www.e-kitap.us sunar. Tüm kitap severleri Saklı Kütüphane’ye bekliyoruz.

Kâhin & Orodruin
Not: Saklı Kütüphanedeki e-kitaplar tanıtım amaçlıdır. Sevdiğiniz yazarlar ın zarar görmesini istemiyorsanız lütfen kitaplar ın orijinallerini sat ın alın.

Azra Erhat(ONK)

Altıncı Basım: Ağustos 1996

ISBN975-14-0391-X

Remzi Kitabevi A.Ş. Selvili Mescit S. 3 34440 Cağaloglu-lstanbul Tlf: 522 7248 - 522 0583, Fax: 522 9055

ONSOZ
MYTHOS VE MYTH0L0G1A İlkin Söz vardı, der Kitap. Bunu Platon duysa, söz mü, hangi söz, diye sorar. Çünkü eski Yunan dilinde söz kavramını vermek için bir değil, üç sözcük vardır: Biri "mythos", öbürü "epos", üçüncüsü "logos". Mythos söylenen veya duyulan sözdür, masal, öykü, efsane anlamına gelir. Ama mythos'a pek güven olmaz, çünkü insanlar gördüklerini, duyduklarını anlatırken birçok yalanlarla süslerler. Bu yüzdendir ki Herodot gibi bir tarihçi mythos'a tarih değeri olmayan güvenil­ mez söylenti der, Platon gibi bir filozof da mythos'u gerçeklerle ilişkisiz, uydur­ ma, boş ve gülünç bir masal diye tanımlar. Epos daha değişik bir anlam taşır: Belli bir düzen ve ölçüye göre söylenen, okunan sözdür, epos insana tanrı ar­ mağanıdır, güzelim süslü sözleri bir araya getirerek büyüler dinleyicilerini bir ozan. Ozanın sözünü tanımlayan epos böylece şiir, destan, ezgi anlamına gel­ miş ve o gün bugün epik ve epope diye Batılı dillerin hepsinde yerini almıştır. Mythos'la epos arasında ilkinden bir yakınlık vardır, mythos söylenen sözün, anlatılan öykünün içeriği ise, epos da onun doğal olarak aldığı ölçülü, süslü ve dengeli biçimidir. Epos ne kadar güzelse, mythos o kadar etkili olur, epos'la mythos'un bu başarılı evlenmesidir ki, ilkçağdan kalma efsanelerin ürün vere ve­ re günümüze dek yaşamasını ve mythos kavramının çağlar ve uluslararası bir ni­ telik kazanarak ölmezliğe kavuşmasını sağlamıştır. Ama bir de logos vardı. Onun sözcüğünü başta Herakleitos olmak üzere lonya düşünürleri eski deyimiyle "physiologoi", yani doğa bilginleri yapmıştır. On­ lara göre logos gerçeğin insan sözüyle dile gelmesidir. Logos bir yasal düzeni yansıtır, insanın bedeninde ve ruhunda bir logos bulunduğu gibi, evrenin ve do­ ğanın da logos'u vardır. Logos insanda düşünce, doğada kanundur, her yerde ve her şeyde vardır, ortaklaşa ve tanrısaldır. Logos'u bulmak, sırlarını göz önüne sermek, insan sözüyle dile getirmek düşünürün asıl ödevidir. Logos kavramıyla açılan bu çığır dosdoğru bilime varmış, öyle ki logos-logia bugün herhangi bir araştırma dalında bilgini ve bilimi dile getirmek için kullanılan birer ek olmuştur. Mythos'la epos uyumlu bir bütün içinde birleştikleri halde, onlarla logos ara­ sında ilkinden ve gün geçtikçe kesinleşen bir karşıtlık baş göstermiştir. Birbirine zıt iki akım almış yürümüştür. Ege kıyılarında filiz veren destanlar, övgüler, ezgi­ lerin yanında, gene tonya'da doğup gelişen bilim kolları: Fizik Tiatematik, yer ve gök bilimi, tarih ve coğrafya. Bilginler mythos'un uydurduğu epos'un dile ge­ tirdiği tanrı masallarını hor görür, yerdikçe yerer, evreni ve insanı anlatmakta bu türün yalancı ve zararlı yollara saptığını ileri sürer dururlar. Ne var ki evren tanımını dile getirmek için bu bilginlerin çoğu da epos biçimine, yani destana özgü heksametron ölçüsüne başvurmaktan alamazlar kendilerini. Yalnız Herak­ leitos düzyazıyla dile getirir düşüncesini.

Platon'un tutumu daha da ibret vericidir. Homeros'u tanrılar üstüne yalanlar uydurdu, topluma zararlı efsaneler düzdü-diye suçlamakla başımızı şişiren bu fi­ lozof "Devlet", ya da "Gorgias" gibi en önemli dialoglannın sonunda gerçeğin gerçeğini, tanrılar katındaki hakikati gözümüzün önüne sermek, fiziküstü kanıt­ larla tanımlamak istedi mi, bir mythos uydurur. Ne yapsın ki mythos'tan ayrı düşünemez, düşüncesi mythos kalıbına kendiliğinden girer. Mythos Yunan dü­ şüncesiyle özdeştir denebilir hem yalnız Yunan mı, insan düşüncesi ve onun ürettiği dille özdeş olsa gerek ki, Homeros'tan bugüne dünya sanatçıları mythos'u kendilerine tükenmez bir esin kaynağı olarak almışlardır. Ama "mythologia" sözcüğünde mythos'la logos'un, karşıt bu iki kavramın birleştiğini görmüyor muyuz? Mythologia efsaneler bilimi anlamına gelmez mi? Hem gelir, hem de gelmez. Erken ilkçağda "mythologein" diye bir fiil vardır, masal anlatmak demektir, sözlü gelenekle dilden dile aktarılan efsanelerin ozanlarca sürdürülmesini de belirtir. Mythologia kavramı da aynı anlama gelir. Hem masal ve efsanelerin toplandığı kitap için, hem de ilkçağın sonlarında "mythographos", yani mythos yazarı denilen derleyicilerin yaptığı iş için kullanılır. Ama mythologia bugün taşıdığı geniş ve kapsayıcı anlama gelmemiştir ilkçağın hiçbir döneminde. Mythos, çok tanrılı bir dinin tanrıları üstüne anlatılan efsane, mythologia da bu efsanelerin bir araya geldiği kitap olduğuna göre, mythologia ilkçağın din kitabı olmak gerek, oysa değildir ve hiçbir zaman olmamıştır. Çün­ kü bu efsaneler İnanç - tek tanrılı dinlerde söz konusu edilen inanç - düzeyine yükselmemiştir. Sözlü ya da yazılı yazın ve sanat kollarının hepsinde durmadan konu edinilip işlenen ve işlendikçe değişen mythos'lar ne kadar ozan, yazar, sa­ natçı varsa, o kadar biçim almış, bu nedenle hiçbir zaman belli bir dinin tek kita­ bı halinde toplanamamıştır. Böyle bir çeşitlilik, böylesine öğreti ve yöntem yok­ luğu, bu tür başıboşluk, özgürlük ve özerklik başka hiçbir din ve efsanelerinde görülmemiştir. İlkçağ mythos'u layiktir, din adamının değil, sanatçının uğraşıdır, onun anlamı, yön ve biçimi din alanında verilmez, sanat alanında verilir. Asıl ya­ ratıcısı da sözdür ve söz ustasıdır. Mythos, epos, giderek logos bile birleşmişler­ dir onun doğup gelişmesine. Gerçekle ilişkisi olup olmadığına gelince, mythos'un gerçeğini sözün dışında aramak boşunadır. Asıl gerçek insan sözü­ nün içinde, özünde, şiirindedir. Bunu anladığı içindir ki, ilkçağ insanı sözle birbi­ rinden renkli, büyüleyici ve inandırıcı yapıtlar yaratabilmiş ve sözün bir kitap içinde donmasını önleyerek, çağdan çağa, insan kanı gibi sıcak sıcak akmasını, böylece canlılığını sonsuzluğa dek aktarmasını sağlamıştır.

MYTHOS YARATICILARI Herodot der ki, tanrı soylarını sayıp döken, tanrılara adlarını veren, niteliklerini tanımlayan ve efsanelerini anlatan, Homeros'la Hesiodos'tur. Yani çok tanrılı ilkçağ dininin yaratıcıları, peygamberleridir onlar demeye getirir. Ne var ki bu yaratıcılığın neye yarayacağını bilmez, bilemez Herodot. Yunan mythos'unun yazına vurulması, evet, Homeros ve Hesiodos'la başlar, ama orada kalmaz, Ho­ meros'la Hesiodos'un yarattıkları tanrı soylarına ve efsanelerine - ki bu konuda ilk iki yaratıcının bile söyledikleri birbirini tutmaz - ekler, katkılar yapılır, yazın türleri çoğaldıkça mythoslar da yeni anlatımlar ve yorumlarla zenginleşir. Des­ tan çağını îonya'da da, Yunanistan'da da "melos" denilen lirik şiir türleri izler,

çalgı eşliğiyle Irk klflnln, ya da bir koronun söylediği bu ezgilerde de mythos önemli bir yer hıl<ır, "hymnos" denilen övgülerde başlıca konudur. Hele traged­ ya ile mythos yeniden doğar, tragedya yazarlarının elinde bir daha yitiremeyecegi bir öz ve anlamla yüklenir: İnsanlık dramının aynası, simgesi oluverir. Ko­ nusunu gerçek olaylardan alan bir iki tragedya dışında - ki bunlar da büyük tep­ kiyle karşılanmış ve tutunamamıştır - tragedyanın tek kaynağı mythos'tur. Des­ tandan tragedyaya tür ve görüş ayrılığının gerektirdiği büyük bir farklılık vardır. Destanda başrolü oynayan tanrılar arka plana itilir, yeni tanrılar, yeni kahra­ manlar ön plana alınıp tragedya yazarının seyircilerine yaşatmak istediği dra­ mın gereklerine göre aydınlanır. Dram insan dramıdır ama İpleri gene de tanrı­ ların elindedir, onları destanda olduğu gibi bir dağın tepesinden savaşı yönetir ya da bir insanın ölüm kalımını tartıya vurur görmeyiz, amaç ve eylemleri saklı kalır, anlaşılmadığı oranda da korkuçtur; tragedya tanrıları, bilerek ya da bilme­ yerek işlediği bir suç için insanı yıkıma götüren amansız yazgıyı, lanete uğramış bütün bir soyun zincirleme suç ve cezasını simgeler. Tragedyanın bu açıdan aydınlattığı mythos böylece alabildiğine zenginleşir, ama iş bununla da bitmez: Bin bir kent devletine ayrılmış olan Yunanistan'ın her bölgesi yerli mythos'unu yaratmak ve yaşatmak hevesindedir. Koruyucu olarak seçtiği bir tanrı üstüne kendi bölgesiyle İlgili efsaneler uydurmakta ya da olan efsaneleri kendi din ve devlet politikasına göre yorumlayıp değiştirmekte­ dir. Efsane çemberleri böylece genişledikçe genişler: Troya savaşı çemberine Atina, Thebai, Korinthos çemberleri katılır, Odysseus'un serüvenleri destanına Argonaut'lar destanı eklenir, Dor ırklı boylar lon mythos'unun kişileriyle boy öl­ çüşecek bir destan kahramanı yaratıp bütün efsanelerini Herakles diye bir yarı tanrının çevresinde toplarlar. Mythos böylece İçinden çıkılmaz girift ve karmaşık bir toplam oluverir. Bu çokluğu aydınlığa kavuşturmak için gerçekten bir mythos bilimine gerek vardır: O sırada, yani Yunan'ın klasik denilen parlak çağı sona erip de yaratıcılığı azaldığı, sanat gücünün tükenmeye yüz tuttuğu Hellenistik denilen dönemde efsaneleri toplama ve derleme işine girişilir. İskenderiye ve Bergama kitaplıklarının kurulup çalışmaya açıldığı elyazmalarının alabildiğine çoğaltılıp eleştirildiği dönemdir. Bu dönemde türeyen mythos yazarları bir yan­ dan başta Homeros olmak üzere büyük yazın yapıtlarını şerhler, notlar ve açık­ lamalarla kopya etmeye, bir yandan da efsaneler toplayıp kitaplar yazmaya ko­ yulurlar. Bunların efsane derlemeleri bizim için önemli bir kaynaktır. Roma im­ paratorluğu döneminde de efsane düzme süreci canlıdır. Roma, Yunan mythos'undan esinlenerek kendi din ve mitolojisini kurmak hevesine kapılır. Yunan tanrılarını kendi yerli tanrılarıyla bir tutarak adlarını değiştirir, efsanele­ rin kimini benimser, kimini atar, kimini yerli efsaneleriyle karşıtım. Ta ilkçağın sonuna kadar bu böyle gider. Yunan-Roma mitolojisi dediğimiz bütün bu kay­ naklardan ve daha sayamadığımız başkalarından alınmış, toplanmış, özetlenmiş efsane, masal ve öykülerin toplamıdır.

AKDENİZ MİTOLOJİSİ Şimdi sorarım size: Mitoloji diye bir kitap yazmaya girişince bu bin bir kaynak arasından hangisini seçip de anlatsın çağdaş bir yazar? Kaldı ki mitoloji deyince başta Yunan-Roma mitolojisi diye bir kavram akla gelir. Bu anlayış da hatalıdır.

Aslında bir Akdeniz çevresi efsaneler topluluğu vardır, onu Yunanistan ve Ro­ ma'ya mal etmemiz, bu efsanelerin Yunanistan ve Roma uyruklu yazarların ka­ lemiyle Yunanca ve Latince olarak yazılmış olmasından ileri gelir. Oysa bu efsa­ nelerin çıkış yeri ne Yunanistandır, ne de İtalya, Anadolu'dur, Girit'tir, Mezopo­ tamya'dır, Fenike, Mısır'dır, ya da bütün bu yerlerdeki sözlü geleneklerin karışı­ mından ortaya çıkmış bir bütündür. Yunanlı ya da Romalı kaynak yazarlar an­ lattıkları efsanenin asıl kaynağını araştırmazlar, onu bilseler bile kimi zaman si­ yasal amaçlar güderek saklarlar, bile bile değiştirirler. Hem ozanlar ve yazarlar özgür müdürler? Kimin için yazdıkları, kime hizmet ettikleri belli olur. En büyük iki destan yazarı buna örnektir: Homeros lonya'lıdır, gönlü Troya'dan yanadır, ama efendileri Troya savaşını kazanmış, Anadolu'nun kilit noktası olan Dardanos kalesini yıkmış Akhalardır, onları kahraman göstermek zorundadır, oysa asıl insan-kahraman Hektor'dur Ilyada'da. Vergilius ise Augustus çağının kültür politikasına hizmet etmekle görevlidir, Roma'ya bir kahramanlık geçmişi yarat­ mak amacıyla yazar Aeneis destanını ve Homeros'un tam tersine asıl gücü kuv­ veti Troyalılarda göstermeye çalışır. Bu açı ve erek farkları mythos anlatımında da farklılıklara yol açar. İkinci bir güçlük mythos anlayışında gün geçtikçe artan değişik görüşlerdir. Son yıllara dek "Yunan mucizesi" diye bir balon uçup dururdu. Batı dünyası in­ san değerlerinin dile geldiği ve büyük sanat yapıtlarıyla ölümsüzlük kazandığı tek kaynağın Yunan-Roma uygarlığı ve kültürü olduğuna inanırdı. Bu dar görüş­ lü açıdan bakılınca Yunan mucizesini yaratan asıl kaynak ve etkenlerin ne oldu­ ğu araştırılmaz, görmezlikten gelinir, bu inancı sarsacak bir bulut ortaya çıktı mı, bile bile ve bilimselliğe aykırı bir tek yönlülükle tartışmaya, giderek kavgaya girişilirdi. Troya'nın Çanakkale yöresinde olmadığını, Schliemann-DörpfeldBlegen üçlüsünün gün ışığına çıkardıkları koca uygarlık merkezinin Homeros'un llyada'sıyla bir ilişkisi bulunmadığını ileri sürmekte direnen sözüm ona bilginler bugün bile ortalıkta dolaşır ve kör görüşlerini kitaplara aktarmak yolunu bulur­ lar. Arkeolojinin son buluşları tarihle ilgili bilim kollarını göz kamaştırıcı bir ışıkla aydınlatmaktadır ama Anadolu arkeolojisi daha yenidir, Hititlere ancak son on, on beş yıl içinde yazılmış kitaplarda yer verilir, yüzyılımızın başlangıcında yayım­ lanmış bir mitoljide bakarsınız ki Ana Tanrıça Kybele'ye ancak yarım sütunluk bir yer ayrılmıştır. Apollon ya da Artemis'i Türkiye'nin Ege bölgesinde toprak­ tan çıkarılan anıtların ışığında yorumlamak, değerlendirmek daha hiçbir derli toplu mitoloji kitabına erek ve görev olmamıştır. Kısacası ilkçağın yazılı kaynak­ larıyla günümüzün buluşlarını bir araya getirerek çok yönlü bir görüşle toplama­ ya daha pek az bilgin girişmektedir. Bu yolda Halikarnas Balıkçısı çığır açıcı, yol göstericidir, yani Yunan'ı, Türk'ü olmayan, uluslararası tek bilimsel gerçeği ara­ maya koyulan gerçek bir bilgindir. Onun açtığı yoldan gitmekle birlikte eski ya­ zın kaynaklarına da hakkını vermek "Mitoloji Sözlüğü" adıyla okuyucuya sundu­ ğumuz bu kitabın tek amacıdır. Hemen söyleyelim ki bu kitap bir denemedir, eksiklerini, yetersizliklerini bile bile yayımlamaya giriştiğimiz bir deneme. Yukarda sözünü ettiğimiz sorunları bir dereceye kadar çözümleyebilmek için bu "Mitoloji Sözlügü"nü hem bir sözlük, hem de bir antoloji olarak düzenlemek yolunu seçtik. Efsanelik kişilerden kim söz ediyorsa Homeros mu, Hesiodos mu, tragedya yazarları mı, onların anlatımını elden geldiği kadar kendi metinle­ rinden vermeyi denedik. Burada Türkiye'de Türkçe olarak bulunan kaynakların

H

Bu kaynakları bulmada ve değerlendirmede ister istemez kişisel eğilimlerime göre bir seçme yaptım. 1972 . Batı kaynaklı bir tek mitoloji kitabını çevirmektense. Azra Erhat İstanbul. yergilerini. Georg Rohde'yi anmak isterim. Dr. Hangi kaynaklardan nasıl faydalandığımızı. birlikte çevirdiğimiz llyada ve Odysseia'yı güzelim şiir diliyle Türkçeye kazandı­ ran arkadaşım A. Bu kitap Homeros'la doludur. kendi yazılı kaynaklarımızdan faydalanarak özgün bir deneme yapmayı yeg gördük. Bu çapta bir mitoloji sözlüğü bir tek kişinin yapacağı iş değildi. Oku­ yucu bunu bana bağışlasın ve eleştirilerini. Mythos ve mythologia'nm ne olduğunu. Okuyucu bu bölümde. önerilerini benden esirge­ mesin. Daha öteye gidilmiş. yapıtları ve çalışmaları elime ge­ çen birçok yazarlarla birlikte ortaya çıkmak istedim. Ama asıl esin kaynağım sevgili ustam ve dostum Halikarnas Balıkçısı'dır. bu kitabı nasıl hazırlayıp hangi yöntemlere göre dizdiğimizi kitabın sonuna eklediği­ miz Sonsöz'de belirtmekteyiz. kendi olanaklarımızla. Elimize geçenleri çalışmamıza ortak ettik. Çabamın tek ödülü bu olabilir. nasıl olmasın ki Batı uygarlığının ilk ve en büyük ozanı yurttaşımız Homeros burcu burucu Anadolu kokar. Kadir'dir. sözlüğü nasıl kullanacağını da bulabilecektir. Yurdumuzun eşsiz değerlerine saygıyı ve sevgiyi o aşıladı bana. Bu kitaptaki "Kybele" maddesini onun 1937'deki Türk Tarih Kongresinde verdiği tebliğe borçluyum. Borcum büyüktür: En başta hocam Prof.çokluğu bizi sevindirdi Tercüme Bürosunun açtığı çığır ve Milli Egitim Bakanlığı nın yayımladığı İlk klasikleri çevirilerinden bu yana çok çalışılmış ve. Bizden önce Türkçe mitolojiler de yayımlanmış­ tır. mitolojik öyküler ve kişiler Batı yazınına olduğu gibi bi­ zim de şiirimize konu olmuştur. böyle bir çalışmanın bilimsel yollardan nasıl sürdürüleceğini de göstermiştir. YunanLatin yazınının ana yapıtları bugün okunur bir dille kazandırılmış bulunmakta­ dır. Çok borçlu olduğum bir kişi de. Sözün kısası ben burada tek başıma değil.

A
Abas. (1) İlyada'da adı geçen Abant'lar bo­ yuna adını veren kahraman. Poseidon ile su perisi Arethusa'nun oğlu. (2) Aigyptos oğullan amcaları Danaos'un kızlarıyla zorla evlenince, gerdeğe girdikleri gece kanları tarafından öldürülürler. Yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirger, ikisi­ nin birleşmesinden Abas adlı bir erkek çocuk doğar (Tab. 10). Abas Argos'ta kral olur, ev­ lenerek Akrisios'la Proitos'u meydana getirir. Akrisios'tan Danae, Danae'den Perseus do­ ğar. Acca Larentia. (1) Roma'nın kuruluş efsanesi'nde sözü geçen çoban Faustulus'un karı­ sı. Kocasının dağda bulduğu Romulus ve Remus bebeklerini benimser ve kendi on iki ço­ cuğuyla birlikte büyütür (Romulus). (2) Roma'nın kuruluş dönemlerinde güzelli­ ğiyle ün salmış bir kız. Bir bayram günü Her­ cules tapınağında tanrı ile tapınak bekçisi bahse girişirler, zar oyununda kim kazana-' caksa "ötekine bir ziyafet çekecek ve bu güzel kızla yatmasını sağlayacaktır. Oyunu Hercu­ les kazanır ve Acca ile sevişir. Kız sonraları zengin bir Etrüsk'le evlenir ve yaşlı kocası ölünce bütün varlığını Roma halkına bağışlar. Admete. Bir Samos (Sisam) efsanesine gö­ re, Perseus soyundan olan Admete Argos'ta tanrıça Hera tapınağının rahibesiymiş. Elli sekiz yıl bu tapınağa hizmet ettikten sonra, babası Eurystheus ölünce Argos'tan kaçmak zorunda kalmış. Tanrıçanın heykelini yanına alarak Sisam adasına sığınmış. Bir süre sonra Argos'luların parayla tuttukları korsanlar He­ ra heykelini kaçırmaya kalkışmışlar, ama ge­ miye bindirilen heykel yelkenlerin açılmasına engel olmuş, tanrıça böylelikle Samos'ta kal­ mak istediğini belli etmiş. Samos Hera'sı diye anılan ünlü bir heykel İlkçağ arkaik sanatının en önemli yapıtlanndan sayılır. Sisamlılar Hera ve Admete adına yılda bir bayram ya­ parlardı. Admetos. Pherai (bugün Elestino) şehrinin kralı. Delikanlı olarak Kalydon avına ve Ar-

gonaut'lar seferine katılmış. Kyklop'ları öl­ dürdü diye bir yıl Olympos'tan sürülen Apollon'u sığırtmaç olarak kullanmış (Apotlon, Kyklop'lar). Pelias'ın kızı Alkestis'e gönül ve­ ren Admetos onu elde etmek için arabasına bir aslan; bir de yaban domuzu koşmak zo­ runda kalınca Apollon tanrı ona yardım et­ miş ve Admetos Alkestis'i almış, ne var ki dü­ ğün günü Artemis'e kurban kesmeyi unuttu­ ğu için, tanrıça gerdeğini yılanlarla doldur­ muş. Apollon Admetos'u bu beladan kurtar­ mış, bununla da kalmayıp Admetos'un kade­ rini de değiştirmeyi başarmış: Kader Adme­ tos'un ölümü için saptadığı gün Pherai kralı yerine ölecek başka birini bulursa ertelemeye razı olmuş. Ama o gün gelince Admetos yeri­ ni alacak kimseyi bulamamış: Ne anası, ne babası, ne uşağı, kimse ölmek istememiş, yal­ nız genç karısı Alkestis kendisini feda etmiş. Alkestis Hades'e indikten sonra Herakles ta­ rafından kurtarılır (Herakles). Deli Dumrul ef­ sanesine de konu olan bu motifi Euripides "Alkestis" adlı tragedyasında işlemiştir (Al­ kestis). Adonis. Köken ve kaynakları güney Akde­ niz çevresine uzanan tipik bir Anadolu efsa­ nesi. Kybele-Attis mythos'unun bir başka an­ latımını veren Adonis efsanesi bir toprak-bereket öyküsüdür. Birçok şiir ve masal yazarla­ rının özene bezene işledikleri bu öykü şöyle özetlenebilir: Suriye kralı Theias, ya da Kıbrıs kralı Kinyras'ın Myrrha ya da Smyma adında bir kızı varmış, tanrıça Aphrodite'in lanetine uğra­ yan bu kız babasına tutulmuş, onunla seviş­ mek istemiş. Dadısının kurduğu bir düzenle babasının yatağına girmiş ve on iki gece onunla sevişmiş, son gecesi de gebe kalmış. O gece babası, yanında yatan kadının kendi kızı olduğunu anlamış ve bu korkunç günahı temizlemek için, kılıcıyla kızının üstüne yürü­ yüp onu öldürmek istemiş. Ama tanrılar Myrrha'ya acımışlar ve onu babasının elinden kurtarmak için bir mersin ağacına çevirmiş­ ler. On ay kadar sonra ağacın kabuğu çatla­ mış, gövdesinden dünya güzeli bir bebek çık­ mış. Çocuğun güzelliğine vurulan Aphrodite onu büyütsün diye yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş. Ama Persephone de çocuğa II

tutulmuş, onu Aphrodite'ye bir daha geri ver­ meye yaraşmamış. Tanrıçalar arasında ko­ pan kavgaya yargıçlık eden Zeus, Adonis'in yılın dört ayını Persephone'nin, dört ayını da Aphrodite'nin yanında geçireceğine, geri ka­ lan zamanda da istediği yerde yaşayabileceği­ ne karar vermiş. Adonis sekiz ay Aphrodi­ te'nin yanında kalmayı seçince, tanrıçanın güzel delikanlıya olan aşkını kıskanan öbür tanrılar (Ares ya da Artemis) Adonis'in üstü­ ne bir yaban domuzu salmışlar, kasığından yaralanan Adonis'de kanaya kanaya can ver­ miş. Toprağı sulayan kanından Manisa lalesi denilen bahar çiçekleri bitmiş, öte yandan sevgilisinin yardımına koşan Aphrodite'nin ayağına diken batmış, sıyrığından akan bir damla kan tanrıçanın çiçeği olan beyaz gülü kırmızıya boyamış. Kışın yeraltında saklanan, baharla birlikte yeryüzüne dönen ve aşk cümbüşü içinde fışkırıp gelişen bitkisel varlığı simgeleyen Adonis'e Suriye'de özellikle kadınlar tapınırlardi: Yılda bir bahar bayramları yaparlar, saksıla­ ra, sepetlere tohum dikerler, onları sıcak su­ larla sularlardı, böylece hızla büyüyen bu bit­ kiler kısa zamanda solup ölürlerdi. Adonis bahçeleri denilen bu çiçeklerin karşısında ka­ dınlar yas tutar ve "O ton Odonin" (Vah Adonis!) çığlıklarıyle dövünürlerdi. Adonis efsanesi Sümer ve Hitit kaynakla­ rından gelmedir. Adonis İbranîce "efendi" anlamına gelen Tammuz (Türkçe Temmuz) adının yunancalaştırılmış karşılığıdır. Tammuz-Adonis efsanesiyle Hitit bereket tanrısı Telepinu efsanesi arasında ilişki ve benzerlik göze çarpmaktadır (Kinyas). Adrastos. Talos'un oğlu, Argos kralı (Tab. 23). Efsanesi Thebai'ye karşı Yediler seferiy­ le ilgilidir. Bir aile kavgası yüzünden yurdunu bırakıp, dedesi Sikyon kralı Polybos'un yanı­ na sığınmak zorunda kalır. Bir süre sonra da onun vârisi olarak tahta çıkar, ama babasını öldüren Amphiarâos'la görünüşte banşarak, kız kardeşi Eriphyle'yi ona verir ve Argos krallığına döner (Amphiaraos, Eriphylej. Bu arada Oidipus oğullarından Eteokles, kardeşi Polyneikes'i Thebai'den sürünce, bir yandan Polyneikes, öte yandan da adam öl­ dürdüğü için Kalydon'dan sürülen Tydeus,

Argos'a sığınırlar. Adrastos kızlarından birini Polyneikes'e, öbürü Deipyle'yi de Tydeus'a verir ve Polyneikes'le birlikte Thebai'ye karşı Yediler seferine önayak olur. Falcı ve bilici olan Amphiaraos bu savaşta bütün önderle­ rin öleceğini, bir Adrastos'un sağ kalacağını öngörmüştü. Gerçekten de öyle olur, büyük yenilgiden sonra, Adrastos ölümsüz atına bi­ nerek Argos'a kaçar. Sonra, ölen önderlerin oğullarıyla Thebai'ye karşı Epikon'lar seferi­ ne katılır ve bu kez zaferi kazanır, ama savaş­ ta yitirdiği ogulunun yasına dayanamayıp ölür. Aedon. (Yun. Bülbül). (1) İlkçağ yazarlarını çok etkileyen bu efsaneye ilkin Homeros'ta rastlanır. Odysseia'da (XIX, 518) anlatıldığı­ na göre, Aedon Pandareos'un kızı ve Thebaili Zethos'un karışıdır. Zethos'un kardeşi Amphion Niobe ile evlenip çok çocuğu oldu­ ğu halde, Aedon'la Zethos'un yalnız bir ço­ cukları olur: Itylos. Aedon eltisini kıskanır ve bir gece en büyük oğlunu uykusunda öldür­ meye kalkışır, ne var ki yanılır, karanlıkta Niobe'nin oğlunu değil de kendi çocuğunu öl­ dürür. Tanrılar Aedon'a acıyıp onu bir bülbü­ le dönüştürürler. (2) Miletos efsanesi şöyledir: Aedon Milet'li Pandareos'un kızı ve Polytekhnos adlı sanat­ çının karışıdır. Kocasıyla birlikte Kolophon' da mutlu günler yaşarlar, İtys adında bir oğul­ ları olur. Ama mutlulukları başlarına vurur, gurura kapılırlar-. Zeus ile Hera'dan daha mutlu bir çift olmakla övündükleri için, Hera ceza olarak kavga tanrıçası Eris'i sokar arala­ rına. Karı koca birbirleriyle yarışmaya girişir­ ler, Polytekhnos araba yapmakta, Aedon ku­ maş dokumakta. Kim daha çabuk bitirecekse, öbürüne bir hizmetçi bulup getirecektir. Yarışmayı Aedon kazanır, kocası da gider Efes'ten onun kız kardeşi Khelidon'u (Yun. Kırlangıç) alır, yolda onu kirletir, saçlarını ke­ sip köle kılığına sokar ve kız kardeşine kim olduğunu bildirirse, onu öldüreceğini söyleye­ rek Aedon'a verir. Aedon kız kardeşinin bir gün çeşme başında dert yandığını duyunca, onu tanır. İki kız kardeş öç almaya karar ve­ rirler, İtys'i öldürüp pişirirler ve babasına yedirirler. Polytekhnos işin farkına varınca çılgı­ na döner, iki kız kardeşi öldürmek ister. Zeus

araya girer ve birini bülbül, öbürünü kırlangıç haline sokar. (3) Atina efsanesi: Tragedya yazarlarının ve özellikle Sophokles'in yitik "Tereus" traged yasında anlatıldığı gibi, Prokne ile Philomela Atina kralı Pandion'un kızlarıdır. Prokne Trakya kralı Tereus'la evlenir ve İtys adlı bir oğulları olur. Ama Tereus Philomela ile de sevişir ve olup biteni kız kardeşine anlatma­ sın diye dilini koparır. İki kız kardeş İtys'i ke­ sip babasına yedirmekle öç alırlar. Tanrılar Prokne'yi bülbül, Philomela'yı kırlangıç (baş­ ka bir anlatıma göre adı güzel sesli anlamına gelen Philomela bülbül olur), Tereus'u da hüthüt kuşuna dönüştürürler. Aristophanes "Kuşlar" komedyasında bu dramı Hüthüt'ün ağzından şöyle anlatır: yan garip bülbülüm, uyan, Çöz tanrısal dilini, Dök yüreğindeki acılan,

hazine odasını, bir taşını yerinden oynatıp kolayca çıkarabilecekleri biçimde yapmışlar Geceleri buraya girer, hazineden bir şeyler araklarlarmış. Varlığının gün geçtikçe eksildi­ ğini gören kral Girit'ten ünlü mimar Daidalos'u çağırmış. Bir tuzak kurmuşlar ve iki hır­ sızı tam yakalayacakken, Trophonios Agamedes'in kafasını keserek kaçmış. Başka bir anlatıma göre, Agamedes ile Trophonios Delphoi tapınağını bitirince, tan­ rıdan ücretlerini istemişler, Apollon da altı gün yiyip içip eğlenmelerini, yedinci günü emeklerinin karşılığını alacaklarını bildirmiş. Öyle olmuş, yedinci gece uykuya dalınca iki mimar bir daha uyanmamışlar. Tann onlara en büyük ödül diye tatlı bir ölüm bağışlamış. Agamemnon. Agamemnon Yunan mythos'unda tektir, eşsiz bir tiptir, yalnız İlyada'da değil, efsaneler boyunca onun simgele­ diği kavramı onun kadar etkin ve belirgin ni­ teliklerle canlandıran başka bir kişi yoktur. Agamemnon kraldır, krallar kralıdır, her biri bir bölgenin yönetimini elinde tutan birçok derebeylerinin başında, onları ordularıyla bir­ likte yöneten başkomutandır. Buyruğuna tek sınır, bölgesel kralların toplantısında çizilir, bu kurultayda da başlıca kural danışmadır. Yunan mythos'u tanrılar tanrısı Zeus'un üs­ tünde, ondan üstün bir güç bulunduğunu gös­ terdiği gibi, krallar kralı Agamemnon'un kişi­ liğinde de krallığın hem erdemlerim, hem de eksik ve zayıf yönlerini önümüze serer. Bu bakımdan destana olduu kadar, tragedyaya da esin konusu olmuştur Agamemnon. İlyada'nın üçüncü bölümünde Helene surla­ rın üstüne dizilmiş, savaş alanına bakan Troyalı ihtiyarlara en başta eski eniştesi Agamemnon'u "hem iyi bir kral, hem güçlü bir savaşçı" olarak tanıtır. Agamemnon'un kral­ lık yetkisi Zeus'tan gelmiştir. Homeros onun asasının, kral değneğinin tarihçesini çizerken (İl. 11, 100 vd.), soyunu Pelops'a kadar götü­ rür, başka bir efsane koluna göre Agamemnon'un ilk atası Tantalos'tu. (Tab. 14 ve 15). İlyada'da Pelops oğullarının kan davasından söz edilmez, krallık normal yoldan Pelops'tan Atreus'a, Atreus'tan Thyestes'e ve ondan Agamemnon'a aktarılır; Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş düşmanlığı ve onun sonu I !

Anlat o kutsal ağıtlarınla Oğlumuz ffys'in başına gelenleri. Kızıl boynundan su gibi aksın Oğlumuzun adını inleyen sesin, Apollon, altın saçlı tanrı

Sık fundalıklardan göklere yükselsin,

Duyup bu acı yankıları, Alsın fildişi çalgısını, Karşılık versin sana, Tanrı koroları kursun yukarda, Ve ölümsüz dudaklarından çıkan ezgiler Karışsın sesine mutlu yüceliklerde. Aello. Harpya'lardan biri. Adı Kasırga anla­ mına gelir (Harpyalar). Aerope. Girit kralı Katreus'un kızı (Tab. 15). Girit'ten sürülüp Argos'a gelir ve ilkin Pleisthenes ile evlenir, sonra Atreus'un karısı olur. Aerope, Agamemnon ve Menelaos'un anaları olarak gösterilir. Atreus'la Thyestes arasındaki kardeş kavgasında ölür (Atreus). Agamedes. Agamedes üvey oğlu Trophonios'la birlikte Yunanistan'ın en ünlü mimarlarındanmış. Delphoi ve Thebai şehirlerinde yaptıkları anıtlar parmakla gösterilirmiş: Delphoi'de Apollon, Arkadya'da Poseidon tapınakları ve Thebai'de Alkmene'nin yatak odası ellerinden çıkmış. Boiotia kralı da onla­ ra hazinesini saklamak için sağlam bir yapı ıs­ marlamış. Para hırsına kapılan iki mimar da

cunda İşlenen korkunç suçlar daha çok tra­ gedyaya konu olmuştur (Atreus). Ama destan Agamemnon'u bir krala özgü bütün nitelikle­ riyle canlandırır. Bu kral portresi üstünde durmaya değer. tlyada'nın konusu, Agamemnori ile Akhilleııs arasındaki kavga Agamemnon yüzünden kopar. Ve bu kavgada krallar kralının tutu­ mu, karakteri ve kişiliği bütün açıklığıyla orta­ ya serilir. Agamemnon kraldır ve her kral gi­ di kendi çıkarını, istek ve buyruklarını emrin­ deki insanlannkinden üstün görmekte ve bu İnanışa göre davranmaktadır. Tutsağı Khrysels'i geri vermek istememesi, vermek zorun­ da kalınca Akhilleus'unkini almakta hiçbir sa­ kınca görmemesi kavganın asıl nedenidir. Bu olayda karşısına çıkan kim olursa olsun pay­ lar, tersler, hiçe sayar (İl. I, 102 vd.). ... Kalktı hırsla gücü yaygın Agamemnon, yiğit Atreus oğlu, kapkara bir öfkeyle doluydu yüreği, yanıyordu iki gözü yalım yalım... Apollon'un Akha'lara gönderdiği salgının nedenini bilen Kalkhas bu öfke karşısında çe­ kinir gerçeği söylemeye (İl. I, 78 vd.). Kızdıracağım biliyorum Akha'lartn saydığı adamı, o adamın bütün Argos'lulara her yerde sözü geçer. Kral azgın olur kızınca ayak takımından birine, bir zaman öfkesini yenerse de, unutamaz kinini, dışarı vurana dek taşır yüreğinde onu. Ama Agamemnon ne Kalkhas'ı dinler, ne de onun sözlerine uyulmasını salık veren Akhilleus'u, bildiğini yapar. Bu davranışı tepki uyandırır. Tepkinin, yalnız kavgaya tutuştuğu Akhilleus'tan gelmemesi, ordunun alt tabaka­ sını simgeleyen bir askerin de kralı en ağır sözlerle kınaması dikkati çeker. Halkın yöne­ ticisini eleştirmesi dünya yazınında ilk kez gö­ rülmektedir burada. Bu eleştiri Akhilleus'un ağzından şöyle dile gelir. "Ey doymak bilmek adam... Seni gidi edep­ siz, çıkarma düşkün yürek... Seni şarap fıçısı, seni it gözlü, seni geyik yürekli... Halkını ke­ miren bir kralsın sen". (İl. I, 122, vd.). Ama yiğidin sözlerinden daha da şaşırtıcıdır Thersites'in, halktan bir adamın kralı kına­ 14

ması (Thersitesj. Bu eleştiri yalnız kralı degil, feodal Akha düzeninin tümünü kapsamakta­ dır (İl. II, 225 vd.). Gene mi bir fisteğin var, Atreus oğlu? Barakaların tunçla, kadınla dolu. Bir şehri alır almaz biz Akha 'lar onları sana verdiydik ilk peşin. Bir de altın mı istiyor canın şimdi? Tutup getirelim Troya'Mardan birini, gelsin babası kurtulmalık versin sana, altınla versin sana, öyle mi? Taze bir kadın mı istiyorsun yoksa, düşüp kalkmaya, bütün gözlerden uzakta, kapatmaya kendine? Başbuğsun, yakışık almaz Akha oğullarını yıkıma sürüklemen. Size diyorum Akha oğulları, hey, Akha oğulları denmez size artık, Akha kadınları demeli, sizi aşağılık herifler sizi, Hadi yurda dönelim gemilerimizle, tek başına bırakalım Troya'da onu, otursun onur payının üstüne. Yardım etmeyelim de görsün sonunu, Saygısızlık etti Akhllleus'a, en üstün yiğidimize, aldı onur payını, yoksun bıraktı onu. Akhilleus'un içinde büyük bir kin yok gene de; hem gevşek davranmasaydı sana, Atreus oğlu, bu senin son küfrün olurdu ona. Bu sorunu Akha ordusunun nasıl çözümle­ diği de ilginçtir. Athena'nın verdiği esinle Odysseus sıraları dolaşıp şöyle yatıştırır her­ kesi (İl. II, 1 9 3 vd.): ...bilemezsin Atreus oğlunun niyeti ne? Akha oğullarını yokluyor şimdi o, ama ezecek yakında başlarını... Öfkelenip de Akha'lara yıkım getirmesin sakın, Zeus'un beslediği kralların amansızdır öfkesi... daha güçlüdür onlar senden. Sense savaştan anlamaz korkağın birisin. Ne kurultayda geçer sözün, ne savaşta geçer. Hem biz burada hepimiz kral değiliz ki. Her taraftan bir ses çıkarsa iyi olmaz, bir tek baş olmalı, bir tek kral. Kurnaz Kronis oğlu şu değnekle bütün yetkileri size krallık etsin diye verdi Agamemnon'al

At ıi >r .1 r .

Agamemnon gene de bir zorba olarak gös­ terilmez llyada'da, aslında talihsiz bir adam­ dır: Akhilleus'u kırdığına bin pişman olur, ba­ rışmak için ödün vermeye razıdır. Yiğidin olumsuz tepkisiyle karşılaştıktan sonra, bir daha aynı uysallığı gösterir ve özür dileyerek barışır (İl. XIX, 85 vd.). Her davranışında sanki bir sakarlık vardır Agamemnon'uh: Aulis'te avlanırken Artemis'i kızdırması, bu yüz­ den kızı İphigeneia'yı kurban etmek zorunda kalışı bu kralın hatalarını ne kadar pahalıya ödediğini gösterir (İphigeneia). Karısının ve onun âşığı olan kendi amcaoglunun elinden öldürülmesi bile aynı yarı komik, yarı trajik kaderin belirtisidir (Klytaimestra, Aigisthos). İlyada onun kahramanlıkları ve öldürdüğü Troyalı yiğitlerin adıyla doludur, ama Aga­ memnon burada da tam başarılı değildir, ne savaşta bir Akhilleus ya da bir Aias olabilir, ne de kurultayda bir Nestor ya da Odysseus gibi üstün bir akıl gösterebilir. Onun kişiliğin­ de Homeros ve yolunu izleyen bütün ozanlar krallık kurumunun kusur ve eksikliklerini or­ taya sermek istemişlerdir sanki. Agaue. Kadmos ile Harmonia'nın kızı, Jno ile Semele'nin kardeşi, Pentheus'un anası (Tab. 18). Zeus'la Semele'nin aşkı üstüne de­ dikodu yaptığı için, Semele'nin oğlu tanrı Dionysos anasının öcünü almış. Bakhalar sürü­ süne katılan Agaue, oğlu Pentheus'u bir vah­ şi hayvan sanarak kendi eliyle parçalamış. Bu konu Euripides'in "Bakkha'lar" tragedyasın­ da işlenmiştir (Pentheus, Bakkha'lar). Agdistis. Pausanias'ın anlattığı Agdistis ef­ sanesi ana tanrıça Kybele'nin Pessinus'taki kültüne ilişkin bir efsanedir. Zeus bir gece düş görerek tohumunu yeryüzüne döker. Bundan hünsa bir varlık doğar: Agdistis. Hem kadın, hem erkek olan bu yaratığı tanrı­ lar ele geçirir ve erkeklik uzvunu kesip atar­ lar, uzuvdan bir badem ağacı meydana gelir, ırmak tanrı Sangarios'un (Sakarya) kızı bu ağaçtan bir badem koparıp göğsüne saklar, bundan gebe kalarak Attes (başka kaynaklara göre Attis) adlı bir oğlan doğurur. Onu dağa bırakır. Attes büyüyünce öyle yakışıklı, öyle eşsiz güzellikte bir delikanlı olur ki o zaman salt kadın olan Agdistis ona âşık olur. Ne var

ki Attes Agdistls'ten kaçmak İçin Pesslnus'a gider ve orada kralın kızıyla evlenmeye k.ılkı şır. Tam düğün gecesi düğün ezgileri söylen­ mektedir ki Agdistis birdenbire çıkagelir. At­ tes onu görünce çıldırır ve erkekliğini keser, Pessİnus kralı da aynı şeyi yapar. Attes ölür, Agdistis de sevgilisinin bedeninin bozulma­ masını sağlar. Bu efsanenin başka bir anlatımı da şöyle­ dir: Phyrgia ilinin sınırlarında Agdos adlı ıssız bir kaya varmış, orada Kybele tanrıçaya bir taş biçiminde tapılırmış. Zeus tanrıçaya tutul­ muş, onunla birleşmeyi başaramayınca tohu­ munu bir kayanın üstüne bırakmış. Bu to­ humdan Agdistis doğmuş, hünsa imiş, Agdis­ tis'i Dionysos sarhoş ederek erkekliğinden et­ miş; uzvundan bir badem ağacı çıkmış, bu­ nun meyvesini Sangarios ırmağının kızı Nana göğsüne almış, gebe kalıp Attes'i doğurmuş. Sangarios Nana'ya çocuğu dağa bırakmasını buyurmuş. Bebek gelen geçenin ilgisini çek­ miş, onu bir tekenin sütüyle beslemişler, te­ kenin sütü olamayacağı halde, adının Phrygi a dilinde teke anlamına gelen "artagus" teke ile ilişkisini göstermektedir. Ne var ki bu arta­ gus sözcüğü "güzel" anlamına da gelebilir. Her neyse Agdistis ile Kybele ikisi birden gö­ nül vermişler bu güzel delikanlıya, ama Phrygia kralı Midas onu kendi kızına almak istiyormuş. Derken Agdistis Attes'i çıldırtmış, delikanlı bir çam ağacının dibinde erkekliğini keserek can vermiş. Kybele tanrıça onu göm­ müş, toprağa akan kanından biten menekşe­ ler dibinde öldüğü çamı çepeçevre sarmışlar. Midas'ın kızı da umutsuzluğa düşerek canına kıymış, Kybele onu da gömmüş ve onun me­ zarı üstünde de menekşeler bitmiş. Ayrıca mezarı üstünde bir badem ağacı büyümüş. Agdistis Zeus'a yalvarmış Attis'in bedeni hiç bozulmadan kalsın, çürümesin diye, Zeus da bu dileğini yerine getirmiş. Attis'in saçları bü­ yümeye, küçük parmağı da oynamaya de­ vam edecekmiş. Bu sözü aldıktan sonra Agdisüs sevgilisinin ölüsünü Pessinus'a götür­ müş, orada gömmüş ve anısına bir bayram ile bir rahip heyeti kurmuş. Bu efsanelerde Agdistis ile ana tanrıça Kybele birbirine karışmaktadır. Motifleri top­ rak bereketini ve bitkinin öldükten sonra ye­ niden dirilmesini simgeleyen bu efsaneler da-

ha çok alegorik birer anlam taşır. Bunlardan amaç, Pessinus'taki Kybele kültünde rahiple­ rin belli zamanlarda ve törenlerde erkeklik uzuvlarını kesmelerinin nedenini ve kaynağı­ nı anlatmaktadır. Kybele tanrıçanın ise Ana­ dolu'da ve çevrede tarih öncesi çağlardan Roma devrine değin çeşitli adlarla tapım gör­ düğü herkesçe bilinmektedir (Kybele). Agenor. Epaphos'un oğlu, lo'nun torunu olan Agenor tanrı Zeus'un soyundandır (Tab. 10). Io inek kılığında dünyayı dolaştıktan son­ ra Mısır'a gelir, orada Zeus'tan olan oğlu Epaphos'u doğurur, Epaphos da Nil tanrısı Neilos'un kızı Memphis'le evlenir ve Libya adında bir kızları olur. Afrika'nın bir bölgesi­ ne adını veren bu kız tanrı Poseidon'la birle­ şerek ikiz doğurur: Agenor ile Belos. Belos Mısır'a, Agenor ise Fenike'ye yerleşir. Tyr ile Sidon kentlerinin kralı olur. Kızı Europe tanrı Zeus tarafından kaçırılınca Agenor oğulları Kadmos, Phoiniks ve Kiliks'i kız kardeşlerini aramaya gönderir, bulup getirmedikçe dön­ memelerini buyurur. Hiç biri de geri gelmez, Akdeniz çevresinde kentler kurup yerleşirler (îo, Epaphos, Belos, Europe). Aglaie. Adı parlak anlamına gelen Aglaie Zeus ile Eurynome'den doğmuş üç Kharit tanrıçanın biridir (Kharit'ler). Hesiodos'a gö­ re Aglaie Kharit'lerin en gencidir ve tanrı Hephaistos'la evlenmiştir. Aglauros (yahut Agraulos). Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. Tanrıça Athena, içinde Erikthonoios'u sakladığı sepeti ona ve­ rip sakın açmamasını söyler. Ama kardeşleri Herse ve Pandrosos'la birlikte Aglauros me­ rakını yenemez ve sepeti açarlar, içinde yı­ lanlarla sarılı bir bebek görünce korkudan çıldırarak Atina Akropolünden aşağıya atarlar kendilerini (Erikhthonios). Agron. Kos (Istanköy) adasında Byssa ve Meropis adlı iki kız kardeşiyle yaşayan ve yal­ nız toprak işleriyle uğraşan bir delikanlı. Bu üç kardeş toprak tanrıçasından başka hiçbir tanrıya saygı göstermedikleri için ceza olarak kuş biçimine sokuldular: Meropis baykuş ol­ du, Byssa martı oldu, Agron da yagmurkuşu haline dönüştürüldü. 16

Aia. Yun. "aia" veya "gaia" toprak demek­ tir. Aia, Kolkhis ülkesinin eski adıdır (Argonaut'lar). Aiaie. Odysseia'da büyücü tanrıça Kirke'nin adasına verilen ad (Kirke). Aiakos. Yunanlıların en dürüstü, en dindarı diye anılan Aiakos, Zeus'la su perisi Aigina'nın oğludur (Tab. 21). Anasının adını alan Aigina adasında kral iken uyruklarının hepsi vebadan ölmüş, Aiakos da babası Zeus'a yal­ varmış ki adada bol sayıda bulunan karıncala­ rı insana dönüştürsün. Baştanrı oğlunun bu dileğini yerine getirmiş. Karıncalardan dog­ ma bu adamlara Myrmidon'lar (Yunanca "myrmeks" karınca demektir) denmiş. Aiakos'un torunu Akhilleus sonraları Myrmidon'ları kendi ordusu olarak Troya seferine götürmüştür. Tanrıların çok sevdiği Aiakos'tan Yunanlı­ lar bir dilekte bulunmuşlar: Ülkelerini kasıp kavuran kuraklığa son vermesi için Zeus'a ya­ karmasını istemişler ve Zeus bu dileği de yeri­ ne getirmiş. Aiakos'un Aigina'dan Telamon ile Peleus, bir denizkızı olan Psamathe'den (Yun. Kum) Phokos (Yun. Fok balığı) adlı bir 03lu olmuş. Phokos'un atletik yarışmalarda başarılarını kıskanan ağabeyleri Telamon ile Peleus kafa­ sına bir disk atarak öldürmüşlejr onu. Aiakos da hak yerine gelsin diye sürmüş oğullarını Aigina'dan. Bu hakseverliği ona öldükten sonra Hades ülkesinde yargıç olmayı sağlamış. Gerçi Homeros destanlarında Aiakos'un böyle bir sıfa­ tı yoktur, ama Platon onu ölüler yargıcı ola­ rak gösterir ve Asya'lı Minos ile Rhadamanthys'in yanıbaşında Avrupa'dan gelen ruhları yargıladığını ileri sürer (Gorgias, 524a). Aiakosoğlu. llyada'da Akhilleus'a verilen soyadı (Tab. 21). Aias. İlyada'da iki Aias'ın adı geçer, biri, "küçük Aias" Oileus'un oğludur ve Lokris'lilerin önderi olarak gelmiştir Troya sava­ şına, öteki, "büyük Aias" Telamon'un oğlu, Akhilleus'un amca çocuğu ve Salamis adası­ nın kralıdır (Tab. 14 ve 21). Bu iki Aias birbi­ rinden çok ayrı kişilerdir, ama hep omuz om-

za savaşırlar.). Akha'lardan geri kalırsın her İşte. beraberliğin asıl nedenini. (2) AİAS TELAMON OĞLU Telamon'un oğlu Salamis'li Aias Troya sa­ vaşına yalnız on iki gemi getirdiği halde. 4 8 3 vd. Delphoi'ye çare sorulduğun­ da. ama onun komuta ettiği bölükler hiç benzemez öbür savaşçılara: Okçular Lokris'liler. Akha'lar bu günahı kendisine ödetmek için Aias'ı taşlamaya koyulurlar. katılmadıkları hiçbir savaş. senin aklında hiç çeviklik yok. yeni sürülen tarlada şarap rengi İki öküz nasıl gönüldeş olur da çekerlerse sabanı. XXIII. ama bu kez Aias Athena'nın öfkesine karşın kurtulduğuna böbürlendiği için tanrıça Zeus'un yıldırımını alarak kendi öldürür akıl­ sız yiğidi. tanrı sözcüsü şu cevabı verir: Kassand ra'nın kaçırılıp ırzına geçilmesinin kefareti olarak her yıl Lokris'ten Troya'ya iki genç ki/ gönderilmeli ve Athena tapınağına kurban edilmelidir. Aias kırk tane kara gemiyle gelmiştir Troya'ya. Aias'lar arasındaki bu birlik. öbür Akha'lı. yanındaki Helene'ye sorar (İl. ikinci yılından sonra kızlar kurban edilmeyip Athena rahibe­ si olarak Troya'da alıkonulmuşlar. M . Savaşa hazırlanırken şöyle tanımlanır Alas (İl. Akha'ları kargı atmakta . Aias. kavgacı başı. geniş omuzlarıyla aşan? Helene de bu yiğidin "eşi görülmedik Aias" olduğunu söyler. bu iki yiğidin nitelikleri ve ka­ derleriyle birbirinden çok değişik olmalarında aramalı.). Akhilleus'tan sonra en yiğit savaşçısıdır. 206 vd. Bu dayanışmayı şöyle tanımlar Homeros (İl. Oileus'un çevik oğlu Alas hiç. Bu iki yiğit Akha ordusunun canı ciğeridir. Patroklos'un ölüsü için yapılan araba yarışmasında Aias İdomeneus'la kavgaya tutuşur. ama cezasız bırakmaz: Dönüş yolculu­ ğunda Akha'lar korkunç bir fırtınaya tutulur­ lar. işte Aias'lar da tıpkı öyle. 702 vd. Girit'lilerin önderi de şöyle tanımlar onu (İl. tanrıçanın heykeline sımsıkı sarılmıştır. akılsız adam. 17 . yatıştırır Aias'ı bu kötü huyu Aias'm başına bela olacaktır. Tanrıça yiğidi böylece ölümden korumuş olur. hafif silahları kullanmakta ustadırlar. Görünüşü. 526 vd.). Irlyarı yiğit. ikide bir salgın­ lar baş gösterir. başaramayacakla­ rı hiçbir yiğitlik yoktur. Aias İlyada'da şöyle çıkar karşımıza (İl. VII. Aias'ın işlediği günahların cezasını yurdu da çeker: Yiğit öldükten sonra bile uzun bir süre Lokris toprağı verimsiz kalır. XIII. llyada'daki olaylardan sonrasını an talan destanlarda Aiasınm İşlediği büyük bir suç söz konusudur: Troya şehrinin düştüğü. Ama sert. Lokris'liler bunu yapmışlar. öteye de hiç gidemezler (İl. II. Ak­ ha'lann.' 1 Aralarını sonunda Akhilleus bulur. 226 vd. bütün Hellen'leri. 712 vd. Patroklos'un ölüsünü Troyalıların elin­ den kurtarmaya da yardım eder. dışarı çekmek ister ve dinsel töreleri hiçe sayarak bu işi başarır. hem çok ufak. Lokris'lilere Oileus oğlu çevik Aias komuta eder. Telamon'un oğlu Aias'mki kadar değil boyu boşu ondan ufak. Aias kızı sığınağından ayırmak. Ne var ki bu kez kendi de Athena sunağına sığınıp yalvarır. Bunu daha iyi anlamak için her biri­ ni ayrı ayrı incelemeliyiz. kavgacı ve kimi zaman kabadır. III. boynuzlarının kökü bol bol ter döker. 'kendirden bir zırh giymiş küçümencik bir adamdır ama. Poseidon yiğidi kur­ tarır. ama hiç ayrılamaz Telamon'un oğlu Aias'tan. Akha'lann eline geçtiği sırada Priamos'un kı­ zı Kassandra Athena tapınağına sığınmış. Aias Hektor'a karşı teke tek savaşa da ha­ zırdır. Aias'm gemisi batar. soylu. gittikleri zaman yarık boyunca uca doğru yalnız cilalı boyunduruk ayırır onları birbirinden. Akha'lann kalesi diye anılan Aias'ı Priamos surların üstünden görünce. Bu töre de bin yıl sürdürülmelidir. gemilerin yanındaki çetin boğuşmaya katılır. (1) AİAS OİLEUS OĞLU .). geçer. Argos'luları başıyla.).). Kim o.. boyu bosuyla küçük Aias'ın tam karşıtıdır. omuz omza destek oluyordu birbirine. XIII.

Aias'ı tanrıça Athena bu korkunç ya­ nılgıya düşürür. soykaları çadırına taşır. önde yürür. öç al­ dım diye şenlik yapar. Kronos oğlunun. değeri hiçe sayılıp ağır bir haka­ 1« rete uğramıştır. pürtüklü. Bu işte tanrı parmağı vardır. Sophokles'in bu tragedyasında ününü ömrü­ nün sonuna kadar koruyamayan büyük ada­ mın dramı dile getirilmiştir. 268 vd.). 24). Güneş tanrı Helios ile Okeanos kızı Perseis'in oğlu (Tab. Büyücü Kirke'nin ve Minos'un karısı Pasiphae'nin kardeşi ve Medeia ile Apsyrtos'un babasıdır. İşte böyle atıldı öne o. Kafkas dağının eteklerinde bulunan Kolkhis (bugünkü Gürcistan) ülkesine kral olur. hayvanların hepsini bir bir öldürür. Akha'lara söz geçirmek için ona baş vururlar. Aias çileden çıkmış. silahlarla sarıp sarmaladı bedenini. Bunların arasında şair Sophokles'in "Aias" adlı tragedyasında ele aldığı yürekler acısı dramı üstünde dura­ lım: Akhilleus öldükten. Ama Aias daha büyük bir ka­ yayla onu saf dışı eder (İl. VII. Aias kendine gelip ne yaptı­ ğını. Önce Korinthos tah­ tına çıkar. Medeia'nın yardımıyla altın postu çalıp kaçan Argonaut'ların peşine takılmışsa da oğlu Apsyrtos'un. Kral da onu tanrı Ares'e adanmış ormandaki bir meşe ağacına asmış ve bekçi olarak önüne korkunç bir ejder dikmiş. ama Agamemnon ile Menelaos ne yapıp yapıp silahlan Odysseus'a verirler. Aias kendi çıkarını hiç düşünmeyen ülkü­ cü bir kahramandır. yürek kemiren savaş gücüyle birbirleri üstüne saldırttığı erler arasında savaşa giden Ares gibi tıpkı. ünü. Akra'ların gevşediğini gördü mü. Troya savaşı da bittik­ ten sonra. savaş arkadaşlarını hiçe saymasını sert sözler­ le kınar. dev yapılı Aias. tıpkı dev yapılı Ares gibi yürüdü. savunmada da hep başta gelir. altın postunu Aietes'e armağan etmiş. sorumluluk duygusu Agamemnon'unkinden daha üstündür. İlyada'da en erdemli yiğit olarak karşımıza çıkan Telamon oğlu Aias'ın adına birçok ef­ saneler daha kurulmuştur. Korkunç yüzünde bir gülümseme. güçlerine güç ka­ tar. kimleri öldürdüğünü görünce düşmanla­ rının karşısında rezil olmaya dayanamaz. iri" bir kaya parçası alır ve Aias'ın kalkanını tam gö­ beğinden vurur. "ovada duran. öldürür. fırladı. he­ men koşar. bizim bugünkü deyimlerimizle bir şizofreni ya da paronaya krizi. Troya'nın sayısız yiğidini tepeler. 8). yıllar sonra yurdu­ na dönen kızı Medeia'nın yardımıyla tacını yeni baştan elde edebilmiş (Argonaut'lar). Kız kardeşi Helle ile Asya'ya kaçan Phriksos Kolkhis'e sığınmış ve üstünde uçtuğu ka­ natlı koçu Zeus'a kurban ettikten sonra. uzun gölgeli kargısı sallanıyordu. Aigeus. Akha'larm kalesi. Öyle ki tanrılar bile derin bir saygı beslerler Aias'a. Aigreus onu . saldırı­ da da. Pandion bir devrim sonucu Atina'dan sürülünce. Geniş adımlar atıyordu altında ayakları. Aietes. Orada da tahtından olmuş. Aietes ona birçok sınamaları başarırsa postu vereceğini söyle­ miş. Akhilleus'un bir kız uğruna savaştan çekilmesini. kışkırtır onları. bir gece pusu kurar. Bunca büyük bir kah­ ramanın böyle gülünç bir duruma düşmesi Aias'ın katlanacağı bir çöküntü değildir: Kılı­ cının üstüne atar kendini ve canına kıyar. sonra Karadeniz'in güney-dogu kıyılannda. Atina kralı Pandion'un oğlu. Theseus'un babası (Tab. küçük düşü­ rülmüş.I \U l\ / I I I İ U O Aias giydi ısıldayım tunç zırhını. O adam da Te­ lamon oğlu Aias'tır. Korkunç diye nitelenen bu kalkan yedi kat deri. Hektor'la savaşta Troya'lı yiğidin kargısı altı kat deriyi geçer. kara. son katına saplanır kalır. lason Argonaut'larla birlikte altın postu almaya gelince. derken Hektor. Aidoneus. Yeraltı tanrısı Hades'in başka bir adı (Hades). bir kat da tunçtan yapılmıştır. Çektiği acı korkunçtur. Aias Hektor'u alt etmekle kalmaz. Thetis ister ki Akhilleus'tan sonra en yaman savaşçı kimse o alsın silahları. elinde kılıcıyla Akha ordusunu yok edeceğim diye bir sığır sürüsüne saldırır. savaşın en çetin anların­ da aslan gibi dövüşür. O sırada bir bunalım geçirir. Medeia'nın kesip denize serptiği parçalarını toplamakla vakit geçirmiş ve umutsuzluğa kapılarak Kolkhis'e dönmüş. Aias kalkanıyla dikkati çeker Akha'lar ara­ sında. Thetis'in tanrı Hephaistos'a yaptı­ rıp oğluna getirdiği silahlar kime kalacak diye kavga kopar Akha komutanları arasında.

Aiskhylos'un "Agamemnon" ile başlayan "Oresteia" üçlüsü. Aigis. Panathenaia bayramında yarışan Girit atleti Androgeos'u öldürttüğü için kral Minos'un korkunç isteklerine uymak zorunda kalır: Her yıl Atina gençliğinden yedi erkek ve yedi kız Minotauros'a yedirilmek üzere Girit'e gönderilmektedir. Homeros destanlarında tanrı Zeus ve Athena'nın kalıp sıfatlarından biri de "aigis taşıyan"dır. Pelopeia Aigisthos'u doğurur. IV. Dönüşte bu sözünü unutur ve ge­ misi kara yelkenleriyle girer limana. Algyptos'a da Arabistan'ı verir.AİGYPTOS kardeşleriyle birlikte yeniden tahta çıkarmayı başarır. gemisine bir beyaz yelken çekecektir. Bir tanrı sözcüsü ona ancak öz kızından bir oğlu olursa. I. sonra Atreus'un oğlu Aga memnon tarafından kovulurlar. Thyestes de bir gece gizlice kızı Pelopeia'nın koynuna girer ve onu gebe bıraktıktan sonra kaçar. Atreus'u öldürebileceğini bil­ dirir. keçi anlamındaki "aix"ten türemedir) Mykenai sarayına gelir. Theseus bu duruma bir son vermek üzere canavarı öldürmeye gi­ der. Thyestes kardeşinden öç almak çarelerini arar. Patroklos'un babası olacak Menoitios'u dünyaya getirir. Theseus Atina'ya döner ve amcası Pallas'ın tahta göz dikmiş elli oğlunu alt edip babasına kendini tanıtır (Aithra). Ama Aigisthos Thyestes'in kendi öz babası olduğunu anlar ve onun yerine Atre­ us'u öldürür. Belos'la Ankhinoe'nin oğlu (Tab. 518-537). Aithra'ya. 14 ve 15). Çobanların keçi sütüyle besleyip büyüttükleri Aigisthos (adı Yun. babasının adını bil­ dirmeden büyütmesini söyler. kendi ogluymuş gibi benimseyerek yetiş­ tirir. Atreus oğulları efsa­ nesinin Homeros destanları kadar eski oldu­ ğunu gösterir. Sophokles'in "Elektra". Theseus'un yolunu gözleyen Aigeus kara yelkenleri görünce oğlunu öldü sanarak kendini denize atar. or­ tasında bir Gorgo kafası bulunan aigis kalka­ nı korku salarak orduları bozguna ugratırmış. 10). Irmak tanrı Asopos'un kızı (Tab. Aigina. ataları da Zeus'la lo' dan doğma Epaphos'tur. Aigisthos. Aiakos bir süre sonra adaya bir Pelasg soyu yerleştirip Oinone'ye anasının adını vererek Aigina der (Aiakos). Afrika kıtasına ege­ men olan Belos oğlu Danaos'a Libya'yı. Agamemnon Troya'dan dönünce ikisi birden kahpece vururlar onu. Atreus Thyestes'ln oğul larını öldürüp kendisini Mykenai'den kovun ca. Kimden olduğunu bilmediği bu çocuğu kırla­ ra bırakır. Bir süre baba-ogul Mykenai'clc hüküm sürerler. Agamemnorı Troya seferine çıkınca Aigisthos Mykenai'ye döner. Bu çocuk kahraman Theseus'tur. Atreus onu iyi karşı­ lar. Kuşaktan kuşağa süregiden bu kan davası tragedya şairlerine tükenmez bir esin kaynağı olmuştur. bir süre sonra da kendisini tanıma­ yan amcası Atreus'la evlenir. Aithra bir ço­ cuk doğurur. bir oğlu olursa. Zeus'un Girit mağarasında kendisini emziren keçi Amaltheia'nın derisiyle yaptığı bir kalkandır. Aigis. Sonra da Thyestes'i öldürmekle görev­ lendirir. Delikanlılık çağına gelince. Euripides'in "Elektra" ve "Ores­ tes" adlı tragedyaları bu aile dramını çeşitli ayrıntılarıyla ve başka başka açılardan ele ala­ rak canlandırırlar. Aigina'ya tutulan Zeus onu Oinone ada­ sına kaçırır. Aigyptos ile ikiz kardeşi Danaos'un de­ deleri tann Poseidon. Aigisthos adının "Odysseia" da da sık sık geçmesi. 32-43. Aigyptos. Yılanlarla çevrili. Aigisthos. 256-275. Sonradan Aktor'la evlenip. İçinde boğulduğu denize adı verilerek Aigaios Pontos (Ege denizi) denmiştir. Aldığı cevabı pek anlamaz ama. III. Zeus'un Titanlara karşı savaşında kullandığı ve kendisinden başka yalnız Athena'ya verdi­ ği bu kalkan kudretin bir simgesi olmuştur. dönüş yolunda Troizen'de kalır ve ora kralının kızı Aithra ile birleşir. Ama Aigeus mutsuz bir kraldır. Aigeus iki kez evlendiği halde çocuğu ol­ maz. yedi yıl hüküm sürdükten sonra Agamemnon'un oğlu Orestes tarafından öldürülür. kralın karısı Klytaimestra'yı baştan çı­ karır. (Od. ama Aigyptos gider. Thyestes'ln oğlu (Tab. Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş kavgasını sürdürür. yani Mısır'ı fetheder ve oraya adını varlı . Aigina bu adada Aiakos'u doğu­ rur. Bunun nedenini Delphoi tapınağında tanrı sözcüsüne sormaya gider. Yola çıkmadan önce babasına söz verir ki zaferle dönerse. Bunca dert­ ten sonra. "Melampodes" (kara ayaklar) üiktllnl. 21).

Kocaman kargısı. Aigyptos bu kızları oğullarına almak istemiş. "Aeneis". Aineias'ı Apollon Troya kalesindeki tapınağa kaçıra­ rak kurtarır. . güçlü Aineias kral olacak Troya'lılara. kalkanımla Aineias yere atladı. 311 vd. bakmadı tanrıçalığtna. Aineias'ın bu iki destanda da beliren çok yönlü kişiliğini incelemek gerekir: Soy ağaçlarından da belli olduğu gibi (Tab.). yiğit düşer. iz bırakmadan ölmemeli. Troya'nın yıkımından sonraki olaylardaki rolü bütün ayrıntılarıyla Aeneis'te anlatılır. kurtarır onu. düşünde gördüğü Hektor'un tayfı da Aeneas'a batıda Hesperia ülkesine gidip Troya' yi orada yaşatmasını buyururlar. yuvarlak kalkanını tutuyordu.). Hektor kadar yiğitçe savaşır Akha'ların en güçlü kahramanlarına karşı. Ama Aineias'ın Priamos oğullarından üstünlüğü bir tanrıçanın oğlu ol­ masından gelir (İl. kendilerini kovalayan Aigyptos oğullarıyla evlenmek zorunda kal­ mışlar. karısı Kreusa arkalarından gelirken birden ana tan­ rıça Kaybele tarafından kaçırılır (Kreusa.). yani Aeneas destanı Tro­ ya'lı yiğidin Troya yangınından sonra Anado­ lu'dan göçmesi ve İtalya'ya yerleşerek Roma _ şehrine temel olacak yeni bir yurt kurmasını anlatır. Tek başına desteksiz kalan Aigyptos da üzüntüden ölmüş (Danaos.). Bu sözler. Kaderi kurtulmaktır Aineias'ın tohum ekmeden. Ankhises ile Priamos ve Hektor ile Aineias aynı kuşak­ tan amcaogullarıdır. İlyada sonrası efsanelerinin çoğu bu destan­ da anlatılmıştır: Tahta atın şehre alınması ve Laokoon faciasından sonra (Laokoon). ama her kezinde 20 de bir tanrı korur..). Öbür tanrılar da katılırlar bu ça­ baya. Aeneas). kral olacak çocuklarının çocukları.). AkhiUeus'la ilk ça­ tışması da orada olur (İl. öldürmek için yanıyordu karşısına çıkanı. Bu konuda iki kardeşin arası açılmış ve Danaos elli kızıyla birlikte Afrika'dan ka­ çıp. önünde kargısını. Ankhises'in oğlu.). Akhalar alıp götürmesin/er diye ölüyü gücüne güuenen aslan gibi dolaştı çevresinde. Aineias (Lat. Aine­ ias babası Ankhises'i omuzlarına alarak ve oğlu Askanios'u da elinden tutarak İda dağı­ na kaçar. Danaos Kızla­ rı). Girit ve kuzeybatı Yunanis- . Dardanos soyunu sürdürmekle görevli olduğu tanrı Poseidon'un ağzından söylenir İlyada'da (İl. Tanrıça Aphrodite ile Troya'lı prens Ankhises'in oğlu Aineias Homeros'un İlyada destanında önemli bir rol oynamakla kalmamış. Troya'nın ku­ rucusu Tros ile kral soyu iki dala ayrılır: İlos ile Assarakos. Aineias'ın Troya önünde ölmeyeceği. Babası nasıl tda dağının eteklerinde yaşa­ mışsa (Ankhises). Assarakos'tan üreme Ankhises ise Dardanie şehrinin yöneticisidir. İğreniyordu artık Priamos'un soyundan. 17) Troya kral soyunun ilk atası Zeus ile Elektra'nın oğlu Dardanos'tur. korkunç çığlıklar atıyordu. XX. Danaos'un da elli kızı olmuş. Troya savaşında Aineias Priamos oğulların­ dan hiç geri kalmaz. Hektor'la denk gider.V. Savaş meyda­ nında görelim onu (İl. XX. 819 vd. Troya'nın kutsal heykellerinden Palladion'u da yüklenerek yola koyulur. ki­ mi zaman Hektor'u bile aşıp ona öğüt ver­ mek durumuna gelir (İl. Derken Diomedes kocaman bir taş atar üs­ tüne. Odysseia' nın serüvenleri örnek alınarak anlatılan bu yolculuk Trakya. deli­ kanlılığı da oralarda geçer. Aphrodite bu yüzden yaralanır. Aineias'ı kalçasından vurur. o sırada anası Aphrodite'nin telaşını görmeli (İI. ölümlü kadınların verdiği çocuklar arasında Kronos oğlu Dardanos'u seuerdi en çok. 90 vd. birleşti lda eteklerinde bir ölümlüyle. tanrısal Aphrodite doğurdu onu Ankhises'ten. 296 vd. Eşi de. soylarının kaynağı olan Argos'a sıgınnuş. ama düğün gecesi kocalarını öldür­ müşler. klasik Latin şairlerinin en büyüğü olan Vergilius'a da bir destan esinlemiştir. 292 vd. İlos'un torunu olan Priamos Troya kralı. Aineias'ın çocukluğu. XVII. Dandanie'İllerin başında Aineias var. bizi dosdoğru Vergilius'un Aene­ is'ine götürür. Aineias İlyada'da pek rol oy­ namaz artık. V. II. 335 vd. Danaos kızları.Aigyptos'un elli oğlu.. yok olmamalı Dardanos soyu.

Roma'nın geçmişini ta Anado­ lu'nun büyük uygarlık merkezi Troya'ya ka­ dar götürmekle ona uluslararası bir derinlik vermiş bulunmasıdır. 20). Yiğit ar­ kadaşlarıyla yola koyulur. kendisinin de Homeros gibi ozanların ozanına dayanıp onun yolunda. Bu ara­ da Rutul'ların kralı Turnus Troya'lılara saldır­ mıştır. Aeneas Turnus'u teke tek savaşta öl­ dürür. onun konuştuğu Aiol diline adı­ nı vermiştir. tanrı­ lar Aeneas'ın bir an önce yeni Troya'yı kur­ mak görevine dönmesini buyururlar. Çanakkale yarımadasından Mende res ırmağına kadar uzanıp. Burada Aeneas.Al( )| ( )S tan kıyılarından Sicilya'ya geçişle başlar. (1) Yunan ulusunun efsanelik atası sayılan Hellen ile Orseis adlı Nympha'nın oğ­ lu. Rutul'larla savaşa girişir ve arkadaş­ larını ırmak ağzında bırakıp içeriye doğru Pallantea şehrinin bulunduğu yere varır. İtalya kıyılarını kuzeybatıya doğru iz­ leyip Tiber ırmağının arzına varır. bu ada şöyle niIrlrniî: . bütün bunlar "pietas" denilen kavramın içerdiği ve Aeneis destanında canlandırılan Aeneas tipinin tam bir başarıyla simgelediği erdemlerdir. ondan esinlenerek destan yaz­ dığını dile getirmekle Aeneis destanı gerçek­ ten çığır açmış. Euros ile Zephyros adlı dört büyük yeli bir tulum içinde kapalı tutar ve ancak Zeus'tan aldığı buyruk­ larla ortaya salar. Midilli adasını d. Arthamas. Bütün bu bilgileri edindikten sonra Aeneas yeryüzüne döner. ba­ şında oğlu Pallas'ın bulunduğu bir bölük as­ kerle arkadaşlannın yanına gönderir. On iki bölümlük Aeneis destanı bitmiş de­ ğildir. "Pius Aenas" (dindar Aenas) di­ ye anılan kahramanın tutum ve davranışı Ho­ meros destanlarındaki yiğitlerinkinden farklı­ dır. yabancı da olsa benimsenen kay­ naklara bağlama çabası. Destan Aeneas'ın bu zaferiyle kapa­ nır. Büyük Latin şairinin amacı Augustus'un damgasını bastığı çağının dünya ve İnsan görülün* bir ufuk açmasıydı. Augustus'un ve Augustus çağı insanının ülkü bildiği geçmişe. Bu­ rası Palantinus tepesiyle Roma şehrinin iler­ de kurulacağı yerdir. Vergilius'un Aeneis destanıyla en büyük' başarısı kendi çağının ulusal kültürüne bir kaynak bul­ muş olması. Aîolos. en ünlü sayfalarmdandır. Boreas. Cumae'nin tanrı sözcüsü Sibylla Aeneas'ı ölüler ülkesine götürür. "Pietas" diye tanımlanan kavram dine saygıyı da aşan bir erdemdir. Kretheus ile Salmoneus'un babası (Tab. sonra korkunç bir fırtı­ na Aeneas'ı Libya kıyılarına atar.ı içine alan Aiolis kıyı bölgesine ve onlarda oturan soyla. Romalıların inançlarına göre burada yer­ altı ülkesine açılan Avernus gölü vardır. sonra Augustus'un da soyu olan lulü'lerin Troyalı Aeneas ve Ankhises'le tanrıça Aphrodite'de kaynak buldukla rını. Aeneas'ı da yeni bir tip in­ san olarak canlandırmış olması üstünde dur­ maya değer. kültüre hizmet için en büyük örnekleri göz önünde tutarak yarat alıkta onlara ulaşma amacı ve bu uğurda sonsuz bir sorumluluk duygusu. geçmişin değerlerine bağlılık. Aiolos Notos. Odysseia destanında Odysseus'un Aiolos'un adasına varışı anlatılır. Kartaca kraliçesi Dido epizodu Odysseus'un Alkinoos'un sarayında yaptığı gibi. Tufan kahramanları Deukalion ile Pyrrha' nın torunu. ilkçağla ortaçağ arasında köprü kurmuştur. Doros ile Ksuthos'un kardeşi ve Sisyphos. Aiolos. Roma'nm kuruluşuna ka­ dar olan olaylarla efsaneler tarihçilere konu olmuş ve uzun uzadıya anlatılmıştır. Roma'nın Akdeniz'in en soylu haneda nınca kurulduktan sonra düşman olarak bili nen batı ile doğuyu büyük bir birlik içinde ba­ rıştırmış olmasını göstermek. Önce lulius Caesar. ulusal tarih ve kültüre sonsuz saygı ile onu soylulaştırmak için başka. yellerin yöneticisi. Yunanistan'dan göçme olan kral Evandrus Aeneas'ı iyi karşılar. babası Ankhises'le görüşür ve kendisini bekleyen par­ lak kaderi onun ağzından öğrenir. Oranın yerlileri. (2) Deniz tanrı Poseidon'un oğlu. Aeneas'a gönlünü kaptıran Dido onu Afrika'da alıkoymak istediği halde. Aeneas'ın o gü­ ne kadar olan serüvenlerini anlatmasına fır­ sat verir. eserini bitiremediği için onun yakılması­ nı da buyurmuştu. Ankhises orada ölür. Vergilius onu sona erdiremeden öl­ müş. Güney İtalya'da Cumae şehrine vanrlar. Homeros'la Dante'nin yeraltı dünyası anlatımı ara­ sında yer alan bu parça ilkçağ yazınının en belirgin. Dido canına kıyar (Dido).

Bir söylentiye göre Helena'yı Paris'le kaçmaya iten bu kadınmış. tanrılara kurbanlar kesip gün 99 boyu şölen yaparlar. Aigeus kısırlığı konusunda kâhine danışmaya gitti­ ği Delphoi'den dönerken Troizen'de bir gece kalmış ve tanrının cevabını doğru yorumla­ yan Pittheus onun kızıyla yatmasını sağlamış. yani yer­ altı karanlığıyla. onu kıskanan yoldaşları da teknenin dibinde­ ki tulumu alıp çözerler. büyücü kadın Aison'u diriltmekle kalma­ mış. Galya orduları Brennus komutanlığında Roma'ya doğru ilerlerken (İ. Homeros destanlarında sık sık adı geçen bu e f V sanelik ulus Okeanos kıyılarında. "aio" ve "loquor" söz söylemek. Fırtına Odysseus'un gemisini gerisin geri Aiolia ada­ sına atar. tanrıların lanetine uğramış bir adamı tutmaktan çekinir. güneşin do­ ğup battığı uçsuz bucaksız bir ülkede oturur. Latin şairi Ovidius'a göre. Attika'lı kahraman. Yeller hep birden dı­ şarıya fırlar. Gerçekten de bir süre sonra lason'un öldüğü haberi gelir. "aius locutus" ise söylenmiş söz anlamına gelir. 390) gökten ge­ len bir ses. şölenlerine katılırlar. Kimse bu sese kulak ver­ memiş. yüzü yanıklar demek). tam bir ay konukladıktan sonra içine azgın yelleri sımsıkı bağladığı sığır derisinden bir tu­ lum verir ona ve arkasından tatlı bir Zephyros yeli salarak uğurlar gemisini. Bu yüzden Theseus'un tanrı oğlu mu. üstelik de oğlu İason'u Kolkhis'e al­ tın postu almaya gönderir. Güneşe böyle yakın oldukları için yüzleri yan­ mış ve esmerleşmiştir. İthaka toprakla­ rına yaklaşırlar ki. Akademos. bölümün­ de (1-79) anlatılan bu serüven destanın en renkli öykülerinden biridir. Theseus güzel Helena'yı kaçırıp Afrika'da alı­ koyunca. ama sesin dediği doğru çıkmış: Galyalılar Roma'ya saldırmış. Troya savaşının İlyada'dan sonraki bölüm­ lerini anlatan "Aithiopis" destanı (kayıptır) adını bu ulustan aldığı gibi. ama Theseus'un ölüm haberini alınca Aithra canı­ na kıymış (Aigeus. Bu yüzden de Zeus. Kretheus'un Tesalya'da kurduğu İolkos şehri kendisine miras kalır. Troya düştükten sonra torunları Aithra'yı kurtarmışlar. Ancak. bu birleşmeden de Theseus doğmuştu. insan oğlu mu olduğu belli de­ ğildir. Aison'un boğa kanı içerek kendi kendini zehir­ lemesine izin verir. ama üvey kardeşi Pelias onu tahtından atıp tutuklar. Esir. Aius Locutius. baş kahramanı da Eos'la Tithonos'tan doğma Aithiopia kralı Memnon'dur (Memnon). Aiolos konağında bir düzine çocuğu ile yi­ yip içmekte. Lat.Yıkılmaz tunçtan bir duvarla çevriliydi bu yüzden ada. yani dünyayı saran hava taba­ kasının üstündeki arı ve ışıklı gök. Romalılar düşmanı kov­ duktan sonra. korkunç bir fırtına kopar. Kretheus'la Tyro'nun oğlu. Sonsuz bir mutluluk içinde yaşarlar. Böylece do­ kuz gün dokuz gece giderler. Aithra'yı Aigeus'la birlikte yaşadığı Attika'dan Dioskur'lar kaçırmışlar ve kardeşleri güzel Helena'nın yanına hizmetçi olarak ver­ mişler. kız kardeşlerini aramaya gelen Dioskur'lara kızın saklandığı yeri bildirmiş. Pelias artık kardeşini kor­ kusuzca öldürmeyi göze alır. Poseidon ve İris gibi Olympos tanrıları ülkeleri­ ne sık sık uğrar. bu tehlikeli sefer­ den sağ dönmeyeceğine inanarak (Argonaut'lar). yağma etmişler. Troizen kralı Pittheus'un kızı. onu bir iksirle gençleştirmiş de. diktatör Camülus tanrı sesinin duyulduğu yerde bir tapınak yapılmasını bu­ yurmuş ve Palatinus tepesinin kuzey eteğinde 'Aius Locutius" denilen tanrısal varlığa tapı­ nak dikilmişti. ama bu kez tanrı onu sert sözlerle kovar. Aithiopcs. Yeller tanrısı. Aithcr. 22).Ö. Theseus). şehir oturtulmuştu göğe yükselen bir kayanın üzerine. Aithra. Erebos ile Nyks. Kerameikos denilen bölgenin ötesindey- . Odysseus'u iyi karşılar. Akademos'un mezarı Atina'nın dolayların­ da. Hesiodos'a göre Aither. yeryüzü karanlığından dog­ madır. İason'un babası (Tab. Aison. Odysseia'nın X. şölen yapıp gönül eğlendirmek­ tedir. Ne var ki o gün Aithra tanrılara sunu sunarken Posddion'a rastlamış ve deniz tanrı ile sevi­ şip kızlığını yitirmişti. Odysseus uykuya dalar. şehrin yaban ellerin saldırısına uğ­ rayacağını bildirmiş. (Yun. İason Medeia ile birlikte Yunanistan'a dönün­ ce. Akademos. şehri yakıp yıkmış­ lar.

Troya'nın düşmesine yol açan tahta atla giren sekiz Akha yiğidinden biridir. vefalı dost anlamına gelen bir deyim olmuştur. Akhelo­ os Kalydon kralının kızı Deianeira'ya aşık­ mış. anası tanrı Zeus'tan oğlunun çabuk büyü­ mesini dilemiş. Kalydon avı sırasında Akastos'un başı der­ de girer: Arkadaşı Peleus kaza ile kaynatası Eurytion'u öldürür ve bu suçtan kendini arın­ dırmak için Akastos'un sarayına sığınır. Argos diye bir kent bulunduğundan. babası. ünlü kâhin Amphiaraos'un torunu (Tab. Kutsal bir ormanla çevrili bu bölge de Platon "Akademeia" adıyla anılan ünlu okulunu kurmuştu. İlyada'da adı geçen Troya'lı yiğit. Troya yangınından kaçan Aineias'ın yanından ayrıl­ mamış. Sonra da batı Yunanis­ tan'da adını taşıyan Akarnania ülkesini kur­ muş. Bu kez yiğit boğanın bir boynuzunu kopararak alt etmiş Akheloos'u. Meriones tarafından öldürülür. başka bir öyküye göre. Akakallis. Akhates. Telamon oğlu Aias tarafından vurulur. Kral Minos'un kızlarından biri. İlk karşılaşmada yenilen Akheloos koca bir yılan kılığına girmiş. yalnız bir ırk ya da ulus adı olarak kul­ lanıldığından. İolkos kralı Pelias'ın oğlu (Tab. Akarnan. Akheloos'un birçok öyküleri vardır: Herakles destanıyla ilgili bir efsaneye göre. Akhalar. 25). İlk iki isim bir ülke adına dayanmayıp. Akamas. bir oğulları bile olur. "Akademi" oradan gelir. Peleus da öfkesine kapılıp gider. (2) Gene İlyada'da adı geçen ve Troya'lılar safında dövüşen Trakya'lı önder. (3) Theseus'la Phaidra'nm oğlu. Pelias'ın kızları Medeia'nın öğütlerine uyarak babalarını kesip kazanda kaynatınca. Akha'ların kampına saldırıda önemli bir rol oynar. Akheloos. Arkadya kralı Phegeus tarafından öldürülün­ ce. XII. başaramayınca. Kendisi daha çocukken. Akarnan birkaç ay içinde er­ ginlik çağına ermiş ve Phegeus'la çocuklarını öldürerek öç almış. İlyada çevirisinde "Akhalar" ve "Danaolar" diye karşılanmış. kimi zaman boğa. Akastos'un karısı Peleus'a tutulur. Paris Helena'yı kaçırın­ ca. Akas­ tos konukluk yasalarını çiğnememek İçin Peleus'u kendi eliyle öldürmek İstemez. Batı Yunanistan'ın Akarnania ile Aitolia bölgeleri arasında akan en uzun ırma­ ğı. Akamas güzel kadını geri istemek için Troya'ya elçi olarak gönderilir. kimi zaman ejder ol­ ma yetisinden ürken kız Herakles'Ie evlenme­ yi yeg görmüş. Bu yüzden güçlü yiğitle ırmak tanrı arasında yaman bir güreş başlamış. Aineias'ın kara gün dostu. Tanrı Apollon ile sevişmiş ve Miletos'u do­ ğurmuş (Miletos). çünkü yaygın . Akastos. Akastos kral olur ve İason'la Medeia'yı İolkos'tan sürer (Pelias). Bir ge­ ce av yorgunluguyla uykuya dalmış olan konugunu dag başında silahsız olarak vahşi hay vanlara yem olsun diye bırakır. "Argeioi" deyimi "Argoslular" diye verilmiştir. ünlü bereket boynuzu ırmak tanrının kendi boynuzuymus. Ama at adam Kheiron Peleus'u kurtarır. Hesiodos'ta (Theog. Akastos'la karısını öldürür. (1) Antenor'la Theano'nun oğlu. yiğidi namusuna göz dikmiş olmakla suçlar. ama boynuzu geri almak için Herakles'e Zeus'un keçisi Amaltheia'nın çiçek ve yemiş saçan bolluk boynuzunu vermiş. Homeros destanlarında ve özellik­ le İlyada'da Yunanistan yarımadasından gelip Troya seferine katılan savaşçıların hepsine birden "Akhaioi". ama ırmak tanrının biçimden biçime gir­ me. "Danaoi" ya da "Argeioi" denmektedir. ama İlyada'da adı geç­ meyen Akha yiğidi. Irmak tanrı Deianeira'dan vaz­ geçmiş. Bu konu için İlyada çevirisinin önsözünde daha ayrıntı­ lı bilgi bulunabilir (s. Sonuç verme­ yen görüşmeler sırasında Priamos'un kızı Laodikeia ile tanışır ve sevişir. onunla birlikte İtalya'ya kadar gitmiş ve bütün serüvenlerini paylaşmış. 340) ve Homeros'ta (İl. 84) adı geçen Akheloos Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin ırmağın en büyüğü ve ırmak tannlann kralı imiş. Alkmaion ile su perisi Kallirhoe'nin oğlu. Latince "Fidus Achtes" diye anılan adı. Troya sa­ vaşında rol oynayan.AKI II I ( )( IS di. sadık. Argos adı da genellikle bütün Peloponez'e verildiğinden. Argonaut'lar seferine ve Kalydon avına katılır. onu baş­ tan çıkarmaya uğraşır. 22). Herakles onu tam boğacak­ ken de azgın bir boğa oluvermiş. 23).

sonra çık yola. onları ateşin üstüne tutarmış. 6).AM-ltKUlN toprakları sulayan ırmaklar bereketin simge­ sidir (Deianeira. bir eylemiy­ le biter. Aiakos oğlu Peleus'a. Bu kahraman üstüne ilkçağın başın­ dan sonuna dek uydurulan efsane ve masal­ lar o kadar çoktur ki. X. ölüler ülkesini bize ilk anlatan Homeros'tur. Yanlış bir etimoloji adını "Acılar Irma­ ğı" (akhos. bunca deniz tanrıçalarından bir beni verdi ölümlü kocaya. çocuğu kaptığı gibi. ilkçağ bu ırmağın yeraltı dünyasına aktığına inan­ mıştı. aleve vermiş. yani bir deniz tanrıçasıdır (Tab. acı demek) diye tanımlardı. bakmış ki karısı olacak deniz kızı küçük Akhilleus'u topuğundan tutmuş. bundan amaç gövdelerindeki ölümlülük to­ humlarını yok etmekmiş. orada Akheron'a Pyriphlegeton ve Kokytos akar. Olympos'taki tanrıçalar arasında. Soy ağaçlarından (Tab. 429 vd. Orada alçak kıpı var ve Persephone'nin koruluğu. Thetis ile Peleus'un düğünü Tesalya'da Pelion dağının tepesinde kutlanır. Herakles). Uğursuz başlayan bu evlilik uğursuz gider. Gerçi Thetis'in birçok çocukları olur. Hephaistos. 508): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Homeros'un büyük İlyada destanı aslında İlyon. bir ölümlüyle düşüp . Akheron Yunanistan'ın Epir bölgesinde akan bir ırmağın da adıdır. Thetis bu ev­ lenmeyi oğlu Akhilleus için silah istemeye git­ tiği Hephaistos'a yana yakıla şöyle anlatır (İl. uzun uzun kavaklar göreceksin. tiksine tiksine. ama bir kâhin (bir anlatıma göre tanrıça Themis. Aigina ise ırmak tanrı Asopos'un kı­ zı ve Okeanos ile Tethys'in torunudur. yani Troya şehri­ nin destanı değil. Akhilleus'un destanıdır. Akheron. bir gece Peleus uyanmış. ama Akhilleus ana tarafından olduğu kadar baba tarafından da tanrılara ve en büyük tanrılara bağlıdır: Dedesi Aiakos. onları kapsayarak özet­ lemek için. Tepesi atmış. Olympos tanrılarıyla Titan'lar arasındaki savaşta susuzluktan yanan devlere su içirdiği için Zeus'un laneti­ ne uğramış ve yeraltı ülkesine kapatılmıştır. Peleus'la Thetis'in oğludur. istemeye istemeye. Ne var ki İlyada'da anlatılan olaylar Akhilleus efsanesinin ancak çok kısa bir bölü­ müdür. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. bir başkasına göre Prometheus) Zeus'a haber verirler ki. Yeraltı dünyasını. tanrıların hepsi de hazır bulunurlar. Akhilleus. o kadar ki Zeus onunla evlenmeyi bile düşünür. Yun.burgaçlandıgı dipsiz bir bataktır. 21) belli olduğu gibi Akhilleus. Birçok çocuğu böy­ lece yanarak öldükten sonra.): Söyle. kısır söğütler. Onun ardın­ dan Vergilius gelir ilkçağda. yüreği benim gibi acılı biri var mı? Zeus bunlar arasında bir bana verdi acıları. Akhilleus'un. sonra da ortaça­ ğın en büyük şiiriyle Dante. bu kahramanın bir eylemiyle başlar. Zeus'la Aigina'nın oğludur. bölüm bölüm ayırmak gerekir. Thetis. bir Nereus kı­ zı. 295) anla­ tılan Akheron çamurlu suların kaynayıp. Thetis'i evinden kovmuş. XVIII. katlandım bir adamın yatağına girmeye. Thetis'ten doğacak olan ço­ cuk kaderin buyruğuna göre babasından da­ ha güçlü olacaktır. Yeraltında akan ırmakları şöyle tanımlar Homeros (Od. Belki ıssız bir böl­ gede derin bir yarın içine dalıp kapkara bir ba­ tak olarak denize döküldüğü içindir ki. doğuşu üstüne anlatılan efsa­ ne şudur: Nereus kızı Thetis'e tanrılar tanrısı Zeus da. Kharon'un kayıgıyla bu çamur ırmağını geçtikten sonradır ki varılır asıl Hades'e (Hades). Ama Homeros'un taslağı. Aeneas destanında da (Aen. Kavga tanrıçası Eris'in düğüne çağrılmadı diye kızıp masanın üstüne bir altın elma atması üç tanrıça arasın­ daki güzellik yarışmasına yol açar (Paris). VI. bunun üzerine tanrılar Thetis'i bir ölümlü ile evlendirmekten başka çare bulamazlar ve kendisine koca olarak Phthia kralı Peleus'u seçerler. Hades bataklığına doğru. deniz tanrı Poseidon da âşıktırlar. ama bir ölümlü ile evlendiğine üzülen ve çocuklarını kendisi gibi ölümsüz kılmak isteyen Thetis geceleri kalkar. Efsaneye göre Akheron Helios'la Gaia'nın (güneşle toprağın) oğludur. adları kavramlarıyla o gün bu­ gün hep yeni filiz veren bir ağaç gibi yaşar. Akhilleus Yunan mythos'una en çok konu olmuş kişidir. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. (1) SOYU VE DOĞUŞU.

tükenmez bir ün var. kı)) Akha ordusunun toplandığı Aulls'e geti­ (3) ALİN YAZİSİ." "Uzun değil. ama Troya'ya kendisiyle gelen lalası Phoiniks onu nasıl büyüttüğünü şöyle anlatmaktadır (İl. savaşırsam Troya çevresinde. Kheiron'un ana­ sı da. Ha­ remde yaşayan Akhilleus'a Pyrrha (kızıl saçlı) adı verilmiş. ölüm öyle çabucak gelip çatmayacak. 411 vd. gezgin satı­ bensiz ne şölene gitmek isterdi canın. bir daha varmamış kocasının yanına. nı açıp bir sürü kumaş dokuma ve işleme se­ etini keser. Pele­ us hekimlikte usta olan at adam Kheiron'a vermiş Akhilleus'u. XI. Peleus yedinci çocuğu olan Akhilleus'u böylece kurtarmış. Akhilleus da bu yüzden böyle hızlı bir koşucu olmuş. Styks ırmağına batırmış.. Odysseus yiğidi aramaya çıkar. güzel konuşmasını ve her şeyden önce de kargı atmakta. böylece kimli ğini açığa vurur.. sevgili baba toprağına. Odysseus da onu peşine ta­ senin yüzünden neler çektim ben. 352 ve 414): "Anaml Kısacık bir ömür sürmek için doğurdunsa beni. At adamın yanında Akhilleus büyütülür ve eğitilir. kulur ve kızların. saz çalıp ezgi söyleme­ sini. Nitekim Akhilleus sonradan bu yerinden vurulup öldürülmüş. Tanrıya benzer Akhilleus. Skyros'a va­ canım gibi sevdim. koş­ makta üstüne olmayan bir devin iskeletinden aldığı bir kemikle değiştirmiş (Kheiron). cı kılığına girip Lykomedes'in haremine so­ ne de evde yemek yemek isterdi. almaya. Öte yandan Akhaların kâhini Kalkhas'ın Akhilleus sefere katılmazsa Troya'nın alınamayacağını bildirmesi üzerine. (2) ÇOCUKLUĞU. Kheiron'un yanın­ da Pelion dağında ne kadar kaldığı belli değil­ dir." Akhilleus gerçi kaderini kendi seçebilir.kalkmaktan hoşlanmayan tanrıça da denizin dibine dalmış. kadınların önünde bohçası­ oturturdum seni dizlerimin üstüne. Bu konuda anlatılan ve İlyada'da izine rastlanmayan efsane şöyledir: Akha öndetL ri Troya seferine gitmek üzere hazırlığa baş­ layınca. Dönersem yurduma.): başarısızlık şanslarını elinde tutan o yenilnez savaşçının trajik bir yazgısı vardır. Akhaların en büyük kahra­ rir. böylece gövdesini silah işlemez hale getirmiş. dövüşmekte. yetiştirdim seni rınca kurnazca bir düzen tasarlar. neler. dudaklarına rer önlerine.): İki ayrı kader götürecek beni ölüme: Burada kalır. bunu kendisi de. Troya savaşının başarı ve . Akhilleus Kheiron'dan öğrendiği hekimliği ve edindiği ilaçlan Troya savaşında yaralılar üstünde kullanır. biraz yeti­ şince at adam ona öğretmediğini bırakma­ mış: At yetiştirmesini. Başka bir efsaneye göre Thetis oğlu­ nu ateş üstüne tutmamış da. anası Thetis de şöyle dile getirirler (İl I. Ne var ki Akhilleus kız kılığına gir­ miş ve kralın kızları arasına karışmıştır. Thetis iki şıkkı şöyle dile getirmişti oğluna (Il. yalan söylememeyi.. o zaman genç bir delikanlı olan Akhilleus sefere katılmamak İçin Yunanistan'ın karşısındaki Skyros adasına gönderilir ve orada kral Lykomedes'in sarayında ko­ nuklanır. şarabı püskürtürdün ağzından. ölçülü ve dayanıklı olmayı hep Kheiron'dan öğrenmiş. ama topuğundan tuttuğu için bir orasından yara alabilirmiş. çağın yiğitlerinin hepsinden üs­ tün olmasını. Akhilleus az yaşasa da ünlü yaşamayı seç­ miş ve bunun için Troya savaşına katılmaya karar vermişti. 485 vd. bir söylentiye göre de Lykome­ des'in kızlarının biriyle sevişmiş ve ileride adı geçecek oğlu Neoptolemos (Pyrrhus) da on­ dan doğmuştu. karısı da çocuğa bakmışlar. o da yanan kemiği. ağzına verir. IX. ama çocuğun dudak­ ları ve sağ ayağının aşık kemiği yanmış. onları arsızlık eder. dönüş yok. İlyada'da Kheiron'dan eğitim gördüğü gerçi söylenir. seni ben getirdim bu hale. kısacık bir ömür verdi kader sana. Akhilleus bunları görünce dayanamaz. savaşmakta. kıymetli silah da vardır. araba sürmekte ve koşmakta kimseden geri kalmamasını. kullanmaya can atar. manı Akhllleus'un. ama bohçanın dibinde birkaç uzatırdım şarabı. Pyrrha kılığındakl göğsümde gömleğimi ıslatırdm boyuna. ama anası (ya da babası) onun ölmesini önlemek için bazı düzenler kurum lardı. Erdemlerin her çeşidine de alış­ tırmış: Acıya dayanmayı. ünüm olmasa da çok yaşayacağım.

bilin­ diği gibi. 340 vd. Akhilleus'un Agamemnon'a karşı öfkesinin asıl nedeni sömürüye karşı ayaklanmadır: Kendisi hiçbir çıkar gütmeden savaşır. Bu dokuz yıl böyle geçtikten sonra. Bir efsaneye göre. yüreği yurdunu savunan durgun. zaUm ve duygusuz bir adam gibi mi gösterilir İlya­ da'da? Homeros yiğitlerin yiğidini gerçi bu vasıflarla donatmış. Akhillus orada Agamemnon'la ilk kez kavgaya tutuşur ve Apollon'un oğlu Tenes'i öldürür (Tenes). kazanmışım onu ben kendi kargımla. Lyrnessos'tan Briseis'i. (5) AKHİLLEUS'UN DRAMI. bu arada Patroklos ile birükte Ida dağındaki Troyalı sürülere saldırır. I. ama bölüşmede payın en okkalısı sana gider. ama bir fırtına onları geri­ singeri Yunanistan kıyılarına atar. çünkü sanatı on­ dan yanadır. İlyada'nın konusu. Burada rüzgârların esmesini sağlamak için İphigeneia'nın kurban edilmesine karar veri­ lir. eşine az rastlanır bir ustalık ve dünya­ nın başka hiçbir destanında görülmeyen eleş­ tirici bir anlayışla onu hem iyi. Bu olayların birbirini nasıl izlediği İlyada mad­ desinde anlatılmıştır. kolların­ dan. Akhillus dönmek istemez. Akhillus Apollon oğlunu Öldürürse Troya önünde si­ lahla öldürülmekten kurtulamayacaktır. önlemeye çalışır. 165 vd. Akhalar Troas'a vardıklannı sa­ narak hemen yağmaya koyulurlar. Akhillus bilmeden bu işe alet olur. saldırıya geçti mi "ovada bir yıl­ dız gibi parlayan" Akhillus yalnız üstün bir savaşçı ve üstünlüğünü bildiği için de gururlu. Akhilleus'tan aldı­ ğı yara iyileşmiş değildir.): Bir Atreus oğulları mı sever karılarım? Sever. yaşantısı da gerçek bir dram olarak canlanır gözümüzde. onurlu.): Kıyasıya savaşta benim kollarım görür en büyük işi. ama başaramaz (Iphigeneia). inatçı ve alıngan. Ben de yürekten seviyorum benimkini. didi­ nir. çobanları Aineis'le kavgaya tutuşur. mülk sahibi edeyim diye seni? Agamemnon özür dileyip eünden aldığı Bri­ seis'i geri vermeye razı olunca. hırslı. hem olumsuz görünen bu nitelikleri en parlak ve çarpıcı renklerle belirtmiştir. tıpkı bir romancı gibi Akhilleus'u bir insan olarak canlandırmayı amaç edinir ve akla karayı gereğince karıştı­ rarak. aralarında savaş başlar. Bu kez Aulis'ten değil. Akha donanması Argos'tan Aulis'e varır. korur karısını duygulu. şehri yağma eder. Troya önünde dokuz yıl kalınır. Anası Thetis'in bildirdiği bir tanrı buyaıguna göre. er­ demli kahraman insan Hektor'dan yanadır Homeros'un. hem burada kalayım. Argos'tan yola çıkmaya hazırla­ nırken. Bu sırada Akhilleus'un komşu bölgelere yaptığı çapul­ culuk seferleri İlyada'da ayrıntılarıyle anlatılır: Mysia'nın Thebe şehrinde Andromakhe'nin babası Eetion'u öldürüp. ha. bacaklarından güç ve canlılık fışkıran. Akhilleus'un öfkesi. çetin. . hem kötü bir adam olarak çıkarır karşımıza. Biz burada Akhilleus'un kişiliği ve karakteri üstünde duralım. Agamemnon kızını güya Akhilleus'a nişanlamak için getirtir Aulis'e. düşmanlarını titreten. mal. yapılan haksızlığı unutamaz. bize hem olumlu. Khryse'den Khryseis'i tutsak olarak alır. küsüp savaştan çekilmesi ve Patrokolos'un ölümünden sonra gene savaşa dönüp Hektor'u öldürmesidir. insafsızca kesip biçen. ama yüreği ondan yana değil. AkhiUeus. İlk çıkarmanın Troya'nın çok güneyinde Mysia bölgesine oldu­ ğu anlatılır. payı başkomutan alır (İl.AKHİLLEUS (4) TROYA SEFERİ. Akhillus böy­ lece içinde karşıt eğilimlerin çarpıştığı gerçek bir insan oluverir. akıllı her adam. getirir. Bu kırgınlığını da şu basit. Gene de. insanca sözlerle dile getirir (İl. Telephos çıkagelir. Ho­ meros destanının baş kahramanı. Mysia'ya yerleşmiş olan Herakles'in oğlu Telephos on­ ları karşılar. Hem onur payımdan olayım. AkhiUe­ us kargısıyla Telephos'u yaralar. ölçülü. IX. savaşın onuncu yılında Ilyada destanına konu olacak olaylar baş gösterir. tanrıça oğlu ve tanrılara denk AkhiUeus yal­ nız kaba kuvveti mi simgeler? Kimsenin karşı gelemediği. tanrı sözcüğü bu ya­ rayı ancak Akhilleus'un iyi edebileceğini bil­ dirmiştir (Telephos). Sonra da saldırganlar yanlış bölgeye çıktıklarını anlaya­ rak denize açılırlar. Akhilleus'un iyileştirdiği Telephos'un kıla­ vuzluğunda gene Anadolu kıyılarına doğru yola çıkılır ve Tenedos adasında durak yapıhr. Akhlleus durumu anla­ yınca. erkektir.

bir ayva alıp üstüne şu sözleri yirmi katını. Keos adasında yaşayan çok yakı­ şıklı bir delikanltymış. hazır­ lar ve babasına verir. Ataları kalktı. ona. Savaş. en soylu ailelerinden birinin kızı olan Kydipdiyor. kızın önüne atmış. Uzun bir savaştan sonra üstün Nasıl göze aldın gemilere gelmeyi tek gelen Akrisios Proitos'u Lykia'ya sürerek başına. insanları birbirine düşüren kav­ gaya. Ne yapalım yasımız çok büyükse. sonra (İl. daha çok veririz deseler. Genç. XXI). çünkü ihtiyar. Yırtınır canından çok sevdiği dostunu koruyamadı diye.ısından aldığı bir ordu ile Yunanissenin. de taşıyan bu ikizler daha ana karnındayken acımıştı ak sakalına. kazmış: "Artemis tapınağı üzerine ant içiyo­ tartsalar şurada. Memnon. şunun etini parçala. avutsun diye. Görür görmez de tutulmuş senin bana bu yaptıklarından sonra. ırmak başında doğradığı yüzlerce düşmanın kanından kara toprak kızıl ırmağa döner. ne çıkar yürek donduran iniltilerden! Talihsiz ölümlülere tanrılar şu kaderi dokudu: Yaşayacak insanlar acı içinde".): Akrisios. çiğ çiğ ye. köpek. sevgiyle diyeceğim. yiğit ve ihtiyar baba bakarlar birbirlerine doya doya. genç adam da ihtiyarda kendi babası­ nı görür gibi olur. XXII. Abas'ın Proitos ile Akrisios adın­ Akhilleus oturduğu yerden birdenbire da ikiz oğullan olmuştu (Tab. baban admal şenliklerine Delos'a gitmiş ve yolda Atina'nın Gönlüm. yalvarma bana anan. ama tanrıça Ar­ Ama tutmaz sözünü. 10). Pentbesileia. min sayılmış.AKKIMt )! Agarnemnon oyun oynadı bana. genç adamda kendi oğlunu. kin ve öfke yok olup gitmiştir. baş vurmuş. mesine engel olmuş. Ayvayı eline alan Kydippe üstündeki yazıları yüksek sesle okumuş. ağarmış başına. düşmanlık. Ama soylu olmadığı için kızı kendisine kimse uzaklaştırmaz başından köpekleri. anasına yalvarır gelsin kurtar­ sın. bk. nasıl göze aldın benim gözüme görünmeyi? tahta oturmuş. Ben ki öldürdüm nice soylu oğullarını k. çare bulsun. yalvarmalarına şöyle karşılık verir (İl. 345 vd. Atina'ya döndükten sonra ba­ bası kızını üç kez nişanlamış. kuşlar yiyecek bütün bedenini. mey­ döşeğine yatırıp ağlamayacak sana seni doğuran. veyi sonra da fırlatmış atmış. Hektor'un ölüsünü kendi yıkar. vermeyeceklerini bilen Akontios bir düzene getirseler bana kurtulmalığın on katını. Bin pişman olur insanın aklını başından alan öfkeye. Aynı acımak bilmez azgınlıkla canını almak­ tadır yere serdiği Hektor'un. rum ki ben Akontios'a varacağım!" ve ayvayı Dardanos oğlu altın koşa teraziye senin ağırlığınca. XXIV. Ama bu kez Patroklos'un öcünü alaca­ ğım diye kudurür. pe'yi Akontios'a vermekten başka çare kal­ iki düşman hıçkıra hıçkıra dövünürler karşı mamış. Demirden bir yürek varmış göğsünde. karşıya. . pe'ye rastlamış. Babalan ölünce ArKanatlı sözlerle seslendi ona dedi ki: gos'ta kimin kral olacağı konusunda birbirle­ "Talihsiz adam. Delphoi tanrı sözcüsü yüreği dayanamaz bahtsız kralın ağlamaları­ Akontios'un düzenini açığa vurunca Kydip­ na. Briseis götürülünce çağırır onu. ama yemini ye­ köpekler.il. aldı onur payımı. gider. Priamos'u avutmak. dövüşmeye başlamışlar. Proitos da Anadolu kıyıların­ da kral lobates'in kızı Anteia ile evlenmiş. ko uyusun bağrında acılar. kendi babasını hatırlar. Akontios. bir tanrının barakası­ temis hep bir hastalık çıkararak kızın evlen­ na getirdiği ihtiyar Priamos'u görünce şaşırır. 514 vd. konuklamakla kalmaz. Aigyptos ile Danaos'un düşmanlığını özlerin­ tuttu elinden kaldırdı ihtiyarı. ne acılar çekmiş yüreğin! rine girmişler. tanrılar bile dayanamaz bu manzaranın dehşetine (İl.): Hadi gel. Günün birinde Artemis Dizlerime sarılma. otur üstüne şu iskemlenin. Patroklos ölünce çağırır onu.ıyn. Patroklos'a ağlar. yüreğim kışkırtıyor beni. (6) AKHİLLEUS'UN ÖLÜMÜ. iki insandır karşı kar­ şıya. beni bir daha kandırmaya kalkmasın sakml Acı ağır basınca bir çocuk gibi ağlar dövü­ nür Akhilleus.

Amphitryon yiğit Herakles'in ölümlü babası olduğun­ dan. yıkı­ lan surları yeniden yapmakta tanrı Apollon Alkathoos'a yardım etmiş. 22). Gurura kapıl­ mış Aktaion. Böylece kızla birlikte krallığı da elde et­ miş. Alkaios. onunla boğuşur ve Alkestis'i kolları arasından koparıp Admetos'a geri getirir. Perseus ile Andromeda'nın oğlu. yel almış attığı diski Akrisios'un kafasına indirmiş. Bir başka anlatıma göre. Oğullarından biri bir aslan tarafından par­ çalanan kral Megareus kızını canavarın hak­ kından gelecek adama vereceğini bildirince. Bu küstahlığa içerleyen tanrıça Aktaion'u bir geyik haline dönüştürmüş ve el­ li köpeğini de üstüne salmış. diriler araşma geri göndermiş. Parçaladıkları geyiğin kendi efendileri olduğunu anlamayan köpekler uluyarak Aktaion'u aramaya koyul­ muşlar. Kadınlar arasında yiğitlik ve feda­ kârlık örneği olarak gösterilen Alkestis Euripides'e en güzel tragedyalarından birini esinlemiştir. Alekto. iniltilerle çınlayan saraya Admetos'un dostu Herakles çıkagelir. bununla da kalmayıp gü­ nün birinde tanrıçayı derede yıkanırken çıp­ lak görmüş. tanrı sözcüsü Danae'nin bir erkek çocuk doğuracağını. ko- 28 . tanrıça Artemis'ten de usta avcı olmakla övünmüş. Aison ile îason'un ataları (Tab. ölüler ülkesinin acıma nedir bilmeyen tanrıçası Persephone Alkestis'i görünce yumuşamış ve onu daha genç ve daha güzel olarak yeryüzü­ ne. Pelias'ın kızı. ağıtlarla. Ama Zeus gö­ nül vermişmiş Danae'ye. o taş tarihsel çağlarda da. bir oğ­ lu da olsun diye Delphoi tapınağına başvur­ duğunda. Telaşa düşen kral. Perseus binbir kahramanlık yap­ tıktan sonra Argos'a dönmek istemiş. Alkinoos. çarasini bulmuş. can vermiş ve cenazesi mezara indiril­ miştir ki. 22). Haberi alan kral Tesalya'da Larissa şehrine kaçmış.tan'a dönmüş ve Kyklop'ların koca taşlardan bir surla çevirdikleri Tiryns'e kral olmuş. Aktaion. Priamos'un oğlu Paris'in baş­ ka bir adı (Paris). 18). Argos ilini ikiye bölerek hüküm sürmüşler. Aleksandros. Alkidike. Kader gene de yakasını bırakmamış: Bir rast­ lantıyla Larissa'da düzenlenen yarışmalara katılan Perseus disk atarken. Alkimede. Pelops ile Hippodameia'nın oğ­ lu. al­ tın yağmuru halinde akmış çatı aralığından Danae'nin içine kadar. 14). 22). Yiğit birçok şiirlerde bu isimle anılır. Alkathoos. Zehri iç­ miş. ama torununun kendisi­ ni öldüreceğini bildirmiş Akrisios'a. Salmoneus'un karısı. lason'un anası (Tab. Olup bitene akıl erdiremeyen Akrisios kızıyla torununu bir sandığa kapatarak de­ nize atmış. Tanrı bu işi yapar­ ken lyra'sını bir taşa dayamış. Genç ve güzel Alkestis kocası Admetos uğ­ runa ölmeye razı olur (Admetos). Alkestis'in öldüğünü duyunca. onun üstüne yokmuş bütün bölgede. üstüne vurulduğu zaman ses çı­ karılmış. barışmak bilmez" anlamına gelir (Erinys). Aison'un karısı. Danae Perseus'u do­ ğurmuş. Öç tanrıçaları Erinys'lerin biri. Ana-oğul Seriphos adasında kara­ ya çıkmışlar. Atreus ile Thyestes'in kardeşi (Tab. Herakles'e ilkin Alkaios oğlu anlamına gelen Alkides adı verilmiş. Agamemnon İlyada'nın sevimsiz kralıysa. Akrisios'un Danae adlı bir kızı vardı. Alkathoos bu işe talip olmuş ve aslanı öldür­ müş. Argos kralı da böylece ölmüş (Danae. Amphitryon'un babası (Tab. İkiz kardeşler de bir anlaşmaya varmışlar. Herakles'e verilen bir addır (Alkai­ os. Herakles). ölüm tanrı Thanatos'un peşine düşer. Alkestis. Adı "öfkesi dinmez. Alkinoos Odysseia'nın sevimli. sonra değiştirilmiş­ ti (Herakles). Alkides. Çoban Aristaios'la Autonoe'nin oğlu. böylece Kheiron'un mağarasına ka­ dar gelmişler. At adam Kheiron'un Kithairon dağlarında yetiştirdiği Aktaion öyle yaman bir avcı olmuş ki. Thebai'li bir avcı (Tab. Kaynatası Megareus'un kurduğu Megaira şehri Girit'lilerin saldırısına uğrayınca. 13). kızının herhangi bir erkekle ilişki kurmasını önlemek için çepeçevre tunçla ör­ tülü bir odaya kapatmış onu. Perseus). At adam da hayvanları avut­ mak için Aktaion'a benzer bir heykel yapıp önlerine dikmiş (Kheiron). Admetos'un karısı (Tab.

istediği an gemileriyle onu yurduna göndermeye hazır olduğunu bil­ dirir ve bu sözünü hiç gecikmeden yerine ge­ tirir. duyar­ lıkla. Nausikaa. Konukluk kurallarına uyarak Odysseus'u hemen. 263 vd. tekmil toprakları dağıtmıştı. yatıştırırdt bütün kavgalarını erkeklerin! Öyle bir cennettir ki Alkinoos'un ülkesi. çok akıllıydı. Özgürlüğe olan eğilimi ilk ve orta çağlan çok aşan modern denebilecek bir nite­ lik taşır. 310 vd. Batı yazınında ilk "ütopya" diye tanımlayabi­ liriz onu. ve madem sen yalvardtydm ona ilkin. yerleştirdi Skherie'ye. Anasının kı­ zı olan Nausikaa da kurtarmamış mıydı Odysseus'u ölümden? (Nausikaa). Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. Ama biz Alkinoos'u Homeros'un arzından dinleyelim. 299 vd. Odysseus'un sara­ ya varınca dosdoğru Arete'nin dizlerine ka­ panmasını salık verir ona (Od. (Od. konuğum. Erkeği kadın­ sız olarak düşünmek olanaksızdır Homeros destanlarında. tadına doyulmaz bir parça yoktur. kim olduğunu. danışmanları ile birlikte yönetir ulusu­ nu. oyun. zorba Tepegözlere yakın. . 11): Tekmil Phaiak'ları yönetirdi Alkinoos halkı sayardı onu bir tanrı gibi. VI. evinde yaşayan hiçbir kadın. ama en ufak bir baskıda bulunmaz. VII. VI. 4 vd. Konukseverlikte de.). on iki kralın on üçüncüsü sayar kendini. daha duyarlı ve becerikli yönü nü simgeleyen kadınlardır. tatlı sözlerle selam verirlerdi şehre inince o. Ama Alkinoos'un dün­ ya görüşü ve insanlık anlayışı sanata saygı İle de bitmez. Odysseia'da bundan daha güzel. rahatını o sağlar konuğun. İç ve dış düzeni Odysseus'a bile par­ mak ısırtacak gibidir. nereden geldiğini sormadan benimser. yarışma Phalak'lann yaşamında büyük yer tutan uğraşlardı Ozan Demodokos'un Troya savaşından söz açması üzerinedir ki. Yatağı o yapar. Tanrı yüzlü Nausithoos on/arı kaldırdı. sandığı o ha­ zırlar. Odysseus'u öyle beğenmiştir ki. düşünceleri tanrılardan gelen Alkinoos kraldı şimdi. öyle saydı ki. insanseverlikle yerine getirebilir diye saymakta. Kadın erkeğin mutluluğudur. Homeros bir mimarlık baş eseri olan bu sarayı anlatmakla bitiremez (Od.): Eskiden Phaiak'lar engin Hypereia'da otururdu. Arete erdem demek. Ama bu saygının asıl nedeni Arete ile ev­ lenmiş olmasıdır. tapınaklar yapmıştı tanrılara. yalnız Alkinoos değil. VI. giderek. sevmektedir onu. Odysseus kimliğini açığa vur mak zorunda kalır ve serüvenlerini anlatmaya girişir (Demodokos). Alkinoos sarayinin iç düzeni daha az parlak değildir: Şiir. Penelope gibi insanlı gın daha ince. VII. 67 vd.): Benim kızım ödevini tam yapmamış. kendisi­ ne damat edinmeyi özler. daha cana yakın. Arete'yi öyle saydı. götürdü. evler kurmuş. konuğuna kıla­ vuzluk etmedi diye kızı Nausikaa'yı kınar (Od. adı üs­ tünde Erdem'in kendisidir ve erkeğin başara­ madığı bazı edimleri daha bir incelikle.): Alkinoos kendine karı aldı onu. güçte üstün.). Phaiak'ların sa­ rayında asıl onun sözü geçmektedir. iyi yürekliydi de ondan. halk da bir tanrıça gibi baktı ona. erkeğinin buyruğunda. bütün Phaiak önderleri de danışmanları da uyarlar sözüne. hem kocası. Dört yandan surla çevirmişti kenti. Nausikaa da bunu bildiği içindir ki. denizci blı ulus olan Phaiak'ların başıdır. hiçbir kadın böyle sayılmadı yeryüzünde. bakın Alkinoos eşini nasıl baş tacı eder (Od. Kadın.nuksever. Odysseia'ya üstün uygarlık havasını veren ki­ şiler Arete. uygar ve halkseveı kratıdıı Bugün Korfu adası olduğu genellikle benimsenen Sklıerie'ye yerleşmiş. Alkinoos. cömertlikte de ilk iş­ marı veren Arete'dir. Phaiak'ları şöyle anlatır (Od. •M. Tepegözler onların topraklarım boyuna yağma ederlerdi. hem çocukları saydı onu yürekten. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. ne diye evimize getirmedi alıp seni? Karısı Arete'ye saygısı da Homeros destan­ larında görülen kadına değer vermenin daha yüksek bir aşamasını yansıtır. ülkesinin ön­ derleri. VII. madem hizmetçileri vardı yanında.

kendisi de boğulmuş. ırmak ağzında anasının ölümünden sonra meydana gelmiş bir toprak üstünde ırmak tanrı Alkma­ ion'u bir daha arındırır. oğullarına analarını cezalandırmak gö­ revini yüklemişti. Önce Arkadya'da Oikles'in yanına sığınır. Daha sonra aldatıl­ dığını öğrenen Amphitryon Alkene' yi diri di­ ri yakmak istemiş. Amphitryon bu işi yapmaya gitmişken. Yolda Keyks kor­ kunç bir fırtınaya tutulmuş. Akheloos da ona kızı Kallirhoe'yi verir. Savaşta Epigon'lar üstün geldiler. tanrıdan olumlu cevap alınca Argos'a döndü ve Eriphyle'yi öl­ dürdü. orada da rahat bulamayınca. Söylentiye göre. Karı-koca öyle mutluymuşlar ki Zeus ile Hera'ya benzetirlermiş kendilerini. Onun üstüne hiçbir ölümlü kadınla da ilişki kurmamış Zeus (Amphitryon. çok yaşlı olarak ölen sevgilisini Zeus Mutlular Adasına götürüp. Argos'lu kâhin. Ama öç perisi Erinys'ler hemen takıl­ dılar peşine. Ne var ki kocasının biraz önce boş bıraktığı yatağa gene döndüğünü görünce Alkmene de. yeraltı yargıcı Rhadamanthys'le ev­ lendirmiş. Ovidius bu öyküyü biraz değişik biçimde anlatır: Günün birinde Keyks denizaşırı bir tapınağa gidecek olmuş. oğullarının eliyle öldürür. Alkyone yalvarmış gitmesin diye. gene Delphoi tapı­ nağına baş vurulur ve tanrı sözcüsü Alkrnaion'un ikinci bir kez arındırılması gerektiğini bildirir. ana­ sını öldürmek görevini yerine getirmenin ge­ rekli olup olmadığını sordu. Herakies). Gene yollara düşen ana katili ırmak tanrı Akheloos'un yanına varır. Herakles tanrılara karışınca. Alkyon denilen bu masal kuşu. üstüne yağmur yağdırarak söndürmüş. Apollon'un tapınağına adayacağını söyler. Psophis kralı Phegeus'un sarayına varır. ama önce. Kocası ölün­ ce. yuvasını dal­ galar üstünde kuran bir çeşit martı imiş. Gene de ikircik­ liydi. Alk­ maion Eteokles'in oğlu Thebai kralı Laodamas'ı kendi eliyle öldürdü ve Polyneikes'in oğlu Thersandros'u tahta oturttu (Epigon' lar). Tanrı bu süre içinde Herakles'i ana rahmine yerleş­ tirmiş. Ne var ki Psophis topraklarında korkunç bir kuraklık baş gösterir. Amphiaraos. Alkmaion. Zeus güneşe bu süre dolmadan görünmemesini buyurmuşmuş çünkü. bu sevişme üç tam gün sürmüş. Eurystheus'un hış­ mından kurtulmak için Atina'ya sığınmış. Tanrılar kıskanmış bu mutlu yuvayı. 23). Yalan meydana çıkınca Phegeus konukluk kurallarını bozmamak için Alkmaion'u kendi eliyle değil. Alkmaion gene Psophis'e dönüp Phegeus'tan ister bunları. karısının bir gece aralıkla doğurduğu Herakles'le İphikles'i bağrına basmış. Alkmene. karısından fazla bir iltifat görmeyince Amphitryon da şaşmışlar. Aynı gece sabaha karşı seferden dö­ nen Amphitryon da güzel karısına kavuşur. dönüşünü gözleyen Alkyone'nin önüne . ama dinletememiş.ALKMAİON Alkmaion. Kallirhoe'nin yakarması üzeri­ ne çabuk yetişen oğlu Akarnan kan davasını sürdürerek Phegeus'un oğullarını öldürür. Orada. Zeus Amphitryon kılı­ ğında Alkmene'nin yatağına girer. kardeşlerini öldüren Taphos'luları cezalandırmasını ister ondan. babasının can verdiği kente gitmekten çekiniyordu. ama kız ona varmak için Harmonia'nın gerdanlığı ile peplos'unu şart koşar. ile Eriphyle'nin oğlu (Tab. öleceğini bildiği Thebai seferine katılmadan önce. birleşir onunla. Epigon'lar diye anılan Yediler'in oğulları ikinci Thebai seferine önder olarak Alkmaion'u seçmişlerdi. 13). gözlerini oymuş. gemisi batmış. Rüzgârlar kralı Aiolos'un kızı Alkyone Sabah Yıldızının oğlu Keyks'le evlen­ miş. sonra da oğluna bunca eziyet yapan o kral da can verince. Alkyone. Bu kez de Eriphyle işe karıştı: Harmonia'nın gerdanlığından sonra. Mykene kralı Elektryon'un kızı (Tab. Am­ phitryon da tanrı buyruğuna boyun eğerek. Dönüşte Alkmaion Delphoi'ye uğradı. tanrı armağanı ünlü "peplos"unu da rüşvet alarak oğlunun sefere çıkmasını sağla­ dı. Ömrünün son günlerini gene Thebai'de geçirmiş. ülkeden ülkeye kovaladılar onu. Kaza ile babasını öldüren amca oğlu Amphitryon'la evlenmeye razı olur. Alkmene oğullarının izinden gitmiş. ama Zeus odun yığınını. bir tanrı sö­ zü Alkmaion başlarına geçerse zafer kazana­ caklarını bildirmişti çünkü. Phegeus onu su­ çundan arındırır ve kızı Arsinoe'yle evlendi­ rir. Dalgalar ölüsünü kıyı­ ya. Harmonia'nın uğursuz süslerini de Apollon'a adak olarak Delphoi tapmağına verirler. Alkyone ile Keyks'i birer deniz kuşu haline getirmişler. Amphiaraos.

geçilen ırmağa da Tıgris (Dicle) yani Kaplan ırmağı denmiş. Aloeus'un karısı İphimedeia tanrı Poseidon'a aşıkmış. Peloponez'de. Ölümlü babaları Aloeus olduğu için Aloeusoğulları deniyor bunlara. 385): Ares de bu yüzden çok acılar çekti. Hesiodos'un Theogonia'sında adı geçmez. kalkarmış. canavarın mağarasına girmiş. her gün deniz kı­ yısına gider. Meleagros ve Deianeira'nın anası. (2) Delphoi'li güzel bir delikanlı. Med'ler boyuna adını verdiği gibi. Tanrıların başına açtıkları dertlerden birini Homeros şöyle anlatır Ilyada'da (V. bu odun yanıp kül olunca Meleagros da ölecek demişler.ı öldürül onları. Tanrı onu elde etmek için binbir çare düşünmüş. Ne var ki Meleagros Kalydon avı sırasında Althaia'nın kardeşleri olan dayı larını öldürmüş. denizle karanın yerini değiş­ tireceklerini bildirmişler. (1) Gök ile Toprak tanrıların meydana getirdikleri devler arasında en güç­ lülerinden biri. Elis ile Arkadya bölgeleri arasında akan bir ırmak. Althaia.Al II IAIA atmış. Bunun için de Ossa dağını Olympos'un üstüne bindirip te­ pesine de Pelion dağını oturtarak göğe tır­ manacaklarını. dev çarpılıp denize. Oğlu Meleagros yedi günlük iken Kader tanrıçaları Althaia'ya gelmişler ve ocaktaki bir odunu göstere­ rek. Bunu duyunca Althaia ocağı hemen söndürmüş ve odunu alarak bir sandı­ ğa saklamış. sonunda bir kaplan olup kızı kovalamaya başlamış. iki oğulları olmuş: Otos ile Ephialtes. ama onu yere sermek olanaksızmış. Ülkeyi ka­ na boyayan Lamia canavarına yem olmak üzere seçilmiş. Bu devi tanrı Dionysos öldürmüş: Thyrsos değneğini boynuna atın­ ca. Kalydon kralı Oineus'un karısı. Alkyone de kendini dalgalara bırakınca tanrılar acımış bu karı-kocaya. sonra yermiş. onu Sicilya'ya dek kovalamış (Arethusa). Odun çabucak tutuşup kül olmuş.ırıyl. kayalar altında ezer. Yolcuları pusuya düşürür. Cezalan Hades'te de sürdürülür! Yı­ lanlarla bir sütuna bağlı oldukları halde bir baykuşun durmadan ulayarak ötmesini dinle­ mek zorundadırlar. Alphesiboia. ikisini de deniz kuşu yapmışlar. periler de yüzlerine çamur sürerek kendilerini tanın­ maz hale getirmişler. altında Typhon devi­ nin bulunduğu adanın yanına düşmüş. Herakles bu yüzden onu sırtlanıp başka bir ülkeye götürmüş ve bir ok­ la öldürmüş (Herakles). Medos. Tanrıların canına tak der so­ nunda. Makedonya'daki devler savaşına katılmış. onu kafasın­ dan yakalayarak yere çalmış ve ezmiş (La­ mia). Rlı anlatıma göre Zeus yıldırımla çarpar. Üstelik de âşık ol­ dukları Hera ile Artemis'i kaçırmayı tasarla­ mışlar. çünkü anası Toprağın üstüne düştükçe doğ­ rulur. eliyle su alıp göğsüne dökermiş. . Koşa koşa bir ırmağın kıyısına gelmişler. öyle ki dokuz yaşına vardıkları zaman tanrılara savaş açmaya karar vermişler. Sonunda tanrı birleşmiş onunla. denizleri topraklarla örtüp kurutacaklarını. bir kulaç da boyuna giderlermiş. vurdular onu kalın zincirlere. kız ırmağı geçebil mek için tanrının kollan arasına girmeye razı olmuş. Aloeus'un iki oğlu. Althaia yaptığına bin pişman olup canına kıymış (Melcautoa). Dişisinin de denizde kuluçkaya yatabilmesi için Zeus Aiolos'a kış dönümünden yedi gün önce ve sonra yelleri dindirmesini buyurmuş. Otos'ia güçlü Ephialtes. Aloeusoğulları. Yolda rastladığı bir başka deli­ kanlı onun yerine kurban olmayı kabul etmiş. tunç bir küpte kapalı kaldı tam on üç ay! Hermes kurtarır Ares'i. Dionysos'un tutkun olduğu Asya'lı nympha. Bütün ır­ maklar gibi Okeanos ile Tethys'in oğlu sayı­ lır. Alpos. Alkyoneus. Dionysos'tan gebe kalıp Medos'u do­ ğurmuş. cezalarını verirler bu azmanların. ama savaş tanrı bit­ kin durumdadır.ı bir anlatıma göre Apollon okl. Alpheios onlara yaklaşmak istemiş. Sicilya'da yaşayan korkunç bir dev. Alpheios. Alpheios su perisi Arethusa'ya da tutkunmuş. Mr leagros da o saat ölmüş. İMşk. Devmiş her ikiside: Her yıl bir karış enine. Anası da öfkeye kapılarak sakladığı yarı yanmış odunu alıp ateşin içine atmış. Artemis ve nympha'lara saldırıları masal konusu olmuştur: Günün birinde Artemis nympha'larla ırmak ağzında şenlik yaparken.

/\ı ı r. yüksek at­ layan" denmesi acaba atlı bir tanrıça olma­ sından mıdır? Amazon'ların yayıldığı bölge­ lerle Hitit'lerin bulunduğu bölgelerin birbirini tutması da dikkati çekmekte. atı yalnız arabaya koşmak için kullanan ilk Yunanlıları özellikle etkilemiş olsa gerek. Ünlü yontucu Pheidias'ın atelyesi bu korulukta imiş. Bu keçi Helios'tan dogma korkunç bir yaratıkmış. Troya'nın önündeki bir te­ pede mezarı bulunan Myrrhine ise tanrılaşmış bir kahramana benzer. Birçok efsanelere göre. Çoğu efsanelerde Amazon'lar Kara­ deniz'de Thermodon (Terme) çayının kıyısın­ da Themiskyra şehrini kurmuşlar ve orada . Olympia şehrinin yöresinde Zeus'a adanmış kutsal orman. ama erkek ço­ cuklarını sakat eder ya da öldürürler. Amaltheia. Başlarında hiçbir erkek bulunmadan kendi kendilerini yöneten Amazon'lar önder olarak bir kraliçe tanırlar. Amazon'lar bu gerçeğin en belirgin örneğidir. Başka bir gele­ neğe göre Amaltheia asıl bu keçinin adıdır. Troya'lılara düşman olan Amata Turnus'u Aeneas'a savaş açmaya itti. Anadolu'nun mythos'a katkıları salt efsane. Amata kendi canına kıydı. Ana­ dolu kaynaklı efsanelerin hemen hepsi olmuş olayları yansıtır. ya da Hitit'lerle ilgili bir anı olabileceği varsayı­ mını bazı bilginlerde. çocuklannı doğar doğmaz yutan Kronos'tan kurtulup Girit'e kaçırdığı Zeus'a dadılık eden nymphanın adıdır. Zeus sonradan bu keçinin pos­ tu ile Aigis kalkanını yapmış. Amazon'lar işte bu düzenin kalıntı­ larıdır. Yurtlan üstüne kaynaklar birbirlerini pek tutmaz. Bu tutum Anadolu'ya gelen Yunanlıları çok şa­ şırttığı içindir ki. Amazon'lardan dem vuran en eski kaynak Homeros'tur: "Erkek gibi Amazon'lar" der ve Bellerophontes'in onları yendiğini belirtir (Bellerophontes). çünkü halk ara­ sında adı başka. yalnız kız çocuklarını yetiştirip aralarına alırlar. Bu baltaya hem Girit'te. Ne var ki Aeneas İtalya'ya ayak basın­ ca kral Latinus kızını onunla evlendirmeye karar verdi. başrahip Pontifex Maximus tarafından görev başına getiril­ dikleri gün Amata adıyla anılırlardı. Ama­ zon'ların erkek gibi oluşu. bütün bir düzeni dile getirir. Amazon adının kökeni de yazarlarca şöyle açıklanır: A-mazon. tanrılarca başkadır (Myrina). özellikle Halikarnas Balıkçısı'nda uyandırmıştır. Homeros'ta Myrina'ya "çok zıplayan. Amazon. Amazon'ların at üstünde savaşmaları. Amaltheia Rheia'nın. hem Hitit kabartmalarında rast­ lanır. Efsaneye göre Amazon'lar savaş tanrı Ares ile Harmonia'nın (ya da Aphrodite'nin) kızla­ rı sayılır. İzlerine destanlarda olduğu ka­ dar. Böylece her türlü yemişle dolan boynuz "Bolluk Boynuzu" oluvermiş. uydurulmuş masal değildir. yani memesiz demek­ miş. Erkekleri yanlarında köle ya da uşak olarak bulundururlar. Anadolu bin yıllarca anaerkil bir top­ lum düzeni içinde yaşamış ve bu düzenin sim­ gesi olan Ana Tanrıça'ya değişik adlarla tapınmıştır. Savaş Rutul'lar için korkunç bir yenilgi ile sonuçla­ nıp Turnus da ölünce. tarihçilerin ve coğrafyacıların eserlerinde rastlamamız bunu kanıtlar. Savaşçı karakterleri böylece kay­ naklarından da belli olan bu kadınlar ok ve yaydan başka bir de "labrys" denilen iki ağızlı baltayı silah olarak kullanırlar. Amazon'ların Anadolu topraklarında bir Hitit kalıntısı. Amata. babaerkil özellikte ve nitelikte olan Yunan mythos'unu bu kadar etkilemiş olma­ ları da ondandır. onlarla cinsel alış­ veriş kurup çocuk doğururlar. Kızı Lavinia'yı Rutul'lar kralı Turnus'a vermek isti­ yordu. Roma'da Vesta rahibeleri. Tanrı çocuk o kadar güçlüymüş ki sütninesinin bir boynuzunu kırmış ve bunu kendisine bakan nympha'lara verip içini diledikleri gibi doldurabileceklerini söylemiş. Altis. Amazon'ları anlatmakla biti­ remezler. çünkü efsane­ leri yalnız bir olayı değil. Titanlar ondan öylesine korkarlarmış ki Gaia onu Girit mağaralarında saklamak zo­ runda kalmış. savaşçı bir kadın topluluğu olmalarından ileri gelir. yaşamış kişileri konu alır. Bu yüzdendir ki bir gerçek payı ve tarihsel bir ni­ telik taşırlar. Amal­ theia çocuğu İda dağındaki bir mağaraya gö­ türmüş ve orada bir keçinin sütüyle beslemiş. Latium kralı Latinus'un eşi. adın nedeni de bu savaşçı kadınların ya­ yı göğüslerine rahatça dayayabilmek için bir memelerini kesip çıkarmaları imiş. nitekim birçok kraliçelerinin adı ge­ çer efsanede.

Smyrna. Dionysos sev­ gilisini gökte bir yıldız haline dönüştürmüş. Amazon'ların tarih öncesi çağlarda Batı Anadolu'ya yayıldıktan sonra Yunanistan'a dek sokuldukları ve Atina önünde savaştıklan anlaşılmaktadır. Adrastos onun Thebai'ye savaş açan Yediler'den ol­ masını İster. Kybele). mutluluk ve ölümsüzlük Amores. Bu savaşçı kadınlar kimi ozanların ezgilerinde Efes Arte­ mis'i ile ilişkili olarak gösterilir: İskenderiye şairi Kallimakhos Artemis tanrıçaya övgüsün­ de cenkçi Amazon'ların Ephesos kıyısında tanrıçaya bir heykel diktiklerini ve çevresinde savaş raksı yaptıklarını. Tanrı Dionysos bu güzel delikanlıya gö­ nül vermiş ve bir karaağaç dalından salkım salkım sarkan asmayı ona armağan etmiş. elinde yayla okluk bulunan tombul. Amphiaraos'un kendisine karı olarak verdiği Eriphyle'yi bir şartla alır: Kaynatasıyla arasında bir anlaş­ mazlık çıkacak olursa. Ege kıyılarında Amazon kra­ liçeleri tarafından kuruldukları söylenen şe­ hirler şunlardır: Pitane. . Dünyanın yedi ha­ rikasından biri olan bu tapınağı Amazon'ların yaptığı ya da orada rahibelik ettikleri anlatılır. yüzyıla ka­ dar tutunmuştur. Sa­ natta çoğaltılan bu figür Venüs'ün çevresinde uçuşur gösterilir. Kyme. Alkmaion ile Amphilokhos'un babası (Tab. 23). Geleceği bilen. Ampelos. tarihsel kimlik ve kişi­ likleri de ana tanrıça üstüne olan bilgilerimiz değerlendirildikçe açıklık ve kesinlik kazana­ caktır (Artemis. O sırada Thebal'den kaidesi sağlarmış. Pompei fresklerinin mitolo­ jik sahnelerinde çok geçen Amores figürleri Batı sanatına Rönesans'la girmiş ve Rokoko üslubunun bir özelliği olarak XIX. Anadolu'nun ana tanrıçası Kybele ile sıkı sıkı­ ya ilişkili oldukları apaçık belli olan Ama­ zon'ların efsaneleri de. Amphiaraos bu şartı da kabul eder. yargıçlığını Eriphyle yapacaktır. her edimin doğuracağı so­ nucu önceden gören tanrı sözcülerinin hayatı yürekler acısıdır çokluk. Amphiaraos Kalydon avına ve Argonaut'lar seferine katıldıktan sonra. bu adlar). Bias soyundan Adrastos'un ba­ bası Talaos'u öldürür. Ambrosia. onlara gençlik. Birçok Amazon'un büyük efsane yiğitleriyle ilişkisi olmuştur: Hippolyte'nin Herakles. Adı üzüm kütüğü anlamına gelen Ampelos bir satyr'le bir nympha'dan doğma imiş. Adrastos ise art düşüncelerle karşılar. Latince aşk anlamına gelen Amor (yahut Cupido) Roma imparatorluğu döne­ minde. kral Proitos zamanında üçe bö­ lünmüştü: Bir bölümünü kendisi alır.oturmaktadırlar. Bu soyların vârisleri arasında kavga çı­ kar günün birinde: Melampus soyundan Amphiaraos. Amphiaraos. Ephesos ve Smyrna şehirlerinin birer Ama­ zon tarafından kurulduğu anlatılır. ana tarafından dedesi Polybos'un yanına sığı­ nır (Adrastos) ve o ölünce kral olur. Amazon'lar Ephesos'taki ünlü Artemis tapınağı ile de ilişkilidirler. öbürünü aynı soydan olan Bias ile Melampus arasında böler. Baş ka kaynaklar onları Kafkas eteklerine. Amphiaraos'un da öyle. Ambrosia ile beslenen tanrılar yaralan­ maz olurlar. Penthesileia'nın Akhilleus efsanesinde adı geçer (bkz. Gryneion. Oikles ile Hypermestra'nın oğlu. Ephesos ve Ptiene'nin ilk yerleşme yeri. Ölümsüz anlamına gelen ambrosia birçok çiçek özlerinin katıldığı bir çeşit balmış. Bir süre sonra Amphiaraos ile Adrastos barışırlar. Adrastos Sikyon'a. anlayışsız kimselerin çıkarlarına kurban gitmiştir. kanatlı bir çocuk olarak canlandırılmıştır. antiope'nin Theseus. Myrina. Trak­ ya'ya ya da güney İskitya'da Tuna ağzına yerleştirirler. bu büyülü bal insanlara da içirildi mi. Ampelos ağaca tırmanıp bir salkım üzüm ko­ paracakken düşmüş ve ölmüş. Amphiaraos bu barışı candan ister. Öyküsü Thebai efsaneler zin­ cirine bağlı Melampus soyundan ünlü bir kâ­ hin. Argos ili. birbirine vuran kal­ kanlarının ta Sardes'te dek yankılandığını ya­ zar. Homeros destanlarında Olympos tanrıları "ambrosia" ve "nektar" ile bes­ lenirler. Bir tanrıça sayılan Myrina'nın Lesbos (Midilli) adasına göçüp oranın başken­ ti Mytilene'yi de kurduğu söylenir. Bu şehir bugünkü Fatsa ya da Ordu yakınında olsa gerek Argonaut'lar Kolkhis'e varmadan onlarla karşılaşırlar. Anadolu'da hemen her yerde adlarına rastlanması bu kaynaklan yalancı çı­ karmaktadır.

Amphiaraos tsmenos ırmağının kıyılarına doğru kaçar ve tam düşmanı Periklymenos ona yetişecek­ ken. onunla kavgaya tutuşur. ben bu toprağı besleyeceğim ölü bedenimle. on yıl krallık ettikten sonra kendisi de Erikhthonios tarafından sürülmüş. hem de Adrastos'u vazgeçirmeye çalışır. Düşman kardeşler Eteokles ile Polyneikes birbirlerini öldürünce. Ama Polyneikes Eriphyle'yi baştan çıkarır: Kadmos'la evlenirken Harmonia'ya tanrıların düğün hediyesi olarak verdikleri gerdanlığı armağan eder ona. torunlarının övünecekleri şanlı şerefli bir iş: Bir yabancı orduyu üstlerine salıp atalarının yurdunu. Çarpışalım: Şerefsiz olmayacak beni . kahraman olmak istiyordu. Hiçbir arma yoktu kalkanında. Ophettes) sonra. ama oranın krallığını kendisi gibi kâhin olan Mopsos ile paylaşamadığından. Kızıyla evlen­ diği Atina'lı kral Kranaos'u tahtından atarak yerine geçmiş. Thebai'ye varınca önderlerin her biri şehrin bir kapısına dayanır. hem katılmak istemez. babası gibi tanrı sözcüsü ve falcı olan Amphi­ lokhos Anadolu'da kalır. soyunun tanrılarını perişan etmek! Hangi dava insana ana sütünü kurutma hakkını verir? Kılıçla fethedeceğin yurt toprağı mı destek olacak senin davana? Bana gelince. Zeus bu tanrı sözcüsüne ölümsüzlük bağışlamış: Attika'da Oropos denilen bir yerde kâhinliğini sürdürürmüş. ama anası Eriphyle'nin öldürülmesinde bir rol oynamadığı sanılır. Epigon'lar seferine katıldığı. kalın tunç kalkanını kaldırıp göğsüne. Ünlü kâhin Amphiaraos ile Eriphyle'nin oğlu. Adı Ilyada'da geçmediği halde. Derin kazıyor yüreğinin derin düşünceler yetiştiren toprağını. Aikmaion'un küçük karde­ şi (Tab. belli zamanlarda bütün kentle­ rin elçilerini bir araya getiren "amphiktyonia"lara adını veren de oymuş. Troya seferi­ ne katıldığı ve özellikle dönüş efsanelerinde rol oynadığı görülür: Troya düştükten sonra. Kadın büsbütün Polyneikes'le Adrastos'tan yana döner. Bu çarpışmada her ikisi de can verir (Mopsos). ama korkunç bir bozgun başlamıştır. tanrıların seveceği. Amphilokhos.): Sonra kardeşine. Efsaneye göre Attika başkentini tanrıça Athena'ya adayıp ona Atina adını veren ve Dionysos'u Attika'da ilk konuklayan bu kral­ dır. çünkü Alkmaion gibi Erinys'lerin saldırısına uğramaz (Alkmaion). Ama git­ meden önce oğullarına yemin ettirir: Anala­ rından öç alacaklardır. Penelopeia'nın talipleri ara­ sında en aklı başında olanıdır. şehir kurtulur. Durgun ve öl- 34 . Zeus'un saldığı bir şimşekle toprak yarı­ lır ve ünlü kâhini atları. Efsaneye göre Amphilokhos Kilikya'da (Sey­ han bölgesinde) Mallos şehrini kurar. hem yiğit hasımlar göndermelisin derim ben: Tanrılara saygılı olandan korkulur. 23).Eteokles'in sürdüğü Polyneikes Adrastos'un konuğudur ve kardeşinden öç almak için yar­ dım istemektedir. Yedilerin dü­ zenledikleri Nemea yarışmalarında Amphia­ raos atlama ve disk atmada birinci gelir. ben düşman ülkesinde saklı kâhin. Deukalion ile Pyrrha'nın oğ­ lu. Amphiaraos'un toprağa gömüldüğü yer Pausanias zamanında da gösterilirmiş. Amphinomos. 20). çünkü o kahraman görünmek değil. Amphiaraos verdiği sö­ zü tutmak zorundadır. bekleyen ölüm!" Böyle söyledi kâhin. güçlü Polyneikes'e çevirir bakışlarını. kocasını zor­ lar sefere katılmaya. hem yiğit bir adam ola­ rak tanımlanır (576 vd. Kalkhas'la birlikte birçok kehanet merkezleri kurarlar (Kalkhas). kendisinin de sağ dönmeyeceğini bilir. arabasıyla yutar. Böylesi bir insana hem akıllı. Amphiktyon. Yolda başlarına gelen bazı olaylardan (Hypsipyle. Amphiaraos bu seferin yı­ kımla sonuçlanacağını. sefere çıkar. Hellen'in kardeşi (Tab. iki kez çağırır onu adını heceleyerek ve şu sözler dökülür ağzından: "Güzel iş doğrusu bu yaptığın. Aiskhylos'un ölmez eseri "Thebai'ye Karşı Yediler" tragedyasında Am­ phiaraos hem akıllı. Yunan kentleri arasında dinsel birlikler ha­ linde kurulup.

istenilen sıraya girip yan yana diziliyor­ lardı. V. Amphissos. Amphion ise lyra çalı­ yor. Dirke'yi azgın bir boğanın boynuzlarına saçlarıyla bağlayarak salıverirler hayvanı.). XXII. Bkz. Okeanos kızı Doris'in deniz tanrı Nereus'la birleşmesinden Nereides diye anılan elli kız doğar. Günün birinde Dirke'nin yanından ka­ çan Antiope gelir. Gene de taliplerin kaderini paylaşmak­ tan kurtulamaz ve Telemakhos'un kargısıyla vurulur (Od. amcası Lykos onları Kithairon dağına bırakıp. İkiz­ ler dağda çobanlar arasında büyür. Amphitryon da Taphos'u ele geçir­ miş ve krallığını sefere kaülan arkadaşı Atlna'lı Kephalos'a vermiş. İkizler birbirlerine hiç benzemiyorlar. dövülmesine karşı ge­ lir. İkizler Thebai'ye dönerler. Tirnys kralı Alkaios'un oğlu (Tab. 90 vd. Amphitryon bu işi başarır. Kaza ile amcası Elektryon'u öldü rür. Ama kız çok utangaçmış tanrıdan kaçmış ve Atlas'ın dünyayı omuzlarında taşıdığı uzak ülkelere varmış. Amphion Tantalos'un kızı Niobe ile evlen­ miş./ U v l l I II I I \ I » ' I I çülü bir adamdır. o Triton ki dalgaların dibinde. talipleri yatıştırmaya çalışır (XVIII. Amphitrite. Amphion. Apollon'la Artemis Niobe'nin çocukları­ nı oklarıyla vururken Amphios'u da küstah bir soy yarattı diye öldürmüşler (Niobe). 9). Amphion'un müziğe yeteneğini fark eden tanrı Apollon (ya da Hermes) ona bir lyra armağan et­ mişti. bir zamanlar kral Pterelaos'un oğullarınca öldürülen kardeşlerinin öcünü al­ malıdır. Amphitryon kendisiyle birlikte Thebai'ye ge­ len amcakızı güzel Alkmene'ye talip olur. Poseidon da bir yu nus balığı göndermiş peşinden. ora kralı Kreon onu bu suçundan arındırır. XVI. İkizler kentin surlarını kurmaya koyulurlar. Denizden olma bir sürü yaratığın başında. Lykos'u öldürüp. Ama Komaitho'ya şükran beslemek şöyle dursun. gücü kuvveti sonsuz.). Dryope. . Antiope'yi de karısı Dirke'ye köle olarak verir. Zeus ile Antiope'nin oğlu. sonra da Alkmene'nin isteğini yerine getirmek için yola çıkar. macerası yoktur her nedense. o da olanaksız. yeter ki Dionysos'un Thebai ülkesine saldığı Teumessos tilkisinden kurtarsın bölge­ yi. Dirke kayalar üstünde parçalanıp can verir.).): Toprağı sarsıp gümbürdeten Poseidon Amphitrite . sert yaratışlı Zethos avcı ve savaşçı idi. 240 vd. 394 vd ) Öbür talipler gibi dilenci kılığındaki Odysseus'a kötü davranmaz. Alkmene'nin kardeşlerini Taphos adasın­ dan gelme bir ordu öldürmüştü. getirmiş deniz kralı­ na vermiş. köpükler arasında ka­ yan bir arabada oturur gösterilen denizler kraliçesi Poseidon'a vefalı bir eş olmuş. Yurdundan sürülüp Thebai'ye sığınır.tanrıçayla eulendi ve onların sevişmelerinden büyük Triton doğdu. Antiope ikiz çocuklarını doğurunca. Kreon da bu işe yardım etmeye söz verir. onu öldürmüş ve Taphos'u yağma ettikten sonra Thllpti'yi (Inıımüş (Alkmene). ama Hesio­ dos onun Triton'u doğurduğunu şöyle anlatır (Theog. Evlenmişler ve o gün bugün mutlu bir çift olarak yaşamışlar. 230 vd. öyküsü. Surları yaparken Zethos sırtında kocaman kaya parçalan taşıyor. kimi efsaneciye göre çocuğu olmamış. Gtl inin birinde Poseldon onu bir kumsalda kız kardeşleriyle oynarken görmüş ve g ü z e l l i ğ i n e vurulmuş. ama Alkmene bu evlenme için bir şart koşar: Amphitryon. çalgının güzel ve büyüleyici seslerine kendilerini kaptıran taşlar yerlerinden kımıldı­ yor. Pterelaos ölünce. o ırmağa Dirke adı verilmiştir sonradan. çünkü kralın saçında onu ölümsüz kılan bir altın tel varmış. sevimli bir sanatçıydı. Amphitrite de bunlardan biridir. Amphion ise tam tersine yumuşak. Ölüsü bir ırmağa atılır. Telemakhos'un öldürülmesine karşı çıkar (Od. bu adanın kentini almak ise kralı Pterelaos'u öldürmeye bağlıydı. anasının ve soylu babasının yanında altından bir sarayda oturur korkular saçarak çevreye. Zeus'un buyruğuyla Thebai şehrinin yönetimi bundan sonra Amphion'la Zethos'a geçer. 121 vd. Am­ phitryon'a tutulan kral kızı Komaitho babası­ nın başından altın teli koparmış. yunus Anı phitrite'yi sırtladığı gibi. Ahenkli isimlerini dize dize saymakla bitiremez Hesiodos (Theog. 13). dağda oğullarını bulur ve öcünü almaya iter onları. Amphitryon. Zethos'un ikiz kardeşi (Tab.

