­ rodite de savaşa karışırlar. Ölüleri toplamak için savaşa ara verilir. (e) Zeus'un 1da Dağından Savası Yönetmesi. Aynı sayım Troya'lılar için de yapılır. (H) Hektor'la Aias Arasındaki Çarpışma . Zeus Troya savaşının yönetimini ele alır. Gece toplanan kurultay: Akha'ların en yaşlı önderi Nestor Troya'lılar kampına gözcü gönderilmesini salık verir. (\) Akhilleus'a Gönderilen Elçtlm . (B) Agamemnon'un Düşü.Paris'le Menelaos'un Teke Tek Sa­ vaşı. BÖLÜM III. (E) Diomedes'in Kahramanlıkları.

Kor­ kunç boğuşma. Savaş hazırlıkla­ rı. Akhilleus'a bu korkunç du­ rumu bildirir. Patroklos gelir. süslenir püslenir ve 1da dağında Zeus'u bulup onunla sevişmesini başarır. Akha'lar gene gemilere kadar gerilerler.. Sahne Olympos'a yükselir: Tanrılar arasında kavga.. Akhilleus gitmeyecekse. (M) Duvar Dibindeki Savaş. Akhilleus kudurmuş gibidir. BÖLÜMXIII. (P)Menelaos'un Kahramanlığı. Kıyasıya çarpış­ ma. Akha'ların gemilere doğru kaçışması. Troya'lılar önce bozgu­ na uğrar. Akha yiğitleri Patroklos'un ölüsünü Hektor'un elinden kurtarmak için dövüşürler. Akhilleus'un Aineias'la karşılaşması. Hektor gene duvara saldırır. Olympos'ta tanrılar toplantısı: Zeus izin ve­ rir. Yiğitten silahlarını ister. (3) Zeus'un Aldatılması. Akhilleus Troya'lıları püskürte püskürte Troya'nın surları önüne gelir. BÖLÜM XVIII. Hektor'un iç tartışması. Akhilleus'un ölümsüz atlarının ağlama­ sı. Leto ve Aphrodite Troya'Mardan yanadır. Hephaistos Akha'lardan yana. (n) Patroklos Destanı. Sonunda Zeus kader tartısını . Athena. BÖLÜM XXI. Silahlar destanı. Nestor. Kanlarla kızıla boyanan ırmaklar kabar­ dıkça kabarır. Akha' ların bozgunu. Hermes. ama Hektor ölüyü silahlarından soymayı ba­ şarır. Tanrı seviş­ meden sonra uykuya dalar. Apollon." AkhiUeus'un silahlarıyla karşılarına dikilince. Hera. Akha'larda telaş. İrmak tanrı Skamandros. ( d > ) Irmak Kıyılarında Savaş. BÖLÜMXII. her tanrı istediği gibi yardım edebilecek­ tir savaşa. Patroklos'un ölümü. Tanrıça Aphrodite'den cinsel istek uyandıran memeligini alır. Apollon'un kışkırttığı Hektor. Akha'larda şaşkınlık.şılaşması. ama Troya'lılar gemilere kadar sokulurlar. Art emiş. Patroklos'u vurur. yiğit anasına. Patroklos Hektor'u batı kapılarına kadar kovalar. Thetis silahlan oğluna götürür. BÖLÜMXXII. Korkuya kapılması. Akha'lardan yana olan tanrı Poseidon sa­ vaşı Semendirek adasından gözler. sonra Lykia'lı önder Sarpedon Patroklos'la dövüşür ve ölür. (Y) Tanrıların Savaşa Karışması. Tan­ rılar seyircidir. Patroklos. Sarpedon'un ölüsü çevresinde çarpış­ ma. (N) Gemilerin Önündeki Savaş. AkhiUeus'un arkadaşı Patroklos'a dert yanar. Troyalılar surların içine sığınırlar. Thetis'in demirci tanrı Hephaistos'a başvurması. o sırada Posei­ don Akha'ların yardımına koşar. BÖLÜM XIX. önüne gelen Troyakyı insafsızca tepeleyip Troya ovasında akan Skamandros ve Simoeis ırmaklarına atar. Priamos'la Hekabe yalvarırlar içeriye girip korunsun di­ ye. BÖLÜM XV. ( X ) Akhilleus'a Yeni Silahlar Yapılması. Derken ateş tanrı Hephaistos ır­ makların karşısına dikilip alevleriyle onları durdurur. B Ö L Ü M XX. Zeus Troya'lılara zaferi müjdeler. Akha'ların toplantısında Akhilleus'la Agamemnon barı­ şırlar. BÖLÜM XVI. Diomedes ve daha birçok Akha yiğidinin yaralanması. (T) Akhilleus'la Agamemnon Arasındaki Barışma. Zeus'u baştan çıkarmak için bir düzen kurar. Akhilleus için kara belirtiler: Hektor'u öl­ dürdükten sonra kendi ölümü de yakındır. öfke­ lenir. Ordular silah kuşanır. AkhiUeus'un korkunç yası. Zeus uyanır. Aineias'ın savaş meydanından kaçırılması. BÖLÜMXVII. Durum Akha' lar için çok kötüdür. Tanrılar iki cepheye ayrılır: Hera. Ares. Lykia'lıların duvarda delik açmaları. Troya'lılar duvara saldırır. Agamemnon. babasına aldırmaz. yatağından çıkıp Akhilleus'u kovalama­ ya başlar. (X)Hektor'un Ölümü. Poseidon uzaklaşır. dövüş. Bir Hektor surların dışında kalır. kendi savaşa gidip dövüşmeye kararlıdır. Patroklos'un ölüsü alınır ve kara haber Akhilleus'a götürülür. Her iki tarafta da yararlık gösterenler olur. BÖLÜM XIV. İki Aias'ı Troya saldırısına karşı koymaya kışkırtır. (o) Duvara İkinci Saldırış. Hera'ya çıkışır. Deniz tanrıçası Thetis'i çağırıp yeni silahlar istemesi. Akhilleus arkadaşına silahları­ nı verir. Baştanrı Zeus'un kadere boyun eğerek oğlu Sarpedon'u feda etmesi. Poseidon. Zeus Apollon tanrıyı Hektor'a gön­ derir.

Çarpışırlar. Sen gel. Dokuz gün Hektor'un ateş yı­ ğını için odun taşınır. Apollon bile onu korumaktan vazgeçer. İno. kocası Athamas'ı çocuğu almaya ve kendi çocukları Melikertes ve Learkhos'la büyütmeye kandı­ rır. () Patroklos'un Ölüsüne Dü­ zenlenen Yarışmalar. Hektor'a ağıtlar yakılır. İno'nun iki kişiliği vardır: Athamas'ın ikinci karısı ve Phriksos'la Helle'nin üvey anası olarak çikin bir rol oynadığı halde (Athamas. Odysseus tanrıçanın dediğini yapar ve kur­ tulur.)Priamos'un Hektor'un Ölü­ sünü Geri Alması -Hektor'a Ağıtlar. Onuncu gün yapılan cenaze töreniyle İlyada kapanır. Gördü neler çektiğini. Gece. Ne var ki kıskançlıktan gözü kararan tan­ rıça Hera Zeus'un oğlunu barındırdıkları için İno ile Athamas'a fena kızar ve ikisini de çıl­ dırtır. Troya surlarından seyredilen korkunç sahne. seslendi. İo'nun Zeus tarafından sevilmesi ve kaçırılması ona dert olmuş. eskiden insan sesli ve Ölümlüydü bu Ak Tanrıça. böylece Zeus İnakhos ırmağını su­ yundan yoksun etmiştir (to). dedi ki: "Şu Poseidon. İno'nun deniz tanrıçasına dönüşmesi üstü­ ne de şu efsane anlatılır-. at şarap rengi denize. BÖLÜM XXIV. çıkıverdi sudan. Kral Priamos tanrı Hermes'in kıla­ vuzluğunda Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gelir. ancak yağmurlar mevsimin­ de suyu olacağına karar vermiş. Kadrnos'un kızı. kızını reddet­ mek ya da tanrının peşine takılmak gibi aşırı davranışlarda bulunduğu için. Akhilleus yu­ muşar: Hektor'un ölüsünü babasına geri ve­ rir. geldi. (. Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Andromakhe'nin bayılması. yeri sarsan. Athamas da Learkhos'u bir geyik sanarak kargısıyla vurur. Yarışmalar. bir martı oldu. yani Ak Tanrıça olur ve denizin köpüklü il. Kadmos'la Harmonia'nın kızı. orada kurtulmaktır kaderin senin. Priamos'la Akhilleus arasındaki konuşma. Argos'a insanların yerleş­ mesinden önce yaşamış. 333 vd. hiç benzemezsin akılsız bir adama: Hadi çıkar rubalarını sırtından. yap ben ne dersem. İnakhos en geçerli efsanelere göre İo'nun babasıdır. pır etti. onu yıldırım çarpmış. V. Akhilleus ölüsünü yedi kez Troya surla­ rının çevresinde sürükler. uzağa. ulaşmaya bak Phaiak'ların toprağına olanca gücünle yüze yüze. İno oğlu Melikertes'i bir kaynar su ka­ zanma atıp boğar. Ama değdiği zaman karaya ellerin. onu çöz. ne diye bunca belayı salar senin başına? Taş çatlasa yok edemez o seni. Ak Tanrıça olarak fırtınaya tutulmuş gemicileri korumak­ ta ve özellikle Odysseus'u kurtarmakta çok sevimli bir tanrıça olarak görülür. Priamos ölüyle Troya'ya döner. ama deniz tanrıları ona acır . Akhilleus'un ordugâhında Patroklos'a yapı­ lan ölü törenleri. İnakhos. fnakhos da Hera'yı seçince. 18). ne acı var artık. Yaptığını anladığı zaman İno Melikertes'in ölüsüyle bir­ likli' denize atlar. Semele ile Agaue'nin kız kardeşi (Tab. Hektor Akhilleus'un karşısına dikilir. Bir efsa­ neye göre İnakhos. oturdu salın üstüne. Argos bölgesindeki ırmağın tanrı­ sı. acıdı Odysseus'a. ne ister senden zavallıcık. Poseidon öfkelenip ırmağın ya­ tağını kurutmuş. yeller götürsün salını bırak. Patrok­ los'un yakılması. Leukothea çıkar yiğidin karşısına (Od. BÖLÜM XXIII. Al şu tanrısal yaşmağı vereyim sana. Semele tanrı Dionysos'u doğurup öldükten sonra İno. korkma. Poseidon korkunç bir fırtına ile Odysseus'un salını pa­ ramparça edip kendisini azgın dalgalar içinde boğmak üzereyken. deniz tanrıları arasında sayılır oldu sonraları. ne ölüm.): Gördü onu güzel topuklu Ino. Tan­ rıça Athena Troya'lı yiğit Deiphobos'un kılı­ ğına girip Hektor'u aldatır.IINU kaldırır: Hektor'un ölüm kefesi ağır basar. Bir deniz tanrıçasına dönüştüğü zaman adı Leukothea. Hera ile Poseidon Argos'ta han­ gi tanrının egemen olacağı tartışmasında İnakhos'u hakem almışlar. atar atmaz da dön gerisin geri". ya da tufandan arta­ kalan insanları toplayıp ırmağın kıyılarına yerleştirmiş. Hektor ölür. Argonaut'lar). göğsünün altına dola onu.il galarını simgeler. Akhilleus'un yası.

Zeus'un isteğine karşı koma sakın.ve kendisini bir denizkızına. Buna misilleme olarak da Yunanlılar Fenike'de Tyr kralı Agenor'un (ki Agenor İo'nun torunudur) kızı Europe'yi ka­ çırırlar. oğlunu da Palaimon adıyla küçük bir tanrıya dönüştürürler. babanın koyun. kızın güzelliğine vurulup ona yanaşır. Io efsanesiyle Yunanistan yarımadası Ak­ deniz uygarlığının birçok dinsel görüşlerini ve onlardan dogma efsaneleri kendine mal et­ me. asıl kaynaklan Anadolu. Melikertes). gitLerna'nın yeşil çayırlarına. 640 vd. karnında Hellen'lerin baştanrısı Zeus'un tohumunu taşıya­ rak kıtadan kıtaya atlayan. baştanrı da sevgilisini karısının öfkesinden korumak için onu beyaz bir inek haline dö­ nüştürür ve bu hayvanla hiçbir ilişkide bulun­ madığına Hera'ya yemin eder. tapınağı limana yakın bulunan Mater Matuta ile. geçtiği yerlere adı­ nı veren İo (İstanbul Boğazının adı Bosporos. Fenike ya da Mısır'da bulunan bu olguları kendi toprakla­ rında merkezleme çabasının tipik bir örneğini vermektedir. Ka­ radeniz ve Ege kıyıları arasında böyle önem­ siz olaylarla nasıl bir ilişki kurulabileceğini açıklamaz. Yalnız daha ileride Mısır'dan söz ederken. ne tuhaftır ki sözünü ettiği kişi ve olayların efsanelik ol­ duğunu. kalk. oğlu Epaphos'un da Mısır'lı tanrıların Yunan karşılıkları olduğunu kabul eder. Herodot Perslerle Yunanlılar. doysun seni görmeye Zeus'un gözü". Günün birinde Zeus İo'yu görür. Akdeniz'in doğusuyla batısı arasındaki çatışmayı ele aldı­ ğı büyük eserine İo efsanesiyle. Aphrodite'nin gerdeğine girmek istiyor seninle. böy­ lece İo'nun da. niçin yalnızsın erkeklerin en yücesi özlerken seni? Zeus yanıp tutuşuyor senin için. gerçek olsalar da Mısır. Tanıca ineğin kendisine verilmesini şart koşar. Zeus bu kez de Hermes'i gönderir. İo'yu alıp başına bin gözlü dev Argos'u bekçi olarak di­ ker. bununla da kalmazlar. Argos kralı İnakhos'un kızıdır (Tab. Roma'da Leukothea. Yunan kaynaklarında İo efsanesi şöyle an­ latılır: İo. onun dölüyle ilgili olarak sürdürülüp anlatılan efsane­ lerin hepsi böyle bir amaç güdülerek kurul­ muşa benzer. İnek biçimine girip. Ama Hera bir atsinegi musallat eder ineğe. Ama doğrusu anlatmaya utanıyorum da tanrısal bir kasırganın nasıl allak bullak edip ben zavallıyı. Palaimon da Portunus. bir de boğaza adı­ nı verdikten sonra. kendisi de Argos şehrinin Hera tapınağında rahibedir. Argonaut'lar seferini düzenleyip Kolkhis'li Medeia'yı kaçı­ rırlar. Ar­ gos'u büyüleyerek öldürmesini sağlar. varlığıma yeni bir biçim verdiğimi Geceler gecesi yapayalnızken odamda şöyle sözler duyuyordum düşlerimde: "Ey mutlu genç kız. Fenike. İo deli gibi kıtadan kıtaya koşar. Kafkas dağlarında bir ka­ yaya mıhlanmış olan Prometheus'un önün­ den geçer. Herodot bu yorumu Pers bilginlerinden aldığını söyler. Aiskhylos "Zincire Vurulmuş Prometheus" targedyasında bu buluşmayı sahne­ ye koyar: Orada İo başına gelenleri şöyle an­ latır (Prom. git ki Zeus görsün orada seni. bu tutarsızlık üstünde hiç durmaz. İo. bu konu bir masal değil de. . tarihsel bir olaymış gibi başla­ maktadır. yani Asya ile Avrupa arasındaki savaşa hep kız kaçırma olaylarının sebep olduğunu. ve bir gün canımı dişime alıp söyledim babama ne düşler gördüğümü. 1-5): Argos kralı İnakhos'un kızı İo deniz kıyısında oynar­ ken Fenike'li gemiciler tarafından kaçırılıp Mısır'a götürülmüş. Ah! Hep böylesi düşler gördüm geceleri. atsineginden kurtu­ lamaz bir türlü. limanlar tanrısıyla bir tutulmuştur. hayır diyemem: Açıkça anlatayım her şeyi size. 153). bunun İo'nun ka­ çırılmasıyla başladığını yazar (I.): İstiyorsunuz madem. bir boğa biçiminde tapınılan Apis tanrının adı Yunanca Epaphos'tur der (II. Bir denize. bunun karşılığı da Paris'in Helena'yı kaçırması ve onun sonucunda Asya ile Avru­ pa'yı ilk büyük çatışmada karşı karşıya geti­ ren Troya savaşıdır. babası İnakhos sonradan adını alan ır­ mağın tanrısı ve Okeanos'un oğlu sayılır. İnek Geçididir) ve onun serüvenleri. Bu gerçeği ilkçağın ilk tarihçisi Herodot da sezinlemiş olacak ki. Sisyphos'un düzenlediği İsthmos yarışmaları bu tanrı şerefine yapılırmış (Palaimos. sığır otlaklarına. 10). Hera bunu öğrenince büyük bir kıskançlığa kapılır.

İobates. İokaste. yoksa Zeus yıldırımlarıyla çarpıp yok edecek senin soyunu. Biranda değişiverdi içim. Lykia'da İobates'in yanına sığınır ve bir süre son­ ra kralın kızı Anteia (ya da Stheneboia) ile evlenir. Ama gönderdiği adamlar dönünce karışık. 169) İobates'e gönderir. yurdundan dışarı. Toprağın oğlu asık suratlı çoban adım adım izliyordu beni. Lykia kralı. ama ne yapsın. lole'yi yiğide vermek is­ tememiştir: Herakles'in çılgınlığa kapılıp İole' den doğacak çocukları öldürmesinden korku­ yordu. Oikhalia kralı Eurytos'un kızı. bense hep o belalı iğnenin zoruyla Bu topraktan o toprağa koştum durdum. Zeus onu öldük­ ten sonra tanrılar arasına alıp. efsaneye göre de Yunanistan'dan ayrılıp Sardinya ada­ sına yerleşmiş. Büyülü gömlek bedenini yakar ve yiğit kendi yaptırdığı odun yığınına çıkıp ölünce lo­ le'yi oğlu Hyllos'a verir (Deianeira. Kerkhne'nin. İokaste. dolaşıp dursun dünyanın dört bir yanma. orada birçok şehirler kurmuş­ tur. Sonunda günün birinde anlaşılır bir söz geldi tnakhos'a. Yiğit İobates'in ona yüklediği bütün işleri başardıktan sonra. Bir efsaneye göre. İokaste işlediği dogadışı suçu öğre­ nince kendini asar (Laios. orada gene insan biçi­ mine girecek ve Zeus'un oğlu Epaphos'u do­ ğuracaktır (Epaphos). Apollon'dan gelen bu sözleri düyunca babam. benim için de kötü bir şeydi bu. iaones adıyla anılan boylara Yunanistan'dan gelme . gitsin. o da yiğidin canına kıymak için ona Khimaira'yı öldürmesini bu­ yurur (Bellerophontes). İole. Hebe eliyle gençleştirmiştir. İon. to'nun Mısır tanrıça­ sı îsis'e benzetilmiş efsanelik bir kişi olduğu besbellidir (îsis). Proitos yiğidi Homeros'un dediği gibi "ölüm işaretleriyle" (İl. dışım. Bu. Hyllos). o sırada Deianeira'dan yeni bir gömlek is­ ter. Argos adında birini taktılar peşime. Herakles'in üvey kardeşi olan İphikles'in oğlu. Akdenizin güney ve doğu kıyılarına yayılan iki dallı bir kral soyu­ nun atası olacaktır. Dodona'ya adam üstüne adam yolladı öğrenmek için tanrılar ne istiyor. Thebai'li Menoikos'un kızı ve Kreon'un kız kardeşidir. bu söz açıkça diyordu ki babama: At kızını evinden. İolaos. kovdu beni. Thebai kralı Laios'la evlenir ve Oidipus'u doğurur. Des­ tanda adı Epikaste olarak geçer. tanrılara bir kurbanlık gibi. Herakles kültünü Sardinya'ya sokmuş. Danaos). Herakles). dölleri soylarının kaynağı olan Yunanistan'a döneceklerdir (Aigyptos. Eurytos kızını ok atmada birinci gelecek olana vereceğini söylemiş. Karısı Anteia Bellerophontes'e iftira edince. Zeus'un sevgisini kazanmış. Akrisios ve Bellerophontes efsanelerinde rol oynar: Proitos ikiz kardeşi tarafından Argos'tan sürülünce. attı evinden dışarı Kendi için de. ne istemiyor diye. Zeus'tu onu zorlayan. Herak­ les'in ölümüne sebep olan kadın (Eurytos. İo'nun başına bir dert daha gelir: Kuret'ler Epaphos'u kaçı­ rırlar. Yiğit de İole'yi elde etmek için Oi­ khalia şehrini almak ve kızı kaçırmak zorun­ da kalır. ama Hera'nın bu düzeni de boşa çıka­ rıldıktan sonra İo Mısır'a döner ve orada bir tanrıça gibi tapım görür. karmakarışık sözler ediyorlardı. ton. Lerna'nın tatlı sularına doğru. Oidipus). İolaos amcası Herakles'in yanıbaşında yiğidin bütün işlerine katılmış ve ona yardım etmiştir. Beklenmedik biranda can verdi bu çoban. birden şu boynuzlar çıktı başımdan. İole ile evlenmek hazırlıklarına giri­ şir. kendisi de Eurystheus'u cezalandırdığı için. sayısız gözlerini dikerek üstüme. 19). Laios'un öldürülmesin­ den sonra oğlu olduğunu bilmediği Oidipus Thebai tahtına çıkınca. Herakles öldükten sonra oğullarının çabasını desteklemiş.O zaman babam Pytho'ya. ikisi kız dört çocukları olur (Tab. İokaste onunla evle­ nir ve ikisi erkek. VI. İo'nun kişiliğine ve efsanesine daha bir kut­ sallık veren bu öyküden sonra Prometheus İo'ya kaderin kendisine neler hazırladığını bil­ dirir: Mısır'a varacak. Tragedya yazarlarınca Oidipus'un hem anası. Sonra da İobates'in yardımıyla döner Tiryns'te kral olur. hem karısı olan kadının adı. kra­ lın kızıyla evlenir ve İobates ölünce Lykia kra­ lı olur. yarışmayı Herakles kazanınca. Ege kıyılarına yerleşmiş.

Ksuthos oğlu İon'dan sonra da onlara İones dendi". Bunun tam tersi­ ne tragedya yazarları ve özellikle Euripides. önce tanımak iste­ mez. Soy ağacından görüldüğü gibi (Tab. İon Helike adlı bir kent kurar ve halkına İones adını verir. Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. kendi oğulları olarak büyü­ türler. Bunun da amacı İonya'lıların kaynağını Atina'ya. VII. verdiği cevap Aga- . öteki İon Aigialeas ülkesine saldırmaya hazırlanır ki. kral ölünce Attika'dan sürülür ve Peleponez'in kuzey kıyısına. Herodotos şöyle der (Tar. Hellen'lerin büyük atası olarak gösterilen Hellen'in üç oğlu vardır: Ksuthos. Apollon tapma­ ğına başvurup bunun nedenini sorarlar. Bunun nedeni ordunun bilici­ si Kalkhas'a sorulunca. ("İphigeneia Aulis'te" ve "İphigeneia Tauris'te" adlı iki tragedyası vardır) İphigeneia ti­ pine büyük bir ün kazandırmış ve Troya sava­ şıyla doğrudan doğruya ilişkili tek kişi olarak İphigeneia batı yazınını da etkilemiş. Homeros destanla­ rında fphigeneia'dan pek söz edilmez. Tesalya'dan gelen Akhaios'un saldırısına uğrar. Bizim burada anlatacağımız efsanesi doğrudan Euripides'in iki tragedyasının özeti olacaktır. 15). üstelik burada tanrı Apollon'a bağlamaktır. Apol- lon'un oğlu olarak gösterilir. sonradan Akhaia de­ nilecek bölgeye yerleşir. Ksuthos ise oğlu İon aracılığıyla İon'lar. Elektra. Akha'Iar orada toplandıktan sonra gemilerin yola çık­ ması için uygun bir rüzgâr esmesini beklemiş­ lerdir. Akhaios bölgeyi alır. Pausanias'ın anlattığı bu efsane belli ki Akhaia bölgesinin. İphianassa. Soyu bir süre Aigialeos bölgesinde kal­ dıktan sonra. Tragedya şairlerinden Euripides'in "İon" adlı oyununda İon Ksuthos'un değil. o sı­ rada Kreusa İon'u görür. Racine ve Goethe'ye konu olmuştur. 94): "İonyalılar Peloponez'de bugünkü Akhaia'da oturdukları sü­ rece. Ksuthos ölür. bölge­ yi siyasal ve sosyal alanda düzene koyar ve soyunun denizaşırı göçlere katılmasını sağlar. Strabon'un anlatımı ise başkadır: Ksuthos Erekhteus'un kızıyla ev­ lendikten sonra Attika'da dört kentler antlaş­ masını kurar (Tetrapolis). kral Selinos kızı Helike'yi ona verip kendisine halef seçer. Orada tapınak rahibesi çocuğu büyütür. kadın İon'u doğurduktan sonra bebeği bir sepet içine koyup kayalık bir yere bırakır. tanrı buyruğuna uya­ rak genci alırlar. Apollon onu tanrı Hermes'e verip Delphoi'ye gönderir. İones ve Akhaioi adlarını taşıyan boyların kaynağını açıklamak amacıyla kurulmuştur. Orestes ve Khrysothemis'in kardeşi (Tab. 20). Atina krallığına getirirler. o zamanlan bu böl­ gede Aigialeos'un Pelasg soyları otururlardı. O sırada Atina'lılar Eleusis'e karşı savaşta kendilerine yardım et­ mesi için İon'u çağrırlar ve İon Attika'da ölür. oğullarından Akhai­ os Peloponez'de Akhaia bölgesini kurar. Homeros ne Aulis'teki. en ufak bir hava estiği yok. Tanrı Kreusa'yı Atina akropolünün bir mağarasında gebe bı­ rakır. İphigeneia. Dor ve Aiol soylarının doğrudan doğruya isim babaları. efsanesi Ati­ na'da uydurulduğu besbelli olan bir kişidir. Bunun bir süresi savaşa katılacak çeşitli filoların Aulis'te toplanmasıyla geçmiştir. Akhaia adını verir. Doros'la Aiolos. öbür oğlu İon da Attika'ya kral seçilir. Seli­ nos ölünce. Ne var ki ortalık sütliman. Bu süreç üstüne efsane yazarlarından hemen de hiçbir bilgi edinilmez. Akha ordusunun Troya'ya varmak için on yıllık bir zaman yitirdiği anlatılır. orada Atina kralı Erekhtheus'un kızı Kreusa ile evlenir (Erekhteus). adı İphianassa olarak birkaç kez geçer. Bu oyun Eu­ ripides'in mutlu bir sonuca bağlanan traged­ yalarından biridir ve böyle olduğu için de pek tragedya sayılmaz. tarihçilerse çeşitli amaçlarla çeşitli biçimlerde anlatırlar İon efsanesini. Ksuthos'la Kreusa evlendikten son­ ra bir türlü çocukları olmaz. ne Tauris'teki serüvenine dokunur. Hellen'lerin söylediğine gö­ re Pelasgoi Aigialees adını taşırlardı. yani Danaos'la Ksuthos Peloponez'e gelmeden önce. sonra kabul eder. Homeros destanlarında Agamemnon'un kızı İphigeneia'ya verilen ad (1phigeneia).bir kurucu ata bulmak amacıyla. Doros ve Aio­ los. efsanesi Troya savaşıyla doğrudan doğruya ilgili oldu­ ğu halde. ya da İonyalılar denilen soya ata olmuştur. iki oğlundan biri Akhâios Tesalya'ya döner. Efsane şöyledir: Ksuthos'u iki kardeşi Do­ ros'la Aiolos Tesalya'dan kovarlar. Aulis Euboia yarım­ adasının karşısında bir limandır. o da Attika'da Atina iline yerleşir.

İphimedeia. bu yüzden de yellerin esmesini önlemektedir. Teselya kralı Phylakos'un oğlu. İphis. Başına tuhaf bir serüven geldiği anlatılır: Genç yaşta iktidarsızlığa uğramış. Bkz. bıçağın pasından yapılan iksirle İphik­ los iyileşmiş ve Podarkes adında bir oğlu ol­ muş. Agamem­ non karısı Klytaimestra'ya haber gönderir. bunlar İphigeneia'nın kardeşi Orestes'le arkadaşı Pylades'tir. Troya dönüşü Agamemnon'u öldürmesi­ ne de bu kin sebep olacaktır. babası. Günün birinde ta­ pmağa iki yabancı gelir. yiğidin bazı işlerine katılır. tphiklos'un.memnon'u çileden çıkarır: Artemis tanrıça krallar kralı Agamemnon'a karşı kin ve öfke beslemektedir. hayatta kalmayı Herak­ les'e borçludur. ama önder­ lerin ve özellikle Menelaos'la Odysseus'un ıs­ rarları üzerine umumun çıkarını kendi çıka­ rından üstün tutmaya yana yakıla karar verir. 13). Kraliçe bunu hiç unutma­ yacak ve kocasını Aigisthos'la aldatmasına da. Orestes kız kar­ ılı-sini arkadaşı Pylades'e verir. Tanrıça da İphis'e acımış. . yani bugünkü Kırım yarımadasında İphigeneia Tauris'li Artemis tapınağında rahi­ bedir. İphigeneia'yı alıp gelmesini buyurur. güya kı­ zı Akhilleus'a nişanlayacaktır. çocuğunu erkek olarak tanıtmış kocasına. İphikles. İphikles çığlığı basar. Ama Herakles tanrı Zeus'un tohumundan. unu bir erkek yapmış. hem de kız adı olan İphis adını koymuş. İphis böylece büyüyüp güzel bir deli­ kanlı olmuş. karısına kız doğurursa kendi­ sine göstermemesini. filo Troya'ya gitmek üzere yola çıkar. iki genci nişanlamışlar. köpürür. Bu haber Agamemnon'un tepesine balyoz gibi iner. heykeli Bİarak Yunanistan'a kaçarlar. İphigeneia. İphigeneia'nm Aulis'teki serüveni de burada bi­ ter. Odysseia'da (Od. günün birinde bir kız ona tutul­ muş. Melampus da İphiklos'u iyi etmek için bir meşe ağacının kabuğu altında saklanan bir bıçağı bulmak gerektiğini bildirmiş. bıçak tam boğazına saplanacağı anda. söylentiye göre. hemen dağa bırakması­ nı buyurmuş. İphikles. kurban bıçağının altına bir geyik koyar. Klytaimestra sevine sevine gelir. Klytaimestra). Öyle olmuş. (2) Kız adı olarak: Girit'li bir masal kahra­ manıdır: İphis'in babası ille de bir erkek ço­ cuk istiyormuş.. Pero). İphis'in anası ne yapacağını şaşırmış ve tanrıça İsis'e yalvarıp yardım dilemiş. XI. hem erkek. ak­ rabaları olan bilici Melampus'a nedenini sor­ muş. Herakles'in ikiz kardeşidir. (1) Erkek adı olarak: Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan bir yiğit ve Kıbrıs'lı Anakserete efsanesinde adı geçen bir kişi (Anakserete). bu görevi onlara Delphoi'deki Apollon kâhini vermiştir. Tauris.onlarla birlik olur. Artemis kıza acır ve onu havalara kaldırıp. Onunla Orkhomenos'a karşı savaşır ve kral Kreon ödül olarak her iki kardeşe kız­ larından birini verir. Tanrıça an­ cak Agamemnon kızı İphigeneia'yı kendisine kurban verirse. kızını bekleyen kaderi ve Aulis'e aldatılarak getirildiğini anlayınca. İphikles de Amphitryon'un tohumundan meydana gelmiştir (Tab. öfkesinden vazgeçecek ve fi­ lonun yola çıkmasını sağlayacaktır. 296) zengin bir sürünün sahibi ve Neleus'la Pero efsaneleriyle ilgili olarak adı geçer (Neleus. Kralın ailesi Mykene'de kalmıştır. amaçları Tauris'teki Artemis heykelini alıp Yunanistan'a getirmektir. İphi­ geneia yabancıları tanır ve onları kurban et­ mek şöyle dursun. 290. Yıllardan beri yerine getirdiği ödev. Kadın da kız doğurduğu halde. Önce böyle bir işe hiç yanaşmaz.ık. böylece evlenmesini sağlamış (Galateia). Aloeusoğulları. Bu­ nun üzerine rüzgârlar hemen esmeye başlar. yumıis. İphiklos. saf ve sevimli bir genç kız tipidir (Agamennon. İphigeneia kur­ ban edilmek üzere sunağa çıkar. İki kardeş arasındaki fark hemen beşikte yattıkları ilk günlerinden bel­ li olur: Hera'nın gönderdiği yılanı görünce. iphikles Amphitryon'la Alkme ne'nin oğlu. kız kardeşi Elektra'nın tam karşıtı sessiz. avlanırken kendisine adanmış kutsal bir geyiği öldürdü diye. Ama Herakles ansızın çılgınlığa kapılınca İphikles'in iki oğlunu ve kendi çocuklarını da öldürür (Herakles). ta­ pınakta bir çeşit kurban kesmektir: Gemileri batıp Kırım'a çıkan yabancıları hep İphigene­ ia kurban eder Artemis'e. Agamemnon'a karşı dinmez bir hınç yerleşir yüreğinde.

tıpkı Ana Tanrıça tipini simgeleyen Artemis-Hekate ya da Kybele gibi. Antigone'nin tam karşıtı. güneş tann Horus'un anasıdır. İsme­ ne. ama talipler yakasını bırakmaz. Herakles efsanesinde rol oynar. Oidipus'la îokaste'nin kızı. İros. Yunanistan'ın İskender'den sonra. İsmene şöyle konuşur: "Ah kardeşim. Bunun için. Kanatlı­ dır. ölçülü. İsmene. birbirlerinin eliyle nasıl yürekler acısı bir ölüme kavuştu­ lar. çekingen bir genç kızdır. ana tarafından da Okeanos'a bağlıdır (Tab. Eteokles ve Polyneikes'in kardeşi.. Roma'nın da Augustus zamanında Mısır'a açılması. aynı günde. Çünkü yapa­ mayacağın işlere kalkışmak akıl kârı değil­ dir. Bak. Kendisine verilen buyruğu harfi harfine tek­ rar etmek İris'in özelliklerlndendir. Sophokles'in "Antigone" adlı tragedyasında Antigone ile İsmene arasındaki diyalogda. Hayır. Aslında bir Mısır tanrıçası olan İsis. İros Odysseia'da sözü geçen İthakeli bir dilencidir. İole'nin kardeşi. 6). İsis'e özellikle Anadolu'da tapınıldı^ Efes ve Bergama'da adını taşıyan tapınakların kalıntılarından da anlaşılmakta­ dır. Penelope'nin taliplerini öldürmeye yara­ yacak kocaman yayı Odysseus'a iphitos ver­ miştir (Od. na­ sıl kendi ayıplarını kendi ortaya dökerek ken­ di elleriyle kendi gözlerini çıkardı. Talipler arasında da bir kahkahadır ko­ par (Od. Odysseus dilenci kılığında İthake'ye gelip taliplerin şölenine karışınca. ayrıca büyü yoluyla doğa güçlerini yöneten bir tan­ rıça oluvermiştir. deniz ve yeraltı ülkesine ege­ men olup yaşamla ölümü elinde tutan." (Antigone). top­ rak ürünleri. "yel gibi uçan" diye vasıflandırılan İris Homeros destanlarında önemli bir rol oynar. kadın olduğu­ muz ve erkeklere karşı mücadele için yaratıl­ madığımızı düşünmektir. Hem sonra böyle bir hükümdarın tebaası olduğumuz için bun­ lara. Antigone. İris. Thaumas'la Elektra'nın kızı. 1-107). puta taparlıgm son demlerinde tek tanrıya ve özellikle tek bir ana ve bereket tan­ rıçasına mistik bir eğilimin baş göstermesiyle İsis. böylece zamanla İsis YunanRoma pantheon'unda çok önemli bir yer al­ mıştır. İris. Odysseia destanına göre. Bu efsane ile Yunan mythos'unda mevsimleri simgeleyen Adonis-Attis. eğ­ lence ve maskaralığa düşkün talipleri iki di­ lenciyi birbirleriyle dövüştürmeye girişirler. "Ayağı tez". gökkuşağı da denizden çıkarak gökle yeryüzü arasındaki ilişkiyi kurar göründüğü için. 13 vd. İsa'dan sonraki yüzyıllarda Yunan-Roma dünyasına girmiş ve kişiliğinde birçok dişi tanrıları toplayarak bir süre tek tanrıça olarak tapım görmüştür. toprak altında ya­ tanlara yalvaracağım ve zor karşısında böyle yaptığım için beni affetmelerini dileyerek. Odysseus soyunup iri bacakları. Odysseus'la iphitos konukluk ve dostluk bağlarıyla birbirine bağlı­ dır. Harpya'ların kız kardeşi. haddini bilir. bize yakışan. anası ve karısı .. (1) Phokis bölgesinden gelen as­ kerlerin başında Troya savaşma katılan yiğit. Olympos tanrı­ ları İris'i de Hermes gibi ulak ve özellikle in­ sanlara haber salmak için kullanırlar. Gökkuşağını simgeler. Karanlıklar tanrısı Set (Yun. güneşte gökkuşağının renklerini yansıtan ince bir tülle örtülüdür. ya da Demeter-Kore efsaneleri arasında benzerlik olduğu gibi. kaçmaya çalışır. İsis. eğer kanuna aykırı hareket edip hükümdarın hükmüne ve kudretine karşı gelirsek ne korkunç bir ölüm­ le öleceğiz. zalim talih babamızı nasıl zillet içinde elimizden aldı. Typhon) Osiris'i öldürünce İsis kocasını ara­ maya çıkar. Odysseus da bir yumruguyla kemiklerini kırıp onu dışarıya sürükler atar. .kendini asarak günahkâr hayatına nasıl bir son verdi ve kar­ deşlerimizin ikisi de.).ikisi de aynı şahıstı . hatta daha beterlerine tahammül etme­ miz lâzımdır. Devlete karşı koymak elimden gelmez. Mısır efsanesine göre İsis kral tanrı Osiris'in kız kardeşi ve karısı. XVIII. geniş omuz­ ları ve güçlü kollan ortaya çıkınca. (2) Oikhalia kralı Eurytos'un oğlu. Ba­ bası Eurytos gibi İphitos da usta bir okçudur.İphitos. başında ay taşıyan bir inek biçi­ minde imgelenen İsis'le İo arasında da bir iliş­ ki kurulmuş. toprak. düşün bir kere. İris baba tarafından Pontos'a. Şimdi biz ikimiz kaldık. İphitos Argonaut'lar seferine de çıkmış. İros'u bir titremedir alır. başımızdakitere boyun eğeceğim. tanrı Zeus ve özellikle Hera'nın hizmetindedir. XXI. bulur ve oğluna öcünü aldırtır (Oslris).

Aedon'la Thebai'li Zethos'un oğlu­ dur. hava. Thebai'de anlatılan bülbül efsanesin­ de llylos. İulus Roma'nın metropolü olan Alba Longa şehrini kurmuştur. hak ve barışsever bir kralmış. Mart ayının ilk günü kutlanan Matronalia bayramında "matrones" yani evli barklı. İupiter Capitolinus'a dikilen tapınağa sonradan İuno ve Minerva da alınmış. luno. Fulminator (şimşek çakan). baba tanrı ya da gök tanrı anlamına gelen Dles-piter (yani Zeus pater)den türemiş olan İu­ piter aslında Roma pantheon'unun en eski. Adı Zeus baba. önce yalnız kuzeye verilen ltalia adı . Roma di ninde İupiter gök. Kentin başlıca çeşmesinin kuruluşu da ona atfedilir. hem de Sa­ bin kadınlarının kaçırılmasından sonra Ro­ malılarla Sabin'ler arasındaki barışın kurul masını anarlardı. Yunan dininin etkisiyle sonradan Zeus'la bir tutulmuştur. O. Atina kralı Pandion'un kızı Prokne ile evlenir (Aedon). Tonitrualis (gök gürleten). Ödül olarak kendisine İobum (ya da lolum) adı verilmiş ki. Italos'un asıl kaynağı üstüne mythos yazarları arasında ayrılık vardır. İuno Lucina'ya sunu ya­ pılırken herkesin kemer ya da kuşağını çöz­ mesi gerekirdi. Çok iyi. Trakya kralı Tereus'tur. Ro­ ma kalesinde İuno Moneta'ya ayrılmış olamy di (Moneta uyaran. İthaka adasına adını veren kurucu kahraman. gün ışığı. tanrıçalara da bakardı.Italos. Iulus. daha başta yarlerden geldiği ileri sürülür. bu tapınağın kutsal kazları ötüşleriyle halkı uyandırmışlar ve şehrin kur­ tulmasını sağlamışlardır. Doğanın büyük yöneticisi sayılan bu tanrıya Roma'nın kutsal tepesi Capitolium'da tapınılırdı. en büyük tanrısıdır. İuno'ya daha başka sıfatlarla da tapındırdı: İuno Lucina doğuma bakmakta ve doğumu kolaylaştırmaktadır. Bu koruyucu İuno yalnız ölümlülere degil. çünkü giyside herhangi bir düğüm gebe kadının kurtuluşunu önleyebilir inancı vardır. 390 yılında Roma bir gece Galya'lıların saldı nsına uğrayınca. Askanıos) italya'ya geldikten sonra aldığı ad. bu yüzden de Fulgurator. Mnerva üçlüsü içinde Quirinalis sonra Capitolium tepelerinde tapınağı olmuştur.adada İthaka şehrini kurar. kadınlar arasında da meşru yoldan evlenmiş olanların tanrıçasıdır. Aslında luno ayın değişimlerini simgeleyen lbir tanrıçadır ve luppiter. Prokne'nin oğludur. Itylos. bu da Iuppiter'in bir küçülmesi olsa gerek. Aeneas'ın oğlu Ascanius'un (Yun.güneye Ausonia denirdi bütün yarımadaya yayılmış. İulus adının kaynağı şöyle açıklanır: Aeneas ortadan kaybolup Latium bölgesinde savaş patlayınca. Roma'da İuno genellikle kadınların konıyu cusudur. en büyük iupiter) Roma devleti nin koruyucusu ve y ö n e t i c i s i olarak tapım gö- . eltisi Niobe'nin oğlunu öldürmek isterken kendi çocuğu İtylos'u öldürür ve öm­ rü boyunca dövündükten sonra bülbül haline getirilip gene İtylos diye ağlar (Aedon). Hera ile bir tutulan Romalı tanrıça. halkını öyle uyuygar bir hale getirmiş ki. İupiter (yahut İuppiter). Roma dininde her erkeğin "genius"u (Geni us) olduğu gibi. İtalya'ya adını veren kurucu kahraman. Pulvius (yağmur yağdıran) sıfatlarıyla anılır. Aedon. Zeus soyundandır. hatırlatan demektir). İono'nun daha başka tapınakları da vardır: En önemlisi. Tonans. iki kardeşiyle birlikte Korfu adasından İthaka'ya göçer ve . her kadının da "İuno"su var­ dı. Sicilya'dan. Aynı efsanenin Attika'da ve özellikle tragedya yazarlarınca anlatılışında adı geçen çocuk. I. İulus Caesar'ın ve onun evlatlığına girdiği için imparator Augustus'un da üye bulundukları ünlü İulii soyunun atası sayılır. Ithakos. yıldırım ve şimşek gibi doğal güçleri simgeleyen tanrıdır. luno. Ascanius Troya'dan gelme asker­ lerle Latium'dan devşirme ordunun başına geçmiş ve Rutul'larla Etrüsk'lere başarıyla karşı koymuştur. Tanrıçanın "luno So roria" (kız kardeşi koruyan İuno) olarak Horatius efsanesinde de rolü vardır (Horatius). Oradan da İulus çıkmış olsa gerek. çocuklu kadınlar hem İuno'nun oğlu tanrı Mars'ı. Aynı tepede iupiter Optimus MaxlııHIS (en İyi. babası da Thebai efsanesinde olduğu gibi Zethos değil. Itys. yani "Küçükk İuppiter" olmuş. böyle­ ce Capltolium üçlüsü adıyla bu tanrılara tapınılmıştır. Yunanistan'ın batısındaki adalardan. İtys.

İustitia. Bir efsaneye göre de İuturna tanrı İanus'un eşi ve pınarlar tanrısı Fontus'un anası olarak gösterilir (lanus. düşmanı durdurursa olduğu yerde bir tapınak kurmaya yemin etmiş.rürdü. Ama tuventus'un asıl görevi genç delikanlılar çocuk elbisesini bırakıp "toga virilis" yani yetişkin erkek toga'sını giydikleri zaman onları koru­ maktır. Tan­ rı da Sabin'leri püskürterek Forum'da Palatinus tepesinin dibinde İupiter Stator'a adan­ mış tapınağa kavuşmuş. İustitia Altın Çağda insanlar arasında bulunurken (Soylar Efsanesi). zafer kazanan başkomutanlar zafer çelenklerini ve ilk kur­ banlarını (ki bunlar beyaz boğalardı) ona adarlardı. nympha'nın bin bir bi­ çime girerek tanrıdan kaçtığını anlatır (Lara). Eski adı Diuturna (diuturna sürekli. bir ara Sabin'ler ağır basmış ve şehri almak üzereymişler ki. ayrıca Stator unvanıyla İupiter'in düşmana karşı koyduğu. İupiter Roma'nın dış ilişkilerini ve uluslararası antlaşmalarını koruyan bir tanrı sayılırdı. böylece İupiter'in devlet tanrısı olarak egemenliğini kabul ettirmekti. devlet otoritesini ve disiplinini simgelerdi. Fontus). Ro­ ma'nın en eski çağlarında Yunan tanrıçası Hebe ile hiçbir ilişkisi olmadığı halde. Kimi Jüpiter'i düşünde görüp ondan doğrudan doğruya esinlendiğini ileri sürer. İuventus'a Capitolium'da İupiter. sonra­ dan bu iki tanrıça benzeşmişlerdir. Bu pınarın şifalı niteliği olduğu gibi İuturna da iyileştirici bir tanrıça sayılırdı. Gençliği simgeleyen tanrıça. İuturna. Roma İmparatorluğu zamanında İuventus tanrıçanın koruyuculuğu altında bir çeşit gençlik dernekleri kurulmuş. Jüpiter'in siyasal rolü bununla bitmez. İuventus. Roma İmparatorlumu çağında imparatorlar baştanrı İupiter'le ilişki kurmaya ve doğrudan doğruya İupiter Optimus Maximus'un kıla­ vuzlumu ve koruyuculuğu altında olduklarını belirtmeye çalışırlardı./i . ölümsüz demek) olan İuturna bir su nympha' siydi. Taşra kentlerinde ve ele geçiri­ len yabana ülkelerde Romalıların ilk işi Roma'da Capitolium tepesindeki üçlü tapınağın bir tıpkısını kurmak. Tanrılar arasında tam bir otorite kurduğu gibi. İuno ve Athena üçlüsüne ayrılmış tapınağın içinde ve özellikle Athena'nın "cella"sında bir sunağın ayrılmış olması bu tanrıçanın eskiliği­ ne delildir. daha çok Dike'ye benzemektedir. Roma'da adaletin simgesi. İupiter'in sevdiği bu su perisine tanrı ölümsüzlük bağışlamış ve Latium 'daki bütün suların koruyuculuğunu vermiş. Bu siyasal niteliğini İupiter Roma devletinin son demlerine dek koruyabilmiştir. Romulus kılıcını kaldırarak Forum'da İupi­ ter'e ant içmiş. sulak bir bölgede bulunan tapmağı Augustus zamanında buraları kurutulunca kal­ dırılmıştır. Göğe çıkmış ve burçlar ara­ sında Bakire burcu olmuştur. Yunan tanrıları arasında Themis'e değil de. Roma'ya sal­ dırıların her türlüsünü durdurduğu sanılırdı. Kültü Latium bölgesinden Roma'ya sonradan getirilmiş ve Forum'da bulunan bir suya "İuturna Havuzu" adı verilmiştir. bunlarla imparatorluk politikasının yayılmasına ve gençlerin askerlik öncesi bir eğitim görmele­ rine çalışılmıştır. Durduran anlamına gelen Stator sıfatının kaynağı şöyle açıklanırdı: Roma'lılaria Sabin' ler arasındaki savaşta Roma'lılar Sabin'lerin karılarını kaçırdıktan sonra. Konsullar göreve başlamadan gelip ona yakarmak zorundalardı. Flamen dialis adıyla görevlendiri­ len başrahibi İuno'nun başrahibesiyle evlene­ rek tanrılar arasındaki kutsal birliği yansıtm'akla yükümlüydü. Ovidius Lara ve Lares tanrılardan söz ederken İupiter'in İuturna'ya olan aşkını. insanların gitgide daha çok suç iş­ lemesi onun artık yeryüzünde tutunamamasına yol açmıştır. Feretrius adıyla Roma'nın savaş alanında da baştanrı sayılırdı: Düşmandan alınan bütün silahlar. Mars Meyda­ nında. ı /. öldürülen düşmanların soykaları bu İupiter'e adanır. İmparatorluk dönemi şairleri İuturna'yı Aeneas'ın düşmanı Turnus'un kız kardeşi sayar­ lar ve Turnus'la birlikte savaşa katıldığını söy­ lerler. kimi İupiter'in sıfatlarını kendi adı­ na taktırırdı.

Anasını da birlikte götüren Kad­ mos bu aramanın boş olduğunu anlar ve bir süre Trakya'da kaldıktan sonra. anası da ölünce. ya da ataları Hephaistos. bir şehir kurması gerektiğini söyler. orada bir mühür izini almak için yolda rastladığı Kaeira adında bir kızdan ça­ mur istemiş. Europe. nereye yerleşmesi ge­ rektiğini tanrı sözcüsüne sormuş. bunlar da Kad­ mos'a şehri kurmak için yardım ederler. luno ve Minerva üçlüğüne de Kabir denmek­ tedir. Kadmos bu ineğin peşine ta­ kılır. Kadmos. Alkmaion). Delphoi kehanetine ne yapacağını sormaya gider.ır. sayılan da üç­ tür. kız da toprağa su karıştırarak bunu yapınca tanrı sözü yerine gelmiş. Adları efsanelere pek karışmayan Kabir'le­ rin Bergama akropolünde Zeus'un doğuşuna tanıklık ettikleri. özellikle tragedyaya konu olmuş birçok kahramanın atası olarak görülür. sonra da Thebai hanedanının başına gelecek birçok belaları doğurmuştur. Başta Athena olmak üzere tannlar onu ko­ rur. Agenor'la Telephassa'nın oğlu­ dur. Hades gibi tanrılara Kabir adının sıfat olarak ta­ kılması dikkati çeker. Anadolu ve Afrika'ya yayılmış. Neleus da dolaşa dolaşa Miletos bölgesi­ ne gelmiş. ineğin biri her iki böğründe ayı simgeleyen iki beyaz kü­ re taşımaktadır. Kadmos tepesi adını alan Thebai kalesine tanrılar armağan larıyla birlikte gelmişlerdir. Moira. Kodros'un oğlu Neleus efsanesinde rol oynayan Milet'li bir çömlekçi kız. Agenor oğullarını kızı aramaya gönderir (Agenor). Kadmos seçi­ len yerin bıır. sonra da Rhea'nın alayında bulunan cinlere karıştıklan söylenir.ıl. Persephone. O sırada tanrıça Athena ona görünür ve ejderin dişle rini toprağa ekmesini söyler. Lykia ve Pisidia bölgelerinde at üstünde ayakta durur gösterilen bir tanrı figürü. Kaeira. Bunların en önemlisi Kharit tanrıçaların dokuduğu bir ti bise ve demirci tanrı Hephaistos'un yaptığı bir altın kolyedir. Burdur'un Tefenni İlçesinde bu tanrı ka yalara oyulmuş olarak görülmektedir. sonunda Boiotia böl­ gesinde bir yere çöküp y. Ne var ki Kadmos Ares'in kutsal ejderini öldür­ müş olma suçunun cezasını çekmelidir: Yedi yıl boyunca tanrıya köle olarak hizmet etmek zorunda kalır. Mitograflara göre babala­ rı. . Tann sözcüsü Eupore'nin izi­ ni aramaktansa. ineği Athe- na'ya kurban etmek ister. Her iki armağanın da sonraki efsanelerde sözü geçer (Harmonia. Bkz. Europe kaçırılın­ ca. yani ekilmiş adam­ lar adı verilir. aldığı ce­ vapta yeni yurdunun bir genç kızın elinden suyla toprak alacağı yerde bulunduğu söylen­ miş. Kadmos. sonra gelir Thebai'ye kral olur. Kaynaklan ve gerçek nitelikleri belli ol­ mayan Kabir'lerin adı Dardanos efsanesinde geçer: Semendirek adasında gizlemleri bulu­ nan bu cinleri Troya yöresine Dardanos ge­ tirmiş (Dardanos). Söylentiye göre bu gerdanliği Kadmos'a Zeus kendisi vermiş. Kader. Thebai efsanelerinin başında. Amphiaraos. Nele­ us Miletos'ta kral olmuş. yalnız beşi sag kalır. 10). Musalara ve Demeter. Ares Pınarı adlı çeşmenin önünde bir ejderi tepeler. ki­ şiliği bölgenin yerli tipleriyle kaynaşmıştır. biraz gittikten sonra bir inek sürüsüne rastlar. inek gider. Kadmos yola çıkar. Thebai şehrinin kurucusu Kad­ mos. Bütün bu belgelerden Korybantlar ve Kuretalar gibi Ana Tanrıça tapımıyla ilgili oldukları anlaşıl­ maktadır (Kybele). Neleus Atina'dan göçmeden. Roma çağında lupiter. gider. birine gö re de Europe kardeşine hediye etmişti. Efsanesi bütün Akdeniz bölgesine. Karşısına çıkacak bir ineğin ardına ta­ kılacak ve inek nereye çökerse orada şehir kuracaktır.ısı okluğunu anlar. Kakasbos. Harmonia'ya veri­ len düğün hediyeleri dillere destan olmuş. Phoiniks ve Kiliks'in kardeşidir. Kabeiroi diye anılan tanrısal var­ lıklar.K Kabir'ler. İo soyundandır (Tab. Kadmos bunu yapınca topraktan birdenbire silahlı adamlar çıkıverir: Bunlara Spartoi. Hepsi dev gibi yabani adamlar­ dır. Eriphyle. ayrıca da dolayların­ da üç şehir kurmuş (Neleus 2). Doğar donmaz birbirleriyle kavgaya tutu­ şurlar. bunun İçin de arka­ daşlarını su almaya gönderir. Zeus Ares'le Aphrodite'nin kızı Harmonia'yı Kadmos'a eş olarak verir ve düğünleri parlak bir törenle kutlanır.

