www.e-kitap.us sunar. Tüm kitap severleri Saklı Kütüphane’ye bekliyoruz.

Kâhin & Orodruin
Not: Saklı Kütüphanedeki e-kitaplar tanıtım amaçlıdır. Sevdiğiniz yazarlar ın zarar görmesini istemiyorsanız lütfen kitaplar ın orijinallerini sat ın alın.

Azra Erhat(ONK)

Altıncı Basım: Ağustos 1996

ISBN975-14-0391-X

Remzi Kitabevi A.Ş. Selvili Mescit S. 3 34440 Cağaloglu-lstanbul Tlf: 522 7248 - 522 0583, Fax: 522 9055

ONSOZ
MYTHOS VE MYTH0L0G1A İlkin Söz vardı, der Kitap. Bunu Platon duysa, söz mü, hangi söz, diye sorar. Çünkü eski Yunan dilinde söz kavramını vermek için bir değil, üç sözcük vardır: Biri "mythos", öbürü "epos", üçüncüsü "logos". Mythos söylenen veya duyulan sözdür, masal, öykü, efsane anlamına gelir. Ama mythos'a pek güven olmaz, çünkü insanlar gördüklerini, duyduklarını anlatırken birçok yalanlarla süslerler. Bu yüzdendir ki Herodot gibi bir tarihçi mythos'a tarih değeri olmayan güvenil­ mez söylenti der, Platon gibi bir filozof da mythos'u gerçeklerle ilişkisiz, uydur­ ma, boş ve gülünç bir masal diye tanımlar. Epos daha değişik bir anlam taşır: Belli bir düzen ve ölçüye göre söylenen, okunan sözdür, epos insana tanrı ar­ mağanıdır, güzelim süslü sözleri bir araya getirerek büyüler dinleyicilerini bir ozan. Ozanın sözünü tanımlayan epos böylece şiir, destan, ezgi anlamına gel­ miş ve o gün bugün epik ve epope diye Batılı dillerin hepsinde yerini almıştır. Mythos'la epos arasında ilkinden bir yakınlık vardır, mythos söylenen sözün, anlatılan öykünün içeriği ise, epos da onun doğal olarak aldığı ölçülü, süslü ve dengeli biçimidir. Epos ne kadar güzelse, mythos o kadar etkili olur, epos'la mythos'un bu başarılı evlenmesidir ki, ilkçağdan kalma efsanelerin ürün vere ve­ re günümüze dek yaşamasını ve mythos kavramının çağlar ve uluslararası bir ni­ telik kazanarak ölmezliğe kavuşmasını sağlamıştır. Ama bir de logos vardı. Onun sözcüğünü başta Herakleitos olmak üzere lonya düşünürleri eski deyimiyle "physiologoi", yani doğa bilginleri yapmıştır. On­ lara göre logos gerçeğin insan sözüyle dile gelmesidir. Logos bir yasal düzeni yansıtır, insanın bedeninde ve ruhunda bir logos bulunduğu gibi, evrenin ve do­ ğanın da logos'u vardır. Logos insanda düşünce, doğada kanundur, her yerde ve her şeyde vardır, ortaklaşa ve tanrısaldır. Logos'u bulmak, sırlarını göz önüne sermek, insan sözüyle dile getirmek düşünürün asıl ödevidir. Logos kavramıyla açılan bu çığır dosdoğru bilime varmış, öyle ki logos-logia bugün herhangi bir araştırma dalında bilgini ve bilimi dile getirmek için kullanılan birer ek olmuştur. Mythos'la epos uyumlu bir bütün içinde birleştikleri halde, onlarla logos ara­ sında ilkinden ve gün geçtikçe kesinleşen bir karşıtlık baş göstermiştir. Birbirine zıt iki akım almış yürümüştür. Ege kıyılarında filiz veren destanlar, övgüler, ezgi­ lerin yanında, gene tonya'da doğup gelişen bilim kolları: Fizik Tiatematik, yer ve gök bilimi, tarih ve coğrafya. Bilginler mythos'un uydurduğu epos'un dile ge­ tirdiği tanrı masallarını hor görür, yerdikçe yerer, evreni ve insanı anlatmakta bu türün yalancı ve zararlı yollara saptığını ileri sürer dururlar. Ne var ki evren tanımını dile getirmek için bu bilginlerin çoğu da epos biçimine, yani destana özgü heksametron ölçüsüne başvurmaktan alamazlar kendilerini. Yalnız Herak­ leitos düzyazıyla dile getirir düşüncesini.

Platon'un tutumu daha da ibret vericidir. Homeros'u tanrılar üstüne yalanlar uydurdu, topluma zararlı efsaneler düzdü-diye suçlamakla başımızı şişiren bu fi­ lozof "Devlet", ya da "Gorgias" gibi en önemli dialoglannın sonunda gerçeğin gerçeğini, tanrılar katındaki hakikati gözümüzün önüne sermek, fiziküstü kanıt­ larla tanımlamak istedi mi, bir mythos uydurur. Ne yapsın ki mythos'tan ayrı düşünemez, düşüncesi mythos kalıbına kendiliğinden girer. Mythos Yunan dü­ şüncesiyle özdeştir denebilir hem yalnız Yunan mı, insan düşüncesi ve onun ürettiği dille özdeş olsa gerek ki, Homeros'tan bugüne dünya sanatçıları mythos'u kendilerine tükenmez bir esin kaynağı olarak almışlardır. Ama "mythologia" sözcüğünde mythos'la logos'un, karşıt bu iki kavramın birleştiğini görmüyor muyuz? Mythologia efsaneler bilimi anlamına gelmez mi? Hem gelir, hem de gelmez. Erken ilkçağda "mythologein" diye bir fiil vardır, masal anlatmak demektir, sözlü gelenekle dilden dile aktarılan efsanelerin ozanlarca sürdürülmesini de belirtir. Mythologia kavramı da aynı anlama gelir. Hem masal ve efsanelerin toplandığı kitap için, hem de ilkçağın sonlarında "mythographos", yani mythos yazarı denilen derleyicilerin yaptığı iş için kullanılır. Ama mythologia bugün taşıdığı geniş ve kapsayıcı anlama gelmemiştir ilkçağın hiçbir döneminde. Mythos, çok tanrılı bir dinin tanrıları üstüne anlatılan efsane, mythologia da bu efsanelerin bir araya geldiği kitap olduğuna göre, mythologia ilkçağın din kitabı olmak gerek, oysa değildir ve hiçbir zaman olmamıştır. Çün­ kü bu efsaneler İnanç - tek tanrılı dinlerde söz konusu edilen inanç - düzeyine yükselmemiştir. Sözlü ya da yazılı yazın ve sanat kollarının hepsinde durmadan konu edinilip işlenen ve işlendikçe değişen mythos'lar ne kadar ozan, yazar, sa­ natçı varsa, o kadar biçim almış, bu nedenle hiçbir zaman belli bir dinin tek kita­ bı halinde toplanamamıştır. Böyle bir çeşitlilik, böylesine öğreti ve yöntem yok­ luğu, bu tür başıboşluk, özgürlük ve özerklik başka hiçbir din ve efsanelerinde görülmemiştir. İlkçağ mythos'u layiktir, din adamının değil, sanatçının uğraşıdır, onun anlamı, yön ve biçimi din alanında verilmez, sanat alanında verilir. Asıl ya­ ratıcısı da sözdür ve söz ustasıdır. Mythos, epos, giderek logos bile birleşmişler­ dir onun doğup gelişmesine. Gerçekle ilişkisi olup olmadığına gelince, mythos'un gerçeğini sözün dışında aramak boşunadır. Asıl gerçek insan sözü­ nün içinde, özünde, şiirindedir. Bunu anladığı içindir ki, ilkçağ insanı sözle birbi­ rinden renkli, büyüleyici ve inandırıcı yapıtlar yaratabilmiş ve sözün bir kitap içinde donmasını önleyerek, çağdan çağa, insan kanı gibi sıcak sıcak akmasını, böylece canlılığını sonsuzluğa dek aktarmasını sağlamıştır.

MYTHOS YARATICILARI Herodot der ki, tanrı soylarını sayıp döken, tanrılara adlarını veren, niteliklerini tanımlayan ve efsanelerini anlatan, Homeros'la Hesiodos'tur. Yani çok tanrılı ilkçağ dininin yaratıcıları, peygamberleridir onlar demeye getirir. Ne var ki bu yaratıcılığın neye yarayacağını bilmez, bilemez Herodot. Yunan mythos'unun yazına vurulması, evet, Homeros ve Hesiodos'la başlar, ama orada kalmaz, Ho­ meros'la Hesiodos'un yarattıkları tanrı soylarına ve efsanelerine - ki bu konuda ilk iki yaratıcının bile söyledikleri birbirini tutmaz - ekler, katkılar yapılır, yazın türleri çoğaldıkça mythoslar da yeni anlatımlar ve yorumlarla zenginleşir. Des­ tan çağını îonya'da da, Yunanistan'da da "melos" denilen lirik şiir türleri izler,

çalgı eşliğiyle Irk klflnln, ya da bir koronun söylediği bu ezgilerde de mythos önemli bir yer hıl<ır, "hymnos" denilen övgülerde başlıca konudur. Hele traged­ ya ile mythos yeniden doğar, tragedya yazarlarının elinde bir daha yitiremeyecegi bir öz ve anlamla yüklenir: İnsanlık dramının aynası, simgesi oluverir. Ko­ nusunu gerçek olaylardan alan bir iki tragedya dışında - ki bunlar da büyük tep­ kiyle karşılanmış ve tutunamamıştır - tragedyanın tek kaynağı mythos'tur. Des­ tandan tragedyaya tür ve görüş ayrılığının gerektirdiği büyük bir farklılık vardır. Destanda başrolü oynayan tanrılar arka plana itilir, yeni tanrılar, yeni kahra­ manlar ön plana alınıp tragedya yazarının seyircilerine yaşatmak istediği dra­ mın gereklerine göre aydınlanır. Dram insan dramıdır ama İpleri gene de tanrı­ ların elindedir, onları destanda olduğu gibi bir dağın tepesinden savaşı yönetir ya da bir insanın ölüm kalımını tartıya vurur görmeyiz, amaç ve eylemleri saklı kalır, anlaşılmadığı oranda da korkuçtur; tragedya tanrıları, bilerek ya da bilme­ yerek işlediği bir suç için insanı yıkıma götüren amansız yazgıyı, lanete uğramış bütün bir soyun zincirleme suç ve cezasını simgeler. Tragedyanın bu açıdan aydınlattığı mythos böylece alabildiğine zenginleşir, ama iş bununla da bitmez: Bin bir kent devletine ayrılmış olan Yunanistan'ın her bölgesi yerli mythos'unu yaratmak ve yaşatmak hevesindedir. Koruyucu olarak seçtiği bir tanrı üstüne kendi bölgesiyle İlgili efsaneler uydurmakta ya da olan efsaneleri kendi din ve devlet politikasına göre yorumlayıp değiştirmekte­ dir. Efsane çemberleri böylece genişledikçe genişler: Troya savaşı çemberine Atina, Thebai, Korinthos çemberleri katılır, Odysseus'un serüvenleri destanına Argonaut'lar destanı eklenir, Dor ırklı boylar lon mythos'unun kişileriyle boy öl­ çüşecek bir destan kahramanı yaratıp bütün efsanelerini Herakles diye bir yarı tanrının çevresinde toplarlar. Mythos böylece İçinden çıkılmaz girift ve karmaşık bir toplam oluverir. Bu çokluğu aydınlığa kavuşturmak için gerçekten bir mythos bilimine gerek vardır: O sırada, yani Yunan'ın klasik denilen parlak çağı sona erip de yaratıcılığı azaldığı, sanat gücünün tükenmeye yüz tuttuğu Hellenistik denilen dönemde efsaneleri toplama ve derleme işine girişilir. İskenderiye ve Bergama kitaplıklarının kurulup çalışmaya açıldığı elyazmalarının alabildiğine çoğaltılıp eleştirildiği dönemdir. Bu dönemde türeyen mythos yazarları bir yan­ dan başta Homeros olmak üzere büyük yazın yapıtlarını şerhler, notlar ve açık­ lamalarla kopya etmeye, bir yandan da efsaneler toplayıp kitaplar yazmaya ko­ yulurlar. Bunların efsane derlemeleri bizim için önemli bir kaynaktır. Roma im­ paratorluğu döneminde de efsane düzme süreci canlıdır. Roma, Yunan mythos'undan esinlenerek kendi din ve mitolojisini kurmak hevesine kapılır. Yunan tanrılarını kendi yerli tanrılarıyla bir tutarak adlarını değiştirir, efsanele­ rin kimini benimser, kimini atar, kimini yerli efsaneleriyle karşıtım. Ta ilkçağın sonuna kadar bu böyle gider. Yunan-Roma mitolojisi dediğimiz bütün bu kay­ naklardan ve daha sayamadığımız başkalarından alınmış, toplanmış, özetlenmiş efsane, masal ve öykülerin toplamıdır.

AKDENİZ MİTOLOJİSİ Şimdi sorarım size: Mitoloji diye bir kitap yazmaya girişince bu bin bir kaynak arasından hangisini seçip de anlatsın çağdaş bir yazar? Kaldı ki mitoloji deyince başta Yunan-Roma mitolojisi diye bir kavram akla gelir. Bu anlayış da hatalıdır.

Aslında bir Akdeniz çevresi efsaneler topluluğu vardır, onu Yunanistan ve Ro­ ma'ya mal etmemiz, bu efsanelerin Yunanistan ve Roma uyruklu yazarların ka­ lemiyle Yunanca ve Latince olarak yazılmış olmasından ileri gelir. Oysa bu efsa­ nelerin çıkış yeri ne Yunanistandır, ne de İtalya, Anadolu'dur, Girit'tir, Mezopo­ tamya'dır, Fenike, Mısır'dır, ya da bütün bu yerlerdeki sözlü geleneklerin karışı­ mından ortaya çıkmış bir bütündür. Yunanlı ya da Romalı kaynak yazarlar an­ lattıkları efsanenin asıl kaynağını araştırmazlar, onu bilseler bile kimi zaman si­ yasal amaçlar güderek saklarlar, bile bile değiştirirler. Hem ozanlar ve yazarlar özgür müdürler? Kimin için yazdıkları, kime hizmet ettikleri belli olur. En büyük iki destan yazarı buna örnektir: Homeros lonya'lıdır, gönlü Troya'dan yanadır, ama efendileri Troya savaşını kazanmış, Anadolu'nun kilit noktası olan Dardanos kalesini yıkmış Akhalardır, onları kahraman göstermek zorundadır, oysa asıl insan-kahraman Hektor'dur Ilyada'da. Vergilius ise Augustus çağının kültür politikasına hizmet etmekle görevlidir, Roma'ya bir kahramanlık geçmişi yarat­ mak amacıyla yazar Aeneis destanını ve Homeros'un tam tersine asıl gücü kuv­ veti Troyalılarda göstermeye çalışır. Bu açı ve erek farkları mythos anlatımında da farklılıklara yol açar. İkinci bir güçlük mythos anlayışında gün geçtikçe artan değişik görüşlerdir. Son yıllara dek "Yunan mucizesi" diye bir balon uçup dururdu. Batı dünyası in­ san değerlerinin dile geldiği ve büyük sanat yapıtlarıyla ölümsüzlük kazandığı tek kaynağın Yunan-Roma uygarlığı ve kültürü olduğuna inanırdı. Bu dar görüş­ lü açıdan bakılınca Yunan mucizesini yaratan asıl kaynak ve etkenlerin ne oldu­ ğu araştırılmaz, görmezlikten gelinir, bu inancı sarsacak bir bulut ortaya çıktı mı, bile bile ve bilimselliğe aykırı bir tek yönlülükle tartışmaya, giderek kavgaya girişilirdi. Troya'nın Çanakkale yöresinde olmadığını, Schliemann-DörpfeldBlegen üçlüsünün gün ışığına çıkardıkları koca uygarlık merkezinin Homeros'un llyada'sıyla bir ilişkisi bulunmadığını ileri sürmekte direnen sözüm ona bilginler bugün bile ortalıkta dolaşır ve kör görüşlerini kitaplara aktarmak yolunu bulur­ lar. Arkeolojinin son buluşları tarihle ilgili bilim kollarını göz kamaştırıcı bir ışıkla aydınlatmaktadır ama Anadolu arkeolojisi daha yenidir, Hititlere ancak son on, on beş yıl içinde yazılmış kitaplarda yer verilir, yüzyılımızın başlangıcında yayım­ lanmış bir mitoljide bakarsınız ki Ana Tanrıça Kybele'ye ancak yarım sütunluk bir yer ayrılmıştır. Apollon ya da Artemis'i Türkiye'nin Ege bölgesinde toprak­ tan çıkarılan anıtların ışığında yorumlamak, değerlendirmek daha hiçbir derli toplu mitoloji kitabına erek ve görev olmamıştır. Kısacası ilkçağın yazılı kaynak­ larıyla günümüzün buluşlarını bir araya getirerek çok yönlü bir görüşle toplama­ ya daha pek az bilgin girişmektedir. Bu yolda Halikarnas Balıkçısı çığır açıcı, yol göstericidir, yani Yunan'ı, Türk'ü olmayan, uluslararası tek bilimsel gerçeği ara­ maya koyulan gerçek bir bilgindir. Onun açtığı yoldan gitmekle birlikte eski ya­ zın kaynaklarına da hakkını vermek "Mitoloji Sözlüğü" adıyla okuyucuya sundu­ ğumuz bu kitabın tek amacıdır. Hemen söyleyelim ki bu kitap bir denemedir, eksiklerini, yetersizliklerini bile bile yayımlamaya giriştiğimiz bir deneme. Yukarda sözünü ettiğimiz sorunları bir dereceye kadar çözümleyebilmek için bu "Mitoloji Sözlügü"nü hem bir sözlük, hem de bir antoloji olarak düzenlemek yolunu seçtik. Efsanelik kişilerden kim söz ediyorsa Homeros mu, Hesiodos mu, tragedya yazarları mı, onların anlatımını elden geldiği kadar kendi metinle­ rinden vermeyi denedik. Burada Türkiye'de Türkçe olarak bulunan kaynakların

H

Çabamın tek ödülü bu olabilir. Daha öteye gidilmiş. böyle bir çalışmanın bilimsel yollardan nasıl sürdürüleceğini de göstermiştir. Batı kaynaklı bir tek mitoloji kitabını çevirmektense. 1972 . Yurdumuzun eşsiz değerlerine saygıyı ve sevgiyi o aşıladı bana. Oku­ yucu bunu bana bağışlasın ve eleştirilerini. sözlüğü nasıl kullanacağını da bulabilecektir. yapıtları ve çalışmaları elime ge­ çen birçok yazarlarla birlikte ortaya çıkmak istedim.çokluğu bizi sevindirdi Tercüme Bürosunun açtığı çığır ve Milli Egitim Bakanlığı nın yayımladığı İlk klasikleri çevirilerinden bu yana çok çalışılmış ve. Hangi kaynaklardan nasıl faydalandığımızı. Dr. Kadir'dir. Bu çapta bir mitoloji sözlüğü bir tek kişinin yapacağı iş değildi. Okuyucu bu bölümde. önerilerini benden esirge­ mesin. bu kitabı nasıl hazırlayıp hangi yöntemlere göre dizdiğimizi kitabın sonuna eklediği­ miz Sonsöz'de belirtmekteyiz. Bu kitaptaki "Kybele" maddesini onun 1937'deki Türk Tarih Kongresinde verdiği tebliğe borçluyum. YunanLatin yazınının ana yapıtları bugün okunur bir dille kazandırılmış bulunmakta­ dır. Elimize geçenleri çalışmamıza ortak ettik. mitolojik öyküler ve kişiler Batı yazınına olduğu gibi bi­ zim de şiirimize konu olmuştur. Ama asıl esin kaynağım sevgili ustam ve dostum Halikarnas Balıkçısı'dır. nasıl olmasın ki Batı uygarlığının ilk ve en büyük ozanı yurttaşımız Homeros burcu burucu Anadolu kokar. Bizden önce Türkçe mitolojiler de yayımlanmış­ tır. Borcum büyüktür: En başta hocam Prof. Mythos ve mythologia'nm ne olduğunu. kendi yazılı kaynaklarımızdan faydalanarak özgün bir deneme yapmayı yeg gördük. birlikte çevirdiğimiz llyada ve Odysseia'yı güzelim şiir diliyle Türkçeye kazandı­ ran arkadaşım A. yergilerini. Çok borçlu olduğum bir kişi de. Georg Rohde'yi anmak isterim. kendi olanaklarımızla. Bu kaynakları bulmada ve değerlendirmede ister istemez kişisel eğilimlerime göre bir seçme yaptım. Bu kitap Homeros'la doludur. Azra Erhat İstanbul. Sözün kısası ben burada tek başıma değil.

A
Abas. (1) İlyada'da adı geçen Abant'lar bo­ yuna adını veren kahraman. Poseidon ile su perisi Arethusa'nun oğlu. (2) Aigyptos oğullan amcaları Danaos'un kızlarıyla zorla evlenince, gerdeğe girdikleri gece kanları tarafından öldürülürler. Yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirger, ikisi­ nin birleşmesinden Abas adlı bir erkek çocuk doğar (Tab. 10). Abas Argos'ta kral olur, ev­ lenerek Akrisios'la Proitos'u meydana getirir. Akrisios'tan Danae, Danae'den Perseus do­ ğar. Acca Larentia. (1) Roma'nın kuruluş efsanesi'nde sözü geçen çoban Faustulus'un karı­ sı. Kocasının dağda bulduğu Romulus ve Remus bebeklerini benimser ve kendi on iki ço­ cuğuyla birlikte büyütür (Romulus). (2) Roma'nın kuruluş dönemlerinde güzelli­ ğiyle ün salmış bir kız. Bir bayram günü Her­ cules tapınağında tanrı ile tapınak bekçisi bahse girişirler, zar oyununda kim kazana-' caksa "ötekine bir ziyafet çekecek ve bu güzel kızla yatmasını sağlayacaktır. Oyunu Hercu­ les kazanır ve Acca ile sevişir. Kız sonraları zengin bir Etrüsk'le evlenir ve yaşlı kocası ölünce bütün varlığını Roma halkına bağışlar. Admete. Bir Samos (Sisam) efsanesine gö­ re, Perseus soyundan olan Admete Argos'ta tanrıça Hera tapınağının rahibesiymiş. Elli sekiz yıl bu tapınağa hizmet ettikten sonra, babası Eurystheus ölünce Argos'tan kaçmak zorunda kalmış. Tanrıçanın heykelini yanına alarak Sisam adasına sığınmış. Bir süre sonra Argos'luların parayla tuttukları korsanlar He­ ra heykelini kaçırmaya kalkışmışlar, ama ge­ miye bindirilen heykel yelkenlerin açılmasına engel olmuş, tanrıça böylelikle Samos'ta kal­ mak istediğini belli etmiş. Samos Hera'sı diye anılan ünlü bir heykel İlkçağ arkaik sanatının en önemli yapıtlanndan sayılır. Sisamlılar Hera ve Admete adına yılda bir bayram ya­ parlardı. Admetos. Pherai (bugün Elestino) şehrinin kralı. Delikanlı olarak Kalydon avına ve Ar-

gonaut'lar seferine katılmış. Kyklop'ları öl­ dürdü diye bir yıl Olympos'tan sürülen Apollon'u sığırtmaç olarak kullanmış (Apotlon, Kyklop'lar). Pelias'ın kızı Alkestis'e gönül ve­ ren Admetos onu elde etmek için arabasına bir aslan; bir de yaban domuzu koşmak zo­ runda kalınca Apollon tanrı ona yardım et­ miş ve Admetos Alkestis'i almış, ne var ki dü­ ğün günü Artemis'e kurban kesmeyi unuttu­ ğu için, tanrıça gerdeğini yılanlarla doldur­ muş. Apollon Admetos'u bu beladan kurtar­ mış, bununla da kalmayıp Admetos'un kade­ rini de değiştirmeyi başarmış: Kader Adme­ tos'un ölümü için saptadığı gün Pherai kralı yerine ölecek başka birini bulursa ertelemeye razı olmuş. Ama o gün gelince Admetos yeri­ ni alacak kimseyi bulamamış: Ne anası, ne babası, ne uşağı, kimse ölmek istememiş, yal­ nız genç karısı Alkestis kendisini feda etmiş. Alkestis Hades'e indikten sonra Herakles ta­ rafından kurtarılır (Herakles). Deli Dumrul ef­ sanesine de konu olan bu motifi Euripides "Alkestis" adlı tragedyasında işlemiştir (Al­ kestis). Adonis. Köken ve kaynakları güney Akde­ niz çevresine uzanan tipik bir Anadolu efsa­ nesi. Kybele-Attis mythos'unun bir başka an­ latımını veren Adonis efsanesi bir toprak-bereket öyküsüdür. Birçok şiir ve masal yazarla­ rının özene bezene işledikleri bu öykü şöyle özetlenebilir: Suriye kralı Theias, ya da Kıbrıs kralı Kinyras'ın Myrrha ya da Smyma adında bir kızı varmış, tanrıça Aphrodite'in lanetine uğra­ yan bu kız babasına tutulmuş, onunla seviş­ mek istemiş. Dadısının kurduğu bir düzenle babasının yatağına girmiş ve on iki gece onunla sevişmiş, son gecesi de gebe kalmış. O gece babası, yanında yatan kadının kendi kızı olduğunu anlamış ve bu korkunç günahı temizlemek için, kılıcıyla kızının üstüne yürü­ yüp onu öldürmek istemiş. Ama tanrılar Myrrha'ya acımışlar ve onu babasının elinden kurtarmak için bir mersin ağacına çevirmiş­ ler. On ay kadar sonra ağacın kabuğu çatla­ mış, gövdesinden dünya güzeli bir bebek çık­ mış. Çocuğun güzelliğine vurulan Aphrodite onu büyütsün diye yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş. Ama Persephone de çocuğa II

tutulmuş, onu Aphrodite'ye bir daha geri ver­ meye yaraşmamış. Tanrıçalar arasında ko­ pan kavgaya yargıçlık eden Zeus, Adonis'in yılın dört ayını Persephone'nin, dört ayını da Aphrodite'nin yanında geçireceğine, geri ka­ lan zamanda da istediği yerde yaşayabileceği­ ne karar vermiş. Adonis sekiz ay Aphrodi­ te'nin yanında kalmayı seçince, tanrıçanın güzel delikanlıya olan aşkını kıskanan öbür tanrılar (Ares ya da Artemis) Adonis'in üstü­ ne bir yaban domuzu salmışlar, kasığından yaralanan Adonis'de kanaya kanaya can ver­ miş. Toprağı sulayan kanından Manisa lalesi denilen bahar çiçekleri bitmiş, öte yandan sevgilisinin yardımına koşan Aphrodite'nin ayağına diken batmış, sıyrığından akan bir damla kan tanrıçanın çiçeği olan beyaz gülü kırmızıya boyamış. Kışın yeraltında saklanan, baharla birlikte yeryüzüne dönen ve aşk cümbüşü içinde fışkırıp gelişen bitkisel varlığı simgeleyen Adonis'e Suriye'de özellikle kadınlar tapınırlardi: Yılda bir bahar bayramları yaparlar, saksıla­ ra, sepetlere tohum dikerler, onları sıcak su­ larla sularlardı, böylece hızla büyüyen bu bit­ kiler kısa zamanda solup ölürlerdi. Adonis bahçeleri denilen bu çiçeklerin karşısında ka­ dınlar yas tutar ve "O ton Odonin" (Vah Adonis!) çığlıklarıyle dövünürlerdi. Adonis efsanesi Sümer ve Hitit kaynakla­ rından gelmedir. Adonis İbranîce "efendi" anlamına gelen Tammuz (Türkçe Temmuz) adının yunancalaştırılmış karşılığıdır. Tammuz-Adonis efsanesiyle Hitit bereket tanrısı Telepinu efsanesi arasında ilişki ve benzerlik göze çarpmaktadır (Kinyas). Adrastos. Talos'un oğlu, Argos kralı (Tab. 23). Efsanesi Thebai'ye karşı Yediler seferiy­ le ilgilidir. Bir aile kavgası yüzünden yurdunu bırakıp, dedesi Sikyon kralı Polybos'un yanı­ na sığınmak zorunda kalır. Bir süre sonra da onun vârisi olarak tahta çıkar, ama babasını öldüren Amphiarâos'la görünüşte banşarak, kız kardeşi Eriphyle'yi ona verir ve Argos krallığına döner (Amphiaraos, Eriphylej. Bu arada Oidipus oğullarından Eteokles, kardeşi Polyneikes'i Thebai'den sürünce, bir yandan Polyneikes, öte yandan da adam öl­ dürdüğü için Kalydon'dan sürülen Tydeus,