Amy­ mone bütün bir gün kırlarda dolaştıktan son­ ra yorgun düşüp uykuya dalar. Uranos'un denize savrulan atmıgıyla meydana gelmiş köpüklü dalgalardan doğduğunu belir­ tir (Uranos. sekiz aylık Herakles ise oynayarak boğar canavarları. Nauplios Argos ili­ nin güneyinde Nauplia şehrinin kurucusu­ dur. Kıbrıs'lı bir kız: Güze'. Minos da öç alması için tanrı Zeus'a yalvarmış. giderek mutlu bir kişi olarak tanımlanır. kıtlığı önlemek için Aigeus her yıl Girit'e Atina'dan yedi delikanlı ile yedi genç kız gön­ dermek zorunda kalmış. Amphitryon'un benzeri Sosias tipini de yaratarak Moliere'in tadına doyulmaz "Amphitryon" ko­ medyasına örnek olur. Yumruk dövüşünde pek usta olan bu dev hem çıplak yumrukla. ölümlünün hangisi olduğunu anlar. Anaksarete bu­ na da aldırmamış. Tanrı çıkagelir. karşılık görmeyince. Tanrı Afrika'ya kıtlık sal­ mış. Amymone. ama duygusuz ve kalpsizmlş. Anadyomene. Latin komedya yazan Plautus "Amphitruo" adlı oyununda aldatılmış koca moti­ fini bütün çıplaklığıyla ele alır. İphikles ür­ ker. hem de kestos denilen kurşunlu bir eldivenle yarışırmış. Bu kaynak son­ radan Amymone adını alır. Amphitryon hangisi­ nin kendi oğlu olduğunu bilmek için çocukla­ rın odasına iki koca yılan koyar. Atina'da Panathenaia bayram­ larında düzenlenen bütün yarışmaları kazan­ dığı için kral Aigeus onu kıskanmış ve Marathon ovasında korku salan bir boğayı öldür­ meye göndermiş. Minotauros'a yem . Alkmene bir gün arayla Herakles'i. kızın kapısına asmış kendini. Amphitryon Batı yazınında ilk aldatılan ko­ ca olarak yaşar. ama Zeus buna engel olur. Tanrıça Aphrodite'ye veri­ len bir sıfat. son­ ra da Iphikles'i doğurur. yabasını kaya­ ya vurup bir kaynak fışkırtır. O gece sabaha karşı Amphitryon da savaştan döner ve karısına kavuşup Iphikles'i üretir. onu yiğit Herakles'e gebe bırakır. çünkü büyük tanrı Zeus tarafından aldatılmak zül değil. yeni komedya denilen Hellenistik çag tiyatrosu Amphitryon-Alkmene serüvenini işlemeye başlar. dalgalardan doğan" anlamına gelir. Poseidon'un oğullarından bir dev. avazı çıktığı kadar bağırır ve Poseidon'a yakarır. Amphitryon Alkme­ ne'nin macerasını öğrenince. bu işi Am­ phitryon değil de Zeus'u kıskanan Hera yap­ mış. Androgeos. u. kız uyanır. "Amymone" Aiskhylos'un "Yalvarıcı Ka­ dınlar" ile başlayan ve Danaos kızları ile Aigyptosogullarının dramını anlatan trilogia'ya eklenmiş bir satyr oyununun (kayıp) adı olsa gerek. Tanrıça Aphrodite de bu kadar katı yürekliliğe kızarak Anaksarete'yi bir heykele dönüştürmüş. Androgeos bu işi başaramayıp ölmüş. Argonaut'lar Bebryk'lerin ilinde Khalkedon'a (Kadıköy) vardıkları zaman. nedeni de Poseidon'un öfkesidir: Göz koydu­ ğu Argos'un Hera'ya verilmesine kızmıştır. delikanlının cenazesi evi­ nin önünden geçerken pencereye çıkıp kay­ gısızca seyretmiş. ona ceza ver­ meyi düşünür önce. satyr'i kovar. Ne var ki adı Homeros des­ tanlarında geçtikçe. çok saygıdeğer. Anaksarete. Amphitryon böylece ölümsüz ço­ cuğun hangisi. Bursa'dan Karadeniz'e uzanan Bithynia böl­ gesinde Bebrykes adlı bir boyun kralıymış. Zeus oğlu Polydeukes onunla güreşmeyi göze almış ve korkunç de­ vi yenerek yolculara karşı bu insafsızca dav­ ranmasına son vermiş (Argonaut'lar). çoğu zaman yener ve öldürürmüş. Danaos. O sırada bir satyr'in saldırısına uğrar. İphis adlı bir delikan­ lı ona delice âşık olmuş. Danaos'un elli kızından biri. Amphitryon iki çocuğu birlikte yetiştir­ miş ve Herakles'in yanıbaşında Minyen'lere karşı bir savaşta can vermiş. Amykos. ünlü bir atlet. Aphrodite). Tanrıçanın. Minos ile Pasiphae'nin oğlu. konu komik sayılmamıştı daha. Güzel kıza gö­ nül veren Poseidon onunla birleşir ve Nauplios adlı bir oğulları olur. Orada korkunç bir kuraklıkla karşılaşırlar. şe­ ref sayılır Homerik çağlarda. Başka bir anlatıma göre.J U » 1 I I\> »l Ne var ki o sırada Zeus Amphitryon kılığın­ da Alkmene'nin koynuna girer. "Su yüzüne çıkan. Amymone babasıyla birlikte Argos iline gelir. kızlarını su aramaya gönderir. ülkesine her geleni kendisiyle boy ölçüşmeye zorlar. Sonraları görüş­ ler değişmiş: Yunan ilkçağında Euripides'in "Alkmene" (kayıp) adlı bir tragedyası olduğu­ na göre.

407 vd. Bir gece İon'lar ormanda balık kızartırken. Ah kocacığım. İlyada'da anlatılan savaşın dokuzuncu yılında Troya sahnesine çıkarlar. dul kalmama. biliyorum . Mutlu günlerini bilme­ yiz bu güzel karı-kocanın. Yiğit çe dövüşerek can verir. Burada. kardeş­ ten yüzü gülmemişti. alıp götürdüğü zaman ölüm seni yalnız acılar kalacak bana. karını dul koma. İIyada destanının en dramatik sahnesi. Hektor'la Andro­ makhe ancak yıkım gelip çattığı zaman. Ulu anamsm benim. gülümser.). Andromakhe. yiğit. kalede kal. Bölgede çapulculuk seferlerine çıkmış Aklıllleııs. Her geçen gün bir işkencedir. uzaktan Andromakhe'yi ve yavrusunu görün ce. rahat durmaz. Androklos hayvanı oracıkta öldürmüş ve tanrı buyruğunun gerçekleştiğini anlaya­ rak Ephesos şehrini o korulukta kurmuş. Andromakhe odasında mekik dokurken duyar bu vaveylayı. Dü­ ğün dernek nasıl olmuş? Andromakhe. delı gibi fırlar . uslu. Samos (Sisam) adasını da o ele geçirmiş. İkide bir savaşı gözlemek için çocuğunu dadıya verip batı kapısının üstündeki kuleye çıkar. yaşlı başlı kralı öldürmüş. çocuk büyür de bir gün Troya'ya kral olur umuduyla takmışlardır. Andromakhe. Bir gün Hektor savaştan ara bulup şehre gelir. yavruna. mekik dokumakla vakit geçirir. Homeros'un dediği gibi. Sen bana bir babasın. dört duvar arasında. balık sıçramış. Hektor acır kansına. Hele içi içine sığmayan genç ve atılgan Akhilleus çok sabırsızlanıyordu. Hektor. Mysia'ya varmış ti. Tro­ ya'ya getirmiş. Androklos. kardeşimsin. Sensiz kalmaktansa toprak yutsun beni daha iyi Benim senden başka dayanağım yok. çünkü korku kaplamıştır yüreğini. az gün var. Akha'lar üstüne saldırıp öldürecekler seni. Ne babam var benim. Theseus). dayanağıdır. Sarayında yedi oğlu ile büyüttüğü tek kızı sevimli. Kral Eetion'un sarayında yapmadığını bırakmamış. krali­ çeyi de Akhilleus esir sürüsüne katmış. bayırda davarlarını otlamaya giden. Akha ordusu dokuz yıldır Troya kapıları önünde pinekliyor. Troya surlarından bir çığlıktır kopar."hür gününü" görür görmez ölmüştü. Şehirden çıkıp. Andromakhe gözyaşları döke rek ellerine sarılır (İl. Günler geçer. akıllı Adromakhe'yi Priamos'un en değerli oğlu Hektor'a verir. Troya ovasında yiğitler boğuşurken. Ama Hektor'un ölümünden birkaç gün önce Astyanaks dadı­ sının kollarında dolaştırılan bir bebektir. batı kapılarına koşar. Troya'lılar Hektor'un oğluna "şehrin efendisi anlamına gelen bu adı. bir korkak gibi çekilecek değil ya savaştan Troya ordu­ sunun desteği. atların çeşmeye süren tek tük Troya'lıları her fırsatta kovalayıp öldürmekle bile duyuramı­ yordu kana susamışlıgını. Hektor ile Akhilleus arasında teke tek savaş başlar. yok. "Or­ manlık Plakos daginın eteğinde kraliçeydi anam" diyor Andromakhe yana yakıla. ağaçların arasından bir yaban domuzu çıkmış. Ef­ saneye göre Efes bölgesine yerleşmiş Leleg'lerle Karia'lıları kovan lon göçmenlerinin önderi olan Androklos Ephesos şehrinin ku­ rucusudur. acı bana.. Andromakhe'nin anadan.olan bu gençleri kurtarmak İşini Theseus baŞarmış (Aigeus. Priamos'un oğulları ve gelinleri için yapılmış önü revaklı evlerin birine nasıl gelin girmiş? Bunu şairler bize anlatmaz. dağda. Eetion kral Priamos'a dostluk bağlarıyla bağlıdır. ama zavallı kadın. Atina kralı Kodros'un oğlu. ne kadar yiğit de olsa Hektor'un bir gün düşman kargısı altında can vereceğinden korkar. Uğursuz savaş Anadolu kıyılarına gelip çatınca. karısı­ nı evde arar. İon göçmenlerine bir tann sözcüsü kuracakları şehrin yerini kendilerine bir ya­ ban domuzunun göstereceğini bildirmiş. bir çocukla­ rı olmuştur: Astyanaks. Andromakhe Troya sarayında kadınlar dai­ resinde. Andromakhe'nin anasını da esirgememişti.. Troya yöresinde ra­ hat kalmamıştı. hizmetçileri arasında nakış işlemek­ le. ne yapsın. sonra büyük bir kurtulmalık karşılığında serbest bırakmıştı. bu hırs yiyecek seni. babadan. Arada. ne ulu anam. arkadaşısın sıcak döşeğimin. Mysia bölge­ sinde Thebai şehrinin kralı olan Eetion'un kı­ zıdır. Hek­ tor'un ölümüne karar vermiştir tanrılar. talihsiz karına acıma yok sende. düşüremiyorlardı bir türlü Anadolu'nun kutsal kalesini. Ölüm-kalım savaşı. bir ateş kıvılcımı da koruluğa düş­ müş. yetim koma yavrumuzu. yedi Oğ lunun insafsızca canlarına kıymıştı.

Aithiopia kralı Kepheus'la Kassiepeia'nın kızı. getirir. lıklarda sevişmesi gösterilmiştir. Neoptole. bayılır. kızını bana verirsen. kurtarır. Euripides'in "Andromakhe" adlı tra­ Ankhises. gençlik çağma erer mi ki. Ama yiğit Gorgo kafasını tutmuş karşılarına. çocukları ayakta tutan. go'yu öldürmüş. çekici bir tip ola­ Ve çocuklarına çocuklar doğacaktır rak canlanır gözümüzün önünde. yiğit ve bilinçli bir kadın. evimizde dul bıraktın beni. yumuşatır yüreği­ ni ve ölüyü alır. Onuncu günü akşam kral Priatnos Ak­ hiUeus'un barakasına gider. Ne­ reus kızları da Poseidon'a dert yanmışlar. evlenmişler. onun koruyucusu bekçisi. AkhiUeus'un oğlu Neoptolemos'un sarayında görürüz onu. bu şehir yerle bir olacak baştan aşağı. canavarı da öldürürüm. Sevişmelerinin vermeyen ve Hermione'nin kıskançlığını bo­ sonunda gülümser tanrıça. canavardan sen öldün. Neoptolemos'un (Fransız nür Ankhises'e. Zeus-Ammon tapınağının kâhinine başvuran kral kızını canavara kur­ ban ederse ülkesinin ejderden kurtulacağı ce­ vabını almış. dönübizden olan. Hermione bu Troya'lı kadını fena maçlarında sığırlarını otlatırken görür. anana. Gorçocuğumuz da ufacık. Andromakhe ile oğlunu öl­ güde "canavarların anası. tanrıçanın büyü­ Euripides'ten çok daha güzel. demiş ki. 725 vd. rıçanın gelişine benzetilmiş. toplamış. gökten inmiş atı Pergasos üstünde. Gerçekten de çilesi bitmez Andromakhe'nin. Dile gelmez acılar bıraktın. körpecik. Sonra da babana. ama çocu­ 17). Phineus adamlarını Ölüm döşeğinde uzatmadın ellerini bana. kara talihli ikimizden. Öv­ den faydalanarak. Troyalı prens arzu ile yanıp tragedyasında adı Pyrrhus'tur) aşkına karşılık tutuşarak tanrıçaya yaklaşır. Anası. deli­ kıskanır. soylu analarını. Homerik denilen övgülerden Aphrodite' ğu olmamıştır. sen. Canavar da onu parçala­ Erkeğim benim. Öyle olmuş. Perseus ejderi öldürüp kızı almış. şöyle güzel bir söz söylemedin ki. mak üzere yaklaşırken. babasına gitmiş. sonsuzluğa dek! Q8 . şöyle der (İl. Themis tapınağına sığındıkları tanımlanan İda dağına Aphrodite'nin inişi. sevgilisine şöyle şa çıkaran. bu sevişmeyi en ufak ayrın­ getirdiği Andromakhe ona üç oğulla bir kız tılarına dek anlatır: Tanrıça Ankhises'i 1da ya­ vermiştir. kafasını eline almış. öç almasını istemişler. Troya kral soyundan olan Asragedyasında.kos'un oğlu Ankhises tanrıça Aphrodite ile sevişmiş ve Aineias'ın babası olmuştur (Tab. Sonunda Andromeda'yı bir kayaya bağlamışlar. Hektor. oysa tutsak olarak konağına ye ayrılmış olanı. göçüp gittin genç yaşında. Tanrıça Phyüzyıl Fransız şairi Racine'dir. yormuş ki. Akhillus'un arabasına bağlayıp toz toprak içinde sürüklediği Hektor'un ölüsünü görünce. onlara kıyacaklardır ki. şefkatli seslenir: bir ana tipidir. Nereus kızlarının hepsinden daha güzel olmakla övünmüş. kayaya bağlı güzel kızı görmüş. Neoptolemos'un Delphoi'ye gidişin­ kanlının güzelliğine vurulur ve dağa iner. Jean Anouilh'in "La Guerre de Troie n'aura Senin bir oğlun doğacak. düşer. Hektor'u bir rygialı bir genç kız kılığına girer de öyle görü­ türlü unutamayan. birden yiğit Perseus gittin. çok daha in­ süne kapılan hayvanların ormanlarda. binbir pınarlı" diye dürmek ister. funda­ sanca bir Andromakhe tipi yaratan şair XVII. Hektor'un cenaze tö­ reninde görürüz şimdi de Andromakhe'yi. Tanrı korkunç bir ejder salmış Kepheus'un ülkesine. halde. bilmem. XXIV. Ozanlar arasında ağıda başlar. Troya'Iılara kral pas lieu" (Troya savaşı olmayacaktır) piyesin­ olacaktır o de de Andromakhe ilginç.): Andromeda.ruvun\jmcuf\ dışarıya. Tutulmuş da hemen ona. düğün gecesi saldırmış Perseus'a. mos kızı Hermione ile evlenmiştir. Pliineus'a sözlüyrnüş. gözyaşı döke döke gece gündüz anayım onu hepsi birden taştan adam olmuşlar (Perse­ us). kasıp kavuruyormuş ortalığı. Halk da Kepheus'u kızını feda etmeye zorlamış. son dakikada peşinde vahşi hayvanlar sürükleyen ana tan­ kurtulurlar. Bu işkence dokuz gün sürecektir: Her sa­ bah Akhilleus ölüyü arabasına bağlayıp sü­ rükler. ne var ki Andromeda amcasına ama bana kaldı gene en büyük acı.

Venet'ler boyunun atası sayılırdı. atar atmaz da yarık kapanmış. Priamos'un arka­ daşı ve danışmanı. Troya düştükten sonra Antenor ve oğulları Akha'larca korunur. yani halk Mons Sacer denilen kutsal tepeye çekilmişti. en kıymetli eşyalarını atmış. Vergilius'un Aeneis'inde Ankhises'in Sicilya'da Drepanon burnunda öldüğü ve Aeneas'ın babası şerefine oyunlar tertiplendiği söylenir. Troya'lı ihtiyar. sevgiye karşılık veren" anlamına gelir. Kral da tutmuş. ucuz ucuz sararmış halka. Miletos zor­ bası Phobios'un sarayında yaşıyormuş ki. ama yarık bir türlü kapanmamış. Anteia. Baş­ kentinin yanıbaşında büyük bir toprak kay­ ması olmuş. altın. elmas. tragedya yazarlarının Sthenelıoia diye adlandırdikları bu kadın Lykia kralı lobates'ln kızıdır Kardeşi Akrisios tarafından Korinthos'tan sürülüp Lykia'ya sığınan Proitos'la evlidir. Efsanesi Alkyoneus efsanesinin tıpkısıdır. Günün birinde kraliçenin sabrı tükenmiş öç almaya karaı vermiş. Troya'dan kaçarken Aineias'ın onu sırtına al­ masının nedeni bu olduğu anlatılır. buluşmalarını ertellyorrnuş. Eros tanrıya karşılık olarak göste­ rilen tanrısal varlık. Anlaşmazlık sona erip halk şehre dön­ dükten sonra Roma halkı kurtarıcısı saydığı bu kadını tanrılaştırmış. Bir altın tası . Biri şu: Roma'da çıkan bir iç savaş so­ nunda sınıflar arasında bir bölünme olmuş ve Plebs. onu atacaksın. Yakalana­ caklarından korktuğunu. demiş sözcü. Roma'da tarihsel çağlara dek oyna­ nan Troya oyunları Aenas'ın kurduğu bu ya­ rışmalara dayanırmış (Aineias). Phobios'un karısı. Söy­ lentiye göre Antenor'un evinin kapısına bir pars postu konmuş. Menelos'la Paris arasındaki teke tek çarpış­ mada yargıçlık eder. Halkın orada aç kalmaması için Anna adlı bir kadın her gün kendi eliyle yaptığı çörekleri getirir. Daha çok erkekler ara­ sındaki sevgide adı geçer ve "seveni bahtlı eden. yoksa Zeus'un yıldırımına çarpılacağını söyler ve Ankhises'i bırakıp gi­ der. Bir efsaneye göre Ankhises tanrıçanın sö­ zünü tutmaz. Bir başka yoruma göre Anteros Eros'un kar­ şıtıdır. ona gönül vermiş. fazlaca içtiği bir gün Aphrodite ile sevişmiş olmakla övünür ve çarpılır.ya da kör . Halikarnassos'un (Bod­ rum) kral soyundan bir gençmiş. Phrygia kralı Midas'ın oğlu. öyle ki şe­ hir de içine yuvarlanıp yıkılacağa benzediğin­ den Ankhuros bir tanrı sözcüsüne ne yapaca­ ğını sormuş. böylece bir zamanlar Ak ha'lara konukluk eden bu soy esirgenmiştir. Antheus. Bu­ nun sonucunda topal . (Alkyoneus). Troya efsanelerinden sonra meydan gelen efsanelerde Antenor vatanını satan bir hain olarak görünür: Tahta atın şehre alınmasına. Roma'nın biraz kuzeyinde Via Fiaminia'ya açılan kutsal bir koruluk var­ dı. Antenor savaş sı­ rasında da işi tatlıya bağlamaktan. Antheus. Bu koruluk çok eski bir tanrıçaya adan­ mıştı. Anna Perenna. Batı kapısında ihtiyarlar derneğinde bulunur ve Troya savaşından ön­ ce kaçırılan Helene'yi geri almak için elçi gönderilen Odysseus'la Menelaos'u evinde nasıl konukladığını anlatır.A I N I I II 1 K Tanrıça doğuracağı oğlanı büyütmek için nympha'lara vereceğini. ama doğa dışı sevgileri önleyerek bir düzen öğesi olarak rol oynar. Antaios. derin bir yarık açılmış. Helena'yı mallarıyla Akha'lara geri vermekten yanadır. Antenor. Troya' dan ayrılırken seksen yaşında olduğu da söy­ lenir.kaldığı. Homeros'un Antela (İl. Ankhuros. An­ teia Tiryns'e gelen Bellerophontes'e tutulur ve ondan yüz görmeyince yıkımını kurar (Bellerophontes). Poseidon İle Gaia'dan doğma bir dev. İhtiyar bir kadın olarak canlandırılan Anna Perenna üstüne çeşitli efsaneler anlatı­ lırdı. VI. katı yürekli ve duygusuzdur. ama delikankyı kandırarriamış bir türlü. ya da konukluk ku­ rallarına karşı gelmekten çekindiğini İleri sü­ rerek kraliçeyi oyalıyor. Uçuruma en değerli nen varsa. Ankhuros sonunda kendini atmış uçuruma. Anteros. onu beş yaşında ha basına tanıtacağını ve çocuğun kimin okluğu sorulursa sakın Aphrodite'nin oğlu olduğunu lıildirmernesini. 164). Sonra da Antenor Trakya yoluyla ve oğullarıyla birlikte kuzey İtalya'ya göçmüş ve Po vadisine yerleşmiş. Palladion'un çalınmasına yardım ettiği söyle­ nir.

Thebai'de krallığı paylaşamayan kardeşleri Eteokles ile Polyneikes bir­ birlerine karşı amansız bir savaş açmışlardır. Antigone — Hepsi böyle görüyorlar. ilerde ne korkusuz bir yürekle ne yaman bir eyleme girişeceği sezilmektedir. Nasıl bilmem?Her­ kese ilan edildi. Yayınları.B. Kreon — Demek buna rağmen benim emri­ me karşı gelmeye cüret ettin? Antigone — Fakat bana bu emri veren Zeus değildi. Davranışı. hayat hi­ kâyesi bize en çok dokunanıdır. Çünkü bu kanunlar yalnız dün ve bugün yaşamıyorlar. yollara düşer. Sonra da ne büyük bir suç iş­ lediğini anlamış ve pişmanlık duyarak kendini asmış. Kreon —Fakat sen bir günahkâra karşı aynı hürmeti gösteriyorsun. Thebai'den ayrılır. Kâhin Teiresias'ın açıklamalarından ne kor­ kunç bir suç işlediğini anlayınca. Sophokles'ie işlen­ meye başlayan Antigone dramı canlılığını bu­ güne dek yitirmemiş ve Anouilh gibi Batının en seçkin tiyatro yazarlarına konu olmuş ve olmaktadır. Oidipus'un ölümünden sonra Antigone Thebai'ye döner. 19). delikanlı ku­ yunun dibine varınca üstüne kocaman bir taş atıp onu ezmiş. Kreon — Thebai'liler arasında bunu böyle gören yalnız sensin. çağ­ daş insanı derin derin etkileyen. oğulları da lanet okumuşlardır ona. Yalnız kız Antigone baht­ sız kahramanı elinden tutup. Kreon — Ötekine karşı alâka göstermekle buna karşı günaha girmiyor musun Antigone —• Mezarında yatan ölü böyle hü­ küm vermeyecektir. Hades ikisi için de aynı mezar hakkını tanır. Oidipus göz­ lerini kör ettikten sonra. Ve senin emirlerinde. Kentten kente sürü­ nüp dilenen babasıyla birlikte Attika ilçesi Kolonos'a varır. Sophokles'in "Oidipus Kolonos'ta" adlı bu tragedya­ sında Antigone'nin güçlü kişiliği belirmekte. tersine borç olduğunu ileri sürerek. bunlar ebediyen menidirler ve ne zamandan beri mevcut olduklarını bilen yoktur. Antigone — Olsun. Antigone. Aiskhylos'un "Thebai'ye Karşı Yediler" tra­ gedyasına konu olan bu savaşta iki düşman kardeş birbirleriyle dövüşürken can verirler. S.. hiçbir şeyi inkâr etmiyorum. değişmez kanunlarından daha üstün yapacak bir kudret bulunduğunu zannetmiyo­ rum. sonsuzca dü­ şündüren bir kişilik taşır. Kreon — Bu işi yasak eden emrimi bilmiyor muydun? Antigone —Biliyordum. Ali çevirisi): Antigone — Ben yaptığımı itiraf ediyorum. Böylece Oidipus'a bir sığınak bulup. Sophokles'in ölümsüz "Antigone"sinin ko­ nusu işte budur. Kreon — Bunlardan ayrı düşündüğün için utanmıyor musun? Antigone — Öz kardeşime saygı göstermek­ te utanacak ne var? Krneon — Onunla dövüşüp ölen de bir kar­ deşin değil miydi? Antigone —• Aynı ananın ve aynı babanın oğluydu. hem de kılavuz olur. Antigone Kreon'un bu emri­ ne karşı gelir.ANTİCSONL derin bir kuyunun içine atarak. ölüsünün üstüne toprak serpmeyi bi­ le yasaklandırarak böyle bir işe girişecek ola­ nı ölümle cezalandıracağını bildirir. eylemiyle bugün bile çözümlenememiş bir toplum sorununu dile getirdiği içindir ki. orada halkı acındırmayı ve kral Theseus karşısında babasını savunmayı başarır. ona hem des­ tek. onun öç perileri Erinys'lerden kurtularak ra­ hat bir ölüme kavuşmasını sağlar. . bir köle değil. suç ve devlet yönetimi konularında yönetme­ nin kendisiyle tartışmaya kalkışır. fakat korkudan dillerini tutuyorlar. Antigone traged­ ya kahramanlarının en cana yakını. Kreon — Birinin koruduğu bu memleketi öbürü harap ediyordu. Oidipus'un kendi anası İokaste'den dogma kızı (Tab. Hades'te hüküm süren Dike de biz fa­ nilere böyle bir nizam yüklememişti. yönetmene baş kaldırır. kardeşini gömer ve eyleminin suç değil. Sophok­ les'in erişilmez bir başarıyla dile getirdiği bu tartışmadan bazı parçaları aşağıya alıyoruz (M. Antheus'a inip tası çıkarmasını buyurmuş. Bu kez tahta çıkan Kreon Eteokles'in yurdu­ nu savunurken öldüğü için kahraman sayılıp törenle gömülmesini. insan sözlerini tanrıların yazıl­ mamış. Antigone — Onunla beraber ölen bir kardeş­ ti. yurduna yabancıların yardımıyla saldıran Polyneikes'in de mezarsız kalarak.Eg. Yurdu da. bununla da kalmaz.

asıl çekemediği kimse de amaçla­ rının gerçekleşmesini önleyen Telemakhos' tur. oysa kutsal llyon 'a giderken sağ bırakmıştım onu. yüreğimdeki keskin acı her seferinde büyüdü. şartsız. benim gönlümse bir tek şey istiyordu Kucaklamak geçmiş. Akhilleus ile Patrolos'un en ya­ kın arkadaşıdır. 669 vd. Sonra Odysseus olanı biteni ve Hades'e ne­ den indisini bildirir. sertliği simgeleyen Kreon artık yıkılmış. göçmüş anamın ruhu çıkageldi. Nestor'un oğullarından biri. buna çatar. ona. yarışmanın yapılması için önayak olur. Autolykos'un sarayına yerleşmişti. Odysseus ölü ruhları diriltip konuşturacak kandan önce Teiresias'a içirir. pusula­ rın fikir babası hep Antinoos'tur: Pylos'tan dönüşünde Telemakhos'u öldürmek için pu­ suya yatmaya önayak olur (Od. dost değil­ dir. kötü adamla müsavi muamele görmeyi istemez. Yay germe oyununu önce kabul eder. Aralarında içli bir ko­ nuşma olur. sert. çökmüş bir adamdır (Kreon. sonra kimsenin başaramadığını . Hai­ mon). hep kötülük kurarlar. Z03vd)i O böyle konuştu. Penelopeia tiksinir ondan.(Od XI. Ona karşı kurulan kumpasların. Sonunda Odysseus anasına sarılmak ister. Autolykos Sisyphos'un sü­ rülerini çalmış. Odysseia'da anlatılan (XI. Antinoos. yüksekten atarak konuşur. Sal­ dırgandır. mülkünü vur patlasın. dilenci­ yi galiz küfürlerle kovan odur. nişanlısını kurtarmaya koşar. gözü doymaz. düş gibi. Kavgacı. Gerçi Kreon ceza olarak onu kayalıkla­ ra diri diri kapatır. çal oynasın tükcl meye kararlı taliplerin başta geleni. Üç sefer atıldım üstüne. VI. bir ağladım. tembel.. Antikleia. Devlet yasağında ve cezasında ka­ yıtsız. 362 vd. çok içerler ve da­ ha kötü şeyler kurmaya başlar (XVI. bu adam kara ölüm cadısına benzer. ama Antinoos hepsinden beter. Bazı bölümlerini bu­ raya alıyoruz: Birde baktım geçmiş. Antilokhos'un İlyada'da sonuna ka­ dar savaştığı görülür. kendi­ ni öldürür. hatta ölümünden sonra bile. gitti kollarımın arasından.). üç seferinde de uçtu. Antikleia da Ithake sara­ yındaki durumu anlatır.MIN I UN» » ' I Kreon — Ama orada da İyi odam. Odysseus'u Sisyphos'un oğlu sayan efsaneler vardır.) ana oğlun buluşması destanın en gü­ zel parçalarından biridir. Antikleia bu sırada onunla ilişki kurmuş. ama Odysseia'da şafak tanrıça Eos'un oğlu Memnon'un eliyle öldü­ rüldüğünü öğreniriz. Troya savaşına katılır ve çevikliği. şöyle der (XVII. kaba ve zalim bir adamdır: Odysseus'un başına ilk tokmağı atan. Antinoos'un tutum ve davranışı talipler arasında bile tepki ile karşılanır. görünce bir acıdım. kederinden Haimon da canına kı­ yar. İnsanların en kurnazı Autolykos'un kızıdır. ah dedim anama bir sarılsam. Bir söylentiye göre. ulu yürekli Autolykos'un kızı Antikleia'nın ruhu. Eupeithes'in oğlu Antinoos şıma rık. Antilokhos. yigitligiyle dikkati çeker. İthaka kralı Laertes'in karısı. Patroklos ölünce çok üzülür ve acı haberi Akhilleus'a verme görevini üstü­ ne alır. 85 vd. sonra evlenmiş Laertes'le. en terbiyesiz ve en ahlaksız olanıdır. Antigone — Ben dünyaya kin değil. Odysseus'un malı nı. Antikleia oğlu Odysseus Troya seferi­ ne çıkıp dönmeyince. ama Kreon'un oğlu ve Antigone'nin nişanlısı Haimon babasını sert söz­ lerle kınadıktan sonra. en küs­ tah. Odysseus'un anası. Anası Eurydike buna dayanamaz. üç seferinde de bir gölge oldu. sevgi paylaşmaya geldim. hasretine dayanama­ yıp canına kıymış. dadı.. Antigone — Ölüm diyarında da böyle bir ka­ ide olduğunu bana kim söyleyebilir? Kreon — Düşmanımız bizim İçin hiçbir za­ man.). Antigone'nin kendini asmış olduğunu görünce. Sisyphos da bu yüzden gel­ miş. göçmüş anamın ruhunu. bu plan gerçekleşmeyince. 499): İğrenirim bunlardan. İros'la Odys­ seus'u güreştirmek ve iki dilencinin çilesin­ den eğlenmek fikri de ondan gelmedir. Devletin baskısına karşı kişi özgürlüğünü savunan Antigone sonunda tam bir zafer ka­ zanır.

sen evliliğin gönül açan işlerine ver kendini.. cilveleşme. Amphion ile Zethos'a gebe kalan Antiope babasının öfkesinden korkup evden kaçar ve Sikyon kralı Epopeus'un ya­ nına sığınır. yavrum. Antiope Amphion'la Zethos'u yolda doğurur. Thebai'de Lykos'la karısı Dirke'nin zincire vurup eziyet ettikleri Antiope tanrıların yardımıyla zincirlerini çözer ve kaçıp ikizlerinin yanına sığınır.. şakalaşma onun içinde. " (2) KİŞİLİĞİ. sonra çobanlardan kim olduğunu öğre­ nince analarını kurtarırlar ve Dirke ile Lykos' tan da öç alırlar. Aphrodite Zeus ile Okeanos kızı Dione'den dogmadır. Gaia'dan doğan çocuklarını. bu ak köpükten. kutsal günde yarış­ ma olmaz diye vazgeçirmeye çalışır. sevişmeyi simgeleyen bu tanrıça bu büyüyü kendi kendine değil. Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'nin doğuşu üzerine iki ayrı kaynağımız vardır: Biri Hesiodos. İthake'liler korku ile kaçışır­ lar (XXIV. öç almaya kışkırtan Antinoos'un baba­ sı Eupeithes'tir.): Sende şu sevgi. alımlı ne varsa hepsi onun içindeydi. en akıllı insanı ayartan aşk onun içinde. tanrıların babası. Ölüm okunu Odysseus ilkin Antinoos'a karşı yöneltir ve bütün talipleri sıra ile öldürür. öbürü Homeros. Hesiodos Thegonia'da bu tanrıça­ nın denizin köpüklü dalgalarından doğduğu­ nu anlatır (Yun. Sonralar» Antiope Dionysos'ın öfkesine uğrayarak çıldırır. dedi ki: . 9). Her şey olup bittikten sonra İthake'lileri ayaklan­ dıran. Daha başka sıfatlarla niteler onu şair­ ler: Bu güzeller güzeli tanrıça hep "gülümser"dir. Sevgiyi. istek onun içinde. ama ölmeden kardeşi Lykos'a Antiope'yi bulup cezalandırmasını buyurmuş. Ne var ki karşılarına tanrıça Athena çıkınca. Aphrodîte dediler ona tanrılar ve İnsanlar. Aphros köpük demek): Uranos. doğar doğ­ maz toprağın bağrına soktuğu için Toprak Ana şişmekte ve korkunç sancılarla kıvran­ maktadır. "Cenk işleri sana vergi değil. Bir kız türeyiverdi.). Bir köpükten doğmuş olduğu için. ölümlüleri alt ettiğin. XIV. çevresini sa­ ran başka tanrısal varlıkların aracılığıyla ger- 42 . sonra da onunla evlenir. Homeros'a göre. gülümsedi insanların. çözdü göğsünden nakışlı memeliğini. yani şu ölümsüzleri. Zeus'un aklını çelmeyi aklına koyan Hera bu memeligl ister günün birinde Aphrodite'den. 197 vd. (1) DOĞUŞU. Lykos Sikyon'a saldırır.görünce. Antiope. okşar ve bi­ leğinden akan özü silerek yarasını iyileştirir. Altın Aphrodite diyor Home­ ros bu tanrıçaya. Babası Nykteus üzüntüsünden canına kıymış. Önce kutsal Kythera'ya uğradı bu kız Oradan da denizle çevrili Kıbrıs'a gitti. sevgi onun içindeydi. Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu Narin ayaklarının bastığı yerden. cilveli ve gönül alıcıdır. İlyada'da yiğit Diomedes'le çarpışıp yaralanan Aphrodite'yi anası Dione kollarına alır. 421-547). Epopeus'u öldürür ve Antiope'yi tu­ tuklu olarak Thebai'ye geri getirir. Irmak tanrı Asopos ya da Thebai kralı Nykteus'un kızı. Antiope çok güzel oldu­ ğu için Zeus ona âşık olup bir satyr biçiminde yanaşır (Tab. Aphroditc. bu yüzden son oğlu Kronos'a bir tırpan verir. Ak köpükler çıktı/ordu tanrısal uzuvdan-. işveli. Kronos da o tırpanla babasının hayalarını keser ve denize atar (Theog. önleyemez yayı almasını (Od. . Dert yanan kızını da şöyle avutur Zeus: Böyle dedi o. ama günün birinde aklı başına gelir ve Phokos'a karı olur (Phokos). V. XXI). Ne var ki Amphion'la Zethos önceleri analarını tanımazlar. şöyle seslenir ona (İl. Odysseus denemek isteyince. altın bir değer ölçüsü olmak üzere. onu Dirke'ye gerir verir­ ler. Bunun sırrını Homeros tanrıçanın ak köpüklerden olma bedeninde taşıdığı bir büyülü mernelikte görür. Orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça. ama Penelopeia ile Telemakhos araya girince. alacalı bulacak bir kurdeleydi bu. çağırdı yanma altın Aphrodite'yi. şu alım var ya. Yunanis­ tan !da bir yerden bir yere atar kendini. sever. bugün bayram. Çevik Ares'le Athena uğraşacak savaşla. 160 -206): Dalgalı denize atar atmaz onları Gittiler engine doğru uzun zaman. sert sözlerle çıkıştı ona. Amca­ larının buyruğu üzerine dağa bırakılan ikizler çobanlarca yetiştirilirler (Amphion). işte onları bana ver bugünlük. acılarını dindirir (İl.370 vd.

): Doğup da yürüyünce tanrılara doğru Eros'la Himeros (arzu) takıldılar hemen peşine. Roma'da Venüs Genetrix olarak Aeneas destanıyla ilgili rolü Venüs bölümünde açıklanır. Phaidra ve Pasiphae'ya belalı aşklar esinler. başkalarının baş kahraman ol­ dukları öykülerde kendisine ikinci derecede bir rol düşmektedir. Eros ile Psykhe masalında da adı geçer. Aphrodite'nin öfkeleri. Ne var ki aşk tanrıça­ sının kişiliği çelişkili ve belirsiz olarak canlan­ dırılmaktadır efsanede. çiçeklerden gül ve mersin tanrıçaya adanmış sayılır (inim kadar şairleri esinleyen bir tanrıça da . Tanrı Hermes ile sevi­ şen Aphrodite'nin Hermaphroditos diye bir oğlu olur. zarafeti ve bereketi simgeleyen Kharit'ler. Daha sonra gelen bir başkası var ki. birine orta malı. Sevmenin. Bu öykülerin başında Homeros'un Odysseia'sındaki serüven gelir Bu serüveni kör ozan Demodokos anlatır Al kineos'un sarayında toplanmış konuklara Ares'le Aphrodite'nin seviştiklerini güneş tanrı görür ve Hephaistos'a haber verir. ona orta malı Aphrodite diyoruz. sevişmenin tadı. ama madem ki iki Aphrodite var. yerleştirir onu yatağı­ nın altına. İlk günden bu oldu onun tanrılık payı İnsanlar arasında da. Aphrodite tek olsaydı. tanrılar orada se­ vişip birleşmiş ve orada doğup büyüyen ço­ cukları Hermaphroditos'un başına Salmakls adlı su perisi ile olan serüveni gelmiş (Her­ maphroditos. ama Theogonia'da Eros Aphrodite'den çok önce doğmuş evıeır. Salmakis). öbürü Troya kral soyundan Aineias'm babası Ankhises'tlr (Ankhises. Güzelliği. uyum anlamına ge­ len Harmonia'nın yanıbaşında korku ve boz­ gun Aphrodite'nin kişiligindeki olumlu ve olumsuz yanları ve çelişkileri simgelerler. VIII. Eros bazı efsanelere göre onun oğludur. İki tanrı sevişirlerken demir ağın içinde tutklu kalırlar. göksel dediğimiz Aphrodite ana karınından doğmuş değil. Kişiliği Hellenistik çağdan sonra Röne­ sans sanatına da tükenmez bir konu olmuş. daha doğrusu kendine özgü öyküler az da. Aphrodite'nin başka sevgilileri de olur. çözülmez zincirler­ den büyülü bir ağ örer. Savaş tanrı Ares'le birleşmesinden (ki bu birleşme de anlamlıdır) Phobos (bozgun) ve Deimos (korku). Üç Güzeller yarış­ masında oynadığı rol ve Paris'le Helena'nın başına getirdiği bela. gülüşmeleri oynaşmaları. kendilerine ye­ terince tapınmayan Lemnos kadınlarına ceza olarak kocalarının bile dayanamadıgı bir ko­ ku verir. Ona düştü kız cilveleri.). Kinyras'ın kızlarını kendilerini ya­ bancılara satmaya zorlar. resim ve heykelde işlendikçe işlenmiştir. yani Kazdagının tepesinde seviş misler. bir de Harmonia doğar. Zeus'la Dione'nin kı­ zıdır. Hora'lar ve düğün alaylarının ba­ şında giden Hymenaios da Aphrodite'nin çevresindeki tanrılardır. dillere destan olmuştur. Hem bu tanrının ikiliği nasıl inkâr edilebilir? Biri. ölümsüzler arasında da. Şöl. Bu tanrılarla ilgili iki türlü sevgi de olacak ister istemez. 180 d-e): "Herkes bilir ki. öbürüne göksel di­ yeceğiz" (3) EFSANELERİ. göğün kızıdır. orada doğup ikisinin de adını alan ço­ cuğu dağ nympha'ları büyütmüş. Kuşlardan güvercin ve serçe. Sev­ ginin de iki olması gerek. sonra da yalancıktan Lemnos ada­ sına gider. Aineias). efsane yazarlarının kimine göre iki tanrı îda. sonradan katılır Aphrodite'nin alayına (Theog. Sokrates'in de bulunduğu bu şölene katılanlardan Pausanias şöyle der (Plat. yani en eski­ si. Kişiliği ile tanrılar arasın­ da bunca önemli bir yer tutan Aphrodite'nin efsaneleri azdır. sevgi (Eros) Aphrodite'den ayrılmaz. 295 vd. başka bir anlatıma göre Halikarnassos kentinin batısın daki bir yarda biri Hermes'in öteki Aphrodl te'nin birer tapmağı varmış. öç almaları kor­ kunçtur: Şafak tanrıça Eos'a. bunlardan biri Adonis (Adonis).el bil güçtür. onları suçüstü yakala­ yan Hephaistos da acı acı bağırır. nasıl ve nedeni belli değil. sahneye seyirci olan tanrılar arasında da dinmez bir kahkaha kopar (Od. ünlü demirci tanrı da kırılmaz. sevgi de tek olurdu. büyüsü. İlyada destanında oğlu Aineias'm koruyucusu olarak oynadığı rol bu kişi ile ilgili bölümde anlatılır. Bu ikiliği en kesin bir tanımlama ile Platon "Şö­ len" adlı diyalogunda dile getirir. Aphrodite topal tanrı Hephaistos'la evlen­ dirilir. ama şairler onun çirkin kocasını aldatmasını ballandıra ballandıra anlatırlar. 201 vd.çekleştirir. Ahenk.

anlama ve kavra­ madır. mu­ cizeyi aydınlatmak yolunda sayısız ipuçlarının hemen hepsinin Anadolu topraklarında bu­ lunması. doğayı gör­ me. ' (1) ADI VE EK ADLARI. Yalnız tragedyada değil. Bundan ötürüdür ki yeni bilimsel ger­ çeklerin ışığında yeni yorumlar yaparak de­ nemelerimizi önermekten daha ileri gideme­ yiz. dur­ gun. İnsan için dü­ şünülmüş. aydınlığın bir kez daha "Anadolu" denilen güneşin doğduğu ülkeden gelmiş ol­ duğunu gösterir. Nietzsche'nin Yunan varlığına özgü en şaşırtıcı yapıtı saydı­ ğı tragedyayı bağışlayana kadar akla karayı seçmiştir bu tanrı. bütün dallan ve bunları esinleyen perileriyle Apollon öz Hellen varlığı sayılırdı. bu olayın ne­ denlerinin de. kötülüğü önleyip korumak anlamına gelen fiillerden. kökenlerinin de o zamanlar pek aydınlanamamış olmasından. İpuçlarını izlemek. gerekse insan üstüne düşüncesinin o günden bugüne kesintisiz olarak süregelmesi bu ola­ yın bir başlangıç sayılmasına yol açmış. durgun akıl gücü. Yunandan kalma yapıtların. ama hiçbir şair de Aphrodite'yi Midilli'li kadın şair Sappho kadar güzel dile getirmemiştir. daha öncesini ara­ ma ve anlama çabasından saptırmıştır. Apollon. Yunan mucizesi dendi. ama aynı zamanda da öngörmedir. insanı bir seyirci ve bir taklitçi olmaktan da ileri götüremez. yani Yunanistan kökenliydi. ya da başka kökenlerden tü- . Ama Apollon. Dionysos'un doğudan geldiğini. bilimi bir çeşit yetinmeye götürmüş. Apollon plastik sanattır. varlığı akılla algılama ve akıl yetisine da­ yanan yöntemlerle biçimlendirme gücü ve ye­ teneğidir. Nietzsche'nin de bundan şüphesi yoktur her­ halde. Bilimin de bugün asıl coşkusunu yaratan neden. Bu tür denemelere bizden önce gi­ rişenlerden esinlenerek ve elimizdeki bilgi ve görgülerden faydalanarak Apollon'un bir Anadolu tanrısı olduğunu tanıtlamaya çalışa­ cağız. Anadolu'dan çıkıp Yunanistan'a güç bela girebildiğini efsa­ ne bağıra bağıra dile getirir. Ne var ki o gün bugün çok ileri gidilmiş ve elde edilen bulgularla olayın hiç de mucize olmadı­ ğı. ışıktır. tapınakları ve efsaneleriyle özbe­ öz Yunan. Ama asıl kaynağı bugüne kadar açıklanamamıştır. Acaba bu ad. ilkçağın Yunan denilen yaratıcılığında birbirinden ayrı iki öğeyi ayırmak doğru olsa gerek: Bu yaratıcı­ lık iki tanrının simgelediği iki karşıt varlığın birleşmesinden doğmuştur. Nitekim in­ san dişisinden doğmadır. bir çeşit coşku ile asıl yolu olan inceleme. yaratıcılık insa­ nın doğaya bir başka türlü coşkuyla karışma­ sını şart koşar. bunların Batı uygarlığının bir başlan­ gıcı diye karşımıza çıkması ve gerek doğa. kısacası bil­ gi yoksulluğundan gelmekteydi. Friedrich Nietzsche'nin "Tragedyanın Do­ ğuşu" adlı eserinde yaptığı Yunan varlığı üs­ tüne yorum bugün de geçerlidir sanıyo­ ruz. Apollon adının Yu­ nanca olmadığı artık herkesçe bilinir. kimi Hitit yazıtlarında rasgelinen Apulunas tanrının adıyla bir olmasın? İlk­ çağdan beri bu adın köken ve anlamını açık­ lamak için boşuna çabalar gösterilmiş: "Apol­ lon" yani cezalandırmak. insana doğayla birleş­ meyi sağlayan bir araçtır sanki. İlkçağda Yunan denilen varlıkla Akdeniz çevresindeki uygarlık topluluğuna bir yenilik gelmiş olduğu su götürmez bir ger­ çektir. Arkeolojinin katkıları da eklenirse. Bu yanlışlığı bilim Homeros'tan başlamak üzere metinleri iyice okumamış olduğu için işlemiş­ tir. İşte bu gücü de Dionysos. ışığın doğayı bir projektör gibi aydın­ latıp karanlık kalan sırlarını çözümlemesidir.APOLLON ha yoktur. Bi­ zimkisi yalnız bir deneme. Bu olaya geçen yüzyılda bir ad da ta­ kıldı. Delphoi tanrısı Apollon bunca bilicilik merkezleri. gerçe­ ğin gün ışığına yakında çıkacağı umulur. bulguları çoğaltmak ve değerlendirmek durumundayız bugün. Mucize gibi ger­ çeküstü bir terim kullanılması. ya da "apello" de­ fetmek. Böyle bir denemeyi bu sözlükte Apollon tanrının kökenleri ve kişiliği üstüne yapmak istiyoruz. Ama bu da az çekici bir iş değildir. Dionysos doğanın kendisi değil. ta ki taşkın gücünün ne denli bir nimet olduğunu anlatabilsin insana. Ama bu güç. karanlık güçlerin gizemine er­ mesini. akılla algılanabilecek tutarlı tarihsel bir sü­ reç olduğu anlaşılmaya başlanmıştır. bir ana tanrıça değil de. özellikle yazı tanıtlarının çokluğu. şarap tanrı simgeler. ölçülü gücü simgeler. Apollon aydın. yaratılmış bir tanrıdır. insana karışır ve in­ san çilesini çeker. Bu iki tanrı da Apollon'la Dionysos'tur.

Apollon güneş tanrı değildir. kutsalKilla'yı. Ama bu da Hitit çivi yazıtların­ dı geçen "Lukka" bölgesiyle bir tutulabilir mi ve tutulursa Lykia'nın adındaki Luk. Killa. Tenedos'un güçlü kralı. Apollon bütün yüreğiyle Troya'lılardan yana dır.. Böyle bir tartış­ manın yersizliği şuradan belli ki Lykia bölge­ sinin adı da -lyk kökünden gelme. İlyada'da tanrının adı Apollon ya da Phoi­ bos Apollon diye geçer. Troya ile ilişkisi çok eskidir Apollon tanrının. kalmayın Argos'lulardan aşağı. Kaldı ki "Lyke­ genes" sıfatındaki -gen. 432 vd. Sarpedon'un ölüsünü yurdu Lykia'ya taşımak hep Apollon'a düşer.): . Lykia ilinin adında da vardır.): Öfkelendi Apollon. Tanrının Lykia ile yakın ilişkisi bilindiği halde bu sıfatın ışık ya da kurt anlamına ge­ len -lyk kökünden türeme olup olmayacağı tartışma konusu edilmiştir. nitekim rahibi Khryses İlyasa'nın başında şöyle seslenir tanrısına (İl. IV. Glaukos ve Pandaros'la ilgili metinlerde şöyle bir deyim geçer tanrı için (İl. dedi ki: Atları iyi süren Troya'lılar. V. Tenedos ise Bozcaada. tanrının özünü belirtmek için bir ek ad tak­ mışlar ona: Phoibos demişler. Apollon da.). Pergamos tepesinden bağırdı Troya'hlara. SmlntheUl adı bu bölgede tanrının bambaşka bir isimle de anıldığını gösterir. ne de nitelikleri Yunan mythos'unda Gü­ neş tanrı ile bir tutulduğunu belli etmez. onların derileri ne taş. Yalnız şuna da dikkat edilsin ki hiçbir kaynak ya da efsanede Phoibos Apol­ lon asıl güneşi simgeleyen Helios tanrı ve onun soyundan gelen tanrısal varlıklarla ilişki­ de gösterilmemektedir. Bunun nedeni de Apollon'un güneş olmadığı. 20 vd.): EyKhryse'yi. koruya gümüş yaylı. haydi. Bunu açık açık söyler. ne var ki deniz tanrı kin tuttuğu halde. güneşi simgelemedigidir. özel­ likle Pandaros'un yurdu olan Zeleie'ye yerleş­ miş Lykia'lıların ili. iki yerde de kendisine "Lykegenes" denmektedir.. Phoibos'un anlamı belli. Apollon kaynağında ve özünde bambaşka bir varlıktır. anası ve kardeşi de Troya kale­ sinin iç tapmağında oturur gibidirler. o başka bir sorundur. hedefi vuran ya da gümüş. Bunun dışında Apollon Troya şehrinin içine yerleşmiş gibidir. 507 vd. Bu varlığı bize ilk niteleyen metin de Homeros'un İlyada'sidir. Lykia'lı oldukları bilinen Sarpedon.ykla'ya sıkı sıkıya bağlı. Kaldı ki bu adın Apollon tanrının büyük annesi olarak gösterilen dişi Titan Phoibe (Tab. dayanamazlar et delen tunç kargılara. Zeleie'den Pandaros'u savaşa götürmek. uzak ve semiz Lykia toprakları" öteki Troas bölgesine.37 vd.Troy.kö­ keni Yunancada olduğu gibi ışık anlamını İçerir mi. Troya'da olan bir tanrı olarak çıkar karşımı za.101. Bizim "Lykiâlı" diye çevirdimiz İni sıfat başka metinlerde geçen "Lykios" ve "Lykeios" sıfatları da göz önünde tutulursa.. VII. İlyada'da Lykia sözü geçince.ı kalesi Pergamos tepesinden seslenir ovada dövüşenlere (İl. atılın ileri. bu yüzden de merkezi Anadolu'da. Lykia'da doğmuş anlamına gelir İster istemez. Apollon'un koruduğu Aineias'a da saldırmaktan alamaz kendini (İl. Khryse İda dağının eteğindi-ki kentlerdir. yay­ lıdır. Yerleri bugün kesinlikle belli değilse de. lanrının Lykia bölgesiyle ilişkisini dile getir­ mektedir. Apollon I İnme ros destanlarında I. tartışmaya da girer Alhena Olympos'tan llyon'a fırlayıp gelir (İl. Lykia soylu. Laomedon'a ünlü İlyon su­ runu yapıp da Poseidon'la birlikte ücret al­ mayarak çekildikleri günden başlar (Laomedon).119): "Ün salmış okçu Lykia'lı Apollon" (Pandaros). dinle beni. IV. ne demir. özellikli (2) ANADOLULU TANRİ. Srnintheus. Tanrının Tro­ ya çevresindeki şehirlerde de önemi büyük­ tür.eki soyu yansıtır. Ne var ki Yu nanlılar bile bu adı anlamamış olacaklar ki. ne adı. bir.remlş oldugiı ileri sürülmüştür. Pandaros ise Alsepos Lykia'sından gelmişlerdir. bu kök ise Latince "lux"ta görülen ışık anlamlı köken olarak alınırsa bu anlam tanrının sıfatında da. I. Sarpedon'la Glaukos Ksonthos Lykia'sından. Diomedes tanrıça Aphrodite'yi yaraladık­ tan sonra. Zeleie. parlak demektir ve tanrının ışık saçan aydınlık varlığını dile getirir. iki yer dile getirilir: Biri "ana­ forlu Ksanthos'un kıyılarında. bu ada eklenen sıfat çokluk okçu. 4) ile de bir ilişkisi vardır. Lykia'nın adı nereden geline olursa olsun.

yani Anadolu'nun tanrısı olarak karşımı­ za çıkarmaktadır. güneşin gücü. güzel bir şey mi? Bu güzelim uygarca sözlere Hera gene bir sürü safsata ile karşılık verir: "Oymak tanrı. Apollon Hektor'a gönülden kılavuz ve ko­ ruyucu olur. gökten ovaya onun için kara bir bulut indirmişti. 33 vd. kötülerin dostu" der. bilirim. Ölüyken bile yüreğiniz varmıyor onu kurtarmaya. istiyordu zafer Troya'lıların olsun. Akhilleus da sıyrıldı tıpkı onun gibi her türlü acıma duygusundan. Lykia yazısının çözümü de bir gün başarılırsa. gece. kendini saklamak gereksinmesini duymaz. Karşıladı meşe ağacı altında. bambaşka bir ahlak görüşü olan bir dünya­ nın.): Akhileus korkunç çığlıklarla atıldı öne. gündüz. yanında durup seni koruyacak. Apol­ lon da Hektor'u kaderine bırakmak zorunda kalır ve tanrılara karşı bir tanrı ağzından hiç duyulmamış bu eşsiz eleştiriyi dile getirir (İl XXIV.): Aphrodite kovuyordu köpekleri yanından. Ama bir baş­ ka yönden de bakılınca ışık tanrı Apollon'la Lykia arasında sıkı sıkıya bağlantı kurulabilir. Zeus 'un kızı. azgın bir aslan gibidir tıpkı. Aphrodite İle birlikte Hektor'un ölüsünü ko­ rumaktan başka çare bulamaz (II. İyi bir şey mi bu. gövdesini saran deriyi vakitsiz kurutsun İstemiyordu. XX. Hektor'u öldürmek için yanıp tutuşuyordu. Akhilleus onu sürüklerken yüzülmesin diye derisi. onu kurtarmak için (İl. kendine gel hadi. işiniz gücünüz kötülükte. sakladı koyu bir bulutun arkasına. öteden beri korurum seni de. Tanrılar arasında bu eşi­ ne rastlanmaz iyilik. Troya halkı. gül kokulu tanrısal bir yağ sürmüştü . İda'dan bir savaş ortağı gönderdi sana Kronos oğlu.. ateş payını vermesinler mi? Siz şu uğursuz Akhilleus'u tutuyorsunuz demek Oysa bilmez o töresince düşünmesini. en hayırlısı bu: Gel de günlük savaşa ara verelim. Athena'nın Troya'lı yiğidi alda­ tarak öldürmek için kurduğu pis düzen karşı­ sında Apollon'un tutumu öyle isnacadır ki. nereye götürür seni ulu yüreğin? Oymak zaferi mi vermek istersin Danaolara? Kırılan Troya'lılara acımazsın. kimsin sen?.): Kimsin sen. Ama Phoibos Apollon kaçırdı Hektor'u. Apollon ne yapsın. görmesin mi babası Priamos. bir güzel doyurmak için karnını. Apollon'un llyada'da oynadığı bu rol onu OIympos tanrılarından büsbütün ayırmakta.. bayağı dokunur insana. kötülük tartışması da ışık tanrının yenilgisiyle biter. Hektor güvenle so­ rar ona (İl. 247 vd. Gel. na buradayım. gelir saldırır insan kuzusuna. Lykia'da sürdürülen arkeolojik araştırmalar bu tezi gün geçtikçe pekiştirmektedir. ölümsüz tanrıçalar. bir tanrı için işten bile değildi bu. insanlara saygıdan çekti kendini. Gönlünüz bu şehri yok etmek ister. çocuğu. 185 vd.. başka kılığa girmek. ÖnceZeus'un oğlu kral Apollon dedi ki: Ne diye geldin Olympos'tan ulu Zeus'un kızı. Phoibos Apollon. sevgili tanrı. yüksek kentini de. Aklınıza esmiş. niyetin ne. alıp saygı göstermesinler mi ölüsüne. V. Patara ve birçok anıtları gün ışığına ye­ ni çıkarılıp. gör. Apollon'la Artemis'in anası Leto'nun bölgede büyük bir yer tuttuğunu açığa vuran Letoon kutsal merkezi bu üç tanrının Anadolu topraklarına ne denli kök saldığını kanıtlar. Zeus Akhilleus'la Hektor'un ecelini tartıya koyup Hektor'un ölümü ağır basınca. varsayımlarımızın hepsinin somut birer gerçek olacağı umulabilir. Hektor'Ia yüz yüze gelir. anası.Apollon birden onu karşıladı.. yakmasınlar. XXII. Altın kılıçlı Phoibos Apollon 'u gönderdi. bak işte.443vd.): Phoibos Apollon ölümsüzlere şöyle dedi: Amansız tanrılar. gözden kaçırmıştı ölünün kapladığı yeri. yumuşar bir yürek taşımaz göğsünde. onu görmesin mi karısı. ölünün bedenine. Hektor'Ia Akhilleus arasındaki son ve kor­ kunç çarpışma başlayınca dört döner Hektor'un çevresinde. Görmüştü tanrıçayı Pergamos kalesinden. Söyle hadi.dinle beni. Ksanthos. belli..

ey Phoibos. kısacası her türden sanatı esinle­ yen büyük yaratıcı tanrıdır. yepyeni bir kundağa sardılar. Dile gelmez bir sevinç kapladı yüreğini Leto'nun. Buralarda akla kara..Apollon Musa'ların yöneticisi.. yıkadı seni tanrıçalar kutsal elleriyle arı. sonra Yunanistan'da kültü yayılınca birçok yerler (tıpkı Homeros için olduğu gibi) tanrıya beşik olma şerefini elde etmek için efsaneler düzdürmüşlerdir. yaklaşıp parlak yayını bir gerdi mi o. biri Delos'lu Apollon'a. Apollon onu hor görüp denizin içine gömer diye. 1. ka­ yalara oyulu ya da denizde yüzen o eşsiz mezarları. . Demre. Titan kızı Leto ile baştanrı Zeus'un bir­ leşmesinden doğmuştur Apollon ve onun kız kardeşi Artemis (Tab. kimi vakit çıkarsın kayalı Kynthos'un doruğuna. ağzında kavalıyla bir Pan ya da Marsyas'ın korularda hoplaya hoplaya oynadığını görür gibi olursunuz. Kaş. İşte bu hava Lykia'da sezilir. Delos adacığı da korkar böyle güçlü bir tan­ rıya sığınak olduktan sonra. her biri birer tapınak gibi karşımıza çıkan. Doğum şöy­ le anlatılır: (Letoj İki koluyla Fenike ağacına sarılarak dayadı çimenlere dizlerini. İşte o zaman. Debussy'nin müziğini du­ yar. Titrer tanrılar tepeden tırnağa Zeus'un sarayında o bir yürüdü mü. anlatmakla bitire­ mez onu şairler. duru bir suda. Burada şu noktaya dikkat edelim ki Apollo'nun doğumu bir "kral tanrı"nın doğumu sayılmakta. yani övgüler arasında Apollon'a ayrılmış iki övgü vardır. Homeros destanlarında da "anaks" efendi. Delphoi'ninki çok daha ye­ nidir ve sonradan eklenmiştir birincisine. çiçekler içinde Delos. Gündüz gümüş yaylı tanrıya bir altın taht kuran. "güzel saçlı Leto'nun doğurdu­ ğu". ta uzak doğuda Nemrut dağının tepesindeki sivri külâhlı dev tanrı heykelleri arasında da baş yeri tutar... Zeus'tan gebe kalan Leto tanrıçanın çocuğunu doğurmak için yer araması. lahitleri gördük mü. Hele Fethiye'nin gör­ kemli kral mezarlarından başlayıp. burası Apollon'un ülkesidir demekten alamayız kendimi­ zi. renk renk çakıllar üstün­ de çağlayan dereler de satyr'lere.. müzikle yoğrulmuş gibi bir şiir havasıdır bu.9 ve 36): "Lete ile Zeus'un oğlu".Apollon tanrının asıl doğuş yeri Anadolu kıyıları. gece çatır çatır yıldızlarla birlikte kız kardeşi Aya doğru yükselen yalçın dorukları bu hava sarar. besbelli ki Delos övgüsü daha eski. Çiçekler içindeydi şimdi. ama sonradan önce adalarda. ışıkla dokunmuş. ışıkla karanlık arasın­ da yaman bir savaş verilmekte ve bin yıllar­ dan beri süregelen bu savaşı insan aklı ve sa­ natı kazanmaktadır. kar gibi ak bir kundağa. ama bu doğum öyle olağan bir doğum değildir.. yani Lykia ve özellikle Lykia'da tanrının doğduğu kent sayı­ lan Patara'dır. Bilim bu iki övgü arasında bir zaman ayrımı saptamış. Themis tanrıça nektar sundu ona ve bal gibi ambrosia sundu ölümsüz elleriyle. şiir ve dansı. Sevinç çığlıkları kopardı tanrıçalar hep bir ağızdan. Homerik denilen hymnos. ve çocuk gün ışığına çıkıverdi. nympha' lara yemyeşil birer yunak olmaktadır. Kekova. . sonra başına altın şeritler doladılar. çalgı ve ezgiyi. 5). tıpkı ormanlarla kaplı bir dağ doruğu gibi. ey gümüş yaylı. Hera'nın hışmı­ na uğradığı için hiçbir yerde sığınak bulama­ ması bu övgünün konusudur ve Leto madde­ sinde ayrıntılı olarak incelenecektir (Leto). Apollon Lykia deni­ len o ışık ülkesinde de yaşar. . Homeros'tan Roma çağından sonraki Kommagene krallarının zamanına dek hep aynı Anadolu'lu tanrıdır Apollon. övgüdeyse şöyle deniyor-.. Anadolu bu zaferi Apol­ lon tanrı ile simgelemiş. İlyada'nm ilk dizelerinde şöy­ le tanıtılır Apollon (İl. anası emzirmedi altın kılıçlı Apollon'u. Ey uzağı vuran Apollon. Olympos ve hepsi Anadolu'ya özgü adar taşıyan daha nice kentler boyunca. öteki Delphoi tanrısına. Av rıntıya girmeden şunu söyleyelim ki araştır maların verdiği sonuç şu. incecik. kral diye nitelenir Apollon. bütün tanrılar fırlar ayağa. bunların arasında başta ge­ len ve en çok da tutunan Delos efsanesi. (3) DOĞUŞU. İlkçağdan bugüne lirik şiirlerin hepsinde belli bir hava içinde canlandırılır. ak çöller gibi mavi engine kadar yayılan dalga dalga kumların arasından süzülerek. Kıyıla­ rında dolaştınız mı.

Apollon'un Sibylla adıyla dünyaya ün salmıştı. Ne var ki bu sonradan olmuş. insanlar yüzlük kurbanlarla nasıl el Vatikan'daki Sixtina kilisesinin tavanına buraya gelir. Laokoon). bilicilik merkezlerine tü­ leri defetme gücünü dile getirir. yaptığı freskin bir köşesine Erythrai. tunmuş ve Delphoi bu politikayı benimseye­ . Erythrai. ilk ve en eski bilicilik merkezleriyse Anadolu'da­ dır. Didyma tapınağı gibi.ON atkılarda dolaşırsın. kâhin dizelerinde adı geçen Khryses gibi Srnintheus Apollon'un tapıcısı bir kadındır. yerleri pek bilinmeyen bu merkez­ lerin de önemli olduğu anlaşılır İlyada'dan. Kalkhas Bir tanrıçanın ağzından dile gelen bu mo­ ve Mopsos gibi efsanelik kişilerin serüveni de dern turizm anlayışı Yunanistan'da pek tuaynı gerçeği kanıtlar (Kalkhas. öbür bilicilik merkezlerini zamanla gölgede bırakmıştır. ey tanrı. yüce dağ başları şenin oldu. Leto'nun da Lykia'da Leda yahut Lat adıyla anılan Anadolu'nun Ana Tanrıçasından başkası olmadığı göz önüne alınırsa. Killa. Bu övgüde Yunanistan'la tanrı arasında bağlantı kuracak bir tek söz yok. Taşlıklıoglu'nun "Tanrı Apollon ve Anadolu ile Mü­ nasebeti" (İstanbul 1954) adlı araştırmasından faydalandığımı belirtmek isterim. O kadar ki Raphagörürsün. tıpkı İlyada'nın ilk ya da erkek "mantis" yani bilici. yani kötülük­ bitiremez. Bu güçlü tanrının Le­ to'nun oğlu olduğu. bir köşe­ nasıl toplanır insanlar burada ve dumanlar sine de Cumae Sibylla'sını oturtmuştur. Srnintheus olur. ovalara bakan dağ başları. İda'lı yanan yağlı etlerden. Kassandra. hem de arkeolo­ jik bulgularla kanıtlanır. Ama bunları saymakla bitiremeyiz. Delos'tu. fare ve sıçan kovan anlamına gelir ve büyük bir rol oynadığını tarihçiler anlatmakla Apollon tanrının "aleksikakos". senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. kimi­ si de akıllara durgunluk veren koca bir anıt gibi dikilir karşımızda. Erythrai bilikenmez bir gelir kaynağı olmuş. Bu sanat. bir nympha'nın kızıymış. kıyıdaki o büyülü şehir senin malın. Bunların ki­ minin izi silinmiş. nice kutsal koruların oldu. bunların arasında daha bir sürü kutsaklar ve Ksanthos (Kocaçay) vadisiyle Pamphylia'ya kadar uzanan bütün Lykia kıyıları vardır. Olympos doruğunda tanrılar toplantısına varıp da aşırı bir saygıyla karşılandığı zaman bile Apollon sanki başka bir diyardan gelmektedir Olym­ pos'lu tanrılar arasına. anlaşılan şu ki. nice tapınakların oldu senin. Mopsos). Laokoon o tapınağın rahibidir (Helenos. Erythrai (ildir) bilicisi (4) BİLÎCİLİK MERKEZLERİ. Bütün bunlardan madem si'nin toprağında hiç bereket yok. Klaros. Boğazlardan başlayarak bütün Ege ve Ak­ deniz kıyıları Apollon'un bilicilik merkezlerin­ den bir çelenkle çevrilmiş gibidir. Pausanias'a göre. ama gönlünü sevindiren yer. sensin efendisi Lykia'nın.asıl. falcı. rek göz kamaştırıcı bir zenginlik toplamış. Bu bilicile­ esinlediği öngörme yetisiyle insanlar. Helenos'la Kassandra bir yana. Zeleia var. Sonra sırayla bugün de bilinen merkezler: Gryneion. bilicilerinden biri sayılırdı. İnsanlar arasında kimi vakit. Anadolu'dan çıkmış ve yayılmıştır. hiç durmadan. He­ tüter rophile adlı Sibylla. Biliciligm ilkçağda nail geliştiğini ve ne ek adı. Delos övgü­ cisiyse. Anadolu'dan Güney İtalya'ya göçüp sünde Leto kurak ve kayalık adacığa parlak orada kent kuran Kyme'lilerin Sibylla'sıyla bir gelecek müjdeler: birlikte ilkçağ dünyasının en ünlü dört kadın Senin olursa okçu tanrı Apollon'un tapmağı. Didyma ve tanrı­ nın asıl doğum yeri ve yurdu sayılan Patara. Yunan tanrı dünyasına sonradan ka­ tılan ve adı bile Yunanca olmayan Apollon'un Kybele'nin oğlu Attis'le bir tutulması gerekmez mi? Bu konuda Halikarnas Balıkçı­ sının kılavuzluğuna dayandığımı ve Z. Apollon tanrıyla ilgili bilicilik sen de beslenir semirirsin başka elden.AI'OI I . kadın rin en ünlüsü Herophile. Biliciligin de bu merkezlerden çıkıp Yunanis­ tan'a yayıldığı hem efsane. sevimli Maionia'nın efendisi Miletos da senindi. Milletos'un kurduğu büyük Didy­ ma tapınağı ve onu işleten Brankhos oğulları (Brankhos) da bir yana. Biraz ötede Khryse. Troya'nın yanıbaşında Thymbra' lı Apollon tapınağı vardır ki. tanrı orada Helenos'la Kassandra'ya esinlemiş biliciligi.

bu kav­ ganın nedeni de Apollon'un öfkesidir. Efsaneye göre bu ejderi Hera salmışmış Leto ile çocuklarının başına. Önce Boiotia'da Telphusa pınarının yanıbaşında kurmak istemiş tapınağını. acı. oklar omzunda şangırdıyordu. Tanrı canavar da olsa bir cana kıydığı için arınmak zorunda kalmış. köpürmüş. bin vınlama çıktı gümüş yaydan. Kassandra. sonra saldı birsiuri olc insanların üstüne. Apollon'un sanat ve müzik yeteneği üzeri­ ne de birçok efsaneler anlatılır.. saldı okunu. ilci ucu (çapalı okluğu. köpeklerin düştü peşine. kargıcı Yunanlıların ödleri kopardı çünkü Doğu­ lu okçulardan. başının üstünde kuğu kuşları uçuşmaya başlamış. . Kavruluyordu birbiri peşi sıra bir yığın ölü. Leto'dan doğma iki okçu tanrı bu yetilerinden birçok efsanelerde faydalanırlar (Niobe). Apollon İlyada'nın ilk dizelerinde okçu tanrı olarak çıkar karşımıza. Delos'lu Apollon övgüsünden epey sonra ve onun örneği üzerine kaleme alınmış Delphoi'li Apollon övgüsünde şu efsane anla­ tılır: Apollon doğar doğmaz. Parnassos dağının eteğinde yer yer ormanlarla örtü­ lü yemyeşil bir ovaya inmiş. 45 vd. Müzik alanında baş­ ka tanrılar ve ölümlülerle giriştiği yarışmalar da birçok efsanelere konu olmuştur (Hermes. Pan. Kımıldandı mı. Olympos'a ilk ayak bastığı gün öbür tanrıların kor­ kuyla yerlerinden fırlamaları da bundan. başka bir anlatıma göre Admetos'un yanın­ daki uşaklığı Kyklops'u öldürdüğünden dola­ yıdır (Kyklop'lar). Bu nokta bir de Delphoi'nin dünyanın göbeği sayılması ve omp­ halos kavramıyla Kybele kültüne özgü bir motifi benimsemesi (Kybele). doğayı simgeleyen perilere de yönel­ miş bu aşkların çoğu sonuç vermeyen bahtsız sevgiler diye nitelenir (Daphne. Leto). /I'I . Kaldı ki anası Leto ve kız kardeşi Artemis de doğrudan doğruya Kybele ile bağlantılıdırlar ('Artemis.t M ^ >ı ı v . Ne var ki bölgeyi bir ejder kasıp kavurmakta. tanrının bilici kadını Pythia bu üçayak üstüne oturarak ve çukurdan yükselen gazlarla kendinden ge­ çerek fal verirmiş.. öfkeli. korkunç. Hyakinthos). 1. İlyada'nın konusu Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavga ise. (5) NİTELİĞİ VE EFSANELERİ. Tanrı­ nın asıl niteliğini açığa vuran bu dizeleri aşa­ ğıya alalım (İl. Marsyas). İndi Olympos'un doruklarından. Ama kuğular onu Hyperbore'liler ülkesine uçurmuşlar (Hyperboreoi). Delphoi tapınağında dünya­ nın göbeği (Yun. bilicilik sanatıy­ la Delphoi tapınağının ne hazineler topladığı dillere destan olmuştu. burada tanrıça Themis'e adanmış bir sunak varmış. Kız kardeşi Artemis'le paylaştığı bu yetenek tanrıya büyük bir üstünlük sağlar. Musa'ların yöneticisi olarak ünü Yunan-Latin şiirinden başlamak üzere Batı şiirinde bugüne dek gök­ lere ağmıştır (Musa'lar). Önce katırların. Korintos körfezinin kuzeyinde. Andolu'lu Apollon'la Anadolu'lu Ana Tanrıça ile bir bağ kurmayı esinler. bir süre Tesalya'da Admetos'a sığırtmaçlık etmiş (Admetos). sonra Yunanistan'a gelmiş. periden izin alamayınca (Telphusa).): . Işıklı tanrının aşkları da önemli bir rol oy­ nar efsanelerinde. Omphalos) sayılan bir çuku­ run üstüne bir üçayak yerleştirilmiş. Yerleşti gemilerin ardına. tanrıça kehanet verirmiş o sunakta. Bu vezin ise Daktyl'ler ve Kybele kültüyle ilişki görün­ mektedir (Daktyl'ler). Pytho diye anı­ lan bu merkez sonradan Delphoi adını almış­ tır. Apollon Python'u öldürür ve büyük bilicilik merkezini de ejderi öldürdüğü yerde kurar. Orada bayram ve şenlikler içinde yaşamış. Marpessa. dönüşünde de Pytho yarış­ malarını kurmuş. Apollon ya da Artemis'in okuyla ölmek ansızın tatlı bir ölüme kavuşmak anlamına gelir.. Python denilen bir canavar ekinlerin hepsini yok etmekteymiş. Omuzlarında yayı. Güzel delikanlılara olduğu kadar. Pythia tıpkı Sibylla gibi tanrı sözlerini ya da buyruklarını insanlara Homerik destanların vezni olan hexametron ile aktarır. Bu falcılık. Ordu içine tanrının okları yağdı tam dokuz gün. başına bir altın külah ve eline de bir rebap vermiş. kızgın tanrı yürüyordu gece gibi. tanrı Zeus da oğluna kuğuların çektiği bir araba. Okçu ve yaman okçu oluşu onun doğu ile ilişkisini daha da pekiştirir.. Yunanistan'da Delphol merkezinin kurulu­ şuna değgin efsaneden de aynı sonuç çıkarı­ labilir. gidip Yunanistan'da bir tapınak kurmasını buyurmuş.

Ara. Savaş tanrı Ares'in Roma'da karşılığı Mars'tır. ilenme anlamına gelen yunanca kelime. babası İdmon Kolophon kentinde kumaş boyacılığı yapar­ mış. Ares. Zeus'un kafasından çıkma. savaş işin gücün. Bu ça. bir bu yana. Ama tanrıça hamarat sanatçıyı bir örümcek kılığına sokmuş ki. Apsyrtos. bir o yana döner.•• tışmada elbette ki akıl üstün gelecek. Aristaios). Apollon'la Athena Ares'i şöyle kınarlar (İl. Tanrıça buna kızmış.Apollon birçok ozanların babası sayılır (Linos. Apollon önce Ares'in işe karışmaması . eleavuca sığmaz huysuzluğun. sevimsiz. Lydia kızları. Argonaut'lar.5): Hera görkemli son eşi oldu Zeus'un Sevişti tanrıların ve insanların kralıyla Hebe'yi. Athena Olympos'un on iki büyük tanrısı­ nı işlemiş nakısına. Ares ise akılsız­ ca. yokmuş onun üstüne bütün bölgede. Lanet. insanların baş belası Ares. İlyada'nm beşinci bölümünde tanrılar da Akha'larla Troya'lılar arasındaki kıyasıya savaşa katılın­ ca. Atheria isterse gelsin nakışta yarışalım de­ miş. giderek gururlu olurmuş.dönek Olympos'ta oturan tanrılar arasında • benim iğrendiğim tanrısın sen. Arakhne ise tanrıların pek şanlı olmayan serüvenlerini canlandır­ mış:' Zeus'un Europe'yi kaçırmasını. Tragedyalarda bu kavramla­ rı simgeleyen tanrıça. bir koca­ karı kılığına girip çıkmış Arakhne'nin karşısı­ na. 830): Ares. anadan gelme sana. o da Ze­ us'un yanına sığınıp ağlaşır. beddua. Doğuşunu üç dizede şöyle anlatan Hesiodos (Theog. Hekim tanrı olarak adı genellikle oğlu Asklepios'unkiyle birlikte anılır (Asklepios. Yaklaş ona. kadınları bi­ linçli. delinin biridir. şaşakalırlarmış yaptığı işlere. V. ellerin kanlı.): Böyle ağlaşıp durma dizimin dibinde. Arakhne de ölümlülere elişlerinin hepsini öğretmiş ol­ makla geçinen Atina'nın baş tanrıçası Athe­ na ile gergefte boy ölçüşebileceğini ileri sü­ rer dururmuş. Derken bü­ yük bir öfkeye kapılıp kırmış Arakhne'nin gergefini. Adının geçtiği sayısız efsaneler için yukar­ da gösterilen adlarla ilgili maddelere bakınız. Azgın. hep hırgür. kilim dokumada öylesine usta. İşlerini bitirince Athena bakmış ki kızın nakısı kusursuz. hele babası Zeus'un ondan hoşlanmadığı besbellidir. kaleler yıkan olumsuz bir varlıktır. 889 vd. kavga. Asıl çekişmesi de Athena iledir. Yunan dün­ yası onu o kadar hor görmüş. 921) bir daha pek söz etmez bu tan­ rıdan (Tab. Zeus'un kalkanıyla dövü­ şen Athena zaferi kazanacaktır. son­ suzluğa dek tozlu duvar köşelerinde ag örsün de hiçbir faydasını görmesin. saldırgan Ares'ten çekinme. öyle becerikliymiş ki. biliyorum. kendininkinden aşağı kalmıyor. Öğütler vermiş. Kimi zaman çoğul ola­ rak gösterilip öç perileri Erinys'lerle bir tutu­ lur (Erinys). ey kaleler yıkan. elleri kanlı. kızı da iş işlemede. Roma devleti bu tanrıya ne kadar değer vermiş. saygı göstermişse. Orpheus. Tanrıça da o zaman kim olduğunu açık­ layarak başlamışlar gergef başında yarışma­ ya. El sanatlarında Anadolu'nun Yu­ nanistan üzerine üstünlüğünü dile getiren bir efsanedir Arakhne efsanesi. yırtmış nakısını. körü körüne çarpışmayı simgeler. Arakhne. 30. Troya savaşında yiğit Diomedes Athena'nın yar­ dımıyla karnından yaralar Ares'i. V. Lydia'lı kız üzüntü­ sünden kendini asmış. Bkz. Ama Arakhne hiç oralı olmamış. geçiyor bile. Ares'i ve Eileithya'yı doğurdu Hera Ares'in anası Hera ile herhangi bir ilişkisi­ ne pek rastlanmaz destanlarda. Dağ­ dan. Arakhne Lydia'lı bir kızmış. çılgın deli. gide­ rek gülünç bir kişi olarak canlandırmıştır. kötünün kötüsüdür o. Tanrılar babası­ nın bu sızlanmalara verdiği karşılık şudur (İl. He­ le Homeros destanlarında kaba kuvveti sim­ geleyen Ares'e eklenmedik aşağılayıcı sıfat kalmamıştır. Hera'dan ben de ona zorla dinletirim sözümü. nakış yapmada. Danae'ye yaklaşmasını filan. tanrılarla boy ölçüşmekten sakınmasını salık vermiş. çünkü Athena aklın yönettiği savaşı. Paian). ormandan periler bile gelir. uğursuz ola­ rak nitelendirilen Ares insanların baş belası. daha alçakgönüllü olma­ sını.

İlkçağın büyük destansal öykülerinden biri olan Argo­ naut'lar serüvenini bize bir tüm olarak Rodoslu Apollonios anlatmıştır. sonra derisini yırtıp kargıyı çekti çıkardı. 359 vd. Kıza tu­ tulan ırmak tanrı Alpheios'un sesiymiş bu. Thebai'de de Kadmos'un atası olarak tapım gördüğünü.Ö. (Kyklopes). çeşitli bölümlerini başlık­ larla göstererek özetlemeye çalışalım. Uranos (Gök) ile Gaia'nın (Toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri. Efsaneye göre. Ona kimi zaman Eriş (Kavga) de katılır. savaşı şöyle anlatılır (İl. Derken Poseldon Olympos tanrılarını tepede toplamış ve Ares'in bu suçunu yargılamalarını istemiş. karmlığm bağlandığı yere tam. Argcs. Ares çıkagelir. Palias Athene tutup yöneltti kargıyı tam Ares'in göbeği altına. Dönekliği zaferi kimi zaman ona. V. Medeia ile İason efsaneleri ise traged­ ya yazarlarına ve özellikle Euripides'le Sene ca'ya konu olmuştur. Ares'in yabani Trakya boylarının yanında oturmaktan hoşlandığı ve bir gelene­ ğe göre kızları olan Amazonların da oradan kaynak bulduğu söylenir. baş konusu sa­ vaş olan bir destanda savaş tanrının bu kadar hor görülmesi şaşılacak bir şeydir. Arete.): Gür narah Diomedes de atıldı tunç kargısınla. Kız sudan dışarıya fırlayıp olduğu gibi koşma­ ya başlamış. gene atılır körü körüne savaşa ve Herakles'ten yara alarak gene utana uta­ na döner Olympos'a. Odysseia'da anlatılan aşk macerasında (Aphrodite) Ares Hephaistos'un ağına düşüp yakalandıktan sonra hiç ses çıkarmaz. Ares kavgasına tutuşmuş dokuz. Enyo adındaki kızı da tanrı neredeyse oradadır. Herakles destanında Ares. bu tepe­ nin eteğinde bir kaynak fışkırır. oğlu Kyknos'u yiğitle olan savaşında korumak ister. Arethusa yerallın.için onu Skamandros ırmağınınkıyısına otur­ tur. ama Ares akıl ve man­ tık dinlemez. yani Ares tepe­ si diye bir yer vardır. yaraladı karnından.ı dalmış ve ancak Sicilya'da Ortyga adasınd. Ares'in Aphrodite ile birleşmesinden Phobos (Bozgun). on bin kişi. tunç Ares de öyle bağırdı. Tanrıça da önce kızı bir buluta sarmış. kimi zaman buna ver­ mesinden ileri gelmiyorsa da. vurdu onu. Aglauros tan olma kızı Alkippe'ye Poseidon'un oğlu Halirrhotios'un saldırdığını görmüş ve öfkeye kapılarak öldürmüş saldıranı. biri Elis'te. Bu uzun öyküyü. ama Alpheios gelip sularını sula rina karıştırmasın diye. İ. so­ nunda gücü tükenen Arethusa Artemis'e yakarmış onu kurtarsın diye. Artemis'in çevresindeki avcı kız­ lardan Arethusa günün birinde ay yorgunlu­ ğunu gidermek için ırmağa girmiş. Bu efsane. yüzyılda yaşayan Apollonios ünlü bir mythos yazarı­ dır. Akha'larla Troya'lıları yakaladı bir titreme. buna karşı gelmenin akıl kârı olmayacağını söyler. Çırılçıplak yüzerken birdenbire ırmak­ tan yükselen bir erkek sesi duymuş. Tanrılar mahkemede Ares'in beraatına karar vermiş. süklüm püklüm Trakya'ya doğru yol alır (Od. Arethusa. savaşta nasıl bağırır çağırırsa. III. Athena araya girip Kaderin Kyknos'un yenilmesine karar verdiğini. yıkanıyormuş. Bu konuyu kendisinden sonra Apollodoros ve önce de büyük Dor şairi Pindaros işle­ miştir. Alkinoos. ama işler çatallaşıp Aphrodite de yarala­ nınca. Atina'da adam öldürmelerin ve dinsel suç­ ların yargılandığı Areopagos. ırmak kovalamış. Bkz. Adı "ışık saçan" anlamına gelen Arges Zeus'a yıldırım armağan eden Kyklops'tur. O koşmuş. 855 vd. Argonaut'lar (Argo Gemicileri). Phobos'la Deimos ayrılmazlar babalarının yanından. ARGO GEMİSİ. Deimos (Korku) ve bir de Harmonia doğar. Savaşa doymaz Ares öylesine bağırmıştı. Bu dev tanrı Homeros destanlarında yürek­ li ve yiğit olarak bile gösterilmiyor.). Adı "hızlı" anlamına gelen Argo gemisi Karadeniz'in Kolkhis ülkesinde fil . bu kaynağın dibinde de günün birinde Ares. bir ej­ derin beklediği bir suyun kendisine adanmış olduğunu anlatır (Kadmos). VIII. öbürü Sicilya'da Arethusa adlı iki kaynağın varlığını açıklamak için uydurulmuş olsa gerek. sonra bir kaynağa dö nüştürmüş.ı gene yeryüzüne çıkmış (Alpheios).

Aison'un oğlu İason delikanlılık çağına gelince Pelias'm karşısına çıkıp tahtını geri ister. Ora­ dan da Marmara denizine girdiler ve Kapıdag yarımadasına vardılar. Hypsipyle). lolkos kralı Aison tahtını üvey kardeşi Pelias'a kaptırmıştı. YOLCULUK. Harpya'lar. Herakles). Geri gelmeyince Herakles onu arama­ ya koyuldu ve şafak sökerken hâlâ dönmedik­ lerinden gemi Herakles'i Mysia'da bırakarak yoluna devam etti (Hylas. güvercin geçebilirse. Phine­ us Argonaut'lara şöyle bir denemede bulun­ malarını salık verir: Bir güvercin uçursunlar kayaların arasından. Adanın kadınları kocalannı öldür­ müşlerdi. Kalais ile Zetes). Mysia kıyılarına vardıklarında (Mudanya lima­ nına çıkmış olacaklar) Herakles ormana dalıp kırdığı küreğinin yerine yenisini kesmeye git­ ti. Kız kardeşi Helle Boğazları geçerken de­ nize düştükten sonra. bir zamanlar Athamas'ın çocukları Phriksos'la Helle'yi sırtı­ na alıp Yunanistan'dan Karadeniz'deki Kolkhis ülkesine kaçıran kanatlı koçun pöstekisidir. PHİNEUS. kendileri de arkasından geçmeye kalkışsınlar. ARGONAUTLAR KİMLERDİR? Sefere katı­ lanlar Troya efsanesi kahramanlarından ön­ ceki kuşaktan kişilerdir. Kadıköy'e yerleşmiş dev Amykos'u Polydeukes'in yenmesi üzeri­ ne yelken açan Argo gemisini fırtına Boğaz­ dan uzaklara Trakya kıyılarına atar. yerlerinden oynar ve birleşerek kapanır. İason bu sefere çıkmak zorunda kalır. Pelias da ondan kurtulmak için önce Kolkhis'e gi­ dip Phriksos'un orada bıraktığı altın postu getirmesini buyurur. Peleus'la Telamon. gemi ustası Argos. SEMENDİREK. Mythos yazarlarının bunlar üstüne verdikleri listeler birbirini tut­ maz. dümenci Tiphys. Phriksos. iason). İdmon. Argo gemisi Tesalya'daki bir limandan denize indirildi. Kastor'la Polydeukes. Altın Post. yoksa vazgeçip gerisin geri Yunanistan'a dönsünler. Aietes de bu eşsiz postu tanrı Ares'e adanmış bir korulukta saklar (Athamas. Bu iyiliğe karşılık Phineus Argonaut'lara ilerde karşılarına çıka­ cak tehlikeleri nasıl atlatabileceklerini bildirir (Amykos. arkasından Argo gemisi Symplegad'ların arasına girer ve kuş gibi ancak pupası biraz zedelenerek geçer. Herakles ve daha başkaları. Orada Poseidon'un oğlu kör kral Phineus'a rastlar­ lar. kadın yüzlü canavarlar olan Harpya'ları rüzgâr tanrı Boreas'ın oğulları Kalais ile Zetes yener ve kovarlar. Onu yapan ustanın adı da Argos imiş. MYSİA'DA HYLAS'IN KAYBOLMASI. Mavi Kayalar diye de tanımla­ nan bu iki kaya aralarından bir gemi geçti mi. yanında Hylas adlı çok sevdiği bir genç vardı. Yunanistan'da ne kadar gözü pek. Delikanlıyı tatlı su aramaya göndermiş­ lerdi. Çanakkale Bogazı'na girmeden Samothrake (Semendirek) adasına vardılar ve ozan Orpheus'un öğüdü­ ne uyarak adadaki gizemlere erdirildiler. Pelias. İason kuyruğundan birkaç tüyünü yitirerek karşı yöne geçer. Amphiaraos ve Mopsos adlı biliciler. SEFERtN NEDENİ. Meleagros. Adada erkek olmadığından Lem­ nos kadınları Argonaut'ları iyi karşıladılar ve onlarla sevişerek gebe kaldılar (Thoas. Helle. KYZlKOS. LEMNOS ADASI. ama genellikle en ünlü kahramanlar şunlardır: İason. ÇARPIŞAN KAYALAR. Bundan sonra da Çarpışan Kayaların çarpış- .Altın Postu aramaya giden kahramanlar için yapılmış elli beş kürekli bir gemiymiş. Boreas'ın oğulları Kalais'le Zetes. Karadeniz'e çıkmadana Symplegad'lar yani çarpışan kayalar­ dan geçmeleri gerektiğini Phineus söyler Ar­ gonaut'lara. ara­ larında ne varsa paramparça olurmuş. Aietes). atılgan yiğit varsa hepsini toplar ve Phriksos'un oğlu ünlü usta Argos'a bir gemi yaptırdıktan. AMYKOS. Birinci durak Lemnos adaşıydı. ALTIN POST. Tanrı Apollon'a ya­ pılan kurbanlar bilici İdmon tarafından iyiye yorumlandı: İdmon'un kendisinden başka yolcuların hepsi geri dönecekti. Bu kral Harpya'lar belasına uğramıştır. Kanatlı. Phriksos tek başına Kolkhis'e varır ve kendisini iyi karşılayan Aletes'e Zeus'a kurban ettiği koçun altından olan postunu verir. bu işte tanrıça Athena'dan da yardım gördükten sonra yola çıkar (Aison. ozan Orpheus. Delion'Iar kralı Kyzikos'u yanlışlıkla öldürdüler (Kyzikos).

Ar­ go gemisini yakmaya ve Argonaut'ları öldür­ meye kalkar. Medeia'nın dediği gibi olur.maktan vazgeçtikleri ve yerlerine mıhlandıklan anlatılır. ateş püsküren. Hera'nın koruyuculuğu altında Kharybdis'le Skylla uçu­ rumlarını da geçerler. ne de ölür. Amazon'ların ülke­ si Thermodon (Terme çayı) ve Themiskyra (Terme) şehriyle merkezlenir efsanede. oradan Girit'e geçerler. AMAZONLAR VE KOLKHİS'E VARIŞ. ama bir ejderi öldürmesini. Sonra da yiğide büyülü bir merhem hazırlar. ALTIN POST'UN ALINMASI. YUNANİSTAN'A VARIŞ. söylediği ezgi o kadar güzeldir ki gemiciler Seiren'lerin sesine kulak vermezler. ama bir yaban domuzu avında bilici İdmon ve dümenci Tiphys ölür­ ler. Pelias'm da tahtı geri vermeye hiç de yanaşmadı­ ğını görür. İlk durak Maryandyn'lerin ülkesidir. bunların kavgaya tutu­ şup birbirlerini öldüreceklerini de söyler. Burada Medeia'nın tüyler ürperti­ ci bir oyunu yer almaktadır: Pelias'ın kızlarıy­ la arkadaşlık kurar. ihtiyarlamakta olan baba larını gençleştirmenin çaresini kendilerine . Girit'te eski tunç soyundan kalma Talos adın­ da bir dev yaşar. İason'a kendisini eş olarak almaya söz verirse yardım edeceğini bildirir. Ertesi sa­ bah Argo gemisi şafak sökmeden yola çıkar. Destanın bu bölü­ mü de karışıktır. ama Medeia onu büyüledi. DÖNÜŞ YOLCULUĞU. yalnız ayak bileklerinden biri etten olup içinde bir kan damarı bulunmaktaydı. ara­ larına bir taş atarsa. Kral Lykos onları iyi karşılar. yoksa Boğazın olağanüstü anafor ve akıntıları efsaneye böy­ le bir imgeyle mi yansıtıldı? Her neyse bu en­ geli de aştıktan sonra Argonaut'lar Yunanlıla­ rın Pontos Eukseinos yani konuksever deniz dedikleri Karadeniz'e çıkarlar. Ejderhanın dişlerini toprağa ektikten sonra silahlı adamlar biteceğini. Kirke Medeia'yı kardeşini öldürmüş olma suçundan arındırır ama. Bedene sürüldü mü bu merhem deriyi silah geçmez hale sokar. Hephaistos'un yaptığı bu robot adama Girit kralı Minos adayı koruma görevini vermişti. Argonaut'lar Seiren'ler adasının önünden ge­ çerken ozan Orpheus canavarları büyüler. bu yüzden Argonaut'lara yetişemedi­ ler. ama Zeus'un öfkesine uğrayıp fırtınaya tutulurlar. dev birden ayağını burkarak bileğini sıyırdı ve damanndan akmaya başlayan kan bir daha durmadı. Talos tepeden tırnağa tunç­ tandır. Talos böylece can verdi (Talos). tunç ayaklı iki boğayı boyunduruğa koşup öl­ dürülen ejderin dişlerini ekmesini şart koşar. Me­ deia araya girer. Güçlü bir büyücü olan Medeia bun­ dan böyle Argonaut'ların ve İason'un bütün işlerini eline alır ve dilegince yönetir. MEDEİA. fason ister istemez bu koşullara evet der. kralın kızı Medeia iason'u görür ve büyük bir aşkla ona tutulur. Ar­ gonaut'lar Altın Post'u geri istemek için kral Aietes'in karşısına çıktıklarında. Bu kez fırtına onları Libya kıyılarına atar. İstanbul Boğazında akıntı yüzün­ den oynak kayalar mı vardı. Ne var ki Aietes gene de Altın Post'u vermeye razı olmaz. İason'la el ele vererek Altın Post'u bek­ leyen ejderi uyutmuş ve koçun pöstekislnl alıp Argo gemisine kaçırmışlardır. İason boğaları bo­ yunduruk altına sokmayı ejderin dişlerini tar­ laya ekip üstünde fışkıran silahlı adamları bir­ birlerine öldürtmeyi başırır. arkalarından gelen Aietes'le adamları Apsyrtos'un parçalarını toplamakla vakit kay­ bettiler. Babası Aison'un öldüğü haberini alır. Kral Aietes görünüşte Altın Post'u vermeye razıdır. ama Medeia daha hızlı davran­ mış. Du­ rak yapmadan Kafkas dağlarının göründüğü kıyılara doğru ilerler ve Phasis ırmağına (Pasinus) yani Kolkhis (Gürcistan) ülkesine varır­ lar (Amazon 'lar). İason'u konuklamak istemez. Argonaut'lar daha öteye gidip Ama­ zon'lar ülkesine çıkarlar. Medeia babasının kendilerine yetişememesi için korkunç bir çareye başvurmuştu: Yanına aldığı küçük kardeşi Apsyrtos'u kesip doğradı ve parçalarını yol boyunca serperek uzaklaş­ tılar. Bir anlatıma göre Argo Ka­ radeniz'de İstros (Tuna) ırmağının ağzına va­ rır ve ırmak yoluyla Adriyatik denizine çıkar (o zamanki coğrafya görüşlerine göre Tuna Karadeniz'i Adriyatik denizine bağlayan bir su yoluydu) . Argonaut'lar Girit'e yaklaşınca Talos koca bir kaya alıp Argo gemisinin üstüne fırlatacak oldu. Medeia'nın halası olan büyücü Kirke'yi bulmaya giderler. İason Altın Post'u amcası Pelias'a vermek üzere İolkos'a döner. bir gün boyunca ne yara­ lanır.

bu işler olup biterken İason'dan olan iki oğlunu boğar ve babalarına ölülerini gösterir.öğreteceğini söyler ve örnek vermek üzere yaşlı bir koç alarak keser. . Güneydoğu Anadolu'nun Kilikya bölgesinde bulunan dağlık bölgenin adı. Niobe Zeus'un sevdiği ilk ölümlü kadındır. Arima. ikisi arkasında yalnız dört gözü varmış. büyülü otlarla kay­ nayan bir kazana atar. Hesiodos da Ekhidna canavarının orada kapalı olduğunu anlatır (Typhon. Tartışmalı yorumlara yol açan bu sıfa­ tın anlamında bilginler karar kılmış gibidir. ya da büyülü bir değnekle Ar­ gos'u bir daha uyanmayacağı bir uykuya dal­ dırmış. II. sonra da Zeus'un inek bi­ çimine soktuğu sevgilisi lo'nun başına Hera tarafından bekçi olarak dikilmiş. Argos 11yada destanında Yunanistan'dan gelip Troya'ya saldıranların tümünün yurdu olarak gösterilir. (2) Argonaut'ların gemisi Argo'yu (argos. Sonra da Ariadne'yi kaçırıp Naksos adasına varmışlar. Ekhidna). Başka bir anlatıma göre. Dirilmedigini görünce çılgına dönerler ve yurtlarından sürülürler (Pelias). Canavarı öldürdükten sonra çıkış yolunu ona bu iplik göstermiş. Medeia'yı uzaklaştırmak çarelerini arar. kız onu giyer giymez yanma­ ya başlar. MEDElA'NIN SONU. Ama Zeus Hermes'e İo'yu kurtarmayı buyurmuş ve Hermes de Argos'u öldürmeyi başarmış. ama bir süre sarayında alı­ koyduktan sonra. (1) Zeus ile Niobe'nin oğlu. Argos. 11). Argos'lu ise Akha'ların hepsine ve­ rilen genel bir sıfattır. kimine göre Pan'ın kavalını çalarak devi bü­ yülemiş ve bütün gözlerinin birden kapanma­ sını sağlamış. sonra da taç gökte bir yıldız olmuş (Theseus. lason da korkunç karısından bıkmışa benzer. Ama Theseus kızı o adada bırakıp gitmiş. Dionysos). Theseus'u öldürme­ ye çalışır. bir gece kız uyurken gizlice kaçmış. uyuduğu zaman bile gözlerinin hepsi kapanmaz. Korinthos kralı Kreon onları iyi karşılar. 782). Ariadne uya­ nıp bakmış ki adada yapayalnız. Argos'un yüz değil de. Nasıl olmuşsa olmuş ama Argos öl­ müş. hızlı demek) yapan ve ona adını veren usta. Argos'a Zeus Peloponez krallığını vermiş. (3) Homeros destanlarında tanrı Hermes "Argos u öldüren" "Argeiphontes" ek adıyla anılır. Üstün bir gücü olan bu dev Arkadya bölgesini yabani bir boğadan kurtar­ mış. Theseus Girit'e Minotauros'la çarpışma­ ya geldiğinde Ariadne yiğidi görmüş ve görür görmez de ona tutulmuştu. bu yüzden de Argos denmiş bütün yarımadaya. gündüz gözlüyormuş. O sırada bü­ yücü kadın ömrünün en korkunç suçunu iş­ ler: Kreusa'ya güya düğün hediyesi olarak bir elbise gönderir. kı­ zın güzelliğine vurulmuş ve onu alıp Olympos'a götürmüş. ne kadarı kapanırsa. Efsa­ neye göre bu dağların altında iki ejder yat­ maktadır: Homeros'a göre Typhoeus'un ini buradadır (İl. o kadarı açık kalıp bakarmış. Tartaros'la Gaia'dan dogma Ekhidna ca­ navarını öldürmüş./I kafasının önünde. Hera da gözlerini kendisine özgü ve çok sevdiği tavus kuşunun tüylerine yerleştirmiş. Bunu nasıl yaptığı konusunda söylentiler çeşitlidir: Kimine göre uzaktan attığı bir taşla yere sermiş Argos'u. ikisi ı. Theseus da karışık ve karanlık dehlizlerden ilerledikçe yumağı açıp ipliği ye­ re bırakıyormuş. Pelias'ın kızları bu düzene kanarak babalannı öldürüp kazana atarlar. Sonrala­ rı Argos adı yalnız batısındaki Argos kentine ve Argolis denilen bölgeye ayrılmış. îason'la Medeia bu su­ çu işledikten sonra Pelias'ın oğlu tarafından İolkos'tan kovulurlar. Kolkhis'e döndüğü ve daha birçok suç ve serüvenler­ den sonra babası Aietes'le barıştığı bazı efsa­ nelerde anlatılır (Medeia). Argos ineği bir ağaca bağlayarak gece. Orada Aigeus'a kendisiyle evlenirse ço­ cuk doğuracağını söyler. Çünkü böyle bir efsane vardır: Hermes'in öl­ dürdüğü Argos yüz gözlü bir devdir. Bundan sonra atası Helios'un kendi­ sine gönderdiği bir uçan arabayla Atina'ya uçar. Ariadne. ama üzülme­ ye vakit kalmadan tanrı Dionysos gelmiş. Minos'la Pasiphae'nin kızı (Tab. Düğün hediyesi olarak Ariadne'ye Hephaistos'un yaptığı altın bir taç vermiş. Atina'dan da sürülür. birden körpe bir kuzu çıktığını gösterir. Kreon'un kızı Kreusa ile ev­ lenmek üzere Medeia'yı boşamaya ve Kolkhis'e geri göndermeye kalkar. Minotauros'un bulunduğu bin bir dehlizli Labyrinthos mağa­ rasında kaybolmaması için eline bir yumak iplik vermişti.

İtalya'yı. tragedyanın babası odur demek (Dionysos). ünü Midilli'den çok ötelere yayılmış. gerçek­ ten olmuş şaşılacak bir olay diye anlatır: Şair­ ler anası Lesbos'ta Arion adlı bir ozan yaşar­ mış. tanrı Apollon da Arion'un sazıyla üstünde yolculuk ettiği yu­ nus balığını gökte birer burca dönüştürmüş. torununu doğrayıp parçalarını tanrının sofrasına çıkarmış. diyor Herodot hemşerimiz. leşlerinden binlerce arı çıktığını görür. sofrayı devirdiği gibi. Her neyse. dost Periandros'un yanına dönecek olmuş. Arkadya bölgesinin efsanelik atası. bu tür. Günün birinde adası dar gelmiş Arion'a dünya göre­ yim deyip Korinthos'a göçmüş. Çocuğu kırlarda at adam Kheiron ve nympha'lar büyütmüş. Bu yıkım karşısında Aristaios ana­ sı Kyrene'ye dert yanar. çalgısı öyle dokunaklı ki. Periandros şairin ne olduğunu sormuş. Dili öyle tatlı. bayırda yetişen Ataion us­ ta bir avcıdır. arılarının hepsi ölür. servetler topladıktan sonra. IV. Güvenmiş tanrıya ve bakmış ki başka kurtuluş yok. Arion ezgisini bitirince denize atlamış. özellikle Tesalya. Tanrılar da Aristaios'u cezalandırmak için salgın düşürürler arı kovanlarına. Serüvenini şöyle anlatır: Dag ve su perilerini kovalamaktan hoşlanan Aristaios günün birinde ozan Orpheus'un karısı Eurydike'nin peşine takılır. deni­ ze düşüp boğulduğunu söylemişler. Kyrene oğluna deniz ihtiyarı diye anılan kâhin Proteus'a baş vur­ masını salık verir. Zeus Arkas'ı büyütmek üzere Hermes'in anası Maia'ya vermiş. Aristaios sonradan Kadmos'un kızı Autonoe ile evlenir ve Aktaoin adlı bir oğlu olur. yolculuk için Korinthos'lu bir geminin tayfasıyla pazarlığa giriş­ miş. alıp onu Libya'ya kaçırmış ve orada Aristaios adlı bir çocukları olmuş. tanrı Dionysos'a bir övgüdür. Aristaios'a Vergilius "Georgica" adlı tarım­ sal konuları ele alan eserinde uzun bir parça ayırmıştır. kralın kendisini de . Herodotos'un anlattığı masallar ara­ sında Arion'un masalı kadar sevimlisi yoktur. "Gitar çalmakta eşi yoktu. Zeus'un gebe bıraktığı Kallisto doğurup da öldükten yahut ayı kılığına sokulduktan son­ ra. Bir gece önce düşünde Apollon'u görmüşmüş Arion. çünkü en çok bu şehir adamlarına güvenirmiş. hayvancılık ve özellikle arıcılıkta ondan üstünü yokmuş. Bağış­ landığını anlar. Orpheus). Taranto'dan gemiye binmiş. duyduğuma göre de. Dithyrambos. sonra derdine çare bula­ caktır. 365 vd. öyle dokunak­ lı söylemiş ki. Sonra da denize atacakmış kendini. Lykaon'un ko­ nağına yıldırım yağdırmış.ARKAS Arion. Hain gemiciler Korinthos'a varınca. Aristaios tarım ve hayvancılıkla ilgili bilgilerin hepsini öğrenmiş. Bu kral Zeus'u sına­ mak istemiş. Zeus'la Artemis'in avcı kızlarından Kallisto'nun oğlu. zeytincilik. Yunanistan'ın bazı bölgelerinde. güzel kadın düşüp ölür. Arion onu yarattıysa. O sıra Arion birdenbire çıkagelmez mi! Periandros gemicileri çarmıha gerdirmiş. Aristaios da Odysseia'da Meneloas'un yaptığı gibi (Od. çok para da kazanmış. hemen yunus balığının biri onu sırtına almış ve Yunanistan'a kadar gö­ türmüş. Arkas. Boiotia ve Arkadya'da Aristaios bir kır tanrısı olarak saygı görürdü (Eurydike. Babası gibi dağda. Tesalya'lı ırmak tanrı Peneus'un tonınu olan Kyrene adlı nympha'yı tanrı Apollon görmüş ve sevmiş. kaçarken Eurydike'nin ayağını yılan sokar. Ora halkını da büyülemiş. dinliyorlarmış ozanı. gemiciler onu suya atıp paralarının üstüne oturmayı kurmuşlar. üstelik Korinthos'un yöneticisi Periandros'u da dost edinmiş kendine. Öyle güzel çalmış. Arion fiskoslarını duymuş ve varı­ mı yoğumu alın. bana hayatımı bağışlayın di­ ye yalvarmış. Arion sanatıyla yalnız ün değil. kesti­ ği kurbanları dokuz gün sonra yoklayınca. Dithyrambosu ilk söyleyen odur". Arkas ana tarafından Lykaon'un torunuydu. Ne var ki denize açılınca. Sicilya'yı gezmek hevesine kapılmış. Apollon'un kutsal hayvanları yunus balıkları belirmiş çevrede: Toplanmış. Aristaios kâhinin dediğini yapar. Ama Zeus aldanmamış. en güzel rubala­ rını giyip son bir kez güvertede denize karşı saz çalmayı dilemiş. tragedyanın kayna­ ğı sayılır. Orada da bir süre kalıp. Aristaios.) gi­ dip Mısır'da fok balıkları arasında yaşayan Proteus'u bulur ve onu sımsıkı bağlayarak ke­ hanetini ağzından alır: Dört boğa ile dört dü­ ve kurban edecek. Hem tarihçi onu bir masal diye değil.

t. burada yalnız Artemis'i tanıtma çabasına girişelim. Bu tanrıçanın kültü Anadolu'dan Mezopotamya'ya. Ölünce Ar­ kadya üç oğlu arasında paylaşılmış. Bu işte öncülük. Yunan kaynaklarında adı­ na rastlanan Artemis de zaman ve mekân içinde bir gelişmenin ürünüdür. Çok yararlı bir kral olmuş: Uy­ ruklarına buğday ekmesini. Yunanistan ve İtalya'ya da ya­ yılmış. bütün bu değişik ad ve biçimlerin ardında hep aynı görüş ve inanç özüne rastlandığı artık yadsınmaz bir gerçek olmuştur. ya da yunanca bir deyimle "Araba" olmuş. Arkas Lykaon'un oğlundan kendisine miras kalan krallığa adını vermiş. Efes'li Artemis'i tanımlamak için de Selçuk müze­ sinde gözümüzle görmek mutluluğuna erişti­ ğimiz eşsiz heykellerden faydalanacağız. Dokunul­ mamış. Yunanla ilgili çağlarında bu tanrıçanın aldığı biçimi ortaya sermekle erken taş çağında başlayıp Roma imparatorluğunun putperest­ likten Hıristiyanlığa geçişine kadar olan süre­ de tutarlı bir gelişmeyi izlemek olanağını ver­ mektedir. Adına takılan yüzlerce yersel sıfatı ise onun tapınıldığı çeşitli ülke ve bölgeleri açığa vur­ maktan başka bir işe yaramaz. kardeşi Apollön gümüş yaylı olduğu halde. tapınağa giren ölüm cezası­ na çarptırılmış. bu karmaşık varlığı bir bütün olarak görüp incelemeyi bilimin daha iyice çözümleyeme­ diği bir sorun haline getirmektedir. Artemis'in adı tıpkı Apollon'unki gibi Yunanca değildir.bir kurt haline sokmuş. ayrıca kuzeyde İskandinav ülkelerine dek sokularak iz bırakmıştır. Bun­ ları özetlemek için yazılı kaynaklardan. başlamış onu kovalamaya ve hayvanın sığındığı Zeus tapınağına onun arkasından girmiş. Ne var ki isim ve biçim bolluğu tan­ rıçanın geçirdiği evreyi izlemeyi güçleştirmek­ te. bozulmamış anlamına yakın gelen "artemes" sıfatından üreme olduğunu kanıt­ lamak güçtür. Lüb­ nan ve Filistin yoluyla Mısır'a ve Ege adala­ rıyla Girit'e kadar bütün Akdeniz kıyılarını kapladığı gibi. ayı olan anasına rastlamış. Ülkenin yasalarına göre. Arkadya denmiş bu bölgeye. Adı ne olursa olsun toprak ve bere­ ket tanrıçası ancak uzun ve yaygın bir geliş­ me süreci içindeki aşamaların sayım ve dökü­ münü Ana Tanrıçanın Anadolu'daki başlıca simgesi olan Kybele'ye ayırdığımız bölüme bırakarak. bizim tarih ve din tarihi bilginimiz Halikarnas Balıkçısı'ndadır. oysa ayla ilişkili bir tan- . okçu tanrıça" denir. onun bulgularının. Artemis. gerekse Artemis adıyla tam anlamına varmak bugüne bugün pek az bilginin başarabildiği bir iştir. ok saçan. altın tahtlı ve dizginleri altın kakmalı" deyimlerine rastlanır. Artemis için Altın sıfatının kullanılması dikkati çeker. İlyada'da Artemis için "altın yaylı. Arkas'ın parçalarını bir araya getirip çocuğu yeni baştan diriltmiş. İlyada'da bu tanrıçaya çokluk "ok taşıyan. Çatalhöyük ve Hacılar kazılarında elde edilen bulgu­ lar ise Ana Tanrıçanın gelişmesinde başlan­ gıç noktasını İsa'dan önce 6100 yıllarına ka­ dar indirmekle bu evreye ışık tutmakta ve da­ ha sonraki aşamaların belli bir açıdan ince­ lenmesini kolaylaştırmaktadır. Homeros metinlerinde sözü geçen Artemis'ten Latin yazınındaki Diana'ya varmak için nice nice değişimlere uğramıştır bu tanrısal figür.Kallisto Büyükayı.. Artemis. Kay­ nağı Orta Anadolu'da bulunduğu en son ar­ keoloji kazılarından kesinlikle anlaşılan ve ge­ nel olarak Ana Tanrıça diye tanımlanabilen bu tanrısal varlık Yunan din ve efsanelerinde Artemis adıyla anılır. Ama Zeus acımış ana oğla ve ikisini de göğe alarak birer yıldız yapmış. Aşağıdaki incele­ me. ekmek yoğurma­ sını ve yün eğirmesini öğretmiş. (1) ADI VE EK ADLARI. Tek üstünde durulması gereken ve kişiliğinin özünü yansı­ tan sıfatları ilkin Homeros destanlarında. Akdeniz çevresinde bin yıllarca tutunmuş bir tanrıçaya belli bir süre içinde ve belli bir bölgede verilen addır. Arkas da Arkturos yani ara­ banın sürücüsü. avlanıyormuş ki. Artemis'in Apollon'un olduğu gibi parlaklık gösteren bir ek adı da yoktur. Ana Tanrıçanın gerek Kybele. Suriye. Efes'te bulu­ nan Artemis heykelleri de Anadolu'nun r. sonra ilkçağ yazını boyunca rastlanan okçu­ lukla ilgili sıfatlarıdır. Toprak ve bere­ keti simgeleyen bu tanrıçaya her çağ ve her bölgede başka başka adlarla ve ayrı ayrı bi­ çimlerde tapınıldığı. Arkas delikanlılık çağma gelmiş. tanımlarının ve şaşır­ tıcı bir kavrama ve bağlantı kurma gücüyle aydınlatıp canlandırdığı gerçeklerin bir derle­ mesi sayılabilir.

tanrıçası. vermiştin sırtını koca dağa. Artemis. ben­ zerlik vardır. ey ulu Leto. aptal. kendinden güçlüyle savaşmaktansa bu daha iyi. okçu tanrının kız kardeşini Apollon 'la birlikte büyümüştür ok atan o kız oğlan kız. sa­ nıyla bir Anadolu'lu tanrıça olarak karşımıza çıktığını belirler. kayalı Delos'ta doğurduydun oğlunu. şu farkla ki Ino yaramadıktan sonra o yay İşine?". övgüde Delos'la Ortygia ay­ Ne diye bir yayın var sentn. Delos'lu Apollon'a övgüde şöyle denir: Selam sana. Bir açıklamaya göre Ortygia Delos adasının konuştu avcı Artemis. yaban keçilerini öldür. Arte­ mis'in Anadolu'yla ilişkisini bir daha açıklar.): Bana karşı komak mı şimdi niyetin. küçük düşürdü onu: eski adıymış. rı yerler olarak gösteriliyor. XXI. ki orada taht kurmuştur gümüş yaylı tanrı-. 1 ğiştirmiş. yani Parlak Ada olarak de­ Poseidon'a bırakıyorsun zaferi büsbütün. oradan kaynak alıp oraya yerleştikleri anlaşılır. bu bıldırcın yeri. orada bekler hedefi vuran tanrı kardeşi okçu tanrıçanın gelmesini. kardeşine sertçe çıkışır (İl. zor ölçersin gücünü benim gücümle. (2) DOĞUŞU.): Yabani hayvanlar tanrıçası diye çevrilen "potnia theron" Ana Tanrıça Kybele'nln w ona özgü bir sıfattır. Apollon bezmiştir. lon adını Delos. kızını Ortygie'de doğurduydun. Derken Artemis. kadınlara karşı aslan yapmışsa da seni Zeus istediğini öldürmek gücünü vermişsede sana. mutlu ana. o kadar ki bu iki tanrıça kimi yerde birbirine karışır. burada her iki tanrının da Ege böl­ gesinden oldukları.ı lı. Bu parlak çocukların anası. Hele bundan sonra Hera'nın tartışmaya karışıp Troya'dan yana olduğu için Artemis'e karşı öfkelenmesi büsbütün anlamlıdır (İl. ya da Ortygia denilen yerde doğur­ du. sensin kral Apollon'u. Baş ka bir sıfatı ise onun Apollon'l. bölümünde Akhilleus'un eli atanda can veren Hektor'u savunup savun­ mamak konusunda tanrılar arasında tartışma vardır.nçaya altını biz daha çok yakıştırabiliri*. XXI. okçu Artemis'i doğuran. lenene uymuyor. atlarına yoğun sazlı Meles ırmağından su içirir ve Smyrna'dan hızla geçerek sürer altın arabasını bağlık Klaros'a doğru. "Ortyks" Yunanca bıldırcın demek oldu­ ğuna göre. ikincisi Apollon için kul­ lanılan "Hekatos" ve "Hekatebolos" ek adla­ rıdır ki bunları "okçu. Efes'li Artemis'le ilişkiyi kurar. Delos'lu Apollon'un bir tıpkısı olan Artemis'e övgüde şöyle deniyor: Artemis'i övelim. İlkçağda bir­ çok yerler Ortygia adıyla anılmakta. Aşağıda tanrıçanın niteliklerini ele alırken incelediğimiz bu parçalar Artemis'in adı. sonra da Artemis'i Ortygie.ıglcinl ısını daha açıkça belirtmektedir. Bu aydınlanmamış köken Apollon. tnopos akıntılarının orada. üstünde doğduktan sonra Apol­ "Kaçıyorsun demek. 381 vd. bir Fenike ağacı dibinde. hepsi de Ama kız kardeşi. Homerik denilen bu övgünün başlangıcın­ daki bu dizeler iki bakımdan ilgi çekicidir: Biri Artemis'in İzmir. okçu tanrı. yabani hayvanlar Artemis'e yurt olmak hevesini gütmekteydi. '. çıkıştı ona. ya da adası nere­ deydi? Bu da tartışma konusu. Musa. Klaros ve Homeros'un atası sayılan İzmir'deki Meles suyuyla ilişkisini açı­ ğa vurur.'/ . Hekate'nin adı da He­ katos gibi çözümlenmemiş bir kökendendir. Ne var ki bu açıklama övgüde söy hak etmediği bir ün veriyorsun ona. utanmaz köpek? istersen yay taşıyıcısı ol sen. insanları kendi ka­ derlerine bırakmak düşüncesindedir. Hekate üçlüsünün Anadolu ile daha bir ilişki­ sini mi dile getirir acaba? Ilyada'nın XXI. Bu metinden açıkça anlaşılan şu ki Leto ön­ ce Apollon'u Delos'ta. Kynthos'un sarp eteklerine. 470 vd. Git dağlara. İlerde görüleceği gibi Artemis'le Helios soyundan bir ay ve büyü tanrıçası olan Hekate arasında yakınlık. llyada'da Artemis'in bu nitelikle adlandırılması dikkati çeker. okuyla hedefi vuran" diye çevirdiğimiz halde tam anlam ve kaynak­ larını bilmemekteyiz.

O yer ruya ilgili bir tanrıça olarak Hera Artemis'e şimdi Meryemana'nm evi olmuştur. su kesine korkunç bir yaban domuzu salar (Mekaynaklarının. hiç biri doğum yerini değiştirmek yoluna gitmemiş. Akha'ların başkomutanı Agamemnon'un güsünde tanrıçanın İzmir ve Klaros'la ilişkisi. kalıyor Efes yöresindeki Ortygia. hırsızı olsun. s. Agamemnon avlanırken kutsal bir sı sürdürülmüştür.. yay. sözlüklerde Delos adasının bir su­ yudur deniyor. İlyada'da Artemis'e verilen sıfatlar tanrı­ varmış ve bir de Ortygia denilen bir koruluk.. ne var ki destanlarda kar­ Bu Kenkreios denilen su. zar. Kırkınca'lılar sularını ölen kadınların ölümü de Artemis'ten gelme­ oradan alırlar (s. kimi zaman mamış. kutsal yerler ve tapı­ Artemis'in bu adlı bütün tanrısal imgelere naklar varmış. XXI os suyu da Meryemana'nm kutsal suyu oldu. Tapmağın lar için Artemis'in oklarıyla olur. korunmuş. Bu yüzdendir ki doğumla doğrudan doğ­ ğının kuzeyinde. su başları eski­ ğine yakınır. 483) ve Zeus babanın kızına bu yetkiyi verdi­ Anadolu kurak olduğundan. Andromakhe' ğu zamanda bu yiğidin izniyle daha da artmış nin anası. Prof. Katili olsun. bu yerlerin dokunulmazlığına kolayca sığınabil­ kaynak ve örnek olduğu apaçıktır. Efes'li da. ama bu araç ve silahları sonraki yazında oldu­ Bunun üzerine o koru tanrı buyruğuyla kutğu gibi av ve avlanma amacıyla değil. diklerinden. Ares. da kaderini dilegirice saptar (Agamemnon. ülkede güvenlik kalmamıştı. Solmissos (Bülbül) da­ dir.. bu çeşit kutsallığı Hercules'in Lydia'ya egemen oldu­ ölüm ise tatlı bir ölüm sayılır. Meryem Ana efsanesinin . Anadolu'daki kutsal yerlerin tem­ silcileri Roma'ya senatoya çağrılmışlar ki. Artemis öldürücü okunu öç ya da ceza ama­ cıyla atar (Niobe). likle sanıldığı gibi Delos'ta doğmuş değiller­ onları savunmada gevşeyen Apollon'u azar­ dir. 219): de bu yerle ilgili bulunması Ortygia denilen yerin bu olduğu görüşünü pekiştirir.221): Ortygia denilen yer. yine orada Liber baba (tanrı Bacchus) savaşta başarı kazanınca tapmak çevresi­ Ansızın ölüm erkekler için Apollon'un. ayazma olarak kutsal sayılma­ leagros). Arte­ miş ve bugüne bugün orada duran bir zeytin mis ok. Kendi ülkelerinde Kenkreios adlı bir su lar. Artemis'lerin çokluğu . Çocuk doğururken denilen köyün suyudur. yani Hav­ Meleagros'un babası Oineus'a kızdığı için ül­ va'nın önünde de su akar. İmparator Tiberius zamanında Anadolu' tanrıçanın asıl kaynağını unutursa bile. Leto doğum sancılarıyla kıvranınca oraya gel­ çanın değişmez nitelikleri olarak kalır. Efes'li Artemis'e yurt olarak Efes'e çok yakın İphigeneia). Anası Leto. den beri kutsal sayılırdı. Kenkrei­ "Sen kadınlar için bir aslansın" der (İl. çok da­ sallanmış. Herkesten önce Efesliler huzura çıktılar ve kardeşi Apollon. Yunanis­ tan'da birçok yerler kendilerine özgü bir Ar­ temis kültü edindikleri ve tanrıçaya bölgesel adlar verdikleri halde. Niobe'nin kızları.pos deresi. suyun yanıbaşındeşiyle paylaştığı bu üstün güç başka hiç bir daki Kırkınca (köyün bugün adı Şirince'dir) tanrıya vergi değildir. kadın­ ne sığman Amazon'ları bağışlamış. Hitit ka­ Artemis doğa güçlerini ve özellikle hayvanları bartmalarının su başlarında olduklarını ya­ elinde tutan "potnia theron" olarak gösterilir. böylece Troya savaşının Bu tez her bakımdan tutarlıdır: Artemis öv­ da. Bizans çağında. Nitekim Sipylos (Manisa) dağının kuzey eteklerindeki Hitit tanrıçası Hepa. her iki adımda bir. Garstang İlyada'da sözü edilen başka efsanelerde de "Hitit İmparatorluğu" adlı yapıtında. Ortygia adlı Sicilya'da bir ada var. bir yerin seçilmesi. Aphrodite ve ırmak şunları söylediler: Apollon'la Artemis genel­ tanrı Ksanthos'la birlikte Troya'lıları tutar. Arvaliya vadisindedir. Bu konuda Halikamas Balıkçısı'nın tanıklığına başvur­ malıyız (Hey Koca Yurt.. at ve arabayla yakından ilgilidir. J. daha başka ka­ ve bu hak Perslerin zamanında bile kaldırıl­ dınlar hep bu oklarla can verir. veya gitmişse de başaramamıştır. geyiğini öldürüp böbürlendiği için İphigeneia kurbanını şart koşar. HomeOnun için. ağacına dayanarak doğurmuş bu iki tanrıyı. lon'unki kadar büyük değildir. öyle ki Apollon bile Kyklop'ları öl­ ha önemli bir iş için kullanır: Apollon gibi Ar­ dürdükten sonra Zeus'un öfkesinden orada temis de insanları oklarıyla vurup öldürür. bu ros destanlarında Artemis'in rolü Apolyerlerin gerçeğiyle yalancısı ayrılabilsin. (3) NİTELİKLERİ VE EFSANELERİ. ama o söz konusu olamayacağına göre.

gecenin karanlık güçlerine egemen Hekate ile bir tutulmuştur. Ephesos kazıları sıra­ sında bulunan biri büyük. Girit'te Rhea. gizli ya da karanlık kalmış birçok bi­ limsel sorunun çözümüne gidebiliyoruz. Efes'teki Artemislon adlı tapınağın) . Bu evreyi çağı çağına izleyemezsek de. Britomartis ve Diktynna diye anılan Girit' li Artemis'ten bu adlar altında söz edilecek. Doğada egemen. arkasında da koca bir tarih çağım aydınla­ tabiliyor. Burada Odysseus'un demek istediği şu: Tanrıçaların da. yani kızlık. ikisi küçük üç Arte mis heykeli arkeolojide olduğu kadar. Aşağıdaki yazıda bu broşürden fay dalanılmıştır: a) Kaynağı.( l I V I I I. arkeolojik bulgularla yazılı metinlerin karşılaş­ tırılmasından Efes'li Artemis'in İsa'dan önce II. Yalnız Odysseia'da denizden kurtulan Odysseus Phaiak'lar kralı­ nın kızı Nausikaa'yı hizmetçilerinin arasında görürken şöyle seslenir (Od. Da­ hası var. Nitekim birçok yerlerde Artemis "Kalliste" (en güzeli) adıyla anılır. boyun bosun.dipdiri bedeninle tıpkı osun. Bugün bu Artemis heykellerini canlı canlı karşımızda görmekle. Biz yalnız şunu belirtmek isteriz ki. u/u Zeus'un kızı Artemis olmalısın. mythos'un kaynağı sayılan Homeros destanlarında karşımıza çıkan Artemis sonraki yazının avcı tanrıçasından çok kişili­ ğinde dişi yaratığın üç aşamasını. bu tanrıça­ nın Phrygia. kraliçem sana. ormanlarda derelerde ağaç ve su perileriyle dolaşıp eğlenen avcı kız ve özellikle kız oğlan kız tanrıça kavramına geçiş. Yaygın göklerdeki tanrılardansın. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir'in İngilizce olarak yazdığı ve İzmir Ter­ cüman Rehber Derneğince 1971'de yayımla­ nan "Asia Minör" adlı broşür Efes'li Artemis üstüne bütün bilgileri toplamakta ve tanrıça­ nın bugüne dek yapılmamış bir tanımını yap­ maktadır.): Yalvarırım. Suriye'den Arabistan'a kadar olan böl­ gede Lat. bu tanrıça tipinin Efes'e özgü olduğu ve Efes'te yapıldığı kesin­ likle bilinmiyor. Yunan din ve efsanesindeki Artemis kaynağını Anadolulu tan­ rıçadan almaktadır-. güzelliği dille­ re destan Artemis Ege'nin şanını dünyaya ya­ yarak Türkiye turizmine çok önemli bir ileri adım artırmıştır. orada Artemis adıyla kültünün ne zaman baş­ ladığı kesinlikle saptanamazsa da. Phrygia'da Kybele. idol. canlıların ölüm. b) İmgesi.I I r Artemis'in avcı kız ve kesinlikle kiz oğlan kız olarak nitelikleri Homeros destanlarında pek belirtilmiş değildir. ister tanrı ol. onunla ilgili bütün bir tanrı dünyası­ nı. Ana Tanrıça'nın bütün Akdeniz çevresinde ve özellikle Orta Anadolu'da bu­ lunmuş çeşitli imgeleri. Bu tan­ rıçanın başka önemli bir kaynağı da Girit'tir. görünüşün. Lykia'da Leto olarak adlandırılan bu büyük bereket tanrıçasının Efes'e ne zaman geldiği. Sürekli bir ev­ re içinde gördüğümüz Artemis figürü böylece avcılık ve bakirelikle ilgili efsane ve masallar­ da rol almış (Aktaion) ve ay tanrıçası Selene. değeri paha biçilmez. Efes'li Artemis ise ayrı bir bölüme konu ola­ caktır. Çünkü çok memeli Artemis figürlerinden daha önce or­ taya çıkıp Avrupa müzelerinde korunan tek tük örnekler var idiyse de. Hitti'lerce Kupapa. VI. kalımını elinde tutan güçlü tanrıça kavramından doğanın içinde hayvan­ larla birlikte yaşayan. 149 vd. yahut bilinse bile Ege tarih ve sanatına ışık tutmak amacıyla değerlendiril miyordu. yalnız bu tanrıça­ yı değil. dünya din tarihinde de çığır açmıştır. figürin ve küçük heykelleri arasında Efes'li Artemis apayrı bir yer tutar. yani Efes'li Artemis'ten Hellenistik ve Latin şiirindeki Diana'ya geçiş kolayca anlaşı­ lır doğal ve olağan bir geçiştir. Kubaba ya da Hepa. Sü­ mer'lerden önce var olduğu Çatalhöyük kazı­ larından anlaşılan ve Sümer'lerce Mâ ya da Marienna. kadınlık ve analık aşamalarını da birleştiren büyük Efes'li tanrıçaya benzemektedir. Lydia ve Minoen Girit kültleri­ nin etkisi altında çeşitli evreler geçirerek yu­ karda adları sayılan tanrıçalardan ayrıldığı ve bugün Efes'li Artemis biçmine girdiği apaçık­ tır. bin yılda Efes yöresine yerleşmiş olduğu kanısına varılabilir. (4) EFESLİ ARTEMİS. birçok mythos yazarları­ nın bugüne dek ileri sürdükleri tezin tersine Yunan asıllı olan Artemis sonradan Asia'lı Ana Tanrıça ile birleştirilmiş değildir. Efes'li Artemis'in kaynağı hiç şüphe yok ki Anadolulu Ana Tanrıçadır. kadınların da en güzelisin. Burdan çıkan sonuç da şu ki. ister insan.

gökte ve yeryüzündeki ger­ çek ve gerçeküstü bütün yaratıklar onun buyrugundadır. 652 yılında bitirilen ilk taş tapınak Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırısında yıkılmış ve İ. 564-546 yıllarında. 190 metre boyunda. bunların biri ünlü heykeltıraş Skopas'ın elinden çık­ mıştı. Bu ilkel imge ise bir "ksoanon". Sunağı Praksiteles'in eseriydi. lonya. büyük boy hey­ keli herhalde çok eski. diskin her iki yanında beşer griffon. c) Tapmağı. al­ nında hilâl taşır. griffon'lar. içinde bulunan Amazon'lar anıtının heykellerinin yapılmasında Polykleitos. evlenince ayrılıp yerlerini başka kızlara bırak­ tıkları bilinir. hem evli kadın. ayakta duran. ya da Pessinus'taki Kybele için olduğu gibi bir "diopetes" yani gökten düş­ müş sayılan bir taştı. bununla kırları olduğu kadar şehirleri de koruduğu gösterilir. Büyük İs­ kender zamanına kadar tapınak olduğu gibi kalmış ve Ege yöresini ele geçiren yabancı idarelerce de saygı görmüştü. Kydon gibi Yunan ilkçağının en büyük sanat­ çıları çalışmış. Onun altında da dört kat meme görülür. göz ka­ maştırıcı bir başarı ortaya çıkarmıştır. Ama bu memele­ rin ucu olmadığından kimi bilginler bunları hurma ya da erkek arı gövdeleri diye yorum­ lamak yoluna gitmişlerdir. Artemis'in bütün nitelikle­ rini dile getiren yüklü ve süslü bir heykel ol­ muştur. Bu sayı ile Artemis'in üçlü karakteri dile gelmek­ te. Nitekim Efes'te tanrıçanın giysilerini korumakla gö­ revli soylu genç kızlar bulunduğu. Tanrıça heykelinin değişmez kutsal simgelerinden biri de üç sayısıdır. Bu haliyle Artemis heykeli tanrıçanın doğa­ ya egemenliğini de. resimleri Efes yurttaşı olan Apelles'in elinden çıkmıştı.Ö. Artemis'in bolluk ve bereket simgeleridir. uygarlığın koruyucusudur. tanrıçanın ulu gücünü yansıtır. bunların ortada olanları üçer üçer dizilmiştir. İlkçağ yazarları onu anlatmakla bitire­ mezler. yani kartal başlı aslan vardır ve boynun­ da zodiak işaretlerinden örülmüş kalın bir gerdanlık sarkar. Kresilas. Zamanla tanrıçanın im­ gesi zengileşerek. her dörtgenin içinde kabartma aslanlar. hem kız. bir dünya harikası sayılan asıl Artemision kurulmuştu.da çok memeli. hem de ana ola­ rak yaşam sürecinin bütününe egemenliği simgelenmektedir. uygarlığın her türlüsünde yöneticiliğini de simgeler: Başının üstünde üç kat kule biçiminde üç tapınak taşır. sfenks'ler ve arılar görülür. İskender'in . En parlak çağın­ da Artemision Atina'daki Parthenon'dan dört kat büyük olup akıllara durgunluk veren bir yapıydı. 55 metre enin­ deki yapı İonya üslubunda 127 sütun üstüne kurulmuştu. Tanrıça evrenseldir: Sü­ rekli değişim halinde olan ayı etkisi altında tutar. Gövdesi­ ni saran bütün bu simgesel süsler tanrıçanın kutsal tahta yonutuna zaman zaman giydiri­ len birer giysi niteliğinde olsa gerek. böylece ay tanrıçası olduğu belirlenir. başı taçlı. keçiler. Kaldı ki do­ ğada akışı görüp evreyi ilk dile getiren büyük filozofun düşüncesini Artemis tapınağında tanrıçanın imgesine baka baka geliştirdiğini de biliyoruz. gövdesi birçok fi­ gürlerle örtülü. ilkel bir imgenin geliş­ tirilmiş biçimidir. yani hemen de hiç yontulmamış bir tahta heykel. Pheidias. düşü­ nürleri ve sanatçılarıyla uygarlık dünyasına nasıl öncülük etmişse. Bu eş­ siz sanat anıtıyla çığır açıcı eşsiz bir düşünce­ nin taşıyıcısı olan Efes'li Herakleitos arasında ilişki kurmamak için kör olmalı. "Polymastos" yani çok me­ meli diye tanımlanan heykelin meme sayısı 17 ile 40 arasında değişir. İnsanların da. ense­ si dolunay biçiminde bir diskle çevrilidir. Artemis'e adanmış kutsal bir alanda I. bunların kız oğlan kız oldukları sürece hizmet gördükleri. doğum yeri çok doğurgan diye bilinen bıldırcınla ilgilidir. Eteği altı kat dörtgen biçiminde plaklara bölünmüştür.Ö. 15 metre yükseklikteki bu sütun­ ların 36'sı kabartmalarla süslüydü. Artemis'in Efes'teki tapınağı Artemision dünyanın yedi harikalarından bi­ riydi. Efes'li Artemis'in Ana Tanrıça ile paylaştığı bu nitelikleri İonya'ya özgü bir biçimde ve Prygia'da tapınılan Kybele'ninkilerden ayrı motif ve simgelerle dile getirrriesi. hayvanların da ecesi. Ana Tanrıça imgesini yaratmakta da başka hiçbir ülke ve yörede erişilemeyen bir yetkinliğe ulaşmış. derin ve ciddi bakışları sonsuzluğa dikilidir. bütün doğanın yöneticisidir. üstünde durulması gereken bir özellikti/. boğalar. Tanrıçanın An Kraliçesi unvanıyla ilgili görülen bu sarkıntılar ne olursa olsun. arıların kraliçesi.

Asia. insanlığa kök salmış birkaç inancın çağlar bo­ yunca ve gelip geçen sayısız uluslar. Meryem Ana Anadolu'nun ve özellikle Efes'in bir yaratısı. Ana Tanrıçanın bir simgesi olan Efes'li Artemis'in Phrygia'lı tanrıça Kybele kadar etkisi olduğu ve adı ortadan silindikten sonra da başka tanrısal varlıkların arkasında gizli bir yaşam sürdürdüğü bir gerçektir. Ne var ki Homeros destanlarında Asia bütün kıtanın değil. (1) Ares'in oğlu. İki üç yüzyıl önce BritLh Museum'un Efes'e yolladığı bir arkeolog grubu da ne bulduysa İngiltere'ye aktarmış. Onun içindir ki Meryem Ana' nın Efes'e getirilmesi. Bu yüzdendir ki Efesli Artemis bu­ gün karşımızda olanca canlılığıyla yaşamakta­ dır. bizim tanrıçamız büyük Artemis'tir diyen Efes'liler zamanla gevşemişler. 356 yılında l. On­ lar. para bası­ mı. Başka kay­ naklar bunun Asia değil. böylece inançlarının özü korunduğu gibi Meryem Ana'yı yüceltmişler.ıpın. Epimetheus ve Menoitios'u doğurmuştur.ık lli'iostr. Aktor'un kızı Astyokhe savaş tanrıyla gizlice sevişir ve Askalaphos'la İalmenos'u doğurur. değişmelere karşın sürdürülmesini sağla­ mak uygarlık denilen büyük kavramın bir be­ lirtisidir. d) Etkisi. İlyada'nın ünlü dizeleri (İl. İtalya'da an­ latıldığına göre.ı tos denilen ve bir deli olduğu iter! ıtirüten bir Efes'imin eliyle yakılmış. böylece Artemis'in dillere destan tapınağı bo­ yuna taşıp şehri sular altında bırakan Kaystros'un (Küçük Menderes) da yardımıyla kur­ bağaların ötüşüp oynaştığı bir batak haline gelmiştir. denemez. inançları yüzünden akla. onu da büyük bir ana. Özellikle. Meryem Ana imge­ si Efes'le yakından ilgilidir. II. Eşsiz mermer ve taşların geri kalanı da Efes'teki Sen Jan ki­ lisesinde kullanılmıştır. Aziz Paulus'un Efes'e gelişinde yeni dine karşı dire­ nen Efes'tiler Bizans imparatorluğunun yağ­ macılığına karşı koyamamışlar. kredi ve bankacılık işlemlerine önayak ol­ muş ve bu yolda uluslararası bir alışveriş ku­ rumu meydana getirmiştir.doğduğu t. bu işte tapı­ nağın paha biçilmez hazinelerini ele geçirme­ yi düşünen rahiplerin parmağı olduğu sanılır. İngiliz çukuru denilen bir bataklık haline dön­ mesi Hıristiyanlıkla başlayan korkunç bir ça­ pulculuk hareketinin sonucudur.Ö. tapındıkları büyük tanrıça kendilerine ya­ sak edilince. 512-516). zamanla dün­ ya harikasının taşları bir bir sökülerek Ayasofya'nın yapımına yaramıştır. Efes'te Bülbül dağında­ ki tapı yerinde yaşayıp ölmesi olayı bir ger­ çek olsun ya da olmasın. Bu heyetler­ den Kybele bölümünde de söz edilecektir. bir başarısıdır denebilir.) eski Maionia. Askalaphos. 11.1 . Bu kadar koca bir yapının bir adam tarafından nasıl yok edilebi­ leceği bir sır olarak kaldığı gibi. Yunan ve Roma ilkçağı boyunca uygar dünyanın hayranlığını üstüne çeken Artemision barın­ dırdığı sayısız rahip ve görevli heyetleriyle başlı başına bir idare haline gelmiş. Bu dünya harikasının yerinde yeller esmesi. Prometheus. Asia Titan İapetos'la evlenip Atlas. yalnız Batı Anadolu'nun adıdır. büyük bir tanrıça nite­ likleriyle dünyada tutulabilen bir varlık olarak yaratmışlardır. Klymene olduğunu ileri sürerler (Tab. yani Gediz ovası için kullanılmaktadır. Boiotia'da Orkhomenos şeh­ rinde hüküm süren bu iki kardeş Troya sava­ şına otuz gemiyle katılırlar (İl. kültür süreçlerinde eşi az görülen bir transposition örneği vermişler. Artemision'da görevli bulunan çeşitli rahip heyetleri ve tapınağın Ege'nin yaşamındaki engin rolü üstüne burada daha çok ayrıntıya gidemeyeceğimizden Halikarnas Balıkçısı'nın yukarda sözü geçen "Asia Minör" adlı kitabı­ na başvurulmasını salık veririz. Artemis'i sürdüren en belirli tanrı kişiliği hiç şüp­ hesiz ki Meryem Ana'dır. hayale sığmaz İşkence ve saldırılara uğrayınca Mer­ yem diye karşılarına çıkarılan ve zorla kabul ettirilen tanrısal varlığa Artemis'in bütün nite­ liklerini aktarmışlar. yönetim­ ler. 459 vd. Aziz Paulus'u Efes tiyatrosunda dinledikten sonra ilkin direçle karşılayan ve isa ya da Meryem'den bize ne. 30 yıl sonra tapınağın yeniden yapılmasına başlanmış ve Lydia kralları gibi iskender de yapımına büyük bağışlarla katılmıştır. Okeanos'la Tethys'in sayısız kızların­ dan biri. Bir kaynağa göre. Bu Okeanos kızı adını Asya kıtasına ver­ miştir. Savaş bitince İalmenos Yunanistan'a dön(. Tarihte bir kültür sü­ recinin kesintisizce korunmasını başarmak. yani inandık­ ları. 3).

korkunç bir güç diye canlandırıldığı gibi. Vergilius'un "Aeneis" destanında Askanios (Lat. Asklepios. Homeros destanlarında Apollon ordulara veba. ne var ki tanrının dölü­ nü karnında taşırken Arkadya'dan gelme bir yabancıyı da yatağına alır Koronis. (1) DOĞUŞU. Askalaphos da bunu görmüş. ölünün karnından dölünü çıkarır ve büyümesi için at adam Kheiron'a teslim eder. kıran salan olumsuz. Lykurgos. Bu olay hekim tanrının son anda kurtarıcı olarak yetişmesinin simge­ sidir. büyükannesi tanrıça Aphrodite'nin gözbebeği. doğanın sır­ larına ermiş bir varlıktır. Gorgo'nun sağ tarafındaki damarlarda dolaşan kan zehirli. Persephone'nin anası Demeter de öfkesinden onu gece kuşuna çe­ virmiş. Minos'un oğlu Glaukos ve Theseus'un oğlu Hippolytos da varmış (Phaidra). Roma'ya imparatorlar veren İulii so­ yu (İulius Caesar da bu soydandır) Aeneas'ın oğlundan ve dolayısıyla tanrıça Venus'tan gelmekle övünürdü. Etrüsk'lere karşı savaşa girişir ve babası Lavinium şehrini kurduktan otuz yıl sonra kendisi Alba Longa'yı kurar. Epey adam da diriltmiş. Bu olayı tanrıya kutsal kuşu kuzgun haber verir. Aineias'la Kreusa'nın oğlu (Tab. bu haddini bilmezliği cezasız bırak- . (2) EFSANESİ VE SANATI. iyileştirici. Demeter Askalaphos'u kocaman bir kaya ile ezmiş de. Apollon'la sevişir ve ondan gebe kalır. Asklepios böyle­ ce usta bir hekim olarak yetişir. Bunun sırrını efsane şöyle açıklar: Tanrıça Athena Gorgo canavarı öldüğü za­ man bedeninden akan kanı toplamış ve Ask­ lepios'a vermiş. Bu şifalı kanı Asklepios ölüleri diriltmek için kullanırmış. Askanios Troya'da doğmamış. Lavinia'nın kurduğu bir düzen sonucunda As­ canius Latin'lerin hışmına uğrar ve Alba kral­ lığı Lavinia'nin oğlu Silvius'a kalır. Askalaphos o zaman bir gece kuşu oluvermiş. bunların arasında Kapaneus. sevimli bir delikanlıdır. Alevler Koronis'i yalamaya başlar. babası İtalya'ya göçtükten sonra Lavinia'dan olmuştu. Ama Persephone dayanamayıp bir nar ısır­ mış. Aeneis'te Ascanius'un başka bir adı lulus'tur. Asklepios'a hekimlik sanatını öğreten Kheiron doğanın içinde yaşayan. Destanlar boyunca adı geçen hekimlerin hepsi (İlyada'da Makhaon ve Podaleiros) bu Paian tanrının oğulları ve öğrencileri sayıldı­ ğına göre. Askanios. Başka bir anlatıma göre. Apollon kanından olan çocuğun yok olmasına katlanamaz.rnez. Hades'e haber vermiş. Zeus doğal düzeni bozan hekim tanrının bu aşırı gücünden kuşku duymaya başlamış. Thessalia kralı Phlegyas'm Koronis adlı bir kızı vardır. derde deva bu­ lan tanrı anlamındaki Paian ek adıyla da anı­ d'A lır. kadın can vermek üzeredir ki. Sağlığın kaynağı da doğada olduğuna göre Kheiron'un açık hava­ da. Başka bir kaynağa göre. Apollon'un oğludur (Tab. Şair Pindaros bu masalı benimsemez. 17). Karadeniz kıyılarında bir şehir kurup oraya yerleşir. ışık tanrı Phoibos Apollon'un olayı kendi gözüyle gördüğünü ile süreri Ko­ ronis korkunç bir cezaya çarptırılır: Bir odun yığınının üstünde diri diri yanacaktır. 5). gitmiş. Asklepios'un da karışık bir serü­ ven sonucunda Apollon tanrıdan doğmuş ol­ ması bir rastlantı değildir. tanrı da öfkesinden bembeyaz olan bu kuşun tüyle­ rini karaya boyar. Askalaphos'la lalmenos Argonaut'lar seferine de katılırlar. Ascanius)'tan uzun boylu söz edilir. (2) Yeraltı ırmaklarından Akheron'un oğlu. ama bu­ nunla da kalmaz ölüleri diriltmek yoluna bile sapar. hekimliğin ve cerrahlığın bütün bilgilerin edinir. Ascanius babasının biricik umudu. lalmenos Helene'nin talipleri arasında yer alır. sol tarafında­ ki damarlardaki ise faydalıymış. güneşin altında. Oysa efsanelerin çoğu Aineias'ın Troya yangını sırasında ba­ bası Ankhises'i omuzlarına alarak ve Askanios'u elinden tutarak kaçtığını anlatırlar. Herakles Hades'e indiği zaman bu kayayı kaldırmış. Yunan dünyasında hekim tanrı olarak büyük bir ünü olan ve Roma'lıların da Aesculapius adıyla benimseyip tapındıkları Asklepios. Persephone ölüler ülkesine indiği zaman Hades tanrıçaya oruç tutup hiçbir şey yemezse gene yeryüzüne dönebileceğini söylemişti. şifalı sulardan ve otlar­ dan faydalanma yollarını bilmesi şaşılacak bir şey değildir. Aeneas öldükten sonra Ascanius Latin'lere kral olur.