Mopsos hepsini bilmiş.): Kalkhas. kâ­ hin de bunu biliyordu: Kendisinden daha usta bir biliciyle karşılaştığı gün Kalkhas'ın ömrü sona erecek diye bir tanrı sözü varmış. Kalamos. Akha ordusunun Aulis'ten ilk yo­ la çıkışında Kalkhas sunak sütünde bir yılanın bir kuşu yediğini görünce. kral Phineus'u Harpyalardan kurtarmışlar (Argonaut'lar). Homeros onu Ilyada'da şöyle tanıtır (İl. doğru yoldan gidilmiş olur. Kamış anlamına gelen Kalamos. ama iskenderiye şiirinde Kalliope lirik şiirin esin perisi sayılır. İki genç bir gün ırmakta yüzerken. Lakhas bilememiş. geleceği. Kalkhas kendini öldürmüş. ama savaşta yi­ ğidin öleceğini bildirmiş de bunun üzerine Akhilleus'un anası Thetis onu kız kılığına so­ karak Skyros kralının kızları arasına saklamış (Akhilleus). kendisi de atın içine saklananlardandır. ama ora bilici lerinden biri bağının şarabını içemeyeceğini söylemiş. haber verir. Paris öldükten sonra. Kader Kal­ khas'ın Anadolu'da ölmesini buyuruyor. Kalais ve kardeşi Zetes. Troya savaşından önce de. biliyordu her şeyi. Adı meyve anla­ mına gelen Karpos da güzün ölüp ilkyazda dirilen tarla yemişine dönüşmüş. Mopsos yenileceğini öngörmüş. Agamemnon'u kız dırmış. şarabı içmek üzereyken Kalkhas bu söze öyle gülmüş ki boğulmuş ve şarabı içemeden ölmüş. Argonaut'lar efsanesinde rol oynayan Kalais'le Zetes. geçmişi. Troya savaşında ordular anısında İM» vcl). birinci bö­ lüm). Başka . Kalamos arkadaşını geçmek iste­ miş. Kalkhas'ın rol oynadığı olaylar şöyle özetlenebilir: Alkhilleus dokuz yaşındayken. Phoibos Apollon verdiydi bu hüneri ona. Karpos bu yarışmada boğulmuş. Kala­ mos buna o kadar üzülmüş ki kuruya kuruya bir kamış haline gelivermiş. nedenini bildirmiş ve Apollon rahibi Khryses'e kızı Khryseis'in geri verilme-] si gerektiğini bildirerek. Troya şehrinin an­ cak on yıllık bir abluka sonunda alınabileceği­ ni söylemiş (Agamemnon). Tahta atın yapılma­ sını ve şehre sokulmasını salık verdiği gibi. Adı güzel sesli anlamına gelen Kalliope dokuz Musa'ların biridir. îlyada. rüzgâr tanrı Boreas'ın oğullarıdır. Anadolu ile ilgili birçok efsanelerde Kalkhas'ın yanılgı­ ları anlatılır: Lykia kralı bir sefere çıkacak ol­ muş. Kolophon'da Kalkhas kâhini Mopsos'u bulmuş. Kalkhas zafer kazanacağını. sözüne uyulursa. ırmak tanrı Maiandros'un (Büyük Menderes) oğluymuş. Mopsos hak­ lı çıkınca. İkinci Aulis durağında fphigeneia'nın kurban edilmesini salık vermiş (Iphlgeneia). Troya'nın düş­ mesi için Helenos'u ele geçirmek gerektiğini de o söylemiş (Helenos). sonucu üstüne Kalkhas'a da Mopsos'a da danışmış. geçmekte olanı. tanrı sözcülerinin en büyüğü. Rüzgâr tanrı Zephyros'la Hora'ların birinin oğlu olan Karpos adlı bir deli­ kanlıya tutkunmuş. hepsinin adını sayarken Kalliope için "hepi| nin başı sayılan Kalliope" der. onunla Akhilleus arasında kavga çık masını ve İlyada'da konu olacak Akhilleus'un öfkesini kışkırtmış (bkz. Kalkhas Troya'nın ancak Akhil­ leus katılırsa alınabileceğini. Ordunun ilk Mysia çıkışında Telephos'un sözlerini onayla­ mış (Telephos). Myrina yakınındaki bir kutsal ko­ ruluğa Kalkhas bir bag ekmiş. kendisi Akhalarla Yunanistan'a dön­ mek istememiş. bu yüz­ den dönüşlerine engel olacakını bildiği için (Aias). Thestor'un oğlu.ı çıkınca. gele­ ceği görür. 69 vd. Karpuz söz­ cüğü oradan gelmedir. uyulmazsa tanrı belalarıyla karşılaşılır. Dö­ nüş efsanelerinde de Kalkhas'ın rolü büyük­ tür: Tanrıça Athena'nın Aias'a yapılan hak sizlik yüzünden Akha'lara kızdığını. Ana­ dolu kıyılarında Kolophon şehrine çıkmış ve orada kalmış (Amphilokhos).Kalais. Kalkhas. sonra da Kalkhas'ın yönetmediği bir tek olay yoktur. Kalkhas Yunan efsanesinde. Boreasogulları diye de anılırlar ve kanatlı birer cin olarak canlandırı­ lırlar. Kalliope. Amphiaraos'un oğlu bilici Amphilokhos'la birlikte gemiye binip. Erken ilkçağlarda Musa'ların yetki alanı sı nırlanmış değildir. Hesiodos Theogonia'nın başında Musa'lara seslenip. özel­ likle Troya destanlarında adı geçen en ünlü kâhinlerdendir. Aiolya bölgesinde. Öfkesinden canına kıymış ve Kolophon'un yakınında Notion şehrine gömülmüş derler (Mopsos). bu hünerle geldiydi ta llyon'a Akha'lann gemileri. birbirine sorular sormuşlar.

dönüşünü özleye öz leye. 151 vd. 11 vd. Odysseia'nın en sevimli kişilerin­ den Kalypso'yu bir gizem perdesi örter. Kallîrhoe. Zeus Hermes'i buyruklarla gönderir Kalypso'ya. Kalydon. bir Odysseus kavuşmamıştı yurduna ve karısına. Alkmaion'la evlenir ve Akarnan'ı doğurur (Alkmaion. onu yıkamış. kokusu uzaklara yayılıyor. Tethys'in kızı Khysaor'la birleşmesinden iki canavar. V. ama Diomedes'e gönül vermiş olan kızı yiğidi kurtarır. Buldu onu İçinde mağaranın. Kalypso. Meleagros). saklayan tanrıça mı demeli Odysseus'u. iniltilerle bakardı boyuna hasat vermez engine.): Kalypso uğurladı Odysseus'u adadan beşinci günü. Adı da öyle: Yunanca saklamak. sarıyordu odayı çatır çatır yanan dağ servisinin. Sonunda tanrılar acır Odysseus'a. gördüğü manzara şudur (Od. . bakardı iki gözü iki çeşme. çıktı karaya menekşe rengi denizden. ozan Linos'un ya da Rhesos'un anasıdır (Linos. Bir efsaneye göre Troya savaşından sonra Diomedes'in gemisi fırtınaya uğrar ve Libya kıyılarına va­ rır. (2) Irmak tanrı Akheloos'un kızı. Hiç önemi yok. (3) Irmak tanrısı Skamandros'un kızı. yürüdü.): Varınca ta uzaklardaki adaya. Diomedes'ten yüz görmeyince kendini asar (Lyfcosj.kaynaklarda epik şiirin denir. 6). (4) Libya kralı Lykos'un kızı. Geryoneus'la Ekhidna doğar (Tab. kocası olsun diye. Penelopeia. Odysseia'nın ilk dizelerinden şöyle tanıtılır bize (Od. 55 vd. tanrılara çatar kendisinin ölümlü bir erkekle sevişmesi­ ni kıskanıyorlar diye. Kalypso içerde altın mekikle tezgâhına gide gele. güzel peri. Akarnan). gitti koca mağaraya doğru. tanrıçaların yücesi) unvanını verir. unutulmaz kadın tiplerinden biridir. Kocaman bir ateş vardı ocakta. Ama Odysseus yurduna özlem çekmektedir (Od. hıçkırıklar. Kimi efsaneye göre Kalliope Seiren'lerin. kimin nesi ol­ duğunu araştırmak aklımızdan bile geçmez. tüketiyordu tatlı ömrünü. kimi de der ki güneş tanrı Helios'la Perseis'in kızıymış. urbalar giydirmişti güzel kokulu Bir tulum siyah şarap vermişti yanımı. Nausikaa. 17). Haberci tanrı Ogygie adasında güzel perinin oturduğu mağaraya uçup gelir. Atlas'la Pleione'nin kızı. 263 vd. yani Pleiad'ların biri olduğunu ileri sürerler.V. Lykos onu Ares tanrıya kurban etmek is­ ter. eşi Penelope'den sonra en çok seven bu kadına? Tanrıçalıgı da bir tuhaf. Kallirhoe. İsteksiz uzanıyordu geceleri mağarada onun yanma. savaştan ve denizden dönenler dönmüştü. V. Gündüzleri kayalarda. yüce Nympha'nın ilk tepkisi öfke olur. Andromakhe gibi Homeros'un yarattığı ölümsüz. Assarakos ve Ganymedes'i doğurur (Tab. gizlemek anla­ mına •gelen "kalyptein" fiilinden türeme. Kalydon avı (bkz. mazı ağacının. Nymphe'den hoşlanmıyordu artık o. Sak­ lı tanrıça mı. ama sonra da Odysse­ us'a tanrıların kararını bildirir ve ona bir sal yapmasında yardım edip şöyle uğurlar sevgi­ lisini (Od. Homeros ona Olympos tanrıçalarının en bü­ yüklerine verdiği "dia theaon" (yüce tanrıça. I. Tros'la evlenerek Ilos. Rhesos). öte yan­ dan da bir nympha olduğunu söyler. o mağarada güzel örgülü Nymphe otururdu. boyuna gözyaşı akıyordu gözlerinden. Başka mythos yazarları. Hermes Kalypso'ya Odysseus'u yurduna göndermesi gerektiğini söyleyince.): Ölüm uçurumundan kurtulanlar kurtulmuştu. Güzel akışlı anlamına gelen Kallirhoe birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Okeanos'un. oyuk mağaralarda alıkoymuştu onu Kalypso yüce tanrıça.): Kıyıda oturur buldu (Kalypso) onu. yanıp tutuşuyordu. kumsallarda yer bitirirdi kendini gözyaşları. Kalypso öyle kanlı canlı olarak karşımıza çıkar ki.

ora­ da yerleşmiş. Adratos). tanrılardan çekinmez. Pria­ mos'la Hekabe Thymbralı Apollon şerefine. yaman bir adamdır. Gele­ ceği görme gücüyle yıkımları önlemeye çalı­ şan. Kapaneus. yani Anadolu'nun Ana Tanrıçası­ nın bir benzeri. Plutarkhos'un anlattığı bu masal bes­ belli ki Yunanlı göçmenlerin Karia yerlilerine yaptıkları mezalimi örtmek için uydurulmuş­ tur. Melos'luları büyük bir şölene çağırırlar. Bu genç kızın yürekler acısı bir kaderi. bugünün anlayış ve deyimine göre uzağı gören bilinçli bir insanın dramını. Kryassos şehrini yerle bir ettikten sonra Yeni Kryassos diye bir şehir kurarlar. Karkabos. Kaphene. Melos adasından gelen göç­ menler Nymphaios adlı önderlerinin kılavuz­ luğunda gelip Karia'ya yerleşince. silahsız gelecekleri şölende onları topluca öldürmek­ tir amaçları. Kybele'nin. onlara baş kaldırmayı göz alan bu saklı tanrıça kim? Odysseia'ya yazdı­ ğımız önsözde (s. Şimdi bakalım. Kuzey Yunanistan'da Trakya ve Makedonya bölgelerinde hüküm süren Triopas'ın oğlu. ama Zeus tam Kapaneus'un sura tırmanacağı anda onu yıldırımıyla vurur ve öldürür.daha büyük bir tulum dolusu da su. tanrının şehir dışında bulunan tapınağında bir şenlik düzenlemişler ve tören sonunda ço- . Karkabos yurdunu kurtarmak için babası­ nı öldürmek zorunda kalmış. ama Kryasos'lular bu göçmenlerin fazla yayılmasından korkarak onları yok etmek çarelerini düşünürler. Oğlu Sthenelos Troya savaşına katılır. Yerliler bunu kabul eder. göçmenler silaha davranıp hepsini öl­ dürürler. Kaphene. Troya savaşında Troyalılardan yana çarpışan Pandaros'un atasıdır (Pandaros). de­ nizle çevrili ıssız bir adada oturan ve Olym­ pos'luları hor görmese de. 31) bu soruya cevap ver­ meye çalıştık: Bilginler uzun araştırmalardan sonra Kalypso'nun Ogygie adasının Malta ol­ duğu sonucuna vardılar. Olympos tanrı dünyasından uzakta. Bu iki ka­ dın tanrıça tipik Ana Tanrıça nitelikleri taşır. Troyalı kral çiftinin. o da Zelela diye bir şehir kurmuş (Erdek'in güneyinde. Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan Argos'lu önderlerden biri (Amphiaraos. Ardından uğurlu. Kaphene Nymphaios'a gönül verir. bugünkü Sarıköy?). Malta adasına ise çok eski zamanlarda Fenikelilerin ayak bastığı ve oraya Maleth. kurtulamaz onların etkisinden. Kassandra'yla ikiz kardeşi Helenos bebekken. ama sözünü geçiremedigi için başına ge­ len belalardan iki misli etkilenip üzülen bilici­ nin dramını simgeler Kassandra. Troya kralları ona toprak vermişler. ka­ ma saklarlar. Birine göre. Karia şehri Kryassos'lu bir kızmış. Kassandra. tatlı bir yel saldı. yani saklı liman. Ne var ki Kaphene Nymphai­ os'a işi haber verir. öteki Kalypso . Troas bölgesine sığınmış. Kryassos'lular kocalarına saldı­ rınca. Karısı Euadne. ölüsünün yandığı odun yığınına atar kendini ve onunla birlikte yanar. 16). dev boylu. Karkabos. Efsaneler Kassandra'nın bu gücünü çeşitli yorumlarla anlatır. her türlü yiyecek vermiş bol bol. sonra da suçun­ dan arınmak için kral Tros'un yanına. en ilgi verici evladıdır.kadın eline dü­ şer. Kalypso bu Maleth adının Yunanca çevirisi olsa gerek. Kapaneus. Anadolu'nun Karia bölgesiyle il­ gili bir efsane. şehri ateşe vermek ister. Kassandra. Malta müzesinde bi­ zim Anadolu kazılarından bol bol çıkan Ana Tanrıça heykelcikleri gibi geniş kalçalı figürinler bulunmaktadır. Hektor ve Paris'ten sonra. göç­ menlerin karıları elbiselerinin altında kılıç. tanrılardan uzak. başka adla bir tıpkısı olma­ sın? Odysseus. serüvenleri sırasında iki kez • biri Kirke. Triopas öyle zalim bir zorbaymış ki. kopmuştu kumanyayı bir meşin torbaya. onlardan ayrı bir biçimde yaşayan. Kalypso'nun başkaca da adı geçmez des­ tanda. Bunun ilerde daha belirgin biçimde aydınla­ nacağına güvenilebilir (Kirke). Thebai'ye saldırıda. Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı (Tab. saklı koy adı­ nı verdikleri anlaşılmıştır. Odysseus da sevinç içinde açtı rüzgâra yelkeni. başka bir tanrı dü­ zenini simgeleyen kadının egemen olduğu anaerkil bir düzenin tanrıçası olan Kalypso. trajik bir kişiliği vardır. Kaphene'yle Nymphaios birer tanrı gibi saygı görür. Meloslular da kendi töre­ lerine göre karılarını da şölene getirmek için izin isterler.

Deniz tanrı bir ejder gön dermiş. Kassiepeia. bu adamın savaşta öl­ mesiyle Kassandra bekâr kalmıştı (Othryone­ us). Kastor. Byblis'in ikiz kardeşi. Troya yağma edilirken Kassand­ ra'nın Athena tapınağına sığındığını.a q ö t ü - rür. dö­ vünür. Kassand­ ra. Bkz. Andromeda'nın anası Kassiepeia güzelliğiyle fazla övünen bir kadınmış. kendini verirse ona bilicilik yetisini armağan edeceğini söyler. Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Atreus'un karısı. Apol­ lon tapmağının yanında tanrının saldırısına uğrayınca kendini orda fışkıran bir kaynağın sularına atar. Kassiepeia'nın yurdu üstünde mitograflar arasında ayrılık vardır. kimi Aithiopialı olduğunu yazar. tanrı Apollon'a adan­ mış ünlü Kastalia pınarı olur. Agamemnon Priamos'un kızına vurulur.ınıyın. böy­ lece verdiği armağanın etkisiz kalmasını sağ­ lar: Kassandra geleceği görebilecek. Babası onu Othryoneus adlı bir Anado­ lulu yiğide verecekken. Perseus). Kaynak. tam canavarın eline ge çecekken yiğit Perseus kızı kurtarmış (Andro meda. Helenos ise daha çok kuşların uçuşuna ve dış işmarlara bakarak ge­ leceği haber veren bir yorumcudur. bağırır. İkisi de kâhin olmuştu. Kastalia. kulaklarını yalıyor­ du. Bu eylemle çocukların duyuları arınmış. şehrin yıkımına yakın. . gördü­ ğünü de haykıracak.. Bunu anla­ yınca Apollon'un bağışladığı bilicilik hünerine lanet okur. Tanrı da öfkelenir. Kas­ sandra kabul eder. Kassiepeia kızını bu ejdere kurban el mek zorunda kalmış. Efsanesinin güney Akdeniz kıyılarıyla ilgili olduğu bellidir. BylılMdogadiy ilişkisi yüzünden Miletos'tan lürul unı-. ama günah işlediği için Akha'larca taşlan­ maktan zor kurtarır kendini fAias). Kassandra'nın Agamemnon'un tutsağı ola­ rak Yunanistan'a geliş efsanesi tragedyaya konu olmuş ve Aiskhylos'a en güçlü oyunla­ rından biri olan "Agamemnon"u esinlemiştir. ya da Hera'yla boy ölçüşecek olmuş. ama kimseyi söyledikle­ rinin doğruluğuna inandıramayacaktır. ama hiçbir şeyi önleyemediği gibi. ve gidip Karia'da Kaunos şehrini kut muş (Byblis). evlenme­ mişti.cuklannı tapınakta unutup gitmişler. bu yıkımı da. ölümü de önleyemez. Dioskurlar. kendinin de başına gelecekleri. Kassandra o zamana kadar kız oğlan kz kalmış. duyamadığı gerçekle­ rin algısına açılmış oluyordu. sonra Yunanistan yolculuğu dönüşünde Helena'yı getirdiği zaman. insanların göremediği. Katreus. gözlerini. kimi Suriyeli. geri gönderilmesi gerekti­ ğini bildirmiş. birçok talipleri çıktığı halde. ama bununla bilici kızın asıl çilesi başlar. Tanrıçalar da Poseidon'dan öçlerini almasını istemişler. Nereus kızları. tahta at surların önüne dikildiğinde. Miletos şehrinin kurucusu Mile tos'un oğlu. ama iki yılan çev­ relerini sarmış. Agamemnon'la Menelaos'un anası olan Aerope'nin babası (Tab. Kaunos. Kas­ sandra böylece Pythia ya da Sibylla gibi tanrı­ yı içine alan. ama tanrıdan yetiyi aldık­ tan sonra kendini vermeye yanaşmaz. çocuk­ ken bırakıldığı 1da dağından dönünce. orada küçük Aias'ın saldırısına uğradığını anlatan bir efsane de vardır. tanrı gücüyle dolarak kehanette bulunan bir sözcü olur. Laokoon'un da yardımıyla atın içeriye alınmasını önlemeye çalışmıştı. Klytaimestra'nın eliyle öldürüle­ ceklerini açık açık görür. Ertesi sabah almaya geldiklerinde korkunç bir man­ zarayla karşılaşmışlar: Kassandra'yla Helenos beşiklerinde uyuyorlar. 15). haykırır. bu kadının Troya'nın yıkımı­ na yol açacağını. Başka bir efsane Kassandra'nın biliciliğini şöyle açıklar: Tanrı Apollon Priamos'un gü­ zel kızına âşık olur. Kassandra Troya tarihinin bütün olaylarını önceden görmüş ve söylemiştir: Paris. Priamos Hektor'un ölüsüyle Akhilleus'un barakasından çıktığında. kızın ağzının içine tükürür. bu deli­ kanlının hemen öldürülmesini istemiş. Aias Kassandra'yı sarıl­ dığı tanrıça heykelinden çekip uzaklaştırır. Kassandra asıl bu dramla kendini büsbütün dile getirmek fırsatını bulur: Mykene sarayın­ da Agamemnon'un da. Her ikisi de talihsizdir. Agamemnon'a köle olarak verilir sonun­ da. onu kendine eş edip Mykene'dekl s. Delphoili bir genç kızın adı. daha Troya'da kimse farkına varmadan geldiğini o haber vermiş.

Bu ikisi öbürlerine benze­ mez. Deianeira'yı kaçırmak isteyen. başara­ mamış. Kephalos. Lapith'lerle Kentaur'lar arasın­ da korkunç bir boğuşma başlar. or­ manlarda yaşayan bu at adamlar çig et yer. göğüsle­ ri ve kollan. He rakles bu yarayı iyi etmeye çalışmış.Kaunos şehrinin yıkıntıları bugün Köyceğiz Dalyanının önünde göz alabildiğine bir sazlı­ ğın dibindedir. Pholos Dionysos'un Kentaur'lara armağan ettiğii bir testi şarabı bulunduğunu. Bun­ ların önderi Peirithoos Hippodameia ile evle­ necekken. Kekrops barışsever. La­ pith'ler Thessalia'da oturan bir boydur. Kekrops'un gövdesi onun topraktan doğ­ muş olduğunu şöyle belli edermiş: üstü insan. Kephalos'un kaynağı üstüne an­ latılan efsaneler birbirini pek tutmamaktadır: Kimine göre Deukalion'un soyundandır. Efsaneye göre. kuyrukları vardır. kimi zaman da ön bacakları in­ san gibidir. gi­ derek yazı yazmasını da o öğretmiş yurttaşla­ rına (Athena). Kekrops'un krallığı sırasında tanrılar yeryü­ zündeki şehirleri aralarında paylaşmaya kal­ kışmışlar.. at adam yigide pişmiş etler ikram etmiş. Nessos. Yalnız iki at adamın kaynağı başkadır: Kheiron. Eos onu Suriye'ye götü­ rür. Prometheus bu işe razı olunca. Atina'ya Poseidon ve Athena talip olmuşlar ve armağanlar yarışmasına girmiş­ ler. . ölümsüzlüğünü yüklenecek birini aramış. konuksever. Merkezi Atina olan Attika bölge­ sinin efsanelik kralı (Tab. Doğrudan doğ­ ruya topraktan fışkırmış olduğu söylenen Kekrops. Yeleleri. ölmek istemiş. sonra da ona Herakles'in ölümüne sebep olacak iksiri veren at adam Nessos için bkz. yiğidin ısrarı üzerine getir­ miş ve içmeye başlamışlar. Aglauros'la evlenmiş ve Erysikhton (Erysikhton) diye bir oğlu ve Erikhtonios efsanesinde rol oynayan üç kızı olmuş (Aglauros). bilgili ve yarar­ lıdırlar. Derken şarap kokuşuna gelen at adamlar kocaman taşlar ve çam ağaçlarıyla Herakles'e saldırmışlar. Erymanthos yaban domuzum! avlarken Pholos'a konuk olmuş. 24). Demeter efsanesinde rol oynayan efsanelik Eleusis kralı (Demeter). Pholos ise Silenos'la bir orman perisinin birleşmelerinden doğmuştur (Kheiron^ Pholos). Kentaur'lar Herakles efsanesinde rol oy­ 170 nar: Herakles. tanrı öfkesinden Afrika'yı sular altında bırakmış. ya­ ni at adamlar yarı insan. Kentauros (ya da Kentaur'ların hepsi) Hera'nm bir görüntüsünü aşan Iksion'dan dogmadır (İksion). Yiğit hepsinin hakkından gelmiş ve onları kovalar­ ken Kheiron'u da bir okuyla yaralamış. En ünlü efsanesi Şafak tanrıça Eos tarafın­ dan kaçırılmasıdır. yan hayvan bedenli yaratıklardır. kendisi de çiğ! et yiyecekken. Kentauroi (Kentaur'lar). altı yılan biçimindeymiş. Herakles. uygar bir kral olarak anılır. çokluk yabanıl ve azgındır. ondan ayrılıp At­ tika'ya gelir ve Prokris'le evlenir. Kekrops. Kentaur'lar. şarap içmeye alışık olmayan bu at adamlar düğün şöleninde sarhoş olup gelini kaçırma­ ya kalkışırlar. Parthenon tapınağının büyük hey­ keltıraş Phidias'ın elinden çıkma metop kabartmalan işte bu savaşı canlandırır. Attika'nın ilk kralı sayılır. Kekrops. Dağlarda. Kheiron ölümsüzlüğü ona vere­ rek ölmüş. karınlarından arkası at biçiminde­ dir. özel­ likle birçok ünlü kabartmalara konu olmuş bir efsane de Kentaur'Iarla Lapith'ler arasındaki savaştır. Kentaur'lar üstüne çok revaç bulmuş. insansever. Sonunda La­ pith'ler savaşı kazanır ve at adamları bölge­ den kovarlar. bir za­ manlar "Akte" (kıyı) diye anılan bölgeye onun adına Kekropeia denmiş.Şehir kurmasını. ölüleri gömmesini. Ama Kephalos tanrıçanın ya­ nında uzun zaman kalmaz. Keleos. yargıç olarak aldıkları Kekrops da Poseidon'un akropol'ün üstünde yarattığı tuz gölü­ nü begenmeyip zeytin ağacını diken Athena'ya ödül verince. Deianeira. Herakles şarap istemiş. ki­ mine göre Hermes'le Herse'nin yahut da Ati­ na kralı Pandion'un oğludur. Kronos'Ia Philyra'nın. ama hepsinin malı olduğu için bunu açmaya cesaret edemedigini söylemiş. Önden bakınca başları. düğününe Kentaur'ları da çağırır. orada sevişirler ve tanrıça Phaethon'u doğurur (Eos). ölümsüz olan Kheiron o kadar acı çe­ kiyormuş ki.

Prokris uzun zaman dayandıktan sonra. 211 vd. Boğuşma ve uğursuz Ölüm de vardı. 70 vd. ama gü­ nün birinde Kephalos karısını denemek heve­ sine kapılır. Ne var ki. özellikle İlyada'da Ker. Hesiodos'un Theogonia'sında Ker bir ölüm tanrıçasıdır.. diri.KfcK Prokris'le evliliği de hadiseli geçer. Kimi yerde has isim olup. kanacak gibi olur. sırtında bir elbise vardı. dramatik bir nitelik kazanır (fi.ya da tanrıçalar . Prok­ ris öfkesinden dağa kaçar. sonunda barışırlar. "kara ölümden tik­ sinir" gibi deyimlerde kullanılır. beresiz yakalıyordu. VIII.): Gece üç ölüm tanrısı yarattı: Korkunç Moros. Homeros destanlarında.. ölüm anlamına gelen bir cins ismidir. birinden biri­ ni seçmek zorundadır. Öldük­ ten sonra yıldızlar arasına katılır (Andromeda). XXII. birçoktur (İl. Ker. Ölüm kimini yakalıyordu yeni yaralanmış. ölmeden hatasını kabul eder. suçlu görülüp sürülür. XI. XVIII. Bir altın terazi kurdu baba tanrı acıklı ölümün iki tanrıçasını kodu kefelere. Ker-Keres. kara.. Ölüriı yazgısı. Kephalos arkadaşı Amphitryon'un yanına sığınır ve onun sefer­ lerine.): Gökyüzünün tam ortasına gelince gün bir altın terazi kurdu baba tanrı. yani ecelin tartılması olayı asıl Hektor'la Akhilleus söz konusu olunca. erlerin kanıyla kızıla boyalı. savaşlarına katılır (Amphtryon). bir kefeye Troya'lılarm kara ölümünü kodu. Parça) gibi görür ve Ker'i. evden gidiyormuş gibi yapıp baş­ ka kılıkta karısının yanına sokulur ve onu par­ lak armağanlarla elde etmeye çalışır. Ama iş bununla bitmez: Bir gün Prokris kocasından şüphe edecek olur: Avlanırken bir Nympha'yı çağır­ dığı haberini kocasının uşağından alınca. Keres kavramı sık sık karşımıza çıkmak­ ta. (1) Arkadya kralı. Ke­ phalos Areopagos mahkemesinde yargılanır. kaldırdı teraziyi. bu kavramın üç anlamda kullanıldığı göze çarpmaktadır. Başka yerde Ker bir değil. . Burada Ker. Ker. ister tekil. ecel anlamına gelen bu Ker iki düşmanı simgeleyen birer tanrıça gibi de çıkar karşımıza. şöyle tanımlanır (Theog. Kepheus yönetimi kızı Sterope'ye bı­ rakarak Herakles'le birlikte Lakedaimon'a karşı savaşa girişir. Kepheus. biri at sürücüsü Hektor'unki. giz­ lice onu izlemeye koyulur. o sırada Kephalos kendini tanıtır. Akhalarla Troyalılar arasın­ daki savaşın en kızgın bir anındayız (İl. hedefini şaşmaz bir okla Prokris'i vurur. ya da bütün bir ulusun alın yazısı diye canlandırır: Akhilleus iki ayrı kaderle karşı karşıyadır. bir kefeye Akha'larm kara ölümünü. birkaç dize ötede. uğursuz ve belalı gibi sıfatlarla nitelenir ve "getirdi aklına ölümü". 338): . is­ ter çoğul olarak bir insanın.. Thanatos tanrının dişisidir. Kimseyle yatmadan kendi başına yarattı onları karanlık Gece. Prokris can çekiş­ mektedir. O sırada Sterope Gorgo'nun kafasından kesilmiş bir kılla düşmanı püskürtmek gücünü elde eder. ortasından tuttu.): . Argonaut'lar seferine katılır ve Herakles efsanesinde rol oynar. Gittiler kara Ölüm tanrıçalarının peşi sıra. kimini yarasız. Kısa ömürlü olup bü­ yük bir ün kazanmayı seçer. Lat. Kephalos çalılıklar arasında çatırtılar duyunca.. Andromeda'nın babası. yani ölüm tanrıçalarından çoğul olarak dem vuru­ lur ve bunlar kader tanrıçaları Moira'larla bir tutulur. (2) Aithiopia kralı Belos'un oğlu. Keres.. Kephalos ardına düşer. biri Akhilleus'unkiydi.için kullanılır (İl. Tıpkı Hesiodos gibi Homeros da ölümü simgeleyen tanrıçaları insanın kader ipliğini büküp günün birinde kesen Moira'lar (Moira. kara Ker ve Thanatos'u Uyku'yu ve sürü sürü Düş'leri. ölümü simgeleyen tanrıça .): Aralarında Kavga. Ama Kepheus ve oğulları savaşta ölürler. Kassiepeia'nın kocası. bir sürü ölüyü de çekiyordu kargaşalıkta ayaklarından. 535 vd. 209 vd. Kephalos'la Prokrls çok sevişmektedirler.

116 vd.): Khaos'tu hepsinden önce var olan sonra geniş göğüslü Gaia. Homeros ve Hesiodos'tan sonraki klasik çağda Ker'ler kendilerine özgü kişiliği yitirip Moira'larla karışır. Burada Apollon tanrı Hektor'u korumaktan vazgeçmek zo­ runda kalır. VI. Gaia'nın. Halk geleneğinde Ker'lerin ölülerin ruhlarıyla bir tutulduğu. elli başlı. 6) der Hesiodos (Theog.. sonra. Khaos sözcüğü Yunanca açık. Kerberos çokluk üç başlı . He­ siodos Theogonia'nın başında şöyle anlatır Khaos'u (Theog. 623 vd. adından da anlaşıldığı gibi.).. yuvarlandı Hades'e dek. Kuyruğu kocaman bir yılandır.bugün Ören . Ecel gelip çatınca. bir de yılan meydana getirir. o aman vermez. ya da yüz kafalı . Ana Toprak. Yunan mitograflarının hepsine gö­ re. yani Toprağın Denizle birleş­ mesinden doğmuştur (Tab. 310 vd. Anadolu'da adını taşıyan bütün bölgeler (Kerme körfezinde Keramos . Adı. varlığa kavuşmamış öğelerin karışımı anlaşıldığı aşağıdaki tanımlardan bellidir. Hades'in o tunç sesli. Odysseus ölüler ülkesine gittiğinde onunla doğrudan doğruya karşılaşmaz. bunların kötülüğün­ den korunmak için onlara Anthesteria bay­ ramlarında kurbanlar kesildiği görülür. Atina'nın Kerameikos mahallesi­ ne adını veren efsanelik kişi. sürekli. Nitekim Kerameikos mahallesi gibi. İo. Kerberos köpeğini al getir. Herakles'in on ikinci işi sayılan bu başarısı efsanede eşsizdir (Herakles). Pontos. demişti. çömlekçilik sanatının kurucu­ sudur. Kerberos'u yalnız Orpheus büyüleyip yumuşatabilmiştir (Orpheus). Bu Nympha'nın yetiş­ tirdiği Keroessa tanrı Poseidon'la sevişerek Byzas'ı doğurmuş. Hektor her eylemiyle yavaş ya­ vaş Ker'ine. daha biçime girme­ miş. boş olmak an­ lamına gelen "khainein" fiilinden türeme olsa gerek. ve yo! yol toprağın dibindeki karanlık Tartaros'la. Kerberos ölüler ülkesinin bekçisidir. dünya var olmadan önce khaos vardı.): Ekhidna bir azgın canavar daha doğurmuş: Adı dile alınmaz Kerberos'u. ama Herakles'in ruhu ona şöyle anlatır (Od.kimi anlatımda elli. görevi dirilerin içeriye girmesini ve bir girenin bir daha dışarıya çık­ masını önlemektir. Byzas kral olduktan sonra Keroessa'nın başka bir oğlu kardeşine ve Bi­ zanslılara karşı savaş açmış (Byzas). Kerberos. Kcto. hiçbir tanrının Zeus'un bile elinden bir şey gelmez. baş­ ka birkaç canavarla birlikte Typhon'la Ekhidna'dan dogmadır (Tab. Aynı anadan ve babadan olan kardeşi Phorkys'le birleşe­ rek önce Graia'ları ve Gorgo'ları doğurur (Graia.): Bir ara buraya göndermişti beni o (yani Eurystheus). Bizans'ın kurucusu Byzas'ın ana­ sı olan Keroessa. onlar ki tepelerinde otururlar karlı Olympos'un. 417 vd. XI.şeh­ ri ve körfezin kendisi) seramik sanatının mer­ kezleridir. Keramos. yırtıcı köpeğini. onları böylece Harpya'lara benzetir. aklınca bu onun bana yüklediği en güç işti. sağlam tabanı bütün ölümsüzlerin. "altın boynuz" diye anılan Halic'i geçtik­ ten sonra. . 6). Hades'in köpeği Kerberos. sırtında kara yılanlar dikilir. Vergilius'un "Aeneis" destanında Aeneas'ı yeraltına götüren Sibylla Kerberos kö­ peğine uyuşturucu bir besi atar da öyle gire­ bilirler içeriye (Aen. Hesiodos'a göre. ama ben köpeği alıp çıkarıverdim Hades'ten dışarı. İo ile Zeus'un kızı sayılır. kimi zaman Erinys'lerden güzel şeyleri bozan. oracıkta bir kız çocuk doğurmuş ve çocuğa boynuzla ilgili (keras boynuz de­ mek) bir isim verilmiş. Yunanca büyük deniz yaratıkları için kullanılan (ketos balina demek) Keto. Bu korkunç hali ve Ha­ des'in giriş kapısında zincirlerle bağlı olduğu yerden havlamalarıyla ölü ruhları dehşete dü­ şürür. yani eceline kavuşacaktır. Dionysos'la Ariadne'nin oğlu sayılan Keramos. Keroessa. kefe düştü. Gorgo).İM K A M U S ağır bastı Hektor'un kara günü. kirleten bir çeşit kötü ka­ der diye söz eder. Khaos'tan boşluk.bir köpek olarak göste­ rilir. ' Khaos. fiermeias'la gök gözlü Atbene bana kılavuzluk etmişti.

XVIII. Kharit'ler göze hoş mazdı. taş çatlasa yumuşa Kharites (Kharit'lcr). Herakles onu küregiyle döver. güzelim rubalar giydirdiler. kımıldamaz. çev. 907 vd. Yeraltı ülkesinde ölülere Akheron yığın. nitekim adları Hades bataklığını geçmeleri olanaksızdı. Euphrosyne ve sevimli Thalia. oğlu Akhilleus'a yeni silah­ yardım edin bana başladığım işte ey lar yaptırmak için Hephaistos'un işliğine gitti­ tanrılar! ğinde. Kharit'ler. Yunan mythos'ukavuşmaktır.)ı . İ. Etrüsk da Dionysos'un alayına katılırlar. Bu görünümlüymüş Kharit'in adı Pasithea'dır. Gömülemeyen ruhların yüz yıl nun Üç Güzeli'ni şöyle tanımlar Hesiodos havalarda serseri dolaştıkları. 382). şilerin ele alınmasına yol açmıştır (Elpenor. insanların da yüre­ ğine neşe ve sevinç serpen tanrıçalardır. sert. onun içindir ki ölülerin ağzın. Hele toprağa gömülmeyen ruhların olanı simgeleyen tanrıçalardır. tek tanrıça vermeye ant içer (İl.. da parlaklık. gözlere şenlik. üç kızı oldu ondan. 267). Kharon ruhları kovar. yani Uy­ bunları ku tanrıya istediğini yapması için bir Kharit kuşatan gökyüzü var olmadan. karadan bütün uyutmayı aklına koyunca. düzensiz ağır bir Kharon. zorl. Himeros'la bir­ sinin ölmekte olan insanı yeraltı ülkesine .) bil sıyla bir kosmogonia taslağı yapar Ovidius. khaos deniyordu ona.ı geçirtir kendini. Aene lon'un alayına katılarak hora teperler.Khaos'tan Erebos ve kara gece doğdu. denizden. Bu inanç Okeanos kızı Eurynome'yle evlendi Zeus. güzellik anlamına gelen onun içindir ki. ezgi as Kharon'a Sibylla'nın kendisine verdiği ve söylerler. I. Aglaie. Ölü ruhlarına ırmağı geçirtmek İçin Bundan sonra da öğelerin bir bir ayrılma­ para alır.): leden sonra kaderlerinin ne olacağı konusun­ da bir karara varıldığı söylenirdi.il likte onun ardına koyuldukları gibi unu süsle makla tam anlamıyla öldüren bir cin olduğu mcde hep görev başında gösteriliri*] (Od görülür. Kharit'ler her çeşit sanat işini esin­ Proserpina'ya adanmış bir altın dalı sunmak­ leyen ve koruyan. ışıltı. tanrının Kharis diye karısıyla karşılaşır Ulaştırın bu türkümü doğanın başlangıcından (İl. Kharon bu işe razı olduğu sa'larla birlikte Olympos'ta otururlar. Kharon Herakles efsanesinde rol oynar: Sandalcı. "Değişimler" adlı eseri şöyle başlar. Athena'nm yanı başında görü­ mayan Kharon'un Roma'da Etrüsk etkisiyle nürler. Mu­ yince. Hera da İda dağında Zeus'u Günümüze değin. biçimsiz. Gece'dense Esir ve Günışığı doğdu. 1 vd. Tannça Thetis. Khaos'u ayrıntılarıyla anlatan bir başka şair de Ovidius'tur. tragedyada da dramatik bazı ki­ tanrıçayla. Üç Güzeller: Polyneikes). Hypnos.. Gülümser Aphrodite de Kıbrıs'a gitti. sesinin nakışlarını onlar yapmıştır (Kadmos. Sizin işiniz bun/ar. işte oraya. 362vd. kaba ve pinti bir ihtiyar olarak can türlü öğeleri. Apoliçin bir yıl boyunca Hades'ten sürülür. insanda ve tanrıda yaratıcı­ lık doğuran tanrıçalardır. obolos (metelik) konurdu. ırmağını geçiren sandalcı. Harmonia'nın elbi­ la katı yürekli sandalcıyı yumuşatmak yolunu bulur. bu ki Aphrodite doğar doğmaz. Erebos'la sevişip birleşmesinden. . bu korkunç çi­ (Theog. Vlll. güzelliği görenleri büyüleyen uyum destanda da. Z. XIV. Para almazsa. Yunan efsanesinde pek belirli bir rol oyna­ Harmoniaj. (Met. mezarlarında sık sık rastlanan simgesi. Paphos'a kutsal bir koru tüten sunaklar vardı ya. Kharon abus çeh karmakarışıkmış içinde nesnelerin türlü reli. yiğidi öte tarafa geçirmek isteme­ Kharit'ler tanrıların da. evren içinde doğa. Aphrodite'yle Eros'un ve kimi zaman önemli ve belirgin bir kişilik kazandığı. ölülerin tek amacı topra{Ja "kharis" sözcüğüyle ilgilidir.. Eyuboglu): Anlatmak istiyorum değişen nesnelerin yeni biçimler alışım. landırılır. Üç Güzeller yıkadılar orada onu ve ovdular ölümsüz tanrıların bedenini parlatan yağlarla.

Kharybdis bundan böyle bir deniz cana­ varı olmuş. anaforun salını yutup yeniden su yüzüne çıkmasını bek­ ler. Kharybdis'i şöyle tanımlar (Od. Kheiron'un. Sarsılır gümbürtüyle çevresinde kayalar. yani "el"den gelir. Samsatlı (Malatya bölgesinde) Lukianos'un "Öbür Dünyada Konuşmalar"dır.)-. bu kez sözü geçen incir ağacına tırmanır. ne yese doymazmış. 234 vd. yağmurdan ka­ çarken doluya tutulmak anlamına gelir. Skylla bir yanımızda. Büyücü Kirke Odysseus'la arkadaşlarını adasından yola çıkardığı zaman. Odysseia destanından önce Kharybdis'in adı Herakles efsanesiyle ilgili olarak geçer: Kharybdis. ölümden sonra her türlü varlığın boş olduğu sonucuna varırlar. Ne korkunçtur bu canavar yutarken denizin acı sularını. XI!. sini salık vermiş. Kronos'la Philyra'nın oğlu Kheîron at adamların en iyisi. Akhiltanrısal Kharybdis sömürür. Thetis kocasını bırakıp denize dö­ nünce. Herakles Geryoneus'tan çaldığı sürülerle önünden geçerken Kharybdis hayvanlara saldırmış ve hepsini yemiş. daha alçak öbür kapa (yani Kharybdis). Skylla'yi anlattıktan sonra (Skylla). vurursun birinden öbürüne bir okla. en ünlüsü. leus'un babası Peleus'la özel bir ilişkisi vardır. kustuğu zaman da kaynayıp gümbürder koca engin ateşin üstünde dopdolu bir kazan gibi köpükler yükselir iki kayanın doruklarına kadar. tanrısal Khraybdis bir yanımızda. Ama Kheiron'un en ünlü öğrencisi kocaman. yük yiğitleri yetiştirmiştir. XII. Thetis). Odysseus bütün arkadaşlarını yitirdikten sonra. (Akastos). düğünde Peleus'a hedefini yeri sarsan tanrı bile seni yıkımdan şaşmaz bir kargı armağan etmiştir (Peleus. Peleus oğlu Akhilleus'u Kheiron'a Odysseus Kharybdis'in önünden geçip büs­ emanet eder (Akhilleus). nite­ kim Batı dillerinde "Kharybdis'ten Skylla'ya düşmek" diye bir söz vardır. Kheiron. deniz tanrıçası Thetis'le evlenme­ suları yuttuğu stra varayım deme oraya sakın. Hermes'in kıla­ vuzluğunda yeraltına inen birçok ölüler . dibi görünür anaforların içinde. Sal birkaç saat sonra meydana çıkınca. Asklepios. Odysseus'un serüvenlerinde çok önemli bir rol oyna­ yan bu canavarların ünü atasözlerine ve de­ yimlere geçecek kadar yaygın olmuştur. Böylece girdik dar boğaza içimizi çeke çeke. Skylla'ya altı arkada- . kendini bırakıp tam üstüne düşer. 101 vd. Böylece korkunç tehlikeyi atlatır.ve aralarında filozoflar . Odysseus. üstüne oturur ve Kharybdis'in önünden bir daha geçer. batan gemisinin yelken direğini omur­ gaya bir kayışla bağlayarak. Atlatılması gereken en büyük bela Skylla ile Kharybdis kayalarının arasından geçmek­ tir. gerçek­ ten de eli her şeye yatkındır. Çok oburmuş. ellerini kürek gibi kullanarak oradan uzaklaşır. onu her fırsatta korur. sonra doruklardan aşağı yuvarlanır bu köpükler. Efsaneye göre. Kharybdis'in üs­ tüne yıldırımını salarak onu denizin dibine at­ mış. kurtaramaz. Buna öfkelenen Zeus. Gaia ile Poseidon'un birleşmesin­ den dogma ölümlü bir yaratıkmış. Bir daha yutunca acı sularını denizin.Kharon'un asıl rol oynadığı bir yapıt. dipteki masmavi kumlar fırlar dışarı. yolda karşı­ laşacağı bütün güçlükleri kendisine bir bir sa­ yar. en bilgi­ nidir. Adı "Kheir". Bir doğa adamı Göreceksin. Ve geçidi şöy­ le anlatır (Od. Akhilleus'tur (Akhilleus). Kheiron öjjrenı İ8İ bütün yok olmaktansa.): şını kurban vermeyi yeg görür. Homeros'un akıllara durgunluk verecek bir dakiklik ve canlılıkla anlattığı Kharybdis belki Messina boğazında bulunan zamanla efsane­ leşmiş bir akıntı ve anafordur. olan Kheiron doğadan aldığı derslerle en bü­ çok yakınlar birbirine bu kayalar.Kharon'la ve kendi ken­ dileriyle konuşurlar. Kharybdis. Sicilya'yı İtal­ ya'dan ayıran Messina Boğazında Kharybdis'le Skylla diye iki canavar vardır. giderek tanrı Apollon bile ondan ders almış­ bîr incir ağacı var üstünde. yutar kara sulan ağacın altından. destekler: Akastos'un Üç kez kusar günde ve çeker içine sömürür sarayında başına gelen serüvenden kurtarmış üç kez. lardır. yaprak dolu. İason.

Akhilleus'un üstün yeteneklerini. Biri deniz kıyısında doğduğu için. de­ mir. Her iki yazar da doğal ateşin fışkırdığı yerde Hephaistos'a bir tapınak bulunduğunu söylemektedirler. canavarın ağızlarından fışkıran ateşle eriyen kurşunlar etini dağlayıp yakmış. Yarasının iyileşme­ yeceğini anlayan Kheiron da ölümsüzlüğü Prometheus'la değişerek ölmeyi yeğ görmüş (Kentauroi). İlkçağ yazarları da Khimalra ateşini bilir. 6). bir yerine. kor­ kunç ejderha da böylece can vermiş. Altın. 318 vd. kadınlar da kaçırırlar. Khryscis. kargısının ucuna (ya da kullandığı oklara) kurşun koy­ muş. İkisi de yeraltı yaratıktan olan Typhon'la Ekhidna'nın birleşmesinden Khi­ maira diye bir canavar doğar. Kherion'un ölümü Herakles'in elinden olur. Troya savaşı bir kadın yüzünden çıkmıştır. söndürülmez ateşi üfleyen Khimaira'yi. deniz perisi Philyra'yla birleş­ mek için bir at biçimine girmiş derlerdi. giderek sever. yağ­ ma ettikleri şehirlerden seçkin kızlar. Troas bölgesine yaptığı bir çıkarmada Akhilleus Khryse kenti­ nin Apollon rahibi Kryses'in kızı Khryseisi tutsak olarak almış. Bu sırada. öteki yılan. 280 vd. Helene'nin kaçırılmasından çok sonraki olayları canlandıran İlyada'da Helene'den de daha büyük bir yer tutarlar: Bunlar Khryseis'le Briseis'tir.): Khimaira'yı da doğurdu Ekhidna. getirmiştir. Plinius'a göre. Bel­ lerophontes Khimaira'ya saldırmak için Pe­ gasos atma binmekle kalmamış. Siderus limanı ve burnu. saldırgan Akhalar çapulculuk seferlerine girişerek talan etmeye uğraşırlar zengin Anadolu şehirlerini. ahlak ve hekimlik dersleri de verir. Destan bir korku sahnesiyle açılır: Akha or­ dusu salgından kırılmaktadır. Doğumunu şöyle anlatır Hesiodos (Theog. Akhilleus başta olmak üzere. Khimaira. Hesiodos onu şöyle anlatır (Theog. öteki keçi. Khrysaor. sürü sürü'tut­ saklar ortaya konup Akha yiğitleri arasında bölüşülür. ejderha kafası Pegasos hakkından geldi bu Khimaira'mn koca yiğit Bellerophontes'le birlikte.ni dillere destan olacak biçimde yetiştirir: Ona avlanmayı ve savaşmayı öğrettiği gibi. Öyle ki dağda yer yer yanan ateş denizden bile gözüküp gemici lere kılavuz olurmuş. Bu savaşta kadınlar önemli bir rol oynar. Okeanos kızı Kallirhoe ile evlenir ve Geryoneus'u üretir. Kallirhoe'den Ekhkl na da doğar (Ekhidna). Yığın yığın mallar. Onu barakasında karisi gibi kullanır. müzik. Homeros aşağı yukarı Hesiodos gibi tanım­ ladığı Khimaira'yı Bellerophontes efsanesine bağlar (Bellerophontes). "mons Chimaera" Phaselis'e yakındır. En büyük pay her zaman krallar kralı Agamemnon'a gider. değerli silahlar almakla kalmazlar. Ne var ki tanrı oğlu olduğundan ölümsüzmüş. üç kafalı Khimaira'yi: Biri azgın bakışlı aslan kafası. hızlı ve güçlü. dağda Hephaistos mabedi ve topraktan kendiliğinden fışkıran büyük alev bulunmaktadır ki. bunun üstünde. Hele ikisi. Homeros'la Hesiodos'ta sözü geçmeyen bir anlatıma göre. Skylax'ın açıklaması gerçeğe daha uygundur: "Dionysias adası. Neden? Akhalar Troya'yı kuşattıktan sonra yıllarca bekler­ ler güçlü kentin surları önünde: Troya düş­ mez de düşmez. öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını Khrysaor.): Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. Gerçekten de bugün orada yapı kalıntıları ve Hıristiyanlık çağına kadar uzanan bir tapınak yeri olduğunu gösteren yazıtlar bulunmaktadır. Tesalya'nın Pelion dağı eteklerindeki mağarada hocası Kheiron'la geçirdiği eğitim yıllarına borçlu­ dur. Gorgo'lardan Medusa'nın oğlu sayılır (Tab. tunç. korkunç ve büyük. ni . Burada ilkçağda olduğu gibi bugün de dağdan doğal gazlar fışkırır ve bunlar kendiliğinden ya da bir kibritle tutuştu­ rulup hiç durmadan yanar. Herakles kendisine saldıran at adamları püskürtünce oklarından biri Kheiron'un etine saplanmış. Khrysaor. Kheiron'un da at adam olarak dogması ondanmış. hiçbir zaman sönmemekte­ dir". ne var ki yeri üstünde bir uygunluk yoktur anlattıklarında. Kronos. Khimaira'mn bulunduğu yer Lykia'da Olympos (bugün Çıralı) kentinin arkasındaki Yanartaş diye gösterilir.

burada belki batı Av­ rupa'da maden işleten ve Akdeniz'den gelme kervanlara bakırla tunç satan uluslar söz ko­ nusudur. Kimmer'lerin nerede oturduğu. Kiliks. Güneş bu ırmakta ba­ tar . yemek ye­ mekle oyalandıklarından dağlardan inen atlı Kikon'ların saldırısına uğrarlar. yoksa gi­ derayak bolca mal edinmek için mi? Bu serü­ venini anlatan Odysseus nedenini söylemez. Odysseus'un dönüş yolculuğun­ da. Neden? Kikon'lar Troyalıların savaş ortağı olduklarından mı.yuvar­ lak bir disk biçimindedir. yakarır. bir gümüş tas. dövüş. IX.): Güneş batarken ve kararırken tekmil yollar vardık sınırlarına deri nakışlı Okeanos'un. Kimmerioi (Kimmer'ler). VII. yalvarır. Odysseus ölüler ülkesine Kimmer'lerin ora­ dan iner ve burayı şöyle tanımlar (Od. Bir efsaneye göre Kiliks. Kendi ve . Kikon'lar. Kim­ mer'ler de Okeanos'un ötesinde kuzeybatıya rastlayan bir bölgede düşünülmelidir. Europe. Kinyras. Bu Trakya şehri bugün­ kü Dedeagaç olsa gerek. Ama böylece Kinyras sö­ zünü tuttu sayılmış. Kinyras Kıbrıs adasının yerlisi değildir: Suri­ ye'nin Byblos kentinden gelmedir. Akha önderleri kızı geri vermek ister­ ler. Kıbrıs kralı Kinyras'ın adı İlyada'da geçer: Troya savaşına katılması için Aga­ memnon ona Odysseus'la birlikte Talthybios'u göndermiş. Kimmer'ler diye bir ulusun varlığı ilkin Homeros'un Odysseia'sında geçtiğine göre. kuzeye mi yerleş­ tirmek gerektiği mythos yazarları arasında tartışma konusu olmuştur. Ö. yalnız bir gemi varabilmiş Aulis'e.oraya doğu denir -. 14 vd. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü. Agenor'un oğlu. güneş gör­ meyen bu ülkeyi batıya mı. Kadmos. kırk dokuzu batmış. hepsini denize in­ dirmiş. ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe. Güneş görmediği için karanlık sayılan bu ülkenin ka­ ranlığın ta kendisi olan ölüler ülkesiyle ilgili görülmesi doğaldır. bulamayınca Kilikya bölgesine yer­ leşir ve buraya adını verir. Kinyras da elli gemi yolla­ maya söz vermiş. bu diski Okeanos ır­ mağı çepeçevre sarar. Europe'nin Zeus'tan olan oğlu Sarpedon'la birlikte komşu Lykia'ya saldırır. Öylece seri/i durur bir uğursuz gece bu zavallı ölümlülerin üstünde. Ne var ki günün birinde Khryses zengin kur­ tulmalıklarla kızını geri almaya gelir. XI. zafer kazanır ve Sarpedon'a bu bölgenin krallığını verir (Sarpedon). Odysseia'nın önsözünde belirtildiği gibi (s. Kimmer'ler Odysseia'da adı geçen efsanelik bir ulustur. ama onlar şarap içip.buraya batı denir -. Kar­ deşleriyle birlikte kaçırılan Europe'yi arama­ ya gider. onları bizim dünya haritamıza yerleştirmek için Homeros'un dünya haritasını göz önüne getirmeli. yüzyıl) Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırıp Phrygia başkenti Gordion'ü yıktıkları bilinir. gene de ucuz kurtulurlar: Altı ölü verip kaçar­ lar (Od. Kelt ya da İskit boylarının ata­ ları oldukları ileri sürülür. gene ırmağın karşı tarafında doğar . on iki sağrak dolusu da ismaros şarabı alır. 10). ama Akhaları aldatmış: Bir gerçek gemi donatmış. Bu işleri yaptıktan sonra arkadaşlarının çabuk gemilere dönmelerini buyurur. Thasos ve Poiniks'in kardeşi (Tab.) (Apollon). Bu görüşü Vergilius'un "Aeneis" destanında buluruz. 22 vd. ama oradan yedi külçe altın.ki o zaman tanı­ nan dünya yalnız Akdeniz dünyasıydı .kâhlı karısı Klytaimestra'dan üstün tutar onu. I. 176 ne de gökten toprağa döndüğü vakit. Savaş. oradadır Kimmer'lerin ülkesi ve kenti. Tarihsel çağlarda (İ.) Odysseia'ya göre dünya .ilk uğrağı Kikon'lar adlı bir boyun oturdu­ ğu İsmaros kentidir. Orayı Akhalar bir iyice talan ederler. kırk dokuz tane de topraktan tekne yaptırıp. Bir tasına yirmi tas su katılıp içilen bu bal gibi şarapla ileride Kyklops Polyphemos'u sarhoş edecektir Odysseus. Homeros'tan sonraki efsane ve görüşlerde Kimmer'lerin. Başka efsanelerde Kimmer'lerin yeraltında galeriler­ de oturdukları anlatılır. Roma dünyasında ise ölüler ülkesine girişin güney İtalya şehri Cumae'den olduğu sanılırdı. parlak güneş onları ışınlarıyla göremez hiçbir vakit. 38-61). 43 vd. Bunun üzeri­ ne rahip Apollon tanrıya yakarır ve tanrı Khryses'in öcünü alır (İl. yalnız Agamemnon karşı koyar bu isteğe ve Khryses'i sert sözlerle kovar.