Argos'a sığınırlar. Adrastos kızlarından birini Polyneikes'e, öbürü Deipyle'yi de Tydeus'a verir ve Polyneikes'le birlikte Thebai'ye karşı Yediler seferine önayak olur. Falcı ve bilici olan Amphiaraos bu savaşta bütün önderle­ rin öleceğini, bir Adrastos'un sağ kalacağını öngörmüştü. Gerçekten de öyle olur, büyük yenilgiden sonra, Adrastos ölümsüz atına bi­ nerek Argos'a kaçar. Sonra, ölen önderlerin oğullarıyla Thebai'ye karşı Epikon'lar seferi­ ne katılır ve bu kez zaferi kazanır, ama savaş­ ta yitirdiği ogulunun yasına dayanamayıp ölür. Aedon. (Yun. Bülbül). (1) İlkçağ yazarlarını çok etkileyen bu efsaneye ilkin Homeros'ta rastlanır. Odysseia'da (XIX, 518) anlatıldığı­ na göre, Aedon Pandareos'un kızı ve Thebaili Zethos'un karışıdır. Zethos'un kardeşi Amphion Niobe ile evlenip çok çocuğu oldu­ ğu halde, Aedon'la Zethos'un yalnız bir ço­ cukları olur: Itylos. Aedon eltisini kıskanır ve bir gece en büyük oğlunu uykusunda öldür­ meye kalkışır, ne var ki yanılır, karanlıkta Niobe'nin oğlunu değil de kendi çocuğunu öl­ dürür. Tanrılar Aedon'a acıyıp onu bir bülbü­ le dönüştürürler. (2) Miletos efsanesi şöyledir: Aedon Milet'li Pandareos'un kızı ve Polytekhnos adlı sanat­ çının karışıdır. Kocasıyla birlikte Kolophon' da mutlu günler yaşarlar, İtys adında bir oğul­ ları olur. Ama mutlulukları başlarına vurur, gurura kapılırlar-. Zeus ile Hera'dan daha mutlu bir çift olmakla övündükleri için, Hera ceza olarak kavga tanrıçası Eris'i sokar arala­ rına. Karı koca birbirleriyle yarışmaya girişir­ ler, Polytekhnos araba yapmakta, Aedon ku­ maş dokumakta. Kim daha çabuk bitirecekse, öbürüne bir hizmetçi bulup getirecektir. Yarışmayı Aedon kazanır, kocası da gider Efes'ten onun kız kardeşi Khelidon'u (Yun. Kırlangıç) alır, yolda onu kirletir, saçlarını ke­ sip köle kılığına sokar ve kız kardeşine kim olduğunu bildirirse, onu öldüreceğini söyleye­ rek Aedon'a verir. Aedon kız kardeşinin bir gün çeşme başında dert yandığını duyunca, onu tanır. İki kız kardeş öç almaya karar ve­ rirler, İtys'i öldürüp pişirirler ve babasına yedirirler. Polytekhnos işin farkına varınca çılgı­ na döner, iki kız kardeşi öldürmek ister. Zeus

araya girer ve birini bülbül, öbürünü kırlangıç haline sokar. (3) Atina efsanesi: Tragedya yazarlarının ve özellikle Sophokles'in yitik "Tereus" traged yasında anlatıldığı gibi, Prokne ile Philomela Atina kralı Pandion'un kızlarıdır. Prokne Trakya kralı Tereus'la evlenir ve İtys adlı bir oğulları olur. Ama Tereus Philomela ile de sevişir ve olup biteni kız kardeşine anlatma­ sın diye dilini koparır. İki kız kardeş İtys'i ke­ sip babasına yedirmekle öç alırlar. Tanrılar Prokne'yi bülbül, Philomela'yı kırlangıç (baş­ ka bir anlatıma göre adı güzel sesli anlamına gelen Philomela bülbül olur), Tereus'u da hüthüt kuşuna dönüştürürler. Aristophanes "Kuşlar" komedyasında bu dramı Hüthüt'ün ağzından şöyle anlatır: yan garip bülbülüm, uyan, Çöz tanrısal dilini, Dök yüreğindeki acılan,

hazine odasını, bir taşını yerinden oynatıp kolayca çıkarabilecekleri biçimde yapmışlar Geceleri buraya girer, hazineden bir şeyler araklarlarmış. Varlığının gün geçtikçe eksildi­ ğini gören kral Girit'ten ünlü mimar Daidalos'u çağırmış. Bir tuzak kurmuşlar ve iki hır­ sızı tam yakalayacakken, Trophonios Agamedes'in kafasını keserek kaçmış. Başka bir anlatıma göre, Agamedes ile Trophonios Delphoi tapınağını bitirince, tan­ rıdan ücretlerini istemişler, Apollon da altı gün yiyip içip eğlenmelerini, yedinci günü emeklerinin karşılığını alacaklarını bildirmiş. Öyle olmuş, yedinci gece uykuya dalınca iki mimar bir daha uyanmamışlar. Tann onlara en büyük ödül diye tatlı bir ölüm bağışlamış. Agamemnon. Agamemnon Yunan mythos'unda tektir, eşsiz bir tiptir, yalnız İlyada'da değil, efsaneler boyunca onun simgele­ diği kavramı onun kadar etkin ve belirgin ni­ teliklerle canlandıran başka bir kişi yoktur. Agamemnon kraldır, krallar kralıdır, her biri bir bölgenin yönetimini elinde tutan birçok derebeylerinin başında, onları ordularıyla bir­ likte yöneten başkomutandır. Buyruğuna tek sınır, bölgesel kralların toplantısında çizilir, bu kurultayda da başlıca kural danışmadır. Yunan mythos'u tanrılar tanrısı Zeus'un üs­ tünde, ondan üstün bir güç bulunduğunu gös­ terdiği gibi, krallar kralı Agamemnon'un kişi­ liğinde de krallığın hem erdemlerim, hem de eksik ve zayıf yönlerini önümüze serer. Bu bakımdan destana olduu kadar, tragedyaya da esin konusu olmuştur Agamemnon. İlyada'nın üçüncü bölümünde Helene surla­ rın üstüne dizilmiş, savaş alanına bakan Troyalı ihtiyarlara en başta eski eniştesi Agamemnon'u "hem iyi bir kral, hem güçlü bir savaşçı" olarak tanıtır. Agamemnon'un kral­ lık yetkisi Zeus'tan gelmiştir. Homeros onun asasının, kral değneğinin tarihçesini çizerken (İl. 11, 100 vd.), soyunu Pelops'a kadar götü­ rür, başka bir efsane koluna göre Agamemnon'un ilk atası Tantalos'tu. (Tab. 14 ve 15). İlyada'da Pelops oğullarının kan davasından söz edilmez, krallık normal yoldan Pelops'tan Atreus'a, Atreus'tan Thyestes'e ve ondan Agamemnon'a aktarılır; Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş düşmanlığı ve onun sonu I !

Anlat o kutsal ağıtlarınla Oğlumuz ffys'in başına gelenleri. Kızıl boynundan su gibi aksın Oğlumuzun adını inleyen sesin, Apollon, altın saçlı tanrı

Sık fundalıklardan göklere yükselsin,

Duyup bu acı yankıları, Alsın fildişi çalgısını, Karşılık versin sana, Tanrı koroları kursun yukarda, Ve ölümsüz dudaklarından çıkan ezgiler Karışsın sesine mutlu yüceliklerde. Aello. Harpya'lardan biri. Adı Kasırga anla­ mına gelir (Harpyalar). Aerope. Girit kralı Katreus'un kızı (Tab. 15). Girit'ten sürülüp Argos'a gelir ve ilkin Pleisthenes ile evlenir, sonra Atreus'un karısı olur. Aerope, Agamemnon ve Menelaos'un anaları olarak gösterilir. Atreus'la Thyestes arasındaki kardeş kavgasında ölür (Atreus). Agamedes. Agamedes üvey oğlu Trophonios'la birlikte Yunanistan'ın en ünlü mimarlarındanmış. Delphoi ve Thebai şehirlerinde yaptıkları anıtlar parmakla gösterilirmiş: Delphoi'de Apollon, Arkadya'da Poseidon tapınakları ve Thebai'de Alkmene'nin yatak odası ellerinden çıkmış. Boiotia kralı da onla­ ra hazinesini saklamak için sağlam bir yapı ıs­ marlamış. Para hırsına kapılan iki mimar da

cunda İşlenen korkunç suçlar daha çok tra­ gedyaya konu olmuştur (Atreus). Ama destan Agamemnon'u bir krala özgü bütün nitelikle­ riyle canlandırır. Bu kral portresi üstünde durmaya değer. tlyada'nın konusu, Agamemnori ile Akhilleııs arasındaki kavga Agamemnon yüzünden kopar. Ve bu kavgada krallar kralının tutu­ mu, karakteri ve kişiliği bütün açıklığıyla orta­ ya serilir. Agamemnon kraldır ve her kral gi­ di kendi çıkarını, istek ve buyruklarını emrin­ deki insanlannkinden üstün görmekte ve bu İnanışa göre davranmaktadır. Tutsağı Khrysels'i geri vermek istememesi, vermek zorun­ da kalınca Akhilleus'unkini almakta hiçbir sa­ kınca görmemesi kavganın asıl nedenidir. Bu olayda karşısına çıkan kim olursa olsun pay­ lar, tersler, hiçe sayar (İl. I, 102 vd.). ... Kalktı hırsla gücü yaygın Agamemnon, yiğit Atreus oğlu, kapkara bir öfkeyle doluydu yüreği, yanıyordu iki gözü yalım yalım... Apollon'un Akha'lara gönderdiği salgının nedenini bilen Kalkhas bu öfke karşısında çe­ kinir gerçeği söylemeye (İl. I, 78 vd.). Kızdıracağım biliyorum Akha'lartn saydığı adamı, o adamın bütün Argos'lulara her yerde sözü geçer. Kral azgın olur kızınca ayak takımından birine, bir zaman öfkesini yenerse de, unutamaz kinini, dışarı vurana dek taşır yüreğinde onu. Ama Agamemnon ne Kalkhas'ı dinler, ne de onun sözlerine uyulmasını salık veren Akhilleus'u, bildiğini yapar. Bu davranışı tepki uyandırır. Tepkinin, yalnız kavgaya tutuştuğu Akhilleus'tan gelmemesi, ordunun alt tabaka­ sını simgeleyen bir askerin de kralı en ağır sözlerle kınaması dikkati çeker. Halkın yöne­ ticisini eleştirmesi dünya yazınında ilk kez gö­ rülmektedir burada. Bu eleştiri Akhilleus'un ağzından şöyle dile gelir. "Ey doymak bilmek adam... Seni gidi edep­ siz, çıkarma düşkün yürek... Seni şarap fıçısı, seni it gözlü, seni geyik yürekli... Halkını ke­ miren bir kralsın sen". (İl. I, 122, vd.). Ama yiğidin sözlerinden daha da şaşırtıcıdır Thersites'in, halktan bir adamın kralı kına­ 14

ması (Thersitesj. Bu eleştiri yalnız kralı degil, feodal Akha düzeninin tümünü kapsamakta­ dır (İl. II, 225 vd.). Gene mi bir fisteğin var, Atreus oğlu? Barakaların tunçla, kadınla dolu. Bir şehri alır almaz biz Akha 'lar onları sana verdiydik ilk peşin. Bir de altın mı istiyor canın şimdi? Tutup getirelim Troya'Mardan birini, gelsin babası kurtulmalık versin sana, altınla versin sana, öyle mi? Taze bir kadın mı istiyorsun yoksa, düşüp kalkmaya, bütün gözlerden uzakta, kapatmaya kendine? Başbuğsun, yakışık almaz Akha oğullarını yıkıma sürüklemen. Size diyorum Akha oğulları, hey, Akha oğulları denmez size artık, Akha kadınları demeli, sizi aşağılık herifler sizi, Hadi yurda dönelim gemilerimizle, tek başına bırakalım Troya'da onu, otursun onur payının üstüne. Yardım etmeyelim de görsün sonunu, Saygısızlık etti Akhllleus'a, en üstün yiğidimize, aldı onur payını, yoksun bıraktı onu. Akhilleus'un içinde büyük bir kin yok gene de; hem gevşek davranmasaydı sana, Atreus oğlu, bu senin son küfrün olurdu ona. Bu sorunu Akha ordusunun nasıl çözümle­ diği de ilginçtir. Athena'nın verdiği esinle Odysseus sıraları dolaşıp şöyle yatıştırır her­ kesi (İl. II, 1 9 3 vd.): ...bilemezsin Atreus oğlunun niyeti ne? Akha oğullarını yokluyor şimdi o, ama ezecek yakında başlarını... Öfkelenip de Akha'lara yıkım getirmesin sakın, Zeus'un beslediği kralların amansızdır öfkesi... daha güçlüdür onlar senden. Sense savaştan anlamaz korkağın birisin. Ne kurultayda geçer sözün, ne savaşta geçer. Hem biz burada hepimiz kral değiliz ki. Her taraftan bir ses çıkarsa iyi olmaz, bir tek baş olmalı, bir tek kral. Kurnaz Kronis oğlu şu değnekle bütün yetkileri size krallık etsin diye verdi Agamemnon'al

At ıi >r .1 r .

Agamemnon gene de bir zorba olarak gös­ terilmez llyada'da, aslında talihsiz bir adam­ dır: Akhilleus'u kırdığına bin pişman olur, ba­ rışmak için ödün vermeye razıdır. Yiğidin olumsuz tepkisiyle karşılaştıktan sonra, bir daha aynı uysallığı gösterir ve özür dileyerek barışır (İl. XIX, 85 vd.). Her davranışında sanki bir sakarlık vardır Agamemnon'uh: Aulis'te avlanırken Artemis'i kızdırması, bu yüz­ den kızı İphigeneia'yı kurban etmek zorunda kalışı bu kralın hatalarını ne kadar pahalıya ödediğini gösterir (İphigeneia). Karısının ve onun âşığı olan kendi amcaoglunun elinden öldürülmesi bile aynı yarı komik, yarı trajik kaderin belirtisidir (Klytaimestra, Aigisthos). İlyada onun kahramanlıkları ve öldürdüğü Troyalı yiğitlerin adıyla doludur, ama Aga­ memnon burada da tam başarılı değildir, ne savaşta bir Akhilleus ya da bir Aias olabilir, ne de kurultayda bir Nestor ya da Odysseus gibi üstün bir akıl gösterebilir. Onun kişiliğin­ de Homeros ve yolunu izleyen bütün ozanlar krallık kurumunun kusur ve eksikliklerini or­ taya sermek istemişlerdir sanki. Agaue. Kadmos ile Harmonia'nın kızı, Jno ile Semele'nin kardeşi, Pentheus'un anası (Tab. 18). Zeus'la Semele'nin aşkı üstüne de­ dikodu yaptığı için, Semele'nin oğlu tanrı Dionysos anasının öcünü almış. Bakhalar sürü­ süne katılan Agaue, oğlu Pentheus'u bir vah­ şi hayvan sanarak kendi eliyle parçalamış. Bu konu Euripides'in "Bakkha'lar" tragedyasın­ da işlenmiştir (Pentheus, Bakkha'lar). Agdistis. Pausanias'ın anlattığı Agdistis ef­ sanesi ana tanrıça Kybele'nin Pessinus'taki kültüne ilişkin bir efsanedir. Zeus bir gece düş görerek tohumunu yeryüzüne döker. Bundan hünsa bir varlık doğar: Agdistis. Hem kadın, hem erkek olan bu yaratığı tanrı­ lar ele geçirir ve erkeklik uzvunu kesip atar­ lar, uzuvdan bir badem ağacı meydana gelir, ırmak tanrı Sangarios'un (Sakarya) kızı bu ağaçtan bir badem koparıp göğsüne saklar, bundan gebe kalarak Attes (başka kaynaklara göre Attis) adlı bir oğlan doğurur. Onu dağa bırakır. Attes büyüyünce öyle yakışıklı, öyle eşsiz güzellikte bir delikanlı olur ki o zaman salt kadın olan Agdistis ona âşık olur. Ne var

ki Attes Agdistls'ten kaçmak İçin Pesslnus'a gider ve orada kralın kızıyla evlenmeye k.ılkı şır. Tam düğün gecesi düğün ezgileri söylen­ mektedir ki Agdistis birdenbire çıkagelir. At­ tes onu görünce çıldırır ve erkekliğini keser, Pessİnus kralı da aynı şeyi yapar. Attes ölür, Agdistis de sevgilisinin bedeninin bozulma­ masını sağlar. Bu efsanenin başka bir anlatımı da şöyle­ dir: Phyrgia ilinin sınırlarında Agdos adlı ıssız bir kaya varmış, orada Kybele tanrıçaya bir taş biçiminde tapılırmış. Zeus tanrıçaya tutul­ muş, onunla birleşmeyi başaramayınca tohu­ munu bir kayanın üstüne bırakmış. Bu to­ humdan Agdistis doğmuş, hünsa imiş, Agdis­ tis'i Dionysos sarhoş ederek erkekliğinden et­ miş; uzvundan bir badem ağacı çıkmış, bu­ nun meyvesini Sangarios ırmağının kızı Nana göğsüne almış, gebe kalıp Attes'i doğurmuş. Sangarios Nana'ya çocuğu dağa bırakmasını buyurmuş. Bebek gelen geçenin ilgisini çek­ miş, onu bir tekenin sütüyle beslemişler, te­ kenin sütü olamayacağı halde, adının Phrygi a dilinde teke anlamına gelen "artagus" teke ile ilişkisini göstermektedir. Ne var ki bu arta­ gus sözcüğü "güzel" anlamına da gelebilir. Her neyse Agdistis ile Kybele ikisi birden gö­ nül vermişler bu güzel delikanlıya, ama Phrygia kralı Midas onu kendi kızına almak istiyormuş. Derken Agdistis Attes'i çıldırtmış, delikanlı bir çam ağacının dibinde erkekliğini keserek can vermiş. Kybele tanrıça onu göm­ müş, toprağa akan kanından biten menekşe­ ler dibinde öldüğü çamı çepeçevre sarmışlar. Midas'ın kızı da umutsuzluğa düşerek canına kıymış, Kybele onu da gömmüş ve onun me­ zarı üstünde de menekşeler bitmiş. Ayrıca mezarı üstünde bir badem ağacı büyümüş. Agdistis Zeus'a yalvarmış Attis'in bedeni hiç bozulmadan kalsın, çürümesin diye, Zeus da bu dileğini yerine getirmiş. Attis'in saçları bü­ yümeye, küçük parmağı da oynamaya de­ vam edecekmiş. Bu sözü aldıktan sonra Agdisüs sevgilisinin ölüsünü Pessinus'a götür­ müş, orada gömmüş ve anısına bir bayram ile bir rahip heyeti kurmuş. Bu efsanelerde Agdistis ile ana tanrıça Kybele birbirine karışmaktadır. Motifleri top­ rak bereketini ve bitkinin öldükten sonra ye­ niden dirilmesini simgeleyen bu efsaneler da-

ha çok alegorik birer anlam taşır. Bunlardan amaç, Pessinus'taki Kybele kültünde rahiple­ rin belli zamanlarda ve törenlerde erkeklik uzuvlarını kesmelerinin nedenini ve kaynağı­ nı anlatmaktadır. Kybele tanrıçanın ise Ana­ dolu'da ve çevrede tarih öncesi çağlardan Roma devrine değin çeşitli adlarla tapım gör­ düğü herkesçe bilinmektedir (Kybele). Agenor. Epaphos'un oğlu, lo'nun torunu olan Agenor tanrı Zeus'un soyundandır (Tab. 10). Io inek kılığında dünyayı dolaştıktan son­ ra Mısır'a gelir, orada Zeus'tan olan oğlu Epaphos'u doğurur, Epaphos da Nil tanrısı Neilos'un kızı Memphis'le evlenir ve Libya adında bir kızları olur. Afrika'nın bir bölgesi­ ne adını veren bu kız tanrı Poseidon'la birle­ şerek ikiz doğurur: Agenor ile Belos. Belos Mısır'a, Agenor ise Fenike'ye yerleşir. Tyr ile Sidon kentlerinin kralı olur. Kızı Europe tanrı Zeus tarafından kaçırılınca Agenor oğulları Kadmos, Phoiniks ve Kiliks'i kız kardeşlerini aramaya gönderir, bulup getirmedikçe dön­ memelerini buyurur. Hiç biri de geri gelmez, Akdeniz çevresinde kentler kurup yerleşirler (îo, Epaphos, Belos, Europe). Aglaie. Adı parlak anlamına gelen Aglaie Zeus ile Eurynome'den doğmuş üç Kharit tanrıçanın biridir (Kharit'ler). Hesiodos'a gö­ re Aglaie Kharit'lerin en gencidir ve tanrı Hephaistos'la evlenmiştir. Aglauros (yahut Agraulos). Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. Tanrıça Athena, içinde Erikthonoios'u sakladığı sepeti ona ve­ rip sakın açmamasını söyler. Ama kardeşleri Herse ve Pandrosos'la birlikte Aglauros me­ rakını yenemez ve sepeti açarlar, içinde yı­ lanlarla sarılı bir bebek görünce korkudan çıldırarak Atina Akropolünden aşağıya atarlar kendilerini (Erikhthonios). Agron. Kos (Istanköy) adasında Byssa ve Meropis adlı iki kız kardeşiyle yaşayan ve yal­ nız toprak işleriyle uğraşan bir delikanlı. Bu üç kardeş toprak tanrıçasından başka hiçbir tanrıya saygı göstermedikleri için ceza olarak kuş biçimine sokuldular: Meropis baykuş ol­ du, Byssa martı oldu, Agron da yagmurkuşu haline dönüştürüldü. 16

Aia. Yun. "aia" veya "gaia" toprak demek­ tir. Aia, Kolkhis ülkesinin eski adıdır (Argonaut'lar). Aiaie. Odysseia'da büyücü tanrıça Kirke'nin adasına verilen ad (Kirke). Aiakos. Yunanlıların en dürüstü, en dindarı diye anılan Aiakos, Zeus'la su perisi Aigina'nın oğludur (Tab. 21). Anasının adını alan Aigina adasında kral iken uyruklarının hepsi vebadan ölmüş, Aiakos da babası Zeus'a yal­ varmış ki adada bol sayıda bulunan karıncala­ rı insana dönüştürsün. Baştanrı oğlunun bu dileğini yerine getirmiş. Karıncalardan dog­ ma bu adamlara Myrmidon'lar (Yunanca "myrmeks" karınca demektir) denmiş. Aiakos'un torunu Akhilleus sonraları Myrmidon'ları kendi ordusu olarak Troya seferine götürmüştür. Tanrıların çok sevdiği Aiakos'tan Yunanlı­ lar bir dilekte bulunmuşlar: Ülkelerini kasıp kavuran kuraklığa son vermesi için Zeus'a ya­ karmasını istemişler ve Zeus bu dileği de yeri­ ne getirmiş. Aiakos'un Aigina'dan Telamon ile Peleus, bir denizkızı olan Psamathe'den (Yun. Kum) Phokos (Yun. Fok balığı) adlı bir 03lu olmuş. Phokos'un atletik yarışmalarda başarılarını kıskanan ağabeyleri Telamon ile Peleus kafa­ sına bir disk atarak öldürmüşlejr onu. Aiakos da hak yerine gelsin diye sürmüş oğullarını Aigina'dan. Bu hakseverliği ona öldükten sonra Hades ülkesinde yargıç olmayı sağlamış. Gerçi Homeros destanlarında Aiakos'un böyle bir sıfa­ tı yoktur, ama Platon onu ölüler yargıcı ola­ rak gösterir ve Asya'lı Minos ile Rhadamanthys'in yanıbaşında Avrupa'dan gelen ruhları yargıladığını ileri sürer (Gorgias, 524a). Aiakosoğlu. llyada'da Akhilleus'a verilen soyadı (Tab. 21). Aias. İlyada'da iki Aias'ın adı geçer, biri, "küçük Aias" Oileus'un oğludur ve Lokris'lilerin önderi olarak gelmiştir Troya sava­ şına, öteki, "büyük Aias" Telamon'un oğlu, Akhilleus'un amca çocuğu ve Salamis adası­ nın kralıdır (Tab. 14 ve 21). Bu iki Aias birbi­ rinden çok ayrı kişilerdir, ama hep omuz om-

Aias kızı sığınağından ayırmak.. yatıştırır Aias'ı bu kötü huyu Aias'm başına bela olacaktır. gemilerin yanındaki çetin boğuşmaya katılır. Telamon'un oğlu Aias'mki kadar değil boyu boşu ondan ufak. 4 8 3 vd.). Akha'lardan geri kalırsın her İşte.). Akha'lann eline geçtiği sırada Priamos'un kı­ zı Kassandra Athena tapınağına sığınmış. yeni sürülen tarlada şarap rengi İki öküz nasıl gönüldeş olur da çekerlerse sabanı. Akha'ları kargı atmakta . ama cezasız bırakmaz: Dönüş yolculu­ ğunda Akha'lar korkunç bir fırtınaya tutulur­ lar. kavgacı başı. ikinci yılından sonra kızlar kurban edilmeyip Athena rahibe­ si olarak Troya'da alıkonulmuşlar. M . VII. Aias'm gemisi batar. soylu. boyu bosuyla küçük Aias'ın tam karşıtıdır. Aias kırk tane kara gemiyle gelmiştir Troya'ya. Poseidon yiğidi kur­ tarır. Ama sert. Aias'lar arasındaki bu birlik. Girit'lilerin önderi de şöyle tanımlar onu (İl. işte Aias'lar da tıpkı öyle.). Kim o. Patroklos'un ölüsü için yapılan araba yarışmasında Aias İdomeneus'la kavgaya tutuşur. Akha'lar bu günahı kendisine ödetmek için Aias'ı taşlamaya koyulurlar. hafif silahları kullanmakta ustadırlar. öteye de hiç gidemezler (İl. (1) AİAS OİLEUS OĞLU . Lokris'liler bunu yapmışlar. XIII. Bu iki yiğit Akha ordusunun canı ciğeridir. 702 vd. ama onun komuta ettiği bölükler hiç benzemez öbür savaşçılara: Okçular Lokris'liler. bütün Hellen'leri. senin aklında hiç çeviklik yok. ikide bir salgın­ lar baş gösterir.). Aias İlyada'da şöyle çıkar karşımıza (İl. llyada'daki olaylardan sonrasını an talan destanlarda Aiasınm İşlediği büyük bir suç söz konusudur: Troya şehrinin düştüğü. tanrı sözcüsü şu cevabı verir: Kassand ra'nın kaçırılıp ırzına geçilmesinin kefareti olarak her yıl Lokris'ten Troya'ya iki genç ki/ gönderilmeli ve Athena tapınağına kurban edilmelidir. dışarı çekmek ister ve dinsel töreleri hiçe sayarak bu işi başarır. beraberliğin asıl nedenini. XXIII. Akhilleus'tan sonra en yiğit savaşçısıdır. Patroklos'un ölüsünü Troyalıların elin­ den kurtarmaya da yardım eder. Aias. bu iki yiğidin nitelikleri ve ka­ derleriyle birbirinden çok değişik olmalarında aramalı. boynuzlarının kökü bol bol ter döker. (2) AİAS TELAMON OĞLU Telamon'un oğlu Salamis'li Aias Troya sa­ vaşına yalnız on iki gemi getirdiği halde. kavgacı ve kimi zaman kabadır. 17 . Görünüşü. Aias Hektor'a karşı teke tek savaşa da ha­ zırdır. 'kendirden bir zırh giymiş küçümencik bir adamdır ama. Bunu daha iyi anlamak için her biri­ ni ayrı ayrı incelemeliyiz. katılmadıkları hiçbir savaş. Bu töre de bin yıl sürdürülmelidir. II. tanrıçanın heykeline sımsıkı sarılmıştır. Savaşa hazırlanırken şöyle tanımlanır Alas (İl. gittikleri zaman yarık boyunca uca doğru yalnız cilalı boyunduruk ayırır onları birbirinden. 712 vd. 206 vd. Ak­ ha'lann. ama hiç ayrılamaz Telamon'un oğlu Aias'tan. 526 vd. Delphoi'ye çare sorulduğun­ da. XIII. Aias'ın işlediği günahların cezasını yurdu da çeker: Yiğit öldükten sonra bile uzun bir süre Lokris toprağı verimsiz kalır. Tanrıça yiğidi böylece ölümden korumuş olur. 226 vd. Akha'lann kalesi diye anılan Aias'ı Priamos surların üstünden görünce.' 1 Aralarını sonunda Akhilleus bulur. akılsız adam. Ne var ki bu kez kendi de Athena sunağına sığınıp yalvarır. öbür Akha'lı. geçer. geniş omuzlarıyla aşan? Helene de bu yiğidin "eşi görülmedik Aias" olduğunu söyler. III.).za savaşırlar. hem çok ufak. Irlyarı yiğit. Oileus'un çevik oğlu Alas hiç. yanındaki Helene'ye sorar (İl. Argos'luları başıyla. Lokris'lilere Oileus oğlu çevik Aias komuta eder. başaramayacakla­ rı hiçbir yiğitlik yoktur. ama bu kez Aias Athena'nın öfkesine karşın kurtulduğuna böbürlendiği için tanrıça Zeus'un yıldırımını alarak kendi öldürür akıl­ sız yiğidi. omuz omza destek oluyordu birbirine.). Bu dayanışmayı şöyle tanımlar Homeros (İl.