Hektor Skamandros'lu derdi ona. Ama Apollon da oğlunun öcünü almış. sağlık anlamına gelir) ve Asklepiades (yani Asklepi­ os oğulları) diye sıkı bir lonca düzeni içinde birleşen hekimlerin aracıyla ilkçağ sonuna dek sürdürmüş bir tanrıdır. kaplıca gibi fizik tedavilerin yanıbaşında telkin. 399 vd. Metope adlı bir ırmak kızıyla evlenip iki oğluyla yirmi kızı olur. Titan çifti Koios'Ia Phoibe'nin kızı. Bazı mythos yazarlarına göre Zeus'la Themis'in kızı. Bunlardan Aiginia'yı (Tab. ne hazineler sakladığı da büsbü­ tün ortaya çıkmış değildir. ilkçağda şifalı su. Sonraları Asterie'nin kız kardeşi Le to Apollon'la Artemis'i bu adada doğurmuş Ortygia adasının Delos'un eski adı olduğu ile­ ri sürülür (Artemis). Hiçbir Askle­ pieion Bergama'nınki kadar yaygın ve çok yönlü değildir. ünlü hekimin son deminde yaz­ dığı bir reçete oradaki bir otun üstüne ditft) vermiş. yakmış. Adını Homeros. Asklepios sanatını kızı Hygieia (Yun. ünlü çiftin batı kapıların­ da buluştukları sırada şöyle açıklar (İl. Hektor onu kol . Ama ahlaksızlık yeryüzünde artınca. 21) Zeus kartal biçimine girerek kaçırır. Örneğin Kos (Istanköy) adasın­ da hekimlik yapan Hippokrates'in bile haya­ tının ne kadarı gerçek. ışıldayan yıldıza benziyordu. Namuslu ve erdemli bir bakire olan Astraia dünyanın altın çağlar ya­ şadığı dönemde insanlar arasında kalırmış. sonunda kendini denize atıp kayalı bir ada haline gelir. Asterie. iyi ha­ va. Bunlardan en ünlü birinin eski Pergamon.ı denmiş.mamış. oğulları sayılan yaşamış he­ kimler bile onun efsanelik kişiliğinden fayda­ lanmışlardır. Yunanistan'da en ünlü Asklepios tapınağı Epidauros'tadır. Astraia kız kardeşi Pudicitia (Utanç) ile birlikte gökyü­ züne çıkmış ve Bakire burcu olmuş. Anadolu'ya özgü bir nitelik taşıyan bu Asklepieion'un başka hiçbir yerde benzeri ol­ madığı gibi. Zeus'a yıldırımı bağış­ layan Kyklop'ları öldürmüş. Zeus Asterie'ye âşık olup onu kovalamaya başlar. sonra da oğlu Asklepios'u gökte burçlar arasına yerleştir­ miş. Öyle ki. Bugün bile kullanılmakta olan tiyatrosu büyük heykeltıraş Polykleitos'un planlarına göre yapılmış. Hektor'la Andromakhe'nin oğ­ lu. (3) TAPINAKLARI. Astraia. îlyon'u tek başına koruyan Hektor'du da ondan Bebek babasının sorguçlu tunç tolgasnıdan ürküp ağlamaya başlayınca. bütün ırmaklar gibi Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. yağmur yağmış. Bıldırcın anlamına gelen Yu­ nanca ortyks kelimesinden bu adaya Ortygl. eğlence ve kültür yoluyla hekimliğin ne kadar ileri gittiğini göz önüne sermekte­ dir. Hellenistik çağda kurulmuş olan bu kutsal alan Asklepios'tan başka tanrı­ ça Hygieia'yı ve herhalde Asklepios kültün­ den önce Anadolu'da bulunan Telesphoros'u bir araya getirmekte. Hektor'un gözbebeğiydi o. rahipleri. bugünkü Berga­ ma'da bulunuşu hekim tanrıya adanmış bu tapınak hastanelerin ne biçim yerler olduğu­ nu bize açık açık göstermektedir. ırmak tanrının üstüne de yıldırım salıp sularını geri çekmeye zorlar (Sisyphos). Perses'in eşi ve Hekate'nin anası (Tab. Asopos. hepsi ha­ lefleri. ne kadarı masal bilin­ mez bugün. şehrin kralı. Asklepios tanrının tapı­ naklarına " Asklepieion" denir. Asklepios'un üstüne bir yıldırım sal­ mış. 4). o da öfkesinden taşıp bölgeyi altüst eder. Bir süre de ayrılmış Olympos'tan (Admetos). Korinthos körfezine dökülen Pelo^ ponez ırmağı. yok etmiş onu. Daha çok Latin yazarlarında adı geçer. başkaları Astyanaks. derdi. VI. Simgelediği tüm tedavi anlayışının ve yönteminin izlerine olsa olsa Selçuk ve Osmanlı çaglarındaki benzeri yapıtlarda rastlanır.): Andromakhe karşıladı Hektor'u dadı da arkasından geliyordu. Zeus ce­ za olarak Sisyphos'u Hades'e atar. Astyanaks. Korinthos kra­ lı Sisyphos olayı Asopos'a haber verir. Anadolu Asklepios efsanesine de bir katkı­ da bulunmuştur: İnsanları iyi ede de ölüme meydan okuyan Asklepios'u Zeus yıldırımıyla yere serince. Kız da bıldırcın biçimine girip habire kaçar. yazının özü böylece ota karışmış ve her derde deva sarmısak meydana gelmiş. memedeki yavrucağızı taşıyordu kucağında.

Atalante. Atalante kız olarak doğunca. kız da dayanamaz. İlyada destanının asıl konusu Akhilleus'la Agamemnon arasındaki kavga sona erince. Atalante'nin yaklaştığını görünce elmalardan birini yere düşürür. İnsanları şaşırtan çılgınlık büyük kızıdır Zeus'un. En iyisi Yunan kaynaklarının kavramı nasıl ta­ nımladıklarına bakmaktır. Aklı başından alınır. ne var ki derin dinsel an­ lamı ve insanlık dramında bu kavramın oyna­ dığı büyük rol gene de yansıtılmış olmaz. Melanion yarışı ka­ zandıktan sonra. Zeus Ate'nin bu düzenine kızarak onu saçlarından tutup tiksintiyle atar Olympos'tan aşağı. Oidipus babası Laios'u öldürüp anasıyla evlendiğini bilmez. Ate Kader'in elinde bir oyuncaktır ve insa­ na kendi eliyle bilmeden. At-Adam. yaman bir avcı ola­ rak yetişmiş Atalante. ama suçlu değilim ben. Bir tanrı onu suçundan arın- . Akıl. gözü karartılırsa. onu bunu alır ağının içine. tanrılardan üstün Zeus'u Ate Zeus'u bile aldatmıştır: Tanrı Mykene krallığını Perseus'un ilk doğacak olan torunu­ na vereceğini söyledi ve bunun Herakles ola­ cağını sandı. taliplerini kendisiy­ le koşuda yarışmaya zorlar. Akha'lar Troya'yı yangına verdikleri gece yiğitlerden biri (Odysseus ya da Akhilleus) Hektor'un ço­ cuğunu surlardan aşağı atıp öldürür (Andro­ makhe). benim elimden ne gelirdi ki? Tanrı getirir her şeyin sonunu. Salamis'te ordu kırılınca imparatorluk çöker. eğilip top­ lar. Bkz. Bu saygısızlığa içerleyen tanrılar ikisi­ ni de aslana çevirmişler (Meleagros).çoğu kez tanrıların lanetine uğramış . orada seviş­ mişler. Ama kız oğlan kız kalmak iste­ diği içindir ki. hepsini geçer ve sonra da kargısıyla vurur öldürürmüş. Ate. Oysa onunla bile kalmaz. ırzına geçmeye yeltenen iki at adamı öldürdükten sonra. insanın ger­ çeği olduğu gibi görmesini. koşuya başlamadan önce yanına üç altın elma almış (bunlar Aphrodite'nin Kıbrıs'taki tapınağından. Kişi kurtulacağına. Ate de gelir yerleşir insanların arasına. Arkadya (ya da Boiotia) bölgele­ rinde Artemis'i simgeleyen bir avcı kız. İlkin Homeros'u alalım. basmaz yere. şaşırtılmıştır. koşuda kimse geçemezmiş onu. iyiyi kötüden ayırt etmesini sağlayan yetidir. aldanır. bana çıkıştılar. oysa Hera'nın bir oyunuyla Herakles'ten önce Eurystheus doğdu ve yiğit böylece bu akrabasına kul. Arkas'm torunu. Kalydon avına da katılıp orada büyük bir başarı kazanmış olan Atalante'yi Melanion (ya da Hippomenes) yenmiş. Kaderce bile bile aldatılmış. sonra da avcılar alıp büyütmüşler. Hektor'un ölümünden sonra. Yunan tragedyasının başlıca yürütücüsü bu amansız tanrıçadır. düşürdüler kötü bir çılgınlığa (Ate) aldığım gün Akhilleus'un onur payını. Bir gün Zeus'u bile şaşırttı o. köle olmak zorun­ da kaldı. suç işlenmiştir. suç işler. böylece geri kalırmış. krallar kralı hata ettiğini kabul eder ve şöyle der (İl. Andromakhe sevgili kocasına yaktığı ağıtta Astyanaks'm yetim olarak çekeceği çileyi tasarlayıp dile getirir. insanlardan. istemeden nice ni­ ce suçlar işletir. uğursuzun inceciktir ayakları. Çağdaş dillerde karşılığı zor bulunan bu <rl kavram Türkçemizde en iyi "gaflet" sözcü­ ğüyle karşılanabilir. XIX. Lykurgos'un oğlu olan babası lasos erkek çocuğu olsun istermiş. onu bir dag başına bırak­ mış. ya da Ba­ tı Kızlarının bahçesinden gelmeymiş). Çıldırır ya da canına kıyar. geri dönüş yoktur. Ate böyle­ ce gözü kararıp suç ve günah işlemiş bahtsız . basireti bağ­ lanır ve gaflete düşüp hata işler. Kader. konar insanların kafalarına.kişiyi öç tanrıçaları Erinys'Ierin eline bırakır. Aiskhylos'un "Persler" tragedyasında Kserkses de Ate'nin kurbanı olur. Bebeği bir dişi ayı emzirmiş. Kentauros. Ate kralı bütün ordusuyla Boğazları geçmeye kandırır. karanlıkta yürüyen Erinys o toplantıda çeldiler aklımı. Zeus. ama bir gün av dönüşü karı-koca Zeus'un (ya da Kybele'nin) tapınağına girmişler. Eski Yunan düşününe özgü soyut bir kavram ve onu simgeleyen dişi cinsten tanrı­ sal bir varlık. daha beter batar. bela olur. Hesiodos'a göre Ate. 85): Akhalar sık sık söylediler bana bunu.kollarına aılır ve bir gün babası kadar ünlü olması İçin yakarır. gü­ nah işler. Atalante'yle evlenmiş. Bunun sonucunda da cezaya çarpı­ lır. kavga tanrıça Eris'ten doğmuştur.

yeraltında da kur­ tuluş yoktur onun için. Zeus Olympos tanrı­ larının egemenliğini kurduktan sonra ilkin Okeanos kızı Metis tanrıçayla birleşir (Tab. V. adının Yunanca. Metis en çok şey bilendir bütün tanrılar ve ölümlüler arasında. us. Zeus'un kızı ve ı »n iki. Nephele bunu önler ve çocuklarını altın postlu bir koç üstünde Karadeniz'in Kolkhis ülkesine kaçırır. bilge tanrıçayı seçti kendine. kargı sallamak. deniz tanrısı Tri­ ton'la Athena'nın bir ilişkisi yoktur görünür­ de. Yeller tanrısı Aiolos'un oğlu Boiotia kralı Athamas bulut tanrıça Nephele ile evlenir. Pallas adlı bir Titan vardır. Metis Yunanca akıl. ülkede meydana gelen bir kıtlığa son vermek için kocasını Phriksos'u kurban etmeye zorlar. Yoksa Pallas ek adı. yani Pallas A thena diye anılır. Sulara karışan İno sonradan bütün gemicilerin fırtınaya tutulunca imdadına ko­ şan bir deniz tanrıçası olmuş. İlyada'da Zeus sevgili kızına "Tritogeneia" di­ ye seslenir. Bu kavram ve düşünceyi şöyle dile getirir Hesiodos (Theog. Athena adinin kökeni bilin medigi gibi. Athena'nın ek adı bu devlerle ve kargı sallamakla ilgili midir? Bi­ lindiği gibi. Ate tepesi (Gaflettepe) adı verilen bu tepenin üstüne sonraları İlos İlion kentini kur­ muştur. Bir efsaneye göre. bir efsaneye göre. tanrıça Athena babası Zeus'un kafasından silahlı ve elinde kargısı olarak çıkmıştır. tanrı Zeus'un öfkelene­ rek yeryüzüne attığı belalı tanrıça Anado­ lu'nun Phrygia bölgesindeki bir tepeye düş­ müştür. ama Athena'nın de nizle tek ilişkisi. Kadmos'un kızı İno Nephele'nin ço­ cuklarını kıskanır. anası Metis'in bir Okeanos kızı oluşundandır. Olympos tanrısının biri olan Athena (Tab. o hiç yorulmadan orduları yöneten. 5) çoğu zaman ik adla.): Ve Zeus çıkardı bir gün kendi kafasından çakır gözlü yaman Athena'yi o dünyayı birbirine katan tanrıçayı. Odysseus'u kurtarmakta da büyük bir rol oynayan (Od. (2) ADİ VE EK ADLARI. Acaba Tritogeneia adı bu na mı çağrışımdır? . Ama yolda Helle denize düştüğünden Boğazlara Hellespontos (Helle denizi) denmiştir (Phriksos.) İno'ya Leukothea (Ak tanrıça) da denir (İno). 333 vd. hangi efsaneleri nasıl işle­ dikleri belli değildir (Argonaut'lar). Ama bu tanrıça tam doğuracağı sırada çakır gözlü Athena'yt. 9). gövdesinin içine aldı onu.dırmak yolunu bulamazsa. İkinci süreç olarak Athena'nın Zeus'un ka­ fasından çıkması şöyle anlatılır (Theog. kız oğlan kız anlamına gelen bir sıfattan mı türemedir ve Pallas Athena mı anlaşılmakta­ dır? Bunu bugün kesinlikle saptamak güçtür. Athamas Nephele'yi boşar. düşünme gücü demektir. Athena. Athamas'a karşı büyük bir hınç besleyen tanrıça Hera onu delirtmiş. Bir anlatıma göre. Helle). Tanrılar tanrısının kendine ilk eş olarak Metis'i seçmesi anlamlıdır. Triton'dan dogma anlamına gele­ bilen bu ad da açık değildir.): Tanrı/arın kralı Zeus ilk eş olarak Metis'i. Deliren Athamas kendi oğullarından birini öl­ dürmüş ve karısı tno'yu da öldürmek için ko­ valamaya başlamış. 886 vd. Zeus Toprağın ve Göğün öğütlerine uyarak sevdalı sözlerle aldatıp eşini yuttu. ürünleri de ancak onun kafalın dan çıkabilmektedir. atmak an­ lamına gelen bir kökenden türemiş olduğu sanılır. 924 vd. Amphitrite ve Triton adlarında geçen bu "trit" kökeni denizin uğultusunu yansıtan bir ses benzetmesi olabilir. o cenk ve savaş bağrışmalarından hoşlanan yüceler yücesi sayılan tanrıçayı. İşle böyle zalim olarak canlandırılmıştır Kader ve onun yardımcısı Ate Yunan efsanesinde (Erinys'ler). "pallo". Phriksos tragedya­ lara konu olmuşlar ne var ki bu tragedyalar yitik olduğundan. İlion (Troya)'un başına gelen bütün belalar bundandır (îlos. Athamas. Athamas. öbü­ rü kız iki çocuğu olur. (1) DOĞUŞU. Pallas'm kaynağı da tartışma ko­ nusudur. ama onu gebe bıraktıktan sonra dölüyle birlikte kendi gövdesine alması daha da derin bir anlam ta­ şır: Akıl gücü ve ancak onun aracıyla elde edilebilen dünya egemenliği baştanrıdan ayrı­ lamamakta. Palladion). İno kaçarak deniz kıyısı­ na varmış ve öbür çocuğuyla birlikte denize atlamış. Phriksos'la Helle adlı biri oğlan. ayrıca bir efsanede tanrıça Athe­ na'nın Pallas adında Attika'lı bir devi öldür­ düğü de anlatılır (Pallas). İno.

bütün ailesinin de kaderi onun elin­ dedir. tanrıça bu sevimli rolüyle baş­ ka destanlara. babası Zeus karşı­ sında da atıp tutar. Başka şehirler de Athena'yı koruyucu tanrı­ ça olarak benimsemişlerdir. Atina'nın kurucusu ve koruyucusu olarak tan­ rıçanın oynadığı rol de ilginçtir. ama her an varlı­ ğıyla oluşu etkiler yönetir. sonra da yüksekten bakar onlara. 400). zeytin ağacını tuz gölünden daha yararlı bularak yet­ kiyi Athena'ya bağışlamışlar. bunca akıl ve dirayetin boşa gitmesini istemez. benim­ seyeceği davranışı esinlemek için bin bir kılı­ ğa girer. okşar onu. kendisine rakip gördüğü Aphrodite ve Ares'e karşı turumu insafsızdır. uyar isteklerine. Kızının bu sert çıkışlarına yumuşakça karşı­ lık verir tanrıların babası. Troya'lı yiğitlere karşı pis pis düzenler kurmaktan hiç çekinmez. Odysseia'da Athena oynar: Odysse­ us'un da. Odysseia'da Athena'nın rolü bir başkadır ve anlamlıdır: Zeus'un kendi ağzından duyu­ yoruz ki Odysseus "ölümlülerin en üstünüdür akıldan yana". Pallas Athena'nın kültü en ilginç biçimiyle Atina'nın klasik çağında kendini göstermiştir. El işçili­ ğini ve el sanatlarını koruyan tanrıça olarak Arakhne efsanesinde rol oynar (Arakhne). Olympos tanrılarını da yargıç olarak almışlar: Poseidon Atina akropolünün üstünde tuzlu bir göl meydana getirmiş. ne kadar olay. Aslın­ da çirkin bir rol oynar îlyada'da. gök gözlü. tanrıçanın tah­ tadan yapılmış ve Pallaidon diye anılan hey­ keli şehir varlığının simgesi sayılırdı. böylece Athena bölge ve kentin yönetimini elde etmiş. tutması da doğal gö­ rünür. Odysseus'u tuttuğu gibi Argonaut'ları da tutar ve Argo gemisinin yapıl­ masına yardım eder (Argonaut'lar). bir genç kız.): Ne diyorsun kara bulutlu babam. Attika ilinin ve Atina şehrinin tanrıçası olma hakkını şöy­ le kazanmış diye anlatılır: Poseidon tanrıyla Pallas Athena bu yetkiyi kazanmak için yarış­ maya girmişler. son olarak "obrimopatre" babası güçlü olan sıfatı doğrudan doğruya baştanrı Zeus'un kızı oluşundandır. şiirlere girmiş. 127 vd. Pe- nelope'ye. (3) NİTELİĞİ VE EFSANELERİ. ak yıldınmlı! Kaderi çoktan belli. biz tanrılar onaylamayız yaptığını. ölümlü bir adamdır bu. Odysseus'a karşı davranışında da tutarlı bir duygusu belirir tan­ rıçanın: Çok çile çekmiş yiğide acır. Athena ise bir zeytin ağacı. Deiphobos). baykuşla ilgili gö­ rülmüştür. Bundan ötürüdür ki Palladion'un kaçırılmasıyla ilgili birçok efsaneler doğmuştur (Palladion). davra­ nışları hep hırs ve tutkuların etkisiyle olur: Athena'nın Hera ve Poseidon'la birlikte babası Zeus'u nasıl zincire vurmak istediği anlatılır (I. gü­ ler. XXII. bu akıllı adamı akıl ve erdem tanrıçası Athena tutar. Onun içindir ki destan boyun­ ca Athena'nın kılavuz rolündeki eylem ve davranışlarının. hepsi Athena'nın buyruğu. kılavuzluguyla olur. kız oğlan kız oluşu ve bu niteliğini yi­ tirmekten çekinmesi. Akhilleus. onu eleştirmekten çekin­ mez: Akhilleus'Ia Hektor arasındaki savaşta ölüm kur'asını çekecek olan Zeus'u şöyle et­ kiler (İl. tanrıça Odysseus'a Telemakhos'a. Pallas Athena'nın efsaneleri o kadar çok değildir. Ve burada Athena Deiphobos kılığına girerek aldatır Hektor'u ölüme sürük­ ler(Hektor. Mentor olur. yenilip yaralanmalarına yardım eder. ama taraf tutar. bunların başında Troya gelir. Troya'nın en büyük. Akha'lardan yanadır.Sıfatları daha belirgin anlamlıdır: Aigis kal­ kanını taşıyan "aigiokhos" (Aigis). Diomedes. denebilir ki Homeros Odysseia'da Odysseus tipini yarattığı gibi Athena tipini de yaratmış ve ölümsüzleştirmiştir. bu erdem tanrıçası hiç haktan yana görünmez. İlyada'daki tutumunun tam tersine hakkın üstün gelmesini ister. sevmediği. eylem ve konuşma var­ sa. Nausikaa'ya yapacağı işi. en eski ve kutsal tapmağı bugün de kalıntıları görülen Athena tapınağı olduğu gibi. Mentes olur. olabilir. huylanması tuhaf bazı masalların dogmasına yol açmıştır (Erikhtonios. . çakır gözlü "glaukopis" sıfatı tanrıçanın en sevdiği kuş olan "glauks". konuşmalarının anlatımına doyum olmaz. Odysseus ve Menelaos'u her fırsatta korur. bir küçük çocuk olur. îlyada'da Zeus'un oynadığı yönetici rolü. Aglauros). Tanrılar. kaçırmak mı istersin onu canlara kıyan ölümden? Yap yapacağını ama. îlyada'da Athena bir savaş tanrıçası olarak çıkar karşımı­ za.

bu ünlü olayı bir Mısır'lı rahibin ağzından öğrenmesi bütün öyküyü Platon'un uydurduğu kanısını uyandırmakla beraber. 507 vd. filmlere konu olan ve tarihçilerle coğrafyacıların üstünde kafa patlattıkları At­ lantis efsanesi. Atina'nın bu eski tarihi üstünde hiçbir bilgisi olmayışı. lapetos aldı Klymene 'yi.Ne demek istiyorsun? — Ruhunuz genç hepinizin. yöneticiler surlar. insanda tuhaf bir izle­ nim bırakmaktadır. Atina hem kenefini. Poseidon.Tanrıçanın onuruna düzenlenen Panathenai bayramı Hellen dünyasında hem din. Atlantis de Poseidon'a düşmüş. Atlantis fazla güç kazanmış ve Akdeniz'in büyük uluslarını köle durumuna sokacak bir saldırıya geçmiş de. Bunu niçin yapar? Timaios'ta Atina'lı devlet adamı ve şair Solon'un Mısır'a gidişi anlatılır. bakır. T. Atlantis. Parthenon ve onun kabartmaları gibi ilkçağın en değerli yapıtlarının bazılarını esin­ lenmiştir. Batıda Herakles sütunları (Cebeli­ tarık) yoluyla Akdeniz'den Okeanos'a çıkıldı­ ğı yerde karşılaşılan büyük bir ada ve çevre­ sindeki takımadalara verilen admış. çünkü eski bir geleneğe dayanan ne bir görüsünüz var. Her neyse. Timaios diyalogunda başla­ yıp. Menoitios. Korkunç depremler sonucunda suların altına gömülen bu ada bir zamanlar Libya ile Asya'nın bir arada kapladıkları alandan daha yaygınmış. asker­ lik durumu üstünde durup. Ne var ki. Bu sözün doğruluğu en iyi mythos'ta görü­ lür. Dünyanın kuruluşunda tanrılar yeryüzünü aralarında paylaşırken. hem de bütün kom­ şularını tek başına kurtarmış bu afetten. güzel topuklu Okeanos kızını. Atlas. demir ve "oreikhalkos" (yani dag bakırı) diye ateş gibi parlak bir madeni varmış. başka hiçbir kaynakta izine rastlanmayan bir yitik ülke masalı uydurur. Nil deltasında bulunan Sais kentinin rahipleriyle konuşur Solon. Kritias diyalogu birdenbire kesilir. gerçekdışı ve gerçeküstü bir düzeni örnek olarak göster­ mek için canlandırdığı öbür dünya efsaneleri bir yana. Ülkenin sosyal yapısı. başkentte yılda bir yapılan bir törene ve bu tören sırasında kesi­ len boğa kurbanlarına değindikten sonra. on bin yıl önce bu ülkeyle savaşa giriştiğidir. günümüze dek ro­ manlara. Filozof­ lar bile bu çabaya katılırlar. 22 b): — Ey Solon. canlandırmak ve Atina devletine dokuz bin yıl öncesine ka­ dar uzanan bir tarih yaratmak hevesine kapıl­ mış olsa gerek. en başta da Pla­ ton. Atlantis bitkileri. Tanrı sonra adayı on bölgeye bölmüş. Bazı diyologlarınm sonunda. tanrılardan Athena ve Hephaistos'a. yaslanmış bir tek Hellen yok­ tur. tarih dışı insan gerçeklerini yansıtmak. Epimentheus diye dört oğlu olur (Tab. kanallar ve tünellerle bezenmiş kentler. şöyle özetlenebilir: Atlantis. Prometheus. onu merkez adaya bir kaleye yerleştir miş ve beş kuşak erkek çocuk yetiştirimiş onunla birlikte. siz Hellen'ler hep ço­ cuk kalırsınız. en büyük oğlu Atlas'ı hepsinin kralı olarak öbür oğulları arasında dağıttığı bölge­ lerin başına getirmiş. yani hayal beldeleri anlatan öy­ küler arasında özlü bir yer tutmasına yol açar. Atlantis yerlilerinden Euenor'un bir kızı varmış.) onları şöyle tanımlar-. biri ona şöyle der (Tim. Çılgınlığı ve aşırı gücü yüzünden . Solon. li­ manlar kurarak ülkeyi son derecede uygar bir hale sokmuşlar. hay­ vanları ve özellikle madenleriyle çok zengin bir ülkeymiş: altın. bitmemiş Kritias diyalogunda yanda kalı­ yorsa da. hem de kültür ve sanat bakımından büyük bir yer tut­ muş. köprüler.3). zaman kavramı bilmez mythos. İki tanrı ku­ şağı arasında bulunup Olympos'lulara baş kaldıran bu dev yapılı yaratıklara eserlerinde özel bir yer ayıran Hesiodos Theogonia'da (Theog. bir gece deprem Atlantis'i haritadan şilince. Timaios ile Kritias diyalogla­ rının ütopya. bu kızı sev­ miş. ne de zamanla kocalmış bir bilginiz. Atina. (1) Titan lapetos Okeanos kızı Klymene (başka bir kaynağa göre Asia) ile evlenir ve Atlas. Yunan ilkçağında mythos yaratma işine koyulmamış hiçbir yazar yoktur. Atina'nın oraya gönderdiği ordu Atlant'larla birlikte yok olur. Hiçbir zaman çözüleme­ miş bu gizdir ki. Timaios ve Kritias diyaloglarında. girdi onunla gerdeğe ve bir oğlu oldu: Azgın yürekli Atlas tanrı. Ancak Ti­ maios diyalogunda Mısırlı rahibin ağzından öğrenilen Atina'nın dokuz.

Pelops'la Hippodameia'nın oğlu. Tyestes'in üç vermişti. bir tanrı Atlas'ın çok çocuğu olmuş: Pleione'den sözü Mykene'lilere Pelopsogullarından birini Pleiade's ve Hyades kızları. Hesperis'ten Heskral olarak seçmeyi buyurur. Her biri ötekini ortadan kaldırıp yerine geçebilmek için iğ­ Atlas Herakles efsanesinde de rol oynar renç düzenler kurar. kalktı. Dione ve Kalyki. II. Bu dag şöyle meydana gelmiş: Perseus Pelops iki oğluna lanet okur. göğü birbirinden ayıran direkleri" taşır başlar: Atreus'la Thyestes babaları Pelops'un omuzlarında (Od. Ama daha sonra karısı Aerope ile kardeşi atları kamçılayan kralPelops'a vermişti o arasındaki gönül macerasını öğrenince büs­ da. Hermes'e vermişti. gösterir babalarına. nağı olmuştur. Ne var ki Thyestes Atreus'un Thyestes'in kardeşi. Akıllı Zeus'un ona ayırdığı kader bu. 184). Bunca adalarda. yani akşam perileri. pişirir ve babalarının önü­ Atreus da bol sürüsü olan Thyestes'e ne koyar. kardeşiyle barışır gibi Pelops da erlerin güdücüsü Atreus'a olur. Atreus ne'liler kardeşlerden hangisini kral seçecekle­ ve Atreuso§ullarının hayat hikâyesi destanla­ rini tartışınca. İşte o andadır perid'ler. onları sürer. İapetos oğlu Atlas dır. İlk lanetleme Pelops'la ri. Herodotos Atlas'ın bir nympha'dan olan oğlu Khrysippos'u ana­ Kuzey Afrika'da bir dag olduğunu söyler (IV. güzel sesli akşam perilerinin karşısında dimdik durup ayakta tutuyor göğü başı ve yorulmaz kolları üstünde.) Agamemreus'un kral olacağını. çocuklarını yer. yoksa Thyestes'in non'un kral değneği şöyle tanımlanır: Güçlü Agamemnon. rıyla seçilmesi konusunda Thyestes'le anlaş­ Atreus'a değgin ilk kaynağımız Homemasını buyurur. ları Hippodameia'nın yardımıyla öldürürler. kunç bir kin ve nefret başlar. neş doğuda batacak olur. Argos'ta boydan boya Thyestes korkunç lanetler savurarak masayı sözünü geçirsin diye. Atreuso­ gulları efsanesi bu ilenme sürecinin en parlak Homeros'a göre. Pöstekinin çalındığını bilmeyen Atreus şartı kabul eder. sözünde durmaz ve pöstekiyi Atreus. Bu kez de Thyestes şartı kabul eder. Zeus da Argos'u öldüren yol gösterici Atreus tahta çıkar çıkmaz. Thyestes hangisi altın postu çı­ ra da. güneş yolunu değiştirirse At­ ros'tur. elinde değneği. tragedyalara da sonsuz bir konu kay­ karabilirse diye öneride bulunur. Tyestes farkına varmadan kendi" bırakmıştı ölürken. İnsanlık dışı eylem ve tüyler ürpertici faciaları canlandıran bu öyküler Yu­ Thyestes altın postu ortaya koyup kral seçi­ lir. Atlas zorlu bir baskı altında kaldı: Dünyanın bittiği bir yerlerde. Sthenelos'un oğlu miş. AtGorgo'yu öldürdükten sonra. 100 vd. kadın da altın postu Atreusogulları diye anıları Agamemnon'la gizlice kocasından aşırıp âşığına verir. bütün çileden çıkar. vermişti onu Kronos oğlu kral Zeus'a. Atreus'un sürüsünde (Herakles). çocuğunu doğrar. gerçek kralın başka bir tanrı işmaden biridir. MykeMenelaos'un babası (Tab. Atlas'a canava­ reus'la Thyestes Mykene'de kral Sthenerın kafasını göstererek onu bir kayaya çevir­ los'un yanına sığınırlar. 14 ve 15). Agamemnon 'a bırakmıştı. Atlas göğü değil de. Eurystheus döl bırakmadan ölünce. bu hayvanı Artemis'e kurban etmeye ant ile hiçbir ilişkisi olmasa gerek (Atlantis). tahtta kalacağını bildirir Hermes. onu Mykene'ye çağırır. daha doğrusu tragedyanın vazgeçilmez konu­ su olan suç ve lanet zincirlemesi destandan sonra efsaneye katılmış bir motiftir. 1. Derken Atreus çocukların ke­ Thyestes de onu. Ama Zeus Atreus'a düşünde Hermes'i nan mythos'unun başlıca efsane çemberlerin­ gönderir. kendine saklar. llyada'da (İl. 68 . taşısın diye.54). krallığı ona verdikleri besbellidir.Belli ki Homeros Atreusogullarının başına kuşaktan kuşağa süregelen laneti bilmiyor. iki kardeş arasında rekabetten doğan kor­ pso da onun kızları olarak gösterilir. Homeros destanlarında karısı Aerope'yi ayartır. sik kafalarını getirir. Thyestes'i kovar. "ye­ örneklerinden biridir. egemenlik simgesi altın postlu bir koyun var­ (2) Atlantis'in yöneticisi. ama o akşam gü­ Hephaistos yapmıştı didine didine o değneği. içtiği halde. Tanrıların Atreus'u tuttukları.

öylesine tiksinmiş ki gökteki yolunu tamamlamadan geri dönmüş. Agdistis ueKybele. sonraları bu yara izi Odysseus'un sütni­ nesi tarafından tanınmasına yol açar (Od. Aurora. Herakles'e işin karşılığını ödemek istememiş. amcası Atreus'un babasına karşı işlediği suçun öcünü Agamemnon'dan alır (Agarnemnon. ama Aigisthos son da­ kikada bu düzenin farkına varır ve kendi ba­ basını değil. Auge bir süre sonra Telephos'u doğurmuş. Augias. Auge. ya da köle olarak satmış. Aleos Auge'yi tanrıça Athena'nın tapınağına adamış. Ona gidip Thyestes'i öl­ dürmek görevini verir.). bu yüzden isterdi iyliğini. baş­ ka bir yerinde de Zeus'la Themis'ten doğmuş olduklarını söyler (Theog. Hesiodos Theogonia'nın bir yerinde bu tanrıçaların Gece'den (Theog. Atreus'un Aerope'den iki oğlu olmuştu: Agamemnon'la Menelaos. Başka anlatımlara göre. davarları barınamaz olmuş. Adı "geri dönülmez" anlamına gelen Atropos ömür ip­ liğini büken Moira'lar arasında eceli. 902 vd. Atreus'u öldürür. dedesi ve amcalarıyla birlikte Parnesos dağında bir yaban domuzu avına katılmış. Ne var ki Augias verdiği sözde durmamış. Sonra Pelopeia'yı oğluyla birlikte Atreus'un sarayına yollar. Augias'ın büyük. Kaderi simgeleyen tanrıçalar üç­ tür. Argonaut'lar seferine katıl­ mıştır. ama ağıllarını temizlemeyi ihmal eltlği için. Atreusoğullarının la­ neti süregider. yaktığı kuzu ve oğlak butlarından hoşlanmıştı çok. Ama yiğit Herakles kızı görüp sevmiş. kral kadının kim ol­ duğunu bilmeden onunla evlenir ve Aigisthos'u da benimser. Autolykos Amyntor'un öküz derisinden yapılmış sağlam tolga­ sını aşırmış ve Odysseus'a vermişti. Augias yiğil Herakles'i çağırıp ağıllarının temizlenmesini istemiş. ama karşılığında sürünün onda birini alacağını bildirmiş. ayrıca da onu kendi oğlu. 395): Anasının soylu babasıydı Autolykos. söylentiye göre de güneş o güln öy leşine ürkmüş. Auge kral Teuthras'la evlenmiş. Odysseus büyüyüp de Autolykos'un ko­ nağına misafir gidince. Atropos. ölümü simgeler (Moira). Babası bunu öğrenince Auge'yle Telephos'u bir sandığa kapatıp de­ nize atmış. XIX. Üçüne birden verilen ad. Thyestes bu kez Sikyon'a sığınır. IX. Antikleia'nın babası. Autolykos. Pazarlıkta uyuşmuşlar. Odysseia'da şöyle tanıtı­ lır (Od. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynar. Odysseus'a adını koyan dedesiymiş. Helios'un oğlu. canavarı vurmuş.). Delphoi'deki tanrı sözcüsü Aleos'a kızının doğu­ racağı bir çocuğun amcalarını öldüreceğini bildirince. Anado­ lu'nun Mysia kıyılarına çıkmışlar. Attis. Telephos gerçekten bir süre sonra amcalarını kaza ile öldürmüş (Te­ lephos). Aigisthos).devirmiş. Odyseus'un sütninesi Eurykleia'nın anlattı­ ğına göre. Bkz. hep yoldaş olurdu ona. 261 vd. zengin sürüleri var­ mış. Aigisthos. Elis kralı (Tab. Şafak tanrıça Eos'un Latince adı (Eos). Odysseus'un dedesi. Yarasını iyileştiren de Autolykos ol­ muş. Suç ve günahların iyice izine dalar: Kendi kızı Pelopeia ile kızın habe­ ri olmadan birleşir ve Aigisthos adlı oğlunu üretir. ama ba- t . Atreusoğulları di­ ye anılan bu iki kahraman Homeros destanrında baş rolü oynarlar. 8). Moira ya da Ker'dir. Herakles de bu işi bir günde yapaca­ ğını. Yi­ ğit de Alpheios'la Peneus ırmaklarını yatakla­ rını değiştirerek sularını ağıllardan geçirmiş ve bir günde hepsini temizlemiş. Herakles'in arkadaşı Phyleos'la birlikte mahkemeye vermiş. kentini ele geçirip Phyleos'u babasının tahtına oturtmuş (Herakles). Yargıç her ikisini de suçlu bularak ülkeden sürmüş. 218). Eurytos'un sürülerini çalmış. Tegeia kralı Aleos'un kızı. Dipsiz bir karanlığa bozulmuş ortalık. Hermeias tanrının kendisi vermişti bu yetiyi ona. (İl. Autolykos Hermes'in oğludur ve yakalanmadan hırsızlık yapma yeteneğini babasından almıştır. Bir orduyla geri gelen Herakles Augias'ı öldür­ müş. hırsızlıkta ve yalan yere yeminde üstüne yoktu. Sisy phos'a da aynı şeyi yapmak istemiş. Aktor'un kardeşi. 386-407). ama bir yara almıştı.

Homeros bu görüşe katılmaz. Bu anlatıma göre. son­ radan Akhilleus'ın seyisi olmuştur: Ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'a bakar. Başka kaynaklarda Autolykos'un Herakles'e güreş öğrettiği. Sisyphos'un oğluymuş. bundan da amacı doğacak toru­ nunun Sisyphos gibi kurnaz olmasıymış. Sisyphos davarlarını geri almak için konağına gelince. Patroklos'un ölüsünü elde etmek için yiğit­ çe savaşan Automedon Akhilleus'un en vefalı arkadaşlarından sayılır (Balios). Argonaut'lar seferine katıldığı ve çaldığı hayvanların postunu boya­ yıp onları tanınmaz hale getirmesini başardı­ ğı anlatılır. Ege denizindeki adaların bi­ rinden Troya savaşına katılmaya gelmiş. Odysseus Laertes'in değil de. Autolykos Laertes'e nişanladığı kızı Antikleia'yı önce Sisyphos'la birleştirmiş.AUTOMEDON saramamış. . Automedon. İlyada'da AkhiUeus'un araba­ sını süren yiğit.

Üç alay kadın. bayırda. Bakkha'lar derin uykularını gözlerinden sildiler. Her iki hallerini ve özlerindeki niteliği can­ landırmak için Euripides'in "Bakkha'lar" tra­ gedyasından bir parçayı buraya almayı en uy­ gun bulduk. kurt yavrularına bem­ beyaz bir süt veriyordu. çılgınca kendilerinden geçtikleri zaman da Mainas (mainomai. boynuzlu öküzlerin böğürdüğünü duyar duy­ maz Bakkha'ların ortasından ayağa kalktı. öküz ve koyun çobanları. Ah. Bizi tutamaymca. Dionysos. s. çözülmüş nebris'lerini bağlayıp sıkıştırdılar. Bakkha'lardan biri. Bakkha'lar. gelin. S. Gelin. ora­ da olup da bu mucizeleri göreydin. ıssız ormanlar da Kypris'in peşine düşmüş değillerdi. Tanrı Dionysos-Bakkhos'un dinsel törenlerini kutlayan kadınlar alayı. çalılıkların arasına saklanıp pusu kurduk. Genç danaları parça pal ' . sonra yanaklarını yalayan yılanları benekli postlarına kemer gibi sardılar. Dionysos'un Latince adı. Hepsi se­ rilmiş uyuyordu. ellerinde bıçak mıçak yoktu. B. birinin başında da lno vardı. Kimi sırtını bir çam kütüğü­ ne dayamış. İçimiz­ den. Babys de ka­ val çalarmış. Di­ onysos dinini Thebai'den sürmeye kararlı kral Pentheus'a şöyle anlatır (M. geceleri dağda. hem de bir Bakkha olan Agaue'nin korkunç dramı canlandırılmakta­ dır. saklandğım çalılıktan fırlayıp onu yakalamak istedim. bakire. görülmedik bir düzenle fırlayıp kalktılar. Başka biri nartheks'ini toprağa dokundurdu: Tanrı top­ raktan bir şarap gözesi kaynattı. ama onun kavalı tek borulu ilkel bir kaval olduğundan Apollon Babys'e önem vermemiş. memeleri süt dolu ka­ dınlardı. vahşi hayvanlar bile cümbüşe katıldı. topraktan oluk oluk süt akıyordu. genç. Euripides'in son eserlerinden biri olan bu oyunda koro hem Bakkha'lardan meydana gelmekte. birinin başın­ da Autonoe. na­ zik elleriyle. ormanlarda kendilerinden geçerek tanrıya karışırlar. erkekler bize pusu kurmuş. Pentheus'un anası Agaue'nin ardı­ na düşelim. Görmeliydin. Bu düşünceyi doğru bulduk. içlerinden biri thyrsos'unu ya­ kalayıp bir kayaya vurdu: Kayadan sabahın çiyi kadar duru bir su fışkırdı. O zaman dağlar. yüce dağ başlarında yaşayan­ lar. Tann Apollon'la flüt yarışmasına gi­ rişen satyr Marsyas'ın kardeşi. Bkz. benim rüzgâr kanatlı dişi tazılarım. taşkın bir coşkuya kapılmak) denir. bunlar çocuklarını ye­ ni doğurup bırakmış. yer yerinden oynadı. thyrsos'larınızı sallayıp ko­ şun!" diye bağırdı. Sarma­ şıktı thyrsos'lardan bal damlıyordu.B Babys. senin anan. kolla­ rında taşıdıkları geyik. vakit gelince. ve­ cit halinde olmak). birinin başında Agaue. uslu. edepli yat mışlardı-. şehre gidip gelen ve konuşmasını bilen biri dedi ki: "Ey. memeleri süt dolu bir azgın iniği nasıl zaptedtyordu. Bazıları. kaçmasaydık Bakkha'lar bizi parçalayacaklar­ dı. başlarına sarmaşık çelenkleri sarar ve ellerin­ de thyrsos. Dionysos dinini benimsemiş bu kadın­ lara olgun ermişlik anlarında Thyas (thyo. taze çayırlarda otlayan sürülere saldırdılar. Önce saçlarını omuzlarına döktüler. Biz. hiç de. Ya­ yınları. Eg. şarapla ve kaval sesleriyle sarhoş olmuş. vü­ cutlarını saran uykuyu kovmak için keskin bir çığlık kopardı. hep bir ağızdan "lakkhos. Bakkha'lar. taşlar Bakkha'larla bir olup coştu. ucunda bir çam kozalağı bulunan sarmaşık ve asma yaprakları sarılı uzun değ­ nekleri ve Prometheus'un insanlara ateşi taşı­ dığı nartheks karnışıyla tanrının peşinden ko­ şarlar. ihtiyar. senin dediğin gibi. meşe yap­ raklarının üstüne koymuş. Bacchus. Eyuboglu çevirisi. Nihayet hepsi sarmaşık. gelin ardımdan. O sı­ rada doğa ile birlik olan Bakkha'lar üstün bir güçle önlerine gelen vahşi hayvanları parça­ larlar. hep­ si birden. Tıp­ kı tanrının kendisi gibi çıplak bedenlerini nebris denilen benekli ceylan postlarıyla örter. O zaman Agaue Bakkha'lara: "Hey. Kendimizi güç kurtardık. Canı isteyen de süt içiyordu: Parmaklarıyla toprağı kazın­ ca. Anan. meşe ve çi­ çekli saparna dallarından çelenklerini başları­ na geçirdiler. kimi başını toprağa. otlattığım öküz sürüsüyle yüksek dağla­ rın başında düz ve kayalık bir yere varmıştım. 46): Güneş ışıklarıyla toprağı ısıtmaya başlar­ ken. onu Bakkha'lardan ayırıp kralı­ mızın gönlünü hoş edelim". çıldır­ mak. Zeus'un oğlu Bromios" diye bağırdılar. inanmadı­ ğın bu tanrıya şükürler ederdin. Bakkha'ları gören bir haberci onları. böylece Babys Marsyas'ın uğradı­ ğı cezaya uğramamış (Marsyas). üç koro gördüm. hep bir araya gelip gördüğü­ müz garip şeyler üzerinde konuştuk. thyrsos'larını sallayarak ayinlerine başladılar. Ansızın Agaue'nin sıçrayarak yanımdan geçti­ ğini gördüm.

Bellerophontes. Akhilleus'un atları ağlar (İl. İşte bu dağda ateş yanar. ardı da girift çalılıklarla yükselen koca bir dağ. Omuzlarına attıkları hiçbir şey artık kara top­ rağa düşmüyor. Okeanos ırmağı kıyısında. Pausanias Battos'un Kyrene'yi kurduktan sonra. Bellerophontes efsanesi bugün de yaşar bizim için. Philemon. 148 vd. Bkz. Battos. gü­ neş de vücutlarını kurutup parlattı. tunç ve demir bile bellerini bükmüyordu. toprak yer yer . hiç görülmedik bir sahne gör­ dük: Demir uçlu oklar Bakkha'lardan bir damla kan akıtmadı. kralım. Yılanlar. yas ne. Baukis. Bebryk'ler. sonra.BAKKHOS ça ettiler. Dionysos. Kaburga kemikleri. Ama tarihçi Herodotos'a göre Battos Libya dilinde "kral" demekmiş. (1) Tanrı Hermes Apollon'dan aşır­ dığı sığırları sürerken dağda Battos adlı bir ih­ tiyara rastlamış. Alev alev yanan saçları vücutla­ rını yakmıyordu. Myrina. bazen çamlara takılıp kalı­ yor. bahtı kara insanlarla acı çekmeniz için mi? Şu dünyada soluk alan. yürüyen yaratıklar arasında insandan daha acınacak bir yaratık yok. Bakkhos. (2) Akteon'un bir köpeğinin adı. orada kana bulanmış vücutlarını yıkadılar. Thebai'lilere bereketli başaklar veren ovalara rüzgâr gibi atıldılar. alev nasıl kızıllık saçarsa öyle yaşar. Nihayet şehirlerin erkekleri Bakkha'larm her şeyi alıp götürdüklerini gö­ rünce öfkeyle silahlarına sarıldılar ve işte o zaman. bu tanrı kim olursa olsun. Patroklos ölünce. Yel gibi uçan atları. büyük bir tanrı bu. (2) Battos Libya'nın Kyrene kentinin kuru­ cusu sayılır. ne diye bir ölümlü insana verdim sizi.): Automedon koştu tez giden atları boyunduruğa. tırnaklı ayaklar havada uçuşuyor. Homeros İlyada'da onları şöyle anlatır (İl. kendisini ele verir korkusuy­ la ona demiş ki. yanaklarından damlayan kanları yaladı. onları Zephyros yeline kasırga Podarge doğurmuştu. XVI. Anadolu'nun Bithynia bölge­ sinde yaşayan bir boy (Amykos). Batieia. ölümlülere keder dağıtan şarabı veren oymuş. siz ki bilmezsiniz ölüm ne. Çıralı derler bugün oraya. Ksanthos'la Balios'u Poseidon Peleus'a Thetis'le evlendi­ ği gün düğün hediyesi olarak vermiş. XVII. Ateş nasıl yanar. bırak bu şehre gir­ sin. Mavi yol­ culukta geceyi korsanlar yatağı Ceneviz kör­ fezinde geçirdikten sonra. gemimiz masmavi bir denizin yarlarla kesilmiş koyu yeşil kıyıları boyunca gide gide Olympos kentine varır. Tanrı öf­ kesinden kayaya çevirmiş onu (Hermes). Son­ ra geldikleri yere döndüler. Asopos ırmağının kıyılarına. kimseye bir şey söylemezsen sana bir düve armağan edeceğim. binlerce genç kadın eli boğaları boy­ nuzlarından tutup sürüklüyordu. Zeus böylece yüreklendirir atları ve katılır­ lar Akhilleus'un Hektor'la olan savaşına (Ksanthos). Ksanthos'la Balios'u. Kralım. Şarap olmazsa insanlar için ne aşk kalır. Evlerden çocukları alıp kaçtılar. ne diye verdim sizi kral Peleus'a. Akhilleus da bu ölümsüz atları Troya savaşına getir­ mişti. her şevin a/tını üstüne getirdiler. düz­ gün konuşmaya başladığını anlatır. Alacalı taşlar üs­ tünde gümbürdeyen bir çayın denize dökül­ düğü bu lahitler kentinin önü ak bir kumsal­ dır. yitirdiği sürüleri arar gibi olmuş. mutlak bir tanrıdan yar­ dım gören bu kadınlar thyros'larıyla erkekleri yaraladılar ve önlerine katıp kovaladılar. Kithairon kayalıklarının etekle­ rindeki Hysia ve Erythra şehirlerine düşman orduları gibi girdiler. Dediklerine göre. (1) Yel tanrı Zephyros'la Harpya Podarge'den dogma iki attan biri. tanrının onlar için yerden kaynattığı sulara koştular. Aristoteles ya da Aristaios imiş de kekeme olduğu için Battos denmiş ona. Bakkha'lara öfkeyle saldıran azgın boğalar bir anda yere seriliyor. 426 vd. otlarken bir çayırda. Asıl adı. dallardan kan damlıyordu. Battos da sözünü tutmayıp hay­ vanların saklandığı yeri göstermiş. Kralımın kirpikleri şöyle bir defa açılıp kapanmadan Bakkha'lar hayvanların derilerini yüzüp hep­ sini didik didik ettiler. Bkz. Sonra da hayvanları saklamış ve kılık değiştirerek ihti­ yarın karşısına çıkmış. Bkz.): Zeus acır onlara ve şöyle seslenir yüreğin­ de: Zavallıcıklar. Balios. ne de başka bir şey. havalanıp giden kuş sürüleri gibi dalgalardan sarmaş dolaş in­ diler.

insan değildi. Ama saygı besliyordu yüreğinde.BtLLtKumurN ı to gazlar saçıp kendiliğinden tutuşur. o sıra aklı başındaydı Bellerophontes'in. . buyurdu önce azgın Khimaira'yı öldürmesini. buğdaylık bir tarla. iki düş­ man savaşçıyı konuk ve dost olarak da birleş­ tirir (İl. bölümünde Yunanistan'k Diomedes'le Anadolu'lu Glaukos çarpışırken savaşa ara verip soylarını soracak olurlar birbirlerine. Glaukos'un kusursuz oğlu. ortası keçiydi. Gül parmaklı şafak görününce onuncu günü. Gönderdi onu Lykia'ya. bu soydan. Kral da anladı onun tanrı soyundan olduğunu. VI. Yanar Taş dedikleri bu yer Lykia'nın en eski. Alır almaz damadının işaretini. Eline uğursuz işaretler verdi. Ne var ki Glaukos Bellerophontes'in "ölümlü" babasıdır. Aiolos oğlu Sisyphos yaşardı orada. utandırmayayım atalarımın soyunu. Çarpıştı sonra ünlü Solymo'larla. insan uğrağından uzakta yedi kendi kendini. kralı birden öfke kapladı. ben övünürüm onun oğlu olduğum için. Belterophontes'le. dokuz tane öküz kurban etti. Kızdı dizginleri altın kakmalı Artemis. ama birazcık olsun kandıramadı onu. çarpışırken ünlü Solymo'larla. Savaşa doymayan Ares öldürdü oğlu îsandros'u. sıkı sıkı salık verdi bana: Hep yiğitçe dövüşeyim. en güzel efsanesini bugün de canlandırır. Glaukos'tu adi. alıkoydu orada. Bellerophontes'e kıyamadı. kendisi ondan çok daha güçlüydü. Bellerophontes'e sordu. en güzel bir toprağı. Ama Proitos geçirdi gönlünden kötü şeyler. Bellerophontes tanrıların eliyle vardı oraya. 152-211): At besleyen Argos'un bir bucağında Ephyre İli uardır. Dönüşünde kral ona zorlu bir tuzak kurdu: Yaygın Lykia'dan en iyi yiğitleri seçti gönderdi pusuya. onu bir anda yere serdi. Kadın bir yalan attı kral Proitos'a. tanrı soyundandı o. Laodamela. üst üste katlanan bir levhaya yazdı bir sürü ölüm yazıları. diyordu. en ünlü kişilerdi. Ama bir gün tanrılar tiksindi Bellerophontes'ten. Bu parçadan öğrendiğimize göre. Bu efsaneyi Homeros'un ağzından duyalım: İlyada'nın VI. bu kandan olmakla. yalımlı nefesiyle kötü soluyordu. Böyle dedi o. verdi kızını. Hippolokhos. onlar ki Ephyra'da. Glaukos'un anlattığı öykü Lykia'nın en önem­ li efsanesini dile getirmekle kalmaz. Kaynatasına göstermesini buyurdu. Erkek gibi Amazon'ları öldürdü sonra. arkası yılan. Troya'ya gönderdi beni o. Ksanthos nehrine. yaygın Lykia'nın kralı onu saydı. bir oğlu oldu. Zeus almıştı Bellerophontes'I Proitos'un eli altına. Önü aslan. Laodamela. bütün krallık onurlarını bölüştü Lykia'lılar da ayırdılar bahçelik. Proitos'un karısı. Karısı üç çocuk doğurdu bilgili Bellerophontes'e: Isandros. güzellik bağışladı tanrılar ona. Bellero­ phontes Korinthos (Ephyra Korinthos'un es­ ki adıdır) kral ailesinden ve ünlü Sisyphos'un torunudur (Tab. gizlice bir sarmaş dolaş olsam. 25). ama onlar bir daha dönmediler evlerine. ayırdılar en büyük. doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon'u. kusursuz Bellerophontes öldürmüştü hepsini. Övünürüm işte. üstün olayım başkalarından. Girdiği savaşların bu en çetiniydi. Hippolokhos da baba oldu bana. Aleion ovasında kaldı o tek başına. o benim zorla koynuma girmek istedi". Bellerophontes uydu tanrıların isteğine. Erkeklik. Homeros'un bize açıkla- . sürdü onu Argos'lular arasından. Akıllı Zeus. Gelince Lykia'ya. Tanrısal Anteia. aldı Laodameia'nın canını. böylece yok olacaktı o. insanların en kurnazıydı o. damadımdan getirdiğin işaret hani? dedi. Ağırladı onu tam dokuz gün. yaygın Lykia'da en iyi. koynuna girdi Laodameia'nın. Tanrısal nitelikleri de oradan gelme. yanıp tutuşuyordu. yiğit aslında Poseidon'un dölündendir. Bellerophontes doğdu ondan sonra. dedi ki: "Bellerophontes'i öldürmezsen lanet sana.

Bellerophontes'in tan­ rıların öfkesine uğramasının nedeni şöyle açıklanır: Gurura kapılan yiğit kanatlı atının sırtında Olympos'a kadar yükselmek istemiş. Kültü kır tanrısı Faunus'Ia ilgilidir.madıgı Bellerophontes'in adı ve niçin Tiryns kralı Proitos'un yanına sığındığıdır. sağrı­ sına binip doğru Khimaira'yı öldürmeye git­ miş onunla (Pegasos). Agenor Suri­ ye'ye yerleşiği halde. Bir anlatıma göre. Bendis. güzel topuklu. Düştüğü Aleion ovası da Kilikya'da bir bölgedir. Bellerophontes'in kızı Laodameia. Bellum savaş demek) zamanla Yunanlıların Enyo tanrıçasıyla bir tutulmuştur. Roma tanrıları arasında çok eskiden beri yer alan bu kavramsal yaşlı­ lığın Palatinus tepesinde bir tapınağı vardı. yani bir mektup verip kaynatası lobates'e gönderir. bir kargı ya da yanan bir çırağı ile canlan­ dırılır. o yaman çocukları. Zeus nerede yürürse. Kydippe'nin oğlu. orada belli günler­ de gizli ayinler yapılır. Zeus nerede oturursa. Libya adlı nympha'nın tanrl Pöseidon'dan doğurduğu ikiz kardeşlerden biri (Tab. . Hesiodos'a göre (Theog. Berckynthia. Danaos). zorbalık. Bu sahnede Bie sessiz bir kişi olarak bulunur. Orada bulunan resmi dünya kadar yaşlı bir kocakarı olarak gösterilir ve rahipleri de içi­ len andı simgelemek üzere ellerine beyaz bezler sararlardı. Hephaistos'la konuşmayı Kratos yapar (Kratos). "İyi tanrıça" anlamına gelen es­ ki bir Latium tanrıçası. Kleobis'in kardeşi (Kleobis). korku saçan bakışlarıyla Furia'ları an­ dırır (Furia). Belos Mısır'da kalmış ve Nil ırmağının kızı Ankhihoe ile evlenmiş. Kültü. Khimaira. ayrılmazlar gümbürtülü Zeus'tan. Verilen sözü ve içilen andı simgeleyen tanrıça. İlyada'da Lykia'lıların başında savaşan Ze­ us oğlu Sarpedon'un anasıdır (Proitos. Bu tanrının kızı ya da karısı sa­ yılan Bona Dea'nın Roma'da Aventinus te­ pesinde bir tapınağı vardı. 324): Pegaros hakkından geldi bu Khimaira'nın koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. Bu adam da Proitos'tur. Birçok yi­ ğitler gibi Bellerophontes de kaza ile adam öldürmüş. Trakya'lıların ay tanrıçası. Kâhin Melampus'un kardeşi. Bia. Proitos konuğunu kendi eliyle cezalandırmaktan çekinir ve onun içindir ki eline katlanmış tabletler. elinde bir kı­ lıç. bunlara yalnız kadınlar katılırdı (Faunus). Zeus da kızarak atmış onu gökten aşağı yer­ yüzüne. onlar oradadır. Bir savaş arabasında. öldürdüğü bu Belleros'un kim oldu­ ğu da pek bilinmiyor. Romalıların savaş tanrıçası olarak simgelendirdikleri Bellona (Lat. ardındadır onlar. Güç. onun se­ rüvenlerine katılır (Melampus). Anteia kocasına Bellerophontes'i suçlayınca. Sarpedon). Mars'ın eşi olarak da gösterilir. 10). Roma'lıların. Zetos'la Nike'yi doğurdu. 383 vd. Ana tanrıça Kybele'nin ek adlarından biri. ne var ki bu yüzden yur­ dundan ayrılıp kendisini suçundan arındıra­ cak birinin yanına gitmesi gerekiyor. adına yemin ettikleri Dius Fidius'un dişi karşı­ lığıdır. Bona Fides.): Okeanos kızı Styks Pallas'la sevişti. Ante­ ia. şiddet anlamına gelen Bia (ya da Bie) tanrı ve kral yetkilerini simgeleyen bi­ rer kavramdır. Kratos'la Bie Aiskhylos'un "Zincire Vurul­ muş Prometheus" tragedyasında önemli bir rol oynarlar: Oyunun başında Prometheus'u kollarından tutarak Kafkas dağına sürüklerler ve arkalarından gelen Hephaistos Zeus'a baş kaldıran insansever tanrıyı bir kayaya mıhlar. Öteki Agenor'dur. Aigyptos'Ia Danaos adlı ikiz çocukları olmuş (Algyptos. Bona Dea. Yiğidin ağzı ateş saçan Khimaira'yı nasıl öldürdüğü Homeros'ta anla­ tılmamıştır. Sonra Kratos'la Bie'yl. Bellona. Bona Fides. Berekynthes Phrygia'da otu­ ran bir boya verilen isimdir (Kybele). Hesiodos bunların doğuşunu şöyle anlatır (Theog. Bias. yiğit kanatlı atı Korinthos'ta bir çeşmede su içerken bulmuş. Bellerophontes Belleros'u öldüren demek. Lykia kralı da konukluk kurallarına saygılıdır ve ancak zorunlu kaldığı zaman ağır işlere ko­ şar Bellerophontes'i. Biton. Bellos. kuvvet anlamına gelen Kratos'la zor. Perikles zamanında Atina'ya yayılmıştı.

Pers'lerin eline düşünce. engin kanatlı. Adı Türkçeye poyraz diye geçen kuzey rüzgârı. Ana­ sı onu doğurmadan önce bir düş görmüş: Gü­ neş ışınları ağzından.kehanetler her zaman heksametron dizeleriyle dile getirilirdi . Miletos. Lydia kralı Kroisos'un Del­ fi'ye verdiği kadar bol ve zengin armağanları Didyma'ya da bağışladığını söyler. ama her müşterinin nabzına göre şerbet vermek. Argos şehrinin geleceğini öğrenmeye ge­ len Argos'lulara. sakallı savaşçıların ayaklarım yıkayacak kadınların. ka­ dınlar ve çocuklar köleliğe sürüklenince. Karadeniz'den Mısır'a kadar doksana yakın sömürge kuran Miletos işlek bir liman. ovada sürülerini ot­ latırken bir gün tanrı Apollon onu görmüş ve sevmiş. Şairler Boreas'ı kara bulutlarla gökten sağanak sağanak kopan ve engin dalgalarla denizi allak bullak eden azgın bir yel. Odysseia'da önemli bir rol oynayan Boreas kimi zaman da arkadan pü­ für püfür esince.Boreas. esiş yönüne göre bugün bizim yıldız dediğimiz yele karşılıktır. Tarihçilerin bize sakladığı aşağıdaki dizelerden . gemicileri dosdoğru ereğe ulaştıran güzelim bir yel sayılır (Rüzgârlar). Didyma'nın hazinesiyle bir do­ nanma kurmayı düşünmüş. Boreas Trakya'da oturan gür sakallı. Bu düşü hayra yoran biliciler doğan çocuğa "Brankhos" yani bo­ ğaz adını vermişler. Hesiodos'a göre. bu taylar öyle hafif.fışkı­ ran sevinç Delfi'nin Anadolu'daki zengin ra­ kibi Didyma'yı ne kadar kıskandığını belli et­ miyor mu? Ve o gün. Milet Pers savaşlarına gi­ rişecekken. Di­ dyma tapınağı da yağmaya uğramış. İssos savaşından sonra Büyük İskender'in ilk işi Miletos'a gelmek olmuş. onu kızıl kanatlarıyla sardığı gibi doğru soğuk Trakya'ya kaçırmış ve Kalais ile Zetes'e gebe bırakmış. Titanlar soyundan olduğu için. öy­ le çevikmiş ki. buğday tarlaları üstünden ge­ çerken başaklar eğilmez ve denizin üstünden en ufak bir kırışık yapmadan uçarmış. Brankhos çok güzel bir delikanlı olarak yetişmiş. soyu sopu da Brankhidai. yani falını arzu­ ladığı sonuca yöneltmek de biliciye düşen gö­ revdi. yabancılar el koyacak tapmağına. Didyma Yunanistan'da Delfi'ye rakip bir bilicilik merkezi olmuş. tapınak hazi­ nesini ve daha önemlisi. Pers savaşlanndan sonra yeni baştan kum lan Didyma tapınağı Roma imparatorluğu za- . Brankhos' un kişiliği ve efsanesi. Tapınak o kadar zenginmiş ki. bolluk içinde yaşayan bir şehirdi. Notos ve Zephyros'un kardeşidir. ey Didyma. Milet'ten Didy­ ma'nın limanı Panormos'a gemiyle . dizginsiz ve azgınmış. buz gibi esen bir kasırga olarak nitelerler. işadamları bilicileri elbette ki memnun ediyorlardı.oradan da kutsal yol boyunca Didyma'ya fal baktırmaya gelen devlet adamları. güçlü kuvvetli bir yaratıkmış. Bu amaçla Milet'te kalmış ne kadar Brankhosoglu varsa hepsini kesmiş. Ve senin de. bereketli bir av olacaksın düşmanlara. Boreas bir at kılı­ ğına girerek Erikhthonis'in kısraklarına aşmış ve on iki tay üretmiş. Bran­ khosogulları bu durumda Pers kralıyla anlaş­ mayı yeg görmüş olacaklar ki. Bir gün İskender'in çıkagelecegini bilememiş Brankhosogulları. sen ey kötü düzenli kent. Mile­ tos'un güneyinde kurduğu tapınakta bu usta­ lığından faydalandığı gibi. Emeli. Brankhos Miletos'lu bir delikanlıymış. bir şölen sofrası sürü sürü insanlara! Saçlı. boğazından girip karnı­ na varıyor ve bedenini dolaştıktan sonra gö­ beğinden çıkıyormuş. İşin tuhafı. Brankhos-Brankhosoğulları. hem Milet'lilerin kendilerine değil de. Didyma'da kurulmuş Apollon tapınağı ve bilicilik merkezinin ünü­ nü ve yaygınlığını sağlamak için uydurulmuş­ tur. işte o gün. İon şehirlerinin öcünü alacaktı. Ta­ rihçi Herodotos. yani Brankhosogulları adıyla fal­ cılığı sürdürmüşler. Apollon'un dev hey­ kelini Serhas'a verip onunla birlikte İran'ın Susa şehrine göçmüşler. onlar gibi sert. bilicilik yetisini bağışlamış ona. Anado­ lu'da Yunan uygarlığını kalkındırmaktı. Kolay iş değildi bu. şafak tanrıçanın oğlu olan Boreas. şehir­ de ne kadar erkek varsa hepsi öldürülüp. Milet'in başına gelecek yıkımı Delfi bilicileri önceden haber vermişti. Bir gün Atina kralı Erekhtheus'un kızı Oreithya'yı ar­ kadaşlarıyla ırmak kıyısında oynarken gör­ müş. Efsaneye göre. Nitekim Lade yenil­ gisiyle Milet. ona vurulmuş ve tozu dumana katarak üstüne yürümüş.karayo­ lu yokmuş o zaman .

336 vd. güzel yanaklı Briseis'i. kılıcını kınından çıkarmak. Lyrnessos'ta Apollon tanrının rahi­ bi. Khryses'i bir gemiye bindi­ rip. Patroklos öldüğü gün Briseis. gör. Uranos (gök) ile Gaia'nın (toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri (Tab. Senden ne güçlü olduğumu o zaman anla. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından biri. öyle ki.): Phoibos Apollon istiyorsa Khryseis'i ille de.manına kadar önemini sürdürmüş ve orta­ çağda bir depremle yıkıldıktan sonra dev ka­ lıntıları bugüne kadar korunabilmiştir (Didyma. ibret alsın kim benimle eşit görmek isterse kendini. (Yüz Kollular). yani ağdan çıkma kız adı verilmiş. İki sevgiliyi ölünün üstünde ağ­ lar görürüz. za­ ten o kadına hiç dokunmadığını söyletir. Brises'le. babasına gönderir. IX. ona son görevleri Briseis yapmış (Khryseis. Zeus sözünü tutar. AkhiUeus kentini yağma edip kızını götürünce Brises canına kıymış (Briseis). ama bir balıkçı ağına takılıp kurtulmuş. AkhiUeus da krallar kralına sövüp saydık­ tan sonra. Asıl adı Hippodameia olan Briseis Lyrnessos'a Apollon rahibi Brises'in kızıdır. çünkü yıkılan yuvasına. bir daha ne olursa olsun savaşa katılmamaya ant içip çadırına çekilir. Birçok arma­ ğanlarla birlikte Briseis'i geri vereceğini. Briseis evli barklı bir ka­ dındı. bayırda yalnız başına dolaşır ve erkek­ lerden kaçar bir kız tanrıça olarak canlandırı­ lır (A rtemis). kalın kaşlı. yanına yatar. Kral Minos ona vurulup peşine takılmış ve dokuz ay süresince kovalamış kızı Girit'in dağlarında. AkhiUeus kocasını öldürdükten sonra ele geçirir onu. Artemis gibi o da avcı kılığında. Akhilleus'a karı olacağına söz vermişti. Kottos'la Gyes'in kardeşi (Tab. sedasız yaşamaktadır ki. . Zeus'tan yalvarır Akhilleus savaşa katıl­ madıkça Akha'lara zaferi vermesin diye. tanrıça Athena elini tu­ tar. AkhiUeus). Agamemnon'un üstüne yürümek üzeredir ki. Agamemnon bile yaptığına pişman olur ve Akhilleus'la barış­ mak için elçiler gönderir ona. Briareus. köpeklerle dağda. "Gümbürtülü" anlamına gelen bu ek ad tanrı­ ya yıldırımlar arasında doğduğu için verilmiş olacak (Dionysos). Brises. Ak­ hiUeus gene de yumuşamaz (İl. Akhilleus'un Ege bölgesine yaptığı çapulculuk seferlerinden getirdiği en değerli tutsak Briseis'tir. Ama barakandan alacağım kendim gelip senin onur payını. şu gemimle. esmer. Akhilleus'un ba­ rakasında sessiz. AkhiUeus öldük­ ten sonra. Sonunda yakalanacağını gören Britomartis kendini denize atmış. 183 vd. iki haberci­ sini Akhilleus'un çadınna yollar ve kadını al­ dırır. Yalnız son bölümde AkhiUeus insanlık duygularına uyarak Hektor'un ölüsü­ nü babası Priamos'a verdikten sonra. ovalarında. I. Zeus'un kızı olduğu söylenen bir Girit tanrıçası. Bu ara­ da Agamemnon. 2). Apollon tanrının öfkesini ve salgını önlemek için Khryseis'i babasına geri vermeye razı olunca Agamemnon şöyle konuşur (İl. gece döşeğine uzanınca.). Akhilleus'un yanına döner. AkhiUeus bu sözlere çok öfkelenir. Khryse'nin Apollon rahibi Khryses kardeştirler. Didymeion). uğruna çok acı çektiği ka­ rısı Briseis de gelir. Bu yüzden de ona Diktynna. yanan şehrine ağlar­ ken. Briseis'in babası. parlak bakışlı bir kadın olarak tanımlanır. Briseis de acısına katlanır.. Bromios. gü­ nün birinde Akhilleus'la Agamemnon arasın­ da kopan kavga altüst eder hayatını. Sonra İlyada'da pek sözü geç­ mez Briseis'in. Adı "atlı bakire" anlamına gelen Britomartis Girit'in Gortyn şehrinde Artemis alayına katılırmış. tanrı Apollon'un öf­ kesini yatıştırmak için yüz sıgırlık kurbanlar kestirir. Tanrı Dionysos'a takılmış bir ad. Britomartis. Adı "gürleyen" anlamına gelen Brontes Zeus'a gök gürültüsünü armağan eden Kyklops olsa gerek (Kyklops). 2). yoldaşlarımla göndereceğim onu. Korksun boy ölçüşmekten. Briseis. Akhilleus'un temiz yürekli arkadaşı Patroklos onu tatlı sözlerle avutmuş. Ama bununla da kalmaz. Homeros'tan sonraki öykülerde Briseis uzun boylu. Brontes. Akhilleus'un dileği üzerine anası Thetis gi­ der.

Miletos'un kızı olmakla da Apollon'un torunu. böylece çekilme­ lerini sağlamışlar. Byzas. Belki Busiris Osiris adının bozulmuş bir biçimidir. Günün birinde Mı­ sır'da kıtlık olmuş. 451 vd. Keroessa da Zeus'un İo'dan olan bir kızı.Busiris. Bu Ovidius'un anlatımı. Ama Byblis'in serüveni acı: Bir ikiz kardeşi var Kaunos adında. Busiris Kıbrıs'tan gelme Phrasios adlı bir biliciye ne yapmak gerektiği­ ni sormuş. pınar Byblis'in çağla­ yan gözyaşları gibi akar durur. Kaunos'muş. Byblis. Busiris de işe hemen Phrasios'u kurban etmekle başlamış. deli gibi dolaşır Anadolu'yu boydan boya. tiksintiyle kınar bu aşkı. Bir anlatıma göre. Kral yokken de Bizans İskitlerin saldırısına uğra­ mış. Bizans'ın kurucusu Byzas. Miletos'un kızıymış Byblis. Herakles Mı­ sır'a uğrayınca. yılda bir Zeus'un öfkesini yatıştırmak için. altın elmaları almaya gittiği zaman Herakles bu çeteye rastlamış ve hay­ dutların hepsini öldürmüş. Ege kıyılarındaki bütün limanlar gibi bir ırmağın taşıdığı millerle dol muştur. Busiris çok zalim bir Mısır kralıdır. doyamazmış okşamaya. gider. Byzas onu teke tek savaşta yenmiş ve Trakya'nın içine kadar kovalamış. o da düşer yollara. Busiris'i de. ge­ ne de dayanamaz. İo onu Bizans'a yakın bir yerde dünyaya getirmişti. kı­ zı bir pınara çevirirler. Günün birinde Trakya kralı Haimos şehre saldırınca.). Adını iki kente vermişler: Biri Karia'da Byblis. ona bir insan kurban kesmeli. bir ırmak kızı için güzel bir ad. öteki Fenike'de Byblos. en akla yakını şu: Anası Maiandros. Busiris Batı kızlarını kaçırmak için bir haydut çetesi kurmuş. Sonunda yüksek bir kayadan aşağı­ ya atar kendini. kuşatılmış boydan boya. Oğlu da şehri orada kurmuş ve Apollon ve Poseidon tanrılardan yardım görerek surlarla çevirmiş­ ti. Kaunos bu yüzden sürülmüş. yani Büyükmenderes ırmağının kızı Kyane'dir. orada kim var. Yunan efsanesine göre. ama nympha'lar acır ona. Masmavi. Öyle insafsız bir zorba imiş ki. Byblis ikizini öyle sever. öyle beğenirmiş ki. O da öfkeyle. Bu öyküleri anlatanlar Kaunos şehrini gör­ memişlerdi herhalde. Bu bataklık nasıl meydana geldi belli. kim yok herkesi öl­ dürmüş. Busiris onun başına çiçek çe­ lenkleri koymuş. Nil bölgesine yerleşmiş deniz tanrı Proteus bile ondan kaçmak zorunda kalmış. Ama yiğit sargıları çözerek. kutsal sargılarla sarmış kol­ larını ve sunağa götürüp kurban etmek iste­ miş. bir mektupla bildirir aşkını Kaunos'a. koyu mavi anlamına gelen Kyane. ikizini bir daha görmemek için kaçar yurdu Miletos'tan. bilici de demiş ki. Anasının kim olduğu konusunda söylentiler çeşitli. Bu sevginin kardeş sevgisinden öte bir şey olduğunun nasıl farkına vardığını uzun uzadıya anlatıyor bize Ovidius (Met. tanrı Poseidon'la Keroessa'nın oğludur. rahat bulamaz hiç­ bir yerde. . Bu kez de Byzas'm karısı Phidaleia kurtarmış şehri: Öbür kadınlarla birlik olup sürüyle yılan at­ mışlar düşman karargâhına. yoksa öykünün sonunu bambaşka biçimde getirirlerdi: Eski Kaunos şehrinin (bugünkü Köyceğiz Dalyanı'nın) önünde göz alabildiğine uzanan ve ancak oraları iyi bilen gemicilerin şaşırmadan aşa bildikleri bir sazlık vardır. Byblis anlar sevgisinin dogadışı olduğunu. Byblis de bu yüzden çıldırmış ve asmış kendini. öp­ meye. Busiris Poseidon'un ogluymuş ve onu Mısır tahtına dünya seferine çıkan Osiris oturtmuş. gider de Karia ile Lykia sınırında Kaunos kentini kurar. ama şair görüşüyle bu yol yol bat<ı gın Byblis'in tükenmez gözyaşlarıyla meyda­ na geldiği düşünülemez mi? (Kaunos). oğlunu da. Byblis çıldırır. Başka bir anlatım işi tersine çeviriyor: Do­ gadışı aşka kapılan Byblis değil.

gününü avlanmakla geçirir. CamUla. ağzı ateş saçan üç başlı dev. Aventinus tepesinin bir mağarasın­ da oturup komşu bölgeleri yağma ediyormuş. Tiber neh­ rinin kıyısında uzanmış. Efsanesi şöyledir: Kız oğlan kız olan Carna. bu işi başarırsa kızını ona adamaya söz verdi. Vulcanus'un oğlu. Camilla Volsk'lar kralı Metabus'un kızıymış. Etrüsk'ler yeni kurul­ muş olan Roma cumhuriyetine saldırınca. Roma'nın kurulduğu kırsal bölgede yaşayan bir nympha. Latij um'da küçük bir ırmağın kenarına gelmişler. onu peşinden ormana sürükler. . "Topraktan bitmek" anlamı­ na gelen bir kökten türemiş olan Ceres adı Latin'lerin de bu çeşit bir tanrısal varlığa çok eskiden beri tapındıklarını gösteriyorsa da. Demeter ve Dionysos kültünün Roma'ya alınması gerektiğini öğrenmişler. arzu anlamına gelir (Eros). Metabus çocuğu kalın kargısının ucuna bağlayıp karşı kıyıya atmayı düşündü. İkisi de kurtulmuşlar. Roma'lılar Augustus ça­ ğına kadar Carna'ya kutsal bir ormanda tapınırlardı. Düşmanlarınca tahtından kovulan Metabus bebek yaşta olan kızını alarak kaçıyormuş ki. Adı. yolunu şaşırtırmış. ya da başka bir anlatıma göre. kestiriyormuş. Kırlarda büyüyen Camilla güçlü kuvvetli bir genç kız olup Yunan Ama­ zon'ları gibi avcı ve savaşçı olarak yetişmiş ve Aeneas'a karşı kahramanca savaştıktan son­ ra öldürülmüş. Carna. Bir gün iki yüzlü tanrı İanus takılmış peşine ve saklandığı kayanın arkasında onu yakalayarak bozmuş kızlığını. birkaç hayvanını aşır­ mış. Cacus gelmiş. Yunan aşk tanrısı Eros'un Latince karşılığı. Herakles uyanınca işin farkına varmış. özellikle yeni doğ­ muş bebekleri beşikte kanlarını emen kuşlar­ dan korurmuş. ama Diana'ya yakararak.c Cacus. yanma er­ kek yaklaştırmazmış. Bir gönüllü çıktı mı. Yunanistan'dan gelme tanrıça onun izlerini silmiştir. Herakles Geyoneus'u öldürüp sığırlarına el koyduktan sonra İtalya'ya gelince. Düşman da arkalarında ha yetişti ha yetişe­ cek. Yiğit uyurken. kız kardeşinin Cacus'u ele vermesinden. İ. Camilla'yı attıktan sonra kendi de yüzerek geçmiş ırmağı.Ö. Cupido. Ccrcs. Efsaneye göre. Yunan bereket tanrıçası Demeter'in Latince karşılığı. şehirde kıtlık baş göstermiş. Roma'lılar da Sibylla kitaplarına danışınca. Herakles mağaraya girmiş ve ateş alev saçan Cacus'u boğazlamış. Karşılık olarak da tanrısal bir güç vermiş ona: Evlerden her türlü uğursuzluğu defeder. Mağaradaki hayvanların böğürmesinden. 496 yılında bu iş olmuş ve Ceres tapınağı Aventinus tepesine kurulmuş (Demeter). Vergilius'un Aeneis destanında an­ latılan Camilla efsanesi İtalya'nın halk masal­ larından esinlenmiş olsa gerek. iz bırakmamak için de sığırları kuyrukla­ rından çekerek geri geri götürmüş.

Sağ elinin toprak üstünde bıraktığı izden beş cin doğuvermiş. Daidalos Kokalos'a olan şükran borcunu ona birbirinden güzel yapılar yapmakla ödemiş. Ne var ki günün birinde Talos ölü bir yılanın dişlerin­ den esinlenerek testereyi icat etmiş. ellerini toprağa da­ yayarak ıkınmış ve topraktan doğum sancıla­ rını hafifletecek güç almış. yazın tarihine de ışık tutacak bir buluş olarak değerlendirilebilir. Mitolojide ise bu adla anılan ve sa­ yısı değişik olan birtakım cinlerin sözü geçer. Daktyller sonraları tanrıça Kybele'nin hiz­ metine girerek.. Daktyloi. Ikaros babasının sözünü dinlemediği için denize düş­ tüğü halde. Davaya bakan Areopagos mahkemesi de Daidalos'u sürgüne mahkûm etmiş. yani parmak cinleri çokluk İda'lı di­ ye vasıflandırılıp Girit'li Zeus. eli her sanata yatkın olduğu için kendisine verilmiş. 97d) bile meydana getiren çok yönlü bir yaratıcıdır. yani Attika'nın kral so­ yundan gelme olduğu söyleyen Atina'lı sanat­ çı. onun kültünde rol oynamış­ lar. Buluşun doğruluğu nu pekleştiren kanıtlardan biri de bu vezinde .Tanrıça Rhea. Halikarnas Balıkçısı'nın birçok eserlerinde önerdiği bu görüş bugüne bugün büsbütün kanıtlanmış değilse de. Theseus'un ba­ şarısında Daidalos'un parmağı olduğunu öğ­ renince Minos çok kızmış ve ustasını oğlu İkaros'la birlikte Labyrinthos'a kapatmış. Bu inanç ve simgesi kesintisiz bir evrimle Phrygi­ a'lı Kybele ve Efes'li Artemis kültüne gelmiş ve orada hem tapımın temeli olan raks ve müziğin doğup gelişmesine. Daktyl'ler. Ne var ki Ege'de meydana geldiği apaçık an­ laşılan ve Yunan dilinin yapısına pek de uy­ gun olmadığı gözle görülen bu vezin efsane­ den de. hem de dünyada çığır açacak bir şiir ölçüsünün yaratımına yol açmış olabilir. hem heykeltıraş. hem de her türlü mekanik araçlar yapan ve Platon'un Menon adlı diyalogunda sözü geçen canlı heykelleri (Men. yani ölçülerden meydana gelir. Usta sanatçı Girit'e gidip kral Minos'un emrine girmiş ve onun İçin tür­ lü işler görmüş: Bir boğaya âşık olan Paslphae'ye içine girebileceği tahtadan bir inek yapmış (Pasiphae). Atina'daki işliğinde yeğeni Talos'la birlikte çalışırmış. arkeolojik buluntulardan da anlaşıldı­ ğı gibi Ana Tanrıça kültüyle sıkı sıkıya bağlıy­ dı. Bi­ lindiği gibi.D Daidalos. Gerçekten de Daidalos hem mimar. Daktyl'ler beşltir ve doğuşları şöyle olmuştur. eski taş çağını bulduğu görülmüştür. bunu fe­ na kıskanan Daidalos çırağını Akropol'den aşağı atarak öldürmüş. ya da Phrygia'lı tanrıça Kybele'yle ilişkili olarak gösterilirler. "Ustaca işlenmiş ya da işleyen" anlamına gelen adı. bu vezinse daktylos denilen bir uzun. Girit'in Diktys mağarasında Zeus'u doğur­ mak için sancı çekerken. Daktyl'ler bir efsa­ neye göre madenlerin ve maden işlemeciliği­ nin bulucularıdır. Ama Daidalos oradan çıkmak çaresini de bul­ muş: İkaros'la kendisine birer çift kanat yap­ mış. Elin en ilkel insanlarda da büyü aracı ola­ rak ne büyük bir değer taşıdığı öteden beri bi­ linirdi. adlarından da belli olduğu gibi elişlerinde yaratıcı olurlar. Theseus'un bura­ ya girip çıkması için de Ariadne'ye bir yumak iplik kullaması fikrini vermiş. altı ölçülü destan vezni Homeros'un İlyada ve Odysseia'sında kullanılmakla Yunan şiirinin doğuşuna yol açmıştır. ama Çatalhöyük'te meydana çıkarılan fresklerden bu simgenin ne kadar geriye gitti­ ği. ikisi de böylece uçup gitmişler. ayrıca. İki kısa heceli ayak. Efsaneye göre. Kaynaklarda bu cinler çeşitli alanlarda ya­ rarlı olarak gösterilirler: Kureta'lar ya da Korybant'lar gibi baştanrı ve anasının tapım ve gizemlerinde gürültülü rakslarıyla yer alır­ lar. Daidalos'u Sicil­ ya'ya kadar kovalayan ve sonunda da bulan Minos gene usta sanatçının uydurduğu bir düzenle öldürüldükten sonra. (îkaros) babası sağ salim Sicil­ ya'nın Cumae şehrine inmiş ve kral Kokalos'un yanında saklanmış. Bu vez­ ne parmak vezni denmesi parmaklardaki bir uzun ve iki kısa boğumdan ileri gelmektedir. bunlar tepeden tırnağa silahlı olarak çıkmış­ lar ortaya ve çıkar çıkmaz da yeni doğan Ze­ us tanrının şerefine hora tepmeye başlamış­ lar. çok önemli bir çığır açarak "heksametron" deni­ len vezni kurmuş olmakla ün salmışlardır. anası Rhea. bunun ötesinde de. Kekrops. Minotauros'u barındıra­ cak Labyrinthos'u kurmuş. din tarihine de. "Daktylos" Yunanca parmak dernektir.

bugün Çanakkale'nin bi­ raz ötesinde Troya yolunda Dardanos tepesi diye bu tepe gösterilir . Bir tek güdücü bile o acı günlerde Sürmemiş boğalarını ırmaklara. çoban ola­ rak yetiştirmişler. Daphnis de bir sürü doku­ naklı yas türküleri çağırır. Öldükten sonra tannlaştırılan Si­ cilyalı sığırtmaç. Soğuk sulara. yalvardı babasına Pene'nin suları üstünde gezdirip gözlerini "Cezasını çekiyorum güzelliğimin Irmakların gücü de sen gibi tanrısalsa Ne yap yap değiştir beni Başka bir biçime koy baba". Dardanos kendi adını taşıyan bir şehir kurmuş . 16). güzel dünyayı göre­ mediğine bir türlü katlanamazmtş. Avcı kollarına aldığı zaman Kalbi çarpıyordu Defne'nin Taze yaprakların altından. ya da kendi uydurduğu türküleri çagırırmış. Ne de bir tutam ot yiyen sürü olmuş Otlaklardan.u t\r ıı IN ı:3 Ben ne bir dağlı ne bir çobanım Oklarından sakınılmaz tanrıyım Koca Zeus'tur babam Geçmişi. yetişmek üzere Birinde umut vardı. Vergilius da onun adına şiirler yazdıkları gibi. Nedeni de şu: Daphnis Nomia adlı bir çoban kızıyla sevişirmiş. Atlas'ın kızı Elektra ile Zeus'un oğlu (Tab. Orada kral olan Teuker iyi karşılamış onu. Yazık dedi tanrı çok yazık Saramadan yitirdim seni Bari benim ağacım ol da Yaprakların çelenk olsun kahramanlara Ezgilerde. Daphnis. periler de alıp büyütmüşler. Daphnis öyle güzel. Evet. giderek Kybele kültünü Phrygia'ya getirmiş olduğu söyle- . geleceği Benimle bildi herkes. sonunda bir uçuruma atmış kendini ve öl­ müş. ey Daphnis. Ey Daphnis. Gücü kalmamıştı artık Defne'nin Koşamıyordu kaçamıyordu Sapsarı. Theokritos da. Eyuboglu çevi­ risi): Yok olmuş artık Daphnis. inlemiş o gün senin ölümüne Afrika'nın aslanları bile. 1. Her yıl bu pınarın önünde sunular sunulurmuş bu çoban tanrıya. yani Anado­ lu toprağına göçmek zorunda kalmış. Tavşan koşuyor. bir sal üstünde karşıki kıyıya. Dardanos Samothrake (Semendirek) adasında kardeşi lasion'la birlikte yaşarmış. nympha'lar Onun yürekler acısı ölümüne ağlamışlar. Teuker bölgenin en büyük ırmağı Skamandros'la en büyük dağı İdaia'nın ogluymuş. nympha'lar da. bugünü. ama lasion ölüp adayı da su basın­ ca. babası Hermes bir ka­ yaya ya da bir pınara döndürmüş onu. Ama genç yaşında canına kıymış. Söylentiye göre. öyle yakışıklıymış ki. o günler ırmaktan ne bir yudum su içen. Yalvarması daha bitmemişti ki Bir gevşeklik sardı her yerini Örtüldü göğüs yaprakla Kolları. birinde korku Tavşan ensesinde nefesler duyuyordu Çünkü ışık gibi saran tanrıyı Sevinin kanatlarıydı. türkülerde anılsın bundan sonra Yan yana adlarımız Yazık dedi tanrı çok yazık. ama kral kızı güzel çobanı bir gece sarhoş edip baştan çıkarmış. durmadan koşuyordu Ardında av köpeği ter içinde Boynunu uzatmış. saçları dal oluverdi. Z. Dardanos. Dardanos böylece Troya kral soyunun atası olmuştur. Dardanos'a Teuker kızı Batieia'yı vermiş ve öldükten son­ ra da tahtını. Pan Daphnis'e kaval çal­ w> Sürülerini otlatırken Daphnis ya kaval çalar. yatmış onunla. Öfkeye kapılan Nomia sevgilisinin iki gözünü kör etmiş. Daphnis adını bu türün bir simgesi olarak da kullanırlar. Öykü­ sü şudur: Daphnis tanrı Hermes'le bir nympha'nın ogluymuş. Nomla'ya ömrü oldukça sadık kalaca­ ğına söz vermiş.ve ülkeye kral olduk­ tan sonra bütün bölgeye Dardanos adı veril­ miş. Vergilius'un Beşinci Sığırtmaç türküsünde iki çoban Mopsus'la Menalcas şöyle anarlar Daphnis'i (Çan yayınları. kır tanrıları da tutkunmuş ona. Çoban şiirinin kurucusu sa­ yıldığı için. Doğar doğmaz anası onu defne ağaçlarından bir koruluğa bırak­ mış. Ayrıca Samothrake'den Kabir'ler (Kabirler) myster'lerini. Öyle ki. benimle bilir Saz tellerine ben verdim seslerini ilaçlar yaptım yabanıl otlardan Ama bana çare değil şimdi hiçbiri Kimden kaçıyorsun öyle sen Asıl sensin benim avcım Beni sen vurdun can evimden".

Nessos ırmağı geçirmek için Daianeira'yı sır­ tına alır. XX. kısraklar gebe kaldı on iki tay doğurdular.) (Ares. Bu ik­ sirle kocasının sevgisini her zaman için koru­ yabileceğini söyler. O zamanlar kutsal tlyon yoktu. kızı lole'yi tutsak ola­ rak alır ve Deianeira'nın yanma gönderir. korku ve onun sonucunda meydana gelen bozgunu simgeiendirirler. Tithonos'la Priamos doğdu Laomedon'dan. Asıl babası Oineus değil de. Priamos'tan Hektor doğdu. ölümlü insanların büyük şehri yoktu ovada. Âphrodite): Bu arada kalkan delen Ares'le Kıbrıslı Tanrıça Âphrodite'nln birleşmesinden . otlarken gördü onları. kıskançlık içini kemirmeye baş­ lar. Deimos. Assarakos'un oğlu Kapys. Deianeira. alacalı köpükler üstünde dört döndüler. 933 vd. Zeus'a şarap sunan olsun diye. canına kıyar. o sırada kadına yanaşmak ister. Trakhis'te mezarı var­ mış.nir. dört döndüler denizin engin sırtında. Deianeira da duyduğu pişmanlığa daya­ namaz. Deianeira Kalydon kralı Oineus'la Althaia'nın kızı ve Meleagros'un kız kar­ deşidir. Bir ara Oikhalia kralı Eurytos'u yener. panik. Troya'ltların kralı. Dardanos'tan Erikhtonios doğdu. Ares'in dölü Hiketaon doğdu. yeni gömleği bu iksire batırarak Herakles'e gönderir. Pallas heykeli olan Palladion'u Arkadya'dan çalarak Troya'ya yerleştiren de oy­ muş derler. Yiğit onu sırtına giyer giymez gömlek derisine yapışır ve korkunç acılarla yakmaya başlar. llos'un oğlu kusursuz Laomedon'du. Za­ ferini kutlamak için de karısından yeni bir gömlek ister. koştular başakların tepesinde.): Bulut devşiren Zeus ilkin baba oldu Dardanos'a. Yi­ ğit bir süre sonra karısı ve oğluyla Kaly­ don'dan ayrılır. bir at oldu kara yeleli. Nessos can çekiş­ mekteyken Deianeira'ya yarasından akan ka­ nı alıp büyü gibi kullanmasını öğütler. Karısının çığlıklarına koşan Herakles at ada­ mı Lerna canavarının kanına batırdığı zehirli oklarından biriyle vurur. Bu dayanılmaz işkenceye son vermek için Herakles Oita dağında bir odun yığını hazırlatır. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a. Lampos. En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. Klytios. kral oldu. tanrıya denk Ganymedes. 215 vd. bir ara Kalydon sarayında misafir kalan Dionysos'muş. kendini alevlerin içine atar. Kapys'in oğlu Ankhises'ti. at adam Nessos'a rastlarlar. Herakles Hades'e inişinde Meleagros'un gölgesine rastlar. Hesiodos bu iki tanrıyı şöyle tanımlar (Theog. Dardanos'lular çokpmarlı lda'nm eteklerinde otururdu. o sırada Nessos'un büyülü kanı aklına ge­ lir. Gömleği çıkarayım derken. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: llos. Övünürüm bu soydan. Kocasının tutsağı olan güzel Iole'ye âşık olduğunu ve kendisini onunla aldat­ tığını haber alınca Deianeira korkunç bir öf­ keye kapılır. Dardanos kurdu Dardanie'yi. On bin kısrağı otlardı çayırlarda. Savaş tanrı Ares'in yanından ayrıl­ mayan Deimos'la Phobos dehşeti. Sonra Deianeira ile evlenir ve Hyllos adlı bir çocukları olur. Deianeira'nın acı öykü­ sünü Sophokles "Trakhis Kadınları" adlı tra­ gedyasına konu etmiştir. Ankhises'ten ben doğdum. sevinirlerdi körpe taylarına bakıp. vuruldu. Assarakos. Herak­ les Deianeira ile Hyllos'u oraya bıraktıktan sonra başka işlere koşar. bu kandan olmakla. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. gelen gidene gösterirlermiş (Herakles). başaklara dokunmadılar. bindi kısraklara. derisi de yüzülür. Kalydon avında can veren yiğit ona kız kardeşi Deianeira ile evlenmesi­ ni salık verir. en varlıklı adamı oldu ölümlü insanların. Erikhtonios'tan Tros doğdu. Trakhis'e varırlar. ama onu alabil­ mek için önce Akheloos ırmağıyla dövüşmek zorunda kalır (Akheloos). taylar bereketli tarlada hoplayıp zıpladılar. Yolda derin bir ırmağı geç­ meleri gerekir. Boreas. savaş arabasını ve silahlarını kullanmasını bilirmiş. Deianeira kardeşi Meleagros gibi yi­ ğit bir kızdır. Herakles de yeryüzüne döndü­ ğünde güzel kıza gönül verir. Dardanos soyunun gelişmesi İlyada'da Aineias'ın ağzından şöyle anlatılır (İl.

îlione'den gerçeği öğrenen Polydoros ki tanrılar.). lon'la Artemis. Gel zaman. Deiphobos'un adı geçmez artık İlyarındırmak istememiş. tanrılar Hektor'un öleceğine ros. Apollon. Ana­ da'da. Phobos'la Deimos. karşısına bir yü­ dıklarını. dokuz Tydeus). kendisini öldürüp bedenini param­ zen ada çıkmış. Deipylos. rinde yabasıyla denize vuracak olmuş. Sthenelos'un arkadaşı. bütün tanrıçalar ba­ şında bulunduğu halde doğuramıyor bir türlü. Ama sonraki efsaneler Paris öldükten dolu'da İda dağlarına. Troya'ya bir şey olursa onu korusun Deioneus. özellikle Athena Hektor'un ölü­ ablasını kocası Polymestor'u kör edip öldür­ münü sağlamak için onu araç olarak kullanır­ meye zorlamış. 289 vd. ama ne dağ. XXII. onunla başvurmuş. Miletos ve Knidos şehirlerine ya girdiğini. Sasonra. miş. vurdu­ sonra Deiphobos'un kılığına girerek Hek­ ğu yerden bir parça toprak. yakarışlar­ Deipyle. ama Polydoros'u öldürdüğünü sa­ Deiphobos. Ne var ki dokuz gün. Gözü pek ve akıllı vurunca. İmbros. miras Polydoros'a kendisine sunulması gereken armağanları is­ değil de Deipylos'a kalsın. Deipylos. Ama kral Priamos en Yakıp yıkıcı Ares'in yardımıyla. korkunç savaşlarda bu tanrılar Polymestor'un Priamos'un büyük kızı İlioiter kakarlardı ordu birliklerini ne'den olan ogluymuş. Deioneus kızını İksion'a verdikten sonra Polydoros'u karıştırmış ki. üstünde Deiphobos kılığında Athena birkaç parlak bir ot bile bitmezmiş. kâhin ona yurdunun yanıp yok ol­ olduğu için Hektor kardeşleri arasında en duğunu. Akhilleus'la Hektor ölüm-kabm savaşına bambaşka bir öykü anlatılmaktadır (Polydo­ girişmişlerdir ki. yani kaderin elinde oyuncak olup en geçimini dünyanın dört bucağından bu tapı­ sevdiği ağabeyisine kıyan trajik bir kişi. Priamos'la Hekabe'nin oğlu narak kendi oğlunu öldürmüş. (2) Troya'nın savaş sonrası efsanelerinde Bozgun ve korku yaratan tanrılardır bunlar. Artemis). Bir gün Deipy­ (Tab. demiş ki parça ettiklerini anlatırlar. (Adrcrstos. güvenle yüzer. dalgalarla oradan oraya sürünürmüş. Biz onlara kulak vermeyelim.). ne şehir. ona seslenmiş. Adrastos'un kızı. Troya teyince. doros'u öldürmesini istemiş. bir ada çıkıvertor'a yaklaşır (İl. 226 vd. Polydoros üstüne İlyada'da lar.ada doğumuna izin verirse.iki çocuk doğuyodu. saldırır düşmana. Trakya kralı bu­ nu yapmış. atar kargısını (İl. bu yüzden de hiçbir yer onu ba­ dir. Hektor'u gidip kandıracağını söyler. uydurulan bir kişi. îksion'un karısı olan Dia'nın ba­ diye. sonra da Troya düşünce Odyssehiçbiri almamış Leto'yu Hera korkusundan. İksion onu ateş dolu bir kuyuya atıp düşünce. Ne var ki. kadını kazanıp aldığını. git zaman tanrıça Leto doğura­ Bundan sonraki sahne İlyada'nın en doku­ cak bir yer aramış (Leto. Tydeus'un karısı. Trakya kralı Belalı. naklı. (1) İlyada'da adı bir kere geçen ta ki Hera'nın Olympos'ta alıkoyduğu kızı Akha'lı bir savaşçı. Efsaneye göre. onun Helene için Helenos'la yarışma­ mos adalarına. küçük oğlu Polydoros'u ablasına emanet et­ miş ki. Lesbos. ant içiyor ki . us'la Menelaos'un onun evine birlikte saldır­ Derken Leto gitmiş. Trakya'da Athos. . Troya savunmasında yiğitçe çarpı­ los. Polyrnestor. bütün kalsın. 23). dan çıkarabilecek. anasıyla babasının da öldüğünü bil­ çok onu sever. yani Polydoros. üstelik de denizlerde sözle iyice kandırır Hektor'u o da. en temiz kişilerinden birini kirletip leke­ dern denebilecek turistik bir görüşle diyor ve lerler böylece. gece sancı çekiyor Leto. Hekabe). Delphoi kehanetine baş­ şan savaşçılardan biridir. bizim için Deiphobos İlyada'nın Deiphobos'u oraya öyle bir tapınak yaptıracak ki. Athena yeryüzüne iner ve ön­ ce Akhilleus'a görünüp kendisiyle birlikte çar­ Delos. İlione kendi oğlu Deipylos'la kardeşi bası. 16). Agamemnon Polymestor'dan Poly­ öldürmüş (İksion). ona güvenir ve bunun içindir dirmiş. ne ada. Ama yalın kayalıkmış bu ada. Ve adada doğuyor ApolDiomedes'in anası (Tab. Hera'nın hışmına ugramışmış. Homeros'un en Deloslu Apollon'a Homerik hymnos'ta mo­ güzel. XXII. karar verirler. insanca değeri en yüksek olan sahnesiZeus'tan gebe kaldığı için. nağa gelecek olan gezginlerden. gitmiş. evlendiğini. Poseidon günün bi­ pıştığını.

dans yarışmaları sunarlar.): Demeter'in de yatağına girdi Zeus. büyük bir İşi bozdu- . kadınlarını ve çocuklarını getirirler ilanlarında. Baydur) anlatıldığı gibi alalım: "Persephone bir gün oyun arkadaşlarıyla birlikte çayırda çiçek toplarken birdenbire yer yarılmış. tanrıçanın Eleusis'te kutlanan myster'lerinde de bu efsanenin derin sırlarına ermekle Demeter erenleri arasına karışılırdı. Trakya'da ve Peloponnesos'ta rastla­ nır. De­ meter bir tanrı besliyormuş gibi çocuğu nek­ tar ve ambrosia ile beslemiş. 5). Kralın karısı Metaneira karşısındakinin tanrı olduğu­ nu anlayamamış. Onun küsmesiyle topra­ ğın bereketi kalmamış. yaş yok. ovalara bakan dağ başları. En çok tapıldıgı yerler Eleusis ve Sicilya ovalarıdır. yani kışı da kocası Hades'in yanında geçir­ mesini kararlaştırmış. Persephone'nin yılın üç­ te ikisini yani çiçek açma ve meyve zamanı­ nı. çeviren S. "güzel örgülü Demeter" diye anılan toprak ve bereket tanrıçası Demeter (adını "Ge-meter" toprak ana olarak açıkla­ yanlar vardır) Hesiodos'a göre Kronos'la Rheia'nın kızı. Bir gün Metane­ ira sütnineyi çocuğu alevler içine tutarken ya­ kalamış. ama tapımına Girit'te. Kyklad takımadalarından biri olu­ verir. Peterich'in "Küçük Yunan Mitologyası"nda (M. Zeus boşuna onu barıştırma­ ya çalışmış. sana bağlı olanlar gelirler ziyaretine. ama gönlünü sevindiren ver. Sonra başlanır oyunlara. hızlı gemilerini ve bütün varlıklarını kim görse onların. Demeter. boşuna Hades'ten kızı geri vermesini istemiş: Tanrı kadın yalvarmalara kulak vermiyor. yayınları. Öyküsünü kısaca şöyle an­ latır Hesiodos (Theog. Rheia'nın ilk kızı Hestia'dan hemen sonra doğmuştur. senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. Onları oyunlarda gören sanır ölümsüzdürler. Eg. tutunmuştur. 911 vd. Canlıları doyuran. Bunun üzerine Deme­ ter Olympos'tan kaçmış. ikinci tanrı kuşagındandır (Tab. anası Demeter'in. Çok korkmuş olan kraliçeye tanrıça kim olduöunu söylemiş. bu güzel kuşaklı kadınları. Ümitsizlikten ne yapacağını bilmeyen tanrı ana. geri kalan üçte birini. B. ezgi. onun tek efsanesi mevsimleri simgele­ yen bir efsanedir. O gelin­ ce. kızını araya araya bütün dünyada dolaş­ madık yer bırakmamış. Böylelikle toprağa ye­ niden bereket gelmiş. Demeter'e oğlu Demophon'u bakmak. yani yeraltı tanrısı Hades tarafından kaçırılması Demeter kültünün de merkezindedir. seuinç ve coşkuyla dolar yüreği. tarlalar tanrıçasının.DEMİ II 1< ebe tanrıça Eileithyia yardıma gelsin. Orada toplanırlar uzun etekli tyonya'lılarm senin. nice kutsal koruların oldu. Ondan sonra da Delos'a "parlak" anlamı­ na gelen adı verilir ve Zeus onu toprağın dibi­ ne mıhlar. Bu efsane Yunan dünyası­ nın daha çok buğday üreten bölgelerinde ge­ lişmiş. kendisine Hades'in sunduğu nar meyvesini yemiş olan Persephone bu sevgi büyüsüyle yeraltı hakimine bağlanmış bulunuyormuş. onuncu günü dünyaya geliyor ikiz tanrı­ lar. yumruk. Sıkıntılarla dolu bu dolaşmaları sırasında Demeter bir kocakarı kılığına girmiş olarak Eleusis kralı Keleos'un evine uğramış. ey tanrı Delos'tu asıl. Sonunda her şeyi gö­ ren ve bilen güneş tanrı Helios Kore'nin bu­ lunduğu yeri söylemiş. yüreği sızlayarak ıs­ sız bir yere çekilmiş. Bütün yalvarmalarının boşa gittiğini gören Zeus. Kimi zaman "Ko­ re" (genç kız) adıyla anılan Persephone ile Demeter'e "iki tanrıça" denir. Persephone'nin Aidoneus. yüce dağ başları senin oldu. büyütmek üzere vermiş. kızı yakaladığı gibi kaçıp gitmiş. tanrı Hades arabasıyla dışarı çıkagelmiş. yeraltı tanrısı Aidoneus kaçırdı onu anasının koynundan ve bilge Zeus bıraktı kızını ona. Demeter tapımında da. insanlar kıtlık tehlike­ sine uğramışlar. Kim görse bu erkekleri. Sanki onlar için zaman denen şey yok. Demeter ekinleri ve özellikle buğdayı sim­ geler. efsanesinde de kızı Persephone'den ayrılmaz. Ak kollu Persephone'yi doğurdu Demeter. Homeros destanlarında "güzel saçlı kraliçe". Ve hymnos dört yılda bir Delos'ta kut­ lanan Apollon törenlerini şöyİe anlatır: Nice tapmakların oldu. Bu efsaneyi E.

VIII. Başka masallara göre. seni tekmil ölümlülerden. bundan böyle tekmil insanlara ben de diyeceğim ki: Tanrı sevdi onu. neler çektiklerini. 267 vd. biri de İskenderiye'n şa­ ir Kallimakhos'tandır. . Keleos. halka söyler. susturur ozanı ve sorar konuğu­ na niçin acı gözyaşları döktüğünü "dinlerken Argos'luların ve İlyon'un başına gelenleri". Demophon'un er­ kek kardeşi Triptolemos tanrının evlatlıgıymış. 478 vd. Demeter'in İasion adlı bir ölümlüyle mace­ rası da anlatılır. insanlara doğal yasaları öğreten tanrıçalar denirdi. olduğu gibi. getirip bir biçimine. 125) ve İasion'dan zenginli­ ği. Bu. Musa çok sever ozanlar soyunu. 487 vd. ya da Apollon.). halkın saydığı ve sevdiği bir kişidir.. Demodokos. hemen çağı­ rır (Od. Sanatı ya Musa öğretti sana.[)I:MOIX)KOS ğunu bildirmiş: Demophon alevler içinde bü­ tün dünya bağlarından kurtulup temizlenerek tanrı olacakmış. bolluğu simgeleyen Plutos adlı bir oğlu olur (İasion. V. Bu tapınağın mysteria denilen gizli tapımı bütün eskiçağ boyunca büyük bir saygı görü­ yordu" (Eleusis. Oysa Demeter'le Anadolu'nun bereket tanrıçası Kybele arasın­ da hemen de hiçbir ilişki kurulamaz. o da Demodokos'tur. Bunca bin dizelik Homeros destanlarında öylesine usta bir ya da birkaç ozanın sesini. llyon'u yıkacak adamlarla doluydu içi.). nelere katlandıklarım. Yalnız Alkinoos farkına vanr Odysseus'un ağladığının. bir tekinin adını öğreniriz yalnızca. Aristophanes "Thesmo­ phoria Bayramını Kutlayan Kadınlar" adıyla bir komedya yazarak. VIII. VIII. ve Troya savaşını söyler. o sıra Odysseus duygulanır. şölene oturulacak mı. ozan. Anlatıldığına göre. oyunda. şimdiyse bir ölümlü olarak kalmış. tanrısal bir şiir bağışladı ona. neler yaptıklarını ne güzel söyledin. Ozan Demodokos birkaç kez sahneye çıkıp ezgi söyler. şöyle der ozan (Od. yemek dolu bir masa çekerler önüne. Demeter'e yazılmış birçok övgüler vardır. Anlatabilirsen bunları. sözünü dinler de. bedenin de. VIII. Triptolemos kanatlan bulunan sihirli bir arabayla bütün dünyayı dolaşıyor. sazını asarlar başının üstünde bir çengele ve şölende. ruhun da devineklerini yöneten bu ozandır (Od. kadınların nasıl bu gizli törenler sırasında kadın düşmanı Euripides'i suçladıklarını sahneye koymuştur. 44 vd. insanlara tarla bakımını ve Demeter tapımını ögretiyormuş. halkla ilişkilidir. Metaneira. Odysseus'un da yiyordu içi içini. şu tahta at olayını anlat şimdi bize. Demodokos Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında görevli ozandır. Kral Alkinoos da hiçbir şöleninden eksik et­ mez onu. Tripto­ lemos). Athena'nm yardımıyla Epelos yapmıştı onu hani. çünkü Musa öğretmiştir onlara ezgi söylemeyi. getirmiş Akropolis'e dayamıştı tanrısal Odysseus da kurnazca. yanaklarım ıslatıyordu kirpiklerinden sızan yaşlar. destanlık yiğitleri anar. 261 vd. tanrı kadının kendisi Keleos'la oğullarına Eleusis'teki De­ meter tapınağını kurmak öğüdünü vermiş. Adından da belli olduğu gibi demos. Odysseia'da.). kimliğini açığa vuracak bir dilekte bulunur.. Plutos).): Daha çok sayarım. Bu macera tanrıçaların ölüm­ lü erkeklerle sevişmelerine bir örnek olarak gösterilir (Od. Demodokos. Roma'lılann tapındıkları Ceres Demeter'den pek farklı değildir. Bunların en önemlilerinden biri Homerik de­ nilen bir hymnos'tur. Haydi şimdi geç başka bir konuya. Atina'da her ekim ayında yalnız kadınların katıldıkları "Thesmophoria" bayramı kutlanır ve iki tanrıçaya da "thesmophoriai" yani ya­ sa getiren. Ne güzel söyledin Akha'larm destanını. Gelince altın çivili bir koltuQa oturturlar ozanı. VIII. Ares'le Aphrodite'nin aşklarını söyler (Od. Odysseus kendisi şöyle tanımlar ozanı (Od. halktan saygı görür.): Ozanlar saygı görürler ve değerli bilinirler bu yeryüzünde yaşayan tekmil insanlar arasında. de­ ğerlidir.

I »I VII K VI IAINKII AK SAVAŞI Odysseus da işte o zaman başlar Odysseia' yi. bitip tükenmek bilmiyordu bu kavga. Homeros'un kendisi midir? Kör ozan üstüne nice söz söylendi. Demodokos Odysseia destanının en sevim­ li. yani geçirdiği bütün serüvenleri anlatma­ ya. Olympos'un tepesinde oturanlar. her birinin elli de kafası vardı güçlü bedenlerinin omuz başlarında. Bu efsane Hellen ırkının atasını kur­ ma işine de yaramış. ni­ ce mürekkep döküldü. Bu iki dağın tepesinden sürdürülen savaş Theogonia'nın en renkli. Her birinin yüz kolu vardı onların omuzlarında heybetle savrulan. Demeter. Zeus da artık tutmaz oldu öfkesini. Deukalion. koca Olympos sarsılıyordu temelinden. şöyle der (Theog. Şimşekler saçıyordu gökten ve Olympos'tım. gürbüz elinden fırlayıp uçuyordu yıldırım . ağır bir deprem iniyordu Tartaros'a kadar karışarak gümbürtüsüne korkunç saldırışların savrulan kayaların. değil miydi diye tartışıldı. Dikildiler Titan'lara karşı korkunç savaşta koca ellerinde yalçın kayalarla. ad bırakmadan öbür dünyaya gö­ çüp Hades'in karanlıklarına gömüldüklerini söyler. Homeros kör müydü. Tu­ fan. Okuyucu kendi duy­ gu ve izlenimine göre karar versin. engin gökler yankılanıp inildedi ölümsüzlerin saldırıları altında. Çevrede sonsuz deniz homurdanıyordu. Kronos oğulları ve Zeus'un gün ışığına çıkardığı güçlerine dayanılmaz azgın devler. tüm nimetleri verenler. Demek ki Zeus Kronos'u yenmekle ege­ menliği hemen ele alamadı.)-. Titan tanrıları. Ksuthos ise çocukları Akhaios'la lon yoluyla Akha'ların ve İon'ların atası olur (Tab. en devinekli sahnelerindendir (Theog. Othrys'le Olympos ikisi de Thessalia'nın birer yüksek doruğudur. gürzlerin. iki tarafın birbirine karışan sesleri yükseliyordu yıldızlı göklere kadar. Babil ve Samî kaynakla­ rından bazı efsaneleri alıp. Ksuthos ve Aiolos. Titan 'lar da atılıyordu şevkle sıra sıra. bazılarını almadı­ ğını gösterir. şöyle ki Tufan'dan kur­ tulan Deukalion'la Pyrrha'nın bir oğlu olur. ama bunun nasıl olduğunu anlatmaz. (1) Soylar mythos'unda Hesiodos tunç soylu insanların kendi elleriyle yok olduklarını. en ışıklı bir kişisidir. saydıktan son­ ra. Ne var ki Yunan mythos'unun Tufan kahramanları Deukalion'la Pyrrha'nın. (2) îlyada'da adı geçen bir Deukalion daha vardır: Girit kralı Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Troya savaşına katılan Meriones'in dedesidir (Meriones). kuşakları. belki Tesalya'da uydu­ rulmuş ve kahramanları Deukalion'la Pyrrha Prometheus-Pandora mythos'una bağlanmış olabilir. Hepsi. Othrys'de. uzun zamandan beri savaşıyorlardı güçlü saldırılarla birbirlerine girerek. adı Hellen. her iki taraf gösteriyordu var gücünü. insanlığın başına gelen yı­ kımlarının kaynağında bulunan Prometheus ve Epimetheus soyundan olmaları (Tab. belli değildi kimin kazanacağı. Theseus'un dostu olan bu De­ ukalion Kalydon avında da bulunmuş. korkunç bir kargaşaya dönerken boğuşmaları. Olympos' kıların saltanatı ancak kendilerinden önceki kuşakla on yıl süren bir savaştan sonra kurulabildi. Hesiodos Olympos tanrılarına kadar bir­ birini izleyen soyları. Demophon. Titan tanrılarla Kronos oğulları ki birileri. Bu başarının da ancak Yüz Kollu Devlerin yeral­ tındaki hapislerinden çıkarılmalarıyla sağla­ nabildiği belirtilir. Yunanlıların Tufan efsanesi da­ ha sonraki bir çağda. Doros'la Aiolos doğrudan doğruya Dor ve Aiol ırklarının atası. Toprak kükredi birden gür sesiyle. 3) hesiodos'un Sümer. 20. Bkz. onun da üç oğlu olur: Doros. ben bugü­ ne dek okuduğum bunca yapıtların hiçbirinde şair Homeros'un gözü gibi gören göz görme­ dim. öbürleri. Yüreği dolar dolmaz öfkesiyle bütün gücünü salıveriyordu ortaya. Haykırışlarla yüklüydü atılan her şey. Yürekleri hınçla dolup taşarak tam on yi/ cenkleşti durdular. Tufan sözü ve kavramına rastlanmaz en eski Yunan kaynaklarında. mağrur Titanlar. 666-735): Ogün tanrı ve tanrıça hepsi azgın bir cenk havası estirdiler. Devler ve Tanrılar Savaşı (Titanomakia). 630 vd. Hellen).

üç kat karanlık sarar dar boğazını. dokuz gece sonra varabilir Tartaros'a. yıldırımları. sallayıp savuruyordu kutsal alevi gittikçe sıklaşan şimşekleriyle. Güçleri yetmez çıkmaya oradan Poseidon kapamıştır tunç kapıları. kaynıyordu karalar ve ekinsiz denizler. İşte orada saklıdır Titan lar karanlıkta bulutları toplayan Zeus'un istemiyle. ama halk onu krallığa seçmiş. Biri çökerken öteki üstüne düşse onun. dokuz gece ancak onuncu günü varabilirdi yeryüzüne ve tunç bir örs düşse yeryüzünden ancak dokuz gün. dört bir yanda yükselir duvarları. Bu korkunç durum karşısında Elissa Tyros' tan göçmeye karar vermiş ve yanına kentin ileri gelenlerinden bir grupla Sicharbas'ın de­ finesini de alarak denize açılmış. Libya yerlileri Elissa ile . bar bar bağırıyordu ateş alan ormanlar. vurdular zincire yendiklerini ve gökler ne kadar uzaksa topraktan toprağın o kadar altına gömdüler onları. İksion'un karısı (îksion). amcası Sicharbas'ı da naip olarak saptamış ve Elissa'yı onunla ev­ lendirmiş. biri kızı Elissa. Ama ön saftaki Kottos. Dido. Göçmenler. Gerçekten de Latium'un bu şehri çevre­ sinde bir göl. Başka bir efsaneye göre. yol yol toprağın altına tıktılar onları. Orestes İtalya'ya Tauris Artemis'ini getirmiş ve Nemi'ye yerleştir­ miş. uçsuz bucaksız denizin. Ne var ki Pygmalion amcasının de­ finelerine göz dikerek Sicharbas'ı öldürtmüş. çatır çatır yanıyordu canlılara can veren Ana Toprak. Diana'nın Roma'da anlatılan efsaneleri Yunan Artemis'inden esinlidir. Diana. Kalkan tutan Zeus'un buyruğuyla durur orada sadık birer bekçi gibi Gyes. Gyes. gide gide Afrika'nın Libya kıyılarına varmışlar ve orada karaya çıkmışlar. kulakların işittiği göklerin yerle çarpışmasından doğabilecek görüntülere ve seslere benziyordu. savaşa doymayan bu yüz kollu devler azdırdılar yeni baştan savaşı: Üç yüz taş birden fırladı bu devlerin güçlü kollarından.gök gürültüleri arasında parıl parıl. Babası öl­ düğü zaman Pygmalion çocukmuş. Roma'lıların gözünde Diana avcı tanrıça değil de. şimşekleri. akıl almaz bir azgınlık sarmıştı evren boşluğunu. Derken. tanrı Asklepios'un dirilttiği Hippolytos Artemis'e kaçırılıp İtalya'ya getirilmiş ve Virbius adıyla tanrıçanın kültüne girmişti. yakıcı bir soluk sarıyordu yer oğlu Titan 'lan koskaca alevler karışırken bulutlara. Bir örs gökten düşse dokuz gün. kutsal bir koru ve Diana'nın bir tapınağı vardı. Rüzgârlar da karışıp bu kaynaşmaya savuruyorlardı sarsılan toprağı karıştırıp birbirine tozları. Tunçtan bir duvar çevirmiştir orayı. gümbürtüleri. Dido bu torbaların içinde Sicharbas'ın altınları olduğu kanısıyla kardeşi­ ni aldatmaya girişmiş. Daha büyük olamazdı gümbürtü. büyük Zeus'un bu savaş silahlarını. öbürü oğlu Pygmalion. oysa torbalar kumla doluymuş. Bir yandan öbür yana taşıyorlardı savaşların bağırış çağırışlarını. Böylesine büyüktü gümbürtüsü birbiriyle cenkleşen tanrıların. Dört bir yanda. gözlerin gördüğü. Kottos ve coşkun yürekli Briareus. destanına dokunaklı bir sevda romanı olarak girmezden önce de vardı ve şöyle anlatılırdı: Fenike kenti Tyros'un kralı iki çocuk bırakarak ölmüş. Kartaca kraliçesi Dido'nun efsanesi Vergilius'un "Aeneis". üstünde kökleri bitegelmiştir toprağın. herkes hışımla birbirine girmişken savaş duraklayıverdi birdenbire. ne kadar güçlü de olsa Titan tanrılar kamaşıyordu gözleri şimşek ve yıldırımlardan. daha çok Apollon'un kardeşi bir ışık tanrıçası sayılırdı (Artemis). Yolda gider­ ken gemiden ağzına kadar dolu torbalar atıyorlarmış denize. Dia. Tapınağa başrahip olabilmek için kendinden önceki başrahibi tanrıçaya kurban etmek gerekirmiş bu tapınakta. Erken çağlardan beri Yunan Artemis'iyle bir tutulan İtalya'lı bir tanrıça. Önce Kıbrıs'a uğrayıp Aphrodite tapınağından seksen genç kız kaçırarak ken­ dilerine eş edinmişler. Kapkara saldırılarla ezdiler Titanları. Briareus. Deioneus'un kızı. Tauris'te olduğu gibi burada da tanrıçaya insan kurban edilirdi. ve ekinsiz. Yamandı gümbürtüsü bu korkunç savaşın ve yamandı gözlere sığmayan görüntüleri.

Ellerinde kutsal bir değnek. Aeneas boyun eğer.Greklerin Anadolu'ya gelmesinden ön­ ce tapındırdı herhalde Didyma'da. üç aylık bir düşünme süresi ister. büyük bir aşk harlayışıyla birbirinin olduklarını anlatır. Bu kent sonradan Kartaca diye anılacak Roma'nın düşmanı. iki doruklu bir dağdan. o sırada ölen kocasının ruhunu yatıştıracağını söyler. beraberliklerini yansıtan ne varsa hepsini oraya yığar. Dido'nun Aeneas'la seviştiği haberini. Dido farkına vanr. ne var ki yöre krallarından biri ona talip çıkar. Hemen Fama diye bir tanrıça çıkar ortaya. ama komşu krala karşı koyamayacağını bildiği için. ikiz tapınak. Pers savaşlarından sonra İonya'nın yeniden kalkınmasıyla Miletos Didyma tapınağını bir daha kurmak ve bilicilik merkezini canlandır­ mak yoluna gider. tanrıça Aphrodite'nin düzenlerine kurban gider. Vergilius'un bu efsaneyi kullanarak yarattı­ ğı öykü şöyledir: Elissa'nın adı Dido'ya çevri­ lir. Bu iş çok büyük çapta tu­ tulur: Mimar olarak. Oysa Didym-kökü Yu­ nanca değil. bir odun yığını hazırlatır. as­ lanlarla süslü yolu yürüyerek varırlardı tapına­ ğa. Di­ do gidişlerini gözler. Panormos li­ manında karaya iner ve dört Idlometrelik. bir av sırasında fırtına ve doludan ka­ çan Troya'lı kahramanla Kartaca'lı kraliçenin nasıl bir mağaraya sığınıp orda Eros'un okla­ rına dayanamadıklarını. Aeneas'm Kartaca topraklarına ayak basmasıyla başlar. İlkçağ yazarları bu adın kaynağım vermi­ yorlar. bir devlet kurmaktır. Ne var ki yeni Didymeion 150 yıl boyunca Milet'in hazinesini yıprattığı halde. Işık tanrı Apollon'un gücünü Hıristiyanlar da kolay ko­ lay söndürememiş olacaklar ki. Elissa da bir öküz derisini öyle ince şeritler halinde kesmiş ki. Didyma-Didymeion. Elissa bu isteği tiksintiyle karşı­ lar. bu Fama gider dünyanın dört bir yanına yayar haberi. Anna diye anılan kız kardeşi belki de ilerde Anna Perenna adıyla tapılan Roma tanrıçasıyla bir tutulabilir (Aineias.adamlarını iyi karşılamış. Elissa orada kraliçe olur. Zaman geçer. kentini kurmakta olan kraliçe Troya'lı kahramanı görür görmez çarpılır. Böylece hazırlanan odun yığını ölüsünün yakıldığı odun yıgmı olacaktır. Dido aşkını kız kardeşi Anna'ya açar. dedikodu­ yu simgeleyen. Delphoi'de olduğu gibi Didyma'da da falcılar kadınmış. gece yarısı gene tanrıların dürtü­ sü üzerine Troya'lılar yelken açtıklarında. Hıristiyan ortaça­ ğında Didyma' nın hâlâ orada durduğu ve bel­ ki de canlılığını sürdürdüğü tapınağın taba­ nında çizili görülen haçlardan belli. Tanrılar da Odysseia misali araya girerler ve Aene­ as'a haberci gönderirler ki. Aşkı ona her şeyi unutturur. Destan. Vergilius kraliçenin Aeneas'a Troya savaşını nasıl anlattırdığını uzun uzadıya gözümüzün önüne serdikten sonra. Anna Perenna). Bu serüven Latin şairinin en güzel. Didymeion'a gelen duacılar. gizlice kaçmaya hazırlanır. bir türlü tamamla­ namamış. bir kuyunun üstünde oturur. Bitince Didyma tapınağı dünyanın sekizinci harikası olacaktır. İonya'nın en büyük kenti Miletos'un Didyma denilen yerde kur­ duğu Apollon tapınağına "Didymeion" denir­ di. kara sularda gör- . bu sırada komşu kral İarbas Dido'nun bir yabancıyla sevişme­ sini rezalet sayarak Dido'yı sıkıştırır. kaderi Dido'nun yanında keyif sürmek değil. büyük Afri­ ka kentidir. Anadolu'nun yer adlannın çoğu gibi. onu Yunan diline bağlamak amacıyla yapılan bütün açıklamalar yetersiz­ dir . Yunan öncesi bir zamandan kalma olsa gerek. ev­ lenmek ister. epey bir toprağı elde edip oraya bir kent kur­ maya koyulmuş. Aeneas'la bir­ lik.Apollon adı da Yunanca değil. bir öküzün pöstekisine sığacak kadar toprağı seçip oraya yerle­ şebileceklerini söylemişler. İtalya'ya gidip yeni bir kent. tapınak hiçbir zaman doğru dürüst bir çatıyla örtülememiştir. kraliçe sevgilisini alıkoyamayacagını anlar ve canına kıymayı göze alır. hemen arka­ larından gelen puta tapanlar haçları birer dai­ reyle çevirmişler. Uzaklaşan Aeneas ufukta sevgilisininin yanan mezarından yükselen dumanları görür. sonra kılıcının üstüne atılarak kendini öldürür. Nitekim Apollon'a . Üç ay sonra da bir odun yığınının üs­ tüne çıkarak kendini diri diri yakar. en içli dizeleriyle dile gelmiştir. ya da tanrı Apollon'un sevdiği ikizlerden gel­ medir diyenler var. ya da ikizler tapınağı an­ lamına gelen bu ad. bü­ yük bir kavga kopar. Efes'te yanan Artemision'u yeniden yapan Panionios'la Milet'li mi­ mar Daphnis seçilir. aralarında sert bir tartışma. Sicharbas Sychaeus olur.

Dike yani doğruluk toplulukların varlığını ve mutluluğunu sağlar. 750 vd. "krallara" yani kadılara. Diktynna. toplum içinde yeri ve etkisi araştırılan "to dikaion" diye cinsiz bir felsefe kavramına döner. kendilerine yargıç deyip de rüşvet alarak eğrilik yoluna sapan krallara da etkin bir derstir. Themis'le Zeus'un kızı ve Eunomia ve Eirene'yle birlikte Hora'ların biridir.). yargıçlara seslenen şair hay­ vanlar dünyasında kaba kuvvetin hüküm sür­ düğünü. Bölüm bir hay­ van masalıyla başlar (İşi. Di­ ke kavramından Yunanlıların ne anladığını iyice kavramak için başlıca kaynaklarımız Hesiodos ve tragedya yazarları olsun. Britomartis. giderek tanrılar­ la bile boy ölçüşmeye kışkırtır onu. 23). hepsini başlarına bela etmişlerdi. (İl. her türlü yiğitle. İnsanlar arasında Dike vardır. ama insanlar dünyasında öyle olma­ dığını söyler. şiirde de. Kardeşi Perses'ten haksızlık gören ve yargıçlarca korunmayıp hakkını alamayan Hesiodos'un Dike'ye bu övgüsü patetik ol­ makla kalmaz. simgelediği başlıca soyut kavram hak. insanlığa yarar ve iyilik getiren tanrı. Yeryüzü de yeni baştan bir altın çağa. dile getirenlerin başında da Aiskhylos gelir. benimseyenlerin. onu her işte uygulamakla gör­ mek ve salık vermek Hesiodos'un Yunan dü­ şüncesine en büyük katkısıdır. Bu kavra­ mı incelemeye değer. Diomedes. Dike. 472 vd. Bu bölüm Hesiodos'un bü­ tün hayat felsefesini verir. adaletin uygu­ landığı mahkeme için de kullanılır. Doğruluk üzerine kurulu bir insan cenneti. Ahla­ kı her şeyden üstün tutan bu şair. Tanrı sarhoşluğuna kapılmış kadı­ nın ağzından gelişigüzel dökülen sözleri ve­ zinli dizeler halinde dile getirmek de bilici ra­ hiplerin göreviydi (Brankhos. Dike'yi insanların arasına almak. güçlü bir at sürücüsü olmaya özenir Diomedes.): Eriyen karlarla beslenip taşan bir ırmak gibi köpürüyordu Diomedes ovada. Bkz. Yalnız Hesiodos'u tanımak bakımından değil de. 87 vd. Yoksulluk. Zeus'un yağmuru yağınca sağanak sağanak. onun içindir ki. Dike sözcüğü. Troya önünde savaşan Argos'lu yiğitlerin en yama­ nı (Tab. İki ben­ zetmeyle Diomedes'in atılganlığı dile getirilir (İl. Sophokles de Elektra tragedyasında. Danae. Hesiodos'un bu yüce görüşünü tragedya yazarları da benimser. (2) Tydeus'la Deipyle'nin oğlu. Diomedes'e verilen sıfatlar hep savaşta üstünlük gösterir niteliktedir. orta halli bir insanın toplum içinde Dike tanrısal kavramını nasıl görüp. V. . Hesiodos'un ikinci büyük eseri "İşler ve Günler"de Dike'ye 180 dizeye yakın uzun bir bölüm ayrılmıştır. insan Pandora'nın işlediği suç (ki buna da suç denmez ya. doğruların ocaklarında mutluluğun ürünleri bulunduğu­ nu söyler (Ağam. Diomedes'i kendi atlarına yedirerek bu vahşi töreye son vermiş (Herakles). 202 vd. Bundan kurtuluşu adalete güvenle. V. Ülkesine ge­ len yabancıları atlarına yem olarak verirmiş. işlenen suçun hemen peşinden Dike'nin öç tanrıları Erinys'lerle bir­ likte geldiğini ileri sürer (Elekt. doğru­ luk ve adalettir. Dike tanrı Zeus'tan gelir. Kratos'la Bia'yı kendine başlıca yardımcı eden Zeus burada bir zorba olmaktan çıkıyor. Adı Yunan dilinde birçok anlamlara gelir.dükleri ışıltıları yorumlarlar ve bilicilere fısıldarlarmış. bir cennete dönüyor. Dike. Brankhosoğulları). düzyazıda da çok adı geçer. Soylar mythos'u dünyayı bir cehenneme çevirmekle bitmişti. Dike insanlar arasında yaşar. nereye yerleştirdiği açısından in­ celemek istiyoruz bu parçayı. Herakles. (1) Bir Trakya kralı. Diomedes'e bütün bir bölüm ay­ rılmıştır Ilyada'da.). umutsuzluk sarmıştı ortalığı. "diken didonai" deyimiyse ceza görmek anlamına gelir. Hesiodos burada tanrıça Dike'ye uzun bir öv­ gü yazar. gerçek bir tanrı oluveriyor. özünün nitelikleri. Bkz. 142): Tıpkı bir aslan gibi kudurmuştu işte dev yapılı Diomedes. Troyahlara saldırınca.). Babası gibi ünlü. Şiirde bir tanrısal varlık olarak canlandırılan Doğruluk gitgide soyutlaşır Yunan düzyazısın­ da ve sonunda Platon'un bunca diyalogunda. mahke­ mede verilen hüküm için de. orada tanrıça Athena ona destek olup. bir tedbirsiz­ likti sadece) yüzünden ne kadar kötülük var­ sa. Diktys.

Karşılık verdi yüce tanrıça Dione. Bu ceza ona yaraladığı Aph­ rodite'den gelmeymiş. Sonra Trakya'lıların kam­ pından geçerken. okşadı diller döktü: "Hangi tanrı kıydı sana. Bellerophontes). V. Sabahat­ tin Eyuboglu'nun Fransız bilgini Mario Meunier'nin çevirisinden dilimize aktardığı "Bakkha'lar" kitabının önsözünde söylediği gibi. Diomedes.. Dione kollarıyla sardı kızını.). Güzellik tanrıçası oğlu Alneias'i korumak için savaşa karışıp da Diomedes'in kargısıyla yaralanınca. Glaukos'la çarpış­ maktan vazgeçmekle konukluk kurallarına saygısını belirtir (İl. dedi ki: "Aldırma kızım. 370 vd. Biz Olympos'ta saray kurmuş tanrılar çok çektik insanlardan. Dione onu tam bir ana şefkatiyle sarar. Aphrodite ile yetinmez. Böyle dedi. Alneias'ı çekiyordum savaştan. Dione.): Aphrodite. Destan boyunca sa­ vaşta da. akar hızla. 855 vd. Diomedes'i de gök gözlü Athena saldı senin üstüne. Troya savaşı bitip de Argos'a dönünce kendisini al­ datan karısı Aigialeia'nın kurduğu tuzaktan zor kurtulmuş. 253). Diomedes. taşkın canlı Diomedes vurdu beni. korkunç bir katliam yapar­ lar. öğütler verir. gelir. VI. İnanıyoruz ki. Diorfiedes "Thebai'ye Karşı Yediler" desta­ nında da rol oynar. Dionysos adındaki tanrının ilk­ çağ din. Babası Tydeus Adrastos'un damadı olmak bakımından bu seferde ön planda savaşmış ve büyük bir ün kazan­ mıştı. sevgili oğlumu. At adam Kheiron tarafından yetiştirilen Diomedes de dedesi Adrastos'tan Argos tah­ tını miras aldıktan sonra. Diome­ des gücü kuvveti ve gözüpekligiyle Yunan ef­ sanesinde Herakles'ten hemen sonra gelen üstün bir yiğit sayılır. töre bilmez bir yiğit değildir. bu parçanın gereğince yorumlanması bize Di- . Danao'lar başladı ölümsüzlerle çarpışmaya". Ama şunu bilmiyor Tydeus'un o çılgın oğlu: Ölümsüzlerle savaşan insan çok yaşamaz". Dionysos. o sırada oğlunun yardımına koşan Aphrodite ile çarpışır. Troya'hlarm sıraları Tydeus oğlunun elinde oluyordu iste böyle darmadağın. ama dayanamıyorlardt. yara iyi oldu. Homeros destanla­ rında bu tanrıça Zeus'Ia evlenerek Aphrodite'nin anası olur. bağrına taş bas. Kavga Troya'Ularla Akha'lar arasında değil artık. karada da ön planda görürüz Diomedes'i. tapımı çe­ şitli ve ayrıntılı inanç ve görüşleri. Biz de. dinsel kişiliği dal budak salmış. babasının öcünü al­ mak üzere Epigon'lar seferine katılır. yıkar sınırlarını. ağır acılar dindi. 272-279).) (Glaukos. epey de çektirdik birbirimize. Troya'h gözcü Dolon'u öldürürler (X. çok kalabalıktılar. Lykia'k yiğit Pandaros tarafın­ dan yaralanınca büsbütün kudurur. iki insanın kaldıramayacağı kadar ağır bir taşla yaralar. dedi ki: "Tydeus oğlu. atlarını alıp götürürler. göz göre göre bir kötülük mü işledin ki?" Karşılık verdi cilveli Aphrodite. öldürmeden önce de birçok sırlar alırlar ağzından. Ares'i de yaralar Diomedes (V. yavrucuğum. anası Dione'nin kapandı dizlerine. taşar o ırmak. art arda altı Troya'h öldürür. 290 vd. llyada'dan sonraki destanlarda Odysseus'la birlikte Lemnos'a gidip Philokte'tes'i aradıkları anlatılır (Philoktetes). tutamaz onu üst üste yığılı toprak. sildi iki eliyle Aphrodite'nin bileğindeki özü.. insanlığın derine giden birçok düşüncelerini bir araya toplayıp yansıtan bu tanrının incelenmesine "Bakkha'lar" oyunundan aldığımız bir par­ çayla başlamak istiyoruz. efsane. iki esir aldıktan sonra Pandaros'u da tepeler (V. sanat ve yazınında ne denli bir yer tuttuğunu Apollon'a ayırdığımız bölü­ mün girişinde tanımlamaya çalıştık. önderlerleri Rhesos'u öldürüp. ya­ rasını iyi eder (İl. Aineias'ı. sık dişini. Odysseus'la birlikte gece keşfe çı­ kar. bol çiçekli bahçelerin duvarları tutamaz onu. "Euripides'in bu tragedyası eski Yunanistan' da Dionysos dininin İncil'i yerinde" idi. yok eder insanların el emeğini.). yasa. 12 vd. tekmil insanlar arasında onu severim en çok. Hesiodos Dione'yi Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin Okeanos kızı ara­ sında sayar (Theog.DİONYSOS birdenbire kabarır. taşkın canlı da olsa.

Media'nm buzlarla örtülü topraklarını. Zeus'un oğlu Diony­ sos. Orada karıştı coşkun davul sesleri Phrygia kavallarının tatlı nefeslerine. kim o. kadınlarının çıplak vücutlarını ceylan postlarıyla sarıp ellerine thyrsos'u. Bakkha'lar..onysos tanrıyı bütünüyle kavramak ve doğru yolda anlamak olanağını verecektir: Tragedya'nın açılışında Dionysos sahneye çıkarak şöyle konuşur: Dionysos — İşte ben. mekiklerini bırakıp kaçtıkları dağlara. getirin Dionysos'u. ayinlerimi öğrettim. şimdi ben. Sonra. sokup kendi baldırına altın kancalarla kancaladı. ne mutlu. Semele'yi besleyen toprak. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'lar çembere gerilen deriyi. yoluyla kutlayana Kybele anamızın cümbüşlerini. ne mutlu tanrıların sırlarına erene! Hayatını temizleyip günahlardan ruhunu Bakkhos'a verene! Yıkayıp bütün kirlerini dağlarda Tanrının delisi olana! Ne mutlu. bal akar. O tanrılar ki bu. eski bir zamanda. temizleyip kapansın bütün ağızlar. sesini korolara karıştırdılar. Ey karanlık diyarı Kureta'larm. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar.. tuzlu denizin kıyılarında uzanan bütün Asya ülkesini. açılsın güzel meyveli yeşil saparnanın! Bürün yapraklarına meşelerin. orada icat ettiler. şimdi ken­ dimi Hellen'lere tanıtmak istiyorum. derelerde şarap akar. Bromios geliyor. çamların! Giyin benek benek ceylan postunu. başına bir çelenk taktı yılanlardan. Barbarlarla Hellen'lerin karışık yaşadığı. Kanlarını içmek. Ne mutlu bahtı açık olana. Onun için Mainad'lar yılanları toplar. >)•> Hellen ülkesinin mutlu şehirlerine. takın artık sarmaşık çelenklerini Açılsın çiçekleri. çarpıldı Zeus'un yıldırımlarına. saadet diyarı Arabistan'ı. dağdan dağa. Bakkha'lar koro­ su girer ve aşağıdaki ezgiye başlar: Bakkhalar korosu: Asya topraklarından geldim. sar­ maşıktı asayı verdiğim ilk şehir Thebai oldu. yansın elinde narteks'lerin sönmez ateşi! Yakındır yeryüzünün korolarla coşup taşması. Moira'lar vakti doldurunca Zeus doğurdu boğa boynuzlu tanrıyı. Oralarda korolarımı top­ ladım. O zaman Kronos'un oğlu Zeus aldı düşen çocuğu. doğum sancıları içinde. durmayın. tyrsos'u sallayarak başına sarmaşıktı çelengi takarak Dionysos'un ardından gidene! Haydi. tanrı babanın tanrı oğlunu. Ey Thebai. indirin Bromios'u Phrygia dağlarından. çiğ çiğ yemek etlerini! Euhoi! diye bağırınca Bromios. Kim o. yolda gezen? Kim o. Thebai top­ rağına ayak basıyorum. güzel hisarlarla süs­ lü şehirleri dolaştım. Phrygia'nın dağlarına! O zaman yeryüzünde derelerde süt akar. süslen ak koyunların yününden örgülerle. Euhoi sesleriyle Dionysos'u kutluyorum. Tanrı Thebai'de gerçekleştirmek istediği amacı da anlattıktan sonra. görmesin diye karısı Hera. Tanrılığımdan soyu­ nup insan suretine girdim. yüce Tmolos'u aştım. Onu coşkun Satryr'ler Ana Tanrıçadan aldılar. can verdi düşürüp karnındakini. yolda gezen? Çekilsin herkes damının altına. yorulmadan koşuyorum. olaylarıyla. benim için. dinimi. tanrımız Bromios uğrunda durmadan. dağlarda Bakkhos alaylarının ardından! Sarılıp gezmek benekli ceylan postuna. anası. Dionysos'a hoş gelen Trieterit bayramlarında Koşmak ne güzel. atılmak Lydia'nm. saçlarına örerler. Korybant'lar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'ların çığlıkları arasında gümbürdesin diye. . Ben Lydia'nm al­ tın ovalarından geliyorum. Kadmos'un kızı Semele'nin yıldırım dolu şimşekler içinde doğurduğu tanrı. İran'ın güneşten kavrulan kırlarını. Baktrla'nm uzun surlarım. Hellen toprağında Bakkha'ların keskin çığlıklarıyla çınlattığım. Dionysos delisi kadınların gergeflerini. Euhoi diye bağırarak Bakkhos'un şerefine. serilip yatmak toprağa! Yakalayıp boğazlamak yaban tekelerini.

adları da insanın doğa karşısın­ lamına gelmektedir. dağ hangisidir? Herhalde özellikle hiçbiri. nın kırda. Nysa adı Olympos ve İda gibi yüksek dağla­ Ve haykırır ruhları coşturan sesiyle: ra verilen bir genel ad olsa gerek. ğaralarında nympha'larca büyütüldüğü gibi). Dionysos'un baştanrısı olduğu sihirli gür saçları rüzgârda. Bu Dionysos Nysa tanrısı. tanrı da ''HeyBakkha'lar. elinde kızıl alev saçan narteks. da çıkardığı ses ve ünlemlerle dile getirilir. buna Nysa eklenince. özgür. bu tanrıya Yunanca "Eleutheros". ha'larda. bu dag ise Homeros'un İlyada'sında Trak­ ya'da gösterilir (İl. Neymiş bu Nysa? "Vahşi şüncesi ve mantığıyla kurulmuş bir kavramsal hayvanlar yatağı Nysa dağı" deniyor Bakksözcük arama boşunadır. karışsın. Bakk­ sıçrar. şenlendiren kadınlar! Dionysos adının etimolojisi böylece açıklan­ Kutlaym Dionysos'u madığı gibi (kimi mitograflar bu adın iki kez derin gümbürtülü davullarınızla.yükselir sanki yerden. tam lerine emanet etmiş (tıpkı Zeus'un Girit ma­ bu anlama gelen Liber olmuştur. Gerçekten de Euhios. ki bu kö­ ğayla karışan. bu koşturur peşinden dağlara düşmüş koroları. giderek Hindistan ve Arabis­ tanrıdır. özgürlük veren sıfatı takılmış. Dionysos coşkusu. bayırda kendinden geçmiş olarak çok adlılık olsa olsa Anadolu Ana Tanrıçası tanrı coşkusu içinde koşunca bağırdığı "EuKybele ve onun benzeri Artemis'te görülür. O zaman Bakkha. Bu metinde de görüldüğü gibi se de. Bakk­ atılır bir ok gibi ileri.ı İm tlıeon'una aykırı düşen bir tanrıdır. koşun. Bromios ve hos gibi. Bakkhos adının kendisini açıklamaz. bunlar Bakkhos coşkusuna kapılmak. İobakkhos olarak da karşımıza çıkması tanrıya bir adla değil. tanrının öbür adları gibi bir ses ben­ Euhios. çayıra giden bir tay gibi hos gizemlerini kutlamak anlamını taşır ve anasının ardından. Nysa (Sultanhisar) adlı bir kentin yıkıntıları Bakkhoş. açıklamalarda Nysa. gümbürtülü anlamındaki bu sıfa­ ve -nysos diye iki kökenden katışıktır. tıpkı İda dağı için Homeros metinle­ yani şarap ve sarhoşluk insanları içinde yaşa­ rinde söylendiği gibi. doğayı simgeleyen ve tanrı ol­ ken Latince Deus'ta görüldüğü gibi tanrı an­ duğuna göre. da görülür. Zeus'un buy­ hür. 133). Broanlamlıdır.' Aynı kaynaktan olduğu yukarda okunan par­ İakkhos ise çığlık anlamına gelen "iakkhe" ça boyunca da anlaşılan Dionysos'un adları sözcüğünün erkek adına çevrilmesidir. kavalların tatlı seslerine". Ama Nysa İda ile bir tu­ dıkları kalıpların baskısından da kurtardığı tulmuyor. Anadolıı'd. hem de Hellen pantan'da da Nysa dağları vardır. doğan anlamına geldiğini ileri sürerler. Dii) kökeni taşımakta. (2) DOĞUŞU. bir doğa tanrısı olarak yüksek bir dağın do­ koşun Bakkha'larl ruğunda doğmuş ve o dağla simgelenmekteIrmağından altın akan Tmolos'u dir. Dionysos do­ (Dios. Bu tanrıyı . Diotın ve ondan türeme su. ama Tesalya'da. biraz ötede Dithyrambos ve başka zetmesi. giderek Nysa Zeadlarının ardında ya da kaynağında insan dü­ us'udur demek. adı taşıyan birkaç dag ve Aydın yöresinde Lübnan buhurunun dumanları. ateş. Birincisi yani Dionysos adı bugü­ mios'a gelince. birçok adlarla seslenildüşündürücüdür ve Bromios. Ro­ ruğuyla Dionysos'u çocukken bu dağın peri­ ma dininde de Dionysos'un Latince adı. hoy" ya da "Euhay" seslerinden türemedir. Bakkhos. bir ünlemden türediği kanısını uyan­ metinlerde de îakkhos ve lobakkhos. Euhios ve îakk­ mektedir: Dionysos. sevinç içinde. Dia. fırtına ve davul Zeus'un özneden gayrı hallerinde görülen gürültüsünü yansıttığı görülür. hem yabancı. Diove gürleyen. açıkça bir ses benzetmesidir ne bugün büsbütün açıklanmış değildir. hos adının Trakya kaynaklı olduğu ileri sürül­ (1) ADLARI. Dionysos dışardan gelme İm Makedonya'da. dağ diye gösteriliyor: Hermes. ne Euhoi sesleriyle çağırın Euhios tanrıyı! var ki bu açıklama Yunancada desteksiz kalır) Phrygia'dan kopup gelen güzel çığlıklar tanrıya verilen öbür adlar da anlamsızdır. sizi dağdan dağa koşturan Bakkhos ne demek? "Bakkheuo" diye bir fiil. VI. efsanelik bir içindir ki. Bakkha'lar alayı Olympos tanrısı bu kadar çok adla anılmaz. "bakkheion" diye bir isim geçer sözlüklerde. Hiçbir dırır.

Lykurgos Trakya'lıdır. dümbelek. Davul.turistik bir gezi gibi bir şey . Sonradan ve bir amaçla uydurulduğu besbelli olan Semele ve Thebai hanedanından doğuş efsanesi. Daha sonra da Pentheus'la konuşurken. sarı perçemleri. Dionysos bir Lydia-Phrygia tanrısıdır. tan­ rının kaynaklarını açığa vuran anlatımlarda da tutarsız değişiklikler yapılmasına yol aç­ mıştır. Pentheus). Homeros des­ tanlarının zamanından Euripides'in "Bakkha'lar"ı yazdığı çağa kadar çok şey değiş­ miş ve Dionysos. Efsanenin anlam ve simgesi de şudur: Hellen'lerin baştannsı Zeus'tur. Oysa Euripides'in tragedyasından da Dionysos'un asıl kaynağı açıkça ve bütün ay­ rıntılarıyla belli olmaktadır. araç ve gereçlere başvurulmasıyla da belirir. Bu ikinci doğum motifini Athena'da da görmüştük. mor yanakları varmış. böy­ lece yıldırımla çarpılıp ölür. on­ dan çıkmış olarak göstermek gerekiyordu. yani Bakkha'ları. kokulu saçları. Diony­ sos ise baldırından doğar.. anamız Rhea ile benim için icat edilmiş olan davulları. vect karakteri her iki ta­ pımda aynı simgelere. Alın Phrygia'dan getirdiği­ miz davulları.". şu farkla ki Athena Zeus'un kafasından. bütün efsaneleri bir tek motif üstüne kurulu­ dur: Tepki ve direnç. Bakkha'lar korosunun İlk sözü "Asia topraklarından geliyorum" ve "Tmolos'u aş­ tım" deyimi. Lydia'dan gelmiş. hem de Girit'li Zeus kültüne bağlamaktadır. Doğuş efsanesi buna örnektir: Anası Kadmos kızı Semele Zeus'la birleşir. Ne var ki İlyada'daki bu parçada Dionysos insandan kor­ kup kaçan ve denizin içindeki tanrılara sığı­ nan bir ödlek gibi gösterilir.benimsemekte Yunanistan'ın güçlük çektiği. nitekim Semele'yle doğum efsanesinden sonra. bu yüzden de ceza görür. Pentheus tipi de buradan çıkmıştır (Semele. Şöyle der: "Yabancı bir sihirbazdan da bah­ sediyorlar. ama sevişti­ ği tanrının gücüne tam inanmamıştır ki. Kılığı kıyafeti. Homeros destanlarında adı bir tek kez ge­ çen Dionysos için aynı tepkiyi dile getiren bir başka efsane anlatılır: Lykurgos efsanesi. kör edilir (Lykurgos). Bakkha'ların çılgınlığı Kybele törelerinde kendilerini hadım eden Pessinus rahiplerinin tutumunu andırır. "Vatanım Lydia'dır" der Dionysos. Bu efsanenin merkezi olarak gösterilen bölge de önemli: Boiotia ve başkenti Thebai Yuna­ nistan'da en tutucu ve gerici bir yöre sayılır­ dı. "Ne mutlu yoluyla kutlayana/Kybele anamızın cümbüşlerini). Dionysos'un Manisa-Bozdag-Sarde yöresiyle ilişkisi dram bo­ yunca sık sık belirtilir: Dionysos şöyle der Bakkha'lara: ".. Dionysos Thebai'de Semele'den doğ­ muşsa. Semele efsanesi işte bu amaçla uydurulmuş. böyle bir bağlantı kurma çabasının ürünüdür. ta Hindistan ve Arabistan'dan gelişi <)/l ne oluyor? Çelişki şöyle çözümlenmiş: Yuna­ nistan'da doğduğu halde tanrının Uzakdoguya bir yolculuk yaptığı . Denebilir ki. aynı davranışlara. dışardan gelme bu güçlü tanrı Yunanistan'da epey tutunmuştur bes­ belli. Her üçünün de Anadolu-Girit kaynağından .. tanrının kendini tanıtlamasına da tıpatıp uygundur: "Ben Lydia'nın altın ovalarından geliyorum". ama o da Pentheus gi­ bi kovalamaya kalkar "Dionysos'un sütninelerini".sonra da asma kütüğü. dışardan gelme bir tanrısal varlığı ne yapıp yapıp onun buyruğuna sokmak. Homeros destanla­ rında düpedüz Asia diye anılan yöreden gel­ medir. ona karşı direndiği Dionysos üstüne anlatılan efsane ve masallarda dile gelir. Kybele ve Dionysos dinlerinin özünde bulunan orgiastik coşku. şarap ve kendisine tapınanların alayıyla birlikte yurda döndüğü ve dışardan getirdiği bu armağanları kendi yurttaşlarına (Pentheus Dionysos'un teyze çocuğu olur) bin zorla benimsettiği an­ latılıyor. onu bütün araç ve gereçleriyle görmek ister. kendinden geçme. (3) KAYNAK VE NİTELİKLERİ. siyah gözlerinde Aphrodite'nin sihri parlıyormuş". tef ve flüt de Asya denilen bölgenin törelerindendir. Kaldı ki gene aynı yukardaki parçada geçen Korybant ve Kureta gibi deyimler Dionysos kültünü hem Kybele. Karnındaki yedi aylık çocuğu da Zeus alıp baldırına koyar ve ikinci bir doğumla meydana çıkarır. Dionysos cümbüşleriyle Kybele'ninkilerin bir olduğunu Bakkha'lar da söyler (yuk. bu Rhea denilen tanrıça Manisa dağı eteklerinde kayaya oyul­ muş heykeli bulunan Ana Tanrıçadan başkası değildir. tavırlarıyla bu bölgenin özelliklerini taşır da ondandır ki ka­ dınca gördüğü bu tutumu yadırgar Pentheus..