Odysseus arkadaşlanna besi sağlamak için ava gider.. Ağlar. iskemlelere oturttu. yalnız Eurylokhos kuşkulanıp dışarda kalır. peynir. 8). tunç işlemeciliğini kuran ve adaya ilkçağdaki zenginliğini kazandıran kral olarak geçinir. Odysseus böylece Kir ke'nin konağında bir yıl kalır. Bu aşktan Adonis doğar (Adonis). oysa tanrıça onları içeri alır. ama bu bir ada değil. Kinyras da 160 yaşma kadar yaşamış. Aphrodite onu sevdiği için uzun ömürlülük bağışlamış. Korka korka birkaç arkadaşını gönderir oraya. Kirke razı olur. onlarda hemen d ikiller. ormanın ötesinde. Kıb­ rıs kralı Pygmalion'un kızını almış ve Ado­ nis'ten başka bir oğluyla üç kızı olmuş. dumanı tütmektedir sık çalılı gın. Öyle olur.): » Tanrıça onları içeride tahtlara.. Aiolos'un adasından kovulduktan. maktadır. Bu adanın nerede olduğu az çok belli. Başlarında Eury­ lokhos vardır (Od.agını görür uzakta. içine tanrının onun için kopardığı "malü" di­ ye sihirli bir bitkiyi atacak ve kılıcıyla saldırıp tanrıçayı alt edecek. sarı bal ve arpa unu ezdi Pramno. kendisine ve arkadaşları na bir kötülük yapmayacağına ant içirecektir. onun kızı Myrrha'ya (ya da Smyrna) olan dogadışı aşkıdır. attı önlerine kayın kozalağı. Sonra da olan olur Odysseus'un arkadaşlarına: Kir­ ke'nin onları domuza dönüştürmesini şöyle anlatır Homeros (Od. Tanrı­ ça Aphrodite'nin öfkesini üzerlerine çeken bu kızlar birer yosma olmuşlar: Kıbrıs'a ge­ len. "Aia". Sonunda da Mısır'a göçmüşler. Efsaneler Kirke'nin Aiaie adasında oturduğunu belirtirler. Argonaut'lar desta­ nında da söz konusu olur. Kıbrıs'ta bu tanrıçanın kültünü kurmakla kalmamış. kılları vegövdeleriyle.oğlu Adonis'le ilgili efsanelerin Fenike kay­ naklı oluşundan da bu çıkmaktadır. çıktığı tepeden Kirke'nin kon. giden yabancılara verirlermiş kendilerini. ama akıl vardı gene içlerinde eskisi gibi. bir burundur. Odysseus'un arkadaşları dışanya çağırırlar Kirke'yi. orada Kirke otururdu. 232 vd. yurda dönmek gerektiğini hatırlatırlar ona. kimine göre de Hekate'nin kızıdır ve büyücülüğü ondan almıştır. büyücü Kirke'yi nasıl alt edeceğini söyler ona: Kirke ona zehirli şarabı içirecegi anda. kızılcık yemişi. Şimdi onlar tıpkı domuza benzemişlerdl başları ve sesleri. Büyücü tanrıça Kirke tıpkı Kalypso gibi Odysseus'un serüvenlerinde başlıca rol oynayan kişilerdendir. "gaia" yani toprak anlamına geldiğine göre. Ne var ki Odysseus'un arkadaşları onu uyarırlar. güzelliğine. Kirke Odysseus'un gücü karşısın de şaşakalır.). çünkü bu­ gün de italya'nın Sardunya karşısındaki Etruria kıyılarında Capo Circeo diye anılan bir yer var. insan sesli korkunç tanrıça. yiyip içip kayli sürmekte. efsanenin bu konuda bu kadarcık yanıl­ ması doğaldır. Kirke de tıpkı Kalypso gibi onu kendine koca etmek hevesiyle yanıp tulu. L35 vd.): Gide gide Akile adasına nardık sonunda. sızlar halde onları kapadı oraya. yoldaşlarım da insan kılığına sokar. Güneş tanrı Helios'la Okeanos kızı Perseis'ten dogmadır denir ki­ mi efsanelerde. onlar diker dikmez içkiyi. sağrağa korkunç ilaçlar karıştırdı büsbütün unutsunlar diye baba toprağını. erkekliğine vurulur ve onu yatağına aldıktan sonra. X. şarabimi ı. Kirke yalnız Odysseia'da değil. Kirke. Kinyras Kıbrıs adasında bakır madenlerini ortaya çıkaran. Kinyras Kıbrıs'a gelince Paphos kentini kurmuş. palamut. güzel belikli. Fenike'den gelme "kinnor" adlı bir sazla (Kinyras adı oradan türemeymiş) tanrı Apollon'la yarışmaya girmiş ve Marsyas gibi tanrı­ nın gazabına uğramış. ama önce ölü . Kinyras efsanesinin en ilginç yönü. Tanrı Hermes Odysseus'un yardımına ko­ şar. X. usta bir bilici ve müzikçi olarak adaya sanatları ve uygarlığı da getir­ miş. Verdi onlara bu içkiyi. 210 vd. Kirke hepsine değneğiyle vurdu ve kapattı yoldaşlarımı domuz ağılma. Ef­ sanenin başka bir dalında Kinyras tanrıça Aphrodite'nin saydığı ve sevdiği bir kral ola­ rak gösterilir. hep yediği şeylerdi bunlar yerde sürünen domuzların. yamyam Laistrygonlara epey kurban verdikten sonra Odysseus'aı arkadaşları Kirke'nin Aiaie ada­ sına varırlar( İd X. Kolkhis kralı Aietes'in ve Giritli Minos'un karısı Pasiphae'nin kız kardeşidir (Tab.

Benliğinde zıt duyguların çarpıştığı öbür trajik kişiler gibi Klytaimestra' nın da destanda pek adı geçmez. tarih alanı ona ayrılmış. Kirke-Feronia. 12). Atinalı Solon zenginler zengini kral Kroisos'a konuk gidince. Klytaimestra. şanlı eylemlerini dile ge­ 178 tirdiği için. Adı. Telegonos'un İtalya'da TuSculum şehrini kurdu­ ğu. 45 menzil uzaktaki tapınağa kadar. 31) an­ latılmıştır. Skylla ve Kharybdis'ten nasıl korunabileceğini bildirir. Argos'taki Hera tapınağı rahi­ besi olan anneleri Kydippe'nin arabasını. İnsanların unutulma­ ması gereken ünlü. Latinos'un da Latinlerin atası sayıldığı he­ saba katılırsa. Klytaimestra mythos'ta Helena kadar eşsiz bir rol oynar. X. kimi resimlerde elinde bir klepsydra. insanlar için en iyi şeyi bağışlamasını diledi. Kirke ona ilerdeki yolculuğun nasıl düzenlenmesi gerektiğini. büyülemek. oğul­ larına. Kirke-Odysseus macerasının İtalya efsanesince ne kadar benimsendiği gö­ rülür. öteki de Latinos'tur derler. daha sonra da Feronia'nın Anadolu'nun Ana Tanrıçası Kybele ile ilişkisi göze çarpar. Motifleri Ana Tanrıça kültünün özelliklerini andıran Kirke efsanesi Odysseia'da sözü geçen başka temalarda ol­ duğu gibi peri masalı. do­ kumak anlamına gelen Klotho hayat ipliğini büken tanrıça sayılırdı (Moira'lar). doğurganlık ve bereket kavramını erkeği boyunduruğa al­ mak. öbüründen Klytaimestra ile Kastor çık­ mış. Prometheus. bu kez. Sağ elinde boru. Leda kuğu kuşu haline girmiş tanrı Zeus'la birleştikten sonra. kutlamak. tarih ya­ zarlarını esinleyen peri sayılmıştır. Kirke'nin kimliği ve nitelikleri üstünde bil­ ginler çok durmuş. öylece öldüler. Odysseia'dan sonraki efsanelere göre Kir­ ke'nin Odysseus'tan birçok çocukları olur. Helena ile Polydeukes Zeus'un dölleri. Bölgenin Etruria yani Anadolu'dan gelme Etrüsklerin yerleştiği yer olduğu da ak­ la getirilirse. iki yumurta doğurmuş derler. Kleobis. Kydippe. Artemis-Kybele gibi doğaya hâkim. Solon ilk olarak yurdu için can veren Tellus'u saydıktan sonra ikinci örnek olarak da Kleobis'le Biton'u gösterir. Kleobis'le Biton götürdüler. sözü edilse de işlediği suçlann asıl etkeni olarak gösteril­ mez. çeşnisi de taşır. Bundan sonra Odysseus'un Hades yolculuğu anlatılır (Od. Kirke'nin yeri. Okeanos'la Tethys'in kızı. 3).ler ülkesine gidip Teiresias'ın ruhuna danış­ masının gerektiğini bildirir. Kleio. Adı Klytaimestra ya da Klytaimnestra olarak geçer. Adı bükmek. vahşi hayvanları dizgine alan tanrıça anlamını taşır. Klyaimestra ile Kastor ölümlü Tyndareos'un çocuklarıymış (Tab. Klymene. adam öldüren. Klytaimestra aşığı Aigisthos'un elinde . Kirke' nin sözleri tıpatıp doğru çıkar ve Odysseus sonunda selameti büyücü tanrıçanın öğütleri­ ne borçlu olur. yani su saati vardır. Hera da bu dileği yerine getirerek iki oğlanı uyuttu. Kroisos ona bu dünyada en mutlu insanın kim olduğunu so­ rar. hayvanları ev­ cilleştirip arabasına koşan tanrısal varlığı sim­ geler. Tyndareos'la Leda'nın kızıdır. Arabayı çekecek ineklerin olmadı­ ğı bir günde. kö­ tüye varan yolların hepsini deneyen kadın olarak yazarları sonsuzca esinleyen bir tip ni­ teliğini kazanmıştır. Argoslular iki kardeşin heykelini Delphoi'ye adadılar. Bir kaynağa göre İapetos'la evlenip Atlas. birinden Helena ile Polydeukes. Kirke'nin. Bu Fero­ nia ile Kirke arasında bağlantı kurmamak ola­ naksız. suç işleyen. Zeus'le Themis'in kızları olan kader tanrıçaları Moira'ların biri. olayların akışı­ nı ölçmeyi simgeler. övmek anlamına ge­ len "kleio" fiilinden türemiş olan Kleio (ya da Klio) Musalann biridir. tanrıçadan. Klotho. ya da gitar bulunur. dişilik. herhangi bir hayvan haline getirmekle açığa vurur. Bütün bu öğeler Ana Tannça'nın kişiliği ve yaygınlı­ ğı tam bir aydınlığa kavuşacağı zaman gere­ ğince değerlendirilebilecektir. Bu tanrıça dişidir. Seirenlerden. Bu öykü Herodotos'un Tarihinde (I. yurdu besbelli ki İtalya'dadır. 307'den XI sonuna dek). bi­ ri Telegonos. kahramanlıkları di­ le getirir bunlarla. Dönüşte Odysseus gene Aiaie adasına uğrar. Bu tanrıçanın "feri" yani vahşi hayvan sözcüğünden türeme adı. düşünmüştür. Epimetheus ve Menoithios'un ana­ sı olmuştur (Tab. bugün Capo Circeo'nun bulunduğu bölgede Roma çağlarında Feronia adlı tanrıçaya tapıldığı gö­ rülür.

Sophokles de. Delphoi kehaneti de Peloponezliler Atina kralını öldürürlerse zafer kazanacaklarını bildirmiş.): Doğrusunu isterseniz. Tragedyaların bazıları Agamemnon'un öl­ dürülmesinde Klytaimestra'yı asıl fail olarak gösterir. Tragedya ya­ zarlarından Aiskhylos da. Euripides'in "Elektra" ve "Orestes" tragedyala­ rını okumak gerekir. onu suça iten duygu da bu kıskançlık olmuştur. yani rol oynadığı tragedyalar hem çok. Klytaimestra özgür bir kişilik kazanır ve dramı daha derin. Orestes'ten nefret eder. Kadınlığı böylece hor görülen Klytaimestra ister istemez kendini kardeşi Helena ile kıyaslar. Agamemnon'la Klytaimestra mythos'ta geçinemeyen. Ancak tragedya İledir ki. Krallığı sırasında Atina Peloponez'lilerin saldırısına uğramış. Uranos'la Gaia'nın oğlu. fikri yerinde. Agamemnon bu Tantaloş'u da. 15). Klytaimestra'ya ona iyi davranma­ sını öğütler. Atinalılar işin farkına vararak ölüsünü Peloponezlilerden istemişler. İki düşmanla karşı­ laşmış ve onlarla kavgaya tutuşmuş. aklı. Kod­ ros öldükten sonra Atina tahtına oğlu Medon çıkmış. birini öl­ dürmüş. Bunu haber alınca Kodros hayatını yurduna feda etmeye karar vermiş ve dilenci kılığına gire­ rek şehirden dışarı çıkmış. Euripides de Klytaimestra tipini kendi görüşleri­ ne göre sonuna kadar işlemekten geri kalma­ mışlardır. İlyada'da bile krallar kralı tutsağı Khryseis'i meşru karısı Klytaimestra ile bir tutmak cüretini gösterir (İl. Koios. hepsinin birden esinlediği Klytai­ mestra tipini özetlemeye çalışalım. Titanlardan biri (Tab. Bu yüzden duyduğu kini öbür çocuklarına da bulaştırır: Elektra'dan. Bütün bu tragedyaları bir bir ele alamayacağı­ mıza göre. Uğursuzlukla başlayan bu evlenme son­ suz bir kin ve suç zincirinin birinci halkasıdır. Bunu Agamemnon'a bir türlü affedemez. kadın ve eş olarak bunca şımarıklığı olan Helena'nın hiç ceza görmedi­ ğini. Küçük oğlu Neleus da Miletos'a göç­ müş (Neleus 2). 4). boyu boşu. Öyle ki Klytaimestra nicelik ve nite­ lik bakımından da efsanenin en göze çarpan kişilerinden biri olarak karşımıza çıkar. gerçi Agamemnon'la ev­ lenmeden Klytaimestra'yı bazı efsaneler Tantalos'la evli gösterir. Orestes'e anana kıyma diye yalvarır. Kodros. ça§daş bir görüşle nitelenecek olursa. Poseidon'un soyundan olan efsanelik Atina kralı. asıl karım Klytaimestra'dan üstün o kız.bir araçtır. 1. Onlar da kralı öldür­ düklerini anlayarak saldırıdan vazgeçmişler. Ama Klytaimestra'nın kocasına olan asıl hıncı kadın yüzünden değildir. az daha evlat katili yapan kızı İphigeneia'nm kurban edilmesidir. ama onun öldüğü haberini alınca tanrılara şükran adak­ ları adayacak kadar sevinir. Klytaimestra'nın kardeşleri Dioskur'ların saldırısına uğ­ rayınca Klytaimestra ile evlenmek zorunda kalır. birbirini sevmeyen çiftin ta kendisi­ dir. Gerçekten de tragedyanın sahneye koyduğu Klytaimestra yüreğinde en ufak bir analık duygusu olmayan bir kadındır. Kodros'un mezarı tarihsel çağlarda Atina kapılarının birinin önünde gösterilirmiş. Helena'nın ikizi olmakla başlar bu kompleks. bu Tantalos Thyestes'in oğludur (Tab. çocuklarını da öldürür. kıskançlık diye adlandırılmalıdır. kiminde de Mykene'de yalnız kaldığı için Aigisthos'un zorlamasına dayanamayıp kendini veren ve âşığının elinde bir araç gibi kullanılan bir zavallı kadın pozundadır. Elektra anasıyla sert tartışmalarından Klytaimestra'nın ileri sürdü­ ğü bu İphigeneia olayının. kız kardeş . Klytai­ mestra'nın ilginç ve karmaşık tipinin tamam bir portresini okumak için Aiskhylos'un "Agamemnon". Hyperion. Sophokles'in "Elektra".112 vd. ondan aşağı değil yapısı. Khryseis'ten daha güçlü bir kuma da çıkarır karşısına: Troya'dan Kassandra'yı sarayına getirince. hem de bu tragedyalarda oynadığı rol biricik ve eşsizdir. üstelik ev kadını. onun yüzünden kendi başına bunca be­ lalar geldiğini yana yakıla dile getirir. içindeki karşıt duyguların çarpışması daha karmaşık olduğundan Aigisthos-Klytaimestra ikiliğinde baş rolü alır. Onu koca. öbürünün eliyle de vurulup ölmüş. Klytaimestra'nın içinde başlıca yeri tutan duygu. Erkek kardeşleri Okeanos. aslında suçluluğu­ nu örtmek için bir bahane olduğunu yüzüne vurur. İapetos ve Kronos'tur. Klytaimestra ömrünün başından sonuna kadar kıskançlıkla kıvranmış durmuş.

Kokalos'u konuğunu teslim etmeye zorlamış. Korybant'Iar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'larm çığlıkları arasında gümbürdesin diye. Korybantes ve Kuretai diye yazın kaynaklarında geçen Ana Tanrıça'nın rahiplerini Euripides Bakkha'lar "tragedyasında şöyle tanımlar: Ey karanlık diyarı Kureta'larm. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar! Orada icat ettiler. böylece çocuğun bağrışmalarını tunç sesleriyle boguyorlarmış. Hades bataklarına doğru. Korinnos. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'Iar çembere gerilen deriyi. Odysseus yeraltı ülkesi­ ne inecekken. Rhea çocuğun çevresinde Kureta'larm coşkun rakslarla tunç kalkanlarına vura vura gürültü yapmalarını emretmiş. ne var ki Kokalos ko­ nukluk kurallarını çiğnememek için kızlarına Minos'u öldürmelerini buyurmuş. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. Kokytos'un suları buz gibi diye tanımlanır. Kybele ve Dionysos tanrılannın kültleri birbirine karışmış ve Daktyl'ler. Kokalos bu çözümü Minos'a bildirince. Efsaneye göre Kureta'lar iki ya da dokuzmuş. Korinnos Troya'nm yerlisi bir ozanmış. Daidalos hava­ ya uçarak Girit'ten kaçtığı zaman Kokalos'un yanına sığınmış ve saklanmış. Amaltheia da onu keçi sütüyle besleyip büyü­ tür (Amaltheia). hekim tanrı Askleplos'un anası (Asklepios). Kokalos. Tethys. X. Mnemosyne ve Phoibe'dir. 508 vd. Orada karıştı coşkun davul sesleri Pbrygia kavallarının tatlı nefeslerine. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. Korybant'Iar ve Kureta'lar. Koios'la Phoibe evlenirler. kısır söğütler. Sicilya'da Kamikos (sonradan Agrigentum olur) şehrinin kralı. benim için. büyücü tanrıça Kirke ona Hades haritasını şöyle çizer (Od. Lapith'ler kralı Phlegyas'ın kızı. uzun uzun kavaklar göreceksin. Komaitho. Yazı yazmasını da Palamedes'ten ögrenmişmiş (Palamedes). Burada iki ana tanrıçanın ve onun hizmetinde bulunan efsanelik rahiplerin de birbirine karıştığı görülür.): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Kore. Pyriphlegeton ve Kokytos akar. ipli­ ği bir ucundan öbür ucuna geçirmesini başa­ rana ödül vereceğini bildirmiş. İniltiler ırmağı anlamına gelen Kokytos ölüler ülkesinde akan ve Akheron'a dökülen bir ırmaktır. Kureta'lar Giritli ana tanrıça Rhea'nın. Korybant'Iar. Homeros'tan önce ve Troya savaşı­ nın olduğu sıralarda llyada destanını yazmış. Demeter'in kızı Persephone'ye verilen ikinci bir isimdir (Demeter). orada Akheron. iki kızları olur: Leto ve Asterie. hepsi birden Ana Tanrıça 180 . Korybas Lydia ya da Phrygia dilinde ilkin Attis'e verilen bir addır. Sonradan Ze­ us.leri Theia. Odysseus yeraltı dünyasına inmek için çu­ kuru orada kazacaktır. Themis. orada Alçakkıyı var ve Persephone'nin koruluğu. Kokytos. Korybant'Iar da Phrygialı ana tanrıça Kybele'nin rahipleridir. ama tanrı bebeğin seslerini Kronos duyup da öbür çocukları gibi Zeus'u da bulup yutmasın diye. Toprağın oğulları oldukları söylenir: Rhea Girit'in Lyktos magarasında Zeus'u doğurduğu zaman onu Amaltheia adlı nympha'ya teslim eder. Kokalos daya­ namayıp bunun çözümünü Daidalos'a sor­ muş. Işığı simgele­ yen göksel varlıklan meydana getiren Koios' la Phoibe Apollon ve Artemis'in atalarıdır. Kore ya da Kora. Pyriphlegeton adın­ dan da belli olduğu gibi (pyr ateş demek) kay­ nar sulu bir ırmak olduğu halde. sonra çık yola. Koronîs. Girit kralı Daidalos'un bura­ da saklandığını anlamış. Bkz. o da ipliği bir karıncaya bağlayıp karın­ cayı şeytanminaresinin içinden geçirtmek ge­ rektiğini söylemiş. onlar da kralın üstüne kaynar su dökerek ölümüne se­ bep olmuşlar (Daidalos). genç kız anlamına gelir. Rheia. Kureta'lar ise Zeus efsanesin­ de rol oynayan cinlerdir. Homeros destanlarını yazmak için onun eserlerinden esinlenmiş. Minos da Dai­ dalos'u aramaya çıkıp Sicilya'ya vardığında usta yapıcıyı bulmak için bir düzene başvur­ muş: Bir iplikle bir şeytanminaresi almış. Amphitryon.

Ilyada'da Agamemnon'un tutsak tuttuğu kızı Khryseis'i almaya gelen Khryses bu tapına­ ğın rahibidir. Sıçandan geçilmiyor. Kottos. Kreusa. (1) Korinthos kralı. tarlası. (îyes'le Briareus'un kardeşi (Yüzkollular). Minos'tan çok önce Girit'e yasalar vermiş ve uygarlık getir­ miştir. Dionysos). Aineias'ın karısı (Tab. lason Medeia'yı boşayıp Kreusa'yı almaya razı olur. Bu rahipler Kybele ayinlerini baş döndürücü rakslarla. 22). Antigone dramında büyük bir rol oynar ve doğanın kanunlarını hesaba kat­ madan devlet kanunlarını yürürlüğe koymaya çalışan yöneticinin iflasını simgeler (Antine. gümbürtülü bir vecit içinde kendilerin­ den geçerek "enthousiasmos" denilen duru­ ma girerek tanrıya karışmayı sağlarlardı (l)aktyller. Kre­ on Eteokles'in tarafını tutar. Krinis'ln sürülerine bakan çobana konuk ol­ muş ve ondan çok memnun kaldığı için böl geyl sıçanlardan temizlemeye karar verini'. flüt. lason ve Pelias'ın şehri olan lolkos'un kurucusudur (Tyro. Efsanenin biri Kres'i. Oidipus. Kreusa gelinliği alır. Kranaos da Kekrops gibi topraktan doğma İmiş (Kekrops). İon'un anası (lort). Zeus bebekken babası Kronos'un elinden kurtarılmak için Girit'e bı­ rakılınca Kreş adada hüküm sürmekteydi ve Zeus'u koruyan o olmuştur. Krinis. Mysia şehri Khryse'de bulunan Apollon Smintheus tapınağının kurucusu. Pelias). Pallas'la Styks'in oğlu (Tab. Ama tanrı bir gün yeryüzüne inecek olmuş. Giritlilere adını veren kurucu kahra­ man. nesi varsa sıçanla­ rın saldırısına uğramış. Ama günün birinde Kreon kızı Kreusa (ya da Glauke)'yi İason'a vermeye kalkışır. bu yüzden de evi barkı. Aiolos'la Enarete'nin oğlu. Kreon. 19). En es­ ki destanlarda Aineias'ın karısının adı Kreusa değil. (2) Menoikeus'un oğlu Kreon. Attika bölgesi bu kıza göre adlandırılmış. Eurydike'dir. bağrışmalarla. Polyneikes'i şe­ hirden sürer. Kreş.Kybele'nln kültüne bağlanmıştır. başka birine göre de Girit toprağından doğmuş ve Girit'in ilk konuklan Eteokretes. Halmon). oklarıyla hepsini öldürmüş. Alina'ya da Kranae denmiş. güç ve kuvvet simgesi (Bia). Kreusa'nın görüntüsü karşısına çıkıp yeni bir yurt kurmaya gitmesi gerektiği­ ni bildirir (Aineias). Kretheus. Vergilius Aeneis desta­ nında Kreusa'nın Troya'nın yıkıldığı ve Ainei­ as'ın babası Ankhises'le oğlu Askanios'u ala­ rak şehirden kaçtığı gece bir tanrıça (Aphrodite ya da Kybele) tarafından kaçırıldığını an­ latır. Medeia'nın korkunç dramı bu olayla başlar: Büyücü kadın bu evlenmeye ses çıkar­ mayacak gibi olur. kumasına armağan olarak bir gelinlik gönderir. Adı Oidipus efsanesinde geçer: Oidipus Thebai'den sürülünce şehre kral olur. Attika'nın ilk krallarından biri. İokaste'nin kardeşi ve Thebai kralı Laios'un kaynatasıdır (Tab. Bir efsaneye göre tanrı Zeus'la Ida da ğının bir nympha'sından doğmuştur. Kreon'un yanı­ na sığınırlar ve birkaç yıl barış içinde yaşar­ lar. sıçanlar her şeyi kemirip yok ediyormuş. Tapınağın kurulması efsaneye göre şöyle olmuş: Krinis günün birinde Apol­ lon tanrının öfkesine uğramış. Kekrops'tan sonra tahta çı­ kan o olmuş ve Attikalılara "Kranaos'lular". Kıanaos. toprağı. sırtına geçirir geçirmez de cayır cayır yanmaya başlar. Oidipus'un ölümünden sonra oğullan Eteokles'le Polyneikes savaşa tutuşunca. Kretheus. yani gerçek Giritlilerin atasıdır. Tyro'nun tanrı Poseidon'dan olan Neleus ve Pelias adlı oğullarını evlatlığa alır. bir yatıdan da . Kratos. Kranaos'un Atllıis adlı bir kızı olmuş. İason'la Medeia efsanesinde rol oynar: İolkhos'tan kovulunca İason'la Medeia Korinthos'a. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından birinin adı. gi­ yer. Yanına varıp onu kurtarmak İsteyen Kreon da aynı ateşle tutuşup yanar (Medeia). Tyro ile evlenir ve Aison'u doğurur (Tab. (1) Atina kralı Erekhteus'un kızı. Kretheus. Girit'i her türlü çıkarmaya karşı koruyan Talos adlı robotun babası sayar (Talos). (2) Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı. 6). 17). Aineias karısını aramak için şehre geri döndüğünde. davul ve tef sesleriyle kut­ larlar.

ama sonraki efsane ve açıklamalara göre bu iki kelime bir tutulmuş ve Kronos tanrının zamanı. Aphrodite). Başka bir efsaneye göre. Onun egemen olduğu çag Altın Çağına rast­ . ikinci kuşağı başa getirmiştir (Tab. (2) DOĞUŞU. en belalısı Toprakoğullarının. ama efsane ola­ rak anlatılmaz. 154-210). Pallas ve Perses'i meydana getirir (Tab. Titanlardan biri. Kronos adının zaman anla­ mına gelen "khronos" sözcüğüyle aslında hiçbir ilişiği yoktur. Gaia. Her iki efsanede de Maion adlı birinin söz konusu edilmesi özel­ likle Latin şairlerince Homeros'a verilen Maionides. Uranos. Kronos'un Philyra ile birleşmesinden at adam Kheiron doğmuş (Kheiron). o art düşünceli tanrı. Uranos'un er­ keklik aygıtından akan kanlardan Erinys'ler (Erinys) ve spermasından da Aphrodite (Ahrodite) do^ar. Uranos'la Gaia'nın oğlu. Kronos'tan sonra Toprak Ana Kyklopları ve Hekatonkheir'leri doğurduğu halde. bu adam ölürken kızını kardeşi Maion'a bırakmış. Zeus efsane­ sinde iki kez görülen babanın oğla baskı ya­ pıp oğlun ayaklanması ve babasını alt ederek egemenliğini elinden alması teması. Bu efsane koca ozana verilen Melesigenes (Meles'ten dogma) adının nereden geldiğini anlatmaya yarar. Eurybie ile birleşir ve Astraios. Bu kaynaklara göre Kronos yeryü­ zünde iyiliği ve bereketi kuran ilk tanrıdır. 137 vd. Oysa efsa­ nesinden görüleceği gibi Kronos'un bu yoru­ mu bir zorlama ürünüdür. Kritheis amcasını bırakıp Phemios adında bir İzmirliye kaçmış. EFSANELERİ. Hesiodos'un Theog. Kritheis de Me­ les ırmağının kıyısında Homeros'u doğurup hemen sonra ölmüştür. zamanın akışını. (1) ADI. ya da Aphrodite'nin babası olarak geçer. Ozan Homeros'un anası sayılan efsanelik kişi. yani Maion oğlu. hele do­ ğan varlıkları yutmak gibi ilkel motiflerle Yu­ nan mythos'una dışardan katılmış öğelerdir. Musalarla ilişiği olan bir cinle sevişmiş. Lydia kralı Maion onunla evlenmiş. Efsanenin başka bir anlatımında Kritheis adalı bir genç kızdır. 453506'da anlattığı Kronos-Zeus çekişmesi Zeus maddesinde ele alınacaktır. Başka ef­ sanelerde de Hephaistos. anası Gaia'nın eline verdiği çe­ lik tırpanla babası Uranos'un hayalarını kes­ mesi tanrı kuşakları arasındaki çekişmenin ilk aşamasıdır (Theog. Kronos. Beş erkek titan ve al­ tı kız titan'ın doğuşundan sonra Kronos'un dünyaya gelişini Hesiodos şöyle anlatır (Theog. Orfik tarikat geleneğinde Kronos Zeus'la barışmış ve Mutlular Adalarında yaşar gibi gösterilir. Homeros destanlarında adı geçer. Kaynağı güneydoğu Akdeniz çevresinde bu­ lunan bu efsanelerin Yunanlılara Fenikeliler yoluyla geçtiği sanılır. Kritheis Ege bölgesinin bir nympha'sıymış. Kronos'un Zeus eliyle yeraltı­ na kapatıldığına da değinilir. ama sonra da korsanlar tara­ fından kaçırılıp İzmir'e götürülmüştür. 4). Ve Kronos diş biledi yıldızlı babasına. Uranos'la Gaia'nın son oğul­ ları Kronos Titanlar soyundandır ve babası Uranos'u erkeklikten yoksun etmekle birinci kuşak tanrılarının egemenliğine son verip. (Uranos. geçişini simgelediği ileri sürülüp. Zeus'la Hera'ya soyadı olarak Kronides (Kro­ nos oğlu) denir. Homeros'un tonya'sında bunlar bilindiği halde pek tutunmadıgı da destanlardan belli olmaktadır. böylece onu inim inim inletmektedir.Krinis'e Apollon Smintheus'a bir tapınak dik­ mesini buyurmuş (Apollon Smintheus). Hesio­ dos'un etki altında kalarak uzun uzadıya an­ lattığı bu masallar Yunan mythos'unda tek örnek olmak bakımından daha da ilgi çekici­ dir (Theogonia). ya da Maionialı (Lydialı) ek adının açıklanması yapılıyor. 4). Krios. 3. Kronos. Uranos hepsini gün ışığına çıkar çıkmaz Gaia'nın karnına gerisin geri tıkamakta. Kronos'la ilgili iki efsane de Hesiodos'un Theogonia'sında anlatılmak­ tadır. Kritheis. Kronos'un. İzmir'de akan Meles ırmağıy­ la sevişmiş ve birleşmelerinden Homeros meydana gelmiş. bir gün de Meles ırmağının kıyısında çamaşır yıkamaya gitmişmiş ki Homeros'u doğurmuş. imgelerinde elinde bir tırpanla gösterilmiştir.): Bunlardan sonra Kronos geldi dünyaya. Kritheis Kyme'li (İzmir'in güneyinde Namurt) bir adamın kızıymış. Gaia bir düzen kurar ve o düzeni oğlu Kronos eliyle gerçekleştirir.

bütün doğayaı yayıldığını gösterir Bu cephe tapı . karın altının bir üçgen biçiminde be­ lirtilmesi gibi motifler analığı ve dişiliği simge lemek bakımından Kybele'den Artemis'e k<ı dar büyük ana tanrıça imgelerinde bulunmak tadır. tarih. Irmak tanrı Maiandros'un kızı. mitoloji ve sanatla yazın tarihinin katışık görevi olmalıdır. figürln ve idol biçiminde olanlarına gelince. Kula at anlamına gelen Ksanthos Akhilleus'un ölümsüz atlarından biridir. araştırmaları bir tek ilgi merkezinde toplamak. Kybele. Ksanthos. Yontuların heykel. bunlar ya­ zın kaynaklarındaki Ana Tanrıça tanımlarına tıpatıp uymakta. Eskişehir'le Af­ yon arasında ulaşımı zor bir yöredeki bu anıt­ lardan en çok tanınanı Yazılıkaya diye anılan Midas anıtıdır. 6500-700 yıllarına kadar uzandı­ ğını ortaya koymuştur. Akhilleus'a Hektor'la sa­ vaşında da yardım eden bu ölümsüz at dile gelerek efendisine yakında öleceğini bildirir (Akhilleus). din tarihi. top­ rak üstünde oldukları için belki hiç değinme­ yeceği Kybele anıtları vardır ki. Sümer'den de önceki bir kültür çağını yansıtan bu tarihler Ana Tanrıça'nın Anadolu'nun yerlisi olduğunu açığa vurmaktadır. öte yandan Asya'nın içlerine dek yayılan. Üçgen bi­ çiminde bir çatı. Tapınakların bazılarında tanrıça heykelinin iki yanında ön bacaklarını tanrıça­ ya dayamış iki aslan vardır. ya da düz­ lükte birkaç basamak üstüne kurulmuş olan bu anıtlar birer cepheden ibarettir. "potnia theron" yani hayvanların kraliçesi. kültü dal budak salmış bu tanrıça figürünün değindiği bilim dalları o kadar çoktur ki. Oturmuş durumda. hem sevgilisidir. Hesiodos'un da anlattığı Çağlar Efsanesi Kronos'la ilişkili olarak özellikle Roma'da tu­ tunmuş ve Saturnus çağı üstüne efsaneler bir­ çok şairleri esinlemiştir (Soylar Efsanesi. Kyane. Küreta'lar. İşin en tuhaf ve düşündü­ rücü yönü de Ana Tanrıça yontularıyla bir sırada Çalalhöyük'te bulunan çizgi motifleri nin Anadolu'nun geleneksel halk sanatlarını. meme.lar. Patroklos'la Hektor arasındaki savaşa Balios'la birlikte katılır (Balios) ve Patroklos öl­ dükten sonra ağlar. Sa­ turnus). Tanrıçanın hem çocuğu. Kalın kalça. doğa üstüne sonsuz egemenliğinin bir simgesi olarak asla­ nı yanından ayırmamaktadır. Tarih öncesinin en gerilerinden tek tanrılı dinlerin yerleştiği dönemlere kadar uzanan ve Akdeniz yöresini kapladıktan son­ ra. Ana Tanrıça dinini aydınlatmak bugün arkeo­ loji. Çatalhöyük ve Hacılar'da yapılan kazılar Ana Tanrıça figü­ rünün !. Bir de arkeolojinin daha değinmediği. ya da doğur­ mak pozunda olan tanrıça ise iki yanındaki iki aslana dayanmaktadır. üstüne tırmanmış gi­ bidir. çok sonraları tarihsel çağlar­ da anlatılan efsanelerini bile dile getirmekte­ dir. aslanlann da seks yerleri zamanla aşınmıştır. Tıpkı çok sonraki heykellerinde görüleceği gibi. Çoğu ormanlarda. göbekli. Bu su götürmez gerçek gün geçtikçe daha belirgin biçimde gözümüzün önüne serildiği halde. Son yıllarda konuyu en çok aydınlatan bi­ lim dalı arkeoloji olmuştur. gerçeklere uy­ gun olarak tanıyabileceğiz ve anlayabileceğiz. Ö. Kaunos'la Byblis'in anası (Byblis). Oturmuş. duvarın içinde de çokluk bir niş oyulmuştur ve nişle­ rin kimisinde ayakta bir tanrıça heykeli görül­ mektedir. kaim kalçalı. bir yandan kuzey ülkelerine. Ev biçi­ mindeki bu basit tapınaklar Phrygia'da Kybele dininin kentler dışına da taştığını. yeşillik ara­ sında bir kayaya yaslanmış olarak. tanrıçanın da. kollarında çok da­ ha ufak boyda bir erkek figürü taşımakta. Bu erkek. Ana Tanrıça'yı gereğince. ilkçağda Phrygia diye tanınan bölgede yaygın bir ala­ na dağılmış kır tapınaklarıdır. bu figür göğsüne yapışmış. ilerde efsanesi anlatılacak Attis'in ta kendisidir. elde edilen verilerle bulguları bir açıdan inceleyip değer­ lendirmek yepyeni denebilecek bir uğraştır. birçok ulus. Bütün bu kolların çabası bir araya geldikten sonradır ki. Korybant'lar. örneğin bugün bile yaşayan kilim motiflerini yansıtmasıdır. altında bir taş duvar. Buraya Ana Tanrıçaya tapınmaya gelen dua­ cıların Kybele'nin simgelediği bereket ve do­ ğurganlıktan pay almak için seks yerlerine dokunup onları aşındırdıkları bellidir. uy­ garlık ve kültürlerde değişik adlarla anılıp hep aynı prototipe indirgenebilen Ana Tanrıça di­ ninin kaynağı Anadolu'dur. Bkz. dolgun memeli bir tanrıça.

Sümer'de Marienna. su­ ya çiçek ve özellikle menekşe atmakla kutla­ nan Attis. Efes'te Artemis. Sözü geçen filmin asıl değeri de Ana Tanrıçayı Çatalhöyük'ten Roma çağına kadar her çeşit anıt ve imgeleriyle ortaya sermekle kalmayıp. Yukarda sözünü ettiğimiz bilim kollarında işbirliği ve daha de­ rine giden kıyaslamak araştırmalar bu alanda çok yararlı olabilir. tanrıça doğayı bütün canlılığı. Ana­ dolu halk törelerinde bu inançtan kalma iz ve etkileri de ortaya koymaya çalışmasıdır: Phrygia ırmağı Sangarios'un kaynağında. Artemis). Phrygia'da Kybele olarak geçer. Ana Tanrıçanın aldırı değişik adlardır. Bütün bu isim ve sıfatlardan anlaşıldığı gibi. biri Phrygia' daki Murat dağı. doğal ve evrensel bir ilke olarak canlandırır. Efes Artemis'inde görülen kuleli taçları başında taşımakla bir de meter turrita ya da turrigera (Lat. Romalıların Magna Ma­ ter (Büyük Ana) diye andıkları tanrıça analık vasfını da yalnız insan alanında değil. Aslında bir tek efsanesi vardır. Toprak ve be­ reketin kaynağında olmaktan başka. her türlü uygarlığın da etkeni olarak daha sonraki dö­ nemlerde. Hiçbir mitoloji­ de hiçbir tanrı Ana Tanrıça kadar çeşitli ad­ larda adlandırılmamıştır. Girit'te Rhea.naklarında dikkati çeken bir nokta bunların Lykia'daki kaya mezarlarına çok benzemele­ ridir. Pessinus da eski adı Justinianopolis olan Sivrihisar'ın biraz güneyinde. Ko­ mana Pontika (Tokat bölgesinde Gümenek) ve Kayseri yöresindeki Komana Kappadokika (Kemer) kentlerinde adı çok eski bir Ana­ dolu adı olan Mâ'dır. ya da onunla ilişkili olarak gösterir (Amazonlar.. hem de tapanının biçimi saptanmaktadır: Tanrıça Attis (ya da Attes) 184 . Latince mater sözcüğü eklenerek tanrıçanın bölgesel niteliği de dile gelmektedir: Sipylene Sipylos (Manisa) dağının. anaerkil bir toplu­ mun ürünü olan savaşçı Amazonları efsanele­ rin hepsi ister Artemis. Romalıiarsa Bellona ile bir tutmuşlardır. Bu alanda bilgilerimiz Yu­ nan yazarlarından çok. bu sıfatlar arasında en yaygın olan da Dindi/mene adıdır ki Dindymos dağının tan­ rıçası anlamına gelir. Ayrıca bazı yer adların­ dan üreme sıfatlara Yunanca meter. Ana Tanrıçanın Pessinus'tan da daha eski bir tapım merkezi Komana şehridir. İtalya'da Ne­ mi gölü bölgesinde Venüs. yani bahar şenliklerinden bugün de bir şeyler kalmıştır. ister başka adlarla anılan Ana Tanrıçanın hizmetinde. öbürü Mysia-Phrygia sınırın­ daki Kapıdag. Bu ad ve sıfat çoklu­ ğu Ana Tanrıçanın kaynağı Anadolu'da ol­ mak üzere uluslarüstü bir nitelik kazandığını kanıtlamaya yeter. ya da şe­ hirleridir. Anadolu'da ise Dindy­ mos adını taşıyan üç dag vardır. Hi­ tit kaynaklarında Hepat diye adlandırılır. kuleli ya da kule taşıyan ana demektir) olur. Tarih kaynaklarından burada tapı­ nılan tanrıçanın şimşek. Bu nite­ liğiyle Ana Tanrıça'nın kültüyle Karadeniz bölgesinde merkezlenen Amazonlarla ilişkisi olduğu sonucuna varılır ki. Mısır'da İsis. topuz ve çift ağızlı baltayla simgelenen bir savaş ve zafer tanrı­ çası olduğu anlaşılır. Yazılı kaynaklarımıza gelince. Steunene Aizani (Çavdarhisar) yöresindeki Steunos (Kesikmagara) mağarasının tanrıçası olduğunu belirtir. Syria'da Lat. Kybele'nin tapım mer­ kezlerinden olan Manisa'daki Mesir bayramı ve bu bahar bayramında camiden aşağıya halka bereket ve doğurganlık sağlayan ma­ cunların atılması Anadolu'nun yerlisi olan bir inancın süregelmesi olabilir. Lydia'da adı Kybebe. verimliügiyle simgeleyen ev­ rensel bir nitelik taşımaktadır. Berekyntia Sakar­ ya kıyısındaki eski bir kalenin. Roma yazarlarından gelmedir. Kybele gerek şiir. Gordium'un güneybatısındaki Balhisar'dır. gerek düzyazıyla en çok sözü edilen tan­ rıçalardan biridir. üçüncüsü de tanrıçanın en önemli merkezi olan Pessinus'a yakın Günyüzü dağıdır. Hitit'te Arinna. (2) NİTELİĞİ VE EFSANESİ. Kültepe tabletlerinde adı­ na Kubaba olarak rastlanır. İstanbul Üniversitesi Film Merkezince çevrilmiş olan bir belgesel filmden tanıdığımız bu Kybele anıtlarının arkeoloji buluntularıyla ve başka bölgelerde rastlanan buluntularla karşılaştırılıp değerlendirilmesi Ana Tanrıça dinini aydınlatmaya yarayabilir. (1) ADLARI VE SIFATLARI. ldaia Girit'teki İda ve Troya'ya hâkim Kazdagının. bu efsanede hem tanrıçada analık kavramının nasıl anla­ şıldığı dile gelmekte. Yunanlılar bu tanrıçayı savaş tanrı Ares'in çevresindeki Enyo ile.

İonyalı kolonistler din merkezine dokunmak şöyle dursun. bu dini benimseyen bütün ülkeler onu bir Phrygia tanrıçası olarak tanırlar. Phrygia krallarından Midas'ın da. (3) TAPIMI VE TARİHİ. Ö. Metragyrtoi diye anılan dilenci rahipler Akde­ niz çevresine yayılır ve birer misyoner gibi davranarak Ana Tanrıçanın mistik ve gizemli dinini dört bir yana tanıtırlar. müzi­ ğin ve bir de yaşam biçiminin. Tersine bu tapını daha çok Lydia yöresine kaydıktan sonra. tanrıça bu yeni siyasal gücü ve etnik toplulu gu öylesine etkilemiş ki. Kybele kültünde birtakım vecit. Klasik çağlarda Yunanistan'ın ve Anado­ lu'nun dört bir yanına dağılan Phrygia kölele­ ri ve dilenci rahipleri hor görüldüğü oranda gizemli bir din ve kültünün temsilcileri olmak­ la saygı ve gıpta ile karşılanırlar. Nitekim Yunan ve Roma çağında Kybele kültü bütün töreleriyle Phrygia uygarlığına özgü bir belirti sayılır.adlı bir delikanlıya tutkundur (Agdistis). Bu dinsel yönetimin başında iki başrahip bulunur. Attis efsanesinde simgelendigi gibi. Attis kendi kestiği hayalarından akan kanla topra­ ğı sular. Kybele'nin başrahibi de kanlı bir törenle kendi eliyle kendini hadım etmek zorundaydı. Friklerle tanrıçanın kaynaşması dikkati çeken bir süreçtir: Ana Tanrıça kültü­ nün yerli olup Phrygia bölgesini ele geçiren ve yöreye adını veren ulustan çok daha eski olduğu bütün kanıtlardan anlaşıldığı halde. Kimmerler de Phrygia devletini yıkar. ama Ana Tanrıça kül tünü ortadan kaldıramazlar. rahip krallar büyük kralın siyasal yönetimini tanımakla birlikte onun din merkezlerine ka­ rışmasına hiçbir zaman izin vermemişimin Phrygia dışardan gelme ulusların iki kez saldı­ rısına uğramıştır. çünkü Phrygia evrensel bir dinin merkezi olduğu ka­ dar Yunanlılara yön veren bir sanatın. Aynı süreç Efes'teki Artemision'da da görülür. Öyle ki Ana Tanrıça kültü Phrygialılardan çok eski olduğu halde. kılık kıyafetin kurucusu. ikincisi 1. Attis erkekliğini keserek kendini nasıl tanrıçaya kurban ettiyse. Yazılı kaynaklar bi­ ze Kybele'nin Pessinus'taki tapımı üstüne ay­ rıntılı bilgi verir. akan kan ve yitirilen erkeklik gücü daha evrensel bir nite­ lik kazanarak bereket ve canlılığın daha geniş bir alana. Gizemli cümbüşler. bir kara taştı. Bu iki kral-rahibin Attis efsanesinde anla­ tıldığı gibi erkekliklerini tanrıçaya adamış ol­ ması gerekiyordu. Galloi diye anılan öbür ra­ hiplerin de vecit halinde hadım edilmeleri tö­ redendi. Midas tanrıçanın oğlu olmakla. Marsyas'ın da Ana Tanrıça ile yakın ilişkileri tarihe geçmiştir. öncüsüdür. Tanrıçaya orada bir idol biçi­ minde tapınılırdı. bitkilerin fışkırmasına yol açar ve bir çam ağacına dönüşür. Megabyzos adıyla anılan ikincisi dışar­ dan gelme olması şart koşulan bir yabancıy­ dı. onu Pessinus kralının (kimi kaynaklarda kral Midas'ın) kızıyla evlenmek üzereyken düğün ye­ rinde birden karşısına dikilerek çıldırtır ve kendi kendini hadım etmesini sağlar. Her iki saldırıda da Ana Tanrıçanın tapım merke­ zi uluslarüstü niteliğini koruyarak bağımsızlı­ ğını ve din devleti olarak etkisini sürdürmek yolunu buluyor. bunların biri Attis adını taşır. Pessinus'taki tapınağı siyasal güç­ lerden büsbütün bağımsız bir din merkezi ola­ rak yönetilirdi. Phokalalılarla Fransa'ya kadar da yayılır. Gerek Komana'da. kendinden geçme ve esrime hallerine kanşmakta ve Ana Tanrıça tapımının özünde olan bir çeşit kurban töreniyle gerçekleşmektedir. Toprak-bereket efsanelerinin hepsinde. şenlikler ara­ sında yapılan bu eylem gene Anadolu'ya öz­ gü ve bazı tarikatlarda bugün başka biçimde de olsa yaşayan bir törenin ilk örneğidir. Bu idol bir "diopetes" yani gökten düştüğü ileri sürülen bir meteorit. 686 (ya da 676) sula­ rında Kimmerlerin bölgeye yayılmasıdır. biri İ. gerekse Pessinus'taki tapım merkezleri Hititlerin Anadolu'da kurdukları egemenlik döne­ minde büyük Hitit kralıyla iyi ilişkiler kurmuş. yani bütün doğaya geçmesini sağ­ lamaktadır. Phrygia uygarlığı Ege kıyılarını kapladıktan sonra. Phrygia'da yerli bir kült olduğu bü­ tün kaynaklardan belli olan bu rahip devleti özekligini bögeye gelip yerleşen bütün yöne­ timlere karşı korumuştur. burada egemen olan tanrıçayı benimseyip tapımını sürdürürler. özellikle Adonis mythos'unda (Adonis) görü­ len bu ölme-dirilme motifi. tarihe Kybele bir Phrygia tanrıçası olarak geçmişti. Pessinus'taki tapınağını kurmakla övünüldü. Ö. 1200 yıllarında Friklerin. Marsilya'yı kuran göçmenlerin yeni yurtlarına taşıdıktan törele- .

862): Askanios yönetir Phrygia'lıları.. uzak Askania'dan gelmişlerdir onlar. Kybele'nin Phrygia'dan gelme tef. atları dörtnal giden bir sürü Phrygia'lı görmüştüm. Gerçekten de öyle olur. bütün doğu Akdeniz çevresinin. işte o gün. Atina ile Sparta'nm amansız ve sonsuz savaşında Ati- na'lılar Phrygia'nın Ana Tanrıçasını getirte­ rek şehirlerinde ona büyük bir tapınak kur­ muşlar.. aralarına savaş ortağı almışlardı beni. ama tlyada'dan sonraki me­ tinlerde Troyalıların Phrygialı diye anılması büsbütün ilginç ve dikkat çekici bir yöndür. bahçelik Phrygia'ya gitmiştim. Magna Mater bu gereksinmeyi karşılamış ola­ cak ki. üstün olmak anlamına gelir ve bu Roma imparatorluğu çağına kadar süregelecektir. Priamos'un da Phrygialıların yardımına koşması anlamlı. Gene Sibylla kitaplarının önerisiyle Ana Tanrıça'nın Roma'ya getirilişi derin siyasal sonuçlar doğurmuştur.rin arasında bugüne dek Fransa cumhuriyeti­ nin benimsediği Phrygia başlığı da yok mu­ dur? Phrygialı olmak kültür bakımından yet­ kin.. 184 vd. onu Demeter'le birleştirip bir devlet tanrıçası olarak benimsemişlerdir. ama bu olay sonradan çok önemli sonuçlar doğurmuş. afif ellerle şehre alınmasını ister. hem de Bur­ dur gölünün adıdır. Ana Tanrıça üstüne en zen­ gin buluntuları sağlayan Hacılar da Burdur'a yakın değil midir? Phrygialılardan kral Priamos kendisi de söz eder. O sıralarda Delphoi tanrısı Apollon'un rahipleri bu olayı desteklemiş olacak: Tanrının kâhinleri. özellikel tragedya yazarları şiir dilinde bu iki ulus adını karıştırmışlardır. Roma ile Anadolu arasında kültür köprüsü kurulmuş­ tur. Uzak Askania dendiğine göre bu savaşçıların geldiği yöre Burdur böl­ gesi olsa gerek. iki tann ve iki din arasında bağlantılar tarih öncesi çağlara dek uzanmaktaydı (Sibylla). kız oğlan kız olmadığı ileri sürülmektedir. yalnız uygarlık ve kültür merkezi sayılan Anadolu'nun değil. Ö. Yeni efsaneler doğar: Ana Tanrıça taşını Tiber'den yukarı taşıyan gemi birden karaya oturur. Ana­ dolu'nun kapılarını açmıştır. derken Claudia Quinta adlı bir kız orta­ ya çıkar ve tanrıçaya yakarır. Ama Ana Tanrı­ ça sanat yönünde çığır açmakla kalmaz. o sırada Ana Tanrıçanın sesi duyulur: Temiz. imparatorluğu kur­ maya yol açacak yayılma politikası yürürlüğe girmektedir. Ana Tanrıçanın da bu kültür göçüyle birlikte Roma'ya alınmasını sağlamıştır. Magna Mater'in Roma'ya nakli din tarihinde eşi­ ne rastlanmayan bir olaydır. kirletildiği. yeni ve da­ ha köklü inançlara özlem duyulmaktadır.): Eskiden bağlık. 204 yılında Pessinus'taki meteortaşı törenle Roma'ya aktarıl­ mış ve Palatinus tepesine tapınağı kurulan Magna Mater'in şerefine Megalensia denilen bayramlar kutlanmaya başlamıştır. III. Kybele-Attis efsanesini konu edindikleri şiirlerinde tanrıçanın Galli adlı rahiplerine atıfla "galliambus" diye coş­ kun bir vezin de uydururlar. tanrıça afifligini kanıtlamak için gemisinin kendi eliy­ le çekilmesine izin versin. zil ve da­ vul gibi çalgılarla.. coşkun danslarla kutlanan törenleri. 1. Claudia halatları eline alır ve gemiyi Ti­ ber'den yukarı Roma şehrine kadar çeker. erkek gibi. II. Ondan önce Ati­ na Ana Tanrıçayı çağırmış. birkaç yıl sonra Romalı komutan Manlius 186 . esinlendirmiştir ki. Orduları yayılmıştı Sakarya'nın kıyılarına. Bir kültür taşıyıcısı olarak Phrygialıların Troyalıları da simgelemek için kullanılmaları ne zaman ve nasıl başlar? Herhalde şairler. Roma'nın Aineas'ı kurucu ata olarak benimsemesiyle Phrygia uygarlığını da kültürünün kaynağı saymış. Helene'ye anlatır (İl. Sibylla'lar Anadolu'dan gelmeydi.. Phrygialılardan söz edilir: Bunlar Troya savaşında Troyalılara yardıma gelir (İl. Amazonlar gelmişti hani. rahiplerinin hadım oluşu. Attis ef­ sanesinin bu törenlerde ve gizemlerde yine­ lenmesi Roma şairlerini öylesine etkilemiş. O sırada Roma'da bir taş yağ­ muru olur.. kültünü sınırları içine almakla geçirdiği bir bunalıma çare bu­ lunacağına inanmıştır: Peloponez savaşı de­ nilen iki büyük Yunan şehrinin. Bu olay da kritik bir döneme rastlar: Roma Afrika se­ ferlerine çıkmak üzeredir. Askania Limne hem Gemlik. yeni dini kutlamakta şairler ağız birliği ederler. halk heyecana kapılır. Phrygia'nın bir Amazon saldırısına uğrama­ sı. İlyada'da Kybele'nin adı hiç geçmediği hal­ de.