Kral da onu tanrı Ares'e adanmış ormandaki bir meşe ağacına asmış ve bekçi olarak önüne korkunç bir ejder dikmiş. kimleri öldürdüğünü görünce düşmanla­ rının karşısında rezil olmaya dayanamaz. Aias'ı tanrıça Athena bu korkunç ya­ nılgıya düşürür. Aias çileden çıkmış.I \U l\ / I I I İ U O Aias giydi ısıldayım tunç zırhını. öç al­ dım diye şenlik yapar. "ovada duran. saldırı­ da da. Sophokles'in bu tragedyasında ününü ömrü­ nün sonuna kadar koruyamayan büyük ada­ mın dramı dile getirilmiştir. Aigreus onu . son katına saplanır kalır. dev yapılı Aias. Önce Korinthos tah­ tına çıkar. sorumluluk duygusu Agamemnon'unkinden daha üstündür. Öyle ki tanrılar bile derin bir saygı beslerler Aias'a. Bunca büyük bir kah­ ramanın böyle gülünç bir duruma düşmesi Aias'ın katlanacağı bir çöküntü değildir: Kılı­ cının üstüne atar kendini ve canına kıyar. değeri hiçe sayılıp ağır bir haka­ 1« rete uğramıştır. hayvanların hepsini bir bir öldürür. Medeia'nın kesip denize serptiği parçalarını toplamakla vakit geçirmiş ve umutsuzluğa kapılarak Kolkhis'e dönmüş. savaş arkadaşlarını hiçe saymasını sert sözler­ le kınar. kara.). Kafkas dağının eteklerinde bulunan Kolkhis (bugünkü Gürcistan) ülkesine kral olur. savunmada da hep başta gelir. savaşın en çetin anların­ da aslan gibi dövüşür. Çektiği acı korkunçtur. Aias kendine gelip ne yaptı­ ğını. kışkırtır onları. Pandion bir devrim sonucu Atina'dan sürülünce. Kız kardeşi Helle ile Asya'ya kaçan Phriksos Kolkhis'e sığınmış ve üstünde uçtuğu ka­ natlı koçu Zeus'a kurban ettikten sonra. sonra Karadeniz'in güney-dogu kıyılannda. küçük düşü­ rülmüş. lason Argonaut'larla birlikte altın postu almaya gelince. Ama Aias daha büyük bir ka­ yayla onu saf dışı eder (İl. silahlarla sarıp sarmaladı bedenini. güçlerine güç ka­ tar. Theseus'un babası (Tab. uzun gölgeli kargısı sallanıyordu. Akha'lara söz geçirmek için ona baş vururlar. bizim bugünkü deyimlerimizle bir şizofreni ya da paronaya krizi. Bunların arasında şair Sophokles'in "Aias" adlı tragedyasında ele aldığı yürekler acısı dramı üstünde dura­ lım: Akhilleus öldükten. Troya'nın sayısız yiğidini tepeler. Aias Hektor'u alt etmekle kalmaz. he­ men koşar. Medeia'nın yardımıyla altın postu çalıp kaçan Argonaut'ların peşine takılmışsa da oğlu Apsyrtos'un. Atina kralı Pandion'un oğlu. Orada da tahtından olmuş. Thetis ister ki Akhilleus'tan sonra en yaman savaşçı kimse o alsın silahları. Geniş adımlar atıyordu altında ayakları. Yeraltı tanrısı Hades'in başka bir adı (Hades). önde yürür. derken Hektor. Korkunç diye nitelenen bu kalkan yedi kat deri. Büyücü Kirke'nin ve Minos'un karısı Pasiphae'nin kardeşi ve Medeia ile Apsyrtos'un babasıdır. pürtüklü. yıllar sonra yurdu­ na dönen kızı Medeia'nın yardımıyla tacını yeni baştan elde edebilmiş (Argonaut'lar). Thetis'in tanrı Hephaistos'a yaptı­ rıp oğluna getirdiği silahlar kime kalacak diye kavga kopar Akha komutanları arasında. soykaları çadırına taşır. Bu işte tanrı parmağı vardır. O sırada bir bunalım geçirir. 24). Aias kendi çıkarını hiç düşünmeyen ülkü­ cü bir kahramandır. tıpkı dev yapılı Ares gibi yürüdü. 268 vd. Aietes ona birçok sınamaları başarırsa postu vereceğini söyle­ miş. ama Agamemnon ile Menelaos ne yapıp yapıp silahlan Odysseus'a verirler. iri" bir kaya parçası alır ve Aias'ın kalkanını tam gö­ beğinden vurur. Aias kalkanıyla dikkati çeker Akha'lar ara­ sında. Akra'ların gevşediğini gördü mü. elinde kılıcıyla Akha ordusunu yok edeceğim diye bir sığır sürüsüne saldırır. Aietes. Hektor'la savaşta Troya'lı yiğidin kargısı altı kat deriyi geçer. Kronos oğlunun. ünü. O adam da Te­ lamon oğlu Aias'tır. 8). Güneş tanrı Helios ile Okeanos kızı Perseis'in oğlu (Tab. Troya savaşı da bittik­ ten sonra. altın postunu Aietes'e armağan etmiş. Akha'larm kalesi. Akhilleus'un bir kız uğruna savaştan çekilmesini. yürek kemiren savaş gücüyle birbirleri üstüne saldırttığı erler arasında savaşa giden Ares gibi tıpkı. Aidoneus. öldürür. fırladı. İşte böyle atıldı öne o. Aigeus. İlyada'da en erdemli yiğit olarak karşımıza çıkan Telamon oğlu Aias'ın adına birçok ef­ saneler daha kurulmuştur. bir gece pusu kurar. Korkunç yüzünde bir gülümseme. VII. bir kat da tunçtan yapılmıştır.

Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş kavgasını sürdürür. Aiskhylos'un "Agamemnon" ile başlayan "Oresteia" üçlüsü. kralın karısı Klytaimestra'yı baştan çı­ karır. yani Mısır'ı fetheder ve oraya adını varlı . Aiakos bir süre sonra adaya bir Pelasg soyu yerleştirip Oinone'ye anasının adını vererek Aigina der (Aiakos). I. 10). Aigina bu adada Aiakos'u doğu­ rur. Atreus oğulları efsa­ nesinin Homeros destanları kadar eski oldu­ ğunu gösterir. Homeros destanlarında tanrı Zeus ve Athena'nın kalıp sıfatlarından biri de "aigis taşıyan"dır. sonra Atreus'un oğlu Aga memnon tarafından kovulurlar. Aigina'ya tutulan Zeus onu Oinone ada­ sına kaçırır. Agamemnon Troya'dan dönünce ikisi birden kahpece vururlar onu. Aithra'ya. Panathenaia bayramında yarışan Girit atleti Androgeos'u öldürttüğü için kral Minos'un korkunç isteklerine uymak zorunda kalır: Her yıl Atina gençliğinden yedi erkek ve yedi kız Minotauros'a yedirilmek üzere Girit'e gönderilmektedir. gemisine bir beyaz yelken çekecektir. Algyptos'a da Arabistan'ı verir. Theseus'un yolunu gözleyen Aigeus kara yelkenleri görünce oğlunu öldü sanarak kendini denize atar. Aigisthos. ama Aigyptos gider. Aithra bir ço­ cuk doğurur. Yılanlarla çevrili. Aigisthos adının "Odysseia" da da sık sık geçmesi. Theseus bu duruma bir son vermek üzere canavarı öldürmeye gi­ der. Patroklos'un babası olacak Menoitios'u dünyaya getirir. Euripides'in "Elektra" ve "Ores­ tes" adlı tragedyaları bu aile dramını çeşitli ayrıntılarıyla ve başka başka açılardan ele ala­ rak canlandırırlar. Dönüşte bu sözünü unutur ve ge­ misi kara yelkenleriyle girer limana. keçi anlamındaki "aix"ten türemedir) Mykenai sarayına gelir. 518-537). Aigyptos ile ikiz kardeşi Danaos'un de­ deleri tann Poseidon. kendi ogluymuş gibi benimseyerek yetiş­ tirir. Bir süre baba-ogul Mykenai'clc hüküm sürerler. Aigis. bir süre sonra da kendisini tanıma­ yan amcası Atreus'la evlenir. babasının adını bil­ dirmeden büyütmesini söyler. Atreus onu iyi karşı­ lar. Çobanların keçi sütüyle besleyip büyüttükleri Aigisthos (adı Yun. Sophokles'in "Elektra". IV. Agamemnorı Troya seferine çıkınca Aigisthos Mykenai'ye döner. Afrika kıtasına ege­ men olan Belos oğlu Danaos'a Libya'yı. Ama Aigeus mutsuz bir kraldır. Thyestes'ln oğlu (Tab. Thyestes kardeşinden öç almak çarelerini arar. Aigeus iki kez evlendiği halde çocuğu ol­ maz. Zeus'un Girit mağarasında kendisini emziren keçi Amaltheia'nın derisiyle yaptığı bir kalkandır. Aigina. Sonra da Thyestes'i öldürmekle görev­ lendirir. Bunun nedenini Delphoi tapınağında tanrı sözcüsüne sormaya gider. yedi yıl hüküm sürdükten sonra Agamemnon'un oğlu Orestes tarafından öldürülür. Atreus Thyestes'ln oğul larını öldürüp kendisini Mykenai'den kovun ca. Irmak tanrı Asopos'un kızı (Tab. Aldığı cevabı pek anlamaz ama. Ama Aigisthos Thyestes'in kendi öz babası olduğunu anlar ve onun yerine Atre­ us'u öldürür. Kimden olduğunu bilmediği bu çocuğu kırla­ ra bırakır. Delikanlılık çağına gelince.AİGYPTOS kardeşleriyle birlikte yeniden tahta çıkarmayı başarır. Belos'la Ankhinoe'nin oğlu (Tab. (Od. Thyestes de bir gece gizlice kızı Pelopeia'nın koynuna girer ve onu gebe bıraktıktan sonra kaçar. Aigisthos. Bu çocuk kahraman Theseus'tur. dönüş yolunda Troizen'de kalır ve ora kralının kızı Aithra ile birleşir. bir oğlu olursa. Atreus'u öldürebileceğini bil­ dirir. Bir tanrı sözcüsü ona ancak öz kızından bir oğlu olursa. 256-275. 32-43. Bunca dert­ ten sonra. Sonradan Aktor'la evlenip. 21). "Melampodes" (kara ayaklar) üiktllnl. 14 ve 15). Aigis. III. Pelopeia Aigisthos'u doğurur. İçinde boğulduğu denize adı verilerek Aigaios Pontos (Ege denizi) denmiştir. Zeus'un Titanlara karşı savaşında kullandığı ve kendisinden başka yalnız Athena'ya verdi­ ği bu kalkan kudretin bir simgesi olmuştur. Aigyptos. Kuşaktan kuşağa süregiden bu kan davası tragedya şairlerine tükenmez bir esin kaynağı olmuştur. Theseus Atina'ya döner ve amcası Pallas'ın tahta göz dikmiş elli oğlunu alt edip babasına kendini tanıtır (Aithra). Yola çıkmadan önce babasına söz verir ki zaferle dönerse. ataları da Zeus'la lo' dan doğma Epaphos'tur. or­ tasında bir Gorgo kafası bulunan aigis kalka­ nı korku salarak orduları bozguna ugratırmış.

Aineias (Lat. Bu sözler. Danaos Kızla­ rı). 17) Troya kral soyunun ilk atası Zeus ile Elektra'nın oğlu Dardanos'tur. klasik Latin şairlerinin en büyüğü olan Vergilius'a da bir destan esinlemiştir.. karısı Kreusa arkalarından gelirken birden ana tan­ rıça Kaybele tarafından kaçırılır (Kreusa. o sırada anası Aphrodite'nin telaşını görmeli (İI. 292 vd. Kocaman kargısı. Tanrıça Aphrodite ile Troya'lı prens Ankhises'in oğlu Aineias Homeros'un İlyada destanında önemli bir rol oynamakla kalmamış. Eşi de. Aphrodite bu yüzden yaralanır. öldürmek için yanıyordu karşısına çıkanı. V.V. Kaderi kurtulmaktır Aineias'ın tohum ekmeden. soylarının kaynağı olan Argos'a sıgınnuş. AkhiUeus'la ilk ça­ tışması da orada olur (İl. ama düğün gecesi kocalarını öldür­ müşler.Aigyptos'un elli oğlu.). ama her kezinde 20 de bir tanrı korur. birleşti lda eteklerinde bir ölümlüyle. Hektor kadar yiğitçe savaşır Akha'ların en güçlü kahramanlarına karşı. 90 vd.. "Aeneis". Bu konuda iki kardeşin arası açılmış ve Danaos elli kızıyla birlikte Afrika'dan ka­ çıp. Aineias'ın bu iki destanda da beliren çok yönlü kişiliğini incelemek gerekir: Soy ağaçlarından da belli olduğu gibi (Tab. Troya savaşında Aineias Priamos oğulların­ dan hiç geri kalmaz. İlyada sonrası efsanelerinin çoğu bu destan­ da anlatılmıştır: Tahta atın şehre alınması ve Laokoon faciasından sonra (Laokoon). Aeneas). Dardanos soyunu sürdürmekle görevli olduğu tanrı Poseidon'un ağzından söylenir İlyada'da (İl. Aineias'ın çocukluğu. 296 vd. Troya'nın kutsal heykellerinden Palladion'u da yüklenerek yola koyulur. Ankhises'in oğlu. deli­ kanlılığı da oralarda geçer. önünde kargısını. II. İğreniyordu artık Priamos'un soyundan. yok olmamalı Dardanos soyu. düşünde gördüğü Hektor'un tayfı da Aeneas'a batıda Hesperia ülkesine gidip Troya' yi orada yaşatmasını buyururlar. Hektor'la denk gider.). Ankhises ile Priamos ve Hektor ile Aineias aynı kuşak­ tan amcaogullarıdır. Aineias İlyada'da pek rol oy­ namaz artık. bizi dosdoğru Vergilius'un Aene­ is'ine götürür.). . bakmadı tanrıçalığtna. Öbür tanrılar da katılırlar bu ça­ baya. yiğit düşer. Aineias'ın Troya önünde ölmeyeceği. Akhalar alıp götürmesin/er diye ölüyü gücüne güuenen aslan gibi dolaştı çevresinde. Troya'nın yıkımından sonraki olaylardaki rolü bütün ayrıntılarıyla Aeneis'te anlatılır. yani Aeneas destanı Tro­ ya'lı yiğidin Troya yangınından sonra Anado­ lu'dan göçmesi ve İtalya'ya yerleşerek Roma _ şehrine temel olacak yeni bir yurt kurmasını anlatır. ölümlü kadınların verdiği çocuklar arasında Kronos oğlu Dardanos'u seuerdi en çok. Girit ve kuzeybatı Yunanis- . ki­ mi zaman Hektor'u bile aşıp ona öğüt ver­ mek durumuna gelir (İl. kendilerini kovalayan Aigyptos oğullarıyla evlenmek zorunda kal­ mışlar. Assarakos'tan üreme Ankhises ise Dardanie şehrinin yöneticisidir.).). Tek başına desteksiz kalan Aigyptos da üzüntüden ölmüş (Danaos. tanrısal Aphrodite doğurdu onu Ankhises'ten. korkunç çığlıklar atıyordu. Babası nasıl tda dağının eteklerinde yaşa­ mışsa (Ankhises). Odysseia' nın serüvenleri örnek alınarak anlatılan bu yolculuk Trakya. kral olacak çocuklarının çocukları. Danaos kızları. XX. Aigyptos bu kızları oğullarına almak istemiş.). Dandanie'İllerin başında Aineias var. kurtarır onu. Derken Diomedes kocaman bir taş atar üs­ tüne. XVII. XX. 335 vd. güçlü Aineias kral olacak Troya'lılara. yuvarlak kalkanını tutuyordu. Danaos'un da elli kızı olmuş. Savaş meyda­ nında görelim onu (İl. iz bırakmadan ölmemeli. Troya'nın ku­ rucusu Tros ile kral soyu iki dala ayrılır: İlos ile Assarakos. 311 vd. kalkanımla Aineias yere atladı. Aine­ ias babası Ankhises'i omuzlarına alarak ve oğlu Askanios'u da elinden tutarak İda dağı­ na kaçar.). Aineias'ı Apollon Troya kalesindeki tapınağa kaçıra­ rak kurtarır. 819 vd. Ama Aineias'ın Priamos oğullarından üstünlüğü bir tanrıçanın oğlu ol­ masından gelir (İl. Aineias'ı kalçasından vurur. İlos'un torunu olan Priamos Troya kralı.

Aeneas Turnus'u teke tek savaşta öl­ dürür. On iki bölümlük Aeneis destanı bitmiş de­ ğildir. Romalıların inançlarına göre burada yer­ altı ülkesine açılan Avernus gölü vardır. Güney İtalya'da Cumae şehrine vanrlar. ba­ şında oğlu Pallas'ın bulunduğu bir bölük as­ kerle arkadaşlannın yanına gönderir. babası Ankhises'le görüşür ve kendisini bekleyen par­ lak kaderi onun ağzından öğrenir. "Pius Aenas" (dindar Aenas) di­ ye anılan kahramanın tutum ve davranışı Ho­ meros destanlarındaki yiğitlerinkinden farklı­ dır. Arthamas.ı içine alan Aiolis kıyı bölgesine ve onlarda oturan soyla. Rutul'larla savaşa girişir ve arkadaş­ larını ırmak ağzında bırakıp içeriye doğru Pallantea şehrinin bulunduğu yere varır. (2) Deniz tanrı Poseidon'un oğlu. Çanakkale yarımadasından Mende res ırmağına kadar uzanıp. Yiğit ar­ kadaşlarıyla yola koyulur. Destan Aeneas'ın bu zaferiyle kapa­ nır. Aeneas'a gönlünü kaptıran Dido onu Afrika'da alıkoymak istediği halde. en ünlü sayfalarmdandır. Augustus'un ve Augustus çağı insanının ülkü bildiği geçmişe. Bu ara­ da Rutul'ların kralı Turnus Troya'lılara saldır­ mıştır. geçmişin değerlerine bağlılık. Vergilius onu sona erdiremeden öl­ müş. "Pietas" diye tanımlanan kavram dine saygıyı da aşan bir erdemdir. yellerin yöneticisi. yabancı da olsa benimsenen kay­ naklara bağlama çabası. Dido canına kıyar (Dido). ondan esinlenerek destan yaz­ dığını dile getirmekle Aeneis destanı gerçek­ ten çığır açmış. bütün bunlar "pietas" denilen kavramın içerdiği ve Aeneis destanında canlandırılan Aeneas tipinin tam bir başarıyla simgelediği erdemlerdir. Roma'nın geçmişini ta Anado­ lu'nun büyük uygarlık merkezi Troya'ya ka­ dar götürmekle ona uluslararası bir derinlik vermiş bulunmasıdır. Midilli adasını d. Önce lulius Caesar. onun konuştuğu Aiol diline adı­ nı vermiştir. Kretheus ile Salmoneus'un babası (Tab. Burada Aeneas. Kartaca kraliçesi Dido epizodu Odysseus'un Alkinoos'un sarayında yaptığı gibi. Euros ile Zephyros adlı dört büyük yeli bir tulum içinde kapalı tutar ve ancak Zeus'tan aldığı buyruk­ larla ortaya salar. bu ada şöyle niIrlrniî: .Al( )| ( )S tan kıyılarından Sicilya'ya geçişle başlar. Odysseia destanında Odysseus'un Aiolos'un adasına varışı anlatılır. Boreas. 20). Ankhises orada ölür. İtalya kıyılarını kuzeybatıya doğru iz­ leyip Tiber ırmağının arzına varır. eserini bitiremediği için onun yakılması­ nı da buyurmuştu. kültüre hizmet için en büyük örnekleri göz önünde tutarak yarat alıkta onlara ulaşma amacı ve bu uğurda sonsuz bir sorumluluk duygusu. Homeros'la Dante'nin yeraltı dünyası anlatımı ara­ sında yer alan bu parça ilkçağ yazınının en belirgin. ulusal tarih ve kültüre sonsuz saygı ile onu soylulaştırmak için başka. Büyük Latin şairinin amacı Augustus'un damgasını bastığı çağının dünya ve İnsan görülün* bir ufuk açmasıydı. ilkçağla ortaçağ arasında köprü kurmuştur. Aiolos. Aiolos Notos. sonra Augustus'un da soyu olan lulü'lerin Troyalı Aeneas ve Ankhises'le tanrıça Aphrodite'de kaynak buldukla rını. Aîolos. Doros ile Ksuthos'un kardeşi ve Sisyphos. kendisinin de Homeros gibi ozanların ozanına dayanıp onun yolunda. Aeneas'ın o gü­ ne kadar olan serüvenlerini anlatmasına fır­ sat verir. Vergilius'un Aeneis destanıyla en büyük' başarısı kendi çağının ulusal kültürüne bir kaynak bul­ muş olması. Roma'nın Akdeniz'in en soylu haneda nınca kurulduktan sonra düşman olarak bili nen batı ile doğuyu büyük bir birlik içinde ba­ rıştırmış olmasını göstermek. tanrı­ lar Aeneas'ın bir an önce yeni Troya'yı kur­ mak görevine dönmesini buyururlar. Aeneas'ı da yeni bir tip in­ san olarak canlandırmış olması üstünde dur­ maya değer. Oranın yerlileri. Bütün bu bilgileri edindikten sonra Aeneas yeryüzüne döner. Yunanistan'dan göçme olan kral Evandrus Aeneas'ı iyi karşılar. Roma'nm kuruluşuna ka­ dar olan olaylarla efsaneler tarihçilere konu olmuş ve uzun uzadıya anlatılmıştır. Cumae'nin tanrı sözcüsü Sibylla Aeneas'ı ölüler ülkesine götürür. (1) Yunan ulusunun efsanelik atası sayılan Hellen ile Orseis adlı Nympha'nın oğ­ lu. Tufan kahramanları Deukalion ile Pyrrha' nın torunu. Bu­ rası Palantinus tepesiyle Roma şehrinin iler­ de kurulacağı yerdir. sonra korkunç bir fırtı­ na Aeneas'ı Libya kıyılarına atar.

Bir söylentiye göre Helena'yı Paris'le kaçmaya iten bu kadınmış. Ne var ki o gün Aithra tanrılara sunu sunarken Posddion'a rastlamış ve deniz tanrı ile sevi­ şip kızlığını yitirmişti. korkunç bir fırtına kopar. bu birleşmeden de Theseus doğmuştu. Aius Locutius. onu bir iksirle gençleştirmiş de. Güneşe böyle yakın oldukları için yüzleri yan­ mış ve esmerleşmiştir. Theseus). İason'un babası (Tab. 390) gökten ge­ len bir ses. Ancak. şölenlerine katılırlar. Poseidon ve İris gibi Olympos tanrıları ülkeleri­ ne sık sık uğrar. bölümün­ de (1-79) anlatılan bu serüven destanın en renkli öykülerinden biridir. Aithra. Latin şairi Ovidius'a göre. İason Medeia ile birlikte Yunanistan'a dönün­ ce. Gerçekten de bir süre sonra lason'un öldüğü haberi gelir. Aison. yağma etmişler. Galya orduları Brennus komutanlığında Roma'ya doğru ilerlerken (İ. Akademos. (Yun. tanrılara kurbanlar kesip gün 99 boyu şölen yaparlar. şehri yakıp yıkmış­ lar. Aithra'yı Aigeus'la birlikte yaşadığı Attika'dan Dioskur'lar kaçırmışlar ve kardeşleri güzel Helena'nın yanına hizmetçi olarak ver­ mişler. Troya düştükten sonra torunları Aithra'yı kurtarmışlar. baş kahramanı da Eos'la Tithonos'tan doğma Aithiopia kralı Memnon'dur (Memnon). ama bu kez tanrı onu sert sözlerle kovar. şehir oturtulmuştu göğe yükselen bir kayanın üzerine. güneşin do­ ğup battığı uçsuz bucaksız bir ülkede oturur. Romalılar düşmanı kov­ duktan sonra. tam bir ay konukladıktan sonra içine azgın yelleri sımsıkı bağladığı sığır derisinden bir tu­ lum verir ona ve arkasından tatlı bir Zephyros yeli salarak uğurlar gemisini. bu tehlikeli sefer­ den sağ dönmeyeceğine inanarak (Argonaut'lar). Theseus güzel Helena'yı kaçırıp Afrika'da alı­ koyunca. ama üvey kardeşi Pelias onu tahtından atıp tutuklar. Aithcr. Aiolos konağında bir düzine çocuğu ile yi­ yip içmekte. Yeller tanrısı. Lat. insan oğlu mu olduğu belli de­ ğildir. yani yer­ altı karanlığıyla. yani dünyayı saran hava taba­ kasının üstündeki arı ve ışıklı gök. Odysseus'u iyi karşılar. şölen yapıp gönül eğlendirmek­ tedir. Bu yüzden Theseus'un tanrı oğlu mu. Akademos. şehrin yaban ellerin saldırısına uğ­ rayacağını bildirmiş. Erebos ile Nyks. Akademos'un mezarı Atina'nın dolayların­ da.Yıkılmaz tunçtan bir duvarla çevriliydi bu yüzden ada. Yeller hep birden dı­ şarıya fırlar. Odysseus uykuya dalar. Homeros destanlarında sık sık adı geçen bu e f V sanelik ulus Okeanos kıyılarında. yeryüzü karanlığından dog­ madır. diktatör Camülus tanrı sesinin duyulduğu yerde bir tapınak yapılmasını bu­ yurmuş ve Palatinus tepesinin kuzey eteğinde 'Aius Locutius" denilen tanrısal varlığa tapı­ nak dikilmişti. Kimse bu sese kulak ver­ memiş. ama sesin dediği doğru çıkmış: Galyalılar Roma'ya saldırmış.Ö. ama Theseus'un ölüm haberini alınca Aithra canı­ na kıymış (Aigeus. Aison'un boğa kanı içerek kendi kendini zehir­ lemesine izin verir. "aius locutus" ise söylenmiş söz anlamına gelir. Böylece do­ kuz gün dokuz gece giderler. "aio" ve "loquor" söz söylemek. Bu yüzden de Zeus. Kretheus'la Tyro'nun oğlu. Esir. yüzü yanıklar demek). İthaka toprakla­ rına yaklaşırlar ki. üstelik de oğlu İason'u Kolkhis'e al­ tın postu almaya gönderir. büyücü kadın Aison'u diriltmekle kalma­ mış. Pelias artık kardeşini kor­ kusuzca öldürmeyi göze alır. kız kardeşlerini aramaya gelen Dioskur'lara kızın saklandığı yeri bildirmiş. 22). Attika'lı kahraman. tanrıların lanetine uğramış bir adamı tutmaktan çekinir. Aigeus kısırlığı konusunda kâhine danışmaya gitti­ ği Delphoi'den dönerken Troizen'de bir gece kalmış ve tanrının cevabını doğru yorumla­ yan Pittheus onun kızıyla yatmasını sağlamış. Kerameikos denilen bölgenin ötesindey- . Odysseia'nın X. Aithiopcs. Kretheus'un Tesalya'da kurduğu İolkos şehri kendisine miras kalır. Troya savaşının İlyada'dan sonraki bölüm­ lerini anlatan "Aithiopis" destanı (kayıptır) adını bu ulustan aldığı gibi. onu kıskanan yoldaşları da teknenin dibinde­ ki tulumu alıp çözerler. Sonsuz bir mutluluk içinde yaşarlar. Fırtına Odysseus'un gemisini gerisin geri Aiolia ada­ sına atar. Hesiodos'a göre Aither. Troizen kralı Pittheus'un kızı.