Senin alaya aldı­ ğın bu yeni tanrının Yunan dünyasında ne bü­ yük bir yer tutacağını anlatmaya benim gü­ cüm yetmez.. "Mainomai" de "enthousias­ mos" da işte bu tanrıya erme. Senin (Pentheus'un) sözle­ rinde sağduyudan eser yok.. Dionysos bu ereğe varmanın yolunu herkes için ve kolay kolay açar: Bu yol şarap ve sarhoşluktur. yaratıcılı­ ğın kökeninde bulunan değişim yapma gücü­ ne kavuşmuştur. Di­ onysos her bakımdan doğaya çevriktir. Dionysos'un öbür doğa tanrılarından daha etkili. kimi kez de Bakkha'ların ağzın­ dan şöyle dile getirilir: Teiresias — Yalnız ikimiz doğru düşünüyo­ ruz. ona dilediğin adı verebilirsin. Doğa sırlarına ve gücü­ ne ermek. ötekilerin akılları başlarında değil. ölümlülerin kuru yiyeceklerini veren odur. Kaba aklı simgeleyen Pentheus Bakkha'ların çılgınlığını bir ayıp. insanı doğanın sırlarına erdiren büyülü bir güçtür. insan an­ cak şarabı elde ettikten sonradır ki. yaşamına yön verenleri simgeler. böylece gerçeğin gerçeküstüne ulaşması ve gerçeğe gerisin ge­ ri inmesiyle doğal bir kasırga olan hayatın dalgalan yansıtılmış olur. Bu yüzden durgun değil. Dionysos işte bu gerçeği. Bakkha'lar yerine ve anına göre kadın kişiliğinden vahşi hayva­ na. ama insanlığın evresinde de yalnız ta­ rımla açılamayan bir çığır açılmıştır. Osiris. Bakkhos'un sarhoşluğunda da. yabani hayvanlar ve yaratık­ larla bir arada yaşar ve coşar gösterilir. Dionysos tanrının niteliklerini ele alacak olursak. Adından ya da adlarından da belli ki Di­ onysos bir değil. . Bu itiliş onların tabiatında vardır. onu içenleri tanrı uykuya kavuşturur... deği­ şim halindedir. bir hikmet saklıdır". Bu dalgalanmanın insanlık dünyasında açtığı yaralar.. ama yaratıcılığın bu tanrısal soluğun dışarıya vurmasıyla elde edilebileceğini anlamıştır in­ san. Zeus). Kybele ve öbür doğa tanrıları gibi. ama onun simgelediği asıl büyük kuvvet doğanın kendisi değil. En yüksek zekâların varacağı hikmet bile onlar karşısında âcizdir.. insan­ ların tanrıları memnun etmek için içtikleri şa­ rabın kendisidir. yani tanrılaşmak. insanla doğa arasında bir ilişki. Bu tanrı.fışkırdıgına hiç şüphe kalmamıştır (Kybele. Attis gibi doğanın mevsim mev­ sim değişmelerini de kişiliğinde simgeler. tanrıyla karışma ve tanrılaşma yetisini dile getirir. iki büyük alan ve akımı kavradığı gö­ ze çarpar. Öteki de Semele'nin oğludur ve Demeter ka­ dar kudretlidir: Üzüm suyunu bulup insana veren odur. Asıl akıl yolu da bu mutluluğa eriş­ menin çarelerini arayıp bulmaktır. As­ ma kütüğünün yeryüzüne yayılmasıyla uygar­ lığın buğdaydan sonraki aşaması gerçekleşti­ rilmiş. çılgınlığında da geleceği görme kudreti saklıdır. topraktan fışkıran bitkileri ve bu bitkiler arasında insanı en çok etkileyenleri. yarattığı korkunç dramlar. facialar. hem de doğaüstü bir olayı dile getirip simge­ ler. Azgın kadınları Aphrodite'ye iten Dionysos değildir. insan için ulaşı­ mı en çok özlenen bir aşamadır. Bu içki dertlilerin derdini avutur. Delikanlı. bütün bir insanlık halidir. Yunan dili bu güce eren insanın duru­ munu iki sözcükle yansıtmıştır: "Mainomai" ve "enthousiasmos". törelere ve ahlaka karşı işlenmiş bir suç sayar.. şiirin en insancası sayılacak bir yazın tü­ rü olan tragedyayı esinlemiş olmak bu tanrı­ nın bir tek tanrısal güç olarak değil de. yırtıcı azmana dönüşür. İlkin bir doğa tanrısıdır. dininin öbür sanat kollarından daha üs­ tün. insanın tabiatında olan her şeydeyse. Oysa tam tersine bu coşku insanı doğayla birleşti­ ren.. hem insan.. hem doğal. afetler tragedya denilen o şaşırtıcı. bundan ötürü saadetimizi ona borçluyuz.. tüyler ürpertici hayat ay­ nasında görülür. İnsanların dertlerine başka deva yoktur. Kişinin bilinçüstü ve bilinçal­ tına dek erişebilmesi bu tanrının etkisiyle ol­ muştur. sürekli devinim. insanlar için en başta gelen iki tanrı vardır: Biri Demeter tanrıça ya­ hut toprak. Bu gerçek "Bakkha'lar" tragedyasında kimi kez kâhin Teiresias'ın. onlara günlük üzüntülerini unuttutur. Ad­ lan "mainomafden türemiş olan Mainad'lar bir çeşit çılgınlık içinde doğayı dolaşırlar. Dionysos tanrının insana verdiği bu gücü akıl ölçüsüne vurup değerlendirmek Euripides'in "Bakkha'lar" oyununun belli başlı bir konusudur. kolek­ tif bir güç olarak gerçekleşmesinden ileri ge­ lir. ormanlarda. Adonis. Bakkha'lar tragedyasında bu halin parlak bir belirtisi dile getirilmiştir: Dionysos hem tanrıdır. doğayı en belirgin biçimlerle yansıtan dağlar­ da. evrensel yaşamın özellikle in­ sanın beden ve ruhu aracıyla yansıyıp oluş maşıdır. ona cenneti yeryüzünde yaratan bir mut­ luluktur.

Bakkha'lar korosu da şöyle ünler: Bromios, mutlu tanrıların en mutlusu, güzel çelenkli şölenlerin baş tacil Odur koroların başında koşan, kaval sesleriyle sevinip coşan; odur tanrı sofralarında, kederleri dağıtan, akınca şarap testilerinden pırıl pırı! özü salkımın, dağılınca insanlara uyku sarmaşıkla bezenmiş şölenlerde. Zeus'un oğlu Dionysos düşkündür sevincine şölenlerin! Sever Dionysos Barış'ı, insanları rahata kavuşturan, çocukları besleyip büyüten tanrıçayı. Odur veren zengine de, fakire de keder dağıtan şarabın ferahlığını. Sevmez Dionysos, cömert günlerin, gecelerin sevincine varamayan insanı. Uyaklın dediklerine, kapılma gurura ve derin düşüncelere; inan en basit halkın inandığına onun yaşadığı gibi yaşa. Bu sözlerden Dionysos dininin Euripides'in bu son tragedyasını yazdığı İ. Ö. V. yüzyılın sonlarında Yunanistan'da ne kadar yaygın ve tutunmuş olduğunu gösterir. Bütün insanlara seslenen Dionysos tapımı bir halk dini olmuş­ tur. Kara kafalıların, Pentheus gibi yarım akıl­ lı yobazların kovmaya uğraştıkları bu tanrı, bin bir işkenceyle daha da yücelttikleri bu er­ miş ilkçağda İsa dinine örnek olmuştur ve tıp­ kı Meryem Ana nasıl Artemis'in ve Kybele'nin özelliklerini benimseyip tutunabilmişse, İsa da ancak Dionysos dinine sırtını dayaya­ rak yayılabilmiştir geniş halk kitleleri arasına. (4) ETKİSİ. Dionysos dininden tragedyanın nasıl doğduğu, Dithyrambos denilen bu tanrı­ ya övgünün nasıl gelişip de akıllara durgunluk verecek bu şiir türünü ortaya çıkardığını an­ latmak bu sözlümün sınırlarını aşmak olur. Biz Dionysos tanrının mistik akımlar, tarikatlar üstündeki etkisi ve özellikle bunun Anado­ lu'da gelişen biçimi üstünde durmak istiyo­ ruz. Bektaşiliğin ve günümüze dek yaygınlığı­ nı yitirmeyen başka tarikatların kaynağında ilkçağın Dionysos dini bulunduğu artık her­ kesçe görülen, ama daha etraflıca incelenme­ ce

digi için büsbütün gün ışığına çıkmamış bir gerçektir. Halikamas Balıkçısı'nın ortaya at­ tığı bir görüşe göre zeybekler, ilkçağdan kal­ ma "İobakkhi" adlı bir topluluktan türeme­ dir. Dioskur'lar. "Dioskuroi" Zeus'un delikanlı­ ları anlamına gelir. Bu isim, Leda'nın oğulları Kastor'la Polydeuskes'e (yahut Polluks) veri­ lir. Tanrı Zeus'un Leda'ya yaklaştığı gece, Leda ölümlü kocası Tyndareos'la da yatmış. Zeus'tan Helena ile Polydeukes'i, Tyndareos'tan da Kastor ile Klytaimestra'yı doğur­ muş (Tab. 12). Birbirinden hiç ayrılmayan Kastor'la Polydeukes kardeşliğin ve dostlu­ ğun simgesi olmuşlardır. Efsane, omuz omza vererek yaptıkları kahramanlıkları anlatır: Theseus kız kardeşleri Helena'yı kaçırınca, Atina'ya karşı sefere çıkmışlar ve Theseus'un Hades ülkesine indiği bir sırada onu geri al­ mışlar, ayrıca da Theseus'un anası Aithra'yı kaçırıp Sparta'ya getirmişler (Aithra); Kalydon avına da, Argonaut'lar seferine de katıl­ mışlar (Argonaut'lar, Amykos) ve her iki se­ ferde yararlık göstermişler. Ne var ki Helena uğruna açılan Troya savaşında bulunamamış­ lardı, çünkü daha önce talihsiz bir macerada can vermişlerdi: Dioskur'lar Leukippos'un iki kızı Phoibe ile Hilaira'yı kendilerine eş olma­ ları için kaçırmak istemişler, ama bu kızların hem amca oğulları, hem de nişanlıları olan Lynkeus'la İdas Dioskur'ların peşine takılmış­ lar, aralarında çıkan kavgada Kastor can ver­ miş, ölümsüz olan Polydeukes de yaralanmış­ tı. Zeus bu iki kardeşi birbirinden ayırmamak için, ikisini de göğe alıp yıldızlar arasına yer­ leştirmiş (İkizler burcu). Sparta'nın Taygetos dağında dünyaya gel­ dikleri söylenen Dioskur'lar Dor ırkının tem­ silcileridir, Dor uygarlığının merkezi Spar­ ta'nın Atina'ya karşı olan ezeli düşmanlığını simgelerler. Dirke. Thebai kralı Lykos'un karısı. Amphion ile Zetos'a eziyet eder ve cezasını bulur (Amphionj. Dithyrambos. Dithyrambos, tanrı Diony­ sos'a verilen bir addır. "Bakkha'lar" traged­ yasının bir korosunda baştanrı Zeus'un ağzın­ dan şu sözler söylenir:

DRYOPE Gel, Dithyrambos, baldırıma gir, bir erkeğin rahminde büyü. İstiyorum ki, ey Bakkhos, Thebai seni iki kere doğmuş tanrı diye ansın ve kutlasın. Kaynağının ne olduğu bilinmeyen bu sözcü­ ğün, yukardaki Euripides dizelerine dayana­ rak ve başındaki di- ekine bakarak iki kez doğmuş anlamına geldiği sanılmış ve bilginlerce ileri sürülmüştür. Ama hiçbir çaba söz­ cüğün doğru dürüst bir açıklanmasını sağla­ yamamış, Dithyrambos Yunancada Anadolu kökenli sayılan birçok sözcük gibi karanlık kalmıştır. Ne var ki dithyrambos'un hem kul­ lanılışından, hem "iambos" ve "thriambos" gibi müzik terimleriyle ilişkisinden, Dionysos dinine özgü bir terim olduğu anlaşılmaktadır. İambos, Yunan şiirinde ve özellikle tragedya­ da konuşma bölümleri için kullanılan bir ölçü­ dür, Yunan şiirine ilkin hiciv türüyle girmiş, sonra da en yaygın bir vezin olmuştur. Thriambos'a gelince, bu da Bakkhos alaylarında tanrı şerefine söylenen bir ezginin, bir övgü­ nün adıdır. Dithyrambos gibi bu sözcüklerin de Dionysos diniyle birlikte Anadolu'dan, özellikle Lydia-Phrygia'dan geldiği şüphe gö­ türmez (Dionysos). Bakkhos tanrının bir ses ve çalgı cümbüşü içinde kendisini kutlamak için kullanılan ünlem ve çağrıları kendi adları olarak benimsediği görülür. Dithyrambos'un kökenindeki anlam ne olursa olsun, tanrı Dionysos'u övmeye, kutlamaya yarayan bir söz­ cük olduğu anlaşılır. Terim şu bakımdan önemli ki, dithyrambos bir yazın türü ve özellikle tragedyaya doğru­ dan doğruya kaynak olmuş bir tür olarak gös­ terilir. İlk tiyatro denemeleri dithyrambos şa­ irlerinden doğmuştur denir. Elimizde dithy­ rambos türünden birkaç örnek vardır, en il­ ginci Dor şairi Pindaros'tan bilinen birkaç di­ zedir; bunların en dikkati çeken yönü de şu ki, tanrı Dionysos için Olympos'ta Zeus'un bir şenlik hazırladığı anlatılır, büyük Ana Tan­ rıçanın yanı başında davul ve dümbeleklerin çalındığı, bu arada vahşi hayvanlarıyla birlikte tanrıça Artemis'in de gelip raksa katıldığı, çam ağaçlarının altında meşaleler yanarak cümbüş yapıldığı belirtilir. Bu dithyrambos'tan da Dionysos dininin Anadolu'lu ana l.ııırıç.ıLırın ikisiyle de ilişkide olduğu ortaya çıkmaktadır. Dithyrambos türüne gelince, çalgı, oyun ve sözü bir arada birleştirdiği, bu terimle üçünün de dile geldiği bellidir. Dolios. Odysseia'da, Laertes'in bağına, bahçesine bakan ihtiyar ve sadık bahçıvan. Odysseus Troya savaşına gidince, bağlarına çeki)en yaşlı Laertes'e bekçilik eden odur. Odysseia'nın son bölümünde Odysseus talip­ leri öldürüp babası Laertes'i bulmaya gelince, onu Dolios ve altı oğlu sevinçle karşılarlar ve ağırlarlar. Öldürülen taliplerin öcünü almaya gelen İthaka'lıları püskürtmeye yardım eder­ ler (Od. XXIV). Dolon. Troyalı haberci Eumedes'in oğlu Dolon çirkin, ama tez ayaklı bir adamdır. Hektor onu Akha'lıların gemilerine gözcü olarak gönderir, bu işi başarırsa ona Akhilleus'un at­ larıyla arabasını vereceğine ant içer. Ama Dolon, gece keşfe çıkan Odysseus'la Diomedes'in tuzağına düşer ve yakalanır. Öldürül­ memek için yalvarmaları yakarmaları, Troya'lıları ele vermeleri boşunadır. Akha yiğitle­ ri onu amansızca öldürtükten sonra, ölüsünü bir ılgın ağacına asarlar (İl. X, 314-464) (Diomedesj. Doris. Okeanos'un kızı Doris, Pontos'un oğlu Nereus'la evlenir ve Nereus kızları diye anılan elli kızı olur (Tab. 6). Hesiodos Theogonia'da bu kızların bazılarının adlarını sayar (Theog. 233-264). Dryades. "Drys" Yunanca ağaç ve özellikle meşe ağacı anlamına gelir. Dryad da ağaç perilerine verilen addır. Bunların kimi ağaçla birlikte biter ve onunla ölür, kimi de ölümsüz­ dür. Kardeşleri Hamadryad'lar gibi Dryad'lar da bitkileri korur, ağaç sağlıklı ve canlı oldu­ ğu zaman sevinir, yapraklarını yitirip kuru­ maya yüz tuttuğu zaman derin bir yasa kapı­ lır. Orpheus'un eşi Eurydike bir Dryad'dır (Hamadryades). Dryope. Dryöpe, kral Dryops'un biricik kızı­ dır. Oita dağının yamaçlarında babasının sü­ rülerini otlatırken, ağaç perileri hamadr­ yad'lar onu aralarına almışlar, türkü söyleme .un, hora tepmesini öğretmişler. Kızı gören Apollon da ona tutulmuş. Dryope'ye yaklaş

mak için bir kaplumbağa biçimine girmiş. Kız kaplumbağa ile oynamaya başlamış, onu ku­ cağına almış, derken tanrı bir yılan olup kızla birleşmiş. Dryope korkmuş, kaçmış, olup bi­ teni kimseye bildirmemiş. Bir süre sonra da Andraimon adlı bir adamla evlenmiş ve Amphissos adlı bir çocuğu olmuş. Amphissos Oita'nın eteğinde aynı adı taşıyan bir şehir kur­ muş. Bir gün Dryope oğlunun kurduğu Apollon tapınağının yanında eski oyun arkadaşlan hamadryadlara sunu sunuybrmuş ki, perileri onu kapıp aralarına almışlar. Kaçırıldığı yer­

de bir kavak ağacıyla bir kaynak ortaya çık­ mış. Dryops. Adı ağaç, meşe anlamına gelen ke­ limeyi andıran Dryops, Yunanistan'da ilk yer­ leşmiş Dryops boyunun atası sayılır. Kendisi Apollon'un oğluymuş derler. Önce Parnassos dağının eteklerine yerleşmiş olan soyu, Dorların saldırısına uğrayınca, dört bir yana dağılmış, kimi Euboia'ya, kimi Thessalia'ya, kimi Peloponessos'a yerleşmişler. Kıbrıs ada­ sına göçenler bile olmuş.

<)H

E
Eetion. Mysia'da Thebe şehrinin kralı, Andromakhe'nin babası. Akhilleus onu çok saydı­ ğı için, öldürdüğü halde silahlarını almamış, törenle gömmüştür. Nympha'lar mezarı üstü­ ne bir karaağaç fidanı dikmişler (Andromakhe). Egeria. Romalı su perisi. Egeria dindar kral Numa Pompilius'un karısı ya da dostu olarak gösterilir. Geceleri onu ziyaret eder, din ve devlet yönetimi konusunda ona öğütler verir, yol gösterirmiş. Numa öldüğü zaman Egeria o kadar gözyaşı dökmüş ki bir pınar oluver­ miş. Nemi'deki Diana kültüyle ilgili olarak, Caelius tepesinin eteğinde bir tapınağı var­ mış. Eileithyia. Zeus'la Hera'nın kızı, Ares, Hephaistos ve Hebe'nin kız kardeşi. Eileithyia doğumlara bakan ebe tanrıçadır. Hera'nın sözünden ayrılmaz, onun buyruklarını harfi harfine yerine getirirmiş. Nitekim Hera'nın hışmına uğramış Leto ile Alkmene'nin do­ ğumlarında bulunmamakla Zeus'un evlilik dı­ şı çocuklarının dogmasına engel olmaya ça­ lışmış (Leto, Alkmene). Ekhetos. Epeiros bölgesinin efsanelik kralı Ekhetos kötülüğü, zalimligiyle ün salmıştı. Bu kral, sevgilisiyle yattı diye kızını gözüne tunçtan iğneleri sokarak kör etmiş ve bir ku­ leye kapatmış, gene tunçtan arpa taneleri vermiş, bunları öğütür ve un yaparsa, gözleri­ nin açılacağını söylemiş. Ekhidna. Ejderler soyunu sayarken Hesiodos Ekhidna'ya uzun bir parça ayırmıştır. Bu azman yaratık, Pontos'la Gaia'nın dölünden Khrysaor'la Kallirhoe'den dogmadır (Tab. 6). Ekhidna şöyle tanımlanır (Theog. 295 vd.): Kallirhoe yenilmez bir ejderha da yarattı ne ölümlülere, ne de ölümsüzlere benzeyen. Bir mağarada doğdu bu azgm yürekli Ekhidna. Yarı bedeni bir genç kızdı onun, güzel yanaklı ve gözleri fıldır fıldır,

yarı bedeniyse koskoca bir yılandı korkunç, her yanı benek benek amansız bir yılan. Typhon'la çiftleştiği ve yeraltında, yeryü­ zünde ne kadar korkunç köpek ve canavar varsa hepsini ürettiği anlatılır: Geryon'un kö­ peği diye anılan Orthos, Hades bekçisi Kerberos, bataklıklar canavarı Hydra, ağzı ateş saçan Khimaira ve sonra da kendi dölü Orthos'la birleşerek Phiks'i ve Nemeia aslanını da doğurmuş. Ekhidna'nın ini efsaneye göre Arima dağları denen Kilikia'dadır. Kendi ölümsüz olduğu için yeraltında hep yaşar, ama dölleri Herakles ve Bellerophontes gibi yiğitlerin elinden can vermişlerdir (Typhon, Herakles, Bellerophontes). Ekhion. Kadmos'un Thebai şehrini kurar­ ken toprağa diktiği ejder dişlerinden doğup da sag kalan beş adamdan biridir. Kad­ mos'un kızı Agaue ile evlenir ve Pentheus'un babası olur (Kadmos, Pentheus). Ekho. Yankıyı simgeleyen nympha (Narkissos). Elektra. "Parlak" anlamına gelen bu ad, bir­ çok efsanelik kişilerin adı olmuştur. (1) Okeanos'la Tethys'in kızı Elektra, Pon­ tos'la Gaia'nın oğlu Thaumas'a eş olur (Tab. 6). Birleşmelerinden şu tanrısal varlıklar mey­ dana gelir: İris (Gökkuşağı), Harpya'lar ve Aello (Bora) ile Okypetes (Kasırga) diye ka­ natlı iki yaratık (Hesiodos, Theog. 266). (2) Atlas'la Pleione'nin "Pleiades" adlı yedi kızlarından biri (Pleiades). Efsaneye göre Semendirek adasında oturan Elektra, Zeus'la birleşerek Dardanos'u İasion'u ve Harmonia'yı doğurmuş (Tab. 7). Adı Palladion efsane­ sine de karışmıştır: Zeus Elektra'yı elde et­ mek isteyince, genç kız kutsal Palladion hey­ keline sığınarak tanrıdan korunabileceğini sanmış, oysa Zeus buna çok kızmış ve heyke­ li tuttuğu gibi gökten aşağıya atmış. Troya ovasına düşen Palladion Troya'daki tapınak­ ta saklanmış. Başka bir anlatıma göre, Palladion'u Elektra, Troya şehrini korusun diye kendi vermiş Dardanos'a (Palladion). (3) Bu adı taşıyan en ünlü kişi, Agamemnon'la KIytaimestra'nın kızı Elektra'dır (Tab. 15). I lomeros destanlarında adı geçmeyen

Elektra, tragedyanın en ünlü, en çok sözü edilen bir kahramanıdır. Aiskhylos'un "Agamemnon" üçlüsünde, Sophokles'in "Elekt­ ra", Euripides'in de hem "Elektra" hem de "Orestes" tragedyalarında rol alır. Antigone gibi insanlarüstü bazı yasaları korumayı, bazı ilkeler adına kendi kendine eyleme geçmeyi göze alan yiğit bir kızdır. Ne var ki, eli kana bulandıgı, anasını öldürmek gibi korkunç ve dogadışı bir suça karıştığı içindir ki, Elektra adının tersine - karanlık ve karmaşık bir kişi­ likle canlanır gözümüzün önünde. Hamlet so­ rununu ilkçağ tragedyasında dile getiren kişi­ dir. Bu bakımdan tragedya yazarlarını çek­ mesi, büyülemesi, karakterini çeşitli açılardan ele almayı esinlemesi şaşılacak bir şey değil­ dir. Öyküsü kısaca şöyledir-. Agamemnon Tro­ ya savaşına çıktığı zaman, Elis'te rüzgârların esmesini sağlamak zorunda kalmıştır. Bunu kocasına affedemeyen karısı Klytaimestra, Atreusogullarının baş düşmanı Aigisthos'la kocasını aldatır ve yıllar geçip Agamemnon dönünce iki âşık onu alçakça bıçaklarlar. Ge­ ne yıllar geçer, bu kez Elektra delikanlılık ça­ ğına gelen kardeşi Orestes'i babalarının öcü­ nü almak üzere yetiştirir. Kardeşinin önce Aigisthos'u, sonra da Klytaimestra'yi öldürme­ sine yardım eder. Ana katili olduktan sonra, Orestes'in peşine Erinys'ler takılır. Elekt­ ra'nın rolüyse burada biter. Herhangi bir piş­ manlık duyduğu tragedyada söz konusu değil­ dir. Elektra kan davasının en belirgin simge­ lerinden biridir (Orestes). Elektryon. Perseus'la Andromeda'nın oğlu, Alkmene'nin babası (Alkmene). Elephenor. llyada'da adı geçen Abant ön­ deri. Abant'lar Euboia yarımadasına yerleş­ miş bir kavimdir. Elephenor, Helena'nın eski taliplerinden olduğu için otuz gemiyle katılır Troya savaşına. Homeros'a göre Agenor'la savaşırken öldürülür (İl. IV, 463-472). Başka bir efsane onun Troya'dan döndüğü ve önce Sicilya açıklarında, sonra da Epir'de şehir kurduğunu anlatır. Eleusis. Eleusis şehrine adını veren efsanelik kişi. Hermes'in oğlu ve Triptolemos'un babası olduğu söylenir. Demeter Triptole10(1

mos'u ölümsüz kılmak için ateşe daldırırken, Eleusis olaya tanık olup bir çığlık atacak ol­ muş, Demeter de buna kızarak onu öldürmüş (Triptolemos). Elpenor. Odysseus'un arkadaşlarından biri­ dir. Büyücü Kirke'nin konağında yiyip içer, keyfeder ve Odysseus ölüler ülkesine gitmek üzere yola çıkacağı gece fazla şarap içmiş olan Elpenor sızdığı damdan aşağı düşer ve ölür. Ruhu Hades'te Odysseus'a yalvarır ken­ disini gömsün diye. Empusa. Tanrıça Hekate'nin çevresinde bu­ lunan korkunç bir görüntü. Hekate'nin insan­ ları korkutmak için yarattığı bu canavar her çeşit kılığa girerek daha çok kadınlara ve ço­ cuklara görünürmüş. Bir ayağı tunçtanmış, insan etiyle beslenir ve kurbanlarını avlamak için çok güzel bir kadın kılığma girermiş. Endymion. Parlak ayın çevresinde sapışız yıldız rüzgarsızken duru gökyüzü nasıl yanarsa ışıl ışıl. Bütün doruklar, sivri kayalar ve çayırlar nasıl serilirse göz önüne, gökler yırtılıp da açılır, tekmil yıldızlar görünür, ferahlar yüreği çobanın... Endymion efsanesi Homeros'un bu birkaç dizesinden doğmuş gibidir. Ama bu efsane­ nin asıl kahramanı eski adıyla Latmos, bugün Beşparmak diye anılan dağdır. Beşparmak dağının eteğinde Menderes ırmağı kendi ovasınca akarak bin bir dolanışla gümüşten aylar çizer. Koca ırmak Bafa gölüne ve batıda Ada­ lar denizine pırıl pırıl boşanır. Geceleri Bafa gölü tepsi dolusu gümüştür. Beşparmakların görkemi insan hayalini uzak geçmişlere, kıtaları sarsıp dağlan birbiri­ nin üzerine yığan büyük yersarsıntılan çağına götürür. Beş doruğunu bir elin beş parmağı gibi göğe uzatan bu dağa bakarken o dep­ remlerin gürleyişini duyar gibi olur insan. Ama ay ışığı bu dağların sertliğini şeker gibi eritir ve çatık kaşlarını çözer. O zaman insan bir dünya manzarası değil, yeryüzüne paldır küldür yıkılmış bir cennet görmüş gibi olur. Endymion efsanesi işte bu dekor içinde doğdu. Endymion, Beşparmak dağında sürü-

I.OS lerini otlatan bir çobanmış. Kavalından başka bir varlığı olmayan yoksul bir çoban. Gündüz kayadan kayaya hoplayan boynuzlu, sakallı kara keçilerini gözler, yamacın mis kokulu kekiklerini yiyen sürünün titrek meleyişlerine kulak kabartırdı. Kavalı Endymion'un biricik dostu, sırdaşıydı. Dağlarda yapayalnız yaşa­ manın verdiği hürlük, açıklık duygusunu da, kalabalık şehirlerde oturan hemcinslerine öz­ lemini de hep bu kavala söylerdi. Endymi­ on'un kavalı yalnız çobanın sevincini, özlemi­ ni söylemekle kalmaz, kara dorukların, yeşil çimenlerin, bulut bulut yapraklarıyla sağa, so­ la serpilmiş ağaçların, cıvıl cıvıl akan suların da seslerini duyururdu. Bu ıssız dağlarda Endymion'u ne gündüz kavalını üflerken, ne gece taze çayırın üstüne uzanıp sere serpe uyurken kimsecikler gör­ mezdi. Yalnız, ay ışığı görürdü onun gürbüz bedenini, erkekçe güzelliğini. Ay tanrıçası Se­ lene, Endymion'a baka baka, gönül vermiş ona. Her gece üzerine eğilir, gümüş ışığıyla onu sarıp çayırın üstüne yatınca kollarını sev­ gilisine açardı. Selene de gökte ne zaman do­ ğarsa, nerede doğarsa, hemen çobanına ko­ şar, gövdesini ışınlanyla sarar, öperdi. Ne var ki, Selene bazı gece daha çok, bazı gece daha az kalırdı sevgilisinin yanında. Ayın Endymion'la hiç birleşmedigi karanlık geceler de vardı. Onlar Beşparmakların do­ rukları gibi kara, korkulu bir bekleyiş içinde geçerdi. Ama bu bekleyiş uzun sürmez, ilk ay gökte gözüktü mü, Endymion'la Selene gene kavuşurlar, denizden yeni çıkmış balıklar ka­ dar serin, diri, parıltılı gövdelerini birbirlerine degdirirlerdi. Her buluşmada ilk defa buluşuyormuş gibi olurlar, hiç tatmadıkları bir tadı dudaklarında eme eme duyamazlardı. Her öpüşte gövdeleri daha da aydınlanır, tepeden tırnağa nur kesilirdi, Endymion'la Selene için sevgi, ışığın ta kendisiydi. Ölümsüz tanrılar kimi zaman kıskanır in­ sanların mutluluğunu. Sevgiyle insanların bir çeşit ölümsüzlüğe ermelerini, tanrılara denk gelmelerini istemezler de ondan. Ama tanrı­ ların tanrısı Zeus, Selene ile Endymion'un bu hep yenilenen bitimsiz sevgilerinden hoş­ lanmış, Beşparmak dağlarının yoksul çobanı­ na bir armağan vermeyi kurmuş. Dile ben­ den ne dilersen, demiş ona. Endymion da ne dilesin, ölümsüz bir uykuyla uyumayı dile­ miş. O gün bugün Beşparmak dorukları ay ışı­ ğında karlı gibi ağarır. Ulu çamları uyuyan ve ışıklı düşler gören insanlara benzer. Nereden geldiği belirsiz bir esintiyle yaprakları ürperir, fısıldaşır zaman zaman. Ay ışığı göklere par­ mak uzatan doruklardan aşağı şu şırıltısı gibi şarıl şarıl akar. Yamaçlarda çobanların yaktı­ ğı ateşler mavi mavi tellenen ince dumanlar salar. Endymion'un kavalı yankılanır kayadan kayaya. Hep aynı sestir o, dağların ıssızlığını, insanların özlemini söyler. Ayın çevresinde yıldızlar kıpırdaşır. Gökler sanki yırtılmış, açıl­ mıştır. Beşparmak'ların çobanı Endymion'un ışıklı, ölümsüz mutluluğunu gözümüzle göre­ biliriz. Entoria. Roma'da Saturnus tapınağının ku­ ruluş nedenini açıklamak için Erigone örneği üzerine uydurulmuş bir efsane (Erigone). Tanrı Saturnus, İtalya'da bulunduğu Altın Çağda İkarios adlı bir köylünün kızı Entorlii ile birleşmiş, biri lanus, dört oğlu olmuş. İka­ rios'a da üzüm kütügüyle şarabı bağışlamış. Ama Roma köylüleri bunun kıymetini bilme dikleri için, tanrı veba salmış ortalığa, sonun da Roma'lılar Capitolium tepesinin eteğinde Saturnus'a bir tapınak kurmakla yatıştırmış­ lar tanrıyı (Saturnus, lanus). Enyalios. Savaş tanrı Ares'in ek adlarından biri. Enyo. Savaş tanrı Ares'in çevresinde bulu­ nan bir tanrıça. Çokluk, onun Ares'in kızı ol­ duğu söylenir, Hesiodos, Phorkys'le Keto'nun kızları Graia (Kocakarı)'lardan biri sa­ yar onu (Theog. 273). Homeros ise Ares' in yanından ayrılmayan ve "iller yıkan" bir tanrıça olarak tanımlar ve şöyle der (İl. V, 592): ... Başlarında Ares vardı, bir de ulu Enyo, amansız kavganın dizginini elinde tutardı o. Eos. Homeros'un "gül parmaklı" diye ta­ nımlayıp destanlarının hemen her bölümü­ nün başında andığı şafak tanrıça Eos'u, Hesi­ odos Titan soylu Theia ile Hyperion'un bir­ leşmesinden doğmuş ve Helios (Güneş) ile Selene (Ay) tanrıların kardeşi olarak gösterir

gökleri arıtan Zephyros'u. ne var ki Eos sürekli olarak genç kalması­ nı istemeyi unutmuş. Eos onun için ölümsüzlük istemiş Zeus'tan. Eos sevgililerini kaçırırmış: Dev Orion'u Delos adasına kaçırmış. Aslında Ephaphos bazı ilkçağ yazarlarının da belirttiği gibi Mısır'ın öküz biçiminde simgeiendirilen Apis tanrının Yunancalaştırılmış biçimidir. İo bu kez oğlunu aramaya çıkar. İo Mısır'a gelince Zeus elini sırtına degdirmiş ve böylece gene kadın olmasını ve oğ­ lunu doğurmasını sağlamış. Bkz. 846 vd. Polyneikes'in oğlu Thersandros'tan arma­ ğanlar alarak Alkmaion'u da kandırır (Eri­ phyle).): Şafak tanrıça Astraios'la birleşip coşku yürekli rüzgârları doğurdu. Güneş'in ülkesi sayılan Yüzü Yanıklara Eos'un oğlu Memnon kral olmuş. Ondan sonraki beşinci kuşaktan elli kız Argos'a istemeye istemeye dönecekler Yakınlarıyla evlenmekten kurtulmak için. io'nun tanrı Zeus'tan olan çocuğudur (Tab. gelmiş Akhilleus'a karşı çar­ pışmış ve onun elinden vurulmuş (Memnon). Kızı Libya. bazı alanlarda üstün yararlık göstermiştir: Patroklos için düzenlenen yarış­ malarda yumruk dövüşü birinciliğini alır. lo Epaphos'u alıp Mı­ sır'a döner. tanrı da bağışlamış ona bu­ nu. Delphoi bilicilerinden aldıkları bilgi şu­ dur: Başlarında Amphiaraos'un oğlu Alkmaion bulunursa. bir set üstünde Kanobos adında bir şehir vardır. Epeios. Ama Zeus Kureta'ları öldürür ve İo'yu Suriye'ye Epaphos'un bulun­ duğu Byblos'a yöneltir. Eos bir sabah Ares'le de sevişmişti. Epaphos. Savaşta pek başarılı olmayan Epeios. Onun sözü Odysseia'da geçer (Od. Epigon'lar. torunları da Agenor'la Belos'tur (Agenor). bu yüzden yıllar geçince Tithonos buruştukça buruşuyor. karanın bittiği yerde. Efsaneye göre.). Kephalos'la birleşip Phaeton'u doğurur. onu kıskanan Aphrodite gül parmaklı tanrıçayı durmadan âşık ol­ makla cezalandırmış. Troya dönüşünde önderi Nestor'dan ayrı düşen Epeios Güney İtalya'ya varır ve orada bir şehir kurar. küçüldükçe küçülüyormuş. Rüzgârlardan sonra Şafak tanrıça günün müjdecisi Şafak yıldızını doğurdu ve göklerin çelenk çelenk yıldızlarını. Oğluna da bu ne­ denle Epaphos adı konmuş. 10). üstü­ ne el değdirme" anlamına geldiğini ileri sürer­ lerdi. iki kral soyunun atası olacak Epaphos da anası lo gibi tanrıça Hera'nın hıncına uğrar (lo). İlos'un oğlu. Orada yaptırdığı bir Athena tapınağına tahta atı yapmak için kullandığı bütün avadanlıkları tanrıçaya adamış derler. "Zincire Vurulmuş Prometheus"ta İo'ya geleceği şöyle bildirir (Aisk. yani Troya soyundan olan Tithonos'u da Habeşis­ tan'a kaçırmış. Anası Eriphyle. nasıl bir zamanlar kocası Amphiaraos'u kandırmışsa. Kephalos'u Suriye'ye.ı. azgın esişti Boreas'ı ve Notos'u. Hellen'ler Epaphos adının "dokunma. Bu kez Epi­ gon'lar. Sonra Tithonos'la birleşip Habeşistan kralı Memnon'u. Epaphos. Epaphos manevi babası Telegonos'tan sonra Mısır tahtına konar ve Nil ır­ mağının kızı Memphis'le evlenir. Çocuk doğar doğmaz Hera'nın buyru­ ğuyla Kureta'lar onu alıp kaçırır. Nil'in tam ağzında. Troya savaşına otuz gemilik bir filo ile gelen Akha önderi. 4).): O ülkede. Aloeusoğulları. Ne var ki Alkmaion ikirciklidir. Ephialtes. İşte o toplayacak ürünlerini taşkın Nil'in suladığı toprakların. VIII. Prom. zaferi kazanacaklardır. Epeios'un başka bir yararlığı Troya'ya so­ kulacak olan tahta atı yapmış olmasıdır. Sefere katılanlar şunlardır: Amphia­ raos'un iki oğlu Alkmaion'la Amphilokhos. ta ki sonunda onu bir çekirge haline sokmuş (Tithonos). 493 vd. yani birinci sefere katılan önderlerin oğulları ikinci bir saldırıya kalkışmayı düşü­ nürler. Eos onu bir saraya kapatıp kimselere göstermez olmuş. . Tithonos'a gelince. Eos'un evliliklerini şöyle anlatır Hesiodos (Theog.rnrı ıcxs (Tab. Thebai'ye karşı Yediler'in sefe­ ri başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Zeus orada akıl sağlığını geri verecek barışçı elinin dokunuşuyla. 378 vd. Memnon Troya savaşından bir sonuç alınma­ dığını görünce. Doğuracağın çocuğun adı kara Epaphos olacak Zeus'un bir dokunuşuyla doğacağı için. inek biçiminde dünyayı dolaştıktan sonra lo Mısır'a varır ve oğlunu orada doğurur.

Polyneikes'in oğlu Thersandros ve Mekisteus'un oğlu Euryalos. bilici Teiresias'ın verdiği öğüt üzerine Thebai'liler şehri boşaltırlar. onunla evlenir (Pandora). 84 vd. Bu bayramın bir benzeri de Roma'da vardı (Entoria). ama Laodamas Alkmaion'un kargısı altında can verir. Parthenopaios'un oğlu Promakhos. Zeus bahtsız kralın üstüne yıldırımını salar. dayanılmaz bir istek duymuş ve başlamış kaçan tannçayı kovala maya. Deukalion'un karısı olacak Pyrrha doğar. Erebos'la Nyks birleşir­ ler ve ışıklı varlıklar meydana getirirler: Aither (Esîr) ve Hemera (Gün. er­ tesi sabah Epigon'lar girer ve Thebai'yi yağ­ ma ederler. Atina'lılar Erigone için bir bayram düzenlemişler. Epimetheus Yunan mythos'unda Adem'in rolünü oynar. Topal tanrı birdenbire tutulmuş ona. Zeus'la Mnemosyne'den dogma do­ kuz Musa'lardan biri. Dedesinin efsanesinden ayrılmayan efsanesi sonradan başka katkılarla değiştirilmiştir. öbürleri de canlarına kıyacaklarına ant iç­ mişler. likslnerek yere atmış. onu sopalarıyla vurup öldürdükten sonra. Titan İapetos'la Klymene'nin oğlu. Erekhteus bir kızı­ nı kurban eder. Thebai'liler de püs­ kürtülür. O gece. İkarios adlı bir Atina'lının kızı. Erekhteus. Delphoi bilicisi bu olayı İkarios ve Erigone'nin ölümleriyle ilgili gösterince. Tanrı Dionysos Yunanistan'a ilk geldiğinde İkarios'un evinde konuk kalmış. Ama sarhoş olan komşular İka rios'un kendilerini zehirlediğini sanmışlar. yeryüzünde karanlık saçan Nyks gibi Khaos'tan dogmadır. Ki/ oğlan kız tanrıça bir yün bezle spermayı silip. Sanatlardan lirik şiiri ve özellikle aşk şiirini simgeler ve esinler (Mu­ sa'lar). Tanrı Atinalıları şöyle cezalandır­ mış: Bir delilik salgını baş göstermiş şehirde. İşi. Atina'nın ilk krallarından biri (Tab. Eteokles'in oğlu Laodamas'in önderliğinde şehirden çıkıp saldırı­ ya girişirler. Bu savaşı nasıl iyi bir sonuca eriştirebilecegl sorusunu Delphoi bilicisine sormuş. Erato. Prometheus'la Pandora'nın kişilikleri onu büsbütün siler. Epimetheus. Savaşta. Erikhthonios. Erikhthonios tanrı Hephaistos'tan dogmadır. Kızı Erigone'yle sevişmiş ve Staphylos (üzüm) adlı bir oğulları olmuş. komşularını şölene çağırmasını ve onlara şarabı tattırm. desteklediği insan soyunu yok etmek için ya­ rattığı kadını Epimetheus'a armağan olarak yollar (Hes. buna karşılık ona asma kütügüyle şarabı armağan etmiş. bunlardan yedi kı/ı birbirini o kadar çok severlermiş ki.ı sini söylemiş.). Epimetheus îapetos oğullarının en akılsızı ve bu bakımdan Prometheus'un tam karşıtıdır. Atina kralı. Erebos. Aldığı cevap şu: Kral yedi kızından birini kurban ederse zaferi kazanacaktır. Kapaneus'un oğlu Sthenelos. Erigone'ye babasının atıldığı yeri göstermiş. Atlas. yetişmiş ona ve sarılırken. genç kızlar çıldırıp asıyorlarmış kendilerini. ne var ki ondan çok daha silik bir tip olarak çıkar karşımıza. Erebos. Yeraltı karanlığını simgeler. aldıkları doyumluğun bir bölü­ münü Delphoi'deki Apollon tapınağına adar­ lar. Efsaneye göre. o da Prometheus'un Zeus'tan armağan alma dediğini unutur ve tanrıların özene bezene yarattıkları Pandora'yı alır. Zeus onu Prometheus'a karşı kullanır: Prometheus'u ve onunla birlikte. Gündüz). biri ölür se. Thebai'liler.Adrastos'un oğlu Aigialeus. ölüsünü götürüp bir yere atmışlar. Epigon'lar saldırıya Thebai çevresindeki köy ve kasabaları yok etmekle başlarlar. Günün birinde Atina Eleusis'le savacı girmiş ve Eleusis'e yardım eden Trakya kralı Eumolpos'a karşı koymak zorunda kalmış. Erekhteus'uıı birçok çocukları olmuş. Menoitios ve Prometheus'un kar­ deşi (Tab. Erigonc. Köpeği. Topal olduğu halde. . Epimetheus'la Pandora'dan. Poseidon'un bir oğlu olan Eumolpos'u yenince deniz tanrı öfkelenir ve Ze­ us'tan Erekhteus'u öldürmesini ister. Adı "yün" ve "toprak" anlamına gelen iki kökten türemedir. 3). Toprak ana döllenmiş. öbür altısı da intihar ederler. spermasını bacağına akıtmış. Günün birinde tanrıça Athena Hephaistos'un işliğine silah ısmarlamaya gelmiş. Pandion'un oğlu. Tydeus'un oğlu yiğit Diomedes. 24). Bir gün tanrı İkarios'a bir tulum dolusu şarap vererek. Erikhthonios'un torunu (Tab 24). kız da üzüntüsünden oradaki bir ağaca asmış kendini.

ki topraktan dogma bütün ya­ ratıklar gibi yılan kuyrukluymuş . "Khoephoroi" ve "Eumenldes" trilogia'sıdır. Kutsal alanda yetişen bu gence kral Kekrops sonradan Atina krallığını vermiş. yani adam öldü­ rür? Yunan efsanesinde adam öldürme çok­ luk bir yanılgı sonucunda olur: Ate tanrıça in­ sanı gaflete düşürür ve insan istemeyerek. Homeros dünyasında bu suçun cezası bi­ zim hak ve hukuk anlayışımıza göre hafiftir: Yurdunda adam öldüren yurdu için bir pislik. Aynı görüşle. kan kokusunu he­ men alıp koşarlar ve peşine takıldıkları suçlu­ yu sonsuzca kovalayarak çıldırtırlar. Sayılarını ve isimlerini vermez. bu köpekler dişidir. kan döker. der Hesiodos. Öç köpekleri herhangi bir adamı öldürenlerin peşine takılmaz. insan tanrılara yakarmak. Ne var ki işledikleri suçlar Erinys'lerin kovala­ masını gerektirmez. Erinys' lerin en çok rol oynadıkları şiir eseri Aiskhylos'un "Agamemnon". Phoiniks). Zeus'un kızları sayılan Litai (Yalvan) tanrıçalar suçlular adına aracı olur­ lar. Bir Nympha ile evlenen Erikhthonios Pandion'u yaratmış.276vd. Tisiphone. kısas kurallarını uygu­ layarak adam öldürür. Kimi zaman bir. Peleus'un ya­ nına sığınmış kişilerdir (Patroklos. bir erkek çocuk çıkarmış ortaya. öbürü de AkhiUeus'un lalası Phoiniks'tir.): Koca Uranos geldi kara geceyle. indi yere arzudan yanıp tutuşarak. İnsan ne zaman suç işler. Bu eşsiz tragedya anıtinda son oyun Erinys'lerin adını taşımakta­ dır. Athena da çocuğu Kekrops'un kızlarına ema­ net etmiş (Aglauros). Her ikisi de yurtlarından kovulmuş. Erinys'ler suçu işleyenin ve özellikle adam öldürenin peşine takılan köpekler diye düşü­ nülür. Bir de kan davası güderek. Bebeği sepette iki yılan arasında gören Kekrops kızları çıldırarak ken­ dilerini Akropolis'ten aşağıya attıktan sonra. Erikhthonios . Bundan amaç. Pandion'dan da Erekhteus dolmuş (Erekhteus). ama konuklan seven ve koruyan Zeus tanrının ko­ lu kanadı altında bulunduklarından sürgünleri tatlı gelir onlara. ve bunlardan gebe kalan toprak yıllar sonra doğurdu yaman Erinys'leri. kurbanlar kesmekle affı­ nı sağlayabilir. bu yüzden de sürülür. Sürgünde yaşarlar. kendisi gidip sığınacak bir yer bulmalı.Athena'nın tapınağına kadar sürünmüş ve kalkanının altı­ na girerek büyümüş.ERİNYS'I ı R bundan. amansız tanrı­ çaları yatıştırmak. upuzun. Megaira olduğu kabul edilmiştir. Bu tanrıçalarla birlikte Devlet ve Orman perileri doğmuştur. kötülüğü iyiliğe çevirmele­ rini sağlamaktır. Eumeni­ des tragedyasında babası Agamemnon'u öl­ düren anası Klytaimestra'dan öç alan Orestes'in peşine takılan Erinys'ler sonunda birer af tanrıçasına dönüşürler. öç tanrıçalarını. Zeus'tan bağışlamayı elde ederler (Yalva­ rırlar). Erikhthonios'un dört atlı arabayı keşfettiği ve Atina'ya para ve Panathenaia bayramı gi­ bi yenilikler getirdiği söylenir. yaklaşıp sardı toprağı boydan boya. Suçtan arınma yalnız tanrılar katında değil. kimi zaman bir­ çok. kendi­ sini arındırmayı göze alan bir temiz adam bulmalı ve ona hizmet etmelidir. Sonraları Erinys'lerin üç kadın ve adlarının da Alekto. ki­ mi zaman bilmeyerek öldürür. Orestes de böylece suçundan ve çektiği vicdan azabından arın­ mış. insanlar arasında da mümkün olmalıy­ dı. Homeros destanlarında adı geçen birçok ünlü yiğitler suç işlemiş kişilerdir. bir uğursuzluk sayılır. sert ve tehlike­ li olarak bilinen Karadeniz'e "Pontos Eukseinos" yani konuksever deniz denirdi. Bu sürecin nasıl sahneye konduğu üzerinde durmadan "suç" kavramını incelememiz gerek. Yunan mythos'unda ünlü bir ba- . sivri dişli tırpanla biranda kesti babasının hayalarını ve kaldırıp attı arkasından bir yere. Bunlardan biri Patroklos. Her iki halde de su­ çundan arınmak için çareler vardır. Ama boş değildi elinden savrulup giden: Kanlar fışkırıp saçıldı içinden ve hepsi gömüldü kaldı toprağın bağrında. ne var ki Yunanlıların sık sık başvurdu­ ğu "euphemismos" denilen bir dil çaresiyle Erinys'lere "Eumenides" yani "iyi niyetliler" adı takılmıştır. kurtulmuş olur. kimi zaman da üç olarak gösterilen öç alma tanrıçaları Erinys'lerin doğumunu Hesiodos şöyle anlatır: Kronos anası Gaia'nın verdiği tırpanla Uranos'un hayalarını keser (Theog. Erinys'ler. onlar babasını ve özellikle anasını öldüren suçluyu kovalarlar. Ama pusuda bekleyen oğlu uzattı sol elini ve sağ elindeki tırpanla koskoca.

uyandırır köpekleri. saçları yılanlarla örülmüş Erinys'ler bunlar. birdenbire yanı başında kara urbalı kadınlar belirir. Pytho tanrısı Loksias'tır. So­ nu nereye varacak? Ate'nin öfkesi dinecek mi? Üçüncü "Eumenides" tragedyası Delphoi tapınağının önündeki bir sahneye açılır: Apollon'a sığınmış olan Orestes evrenin gö­ beği sayılan taşın üstüne yıkılmış. sonuç mahkemenin vereceği oylara bağ­ lıdır. Erinys'ler değişir. Traged­ yanın sonunda yenilgiye uğrayan Erinys'ler korosu öfkeyle çekilmek üzeredir ki. Bunların öcünü ala­ cak kuşak da yetişmekte. oysa Orestes bile bile öldürür anası Klytaimestra'yı. Aiskhylos'un. ama o da babamı öldürmüştü.): Bir koro var ki. ama sesi kulağa hoş gelmiyor. —Diriyken boşuna mı yakarıyorum bir mezara karşı? Or.UİNYS'l. Klyt. Atina din ve devlet anlayışını yüceltmekte ve yeni yeni kavramlar kurup. buna karşılık Atina halkın­ dan sonsuz saygı göreceklerdir. Agamemnon tragedyasında Mykene kralıy­ la birlikte Troya'dan dönen bilici Kassandra. Böyle konuşurken. Orestes eylemini haklı gösterir: Evet. Zoratarsm onu bu konaktan: Aynı soyun Erinys'leri bunlar. Böylece tanrı kara­ rı. övgü değil çünkü söyledikleri. Klyt. Alkmaion gibi o da babasının kanına giren anası­ nı öldürür. Koro yakınır. anamı öldürdüm. bir de ana katili vardır: Oidipus'la Ores­ tes. Ana oğul ara­ sında şöyle bir konuşma geçer (Khoe. adaleti gerçek­ leştireceklerdir. çağırır ve deli gibi atar kendini dışarıya. İki hak ve hukuk anlayışının çarpıştığı bir mah­ keme: Geleneksel kısas kurallarını simgele­ yen Erinys'ler. Orestes Athena tanrıçanın verdiği bir oy fazlasıyla beraat eder. gördüğü ceza korkunçtur. iyi niyetliler diye çıkarlar ortaya. Erinys'ler bun­ dan böyle Atina'ya bet bereket saçacak tan­ rıçalar olarak intikamı değil. yani Apollon'dur. Erinys'ler korkunç hırıltılarla dört dönmektedir çevresinde. Ellerinden taptaze kan dam­ lamakta. bu­ nun simgesi eski hukukla yeni hukuk anlayı­ şının birleşmesi olsa gerek. yani Areopagos kurulmuş olur. Piyesin sonunda sahnede Agamemnon'la Kassandra'nın yan yana yatırılmış ölüleri gö­ rülür. Aigisthos'la Klytaimestra'nın cinayet hazırla­ dıklarını sezer ve bu sezgiyi şu sözlerle dile getirir (Ağam. insan kanı içmiş yüreklenmek için. urbası­ nı yırtıp memesini gösterir ve Orestes'in ayaklarına kapanarak yalvarır. oysa benim eli­ me güç katan. tek sesli söylüyor ezgilerini.l. — Demek bir yılan doğurmuş. Klytaimestra oğ­ lunun ne amaçla geldiğini anlayınca. Orestes anasını öldürür. kendin öldüreceksin. 922 vd. Oidipus babası Laios'u bilmeyerek öldü­ rür.): Klyt.I. —Ananı mı öldüreceksin. insan kanı içmiş bu evde oyalanan koro. kendini ve eylemini savunan bir insanla karşı karşıya gelip tartışmaktadır­ lar. Tam bir mahkeme sahnesidir bu. onları canlandırmaktaki . Apollon gelir. onla rı uyutur. büyütmüşüm ben. 1186 vd. Mykene'de yönetimi ele alan çift kendi ölülerinin öcünü almak için kralı ve Troyalı tutsağını öldürmüşlerdir. — Babamı öldürdün ya. Atreus' tan bu yana üçüncü ölüm kasırgasıdır bu. der. Apollon oklarıyl. yalvar­ maktadır. sahnedeki kapı açılıp ge ne ikisinin ölüsü görülür. yavrum benim? Or. — Ama bak. Orestes'in davası Athena'nın tapınağı önünde görülecektir bu kez. çünkü daha hesapb. senin de ölmen gerek. ananın kinli köpeklerinden sakın Or. daha bi­ linçlidir (Alkmaion). evet. — Seni ben değil. daha önce Algis thos'u da vurmuştu. tanrıların tik­ sindiği pis bir kadındı anam.ı onları kovduktan sonra sahne değişir ve Atina'daki Akropolis görülür. — Ya babamınkilerden nasıl kaçarım senden sakınırsam? Klyt. ama suçu Alkmaion'unkinden da­ ha da ağırdır. Orestes bağırır. yedi yıl sonrasını gösteren "Khoephoroi" (Sunu taşıyan kızlar) adlı tragedyada Orestes öç alıcı olarak anası­ nın karşısına dikilmektedir. bakar ki Gorgo yüzlü. kader ağırlığı yerine insanların mahkeme­ si.K ba. derken Klytaimestra'nın tayfı dür­ ter. hiç ayrılmıyor bu evden. Athena onları Atina'nın koruyucuları olarak şehirde kalmaya çağırır.

226 vd. Eros'un doğuşunu anlatmak için yepye- Eriş.ustalığı bu üçlüde en yüksek zirvesine eriş­ miştir. buyruğuyla. o karşı gelinmez yaratık sarsıyor beni. Titanlar gibi azman yaratıkların birleşmesinde ne gibi bir rol oynadığını tanımlamakta güçlük çeker. Mantineia'lı Diotima'nın görüşlerini anlatır. biri insana zararlı. akıl ve istem güçlerini. Ama daha sonra. Yaşamın özünde gö­ rür onu Hesiodos ve kardeşine kötü değil de iyi kavgadan yana gitmesini öğütler. Eros'un da doğduğuna inanılmakta­ dır. ayağını çözer tanrıların. Kavga tan­ rıça Eriş.). kolumu çözen. Eros. giderek "parthenogenesis". Cehennem kavramına yaklaşan bu görüşler Roma mythos ve şiirin­ de Etrüsk etkisiyle gelişmiş olabilir. üstüne "en güzeline" yazdığı altın elmanın kime verilece­ . İhanet. Yunanlıların "daimon". Eski metinlerde beliren bu inanış Vergilius'un "Aeneis" destanında dile gelmek­ tedir: Erinys'leri Tartaros'un dibinde ruhlara ellerindeki kamçılar ve yılanlarla korku salıp eziyet eder görürüz. Eros. tanrıların da ellerinden alır yüreklerini. bizim "cin" diyeceğimiz bir yara­ tıktır. 11 vd. ölüm ve yıkım getiren ne kadar varlık varsa hepsi Nyks (Gece)'ten dogmadır. öteki kötülemeye. Üç Güzeller yarışmasında da bir rol oynar. kötüsü.): İki türlü kavga vardır bu dünyada. Öteki kavgayı daha önce doğurdu yüce Karanlık. O kavga ki eli tutmaz insanları bile işe sürükler. yani kendi kendi­ liğinden doğurma ilkesini bazı tanrısal varlık­ lar için sürdürür. Amphiaraos ve adları altında anlatılmıştır. rastos'un riyle ilgili Alkmaion Argos kralı Talaos'un kızı ve Adkızkardeşi. İnsanlara yararlıdır o kavga.): Khaos'tu hepsinden önce var olan.. Eriş. insanı kanlı savaşa götürür birisi. Eros'un devler. Ve sonra Eros. ği kararı Paris'in yargısına bırakılır (Paris). Bu kavga Troya savaşı gibi yüce bir çatışma­ nın kaynağıdır. Ana Toprak. sonra geniş göğüslü Caia. 116 vd.. ve insanların da. Göklerdeki tahtında oturan Kronos oğlu toprağın özüne kattı onu. İlkçağın en içli ve bilinçli aşk şairi Sappho da Hesiodos'a benzer bir tanım­ lama verir: Gene Eros. biri faydalı ve şöyle tanımlar ikisini de (İşi. Zorla girer bu kör dövüşüne ölümsüzlerin zoruyla. o Eros ki elini. Diotima'ya göre Eros bir tanrı bile değildir. elimi. ilkçağın en eski metinlerinden beri evrende birleşme ve üretmeyi sağlayan doğal bir güç olarak karşımıza çıkar. en güzeli ölümsüz tanrıların. Hesio­ dos yaratılışı anlatırken Khaos'tan hemen sonra Eros'u sayar. Erinys'ler. yarı kabuğundan toprak ortaya çıkınca. Karasevda ve İhtiyarlık gibi tanrılaşmış kavramlardan hemen sonra gelir doğum sırasında. ölüm­ lüyle ölümsüz arası bir varlık. Ne kadar belalı tanrı ve tanrıça varsa. Hesiodos'tan başka theogonia ve kosmogonia'larda da Eros'a yer ayrılır. Özden apayrıdır bu iki kavga. Platon'un "Şölen" adlı diyalogunda herkes kendine göre sevginin tanımlamasını yaptık­ tan sonra. Hesiodos'un bu kavgasına rekabet ya da ekmek kavgası demeli. Thebai efsane çembe­ öyküsü Adrastos. Sokrates bir kadın bilici. Sonra da ikinci eseri "İşler ve Günler" de iki kavga ayırır. Hesiodos ona "azgın yürek­ li" der ve kendi doğurduğu varlıkları sayar (Theog. insanları yeral­ tında cezalandıran tanrıçalar olarak görülme­ ye başlar. Eriphylc. ama bu evrensel ilkeyi gene de saymış olmak için şöyle der (Theog. hem tatlı hem acı Eros. Zaman geçince. biri övülmeye değer. hiçbir ölümlü sevmez onu. Peleus'la Thetis'in düğününe hır çı­ karmasın diye çağrılmadığı için altın elmayı tanrıların dügtin sofrasına atar da. ilk tanrılar ara­ sına nasıl yerleştireceğini iyice bilemez. onun etkisini insan dün­ yasında açıkça gördügü'halde. Orfizm deni­ len ve şair Orpheus'tan geldiği ileri sürülen mistik akımda da Eros'un dünyayla birlikte kaos'tan çıktığına. yahut da Gece'den dog­ ma evren yumurtası ikiye bölünüp yarı kabu­ ğundan gök.

hep arayan. Eros'u ele alan en güzel efsanelerden biri Apuleius'un "Eros ile Psyklıc" masalıdır. yürekli. Ne var ki hiçbir tanrı Eros gibi zaman ve mekâna göre değişik bi­ çimlerde yansıtılmamıştır. Herakles bu sürüleri çalmak için Erythion'u da. kapı önlerinde. As­ lında ne ölümlü. Bu efsaneler Eros'un özün­ deki çok yönlülüğü dile getirmek için sonra­ dan uydurulmuştur. Başka efsanelerde Eros'un Aphrodite ile Hermes'in oğlu.ni bir efsane uydurulur: Yoksulluk tanrıça (Penia) ile Bolluk tanrı diye çevirdiğimiz. arzulayan bir duygu olduğu dile getirilmiş olu­ yor bu parçada. Delos'taki Apollon tapmağına git­ miş. 203c. yaman avcıdır. Bakarsın aynı günde bolluk içinde gelişir. Ne yapsın. Sev­ gi'nin hiçbir zaman kanmadığı. yalınayaktır. Öylece Sevgi her zaman ne yokluk içinde­ dir. güreşmişler ve He­ rakles Eryks'i öldürmüş. varını yoğunu yiyip bitir­ dikten sonra. 19). sonra yine babasının tabia­ tı gereği bir çaresini bulup dirilir. Günün birinde Demeter'e adanmış bir koruluğu kesmeye kalkış­ mış. Herakles de efsanelik yaban domuzunu öldürmüş (Herakles). dayanıklıdır. VI. hüner anlamına gelen Poros'un ogluymuş. as­ lında her derde deva. Tanrılardan korkmaz. Erysikhton. İskenderiye sanatıyla başlayan bu Eros simgesi Roma'da Amor-Amores diye epey tutunmuş. ağaçları bir bir kesmiş. Geryon'un öküzlerini bekleyen sı­ ğırtmaç. bu yüzden gözleri kör olmuş.' yol köşele­ rinde yatar. Eryks. Böylece Eros tanrı evrensel bir ilkeden. sürülerin bekçisi köpek Orthos'u da öldürür (Hes. Eteokles. Erythion. (1) Apollon tanrının oğlu. 103). tanrılar işmarlarla onu alıkoymaya çalış­ tıkları halde. Sem­ bolik bir anlam taşıyan bu masal Psykhr bal ligi altında anlatılmıştır. alaycı ve ya­ ramaz. Atina'lı kahraman. Aither. Adonis'le seviştikten sonra Aphrodite'yi ha­ mama girer görmüş. d). Oidipus'la lokaste'nin oğlu. Üstünde ünlü bir Aphrodite tapınatjı bulunan Sicilya dağına adını veren efsanelik kral. ya da Eileithyia veya İris'in çocuğu olduğu söylenir. Eileithyia' nın eski bir heykeliyle döner­ ken. Sevgi her şeyden önce her zaman yoksuldur. Oğlunun öcünü almak için Apollon da bir yaban domuzu olup Adonis'i vurup öl dürmüş. Erymanthos. Demeter de onu din­ meyen bir açlığa çarpmış. Bir şeyin eline geçmesiyle elinden kaçması bir olur. bu biçimle de günümüze kadar gel­ miştir. büyücülükte eşsizdir. hep tuzaklar kurar. Erysikhton hiç aldırmamış. Babasına çeken tarafıyla da hep güzelin. dağda. Erysikhton ne ye­ se doymuyormuş. Bkz. yolda ölmüş. tersine kabadır. giderek tehlikeli bir çocuk biçimine girmiş. ama krallığına el koymayıp akrabalarından birinin günün birin­ de oraya yerleşeceğini söylemiş ve öyle ol­ muş: Tarihsel çağlarda Dor'lardan bir grup Eryks dagma yerleşmişler. Dione'nin kızı Aphrodite'den de Anteros (karşılık aşk). Uranos'lu Aphrodite'nin Hermes'le birleşmesinden Eros doğ­ muş. Sevgi'nin karakterini anasıyla babası arasındaki karşıtlığın sonucu olarak şöyle anlatır: "BoUuk'la Yoksulluk'tan doğan Sevgi'nin talihi de ona göre olmuş. kendi kendini de yemiş. bir­ denbire de ölür. yoksulluktan kurtulamaz. (2) Arkadya'da akan bir ırmakla aynı bölge deki bir dağın adı. Eryks yiğide meydan okumuş. Theog. taşkın bir adammış. insanları oklarıyla kovalayan ve yaralayan kanatlı. ne ölümsüzdür. atılgan. hiçbir tanrı Eros kadar şairlere konu olmamıştır. ne de varlık içinde" (Şöl. bayırda. pistir. fikirlere. buluş­ lara düşkündür. şiirde olduğu kadar resimde de iz bırakmış ve Rönesans'ta ikinci ve çok canlı bir gelişme görmüştür. (1) Thessalia kralı Triopas'ın oQlu. açıkta. kalkar. iyinin peşin­ dedir. 292). anasına çek­ miş. ya da kardeşi. Adı Herakles efsanesine karış­ mıştır: Geryoneus'tan aşırdığı sürüleri götü­ rürken Herakles bu Eryks'e rastlamış. Aphrodite ile Poseidon'un oğlu olduğu da söylenir. Kral Oldlpu . evsiz barksız. Yaban domuzlarının çok olduğu bu bölgede Artemis avlanmayı sevrı (Od. Polineikes'in kardeşi (Tab. yaşar. Esîr. çoklarının sandığı gibi hiç de öy­ le ince ve zarif değildir. (2) Kekrops'la Aglauros'un oğlu.

Bunun üzeri­ ne Polyneikes Argos kralı Adrastos'a başvu­ rur (Adrastos). Odysseus domuz çobanının kulübesine ge­ lince. Eteokles Polyneikes'le teke tek savaşta can verdikten son­ ra. Odysseus'la aralarındaki ko­ nuşmalar Odysseia romanının gerçekçi yanı­ nı ve zamanın yaşama koşullarını açığa vurup yansıtan değerli belgelerdir. Atina ile Eleusis arasında kopan savaşa karı­ şır. Eumolpos Eleusis myster'lerinin kurucusu olarak tanınır. Eumaios. Troya savaşına kendi katılmadığı halde. Hora'lar).Thebal'dcn kovulunca. XV. Babası yiğidi bağış­ ladığı halde. Eumaios. Trakya kralı. ona bir döşek serer. ama Eteokles gene anlaşmaya yanaşmaz. Adı sevinç. Kalydon kralı Oineus'un sarayın­ da şarap sunan delikanlı. Eteokles yö­ netimi ona vermeye razı olmaz. Themis'le Zeus'un kızı. Fırat nehrinin adını açıklamak için uydurulmuş bir efsane: Euphrates adlı bir adam varmış. Euenos atlarını vurduktan sonra kendini orada akan bir ırmağa atar. mülkünü yeni baştan ele ge­ çirmekte yardımcı olur ona. Herakles de çocuğa bir tokat atacak olmuş. bu savaşta Atina kralı Erekhteus elinden öldürülür (Erekhteus). Bir yıl sonra hakkını aramaya gelince. O zamana kadar Medos adını taşıyan nehre. Poseidon'un oğlu. karısı Deianeira ve oğlu Hyllos'la bir­ likte Kalydon'dan göçüp Trakhis'e yerleşmiş. Euphrosyne. Atlantis'in yerlisi (Atlantis). Eunomia. Herakles kendi kendine ceza vermiş. Odysseus uzun serüvenlerinden sonra yurdu­ na ilk ayak bastığında Eumaios'un yaptığı ve yönettiği ahırlara gider ve babasının sadık uşağı olan bu "tanrısal" çobanbaşı ile bulu­ şur. cömert ve akıllı bir kişidir.j. Thebai'de törenle gömülür. Ama tokadı o kadar sert indirmiş ki çocuk ölmüş. Odysseia'da önemli bir rol oynayan İthake'li bir domuz çobanıdır. malını. yemek verir ve dilenci pozunda olan efendisinin uydurduğu hayat hikâyesini dinledikten sonra. onunla bir­ likte yanar (Kapaneus). Akha'lara Lemnos şarabı gönderir (İl. Tanrı Ares'in oğlu. Horalar­ dan biri (Themis. m» . konuğunun özlemini çektiği efendisi ol­ duğunu anladıktan sonra da talipleri öldür­ mekte. Odysseus'un sütninesi Eurykleia kadar sevimli. İlkin tahta oturan Eteokles'tir. Hypsipple). Eteokles'le Polynei­ kes aralarında bir anlaşma yaparlar: Her yıl biri kral olacaktır. Eumolpos. Herakles'in ellerini yıkarken Eunomos yanlışlıkla suyu yiğidin ayaklarına dökmüş. Euadne. Eumaios onu saygıyla karşılar. lason'un Argonaut'lar se­ ferinde Lemnos adasına varınca Hypsipyle'den olan oğludur (Argonaut'lar. Thebai'ye karşı sefere hazırla­ nan Yediler ordusu saldırıya başlamadan ara­ larından Tydeus'u elçi olarak gönderirler. sonra da yanlışlığını anlaya­ rak kendini nehre atmış. kocasının odun yığınına atılarak. Eleu­ sis başrahipleri "Eumolpides" adını benimse­ miş ve atalarının Eumolpos olduğunu kabul ederlerdi. Epigon'ların Thebai'ye saldırısı sırasında Eteokles'in oğlu Laodamas kraldır. Eunomos. Euneos. Irmak Euneos adını alır (idas. Sonunda Marpessa'yı İdas kaçırır. Marpessa). Eue­ nos da peşine takılır. kendisinin de bir kral oğ­ luyken nasıl kaçırılıp İthake'ye getirildiğini anlatmaya koyulur. VII. Euenos. içinde boğulan Euphrates'in adı verilmiş. ağırlamakla kal­ maz. neşe anlamına ge­ len Euphrosyne üç Kharit'lerden biridir (Kharit'ler). Eumaios ihtiyar bir dilenci kılığında olan Odysseus'u konuklamak. Bunun üzerine saldırı başlar. Akhilleus esir aldığı Priamos oğlu Lykaon'u Euneos'a satar (Lykaon). 389 vd. Kı­ zı Marpessa'ya bir talip çıktıkça babası onu öldürür ve kafasını Poseidon tapınağına asarmış. oysa Polynei­ kes mezardan yoksun bırakılır (Antigone). günün birinde oğlunu karısının yanında uyur görmüş ve onu bir yabancı sa­ narak öldürmüş. İphis'in kızı Kapaneus'un karısı. Aitolia kralı. Polyneikes de şehirden ayrılır. ama İdas tanrı Poseidon'dan kanatlı bir araba aldığı için onu ya­ kalayamaz. Euenor. Eumaios'un anlattığı bu öykü ilginç bir roman ve o zamanki Akdeniz çevresinde ise yoğun bir gidiş geliş olduğunu açığa vurur (Od. Euneos. Euphrates. 467 72).

Poseidon'la Libya'nın oğlu. Eurybie. 11). Sanki Europa'nın. Argos'un öldürülüşü. O ilerledikçe dalgalar iki yana açılıyor­ du. Tl tan'lardan Krios'la birleşip. sümbül­ ler.. yeryüzünde öyle tarafsız davrandılar ki. kadın kılığında. mitologya'da oğullarından daha önemli bir yer tutar. Hepsi de bilirdi ki. Ötekilerin de binmesine fırsat verme­ di Zeus fırlattığı yıldırımların hızıyla denize daldı. Io'nun serüvenine benzer bir serüven ya­ şayan Europa'nın öyküsünü Edith Hamilton'un Ülkü Tamer'ce yapılmış çevirisinden okuyalım (Varlık yayınları. ya da Typhon'dan doğduğu söylenen dört ana rüz­ gârdan biri. Zeus'la sevişmesi yüzünden adı coğrafyaya geçen tek kadın İo değildir. İo'nun yıllarca acı çekme­ sine karşılık Europa. Yanlarında. Nergisler. onu kendisi al­ mak istemişti. Europa da yaşıtları arasında öyle ışıldıyordu. Girit adasına gittiklerini söyledi. Nereus. Pallas ve Perses 'i doğurur. ama Zeus yine de ne olur. Hephaistos yap­ mıştı o sepeti. (Bu öykü.. Öv/e tatlı. İki kıta. Euros. içlerini dolduran çiçek­ ler de ne kadar güzeldir.. Gözleri. öyle güzel bir boğa ki bu. Hesiodos'un Theogonia'sında Pontos'la Gaia'dan. ne olmaz diye korktu. Europa da boğayı gö­ rünce dayanamayıp yanına geldi. bilinmiyor. Boğa. Bir süre sonra Girit'e ayak bastılar. bütün bir kıtaya adını vermiştir (Tab. Güneybatıdan eser. gamsız. menekşeler. bir boğa sırtında deniz­ ler aşıvermenin yarattığı birkaç saniyelik şaş­ kınlık ve korku bir yana bırakılırsa. kırmızı yaban gülleri. Europa'nın ünü daha da yaygındır. Bir boğa kılığına girdi. ansızın. yüzyılda yaşamış İskenderi­ ye'n bir şairin. sepetlerini çiçeklerle doldururlardı. kendi yaşındaki kız arkadaşlarını topla­ dı. Fenike kralı Agenor'un kızı Europa tanrılar tanrısı Zeus'un sevgisini kazanmakla ölmez bir ün salmış. Europa'nın Zeus'la seviş­ tiği sıralarda Hera nerelerdeydi. 53). Europa'yı doğurduğunu ileri süren Asya. Hemen eğildi boğa. kendisi için çok ilgi çekici bir yaratığa ilişti. tasasız. Güzel Europa. borulannı öttürerek Tritonlar ve Zeus'un kardeşi Poseidon gidi­ yordu. ona tutulduğunu. Astraios. . kendisini paylaşmak istemişlerdi düşünde. gönlü ne dilerse onu yapıyordu.. oğlu Eros'a söylemiş. sonra Zeus'un İo'yu yeniden kadın kılığına sokusu çiziliydi. Sulardan. Orada Mevsim'ler karşıladı kendilerini. bizim keşiş­ leme dediğimiz rüzgârdır.Eurybie.. Kharit'lerin arasında nasıl ışıldarsa. Sonunda dayanamadı. Europa. Phorkys. Europa'nın oğullarından ikisi. okşadı. Zeus'un Euro­ pa'yı kendisine verdiğini söylemişti. gördüğü yaratıklardan korkan Europa. en güzel se­ pet Europa'nın sepetidir. önlerinde. Ama Euro­ pa. Moskhos'un şiirinde anlatılır). gülümseyerek. boğanın sırtına oturdu. kaşları yerinde gümüş yaylar çizili. sırtı­ na binmesini ister gibiydi: Sırtına bindirip gezdirecek bizi.. o da oklarından birini Zeus'un kalbine saplamıştı. Aşk tanrıçası. Şafak tanrıça Eos'la Astraios. Zeus bir ilkbahar sabahı gökteki sarayında oturmuş. Bilinen bir şey var: Tanrılar tanrısı. Üstünde İo'nun öyküsü. tembel tembel yeryüzünü gözetli­ yordu. Onu sevdi. Seviştiler. Gördüğü bu garip düşü yorumlayamadı Eu­ ropa. hiç üzülmerniştir denebilir. çocukları oldu. Minos ve Rhadamanthys. boynuzları yeni ayın görünüşüne benzeyen güzel. düşmemek için bir eliyle boğanın ko­ caman boynuzunu tutarken. gördüğü düşü yorumlamaya çalışıyordu. uyku­ dan uyanmış. kendisini ıssız bir yerde tek başına bırakmaması için boğaya yalvardı. Çiçek toplayan kızların arası­ na indi. inek oluşu. yani denizle topraktan doğmuş. Yalnız sepetler mi. Zeus onu görünce dayanamadı. Öteki kıta ise. Thaurnas ile Keto'nun kız kardeşidir (Tab. ıslanmasın diye mor eteğini topluyordu. Koyu kahverengi. Orada oyunlar oynarlar. iyi bir insan gibi Yalnız konuşmuyor. Hera uzaklardaydı o sırada. çekici bir boğa olup çıktı. cevap vererek kendisinin tan­ rılar tanrısı Zeus olduğunu. ölümlerinden sonra ölüler ülkesine yargıç yapıldılar. öteki eliyle de.Europa. "Bu boğa olsa olsa bir tanrıdır" diye düşünüyor­ du. Yaşıtları gibi. 6). deniz kıyısındaki çiçek tarlasına gittiler. arkalarında garip deniz tanrıları Nereid'ler. III. Zaten aşk tanrıçası Aphrodite. s. Hiç boğaya benzemiyor.

). 205 vd. onu poh­ pohlar. Orpheus'un karısı.). çevresinde onun dört döne döne. Eurymedon. gitti­ ğini o bilir ve Penelopeia'dan saklar (Od. 95 vd.). Hesiodos'un "Theogonia"sında anlatıldığına göre (Theog. taliplerin ve özellikle hizmetçilerin ce­ zalandırılmasında önemli bir rol oynar (Od. Orpheus. biri Agamemnon'un seyisi. Eurynome. bir an önce krali­ çeyle evlenmeye. Şöyle tanımlanır (Od. II. 17): Penelopeia'yı babası ve kardeşleri kışkırtırlar Eurymakhos'a varsın diye.): Telemakhos gidiyordu yatmaya. 396). ama yatağına almamıştı bir kere olsun. 339 vd. XVI. gemi­ leri Seiren'lerin önünden geçerken Odysseus'u direğe iki kat bağlar (XII. İşte bu Eurykleia'ydı çerağı tutan. Odysseus'un sütninesi. büyü­ ğüdür. bebekken dadılığa başlamıştı Telemakhos'a bakmıştı ta çocukluğundan kocaman oluncaya dek. . Odysseus'un yoldaşlarından biri. Eury­ makhos önce bütün suçu Antinoos'a yükle­ yip pazarlığa girişmek ister (Od. X.): Eurymakhos'tu adı. XXII. yiğit Polybos'un parlak oğlu. ödü kopuyordu karısının öfkesinden. Eurylokhos.EURYDİKE Eurydike. Kirke'nin konağına gidecek grubun başı­ na seçilir. Eurykleia. daha nazik ve terbiyeli bir adam gibi davranır: Pe­ nelopeia'yı yatıştırır. ağaç perisi. Telemakhos'u ilk fırsatta öl­ dürmeye ve Penelopeia'nın hizmetçisi Melantho ile seviştiği halde. çerağlar tuttu yoluna pırıl pırıl. körpecik bir kızken almıştı yirmi sığıra karşılık. Onu Laertes parasıyla satın almıştı çok eskiden. Dilenci kılığında saraya ge­ len Odysseus'a o da kötü davranır. Odysseia'da günlük hayatı yansı­ tan en canlı bazı sahnelerin kahramanıdır: Telemakhos'un yolculuğunu o hazırlar. Odysseus'un sarayında oynayan dra­ mın en sevimli kişisidir. XV. 425 vd. 23 vd. 519 vd. lthake'liler şimdiden bir tanrı gözüyle bakarlar ona. 186 vd. sayardı onu sarayında asıl karısı gibi. 350507). Polybos'un oğlu Euryma­ khos. Yay germe ya­ rışmasında Antinoos'la ikisi en sona kalırlar. Eurymakhos.). Odysseus'un karısı Penelopeia'nın ta­ lipleri arasında başta gelenlerdendir. oğlunun canına kıyılma­ yacağım söyler (Od.). Eurykleia. Odysseus kendini belli edip meydan okuyunca. (1) Okeanos'la Tethys'in sayısı üç bini bulan kızlarından biri. 295 vd. ağırlığı en çok talipler arasında o artırır çünkü. öbürü Nestor'un seyisidir. Telemakhos'u en çok seven de oydu. Serüveni için bkz. kafasına bir tokmak atar (XVIII. XIX. en güzel armağanlardan birini verir (XVIII. 906-910): Okeanos kızı Eurynome ile evlendi güzelliği.). taliplerin en iyisidir gene de. ama Güneş'in ineklerini yemeyi o salık verir arka­ daşlarına ve bu yüzden de tanrıların lanetine uğrayarak Odysseus'un bütün tayfasıyla bir­ likte can verir (XII. Antinoos'a kıyasla biraz daha efendi. Odysseus onu da bir okla yere serer ve öldürür. bekçisi. ölüler ülkesinin açıldığı çu­ kur başında kurban keser (XI. İlyada'da iki Eurymedon'un sözü edilir. görenleri büyüleyen uyum Zeus tanrıçayla. I. 391-492). ama büyücü kadının kurduğu tuza­ ğa düşmez ve geri gelip Odysseus'a Kirke'nin arkadaşlarını domuza çevirdiğini haber verir (Od. düşüne düşüne. ama başaramazlar (XXI. 347-380).). Odysseia'nın başında Telemakhos'u yatak odasına götürürken şöyle tanıtılır bize (Od. dilenci kılığında İthake sarayına gelen Odysseus'un ayaklarını yıkarken eski bir yara izinden onu tanır (Od.) ama bütün bunlar yalan ve yapmacıktır. XXII. Antinoos'la birlikte Eurymakhos taliplerin en ciddiye alınması gerekenidir (Od. XV. Peisenor oğlu Ops'un kızı. 434 vd. Eurykleia. o da Odysseus'un varlığını sömürmeyebakar. 60 vd. Evin kâhyası.

Poseidon'un ogluymuş. Lapith'lerden Peirithoos'un nişanlısını kaçırdığından. bir de İole ad­ lı kızı varmış. İthake kraliçesi onu yanından ayırmaz.ırına yapar. Vergilius'un "Aeneis" destanın­ da adı geçen kahraman. Eurypylos. Kentaur'larla Lapith'ler sava­ şına yol açmıştı (Kentaur'lar). neşe getirirmiş. Mykene ve Argolis bölgesine kral olur ve Herakles'i buyruğu altına alarak. müzik ve . Bunun cezası olarak da esir diye satılmış ve Omphale'nin sarayına düşmüş. ona dert döker. Zalim kralın kafası Alkmene'ye getirilince. kendine bakması için öğütler verir. ne kendinin. Penelopeia'nın çevresinde asıl hizmet gören odur. XXIII. Eurypylos. onun eliyle arınmıştı. Paris'in kargısı altında yaralanır. iyi adam anlamına gelir) kurmuştu. Ok atmakta çok usta olan Eurytos'un dört oğlu. onunla konuşur. ama Ioalos tarafından öldürülür. Troya'lılardan Hypsenor. Evandrus. elinde bir flütle şenliklere. Telephos. Kardeşi Phokos'u öldürdükten sonra Peleus Eurythion'un yanına sığınmış. Özgürlüğüne kavuşunca. Herakles büyük kahra­ manlıklarını hep Eurystheus'un emriyle ve Eurystheus'un çık. bu yüzden de öldürülmüş. Böylece Eurystheus Tiryns. başı çelenkli. yiğidin. Herakles onunla boy ölçüşüp onu yenmiş. Onu kıskanan aman vermez kral yiğide eziyet etmekten hoşlanmaktadır. bayramlara katılır. ama Kalydon avı sırasında kaynata­ sını da kaza ile öldürünce. (2) Penelopeia'nın yanında bulunan kâhya kadın. Bunu bir armağan karşılığı yaptığı söylenir. yarası iyi­ leşince. Ama Priamos'un kız kardeşi olan karısı. XI. Musa'lardan biri. onu bir sürü güç işler başarmaya zorlar. (2) Kalydon savaşına katılan yiğitlerden bi­ ri. ne de oğlunun Ak­ ra'lara karşı savaşmayacağına söz vermişti. gözlerini oymuş (Herak­ les. oğlu Eurypylos'u Troya'ya gitmeye kandırmıştı. Dithyrambos'u onun esinlediği söyle­ nir (Musa'lar). Eurystheus. Ok atmakta kendisini yenecek olana kızını vermeye ant içmiş. Argos kralı Sthenelos'un oğlu. Odysseus ölüler ülkesinde karşılaştığı Akhilleus'un ruhuna iletir (Od.). 154 vd. İphitos. ama Patroklos yardımına koşar. (Kharit'ler). Bölgeye uygarlık getirmiş. Troya dönüşünde Herak­ les adaya uğrayınca Eurypylos ona karşı gel­ miş. Alkmene'yi Herakles'ten gebe bırakınca. Dionysos alaylarında da yeri vardır. Perseus torunlarından ilk doğacak olanın krallık elde edeceğini bildirir. dilenci kı­ lığında uykuya yattığı zaman Odysseus'un üs­ tünü örter (Od. (3) Telephos'un oğlu. 519 vd. (2) Bir devin adı (Gigant'lar). Herakles öldükten sonra. Kharit'ler. İole). Hera da doğa­ cağını bildiği Herakles'in kral olmasını önle­ mek için. Eurytos. XX. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan kişi. Eurythion. Eurystheus. (2) Kos (Istanköy) adasının kralı. Eurystheus'un yedi aylık doğmasını sağlar. Alkmene). Euterpc. Euandros. Ne var ki birden çıldıran Herakles İphitos'u öldürmüş. başka yere göç­ mek zorunda kalır (Peleus. Ro'mulus tepesinde Roma şehrini kurmadan orada Evandrus'un kurduğu Pallantea kasabası vardı. Herakles efsanesinde büyük bir rol oynayan kötü kişi. Eurystheus soyunu Mykene'den kovar. 4). Melanthos ve Apisaon'u öldürür. (1) Nerede olduğu iyice bilinmeyen Oikhalia şehrinin kralı. Penelopeia ile gerdeğe girmeye hazırlayan odur (Od. giydiren. Bu çar­ pışmanın haberini. yani at adamlardan biri. Üç Güzeller: Aglaie. Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a karşı savaşır ve onun eliyle öldürülür. Bir süre sonra Herakles oğullarının savaş ortağı olan Atina'ya karşı sefere çıkar. Burayı da Yunanistan'ın Arkadya bölgesinden gelme Evandrus (Yun. Euphrosyne ve sevimli Thalia.Üç kızı oldu ondan.). Zeus. kendini tanıttıktan sonra yiğidi yıkayan. Eurytos'un sarayına dönüp onu öldürmüş ve lole'yi ele geçirmiş (Herakles. Aiakos). Yalnız oğlu İphitos Herak­ les'ten yana çıkmış. (1) Kentaur. yerlilere okuma yazmayı öğretmiş. (1) Troya'da Akha'lardan yana savaşan Thessalia'lı önder. Amphitryon'un amca oğlu ve onun gibi Perseus'un torunudur. sürülerini çal­ dığını ileri sürmüş. ama Eury tos sözünde durmamış.

iyi karşılar ve oğlunu bir bölük askerle birlikte emrine verip Rutul'lere karşı savaşta yardımcı olmalarını sağ­ lar (Aeneas). Evandrus Aeneas'ı.yararlı bazı sanatları da yaymıştı. tanrı oğlu olduğunu anlayarak Roma'nın yedi tepesinden Aventinus'la Palatinus arasında büyük bir sunak kurmuş. Onun için. babası Ankhises'le konukluk bağları kurmuş olduklarını hatırlayarak. Evand­ rus onu Cacus'u öldürmüş olma suçundan arındırmış. 112 . bu sunak sonraları da Ara Maxima ola­ rak gösterilirdi (Cacus). Ayrıca Latlum Yunanistan'dan bazı tanrı kültlerini de getirmişti. Hercules buralara gelince.

Palatinus tepesinde de kulübesi gösterilirdi. yemini simgeleyen tanrıça. IV. öte yandan adı Roma'nın kuruluş efsa­ nelerine karışmıştır. Kader. Alba kralı Amulius'un çobanı Faustulus Romulus'la Remus efsanesinde önemli bir rol oynar. Vergilius'un "Aeneis" destanında yarattığı bir simgesel varlıktır. Roma'da üç Fata tanrıçasının heykeli görü­ lürdü ki bu heykeller Sibylla'lan simgelerdi (Parça. Arkadya'daki Euandros'un İtalya'ya gelişiy­ le ilgili efsanelerde rol oynadığı için (Evandrus). Etrüsk asıllı bir tanrıça. Fames. Terracina'da bulunan tapınağında köleler azat edildi­ ği için. 173-188). Erysikhton'a dinmez açlığı veren odur (Erysikhthon). Faustulus. verilen söze saygının her türlü toplum düzeninin temelinde olduğu . yani özgürlüğü simgeleyen tanrıça ile bir tutulmuştur. Remus). erkek Fatus'ların da varlığı tasarlandı ve herkesin kendi cinsine göre ka­ deri. Roma dininin en eski tanrılarından biri. Faustulus bir dişi kurdun emzirdiği ikizleri bulmuş ve karısı Acca Larentia'ya büyütülmek üzere götürüp vermiştir (Acca Larentia). Fatum. toprağın verimliliğini sağlamak ve halkı kötü güçlerin etkisinden kurtarmak amacı güdülürdü. Romulus da tanrı ve kral soyundan olduğunu anlayınca. sakallı. Falcı bir tanrıça olarak gös­ terilir ve Bona Dea ile bir tutulur (Bona Dea). Sonradan Faustulus çocuk­ lara kim olduklarını bildirmiş. Feronia. ko­ nuşmak anlamına gelen "fari"den türeme olup. lü­ tuf gösteren) anlamına gelen bu tanrı bir yan­ dan sürülerin. verimli" anlamına gelen Faustulus'un Forum'da mezarı. Fauna. Latium'un ilk krallarından biri ola­ rak gösterilir. Fides. boynuzlu yaratıklar ola­ rak dağda. gidip Amulius'u öldürmüş. Amulius kızlarının do­ ğurduğu ikiz çocukları Tiber kenarına bırak­ mayı buyurunca. alın yazısı bir genius. bir cin olarak sim­ gelendi (Genius).ı l. Fama. Klasik çağlarda Faunus bir tanrı olmaktan çıkmış ve Yunan Satyr'leri gi­ bi keçi ayaklı. Faustulus araya gir­ miş ve öldürülmüş derler. ak saçlı bir kocakarı ola­ rak simgelendirilmesi. Ormanları ve kaynakları koruyan bu tanrıçanın kültü or­ ta İtalya'ya ve Etruria'ya yayılmıştı.ınn Pan ile bir tutul­ muş. Halk arasında dişi cinsten Fata olduğu gibi. söz söylemek. tarlaların koruyucusu olarak Yunan etkisi . Faunus'un rahipleri Luperci'lerin kutla­ dıkları bu bahar ve bereket bayramında deli­ kanlılar çırılçıplak olarak dolaşır ve önlerine gelen kadınlara kamçılarıyla vururlardı. hem de eşi. lütuf gösteren) anla­ mına gelir. Kısır­ lığı defetmek. Fransızca peri anlamına gelen "fee" bu Fata'dan gelmiştir. Andı. Roma tanrıları arasın­ da saygı görürdü (Romulus. Adı "faveo" fiilin­ den "uğurlu. aslında "tanrı sözü" demektir. Latin Hercules efsanesinde rol oynar. Faunus. ormanda. Fauna. Hercules'le sevişmiş ve Latium'a adını verecek olan kral Latinus'u doğurmuş. Roma mitolojisinde Kader'i simgele­ yen tanrısal varlık. su kenarlarında nympha'ları kovalar gösterilmişlerdir. Fatutn. Adı "qui favet" (iyilik eden. Vergilius bu sim­ gesel varlığı Ölüler Ülkesi'nde Yoksulluk'la yan yana gösterir. Açlığı simgeleyen Fames Hesiodos'un Eris'ten dogma olarak gösterdiği Limos'un Latince karşılığıdır.ıllııııl. Ficus'un oğlu ve Saturnus'un torunu ola­ rak gösterilir. Kadınları kısırlıktan korurmuş. İkiz kardeşler kav­ gaya tutuştukları zaman.F Fama. Sonraları Yunan dinsel görüşlerinin etkisiyle Fatum. Roma tanrısı Faunus'un hem kız kar­ deşi. İupiter'den daha yaşlı. halk sesini ve dedikoduyu simgeleyen tanrıça. Roma kuruluş efsanesinde bir tanrı olarak değil de. Ovidius'a göre. Roma mitolojisinde ünü. Açlık İskitya'da kurak bir toprak üstünde oturmaktadır. Libertas. tanrıçalarıyla bir tutulmuş ve Fatum sözcüğü dişi cinse dönerek Fata olmuştur. Dido'nun Aeneas'a olan gizli aşkını açığa vurur (Aen. Faunus gibi Fauna'nın adı da "quae favet" (iyilik eden. kültü Roma şehrinin en eski tepelerin­ den biri sayılan Palatinus'a yerleşmiş ve Lupercalia bayramı (15 şubat) ile ün kazanmış­ tır. kral Faunus'un eşi. Stbylla).

çoğu zaman da kör olarak can­ landırılır. Fors. Roma'lılar çok önem verdikleri bu tanrıları bir çift olarak gö­ rür ve Fors'la Fortuna'ya birlikte tapınırlar. rüzgâr tanrı onu görüp kaçırmış ve evlenmiş onunla. Yunan Tykhe tanrıçasıyla bir tutulan Fortuna elinde bir dümen (insanların hayatını yönetir çünkü) ve bereket boynuzuyla. Nisan sonunda başlayıp mayıs ayma kadar süren bu şenlikler büyük bir coşkunlukla kutlanır­ dı. Flora'nın onuruna Roma'da Floralia şenlikleri düzenlenirdi. Her türlü bitki ve çiçek üstünde egemenliği bağışlamış Flora'ya. Flora. Ro­ ma'ya Sabin'lerden gelme bir tanrıçadır. Şair Ovidius Flora üstüne Yunan mythoss'undan esinli bir öykü anlatır (Fast. Fortuna tanrıçanın erkeğidir. bunun için Flora'ya başvurmuş. Tapımını Roma'ya getiren kral Servius Tullius imiş. talih anlamına gelen Fors. Çiçek ve bahar tanrıçası Flora. yakınırlardı. tanrı Mars'ın dogmasına önemli bir etken ol­ muş: Jüpiter'in Minerva'yı kendi kafasından çıkarmasına içerleyen İuno erkek araya gir­ meden bir çocuk doğurmak istemiş tek başı­ na. Ama Flora'nın gücü bununla da kalmamış. Rastlantı. sunu sunarken rahipleri sag elleri­ ne bir beyaz sargı sararlardı. Roma'lıların en çok korktukları. Fides'e kur­ ban keser. Fortuna. Aeneas soyu ona Palatinus üzerinde bir tapınak yaptırmış. Çi­ çek açan her bitkinin yönetimi onun elinde­ dir. Röma'lılar yılın ilk ayına Mars (mart) adını vere­ rek onun Flora ve baharla ilişkisini belli et­ mek istemişlerdir. V. en çok tapındıkları tanrıçalardan biri kör tali­ hi simgeleyen Fortuna'dır. tanrıça da kendi kendi­ ne Mars tanrıyı getirmiş meydana. IM . geceleri evine girermiş. özellikle İsis'le bir tutulmuştur (Tykhe). Fortuna o kralı o kadar se­ ver ki. Furia'lar. Fortuna'nın tapınağında Servius Tullius'un bir heykeli buIunurmuş.anlamına gelir.): Flora aslında Khloris adlı bir Nympha imiş. Roma'nın ilkel din görüşlerinde Furia'lar yeraltından çıkıp insanların peşine takılan kötü cinlerdir. Yunan etkisi altında Fortuna za­ manla başka tanrıçalarla. Flora da bir kadına dokununca onu gebe bırakan bir çiçek vermiş îuno'ya. En erken çağlardan be­ ri Furia'lar Yunan mythos'unun Erinys'leriyle bir tutulmuş ve efsaneleri birbirine karışmıştır (Erinys'ler). 20 vd.

ın egemenliği elde edebileceğini o öğretir. Gaia böylece daha kişisel ve insansal tanrıçalarla ya birleşmiş. Gök'ü.ı parak devlere karşı savaşı gerçekleştirir ve Ti­ tan'ları devirerek dünya egemenliğini ele ge­ çirir. canavarlar hep Gaia'dan doğma sayılır. Babalan ilk günden iğrenmişti onlardan. Thaumas. Kronos'un da Zeus eliy­ le devrilmesidir . bu süreci şöyle anlatır Hesiodos (Theog. Tab. . Hesiodos'un Theogonia'smda dünyayı.G Gaia. doğar doğmaz gün ışınına çıkaracak yerde toprağın bağrına saklamıştı onları. Genellikle devler. kimisi de evrenin mito­ lojik yorumunun yarattığı simgesel tanrılar dır. ve Uranos sürdürürken bu korkunç oyunu koca Toprak inim inim inliyordu zorundan.): Toprak bir varlık yarattı kendine eşit: Dört bir yanını saran Uranos. l'de gösterildiği gibi Gaia "parthenogenesis" (kendi kendine doğurma) prensi­ bine göre Gök'ü. Zeus). evrensel bir öge olarak toprağı simgeler. "Bütün ölümsüzlerin sürekli. sağlam yurdunu yüksek dağları yarattı sonra. yel ve gökkuşağı gibi görülen varlıklardır. Gaia birinci kıı şak devrimini hazırladıktan sonra. ya da kozmik öğe olarak felsefe alanına girmiştir. 6). Phorkys. Bu kez de Gaia kızına kaderi bildirmekle kalmaz . Kronos'a da bir taş yutturulur (Kronos. Zamanla Gaia'nın mythos'ta yeri ve önemi değişmiş. Gaia Uranos'un devrilmesini sağladığı gibi. bütün öğelerin kaynağında bulunan ana ilkedir. Başka Theogonia'lara göre Tartaros'tan Ekhidna adlı bir kı­ zı olmuş ve Poseidon'la da birleşerek Antaios devini doğurmuş (Antaios). bir yandan Demeter. Gaia Yuna­ nistan'da birçok kehanet merkezlerinin esinleyicisi sayılır. evreni bir düzen yöntemine göre meydana getiren ve düzen­ siz boşluktan çıktıktan sonra dişi-erkek birleş­ me yoluyla evrenin kendisini ve tanrılarını ya­ ratır. Ama Gaia'nın öbür çocukları da aralarında birleşerek yersel ve göksel birçok varlıkların dogmasını sağlarlar. Karısı Rheia Zeus'a gebe kalınca Gaia ile Uranos'tan doğuracağı çocuğu kur­ tarma çarelerini sorar. Bir tanrıdan çok kozmik bir varlıktır Gaia. kozmik nitelikteki Ana Toprak. azmanlar. Delphoi). öte yandan Kybele gibi toprak ve bereket tanrıçalarına yer ver­ miştir. yıldızlı. yeri.): Böylesine korkunçtu Toprakla Gök'ün oğulları. sağlam tabanı" saydığı Gaia.Kronos'u aldatmak çareleri­ ni de gösterir ve Zeus'un Girit'te bir mağara­ da gizlice doğmasını sağlar. 154 vd. çara Kronos kuşağından Titan'ları yenmek için Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri kurtarıp yar­ dıma çağırmaktır. Zeus Gaia'nın dediğini y. Sonra ilkin Uranos'la birleşip erkek ve dişi Titan'ları. Sonra denizi yarattı. Kimseyle sevişip birleşmeden yaptı bunu. Homeros'ta hiç adı geçmeyen Gaia. Çünkü Kronos babası Uranos gibi zorbaca davranır ve çocuklarını doğar doğ­ maz yutar. Bunların kimisi yıldız. örneğin Delphoi'ye Apollon'dan çok daha önce yerleşmiş bilimi (Apollon. Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri doğurur (Tab. Hesiodos bu yolda doğada ana ilkenin ne oldu­ ğunu tanımlamaya çalışan îonya düşünürleri gibi davranır. ikinci kıı şak devrimini de yürütür: Zeus'a ne yokl. mutlu tanrıların sürekli. Gaia son olarak Tartaros'la birlikte Typhon'u doğurur (Typhon). Son Titan oğlu Kronos'a babasının erkeklik uzvunu kestirdikten sonra Gaia bu kez kendi doğurduğu Pontos'la birleşir ve ondan Nereus. ekin vermez denizi: Azgın dalgalarıyla şişen Pontos'u.kader Uranos'un oğluna yenildiği gibi. Bu doğurma sürecinden hemen sonra evrene egemenlik savaşının ilk belirtisi Uranos tanrının doğan çocuklarını Gaia'nın karnına gerisin geri tıkmasıyla baş gösterir (Theog. Dağ'ları ve Deniz'i yaratır. dinde daha belirli birer tanrıça olarak görü­ len. Hesiodos'tan gayrı kaynaklarda adı geçen Nereus'tan deniz var­ lıklarını meydana getirir. 2). tahta çıkardığı oğlu Kronos'un da devrilmesi­ ni sağlar. koyaklarında tanrılar oturan dağları. 126 vd. Keto ve Eurybie'yi meydana gelini (Tab.

Adına da Leukippos demişler.Galateia. İnsan kendi ya da başkasının genius'u üstüne ye­ min eder. (1) Homeros ve Hesiodos'da adı geçen Nereus kızlarından biri. tanrılara denk Ganymedes. bu genius'un da bütün öbür genius'lara hükmettiğine inanılırdı. Gece. Örneğin zifaf yatağının da genius'u vardır. imparato­ run genius'u korkulur. Hesiodos Theogonia'nın iki yerinde (Theog. Assarakos. Troya'lıların kralı. Ya da kendi kartal biçimine girmiş ve oğlanı pençelerinin arasına alıp kaçırmış. Geryoneus. Gigant'lar. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a Zeus'a şarap sunan olsun diye. Bkz. Ganymedes. ya da kaçırtan tanrı Zeus'tur. 230 vd. Akis'e kaçma fırsatını vermeden koca bir kaya kaldırıp kafasına in­ dirir. Akis ölür. Ganymedes'i de tanrılar sofrasın­ da Hebe yerine şarap sunucusu olarak kul­ lanmıştır. Geryoneus. Herakles Eurystheus' un buyruğu üzerine gelip onu adasında öldü­ rür. bir yerin. Erytheia adasının nerede olduğu tartışma konusu olmuştu. karısının gebe olduğunu anlayınca. Ama yalnız in­ sanın değil. Genius. Uranos'un kesilen hayalanndan akan kanın toprağa damladığını ve bir süre sonra Gaia' nm devleti "parlak zırhlı ve uzun kargılı" ola­ rak meydana çıkardığını yazar. Genius'un bayramıdır. görevi gerdeğe giren çiftin üret­ me gücünü artırmaktır. Her neyse. Poseidon'un oğlu Khrysaor'la Okeanos kızı Kallirhoe'den doğmadır. ona yalnız bir oğlu olursa besleyebileceğini. sonra da söz etmez artık onlardan. Tanrıça dileği yerine getirmiş ve Leukippos'un cinsiyetini değiştirmiş (îphis). yani Devleri. Kızıl toprak anlamına gelen bu ada Batı kızlarının birinin adını taşıyan İs­ panya kıyılarında bir ada olsa gerek (Herak­ les). En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. Ama başka mythos ya- Ganymedes'e vurulup onu asıl kaçıran. neşeli ve iyimser tutan güçtür. bir topluluğun da genius'u olabilir. (2) Lampros adlı bir adamla evli olan bir Girit'li kadın. 285-90. Tepegöz de şiirde bu güzel kıza olan aşkını ve aşkının karşılıksız kalmasından duyduğu acıyı dile getirir. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında.): Erikhthonios'tan Tros doğdu. Uranos'la Gaia'nın birleşmesinden doğan Titan'lardan ayırmalı. Çoban şiirlerinin ustası Theokritos'un XI. İmparatorluk çağında. güçlü bir varlık sayılır ve imparator nasıl öbür insanlar üzerine egemense. Nyks. Ama çirkinliğinden ötürü yanaşmaz Ga­ lateia ona. Doğum günü. Galateia da sevgilisinin bir ır­ mak haline gelmesini sağlar. İnsandaki genius onu canlı. Bir gün Te­ pegöz Galateia'yı sevgilisinin kollarında uyur bulur. Büyük bir korkuya kapılan annesi onu Leto tapınağına bırakmış ve tanrıçadan kızını erkek yapması­ nı yalvarmış. yoksa dağa bırak­ mak zorunda kalacağını bildirmiş. Ölümlülerin en güzeli sayılan Ganymedes Dardanos soyundan. ölümden sonra var ka­ lan tinsel varlık sayıldı (Manes). dağının yamaçlarında sürülerini otlatırken görmüş de kuşu kartalı göndermiş delikanlıyı kaçırıp Olympos'a getirsin diye. karşılık ola­ rak Zeus çocuğun babasına ölmez atlar arma­ ğan etmiş. 280-85) üç kafalı bu devden söz eder. Lampros çok fakirmiş. Zamanla geni­ us insanda ölmeyen. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: îlos. 17). Kocası yokken bir kız çocuk doğuran Galateia çocu­ ğunun cinsini kocasından saklamış ve kızı er­ kek kılığına sokarak büyütmüş. onunla buluşup konuşurlar. Türkçe "cin" sözcüğünün kaynağın­ da bulunan Latince "genius" kavramı kişinin içinde doğup gelişen tinsel varlıktır. Ganymedes'I 1da I I I . Adı sütbeyaz anlamına gelir. Homeros onun serü­ venini şöyle anlatır (İl. deliye döner. Ne var ki genç kız olunca Leukippos o kadar güzelmiş ki kız olduğunu saklamak elden gelmezmiş artık. Gigant'lan. Galateia'nın öykü­ sü şudur: Polyphemos'tan kaçan Nereus kızı tanrı Pan'ın (ya da Faunus'un) oğlu Akis'i se­ ver. şiirinde sözü geçen bu Nereus kızına Sicilya'lı Kyklops Polyphemos vurgun­ dur. Troya kral ailesindendir (Tab. Theogonia'da Hesiodos.

): Lykia'ltlara Sarpedon'la kusursuz Glaukos komuta eder. görülme­ miş boyda ve güçte olup. Altıncı bölüme kadar Glaukos'un adı geç­ mez. parlaklığını yansıtan bu yigit ne kadar da sevimli! Anadolu insanı sanki o gün­ den kendini bulmuş. Kabartmalarda devlerin tanrıların gücü altın­ da ezildikleri. (1) Glaukos II (Tab. Titan'lan yendikten sonra Olympos tanrıları bu yaratıklara karşı koymak zo­ runda kalmışlar. İlyada'da parlak bir rol oynar. Alkyoneus'u Herakles kendi öldür­ müş (Alkyoneus). ama birden durur. Aphrodite ve Nyks ile Moira'Iar savaşa katılır. Işık ülkesinden delen ve adı çıoflün maviliğini. O sır . Alkyoneus. Glaukos da Lykialı önder Sarpe­ don'la birlikte savaşa döner. gider. Bergama'dan alınıp Berlin Müzesine taşınan ve orada yeni baştan kurulan Zeus Sunağının frizi dev boy­ da 118 kabartmadan meydana gelir. Diomedes saldı­ rır. Eurytos'u Dionysos'un thyrsos'u. bellesin Akkha'larla Troya'lılar atalarımızın konuk kardeşi olmasıyla övündüğümüzü. Diomedes çe­ kilir.): Değişelim gel silahlarımızı. yani devler savaşı bir söylentiye göre Trakya'da. Olympos tanrılarında Zeus. biri doğar.ıııdıı iniştir. Leto. 214 vd. Artemis. tanrılar Herakles'e başvurmuşlar. ama Athena üstüne Sicilya adasını atmış. Hippolokhos'un oğlu Gla­ ukos.). 229 vd. yüz öküzlük silahı dokuz öküzlük silahla. Athena. bir yandan bakarsın bahar gelir. bir başka söy­ lentiye göre Arkadya'da olmuş. Devlerden Otos. tam o sıra. yansıtmıştır onun kişili­ ğinde. Porphyrion ve daha adları belirtilmeyen başkaları görülür. Çünkü Gigant'lar dağları üst üste yığarak Olympos'a saldırmışlar. Bu konu Bergama'nın Zeus Sunağında en parlak bir biçimde işlenmişti. içine bir kuşku girer bu parlak yiğit bir tanrı olmasın diye. Dione.GLAUKOS zarları ve özellikle plastik sanatlar. Kimsin? diye sorar. Glaukos. II. gövdeleri paramparça edilip korkunç acılar içinde kıvrandıkları an canlandırılmıştır. 25). Herakles de başta Zeus ve Aigis kalkanıyla Athena ol­ mak üzere. Lykia'ya göçüşünü anlatmaya (Bellerophontes). Anadolu'nun dört bir yanından Troya'yı sa­ vunmaya gelenlerin listesi şöyle biter (İl. bedenleri birer yı­ lan kuyruguyla biten bu azmanlan konu edin­ mişlerdir. anaforlu Ksanthos'tan gelmişler. dünya görüşü üstüne en güzel sözlerin­ den birkaçını onun ağzına vermiş. Bergama'ya özgü patetik üslupta işlenmiş olan bu kabartmalar hellenistik deni­ len sanatın en görkemli örneği ve akıllara durgunluk veren bir anıttır. Bellerophontes'in torunu. "Kapkara fi »t ı na" gibi saldırırlar ve "zorlu savaşta bek" olurlar Akha'lara. 876 vd. Cömertlik Anadolu'da kalır. yenilerini yetiştirir.bilir onu birçok kişilerVe başlar Bellerophontes'in eşsiz serüveni­ ni. Glaukos'un verdiği karşılık şu (İl. iyicene bilmek istersen soyumuzu . Enkelados'a gelince. VI. Gigantomakhia. Tanrıça da Pallas'm derisini yüzüp savaşta zırh olarak kul­ lanmış. Bu kez de devleri yalnız bir ölümlü insanın yenebile­ ceğini bildiren bir kehanet var olduğundan. Dev­ ler aslan ya da boğa kafalı ve yılan kuyruklu azmanlardır. korkar tan­ rılarla boy ölçüşmekten. Bir yandan rüzgâr bakarsın onları döker yere. 145 Vd. Glaukos yaralanır. VI. sonra birdenbire Akha yiğidi Diomedes ile karşı karşıya görürüz onu. Diomedes'te şafak atar. soyumu ne sorarsın? Yapraklar gibidir insan soyu. o kaçabilmiş. Bellerophontes efsanesiyle Lykia'lıların Troya sava­ şındaki serüvenini onun kişlllflinde < aııl. böylece soyların biri göçer. Glaukos'un aklını başından aldı. Böyle konuşup atladılar arabalarından. gelmişler uzak Lykia ülkelerinden. Birbirleriyle dövüşmemeye karar verirler ve silahlarını değişirler (İl. anlar düş­ manının eski bir dost olduğunu (İl. VI. bu ka­ bartmaların her birinde Olympos tanrılarıyla Gigant'lar arasındaki savaş canlandırılır. el sıkışıp ant içtiler. Homeros. tanrıların yardımıyla Gigant'ları öldürmüş. yeşerir orman.): \ Ulu canlı Tydeus oğlu. Ama Kronos oğlu Zeus. Tydeus oğlu Diomedes'le değişti silahlarını: Altını tunçla değişti. Apollon. Ephialtes'i Apollon'un bir oku.

270 vd. geceyle gündüzün sınırlarında otururlar ince sesli Batı kızlarının yurdunda. tunç elleri ve uçmak için altın kanatları bulunan bu yaratıkların başlıca niteliği korku salmaktı. Hektor utanır uzak illerden gelen cö­ mert dostunu kurtaramadı diye. o güçle saldı­ rır Patroklos'a ve öldürür onu. Bunu bilen Büyük İskender Gordi­ on'a gelince. Ara­ larında Medusa'nın en çok ün saldığı bu ca­ navar kızları Hesiodos şöyle tanımlar (Theog. Hektor'u bile kınar. Enyo'nun san tülleri vardı. Şehrin kalesine Gordias bir araba yerleştirmiş. oysaki kız kardeşi ne ölüm bileceklerdi. Euryale ve bahtsız Medusa. Adları bile korku veren bir ses benzetmesi olsa gerek. Bir başka anlatıma göre Glaukos ölümsüzlük ve­ ren bir pınardan su içmiş. Glau­ kos da aslan gibi dövüşmeye koyulur yeni baştan. Gorgo'lar. ölümsüz olduğuna kimseyi inandıramadığı için de kendini deni­ ze atmış ve bir deniz tanrısı olmuş. XV. 25).). Apollon dinler onu. kısa zamanda davranabilmişler. yani Kocakarı'ları ve Gorgo'lar. Engin bir yas kaplar Troya'lıları. 515 vd. Ölü­ müyle ün salmıştır bu Glaukos: Pelias'ın ölü­ mü için düzenlenen yarışmalarda araba yarı­ şına katılır ve yenilir. Amazon'lar. Plastik sanatların alabildiğine faydalandıkları Gorgo'lar. insanları korkudan korkuya salan. Sthenno. ya da Aphrodite'nin hışmına uğramış olmasıdır.da Sarpedon Patroklos'un kargısıyla vurulup can vermek üzereyken. 6): Graia'lar.): Phorkys'le birleşen Keto Graia'ları doğurdu. Saçları yılanlarla örülü. Onun Perseus'la serüvenini bu yiğidin adı altında okuyalım (Perseus).): Gorgo'ları da doğuran Keto'dur ünü büyük Okeanos'un ötesinde. Sisyphos'un oğlu Glaukos. Buna karşılık yalnız Medusa girdi masmavi yeleli tanrının koynuna Bahar çiçekleriyle dolu taze çimenlerde. o. Ama uğursuz bir tanrıymış. işte o zaman tanrısı gelir aklına. iyi eder yarasını. ayağı tut­ maz. yeryüzünde dolaşan insanlar da. Nedeni de Glaukos'un atlarına büyülü bir pınardan su içirmiş. Çünkü daha hızlı olsunlar diye hayvanlarının çiftleşmesine engel oluyormuş Glaukos. kimse çözememiş bu düğümü. Üç oldukları halde. Pemphredo'nun güzel. Gordias Gordion şehrini kurmakla ün salmıştı. Aiskhylos da şöyle tanımlar onları (Prom. Ana Tanrıça Kybele Gordias'ı sevmiş. kraliçeleri Myrina'nın (Myrina) yönetimi al­ tında Atlant'lan yendikten sonra. 6). Atlant'lara (Atlantis) ya­ kın bir uzak ülkede otururlarmış. yer onu. Pontos'la Gaia'nın oğlu Phorkys ve kızları Keto birbirleriyle evlenirler ve ola­ ğanüstü yaratıklar meydana getirirler (Tab. Efsanelik Phrygia kralı. ne ihtiyarlık. Graia'lar gibi 1 IH Phorkys'le Keton'un kızlarıdır (Tab. Sisyphos'un kurduğu Ephyra (sonra­ dan Korinthos olur) kentinde kraldır. kılıcını kınından çıkarmış ve dü­ ğümü keşivermiş. Lyki­ a'lıların büyük tanrısı. ışık tanrı Apollon. onu gören denizcinin teknesi batar. Oysa tanrı sözcüsü bu düğümü kim çözerse. görenlerin soluğunu kesen Gorgo'lar. Glaukos'un da sözü edilmez bir daha İlyada'da (Hektor). 274 vd. doğuştan ak saçlıdır onlar. (2) Glaukos I (Tab. Medusa ölümlüydü. yaralıdır. ölümsüz tanrılar da Kocakarı der onlara. Graia'lar. ama sonra Perseus ve Herakles eliyle alt edilmişler (Herakles). Gorgo'lar yenildikleri halde. kendisi bogulurmuş. savaş ortaklarını korumuyor diye. Asya krallığını onun elde edeceğini söylemişmiş Gordias'a. alınlarında yaban domuzu dişleri fışkıran. o ara­ banın oku öyle çapraşık bir düğümle baglıymış ki. . eli. ondan gebe kalarak kral Midas'ı doğurmuş (Midas). Gordias. Sicilya'lı Diodoros Gorgo'lar üstüne başka bir yorum verir: Gorgo'lar Amazon'lar gibi savaşçı bir soymuş. efsaneye adı karışan yal­ nız Medusa'dır. Hesiodos Graia'ları şöyle tanımlar (Theog. Lykia'lıların kaderini Glaukos'un eline verir (Sarpedon). ona yakarır (İl. arabası devrilince de at­ ları parçalar. yukarda sözü geçen Glaukos'un atasıdır. 800): Ejderha kanatlı Gorgo'lar. güzel yüzlü. Ne yapsın Glaukos. Bir efsaneye göre. bunlar Amazon'ları Gorgo'lara saldırmaya itmiş.

başka mythos yazıcılarına göre Dino imiş. gövdeleri aslan gövdesidir. 13) sözü geçen efsanelik kuşlara yun. o da karısının adına Mysia'da Thebe şehrini kur­ muş (Herakles). "Gryps". Graia'lann rol oynadıkları tek efsane Perseus efsanesidir. önce yol üstünde bekçilik eden Kocakan'lara rastlamış. Aiskhylos'un Prometheus'unda (804) ve Herodot tarihinde (III. kanatlı köpekler" olarak tanımlar. Güneş. Bu yaratıklar Hyperboreliler ülke­ sinde.Üçüncü Graia'nın adını söylemez. Bu yiğit Medusa'yı öldürmeye gidince. Bkz. Kocakarıların bir tek dişi. Bkz. Gün Işığı. Graia'lar hiç güneş gör­ meyen batıda yaşarlarmış. bir tek de gözü varmış ve aralarında değiş tokuş ederlermiş bunları. Aiskhylos bu yaratıkları "havlamaz. Herakles Phrygia'ya geldiğinde kızı Thebe'yi yiğide vermiş. Helios. İskitlerin elinde bulunan kutsal altınla­ ra bekçilik etmektedirler. çünkü yuvalarını altın madenlerinin bulundu­ ğu dağların eteklerine kurmuşturlar. Gycs. Hemera. . Granikos. uyurmuş. O sırada öbürleri gider. Ama bir tek gözleri olduğu için. kim bekçilik ede­ cekse o gözü takar ve yol ağzına dikilirmiş. başka bir geleneğe göre Apollon'un bekçi kö­ pekleridir. Graia'ları iki değil de üç diye kabul eden bu efsa­ nelere göre. Gorgo'ların oldukları yere varmasını önlemekmiş görevleri. Perseus bu tek gözü çalmak ve Graia'ların üçünü de uyutmak yolunu bulmuş. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve elli­ şer başlı dev oğullarından biri (Yüz Kollu­ lar). 116 ve IV. batı dillerinde de "Griffon" adı veri­ lir. Oralarda bulunan tek gözlü Arimaspes adlı boy bu altınlan al­ mak için Griffon'lara saldırırlar. Başka bir söylenceye göre. Böylece Gorgo'lara yaklaşıp Medusa'yı öldürmeyi başarmış. Gö­ zü de bir göle atmış (Perseus). Aiskhylos'a göre Griffon'lar Zeus'un kutsal yaratıkları. Phrygia'da Adramyttion (Edre­ mit) şehrinin kurucusu. Griffonlar. Başka bir efsaneye göre Grif­ fon'lar Hindistan'ın kuzeyinde bulunan çöl­ lerde altın arayıcılarına karşı koymaktadırlar. uzun gagalı.

. tanrı Hades'in yönettiği ölüler ülkesinin de adı ol­ muştur. 810): "Tanrılar sevmez o küflü puslu yerleri" der Hesiodos. toprağın ve bit­ kisel doğanın yazın canlanmasını. Olympos'lu tanrılar kuşağından olduğu hal­ de. Tanrı Hades ise gün ışığının sızmadığı karanlık ülkesinden hiç ayrılmaz. Sisli karanlıklar ülkesi düştü Hades'ln payına. Yeraltındaki ölüler ülkesinin tanrısı Hades. Kendilerinden de. onların arasına karışmaz. 65). 5). ne var ki Hades'le Tartaros'u bir tutar ve geceyle gündüzün. İlkçağ yazınında yeraltında. XX. Kuzey mitolojilerinde geçen ve Alman masallarında "Tarnkappe" diye anılan bu başlığı Hades'ten başka Athena. Theseus ve Herakles. Demeter'in kızı Persephone'yi kaçırmasıdır. köpüklü deniz düştü bana. Hades. perin altında oturan. âşık olduğu Persephone'yi kaçırdıktan sonra. VI). Aeneis destanında kahraman Aeneas'ın da yeraltına gidiş ve dönüşünü anlatmıştır (Aen. Homeros'la başlayan bu gelenek. altı ay yeryüzünde kalmasını buyurur (Demeter. 189 vd.): Orada yükselir yankılı konağı Güçlü Hades'le korkunç Persephone'nin. dünya yetkilerinin pay­ laşılmasında Hades yeraltını alır (Hom.): (Poseidon konuşur): Dünya üçe bölündü. Hades ülkesinde bir şey ağzına ko­ yan bir daha oradan ayrılamazdı. Yunanca "Hadou do­ mos" yani Hades'in evi. XV. Hades ülkesinin en kısa tanımlanmasını Hesiodos yapar (The­ og. hiçbir sunu ya da kurbanla yumuşamayan korkunç tanrılar sa­ yılar. ölümle uykunun bulundukları bu karanlık ülkesini Hades'i an­ lattığından daha canlı renklerle anlatır (Tartaros). Olympos'lular. "Görünmez" anlamına ge­ len Hades adı hem tanrının kendisi. altın sandallı Hera ve güçlü Hades. V. ölü ruh­ ların oturduğu tasarlanan karanlıklar ülkesini anlatmayan. Hermes ve Perşeus'la Herakles de tak­ mıştır. İl.): Rheia Kronos'un yatağına girince şanlı evlatlar doğurdu ona: Hestia. Hades ve karısı Persephone amansız. yani üçüncü kuşak tanrıları egemenliği ele alınca. 767 vd. şölenlerine ka­ tılmaz. yüreği acımak nedir bilmeyen tanrı. domos sözcüğünün düşmesiyle Hades. canlandırmaya çalışmayan şair ve yazar pek yoktur. Kronos'la Rheia'nın oğludur (Tab. konağı deyiminde. 453 vd. Hesio­ dos sonra yeraltı ırmağı Styks'in adını da sa­ yar (Styks). Bu köpek Kerberos'tur (Kerberos). Azgın bir köpek bekler kapısını. Yalnız kendisini Paian tanrıya baktır­ mak üzere bir kez Olympos'a çıkmak zorun­ da kalır (İl. ülkelerinden de tanrı­ lar ve insanlar nefret eder (Theog. (1) ADI. Kızın kaçı­ rılmasında payı olan Zeus Demeter'in yalvar­ maları üzerine kızın altı ay yeraltında... kışın ölme­ sini simgeleyen bu efsanede Hades'in rolü. Persephone)..H Hades. İna­ nışa göre. Aidoneus ve Plüton (zengin) adlarıyla da anılır. üçümüz de aldık payımızı. (4) HADES ÜLKESİ. amansız. girenlere yaltaklanır kuyruğu kulaklarıyla ama gireni bir daha bırakmaz dışarı. (Ölüler Ülkesi). insaf­ sız. Sonradan Vergilius. (3) EFSANESİ. Mevsim dönümünü. . yürekleri hiçbir yakarış. Hades üstüne anlatılan tek efsane. hem de egemen olduğu ölüler ülkesi için kullanılır. Orpheus. pusuda bekleyip paramparça eder çıkmak için kapıya gelenleri. bir daha yeryüzüne çıkmasını önlemek için bir nar tanesi yedirmesinden ileri gitmez. Demeter. kura çekildi. 395-404). (2) DOĞUŞU. Yunan mythos'unda canlı oldukları halde Hades'e inip de dö­ nen kahramanlar şunlardır: Odysseus. sinsilikler ustası bir köpek. Hades tanrının bir özelliği kendisini görün­ mez kılan başlığıdır. Homeros'un Odysseia'sını örnek ala­ rak. Latin şiirinde Vergilius'un Aeneis destanında sürdürülüp en yüksek aşamasına çıkarılmış ve o yoldan ortaçağda Dante'nin büyük eserini etkilemiştir. Homeros da "tanrıların bile tiksin­ diği çirkef dolu ülke" diye tanımlar Hades'i (İl. Hesiodos doğuşunu söyle anlatır (Theog.

altın bir şeref tacı hak etmiştir bu kız.. Halkın gözünü yıldırmışsm. hazırlar kaçınılmaz bozgunu. Bu adı taşıyan birçok efsanelik ki­ şi k-r arasında en önemlisi. ocakları söndürür.üstünde tutmak erdem sayılıyor demek? . Kirke'nin saydığı bu dört yeraltı ırmağına bir de Lethe katılır. Haimon. Homeros'ta izi kalmış çok eski ve ilkel bir yeraltı tasarısının kalıntısı olsa gerek. büyük konularda ve haklı olsun olmasın. Bu kız savaşta ö/en kardeşinin cesedini kurda. Yürekten söylüyorum şunu: İtaat etmesini bilen iyi yönetici olur ilerde. Thebai kralı Kreon'un oglu Halmon'dur. Oysa buyruklara boyun eğmek güvenliğini sağlar çoğunluğun. Böyle karanlık söylentiler dolaşıyor kentte. ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe. Kirke'nin dedi­ ği gibi gemisiyle bütün bir gün gittikten sonra (Od. bozguncuları el '. vardık sınırlarına derin akışh Okeanos'un. Hayır.): Geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. X. su ve un döker ve kurbanlar kesip kanlarını çukura damlatır. Sophokles'in "Anti- göne" adlı tragedyasında büyük bir rolü olan Haimon Antigone'nin nişanlısıdır.. parlak güneş onları ışınlarıyla.başka hiç­ bir metinde söz konusu edilmediğine göre... oradadırKimmer'lerin ülkesi ve kenti. devlet kimi getirmişse başa ona boyun eğmek. Odysseus artık İthake'ye nasıl varabileceğini yeraltı ülkesinde bulunan bilici Teiresias'a sormak ister. Odysseus. devleti göçürür. iyi başbuğ iyi yurttaştan yetişir.. 512 vd. sonra çık yola. Kirke de ona Hades ülkesine gitmenin yolunu gösterir (Od. Hades bataklarına doğru. 8 vd. XI.göremez hiçbir vakit. orada Alçak Kıyı var ve Persephone'nin koruluğu.. Kreon — Şaşıyorum. Tragedyada Kreon'la Haimon arasında devlet yönetimi konu­ sunda ilginç bir tartışma yer alır: Tek kişinin buyruğuna boyun eğmeyi yönetimin kaçınıl­ maz koşulu sayan Kreon'a karşın Haimon akıl ve sağduyuya dayanan halkoyunu savu­ nur. Anarşi parçalar müttefikleri. Öylece serili durur bir uğursuz gece bu zavallı ölülerin üstünde. Haimon — Tanrı/arın en büyük bağışı akıldır insanlara. Güngör Dilmen): Kreon — Yakın akrabamın kanunsuz davranışlarına göz yumacak olursam başkaları büsbütün azar. derin anaforlu Okeanos'un kıpısında çek karaya gemini. kısır söğütler. işitmek istemediğin sözler kulağına gelmiyor.. küçük. öbür ruhlar da kandan paylarını alırlar. işitiyorum fısıltılarını. onu dinlemek gerekir. ama gizliden gizliye konuşuyorlar. Dünyanın kuzeybatı ucunda bulunduğu sa­ nılan Hades ülkesinin ancak kapılarına varır Odysseus ve orada Kirke'nin buyruğuna uya­ rak bir çukur kazar. en haksız bir cezaya çarpıldı diye.. Uzun bir süre büyücü Kirke tanrıçanın adasında kaldıktan sonra. Pyriphlegeton veKokytos akar. işte o sırada ölülerin ruhları büyük bir kalabalık halinde kan içmeye gelir­ ler. Önem ve canlılığını bugün de yitirmemiş olan bu tartışmadan birkaç parçayı aşağıya alıyoruz (Çev. Teiresias kan içtikten ve Odysseus'a gele­ ceği açıkladıktan sonradır ki. içine ballı süt. Anarşiden dahabüyük bir kötülük yoktur. orada Akheron. oysa bütün kadınlar içinde en az layık böyle bir ölüme eyleminin ne soylu olduğu düşünülürse. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü. ülkede bu kıza acımayan yok. Öyleyse kurulu düzeni destekleyelim ve hiçbir zaman kadına yenilmeyelim. tatlı şarap. kuşa kaptırmamak için gömmüş onu. ölümü değil. Bu Hades anlatımı daha doğrusu bu kan içme töreni .): Güneş batarken ve kararırken tekmil yollar. uzun uzun kavaklar göreceksin. Kreon Antigone'yi mezara diri diri kapattıktan sonra Haimon kendini öldürür. ne de gökten toprağa döndüğü vakit.Odysseia'daki Hades anlatımı: Homeros'un Hades anlatımı ilkçağ yazını­ nın ilki ve en canlısıdır... Styks'ten gelen sular da dökülür oraya.

kesilmesinden ya da kurumasından sonsuz bir yas duyarlar. Kreon — Yasaları yürütmek mi suçum? Haimon — Tanrısal yasaları çiğnemekle kendi iktidarını gölgeliyorsun! Hamadryades. ikincisinde Zeus ile Elektra'nın kızı olarak gösterilir. Semele. kardeşleri Dryad'lar gibi ağaçları ve ormanları koruyan nympha'lardır. Birinde Harmonia. Aphrodite ile Ares'in kızı. bazı kay­ naklarda sözü geçen Kelaino da fırtınadan önceki gök kararmasını simgeler. tanrı­ lar bir de bela salmışlardır başına. kadın yüzlü. Harpya'lar asıl Phineus efsanesinde rol oy­ narlar (Phineus). 18)... halk mı? Haimon — Tek kişiyle devlet mi olurmuş. eski Lykia'nın Ksanthos (bugün Kınık) şehrinde bulunan ün­ lü mezardır. Dardanos'la lasion'un kız kardeşi olarak gösterilen Harmonia Semendirek efsanele­ rinde rol oynar. Amphiaraos. yaygın kanatlı. suçlu değil diyor. "on palmiye ömrü" yani dokuz bin yedi yüz yirmi yıl yaşarmış. Bu armağanlar The­ bai şehrinin başına bela olmuş. hınç beslemeleridir. Kreon — Vereceğim buyrukları bana halk mı öğretecek? Haimon — Çocukça konuştuğunun farkında mısın? Kreon — Ben miyim bu devleti yöneten. Ağaçların kesilmesini önlemeye çalışan. şehre karşı iki saldırıya yol açmıştır (Ehphyle. bunlar İno. Aktaion. Harmonia ile ilgili iki efsane vardır. Kadmos'un karısı Harmonia. öbürü­ nün Okypete (Hızlı uçan. Bütün tanrıların hazır bulundukları bu düğünde geline olağanüstü armağanlar verilir. ağaçla birlikte demek) Hamadryad perileri. anlaşıldı mı? Haimon — Sen ıssız bir çölün hâkimi olmalıymışsm. Ares'le Aphrodite'nin kızı olduğundan ötürü. Adları "kapıp kaçanlar" anla­ mına gelen Harpya'lar. Thebai kral soyu­ nun kaynağında bulunan Kadmos'la Harmonia'nın beş çocuğu olur. bazı efsane­ lerde uyum. hepsini Harpya'lara kaptırır. Semele. Bunlardan biri meşe ağacını kestiği için din­ meyen bir açlıkla cezalandırılan Erysikhton'un öyküsüdür (Erysikhton). Alkmaion). Agaue. denge anlamına gelen adıyla Kharit'lerin biri sayılan Harmonia ile karıştı­ rılmıştır. Ama her iki­ sinde de Kadmos'un karışıdır (Tab. Kadmos ona Zeus'un kaçır­ dığı kız kardeşi Europe'yi ararken Semendi­ rek adasında rastlamış ve sevmiştir. biri Thebai efsaneler zincirine. Kreon — Bu kız suçlu değil mi şimdi? Haimon — Bütün Thebai bir ağızdan hayır. biri Kharit'lerin dokuyup işledikleri bir elbisedir.Haimon — Suçluları el üstünde tut demiyorum sana. Bu mezarın iki yanındaki kabart­ maların her birinde bir Harpya bebek gibi kundaklanmış bir ruhu kollarında taşır görü­ nür. canlı canlı bi­ tip büyümesinden zevk. Kimi zaman da ağaçla birlikte ölürler. bunu Harmonia'ya Athena (ya da Aphrodite) vermiş derler. Bora) dir. Okeanos kızı Elektra'nın Thaumas'la birleş­ mesinden doğan Harpya'lar çokluk iki olarak gösterilir: Birinin adı Aello (Kasırga). Harmonia. pisliklerini bıra­ karak uçarlar. Böylece ölümsüzle ölümlü arası varlıklar sayılırlar. öbürü Dardanos soyuna bağlıdır. Thebai efsanesinde Kadmos ile Harmonia' nın düğünü üstünde durulur: Zeus Harmonia' yi kendi eliyle verir Kadmos'a ve Thebai kale­ sinde düğününü yapar. Autonoe ve Oidipus soyunun atası Polydoros'tur (İno. Labdakos). hepsinin de kaderi olağanüstüdür. Athena ile Hephaistos'un Harmonia'ya karşı. Harpya'lar çocukları kaçırırlar ve ölülerin ruhlarını alıp Hades'e götürürler diye bir inanç vardı. tabağında ne varsa. Kreon — Devlet ona hâkim olanındır. Adlarından da belli olduğu gibi (hama+dryas. Trakya kralı Phineus işledi­ ği bir suçun cezası olarak kör olmuştur. Efsaneye göre uğursuzluğun ne­ deni. Ki­ misi uzun ömürlü olur. ba­ şaramayınca da keseni korkunç cezalara çarptıran ağaç perilerinin öyküsü anlatılır. Agaue. Düğünü de gene aynı görkemle Semendirek'te yapıl­ mıştır. despotluk bu seninki. Argonaut'lar Trakya'ya uğra- . öbü­ ı 00 rü ünlü bir gerdanlıktır. yeme­ ğe oturur oturmaz Harpya'lar uçagelir ve ta­ baklarını boşalttıktan sonra. Bu inancı en iyi canlandıran anıt. Ağaçların yeşermesinden. sivri pençeli bir çeşit yırtıcı kuşlardır. Harpya'lar.

): . Daha sonraki kaynaklarda Hebe'nin nektar sunucusu olarak görevi Ze­ us'un kaçırdığı güzel delikanlı Ganymedes'e verilir (Ganymedes). Kovalamaca sırasında Harpya'lann biri Peloponez'de bir ırmağa düşer. yani kutsal evlenmedir. Geldiği gün Akhaoğulları buraya oğullarım vardı benim elli tane. Akhilleus'un ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'u meydana getirmiş­ ler (Ksanthos. Buna karşılık Phineus'a rahat vermeye ve Gi­ rit'te bir mağaraya saklanıp bir daha görün­ memeye söz verirler. Çocuğu olmaz. Hektor. yiğit oğullar yetiştirdim yaygın Troya'da. Hepat ya da Hepatu diye adlandırılan büyük güneş tanrıça Arinna'nın Yunancalaştırılmış adı ol­ sa gerek. . ötekileri saray kadınları vermişti bana. Kaunos kralı onu dönüşünde ülkeden kovmak ister. Karia'da Kaunos şehri kralının kı­ zı. Hekabe (Latince Hecuba). Kocası kısırlı­ ğının nedenini anlamak için tanrı sözcüsüne başvurmak üzere Kaunos'tan ayrılır ve yolcu­ luğu sırasında karısını aldatır. Hitit yazıtlarında Hepa. Hitit yazıtlarında bu tanrıçaya "se­ dir ağaçlarının ülkesinde" tapınıldıgı belirtilir. Boreasogulları Harpya'ları yakalayamazlarsa. Asıl görevi tanrılara içki sunmaktır (İl. V. Yunanca gençlik demektir. IV. Filistin'dir.dıklarında Phineus Harpya'lardan kurtarılma­ sını dilemiş onlardan. 905) görürüz. ama tam yakalanacakken kız kardeşleri İris Boreasogullarının önüne geçer ve "Zeus'un hizmetçileri" Harpya'ları öldürmelerini önler. 1 vd. gözü dönmüş.): Tanrılar toplanmıştı Zeus'un çevresinde. Aralarında Boreasogulları Kalais ile Zetes vardı ve bilici olan Phine­ us Harpya'lann ancak Boreas'ın oğullarınca yakalanabileceklerini biliyordu. Orada kral kızı Hei­ lebie ile evlenir. Hcbe. ama Heilebie kocasından yana çıkıp babasını alt etmesine yardım eder. Priamos Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gittiğinde kraliçeyi on dokuz çocuğunun anası diye tanı­ tır (İl. kendileri ölecekti. Hebe'nin kendine özgü bir efsanesi yoktur. Hebe. on dokuzu bir ana karnından doğmuştu. Lyrkos dünyayı dolaşıp kızı bulamayınca. Bu bakım­ dan Hepa-Hebe ile Ana Tanrıça arasında doğrudan bir ilişki kurulabilir ve Hepa-Hebe adının Kybele'nin çeşitli adlarından biri oldu­ ğu anlaşılır (Kybele). Ama İlyada'da onu Athena ile Hera'nın arabasını hazırlarken (İl. Oysa benim bahtım ne kadar kara. Çokluk en büyük tanrılar arasın­ da ve Anadolu'lu kaynaklarda görülen bu kut­ sal evlenme motifinden. Balios). V. Hebe ile Herakles'in evlenmesi simgesel bir anlam taşıyan bir "hieros gamos". öteki Ege denizinin bir adasına sığınır. yalnız Herakles efsanesinde adı geçer: Güçlü yiğit öldükten sonra Olympos'a varıp ölüm­ süzlüğe kavuşunca Hebe ile evlendirilir. Zeus'la Hera'nın bu adı taşıyan kızları (Tab. XXVI. Hekabe ilkçağ yazınında doğurgan ve baht­ sız ana tipini canlandırır. babası İnakhos kızının taliplerinden Lyrkos'a İo'yu aramasını buyu­ rur. 16). Bir efsaneye göre Harpya'lar rüzgâr tanrı Zephryros'la birleşip. yani Âdem'in eşi ve bütün insanların anası olarak gösterilen Havva'nın ta kendisidir. Harpya'lar Pandareos efsanesinde de rol oynarlar (Pandareos). . altın avluda. 492 vd. Yunan efsanesinde pek önemli bir rol oynamayan Hebe'nin Yu­ nan öncesi bir tanrıça olduğu sonucuna varı­ labilir. Dolaylı olarak İo efsanesine adı karışır: Zeus İo'yu kaçırınca. Hekabe Troya kralı Priamos'un karısı. ama kalmadı bana onların hiçbiri. korkunç yıkım ve lşkencelerine tanık olduktan sonra. Sedir ağaçlarının ülkesi Lübnan. Argos'a boş dönmekten çekinir ve Karia'da Kaunos şehrine yerleşir. onlarda Troya'lıların şehrine bakıyorlardı tepeden. Homeros destanla­ rında beliren bu karakteri sonraları tragedyalarca daha da abartılmış ve Hekabe çocukları­ nı bir bir yitirdikten. Heilebie. Paris. 5) Olympos'ta eli her işe yatkın bir çeşit ev kızı­ dır. kaldırıyorlardı altın tasları birbirlerinin şerefine. Ulu Hebe tanrı balı döküyordu herbirine. Hepa-Hebe ise Tevrat'ta ilk insanın. Hebe. 722-731) ya da savaş dönüşü kardeşi Ares'i yıkarken (İl. Kassandra ve daha birçok çocukların anasıdır (Tab. Bana karşılık.

ne ben ağlayacağım senin önünde. bir döşek üstüne koymayacağız ölünü. seni doğuran. dramını de­ rinliğine işlemiştir. 575 vd. Kimi efsanelerde onun ev­ lat acısına dayanamayarak gece. Son­ ra bölümler boyunca Hekabe'nin sözü geç­ mez. Polymestor). Aradan birkaç bin yıl geçti. 406 vd.): Şimdi sen. nasıl? Gece. üstelik de Trakya kralı Polymestor'a emanet edilen oğlu Polydoros'un da al­ çakça öldürülüp denize atıldığını görünce. senin acını göreyim. yiğit oğlu Hektor'un ölüsü karşısına serilince de bagırmaz çağırmaz. XXII. kaderle ölümün elindesin şimdi". gemilerin orada". Öldürürse seni bu adam. Atina'Iı tragedya yazarı Euripides ise onu "Troya'lı Kadınlar" ve "Hekabe" adlı tragedyalarının baş kişisi yapmış. bir tanrı gibi selamladı yavrum onlar seni. XXII. Bu tragedyalarda Hekabe yalnız değildir. dövünüyor. Hekabe düşmana gidip yalvarmaya kalkı­ şan kral Priamos'u akıl ve sağduyu adına alı­ koymaya çalışır. canım oğlum. yatıyorsun evinde taptaze. doğal analık gücü­ nün simgesidir. Polyksene. Hektor anasının. bizden uzak. Gözünün bebeği. Anası da saçlarını yolup duruyordu. gündüz yüreğimin ışığıydın bu şehirde. Kraliçe görkemini ve erdemini sürdürür.). fırlatıp atmıştı parlak başörtüsünü. onu ağzına uzattığım günleri getir aklına.): "Hektor. Paris. Troyalı kadınların. ama yavrum. O zaman da surlar dışında kalıp tek başına düşmana karşı koyan oğlunu içeri almak için şöyle seslenir (İl. benzersin Apollon'un tatlı okuyla vurduğu insanlara. İlyada'da ilk karşımıza çıktığında Hekabe tatlı dilli. korkunç bir öç alma eylemine girer ve Polymestor'u kör edip. burada sürünür görürüz. babasının yalvarmalarını dinlemeyip de Akhilleus'la savaşta can verin­ ce. onun dileğini yerine getirir: Athena tapınağına sunu sunmaya gider. öldüğünü göreyim de. ne cömert karın ağlayacak. gözümün bebeği. Troya'da bir çığlıktır kopar. ama Anadolu kadınları gene bu sözlerle ağıt yakar ölen ana kuzularına. yavrucuğum. saygı göster bu memeye. VI. bundan böyle nasil yaşayayım ben. oğluna baka baka haykırıyordu. ama oğlu buna yanaşmayınca. Başladı Hekabe kadınlar arasında uzun bir ağıda: "Bak anana yavrum. cömert ve dini bütün bir ana olarak gösterilir (İl. gündüz ulu­ yan bir dişi köpek haline dönüştüğü de ileri sürülür. Troya'lı kadınların topluluğu içinde direnci yansıtan büyük bir varlık. Bu oyunlarda Hekabe'yi Troya yıkıldıktan sonra köle olarak orada. XXIV. gir içeri. unuturdun koynumda bütün dertlerini. ey katı yürekli. ama kızı Polyksene'nin gözleri önünde Akhilleus'un ruhuna kurban edilmesini. sen onların büyük şanıydın sağken.. Hekabe'nin en küçük oğlu Paris'le ilişkisi ve onu karnında taşırken gördüğü düş için bkz. dışarda dikilme karşısına. desteği. erkeklerin gücü.): . katla­ nır ve bekler. 253 vd. top­ rağa bular (İl. Phrygia'ü Ana Tanrıça Kybele'nin bütün ni­ teliklerini içinde taşır ve dile getirir Hekabe (Polydoros.. sözümü duyarmış gibi. Savaştan şehre dönen Hektor'un biraz dinlenmesini. çocuklarını da öldürür. ağlaşmaya başlar. Ne var ki Euripides de Hekabe'yi akıl ve hak yo­ lundan ayrılmayan ulu bir kişi olarak gösterir. talihsiz anana. Atina'Iı şairin ona tragedya boyunca "Phrygia'lı" demesi boşuna değil. yiyecek seni çevik köpekler.. İzmir'li şair Homeros böyle canlandırıyor Hekabe'yi. ta ki Batı kapılarının üstünden Hektor'la Akhilleus'un savaşını gözlemeye gelir. 83 vd. kraliçe ve bütün halk dövünmeye. başaramayınca gene tanrıla­ ra yakarış ve sunu sunma yoluna gider.köpek gibi kudurup saldıran anaç varlığın simgesi olmuştur. . surlarımızın içinde yenmeye bak şu domuzu. şarap içip serinlemesini ister. kral.. Priamos yas belirtisi olarak başını toza. bir köpek gibi havlamaz da Anadolu kadınına özgü bir ağırbaşlılık ve ha­ yal gücüyle canlandırır onu gözünde (İl.

ki­ şiliği epey gizemli bir tanrıçadır. Apollon ile Artemis'i üretir). Yunanistan'a yerleştiği Askra kasabasının yakınında ise Thespiai'da bir Hekate kültü bulunduğunu biliyoruz. hiçbir efsaneye adı karışmamış. özellikle bazı kabartmalar İstanbul Arkeoloji Müzesinde korunmaktadır. Anadolu'ya özgü bir tanrıça ve Efes'li Artemis'in belli bir niteliğini yansıtan ve baş­ ka adla anılan bir tıpkısıdır (Artemis).. 53 ve 1. keçileri. Bu konu için bkz/ "Hesiodos. Görkemli bir yapı olan bu tapı­ nağın kalıntılarından birkaçı. 404-450). Güzel saçlı Hekamede Troya savaşı sırasında Akha'ların Tenedos'a (Boz­ caada) yaptıkları bir baskın sırasında esir al­ dıkları kızdır. Hekate'nin Titanlar kuşağında ne denli ayrı bir yer tuttuğunu Hesiodos'un Theogonla'sından öğrenmekteyiz. Hesiodos ise babasının Ege kentlerinden Kyme'den Yunanistan'a göç­ müş bir göçmenin oğludur. Hekate. Hekate. Koios ile Phoibe'nin iki kızları olur: Biri Leto (ki Zeus Leto'yu eş edinip onunla iki büyük Olympos tanrısını. Ona bütün mutlulukları vermek elindedir. şerefi. Belalı engin denize açılanlar da Başvururlar Hekate'ye ve yeri sarsan tanrıya. bugünkü Yatağan'a yakın olan Lagina'da (Lagina örenine en yakın ilçe Tur­ gut'tur) Hekate'nin çok ünlü bir tapınağı bu­ lunmaktaydı. 6). Titanlar ku­ şağını saydığı parçanın sonunda Hekate'ye kırk altı dizelik uzun bir övgü düzmektedir (Theog. Bugün yeryüzünde kurban kesen her ölümlü Hekate'nin adını anar yakarışlarında. Olympos tanrılarıyla ilişkili olmayan. Ölüm-kalım savaşlarında Hekate Dilediği savaşçıya yardım eder. Ünlü Gaia ile Uranos'un bütün çocukları Kendi paylarından pay vermişlerdir ona. Binicilerden de dilediğine yardım eder.He- . Kurultaylarda saygın kralların yanındadır. Ozan. bu tanrıçaya kara­ larda. Hekate'ye Hesiodos pantheon'unda tanı­ nan ayrıcalığın nedeni bilginleri epey düşün­ dürmüştür. Acaba ozanın yücelttiği bu Hekate tapımını Hesiodos soyu Lagina'dan mı Yu­ nanistan'a getirmişlerdir? Bu konu daha bi­ limce aydınlanması gereken ve doğrudan doğruya Anadolu kültleriyle ilişkisi olan bir sorundur. Theogonia'nın başlangı­ cındaki Musa'lara Övgü'yü andıran bu parça­ da. ak yünlü koyunları Azaltır ya da çoğaltır gönlünce. eski Karia'da Stratonikeia'nm (Eskihisar) kuzeyinde. Bereketli av sağlar onlara soylu tanrıça. Asterie Perses ile birleşip Hekate'yi doğu­ rur. Metinde şöyle denir (415-450): Ölümsüzlerin saygısı büyüktür ona. Hekate'yi "herkeslerden üstün tuttu" ve evrende onur paylarını tanrı­ lar arasında paylaşırken. Hekate. Meydanlarda. kalabalıklar içinde Kimi isterse onu parlatır Hekate. notu­ na. Zaferi kazanan alır güzel ödülü Ve şeref kazandırır yakınlarına. Homeros destanlarında sözü bile edilmeyen bu tanrıça Theogonia'da ancak Ana Tanrıça Kybele ile kıyaslanabilecek ev­ rensel bir nitelik taşımaktadır. denizlerde ve göklerde bir yetki payı ayırdı. Burada yücelti­ len tanrıçanın kimi yerde Artemis. buna karşı­ lık Hesiodos'un Theogonia'sında büyük bir yer tutar. Ölümsüzler arasında yeri büyüktür Hekate'nin Zeus gençliğin besleyicisi yapmıştır onu. 624. 8).Hekamede. Dik­ kati çeken bir nokta da tanrıçanın adıdır. XIV. Zeus. İnsanlar arasındaki yarışmalarda Tanrısal gücüyle işe karışır. Hermes'le sürüleri üretir ağıllarda: Öküzleri. Akha'lar bu kızı Nestor'a köle olarak verirler ve İlyada'da onu Nestor'un ba­ rakasında hizmet eder görürüz (il. kimi yerde Diktynna ya da Britomartis diye anılan Ana Tanrıça'yı bu denli andırması Hesiodos'un ana yurdu ile ilgili görülmektedir. Asterie). destek bulur onda. deniyor.. Aslında He­ kate. Kim hoşuna giderse Hekate'nin Yardım görür ondan. Homeros destanlarında hiç adı geçmez. Dilediğine verir hıynıvı. eseri ve kaynakları" adlı kitabın s. Bu tanrıçanın karmaşık kişiliğini açıklamak­ ta bugünkü bilim de zorluk çekmektedir. XI. sanı. Bilindiği gi­ bi. öbürü Asterie'dir (Leto. Titanlar arasında Güneş Soylular diye anılan tanrılar soyundandır (Tab. Kimin dileğini iyi karşılarsa o tanrıça Onun elde etmeyeceği şey yoktur. Ya da tam başaracakları sırada Avlarını alır elinden canı isterse.