Kydnos'un Parthenios adlı bir oğlu varmış. Apollon baştanrı Ze­ us'a el kaldıramadığı için Kyklopları öldürme­ ye kalkışır. öbürleri Odysseia'da adı geçen Polyphemos gibi Sicilyalı Kykloplar.): Sonra Toprak Kyklop'ları doğurdu. sonra da İskenderiye şiirindi sözü geçen yaratıklardır. Kilikya'da bugün Tarsus çayı diye anılan ırmağın tanrısı. sonra bu kadar ağır bir cezadan vazgeçip onu bir yıl için sığırtmaç olarak Admetos'un yanına yol lar (Admetos. koyun ve keçileri bol olan ağıllarda. Başta Augustus olmak üzere imparatorların hepsi hiç tükenmeyen bir özü gelip Anadolu'dan almışlardır.demir döverler. yurtlarını Homeros destanlarına öz­ gü kesinlikle belirtir: Kuzey İtalya ve Sicilya kıyıları ve adaları söz konusudur. başarılıydılar hep yaptıklarında. Bunun sim­ gesi de binlerce yıl öncesi gibi Roma'nın ege­ menlik çağında da gene aynı tanrıça. Poseldon'a da üç dişli yabayı veren bu devlermiş. Bu ef$8 nede Kykloplar ölümsüz tanrılar değil. hem Anadolu'da geliştikçe gelişmiştir. Kydippe. hangi adla anılırsa anılsın. sonuncuları da kay­ nakları Lykia'da bulunan duvarcı Kykloplardır. Asklepios. Uranos'un yeraltına kapattığı bu devleri hemsoyları Yüzkollularla birlikte yeryüzüne çıkarır ve Titanlara karşı savaşta silah arkada­ şı olarak kullanır. Hera rahibesi (Kleobis). ölüm lü yaratıklar olarak gösterilmiştir. maden işlerler ve tanrı­ lara silah yaparlar. Zeus buna kızar. Kydnos. azgın yürekli. Brontes'i. Apollon). Birinci türden Hesiodos Theogonia'da şöy­ le söz eder (Theog. Hades'e görünmez kılan başlığı. Kyklopes (Kyklop'lar). Kykloplar üzerine başka efsaneler de anlatı­ lır: Apollon Kykloplara düşman kesilir. bir an oğlu Apollon'u Tartaros'a atmayı düşünür. Sicilyalı Kykloplar önce Homeros'un Odyi seia destanında. Eşsiz bir uy­ garlık ve kültür temeline oturtmayı başardık­ ları kültürleri böylece hem İtalya'da. Anadolu'nun büyük Ana Tanrıçasıdır. Kleobis'le Biton'un anneleri. mağaralarda yaşa­ yan yamyam devler olarak gösterilir. 139 vd. Odysseia'da bunun tam tersine Kykloplar hayvancılıkla geçinen. yersarsıntıları ve gürültüleriyle kendilerini bel­ li ederler. oralarda toprak altına kapatılan Tepe­ gözlerin demircilikle uğraşan birer cin olarak canlandırılmalarına yol açmıştır: Bunlar Hephaistos'un işliğinde . çünkü oğlu Asklepios insanları ölümden kurtarıyor diye Zeus'un öfkesine uğrar ve Kyklopların yıldmmıyla öldürülür. Türkçeye "Tepe­ göz" diye çevirebileceğimiz Kyklop'lar tek yu­ varlak gözlü devlerdir. kraterlerden fışkıran kı­ vılcımlar onların örsünden fırlayan ateşlerdir. Onunla ilişki kurup Batı ile Doğu arasında köprü atmak ve kültürünün yoksun olduğu bir temeli kültür beşiği Anado­ lu'da arayıp bulmak Roma'nın siyasal dehası­ na bir örnektir. Kydnos ırmağının denize döküldüğü yerde bir şehir kurup ona Parthenia demiş.Sipylos eteğindeki Magnesia'da (Manisa) Syria kralı III. Bundan sonradır ki Ro­ ma Bergama krallığını miras yoluyla elde eder ve Anadolu'ya egemenliğini kurmakla bölgede çığır açıcı bir dönemin başlamasını sağlar. zorlu. Bu şehir bugünkü Tarsus'tur. Yunan mythos'unda bu yaratıkların üç türünden söz edilir: Biri Gaia ile Uranos'un oğulları göksel Kykloplar. nitekim Te­ pegöz masalları oralarda tutunmuş ve birçok yerlere Tepegözlerin. Bu bölgenin yanardağ bölgesi oluşu. özellikle Odysseia'da sözü geçen Polyphemos'un adı verilmiştir (Polyphemos). Odysseia bunların yerlerini.tıpkı İtalya'da (XVIII) Akhilleus'un silahlarının yapıldığı bölümdeki gibi . Yuvarlak tek gözlerinden geliyordu adları. Antlokhos'u yenip Orta Ana­ dolu'ya ordusuyla ayak basınca Romalıları Pessinus tapınağının rahipleri coşkun sevinç gösterileriyle karşılar. Denebilir ki Romalılara doğunun kapı­ larını açan Anadolu'nun yerlisi ve simgesi olan Ana Tanrıçadır. Odysseus Kykloplar ülkesinde ve özellikle Polyphemos'un mağarasındaI yaşadığı serüveni en . Tek gözleri ateşin karşı­ sında kor gibi parlar. yıldırımı} Her bakımdan tanrıya benziyordu burdur ama bir tek gözleri vardı alınlarında. Ana tarafından İapetos'un torunu sayılır. Steropes'i ve belalı Arges'i (ki bunlar vermiştir Zeus'a şimşekleri.

güreşe tanık olan Apol­ lon Kyrene'ye âşık olur. Hemen Kentaur Kheiron'a gidip bu kızın kim olduğunu Öğre­ nir ve Kyrene'yi altın arabasına bindirdiği gi­ bi Libya'ya kaçınr. ama üvey annesi Kyknos'a iftira etmiş. ama Ares oğlunun öcünü al­ mak üzere yeryüzüne inince. vahşi hayvanlarla boy ölçüşür. Kyknos. onu da kalça­ sından yaralayarak Olympos'a dönmeye zor­ lamış. Kyknos. Bozcaa­ da'nın tam karşısındaki bir şehrin kralıymış. dev oluşlan ve çok iri duvarların yapıcıları sayılmaları Anadolu'daki Hitit surlarının kayaya oyulmuş olmasıyla açıklanabilir. (2) Poseidon'un Kyknos adında bir oğlu da­ ha/varmış. ne var ki Tenes baba­ sının kıyıya bağladığı ipi bir keserle kesip ge­ misini açığa atmış (Tenes). Ama babası tanrı olduğu için Kyknos'un derisine silah işlemiyormuş. Phaselis (Tekirova) şehrinin kurulacağı yerde tarlaları var­ mış. Ana­ sı bu Kyknos'u doğurunca deniz kıyısına bı­ rakmış. bebeği bir kuğu kuşu büyütmüş. önderlerin emrine giren bütün bir ulustur. Ana­ dolu ve özellikle Anadolu-Yunan ilişkilerinin aydınlığa çıkarılacağı bir gelecekte çözümle­ nebileceğine inanıyoruz. Herakles eşkıyanın hak­ kından gelmiş. zalim bir eşkıya imiş. (4) Phaethon'un arkadaşı Kyknos adlı bir adam varmış. ora­ da ezmeye çalışmış. Apollon bu iş­ ten bıkmış ve yiğit Herakles'i Kyknos'la çar­ pışmaya göndermiş. Bunlar ne cin. IX. bir de kızı olur. (3) Tanrı Ares'le Pelias'ın kızı Pelopeia'nın oğlu. Kyknos sonraları Laomedon'un bir kızıyla ev­ lenir ve Tenes adlı bir oğlu. ne de tanrıdır. Poseidon da oğlunu bir kuğu kuşuna çevirip kurtarmış. 105 -567). Öte yandan bu duvarcı Kykloplann Anado­ lu'nun Lykia bölgesinden gelme oldukları da efsanelerce belirtilir. Tenes Bozcaada'ya çıkmış. Halikarnas Balıkçısı'nın öner­ diği bu görüş tutarlı görünmektedir: Tek yu­ varlak gözlü devler Hitit kabartmalarında profilden görülen kişiler olabilir. Efsanesi Troya'nın İlyada'dan önceki olaylarıyla ilgilidir. Orada Kyrene adını alan 188 . Akhilleus onu kalkanla ite ite bir kayanın altına kadar getirmiş. Efsaneye göre Tenedos adasına kavalcıların gelmesi de ya­ sak edilmiş. Kuğu kuşlarının ölmeden ötmesi de ondanmış. Kuğu kuşu anlamına gelen bu ad birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Poseidon'un bir oğlu. Pindos dağı­ nın eteklerinde sürüleri bekler ve öyle güçlü kuvvetlidir ki. Yunanis­ tan ve Sicilya'da iri taşlarla örülmüş kyklopeen denilen ne kadar sur varsa. Troyahlardan yana olan Kyknos Akhaların bo^az kıyılarına çıkarma yapmalarına engel olmak istemiş ve Akhilleus'la çarpışmış. aşılmaz ve alınmaz duvarlarla çevirmek için efsanelik kralların.ufak ayrıntısına kadar anlatır (Od. oğlunu bir sandığa kapatarak denize atmış. Kyknos bir süre sonra oğlunun suç­ suz olduğunu anlamış ve iftirayı yapan karı­ sıyla ona tanıklık eden kavalcıyı gereğince ce­ zalandırmış. Phaethon ölünce öyle güzel bir sesle ağıt yakmış ki Apollon tanrı onu kuğu kuşuna döndürmüş. oraya şehir kurmaya gelen Lakios bu tarlaları tuzlu balık karşılığında satın almış (Lakios). Günün birinde silahsız olarak bir aslanla dö­ vüşüp onu alt edince. Kaldı ki efsane bu devarcı devlerin Anadolu'dan gelme. Adanın o zamanki adı Leukophrys'miş. sonra da Tenedos adasına oğ­ luyla barışmaya gitmiş. Bu sorunun efsane bakımından da. Lykialı bir çoban. öldürür ve ölü­ lerini babası Ares'e sunarmış. Kyrene. Bütün bu kanıtlar bu tek gözlü devlerin yorumlanmasında Hitit kabart­ malarının göz önüne alınması gereğini pek­ leştirmektedir. hepsinin yapı­ cıları sayılır. Karısı ölünce Kyknos başka bir karı almış. sonraları adını vermiş Leukophrys adasına. ta­ rih öncesi çağlarda şehir kalelerini yıkılmaz. Sonraları Phaselis halkı Kylabras'a bir tapınak kurmuş. Kylabras. Troya'nın güneyinde. Duvarcı Kykloplarsa Anadolu'da. dağ kaya­ lıklarına mezarları kazmakla ün salmış Lykia'dan gelme olduğunu da ayrıca belirtmekte­ dir. Efsane Kykloplann yardı­ mıyla surlarını yaptıran krallar (Tiryns şehri için) Proitos ve (Argos şehri için) Perseus'tur. Delphoi'ye gelen yolcuları durdurur. sunu olarak da tuzlu ba­ lık adarlarmış Kylabras'a. Peneus ırmağının torunu olan Tesalyalı bir nympha'dır. Kyrene. Kyknos da buna inanmış.

bir altın saraya yerleştirir. Dolionlar bunları korsan sanarak saldırı ya geçmişler. Tanrıçanın denizin köpüklerinden doğunca ilk vardığı yer Kythera adası olduğu için (Aphrodite). Sabah olunca bir de bak mışlar ki korkunç bir yanılgıya düşmüş her­ kes. Kyzikos tanrı Poseidon'dan türemiş olan Dolionların kralıymış. Kurucusu Kyzikos'un ef­ sanesi Argonaut'lar seferiyle ilgili olarak anla­ tılır (Argonaut'lar). ona da Kleite adı verilmiş. sonra törenle gömmüşler onu. Kyzikos Argonaut'ları iyi karşılamış. sava­ şa kral Kyzikos da gelip katılmış ve İason'un elinden can vermiş. ne bilsinler ki orası az önce ayrıldıkları Dolionların ülkesi dir. gece vakti bir karaya varmışlar. Argonaut'lar şehre geldiklerinde kral. Ne var ki Argo gemisi yola çıktıktan sonra büyük bir fırtınaya (utulmuş. kıyasıya bir savaş olmuş. Aphrodite'ye verilen bir ek ad. Kyrene'nin Apollon'dan bir oğlu olur. Aristaios adlı bu çocu­ ğu Hera tanrıçalarla Toprak Ana büyütürler (Aristaios). Kapıdag yarımadasının batı ko­ yunda bulunan Kyzikos şehri (bugün Balkız) ilkçağda Marmara'nın en zengin ve işlek li­ manlarından biriydi. Argonaut'lar üç gün. gözyaşlarından bir kaynak fışkırmış. kâhin Merops'un kızı Kleite ile yeni evlenmişmiş. yedir­ miş. Argonautlar efsane­ sinde Kyzikos'tan ayrılmadan önce gemicile­ rin şehre hâkim olan Dindymos (Kapıdag) üs tüne bir Kybele heykeli diktikleri ve fırtınayı ancak bu yoldan dindirebildikleri söylenmektedir. İlginç bir nokta da şu ki. Bu arada Kleite kederinden asmış kendini. üç gece yas lul muşlar Kyzikos'un ölüsüne. Kyzikos'un kral olduğu selin­ de adı verilmiş Kieite'nin ölümüne nympha' lar o kadat ağlamışlar ki. Kyzikos. Kythera'h. . içirmiş. yanlarına bol kumanya da vere­ rek ugurlamış.

Thebai kralı (Tab. babasını öl­ dürmek ve anasıyla evlenmekle işlediği kor­ kunç günahı nasıl haber aldığı ve nasıl cezaya çarpıldığı Oidipus efsanesi ve tragedyasında anlatılmıştır (Oidipus). malı­ nın. yamalı sığır derileri bağlamıştı bacaklarına. Penelopeia ona sözde kefen dokur. İthake sarayından ay­ rılır. gider bağlarında herkesten uzak. Kendini tanıtınca ihtiyar Laertes birden­ bire dirilir. Ama çocuk dogmadan tanrı sözcü­ sü Laios'a doğacak olan çocuğun kendisini öldüreceğini bildirir. Ama ona ancak talipleri öldükten sonra. gidip yıkanır. 19).): Odysseus yalnız babasını buldu bakımlı bahçenin içinde. Ariadne). Labrandos. Labyrinthos adı iki ağızlı balta anlamına ge­ len ve Girit din ve sanatında olduğu gibi Ana­ dolu'da da izleri görülen "labrys" kelimesin­ den türemiş olabilir. Odysseus'un babası. Labyrinthos ku­ ruluşundan da anlaşıldığı gibi Yunanca bir ke­ lime değil. Yunan mythos'un­ da bu kelime Girit kralı Minos'un ünlü mimar Daidalos'a yaptırdığı ve içinde Minotauros'u sakladığı yapı için kullanılır. Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasına kaynak olarak aldığı efsaneye göre. Labdakos'un oğlu. mülkünün Penelopeia'nın taliplerince tü­ ketilip yok edilmesine karşı koyacak güçte 190 değildir. Ama tanrı sözü gene de gerçekle­ şir: Günün birinde Laios Delphoi'ye giderken yolda bir yabancıyla kavgaya tutuşur. îthake'de Laertes'in sözü geç­ mez bile. ellerinde eldiven vardı dikenler batmasın diye. Labranda bugün Selimi­ ye'nin biraz kuzeyinde Türbe adlı bir kasaba­ nın yerinde bulunuyordu. ağ­ lar. Girit'e de oradan gelmiş olsa gerek. Girit Labyrinthos'u yeraltında değil. Odysseus onu ihtiyarlıktan çökmüş. bu ya­ bancı kendi oğlu Oidipus'tur. 19). saraydaki rezalete karışmaz. Oidipus'un baba­ sı. 226 vd. Oidipus Laios'u Öldürür ve Thebai'ye vardıktan sonra anası İokaste ile evlenir. Arkadaşları Panamoros ve Palaksos'la birlik­ te Karia bölgesine gelir ve oradaki Labranda şehrine adını verir. gönlü büyük bir yas içinde görünce dayanamaz. gençleşir. Mısır'da bu çeşit yapılar yeraltında mağaralar kazılarak yapılırdı ve çokluk kral mezarı olarak kullanılırdı. Bunun içindir ki kral ço­ cuğu doğar donmaz bir uşağına verip dağa bıraktırır. çoban­ ları ve bahçıvanlanyla birlikte yoksulluk için­ de yaşar. . Homeros bu buluşmayı şöyle anlatır (Od. başında da soğuğa karşı keçi derisi bir takke. Odysseia'nın yirmi dördüncü ve son bölümünde görünür. temiz bir entari gi­ yer ve tanrıça Athene'nin yaptığı büyü ile bir­ den güçleşir. sonsuz ve girift dehlizlerden meydana gelen bir yapıya veri­ len addır. sıyrıklardan korunmak içindi. Thebai kralı olan Labdakos adını bütün soyuna vermiştir. XXIV. Öyle ki ithake halkı taliplerin ölümünden dolayı öç almaya gelin­ ce. Labrandos Kuretaların biridir. çapalıyordu ihtiyar adam bir ağacın dibini. Laios İokaste ile evlenir ve bir oğlu olur. Odysse­ us dilenci kılığında İthake'ye ayak basınca ba­ basının yürekler acısı halini çoban başı Eumaios'un ağzından haber alır. Oidipus'un. Labyrinthos. Efsaneye göre Minotauros'u öl­ dürmeye giden Theseus'a Ariadne bir yumak iplik vererek onun Labyrinthos'a girdikten sonra yolunu şaşırmadan çıkmasını da sağla­ mıştır (Daidalos. Labyrinthos. her gün doku­ duğu ve gece söktüğü bezin Laertes'e kefen olduğunu söyleyerek talipleri oyalar. Kadmos'la Harmonia'nın toru­ nu. dizlik yerine. entarisi eski ve yamalı vepimpisti. Lacrtes. Laios. Oğlu Troya savaşına gidip dönmeyince derin bir yas kap­ lar Laertes'in yüreğini. Odysseus'un ölüler ülkesinde rastla­ dığı anası Antikleia oğluna babası Laertes'in ne büyük acılar içinde kıvrandığını anlatır (Antikleia).L Labdakos. yer üstünde yapıl­ mış bin bir oda ve koridordan kurulu çapraşık bir yapıdır. Laertes de oğlu ve torunuyla birlikte sila­ ha sarılır ve Eupeithes'i öldürür. Hele karısı Antikleia da canına kıyın­ ca Laertes canlı bir cenaze oluverir. Oidipus da Labdakos oğlu diye anılır. Laios'un babası ve Oidipus'un dedesi (Tab. Anadolu dillerinden üremedir.

Zeus ona gönül vermiş. onunla birkaç kez gelip sevişmiş. 11). Bu şehri kurmak için gereken topraklan tuzlu balık karşılığında satın almış (Kylabras). yalnız Odysseus kendi gemisini liman dışında bir kayaya bağlar. Odysseus gemileriyle rüzgâr tanrı Aiolos'un adasından ayrılınca altı gün yol alır. Ama kral ki» göçmenleri kurtarmış.Laistrygon'lar. hem de Lakedaimon diye anılır. Laodameia. ama Laistrygonların kralı Antiphates'in kızına rastlayan bu adam­ lar önce bir dev anasının evine götürülürler. sonra da Antiphates adlı dev kral onlan kesip yer. ama Lamia'nın her çocuk doğuruşunda kıskanç Hera gelir. Thebal kralı. Lampsake Babrykler kralı nın kızıymış. kadın başlı. Lakios'a Delphoi tanrı sözcüsü do­ ğuya gidip bir şehir kurmasını buyurmuş. Sonunda Lamia gidip bir mağaraya saklanmış ve çocuklan yaşayan analara düşman kesilmiş. Odys seia'da adı geçen nympha. Homeros İlyada'da Laodameia'nın Zeus'la bir­ leştiği ve Sarpedon'u doğurduğu söylenir (İl. Peloponez'de Lakedaimon ya da Sparta olarak anılan ünlü şehrin kurucusu (Tab. Odyssela'da adı geçen efsanelik bir boy. Başka bir anlatıma göre Epigonlar şehri alınca Laodamas kaçar ve kuzey Yunanis­ tan'a sığınır. Lampsakos (Lapseki) şehrine adını veren kadın. sonra da Telepylos denilen çok güzel bir limana varır. Laodamas. X. (2) Akastos'un kızı. Lampetie kız kar­ deşi Phaethusa ile birlikte babaları Helios'un Thrinakie adasındaki kutsal sığırlarına bekçi­ lik etmektedirler. (1) Bellerophontes'in kızı. Protesilaos'un karısı Protesilaos Tröya kıyılarına çıkar çıkmaz ölen Akha yiğididir. bununla da kalmaz. Lakedaimon. Ama Zeus ona acımış. Bütün gemiler bu sütliman koya girerler. Laistrygonlar liman­ da demirlemiş gemilere saldırır ve bütün ge­ micileri öldürüp şişlerler. Thebai'ye karşı Epigonlar seferine karşı koyar ve şehrini savunurken ölür (Alkmaion). çocuklara korkuluk olarak gösterilirdi. Lampsake. tan'dan gelen göçmenler günün birinde kra lın bulunmadığı bir zamanda yerlilerin saldın sına uğramışlar ve Lampsake araya girme şeydi. Komedya'da adı geçen. Bir Odysseus'un ge­ misi halatını çözerek kaçıp kurtulmak çaresi­ ni bulur. Zeus'la Taygete'nin oğlu. Helios'la Neaira'nın kızı. hepsi öldürüleceklermiş.): Akıllı Zeus. Zeus'la Themis'in kızları sayılan kader tanrıçaları Moiraların biri. doğan çocuğu öldürürmüş. o zaman uyur ve çocukları rahat bırakırmış. Üç arkadaşı­ nı da kente gönderir. Tarihsel çağlarda bu kent hem Sparta. Bu korkunç macera Odysseia'nın onuncu bö­ lümünde anlatılmıştır (Od. 197 vd. Lamia. Bir efsaneye göre Lamia güzel bir kızmış. Efsane­ ye göre Lakedaimon adlı kahraman bölgede kral olan ırmak tanrı Eurotas'ın Sparta adlı kızıyla evlenmiş. Laoda la Artemis'in oklarıyla ölmüş. koynuna girdi Laodameia'nın. (1) Eteokles'in oğlu. llyada'da adı geçen Troyalı savaşçı. yermiş. Lakhesiş. Aias tarafından öldürülür. Laodameia doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon 'u. bir tek gemisi kalır. Böylece Odysseus'un on iki gemi­ sinden on biri yok olur. Kocası Troya seferine çıkmadan az önce evlenen Laodameia ölüm . ço cuklan kaçırır. 9). Adı kader. Geçeleri gözüne uyku girmediği için gider. XII). eşek bacaklı bir canavar. Lampetie. La­ kios da Anadolu'nun Lykia ile Pamphylia ille­ rinin sınırında bulunan Phaselis şehrini kur­ muş. bunun için de onlaı şehri aldıktan sonra Lampsake'ye bir tanrıça gibi tapınmışlar ve şehre adını vermişlerdir. Lakios. VI. yönettiği halka da Lakedaimorilular diye kendi adını takmış. Eurotas ölünce de tahta çık­ mış. Odysseus'un arkadaşlarının kutsal sığırları kesip yediklerini Helios'a ha­ ber veren onlardır (Od. çok şarap içtiği geceler gözlerini çıkarıp yata­ ğının yanındaki bir kaba koyarmış. alın yazısı anlamına gelen Lakhesiş Moirala­ rın ikincisidir (Moiralar). Başka bir geleneğe göre Sarpedon Zeus'la Europa'nın oğludur (Tab. (2) Antenor'un oğlu. Boğazlar bölgesine Yunanis-. Kentine karısının adını vererek Sparta demiş. 80-132).

Tros'la llos'un kurdukları Troya şehrine surlar yaptırmak için Apollon ve Posei­ don'dan yardım gören Laomedon yemin bozmuş. Troyalı Antenor'un oğlu sayılan Laokoon. Hesione'yi öldürecek bir de­ niz canavarı gönderdiği gibi. Laokoon'un Apollon'a karşı işlediği günahı bilmedikleri için. Yılanlar çocukların gövdelerine sarı­ lıp onları boğmak üzereyken Laokoon araya girer. 17). Strymo ile evlenir ve Podarkes. 124): "Güzellikten yana en üstünüydü Priamos'un kızları arasında". iş buyuruyordu bize. Laodike ve İphianassa diye geçer.haberini alınca tanrılardan Protesilaos'u ken­ disine üç saat için bağışlamalarını diler. bunlar babalarına yar­ dım etmekte olan Laookon'un iki oğluna sal­ dırırlar. ama eşi Hades'e indikten sonra da Laodameia canına kıyar (Protesilaos). Bir surla çevirdim ben Troya'lılarm şehrini. ayaklarınızı bağlayacağım. Troyalılar bu manzarayı dehşetle sey­ rettikten sonra. Poseidon bu hakaretten duyduğu öfkeyi bir türlü unutamaz. Aeneis'te canlandırılan bu olay bugün Vati­ kan müzesinde görülen ünlü Laokoon ve oğulları heykeline konu olmuştur. Bu yüzden Troya'ya düşman kesilen Poseidon olayı Apol­ lon'a şöyle hatırlatır (İl. İlyada'da adı geçmeyen Laokoon Vergilius'un "Aeneis" destanında Troya'nın yıkılışıyla ilgili olarak anlatılan korkunç bir mace­ ranın kahramanıdır. ellerinizi. Laodike. heykel ise tanrıların bir armağanıdır ve şehre alın­ malıdır. Laokoon. Ama tanrının heykeli önünde karısıyla seviştiği için günah işlemiş ve ApoIIon'un öf­ kesini üstüne çekmiştir. üstelik kulaklarımızı tunç kılıcıyla kesecekti. (2) Priamos'un kızı (Tab. Bu dileği yerine gelir. Casus Sinon'un da desteklediği bu görüş tutunur ve tahta at surlardan içeri alı­ nır. soylu Laomedon'a yardımcı olun. Laomedon. 441 vd. Thymbralı Apollon tapınağında ra­ hiptir.): Zeus buyurmuştu ikimize demişti. güvenilmez bir kral olarak geçer ef­ sanede. yüzsüz Laomedon vermedi karşılığını emeğimizin. sense. meydan okudu birde utanmadan. Bir anlatıma göre Laodameia Protesilaos'un balmumundan bir heykelini yaptırmış ve onu koynuna alırmış. şöyle yorum­ larlar: Apollon'un rahibi kapı önüne bırakılan tahta heykelin şehir içine alınmasına karşı gelmiş. oyuk olduğu sonucuna varmıştı. ama bu kez yılanlar onu da boğumlarının arasına alır­ lar ve üçünü de tüyler ürpertici biçimde öldü­ rürler. oğullarını kurtarmaya uğraşır. 16. satacağım sizi uzak adalara. Laodike tragedya yazarlarının sonradan Elektra diye adlandırdıkları kız olsa gerek. boynuzlu sığırlarını güdüyordun. 16). bizi kovdu. belli bir karşılıkla kiralamıştı bizi bir yıllığına. İlyada'da Agamemnon'un üç kızı­ nın adı Khrysothemis. giderek kargısıyla atın karnına vur­ muş. İki oğlu vardır. Laodameia da heykelin ardından atlayarak diri diri yan­ mış. Deniz­ 192 den çıkan yılanların Laokoon'u ve çocukları­ nı boğması işte bu tutumun cezasıdır. İlyada'da şöy­ le tanımlanır (il. Babası bunun' farkı­ na varınca heykeli ateşe atmış. (1) Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. şehir bir türlü ele geçemez olmuştu. ama güler yüzlü mevsimler gelip geçti. efendimizdi. Troyalıları tut­ maktan da kaçınır. yani Priamos'la Hesione'den başka birçok çocuk­ ları olur (Hesione). Laomedon*un Hesione'yi kurtardı diye Herakles'e verdiği sözü de tutmaması onun yiğit . dedi. çok güzel bir surdu bu. III. dedi. Ilos'la Eurydike'nin oğlu Laomedon Troya'nın ilk krallarındandır (Tab. Bu günahı onun ve şehrinin başına birçok belalar getirmiştir. çok kıvrımlı İda'nın ormanlık yarlarında kaypak kaypak yürüyen. XXI. geniş. geldi yıllığı ödemenin günü. Akhalar içi dolu tahta atı Troya kapılarının önüne bırakarak Tenedos adasının arkasına saklandıklarında Troyalılar poseidon tanrıya şükretmek için on bir kur­ ban kesmek görevini Laokoon'a verirler. Lao­ koon kocaman bir boğayı deniz tanrıya ada­ mak üzeredir ki dalgalardan olağanüstü bü­ yüklükte iki yılan çıkar.

adı Lapithes. Leda. Triopas ve Lesbos. Efsaneye göre Lara ile Mercurius'tan doğmadırlar. Lapith'lerin en başta gelen soyunun atası ırmak tanrı Peneus'tur. Aeneas Lati­ um'a gelmeden önce Lavinia Rutullar kralı Turnus'a nişanlıdır. İlyada'da adı geçen bu boy "taşkın canlı kargıcılar" diye nitele­ nir. tanrı gönül verdiği İuturna'yı elde etmek için bütün nympha'lardan yardım istediği halde. babası üstüne kaynak­ lar birbirini tutmaz. Leonteus vb. Latinus da Aeneas'ııı Latium'a geldiğini görünce. Latin adını göklere çıkaracak bir kahramana ver­ mesi gerektiği bildirilir. Bu Lapithes'in ken­ disi boyuna adını verir. hem de tarihte adı geçen bir Tesalya boyudur. Lara hem yardım­ dan kaçınmış. başka başka bölgeler­ de şehirler kuran dört oğlu olur: Phorbas. Lares. Aeneas Turnus'la teke tek savaşa girer. başka birine göre de Phlegyas'ın oğ­ ludur (İksion). Kalydon avında da bulunmuşlar (Meleagros). bunlar Ro­ ma halkının topluca yaşadığı yerleri konır. İtalya'nın yerlileri Aborigenes deni­ len boya adını veren Latinus üstüne iki ayrı kaynaktan gelme efsaneler anlatılır. Ne var ki adlarına birbirinden çok uzak yerlerde. Sonra da . Lapithai (Lapith'ler). Lapith'lerin söz edildikleri efsanelerin ba­ şında Kentaurlarla olan çarpışmaları gelir (Kentauroi). Latium'un bir su perisi olan Lara İupiter'in buy­ ruklarına karşı gelmiş. Öldükten sonra da İupiter Latiaris adiy la tanrılaştırılır (Lavinia). Pelion ve Ossa dağlarının eteklerine yerleşmişler. Lakedalmon'd. kısa rubalı ve bir ayaklarının üstünde dönen delikanlılar olarak gösterilir. Leda'nın anası. Bkz. Kızı Lavinia günün bi­ rinde hiç acı çekmeden yanıp tutuşmaya baş­ layınca Latinus tanrı sözcüsüne bu mucizenin nedenini sorar. Peneus Kreusa (ya da Philyra) ile evlenmiş. evlerin içini koruyan.ın kovulan Tyndareos Aitolia 'ya sığınınca Thestios onaa kızını verir. cinlerdir. Buna öfke­ lenen lupiter kızın dilini koparmış. genellikle Aitolia kralı Thestios'un kızı olduğu kabul edilir.Herakles'in elinden öldürülmesine nedendir. Periphas. Aenas). Lara. yani ölümü simgeler. Lavirıia'yı ona verir. aldığı cevapta kızını. onun oğlu Polypoites. bu kız ApoUon tanrıdan gebe kalarak bir oğul doğurmuş. Latinus. Kendilerinden önce bölgede oturan Pelasgları kovarak. iki oğlu. ama dedesi Faunus onun evlenmesine engel olur. La­ pith olarak tanınmıştır. Bir süre sonra İtalya'ya ayak basan Aeneas'ı kral Latinus iyi karşılayıp kendisine damat olacak adamın bu olduğu kanısına varır ve Lavinia'yı Aeneas'a verir. Ama Mercurius Lara'ya yolda tutularak onu Lares tanrı­ lara gebe bırakmış. Lares tanrılar yol ağızlarını. Ama Troya soyundan bütün kişilere düşman kesilen tanrıça İuno Lavinia'nın anasının Turnus'la birlik olup bu evlenmeye karşı koyma­ sını sağlar. Lavinia. Argonaut'lar seferine katılmış­ lar: Theseus'un arkadaşı Peirithoos. Bir Lapith ol­ duğu bilinen İksion bir efsaneye göre Periphas'm. Etrüsk asıllı tanrılar. kazanır ve Lavinia ile evlenir (Latinus. Yunan kaynaklarına göre Latinus. Kral Latinus'un kızı. Mousos. Hero. Larlar bir ellerinde bereket boynuzu taşıyan. Lapith'ler. talibi olan Ruteller kralı Turnus'a değil de. bir kızı olmuş. Pindos. Roma asıllı efsanelere göre de Latinlerin bu ilk kralı Faunus'un oğlu ve Lavinia'nın babasıdır. Odysseus'la Kirke'nin oğludur. Leandros. Ev Larla rından başka kamu Larları vardır. hem de baştanrınm bu tutku­ sunu İuno'ya ve İuturna'ya açmış. Latinlerin egemenliğini dünya­ ya yayacak olan bir kahramana vermek ge­ rektiğini bildirir. kılavuz tanrı Mecurius'a da bu geveze periyi ölüler ül­ kesine götürmesini buyurmuş. Laomedon'un Herakles'e söz verdiği atlar tanrı Zeus'un Ganymedes'e karşılık Tros'a armağan ettiği atlardır (Ganymedes). hem de tam sessizliği. kızı dışardan gelecek bir yabancıya. hem ef­ sane. örne­ ğin Knidos ve Rhodos'ta da rastlanır. Her evde ölülerin ruhunu simgele yen bir Lar bulundurulur ve bu aile bekçisinin heykeli kuşaktan kuşağa aktarılır. Roma mitolojisinde Lara hem dedikodu. Latin şairi Ovidius'a göre Lara'nın asıl adı geveze anlamına gelen "Lala"dır.

Nemesis'in yumurt­ ladığı yumurtayı da Leda alıp saklamış. Lethe Hades ülkesinde bir pınar olmuştur. Bazı ruhlar ölçüyü kaçırıp fazla içermiş. öç tanrıçası Nemesis'tir. Ak­ şam olunca Ameles (kaygısızlık anlamına ge­ lir) ırmağın kıyısında konaklamışlar. yoksa kılıcıyla kendini öldüreceğini söyler. kız saklanır. Lethe. Titanlardan Koios'la Phoibe'nin kızı Leto. Lapithes'in oğlu. Lykialı bir delikanlı. ne ağaç. bahçe ve tarlala­ rın bereketini sağladıklarından Yunan tannlarından Bacchus ve Ceres'le bir tutulmuşlar­ dır. Leto. Kendisi kral olup adaya adını verdiği gibi ka­ rısının adı da adanın büyük şehirlerinden biri­ ne verilmiştir (Lapithai). Libcr. anası. oradaki kralın kızı Methymna ile evlenir. Libya. Girit'e geçip orada bir koloni kurar. Klytaimestra. 5). X. Unutmak anlamına gelen bir fiilden türemiş olan Lethe sözcümü allegorik bir tan­ rıçanın adıdır. Platon ve neo-platonculugun etkisiyle Lethe unutmayı simgeleyen bir ırmak ve son­ ra da soyut bir kavram haline gelmiştir. Zeus Nemesis'e tutkunmuş. "Devlet" adlı eserinin sonunda ruh göçümünü anlatan Platon Lethe'yi şöyle ta­ nımlar (Dev. . Büyükannesi lo nasıl Zeus tanrıyla birleşmişse. içer içmez de. kendisi de Poseidon'la birleşir ve Agenor'la Belos diye Fenike ile Mı­ sır'ın efsanelik kurucularını doğurur. bu sırada Leukip­ pos da saldıranın babası olduğunu anlamaya­ rak onu öldürür. Efsaneye göre Zeus tanrı Leda'ya âşık olmuş ve bir ku­ ğu kuşu biçiminde ona yanaşmış. Başka bir efsaneye göre. ama oradan da kovulup Anadolu'ya döner. Ari temis ve Kybele maddelerine bakılması. Leda'nın çocukları Helene ve Klytaimestra. 12). Leukothea.: na derdini açar ve ondan yardım ister. 10). Lesbos. Maiandros (Menderes) kıyısındaki Magnesia (Manias) şehri kralının kızı bu Leukippos'a gönül vere­ rek yurdunu onun emrindeki düşmana teslim etmiş. Leukippos. Hesiodos'a göre Lethe kavga tanrıçası Eris'in kızı ve Gece'nin torunudur.Tyndareos Herakles'in yardımıyla Sparta tahtını gene ele geçirir ve Leda ile birlikte oraya yerleşirler. ossaat tanrı bir kuğu kuşu olup ona yanaşmış. kor­ kunç bir sıcağın altında Lethe ovasına git­ mişler. Tutkusu gün geçtikçe artar. Anası iki kardeşin gizlice sevişmesini sağlar. Bu yumurtadan yalnız Helene doğmuş. Leukippos. Bu ır­ mağın suyu hiçbir kap içinde durmazmış. 621a): "Ruhlar boğucu. oysa herkes de bu sudan biraz içmek zorun­ daymış. Kastor'la Polydeukes'tir (Tab. Miletos bölgesinde bir şehir kurar. yumurtadan iki ikiz ço­ cuk çıkmış: Zeus'un dölleri olan Helene ile Kastor ve Tyndareos'un çocukları olan Klyta­ imestra ile Polydeukes. ama gü­ nün birinde Ksanthios'a birisi kızının bir yabancıyla yattığını ihbar eder. efsa­ nesinden ve tapınağının yerleşme yerlerin­ den belli olan Leto konusunda Apollon. Midilli adasına adını veren kahraman. Dioskurlar). Bir Anadolu tanrıçası olduğu adından. onu yenemeyeceğini anlayınca. kız acı bir çığlık atarak düşer. Bellerophontes'in torun. Ksanthios gece kızının odasına girer. tanrıdan kurtulmak için bir kaz biçimine girmiş. Çok gü­ zel bir kız olduğu için Leda onu öbür çocukla­ rıyla birlikte kendi kızıymış gibi büyütmüş (Helene. Serüveni ilkçağın aşk romanlarından birine konu ol-j muştur. Libya. Bu korkunç hikâye sonu­ cunda Leukippos Lykia'dan ayrılmak zorun­ da kalır. baba da onu kızının âşığı sanarak kılıcıyla vurur. Orta İtalya'nın eski bir tanrısı Liber. ama tanrıça Aphrodite'nin öfkesine uğrayarak kendi kız kardeşine gönül verir. tanrısal yumurtayı yumurtlayan Leda değil. ne ot varmış bu ovada. Bkz. İno. baştanrı Zeus'la birleşerek Apollon'la Artemis'in anası olur (Tab. Epaphos'un kızı olan Libya. Lykia'da 1 üstün bir savaşçı olarak tanınır. Kuzey Afrika'ya adını veren nympha'. suyunu içen ruhlar geçmiş hayatlarını ve çek­ tikleri acıları unutup öyle girerler ölüler dün­ yasına.j lanndan olan Ksanthios'un oğludur. her şeyi unuturmuş". ama tanrı­ ça onu istemezmiş. Bir tanrı buyruğuna uyarak Yunanistan'dan ayrılıp Midilli'ye gö­ çer. dişisi Libera İle birlikte bag. İo'nun torunu olur (Tab. Leda da bir yumurta yumurtlamış.

Lltyerse adlı bir türküde bu biçicinin ustalığı övülürmüş. Yiyip içtikten sonra doyasıya. Europe). Ekin biçmede onun üstüne yokmuş ve babasının kral olduğu bölgeye kim gelse onu yanşmaya çağırır. Korkunç bir öfke içinde ağaçları köklerinden söken. Apollon'la boy ölçüşecek olmuş da tanrı onu ölümle cezalandırmış. (1) Argos'ta anlatılan efsane şöyledir: Li­ nos. Likhas. Linos efsanesi bir çeşit ağıt yakma törenine bir kaynak bulmak amacıyla uydu­ rulmuş olsa gerek. Lydia kraliçesi Omphale'nin yanında bulunduğu sırada Lityerses'le boy ölçüşmeye gelmiş. Lotophagoi (Lotosyiyenler). dedim gidin bakın.Agenor yoluyla Kadmos'la Europe'nin ninesi olur (Agenor. Linos'u parçalarlar. (2) Boiotia'da anlatılan Linos efsanesi biraz değişiktir: Linos Musaların birinin çocuğudur. oradan yelken açınca kor­ kunç bir poyraz fırtınasına tutulurlar ve on gün denizde çalkandıktan sonra Lotosyiyen lerin ülkesine varırlar. Orada kalıp lotos yemekten başka şey düşünmediler. kendinden geçti ve dönmeyi istemedi bir daha gemiye. unutturmuştu sılayı Ama bakmadım gözlerinin yaşına. kürekçi sıraları altına çektim. Eli çok çabuk olduğundan hasımla­ rının hepsini yener. Herakles'in arkadaşı ve habercisi. Herakles. sürükledim gemiye onlun. akıllarını çelmişti bu yemiş. yolda rastlanan köpekler öldürülürdü. Argoslular Delphoi bilicisin­ den aldıkları öğüt üzerine Linos ve Psamathe adına bir yas töreni düzenlerler. 82 vd. Yiğit onu Deianeira'dan yeni bir gömlek al­ maya gönderir ve kansının yolladığı sihirli Gömlegi sırtına geçirip yanmaya başlayınca bütün suçu Likhas'tan bilir. arkadaşlar da çabucak hazır etti akşam yemeğini. Bkz. köpekler gelir. Zorbanın meydan okumasına hiı. kız baba­ sından korktuğu için bebeğini dağa bırakır. lotos bile verdiler onlara yesinler diye. bizimkilerden kini yediyse totosun bal gibi yemişini. yolladım arkadaşları. Bahtsız adam da Euboia yakınında denize düşüp ora­ daki Likhades adalarına adını verir (Herak­ les). Babası işin far­ kına vararak kızını öldürür. Troya'dan ayrıldık tan sonra Trakya kıyılarına uğrayan Odysseus'un gemileri. Litai. Yalvarılar Lityerses. teknede. bizim dostlara hiçbir kötülük düşünmedi ora halkı. oturup doyurduk karnımızı tez giden gemilerin dibinde. Linos törenlerinde ağıtlar oku­ nur. bedenle­ rini de ekin demetleri arasına baglarmış. bir bu çiçeği yer buranın halkı. orada karaya çıktık ve biz gittik su almya. vurdum zincire . kafalarını keser. Gittiler ossaat buluştular lotos yiyen adamlarla. Odysseia'da sözü geçen efsanelik boy. Phrygia kralı Midas'ın oğlu. istemese de onu döve döve çalışmaya zorlarmış. Bu ülkenin kuzey Afri­ ka'nın Trablusgarp kıyılarının karşısında Cerba adası olduğu öteden beri bilginlerce kabul edilir. ama kulağı olmayan yiğit hocasından azar işittiği bir gün öfkelene­ rek onu öldürmüş. Belos. Daha başka bir anlatıma göre Linos ağıt söylemekte o kadar ustaymış ki. veba da böy­ lece sona erer. al dırmadan onu güzel bir türküyle uyutmuş ve kafasını kesmiş. kattım yanlarına bir de haberci. kral kızı Psamathe'nin Apollon'dan ge­ be kalarak doğurduğu bir çocuktu. Odysseus bu eşsiz serüveni şöyle anla tır (Od. sunakları deviren ve avaz avaz bağıran Herakles Likhas'ı ayağından tutup denize fırlatır. ekmek yiyen hangi insanların toprağına ayak basmışız. Linos. IX. Psamathe de yasını ağıtlarla dile getirir. Apollon tanrı da bu korkunç olayın cezası olarak Argos bölge­ sine veba salar. Seçtim iki kişi. Müzikte usta olduğu için Herakles'i yetiştir­ mekle görevlendirilmiş.): Tam dokuz gün ölüm rüzgârları balıklı denizde çalkaladı bizi sonunda Lotosyiyenlerin toprağına vardık onuncu günü. Phrygialılar ekin biçerken Lityerses'in serü­ venini dile getiren bir türkü söylerlermiş.

Lykomedes Theseis efsanesinde de rol oy­ nar: Atinalı yiğit kendi ülkesinde tutunama­ yınca Skyros adasına gider. Sonradan Faunus'la bir tutulmuş ve adı Faunus Lupercus olmuştur. Çobanların ve sürülerin kurtlara karşı koruyucusu sayılan eski bir İtalya tanrı­ sı. korktum. Aventinus tepesinde bir tapınağı vardı. Tarihçi Herodotos'a göre Lydos Atys'in oğlu. Lykurgos. Lydos'un Tyrrhenos adlı bir de kardeşi vardır. kralın kızları arasına saklamıştı (Akhilleus). Skyros adasının kralı. efsane de Etrüsklerin Anadolulu kaynaktan olduklarını kanıtlamak­ tadır.Sonra büyürdüm öbür sevgili yoldaşlarıma. Lydia'lılara adını veren kurucu kah­ raman. kral da bu adamın bir tanrı olup olmadığını anlamak için insan etin­ den yemekler çıkarmış karşısına. Argonautların Amykos'u öldürmeleri bu zorbanın düşmanı olan Lykos'un çok hoşuna gitmişti (Argonautlar). haydi. Savaş sırasında Akha yiğidi Diomedes karşısında Bellerophontes'in 196 . Akhilleus savaşa katıldığı zaman. Antiope'nin de Zeus'tan olan İkizleri Amphion ve Zethos analarının öcünü almak için Lykos'u öldürür­ ler (Antiope. Lucifer. Kaderi onunki kadar acıdır. Adı ay anlamına gelen bir roma tanrı­ çası. (3) Pandaros'un babası. ne oğulların­ da. Manes ise tanrı Zeus'la Okeanos kızı Kallirhoe' den dogmadır. Antiope'nin amcası. Lykomedes. Lupercus. Amphion). Lykaon. ama tanrı saygısı. sılayı unutuverir diye. 34-135). Lykos. (2) Pelasgos'un oğlu. Skamandros kıyısın­ da öldürüp öldürüp ırmağa attığı kurbanlar­ dan biri de Lykaon'dur (İl. Tyrrhenos da Tyrrhenoi. biri lotos yer. Troas bölgesine yerleşmiş Lykialı (Pandaros. Luna. Atys de Manes'in oğludur. (2) Argonautlar efsanesinde adı geçen Maryandyn'ler kralı. XXI. Karkabos). ama hiçbir efsanesi olmadığı gibi zamanla Diana tanrıçayla bir tutulmuş Luna adı da şiirde Yunanca Selene'yi çevirmeye yaramıştır. akrabalık bağla­ rıyla bağlı olduğu Lykomedes'in yanına sığı­ nır. Lydos. dedim. yani Etrüsklere adını vermiştir. Lydos nasıl Lydia'lılara isim babası olmuşsa. (1) Priamos'la Laothoe'nin oğlu. Bu akraba­ lıktan anlaşılıyor ki. binin tez giden gemilere çabuk. Trakya kralı Lykurgos'tan İlyada'da söz edilmektedir. Lykaon'un kendisini de bir kurt haline getir­ dikten sonra sağ kalan oğlunu tahta çıkarmış. konuklar ve ölen İdmon'la Tiphys'i gömmelerine yardım eder. onlar da hemen bindiler ve oturdular sıralarına. (1) Kadmos soyundan olan Thebai kralı. Sabah yıldızı Phosphoros'un Latin­ ce adı (Phosphoros). yalnız. Her yıl 15 şubatta kutlanan Lupercalia bayramı bir bahar ve bereket şenliği­ dir: Çıplak Lupercus rahipleri alay halinde Palatinus tepesini dolaşırlar ve kurban ettikle­ ri bir keçinin derisiyle yapılmış kamçılarla yol­ da rastladıkları kadınları döverlerdi. Polydoros'un kardeşi. tanrı korkusu yokmuş ne kendinde. Thetis oğlu Akhilleus'un Troya savaşına katılmasını önlemek için onu Lykomedes'in sarayına göndermiş. Lykos. Böylece dövülen kadınların kısırlıktan kurtulup doğur­ gan olacaklarına inanılırdı.birini sağ bırakmış. küreklere sarılıp köpürttüler kırçıl denizi. Baştanrı bü­ yük bir öfkeye kapılarak masayı devirmiş ve şimşekler çakarak Lykaon'un oğullarını yıldı­ rımla çarpmış. Yunan din ve tanrılarının etkisiyle Lupercus Pan'a da ben­ zetilmiştir. Patroklos öldükten sonra. Zeus onları denemek istemiş bir gün: Yoksul bir köylü kılığına girerek Lykaon'un sarayına konuk olmuş. Bu efsane Arkadya bölgesinde Lykialı Zeus'un adına kutlanan törenlerde insan kurban­ larının nedenini açıklamaya yaramaktadır. Hıristiyan edebiyatında şeytanın bir adı. Lykos Argonautlan batı Ege kıyılarında bulunan ülkesine vardıkların­ da iyi karşılar. Arkadya kralı Lykaon elli oğul babasıymış. karısı Dirke ile Antiope'ye eziyet ederler. giderek kendi oğlunu ölen dümencinin yerini tutmak üzere yanlarına verir. Lykomedes de Theseus kendi krallığını ele geçirir korkusuyla onu bir kayalığın üstü­ ne götürür ve uçurumdan aşağı atar (These­ us).

Hypermestra'nın kocasını esirgemesinin ne­ deni çeşitli yorumlara uğramıştır: Kimine gö­ re Hypermestra Lynkeus'a tutulmuş. Danaos kızı Hypermestra'yı ba­ ba sözü dinlemedi diye mahkemeye vermiş. 130 vd. Lykurgos'un homurtusundan bir titreme almıştı Dionysos'u. dayak yediler yiğit öldüren Lykurgos'un üvendiresiyle. üstelik çok da yaşamadı o. ölümsüzlerden tiksindirmişti kendini. ama Aphrodite'nin yardımıyla kız kurtulmuş. Thetis de hemen çekti onu içine. Lynkeus. Kronos'un oğlu kör etti Lykurgos'u. o vakit Dionysos'un ödü koptu. Danaos Kızları). kimine göre de adam öldürmeyi başaramadığı ve Lynkeus kızlığına saygı gösterdiği için ona kı­ yamamıştır. Babaları­ nın buyruğu üzerine Danaos kızları gerdeğe girdikleri gece kocalarını hançerledikleri hal­ de. denizin dalgalarına attı kendini. Tragedya yazarlarının bi­ raz değişik motiflerle ele aldıkları Lukurgos efsanesi bu gerçeği dile getirmektedir. Ana­ dolu'dan geldiği açıkça belli olan bu kült özel­ likle kuzey Yunanistan'a yerleşmekte güçlük çekmiş olsa gerek. O bir gün. Rahat yaşayan tanrılar kızdılar o zaman. yalnız Hypermestra Lynkeus'u öldürmez. Dionysos'la ilgili birçok efsaneler şarap tan­ rının ve kültünün benimsenmesine karşı gös­ terilen tepkileri dile getirir (Pentheus). Elli Aigyptosogullanndan biri. VI.): Dryas'm oğlu güçlü Lykurgos bile onlarla kavgaya tutuşunca yaşamadı. kutsal Nysa dağında kovalamaya kalkıştı Dionysos'un sütninelerinl.torunu Lykialı yiğit Galukos'u görünce bir tanrı sanır onu ve tanrıya karşı savaşmanın sakıncalarına örnek olarak Lykurgos'un serü­ venini anlatır (İl. . Danaos kızı Hypermestra'nın kocası. Lynkeus'la evlenmiş ve Abas'ı doğurmuştur (Hypermestra.

Arkadya'nın Kyllene dağında tanrı Zeus'la birleşerek Hermes'i doğurmuştur (Pleiad'lar. Irmak tanrının tapınağında para çok bol olduğu için bu cezayı rahipleri tanrı adına kolaylıkla ödemişler. Makar. Kallirhoe ve kendisi gibi bir ır­ mak olan Marsyas ve Babys (Marsyas. ya da onun babası. kendin­ den sonraki şairler de Homeros'a Maionides demektedirler. İlyada'da adı geçen Lesbos kralı. IV. eski zamanlarda denize açılan limanlar olan birçok şehri toprak altında boğduğu bilinmektedir. Bütün bu varsayımlar yersiz. Bu ırmak tanrının birçok kız ve erkek çocuk­ ları olmuş derlerdi: Samos (Sisam) adasına adını veren Samia. kimi­ ne göre de Zeus'un soyundandır. kız kardeşi Mytile­ ne de sonradan başkent olacak şehri adlan­ dırmış. yoksa sade­ ce Maionia yani İzmir'i de içine alan Ege kıyı­ larında doğduğunu mu belirler? Geç uydurul­ muş efsanelere göre Maion diye bir kişi var­ dır. Menderes ırmağının miller taşıyarak. Kimliği üstüne kaynaklar birbirini tutmaz: Ki­ mine göre Makar. Çözdü ışıldayan kemeri. limanlarını da ova haline getiren bu insafsız tanrıya karşı dava açtığı anlatılır. kardeşi Podaleiros'la birlikte (Podaleiros) Troya sa­ vaşına Tesalya kentlerinden gelme otuz ge­ miyle katılır ve hekim olarak çok yararlık gös­ terir. Maiandros. Da­ vaya bakan yargıç suçlamayı yerinde görmüş ve tanrıyı Miletlilere ceza ödemeye mahkûm etmiş. Mainas. Mainad'lar. Tanrıya denk hekim durdu ortalarında. başka bir söylentiye gö­ re de manevi babasıdır. Bugün bile göz göre göre izlenebilen bu süreç ilkçağdan beri Ege şehirlerinin başlıca bir der­ di sayılmaktaydı. yani Homeros'un dedesi. Zeus'la Kallisto'dan dogma Arkas'a sütninelik ettiği için Hera'nın hışmına uğramış ve ancak yıldız olarak göğe çıktıktan sonra rahat etmiştir (Arkas). tanrıya karışarak öbür in­ sanlarca çıldırmış gibi görünen bir kişi. Maionides soyadı da Homeros'un do­ ğup büyüdüğü bölgeye atıf olsa gerek. Hermes). Maiandros. İlyada'da Lydia bölgesinin adı iki yerde Maionia (Meionie) diye geçer. yani Büyük Mende­ res ilkçağ yazınında en çok adı geçen ırmak­ lardan biridir.M Maia. sımsıkı kemerden çekip çıkardı oku. Bütün büyük su yolları gibi Ma­ iandros da Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Methymna Lesbos'la evlenmiş. Maia. Dionysos alayını meydana getiren Bakkhaların başka bir adıdır (Bakkhalar). tanrı Helios'un oğlu. Roma'da Maia adlı eski bir tanrıçaya tapınırlardı.): Tekmil yiğitler sarmıştı Menelaos 'u. 211 vd. adanın bir kentine adını verdiği gibi. Maiandros'un adı ilkçağdan bu yana özel ad olmaktan çıkmış. Asklepios tanrının oğlu. . Atlas'la Pleione'nin kızı. yol kıvrıntısı ya da mimari­ de yılankavi motifler. Tarihsel çağlarda da bir tan­ rı bilinen ve tanrı gibi tapınılan Menderes'e karşı Milet halkının ayaklandığı ve tarlalarını bataklık. bu tanrıça sonraları Yunan dininin etkisi altında Hermes'in anası Maia ile bir tu­ tulmuş ve mayıs ayı kendisine adanmıştır. kırıldı okun sivrileri çekilirken dışarı doğru. Ma­ ia. Bu soyadı büyük ozanın Mai­ on adında bir atası olduğunu mu. Tufan'dan sonra bir lonyalı göçmen kafilesiyle Lesbos'a gelip yerleşmiş ve o zamanları boş olan kom­ şu adaları da birer oturma yerine çevirmiş. Homeros'u doğurduğu söylenen su perisi Kritheis'le evlidir. kuyumcuların işlediği karmlığı çözdü sonra. Sonradan Lapithes'in oğlu Lesbos da Midil­ li'ye göçünce Makar'la Lesbos iyi geçinerek adalarda ortak egemenlik kurmuşlar. Kaunos'la Byblis'in anala­ rı olan Kyane. Tanrı etkisiyle kendinden geçen. Menelaos vurulduğu zaman. Pkiad yıldız­ larından biri (Tab. özel­ likle bir kadın için kullanılır. Byblis). Kara okun yarasını görünce emdi kanı. çoğulu Mainades. Makhaon hemen yardıma koşar (İl. altından da kuşağı.' ama koca ırmak liman­ ları millerle boğmayı gene de sürdürmüş. dilde dolambaçlı konuş­ malar için kuilanılagelmiştir. Makhaon. kıvrıntılı akışı dolayısıyla ırmağın adı ırmak. 7). coşup taşan ve doğaya. Makar'ın iki kızı varmış: Methymna ile Mytilene. Maion. Mainas sözcüğü aslında Yu­ nanca "mainomai" fiilinden türemiş bir sıfat­ mu tır.