Akakallis. 23). Argos adı da genellikle bütün Peloponez'e verildiğinden. Hesiodos'ta (Theog. Bu kez yiğit boğanın bir boynuzunu kopararak alt etmiş Akheloos'u. onu baş­ tan çıkarmaya uğraşır. "Argeioi" deyimi "Argoslular" diye verilmiştir. Akastos'un karısı Peleus'a tutulur. ünlü kâhin Amphiaraos'un torunu (Tab. anası tanrı Zeus'tan oğlunun çabuk büyü­ mesini dilemiş. Akhates. başaramayınca. "Akademi" oradan gelir. (2) Gene İlyada'da adı geçen ve Troya'lılar safında dövüşen Trakya'lı önder. Akastos. "Danaoi" ya da "Argeioi" denmektedir. Tanrı Apollon ile sevişmiş ve Miletos'u do­ ğurmuş (Miletos). 22). Troya yangınından kaçan Aineias'ın yanından ayrıl­ mamış. Ama at adam Kheiron Peleus'u kurtarır. Batı Yunanistan'ın Akarnania ile Aitolia bölgeleri arasında akan en uzun ırma­ ğı. İlyada'da adı geçen Troya'lı yiğit. Kutsal bir ormanla çevrili bu bölge de Platon "Akademeia" adıyla anılan ünlu okulunu kurmuştu. (1) Antenor'la Theano'nun oğlu. yiğidi namusuna göz dikmiş olmakla suçlar. Homeros destanlarında ve özellik­ le İlyada'da Yunanistan yarımadasından gelip Troya seferine katılan savaşçıların hepsine birden "Akhaioi". Peleus da öfkesine kapılıp gider. İlk iki isim bir ülke adına dayanmayıp. Troya'nın düşmesine yol açan tahta atla giren sekiz Akha yiğidinden biridir. Akarnan birkaç ay içinde er­ ginlik çağına ermiş ve Phegeus'la çocuklarını öldürerek öç almış. ama ırmak tanrının biçimden biçime gir­ me. Pelias'ın kızları Medeia'nın öğütlerine uyarak babalarını kesip kazanda kaynatınca.AKI II I ( )( IS di. Irmak tanrı Deianeira'dan vaz­ geçmiş. Paris Helena'yı kaçırın­ ca. kimi zaman boğa. Herakles onu tam boğacak­ ken de azgın bir boğa oluvermiş. Kalydon avı sırasında Akastos'un başı der­ de girer: Arkadaşı Peleus kaza ile kaynatası Eurytion'u öldürür ve bu suçtan kendini arın­ dırmak için Akastos'un sarayına sığınır. Telamon oğlu Aias tarafından vurulur. Argonaut'lar seferine ve Kalydon avına katılır. Bir ge­ ce av yorgunluguyla uykuya dalmış olan konugunu dag başında silahsız olarak vahşi hay vanlara yem olsun diye bırakır. Akhalar. Troya sa­ vaşında rol oynayan. Aineias'ın kara gün dostu. ama İlyada'da adı geç­ meyen Akha yiğidi. Akamas. İlk karşılaşmada yenilen Akheloos koca bir yılan kılığına girmiş. Akheloos. XII. 84) adı geçen Akheloos Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin ırmağın en büyüğü ve ırmak tannlann kralı imiş. onunla birlikte İtalya'ya kadar gitmiş ve bütün serüvenlerini paylaşmış. Latince "Fidus Achtes" diye anılan adı. Sonuç verme­ yen görüşmeler sırasında Priamos'un kızı Laodikeia ile tanışır ve sevişir. Bu yüzden güçlü yiğitle ırmak tanrı arasında yaman bir güreş başlamış. kimi zaman ejder ol­ ma yetisinden ürken kız Herakles'Ie evlenme­ yi yeg görmüş. Kendisi daha çocukken. babası. bir oğulları bile olur. Bu konu için İlyada çevirisinin önsözünde daha ayrıntı­ lı bilgi bulunabilir (s. başka bir öyküye göre. Meriones tarafından öldürülür. Kral Minos'un kızlarından biri. Akheloos'un birçok öyküleri vardır: Herakles destanıyla ilgili bir efsaneye göre. 25). ünlü bereket boynuzu ırmak tanrının kendi boynuzuymus. İlyada çevirisinde "Akhalar" ve "Danaolar" diye karşılanmış. Akas­ tos konukluk yasalarını çiğnememek İçin Peleus'u kendi eliyle öldürmek İstemez. Akha'ların kampına saldırıda önemli bir rol oynar. çünkü yaygın . sadık. Akastos kral olur ve İason'la Medeia'yı İolkos'tan sürer (Pelias). (3) Theseus'la Phaidra'nm oğlu. Arkadya kralı Phegeus tarafından öldürülün­ ce. Akamas güzel kadını geri istemek için Troya'ya elçi olarak gönderilir. Alkmaion ile su perisi Kallirhoe'nin oğlu. 340) ve Homeros'ta (İl. Akastos'la karısını öldürür. Akhelo­ os Kalydon kralının kızı Deianeira'ya aşık­ mış. İolkos kralı Pelias'ın oğlu (Tab. vefalı dost anlamına gelen bir deyim olmuştur. Sonra da batı Yunanis­ tan'da adını taşıyan Akarnania ülkesini kur­ muş. yalnız bir ırk ya da ulus adı olarak kul­ lanıldığından. ama boynuzu geri almak için Herakles'e Zeus'un keçisi Amaltheia'nın çiçek ve yemiş saçan bolluk boynuzunu vermiş. Argos diye bir kent bulunduğundan. Akarnan.

bir eylemiy­ le biter. Orada alçak kıpı var ve Persephone'nin koruluğu. Onun ardın­ dan Vergilius gelir ilkçağda. yani bir deniz tanrıçasıdır (Tab. Yeraltı dünyasını. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. Ama Homeros'un taslağı. Akhilleus'un. bakmış ki karısı olacak deniz kızı küçük Akhilleus'u topuğundan tutmuş. XVIII. yani Troya şehri­ nin destanı değil. tanrıların hepsi de hazır bulunurlar. 6). katlandım bir adamın yatağına girmeye. Thetis'ten doğacak olan ço­ cuk kaderin buyruğuna göre babasından da­ ha güçlü olacaktır. Soy ağaçlarından (Tab. ölüler ülkesini bize ilk anlatan Homeros'tur.burgaçlandıgı dipsiz bir bataktır. 508): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Bu kahraman üstüne ilkçağın başın­ dan sonuna dek uydurulan efsane ve masal­ lar o kadar çoktur ki. Peleus'la Thetis'in oğludur. 21) belli olduğu gibi Akhilleus. Birçok çocuğu böy­ lece yanarak öldükten sonra. Ne var ki İlyada'da anlatılan olaylar Akhilleus efsanesinin ancak çok kısa bir bölü­ müdür. Efsaneye göre Akheron Helios'la Gaia'nın (güneşle toprağın) oğludur. istemeye istemeye. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. deniz tanrı Poseidon da âşıktırlar. çocuğu kaptığı gibi. aleve vermiş. Yun. Thetis bu ev­ lenmeyi oğlu Akhilleus için silah istemeye git­ tiği Hephaistos'a yana yakıla şöyle anlatır (İl. onları kapsayarak özet­ lemek için. bir ölümlüyle düşüp . Kharon'un kayıgıyla bu çamur ırmağını geçtikten sonradır ki varılır asıl Hades'e (Hades). Akheron. bir başkasına göre Prometheus) Zeus'a haber verirler ki. Olympos tanrılarıyla Titan'lar arasındaki savaşta susuzluktan yanan devlere su içirdiği için Zeus'un laneti­ ne uğramış ve yeraltı ülkesine kapatılmıştır. o kadar ki Zeus onunla evlenmeyi bile düşünür. Hephaistos. Aigina ise ırmak tanrı Asopos'un kı­ zı ve Okeanos ile Tethys'in torunudur. ilkçağ bu ırmağın yeraltı dünyasına aktığına inan­ mıştı.): Söyle. acı demek) diye tanımlardı. 295) anla­ tılan Akheron çamurlu suların kaynayıp. doğuşu üstüne anlatılan efsa­ ne şudur: Nereus kızı Thetis'e tanrılar tanrısı Zeus da. uzun uzun kavaklar göreceksin. Gerçi Thetis'in birçok çocukları olur. ama bir ölümlü ile evlendiğine üzülen ve çocuklarını kendisi gibi ölümsüz kılmak isteyen Thetis geceleri kalkar. bölüm bölüm ayırmak gerekir. Thetis. adları kavramlarıyla o gün bu­ gün hep yeni filiz veren bir ağaç gibi yaşar. ama Akhilleus ana tarafından olduğu kadar baba tarafından da tanrılara ve en büyük tanrılara bağlıdır: Dedesi Aiakos. onları ateşin üstüne tutarmış. Akhilleus. Belki ıssız bir böl­ gede derin bir yarın içine dalıp kapkara bir ba­ tak olarak denize döküldüğü içindir ki. tiksine tiksine. bir gece Peleus uyanmış. bunca deniz tanrıçalarından bir beni verdi ölümlü kocaya.AM-ltKUlN toprakları sulayan ırmaklar bereketin simge­ sidir (Deianeira. (1) SOYU VE DOĞUŞU. Thetis'i evinden kovmuş. Zeus'la Aigina'nın oğludur. X. bundan amaç gövdelerindeki ölümlülük to­ humlarını yok etmekmiş. yüreği benim gibi acılı biri var mı? Zeus bunlar arasında bir bana verdi acıları. ama bir kâhin (bir anlatıma göre tanrıça Themis. Kavga tanrıçası Eris'in düğüne çağrılmadı diye kızıp masanın üstüne bir altın elma atması üç tanrıça arasın­ daki güzellik yarışmasına yol açar (Paris). orada Akheron'a Pyriphlegeton ve Kokytos akar. Tepesi atmış. Herakles). Thetis ile Peleus'un düğünü Tesalya'da Pelion dağının tepesinde kutlanır. 429 vd. Uğursuz başlayan bu evlilik uğursuz gider. Homeros'un büyük İlyada destanı aslında İlyon. kısır söğütler. sonra da ortaça­ ğın en büyük şiiriyle Dante. Yeraltında akan ırmakları şöyle tanımlar Homeros (Od. bu kahramanın bir eylemiyle başlar. Aiakos oğlu Peleus'a. Akheron Yunanistan'ın Epir bölgesinde akan bir ırmağın da adıdır. bunun üzerine tanrılar Thetis'i bir ölümlü ile evlendirmekten başka çare bulamazlar ve kendisine koca olarak Phthia kralı Peleus'u seçerler. Hades bataklığına doğru. Yanlış bir etimoloji adını "Acılar Irma­ ğı" (akhos. Olympos'taki tanrıçalar arasında. sonra çık yola. Aeneas destanında da (Aen. VI. Akhilleus'un destanıdır. bir Nereus kı­ zı. Akhilleus Yunan mythos'una en çok konu olmuş kişidir.

ama topuğundan tuttuğu için bir orasından yara alabilirmiş. Pele­ us hekimlikte usta olan at adam Kheiron'a vermiş Akhilleus'u. Ne var ki Akhilleus kız kılığına gir­ miş ve kralın kızları arasına karışmıştır. saz çalıp ezgi söyleme­ sini. bir daha varmamış kocasının yanına. Kheiron'un ana­ sı da. yetiştirdim seni rınca kurnazca bir düzen tasarlar. Skyros'a va­ canım gibi sevdim. Odysseus da onu peşine ta­ senin yüzünden neler çektim ben. biraz yeti­ şince at adam ona öğretmediğini bırakma­ mış: At yetiştirmesini. gezgin satı­ bensiz ne şölene gitmek isterdi canın. ünüm olmasa da çok yaşayacağım.. ama bohçanın dibinde birkaç uzatırdım şarabı. dönüş yok. böylece gövdesini silah işlemez hale getirmiş. ama Troya'ya kendisiyle gelen lalası Phoiniks onu nasıl büyüttüğünü şöyle anlatmaktadır (İl. yalan söylememeyi. nı açıp bir sürü kumaş dokuma ve işleme se­ etini keser. ama çocuğun dudak­ ları ve sağ ayağının aşık kemiği yanmış. Akhilleus Kheiron'dan öğrendiği hekimliği ve edindiği ilaçlan Troya savaşında yaralılar üstünde kullanır. Peleus yedinci çocuğu olan Akhilleus'u böylece kurtarmış. koş­ makta üstüne olmayan bir devin iskeletinden aldığı bir kemikle değiştirmiş (Kheiron). Ha­ remde yaşayan Akhilleus'a Pyrrha (kızıl saçlı) adı verilmiş. kı)) Akha ordusunun toplandığı Aulls'e geti­ (3) ALİN YAZİSİ. Pyrrha kılığındakl göğsümde gömleğimi ıslatırdm boyuna. almaya. 411 vd. Troya savaşının başarı ve . savaşırsam Troya çevresinde." "Uzun değil. İlyada'da Kheiron'dan eğitim gördüğü gerçi söylenir. o zaman genç bir delikanlı olan Akhilleus sefere katılmamak İçin Yunanistan'ın karşısındaki Skyros adasına gönderilir ve orada kral Lykomedes'in sarayında ko­ nuklanır. çağın yiğitlerinin hepsinden üs­ tün olmasını. kısacık bir ömür verdi kader sana. kulur ve kızların. Erdemlerin her çeşidine de alış­ tırmış: Acıya dayanmayı. savaşmakta. karısı da çocuğa bakmışlar. ölüm öyle çabucak gelip çatmayacak. Odysseus yiğidi aramaya çıkar. neler.): İki ayrı kader götürecek beni ölüme: Burada kalır. Akhilleus bunları görünce dayanamaz. Kheiron'un yanın­ da Pelion dağında ne kadar kaldığı belli değil­ dir. 485 vd. cı kılığına girip Lykomedes'in haremine so­ ne de evde yemek yemek isterdi. böylece kimli ğini açığa vurur. kadınların önünde bohçası­ oturturdum seni dizlerimin üstüne. onları arsızlık eder. ölçülü ve dayanıklı olmayı hep Kheiron'dan öğrenmiş. Akhilleus da bu yüzden böyle hızlı bir koşucu olmuş. ama anası (ya da babası) onun ölmesini önlemek için bazı düzenler kurum lardı. (2) ÇOCUKLUĞU. seni ben getirdim bu hale. tükenmez bir ün var. ağzına verir. Başka bir efsaneye göre Thetis oğlu­ nu ateş üstüne tutmamış da. araba sürmekte ve koşmakta kimseden geri kalmamasını. XI. Bu konuda anlatılan ve İlyada'da izine rastlanmayan efsane şöyledir: Akha öndetL ri Troya seferine gitmek üzere hazırlığa baş­ layınca. kıymetli silah da vardır. dudaklarına rer önlerine. Dönersem yurduma.): başarısızlık şanslarını elinde tutan o yenilnez savaşçının trajik bir yazgısı vardır. şarabı püskürtürdün ağzından. At adamın yanında Akhilleus büyütülür ve eğitilir. manı Akhllleus'un. Thetis iki şıkkı şöyle dile getirmişti oğluna (Il.kalkmaktan hoşlanmayan tanrıça da denizin dibine dalmış. Öte yandan Akhaların kâhini Kalkhas'ın Akhilleus sefere katılmazsa Troya'nın alınamayacağını bildirmesi üzerine. Tanrıya benzer Akhilleus. kullanmaya can atar. Styks ırmağına batırmış. Akhilleus az yaşasa da ünlü yaşamayı seç­ miş ve bunun için Troya savaşına katılmaya karar vermişti. anası Thetis de şöyle dile getirirler (İl I. dövüşmekte. bunu kendisi de. bir söylentiye göre de Lykome­ des'in kızlarının biriyle sevişmiş ve ileride adı geçecek oğlu Neoptolemos (Pyrrhus) da on­ dan doğmuştu." Akhilleus gerçi kaderini kendi seçebilir.. IX. Nitekim Akhilleus sonradan bu yerinden vurulup öldürülmüş. sevgili baba toprağına. o da yanan kemiği. 352 ve 414): "Anaml Kısacık bir ömür sürmek için doğurdunsa beni. Akhaların en büyük kahra­ rir.. güzel konuşmasını ve her şeyden önce de kargı atmakta.

Troya önünde dokuz yıl kalınır. tanrı sözcüğü bu ya­ rayı ancak Akhilleus'un iyi edebileceğini bil­ dirmiştir (Telephos). İlk çıkarmanın Troya'nın çok güneyinde Mysia bölgesine oldu­ ğu anlatılır. insafsızca kesip biçen. Akha donanması Argos'tan Aulis'e varır. Akhillus böy­ lece içinde karşıt eğilimlerin çarpıştığı gerçek bir insan oluverir. Akhillus orada Agamemnon'la ilk kez kavgaya tutuşur ve Apollon'un oğlu Tenes'i öldürür (Tenes). Khryse'den Khryseis'i tutsak olarak alır. AkhiUe­ us kargısıyla Telephos'u yaralar. Ben de yürekten seviyorum benimkini. hem kötü bir adam olarak çıkarır karşımıza. Bu kez Aulis'ten değil. (5) AKHİLLEUS'UN DRAMI. Sonra da saldırganlar yanlış bölgeye çıktıklarını anlaya­ rak denize açılırlar. hırslı. I. mülk sahibi edeyim diye seni? Agamemnon özür dileyip eünden aldığı Bri­ seis'i geri vermeye razı olunca. Akhilleus'un öfkesi. Anası Thetis'in bildirdiği bir tanrı buyaıguna göre. ama bölüşmede payın en okkalısı sana gider. saldırıya geçti mi "ovada bir yıl­ dız gibi parlayan" Akhillus yalnız üstün bir savaşçı ve üstünlüğünü bildiği için de gururlu. ama yüreği ondan yana değil. Akhilleus'un iyileştirdiği Telephos'un kıla­ vuzluğunda gene Anadolu kıyılarına doğru yola çıkılır ve Tenedos adasında durak yapıhr. ha. Agamemnon kızını güya Akhilleus'a nişanlamak için getirtir Aulis'e.): Kıyasıya savaşta benim kollarım görür en büyük işi. AkhiUeus. savaşın onuncu yılında Ilyada destanına konu olacak olaylar baş gösterir. Hem onur payımdan olayım. Akhlleus durumu anla­ yınca. mal. 165 vd. getirir. Biz burada Akhilleus'un kişiliği ve karakteri üstünde duralım. yaşantısı da gerçek bir dram olarak canlanır gözümüzde. erkektir. Gene de. er­ demli kahraman insan Hektor'dan yanadır Homeros'un. insanca sözlerle dile getirir (İl. tanrıça oğlu ve tanrılara denk AkhiUeus yal­ nız kaba kuvveti mi simgeler? Kimsenin karşı gelemediği. IX. eşine az rastlanır bir ustalık ve dünya­ nın başka hiçbir destanında görülmeyen eleş­ tirici bir anlayışla onu hem iyi. ama bir fırtına onları geri­ singeri Yunanistan kıyılarına atar. çobanları Aineis'le kavgaya tutuşur. Akhilleus'un Agamemnon'a karşı öfkesinin asıl nedeni sömürüye karşı ayaklanmadır: Kendisi hiçbir çıkar gütmeden savaşır. ama başaramaz (Iphigeneia). yapılan haksızlığı unutamaz. Telephos çıkagelir. Akhilleus'tan aldı­ ğı yara iyileşmiş değildir. Lyrnessos'tan Briseis'i. yüreği yurdunu savunan durgun. İlyada'nın konusu. Akhillus bilmeden bu işe alet olur. . bu arada Patroklos ile birükte Ida dağındaki Troyalı sürülere saldırır. Ho­ meros destanının baş kahramanı. 340 vd. Burada rüzgârların esmesini sağlamak için İphigeneia'nın kurban edilmesine karar veri­ lir. aralarında savaş başlar. korur karısını duygulu. kazanmışım onu ben kendi kargımla.): Bir Atreus oğulları mı sever karılarım? Sever. Akhillus Apollon oğlunu Öldürürse Troya önünde si­ lahla öldürülmekten kurtulamayacaktır. ölçülü. bacaklarından güç ve canlılık fışkıran. Akhalar Troas'a vardıklannı sa­ narak hemen yağmaya koyulurlar. Bu dokuz yıl böyle geçtikten sonra. düşmanlarını titreten. inatçı ve alıngan. çetin. şehri yağma eder. Akhillus dönmek istemez. didi­ nir. bize hem olumlu. önlemeye çalışır. Argos'tan yola çıkmaya hazırla­ nırken. Bir efsaneye göre. küsüp savaştan çekilmesi ve Patrokolos'un ölümünden sonra gene savaşa dönüp Hektor'u öldürmesidir. payı başkomutan alır (İl. çünkü sanatı on­ dan yanadır. kolların­ dan. Mysia'ya yerleşmiş olan Herakles'in oğlu Telephos on­ ları karşılar.AKHİLLEUS (4) TROYA SEFERİ. onurlu. hem olumsuz görünen bu nitelikleri en parlak ve çarpıcı renklerle belirtmiştir. zaUm ve duygusuz bir adam gibi mi gösterilir İlya­ da'da? Homeros yiğitlerin yiğidini gerçi bu vasıflarla donatmış. hem burada kalayım. bilin­ diği gibi. tıpkı bir romancı gibi Akhilleus'u bir insan olarak canlandırmayı amaç edinir ve akla karayı gereğince karıştı­ rarak. akıllı her adam. Bu olayların birbirini nasıl izlediği İlyada mad­ desinde anlatılmıştır. Bu kırgınlığını da şu basit. Bu sırada Akhilleus'un komşu bölgelere yaptığı çapul­ culuk seferleri İlyada'da ayrıntılarıyle anlatılır: Mysia'nın Thebe şehrinde Andromakhe'nin babası Eetion'u öldürüp.

de taşıyan bu ikizler daha ana karnındayken acımıştı ak sakalına. kendi babasını hatırlar. Demirden bir yürek varmış göğsünde.il. Aigyptos ile Danaos'un düşmanlığını özlerin­ tuttu elinden kaldırdı ihtiyarı. 345 vd. genç adam da ihtiyarda kendi babası­ nı görür gibi olur. Abas'ın Proitos ile Akrisios adın­ Akhilleus oturduğu yerden birdenbire da ikiz oğullan olmuştu (Tab. 514 vd. yalvarmalarına şöyle karşılık verir (İl. kızın önüne atmış. baban admal şenliklerine Delos'a gitmiş ve yolda Atina'nın Gönlüm. Keos adasında yaşayan çok yakı­ şıklı bir delikanltymış. Ama soylu olmadığı için kızı kendisine kimse uzaklaştırmaz başından köpekleri. kuşlar yiyecek bütün bedenini. Ben ki öldürdüm nice soylu oğullarını k. Görür görmez de tutulmuş senin bana bu yaptıklarından sonra. karşıya. . Akontios. sonra (İl. rum ki ben Akontios'a varacağım!" ve ayvayı Dardanos oğlu altın koşa teraziye senin ağırlığınca.): Akrisios. Günün birinde Artemis Dizlerime sarılma.ısından aldığı bir ordu ile Yunanissenin. Aynı acımak bilmez azgınlıkla canını almak­ tadır yere serdiği Hektor'un. konuklamakla kalmaz. Proitos da Anadolu kıyıların­ da kral lobates'in kızı Anteia ile evlenmiş. Savaş. pe'yi Akontios'a vermekten başka çare kal­ iki düşman hıçkıra hıçkıra dövünürler karşı mamış. çiğ çiğ ye. Atina'ya döndükten sonra ba­ bası kızını üç kez nişanlamış. ırmak başında doğradığı yüzlerce düşmanın kanından kara toprak kızıl ırmağa döner. Uzun bir savaştan sonra üstün Nasıl göze aldın gemilere gelmeyi tek gelen Akrisios Proitos'u Lykia'ya sürerek başına. ama yemini ye­ köpekler. XXII. genç adamda kendi oğlunu. nasıl göze aldın benim gözüme görünmeyi? tahta oturmuş. Priamos'u avutmak. daha çok veririz deseler. yüreğim kışkırtıyor beni. vermeyeceklerini bilen Akontios bir düzene getirseler bana kurtulmalığın on katını. bir ayva alıp üstüne şu sözleri yirmi katını. aldı onur payımı. insanları birbirine düşüren kav­ gaya. bk.): Hadi gel. Ama bu kez Patroklos'un öcünü alaca­ ğım diye kudurür. ne çıkar yürek donduran iniltilerden! Talihsiz ölümlülere tanrılar şu kaderi dokudu: Yaşayacak insanlar acı içinde". kazmış: "Artemis tapınağı üzerine ant içiyo­ tartsalar şurada.AKKIMt )! Agarnemnon oyun oynadı bana. pe'ye rastlamış. bir tanrının barakası­ temis hep bir hastalık çıkararak kızın evlen­ na getirdiği ihtiyar Priamos'u görünce şaşırır. yiğit ve ihtiyar baba bakarlar birbirlerine doya doya. ko uyusun bağrında acılar. anasına yalvarır gelsin kurtar­ sın. ne acılar çekmiş yüreğin! rine girmişler. XXIV.ıyn. Ataları kalktı. kin ve öfke yok olup gitmiştir. avutsun diye. Pentbesileia. çare bulsun. Patroklos ölünce çağırır onu. dövüşmeye başlamışlar. Ne yapalım yasımız çok büyükse. ağarmış başına. gider. tanrılar bile dayanamaz bu manzaranın dehşetine (İl. Briseis götürülünce çağırır onu. Bin pişman olur insanın aklını başından alan öfkeye. ama tanrıça Ar­ Ama tutmaz sözünü. ona. Yırtınır canından çok sevdiği dostunu koruyamadı diye. otur üstüne şu iskemlenin. 10). çünkü ihtiyar. Genç. XXI). sevgiyle diyeceğim. beni bir daha kandırmaya kalkmasın sakml Acı ağır basınca bir çocuk gibi ağlar dövü­ nür Akhilleus. Delphoi tanrı sözcüsü yüreği dayanamaz bahtsız kralın ağlamaları­ Akontios'un düzenini açığa vurunca Kydip­ na. hazır­ lar ve babasına verir. iki insandır karşı kar­ şıya. Patroklos'a ağlar. baş vurmuş. Babalan ölünce ArKanatlı sözlerle seslendi ona dedi ki: gos'ta kimin kral olacağı konusunda birbirle­ "Talihsiz adam. mesine engel olmuş. en soylu ailelerinden birinin kızı olan Kydipdiyor. düşmanlık. (6) AKHİLLEUS'UN ÖLÜMÜ. min sayılmış. mey­ döşeğine yatırıp ağlamayacak sana seni doğuran. yalvarma bana anan. köpek. Ayvayı eline alan Kydippe üstündeki yazıları yüksek sesle okumuş. Memnon. veyi sonra da fırlatmış atmış. şunun etini parçala. Hektor'un ölüsünü kendi yıkar.