üstünde durulmaya değer bir konudur. Bu görevi sonuna dek nasıl yerine getirdiği. girişimidir. bir Hekate rahi­ besine büyü formülleri okutur. yani hedefi vuran anlamındaki kelimeyle ilgilidir (Apollon). esin- . uy­ garlık ve zenginlikte Batıyı çok aşmış olan Anadolu'yu ele geçirmek için ilk denemesi. savaşçılarının karakterine ışık tutarak onları tarihteki benzerleriyle karşılaştırabiliriz. onu kendine büyü yoluyla bağlamaya çalışır (Aen. llyada'da altmış kadar dize tutan bu parçada (İl. Troya kralı Priamos'la kraliçe Hekabe'nin en büyük oğlu Hektor (Tab. öte yandan Ak­ deniz'e kadar uzanan yaygın bir bölgenin ad: geçer. Troya'nın savaş ortakları kısa geçildiği halde. Maionia ve Lykia'ya kadar bir yandan Karadeniz kıyılarına. 819-878) önce Toros bölgesindeki kentler ve ordu komutanları sa­ yılır. asıl tapımma Roma'da rastlanır. Troya'yı savunan kuvvetlerin de sayımı. onun başka bir yan ve yö­ nünü simgelediği apaçıktır. kadın ve ay tanrıçası olarak üç biçimde canlandırıl­ dığını da biliriz. Troya'nın kaderini elinde tutan Hektor bu savaş ortaklarına karşı sorumlu­ dur. geceye ve karanlığa egemen bir varlık. Troya savaşının gerçek niteliğini anlayabilir ve Boğazların kilit noktasında çar­ pışan güçlerin asıl amacı açığa vurulduktan sonra. dört bin yıl önceki Troya savaşıyla yakın tarihin Çanakkale sa­ vaşı arasında göze çarpan bir benzerlik vardır ve Hektor'u Mustafa Kemal'in atası olarak görmek yanlış bir yorum değil. Destanda onun kadar derinliğine işlenmiş bir tip daha yoktur. Hekate kimi bölgelerde üç gövdeli bir heykel olarak imgelenir. Yüz Kollular. Hekate Yunan varlığına sonuna dek yabancı kalmıştır. Onun kişiliği Akhilleus'unkinin tam karşıtıdır: Duygularını dışarıya vurmak. dişi köpek ve di­ şi kurt biçimleri midir? Diana'nın kız.kate. Batı dünyasının Çanakkale Boğazından Mezopotamya'ya kadar uzanan Asya (bugün Küçük Asya deniyor) kıtasına ilk saldırışı. tersine tarihi doğru değerlendirmenin bir örneği. dökümü yapılır. Erebos.): Üstünde kendi ölüsünün yanacağı odun yığınını hazırlattıktan sonra. II. 16) Anadolu'nun ilk ulusal kahramanıdır. giderek Hektor'u eleştirip ona yol gösterdikleri görülür (Sarpedon. Leto'nun kardeşi olması da onun Yu­ nan din ve efsanesine sonradan gelme bir tanrıça olduğunu belli eder. burada ay tanrı­ çası. özellikle İlyada Ati­ na'da ulusal destan olarak benimsenip de Atina'yı yüceleştirme amacıyla kaleme alındı­ ğı sanılan bu listede Yunanistan'dan gelme kuvvetlere çok yer verilip. saçları darma­ dağın olan bu kadın yüz tanrılar. hem de günlük hayatında bir insan olarak canlandırır gözümüzün önünde. Pandaros). büyük ve sihri elinde tutan bir kara güçler ecesi olarak karşımıza çıkar. Daha sonraki bölümlerde de örne­ ğin Lykia'lı önderlerin savunmada ne büyük bir yer tuttukları. savunmaya Anadolu'nun hemen her tarafından güçler katıldığı anlaşılır. Apollon'la Artemis'in başlıca sıfatların­ dan olan hekatos-hekatebolos. Anadolu'yı küçümsemek amacıyla düzüldügTı açıkça belli olan bu metin bile Troya savaşının Anadolu boylarınca ne denli benimsendiğini açığa vur­ maktadır. Bunu ancak böyle anladıktan son­ radır ki. Hemen söyleyelim ki üç. üç biçimli Hekate ve üç yüzlü bakire Diana adına başlar yakarışa (Dido). IV. sonra da Trakya'dan başka Mysia. bir belir­ tisi sayılabilir. Bkz. Hekate' nin bu üç kılığı acaba kısrak. İlyada Hektor'u hem savaşta bir kahraman. Paphlagonia. onların istek ve öğütlerine saygı göster­ mek. burada Troya'ya saldıran orduların da. Troya savaşı denilen büyük çatışmaya bütün Anadolu'nun katıldığını metinlere dayanarak göstermeliyiz. kendi çıkarlarını düşündüğü kadar onla­ rın da görüşlerini hesaba katmak zorundadır. Vergilius'un "Aeneis" destanında Dido Aeneas'ı yanında alıkoyamayacagını anlayınca. Hekatonkheir'ler. Yunanistan'ı yüceltmek. Desta­ na sonradan katılmış. Bütün bu sorumluluk ve yükümlülüklerdi ki onu Anadolu'nun ulusal savunucusu olarak diker gözlerimizin önüne. Homeros destanını gereğince değer­ lendirebilir. çünkü Troya savaşı Homeros'un llyada destanından da anlaşıldığı gibi bölgesel bir karşılaşma de­ ğil. 511 vd. Bu üçlü karakteriyle Efesli Artemis'e ne kadar yakın­ dan bağlı olduğu. Troya'nın orta direği olan Hektor'un kişiliğini incelemeye girişmeden önce. İlyada'nın ikinci bölümünde "Gemiler Kata­ logu" denilen bir parça vardır ki. Hektor. Khaos.

): Ben de düşünüyorum bunları. sıralar boyunca bir gidip bir geliyordu. Troya'lılarla en önde dövüşmeyi öğrenmişim. yusyuvarlak kalkanını tutuyordu önünde. bu yüzden arkada kalacak gözüm. dallı budaklı. herkese görevini hatırlatmakla yetinir (İl. O vakit ne Troya'lılann acısı umurumda olacak. Hektor'a karşı büyük bir sevgi uyandırmıştır Troya 'ularda. Destan kahramanları­ nın hepsi gibi Hektor da belli niteliklerle ta­ nımlanır: Çevik ayaklı. VI. komuşum ben şunu: Elbet bir gün yok olacak kutsal llyon. ama savaştan çekilirsem bir korkak gibi. 38-90). Tolgasından Ürken yavrusunu gülerek kolla­ rına alıp öperken de şu dilekte bulunur koca Hektor. Anasını da babasını da çok sever ve sayar Hektor. Bu güven ve bu inançtır ki. Bu sevgiyi Hektor davranışlarıyla kazanmıştır. hem de kahraman olarak ele almalı. erkek olsun Troya'lılann hepsi. ne de kardeşlerimin acısı umurumda olacak.. dra­ mı kendi içinde sessizce oluşur ve bu dram tek bir kişinin değil de. Güçlü ve merttir. oynak tolgalıdır. o ölecek olursa şehrin de tutunamayıp düşeceğine inanırlar. Parlak tolgası sallanıyordu şakaklarında. silahları da şöyle anlatılır (İl. karmaşık ve çetrefildir. Hektor Troya savunmasının omuzlarına yük­ lediği ağır sorumlulukla kendi kişisel ve duy­ gusal eğilimlerini birbirleriyle bağdaştırmakta öylesine güçlük çeker ki. On bir dirsek boyunda kargısı elindeydi. sık deridendi bu kalkan. hem ana. Troya erkeklerinden utanırım. 476 vd. ne Hekabe'nin. Eşine hem baba. VI. götürecek seni gözyaşları içinde. incele­ meliyiz. bir roman kişisi olarak karşımı­ za çıkmasına. VI. karıcığım. (1) İNSAN HEKTOR. Troya şehrinin koruyucusudur Hektor. ne yapayım. kü­ çüğünü de öyle sayar ve sever ki. giderek Zeus gibi akıllıdır. yüreğime. savaş­ tıkça güven duyar kadın olsun. kaim tunçla örülmüş. tanrı­ sal. VI. bu denli ince. hem kendime.) Baba ve koca olarak Hektor'un eşsiz bir davranışı vardır. sevimli. gi­ derek bütün bir toplumun sorunlarını içerdiği için. Zeus'un sevdiği. ne var ki onl. 802 vd): . 429 vd. Priamos ve onun iyi kargı kullanan halkı. 441 vd. VI. XIII.). 319. Hektor'un eşsiz kişi­ liğini kavrayabilmek için onu hem insan.. tunç temren dolanmıştı altın bir halkayla. Surlar önündeki sahnede cevap bile vermez yalvarmalarına (İl. çağdaş anlamda olgun ve yetkin bir in­ san sayabiliriz Hektor'u İlişkileri bu bakım­ dan ele alınmaya değer. yurt içinde ölmeyi göze almış bit kahramanın ağzından böyle alçakgönüllü. içimden de gelmez. do­ kunaklı sözler duyunca gözyaşlarını tutamaz olur insan (İl. ne kral Priamos'un acısı. (Andr'omakhe).ıt duygusal nedenlerle onu görevinden alıkoy maya çalıştıkları zaman. XXII. şehre gelince dinlenip şarap içmek şöyle dursun. sessizce karşılar önerilerini. ün kazanmak için hem babama. ya da sözlerini niçin dinlemediği­ ni anlatır onlara. hem kardeş. topluca sev­ gi gösterilerinin de yalnız Hektor için yapıldı­ ğını görürüz destanda. En ince ay­ rıntısına kadar anladığı karısının üzüntüsünü nasıl paylaştığını da bir görelim (İl. açığa vurmaktan çekindiği bu çatışma kendisinin modern an­ lamda bir tip.. örnek bir insan. Benim üzüntüm sensin asıl.. Büyüğünü de. öğrenmişim atılgan olmayı. onun içindir ki oğluna "Astyanaks" (şehrin efendisi) adını takmıştır halk (Astyanaks). Köleliğe sürüklenirken çığlığını duymaktansa dağlar gibi toprak örtsün beni daha iyi. hem de sevgili olduğunu Andromakhe'nin kendi ağzından duyarız şaşa şaşa (İl. önünde dört bir yana ışıklar saçıyordu. Ares'in dengi. Kafama. Ares'e benzeyen Priamos oğlu Hektor başlarındaydı. çok yönlü bir insana rastlanmaz hiçbir destanda. bakamam uzun entarili kadınların yüzüne. iç bunalımlarının da destanda şaşılacak bir belirti olan sessiz monologlarla dile gelmesine yol açar. bütün bir ailenin.. tunç zırhlı Akha'lılardan biri alacak hür gününü. öyle ki o yaşadıkça. düşünüyorum o zaman çekeceğin acıyı. Tolgası ışıldar.): .tilerine kapılıp davranmak şöyle dursun. 264 vd.

AkhilIeus tanrı Hephaistos'un kendisine yaptığı yeni silahlarla Orion yıldızı gibi alev alev ışın­ lar saçarak ilerlemektedir düşmanına karşı. dedi ki: Oturtma beni. Hektor Helene'ye karşı uygarca ve centil­ mence davranır. Yiğitliği Akhilleus'un bireyci. Onlar benim yokluğumdan yakınmışlar. Troya'lılar arasında. öbür tannlarsa pis pis düzenlerle Hektor'u aldatmakta yarışırlar âdeta. bu belayı sayamayaca­ ğını.): Ah kayınım benim. seni parlak oğlan. bütün soyuyla birlikte canım kentinin de yok olacağını bile bile. mert olmasını. sorumluluk ve yükümlülük hep onun omuzlarındadır. Ve Hektor'u biraz önce ağır yergilerle kına­ yan savaş ortakları.Ey Zeus. avut­ mak. bir an arabasına binip kaçmaya bile ko­ yulur. soyunun ve kentinin başına getirdiği belayı savmak için dövüşür. azarladığı Paris'tir. Helene.. yatıştırmak. Bu sözler üzerine Hektor savaşa döner. ya da kalaydın ölümüne dek evlenmeden. bir kızdığı. Patroklos Akhil­ leus'un silahlarını kuşanıp da ölüm saçmaya başlayınca. savaşa atılsın mı. • mutlu olsun anasının yüreği. derdin en büyüğü senin başında. bir çapkın adamın. babasından çok daha üstün bu desinler. sevgili karımı göreceğim.. dayanılmaz kötülükler yapmış bir köpeğim ben. III. Hektor herkese karşı yumuşak davranır. kardeşleri. çünkü girişeceği sa­ vaştan bir daha dönüp dönmeyeceğini bilmez (İl.. bir tanemi. Anamın beni doğurduğu gün. ne de yüz karası olurdun başkalarına. Ama bu konuyu Hektor'un kahraman­ lığını inceleyeceğimiz bölüme bırakalım. seni ırz düşmanı seni! Hiç doğmaz olaydın keşke. biliyorum. bir dağın tepesine atsaydı. bencil. Bu ölüm düşüncesi bir an olsun Hektor'un aklından çıkmaz. Karar onun. suçlamaz. Ben gidip göreceğim evdekiler!. beni çok sevsen de dinlemem seni. yavrumu. Akha'ların eliyle tanrılar belki de yok ederler beni. bir an önce karısını ve ço­ cuğunu bulmaya gider. Paris'i savaşa çağırmak için şehre geldiğinde Helene onu alıkoymak ister. keşke. benim oğlumun. babası gibi kendini göstermesini nasip edin. bir daha da ya dönerim. otur şu iskemleye. güzel kadın da onu herkesten çok sayar ve sever. ölümünün yakın olduğunu bilir. herkesi dinlemek. savaş ortaklarını hoş tutmak. yardımcıları. (2) KAHRAMAN HEKTOR. bir korkunç kasırga gelseydi. ne baş belası kesilirdin o zaman. buna karşılık da durmadan eleştiriye uğrar. Oysa bu savaş başka türlü bir savaştır. XVII. ey öbür tanrılar. ya dönmem. Kanlı silahlarla savaştan dönerken o. ama Zeus'un buyruğuyla o da kaderine bırak­ mak zorundadır Hektor'u. Büyük Hektor karşılık verdi. güç esinlemek hep ona düşer. atılmasın mı diye ikircikli­ dir.. . Tanrı­ lara güvenmenin de ne kadar yersiz olduğu­ nu sezer. Gel. Patroklos'u öldürür. ya da bıraksaydı uğuldayan denizin içine. Oysa ken­ disi için savaşmaz Hektor. kafasızlıgıyla şeh­ rin yıkımına sebep olan adam.): Seni alçak. seni çapkın. Buna karşın gene de yiğitçe dövüşür Hektor. Öbür Troyalılar gibi o da ka­ dını ayıplamaz. Troya'nın ışığı. babası gibi güçlü. Hektor başına gelecekleri anlar. VI.. halkı gözbebeği bu kahraman kaderiyle pençeleşir durur. korkunç bir boğuşma içinde onun ölüsünü kaçırmak. nitekim onu yalnız Apollon korur.. 344 vd. alsaydı beni. llyon'da bütün gücüyle hüküm sürmesini. ama Hektor güzel kadının uzattığı is­ kemleye oturmaz. inatçı yiğitliğinden ne kadar üstün. O zaman da ortaklarının en ağır ve in­ safsız eleştirilerine uğrar. Troya'lıları küçük düşürür ve ortaklarının artık bıkıp gitmeye hazır olduklarını bildirir (İl. gücendir­ memek onun tek başına görevidir. güven aşılamak. kaymağım. Troyalılara yardım etmek istiyor yüreğim. silahlarını soymak ve kendisi kuşandıktan sonra Akhil­ leus'un karşısına çıkmak yürekliliğini gösterir. Şöyle çıkışır ona (İl. onunla dertleşmeye can atar. Ne kadar nan­ kör bir görevi vardır Hektor'un Troya sava­ şında! Ordulara yön vermek. ne kadar bilinçli ve insancadır! Hektor'un kahramanlık dramı Sarpedon'un ölümünden sonra başlar asıl.). Lykia'lıların önderi Glaukos Patroklos ile Sarpedon arasındaki savaşta Hektor Sarpedon'un öldürülmesini önleyemedi diye onu kınar. 140 vd. 38 vd.

Ama ses çıkmaz artık Hektor'dan. yasaya. Hektor ölecektir. vereceğiz. XXII. İlyada'nın en ünlü sahnele­ rinden biri de açılır gözümüzün önüne: Hek­ tor önde. Hektor inanır. kentini kur­ tarmak için canını kurtarması için. gücünden. bir yiğitlik göstereyim de öyle öleyim. Akhilleus arkada üç kez dolaşırlar Troya şehrini. ya öldürüp onu dönerim geri. -Bunlar kavgamızın başı değil mi?Alın. kaderine ağlaya ağlaya . Söyler söylemez Hektor bu sözleri. karşı durur düşmana. Bakalım Olympos'lu kime bağışlar ünü". Troyalı ihtiyarlara. mülkü.): "Yazık bana. yiğit de olsan. kadınlarından utanıyorum. tekmil mallarını da. kargımı da duvara dayayıp. desem. gençliğinden koptu. anlar aldatıldığını (İl. koca karınlı gemileriyle Aleksandros'un Troya'ya getirdiği her şeyi. dinleseydim keşke. ilkin Pulydamas yağdırır ayıbı başıma. söz versem. kıydı halkına. Troya'nm erkeklerinden.Troya'lı savaşçıların hepsi çil yavrusu gibi da­ ğılmış. başlar koşmaya. Zeus altın terazisini kurar. Böyle enine. Uçtu canı gövdesinden. her şeye son veren ölüm kapladı bedenini. XXII. bir kefesine Akhilleus'un ölümünü koyar. ikiye bölecekler. uğursuz bir kader rmhlamıştı onu l/yon'un dışında Batı kapılarının önüne. binlerce korkulu göz önünde oluşan bir ölüm-kalım yarışı. desem ki geri vereceğiz Helene'yi de. Çok daha iyi olur karşı durmak Akhilleus'a. Ama Akhilleus'un ret cevabıyla karşılaşır (Akhilleus). Ant içireceğim. Aslan gibi saldırır. hesaplaşmayı. nemiz yok. Hakka. dosdoğru çıksam mı kusursuz Akhilleus'un önüne. ölenin bedenini geri versin yakın­ larına. yanaşmaz hiçbir antlaşmaya. bir kefesine Hektor'un. Bir de desem mi paylaşalım hepsini bu şehirde nemiz var. kendi içinde yap­ maktadır artık tartışmayı. saygı gösterecek mi? Silahsız gidersem böyle çırılçıplak. Hektor Deiphobos'u çağı­ rır. yollandı Hades'e. ya da onun elinden şanla ölürüm şehrin önünde. bütün malı. ama bir antlaşma yapılmasını ister ki kim öl dürecekse. dinlememiştim onu. kendisini destekleyecekmiş gibi ya­ par. Benden değersiz biri bir gün ya derse ki: Gücüne çok güvendi Hektor. ' duysun gelecekteki insanlar bile. götürün bunları Atreus oğullarına. bakar ki yok. yok ettim ' halkımı. göz­ lerler ve tartışırlar olayı. Can verirken bir daha yalvarır Hektor Ak­ hilleus'a ölüsünü Troya'lılara geri versin diye.) : Bir Hektor duruyordu olduğu yerde. diyeceğim. demişti. yalnız Athena Hektor'un kardeşi Deiphobos'un kılığına girerek yiğide yanaşır. Yoksa göbekli kalkanımı. kaldırır teraziyi. Ama uyanık ol. Tanrılar işte o anda el çe­ kerler Hektor'dan. Troyalılan şehrin içine al. En iyisi tez elden paylaşmak kozumuzu. 303 vd. öldürecekler Batı kapılarının önünde". 99 vd. bir kadın gibi öldürebilir beni o. boyuna düşünmek de ne. Hektor böyle düşünürken Akhilleus yakla­ şır. Ve en azından iki bin yıl sonra doğacak olan ro­ man türünün belli başlı bir öğesine örnek ola­ cak monologuna şöyle başlar Hektor (İl. güçlü tolgamı bırakıp bir yana. insan saygısına güveni vardır Hektor'un son demine dek. hepsi sığınmışlardır Troya surlarının içine (İl. perişan Hekabe boşuna yalvarır dururlar bu kez Hektor'a ölüme meydan okumaması. O sırada İda da­ ğının tepesinde tanrılar dernek kurmuş. Surların üstünden ihtiyar Priamos. girersem surların içine. Çılgınlık ettim de ne oldu. XXII. Oysa ne­ rede Akhilleus. desem saklamayacaklar şehirde hiçbir şeyi. Hektor'un son sözü de şudur: "Senin ne olduğun yüzünden belli. Ama yüreğim ne diye oyalanır böyle şeylerle? Ona karşı olduğum gibi gidersem bakalım acıyacak mı bana. desem.): Kaderim beni kıskıvrak bağladı işte. tanrısal Akhilleus'un baş kaldırdığı o uğursuz gece buyurmuştu bana. Onu görünce bir titremedir alır Hektor'u. bakarız ki Hektor'un kurası ağır basıyor. demirden bir yüreğin var göğsünde. uğramayasm tanrı lanetine. 5 vd. Paris'le Apollon bir gün seni. Gene de kıyasıya dövüşmek düşer bana.

gitse de. Bu korkunç man­ zaraya tanrılar bile dayanamaz. eski kocan. Hektor'a yakılan ağıtlar ve Hektor'un cena­ ze töreniyle kapanır İlyada. ahlak değerleri arasında­ ki karşıtlık da yansımaktadır. ünlü Hektor'un ölüsü çevresinde toplandı bütün halk. dört bir yana. XXIV. Kemikleri alıp kodular bir altın kutuya. sonra tapladı kardeşleri. bu güzelin Homeros destanlarında nasıl karşımıza çıktığını bir görelim. Helena'nın kişili­ ğinde ilkçağ Yunan dünyasının güzele düş­ künlüğü dile geldiği gibi. bu in- . Hepsi geldi bir araya. Priamos da tatlı tatlı konuşur Helene ile.): Helene'nin görünce çıktığını kuleye şu kanatlı sözleri söylediler usulcacık: "Troya'lılarla Akha'lartn. Ölümlülere parlak şafak sökünce onuncu günü. Ne var ki bu uygarlık. toplanıp bir güzel kutladılar çok ünlü şöleni Zeusoğlu kral Priamos'un sarayında. gece. Boğazlara karşı yükselen Anadolu kalesine nasıl gömmüşler Anadolu'nun bu ilk özgürlük kahramanını (İl. toprak içinde. dostları ak kemikleri. Akhilleus. Troya ovasındaki savaşın en kızgın bir anı­ dır-. Helena. Apollon. yedi kez dolaştırır Troya şehrinin çev­ resinde. Dinleyin bakın. Helena'nın öyküle­ rine. Ama gene de binse gemiye keşke gitse. Bence suçlu sen değilsin. onlar yığdı başıma kan ağlatan savaşı. en arı ve en canlı olarak destanlarında canlanmak­ tadır. Nitekim Homeros'tan sonraki şair ve yazarlar (aralarında Platon da vardır) bir kadının bunca savaşlara. gündüz bekçilik ederler ölüsüne. Menelaos'la Paris teke tek savaşa girişe­ cekler ve kazanan Helena'yı alıp götürecek­ tir. öyle ki sonraki yorumlar bile hep İlyada ve Odysseia'da atılmış anlatım temellerine dayanır. çeşitli görüş ve yönlerden yorumlanmıştır. daha insanca bir gö­ rüş. erguvan rengi yumuşak örtülerle sardılar kutuyu. Yüzüne bakan ölümsüz tanrıçalara benzetir onu. Bundan daha uygarca. Helena'yi yaratan Homeros'tur. böyle bir kadın için yıllardır acı çekmeleri hiç de ayıp değil. Yunan efsanelik kişilerinin en ünlü­ sü. topluluk kuruldu. hısım. Onun içindir ki. İşte böyle yapıldı atları iyi süren Hektor'un cenaze töreni. gözyaşı içinde götürdüler Hektor'un ölüsünü. güzel ve iyi. yanıma gel kızım. 784 vd. gör bak işte. Aphrodite yağlar sürerler bedenine. toz. şöyle seslenir: Buraya. koydular yığınların tepesine. Başlarında Troya kralı Priamos olmak üzere ihtiyarlar Batı ka­ pısının üstündeki kulede savaşı seyretmekte­ dir. Bir mezar tümseği olunca toprak kabara kabara. dostların. bu tip en duru. güzeller güzeli Helena (ya da Homeros'un deyimiyle Helene) bin bir masal ve öyküye kahraman olmakla kalmamış. 154 vd. akraban. gerisin geri döndü hepsi şehre. bir davranış akla gelmez ve böylesini yaklaşık üç bin yıl önceki bir metinde bulmak şaşırtır insanı. Doğuyla Batı arasındaki bu çapta bir çatışma­ ya etken olabilmesini ahlakdışı görüp. mezar bitmeden Akha'lar saldırmasın diye. 111. böylece bu bitmez tükenmez savaş kendi­ liğinden sona erecektir. parıldayan şarapla söndürdüler odun yığınını. Hektor'un ölüsüne ve seyirci kalan bahtsız Troya şehrine yaptığı işkence dillere destan olmuştur: Hektor'u arabasına bağlar. Gül parmaklı şafak sabah erken parlaymca. Sarar sarmaz indirdiler derin bir çukura. gözcüler diktiler çepeçevre.Akhilleus'un. sonunda Priamos'u elinden tutarak götürürler Akhilleııs'a. tanrılar asıl. azgın yiğit de geri verir ölüyü babasına (Apollon. Priamos). verdiler ateşe. Sonra bir mezar tümseği yapmaya başladılar. hepsinin yanaklarından iri yaşlar dökülüyordu. bizi. efsanelerine girişmeden. Birden Helene görünür (İl. çocuklarımızı belaya sokmasa". yani es­ tetik değerlerle etik. ekli kocaman taşlarla ördüler üstünü.): Dokuz gün odun taşıdılar yığın yığın. kişiliği de son­ suz tartışmalara yol açarak. otur şöyle. Hele­ na'nın kaçırılması olayını olduğundan başka türlü anlatmak yoluna gitmişlerdir. söndürdüler ateş gücünün sardığı her şeyi.

ötekinden Klytaimestra ile Kas­ tor çıkmış diyenler de var. Paris'i eleş­ tirir. neden hep baştan çıkarmak istersin beni? Söylesene. Telemakhos babasını aramaya çıkıp Menelaos'un sarayına varınca. hem saparım seni. Helene'nin Lekadai- .. Leda bir (ya da iki) yumurta doğurmuş. Çık. XIV. ona tekmil acılarını unutturacak bir ilaç verir. en sıcak. her yazar Helena portresine bir şey katmak istemiştir ve efsanesi aşağıd. bak eriyip gidiyorum gözyaşı döke döke. iyi bir ev kadını ve sevgi dolu bir ana gibi görü­ lür. Ona da aynı pişmanlıkla yakınır (İl. Homeros'un çizdiği He­ lena portresine kimse bir şey ekleyememiştir. ölümlülerden bir adamın mı var ki?. Kastorla Polydeukes'in doğdu­ ğu. 68): Afi şu Helene bütün soyu sopuyla yok olaydı keşke. meydan okur ona (İl. güzelim nakışlar yaparken yurdunu. Tanrıya böylesi hakaret başka hiçbir metin­ de görülmemiştir. Yumurtadan çıkan kızı Leda kendi çocuğu gibi büyütmüş. can yoldaşlarımı bırakmasaydım. kara ölüme razı olsaydım keşke.). Yunan deyimiyle barbar­ dırlar. bir tek yumurta­ dan Helene. kaba. Efsa­ nenin başka anlatımları vardır: Zeus bir kuğu kuşu biçiminde Leda'nın kendisine yanaşmış­ tır. Zeus'tan kaçan öç tanrıçası Nemesis dünyayı dolaşmış ve biçimden biçime girmiş. sonunda da karısı yapsın seni. XV. sevgili kaytnbabam. eski ko­ casını. Paris'in yanına kendin git yerleş hadi. ayrıl tanrılar yolundan. III. bir daha ayak basma Olympos'a. Zeus da bir kuğu kuşuna dönüşüp yaklaşmış ona.ı özetleneceği gibi büyüdükçe büyümüştür. odasında hanım hanımcık kumaş dokuyan. İşte Özetle Homeros'un Helene'si. Paris'i Menelaos'la teke tek savaştan ka­ çıran tanrıça Aphrodite'nin çağrısına uymak istemez. hodbin. Klytaimestra kız kardeşi ve Dioskur'lar. birinden Helene ile Polydeukes. Üstün bir tavrı. okşar. o nazlı büyüttüğüm kızımı.). Nemesis'in doğurduğu yumurtayı çobanlar bulup Leda'ya getirmişler. en can­ dan konukseverliği Helene'den görür. Kendi kendini suçlar. IV. bunca insanın dizlerini kıran bu kadının kökü kurusaydı. babası Odysseus'la ilgili bir sürü anı sayar. Homeros destanlarında bilinmeyen bir efsane. Priamos'un söz­ lerine şöyle karşılık verir (İl.). Helene tam bilinçli bir insandır. Ancak Homeros'un ro­ mancıdan farksız derin psikolojik görüşüyle anlaşılabilir. niyetin ne. 2 6 1 vd. kendi eliyle işlediği bir yaşmak verir ve so­ nunda büyüler delikanlıyı. Böyle olmadı ne yapalım ki. yani Kas­ torla Polydeukes erkek kardeşleridir (Tab. halkoyunu ve Helena'nın başkalarınca eleştirilmesini de İthake çobanı Eumaios'un ağzından yapar (Od. Zeki kadın onu kendi çocııgııymuş gibi kucaklar. "ölümlü" babası Tyndareos'tur. ya kölesi. 104 vd. 342 vd.): Gene mi sensin. kendinin de eleştlı meşini yapar (Od. Telemakhos'u anlayan. olayların da. VI. Zeus'la Leda'nın ki zıdır.): Senden hem korkarım. Sonrala­ rı efsane değişmiş ve Leda'nın yerini Nemesis almıştır. tanrıça. En eski metinlerde bu böyledir. Phrygia'ya. Priamos'a ol­ duğu kadar Hektor'a da sevgisi ve saygısı bü­ yüktür. bundan Helene çıkmış. Helene bir Troya'lı gelin olmuştur. 12). "Köpek gözlü" der kendine. 399 vd. oğlunla buraya gelmeseydim keşke evimi barkımı. Akha'larsa sert. Nesnel düşünceyi.sanlık yalnız Troya'lılara vergidir. sever. günün birinde bir kaz oluvermiş. hısım akrabamı. Telemakhos da Helene'ye bundan böyle bir tanrıça gibi tapa­ cağını söyler (Od. (1) DOĞUŞU. 172 vd. III. Dioskur'lar). Nemesis. Helene. kızını düşünen ve özlem çeken bir ka­ dındır. Klytaimestra'nın da tanrıyla bir ilişkisi ol­ mayıp Tyndareos'un kızı olduğu söylentisi de vardır (Leda. Homeros Helena üstüne söylenecek ne var­ sa hepsini söylemişti. Odysseia'da Helene saygın bir kraliçe. dert edin kendine onu. Paris'in yatağına dönmekten tiksinir ve tanrıçaya karşı gelecek kadar yiğit ve yü­ reklidir. ona bak. Ama de­ diğimiz gibi. acı­ larını paylaşan insanca bir davranışı vardır. beni daha uzaklara. (2) EFSANELERİ. şirin Meionia'nın bakımlı bir iline götürmek mi? Oralarda.

Helene ona gönül verip kaçırılmaya razı oldu mu? Homeros da. Katreus'un cenaze törenine gitmek zorunda kalır (Katreus). Ne var ki Paris Helene'yi tek başına kaçırmaz. yanında hazineler. Helene Lakedaimon'da mutlu bir ömür sü­ rerken. istemiydi bu. Priamos'la Hekabe'nin oğlu. babası Tyndareos başı­ na iş açacağa benzeyen kızını evlendirmek is­ temiş. Ama asıl şaşırtıcı bir efsa­ ne. Paris'i Helena'dan yoksun etmek için tıpkı Helena'ya benzeyen bir kadın yaratmış ve Paris'i bu Helena görüntüsüyle Troya'ya göndererek. yalnız Odysseia'da Helene'nin dönüş yolunda Menelaos'la birlikte Mısır'a uğradıklarından söz edilir (Od. İki sevgilinin Troya'ya kadar olan yolculuğu üstüne kaynaklar çeşitlidir: Üç günde Anado- lu kıyılarına vardıkları. Efsanenin amacı Helena'nm namu­ sunu kurtarmaktır. Söylentiye gö­ re Stesikhoros Helena'yı kınayan bir şiir yaz­ mış. Helena bir­ çok yerlerde tanrıça gibi tapım görürdü. Heienos.. Priamos'un en küçük oğlu da armağanını almaya gelmişti.mon'da Artemis'e sunu sunarken Atina yiğidi Theseus'un saldırısına uğradığı ve kaçırıldığı öyküsüdür. göz kamaştırıcı mallar da alıp götürür. yani kendi bir şiirini yalanlamasına dayanmaktadır. Helena üstüne uydurulan mistik bir efsane­ de de Helena'nın Akhilleus'la evlendiği ve ölümsüzlüğe kavuşup Karadeniz'de Leuke (Beyaz) denilen bir adada yaşadığı anlatılır. Yunanistan'da ne kadar kral oğlu. 16). sonra da gözleri kör olmuş. Akha'lara kapıları açar ve Troya katliamını kö­ rükler. Bu­ nu Euripides "Helene" adlı tragedyasında iş­ lemiştir. Homeros destanlarında böyle bir öykünün izine bile rastlanmaz. Yalnız Akhilleus daha evlenecek çağda olmadığı için talipler arasında değilmiş. Tyndareos şaşırmış. Helene'nin Mısır'da kalışı efsanesidir. bir söylen­ tiye göre 29. bir efsaneye göre ona bir çocuk yapmış ve bu da Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı diye geçinen İphigeneia imiş (îphigeneia). 219 vd. Nitekim Helene'yi geri vermek söz konusu olunca hep bu mallardan da dem vurulmaktadır. Helena'nın Mısır'da kaldığı ma­ salı İ. Theseus'un Helene'yi kirletmediği söylenir. Ö. Paris'ten sonra Deiphobos'la evlenir. ge­ rekirse savunmaya ant içsinler. bir başkasına göre 99 kişiymişler. Yurduna dönünce. yok Fenike'de Sidon şehrine uğradıkları. Bir süre son­ ra. sonra Menelaos ge­ lip onu almış. gerçek Helena'yı Hermes'in kı­ lavuzluğunda Mısır'da kral Proteus'un yanına yollamış. ama seçmeden önce bütün talipler seçeceği adamı korumaya. yüzyılda yaşayan şair Stesikhoros'un "palinodia"sına. Öç Güzeller yarışmasında Aphrodite Troya'lı gence Helene'nin aşkını söz ver­ mişti (Paris). Helene'yi kandırdı mı. Paris de Helene ile baş başa kalın­ ca. Paris Helene'yi baştan çıkarmakta güçlük çekmemiş olacak. Sözde Hera güzellik yarış­ masında Aphrodite'ye yenilmeyi sindirememiş. çünkü arkasında Aphrodite vardı ve tanrıçanın buy­ ruğu. sonra Menela­ os'u evine alarak Deiphobos'u öldürür. uzun bir süre Kıbrıs'ta kaldıkları anlatılır. Öyle olmuş ve Helene Menelaos'u seçmiş. Bütün bu uydurma efsaneler Homeros'un çizdiği Helena portresini karıştırmak ve boz­ maktan başka bir işe yaramamıştır. Tarihçi Herodotos bu anlatımı benimser.). Menelaos onu bir süre konuklar. Talipler kalabalık gelmişler. sonra kendisi Girit'e. Odysseus ona bir öğüt vermiş: Helene kocasını kendi seçsin. İlyada'dan sonraki efsanelerde oynadığı rol onu Homeros destanlarındaki kişiliğinden başka bir kişilikle gösterir. Atina'lılar Helene'yi kabul etmek istemedikleri için. Odysseus'a bu hizmetine karşılık İkarios'un kızı Penelopeia'yı vermişler (îkarios). Kassandra gibi Heienos da Apollon tanrının gözdesidir. ne ka­ dar yiğit varsa hepsi istemişler güzellerin gü­ zelini. ne yapacağını bileme­ miş. güzel kadını kaçırır. Theseus kızı anası Aithra'nın yanına bırakmış (Aithra). öbür yazarlar da bu­ nu pek açıklamazlar. IV. Helena da Troya savaşının sonuna kadar Mısır'da kalmış da. VI. Kassandra'nın ikiz kardeşi (Tab. Bu efsanelerde Helena Yunanlıların çıkarına yardım eden ve bu uğurda Troya'ya her türlü kötülüğü yapan hain ve belalı bir kadın rolündedir. Theseus'la arkadaşı Peirithoos'un yeraltı ülkesine inişlerinden faydalanarak Dioskur'lar gelip kız kardeşlerini geri almışlar. ı ao . Paris Troya'dan konuk gelmiş Yuna­ nistan'a. anlamış ki günah işlemiştir ve ilk şiirini ikinci bir şiirle düzelttikten sonra gözleri açılmış.

dönüşümleri bu so­ nuçlarının cezaısı olmuş (Phaeton). Phaeton Zeus'un yıldırımıyla vurulunca Helios kızları içi­ ne düştüğü ırmak kıyısında gözyaşı döke dö­ ke kavak ağacına dönüşmüşlerdir. Zo­ ra ve rüşvete dayanamayan Helenos şu üç koşulu bildirir: Akhilleus'un oğlu Neoptolemos savaşa katılır. Helikaon. şehir düşecektir. Phaeton da Helios'un oğlu sayılır. Od. Zeus'a başvur mak zorunda kalır (bkz. Sonra Neoptolemos'un yanı­ na sığınmış. Nitekim Homeros'un Odysseia destanın­ da bile Helios yardımcı bir tanrı sayılır ve Odysseus'un arkadaşları sığırlarını kesince kendi öcünü kendi alamaz. Troya'lı önder Antenor'un oğlu. savaşta da. Vergilius "Aeneis" destanında Helenos'u Epir bölgesinde kral olmuş ve İtal­ ya'ya gitmek üzere oradan geçen Troya'lıları iyi karşılar gösterir. dinsel konularda da Hektor'a öğütler verir ve Hektor yaşadıkça yiğitçe çarpışır. bazıları da analarının adını verdiği Rodos adasında kala­ rak orada Lindos. Helios. Heliadai (Helios Kızları). XXIV. bazıları Istanköy. saç biçimin­ de ışınlarla çevrilir. Yeryüzü Okeanos ırmağı üstünde yüzen bir tabak gibi tasarlandığı için Helios'un gece batıda batıp sabah doğudan dog­ ması olağan sayılırdı. Klymene de Helios kızlarını. Bundan sonraki öyküle­ ri de karışıktır: Şehir düştükten sonra ölüm­ den kurtulmuş. Titanlar so­ yundan olan Helios. Minos'un karısı Pasiphae. Ama agabeysi öldükten son­ ra. Priamos onu da öbür oğulları gibi hor gö­ rüp tersler (İl. Helika­ on kardeşleriyle birlikte Troya yıkımından kurtulur ve Antenor ve Pulydamas'la birlikte kuzey İtalya'ya göçer (Antenor). Olympos'lu Apollon'dan ayrı bir tanrı ya da doğal bir güç. 260 373) . herbirinin olağanüstü bir kişiliği ya da talihi var bu çocukların: Büyücü Kirke. 249). Aietes'i tahtından atan. 8). onu Trakya Khersonnesos'unda (Geli­ bolu yarımadası) "Köpeğin mezarı" denilen yerde gömmüş. Helios'a Rho­ dos adlı nympha Heliosogullarını doğurur. Selene (Ay) ve Eos (Şafak) (Tab. Priamos'un kızı Laodike'nin kocası. o ölünce karısı Andromakhe'yi almış da onunla bir oğlu olmuş. Hekabe ile birlikte Trakya'ya gitmiş ve anası acısından bir köpek haline ge­ lince. Helena'ya kimin koca olacağı tartışıl­ mış. Akha'lar Pelops'un ke­ miklerini ve Palladion'u ele geçirirlerse. Helenos'a değgin efsaneler asıl İlyada'ya konu olan olaylardan sonra başlar. ya­ ni güneşin ta kendisi sayılır. Kolkhis kralı Aietes. VI. birçok çocuğu olur. Gözyaşlarından amber taneleri meydana gelmiştir. Söylentiye göre Phaeton'a Güneş'in araba­ sıyla atlarını veren.ikisine de tanrı bilicilik yetisini vermiştir. Gaia ile Uranos'un çocukları Hyperion ve Theia birleşirler. En eski inançlara göre Helios ateş saçan çok hızlı atların çektiği ara­ basıyla her sabah Şafak'tan hemen sonra Hindistan'dan yola çıkıp gökteki yörüngesine girer ve akşam da Okeanos ırmağına dalar. Helenos küsmüş ve İda dağına çekil­ miş. Troya'nın ancak Helenos'un bildireceği koşullar altında düşeceğini söyleyince. Heliades (Heliosoğulları). Bunlar hep sonradan uydurulmuş ve Troya kral soyuna leke getirmek için Yunanistan'da düzülmüş masallardır. VII. Akha'ların bilicisi Kalkhas. ama yeğeni Medeia'nın eliyle öldürülen Perses. XII. üç göksel varlık meydana getirirler: Helios (Güneş). Ama Priamos Deiphobos'u se­ çince. Güneş tanrı ile Okeanos kızı Klymene'nin çocukları. 4 ve 8). Başka bir efsaneye göre tahta atın yapılıp surlardan içeri alınmasını salık ve­ ren de Helenos'muş. Okeanos'la Tethys'in kızı Perseis'le evlenir. Başı. İalysos ve Kamiros şehirle­ rini kurmuşlar. Heliosogulları Güneş tanrının Rhodos adlı nympha'dan olan yedi oğludur (Tab. Hepsi usta gök bilginleriymiş. böylece yok olmasına yol açan Helios kızlarıymış. Helios güçlü kuvvetli ve çok yakışıklı bir de­ likanlı olarak canlandırılır. ama günün birinde aralarında anlaşmazlık çıkıp birbirlerine düştüklerinden. Phaeton'un kız kardeşleridir (Tab. bazıları Midilli. Odysseus onu bulmak ve ağzından söz almakla görevlendirilmiş. İlyada'da "bilicilerin en iyisi" diye sözü geçen Helenos. Gök bilimi ilerledikçe güneşi simgeleyen Helios'un önemi azalmış­ tır. Paris ölünce. 76. 8). Helios. Helenos'la küçük kardeşi Deiphobos ta­ lip çıkmışlar. Yorgun atlarını Okeanos sularında yıkadıktan sonra doğudan batıya aynı yolu ertesi günü gene izler. 44.

yani bütün Yunan ırk ve boylarının atası sayılan efsanelik kişi.)-. Bir gün sana yardım etmek istedimdi hani. bu yüzden de hor görülür tanrılarca. Olympos'luya karşı gelmek çok zor. Aiol. Hera topal oğlundan utandığı için onu dokuz yıl Okeanos ırmağının yanında saklamıştı (İl. Khaos'tan çıkma Erebos'la Nyks'in. körlerin gözünü açar vb. 369 vd. görmek istemem dayak yediğini. yuvarlandım gittiydim tam bir gün. 599): Kojtu durdu oradan oraya soluya soluya. Hellen'lerin. attıydı tanrısal eşikten aşağı. onunla birleşerek üç çocuk anası yapmıştır onu. Hel­ len. ha çıktı ha çıkacak. Tepem atsa bile koşamam yardımına.): Hera tanrıça kimseyle sevişmeden. Hephaistos'u yaratmış. VIII. Hephaistos bunun öcünü anasından alır: İçine zincirler sakladığı bir taht yapıp. Gündüzü ve gün ışığını simgele­ yen Hemera. 270). Hemera. Hephaistos. tanrılarda gürül gürül bir kahkaha (coptu. 586 vd. (2) NİTELİĞİ. 5). Seni çok severim. Hera da tahtın üstüne oturur. Düştüydüm Lemnos adasına. yakaladıydı beni bacağımdan. yani Gece'nin kızıdır. hem çirkin. kurtulamaz bir daha. Zeus ile Hera'nın oğludur. Ölüm 'ün kardeşi Uyku 'yu.): . örneğin Aphrodite ile Ares'in gizlice se­ viştiklerini (Od. Deukalion'la Pyrrha'nın oğludur. o her şeyi gö­ rür. Aither (Esîr) ise onun kardeşidir. Bir anlatıma göre Helle denize düştükten sonra tanrı Poseidon tarafından kurtarılmıştır. Ama hiçbirinin elinden gelmeyen işler gelir Hephaistos'un elinden: Her türlü madeni iş­ leyip olağanüstü güzellikte eserler yaratması­ nı başarır topal tanrı. ikisi hiç bir arada olmaz içeride: Hep biri dışarıda. işliği şöyle tanımlanır demirci tanrının (İl. Ama Hephaistos aynı öyküyü başka türlü anlatır îlyada'nın bir başka bölümünde: Thetis oğlu Akhilleus için yeni silahlar istemeye gelince demirci tanrıdan. Thetis Hephaistos'un evine gelince.). Bu niteliğiyle Olympos tanrıları arasında tektir. öteki içeride. I. XVIII. Hesiodos süreci şöyle-anlatır (Theog.): Aldırma anacığım. Biri ellerinde götürür ışığı sayısız gözlerine insanların. Biri konağa girerken öteki çıkar. sık dişini. I. Ksuthos ve Aiolos diye üç oğlu olur. (1) DOĞUŞU. ne yapayım. Hephaistos hem topaldır. Dionysos'u gönderirler. Olympos tan­ rıları Hephaistos'u çağırmak zorunda kalır­ lar. Ve Hephaistos en usta sanatçısı oldu gökler tanrısı Uranos torunlarının. Tufan­ dan sonra Tesalya'ya yerleşir ve bir dağ nympha'sı olan Orseis'le evlenir. Orada buluşup selamladır Gece'y/e Gündüz tunçtan büyük eşiğe ayak basarken. ama bir efsaneye gö­ re. Sintiler yerden kaldırdılardı orada beni. Hera onu kendi kendine doğurmuştur (Tab. birazcık canım kalmıştı. anası­ na gönderir. Hesiodos'a göre Nyks ile Hemera Tartaros'ta. sisli karanlığa bürülü belalı Gece. Hellen. 394 vd. 748 vd. öteki Uyku'yu taşır kollarında. Olympos tanrılarının evleri onun usta ellerinden çıkmadır. Doros. şarap tanrı da Hephaistos'u bir eşeğe bindirip öyle getirir Olympos'a. bağrına taş bas. (Orion). Poseidon Helle'yi sevmiş. topallığı yüzünden anası Hera'dan neler çektiğini anlatır. batan günle. yeryüzünde. XVIII. Zeus'la Hera'nın yatak odası. Zeus'un Athena'yı kafasından çıkar­ masını kıskanmış da.Helios dünyanın gözü sayılır. bunlar da Dor. Topallığının nedenini Ilyada'da kendi anlatır: Troya savaşı konusunda Zeus'la Hera arasında kopan bir kavgayı yatıştırmaya çalı­ şır ve Hera'ya şöyle der (İl. Helle. 927 vd. Çanakkale Boğazına adını veren Helle'nin efsanesi Argonaut'lar bölümünde anla­ tılmıştır (Argonaut'lar). ama oturur oturmaz da zincirler onu kıskıv­ rak sarar. Tanrılar ünlü topalı görünce kahkahayı atarlar (İl. 20). yalnız öfkeden ve kocasına hıncından ünlü Hephaistos'u doğurdu kendi kendine. yani yeraltında buluşur­ lar (Theog. Hephaistos. çıkmayı beklemektedir. İon ve Akha boylarının ataları sayılır (Tab.

sakat doğmuşsam. yakışıklı. XVIII. Bütün kusurla­ rıyla kadını canlandırır Hera-.il İçine alacak bir yatak yapar. Hesiodos Kharit'lerin en kü­ çüğü Aglaie (parlak anlamına gelir) ile evlen­ diğini söyler. "ak kollu" ya da "altın tahttı" diye nitelenen Hera (yahut Here) tipik bir Grek tanrıçasıdır. sevgi ve nef­ retleri hiçbir mantığa dayanmaz. Hera. ama hiç­ bir işi açık değildir. silah ve yet­ kilerini kötüye kullanmaktan çekinmez. (3) EFSANELERl. işe koyulması şöyle anlatı­ lır (XVIII. beni dünyaya getirmeselerdi! Hephaistos Erikhthonios efsanesinde de rol oynar (Erikhthonios). çevik ayaklı diye. ama ne tuhaf ki İonyalı koca şairin çizdiği Hera portresi tutunmuş. bir işli halkaları vardı takılacak. hırçın. çarpık bacaklı tanrı yapmıştı bu evi. Lemnos'a gidiyormuş gibi evinden ayrılır ve dönüşünde Ares'le Aphrodite'yi kıs kıvrak bağlı bulur.): Zeus baba ve hep var olan öbür mutlu tanrılar gelin. çıkarlarını daha ileri bir kültürün simgesi Ege ve Anadolu'ya karşı sa­ vunan. sevdi onu. kıllı göğsünü sildi. her işime engel olmak onun huyu. Hephaistos Akhilleus için yeni silahlar yap­ maya söz verince. hiçbir çalışan insanın böyle canlı bir tanımlanması bulunmaz ilkçağ yazınında. kin. kinim. Hephaistos tanrılar arasında odur: Sa­ natın ve işçiliğin yüceliği simgelenir onlarla. 4 1 0 vd. Homeros destanlarında "inek gözlü". üstündü öbür ölümsüzlerin evlerinden. babamda. hınç ve geçimsizlik havası yan­ sıtan sevimsiz bir tanrıçadır. Bu eşsiz parçayı. kan ter içinde gidip geliyordu o yandan bu yana. Dayayacaktı onları sarayının dik duvarına. cılız bacakları seğirtiyordu altında. sonra gene gerisin geri eve dönsünler diye. 306 vd. yani Zarafet'in kendisiyle evli olarak gösterilir (İl. Değil bir tanrının. topalım diye hor gördü. Hephaistos mucizeler ya­ ratan bir ustadır. Hera'yı kocası Zeus'un ağzından dinleyelim (İl. Hephalstos'u körükleri arasında çalışır buldu. Ünlü topalın avaz avaz ba­ ğırarak dile getirdiği öfke onun kişiliğini açığa vuracak niteliktedir (Od. Homeros'un Odysseia desta­ nında ozan Demodokos Aphrodite ile evli olan Hephaistos'un başına gelenleri anlatır: Ares'le aldatıldığını bilen topal tanrı bir za­ manlar anası Hera'ya yaptığı taht gibi. tunçtan. bu yüzden kişiliği ve efsaneleri hep bir kavga. Yirmi tane üçayak bitmiş. Dırdırcı. Körük/erin/ateşin içinden çekti. her zaman ve özellikle za­ manımızda örneklerine çok rastlanan varlıklı ve benci! burjuva kadınını simgeler. Daidalos insanlar arasında neyse. 382). Prometheus'u Kafkas dağının tepesine o çıkartır (Prometheus). çıktı topallaya topallaya kapıdan dışarı. yaldızlı bir evdi bu.Gümüş ayaklı Thetis Hephaistos'un evine vardı. yok olmaz. XVIII. daha da üstün ve şaşırtıcı bir metin olan Akhilleus'un silahları­ nın anlatılması izler. şoy. XV. hasır altından su yürütür. güçlü boynunu. İlyada'da Kharit'lerden Kharis. bir entari giydi. düzen kurar. tanrıların kraliçesi ulu Hera'ya bu damga­ yı basan Homeros'tur. kabahat bende değil. 407): Çok değil Here'ye öfkem. birden uyanan tanrı şöyle çıkı şır karısına (ti. dövüyordu bağlarını. sevdi Ares'i. üçayak yapıyordu tam yirmi tane. gizli kapaklı yapar ne yaparsa. bu se­ fer de İki sevgiliyi '»fll. bayağı işlere bir bakın! Zeus'un kızı Aphrodite hor gördü beni. hazırdı. kabahat anamda. Zeus'un eşi. topladı tekmil araçları gümüş bir sandıkta. yüzünü. Troya savaşını tuttuğu Akha'lardan yana çevirebilmek için Zeus'u baştan çıkarıp uyul tuktan sonra.): Soluyan topal yaratık örsten uzaklaştı. şu gülünç. din ve dünya görüşlerini. Güzellikten hiç nasip al­ mayan Hephaistos aşktan yana da pek talihli olmamıştır. aldı eline koca bir değnek. Bir süngerle sildi iki elini. yani Yunanistan yarımadasının ırk. kendi kendilerine girsinler diye tanrıların toplantısına.): . her üçayağın altına altın tekerlekler koymuştu. VIII. Yunanistan'da yaratılan efsanelerinde aynı tiple karşımıza çıkmaktadır. kıs­ kanç. 14 vd. inatçıdır. görülmeye değer şeylerdi bunlar. onları yapıyordu Hephaistos. İlk kadın Pandora'nın bedenini kilden yontan odur (Pandora). ben­ zetmek gerekirse.

yola gelmez Here. 200 vd. Zeus'la Hera evlenmeden de sevişmişlerdir. Babası Kronos onu da doğar doğmaz yutar. bugüne dek ne bir tanrıçaya. Tanrıların tanrısı oğlu Ares'te anasının kusurlarının tıpkısını görür (Ares). Unuttun mu seni havalarda astığım günü. ne bir kadına karşı yüreğime akan aşk böyle altüst etmedi beni. Zeus dayana­ maz. ana. insanlar görecek diye korkma.. kültte de sık sık tekrarlanır bir motiftir. ondan izin almak için buraya geldiğini söyler. Hera çocukluğunun dünyanın ucunda. Okeanos kıyısında de­ niz tanrıları çiftini barıştırmaya gittiğini ve ön­ ce kocasına haber vermek. Bir efsaneye göre bu düğün Batı Kızlarının (Hesperides) bahçe­ sinde olmuştur. (1) DOĞUŞU. Hera ses çıkarmaz. taptaze lotos bir halı serdi toprakla aralarına. seni bir güzel pataklayayım da gör. Bu kötülüğün meyvesini sen toplayacaksın önce. biz uyurken gider. doyasıya. Böyle dedi.. En büyük tanrı çifti arasındaki kutsal düğün (hieros gamos) efsanelerde de. göz göre göre? Ya hep var olan bir tanrı görürse bizi. Hesiodos'a göre. ne biçim söz çıktı ağzından? Yatağa yatıp sevişmemizi nasıl istersin ida dağının tepesinde.. bir örs bağlamıştım iki ayağına. 5). ne yüzle çıkarım bu yataktan dışarı? Hera'nm sıradan bir kadın gibi kendi koca­ sıyla yatmaktan çekinmesini. Kronos'la Rheia'nm kızı ve Zeus'la öbür Olympos'lu tanrıların kız kardeşidir (Tab. görür görmez aşk sardı düşünceli kafasını. Zeus tanrıçalar arasında Hera ile son olarak evlenmiştir. 152353): Hera kocası Zeus'un İda dağından Troy.). öyle bir aşkı ilk birleştikleri gün duymuştu. sonra Aphrodite'den sevgiyi tutuştu­ ran büyülü memeligini ister. uğrattın orduyu bozguna. XIV. güneş bile onu geçip göremez bizi. Zeus Hera'ya bu cezayı Herakles'e ettiği kötülük yüzünden vermiştir. sarıldı. babası Zeus'a karşı korumaya çalışan Hephaistos bile Hera'dan neler çektiğini unutamaz (Hephais­ tos). ama sonra da düğünleri törenle kutlanmıştır. sarmaş dolaş olalım yatakta. her şeyi keskin ışıklarıyla gören güneş bile. savaş dışı ettin tanrısal Hektor'u. Destanın bu eş­ siz parçasını özetlemeye değer (İl. bunu önlemek için. Anasını. ne olur Here. sonra da kusar. asılı kalmıştın havalarda. Okeanos'la Tethys tanrılarının yanında geçti­ ğini İlyada'da kendi anlatır (İl. bulutlar arasında. onu da göğsüne taktıktan sonra Uyku tanrıyı baştan çıkarır ve onunla birlikte Gargaros doruğuna varır: Bulutlar devşiren Zeus onu gördü. Hera da Okeanos kıyılarında bu­ lunduğu sırada elmaları kendi eliyle Batı Kız­ larının bahçesine ekmiştir. HAYAT ÖYKÜSÜ. ama içine bal damladığı besbellidir. Zeus buna da çare bulur: Tanrılar. savaşı filan unutup açığa vurur duygula­ rını: Sonra da gidersin oraya. Anası Rheia Titan'lar savaşı sırasında inek gözlü tanrıça Okeanos'la Tethys arasında çı­ kan bir kavgayı yatıştırmak için batı kıyılarına gitmek ister. tanrısal toprak yumuşak bir çimen saldı. gidip dag başında onunla sevişmeyi ge­ çirir aklından. söylerse öbür tanrılara? Bir daha ayak basarnam senin evine. Zeus dünya egemenliğini paylaştıktan sonra. Her neyse. çözülmez bir altın zincir vurmuştum ellerine. Zeus eşine nereye gittiğini sorar.Amma da düzen kurdun. Hera'yı kendine eş alır. o bahçeden gelen altın elma­ ları da Gaia Hera'ya düğün hediyesi olarak vermiştir.. Epey naz eder. XIV. dedikodudan korkmasını Zeus gibi biz de hayretle karşıla­ yalım. Sonra sayar bir bir yattığı ölümlü ve ölüm­ süz kadınları. . Öbür tanrılar da aşağı yukarı Zeus gibi düşünürler.ı savaşını yönettiği ve basanını] Tro- ya'lılarda olduğunu görür. altın gibi bir sisle örterim dört bir yanımızı. gider odasında önce bir güzel süslenir. aldı karısını koynuna. babalarından gizli çıktıkları gün yatağa. yatalım gel. İlyada'da İda dağı­ nın Gargaros tepesindeki birleşme sahnesi de böyle bir kutsal düğündür. o da ma­ sum tavırlar takınarak. Hera. utangaç tavırlar takınır: Korkunç Kronos oğlu.

İlk ve en büyük kurbanı. Herakles öl­ dükten sonra. ömürle­ ri boyunca kini. Tam işleri bitmişken korkunç bir yanlışlık yüzünden ca­ yır cayır yanar ve ölür. Devlere karşı savaşa katılmıştır. He­ rakles de erkek olarak odur. o sıra Zeus devi şimşekle yere sermiş. îksion). sümbüllerden. Bu ad. koca­ man. insafsız bir efendinin buyru­ ğunda ömrü boyunca çalışmak onun kara ka­ deridir. ama Zeus Hera'nın buluttan bir görüntüsünü yaparak onu aldatmıştır (Prophyrion. yahut Heraklesoğulları. onu büyüttüğü için oğlu Akhilleus'u tutar (Thetis). onlara karışır. Adı Herakles'in bile "Hera'nm ünü" anlamı­ na geldiğini ileri sürenler bile vardır (Herak­ les). 13). Heraklesogullarının Yunanistan'da tutunması Dor ırkı­ nın Peloponez'i ele geçirmesinin efsane ala­ nına yankısıdır. tatlı bir halı. tersine onu dizgine vuramadığı için. sardı onları güzel bir altın bulut. . yani Yunan ve Latin mythos yazarlarını sonsuzca esinleyen efsanelik bir kişi. îno ve Athamas. çiçek olarak zam­ bağı severmiş. doğanın insanın başına saldığı afet ve musibetleri yok etmekle insanlığa sonsuz iyili­ ği dokunur. Ne var ki Grek boylarının ve özellikle Dor'ların kahramanlık görüş ve anlayışlarını kişiliğinde toplayan Herakles bir çeşit ulusal kahraman olmuştur. Oysa kendisi trajik bir kişidir: Kahraman olmayı kendi seçmemiştir. yalnız Herakles'in oğullarına ve torunlarıne değil . Dionysos ve Tityos efsanelerinde. Teiresias'ı kör etmekte rol oynar. öte yandan Akhilleus'un anası Thetis'i kıskandığı halde.safranlardan. Eurystheusogullarını da ezme­ ye çalışır. Üç Güzeller yarışmasında birinciliği kazanamaması Paris'e ve Troya'ya dinmez kinin bir nedenidir. ama Zeus'un aşklarında rol oynar. tehlikeli geçitleri geçmelerini sağlamıştır (Argonaut'lar). Hera'nın doğrudan doğ­ ruya efsanesi yoktur. Heraklesoğulları bu yüzden oradan oraya sürünür. Herakles adının "Hera'nın ünü" anlamına geldiğini İle ri sürerlerse de "heros" yani kahraman sözcüğü ile ilişkisi daha akla yakındır. Roma kralı Tarquinius da Herakles'in bir oğlunu atası olarak kabul ederdi. buluttan çiy damlaları akıyordu pırıl pırıl. (2) EFSANELERİ. Göz göz tüyleri. Hera Argonaut'lar seferinde Argo gemicile­ rine yardımda bulunmuş. Asıl adı Alkides. Alkmene'nin Zeus'tan do­ ğurduğu Herakles'tir. çıldıracak gibi olur. İnsanın do­ ğaya karşı yenilmez saldırma ve dayanma gü­ cünü simgeler. He­ rakles köledir. Örne­ ğin Lydia kralı Kroisos (Karun). Herakles'e bü­ tün işleri. Yaptığı işler hep iyiye dönük­ tür. Helene kadın olarak neyse. Herakleidai. Yemiş olarak narı. Sonra Pythia ka­ hini adını değiştirir. Anadolu ve İtalya'da da ba­ zı soylar Heraklesoglu adını almışlardı. Bu sırada Porphyrion ona tutulmuş ve elbisesinin ucu­ nu yakalayarak onu kendine çekmek istemiş­ tir. Bir efsane Menelaos'u ölümsüz kıldığını anla­ tır (Menalaos). soyunun He­ rakles'in Omphale ile birleşmesinden meyda­ na geldiğini ileri sürer. istemeyerek suç işler ve dengeyi bir türlü bulamayıp kendin­ den geçer. arala­ rında otlar fışkıran tepsi gibi serilmiş. sonunda Atina'da yiğit Theseus'tan yardım görürler ve düşmanlarını bir bir yenerek Yunanistan'da ve özellikle Peloponez'de egemenliği ele geçirirler. tanrı vergisi kuvvetinden de zevk duymaz. Herakles kor. öfkesiyle izler onları. Epaphos. yiğidi ata olarak benimseyen birçok soylara verilmektedir (Tab. hele bu aşklardan doğan çocukların yakasını bırakmaz. Roma'da Hera tanrıça İuno ile bir tutuldu (tuno). tanrıçanın lo'ya bekçi koyduğu Argos'un yüz gözünü simgelermiş (Argos). İksion da Hera ile birleşmek istemiş. Bugün de Kazdag'ın tepesine çıkın. Kızı Eileithyia ile doğumlara gözcülük eden tanrıça Hera'nın en sevdiği kuş tavus kuşu­ dur. dümdüz taşlar görürsünüz ve bu aklı ye­ şilli halıların üstünde tanrıların seviştiğini ge­ çirirsiniz aklınızdan. Herakles. Ama böylece büsbü­ tün arınıp ölümsüzlüğe kavuşur. yani dedesi Alkaios'tan gelme bir soyadıdır. Güçlü yiğidi üst üste kahramanlıklar yapmaya zorlayan Hera'dır. (1) ADI. uzanıverdi ikisi de halının üstüne. Ne var ki yalnız Yunanistan kral aileleri değil. lo. İlk doğduğu günden beri peşini bırak­ mayan Hera'nın kin ve öfkesi son demine kadar da rahata kavuşturmaz onu. kahramanlıkları zorla yaptırılır.

Bin zorla yüzdüğü postunu da kendine zırh etmiş. Aşağıda saya­ cağımız işleri Herakles yalnız kollarının gücü ve silah olarak elinden hiç ayırmadığı topuzuyla başarmıştır: Nemea aslanı. Zeus. ölümsüzlüğe kavuşacakmış. Dokuz kafalı bir yılan olan "hydra" adlı ejderi Hera Argos bölgesindeki Lerna bataklığına salmıştı. Suçla­ rının kefareti olacak bu on iki yıllık hizmeti başarıyla sona erdirirse. Delikanlılık çağına gelince boyu boşu ve gü­ cü olağanüstüdür. ama Hera bununla da yetinmemiş. Eurystheus bu hayvanın kendi­ sine diri olarak getirilmesini buyurmuş. Herakles onu tam bir yıl kovalamış. tunç ayak­ lı bu geyik Apollon'la Artemis'in koruduğu si­ hirli bir hayvanmış. Typhon'la Ekhidna cana­ varlarından doğma bu aslan Yunanistan'da Nemea bölgesini kasıp kavuruyormuş. Herakles zehir sa­ çan kafalarını bir bir koparmış ve ölümsüz olan kafasını da kocaman bir kayanın altına gömmüş. Stymphalos gölünün kuşları. öiümlü babası Amphitryon da Perseus'la Andromeda soyundandırlar (Tab. Zeus'a söz verdirir ki Perseus soyundan ilk doğacak çocuk. Bir gün at adamlarla tartışmaya girip birçoklarını öldürmüş. Yiğit kendine gelince. kol­ ları arasına almış ve elleriyle boğmuş. Böylece Perseus soyun­ dan ilk doğan erkek Herakles değil. Hera Herakles'in elinden haklarını almakla kalmaz. Amphitryon). Lerna ejderi. Alkmene gebe kalır kalmaz tanrıça Hera ona karşı korkunç bir kıskançlık beslemeye başlar. Eurystheus olur (Eurystheus). Eurystheus yiğidi küçük düşürmek için bu ağılları temizlemesini bu- . o sırada da dağdaki at adam Pholos'un konuğu ol­ muş. 13). Alkmene'nin atası Danae ile birleştiği gibi. insanlar üzerinde büyük bir egemenlik kuracaktır. ama günün birinde Hera yiğidin cinnet getirmesini sağla­ mış. Eurytos ok atma­ sını. sekiz aylık olup ikizi İphikles'le birlik­ te beşiğinde yattığı bir gün iki kocaman yılan gönderir çocukları boğmak için. sonunda okla yaralayarak onu ya­ kalamış ve omuzlarına yüklenerek götürmüş. Arkadia'nın Erymanthos dağında korkunç bir yaban do­ muzu varmış. Kyreneia geyiği. Linos da güzel saz çalmasını öğretirler. babasının ve kral Thespios'un ülkesinde korku salan Kithairon aslanını öldürür. Herakles yılanlara sarılır ve her elinde bir yılanı boğazından sıkıp bo­ ğar. Bundan sonra Thebai'lileri haraca kesen Orkhomenos kralı Erginos'la dövüşüp onu öldürmüş. Herakles üstün bir eğitim görür: Amphitr­ yon ona araba kullanmasını. Altın boynuzlu. Bu kızlardan elli tane oğlu ol­ muş (Thespios). Elis kralı Augias'ın ahır­ ları dağ gibi üst üste yığılan gübreden kullanıl­ maz olmuş ve gübresiz kalan toprağı da bet bereketini yitirmişti. Augias'm ahırları. Ne var ki avdan her gece yorgun argın dönen yi­ ğit yatağına giren kızların hep başka olduğu­ nu anlamamış. Thespios da karşılık olarak elli kızıyla yatmasını sağlar yiğide. Alkmene'yi de aldatarak elde eder.(2) SOYU. Hera kızı ebe tanrıça Eileithyia'ya onu yedi aylıkken hemen doğurtur ve Alkmene'nin do­ ğumunu geciktirir. kendi çocuklarını bir bir öldürmüş. Eurystheus'a vermiş. On sekiz yaşında Amphitryon'un sürülerini beklerken. yiğit onu okları ve topuzuyla alt edemeyince. Apollon kâhini Pyllıi. Erymanthos yaban domuzu. Thespios'un yanına sığın­ mış ve kendini bu suçlarından arındırmış. Thebai kralı Kreon ödül olarak kızı Megara'yı vermiş yiğide. Athena tanrıça Herakles'e bu kuşları ürkütmek için ziller ver­ miş.ı aracılığıyla yiğidin gidip Eurys- theus'un hizmetine girmesini bildirmiş. Gene Arkadia'da Stymphalos gölünün üstünde gagala­ rıyla pençeleri tunçtan. (4) HERAKLES'İN ON İKİ İŞİ. O sırada Sthenelos'un karısı yedi aylık gebeydi. He­ rakles de aylarca izlemiş canavarı. Bu kadından da epey çocuğu olmuş Herakles'in. (3) HAYATI. Eurystheus hayvanı görünce korkusun­ dan bir fıçının içine saklanmış. Iphikles avaz avaz bağırdığı halde. insan etiyle beslenen korkunç kartallar varmış. Herakles de oklarıyla canavarları öldür­ meyi başarmış. Aynı ge­ ce Alkmene Herakles ve İphikles'e gebe kalır (Alkmene. Herakles'in anası Alkmene de. Sonra yaban domuzu­ nun peşine düşüp onu bir ağ içinde yakala­ mış.

sürülerin bekçilerini öldürür ve sığırlan alıp götürür. yiğit öç alacağını söyleyerek Troya'dan ayrılır (Laomedon. çilesi de tüken mez. Herakles öfkeye kapıla­ rak Eurytos'un oğlu İphitos'u öldürür. Güneş de ona Okeanos'u geçmek için altın sandalını verir. yiğit de köpeği Hades'e geri götürüp bırakır. Herakles oralara kadar gelir. Laomedon'un kızı Hesione'yi deniz canavarının elinden kurtarır. ama başarıları bununla bitmez. Libya çölünü geçerken Helios'a fazla sıcaktan ötü­ rü kızdığı için tanrıyı oklarıyla tehdit eder. Yiğit böylece dev Geryoneus'u. Girit boğası. ama önce talibi ırmak tanrı Akheloos'Ia dövüşmek zorunda kalır. ora­ da bağlı bulunan Theseus'u kurtarır ve Kerberos köpeğini alıp yeryüzüne kaçırır. ama Laomedon söz verdiği atları teslim etmeyin­ ce. Orada boğa serbest bırakıldıktan sonra Marathon kapıla­ rında Theseus'un eline geçmiş. Girit kralı Minos bir beyaz bo­ ğasını Poseidon'a kurban etmek istememişti. Diomedes'in atları. Herakles Okea­ nos ırmağını geçmekte güçlük çeker. Sonra da ehlileşen hayvanları Mykenai'ye getirir. kadın kılığına sokup yün eğirmesini sağlar. Ne var ki bu sırada yiğit Kalydon avına ve Argonautlar seferine de ka­ tılabilir. gene sür­ güne gitmek durumuna düşer. Yiğit oklarıyla onu yaralayınca Nessos öl meden Deianeira'ya büyülü bir iksir verir Trakhis'e yerleşen Herakles Eurytos ve oğullarını öldürmekle sözünde dıurmayankralı ce- . İtalya ve Trakya yoluyla Yunanistan'a döner ve sürüleri Eurystheus'a verir (Geryoneus. Galya. Herakles onu aldatarak ka­ çar ve elmaları Athena'ya adar.) Batı kızlarının altın elmaları. Eurystheus bu azmanı görünce ödü kopar. Cebelüttarık boğazını geçer ve anı olarak geçit yerine iki sütun diker (Cebelüttarık boğazına Yunanlılar Herakles sütunları derlerdi). Okeanos ırmağının bir adasında Geryoneus büyük sığır sürülerini otlatmaktay­ dı.yurmuş. Amazon'lar kraliçesi Hlppotyte. Dönüşte yiğit Troya'ya uğrar. Herakles'in başardığı en zor iş budur. Eurystheus'un kızı Admete. Ares'in Hippolyte'ye armağanı olan bu ke­ meri almak için Herakles Amazon'lar kraliçe­ sini öldürmek zorunda kalır. Bu suçtan arınmak için Lydia kraliçesi Omphale'nin hizmetine girer: Bu kadın Herakles'i köle haline getirir. Gervoneus'un sürüleri. Batı kızlarının bahçesini bulur. Herakles Diomedes'le çarpışır. Bunlar Herakles'in başlıca on iki işidir. onu arındırmak istemeyen kral Neleus'a karşı savaşır. ama kral bu yarışmanın ödülü olan kızı İole'yi ona vermez. orada dünyayı omuzlarında taşıyan At­ las'ı bir süre bu yükünden kurtarır ve elmaları almaya gönderir. Thebai'ye dönüşünde birinci karışı Megara'yı arkadaşı Ioalos'a verir. yiğitten Amazon'lar krali­ çesi Hippolyte'nin büyülü kemerini ister. Hayvan Girit ekinlerini yok ediyor. tanrı da öç almak için bocayı kudurtmuştu. ülkeyi aç­ lıkla karşı karşıya bırakıyordu. hiçbir ölümlü­ nün geri gelmediği yeraltı ülkesine iner. ya da başka bir anlatıma göre Olympos dağında vahşi hayvanlara par­ çalatır. onu öldürüp ölüsünü atlarına yedirir. giderken karısı Deianeira at adam Nessos'un saldırısına uğ­ rar. Dev altın elmaları getirir. Hesione). Sparta'ya karşı bir saldırıya girişir vb. Dünyanın batı ucunda. Herakles de Alpheios'la Peneios ır­ maklarının yataklarını değiştirerek sularını oradan geçirip temizlemiş ortalığı. Hermes ve Athena'nın yardımıyla. ama dünyanın yükünü bir daha omuzlarına almayı istemez. Trakya kralı Diomedes'in insan eti yiyen atları varmış. Hera'nın Zeus'la evlenirken düğün hediyesi olarak aldı­ ğı bu büyülü meyveleri Batı kızlarının bahçe­ sinde nympha'lar ve bir ejder korumaktaydı. Augias'tan öcünü alır. Omphae'den kurtulunca Troya'ya gi­ dip Laomedon'u öldürür. sonra kral Eurytos'un düzenlediği bir ok yarışmasını ka­ zanır. Herakles Nereus'tan izlemesi gereken yolu öğrendikten sonra. Herakles bu azgın boğayı boynuzlarından yakalayıp Yuna­ nistan'a götürmeyi başarmış. Sonra Kalydon'a gidip Deianeira ile evlenir. Kerberos'un ölüler ülkesinden kaçırılma­ sı. Olympos tanrıları­ nın devlere karşı savaşlarına katılır. Ama bu iş için sürülerinin onda birini vereceğini söyle­ yen Augias sözünde durmamış. Kaynatası Oineus'un şarap sunucusu Eunomos'u kaza ile öldürdükten sonra. Herakles de kralı oğullarıyla birlikte öldürmüş.

Fizik ve moral gücün. gene masum bir bebek gibi kundağına . Zeus Maia ile Arkadia'nın güneyinde Kyllene dağının bir mağarasında buluşmakta ve sevişmektedir. kahramanlığın sim­ gesi olan Herakles hem kahraman. Dei­ aneira haberi alınca kendini asar. Zeus'un oğlu Herakles'i kaçırıp Olympos'a götürdüğü ve Hebe ile evlendirip ölümsüzlüğe kavuşturduğu anlatılır. kızı lole'yi de alır. Herakles'in adı hemen her destan ve şiirde geçerse de. Bebek Hermes beşiğinde kalmaz. sonra da gider. Çocuk kundaklanır. Şölen. "Şölen" diyalogunda söz alan komedya şairi Aristophanes. çok yiyen canlı ve iyi kalpli bir dev olarak tanım­ lanan Herakles Greklerin gözünde kötüleri. ondan güzel sesler çıkarmakla eğlenir. Hermaphroditos. ama doğduğu gün Hermes olağanüstü işlere girişmekle ka­ fa gücü ve yetenekleri tanrıların hepsini aşan üstünlükte olduğunu gösterir. Kıskanç­ lık içinde kıvranan Deianeira da ona Nessos'un kanına bulanmış iksirle ıslattığı gömle­ ği gönderir.). akşam olur olmaz kundağı­ nı çözer ve ayakları üstüne basıp olmayacak serüvenlere girişmek üzere yola çıkar: Magarının önünde bir kaplumbağa görür. O sırada Deianeira'dan yeni bir gömlek ister. insan­ ların en ilkel çağlarda hem erkek. Kutsal inekleri bir mağaraya kapattıktan sonra. DOĞUŞU VE EFSANELERİ. beşiğe yatırılır. hayvanı öldürür. oğlu Hyllos babasının son buyruklarına uyarak yiğidi Oita dağının tepesinde kurulmuş bir odun yığının­ da yakar. Ro­ ma kralı Evandrus yiğidi konuklarnış ve şere­ fine bir tapınak kurmuş derlerdi. sonra bu yüzden fazla güç ka­ zandıkları için tannlarca ikiye bölündüklerini anlatır. Hercules. hem de di­ şi olduklarını. insanın başına gelen afet ve belaları alt edip yenen yiğitlik ve yüreklilik simgesidir. Yiğit gömleği sırtına geçirir ge­ çirmez korkunç acılarla yanmaya başlar. adları başka mad­ delerde geçen kişilerle ilgili olarak anlatılmış­ tır. hemen aklına bir cin fikir doğar. elinde bir sazla Mu­ sa'lara karıştığı da görülürdü (Evandrus). Tanrıların ve özellikle Zeus'un habercisi olarak görev alan Hermes.zalandırmış olur. karşılığında bir düve armağan edeceğine söz verir (Battos). ama hırsızlığı belli olmasın diye inekleri gerisin geri götü­ rür. 189e191d. Yolda bir ihtiyara rastlar. Hermes'Ie Aphrodite'nin oğlu Hermaphroditos'un adı Salmakis efsanesinde geçmektedir (Salmakis). ona gördüğünü kimseye söy­ lememeye yemin ettirir. bir bakıma da gül­ dürücü efsane homerik denilen. Bir süre sonra Maia bir çocuk doğurur. Güneş tanrının Pieria ovalarındaki inek sürülerini bulur ve onlardan elli hayvan çalar. Gölgeli mağaraya sığınmış olan nympha'yı tanrılar tanrısı geceleri karısı Hera uykuya daldıktan sonra gelip bulur. Heraklesogulları denilen dölleriyle bütün Peloponez'e ege­ men olmuş. sözünde durmayanları cezalandıran. Bütün öykülerini buraya almamıza olanak bulunmayan Herakles'in rol oynadığı bütün olaylar. İki cins arasındaki tutku ve birbirleriy­ le birleşme isteği çok eski zamanlardaki bu birlikten dogma imiş (Plat. Hermes. kendi de oradaki çalı çırpıdan ayağına tu­ haf sandallar örerek izlerini gizler. Hermes. Bu eşsiz ve şaşırtıcı. Titanlar soyundan At­ las'la Pleione'nin kızı Maia'nın Zeus'la birleş­ mesinden doğmuştur (Tab. hem de tanrı olarak tapım görmüştür. Çok içen. Olympos tanrılarının en renkli ve özgün kişilerinden biridir. ka­ buğunu boşaltır ve koyun bağırsağından yedi tel gererek bir gitar yapar. 5). Hercules Roma efsanelerinde daha yumuşak bir kahra­ man olarak canlandırılır. Hermes'in asıl efsanesi doğuşu ve ömrünün ilk günleriyle il­ gilidir. kişiliğini ozanlardan çok tragedya yazarları işlemiştir. ama Homeros destanlarından birkaç yüzyıl sonra Yuna­ nistan'ın Peloponez bölgesinde meydana gel­ diği besbelli "Hermes'e Övgü" adlı şiirde uzun uzadıya anlatılmıştır. Roma efsanesinde Yunanlıların Herakles tipi oldu­ ğu gibi benimsenmiş. Herakles'in Latince adı. böylece Yunanistan yarımadası­ nın atası sayılmıştır. ancak öykülerine yerli bazı öğeler katılmıştır. Tutar inekleri Kyllene'ye doğru sürer. gi­ der. Erkek ve dişi cinsini kendinde birleştiren Hermaph­ roditos tipinden insanların atası olarak Pla­ ton da söz etmektedir. Örneğin Cacus adlı devi ve ülkesine gelen yabancıların canına kı­ yan kral Faunus'u öldürdüğü anlatılırdı.

Kirke'nin büyülerine karşı koyacak bitkiyi de o verir yiğide (Od. başına d. Zeus'un Typhon'la çarpışmasında bir düzen kurarak tanrılar tanrısını kurtarır (Typhon). Bir süre sonra Hermes Pan kavalını icat eder. tüccarla­ rın da koruyucusudur. babası gibi kurnaz. o altın kakmalı tanrısal sandallar taşırlardı onu denizin üstünde.ı bekçi olarak yüz gözlü Argos'u dikmişti. Arkadia dağlarında Odysseus'un karisi Penelope ile birleşip üretmiş onu . Homeros destanlarında Hermes'i bu göre­ vinde görürüz: Odysseia'da Odysseus'u yıllar­ dan beri mağarasında alıkoyan Kalypso'ya Zeus haber ulaştırır. yiğide bir sal yapsın da onu yurduna göndersin diye. koruyucu tav­ rından tanrı olduğunu anlar sonunda Priamos (11. Hermes'in birçok efsanelerde rolü vardır: îda dağına Öç Güzeli o götürür. Hermeias da bin bir dalganın üstünde öyle gidiyordu. Bu görevde Hermes'e Psykhopompos. Gene Heranın almak istediği öcü boşa çıkarmak içimdir ki. çıkar­ dığı güzel seslere bayılır. X. yani ruhlar kılavu­ zu adı verilir. 331-469. Adının ka­ rıştığı en önemli serüven İo efsanesinde ge­ çer: Hera. Sabah Apollon günle birlikte doğunca sürülerinin eksikliğinin farkına varır ve ihtiyar Battos'ü sorguya çekip gerçeği öğrenir. isterse büyülerdi onunla gözünü insanların. en kurnaz ve en canlısı olan Hermes'i Zeus kendine ulak olarak se­ çer.girer. Zeus'un İo'ya sevgisini kıskana­ rak kızı bir ineğe dönüştürmüş. 42 vd. llyada'da çok güzel bir rolü vardır kllavui tanrının: İhtiyar kral Priamos'u Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'un barakasına götürür ve getirir.): . Paris'e altın elmayı verip yargıçlık etmesi buyruğunu o ulaştırır. kaydı dalgaların üstünde bir. Aldı eline değneğini. küçük Dionysos'u kaçırır ve önce Nysa dağına. balık aularken ağır kanatlarını köpüklere daldırır hani dipsiz kıvrımlarında ekin vermez denizin.ı rında çok geçen. Efsaneye göre birçok çocukları olur: Biri Odysseus'un kaynatası Autolykos'tur.. Apollon syrinks deni­ len bu güzelim kavalı da ister. sonra da Athamas'ın yanına bırakır (Dionysos). ama o sırada Apol­ lon onu kolundan tutup tartaklayınca birden yellenir. Pek güvenilmeyen bir kaynağa göre de.ınl. Apollon buna gülmernezlik edemez. Ge­ lip Hermes'i beşiğinde bulur ve inekleri geri vermezse Tartaros'a atacağını söyler. ama asıl yararı yolcula­ ra dokunur: Yollara dikilen Hermes heykelle ri . Akhilleus'un seyisi genç bir delikanlı kılığına girdiği halde. Pierie'yi geçip indi havadan denize. insanlara da Hermes aracılığıyla ulaştı­ racaktır. Bundan böyle bütün buyruklarını tanrıla­ ra da. hırsızlıkta becerikli bir adanı (Autolykos). isterse uyandırırdı onları derin uykudan. Phriksos'la Helle'yi Yunanistan'dan Anadolu'ya götürerek altın postlu koçu Nephele'ye o verir.çok kutsal sayılan ilkçağın kilometre taşlarıdır. Ölülerin ruhlarını Hades'e götürmek de Hermes'in görevi olacaktır. 679-694).. XXIV. Aldı onu eline güçlü tanrı. böylece dev Hippolytos'u öldürür. Hermes çobanların bekçisi olarak omuzlarında bir ko­ yun taşıyarak canlandırılırdı.ki bunlar bir tanrı büstü ve phallos simge­ sini taşıyan yuvarlak kaidelerdi . ama tam anlamı çözüleni'' yen Argeiphontes ek adını alır. Kararı şudur: Hermes inekleri nerede sakladığını gösterecektir. ya da sınırsız topraklar üstünde yel gibi hızlı. Apollon mağaraya gelince Hermes'in yaptığı gitarı görür.martı gibi. Hermes hırsızların olduğu kadar. Savaşlarda da yardımı dokunur: Devler savaşında Hades'in başlığını takıp gö rünmez hale gelir. Bu haberi nympha'ya götürmek için Hermes yola çıkar (Od. Bebek pozundaki Hermes babası Zeus'un başına suçsuz olduğuna ant içer. sazı alıp inekleri bı­ rakmaya razı olur. Ze­ us'un buyruğuyla Hermes Argos'u öldürül (Argos) ve bu başarısıyla Homeros dest. Hermes çobanlar tanrısı Pan'ın da babasıymış. Odysseus'u Kalypso'nun el­ lerinden kurtarmak için araya girdiği gibi. karşılığında Hermes'e kerykeion denilen sihirli altın değ­ neği verip kavalı alır. 277-307). konuyu Zeus'un yargıçlığına bırakmaya karar verir. Oğulları­ nın en sivri akıllısı. uçtu gitti. Bu değnekle Hermes habercilerin ve hırsızların kralı olur. V. Güzelim sandallarım bağladı ayaklarına.

Şu her gün karşımızda gördüğümüz Boğaziçi'nin güzelliğini müjdele­ yen Kızkulesi var ya. O güne kadar beyaz olan gül. ölü gövdesini ertesi sabah kulenin dibine atmış. Hermione'nin düğünü yapılmaktadır. Hermio­ ne'yi Neoptolemos'a nişanlı ve tutkun göste­ rir. bir zamanlar bu kulede bir kız yaşarmış derler. Başka çocuk vermemişti tanrılar Helene'ye. yüzü altın Aphrodite'ye benzeyen Hermione'yi.. Menelaos Troya'da iken kızını Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a nişanlamıştır: Tanrılar gerçekleştiriyordu şimdi bu düğünü. Hermione ikisi arasında kalmış. tanrıçanın kanıyla al renge boyanmış. Ama masal bu. İstanbul limanının süsü bugün de dimdik ayakta duran sevimli Kızkulesi bu ma­ salı kendine yakıştırmış ya. kızın sütbeyaz güzelliğini daha da belirtiyor­ du. Bir varmış. Naraburnu yıllar yılı kahramanlık destanlarına sah­ ne olmuştur gerçi. Oysa tragedya yazarları Hermio­ ne'nin Orestes'le nişanlanıp evlendiğini kabul ederler. güzelliğine vurulmuş. Abydos'ta bir kral oğlu yaşarmış. Aph­ rodite'nin çok genç ölen sevgilisi Adonis'in şerefine bir bayrammış bu. Adonis. adı Le­ andros. Fransız tragedya yazarları. deniyor. Tanrıların babası Zeus kızlarının arasını bulmak için Adonis yılın üçte birini yeryüzünde Aphrodite ile. sahnesi nerede olursa olsun. yalnız dört ay iniyormuş karanlık ülkeye. Ado­ nis'in gövdesinde ne kadar kan damlası var­ sa. 15). IV. çocuğu yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş. varsın sahibi o olsun bundan böyle. büyütsün di­ ye. Bir gece fırtına çıkmış. Ana­ dolu topraklarında. deniz delikanlıyı alıp götürmüş. bir de hakikat payı taşır. bir bahar günü Sestos'ta bayram yapılmış. Ne var ki. 414)-. Neoptolemos). Telemakhos babasını aramak için yaptığı yolculukta Lakedaimon'a vardığı zaman. öbürü Abydos diye iki şehir varmış. Bundan böyle bahar bayramında kadınlar.. Hero ile Leandros'un efsanesi aslında Boğaziçi'nde değil. bir yokmuş.. Tanrıça. Sestos'ta aşk tanrıçası Aphrodite'nin bir rahibesi varmış. ona âşık bir delikanlı her gece Galata'dan kuleye yüzer. "Ah Adonis! Vah Ado­ nis!" diye bağırıp dövünürler. Sestos da karşıda Trakya kıyısındaymış. oysa Akhilleus'un oğlu "tutsağı Andromakhe'yi sevmektedir. Çanakkale Boğazı­ nın en dar olduğu yerde biri Sestos. bir hayal. Çiçeklerin kadife kırmızısı. toprağa dökülen her damla kandan bir lale. üçte birini yeraltın­ da Persephone ile. Boğazın en dar geçidi. Neden vermişler. Çanakka­ le Boğazında geçer...Hermione. nasıl vermişler? Masal açıklamıyor bunları. Can çekişen sevgilisinin yanına koşar­ ken Aphrodite'nin ayağına bir gül dikeni bat­ mış. Bu masal Kızku­ lesi için anlatılır. çiçek gibi körpe. öldür­ müş. yahut Temmuz (temmuz ayının âdı oradan gelir) ağaç kabuğundan doğmuş. Orestes ise amca kızı Hermione'ye karşılıksız bir aşkla yanmakta­ dır (Orestes. Bir anlatıma göre Menelaos Tro­ ya'da iken bu düğün olup bitmiş de. Hero ile Le­ andros gönül vermişler birbirlerine. dalgalarının bir aşk faciasına da sebep olduğunu unutturmuş­ tur bize. geri kalanını da kendi ne­ rede dilerse orada geçirecek diye kesip at­ mış. doğru veya yan­ lış. Abydos. Abydos'lu kral oğlu Sestos'lu rahibeye ne . özellikle Racine. ama insanlığın kara günle­ rini dile getiren bu olaylar. sonra Akhilleus'a verdiği sözü tutmak için babası onu Orestes'ten ayırıp Neoptolemos'a ver­ miş. o kadar gözyaşı dökmüş. sevgi kıvılcımlarının yüreklerinde ne za­ man çaktığını bilirler mi? Biz diyelim ki. canlı bir çocukmuş. Odysseia'da adı geçer (Od. Ama Adonis yılın sekiz ayını Aphrodi­ te'nin yanında geçiriyor. oysa. hayvan Adonis'i avlanırken yaralamış. adı Hero. ilk batında ay parçası bir kız doğurmuştu o. . karanlık ülkenin tanrıçası da çocuğa tutulmuş. Hero'yu bu törenlerin birinde te­ peden tırnağa kırmızı güllerle donanmış ola­ rak görmüş belki. tören yaparlarmış. Persephone kıskanç­ lığından bir yaban domuzu salmış ormanlara. Menelaos'la Helene'nln kızı (Tab.. Hero ile Leandros. Leandros. Sevgililer birbirlerini niçin sevdikleri­ ni. sevgilisine kavuşurmuş. Aphrodite onu görür görmez. her damla yaştan bir kırmızı gül fışkırmış. Aphrodite'ye geri vermek istememiş.

Boğazın serin akıntıları yanan gönlünün ateşini dindireceğine. ne var ki. Ne yapsın ki. Sibylla adlı bilici kadınların ikin­ cisi sayılır (Sibylla). Ne olduğunu bilmeden bıraktı kendini denize. Hero ile Leandros da öyle durakladılar. Hero rahibeydi.pahasına olursa olsun kavuşmak İsledi. Denize dalar dalmaz en yüksek dalgalan yara yara yüzü­ yor. bakıştılar. yaz gecelerinin kısalırına üzülerek dönüş yolunu tutuyordu. Hero sönen meşalesini yine yakmış. Ne var ki. sev­ giyle hızlanan gövdesine arttıkça artan bir güç katıyordu. ona ölümde olsun kavuşmak için kendini denize attı. Herophile tanrı Apollon'a bir övgü yazmış. soluk bile almadan kumsaldan yukarı koştu. Sestos kulesinde meşalenin yandı­ ğını gördü mü. Hızla esen bora meşalesini söndürecek gibi oluyor­ du bazı geceler. Herophile gezgin bir biliciymiş. "Gel. Hero'nun elindeki meşaleyi söndürdü. ı rina. ay suda hafifçe dalgalanan ışıltılarıyla Leandros'a bir yol çiziyor gibiydi. Öpüşmemek. Herse. Yol göste­ ren ay ışığını kara bulutlar kaplamıştı. karşılarına çıkan mutluluğa nasıl şaşkınlıkla inanmadan bakar­ larsa. denizden çıkan sevgilisinin buz gibi bedenini sararken bir tehlike sezinleyerek ürperiyordu. Delos ve Delphoi'nin Apollon tapınaklarında da görev al­ mış. ne dalga. yorgunluğunu duymadan varıyordu karşı yakaya. dag gibi yükse­ len dalgalar Leandros'un çırpınan gövdesini döve döve Sestos'tan çok ötelere sürdüler. İki sevgili bakışlarıyla mı anlaştılar. Dalgacıklar. efsane bunu anlatmıyor. Troya bölgesinde doğmuş. Pausanias. var gücüyle yüzdü. dudaklarını dudak­ larına alıp sevgisinin yumuşaklığını tadacaktı. Deniz durgundu. Pausanias'ın anlattığına göre. bir erkeğe vara­ mazdı. kavuşmamak. yoksa mektuplaştılar mı. Sestos kulesi kap­ kara bir taş yığını gibi yükseldi gene ay ışığın­ da. her gece Hero'ya kavuşuyor ve her sabah doy­ madan. boğaz­ da dondurucu poyrazlar esmeye başlamıştı. bu övgüde kendi­ sinin tanrının hem eşi. Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. Adonis bayra­ mında gördüğü pembe beyaz kız şimdi gü­ müş ve altın rengi ışıltılar saçıyordu. ona kavuşacak. ama kollarının. bitkin ellerinde tutu­ yordu. Kulenin kapısı açıktı. biri boğazın bir kıyısında. yanında bir taş götürür. Hero'nun elinde sallanan me­ şale gittikçe yakınlaşıyordu.. ne rüzgâr. tanrı sözcülüğü yaptı­ ğı zaman bu taşın üstüne çıkarmış. kulede­ ki meşale çağırıyordu. Bir ge­ ce dalgalara bakarken. Leandros suya daldı. Bir gece fırtına daha sert esti. Leandros dayanıklı bir yü­ zücüydü. ama kulenin tepesindeki ışığı görmüyordu ki. Yaz geçmiş. Buz gibi bir donukluk sarıyordu bedenini. rahibe kaldıkça kızlığını korumalıydı. Hero korkmaya başlamıştı. biz seni götürürüz" der gibi fış fış ediyor. ince göv­ desini kollarında saracak. Son bir kulaçla karaya ayak bastı. Sestos'taki kulenin te­ pesinde bir ateşin yandığını gördü. bir kulaç daha. öbürü öbür kıyısında bütün bir gece ayrı kalmak akla sığmayan. Bir ku­ laç. Leandros Anadolu kıyısından Sestos'a geçmek için yanıp tutuşuyordu. Yine de gelme diyemiyordu Leandros'a. Bir süre Samos'ta kalmış. İlk defa birbirine sarılacak bir kadınla bir er­ kek nasıl bir an duraklar. bacaklarının gücü tükenmişti. Karşı kıyıda Hero'ya varan ışık yolu ise kısa görünüyordu. Meşale söndü. Herophile. Aglauros'la Pandrosos'un kız kardeşi Bir anlatıma göre. Delikanlı bütün gücüyle karşı koymaya çalış­ tı. Troya savaşından çok önce. hem de kızı olduğunu söylermiş. Hero ku­ leye çıkmış. Leand­ ros'un yüreglndeki ateş yanıyordu daha. ama Klaros. nereye doğru yüzeceğini bilsin. ne soğuk durdurabiliyordu Leandros'u. Bir gece. her gece Leandros kulede sallanan meşaleye doğru yüzüyor. Herophile'nin kullandığı büyülü taşın Delphoi'deki Apollon tapınağında saklandığı­ nı yazar. Kıyıya çarpan ölüyü görünce. içeriye daldij merdivenleri tırmandı. şehrin Sparta'dan gelme bir kadın yü­ zünden yıkılacağını öngörüp bildirmiş. Herophile. Sabaha karşı dalga ölüsünü attı Sestos kıyıl. sevgilisine. su fırtınası arasın­ da uçuyordu. Herse öbür kız kardeşleri . bir gece daha. Leandros artık yüzmüyor. gel!" diye bir meşale sallıyordu. Kurşun gibi bir sabahtı. İda dağının bir nympha'sıyla bir çobanın kızıymış. ol­ mayacak bir şeydi. Troya bölgesinde öldüğü halde. "Gel.

Hesperid'ler. en güzeli. Kephalos). Tan­ rı Hermes'le birleşip Kephalos diye bir erkek çocuk doğurmuş (Aglauros. Hellenistik şairler Hesperos'Ia Phosphoros yıldızını bir tutmuşlar. Halkın kanına giren bu ejderden kurtulmanın tek çaresi kralın kızı Hesione'yi canavara kurban etmektir. altın elmala­ rın bittiği bahçeye bekçilik etmekmiş. ya da Phorkys'le Keto'nun kızları oldukları söyle­ nir. Poseidon ve Apollon ona talip oldukları halde. Hesperid'lerin yurdu Atlas dağlarının eteğinde bir yer sayıldı. Altın elma motifi Üç Güzeller ve Paris efsa­ nesinde de geçer. her akşam insanlara geceyi geti­ ren yararlı bir yıldızmış o. yani Gece tanrıça bunları kendi kendine yaratmıştır. Homeros. Hestia. tanrıların da. Hesione. bu yüzden de onlar gibi çıldırarak Atina akropolünden aşağıya atmamış kendini. Gökte bir yıldız olmuş Hesperos. Hesperos. Ocağı simgeleyen Hestia. Leomedon da razı olur. Hesperos'un Hesperis adlı bir kızı olmuş. Atlas üstüne anlatı­ lan efsanelere göre. ya da Batı Kızları diye anılan Hesperid'ler Hesiodos'a göre Ok­ yanus ırmağının ötesinde. Öbür Olym- . Çok­ luk üç peri diye bilinirler ve adları Aigle. Herakles ödül olarak kızı Telamon'a verir. Troya krab Laomedon'un kızı. Erikhtonios. Herakles'in bu ilk Troya seferin­ den aldığı esirler arasında Hesione'nin küçük kardeşi Podarkes de vardır. XXII. ama kızı eline geçince. Mutlular Adalarının dolaylarında otururlarmış. deniz tanrı Troya kıyılarına korkunç bir cana­ var salar. 5).efsanede Hesperia ve Arethusa diye ikiye bö­ lünür ve Hesperid'ler dört olur. Batı kızları bu cennet bah­ çesinde ezgi söylemekle ve tanrı balı akan pı­ narların başında hora tepmekle vakit geçirirlermiş. başka yıldızlar arasında. Bu evlenme korkunç bir serüvenle ilgilidir: Laomedon Troya surlarını yapan tanrı Poseidon'la Apollon'a söz verdiği ücreti ödemekten kaçınınca. ama zamanla coğ­ 144 rafya bilgileri artınca. Erythie ve Hesperarethusa'dır. bu son ad kimi . Telamon'la ev­ lenir ve Teuker adlı bir oğlu olur. Herakles onları koparmakla ölümsüzlüğe hak kazanmış olur (Herakles). Laomedon gene yemin eder. Romalılar da bu yıldı­ zın adını Latinceye çevirmişler. insanların da konut­ larında dinsel bir merkez sayılır. atları vermek is­ temez. Priamos'un ablası. adı akşam anlamına gelen Hesperos'u şöyle tanımlar (İl. Hesione onun serbest bırakılmasını sağlar. Ayrıca tanrılar ve insanlar arasında büyük bir şeref payı elde et­ miştir: Her tapmakta ve her evde sunağı var­ dır. Bir anlatıma göre Hesione Yunanistan'a giderken kaçmış ve Anadolu kıyılarına dönüp Miletos'a sığınmış (Laomedon). Kronos'la Rheia'nın birinci kızı. Hestia evlenmek iste­ memiş ve Zeus'tan ömrü boyunca kız oğlan kız kalma sözünü almıştır. Kimi efsanelerde Hesperid'lere baba ola­ rak Atlas ya da Hesperos yıldızı verilir.nin Athena'ya karşı İşledikleri suça katılma­ mış. bir daha in­ memiş yeryüzüne. 214 ve 275). yıldızlara bakarken bir fırtına almış götürmüş onu. der tanrı sözcüsü. Hesperid'ler dünyanın batı ucunda. Altın elmalar ölümsüzlük bağışlayan bir yemiştir. Akşam Yıldızı denen bir yıldız vardır hani. İlk surları aşıp şehre giren arkadaşı Telamon'dur. Nyks. Bir za­ manlar Gaia tanrıçanın Hera'ya düğün hedi­ yesi olarak verdiği bu elmaları dünyanın batı ucundaki bir bahçeye dikmişler ve başlarına bekçi olarak Hesperid'lerden başka bir de ej­ der koymuşlardı. Zeus'la Hera'nın kız kardeşidir (Tab. yıldızların en parlağı. O sırada oradan geçen Herakles canavarı öldürüp kızı kurtaracağına söz verir. yeter ki Laomedon ona ölümsüz atları­ nı vermeye ant içsin. Hesperid'lerin başlıca görevi. geceyle gündüzün sınırlarında oturan ince sesli perilerdir (Theog. 317): Gecenin karanlığında. kızını bir kayaya bağ­ layıp bırakır. Ocak. Hesione. Lucifer yani ışık taşıyan demişler ona. Daha son­ raki efsanelerde Zeus'la Themis'in. Atlas dağının te­ pesine ilk çıkan oymuş. Yıldız olmadan önce Hesperos Atlas'ın oğ­ lu ya da kardeşiymiş derler. Herakles de Troya'ya bir saldırı hazır­ lar. Podarkes Tro­ ya'ya döner ve Priamos adı altında tahta çı­ kar. Hesperis de Atlas'la evle­ nip Hesperos kızlarını doğurmuş (Hespe­ rid'ler). Hesperos.

ona hemen gönül vermiş ve yarışı ka­ zanmasını sağlamış. Hippodameia. Mysia'h Telephos'un karısı. At pınarı anlamına gelen Hippokrene Helikon dağında. böylece onların dikkatini çeker. Hiera ülkesi kadınlarının başına geçip sal­ dırganlara karşı koymuş ve Nireus'un eliyle öldürülmüş (Telephos. Nireus). Eros'la birlikte Himeros da hemen peşine takılır.pos tanrıları gidip geldikleri halde. Himeros. yendiklerinin de kafalarını keser. Kanatlı at Pegasos'un ayağını yere vurmasından fışkıran Hippokrene'nin çevresinde Musa'lar topla­ nır. Günün birinde Hippodameia'ya Pe­ lops talip olmuş. Olympos'ta Musa'lar ve Kharit'lerle birlikte görülen Himeros'un adı hiçbir efsaneye ka­ rışmaz. ama onu kıska­ nan. ondan karşılık görmeyince. Bir anla­ tıma göre Myrtilos âşık olduğu Hippodameia ile bir gece yatma sözünü alarak Oinoma­ os'un arabasının civatalarını gevşetmiş. ama Amazon'un Melanippe mi. Hippokrene. Hippolytos Amazon anasından av ve savaş merakını almıştır. Myrtilos). Ama çoğu efsanelerde Herakles'in eli altında can verdiği kabul edilir. evinin kapı­ sına asarmış. Artemis'e saygısı büyüktür. Theseus'la bir Amazon'un oğludur. Thyestes. Efsanelere göre Hippodameia'mn altı oğ­ luyla üç kızı olur. ama oğlunu kendi . Kemeri­ nin alınması Herakles'in dokuzuncu işi olarak anılır (Herakles). Adı arzu anlamına gelen ve aşk isteğini simgeleyen soyut bir kavram. hora teperlermiş. Akha'lar ilk Troya seferinde Mysia'ya çıkarma yapın­ ca. Aphrodite'yi hor görür. Hiera. Hippolyte. Musa'ların kutsal korulugundaki bir pınardır. Bu yüzden adı hiçbir efsa­ neye karışmaz. hem de Oinomaos taliplerin arasına Hippodameia'yı bindirir. Bunun için de babasının seyisi Myrtilos'un yardımını istemiş. Tanrıça da ondan öç alır: Üvey anası Phaidra'yı ona âşık eder. (2) Hippodameia Adrastos'un kızı. Bütün Amazon'lar gibi ken­ disi de Ares'in kızı olan Hippolyte'nin These­ us efsanesinde adı geçer. Hippodameia Pelops'u gö­ rünce. Aphrodite. Kentaur'larla Lapith'ler sa­ vaşı onun yüzünden olmuştur (Peirithoos). Oğullarının en ünlüleri At­ reus. çünkü hem atları çok hızlıymış. ayrıca damadı yüzünden tahtından ola­ cağını bilen babası kızını ancak araba yarışın­ da kendisini yenecek olan adama vereceğini bildirmişmiş. Theseus'tan bir oğ­ lu olmuş ve ona kendisi gibi Hippolytos adı verilmiş. Hippolytos'un onu kirletmek istediğini söyln Theseus öfkeye kapılır. ezgi söyler. Phaidra tutkusunu Hippolytos'a açar. Hippodameia. Pelops karısı onuruna Olympia'da beş yılda bir kutlanan bir Hera bayramı düzenlemiş (Pelops ue Olympia oyunları). Theseus'a yakınır. Her ney se. Kişiliği olmayan soyut bir kavram olarak canlandırılır. Alkathoos ve Pleisthenes'tir. ara­ bacı da ölmeden önce Pelops soyuna lanet okumuş. Hiera'nın Helene'den de daha güzel olduğu söylenir. Uranos tanrının denize dökülen sperma­ sından köpükler arasında doğunca. At evcilleştiren ya da alt eden anlamına gelen Hippodameia adlı iki efsanelik kadın vardır: (1) Biri ve en ünlüsü Elis bölgesindeki Pisa kralı Oinomaos'un kızıdır. Eniştesi Khrysippos'u Hippodameia kendi öl­ dürmüş de o yüzden Elis'ten kovulmuş derler (Khrysippos). Çok güzel olan bu kızın birçok talipleri varmış. bir süre sonra Oinomaos paramparça olan ara­ basından düşerek ölmüş. Yarışta yenilmesine de olanak yokmuş. arabmın da daha ağır olmasını sağ­ larmış. Hippolytos (1) Hippolytos. Peirithoos'un karışıdır. kiminde Hippodamela'nın kendisinin Pelops'u arabacıyla aldattığı söylenir. Pelops oğullarıyla Atreus oğulları­ nın başına gelen korkunç belaların kaynağın­ da Myrtilos'un bu ilenmesi varmış (Pelops. Pınarın su­ yu şairleri esinlermiş. ya da Pelops'un arabacı Myrtilos'a verdikleri söz üzerine efsane kay­ nakları çeşitli anlatımlar verir: Kiminde Pe­ lops'un Myrtiios'u rüşvetle baştan çıkardığı. şaşırtır. Antiope mi. Pelops Hippodameia'yı alıp yurduna gö­ türürken yolda Myrtilos'u denize atmış. Böylece talipleri bir bir yener. yoksa Hippolyte mi olduğu konusunda kaynaklar birbirini tutmaz. Hestia hep yerinde kalır. Amazon'ların kraliçesi.

koyu bulutlarla bir kaparlar. Dike hak ve adalet anlamına gelir. Se­ siyle düşmanı kaçıran Horatius da o orman­ da tanrılaştırılmış. simgeledikleri varlıkları da daha 146 iyi anlamış oluruz: Birincisi Eunomia düzen ve düzensizliği. Hora'lar. birdenbire ormanda tanrı­ sal bir ses duyuldu. çünkü bu tanrısal varlıklar bir ölçü. ama oğlu Polydoros Alkmaion'un yönetimindeki ikinci sefere katılmış ve Epigon'larla birlikte Thebai'yi almıştır (Thebai 'ye karşı Yediler). Hipponıenes. hem yanlıştır. 749 vd. kapıları bir açarlar. ister yaşamda adı en çok geçen tanrıça odur. kimi zaman da Dionysos alayında. (1) Roma'lılar Etrüsk'lere karşı savaşırken her iki ordu çok adam yitirmişti. Savaş sırasında bir ayağını da yitirmiş. ama etkileri bu insansal kavram­ ları çok aşar. Ama Hora'ların teker teker adlarını ele ala­ cak olursak. (3) Roma ile Alba arasındaki savaşta rol alan üç Horatius kardeşler üç Curiatius kar­ deşlerle teke tek savaşta çarpışmışlar ve zafe­ ri kazanmışlardı. Hora'lar doğada düzeni simgele­ yen üç tanrıçadır. ya da Persephone'nin arkadaş­ ları arasında görürüz. Tragedyalara konu oluşu şuradan­ dır: Horatius kardeşlerin bir kız kardeşi Curi­ atius kardeşlerin biriyle nişanlıdır. Horatius. iyi yasalarla kurulmuş bir top­ lum düzenini simgeler. Theseus'un her dileğini yerine getirmeye söz ver­ miş olan tanrı da bir deniz canavarı gönderip Hippolytos'u parçalatır. kimin yenildiği belli değildi. bir düzeni yansıtmakla zaman ölçülerini de içerirler.): Saatler güzel yeleli atlan çözdüler koşumdan. Hippomedon. çektiler tanrısal ahırlara. Hora. Tanrıçalar arabalarıyla Olympos'a dönünce (İl.eliyle öldürmekten çekindiği için Poseidon'a yalvarır oğlunu cezalandırsın diye. Horatius Cocles şerefine Capitolium tepesinin eteğin­ de Roma'lılar bir heykel dikmişler. Latince saat anlamı­ na gelen "hora" ile bir tutulduğu için adları "Saatler" diye çevrilir. (2) Hippolytos devler savaşına katılan bir devin de adıdır. Bu konuyu önce Euripides. Dev boylu olan Hippomedon Thebai önünde Ismarios'un eliyle öldürülmüş. Savaşta Hades'in başlığını ta­ kıp görünmez olan Hermes bu devin hakkın­ dan gelmiş. nişanlısının ölümüne ağlayan bu kızı çarpışmadan sag . Saatler gözetir o kapıları. 432 vd. Hora'ları kimi zaman Aphrodite'nin alayın­ da Kharit'lerle birlikte. Eirene ise insanlara bereket ve mutluluk sağlayan barıştır (Dike. Homeros'un îlyada'sında Hora'ları Olympos'ta görürüz (İl. Bu çeviri hem doğru. Bir ge­ çer her iki ordu bir ormanda karşı karşıya or­ dugâh kurmuşken. yaygın gökle Olympos emanettir onlara. ama çokluk soyut kav­ ramlar olarak tasarlanır ve efsanelerde rol al­ mazlar. Tarihsel bir olay sayılan bu çarpışma herhalde eski bir efsaneye dayan­ maktadır. ama Roma'nın düşmesini önlemiş. ama kimin yendiği. Delikanlı Troizen'de bir araba yarışına katılmışken ejderin saldırısı­ na uğrar ve dizginlerine dolaşarak kayaların üstünde can verir. ses şöyle diyordu: "Etrüsk'ler Roma'lılardan bir adam fazla yitirdi­ ler.): Gökyüzünün kapıları kendiliğinden gıcırdadı. Horatius adı. Themis'in kızları arasında is­ ter yazında. Bunu du­ yan Etrüsk'ler paniğe kapılıp kaçmışlar. Ellerinde birer çiçek. Phaidra haberi alınca ken­ dini asar. Bu tanrıçalar doğal ve insansal toplulukların can damarı. ya da bir yemiş ola­ rak canlandırılırlar. sonra da Fransız targedya yazarlarından Racine iş­ lemiştir. Roma'nın üç efsa­ nesinde geçer. VII. Eirene). Adrastos'la birlikte Thebai' ye karşı ilk saldırıya katılan yedi önderlerden biri. V. Roma'lılar zaferi kazanmıştır". ışıldayan bir duvara dayadılar arabayı. Melanlon adıyla da anılan Hippomenes Atalante efsanesinde rol oynar (Ata lan te). denge ve sürekliliğin başlıca etkenle­ ridir. (2) Gene Etrüsk'lerle savaş sırasında tek gözlü diye anılan Horatius Cocles Roma'yı Tiber'in karşı kıyısında bulunan düşmana kar­ şı korumak için tek başına bir köprüyü tut­ muş.

hekim tanrı Asklepios'un kızı ve yardımcısıdır. Ölümüne ağla­ yan kız kardeşlerini Zeus'a göre birer burç haline sokmuş (Hyades). 310-315): (Ekhidna) Hydra'yı doğurdu onlardan sonra. Hylas diye bağırır. Hyad'lar ve Pleiad'ların kardeşi. Herakles ikinci iş olarak bu canavarı öldü­ rür (Herakles) ve oklarını onun zehirli kanına batırır. Hydra o bataklıklar canavarı ki tüyler ürpertir bütün yaptıkları. Hygieia yalnız hasta insanlara değil. senin yerine ben öleyim!" demiş. Hesiodos Hydra'yı şöyle tanımlar (Theog. çimenler al kana boyanmış. kahraman Herakles'in gönül verdiği yakışıklı bir gençtir. Başka bir anlatıma göre. Bir anlatıma göre yel tanrı Zephyros tanrı ApoUon'un delikanlı­ ya sevgisini kıskandığı için hızla eserek diskin Hyakinthos'a çarpmasını sağlamış. bir aslan. ama delikanlıyı bir türlü bulamazlar. Yiğitle birlikte Argonaut'lar seferine katılır. ayrıca bir ırmağa akan kanı ırmak su­ larının zehirlenmesine ve bölgeye leş kokula­ rının yayılmasına yol açmış. yani sümbül demişler bu çiçeğe. Phiks gibi canavarların kız kar­ deşi sayılır. Latin şairi Ovidius'un anlattığı bir çiçek öyküsünün kahramanı. Yunan düşüncesinde büyük bir yer tutan soyut bir kavramın simgesi. "Nysa nympha'ları" diye anılan bu kızlar Dionysos'a dadılık etmiş­ ler (Dionysos). doygunluk anlamına gelen Koros'un ya anası. Avazı çıktığı kadar Hylas. Libya'da bulunduğu bir sırada bir yılan. Hyakinthos tanrı ApoUon'un can ciğer arkadaşıymış. Delikanlının boynu bir çiçek sapı gi­ bi kırılmış. Hiçbir efsanesi yoktur (Asklepios). Hyad'lar gökte Pleiad yıldızlarına yakın bulunan bir takımyıldızdır. Hygieia. fazla varlık. At adam Nessos'un Deianeira'ya ver­ diği iksire de bu canavarın kanı karışmıştır derler. Birçok tragedya kişi­ lerinin başlarına gelen belalar hep bu Hybris yüzündendir. Hyakinthos'un başına vurmuş. Arka­ daşını kolları arasına alan tanrı da "Ah. baharda yağmur mevsiminin başlamasıyla görünürler. Typhon'la Ekhidna'nın kızı ve Kerberos Khimaira. Hylas. Hyakinthos. Herakles de aramaya ko­ yulur. Sayıları iki ile yedi arasında değişir. hırs ve kendine aşırı güvendir. Atlas'la Pleione'nin oğlu.dönen Horatius öldürür. o Hydra ki ak kollu Hera tanrıça büyütmüştü korkunç hıncım gidermek için güçlüler güçlüsü Herakles'e karşı. Hylas'ın kaybolduğunun ilk farkına varan Polyphemos'tur. hastalıkla­ rına ilaç bulur. iki dost bir gün disk atmada yarışırken tanrının fırlattığı disk gelmiş. Adı sağlık anlamına gelen Hygieia. Gökte yıldız ol­ madan önce Hyad'lar Atlas'la Okeanos kızı Pleione'nin kızları nympha'larmış. Hekimlikle ilgili bütün tanrılar gibi o da yeraltı simgeleri taşır ve özellikle yeraltı yaratıklarının en özgürü olan yılanla bir arada gösterilir. Mysia bölgesinde karaya çıktıklarında Herakles kırılmış küreği için bir ağaç keserken. Hyades. hay­ vanlara da bakar. Hybris. Hyas. Hybris in­ sanı suç işlemeye iteleyen ölçüsüzlük. ya da kızı olarak simgelenir. o anda çimenler gene gövermiş ve Hyakinthos'un öldüğü yer­ de güzelim bir çiçek açmış. Bu bizim Bursa'dır. Herakles Mysia'lıları Hylas'ı kaçırmış olmakla suçlamış ve onlar­ dan tutsaklar alarak Hylas'ı arayıp bulmaları­ nı buyurmuş. Yılan ya da ejder anlamına gelen Hydra. Hybris. Bu arada Argonaut'lar onları beklemeyerek de­ mir alırlar. Zeus onları gökte birer yıldız haline getirmiş. kardeşleri Hyas'ın ölümüne dayanamayarak canlarına kıymışlar da sonra yıldız olmuşlar (Hyas). Bir söylentiye gö­ re nympha'lar bu güzel delikanlıya tutulurlar ve onu ölümsüz kılmak için aralarına alırlar. ama Hera'dan korktukları için tanrısal çocuğu İno'ya bırakıp kaçmışlar. Hylas. adları da yağmur yağmak anlamına gelen "hyein" fiilinden türemedir. sonra Prusa adını alan bir şehir ku­ rar. Hydra. ama bu suçu Roma'yı kurtardığı için affedilir. ya da bir kaplan ta­ rafından öldürüldüğü söylenir. Hylas'ı arama. bölgede yıllık tö­ renler haline gelmiş: Rahipler dağa çıkar . Hylas su bulmak için ormana dalar ve kaybolur. Hyakinthos. Koros'u olduğu kadar Hybris'i de Yunan düşüncesine özgü birer kavram olarak başka dillere çevirmek güçtür. Polphemos Mysia'da kalır ve ön­ ce Kios. dertlerine deva.

lirik şiirin ayrı bir türü olan düğün türkülerinde de anılır. Bu yüzdendir ki. kışı orada geçirir. Tar. Apollon ve bir nympha'nın. Hyperboreoî. tanrı Apollon bu cennet ülkesini kendine yurt edinmiş. Hymenaios" diye bu tanrının adıyla biter.): . Düğünle gecenin birleşmesini simge­ leyen bu efsaneye uygun olarak düğün türkü­ lerinde Hesperos'un da adı sık sık anılır. Pythagoras'ın mistik inançlarıyla Hyperbore'liler ülkesi da­ ha da süslenmiş. ama Nikaia aşktan tiksinir. Anası Deianeira Herakles'e sihirli gömleği gönderip de yiğit korkunç acılar içinde yan­ maya başlayınca Hyllos yanına gelir ve son isteklerini dinler. Phrygia'lı bir çobanın adı. 8). kıza tutku­ sunu bildirir. çimenli ovalarda ömürlerini türkü söylemek. Bütün doğa. Hypcrion. ama onları ana ve babaları­ na geri vermek için. Hymenaios korsanların hepsini öldürmüş. yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirgemiş ve onunla birleşerek Abas'ı dünyaya getirmiştir. yani Uludağ olsa gerek) ve üç kez Hylas diye bağırarak kutsal alaylar düzenlerlermiş (Argonaut'lar). Hypnos. Hymenaios. Hymnos. hepsi de güzelliğini yüceltmek amacı­ nı güderdi. Düğün tanrısı Hymenaios. Nikaia da öfkelenip bir okla vu­ rur delikanlıyı. Hyperion adı bazı metinlerde Helios'un kendisine bir sıfat olarak takılır. Tarihçi Herodotos bu ülkeyi anlatmakla bitiremez (Her. onun için düğün türkülerinde onun adını çağırmak töre olmuş. Hesiodos'a göre Nyks (Gece) ken­ di başına Hypnos (Uyku) ve Thanatos (Ölüm) tanrılarını yaratmıştır. kimi efsa­ nelerde altın elmaların bulunduğu Batı Kızla­ rının bahçesi de bu ülkededir. Bir efsaneye göre. yılda iki kez ekin veren top­ rağı. çok uzun ömürlü olan iyiliksever ve saf insanlarıyla ilkçağın ütopyası haline gelmiştir (Apollon). Gü­ nün birinde Hymnos dayanamaz. Danaos kızlarının en küçü­ ğü. Yemyeşil ormanlarda. Hymenaios tanrı Dionysos'la Ariadne'nin düğününde sesini yi­ tirmiş. 758 vd. Adı "yukarıda giden. Lynkeus). Dünyanın kuzey ucundaki bu ülkede güneş hiç batmaz.). insanlar mutluluk içinde yaşar. IV. Başka bir efsane­ ye göre Akşam Yıldızı Hesperos Hymenaios'un güzelliğine vurulmuş. hora tepmekle geçirirler. yani dünya­ nın üstünde dolaşan" anlamına gelen Hyperion. Düğün tür­ külerinde bağlama "O. yani kuzey rüzgârının ötesinde Hyperboreoi deni­ len bir boy oturur. ölüm ve hastalık nedir bilmez­ ler. Herakles öldükten sonra da İple ile evlenir ve Herakles oğullarının başına geçip Pelopenez'de tutunmaları için savaşır. ya da Dionysos'la Aphrodite'nin oğlu sayılır. Hymnos Artemis'in yoldaşlarından Nikaia adlı bir nympha'ya tutkundur. ondan ayrılmaz olmuş. Herakles'le Deianeira'nın oğlu. çok sevdiği halde kendi­ sine yüz vermeyen kızla evlendirilmeyi şart koşmuş. Efsaneye göre. Hymenaios elinde düğün meşalesi. kızları kurtarmış. Hyperion'un efsa­ nesi yoktur. Hyllos. Bu düğün tanrısı üstüne çeşitli efsaneler an­ latılırdı. Hymenaios o kadar güzelmiş ki kızlar arasına girmiş de erkek olduğu anlaşıl­ mamış.(dağ da Mysia Olympos'u. Boreas. 32 vd. Kız kardeşi Theia ile evlenerek. giderek Artemis bile ağlamış derler bu güzel çobanın ölümüne (Nikaia). her fır­ satta oraya girmeye bakar. yanına erkek vardırmaz. Babasına baş kaldırmak suçundan yargılanan Hypermestra'nm Argos mahkemesinde bera­ at ettiği anlatılır. İkisi de Tartaros'ta otururlar (Theog. sonra da kızları korsanlar kaçırınca. Hymen. Helios. Düğünlerde hazır bulunan bu tanrı. yıl boyunca ılık ve yumuşak bir hava eser. kaval ve gül çelenkleriyle canlandırılır. Uranos'la Gaia'nın oğludur. Danaos kızlarının dramını "Hiketides" adlı tragedyasında işleyen Aiskhylos'un "Hypermestra'nın yargısı" adlı kayıp bir tragedya da yazdığı bilinir (Danaos kızla­ rı. Hypermestra. Selene ve Eos'u meydana getirir (Tab. Aigyptos'un elli oğluyla evlenmek zorun­ da kalan Danaos'un elli kızı babalarından gerdeğe girerken kocalarını öldürmek emrini alınca Hypermestra'dan başka hepsi babala­ rına uyup kocalarını hançerlemişlerdir. Yiğitlerden Perseus'la Herakles'in de Hyper­ bore'liler ülkesine gittikleri anlatılır. Güzün soğuklar başlayınca beyaz kuğuların çektiği bir araba­ ya binip Hyperbore'liler ülkesine uçar.

dağlarda yaşayan. adaya çıktıklarında Hypsipyle kraliçeymiş. gelir Lem­ nos adasında Uyku'yu bulur. onu bir sandığa kapatıp denize bırakmış ayak bastılar bereketli toprağa. Hypsipygözleri açık uyumasını sağlamış ki sevgilisini le'yi oğulları Opheltes'e dadı olarak vermiş­ gece de doyasıya görebilsin diye. le bir gece kaçmış ve korsanların eline düşe­ Bir efsaneye göre. raos araya girmiş ve Hypsipyle'nin Lemnos'a Hypsikreon'un karısı Neaira da adalı konuk­ dönmesini sağlamış. Sonra da onunla birlikte Naksos adasına kaçıp oradaki bir tapınağa sığınmış. Yal­ Vardılar canavarlar anası çok pınarlı Ida'ya. ama kocası evde olduğu . ne inerken. Hypsikreon'un serüveni Miledilere yol göstermek için çocuğu yalnız bırak­ tos öyküleri adıyla geç ilkçağda yaratılan ro­ tığında bir yılan gelmiş. Hypsikreon da kadını kandıramadıgı için Haksos'a Miletos'un savaş açma­ sını sağlamış. Argonaut'lar ada­ bir kuş oluvermişti. kocaları onlardan kaçıyor.Orada oturur kara Gece' nin çocukları. Hera ile birlikte yola çıkar (İl. Argonaut'lar Uyku durakladı orada. XIV. Zeus'u uyutsun diye diller döker. insanların Kymindis ve kraliçelerini öldürmek istemişler. tunçtandır canı. 283 vd. Hera İda dağının doruğunda Zeus'la sevişmeye karar verince. Hypnos Latmos dağları­ rek Nemea kralı Lykurgos'a köle olarak satıl­ nın çobanı Endymion'a tutulmuş ve onun mış. ötekinin demirdendir yüreği. Hypsipyle. Opheltes'i boğmuş. ince dan ayrıldıktan sonra Lemnos kadınları kral­ sesli. oğul doğurmuş (Euenos). armağanlar söz verir. biri dolaşır sırtında toprağın ve denizin tatlı bir huzur götürerek insanlara. lerin kendileriyle yatmaya razı olduklarını gö­ lda'da büyüyen en ulu çamdı bu. rünce yumuşamışlar ve Hypsipyle de İason'la havada yüksele yüksele göğe varıyordu. ama bir gün Hypsipyle oradan geçen Ye­ Hypsikrcon. ama Hera ona Kharit'lerin birini vermeye ant içince da­ yanamaz. ları Thoas'ın kurtulmuş olduğunu görmüşler tanrıların Khalkis. Uyku'yla Ölüm. manların birine konu olmuştur. Lektos burnunda fırladılar denizden. Hypsik­ reon karısını geri almak için Naksos'a gidin­ ce. Hypsipy­ dedikleri. Homeros Hypnos'un çok daha sevimli bir portresini çizer. görünmeden Zeus'un gözüne önce Argonaut'lara saldırdıkları halde. Lemnos adasının kadınları Aphrodite'ye gereğince tapınmadıkları için tanrı­ ça onları cezalandırmış: Bedenleri öyle pis kokuyormuş ki. Kral kızı olduğundan kadınlar onu Ayakları altında ormanlı doruklar titredi. adalılar kadını kandırabilirse geri alacağı­ nı. o korkunç tanrılar. Lemnos'a kraliçe seçmişler.j: sürece aşkını açığa vurmamış. Lykurgos'la karısı Eurydike. erkek­ çok yüksek bir çamın üstüne kondu. Güneş onlara hiç çevirmez ışınlarını ne göklere çıkarken. birleşerek ona birisi Euneos olmak üzere iki Uyku orada. ler. çam dalları arasında. (Thoas). yoksa zor kullanmasını yasak ettiklerini söylemiştir. Öykü şudur: Lykurgos'la kansı Hypsipyle'ye ölüm cezası Hypsikreon adlı bir Miletos'lu Promedon adlı vermek istemişler. Yakaladığı insan kurtulmaz hiç elinden kin besler ölümsüz tanrılara bile. Tatlı Uyku ise bir gün Herakles'i kaçırırken Zeus'tan yediği cezayı unutamaz. larına tutkunmuş. başka kadınlarla sevişmeyi yeg görüyormuşlar. nız Hypsipyle babası Thoas'ı öldürememiş. ama Yedilerden Amphiabir Naksos'luyu evine konuk edermiş. Lemnos kadınları da bir gece adada ne kadar erkek varsa hepsini öldürmüşler. Lemnos kralı Thoas'la Amazon Myrina'nın kızı Hypsipyle tanrı Dionysos'un torunuymuş. günün birinde Hypsikreon evde yokken konuk gelen Promedon'a açılmış ve onu zorla baştan çıkar­ mış.

İanus her başlangıcın tanrısı sayılır­ dı. 237'de). böylece düş­ manı korkutarak püskürtmüş. Aura'nm tanrı­ dan ikiz çocukları olmuş. İanus tanrıyı Roma'lılar iki çehreli olarak canlandırırlar. Anadolu'dan gelme tanrı Dionysos'un Yunanistan'da ve özellikle Eleusis'te yaratılmış bir tıpkısı sayılabilir. tanrının şehri düş­ mandan korumasını sağlarmış. ya da kocasıdır. Kimi efsanelere göre İakkhos. İalmenos. Kapıları bekleyen tanrı sayılır. Sabin kralı Titus Tatius bir gece yeni kurulan kente saldırmış. İambe. Eleusis kralı Keleos'un evinde hizmet ediyormuş ki. Tiber ırmağına adını veren de oğlu Tiber'dir. İanus kapıları ancak barış zamanında kapanırmış. Augustus çağında ise üç kez kapatılmış. Eleusis myster'lerinde rol oynayan bir tanrıdır. Ares'in oğlu. . İanus uygarlık yollarının hepsini açmış onlara: Gemiler yapmasını. o sırada Zeus'un sevdiği başka bir Nympha İakkhos'u kaçırmış ve Eleusis'teki Bakkha'lara götürüp bırakmış. Ö. Agdistis ve Attis efsaneleri. yasalar çıkarmayı hep tanus'a borçluymuşlar. yılın ilk ayına onun adı verilmiş ve İanuarius denmişti. tanrıça Demeter'in oğlu. İlkin Yunan taşlamalarının. biri de İakkhos' muş. Kimine göre de Demeter'in değil de. kendisini ko­ nuklayan İanus'a geçmiş ve geleceği görme yetisini bağışladığı içindir ki. tam bir barış ve uyum içinde ya­ şarlar ve toprak da onlara her şeyi kendiliğin­ den bagışlarmış.I İakkhos. para basmasını öğretmiş. Ro­ ma'nın altın paraları üstünde tanrının. biri sağa. İanus'un krallığı İtalya'nın altın çağına rast­ lar. Bambaşka bir efsane onun kaynağını Phrygia'da gösterir: Tanrı Dionysos Phrygia nympha'sı Aura ile birleşmiş. İanus zamanında insanlar hep iyi ve na­ muslu imiş. Zagreus'un başka bir adla anılmasıdır (Zagreusj. Dionysos'la yakından ilişkisi vardır. Başında mersin dalların­ dan bir çelenk. kızı Persephone'yi aramaya çıkan Demeter oraya uğramış. İlyada'da adı geçer (Askalaphos). İanus. Üzüntüden yüzü gülmeyen tanrıçayı İambe yaptı§ı şakalarla güldürmeyi başarmış. sonra da tragedya ve komedyalarda konuşma vezni olan "iambos" veznine adını veren bu İambe imiş. Roma'ya özgü bir tanrı. Yunan tanrılarının Latin dünyasına etki­ lerinden sonra da Roma'nm başlıca tanrısı olarak kalmış ve bir yerde İuppiter'den daha önemli sayılmıştır. elinde bir meşale ile kutsal erenler alayını yöneten genç bir adam olarak gösterilir. çünkü kapılar da kendisi gibi iki yana bakar­ lar. Kır tanrısı Pan'la su perisi Ekho'nun kızı sayılan İambe. bazılarına göre de İtalya'ya Tesalya'dan göçmüş ve Roma'nın yedi tepesin­ den birinde İaniculum diye kendi adını taşı­ yan bir şehir kurmuştur. İakkhos. Şehirler kurdurup toprağı işlemeyi. Zeus'la Persephone'nin birleşmesinden doğmuştur ve Zagreus'tur. İanus tan­ rı bir sıcak su kaynağı fışkırtmış. Saturnus. Capitolium tepesinin bekçisi Tarpeia da kaleyi Sabin'lere teslim etmek üzereymiş ki. biri sola bakan iki çehreli bir profili gö­ rünürdü. ama Aura günün birinde çıldırmış ve ikizlerinin birini parçalayıp yemiş. Adı Bakkhos'un adı gibi gizli tören­ lerde atılan "İakkhe" çığlıklarından türemiş olabilir. İanus İtalya' nın yerlisidir. sonra da bir pınar olarak gene yeryüzüne çıkmış. Öyle ki İakkhos. Bu mucizeyi anmak için Roma'lılar ondan sonra Forum' da yaptıkları İanus tapınağının kapısını savaş sırasında hep açık tutar. Roma'nın koruyucu ve kurtarıcısı olarak İa­ nus üstüne şu efsane de anlatılır: Romulus'un yönetimindeki Roma'lılar şehri kurduktan sonra Sabin'lerin karılarını kaçırıp kendileri­ ne eş ettikleri zaman. Roma şehrinin kuruluşun­ da büyük bir rol oynar.. Bazı efsane yazarlarına göre. Kaynağı üstüne söylentilerin çeşitliliği bu tanrının ken­ dine özgü bir kişiliği olmadığını gösterir. Efsaneleri hep Roma dini ve uygarlığıyla ilişkili olan İa­ nus. Aura da kendini Sangarios (Sakar­ ya) ırmağına atmış. onun kızı Perse­ phone'nin oğludur. İuppiter Saturnus'u kovup da bu tanrı Latium'a sığınınca. İanus ka­ pısı imparator Augustus'tan önce ancak bir kez (İ. Bu motif için bkz. onu kar­ şılayan ve konuklayan İanus'tur (Saturnus).

22). tason. Başka kaynaklara göre İapetos Klymene ile değil de Asia ile evlenir (Asla). V. Efsanesinin en çarpıcı yanı Demeter'le olan aşkıdır. kendi ya da oğullarından biri bu şehirde kral­ lığı ele geçirir (Medeia). İason bu serüvene hayır dememiş ve Yunanistan'ın en seçkin yiğitlerini bir araya getirerek Argo gemisini yaptırmış ve ünlü Karadeniz seferi­ ne çıkmış. yatmışlardı üç kez sürülmüş bir tarlada. 3). onu ne pahasına olursa olsun uzaklaştırmak gerektiği kanımına varmış. Hesiodos bu Titan'm dölünü şöyle tanımlar (Theog. güzel topuklu Okeanos kızını. (1) Girit kralı Melisseus'un kızı. girdi gerdeğe ve bir oğlu oldu: Azgın yürekli Atlas tanrı. bazı kaynaklarda Giritli olduğu söylenir. Yetişkin çağa gelince la­ son şehre döner. Bu noktadan sonra İason'un kade­ ri Argonaut'ların kaderiyle birleşir (Argonaut'lar). Kretheus'la Tyro'nun oğlu Aison'dan dogmadır (Tab. İdaia. (3) Çanakkale bölgesindeki Kazdağı'nın es­ ki adı. 507 vd. Ef­ saneye göre Pelias'a bir tanrı sözcüsü tek ayakkabılı adamdan korkmasını söylemişmiş. ya da Fontus adlı pınar tanrı ol­ muş (luturna).): Güzel örgülü Demeter de gönül vermişti İasion 'a sarmaş dolaş olmuştu ikisi sevgiyle. Karadenizli büyücü­ den kurtulduktan sonra İason İolkos'a döner. 7). üstelik de İason babasının tahtını isteyince. her biri belalı bir efsanenin kahramanı oğullar meydana getirmiştir (Tab. o ki bela oldu ekmek yiyenlere Zeus'un yoğurduğu bakireyi evine alarak. sonra da yarım akıllı Epimetheus'u. Girit kralı Lykastos'la evlenir ve Minos adlı bir oğlu olur. 125 vd.tanus su perisi İutuma ile evlenmiş ve on­ dan Fons. üstelik Pelion dağının eteklerinde bir dereyi geçerken sandallarından birini yitirmişmiş. Odysseia'da Kalypso tanrıçaların ölümlülerle olan aşklarından dem vururken şöyle der (Od. (2) Korybas'ın kızı. Diodoros'a göre İasion Samothrake adası­ nın gizemlerine ermişti. onu böyle görünce Pelias şaşakal­ mış. Amcası Pelias'la babası arasında tahta kimin çıkacağı kavgasında İason'un İolkos sarayından uzaklaştırıldığı ve ormanlarda at adam Kheiron tarafından ye­ tiştirildiği anlatılır. tanrı sözünü ansımış. onu uzaklara sürmeli cevabını vermiş de onun üzerine Pelias İason'a Kolkhis'ten altın postu gidip almasını buyurmuş.): iapetos aldı Klymene'yi. Her neyse. Harmonia ve Dardanos'un kardeşi (Tab. Öbür Titan'Iar gibi İapetos da Zeus'un eliyle Tartaros'a atı­ lıp yeraltına kapatılır. Korybas Korybant'lara adını vermiş (Korybanl lar). Dardanos gibi Samothrake'de oturur. erkeği tepelediydi göz kamaştırıcı yıldırımla. Zeus'la Elektra'nın oğlu. kardeşi Harmonia'nın Kadmos'la düğünü sırasında Demeter'e rastlamış ve tanrıça ona gönlüyle birlikte buğ­ day tanelerini de armağan etmiş. İasion. Yunanistan'a dönüşünde Medeia'nın büyülerine kurban gider. İda kendi adını taşıyan dağda onu kız kardeşi Adrasteia ile birlikte büyütür. Demeter'le birleştiği ve aşklarından Plutos'un doğduğunda kaynaklar birleşir. Sonra da İasion Kybele ile sevişmiş ve Korybas diye bir oğulları olmuş. o kendini çok beğenen tanrıyı. ama Zeus o saat aidiydi bu haberi. Rheia yeni doğurduğu Zeus'u Kronos'tan kaçırıp kundakta bebek olarak Girit'e götürünce. İda'lı anlamına gelen bu ad Troya böl­ gesindeki İda dağı ile ilişkisi olan iki efsanelik kadının adıdır: . Sonra getirdi dünyaya Menoitios'u. ve kıvrak. İda. Tanrıçanın ona gönül verip vermediği konusunda efsaneler­ de ayrılık varsa da. Argonautlar seferinin kahramanı İa­ son. cin fikirli Prometheus'u. Kılığı Pelias'la arasının açıl­ masına ve sürülmesine yol açar (Pelias). Amaltheia). Pelias İason'a tahtı vermem dememiş de yalnız şöyle bir so­ ru sormuş: Bir kral kendine kumpas kuran bir uyruğuna ne yapmalı? İason da. tanrı Poseidon'a kurban kestiği ve kalabalık bir tören kutladığı bir gün lason sırtında bir pars postu ve her bir elinde bir kargı ile çıkagelmiş. İapetos. besler (Zeus. Bir anlatıma göre. Uranos'la Gaia'nın oğlu Titan İapetos.

Zeus çare olarak şu­ nu buyurur: Marpessa ikisi arasından seçsin. Troya savaşına katılan Girit kralı. Destan bölümleri boyunca İdomeneus en seçkin Troya yigitleriyle savaşıp. (2) Dardanos'un bir kızı. Euenos'un kızı Marpessa'ya âşık olur ve onu babasından kaçırır. İdmon. Girit ya da Troas'taki İda dağı ile iliş­ kili birkaç kişinin adi: (1) Priamos'un bir oğlu. Tanrı Apollon ve Dioskur'lara karşı savaşı. Argonaut'lar seferine katılan bilici. Deukalion'un oğlu ve Minos'un torunu. efsanesinin en göze çar­ par yanıdır: İdas. Gitmiş güney İtalya'ya yer­ leşmiş. İdaios. Çar­ pışma sırasında Kastor öldürülür. Trakya kralı Phineus'la evlenir. ölümlü babası ise. hem de en ya­ kın savaş arkadaşıdır. İdas bir sürünün paylaşılması konusunda Dioskur'larla kavgaya tutuşur: İdas bir hileyle bütün sürüyü ele geçirdiğinden Kastor'la Polydeukes ona ve Lynkeus'a saldırırlar. (5) Korybant'lardan biri. öldüremediklerini de yaralar. IX. onu İdas'ın elinden almak ister. Troya bölgesine Ana Tanrıça Kybele'nin kültünü getiren de oymuş. İdomeneus'un Molos diye bir üvey kar­ deşi var. Troya'lı savaşçı. ama tanrı Apollon da kadına tutkundur. Dioskur'lar). deniz yutmamış onların hiçbirini. ama bir süre sonra Girit adasında çıkan bir salgının nedeni bu suçta aranmış ve İdomeneus yur­ dundan sürülmüş. Apollon'la İdas birbirlerine girerler. çoğunu alt eder. Melampus'un oğlu Abas'tır. Adı "gören" anlamına gelen İdmon Argonaut'ların yolculuğunu öngörü gücüyle düzenle­ dikten sonra bir anlatıma göre de Mariandyn'ler ülkesindeki duraklarında bir ava ka­ tılarak bir yaban domuzu tarafından öldürül­ müştür (Argonaut'lar). Ama kah­ ramanlıkları destanda büyük bir yer tutar. giderek Hektor'a bile karşı çıkar ve çok adam öldürür. Karşısına ilk çıkan kendi oğlu (ya da kızı) olmuş. birçok efsanelerde adı geçen bir kişi­ dir: Kardeşi Lynkeus'la birlikte Kalydon avı­ na ve Argonaut'lar seferine katılır. İlyada'da anlatılan olaylardan sonra. alev gibi saldıran denir İdomeneus'a) bu yiğit İlyada'da "saçlarına kır düşmüş" yaşlıca bir adam olarak gösterilir. İdo­ meneus'un şehri almak için yapılan tahta at­ ta bulunan yiğitlerden biri olduğu ve Akhilleus'un ölü törenlerindeki yumruk yarışında bi­ rinci geldiği anlatılır. Kadın kocasını seçer. Evlenir­ ler. Aineias'a. (6) Dardanos efsanesinin bir anlatımına göre. Bir efsaneye göre Phineus'un başına bela getiren odur (Phineus). İdomeneus'u da yargıç olarak al- . İdaios Troya'nın güneyindeki da­ ğın eteğine yerleşmiş ve tda adını dağa ver­ miştir.(1) Skamandros ırmağının tanrısıyla birleşip Teuker adlı bir oğul doğuran bir Nympha (Teuker). Homeros İdas (destanda adı İdes ola­ rak geçer) üstüne şöyle der (İl. Kaç yoldaşı uarsa savaştan kurtulan hepsini Girit'e götürebilmiş İdomeneus. Marpessa. 557): İdes bir zamanlar en güçlüsüydü dünyadaki yiğitlerin. İdome­ neus sözünü tutmuş. Aslında Apollon tanrının oğlu sayılır. İdas. Dardanos'un İdaios'la Dimas adlı iki oğlu olmuş. Anado­ lu'da Mysia'yı ele geçirecekken Telephos ona engel olur. Başka efsane yazarları İdomeneus'un dö­ nüş serüvenini bambaşka biçimde anlatırlar: Girit'e varmadan donanması büyük bir fırtı­ naya tutulmuş. (3) Priamos'un arabacısı. ince bilekli gelin Marpessa uğruna o Phoibos Apollon'a bile kaldırmıştı yayını. İdomeneus. İdomeneus üzerine şu masal da anlatılır: Thetis'Ie Medeia bir güzellik yarışmasına gi­ rişmişler. Deiphobos'a. (2) Paris'le Helena'dan dogma bir oğul. Zeus da Polydeukes'i kurtarmak için araya girmek zo­ runda kalıp İdas'ı şimşeğiyle çarpar (Lynkeus. Bütün bu savaşla­ rında Meriones her zaman yanıbaşındadır ve onu destekler. (4) Dares'in oğlu. kanını akıtmış. İdomeneus da sag salim yur­ da varırsa ilk karşısına çıkacak olan insanı Poseidon'a kurban etmeyi adamış. İdas. onun oğlu Meriones Troya savaşın­ da İdomeneus'un hem seyisi. Homeros'un parlak sıfatlarla nitelendirdiği (tanrı gibi.

Uzun uzun çalıştıktan sonra kendisi ve oğlu için birer çift kanat yapmış ve onları balmu­ muyla omuzlarına yapıştırmış. İkaros. kimse İksion'u bu günahlarından arındır­ mak için gereken töreleri yapmaya yanaşma­ mış. Kız da başını örtüp kızarmış. Efsanesi Apollon kültünün Anadolu'lu kaynağını belirtmek bakımından ilginçtir: İkadios Lykia'da kalma­ yıp İtalya'ya gidecek olmuş. Idomeneus ödülü Thetis'e vermiş. ya da hava sarhoşluğuna tutularak yükseldikçe yük­ selmiş. giderek doğayı yenmek. Ne var ki havalandıktan sonra İkaros babasının bu sözünü unutmuş. Okenos kızlarından biri olan Idyia. Ege'de Sisam adasının çevresindeki denize İkaros denizi denmiştir bundan böyle. (2) Tyndareos'un kardeşi ve özellikle Penelope'nin babası olarak tanınan efsanelik kişi. Anadolu'nun Akdeniz kıyı­ larında doğmuş ve doğduğu bölgeye anasının adını vererek Lykia demiş.mışlar. İkarios çiftin kendisiyle kalmasını istemiş. İkaros'un eşsiz serüveni her çağda sanatçı­ ları esinlemiş. ne de fazla yükselip güneşin ışınlarına yakın gel­ mesini salık vermiş. özgürlüğe kavuşmak sevin­ ciyle Helios'u hor görme suçunu da işlemiş. İkarios'un adı ancak Penelopeia'nın babası olarak geçer (Penelo­ peia). Kolkhis kralı Aietes'le evlenip Medeia'yı do­ ğurmuş. Apollon'a adanmış bu şe­ hirde yaptırdığı tapmağı bir bilicilik merkezi haline getiren de İkadios'muş. Böylece yemin bozma suçuna bir de ailesinden bir kişiyi öldürme suçu katılın­ ca. İksion da onu Hera sanarak onunla bir leşmiş. İkaros da tepetaklak denize düş­ müş ve boğulmuş. başarısından dolayı gurura kapılmış. tutulduğu çıl­ gınlıktan İksion'u kurtarmış. Başka bir anlatıma göre. Tyndareos ona ödül olarak Pene­ lopeia'yı verdirmiş İkarios'a. Medeia buna çok kızarak bütün Girit'lilerin yalancı olduğu söylentisini yaymış. ama yolda bir fır­ tınaya tutulan gemisi batmış. ama evlendikten sonra sözünü tutmadığı gibi kaynatasını kor haline gelmiş kömürlerle dolu bir kuyuya atıp öldürmüş. Güneş tanrı onun kanatlarını tutan balmumunu eritmiş. Erigone'nin babası (Erigone). Bu ma­ sal "Girit'lilerin hepsi yalancıdır" atasözünün kaynağında olsa gerek. ayrıca orada Patara şehrini kurmuş. talipler Penelopeia' nın babası Ikarios'un yanına geri gönderilme­ sini ve Ikarios'un kendine yeni bir damat seç­ mesini ileri sürerler. derken Zeus (ya da Hera'nın kendisi) tanrıçaya benzeyen bir görüntü yap­ mış. Baba-ogul kral Minos'un emriyle Labyrinthos'a kapatılınca. Kızı Odysseus'la evlenince. Uçmadan ön­ ce de İkaros'a ne çok alçaktan uçmasını. il­ ginç eseri yaratan ortaçağ ressamı Brueghel olmuştur (Daidalos). İkadios orada yu­ nus balığını anarak şehre Delphoi (delphis yunus demek) adını koymuş (Apollon). Deioneus'un kızı Dia'ya talip olmuş ve babasına birçok arma­ ğanlar vermeye ant içmiş. bunların arasında en etkili. Parnassos dağının eteklerine kadar götürmüş. (1) Kral Pandion zamanında Yuna­ nistan'a üzüm bağını tanıtmış olmakla ün sa­ lan Atina'lı kişi. zaferi Odysseus kazanınca ona vermiş. Bir anlatıma göre bir at adam değil . kendisini bir yu­ nus balığı kurtarmış da. Tanrı Apollon'la Lykia adlı Nympha'nın oğlu. Odysseus da hayır dememek için seçme hakkını Penelopeia'ya vermiş. Daidalos oradan çıkmak ve kaçıp kurtulmak çarelerini aramış. İkarios böylece Ody­ sseus'la birlikte İthake'ye gitmek istediğini anlamış. bazılarında birinci karısı olarak gösterilir (Aietes). Bu birleşmeden at adam Kentauroi doğmuş . Girit'li mimar Daidalos'un oğlu ika­ ros dünyada ilk uçan adam olarak ün bırak­ mıştır. Odysseia'da taliplerle Telemakhos arasındaki tartışmalarda. Ayrıca İdomeneus'la dölüne lanet okuyarak bir daha sözlerine güvenilmemesini sağlamış. Bir gün Zeus ona acımış. Bazı efsanelerde Aietes'in ikinci ka­ rısı. ne var ki İksion tanrıya karşı da olağanüstü bir nankörlük göstermiş: Hera'ya vurulup tanrıçayı kirlet­ meye uğraşmış. Tesalya'da Lapith'lerin kralı iken. Odysseus Tyndareos'a Helene'nin talipleri arasında seçmek için bir yol gösterince. İdyia. İksion cehennemde sonsuzca cezaya çarpılan büyük suçlulardan biridir. İkarios. güneşin ışınlarına aldırmamış. kızı Penelopeia'yı tertiplediği araba yarışında birinci gelene vereceğini söylemiş. tkarios. İkadios. İksion.

uzak durdukça Akha'lar zaferi kazanamasınlar. ama döl bırakmadan ölür. sol elinde öreke tutan dev boylu heykelidir. okuyucuların bu saymaya rastla­ yabilecekleri düşüncesiyle. İlos'un Troya şehrini kurması şöyle anlatı­ lır: Troas bölgesinden olan İlos günün birinde Phrygia'da ora kralının düzenlediği bir yarış­ maya katılır. Dardanos'un üç ço­ cuğundan biridir. ya da İlyada adlı büyük destanı İlyon yani Troya destanı adını taşıdığı halde. Sonradan Troya adını da alacak olan İl­ yon Skamandros'la Simoeis ırmaklarının ara­ sındaki ovada olup.Akhilleus 'un Öfkesi. Zeus tarafın­ dan atılınca Gaflet tanrıçanın düştüğü tepedir bu (Ate).000'den fazla dizeli bu destanın bir özetini bölümlere ayıra­ rak başlıklarıyla birlikte burada vermeyi fay­ dalı buluyoruz. ama kral ona bir de kara benekli bir inek verir ve bilici­ lerin sözüne uyarak. îlos'un Laomedon adlı oğlundan başka Themisthe adında bir de kızı olur. Daha başka bir efsane de İlos'un bir yan­ gın sırasında Palladion'u alıp kurtardığını. Bir efsaneye göre İlos. İksion. Başka bir efsaneye göre. (A) Sesleniş . bu kız kendi amca oğlu Kapys'le evlenip Ankhises'i doğurur. Yirmi dört bölümlü ve 16. Zeus söz verir. Ozan Musa'lara seslenip konusunu belirtir: Akhilleus'un öfkesi. Homeros'un İlias. daha önce Dardanos'un İda dağının eteğinde kurduğu Dardania'dan pek uzak değildir. İlyon yani Troya şehrinin kurucusu ve Priamos'un dedesidir (Tab. Anası deniz tan­ rıçası Thetis'ten öcünü almasını ister. ineğin ardından gidip duracağı yerde bir şehir kurmasını bildirir. İkincisi. Zeus da gökten Palladion'u indirir İlyon üzerine. gökten düşen Palla­ dion yapının açık çatısından içeri girip yerini alır. İlos heykelin düştüğü yere Athena tapınağını kurar. Ama Zeus bu korkunç günahı cezasız bırakmamış. ama tanrıçanın yüzünü gördüğü için de kör olduğunu anlatır. Akha'ların Troya ovasındaki gemi ordugâhmdaytz. ama Akhilleus da barakasına çekilir: Savaşa artık katılmayacaktır. Bir süre sonra İlos tanrı Zeus'tan girişiminin uğurlu olup olmayacağı­ nı gösteren bir işmar diler. bölümlerin Yu­ nanca sayılarını da parantez içinde gösteri­ yoruz: BÖLÜM I. İnek kuzeye doğru yol alır ve Ate tepesi deni­ len bir tepenin üstünde durur. İlos orada bir şehir kurup ona adını verir. Agamemnon'un tutsak olarak alıkoydu­ ğu kızı Khryseis'i geri ister. Roma'nın kurucuları Romulus'la Remus'un anaları Rea SiMa'nın başka bir adı (Rea). İksion'u cayır cayır ya­ nıp alevler saçan bir tekerleğe bağlamış. Akha'lardan yana . Destanın 24 bölümü el yaz­ malarında Yunan alfabesinin harfleriyle gös­ terilmiştir. Theseus'un arkadaşı Peirithoos'un babasıdır. sag elinde kargı. Tros'la Kallirhoe'nin oğlu. Bilici Kalkhas kızı geri vermeyi buyurur. Hektor'u öldürüp Tro­ ya şehrinin çevresinde sürüklemesi. Tanrı İksion'a ayrıca ambrosia yani ölümsüzlük şarabı içirdigi içindir ki. tanrıça Pallas Athena'nın. İlos. dokuz gece ordu has­ talıktan kırılır. İlos şehrin ta­ pınağını kurmaktadır ki. Agamemnon kızı vermediği için tanrı Apollon Akha ordusuna veba salar. İksion'un cezasından ölüm yoluyla kurtulması da ola­ naksızdır. Agamemnon kızı vermeye razı olur. Troya kral soyunda bu ada iki kez rast­ lanmaktadır: Birinci İlos. Tanrı ApoUon'un rahibi Khryses gelir. İlia. Dokuz gün. oğlu Ganymedes'in Olympos'a kaçırılmasından sorumlu olan Tantalos'la Pelops'u Anadolu'dan kovmuş (Tantalos). Akhilleus'un savaşa dönmesi. böylece İlos Troya kral soyunun hem Hektor kolu. Palladion. Athena yakarmalarına yu­ muşamış da İlos'un gözlerini sonradan açmış. ne kadar at adam varsa hepsi İksion'dan dogmaymış. onun sonsuzluğa dek dönüp yanmasını sağla­ mış. sonra da ölüsünü babası Priamos'a geri vermesiyle bi­ ter. 16 ve 17). birinci gelir ve ödül olarak kız ve erkek elli köle ile yurduna döner. İlyada.de. Thetis Olympos'a çıkıp Zeus'tan yalvarır: Akhilleus savaştan . bu yüzden Akha'lar ara­ sında beliren veba salgını. hem de Aineias kolunun atasıdır. Troya savaşı efsanesinin an­ cak kısa bir bölümünü yansıtır: Akhilleus'un orduların yöneticisi Agamemnon'a karşı öf­ kesi ve savaştan çekilmesiyle başlar. ama onun yerine Akhilleus'un tutsağı Briseis'i alır.