Makhaon Telephos'un ve özellikle Philoktetes'in yara­ larını iyileştirmiş olmakla ün salmıştı (Telephos. Kendisine âşık olan tanrı Apollon'la kocası arasında İdas'ı seçer (İdas). Ba­ bası gibi geleceği görme yetisine sahiptir. (Odysseus. kâhin Teiresias Delphoi'ye gitmek üzere yola koyulur. Epigonlar Thebai'yi aldıktan sonra. Argoslu Rhakios'la evlenip Mopsos'u doğurması çeşitli yo­ rumlarla anlatılır: Birine göre Manto Apollon tanrıdan gebe kaldıktan sonra tapınaktan çı­ karken Rhakios'a rastlar ve tanrının ona seçI iği bu ölümlü kocayla birlikte Klaros'a gidip tapınak kurar. Manto efsanesi belli bir amaçla uydurulmuş bir efsaneye benzer. Ne var ki Savaş sırasında Makhaon Paris'in bir okuyla yaralanınca. Efsaneleri de Ares'in ef­ sanelerini yansıtır. Philoktetes). Anado lu merkezlerinin Yunanistan'dan gelme efsa neler uydurmuştur. IX. Mopsos'la Kalkhas efsanesi de bu üstünlüğü açığa vuıur.acı dindiren ilaçları ustaca serpti üstüne. ayağı titreyen. Potyphemos). Manto tek başına Apollon tapınağına varır. Anadolu'da bulunan Apollon tapınakları ve keha­ net merkezleri Yunanistan'dakilerden hem daha eski. Manto ken­ dini tanrıya adar ve yıllarca Sibylla olarak gö­ rev yapar. yükselir bir de bakarsın sağraktan bir tatlı koku. falcılık anlamına gelen Manto. Silenos'la yol daşlık eder ve onun gibi çok içer. Mars. su katılmamış. Adı kehanet. ya da oğludur. Rhakios adlı reisleriyle evlenir ve Mopsos'u doğurur. duğu anlaşılan bu çeşit amaçlı efsanelerden biridir (Apollon). Roma'da Maron'u ayyaş diye simgele­ yen bir çeşme vardı. Euenos'un kızı. Akhaları bir telaştır alır. ama şarap içti mi bütün gücünü bulan bir ihtiyar olarak tanım­ larlar. hem daha üstündü. 202 vd. Maron. ama yolda öldükten sonra. ve on iki testi şarap eklediydi bunlara. Yunan tanrısı Ares'in Roma di­ nindeki karşılığıdır. ama yerli bir İtalya tanrısı olarak savaşçı niteliğinden başka bir nitelik taşıdığı da görülür. hem de kendisine adanmıştır. İdas'ın karısı. Marpessa. Odysseia'da anlatıldığına göre Maron Odysseus'un ilk uğrağı olan Trakya'nın îsmaros şehrinde Apollon rahibidir. Tanrı günün birinde ona Ege kıyı­ larına gidip orada bir tapmak kurmasını bu­ yurur: Manto Klaros'u kurar. Mars. Başka bir anlatıma göre Man­ to yalnız başına gider Klaros'a. Ege'nin en ünlü kehanet merkezlerinden olan Klaros'un Thebaili Teiresias'ın kızı ve adından uyduma bir kişi ol- . tatlı. Kimi yazar­ lar onu eli. iyi işlenmiş altından. Kör olduğu için kızı Manto'ya dayanarak yü­ rür. Odysseus bu kenti yağma ederken Maron'u korur ve sayar. ünlü bilici Teiresias'ın kızı sayılır. Yılın ilk ayı sayılan mart ayı hem adını taşır. Anlaşıldığına göre. Mars Roma'nm savaş tanrısıdır ve savaş tanrısı ola­ rak saygı ve tapkı görür. öyle bir tannsal koku yükselir ki. rahip de bunun karşılığında ona birçok armağanlar ve bal gibi tatlı bir kırmızı şarap verir. böy­ lece elinden kurtulur. Manto. Troya ordu­ sunda ünlü bir hekim olarak geçinen Makha­ on daha çok cerrah olarak iş görür. "bir sürü insana bedel olan" bu hekimi Nestor arabasına bindirip kendi barakasına götürür ve tutsağı Hekamede'ye baktırır. Odysseus bu şarapla Tepegöz Polyphemos'u sarhoş ederek tek gözünü çıkarır. Bu bal gibi tatlı kırmızı şarabı içeceğin vakit karıştır bir sağrak dolusunu yirmi ölçü suyla. Homeros Maron'un şa­ rabını şöyle tanımlar (Od. Bu ay içinde şerefine kullanan bayramlarsa birer bahar bayramıdır ve tanrı burada toprak bereketim simgeler.): Yedi talant verdiydi. tanrısal bir içkiydi bu. kardeşi Podaleiros ise tedavi ile uğraşır. Tragedya yazarlarına göre Maron Dionysos tanrının torunu. örneğin Latin şairi Lucretius'un "Doğa Üstüne" adlı eserinin başına koyduğu Venüs'la Mars'ın aşkı öyküsü doğru dari doğruya Homeros'tan alınmadır. yolda korsan­ lar tarafından kaçırılır. gel de içme. Bir zamanlar Kheiron vermişti babasına o ilaçları. Klaros'ta Manlo'nun kurduğu tapınağa oğlu Mopsos başrahip ve bilici olur (Mopsos). baştan başa gümüş bir sağrak verdiydi. Ama Yunanistan bu gerçeği tersine çe­ virmek için bazı çarelere başvurmuş.

kayalar. Medeia efsanenin ve tragedyanın kadın kahramanları arasında en güçlü. acı acı. tarih öncesi çağlardan kalma bir sürüngenle karşılaşacağı­ nıza inanırsınız ve korkudan soluğunuz kesi­ lir. kavalın yüzünü nasıl buruşturup çirkinleştirdiginl görmüş ve kavalı öfkeyle atıp dere kenarından uzaklaşmış. tanrıça da Phrygia'ya giderek duru bir suda yüzünün gerçekten çirkin olduğunu görmüş de kavalı atarken. Marsyas'ı da bir ırmak haline getir­ miş. Tanrı bu yarışma için bir şart koşmuş: Kim yenerse yenilene is­ tediğini yapacak. bu yüzden de yenik düşmüş. bir ağaca bağlamış ve deri­ sini yüzmüş. yer yer pembe zakkum­ lar ve yemyeşil bir su. çünkü Ana Tanrıça kül­ tünde tefle birlikte bu kaval kullanılırdı. Dinleyelim Marsyas'ın serüvenini: Tanrı Pan'ın yapıp kullandığı syrinks deni­ len yedi borulu kavala karşın. ardı ardına dağlar. Mater Matuta. kendisi lyra'yı ters tutunca aynı sesleri çıkardığı halde. ikincisinde Apollon Marsyas'a meydan okuyarak kavalını tersine tutup çal­ masını buyurmuş. püfür püfür esen kavaklar. Kendi­ nizi bu dünyada değil. Mcdcia. manzarası akıllara durgunluk veren bir yer: Yol orada 30 kilometrelik bir arayı 380 viraj yaparak alır. Marsyas kavalını öttürememiş. Çine çayı. tüyler ürpertici bir çevre ki. yaklaşır. Kurt kendisine adanmış bir hayvandır. Marsyas bunu nerden bilsin. Marsyas'ı tutmuş. Birinci yarışma sonuç vermemiş. Göz alabildiğine ne bir ağaç. onu yerden toplayacak olanı en büyük cezalara çarpacağına ant iç­ miş. taş yığınları. günün birinde kaval ça­ larken bir derenin suyundan yüzüne bakacak olmuş. Yerine göre egzotik ve ilkel karakteri üstünde dımılıır. öyle baş döndürücü. gökten düşmüş meteortaşlarına benzer kapkara. Marsyas iki boruiu kavalın bulucusu sayılır. Matuta adı sonradan bu tanrı­ çanın şafak ve sabah güneşiyle bir tutulup. Marsyas efsanesi Anadolu'ya öz­ güdür ve asıl anlamı ancak içinde oluştuğu dekor göz önünde tutulursa anlaşılabilir. Marsyas. Bu yüzden de ki­ mi kaynaklarda Marsyas'ın Kybele'nin alayın­ dan olduğu söylenir. bu tanrıyla hem doğanın yeniden doğuşunu. göklerin sarsıntısıyla yeryüzüne düşmüş bir gezegende sanırsınız. Marsyas bayılmış sesine. Bu doğa dışı karaltı içinde uzaktan bir şı­ rıltı duyar gibi olursunuz. Marsyas bu korkunç işkence içinde can vermiş.mart ayında savaş mevsimi de başladığı için Romalıların iki kavramı bir araya getirdikleri. Roma'da matronlar yani evli kadınlar ve anaların tapındıkları eski bir tanrıça. Ne o? Bir ırmak. Yargıç olarak Tmolos (Bozdag) tanrısını almışlar. en çar­ pıcı bir tiptir. her dönemeçte bir cin. hem de insanda yeni yeni karşı koyma güçle­ rinin belirdiğini simgelemek istedikleri sanılabilir. Ama bununla kalmamış. Kişiliği ve serüveni hemen her çağda zamanın görüş ve eğilimlerine göre yo­ rumlanarak edebiyata ve sanata konu olmuş ve olmaktadır. yerde bul­ duğu kavalı almış ve çalmaya koyulmuş. Yunanistan'dan gelme İno-Leukothea ile ka­ rıştırılmasına yol açmıştır. Aydın'dan Muğla'ya gidildiğinde Çine ile Yata­ ğan arasında Gökbel denilen bir yer vardır. çünkü bu kavalcınınki kadar korkunç bir alın yazısı olmamış başka hiçbir kavalcının. kendi kardeşini ke- 200 . lyra'sını yere atarak kırmış. Bir başka anlatı­ ma göre Hera ile Aphrodite Athena'nın ka­ val çaldığını görerek onunla alay etmişler. ilkçağın Marsyas'ı kavalını öttürüyor tat­ lı tatlı. Ama asıl efsanesi şöyledir: Bu kavalı bulan tanrıça Athena imiş. bin bir dönemeç yapa yapa ilerler. Yarışmayı gözleyen Phrygia kralı Midas gene de kavalın lyra'dan üstün olduğunu söyleyin­ ce tanrı onun kulaklarını eşek kulakları haline getirmiş (Midas). Bayramı Matralia adıyla 11 haziran­ da kutlanırdı. bakarsınız ki bir yarın dibinde bir yeşillik kümesi. ne bir ot. Romulus'la Remus'u emziren dişi kurdu da bu göreve Mars tanrı gönderdiğinden Roma halkının atası sayılır. Efsaneye göre İno kendini denize attıktan sonra bir denizkızı ol­ muş ve İtalya kıyılarına çıkarak oraya sığın­ mıştır (İno). Gökbel'de akan Çine çayı işte bu ırmakmış. bir şeytan. o kadar sevmiş ki dünyada bundan güzel ses veren saz olmadı­ ğını ileri sürmüş ve Apollon tanrının lyra'sıyla yarışmayı bile göze almış. Apollon sonradan yaptığı­ na pişman olmuş derler. Mars ayrıca savaşçı gençliğin de tanrısıdır. korkunç biçimlerle üst üste yığılı kayalar arasında yılan gibi sürüne sürü­ ne.

Argonaut'lar destanı Odysseia'daki olaylardan daha eskilerini dile getirmekle çok daha yeni bir çağda kaleme alınmıştır. Gorgolardan biri. o da ancak bir yıl ha­ piste kaldıktan sonra sürüyü alabileceğini bil­ dirmiş. Perseus kafasını kesince akan kanından Pegasos'la Khrysaor doğar (Perseus). bunu da başarınca Melampus'a sürülerini vermiş. Pylos'ta amcaları Neleus'un yanına sığınmışlar. o da kulübenin damındaki bö­ ceklerin konuşmasına kulak misafiri olmuş. Medeios. Medeia ile İason'un oğlu. tüyler ür­ pertici serüvenlerin kahramanıdır (Tab. Başkaca efsanesi yoktur. kıskançlık duyan bir ka­ dının dramı canlandırılır gözümüzün önün­ de. Gerçekten de öyle olmuş: Sürüyü al­ maya giden Melampus'u bir tahta kulübeye kapatmışlar. Bu nedenle Melampus demişler ona . Amythaon'un oğlu. anlamış ki kirişler çökmek üzeredir. Atalante . Daha sonra Argos kralı Proitos'un çağırdığı Melampus bu kralın kızlarını delilikten kurtar­ mış. 23) Doğar doğmaz anası Melampus'un gövdesini gölgeye koymuş. Adı kara. bir insan ölüsü gibi almış onu bir odun yığınının üstüne ko­ yarak yakmış ve cenaze törenini yapmış. Medeia'nın hem Argo­ naut'lar destanında. Kolkhisli büyücünün Atina kralı Aigeus'tan olan bir çocuğudur. ama ayaklarını güneşte bırakmış. lason. Bundan başka hekimlikte. başka bir kay­ nak Meneia'nın Atina'dan Theseus'un gel­ mesiyle kovulunca Asya'ya göçtüğünü ve ora krallanndan biriyle evlenerek Medos'u doğur­ duğunu ileri sürer. Bias da kızla evlenmiş. böylece görme ve işitme yetisi öbür insanlarınkinden çok üstün olmuş. Biliciliği Melampus şöyle bir olaya borçluymus: Ço cukken ölü bir yılan bulmuş. Medusa. Bir kaynağa göre Medos. Melampus kızlar üstünde türlü büyü­ ler uygulayarak onları iyileştirmiş. Her iki kaynağa göre Me­ dos. Melampus kuşların ve öbür hayvanların dilini anlar. daha doğrusu ilk macera ro­ manının kahramanları çarpıcı renklerle çizil­ miş. Kretheus'le Tyro'nun torunu ve birçok bilici ve falcı kuşağının arasıdır (Tab. Güneş soylulardandır. Proitos da bu şartı kabul etmek zorunda kalmış. Yılanlar da şükran borcu olarak gözlerini. esmer ayaklı anlamı­ na gelen Melampus.sip parçalarını yol üstüne serpen. Phylakos bu şaşılacak adamdan oğlu İphiklos'un iktidarsızlığına ça­ re bulmasını istemiş. hem de tragedyalarda sözü geçen serüvenleri şu adlar altında anla­ tılmıştır: Argonaut'lar. bunu kendisini tutuklayan Phylakos'a bildirmiş. Aietes. Melampus'la kardeşi Bias yurtları olan Tesalya'dan ayrılıp. özverisi karşılıksız kalan. canlandırılmıştır. yabancılık. ondan da öte kendi karnından doğmuş çocukları öldü­ rüp babalarının önüne seren korkunç bir bü­ yücü kadın diye gösterilir. Melanion. bir çeyreğini de kardeşi için iste­ miş. İki kardeş bunları Neleus'a götürmüşler. ne hayvan hiçbir canlının yaklaşamadı­ ğı bir köpekmiş. Medeia'nın bir oğlu. Melampus onları iyi etmek için Proitos'tan ülkesinin üçte birini istemiş. tanrı Helios'un torunu ve tanrıça Hekate'nin yeğe­ nidir. onlarla konuşurmuş. kulaklarını ya­ layıp arındırmışlar. Medeia Kolkhis kralı Aietes'in kızı. kral ver­ meyince yapmam demiş ve kızlar beter ol­ muş. Melampus. ama Neleus kızını Bias'a ancak Phylakos'un sürülerini getirirse vereceğini söylemiş. sonra da kızların birini karı olarak almış ve Argos kral­ lığını kardeşi Bias'la paylaşmış. kulübeden çıkarılır çıka­ rılmaz da dam çökmüş. akrabaları olan Kirke ve Pasiphae gibi doğa dışı. sonra da yavrulannı büyütmüş. Bias. At adam Kheiron tarafından yetiştirildiği söyle­ nir. Pelias. onu alt etmeyi kardeşi Melampus'tan istemiş. hastalan büyüyle iyi etmekte on­ dan üstünü yokmuş. Bunun için bu destanın. Erinys'lerden biri (Erinys). itilmişlik. Kızlar hep birden çıldırıp kendilerini inek sanırlar ve böylece Pelepönez'i dolaşırlarmış. Medlerin atası sayılır. Megaira. Bias Orada Neleus'un kı­ zıyla evlenmek istiyormuş. sonunda Melampus ülkenin bir çeyreği­ ni kendisi. yerine göre de se­ ven ve hor görülen. Bu sürünün bekçisi ne insan. aradan da bir yıl geçmişmiş. Bu serüvenlerin canlandırılmasında oynadığı rol ilkel bir macera romanı kahramanının rolüdür. 8). Medos. Bkz.

sanlı bütün yiğitler katılır. hiz­ metçi Melantho'nun kardeşi.) lir. yolda dilenci kılığında rastladığı Odysseus'u hırpalar. derken Odysseus'la Eumaios'un bir düze­ niyle orada kıskıvrak bağlanır ve hizmetçiler asıldıktan sonra Melanthios da avluya getiri­ lip kulakları ve burnu kesilir. öç almak için yanıp tutuşur. Öbür avcı­ lar buna karşı koyar. Bu kez iki tanrıça Eos'la Thetis tanrı Zeus'a başvurur­ lar. ama konusunu biliriz. Zeus Hektor'la AkhiUeus için yaptığı gibi işi kader tartısına vurur: Memnon ölecektir. Musalardan biri. Kalydon avına kız kahraman Atalante de katılmıştır. Artemis'i unutur. Anası Althaia bunun üzerine oğluna lanet okur ve öç perileri Erinysleri salar üstüne. Meleagros. avcılar birbirlerine girerler. oğlu­ nun Memnon'u öldürdükten hemen sonra öl­ mesi gerektiğini bilir. onlarla Odysseus arasındaki çarpışmada yardım için ko­ şup hazine odasından silah getirmeye yeltenir. yolda da bol bol gözyaşı dökmüş. anası. Kalydon Avı diye anılan bir serüvenin kahramanıdır. Oineus tanrıça Artemis'e karşı suç işler. özellikle bir kadının ken­ dilerinden üstün tutulmasına kızan Meleagros'un dayıları meydan okurken yiğit onları vurup öldürür. Birini Akhilleus'un la­ lası Phoiniks Agamemnon'un gönderdiği el­ çileri geri çevirip öfkesinden vazgeçmek iste­ meyen yiğide ibret dersi olsun diye anlatır. onun için Akhilleus'u bu savaştan alıkoymaya uğraşır. Efsanesi­ nin iki anlatımı vardır. Eos ölüsünü er meydanından alıp güney topraklarına doğ­ ru taşımış. her ikisi de kendi oğlu için yalvarır. Derken Kuretler Aitolların kentini yakıp yıkmaktadır. Ekinleri yok eden bu canavar yüzünden ülke açlık ve kıtlıkla karşı karşıyadır. Aitolların kom­ şuları Kuretler de yardıma gelirler ve av iyi bir sonuç verir. Meleagros savaştan çeki­ 'II'. Nestor'un oğlu Anti­ lokhos babasını savunurken Memnon'un elin­ den öldürülür. bu savaş sonuç vermez. Melantho hain­ dir. Memnon. Güzel yanaklı Melantho Odysseus'un sarayında. İlkin Aias'la karşılaşır. av sona erince Meleagros yaban domuzunun postunu Atalante'ye vermek ister. AkhiUeus Antilokhos'un öcünü almak ister. taliplerden Eurymakhos'la sevişir. karısı. Kalydon Avına ün­ lü. ama Thetis. Bkz. Yazarı Miletoslu Arktinos olan bu destan yitiktir. Melantho. canavar öldürülür. Şöyledir: Aitolia'da Kalydon bölgesinin kralı Oineus'la karısı Althaia'nm Meleagros diye bir oğulları olur. Habeşistan kralı Memnon Hektor öl­ dükten sonra Troya'ya yardımcı gelir. ayaklan da kesilerek olduğu yerde bırakılır. Ama Artemis kininden vazgeçmez. taliplerin tarafını tutar. şımarttığı halde. çokluk tra­ gedyayı simgeler (Musa). Namussuz hizmetçilerle birlikte ceza görür ve taliplerin ölümünden sonra asılır (Od. Kız kardeşi gibi kendisi de efendisine karşı nankörlük eder. AkhiUeus söz dinlemez. Hanımı onu yetiştirdiği. anası Althaia da odunu ateşe atarak oğlunun ömrüne son verir. Meleagros sonunda savaşa döner ve Kuretleri Kalydon'dan ko­ var. sonra Nestor'a sataşır. İno. Şafak tanrıça Eos'la Troya kral soyundan olan Tithonos'un oğlu (Eos). Mem­ non Troya savaşının İlyada'da anlatılan bölü­ münün sonrasını ele alan "Aithiopis" adlı destanın kahramanıdır. Oğlu Akhilleus'un elinden can verince. Sırtın­ da Hephaistos'un yaptığı silahlar vardır. erkekliği koparı­ lıp köpeklere atılır ve en sonunda elleri. bütün dostları Me­ leagros'a öfkesinden vazgeçip yurdunu sa­ vunması için yalvarırlar. Melikertes. Melpomene. . Dilenci kılığında karşısına çıkan Odysseus'a söver. Odys seia'da sözü geçen İthakeli keçi çobanı. 420 -473). hasat bayramında bütün tanrı­ lara kurban kestiği halde. Bunun cezası olarak tanrıça Kalydon bölgesi­ ne korkunç bir yaban domuzu salar. Derken AkhiUeus araya girer. Penelopeia'nm hizmetinde bulunan elli hizmetçiden biridir. avın paylaşılmasın­ da Aitollarla Kuretler arasında kavga çıkartır. Meleagros bu hayva­ nı avlamaya kalkışır ve bu işte bütün komşu ülkelerden yardım görür. Meleagros. Aynı efsanenin öbür anlatımında Meleagros'un anası Althaia'nın oğlunun ömrüyle ya­ kından ilişkisi olan odunu yakıp yakmaması teması üstünde durulur (Althaia). Çünkü Patroklos öldükten sonra Antilokhos onun en iyi dostu olmuştur.Melanthios (yahut Melantheus). Meleagros bu sı­ rada dayılarını öldürür.

Gün doğunca bitkiler üstünde görülen çiy ta­ neleri işte bu gözyaşlarından gelmeymiş. İlkçağ plastik sanatının konu edindiği Memnon motifi Marmara'ya dökülen Aisepos, ya; ni Gönen çayı ile de ilgilidir. Bir efsaneye gö­ re Memnon'un mezarı Marmara klyılarındaymış, her yıl Memnon'un kuşları Gönen çayı­ nın ağzına gelir, orada Habeş yiğidine ağlarlarmış. Memnon'un savaşta ölen arkadaşları­ nın ruhlarını taşıyan, yahut da kendisinin ölümsüzleşmiş küllerinden doğmuş olan bu kuşlar iki gruba ayrılır, birbirleriyle dövüşürlermiş, çarpışma da ancak bir grup büsbütün yok olduktan sonra sona erermiş. Mısır'da Üçüncü Amenotep'in diktiği heykele Memnon heykeli denmesi, her sabah şafak sökün­ ce bu heykelin tatlı ezgilerle gün doğuşunu selamladığı söylentisi, Memnon kültünün Mı­ sır'da da, Anadolu'da da yerleşmiş olduğunu belirtir. Men. Phrygia kültlerinde adı geçen bir ay tanrısı, Anadolu'ya özgü bir tanrısal varlıktır. Menelaos. Agamemnon'un kardeşi Mene­ laos, babası Atreus tarafından Pelops ve Tantalos soyundan, anası Aerope tarafından da Giritli Minos'un, yani tanrı Zeus'la Europa'nm dölüdür (Tab. 15). Tanrı lanetine uğ­ ramış bahtsız bir soydan olduğu halde başına gelen belaların hiçbiri kendi işlediği bir suç yüzünden değildir, Menelaos'un kendisi te­ miz, dürüst, yürekli, olsa olsa biraz yumuşak bir insandır. Karısı güzel Helena'nın evinde konukladığı Paris tarafından bir yığın malla birlikte kaçırılması Menelaos'a karşı yapılmış büyük bir haksızlık, efsaneye aldatılmış koca olarak girmesi de bir bahtsızlık sayılabilir. Menelaos etken değilse de başlıca edilgen kahramanı olduğu İlyada destanında en par­ lak sıfatlarla nitelenir: Ares'in sevdiği, Zeus'un beslediği, gür naralı, yiğit Menelaos' tur, sarışın olduğu, bacaklarının biçimli, bilek­ lerinin güzel olduğu belirtilir. Helena bile bin pişmandır onu bıraktığına, şöyle der kocası için (Od. IV, 263): "Ne akıldan yoksundu kocam benim, ne güzellikten yoksundu". Menelaos Akha yiğitlerinin en seçkinlerindendir, Paris'le kozunu paylaşmak için onun­ la teke tek savaşa girmeye can atar (İl. III, 16 vd,)ı

en önüne, omuzlarında bir pars derisi, kıvrık yayı, kılıcı. Ucu tunçtan iki kargısını sallayarak zorlu savaşta çağırdı karşısına cenge, Argosluların en yiğitlerini. Ares'in sevdiği Menelaos, kalabalığın içinde onun uzun adımlarla öne atıldığını görünce, sevindi kocaman bir ava gözü ilişen aslan gibi. Menelaos aslan gibi savaşır, bu arada da tanrılara yalvarır (İl. III, 352 vd.). Ama tanrı­ lar dinlemez sözünü, Menelaos tam Paris'in hal<kından gelecekken Aphrodite tutar kaçı­ rır onu, Menelaos dövünür, ama ne yapsın, gene de gevşetmez çabayı, Akhalan cenge kışkırtır (İl. VII, 9 vd.): Sizi ödlekler sizi, Akha erkekleri denmez size, Akha kadınları demeli. Bir Argoslu çıkmazsa Hektor'un karşısına bizim için tam bir yüz karası olacak bu. Kendi göze alır Hektor'a karşı dövüşmeyi, ama Agamemnon bu çılgınlıktan alıkor kar­ deşini. Menelaos ön sırada savaşmaya, kendi davası uğruna kendi kendini savunmaya ve bu yolda ün kazanmaya can atar, ama talih­ sizliği şuradadır ki, ne yapsa fayda vermez, hep ikinci planda kalır, savaşta da, kurultay­ da da dizginler başkalarının elindedir. Menelaos'un destanda, tragedyada ve baş­ ka türden yapıtlarda sözü geçen efsanesi bir tüm olarak şöyle özetlenebilir: Agamemnon'la Menelaos babaları Atreus'la amcaları Thyestes arasında süregelen kan davası sıra­ sında Mykene'den sürülüp Sparta kralı Tyndareos'un yanına sığınırlar (Atreus, Aigisthos). Tyndareos iki kardeşe iki kızını ve­ rir. Helena'nın talipleri arasında Menelaos'u seçmesi, öbür taliplerin de bu evliliği koruma­ ya ant içmeleri üzerine karı-koca Sparta'ya yerleşirler. Tyndareos'un ölümünden sonra Agamennon Mykene, Menelaos da Sparta tahtına çıkar. Menelaos'la Helene dokuz yıl kadar rahat ve mutlu yaşarlar, Hermione di­ ye bir kız çocukları olur. Bu sırada Paris Me­ nelaos'un sarayına konuk gelir. Menelaos'un Asya'dan gelme konuğunu ağırladığı ve bir süre onunla birlikte Sparta'da kaldığı anlatı-

Çıktı tanrı yüzlü Aleksandros Troyalıların

lir, ama bu arada Girit'te bulunan büyükbaba­ sı Katreus ölür, Menelaos Paris'i Sparta'da bırakarak cenaze töreni için Girit'e gider. Pa­ ris de konukluk kurallarının hepsini çiğneye­ rek Helena'yı kaçırır (Helena). Acı haberi alıp Sparta'ya dönünce Menelaos ağabeysi Agamemnon'u, sonra da Nestor, Palamedes ve Odysseus'u yardıma çağırır. Helena'nın yeminli bütün taliplerini toplamak ve Troya seferini hazırlamak işine koyulurlar. Bu, ko­ lay olmaz, çünkü birçok Akha kral ve önderi uzun süreceği ve zor olacağı belli olan savaş­ tan kaçınmak isterler (Odysseus, Akhilleus). Sonunda donanma Aulis limanında toplanır, Agamemnon başkomutanlığı ele alır, ne var ki çeşitli engeller Akha ordusunun Troya'ya varmasını geciktirir (Agamemnon, Iphigeneia). Anadolu toprağına ayak bastıklarında Menelaos'la Odysseus Troya'ya elçi olarak gön­ derilirler, amaç Helena'yı geri istemek ve sa­ vaşı önlemektir. Elçileri Troyalı Antenor kar­ şılar ve sorunu kurultayın önüne getirir, ama Paris baskı yaparak kadının ve mallarının ge­ ri verilmesini önler (Antenor). Savaş başlar ve bilindiği gibi on yıl sürer. Menelaos'un sa­ vaşta oynadığı rol İlyada'da ayrıntılarıyla an­ latılmıştır. Menelaos'un serüvenleri savaş sonrası efsanelerinde de büyük bir yer tutar. Tahta atın içindeki yiğitlerdendir, Troya yan­ gını ve yağması sırasında Helena'yı sığındığı sunağın dibinde öldürmek ister, kılıcını kaldı­ rır, tam vuracakken güzel kadının perişan ha­ lini, çıplak memesini görünce yumuşar, onu bağışlar. Hemen gemilerine binip denize açı­ lırlar. Bir fırtına onları Girit kıyılarına atar. Menelaos burada birçok gemisini yitirir, ikin­ ci yola çıkışında da Mısır kıyılarına atılır. Me­ nelaos, kendisini Sparta'da görmeye gelen Odysseus oğlu Telemakhos'a Mısır'da beş yıl kaldığını anlatır. Gene yola çıkınca bu kez Nil ağzındaki Pharos adasında alıkonur ve ancak deniz ihtiyarı Proteus'u bağlayıp ondan öğüt aldıktan sonradır ki yurduna dönmeyi başarır (Od. IV, 351-593). Böylece Menelaos Troya seferine gitmek üzere Sparta'dan ayrıldıktan on sekiz yıl sonra yurduna dönmüş olur. Agamemnon'un tersine aksiliklerle karşılaşmaz, Sparta'daki tahtına oturur, eşi ve çocuklarıy­ la birlikte rahat bir ömür sürer. Telemakhos'u konuklayan, ona yol gösteren, arma-

ganlar verip gönderen Menelaos görmüş, ge­ çirmiş, olgun ve babacan bir adamdır. Eşi Helena da uslanmış, yumuşak ve tatlı bir eş ve bir anne olmuştur. Menoitios. (1) îapetos'la Klymene'nin oğlu, Prometheus, Epimetheus ve Atlas'ın kardeşi (Tab. 3). Bu Titan öbür kardeşleri gibi gurur­ lu ve kendini beğenmiştir. Bu yüzden Zeus onu, "duman duman yıldırımlarıyla vura­ rak Erebos'un karanlıklarına yollar" (Hes. Theog. 510-515). (2) Aktor'la Aigina'nın oğlu, Patroklos'un babası (Tab. 21). Aigina tanrı Zeus'tan Aiakos'u doğurduktan sonra Aktor'la evlenip Menoitios'u dünyaya getirir, böylece Aiakos'la Menoitios üvey kardeş olurlar. Akhilleus'la can yoldaşı Patroklos arasındaki kan ak­ rabalığı da buradan gelmedir. Menoitios, oğ­ lu Patroklos kaza ile bir arkadaşını öldürünce onu Peleus'un yanına gönderir. Akhilleus'la Patroklos da bir arada büyüyüp yetişirler (Patroklos). Mentor. Odysseia'da sık sık adı geçen bir İthakeli, Odysseus'un sadık dostu. Odysseus Troya seferine çıkmadan önce evini ve ailesi­ ni ona emanet eder. Mentor da onun çıkarla­ rını taliplere karşı korumaya çalışır, ama ba­ şaramaz. Tanrıça Athena Odysseia'da Tele­ makhos'a kılavuzluk etmek, ya da Odysseus'a taliplerin hakkından gelmek için yardım­ cı olmak istedikçe Mentor kılığına girer. Bu yüzden Mentor bir has isim olmaktan çıkmış ve yol gösterici, kılavuz rehber anlamına kullanılagelmiştir. Mercurius. Hermes tanrının Roma dininde karşılığı. Efsaneleri de Hermes'inkilerle bir tutulmuştur (Hermes). Meriones. İlyada'da adı geçen Giritli önder. Idomeneus'un arkadaşı (Idomeneus). Merope. Pleiadlardan biri. Korinthos kralı Sisyphos'la evlenir ve Glaukos'a ana olur (Pleiadlar). Metaneira. Eleusis kralı Keleos'un karısı. Demeter'i evinde hizmetçi olarak çalıştırır (Demeter). Metis. Adı akıl, us, bilgelik anlamına gelen Metis, Okeanos'la Tethys'in kızı, yani ikinci

kuşak tanrılardandır (Tab. 4). Zeus'un ilk eşi olmuştur! Bir efsaneye göre Kronos'un yuttu­ ğu çocukları kusmasını sağlayan ilacı Zeus'a veren odur. Zeus onunla birleşip Athena'dan gebe bırakınca, Uranos'la Gaia tanrıyı uyar­ mışlar, Metis'ten doğacak bir erkek çocuğu­ nun kendisini tahttan atıp yerine geçebilece­ ğini bildirmişler, bunun üzerine de Zeus Me­ tis tanrıçayı yutmaya karar vermiş. Yuttuktan sonra Athena'yı kafasından doğurmuş (Atheua). Midas. Midas efsanede olduğu kadar tarih ve arkeoloji kaynaklarında da adı geçen bir Phrygia kralıdır. Phrygia'da bulunmuş birçok anıtlar bugün de onun adını taşır, birçok efsa­ ne ve masallar anısını yansıtır. Bu efsanelerin hepsi bölgeye özgü nitelikte ve Ana Tanrıça Kybele'nin kültüyle ilgili görünmektedir. Herodot'a göre Midas, Phrygia'nın birinci kralı ve Gordium'un kurucusu sayılan Gordias'ın oğludur. Gordias'ın Ana Tanrıça ile bir­ leşmesinden, doğduğu söylenen Midas büyü­ yünce Kybele'nin başrahibi olmuş ve tanrıça­ nın Pessinus'taki büyük tapınağını kurmuş. Midas'm ilişkisi yalnız Kybele ile de değildir, Kybele gibi Anadolu toprağına özgü şarap tanrısı Dionysos'a da yakından bağlıdır. Mi­ das üstüne anlatılan efsanelerin hepsinde bu Phrygia kralı Dionysos'un bağışladığı nimet­ lerden fazlasıyla pay almış, tanrının peşinden giden alaya karışmış, sırlarına ermiş, yoluna baş koymuş ve bölgesel törelerini savunan bir kişi olarak canlandırılmaktadır. Bu efsanele­ rin yalnız Phrygia'yı değil, Lydia ve Karia gibi Ege'nin geniş bir bölgesini kapladıkları da dikkati çeker. Ovidius'un "Değişimler"de anlattığı bir ef­ sanesi şöyledir: Silenos tanrı Dionysos'un alayında ihtiyar, sarhoş bir satyr'dir, bir gün tanrı Phrygia ve Lydia dag ve koruluklarında dolaştığı sırada Silenos uyuyakalır ve Bakkhalarla Satyr'ler onu sızdığı yerde bırakarak uzaklaşırlar. Köylüler onu bulur ve boynunda taşıdığı çiçek çelenkleriyle bağlayarak kral Midas'a götürürler. Bakkha sırlarına ermiş olan Midas Silenos'u hemen tanır ve onu on gün, on gece sarayında konuklayıp yedirir, içirir, sonra da İhtiyar yoldaşını tanrıya götü
rür, verir. Dioııysos buna o kadar sevinir ki

Midas'a dilediğini vereceğini söyler. Mid.ıs da her dokunduğu şeyin altın olmasını diler. Tanrı bu dileğin ne kadar yersiz ve tehlikeli olduğunu anlar, ama söz vermiştir bir kere. Midas sarayına dönerken yolda kopardığı bir dal altın olur, yerden topladığı bir çakıl taşı altın olur, kopardığı bir buğday başağından altın taneleri dökülür, buna fazlasıyla sevinir, ne var ki sofrasına oturup ekmeği ağzına gö­ türüp, şarabı dudaklarına degdirince ekmek de, şarap da altın külçesine dönüşür ve bu böyle gider, ta ki kral dileğinden vazgeçip tanrıya bir daha yakarsın. Bakkhos Midas'ı bağışlar, ona Sardes'e gitmesini, Paktolos (Sart) deresinin kaynağına dek çıkmasını ve topraktan fışkıran sularla başını ve ellerini yı­ kamasını buyurur. Kral da öyle yapar ve ir mak sularında arınır, ama o gün bugün Pak­ tolos altın pulları sürüklemektedir, altın diyarı Sardes'in zenginliği de oradan. Plutarkhos bu efsaneyi biraz başka biçimde anlatır: Midas ülkesinin uzak bir ilini gezmeye gitmiş, bir çölün ortasına düşmüş, içecek bir damla su bulamamış, Toprak Ana acınır, ona, çölün ortasında bir kaynak fışkırtmış, ama Midas kaynağa yaklaşıp su içmeye yelte nince suyun altına dönüştüğünü görmüş. Bu kez kral tanrı Dionysos'a yakarmış, Dionysos da kaynaktan saydam bir su akmasını sağla­ mış. Bu kaynağa Midas Pınarı denmiş. Kral Midas'ı asıl ünlü kılan masal kulaklarıy­ la ilgili masaldır. Ovidius bunu tanrı Pan'ın Apollon'la yarışmasına atıf yaparak anlatır, başka efsanelerde Apollon'la yapsan Pan de­ ğil, Marsyas'tır. Kral Midas bir gün Tmolos (Bozdag) dağının yamaçlarında dolaşırken Apollon'la Pan'ın (ya da Marsyas'ın) yarıştık­ larını ve bu yarışmaya yargıç olarak dag tan­ rısı Tmolos'u seçtiklerini görür. Midas Apollon'un lyra'sını da, Pan'ın (ya da Marsyas'ın) kavalını da dinler. Ne yapsın ki kaval sesini daha çok beğenir. Bozdag eteklerinde bir do­ laştınız mı, Sardes tapmağının karşısında yükselen o bakır rengi dağa hiç baktınız mı bilmem, ama oranın havasını, çevresini bili­ yorsanız, siz de Apollon'un sazına degll, Marsyas'ın kavalına ödül verirsiniz eminim O çevreye başka ses yakışmaz çünkü, doğa kıvır kıvır koyun sürülerini de, kavalıyla çobanını da kendiliğinden yaratır gibidir. Her ney-

se Tmolos Apollon'a vermiş ödülü, ama ya­ rışmaya tanık olan Midas hiç gerekmezken kavalı daha çok beğendiğini söylemiş. Apollon tanrı cezayı Marsyas'a vermiş, ama Midas'tan da öcünü almış: Kralın kulaklarını uzatıp uzatıp eşek kulağına çevirmiş. Midas eşek kulaklarını Phrygialıların sivri külahı al­ tında bir süre gizlemiş olsa gerek, berberi ol­ masa, belki sonuna dek gizleyebilecekti, ama her gün saçını, sakalını tıraş eden berber gör­ müş eşek kulaklarını, kimseye açmadığı bu sırdan kurtulmak için toprağa bir delik kaz­ mış ve içine eğilerek, "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye fısıldamış. Ama kazma vurduğu yerin çevresinde ossaat otlar, kamış­ lar bitmiş, bunlar yel estikçe dile gelerek, "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye yankılanmaya başlamışlar. Bu efsanenin öyle yerli bir havası var ki çağdaş tiyatro yazarlarımızdan Güngör Dilmen'e bir piyes esinlemiş. "Midas'ın Kulakla­ rımda Dilmen eski efsaneye bir motif daha katar, Midas kulaklarından korkmakta, utan­ maktadır, ama ne zaman ki bu korkuyu yene­ rek halkının karşısına çıkar, uzun kulakları bir ayıp değil, bir mucize, bir üstünlük oluverir halkının gözünde. Onun içindir ki sonunda Apollon tanrı Midas'ın uzun kulaklarını kuru­ tup normal insan kulağı biçimine sokunca, Midas halkın gözünde bir kahraman olmak­ tan çıkar, halkı aldatan bir yalancı oluverir. Öyle ki bahtsız kral yerlere kapanıp tanrıdan eşek kulaklarını geri istemek zorunda kalır. Dilmen'in piyesi bir efsanenin nasıl yeni yeni yorumlarla genişletilip yaşatılabilecegine ör­ nektir. Milctos. Milet şehrinin kurucu kahramanı. Efsaneye göre Apollon'un oğludur. Girit'te doğmuş ve Minos onu Girit'ten sürmüş, Ana­ dolu'ya gelince de Maiandros ırmak tanrının kızıyla evlenmiş. Kaunos'la Biblys'in babası sayılır. Başkaca bir efsanesi yoktur. Minerva. Tanrıça Athena'nın Latince adı. Minerva İtalya'nın yerlisi olmasa gerek. İlkin Etrüsklerin, sonra da Yunanlıların etkisiyle Roma'nın başlıca üç tanrısından biri olmuş­ tur. İupiter, İuno ve Minerva Capitolium üçlü­ sü diye anılırdı. Kendine özgü bir efsanesi yoktur.

Minos. Zeus'la Europe'nin oğlu, Sarpedon'la Rhadamanthys'in kardeşi sayılan efsanelik Girit kralı (Tab. 11 ve 15). Minos Girit tahtına çıkmak isteyince üç kar­ deş arasında kavga kopmuş, ama Minos tan­ rıların kendisinden yana olduklarını ileri sür­ müş, bunu tanıtlamak üzere de Poseidon tan­ rıdan bir dilek dilemiş, denizden bir boğa çı­ karmasını istemiş, bu boğayı da sonra gene tanrıya kurban etmeye söz vermiş. Dilediği gibi olmuş, denizden köpükler gibi ak bir bo­ ğa çıkagelmiş. Minos boğayı almış, tahta oturmuş, ama hayvanı tanrıya kurban etmeyi unutmuş. Güzelim ak boğayı sürülerinin ara­ sına damızlık olarak göndermiş. Bu duruma çok kızan deniz tanrı ak boğayı Minos'un ba­ şına bela etmiş, bir efsaneye göre hayvan ku­ durmuş, ortalığı kasıp kavurduğu bir sırada Herakles'in elinden öldürülmüş, ama iş bu­ nunla da kalmamış, kralın karısı Pasiphae bu boğaya dogadışı bir aşkla tutulmuş ve onunla birleşmiş. Kral Minos güneş tanrı Helios'un kızlarından Pasiphae ile evlenmişti. Bir za­ manlar Europe gibi boğaya vurulan Pasiphae ak boğayla birleşebilmek için Daidalos'a bir inek heykeli yaptırır, içine girer ve gebe kala­ rak Minotauros'u doğurur (Daidalos, Pasi­ phae). Ondan sonra da Girit sarayının yaşa­ mı karmakarışık olur. Helios döllerinin hepsi gibi Pasiphae de büyücüdür, seviştiği boğayı öldürttü diye Minos'u büyüler, yatağından yı­ lanlar, çıyanlar, akrepler çıkmasını sağlar, bunlar işi çapkınlığa vuran Minos'un yata§ma giren her kadını sokup öldürmekteymişler. Minos'un erkeklerle aşk maceraları olduğu da ileri sürülür. Pasiphae'den olan iki kızı Ariadne ile Phaidra'nın ömürleri de garip se­ rüvenlerle geçmiştir (Ariadne, Phaidra). Bu masallara karşın Minos efsaneye ilkel çağların en doğru ve haksever kralı diye geç­ miştir. Tanrı Zeus'tan esinlenerek yasalar çı­ karttığı için öldükten sona Hades'teki üç yar­ gıcın biri olmuş. Minos arkeolojide adını taşı­ yan çağlarda Girit'in komşu adalar ve kıyılar üzerindeki egemenliğini simgeleyen Atina ile savaşı ve oradan üç yılda (ya da yılda) bir yedi delikanlıyla yedi genç kızın Minotauros'a kur­ ban olarak verilmesi efsanesi de böyle bir du­ rumun dile gelmesidir. Masala göre Minos'un bu seferi kardeşi Androgeos'un ölümünden

öç almak içindir (Androıjnon). Ama Mlnos yalnız Yunanistan yarımadasına değil, Ana­ dolu kıyılarıyla Sicilya'ya kadar da uzanmış derler. Karya'ya geldiği, Sicilya'ya ise Daidalos'u kovaladığı söylenir (Daidalos). Buralar­ da Giritlilerin koloniler kurdukları anlatılır. Minotauros. Adı Minos'un boğası anlamı­ na gelen Minotauros insan bedenli, boğa baş­ lı bir canavarmış. Tanrı Poseidon'un kral Minos'a gönderdiği bir boğa ile Minos'un karısı Pasiphae'den dogmaymış. Minos bu korkunç yaratığı saklamak için mimarı Daidalos'a Labyrinthos sarayını yaptırmış (Pasiphae, Labyrinthos). Theseus Minos'un kızı Ariadne'nin yardımıyla Minotauros'u öldürmüş (Ariadne, Theseus). Minotauros Girit sanatında derin izler bı­ rakmış olan Girit'e özgü bir boğa kültünün simgesi olsa gerek. Mnemosyne. Adı bellek anlamına gelen Mnemosyne Uranos'la Gaia'nın kızıdır (Tab. 4). Efsaneye göre Zeus Pieria dağlarında do­ kuz gece yatmış ve Mnemosyne de dokuz Musaları doğurmuş. Moira'lar. Moira, pay ya da pay veren anla­ mına gelir. Efsanede üç olarak gösterilen Mo­ ira, yani kader tanrıçaları Hesiodos'ta "yaşa­ ma paylarımızı düzenleyenler" diye tanım­ lanır. Alın yazısı ve kader üstüne Yunan ilk­ çağının görüşü şudur: İnsan ana karnından doğar doğmaz kader onun ömür ipliğini bük­ meye koyulur, üç Moira her insanın ipliğini büker dururlar, günün birinde de keserler, o anda insan ölür. Ilyada'da dövüşen bir savaş­ çı için şöyle deniyor (İl. IV, 517): Bitti ömür yumağı tam o sırada!... Moira denince, çokluk ecel, ölüm akla ge­ lir, onun içindir ki Homeros destanlarında kader diye çevrilen Moira uğursuz ve zorlu olarak nitelenir. Ne var ki Moira Zeus'tan da daha güçlü ve üstündür. Tanrılar babası ona karşı gelemez, onun kararını değiştiremez. Savaş alanında oğlu Sarpedon yaralanınca Zeus ikirciklidir, sevgili oğlunu alıp kaçırmayı geçirir aklından, ama Hera kaderi ileri süre­ rek dikilir karşısına (Sarpedon). Homeros'ta bir ya da birkaç Moira'dan söz edilir, ama adları söylenmez, Hesiodos bun-

lan üç kız kardeş diye tanıtır ve adlarını verir. Moiralar Zeus'la Themis'in kızları, Horaların kardeşleridir (Theog. 905 vd.): ... Klotho, Lakhesis, Atropos tanrıçalar ki bilge Zeus büyük üstünlük vermişti onlara, ki onlar verir yalnız insanlara mutlu ya da mutsuz yaşama paylarını. Burada Moiralar yalnız ömür payını değil, bir de mutluluk ve mutsuzluk payını veriyor demektir insanlara. Kimi yerde Kederle bir tutulan Moiraların efsanesi yoktur (Kerter). Onlar yarı dinsel, yarı filozofik bir görüşün canlandırılmış imgeleridir. Platon da Devlet'in son bölümünde, yeniden yeryüzüne çı­ kacak olan ruhların Moiralara başvurduğunu anlatır (Dev. X, 620d-e): "Bütün ruhlar hayatlarını, geçtikten sonra gene o sırayla Lakhesis'e yaklaşmışlar. La­ khesis her birine kendi perisini vermiş; bu pe­ ri hayatı boyunca ona hizmet edecek, seçtiği kadere göre yaşatacakmış onu. Bu peri ilkin ruhu Klotho'ya götürüp onun eli altından ve döndürdüğü kirmenden geçiriyormuş; böyle­ ce ruh seçtiği kadere bağlanıyormuş. Ondan sonra Airopos, Klotho'nun eğirdiği kaderi öl­ çülmez hale sokuyor, sonunda ruh hiç arkası­ na dönmeden Kaderin tahtı önüne gelip du­ ruyor, sonra öte yanma geçiyormuş". Moneta. Haber veren, uyaran anlamına ge­ len Moneta, tapınağı Roma'da Capitolium tepesinde bulunan tanrıça İuno'nun bir ek adıdır. Bu adın nedeni İ. Ö. 390 yılında Roma'nın Galyalıların baskınına uğradığı sırada bu tapınağın kazlarının gece öterek düşma­ nın gelişini haber vermesidir. Mopsos. İkisi de tanrı sözcüsü olan iki efsanelik kişinin adı. (1) İdmon'la birlikte Argonaut'lar seferine katılır ve Argo gemisinde kâhin olarak görev yapar. Seferin sonunda Libya'ya varıldığında Mopsos bir yılan tarafından ısırılıp ölür (Ar­ gonaut'lar). (2) Teiresiaş'ın torunu, Manto'nun oğlu. Babasının kimliği üstüne kaynaklar ayrılır: Bütün kâhinler gibi Apollon'dan doğıma olduğu söylenir, ölümlü babası ise Argoslu Rhakios imiş (Manto, Rhakios). Mopsos'un Kolophon şehrini kurduğu anlatılır. Anası Man-

to'nun Klaros'taki Apollon tapınağını kurma­ sı üzerine Mopsos oranın tanrı sözcüsü olur, bu sıfatla zamanın en büyük kâhini Kalkhas'la yarışmaya girişir, Akhaların başkâhinini her bakımdan yener, üstünlüğü meydana çıkınca, Kalkhas öfkesinden canına kıyar (Kalkhas). Mopsos bundan sonra yine Troya'dan dönen Amphilokhos'la birlikte Kilikya'da Malsos şehrini kurarlar, teke tek kavga­ da birbirlerini öldürürler (Amphilokhos). Morpheus. Uyku tanrısı Hypnos'un üç bin çocuğundan biri sayılan Morpheus'un adı bi­ çim anlamına gelen "morphe" (Lat. forma) den türemedir. Morpheus insanlara uykuda çeşitli biçimlerde görünen düşleri simgeler. Uyku ve düş tanrılarının hepsi gibi Morpheus da kanatlıdır. Kocaman, hızlı kanatlarıyla dünyanın bir ucundan öbür ucuna şıp diye uçarmış. Mucius Scaevola. Tarquinius kralları Roma'dan kovulunca Porsenna adında bir Etrüsk kralı şehri kuşatmış. Mucius adlı bir Ro­ malı da düşman karargâhına girip Porsenna'yı öldürmek istemiş, ama kralı tanımadığı için yanılarak bir başkasını öldürmüş. Yakala­ nıp Porsenna'nın önüne getirilince Mucius orada bulunan bir ocağa sag elini koyup büs­ bütün yanıncaya kadar çıkarmamış. Bu eyle­ me şaşan Porsenna Mucius'a kılıcının geri verilmesini buyurmuş, kendisine de bunu ni­ çin yaptığını sormuş. Mucius kendi elinin yanmasının önemsiz olduğunu, çünkü kendisi gibi kurban olmaya hazır üç yüz Romalı bu­ lunduğu söylemiş. Korkuya kapılan Porsenna hemen Roma ile barış anlaşmasına girişmeyi yeg görmüş. Mucius'a da artık sag elini kulla­ namadığı için solak anlamına gelen Scaevola adı takılmış. Musalar. İlkçağ yazınında bir tanrısal varlık vardır ki ondan söz ederken her ozan, her yazar duygulanır, sesi bir başka içtenlik ve dokunaklılıkla çınlar kulaklarımızda. Bu varlık Yunanca "mousa", Latince "muşa" diye ad­ landırılıp batı dillerinin hepsine giren esin pe­ risidir. Ama Musa yalnız şairlere şiirler esinle­ yen bir peri de değildir, etki alanı çok daha geniştir. Adının kökeni asıl kimliğinin açık­ lanmasına yardım eder: "Mousa" Yunanca

akıl, düşünce, yaratıcılık gücü kavramlarını içeren "men" kökünden gelmedir. Bu kök Zeus'un Musaları üretmek için birleştiği Titan tanrıça Mnemosyne'nin adında da görülür, Athena'ya gebe kalan Metis'in adında da (Tab. 4). O da demektir ki, kaba güçleri ye­ nip başa geçtikten sonra kendi egemenliğini kurabilmek için Zeus tanrının ilk işi düzenli ve ölçülü oldukları oranda yaratıcı olan güçleri benimsemek olmuştur. Musalar işte bu gücün ürünü ve simgesidir. Bu güç ise tanrıya oldu­ ğu kadar insana da vergidir, giderek Olympos tanrıları insanüstü doğa güçlerinden uzaklaşıp insana yaklaşmayı amaç edindikleri zaman benimsedikleri bir güçtür. Musalar böylece insan ve tanrı arası birer varlık olarak düşünülebilir; insanı tanrı, tanrıyı insan yapar Musalar. Onun içindir ki böyle duygulanır şa­ irler de onlardan söz ederken. İnsana yaşa­ manın asıl tadını bağışlayan bu tanrısal varlığı her alana, özellikle sanat alanına yerleştirmiş olmak ilkçağ düşüncesinin bir parıltısıdır. Ku­ ru bir şair diye tanınan Hesiodos bile bakın nasıl coşar Musalardan dem vurunca. Hesio­ dos kendi anlatır ki Helikon dağının yamaçla­ rında sürülerini otlatan bir çobanmış, "dünya­ nın yüz karası zavallı bir yaratık" iken Musalar onu görür, çiçek açan bir defneden kopardık­ ları bir dalı ona asa diye verir (Theog. 31 vd.): Sonra tanrısal sesler üflediler içime olacakları ve olmuşları yüceltmek için, ve hele övmek için kendilerini her söylediğim destanın başında ve
sonunda.

Hesiodos böylece şair olunca, şu sözlerle tanımlar Musaları (Theog. 52 vd.):
Olympos'lu Musalar, koca kalkanlı Zeus'un kızları. Eleutheros yamaçlarının kraliçesi

Mnemosyne Kronos oğluyla birleşip Pieria'da getirdi onları dünyaya belaları unutturmak ve kaygıları dindirmek için. Dokuz gece buluştu onunla kutsal yatağında engin akıllı Zeus ölümsüzlerden uzakta. Günler, aylar geçip bir yıl tamam olunca dokuz kız getirdi dünyaya Mnemosyne.

dans ederler. Ama zonlar bunların hakkından gelip. övünce Olympos'un mutlu tanrılarını unutuverir hemen dertlerini.): Şehrin önünde sarp bir tepe var. Mygdon. ölümsüzlerse yüksek atlayan Myrrhine'nln mezarı der. atlı yirmi bin savaşçı kadı­ nın başında Atlantis ülkesinin başkentini al­ mış. tanrıların bütün şenliklerinde ezgi söyler. Terpslkhore.ı geçmiş. Thalia. İşte böyle seslenir Olympos'lu Musalar dokuz tanrısal kızı ulu Zeus'un: Kilo. II. Peleus oğlu Akhilleus'un öfkesini söyle. ka­ dınları da köle etmiş. haşka hiçbir kaygı yoktur yüreklerinde. Polhymnia. komedya. Euterpe. Sangarios (Sakarya) ırmağı kıyılarında otururmuş da günün birinde Amazonların sal­ dırısına uğramış. vurur dururlar Olympos yolunda.Dokuz eş yürekli kızdır bunlar ezgiler söylemektir bütün İşleri. üzüntüden kan mı kurudu yüreğinde. Thetis'le Peleus'un. Genellikle şöyle bir bölümleme yapılır: Kalliope. Musaların yetki alanları çağlar ve şairlere göre değişir.. çıkılır ovanın dört bir yanından tepeye. Musaios. Batieia adını takmıştır ona halk. tragedya. İlyada'da Troya şehrinin topograf­ yası üstüne çok az bilgi verilir. Melpomene. 16). Urania ve hepsinin başı sayılan Kalliope. Erato. tanrıça. bu kente Myrina adı veril­ miş. Myrina üstüne anlatılan öbür efsaneler şun­ lardır: Amazonlar kraliçesi Myrina Okeanos kıyılarında bulunan Atlantis ülkesine saldır­ mış ve yaya üç bin. bu Batieia bir tanrıça mı ki ölümsüzler ona başka bir ad ve­ riyorlar? Bir kaynağa göre Myrina ya da Bati eia Troas bölgesinin eski kralı Teuker'in kızı­ dır (Tab.. oradadır koroları ue güzelim yurtları. Erato.. Perseus). Sonra da onlarla birlikte Gorgolara karşı savaş açmış. kara toprak yankılanır tanrı övgüleriyle. Anlat bana. Ne mutlu Musaların sevdiği insana bal akar onun dudakları arasından... böylece Myrina Troya kral soyunun dişi atası olur. Kharitler de Himeros da başlarında yükselir güzel sesleri havalarda. bin bir düzenli yaman adamı. Uranla.. 8 1 1 vd. ama burada ozan tek bir Musa'ya seslenir ve ona tanrıça der sadece: Söyle. Gorgolar da sonradan Perseus ve Herakles'ln elleri allında yenilmişler (Gorgo. Bir insanın dertsiz başına dert mi düştü. Kilo. İlyada'da adı geçen bir Phrygla kralı. Adı Musalarla ilgili efsanelik bir ozan. Homeros'un iki büyük destanı da Musalara seslenişle başlar. ama gece esirler bekçilerine saklı rıp büyük sayıda Amazon öldürmüşler. flütl. korolu şiir. Terpsikhore. tarih. Euterpe. Kadmos'la Harmoııla'uın düğünlerinde bulunmuşlardı) Adlarının geçmediği hemen de şiir yoktur.. Bu tutum ve davranış Homeros'la başlar. Bu bilgi açık seçik değildir. III. Melpomene. ölen arka daşlarına büyük mezarlar yapmışlar. 181 vd. Erkeklerin hepsini kılıçtan geçirmiş. gökbilimi. O zaman kral Priamos onun yardımına koştuğundan Mygdon da Troya savunmasına katılır (İl. gider aklından üzüntüleri şenletir onu tanrıçaların büyüsü.. çıkar. Thalia. tanrısal bir ezgi sarar dört bir yanı. I İhya ve Mısır'. pantomim. Myrina da cömert davranarak onla­ ra bir kent kurmuş. Yerine göre Orpheus'un arkadaşı. Efsaneye göre Myrina bu savaşlarla kalma miş. Musaların sevgilisi bir ozan anlatınca eski insanların destanlarını. Öbür Atlantlar teslim olmuşlar. Inıyülü bir ses yükselir adımlarından yürürken yüce babalarına doğru. Gorgolan yenerek birçoğunu esir almış. Verilenlerden biri Amazonlar kraliçesi Myrina ile ilgilidir (İl. Musaların kendilerine özgü efsaneleri yoktur . İşte budur Musaların insanlara verdiği. tanrıça. Karlı Olympos'un en yüksek tepesinde. ilkçağın son demlerine kadar süregider. Myrina. dans. Polhymnia. Musalardan ve okçu Apollon'dan gelir yeryüzündeki ozanlar ve çalgıcılar nasıl Zeus'tan gelirse krallar. destan şairi ya da lirik şiir. Teuker onu ülkesine konuk ge­ len Dardanos'a verir. oraları da ele 'M'I . Musaların sevgilisi ozanın toplumda ne ka­ ­­­ saygı ve sevgi gördüğü Odysseia'da can­ landırılan Demodokos tipinden bellidir (Demodokos).). < " > g rencisi ya da oğlu sayılan Musaios Attika el sanesinde Orpheus'a karşılık yaratılmış bir tip olsa gerek: Mistik nitelikteki ezgileri Eleusis gizemleriyle ilişkili derlerdi.