çarasini bulmuş. Kadınlar arasında yiğitlik ve feda­ kârlık örneği olarak gösterilen Alkestis Euripides'e en güzel tragedyalarından birini esinlemiştir. Perseus). bir oğ­ lu da olsun diye Delphoi tapınağına başvur­ duğunda. sonra değiştirilmiş­ ti (Herakles). Kaynatası Megareus'un kurduğu Megaira şehri Girit'lilerin saldırısına uğrayınca. iniltilerle çınlayan saraya Admetos'un dostu Herakles çıkagelir. Priamos'un oğlu Paris'in baş­ ka bir adı (Paris). Olup bitene akıl erdiremeyen Akrisios kızıyla torununu bir sandığa kapatarak de­ nize atmış. onunla boğuşur ve Alkestis'i kolları arasından koparıp Admetos'a geri getirir. onun üstüne yokmuş bütün bölgede. Admetos'un karısı (Tab. Haberi alan kral Tesalya'da Larissa şehrine kaçmış. Alkides. Telaşa düşen kral. Parçaladıkları geyiğin kendi efendileri olduğunu anlamayan köpekler uluyarak Aktaion'u aramaya koyul­ muşlar. Argos kralı da böylece ölmüş (Danae. Danae Perseus'u do­ ğurmuş. Tanrı bu işi yapar­ ken lyra'sını bir taşa dayamış. 22). üstüne vurulduğu zaman ses çı­ karılmış. 14). tanrı sözcüsü Danae'nin bir erkek çocuk doğuracağını. Oğullarından biri bir aslan tarafından par­ çalanan kral Megareus kızını canavarın hak­ kından gelecek adama vereceğini bildirince. Alkestis. Aison ile îason'un ataları (Tab. Argos ilini ikiye bölerek hüküm sürmüşler. Perseus ile Andromeda'nın oğlu. lason'un anası (Tab. böylece Kheiron'un mağarasına ka­ dar gelmişler. tanrıça Artemis'ten de usta avcı olmakla övünmüş. diriler araşma geri göndermiş. Alkinoos Odysseia'nın sevimli. Alkidike. Alkathoos bu işe talip olmuş ve aslanı öldür­ müş. Salmoneus'un karısı. Adı "öfkesi dinmez. barışmak bilmez" anlamına gelir (Erinys). Thebai'li bir avcı (Tab. At adam da hayvanları avut­ mak için Aktaion'a benzer bir heykel yapıp önlerine dikmiş (Kheiron). Öç tanrıçaları Erinys'lerin biri. Aleksandros. Yiğit birçok şiirlerde bu isimle anılır. Pelops ile Hippodameia'nın oğ­ lu. Gurura kapıl­ mış Aktaion. al­ tın yağmuru halinde akmış çatı aralığından Danae'nin içine kadar. Böylece kızla birlikte krallığı da elde et­ miş. Perseus binbir kahramanlık yap­ tıktan sonra Argos'a dönmek istemiş. Alkinoos. yel almış attığı diski Akrisios'un kafasına indirmiş. Herakles'e verilen bir addır (Alkai­ os. Herakles). 18). Genç ve güzel Alkestis kocası Admetos uğ­ runa ölmeye razı olur (Admetos). Agamemnon İlyada'nın sevimsiz kralıysa. can vermiş ve cenazesi mezara indiril­ miştir ki. Aison'un karısı. Alkimede. ko- 28 . Amphitryon'un babası (Tab. Ana-oğul Seriphos adasında kara­ ya çıkmışlar. Alkestis'in öldüğünü duyunca. Bir başka anlatıma göre.tan'a dönmüş ve Kyklop'ların koca taşlardan bir surla çevirdikleri Tiryns'e kral olmuş. ağıtlarla. Akrisios'un Danae adlı bir kızı vardı. At adam Kheiron'un Kithairon dağlarında yetiştirdiği Aktaion öyle yaman bir avcı olmuş ki. 22). Alekto. o taş tarihsel çağlarda da. Çoban Aristaios'la Autonoe'nin oğlu. kızının herhangi bir erkekle ilişki kurmasını önlemek için çepeçevre tunçla ör­ tülü bir odaya kapatmış onu. Pelias'ın kızı. Ama Zeus gö­ nül vermişmiş Danae'ye. Zehri iç­ miş. İkiz kardeşler de bir anlaşmaya varmışlar. Alkaios. bununla da kalmayıp gü­ nün birinde tanrıçayı derede yıkanırken çıp­ lak görmüş. yıkı­ lan surları yeniden yapmakta tanrı Apollon Alkathoos'a yardım etmiş. ama torununun kendisi­ ni öldüreceğini bildirmiş Akrisios'a. ölüler ülkesinin acıma nedir bilmeyen tanrıçası Persephone Alkestis'i görünce yumuşamış ve onu daha genç ve daha güzel olarak yeryüzü­ ne. Kader gene de yakasını bırakmamış: Bir rast­ lantıyla Larissa'da düzenlenen yarışmalara katılan Perseus disk atarken. 22). ölüm tanrı Thanatos'un peşine düşer. Alkathoos. Herakles'e ilkin Alkaios oğlu anlamına gelen Alkides adı verilmiş. Aktaion. 13). Amphitryon yiğit Herakles'in ölümlü babası olduğun­ dan. Bu küstahlığa içerleyen tanrıça Aktaion'u bir geyik haline dönüştürmüş ve el­ li köpeğini de üstüne salmış. Atreus ile Thyestes'in kardeşi (Tab.

yerleştirdi Skherie'ye. VI. VII.). Kadın. giderek. Ama biz Alkinoos'u Homeros'un arzından dinleyelim. götürdü. 310 vd. öyle saydı ki. Tepegözler onların topraklarım boyuna yağma ederlerdi. bütün Phaiak önderleri de danışmanları da uyarlar sözüne. 299 vd. tatlı sözlerle selam verirlerdi şehre inince o. daha duyarlı ve becerikli yönü nü simgeleyen kadınlardır. Anasının kı­ zı olan Nausikaa da kurtarmamış mıydı Odysseus'u ölümden? (Nausikaa). kendisi­ ne damat edinmeyi özler. on iki kralın on üçüncüsü sayar kendini. Phaiak'ların sa­ rayında asıl onun sözü geçmektedir. yalnız Alkinoos değil. oyun. Yatağı o yapar. güçte üstün.): Benim kızım ödevini tam yapmamış. yatıştırırdt bütün kavgalarını erkeklerin! Öyle bir cennettir ki Alkinoos'un ülkesi. Tanrı yüzlü Nausithoos on/arı kaldırdı. istediği an gemileriyle onu yurduna göndermeye hazır olduğunu bil­ dirir ve bu sözünü hiç gecikmeden yerine ge­ tirir. Odysseus kimliğini açığa vur mak zorunda kalır ve serüvenlerini anlatmaya girişir (Demodokos). daha cana yakın. Odysseia'da bundan daha güzel. Nausikaa da bunu bildiği içindir ki. ülkesinin ön­ derleri. ve madem sen yalvardtydm ona ilkin. hiçbir kadın böyle sayılmadı yeryüzünde. rahatını o sağlar konuğun. halk da bir tanrıça gibi baktı ona. evler kurmuş. uygar ve halkseveı kratıdıı Bugün Korfu adası olduğu genellikle benimsenen Sklıerie'ye yerleşmiş. Dört yandan surla çevirmişti kenti.): Eskiden Phaiak'lar engin Hypereia'da otururdu. danışmanları ile birlikte yönetir ulusu­ nu. Alkinoos sarayinin iç düzeni daha az parlak değildir: Şiir. Konukseverlikte de. hem çocukları saydı onu yürekten. düşünceleri tanrılardan gelen Alkinoos kraldı şimdi. evinde yaşayan hiçbir kadın. nereden geldiğini sormadan benimser. zorba Tepegözlere yakın. VII. Kadın erkeğin mutluluğudur. erkeğinin buyruğunda. ne diye evimize getirmedi alıp seni? Karısı Arete'ye saygısı da Homeros destan­ larında görülen kadına değer vermenin daha yüksek bir aşamasını yansıtır. 263 vd. Odysseus'un sara­ ya varınca dosdoğru Arete'nin dizlerine ka­ panmasını salık verir ona (Od. •M. Konukluk kurallarına uyarak Odysseus'u hemen. tekmil toprakları dağıtmıştı. Batı yazınında ilk "ütopya" diye tanımlayabi­ liriz onu. hem kocası. VI. Arete erdem demek.). ama en ufak bir baskıda bulunmaz. adı üs­ tünde Erdem'in kendisidir ve erkeğin başara­ madığı bazı edimleri daha bir incelikle. iyi yürekliydi de ondan. denizci blı ulus olan Phaiak'ların başıdır. İç ve dış düzeni Odysseus'a bile par­ mak ısırtacak gibidir. konuğum. cömertlikte de ilk iş­ marı veren Arete'dir. sandığı o ha­ zırlar.): Alkinoos kendine karı aldı onu. duyar­ lıkla. Ama bu saygının asıl nedeni Arete ile ev­ lenmiş olmasıdır. Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. 67 vd. insanseverlikle yerine getirebilir diye saymakta. kim olduğunu. 11): Tekmil Phaiak'ları yönetirdi Alkinoos halkı sayardı onu bir tanrı gibi. VI. konuğuna kıla­ vuzluk etmedi diye kızı Nausikaa'yı kınar (Od. . Erkeği kadın­ sız olarak düşünmek olanaksızdır Homeros destanlarında. Phaiak'ları şöyle anlatır (Od. Homeros bir mimarlık baş eseri olan bu sarayı anlatmakla bitiremez (Od. (Od. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. Alkinoos. bakın Alkinoos eşini nasıl baş tacı eder (Od. Odysseus'u öyle beğenmiştir ki. tapınaklar yapmıştı tanrılara. çok akıllıydı.nuksever. VII. yarışma Phalak'lann yaşamında büyük yer tutan uğraşlardı Ozan Demodokos'un Troya savaşından söz açması üzerinedir ki. madem hizmetçileri vardı yanında. tadına doyulmaz bir parça yoktur. Özgürlüğe olan eğilimi ilk ve orta çağlan çok aşan modern denebilecek bir nite­ lik taşır. Odysseia'ya üstün uygarlık havasını veren ki­ şiler Arete. Nausikaa. Penelope gibi insanlı gın daha ince. Ama Alkinoos'un dün­ ya görüşü ve insanlık anlayışı sanata saygı İle de bitmez. 4 vd. Arete'yi öyle saydı. sevmektedir onu.

oğullarının eliyle öldürür. Ne var ki kocasının biraz önce boş bıraktığı yatağa gene döndüğünü görünce Alkmene de. Zeus Amphitryon kılı­ ğında Alkmene'nin yatağına girer. Psophis kralı Phegeus'un sarayına varır. Tanrı bu süre içinde Herakles'i ana rahmine yerleş­ tirmiş. Rüzgârlar kralı Aiolos'un kızı Alkyone Sabah Yıldızının oğlu Keyks'le evlen­ miş. Dalgalar ölüsünü kıyı­ ya. Önce Arkadya'da Oikles'in yanına sığınır. Am­ phitryon da tanrı buyruğuna boyun eğerek. tanrı armağanı ünlü "peplos"unu da rüşvet alarak oğlunun sefere çıkmasını sağla­ dı. karısının bir gece aralıkla doğurduğu Herakles'le İphikles'i bağrına basmış. gemisi batmış. ama önce. ama dinletememiş. bir tanrı sö­ zü Alkmaion başlarına geçerse zafer kazana­ caklarını bildirmişti çünkü. Orada. Epigon'lar diye anılan Yediler'in oğulları ikinci Thebai seferine önder olarak Alkmaion'u seçmişlerdi. Dönüşte Alkmaion Delphoi'ye uğradı. Karı-koca öyle mutluymuşlar ki Zeus ile Hera'ya benzetirlermiş kendilerini. Alkyone ile Keyks'i birer deniz kuşu haline getirmişler. Onun üstüne hiçbir ölümlü kadınla da ilişki kurmamış Zeus (Amphitryon. karısından fazla bir iltifat görmeyince Amphitryon da şaşmışlar. Ömrünün son günlerini gene Thebai'de geçirmiş. Daha sonra aldatıl­ dığını öğrenen Amphitryon Alkene' yi diri di­ ri yakmak istemiş. Bu kez de Eriphyle işe karıştı: Harmonia'nın gerdanlığından sonra. orada da rahat bulamayınca. dönüşünü gözleyen Alkyone'nin önüne . Argos'lu kâhin. yuvasını dal­ galar üstünde kuran bir çeşit martı imiş. kendisi de boğulmuş. Alkmene. Alkyon denilen bu masal kuşu. gene Delphoi tapı­ nağına baş vurulur ve tanrı sözcüsü Alkrnaion'un ikinci bir kez arındırılması gerektiğini bildirir. babasının can verdiği kente gitmekten çekiniyordu. Ne var ki Psophis topraklarında korkunç bir kuraklık baş gösterir. ama Zeus odun yığınını. yeraltı yargıcı Rhadamanthys'le ev­ lendirmiş. 23). çok yaşlı olarak ölen sevgilisini Zeus Mutlular Adasına götürüp. kardeşlerini öldüren Taphos'luları cezalandırmasını ister ondan. Amphitryon bu işi yapmaya gitmişken. Akheloos da ona kızı Kallirhoe'yi verir. Phegeus onu su­ çundan arındırır ve kızı Arsinoe'yle evlendi­ rir. bu sevişme üç tam gün sürmüş. Kocası ölün­ ce. Alkmene oğullarının izinden gitmiş. Yalan meydana çıkınca Phegeus konukluk kurallarını bozmamak için Alkmaion'u kendi eliyle değil. ile Eriphyle'nin oğlu (Tab. Kallirhoe'nin yakarması üzeri­ ne çabuk yetişen oğlu Akarnan kan davasını sürdürerek Phegeus'un oğullarını öldürür. Ovidius bu öyküyü biraz değişik biçimde anlatır: Günün birinde Keyks denizaşırı bir tapınağa gidecek olmuş. Harmonia'nın uğursuz süslerini de Apollon'a adak olarak Delphoi tapmağına verirler. Alkyone. ırmak ağzında anasının ölümünden sonra meydana gelmiş bir toprak üstünde ırmak tanrı Alkma­ ion'u bir daha arındırır. üstüne yağmur yağdırarak söndürmüş. Herakles tanrılara karışınca. birleşir onunla. tanrıdan olumlu cevap alınca Argos'a döndü ve Eriphyle'yi öl­ dürdü. gözlerini oymuş. Kaza ile babasını öldüren amca oğlu Amphitryon'la evlenmeye razı olur.ALKMAİON Alkmaion. Savaşta Epigon'lar üstün geldiler. Gene de ikircik­ liydi. Söylentiye göre. ama kız ona varmak için Harmonia'nın gerdanlığı ile peplos'unu şart koşar. ülkeden ülkeye kovaladılar onu. Alkyone yalvarmış gitmesin diye. Aynı gece sabaha karşı seferden dö­ nen Amphitryon da güzel karısına kavuşur. Alk­ maion Eteokles'in oğlu Thebai kralı Laodamas'ı kendi eliyle öldürdü ve Polyneikes'in oğlu Thersandros'u tahta oturttu (Epigon' lar). Apollon'un tapınağına adayacağını söyler. Gene yollara düşen ana katili ırmak tanrı Akheloos'un yanına varır. Tanrılar kıskanmış bu mutlu yuvayı. Yolda Keyks kor­ kunç bir fırtınaya tutulmuş. Alkmaion gene Psophis'e dönüp Phegeus'tan ister bunları. Amphiaraos. Ama öç perisi Erinys'ler hemen takıl­ dılar peşine. Zeus güneşe bu süre dolmadan görünmemesini buyurmuşmuş çünkü. oğullarına analarını cezalandırmak gö­ revini yüklemişti. Eurystheus'un hış­ mından kurtulmak için Atina'ya sığınmış. sonra da oğluna bunca eziyet yapan o kral da can verince. Amphiaraos. 13). Mykene kralı Elektryon'un kızı (Tab. öleceğini bildiği Thebai seferine katılmadan önce. Herakies). ana­ sını öldürmek görevini yerine getirmenin ge­ rekli olup olmadığını sordu. Alkmaion.

Tanrıların başına açtıkları dertlerden birini Homeros şöyle anlatır Ilyada'da (V. Peloponez'de.ı bir anlatıma göre Apollon okl. Alpheios su perisi Arethusa'ya da tutkunmuş. ama savaş tanrı bit­ kin durumdadır. kız ırmağı geçebil mek için tanrının kollan arasına girmeye razı olmuş. kalkarmış. denizleri topraklarla örtüp kurutacaklarını. Cezalan Hades'te de sürdürülür! Yı­ lanlarla bir sütuna bağlı oldukları halde bir baykuşun durmadan ulayarak ötmesini dinle­ mek zorundadırlar.ı öldürül onları. Ölümlü babaları Aloeus olduğu için Aloeusoğulları deniyor bunlara. Kalydon kralı Oineus'un karısı. Dionysos'un tutkun olduğu Asya'lı nympha. Elis ile Arkadya bölgeleri arasında akan bir ırmak. Ülkeyi ka­ na boyayan Lamia canavarına yem olmak üzere seçilmiş. sonunda bir kaplan olup kızı kovalamaya başlamış. Sicilya'da yaşayan korkunç bir dev. bu odun yanıp kül olunca Meleagros da ölecek demişler. onu Sicilya'ya dek kovalamış (Arethusa). (2) Delphoi'li güzel bir delikanlı. her gün deniz kı­ yısına gider. Aloeus'un iki oğlu. Alphesiboia. tunç bir küpte kapalı kaldı tam on üç ay! Hermes kurtarır Ares'i. Anası da öfkeye kapılarak sakladığı yarı yanmış odunu alıp ateşin içine atmış. canavarın mağarasına girmiş. Alkyoneus. vurdular onu kalın zincirlere. 385): Ares de bu yüzden çok acılar çekti. Althaia yaptığına bin pişman olup canına kıymış (Melcautoa). Alpheios.ırıyl. eliyle su alıp göğsüne dökermiş. Dişisinin de denizde kuluçkaya yatabilmesi için Zeus Aiolos'a kış dönümünden yedi gün önce ve sonra yelleri dindirmesini buyurmuş. Alpos. çünkü anası Toprağın üstüne düştükçe doğ­ rulur. Odun çabucak tutuşup kül olmuş. Üstelik de âşık ol­ dukları Hera ile Artemis'i kaçırmayı tasarla­ mışlar. denizle karanın yerini değiş­ tireceklerini bildirmişler. bir kulaç da boyuna giderlermiş. Herakles bu yüzden onu sırtlanıp başka bir ülkeye götürmüş ve bir ok­ la öldürmüş (Herakles). sonra yermiş. Koşa koşa bir ırmağın kıyısına gelmişler. Bu devi tanrı Dionysos öldürmüş: Thyrsos değneğini boynuna atın­ ca. Ne var ki Meleagros Kalydon avı sırasında Althaia'nın kardeşleri olan dayı larını öldürmüş. cezalarını verirler bu azmanların. dev çarpılıp denize. (1) Gök ile Toprak tanrıların meydana getirdikleri devler arasında en güç­ lülerinden biri. Yolcuları pusuya düşürür. Devmiş her ikiside: Her yıl bir karış enine. Mr leagros da o saat ölmüş. öyle ki dokuz yaşına vardıkları zaman tanrılara savaş açmaya karar vermişler. Med'ler boyuna adını verdiği gibi. onu kafasın­ dan yakalayarak yere çalmış ve ezmiş (La­ mia). geçilen ırmağa da Tıgris (Dicle) yani Kaplan ırmağı denmiş. Hesiodos'un Theogonia'sında adı geçmez. Bunun için de Ossa dağını Olympos'un üstüne bindirip te­ pesine de Pelion dağını oturtarak göğe tır­ manacaklarını.Al II IAIA atmış. Meleagros ve Deianeira'nın anası. Tanrıların canına tak der so­ nunda. Sonunda tanrı birleşmiş onunla. Bütün ır­ maklar gibi Okeanos ile Tethys'in oğlu sayı­ lır. Yolda rastladığı bir başka deli­ kanlı onun yerine kurban olmayı kabul etmiş. Rlı anlatıma göre Zeus yıldırımla çarpar. Oğlu Meleagros yedi günlük iken Kader tanrıçaları Althaia'ya gelmişler ve ocaktaki bir odunu göstere­ rek. Artemis ve nympha'lara saldırıları masal konusu olmuştur: Günün birinde Artemis nympha'larla ırmak ağzında şenlik yaparken. altında Typhon devi­ nin bulunduğu adanın yanına düşmüş. Althaia. Alkyone de kendini dalgalara bırakınca tanrılar acımış bu karı-kocaya. Aloeus'un karısı İphimedeia tanrı Poseidon'a aşıkmış. iki oğulları olmuş: Otos ile Ephialtes. Medos. . İMşk. Aloeusoğulları. Makedonya'daki devler savaşına katılmış. Bunu duyunca Althaia ocağı hemen söndürmüş ve odunu alarak bir sandı­ ğa saklamış. periler de yüzlerine çamur sürerek kendilerini tanın­ maz hale getirmişler. Dionysos'tan gebe kalıp Medos'u do­ ğurmuş. Otos'ia güçlü Ephialtes. Tanrı onu elde etmek için binbir çare düşünmüş. ikisini de deniz kuşu yapmışlar. Alpheios onlara yaklaşmak istemiş. kayalar altında ezer. ama onu yere sermek olanaksızmış.

Amazon'lar işte bu düzenin kalıntı­ larıdır. Amazon'ları anlatmakla biti­ remezler. Titanlar ondan öylesine korkarlarmış ki Gaia onu Girit mağaralarında saklamak zo­ runda kalmış. Bu keçi Helios'tan dogma korkunç bir yaratıkmış. Anadolu'nun mythos'a katkıları salt efsane. Savaş Rutul'lar için korkunç bir yenilgi ile sonuçla­ nıp Turnus da ölünce. yaşamış kişileri konu alır. yüksek at­ layan" denmesi acaba atlı bir tanrıça olma­ sından mıdır? Amazon'ların yayıldığı bölge­ lerle Hitit'lerin bulunduğu bölgelerin birbirini tutması da dikkati çekmekte. Olympia şehrinin yöresinde Zeus'a adanmış kutsal orman. Savaşçı karakterleri böylece kay­ naklarından da belli olan bu kadınlar ok ve yaydan başka bir de "labrys" denilen iki ağızlı baltayı silah olarak kullanırlar. Efsaneye göre Amazon'lar savaş tanrı Ares ile Harmonia'nın (ya da Aphrodite'nin) kızla­ rı sayılır. uydurulmuş masal değildir. özellikle Halikarnas Balıkçısı'nda uyandırmıştır. atı yalnız arabaya koşmak için kullanan ilk Yunanlıları özellikle etkilemiş olsa gerek. Birçok efsanelere göre. Troya'nın önündeki bir te­ pede mezarı bulunan Myrrhine ise tanrılaşmış bir kahramana benzer. Ne var ki Aeneas İtalya'ya ayak basın­ ca kral Latinus kızını onunla evlendirmeye karar verdi. Ünlü yontucu Pheidias'ın atelyesi bu korulukta imiş. Çoğu efsanelerde Amazon'lar Kara­ deniz'de Thermodon (Terme) çayının kıyısın­ da Themiskyra şehrini kurmuşlar ve orada . Erkekleri yanlarında köle ya da uşak olarak bulundururlar. çünkü halk ara­ sında adı başka. Zeus sonradan bu keçinin pos­ tu ile Aigis kalkanını yapmış. Anadolu bin yıllarca anaerkil bir top­ lum düzeni içinde yaşamış ve bu düzenin sim­ gesi olan Ana Tanrıça'ya değişik adlarla tapınmıştır. Yurtlan üstüne kaynaklar birbirlerini pek tutmaz. babaerkil özellikte ve nitelikte olan Yunan mythos'unu bu kadar etkilemiş olma­ ları da ondandır. çocuklannı doğar doğmaz yutan Kronos'tan kurtulup Girit'e kaçırdığı Zeus'a dadılık eden nymphanın adıdır. Latium kralı Latinus'un eşi. ama erkek ço­ cuklarını sakat eder ya da öldürürler. İzlerine destanlarda olduğu ka­ dar. bütün bir düzeni dile getirir. tanrılarca başkadır (Myrina). başrahip Pontifex Maximus tarafından görev başına getiril­ dikleri gün Amata adıyla anılırlardı. onlarla cinsel alış­ veriş kurup çocuk doğururlar. yani memesiz demek­ miş. tarihçilerin ve coğrafyacıların eserlerinde rastlamamız bunu kanıtlar. Amazon'lardan dem vuran en eski kaynak Homeros'tur: "Erkek gibi Amazon'lar" der ve Bellerophontes'in onları yendiğini belirtir (Bellerophontes). Altis. nitekim birçok kraliçelerinin adı ge­ çer efsanede. Homeros'ta Myrina'ya "çok zıplayan. adın nedeni de bu savaşçı kadınların ya­ yı göğüslerine rahatça dayayabilmek için bir memelerini kesip çıkarmaları imiş. Bu tutum Anadolu'ya gelen Yunanlıları çok şa­ şırttığı içindir ki. Bu yüzdendir ki bir gerçek payı ve tarihsel bir ni­ telik taşırlar. Amata kendi canına kıydı. Amal­ theia çocuğu İda dağındaki bir mağaraya gö­ türmüş ve orada bir keçinin sütüyle beslemiş. savaşçı bir kadın topluluğu olmalarından ileri gelir. Kızı Lavinia'yı Rutul'lar kralı Turnus'a vermek isti­ yordu. Amata. Troya'lılara düşman olan Amata Turnus'u Aeneas'a savaş açmaya itti. Ana­ dolu kaynaklı efsanelerin hemen hepsi olmuş olayları yansıtır./\ı ı r. Amazon'ların Anadolu topraklarında bir Hitit kalıntısı. Roma'da Vesta rahibeleri. yalnız kız çocuklarını yetiştirip aralarına alırlar. Amaltheia Rheia'nın. Böylece her türlü yemişle dolan boynuz "Bolluk Boynuzu" oluvermiş. ya da Hitit'lerle ilgili bir anı olabileceği varsayı­ mını bazı bilginlerde. Başka bir gele­ neğe göre Amaltheia asıl bu keçinin adıdır. Başlarında hiçbir erkek bulunmadan kendi kendilerini yöneten Amazon'lar önder olarak bir kraliçe tanırlar. hem Hitit kabartmalarında rast­ lanır. Amazon. Amazon'lar bu gerçeğin en belirgin örneğidir. çünkü efsane­ leri yalnız bir olayı değil. Tanrı çocuk o kadar güçlüymüş ki sütninesinin bir boynuzunu kırmış ve bunu kendisine bakan nympha'lara verip içini diledikleri gibi doldurabileceklerini söylemiş. Bu baltaya hem Girit'te. Amaltheia. Amazon'ların at üstünde savaşmaları. Ama­ zon'ların erkek gibi oluşu. Amazon adının kökeni de yazarlarca şöyle açıklanır: A-mazon.

Adrastos ise art düşüncelerle karşılar. Öyküsü Thebai efsaneler zin­ cirine bağlı Melampus soyundan ünlü bir kâ­ hin. Ephesos ve Ptiene'nin ilk yerleşme yeri. kral Proitos zamanında üçe bö­ lünmüştü: Bir bölümünü kendisi alır. kanatlı bir çocuk olarak canlandırılmıştır. Adrastos Sikyon'a. Amazon'ların tarih öncesi çağlarda Batı Anadolu'ya yayıldıktan sonra Yunanistan'a dek sokuldukları ve Atina önünde savaştıklan anlaşılmaktadır. onlara gençlik. Bu soyların vârisleri arasında kavga çı­ kar günün birinde: Melampus soyundan Amphiaraos. Pompei fresklerinin mitolo­ jik sahnelerinde çok geçen Amores figürleri Batı sanatına Rönesans'la girmiş ve Rokoko üslubunun bir özelliği olarak XIX. Bir süre sonra Amphiaraos ile Adrastos barışırlar. Adı üzüm kütüğü anlamına gelen Ampelos bir satyr'le bir nympha'dan doğma imiş. Adrastos onun Thebai'ye savaş açan Yediler'den ol­ masını İster. Anadolu'nun ana tanrıçası Kybele ile sıkı sıkı­ ya ilişkili oldukları apaçık belli olan Ama­ zon'ların efsaneleri de. Trak­ ya'ya ya da güney İskitya'da Tuna ağzına yerleştirirler. birbirine vuran kal­ kanlarının ta Sardes'te dek yankılandığını ya­ zar. Latince aşk anlamına gelen Amor (yahut Cupido) Roma imparatorluğu döne­ minde. Anadolu'da hemen her yerde adlarına rastlanması bu kaynaklan yalancı çı­ karmaktadır. Amphiaraos. Dionysos sev­ gilisini gökte bir yıldız haline dönüştürmüş.oturmaktadırlar. Bu şehir bugünkü Fatsa ya da Ordu yakınında olsa gerek Argonaut'lar Kolkhis'e varmadan onlarla karşılaşırlar. anlayışsız kimselerin çıkarlarına kurban gitmiştir. Amphiaraos Kalydon avına ve Argonaut'lar seferine katıldıktan sonra. Smyrna. yüzyıla ka­ dar tutunmuştur. Ephesos ve Smyrna şehirlerinin birer Ama­ zon tarafından kurulduğu anlatılır. Baş ka kaynaklar onları Kafkas eteklerine. Ambrosia. Myrina. 23). Bu savaşçı kadınlar kimi ozanların ezgilerinde Efes Arte­ mis'i ile ilişkili olarak gösterilir: İskenderiye şairi Kallimakhos Artemis tanrıçaya övgüsün­ de cenkçi Amazon'ların Ephesos kıyısında tanrıçaya bir heykel diktiklerini ve çevresinde savaş raksı yaptıklarını. öbürünü aynı soydan olan Bias ile Melampus arasında böler. Kybele). antiope'nin Theseus. Ölümsüz anlamına gelen ambrosia birçok çiçek özlerinin katıldığı bir çeşit balmış. Argos ili. O sırada Thebal'den kaidesi sağlarmış. Penthesileia'nın Akhilleus efsanesinde adı geçer (bkz. Dünyanın yedi ha­ rikasından biri olan bu tapınağı Amazon'ların yaptığı ya da orada rahibelik ettikleri anlatılır. bu adlar). Ampelos ağaca tırmanıp bir salkım üzüm ko­ paracakken düşmüş ve ölmüş. her edimin doğuracağı so­ nucu önceden gören tanrı sözcülerinin hayatı yürekler acısıdır çokluk. Amphiaraos'un kendisine karı olarak verdiği Eriphyle'yi bir şartla alır: Kaynatasıyla arasında bir anlaş­ mazlık çıkacak olursa. mutluluk ve ölümsüzlük Amores. elinde yayla okluk bulunan tombul. yargıçlığını Eriphyle yapacaktır. Bir tanrıça sayılan Myrina'nın Lesbos (Midilli) adasına göçüp oranın başken­ ti Mytilene'yi de kurduğu söylenir. ana tarafından dedesi Polybos'un yanına sığı­ nır (Adrastos) ve o ölünce kral olur. Alkmaion ile Amphilokhos'un babası (Tab. Amphiaraos bu şartı da kabul eder. Kyme. Ambrosia ile beslenen tanrılar yaralan­ maz olurlar. Gryneion. Homeros destanlarında Olympos tanrıları "ambrosia" ve "nektar" ile bes­ lenirler. Amazon'lar Ephesos'taki ünlü Artemis tapınağı ile de ilişkilidirler. bu büyülü bal insanlara da içirildi mi. Tanrı Dionysos bu güzel delikanlıya gö­ nül vermiş ve bir karaağaç dalından salkım salkım sarkan asmayı ona armağan etmiş. Oikles ile Hypermestra'nın oğlu. Sa­ natta çoğaltılan bu figür Venüs'ün çevresinde uçuşur gösterilir. . tarihsel kimlik ve kişi­ likleri de ana tanrıça üstüne olan bilgilerimiz değerlendirildikçe açıklık ve kesinlik kazana­ caktır (Artemis. Amphiaraos'un da öyle. Ampelos. Birçok Amazon'un büyük efsane yiğitleriyle ilişkisi olmuştur: Hippolyte'nin Herakles. Amphiaraos bu barışı candan ister. Geleceği bilen. Ege kıyılarında Amazon kra­ liçeleri tarafından kuruldukları söylenen şe­ hirler şunlardır: Pitane. Bias soyundan Adrastos'un ba­ bası Talaos'u öldürür.