(r) Antlar. Gece toplanan kurultay: Akha'ların en yaşlı önderi Nestor Troya'lılar kampına gözcü gönderilmesini salık verir. Haberi alınca Akha'lar arasındaki üzüntü. Aineias'la Diomedes arasındaki savaş. (B) Agamemnon'un Düşü. tanrılardan Ares. Sahne değişir: Priamos'la ihtiyarlar heyeti surların üstünde dizilip teke tek savaşı gözet­ lerler. BÖLÜM IV. Trakya'lıların cins atlarını kaçırırlar.* yerleşir. Lykia'lı Pandaros'un sa­ vaşmama andını bozmasını sağlar. Agamemnon Akha'lan toplantıya çağırır. Diomedes savaş tanrı Ares'i yaralar. (/. (A) Agamemnon'un Kahramanlık­ ları. Lalası Phoiniks'in bütün yakarmaları boşa gider. BÖLÜM VIII. Helene gelir. Gemilerin Sayımı. sonra da kocasına çıkışması. Bu arada Diomedes Lykia'lı Glaukos'la çarpışır­ ken. Teklif kabul edilir. (E) Diomedes'in Kahramanlıkları. bunun için de gelir. Bütün bölüm Akha yiğidi Diomedes'in kah­ ramanlıklarına ayrılmıştır: Korkunç bir boğuş­ ma başlar. ama savaşa dönmeme kararını bildirir.Paris'le Menelaos'un Teke Tek Sa­ vaşı. Priamos'u çağırmaya giderler. Menelaos Pa­ ris'i alt etmek üzereyken tanrıça Aphrodite araya girip Paris'i kaçırır. Destanın yirmi altıncı gününde üçüncü bü yük çatışma.) Hektor'la Andrornakhe'nlıı Buluşması.Aga­ memnon'un Orduları Teftişi. ağırlar. BÖLÜMXI. Hephaistos tanrı onları yatıştırır. Helena'yı alacaktır. BÖLÜM III. Akha'ların en seçkin yiğitlerinden biri Telamonoglu Aias'la teke tek savaşır. Akhilleus onları iyi karşılar. BÖLÜM V.Ölülerin Kaldırılması. Yolda Troya'lıların gözcüsü Dolon'a rastlarlar. yurtlarına dönmek istediklerini anlar. Teke tek savaş başlar. Savaşı kazanan. savaştan vazgeçip silahlarını değiş tokuş ederler. Hektor batı surlarının önünde karısı Andromakhe ile küçük oğlu Astyanaks'a rast­ lar. (e) Zeus'un 1da Dağından Savası Yönetmesi. Gene silaha sarılan ordu­ yu Agamemnon gözden geçirir. Ordu savaş düzenine girer. Helene'nin Aphrodi­ te'ye. Hektor şehre gelir. Zeus Agamemnon'a yalancı bir düş gönde­ rir: Troya'yı alabileceğini bildirir. gemilerinin sayısıyla saymaya koyulur. Olympos'ta: Zeus. Athena ve Aph­ rodite de savaşa karışırlar. Menela­ os'un yaralanması. (H) Hektor'la Aias Arasındaki Çarpışma . Aias ve Odysseus birçok Troya'lıyı öldürürler. (K) Odysseus7a Diomedes'in Keş­ fe Çıkmaları . Aphrodite'nin araya gi­ rip yaralanması. onlara Akha yiğitlerini tanıtır. Ba­ şa baş gelip ayrılırlar. Toplan­ tı. Thetis olayı. Savaş baş­ lar: Akha yiğitlerinden Antilokhos. Aynı sayım Troya'lılar için de yapılır. Hera. Olympos'ta tan­ rılar arasındaki tartışma. anası Hekabe'ye Athe­ na tapınağına sunular koymasını söyler. BÖLÜMII. İki ordu karşı karşıyadır: Paris Menelaos'la teke tek savaşa girişmeyi teklif eder. Hektor'la Agamemnon'un kar- . Akha'lar toplantısında Akhilleus'un savaşa dönmesini sağlamak için ona elçiler gönder­ me kararı verilir. ağzından birçok bilgi aldıktan sonra onu öldürüp dönerler. BÖLÜM VII. Ozan bir daha Musa'ya seslenir ve Akha or­ dularının. komutanlarının ve şehirlerinin ad­ larını. Akha'İBl hendeğe kadar çekilirler. Surların Üstündeki Sahne . Zeus Troya savaşının yönetimini ele alır. Bellerophontes efsanesinin anlatıl ması. B Ö L Ü M K. Akha'ların ordugâhı bir sur ve bir hendekle çevirmeleri. BÖLÜM VI. Hera ve Athena arasın­ da çatışma. BÖLÜM X.Dolon. 1da dağının doruğun. Aralarındaki aile sahnesi. Odysseus'la Dio­ medes görevlendirilirler.Yiğidin Barakasındakî Tartışma. Troya ordusu da safa dizilir. Üstünlük Troyalılardadır. onları dene­ mek ister: Herkesin dokuz yıllık savaştan bık­ tığını. Helene'yi de koca­ sının yanına götürür. Hektor. (\) Akhilleus'a Gönderilen Elçtlm . Aias'la Odysseus elçi seçilir­ ler. aralarında konukluk bağları olduğu anla­ şılır. Ölüleri toplamak için savaşa ara verilir.olan karısı tanrıça Hera ile kavga ederler. (A) Yeminlerin Bozulması .

" AkhiUeus'un silahlarıyla karşılarına dikilince. ama Troya'lılar gemilere kadar sokulurlar. (P)Menelaos'un Kahramanlığı. Zeus Apollon tanrıyı Hektor'a gön­ derir. Diomedes ve daha birçok Akha yiğidinin yaralanması. Akha'larda şaşkınlık.şılaşması. BÖLÜM XIV. yiğit anasına. Kanlarla kızıla boyanan ırmaklar kabar­ dıkça kabarır. Priamos'la Hekabe yalvarırlar içeriye girip korunsun di­ ye. Baştanrı Zeus'un kadere boyun eğerek oğlu Sarpedon'u feda etmesi. Akha'lar gene gemilere kadar gerilerler. Poseidon uzaklaşır. Bir Hektor surların dışında kalır. Hektor gene duvara saldırır. Thetis silahlan oğluna götürür.. Leto ve Aphrodite Troya'Mardan yanadır. babasına aldırmaz. Akha' ların bozgunu. Savaş hazırlıkla­ rı. sonra Lykia'lı önder Sarpedon Patroklos'la dövüşür ve ölür. ( X ) Akhilleus'a Yeni Silahlar Yapılması. Hektor'un iç tartışması. (T) Akhilleus'la Agamemnon Arasındaki Barışma. BÖLÜM XVI. Tan­ rılar seyircidir. Zeus Troya'lılara zaferi müjdeler. Akhilleus arkadaşına silahları­ nı verir. Akhilleus için kara belirtiler: Hektor'u öl­ dürdükten sonra kendi ölümü de yakındır. Kıyasıya çarpış­ ma. (X)Hektor'un Ölümü. süslenir püslenir ve 1da dağında Zeus'u bulup onunla sevişmesini başarır. ama Hektor ölüyü silahlarından soymayı ba­ şarır. Akha yiğitleri Patroklos'un ölüsünü Hektor'un elinden kurtarmak için dövüşürler. Kor­ kunç boğuşma. Troya'lılar duvara saldırır. Ordular silah kuşanır. Tanrıça Aphrodite'den cinsel istek uyandıran memeligini alır. Hera. Agamemnon. BÖLÜM XXI. dövüş. BÖLÜM XVIII. Deniz tanrıçası Thetis'i çağırıp yeni silahlar istemesi. Patroklos Hektor'u batı kapılarına kadar kovalar. BÖLÜMXXII. Thetis'in demirci tanrı Hephaistos'a başvurması. ( d > ) Irmak Kıyılarında Savaş. Poseidon. kendi savaşa gidip dövüşmeye kararlıdır. (o) Duvara İkinci Saldırış. her tanrı istediği gibi yardım edebilecek­ tir savaşa. Durum Akha' lar için çok kötüdür. Hermes. Athena. BÖLÜMXVII. Ares. (n) Patroklos Destanı. Akhilleus'un Aineias'la karşılaşması. Akhilleus Troya'lıları püskürte püskürte Troya'nın surları önüne gelir. Nestor. Zeus'u baştan çıkarmak için bir düzen kurar. Akha'ların toplantısında Akhilleus'la Agamemnon barı­ şırlar. Akhilleus'un ölümsüz atlarının ağlama­ sı. BÖLÜMXII. Akhilleus'a bu korkunç du­ rumu bildirir. Hera'ya çıkışır. Akha'larda telaş. Her iki tarafta da yararlık gösterenler olur. Patroklos'un ölümü. Apollon. Tanrılar iki cepheye ayrılır: Hera. Patroklos'u vurur. Art emiş. Korkuya kapılması. Akhilleus gitmeyecekse. önüne gelen Troyakyı insafsızca tepeleyip Troya ovasında akan Skamandros ve Simoeis ırmaklarına atar. AkhiUeus'un arkadaşı Patroklos'a dert yanar. Yiğitten silahlarını ister. İrmak tanrı Skamandros. Sonunda Zeus kader tartısını .. Aineias'ın savaş meydanından kaçırılması. Akha'lardan yana olan tanrı Poseidon sa­ vaşı Semendirek adasından gözler. BÖLÜMXIII. Akha'ların gemilere doğru kaçışması. Zeus uyanır. Hephaistos Akha'lardan yana. öfke­ lenir. (Y) Tanrıların Savaşa Karışması. Sarpedon'un ölüsü çevresinde çarpış­ ma. BÖLÜM XV. (M) Duvar Dibindeki Savaş. B Ö L Ü M XX. Akhilleus kudurmuş gibidir. (3) Zeus'un Aldatılması. Troya'lılar önce bozgu­ na uğrar. Derken ateş tanrı Hephaistos ır­ makların karşısına dikilip alevleriyle onları durdurur. Apollon'un kışkırttığı Hektor. BÖLÜM XIX. (N) Gemilerin Önündeki Savaş. Patroklos'un ölüsü alınır ve kara haber Akhilleus'a götürülür. yatağından çıkıp Akhilleus'u kovalama­ ya başlar. Troyalılar surların içine sığınırlar. Patroklos gelir. Olympos'ta tanrılar toplantısı: Zeus izin ve­ rir. Silahlar destanı. İki Aias'ı Troya saldırısına karşı koymaya kışkırtır. o sırada Posei­ don Akha'ların yardımına koşar. Tanrı seviş­ meden sonra uykuya dalar. Sahne Olympos'a yükselir: Tanrılar arasında kavga. Patroklos. AkhiUeus'un korkunç yası. Lykia'lıların duvarda delik açmaları.

Hektor ölür.)Priamos'un Hektor'un Ölü­ sünü Geri Alması -Hektor'a Ağıtlar. Ne var ki kıskançlıktan gözü kararan tan­ rıça Hera Zeus'un oğlunu barındırdıkları için İno ile Athamas'a fena kızar ve ikisini de çıl­ dırtır. eskiden insan sesli ve Ölümlüydü bu Ak Tanrıça. Leukothea çıkar yiğidin karşısına (Od. Odysseus tanrıçanın dediğini yapar ve kur­ tulur. at şarap rengi denize. Kral Priamos tanrı Hermes'in kıla­ vuzluğunda Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gelir. 18). (. Apollon bile onu korumaktan vazgeçer. ancak yağmurlar mevsimin­ de suyu olacağına karar vermiş. Akhilleus'un ordugâhında Patroklos'a yapı­ lan ölü törenleri. Hera ile Poseidon Argos'ta han­ gi tanrının egemen olacağı tartışmasında İnakhos'u hakem almışlar. BÖLÜM XXIV. Gece. Priamos'la Akhilleus arasındaki konuşma. İnakhos en geçerli efsanelere göre İo'nun babasıdır. yap ben ne dersem.il galarını simgeler. İo'nun Zeus tarafından sevilmesi ve kaçırılması ona dert olmuş. onu çöz. Bir deniz tanrıçasına dönüştüğü zaman adı Leukothea. Bir efsa­ neye göre İnakhos. orada kurtulmaktır kaderin senin. İno'nun iki kişiliği vardır: Athamas'ın ikinci karısı ve Phriksos'la Helle'nin üvey anası olarak çikin bir rol oynadığı halde (Athamas. ne ölüm. ya da tufandan arta­ kalan insanları toplayıp ırmağın kıyılarına yerleştirmiş. korkma. Gördü neler çektiğini. Argos bölgesindeki ırmağın tanrı­ sı. Poseidon öfkelenip ırmağın ya­ tağını kurutmuş. Sen gel. Dokuz gün Hektor'un ateş yı­ ğını için odun taşınır. BÖLÜM XXIII. Ama değdiği zaman karaya ellerin. Semele ile Agaue'nin kız kardeşi (Tab. pır etti. göğsünün altına dola onu. İno. İno'nun deniz tanrıçasına dönüşmesi üstü­ ne de şu efsane anlatılır-. Semele tanrı Dionysos'u doğurup öldükten sonra İno. seslendi. Akhilleus'un yası. İnakhos. oturdu salın üstüne. yeller götürsün salını bırak. Patrok­ los'un yakılması. hiç benzemezsin akılsız bir adama: Hadi çıkar rubalarını sırtından. ne ister senden zavallıcık. Argos'a insanların yerleş­ mesinden önce yaşamış. Andromakhe'nin bayılması. böylece Zeus İnakhos ırmağını su­ yundan yoksun etmiştir (to). Priamos ölüyle Troya'ya döner. Kadmos'la Harmonia'nın kızı. 333 vd. kızını reddet­ mek ya da tanrının peşine takılmak gibi aşırı davranışlarda bulunduğu için. ama deniz tanrıları ona acır . ne diye bunca belayı salar senin başına? Taş çatlasa yok edemez o seni. ulaşmaya bak Phaiak'ların toprağına olanca gücünle yüze yüze. deniz tanrıları arasında sayılır oldu sonraları.IINU kaldırır: Hektor'un ölüm kefesi ağır basar. Troya surlarından seyredilen korkunç sahne. ne acı var artık. Poseidon korkunç bir fırtına ile Odysseus'un salını pa­ ramparça edip kendisini azgın dalgalar içinde boğmak üzereyken. Hektor Akhilleus'un karşısına dikilir. Ak Tanrıça olarak fırtınaya tutulmuş gemicileri korumak­ ta ve özellikle Odysseus'u kurtarmakta çok sevimli bir tanrıça olarak görülür. Hektor'a ağıtlar yakılır. yani Ak Tanrıça olur ve denizin köpüklü il. onu yıldırım çarpmış. Kadrnos'un kızı. V. Argonaut'lar). kocası Athamas'ı çocuğu almaya ve kendi çocukları Melikertes ve Learkhos'la büyütmeye kandı­ rır. Onuncu gün yapılan cenaze töreniyle İlyada kapanır. Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. uzağa. Akhilleus ölüsünü yedi kez Troya surla­ rının çevresinde sürükler. Yaptığını anladığı zaman İno Melikertes'in ölüsüyle bir­ likli' denize atlar. geldi.): Gördü onu güzel topuklu Ino. dedi ki: "Şu Poseidon. Athamas da Learkhos'u bir geyik sanarak kargısıyla vurur. Yarışmalar. fnakhos da Hera'yı seçince. Tan­ rıça Athena Troya'lı yiğit Deiphobos'un kılı­ ğına girip Hektor'u aldatır. bir martı oldu. acıdı Odysseus'a. () Patroklos'un Ölüsüne Dü­ zenlenen Yarışmalar. yeri sarsan. Çarpışırlar. çıkıverdi sudan. Akhilleus yu­ muşar: Hektor'un ölüsünü babasına geri ve­ rir. atar atmaz da dön gerisin geri". İno oğlu Melikertes'i bir kaynar su ka­ zanma atıp boğar. Al şu tanrısal yaşmağı vereyim sana.

Günün birinde Zeus İo'yu görür. varlığıma yeni bir biçim verdiğimi Geceler gecesi yapayalnızken odamda şöyle sözler duyuyordum düşlerimde: "Ey mutlu genç kız. doysun seni görmeye Zeus'un gözü". 10). Ama Hera bir atsinegi musallat eder ineğe. ve bir gün canımı dişime alıp söyledim babama ne düşler gördüğümü. yani Asya ile Avrupa arasındaki savaşa hep kız kaçırma olaylarının sebep olduğunu. Kafkas dağlarında bir ka­ yaya mıhlanmış olan Prometheus'un önün­ den geçer. Zeus'un isteğine karşı koma sakın. 153). kendisi de Argos şehrinin Hera tapınağında rahibedir. Tanıca ineğin kendisine verilmesini şart koşar. bu tutarsızlık üstünde hiç durmaz. İnek biçimine girip.ve kendisini bir denizkızına. Argonaut'lar seferini düzenleyip Kolkhis'li Medeia'yı kaçı­ rırlar. atsineginden kurtu­ lamaz bir türlü. gitLerna'nın yeşil çayırlarına. 640 vd. niçin yalnızsın erkeklerin en yücesi özlerken seni? Zeus yanıp tutuşuyor senin için. bunun İo'nun ka­ çırılmasıyla başladığını yazar (I. bu konu bir masal değil de. sığır otlaklarına. Zeus bu kez de Hermes'i gönderir. limanlar tanrısıyla bir tutulmuştur. Ar­ gos'u büyüleyerek öldürmesini sağlar. asıl kaynaklan Anadolu. oğlu Epaphos'un da Mısır'lı tanrıların Yunan karşılıkları olduğunu kabul eder. Bu gerçeği ilkçağın ilk tarihçisi Herodot da sezinlemiş olacak ki. Bir denize. bir de boğaza adı­ nı verdikten sonra. bununla da kalmazlar. karnında Hellen'lerin baştanrısı Zeus'un tohumunu taşıya­ rak kıtadan kıtaya atlayan. oğlunu da Palaimon adıyla küçük bir tanrıya dönüştürürler. bir boğa biçiminde tapınılan Apis tanrının adı Yunanca Epaphos'tur der (II. baştanrı da sevgilisini karısının öfkesinden korumak için onu beyaz bir inek haline dö­ nüştürür ve bu hayvanla hiçbir ilişkide bulun­ madığına Hera'ya yemin eder. Akdeniz'in doğusuyla batısı arasındaki çatışmayı ele aldı­ ğı büyük eserine İo efsanesiyle. Palaimon da Portunus. Ka­ radeniz ve Ege kıyıları arasında böyle önem­ siz olaylarla nasıl bir ilişki kurulabileceğini açıklamaz. Fenike ya da Mısır'da bulunan bu olguları kendi toprakla­ rında merkezleme çabasının tipik bir örneğini vermektedir. Sisyphos'un düzenlediği İsthmos yarışmaları bu tanrı şerefine yapılırmış (Palaimos. bunun karşılığı da Paris'in Helena'yı kaçırması ve onun sonucunda Asya ile Avru­ pa'yı ilk büyük çatışmada karşı karşıya geti­ ren Troya savaşıdır. ne tuhaftır ki sözünü ettiği kişi ve olayların efsanelik ol­ duğunu. gerçek olsalar da Mısır.): İstiyorsunuz madem. İo. Roma'da Leukothea. 1-5): Argos kralı İnakhos'un kızı İo deniz kıyısında oynar­ ken Fenike'li gemiciler tarafından kaçırılıp Mısır'a götürülmüş. kalk. kızın güzelliğine vurulup ona yanaşır. Aphrodite'nin gerdeğine girmek istiyor seninle. Herodot Perslerle Yunanlılar. hayır diyemem: Açıkça anlatayım her şeyi size. Melikertes). Buna misilleme olarak da Yunanlılar Fenike'de Tyr kralı Agenor'un (ki Agenor İo'nun torunudur) kızı Europe'yi ka­ çırırlar. babası İnakhos sonradan adını alan ır­ mağın tanrısı ve Okeanos'un oğlu sayılır. böy­ lece İo'nun da. İnek Geçididir) ve onun serüvenleri. Ama doğrusu anlatmaya utanıyorum da tanrısal bir kasırganın nasıl allak bullak edip ben zavallıyı. tarihsel bir olaymış gibi başla­ maktadır. Aiskhylos "Zincire Vurulmuş Prometheus" targedyasında bu buluşmayı sahne­ ye koyar: Orada İo başına gelenleri şöyle an­ latır (Prom. Argos kralı İnakhos'un kızıdır (Tab. Io efsanesiyle Yunanistan yarımadası Ak­ deniz uygarlığının birçok dinsel görüşlerini ve onlardan dogma efsaneleri kendine mal et­ me. Hera bunu öğrenince büyük bir kıskançlığa kapılır. Yalnız daha ileride Mısır'dan söz ederken. İo deli gibi kıtadan kıtaya koşar. Fenike. İo'yu alıp başına bin gözlü dev Argos'u bekçi olarak di­ ker. onun dölüyle ilgili olarak sürdürülüp anlatılan efsane­ lerin hepsi böyle bir amaç güdülerek kurul­ muşa benzer. git ki Zeus görsün orada seni. tapınağı limana yakın bulunan Mater Matuta ile. . geçtiği yerlere adı­ nı veren İo (İstanbul Boğazının adı Bosporos. Ah! Hep böylesi düşler gördüm geceleri. babanın koyun. Yunan kaynaklarında İo efsanesi şöyle an­ latılır: İo. Herodot bu yorumu Pers bilginlerinden aldığını söyler.

19). Bu. Akrisios ve Bellerophontes efsanelerinde rol oynar: Proitos ikiz kardeşi tarafından Argos'tan sürülünce. İokaste işlediği dogadışı suçu öğre­ nince kendini asar (Laios. İole ile evlenmek hazırlıklarına giri­ şir. efsaneye göre de Yunanistan'dan ayrılıp Sardinya ada­ sına yerleşmiş. Herakles'in üvey kardeşi olan İphikles'in oğlu. bu söz açıkça diyordu ki babama: At kızını evinden.O zaman babam Pytho'ya. Zeus'tu onu zorlayan. VI. orada birçok şehirler kurmuş­ tur. İo'nun başına bir dert daha gelir: Kuret'ler Epaphos'u kaçı­ rırlar. Oikhalia kralı Eurytos'un kızı. Yiğit de İole'yi elde etmek için Oi­ khalia şehrini almak ve kızı kaçırmak zorun­ da kalır. Herakles kültünü Sardinya'ya sokmuş. yoksa Zeus yıldırımlarıyla çarpıp yok edecek senin soyunu. tanrılara bir kurbanlık gibi. Biranda değişiverdi içim. o sırada Deianeira'dan yeni bir gömlek is­ ter. Oidipus). bense hep o belalı iğnenin zoruyla Bu topraktan o toprağa koştum durdum. 169) İobates'e gönderir. iaones adıyla anılan boylara Yunanistan'dan gelme . to'nun Mısır tanrıça­ sı îsis'e benzetilmiş efsanelik bir kişi olduğu besbellidir (îsis). Ama gönderdiği adamlar dönünce karışık. Karısı Anteia Bellerophontes'e iftira edince. Danaos). gitsin. İobates. o da yiğidin canına kıymak için ona Khimaira'yı öldürmesini bu­ yurur (Bellerophontes). Herak­ les'in ölümüne sebep olan kadın (Eurytos. Thebai kralı Laios'la evlenir ve Oidipus'u doğurur. birden şu boynuzlar çıktı başımdan. Akdenizin güney ve doğu kıyılarına yayılan iki dallı bir kral soyu­ nun atası olacaktır. Hyllos). Toprağın oğlu asık suratlı çoban adım adım izliyordu beni. Lykia'da İobates'in yanına sığınır ve bir süre son­ ra kralın kızı Anteia (ya da Stheneboia) ile evlenir. Laios'un öldürülmesin­ den sonra oğlu olduğunu bilmediği Oidipus Thebai tahtına çıkınca. dışım. kendisi de Eurystheus'u cezalandırdığı için. Herakles). ikisi kız dört çocukları olur (Tab. İolaos. Sonra da İobates'in yardımıyla döner Tiryns'te kral olur. İokaste onunla evle­ nir ve ikisi erkek. karmakarışık sözler ediyorlardı. orada gene insan biçi­ mine girecek ve Zeus'un oğlu Epaphos'u do­ ğuracaktır (Epaphos). İolaos amcası Herakles'in yanıbaşında yiğidin bütün işlerine katılmış ve ona yardım etmiştir. İole. lole'yi yiğide vermek is­ tememiştir: Herakles'in çılgınlığa kapılıp İole' den doğacak çocukları öldürmesinden korku­ yordu. hem karısı olan kadının adı. kra­ lın kızıyla evlenir ve İobates ölünce Lykia kra­ lı olur. ton. Dodona'ya adam üstüne adam yolladı öğrenmek için tanrılar ne istiyor. İon. Hebe eliyle gençleştirmiştir. ama Hera'nın bu düzeni de boşa çıka­ rıldıktan sonra İo Mısır'a döner ve orada bir tanrıça gibi tapım görür. attı evinden dışarı Kendi için de. yarışmayı Herakles kazanınca. Sonunda günün birinde anlaşılır bir söz geldi tnakhos'a. ama ne yapsın. Kerkhne'nin. Argos adında birini taktılar peşime. Des­ tanda adı Epikaste olarak geçer. Herakles öldükten sonra oğullarının çabasını desteklemiş. Tragedya yazarlarınca Oidipus'un hem anası. İokaste. Proitos yiğidi Homeros'un dediği gibi "ölüm işaretleriyle" (İl. kovdu beni. Beklenmedik biranda can verdi bu çoban. İo'nun kişiliğine ve efsanesine daha bir kut­ sallık veren bu öyküden sonra Prometheus İo'ya kaderin kendisine neler hazırladığını bil­ dirir: Mısır'a varacak. sayısız gözlerini dikerek üstüme. Zeus onu öldük­ ten sonra tanrılar arasına alıp. dölleri soylarının kaynağı olan Yunanistan'a döneceklerdir (Aigyptos. Zeus'un sevgisini kazanmış. Thebai'li Menoikos'un kızı ve Kreon'un kız kardeşidir. ne istemiyor diye. Lerna'nın tatlı sularına doğru. Yiğit İobates'in ona yüklediği bütün işleri başardıktan sonra. Lykia kralı. benim için de kötü bir şeydi bu. yurdundan dışarı. Apollon'dan gelen bu sözleri düyunca babam. Bir efsaneye göre. dolaşıp dursun dünyanın dört bir yanma. Ege kıyılarına yerleşmiş. Büyülü gömlek bedenini yakar ve yiğit kendi yaptırdığı odun yığınına çıkıp ölünce lo­ le'yi oğlu Hyllos'a verir (Deianeira. Eurytos kızını ok atmada birinci gelecek olana vereceğini söylemiş. İokaste.

Tesalya'dan gelen Akhaios'un saldırısına uğrar. Efsane şöyledir: Ksuthos'u iki kardeşi Do­ ros'la Aiolos Tesalya'dan kovarlar. Soy ağacından görüldüğü gibi (Tab. orada Atina kralı Erekhtheus'un kızı Kreusa ile evlenir (Erekhteus). O sırada Atina'lılar Eleusis'e karşı savaşta kendilerine yardım et­ mesi için İon'u çağrırlar ve İon Attika'da ölür. İphianassa. Strabon'un anlatımı ise başkadır: Ksuthos Erekhteus'un kızıyla ev­ lendikten sonra Attika'da dört kentler antlaş­ masını kurar (Tetrapolis). Bunun tam tersi­ ne tragedya yazarları ve özellikle Euripides. Racine ve Goethe'ye konu olmuştur. önce tanımak iste­ mez. Ksuthos ise oğlu İon aracılığıyla İon'lar. 15). Tanrı Kreusa'yı Atina akropolünün bir mağarasında gebe bı­ rakır. o sı­ rada Kreusa İon'u görür. öbür oğlu İon da Attika'ya kral seçilir. Doros'la Aiolos. Akhaia adını verir. Pausanias'ın anlattığı bu efsane belli ki Akhaia bölgesinin. Atina krallığına getirirler.bir kurucu ata bulmak amacıyla. tarihçilerse çeşitli amaçlarla çeşitli biçimlerde anlatırlar İon efsanesini. Bunun nedeni ordunun bilici­ si Kalkhas'a sorulunca. öteki İon Aigialeas ülkesine saldırmaya hazırlanır ki. verdiği cevap Aga- . İones ve Akhaioi adlarını taşıyan boyların kaynağını açıklamak amacıyla kurulmuştur. adı İphianassa olarak birkaç kez geçer. Bizim burada anlatacağımız efsanesi doğrudan Euripides'in iki tragedyasının özeti olacaktır. 94): "İonyalılar Peloponez'de bugünkü Akhaia'da oturdukları sü­ rece. ("İphigeneia Aulis'te" ve "İphigeneia Tauris'te" adlı iki tragedyası vardır) İphigeneia ti­ pine büyük bir ün kazandırmış ve Troya sava­ şıyla doğrudan doğruya ilişkili tek kişi olarak İphigeneia batı yazınını da etkilemiş. Bu oyun Eu­ ripides'in mutlu bir sonuca bağlanan traged­ yalarından biridir ve böyle olduğu için de pek tragedya sayılmaz. Doros ve Aio­ los. 20). sonradan Akhaia de­ nilecek bölgeye yerleşir. kral ölünce Attika'dan sürülür ve Peleponez'in kuzey kıyısına. Elektra. üstelik burada tanrı Apollon'a bağlamaktır. efsanesi Ati­ na'da uydurulduğu besbelli olan bir kişidir. Apol- lon'un oğlu olarak gösterilir. Dor ve Aiol soylarının doğrudan doğruya isim babaları. kendi oğulları olarak büyü­ türler. tanrı buyruğuna uya­ rak genci alırlar. Apollon tapma­ ğına başvurup bunun nedenini sorarlar. iki oğlundan biri Akhâios Tesalya'ya döner. ne Tauris'teki serüvenine dokunur. Soyu bir süre Aigialeos bölgesinde kal­ dıktan sonra. Bunun da amacı İonya'lıların kaynağını Atina'ya. kral Selinos kızı Helike'yi ona verip kendisine halef seçer. VII. Ksuthos oğlu İon'dan sonra da onlara İones dendi". Homeros ne Aulis'teki. İphigeneia. Orestes ve Khrysothemis'in kardeşi (Tab. Hellen'lerin büyük atası olarak gösterilen Hellen'in üç oğlu vardır: Ksuthos. Bu süreç üstüne efsane yazarlarından hemen de hiçbir bilgi edinilmez. sonra kabul eder. Ksuthos ölür. Herodotos şöyle der (Tar. Akha'Iar orada toplandıktan sonra gemilerin yola çık­ ması için uygun bir rüzgâr esmesini beklemiş­ lerdir. Homeros destanla­ rında fphigeneia'dan pek söz edilmez. en ufak bir hava estiği yok. efsanesi Troya savaşıyla doğrudan doğruya ilgili oldu­ ğu halde. o da Attika'da Atina iline yerleşir. Hellen'lerin söylediğine gö­ re Pelasgoi Aigialees adını taşırlardı. Aulis Euboia yarım­ adasının karşısında bir limandır. Akhaios bölgeyi alır. Homeros destanlarında Agamemnon'un kızı İphigeneia'ya verilen ad (1phigeneia). Tragedya şairlerinden Euripides'in "İon" adlı oyununda İon Ksuthos'un değil. Ne var ki ortalık sütliman. o zamanlan bu böl­ gede Aigialeos'un Pelasg soyları otururlardı. oğullarından Akhai­ os Peloponez'de Akhaia bölgesini kurar. Seli­ nos ölünce. bölge­ yi siyasal ve sosyal alanda düzene koyar ve soyunun denizaşırı göçlere katılmasını sağlar. Apollon onu tanrı Hermes'e verip Delphoi'ye gönderir. Orada tapınak rahibesi çocuğu büyütür. ya da İonyalılar denilen soya ata olmuştur. Bunun bir süresi savaşa katılacak çeşitli filoların Aulis'te toplanmasıyla geçmiştir. yani Danaos'la Ksuthos Peloponez'e gelmeden önce. Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. Ksuthos'la Kreusa evlendikten son­ ra bir türlü çocukları olmaz. İon Helike adlı bir kent kurar ve halkına İones adını verir. kadın İon'u doğurduktan sonra bebeği bir sepet içine koyup kayalık bir yere bırakır. Akha ordusunun Troya'ya varmak için on yıllık bir zaman yitirdiği anlatılır.

bu görevi onlara Delphoi'deki Apollon kâhini vermiştir. söylentiye göre. bıçak tam boğazına saplanacağı anda. iki genci nişanlamışlar. Tanrıça da İphis'e acımış. yiğidin bazı işlerine katılır. Ama Herakles ansızın çılgınlığa kapılınca İphikles'in iki oğlunu ve kendi çocuklarını da öldürür (Herakles). Öyle olmuş. Tauris. karısına kız doğurursa kendi­ sine göstermemesini. hayatta kalmayı Herak­ les'e borçludur. Klytaimestra sevine sevine gelir. Agamemnon'a karşı dinmez bir hınç yerleşir yüreğinde. öfkesinden vazgeçecek ve fi­ lonun yola çıkmasını sağlayacaktır. Kadın da kız doğurduğu halde. Orestes kız kar­ ılı-sini arkadaşı Pylades'e verir. ta­ pınakta bir çeşit kurban kesmektir: Gemileri batıp Kırım'a çıkan yabancıları hep İphigene­ ia kurban eder Artemis'e. . (2) Kız adı olarak: Girit'li bir masal kahra­ manıdır: İphis'in babası ille de bir erkek ço­ cuk istiyormuş.ık. Günün birinde ta­ pmağa iki yabancı gelir. İphis'in anası ne yapacağını şaşırmış ve tanrıça İsis'e yalvarıp yardım dilemiş. Troya dönüşü Agamemnon'u öldürmesi­ ne de bu kin sebep olacaktır. İphigeneia. Bu haber Agamemnon'un tepesine balyoz gibi iner. Yıllardan beri yerine getirdiği ödev. tphiklos'un. hem erkek.onlarla birlik olur. İphikles. 13). Kraliçe bunu hiç unutma­ yacak ve kocasını Aigisthos'la aldatmasına da. ak­ rabaları olan bilici Melampus'a nedenini sor­ muş. Odysseia'da (Od. unu bir erkek yapmış. heykeli Bİarak Yunanistan'a kaçarlar. Klytaimestra). İphigeneia'yı alıp gelmesini buyurur. böylece evlenmesini sağlamış (Galateia). Onunla Orkhomenos'a karşı savaşır ve kral Kreon ödül olarak her iki kardeşe kız­ larından birini verir. İphikles. İki kardeş arasındaki fark hemen beşikte yattıkları ilk günlerinden bel­ li olur: Hera'nın gönderdiği yılanı görünce. çocuğunu erkek olarak tanıtmış kocasına. ama önder­ lerin ve özellikle Menelaos'la Odysseus'un ıs­ rarları üzerine umumun çıkarını kendi çıka­ rından üstün tutmaya yana yakıla karar verir. 296) zengin bir sürünün sahibi ve Neleus'la Pero efsaneleriyle ilgili olarak adı geçer (Neleus. Aloeusoğulları. (1) Erkek adı olarak: Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan bir yiğit ve Kıbrıs'lı Anakserete efsanesinde adı geçen bir kişi (Anakserete). avlanırken kendisine adanmış kutsal bir geyiği öldürdü diye. İphigeneia'nm Aulis'teki serüveni de burada bi­ ter. Ama Herakles tanrı Zeus'un tohumundan.. İphigeneia kur­ ban edilmek üzere sunağa çıkar. Teselya kralı Phylakos'un oğlu. İphi­ geneia yabancıları tanır ve onları kurban et­ mek şöyle dursun. XI. Tanrıça an­ cak Agamemnon kızı İphigeneia'yı kendisine kurban verirse. saf ve sevimli bir genç kız tipidir (Agamennon. hemen dağa bırakması­ nı buyurmuş.memnon'u çileden çıkarır: Artemis tanrıça krallar kralı Agamemnon'a karşı kin ve öfke beslemektedir. İphis böylece büyüyüp güzel bir deli­ kanlı olmuş. İphimedeia. Herakles'in ikiz kardeşidir. Önce böyle bir işe hiç yanaşmaz. bunlar İphigeneia'nın kardeşi Orestes'le arkadaşı Pylades'tir. İphikles de Amphitryon'un tohumundan meydana gelmiştir (Tab. köpürür. iphikles Amphitryon'la Alkme ne'nin oğlu. İphikles çığlığı basar. Artemis kıza acır ve onu havalara kaldırıp. Kralın ailesi Mykene'de kalmıştır. kız kardeşi Elektra'nın tam karşıtı sessiz. yani bugünkü Kırım yarımadasında İphigeneia Tauris'li Artemis tapınağında rahi­ bedir. Pero). güya kı­ zı Akhilleus'a nişanlayacaktır. İphiklos. Bkz. kurban bıçağının altına bir geyik koyar. Melampus da İphiklos'u iyi etmek için bir meşe ağacının kabuğu altında saklanan bir bıçağı bulmak gerektiğini bildirmiş. 290. günün birinde bir kız ona tutul­ muş. bıçağın pasından yapılan iksirle İphik­ los iyileşmiş ve Podarkes adında bir oğlu ol­ muş. babası. Bu­ nun üzerine rüzgârlar hemen esmeye başlar. Agamem­ non karısı Klytaimestra'ya haber gönderir. amaçları Tauris'teki Artemis heykelini alıp Yunanistan'a getirmektir. Başına tuhaf bir serüven geldiği anlatılır: Genç yaşta iktidarsızlığa uğramış. İphis. yumıis. hem de kız adı olan İphis adını koymuş. filo Troya'ya gitmek üzere yola çıkar. kızını bekleyen kaderi ve Aulis'e aldatılarak getirildiğini anlayınca. bu yüzden de yellerin esmesini önlemektedir.

düşün bir kere. Karanlıklar tanrısı Set (Yun. Şimdi biz ikimiz kaldık. XVIII. ayrıca büyü yoluyla doğa güçlerini yöneten bir tan­ rıça oluvermiştir. Devlete karşı koymak elimden gelmez. böylece zamanla İsis YunanRoma pantheon'unda çok önemli bir yer al­ mıştır. 1-107). İsa'dan sonraki yüzyıllarda Yunan-Roma dünyasına girmiş ve kişiliğinde birçok dişi tanrıları toplayarak bir süre tek tanrıça olarak tapım görmüştür. İris. top­ rak ürünleri. İros Odysseia'da sözü geçen İthakeli bir dilencidir. İros'u bir titremedir alır. zalim talih babamızı nasıl zillet içinde elimizden aldı. Odysseus soyunup iri bacakları. Hem sonra böyle bir hükümdarın tebaası olduğumuz için bun­ lara. İsmene. eğer kanuna aykırı hareket edip hükümdarın hükmüne ve kudretine karşı gelirsek ne korkunç bir ölüm­ le öleceğiz. İsis'e özellikle Anadolu'da tapınıldı^ Efes ve Bergama'da adını taşıyan tapınakların kalıntılarından da anlaşılmakta­ dır. Kendisine verilen buyruğu harfi harfine tek­ rar etmek İris'in özelliklerlndendir. Odysseus'la iphitos konukluk ve dostluk bağlarıyla birbirine bağlı­ dır. gökkuşağı da denizden çıkarak gökle yeryüzü arasındaki ilişkiyi kurar göründüğü için.İphitos." (Antigone). Talipler arasında da bir kahkahadır ko­ par (Od. toprak. Roma'nın da Augustus zamanında Mısır'a açılması.. na­ sıl kendi ayıplarını kendi ortaya dökerek ken­ di elleriyle kendi gözlerini çıkardı. hatta daha beterlerine tahammül etme­ miz lâzımdır. ama talipler yakasını bırakmaz. Çünkü yapa­ mayacağın işlere kalkışmak akıl kârı değil­ dir. aynı günde.ikisi de aynı şahıstı . İris baba tarafından Pontos'a. Bu efsane ile Yunan mythos'unda mevsimleri simgeleyen Adonis-Attis. kadın olduğu­ muz ve erkeklere karşı mücadele için yaratıl­ madığımızı düşünmektir. 13 vd. İole'nin kardeşi. (2) Oikhalia kralı Eurytos'un oğlu. ana tarafından da Okeanos'a bağlıdır (Tab. Typhon) Osiris'i öldürünce İsis kocasını ara­ maya çıkar. Odysseia destanına göre. Ba­ bası Eurytos gibi İphitos da usta bir okçudur. Harpya'ların kız kardeşi. İsmene şöyle konuşur: "Ah kardeşim. Hayır. İsme­ ne. Yunanistan'ın İskender'den sonra. "Ayağı tez". başımızdakitere boyun eğeceğim. tıpkı Ana Tanrıça tipini simgeleyen Artemis-Hekate ya da Kybele gibi. bize yakışan. eğ­ lence ve maskaralığa düşkün talipleri iki di­ lenciyi birbirleriyle dövüştürmeye girişirler. puta taparlıgm son demlerinde tek tanrıya ve özellikle tek bir ana ve bereket tan­ rıçasına mistik bir eğilimin baş göstermesiyle İsis. Oidipus'la îokaste'nin kızı. Penelope'nin taliplerini öldürmeye yara­ yacak kocaman yayı Odysseus'a iphitos ver­ miştir (Od. Aslında bir Mısır tanrıçası olan İsis. geniş omuz­ ları ve güçlü kollan ortaya çıkınca. bulur ve oğluna öcünü aldırtır (Oslris). İsis. birbirlerinin eliyle nasıl yürekler acısı bir ölüme kavuştu­ lar. güneşte gökkuşağının renklerini yansıtan ince bir tülle örtülüdür.kendini asarak günahkâr hayatına nasıl bir son verdi ve kar­ deşlerimizin ikisi de. (1) Phokis bölgesinden gelen as­ kerlerin başında Troya savaşma katılan yiğit. Thaumas'la Elektra'nın kızı. Bunun için. ölçülü.). "yel gibi uçan" diye vasıflandırılan İris Homeros destanlarında önemli bir rol oynar. XXI. çekingen bir genç kızdır. Odysseus dilenci kılığında İthake'ye gelip taliplerin şölenine karışınca. kaçmaya çalışır. Eteokles ve Polyneikes'in kardeşi. İros. anası ve karısı . Bak. Gökkuşağını simgeler. 6). Sophokles'in "Antigone" adlı tragedyasında Antigone ile İsmene arasındaki diyalogda. . başında ay taşıyan bir inek biçi­ minde imgelenen İsis'le İo arasında da bir iliş­ ki kurulmuş. toprak altında ya­ tanlara yalvaracağım ve zor karşısında böyle yaptığım için beni affetmelerini dileyerek.. tanrı Zeus ve özellikle Hera'nın hizmetindedir. Mısır efsanesine göre İsis kral tanrı Osiris'in kız kardeşi ve karısı. haddini bilir. Olympos tanrı­ ları İris'i de Hermes gibi ulak ve özellikle in­ sanlara haber salmak için kullanırlar. Odysseus da bir yumruguyla kemiklerini kırıp onu dışarıya sürükler atar. Antigone'nin tam karşıtı. İphitos Argonaut'lar seferine de çıkmış. güneş tann Horus'un anasıdır. deniz ve yeraltı ülkesine ege­ men olup yaşamla ölümü elinde tutan. ya da Demeter-Kore efsaneleri arasında benzerlik olduğu gibi. İris. Herakles efsanesinde rol oynar. Antigone. Kanatlı­ dır.

Aslında luno ayın değişimlerini simgeleyen lbir tanrıçadır ve luppiter. çocuklu kadınlar hem İuno'nun oğlu tanrı Mars'ı. I. Tonitrualis (gök gürleten). Aedon. İono'nun daha başka tapınakları da vardır: En önemlisi. Itys. Aedon'la Thebai'li Zethos'un oğlu­ dur. kadınlar arasında da meşru yoldan evlenmiş olanların tanrıçasıdır. O. Aeneas'ın oğlu Ascanius'un (Yun. bu tapınağın kutsal kazları ötüşleriyle halkı uyandırmışlar ve şehrin kur­ tulmasını sağlamışlardır. Kentin başlıca çeşmesinin kuruluşu da ona atfedilir. daha başta yarlerden geldiği ileri sürülür. İupiter Capitolinus'a dikilen tapınağa sonradan İuno ve Minerva da alınmış. Aynı efsanenin Attika'da ve özellikle tragedya yazarlarınca anlatılışında adı geçen çocuk. Roma dininde her erkeğin "genius"u (Geni us) olduğu gibi. Iulus. çünkü giyside herhangi bir düğüm gebe kadının kurtuluşunu önleyebilir inancı vardır.güneye Ausonia denirdi bütün yarımadaya yayılmış. her kadının da "İuno"su var­ dı. Fulminator (şimşek çakan). iki kardeşiyle birlikte Korfu adasından İthaka'ya göçer ve . Tonans. tanrıçalara da bakardı. önce yalnız kuzeye verilen ltalia adı . hatırlatan demektir). en büyük tanrısıdır. Askanıos) italya'ya geldikten sonra aldığı ad. en büyük iupiter) Roma devleti nin koruyucusu ve y ö n e t i c i s i olarak tapım gö- . Ascanius Troya'dan gelme asker­ lerle Latium'dan devşirme ordunun başına geçmiş ve Rutul'larla Etrüsk'lere başarıyla karşı koymuştur. Ro­ ma kalesinde İuno Moneta'ya ayrılmış olamy di (Moneta uyaran. İulus adının kaynağı şöyle açıklanır: Aeneas ortadan kaybolup Latium bölgesinde savaş patlayınca. baba tanrı ya da gök tanrı anlamına gelen Dles-piter (yani Zeus pater)den türemiş olan İu­ piter aslında Roma pantheon'unun en eski. Italos'un asıl kaynağı üstüne mythos yazarları arasında ayrılık vardır. Bu koruyucu İuno yalnız ölümlülere degil. İtalya'ya adını veren kurucu kahraman. Çok iyi. Itylos. böyle­ ce Capltolium üçlüsü adıyla bu tanrılara tapınılmıştır. eltisi Niobe'nin oğlunu öldürmek isterken kendi çocuğu İtylos'u öldürür ve öm­ rü boyunca dövündükten sonra bülbül haline getirilip gene İtylos diye ağlar (Aedon). Doğanın büyük yöneticisi sayılan bu tanrıya Roma'nın kutsal tepesi Capitolium'da tapınılırdı. İtys. Adı Zeus baba. Mnerva üçlüsü içinde Quirinalis sonra Capitolium tepelerinde tapınağı olmuştur. Mart ayının ilk günü kutlanan Matronalia bayramında "matrones" yani evli barklı. Roma'da İuno genellikle kadınların konıyu cusudur. Thebai'de anlatılan bülbül efsanesin­ de llylos. Ithakos. İthaka adasına adını veren kurucu kahraman. Yunan dininin etkisiyle sonradan Zeus'la bir tutulmuştur. hava. bu yüzden de Fulgurator. Atina kralı Pandion'un kızı Prokne ile evlenir (Aedon). Pulvius (yağmur yağdıran) sıfatlarıyla anılır.Italos. İuno'ya daha başka sıfatlarla da tapındırdı: İuno Lucina doğuma bakmakta ve doğumu kolaylaştırmaktadır. hak ve barışsever bir kralmış. luno. Prokne'nin oğludur. luno. Oradan da İulus çıkmış olsa gerek. Roma di ninde İupiter gök. Yunanistan'ın batısındaki adalardan. Zeus soyundandır. bu da Iuppiter'in bir küçülmesi olsa gerek. 390 yılında Roma bir gece Galya'lıların saldı nsına uğrayınca. Ödül olarak kendisine İobum (ya da lolum) adı verilmiş ki. halkını öyle uyuygar bir hale getirmiş ki. Trakya kralı Tereus'tur. Aynı tepede iupiter Optimus MaxlııHIS (en İyi. babası da Thebai efsanesinde olduğu gibi Zethos değil.adada İthaka şehrini kurar. yani "Küçükk İuppiter" olmuş. hem de Sa­ bin kadınlarının kaçırılmasından sonra Ro­ malılarla Sabin'ler arasındaki barışın kurul masını anarlardı. İulus Caesar'ın ve onun evlatlığına girdiği için imparator Augustus'un da üye bulundukları ünlü İulii soyunun atası sayılır. İuno Lucina'ya sunu ya­ pılırken herkesin kemer ya da kuşağını çöz­ mesi gerekirdi. Tanrıçanın "luno So roria" (kız kardeşi koruyan İuno) olarak Horatius efsanesinde de rolü vardır (Horatius). yıldırım ve şimşek gibi doğal güçleri simgeleyen tanrıdır. gün ışığı. Sicilya'dan. İupiter (yahut İuppiter). Hera ile bir tutulan Romalı tanrıça. İulus Roma'nın metropolü olan Alba Longa şehrini kurmuştur.

Tanrılar arasında tam bir otorite kurduğu gibi. daha çok Dike'ye benzemektedir. İupiter Roma'nın dış ilişkilerini ve uluslararası antlaşmalarını koruyan bir tanrı sayılırdı. Gençliği simgeleyen tanrıça. İuno ve Athena üçlüsüne ayrılmış tapınağın içinde ve özellikle Athena'nın "cella"sında bir sunağın ayrılmış olması bu tanrıçanın eskiliği­ ne delildir. ı /. Flamen dialis adıyla görevlendiri­ len başrahibi İuno'nun başrahibesiyle evlene­ rek tanrılar arasındaki kutsal birliği yansıtm'akla yükümlüydü. Roma'da adaletin simgesi. Fontus). kimi İupiter'in sıfatlarını kendi adı­ na taktırırdı. devlet otoritesini ve disiplinini simgelerdi. Taşra kentlerinde ve ele geçiri­ len yabana ülkelerde Romalıların ilk işi Roma'da Capitolium tepesindeki üçlü tapınağın bir tıpkısını kurmak. Kültü Latium bölgesinden Roma'ya sonradan getirilmiş ve Forum'da bulunan bir suya "İuturna Havuzu" adı verilmiştir. Tan­ rı da Sabin'leri püskürterek Forum'da Palatinus tepesinin dibinde İupiter Stator'a adan­ mış tapınağa kavuşmuş. Ama tuventus'un asıl görevi genç delikanlılar çocuk elbisesini bırakıp "toga virilis" yani yetişkin erkek toga'sını giydikleri zaman onları koru­ maktır. Bir efsaneye göre de İuturna tanrı İanus'un eşi ve pınarlar tanrısı Fontus'un anası olarak gösterilir (lanus. ayrıca Stator unvanıyla İupiter'in düşmana karşı koyduğu. Roma İmparatorlumu çağında imparatorlar baştanrı İupiter'le ilişki kurmaya ve doğrudan doğruya İupiter Optimus Maximus'un kıla­ vuzlumu ve koruyuculuğu altında olduklarını belirtmeye çalışırlardı. Konsullar göreve başlamadan gelip ona yakarmak zorundalardı. bunlarla imparatorluk politikasının yayılmasına ve gençlerin askerlik öncesi bir eğitim görmele­ rine çalışılmıştır. İuventus. Bu siyasal niteliğini İupiter Roma devletinin son demlerine dek koruyabilmiştir. Jüpiter'in siyasal rolü bununla bitmez. Feretrius adıyla Roma'nın savaş alanında da baştanrı sayılırdı: Düşmandan alınan bütün silahlar. İustitia. İuventus'a Capitolium'da İupiter. bir ara Sabin'ler ağır basmış ve şehri almak üzereymişler ki. Mars Meyda­ nında. insanların gitgide daha çok suç iş­ lemesi onun artık yeryüzünde tutunamamasına yol açmıştır. Ovidius Lara ve Lares tanrılardan söz ederken İupiter'in İuturna'ya olan aşkını. İupiter'in sevdiği bu su perisine tanrı ölümsüzlük bağışlamış ve Latium 'daki bütün suların koruyuculuğunu vermiş. İustitia Altın Çağda insanlar arasında bulunurken (Soylar Efsanesi). Romulus kılıcını kaldırarak Forum'da İupi­ ter'e ant içmiş. Göğe çıkmış ve burçlar ara­ sında Bakire burcu olmuştur. düşmanı durdurursa olduğu yerde bir tapınak kurmaya yemin etmiş. Ro­ ma'nın en eski çağlarında Yunan tanrıçası Hebe ile hiçbir ilişkisi olmadığı halde. sulak bir bölgede bulunan tapmağı Augustus zamanında buraları kurutulunca kal­ dırılmıştır. öldürülen düşmanların soykaları bu İupiter'e adanır. Kimi Jüpiter'i düşünde görüp ondan doğrudan doğruya esinlendiğini ileri sürer. Eski adı Diuturna (diuturna sürekli. sonra­ dan bu iki tanrıça benzeşmişlerdir. İuturna. İmparatorluk dönemi şairleri İuturna'yı Aeneas'ın düşmanı Turnus'un kız kardeşi sayar­ lar ve Turnus'la birlikte savaşa katıldığını söy­ lerler. Durduran anlamına gelen Stator sıfatının kaynağı şöyle açıklanırdı: Roma'lılaria Sabin' ler arasındaki savaşta Roma'lılar Sabin'lerin karılarını kaçırdıktan sonra./i . Yunan tanrıları arasında Themis'e değil de. böylece İupiter'in devlet tanrısı olarak egemenliğini kabul ettirmekti. ölümsüz demek) olan İuturna bir su nympha' siydi. nympha'nın bin bir bi­ çime girerek tanrıdan kaçtığını anlatır (Lara). zafer kazanan başkomutanlar zafer çelenklerini ve ilk kur­ banlarını (ki bunlar beyaz boğalardı) ona adarlardı. Roma'ya sal­ dırıların her türlüsünü durdurduğu sanılırdı. Bu pınarın şifalı niteliği olduğu gibi İuturna da iyileştirici bir tanrıça sayılırdı. Roma İmparatorluğu zamanında İuventus tanrıçanın koruyuculuğu altında bir çeşit gençlik dernekleri kurulmuş.rürdü.

Nele­ us Miletos'ta kral olmuş. Agenor'la Telephassa'nın oğlu­ dur. Delphoi kehanetine ne yapacağını sormaya gider. İo soyundandır (Tab. bunun İçin de arka­ daşlarını su almaya gönderir. anası da ölünce. Kabeiroi diye anılan tanrısal var­ lıklar. ya da ataları Hephaistos. Kadmos. Karşısına çıkacak bir ineğin ardına ta­ kılacak ve inek nereye çökerse orada şehir kuracaktır. bunlar da Kad­ mos'a şehri kurmak için yardım ederler. Roma çağında lupiter. sonra da Rhea'nın alayında bulunan cinlere karıştıklan söylenir. Musalara ve Demeter. Agenor oğullarını kızı aramaya gönderir (Agenor). aldığı ce­ vapta yeni yurdunun bir genç kızın elinden suyla toprak alacağı yerde bulunduğu söylen­ miş. Harmonia'ya veri­ len düğün hediyeleri dillere destan olmuş. Ne var ki Kadmos Ares'in kutsal ejderini öldür­ müş olma suçunun cezasını çekmelidir: Yedi yıl boyunca tanrıya köle olarak hizmet etmek zorunda kalır. birine gö re de Europe kardeşine hediye etmişti. Kader. Bunların en önemlisi Kharit tanrıçaların dokuduğu bir ti bise ve demirci tanrı Hephaistos'un yaptığı bir altın kolyedir. gider. Amphiaraos. yalnız beşi sag kalır. Kadmos bunu yapınca topraktan birdenbire silahlı adamlar çıkıverir: Bunlara Spartoi. Bkz. ineğin biri her iki böğründe ayı simgeleyen iki beyaz kü­ re taşımaktadır. sayılan da üç­ tür. Kodros'un oğlu Neleus efsanesinde rol oynayan Milet'li bir çömlekçi kız.K Kabir'ler. Bütün bu belgelerden Korybantlar ve Kuretalar gibi Ana Tanrıça tapımıyla ilgili oldukları anlaşıl­ maktadır (Kybele). sonunda Boiotia böl­ gesinde bir yere çöküp y. Tann sözcüsü Eupore'nin izi­ ni aramaktansa. Burdur'un Tefenni İlçesinde bu tanrı ka yalara oyulmuş olarak görülmektedir. Lykia ve Pisidia bölgelerinde at üstünde ayakta durur gösterilen bir tanrı figürü. ki­ şiliği bölgenin yerli tipleriyle kaynaşmıştır. Europe kaçırılın­ ca. Thebai efsanelerinin başında. Hades gibi tanrılara Kabir adının sıfat olarak ta­ kılması dikkati çeker. Efsanesi bütün Akdeniz bölgesine. Neleus da dolaşa dolaşa Miletos bölgesi­ ne gelmiş. Kaeira. Neleus Atina'dan göçmeden. Doğar donmaz birbirleriyle kavgaya tutu­ şurlar. 10). Kadmos. nereye yerleşmesi ge­ rektiğini tanrı sözcüsüne sormuş. Kadmos seçi­ len yerin bıır. Mitograflara göre babala­ rı. Başta Athena olmak üzere tannlar onu ko­ rur. Europe. Eriphyle. Hepsi dev gibi yabani adamlar­ dır. inek gider. Zeus Ares'le Aphrodite'nin kızı Harmonia'yı Kadmos'a eş olarak verir ve düğünleri parlak bir törenle kutlanır. biraz gittikten sonra bir inek sürüsüne rastlar. Kadmos yola çıkar. bir şehir kurması gerektiğini söyler.ır. kız da toprağa su karıştırarak bunu yapınca tanrı sözü yerine gelmiş. Persephone. Kaynaklan ve gerçek nitelikleri belli ol­ mayan Kabir'lerin adı Dardanos efsanesinde geçer: Semendirek adasında gizlemleri bulu­ nan bu cinleri Troya yöresine Dardanos ge­ tirmiş (Dardanos). Söylentiye göre bu gerdanliği Kadmos'a Zeus kendisi vermiş. yani ekilmiş adam­ lar adı verilir. Adları efsanelere pek karışmayan Kabir'le­ rin Bergama akropolünde Zeus'un doğuşuna tanıklık ettikleri. Alkmaion). özellikle tragedyaya konu olmuş birçok kahramanın atası olarak görülür.ısı okluğunu anlar. sonra gelir Thebai'ye kral olur. Kadmos bu ineğin peşine ta­ kılır. ineği Athe- na'ya kurban etmek ister. Anadolu ve Afrika'ya yayılmış. ayrıca da dolayların­ da üç şehir kurmuş (Neleus 2).ıl. Her iki armağanın da sonraki efsanelerde sözü geçer (Harmonia. Ares Pınarı adlı çeşmenin önünde bir ejderi tepeler. Kadmos tepesi adını alan Thebai kalesine tanrılar armağan larıyla birlikte gelmişlerdir. Moira. Phoiniks ve Kiliks'in kardeşidir. O sırada tanrıça Athena ona görünür ve ejderin dişle rini toprağa ekmesini söyler. Anasını da birlikte götüren Kad­ mos bu aramanın boş olduğunu anlar ve bir süre Trakya'da kaldıktan sonra. Kakasbos. Thebai şehrinin kurucusu Kad­ mos. luno ve Minerva üçlüğüne de Kabir denmek­ tedir. orada bir mühür izini almak için yolda rastladığı Kaeira adında bir kızdan ça­ mur istemiş. sonra da Thebai hanedanının başına gelecek birçok belaları doğurmuştur. .

Anadolu ile ilgili birçok efsanelerde Kalkhas'ın yanılgı­ ları anlatılır: Lykia kralı bir sefere çıkacak ol­ muş. ama iskenderiye şiirinde Kalliope lirik şiirin esin perisi sayılır. birbirine sorular sormuşlar. sonucu üstüne Kalkhas'a da Mopsos'a da danışmış. Kala­ mos buna o kadar üzülmüş ki kuruya kuruya bir kamış haline gelivermiş. onunla Akhilleus arasında kavga çık masını ve İlyada'da konu olacak Akhilleus'un öfkesini kışkırtmış (bkz. İkinci Aulis durağında fphigeneia'nın kurban edilmesini salık vermiş (Iphlgeneia). Mopsos yenileceğini öngörmüş. birinci bö­ lüm).Kalais. Boreasogulları diye de anılırlar ve kanatlı birer cin olarak canlandırı­ lırlar. bu yüz­ den dönüşlerine engel olacakını bildiği için (Aias). Homeros onu Ilyada'da şöyle tanıtır (İl. Ana­ dolu kıyılarında Kolophon şehrine çıkmış ve orada kalmış (Amphilokhos). Paris öldükten sonra. Kalkhas kendini öldürmüş. Amphiaraos'un oğlu bilici Amphilokhos'la birlikte gemiye binip. kâ­ hin de bunu biliyordu: Kendisinden daha usta bir biliciyle karşılaştığı gün Kalkhas'ın ömrü sona erecek diye bir tanrı sözü varmış. ama ora bilici lerinden biri bağının şarabını içemeyeceğini söylemiş. Erken ilkçağlarda Musa'ların yetki alanı sı nırlanmış değildir.): Kalkhas. özel­ likle Troya destanlarında adı geçen en ünlü kâhinlerdendir. Kalkhas'ın rol oynadığı olaylar şöyle özetlenebilir: Alkhilleus dokuz yaşındayken. geçmişi. Kalkhas Troya'nın ancak Akhil­ leus katılırsa alınabileceğini. gele­ ceği görür. kral Phineus'u Harpyalardan kurtarmışlar (Argonaut'lar). Karpuz söz­ cüğü oradan gelmedir. Aiolya bölgesinde. bu hünerle geldiydi ta llyon'a Akha'lann gemileri. Kalkhas. ırmak tanrı Maiandros'un (Büyük Menderes) oğluymuş. Adı güzel sesli anlamına gelen Kalliope dokuz Musa'ların biridir. Troya savaşında ordular anısında İM» vcl). îlyada. İki genç bir gün ırmakta yüzerken. doğru yoldan gidilmiş olur. Kalkhas Yunan efsanesinde. Başka . haber verir. Kalais ve kardeşi Zetes. Kalkhas zafer kazanacağını.ı çıkınca. Adı meyve anla­ mına gelen Karpos da güzün ölüp ilkyazda dirilen tarla yemişine dönüşmüş. şarabı içmek üzereyken Kalkhas bu söze öyle gülmüş ki boğulmuş ve şarabı içemeden ölmüş. Dö­ nüş efsanelerinde de Kalkhas'ın rolü büyük­ tür: Tanrıça Athena'nın Aias'a yapılan hak sizlik yüzünden Akha'lara kızdığını. Kader Kal­ khas'ın Anadolu'da ölmesini buyuruyor. Kolophon'da Kalkhas kâhini Mopsos'u bulmuş. Tahta atın yapılma­ sını ve şehre sokulmasını salık verdiği gibi. uyulmazsa tanrı belalarıyla karşılaşılır. Thestor'un oğlu. 69 vd. Kamış anlamına gelen Kalamos. Ordunun ilk Mysia çıkışında Telephos'un sözlerini onayla­ mış (Telephos). Lakhas bilememiş. Mopsos hepsini bilmiş. Argonaut'lar efsanesinde rol oynayan Kalais'le Zetes. rüzgâr tanrı Boreas'ın oğullarıdır. geçmekte olanı. Karpos bu yarışmada boğulmuş. hepsinin adını sayarken Kalliope için "hepi| nin başı sayılan Kalliope" der. Mopsos hak­ lı çıkınca. sonra da Kalkhas'ın yönetmediği bir tek olay yoktur. Phoibos Apollon verdiydi bu hüneri ona. Rüzgâr tanrı Zephyros'la Hora'ların birinin oğlu olan Karpos adlı bir deli­ kanlıya tutkunmuş. Troya şehrinin an­ cak on yıllık bir abluka sonunda alınabileceği­ ni söylemiş (Agamemnon). geleceği. Kalamos arkadaşını geçmek iste­ miş. Öfkesinden canına kıymış ve Kolophon'un yakınında Notion şehrine gömülmüş derler (Mopsos). tanrı sözcülerinin en büyüğü. Troya'nın düş­ mesi için Helenos'u ele geçirmek gerektiğini de o söylemiş (Helenos). ama savaşta yi­ ğidin öleceğini bildirmiş de bunun üzerine Akhilleus'un anası Thetis onu kız kılığına so­ karak Skyros kralının kızları arasına saklamış (Akhilleus). Akha ordusunun Aulis'ten ilk yo­ la çıkışında Kalkhas sunak sütünde bir yılanın bir kuşu yediğini görünce. nedenini bildirmiş ve Apollon rahibi Khryses'e kızı Khryseis'in geri verilme-] si gerektiğini bildirerek. Kalamos. sözüne uyulursa. Hesiodos Theogonia'nın başında Musa'lara seslenip. kendisi Akhalarla Yunanistan'a dön­ mek istememiş. Agamemnon'u kız dırmış. Myrina yakınındaki bir kutsal ko­ ruluğa Kalkhas bir bag ekmiş. Troya savaşından önce de. kendisi de atın içine saklananlardandır. Kalliope. biliyordu her şeyi.

. yani Pleiad'ların biri olduğunu ileri sürerler. 151 vd. tüketiyordu tatlı ömrünü. bir Odysseus kavuşmamıştı yurduna ve karısına. Alkmaion'la evlenir ve Akarnan'ı doğurur (Alkmaion. V. yürüdü. ama Diomedes'e gönül vermiş olan kızı yiğidi kurtarır. gitti koca mağaraya doğru. İsteksiz uzanıyordu geceleri mağarada onun yanma.V. kocası olsun diye. Assarakos ve Ganymedes'i doğurur (Tab. Nymphe'den hoşlanmıyordu artık o. Akarnan). mazı ağacının. Odysseia'nın en sevimli kişilerin­ den Kalypso'yu bir gizem perdesi örter. Kallirhoe. unutulmaz kadın tiplerinden biridir. 6). Kalypso içerde altın mekikle tezgâhına gide gele. o mağarada güzel örgülü Nymphe otururdu. Atlas'la Pleione'nin kızı. 11 vd. Zeus Hermes'i buyruklarla gönderir Kalypso'ya. Hiç önemi yok. Geryoneus'la Ekhidna doğar (Tab. Kallîrhoe. öte yan­ dan da bir nympha olduğunu söyler. Sak­ lı tanrıça mı. (4) Libya kralı Lykos'un kızı. Penelopeia. ozan Linos'un ya da Rhesos'un anasıdır (Linos. kimi de der ki güneş tanrı Helios'la Perseis'in kızıymış. dönüşünü özleye öz leye.kaynaklarda epik şiirin denir. hıçkırıklar. Sonunda tanrılar acır Odysseus'a. Kalydon avı (bkz.): Kalypso uğurladı Odysseus'u adadan beşinci günü. kokusu uzaklara yayılıyor. oyuk mağaralarda alıkoymuştu onu Kalypso yüce tanrıça. Diomedes'ten yüz görmeyince kendini asar (Lyfcosj. kumsallarda yer bitirirdi kendini gözyaşları. Tethys'in kızı Khysaor'la birleşmesinden iki canavar. eşi Penelope'den sonra en çok seven bu kadına? Tanrıçalıgı da bir tuhaf. bakardı iki gözü iki çeşme. savaştan ve denizden dönenler dönmüştü. Haberci tanrı Ogygie adasında güzel perinin oturduğu mağaraya uçup gelir. saklayan tanrıça mı demeli Odysseus'u. Rhesos). Andromakhe gibi Homeros'un yarattığı ölümsüz. Kocaman bir ateş vardı ocakta. I. boyuna gözyaşı akıyordu gözlerinden. Homeros ona Olympos tanrıçalarının en bü­ yüklerine verdiği "dia theaon" (yüce tanrıça. (2) Irmak tanrı Akheloos'un kızı. iniltilerle bakardı boyuna hasat vermez engine. gördüğü manzara şudur (Od. Başka mythos yazarları. Gündüzleri kayalarda. yanıp tutuşuyordu. çıktı karaya menekşe rengi denizden. Buldu onu İçinde mağaranın. 17). 55 vd. Kalydon. kimin nesi ol­ duğunu araştırmak aklımızdan bile geçmez. (3) Irmak tanrısı Skamandros'un kızı. Meleagros). Lykos onu Ares tanrıya kurban etmek is­ ter. Ama Odysseus yurduna özlem çekmektedir (Od. Odysseia'nın ilk dizelerinden şöyle tanıtılır bize (Od. Kalypso öyle kanlı canlı olarak karşımıza çıkar ki. tanrılara çatar kendisinin ölümlü bir erkekle sevişmesi­ ni kıskanıyorlar diye. urbalar giydirmişti güzel kokulu Bir tulum siyah şarap vermişti yanımı. Bir efsaneye göre Troya savaşından sonra Diomedes'in gemisi fırtınaya uğrar ve Libya kıyılarına va­ rır. Adı da öyle: Yunanca saklamak. ama sonra da Odysse­ us'a tanrıların kararını bildirir ve ona bir sal yapmasında yardım edip şöyle uğurlar sevgi­ lisini (Od. Nausikaa. Güzel akışlı anlamına gelen Kallirhoe birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Okeanos'un. tanrıçaların yücesi) unvanını verir. Tros'la evlenerek Ilos. onu yıkamış. Kimi efsaneye göre Kalliope Seiren'lerin. sarıyordu odayı çatır çatır yanan dağ servisinin.): Varınca ta uzaklardaki adaya. Hermes Kalypso'ya Odysseus'u yurduna göndermesi gerektiğini söyleyince. V. güzel peri.): Ölüm uçurumundan kurtulanlar kurtulmuştu. gizlemek anla­ mına •gelen "kalyptein" fiilinden türeme.): Kıyıda oturur buldu (Kalypso) onu. Kalypso. yüce Nympha'nın ilk tepkisi öfke olur. 263 vd.

dev boylu. kopmuştu kumanyayı bir meşin torbaya. Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan Argos'lu önderlerden biri (Amphiaraos. onlara baş kaldırmayı göz alan bu saklı tanrıça kim? Odysseia'ya yazdı­ ğımız önsözde (s. Oğlu Sthenelos Troya savaşına katılır. Odysseus da sevinç içinde açtı rüzgâra yelkeni. de­ nizle çevrili ıssız bir adada oturan ve Olym­ pos'luları hor görmese de. şehri ateşe vermek ister. Troya savaşında Troyalılardan yana çarpışan Pandaros'un atasıdır (Pandaros). öteki Kalypso . en ilgi verici evladıdır. Triopas öyle zalim bir zorbaymış ki. Yerliler bunu kabul eder. Pria­ mos'la Hekabe Thymbralı Apollon şerefine. Kapaneus. Olympos tanrı dünyasından uzakta. bugünkü Sarıköy?). sonra da suçun­ dan arınmak için kral Tros'un yanına. bugünün anlayış ve deyimine göre uzağı gören bilinçli bir insanın dramını. Ardından uğurlu. Kuzey Yunanistan'da Trakya ve Makedonya bölgelerinde hüküm süren Triopas'ın oğlu. Anadolu'nun Karia bölgesiyle il­ gili bir efsane. Troya kralları ona toprak vermişler. her türlü yiyecek vermiş bol bol. Kapaneus. Kryassos'lular kocalarına saldı­ rınca. ölüsünün yandığı odun yığınına atar kendini ve onunla birlikte yanar. ama Kryasos'lular bu göçmenlerin fazla yayılmasından korkarak onları yok etmek çarelerini düşünürler. Karia şehri Kryassos'lu bir kızmış. Efsaneler Kassandra'nın bu gücünü çeşitli yorumlarla anlatır. Kaphene'yle Nymphaios birer tanrı gibi saygı görür. Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı (Tab. Malta adasına ise çok eski zamanlarda Fenikelilerin ayak bastığı ve oraya Maleth. başka adla bir tıpkısı olma­ sın? Odysseus. Kalypso'nun başkaca da adı geçmez des­ tanda. Troas bölgesine sığınmış. yani saklı liman. yaman bir adamdır. ama Zeus tam Kapaneus'un sura tırmanacağı anda onu yıldırımıyla vurur ve öldürür.daha büyük bir tulum dolusu da su. Kybele'nin. Karkabos yurdunu kurtarmak için babası­ nı öldürmek zorunda kalmış. Adratos). Karkabos. Kalypso bu Maleth adının Yunanca çevirisi olsa gerek. Melos adasından gelen göç­ menler Nymphaios adlı önderlerinin kılavuz­ luğunda gelip Karia'ya yerleşince. 16). Karkabos. Karısı Euadne. Malta müzesinde bi­ zim Anadolu kazılarından bol bol çıkan Ana Tanrıça heykelcikleri gibi geniş kalçalı figürinler bulunmaktadır. ama sözünü geçiremedigi için başına ge­ len belalardan iki misli etkilenip üzülen bilici­ nin dramını simgeler Kassandra. Gele­ ceği görme gücüyle yıkımları önlemeye çalı­ şan. Meloslular da kendi töre­ lerine göre karılarını da şölene getirmek için izin isterler.kadın eline dü­ şer. onlardan ayrı bir biçimde yaşayan. Kassandra. Hektor ve Paris'ten sonra. kurtulamaz onların etkisinden. tanrının şehir dışında bulunan tapınağında bir şenlik düzenlemişler ve tören sonunda ço- . Kryassos şehrini yerle bir ettikten sonra Yeni Kryassos diye bir şehir kurarlar. başka bir tanrı dü­ zenini simgeleyen kadının egemen olduğu anaerkil bir düzenin tanrıçası olan Kalypso. Birine göre. tanrılardan çekinmez. Ne var ki Kaphene Nymphai­ os'a işi haber verir. Kaphene. Bunun ilerde daha belirgin biçimde aydınla­ nacağına güvenilebilir (Kirke). saklı koy adı­ nı verdikleri anlaşılmıştır. tanrılardan uzak. 31) bu soruya cevap ver­ meye çalıştık: Bilginler uzun araştırmalardan sonra Kalypso'nun Ogygie adasının Malta ol­ duğu sonucuna vardılar. Kaphene. tatlı bir yel saldı. ora­ da yerleşmiş. silahsız gelecekleri şölende onları topluca öldürmek­ tir amaçları. Thebai'ye saldırıda. Kaphene Nymphaios'a gönül verir. Bu iki ka­ dın tanrıça tipik Ana Tanrıça nitelikleri taşır. Şimdi bakalım. o da Zelela diye bir şehir kurmuş (Erdek'in güneyinde. göçmenler silaha davranıp hepsini öl­ dürürler. göç­ menlerin karıları elbiselerinin altında kılıç. Plutarkhos'un anlattığı bu masal bes­ belli ki Yunanlı göçmenlerin Karia yerlilerine yaptıkları mezalimi örtmek için uydurulmuş­ tur. yani Anadolu'nun Ana Tanrıçası­ nın bir benzeri. trajik bir kişiliği vardır. Kassandra. Kassandra'yla ikiz kardeşi Helenos bebekken. Bu genç kızın yürekler acısı bir kaderi. ka­ ma saklarlar. Melos'luları büyük bir şölene çağırırlar. serüvenleri sırasında iki kez • biri Kirke. Troyalı kral çiftinin.

ama günah işlediği için Akha'larca taşlan­ maktan zor kurtarır kendini fAias). ama tanrıdan yetiyi aldık­ tan sonra kendini vermeye yanaşmaz. kendini verirse ona bilicilik yetisini armağan edeceğini söyler. Kas­ sandra böylece Pythia ya da Sibylla gibi tanrı­ yı içine alan. kızın ağzının içine tükürür. Troya yağma edilirken Kassand­ ra'nın Athena tapınağına sığındığını. böy­ lece verdiği armağanın etkisiz kalmasını sağ­ lar: Kassandra geleceği görebilecek. BylılMdogadiy ilişkisi yüzünden Miletos'tan lürul unı-.. sonra Yunanistan yolculuğu dönüşünde Helena'yı getirdiği zaman. Klytaimestra'nın eliyle öldürüle­ ceklerini açık açık görür. tanrı Apollon'a adan­ mış ünlü Kastalia pınarı olur. Byblis'in ikiz kardeşi.cuklannı tapınakta unutup gitmişler. Efsanesinin güney Akdeniz kıyılarıyla ilgili olduğu bellidir. bu adamın savaşta öl­ mesiyle Kassandra bekâr kalmıştı (Othryone­ us). Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Atreus'un karısı. gözlerini. Agamemnon'la Menelaos'un anası olan Aerope'nin babası (Tab. Her ikisi de talihsizdir. Agamemnon'a köle olarak verilir sonun­ da. Agamemnon Priamos'un kızına vurulur. Bkz. geri gönderilmesi gerekti­ ğini bildirmiş. Delphoili bir genç kızın adı. Bunu anla­ yınca Apollon'un bağışladığı bilicilik hünerine lanet okur.ınıyın. Katreus. kimi Suriyeli. Kassiepeia'nın yurdu üstünde mitograflar arasında ayrılık vardır. Kassandra Troya tarihinin bütün olaylarını önceden görmüş ve söylemiştir: Paris. Priamos Hektor'un ölüsüyle Akhilleus'un barakasından çıktığında. Kassandra'nın Agamemnon'un tutsağı ola­ rak Yunanistan'a geliş efsanesi tragedyaya konu olmuş ve Aiskhylos'a en güçlü oyunla­ rından biri olan "Agamemnon"u esinlemiştir. Laokoon'un da yardımıyla atın içeriye alınmasını önlemeye çalışmıştı. 15). Kassiepeia. Nereus kızları. Tanrı da öfkelenir. Kaunos. Kassandra o zamana kadar kız oğlan kz kalmış. bu deli­ kanlının hemen öldürülmesini istemiş. duyamadığı gerçekle­ rin algısına açılmış oluyordu. kulaklarını yalıyor­ du. onu kendine eş edip Mykene'dekl s. bağırır. tam canavarın eline ge çecekken yiğit Perseus kızı kurtarmış (Andro meda. Apol­ lon tapmağının yanında tanrının saldırısına uğrayınca kendini orda fışkıran bir kaynağın sularına atar. birçok talipleri çıktığı halde. Kassandra asıl bu dramla kendini büsbütün dile getirmek fırsatını bulur: Mykene sarayın­ da Agamemnon'un da. Tanrıçalar da Poseidon'dan öçlerini almasını istemişler. evlenme­ mişti. ölümü de önleyemez. Kastalia. İkisi de kâhin olmuştu. kendinin de başına gelecekleri. çocuk­ ken bırakıldığı 1da dağından dönünce. Miletos şehrinin kurucusu Mile tos'un oğlu. şehrin yıkımına yakın. Deniz tanrı bir ejder gön dermiş. orada küçük Aias'ın saldırısına uğradığını anlatan bir efsane de vardır. ve gidip Karia'da Kaunos şehrini kut muş (Byblis). bu yıkımı da. bu kadının Troya'nın yıkımı­ na yol açacağını. . Helenos ise daha çok kuşların uçuşuna ve dış işmarlara bakarak ge­ leceği haber veren bir yorumcudur. Başka bir efsane Kassandra'nın biliciliğini şöyle açıklar: Tanrı Apollon Priamos'un gü­ zel kızına âşık olur. tanrı gücüyle dolarak kehanette bulunan bir sözcü olur. daha Troya'da kimse farkına varmadan geldiğini o haber vermiş. ama bununla bilici kızın asıl çilesi başlar. Kassiepeia kızını bu ejdere kurban el mek zorunda kalmış. ama kimseyi söyledikle­ rinin doğruluğuna inandıramayacaktır. insanların göremediği. Kassand­ ra. Perseus). kimi Aithiopialı olduğunu yazar. tahta at surların önüne dikildiğinde. dö­ vünür.a q ö t ü - rür. haykırır. Andromeda'nın anası Kassiepeia güzelliğiyle fazla övünen bir kadınmış. Kaynak. Dioskurlar. ya da Hera'yla boy ölçüşecek olmuş. gördü­ ğünü de haykıracak. Ertesi sabah almaya geldiklerinde korkunç bir man­ zarayla karşılaşmışlar: Kassandra'yla Helenos beşiklerinde uyuyorlar. Aias Kassandra'yı sarıl­ dığı tanrıça heykelinden çekip uzaklaştırır. Kas­ sandra kabul eder. Babası onu Othryoneus adlı bir Anado­ lulu yiğide verecekken. Bu eylemle çocukların duyuları arınmış. ama iki yılan çev­ relerini sarmış. Kastor. ama hiçbir şeyi önleyemediği gibi.

Kentaur'lar Herakles efsanesinde rol oy­ 170 nar: Herakles. ya­ ni at adamlar yarı insan. Aglauros'la evlenmiş ve Erysikhton (Erysikhton) diye bir oğlu ve Erikhtonios efsanesinde rol oynayan üç kızı olmuş (Aglauros). Atina'ya Poseidon ve Athena talip olmuşlar ve armağanlar yarışmasına girmiş­ ler. Keleos. konuksever. Parthenon tapınağının büyük hey­ keltıraş Phidias'ın elinden çıkma metop kabartmalan işte bu savaşı canlandırır. Pholos ise Silenos'la bir orman perisinin birleşmelerinden doğmuştur (Kheiron^ Pholos). ama hepsinin malı olduğu için bunu açmaya cesaret edemedigini söylemiş. kuyrukları vardır. . sonra da ona Herakles'in ölümüne sebep olacak iksiri veren at adam Nessos için bkz. altı yılan biçimindeymiş. Önden bakınca başları. kendisi de çiğ! et yiyecekken. Doğrudan doğ­ ruya topraktan fışkırmış olduğu söylenen Kekrops. Merkezi Atina olan Attika bölge­ sinin efsanelik kralı (Tab. Herakles şarap istemiş. uygar bir kral olarak anılır. Dağlarda. ondan ayrılıp At­ tika'ya gelir ve Prokris'le evlenir. karınlarından arkası at biçiminde­ dir. at adam yigide pişmiş etler ikram etmiş. Herakles. Kentaur'lar üstüne çok revaç bulmuş. Kekrops'un krallığı sırasında tanrılar yeryü­ zündeki şehirleri aralarında paylaşmaya kal­ kışmışlar. orada sevişirler ve tanrıça Phaethon'u doğurur (Eos). düğününe Kentaur'ları da çağırır. yargıç olarak aldıkları Kekrops da Poseidon'un akropol'ün üstünde yarattığı tuz gölü­ nü begenmeyip zeytin ağacını diken Athena'ya ödül verince. Deianeira. Kentauros (ya da Kentaur'ların hepsi) Hera'nm bir görüntüsünü aşan Iksion'dan dogmadır (İksion). La­ pith'ler Thessalia'da oturan bir boydur. ölümsüz olan Kheiron o kadar acı çe­ kiyormuş ki. Attika'nın ilk kralı sayılır. özel­ likle birçok ünlü kabartmalara konu olmuş bir efsane de Kentaur'Iarla Lapith'ler arasındaki savaştır. Kekrops. Kentaur'lar. Bun­ ların önderi Peirithoos Hippodameia ile evle­ necekken. Derken şarap kokuşuna gelen at adamlar kocaman taşlar ve çam ağaçlarıyla Herakles'e saldırmışlar. Demeter efsanesinde rol oynayan efsanelik Eleusis kralı (Demeter). çokluk yabanıl ve azgındır. Eos onu Suriye'ye götü­ rür. tanrı öfkesinden Afrika'yı sular altında bırakmış. Kronos'Ia Philyra'nın. Kephalos. ölmek istemiş. şarap içmeye alışık olmayan bu at adamlar düğün şöleninde sarhoş olup gelini kaçırma­ ya kalkışırlar. 24). bilgili ve yarar­ lıdırlar. ki­ mine göre Hermes'le Herse'nin yahut da Ati­ na kralı Pandion'un oğludur. ölümsüzlüğünü yüklenecek birini aramış.Şehir kurmasını. göğüsle­ ri ve kollan.Kaunos şehrinin yıkıntıları bugün Köyceğiz Dalyanının önünde göz alabildiğine bir sazlı­ ğın dibindedir. Yalnız iki at adamın kaynağı başkadır: Kheiron. insansever. kimi zaman da ön bacakları in­ san gibidir. En ünlü efsanesi Şafak tanrıça Eos tarafın­ dan kaçırılmasıdır. Pholos Dionysos'un Kentaur'lara armağan ettiğii bir testi şarabı bulunduğunu. Sonunda La­ pith'ler savaşı kazanır ve at adamları bölge­ den kovarlar. He rakles bu yarayı iyi etmeye çalışmış. başara­ mamış. Erymanthos yaban domuzum! avlarken Pholos'a konuk olmuş. ölüleri gömmesini. yan hayvan bedenli yaratıklardır. Ama Kephalos tanrıçanın ya­ nında uzun zaman kalmaz. Deianeira'yı kaçırmak isteyen. Kekrops. yiğidin ısrarı üzerine getir­ miş ve içmeye başlamışlar.. Efsaneye göre. Kheiron ölümsüzlüğü ona vere­ rek ölmüş. bir za­ manlar "Akte" (kıyı) diye anılan bölgeye onun adına Kekropeia denmiş. Yiğit hepsinin hakkından gelmiş ve onları kovalar­ ken Kheiron'u da bir okuyla yaralamış. Yeleleri. Kentauroi (Kentaur'lar). Kekrops'un gövdesi onun topraktan doğ­ muş olduğunu şöyle belli edermiş: üstü insan. Nessos. gi­ derek yazı yazmasını da o öğretmiş yurttaşla­ rına (Athena). Kephalos'un kaynağı üstüne an­ latılan efsaneler birbirini pek tutmamaktadır: Kimine göre Deukalion'un soyundandır. Kekrops barışsever. Prometheus bu işe razı olunca. or­ manlarda yaşayan bu at adamlar çig et yer. Bu ikisi öbürlerine benze­ mez. Lapith'lerle Kentaur'lar arasın­ da korkunç bir boğuşma başlar.

ölümü simgeleyen tanrıça . ortasından tuttu. kaldırdı teraziyi. uğursuz ve belalı gibi sıfatlarla nitelenir ve "getirdi aklına ölümü". Ke­ phalos Areopagos mahkemesinde yargılanır. Lat. Başka yerde Ker bir değil. ecel anlamına gelen bu Ker iki düşmanı simgeleyen birer tanrıça gibi de çıkar karşımıza.): Gökyüzünün tam ortasına gelince gün bir altın terazi kurdu baba tanrı. Kephalos arkadaşı Amphitryon'un yanına sığınır ve onun sefer­ lerine. Kepheus yönetimi kızı Sterope'ye bı­ rakarak Herakles'le birlikte Lakedaimon'a karşı savaşa girişir. Keres kavramı sık sık karşımıza çıkmak­ ta. sonunda barışırlar. Tıpkı Hesiodos gibi Homeros da ölümü simgeleyen tanrıçaları insanın kader ipliğini büküp günün birinde kesen Moira'lar (Moira. diri.. giz­ lice onu izlemeye koyulur. 209 vd. Akhalarla Troyalılar arasın­ daki savaşın en kızgın bir anındayız (İl. Kephalos ardına düşer.KfcK Prokris'le evliliği de hadiseli geçer. "kara ölümden tik­ sinir" gibi deyimlerde kullanılır. Kephalos'la Prokrls çok sevişmektedirler. biri Akhilleus'unkiydi. Andromeda'nın babası. Ama Kepheus ve oğulları savaşta ölürler. O sırada Sterope Gorgo'nun kafasından kesilmiş bir kılla düşmanı püskürtmek gücünü elde eder. ya da bütün bir ulusun alın yazısı diye canlandırır: Akhilleus iki ayrı kaderle karşı karşıyadır. dramatik bir nitelik kazanır (fi. Gittiler kara Ölüm tanrıçalarının peşi sıra. birçoktur (İl.): Gece üç ölüm tanrısı yarattı: Korkunç Moros. Ne var ki.ya da tanrıçalar . o sırada Kephalos kendini tanıtır. Thanatos tanrının dişisidir. Ölüriı yazgısı. is­ ter çoğul olarak bir insanın. biri at sürücüsü Hektor'unki. Kepheus. kara Ker ve Thanatos'u Uyku'yu ve sürü sürü Düş'leri. ölmeden hatasını kabul eder. XXII. 535 vd.. Burada Ker. VIII. Keres. şöyle tanımlanır (Theog. ister tekil. Öldük­ ten sonra yıldızlar arasına katılır (Andromeda). Kephalos çalılıklar arasında çatırtılar duyunca. kara. Ker. yani ecelin tartılması olayı asıl Hektor'la Akhilleus söz konusu olunca. Ölüm kimini yakalıyordu yeni yaralanmış. kanacak gibi olur. Bir altın terazi kurdu baba tanrı acıklı ölümün iki tanrıçasını kodu kefelere.. bir kefeye Akha'larm kara ölümünü. (1) Arkadya kralı. Prok­ ris öfkesinden dağa kaçar. Ker-Keres. hedefini şaşmaz bir okla Prokris'i vurur. 211 vd. Homeros destanlarında. (2) Aithiopia kralı Belos'un oğlu. Hesiodos'un Theogonia'sında Ker bir ölüm tanrıçasıdır. Parça) gibi görür ve Ker'i. Prokris uzun zaman dayandıktan sonra. birinden biri­ ni seçmek zorundadır. Boğuşma ve uğursuz Ölüm de vardı. evden gidiyormuş gibi yapıp baş­ ka kılıkta karısının yanına sokulur ve onu par­ lak armağanlarla elde etmeye çalışır. Argonaut'lar seferine katılır ve Herakles efsanesinde rol oynar. erlerin kanıyla kızıla boyalı. birkaç dize ötede. yani ölüm tanrıçalarından çoğul olarak dem vuru­ lur ve bunlar kader tanrıçaları Moira'larla bir tutulur. ölüm anlamına gelen bir cins ismidir. savaşlarına katılır (Amphtryon). 70 vd.): . . Kimseyle yatmadan kendi başına yarattı onları karanlık Gece. 338): . Ama iş bununla bitmez: Bir gün Prokris kocasından şüphe edecek olur: Avlanırken bir Nympha'yı çağır­ dığı haberini kocasının uşağından alınca. ama gü­ nün birinde Kephalos karısını denemek heve­ sine kapılır. XI. sırtında bir elbise vardı. bir kefeye Troya'lılarm kara ölümünü kodu.. bir sürü ölüyü de çekiyordu kargaşalıkta ayaklarından. kimini yarasız.. XVIII. bu kavramın üç anlamda kullanıldığı göze çarpmaktadır. Kassiepeia'nın kocası..için kullanılır (İl. Ker. suçlu görülüp sürülür. özellikle İlyada'da Ker. Prokris can çekiş­ mektedir. beresiz yakalıyordu.): Aralarında Kavga. Kısa ömürlü olup bü­ yük bir ün kazanmayı seçer. Kimi yerde has isim olup.

6). Nitekim Kerameikos mahallesi gibi. bir de yılan meydana getirir.şeh­ ri ve körfezin kendisi) seramik sanatının mer­ kezleridir. Kuyruğu kocaman bir yılandır. Hades'in o tunç sesli.bugün Ören . onlar ki tepelerinde otururlar karlı Olympos'un. oracıkta bir kız çocuk doğurmuş ve çocuğa boynuzla ilgili (keras boynuz de­ mek) bir isim verilmiş. aklınca bu onun bana yüklediği en güç işti. Byzas kral olduktan sonra Keroessa'nın başka bir oğlu kardeşine ve Bi­ zanslılara karşı savaş açmış (Byzas). İo ile Zeus'un kızı sayılır.bir köpek olarak göste­ rilir. Vergilius'un "Aeneis" destanında Aeneas'ı yeraltına götüren Sibylla Kerberos kö­ peğine uyuşturucu bir besi atar da öyle gire­ bilirler içeriye (Aen. 310 vd. ' Khaos. XI.İM K A M U S ağır bastı Hektor'un kara günü. Bizans'ın kurucusu Byzas'ın ana­ sı olan Keroessa. Odysseus ölüler ülkesine gittiğinde onunla doğrudan doğruya karşılaşmaz. bunların kötülüğün­ den korunmak için onlara Anthesteria bay­ ramlarında kurbanlar kesildiği görülür. Adı. Burada Apollon tanrı Hektor'u korumaktan vazgeçmek zo­ runda kalır. Ana Toprak.): Khaos'tu hepsinden önce var olan sonra geniş göğüslü Gaia.): Ekhidna bir azgın canavar daha doğurmuş: Adı dile alınmaz Kerberos'u. Hektor her eylemiyle yavaş ya­ vaş Ker'ine. 116 vd. Pontos. ya da yüz kafalı .): Bir ara buraya göndermişti beni o (yani Eurystheus). demişti. adından da anlaşıldığı gibi. boş olmak an­ lamına gelen "khainein" fiilinden türeme olsa gerek. "altın boynuz" diye anılan Halic'i geçtik­ ten sonra. Halk geleneğinde Ker'lerin ölülerin ruhlarıyla bir tutulduğu. Homeros ve Hesiodos'tan sonraki klasik çağda Ker'ler kendilerine özgü kişiliği yitirip Moira'larla karışır. Kcto. Kerberos'u yalnız Orpheus büyüleyip yumuşatabilmiştir (Orpheus). görevi dirilerin içeriye girmesini ve bir girenin bir daha dışarıya çık­ masını önlemektir. ama Herakles'in ruhu ona şöyle anlatır (Od.. varlığa kavuşmamış öğelerin karışımı anlaşıldığı aşağıdaki tanımlardan bellidir. onları böylece Harpya'lara benzetir. sonra. Bu Nympha'nın yetiş­ tirdiği Keroessa tanrı Poseidon'la sevişerek Byzas'ı doğurmuş. 623 vd. . Herakles'in on ikinci işi sayılan bu başarısı efsanede eşsizdir (Herakles). dünya var olmadan önce khaos vardı. sağlam tabanı bütün ölümsüzlerin. Bu korkunç hali ve Ha­ des'in giriş kapısında zincirlerle bağlı olduğu yerden havlamalarıyla ölü ruhları dehşete dü­ şürür. yani eceline kavuşacaktır. Kerberos ölüler ülkesinin bekçisidir. VI. yani Toprağın Denizle birleş­ mesinden doğmuştur (Tab. Kerberos çokluk üç başlı . Hesiodos'a göre. baş­ ka birkaç canavarla birlikte Typhon'la Ekhidna'dan dogmadır (Tab. daha biçime girme­ miş. 417 vd. 6) der Hesiodos (Theog. ama ben köpeği alıp çıkarıverdim Hades'ten dışarı. Gaia'nın. hiçbir tanrının Zeus'un bile elinden bir şey gelmez. Dionysos'la Ariadne'nin oğlu sayılan Keramos. Khaos'tan boşluk. Hades'in köpeği Kerberos.kimi anlatımda elli. Gorgo). Kerberos köpeğini al getir.. Ecel gelip çatınca. Keramos. ve yo! yol toprağın dibindeki karanlık Tartaros'la. Keroessa. kefe düştü. o aman vermez. sürekli. sırtında kara yılanlar dikilir. çömlekçilik sanatının kurucu­ sudur. yuvarlandı Hades'e dek.). yırtıcı köpeğini. Anadolu'da adını taşıyan bütün bölgeler (Kerme körfezinde Keramos . kirleten bir çeşit kötü ka­ der diye söz eder. Yunanca büyük deniz yaratıkları için kullanılan (ketos balina demek) Keto. elli başlı. Aynı anadan ve babadan olan kardeşi Phorkys'le birleşe­ rek önce Graia'ları ve Gorgo'ları doğurur (Graia. Kerberos. kimi zaman Erinys'lerden güzel şeyleri bozan. He­ siodos Theogonia'nın başında şöyle anlatır Khaos'u (Theog. İo. Khaos sözcüğü Yunanca açık. Atina'nın Kerameikos mahallesi­ ne adını veren efsanelik kişi. Yunan mitograflarının hepsine gö­ re. fiermeias'la gök gözlü Atbene bana kılavuzluk etmişti.

Aphrodite'yle Eros'un ve kimi zaman önemli ve belirgin bir kişilik kazandığı. düzensiz ağır bir Kharon. "Değişimler" adlı eseri şöyle başlar. sesinin nakışlarını onlar yapmıştır (Kadmos. Aglaie. taş çatlasa yumuşa Kharites (Kharit'lcr). Yunan efsanesinde pek belirli bir rol oyna­ Harmoniaj.. güzelim rubalar giydirdiler. I. (Met. ezgi as Kharon'a Sibylla'nın kendisine verdiği ve söylerler. onun içindir ki ölülerin ağzın. 362vd. Athena'nm yanı başında görü­ mayan Kharon'un Roma'da Etrüsk etkisiyle nürler. Para almazsa. Kharit'ler. Sizin işiniz bun/ar. yani Uy­ bunları ku tanrıya istediğini yapması için bir Kharit kuşatan gökyüzü var olmadan. Vlll. Bu görünümlüymüş Kharit'in adı Pasithea'dır. Harmonia'nın elbi­ la katı yürekli sandalcıyı yumuşatmak yolunu bulur. 1 vd. gözlere şenlik.) bil sıyla bir kosmogonia taslağı yapar Ovidius. üç kızı oldu ondan. İ. 382). 907 vd.)ı . Gece'dense Esir ve Günışığı doğdu. denizden. Hypnos. Gülümser Aphrodite de Kıbrıs'a gitti. Hele toprağa gömülmeyen ruhların olanı simgeleyen tanrıçalardır. ölülerin tek amacı topra{Ja "kharis" sözcüğüyle ilgilidir. yiğidi öte tarafa geçirmek isteme­ Kharit'ler tanrıların da.. Yunan mythos'ukavuşmaktır. Yeraltı ülkesinde ölülere Akheron yığın. nitekim adları Hades bataklığını geçmeleri olanaksızdı. Himeros'la bir­ sinin ölmekte olan insanı yeraltı ülkesine . Aene lon'un alayına katılarak hora teperler. evren içinde doğa. insanların da yüre­ ğine neşe ve sevinç serpen tanrıçalardır. XVIII.): leden sonra kaderlerinin ne olacağı konusun­ da bir karara varıldığı söylenirdi. çev. bu korkunç çi­ (Theog. Üç Güzeller: Polyneikes). zorl. işte oraya. Mu­ yince. kaba ve pinti bir ihtiyar olarak can türlü öğeleri. Kharon bu işe razı olduğu sa'larla birlikte Olympos'ta otururlar. obolos (metelik) konurdu. landırılır. Gömülemeyen ruhların yüz yıl nun Üç Güzeli'ni şöyle tanımlar Hesiodos havalarda serseri dolaştıkları. kımıldamaz. 267). Paphos'a kutsal bir koru tüten sunaklar vardı ya. bu ki Aphrodite doğar doğmaz. tek tanrıça vermeye ant içer (İl. khaos deniyordu ona. mezarlarında sık sık rastlanan simgesi. Eyuboglu): Anlatmak istiyorum değişen nesnelerin yeni biçimler alışım. da parlaklık. Herakles onu küregiyle döver. Etrüsk da Dionysos'un alayına katılırlar.. biçimsiz. Kharon abus çeh karmakarışıkmış içinde nesnelerin türlü reli. Kharon ruhları kovar. Apoliçin bir yıl boyunca Hades'ten sürülür. Üç Güzeller yıkadılar orada onu ve ovdular ölümsüz tanrıların bedenini parlatan yağlarla. şilerin ele alınmasına yol açmıştır (Elpenor. tragedyada da dramatik bazı ki­ tanrıçayla. karadan bütün uyutmayı aklına koyunca. Tannça Thetis.Khaos'tan Erebos ve kara gece doğdu. Hera da İda dağında Zeus'u Günümüze değin. güzellik anlamına gelen onun içindir ki. Ölü ruhlarına ırmağı geçirtmek İçin Bundan sonra da öğelerin bir bir ayrılma­ para alır. ışıltı. Erebos'la sevişip birleşmesinden. Bu inanç Okeanos kızı Eurynome'yle evlendi Zeus. insanda ve tanrıda yaratıcı­ lık doğuran tanrıçalardır. . Kharon Herakles efsanesinde rol oynar: Sandalcı. Z. güzelliği görenleri büyüleyen uyum destanda da. sert.il likte onun ardına koyuldukları gibi unu süsle makla tam anlamıyla öldüren bir cin olduğu mcde hep görev başında gösteriliri*] (Od görülür. XIV. Kharit'ler göze hoş mazdı. tanrının Kharis diye karısıyla karşılaşır Ulaştırın bu türkümü doğanın başlangıcından (İl. Euphrosyne ve sevimli Thalia. oğlu Akhilleus'a yeni silah­ yardım edin bana başladığım işte ey lar yaptırmak için Hephaistos'un işliğine gitti­ tanrılar! ğinde. ırmağını geçiren sandalcı. Khaos'u ayrıntılarıyla anlatan bir başka şair de Ovidius'tur. Kharit'ler her çeşit sanat işini esin­ Proserpina'ya adanmış bir altın dalı sunmak­ leyen ve koruyan.ı geçirtir kendini.

anaforun salını yutup yeniden su yüzüne çıkmasını bek­ ler. tanrısal Khraybdis bir yanımızda. en ünlüsü. Homeros'un akıllara durgunluk verecek bir dakiklik ve canlılıkla anlattığı Kharybdis belki Messina boğazında bulunan zamanla efsane­ leşmiş bir akıntı ve anafordur. kustuğu zaman da kaynayıp gümbürder koca engin ateşin üstünde dopdolu bir kazan gibi köpükler yükselir iki kayanın doruklarına kadar. Hermes'in kıla­ vuzluğunda yeraltına inen birçok ölüler . Büyücü Kirke Odysseus'la arkadaşlarını adasından yola çıkardığı zaman. Bir daha yutunca acı sularını denizin. nite­ kim Batı dillerinde "Kharybdis'ten Skylla'ya düşmek" diye bir söz vardır. Kharybdis bundan böyle bir deniz cana­ varı olmuş. Adı "Kheir". Efsaneye göre. Thetis). kurtaramaz.): şını kurban vermeyi yeg görür. Kharybdis'in üs­ tüne yıldırımını salarak onu denizin dibine at­ mış. Bir doğa adamı Göreceksin. ellerini kürek gibi kullanarak oradan uzaklaşır. dibi görünür anaforların içinde. Peleus oğlu Akhilleus'u Kheiron'a Odysseus Kharybdis'in önünden geçip büs­ emanet eder (Akhilleus). Çok oburmuş. Samsatlı (Malatya bölgesinde) Lukianos'un "Öbür Dünyada Konuşmalar"dır.Kharon'la ve kendi ken­ dileriyle konuşurlar. giderek tanrı Apollon bile ondan ders almış­ bîr incir ağacı var üstünde. üstüne oturur ve Kharybdis'in önünden bir daha geçer. XI!. (Akastos). leus'un babası Peleus'la özel bir ilişkisi vardır. kendini bırakıp tam üstüne düşer. Odysseus bütün arkadaşlarını yitirdikten sonra. XII. Ama Kheiron'un en ünlü öğrencisi kocaman. Akhiltanrısal Kharybdis sömürür. olan Kheiron doğadan aldığı derslerle en bü­ çok yakınlar birbirine bu kayalar. Gaia ile Poseidon'un birleşmesin­ den dogma ölümlü bir yaratıkmış. yük yiğitleri yetiştirmiştir. sonra doruklardan aşağı yuvarlanır bu köpükler. Odysseia destanından önce Kharybdis'in adı Herakles efsanesiyle ilgili olarak geçer: Kharybdis. yaprak dolu. gerçek­ ten de eli her şeye yatkındır. 101 vd. Sal birkaç saat sonra meydana çıkınca. Böylece korkunç tehlikeyi atlatır. yolda karşı­ laşacağı bütün güçlükleri kendisine bir bir sa­ yar. Kronos'la Philyra'nın oğlu Kheîron at adamların en iyisi. Herakles Geryoneus'tan çaldığı sürülerle önünden geçerken Kharybdis hayvanlara saldırmış ve hepsini yemiş. Ne korkunçtur bu canavar yutarken denizin acı sularını. vurursun birinden öbürüne bir okla. Kharybdis. lardır. Skylla'yi anlattıktan sonra (Skylla). düğünde Peleus'a hedefini yeri sarsan tanrı bile seni yıkımdan şaşmaz bir kargı armağan etmiştir (Peleus. en bilgi­ nidir.ve aralarında filozoflar . Böylece girdik dar boğaza içimizi çeke çeke. Kheiron'un. yağmurdan ka­ çarken doluya tutulmak anlamına gelir. Kheiron öjjrenı İ8İ bütün yok olmaktansa. batan gemisinin yelken direğini omur­ gaya bir kayışla bağlayarak. Kharybdis'i şöyle tanımlar (Od. bu kez sözü geçen incir ağacına tırmanır. Skylla'ya altı arkada- . daha alçak öbür kapa (yani Kharybdis).Kharon'un asıl rol oynadığı bir yapıt. Asklepios. ne yese doymazmış. Thetis kocasını bırakıp denize dö­ nünce. dipteki masmavi kumlar fırlar dışarı. yutar kara sulan ağacın altından. ölümden sonra her türlü varlığın boş olduğu sonucuna varırlar. sini salık vermiş. Kheiron. Sarsılır gümbürtüyle çevresinde kayalar. Odysseus'un serüvenlerinde çok önemli bir rol oyna­ yan bu canavarların ünü atasözlerine ve de­ yimlere geçecek kadar yaygın olmuştur. onu her fırsatta korur. destekler: Akastos'un Üç kez kusar günde ve çeker içine sömürür sarayında başına gelen serüvenden kurtarmış üç kez. Ve geçidi şöy­ le anlatır (Od. deniz tanrıçası Thetis'le evlenme­ suları yuttuğu stra varayım deme oraya sakın.)-. Buna öfkelenen Zeus. Sicilya'yı İtal­ ya'dan ayıran Messina Boğazında Kharybdis'le Skylla diye iki canavar vardır. 234 vd. Akhilleus'tur (Akhilleus). yani "el"den gelir. Odysseus. İason. Skylla bir yanımızda. Atlatılması gereken en büyük bela Skylla ile Kharybdis kayalarının arasından geçmek­ tir.

Skylax'ın açıklaması gerçeğe daha uygundur: "Dionysias adası.): Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. Onu barakasında karisi gibi kullanır. Herakles kendisine saldıran at adamları püskürtünce oklarından biri Kheiron'un etine saplanmış. 318 vd. Kherion'un ölümü Herakles'in elinden olur. söndürülmez ateşi üfleyen Khimaira'yi. Khrysaor. Helene'nin kaçırılmasından çok sonraki olayları canlandıran İlyada'da Helene'den de daha büyük bir yer tutarlar: Bunlar Khryseis'le Briseis'tir. saldırgan Akhalar çapulculuk seferlerine girişerek talan etmeye uğraşırlar zengin Anadolu şehirlerini.): Khimaira'yı da doğurdu Ekhidna. Burada ilkçağda olduğu gibi bugün de dağdan doğal gazlar fışkırır ve bunlar kendiliğinden ya da bir kibritle tutuştu­ rulup hiç durmadan yanar. Kronos. Tesalya'nın Pelion dağı eteklerindeki mağarada hocası Kheiron'la geçirdiği eğitim yıllarına borçlu­ dur. Siderus limanı ve burnu. müzik. İlkçağ yazarları da Khimalra ateşini bilir. Neden? Akhalar Troya'yı kuşattıktan sonra yıllarca bekler­ ler güçlü kentin surları önünde: Troya düş­ mez de düşmez. Gerçekten de bugün orada yapı kalıntıları ve Hıristiyanlık çağına kadar uzanan bir tapınak yeri olduğunu gösteren yazıtlar bulunmaktadır. hiçbir zaman sönmemekte­ dir". En büyük pay her zaman krallar kralı Agamemnon'a gider. Troas bölgesine yaptığı bir çıkarmada Akhilleus Khryse kenti­ nin Apollon rahibi Kryses'in kızı Khryseisi tutsak olarak almış. Bu sırada. bunun üstünde. kor­ kunç ejderha da böylece can vermiş.ni dillere destan olacak biçimde yetiştirir: Ona avlanmayı ve savaşmayı öğrettiği gibi. Gorgo'lardan Medusa'nın oğlu sayılır (Tab. İkisi de yeraltı yaratıktan olan Typhon'la Ekhidna'nın birleşmesinden Khi­ maira diye bir canavar doğar. ahlak ve hekimlik dersleri de verir. korkunç ve büyük. Homeros aşağı yukarı Hesiodos gibi tanım­ ladığı Khimaira'yı Bellerophontes efsanesine bağlar (Bellerophontes). Khimaira'mn bulunduğu yer Lykia'da Olympos (bugün Çıralı) kentinin arkasındaki Yanartaş diye gösterilir. yağ­ ma ettikleri şehirlerden seçkin kızlar. Bu savaşta kadınlar önemli bir rol oynar. Öyle ki dağda yer yer yanan ateş denizden bile gözüküp gemici lere kılavuz olurmuş. Akhilleus başta olmak üzere. Altın. "mons Chimaera" Phaselis'e yakındır. sürü sürü'tut­ saklar ortaya konup Akha yiğitleri arasında bölüşülür. Okeanos kızı Kallirhoe ile evlenir ve Geryoneus'u üretir. ejderha kafası Pegasos hakkından geldi bu Khimaira'mn koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. üç kafalı Khimaira'yi: Biri azgın bakışlı aslan kafası. hızlı ve güçlü. Yarasının iyileşme­ yeceğini anlayan Kheiron da ölümsüzlüğü Prometheus'la değişerek ölmeyi yeğ görmüş (Kentauroi). Troya savaşı bir kadın yüzünden çıkmıştır. Doğumunu şöyle anlatır Hesiodos (Theog. ni . Bel­ lerophontes Khimaira'ya saldırmak için Pe­ gasos atma binmekle kalmamış. Kheiron'un da at adam olarak dogması ondanmış. Homeros'la Hesiodos'ta sözü geçmeyen bir anlatıma göre. öteki keçi. Khimaira. Khrysaor. kargısının ucuna (ya da kullandığı oklara) kurşun koy­ muş. bir yerine. Hele ikisi. 280 vd. Akhilleus'un üstün yeteneklerini. deniz perisi Philyra'yla birleş­ mek için bir at biçimine girmiş derlerdi. tunç. öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını Khrysaor. Ne var ki tanrı oğlu olduğundan ölümsüzmüş. Hesiodos onu şöyle anlatır (Theog. dağda Hephaistos mabedi ve topraktan kendiliğinden fışkıran büyük alev bulunmaktadır ki. Khryscis. Her iki yazar da doğal ateşin fışkırdığı yerde Hephaistos'a bir tapınak bulunduğunu söylemektedirler. Plinius'a göre. Biri deniz kıyısında doğduğu için. değerli silahlar almakla kalmazlar. Destan bir korku sahnesiyle açılır: Akha or­ dusu salgından kırılmaktadır. canavarın ağızlarından fışkıran ateşle eriyen kurşunlar etini dağlayıp yakmış. ne var ki yeri üstünde bir uygunluk yoktur anlattıklarında. giderek sever. öteki yılan. getirmiştir. Yığın yığın mallar. kadınlar da kaçırırlar. de­ mir. 6). Kallirhoe'den Ekhkl na da doğar (Ekhidna).

Homeros'tan sonraki efsane ve görüşlerde Kimmer'lerin.yuvar­ lak bir disk biçimindedir. ama Akhaları aldatmış: Bir gerçek gemi donatmış. on iki sağrak dolusu da ismaros şarabı alır. Kiliks. Kimmer'lerin nerede oturduğu. Tarihsel çağlarda (İ.): Güneş batarken ve kararırken tekmil yollar vardık sınırlarına deri nakışlı Okeanos'un. Kar­ deşleriyle birlikte kaçırılan Europe'yi arama­ ya gider. Kimmer'ler diye bir ulusun varlığı ilkin Homeros'un Odysseia'sında geçtiğine göre. 43 vd. Europe'nin Zeus'tan olan oğlu Sarpedon'la birlikte komşu Lykia'ya saldırır. yalnız Agamemnon karşı koyar bu isteğe ve Khryses'i sert sözlerle kovar. Ama böylece Kinyras sö­ zünü tuttu sayılmış. 38-61).kâhlı karısı Klytaimestra'dan üstün tutar onu. yalnız bir gemi varabilmiş Aulis'e. Odysseus ölüler ülkesine Kimmer'lerin ora­ dan iner ve burayı şöyle tanımlar (Od. parlak güneş onları ışınlarıyla göremez hiçbir vakit. Kinyras. ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe. kırk dokuz tane de topraktan tekne yaptırıp. ama oradan yedi külçe altın. hepsini denize in­ dirmiş. Bu görüşü Vergilius'un "Aeneis" destanında buluruz. Bir tasına yirmi tas su katılıp içilen bu bal gibi şarapla ileride Kyklops Polyphemos'u sarhoş edecektir Odysseus. Thasos ve Poiniks'in kardeşi (Tab. 10).oraya doğu denir -.) (Apollon). onları bizim dünya haritamıza yerleştirmek için Homeros'un dünya haritasını göz önüne getirmeli. Kinyras Kıbrıs adasının yerlisi değildir: Suri­ ye'nin Byblos kentinden gelmedir.ilk uğrağı Kikon'lar adlı bir boyun oturdu­ ğu İsmaros kentidir. Kıbrıs kralı Kinyras'ın adı İlyada'da geçer: Troya savaşına katılması için Aga­ memnon ona Odysseus'la birlikte Talthybios'u göndermiş. bu diski Okeanos ır­ mağı çepeçevre sarar. Europe. Neden? Kikon'lar Troyalıların savaş ortağı olduklarından mı. Kikon'lar. bir gümüş tas. Güneş görmediği için karanlık sayılan bu ülkenin ka­ ranlığın ta kendisi olan ölüler ülkesiyle ilgili görülmesi doğaldır. güneş gör­ meyen bu ülkeyi batıya mı. kırk dokuzu batmış. Kelt ya da İskit boylarının ata­ ları oldukları ileri sürülür. IX. yalvarır.buraya batı denir -. oradadır Kimmer'lerin ülkesi ve kenti. Akha önderleri kızı geri vermek ister­ ler. kuzeye mi yerleş­ tirmek gerektiği mythos yazarları arasında tartışma konusu olmuştur. Odysseia'nın önsözünde belirtildiği gibi (s. yoksa gi­ derayak bolca mal edinmek için mi? Bu serü­ venini anlatan Odysseus nedenini söylemez. Odysseus'un dönüş yolculuğun­ da.) Odysseia'ya göre dünya . Roma dünyasında ise ölüler ülkesine girişin güney İtalya şehri Cumae'den olduğu sanılırdı. burada belki batı Av­ rupa'da maden işleten ve Akdeniz'den gelme kervanlara bakırla tunç satan uluslar söz ko­ nusudur. Bir efsaneye göre Kiliks. zafer kazanır ve Sarpedon'a bu bölgenin krallığını verir (Sarpedon). yakarır. yemek ye­ mekle oyalandıklarından dağlardan inen atlı Kikon'ların saldırısına uğrarlar. gene de ucuz kurtulurlar: Altı ölü verip kaçar­ lar (Od.ki o zaman tanı­ nan dünya yalnız Akdeniz dünyasıydı . bulamayınca Kilikya bölgesine yer­ leşir ve buraya adını verir. Öylece seri/i durur bir uğursuz gece bu zavallı ölümlülerin üstünde. Başka efsanelerde Kimmer'lerin yeraltında galeriler­ de oturdukları anlatılır. Orayı Akhalar bir iyice talan ederler. Kimmer'ler Odysseia'da adı geçen efsanelik bir ulustur. dövüş. Güneş bu ırmakta ba­ tar . Kadmos. ama onlar şarap içip. Agenor'un oğlu. Ne var ki günün birinde Khryses zengin kur­ tulmalıklarla kızını geri almaya gelir. Bunun üzeri­ ne rahip Apollon tanrıya yakarır ve tanrı Khryses'in öcünü alır (İl. VII. yüzyıl) Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırıp Phrygia başkenti Gordion'ü yıktıkları bilinir. Kimmerioi (Kimmer'ler). gene ırmağın karşı tarafında doğar . 176 ne de gökten toprağa döndüğü vakit. Bu işleri yaptıktan sonra arkadaşlarının çabuk gemilere dönmelerini buyurur. Kim­ mer'ler de Okeanos'un ötesinde kuzeybatıya rastlayan bir bölgede düşünülmelidir. XI. I. 14 vd. Savaş. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü. Kendi ve . Ö. 22 vd. Bu Trakya şehri bugün­ kü Dedeagaç olsa gerek. Kinyras da elli gemi yolla­ maya söz vermiş.

yurda dönmek gerektiğini hatırlatırlar ona. ama önce ölü . Başlarında Eury­ lokhos vardır (Od. X. yoldaşlarım da insan kılığına sokar. Kıb­ rıs kralı Pygmalion'un kızını almış ve Ado­ nis'ten başka bir oğluyla üç kızı olmuş. Ef­ sanenin başka bir dalında Kinyras tanrıça Aphrodite'nin saydığı ve sevdiği bir kral ola­ rak gösterilir. usta bir bilici ve müzikçi olarak adaya sanatları ve uygarlığı da getir­ miş. 8). attı önlerine kayın kozalağı. hep yediği şeylerdi bunlar yerde sürünen domuzların. Argonaut'lar desta­ nında da söz konusu olur. Şimdi onlar tıpkı domuza benzemişlerdl başları ve sesleri. içine tanrının onun için kopardığı "malü" di­ ye sihirli bir bitkiyi atacak ve kılıcıyla saldırıp tanrıçayı alt edecek. "Aia". tunç işlemeciliğini kuran ve adaya ilkçağdaki zenginliğini kazandıran kral olarak geçinir. Kirke yalnız Odysseia'da değil. güzel belikli. Güneş tanrı Helios'la Okeanos kızı Perseis'ten dogmadır denir ki­ mi efsanelerde. kızılcık yemişi. Kirke hepsine değneğiyle vurdu ve kapattı yoldaşlarımı domuz ağılma. L35 vd. Kirke Odysseus'un gücü karşısın de şaşakalır. yalnız Eurylokhos kuşkulanıp dışarda kalır. erkekliğine vurulur ve onu yatağına aldıktan sonra. onlarda hemen d ikiller. ama akıl vardı gene içlerinde eskisi gibi. Ağlar. 210 vd. Kinyras Kıbrıs adasında bakır madenlerini ortaya çıkaran. sarı bal ve arpa unu ezdi Pramno. bir burundur. onlar diker dikmez içkiyi. Ne var ki Odysseus'un arkadaşları onu uyarırlar. Aiolos'un adasından kovulduktan. Kıbrıs'ta bu tanrıçanın kültünü kurmakla kalmamış. Kinyras da 160 yaşma kadar yaşamış. giden yabancılara verirlermiş kendilerini. yamyam Laistrygonlara epey kurban verdikten sonra Odysseus'aı arkadaşları Kirke'nin Aiaie ada­ sına varırlar( İd X. Kolkhis kralı Aietes'in ve Giritli Minos'un karısı Pasiphae'nin kız kardeşidir (Tab. Odysseus böylece Kir ke'nin konağında bir yıl kalır. Bu aşktan Adonis doğar (Adonis). efsanenin bu konuda bu kadarcık yanıl­ ması doğaldır. Odysseus arkadaşlanna besi sağlamak için ava gider.): » Tanrıça onları içeride tahtlara. Kinyras efsanesinin en ilginç yönü. Öyle olur. büyücü Kirke'yi nasıl alt edeceğini söyler ona: Kirke ona zehirli şarabı içirecegi anda. Kirke de tıpkı Kalypso gibi onu kendine koca etmek hevesiyle yanıp tulu. şarabimi ı. Bu adanın nerede olduğu az çok belli.oğlu Adonis'le ilgili efsanelerin Fenike kay­ naklı oluşundan da bu çıkmaktadır. insan sesli korkunç tanrıça. Kinyras Kıbrıs'a gelince Paphos kentini kurmuş. çünkü bu­ gün de italya'nın Sardunya karşısındaki Etruria kıyılarında Capo Circeo diye anılan bir yer var. Fenike'den gelme "kinnor" adlı bir sazla (Kinyras adı oradan türemeymiş) tanrı Apollon'la yarışmaya girmiş ve Marsyas gibi tanrı­ nın gazabına uğramış. Büyücü tanrıça Kirke tıpkı Kalypso gibi Odysseus'un serüvenlerinde başlıca rol oynayan kişilerdendir. peynir. Odysseus'un arkadaşları dışanya çağırırlar Kirke'yi. yiyip içip kayli sürmekte. orada Kirke otururdu. güzelliğine.. Aphrodite onu sevdiği için uzun ömürlülük bağışlamış. kimine göre de Hekate'nin kızıdır ve büyücülüğü ondan almıştır.. "gaia" yani toprak anlamına geldiğine göre.). kendisine ve arkadaşları na bir kötülük yapmayacağına ant içirecektir. kılları vegövdeleriyle. Sonra da olan olur Odysseus'un arkadaşlarına: Kir­ ke'nin onları domuza dönüştürmesini şöyle anlatır Homeros (Od. Sonunda da Mısır'a göçmüşler. iskemlelere oturttu. Kirke razı olur. sızlar halde onları kapadı oraya. 232 vd. sağrağa korkunç ilaçlar karıştırdı büsbütün unutsunlar diye baba toprağını. ama bu bir ada değil. Tanrı­ ça Aphrodite'nin öfkesini üzerlerine çeken bu kızlar birer yosma olmuşlar: Kıbrıs'a ge­ len. onun kızı Myrrha'ya (ya da Smyrna) olan dogadışı aşkıdır. oysa tanrıça onları içeri alır. maktadır. Verdi onlara bu içkiyi.agını görür uzakta. X. dumanı tütmektedir sık çalılı gın. Efsaneler Kirke'nin Aiaie adasında oturduğunu belirtirler. Kirke. palamut. Tanrı Hermes Odysseus'un yardımına ko­ şar. ormanın ötesinde. çıktığı tepeden Kirke'nin kon. Korka korka birkaç arkadaşını gönderir oraya.): Gide gide Akile adasına nardık sonunda.

Kleio. Kirke'nin. Adı bükmek. tanrıçadan. Okeanos'la Tethys'in kızı. Bu Fero­ nia ile Kirke arasında bağlantı kurmamak ola­ naksız. olayların akışı­ nı ölçmeyi simgeler. Klytaimestra. Hera da bu dileği yerine getirerek iki oğlanı uyuttu. Kirke-Feronia. Sağ elinde boru. öbüründen Klytaimestra ile Kastor çık­ mış. bu kez. Argos'taki Hera tapınağı rahi­ besi olan anneleri Kydippe'nin arabasını. Tyndareos'la Leda'nın kızıdır. Dönüşte Odysseus gene Aiaie adasına uğrar. Bu tanrıçanın "feri" yani vahşi hayvan sözcüğünden türeme adı. 31) an­ latılmıştır. X. Motifleri Ana Tanrıça kültünün özelliklerini andıran Kirke efsanesi Odysseia'da sözü geçen başka temalarda ol­ duğu gibi peri masalı. büyülemek. Benliğinde zıt duyguların çarpıştığı öbür trajik kişiler gibi Klytaimestra' nın da destanda pek adı geçmez. kutlamak. öteki de Latinos'tur derler. herhangi bir hayvan haline getirmekle açığa vurur. Klotho. kahramanlıkları di­ le getirir bunlarla. iki yumurta doğurmuş derler. çeşnisi de taşır. doğurganlık ve bereket kavramını erkeği boyunduruğa al­ mak. Bu tanrıça dişidir. Arabayı çekecek ineklerin olmadı­ ğı bir günde. Kleobis. daha sonra da Feronia'nın Anadolu'nun Ana Tanrıçası Kybele ile ilişkisi göze çarpar. kö­ tüye varan yolların hepsini deneyen kadın olarak yazarları sonsuzca esinleyen bir tip ni­ teliğini kazanmıştır. Kirke-Odysseus macerasının İtalya efsanesince ne kadar benimsendiği gö­ rülür. Klytaimestra aşığı Aigisthos'un elinde . Kroisos ona bu dünyada en mutlu insanın kim olduğunu so­ rar. Klytaimestra mythos'ta Helena kadar eşsiz bir rol oynar. Telegonos'un İtalya'da TuSculum şehrini kurdu­ ğu. Latinos'un da Latinlerin atası sayıldığı he­ saba katılırsa. Bir kaynağa göre İapetos'la evlenip Atlas. Odysseia'dan sonraki efsanelere göre Kir­ ke'nin Odysseus'tan birçok çocukları olur. do­ kumak anlamına gelen Klotho hayat ipliğini büken tanrıça sayılırdı (Moira'lar). yurdu besbelli ki İtalya'dadır. Klymene. Zeus'le Themis'in kızları olan kader tanrıçaları Moira'ların biri. Kleobis'le Biton götürdüler. Leda kuğu kuşu haline girmiş tanrı Zeus'la birleştikten sonra. birinden Helena ile Polydeukes. Argoslular iki kardeşin heykelini Delphoi'ye adadılar. dişilik. adam öldüren. bi­ ri Telegonos. Prometheus. Adı Klytaimestra ya da Klytaimnestra olarak geçer. Kirke'nin kimliği ve nitelikleri üstünde bil­ ginler çok durmuş. öylece öldüler. övmek anlamına ge­ len "kleio" fiilinden türemiş olan Kleio (ya da Klio) Musalann biridir. Bütün bu öğeler Ana Tannça'nın kişiliği ve yaygınlı­ ğı tam bir aydınlığa kavuşacağı zaman gere­ ğince değerlendirilebilecektir. Kydippe. suç işleyen. Bölgenin Etruria yani Anadolu'dan gelme Etrüsklerin yerleştiği yer olduğu da ak­ la getirilirse. Adı. Bu öykü Herodotos'un Tarihinde (I. Kirke' nin sözleri tıpatıp doğru çıkar ve Odysseus sonunda selameti büyücü tanrıçanın öğütleri­ ne borçlu olur. İnsanların unutulma­ ması gereken ünlü. düşünmüştür. ya da gitar bulunur. yani su saati vardır. oğul­ larına. Skylla ve Kharybdis'ten nasıl korunabileceğini bildirir. 3). kimi resimlerde elinde bir klepsydra. 307'den XI sonuna dek). hayvanları ev­ cilleştirip arabasına koşan tanrısal varlığı sim­ geler. 45 menzil uzaktaki tapınağa kadar. Epimetheus ve Menoithios'un ana­ sı olmuştur (Tab. Kirke ona ilerdeki yolculuğun nasıl düzenlenmesi gerektiğini. Kirke'nin yeri. Helena ile Polydeukes Zeus'un dölleri. tarih ya­ zarlarını esinleyen peri sayılmıştır. Bundan sonra Odysseus'un Hades yolculuğu anlatılır (Od. şanlı eylemlerini dile ge­ 178 tirdiği için. Artemis-Kybele gibi doğaya hâkim. bugün Capo Circeo'nun bulunduğu bölgede Roma çağlarında Feronia adlı tanrıçaya tapıldığı gö­ rülür.ler ülkesine gidip Teiresias'ın ruhuna danış­ masının gerektiğini bildirir. sözü edilse de işlediği suçlann asıl etkeni olarak gösteril­ mez. tarih alanı ona ayrılmış. Seirenlerden. vahşi hayvanları dizgine alan tanrıça anlamını taşır. 12). Atinalı Solon zenginler zengini kral Kroisos'a konuk gidince. Klyaimestra ile Kastor ölümlü Tyndareos'un çocuklarıymış (Tab. Solon ilk olarak yurdu için can veren Tellus'u saydıktan sonra ikinci örnek olarak da Kleobis'le Biton'u gösterir. insanlar için en iyi şeyi bağışlamasını diledi.

1. Krallığı sırasında Atina Peloponez'lilerin saldırısına uğramış. Sophokles de. Titanlardan biri (Tab. ça§daş bir görüşle nitelenecek olursa. Onlar da kralı öldür­ düklerini anlayarak saldırıdan vazgeçmişler. İapetos ve Kronos'tur. Klytaimestra'nın kardeşleri Dioskur'ların saldırısına uğ­ rayınca Klytaimestra ile evlenmek zorunda kalır. Poseidon'un soyundan olan efsanelik Atina kralı. Ancak tragedya İledir ki. Hyperion. Uğursuzlukla başlayan bu evlenme son­ suz bir kin ve suç zincirinin birinci halkasıdır. Ama Klytaimestra'nın kocasına olan asıl hıncı kadın yüzünden değildir. kız kardeş . İlyada'da bile krallar kralı tutsağı Khryseis'i meşru karısı Klytaimestra ile bir tutmak cüretini gösterir (İl. gerçi Agamemnon'la ev­ lenmeden Klytaimestra'yı bazı efsaneler Tantalos'la evli gösterir. asıl karım Klytaimestra'dan üstün o kız. 15). Bütün bu tragedyaları bir bir ele alamayacağı­ mıza göre. Onu koca. çocuklarını da öldürür. içindeki karşıt duyguların çarpışması daha karmaşık olduğundan Aigisthos-Klytaimestra ikiliğinde baş rolü alır. İki düşmanla karşı­ laşmış ve onlarla kavgaya tutuşmuş. kadın ve eş olarak bunca şımarıklığı olan Helena'nın hiç ceza görmedi­ ğini. aslında suçluluğu­ nu örtmek için bir bahane olduğunu yüzüne vurur. Koios. birini öl­ dürmüş. Klytaimestra özgür bir kişilik kazanır ve dramı daha derin. az daha evlat katili yapan kızı İphigeneia'nm kurban edilmesidir.bir araçtır. Tragedya ya­ zarlarından Aiskhylos da. Klytaimestra ömrünün başından sonuna kadar kıskançlıkla kıvranmış durmuş. öbürünün eliyle de vurulup ölmüş. onu suça iten duygu da bu kıskançlık olmuştur. Agamemnon'la Klytaimestra mythos'ta geçinemeyen. fikri yerinde. Bunu Agamemnon'a bir türlü affedemez. bu Tantalos Thyestes'in oğludur (Tab. hepsinin birden esinlediği Klytai­ mestra tipini özetlemeye çalışalım. Kodros. Tragedyaların bazıları Agamemnon'un öl­ dürülmesinde Klytaimestra'yı asıl fail olarak gösterir. Klytai­ mestra'nın ilginç ve karmaşık tipinin tamam bir portresini okumak için Aiskhylos'un "Agamemnon". Sophokles'in "Elektra".): Doğrusunu isterseniz. Orestes'e anana kıyma diye yalvarır. Bunu haber alınca Kodros hayatını yurduna feda etmeye karar vermiş ve dilenci kılığına gire­ rek şehirden dışarı çıkmış. Uranos'la Gaia'nın oğlu. Agamemnon bu Tantaloş'u da. kiminde de Mykene'de yalnız kaldığı için Aigisthos'un zorlamasına dayanamayıp kendini veren ve âşığının elinde bir araç gibi kullanılan bir zavallı kadın pozundadır. Helena'nın ikizi olmakla başlar bu kompleks. Kod­ ros öldükten sonra Atina tahtına oğlu Medon çıkmış. üstelik ev kadını. Euripides de Klytaimestra tipini kendi görüşleri­ ne göre sonuna kadar işlemekten geri kalma­ mışlardır. ama onun öldüğü haberini alınca tanrılara şükran adak­ ları adayacak kadar sevinir. kıskançlık diye adlandırılmalıdır.112 vd. yani rol oynadığı tragedyalar hem çok. Bu yüzden duyduğu kini öbür çocuklarına da bulaştırır: Elektra'dan. Küçük oğlu Neleus da Miletos'a göç­ müş (Neleus 2). Khryseis'ten daha güçlü bir kuma da çıkarır karşısına: Troya'dan Kassandra'yı sarayına getirince. Kadınlığı böylece hor görülen Klytaimestra ister istemez kendini kardeşi Helena ile kıyaslar. Euripides'in "Elektra" ve "Orestes" tragedyala­ rını okumak gerekir. onun yüzünden kendi başına bunca be­ lalar geldiğini yana yakıla dile getirir. Klytaimestra'ya ona iyi davranma­ sını öğütler. Orestes'ten nefret eder. Öyle ki Klytaimestra nicelik ve nite­ lik bakımından da efsanenin en göze çarpan kişilerinden biri olarak karşımıza çıkar. Delphoi kehaneti de Peloponezliler Atina kralını öldürürlerse zafer kazanacaklarını bildirmiş. aklı. boyu boşu. hem de bu tragedyalarda oynadığı rol biricik ve eşsizdir. Erkek kardeşleri Okeanos. Elektra anasıyla sert tartışmalarından Klytaimestra'nın ileri sürdü­ ğü bu İphigeneia olayının. birbirini sevmeyen çiftin ta kendisi­ dir. Klytaimestra'nın içinde başlıca yeri tutan duygu. 4). Gerçekten de tragedyanın sahneye koyduğu Klytaimestra yüreğinde en ufak bir analık duygusu olmayan bir kadındır. ondan aşağı değil yapısı. Atinalılar işin farkına vararak ölüsünü Peloponezlilerden istemişler. Kodros'un mezarı tarihsel çağlarda Atina kapılarının birinin önünde gösterilirmiş.

Rhea çocuğun çevresinde Kureta'larm coşkun rakslarla tunç kalkanlarına vura vura gürültü yapmalarını emretmiş. Sicilya'da Kamikos (sonradan Agrigentum olur) şehrinin kralı.leri Theia. Korinnos Troya'nm yerlisi bir ozanmış. İniltiler ırmağı anlamına gelen Kokytos ölüler ülkesinde akan ve Akheron'a dökülen bir ırmaktır. iki kızları olur: Leto ve Asterie. onlar da kralın üstüne kaynar su dökerek ölümüne se­ bep olmuşlar (Daidalos). Amphitryon. Girit kralı Daidalos'un bura­ da saklandığını anlamış. Kokytos'un suları buz gibi diye tanımlanır. ipli­ ği bir ucundan öbür ucuna geçirmesini başa­ rana ödül vereceğini bildirmiş. Korybant'Iar da Phrygialı ana tanrıça Kybele'nin rahipleridir. Daidalos hava­ ya uçarak Girit'ten kaçtığı zaman Kokalos'un yanına sığınmış ve saklanmış. böylece çocuğun bağrışmalarını tunç sesleriyle boguyorlarmış. hepsi birden Ana Tanrıça 180 . Orada karıştı coşkun davul sesleri Pbrygia kavallarının tatlı nefeslerine. sonra çık yola. 508 vd. o da ipliği bir karıncaya bağlayıp karın­ cayı şeytanminaresinin içinden geçirtmek ge­ rektiğini söylemiş. Yazı yazmasını da Palamedes'ten ögrenmişmiş (Palamedes). Korinnos. Minos da Dai­ dalos'u aramaya çıkıp Sicilya'ya vardığında usta yapıcıyı bulmak için bir düzene başvur­ muş: Bir iplikle bir şeytanminaresi almış. Homeros'tan önce ve Troya savaşı­ nın olduğu sıralarda llyada destanını yazmış. Themis. Korybant'Iar. Kokalos daya­ namayıp bunun çözümünü Daidalos'a sor­ muş. Kokytos. Kore. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. hekim tanrı Askleplos'un anası (Asklepios). Odysseus yeraltı ülkesi­ ne inecekken. Toprağın oğulları oldukları söylenir: Rhea Girit'in Lyktos magarasında Zeus'u doğurduğu zaman onu Amaltheia adlı nympha'ya teslim eder. Kokalos bu çözümü Minos'a bildirince. Rheia. X. Amaltheia da onu keçi sütüyle besleyip büyü­ tür (Amaltheia). Odysseus yeraltı dünyasına inmek için çu­ kuru orada kazacaktır. Korybas Lydia ya da Phrygia dilinde ilkin Attis'e verilen bir addır. Lapith'ler kralı Phlegyas'ın kızı. Korybant'Iar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'larm çığlıkları arasında gümbürdesin diye. uzun uzun kavaklar göreceksin. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'Iar çembere gerilen deriyi. kısır söğütler.): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. orada Alçakkıyı var ve Persephone'nin koruluğu. Koronîs. Demeter'in kızı Persephone'ye verilen ikinci bir isimdir (Demeter). Komaitho. Tethys. Kokalos'u konuğunu teslim etmeye zorlamış. Korybantes ve Kuretai diye yazın kaynaklarında geçen Ana Tanrıça'nın rahiplerini Euripides Bakkha'lar "tragedyasında şöyle tanımlar: Ey karanlık diyarı Kureta'larm. Koios'la Phoibe evlenirler. Hades bataklarına doğru. Sonradan Ze­ us. Mnemosyne ve Phoibe'dir. Kokalos. Efsaneye göre Kureta'lar iki ya da dokuzmuş. Homeros destanlarını yazmak için onun eserlerinden esinlenmiş. Burada iki ana tanrıçanın ve onun hizmetinde bulunan efsanelik rahiplerin de birbirine karıştığı görülür. Kureta'lar ise Zeus efsanesin­ de rol oynayan cinlerdir. Pyriphlegeton adın­ dan da belli olduğu gibi (pyr ateş demek) kay­ nar sulu bir ırmak olduğu halde. Kybele ve Dionysos tanrılannın kültleri birbirine karışmış ve Daktyl'ler. benim için. genç kız anlamına gelir. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. ne var ki Kokalos ko­ nukluk kurallarını çiğnememek için kızlarına Minos'u öldürmelerini buyurmuş. ama tanrı bebeğin seslerini Kronos duyup da öbür çocukları gibi Zeus'u da bulup yutmasın diye. Pyriphlegeton ve Kokytos akar. Işığı simgele­ yen göksel varlıklan meydana getiren Koios' la Phoibe Apollon ve Artemis'in atalarıdır. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar! Orada icat ettiler. büyücü tanrıça Kirke ona Hades haritasını şöyle çizer (Od. Bkz. orada Akheron. Kureta'lar Giritli ana tanrıça Rhea'nın. Kore ya da Kora. Korybant'Iar ve Kureta'lar.

gümbürtülü bir vecit içinde kendilerin­ den geçerek "enthousiasmos" denilen duru­ ma girerek tanrıya karışmayı sağlarlardı (l)aktyller. Aiolos'la Enarete'nin oğlu. Aineias'ın karısı (Tab. sıçanlar her şeyi kemirip yok ediyormuş. lason Medeia'yı boşayıp Kreusa'yı almaya razı olur. Dionysos). Pelias). 22). Tapınağın kurulması efsaneye göre şöyle olmuş: Krinis günün birinde Apol­ lon tanrının öfkesine uğramış. (1) Atina kralı Erekhteus'un kızı. Zeus bebekken babası Kronos'un elinden kurtarılmak için Girit'e bı­ rakılınca Kreş adada hüküm sürmekteydi ve Zeus'u koruyan o olmuştur. Tyro'nun tanrı Poseidon'dan olan Neleus ve Pelias adlı oğullarını evlatlığa alır. Pallas'la Styks'in oğlu (Tab. Bu rahipler Kybele ayinlerini baş döndürücü rakslarla. gi­ yer. Kratos. Kreon. flüt. Attika bölgesi bu kıza göre adlandırılmış. nesi varsa sıçanla­ rın saldırısına uğramış. Kreş. (1) Korinthos kralı. 6). En es­ ki destanlarda Aineias'ın karısının adı Kreusa değil. Aineias karısını aramak için şehre geri döndüğünde. lason ve Pelias'ın şehri olan lolkos'un kurucusudur (Tyro. oklarıyla hepsini öldürmüş. Alina'ya da Kranae denmiş. Ilyada'da Agamemnon'un tutsak tuttuğu kızı Khryseis'i almaya gelen Khryses bu tapına­ ğın rahibidir. kumasına armağan olarak bir gelinlik gönderir. Eurydike'dir. Kekrops'tan sonra tahta çı­ kan o olmuş ve Attikalılara "Kranaos'lular". Antigone dramında büyük bir rol oynar ve doğanın kanunlarını hesaba kat­ madan devlet kanunlarını yürürlüğe koymaya çalışan yöneticinin iflasını simgeler (Antine. İason'la Medeia efsanesinde rol oynar: İolkhos'tan kovulunca İason'la Medeia Korinthos'a. Kreon'un yanı­ na sığınırlar ve birkaç yıl barış içinde yaşar­ lar. güç ve kuvvet simgesi (Bia). Tyro ile evlenir ve Aison'u doğurur (Tab. Krinis. Oidipus.Kybele'nln kültüne bağlanmıştır. Adı Oidipus efsanesinde geçer: Oidipus Thebai'den sürülünce şehre kral olur. İokaste'nin kardeşi ve Thebai kralı Laios'un kaynatasıdır (Tab. Kreusa gelinliği alır. Kıanaos. Medeia'nın korkunç dramı bu olayla başlar: Büyücü kadın bu evlenmeye ses çıkar­ mayacak gibi olur. sırtına geçirir geçirmez de cayır cayır yanmaya başlar. (îyes'le Briareus'un kardeşi (Yüzkollular). Vergilius Aeneis desta­ nında Kreusa'nın Troya'nın yıkıldığı ve Ainei­ as'ın babası Ankhises'le oğlu Askanios'u ala­ rak şehirden kaçtığı gece bir tanrıça (Aphrodite ya da Kybele) tarafından kaçırıldığını an­ latır. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından birinin adı. İon'un anası (lort). Giritlilere adını veren kurucu kahra­ man. Kottos. Minos'tan çok önce Girit'e yasalar vermiş ve uygarlık getir­ miştir. Sıçandan geçilmiyor. Ama tanrı bir gün yeryüzüne inecek olmuş. Mysia şehri Khryse'de bulunan Apollon Smintheus tapınağının kurucusu. Halmon). Oidipus'un ölümünden sonra oğullan Eteokles'le Polyneikes savaşa tutuşunca. Polyneikes'i şe­ hirden sürer. Kreusa'nın görüntüsü karşısına çıkıp yeni bir yurt kurmaya gitmesi gerektiği­ ni bildirir (Aineias). yani gerçek Giritlilerin atasıdır. (2) Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı. Attika'nın ilk krallarından biri. bu yüzden de evi barkı. Kranaos da Kekrops gibi topraktan doğma İmiş (Kekrops). bağrışmalarla. Kreusa. bir yatıdan da . 17). tarlası. Kranaos'un Atllıis adlı bir kızı olmuş. Krinis'ln sürülerine bakan çobana konuk ol­ muş ve ondan çok memnun kaldığı için böl geyl sıçanlardan temizlemeye karar verini'. Yanına varıp onu kurtarmak İsteyen Kreon da aynı ateşle tutuşup yanar (Medeia). davul ve tef sesleriyle kut­ larlar. (2) Menoikeus'un oğlu Kreon. Kretheus. Efsanenin biri Kres'i. Kretheus. Kretheus. Kre­ on Eteokles'in tarafını tutar. toprağı. Bir efsaneye göre tanrı Zeus'la Ida da ğının bir nympha'sından doğmuştur. 19). Girit'i her türlü çıkarmaya karşı koruyan Talos adlı robotun babası sayar (Talos). Ama günün birinde Kreon kızı Kreusa (ya da Glauke)'yi İason'a vermeye kalkışır. başka birine göre de Girit toprağından doğmuş ve Girit'in ilk konuklan Eteokretes.

Uranos'la Gaia'nın son oğul­ ları Kronos Titanlar soyundandır ve babası Uranos'u erkeklikten yoksun etmekle birinci kuşak tanrılarının egemenliğine son verip. zamanın akışını. Efsanenin başka bir anlatımında Kritheis adalı bir genç kızdır. 3. ya da Aphrodite'nin babası olarak geçer. Bu kaynaklara göre Kronos yeryü­ zünde iyiliği ve bereketi kuran ilk tanrıdır. EFSANELERİ. hele do­ ğan varlıkları yutmak gibi ilkel motiflerle Yu­ nan mythos'una dışardan katılmış öğelerdir. Uranos hepsini gün ışığına çıkar çıkmaz Gaia'nın karnına gerisin geri tıkamakta. Kritheis amcasını bırakıp Phemios adında bir İzmirliye kaçmış. Ozan Homeros'un anası sayılan efsanelik kişi. böylece onu inim inim inletmektedir. İzmir'de akan Meles ırmağıy­ la sevişmiş ve birleşmelerinden Homeros meydana gelmiş. geçişini simgelediği ileri sürülüp. Onun egemen olduğu çag Altın Çağına rast­ . Krios. Aphrodite). Kronos'tan sonra Toprak Ana Kyklopları ve Hekatonkheir'leri doğurduğu halde. Pallas ve Perses'i meydana getirir (Tab. Zeus'la Hera'ya soyadı olarak Kronides (Kro­ nos oğlu) denir. Titanlardan biri. imgelerinde elinde bir tırpanla gösterilmiştir. bu adam ölürken kızını kardeşi Maion'a bırakmış. Kronos. 4). ama sonraki efsane ve açıklamalara göre bu iki kelime bir tutulmuş ve Kronos tanrının zamanı. 137 vd. Uranos'un er­ keklik aygıtından akan kanlardan Erinys'ler (Erinys) ve spermasından da Aphrodite (Ahrodite) do^ar. Lydia kralı Maion onunla evlenmiş. Gaia bir düzen kurar ve o düzeni oğlu Kronos eliyle gerçekleştirir. (1) ADI. Hesiodos'un Theog. Uranos'la Gaia'nın oğlu. Gaia. Kronos. Homeros destanlarında adı geçer. Kronos adının zaman anla­ mına gelen "khronos" sözcüğüyle aslında hiçbir ilişiği yoktur. Kronos'un. 4). 453506'da anlattığı Kronos-Zeus çekişmesi Zeus maddesinde ele alınacaktır. Orfik tarikat geleneğinde Kronos Zeus'la barışmış ve Mutlular Adalarında yaşar gibi gösterilir. Hesio­ dos'un etki altında kalarak uzun uzadıya an­ lattığı bu masallar Yunan mythos'unda tek örnek olmak bakımından daha da ilgi çekici­ dir (Theogonia). o art düşünceli tanrı. Musalarla ilişiği olan bir cinle sevişmiş.): Bunlardan sonra Kronos geldi dünyaya. Kronos'un Zeus eliyle yeraltı­ na kapatıldığına da değinilir. ama sonra da korsanlar tara­ fından kaçırılıp İzmir'e götürülmüştür. 154-210). Homeros'un tonya'sında bunlar bilindiği halde pek tutunmadıgı da destanlardan belli olmaktadır. anası Gaia'nın eline verdiği çe­ lik tırpanla babası Uranos'un hayalarını kes­ mesi tanrı kuşakları arasındaki çekişmenin ilk aşamasıdır (Theog. ikinci kuşağı başa getirmiştir (Tab. Başka ef­ sanelerde de Hephaistos. (2) DOĞUŞU. ya da Maionialı (Lydialı) ek adının açıklanması yapılıyor. Kritheis Kyme'li (İzmir'in güneyinde Namurt) bir adamın kızıymış. Kronos'un Philyra ile birleşmesinden at adam Kheiron doğmuş (Kheiron). Beş erkek titan ve al­ tı kız titan'ın doğuşundan sonra Kronos'un dünyaya gelişini Hesiodos şöyle anlatır (Theog. Uranos. Zeus efsane­ sinde iki kez görülen babanın oğla baskı ya­ pıp oğlun ayaklanması ve babasını alt ederek egemenliğini elinden alması teması. Başka bir efsaneye göre. bir gün de Meles ırmağının kıyısında çamaşır yıkamaya gitmişmiş ki Homeros'u doğurmuş. (Uranos. Ve Kronos diş biledi yıldızlı babasına. yani Maion oğlu. Kaynağı güneydoğu Akdeniz çevresinde bu­ lunan bu efsanelerin Yunanlılara Fenikeliler yoluyla geçtiği sanılır. ama efsane ola­ rak anlatılmaz. Bu efsane koca ozana verilen Melesigenes (Meles'ten dogma) adının nereden geldiğini anlatmaya yarar. Kritheis. Her iki efsanede de Maion adlı birinin söz konusu edilmesi özel­ likle Latin şairlerince Homeros'a verilen Maionides.Krinis'e Apollon Smintheus'a bir tapınak dik­ mesini buyurmuş (Apollon Smintheus). Oysa efsa­ nesinden görüleceği gibi Kronos'un bu yoru­ mu bir zorlama ürünüdür. Kritheis Ege bölgesinin bir nympha'sıymış. Eurybie ile birleşir ve Astraios. Kronos'la ilgili iki efsane de Hesiodos'un Theogonia'sında anlatılmak­ tadır. en belalısı Toprakoğullarının. Kritheis de Me­ les ırmağının kıyısında Homeros'u doğurup hemen sonra ölmüştür.