Pelopsogullarının başına gelen bütün belaların nedeni de buymuş (Hippodameia. böylece Pelops'un yarışı kazanmasını ve Hippodameia ile kaçmasını sağlamış. Kıbrıs kralı Kinyras'm kızı (Kinyras. Myrtilos. Athena da bu yalana kazarak onu bir ka­ rıncaya dönüştürmüş. becerikli bir Atinalı kız­ mış. Myrtilos da can verirken Pelops ve soyuna lanet okumuş. Myrrha. ama günün birinde Myrmeks tannçanın bulgusu olan sapanı bulmuş olmakla övün­ müş. Myrina'yı öldüren kral Mopsos'muş. Zeus'un oğlu olmakla geçinir. Myrtilos Oinomaos'un arabasının cıvatalarını gevşetmiş. Akhilleus ve babası Peleus'un yönettikleri Tesalyalı boya adını veren kahra­ man. Efsane niteliğini taşımayan bu olay­ lar tarihsel bazı olaylara göre kurulmuş olsa gerek (Amazonlar). Myrmeks. Smyrna). Hippodameia'ya âşık olduğu ya da ondan yaptığı işe karşılık bir ge­ ce yatma sözü aldığı söylenen Myrtilos'u Pelops denize atmış. Pelops.geçirdikten sonra Arabistan ve Suriye yoluyla Anadolu'ya gelmiş ve Kilikyahlara boyun eğ­ dirmiş. Toros dağlarını da aştıktan sonra Phrygia'dan geçerek Kaikos (Bakırçayı) kıyı­ larına gelmiş ve orada (yani Bergama ovasın­ da) yerleşmiş. 210 . Athena da bu yüzden onu sever. Pelops'la Hippodameia efsanesin­ de adı geçen arabacı. Adonis. Oinomaos). tutarmış. Adı karınca anlamına gelen Myrmeks hamarat. Myrmidon.

Bu yüzden "Nannakos'un gözyaşları" di­ ye bir deyim kalmıştır. Naisler ya da Naiaslar. gebe kalmış olduğu nun farkına varmış. sı­ cak bir günün akşamı serinlemek için. sularını içen ya da sularına da­ lan hastaları iyileştirme güçleri vardır. Masala göre. Sangarios (Sakarya) ırmağının kızı. yumuşak iki göğsü arasında tutai ken.ı cağını bildiren bir tanrı sözü varmış. teninin aklığı üzerine tutmuş. içine tatlı bir baygınlık yayıl mış. dere ya da ırmağa bağlıdır. Nana böy le bakadururken. düştü gizlenerek izlerinin ardına. Salmakis). bira/ sonra da tufan olmuş. Agdistis-Attis efsanesinde adı geçer. 1944 yılı Tercüme Mecmuası'nda çıkan Can Yücel'in çevirisidir: Ekho görünce Narkissos'u bir ıssız kırda dolaşırken arzu sardı gönlünü. Ba­ dem içini. Narkissos. Ovidius. kiminin adı efsaneye geçmiştir (Arethusa. bütün dünya pespembe bir boş­ luk olmuş. bekleyebilirdi ancak sözleri ki onlara cevap yollayaı ak . Narkissos'la Ekho efsanelerini bir­ leştirerek iki insanın aşk uğruna harcadıkları boşuna çabaları bir tek dram olarak canlandı­ rır. ama ölümsüz değil­ dirler. su perisi Nana. yüzüne. yerleşmiş ve ona adını vermiştir. bir badem ağacının dalı üzerine eğilmiş. pembe pembe batmaktaymış. böylece tanrı sözü g<tl çekleşmiş. ya da gizli bazı hastalıklara çarptırmıştır (Nympha). Bu masallar Tufan efsanesinin Anadolu kaynaklı olduğunu açığa vurmaktadır. Tersi­ ne kimi inançlara göre Naiaslar sularında yı­ kanan insanları çıldırtmış. Efsanelerin birleştiği bir nokta Nak­ sos adasının Anadolu'dan gelme göçmenlerle meydana getirildiğidir. Beyaz badem İçini yemeden önce. Bu dualar sı­ rasında da Nannakos habire gözyaşı döker miş. Naksos. içinde bulundukları kaynak. 23): "Sakarya ırmağının kızı. Su perisi bademi kırıp soymuş. Nannakos üç yüz­ yıl yaşamış. Kaynakları efsanelere göre değişir. Nannakos. Homeros bunların bütün nympha'lar gibi Zeus'un kızları olduğunu söyler. Onun ustaca anlatımından birkaç parçayı aşağıya almayı uygun gördük. Tatlı tatlı esnerken. Onu en güzel anlatan­ lar arasında da Latin şairi Ovidius önde gelir. hayret ve hayranlıkla bakakalan gözleri önünde tuhaf bir şeyler olmaya bağlamış: Sanki badem içinin ve göğsünün aklığı eriye- rek birbirine karışmaya koyulmuş. Kyklad takımadalarından Naksos adasına adını veren kurucu kahraman. Asopos gibi ırmakların perileri.N Naiades. Şıpır şıpır yıkanır­ ken. kaç kere yumuşak dileklerini ona sunmak e. adları yüz­ mek anlamına gelen fiilden türemiş olan su perileridir. Her suyun kendine özgü bir Naias'ı vardır. O sıralarda güneş. her nedense. Bir ef­ saneye göre Naksos Karyalı göçmenlerin ba­ şında eskiden Dia adını taşıyan bu adaya gel­ miş. kendi­ ni Sakarya suyuna atmış. Verdiğimiz çe­ viri. ırmağın kızları sayılır. Naiasların. yaradılışı vermedi izin söze başlamaya. Hamadryas) gibi uzun ömürlü olurlar. Deukalioh tufanından önce yaşamış bir Phrygia kralıdır. Halikarnas Balıkçısı serüvenini şöyle anlatır (Hey Koca Yurt. Nana. Dokuz ay sonra. bakılmayacak güzellikte bir oğlan doğur­ muş". Bu olay Theseus'tan üç kuşak önce olmuştur. bir çıranın ucuna sürülmüş yanıcı kükürt beri getirilen alevi nasıl kaparsa Ekho da yaklaştıkça ona daha yakından yanıyordu aşkla. Kimi mythos yazarı onları Okeanos soyuna bağlar. Başka bir kaynakta onun Endymion'la Selene'nin oğlu olduğu. öldüğü gün halk topluca ağlamaya koyulmuş. ölünce de bütün halkının yok ol. s. Nerkis çiçeğine adını veren Narkissos'un öyküsü hemen her çağda şairleri esinlemiş bir öyküdür. Başka bir efsaneye göre. yalvarmalar düzenlemiş. daha başkasında da Apollon'la Akallis'ten doğduğu söylenir (Akallis). Ağaç perileri (Drysa. Uyandığında yıldızlar pırıl pırılmış. Yaşamları. Tufan olacağını öngörmüş ve olmaması için topluca yakar­ malar. Nannakos çok es­ ki zamanlarda. Kaç kere okşayıcı gözlerle ona sokulmak. badem içi­ nin aklığını.ledl.

. Narkissos. kimi efsanelerde kralların. Yorgun başını dayadı sık çayırlığa. Dövündüler bacıları Naias'lar kesik saçlarını yanı başına koydular. ve gledi son günleri ömrümün.. bakıyordu kendine kendi şaşkın şaşkın. içini yakan ateşi tutuşturan da kendiydi. Kemirsin artık gücümü acı. Gidermek isterken susuzluğunu. göçüyorum hayatımın baharında. gözleri aldatan hayal onu coşturuyordu. Bundan sonra da asıl Narkissos efsanesi başlar: Berrak bir pınar vardı. Kendime olan sevgimle yanıyorum. Pınar ve yerin güzelliği çeker onu kendine. odun yığınını. Narkissos anlar başına geleni ve şöyle dile getirir: Anlıyorum.NAUPLIOS Narkissos'la Ekho arasında anlamsız diya­ log şöyle sürdürülür: Bağırdı: "Orada kim var?".. Ekho başka bir şey söylemedi: "Senin her şeyim ". bu yeteneğin­ den faydalanarak Nauplios'ıı kötü işlerde kul- . içtikçe suya vuran güzelliğine hayran. seviyordu tensiz bir hayali. gözlerini ayırmadan sulara bakan Narkissos'un: "Ey boş yere sevdiğim çocuk". vücut sanıyordu sulardakini Donakaldı Paros mermerinden bir heykele benzeyen o aynı yüzle kımıldamaksızm. dalgalarında gümüşler oynaşır. sevdiğim uzak olsa keşke.. garip bir dilek seven için ama. Nauplios usta bir denizcidir. arzuladığım benimle. Tutuşturan da ben. artıyordu bir yandan susuzluğu. Ekho da koşa koşa çıkar ormandan. Ve şimdi can verelim ikimiz bir solukta. tekrarlar durur iniltilerini ve bu güzelim şiir şu dizelerle sona erer: Şunlar oldu son sözleri. ne bir sürü. yanan da. yerinde sarı göbeğini beyaz yaprakların kucakladığı bir çiçek buldular. ölüm kapadı efendilerinin güzelliğine hayran gözlerini. dövündüler Dryas'lar. Ellerini kaç kere daldırdı. uzanır Narkissos av yorgunluğu ve sıcağın verdiği ağırlıkla yere. Narkissos gün geçtikçe eriyip gider. (2) Yukarda adı geçen Nauplios'un küçük torunu. ne ağaçtan düşen bir dal.. Kaç kere faydasız öpücükler sundu aldatan pınara. isterken kendini istiyordu. Ne yapayım?İsteneyim mi?lsteyeyim mi? İstenecek ne kaldı artık? Beni yoksul ediyor varlığım. Ölüm gelmeyecek bana ağır dinecekse acılarım. Çevresinde en yakın suyla beslenir bir çayır. Hâlâ bakıyordu kendine. "Burada buluşalım" der. Nauplios Palamedes'in babası olarak Palamedes efsanesinde rol oy­ nar (Palamedes). Peloponez'in ünlü li­ manlarından olan Nauplia'nın kurucusu (Amymone). yer tekrar iletti dediklerini. "Var" diye cevap verdi yankı. titreyen meşaleleri hazırladılar. aldatmıyor beni artık hayalim. tek bir kuş bile yoktu onun sükûnunu bozan.. Bilmeden kendini arzuluyor. severken onu kendini seviyor. Tam sedyeyi. onun yerine geçer (Argonaut'lar). Ona ulaşan ne bir çoban. boşa kavuştu kolları sularda. Ekho da katıldı onlara. (1) Tanrı Poseidon'la Danaos kızı Amymone'nin oğlu. bağırdı Ekho: "Elveda". Ekho da uzaktan seyreder sevdiğini. Nauplios. vücut yoktu hiçbir yerde. ne otlayan bir keçi. "Elveda" deyince o. Ayrılabilsem vücudumdan. o benim. fakat yanıyordu onunla. Argonaut'lar seferine katılır ve dü­ menci Tiphys öldükten sonra. Ne vahşi bir hayvan. bakıyordu Styks sularına. Sevdiğim daha ömürlü olsun dilerim. ve oranın güneş ışığıyla ısınmasına engel olan orman. ama oğlan kızı görünce kaçmaya koyulur: "Ölmek yeğdir" diye bağırıyordu "olacaksa senin her şeyim". Neyi gördüğünü bilmiyor. yeraltına göçtükten sonra bile.

Yaygın göklerdeki tanrılardansan. Mysialı gemicilere satar. Çamaşırlar yı­ kanıp durulanır. Odysseia' nın VI. seni sevenler de giyinip kuşanmak. ama Alkinoos anlar her nasılsa kızının düğün hazırlığı yaptığını. görünüşü tanrılara denk. tutayım işi bir ucundan. Akhalardan haksızlık görüp taşlanınca. çabucak olsun bitsin bu iş. 15 vd. Akha yiğitlerinin yur­ da dönüşlerinde can vermeleri için de girişim­ de bulunur ve Oileus oğlu Aias'ın gemisinin kayalara çarparak parçalanmasını sağlar. Odysseus yıkandıktan sonra daha bir yakışıklı ve alımlı olur: Zeus'tan doğma tanrıça Athena daha iri. boyu boşu. güneşe serilir. bölümünde Phaiak prense­ sini yatak odasında uyur görür. Nauplios Akhalar­ dan öç alma işine kovulur ve Troya savaşında bulunan yiğitlerin karılarını baştan çıkarmaya uğraşır. yalnız Penelopeia üstüne yaptığı deneme sonuç vermez. Ne de kaygısız doğurmuş. orada günlerce denizde yüzmekten bit­ kin düşmüş uyuyan Odysseus'u uyandırır. Auge de Anadolu'ya varınca Telephos'u doğu­ rur (Auge). kraliçe Arete'nin kızlara yıkanacak güzel rubalarla birlikte kokulu yağ­ lar ve bir sepet içinde günlük kumanyalarını vermesi ayrıntılarıyla anlatılır. görünüşün. ulu Zeus'un kızı Artemis olmalısın. uzun zaman kız kalamazsın nasıl olsa. sevebileceği bir erkeği bulup onunla evlenmeyi özleyen bir kızın bütün duygularını ince bir gerçeklikle canlandırır bi­ ze. pırıl pırıl kapı kanatları kapalıydılar. anan olacak kadın seni/ Güzel rubaların kalmış yüzüstü. saçları dökülüyordu basından kıuır kıvır. VI. der. başta Klytaimestra olmak üzere bir­ çoklarının âşıklar tutup kocalarını aldatmala­ rını sağlar. cana yakındı ikisi de. Bu işe niçin gi­ riştiğini de söylemez. kendisi de Klymene'yi alır (Aerope). Oğlu Palamedes. şipşirin. daha kocaman görünmesini sağladı. kraliçem sana. Tan ağarırken gidelim yumaya. Bu öykülerin en se­ vimlisi de Phaiak prensesi Nausikaa'nın yarı­ da kalmış romanı olsa gerek. kızı Atıge'yl deniz­ de boğmak görevini Nauplios'a verir. Nauplios kızı kurtarır. çıkar Nausikaa'nın karşısına yalva­ rır. mutluluk getirir babana. Nauslkaa'ydı bu. Odysseia birçok öykülerden örül­ müş uzun bir romandır. bu iki insanı ayırır ve bize genç kızın uğradığı hayal kırıklığını sez­ dirmekle yetinir. Odysseus'un sözleri de yüreğine işler: Yalvarırım. Bu söz­ lere dayanılır mı. ulu yürekli Alkinoos'un kızı.landıkları anlatılır: Aleos. Homeros bu güzel kızı bize tanıttıktan ve Odysseus'la ta­ nıştırıp onunla olan gönül macerasına dokun­ duktan hemen sonra. bir yanında bir hizmetçi yatıyordu. ulu anana. ama asıl mutlu olacak insan bu güzel kı­ zı alıp evine götürecek kocadır. Nausikaa hizmetçilerini ça­ ğırır. Nausikaa şafakla birlikte kalkar. babasın­ dan katır arabasını ister. Bol yapraklı bir dalla örter er­ kekliğini. geleyim ben de. Odysseus'u yıkamalarını. Nausikaa. bir yanında bir hizmetçi. sonra da top oynamaya koyulurlar. oysa geldi çattı evleneceğin gün. boyun boşun. hazırlık yapmalısın düğüne. tanrıça Athena kızın bir arkadaşı kılığında düşüne girer (Od. yalnız Nausikaa ürkmez yosunlarla örtülü çıplak erkeği görün­ ce. babasının mutluluğunu över. Nausikaa. Odysseus bakar ki genç kızlar oynaşıyor ır­ mak kıyısında. giydirmelerini buyurur.): Doğru yürüdü çok süslü yatak odasına. ister tanrı ol. Ara­ banın hazırlanması. güzelce giyinip kuşanmaksın. bir kız yatıyordu orada. . Tanrıça kızın yatağına yel gibi varır ve şu sözlerle kışkırtır. Dillere destan olur böyle düğünler. kızlar oturup yemeklerini yerler. Nauplios bu kızları da kurtarır ve Aerope'yi Atreus'la evlendirir. ırmağa gidip çama­ şır yıkamak istediğini söyler. ister insan. Top ırmağın gerisindeki koruluğa düşer. O ana kadar da Nausikaa'yi hayata açılan. Mitograflar kendisinin de aynı biçimde öldürül­ düğünü ileri sürerler. Hizmetçi kızlar kaçışırlar. Girit kralı Katreus kızları Aerope ile Klymene'yi aynı amaçla Nauplios'a verir. tıpkı sümbül çiçekleri gibi. dipdiri bedeninle tıpkı osunl Sonra da anasının.

her vakit. tulur. (3) Odysseus'un Kalypso'dan olma bir oğ­ lu. ha­ mamdan güzel urbalar giyinmiş olarak çık­ makta ve şölene gitmektedir ki prensesle kar­ şılaşır (Od. Messenia bölgesinde Pylos şehrini kurar. Nemeia.): Eskiden Phaiak'lar engin Hypereia'da otururdu. konuğumuz.. kalsa burada. eğer isterse.Olan olmuştur. gün (2) Atina kralı Kodros'un oğlu Neleus efsa­ boyunca. Sidebeni. Eris'ten dogma simgesel bir varlığa verilen ad. 458 vd\): (1) Poseidon tanrının oğlu Nausithoos Phaiakların ilk kralıdır. Here'nin uzaktan gürleyen kocası. 22). Nestor'un Troya savaşı ve îlyada'daki bir tanrı gibi tapacağım sana orada. Pontos'la Gaia soyundan ENausithoos birçok efsanelik kişilerin adıdır: khidna'nın Orthas'. kavga anlamına gelir (Eriş). kanatlı sözlerle. tapmaklar yapmıştı tanrılara. götürdü. tekmil toprakları dağıtmıştı. Pelias'ın ikiz kardeşi (Tab. kral kızı kendine bir yabancı koca bulmuş derler. Hızlı gemici anlamına gelen Nemeia aslanı. can verdin bana sen. göreceksem sıla savaşta on bir tanesi ölür.. nağına sığındığı halde Pelias onu vurur. dedi ki: kral olduğu İolkos'a dönünce anaları "Sağ. ey genç kız. o erdemli kral kızının adı anılmaz Odysseia'da. NeZeus. yalnız Nestor kur­ günümü. göz göze geldi Odysseus'la öylece ona baktı. ra kardeşiyle taht konusunda kavgaya tutu­ dedi ki: şur. VI. Odysseus'ta Phaiak ili bi­ ze şöyle tanıtılır (Od. sağ. an radığını ve çok hırpalandığını görürler. VIII. İkizler yetişip ölümlü babaları Kretheus'un sonra seslendi. şöyle der kendi kendine: Demin yüzüne bakılmaz gibi geldi bana. Neikos. çünkü dedikodu olur. leus'un on iki oğlu olur. Tyro'nun üvey anası Sidero'nun hışmına uğ­ baba toprağına döndüğünde unutma. Son­ Çok akıllı Odysseus karşılık verdi ona. onların kısraklarca büyütüldükleri anlatılır. esen kal. dikildi karşısına. Odysseus'la tatlı tatlı konuşur. Herakles'in açtığı bir döneceksem ben yurduma. böylesine bir gün kocam desem. Çok geçmeden acı yanılgısını anlar: Odys­ seus kimliğini açığa vurur. bir arada görünmeyelim der. evler kurmuş. Neikos çatışma. Alkinoos'un sarayına git­ mek üzere kızdan ayrılınca Nausikaa'yı bir koca bulmuş olma umudu. onu şehre götürürken aklına saplanmış olan konuya değinir. Nausikaa'nın romanı yıkılır. Tepegözler onların topraklarını boyuna yağma ederdiler. Bu kral Alkinoos'un babası ve Alkinoos'un hem yeğeni. yerleştirdi Skherie'ye. tek amacının İthake'ye karısının yanına dönmek olduğunu söy­ ler. (2) Theseus'u Girit'e götüren geminin dü­ mencisi de Nausithoos adını taşır. Bu konu düşmez ağzından. hem de eşi olan Arete'nin dedesidir. rolü önemlidir (Nestor). şimdiyse tanrılara benzer. (1) Tyro ile Poseidon'un oğlu. ro'yu öldürmeye kalkarlar. Tanrı yüzlü Nausithoos onları kaldırdı. Herakles efsanesinde sözü geçen Nausithoos. Kurnaz Odysseus da bo­ zuntuya vermez. kaa'nın. sabahtan akşama dek. Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. Tyro tanrı PoseiSağlam yapılı kapının aralığında Nausikaa don'dan doğurduğu çocukları dağa bırakınca. bir daha da Nausi­ şehrini kurmuş (Kadros). köpegiyle birleşerek mey- . kadın Hera tapı­ sen ilkin bana borçlusun kurtuluşunu". alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. İolkos'tan kovulur ve gelir Peloponez'in "Ulu yürekli Alkinoos'un kızı. Nausikaa gönlünü kaptır­ mıştır. Ne olur. can!" neye göre bir bölük Attikalı ve Messenialı ile birlikte îonya'ya göçmüş ve orada Miletos Perde böylece kapanır. otursa bizim yanımızda. Neleus. biz Phaiaklar dururken almış onu yanına yürüyor diye halkınca kı­ nanmaktan korktuğunu ileri sürer. Dört yandan surla çevirmişti kenti. sevinci İçinde bı­ rakır. 4 vd. engin gökte oturanlara. Nausikaa. Odysseus yo­ la çıkmak üzere hazırlıklarını yapmış. esen kal.

Babasını anmak üzere de mezarı üstünde Priamos kızı Polyksene'yi kurban eder (Polyksene). 233 vd.ilana getirdiği canavarlardan biridir (Tab. Hera'ya âşıktır. Gaia'nın Pontos'la ya­ ni Toprak'ın Deniz'le birleşmesinden doğ­ muştur (Tab. tanrı da kuğu kuşu biçi­ minde onunla birleşir. Şehir düştükten sonra Hektor'un oğlu Astyanaks'ı surdan aşağı ata­ rak öldürür ve Andromakhe'yi esir olarak alır (Andromakhe). hem de tanrısal bir varlık olarak canlandırılır. Hesiodos'a göre Gece tanrıça Nyks'in kızıdır. Bu Nephe­ le Kentaur'ların anası olur (İksion. Onu kız kılığında Skyros kralı Lykomedes'in hareminde bulunduğu sıralarda üretmişti. mermer de böylece tanrıçanın heykelini yontmaya yaramış. Herakles onun hakkından geldi (Ekhldna. delikanlıyı alıp getirmek üzere de elçiler gönderilmiş. Sokrates ve genellikle filozoflarla alay ettiği bu oyunda Aristophanes belki de halk masallarından ve onlardan alınmış motiflerden esinlenmiştir. Phriksos'la Helle'nin anaları (Atharnas). Henıkles). Nereus Deniz İhtiyarlarından biridir. Ama Menelaos kızından çocuğu olmadığı halde. Hesiodos şöyle tanıtır onu (Theog. ama çokluk İnsanlarda ölçüsüzlüğü. Kentaur' lar). Troya'da Akha ordusu Neoplolemos'u coşkuyla karşılamış. Orestes). Bu mermeri Persler Atina'yı aldıktan sonar zafer anıtı ola­ rak dikmeye hazırlanırken. (2) Bulutu simgeleyen bir varlık olarak I N V phele'nin İksion efsanesinde adı geçer. Troya . Adı yeni savaşçı anlamına gelen Neoptolemos Akhilleus'un oğludur. Hera'nın beslediği bu aslan Nemela bölgesine korku salmaktaydı ki. kimi za­ man Okeanos'un kıyılarında. Akhilleus orada Pyrrha adıyla saklandığı için. Andormakhe'den üç oğlu olmuş. Nereus . Marathon'a yakın küçük bir Attika kentin­ de Nemesis'in bir tapınağı varmış. bunlar Okeanos kızlarıdır. Ate ile Hybris'in hemen ardından gelir. Neoptolemos savaş dönüşü Epir bölgesine yerleşir. Zeus ona tutulur. Batı Kızları'nın bahçlerinde otururlar. bulut tanrıça da çocuklarını kurtaracak altın postlu koçu gönderir onlara (Helle). Neoptolemos. 6). yiğit babası gibi yararlık göstererek Telephos'nn oğlu Euryplos'u öldürmüş ve adını taşıyan bir sa- vaş oyunu (pyrrhike) düzenlemiş. Nemesis'ten doğan yu­ murtanın Leda'nın eline geçtiği ve Helene ile Dioskurların bu yumurtadan çıktıkları anlatılır (Leda). orada Akhilleus'un oğlu hasta olan Philoktetes'i Troya'ya gelmeye kandırmış (Philokktetes). Nephele. Nemesis hem soyut bir kavramı simgeler. muradına ermemesi için Zeus Hera biçiminde bir bulut yaratır ve İksi on'un onunla birleşmesini sağlar. Neoptole­ mos' u dedesi Lykomedes yetiştirir. kendine ve talihine aşın güveni cezalandıran varlık olarak göste­ rilir. Neoptolemos birçok efsane­ lerde Hermione'nin kocası olarak gösterilir.ılın da bulunup şehrin ele geçmesine yardım eden savaşçılardandır. Babası Troya savaşına gidince. ' Kavram olarak Nemesis tanrısal öcü simge­ ler. babacan tanrı derler ona . ama Neme­ sis tanrıdan kaçmak için bin bir biçime girer. Bunlar Neoptolemos'la birlikte Iroya'ya giderken Lemnos adasında durak vermişler. Athamas lno ile evlenmek için Nephele'yl b< > şar. (3) Aristophanes'in "Nephelai" (Bulutlar) adlı komedyasında bulutlar birer kadın olarak simgelenmiştir.): DEniz doğru sözlü Nereus'u yarattı: En büyüğüdür o bütün çocuklarının. (1) Athamas'ın birinci karısı. Bu nitelik de tragedyada büyük bir rol oynar. İksi on. sonunda bir kaz olur. Nemesis ölçüsüz gururlarını cezalandırmış. Akhilîeus öldükten sonra da Troya şehrinin ancak oğlu lavaşa katılırsa düşeceği üstüne bir fal çık­ mış. Bu­ nu kıskanan Hermione'nin teyze oğlu ve ni­ şanlısı Orestes eliyle Neoptolemos'u öldür­ mesi tragedya yazarlarının işledikleri bir mo­ tif olmuştur (Hermione. ki­ mi zaman Olympos'un tepesinde.Nereus Kızları. Peleus'un ülkesine dönmeyip de Epir'e yerleşmesinin nedeni üstüne efsaneler birbirini tutmaz. tapınakta­ ki tanrıça heykelini ünlü heykeltıraş Pheidias Paros mermerinden yontmuş. kimi zaman Erinyslere karışır. oğluna Neoptolemos'tan başka Pyrrhos (yani kızıl saçlı) adı verilmiş (Akhilîeus). Nemesis. 6): Hesiodos'a göre.

anası Thetis'i yardıma çağırır. . (Birkaç dize adları sayılır): Nestor Neleus'la Khioris'in en küçük oğlu­ dur (Tab. bir eşini daha bulmak için Shakespeare'leri. Ki­ mi zaman bir olaya karışıp yeryüzüne geldik­ leri de görülür. Nestor. Sağa. Nereus kızları Amphitrite'nin alayında yer alırlar. dalgalarla oyna­ şırlar. Poseidon tanrının eşi Amphitrite de bir denizkızıdır. kadının Herakles'e bu iksire batırdığı bir gömlek göndermesi. orada yolculara ırmağı geçirtiyordu. Herakles Nereus'tan Batı kızlarının bahçesine varmak için yolu sorunca. hep doğruluktan. elli denizkızı. başladı inlemeye.. hem yumuşak huyludur. Herakles'in öldürdüğü Neleusogullarından bir o sag kalmıştır. "ekin vermeyen denizin ortasında" tam elli kız doğurur Nereus'a. yiğidin de bu gömleği giyer giymez korkunç acılar içinde yanıp tu­ tuşması ve sonunda da ölmesi Deianeira ve Herakles maddelerinde anlatılmıştır (Pholos. 38-49 ve Theog. 22). ApoIIon bu soya acımış ve bu kadar çok ölüme karşın Nestor'a çok uzun bir ömür bağışlanmasını sağlamış. özelliği olan yaşa ve yaşlıya saygı duygusu­ denizin dibinde ne kadar Nereus kızı nun ne kadar derine gittiği Homeros destan­ varsa. Nereus kızları da yiğide yardım ederler ve babaların­ dan istediği bilgileri nasıl alabileceğini öğretir­ ler ona (Herakles). Orada altın tahtlann üstünde otururmuş Nereus'un birbirin­ den güzel elli kızı. geçirmiş. kardeşlerinin Apollon'la Artemis'in oklanyla öldürülmesini gör­ müştür. Herakles Pholos'la birlikte Kentaur'ların saldırısına uğrayınca Nessos'a karşı da savaşmış ve onu püskürtmüştû. I i I - Denizin dibinde daha ne kadar Nerus kızı varsa doldurmuşlar gümüş ışınlarla mağarayı. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan at adam. 240-264). bilgisi. ama mutlu bir ihti­ yardır. Nereus kimi kez yüze çıkarmış. Doris de. iyiden yanadır. çülebilir. Böylesi ihtiyar tipine ilkçağ yazınında bir daha rastlanmaz. doğruluktan hiç ayrılmaz düşünceleri. hepsi de durmadan dövüyorlardı göğüslerini. görgü­ sü yüzünden de öyle bir üstünlük duyar ki.. çünkü denizin köpüklü dalgalarını. larında Nestor'a verilen önem ve değerle öl­ tekmil tanrıçalar sardı çevresini.. Akhaların danışmanı. sola öğütler verir. dalgaları yara yara Troya'ya giderler ve orada kıyıya çıktıkları bile görülür.. yunus balıkları ve efsanelik deniz yara­ tıklarıyla birlikte yüzüp gezerlermiş. renklerini ve çeşitli halle­ rini simgeledikleri gibi bu kızlar. geçilmez ukalalığından. At adam da Euenos ırmağı kıyısına sığınmış. Knidos. Pylos kralı da böyle­ ce üç kuşak boyunca yaşamış. babalarıyla birlikte denizin dibindeki bir sarayda yaşarlar. efsanelerde önemli yer tutup rol oynayan kişiler de çık­ mıştır aralarından: AkhiUeus'un anası Thetis bir Nereus kızı. Balzac'lan beklemek gerekir. bütün deniz tanrıları gibi biçim de­ ğiştirmek yetisine sahiptir. Nereus kızları. Deniz İhtiyarı cevap vermemek için bir sürü hayvan biçimine girer. Akhilleus arkadaşı Patroklos ölünce derin bir yasa kapılır. herkes de sabırla dinler onu. bitmez tükenmez anılar anlatır. Ulu anası bir çığlık attı. nakış yapmak ve şarkı söylemekle geçirirler. XVIII. XVIII. Pylos kralı ihtiyar Nestor Homeros'un yarattığı eşsiz bir 1 tiptir. ya da çelengiyle sararlarmış onu çepeçevre. Herakles'in attığı bir okla can verdiği sırada Deianeira'ya bir iksir vermesi.): Nereus. Bunlara Nereus kız­ ları denir ve Homeros da. yani Tekirburnu açık­ larındaki bir magaradaymış. o da kız kardeşleri Nereus kızlarına dert yanar (İl. Nessos sırtına aldığı Deianeira'nın ırzına geç­ mek istemiş. 38 vd. çok görmüş. İlkçağın bir . Ayrıca anası Khloris bir Niobe kızıdır. Su yüzüne pek çıkmazlarmış. Nessos. Bu saray da Ege denizinde. Yiğit karısı Deianeira ile bu ırmağı geçecek olunca. Thetis'in ardından. deniz yü­ zünde oynayan ve koro halinde türkü söyle­ yen bir dans ve ezgi çemberi. İşte o zaman. Nereus kızları günlerini iplik dokumak. her kıssadan hisse alır ve durmadan nutuk çeker. Euenos). Hesiodos da bal­ landıra ballandıra sayarlar adlarını (İl. Nereus Okeanos kızı Doris'le evlenir. beline kadar.çünkü hem dürüst. Nestor ihtiyardır.

Oysa kaçınılmaz ihtiyarlık kemiriyor seni. Dionysos da Hindistan'a yaptığı yolculuk dönüşünde Nikaia'nın şerefi­ ne bir şehir kurup ona sevgilisinin adını ver­ miş. Menelaos'un yanma gönderir. Nestor Troya savaşına iki oğlu Antilokhos ve Thrasymedes'le gelir. ama sonra tanrıya boyun eğmiş ve ona birçok ço­ cuklar doğurmuş. Geç ilkçağın mitograflarının yazdığı bir efsaneye göre. Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavgada hemen arabuluculuk işine girişir (İl. Memnon). eylemiyle Nestor bir an olsun Tro­ ya savaşından uzaklaşmaz. sen de delikanlılar arasına kanşabllsen hani. hızla uçan bir kız olarak canlandırılır. işte böyle güven veriyordu onlara. Olympos tanrılarından önceki kuşaktan olduğu halde. Sevindi kral Agamemnon görünce onu. I. Pylos'taki sarayında Nestor yine o Nestor'dur. Nike. Nike zaferi simgeleyen bir tanrıçadır. Nike Pontos'lular soyun­ dan Pallas'la Okeanos kızı Styks'ten dogma­ dır (Tab. Odysseia'nın III. seslendi şu kanatlı sözlerle. Akhilleus arkadaşının öcünü alarak Memnon'u öldürür (Antilo­ khos. Karısı Helene kaçırılınca Menelaos'un ilk İşi Nestor'u gidip bulmak olur. ama Nikaia delikanlıyı yanına yaklaştırma mış. En doğru öğüdü verir. IV. Bunları ve daha başka yaşantıla­ rını ballandıra ballandıra anlatır İlyada boyun­ ca. kimi mitograflar onu Athena'nın oyun arkadaşı olarak gösterirler. Nike tanrıça Athena'nın bir ek adı olduğu gi- . llyada'da bu ihtiyarın başına bir dert gelmez. herkes de haklı oldu­ ğunu kabul eder. komu­ tanlıkta da üstündür. ama ilyada'dan sonraki olayları anlatan destanlar Antilokhos'un Memnon'un saldırısına uğrayıp öldü rüldügünü anlatırlar. karşı koymaya çalıştığı bir anda da attığı bir okla onu yere serip öldürmüş. Kalydon avı­ na. Pylos'ta yönetimi yeni baştan eline alır ve oğulları arasında zevkli bir ömür sürer. Sözüyle. ölümlü iki insan kuşağının yaşayıp göçtüğünü görmüştü. Tanrı Eros kızın bu davranışına çok içerlemiş ve Dionysos'a alt olacağına karar vermiş. 310 vd. kimi kaynaklara göre Argonautlar seferi­ ne katılmış. 248vd. Nikaia. bugün İznik di­ ye anılan şehirdir. ordulan savaşa kışkırt­ mada Agamemnon'un hayranlığını kazanır (İl. yalnız avcılıktan hoşlanırmış. Hemen her bölümde rolü vardır. Ayrıca doksan tane gemiyle sefere katılır. Kiz oğlan kız kalmaya ant içen bu nympha erkek ten kaçar. bir baba gibi ona bakar ve yanına kendi oğlu Thrasymedes'i verip bir arabayla Lakedaimon'a. dedi ki: "ihtiyar.): Kalktı ayağa güzel konuşan Nestor. Savaşta oğullarının yararlık göstermesini sağlar.): Bir zamanlar savaşta çok usta olan bu yaşlı adam. Nikaia gebe kalmış. kendisini Hymnos gibi öldürmeyi kurduğunu anlayınca da. savaşı planla­ yan odur. Pylos'un gür sesli sözcüsü. Odysseia'da Telemakhos'un babasından haber al­ mak ve İthake'deki karışık duruma bir çare bulmak için Nestor'a danışmaya gittiğini gö­ rürüz. tanrısal Pylos'ta doğup büyümüşlerdi beraberce. Dilinden sözler akardı baldan tatlı. Şimdi üçüncü kuşağın başındaydı o. onun gösterdiği varlığı pek az yiğit gösterebilir. Troya anılarını Telemakhos'un gözü önünde canlandırmakla kalmaz. ona tu­ tacağı yolu gösterir. 6). Bunları des­ teklemek için gösterdiği örnekler birçok eski zaman olaylarının canlı canlı anlatılmasına yol açar. Kız sarhoş olun­ ca Dionysos muradına ermiş. Hesiodos'a göre. Nestor rahat bir dönüş yolculuğu yapar. bu güç bacaklarında da olsa keşke. Bu şehir ilkçağda Nikaia. Önce canına kıymayı denemiş. bölümünde anlatı­ lan bu buluşma destanın en canlı parçalarındandır. dizlerin de yüreğine tıpatıp uysa. Nikaia'nın su içtiği bir ırmağa şarap karıştırmış. ama kavga gene de sürüp gider. Nestor yalnız düşüncede değil. Nikaia'yı de­ rede yıkanırken çıplak gören şarap tanrı kıza tutulmuş. Keşke başka bir ihtiyar olsa senin yerine. Nikaia Sangarios (Sakar ya) ırmağı ile tanrıça Kybele'nin kızıdır. Kanatlı.Troya savaşına gelmeden önce Lapith'lerle Kentaur'lar arasındaki savaşa. Hymnos adlı bir çoban gönül vermiş ona. sende bu ne yürek böyle. Akhalarm büyük girişim­ leri hep onun kafasından çıkar.

giderek Amphion'un tanrılarca öl­ dürülen çocukların babası olduğu bile belirtil­ mez. ıssız doruklarında. 603 vd. Göklü tanrılar gömdü ölüleri onuncu günü. sonraki eylemlerinde de baba tanrının hiçbir rolü yoktur (Leto. Tanrıça Leto ile birlikte büyü­ müş. camiden aşağı halka atılan kutsal macun­ lar kısırlığı önler. Niobe kayasının bi­ raz ötesinde Mesir bayramı kutlanır bugün de Manisa'da. Niobe ef­ sanesi özbeöz Anadolu efsanesidir. herkesi taşa çevirmişti Kronos oğlu. 14) Anadolu'ya özgü efsanelik bir tiptir. bir de öç alan. Dramı çok çocuklu olmasından ileri gelir. onu kandırmak için de Niobe'yi örnek olarak gösterir (İl. (2) Geç çağlarda Yunanistan kaynaklı bir Niobe daha uydurulmuştur: Peloponez'de ya­ şamış ilk adamın kızı olarak gösterilir. 218 Niobe gerçekten de taş kesilmiştir. işte o gün yemek geldi Niobe'nin aklına. Kybele ana. Niobe ana. göz ye­ rindeki oyuklanndan su sızar. gözyaşı dökmekten yorgun düşmüştü. Ölüler yatıp kaldılar kanlar içinde. öldürmüştü oğullarını gümüş yayıyla. kızlarını da okçu Artemis öldürmüştü. bir çeşit Havva. Bu üç kişinin efsanesi de Anadolu'da kaynak bulur.ama Apollon'la Artemis'in doğumlarında da. pürtük pürtük bir kaya. yüreğine sindirir durur acılarını. Kybele. çalılıklar arasında başka bir kaya. Apollon'la Artemis. Anadolulu Ana Tanrıça kültü anaerkil bir toplum düzenine dayanır. oradan Yunanis­ tan'a yayılır ve yerli Yunan efsanesi gibi gös­ terilir. bir bahar ve bereket bayramıdır bu. Niobe aynı simgenin başka başka kişilerde canlandırılmasıdır. Apollon öfkelenmişti Niobe'ye.bu efsane­ nin de babaerkil düzen yerleştikten sonra uy­ durulduğu açık .): Güzel saçlı Niobe'nin de i/emek geldi aklına. Niobe dramı tragedya yazarlarını olduğu kadar plastik sanatları da esinlemiştir: Dünya müzelerinin birçoklarında tanrılarca öldürü­ len Niobe çocuklarının heykelleri sergilenmiş­ tir. Ağlar durur yaşlı ana yitirdiği bunca çocuklarına. üretilen varlığın babası aranmaz. Her çeşit sanatçıya tükenmez bir esin kaynağı olan Niobe'nin öyküsünü en açık seçik biçimde Homeros anlatır: Priamos oğlu Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'a geldiğinde. diyordu Leto iki çocuk doğurdu. onunla arkadaşlık etmiş olması hayatı­ nın bu dönemine rastlar herhalde. Niobe'nin göz­ yaşları derlerdi ve derler. bütün canlıların anası- . Bunlar hep aynı inanç ve efsa­ ne zincirinin halkalarıdır. Niobe babası Tantalos'un kral olduğu Sipylos (Manisa) dağının yöresinde doğmuş ve ya­ şamaktadır. iki kişi. yani ilk kadın. oysa on iki çocuğu ölmüştü sarayında. altı kızı. işte oralarda. ergen altı oğlu. Niobe. ama şafak söküp de ölüyle birlikte Troya'ya dönmeden önce de biraz yemek ye­ mesini ister.bi Atina'da Zafer tapınağı da Athena'nın sa­ yılırdı. XXIV. babası Tantalos ve kardeşi Pelops gibi (Tab. Kybe­ le). Niobe güzel yanaklı Leto ile bir tutuyordu kendini. Ama efsa­ neye göre Niobe Thebai kralı Amphion'la ev­ lenmiş ve ondan birçok çocukları olmuştur (Amphion). Nitekim Leto . Nitekim Niobe'nin asıl dramı yurdu olan Sipylos dağının eteklerinde geçer ve çocukla­ rının babası olan Amphion'dan hiçbir söz edilmez. Ana' Tanrıça Kybele'nin anıtı vardır Manisa'da. ana­ lıkta her ölümlüden üstün olduğunu açığa vu­ ran Leto ana.ki Kybele'nin Lykia yöresindeki bir tıpkısıdır Zeus'tan gebe kalmış der efsane . Akha yiğidi ölüyü geri ver­ meye razı olur ve ihtiyar kralı barakasında konuklar. tanrı buyruğuyla taş olmuştur Niobe. üretme önemlidir ve anaç varlık taşır çocuğun yaşamı boyunca sorum­ luluğunu ve gururunu. öldürdü hepsini. doğurganlığı kamçılarmış. kimsecikler yoktu onları gömecek. Ama birkaç kilometre ötede. Sipylos dağının yamaçların­ da. Bugün Sipylos kayalarında. Niobe. bir derenin üstüne sar­ kan kapkara. bense bir düzine. Leto. Ne tuhaf ki hiçbiri Manisa'daki gözlerin­ den şıp şıp yaşlar damlayan kara kaya kadar dokunaklı değildir. Efsanesi bugün de yaşar: Manisa'da kadın yüzü biçi­ minde bir kaya vardır. Thebai ile Amphion'la hiçbir ilişkisi yoktur gerçekte. Akheloos ırmağı kıyısında oynaşan su perilerinin Yatakları var derler ya.

Hesiodos Hades dünyasını anlatırken. yani ışıksal varlıklar doğar. Hesiodos'un Theogonia'sında önemli bir rol oy­ nar. Adı Türkçe Lodos diye anılan güney rüzgârı. Zeus tanrı onunla birleşerek Argos ve Pelasgos'u üretmiş (Tab. Antiope'nin babası. nede yeşeren çayırlarda oturanlar.): Themis dört bir yana gidip buyurdu tanrılara. sofraları nefis yemek­ ler ve şaraplarla donatmak. yani yeraltıve yeryüzü ka­ ranlıkları çıkar. nympha' lar da gelir katılırlar (İl. Son­ ra Nyks kendi kendine üretmeye koyulur. Atropos. Tanrılara saygılı dindar bir kral olarak geçinir: Roma pantheon'una bir­ çok tanrı kattığı gibi. Daphnis. Zeus'un yaklaştığı ilk ölümlü kadınmış. or­ taya çıkardığı varlıklar kötülüğü. Mezar dört yüzyıl kadar sonra açılınca kitaplar olduğu gi­ bi bulunmuş. ikizlerin Tiber kıyısına bırakılması ve orada bir dişi ayı tarafından emzirilip büyütülmeleri Romulus maddesinde anlatılmıştır. Zeus'un evinde toplanın dedi. bir de her türlü kavga. 6 vd. Adı gece anlamına gelip yer­ yüzü karanlığını simgeleyen Nyks. gelip. gaflet tanrıçası Ate. Romulus'la Remus'u doğurur. Nykteus. Nyks (Gece). Gece'ye ve ondan doğmuş varlıklara büyük bir yer ayırır ölüler arasında. Thanatos. tahta çıkınca da Romulus'a bir tanrı gibi tapınılmasını sağ­ lamış (Romulus). sonra Erebos'la Nyks. rahip heyetleri de kur­ muş. Numa aya dayanan ve uğurlu ile uğursuz günleri sayan bir yeni takvim de yap­ mış. Notos. mucize yaratmak. Numitor Romulus'la Remus'un dedesi ve Roma kral soyunun atasıdır. sularda. açlığı. Sabin kaynaklı Numa Roma'nın kuruluş efsanesinde ikinci kral ola­ rak gösterilir. Bu Niobe. Nympha'lar ikinci derecede önemli tanrıça­ lar sayılmakla birlikte. 6. Argos ve Pelasgos gibi yerli atalarına bir ana bulmak hevesine düşmüş ve ilk kadınla ana tanrıça motiflerini birleştirerek Niobe adlı bir efsane kişisi uydurmuştur. Bütün bu adlara ayrı ayrı bakınız. yani Ba­ tılı Gece Kızları. Numa Pompilius. didişmeyi simgeleyen tanrılar. Okeanos'tan başka hiçbir ırmak gelmemezlik etmedi. or­ manlarda yaşayan doğal ve tanrısal varlıkla­ rın dişi olanlarına verilen addır. hak aramayacağından emin olmak için de oğlunu öldürmüş. Aslında başı örtülü. Esîr'le Gün. kızı Rea Silvia'yı da evlenemesin diye Vesta tanrı­ çasına rahibe yapmış. Bu efsaneden Ana Tanrıça imgesinin yaygınlığı ortaya çı­ kar: Yunanistan da kurucu kahramanlarına. 9). Ker. öç tanrıçası Nemesis ve kavga tanrıçası Eriş. Homeros'a göre nympha'lar Zeus'un kızlarıdır. Hosiodos'a göre bütün rüzgârlar gibi Notos da Astraios'la Eos'un oğludur (Tab. belleği uyuştu­ ran Lethe ırmağı ve en sonunda "belaların en kötüsü olan ant tanrı Horkos". gelmemezlik etmedi hiçbir nymphe. Kendisi Romulus'un Roma'yı kurduğu gün dünyaya gelmiş. yıkım ve ölümü simgeleyen karanlık güçlerdir: Üç ölüm tanrısı Moros. çekişme. Rüzgârlar). Thebai kralı (Antiope). yani gelin an­ lamına gelen nympha kırlarda. Nomia. XX. İlk öğelerin doğuş süreci şöyle anlatılır Theonogia'da: Khaos'tan önce Gaia. kendi ölüsünün saklandığı tabutsa boşmuş. Babaları ölünce Amulius tahta geçip kardeşi Numitor'u kovmuş. birinin içinde kendi ölüsü. Bkz. Numitor. Hesperides. Din konusunda yaptığı bütün bu yenilik­ leri kendisine Egeria adlı nympha esinlemiş (Egeria). Alba kralının iki oğlu varmış: Numitor'la Amulius. Tanrı Mars'tan gebe kalan Rea. katil.dır. bu birleşmeden Aither'le Hemera. dövüş. Lakhesis. Nyks'le Erebos sevişip birle­ şirler. amcası Amulius'un öldürüp de­ desi Numitor'u tahta oturtur. Kader tanrıçaları Klotho. Nympha. Olympos'ta toplantıya çağrılınca tanrılar. Çok yaşlı ola­ rak öldüğü zaman İaniculus tepesinde dikilen mezarına iki tabut koymuşlar. pınarlardan bal akıtmak gücüne de sahipmiş. ne dere kaynaklarında oturanlar. Hypnos (Uyku) ve Oneiros (Düş). ne güzel korularda. doğa ve insanlar üstü . Romulus kendisini yetiştiren çoban Faustulus'tan do­ ğuşu hakkındaki gerçeği öğrenince saraya baskın yapar. öbüründe kendi eliyle yazdığı kutsal kitaplar bulunuyormuş.

bu yüzden de bü­ yük tanrıçalar gibi "yüce" ve "ulu" sıfatlarıyla anılırlar: Doğadaki yerlerine göre adlan deği­ şir: Dryas. Nereus kızları da denizde yaşayan nympha'lardır. Nysos adı­ nı tanrı vermiştir ona. Şehirde Bakkhos şenliklerini kutlama günü gelince Dionysos Bakkha'lar alayıyla birlikte Nysos'u tahtından devirip kovmuşlar. Naias. Dionysos Hindistan'a yaptığı yolculuk sırasında Nysos'a Thebai şehrinin yönetimini vermiş. bir fırsat kol­ lamış. Nysa. Nysos. Nympha'ların Zeus. Silen'ler ve Priapos'tur. erkek düşmanı perilerse Artemis'in avcı kızları arasında yer alır. Doğa için­ de yaşadıkları için asıl erkek arkadaşları Pan.ne etkili ve güçlü bilinirler. Apollon. Geç çağlarda uydurulan bir efsaneye göre Nysos Dionysos'un lalasıdır. Hermes. dönüşünde kenti tanrıya geri vermek istememiş. . Bkz. Satyr'ler. Hamadryas. Dionysos da lalasıyla tartışmaya girişmemiş. Di­ onysos gibi büyük tanrılarla ilişkileri olduğu. Kirke ve Kalypso gibi nympha'ların Odysseus gibi bir ölümlüye gönül verdikleri masal ve efsanelerde uzun uzadıya anlatılır. Dionysos. Bu cinlerle türlü ilişkiler kurarlar. ama nympha'lar çok­ luk erkekten kaçar. Çeşit­ li nymphalar ve efsaneleri için adlarına bakı­ nız. Oreas adlı pe­ riler birer nympha sayılır.

IV. (P) İthakelilerin toplantısı . Troya destanında olaylar düz akışlı bir anla­ tımla ortaya serilmiştir. VII.Sarayın tanımlanması .Yunaklara gidiş . IX.kendi ağzın­ dan -(IX-XII) V.Kirke'nin yanında geçen yıl Ölüler ülkesine gidiş için hazırlık. III.Tanrılar toplantısında Odysseus'un Kalypso'nun yanından ayrılması gerektiğine karar verilmesi .Hazırlık . İthake'de (Xm-XXIV).Odysse­ us'un gitmesi için bir salın hazırlanması . Sahne değişmesi: İthake'de talipler Tele­ makhos'u yolculuk dönüşünde öldürmeye ka­ rar verirler.Odys­ seus'un uyuduğu çalılığın yanı başında kızla­ rın çamaşır yıkaması .Odysseus gerçek kimliğini açıklamadan Phaiak iline nasıl geldi­ ğini anlatır. sahne değiştirmelerle canlandırılır. II.Fırtına ve lotos yiyenler ül­ kesi .Rüz­ gârların kapandığı tulumun açılması .Konunun bildiril­ mesi . Çağdaş okuyucu destan da demez Odyss Şia'ya.Telemakhos'la talipler arasındaki tartışma .Fırtına Salın paramparça oluşu . Kikonlar .Dönüş.Penelopeia'nın üzüntüsü ve düşü. (u) Kirke adasına varış . Odysseia'da tam ter­ sine olaylar zaman içinde geliştikleri gibi an­ latılmaz. (Q Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında: Nausikaa'nın düşü .Mısır yolculuklarını ve Proteus'u anlatmala­ rı.Odysseus'un iki gün. anılar. XII. VIII.Odysseus'un Alkinoos ve karısı Arete tarafından iyi karşılan­ ması .Ölüle­ rin geçit resmi: Kadınlar.Tanrıça Athene'nin Mentes kılığında İthake'ye gelmesi ve Telemakhos'u uyarması .Yarış­ malar . (S) Menelaos'un sarayına varış .Her- .Hermes'in Kalypso'nun adasına gönderilmesi . Nestor'un sarayına varış Konuklanma .Telemakhos'un Nestor'un oğ­ lu Peisistratos'la birlikte Lakedaimon'a gidişi. mes'le Kalypso'nun konuşması .Tayfanın işlediği bü­ yük suç . V.Odysseus'un tek gemiyle Kirke'nin adasına varışı .Alkinoos'un Odysseus'u yurduna gön­ dereceğine söz vermesi .Çalılıkta uykuya dalması. iki gece yüzüp Phaiak'lar toprağına ayak basması . (t) Odysseus serüvenlerini anlatmaya başlar. (X) Ölüler ülkesine varış . IV. XI. Bunlar bir­ birinden ayrı. X. Destan beş ana bölümden oluşmaktadır. (9) Şölen .Bilici Teiresias Odysseus'a İthake'ye dönmenin çarelerini söyler .Arkadaşlarının domuza dö­ nüştürülmesi . (r) İkinci tann toplantısı . VI. geriye dönmeler. bir filme benzetir.Odysseus'un disk atması . Telemakhia (I-IV) Kalypso'nun adasında (V) Phaiak'ların ülkesinde (VI-IX) Odysseus'un serüvenleri .Odysseus'un yol hazırlıkları . yıkanıp giydiril­ mesi .Odysseus'un uyanma­ sı. O n ) Tanrıça Athena ile Phaiak kızı kılı­ ğında Odysseus'u Alkinoos'un sarayına götü­ rür .Laistrygonlar kentinde on bir geminin yok oluşu .Elpenor'un ce­ nazesi . (7) Pylos'a.Telemakhos babasını aramak üzere yola çıkmaya ka­ rar verir .Yo­ la çıkış ve on yedi günlük yolculuk . (K) Rüzgâr tanrı Aiolos'un adası . II.Kimliğini açıklaması.Menelaos'la Helene'nin Telemakhos'u ağırlamaları .Demodo­ kos'un ağzından Ares'le Aphrodite'nin seviş­ mesi .Skylla ile Kharybdis geçidi . Nausikaa'ya yalvarması.Kyklops Polyphemos'un magarasındaki dram . III.Kurtuluş. Gerçekten de konusuy­ la romanı. (a) Tanrıçaya sesleniş .İthake sarayında taliplerin şöleni.Tanrıça İno ile bu­ luşma .Fırtına . erkekler . atlamalar. Odysseia bir ki­ şinin destanıdır.Ozan Demodokos'un Tro­ ya savaşından menkıbeler anlatması .o Odysseia.Şehre gitmek üzere yola koyulmalan.Yola çıkış.Odysseus'un anası Antikleia'nın ruhu ve ana-ogul arasın­ daki konuşma . bağımsız öykülerdir: 1. Ilyada bir olayın. onu daha çok bir roma­ na.Nestor'un anılarını ve bildikle­ rini anlatması .Kasırgada hepsinin boğulması - Bu ana bölümlerin destanın XXIV bölümü­ ne göre dizilişi şöyledir: I.Güneş tanrının kutsal sığırları . Limanda pusu kurmalan . kuruluşuyla filmi andırır Odysseia.