ama oranın krallığını kendisi gibi kâhin olan Mopsos ile paylaşamadığından. Durgun ve öl- 34 . Ophettes) sonra. kendisinin de sağ dönmeyeceğini bilir. Ama git­ meden önce oğullarına yemin ettirir: Anala­ rından öç alacaklardır. hem yiğit bir adam ola­ rak tanımlanır (576 vd. Bu çarpışmada her ikisi de can verir (Mopsos). Kızıyla evlen­ diği Atina'lı kral Kranaos'u tahtından atarak yerine geçmiş. Hellen'in kardeşi (Tab. Derin kazıyor yüreğinin derin düşünceler yetiştiren toprağını. Epigon'lar seferine katıldığı. çünkü o kahraman görünmek değil. Amphiaraos verdiği sö­ zü tutmak zorundadır. Deukalion ile Pyrrha'nın oğ­ lu. kahraman olmak istiyordu. bekleyen ölüm!" Böyle söyledi kâhin. Aiskhylos'un ölmez eseri "Thebai'ye Karşı Yediler" tragedyasında Am­ phiaraos hem akıllı. Aikmaion'un küçük karde­ şi (Tab. Amphiktyon. Amphilokhos.): Sonra kardeşine. onunla kavgaya tutuşur. Penelopeia'nın talipleri ara­ sında en aklı başında olanıdır. Troya seferi­ ne katıldığı ve özellikle dönüş efsanelerinde rol oynadığı görülür: Troya düştükten sonra. güçlü Polyneikes'e çevirir bakışlarını. babası gibi tanrı sözcüsü ve falcı olan Amphi­ lokhos Anadolu'da kalır. ama korkunç bir bozgun başlamıştır.Eteokles'in sürdüğü Polyneikes Adrastos'un konuğudur ve kardeşinden öç almak için yar­ dım istemektedir. ama anası Eriphyle'nin öldürülmesinde bir rol oynamadığı sanılır. Ama Polyneikes Eriphyle'yi baştan çıkarır: Kadmos'la evlenirken Harmonia'ya tanrıların düğün hediyesi olarak verdikleri gerdanlığı armağan eder ona. Amphinomos. Amphiaraos tsmenos ırmağının kıyılarına doğru kaçar ve tam düşmanı Periklymenos ona yetişecek­ ken. arabasıyla yutar. 23). hem katılmak istemez. soyunun tanrılarını perişan etmek! Hangi dava insana ana sütünü kurutma hakkını verir? Kılıçla fethedeceğin yurt toprağı mı destek olacak senin davana? Bana gelince. Efsaneye göre Attika başkentini tanrıça Athena'ya adayıp ona Atina adını veren ve Dionysos'u Attika'da ilk konuklayan bu kral­ dır. Adı Ilyada'da geçmediği halde. kocasını zor­ lar sefere katılmaya. Amphiaraos bu seferin yı­ kımla sonuçlanacağını. Kalkhas'la birlikte birçok kehanet merkezleri kurarlar (Kalkhas). Kadın büsbütün Polyneikes'le Adrastos'tan yana döner. tanrıların seveceği. Hiçbir arma yoktu kalkanında. Zeus'un saldığı bir şimşekle toprak yarı­ lır ve ünlü kâhini atları. belli zamanlarda bütün kentle­ rin elçilerini bir araya getiren "amphiktyonia"lara adını veren de oymuş. Böylesi bir insana hem akıllı. ben bu toprağı besleyeceğim ölü bedenimle. on yıl krallık ettikten sonra kendisi de Erikhthonios tarafından sürülmüş. Efsaneye göre Amphilokhos Kilikya'da (Sey­ han bölgesinde) Mallos şehrini kurar. Yedilerin dü­ zenledikleri Nemea yarışmalarında Amphia­ raos atlama ve disk atmada birinci gelir. sefere çıkar. ben düşman ülkesinde saklı kâhin. Zeus bu tanrı sözcüsüne ölümsüzlük bağışlamış: Attika'da Oropos denilen bir yerde kâhinliğini sürdürürmüş. çünkü Alkmaion gibi Erinys'lerin saldırısına uğramaz (Alkmaion). Ünlü kâhin Amphiaraos ile Eriphyle'nin oğlu. Düşman kardeşler Eteokles ile Polyneikes birbirlerini öldürünce. Yunan kentleri arasında dinsel birlikler ha­ linde kurulup. şehir kurtulur. kalın tunç kalkanını kaldırıp göğsüne. torunlarının övünecekleri şanlı şerefli bir iş: Bir yabancı orduyu üstlerine salıp atalarının yurdunu. Thebai'ye varınca önderlerin her biri şehrin bir kapısına dayanır. 20). hem de Adrastos'u vazgeçirmeye çalışır. Çarpışalım: Şerefsiz olmayacak beni . iki kez çağırır onu adını heceleyerek ve şu sözler dökülür ağzından: "Güzel iş doğrusu bu yaptığın. Yolda başlarına gelen bazı olaylardan (Hypsipyle. hem yiğit hasımlar göndermelisin derim ben: Tanrılara saygılı olandan korkulur. Amphiaraos'un toprağa gömüldüğü yer Pausanias zamanında da gösterilirmiş.

sert yaratışlı Zethos avcı ve savaşçı idi. Ölüsü bir ırmağa atılır.). yunus Anı phitrite'yi sırtladığı gibi. Lykos'u öldürüp. o Triton ki dalgaların dibinde. anasının ve soylu babasının yanında altından bir sarayda oturur korkular saçarak çevreye. Zeus ile Antiope'nin oğlu. köpükler arasında ka­ yan bir arabada oturur gösterilen denizler kraliçesi Poseidon'a vefalı bir eş olmuş. Ama kız çok utangaçmış tanrıdan kaçmış ve Atlas'ın dünyayı omuzlarında taşıdığı uzak ülkelere varmış. XXII.tanrıçayla eulendi ve onların sevişmelerinden büyük Triton doğdu. Amphion'un müziğe yeteneğini fark eden tanrı Apollon (ya da Hermes) ona bir lyra armağan et­ mişti. İkizler Thebai'ye dönerler. İkizler kentin surlarını kurmaya koyulurlar. dövülmesine karşı ge­ lir. talipleri yatıştırmaya çalışır (XVIII. bir zamanlar kral Pterelaos'un oğullarınca öldürülen kardeşlerinin öcünü al­ malıdır. Ama Komaitho'ya şükran beslemek şöyle dursun. Alkmene'nin kardeşlerini Taphos adasın­ dan gelme bir ordu öldürmüştü. Amphitrite. . Telemakhos'un öldürülmesine karşı çıkar (Od. onu öldürmüş ve Taphos'u yağma ettikten sonra Thllpti'yi (Inıımüş (Alkmene). Dryope. getirmiş deniz kralı­ na vermiş. Poseidon da bir yu nus balığı göndermiş peşinden. 13). 90 vd. ora kralı Kreon onu bu suçundan arındırır. Amphitryon bu işi başarır. o ırmağa Dirke adı verilmiştir sonradan. Antiope'yi de karısı Dirke'ye köle olarak verir. Okeanos kızı Doris'in deniz tanrı Nereus'la birleşmesinden Nereides diye anılan elli kız doğar. çalgının güzel ve büyüleyici seslerine kendilerini kaptıran taşlar yerlerinden kımıldı­ yor. Pterelaos ölünce. Ahenkli isimlerini dize dize saymakla bitiremez Hesiodos (Theog. Evlenmişler ve o gün bugün mutlu bir çift olarak yaşamışlar. sonra da Alkmene'nin isteğini yerine getirmek için yola çıkar. Amphion ise lyra çalı­ yor. Am­ phitryon'a tutulan kral kızı Komaitho babası­ nın başından altın teli koparmış.).): Toprağı sarsıp gümbürdeten Poseidon Amphitrite . İkiz­ ler dağda çobanlar arasında büyür. Antiope ikiz çocuklarını doğurunca. Amphion Tantalos'un kızı Niobe ile evlen­ miş. macerası yoktur her nedense. Yurdundan sürülüp Thebai'ye sığınır.). Zethos'un ikiz kardeşi (Tab. Kreon da bu işe yardım etmeye söz verir. yeter ki Dionysos'un Thebai ülkesine saldığı Teumessos tilkisinden kurtarsın bölge­ yi. Amphissos. 230 vd. Amphion ise tam tersine yumuşak. amcası Lykos onları Kithairon dağına bırakıp. 9). ama Alkmene bu evlenme için bir şart koşar: Amphitryon. Denizden olma bir sürü yaratığın başında. Amphitryon kendisiyle birlikte Thebai'ye ge­ len amcakızı güzel Alkmene'ye talip olur. çünkü kralın saçında onu ölümsüz kılan bir altın tel varmış. V. istenilen sıraya girip yan yana diziliyor­ lardı. o da olanaksız. 394 vd ) Öbür talipler gibi dilenci kılığındaki Odysseus'a kötü davranmaz. Tirnys kralı Alkaios'un oğlu (Tab. Dirke'yi azgın bir boğanın boynuzlarına saçlarıyla bağlayarak salıverirler hayvanı. 240 vd. Dirke kayalar üstünde parçalanıp can verir. Surları yaparken Zethos sırtında kocaman kaya parçalan taşıyor. Apollon'la Artemis Niobe'nin çocukları­ nı oklarıyla vururken Amphios'u da küstah bir soy yarattı diye öldürmüşler (Niobe). Günün birinde Dirke'nin yanından ka­ çan Antiope gelir. Gene de taliplerin kaderini paylaşmak­ tan kurtulamaz ve Telemakhos'un kargısıyla vurulur (Od. XVI./ U v l l I II I I \ I » ' I I çülü bir adamdır. öyküsü. Amphitryon da Taphos'u ele geçir­ miş ve krallığını sefere kaülan arkadaşı Atlna'lı Kephalos'a vermiş. ama Hesio­ dos onun Triton'u doğurduğunu şöyle anlatır (Theog. Kaza ile amcası Elektryon'u öldü rür. sevimli bir sanatçıydı. Zeus'un buyruğuyla Thebai şehrinin yönetimi bundan sonra Amphion'la Zethos'a geçer. dağda oğullarını bulur ve öcünü almaya iter onları. gücü kuvveti sonsuz. kimi efsaneciye göre çocuğu olmamış. 121 vd. Amphitrite de bunlardan biridir. Gtl inin birinde Poseldon onu bir kumsalda kız kardeşleriyle oynarken görmüş ve g ü z e l l i ğ i n e vurulmuş. Bkz. Amphitryon. bu adanın kentini almak ise kralı Pterelaos'u öldürmeye bağlıydı. İkizler birbirlerine hiç benzemiyorlar. Amphion.

Kıbrıs'lı bir kız: Güze'. Latin komedya yazan Plautus "Amphitruo" adlı oyununda aldatılmış koca moti­ fini bütün çıplaklığıyla ele alır. Amphitryon iki çocuğu birlikte yetiştir­ miş ve Herakles'in yanıbaşında Minyen'lere karşı bir savaşta can vermiş. satyr'i kovar. Tanrıça Aphrodite'ye veri­ len bir sıfat. O sırada bir satyr'in saldırısına uğrar. Uranos'un denize savrulan atmıgıyla meydana gelmiş köpüklü dalgalardan doğduğunu belir­ tir (Uranos. Amphitryon hangisi­ nin kendi oğlu olduğunu bilmek için çocukla­ rın odasına iki koca yılan koyar. Argonaut'lar Bebryk'lerin ilinde Khalkedon'a (Kadıköy) vardıkları zaman. Atina'da Panathenaia bayram­ larında düzenlenen bütün yarışmaları kazan­ dığı için kral Aigeus onu kıskanmış ve Marathon ovasında korku salan bir boğayı öldür­ meye göndermiş. dalgalardan doğan" anlamına gelir. onu yiğit Herakles'e gebe bırakır. giderek mutlu bir kişi olarak tanımlanır. İphis adlı bir delikan­ lı ona delice âşık olmuş. Amy­ mone bütün bir gün kırlarda dolaştıktan son­ ra yorgun düşüp uykuya dalar. ünlü bir atlet. Tanrıçanın. Amymone babasıyla birlikte Argos iline gelir. Danaos. çoğu zaman yener ve öldürürmüş. Poseidon'un oğullarından bir dev. Androgeos. Amphitryon Batı yazınında ilk aldatılan ko­ ca olarak yaşar. ülkesine her geleni kendisiyle boy ölçüşmeye zorlar. avazı çıktığı kadar bağırır ve Poseidon'a yakarır. Orada korkunç bir kuraklıkla karşılaşırlar. Amphitryon'un benzeri Sosias tipini de yaratarak Moliere'in tadına doyulmaz "Amphitryon" ko­ medyasına örnek olur. hem de kestos denilen kurşunlu bir eldivenle yarışırmış. karşılık görmeyince. Amymone. Tanrı çıkagelir. ama duygusuz ve kalpsizmlş. Danaos'un elli kızından biri. konu komik sayılmamıştı daha. kıtlığı önlemek için Aigeus her yıl Girit'e Atina'dan yedi delikanlı ile yedi genç kız gön­ dermek zorunda kalmış. sekiz aylık Herakles ise oynayarak boğar canavarları. Minos ile Pasiphae'nin oğlu. Minos da öç alması için tanrı Zeus'a yalvarmış. Tanrıça Aphrodite de bu kadar katı yürekliliğe kızarak Anaksarete'yi bir heykele dönüştürmüş. Alkmene bir gün arayla Herakles'i. Tanrı Afrika'ya kıtlık sal­ mış. kız uyanır. yeni komedya denilen Hellenistik çag tiyatrosu Amphitryon-Alkmene serüvenini işlemeye başlar. ona ceza ver­ meyi düşünür önce. Anadyomene. ölümlünün hangisi olduğunu anlar. çünkü büyük tanrı Zeus tarafından aldatılmak zül değil. Minotauros'a yem . Aphrodite). çok saygıdeğer. O gece sabaha karşı Amphitryon da savaştan döner ve karısına kavuşup Iphikles'i üretir. bu işi Am­ phitryon değil de Zeus'u kıskanan Hera yap­ mış. Yumruk dövüşünde pek usta olan bu dev hem çıplak yumrukla. kızın kapısına asmış kendini. Amphitryon Alkme­ ne'nin macerasını öğrenince. Androgeos bu işi başaramayıp ölmüş. delikanlının cenazesi evi­ nin önünden geçerken pencereye çıkıp kay­ gısızca seyretmiş. Güzel kıza gö­ nül veren Poseidon onunla birleşir ve Nauplios adlı bir oğulları olur. Zeus oğlu Polydeukes onunla güreşmeyi göze almış ve korkunç de­ vi yenerek yolculara karşı bu insafsızca dav­ ranmasına son vermiş (Argonaut'lar). Sonraları görüş­ ler değişmiş: Yunan ilkçağında Euripides'in "Alkmene" (kayıp) adlı bir tragedyası olduğu­ na göre. Anaksarete bu­ na da aldırmamış. son­ ra da Iphikles'i doğurur. "Su yüzüne çıkan. nedeni de Poseidon'un öfkesidir: Göz koydu­ ğu Argos'un Hera'ya verilmesine kızmıştır. yabasını kaya­ ya vurup bir kaynak fışkırtır. İphikles ür­ ker. Amykos. Amphitryon böylece ölümsüz ço­ cuğun hangisi. Başka bir anlatıma göre. Bursa'dan Karadeniz'e uzanan Bithynia böl­ gesinde Bebrykes adlı bir boyun kralıymış. "Amymone" Aiskhylos'un "Yalvarıcı Ka­ dınlar" ile başlayan ve Danaos kızları ile Aigyptosogullarının dramını anlatan trilogia'ya eklenmiş bir satyr oyununun (kayıp) adı olsa gerek. Ne var ki adı Homeros des­ tanlarında geçtikçe. kızlarını su aramaya gönderir.J U » 1 I I\> »l Ne var ki o sırada Zeus Amphitryon kılığın­ da Alkmene'nin koynuna girer. Bu kaynak son­ radan Amymone adını alır. ama Zeus buna engel olur. Nauplios Argos ili­ nin güneyinde Nauplia şehrinin kurucusu­ dur. u. Anaksarete. şe­ ref sayılır Homerik çağlarda.

ne yapsın. kardeşimsin. sonra büyük bir kurtulmalık karşılığında serbest bırakmıştı. Uğursuz savaş Anadolu kıyılarına gelip çatınca. düşüremiyorlardı bir türlü Anadolu'nun kutsal kalesini. yedi Oğ lunun insafsızca canlarına kıymıştı. ne kadar yiğit de olsa Hektor'un bir gün düşman kargısı altında can vereceğinden korkar. dağda. acı bana. Theseus). ama zavallı kadın. atların çeşmeye süren tek tük Troya'lıları her fırsatta kovalayıp öldürmekle bile duyuramı­ yordu kana susamışlıgını. krali­ çeyi de Akhilleus esir sürüsüne katmış. 407 vd. bu hırs yiyecek seni. kardeş­ ten yüzü gülmemişti. Hektor'la Andro­ makhe ancak yıkım gelip çattığı zaman. batı kapılarına koşar. Sensiz kalmaktansa toprak yutsun beni daha iyi Benim senden başka dayanağım yok. Arada. Ah kocacığım. Bir gün Hektor savaştan ara bulup şehre gelir. Andromakhe'nin anadan. balık sıçramış. akıllı Adromakhe'yi Priamos'un en değerli oğlu Hektor'a verir. Bir gece İon'lar ormanda balık kızartırken. yiğit. Homeros'un dediği gibi. Mysia'ya varmış ti. Hektor ile Akhilleus arasında teke tek savaş başlar. Andromakhe gözyaşları döke rek ellerine sarılır (İl. bayırda davarlarını otlamaya giden. gülümser. Andromakhe'nin anasını da esirgememişti. İIyada destanının en dramatik sahnesi.. Sarayında yedi oğlu ile büyüttüğü tek kızı sevimli. Priamos'un oğulları ve gelinleri için yapılmış önü revaklı evlerin birine nasıl gelin girmiş? Bunu şairler bize anlatmaz. İon göçmenlerine bir tann sözcüsü kuracakları şehrin yerini kendilerine bir ya­ ban domuzunun göstereceğini bildirmiş. Akha ordusu dokuz yıldır Troya kapıları önünde pinekliyor. kalede kal. Hektor.olan bu gençleri kurtarmak İşini Theseus baŞarmış (Aigeus. Mysia bölge­ sinde Thebai şehrinin kralı olan Eetion'un kı­ zıdır. biliyorum . bir çocukla­ rı olmuştur: Astyanaks. Ef­ saneye göre Efes bölgesine yerleşmiş Leleg'lerle Karia'lıları kovan lon göçmenlerinin önderi olan Androklos Ephesos şehrinin ku­ rucusudur. bir korkak gibi çekilecek değil ya savaştan Troya ordu­ sunun desteği. Ölüm-kalım savaşı. Androklos. yetim koma yavrumuzu. Andromakhe odasında mekik dokurken duyar bu vaveylayı. ne ulu anam. Troya yöresinde ra­ hat kalmamıştı. çünkü korku kaplamıştır yüreğini. Akha'lar üstüne saldırıp öldürecekler seni. Ulu anamsm benim. arkadaşısın sıcak döşeğimin. alıp götürdüğü zaman ölüm seni yalnız acılar kalacak bana. Andromakhe. Hek­ tor'un ölümüne karar vermiştir tanrılar. delı gibi fırlar .). Hektor acır kansına. talihsiz karına acıma yok sende. uzaktan Andromakhe'yi ve yavrusunu görün ce. Andromakhe Troya sarayında kadınlar dai­ resinde. yaşlı başlı kralı öldürmüş. dul kalmama. rahat durmaz. Troya'lılar Hektor'un oğluna "şehrin efendisi anlamına gelen bu adı. Troya ovasında yiğitler boğuşurken. Sen bana bir babasın. Her geçen gün bir işkencedir. Ama Hektor'un ölümünden birkaç gün önce Astyanaks dadı­ sının kollarında dolaştırılan bir bebektir. Günler geçer. çocuk büyür de bir gün Troya'ya kral olur umuduyla takmışlardır. Hele içi içine sığmayan genç ve atılgan Akhilleus çok sabırsızlanıyordu. Şehirden çıkıp. babadan. İlyada'da anlatılan savaşın dokuzuncu yılında Troya sahnesine çıkarlar. dayanağıdır. Tro­ ya'ya getirmiş. Burada.. Ne babam var benim. Androklos hayvanı oracıkta öldürmüş ve tanrı buyruğunun gerçekleştiğini anlaya­ rak Ephesos şehrini o korulukta kurmuş. Atina kralı Kodros'un oğlu. uslu. İkide bir savaşı gözlemek için çocuğunu dadıya verip batı kapısının üstündeki kuleye çıkar. Andromakhe. Yiğit çe dövüşerek can verir. Samos (Sisam) adasını da o ele geçirmiş. az gün var. Bölgede çapulculuk seferlerine çıkmış Aklıllleııs. Kral Eetion'un sarayında yapmadığını bırakmamış. yavruna. Mutlu günlerini bilme­ yiz bu güzel karı-kocanın. Eetion kral Priamos'a dostluk bağlarıyla bağlıdır. yok. "Or­ manlık Plakos daginın eteğinde kraliçeydi anam" diyor Andromakhe yana yakıla. bir ateş kıvılcımı da koruluğa düş­ müş. mekik dokumakla vakit geçirir. hizmetçileri arasında nakış işlemek­ le. karını dul koma. Troya surlarından bir çığlıktır kopar. karısı­ nı evde arar. dört duvar arasında. ağaçların arasından bir yaban domuzu çıkmış."hür gününü" görür görmez ölmüştü. Dü­ ğün dernek nasıl olmuş? Andromakhe.

Hektor'u bir rygialı bir genç kız kılığına girer de öyle görü­ türlü unutamayan. kara talihli ikimizden. anana. Troyalı prens arzu ile yanıp tragedyasında adı Pyrrhus'tur) aşkına karşılık tutuşarak tanrıçaya yaklaşır. gençlik çağma erer mi ki.kos'un oğlu Ankhises tanrıça Aphrodite ile sevişmiş ve Aineias'ın babası olmuştur (Tab. göçüp gittin genç yaşında. Tutulmuş da hemen ona. Zeus-Ammon tapınağının kâhinine başvuran kral kızını canavara kur­ ban ederse ülkesinin ejderden kurtulacağı ce­ vabını almış. funda­ sanca bir Andromakhe tipi yaratan şair XVII. kurtarır. şefkatli seslenir: bir ana tipidir. öç almasını istemişler. Gerçekten de çilesi bitmez Andromakhe'nin. Perseus ejderi öldürüp kızı almış. bilmem. go'yu öldürmüş. Tanrıça Phyüzyıl Fransız şairi Racine'dir. AkhiUeus'un oğlu Neoptolemos'un sarayında görürüz onu. çekici bir tip ola­ Ve çocuklarına çocuklar doğacaktır rak canlanır gözümüzün önünde. oysa tutsak olarak konağına ye ayrılmış olanı. Hektor'un cenaze tö­ reninde görürüz şimdi de Andromakhe'yi. Akhillus'un arabasına bağlayıp toz toprak içinde sürüklediği Hektor'un ölüsünü görünce. toplamış. şöyle der (İl. mos kızı Hermione ile evlenmiştir. Ama yiğit Gorgo kafasını tutmuş karşılarına. demiş ki. getirir. Canavar da onu parçala­ Erkeğim benim. canavardan sen öldün. çok daha in­ süne kapılan hayvanların ormanlarda. Onuncu günü akşam kral Priatnos Ak­ hiUeus'un barakasına gider. Phineus adamlarını Ölüm döşeğinde uzatmadın ellerini bana. bu şehir yerle bir olacak baştan aşağı. mak üzere yaklaşırken. Pliineus'a sözlüyrnüş. Halk da Kepheus'u kızını feda etmeye zorlamış. dönübizden olan. Sonunda Andromeda'yı bir kayaya bağlamışlar. yiğit ve bilinçli bir kadın. onlara kıyacaklardır ki. Hermione bu Troya'lı kadını fena maçlarında sığırlarını otlatırken görür. sevgilisine şöyle şa çıkaran. Homerik denilen övgülerden Aphrodite' ğu olmamıştır. bu sevişmeyi en ufak ayrın­ getirdiği Andromakhe ona üç oğulla bir kız tılarına dek anlatır: Tanrıça Ankhises'i 1da ya­ vermiştir. sen. Sevişmelerinin vermeyen ve Hermione'nin kıskançlığını bo­ sonunda gülümser tanrıça. Neoptole. kafasını eline almış. halde. birden yiğit Perseus gittin. evimizde dul bıraktın beni. soylu analarını. onun koruyucusu bekçisi. Troya'Iılara kral pas lieu" (Troya savaşı olmayacaktır) piyesin­ olacaktır o de de Andromakhe ilginç. yumuşatır yüreği­ ni ve ölüyü alır. deli­ kıskanır. ama çocu­ 17).): Andromeda. sonsuzluğa dek! Q8 . Tanrı korkunç bir ejder salmış Kepheus'un ülkesine. 725 vd. canavarı da öldürürüm. Öyle olmuş. körpecik. rıçanın gelişine benzetilmiş. yormuş ki. evlenmişler. Aithiopia kralı Kepheus'la Kassiepeia'nın kızı. düşer. Gorçocuğumuz da ufacık. şöyle güzel bir söz söylemedin ki. tanrıçanın büyü­ Euripides'ten çok daha güzel. Themis tapınağına sığındıkları tanımlanan İda dağına Aphrodite'nin inişi. Ne­ reus kızları da Poseidon'a dert yanmışlar. kızını bana verirsen. gözyaşı döke döke gece gündüz anayım onu hepsi birden taştan adam olmuşlar (Perse­ us). XXIV. Bu işkence dokuz gün sürecektir: Her sa­ bah Akhilleus ölüyü arabasına bağlayıp sü­ rükler. Dile gelmez acılar bıraktın. Neoptolemos'un (Fransız nür Ankhises'e. Euripides'in "Andromakhe" adlı tra­ Ankhises. bayılır. çocukları ayakta tutan. Neoptolemos'un Delphoi'ye gidişin­ kanlının güzelliğine vurulur ve dağa iner. Sonra da babana. binbir pınarlı" diye dürmek ister. Nereus kızlarının hepsinden daha güzel olmakla övünmüş. Anası. Troya kral soyundan olan Asragedyasında. kayaya bağlı güzel kızı görmüş. Ozanlar arasında ağıda başlar. düğün gecesi saldırmış Perseus'a. kasıp kavuruyormuş ortalığı. gökten inmiş atı Pergasos üstünde.ruvun\jmcuf\ dışarıya. son dakikada peşinde vahşi hayvanlar sürükleyen ana tan­ kurtulurlar. Andromakhe ile oğlunu öl­ güde "canavarların anası. babasına gitmiş. lıklarda sevişmesi gösterilmiştir. Hektor. Jean Anouilh'in "La Guerre de Troie n'aura Senin bir oğlun doğacak. ne var ki Andromeda amcasına ama bana kaldı gene en büyük acı. Öv­ den faydalanarak.