6500-700 yıllarına kadar uzandı­ ğını ortaya koymuştur. göbekli. ilerde efsanesi anlatılacak Attis'in ta kendisidir. Oturmuş. bu figür göğsüne yapışmış. Kyane. tarih. elde edilen verilerle bulguları bir açıdan inceleyip değer­ lendirmek yepyeni denebilecek bir uğraştır. Küreta'lar. altında bir taş duvar. uy­ garlık ve kültürlerde değişik adlarla anılıp hep aynı prototipe indirgenebilen Ana Tanrıça di­ ninin kaynağı Anadolu'dur. örneğin bugün bile yaşayan kilim motiflerini yansıtmasıdır. Ana Tanrıça'yı gereğince. kültü dal budak salmış bu tanrıça figürünün değindiği bilim dalları o kadar çoktur ki. ya da doğur­ mak pozunda olan tanrıça ise iki yanındaki iki aslana dayanmaktadır. kollarında çok da­ ha ufak boyda bir erkek figürü taşımakta. din tarihi. Sa­ turnus). çok sonraları tarihsel çağlar­ da anlatılan efsanelerini bile dile getirmekte­ dir. birçok ulus. Tapınakların bazılarında tanrıça heykelinin iki yanında ön bacaklarını tanrıça­ ya dayamış iki aslan vardır. Çatalhöyük ve Hacılar'da yapılan kazılar Ana Tanrıça figü­ rünün !. aslanlann da seks yerleri zamanla aşınmıştır. Eskişehir'le Af­ yon arasında ulaşımı zor bir yöredeki bu anıt­ lardan en çok tanınanı Yazılıkaya diye anılan Midas anıtıdır. yeşillik ara­ sında bir kayaya yaslanmış olarak. Yontuların heykel. dolgun memeli bir tanrıça. Bkz. doğa üstüne sonsuz egemenliğinin bir simgesi olarak asla­ nı yanından ayırmamaktadır. Tıpkı çok sonraki heykellerinde görüleceği gibi. Ö. Ev biçi­ mindeki bu basit tapınaklar Phrygia'da Kybele dininin kentler dışına da taştığını. Bütün bu kolların çabası bir araya geldikten sonradır ki. figürln ve idol biçiminde olanlarına gelince. bütün doğayaı yayıldığını gösterir Bu cephe tapı . Patroklos'la Hektor arasındaki savaşa Balios'la birlikte katılır (Balios) ve Patroklos öl­ dükten sonra ağlar. Sümer'den de önceki bir kültür çağını yansıtan bu tarihler Ana Tanrıça'nın Anadolu'nun yerlisi olduğunu açığa vurmaktadır. gerçeklere uy­ gun olarak tanıyabileceğiz ve anlayabileceğiz. Bu su götürmez gerçek gün geçtikçe daha belirgin biçimde gözümüzün önüne serildiği halde. Oturmuş durumda. Korybant'lar. Ksanthos. bunlar ya­ zın kaynaklarındaki Ana Tanrıça tanımlarına tıpatıp uymakta. karın altının bir üçgen biçiminde be­ lirtilmesi gibi motifler analığı ve dişiliği simge lemek bakımından Kybele'den Artemis'e k<ı dar büyük ana tanrıça imgelerinde bulunmak tadır. Kaunos'la Byblis'in anası (Byblis). kaim kalçalı. mitoloji ve sanatla yazın tarihinin katışık görevi olmalıdır. Tarih öncesinin en gerilerinden tek tanrılı dinlerin yerleştiği dönemlere kadar uzanan ve Akdeniz yöresini kapladıktan son­ ra. ilkçağda Phrygia diye tanınan bölgede yaygın bir ala­ na dağılmış kır tapınaklarıdır. Ana Tanrıça dinini aydınlatmak bugün arkeo­ loji. tanrıçanın da. Hesiodos'un da anlattığı Çağlar Efsanesi Kronos'la ilişkili olarak özellikle Roma'da tu­ tunmuş ve Saturnus çağı üstüne efsaneler bir­ çok şairleri esinlemiştir (Soylar Efsanesi. Buraya Ana Tanrıçaya tapınmaya gelen dua­ cıların Kybele'nin simgelediği bereket ve do­ ğurganlıktan pay almak için seks yerlerine dokunup onları aşındırdıkları bellidir. araştırmaları bir tek ilgi merkezinde toplamak. üstüne tırmanmış gi­ bidir.lar. Irmak tanrı Maiandros'un kızı. öte yandan Asya'nın içlerine dek yayılan. Akhilleus'a Hektor'la sa­ vaşında da yardım eden bu ölümsüz at dile gelerek efendisine yakında öleceğini bildirir (Akhilleus). Üçgen bi­ çiminde bir çatı. bir yandan kuzey ülkelerine. İşin en tuhaf ve düşündü­ rücü yönü de Ana Tanrıça yontularıyla bir sırada Çalalhöyük'te bulunan çizgi motifleri nin Anadolu'nun geleneksel halk sanatlarını. Çoğu ormanlarda. ya da düz­ lükte birkaç basamak üstüne kurulmuş olan bu anıtlar birer cepheden ibarettir. "potnia theron" yani hayvanların kraliçesi. top­ rak üstünde oldukları için belki hiç değinme­ yeceği Kybele anıtları vardır ki. Kybele. Bir de arkeolojinin daha değinmediği. Bu erkek. hem sevgilisidir. Son yıllarda konuyu en çok aydınlatan bi­ lim dalı arkeoloji olmuştur. Kalın kalça. Tanrıçanın hem çocuğu. meme. duvarın içinde de çokluk bir niş oyulmuştur ve nişle­ rin kimisinde ayakta bir tanrıça heykeli görül­ mektedir. Kula at anlamına gelen Ksanthos Akhilleus'un ölümsüz atlarından biridir.

verimliügiyle simgeleyen ev­ rensel bir nitelik taşımaktadır. su­ ya çiçek ve özellikle menekşe atmakla kutla­ nan Attis. Bu nite­ liğiyle Ana Tanrıça'nın kültüyle Karadeniz bölgesinde merkezlenen Amazonlarla ilişkisi olduğu sonucuna varılır ki. Efes'te Artemis. Gordium'un güneybatısındaki Balhisar'dır. Sözü geçen filmin asıl değeri de Ana Tanrıçayı Çatalhöyük'ten Roma çağına kadar her çeşit anıt ve imgeleriyle ortaya sermekle kalmayıp. ya da onunla ilişkili olarak gösterir (Amazonlar. (2) NİTELİĞİ VE EFSANESİ. Aslında bir tek efsanesi vardır. Anadolu'da ise Dindy­ mos adını taşıyan üç dag vardır. anaerkil bir toplu­ mun ürünü olan savaşçı Amazonları efsanele­ rin hepsi ister Artemis.. Hiçbir mitoloji­ de hiçbir tanrı Ana Tanrıça kadar çeşitli ad­ larda adlandırılmamıştır. Ana­ dolu halk törelerinde bu inançtan kalma iz ve etkileri de ortaya koymaya çalışmasıdır: Phrygia ırmağı Sangarios'un kaynağında. doğal ve evrensel bir ilke olarak canlandırır. öbürü Mysia-Phrygia sınırın­ daki Kapıdag. Toprak ve be­ reketin kaynağında olmaktan başka. bu sıfatlar arasında en yaygın olan da Dindi/mene adıdır ki Dindymos dağının tan­ rıçası anlamına gelir. Hitit'te Arinna. Romalıların Magna Ma­ ter (Büyük Ana) diye andıkları tanrıça analık vasfını da yalnız insan alanında değil. Ayrıca bazı yer adların­ dan üreme sıfatlara Yunanca meter. yani bahar şenliklerinden bugün de bir şeyler kalmıştır. ya da şe­ hirleridir. kuleli ya da kule taşıyan ana demektir) olur. Kybele gerek şiir. biri Phrygia' daki Murat dağı. Bu alanda bilgilerimiz Yu­ nan yazarlarından çok. ister başka adlarla anılan Ana Tanrıçanın hizmetinde. Girit'te Rhea. Bütün bu isim ve sıfatlardan anlaşıldığı gibi. Hi­ tit kaynaklarında Hepat diye adlandırılır. Efes Artemis'inde görülen kuleli taçları başında taşımakla bir de meter turrita ya da turrigera (Lat. Yunanlılar bu tanrıçayı savaş tanrı Ares'in çevresindeki Enyo ile. Yukarda sözünü ettiğimiz bilim kollarında işbirliği ve daha de­ rine giden kıyaslamak araştırmalar bu alanda çok yararlı olabilir. ldaia Girit'teki İda ve Troya'ya hâkim Kazdagının. Mısır'da İsis. Bu ad ve sıfat çoklu­ ğu Ana Tanrıçanın kaynağı Anadolu'da ol­ mak üzere uluslarüstü bir nitelik kazandığını kanıtlamaya yeter. Berekyntia Sakar­ ya kıyısındaki eski bir kalenin. Sümer'de Marienna.naklarında dikkati çeken bir nokta bunların Lykia'daki kaya mezarlarına çok benzemele­ ridir. Ana Tanrıçanın Pessinus'tan da daha eski bir tapım merkezi Komana şehridir. topuz ve çift ağızlı baltayla simgelenen bir savaş ve zafer tanrı­ çası olduğu anlaşılır. Syria'da Lat. hem de tapanının biçimi saptanmaktadır: Tanrıça Attis (ya da Attes) 184 . bu efsanede hem tanrıçada analık kavramının nasıl anla­ şıldığı dile gelmekte. Romalıiarsa Bellona ile bir tutmuşlardır. Artemis). gerek düzyazıyla en çok sözü edilen tan­ rıçalardan biridir. İstanbul Üniversitesi Film Merkezince çevrilmiş olan bir belgesel filmden tanıdığımız bu Kybele anıtlarının arkeoloji buluntularıyla ve başka bölgelerde rastlanan buluntularla karşılaştırılıp değerlendirilmesi Ana Tanrıça dinini aydınlatmaya yarayabilir. Kybele'nin tapım mer­ kezlerinden olan Manisa'daki Mesir bayramı ve bu bahar bayramında camiden aşağıya halka bereket ve doğurganlık sağlayan ma­ cunların atılması Anadolu'nun yerlisi olan bir inancın süregelmesi olabilir. (1) ADLARI VE SIFATLARI. Lydia'da adı Kybebe. Yazılı kaynaklarımıza gelince. her türlü uygarlığın da etkeni olarak daha sonraki dö­ nemlerde. Latince mater sözcüğü eklenerek tanrıçanın bölgesel niteliği de dile gelmektedir: Sipylene Sipylos (Manisa) dağının. Ko­ mana Pontika (Tokat bölgesinde Gümenek) ve Kayseri yöresindeki Komana Kappadokika (Kemer) kentlerinde adı çok eski bir Ana­ dolu adı olan Mâ'dır. Roma yazarlarından gelmedir. Ana Tanrıçanın aldırı değişik adlardır. tanrıça doğayı bütün canlılığı. Steunene Aizani (Çavdarhisar) yöresindeki Steunos (Kesikmagara) mağarasının tanrıçası olduğunu belirtir. Pessinus da eski adı Justinianopolis olan Sivrihisar'ın biraz güneyinde. Kültepe tabletlerinde adı­ na Kubaba olarak rastlanır. Tarih kaynaklarından burada tapı­ nılan tanrıçanın şimşek. İtalya'da Ne­ mi gölü bölgesinde Venüs. üçüncüsü de tanrıçanın en önemli merkezi olan Pessinus'a yakın Günyüzü dağıdır. Phrygia'da Kybele olarak geçer.

Öyle ki Ana Tanrıça kültü Phrygialılardan çok eski olduğu halde. Phrygia'da yerli bir kült olduğu bü­ tün kaynaklardan belli olan bu rahip devleti özekligini bögeye gelip yerleşen bütün yöne­ timlere karşı korumuştur. bitkilerin fışkırmasına yol açar ve bir çam ağacına dönüşür. gerekse Pessinus'taki tapım merkezleri Hititlerin Anadolu'da kurdukları egemenlik döne­ minde büyük Hitit kralıyla iyi ilişkiler kurmuş. Gerek Komana'da. Friklerle tanrıçanın kaynaşması dikkati çeken bir süreçtir: Ana Tanrıça kültü­ nün yerli olup Phrygia bölgesini ele geçiren ve yöreye adını veren ulustan çok daha eski olduğu bütün kanıtlardan anlaşıldığı halde. Marsilya'yı kuran göçmenlerin yeni yurtlarına taşıdıktan törele- . Bu idol bir "diopetes" yani gökten düştüğü ileri sürülen bir meteorit. Her iki saldırıda da Ana Tanrıçanın tapım merke­ zi uluslarüstü niteliğini koruyarak bağımsızlı­ ğını ve din devleti olarak etkisini sürdürmek yolunu buluyor. ama Ana Tanrıça kül tünü ortadan kaldıramazlar. Bu dinsel yönetimin başında iki başrahip bulunur.adlı bir delikanlıya tutkundur (Agdistis). 1200 yıllarında Friklerin. akan kan ve yitirilen erkeklik gücü daha evrensel bir nite­ lik kazanarak bereket ve canlılığın daha geniş bir alana. Phokalalılarla Fransa'ya kadar da yayılır. Attis kendi kestiği hayalarından akan kanla topra­ ğı sular. bu dini benimseyen bütün ülkeler onu bir Phrygia tanrıçası olarak tanırlar. özellikle Adonis mythos'unda (Adonis) görü­ len bu ölme-dirilme motifi. Aynı süreç Efes'teki Artemision'da da görülür. Phrygia krallarından Midas'ın da. Pessinus'taki tapınağını kurmakla övünüldü. Bu iki kral-rahibin Attis efsanesinde anla­ tıldığı gibi erkekliklerini tanrıçaya adamış ol­ ması gerekiyordu. Ö. burada egemen olan tanrıçayı benimseyip tapımını sürdürürler. Midas tanrıçanın oğlu olmakla. Attis erkekliğini keserek kendini nasıl tanrıçaya kurban ettiyse. Metragyrtoi diye anılan dilenci rahipler Akde­ niz çevresine yayılır ve birer misyoner gibi davranarak Ana Tanrıçanın mistik ve gizemli dinini dört bir yana tanıtırlar. müzi­ ğin ve bir de yaşam biçiminin. kılık kıyafetin kurucusu. Ö. bunların biri Attis adını taşır. kendinden geçme ve esrime hallerine kanşmakta ve Ana Tanrıça tapımının özünde olan bir çeşit kurban töreniyle gerçekleşmektedir. yani bütün doğaya geçmesini sağ­ lamaktadır. Marsyas'ın da Ana Tanrıça ile yakın ilişkileri tarihe geçmiştir. tarihe Kybele bir Phrygia tanrıçası olarak geçmişti. Pessinus'taki tapınağı siyasal güç­ lerden büsbütün bağımsız bir din merkezi ola­ rak yönetilirdi. Toprak-bereket efsanelerinin hepsinde. bir kara taştı. onu Pessinus kralının (kimi kaynaklarda kral Midas'ın) kızıyla evlenmek üzereyken düğün ye­ rinde birden karşısına dikilerek çıldırtır ve kendi kendini hadım etmesini sağlar. Attis efsanesinde simgelendigi gibi. (3) TAPIMI VE TARİHİ. çünkü Phrygia evrensel bir dinin merkezi olduğu ka­ dar Yunanlılara yön veren bir sanatın. Phrygia uygarlığı Ege kıyılarını kapladıktan sonra. tanrıça bu yeni siyasal gücü ve etnik toplulu gu öylesine etkilemiş ki. rahip krallar büyük kralın siyasal yönetimini tanımakla birlikte onun din merkezlerine ka­ rışmasına hiçbir zaman izin vermemişimin Phrygia dışardan gelme ulusların iki kez saldı­ rısına uğramıştır. ikincisi 1. Megabyzos adıyla anılan ikincisi dışar­ dan gelme olması şart koşulan bir yabancıy­ dı. Gizemli cümbüşler. Kimmerler de Phrygia devletini yıkar. Tanrıçaya orada bir idol biçi­ minde tapınılırdı. Kybele'nin başrahibi de kanlı bir törenle kendi eliyle kendini hadım etmek zorundaydı. 686 (ya da 676) sula­ rında Kimmerlerin bölgeye yayılmasıdır. Kybele kültünde birtakım vecit. biri İ. İonyalı kolonistler din merkezine dokunmak şöyle dursun. Nitekim Yunan ve Roma çağında Kybele kültü bütün töreleriyle Phrygia uygarlığına özgü bir belirti sayılır. Galloi diye anılan öbür ra­ hiplerin de vecit halinde hadım edilmeleri tö­ redendi. öncüsüdür. Klasik çağlarda Yunanistan'ın ve Anado­ lu'nun dört bir yanına dağılan Phrygia kölele­ ri ve dilenci rahipleri hor görüldüğü oranda gizemli bir din ve kültünün temsilcileri olmak­ la saygı ve gıpta ile karşılanırlar. şenlikler ara­ sında yapılan bu eylem gene Anadolu'ya öz­ gü ve bazı tarikatlarda bugün başka biçimde de olsa yaşayan bir törenin ilk örneğidir. Tersine bu tapını daha çok Lydia yöresine kaydıktan sonra. Yazılı kaynaklar bi­ ze Kybele'nin Pessinus'taki tapımı üstüne ay­ rıntılı bilgi verir.

Phrygia'nın bir Amazon saldırısına uğrama­ sı. Ana­ dolu'nun kapılarını açmıştır. 862): Askanios yönetir Phrygia'lıları. Orduları yayılmıştı Sakarya'nın kıyılarına. derken Claudia Quinta adlı bir kız orta­ ya çıkar ve tanrıçaya yakarır. 1. onu Demeter'le birleştirip bir devlet tanrıçası olarak benimsemişlerdir. yalnız uygarlık ve kültür merkezi sayılan Anadolu'nun değil. Magna Mater'in Roma'ya nakli din tarihinde eşi­ ne rastlanmayan bir olaydır. aralarına savaş ortağı almışlardı beni. coşkun danslarla kutlanan törenleri. kültünü sınırları içine almakla geçirdiği bir bunalıma çare bu­ lunacağına inanmıştır: Peloponez savaşı de­ nilen iki büyük Yunan şehrinin. imparatorluğu kur­ maya yol açacak yayılma politikası yürürlüğe girmektedir. 184 vd. Claudia halatları eline alır ve gemiyi Ti­ ber'den yukarı Roma şehrine kadar çeker. Askania Limne hem Gemlik. III. Attis ef­ sanesinin bu törenlerde ve gizemlerde yine­ lenmesi Roma şairlerini öylesine etkilemiş.. rahiplerinin hadım oluşu. afif ellerle şehre alınmasını ister. kız oğlan kız olmadığı ileri sürülmektedir. iki tann ve iki din arasında bağlantılar tarih öncesi çağlara dek uzanmaktaydı (Sibylla). Bir kültür taşıyıcısı olarak Phrygialıların Troyalıları da simgelemek için kullanılmaları ne zaman ve nasıl başlar? Herhalde şairler. özellikel tragedya yazarları şiir dilinde bu iki ulus adını karıştırmışlardır. 204 yılında Pessinus'taki meteortaşı törenle Roma'ya aktarıl­ mış ve Palatinus tepesine tapınağı kurulan Magna Mater'in şerefine Megalensia denilen bayramlar kutlanmaya başlamıştır. uzak Askania'dan gelmişlerdir onlar. Uzak Askania dendiğine göre bu savaşçıların geldiği yöre Burdur böl­ gesi olsa gerek. işte o gün. bütün doğu Akdeniz çevresinin.rin arasında bugüne dek Fransa cumhuriyeti­ nin benimsediği Phrygia başlığı da yok mu­ dur? Phrygialı olmak kültür bakımından yet­ kin. hem de Bur­ dur gölünün adıdır. Amazonlar gelmişti hani. O sırada Roma'da bir taş yağ­ muru olur. Roma ile Anadolu arasında kültür köprüsü kurulmuş­ tur. halk heyecana kapılır.. İlyada'da Kybele'nin adı hiç geçmediği hal­ de. O sıralarda Delphoi tanrısı Apollon'un rahipleri bu olayı desteklemiş olacak: Tanrının kâhinleri. yeni ve da­ ha köklü inançlara özlem duyulmaktadır. Gene Sibylla kitaplarının önerisiyle Ana Tanrıça'nın Roma'ya getirilişi derin siyasal sonuçlar doğurmuştur. Phrygialılardan söz edilir: Bunlar Troya savaşında Troyalılara yardıma gelir (İl. üstün olmak anlamına gelir ve bu Roma imparatorluğu çağına kadar süregelecektir. Kybele-Attis efsanesini konu edindikleri şiirlerinde tanrıçanın Galli adlı rahiplerine atıfla "galliambus" diye coş­ kun bir vezin de uydururlar.... kirletildiği. Roma'nın Aineas'ı kurucu ata olarak benimsemesiyle Phrygia uygarlığını da kültürünün kaynağı saymış. Ö.): Eskiden bağlık. Ana Tanrıçanın da bu kültür göçüyle birlikte Roma'ya alınmasını sağlamıştır. Gerçekten de öyle olur. ama tlyada'dan sonraki me­ tinlerde Troyalıların Phrygialı diye anılması büsbütün ilginç ve dikkat çekici bir yöndür. bahçelik Phrygia'ya gitmiştim. Priamos'un da Phrygialıların yardımına koşması anlamlı. Ondan önce Ati­ na Ana Tanrıçayı çağırmış. Ana Tanrıça üstüne en zen­ gin buluntuları sağlayan Hacılar da Burdur'a yakın değil midir? Phrygialılardan kral Priamos kendisi de söz eder. Sibylla'lar Anadolu'dan gelmeydi. II. Helene'ye anlatır (İl. Magna Mater bu gereksinmeyi karşılamış ola­ cak ki. birkaç yıl sonra Romalı komutan Manlius 186 . yeni dini kutlamakta şairler ağız birliği ederler. Bu olay da kritik bir döneme rastlar: Roma Afrika se­ ferlerine çıkmak üzeredir. zil ve da­ vul gibi çalgılarla. erkek gibi. Atina ile Sparta'nm amansız ve sonsuz savaşında Ati- na'lılar Phrygia'nın Ana Tanrıçasını getirte­ rek şehirlerinde ona büyük bir tapınak kur­ muşlar. Yeni efsaneler doğar: Ana Tanrıça taşını Tiber'den yukarı taşıyan gemi birden karaya oturur. Ama Ana Tanrı­ ça sanat yönünde çığır açmakla kalmaz. atları dörtnal giden bir sürü Phrygia'lı görmüştüm. Kybele'nin Phrygia'dan gelme tef. esinlendirmiştir ki.. o sırada Ana Tanrıçanın sesi duyulur: Temiz. tanrıça afifligini kanıtlamak için gemisinin kendi eliy­ le çekilmesine izin versin. ama bu olay sonradan çok önemli sonuçlar doğurmuş.

yersarsıntıları ve gürültüleriyle kendilerini bel­ li ederler. Bundan sonradır ki Ro­ ma Bergama krallığını miras yoluyla elde eder ve Anadolu'ya egemenliğini kurmakla bölgede çığır açıcı bir dönemin başlamasını sağlar. Türkçeye "Tepe­ göz" diye çevirebileceğimiz Kyklop'lar tek yu­ varlak gözlü devlerdir. Kydnos. Kilikya'da bugün Tarsus çayı diye anılan ırmağın tanrısı. Uranos'un yeraltına kapattığı bu devleri hemsoyları Yüzkollularla birlikte yeryüzüne çıkarır ve Titanlara karşı savaşta silah arkada­ şı olarak kullanır. Zeus buna kızar. Hades'e görünmez kılan başlığı. hem Anadolu'da geliştikçe gelişmiştir. yıldırımı} Her bakımdan tanrıya benziyordu burdur ama bir tek gözleri vardı alınlarında. zorlu. sonuncuları da kay­ nakları Lykia'da bulunan duvarcı Kykloplardır. Bu bölgenin yanardağ bölgesi oluşu. azgın yürekli. Eşsiz bir uy­ garlık ve kültür temeline oturtmayı başardık­ ları kültürleri böylece hem İtalya'da. yurtlarını Homeros destanlarına öz­ gü kesinlikle belirtir: Kuzey İtalya ve Sicilya kıyıları ve adaları söz konusudur. Yunan mythos'unda bu yaratıkların üç türünden söz edilir: Biri Gaia ile Uranos'un oğulları göksel Kykloplar. Bunun sim­ gesi de binlerce yıl öncesi gibi Roma'nın ege­ menlik çağında da gene aynı tanrıça. 139 vd. Denebilir ki Romalılara doğunun kapı­ larını açan Anadolu'nun yerlisi ve simgesi olan Ana Tanrıçadır. hangi adla anılırsa anılsın. Steropes'i ve belalı Arges'i (ki bunlar vermiştir Zeus'a şimşekleri. bir an oğlu Apollon'u Tartaros'a atmayı düşünür. Kydnos ırmağının denize döküldüğü yerde bir şehir kurup ona Parthenia demiş.): Sonra Toprak Kyklop'ları doğurdu. oralarda toprak altına kapatılan Tepe­ gözlerin demircilikle uğraşan birer cin olarak canlandırılmalarına yol açmıştır: Bunlar Hephaistos'un işliğinde . maden işlerler ve tanrı­ lara silah yaparlar.demir döverler. nitekim Te­ pegöz masalları oralarda tutunmuş ve birçok yerlere Tepegözlerin.tıpkı İtalya'da (XVIII) Akhilleus'un silahlarının yapıldığı bölümdeki gibi . sonra da İskenderiye şiirindi sözü geçen yaratıklardır. Kydnos'un Parthenios adlı bir oğlu varmış. sonra bu kadar ağır bir cezadan vazgeçip onu bir yıl için sığırtmaç olarak Admetos'un yanına yol lar (Admetos. Odysseia'da bunun tam tersine Kykloplar hayvancılıkla geçinen. Apollon baştanrı Ze­ us'a el kaldıramadığı için Kyklopları öldürme­ ye kalkışır. özellikle Odysseia'da sözü geçen Polyphemos'un adı verilmiştir (Polyphemos). çünkü oğlu Asklepios insanları ölümden kurtarıyor diye Zeus'un öfkesine uğrar ve Kyklopların yıldmmıyla öldürülür. Hera rahibesi (Kleobis).Sipylos eteğindeki Magnesia'da (Manisa) Syria kralı III. Sicilyalı Kykloplar önce Homeros'un Odyi seia destanında. Onunla ilişki kurup Batı ile Doğu arasında köprü atmak ve kültürünün yoksun olduğu bir temeli kültür beşiği Anado­ lu'da arayıp bulmak Roma'nın siyasal dehası­ na bir örnektir. Kyklopes (Kyklop'lar). Odysseus Kykloplar ülkesinde ve özellikle Polyphemos'un mağarasındaI yaşadığı serüveni en . Poseldon'a da üç dişli yabayı veren bu devlermiş. kraterlerden fışkıran kı­ vılcımlar onların örsünden fırlayan ateşlerdir. Başta Augustus olmak üzere imparatorların hepsi hiç tükenmeyen bir özü gelip Anadolu'dan almışlardır. Yuvarlak tek gözlerinden geliyordu adları. mağaralarda yaşa­ yan yamyam devler olarak gösterilir. Asklepios. Kykloplar üzerine başka efsaneler de anlatı­ lır: Apollon Kykloplara düşman kesilir. ölüm lü yaratıklar olarak gösterilmiştir. başarılıydılar hep yaptıklarında. Ana tarafından İapetos'un torunu sayılır. Apollon). Tek gözleri ateşin karşı­ sında kor gibi parlar. öbürleri Odysseia'da adı geçen Polyphemos gibi Sicilyalı Kykloplar. Bu ef$8 nede Kykloplar ölümsüz tanrılar değil. Birinci türden Hesiodos Theogonia'da şöy­ le söz eder (Theog. Kydippe. Odysseia bunların yerlerini. Antlokhos'u yenip Orta Ana­ dolu'ya ordusuyla ayak basınca Romalıları Pessinus tapınağının rahipleri coşkun sevinç gösterileriyle karşılar. koyun ve keçileri bol olan ağıllarda. Kleobis'le Biton'un anneleri. Brontes'i. Bu şehir bugünkü Tarsus'tur. Anadolu'nun büyük Ana Tanrıçasıdır.

Kyknos. ora­ da ezmeye çalışmış. Adanın o zamanki adı Leukophrys'miş. Akhilleus onu kalkanla ite ite bir kayanın altına kadar getirmiş. Kyknos. Bütün bu kanıtlar bu tek gözlü devlerin yorumlanmasında Hitit kabart­ malarının göz önüne alınması gereğini pek­ leştirmektedir. ne de tanrıdır. bebeği bir kuğu kuşu büyütmüş. Efsaneye göre Tenedos adasına kavalcıların gelmesi de ya­ sak edilmiş. Kaldı ki efsane bu devarcı devlerin Anadolu'dan gelme. ama Ares oğlunun öcünü al­ mak üzere yeryüzüne inince. öldürür ve ölü­ lerini babası Ares'e sunarmış. ne var ki Tenes baba­ sının kıyıya bağladığı ipi bir keserle kesip ge­ misini açığa atmış (Tenes). Pindos dağı­ nın eteklerinde sürüleri bekler ve öyle güçlü kuvvetlidir ki. oraya şehir kurmaya gelen Lakios bu tarlaları tuzlu balık karşılığında satın almış (Lakios). 105 -567). dev oluşlan ve çok iri duvarların yapıcıları sayılmaları Anadolu'daki Hitit surlarının kayaya oyulmuş olmasıyla açıklanabilir. Ana­ sı bu Kyknos'u doğurunca deniz kıyısına bı­ rakmış. hepsinin yapı­ cıları sayılır. Kyknos bir süre sonra oğlunun suç­ suz olduğunu anlamış ve iftirayı yapan karı­ sıyla ona tanıklık eden kavalcıyı gereğince ce­ zalandırmış. sunu olarak da tuzlu ba­ lık adarlarmış Kylabras'a. sonraları adını vermiş Leukophrys adasına. Peneus ırmağının torunu olan Tesalyalı bir nympha'dır. Halikarnas Balıkçısı'nın öner­ diği bu görüş tutarlı görünmektedir: Tek yu­ varlak gözlü devler Hitit kabartmalarında profilden görülen kişiler olabilir. Bozcaa­ da'nın tam karşısındaki bir şehrin kralıymış. Phaselis (Tekirova) şehrinin kurulacağı yerde tarlaları var­ mış. Tenes Bozcaada'ya çıkmış. Kylabras. Apollon bu iş­ ten bıkmış ve yiğit Herakles'i Kyknos'la çar­ pışmaya göndermiş. dağ kaya­ lıklarına mezarları kazmakla ün salmış Lykia'dan gelme olduğunu da ayrıca belirtmekte­ dir. zalim bir eşkıya imiş. Ama babası tanrı olduğu için Kyknos'un derisine silah işlemiyormuş. Lykialı bir çoban. (3) Tanrı Ares'le Pelias'ın kızı Pelopeia'nın oğlu. Bunlar ne cin. Günün birinde silahsız olarak bir aslanla dö­ vüşüp onu alt edince. Bu sorunun efsane bakımından da. sonra da Tenedos adasına oğ­ luyla barışmaya gitmiş. Kuğu kuşlarının ölmeden ötmesi de ondanmış. Karısı ölünce Kyknos başka bir karı almış. Troyahlardan yana olan Kyknos Akhaların bo^az kıyılarına çıkarma yapmalarına engel olmak istemiş ve Akhilleus'la çarpışmış. ama üvey annesi Kyknos'a iftira etmiş. Herakles eşkıyanın hak­ kından gelmiş.ufak ayrıntısına kadar anlatır (Od. Troya'nın güneyinde. aşılmaz ve alınmaz duvarlarla çevirmek için efsanelik kralların. Ana­ dolu ve özellikle Anadolu-Yunan ilişkilerinin aydınlığa çıkarılacağı bir gelecekte çözümle­ nebileceğine inanıyoruz. (2) Poseidon'un Kyknos adında bir oğlu da­ ha/varmış. Kyknos da buna inanmış. Poseidon da oğlunu bir kuğu kuşuna çevirip kurtarmış. ta­ rih öncesi çağlarda şehir kalelerini yıkılmaz. Phaethon ölünce öyle güzel bir sesle ağıt yakmış ki Apollon tanrı onu kuğu kuşuna döndürmüş. Öte yandan bu duvarcı Kykloplann Anado­ lu'nun Lykia bölgesinden gelme oldukları da efsanelerce belirtilir. onu da kalça­ sından yaralayarak Olympos'a dönmeye zor­ lamış. vahşi hayvanlarla boy ölçüşür. (4) Phaethon'un arkadaşı Kyknos adlı bir adam varmış. bir de kızı olur. Yunanis­ tan ve Sicilya'da iri taşlarla örülmüş kyklopeen denilen ne kadar sur varsa. Sonraları Phaselis halkı Kylabras'a bir tapınak kurmuş. IX. Kyrene. güreşe tanık olan Apol­ lon Kyrene'ye âşık olur. Orada Kyrene adını alan 188 . Efsanesi Troya'nın İlyada'dan önceki olaylarıyla ilgilidir. Kyknos sonraları Laomedon'un bir kızıyla ev­ lenir ve Tenes adlı bir oğlu. Delphoi'ye gelen yolcuları durdurur. oğlunu bir sandığa kapatarak denize atmış. Kuğu kuşu anlamına gelen bu ad birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Poseidon'un bir oğlu. Kyrene. Duvarcı Kykloplarsa Anadolu'da. önderlerin emrine giren bütün bir ulustur. Efsane Kykloplann yardı­ mıyla surlarını yaptıran krallar (Tiryns şehri için) Proitos ve (Argos şehri için) Perseus'tur. Hemen Kentaur Kheiron'a gidip bu kızın kim olduğunu Öğre­ nir ve Kyrene'yi altın arabasına bindirdiği gi­ bi Libya'ya kaçınr.

İlginç bir nokta da şu ki. Kurucusu Kyzikos'un ef­ sanesi Argonaut'lar seferiyle ilgili olarak anla­ tılır (Argonaut'lar). Sabah olunca bir de bak mışlar ki korkunç bir yanılgıya düşmüş her­ kes. yedir­ miş. yanlarına bol kumanya da vere­ rek ugurlamış. Kyzikos Argonaut'ları iyi karşılamış. ne bilsinler ki orası az önce ayrıldıkları Dolionların ülkesi dir. Argonaut'lar şehre geldiklerinde kral. Ne var ki Argo gemisi yola çıktıktan sonra büyük bir fırtınaya (utulmuş. Kyzikos'un kral olduğu selin­ de adı verilmiş Kieite'nin ölümüne nympha' lar o kadat ağlamışlar ki. Aristaios adlı bu çocu­ ğu Hera tanrıçalarla Toprak Ana büyütürler (Aristaios). Kyzikos. üç gece yas lul muşlar Kyzikos'un ölüsüne. ona da Kleite adı verilmiş. sonra törenle gömmüşler onu. Argonaut'lar üç gün. Aphrodite'ye verilen bir ek ad. Argonautlar efsane­ sinde Kyzikos'tan ayrılmadan önce gemicile­ rin şehre hâkim olan Dindymos (Kapıdag) üs tüne bir Kybele heykeli diktikleri ve fırtınayı ancak bu yoldan dindirebildikleri söylenmektedir. kâhin Merops'un kızı Kleite ile yeni evlenmişmiş. Kythera'h. Kyrene'nin Apollon'dan bir oğlu olur. Kapıdag yarımadasının batı ko­ yunda bulunan Kyzikos şehri (bugün Balkız) ilkçağda Marmara'nın en zengin ve işlek li­ manlarından biriydi. Bu arada Kleite kederinden asmış kendini. kıyasıya bir savaş olmuş. gece vakti bir karaya varmışlar. Dolionlar bunları korsan sanarak saldırı ya geçmişler. gözyaşlarından bir kaynak fışkırmış.bir altın saraya yerleştirir. . Tanrıçanın denizin köpüklerinden doğunca ilk vardığı yer Kythera adası olduğu için (Aphrodite). Kyzikos tanrı Poseidon'dan türemiş olan Dolionların kralıymış. içirmiş. sava­ şa kral Kyzikos da gelip katılmış ve İason'un elinden can vermiş.

Labrandos Kuretaların biridir. îthake'de Laertes'in sözü geç­ mez bile. Hele karısı Antikleia da canına kıyın­ ca Laertes canlı bir cenaze oluverir. başında da soğuğa karşı keçi derisi bir takke. Odysseia'nın yirmi dördüncü ve son bölümünde görünür. Girit Labyrinthos'u yeraltında değil. Anadolu dillerinden üremedir. Labyrinthos adı iki ağızlı balta anlamına ge­ len ve Girit din ve sanatında olduğu gibi Ana­ dolu'da da izleri görülen "labrys" kelimesin­ den türemiş olabilir. Thebai kralı olan Labdakos adını bütün soyuna vermiştir. çoban­ ları ve bahçıvanlanyla birlikte yoksulluk için­ de yaşar. Laertes de oğlu ve torunuyla birlikte sila­ ha sarılır ve Eupeithes'i öldürür. 19). çapalıyordu ihtiyar adam bir ağacın dibini. Odysseus'un babası. Labyrinthos ku­ ruluşundan da anlaşıldığı gibi Yunanca bir ke­ lime değil. Oğlu Troya savaşına gidip dönmeyince derin bir yas kap­ lar Laertes'in yüreğini. Labyrinthos. Oidipus'un. ağ­ lar. Ariadne). dizlik yerine. Oidipus Laios'u Öldürür ve Thebai'ye vardıktan sonra anası İokaste ile evlenir. temiz bir entari gi­ yer ve tanrıça Athene'nin yaptığı büyü ile bir­ den güçleşir. Ama çocuk dogmadan tanrı sözcü­ sü Laios'a doğacak olan çocuğun kendisini öldüreceğini bildirir. Öyle ki ithake halkı taliplerin ölümünden dolayı öç almaya gelin­ ce. mülkünün Penelopeia'nın taliplerince tü­ ketilip yok edilmesine karşı koyacak güçte 190 değildir. Oidipus da Labdakos oğlu diye anılır. 226 vd. Odysseus'un ölüler ülkesinde rastla­ dığı anası Antikleia oğluna babası Laertes'in ne büyük acılar içinde kıvrandığını anlatır (Antikleia). XXIV. Homeros bu buluşmayı şöyle anlatır (Od. malı­ nın. babasını öl­ dürmek ve anasıyla evlenmekle işlediği kor­ kunç günahı nasıl haber aldığı ve nasıl cezaya çarpıldığı Oidipus efsanesi ve tragedyasında anlatılmıştır (Oidipus). Mısır'da bu çeşit yapılar yeraltında mağaralar kazılarak yapılırdı ve çokluk kral mezarı olarak kullanılırdı. Yunan mythos'un­ da bu kelime Girit kralı Minos'un ünlü mimar Daidalos'a yaptırdığı ve içinde Minotauros'u sakladığı yapı için kullanılır. Odysseus onu ihtiyarlıktan çökmüş. İthake sarayından ay­ rılır. Laios İokaste ile evlenir ve bir oğlu olur. Odysse­ us dilenci kılığında İthake'ye ayak basınca ba­ basının yürekler acısı halini çoban başı Eumaios'un ağzından haber alır.L Labdakos. Ama ona ancak talipleri öldükten sonra. 19). gençleşir. Laios'un babası ve Oidipus'un dedesi (Tab. gidip yıkanır. Kendini tanıtınca ihtiyar Laertes birden­ bire dirilir. Laios. sonsuz ve girift dehlizlerden meydana gelen bir yapıya veri­ len addır. Labrandos. Kadmos'la Harmonia'nın toru­ nu. . yer üstünde yapıl­ mış bin bir oda ve koridordan kurulu çapraşık bir yapıdır. Arkadaşları Panamoros ve Palaksos'la birlik­ te Karia bölgesine gelir ve oradaki Labranda şehrine adını verir. Labyrinthos. Labdakos'un oğlu. Bunun içindir ki kral ço­ cuğu doğar donmaz bir uşağına verip dağa bıraktırır. Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasına kaynak olarak aldığı efsaneye göre. Penelopeia ona sözde kefen dokur.): Odysseus yalnız babasını buldu bakımlı bahçenin içinde. yamalı sığır derileri bağlamıştı bacaklarına. bu ya­ bancı kendi oğlu Oidipus'tur. Girit'e de oradan gelmiş olsa gerek. her gün doku­ duğu ve gece söktüğü bezin Laertes'e kefen olduğunu söyleyerek talipleri oyalar. sıyrıklardan korunmak içindi. Ama tanrı sözü gene de gerçekle­ şir: Günün birinde Laios Delphoi'ye giderken yolda bir yabancıyla kavgaya tutuşur. ellerinde eldiven vardı dikenler batmasın diye. entarisi eski ve yamalı vepimpisti. gider bağlarında herkesten uzak. Efsaneye göre Minotauros'u öl­ dürmeye giden Theseus'a Ariadne bir yumak iplik vererek onun Labyrinthos'a girdikten sonra yolunu şaşırmadan çıkmasını da sağla­ mıştır (Daidalos. saraydaki rezalete karışmaz. Labranda bugün Selimi­ ye'nin biraz kuzeyinde Türbe adlı bir kasaba­ nın yerinde bulunuyordu. Lacrtes. gönlü büyük bir yas içinde görünce dayanamaz. Oidipus'un baba­ sı. Thebai kralı (Tab.

Aias tarafından öldürülür. Başka bir geleneğe göre Sarpedon Zeus'la Europa'nın oğludur (Tab. Eurotas ölünce de tahta çık­ mış. ama Laistrygonların kralı Antiphates'in kızına rastlayan bu adam­ lar önce bir dev anasının evine götürülürler. 197 vd. Odys seia'da adı geçen nympha. Üç arkadaşı­ nı da kente gönderir. Zeus'la Themis'in kızları sayılan kader tanrıçaları Moiraların biri. kadın başlı. Bütün gemiler bu sütliman koya girerler. hepsi öldürüleceklermiş. 11). Ama kral ki» göçmenleri kurtarmış. Lampetie kız kar­ deşi Phaethusa ile birlikte babaları Helios'un Thrinakie adasındaki kutsal sığırlarına bekçi­ lik etmektedirler. Lakhesiş. Bu korkunç macera Odysseia'nın onuncu bö­ lümünde anlatılmıştır (Od. Laodameia. Başka bir anlatıma göre Epigonlar şehri alınca Laodamas kaçar ve kuzey Yunanis­ tan'a sığınır. Laodameia doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon 'u. Lakios. onunla birkaç kez gelip sevişmiş. 80-132). llyada'da adı geçen Troyalı savaşçı. 9). Geçeleri gözüne uyku girmediği için gider. Homeros İlyada'da Laodameia'nın Zeus'la bir­ leştiği ve Sarpedon'u doğurduğu söylenir (İl. Zeus'la Taygete'nin oğlu. hem de Lakedaimon diye anılır. VI. Komedya'da adı geçen. eşek bacaklı bir canavar. tan'dan gelen göçmenler günün birinde kra lın bulunmadığı bir zamanda yerlilerin saldın sına uğramışlar ve Lampsake araya girme şeydi. Lampsake Babrykler kralı nın kızıymış. bir tek gemisi kalır. (2) Akastos'un kızı. Böylece Odysseus'un on iki gemi­ sinden on biri yok olur. Lakedaimon. yönettiği halka da Lakedaimorilular diye kendi adını takmış. Lampetie. alın yazısı anlamına gelen Lakhesiş Moirala­ rın ikincisidir (Moiralar). Adı kader. doğan çocuğu öldürürmüş. yalnız Odysseus kendi gemisini liman dışında bir kayaya bağlar. (2) Antenor'un oğlu. Thebai'ye karşı Epigonlar seferine karşı koyar ve şehrini savunurken ölür (Alkmaion). (1) Eteokles'in oğlu. Lampsake. koynuna girdi Laodameia'nın. Odyssela'da adı geçen efsanelik bir boy. çocuklara korkuluk olarak gösterilirdi. Kocası Troya seferine çıkmadan az önce evlenen Laodameia ölüm . yermiş. Bir Odysseus'un ge­ misi halatını çözerek kaçıp kurtulmak çaresi­ ni bulur. Bir efsaneye göre Lamia güzel bir kızmış. Efsane­ ye göre Lakedaimon adlı kahraman bölgede kral olan ırmak tanrı Eurotas'ın Sparta adlı kızıyla evlenmiş. Zeus ona gönül vermiş. Laoda la Artemis'in oklarıyla ölmüş. Sonunda Lamia gidip bir mağaraya saklanmış ve çocuklan yaşayan analara düşman kesilmiş. bunun için de onlaı şehri aldıktan sonra Lampsake'ye bir tanrıça gibi tapınmışlar ve şehre adını vermişlerdir. Odysseus gemileriyle rüzgâr tanrı Aiolos'un adasından ayrılınca altı gün yol alır. ama Lamia'nın her çocuk doğuruşunda kıskanç Hera gelir. Bu şehri kurmak için gereken topraklan tuzlu balık karşılığında satın almış (Kylabras). Tarihsel çağlarda bu kent hem Sparta. Helios'la Neaira'nın kızı. XII). Lamia. Protesilaos'un karısı Protesilaos Tröya kıyılarına çıkar çıkmaz ölen Akha yiğididir. X. bununla da kalmaz. sonra da Antiphates adlı dev kral onlan kesip yer. çok şarap içtiği geceler gözlerini çıkarıp yata­ ğının yanındaki bir kaba koyarmış.Laistrygon'lar. ço cuklan kaçırır. La­ kios da Anadolu'nun Lykia ile Pamphylia ille­ rinin sınırında bulunan Phaselis şehrini kur­ muş. Laistrygonlar liman­ da demirlemiş gemilere saldırır ve bütün ge­ micileri öldürüp şişlerler. Kentine karısının adını vererek Sparta demiş. Peloponez'de Lakedaimon ya da Sparta olarak anılan ünlü şehrin kurucusu (Tab. Lakios'a Delphoi tanrı sözcüsü do­ ğuya gidip bir şehir kurmasını buyurmuş. (1) Bellerophontes'in kızı. Odysseus'un arkadaşlarının kutsal sığırları kesip yediklerini Helios'a ha­ ber veren onlardır (Od. Lampsakos (Lapseki) şehrine adını veren kadın. Thebal kralı. Ama Zeus ona acımış. Laodamas. o zaman uyur ve çocukları rahat bırakırmış. sonra da Telepylos denilen çok güzel bir limana varır. Boğazlar bölgesine Yunanis-.): Akıllı Zeus.

heykel ise tanrıların bir armağanıdır ve şehre alın­ malıdır. sense. Yılanlar çocukların gövdelerine sarı­ lıp onları boğmak üzereyken Laokoon araya girer. (2) Priamos'un kızı (Tab. oyuk olduğu sonucuna varmıştı. Babası bunun' farkı­ na varınca heykeli ateşe atmış. 16. Aeneis'te canlandırılan bu olay bugün Vati­ kan müzesinde görülen ünlü Laokoon ve oğulları heykeline konu olmuştur. yüzsüz Laomedon vermedi karşılığını emeğimizin. İki oğlu vardır. Troyalıları tut­ maktan da kaçınır. İlyada'da Agamemnon'un üç kızı­ nın adı Khrysothemis. Hesione'yi öldürecek bir de­ niz canavarı gönderdiği gibi. iş buyuruyordu bize. yani Priamos'la Hesione'den başka birçok çocuk­ ları olur (Hesione). Troyalı Antenor'un oğlu sayılan Laokoon. Bu yüzden Troya'ya düşman kesilen Poseidon olayı Apol­ lon'a şöyle hatırlatır (İl. Casus Sinon'un da desteklediği bu görüş tutunur ve tahta at surlardan içeri alı­ nır. Strymo ile evlenir ve Podarkes. çok kıvrımlı İda'nın ormanlık yarlarında kaypak kaypak yürüyen. ayaklarınızı bağlayacağım. şehir bir türlü ele geçemez olmuştu. Tros'la llos'un kurdukları Troya şehrine surlar yaptırmak için Apollon ve Posei­ don'dan yardım gören Laomedon yemin bozmuş. ama bu kez yılanlar onu da boğumlarının arasına alır­ lar ve üçünü de tüyler ürpertici biçimde öldü­ rürler. 441 vd. satacağım sizi uzak adalara. Ama tanrının heykeli önünde karısıyla seviştiği için günah işlemiş ve ApoIIon'un öf­ kesini üstüne çekmiştir. belli bir karşılıkla kiralamıştı bizi bir yıllığına. ellerinizi. bizi kovdu. Ilos'la Eurydike'nin oğlu Laomedon Troya'nın ilk krallarındandır (Tab. dedi. geldi yıllığı ödemenin günü. Laokoon'un Apollon'a karşı işlediği günahı bilmedikleri için.haberini alınca tanrılardan Protesilaos'u ken­ disine üç saat için bağışlamalarını diler. 17). güvenilmez bir kral olarak geçer ef­ sanede. oğullarını kurtarmaya uğraşır. XXI. Akhalar içi dolu tahta atı Troya kapılarının önüne bırakarak Tenedos adasının arkasına saklandıklarında Troyalılar poseidon tanrıya şükretmek için on bir kur­ ban kesmek görevini Laokoon'a verirler. Laodameia da heykelin ardından atlayarak diri diri yan­ mış. Laokoon. Thymbralı Apollon tapınağında ra­ hiptir. Lao­ koon kocaman bir boğayı deniz tanrıya ada­ mak üzeredir ki dalgalardan olağanüstü bü­ yüklükte iki yılan çıkar. meydan okudu birde utanmadan. İlyada'da adı geçmeyen Laokoon Vergilius'un "Aeneis" destanında Troya'nın yıkılışıyla ilgili olarak anlatılan korkunç bir mace­ ranın kahramanıdır. şöyle yorum­ larlar: Apollon'un rahibi kapı önüne bırakılan tahta heykelin şehir içine alınmasına karşı gelmiş. Bir anlatıma göre Laodameia Protesilaos'un balmumundan bir heykelini yaptırmış ve onu koynuna alırmış. ama eşi Hades'e indikten sonra da Laodameia canına kıyar (Protesilaos).): Zeus buyurmuştu ikimize demişti. üstelik kulaklarımızı tunç kılıcıyla kesecekti. çok güzel bir surdu bu. Bu günahı onun ve şehrinin başına birçok belalar getirmiştir. bunlar babalarına yar­ dım etmekte olan Laookon'un iki oğluna sal­ dırırlar. (1) Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. efendimizdi. Bu dileği yerine gelir. dedi. III. Bir surla çevirdim ben Troya'lılarm şehrini. 16). Troyalılar bu manzarayı dehşetle sey­ rettikten sonra. İlyada'da şöy­ le tanımlanır (il. Laodike. Laomedon. giderek kargısıyla atın karnına vur­ muş. Laodike tragedya yazarlarının sonradan Elektra diye adlandırdıkları kız olsa gerek. Deniz­ 192 den çıkan yılanların Laokoon'u ve çocukları­ nı boğması işte bu tutumun cezasıdır. geniş. boynuzlu sığırlarını güdüyordun. 124): "Güzellikten yana en üstünüydü Priamos'un kızları arasında". ama güler yüzlü mevsimler gelip geçti. Laomedon*un Hesione'yi kurtardı diye Herakles'e verdiği sözü de tutmaması onun yiğit . Poseidon bu hakaretten duyduğu öfkeyi bir türlü unutamaz. Laodike ve İphianassa diye geçer. soylu Laomedon'a yardımcı olun.

Laomedon'un Herakles'e söz verdiği atlar tanrı Zeus'un Ganymedes'e karşılık Tros'a armağan ettiği atlardır (Ganymedes). kızı dışardan gelecek bir yabancıya. İlyada'da adı geçen bu boy "taşkın canlı kargıcılar" diye nitele­ nir. Leandros. Pelion ve Ossa dağlarının eteklerine yerleşmişler. Bkz. Lapith'lerin en başta gelen soyunun atası ırmak tanrı Peneus'tur. hem de tam sessizliği. onun oğlu Polypoites. Lares tanrılar yol ağızlarını. Kendilerinden önce bölgede oturan Pelasgları kovarak. Aeneas Turnus'la teke tek savaşa girer. Pindos. Latin adını göklere çıkaracak bir kahramana ver­ mesi gerektiği bildirilir. Lara. Lakedalmon'd. Leda'nın anası. başka başka bölgeler­ de şehirler kuran dört oğlu olur: Phorbas. Odysseus'la Kirke'nin oğludur. Aeneas Lati­ um'a gelmeden önce Lavinia Rutullar kralı Turnus'a nişanlıdır. Ama Mercurius Lara'ya yolda tutularak onu Lares tanrı­ lara gebe bırakmış. Lara hem yardım­ dan kaçınmış. Latinus da Aeneas'ııı Latium'a geldiğini görünce. Ev Larla rından başka kamu Larları vardır. Kalydon avında da bulunmuşlar (Meleagros). Larlar bir ellerinde bereket boynuzu taşıyan. iki oğlu. Leda. bir kızı olmuş. evlerin içini koruyan. kılavuz tanrı Mecurius'a da bu geveze periyi ölüler ül­ kesine götürmesini buyurmuş. Hero. Lares. talibi olan Ruteller kralı Turnus'a değil de.ın kovulan Tyndareos Aitolia 'ya sığınınca Thestios onaa kızını verir. Triopas ve Lesbos. bunlar Ro­ ma halkının topluca yaşadığı yerleri konır. Latium'un bir su perisi olan Lara İupiter'in buy­ ruklarına karşı gelmiş. Mousos. ama dedesi Faunus onun evlenmesine engel olur. yani ölümü simgeler. Peneus Kreusa (ya da Philyra) ile evlenmiş.Herakles'in elinden öldürülmesine nedendir. Latinlerin egemenliğini dünya­ ya yayacak olan bir kahramana vermek ge­ rektiğini bildirir. Etrüsk asıllı tanrılar. aldığı cevapta kızını. hem ef­ sane. genellikle Aitolia kralı Thestios'un kızı olduğu kabul edilir. Bu Lapithes'in ken­ disi boyuna adını verir. Efsaneye göre Lara ile Mercurius'tan doğmadırlar. Kızı Lavinia günün bi­ rinde hiç acı çekmeden yanıp tutuşmaya baş­ layınca Latinus tanrı sözcüsüne bu mucizenin nedenini sorar. Buna öfke­ lenen lupiter kızın dilini koparmış. Aenas). örne­ ğin Knidos ve Rhodos'ta da rastlanır. tanrı gönül verdiği İuturna'yı elde etmek için bütün nympha'lardan yardım istediği halde. Argonaut'lar seferine katılmış­ lar: Theseus'un arkadaşı Peirithoos. adı Lapithes. La­ pith olarak tanınmıştır. Öldükten sonra da İupiter Latiaris adiy la tanrılaştırılır (Lavinia). Lavirıia'yı ona verir. Lavinia. Lapithai (Lapith'ler). kazanır ve Lavinia ile evlenir (Latinus. Latinus. Periphas. babası üstüne kaynak­ lar birbirini tutmaz. Leonteus vb. Ne var ki adlarına birbirinden çok uzak yerlerde. hem de baştanrınm bu tutku­ sunu İuno'ya ve İuturna'ya açmış. bu kız ApoUon tanrıdan gebe kalarak bir oğul doğurmuş. Ama Troya soyundan bütün kişilere düşman kesilen tanrıça İuno Lavinia'nın anasının Turnus'la birlik olup bu evlenmeye karşı koyma­ sını sağlar. İtalya'nın yerlileri Aborigenes deni­ len boya adını veren Latinus üstüne iki ayrı kaynaktan gelme efsaneler anlatılır. Roma mitolojisinde Lara hem dedikodu. Her evde ölülerin ruhunu simgele yen bir Lar bulundurulur ve bu aile bekçisinin heykeli kuşaktan kuşağa aktarılır. Kral Latinus'un kızı. Bir Lapith ol­ duğu bilinen İksion bir efsaneye göre Periphas'm. Lapith'ler. Sonra da . Latin şairi Ovidius'a göre Lara'nın asıl adı geveze anlamına gelen "Lala"dır. Lapith'lerin söz edildikleri efsanelerin ba­ şında Kentaurlarla olan çarpışmaları gelir (Kentauroi). hem de tarihte adı geçen bir Tesalya boyudur. Roma asıllı efsanelere göre de Latinlerin bu ilk kralı Faunus'un oğlu ve Lavinia'nın babasıdır. Yunan kaynaklarına göre Latinus. cinlerdir. başka birine göre de Phlegyas'ın oğ­ ludur (İksion). kısa rubalı ve bir ayaklarının üstünde dönen delikanlılar olarak gösterilir. Bir süre sonra İtalya'ya ayak basan Aeneas'ı kral Latinus iyi karşılayıp kendisine damat olacak adamın bu olduğu kanısına varır ve Lavinia'yı Aeneas'a verir.

Lapithes'in oğlu. baştanrı Zeus'la birleşerek Apollon'la Artemis'in anası olur (Tab. tanrıdan kurtulmak için bir kaz biçimine girmiş. Titanlardan Koios'la Phoibe'nin kızı Leto. Miletos bölgesinde bir şehir kurar. içer içmez de. oradaki kralın kızı Methymna ile evlenir. Ksanthios gece kızının odasına girer. suyunu içen ruhlar geçmiş hayatlarını ve çek­ tikleri acıları unutup öyle girerler ölüler dün­ yasına. Libya. X. Lethe Hades ülkesinde bir pınar olmuştur. kor­ kunç bir sıcağın altında Lethe ovasına git­ mişler. Leukippos. Lesbos. Bellerophontes'in torun. Orta İtalya'nın eski bir tanrısı Liber. Tutkusu gün geçtikçe artar. Lykialı bir delikanlı. Kuzey Afrika'ya adını veren nympha'. Kendisi kral olup adaya adını verdiği gibi ka­ rısının adı da adanın büyük şehirlerinden biri­ ne verilmiştir (Lapithai). oysa herkes de bu sudan biraz içmek zorun­ daymış. dişisi Libera İle birlikte bag. yumurtadan iki ikiz ço­ cuk çıkmış: Zeus'un dölleri olan Helene ile Kastor ve Tyndareos'un çocukları olan Klyta­ imestra ile Polydeukes. Leda da bir yumurta yumurtlamış. Ari temis ve Kybele maddelerine bakılması. bahçe ve tarlala­ rın bereketini sağladıklarından Yunan tannlarından Bacchus ve Ceres'le bir tutulmuşlar­ dır. ama tanrıça Aphrodite'nin öfkesine uğrayarak kendi kız kardeşine gönül verir.j lanndan olan Ksanthios'un oğludur. tanrısal yumurtayı yumurtlayan Leda değil. Leukippos. Midilli adasına adını veren kahraman. Kastor'la Polydeukes'tir (Tab. Lykia'da 1 üstün bir savaşçı olarak tanınır. Nemesis'in yumurt­ ladığı yumurtayı da Leda alıp saklamış. öç tanrıçası Nemesis'tir. Platon ve neo-platonculugun etkisiyle Lethe unutmayı simgeleyen bir ırmak ve son­ ra da soyut bir kavram haline gelmiştir. ama oradan da kovulup Anadolu'ya döner. Bir Anadolu tanrıçası olduğu adından. 5). kız saklanır. ne ot varmış bu ovada. kız acı bir çığlık atarak düşer. Zeus Nemesis'e tutkunmuş. onu yenemeyeceğini anlayınca. Libya. 621a): "Ruhlar boğucu. . Maiandros (Menderes) kıyısındaki Magnesia (Manias) şehri kralının kızı bu Leukippos'a gönül vere­ rek yurdunu onun emrindeki düşmana teslim etmiş. Büyükannesi lo nasıl Zeus tanrıyla birleşmişse. bu sırada Leukip­ pos da saldıranın babası olduğunu anlamaya­ rak onu öldürür. Leto. ne ağaç. Girit'e geçip orada bir koloni kurar.: na derdini açar ve ondan yardım ister. 12). yoksa kılıcıyla kendini öldüreceğini söyler. Serüveni ilkçağın aşk romanlarından birine konu ol-j muştur. İo'nun torunu olur (Tab. Dioskurlar). Klytaimestra. Leukothea. kendisi de Poseidon'la birleşir ve Agenor'la Belos diye Fenike ile Mı­ sır'ın efsanelik kurucularını doğurur. Bazı ruhlar ölçüyü kaçırıp fazla içermiş. Anası iki kardeşin gizlice sevişmesini sağlar. Libcr. Bu yumurtadan yalnız Helene doğmuş. Bkz. Çok gü­ zel bir kız olduğu için Leda onu öbür çocukla­ rıyla birlikte kendi kızıymış gibi büyütmüş (Helene. Bu korkunç hikâye sonu­ cunda Leukippos Lykia'dan ayrılmak zorun­ da kalır. Bu ır­ mağın suyu hiçbir kap içinde durmazmış. 10). efsa­ nesinden ve tapınağının yerleşme yerlerin­ den belli olan Leto konusunda Apollon. Epaphos'un kızı olan Libya. Başka bir efsaneye göre.Tyndareos Herakles'in yardımıyla Sparta tahtını gene ele geçirir ve Leda ile birlikte oraya yerleşirler. her şeyi unuturmuş". Leda'nın çocukları Helene ve Klytaimestra. Ak­ şam olunca Ameles (kaygısızlık anlamına ge­ lir) ırmağın kıyısında konaklamışlar. ama gü­ nün birinde Ksanthios'a birisi kızının bir yabancıyla yattığını ihbar eder. Lethe. baba da onu kızının âşığı sanarak kılıcıyla vurur. ama tanrı­ ça onu istemezmiş. Unutmak anlamına gelen bir fiilden türemiş olan Lethe sözcümü allegorik bir tan­ rıçanın adıdır. Hesiodos'a göre Lethe kavga tanrıçası Eris'in kızı ve Gece'nin torunudur. Bir tanrı buyruğuna uyarak Yunanistan'dan ayrılıp Midilli'ye gö­ çer. "Devlet" adlı eserinin sonunda ruh göçümünü anlatan Platon Lethe'yi şöyle ta­ nımlar (Dev. Efsaneye göre Zeus tanrı Leda'ya âşık olmuş ve bir ku­ ğu kuşu biçiminde ona yanaşmış. ossaat tanrı bir kuğu kuşu olup ona yanaşmış. İno. anası.

Yiyip içtikten sonra doyasıya. kafalarını keser. Argoslular Delphoi bilicisin­ den aldıkları öğüt üzerine Linos ve Psamathe adına bir yas töreni düzenlerler.Agenor yoluyla Kadmos'la Europe'nin ninesi olur (Agenor. Apollon'la boy ölçüşecek olmuş da tanrı onu ölümle cezalandırmış. Troya'dan ayrıldık tan sonra Trakya kıyılarına uğrayan Odysseus'un gemileri. kattım yanlarına bir de haberci. oturup doyurduk karnımızı tez giden gemilerin dibinde. Belos. sürükledim gemiye onlun. kral kızı Psamathe'nin Apollon'dan ge­ be kalarak doğurduğu bir çocuktu. Lltyerse adlı bir türküde bu biçicinin ustalığı övülürmüş. Odysseus bu eşsiz serüveni şöyle anla tır (Od. Linos efsanesi bir çeşit ağıt yakma törenine bir kaynak bulmak amacıyla uydu­ rulmuş olsa gerek. vurdum zincire . köpekler gelir. Europe). Lydia kraliçesi Omphale'nin yanında bulunduğu sırada Lityerses'le boy ölçüşmeye gelmiş. Likhas. kürekçi sıraları altına çektim. Gittiler ossaat buluştular lotos yiyen adamlarla. Bahtsız adam da Euboia yakınında denize düşüp ora­ daki Likhades adalarına adını verir (Herak­ les). veba da böy­ lece sona erer. Litai. IX. Eli çok çabuk olduğundan hasımla­ rının hepsini yener. Korkunç bir öfke içinde ağaçları köklerinden söken. Phrygialılar ekin biçerken Lityerses'in serü­ venini dile getiren bir türkü söylerlermiş. ama kulağı olmayan yiğit hocasından azar işittiği bir gün öfkelene­ rek onu öldürmüş. Ekin biçmede onun üstüne yokmuş ve babasının kral olduğu bölgeye kim gelse onu yanşmaya çağırır. dedim gidin bakın. Phrygia kralı Midas'ın oğlu. Apollon tanrı da bu korkunç olayın cezası olarak Argos bölge­ sine veba salar. Odysseia'da sözü geçen efsanelik boy. orada karaya çıktık ve biz gittik su almya. kız baba­ sından korktuğu için bebeğini dağa bırakır. sunakları deviren ve avaz avaz bağıran Herakles Likhas'ı ayağından tutup denize fırlatır. (1) Argos'ta anlatılan efsane şöyledir: Li­ nos. 82 vd. Lotophagoi (Lotosyiyenler). Daha başka bir anlatıma göre Linos ağıt söylemekte o kadar ustaymış ki. Bkz. akıllarını çelmişti bu yemiş. Yalvarılar Lityerses. bizimkilerden kini yediyse totosun bal gibi yemişini. bedenle­ rini de ekin demetleri arasına baglarmış. Orada kalıp lotos yemekten başka şey düşünmediler. Herakles'in arkadaşı ve habercisi. (2) Boiotia'da anlatılan Linos efsanesi biraz değişiktir: Linos Musaların birinin çocuğudur. Psamathe de yasını ağıtlarla dile getirir. Herakles. al dırmadan onu güzel bir türküyle uyutmuş ve kafasını kesmiş. kendinden geçti ve dönmeyi istemedi bir daha gemiye. oradan yelken açınca kor­ kunç bir poyraz fırtınasına tutulurlar ve on gün denizde çalkandıktan sonra Lotosyiyen lerin ülkesine varırlar.): Tam dokuz gün ölüm rüzgârları balıklı denizde çalkaladı bizi sonunda Lotosyiyenlerin toprağına vardık onuncu günü. Müzikte usta olduğu için Herakles'i yetiştir­ mekle görevlendirilmiş. Linos'u parçalarlar. bizim dostlara hiçbir kötülük düşünmedi ora halkı. ekmek yiyen hangi insanların toprağına ayak basmışız. unutturmuştu sılayı Ama bakmadım gözlerinin yaşına. yolladım arkadaşları. istemese de onu döve döve çalışmaya zorlarmış. yolda rastlanan köpekler öldürülürdü. lotos bile verdiler onlara yesinler diye. Linos törenlerinde ağıtlar oku­ nur. bir bu çiçeği yer buranın halkı. Babası işin far­ kına vararak kızını öldürür. arkadaşlar da çabucak hazır etti akşam yemeğini. Bu ülkenin kuzey Afri­ ka'nın Trablusgarp kıyılarının karşısında Cerba adası olduğu öteden beri bilginlerce kabul edilir. Zorbanın meydan okumasına hiı. Yiğit onu Deianeira'dan yeni bir gömlek al­ maya gönderir ve kansının yolladığı sihirli Gömlegi sırtına geçirip yanmaya başlayınca bütün suçu Likhas'tan bilir. Seçtim iki kişi. teknede. Linos.

Aventinus tepesinde bir tapınağı vardı. ne oğulların­ da. biri lotos yer. Her yıl 15 şubatta kutlanan Lupercalia bayramı bir bahar ve bereket şenliği­ dir: Çıplak Lupercus rahipleri alay halinde Palatinus tepesini dolaşırlar ve kurban ettikle­ ri bir keçinin derisiyle yapılmış kamçılarla yol­ da rastladıkları kadınları döverlerdi. (3) Pandaros'un babası. Çobanların ve sürülerin kurtlara karşı koruyucusu sayılan eski bir İtalya tanrı­ sı. efsane de Etrüsklerin Anadolulu kaynaktan olduklarını kanıtlamak­ tadır. (1) Kadmos soyundan olan Thebai kralı. Yunan din ve tanrılarının etkisiyle Lupercus Pan'a da ben­ zetilmiştir. haydi. küreklere sarılıp köpürttüler kırçıl denizi. karısı Dirke ile Antiope'ye eziyet ederler. Tarihçi Herodotos'a göre Lydos Atys'in oğlu. Arkadya kralı Lykaon elli oğul babasıymış. Amphion). Antiope'nin de Zeus'tan olan İkizleri Amphion ve Zethos analarının öcünü almak için Lykos'u öldürür­ ler (Antiope. Karkabos). dedim. Lykomedes. Troas bölgesine yerleşmiş Lykialı (Pandaros. Argonautların Amykos'u öldürmeleri bu zorbanın düşmanı olan Lykos'un çok hoşuna gitmişti (Argonautlar). Lucifer. Lydos. Lupercus. korktum. Böylece dövülen kadınların kısırlıktan kurtulup doğur­ gan olacaklarına inanılırdı. kralın kızları arasına saklamıştı (Akhilleus). Zeus onları denemek istemiş bir gün: Yoksul bir köylü kılığına girerek Lykaon'un sarayına konuk olmuş. Hıristiyan edebiyatında şeytanın bir adı. Polydoros'un kardeşi. Sabah yıldızı Phosphoros'un Latin­ ce adı (Phosphoros). yalnız. Lykurgos. Lykos Argonautlan batı Ege kıyılarında bulunan ülkesine vardıkların­ da iyi karşılar. XXI. Atys de Manes'in oğludur.birini sağ bırakmış. Trakya kralı Lykurgos'tan İlyada'da söz edilmektedir. Lykomedes de Theseus kendi krallığını ele geçirir korkusuyla onu bir kayalığın üstü­ ne götürür ve uçurumdan aşağı atar (These­ us). Lykaon. Adı ay anlamına gelen bir roma tanrı­ çası. ama hiçbir efsanesi olmadığı gibi zamanla Diana tanrıçayla bir tutulmuş Luna adı da şiirde Yunanca Selene'yi çevirmeye yaramıştır. tanrı korkusu yokmuş ne kendinde. Lydos'un Tyrrhenos adlı bir de kardeşi vardır. (1) Priamos'la Laothoe'nin oğlu. giderek kendi oğlunu ölen dümencinin yerini tutmak üzere yanlarına verir. Lydia'lılara adını veren kurucu kah­ raman. Lykomedes Theseis efsanesinde de rol oy­ nar: Atinalı yiğit kendi ülkesinde tutunama­ yınca Skyros adasına gider. Lykaon'un kendisini de bir kurt haline getir­ dikten sonra sağ kalan oğlunu tahta çıkarmış. Lydos nasıl Lydia'lılara isim babası olmuşsa. akrabalık bağla­ rıyla bağlı olduğu Lykomedes'in yanına sığı­ nır. Lykos. Skyros adasının kralı.Sonra büyürdüm öbür sevgili yoldaşlarıma. Skamandros kıyısın­ da öldürüp öldürüp ırmağa attığı kurbanlar­ dan biri de Lykaon'dur (İl. Tyrrhenos da Tyrrhenoi. Thetis oğlu Akhilleus'un Troya savaşına katılmasını önlemek için onu Lykomedes'in sarayına göndermiş. Sonradan Faunus'la bir tutulmuş ve adı Faunus Lupercus olmuştur. sılayı unutuverir diye. konuklar ve ölen İdmon'la Tiphys'i gömmelerine yardım eder. Bu akraba­ lıktan anlaşılıyor ki. yani Etrüsklere adını vermiştir. binin tez giden gemilere çabuk. Antiope'nin amcası. 34-135). ama tanrı saygısı. (2) Pelasgos'un oğlu. Lykos. (2) Argonautlar efsanesinde adı geçen Maryandyn'ler kralı. Manes ise tanrı Zeus'la Okeanos kızı Kallirhoe' den dogmadır. Patroklos öldükten sonra. Savaş sırasında Akha yiğidi Diomedes karşısında Bellerophontes'in 196 . Baştanrı bü­ yük bir öfkeye kapılarak masayı devirmiş ve şimşekler çakarak Lykaon'un oğullarını yıldı­ rımla çarpmış. Kaderi onunki kadar acıdır. kral da bu adamın bir tanrı olup olmadığını anlamak için insan etin­ den yemekler çıkarmış karşısına. Luna. Akhilleus savaşa katıldığı zaman. onlar da hemen bindiler ve oturdular sıralarına. Bu efsane Arkadya bölgesinde Lykialı Zeus'un adına kutlanan törenlerde insan kurban­ larının nedenini açıklamaya yaramaktadır.

Babaları­ nın buyruğu üzerine Danaos kızları gerdeğe girdikleri gece kocalarını hançerledikleri hal­ de. Danaos kızı Hypermestra'nın kocası. . Lynkeus'la evlenmiş ve Abas'ı doğurmuştur (Hypermestra. kutsal Nysa dağında kovalamaya kalkıştı Dionysos'un sütninelerinl. Danaos Kızları). 130 vd. Elli Aigyptosogullanndan biri. Hypermestra'nın kocasını esirgemesinin ne­ deni çeşitli yorumlara uğramıştır: Kimine gö­ re Hypermestra Lynkeus'a tutulmuş. o vakit Dionysos'un ödü koptu. üstelik çok da yaşamadı o. Ana­ dolu'dan geldiği açıkça belli olan bu kült özel­ likle kuzey Yunanistan'a yerleşmekte güçlük çekmiş olsa gerek. ölümsüzlerden tiksindirmişti kendini.): Dryas'm oğlu güçlü Lykurgos bile onlarla kavgaya tutuşunca yaşamadı. Lykurgos'un homurtusundan bir titreme almıştı Dionysos'u. dayak yediler yiğit öldüren Lykurgos'un üvendiresiyle. Lynkeus. Thetis de hemen çekti onu içine. Dionysos'la ilgili birçok efsaneler şarap tan­ rının ve kültünün benimsenmesine karşı gös­ terilen tepkileri dile getirir (Pentheus). denizin dalgalarına attı kendini. yalnız Hypermestra Lynkeus'u öldürmez.torunu Lykialı yiğit Galukos'u görünce bir tanrı sanır onu ve tanrıya karşı savaşmanın sakıncalarına örnek olarak Lykurgos'un serü­ venini anlatır (İl. O bir gün. ama Aphrodite'nin yardımıyla kız kurtulmuş. kimine göre de adam öldürmeyi başaramadığı ve Lynkeus kızlığına saygı gösterdiği için ona kı­ yamamıştır. Danaos kızı Hypermestra'yı ba­ ba sözü dinlemedi diye mahkemeye vermiş. VI. Kronos'un oğlu kör etti Lykurgos'u. Tragedya yazarlarının bi­ raz değişik motiflerle ele aldıkları Lukurgos efsanesi bu gerçeği dile getirmektedir. Rahat yaşayan tanrılar kızdılar o zaman.

Maiandros. kıvrıntılı akışı dolayısıyla ırmağın adı ırmak. 7). Atlas'la Pleione'nin kızı. dilde dolambaçlı konuş­ malar için kuilanılagelmiştir. coşup taşan ve doğaya. kardeşi Podaleiros'la birlikte (Podaleiros) Troya sa­ vaşına Tesalya kentlerinden gelme otuz ge­ miyle katılır ve hekim olarak çok yararlık gös­ terir. Bütün bu varsayımlar yersiz. yani Homeros'un dedesi. Menderes ırmağının miller taşıyarak. Maiandros'un adı ilkçağdan bu yana özel ad olmaktan çıkmış. Byblis). Maion. Makhaon hemen yardıma koşar (İl. Asklepios tanrının oğlu. Menelaos vurulduğu zaman. Methymna Lesbos'la evlenmiş. kırıldı okun sivrileri çekilirken dışarı doğru. Maiandros. Maionides soyadı da Homeros'un do­ ğup büyüdüğü bölgeye atıf olsa gerek. Makar. Tarihsel çağlarda da bir tan­ rı bilinen ve tanrı gibi tapınılan Menderes'e karşı Milet halkının ayaklandığı ve tarlalarını bataklık. adanın bir kentine adını verdiği gibi. limanlarını da ova haline getiren bu insafsız tanrıya karşı dava açtığı anlatılır. Irmak tanrının tapınağında para çok bol olduğu için bu cezayı rahipleri tanrı adına kolaylıkla ödemişler. Bütün büyük su yolları gibi Ma­ iandros da Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır.' ama koca ırmak liman­ ları millerle boğmayı gene de sürdürmüş. Maia. Makar'ın iki kızı varmış: Methymna ile Mytilene. IV. Dionysos alayını meydana getiren Bakkhaların başka bir adıdır (Bakkhalar). Bu soyadı büyük ozanın Mai­ on adında bir atası olduğunu mu. Da­ vaya bakan yargıç suçlamayı yerinde görmüş ve tanrıyı Miletlilere ceza ödemeye mahkûm etmiş. Mainad'lar. . Zeus'la Kallisto'dan dogma Arkas'a sütninelik ettiği için Hera'nın hışmına uğramış ve ancak yıldız olarak göğe çıktıktan sonra rahat etmiştir (Arkas). Kaunos'la Byblis'in anala­ rı olan Kyane. yani Büyük Mende­ res ilkçağ yazınında en çok adı geçen ırmak­ lardan biridir. eski zamanlarda denize açılan limanlar olan birçok şehri toprak altında boğduğu bilinmektedir. Arkadya'nın Kyllene dağında tanrı Zeus'la birleşerek Hermes'i doğurmuştur (Pleiad'lar. Roma'da Maia adlı eski bir tanrıçaya tapınırlardı. sımsıkı kemerden çekip çıkardı oku. yol kıvrıntısı ya da mimari­ de yılankavi motifler. kendin­ den sonraki şairler de Homeros'a Maionides demektedirler. Mainas. Çözdü ışıldayan kemeri. ya da onun babası. kız kardeşi Mytile­ ne de sonradan başkent olacak şehri adlan­ dırmış. başka bir söylentiye gö­ re de manevi babasıdır. yoksa sade­ ce Maionia yani İzmir'i de içine alan Ege kıyı­ larında doğduğunu mu belirler? Geç uydurul­ muş efsanelere göre Maion diye bir kişi var­ dır. Makhaon. Pkiad yıldız­ larından biri (Tab. Hermes). İlyada'da Lydia bölgesinin adı iki yerde Maionia (Meionie) diye geçer.M Maia.): Tekmil yiğitler sarmıştı Menelaos 'u. kimi­ ne göre de Zeus'un soyundandır. tanrıya karışarak öbür in­ sanlarca çıldırmış gibi görünen bir kişi. Sonradan Lapithes'in oğlu Lesbos da Midil­ li'ye göçünce Makar'la Lesbos iyi geçinerek adalarda ortak egemenlik kurmuşlar. Bugün bile göz göre göre izlenebilen bu süreç ilkçağdan beri Ege şehirlerinin başlıca bir der­ di sayılmaktaydı. kuyumcuların işlediği karmlığı çözdü sonra. Bu ırmak tanrının birçok kız ve erkek çocuk­ ları olmuş derlerdi: Samos (Sisam) adasına adını veren Samia. Kara okun yarasını görünce emdi kanı. Tufan'dan sonra bir lonyalı göçmen kafilesiyle Lesbos'a gelip yerleşmiş ve o zamanları boş olan kom­ şu adaları da birer oturma yerine çevirmiş. çoğulu Mainades. Kallirhoe ve kendisi gibi bir ır­ mak olan Marsyas ve Babys (Marsyas. tanrı Helios'un oğlu. Kimliği üstüne kaynaklar birbirini tutmaz: Ki­ mine göre Makar. İlyada'da adı geçen Lesbos kralı. özel­ likle bir kadın için kullanılır. altından da kuşağı. Homeros'u doğurduğu söylenen su perisi Kritheis'le evlidir. 211 vd. bu tanrıça sonraları Yunan dininin etkisi altında Hermes'in anası Maia ile bir tu­ tulmuş ve mayıs ayı kendisine adanmıştır. Mainas sözcüğü aslında Yu­ nanca "mainomai" fiilinden türemiş bir sıfat­ mu tır. Tanrı etkisiyle kendinden geçen. Ma­ ia. Tanrıya denk hekim durdu ortalarında.

Maron. öyle bir tannsal koku yükselir ki. IX. tatlı. Klaros'ta Manlo'nun kurduğu tapınağa oğlu Mopsos başrahip ve bilici olur (Mopsos). böy­ lece elinden kurtulur. Potyphemos). Ne var ki Savaş sırasında Makhaon Paris'in bir okuyla yaralanınca. yükselir bir de bakarsın sağraktan bir tatlı koku. su katılmamış. baştan başa gümüş bir sağrak verdiydi. kâhin Teiresias Delphoi'ye gitmek üzere yola koyulur. Manto efsanesi belli bir amaçla uydurulmuş bir efsaneye benzer. Ama Yunanistan bu gerçeği tersine çe­ virmek için bazı çarelere başvurmuş. ama yolda öldükten sonra. hem daha üstündü. Anlaşıldığına göre. Mars. Philoktetes). Manto. Yılın ilk ayı sayılan mart ayı hem adını taşır. yolda korsan­ lar tarafından kaçırılır. Tanrı günün birinde ona Ege kıyı­ larına gidip orada bir tapmak kurmasını bu­ yurur: Manto Klaros'u kurar. Efsaneleri de Ares'in ef­ sanelerini yansıtır. Odysseus bu şarapla Tepegöz Polyphemos'u sarhoş ederek tek gözünü çıkarır. Adı kehanet. Mars. Euenos'un kızı. Bu ay içinde şerefine kullanan bayramlarsa birer bahar bayramıdır ve tanrı burada toprak bereketim simgeler. İdas'ın karısı. kardeşi Podaleiros ise tedavi ile uğraşır. "bir sürü insana bedel olan" bu hekimi Nestor arabasına bindirip kendi barakasına götürür ve tutsağı Hekamede'ye baktırır. Kör olduğu için kızı Manto'ya dayanarak yü­ rür. gel de içme. ve on iki testi şarap eklediydi bunlara. Rhakios adlı reisleriyle evlenir ve Mopsos'u doğurur. Manto tek başına Apollon tapınağına varır. Odysseus bu kenti yağma ederken Maron'u korur ve sayar.): Yedi talant verdiydi. Bu bal gibi tatlı kırmızı şarabı içeceğin vakit karıştır bir sağrak dolusunu yirmi ölçü suyla. ama şarap içti mi bütün gücünü bulan bir ihtiyar olarak tanım­ larlar. (Odysseus. tanrısal bir içkiydi bu. Roma'da Maron'u ayyaş diye simgele­ yen bir çeşme vardı. Tragedya yazarlarına göre Maron Dionysos tanrının torunu.acı dindiren ilaçları ustaca serpti üstüne. Anadolu'da bulunan Apollon tapınakları ve keha­ net merkezleri Yunanistan'dakilerden hem daha eski. Odysseia'da anlatıldığına göre Maron Odysseus'un ilk uğrağı olan Trakya'nın îsmaros şehrinde Apollon rahibidir. Yunan tanrısı Ares'in Roma di­ nindeki karşılığıdır. Manto ken­ dini tanrıya adar ve yıllarca Sibylla olarak gö­ rev yapar. Anado lu merkezlerinin Yunanistan'dan gelme efsa neler uydurmuştur. ünlü bilici Teiresias'ın kızı sayılır. Kimi yazar­ lar onu eli. iyi işlenmiş altından. Mars Roma'nm savaş tanrısıdır ve savaş tanrısı ola­ rak saygı ve tapkı görür. rahip de bunun karşılığında ona birçok armağanlar ve bal gibi tatlı bir kırmızı şarap verir. Silenos'la yol daşlık eder ve onun gibi çok içer. örneğin Latin şairi Lucretius'un "Doğa Üstüne" adlı eserinin başına koyduğu Venüs'la Mars'ın aşkı öyküsü doğru dari doğruya Homeros'tan alınmadır. Homeros Maron'un şa­ rabını şöyle tanımlar (Od. Argoslu Rhakios'la evlenip Mopsos'u doğurması çeşitli yo­ rumlarla anlatılır: Birine göre Manto Apollon tanrıdan gebe kaldıktan sonra tapınaktan çı­ karken Rhakios'a rastlar ve tanrının ona seçI iği bu ölümlü kocayla birlikte Klaros'a gidip tapınak kurar. Ba­ bası gibi geleceği görme yetisine sahiptir. 202 vd. Kendisine âşık olan tanrı Apollon'la kocası arasında İdas'ı seçer (İdas). ya da oğludur. ama yerli bir İtalya tanrısı olarak savaşçı niteliğinden başka bir nitelik taşıdığı da görülür. Troya ordu­ sunda ünlü bir hekim olarak geçinen Makha­ on daha çok cerrah olarak iş görür. Bir zamanlar Kheiron vermişti babasına o ilaçları. Ege'nin en ünlü kehanet merkezlerinden olan Klaros'un Thebaili Teiresias'ın kızı ve adından uyduma bir kişi ol- . duğu anlaşılan bu çeşit amaçlı efsanelerden biridir (Apollon). Marpessa. ayağı titreyen. hem de kendisine adanmıştır. Akhaları bir telaştır alır. Başka bir anlatıma göre Man­ to yalnız başına gider Klaros'a. Makhaon Telephos'un ve özellikle Philoktetes'in yara­ larını iyileştirmiş olmakla ün salmıştı (Telephos. Epigonlar Thebai'yi aldıktan sonra. falcılık anlamına gelen Manto. Mopsos'la Kalkhas efsanesi de bu üstünlüğü açığa vuıur.

Çine çayı. günün birinde kaval ça­ larken bir derenin suyundan yüzüne bakacak olmuş. ardı ardına dağlar. en çar­ pıcı bir tiptir. öyle baş döndürücü. Ne o? Bir ırmak. Bir başka anlatı­ ma göre Hera ile Aphrodite Athena'nın ka­ val çaldığını görerek onunla alay etmişler.mart ayında savaş mevsimi de başladığı için Romalıların iki kavramı bir araya getirdikleri. Gökbel'de akan Çine çayı işte bu ırmakmış. Mars ayrıca savaşçı gençliğin de tanrısıdır. göklerin sarsıntısıyla yeryüzüne düşmüş bir gezegende sanırsınız. Marsyas kavalını öttürememiş. kayalar. Marsyas. Bu yüzden de ki­ mi kaynaklarda Marsyas'ın Kybele'nin alayın­ dan olduğu söylenir. ilkçağın Marsyas'ı kavalını öttürüyor tat­ lı tatlı. Apollon sonradan yaptığı­ na pişman olmuş derler. Roma'da matronlar yani evli kadınlar ve anaların tapındıkları eski bir tanrıça. Kişiliği ve serüveni hemen her çağda zamanın görüş ve eğilimlerine göre yo­ rumlanarak edebiyata ve sanata konu olmuş ve olmaktadır. Marsyas efsanesi Anadolu'ya öz­ güdür ve asıl anlamı ancak içinde oluştuğu dekor göz önünde tutulursa anlaşılabilir. hem de insanda yeni yeni karşı koyma güçle­ rinin belirdiğini simgelemek istedikleri sanılabilir. Yerine göre egzotik ve ilkel karakteri üstünde dımılıır. o kadar sevmiş ki dünyada bundan güzel ses veren saz olmadı­ ğını ileri sürmüş ve Apollon tanrının lyra'sıyla yarışmayı bile göze almış. Birinci yarışma sonuç vermemiş. yer yer pembe zakkum­ lar ve yemyeşil bir su. yerde bul­ duğu kavalı almış ve çalmaya koyulmuş. püfür püfür esen kavaklar. acı acı. çünkü bu kavalcınınki kadar korkunç bir alın yazısı olmamış başka hiçbir kavalcının. tüyler ürpertici bir çevre ki. Marsyas bayılmış sesine. Marsyas bunu nerden bilsin. Marsyas bu korkunç işkence içinde can vermiş. Marsyas'ı da bir ırmak haline getir­ miş. Efsaneye göre İno kendini denize attıktan sonra bir denizkızı ol­ muş ve İtalya kıyılarına çıkarak oraya sığın­ mıştır (İno). onu yerden toplayacak olanı en büyük cezalara çarpacağına ant iç­ miş. Yargıç olarak Tmolos (Bozdag) tanrısını almışlar. Ama asıl efsanesi şöyledir: Bu kavalı bulan tanrıça Athena imiş. Kurt kendisine adanmış bir hayvandır. korkunç biçimlerle üst üste yığılı kayalar arasında yılan gibi sürüne sürü­ ne. Dinleyelim Marsyas'ın serüvenini: Tanrı Pan'ın yapıp kullandığı syrinks deni­ len yedi borulu kavala karşın. Medeia efsanenin ve tragedyanın kadın kahramanları arasında en güçlü. Tanrı bu yarışma için bir şart koşmuş: Kim yenerse yenilene is­ tediğini yapacak. Marsyas'ı tutmuş. Yunanistan'dan gelme İno-Leukothea ile ka­ rıştırılmasına yol açmıştır. Romulus'la Remus'u emziren dişi kurdu da bu göreve Mars tanrı gönderdiğinden Roma halkının atası sayılır. Yarışmayı gözleyen Phrygia kralı Midas gene de kavalın lyra'dan üstün olduğunu söyleyin­ ce tanrı onun kulaklarını eşek kulakları haline getirmiş (Midas). Bayramı Matralia adıyla 11 haziran­ da kutlanırdı. bir ağaca bağlamış ve deri­ sini yüzmüş. Ama bununla kalmamış. Kendi­ nizi bu dünyada değil. Marsyas iki boruiu kavalın bulucusu sayılır. Mcdcia. Matuta adı sonradan bu tanrı­ çanın şafak ve sabah güneşiyle bir tutulup. Aydın'dan Muğla'ya gidildiğinde Çine ile Yata­ ğan arasında Gökbel denilen bir yer vardır. tarih öncesi çağlardan kalma bir sürüngenle karşılaşacağı­ nıza inanırsınız ve korkudan soluğunuz kesi­ lir. bu tanrıyla hem doğanın yeniden doğuşunu. taş yığınları. bir şeytan. ikincisinde Apollon Marsyas'a meydan okuyarak kavalını tersine tutup çal­ masını buyurmuş. Mater Matuta. yaklaşır. Göz alabildiğine ne bir ağaç. lyra'sını yere atarak kırmış. manzarası akıllara durgunluk veren bir yer: Yol orada 30 kilometrelik bir arayı 380 viraj yaparak alır. bakarsınız ki bir yarın dibinde bir yeşillik kümesi. kendi kardeşini ke- 200 . bin bir dönemeç yapa yapa ilerler. tanrıça da Phrygia'ya giderek duru bir suda yüzünün gerçekten çirkin olduğunu görmüş de kavalı atarken. gökten düşmüş meteortaşlarına benzer kapkara. Bu doğa dışı karaltı içinde uzaktan bir şı­ rıltı duyar gibi olursunuz. kendisi lyra'yı ters tutunca aynı sesleri çıkardığı halde. kavalın yüzünü nasıl buruşturup çirkinleştirdiginl görmüş ve kavalı öfkeyle atıp dere kenarından uzaklaşmış. ne bir ot. her dönemeçte bir cin. bu yüzden de yenik düşmüş. çünkü Ana Tanrıça kül­ tünde tefle birlikte bu kaval kullanılırdı.

ne hayvan hiçbir canlının yaklaşamadı­ ğı bir köpekmiş. At adam Kheiron tarafından yetiştirildiği söyle­ nir. akrabaları olan Kirke ve Pasiphae gibi doğa dışı. Medeia'nın bir oğlu. yabancılık. Bu nedenle Melampus demişler ona . Phylakos bu şaşılacak adamdan oğlu İphiklos'un iktidarsızlığına ça­ re bulmasını istemiş. sonunda Melampus ülkenin bir çeyreği­ ni kendisi. 23) Doğar doğmaz anası Melampus'un gövdesini gölgeye koymuş. Biliciliği Melampus şöyle bir olaya borçluymus: Ço cukken ölü bir yılan bulmuş. Medos. Gerçekten de öyle olmuş: Sürüyü al­ maya giden Melampus'u bir tahta kulübeye kapatmışlar. Perseus kafasını kesince akan kanından Pegasos'la Khrysaor doğar (Perseus). özverisi karşılıksız kalan. Daha sonra Argos kralı Proitos'un çağırdığı Melampus bu kralın kızlarını delilikten kurtar­ mış. Bias da kızla evlenmiş. bunu da başarınca Melampus'a sürülerini vermiş. kıskançlık duyan bir ka­ dının dramı canlandırılır gözümüzün önün­ de. bir insan ölüsü gibi almış onu bir odun yığınının üstüne ko­ yarak yakmış ve cenaze törenini yapmış. Adı kara. Medeios. kulübeden çıkarılır çıka­ rılmaz da dam çökmüş. onlarla konuşurmuş. İki kardeş bunları Neleus'a götürmüşler. sonra da yavrulannı büyütmüş. başka bir kay­ nak Meneia'nın Atina'dan Theseus'un gel­ mesiyle kovulunca Asya'ya göçtüğünü ve ora krallanndan biriyle evlenerek Medos'u doğur­ duğunu ileri sürer. Amythaon'un oğlu. Medlerin atası sayılır. onu alt etmeyi kardeşi Melampus'tan istemiş. Bir kaynağa göre Medos. Pylos'ta amcaları Neleus'un yanına sığınmışlar. Melampus kuşların ve öbür hayvanların dilini anlar. yerine göre de se­ ven ve hor görülen. Proitos da bu şartı kabul etmek zorunda kalmış. sonra da kızların birini karı olarak almış ve Argos kral­ lığını kardeşi Bias'la paylaşmış. Aietes. Kolkhisli büyücünün Atina kralı Aigeus'tan olan bir çocuğudur. Başkaca efsanesi yoktur. Erinys'lerden biri (Erinys). Melampus. Bu serüvenlerin canlandırılmasında oynadığı rol ilkel bir macera romanı kahramanının rolüdür. ama Neleus kızını Bias'a ancak Phylakos'un sürülerini getirirse vereceğini söylemiş. ama ayaklarını güneşte bırakmış. Bias Orada Neleus'un kı­ zıyla evlenmek istiyormuş. Melampus kızlar üstünde türlü büyü­ ler uygulayarak onları iyileştirmiş. tanrı Helios'un torunu ve tanrıça Hekate'nin yeğe­ nidir. Medeia'nın hem Argo­ naut'lar destanında. Bias. böylece görme ve işitme yetisi öbür insanlarınkinden çok üstün olmuş.sip parçalarını yol üstüne serpen. daha doğrusu ilk macera ro­ manının kahramanları çarpıcı renklerle çizil­ miş. Bu sürünün bekçisi ne insan. bunu kendisini tutuklayan Phylakos'a bildirmiş. Medusa. hastalan büyüyle iyi etmekte on­ dan üstünü yokmuş. Bunun için bu destanın. bir çeyreğini de kardeşi için iste­ miş. 8). Bundan başka hekimlikte. Pelias. Güneş soylulardandır. Argonaut'lar destanı Odysseia'daki olaylardan daha eskilerini dile getirmekle çok daha yeni bir çağda kaleme alınmıştır. aradan da bir yıl geçmişmiş. kulaklarını ya­ layıp arındırmışlar. o da kulübenin damındaki bö­ ceklerin konuşmasına kulak misafiri olmuş. o da ancak bir yıl ha­ piste kaldıktan sonra sürüyü alabileceğini bil­ dirmiş. hem de tragedyalarda sözü geçen serüvenleri şu adlar altında anla­ tılmıştır: Argonaut'lar. anlamış ki kirişler çökmek üzeredir. itilmişlik. esmer ayaklı anlamı­ na gelen Melampus. lason. Bkz. Gorgolardan biri. Kretheus'le Tyro'nun torunu ve birçok bilici ve falcı kuşağının arasıdır (Tab. kral ver­ meyince yapmam demiş ve kızlar beter ol­ muş. Melampus'la kardeşi Bias yurtları olan Tesalya'dan ayrılıp. Yılanlar da şükran borcu olarak gözlerini. Kızlar hep birden çıldırıp kendilerini inek sanırlar ve böylece Pelepönez'i dolaşırlarmış. ondan da öte kendi karnından doğmuş çocukları öldü­ rüp babalarının önüne seren korkunç bir bü­ yücü kadın diye gösterilir. Medeia Kolkhis kralı Aietes'in kızı. Megaira. Atalante . canlandırılmıştır. Her iki kaynağa göre Me­ dos. Medeia ile İason'un oğlu. Melampus onları iyi etmek için Proitos'tan ülkesinin üçte birini istemiş. Melanion. tüyler ür­ pertici serüvenlerin kahramanıdır (Tab.

ama Thetis. ayaklan da kesilerek olduğu yerde bırakılır. Oğlu Akhilleus'un elinden can verince. Bu kez iki tanrıça Eos'la Thetis tanrı Zeus'a başvurur­ lar. AkhiUeus söz dinlemez. anası. anası Althaia da odunu ateşe atarak oğlunun ömrüne son verir. Habeşistan kralı Memnon Hektor öl­ dükten sonra Troya'ya yardımcı gelir. Dilenci kılığında karşısına çıkan Odysseus'a söver. derken Odysseus'la Eumaios'un bir düze­ niyle orada kıskıvrak bağlanır ve hizmetçiler asıldıktan sonra Melanthios da avluya getiri­ lip kulakları ve burnu kesilir. bütün dostları Me­ leagros'a öfkesinden vazgeçip yurdunu sa­ vunması için yalvarırlar. 420 -473). sanlı bütün yiğitler katılır. Aitolların kom­ şuları Kuretler de yardıma gelirler ve av iyi bir sonuç verir. çokluk tra­ gedyayı simgeler (Musa). av sona erince Meleagros yaban domuzunun postunu Atalante'ye vermek ister. her ikisi de kendi oğlu için yalvarır. Yazarı Miletoslu Arktinos olan bu destan yitiktir. Meleagros savaştan çeki­ 'II'. karısı. Musalardan biri. Anası Althaia bunun üzerine oğluna lanet okur ve öç perileri Erinysleri salar üstüne. Kalydon avına kız kahraman Atalante de katılmıştır. . Penelopeia'nm hizmetinde bulunan elli hizmetçiden biridir. Şöyledir: Aitolia'da Kalydon bölgesinin kralı Oineus'la karısı Althaia'nm Meleagros diye bir oğulları olur. Aynı efsanenin öbür anlatımında Meleagros'un anası Althaia'nın oğlunun ömrüyle ya­ kından ilişkisi olan odunu yakıp yakmaması teması üstünde durulur (Althaia). Sırtın­ da Hephaistos'un yaptığı silahlar vardır. Ekinleri yok eden bu canavar yüzünden ülke açlık ve kıtlıkla karşı karşıyadır. taliplerden Eurymakhos'la sevişir. Kalydon Avına ün­ lü. şımarttığı halde. onun için Akhilleus'u bu savaştan alıkoymaya uğraşır. hiz­ metçi Melantho'nun kardeşi. oğlu­ nun Memnon'u öldürdükten hemen sonra öl­ mesi gerektiğini bilir. Namussuz hizmetçilerle birlikte ceza görür ve taliplerin ölümünden sonra asılır (Od. yolda dilenci kılığında rastladığı Odysseus'u hırpalar. Öbür avcı­ lar buna karşı koyar. Hanımı onu yetiştirdiği. Zeus Hektor'la AkhiUeus için yaptığı gibi işi kader tartısına vurur: Memnon ölecektir. yolda da bol bol gözyaşı dökmüş. Oineus tanrıça Artemis'e karşı suç işler. Artemis'i unutur. Eos ölüsünü er meydanından alıp güney topraklarına doğ­ ru taşımış. Derken Kuretler Aitolların kentini yakıp yıkmaktadır. canavar öldürülür. Şafak tanrıça Eos'la Troya kral soyundan olan Tithonos'un oğlu (Eos). Ama Artemis kininden vazgeçmez. erkekliği koparı­ lıp köpeklere atılır ve en sonunda elleri. öç almak için yanıp tutuşur. sonra Nestor'a sataşır. Meleagros. avcılar birbirlerine girerler. Nestor'un oğlu Anti­ lokhos babasını savunurken Memnon'un elin­ den öldürülür.Melanthios (yahut Melantheus).) lir. Efsanesi­ nin iki anlatımı vardır. Çünkü Patroklos öldükten sonra Antilokhos onun en iyi dostu olmuştur. Kalydon Avı diye anılan bir serüvenin kahramanıdır. Kız kardeşi gibi kendisi de efendisine karşı nankörlük eder. Melpomene. avın paylaşılmasın­ da Aitollarla Kuretler arasında kavga çıkartır. özellikle bir kadının ken­ dilerinden üstün tutulmasına kızan Meleagros'un dayıları meydan okurken yiğit onları vurup öldürür. İlkin Aias'la karşılaşır. Bunun cezası olarak tanrıça Kalydon bölgesi­ ne korkunç bir yaban domuzu salar. ama konusunu biliriz. Güzel yanaklı Melantho Odysseus'un sarayında. Birini Akhilleus'un la­ lası Phoiniks Agamemnon'un gönderdiği el­ çileri geri çevirip öfkesinden vazgeçmek iste­ meyen yiğide ibret dersi olsun diye anlatır. Meleagros bu hayva­ nı avlamaya kalkışır ve bu işte bütün komşu ülkelerden yardım görür. onlarla Odysseus arasındaki çarpışmada yardım için ko­ şup hazine odasından silah getirmeye yeltenir. İno. hasat bayramında bütün tanrı­ lara kurban kestiği halde. bu savaş sonuç vermez. Odys seia'da sözü geçen İthakeli keçi çobanı. Melantho. Derken AkhiUeus araya girer. AkhiUeus Antilokhos'un öcünü almak ister. taliplerin tarafını tutar. Mem­ non Troya savaşının İlyada'da anlatılan bölü­ münün sonrasını ele alan "Aithiopis" adlı destanın kahramanıdır. Meleagros sonunda savaşa döner ve Kuretleri Kalydon'dan ko­ var. Melikertes. Melantho hain­ dir. Bkz. Meleagros bu sı­ rada dayılarını öldürür. Meleagros. Memnon.

Gün doğunca bitkiler üstünde görülen çiy ta­ neleri işte bu gözyaşlarından gelmeymiş. İlkçağ plastik sanatının konu edindiği Memnon motifi Marmara'ya dökülen Aisepos, ya; ni Gönen çayı ile de ilgilidir. Bir efsaneye gö­ re Memnon'un mezarı Marmara klyılarındaymış, her yıl Memnon'un kuşları Gönen çayı­ nın ağzına gelir, orada Habeş yiğidine ağlarlarmış. Memnon'un savaşta ölen arkadaşları­ nın ruhlarını taşıyan, yahut da kendisinin ölümsüzleşmiş küllerinden doğmuş olan bu kuşlar iki gruba ayrılır, birbirleriyle dövüşürlermiş, çarpışma da ancak bir grup büsbütün yok olduktan sonra sona erermiş. Mısır'da Üçüncü Amenotep'in diktiği heykele Memnon heykeli denmesi, her sabah şafak sökün­ ce bu heykelin tatlı ezgilerle gün doğuşunu selamladığı söylentisi, Memnon kültünün Mı­ sır'da da, Anadolu'da da yerleşmiş olduğunu belirtir. Men. Phrygia kültlerinde adı geçen bir ay tanrısı, Anadolu'ya özgü bir tanrısal varlıktır. Menelaos. Agamemnon'un kardeşi Mene­ laos, babası Atreus tarafından Pelops ve Tantalos soyundan, anası Aerope tarafından da Giritli Minos'un, yani tanrı Zeus'la Europa'nm dölüdür (Tab. 15). Tanrı lanetine uğ­ ramış bahtsız bir soydan olduğu halde başına gelen belaların hiçbiri kendi işlediği bir suç yüzünden değildir, Menelaos'un kendisi te­ miz, dürüst, yürekli, olsa olsa biraz yumuşak bir insandır. Karısı güzel Helena'nın evinde konukladığı Paris tarafından bir yığın malla birlikte kaçırılması Menelaos'a karşı yapılmış büyük bir haksızlık, efsaneye aldatılmış koca olarak girmesi de bir bahtsızlık sayılabilir. Menelaos etken değilse de başlıca edilgen kahramanı olduğu İlyada destanında en par­ lak sıfatlarla nitelenir: Ares'in sevdiği, Zeus'un beslediği, gür naralı, yiğit Menelaos' tur, sarışın olduğu, bacaklarının biçimli, bilek­ lerinin güzel olduğu belirtilir. Helena bile bin pişmandır onu bıraktığına, şöyle der kocası için (Od. IV, 263): "Ne akıldan yoksundu kocam benim, ne güzellikten yoksundu". Menelaos Akha yiğitlerinin en seçkinlerindendir, Paris'le kozunu paylaşmak için onun­ la teke tek savaşa girmeye can atar (İl. III, 16 vd,)ı

en önüne, omuzlarında bir pars derisi, kıvrık yayı, kılıcı. Ucu tunçtan iki kargısını sallayarak zorlu savaşta çağırdı karşısına cenge, Argosluların en yiğitlerini. Ares'in sevdiği Menelaos, kalabalığın içinde onun uzun adımlarla öne atıldığını görünce, sevindi kocaman bir ava gözü ilişen aslan gibi. Menelaos aslan gibi savaşır, bu arada da tanrılara yalvarır (İl. III, 352 vd.). Ama tanrı­ lar dinlemez sözünü, Menelaos tam Paris'in hal<kından gelecekken Aphrodite tutar kaçı­ rır onu, Menelaos dövünür, ama ne yapsın, gene de gevşetmez çabayı, Akhalan cenge kışkırtır (İl. VII, 9 vd.): Sizi ödlekler sizi, Akha erkekleri denmez size, Akha kadınları demeli. Bir Argoslu çıkmazsa Hektor'un karşısına bizim için tam bir yüz karası olacak bu. Kendi göze alır Hektor'a karşı dövüşmeyi, ama Agamemnon bu çılgınlıktan alıkor kar­ deşini. Menelaos ön sırada savaşmaya, kendi davası uğruna kendi kendini savunmaya ve bu yolda ün kazanmaya can atar, ama talih­ sizliği şuradadır ki, ne yapsa fayda vermez, hep ikinci planda kalır, savaşta da, kurultay­ da da dizginler başkalarının elindedir. Menelaos'un destanda, tragedyada ve baş­ ka türden yapıtlarda sözü geçen efsanesi bir tüm olarak şöyle özetlenebilir: Agamemnon'la Menelaos babaları Atreus'la amcaları Thyestes arasında süregelen kan davası sıra­ sında Mykene'den sürülüp Sparta kralı Tyndareos'un yanına sığınırlar (Atreus, Aigisthos). Tyndareos iki kardeşe iki kızını ve­ rir. Helena'nın talipleri arasında Menelaos'u seçmesi, öbür taliplerin de bu evliliği koruma­ ya ant içmeleri üzerine karı-koca Sparta'ya yerleşirler. Tyndareos'un ölümünden sonra Agamennon Mykene, Menelaos da Sparta tahtına çıkar. Menelaos'la Helene dokuz yıl kadar rahat ve mutlu yaşarlar, Hermione di­ ye bir kız çocukları olur. Bu sırada Paris Me­ nelaos'un sarayına konuk gelir. Menelaos'un Asya'dan gelme konuğunu ağırladığı ve bir süre onunla birlikte Sparta'da kaldığı anlatı-

Çıktı tanrı yüzlü Aleksandros Troyalıların

lir, ama bu arada Girit'te bulunan büyükbaba­ sı Katreus ölür, Menelaos Paris'i Sparta'da bırakarak cenaze töreni için Girit'e gider. Pa­ ris de konukluk kurallarının hepsini çiğneye­ rek Helena'yı kaçırır (Helena). Acı haberi alıp Sparta'ya dönünce Menelaos ağabeysi Agamemnon'u, sonra da Nestor, Palamedes ve Odysseus'u yardıma çağırır. Helena'nın yeminli bütün taliplerini toplamak ve Troya seferini hazırlamak işine koyulurlar. Bu, ko­ lay olmaz, çünkü birçok Akha kral ve önderi uzun süreceği ve zor olacağı belli olan savaş­ tan kaçınmak isterler (Odysseus, Akhilleus). Sonunda donanma Aulis limanında toplanır, Agamemnon başkomutanlığı ele alır, ne var ki çeşitli engeller Akha ordusunun Troya'ya varmasını geciktirir (Agamemnon, Iphigeneia). Anadolu toprağına ayak bastıklarında Menelaos'la Odysseus Troya'ya elçi olarak gön­ derilirler, amaç Helena'yı geri istemek ve sa­ vaşı önlemektir. Elçileri Troyalı Antenor kar­ şılar ve sorunu kurultayın önüne getirir, ama Paris baskı yaparak kadının ve mallarının ge­ ri verilmesini önler (Antenor). Savaş başlar ve bilindiği gibi on yıl sürer. Menelaos'un sa­ vaşta oynadığı rol İlyada'da ayrıntılarıyla an­ latılmıştır. Menelaos'un serüvenleri savaş sonrası efsanelerinde de büyük bir yer tutar. Tahta atın içindeki yiğitlerdendir, Troya yan­ gını ve yağması sırasında Helena'yı sığındığı sunağın dibinde öldürmek ister, kılıcını kaldı­ rır, tam vuracakken güzel kadının perişan ha­ lini, çıplak memesini görünce yumuşar, onu bağışlar. Hemen gemilerine binip denize açı­ lırlar. Bir fırtına onları Girit kıyılarına atar. Menelaos burada birçok gemisini yitirir, ikin­ ci yola çıkışında da Mısır kıyılarına atılır. Me­ nelaos, kendisini Sparta'da görmeye gelen Odysseus oğlu Telemakhos'a Mısır'da beş yıl kaldığını anlatır. Gene yola çıkınca bu kez Nil ağzındaki Pharos adasında alıkonur ve ancak deniz ihtiyarı Proteus'u bağlayıp ondan öğüt aldıktan sonradır ki yurduna dönmeyi başarır (Od. IV, 351-593). Böylece Menelaos Troya seferine gitmek üzere Sparta'dan ayrıldıktan on sekiz yıl sonra yurduna dönmüş olur. Agamemnon'un tersine aksiliklerle karşılaşmaz, Sparta'daki tahtına oturur, eşi ve çocuklarıy­ la birlikte rahat bir ömür sürer. Telemakhos'u konuklayan, ona yol gösteren, arma-

ganlar verip gönderen Menelaos görmüş, ge­ çirmiş, olgun ve babacan bir adamdır. Eşi Helena da uslanmış, yumuşak ve tatlı bir eş ve bir anne olmuştur. Menoitios. (1) îapetos'la Klymene'nin oğlu, Prometheus, Epimetheus ve Atlas'ın kardeşi (Tab. 3). Bu Titan öbür kardeşleri gibi gurur­ lu ve kendini beğenmiştir. Bu yüzden Zeus onu, "duman duman yıldırımlarıyla vura­ rak Erebos'un karanlıklarına yollar" (Hes. Theog. 510-515). (2) Aktor'la Aigina'nın oğlu, Patroklos'un babası (Tab. 21). Aigina tanrı Zeus'tan Aiakos'u doğurduktan sonra Aktor'la evlenip Menoitios'u dünyaya getirir, böylece Aiakos'la Menoitios üvey kardeş olurlar. Akhilleus'la can yoldaşı Patroklos arasındaki kan ak­ rabalığı da buradan gelmedir. Menoitios, oğ­ lu Patroklos kaza ile bir arkadaşını öldürünce onu Peleus'un yanına gönderir. Akhilleus'la Patroklos da bir arada büyüyüp yetişirler (Patroklos). Mentor. Odysseia'da sık sık adı geçen bir İthakeli, Odysseus'un sadık dostu. Odysseus Troya seferine çıkmadan önce evini ve ailesi­ ni ona emanet eder. Mentor da onun çıkarla­ rını taliplere karşı korumaya çalışır, ama ba­ şaramaz. Tanrıça Athena Odysseia'da Tele­ makhos'a kılavuzluk etmek, ya da Odysseus'a taliplerin hakkından gelmek için yardım­ cı olmak istedikçe Mentor kılığına girer. Bu yüzden Mentor bir has isim olmaktan çıkmış ve yol gösterici, kılavuz rehber anlamına kullanılagelmiştir. Mercurius. Hermes tanrının Roma dininde karşılığı. Efsaneleri de Hermes'inkilerle bir tutulmuştur (Hermes). Meriones. İlyada'da adı geçen Giritli önder. Idomeneus'un arkadaşı (Idomeneus). Merope. Pleiadlardan biri. Korinthos kralı Sisyphos'la evlenir ve Glaukos'a ana olur (Pleiadlar). Metaneira. Eleusis kralı Keleos'un karısı. Demeter'i evinde hizmetçi olarak çalıştırır (Demeter). Metis. Adı akıl, us, bilgelik anlamına gelen Metis, Okeanos'la Tethys'in kızı, yani ikinci

kuşak tanrılardandır (Tab. 4). Zeus'un ilk eşi olmuştur! Bir efsaneye göre Kronos'un yuttu­ ğu çocukları kusmasını sağlayan ilacı Zeus'a veren odur. Zeus onunla birleşip Athena'dan gebe bırakınca, Uranos'la Gaia tanrıyı uyar­ mışlar, Metis'ten doğacak bir erkek çocuğu­ nun kendisini tahttan atıp yerine geçebilece­ ğini bildirmişler, bunun üzerine de Zeus Me­ tis tanrıçayı yutmaya karar vermiş. Yuttuktan sonra Athena'yı kafasından doğurmuş (Atheua). Midas. Midas efsanede olduğu kadar tarih ve arkeoloji kaynaklarında da adı geçen bir Phrygia kralıdır. Phrygia'da bulunmuş birçok anıtlar bugün de onun adını taşır, birçok efsa­ ne ve masallar anısını yansıtır. Bu efsanelerin hepsi bölgeye özgü nitelikte ve Ana Tanrıça Kybele'nin kültüyle ilgili görünmektedir. Herodot'a göre Midas, Phrygia'nın birinci kralı ve Gordium'un kurucusu sayılan Gordias'ın oğludur. Gordias'ın Ana Tanrıça ile bir­ leşmesinden, doğduğu söylenen Midas büyü­ yünce Kybele'nin başrahibi olmuş ve tanrıça­ nın Pessinus'taki büyük tapınağını kurmuş. Midas'm ilişkisi yalnız Kybele ile de değildir, Kybele gibi Anadolu toprağına özgü şarap tanrısı Dionysos'a da yakından bağlıdır. Mi­ das üstüne anlatılan efsanelerin hepsinde bu Phrygia kralı Dionysos'un bağışladığı nimet­ lerden fazlasıyla pay almış, tanrının peşinden giden alaya karışmış, sırlarına ermiş, yoluna baş koymuş ve bölgesel törelerini savunan bir kişi olarak canlandırılmaktadır. Bu efsanele­ rin yalnız Phrygia'yı değil, Lydia ve Karia gibi Ege'nin geniş bir bölgesini kapladıkları da dikkati çeker. Ovidius'un "Değişimler"de anlattığı bir ef­ sanesi şöyledir: Silenos tanrı Dionysos'un alayında ihtiyar, sarhoş bir satyr'dir, bir gün tanrı Phrygia ve Lydia dag ve koruluklarında dolaştığı sırada Silenos uyuyakalır ve Bakkhalarla Satyr'ler onu sızdığı yerde bırakarak uzaklaşırlar. Köylüler onu bulur ve boynunda taşıdığı çiçek çelenkleriyle bağlayarak kral Midas'a götürürler. Bakkha sırlarına ermiş olan Midas Silenos'u hemen tanır ve onu on gün, on gece sarayında konuklayıp yedirir, içirir, sonra da İhtiyar yoldaşını tanrıya götü
rür, verir. Dioııysos buna o kadar sevinir ki

Midas'a dilediğini vereceğini söyler. Mid.ıs da her dokunduğu şeyin altın olmasını diler. Tanrı bu dileğin ne kadar yersiz ve tehlikeli olduğunu anlar, ama söz vermiştir bir kere. Midas sarayına dönerken yolda kopardığı bir dal altın olur, yerden topladığı bir çakıl taşı altın olur, kopardığı bir buğday başağından altın taneleri dökülür, buna fazlasıyla sevinir, ne var ki sofrasına oturup ekmeği ağzına gö­ türüp, şarabı dudaklarına degdirince ekmek de, şarap da altın külçesine dönüşür ve bu böyle gider, ta ki kral dileğinden vazgeçip tanrıya bir daha yakarsın. Bakkhos Midas'ı bağışlar, ona Sardes'e gitmesini, Paktolos (Sart) deresinin kaynağına dek çıkmasını ve topraktan fışkıran sularla başını ve ellerini yı­ kamasını buyurur. Kral da öyle yapar ve ir mak sularında arınır, ama o gün bugün Pak­ tolos altın pulları sürüklemektedir, altın diyarı Sardes'in zenginliği de oradan. Plutarkhos bu efsaneyi biraz başka biçimde anlatır: Midas ülkesinin uzak bir ilini gezmeye gitmiş, bir çölün ortasına düşmüş, içecek bir damla su bulamamış, Toprak Ana acınır, ona, çölün ortasında bir kaynak fışkırtmış, ama Midas kaynağa yaklaşıp su içmeye yelte nince suyun altına dönüştüğünü görmüş. Bu kez kral tanrı Dionysos'a yakarmış, Dionysos da kaynaktan saydam bir su akmasını sağla­ mış. Bu kaynağa Midas Pınarı denmiş. Kral Midas'ı asıl ünlü kılan masal kulaklarıy­ la ilgili masaldır. Ovidius bunu tanrı Pan'ın Apollon'la yarışmasına atıf yaparak anlatır, başka efsanelerde Apollon'la yapsan Pan de­ ğil, Marsyas'tır. Kral Midas bir gün Tmolos (Bozdag) dağının yamaçlarında dolaşırken Apollon'la Pan'ın (ya da Marsyas'ın) yarıştık­ larını ve bu yarışmaya yargıç olarak dag tan­ rısı Tmolos'u seçtiklerini görür. Midas Apollon'un lyra'sını da, Pan'ın (ya da Marsyas'ın) kavalını da dinler. Ne yapsın ki kaval sesini daha çok beğenir. Bozdag eteklerinde bir do­ laştınız mı, Sardes tapmağının karşısında yükselen o bakır rengi dağa hiç baktınız mı bilmem, ama oranın havasını, çevresini bili­ yorsanız, siz de Apollon'un sazına degll, Marsyas'ın kavalına ödül verirsiniz eminim O çevreye başka ses yakışmaz çünkü, doğa kıvır kıvır koyun sürülerini de, kavalıyla çobanını da kendiliğinden yaratır gibidir. Her ney-

se Tmolos Apollon'a vermiş ödülü, ama ya­ rışmaya tanık olan Midas hiç gerekmezken kavalı daha çok beğendiğini söylemiş. Apollon tanrı cezayı Marsyas'a vermiş, ama Midas'tan da öcünü almış: Kralın kulaklarını uzatıp uzatıp eşek kulağına çevirmiş. Midas eşek kulaklarını Phrygialıların sivri külahı al­ tında bir süre gizlemiş olsa gerek, berberi ol­ masa, belki sonuna dek gizleyebilecekti, ama her gün saçını, sakalını tıraş eden berber gör­ müş eşek kulaklarını, kimseye açmadığı bu sırdan kurtulmak için toprağa bir delik kaz­ mış ve içine eğilerek, "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye fısıldamış. Ama kazma vurduğu yerin çevresinde ossaat otlar, kamış­ lar bitmiş, bunlar yel estikçe dile gelerek, "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye yankılanmaya başlamışlar. Bu efsanenin öyle yerli bir havası var ki çağdaş tiyatro yazarlarımızdan Güngör Dilmen'e bir piyes esinlemiş. "Midas'ın Kulakla­ rımda Dilmen eski efsaneye bir motif daha katar, Midas kulaklarından korkmakta, utan­ maktadır, ama ne zaman ki bu korkuyu yene­ rek halkının karşısına çıkar, uzun kulakları bir ayıp değil, bir mucize, bir üstünlük oluverir halkının gözünde. Onun içindir ki sonunda Apollon tanrı Midas'ın uzun kulaklarını kuru­ tup normal insan kulağı biçimine sokunca, Midas halkın gözünde bir kahraman olmak­ tan çıkar, halkı aldatan bir yalancı oluverir. Öyle ki bahtsız kral yerlere kapanıp tanrıdan eşek kulaklarını geri istemek zorunda kalır. Dilmen'in piyesi bir efsanenin nasıl yeni yeni yorumlarla genişletilip yaşatılabilecegine ör­ nektir. Milctos. Milet şehrinin kurucu kahramanı. Efsaneye göre Apollon'un oğludur. Girit'te doğmuş ve Minos onu Girit'ten sürmüş, Ana­ dolu'ya gelince de Maiandros ırmak tanrının kızıyla evlenmiş. Kaunos'la Biblys'in babası sayılır. Başkaca bir efsanesi yoktur. Minerva. Tanrıça Athena'nın Latince adı. Minerva İtalya'nın yerlisi olmasa gerek. İlkin Etrüsklerin, sonra da Yunanlıların etkisiyle Roma'nın başlıca üç tanrısından biri olmuş­ tur. İupiter, İuno ve Minerva Capitolium üçlü­ sü diye anılırdı. Kendine özgü bir efsanesi yoktur.

Minos. Zeus'la Europe'nin oğlu, Sarpedon'la Rhadamanthys'in kardeşi sayılan efsanelik Girit kralı (Tab. 11 ve 15). Minos Girit tahtına çıkmak isteyince üç kar­ deş arasında kavga kopmuş, ama Minos tan­ rıların kendisinden yana olduklarını ileri sür­ müş, bunu tanıtlamak üzere de Poseidon tan­ rıdan bir dilek dilemiş, denizden bir boğa çı­ karmasını istemiş, bu boğayı da sonra gene tanrıya kurban etmeye söz vermiş. Dilediği gibi olmuş, denizden köpükler gibi ak bir bo­ ğa çıkagelmiş. Minos boğayı almış, tahta oturmuş, ama hayvanı tanrıya kurban etmeyi unutmuş. Güzelim ak boğayı sürülerinin ara­ sına damızlık olarak göndermiş. Bu duruma çok kızan deniz tanrı ak boğayı Minos'un ba­ şına bela etmiş, bir efsaneye göre hayvan ku­ durmuş, ortalığı kasıp kavurduğu bir sırada Herakles'in elinden öldürülmüş, ama iş bu­ nunla da kalmamış, kralın karısı Pasiphae bu boğaya dogadışı bir aşkla tutulmuş ve onunla birleşmiş. Kral Minos güneş tanrı Helios'un kızlarından Pasiphae ile evlenmişti. Bir za­ manlar Europe gibi boğaya vurulan Pasiphae ak boğayla birleşebilmek için Daidalos'a bir inek heykeli yaptırır, içine girer ve gebe kala­ rak Minotauros'u doğurur (Daidalos, Pasi­ phae). Ondan sonra da Girit sarayının yaşa­ mı karmakarışık olur. Helios döllerinin hepsi gibi Pasiphae de büyücüdür, seviştiği boğayı öldürttü diye Minos'u büyüler, yatağından yı­ lanlar, çıyanlar, akrepler çıkmasını sağlar, bunlar işi çapkınlığa vuran Minos'un yata§ma giren her kadını sokup öldürmekteymişler. Minos'un erkeklerle aşk maceraları olduğu da ileri sürülür. Pasiphae'den olan iki kızı Ariadne ile Phaidra'nın ömürleri de garip se­ rüvenlerle geçmiştir (Ariadne, Phaidra). Bu masallara karşın Minos efsaneye ilkel çağların en doğru ve haksever kralı diye geç­ miştir. Tanrı Zeus'tan esinlenerek yasalar çı­ karttığı için öldükten sona Hades'teki üç yar­ gıcın biri olmuş. Minos arkeolojide adını taşı­ yan çağlarda Girit'in komşu adalar ve kıyılar üzerindeki egemenliğini simgeleyen Atina ile savaşı ve oradan üç yılda (ya da yılda) bir yedi delikanlıyla yedi genç kızın Minotauros'a kur­ ban olarak verilmesi efsanesi de böyle bir du­ rumun dile gelmesidir. Masala göre Minos'un bu seferi kardeşi Androgeos'un ölümünden

öç almak içindir (Androıjnon). Ama Mlnos yalnız Yunanistan yarımadasına değil, Ana­ dolu kıyılarıyla Sicilya'ya kadar da uzanmış derler. Karya'ya geldiği, Sicilya'ya ise Daidalos'u kovaladığı söylenir (Daidalos). Buralar­ da Giritlilerin koloniler kurdukları anlatılır. Minotauros. Adı Minos'un boğası anlamı­ na gelen Minotauros insan bedenli, boğa baş­ lı bir canavarmış. Tanrı Poseidon'un kral Minos'a gönderdiği bir boğa ile Minos'un karısı Pasiphae'den dogmaymış. Minos bu korkunç yaratığı saklamak için mimarı Daidalos'a Labyrinthos sarayını yaptırmış (Pasiphae, Labyrinthos). Theseus Minos'un kızı Ariadne'nin yardımıyla Minotauros'u öldürmüş (Ariadne, Theseus). Minotauros Girit sanatında derin izler bı­ rakmış olan Girit'e özgü bir boğa kültünün simgesi olsa gerek. Mnemosyne. Adı bellek anlamına gelen Mnemosyne Uranos'la Gaia'nın kızıdır (Tab. 4). Efsaneye göre Zeus Pieria dağlarında do­ kuz gece yatmış ve Mnemosyne de dokuz Musaları doğurmuş. Moira'lar. Moira, pay ya da pay veren anla­ mına gelir. Efsanede üç olarak gösterilen Mo­ ira, yani kader tanrıçaları Hesiodos'ta "yaşa­ ma paylarımızı düzenleyenler" diye tanım­ lanır. Alın yazısı ve kader üstüne Yunan ilk­ çağının görüşü şudur: İnsan ana karnından doğar doğmaz kader onun ömür ipliğini bük­ meye koyulur, üç Moira her insanın ipliğini büker dururlar, günün birinde de keserler, o anda insan ölür. Ilyada'da dövüşen bir savaş­ çı için şöyle deniyor (İl. IV, 517): Bitti ömür yumağı tam o sırada!... Moira denince, çokluk ecel, ölüm akla ge­ lir, onun içindir ki Homeros destanlarında kader diye çevrilen Moira uğursuz ve zorlu olarak nitelenir. Ne var ki Moira Zeus'tan da daha güçlü ve üstündür. Tanrılar babası ona karşı gelemez, onun kararını değiştiremez. Savaş alanında oğlu Sarpedon yaralanınca Zeus ikirciklidir, sevgili oğlunu alıp kaçırmayı geçirir aklından, ama Hera kaderi ileri süre­ rek dikilir karşısına (Sarpedon). Homeros'ta bir ya da birkaç Moira'dan söz edilir, ama adları söylenmez, Hesiodos bun-

lan üç kız kardeş diye tanıtır ve adlarını verir. Moiralar Zeus'la Themis'in kızları, Horaların kardeşleridir (Theog. 905 vd.): ... Klotho, Lakhesis, Atropos tanrıçalar ki bilge Zeus büyük üstünlük vermişti onlara, ki onlar verir yalnız insanlara mutlu ya da mutsuz yaşama paylarını. Burada Moiralar yalnız ömür payını değil, bir de mutluluk ve mutsuzluk payını veriyor demektir insanlara. Kimi yerde Kederle bir tutulan Moiraların efsanesi yoktur (Kerter). Onlar yarı dinsel, yarı filozofik bir görüşün canlandırılmış imgeleridir. Platon da Devlet'in son bölümünde, yeniden yeryüzüne çı­ kacak olan ruhların Moiralara başvurduğunu anlatır (Dev. X, 620d-e): "Bütün ruhlar hayatlarını, geçtikten sonra gene o sırayla Lakhesis'e yaklaşmışlar. La­ khesis her birine kendi perisini vermiş; bu pe­ ri hayatı boyunca ona hizmet edecek, seçtiği kadere göre yaşatacakmış onu. Bu peri ilkin ruhu Klotho'ya götürüp onun eli altından ve döndürdüğü kirmenden geçiriyormuş; böyle­ ce ruh seçtiği kadere bağlanıyormuş. Ondan sonra Airopos, Klotho'nun eğirdiği kaderi öl­ çülmez hale sokuyor, sonunda ruh hiç arkası­ na dönmeden Kaderin tahtı önüne gelip du­ ruyor, sonra öte yanma geçiyormuş". Moneta. Haber veren, uyaran anlamına ge­ len Moneta, tapınağı Roma'da Capitolium tepesinde bulunan tanrıça İuno'nun bir ek adıdır. Bu adın nedeni İ. Ö. 390 yılında Roma'nın Galyalıların baskınına uğradığı sırada bu tapınağın kazlarının gece öterek düşma­ nın gelişini haber vermesidir. Mopsos. İkisi de tanrı sözcüsü olan iki efsanelik kişinin adı. (1) İdmon'la birlikte Argonaut'lar seferine katılır ve Argo gemisinde kâhin olarak görev yapar. Seferin sonunda Libya'ya varıldığında Mopsos bir yılan tarafından ısırılıp ölür (Ar­ gonaut'lar). (2) Teiresiaş'ın torunu, Manto'nun oğlu. Babasının kimliği üstüne kaynaklar ayrılır: Bütün kâhinler gibi Apollon'dan doğıma olduğu söylenir, ölümlü babası ise Argoslu Rhakios imiş (Manto, Rhakios). Mopsos'un Kolophon şehrini kurduğu anlatılır. Anası Man-

to'nun Klaros'taki Apollon tapınağını kurma­ sı üzerine Mopsos oranın tanrı sözcüsü olur, bu sıfatla zamanın en büyük kâhini Kalkhas'la yarışmaya girişir, Akhaların başkâhinini her bakımdan yener, üstünlüğü meydana çıkınca, Kalkhas öfkesinden canına kıyar (Kalkhas). Mopsos bundan sonra yine Troya'dan dönen Amphilokhos'la birlikte Kilikya'da Malsos şehrini kurarlar, teke tek kavga­ da birbirlerini öldürürler (Amphilokhos). Morpheus. Uyku tanrısı Hypnos'un üç bin çocuğundan biri sayılan Morpheus'un adı bi­ çim anlamına gelen "morphe" (Lat. forma) den türemedir. Morpheus insanlara uykuda çeşitli biçimlerde görünen düşleri simgeler. Uyku ve düş tanrılarının hepsi gibi Morpheus da kanatlıdır. Kocaman, hızlı kanatlarıyla dünyanın bir ucundan öbür ucuna şıp diye uçarmış. Mucius Scaevola. Tarquinius kralları Roma'dan kovulunca Porsenna adında bir Etrüsk kralı şehri kuşatmış. Mucius adlı bir Ro­ malı da düşman karargâhına girip Porsenna'yı öldürmek istemiş, ama kralı tanımadığı için yanılarak bir başkasını öldürmüş. Yakala­ nıp Porsenna'nın önüne getirilince Mucius orada bulunan bir ocağa sag elini koyup büs­ bütün yanıncaya kadar çıkarmamış. Bu eyle­ me şaşan Porsenna Mucius'a kılıcının geri verilmesini buyurmuş, kendisine de bunu ni­ çin yaptığını sormuş. Mucius kendi elinin yanmasının önemsiz olduğunu, çünkü kendisi gibi kurban olmaya hazır üç yüz Romalı bu­ lunduğu söylemiş. Korkuya kapılan Porsenna hemen Roma ile barış anlaşmasına girişmeyi yeg görmüş. Mucius'a da artık sag elini kulla­ namadığı için solak anlamına gelen Scaevola adı takılmış. Musalar. İlkçağ yazınında bir tanrısal varlık vardır ki ondan söz ederken her ozan, her yazar duygulanır, sesi bir başka içtenlik ve dokunaklılıkla çınlar kulaklarımızda. Bu varlık Yunanca "mousa", Latince "muşa" diye ad­ landırılıp batı dillerinin hepsine giren esin pe­ risidir. Ama Musa yalnız şairlere şiirler esinle­ yen bir peri de değildir, etki alanı çok daha geniştir. Adının kökeni asıl kimliğinin açık­ lanmasına yardım eder: "Mousa" Yunanca

akıl, düşünce, yaratıcılık gücü kavramlarını içeren "men" kökünden gelmedir. Bu kök Zeus'un Musaları üretmek için birleştiği Titan tanrıça Mnemosyne'nin adında da görülür, Athena'ya gebe kalan Metis'in adında da (Tab. 4). O da demektir ki, kaba güçleri ye­ nip başa geçtikten sonra kendi egemenliğini kurabilmek için Zeus tanrının ilk işi düzenli ve ölçülü oldukları oranda yaratıcı olan güçleri benimsemek olmuştur. Musalar işte bu gücün ürünü ve simgesidir. Bu güç ise tanrıya oldu­ ğu kadar insana da vergidir, giderek Olympos tanrıları insanüstü doğa güçlerinden uzaklaşıp insana yaklaşmayı amaç edindikleri zaman benimsedikleri bir güçtür. Musalar böylece insan ve tanrı arası birer varlık olarak düşünülebilir; insanı tanrı, tanrıyı insan yapar Musalar. Onun içindir ki böyle duygulanır şa­ irler de onlardan söz ederken. İnsana yaşa­ manın asıl tadını bağışlayan bu tanrısal varlığı her alana, özellikle sanat alanına yerleştirmiş olmak ilkçağ düşüncesinin bir parıltısıdır. Ku­ ru bir şair diye tanınan Hesiodos bile bakın nasıl coşar Musalardan dem vurunca. Hesio­ dos kendi anlatır ki Helikon dağının yamaçla­ rında sürülerini otlatan bir çobanmış, "dünya­ nın yüz karası zavallı bir yaratık" iken Musalar onu görür, çiçek açan bir defneden kopardık­ ları bir dalı ona asa diye verir (Theog. 31 vd.): Sonra tanrısal sesler üflediler içime olacakları ve olmuşları yüceltmek için, ve hele övmek için kendilerini her söylediğim destanın başında ve
sonunda.

Hesiodos böylece şair olunca, şu sözlerle tanımlar Musaları (Theog. 52 vd.):
Olympos'lu Musalar, koca kalkanlı Zeus'un kızları. Eleutheros yamaçlarının kraliçesi

Mnemosyne Kronos oğluyla birleşip Pieria'da getirdi onları dünyaya belaları unutturmak ve kaygıları dindirmek için. Dokuz gece buluştu onunla kutsal yatağında engin akıllı Zeus ölümsüzlerden uzakta. Günler, aylar geçip bir yıl tamam olunca dokuz kız getirdi dünyaya Mnemosyne.

Bu bilgi açık seçik değildir.. tanrıça. Polhymnia. Yerine göre Orpheus'un arkadaşı. O zaman kral Priamos onun yardımına koştuğundan Mygdon da Troya savunmasına katılır (İl. tanrıça. Terpsikhore. Peleus oğlu Akhilleus'un öfkesini söyle. Gorgolan yenerek birçoğunu esir almış. İlyada'da adı geçen bir Phrygla kralı. Thalia. İlyada'da Troya şehrinin topograf­ yası üstüne çok az bilgi verilir. gider aklından üzüntüleri şenletir onu tanrıçaların büyüsü. Adı Musalarla ilgili efsanelik bir ozan. Urania ve hepsinin başı sayılan Kalliope.. ama burada ozan tek bir Musa'ya seslenir ve ona tanrıça der sadece: Söyle. Karlı Olympos'un en yüksek tepesinde. Bir insanın dertsiz başına dert mi düştü. vurur dururlar Olympos yolunda. dans ederler. Sangarios (Sakarya) ırmağı kıyılarında otururmuş da günün birinde Amazonların sal­ dırısına uğramış. 8 1 1 vd. Homeros'un iki büyük destanı da Musalara seslenişle başlar. Sonra da onlarla birlikte Gorgolara karşı savaş açmış. bu Batieia bir tanrıça mı ki ölümsüzler ona başka bir ad ve­ riyorlar? Bir kaynağa göre Myrina ya da Bati eia Troas bölgesinin eski kralı Teuker'in kızı­ dır (Tab. Anlat bana. Euterpe. Erato. Melpomene. Terpslkhore. Kadmos'la Harmoııla'uın düğünlerinde bulunmuşlardı) Adlarının geçmediği hemen de şiir yoktur. Musaios. flütl. Gorgolar da sonradan Perseus ve Herakles'ln elleri allında yenilmişler (Gorgo. Kharitler de Himeros da başlarında yükselir güzel sesleri havalarda.. ama gece esirler bekçilerine saklı rıp büyük sayıda Amazon öldürmüşler. Kilo. Musaların kendilerine özgü efsaneleri yoktur . 16). İşte böyle seslenir Olympos'lu Musalar dokuz tanrısal kızı ulu Zeus'un: Kilo. İşte budur Musaların insanlara verdiği. gökbilimi. 181 vd. Polhymnia. övünce Olympos'un mutlu tanrılarını unutuverir hemen dertlerini. pantomim. Ama zonlar bunların hakkından gelip. çıkılır ovanın dört bir yanından tepeye. ka­ dınları da köle etmiş.. kara toprak yankılanır tanrı övgüleriyle.. Melpomene. Musaların yetki alanları çağlar ve şairlere göre değişir. korolu şiir. Myrina üstüne anlatılan öbür efsaneler şun­ lardır: Amazonlar kraliçesi Myrina Okeanos kıyılarında bulunan Atlantis ülkesine saldır­ mış ve yaya üç bin. Uranla. üzüntüden kan mı kurudu yüreğinde. I İhya ve Mısır'. Myrina da cömert davranarak onla­ ra bir kent kurmuş. Ne mutlu Musaların sevdiği insana bal akar onun dudakları arasından.Dokuz eş yürekli kızdır bunlar ezgiler söylemektir bütün İşleri. Batieia adını takmıştır ona halk. ölümsüzlerse yüksek atlayan Myrrhine'nln mezarı der. bin bir düzenli yaman adamı. ilkçağın son demlerine kadar süregider. Musaların sevgilisi bir ozan anlatınca eski insanların destanlarını. tanrısal bir ezgi sarar dört bir yanı. oradadır koroları ue güzelim yurtları. haşka hiçbir kaygı yoktur yüreklerinde. atlı yirmi bin savaşçı kadı­ nın başında Atlantis ülkesinin başkentini al­ mış.ı geçmiş. bu kente Myrina adı veril­ miş. dans. Erkeklerin hepsini kılıçtan geçirmiş. Myrina. Teuker onu ülkesine konuk ge­ len Dardanos'a verir. Thalia.).. Bu tutum ve davranış Homeros'la başlar. Öbür Atlantlar teslim olmuşlar. Genellikle şöyle bir bölümleme yapılır: Kalliope. tragedya. oraları da ele 'M'I . II. Euterpe.): Şehrin önünde sarp bir tepe var. Verilenlerden biri Amazonlar kraliçesi Myrina ile ilgilidir (İl. Musalardan ve okçu Apollon'dan gelir yeryüzündeki ozanlar ve çalgıcılar nasıl Zeus'tan gelirse krallar. böylece Myrina Troya kral soyunun dişi atası olur. Thetis'le Peleus'un. Erato.. komedya. Efsaneye göre Myrina bu savaşlarla kalma miş. ölen arka daşlarına büyük mezarlar yapmışlar. çıkar.. III. destan şairi ya da lirik şiir. Perseus). tarih. tanrıların bütün şenliklerinde ezgi söyler. Inıyülü bir ses yükselir adımlarından yürürken yüce babalarına doğru. Mygdon. < " > g rencisi ya da oğlu sayılan Musaios Attika el sanesinde Orpheus'a karşılık yaratılmış bir tip olsa gerek: Mistik nitelikteki ezgileri Eleusis gizemleriyle ilişkili derlerdi. Musaların sevgilisi ozanın toplumda ne ka­ ­­­ saygı ve sevgi gördüğü Odysseia'da can­ landırılan Demodokos tipinden bellidir (Demodokos).

Myrmidon. Akhilleus ve babası Peleus'un yönettikleri Tesalyalı boya adını veren kahra­ man. Pelops. Myrmeks. Zeus'un oğlu olmakla geçinir. Myrtilos da can verirken Pelops ve soyuna lanet okumuş. Adonis. Myrtilos. Toros dağlarını da aştıktan sonra Phrygia'dan geçerek Kaikos (Bakırçayı) kıyı­ larına gelmiş ve orada (yani Bergama ovasın­ da) yerleşmiş. Oinomaos). Athena da bu yalana kazarak onu bir ka­ rıncaya dönüştürmüş. Athena da bu yüzden onu sever. Hippodameia'ya âşık olduğu ya da ondan yaptığı işe karşılık bir ge­ ce yatma sözü aldığı söylenen Myrtilos'u Pelops denize atmış. Efsane niteliğini taşımayan bu olay­ lar tarihsel bazı olaylara göre kurulmuş olsa gerek (Amazonlar).geçirdikten sonra Arabistan ve Suriye yoluyla Anadolu'ya gelmiş ve Kilikyahlara boyun eğ­ dirmiş. becerikli bir Atinalı kız­ mış. Smyrna). Myrtilos Oinomaos'un arabasının cıvatalarını gevşetmiş. Pelops'la Hippodameia efsanesin­ de adı geçen arabacı. Kıbrıs kralı Kinyras'm kızı (Kinyras. Myrina'yı öldüren kral Mopsos'muş. ama günün birinde Myrmeks tannçanın bulgusu olan sapanı bulmuş olmakla övün­ müş. Myrrha. böylece Pelops'un yarışı kazanmasını ve Hippodameia ile kaçmasını sağlamış. Pelopsogullarının başına gelen bütün belaların nedeni de buymuş (Hippodameia. tutarmış. Adı karınca anlamına gelen Myrmeks hamarat. 210 .

Naksos. ya da gizli bazı hastalıklara çarptırmıştır (Nympha). yerleşmiş ve ona adını vermiştir. düştü gizlenerek izlerinin ardına. ölünce de bütün halkının yok ol.N Naiades. Dokuz ay sonra. 1944 yılı Tercüme Mecmuası'nda çıkan Can Yücel'in çevirisidir: Ekho görünce Narkissos'u bir ıssız kırda dolaşırken arzu sardı gönlünü. Naisler ya da Naiaslar. Ovidius. Başka bir efsaneye göre. Bu masallar Tufan efsanesinin Anadolu kaynaklı olduğunu açığa vurmaktadır. Kimi mythos yazarı onları Okeanos soyuna bağlar. bütün dünya pespembe bir boş­ luk olmuş. Her suyun kendine özgü bir Naias'ı vardır. Nana böy le bakadururken. Başka bir kaynakta onun Endymion'la Selene'nin oğlu olduğu. Su perisi bademi kırıp soymuş. Tufan olacağını öngörmüş ve olmaması için topluca yakar­ malar. Hamadryas) gibi uzun ömürlü olurlar. bir çıranın ucuna sürülmüş yanıcı kükürt beri getirilen alevi nasıl kaparsa Ekho da yaklaştıkça ona daha yakından yanıyordu aşkla. sularını içen ya da sularına da­ lan hastaları iyileştirme güçleri vardır. O sıralarda güneş. öldüğü gün halk topluca ağlamaya koyulmuş. bira/ sonra da tufan olmuş. içine tatlı bir baygınlık yayıl mış. Onu en güzel anlatan­ lar arasında da Latin şairi Ovidius önde gelir. Ağaç perileri (Drysa. Beyaz badem İçini yemeden önce. Narkissos.ledl. yalvarmalar düzenlemiş. Uyandığında yıldızlar pırıl pırılmış. Asopos gibi ırmakların perileri. Tatlı tatlı esnerken. dere ya da ırmağa bağlıdır. Nannakos. Narkissos'la Ekho efsanelerini bir­ leştirerek iki insanın aşk uğruna harcadıkları boşuna çabaları bir tek dram olarak canlandı­ rır. Bu dualar sı­ rasında da Nannakos habire gözyaşı döker miş. Tersi­ ne kimi inançlara göre Naiaslar sularında yı­ kanan insanları çıldırtmış. bekleyebilirdi ancak sözleri ki onlara cevap yollayaı ak . badem içi­ nin aklığını. yumuşak iki göğsü arasında tutai ken. her nedense. içinde bulundukları kaynak. Nerkis çiçeğine adını veren Narkissos'un öyküsü hemen her çağda şairleri esinlemiş bir öyküdür. Şıpır şıpır yıkanır­ ken. böylece tanrı sözü g<tl çekleşmiş. Verdiğimiz çe­ viri. Kaynakları efsanelere göre değişir. yüzüne. Yaşamları. bir badem ağacının dalı üzerine eğilmiş. kendi­ ni Sakarya suyuna atmış. Homeros bunların bütün nympha'lar gibi Zeus'un kızları olduğunu söyler. Agdistis-Attis efsanesinde adı geçer. Nannakos çok es­ ki zamanlarda. Ba­ dem içini. Masala göre. Salmakis). daha başkasında da Apollon'la Akallis'ten doğduğu söylenir (Akallis). 23): "Sakarya ırmağının kızı. Halikarnas Balıkçısı serüvenini şöyle anlatır (Hey Koca Yurt. Naiasların. teninin aklığı üzerine tutmuş. Bu yüzden "Nannakos'un gözyaşları" di­ ye bir deyim kalmıştır. yaradılışı vermedi izin söze başlamaya. Kaç kere okşayıcı gözlerle ona sokulmak. adları yüz­ mek anlamına gelen fiilden türemiş olan su perileridir. ama ölümsüz değil­ dirler.ı cağını bildiren bir tanrı sözü varmış. ırmağın kızları sayılır. sı­ cak bir günün akşamı serinlemek için. su perisi Nana. Nana. kaç kere yumuşak dileklerini ona sunmak e. kiminin adı efsaneye geçmiştir (Arethusa. Onun ustaca anlatımından birkaç parçayı aşağıya almayı uygun gördük. Kyklad takımadalarından Naksos adasına adını veren kurucu kahraman. Nannakos üç yüz­ yıl yaşamış. Deukalioh tufanından önce yaşamış bir Phrygia kralıdır. Sangarios (Sakarya) ırmağının kızı. gebe kalmış olduğu nun farkına varmış. hayret ve hayranlıkla bakakalan gözleri önünde tuhaf bir şeyler olmaya bağlamış: Sanki badem içinin ve göğsünün aklığı eriye- rek birbirine karışmaya koyulmuş. s. Bu olay Theseus'tan üç kuşak önce olmuştur. bakılmayacak güzellikte bir oğlan doğur­ muş". pembe pembe batmaktaymış. Efsanelerin birleştiği bir nokta Nak­ sos adasının Anadolu'dan gelme göçmenlerle meydana getirildiğidir. Bir ef­ saneye göre Naksos Karyalı göçmenlerin ba­ şında eskiden Dia adını taşıyan bu adaya gel­ miş.

tekrarlar durur iniltilerini ve bu güzelim şiir şu dizelerle sona erer: Şunlar oldu son sözleri. ölüm kapadı efendilerinin güzelliğine hayran gözlerini. ne ağaçtan düşen bir dal. isterken kendini istiyordu. Nauplios usta bir denizcidir. Bundan sonra da asıl Narkissos efsanesi başlar: Berrak bir pınar vardı. Pınar ve yerin güzelliği çeker onu kendine. bağırdı Ekho: "Elveda". Kemirsin artık gücümü acı. Dövündüler bacıları Naias'lar kesik saçlarını yanı başına koydular. "Var" diye cevap verdi yankı. Narkissos. Ekho da katıldı onlara. sevdiğim uzak olsa keşke. "Elveda" deyince o. Ona ulaşan ne bir çoban. gözlerini ayırmadan sulara bakan Narkissos'un: "Ey boş yere sevdiğim çocuk". ne otlayan bir keçi. bu yeteneğin­ den faydalanarak Nauplios'ıı kötü işlerde kul- . Ölüm gelmeyecek bana ağır dinecekse acılarım. ne bir sürü. Hâlâ bakıyordu kendine. tek bir kuş bile yoktu onun sükûnunu bozan. vücut sanıyordu sulardakini Donakaldı Paros mermerinden bir heykele benzeyen o aynı yüzle kımıldamaksızm.NAUPLIOS Narkissos'la Ekho arasında anlamsız diya­ log şöyle sürdürülür: Bağırdı: "Orada kim var?". kimi efsanelerde kralların. Nauplios.. Ekho başka bir şey söylemedi: "Senin her şeyim ". Nauplios Palamedes'in babası olarak Palamedes efsanesinde rol oy­ nar (Palamedes). Peloponez'in ünlü li­ manlarından olan Nauplia'nın kurucusu (Amymone). Narkissos gün geçtikçe eriyip gider. bakıyordu kendine kendi şaşkın şaşkın. odun yığınını. Gidermek isterken susuzluğunu. Ekho da koşa koşa çıkar ormandan.. Çevresinde en yakın suyla beslenir bir çayır. "Burada buluşalım" der. yer tekrar iletti dediklerini. Ellerini kaç kere daldırdı. Tutuşturan da ben. Ne vahşi bir hayvan. Yorgun başını dayadı sık çayırlığa. Neyi gördüğünü bilmiyor. dalgalarında gümüşler oynaşır. seviyordu tensiz bir hayali. arzuladığım benimle. Argonaut'lar seferine katılır ve dü­ menci Tiphys öldükten sonra. vücut yoktu hiçbir yerde. Ekho da uzaktan seyreder sevdiğini. yerinde sarı göbeğini beyaz yaprakların kucakladığı bir çiçek buldular. Sevdiğim daha ömürlü olsun dilerim. Narkissos anlar başına geleni ve şöyle dile getirir: Anlıyorum. bakıyordu Styks sularına. garip bir dilek seven için ama. dövündüler Dryas'lar.. Kendime olan sevgimle yanıyorum... göçüyorum hayatımın baharında. ve gledi son günleri ömrümün. Kaç kere faydasız öpücükler sundu aldatan pınara. fakat yanıyordu onunla. boşa kavuştu kolları sularda. o benim. titreyen meşaleleri hazırladılar. artıyordu bir yandan susuzluğu. yanan da. Ayrılabilsem vücudumdan. içtikçe suya vuran güzelliğine hayran. aldatmıyor beni artık hayalim. ama oğlan kızı görünce kaçmaya koyulur: "Ölmek yeğdir" diye bağırıyordu "olacaksa senin her şeyim". Bilmeden kendini arzuluyor. severken onu kendini seviyor.. Tam sedyeyi. yeraltına göçtükten sonra bile. onun yerine geçer (Argonaut'lar). Ve şimdi can verelim ikimiz bir solukta. (1) Tanrı Poseidon'la Danaos kızı Amymone'nin oğlu. ve oranın güneş ışığıyla ısınmasına engel olan orman. uzanır Narkissos av yorgunluğu ve sıcağın verdiği ağırlıkla yere. içini yakan ateşi tutuşturan da kendiydi. Ne yapayım?İsteneyim mi?lsteyeyim mi? İstenecek ne kaldı artık? Beni yoksul ediyor varlığım. gözleri aldatan hayal onu coşturuyordu. (2) Yukarda adı geçen Nauplios'un küçük torunu.

uzun zaman kız kalamazsın nasıl olsa. bir kız yatıyordu orada. kraliçem sana. babasının mutluluğunu över. başta Klytaimestra olmak üzere bir­ çoklarının âşıklar tutup kocalarını aldatmala­ rını sağlar. Odysseus yıkandıktan sonra daha bir yakışıklı ve alımlı olur: Zeus'tan doğma tanrıça Athena daha iri. boyun boşun. giydirmelerini buyurur. der. tıpkı sümbül çiçekleri gibi. bu iki insanı ayırır ve bize genç kızın uğradığı hayal kırıklığını sez­ dirmekle yetinir. sevebileceği bir erkeği bulup onunla evlenmeyi özleyen bir kızın bütün duygularını ince bir gerçeklikle canlandırır bi­ ze. Nauslkaa'ydı bu. Bu öykülerin en se­ vimlisi de Phaiak prensesi Nausikaa'nın yarı­ da kalmış romanı olsa gerek. Nauplios bu kızları da kurtarır ve Aerope'yi Atreus'la evlendirir.): Doğru yürüdü çok süslü yatak odasına. Odysseus'u yıkamalarını. pırıl pırıl kapı kanatları kapalıydılar. bir yanında bir hizmetçi. hazırlık yapmalısın düğüne. Ne de kaygısız doğurmuş. . kızlar oturup yemeklerini yerler. yalnız Penelopeia üstüne yaptığı deneme sonuç vermez. cana yakındı ikisi de. Nausikaa. güneşe serilir. çıkar Nausikaa'nın karşısına yalva­ rır. ister insan. Bol yapraklı bir dalla örter er­ kekliğini. seni sevenler de giyinip kuşanmak. orada günlerce denizde yüzmekten bit­ kin düşmüş uyuyan Odysseus'u uyandırır. Dillere destan olur böyle düğünler. saçları dökülüyordu basından kıuır kıvır. Tan ağarırken gidelim yumaya. Ara­ banın hazırlanması. Nauplios kızı kurtarır. Mitograflar kendisinin de aynı biçimde öldürül­ düğünü ileri sürerler. bir yanında bir hizmetçi yatıyordu. ulu anana. Bu söz­ lere dayanılır mı. Akhalardan haksızlık görüp taşlanınca. Girit kralı Katreus kızları Aerope ile Klymene'yi aynı amaçla Nauplios'a verir. VI. Hizmetçi kızlar kaçışırlar. Auge de Anadolu'ya varınca Telephos'u doğu­ rur (Auge). ırmağa gidip çama­ şır yıkamak istediğini söyler. bölümünde Phaiak prense­ sini yatak odasında uyur görür. tutayım işi bir ucundan. şipşirin. Oğlu Palamedes. kızı Atıge'yl deniz­ de boğmak görevini Nauplios'a verir. boyu boşu. ister tanrı ol. görünüşü tanrılara denk. sonra da top oynamaya koyulurlar. daha kocaman görünmesini sağladı. ulu Zeus'un kızı Artemis olmalısın. Yaygın göklerdeki tanrılardansan. Tanrıça kızın yatağına yel gibi varır ve şu sözlerle kışkırtır. Nausikaa hizmetçilerini ça­ ğırır. yalnız Nausikaa ürkmez yosunlarla örtülü çıplak erkeği görün­ ce. babasın­ dan katır arabasını ister. kraliçe Arete'nin kızlara yıkanacak güzel rubalarla birlikte kokulu yağ­ lar ve bir sepet içinde günlük kumanyalarını vermesi ayrıntılarıyla anlatılır. ulu yürekli Alkinoos'un kızı. kendisi de Klymene'yi alır (Aerope). Top ırmağın gerisindeki koruluğa düşer. güzelce giyinip kuşanmaksın. Odysseus bakar ki genç kızlar oynaşıyor ır­ mak kıyısında. Odysseia' nın VI. 15 vd. Mysialı gemicilere satar. Homeros bu güzel kızı bize tanıttıktan ve Odysseus'la ta­ nıştırıp onunla olan gönül macerasına dokun­ duktan hemen sonra. Nauplios Akhalar­ dan öç alma işine kovulur ve Troya savaşında bulunan yiğitlerin karılarını baştan çıkarmaya uğraşır. Odysseia birçok öykülerden örül­ müş uzun bir romandır. dipdiri bedeninle tıpkı osunl Sonra da anasının. Nausikaa şafakla birlikte kalkar. geleyim ben de. O ana kadar da Nausikaa'yi hayata açılan.landıkları anlatılır: Aleos. Nausikaa. anan olacak kadın seni/ Güzel rubaların kalmış yüzüstü. Çamaşırlar yı­ kanıp durulanır. çabucak olsun bitsin bu iş. mutluluk getirir babana. görünüşün. tanrıça Athena kızın bir arkadaşı kılığında düşüne girer (Od. Bu işe niçin gi­ riştiğini de söylemez. Akha yiğitlerinin yur­ da dönüşlerinde can vermeleri için de girişim­ de bulunur ve Oileus oğlu Aias'ın gemisinin kayalara çarparak parçalanmasını sağlar. Odysseus'un sözleri de yüreğine işler: Yalvarırım. oysa geldi çattı evleneceğin gün. ama Alkinoos anlar her nasılsa kızının düğün hazırlığı yaptığını. ama asıl mutlu olacak insan bu güzel kı­ zı alıp evine götürecek kocadır.