Odys­ seus Penelopeia ile buluşur . güç durumların için- . (%) Odysseus'un talipleri bir bir öldür­ mesi .Taliplerin hiç­ biri yayı geremez .Ozan Phemios'la haberci Medon'dan başka herkesin öldürül­ mesi . XXI. Odysseus'un kişiliğinde çokça bulunan niteliklerin birincisi akıl. so­ nu gelmeyen yolculukların adı ve sıfatı olu­ vermiştir. Sahne değişir: Odysseus Eumaios'a sorular sorar. (T) Telemakhos silahları saklar .Silahların hazine odasından getirilmesi . XVI. çekingen davranıp onu dener . çünkü se­ rüvenleri zamanımızda çok tutunan macera romanına çığır açtığı gibi. yani çok akıllıdır.Telemakhos'u geri getirmek için Lakedaimon'a gitmesi. Cin fikirli. (p) Telemakhos saraya gelir. Sahne değişir: Odysseus'un babasıyla buluşması.Telema­ khos'un gemisi limana girer: Taliplerin öfkesi .Taliplerin şaşkınlığı. baba-otjul ağıllarda yalnız kalırlar . Üçünün de başında çok anlamına gelen "poly" eki bulunmakta­ dır. Serüvenlerinin anlatımına girişmeden kişili­ ğinin çeşitli nitelikleri üstünde durmalıyız Odysseus'un. babasının durumunu öğrenir .Odysseus tek başına Kalypso'nun adasına çı­ kar.Gece herkesin yatması.Dadısı Eurykleia ayaklarını yıkarken onu yara izinden tanır Odysseus karısına kendini tanıtmadan onun gördüğü bir düşü yorumlar .Ayrılıp yatmaya giderler. Odysseus Yunan mythos'undan günümüze kalmış en ünlü kahramandır. taliplerin hak­ kından gelmek için plan kurarlar . (y) Penelopeia önce Odysseus'u ta­ nımaz. ( < p ) Penelopeia Odysseus'un büyük ya­ yını getirip yarışmayı başlatır .) Eumaios'un dilenci kılığındaki Odys­ seus'u iyi karşılaması . bir ilk örnek olarak girmiştir. XIX.Eumaios Penelopeia'ya oğlunun döndüğünü haber ver­ meye gider. (n) Telemakhos'un Eumaios'un kulü­ besinde sevinçle karşılanması .İhtiyar köpeğinin ken­ disini tanıması .Karıkoca birbirlerine kavuşup odalarına çekilirler. "polytlas". (o) Telemakhos'un Lakedaimon'dan ayrılması .Eumaios'un hayat hikâ­ yesi . çok bilmiş. insanlık tarihine bir prototip. (v) Odysseus'un Phaiak ilinden uğur­ lanması . Odysseus. Ulus­ lararası bir kişi olmuştur denebilir. XX. Son. "polymekhanos". çektiklerini birbirlerine anlatırlar .Evde te999 rnizlik .İthake'ye varış . XIV. Homeros destanlarında bu çok yönlü.Odysseus'un uydurdu­ ğu masallar . (v) İkisinin de uyku tutturamaması Tanrı işmarları . üçüncüsü de sabırdır.Baba-ogul sevinçle birbirlerine sarılırlar. kendisi de modern insanda aranan erdem ve nitelikleri kişiliğin­ de topladığı için uygarlık. XXII. XIII. (co) Taliplerin ruhları Hades ülkesine iner.Odysseus kim olduğunu açıklar .Penelopeia ile talipler arasında sert konuş­ ma . XV. (E. çobanların sevinci .Çobanların Odysseus'a davranışı Telemakhos'la talipler arasındaki çatışma Şölen. akraba­ ları öç almaya gelir .Athene'nin işe karışması . geçir­ miş yiğide verilen çeşitli sıfatlar arasında üçü üstünde durmaya değer: "Polymetis". XVIII.Uyku . ikincisi çare bulma yetisi.Kraliçeye müjdeyi veren Eumaios adılla­ ra döner. XVII.Sabahki toplantı .Odysseus dener ve yayı gerer .Penelopeia'nın bir koca seçeceğini bildirmesi .Ertesi sa­ bah Odysseus babası Laertes'e gider.Taliplerin Odysseus'u hor­ lamaları . (a) Saray dilencisi İros'la Odysseus arasındaki güreş .Talipler dilenciyi hırpalar Penelopeia onu korur ve yanına çağırtır.Çobanlarla birlikte akşam ye­ meği.Telemakhos'un gemisi İthake'ye varır: Konuğu bilici Theoklymenos'u şehre gönde­ rip kendinin Eumaios'un kulübesine çıkması. XXIV.Sahne deği­ şir: Taliplerin öldükleri haberi yayılır.Denize açılışı.Penelo­ peia'nın çağırılması.Sarayda şölen hazırlığı . aşılmaz engellerle dolu.Suçlu hizmetçilerin asılması . çok akıllı ve görmüş.Athene araya girip barı­ şı sağlar. Serüvenlerini anlatması burada biter. yolculu­ ğunu anasına ve dadısına anlatır . XXIII. kurnazdır.Odysseus dilenci kılığında Eumaios'la saraya gider . Serü­ venlerinin anlatıldığı Odysseia ise "Odise" di­ ye dillere girmiş.Athene'nin Odysseus'u çoban Eumaios'un kulübesine götürmesi .

ama delikanlının kral olunca bir . ya da işlemek . Odysseus'un bu birleş­ meden doğduğu konusunda Antikleia ve Autolykos maddelerine bakınız.varlığı da oradan gelmedir .zorunda kaldığı birçok kötülükleri. bir yaban domuzu avına katılması ve orada bacağından yaralanması. Troya savaşına katılmadan Odysseus İtha­ ke tahtına çıkar. içinde bütün olanak­ ları tartışıp durur Odysseus. bizce büsbütün önemsiz bir suç yüzünden deniz tanrı Poseidon (destanlarda adı Poseidaon'dur) ona amansız bir kin ve garez bağlamıştır. kimsenin yerden bile kaldıramadığı yayı gerip okunu tam he­ define vurmasında ne yaman atlet olduğu or­ taya çıkar. ağılları. çağımızın büyük keşiflerine yol açan arayıcı.oğlunu nasıl tahta geçirdiği anla tılmaz. korku salar orta­ lığa. yok etmek ister. anasının ki Antikleia'dır. süslemiştir. Gerçi Herakles doğanın çeşitli canavarlarını alt et­ miş. (1) ADİ VE DOĞUŞU. Bu bilinç ve akıl gücü ona kendi amacına varmak. . İşlediği ve destan­ larda da önemi belirtilmeyen. kötülüğü simgeleyen güçleri yenip iyile­ rinin zaferini sağlamıştı çoğu kez. istediği amaca varmak için de gerekince yalan söylemesini. adın asıl anlamı anla­ şılamamıştır. yiğidin bir Yu­ nan lehçesinden alınmış adıdır. bağ ve bah çeleriyle ilgili bir adamdır. onunla savaşında da Odysseus doğada en tehlikeli güce karşı koyup onu yenmenin yol­ larını bulan insanı. yiğidin bütün çabalarını boşa çıkarmak. bağlandıkları bir­ çok örneklerde görülür: Penelopeia kocasını otuz yıl bekleyecek kadar sadık bir karıdır. Babası Laertes'in . Odysseus'un gücü ve güzelliği erkekleri de şaşkına çevire­ cek niteliktedir: Phaiaklar ilinde yarışmaya başlayınca herkesi yener. Kalypso ile Kirke tanrıça oldukları halde Odysseus'u severler. kuzeybatı Yunanistan kıyılarının karşısında bulunan îthaka (Horneros destan­ larında İthake diye geçer) adasında doğmuş­ tur.den sıyrılmak için bin bir düzen ve çare düşü­ nür. Odysseus kafa üstünlüğüyle kalmaz. ki bu yayla Odysseus talip­ leri öldürecektir (Eurytos.sonra­ dan Odysseia'da görüleceği gibi . Babasının adı Laertes. ya Nausikaa. onun kişiliğinde ilkçağın insan idealinin dile geldiğini gösterir. Odysseus adının kay­ nağını açıklamak için ta ilkçağda yapılan ça­ balar sonuç vermemiş. Yalan dolanda usta Autolykos'un kızı olan Antikleia'nın Laertes'le evlenmeden ön­ ce Sisyphos'la yattığı. Bunun dışında öylesine bir karşı koyma. Efsane yiği­ din delikanlılık yılları üstüne pek fazla bilgi vermez. (2) ODYSSEUS'UN GENÇLİĞİ. koca olarak almaya can atarlar. Poseidon Yunan insanlarının düşman saydıkları halde hakkın­ dan gelmeye uğraştıkları denizi simgeler. elâlemi kandırmasını ve en çetin. kendi çıkarını sağlamak için işlediği. akıllara durgunluk. insafsızlıkları. gencecik yaşında deniz­ den çıkmış o korkunç yaratığa gönül verir de acı bir hayal kırıklığına uğrar. Bakalım şim­ di mythos bu ideal insan tipini ne gibi masal­ larla donatmış. masal uydurmasını. en çetrefil durumların en korkunç tehlikelerin içinden yağdan kıl çekercesine sıyrılmasını bilir. bir dayanma gücü vardır ki. Odysseia'da gençliğiyle ilgili bir tek olayın sözü geçer: De­ desi Autolykos'a konuk gitmesi. Yunanistan'da kara yolculukları yaptığı da bilinir: Bunların birin­ de Lakedaimon'a gitmiş de konuğu İphitos'la karşılaşmış. denizlerde sürünme. beden­ ce de üstündür. ki bu yara izi İthake'ye dönü­ şünde dadısı Eurykleia tarafından tanınması­ na yol açar (Eurykleia). onu denizde boğmak. Odysseus hiçbir yiğidin karşılaşmadığı güçlüklerle karşılaşır. ahlak bakı­ mından su götürür davranışları affettirir. Odysseus. Batı dillerindeki Ulysse'nin türediği Latince Ulyxes'e gelince. macera kahramanı değil de. durmadan düşünür. İphitos). Bu olgun ve yetkin yiği­ din yine de bu kadar üstün bir direnme gücü göstermesi. Akhilleus gibi Odysseus'un da Kheiron'a çömez olduğu söylenir. İphitos da ona Eurytos'un ünlü yayını vermemiş. bulucu ve yaratıcı zekâyı simgeleyen insan tipi. Güzel ve güçlüdür bir kere. hele yayı germesinde.bir devlfi adamından çok sürüleri. ama Odysseus'un karşısına çıkan doğal güçlükler doğa unsurlarının kendileridir: Odysseus denizle pençeleşmek zorundadır. Bu bakımdan Odysseus eşsiz bir kahramanıdır. Odysseus genç de değildir üstelik bu başarıyı kazandığı zaman: Otuz yıllık sa­ vaş. dilenci kılığında kollarını bacaklarını açtı mı. bin bir acıya katlan­ ma onu yıpratmıştır. kadınların ona bayıldıkları.

Telemakhos diye bir erkek çocukları olur. Güneye doğru yol alıp Mora yarımadasının ucuna varmak üzeredir ki. bir on yıl daha denizlerde sürünür ve Akdeniz'i boydan boya dolaştıktan. Odys­ seus'un bu yiğitlikleri. yiğit de Palamedes'e karşı ilerde korkunç bir öç almayla sonuçlanacak derin bir kin besleyerek sefere çıkmak zorunda kalır (Palamedes). Odysseus on iki gemisiyle Trakya'da Kikonların ülkesine çıkar. adaya çıktıktan ve akla. hayale sığ­ maz serüvenler yaşadıktan sonra. Odysseia adıyla anılan Odysseus'un dönüş desta­ nını bundan önceki maddede özetledik. Herkesçe benimsenen bu öneri ilerde Troya seferine yol açacaktır. (llyada).i ya'ya döner ve Agamemnon'un filosuna katı­ lır. Tenedos'ta onlardan ayrılır. Helena'nın kaçırıldı­ ğı. Kıbrıs kralı Kinyras'a elçi giden de odur (Kinyras). onlara yardım etmek­ te herkesi geçer. İlyada'nın hemen her sayfasında adı geçer. bu yemiş onlara sılayı unutturur. Odysseus onları zorla ge­ milere bindirir. ora­ da kalmak isterler. İlyada'da sözü geçmeyen. Savaş bittikten sonra yurtlarına dönen Akha yiğitleri belli süreler içinde yurtlarına va­ rırlar. Yalnız Odysseus İthake adasına bir türlü ulaşamaz. ordu komu­ tanı. gösterdiği canlılık ve atılganlık anlatılmakla bitmez.seçmesi epey olaylı geçer: Odysseus Yuna­ nistan'ın birçok kral oğulları ve derebeyleri gibi Helena'ya talip olur. Odysseus altı adamını yitirip denize açılır. Troya şehrinin savaşla ele geçirilemeyeceğini anlayarak. Deiphobos vb. İsmaros kentini alır. soyka alır. gece keşfe çıkmak gibi tehli­ keli görevler yüklenir ve hepsinden önemlisi. yarayı açan kimse onun eliyle iyileştiril­ mesi gerektiğine ilişkin tanrı sözünü yorumla­ makla kalır (Telephos). Bu şarap sonraları Tepegöz Polyphemos'u sarhoş etmeye yarayacaktır. Lotos yiyenlerin ülkesine çıkarlar. bir sü­ rü kıyıya. hem danışman. Ge­ ce dağdan inen Kikonların saldırısına uğrar­ lar. Atreusogullarının davasını benimser: Bir ef­ saneye göre Helene'yi geri istemek için Troya'ya gider. Kuzeye doğru yol alırlar ve keçilerle dolu bir adaya çıkarlar. Denize açıldıklarında bir fırtına onları ayı­ rır. Yerliler Odysse­ us'un arkadaşlarına lotos denilen yemişten yedirir. Helene'nin babası Tyndareos'un kardeşidir. on iki gemi­ sinin ve yoldaşlarının hepsini yitirir ve tek ba­ şına. Odysseus Penelopeia ile evlenir. başka­ larını savaşa sürmekte. ondan on iki küp İsmaros şarabı ar­ mağan alır. Odysseus Tyndareos'u kendine dost edinmek için. Tro. Troya'dan ayrılış bir filo halinde olmaz. elçi. (3) TROYA SAVAŞI. İkinci seferin başında Aulis'te İphigeneia'nın kurban edilmesine önayak olur (İphigeneia). Ne J var ki Odysseia'nın kuruluşu çetrefil olduğun­ dan efsaneleri burada zaman akışına göre bir daha ele almakta fayda vardır. yabancı bir tekneyle İthake'ye bırakılır. Menelaos Nestor'la birlikte denize açılır. Troya önündeki on yıllık savaş süresi bo­ yunca Odysseus'un hem savaşçı. arabulucu olarak oynadığı rol. ama güzel kıza ta­ liplerin fazlalığından ürkerek ondan vazgeçip İkarios'un kızı Penelopeia'yı ister. yalnız Apollon rahibi Maron'u esirger. Odysseus arkala­ rından gelir. Hekabe. tragedya gibi da­ ha sonraki kaynaklarda anlatılan başka olay ve efsaneler için de Aias. Helerte. ama Palamedes yalanını yüzüne vurur. yararlıkları Ilyada'da bütün ayrıntılarıyla anlatılmıştır (llyada). yola çıkış günü üstüne Agamemnon'la Menelaos arasında görüş ayrılığı vardır. ama ço­ cuk daha kundaktadır ki. (4) DÖNÜŞ YOLCULUĞU (Odysseia). maddelere bakınız. Troya savaşı da bilindiği gibi o kadar bir zaman kap­ lar. Odysseus savaşa gitmemek için elin­ den geleni yapar: Delirmiş gibi davranır. Orada et ku­ manyası yaparlar. bu elçilik başarısızlıkla sonuçla­ nınca Lykomedes'in sarayında saklanan Akhilleus'u bulup getirmek için yola çıkar ve kurduğu düzenle genç yiğidin savaşa katılma­ sını sağlar (Akhilleus). Mysia'ya çı­ karma ile sonuçlanan ilk seferde Odysseus büyük bir rol oynamaz: Telephos'un yarası­ nın. tahta at fikrini ileri sürer ve bu dü- zenin gerçekleşmesinde önayak olur. Odysseus yanına on iki . sürüyle Troyalı öldürür. sert bir poyraz fır­ tınası onu önce Kythera adasına atar. taliplere Helene'nin seçeceği kocaya ar­ ka olmaya ant içirmesini önerir. İkarios. Troya savaşına hazırlık on yıl sürer. kocası Menelaos'un yardım istediği haberi duyulur. Savaşların hepsine katı­ lır. halkını öldürür.

Daha geç dönemlerden kalma metin­ lerde Odysseus'un efsanesi alabildiğine uzatı­ lır. malını. yalnız liman dışında de­ mirlemiş olan Odysseus'un gemisi kurtulur. Bu kez Kirke ona karşısına çıkacak olan tehlikeleri sayar. yani Tepegözler iline geçer. Skylla. 1 yıl di­ yenler var. Odysseus adamlarına sığırla­ ra dokunmamalarını söyler. Odysseus'un kurnazca düzenleri burada baş­ lar: Tepegöz'ü sarhoş edip. Kalypso). Aiolos adasına ikinci bir çıkışla­ rında kovulurlar. Odysse­ us uykuya dalınca tayfaları tulumu açarlar. Alkinoos'un sarayında konuklanması ve bir Phaiak gemi­ siyle İthake'ye gönderilmesi için Nausikaa. tahtına ka­ vuştuktan. bütün yellerin dışarı fırlamasıyla korkunç bir fırtına kopar. Bir mağaraya girerler. yanına her türlü kumanya vererek onu uğurlar.yoldaşını alarak bu adanın biraz ötesinde bu­ lunan Kykloplar. Tek gemiyle daha kuzeye doğru giderek Aiaie adasına çıkarlar. mağaranın kapısı­ na kocaman bir kaya dayar ve Odysseus'un arkadaşlarını ikişer ikişer yemeye koyulur. Yiğidin Kirke'nin ya­ nında bir ay ya da bir yıl kaldığı söylenir. Ama tanrı Poseidon'un amansız öfkesini de üstüne çeker. Kharybdis'le Skylla canavarlarının önüne gelirler. Güneş tanrı Helios'un be­ yaz sığırlarının otladığı Thrinakie adasına ula­ şırlar. Korsika olduğu ileri sürülen bu ülkenin Telepylos adlı lima­ nında kralın kızı olan bir dev anasıyla karşıla­ şırlar. İlkçağdan beri Sicilya ile bir tutulan Tepe­ gözler ilinden yeller tanrısı Aiolos'un adasına varırlar. çünkü Te­ pegöz tanrının oğludur. ama kaynak değeri olmayan bu metinleri hesaba katmak doğru olmaz. Nausikaa ile buluşması. Yel esmediği için orada karaya çıkmak zorunda kalırlar. Odysseus'un Kirke ile olan macerası için Kir­ ke maddesine bakınız. ama kumanyala­ rı tükendiği için tayfanın kendisi yokken hay­ vanlardan birkaçını kesmelerini önleyemez. buranın zengin bir mandıra olduğunu görürler. taliplerden öç alması (Antinoos). 8. On­ dan Telegonos adlı bir oğlu. Teiresias'ın da bildirdiği gibi bu suç onların ölümüne sebep olacaktır. Alkinoos. Ulu nympha Odysseus'a bir sal yapmakta yardım eder. Yiğit bu olağanüstü yolculuğu başar­ dıktan sonra Kirke'nin yanına döner. adının Kimse olduğunu söylediği devin yar­ dım alıp kendisini kovalamasını önler ve ma­ ğaradan çıkmak için sürülerin altına girip sak­ lanmayı başarır. Denize açılınca Kirke'nin dedikleri MK İR olur: Seirenlerin önünden geçerler. Sonunda tanrıça Athena'nın yal­ varması üzerine Zeus Odysseus'u kurtarmaya karar verir: Hermes'i yiğidi bırakması için Kalypso'ya gönderir. Bundan sonrası zaman sırasıyla anlatılır Odysseia'da: Odysseus'un tanınması (Eurykleia). Tanrıça İno'dan yardım gören Odys­ seus yüze yüze Phaiak'ların toprağında kara­ ya çıkar. Akşam olunca Tepegöz sürüleriyle döner. Odysseus'un tayfası bu kez dev yamyamların saldırısına uğrar. maddelere bakınız. Kız babasına haber salar. Latium kıyılarında bugün Capo Circeo diye anılan yer olduğu ileri sürülür. Odysseus'un filosu altı gün kürek çekerek kuzey yönünde yol alır ve Laistrygonların ülkesine varır. Eumaios vb. ağırla­ dıktan sonra ona bütün yellerin içinde kapalı bulundukları bir tulum verir. 225 . yukarda gösterilen adlar altında an­ latılmıştır. Odysseus birkaç yoldaşını feda ederek bu tehlikeyi de aşar. ya da Telegonos ve Nausithoos diye iki oğlu olmuş. limana girmiş olan gemiler parçalanıp içindekiler öldürülür. bir fırtına salarak batırır. Aiolos Odysseus'u iyi karşılar. akıntıya kapılıp Khrybdis ge­ çidini bir daha aşmak ve dokuz gün denizde çalkandıktan sonra Kalypso'nun adasına çık­ mak yolunu bulur (Seirenler. mülkünü sömüren asalak­ lardan öç alıp evini ve ailesini düzene kavuş­ turduktan sonra ne yaptığı Odysseia'da bildi­ rilmez. tayfaların hepsi boğulur. arkasından da tatlı bir yel salarak gemileri uğurlar. Odysseus yelken direğinin üstünde dalgalara göğüs germek. Kharybdis. Büyücü Kirke'nin topra­ ğıdır burası. Odysseus'un yurduna dönüp. karısı Penelopeia'ya kavuşması (Penelopeia) bu sözlükte. 5. Malta olduğu sanılan Ogygie adasında ge­ çirdiği zaman belli değil: 10. Kirke Odysseus'u bilici Teiresias'ın ruhunu bulmak ve ondan İthake'ye dönüş yolunun ne olacağını öğrenmek için ölüler ülkesine yollar. Yıl­ dızlara baka baka yol alırken tanrı Poseidon Odysseus'un salını görür. Gemi yola çıkar çıkmaz Tanrı Zeus'un saldığı bir şimşekle paramparça olur. gözünü çıkarır.

Oidipus da anası ve karısı olan kadının iğnesiyle gözlerini kör eder. Oidipus'un öleceği toprak tanrılarca kutlanacağı haberi yayılınca Kreon' . The­ bai halkı da rahat bir nefes almış ve kurtarıcı­ sı bildiği Oidipus'a Laios'tan boş kalan taçla birlikte dul karısı İokaste'yi vermiş. Gelen cevap şudur: Kral Laios'un katili bulunmalı ve şehirden sürülmelidir. her alanda derin iz bırakmıştır. akıl almayacak yıkım ve acıların birbirini izle­ mesini görmüştür. Serüveni şöyle özetlenebilir: Oidipus Thebai kral soyundandır (Tab. Teiresias ve Kreon arasında kavga kopar. Laios'un da dar 1 bir geçitte öldürüldüğüne değinecek olur. Thebai şehrinde veba baş gösterir. kaderin oyuncağı olur ve istemeyerek. Labdakos'un torunudur. Antigone. Oidipus he­ men araştırmaya koyulur ve suçluya karşı korkunç tehditler savurur. Oidipus. Oidipus'u öz evlat gibi büyütürler. biri ötekisini doğurur ve ikincisi birincisin­ den doğmadır. sor' duğu bilmecelere cevap veremeyenleri parça- layıp yemektedir. çileden çıkmış­ tı. çocuk da onları anababa bilir. Sphinks denilen canavar şehirde korku salmakta. Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasında dile getirilen bu dram Oidipus'un Thebai'den sürülmesi. Dionysos'a karşı koyduğu için lanete uğramış. Polyneikes. Ayağı şiş anlamına gelen Oidipus adı da ondan. saraya bir çoban tarafından bulunup getirildi­ ğini söyler. ama anasının bulunduğu yere gitmekten çekinir. Oidipus birinci bilmeyece in­ san. kızı Antigone'ye yaslanarak Attika'da Kolonos iline gelmesi ve orada ölme­ siyle sonuçlanır. ama belki bu tanrıya. Trajik kişi tek başına ya da bütün soyuyla birlikte tanrı lanetine uğramış kişidir. Bu sözleri duyunca Oidipus'un içine kuşku girer. babasının yanına dönmemek amacıyla Thebai'ye kral olmuş ve İokaste ile birleşerek dört çocuk üretmiş: Eteokles. kimi zaman dört ayak üstünde yürüyen ve doğal yasalara kar­ şıt olarak en çok ayağı olduğu zaman en güç­ süz olan yaratık hangisidir? İki kız kardeştir­ ler.Oidipus. Derken ulak kendisi­ nin Polymos'la Periboia'nın oğlu olmadığını. kimi zaman üç. O sırada kavgaya tutuştuğu adamı gözü karararak öldürmesi doğaldı. Kâhin cevap ver-" mekten çekinir. 19). Bir anlatı­ ma göre. Gerçeği tanrı Apollon'dan öğrenmek üzere Delphoi tapınağına doğru yola koyulur. Çocuğu bir çoban bulur. Onun kişiliğinde traged­ yanın özü ve trajik kavramınının asıl anlamı belirir. İokaste araya girer ve . Oidipus. bilme­ yerek suç ve günah işler. Bu olaydan sonra Thebai'ye vanr. Yıllar geçer. bundan ötürü de ya dışardan ya da içinden gelen korkunç belala­ ra uğrar. Polybos'un öldüğünü. lokaste gebe iken bir düş görür. 18. Çoban da getirilip gerçeği açığa vurunca Oidipus'la iokaste'nin artık şüpheleri kalmaz. Polybos'la karısı Priboia'nın çocukları olmamıştır. Oidipus gene de ikirciklidir: Babasının ölümü kendi elinden olmamıştır. Oidi­ pus adamı ve arabacısını öldürür. Thebai kralı Laios'un oğlu. Doğar doğmaz bebek dağa bırakılır. içinden bir kayış geçirilmiş­ tir. Kadmos'la Hormania'da kaynak bulan bu soyu bir tanrı yetiştirmiş. Oidipus'un kral olmak üze­ re Korinthos'a çağırıldığını bildirir. Bu sırada Korinthos'tan bir ulak gelir. bir zamanlar gördüğü düşe. Sorular da şunlardır: Kimi zaman iki. . ikincisine de Gün ve Gece diyerek doğru cevaplan vermiş. Bilici Teiresias'a | katilin kim olduğunu sorar. Tanrı bilicisi ona kendi babasını öldürüp anasıyla evleneceğini bildirmişti. Anası bazı kaynaklarda Epikaste diye anılan İokaste'dir. Oidipus sarsılmış. Oidipus Yunan mythos'unun en trajik kahramanıdır. adı tıp ve ruhbilime varıncaya kadar insanla ilgili bütün bi­ lim ve sanat dallarına karışmış. Delikanlılık çağına gelince bir dedi­ kodu işitir: Kralın oğlu değil de. Thebai'ye yakın dar bir geçitte arabalı bir adama rastlar. kimin çekilip yol vereceği konusunda kavgaya tutuşurlar. Oidipus Laios'a rastladığı sırada Delphoi'den dönmekteydi. Sphinks kendini tünediği kayadan aşağı uçuruma atarak ölmüş. Teiresias bu düşü şöyle yorumlar: Kraliçenin kaınında taşıdığı çocuk babasını öldürecektir. Oidipus insanın tüyler ürpertici bir dramını dile getirdiği içindir ki. ayak bi­ lekleri delinmiş. bulunmuş bir çocukmuş diye. Korinthos'a bir daha dönmemeye kararlıy­ dı. İ s e ne. Kraliçe sarayın içine sığınıp canına kıyar. götürür Korinthos kralı Polybos'a verir. Oidipus bir daha Korinthos'a anasının. Salgının nedenini öğrenmek için Oidipus kaynı Kreon'u Delphoi'ye gönderir.

Tanrı Ares'in oğlu. Bunların arasında Metis. Okeanos. bu sırada rakibinin yol almasına izin veriyordu. Kızına çıkan talipleri Oinomaos araba yarı­ şında denemeyi şart koşuyordu. Bunların birkaçı sayılır Theogonia'da. ev­ rensel bir ırmak ve ırmakların babası olarak tasarlanır. Kendisini süren oğullarının ikisine de. Gaia'nın on iki Titan evla­ dından birincisidir. Oinomaos. 155 vd. büyük ırmaklar var arada. korkunç akıntılar var-. sonra da Uranos'la "sarmaşıp kucakla­ şıp doğurdu derin anaforlu Okeanos'u" (Tab. Önce Okeanos var. ama Üç Güzeller yarışmasın­ da yargıçlık ettikten sonra da şehre inmek üzere Oinone'den ayrılır. Odysseus Ölüler Ülkesine vannıt için Okeanos kıyılarına gelir. Hesiodos Theogonia'da Okeanos'un Titan kız kardeşi Tethys'le evlendiğini söyler. Yunan erken ilkçağının dünya görüşüne göre. Derin anaforlu. Yarış başla­ yınca Elis kralı Zeus tapınağında bir koç kur­ ban ediyor. Meleagros maddelerine ba­ kınız. Herakles. bulamazsın bir sığ yerin/. sağlam yapılı bir gemin yoksa aşamazsın onu. önce bütün ırmaklar meydana gelir. Argonaut'lar seferine katılmış ve Stymphalos gölünün bir kuşun­ dan alınmış tüyle yaralanıp ölmüş. Meleagros'la Deianeira'nın babası. Euirynome . Myrtilos). Okea­ nos büyük denizlere. Okeanos bu diski çepeçevre sa­ rar. Sonunda Hippodameia'ya talip olarak Pelops çıkageldi. Kız bu talibe gönül verdi ve ikisi birden Oinomaos'un arabacısı Myrtilos'u baştan çıka­ rarak Pelops'un yarışı kazanmasını sağladı­ lar. yarışa başlar başlamaz öbürüne yetişi­ yor. Geleceği bilen Oi­ none onu vazgeçirmeye uğraşır. Oinone İda dağının nymphalarından biridir. Anası Antlklela şaşar buraya kadar gelebildiğine (Od. Eteokles. İntan dünyanın ucuna doğru hangi yönden giderse. ancak bir gün yaralanırsa onu gelip bulmasını söyler. Kreon). Herakles efsanesinde rol oynar. ertesi sabah gene Okeanos sularından doğup yükselir. Okeanos aslında bir deniz gibi değil. Kalydon kralı. Toprak ana Gaia Khaos'tan çıkar çıkmaz kendi kendine Uranos'la Pontos'u. ya da Pelops'un elinden öldürüldü (Hippodameia. Elis kralı Oinomaos güzel Hippodameia'nın babasıdır. Okeanos'la Tethys'ten. ölmeyi seçer. Apollon tanrının kendisine verdiği şi­ falı otlar vardır.ama nympha yardıma gelmez. Thetis. toplamının üç bin olduğu söylenir.la Polyneikes Oldipus'un Thebai'ye geri gel­ mesini isterler. Oinomaos arabadan yere düşerek dizgin­ lere dolaştı ve öldü. ona haber gönderir. burgaçlı diye nite lenmesi akan bir su olduğundandır. O i l e u s . Paris Troya savaşının sonla­ rında Philoktetes'in attığı bir okla yaralanınca Olnona'nlr) bu sözünü hatırlar. yurdu Thebai'ye de lanet okur. Dione. başaramaz. Okeanos. diri diri? Yaşayan insanlar kolay kolay göremez buraları. 1. dünyanın ucuna çekilip oraya yerleşmiştir. özellikle batıda Atlantik Okyanusuna verilen ad olmuştur. yeryüzü yuvarlak ve yassı bir diske benzer. Böylece on iki kuru kafayı dizmiş bulunuyordu. onu geçiyor ve kim olursa olsun kafasını keserek evinin kapısına asıyordu. ama kör kral Attlka'da kalıp. De­ nizde dişi unsuru simgeleyen Tethys'in Üretti gi yaratıklar sayılmakla bitmez. sisli karanlıklar ülkesine. Oinone. Olu­ nun iden sonra oğulları arasında kopan kavga vı • Thebai şehrinin üstüne çöken yıkımlar bu ilenmenin sonucudur (Antigone. Uineus. Lokrislilerin kralı Oileus "küçük" Aias'ın babasıdır (Aias). Pa- ris ölünce Oinone pişman olup canına kıyar (Paris). Okeanos'la Tethis'ten dogma üç bin dişi varlık da vardır: Okeanos kızları. . tanrı kuşaklarının kavgasına karışmamış. Sonraları coğrafya bilgileri artınca.): Nasıl geldin. Priamosoglu Paris dağa bırakılıp çobanlarca yetiştirildiği sırada Oinone ile ta­ nışır ve sevişir. Balı Ki/ larının bahçesi Okeanos kıyılarındadır (Ihrakles). 2). gitsin Okeanos'a batar. yani Gök'le Deniz'i ya­ ratır. Hesiodos'a göre. Pelops. çocuğum. XI. Ama Titanlar arasında ay­ rı bir rol oynar. ama atları ölümsüz olduğun­ dan.

Phlyra gibi tanrı ya da kahramanlarla birleş­ miş ünlü kişiler bulunur. Ops'un Capitolium tepesinde bir tapınağı vardı. 200 vd.ki asıl Olympos dağı yanlış bir düşün­ ceye göre Makedonya-Tesalya'da bilinir . toplantılarda aralarında soh­ bet ya da kavga eder gösterilirler. Bu adın kaynağı ve anlamı büsbütün açıklanmamışsa da. Opheltes. onlar almışlardı beni Rheia'nın elinden. Roma dininde bolluğu simgeleyen tan­ rıça. Nyks. eski Anadolu dillerinden geldiği ve genellikle yüksek dag anlamına kul­ lanıldığı anlaşılmaktadır. Apollon ve Musalar gibi daha çok oyun ve ezgi­ den hoşlanan tanrılar Parnassos ya da Heli­ kon dağlarında toplanmaktadırlar. Herakies efsanesinde rol oyna­ yan Lydia kraliçesi. Ops. Or­ cus günlük dilde anılan bir tanrı olarak kal­ mıştır. Etrüsk mezarlarında uzun saçlı. ona birçok işler gördürür. Ophion. yiğidin topuzunu onun kafasında sallamaktadır. Homeros destanlarında tanrı­ lar Olympos dağında şölen yapar. XIV. kendi­ lerine göre bir hayat sürerler. devlere onu tahtın­ dan etmelerini önermiş. Omphale. Romalıların halk inançlarına göre Orcus ölümü simgeleyen cin ya da ölüler ül­ kesinin kendisidir. Koro da Okeanos kızlarından meydana gelmiştir. Saturnus'un dişi karşıtı olarak gösterilir ve Sabin kaynaklı olduğu söylenirdi. Olympos adını taşıyan efsanelik kişiler de vardır. Orfik görüşlere dayanan bir kayna­ ğa göre Ophion eşi Okeanos kızı Eurynome ile birlikte Titanlara hükmedermiş. büyütmüşlerdi. Kronos bu Olympos'a Zeus'u emanet etmiş ve tanrı998 yi kendi büyüttüğü halde. Lydia kralı Tmolos'un dul karısı Omphale yiğidi satın alır. ona ağıt yak­ mış. Herakies çıldırıp İphitos'u istemeyerek öldürünce. İlyada'da Hera şöyle anlatır (İl. . (2) Kybele'nin kocası olarak gösterilen bir Olympos vardır. Bkz.(1) Girit'e adını veren Kres'in oğlu. Oneiros. Orcus. saraylarında iyice beslemişler. tanrıların atası Okeanos'la. Mysia Olympos'una (Ulu­ dağ) adını veren oymuş. Öldür­ dükten sonra pişman olmuş ve Olympos'un mezarı bulunduğu dağa adını vermiş. Olympos daha çok gök tanrı Zeus'un merkezidir. Okeanos'la Tethys tanrılardan uzak. Okeanos'un uzlaştırıcı tutumu Prometheus tarafından şiddetle kınanır. Zeus da öfkelenerek Olympos'un üstüne şimşek çakmış. (3) Ünlü bir flüt çalgıcısı. Kıbrıs'ta ve Yunanistan'da bu adı taşıyan dağlar çoktur. sonra Kronos'la Rheia yönetimi ele almışlar ve Ophion'la Eurynome'yi Tartaros'a kapatmışlar. Olympos Yunanca bir kelime de­ ğildir. Marsyas'ın oğlu ya da çömezi olarak gösterilir.İda dağı gibi başka yüksek dağlarda da toplanır­ lardı. Kraliçe de aslan postuna bürünmüş. Olympos tanrı­ larından bazılarını saraylarında konuk ettikle­ ri de olur. Bilici de üç yıl köle olarak çalışması gerektiğini bildirir. Girit'te. Nitekim Olympos tanrıları diye anılan Zeus kuşağı yalnız Olympos dağında görül­ mez . ayrıca koca olarak da kullanır. ana Tethys'i görmeye. Arınma süresi sona erince Herakies Omphale'den ayrılır ve ölmeden daha birçok işler görür (Herakies). Dorukları gökte bu­ lutlara karışan ulu dağların tanrılara konut ol­ duğu inancı Yunan'a Sümer'den gelmiş ola­ bilir. insan so­ runlarını tartışır. Olympos. tanrı da çabala­ rından vazgeçerek yatağına döner. sakallı bir tanrı olarak gösterilen Orcus sonradan Yunan tanrılarının etkisi altında Plüton ya da Dis Pater adını almışsa da. Ayrıca Anadolu'da sayısı yirmiye varan Olympos adlı dağlar olduğu gibi. Apollon'un öl­ dürdüğü Marsyas'ı gömmüş. Hypsipyle.): Gidiyorum bol besi veren toprağın bir ucuna. Sanatçılar Herakles'i uzun Lydia entarisi giymiş olarak Omphale'nin dizlerinde iplik bükerek gösterirler. Bkz. Aiskhylos'un Prometheus tragedyasında Okeanos Zeus'a karşı ayaklanan Titan'ı Olympos tanrılarıyla banştırmaya uğraşan bir arabulucu rolünde çıkar karşımıza. bu suçtan nasıl arınacağını öğrenmek için Delphoi'deki Apollon tapınağına başvurur.

Akhilleus'un oğlu ölür. İphigeneia. Orastesles Tauris'e gider ve orada kız . Orpheus. sonra da karanlıktan ansızın güneşe bakmasıyla gözlerinin yeni­ den açılmasıyla sonuçlanır. kralın oğlu Pylades'le birlikte Mykene sarayına gelirler. Orestes. kardeşi İphigeneia İle buluşur. Argos'a kral olur ve çok uzun bir ömür sürer. Kalais'le Zetes'il doğurur (Boreas. Nao ptolemos'la kavgaya tutuşurlar. Atina kralı Erekhteus'un kızı. Orion. Orestes efsanesinin son bölümü Hermione ile evlenmesine değgindir. bu rahibe de İphigeneia'dır. ama Orestes onu da Aigisthos'un ölüsü üstünde bıçaklar. Ülkenin kralı Thoas onları Artemis tanrıçanın rahibesine teslim eder. ama Side Hera ile boy ölçüşme­ ye kalkınca. Orion. Orestes'le Herml one'yi babaları daha çocukken nişanlamışlar di. yarasını ancak Akhille­ us'un iyi edebileceğini öğrenince. Artemis de akrebi bir burç. üç büyük tragedya yazarı birçok oyunlarında Orestes'e baş rolü ya da çok önemli bir rol vermişlerdir. İr­ mak kıyısında oynarken rüzgâr tanrı Boreas tarafından Trakya'ya kaçırılır. tanrıça onu Tartaros'a atmış. Agamemnon'la Klytaimestra'nın oğlu. bırakır. Aulis'te İkinci sefere hazırlanan Akha ordusuna gel­ ­­­­­. Orestes. ama tanrı lanetini de kendi dramıyla so­ na erdirir. ama Troya savaşından sonra Menelaos ki zmı Neoptolemos'a verir.Oreithyia. Artemis Orion'un üstü ne bir akrep salar. almış ve böylece istediğini elde etmişti (Telephos). Bkz. Atreusogullarının zincirleme suçlarını anasını öldürmekle sürdürür. ama babası deniz tanrı gibi dalgaların üstünde yürüme gücü de var mış. Çok yakışıklı olduğu için kadınlardan sevgi görmüş. bir ayaklan ma olur. Kraliçe sevincinden tanrılara sunıılar sunmaya gitmişken Orestes kendini Eleklra'ya tanıtır ve Klytaimestra ile Aigisthos'un öldürülmesini birlikte planlarlar. Sonunda Atina'nın Oreopagos mahkemesi onu suçundan arındırır. Orestes d( Hermione'yle evienir. İlkin Side adlı çok güzel bir kız­ la evlenmiş. Orion'u da gökte bir yıldız haline getirir. kendisine Orestes'in öldüğünü bildirmeye geldik­ lerini söylerler. Orion yıldızının Akrep burcundan her zaman u/. sonra da Goethe'nin "iphigeneia Tauris'te" dramlarına konu olan serüven şudur: Orestes'le Pylades Tauris'e varınca tanrıçaya kur ban edilmek üzere tutuklanırlar. Elektra maddesinde belirtildiği gi­ ­i. dev bir avcıdır. nedeni tanrıçanın kendisine. Nympha'lar. Klytaimestra oğluna yalvarır. Ana kanı döker dökmez öç perileri Erinysler Orestes'in peşine takılırlar. Orman Perileri. Tanrıça sevgilisi­ ni Delos'a götürür. Thoas'ı aldatarak kaçarlar. Bütün devler gibi Toprak'tan dog­ ma olduğu söylenir. Attika'ya varırlar. pusuya düşürülerek öldürülür. Beraatından sonra Orestes Apollontanrıya ne yapması gerektiğini sorar. akrep delikanlıyı topuğun dan sokar. Khrysothemis'in kardeşi (Tab. İki kardeş -birbirlerini tanırlar. Kalais veZetes). Troya savaşı efsanesinde Orestes'in adı Akhaların Mysia'ya ilk çıkışları ve Telephos'la Ilgili olarak geçer: Telephos Akhilleus'un elinden yaralanıp. Tauris dönüşünde Orestes nişanlısını kaçırmaya kalkar. Merope adlı ikinci bir kadınla olan macerası Orion'un kör olması. Orpheus dillere destan olmuş bil ozandır. Bir casus olarak yakalanmak üzerey­ ­­­ı orada bulunan küçük Orestes'i rehin olarak. Yabancılar ve hey­ kelle birlikte denize açılabilmek için bir düzen kurar. Kan davası da burada biter. Ama orada güzel delikanlı Artemis elinden öldürülür. ya da bir avcı kızına ya­ naşmak istemesidir. İphigeneia onları kurtarmaya ve Artemis heykelini de alıp on­ larla kaçmaya karar verir. İlkçağda ünü orfizm denilen mistik Troya savaşından sonra Agamemnon yur­ duna döner dönmez öldürülünce. Elektra to­ nik kardeşi Orestes'i kaçınr ve Phokis kralı Strophios'un sarayına gönderir. Sonunda da Şa­ fak tanrıça gönül verir ona. Orestes efsanesi de başlıca buı kaynaklara dayanır. Pythia onun Tauris'e Artemis heykelini almaya gitilmesini buyurur. 15). Elektra. Eııripides'ln. Artemis'e bir tapınak yapıp içine heykeli koyarlar. Klytaimestra'ya Phokis'ten gelme iki haberci olduklarını. Aigisthos kırdan döner.ak laşması bundandır. Orestes ora­ da büyür. Orestes çıldırır ve Erinyslerden kurtulmak için oradan oraya atar kendini. tann Poseidon'un oğlu.

bütün belalardan kurtulmuş. Artık Orpheus. Styks sandahyla uçuyordu uzaklara. Yabana atılmaz bir tanrı öfkelenmiş kovalar seni.bir akım yaratacak kadar çok yayılmış. Haykırdı Eurydike: "Bu ne. zavallı beni de? işte gene geri çağırır beni zalim kader. çekersin bugün onun cezasını: Bir belaya çattıydı Orpheus. tanrıları nasıl? Eurydike. Proserpina 'mn koştuğu şarta uyarak kocasının ardından yürüye yürüye havanın daha yüksek katlarına doğru. insan yakarışlarıyla yumuşamayah yüreklerin dikildi karşısına. ve Orpheus göremedi bir daha ruhlara tutunup dil dökmeye çalışan Eurydike'yi. en yüce dağları çığlıklarıyla doldurdular. onunla baş haşaydın ya hani yalnız kıyılarda. görmedi boylu çimen ler yüzünden oralara sinen zehirli yaratığı. unutup duruverdi. yapraklar arasında saklanan kuşlar kadar çoktular. kader engel olamazsa.. bindirecek de. Ya Orpheus ne oldu?Derler ki onun için: Issız Strymon ırmağı kıyısında ağlamış tam yedi ay. gönlüne yenildi döndü baktı arkasına. bu ne? Bu ne çılgınlık böyle. Aşa­ ğıdaki A. kişiliği üstüne anlatılan masallar her türden sanatçıyı esinlemişti. Bir daha ölü ruhları nasıl yumuşatırdı. ölü ruhların ve titreten kralların karşısına dikildi. şimdi senin üstüne bindirmeye çalışır o belayı. bir anda kopuverdi amansız zorbayla yapılan anlaşmalar. kaçarken bir uçuruma atar gibi kendini tepetaklak. Eurydike). artık senin olmayan güçsüz ellerimi". görünmez oldu. dört yanımı saran gece götürür beni. bir gümbürtüdür yükseldi. dedi ve birdenbire bir duman gibi karıştı hafif yellere. tatlı eşi. Yaşıtları. buz kesilmiş. dolanıverdi bacaklarına korkunç bir yılan. seni de yok eden. gün batar seni. Ve Erebus konutlarının en kuytu yerlerinden hafif ruhlar çıkageldi. bağışlanır bir çılgınlıktı bu: Eurydike'si ışığın altına tam çıktı çıkacakken. Orpheus birden bir çılgınlık etti. Ne yapsmdı? Nereye gitsindi? Kime başvursundu? İkinci kez kaçırılmıştı karıcığı. büyük bir suç. bölümünde Aristaios'Ia ilgilidir. gitti karşıt yöne doğru. girdi kapkara bir korkuyla gölgelenmiş ormana. başladılar bir ağızdan. Gitti sokuldu Taenarius dağının boğazlarına kadar. boş bulundu. Deliye döndü Orpheus. ölüm tanrıları bağışlamasını bilseler. gecenin ya da kasırganın dağlardan savurduğu kuşlar kadar çok. elveda! Giderim İşte uzata uzata ellerimi sana. İşte biranda bütün çabalar oracıkta uçtu gitti. gidiyordu işte. Yeraltı sandalcısı da aradaki bataklığı bir daha komadı geçsin. Orpheus. Çalgısı vahşi hayvanları büyüle­ yen. Orpheus. oyuk kaplumbağa kabuğundan sazıyla yaslı sevgisini avuttu durdu. uyku kapatır kararan gözlerimi. onun ezgileriyle sarsılan. kara bahtlı. Avernus batağından. Hep seni söylerdi. geri dönüyordu. hem de üç kez. havada asılı bir kayanın altında ağlamış. ezgisiyle ölümü bile alt eden bu ozanı biz burada kuru kuru anlatmak istemedik. ve görüntüleri çıkageldi ışıktan yoksun olanların. La­ tin şairi Vergilius'un "Georgica" adlı eserin­ den alınmış bir parçayla tanıtalım dedik. kudurdu. Irmak boyu palas pandıras kaçarken senden o kadın. ve kendisine geri verilen Eurydike.. kaçırılınca karısı. an ye­ tiştirmekte olan Aristaios Orpheus'un eşi Eurydike'nin ölümüne sebep olmuştu (Arista­ ios. bir suç işledin sen. yüksek kapılarının oraya yeraltı tanrısı Dis'in. hep seni. 230 . gelmekteyken. gün doğar seni söylerdi. Kadir'in Türkçeleştirdigi parça kita­ bın IV. dağ perileri. Ömrü o kadarmış kadının.

Evrenden tanrı Phanes doğdu. bülbül de bütün gece durmadan fır döner ağlar. Orphikçilerin Herhrus ırmağının ters akıntıları arasında öğretileri. İnsan soyundan Titanların kötü. kızı Persephone-Demeter'le birleşip Dionysos Zagreus'u yarattı. Phanes'i yutarak dün­ ya egemenliğini ele geçirdi. ııufir gidermiş kuzeyin buzlarında bir başına.de bir evlilik bağı yumuşatmış. yutulmuş Dionysos çocuğun tanrısal İyi huylan birleşti. ti. m. konar bir dala. Dionysik taraf. yüz­ çalkalanıp giderken bile yılcın felsefesine derin bir etki yaptı".Orphik dinin kurucusu sayılır. ve kışı hiç bitmeyen Ripha dağlarında sonra da Dionysos-Lyseus (Kurtarıcı)'u yaral yürür gidermiş dövüne dövüne Eurydike'nin kaçırılışına. Khronos'un oğlu Zeus. başlar yeniden ezgilerine yanık yanık. günahından temizlenmek üzere. Uranos (Gök) ve Khronos'u dünyaya getirdi.. Titanlar tarafından parçalandı. bir kauak ağacının gölgesinde bir bülbül vardır hani. Orphik dionysik-mistik bir kurtuluş dinidir. filozof Pythagoras (İ. ayaklandırmış meşe ağaçlarını ezgileriyle. çevresindeki bazı tan­ Eurydike! Eurydikel Eurydikel" rısal varlıklar Yunan-Roma pantheon'una gir diye yankılandı durdu. yuvayı gözetleyen katı yürekli bir çiftçi n/rp götürmüştür yavruları daha kanatları çıkmadan. bedende (soma) Dis'in boş armağanlarına dövüne dövüne. Zeus bu yüreği yedi. Nyks (Gece)'l doğurdu. yani Orpheus reket efsanesidir. buz gibi mağaralarda anlatmış durmuş başından geçeni. bir­ delikanlıyı çok vücutlarda dolaşır. Arınma. Osiris bir Mısır tanrısıdır. ta uzaklara kadar.kahin dos'un Thegonia'sında ve İo Epaphos efsaı büyücü Orpheus'a bağlanır: Orpheus . yu murta) el çekiş sayesinde olacaktır. Osiris efsanesi Akdeniz yöresine özgü bir doğa be­ Or phik (ya da Orfeizm.. yüzyılda Yunanls tan'a ve aşağı İtalya'ya geçti. öte dünyaya O kadar bağlıydı ki Orpheus Eurydike'ye. ırmağın bütün kıyıları baştan başa. giderir. Soylar ve raya almayı uygun gördük. Homeros'takl tanrıların dindiremedikleri bir ruh ihtiyacını karşılar. Athena. yıldırımlarının alevleriyle Titanları mahvetti. Bu konuda Behçet Necatlgll'ln Aphrodite. Ö. şarkıcı.. onunla birleşerek Gaia (Toprak). canlıların verdikleri besinlerden (et. Titanlk Ktkonlarm bütün kadınlarım hor gördü. Yunan mibağırdı uçarken. Ama Titanların külünden insan so­ yu vücuda geldi. Orphik elinin myrhos'u şöy­ ledir: Başlangıçta Khronos (Zaman) evreni yarattı. hem dişi olan Phanes. kuşaklar arasında çarpışma. örneğin İsis (lsis). hırlı Tanais ırmağı kıyısında yürür . Hem erkek. kaplanları büyülemiş. kavuşmaya çabalar. mutlu bir öte dünya bekler. Zeus. inek ve boğa bi çiminde tanrıça ve tanrı motifleri de Hesio"Bir din hareketi olan Orphik. yutuldu. Dionysos-Zagreus. İyileri saçtılar parçalarını ta uzaklara. unsurlardan temizlenmek ister. oradan VI. bir mezarda (sema) gibi hapistir. parçalanan çocukun yüreğini kurtarmıştı. VI. tarlalara. "Ah kara bahtlı Eurydikel" Ama efsanesi ve kişiliği Yunan mythos'unu Ve ardından ırmağın bütün kıyıları etkilemekle kalmamış. Bu bakımdan AdonlsTarikatı).. kırlara. Ne bir tutku yumuşatmış Orpheus'un yüreğini. Attis-Kybele ve Demeter-Kore efl00 Soruda Mitologya'sında çıkan özeti busanelerlyle benzerlikler gösterir. kötülerse ölüler Ama Orpheus'un boynundan kopan hâkiminin karşısına çıkacaklar. Bunun için On lar da paramparça ettiler sonunda de ruh. miş ve tutunmuştur. şayış. Tartaros ba­ mermer gibi başı taklığına götürüleceklerdir. dürüst bir ya­ kutsal törenlerde ve gece şenliklerinde Eacchus'un. arar durur kaybolan yavrularını içi yana yana. İnsandaki tanrısal ruh. tolojisiyle doğrudan doğruya ilişkisi yoktur. canı da "Ah kara bahtlı Eurydikel" diye Osirîs. Trakya'da do gan bu hareket. soğumuş diliyle çağırıp durdu Eurydike'yi. lutar acıklı iniltileriyle dört bir yanı. Bunun üzeri ne Zeus.