Halikarnassos'un (Bod­ rum) kral soyundan bir gençmiş. Bu­ nun sonucunda topal . öyle ki şe­ hir de içine yuvarlanıp yıkılacağa benzediğin­ den Ankhuros bir tanrı sözcüsüne ne yapaca­ ğını sormuş. buluşmalarını ertellyorrnuş. sevgiye karşılık veren" anlamına gelir. 164). Venet'ler boyunun atası sayılırdı. Homeros'un Antela (İl. Anteia. ya da konukluk ku­ rallarına karşı gelmekten çekindiğini İleri sü­ rerek kraliçeyi oyalıyor. elmas. Antenor. Batı kapısında ihtiyarlar derneğinde bulunur ve Troya savaşından ön­ ce kaçırılan Helene'yi geri almak için elçi gönderilen Odysseus'la Menelaos'u evinde nasıl konukladığını anlatır. Sonra da Antenor Trakya yoluyla ve oğullarıyla birlikte kuzey İtalya'ya göçmüş ve Po vadisine yerleşmiş. Anlaşmazlık sona erip halk şehre dön­ dükten sonra Roma halkı kurtarıcısı saydığı bu kadını tanrılaştırmış. katı yürekli ve duygusuzdur. Miletos zor­ bası Phobios'un sarayında yaşıyormuş ki. onu beş yaşında ha basına tanıtacağını ve çocuğun kimin okluğu sorulursa sakın Aphrodite'nin oğlu olduğunu lıildirmernesini. Yakalana­ caklarından korktuğunu. Ankhuros. atar atmaz da yarık kapanmış. altın. Priamos'un arka­ daşı ve danışmanı. ucuz ucuz sararmış halka. Menelos'la Paris arasındaki teke tek çarpış­ mada yargıçlık eder.A I N I I II 1 K Tanrıça doğuracağı oğlanı büyütmek için nympha'lara vereceğini. Eros tanrıya karşılık olarak göste­ rilen tanrısal varlık. Troya'lı ihtiyar. Phobios'un karısı. Troya efsanelerinden sonra meydan gelen efsanelerde Antenor vatanını satan bir hain olarak görünür: Tahta atın şehre alınmasına. Antaios. derin bir yarık açılmış. İhtiyar bir kadın olarak canlandırılan Anna Perenna üstüne çeşitli efsaneler anlatı­ lırdı. Troya' dan ayrılırken seksen yaşında olduğu da söy­ lenir. VI. Söy­ lentiye göre Antenor'un evinin kapısına bir pars postu konmuş. Antenor savaş sı­ rasında da işi tatlıya bağlamaktan. ama delikankyı kandırarriamış bir türlü. Günün birinde kraliçenin sabrı tükenmiş öç almaya karaı vermiş. tragedya yazarlarının Sthenelıoia diye adlandırdikları bu kadın Lykia kralı lobates'ln kızıdır Kardeşi Akrisios tarafından Korinthos'tan sürülüp Lykia'ya sığınan Proitos'la evlidir. Daha çok erkekler ara­ sındaki sevgide adı geçer ve "seveni bahtlı eden. Kral da tutmuş. Bu koruluk çok eski bir tanrıçaya adan­ mıştı. Anna Perenna. onu atacaksın. Helena'yı mallarıyla Akha'lara geri vermekten yanadır. Anteros. Antheus. yani halk Mons Sacer denilen kutsal tepeye çekilmişti. ona gönül vermiş. Biri şu: Roma'da çıkan bir iç savaş so­ nunda sınıflar arasında bir bölünme olmuş ve Plebs.kaldığı. fazlaca içtiği bir gün Aphrodite ile sevişmiş olmakla övünür ve çarpılır. Bir başka yoruma göre Anteros Eros'un kar­ şıtıdır. Palladion'un çalınmasına yardım ettiği söyle­ nir.ya da kör . böylece bir zamanlar Ak ha'lara konukluk eden bu soy esirgenmiştir. Halkın orada aç kalmaması için Anna adlı bir kadın her gün kendi eliyle yaptığı çörekleri getirir. Baş­ kentinin yanıbaşında büyük bir toprak kay­ ması olmuş. en kıymetli eşyalarını atmış. Vergilius'un Aeneis'inde Ankhises'in Sicilya'da Drepanon burnunda öldüğü ve Aeneas'ın babası şerefine oyunlar tertiplendiği söylenir. Troya'dan kaçarken Aineias'ın onu sırtına al­ masının nedeni bu olduğu anlatılır. yoksa Zeus'un yıldırımına çarpılacağını söyler ve Ankhises'i bırakıp gi­ der. Roma'da tarihsel çağlara dek oyna­ nan Troya oyunları Aenas'ın kurduğu bu ya­ rışmalara dayanırmış (Aineias). Antheus. Uçuruma en değerli nen varsa. Ankhuros sonunda kendini atmış uçuruma. Troya düştükten sonra Antenor ve oğulları Akha'larca korunur. ama yarık bir türlü kapanmamış. Bir altın tası . ama doğa dışı sevgileri önleyerek bir düzen öğesi olarak rol oynar. Bir efsaneye göre Ankhises tanrıçanın sö­ zünü tutmaz. An­ teia Tiryns'e gelen Bellerophontes'e tutulur ve ondan yüz görmeyince yıkımını kurar (Bellerophontes). Roma'nın biraz kuzeyinde Via Fiaminia'ya açılan kutsal bir koruluk var­ dı. Phrygia kralı Midas'ın oğlu. Poseidon İle Gaia'dan doğma bir dev. (Alkyoneus). demiş sözcü. Efsanesi Alkyoneus efsanesinin tıpkısıdır.

Kreon — Demek buna rağmen benim emri­ me karşı gelmeye cüret ettin? Antigone — Fakat bana bu emri veren Zeus değildi. Antheus'a inip tası çıkarmasını buyurmuş. yollara düşer. çağ­ daş insanı derin derin etkileyen. değişmez kanunlarından daha üstün yapacak bir kudret bulunduğunu zannetmiyo­ rum. orada halkı acındırmayı ve kral Theseus karşısında babasını savunmayı başarır. Nasıl bilmem?Her­ kese ilan edildi. hiçbir şeyi inkâr etmiyorum. fakat korkudan dillerini tutuyorlar. delikanlı ku­ yunun dibine varınca üstüne kocaman bir taş atıp onu ezmiş. Yurdu da. Yalnız kız Antigone baht­ sız kahramanı elinden tutup. bununla da kalmaz. Yayınları. Sophokles'ie işlen­ meye başlayan Antigone dramı canlılığını bu­ güne dek yitirmemiş ve Anouilh gibi Batının en seçkin tiyatro yazarlarına konu olmuş ve olmaktadır. Antigone. sonsuzca dü­ şündüren bir kişilik taşır. Sophok­ les'in erişilmez bir başarıyla dile getirdiği bu tartışmadan bazı parçaları aşağıya alıyoruz (M. Davranışı. Sonra da ne büyük bir suç iş­ lediğini anlamış ve pişmanlık duyarak kendini asmış. hayat hi­ kâyesi bize en çok dokunanıdır. ölüsünün üstüne toprak serpmeyi bi­ le yasaklandırarak böyle bir işe girişecek ola­ nı ölümle cezalandıracağını bildirir. insan sözlerini tanrıların yazıl­ mamış. ilerde ne korkusuz bir yürekle ne yaman bir eyleme girişeceği sezilmektedir.Eg. bir köle değil. Ali çevirisi): Antigone — Ben yaptığımı itiraf ediyorum. Bu kez tahta çıkan Kreon Eteokles'in yurdu­ nu savunurken öldüğü için kahraman sayılıp törenle gömülmesini. Ve senin emirlerinde. suç ve devlet yönetimi konularında yönetme­ nin kendisiyle tartışmaya kalkışır. yönetmene baş kaldırır. Aiskhylos'un "Thebai'ye Karşı Yediler" tra­ gedyasına konu olan bu savaşta iki düşman kardeş birbirleriyle dövüşürken can verirler. Kreon — Bu işi yasak eden emrimi bilmiyor muydun? Antigone —Biliyordum. . Böylece Oidipus'a bir sığınak bulup. Thebai'de krallığı paylaşamayan kardeşleri Eteokles ile Polyneikes bir­ birlerine karşı amansız bir savaş açmışlardır. Hades ikisi için de aynı mezar hakkını tanır.ANTİCSONL derin bir kuyunun içine atarak. Çünkü bu kanunlar yalnız dün ve bugün yaşamıyorlar. kardeşini gömer ve eyleminin suç değil. oğulları da lanet okumuşlardır ona. 19). Antigone Kreon'un bu emri­ ne karşı gelir. Oidipus'un kendi anası İokaste'den dogma kızı (Tab. Kreon — Birinin koruduğu bu memleketi öbürü harap ediyordu. Kentten kente sürü­ nüp dilenen babasıyla birlikte Attika ilçesi Kolonos'a varır. hem de kılavuz olur. Thebai'den ayrılır. Kreon —Fakat sen bir günahkâra karşı aynı hürmeti gösteriyorsun. Sophokles'in "Oidipus Kolonos'ta" adlı bu tragedya­ sında Antigone'nin güçlü kişiliği belirmekte. Oidipus göz­ lerini kör ettikten sonra. eylemiyle bugün bile çözümlenememiş bir toplum sorununu dile getirdiği içindir ki. Hades'te hüküm süren Dike de biz fa­ nilere böyle bir nizam yüklememişti.. Kâhin Teiresias'ın açıklamalarından ne kor­ kunç bir suç işlediğini anlayınca. yurduna yabancıların yardımıyla saldıran Polyneikes'in de mezarsız kalarak. S. ona hem des­ tek. Antigone — Olsun. Kreon — Ötekine karşı alâka göstermekle buna karşı günaha girmiyor musun Antigone —• Mezarında yatan ölü böyle hü­ küm vermeyecektir. Kreon — Bunlardan ayrı düşündüğün için utanmıyor musun? Antigone — Öz kardeşime saygı göstermek­ te utanacak ne var? Krneon — Onunla dövüşüp ölen de bir kar­ deşin değil miydi? Antigone —• Aynı ananın ve aynı babanın oğluydu. bunlar ebediyen menidirler ve ne zamandan beri mevcut olduklarını bilen yoktur. Oidipus'un ölümünden sonra Antigone Thebai'ye döner. Kreon — Thebai'liler arasında bunu böyle gören yalnız sensin. onun öç perileri Erinys'lerden kurtularak ra­ hat bir ölüme kavuşmasını sağlar. Antigone traged­ ya kahramanlarının en cana yakını. Antigone — Onunla beraber ölen bir kardeş­ ti. Antigone — Hepsi böyle görüyorlar. tersine borç olduğunu ileri sürerek.B. Sophokles'in ölümsüz "Antigone"sinin ko­ nusu işte budur.

Anası Eurydike buna dayanamaz. Odysseus'un malı nı. dost değil­ dir. Odysseia'da anlatılan (XI. buna çatar. Antilokhos'un İlyada'da sonuna ka­ dar savaştığı görülür. Sonunda Odysseus anasına sarılmak ister.). 85 vd. Kavgacı. sevgi paylaşmaya geldim. Antinoos. Odysseus'u Sisyphos'un oğlu sayan efsaneler vardır.MIN I UN» » ' I Kreon — Ama orada da İyi odam. ah dedim anama bir sarılsam. Yay germe oyununu önce kabul eder. Akhilleus ile Patrolos'un en ya­ kın arkadaşıdır. İnsanların en kurnazı Autolykos'un kızıdır. üç seferinde de bir gölge oldu. hasretine dayanama­ yıp canına kıymış. dilenci­ yi galiz küfürlerle kovan odur. şartsız. Devletin baskısına karşı kişi özgürlüğünü savunan Antigone sonunda tam bir zafer ka­ zanır. çok içerler ve da­ ha kötü şeyler kurmaya başlar (XVI.. Odysseus ölü ruhları diriltip konuşturacak kandan önce Teiresias'a içirir. Odysseus'un anası. ona. en terbiyesiz ve en ahlaksız olanıdır. Troya savaşına katılır ve çevikliği. bir ağladım. Antikleia. mülkünü vur patlasın. şöyle der (XVII. Antigone — Ölüm diyarında da böyle bir ka­ ide olduğunu bana kim söyleyebilir? Kreon — Düşmanımız bizim İçin hiçbir za­ man. 669 vd. VI. Sal­ dırgandır. sert. oysa kutsal llyon 'a giderken sağ bırakmıştım onu. kederinden Haimon da canına kı­ yar. Hai­ mon). pusula­ rın fikir babası hep Antinoos'tur: Pylos'tan dönüşünde Telemakhos'u öldürmek için pu­ suya yatmaya önayak olur (Od. benim gönlümse bir tek şey istiyordu Kucaklamak geçmiş. yigitligiyle dikkati çeker. İthaka kralı Laertes'in karısı. Antikleia bu sırada onunla ilişki kurmuş. hatta ölümünden sonra bile.(Od XI. İros'la Odys­ seus'u güreştirmek ve iki dilencinin çilesin­ den eğlenmek fikri de ondan gelmedir. kötü adamla müsavi muamele görmeyi istemez. düş gibi. kaba ve zalim bir adamdır: Odysseus'un başına ilk tokmağı atan. görünce bir acıdım. çal oynasın tükcl meye kararlı taliplerin başta geleni. Autolykos Sisyphos'un sü­ rülerini çalmış. Nestor'un oğullarından biri. Penelopeia tiksinir ondan. Autolykos'un sarayına yerleşmişti. ulu yürekli Autolykos'un kızı Antikleia'nın ruhu. Antinoos'un tutum ve davranışı talipler arasında bile tepki ile karşılanır. Antikleia oğlu Odysseus Troya seferi­ ne çıkıp dönmeyince. Bir söylentiye göre. 499): İğrenirim bunlardan. Üç sefer atıldım üstüne. Gerçi Kreon ceza olarak onu kayalıkla­ ra diri diri kapatır. üç seferinde de uçtu. bu adam kara ölüm cadısına benzer. hep kötülük kurarlar. çökmüş bir adamdır (Kreon. Aralarında içli bir ko­ nuşma olur. Sonra Odysseus olanı biteni ve Hades'e ne­ den indisini bildirir. Z03vd)i O böyle konuştu. sonra kimsenin başaramadığını . gitti kollarımın arasından. Bazı bölümlerini bu­ raya alıyoruz: Birde baktım geçmiş. ama Odysseia'da şafak tanrıça Eos'un oğlu Memnon'un eliyle öldü­ rüldüğünü öğreniriz. nişanlısını kurtarmaya koşar. Ona karşı kurulan kumpasların. Antigone'nin kendini asmış olduğunu görünce. asıl çekemediği kimse de amaçla­ rının gerçekleşmesini önleyen Telemakhos' tur. göçmüş anamın ruhu çıkageldi. Devlet yasağında ve cezasında ka­ yıtsız.) ana oğlun buluşması destanın en gü­ zel parçalarından biridir. en küs­ tah. Eupeithes'in oğlu Antinoos şıma rık. yüksekten atarak konuşur. tembel. ama Antinoos hepsinden beter. ama Kreon'un oğlu ve Antigone'nin nişanlısı Haimon babasını sert söz­ lerle kınadıktan sonra. yüreğimdeki keskin acı her seferinde büyüdü. yarışmanın yapılması için önayak olur. Antigone — Ben dünyaya kin değil. sertliği simgeleyen Kreon artık yıkılmış. 362 vd. Patroklos ölünce çok üzülür ve acı haberi Akhilleus'a verme görevini üstü­ ne alır. gözü doymaz. Sisyphos da bu yüzden gel­ miş. dadı. sonra evlenmiş Laertes'le. göçmüş anamın ruhunu..). bu plan gerçekleşmeyince. Antilokhos. Antikleia da Ithake sara­ yındaki durumu anlatır. kendi­ ni öldürür.

onu Dirke'ye gerir verir­ ler. Antiope Amphion'la Zethos'u yolda doğurur. Daha başka sıfatlarla niteler onu şair­ ler: Bu güzeller güzeli tanrıça hep "gülümser"dir. Aphros köpük demek): Uranos. Aphrodîte dediler ona tanrılar ve İnsanlar. cilveleşme. Thebai'de Lykos'la karısı Dirke'nin zincire vurup eziyet ettikleri Antiope tanrıların yardımıyla zincirlerini çözer ve kaçıp ikizlerinin yanına sığınır. Irmak tanrı Asopos ya da Thebai kralı Nykteus'un kızı.görünce. altın bir değer ölçüsü olmak üzere. XXI). Bunun sırrını Homeros tanrıçanın ak köpüklerden olma bedeninde taşıdığı bir büyülü mernelikte görür. ama günün birinde aklı başına gelir ve Phokos'a karı olur (Phokos). V. önleyemez yayı almasını (Od.370 vd. ama ölmeden kardeşi Lykos'a Antiope'yi bulup cezalandırmasını buyurmuş. Aphroditc. şöyle seslenir ona (İl. 9). şu alım var ya. Epopeus'u öldürür ve Antiope'yi tu­ tuklu olarak Thebai'ye geri getirir. . işveli. alacalı bulacak bir kurdeleydi bu. sert sözlerle çıkıştı ona. tanrıların babası.. Antiope çok güzel oldu­ ğu için Zeus ona âşık olup bir satyr biçiminde yanaşır (Tab. 421-547). Amphion ile Zethos'a gebe kalan Antiope babasının öfkesinden korkup evden kaçar ve Sikyon kralı Epopeus'un ya­ nına sığınır. Lykos Sikyon'a saldırır. istek onun içinde.): Sende şu sevgi. Aphrodite Zeus ile Okeanos kızı Dione'den dogmadır. Homeros'a göre. alımlı ne varsa hepsi onun içindeydi. Babası Nykteus üzüntüsünden canına kıymış. yani şu ölümsüzleri. Hesiodos Thegonia'da bu tanrıça­ nın denizin köpüklü dalgalarından doğduğu­ nu anlatır (Yun. Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu Narin ayaklarının bastığı yerden. İlyada'da yiğit Diomedes'le çarpışıp yaralanan Aphrodite'yi anası Dione kollarına alır. bu yüzden son oğlu Kronos'a bir tırpan verir. çevresini sa­ ran başka tanrısal varlıkların aracılığıyla ger- 42 . Zeus'un aklını çelmeyi aklına koyan Hera bu memeligl ister günün birinde Aphrodite'den.). Odysseus denemek isteyince. Gaia'dan doğan çocuklarını. şakalaşma onun içinde. 160 -206): Dalgalı denize atar atmaz onları Gittiler engine doğru uzun zaman. Amca­ larının buyruğu üzerine dağa bırakılan ikizler çobanlarca yetiştirilirler (Amphion). okşar ve bi­ leğinden akan özü silerek yarasını iyileştirir. Bir kız türeyiverdi. gülümsedi insanların. doğar doğ­ maz toprağın bağrına soktuğu için Toprak Ana şişmekte ve korkunç sancılarla kıvran­ maktadır. yavrum. öbürü Homeros. " (2) KİŞİLİĞİ. çağırdı yanma altın Aphrodite'yi. 197 vd. Antiope. acılarını dindirir (İl.. sonra da onunla evlenir. "Cenk işleri sana vergi değil. Sevgiyi. Her şey olup bittikten sonra İthake'lileri ayaklan­ dıran. bu ak köpükten. İthake'liler korku ile kaçışır­ lar (XXIV. Dert yanan kızını da şöyle avutur Zeus: Böyle dedi o. kutsal günde yarış­ ma olmaz diye vazgeçirmeye çalışır. cilveli ve gönül alıcıdır. Ölüm okunu Odysseus ilkin Antinoos'a karşı yöneltir ve bütün talipleri sıra ile öldürür. Yunanis­ tan !da bir yerden bir yere atar kendini. Ne var ki karşılarına tanrıça Athena çıkınca. Kronos da o tırpanla babasının hayalarını keser ve denize atar (Theog. çözdü göğsünden nakışlı memeliğini. öç almaya kışkırtan Antinoos'un baba­ sı Eupeithes'tir. işte onları bana ver bugünlük. dedi ki: . (1) DOĞUŞU. Ne var ki Amphion'la Zethos önceleri analarını tanımazlar. en akıllı insanı ayartan aşk onun içinde. sevgi onun içindeydi. Bir köpükten doğmuş olduğu için. sen evliliğin gönül açan işlerine ver kendini. bugün bayram. Çevik Ares'le Athena uğraşacak savaşla. Sonralar» Antiope Dionysos'ın öfkesine uğrayarak çıldırır. Altın Aphrodite diyor Home­ ros bu tanrıçaya. ölümlüleri alt ettiğin. sonra çobanlardan kim olduğunu öğre­ nince analarını kurtarırlar ve Dirke ile Lykos' tan da öç alırlar. ama Penelopeia ile Telemakhos araya girince. Önce kutsal Kythera'ya uğradı bu kız Oradan da denizle çevrili Kıbrıs'a gitti. Orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça. Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'nin doğuşu üzerine iki ayrı kaynağımız vardır: Biri Hesiodos. sevişmeyi simgeleyen bu tanrıça bu büyüyü kendi kendine değil. sever. Ak köpükler çıktı/ordu tanrısal uzuvdan-. XIV.

daha doğrusu kendine özgü öyküler az da. onları suçüstü yakala­ yan Hephaistos da acı acı bağırır. çözülmez zincirler­ den büyülü bir ağ örer. Savaş tanrı Ares'le birleşmesinden (ki bu birleşme de anlamlıdır) Phobos (bozgun) ve Deimos (korku). sevişmenin tadı. 180 d-e): "Herkes bilir ki. Eros bazı efsanelere göre onun oğludur. orada doğup ikisinin de adını alan ço­ cuğu dağ nympha'ları büyütmüş. ünlü demirci tanrı da kırılmaz. sonra da yalancıktan Lemnos ada­ sına gider. Zeus'la Dione'nin kı­ zıdır. ama şairler onun çirkin kocasını aldatmasını ballandıra ballandıra anlatırlar. 295 vd. İlyada destanında oğlu Aineias'm koruyucusu olarak oynadığı rol bu kişi ile ilgili bölümde anlatılır. Aineias). Aphrodite'nin öfkeleri. 201 vd. çiçeklerden gül ve mersin tanrıçaya adanmış sayılır (inim kadar şairleri esinleyen bir tanrıça da . tanrılar orada se­ vişip birleşmiş ve orada doğup büyüyen ço­ cukları Hermaphroditos'un başına Salmakls adlı su perisi ile olan serüveni gelmiş (Her­ maphroditos. göksel dediğimiz Aphrodite ana karınından doğmuş değil. Aphrodite topal tanrı Hephaistos'la evlen­ dirilir. Salmakis). efsane yazarlarının kimine göre iki tanrı îda.el bil güçtür. öbürü Troya kral soyundan Aineias'm babası Ankhises'tlr (Ankhises. Güzelliği. sahneye seyirci olan tanrılar arasında da dinmez bir kahkaha kopar (Od. yani Kazdagının tepesinde seviş misler. ama Theogonia'da Eros Aphrodite'den çok önce doğmuş evıeır. Şöl.): Doğup da yürüyünce tanrılara doğru Eros'la Himeros (arzu) takıldılar hemen peşine. Daha sonra gelen bir başkası var ki. zarafeti ve bereketi simgeleyen Kharit'ler. ama madem ki iki Aphrodite var. resim ve heykelde işlendikçe işlenmiştir. ona orta malı Aphrodite diyoruz. göğün kızıdır. VIII. ölümsüzler arasında da. Bu öykülerin başında Homeros'un Odysseia'sındaki serüven gelir Bu serüveni kör ozan Demodokos anlatır Al kineos'un sarayında toplanmış konuklara Ares'le Aphrodite'nin seviştiklerini güneş tanrı görür ve Hephaistos'a haber verir. başka bir anlatıma göre Halikarnassos kentinin batısın daki bir yarda biri Hermes'in öteki Aphrodl te'nin birer tapmağı varmış. bunlardan biri Adonis (Adonis). başkalarının baş kahraman ol­ dukları öykülerde kendisine ikinci derecede bir rol düşmektedir. bir de Harmonia doğar. İki tanrı sevişirlerken demir ağın içinde tutklu kalırlar. Kinyras'ın kızlarını kendilerini ya­ bancılara satmaya zorlar. Sev­ ginin de iki olması gerek. İlk günden bu oldu onun tanrılık payı İnsanlar arasında da. Hem bu tanrının ikiliği nasıl inkâr edilebilir? Biri. kendilerine ye­ terince tapınmayan Lemnos kadınlarına ceza olarak kocalarının bile dayanamadıgı bir ko­ ku verir. Bu ikiliği en kesin bir tanımlama ile Platon "Şö­ len" adlı diyalogunda dile getirir. Eros ile Psykhe masalında da adı geçer. Bu tanrılarla ilgili iki türlü sevgi de olacak ister istemez. büyüsü. Kişiliği Hellenistik çağdan sonra Röne­ sans sanatına da tükenmez bir konu olmuş. gülüşmeleri oynaşmaları. öbürüne göksel di­ yeceğiz" (3) EFSANELERİ. Sokrates'in de bulunduğu bu şölene katılanlardan Pausanias şöyle der (Plat. Ne var ki aşk tanrıça­ sının kişiliği çelişkili ve belirsiz olarak canlan­ dırılmaktadır efsanede. Tanrı Hermes ile sevi­ şen Aphrodite'nin Hermaphroditos diye bir oğlu olur. uyum anlamına ge­ len Harmonia'nın yanıbaşında korku ve boz­ gun Aphrodite'nin kişiligindeki olumlu ve olumsuz yanları ve çelişkileri simgelerler. sonradan katılır Aphrodite'nin alayına (Theog. dillere destan olmuştur. öç almaları kor­ kunçtur: Şafak tanrıça Eos'a. Ahenk. Aphrodite'nin başka sevgilileri de olur. birine orta malı. Roma'da Venüs Genetrix olarak Aeneas destanıyla ilgili rolü Venüs bölümünde açıklanır.). Aphrodite tek olsaydı. nasıl ve nedeni belli değil. Ona düştü kız cilveleri. yani en eski­ si. Hora'lar ve düğün alaylarının ba­ şında giden Hymenaios da Aphrodite'nin çevresindeki tanrılardır. sevgi de tek olurdu. Üç Güzeller yarış­ masında oynadığı rol ve Paris'le Helena'nın başına getirdiği bela. Kişiliği ile tanrılar arasın­ da bunca önemli bir yer tutan Aphrodite'nin efsaneleri azdır. sevgi (Eros) Aphrodite'den ayrılmaz.çekleştirir. Kuşlardan güvercin ve serçe. Sevmenin. yerleştirir onu yatağı­ nın altına. Phaidra ve Pasiphae'ya belalı aşklar esinler.

karanlık güçlerin gizemine er­ mesini. Apollon plastik sanattır. ama hiçbir şair de Aphrodite'yi Midilli'li kadın şair Sappho kadar güzel dile getirmemiştir. ama aynı zamanda da öngörmedir. Ama Apollon. Yalnız tragedyada değil. aydınlığın bir kez daha "Anadolu" denilen güneşin doğduğu ülkeden gelmiş ol­ duğunu gösterir. özellikle yazı tanıtlarının çokluğu. ya da "apello" de­ fetmek. varlığı akılla algılama ve akıl yetisine da­ yanan yöntemlerle biçimlendirme gücü ve ye­ teneğidir. Apollon. Dionysos'un doğudan geldiğini. ilkçağın Yunan denilen yaratıcılığında birbirinden ayrı iki öğeyi ayırmak doğru olsa gerek: Bu yaratıcı­ lık iki tanrının simgelediği iki karşıt varlığın birleşmesinden doğmuştur. Mucize gibi ger­ çeküstü bir terim kullanılması. ya da başka kökenlerden tü- . insanı bir seyirci ve bir taklitçi olmaktan da ileri götüremez. ışığın doğayı bir projektör gibi aydın­ latıp karanlık kalan sırlarını çözümlemesidir. kökenlerinin de o zamanlar pek aydınlanamamış olmasından. Ama asıl kaynağı bugüne kadar açıklanamamıştır. Ama bu da az çekici bir iş değildir.APOLLON ha yoktur. mu­ cizeyi aydınlatmak yolunda sayısız ipuçlarının hemen hepsinin Anadolu topraklarında bu­ lunması. bir çeşit coşku ile asıl yolu olan inceleme. Yunan mucizesi dendi. ışıktır. yani Yunanistan kökenliydi. İşte bu gücü de Dionysos. İnsan için dü­ şünülmüş. bulguları çoğaltmak ve değerlendirmek durumundayız bugün. Bu yanlışlığı bilim Homeros'tan başlamak üzere metinleri iyice okumamış olduğu için işlemiş­ tir. Delphoi tanrısı Apollon bunca bilicilik merkezleri. daha öncesini ara­ ma ve anlama çabasından saptırmıştır. bütün dallan ve bunları esinleyen perileriyle Apollon öz Hellen varlığı sayılırdı. Arkeolojinin katkıları da eklenirse. Yunandan kalma yapıtların. Friedrich Nietzsche'nin "Tragedyanın Do­ ğuşu" adlı eserinde yaptığı Yunan varlığı üs­ tüne yorum bugün de geçerlidir sanıyo­ ruz. Apollon aydın. Acaba bu ad. doğayı gör­ me. Nietzsche'nin Yunan varlığına özgü en şaşırtıcı yapıtı saydı­ ğı tragedyayı bağışlayana kadar akla karayı seçmiştir bu tanrı. şarap tanrı simgeler. dur­ gun. kısacası bil­ gi yoksulluğundan gelmekteydi. Nitekim in­ san dişisinden doğmadır. İpuçlarını izlemek. Bilimin de bugün asıl coşkusunu yaratan neden. akılla algılanabilecek tutarlı tarihsel bir sü­ reç olduğu anlaşılmaya başlanmıştır. Bu tür denemelere bizden önce gi­ rişenlerden esinlenerek ve elimizdeki bilgi ve görgülerden faydalanarak Apollon'un bir Anadolu tanrısı olduğunu tanıtlamaya çalışa­ cağız. Böyle bir denemeyi bu sözlükte Apollon tanrının kökenleri ve kişiliği üstüne yapmak istiyoruz. gerekse insan üstüne düşüncesinin o günden bugüne kesintisiz olarak süregelmesi bu ola­ yın bir başlangıç sayılmasına yol açmış. Dionysos doğanın kendisi değil. yaratılmış bir tanrıdır. ölçülü gücü simgeler. Bu iki tanrı da Apollon'la Dionysos'tur. bu olayın ne­ denlerinin de. bilimi bir çeşit yetinmeye götürmüş. Apollon adının Yu­ nanca olmadığı artık herkesçe bilinir. Bi­ zimkisi yalnız bir deneme. Bundan ötürüdür ki yeni bilimsel ger­ çeklerin ışığında yeni yorumlar yaparak de­ nemelerimizi önermekten daha ileri gideme­ yiz. gerçe­ ğin gün ışığına yakında çıkacağı umulur. Nietzsche'nin de bundan şüphesi yoktur her­ halde. bunların Batı uygarlığının bir başlan­ gıcı diye karşımıza çıkması ve gerek doğa. kimi Hitit yazıtlarında rasgelinen Apulunas tanrının adıyla bir olmasın? İlk­ çağdan beri bu adın köken ve anlamını açık­ lamak için boşuna çabalar gösterilmiş: "Apol­ lon" yani cezalandırmak. durgun akıl gücü. Ama bu güç. Anadolu'dan çıkıp Yunanistan'a güç bela girebildiğini efsa­ ne bağıra bağıra dile getirir. insana doğayla birleş­ meyi sağlayan bir araçtır sanki. Bu olaya geçen yüzyılda bir ad da ta­ kıldı. ta ki taşkın gücünün ne denli bir nimet olduğunu anlatabilsin insana. bir ana tanrıça değil de. insana karışır ve in­ san çilesini çeker. anlama ve kavra­ madır. tapınakları ve efsaneleriyle özbe­ öz Yunan. kötülüğü önleyip korumak anlamına gelen fiillerden. İlkçağda Yunan denilen varlıkla Akdeniz çevresindeki uygarlık topluluğuna bir yenilik gelmiş olduğu su götürmez bir ger­ çektir. Ne var ki o gün bugün çok ileri gidilmiş ve elde edilen bulgularla olayın hiç de mucize olmadı­ ğı. yaratıcılık insa­ nın doğaya bir başka türlü coşkuyla karışma­ sını şart koşar. ' (1) ADI VE EK ADLARI.