Neleus.Olan olmuştur. can verdin bana sen.. o erdemli kral kızının adı anılmaz Odysseia'da. can!" neye göre bir bölük Attikalı ve Messenialı ile birlikte îonya'ya göçmüş ve orada Miletos Perde böylece kapanır. götürdü. yalnız Nestor kur­ günümü. onu şehre götürürken aklına saplanmış olan konuya değinir. yerleştirdi Skherie'ye. NeZeus. çünkü dedikodu olur. dedi ki: kral olduğu İolkos'a dönünce anaları "Sağ. Herakles efsanesinde sözü geçen Nausithoos. Tyro'nun üvey anası Sidero'nun hışmına uğ­ baba toprağına döndüğünde unutma. sağ. Tanrı yüzlü Nausithoos onları kaldırdı. dikildi karşısına. bir arada görünmeyelim der. ha­ mamdan güzel urbalar giyinmiş olarak çık­ makta ve şölene gitmektedir ki prensesle kar­ şılaşır (Od. (3) Odysseus'un Kalypso'dan olma bir oğ­ lu. Son­ Çok akıllı Odysseus karşılık verdi ona. Nemeia. evler kurmuş. tulur. Tyro tanrı PoseiSağlam yapılı kapının aralığında Nausikaa don'dan doğurduğu çocukları dağa bırakınca. eğer isterse. Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. leus'un on iki oğlu olur. gün (2) Atina kralı Kodros'un oğlu Neleus efsa­ boyunca. göz göze geldi Odysseus'la öylece ona baktı. böylesine bir gün kocam desem. (2) Theseus'u Girit'e götüren geminin dü­ mencisi de Nausithoos adını taşır. Çok geçmeden acı yanılgısını anlar: Odys­ seus kimliğini açığa vurur. tapmaklar yapmıştı tanrılara. an radığını ve çok hırpalandığını görürler. rolü önemlidir (Nestor). Pelias'ın ikiz kardeşi (Tab. Hızlı gemici anlamına gelen Nemeia aslanı. Ne olur. engin gökte oturanlara. ro'yu öldürmeye kalkarlar. 458 vd\): (1) Poseidon tanrının oğlu Nausithoos Phaiakların ilk kralıdır. kanatlı sözlerle. Nausikaa.): Eskiden Phaiak'lar engin Hypereia'da otururdu. VI. Eris'ten dogma simgesel bir varlığa verilen ad. şöyle der kendi kendine: Demin yüzüne bakılmaz gibi geldi bana. sabahtan akşama dek. Messenia bölgesinde Pylos şehrini kurar. Nausikaa gönlünü kaptır­ mıştır. sevinci İçinde bı­ rakır. kral kızı kendine bir yabancı koca bulmuş derler. Odysseus'ta Phaiak ili bi­ ze şöyle tanıtılır (Od. VIII. kalsa burada. otursa bizim yanımızda. her vakit. göreceksem sıla savaşta on bir tanesi ölür. Neikos. tek amacının İthake'ye karısının yanına dönmek olduğunu söy­ ler. esen kal. İkizler yetişip ölümlü babaları Kretheus'un sonra seslendi. 22). nağına sığındığı halde Pelias onu vurur. konuğumuz. Dört yandan surla çevirmişti kenti. köpegiyle birleşerek mey- . bir daha da Nausi­ şehrini kurmuş (Kadros). kadın Hera tapı­ sen ilkin bana borçlusun kurtuluşunu". Odysseus'la tatlı tatlı konuşur. Bu konu düşmez ağzından. Here'nin uzaktan gürleyen kocası. Herakles'in açtığı bir döneceksem ben yurduma. Bu kral Alkinoos'un babası ve Alkinoos'un hem yeğeni. onların kısraklarca büyütüldükleri anlatılır. 4 vd. ra kardeşiyle taht konusunda kavgaya tutu­ dedi ki: şur. biz Phaiaklar dururken almış onu yanına yürüyor diye halkınca kı­ nanmaktan korktuğunu ileri sürer. Nausikaa'nın romanı yıkılır. esen kal. (1) Tyro ile Poseidon'un oğlu. Nestor'un Troya savaşı ve îlyada'daki bir tanrı gibi tapacağım sana orada. kaa'nın. Neikos çatışma. tekmil toprakları dağıtmıştı. Tepegözler onların topraklarını boyuna yağma ederdiler.. Alkinoos'un sarayına git­ mek üzere kızdan ayrılınca Nausikaa'yı bir koca bulmuş olma umudu. İolkos'tan kovulur ve gelir Peloponez'in "Ulu yürekli Alkinoos'un kızı. şimdiyse tanrılara benzer. kavga anlamına gelir (Eriş). ey genç kız. Pontos'la Gaia soyundan ENausithoos birçok efsanelik kişilerin adıdır: khidna'nın Orthas'. hem de eşi olan Arete'nin dedesidir. Sidebeni. Kurnaz Odysseus da bo­ zuntuya vermez. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. Odysseus yo­ la çıkmak üzere hazırlıklarını yapmış.

ılın da bulunup şehrin ele geçmesine yardım eden savaşçılardandır.ilana getirdiği canavarlardan biridir (Tab. Batı Kızları'nın bahçlerinde otururlar. Marathon'a yakın küçük bir Attika kentin­ de Nemesis'in bir tapınağı varmış. Bu­ nu kıskanan Hermione'nin teyze oğlu ve ni­ şanlısı Orestes eliyle Neoptolemos'u öldür­ mesi tragedya yazarlarının işledikleri bir mo­ tif olmuştur (Hermione.Nereus Kızları. Bu Nephe­ le Kentaur'ların anası olur (İksion. Neoptolemos birçok efsane­ lerde Hermione'nin kocası olarak gösterilir. Athamas lno ile evlenmek için Nephele'yl b< > şar. Zeus ona tutulur. Neoptolemos. Nemesis'ten doğan yu­ murtanın Leda'nın eline geçtiği ve Helene ile Dioskurların bu yumurtadan çıktıkları anlatılır (Leda). ama çokluk İnsanlarda ölçüsüzlüğü. bunlar Okeanos kızlarıdır. Hera'nın beslediği bu aslan Nemela bölgesine korku salmaktaydı ki. Akhilîeus öldükten sonra da Troya şehrinin ancak oğlu lavaşa katılırsa düşeceği üstüne bir fal çık­ mış. Bu nitelik de tragedyada büyük bir rol oynar. 6). Adı yeni savaşçı anlamına gelen Neoptolemos Akhilleus'un oğludur. hem de tanrısal bir varlık olarak canlandırılır. Herakles onun hakkından geldi (Ekhldna. Nemesis hem soyut bir kavramı simgeler. Kentaur' lar). Neoptolemos savaş dönüşü Epir bölgesine yerleşir.): DEniz doğru sözlü Nereus'u yarattı: En büyüğüdür o bütün çocuklarının. Hesiodos'a göre Gece tanrıça Nyks'in kızıdır. ama Neme­ sis tanrıdan kaçmak için bin bir biçime girer. Hesiodos şöyle tanıtır onu (Theog. kimi za­ man Okeanos'un kıyılarında. delikanlıyı alıp getirmek üzere de elçiler gönderilmiş. Şehir düştükten sonra Hektor'un oğlu Astyanaks'ı surdan aşağı ata­ rak öldürür ve Andromakhe'yi esir olarak alır (Andromakhe). Troya . Nemesis ölçüsüz gururlarını cezalandırmış. orada Akhilleus'un oğlu hasta olan Philoktetes'i Troya'ya gelmeye kandırmış (Philokktetes). Sokrates ve genellikle filozoflarla alay ettiği bu oyunda Aristophanes belki de halk masallarından ve onlardan alınmış motiflerden esinlenmiştir. Nereus . sonunda bir kaz olur. mermer de böylece tanrıçanın heykelini yontmaya yaramış. (3) Aristophanes'in "Nephelai" (Bulutlar) adlı komedyasında bulutlar birer kadın olarak simgelenmiştir. Neoptole­ mos' u dedesi Lykomedes yetiştirir. 6): Hesiodos'a göre. Akhilleus orada Pyrrha adıyla saklandığı için. Phriksos'la Helle'nin anaları (Atharnas). Bu mermeri Persler Atina'yı aldıktan sonar zafer anıtı ola­ rak dikmeye hazırlanırken. babacan tanrı derler ona . Hera'ya âşıktır. Gaia'nın Pontos'la ya­ ni Toprak'ın Deniz'le birleşmesinden doğ­ muştur (Tab. Ate ile Hybris'in hemen ardından gelir. Henıkles). muradına ermemesi için Zeus Hera biçiminde bir bulut yaratır ve İksi on'un onunla birleşmesini sağlar. kimi zaman Erinyslere karışır. Andormakhe'den üç oğlu olmuş. Babasını anmak üzere de mezarı üstünde Priamos kızı Polyksene'yi kurban eder (Polyksene). (1) Athamas'ın birinci karısı. oğluna Neoptolemos'tan başka Pyrrhos (yani kızıl saçlı) adı verilmiş (Akhilîeus). İksi on. bulut tanrıça da çocuklarını kurtaracak altın postlu koçu gönderir onlara (Helle). Peleus'un ülkesine dönmeyip de Epir'e yerleşmesinin nedeni üstüne efsaneler birbirini tutmaz. kendine ve talihine aşın güveni cezalandıran varlık olarak göste­ rilir. Orestes). ' Kavram olarak Nemesis tanrısal öcü simge­ ler. Babası Troya savaşına gidince. Nephele. Nereus Deniz İhtiyarlarından biridir. tanrı da kuğu kuşu biçi­ minde onunla birleşir. Troya'da Akha ordusu Neoplolemos'u coşkuyla karşılamış. Nemesis. tapınakta­ ki tanrıça heykelini ünlü heykeltıraş Pheidias Paros mermerinden yontmuş. 233 vd. Bunlar Neoptolemos'la birlikte Iroya'ya giderken Lemnos adasında durak vermişler. (2) Bulutu simgeleyen bir varlık olarak I N V phele'nin İksion efsanesinde adı geçer. yiğit babası gibi yararlık göstererek Telephos'nn oğlu Euryplos'u öldürmüş ve adını taşıyan bir sa- vaş oyunu (pyrrhike) düzenlemiş. Ama Menelaos kızından çocuğu olmadığı halde. Onu kız kılığında Skyros kralı Lykomedes'in hareminde bulunduğu sıralarda üretmişti. ki­ mi zaman Olympos'un tepesinde.

dalgalarla oyna­ şırlar. Ulu anası bir çığlık attı. anası Thetis'i yardıma çağırır. Böylesi ihtiyar tipine ilkçağ yazınında bir daha rastlanmaz. İlkçağın bir . . Sağa..): Nereus. Herakles Nereus'tan Batı kızlarının bahçesine varmak için yolu sorunca. özelliği olan yaşa ve yaşlıya saygı duygusu­ denizin dibinde ne kadar Nereus kızı nun ne kadar derine gittiği Homeros destan­ varsa. Doris de. hep doğruluktan. Nereus kimi kez yüze çıkarmış. kadının Herakles'e bu iksire batırdığı bir gömlek göndermesi. her kıssadan hisse alır ve durmadan nutuk çeker. XVIII. Nessos sırtına aldığı Deianeira'nın ırzına geç­ mek istemiş. geçilmez ukalalığından.. larında Nestor'a verilen önem ve değerle öl­ tekmil tanrıçalar sardı çevresini. geçirmiş. Balzac'lan beklemek gerekir. dalgaları yara yara Troya'ya giderler ve orada kıyıya çıktıkları bile görülür. Knidos. hem yumuşak huyludur. görgü­ sü yüzünden de öyle bir üstünlük duyar ki. çünkü denizin köpüklü dalgalarını. nakış yapmak ve şarkı söylemekle geçirirler. bitmez tükenmez anılar anlatır. Nessos. Orada altın tahtlann üstünde otururmuş Nereus'un birbirin­ den güzel elli kızı. Nestor ihtiyardır. At adam da Euenos ırmağı kıyısına sığınmış. Pylos kralı da böyle­ ce üç kuşak boyunca yaşamış. herkes de sabırla dinler onu. başladı inlemeye. ama mutlu bir ihti­ yardır. iyiden yanadır. beline kadar.. İşte o zaman. doğruluktan hiç ayrılmaz düşünceleri. Thetis'in ardından. 38 vd. yunus balıkları ve efsanelik deniz yara­ tıklarıyla birlikte yüzüp gezerlermiş. Hesiodos da bal­ landıra ballandıra sayarlar adlarını (İl. "ekin vermeyen denizin ortasında" tam elli kız doğurur Nereus'a. Ayrıca anası Khloris bir Niobe kızıdır. çok görmüş. renklerini ve çeşitli halle­ rini simgeledikleri gibi bu kızlar. deniz yü­ zünde oynayan ve koro halinde türkü söyle­ yen bir dans ve ezgi çemberi. orada yolculara ırmağı geçirtiyordu. babalarıyla birlikte denizin dibindeki bir sarayda yaşarlar. Nereus kızları da yiğide yardım ederler ve babaların­ dan istediği bilgileri nasıl alabileceğini öğretir­ ler ona (Herakles). Ki­ mi zaman bir olaya karışıp yeryüzüne geldik­ leri de görülür. bir eşini daha bulmak için Shakespeare'leri. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan at adam. kardeşlerinin Apollon'la Artemis'in oklanyla öldürülmesini gör­ müştür. Herakles Pholos'la birlikte Kentaur'ların saldırısına uğrayınca Nessos'a karşı da savaşmış ve onu püskürtmüştû. Bu saray da Ege denizinde. Yiğit karısı Deianeira ile bu ırmağı geçecek olunca. yiğidin de bu gömleği giyer giymez korkunç acılar içinde yanıp tu­ tuşması ve sonunda da ölmesi Deianeira ve Herakles maddelerinde anlatılmıştır (Pholos. 38-49 ve Theog. 22). hepsi de durmadan dövüyorlardı göğüslerini. Nestor. bütün deniz tanrıları gibi biçim de­ ğiştirmek yetisine sahiptir. Nereus kızları. o da kız kardeşleri Nereus kızlarına dert yanar (İl. (Birkaç dize adları sayılır): Nestor Neleus'la Khioris'in en küçük oğlu­ dur (Tab. ya da çelengiyle sararlarmış onu çepeçevre. ApoIIon bu soya acımış ve bu kadar çok ölüme karşın Nestor'a çok uzun bir ömür bağışlanmasını sağlamış. I i I - Denizin dibinde daha ne kadar Nerus kızı varsa doldurmuşlar gümüş ışınlarla mağarayı.. Nereus kızları Amphitrite'nin alayında yer alırlar. Su yüzüne pek çıkmazlarmış. Akhaların danışmanı. bilgisi. Pylos kralı ihtiyar Nestor Homeros'un yarattığı eşsiz bir 1 tiptir. Herakles'in attığı bir okla can verdiği sırada Deianeira'ya bir iksir vermesi. Euenos).çünkü hem dürüst. Bunlara Nereus kız­ ları denir ve Homeros da. sola öğütler verir. XVIII. 240-264). Herakles'in öldürdüğü Neleusogullarından bir o sag kalmıştır. Akhilleus arkadaşı Patroklos ölünce derin bir yasa kapılır. yani Tekirburnu açık­ larındaki bir magaradaymış. Deniz İhtiyarı cevap vermemek için bir sürü hayvan biçimine girer. elli denizkızı. Nereus Okeanos kızı Doris'le evlenir. Nereus kızları günlerini iplik dokumak. Poseidon tanrının eşi Amphitrite de bir denizkızıdır. efsanelerde önemli yer tutup rol oynayan kişiler de çık­ mıştır aralarından: AkhiUeus'un anası Thetis bir Nereus kızı. çülebilir.

Ayrıca doksan tane gemiyle sefere katılır. Kanatlı. tanrısal Pylos'ta doğup büyümüşlerdi beraberce. ama ilyada'dan sonraki olayları anlatan destanlar Antilokhos'un Memnon'un saldırısına uğrayıp öldü rüldügünü anlatırlar. Pylos'un gür sesli sözcüsü. En doğru öğüdü verir. Pylos'ta yönetimi yeni baştan eline alır ve oğulları arasında zevkli bir ömür sürer. Hemen her bölümde rolü vardır. Pylos'taki sarayında Nestor yine o Nestor'dur. Odysseia'nın III. 6). Önce canına kıymayı denemiş. dedi ki: "ihtiyar. ama kavga gene de sürüp gider. Sözüyle. bölümünde anlatı­ lan bu buluşma destanın en canlı parçalarındandır. onun gösterdiği varlığı pek az yiğit gösterebilir. ona tu­ tacağı yolu gösterir. dizlerin de yüreğine tıpatıp uysa. kendisini Hymnos gibi öldürmeyi kurduğunu anlayınca da. hızla uçan bir kız olarak canlandırılır. 248vd. bir baba gibi ona bakar ve yanına kendi oğlu Thrasymedes'i verip bir arabayla Lakedaimon'a. Nike. Geç ilkçağın mitograflarının yazdığı bir efsaneye göre. Kız sarhoş olun­ ca Dionysos muradına ermiş. Hesiodos'a göre. bugün İznik di­ ye anılan şehirdir. herkes de haklı oldu­ ğunu kabul eder. Kalydon avı­ na. Dionysos da Hindistan'a yaptığı yolculuk dönüşünde Nikaia'nın şerefi­ ne bir şehir kurup ona sevgilisinin adını ver­ miş. Nikaia'nın su içtiği bir ırmağa şarap karıştırmış. seslendi şu kanatlı sözlerle. sen de delikanlılar arasına kanşabllsen hani. Memnon). kimi mitograflar onu Athena'nın oyun arkadaşı olarak gösterirler. Nike Pontos'lular soyun­ dan Pallas'la Okeanos kızı Styks'ten dogma­ dır (Tab.Troya savaşına gelmeden önce Lapith'lerle Kentaur'lar arasındaki savaşa. Akhalarm büyük girişim­ leri hep onun kafasından çıkar.): Kalktı ayağa güzel konuşan Nestor. Nikaia. Nestor Troya savaşına iki oğlu Antilokhos ve Thrasymedes'le gelir. karşı koymaya çalıştığı bir anda da attığı bir okla onu yere serip öldürmüş. Nikaia Sangarios (Sakar ya) ırmağı ile tanrıça Kybele'nin kızıdır. Keşke başka bir ihtiyar olsa senin yerine. Menelaos'un yanma gönderir. Nestor rahat bir dönüş yolculuğu yapar. Odysseia'da Telemakhos'un babasından haber al­ mak ve İthake'deki karışık duruma bir çare bulmak için Nestor'a danışmaya gittiğini gö­ rürüz. Nikaia gebe kalmış. Dilinden sözler akardı baldan tatlı. ölümlü iki insan kuşağının yaşayıp göçtüğünü görmüştü. ama Nikaia delikanlıyı yanına yaklaştırma mış. komu­ tanlıkta da üstündür. işte böyle güven veriyordu onlara. kimi kaynaklara göre Argonautlar seferi­ ne katılmış. I. Olympos tanrılarından önceki kuşaktan olduğu halde. Şimdi üçüncü kuşağın başındaydı o. Bunları des­ teklemek için gösterdiği örnekler birçok eski zaman olaylarının canlı canlı anlatılmasına yol açar. Nike zaferi simgeleyen bir tanrıçadır. Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavgada hemen arabuluculuk işine girişir (İl. 310 vd. llyada'da bu ihtiyarın başına bir dert gelmez. Oysa kaçınılmaz ihtiyarlık kemiriyor seni. Bu şehir ilkçağda Nikaia. Bunları ve daha başka yaşantıla­ rını ballandıra ballandıra anlatır İlyada boyun­ ca. Sevindi kral Agamemnon görünce onu. ordulan savaşa kışkırt­ mada Agamemnon'un hayranlığını kazanır (İl. Karısı Helene kaçırılınca Menelaos'un ilk İşi Nestor'u gidip bulmak olur. Tanrı Eros kızın bu davranışına çok içerlemiş ve Dionysos'a alt olacağına karar vermiş. Kiz oğlan kız kalmaya ant içen bu nympha erkek ten kaçar. savaşı planla­ yan odur. Troya anılarını Telemakhos'un gözü önünde canlandırmakla kalmaz. bu güç bacaklarında da olsa keşke. Akhilleus arkadaşının öcünü alarak Memnon'u öldürür (Antilo­ khos. Nike tanrıça Athena'nın bir ek adı olduğu gi- . sende bu ne yürek böyle. Savaşta oğullarının yararlık göstermesini sağlar. ama sonra tanrıya boyun eğmiş ve ona birçok ço­ cuklar doğurmuş. Nestor yalnız düşüncede değil.): Bir zamanlar savaşta çok usta olan bu yaşlı adam. IV. Hymnos adlı bir çoban gönül vermiş ona. Nikaia'yı de­ rede yıkanırken çıplak gören şarap tanrı kıza tutulmuş. eylemiyle Nestor bir an olsun Tro­ ya savaşından uzaklaşmaz. yalnız avcılıktan hoşlanırmış.

Niobe babası Tantalos'un kral olduğu Sipylos (Manisa) dağının yöresinde doğmuş ve ya­ şamaktadır. Niobe ana.ki Kybele'nin Lykia yöresindeki bir tıpkısıdır Zeus'tan gebe kalmış der efsane . Kybele ana. altı kızı. Bu üç kişinin efsanesi de Anadolu'da kaynak bulur. Sipylos dağının yamaçların­ da. (2) Geç çağlarda Yunanistan kaynaklı bir Niobe daha uydurulmuştur: Peloponez'de ya­ şamış ilk adamın kızı olarak gösterilir. oradan Yunanis­ tan'a yayılır ve yerli Yunan efsanesi gibi gös­ terilir. üretme önemlidir ve anaç varlık taşır çocuğun yaşamı boyunca sorum­ luluğunu ve gururunu. Niobe aynı simgenin başka başka kişilerde canlandırılmasıdır. onunla arkadaşlık etmiş olması hayatı­ nın bu dönemine rastlar herhalde. Ana' Tanrıça Kybele'nin anıtı vardır Manisa'da. ergen altı oğlu. bir derenin üstüne sar­ kan kapkara. Niobe.bu efsane­ nin de babaerkil düzen yerleştikten sonra uy­ durulduğu açık . diyordu Leto iki çocuk doğurdu.bi Atina'da Zafer tapınağı da Athena'nın sa­ yılırdı. Göklü tanrılar gömdü ölüleri onuncu günü. Niobe güzel yanaklı Leto ile bir tutuyordu kendini. ana­ lıkta her ölümlüden üstün olduğunu açığa vu­ ran Leto ana. sonraki eylemlerinde de baba tanrının hiçbir rolü yoktur (Leto. öldürdü hepsini. ama şafak söküp de ölüyle birlikte Troya'ya dönmeden önce de biraz yemek ye­ mesini ister. 218 Niobe gerçekten de taş kesilmiştir. tanrı buyruğuyla taş olmuştur Niobe. kızlarını da okçu Artemis öldürmüştü. camiden aşağı halka atılan kutsal macun­ lar kısırlığı önler. Apollon öfkelenmişti Niobe'ye. doğurganlığı kamçılarmış. Akheloos ırmağı kıyısında oynaşan su perilerinin Yatakları var derler ya. Bugün Sipylos kayalarında. ıssız doruklarında. 603 vd. Leto. pürtük pürtük bir kaya. Ama efsa­ neye göre Niobe Thebai kralı Amphion'la ev­ lenmiş ve ondan birçok çocukları olmuştur (Amphion). işte oralarda. Thebai ile Amphion'la hiçbir ilişkisi yoktur gerçekte. Bunlar hep aynı inanç ve efsa­ ne zincirinin halkalarıdır. yani ilk kadın. Dramı çok çocuklu olmasından ileri gelir. 14) Anadolu'ya özgü efsanelik bir tiptir. Ne tuhaf ki hiçbiri Manisa'daki gözlerin­ den şıp şıp yaşlar damlayan kara kaya kadar dokunaklı değildir. bütün canlıların anası- . iki kişi. yüreğine sindirir durur acılarını. Her çeşit sanatçıya tükenmez bir esin kaynağı olan Niobe'nin öyküsünü en açık seçik biçimde Homeros anlatır: Priamos oğlu Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'a geldiğinde. bense bir düzine. öldürmüştü oğullarını gümüş yayıyla. bir bahar ve bereket bayramıdır bu. göz ye­ rindeki oyuklanndan su sızar. Niobe. giderek Amphion'un tanrılarca öl­ dürülen çocukların babası olduğu bile belirtil­ mez. Niobe ef­ sanesi özbeöz Anadolu efsanesidir. Ama birkaç kilometre ötede. Ölüler yatıp kaldılar kanlar içinde. Efsanesi bugün de yaşar: Manisa'da kadın yüzü biçi­ minde bir kaya vardır. Niobe kayasının bi­ raz ötesinde Mesir bayramı kutlanır bugün de Manisa'da. Anadolulu Ana Tanrıça kültü anaerkil bir toplum düzenine dayanır. Apollon'la Artemis.ama Apollon'la Artemis'in doğumlarında da. Tanrıça Leto ile birlikte büyü­ müş. herkesi taşa çevirmişti Kronos oğlu. bir çeşit Havva. bir de öç alan.): Güzel saçlı Niobe'nin de i/emek geldi aklına. Akha yiğidi ölüyü geri ver­ meye razı olur ve ihtiyar kralı barakasında konuklar. XXIV. babası Tantalos ve kardeşi Pelops gibi (Tab. Nitekim Leto . işte o gün yemek geldi Niobe'nin aklına. Niobe'nin göz­ yaşları derlerdi ve derler. oysa on iki çocuğu ölmüştü sarayında. Nitekim Niobe'nin asıl dramı yurdu olan Sipylos dağının eteklerinde geçer ve çocukla­ rının babası olan Amphion'dan hiçbir söz edilmez. Kybele. Kybe­ le). kimsecikler yoktu onları gömecek. çalılıklar arasında başka bir kaya. üretilen varlığın babası aranmaz. Ağlar durur yaşlı ana yitirdiği bunca çocuklarına. gözyaşı dökmekten yorgun düşmüştü. Niobe dramı tragedya yazarlarını olduğu kadar plastik sanatları da esinlemiştir: Dünya müzelerinin birçoklarında tanrılarca öldürü­ len Niobe çocuklarının heykelleri sergilenmiş­ tir. onu kandırmak için de Niobe'yi örnek olarak gösterir (İl.

Zeus tanrı onunla birleşerek Argos ve Pelasgos'u üretmiş (Tab. Olympos'ta toplantıya çağrılınca tanrılar. Homeros'a göre nympha'lar Zeus'un kızlarıdır. yani ışıksal varlıklar doğar. rahip heyetleri de kur­ muş. Nyks'le Erebos sevişip birle­ şirler. Bkz. belleği uyuştu­ ran Lethe ırmağı ve en sonunda "belaların en kötüsü olan ant tanrı Horkos". Romulus kendisini yetiştiren çoban Faustulus'tan do­ ğuşu hakkındaki gerçeği öğrenince saraya baskın yapar. Adı gece anlamına gelip yer­ yüzü karanlığını simgeleyen Nyks. bir de her türlü kavga. Nympha. hak aramayacağından emin olmak için de oğlunu öldürmüş. birinin içinde kendi ölüsü. Numitor. Rüzgârlar). Bu efsaneden Ana Tanrıça imgesinin yaygınlığı ortaya çı­ kar: Yunanistan da kurucu kahramanlarına. Bütün bu adlara ayrı ayrı bakınız. nympha' lar da gelir katılırlar (İl.): Themis dört bir yana gidip buyurdu tanrılara. Thanatos. Kendisi Romulus'un Roma'yı kurduğu gün dünyaya gelmiş. yani yeraltıve yeryüzü ka­ ranlıkları çıkar. öç tanrıçası Nemesis ve kavga tanrıçası Eriş. didişmeyi simgeleyen tanrılar. 6 vd. Nyks (Gece). XX. Hesiodos'un Theogonia'sında önemli bir rol oy­ nar. açlığı. Gece'ye ve ondan doğmuş varlıklara büyük bir yer ayırır ölüler arasında. sularda. Notos. Din konusunda yaptığı bütün bu yenilik­ leri kendisine Egeria adlı nympha esinlemiş (Egeria). Tanrılara saygılı dindar bir kral olarak geçinir: Roma pantheon'una bir­ çok tanrı kattığı gibi. tahta çıkınca da Romulus'a bir tanrı gibi tapınılmasını sağ­ lamış (Romulus). Nympha'lar ikinci derecede önemli tanrıça­ lar sayılmakla birlikte. gelmemezlik etmedi hiçbir nymphe. yani gelin an­ lamına gelen nympha kırlarda. amcası Amulius'un öldürüp de­ desi Numitor'u tahta oturtur.dır. Atropos. Hesperides. Aslında başı örtülü. nede yeşeren çayırlarda oturanlar. katil. Numa aya dayanan ve uğurlu ile uğursuz günleri sayan bir yeni takvim de yap­ mış. or­ taya çıkardığı varlıklar kötülüğü. kendi ölüsünün saklandığı tabutsa boşmuş. Alba kralının iki oğlu varmış: Numitor'la Amulius. Bu Niobe. gelip. kızı Rea Silvia'yı da evlenemesin diye Vesta tanrı­ çasına rahibe yapmış. or­ manlarda yaşayan doğal ve tanrısal varlıkla­ rın dişi olanlarına verilen addır. Daphnis. sofraları nefis yemek­ ler ve şaraplarla donatmak. Adı Türkçe Lodos diye anılan güney rüzgârı. 6. dövüş. Antiope'nin babası. Esîr'le Gün. çekişme. İlk öğelerin doğuş süreci şöyle anlatılır Theonogia'da: Khaos'tan önce Gaia. Mezar dört yüzyıl kadar sonra açılınca kitaplar olduğu gi­ bi bulunmuş. Okeanos'tan başka hiçbir ırmak gelmemezlik etmedi. 9). Nomia. doğa ve insanlar üstü . öbüründe kendi eliyle yazdığı kutsal kitaplar bulunuyormuş. Kader tanrıçaları Klotho. Zeus'un yaklaştığı ilk ölümlü kadınmış. gaflet tanrıçası Ate. pınarlardan bal akıtmak gücüne de sahipmiş. ikizlerin Tiber kıyısına bırakılması ve orada bir dişi ayı tarafından emzirilip büyütülmeleri Romulus maddesinde anlatılmıştır. Babaları ölünce Amulius tahta geçip kardeşi Numitor'u kovmuş. Lakhesis. Romulus'la Remus'u doğurur. ne güzel korularda. Thebai kralı (Antiope). Son­ ra Nyks kendi kendine üretmeye koyulur. yani Ba­ tılı Gece Kızları. sonra Erebos'la Nyks. Hypnos (Uyku) ve Oneiros (Düş). Hosiodos'a göre bütün rüzgârlar gibi Notos da Astraios'la Eos'un oğludur (Tab. bu birleşmeden Aither'le Hemera. Ker. mucize yaratmak. yıkım ve ölümü simgeleyen karanlık güçlerdir: Üç ölüm tanrısı Moros. Nykteus. Çok yaşlı ola­ rak öldüğü zaman İaniculus tepesinde dikilen mezarına iki tabut koymuşlar. Hesiodos Hades dünyasını anlatırken. Numitor Romulus'la Remus'un dedesi ve Roma kral soyunun atasıdır. Numa Pompilius. Tanrı Mars'tan gebe kalan Rea. Sabin kaynaklı Numa Roma'nın kuruluş efsanesinde ikinci kral ola­ rak gösterilir. Argos ve Pelasgos gibi yerli atalarına bir ana bulmak hevesine düşmüş ve ilk kadınla ana tanrıça motiflerini birleştirerek Niobe adlı bir efsane kişisi uydurmuştur. ne dere kaynaklarında oturanlar. Zeus'un evinde toplanın dedi.

Silen'ler ve Priapos'tur.ne etkili ve güçlü bilinirler. Nereus kızları da denizde yaşayan nympha'lardır. Apollon. Hermes. Nysa. erkek düşmanı perilerse Artemis'in avcı kızları arasında yer alır. Dionysos. Çeşit­ li nymphalar ve efsaneleri için adlarına bakı­ nız. Bkz. Bu cinlerle türlü ilişkiler kurarlar. Oreas adlı pe­ riler birer nympha sayılır. Şehirde Bakkhos şenliklerini kutlama günü gelince Dionysos Bakkha'lar alayıyla birlikte Nysos'u tahtından devirip kovmuşlar. Dionysos da lalasıyla tartışmaya girişmemiş. Naias. dönüşünde kenti tanrıya geri vermek istememiş. Hamadryas. bu yüzden de bü­ yük tanrıçalar gibi "yüce" ve "ulu" sıfatlarıyla anılırlar: Doğadaki yerlerine göre adlan deği­ şir: Dryas. Nympha'ların Zeus. Geç çağlarda uydurulan bir efsaneye göre Nysos Dionysos'un lalasıdır. ama nympha'lar çok­ luk erkekten kaçar. Doğa için­ de yaşadıkları için asıl erkek arkadaşları Pan. Satyr'ler. Nysos adı­ nı tanrı vermiştir ona. bir fırsat kol­ lamış. Di­ onysos gibi büyük tanrılarla ilişkileri olduğu. Kirke ve Kalypso gibi nympha'ların Odysseus gibi bir ölümlüye gönül verdikleri masal ve efsanelerde uzun uzadıya anlatılır. Nysos. . Dionysos Hindistan'a yaptığı yolculuk sırasında Nysos'a Thebai şehrinin yönetimini vermiş.

(t) Odysseus serüvenlerini anlatmaya başlar. Troya destanında olaylar düz akışlı bir anla­ tımla ortaya serilmiştir.Odysseus'un yol hazırlıkları . (X) Ölüler ülkesine varış . (a) Tanrıçaya sesleniş .Kyklops Polyphemos'un magarasındaki dram .Şehre gitmek üzere yola koyulmalan.Fırtına Salın paramparça oluşu .Hermes'in Kalypso'nun adasına gönderilmesi .Güneş tanrının kutsal sığırları . III. Sahne değişmesi: İthake'de talipler Tele­ makhos'u yolculuk dönüşünde öldürmeye ka­ rar verirler. (P) İthakelilerin toplantısı . onu daha çok bir roma­ na. (K) Rüzgâr tanrı Aiolos'un adası . VII. VI.Dönüş. (S) Menelaos'un sarayına varış .Yunaklara gidiş . bir filme benzetir.Her- . İthake'de (Xm-XXIV).Tanrıça İno ile bu­ luşma .o Odysseia. II. yıkanıp giydiril­ mesi .Odysseus'un iki gün. geriye dönmeler. (9) Şölen .Kimliğini açıklaması.Mısır yolculuklarını ve Proteus'u anlatmala­ rı.Alkinoos'un Odysseus'u yurduna gön­ dereceğine söz vermesi . Bunlar bir­ birinden ayrı.Çalılıkta uykuya dalması. Çağdaş okuyucu destan da demez Odyss Şia'ya. IV.Elpenor'un ce­ nazesi . (r) İkinci tann toplantısı .Telemakhos'un Nestor'un oğ­ lu Peisistratos'la birlikte Lakedaimon'a gidişi.Odysseus'un uyanma­ sı.Kirke'nin yanında geçen yıl Ölüler ülkesine gidiş için hazırlık.Tanrıça Athene'nin Mentes kılığında İthake'ye gelmesi ve Telemakhos'u uyarması . XII.Odysse­ us'un gitmesi için bir salın hazırlanması . II.Demodo­ kos'un ağzından Ares'le Aphrodite'nin seviş­ mesi .Ölüle­ rin geçit resmi: Kadınlar. Destan beş ana bölümden oluşmaktadır. O n ) Tanrıça Athena ile Phaiak kızı kılı­ ğında Odysseus'u Alkinoos'un sarayına götü­ rür . Odysseia bir ki­ şinin destanıdır.Telemakhos'la talipler arasındaki tartışma .Arkadaşlarının domuza dö­ nüştürülmesi . anılar.Fırtına ve lotos yiyenler ül­ kesi .Yarış­ malar . mes'le Kalypso'nun konuşması . Telemakhia (I-IV) Kalypso'nun adasında (V) Phaiak'ların ülkesinde (VI-IX) Odysseus'un serüvenleri . Odysseia'da tam ter­ sine olaylar zaman içinde geliştikleri gibi an­ latılmaz.Bilici Teiresias Odysseus'a İthake'ye dönmenin çarelerini söyler .Tayfanın işlediği bü­ yük suç .Skylla ile Kharybdis geçidi .Sarayın tanımlanması .Odysseus'un tek gemiyle Kirke'nin adasına varışı . sahne değiştirmelerle canlandırılır. iki gece yüzüp Phaiak'lar toprağına ayak basması . Nestor'un sarayına varış Konuklanma . Ilyada bir olayın. Nausikaa'ya yalvarması.Fırtına . erkekler . X. Kikonlar .Yo­ la çıkış ve on yedi günlük yolculuk .Odysseus gerçek kimliğini açıklamadan Phaiak iline nasıl geldi­ ğini anlatır.Odysseus'un anası Antikleia'nın ruhu ve ana-ogul arasın­ daki konuşma .Odysseus'un disk atması . Gerçekten de konusuy­ la romanı.Penelopeia'nın üzüntüsü ve düşü. III.Laistrygonlar kentinde on bir geminin yok oluşu .Tanrılar toplantısında Odysseus'un Kalypso'nun yanından ayrılması gerektiğine karar verilmesi .Telemakhos babasını aramak üzere yola çıkmaya ka­ rar verir .kendi ağzın­ dan -(IX-XII) V. atlamalar. (7) Pylos'a.Odysseus'un Alkinoos ve karısı Arete tarafından iyi karşılan­ ması . kuruluşuyla filmi andırır Odysseia.Yola çıkış.Rüz­ gârların kapandığı tulumun açılması . (Q Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında: Nausikaa'nın düşü .Odys­ seus'un uyuduğu çalılığın yanı başında kızla­ rın çamaşır yıkaması . Limanda pusu kurmalan .Hazırlık .Ozan Demodokos'un Tro­ ya savaşından menkıbeler anlatması . IV. bağımsız öykülerdir: 1. IX. XI.Menelaos'la Helene'nin Telemakhos'u ağırlamaları .Kurtuluş.Nestor'un anılarını ve bildikle­ rini anlatması . (u) Kirke adasına varış .Kasırgada hepsinin boğulması - Bu ana bölümlerin destanın XXIV bölümü­ ne göre dizilişi şöyledir: I.İthake sarayında taliplerin şöleni. VIII. V.Konunun bildiril­ mesi .

XIX.Eumaios'un hayat hikâ­ yesi . XV.Telemakhos'un gemisi İthake'ye varır: Konuğu bilici Theoklymenos'u şehre gönde­ rip kendinin Eumaios'un kulübesine çıkması. geçir­ miş yiğide verilen çeşitli sıfatlar arasında üçü üstünde durmaya değer: "Polymetis".Sarayda şölen hazırlığı . (co) Taliplerin ruhları Hades ülkesine iner.Ertesi sa­ bah Odysseus babası Laertes'e gider.Taliplerin şaşkınlığı. Cin fikirli.Penelopeia'nın bir koca seçeceğini bildirmesi .İthake'ye varış . ( < p ) Penelopeia Odysseus'un büyük ya­ yını getirip yarışmayı başlatır . kurnazdır.Talipler dilenciyi hırpalar Penelopeia onu korur ve yanına çağırtır. Son. çobanların sevinci .Dadısı Eurykleia ayaklarını yıkarken onu yara izinden tanır Odysseus karısına kendini tanıtmadan onun gördüğü bir düşü yorumlar . (v) Odysseus'un Phaiak ilinden uğur­ lanması .Odysseus tek başına Kalypso'nun adasına çı­ kar.Odysseus dilenci kılığında Eumaios'la saraya gider .Telemakhos'u geri getirmek için Lakedaimon'a gitmesi. yolculu­ ğunu anasına ve dadısına anlatır . XIV. so­ nu gelmeyen yolculukların adı ve sıfatı olu­ vermiştir.Taliplerin hiç­ biri yayı geremez .İhtiyar köpeğinin ken­ disini tanıması . aşılmaz engellerle dolu.Odys­ seus Penelopeia ile buluşur .Odysseus'un uydurdu­ ğu masallar .Karıkoca birbirlerine kavuşup odalarına çekilirler.Uyku . bir ilk örnek olarak girmiştir. XXI. Odysseus'un kişiliğinde çokça bulunan niteliklerin birincisi akıl. "polymekhanos".Çobanlarla birlikte akşam ye­ meği. Sahne değişir: Odysseus'un babasıyla buluşması. akraba­ ları öç almaya gelir . insanlık tarihine bir prototip.Taliplerin Odysseus'u hor­ lamaları . (v) İkisinin de uyku tutturamaması Tanrı işmarları . çok bilmiş. Serü­ venlerinin anlatıldığı Odysseia ise "Odise" di­ ye dillere girmiş.Eumaios Penelopeia'ya oğlunun döndüğünü haber ver­ meye gider. çektiklerini birbirlerine anlatırlar .Ozan Phemios'la haberci Medon'dan başka herkesin öldürül­ mesi . (y) Penelopeia önce Odysseus'u ta­ nımaz. XXIII. Odysseus Yunan mythos'undan günümüze kalmış en ünlü kahramandır.Silahların hazine odasından getirilmesi . baba-otjul ağıllarda yalnız kalırlar . çok akıllı ve görmüş.Athene'nin işe karışması . (%) Odysseus'un talipleri bir bir öldür­ mesi .Athene araya girip barı­ şı sağlar. Ulus­ lararası bir kişi olmuştur denebilir.Ayrılıp yatmaya giderler. (p) Telemakhos saraya gelir. (n) Telemakhos'un Eumaios'un kulü­ besinde sevinçle karşılanması .Suçlu hizmetçilerin asılması .Gece herkesin yatması. XVIII. XXIV. (T) Telemakhos silahları saklar . Serüvenlerinin anlatımına girişmeden kişili­ ğinin çeşitli nitelikleri üstünde durmalıyız Odysseus'un.Baba-ogul sevinçle birbirlerine sarılırlar. XIII.Sabahki toplantı .Penelopeia ile talipler arasında sert konuş­ ma . XVI.Odysseus kim olduğunu açıklar . Üçünün de başında çok anlamına gelen "poly" eki bulunmakta­ dır. Homeros destanlarında bu çok yönlü.Athene'nin Odysseus'u çoban Eumaios'un kulübesine götürmesi . Serüvenlerini anlatması burada biter.Telema­ khos'un gemisi limana girer: Taliplerin öfkesi . (o) Telemakhos'un Lakedaimon'dan ayrılması . "polytlas". Sahne değişir: Odysseus Eumaios'a sorular sorar.Evde te999 rnizlik . Odysseus.Odysseus dener ve yayı gerer .Kraliçeye müjdeyi veren Eumaios adılla­ ra döner. kendisi de modern insanda aranan erdem ve nitelikleri kişiliğin­ de topladığı için uygarlık. üçüncüsü de sabırdır. çünkü se­ rüvenleri zamanımızda çok tutunan macera romanına çığır açtığı gibi.Çobanların Odysseus'a davranışı Telemakhos'la talipler arasındaki çatışma Şölen.Penelo­ peia'nın çağırılması.Sahne deği­ şir: Taliplerin öldükleri haberi yayılır. taliplerin hak­ kından gelmek için plan kurarlar . ikincisi çare bulma yetisi. XVII. çekingen davranıp onu dener . XX.Denize açılışı. güç durumların için- . (a) Saray dilencisi İros'la Odysseus arasındaki güreş .) Eumaios'un dilenci kılığındaki Odys­ seus'u iyi karşılaması . yani çok akıllıdır. (E. babasının durumunu öğrenir . XXII.

Bu olgun ve yetkin yiği­ din yine de bu kadar üstün bir direnme gücü göstermesi.zorunda kaldığı birçok kötülükleri. insafsızlıkları. yiğidin bir Yu­ nan lehçesinden alınmış adıdır. Odysseus'un gücü ve güzelliği erkekleri de şaşkına çevire­ cek niteliktedir: Phaiaklar ilinde yarışmaya başlayınca herkesi yener. Odysseus kafa üstünlüğüyle kalmaz. bir dayanma gücü vardır ki. bizce büsbütün önemsiz bir suç yüzünden deniz tanrı Poseidon (destanlarda adı Poseidaon'dur) ona amansız bir kin ve garez bağlamıştır. Gerçi Herakles doğanın çeşitli canavarlarını alt et­ miş. kuzeybatı Yunanistan kıyılarının karşısında bulunan îthaka (Horneros destan­ larında İthake diye geçer) adasında doğmuş­ tur. onunla savaşında da Odysseus doğada en tehlikeli güce karşı koyup onu yenmenin yol­ larını bulan insanı. bir yaban domuzu avına katılması ve orada bacağından yaralanması. Bakalım şim­ di mythos bu ideal insan tipini ne gibi masal­ larla donatmış. ya Nausikaa. Yalan dolanda usta Autolykos'un kızı olan Antikleia'nın Laertes'le evlenmeden ön­ ce Sisyphos'la yattığı. Batı dillerindeki Ulysse'nin türediği Latince Ulyxes'e gelince. ahlak bakı­ mından su götürür davranışları affettirir. (1) ADİ VE DOĞUŞU. kimsenin yerden bile kaldıramadığı yayı gerip okunu tam he­ define vurmasında ne yaman atlet olduğu or­ taya çıkar. Bu bilinç ve akıl gücü ona kendi amacına varmak. ama Odysseus'un karşısına çıkan doğal güçlükler doğa unsurlarının kendileridir: Odysseus denizle pençeleşmek zorundadır. dilenci kılığında kollarını bacaklarını açtı mı.varlığı da oradan gelmedir . ya da işlemek . macera kahramanı değil de. kadınların ona bayıldıkları. ki bu yayla Odysseus talip­ leri öldürecektir (Eurytos. İphitos). anasının ki Antikleia'dır. hele yayı germesinde. kötülüğü simgeleyen güçleri yenip iyile­ rinin zaferini sağlamıştı çoğu kez. bulucu ve yaratıcı zekâyı simgeleyen insan tipi. Babası Laertes'in . durmadan düşünür. bin bir acıya katlan­ ma onu yıpratmıştır. ki bu yara izi İthake'ye dönü­ şünde dadısı Eurykleia tarafından tanınması­ na yol açar (Eurykleia). onun kişiliğinde ilkçağın insan idealinin dile geldiğini gösterir. Odysseus'un bu birleş­ meden doğduğu konusunda Antikleia ve Autolykos maddelerine bakınız. onu denizde boğmak. kendi çıkarını sağlamak için işlediği. Akhilleus gibi Odysseus'un da Kheiron'a çömez olduğu söylenir. Bu bakımdan Odysseus eşsiz bir kahramanıdır. bağlandıkları bir­ çok örneklerde görülür: Penelopeia kocasını otuz yıl bekleyecek kadar sadık bir karıdır. denizlerde sürünme. masal uydurmasını. içinde bütün olanak­ ları tartışıp durur Odysseus.bir devlfi adamından çok sürüleri. gencecik yaşında deniz­ den çıkmış o korkunç yaratığa gönül verir de acı bir hayal kırıklığına uğrar. Odysseus adının kay­ nağını açıklamak için ta ilkçağda yapılan ça­ balar sonuç vermemiş. Babasının adı Laertes. beden­ ce de üstündür. Odysseia'da gençliğiyle ilgili bir tek olayın sözü geçer: De­ desi Autolykos'a konuk gitmesi. korku salar orta­ lığa. (2) ODYSSEUS'UN GENÇLİĞİ. Odysseus. Troya savaşına katılmadan Odysseus İtha­ ke tahtına çıkar. . ama delikanlının kral olunca bir .den sıyrılmak için bin bir düzen ve çare düşü­ nür. akıllara durgunluk. İşlediği ve destan­ larda da önemi belirtilmeyen. Güzel ve güçlüdür bir kere.oğlunu nasıl tahta geçirdiği anla tılmaz. Bunun dışında öylesine bir karşı koyma. çağımızın büyük keşiflerine yol açan arayıcı. bağ ve bah çeleriyle ilgili bir adamdır. Kalypso ile Kirke tanrıça oldukları halde Odysseus'u severler. adın asıl anlamı anla­ şılamamıştır. en çetrefil durumların en korkunç tehlikelerin içinden yağdan kıl çekercesine sıyrılmasını bilir. Odysseus genç de değildir üstelik bu başarıyı kazandığı zaman: Otuz yıllık sa­ vaş. koca olarak almaya can atarlar. yok etmek ister. Efsane yiği­ din delikanlılık yılları üstüne pek fazla bilgi vermez. Yunanistan'da kara yolculukları yaptığı da bilinir: Bunların birin­ de Lakedaimon'a gitmiş de konuğu İphitos'la karşılaşmış. elâlemi kandırmasını ve en çetin. Odysseus hiçbir yiğidin karşılaşmadığı güçlüklerle karşılaşır. yiğidin bütün çabalarını boşa çıkarmak. İphitos da ona Eurytos'un ünlü yayını vermemiş.sonra­ dan Odysseia'da görüleceği gibi . ağılları. süslemiştir. Poseidon Yunan insanlarının düşman saydıkları halde hakkın­ dan gelmeye uğraştıkları denizi simgeler. istediği amaca varmak için de gerekince yalan söylemesini.

Kıbrıs kralı Kinyras'a elçi giden de odur (Kinyras). Deiphobos vb. yiğit de Palamedes'e karşı ilerde korkunç bir öç almayla sonuçlanacak derin bir kin besleyerek sefere çıkmak zorunda kalır (Palamedes). (llyada). İkinci seferin başında Aulis'te İphigeneia'nın kurban edilmesine önayak olur (İphigeneia). bu elçilik başarısızlıkla sonuçla­ nınca Lykomedes'in sarayında saklanan Akhilleus'u bulup getirmek için yola çıkar ve kurduğu düzenle genç yiğidin savaşa katılma­ sını sağlar (Akhilleus). gösterdiği canlılık ve atılganlık anlatılmakla bitmez. Tro. Helene'nin babası Tyndareos'un kardeşidir. Savaş bittikten sonra yurtlarına dönen Akha yiğitleri belli süreler içinde yurtlarına va­ rırlar. elçi. Helerte. Orada et ku­ manyası yaparlar. Ne J var ki Odysseia'nın kuruluşu çetrefil olduğun­ dan efsaneleri burada zaman akışına göre bir daha ele almakta fayda vardır. Kuzeye doğru yol alırlar ve keçilerle dolu bir adaya çıkarlar. Mysia'ya çı­ karma ile sonuçlanan ilk seferde Odysseus büyük bir rol oynamaz: Telephos'un yarası­ nın. ordu komu­ tanı.seçmesi epey olaylı geçer: Odysseus Yuna­ nistan'ın birçok kral oğulları ve derebeyleri gibi Helena'ya talip olur. hayale sığ­ maz serüvenler yaşadıktan sonra. ora­ da kalmak isterler. Troya savaşına hazırlık on yıl sürer. Yerliler Odysse­ us'un arkadaşlarına lotos denilen yemişten yedirir. Troya şehrinin savaşla ele geçirilemeyeceğini anlayarak. Odysseus Penelopeia ile evlenir. bu yemiş onlara sılayı unutturur.i ya'ya döner ve Agamemnon'un filosuna katı­ lır. gece keşfe çıkmak gibi tehli­ keli görevler yüklenir ve hepsinden önemlisi. halkını öldürür. Hekabe. Atreusogullarının davasını benimser: Bir ef­ saneye göre Helene'yi geri istemek için Troya'ya gider. ama ço­ cuk daha kundaktadır ki. İlyada'da sözü geçmeyen. Savaşların hepsine katı­ lır. yola çıkış günü üstüne Agamemnon'la Menelaos arasında görüş ayrılığı vardır. maddelere bakınız. Tenedos'ta onlardan ayrılır. tahta at fikrini ileri sürer ve bu dü- zenin gerçekleşmesinde önayak olur. Lotos yiyenlerin ülkesine çıkarlar. Güneye doğru yol alıp Mora yarımadasının ucuna varmak üzeredir ki. Odysseia adıyla anılan Odysseus'un dönüş desta­ nını bundan önceki maddede özetledik. Herkesçe benimsenen bu öneri ilerde Troya seferine yol açacaktır. hem danışman. ama Palamedes yalanını yüzüne vurur. sert bir poyraz fır­ tınası onu önce Kythera adasına atar. soyka alır. ondan on iki küp İsmaros şarabı ar­ mağan alır. on iki gemi­ sinin ve yoldaşlarının hepsini yitirir ve tek ba­ şına. İsmaros kentini alır. ama güzel kıza ta­ liplerin fazlalığından ürkerek ondan vazgeçip İkarios'un kızı Penelopeia'yı ister. Telemakhos diye bir erkek çocukları olur. İlyada'nın hemen her sayfasında adı geçer. Odysseus Tyndareos'u kendine dost edinmek için. Helena'nın kaçırıldı­ ğı. (3) TROYA SAVAŞI. Odysseus savaşa gitmemek için elin­ den geleni yapar: Delirmiş gibi davranır. Bu şarap sonraları Tepegöz Polyphemos'u sarhoş etmeye yarayacaktır. yarayı açan kimse onun eliyle iyileştiril­ mesi gerektiğine ilişkin tanrı sözünü yorumla­ makla kalır (Telephos). yararlıkları Ilyada'da bütün ayrıntılarıyla anlatılmıştır (llyada). Odysseus altı adamını yitirip denize açılır. tragedya gibi da­ ha sonraki kaynaklarda anlatılan başka olay ve efsaneler için de Aias. onlara yardım etmek­ te herkesi geçer. bir on yıl daha denizlerde sürünür ve Akdeniz'i boydan boya dolaştıktan. yalnız Apollon rahibi Maron'u esirger. Menelaos Nestor'la birlikte denize açılır. yabancı bir tekneyle İthake'ye bırakılır. Troya'dan ayrılış bir filo halinde olmaz. başka­ larını savaşa sürmekte. kocası Menelaos'un yardım istediği haberi duyulur. İkarios. Troya önündeki on yıllık savaş süresi bo­ yunca Odysseus'un hem savaşçı. bir sü­ rü kıyıya. Denize açıldıklarında bir fırtına onları ayı­ rır. Yalnız Odysseus İthake adasına bir türlü ulaşamaz. Odys­ seus'un bu yiğitlikleri. Odysseus arkala­ rından gelir. Odysseus onları zorla ge­ milere bindirir. Troya savaşı da bilindiği gibi o kadar bir zaman kap­ lar. (4) DÖNÜŞ YOLCULUĞU (Odysseia). sürüyle Troyalı öldürür. Ge­ ce dağdan inen Kikonların saldırısına uğrar­ lar. Odysseus on iki gemisiyle Trakya'da Kikonların ülkesine çıkar. taliplere Helene'nin seçeceği kocaya ar­ ka olmaya ant içirmesini önerir. adaya çıktıktan ve akla. Odysseus yanına on iki . arabulucu olarak oynadığı rol.

Gemi yola çıkar çıkmaz Tanrı Zeus'un saldığı bir şimşekle paramparça olur. Ama tanrı Poseidon'un amansız öfkesini de üstüne çeker. buranın zengin bir mandıra olduğunu görürler. maddelere bakınız. ya da Telegonos ve Nausithoos diye iki oğlu olmuş. 5. mağaranın kapısı­ na kocaman bir kaya dayar ve Odysseus'un arkadaşlarını ikişer ikişer yemeye koyulur. Kalypso). Denize açılınca Kirke'nin dedikleri MK İR olur: Seirenlerin önünden geçerler. Odysseus adamlarına sığırla­ ra dokunmamalarını söyler. Odysseus'un Kirke ile olan macerası için Kir­ ke maddesine bakınız. Odysseus'un tayfası bu kez dev yamyamların saldırısına uğrar. Odysseus yelken direğinin üstünde dalgalara göğüs germek. Yiğit bu olağanüstü yolculuğu başar­ dıktan sonra Kirke'nin yanına döner. Bu kez Kirke ona karşısına çıkacak olan tehlikeleri sayar. Akşam olunca Tepegöz sürüleriyle döner. bir fırtına salarak batırır. tahtına ka­ vuştuktan. Kharybdis. Korsika olduğu ileri sürülen bu ülkenin Telepylos adlı lima­ nında kralın kızı olan bir dev anasıyla karşıla­ şırlar. Aiolos adasına ikinci bir çıkışla­ rında kovulurlar. Yiğidin Kirke'nin ya­ nında bir ay ya da bir yıl kaldığı söylenir. Kirke Odysseus'u bilici Teiresias'ın ruhunu bulmak ve ondan İthake'ye dönüş yolunun ne olacağını öğrenmek için ölüler ülkesine yollar. malını. Latium kıyılarında bugün Capo Circeo diye anılan yer olduğu ileri sürülür. akıntıya kapılıp Khrybdis ge­ çidini bir daha aşmak ve dokuz gün denizde çalkandıktan sonra Kalypso'nun adasına çık­ mak yolunu bulur (Seirenler. Eumaios vb. Daha geç dönemlerden kalma metin­ lerde Odysseus'un efsanesi alabildiğine uzatı­ lır. Büyücü Kirke'nin topra­ ğıdır burası. ama kaynak değeri olmayan bu metinleri hesaba katmak doğru olmaz. Güneş tanrı Helios'un be­ yaz sığırlarının otladığı Thrinakie adasına ula­ şırlar. adının Kimse olduğunu söylediği devin yar­ dım alıp kendisini kovalamasını önler ve ma­ ğaradan çıkmak için sürülerin altına girip sak­ lanmayı başarır. Odysseus birkaç yoldaşını feda ederek bu tehlikeyi de aşar.yoldaşını alarak bu adanın biraz ötesinde bu­ lunan Kykloplar. Malta olduğu sanılan Ogygie adasında ge­ çirdiği zaman belli değil: 10. 225 . Nausikaa ile buluşması. Alkinoos. ağırla­ dıktan sonra ona bütün yellerin içinde kapalı bulundukları bir tulum verir. Tanrıça İno'dan yardım gören Odys­ seus yüze yüze Phaiak'ların toprağında kara­ ya çıkar. arkasından da tatlı bir yel salarak gemileri uğurlar. Kharybdis'le Skylla canavarlarının önüne gelirler. taliplerden öç alması (Antinoos). Alkinoos'un sarayında konuklanması ve bir Phaiak gemi­ siyle İthake'ye gönderilmesi için Nausikaa. tayfaların hepsi boğulur. 1 yıl di­ yenler var. Yıl­ dızlara baka baka yol alırken tanrı Poseidon Odysseus'un salını görür. Odysseus'un yurduna dönüp. karısı Penelopeia'ya kavuşması (Penelopeia) bu sözlükte. Yel esmediği için orada karaya çıkmak zorunda kalırlar. Sonunda tanrıça Athena'nın yal­ varması üzerine Zeus Odysseus'u kurtarmaya karar verir: Hermes'i yiğidi bırakması için Kalypso'ya gönderir. ama kumanyala­ rı tükendiği için tayfanın kendisi yokken hay­ vanlardan birkaçını kesmelerini önleyemez. Teiresias'ın da bildirdiği gibi bu suç onların ölümüne sebep olacaktır. İlkçağdan beri Sicilya ile bir tutulan Tepe­ gözler ilinden yeller tanrısı Aiolos'un adasına varırlar. yani Tepegözler iline geçer. mülkünü sömüren asalak­ lardan öç alıp evini ve ailesini düzene kavuş­ turduktan sonra ne yaptığı Odysseia'da bildi­ rilmez. Aiolos Odysseus'u iyi karşılar. gözünü çıkarır. yukarda gösterilen adlar altında an­ latılmıştır. yalnız liman dışında de­ mirlemiş olan Odysseus'un gemisi kurtulur. Odysseus'un kurnazca düzenleri burada baş­ lar: Tepegöz'ü sarhoş edip. Skylla. Odysseus'un filosu altı gün kürek çekerek kuzey yönünde yol alır ve Laistrygonların ülkesine varır. 8. yanına her türlü kumanya vererek onu uğurlar. Odysse­ us uykuya dalınca tayfaları tulumu açarlar. Bundan sonrası zaman sırasıyla anlatılır Odysseia'da: Odysseus'un tanınması (Eurykleia). Ulu nympha Odysseus'a bir sal yapmakta yardım eder. Bir mağaraya girerler. limana girmiş olan gemiler parçalanıp içindekiler öldürülür. çünkü Te­ pegöz tanrının oğludur. Kız babasına haber salar. bütün yellerin dışarı fırlamasıyla korkunç bir fırtına kopar. Tek gemiyle daha kuzeye doğru giderek Aiaie adasına çıkarlar. On­ dan Telegonos adlı bir oğlu.

Bilici Teiresias'a | katilin kim olduğunu sorar. çocuk da onları anababa bilir. Oidi­ pus adamı ve arabacısını öldürür. ama anasının bulunduğu yere gitmekten çekinir. lokaste gebe iken bir düş görür. Bu sözleri duyunca Oidipus'un içine kuşku girer. Oidipus. ayak bi­ lekleri delinmiş. Oidipus Yunan mythos'unun en trajik kahramanıdır. Oidipus da anası ve karısı olan kadının iğnesiyle gözlerini kör eder. Labdakos'un torunudur. Çoban da getirilip gerçeği açığa vurunca Oidipus'la iokaste'nin artık şüpheleri kalmaz. Oidipus. Sphinks kendini tünediği kayadan aşağı uçuruma atarak ölmüş. Oidipus he­ men araştırmaya koyulur ve suçluya karşı korkunç tehditler savurur. kimi zaman dört ayak üstünde yürüyen ve doğal yasalara kar­ şıt olarak en çok ayağı olduğu zaman en güç­ süz olan yaratık hangisidir? İki kız kardeştir­ ler. ama belki bu tanrıya. O sırada kavgaya tutuştuğu adamı gözü karararak öldürmesi doğaldı. kimi zaman üç. bundan ötürü de ya dışardan ya da içinden gelen korkunç belala­ ra uğrar. Antigone. her alanda derin iz bırakmıştır. Oidipus'u öz evlat gibi büyütürler. kimin çekilip yol vereceği konusunda kavgaya tutuşurlar. Bu sırada Korinthos'tan bir ulak gelir. Polyneikes. Anası bazı kaynaklarda Epikaste diye anılan İokaste'dir. Oidipus Laios'a rastladığı sırada Delphoi'den dönmekteydi. Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasında dile getirilen bu dram Oidipus'un Thebai'den sürülmesi. akıl almayacak yıkım ve acıların birbirini izle­ mesini görmüştür. Laios'un da dar 1 bir geçitte öldürüldüğüne değinecek olur. ikincisine de Gün ve Gece diyerek doğru cevaplan vermiş. Oidipus'un kral olmak üze­ re Korinthos'a çağırıldığını bildirir. Thebai kralı Laios'un oğlu. Gerçeği tanrı Apollon'dan öğrenmek üzere Delphoi tapınağına doğru yola koyulur. sor' duğu bilmecelere cevap veremeyenleri parça- layıp yemektedir. Çocuğu bir çoban bulur. Teiresias bu düşü şöyle yorumlar: Kraliçenin kaınında taşıdığı çocuk babasını öldürecektir. Teiresias ve Kreon arasında kavga kopar. babasının yanına dönmemek amacıyla Thebai'ye kral olmuş ve İokaste ile birleşerek dört çocuk üretmiş: Eteokles. Serüveni şöyle özetlenebilir: Oidipus Thebai kral soyundandır (Tab. Kraliçe sarayın içine sığınıp canına kıyar. Gelen cevap şudur: Kral Laios'un katili bulunmalı ve şehirden sürülmelidir. Thebai'ye yakın dar bir geçitte arabalı bir adama rastlar. 19). bir zamanlar gördüğü düşe. Ayağı şiş anlamına gelen Oidipus adı da ondan. Bu olaydan sonra Thebai'ye vanr. kaderin oyuncağı olur ve istemeyerek. Kâhin cevap ver-" mekten çekinir. İ s e ne. Oidipus insanın tüyler ürpertici bir dramını dile getirdiği içindir ki. . saraya bir çoban tarafından bulunup getirildi­ ğini söyler. Doğar doğmaz bebek dağa bırakılır. Salgının nedenini öğrenmek için Oidipus kaynı Kreon'u Delphoi'ye gönderir. 18. Polybos'la karısı Priboia'nın çocukları olmamıştır. Korinthos'a bir daha dönmemeye kararlıy­ dı. Sorular da şunlardır: Kimi zaman iki. Kadmos'la Hormania'da kaynak bulan bu soyu bir tanrı yetiştirmiş. Oidipus gene de ikirciklidir: Babasının ölümü kendi elinden olmamıştır. Delikanlılık çağına gelince bir dedi­ kodu işitir: Kralın oğlu değil de. çileden çıkmış­ tı. biri ötekisini doğurur ve ikincisi birincisin­ den doğmadır. Thebai şehrinde veba baş gösterir. kızı Antigone'ye yaslanarak Attika'da Kolonos iline gelmesi ve orada ölme­ siyle sonuçlanır. bulunmuş bir çocukmuş diye. Oidipus sarsılmış.Oidipus. İokaste araya girer ve . Yıllar geçer. içinden bir kayış geçirilmiş­ tir. Polybos'un öldüğünü. Onun kişiliğinde traged­ yanın özü ve trajik kavramınının asıl anlamı belirir. Trajik kişi tek başına ya da bütün soyuyla birlikte tanrı lanetine uğramış kişidir. Oidipus birinci bilmeyece in­ san. Oidipus bir daha Korinthos'a anasının. bilme­ yerek suç ve günah işler. adı tıp ve ruhbilime varıncaya kadar insanla ilgili bütün bi­ lim ve sanat dallarına karışmış. Oidipus'un öleceği toprak tanrılarca kutlanacağı haberi yayılınca Kreon' . Sphinks denilen canavar şehirde korku salmakta. Derken ulak kendisi­ nin Polymos'la Periboia'nın oğlu olmadığını. Tanrı bilicisi ona kendi babasını öldürüp anasıyla evleneceğini bildirmişti. götürür Korinthos kralı Polybos'a verir. Bir anlatı­ ma göre. Dionysos'a karşı koyduğu için lanete uğramış. The­ bai halkı da rahat bir nefes almış ve kurtarıcı­ sı bildiği Oidipus'a Laios'tan boş kalan taçla birlikte dul karısı İokaste'yi vermiş.

yarışa başlar başlamaz öbürüne yetişi­ yor. 1. ya da Pelops'un elinden öldürüldü (Hippodameia. Oinomaos. Dione. büyük ırmaklar var arada. önce bütün ırmaklar meydana gelir. XI. diri diri? Yaşayan insanlar kolay kolay göremez buraları. çocuğum. Apollon tanrının kendisine verdiği şi­ falı otlar vardır. sonra da Uranos'la "sarmaşıp kucakla­ şıp doğurdu derin anaforlu Okeanos'u" (Tab. Odysseus Ölüler Ülkesine vannıt için Okeanos kıyılarına gelir. Böylece on iki kuru kafayı dizmiş bulunuyordu. De­ nizde dişi unsuru simgeleyen Tethys'in Üretti gi yaratıklar sayılmakla bitmez. O i l e u s . ancak bir gün yaralanırsa onu gelip bulmasını söyler. Kalydon kralı. Meleagros maddelerine ba­ kınız. Tanrı Ares'in oğlu. Euirynome . Kızına çıkan talipleri Oinomaos araba yarı­ şında denemeyi şart koşuyordu.): Nasıl geldin. Kendisini süren oğullarının ikisine de. Okea­ nos büyük denizlere. 155 vd. gitsin Okeanos'a batar. ona haber gönderir. Toprak ana Gaia Khaos'tan çıkar çıkmaz kendi kendine Uranos'la Pontos'u. Herakles efsanesinde rol oynar. Myrtilos). Elis kralı Oinomaos güzel Hippodameia'nın babasıdır. Hesiodos'a göre. Balı Ki/ larının bahçesi Okeanos kıyılarındadır (Ihrakles). Okeanos'la Tethis'ten dogma üç bin dişi varlık da vardır: Okeanos kızları. Lokrislilerin kralı Oileus "küçük" Aias'ın babasıdır (Aias). Okeanos bu diski çepeçevre sa­ rar. yeryüzü yuvarlak ve yassı bir diske benzer. Oinone İda dağının nymphalarından biridir. İntan dünyanın ucuna doğru hangi yönden giderse. Herakles. Gaia'nın on iki Titan evla­ dından birincisidir. burgaçlı diye nite lenmesi akan bir su olduğundandır. ertesi sabah gene Okeanos sularından doğup yükselir. yani Gök'le Deniz'i ya­ ratır. tanrı kuşaklarının kavgasına karışmamış. Eteokles. özellikle batıda Atlantik Okyanusuna verilen ad olmuştur. sisli karanlıklar ülkesine. Oinomaos arabadan yere düşerek dizgin­ lere dolaştı ve öldü. dünyanın ucuna çekilip oraya yerleşmiştir. korkunç akıntılar var-. yurdu Thebai'ye de lanet okur. toplamının üç bin olduğu söylenir. Okeanos. bu sırada rakibinin yol almasına izin veriyordu. Derin anaforlu. Priamosoglu Paris dağa bırakılıp çobanlarca yetiştirildiği sırada Oinone ile ta­ nışır ve sevişir. Okeanos'la Tethys'ten. Anası Antlklela şaşar buraya kadar gelebildiğine (Od. başaramaz. Okeanos. Sonraları coğrafya bilgileri artınca. ev­ rensel bir ırmak ve ırmakların babası olarak tasarlanır. Okeanos aslında bir deniz gibi değil. ama atları ölümsüz olduğun­ dan. bulamazsın bir sığ yerin/. ama Üç Güzeller yarışmasın­ da yargıçlık ettikten sonra da şehre inmek üzere Oinone'den ayrılır. Hesiodos Theogonia'da Okeanos'un Titan kız kardeşi Tethys'le evlendiğini söyler. Geleceği bilen Oi­ none onu vazgeçirmeye uğraşır. Bunların birkaçı sayılır Theogonia'da. ölmeyi seçer. Argonaut'lar seferine katılmış ve Stymphalos gölünün bir kuşun­ dan alınmış tüyle yaralanıp ölmüş. Pa- ris ölünce Oinone pişman olup canına kıyar (Paris). Thetis. Olu­ nun iden sonra oğulları arasında kopan kavga vı • Thebai şehrinin üstüne çöken yıkımlar bu ilenmenin sonucudur (Antigone. Bunların arasında Metis.ama nympha yardıma gelmez. 2). Kreon).la Polyneikes Oldipus'un Thebai'ye geri gel­ mesini isterler. ama kör kral Attlka'da kalıp. Oinone. sağlam yapılı bir gemin yoksa aşamazsın onu. . Paris Troya savaşının sonla­ rında Philoktetes'in attığı bir okla yaralanınca Olnona'nlr) bu sözünü hatırlar. Yunan erken ilkçağının dünya görüşüne göre. Pelops. Sonunda Hippodameia'ya talip olarak Pelops çıkageldi. Uineus. Önce Okeanos var. Yarış başla­ yınca Elis kralı Zeus tapınağında bir koç kur­ ban ediyor. Kız bu talibe gönül verdi ve ikisi birden Oinomaos'un arabacısı Myrtilos'u baştan çıka­ rarak Pelops'un yarışı kazanmasını sağladı­ lar. Meleagros'la Deianeira'nın babası. Ama Titanlar arasında ay­ rı bir rol oynar. onu geçiyor ve kim olursa olsun kafasını keserek evinin kapısına asıyordu.

bu suçtan nasıl arınacağını öğrenmek için Delphoi'deki Apollon tapınağına başvurur. Opheltes. Lydia kralı Tmolos'un dul karısı Omphale yiğidi satın alır. Or­ cus günlük dilde anılan bir tanrı olarak kal­ mıştır. Orfik görüşlere dayanan bir kayna­ ğa göre Ophion eşi Okeanos kızı Eurynome ile birlikte Titanlara hükmedermiş. yiğidin topuzunu onun kafasında sallamaktadır.ki asıl Olympos dağı yanlış bir düşün­ ceye göre Makedonya-Tesalya'da bilinir . kendi­ lerine göre bir hayat sürerler. insan so­ runlarını tartışır. Okeanos'un uzlaştırıcı tutumu Prometheus tarafından şiddetle kınanır. Zeus da öfkelenerek Olympos'un üstüne şimşek çakmış.İda dağı gibi başka yüksek dağlarda da toplanır­ lardı. Arınma süresi sona erince Herakies Omphale'den ayrılır ve ölmeden daha birçok işler görür (Herakies). Orcus. eski Anadolu dillerinden geldiği ve genellikle yüksek dag anlamına kul­ lanıldığı anlaşılmaktadır.(1) Girit'e adını veren Kres'in oğlu. Girit'te. Bkz. Sanatçılar Herakles'i uzun Lydia entarisi giymiş olarak Omphale'nin dizlerinde iplik bükerek gösterirler. Olympos tanrı­ larından bazılarını saraylarında konuk ettikle­ ri de olur. Roma dininde bolluğu simgeleyen tan­ rıça. Mysia Olympos'una (Ulu­ dağ) adını veren oymuş. Apollon ve Musalar gibi daha çok oyun ve ezgi­ den hoşlanan tanrılar Parnassos ya da Heli­ kon dağlarında toplanmaktadırlar. 200 vd. Olympos daha çok gök tanrı Zeus'un merkezidir. Saturnus'un dişi karşıtı olarak gösterilir ve Sabin kaynaklı olduğu söylenirdi. ona ağıt yak­ mış. Olympos adını taşıyan efsanelik kişiler de vardır. Apollon'un öl­ dürdüğü Marsyas'ı gömmüş. sonra Kronos'la Rheia yönetimi ele almışlar ve Ophion'la Eurynome'yi Tartaros'a kapatmışlar. ayrıca koca olarak da kullanır. Oneiros. Kraliçe de aslan postuna bürünmüş. Nyks. (3) Ünlü bir flüt çalgıcısı. Ops. Olympos Yunanca bir kelime de­ ğildir. devlere onu tahtın­ dan etmelerini önermiş. Okeanos'la Tethys tanrılardan uzak. Olympos. ona birçok işler gördürür. ana Tethys'i görmeye. Bu adın kaynağı ve anlamı büsbütün açıklanmamışsa da. tanrı da çabala­ rından vazgeçerek yatağına döner. toplantılarda aralarında soh­ bet ya da kavga eder gösterilirler. Bkz. Omphale. Bilici de üç yıl köle olarak çalışması gerektiğini bildirir. Dorukları gökte bu­ lutlara karışan ulu dağların tanrılara konut ol­ duğu inancı Yunan'a Sümer'den gelmiş ola­ bilir. Öldür­ dükten sonra pişman olmuş ve Olympos'un mezarı bulunduğu dağa adını vermiş. Ophion. Koro da Okeanos kızlarından meydana gelmiştir.): Gidiyorum bol besi veren toprağın bir ucuna. sakallı bir tanrı olarak gösterilen Orcus sonradan Yunan tanrılarının etkisi altında Plüton ya da Dis Pater adını almışsa da. Ops'un Capitolium tepesinde bir tapınağı vardı. Homeros destanlarında tanrı­ lar Olympos dağında şölen yapar. saraylarında iyice beslemişler. Aiskhylos'un Prometheus tragedyasında Okeanos Zeus'a karşı ayaklanan Titan'ı Olympos tanrılarıyla banştırmaya uğraşan bir arabulucu rolünde çıkar karşımıza. onlar almışlardı beni Rheia'nın elinden. Kronos bu Olympos'a Zeus'u emanet etmiş ve tanrı998 yi kendi büyüttüğü halde. Etrüsk mezarlarında uzun saçlı. İlyada'da Hera şöyle anlatır (İl. Romalıların halk inançlarına göre Orcus ölümü simgeleyen cin ya da ölüler ül­ kesinin kendisidir.Phlyra gibi tanrı ya da kahramanlarla birleş­ miş ünlü kişiler bulunur. XIV. Marsyas'ın oğlu ya da çömezi olarak gösterilir. tanrıların atası Okeanos'la. büyütmüşlerdi. Kıbrıs'ta ve Yunanistan'da bu adı taşıyan dağlar çoktur. . Herakies çıldırıp İphitos'u istemeyerek öldürünce. (2) Kybele'nin kocası olarak gösterilen bir Olympos vardır. Nitekim Olympos tanrıları diye anılan Zeus kuşağı yalnız Olympos dağında görül­ mez . Hypsipyle. Ayrıca Anadolu'da sayısı yirmiye varan Olympos adlı dağlar olduğu gibi. Herakies efsanesinde rol oyna­ yan Lydia kraliçesi.

ama Troya savaşından sonra Menelaos ki zmı Neoptolemos'a verir. bu rahibe de İphigeneia'dır. sonra da Goethe'nin "iphigeneia Tauris'te" dramlarına konu olan serüven şudur: Orestes'le Pylades Tauris'e varınca tanrıçaya kur ban edilmek üzere tutuklanırlar. Akhilleus'un oğlu ölür. Sonunda da Şa­ fak tanrıça gönül verir ona. Artemis de akrebi bir burç. tann Poseidon'un oğlu. bırakır. Ama orada güzel delikanlı Artemis elinden öldürülür. İlkçağda ünü orfizm denilen mistik Troya savaşından sonra Agamemnon yur­ duna döner dönmez öldürülünce. Artemis'e bir tapınak yapıp içine heykeli koyarlar. Orion'u da gökte bir yıldız haline getirir. Orestes. Elektra maddesinde belirtildiği gi­ ­i. Pythia onun Tauris'e Artemis heykelini almaya gitilmesini buyurur. Orpheus dillere destan olmuş bil ozandır. ya da bir avcı kızına ya­ naşmak istemesidir. Nao ptolemos'la kavgaya tutuşurlar.Oreithyia. Yabancılar ve hey­ kelle birlikte denize açılabilmek için bir düzen kurar. sonra da karanlıktan ansızın güneşe bakmasıyla gözlerinin yeni­ den açılmasıyla sonuçlanır. Kraliçe sevincinden tanrılara sunıılar sunmaya gitmişken Orestes kendini Eleklra'ya tanıtır ve Klytaimestra ile Aigisthos'un öldürülmesini birlikte planlarlar. yarasını ancak Akhille­ us'un iyi edebileceğini öğrenince. Bkz. Çok yakışıklı olduğu için kadınlardan sevgi görmüş. Orpheus. Artemis Orion'un üstü ne bir akrep salar. Merope adlı ikinci bir kadınla olan macerası Orion'un kör olması. Kalais veZetes). kendisine Orestes'in öldüğünü bildirmeye geldik­ lerini söylerler. Orestes ora­ da büyür. Sonunda Atina'nın Oreopagos mahkemesi onu suçundan arındırır. Atina kralı Erekhteus'un kızı. Aigisthos kırdan döner. Argos'a kral olur ve çok uzun bir ömür sürer. 15). Troya savaşı efsanesinde Orestes'in adı Akhaların Mysia'ya ilk çıkışları ve Telephos'la Ilgili olarak geçer: Telephos Akhilleus'un elinden yaralanıp. Ana kanı döker dökmez öç perileri Erinysler Orestes'in peşine takılırlar. Khrysothemis'in kardeşi (Tab. Kan davası da burada biter. Orestes. pusuya düşürülerek öldürülür. Eııripides'ln. kralın oğlu Pylades'le birlikte Mykene sarayına gelirler. Orman Perileri. Elektra to­ nik kardeşi Orestes'i kaçınr ve Phokis kralı Strophios'un sarayına gönderir. Bütün devler gibi Toprak'tan dog­ ma olduğu söylenir. Ülkenin kralı Thoas onları Artemis tanrıçanın rahibesine teslim eder. Thoas'ı aldatarak kaçarlar. Orion. dev bir avcıdır. kardeşi İphigeneia İle buluşur. Orestes çıldırır ve Erinyslerden kurtulmak için oradan oraya atar kendini. Kalais'le Zetes'il doğurur (Boreas. ama babası deniz tanrı gibi dalgaların üstünde yürüme gücü de var mış. Orestes efsanesi de başlıca buı kaynaklara dayanır. Klytaimestra oğluna yalvarır. Beraatından sonra Orestes Apollontanrıya ne yapması gerektiğini sorar. Orion. Aulis'te İkinci sefere hazırlanan Akha ordusuna gel­ ­­­­­. akrep delikanlıyı topuğun dan sokar. Bir casus olarak yakalanmak üzerey­ ­­­ı orada bulunan küçük Orestes'i rehin olarak. nedeni tanrıçanın kendisine. almış ve böylece istediğini elde etmişti (Telephos). Orastesles Tauris'e gider ve orada kız . Tanrıça sevgilisi­ ni Delos'a götürür. Tauris dönüşünde Orestes nişanlısını kaçırmaya kalkar. ama Side Hera ile boy ölçüşme­ ye kalkınca. tanrıça onu Tartaros'a atmış. Orestes efsanesinin son bölümü Hermione ile evlenmesine değgindir. İki kardeş -birbirlerini tanırlar. ama tanrı lanetini de kendi dramıyla so­ na erdirir. Orestes d( Hermione'yle evienir. Nympha'lar. ama Orestes onu da Aigisthos'un ölüsü üstünde bıçaklar. Elektra. Klytaimestra'ya Phokis'ten gelme iki haberci olduklarını. Atreusogullarının zincirleme suçlarını anasını öldürmekle sürdürür. Orion yıldızının Akrep burcundan her zaman u/. İphigeneia onları kurtarmaya ve Artemis heykelini de alıp on­ larla kaçmaya karar verir. bir ayaklan ma olur.ak laşması bundandır. İr­ mak kıyısında oynarken rüzgâr tanrı Boreas tarafından Trakya'ya kaçırılır. Agamemnon'la Klytaimestra'nın oğlu. Attika'ya varırlar. İlkin Side adlı çok güzel bir kız­ la evlenmiş. üç büyük tragedya yazarı birçok oyunlarında Orestes'e baş rolü ya da çok önemli bir rol vermişlerdir. İphigeneia. Orestes'le Herml one'yi babaları daha çocukken nişanlamışlar di.

çekersin bugün onun cezasını: Bir belaya çattıydı Orpheus.bir akım yaratacak kadar çok yayılmış. girdi kapkara bir korkuyla gölgelenmiş ormana. Ne yapsmdı? Nereye gitsindi? Kime başvursundu? İkinci kez kaçırılmıştı karıcığı. ezgisiyle ölümü bile alt eden bu ozanı biz burada kuru kuru anlatmak istemedik. Orpheus.. ölüm tanrıları bağışlamasını bilseler. Kadir'in Türkçeleştirdigi parça kita­ bın IV. Orpheus birden bir çılgınlık etti. ve kendisine geri verilen Eurydike. kaçarken bir uçuruma atar gibi kendini tepetaklak. dedi ve birdenbire bir duman gibi karıştı hafif yellere. başladılar bir ağızdan. kaçırılınca karısı. Çalgısı vahşi hayvanları büyüle­ yen. geri dönüyordu. Orpheus. gelmekteyken.. görünmez oldu. uyku kapatır kararan gözlerimi. gitti karşıt yöne doğru. bağışlanır bir çılgınlıktı bu: Eurydike'si ışığın altına tam çıktı çıkacakken. bir anda kopuverdi amansız zorbayla yapılan anlaşmalar. gün doğar seni söylerdi. Haykırdı Eurydike: "Bu ne. onun ezgileriyle sarsılan. onunla baş haşaydın ya hani yalnız kıyılarda. bindirecek de. hem de üç kez. kader engel olamazsa. havada asılı bir kayanın altında ağlamış. en yüce dağları çığlıklarıyla doldurdular. Ömrü o kadarmış kadının. kişiliği üstüne anlatılan masallar her türden sanatçıyı esinlemişti. İşte biranda bütün çabalar oracıkta uçtu gitti. insan yakarışlarıyla yumuşamayah yüreklerin dikildi karşısına. Gitti sokuldu Taenarius dağının boğazlarına kadar. görmedi boylu çimen ler yüzünden oralara sinen zehirli yaratığı. bir suç işledin sen. büyük bir suç. tatlı eşi. yüksek kapılarının oraya yeraltı tanrısı Dis'in. Yaşıtları. kara bahtlı. dört yanımı saran gece götürür beni. unutup duruverdi. Proserpina 'mn koştuğu şarta uyarak kocasının ardından yürüye yürüye havanın daha yüksek katlarına doğru. seni de yok eden. ve Orpheus göremedi bir daha ruhlara tutunup dil dökmeye çalışan Eurydike'yi. Styks sandahyla uçuyordu uzaklara. gün batar seni. Aşa­ ğıdaki A. Yabana atılmaz bir tanrı öfkelenmiş kovalar seni. bu ne? Bu ne çılgınlık böyle. 230 . dağ perileri. Artık Orpheus. artık senin olmayan güçsüz ellerimi". Eurydike). an ye­ tiştirmekte olan Aristaios Orpheus'un eşi Eurydike'nin ölümüne sebep olmuştu (Arista­ ios. oyuk kaplumbağa kabuğundan sazıyla yaslı sevgisini avuttu durdu. elveda! Giderim İşte uzata uzata ellerimi sana. dolanıverdi bacaklarına korkunç bir yılan. bir gümbürtüdür yükseldi. hep seni. buz kesilmiş. tanrıları nasıl? Eurydike. ölü ruhların ve titreten kralların karşısına dikildi. boş bulundu. Ve Erebus konutlarının en kuytu yerlerinden hafif ruhlar çıkageldi. bütün belalardan kurtulmuş. gönlüne yenildi döndü baktı arkasına. Bir daha ölü ruhları nasıl yumuşatırdı. zavallı beni de? işte gene geri çağırır beni zalim kader. gecenin ya da kasırganın dağlardan savurduğu kuşlar kadar çok. Yeraltı sandalcısı da aradaki bataklığı bir daha komadı geçsin. La­ tin şairi Vergilius'un "Georgica" adlı eserin­ den alınmış bir parçayla tanıtalım dedik. ve görüntüleri çıkageldi ışıktan yoksun olanların. yapraklar arasında saklanan kuşlar kadar çoktular. bölümünde Aristaios'Ia ilgilidir. Hep seni söylerdi. şimdi senin üstüne bindirmeye çalışır o belayı. gidiyordu işte. kudurdu. Irmak boyu palas pandıras kaçarken senden o kadın. Deliye döndü Orpheus. Avernus batağından. Ya Orpheus ne oldu?Derler ki onun için: Issız Strymon ırmağı kıyısında ağlamış tam yedi ay.

kavuşmaya çabalar. oradan VI. onunla birleşerek Gaia (Toprak). Evrenden tanrı Phanes doğdu. Dionysik taraf. günahından temizlenmek üzere... Bu konuda Behçet Necatlgll'ln Aphrodite. ve kışı hiç bitmeyen Ripha dağlarında sonra da Dionysos-Lyseus (Kurtarıcı)'u yaral yürür gidermiş dövüne dövüne Eurydike'nin kaçırılışına. Zeus.de bir evlilik bağı yumuşatmış. yıldırımlarının alevleriyle Titanları mahvetti. Titanlk Ktkonlarm bütün kadınlarım hor gördü. inek ve boğa bi çiminde tanrıça ve tanrı motifleri de Hesio"Bir din hareketi olan Orphik. İnsan soyundan Titanların kötü. İnsandaki tanrısal ruh. yüz­ çalkalanıp giderken bile yılcın felsefesine derin bir etki yaptı". Tartaros ba­ mermer gibi başı taklığına götürüleceklerdir. filozof Pythagoras (İ. şarkıcı. Zeus bu yüreği yedi. Phanes'i yutarak dün­ ya egemenliğini ele geçirdi. giderir. Arınma. parçalanan çocukun yüreğini kurtarmıştı. mutlu bir öte dünya bekler. Trakya'da do gan bu hareket. canlıların verdikleri besinlerden (et. tolojisiyle doğrudan doğruya ilişkisi yoktur. VI. ırmağın bütün kıyıları baştan başa. Nyks (Gece)'l doğurdu. miş ve tutunmuştur. kızı Persephone-Demeter'le birleşip Dionysos Zagreus'u yarattı.. Dionysos-Zagreus. Ö. tarlalara. kırlara. canı da "Ah kara bahtlı Eurydikel" diye Osirîs. buz gibi mağaralarda anlatmış durmuş başından geçeni. ııufir gidermiş kuzeyin buzlarında bir başına. başlar yeniden ezgilerine yanık yanık. çevresindeki bazı tan­ Eurydike! Eurydikel Eurydikel" rısal varlıklar Yunan-Roma pantheon'una gir diye yankılandı durdu. Ne bir tutku yumuşatmış Orpheus'un yüreğini. Yunan mibağırdı uçarken. örneğin İsis (lsis). bir­ delikanlıyı çok vücutlarda dolaşır. arar durur kaybolan yavrularını içi yana yana. Uranos (Gök) ve Khronos'u dünyaya getirdi. dürüst bir ya­ kutsal törenlerde ve gece şenliklerinde Eacchus'un. İyileri saçtılar parçalarını ta uzaklara. konar bir dala. yu murta) el çekiş sayesinde olacaktır. hem dişi olan Phanes. yani Orpheus reket efsanesidir. Athena. soğumuş diliyle çağırıp durdu Eurydike'yi.kahin dos'un Thegonia'sında ve İo Epaphos efsaı büyücü Orpheus'a bağlanır: Orpheus . Orphik elinin myrhos'u şöy­ ledir: Başlangıçta Khronos (Zaman) evreni yarattı. Titanlar tarafından parçalandı.Orphik dinin kurucusu sayılır. ti. Bunun üzeri ne Zeus. Hem erkek. ta uzaklara kadar. şayış. Bu bakımdan AdonlsTarikatı). Khronos'un oğlu Zeus. kaplanları büyülemiş. Soylar ve raya almayı uygun gördük. ayaklandırmış meşe ağaçlarını ezgileriyle. Orphik dionysik-mistik bir kurtuluş dinidir. Ama Titanların külünden insan so­ yu vücuda geldi. bülbül de bütün gece durmadan fır döner ağlar. Osiris efsanesi Akdeniz yöresine özgü bir doğa be­ Or phik (ya da Orfeizm. Bunun için On lar da paramparça ettiler sonunda de ruh. öte dünyaya O kadar bağlıydı ki Orpheus Eurydike'ye. yüzyılda Yunanls tan'a ve aşağı İtalya'ya geçti. Attis-Kybele ve Demeter-Kore efl00 Soruda Mitologya'sında çıkan özeti busanelerlyle benzerlikler gösterir. bir mezarda (sema) gibi hapistir. m. yutulmuş Dionysos çocuğun tanrısal İyi huylan birleşti. kuşaklar arasında çarpışma.. Osiris bir Mısır tanrısıdır. kötülerse ölüler Ama Orpheus'un boynundan kopan hâkiminin karşısına çıkacaklar. lutar acıklı iniltileriyle dört bir yanı. unsurlardan temizlenmek ister. yutuldu. Orphikçilerin Herhrus ırmağının ters akıntıları arasında öğretileri. hırlı Tanais ırmağı kıyısında yürür . bir kauak ağacının gölgesinde bir bülbül vardır hani. "Ah kara bahtlı Eurydikel" Ama efsanesi ve kişiliği Yunan mythos'unu Ve ardından ırmağın bütün kıyıları etkilemekle kalmamış. Homeros'takl tanrıların dindiremedikleri bir ruh ihtiyacını karşılar. bedende (soma) Dis'in boş armağanlarına dövüne dövüne. yuvayı gözetleyen katı yürekli bir çiftçi n/rp götürmüştür yavruları daha kanatları çıkmadan.

Othryoneus. Kral da kızı­ nı vereceğine ant içmişti. onu Set'ten korumak için gizli­ ce büyütür. İsis parçala­ rı toplamaya koyulur.): Othryoneus.. Bkz. Düşmanın ölüsüyle bu çeşitten alaya Homeros destanlarında sık sık rastlanır. 232 . onlara tarımı. gidelim düşünelim şu evlenmeyi. bağcılığı ve çeşitli el sa­ natlarını öğretir. Bun­ ların Mısır kaynaklı oldukları ve Yunan Mythos'una Fenike yoluyla girdikleri sanılır. bu dövüşmede düşmanının er­ kekliğini koparır. tanrılar mahkeme kurar. Argos'a götürür eveririz seni. erkeklik uzvundan baş­ ka bütün parçalarını bir araya getirip başka tanrıların yardımıyla ilk mumyayı hazırlar. Elimiz çok açıktır çeyizden yana. Osiris de egemenliği oğluna bıraktıktan sonra Mutluları Ülkesine göçer. kendisi de gözü­ nün yerine bir yılan koyar. buna karşılık şehri Akhalardan kurta. ilkel bir katı yürekliliği dile getiren bu alayların hep Akhaların ağzından duyulduğu da ayrıca dik­ kati çeker.. XIII. gel hadi. Ama biz de biliriz böyle söz tutmasını. fsis sandı­ ğın kendisine geri verilmesini sağlar. Set de Horus'un gözünü oyar. Çanakkale Boğazında olduğu? sanılan Kabesos şehrinin önderi Othryoneus Troya'ya Priamos kızı Kassandra'yı istemeye gelmiş. Hekim tanrı Thot her ikisini de iyi eder. Horus da gözü babası Osiris'e verir. tekmil ölümlüler arasında överim seni. Bu yılan (adı Ura- eus'tur) krallık simgelerinden biridir. ama düğün gerçek-1 leşmeden Akha yiğidi İdomeneus onu öldü-1 rür. Set bir kez daha Osiris'in göv­ desini ele geçirir. onunla Mısır'a döner. denizleri aşan gemilerimize gidelim. Osiris de kız kar­ deşi ve eşi olan İsis'in yardımıyla bu görevi en iyi biçimde sürdürür: İnsanların iyiliği için çalışır. 374 yâ. Osiris ayrıca Mısır'da çok tutunmuş tanrı kral inancını ve insanın ölümünden sonra mumyalaşıp yaşamını sürdürdüğü görüşünü yansı­ tır. Ne var ki kardeşi Set (Yun. Orthos. Haberi alan İsis ossaat sandığı aramaya çıkar ve uzun dolaşmalar­ dan sonra Fenike'nin Byblos kentinde bulur. Ora kralı bu sandığı yaptırmakta olduğu sara­ yına tahta olarak kullanmaktadır. Otos. Typhon) onu kıskanır. Bu efsaneyi anlatırken yazar Plutarkhosl Set'in Yunanlıların Typhon'uyla bir tutulması gerektiğini bildirmiştir (Typhon). Efsanesi şöyle özetlenebilir: Krallık kurumu­ nun tipik bir simgesi olan tanrı Gebeb yetki­ lerini oğlu Osiris'e bırakır. babasının öcünü almak görevini yükler ona. öldürmeye karar verir.nelerinde rastlanan motif ve imgelerdir. bir sandığa kapatıp ırmağa atar. o güzel kızı kendine almak için. yetiştirir. Horus da Set'le teke tek savaşa girişir. 6)J Bu köpek Geryoneus'un öküzlerini beklerken? Herakles'in eliyle öldürülür (Herakles). onu on dört parça halinde dograyarak oraya buraya serper. Set'i Horus'a gözünü vermeye mahkûm ederler. I yerine getirirsen Priamos'a verdiğin sözü. düzenli llyon 'u gel bizimle yok et. Ejder soyundan Ekhidna vef Typhon'dan doğan bir köpeğin adı (Tab. yakalar.\ racagını söz vermişti Priamos'a. Atreus oğlunun güzellikte üstün kızını veririz sana. Kocası öldükten sonra fsis Nil deltasında Horus'u doğurur. öldürdükten sonra da şöyle alay eder onunla (İl. Bir gün şölene çağırır. Aloeusoğulları.

yani tahtadan yapılmış ayakta bir kadın heykeli olsa gerek. sözde Priamos'un yazdığı bu mektuptan Palame­ des'in Troyalılara casusluk teklifinde bulundu­ ğu anlaşılmaktadır. elinde sunularla topla yaşlıları. dümencisinin yok olduğunu görür. Odysseus'un gerçekten deli olup olmadığını denemek için oğlu küçük Telemakhos'u sabanın önüne atar. O da dönüşte ölüyü bulur. Evindeki en güzel. para kullanmasını. İno. Sefere katılır. Daha sonraki efsanelere göre. hangi örtüye en çok değer veriyorsan al onu. ama Palamedes'e karşı korkunç bir öfke ve kin bağ­ lar. ama o da korkunç biçimde ölür. delilik taslar: Bir tarlada sabana bir öküzle bir eşek koşmuş. Ayrıca sayıları tanıttığı. Bkz. Bu kin sonradan Palamedes'in ölümüne sebep olacaktır. daha değerli bir kişi olduğunu da belirtirler: Adı avuç. Palladion. Menelaos'la bir­ likte Odysseus'u çağırmaya giderler. git doyumluk toplayan Athena'nın tapmağına. bunun için de ölüsünün hangi kıyıya atıldığını bildirir Aeneas'a. Asklepios. Üzüntüsü büyüktür.savaşı efsanelerinde önemli bir rol oynar: Helene kaçırılınca akra­ bası Menelaos'u avutmaya çalışır. Bu çabalar sonuç vermeyip Akha ordusu hazırlık yapmaya başlayınca. Palinurus. Zeus'un oğlu ve Pelops'un dedesi olur. Sonraları Aeneas yeraltına gittiğinde Palinurus'un ruhuna rast­ lar. Paktolos.p Paian. Odysseus şöyle öç alır: Ele geçirdiği bir Troyalıya zorla bir mektup yazdırır. götürür onu. Ne var ki İlyada'da söz konusu olan Athena tapmagındaki heykel oturmuş olarak canlandırılır: Hektor savaş alanından ayrılıp anası Hekabe'ye Athena'ya sunular sunmasını söylemek için şehre geldiğinde şöyle konuşur (İl. Bkz. kadını ba­ rışçı yollarla geri almak için Troya'ya elçi gi­ der. ört güzel saçlı Athene'nin dizlerine. Bu heykel arkaik sanatta örnekleri görülen bir ksoanon. Troya şehrinin tarihine sıkı sıkıya bağlı olan bu heykelin Homeros destanlarında adı geç­ mez. Palamedes'in bu haksız ölümü dillere des­ tan olmuştur. Öte yandan kaynaklar Palamedes'in kurnaz Odysseus'tan daha yararlı. Odysseus da sabanı hemen durdurmakla deli olmadığı­ nı açığa vurmuş olur. toprağa tuz ekmektedir. Palinurus. Homeros destanlarında adı geç­ mediği halde. Her şeyi ortaya vurur. en büyük örtü hangisiyse. Günün birinde tanrıça Aphrodite'nin gizli tö­ renleri kutlanırken kendi kız kardeşini kirlet­ miş.): Ama sen. Ama kurnaz yiğit savaşa gitmek niyetinde değildir. Palaimon. Aeneas'ın dümencisidir. Palladion daha sonraları ve özellikle Roma'nın kuruluş efsanelerinde rol oynar. Palamedes. Pala­ medes düzeni anlar. ayrıca da Palamedes'in bir kölesini satın alarak. Mektubu Akha ordugâ­ hında bir yere atar. Lydia'da akan Şart çayının tanrı­ sı. Ölü dümenci gömülmek ister. dama oyununu ve zarları keşfettiği söylenir. Vergilius'un Aeneis destanında anlattığı­ na göre Troyalıların filosu Sicilya'dan İtal­ ya'ya doğru yol aldığında tanrıça Venüs bir tek adamın öleceğini. Akhalar Palamedes'i linç eder­ ler.. gömer ve o kıyıya Palinurus burnu adını verir. Nauplios'la Klymene'nin oğlu (Nauplios). ayların süresini yıldız­ lara göre saptadığı. el anla­ mına gelen palame'den türemiş olan Palame­ des Yunan alfabesine birçok harfler katmış. Gece dümen­ deyken tanrılar Palinurus'un gözlerine uyku dökerler. efendisinin yatağı al­ tına bir torba altın koymasını sağlar. Pallas Athena'nın si­ hirli nitelikler taşıyan heykeline verilen addır. o var oldukça şehrin 233 . dalarken bir dalga alır. bundan dolayı orada akan ve altın sürük­ lediği için Khrysorrhoas adını taşıyan dereye atmış kendini. Troya. 270 vd. Alfabeyi Kadmos tanıtmış Yunanistan'a ama Palamedes kuşların uçuşuna bakarak Hellenlere özgü bir harf olan Y (üpsilon)'u bulmuş. o günden sonra da bu dereye Paktolos denmiş. Babası Nauplios Palamedes'in öcünü alır.. ama buna karşılık her­ kesin kurtulacağını bildirmişti. Palladion. Palladion Troya şehrini koruyan. VI. Aeneas uyanır.

düşmesini, düşman eline geçmesini önleyen bir tabudur. Başta Roma olmak üzere birçok şehirler Palladion'a sahip olduklarını ileri sür­ müşler, böylece Palladion adlı heykeller ço­ ğaldıkça kaynaklarını anlatan efsaneler de çoğalmış ve giriftleşmiştir. Bunları şöyle özet­ leyebiliriz: Tanrıça Athena çocukken deniz tanrısı Triton'un yanında büyümüş (Tritogeneia adı bu­ nunla ilgili olabilir), Triton'un da Pallas adlı bir küçük kızı varmış, iki kız çocuk savaş oyunları oynarmış, ama günün birinde birbir­ lerine darılmışlar, Athena Pallas'ı dövmek üzereymiş ki Zeus kızı için telaşlanıp aigis kal­ kanını Pallas'ın önüne dikmiş, çocuk korku içinde donakalmış ve Athena'nın attığı kargı­ dan korunamayıp yaralanmış, düşmüş ve öl­ müş. O sırada pişmanlık duyan Athena arka­ daşına tıpatıp benzeyen bir heykel yapmış ve ona aigis kalkanını giydirmiş. Athena bu ya­ pıtı Olympos'ta Zeus'un yanı başında dikmiş, bir tanrıymış gibi tapınılırmış ona. Palladion orada kalmış, ta ki günün birinde Zeus'un ko­ valadığı Elektra heykele sarılmış, tanrı da öf­ kelenerek heykeli alıp Troya bölgesinde Ate tepesi denilen yere atmış (Elektra 2, Ate). İlos o sırada kendi adını taşıyacak olan llion (Troya) şehrini kurmaktaymış, böyle bir hey­ kelin gökten düşmesi hayra yorulmuş, şehre getirilip Athena tapınağına yerleştirilmiş. Bu efsaneyi anlatan mitograflar Palladion'un üç karış boyunda olduğunu, sag elinde bir kargı, sol elinde de bir öreke ile bir ig taşıdığını ya­ zarlar. Başka efsanelere göre Palladion'u Dardanos Semendirek adasından getirmiş ve kaynatası Teukros'a armağan etmiş (Darda­ nos). Troyalıların bu kutsal yapıtın bir tıpkısı­ nı yaptıkları, çalınmasın diye asıl Palladion'u tapınağın mahzenine kapatıp, sahte heykeli dışarıya oturttukları da anlatılır. Bir efsaneye göre, Troyalıların kâhini Helenos Palladion heykeli şehirde kaldıkça, Troya'nın alınama­ yacağını bildirmiş, bu söze dayanarak da Odysseus'la Diomedes gece gizlice şehre gir­ mişler, heykeli çalıp götürmüşler. Bu işte gü­ zel Helena Akhalı yiğitlere yardım etmiş (He­ lenos, Helena). Başka kaynaklara göre, Palladion heykeli Troya'da kalmış ve Troya yangınında Aineias 1da dağına sığındığında onu beraberinde gö

türmüş, sonra İtalya'ya da almış. Sihirli hey­ kel böylece Roma'da Vesta tapınağına getiri­ lip bırakılmış. Roma'nın kutsal ateşini koru­ yan Vesta rahibeleri Palladion'a tapınmakla görevliydiler. Palladion Kassandra efsanesinde de geçer, Kassandra'nın Troya yağmasında bu heykele sarılıp sığındığı ve Oileus oğlu Aias'ın onu oradan çekerek büyük bir günah işlediği anla­ tılır (Aias). Atina'da da Palladion heykelinin Atina'ya geldiğini ileri süren bir efsane var­ dır. Pallantidai (Pallasoğullan). Pallas 5'in oğulları, Atina kralı Pandion'un torunları ve Aigeus'un yeğenleri. Aigeus'un dölü olmadı­ ğını sanarak Atina tahtına talip olurlar, ama Troizen'de büyüyen Theseus Atina'ya gelip babası Aigeus tarafından tanınınca, bunu protesto etmeye kalkarlar. Atinalılar Theseus'u kral seçince de babaları Pallas'la birlikte Theseus'a karşı savaş açarlar ve öldürülürler. Theseus elli amca oğlunu ve amcası Pallas'ı da öldürdüğü için bir yıl Troizen'de gönüllü sürgün olarak kalır. Başka bir anlatıma göre Atina mahkemesi Theseus'u beraat ettirir (Aigeus, Theseus). Pallas. Tanrıça Athena'nın adının başına ta­ kılan bir ad. Bu adın Athena ile ilgisi üstüne efsaneler pek birbirini tutmaz (Athena, Palla­ dion). (1) Titanlardan Krios'la Eurybie'nin oğlu, Astraios'la Perses'in kardeşi (Tab. 4). Hesiodos'un Theogonia'sma göre Pallas, Okeanos kızı Styks'le birleşir ve Zetos'la Nike'yi, bir de Kratos'la Bie'yi meydana getirir. (2) Arkadya kralı Lykao'nun oğlu. Bir efsa­ neye göre bu Pallas kızını Troya kral soyu­ nun atası Dardanos'la evlendirmiş ve Palladi­ on'u ona vermiş (Dardanos, Palladion). (3) Vergilius'un Aeneis destanında adı ge­ çen Pallas Evandrus'un oğludur. Aeneas'la birlikte îtalyalı Turnus'a karşı savaşmış ve onun elinden öldürülmüştür. Roma'nın Palatinus tepesine adını veren bu Pallas'mış (Euandrus). (4) Attika efsanelerinde adı geçen bir dev. Tanrıça Athena bu devi öldürmüş ve derisini

yüzüp ona bürünmüş, bu devin kanatlarını da ayaklarına bağlamış (Athena). (5) Gene Attika efsanesinde rol oynayan bir kişi Pandion'un oğludur ve Pallantidai adında 50 tane oğlu vardır, bunlarla birlikte Theseus'a karşı gelir, oğullarıyla birlikte Theseus un elinden öldürülür (Theseus). Pan. Tanrı Pan, efsanesi ve kişiliği hakkında Behçet Necatigil'in "100 Soruda Mitologya" d.a ki anlatımını aşağıya alıyoruz: "Dağlık Arkadia'da küçükbaş hayvanların, çobanların tanrısı. Keçi ayaklı Pan, Her­ ­­s'in oğludur. Tanrıların, çokluk, insan kılı­ ­ında değil de hayvan kılığında düşünüldüğü ilk zamanlarda Pan da keçi kafalıydı; sonra­ dan bu keçi kafasından sadece boynuzlar ve sakal alıkonarak, yüzü insan yüzü oldu. Pan Çoban kavalını sever, azgın tekeler gibi güzel nymphaların peşine düşerdi. İnsanların, hay­ ranların uyuduğu kızgın, ıssız yaz öğlelerinde birdenbire, beklenmedik gürültüler koparır, dört bir yana 'panik' korkular saçardı. Marathon savaşı gecesi Persleri bu şekilde paniğe uğrattığı için, Atinalılar savaştan sonra tanrı Pan'a Akrppolis eteğinde bir tapınak yaptı­ lar. Pan sözü Yunancada 'bütün' anlamına geldiğinden mistikler, sonraları Pan'ı her şey yapabilir bir tanrı payesine çıkardılar. Plutarkhos, Korfu'nun güneyinde sefer eden bir gemideki gemicilerin, Paksos adasından gelen bir ses duyduklarını anlatır. Gemi dümen­ cisinin adını söyleyen bu ses, dümenciye 'Ulu P'an öldü!' haberini vermiş, dümenci aldığı bu haberi emredilen yerde karaya doğru sesle­ nince, karadan korkunç bir inilti, bir feryat duyulmuş, Pan'ın ölümünden ötürü tabiat yas tutmaya başlamıştı. Bu haber imparator Tiberius (I. S. 14-37) zamanında olmuştu.

Daha önce tanrılar ana babalarını yok etmiştller ve öksüz bırakmıştılar kızları konaklarında, o zaman tanrısal Apbrodite beslemişti onları, Here onlara güzellik ve akıl vermişti, tekmil kadınlara verdiğinden daha çok. Ulu Artemis bağışlamıştı boyu boşu. Athene de öğretmişti güzel işler işlemeyi. Ama bir gün Aphrodite çıkmıştı koca Olympos'a, bu kızlara iyi bir kısmet bağışlamasını dilemişti, iyi bir koca dilemişti yıldırım seven Zeus'tan, işte o zaman Harpyalar gelip bu kızları kaçırdılar, hizmet etsinler diye verdiler uğursuz Erinyslere. Pandareos efsanesi Girit ve Anadolu ile ilgi­ li bir efsanedir. Şöyle anlatılır: Rheia yeni do gan Zeus'u Kronos'tan kaçırmak için Gi­ rit'teki mağaraya kapatınca bekçi olarak başı na bir altın köpek dikmiş, Kronos devrilip Zeus egemen olunca bu köpek Girit'teki Zeus tapınağına bırakılmış. Pandareos köpeği tapı­ naktan çalmış, Lydia'da Sipylos dağına gö­ türmüş ve Tantalos'a emanet etmiş. Derken Zeus ikisine de öfkelenerek, hırsızlık ettiği için Pandareos'u taşa çevirmiş, yalan yere yemin ettiği için de Tantalos'u Sipylos dağı­ nın altına tıkmış (Tantalos).

Pandaros. Pandaros'un adı İlyada'da Troas bölgesine yerleşmiş Lykialılarm önderi olarak geçer. 1da dağının eteğinde bulunan Zeleia kentinden gelmiş ünlü bir okçudur Pandaros. Babası, Karkabos'un oğlu Lykaon'dur (Karkabos). Troya savaşına katılışı şöyle anlatılır (İl. II, 824 vd.): Sonra Zeleia'da oturanlar gelir, Ida'nm ta dibinde, Aisepos'un kara sularını içen zengin Latin mitologyasında Pan'ın yerini tanrı Troyalılar. Faunus tutar" (Faunus). Başlarında Lykaon'unünlü oğlu Pandaros var, Pandareos. Odysseia'da Penelope çok bu­ Apollon kendisi vermiştir Pandaros 'a naldığı bir gece, canını alsın diye tanrıça Aryayını. lemis'e yakarır, o sırada da Pandareos ve kız­ Pandaros'u tanrı Apollon'un koruduğu yiği­ larının başına geleni anımsar ve anlatır (Od. din Akha yiğidi Diomedes'e meydan okurken XX, 65 vd.): söylediği sözlerden belli (İl. V, 102 vd.): Ulu canlı Troyalılar, atları mahmu/.lavan öy/e kaçılmamış mıydı kasırgalar erler kalkın, Pandareos'ıııı kızlarım?

vuruldu işte Akhaların en yiğidi, Lykia'dan çıktığımda yola, Zeus'un oğlu gerçekten sürdüyse beni öne, sanmam dayansın zorlu okuma bu adam. Ok atışı îlyada'nın ilk bölümünde tanrı Apollon'un Akha ordusuna veba salmak için ok atışını ne kadar andırır (İl. IV, 116 vd.): Kaldırdı okluğun kapağını Pandaros tam o sıra, hiç atılmamış kanatlı bir ok çıkardı, kara acılar kaynağıydı bu ok. Kirişin üzerine yerleştirdi yakıcı oku. Yurduna, kutsalZeleie şehrine dönüşünde değerli kurbanlar kesmeyi adadı, ilk kuzulardan, ün salmış okçu Lykialı Apollon 'a. Oku arka kanatlarından, kirişinden tuttu, yaklaştırdı kirişi memesine, demiri yaya. Yusyuvarlak gerilince gıcırdadı koca yay. Kiriş inledi, sivri ok fırladı birden, uçtu kalabalığa doğru, vınlaya vmlaya. Anadolulu tanrı Apollon'un tuttuğu bu yiğit Troya düşmanı tanrıların elinde bir oyuncak olur ama, Paris'le Menelaos arasındaki teke tek savaş başlayıp, öbür savaşçılar işe karış­ mamaya ant içince, Athena Pandaros'u kış­ kırtır andı bozmaya. Bir okla yaralar Menelaos'u. Diomedes'le karşılaşmasının iyi sonuç vermemesi de bu ünlü okçunun Troya savaşı­ na yaya gelmiş olmasından, arabası bulunmamasındandır. Ölümünün nedeni olacak bu duruma şöyle yakınır (İl. V, 193 vd.): Atlarım, arabam da yok ki bineyim. Ama Lykaon'un sarayında on bir araba durur, yepyeni, kız gibi arabalar, örtüler serilmiş, üzerlerine, her araba önünde iki tane at, kızılca buğday, ak arpa yiyen atlar, kargı atan yaşlı Lykaon demişti bana çıktığım gün derli toplu evinden, atlara, arabaya bin demişti, önderlik et zorlu savaşta Troyalılara, atları düşündüm de dinlemedim onu -dinleseydim ne iyi olurdu edemezler, dedim, karınlarını doyurmadan, düşmanla kuşatılmış insanlar arasında yemsiz kalmasınlar, dedim. Bıraktım onları, tlyon'a yaya geldim, güvenmiştim yayıma. Oysa yayım hiç yaramayacakmış işime. Bir gün dönersem yurduma, gözlerimle görürsem toprağımı, karımı,

yüksek çatılı büyük evimi görürsem, gelsin o gün koparsın başımı bir yabancı adam, şu oku elimle kırıp atmazsam yanan ateşe. Benimle boş yere gelmiş o. Pandaros kargıyla vurur Diomedes'i, ne var ki Lykialı yiğidin kargısı delemez AkhaJının zırhını, tanrıça Athena'nın yönelttiği Diomedes'in kargısıyla canını alır Pandaros'un. Bu korkunç çarpışmada ise koruyucu Apollon Aineias'ı kurtarmak zorundadır, kendi yetiş-: tirdigi ünlü okçuyu feda etmekten başka çare bulamaz (İl. V, 216-280). Pandion. Pandion iki Atina kralının adıdır (Tab. 24). (1) Pandion I. Erikhthonios'un oğlu, Erekhtheus'un, Prokne ve Philomela'nın babasıdır. Prokne'yi Trakya kralı Tereus'a o vermiş, kızlarının başına gelenlere üzüntüsünden öl­ müş (Aedon). (2) Pandion II. Yukarda adı geçen Pandion'un küçük torunu, Aigeus'un babası, Theseus'un dedesi. Pandora. Hesiodos'un hem "Theogonia", hem de "İşler ve Günler" adlı eserlerinde uzun uzadıya anlattığı Pandora efsanesi Orta­ doğu ve özellikle Samî kaynaklı olsa gerek, çünkü ilk kadının yaratılışı, yani Âdem'le Havva efsanesinin Yunan mythos'una akta­ rılmış bir kopyasına benzer. Kadını her kötü­ lüğün, her dert ve belanın başlangıcında gör­ mek Yunan görüşlerine pek uymaz, nitekim Hesiodos'tan sonra bu efsaneyi işleyen pek olmamıştır. Yunan yazınında Homeros şiiri ve onun dile getirdiği iyimser, gülümser dün­ ya görüşü a^ır basmış, karamsarlığı olduğu kadar kadın düşmanlığını da silip süpürmüş­ tür. Hesiodos'un yansıttığı akım başka çag ve ülkelerin sanatını etkilediği içindir ki, Pando­ ra efsanesini buraya almayı uygun gördük. Aşağıdaki anlatım, "İşler ve Günler"deki an­ latımdır, Pandora ile Prometheus efsaneleri­ nin bir karışımını verir: Tanrılar yeraltına gizlemiş besinleri. Yoksa insan bir gün çalışıp rızkını sağlar, sonra bir yıl sırt üstü yatardı, asör bırakırdı sabanını ocak başında, gözerdi çiftini çubuğunu, öküzlerini.

236

Zeııs kızınca Prometheua'a, kendlnl aldatan o sivri akıllıya, sakladı varını yoğunu insanlardan, o gün bugündür dertlere boğdu insanoğlunu, Zeus gizledi besini insandan. Ama lapetos'un güçlü oğlu Prometheus çaldı Zeus'un ateşini insanlar için, sakladı onu narthex kamışının içinde. Kızdı bulut devşiren Zeus, dedi ki ona: İapetos oğlu, sivri akıllı kişi, seviniyorsun ateşi çaldın, beni aldattın diye, ama bil ki dert açtın kendi başına da: aldığın ateşe karşılık birbela öyle bir bela salacağım ki insanlara, sevmeye, okşamaya doymayacaklar bu \ belayı", Böyle dedi ve kah kah güldü insanların ve tanrıların babası. Namlı şanlı Hephaistos'u çağırdı hemen: Bir parça toprak al, suyla karıştır dedi, İçine insan sesi koy, insan gücü koy, bir varlık yap ki yüzü ölümsüz tanrıçalara benzesin, Bedeni güzelim genç kızlara. Athena, sen de ona el işlerini öğret dedi, renk renk kumaşlar dokumasını öğret. Nur topu Aphrodite, sen de büyülerinle kuşat onu, istekler, arzularla tutuştur gönlünü. Yüz gözlü devi öldüren Hermeias, sen de bir köpek yüreği, bir tilki huyu koy içine". Böyle dedi Zeus, onlar da yaptılar dediğini: Koca Hephaistos, topal tanrı hemen bir kız biçimine soktu toprağı. Gök gözlü Athena süslü kuşağını sarıverdi beline. O canım Kharitler ve o güzelim Peitho altın gerdanlıklar taktılar boynuna. Horalar bahar çiçekleriyle donattılar saçlarını, Hermeias doldurdu göğsüne yalanı dolanı, uzaktan gürleyen Zeus'un oluyordu isteği. Ses koydu içine o tanrılar kılavuzu Pandora adını taktı. Pandora demek bütün tanrıların armağanı demekti, çünkü bütün Olymposlular insanların başına bela etmişti onu. Tanrıların babası kurunca bu düzeni, Epimetheus'a gönderdi Pandora'yı kılavuz tanrı Hermeias'la. Epimetheus unuttu Prometheus'un dediğini: Zeus'tan armağan alma demişti ona Prometheus,

alırsan, ölümlüleri derde sokarsın demişti. Armağanı aldı ve alınca anladı başına bela aldığını. Eskiden insanoğulları bu dünyada dertlerden, kaygılardan uzak yaşarlardı, bilmezlerdi ölüm getiren hastalıkları. Pandora açınca kutunun kapağını, dağıttı insanlara acıları, dertleri. Bir tek umut kaldı dışarı çıkmadık kapağı açılan dert kutusundan. Umut tam çıkacakken Pandora kapamıştı kapağı, böyle istemişti bulutlar devşiren Zeus. O gün bugündür insanların başı dertte, toprak bela doludur, deniz bela dolu, geceler dert doludur, gündüzler dert dolu, belalar başıboş dolaşır sessizce ölümlülerin çevresinde, derin düşünceli Zeus ses vermedi onlara sessizce gelişlerini duymasın diye insanlar. Görüyorsun ya Zeus'un dilediğine karşı konmaz. P a n d r o s o s . Atina kralı Kekrops'un üç ki zindan biri (Aglauros, Erikhtonios). P a r c a c ( P a r k a l a r ) . Roma dininde kader ve ölümü simgeleyen tanrıçalar, Moiralarla bir tutulmuştur. İlk zamanları Parça doğuma da bakan bir tanrıça sayılır, sonra Yunan etkileri pekleşince Romalılar üç Parça olduğuna, biri­ nin doğuma, ikincisinin evlenmeye, üçüncü­ sünün ölüme baktığına inanırlardı. Forum'da bulunan üç heykel (Tria Fata) olarak simgelenirlerdi. P a r i s . Paris, öbür adıyla Aleksandros, Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin en küçük oğludur (Tab. 16). Kraliçe onu doğurmadan birkaç gün önce uykusunda bir düş görmüş: Karnından çıkan bir alev Troya surlarını sarı­ yor, bütün şehri yangına veriyormuş. Falcılar bu düşü kötüye yorumlamışlar, doğacak olan çocuk şehri yıkıma götürecek demişler. Be­ bek doğunca da Priamos onu İda dağına bı­ rakmak üzere bir uşağına vermiş. Uşak Pa­ ris'i dağa bırakmış, vahşi hayvanlar hakkın dan gelir diye düşünmüş. Ama öyle olmamış, bir dişi ayı gelip bebeği emzirmiş. Bir süre bu böyle gitmiş, sonra çocuğu Agelaos adındaki bir çoban bulmuş, evine götürmüş ve kendi çocuklarıyla bir arada büyütmüş. Paris ço-

banlar arasında güzelliği, yararlılığıyla dikkati
çekermiş.. sürülerine çok İyi baktığı İçin,ona

koruyucu anlamına gelen Aleksandros adını takmışlar. Dağda Oinone adlı bir nympha ile sevişmiş. Evlenmişler, ama mutlulukları uzun sürmemiş (Oinone). Paris efsanesine burada Üç Güzeller masalı karışır. Peleus'la Thetis'in Olympos'ta kutla­ nan düğününde, kavga tanrıça Eris'in, çağrıl­ madığına kızarak, ortaya bir altın elma atma­ sı, üstünde "en güzeline" diye yazılan bu el­ mayı kime vereceğini bilemediği için Zeus'un yargıç olarak Paris'i seçmesi İdalı çobanın hayatını altüst eder. Üç büyük tanrıça, Hera, Athena, Aphrodite bu güzellik yarışmasına katılırlar, ama Zeus her nedense kararı bir ölümlünün vermesini yeg görür ve tanrıçaları Hermes'le birlikte İda dağına gönderir. Bu göreve neden Paris'in seçildiği hiçbir efsane­ de belirtilmez. Priamos oğlunun alın yazısı bunu gerektiriyordu herhalde. Yarışmanın bir pazarlık konusu olduğu ayrıca dikkati çeker: Tanrıçaların üçü de elmaya karşılık Paris'e bir bağışta bulunmaya söz verirler. Hera As­ ya krallığını, Athena sonsuz akıl ve başarı, Aphrodite ise Spartalı Helena'nın aşkını veri­ rim demiş, o kadar. Paris altın elmayı Aphrodite'ye verir, tanrıçalar arasında en güzeli ol­ duğundan mı, yoksa Helena'nın aşkını her şeyden üstün tuttuğundan mı, efsane bunu da açıklamaz. Bundan böyle Paris'in aklı fikri tanrıçanın verdiği sözün gerçekleşmesindedir. İda'dan şehre iner, orada kendini kral Priamos'a tanı­ tır. Bu konuda anlatılan efsane şöyledir: Troya'da yarışmalar düzenlenir, bu yarışmaların ödülü İda dağında yetiştirilmiş bir boğadır. Paris boğa ile birlikte şehre gider ve yarışma­ lara katılıp birinci gelir, o sırada kendisini kıs­ kanan kardeşleri onu öldürmeye kalkarlar, Paris Zeus sunağına sığınır ve kız kardeşi bili­ ci Kassandra onun kim olduğunu anlar, Priamos'la Hekabe ölü sandıkları oğullarını se­ vinçle kucaklarlar. Troya sarayında yaşama­ ya başladıktan bir süre sonra Paris Yunanis­ tan'a gitmek üzere gemiler hazırlatır ve mu­ radına ermek için Sparta'ya varır. Bundan sonrası Helene başlığı altında anlatılmıştır. Troya savaşı sırasında Paris'in tutum ve davranışı pek parlak değildir. İlyada'da zayıf, korkak, bencil, tembel ve sorumsuz bir insan olarak gösterilir. Hektor'un tam karşıtıdır.

Agabeysi onu ağır sözlerle azarladığı, Mene laos'la kozunu paylaşmak için teke tek savaşa kışkırttığı halde, Paris her fırsatta kaçmak yolunu bulur (Hektor, Helene). Gene de yakısıklı, güzel silahlı, çevik bir savaşçı olarak canlandırılır ve birçok Akhalan nasıl alt ettiği anlatılır. Akhilleus'un ölümü Paris efsanesinin son bölümüdür. Hektor ölmeden Akhilleus'a kendisinin de Apollon'un yardımıyla Pa ris'in elinden Öldürüleceği günün uzak olmdıgını bildirmişti. Öyle olur: Akhilleus Memnon'u öldürür ve Troyalıları gene surların içne sığınmaya zorlar, tam o sırada Paris'in attığı bir ok Akha yiğidinin tek silah geçer yeri ne, yani topuğuna saplanır. Ama Akhilleus öldükten hemen sonra da Paris Philoktetes'in bir okuyla kasığından vurulur. Can çekişirken Oinone'yi çağırır. Kadın geImeyince ölür Parthenopaios . Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan önderlerden biri. Atalante ile Meleagros'un oğlu olduğu söylenir. Kız oglan kız anlamına gelen parthenos'tan türemiş olan adının kendisine anasının uzun yıllar evlenmediginden verildiği ileri sürülür. Boyu boslu, yakışıklı, yiğit bir erkek olarak canlandirilir. Thebai surları önünde öldürülür. Pasiphae . Girit kralı Minos'un karısı Pasi phae, tanrı Helios'la Perseis'in kızı, Perses Aietes ve büyücü Kirke'nin kardeşidir (Tab 8). Pasiphae'nin Minos'la evlenmesi, Girit kralına Poseidon'un bağışladığı boğa ile birleşmesi ve Minotauros'u doğurması hakkında Mlnos, Daidalos, Minotauros maddelerine bakınız. Güneş soylulardan Pasiphae kardeşleri ve yeğenleri (Hekate ve Medeia) gibi do3a dışı ya da doğa üstü güçlerden faydalanan gizemli bir kişidir. Kızları Pheidra ve Ariadne de anaları gibi talihsiz aşklara çarpılırlar. Patroklos. Menoitios'un oğlu Patroklos Akhilleus'un can yoldaşı, en yakın arkadaşıdır. İkisi de Aktör ve Aigina'nın soyundan olmak­ la akraba sayılırlar (Tab. 21), ama arkadaşlık­ ları Patroklos'un Akhilleus'la birlikte Peleus'un sarayında büyümüş olmasından ileri ge­ lir. Patroklos'un ruhu nasıl bir adam öldüre­ rek Peleus'un yanına sığındığını İlyada'da şöyle anlatır (İl. XXIII, 83 vd.):

Birlikti büyümemlş miydik, Akhilleus, slzin evde. Opotls'ten beni size Menoitios getirmişti, ufaktım, bir kaza çıkmıştı elimden, öIdürmüştüm Amphidamas'ın çocuğunu, yapmıştım bu deliliği istemeye istemeye, öfkeye kapılmıştım aşık oynarken. At sürücüsü Peleus enine almıştı beni, özene bezene büyütmüş, seyis yapmıştı
sana.

Ilyada'da Patroklos her an Akhilleus'un ya­ nındadır, onu sevgisiyle, ögütleriyle destek­ ler. Yiğit öfkeyle savaştan ayrılıp bir daha dö­ vüşmek istemeyince, Patroklos onu yola geliı inek için boşuna uğraşır, Agamemnon'un gönderdiği elçileri kabul eder, küskün arkada­ şının takındığı yakışıksız tavrı örtmeye çalışır. Aklıaların çok kötü duruma düştüğünü gö­ rünce, dayanamaz, Akhilleus'tan silahlarını ı .ter. Ünlü yiğidin yerine kendisi savaşacakIir. tlyada'nın Patroklos'un yiğitliklerine ayrıl­ mış XVI. bölümünde sayısız Troyalı öldürür, bu arada Zeus oğlu Sarpedon'un kaderi de Patroklos'un elinden can vermektir (Sarpe­ don). Apollon Patroklos'un yaptığı bu kıyı­ ma son verir: Patroklos Hektor'la çarşıpır ve öldürülür. Patroklos son nefesini verirken I lektor'a ölümünün yakın olduğunu bildirir. AkhiUeus barakasındadır, savaş meydanında ı )lup bitenlerden haberi yoktur. O sırada Pat­ roklos'un ölüsünü almak ve onun taşıdığı Akhilleus'un silahlarına sahip çıkmak için korkunç bir boğuşma başlar. Akhalar bütün çabalarına karşın Patroklos'un ölüsünü Troy.ılılara kaptırırlar. Nestor'un oğlu Antilokhos acı haberi Akhilleus'a getirir. O sırada yi­ ğidin yası şöyle dile getirilir (İl. XVIII, 1 vd.): Böyle dedi, Akhilleus'u kapkara bir yas bulutu kapladı. İki eliyle aldı ocağın küllerini, döktü başının üstüne, kirletti güzelim yüzünü. Sonra uzandı boylu boyunca tozun, toprağın içine, elleriyle çekip kopardı, kirletti saçlarını. Akhilleus bir daha anası Thetis'i çağırır, Hephaistos'a yeni silahlar yaptırmak için gitmeşini ister ve dileği yerine gelince savaşa ka­ tılır (Hephalstos, Akhilleus, Thetis.) Akhıl leus Hektor'u öldürmekle Patroklos'un öcü nü almış olur, ölüsünü de daha önce Troyalı

ların elinden kurtarmıştı, .ama Patroklos bu nunla yetinmez, ruhu Akhilleus'a görünüp gömülmek istediğini, kemiklerinin arkadaşın.\ ayrılmış altın çanakta korunması gerektiğini bildirir. AkhiUeus da dostuna şöyle cevap ve­ rir (İl. XXIII, 94 vd.): Buraya ne geldin, iki gözüm, bütün bunları ne söylersin bana? Bilmiş ol, yapacağım her dediğini, hadi yaklaş bana, sarılalım birbirimize, birancık da olsa ağlayalım doya doya. Böyle dedi, uzattı dost ellerini, ama hiçbir şey tutamadı eliyle, ruh kaçmıştı bir duman gibi yerin altına, ıslık çala çala. AkhiUeus Patroklos'un anısına yarışmalar düzenler, bunların yapılması için de savaşa bir süre ara veriUr. Patroklos'un cenaze töre­ ninden sonradır ki Priamos Akhilleus'tan Hektor'un ölüsünü istemeye gider. Pedasos. Ksanthos ve Balios gibi, Akhllle us'un ölümsüz atlarından biri. Sarpedon tara fmdan öldürülür (İl. XVI, 153 vd.). Pegasos. Medusa'nm kanından dogma ka natlı at. Perseus ve Bellerophontes efsanele rinde önemli bir rol oynar. Hesiodos Pega sos'un doğuşunu şöyle anlatır (Theog. 270 vd.): Phorkys'le birleşen Keto Graialan doğurdu... Gorgoları da doğuran Keto'dur... Sthenno, Euryale ue bahtsız Medusa... Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. Biri Okeanos'un kaynaklarından doğduğu için, öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını. Pegasos bırakıp davarlar anası toprağı havalandı gitti ölümsüzlere doğru. Zeus'un sarayında oturur şimdi şimşekle yıldırım taşıyıp onun adına. Adı, kaynak anlamına gelen Yunanca "pege" sözcüğünden türemiş sayılan Pegasos pı­ nar ve çeşme başlarında bulunmaktan hoşla nırmış. Bir gün ayağını yere vurarak Helikon dağının eteğinde Hippokrene, at çeşmesini meydana getirdiği anlatılır (Medusa, Perse­ us, Bellerophontes). Pegasos gökte bir burç haline getlrilmiştir.

büyücü prenses Pelias'ın kızlarını babalarını sözde gençleştirmek amacıyla kesip bir kazana at­ maya kandırır. bilindiği gibi. tanrıların hepsi bu korkunç oyu­ nun farkına varırlar. arkadaşı olan at adam Kheiron'un yardımıyla onun hakkından gelir. ama Pelias'ın kardeşi Neleus'u tahttan attığı. Efsaneye göre tanrılarla haşır neşir olan Tantalos onları denemek için bir şölende on­ lara kesip doğradığı oğlu Pelops'u yiyecek olarak verir.Peirithoos. 22). büyümüş­ tür. Pelasgos. Sonradan Atreus'a karı olur. Ömrü olaylarla dolu geçmiştir: Telamon'la birlikte üvey kardeşleri Phokos'u öldürdükleri için yurtlarından sürülürler (Aiakos). İason'un babasıj Aison'un üvey kardeşidir (Aison). göreceğim onu. Tantalos'un oğlu. Nasıl büyütülüp krallık için kavgaya tutuştukları konusunda efsaneler birbirini tutmaz. 15). Şimdi olmalı o da benim yaşımda.Tanrısal Akhilleus. Peleus Tesalya'ya Phthia kralı Eurytion'un yanına sı­ ğınır. getir aklına babanı. pek uğurlu olmadığı hemen meydana çıkar (Akhilleus.). Paris). sonra gene yeryüzüne gönde­ rir ve kanatlı atlar armağan ederek Oinoma- . Zeus'la Niobe'den doğmuş olduğu söyle­ nilen Pelasgos da bu soyun atası olarak gös­ terilir (Niobe 2). 14. tanrı Zeus'un to­ runu. Bilmeden babasıyla yatar ve Aigisthos'u do­ ğurur. Tanrı Poseidon Pe­ lops'a gönül verir. Tryro ile Poseidon'un oğlu. Ama duyar hiç olmazsa yaşadığını senin. Ölümlü babası Kretheus olduğu için Pelias. llyada'ya göre Dia'nın Zeus'tan olan. ihtiyar Priamos da Akhilleus'u yumuşatmak. böylece Pelopsogullarının zincirleme suç ve ilenme sürecine karışır (Atreus. Bu kez folkos'ta kral Akastos'un sarayına gider. Thyestes'in kızı (Tab. Aiakos'un oğlu Peleus. Pelopeia. orada ölür. Bu korkunç işlemden sonra Pelias'ın oğlu Akastos îason'la Medeia'yı lolkos'tan sürer (Argonaut'lar. lason. oğlum dönecek Troya'dan. Anasının Ege ırmaklarından Ksanthos. Lapithlerle Kentaurlar sa­ vaşına katılır. Akhilleus Troya'dan dönmez. Pclops. ama orada da kralın karısıyla başı derde girer (Akastos). 15). Ama Peleus'un başına bir bela daha gelir: Kalydon avı sırasında kaynatasını istemeyerek öldürür ve gene yollara düşer. 14. Kral onu suçundan arındırdığı gibi kızı Antigone'yi de ona karı olarak verir. Akhilleus Troya sa­ vaşına gittiği zaman Peleus Phthia'daki sara­ yında onu uzun zaman bekler. Akastos). Karısı ölünce tanrılar onu Thetis'e koca ol­ mak için seçerler. Demeter'in yediği omuz yerine de fildişinden bir omuz koyar Pelops'a. ünlü Lapith. ama Peleus. Hippodameia ile evlenir ve Theseus'un en yakın dostu olarak yiğidin bü­ tün serüvenlerine katılır (Hippodameia. Telamon'un kardeşi ve Akhilleus'un babasıdır (Tab. XXIV. Pelops babası Tantalos gibi Anadolu'da doğmuş. Oysa. Tyro tanrıdan gebe kaldığını saklamış ve-doğurduğu ikizleri dağa bırakmış. varmıştır uğursuz ihtiyarlığın eşiğine. lason Medeia ile birlikte dönünce. ya da Paktolos'un kızı olduğu ileri sürülür. Hektor'un ölüsünü ellerinden alabilmek için babasının anısını getirir gözlerinin önüne (İl. Zeus tanrı çocuğun bedenini yeni baştan yaratıp diriltir. Neleus'un ikiz kardeşi (Tab. Akdeniz yöresiyle Yunanistan'da oturan en eski soyun adı Pelasgoi. Pelias. başka kaynaklara göre îkson'dan olan oğlu. Peleus. Aigisthos). onun da göçüp Pylos'a yerleştiği anlatılır (Neleus). belayı savacak kimsesi yoktur yanında. Belki çevresinde bugün komşuları üzer onu. 21). Bir efsaneye göre Pele­ us'un Akhilleus Troya'dayken öldürdüğü Akastos'un oğulları onu tahtından atıp Istan-j köy adasına sürerler. Pelasglardı. Aison'un oğlu îason'la da kozunu paylaşamaz ve İason'dan kurtulmak için onu Karadeniz'in Kolkhis ülkesine altın postu almaya gönderir. Nereus kızı önce Peleus'la evlenmemek için bin bir kılığa girer. onun Yunanistan'a göçmesi uygarlığın Yunan yarımadasına Anadolu'dan geldiğini kanıtlayan bir belirtidir. Düğün ya­ pılır. Pelias. yalnız kızını yitirmiş ol­ manın acısıyla dalgın olan Demeter Pe­ lops'un bir omzunu yer. Theseus). 486 vd. bir süre şarap sunucusu olarak kullanır. der. Yunan efsanesinin en ilgi çekici kahra­ manlarından biridir (Tab.

Mora yarımadasına adının verilmiş olması Ege'den gelme bu göçmenin efsanede gösterilen yerinden de daha büyük bir yer tuttuğunu. Kandırdım onları işte böyle tam üç yıl. daha derin bir çığır açtığını açığa vurmaktadır. bir geceleler geçirir ki düşman boşına 4 Odyssela destanı başladığı sırada İthake sa rayının Penelope'ye taliplerle dolduğunu gö­ rürüz. Odysseus'urı karısı Penelope Yunan mythos'unun en ünlü kişilerindendir. gündüzleri dokuduğum koca bezi bir çerağ önünde sökerdim geceleri. Her evde Vesta ve Lares tanırılarıyla birlikte Penatlara da tapıldıgı gibi. ölüm onu yere sererse upuzun. komşu ülkelerin ileri gelenleri hep kocasız kalan güzel kadını almak isterler. Pelops'un Hippodameia'dan olan oğulları­ nın tanrı lanetine uğramış olmalan Pelops'un kendisine yardım etmiş olan arabacı Myrtilos'u denize atıp öldürmekle işlediği suçtan İleri geldiği söylenir (Myrtilos). onu gerip ok atmayı kim başarırsa ona varacağı karar ını Odysseus'a . madem tanrısal Odysseus öldü. bunun gerçekleşmesi için de babasına çeyiziyle bir­ likte geri verilmesini. Karın büyük bir sabırla bekler seni evindi'. Penelopeia'nın çilesi o zaman başlar. saygısız bir köpek. Telemakhos'la aralarında bir tartışmadır gider. yıllar yılı gündüz dokuyup gece söktüğü bez de dillere destan olmuştur. Odysseus Tyndareos'un kızı Helene'ye ta­ lip olacakken. Son çare olarak talipleri bir yarışma ya sokmak gelir aklına: Odysseus'un büyük yayını getirtecek. nesi yoksa hepsini sömürüp tüket­ mektedirler. Penates. köylerden şehirlere kadar her yerin Penates tanrıları olmuştur. çağırdılar.): Tanrı bir bez dokumayı kodu aklıma ilkin. tatil umutlarla onları aldatır. kocaman bir tezgâh kurmuştum odamda. Odysseus'a sadık kalması onu evlilikte vefa ve sevginin simgesi haline sokmuştur. O bir yandan talipleri oyaladığı gibi. geldiler yakaladılar beni. çaresiz varacağım içinizden birine. 137 vd. otuz yıl sürece başka kocaya varma­ mak için ayak diremesi. Üstelik de saray sahipsiz kaldığı. İthake sarayına dilen ci kılığında gelen Odysseus'a Penelope şöyle anlatır bu işi (Od. kanardı bu sözlere taşkın yürekleri. Oysa ben. Odysseus'un nesi var. daha doğrusu Odysseus'un mal mülk dolu. Penelope. Bunu kaynanası Antikleia'nın ağzından duyarız (Od. bir kefen dokuyorum yiğit Laertes'e.). Telema­ khos anasını korur. sürüleriyle zengin krallığını ele geçirmektir amaçları. Phorkys'le Keton'un kızı (Gralalar). kültleri kamu alanına yayılmış. Pelops Oinomaos'u yener ve Hippodameia ile evlenir (Oinomaos Hlppodameia). Bu mutlu çiftin Telemakhos diye bir çocukları olur. Pelops yerli kahramanIardan ne kadar üstün olduğunu böylece tanıtlamış olmakla kalmaz. bekleyin bir parça daha. bitsin bu dokuma. bir hizmetçi. Bilindiği gibi Elis kralı Oinomaos kızı Hippodameia'yı ancak kendisini araba yarışında yenecek olana vermeye ant içmişti. ondan vazgeçer ve akrabası penelope ile evlenir (Odysseus). XI. Böyle derdim. Penelopeia'nın bu kadar yıl sonra bir koca seçmesini ister talipler. ama ne olur. XIX.karşı yarışa girişmeyi buyurur. ama dördüncü yıl başlayıp çatınca ilkyaz. duyurur onlara bunu. ama Telemakhos daha kundakta bebekken babaası Troya savaşına gitmek zorunda kabr. Gündüzlerl ağlaya ağlaya tüketir kendini. adanın. Roma'da yurdu ve aile ocağını koruyan tanrıdır. Eşinden ayrı kaldığı yirmi. Olympos oyunlarını kurar ve Yunanistan'da bu yoldan büyük bir çığır açar. Onun adı kadar. Pemphredo. gün gelirde. Laertes ihtiyarladığından ötürü. Akhalı kadınlar ne der sonra bana". bağırdılar. Penelope Odysseus kadar kurnaz ve düzen­ bazdır. taliplere de şöyle laf ediyordum arada bir: "Delikanlılar. evinden etmek istemez. boşa gitmesin bunca iplik. babasının da uygun gö­ receği bir kocayı kızına seçmesini. Penelo peia da ikide bir taliplerin karşısına çıkar. 181 vd. Telemakhos da çocuk olduğundan karşı koyamadıkları için talipler saraya yerleşmişler. arşın arşın bez dokuyordum habire. Homeros destanlarında adı Penelopeia diye geçen İkarios'un kızı.

XXIII. Kirke. Dedesi Akrisios'un kızından doğacak torununu yok etmek için Danae'yi nasıl tunçla örtülü bir odaya kapattığı. Perseus. Pasiphae ve Perseis'i doğurur (Tab. kendi anasının elleriyle nasıl parça. Çok güzel ol­ duğu için birçok talipleri varmış. Ephesos diye bir torunu olmuş. ne var ki Bakkhos dini­ nin Yunanistan'a ve özellikle Thebai'ye gir- meşine yobazca direnir. öbür Amazonlar gibi Penthesileia da Ares'ln kızıymış.\ Pergamos.bildirir. 13) İo'nun döllerindendir. 8). Agaue'nin oğlu. ne diye yanma oturup konuşmaz. ama kızın­ dan ayrılmak istemeyen Neleus onu kendine İphiklos'un sürülerini getirecek olan adama vereceğini söylemiş. Pergamon (Bergama) şehrinin kurucusu sayılan kahraman. Platon'un "Şölen "inde anlatıldığı gibi Penia bir gece Poros'la birleşmek yolunu bul­ muş ve Eros'a gebe kalmıştır (Eros). ora kralının Danae'ye göz koyma­ sı Akrisios ve Danae maddelerinde anlatıl­ mıştır. Demeter'in yası ve Persephone'nin ölüler ülkesinin tanrıçası olarak Hades'te kalması için Demeter. savaşta sag memesinden vurulur ve ölür. Perses. Perscis. yani taliplerin öldürülmesine yol açan çareyi düşünmüş olur. Hades. Thersites de yiğidin bu tutkusuyla alay etmiş de bu yüzden Akhilleus onu öldürmüş (Thersites). Bir kaynağa göre Titanlardan Krios'la Eurybie'nin oğludur (Tab. Asteria ile evlenir. hangi kadının yüreği baba toprağına dönen kocasından böyle uzak durmaya. Pcrscphone.) landıgı Euripides'in "Bakkha'lar" tragedyasın da sahneye konmuştur (Bakkhalar. Adı Akhilleus efsanesine karı­ şan ünlü Amazon kraliçesi. Zeus'la Demeter'in kızı (Tab. Seriphos ada­ sına çıkışı. 5). Oysa bu sözler. Hekate'yi üretir.J: Ana. Penia. O kadar ki Telemakhos bile anası­ nın tutumuna şu sözlerle içerler (Od. Pentheus. Neleus'la Khloris'in kızı. Pero. karısının ne kadar şüpheci ve akıllı oldu­ ğunu anlar. kötü ana. Zeus'la Danae'nin oğlu Perseus (Tab. 10.). 209 vd. sürüne dilene yirmi yıl sonra dönen kocasından? Oldum olası taştan katıdır bilirim yüreğin senin. Başka bir kaynak Helios'la Perseis'in oğlu. Adonis maddelerine bakınız. Böylece Odysseia'nın son sahnesine. yüreği taştan anal Ne diye böyle uzak durursun babamdan. Ama Akhilleus can çekişirken Penthesileia'nın güzelliğine vurulmuş ve onu bir türlü unutamamış. kardeşi Melampos'un yardımıyla Bias bunları kaçırıp kızla evlen­ mek hakkını elde etmiş (Metampus. 97 yd. Ne korkunç bir cezaj gördüğü. Okeanos kızı Perseis tanrı Helios'la birleşir ve Kirke. İphiklos). Efsaneye göre. Odysseus taliplerden öç aldıktan sonra ken­ dini Penelope'ye tanıtmakta epey güçlük çe­ ker. Odysseus'un çok hoşuna gi­ der. Kavuşmaları da o oranda tatlı olur (Od. Bu adamın kocası Odysseus olduğuna bir türlü inanmaz ve onu habire denemeye koyulur. genç kız adıyla da anılan Persephone'nin Hades tarafından yeraltına kaçırılma­ sı. Agaue). Kadmos'un to­ runu Pentheus (Tab. Kore. sorular sormazsın ki? Kim dayanır senden başka. Akhilleus'a karşı koymayı göze alır. Aietes. 242 . şehre de ken di adını verir. 4). Hektor öldükten sonra Penthesileia bir bö­ lük Amazon'la Priamos'un yardımına koşar ve çok yararlık gösterir. Zeus'un bir altın yağmuru bi­ çiminde içeri yağıp kızı gebe bıraktığı. Yoksulluğu simgeleyen bir tanrısal varlık. 8). Bir kaynağa gö­ re Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'la Andromakhe'den dogmadır. Yunanistan'dan Ana dolu'ya kaçar ve Bergama'nın bulundugı yerdeki kralı öldürüp kral olur. Penthesileia. XXIII. Aietes ve Pa­ siphae'nin kardeşi olduğunu ileri sürer (Tab. 18) şarap tann Dionysos'un teyze oğludur. Perse­ us doğduktan sonra anasıyla birlikte bir san­ dığa kapatılarak denize atılışı. Kaystros (Küçük Menderes) adlı bir oğlu.

dileğini hemen yerine getireyim. öldürdüğü adamın dedesi olduğu­ nu anlayınca. Zeus'un bile elinden gelmez bu. Öğle vakti aşağıya bakamazsın. Benim arabamı ise tanrılar bile kullanamaz. böylece Gorgoların karşına çıkar (Gorgolar). yapa­ mayacağı şey yoktu. Phaethon. Artık dayanama­ dı delikanlı. pırıldayan anlamına gelen bu delikanlının öyküsü en iyi Ovidius'un "Değişimler" adlı eserin­ de anlatılmıştır. Argos tahtına çıkmayı kabul etmez. Bir disk atma yarışında Akrisios'u kaza ile öldürür. Phaethon. o kadar yüksekte olursun. Medusa'nın kesik boynundan Pegasos atıyla Khrysaor fışkırır (Pergasos. . parlayan tacını çıkardı başından. dedi. tek dileğim bu'. gözleri kamaştırıyordu. bazı tanrılar bile gire mezlerdi o saraya. Yukarda neler var diye merak ediyorsun herhalde. Anneme bakılırsa benim babam senmişsin.Öbürlerine sataşmadan onu bulup öldür­ mek gerek. onun için bir şey dile benden. Aslan var. Üç Gorgo'dan yalnız Medusa ölümlüdür. 'Bugün arabanı ben sürmek istiyorum. Yine de yürüdü. Böylece inanırsın baban olduğuma. Perseus üç canavarı uyur bulur. Bunu gerçekleştirmek için de.n v. yaptığı yanlışlığı anladı. Adı parlak. Günlerden bir gün. anasına göz koymuş olan kralı Gorgo başıyla taşa çevirir ve Seriphos krallığını kendisini kurtaran Diktys'e bıraklıktan sonra asıl yurdu olan Argos'a dö­ ner. Delikanlıyı Medusa'nın kafasını kesmeye gönderir. Khrysaor). Değil ölümlüler. Perseus yola koyulur. Denizden tepelere çıkan yokuş öyle dik. Korkunç yaralıkl. Rastlantıya bakın siz. Güneş'in gözünden bir şey kaçar mı hiç? 'Yaklaş yanıma delikanlı' dedi. Tiryns'e kral olan akrabası Megapenthes'e Argos'u verip kendisi Tiryns'i alır. bu amaçla da Perseus'u başından atmaya çalışır. 'sarayıma ne­ den geldin. Perseus'la Andromeda'nın birçok Çocukları olur. Phaeton. bir kaynağa göre Eoss'la Kephalos'un. hemen dileğini söyledi. Babasının ve amcasının isteğine karşın karı olarak aldığı Andormeda ile birlik­ ­­ Seriphos'a döner. girdi­ ği odada Güneş oturuyordu. Bu iş ancak kanatlı sandallar giymek ve başına Hades başlığını geçirerek görünmez hale gelmekle olur. başka bir kaynağa göre de Güneş tanrı Helios'la Okeanos kızı Klymene'nin oğludur (Tab. çok üzülür. Güneş. ana yanından ölümlü olan bir delikanlı Güneş'in ülkesine adımını attı. Güneş tann. Akrep var. Babası Styks üstüne yemin etmişti bir kere. 'sen ölümlü bir kişisin. gün­ düz. Bu öyküyü özetleyen E. 'onun için geldim. Sözüme inanmazsın belki. Uzaktan görünen saray. Styks ır­ mağı üstüne yemin ediyorum. Delikanlı. Atlar desen az­ gın mı azgın.Perseus efsanesi dünyanın başkaı birçok folklorlarında bulunan masal motifleriyle süs lüdür. Dönüş yolunda Perseus Habeşistan'dan geçer ve bir kayaya bağlı olarak kurban edilmek Üzere bulunan Andromeda'yı kurtarır (Andromeda). Perseus bunlan uyutup Gorgolara yaklaşmak yolunu bulur. 'Öğrenmek istedi