6)J Bu köpek Geryoneus'un öküzlerini beklerken? Herakles'in eliyle öldürülür (Herakles). öldürdükten sonra da şöyle alay eder onunla (İl. onunla Mısır'a döner. erkeklik uzvundan baş­ ka bütün parçalarını bir araya getirip başka tanrıların yardımıyla ilk mumyayı hazırlar. bağcılığı ve çeşitli el sa­ natlarını öğretir. fsis sandı­ ğın kendisine geri verilmesini sağlar.): Othryoneus. Efsanesi şöyle özetlenebilir: Krallık kurumu­ nun tipik bir simgesi olan tanrı Gebeb yetki­ lerini oğlu Osiris'e bırakır. o güzel kızı kendine almak için. Ama biz de biliriz böyle söz tutmasını. Orthos. ama düğün gerçek-1 leşmeden Akha yiğidi İdomeneus onu öldü-1 rür. bu dövüşmede düşmanının er­ kekliğini koparır. XIII. Kral da kızı­ nı vereceğine ant içmişti. kendisi de gözü­ nün yerine bir yılan koyar.nelerinde rastlanan motif ve imgelerdir. Argos'a götürür eveririz seni. Osiris de kız kar­ deşi ve eşi olan İsis'in yardımıyla bu görevi en iyi biçimde sürdürür: İnsanların iyiliği için çalışır. gel hadi. Çanakkale Boğazında olduğu? sanılan Kabesos şehrinin önderi Othryoneus Troya'ya Priamos kızı Kassandra'yı istemeye gelmiş. Bir gün şölene çağırır. ilkel bir katı yürekliliği dile getiren bu alayların hep Akhaların ağzından duyulduğu da ayrıca dik­ kati çeker. Set'i Horus'a gözünü vermeye mahkûm ederler. öldürmeye karar verir. Düşmanın ölüsüyle bu çeşitten alaya Homeros destanlarında sık sık rastlanır.. Bu yılan (adı Ura- eus'tur) krallık simgelerinden biridir. Osiris de egemenliği oğluna bıraktıktan sonra Mutluları Ülkesine göçer. Haberi alan İsis ossaat sandığı aramaya çıkar ve uzun dolaşmalar­ dan sonra Fenike'nin Byblos kentinde bulur. İsis parçala­ rı toplamaya koyulur. Bun­ ların Mısır kaynaklı oldukları ve Yunan Mythos'una Fenike yoluyla girdikleri sanılır. Ne var ki kardeşi Set (Yun. babasının öcünü almak görevini yükler ona. Bu efsaneyi anlatırken yazar Plutarkhosl Set'in Yunanlıların Typhon'uyla bir tutulması gerektiğini bildirmiştir (Typhon). tanrılar mahkeme kurar. denizleri aşan gemilerimize gidelim. onlara tarımı. Atreus oğlunun güzellikte üstün kızını veririz sana. Othryoneus. gidelim düşünelim şu evlenmeyi.. onu Set'ten korumak için gizli­ ce büyütür. onu on dört parça halinde dograyarak oraya buraya serper. 232 . buna karşılık şehri Akhalardan kurta. düzenli llyon 'u gel bizimle yok et. Hekim tanrı Thot her ikisini de iyi eder. Aloeusoğulları. 374 yâ. Typhon) onu kıskanır. yakalar. Horus da gözü babası Osiris'e verir. Set bir kez daha Osiris'in göv­ desini ele geçirir. Kocası öldükten sonra fsis Nil deltasında Horus'u doğurur. bir sandığa kapatıp ırmağa atar. Otos. yetiştirir. Bkz. tekmil ölümlüler arasında överim seni. Elimiz çok açıktır çeyizden yana. Horus da Set'le teke tek savaşa girişir. Ora kralı bu sandığı yaptırmakta olduğu sara­ yına tahta olarak kullanmaktadır. Ejder soyundan Ekhidna vef Typhon'dan doğan bir köpeğin adı (Tab. Osiris ayrıca Mısır'da çok tutunmuş tanrı kral inancını ve insanın ölümünden sonra mumyalaşıp yaşamını sürdürdüğü görüşünü yansı­ tır. I yerine getirirsen Priamos'a verdiğin sözü.\ racagını söz vermişti Priamos'a. Set de Horus'un gözünü oyar.

bundan dolayı orada akan ve altın sürük­ lediği için Khrysorrhoas adını taşıyan dereye atmış kendini. İno. Menelaos'la bir­ likte Odysseus'u çağırmaya giderler. bunun için de ölüsünün hangi kıyıya atıldığını bildirir Aeneas'a. Palladion. toprağa tuz ekmektedir. Palladion. Her şeyi ortaya vurur. Babası Nauplios Palamedes'in öcünü alır. Günün birinde tanrıça Aphrodite'nin gizli tö­ renleri kutlanırken kendi kız kardeşini kirlet­ miş.p Paian. para kullanmasını. O da dönüşte ölüyü bulur. Palladion daha sonraları ve özellikle Roma'nın kuruluş efsanelerinde rol oynar. Lydia'da akan Şart çayının tanrı­ sı. en büyük örtü hangisiyse. Palinurus. Bkz. Odysseus'un gerçekten deli olup olmadığını denemek için oğlu küçük Telemakhos'u sabanın önüne atar. Palamedes. ama Palamedes'e karşı korkunç bir öfke ve kin bağ­ lar. Troya şehrinin tarihine sıkı sıkıya bağlı olan bu heykelin Homeros destanlarında adı geç­ mez. Sonraları Aeneas yeraltına gittiğinde Palinurus'un ruhuna rast­ lar.. 270 vd. Ama kurnaz yiğit savaşa gitmek niyetinde değildir. ayların süresini yıldız­ lara göre saptadığı. Üzüntüsü büyüktür. Zeus'un oğlu ve Pelops'un dedesi olur. dama oyununu ve zarları keşfettiği söylenir. Paktolos. Gece dümen­ deyken tanrılar Palinurus'un gözlerine uyku dökerler. Ölü dümenci gömülmek ister. Evindeki en güzel.): Ama sen. Pallas Athena'nın si­ hirli nitelikler taşıyan heykeline verilen addır. gömer ve o kıyıya Palinurus burnu adını verir. Odysseus da sabanı hemen durdurmakla deli olmadığı­ nı açığa vurmuş olur. ayrıca da Palamedes'in bir kölesini satın alarak. Bu çabalar sonuç vermeyip Akha ordusu hazırlık yapmaya başlayınca. Troya. Daha sonraki efsanelere göre. Nauplios'la Klymene'nin oğlu (Nauplios). Vergilius'un Aeneis destanında anlattığı­ na göre Troyalıların filosu Sicilya'dan İtal­ ya'ya doğru yol aldığında tanrıça Venüs bir tek adamın öleceğini. o günden sonra da bu dereye Paktolos denmiş. Palladion Troya şehrini koruyan. Akhalar Palamedes'i linç eder­ ler. Ne var ki İlyada'da söz konusu olan Athena tapmagındaki heykel oturmuş olarak canlandırılır: Hektor savaş alanından ayrılıp anası Hekabe'ye Athena'ya sunular sunmasını söylemek için şehre geldiğinde şöyle konuşur (İl. Bkz. Odysseus şöyle öç alır: Ele geçirdiği bir Troyalıya zorla bir mektup yazdırır. hangi örtüye en çok değer veriyorsan al onu. Bu kin sonradan Palamedes'in ölümüne sebep olacaktır. Aeneas'ın dümencisidir. Pala­ medes düzeni anlar. ört güzel saçlı Athene'nin dizlerine. dümencisinin yok olduğunu görür. dalarken bir dalga alır. daha değerli bir kişi olduğunu da belirtirler: Adı avuç. delilik taslar: Bir tarlada sabana bir öküzle bir eşek koşmuş. Sefere katılır. Bu heykel arkaik sanatta örnekleri görülen bir ksoanon. Asklepios. Mektubu Akha ordugâ­ hında bir yere atar. ama buna karşılık her­ kesin kurtulacağını bildirmişti. ama o da korkunç biçimde ölür. Homeros destanlarında adı geç­ mediği halde. Öte yandan kaynaklar Palamedes'in kurnaz Odysseus'tan daha yararlı. efendisinin yatağı al­ tına bir torba altın koymasını sağlar. git doyumluk toplayan Athena'nın tapmağına. Palaimon. Aeneas uyanır. Palamedes'in bu haksız ölümü dillere des­ tan olmuştur.. yani tahtadan yapılmış ayakta bir kadın heykeli olsa gerek. Palinurus.savaşı efsanelerinde önemli bir rol oynar: Helene kaçırılınca akra­ bası Menelaos'u avutmaya çalışır. VI. Ayrıca sayıları tanıttığı. götürür onu. elinde sunularla topla yaşlıları. kadını ba­ rışçı yollarla geri almak için Troya'ya elçi gi­ der. o var oldukça şehrin 233 . el anla­ mına gelen palame'den türemiş olan Palame­ des Yunan alfabesine birçok harfler katmış. Alfabeyi Kadmos tanıtmış Yunanistan'a ama Palamedes kuşların uçuşuna bakarak Hellenlere özgü bir harf olan Y (üpsilon)'u bulmuş. sözde Priamos'un yazdığı bu mektuptan Palame­ des'in Troyalılara casusluk teklifinde bulundu­ ğu anlaşılmaktadır.

düşmesini, düşman eline geçmesini önleyen bir tabudur. Başta Roma olmak üzere birçok şehirler Palladion'a sahip olduklarını ileri sür­ müşler, böylece Palladion adlı heykeller ço­ ğaldıkça kaynaklarını anlatan efsaneler de çoğalmış ve giriftleşmiştir. Bunları şöyle özet­ leyebiliriz: Tanrıça Athena çocukken deniz tanrısı Triton'un yanında büyümüş (Tritogeneia adı bu­ nunla ilgili olabilir), Triton'un da Pallas adlı bir küçük kızı varmış, iki kız çocuk savaş oyunları oynarmış, ama günün birinde birbir­ lerine darılmışlar, Athena Pallas'ı dövmek üzereymiş ki Zeus kızı için telaşlanıp aigis kal­ kanını Pallas'ın önüne dikmiş, çocuk korku içinde donakalmış ve Athena'nın attığı kargı­ dan korunamayıp yaralanmış, düşmüş ve öl­ müş. O sırada pişmanlık duyan Athena arka­ daşına tıpatıp benzeyen bir heykel yapmış ve ona aigis kalkanını giydirmiş. Athena bu ya­ pıtı Olympos'ta Zeus'un yanı başında dikmiş, bir tanrıymış gibi tapınılırmış ona. Palladion orada kalmış, ta ki günün birinde Zeus'un ko­ valadığı Elektra heykele sarılmış, tanrı da öf­ kelenerek heykeli alıp Troya bölgesinde Ate tepesi denilen yere atmış (Elektra 2, Ate). İlos o sırada kendi adını taşıyacak olan llion (Troya) şehrini kurmaktaymış, böyle bir hey­ kelin gökten düşmesi hayra yorulmuş, şehre getirilip Athena tapınağına yerleştirilmiş. Bu efsaneyi anlatan mitograflar Palladion'un üç karış boyunda olduğunu, sag elinde bir kargı, sol elinde de bir öreke ile bir ig taşıdığını ya­ zarlar. Başka efsanelere göre Palladion'u Dardanos Semendirek adasından getirmiş ve kaynatası Teukros'a armağan etmiş (Darda­ nos). Troyalıların bu kutsal yapıtın bir tıpkısı­ nı yaptıkları, çalınmasın diye asıl Palladion'u tapınağın mahzenine kapatıp, sahte heykeli dışarıya oturttukları da anlatılır. Bir efsaneye göre, Troyalıların kâhini Helenos Palladion heykeli şehirde kaldıkça, Troya'nın alınama­ yacağını bildirmiş, bu söze dayanarak da Odysseus'la Diomedes gece gizlice şehre gir­ mişler, heykeli çalıp götürmüşler. Bu işte gü­ zel Helena Akhalı yiğitlere yardım etmiş (He­ lenos, Helena). Başka kaynaklara göre, Palladion heykeli Troya'da kalmış ve Troya yangınında Aineias 1da dağına sığındığında onu beraberinde gö

türmüş, sonra İtalya'ya da almış. Sihirli hey­ kel böylece Roma'da Vesta tapınağına getiri­ lip bırakılmış. Roma'nın kutsal ateşini koru­ yan Vesta rahibeleri Palladion'a tapınmakla görevliydiler. Palladion Kassandra efsanesinde de geçer, Kassandra'nın Troya yağmasında bu heykele sarılıp sığındığı ve Oileus oğlu Aias'ın onu oradan çekerek büyük bir günah işlediği anla­ tılır (Aias). Atina'da da Palladion heykelinin Atina'ya geldiğini ileri süren bir efsane var­ dır. Pallantidai (Pallasoğullan). Pallas 5'in oğulları, Atina kralı Pandion'un torunları ve Aigeus'un yeğenleri. Aigeus'un dölü olmadı­ ğını sanarak Atina tahtına talip olurlar, ama Troizen'de büyüyen Theseus Atina'ya gelip babası Aigeus tarafından tanınınca, bunu protesto etmeye kalkarlar. Atinalılar Theseus'u kral seçince de babaları Pallas'la birlikte Theseus'a karşı savaş açarlar ve öldürülürler. Theseus elli amca oğlunu ve amcası Pallas'ı da öldürdüğü için bir yıl Troizen'de gönüllü sürgün olarak kalır. Başka bir anlatıma göre Atina mahkemesi Theseus'u beraat ettirir (Aigeus, Theseus). Pallas. Tanrıça Athena'nın adının başına ta­ kılan bir ad. Bu adın Athena ile ilgisi üstüne efsaneler pek birbirini tutmaz (Athena, Palla­ dion). (1) Titanlardan Krios'la Eurybie'nin oğlu, Astraios'la Perses'in kardeşi (Tab. 4). Hesiodos'un Theogonia'sma göre Pallas, Okeanos kızı Styks'le birleşir ve Zetos'la Nike'yi, bir de Kratos'la Bie'yi meydana getirir. (2) Arkadya kralı Lykao'nun oğlu. Bir efsa­ neye göre bu Pallas kızını Troya kral soyu­ nun atası Dardanos'la evlendirmiş ve Palladi­ on'u ona vermiş (Dardanos, Palladion). (3) Vergilius'un Aeneis destanında adı ge­ çen Pallas Evandrus'un oğludur. Aeneas'la birlikte îtalyalı Turnus'a karşı savaşmış ve onun elinden öldürülmüştür. Roma'nın Palatinus tepesine adını veren bu Pallas'mış (Euandrus). (4) Attika efsanelerinde adı geçen bir dev. Tanrıça Athena bu devi öldürmüş ve derisini

yüzüp ona bürünmüş, bu devin kanatlarını da ayaklarına bağlamış (Athena). (5) Gene Attika efsanesinde rol oynayan bir kişi Pandion'un oğludur ve Pallantidai adında 50 tane oğlu vardır, bunlarla birlikte Theseus'a karşı gelir, oğullarıyla birlikte Theseus un elinden öldürülür (Theseus). Pan. Tanrı Pan, efsanesi ve kişiliği hakkında Behçet Necatigil'in "100 Soruda Mitologya" d.a ki anlatımını aşağıya alıyoruz: "Dağlık Arkadia'da küçükbaş hayvanların, çobanların tanrısı. Keçi ayaklı Pan, Her­ ­­s'in oğludur. Tanrıların, çokluk, insan kılı­ ­ında değil de hayvan kılığında düşünüldüğü ilk zamanlarda Pan da keçi kafalıydı; sonra­ dan bu keçi kafasından sadece boynuzlar ve sakal alıkonarak, yüzü insan yüzü oldu. Pan Çoban kavalını sever, azgın tekeler gibi güzel nymphaların peşine düşerdi. İnsanların, hay­ ranların uyuduğu kızgın, ıssız yaz öğlelerinde birdenbire, beklenmedik gürültüler koparır, dört bir yana 'panik' korkular saçardı. Marathon savaşı gecesi Persleri bu şekilde paniğe uğrattığı için, Atinalılar savaştan sonra tanrı Pan'a Akrppolis eteğinde bir tapınak yaptı­ lar. Pan sözü Yunancada 'bütün' anlamına geldiğinden mistikler, sonraları Pan'ı her şey yapabilir bir tanrı payesine çıkardılar. Plutarkhos, Korfu'nun güneyinde sefer eden bir gemideki gemicilerin, Paksos adasından gelen bir ses duyduklarını anlatır. Gemi dümen­ cisinin adını söyleyen bu ses, dümenciye 'Ulu P'an öldü!' haberini vermiş, dümenci aldığı bu haberi emredilen yerde karaya doğru sesle­ nince, karadan korkunç bir inilti, bir feryat duyulmuş, Pan'ın ölümünden ötürü tabiat yas tutmaya başlamıştı. Bu haber imparator Tiberius (I. S. 14-37) zamanında olmuştu.

Daha önce tanrılar ana babalarını yok etmiştller ve öksüz bırakmıştılar kızları konaklarında, o zaman tanrısal Apbrodite beslemişti onları, Here onlara güzellik ve akıl vermişti, tekmil kadınlara verdiğinden daha çok. Ulu Artemis bağışlamıştı boyu boşu. Athene de öğretmişti güzel işler işlemeyi. Ama bir gün Aphrodite çıkmıştı koca Olympos'a, bu kızlara iyi bir kısmet bağışlamasını dilemişti, iyi bir koca dilemişti yıldırım seven Zeus'tan, işte o zaman Harpyalar gelip bu kızları kaçırdılar, hizmet etsinler diye verdiler uğursuz Erinyslere. Pandareos efsanesi Girit ve Anadolu ile ilgi­ li bir efsanedir. Şöyle anlatılır: Rheia yeni do gan Zeus'u Kronos'tan kaçırmak için Gi­ rit'teki mağaraya kapatınca bekçi olarak başı na bir altın köpek dikmiş, Kronos devrilip Zeus egemen olunca bu köpek Girit'teki Zeus tapınağına bırakılmış. Pandareos köpeği tapı­ naktan çalmış, Lydia'da Sipylos dağına gö­ türmüş ve Tantalos'a emanet etmiş. Derken Zeus ikisine de öfkelenerek, hırsızlık ettiği için Pandareos'u taşa çevirmiş, yalan yere yemin ettiği için de Tantalos'u Sipylos dağı­ nın altına tıkmış (Tantalos).

Pandaros. Pandaros'un adı İlyada'da Troas bölgesine yerleşmiş Lykialılarm önderi olarak geçer. 1da dağının eteğinde bulunan Zeleia kentinden gelmiş ünlü bir okçudur Pandaros. Babası, Karkabos'un oğlu Lykaon'dur (Karkabos). Troya savaşına katılışı şöyle anlatılır (İl. II, 824 vd.): Sonra Zeleia'da oturanlar gelir, Ida'nm ta dibinde, Aisepos'un kara sularını içen zengin Latin mitologyasında Pan'ın yerini tanrı Troyalılar. Faunus tutar" (Faunus). Başlarında Lykaon'unünlü oğlu Pandaros var, Pandareos. Odysseia'da Penelope çok bu­ Apollon kendisi vermiştir Pandaros 'a naldığı bir gece, canını alsın diye tanrıça Aryayını. lemis'e yakarır, o sırada da Pandareos ve kız­ Pandaros'u tanrı Apollon'un koruduğu yiği­ larının başına geleni anımsar ve anlatır (Od. din Akha yiğidi Diomedes'e meydan okurken XX, 65 vd.): söylediği sözlerden belli (İl. V, 102 vd.): Ulu canlı Troyalılar, atları mahmu/.lavan öy/e kaçılmamış mıydı kasırgalar erler kalkın, Pandareos'ıııı kızlarım?

vuruldu işte Akhaların en yiğidi, Lykia'dan çıktığımda yola, Zeus'un oğlu gerçekten sürdüyse beni öne, sanmam dayansın zorlu okuma bu adam. Ok atışı îlyada'nın ilk bölümünde tanrı Apollon'un Akha ordusuna veba salmak için ok atışını ne kadar andırır (İl. IV, 116 vd.): Kaldırdı okluğun kapağını Pandaros tam o sıra, hiç atılmamış kanatlı bir ok çıkardı, kara acılar kaynağıydı bu ok. Kirişin üzerine yerleştirdi yakıcı oku. Yurduna, kutsalZeleie şehrine dönüşünde değerli kurbanlar kesmeyi adadı, ilk kuzulardan, ün salmış okçu Lykialı Apollon 'a. Oku arka kanatlarından, kirişinden tuttu, yaklaştırdı kirişi memesine, demiri yaya. Yusyuvarlak gerilince gıcırdadı koca yay. Kiriş inledi, sivri ok fırladı birden, uçtu kalabalığa doğru, vınlaya vmlaya. Anadolulu tanrı Apollon'un tuttuğu bu yiğit Troya düşmanı tanrıların elinde bir oyuncak olur ama, Paris'le Menelaos arasındaki teke tek savaş başlayıp, öbür savaşçılar işe karış­ mamaya ant içince, Athena Pandaros'u kış­ kırtır andı bozmaya. Bir okla yaralar Menelaos'u. Diomedes'le karşılaşmasının iyi sonuç vermemesi de bu ünlü okçunun Troya savaşı­ na yaya gelmiş olmasından, arabası bulunmamasındandır. Ölümünün nedeni olacak bu duruma şöyle yakınır (İl. V, 193 vd.): Atlarım, arabam da yok ki bineyim. Ama Lykaon'un sarayında on bir araba durur, yepyeni, kız gibi arabalar, örtüler serilmiş, üzerlerine, her araba önünde iki tane at, kızılca buğday, ak arpa yiyen atlar, kargı atan yaşlı Lykaon demişti bana çıktığım gün derli toplu evinden, atlara, arabaya bin demişti, önderlik et zorlu savaşta Troyalılara, atları düşündüm de dinlemedim onu -dinleseydim ne iyi olurdu edemezler, dedim, karınlarını doyurmadan, düşmanla kuşatılmış insanlar arasında yemsiz kalmasınlar, dedim. Bıraktım onları, tlyon'a yaya geldim, güvenmiştim yayıma. Oysa yayım hiç yaramayacakmış işime. Bir gün dönersem yurduma, gözlerimle görürsem toprağımı, karımı,

yüksek çatılı büyük evimi görürsem, gelsin o gün koparsın başımı bir yabancı adam, şu oku elimle kırıp atmazsam yanan ateşe. Benimle boş yere gelmiş o. Pandaros kargıyla vurur Diomedes'i, ne var ki Lykialı yiğidin kargısı delemez AkhaJının zırhını, tanrıça Athena'nın yönelttiği Diomedes'in kargısıyla canını alır Pandaros'un. Bu korkunç çarpışmada ise koruyucu Apollon Aineias'ı kurtarmak zorundadır, kendi yetiş-: tirdigi ünlü okçuyu feda etmekten başka çare bulamaz (İl. V, 216-280). Pandion. Pandion iki Atina kralının adıdır (Tab. 24). (1) Pandion I. Erikhthonios'un oğlu, Erekhtheus'un, Prokne ve Philomela'nın babasıdır. Prokne'yi Trakya kralı Tereus'a o vermiş, kızlarının başına gelenlere üzüntüsünden öl­ müş (Aedon). (2) Pandion II. Yukarda adı geçen Pandion'un küçük torunu, Aigeus'un babası, Theseus'un dedesi. Pandora. Hesiodos'un hem "Theogonia", hem de "İşler ve Günler" adlı eserlerinde uzun uzadıya anlattığı Pandora efsanesi Orta­ doğu ve özellikle Samî kaynaklı olsa gerek, çünkü ilk kadının yaratılışı, yani Âdem'le Havva efsanesinin Yunan mythos'una akta­ rılmış bir kopyasına benzer. Kadını her kötü­ lüğün, her dert ve belanın başlangıcında gör­ mek Yunan görüşlerine pek uymaz, nitekim Hesiodos'tan sonra bu efsaneyi işleyen pek olmamıştır. Yunan yazınında Homeros şiiri ve onun dile getirdiği iyimser, gülümser dün­ ya görüşü a^ır basmış, karamsarlığı olduğu kadar kadın düşmanlığını da silip süpürmüş­ tür. Hesiodos'un yansıttığı akım başka çag ve ülkelerin sanatını etkilediği içindir ki, Pando­ ra efsanesini buraya almayı uygun gördük. Aşağıdaki anlatım, "İşler ve Günler"deki an­ latımdır, Pandora ile Prometheus efsaneleri­ nin bir karışımını verir: Tanrılar yeraltına gizlemiş besinleri. Yoksa insan bir gün çalışıp rızkını sağlar, sonra bir yıl sırt üstü yatardı, asör bırakırdı sabanını ocak başında, gözerdi çiftini çubuğunu, öküzlerini.

236

Zeııs kızınca Prometheua'a, kendlnl aldatan o sivri akıllıya, sakladı varını yoğunu insanlardan, o gün bugündür dertlere boğdu insanoğlunu, Zeus gizledi besini insandan. Ama lapetos'un güçlü oğlu Prometheus çaldı Zeus'un ateşini insanlar için, sakladı onu narthex kamışının içinde. Kızdı bulut devşiren Zeus, dedi ki ona: İapetos oğlu, sivri akıllı kişi, seviniyorsun ateşi çaldın, beni aldattın diye, ama bil ki dert açtın kendi başına da: aldığın ateşe karşılık birbela öyle bir bela salacağım ki insanlara, sevmeye, okşamaya doymayacaklar bu \ belayı", Böyle dedi ve kah kah güldü insanların ve tanrıların babası. Namlı şanlı Hephaistos'u çağırdı hemen: Bir parça toprak al, suyla karıştır dedi, İçine insan sesi koy, insan gücü koy, bir varlık yap ki yüzü ölümsüz tanrıçalara benzesin, Bedeni güzelim genç kızlara. Athena, sen de ona el işlerini öğret dedi, renk renk kumaşlar dokumasını öğret. Nur topu Aphrodite, sen de büyülerinle kuşat onu, istekler, arzularla tutuştur gönlünü. Yüz gözlü devi öldüren Hermeias, sen de bir köpek yüreği, bir tilki huyu koy içine". Böyle dedi Zeus, onlar da yaptılar dediğini: Koca Hephaistos, topal tanrı hemen bir kız biçimine soktu toprağı. Gök gözlü Athena süslü kuşağını sarıverdi beline. O canım Kharitler ve o güzelim Peitho altın gerdanlıklar taktılar boynuna. Horalar bahar çiçekleriyle donattılar saçlarını, Hermeias doldurdu göğsüne yalanı dolanı, uzaktan gürleyen Zeus'un oluyordu isteği. Ses koydu içine o tanrılar kılavuzu Pandora adını taktı. Pandora demek bütün tanrıların armağanı demekti, çünkü bütün Olymposlular insanların başına bela etmişti onu. Tanrıların babası kurunca bu düzeni, Epimetheus'a gönderdi Pandora'yı kılavuz tanrı Hermeias'la. Epimetheus unuttu Prometheus'un dediğini: Zeus'tan armağan alma demişti ona Prometheus,

alırsan, ölümlüleri derde sokarsın demişti. Armağanı aldı ve alınca anladı başına bela aldığını. Eskiden insanoğulları bu dünyada dertlerden, kaygılardan uzak yaşarlardı, bilmezlerdi ölüm getiren hastalıkları. Pandora açınca kutunun kapağını, dağıttı insanlara acıları, dertleri. Bir tek umut kaldı dışarı çıkmadık kapağı açılan dert kutusundan. Umut tam çıkacakken Pandora kapamıştı kapağı, böyle istemişti bulutlar devşiren Zeus. O gün bugündür insanların başı dertte, toprak bela doludur, deniz bela dolu, geceler dert doludur, gündüzler dert dolu, belalar başıboş dolaşır sessizce ölümlülerin çevresinde, derin düşünceli Zeus ses vermedi onlara sessizce gelişlerini duymasın diye insanlar. Görüyorsun ya Zeus'un dilediğine karşı konmaz. P a n d r o s o s . Atina kralı Kekrops'un üç ki zindan biri (Aglauros, Erikhtonios). P a r c a c ( P a r k a l a r ) . Roma dininde kader ve ölümü simgeleyen tanrıçalar, Moiralarla bir tutulmuştur. İlk zamanları Parça doğuma da bakan bir tanrıça sayılır, sonra Yunan etkileri pekleşince Romalılar üç Parça olduğuna, biri­ nin doğuma, ikincisinin evlenmeye, üçüncü­ sünün ölüme baktığına inanırlardı. Forum'da bulunan üç heykel (Tria Fata) olarak simgelenirlerdi. P a r i s . Paris, öbür adıyla Aleksandros, Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin en küçük oğludur (Tab. 16). Kraliçe onu doğurmadan birkaç gün önce uykusunda bir düş görmüş: Karnından çıkan bir alev Troya surlarını sarı­ yor, bütün şehri yangına veriyormuş. Falcılar bu düşü kötüye yorumlamışlar, doğacak olan çocuk şehri yıkıma götürecek demişler. Be­ bek doğunca da Priamos onu İda dağına bı­ rakmak üzere bir uşağına vermiş. Uşak Pa­ ris'i dağa bırakmış, vahşi hayvanlar hakkın dan gelir diye düşünmüş. Ama öyle olmamış, bir dişi ayı gelip bebeği emzirmiş. Bir süre bu böyle gitmiş, sonra çocuğu Agelaos adındaki bir çoban bulmuş, evine götürmüş ve kendi çocuklarıyla bir arada büyütmüş. Paris ço-

banlar arasında güzelliği, yararlılığıyla dikkati
çekermiş.. sürülerine çok İyi baktığı İçin,ona

koruyucu anlamına gelen Aleksandros adını takmışlar. Dağda Oinone adlı bir nympha ile sevişmiş. Evlenmişler, ama mutlulukları uzun sürmemiş (Oinone). Paris efsanesine burada Üç Güzeller masalı karışır. Peleus'la Thetis'in Olympos'ta kutla­ nan düğününde, kavga tanrıça Eris'in, çağrıl­ madığına kızarak, ortaya bir altın elma atma­ sı, üstünde "en güzeline" diye yazılan bu el­ mayı kime vereceğini bilemediği için Zeus'un yargıç olarak Paris'i seçmesi İdalı çobanın hayatını altüst eder. Üç büyük tanrıça, Hera, Athena, Aphrodite bu güzellik yarışmasına katılırlar, ama Zeus her nedense kararı bir ölümlünün vermesini yeg görür ve tanrıçaları Hermes'le birlikte İda dağına gönderir. Bu göreve neden Paris'in seçildiği hiçbir efsane­ de belirtilmez. Priamos oğlunun alın yazısı bunu gerektiriyordu herhalde. Yarışmanın bir pazarlık konusu olduğu ayrıca dikkati çeker: Tanrıçaların üçü de elmaya karşılık Paris'e bir bağışta bulunmaya söz verirler. Hera As­ ya krallığını, Athena sonsuz akıl ve başarı, Aphrodite ise Spartalı Helena'nın aşkını veri­ rim demiş, o kadar. Paris altın elmayı Aphrodite'ye verir, tanrıçalar arasında en güzeli ol­ duğundan mı, yoksa Helena'nın aşkını her şeyden üstün tuttuğundan mı, efsane bunu da açıklamaz. Bundan böyle Paris'in aklı fikri tanrıçanın verdiği sözün gerçekleşmesindedir. İda'dan şehre iner, orada kendini kral Priamos'a tanı­ tır. Bu konuda anlatılan efsane şöyledir: Troya'da yarışmalar düzenlenir, bu yarışmaların ödülü İda dağında yetiştirilmiş bir boğadır. Paris boğa ile birlikte şehre gider ve yarışma­ lara katılıp birinci gelir, o sırada kendisini kıs­ kanan kardeşleri onu öldürmeye kalkarlar, Paris Zeus sunağına sığınır ve kız kardeşi bili­ ci Kassandra onun kim olduğunu anlar, Priamos'la Hekabe ölü sandıkları oğullarını se­ vinçle kucaklarlar. Troya sarayında yaşama­ ya başladıktan bir süre sonra Paris Yunanis­ tan'a gitmek üzere gemiler hazırlatır ve mu­ radına ermek için Sparta'ya varır. Bundan sonrası Helene başlığı altında anlatılmıştır. Troya savaşı sırasında Paris'in tutum ve davranışı pek parlak değildir. İlyada'da zayıf, korkak, bencil, tembel ve sorumsuz bir insan olarak gösterilir. Hektor'un tam karşıtıdır.

Agabeysi onu ağır sözlerle azarladığı, Mene laos'la kozunu paylaşmak için teke tek savaşa kışkırttığı halde, Paris her fırsatta kaçmak yolunu bulur (Hektor, Helene). Gene de yakısıklı, güzel silahlı, çevik bir savaşçı olarak canlandırılır ve birçok Akhalan nasıl alt ettiği anlatılır. Akhilleus'un ölümü Paris efsanesinin son bölümüdür. Hektor ölmeden Akhilleus'a kendisinin de Apollon'un yardımıyla Pa ris'in elinden Öldürüleceği günün uzak olmdıgını bildirmişti. Öyle olur: Akhilleus Memnon'u öldürür ve Troyalıları gene surların içne sığınmaya zorlar, tam o sırada Paris'in attığı bir ok Akha yiğidinin tek silah geçer yeri ne, yani topuğuna saplanır. Ama Akhilleus öldükten hemen sonra da Paris Philoktetes'in bir okuyla kasığından vurulur. Can çekişirken Oinone'yi çağırır. Kadın geImeyince ölür Parthenopaios . Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan önderlerden biri. Atalante ile Meleagros'un oğlu olduğu söylenir. Kız oglan kız anlamına gelen parthenos'tan türemiş olan adının kendisine anasının uzun yıllar evlenmediginden verildiği ileri sürülür. Boyu boslu, yakışıklı, yiğit bir erkek olarak canlandirilir. Thebai surları önünde öldürülür. Pasiphae . Girit kralı Minos'un karısı Pasi phae, tanrı Helios'la Perseis'in kızı, Perses Aietes ve büyücü Kirke'nin kardeşidir (Tab 8). Pasiphae'nin Minos'la evlenmesi, Girit kralına Poseidon'un bağışladığı boğa ile birleşmesi ve Minotauros'u doğurması hakkında Mlnos, Daidalos, Minotauros maddelerine bakınız. Güneş soylulardan Pasiphae kardeşleri ve yeğenleri (Hekate ve Medeia) gibi do3a dışı ya da doğa üstü güçlerden faydalanan gizemli bir kişidir. Kızları Pheidra ve Ariadne de anaları gibi talihsiz aşklara çarpılırlar. Patroklos. Menoitios'un oğlu Patroklos Akhilleus'un can yoldaşı, en yakın arkadaşıdır. İkisi de Aktör ve Aigina'nın soyundan olmak­ la akraba sayılırlar (Tab. 21), ama arkadaşlık­ ları Patroklos'un Akhilleus'la birlikte Peleus'un sarayında büyümüş olmasından ileri ge­ lir. Patroklos'un ruhu nasıl bir adam öldüre­ rek Peleus'un yanına sığındığını İlyada'da şöyle anlatır (İl. XXIII, 83 vd.):

Birlikti büyümemlş miydik, Akhilleus, slzin evde. Opotls'ten beni size Menoitios getirmişti, ufaktım, bir kaza çıkmıştı elimden, öIdürmüştüm Amphidamas'ın çocuğunu, yapmıştım bu deliliği istemeye istemeye, öfkeye kapılmıştım aşık oynarken. At sürücüsü Peleus enine almıştı beni, özene bezene büyütmüş, seyis yapmıştı
sana.

Ilyada'da Patroklos her an Akhilleus'un ya­ nındadır, onu sevgisiyle, ögütleriyle destek­ ler. Yiğit öfkeyle savaştan ayrılıp bir daha dö­ vüşmek istemeyince, Patroklos onu yola geliı inek için boşuna uğraşır, Agamemnon'un gönderdiği elçileri kabul eder, küskün arkada­ şının takındığı yakışıksız tavrı örtmeye çalışır. Aklıaların çok kötü duruma düştüğünü gö­ rünce, dayanamaz, Akhilleus'tan silahlarını ı .ter. Ünlü yiğidin yerine kendisi savaşacakIir. tlyada'nın Patroklos'un yiğitliklerine ayrıl­ mış XVI. bölümünde sayısız Troyalı öldürür, bu arada Zeus oğlu Sarpedon'un kaderi de Patroklos'un elinden can vermektir (Sarpe­ don). Apollon Patroklos'un yaptığı bu kıyı­ ma son verir: Patroklos Hektor'la çarşıpır ve öldürülür. Patroklos son nefesini verirken I lektor'a ölümünün yakın olduğunu bildirir. AkhiUeus barakasındadır, savaş meydanında ı )lup bitenlerden haberi yoktur. O sırada Pat­ roklos'un ölüsünü almak ve onun taşıdığı Akhilleus'un silahlarına sahip çıkmak için korkunç bir boğuşma başlar. Akhalar bütün çabalarına karşın Patroklos'un ölüsünü Troy.ılılara kaptırırlar. Nestor'un oğlu Antilokhos acı haberi Akhilleus'a getirir. O sırada yi­ ğidin yası şöyle dile getirilir (İl. XVIII, 1 vd.): Böyle dedi, Akhilleus'u kapkara bir yas bulutu kapladı. İki eliyle aldı ocağın küllerini, döktü başının üstüne, kirletti güzelim yüzünü. Sonra uzandı boylu boyunca tozun, toprağın içine, elleriyle çekip kopardı, kirletti saçlarını. Akhilleus bir daha anası Thetis'i çağırır, Hephaistos'a yeni silahlar yaptırmak için gitmeşini ister ve dileği yerine gelince savaşa ka­ tılır (Hephalstos, Akhilleus, Thetis.) Akhıl leus Hektor'u öldürmekle Patroklos'un öcü nü almış olur, ölüsünü de daha önce Troyalı

ların elinden kurtarmıştı, .ama Patroklos bu nunla yetinmez, ruhu Akhilleus'a görünüp gömülmek istediğini, kemiklerinin arkadaşın.\ ayrılmış altın çanakta korunması gerektiğini bildirir. AkhiUeus da dostuna şöyle cevap ve­ rir (İl. XXIII, 94 vd.): Buraya ne geldin, iki gözüm, bütün bunları ne söylersin bana? Bilmiş ol, yapacağım her dediğini, hadi yaklaş bana, sarılalım birbirimize, birancık da olsa ağlayalım doya doya. Böyle dedi, uzattı dost ellerini, ama hiçbir şey tutamadı eliyle, ruh kaçmıştı bir duman gibi yerin altına, ıslık çala çala. AkhiUeus Patroklos'un anısına yarışmalar düzenler, bunların yapılması için de savaşa bir süre ara veriUr. Patroklos'un cenaze töre­ ninden sonradır ki Priamos Akhilleus'tan Hektor'un ölüsünü istemeye gider. Pedasos. Ksanthos ve Balios gibi, Akhllle us'un ölümsüz atlarından biri. Sarpedon tara fmdan öldürülür (İl. XVI, 153 vd.). Pegasos. Medusa'nm kanından dogma ka natlı at. Perseus ve Bellerophontes efsanele rinde önemli bir rol oynar. Hesiodos Pega sos'un doğuşunu şöyle anlatır (Theog. 270 vd.): Phorkys'le birleşen Keto Graialan doğurdu... Gorgoları da doğuran Keto'dur... Sthenno, Euryale ue bahtsız Medusa... Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. Biri Okeanos'un kaynaklarından doğduğu için, öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını. Pegasos bırakıp davarlar anası toprağı havalandı gitti ölümsüzlere doğru. Zeus'un sarayında oturur şimdi şimşekle yıldırım taşıyıp onun adına. Adı, kaynak anlamına gelen Yunanca "pege" sözcüğünden türemiş sayılan Pegasos pı­ nar ve çeşme başlarında bulunmaktan hoşla nırmış. Bir gün ayağını yere vurarak Helikon dağının eteğinde Hippokrene, at çeşmesini meydana getirdiği anlatılır (Medusa, Perse­ us, Bellerophontes). Pegasos gökte bir burç haline getlrilmiştir.

orada ölür. İason'un babasıj Aison'un üvey kardeşidir (Aison). ama orada da kralın karısıyla başı derde girer (Akastos). Zeus tanrı çocuğun bedenini yeni baştan yaratıp diriltir. Peleus Tesalya'ya Phthia kralı Eurytion'un yanına sı­ ğınır. göreceğim onu. onun da göçüp Pylos'a yerleştiği anlatılır (Neleus). Nereus kızı önce Peleus'la evlenmemek için bin bir kılığa girer. Ölümlü babası Kretheus olduğu için Pelias. Pelops babası Tantalos gibi Anadolu'da doğmuş. arkadaşı olan at adam Kheiron'un yardımıyla onun hakkından gelir. oğlum dönecek Troya'dan. Demeter'in yediği omuz yerine de fildişinden bir omuz koyar Pelops'a. Anasının Ege ırmaklarından Ksanthos. XXIV. Pelasgos. Tanrı Poseidon Pe­ lops'a gönül verir. ama Peleus. 15). Pelopeia. ama Pelias'ın kardeşi Neleus'u tahttan attığı. Karısı ölünce tanrılar onu Thetis'e koca ol­ mak için seçerler. Bilmeden babasıyla yatar ve Aigisthos'u do­ ğurur. ya da Paktolos'un kızı olduğu ileri sürülür. Şimdi olmalı o da benim yaşımda. Thyestes'in kızı (Tab. Ömrü olaylarla dolu geçmiştir: Telamon'la birlikte üvey kardeşleri Phokos'u öldürdükleri için yurtlarından sürülürler (Aiakos). 15). Sonradan Atreus'a karı olur. Pelasglardı. Hektor'un ölüsünü ellerinden alabilmek için babasının anısını getirir gözlerinin önüne (İl. Ama Peleus'un başına bir bela daha gelir: Kalydon avı sırasında kaynatasını istemeyerek öldürür ve gene yollara düşer. der. Aigisthos). 14. sonra gene yeryüzüne gönde­ rir ve kanatlı atlar armağan ederek Oinoma- . ünlü Lapith. Nasıl büyütülüp krallık için kavgaya tutuştukları konusunda efsaneler birbirini tutmaz. büyücü prenses Pelias'ın kızlarını babalarını sözde gençleştirmek amacıyla kesip bir kazana at­ maya kandırır. Tryro ile Poseidon'un oğlu. 21). 486 vd. Lapithlerle Kentaurlar sa­ vaşına katılır. Theseus). Yunan efsanesinin en ilgi çekici kahra­ manlarından biridir (Tab. başka kaynaklara göre îkson'dan olan oğlu. pek uğurlu olmadığı hemen meydana çıkar (Akhilleus.Tanrısal Akhilleus. Tantalos'un oğlu. Pelias.). tanrı Zeus'un to­ runu. Bu korkunç işlemden sonra Pelias'ın oğlu Akastos îason'la Medeia'yı lolkos'tan sürer (Argonaut'lar. Bir efsaneye göre Pele­ us'un Akhilleus Troya'dayken öldürdüğü Akastos'un oğulları onu tahtından atıp Istan-j köy adasına sürerler. yalnız kızını yitirmiş ol­ manın acısıyla dalgın olan Demeter Pe­ lops'un bir omzunu yer. Aison'un oğlu îason'la da kozunu paylaşamaz ve İason'dan kurtulmak için onu Karadeniz'in Kolkhis ülkesine altın postu almaya gönderir. tanrıların hepsi bu korkunç oyu­ nun farkına varırlar. Belki çevresinde bugün komşuları üzer onu. büyümüş­ tür. lason. belayı savacak kimsesi yoktur yanında. Telamon'un kardeşi ve Akhilleus'un babasıdır (Tab. Oysa. Tyro tanrıdan gebe kaldığını saklamış ve-doğurduğu ikizleri dağa bırakmış. böylece Pelopsogullarının zincirleme suç ve ilenme sürecine karışır (Atreus. Akhilleus Troya'dan dönmez. getir aklına babanı. Ama duyar hiç olmazsa yaşadığını senin. 14. Aiakos'un oğlu Peleus. varmıştır uğursuz ihtiyarlığın eşiğine. lason Medeia ile birlikte dönünce. ihtiyar Priamos da Akhilleus'u yumuşatmak. llyada'ya göre Dia'nın Zeus'tan olan. Akastos). bir süre şarap sunucusu olarak kullanır. Paris).Peirithoos. Akhilleus Troya sa­ vaşına gittiği zaman Peleus Phthia'daki sara­ yında onu uzun zaman bekler. Pelias. Kral onu suçundan arındırdığı gibi kızı Antigone'yi de ona karı olarak verir. onun Yunanistan'a göçmesi uygarlığın Yunan yarımadasına Anadolu'dan geldiğini kanıtlayan bir belirtidir. Akdeniz yöresiyle Yunanistan'da oturan en eski soyun adı Pelasgoi. bilindiği gibi. Bu kez folkos'ta kral Akastos'un sarayına gider. Neleus'un ikiz kardeşi (Tab. Düğün ya­ pılır. Efsaneye göre tanrılarla haşır neşir olan Tantalos onları denemek için bir şölende on­ lara kesip doğradığı oğlu Pelops'u yiyecek olarak verir. Zeus'la Niobe'den doğmuş olduğu söyle­ nilen Pelasgos da bu soyun atası olarak gös­ terilir (Niobe 2). Pclops. Peleus. Hippodameia ile evlenir ve Theseus'un en yakın dostu olarak yiğidin bü­ tün serüvenlerine katılır (Hippodameia. 22).

komşu ülkelerin ileri gelenleri hep kocasız kalan güzel kadını almak isterler. Böyle derdim. Mora yarımadasına adının verilmiş olması Ege'den gelme bu göçmenin efsanede gösterilen yerinden de daha büyük bir yer tuttuğunu. Odysseus'urı karısı Penelope Yunan mythos'unun en ünlü kişilerindendir. çağırdılar. Telema­ khos anasını korur. Karın büyük bir sabırla bekler seni evindi'. yıllar yılı gündüz dokuyup gece söktüğü bez de dillere destan olmuştur. Roma'da yurdu ve aile ocağını koruyan tanrıdır. bir geceleler geçirir ki düşman boşına 4 Odyssela destanı başladığı sırada İthake sa rayının Penelope'ye taliplerle dolduğunu gö­ rürüz. geldiler yakaladılar beni. Telemakhos da çocuk olduğundan karşı koyamadıkları için talipler saraya yerleşmişler. Üstelik de saray sahipsiz kaldığı. ama ne olur. Gündüzlerl ağlaya ağlaya tüketir kendini. madem tanrısal Odysseus öldü. Pemphredo. Penelopeia'nın çilesi o zaman başlar. arşın arşın bez dokuyordum habire. Laertes ihtiyarladığından ötürü. İthake sarayına dilen ci kılığında gelen Odysseus'a Penelope şöyle anlatır bu işi (Od. Olympos oyunlarını kurar ve Yunanistan'da bu yoldan büyük bir çığır açar. Son çare olarak talipleri bir yarışma ya sokmak gelir aklına: Odysseus'un büyük yayını getirtecek. saygısız bir köpek. daha doğrusu Odysseus'un mal mülk dolu. Penelope. 137 vd. adanın. Onun adı kadar. Bunu kaynanası Antikleia'nın ağzından duyarız (Od. Phorkys'le Keton'un kızı (Gralalar). Bu mutlu çiftin Telemakhos diye bir çocukları olur. Oysa ben.). Pelops'un Hippodameia'dan olan oğulları­ nın tanrı lanetine uğramış olmalan Pelops'un kendisine yardım etmiş olan arabacı Myrtilos'u denize atıp öldürmekle işlediği suçtan İleri geldiği söylenir (Myrtilos). Pelops Oinomaos'u yener ve Hippodameia ile evlenir (Oinomaos Hlppodameia). Odysseus'un nesi var. Kandırdım onları işte böyle tam üç yıl. gün gelirde. onu gerip ok atmayı kim başarırsa ona varacağı karar ını Odysseus'a . köylerden şehirlere kadar her yerin Penates tanrıları olmuştur. ama Telemakhos daha kundakta bebekken babaası Troya savaşına gitmek zorunda kabr. ölüm onu yere sererse upuzun. Akhalı kadınlar ne der sonra bana". bitsin bu dokuma. boşa gitmesin bunca iplik. ama dördüncü yıl başlayıp çatınca ilkyaz. Odysseus'a sadık kalması onu evlilikte vefa ve sevginin simgesi haline sokmuştur. 181 vd. bir kefen dokuyorum yiğit Laertes'e. bir hizmetçi. Telemakhos'la aralarında bir tartışmadır gider. O bir yandan talipleri oyaladığı gibi. otuz yıl sürece başka kocaya varma­ mak için ayak diremesi. ondan vazgeçer ve akrabası penelope ile evlenir (Odysseus).): Tanrı bir bez dokumayı kodu aklıma ilkin. evinden etmek istemez. XIX. çaresiz varacağım içinizden birine. kocaman bir tezgâh kurmuştum odamda. Penates. bunun gerçekleşmesi için de babasına çeyiziyle bir­ likte geri verilmesini. bekleyin bir parça daha. Penelopeia'nın bu kadar yıl sonra bir koca seçmesini ister talipler. kanardı bu sözlere taşkın yürekleri. Pelops yerli kahramanIardan ne kadar üstün olduğunu böylece tanıtlamış olmakla kalmaz.karşı yarışa girişmeyi buyurur. daha derin bir çığır açtığını açığa vurmaktadır. Odysseus Tyndareos'un kızı Helene'ye ta­ lip olacakken. Bilindiği gibi Elis kralı Oinomaos kızı Hippodameia'yı ancak kendisini araba yarışında yenecek olana vermeye ant içmişti. Penelope Odysseus kadar kurnaz ve düzen­ bazdır. duyurur onlara bunu. Eşinden ayrı kaldığı yirmi. Her evde Vesta ve Lares tanırılarıyla birlikte Penatlara da tapıldıgı gibi. babasının da uygun gö­ receği bir kocayı kızına seçmesini. tatil umutlarla onları aldatır. XI. sürüleriyle zengin krallığını ele geçirmektir amaçları. Homeros destanlarında adı Penelopeia diye geçen İkarios'un kızı. nesi yoksa hepsini sömürüp tüket­ mektedirler. gündüzleri dokuduğum koca bezi bir çerağ önünde sökerdim geceleri. Penelo peia da ikide bir taliplerin karşısına çıkar. kültleri kamu alanına yayılmış. bağırdılar. taliplere de şöyle laf ediyordum arada bir: "Delikanlılar.

XXIII. Pcrscphone. Efsaneye göre. Odysseus'un çok hoşuna gi­ der. Hades. Kore. Perses. sürüne dilene yirmi yıl sonra dönen kocasından? Oldum olası taştan katıdır bilirim yüreğin senin. hangi kadının yüreği baba toprağına dönen kocasından böyle uzak durmaya. kötü ana. Okeanos kızı Perseis tanrı Helios'la birleşir ve Kirke. 242 . Ama Akhilleus can çekişirken Penthesileia'nın güzelliğine vurulmuş ve onu bir türlü unutamamış. Agaue'nin oğlu. Odysseus taliplerden öç aldıktan sonra ken­ dini Penelope'ye tanıtmakta epey güçlük çe­ ker. Kaystros (Küçük Menderes) adlı bir oğlu. Yoksulluğu simgeleyen bir tanrısal varlık. Akhilleus'a karşı koymayı göze alır. sorular sormazsın ki? Kim dayanır senden başka. Bir kaynağa gö­ re Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'la Andromakhe'den dogmadır.) landıgı Euripides'in "Bakkha'lar" tragedyasın da sahneye konmuştur (Bakkhalar. Agaue). öbür Amazonlar gibi Penthesileia da Ares'ln kızıymış.bildirir. Başka bir kaynak Helios'la Perseis'in oğlu. Perseus. Adonis maddelerine bakınız. Zeus'la Danae'nin oğlu Perseus (Tab. Kavuşmaları da o oranda tatlı olur (Od. yani taliplerin öldürülmesine yol açan çareyi düşünmüş olur. şehre de ken di adını verir. Ne korkunç bir cezaj gördüğü. kendi anasının elleriyle nasıl parça. Neleus'la Khloris'in kızı. Penthesileia. Demeter'in yası ve Persephone'nin ölüler ülkesinin tanrıçası olarak Hades'te kalması için Demeter. yüreği taştan anal Ne diye böyle uzak durursun babamdan. Penia. 18) şarap tann Dionysos'un teyze oğludur. ora kralının Danae'ye göz koyma­ sı Akrisios ve Danae maddelerinde anlatıl­ mıştır. Çok güzel ol­ duğu için birçok talipleri varmış. Böylece Odysseia'nın son sahnesine. Kadmos'un to­ runu Pentheus (Tab. Seriphos ada­ sına çıkışı. Zeus'un bir altın yağmuru bi­ çiminde içeri yağıp kızı gebe bıraktığı.\ Pergamos. Oysa bu sözler. 13) İo'nun döllerindendir. Yunanistan'dan Ana dolu'ya kaçar ve Bergama'nın bulundugı yerdeki kralı öldürüp kral olur. Aietes. Kirke. Zeus'la Demeter'in kızı (Tab. Perscis. Asteria ile evlenir. 209 vd. Pasiphae ve Perseis'i doğurur (Tab. İphiklos). savaşta sag memesinden vurulur ve ölür.). XXIII. Pergamon (Bergama) şehrinin kurucusu sayılan kahraman. Platon'un "Şölen "inde anlatıldığı gibi Penia bir gece Poros'la birleşmek yolunu bul­ muş ve Eros'a gebe kalmıştır (Eros). ama kızın­ dan ayrılmak istemeyen Neleus onu kendine İphiklos'un sürülerini getirecek olan adama vereceğini söylemiş. O kadar ki Telemakhos bile anası­ nın tutumuna şu sözlerle içerler (Od. Aietes ve Pa­ siphae'nin kardeşi olduğunu ileri sürer (Tab. 10. 4). Perse­ us doğduktan sonra anasıyla birlikte bir san­ dığa kapatılarak denize atılışı. Hekate'yi üretir.J: Ana. Thersites de yiğidin bu tutkusuyla alay etmiş de bu yüzden Akhilleus onu öldürmüş (Thersites). genç kız adıyla da anılan Persephone'nin Hades tarafından yeraltına kaçırılma­ sı. Bu adamın kocası Odysseus olduğuna bir türlü inanmaz ve onu habire denemeye koyulur. 97 yd. Pero. Adı Akhilleus efsanesine karı­ şan ünlü Amazon kraliçesi. Pentheus. ne var ki Bakkhos dini­ nin Yunanistan'a ve özellikle Thebai'ye gir- meşine yobazca direnir. Bir kaynağa göre Titanlardan Krios'la Eurybie'nin oğludur (Tab. karısının ne kadar şüpheci ve akıllı oldu­ ğunu anlar. ne diye yanma oturup konuşmaz. Hektor öldükten sonra Penthesileia bir bö­ lük Amazon'la Priamos'un yardımına koşar ve çok yararlık gösterir. Ephesos diye bir torunu olmuş. kardeşi Melampos'un yardımıyla Bias bunları kaçırıp kızla evlen­ mek hakkını elde etmiş (Metampus. 8). 5). 8). Dedesi Akrisios'un kızından doğacak torununu yok etmek için Danae'yi nasıl tunçla örtülü bir odaya kapattığı.

Yine de yürüdü. onun için bir şey dile benden. Denizden tepelere çıkan yokuş öyle dik. Adı parlak. İniş yolu da diktir. Perseus bunlan uyutup Gorgolara yaklaşmak yolunu bulur. Sözüme inanmazsın belki. Ha millon'un anlatışını (çev. Akrep var. Perseus üç canavarı uyur bulur. Üç Gorgo'dan yalnız Medusa ölümlüdür. pırıldayan anlamına gelen bu delikanlının öyküsü en iyi Ovidius'un "Değişimler" adlı eserin­ de anlatılmıştır. ama annem öyle üsteledi ki gelip sana sor­ maya karar verdim'. yaptığı yanlışlığı anladı. 'Öğrenmek istediğim bir şey var' dedi. anasına göz koymuş olan kralı Gorgo başıyla taşa çevirir ve Seriphos krallığını kendisini kurtaran Diktys'e bıraklıktan sonra asıl yurdu olan Argos'a dö­ ner. Argos tahtına çıkmayı kabul etmez.n v. Boy dan boya yaldızlar içinde ışıldardı gece. Öğle vakti aşağıya bakamazsın. Rastlantıya bakın siz. Böylece inanırsın baban olduğuma. çok üzülür. Babası Styks üstüne yemin etmişti bir kere. Phaeton.Öbürlerine sataşmadan onu bulup öldür­ mek gerek. Delikanlı.Perseus efsanesi dünyanın başkaı birçok folklorlarında bulunan masal motifleriyle süs lüdür. Ben gerçekten senin babanım. girdi­ ği odada Güneş oturuyordu. İşte o zaman. Ülkü Tamer) aşağı da veriyoruz: "Güneş'in sarayı pırıl pırıl bir yerdi. başka bir kaynağa göre de Güneş tanrı Helios'la Okeanos kızı Klymene'nin oğludur (Tab. tek dileğim bu'. Babasının ve amcasının isteğine karşın karı olarak aldığı Andormeda ile birlik­ ­­ Seriphos'a döner. Korkunç yaralıkl. Önce inanmadım. hemen dileğini söyledi. Tiryns'e kral olan akrabası Megapenthes'e Argos'u verip kendisi Tiryns'i alır. 'sen ölümlü bir kişisin. 'sarayıma ne­ den geldin. Zeus'un bile elinden gelmez bu. Yolu düşün bir kere. böylece Gorgoların karşına çıkar (Gorgolar). Uzaktan görünen saray. Ben bile zor iniyorum o yolu. 'onun için geldim. 'Bugün arabanı ben sürmek istiyorum. artık cayamazdi. Bu efsane şöyle özetlenebilir: Seriphos kralı Danae'yi elde etmek ister. Phaethon. Khrysaor). Delikanlıyı Medusa'nın kafasını kesmeye gönderir. Dönüş yolunda Perseus Habeşistan'dan geçer ve bir kayaya bağlı olarak kurban edilmek Üzere bulunan Andromeda'yı kurtarır (Andromeda). yapa­ mayacağı şey yoktu. bazı tanrılar bile gire mezlerdi o saraya. sarayın merdivenlerini tırmanıp önüne ilk gelen odaya girdi. öyle yalçındır ki düşersin. bir kaynağa göre Eoss'la Kephalos'un. 'Oğlum'. Bu iş ancak kanatlı sandallar giymek ve başına Hades başlığını geçirerek görünmez hale gelmekle olur. gün­ düz. 'Gel otur şuraya Phaeton' dedi. ne istersen ya­ pacağım'. dileğini hemen yerine getireyim. Bir disk atma yarışında Akrisios'u kaza ile öldürür. öldürdüğü adamın dedesi olduğu­ nu anlayınca. gözlerini kapadı. Tanrılar Perseus'a keskin çelikten bir orak da verirler. Medusa'nın kesik boynundan Pegasos atıyla Khrysaor fışkırır (Pergasos. Artık dayanama­ dı delikanlı. parlayan tacını çıkardı başından. Bunu gerçekleştirmek i