Böyle bir tartış­ manın yersizliği şuradan belli ki Lykia bölge­ sinin adı da -lyk kökünden gelme. Sarpedon'un ölüsünü yurdu Lykia'ya taşımak hep Apollon'a düşer.. V. Troya ile ilişkisi çok eskidir Apollon tanrının.): Öfkelendi Apollon. tartışmaya da girer Alhena Olympos'tan llyon'a fırlayıp gelir (İl.101. Bizim "Lykiâlı" diye çevirdimiz İni sıfat başka metinlerde geçen "Lykios" ve "Lykeios" sıfatları da göz önünde tutulursa. Killa. Khryse İda dağının eteğindi-ki kentlerdir. Kaldı ki "Lyke­ genes" sıfatındaki -gen. Pergamos tepesinden bağırdı Troya'hlara. parlak demektir ve tanrının ışık saçan aydınlık varlığını dile getirir.. Apollon güneş tanrı değildir.ykla'ya sıkı sıkıya bağlı. bu kök ise Latince "lux"ta görülen ışık anlamlı köken olarak alınırsa bu anlam tanrının sıfatında da. IV.kö­ keni Yunancada olduğu gibi ışık anlamını İçerir mi.119): "Ün salmış okçu Lykia'lı Apollon" (Pandaros). dinle beni. Tanrının Tro­ ya çevresindeki şehirlerde de önemi büyük­ tür. Lykia'nın adı nereden geline olursa olsun. Lykia'da doğmuş anlamına gelir İster istemez. Lykia'lı oldukları bilinen Sarpedon. kalmayın Argos'lulardan aşağı. Tenedos ise Bozcaada.): EyKhryse'yi. iki yerde de kendisine "Lykegenes" denmektedir. kutsalKilla'yı. bir. Bunun nedeni de Apollon'un güneş olmadığı. Yerleri bugün kesinlikle belli değilse de. İlyada'da Lykia sözü geçince. Tenedos'un güçlü kralı. uzak ve semiz Lykia toprakları" öteki Troas bölgesine. ne de nitelikleri Yunan mythos'unda Gü­ neş tanrı ile bir tutulduğunu belli etmez. anası ve kardeşi de Troya kale­ sinin iç tapmağında oturur gibidirler. Bunu açık açık söyler. bu ada eklenen sıfat çokluk okçu. yay­ lıdır. Bu varlığı bize ilk niteleyen metin de Homeros'un İlyada'sidir. ne demir. VII. Apollon'un koruduğu Aineias'a da saldırmaktan alamaz kendini (İl. Apollon I İnme ros destanlarında I. Pandaros ise Alsepos Lykia'sından gelmişlerdir. Diomedes tanrıça Aphrodite'yi yaraladık­ tan sonra. 20 vd. Ne var ki Yu nanlılar bile bu adı anlamamış olacaklar ki. özellikli (2) ANADOLULU TANRİ. dedi ki: Atları iyi süren Troya'lılar. Kaldı ki bu adın Apollon tanrının büyük annesi olarak gösterilen dişi Titan Phoibe (Tab. ne var ki deniz tanrı kin tuttuğu halde. nitekim rahibi Khryses İlyasa'nın başında şöyle seslenir tanrısına (İl. Sarpedon'la Glaukos Ksonthos Lykia'sından. Lykia soylu. Glaukos ve Pandaros'la ilgili metinlerde şöyle bir deyim geçer tanrı için (İl. 507 vd.Troy. koruya gümüş yaylı. 432 vd. tanrının özünü belirtmek için bir ek ad tak­ mışlar ona: Phoibos demişler.). Zeleie. hedefi vuran ya da gümüş. atılın ileri. Apollon bütün yüreğiyle Troya'lılardan yana dır. onların derileri ne taş. Lykia ilinin adında da vardır. bu yüzden de merkezi Anadolu'da. IV. Bunun dışında Apollon Troya şehrinin içine yerleşmiş gibidir.eki soyu yansıtır. Tanrının Lykia ile yakın ilişkisi bilindiği halde bu sıfatın ışık ya da kurt anlamına ge­ len -lyk kökünden türeme olup olmayacağı tartışma konusu edilmiştir. Zeleie'den Pandaros'u savaşa götürmek. Apollon kaynağında ve özünde bambaşka bir varlıktır. Srnintheus. Yalnız şuna da dikkat edilsin ki hiçbir kaynak ya da efsanede Phoibos Apol­ lon asıl güneşi simgeleyen Helios tanrı ve onun soyundan gelen tanrısal varlıklarla ilişki­ de gösterilmemektedir. özel­ likle Pandaros'un yurdu olan Zeleie'ye yerleş­ miş Lykia'lıların ili.. güneşi simgelemedigidir. o başka bir sorundur. ne adı.ı kalesi Pergamos tepesinden seslenir ovada dövüşenlere (İl.37 vd. Ama bu da Hitit çivi yazıtların­ dı geçen "Lukka" bölgesiyle bir tutulabilir mi ve tutulursa Lykia'nın adındaki Luk.): . I. İlyada'da tanrının adı Apollon ya da Phoi­ bos Apollon diye geçer. dayanamazlar et delen tunç kargılara. SmlntheUl adı bu bölgede tanrının bambaşka bir isimle de anıldığını gösterir.remlş oldugiı ileri sürülmüştür. lanrının Lykia bölgesiyle ilişkisini dile getir­ mektedir. Apollon da. haydi. iki yer dile getirilir: Biri "ana­ forlu Ksanthos'un kıyılarında. Troya'da olan bir tanrı olarak çıkar karşımı za. Laomedon'a ünlü İlyon su­ runu yapıp da Poseidon'la birlikte ücret al­ mayarak çekildikleri günden başlar (Laomedon). Phoibos'un anlamı belli. 4) ile de bir ilişkisi vardır.

Phoibos Apollon. yumuşar bir yürek taşımaz göğsünde. Hektor'u öldürmek için yanıp tutuşuyordu. kendini saklamak gereksinmesini duymaz. Ama bir baş­ ka yönden de bakılınca ışık tanrı Apollon'la Lykia arasında sıkı sıkıya bağlantı kurulabilir. XXII. V. Hektor güvenle so­ rar ona (İl.): Akhileus korkunç çığlıklarla atıldı öne. çocuğu. onu görmesin mi karısı. Ölüyken bile yüreğiniz varmıyor onu kurtarmaya. Gönlünüz bu şehri yok etmek ister. Zeus Akhilleus'la Hektor'un ecelini tartıya koyup Hektor'un ölümü ağır basınca. Aklınıza esmiş. Ksanthos. Zeus 'un kızı. bambaşka bir ahlak görüşü olan bir dünya­ nın. Apollon Hektor'a gönülden kılavuz ve ko­ ruyucu olur. gündüz. gör. Söyle hadi. sevgili tanrı. gül kokulu tanrısal bir yağ sürmüştü . bir güzel doyurmak için karnını. istiyordu zafer Troya'lıların olsun.. en hayırlısı bu: Gel de günlük savaşa ara verelim. onu kurtarmak için (İl. işiniz gücünüz kötülükte. Karşıladı meşe ağacı altında. 247 vd.): Aphrodite kovuyordu köpekleri yanından. bir tanrı için işten bile değildi bu. Apol­ lon da Hektor'u kaderine bırakmak zorunda kalır ve tanrılara karşı bir tanrı ağzından hiç duyulmamış bu eşsiz eleştiriyi dile getirir (İl XXIV. Tanrılar arasında bu eşi­ ne rastlanmaz iyilik. öteden beri korurum seni de. ÖnceZeus'un oğlu kral Apollon dedi ki: Ne diye geldin Olympos'tan ulu Zeus'un kızı. Lykia'da sürdürülen arkeolojik araştırmalar bu tezi gün geçtikçe pekiştirmektedir. niyetin ne. güzel bir şey mi? Bu güzelim uygarca sözlere Hera gene bir sürü safsata ile karşılık verir: "Oymak tanrı. bayağı dokunur insana. Altın kılıçlı Phoibos Apollon 'u gönderdi. Lykia yazısının çözümü de bir gün başarılırsa. Hektor'Ia yüz yüze gelir. 185 vd. kötülerin dostu" der. belli. gelir saldırır insan kuzusuna. görmesin mi babası Priamos. Apollon'un llyada'da oynadığı bu rol onu OIympos tanrılarından büsbütün ayırmakta. ateş payını vermesinler mi? Siz şu uğursuz Akhilleus'u tutuyorsunuz demek Oysa bilmez o töresince düşünmesini. alıp saygı göstermesinler mi ölüsüne. yanında durup seni koruyacak.. XX. nereye götürür seni ulu yüreğin? Oymak zaferi mi vermek istersin Danaolara? Kırılan Troya'lılara acımazsın.. kötülük tartışması da ışık tanrının yenilgisiyle biter.443vd.): Kimsin sen. Apollon ne yapsın. varsayımlarımızın hepsinin somut birer gerçek olacağı umulabilir. Aphrodite İle birlikte Hektor'un ölüsünü ko­ rumaktan başka çare bulamaz (II. bilirim. gözden kaçırmıştı ölünün kapladığı yeri.. Görmüştü tanrıçayı Pergamos kalesinden. yüksek kentini de. anası. gökten ovaya onun için kara bir bulut indirmişti. bak işte. insanlara saygıdan çekti kendini. gövdesini saran deriyi vakitsiz kurutsun İstemiyordu. İyi bir şey mi bu. Patara ve birçok anıtları gün ışığına ye­ ni çıkarılıp. gece. kendine gel hadi. ölümsüz tanrıçalar. azgın bir aslan gibidir tıpkı. na buradayım. Apollon'la Artemis'in anası Leto'nun bölgede büyük bir yer tuttuğunu açığa vuran Letoon kutsal merkezi bu üç tanrının Anadolu topraklarına ne denli kök saldığını kanıtlar. başka kılığa girmek. kimsin sen?. ölünün bedenine.Apollon birden onu karşıladı. Akhilleus onu sürüklerken yüzülmesin diye derisi. yani Anadolu'nun tanrısı olarak karşımı­ za çıkarmaktadır. İda'dan bir savaş ortağı gönderdi sana Kronos oğlu. yakmasınlar. 33 vd.dinle beni.. Athena'nın Troya'lı yiğidi alda­ tarak öldürmek için kurduğu pis düzen karşı­ sında Apollon'un tutumu öyle isnacadır ki. Ama Phoibos Apollon kaçırdı Hektor'u. Gel. Troya halkı. Hektor'Ia Akhilleus arasındaki son ve kor­ kunç çarpışma başlayınca dört döner Hektor'un çevresinde. Akhilleus da sıyrıldı tıpkı onun gibi her türlü acıma duygusundan. sakladı koyu bir bulutun arkasına. güneşin gücü.): Phoibos Apollon ölümsüzlere şöyle dedi: Amansız tanrılar.

. 5). Homeros destanlarında da "anaks" efendi. biri Delos'lu Apollon'a. sonra başına altın şeritler doladılar. bütün tanrılar fırlar ayağa.Apollon Musa'ların yöneticisi. Anadolu bu zaferi Apol­ lon tanrı ile simgelemiş. yaklaşıp parlak yayını bir gerdi mi o. Sevinç çığlıkları kopardı tanrıçalar hep bir ağızdan. ak çöller gibi mavi engine kadar yayılan dalga dalga kumların arasından süzülerek.. ey gümüş yaylı. Bilim bu iki övgü arasında bir zaman ayrımı saptamış. Hera'nın hışmı­ na uğradığı için hiçbir yerde sığınak bulama­ ması bu övgünün konusudur ve Leto madde­ sinde ayrıntılı olarak incelenecektir (Leto). ağzında kavalıyla bir Pan ya da Marsyas'ın korularda hoplaya hoplaya oynadığını görür gibi olursunuz. Homerik denilen hymnos. yıkadı seni tanrıçalar kutsal elleriyle arı. . (3) DOĞUŞU. yepyeni bir kundağa sardılar. Buralarda akla kara. İlkçağdan bugüne lirik şiirlerin hepsinde belli bir hava içinde canlandırılır. Debussy'nin müziğini du­ yar. ama bu doğum öyle olağan bir doğum değildir. "güzel saçlı Leto'nun doğurdu­ ğu". ta uzak doğuda Nemrut dağının tepesindeki sivri külâhlı dev tanrı heykelleri arasında da baş yeri tutar. müzikle yoğrulmuş gibi bir şiir havasıdır bu.9 ve 36): "Lete ile Zeus'un oğlu". ışıkla dokunmuş. sonra Yunanistan'da kültü yayılınca birçok yerler (tıpkı Homeros için olduğu gibi) tanrıya beşik olma şerefini elde etmek için efsaneler düzdürmüşlerdir. Apollon onu hor görüp denizin içine gömer diye. ve çocuk gün ışığına çıkıverdi. Titrer tanrılar tepeden tırnağa Zeus'un sarayında o bir yürüdü mü. Olympos ve hepsi Anadolu'ya özgü adar taşıyan daha nice kentler boyunca. Zeus'tan gebe kalan Leto tanrıçanın çocuğunu doğurmak için yer araması. gece çatır çatır yıldızlarla birlikte kız kardeşi Aya doğru yükselen yalçın dorukları bu hava sarar. tıpkı ormanlarla kaplı bir dağ doruğu gibi. her biri birer tapınak gibi karşımıza çıkan.. duru bir suda. Hele Fethiye'nin gör­ kemli kral mezarlarından başlayıp. Çiçekler içindeydi şimdi. İşte o zaman. İşte bu hava Lykia'da sezilir. Delphoi'ninki çok daha ye­ nidir ve sonradan eklenmiştir birincisine. 1. besbelli ki Delos övgüsü daha eski.. kısacası her türden sanatı esinle­ yen büyük yaratıcı tanrıdır. Titan kızı Leto ile baştanrı Zeus'un bir­ leşmesinden doğmuştur Apollon ve onun kız kardeşi Artemis (Tab. çalgı ve ezgiyi. Doğum şöy­ le anlatılır: (Letoj İki koluyla Fenike ağacına sarılarak dayadı çimenlere dizlerini. incecik. Apollon Lykia deni­ len o ışık ülkesinde de yaşar. renk renk çakıllar üstün­ de çağlayan dereler de satyr'lere. övgüdeyse şöyle deniyor-. nympha' lara yemyeşil birer yunak olmaktadır. öteki Delphoi tanrısına. kral diye nitelenir Apollon. ka­ yalara oyulu ya da denizde yüzen o eşsiz mezarları. anlatmakla bitire­ mez onu şairler. . çiçekler içinde Delos. Dile gelmez bir sevinç kapladı yüreğini Leto'nun. Demre. Kekova. İlyada'nm ilk dizelerinde şöy­ le tanıtılır Apollon (İl. . yani Lykia ve özellikle Lykia'da tanrının doğduğu kent sayı­ lan Patara'dır.Apollon tanrının asıl doğuş yeri Anadolu kıyıları. Gündüz gümüş yaylı tanrıya bir altın taht kuran.. ama sonradan önce adalarda. Kaş. ışıkla karanlık arasın­ da yaman bir savaş verilmekte ve bin yıllar­ dan beri süregelen bu savaşı insan aklı ve sa­ natı kazanmaktadır. ey Phoibos. yani övgüler arasında Apollon'a ayrılmış iki övgü vardır.. bunların arasında başta ge­ len ve en çok da tutunan Delos efsanesi. lahitleri gördük mü.. Kıyıla­ rında dolaştınız mı. burası Apollon'un ülkesidir demekten alamayız kendimi­ zi. Burada şu noktaya dikkat edelim ki Apollo'nun doğumu bir "kral tanrı"nın doğumu sayılmakta. kar gibi ak bir kundağa. Themis tanrıça nektar sundu ona ve bal gibi ambrosia sundu ölümsüz elleriyle. Delos adacığı da korkar böyle güçlü bir tan­ rıya sığınak olduktan sonra. kimi vakit çıkarsın kayalı Kynthos'un doruğuna. Homeros'tan Roma çağından sonraki Kommagene krallarının zamanına dek hep aynı Anadolu'lu tanrıdır Apollon. Av rıntıya girmeden şunu söyleyelim ki araştır maların verdiği sonuç şu. anası emzirmedi altın kılıçlı Apollon'u. Ey uzağı vuran Apollon. şiir ve dansı.

ey tanrı. Ne var ki bu sonradan olmuş. Taşlıklıoglu'nun "Tanrı Apollon ve Anadolu ile Mü­ nasebeti" (İstanbul 1954) adlı araştırmasından faydalandığımı belirtmek isterim. Klaros. tanrı orada Helenos'la Kassandra'ya esinlemiş biliciligi. Erythrai (ildir) bilicisi (4) BİLÎCİLİK MERKEZLERİ. nice tapınakların oldu senin. Bunların ki­ minin izi silinmiş. Kalkhas Bir tanrıçanın ağzından dile gelen bu mo­ ve Mopsos gibi efsanelik kişilerin serüveni de dern turizm anlayışı Yunanistan'da pek tuaynı gerçeği kanıtlar (Kalkhas. yaptığı freskin bir köşesine Erythrai. ama gönlünü sevindiren yer. bir nympha'nın kızıymış. Didyma ve tanrı­ nın asıl doğum yeri ve yurdu sayılan Patara. sensin efendisi Lykia'nın. Apollon tanrıyla ilgili bilicilik sen de beslenir semirirsin başka elden. nice kutsal koruların oldu. hiç durmadan. O kadar ki Raphagörürsün. Biliciligin de bu merkezlerden çıkıp Yunanis­ tan'a yayıldığı hem efsane. öbür bilicilik merkezlerini zamanla gölgede bırakmıştır. Didyma tapınağı gibi. İda'lı yanan yağlı etlerden. anlaşılan şu ki. Biliciligm ilkçağda nail geliştiğini ve ne ek adı. Biraz ötede Khryse. fare ve sıçan kovan anlamına gelir ve büyük bir rol oynadığını tarihçiler anlatmakla Apollon tanrının "aleksikakos". falcı. Anadolu'dan çıkmış ve yayılmıştır. kimi­ si de akıllara durgunluk veren koca bir anıt gibi dikilir karşımızda. Mopsos). Srnintheus olur. Pausanias'a göre. hem de arkeolo­ jik bulgularla kanıtlanır. Boğazlardan başlayarak bütün Ege ve Ak­ deniz kıyıları Apollon'un bilicilik merkezlerin­ den bir çelenkle çevrilmiş gibidir. Yunan tanrı dünyasına sonradan ka­ tılan ve adı bile Yunanca olmayan Apollon'un Kybele'nin oğlu Attis'le bir tutulması gerekmez mi? Bu konuda Halikarnas Balıkçı­ sının kılavuzluğuna dayandığımı ve Z. Killa. kıyıdaki o büyülü şehir senin malın. Milletos'un kurduğu büyük Didy­ ma tapınağı ve onu işleten Brankhos oğulları (Brankhos) da bir yana. bilicilik merkezlerine tü­ leri defetme gücünü dile getirir. Zeleia var. Ama bunları saymakla bitiremeyiz. yani kötülük­ bitiremez. bir köşe­ nasıl toplanır insanlar burada ve dumanlar sine de Cumae Sibylla'sını oturtmuştur. Sonra sırayla bugün de bilinen merkezler: Gryneion.AI'OI I . bunların arasında daha bir sürü kutsaklar ve Ksanthos (Kocaçay) vadisiyle Pamphylia'ya kadar uzanan bütün Lykia kıyıları vardır.ON atkılarda dolaşırsın. Laokoon o tapınağın rahibidir (Helenos. kâhin dizelerinde adı geçen Khryses gibi Srnintheus Apollon'un tapıcısı bir kadındır. Troya'nın yanıbaşında Thymbra' lı Apollon tapınağı vardır ki. Erythrai. Helenos'la Kassandra bir yana. bilicilerinden biri sayılırdı. Bu övgüde Yunanistan'la tanrı arasında bağlantı kuracak bir tek söz yok. yüce dağ başları şenin oldu. Erythrai bilikenmez bir gelir kaynağı olmuş. Laokoon). tıpkı İlyada'nın ilk ya da erkek "mantis" yani bilici. Apollon'un Sibylla adıyla dünyaya ün salmıştı. kadın rin en ünlüsü Herophile. sevimli Maionia'nın efendisi Miletos da senindi. Kassandra.asıl. Anadolu'dan Güney İtalya'ya göçüp sünde Leto kurak ve kayalık adacığa parlak orada kent kuran Kyme'lilerin Sibylla'sıyla bir gelecek müjdeler: birlikte ilkçağ dünyasının en ünlü dört kadın Senin olursa okçu tanrı Apollon'un tapmağı. Olympos doruğunda tanrılar toplantısına varıp da aşırı bir saygıyla karşılandığı zaman bile Apollon sanki başka bir diyardan gelmektedir Olym­ pos'lu tanrılar arasına. He­ tüter rophile adlı Sibylla. Delos'tu. yerleri pek bilinmeyen bu merkez­ lerin de önemli olduğu anlaşılır İlyada'dan. senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. rek göz kamaştırıcı bir zenginlik toplamış. ilk ve en eski bilicilik merkezleriyse Anadolu'da­ dır. Bütün bunlardan madem si'nin toprağında hiç bereket yok. İnsanlar arasında kimi vakit. Leto'nun da Lykia'da Leda yahut Lat adıyla anılan Anadolu'nun Ana Tanrıçasından başkası olmadığı göz önüne alınırsa. Delos övgü­ cisiyse. tunmuş ve Delphoi bu politikayı benimseye­ . ovalara bakan dağ başları. insanlar yüzlük kurbanlarla nasıl el Vatikan'daki Sixtina kilisesinin tavanına buraya gelir. Bu bilicile­ esinlediği öngörme yetisiyle insanlar. Bu sanat. Bu güçlü tanrının Le­ to'nun oğlu olduğu.

Yerleşti gemilerin ardına. Parnassos dağının eteğinde yer yer ormanlarla örtü­ lü yemyeşil bir ovaya inmiş. Apollon İlyada'nın ilk dizelerinde okçu tanrı olarak çıkar karşımıza.. Delos'lu Apollon övgüsünden epey sonra ve onun örneği üzerine kaleme alınmış Delphoi'li Apollon övgüsünde şu efsane anla­ tılır: Apollon doğar doğmaz.. köpürmüş. Ordu içine tanrının okları yağdı tam dokuz gün. Kavruluyordu birbiri peşi sıra bir yığın ölü. kargıcı Yunanlıların ödleri kopardı çünkü Doğu­ lu okçulardan. Efsaneye göre bu ejderi Hera salmışmış Leto ile çocuklarının başına. 45 vd. dönüşünde de Pytho yarış­ malarını kurmuş. Omphalos) sayılan bir çuku­ run üstüne bir üçayak yerleştirilmiş. Yunanistan'da Delphol merkezinin kurulu­ şuna değgin efsaneden de aynı sonuç çıkarı­ labilir. doğayı simgeleyen perilere de yönel­ miş bu aşkların çoğu sonuç vermeyen bahtsız sevgiler diye nitelenir (Daphne. Apollon'un sanat ve müzik yeteneği üzeri­ ne de birçok efsaneler anlatılır. burada tanrıça Themis'e adanmış bir sunak varmış. Ne var ki bölgeyi bir ejder kasıp kavurmakta. İlyada'nın konusu Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavga ise. Apollon ya da Artemis'in okuyla ölmek ansızın tatlı bir ölüme kavuşmak anlamına gelir.. Kassandra. Pytho diye anı­ lan bu merkez sonradan Delphoi adını almış­ tır. (5) NİTELİĞİ VE EFSANELERİ. tanrının bilici kadını Pythia bu üçayak üstüne oturarak ve çukurdan yükselen gazlarla kendinden ge­ çerek fal verirmiş. Olympos'a ilk ayak bastığı gün öbür tanrıların kor­ kuyla yerlerinden fırlamaları da bundan. ilci ucu (çapalı okluğu. Bu falcılık. Tanrı canavar da olsa bir cana kıydığı için arınmak zorunda kalmış. Bu vezin ise Daktyl'ler ve Kybele kültüyle ilişki görün­ mektedir (Daktyl'ler). 1. Orada bayram ve şenlikler içinde yaşamış. Kımıldandı mı. acı. Pythia tıpkı Sibylla gibi tanrı sözlerini ya da buyruklarını insanlara Homerik destanların vezni olan hexametron ile aktarır. bin vınlama çıktı gümüş yaydan. Önce katırların. periden izin alamayınca (Telphusa). Kız kardeşi Artemis'le paylaştığı bu yetenek tanrıya büyük bir üstünlük sağlar. gidip Yunanistan'da bir tapınak kurmasını buyurmuş. korkunç. Leto). sonra Yunanistan'a gelmiş. Leto'dan doğma iki okçu tanrı bu yetilerinden birçok efsanelerde faydalanırlar (Niobe). Önce Boiotia'da Telphusa pınarının yanıbaşında kurmak istemiş tapınağını. İndi Olympos'un doruklarından. başına bir altın külah ve eline de bir rebap vermiş. . Apollon Python'u öldürür ve büyük bilicilik merkezini de ejderi öldürdüğü yerde kurar. kızgın tanrı yürüyordu gece gibi. köpeklerin düştü peşine. tanrıça kehanet verirmiş o sunakta. Python denilen bir canavar ekinlerin hepsini yok etmekteymiş. oklar omzunda şangırdıyordu. /I'I . bilicilik sanatıy­ la Delphoi tapınağının ne hazineler topladığı dillere destan olmuştu.t M ^ >ı ı v . bir süre Tesalya'da Admetos'a sığırtmaçlık etmiş (Admetos). Kaldı ki anası Leto ve kız kardeşi Artemis de doğrudan doğruya Kybele ile bağlantılıdırlar ('Artemis. Pan. Korintos körfezinin kuzeyinde. Okçu ve yaman okçu oluşu onun doğu ile ilişkisini daha da pekiştirir. Andolu'lu Apollon'la Anadolu'lu Ana Tanrıça ile bir bağ kurmayı esinler. bu kav­ ganın nedeni de Apollon'un öfkesidir. Müzik alanında baş­ ka tanrılar ve ölümlülerle giriştiği yarışmalar da birçok efsanelere konu olmuştur (Hermes. tanrı Zeus da oğluna kuğuların çektiği bir araba. sonra saldı birsiuri olc insanların üstüne. başının üstünde kuğu kuşları uçuşmaya başlamış. Ama kuğular onu Hyperbore'liler ülkesine uçurmuşlar (Hyperboreoi). Güzel delikanlılara olduğu kadar.): . Delphoi tapınağında dünya­ nın göbeği (Yun. Hyakinthos). Bu nokta bir de Delphoi'nin dünyanın göbeği sayılması ve omp­ halos kavramıyla Kybele kültüne özgü bir motifi benimsemesi (Kybele). Işıklı tanrının aşkları da önemli bir rol oy­ nar efsanelerinde.. Musa'ların yöneticisi olarak ünü Yunan-Latin şiirinden başlamak üzere Batı şiirinde bugüne dek gök­ lere ağmıştır (Musa'lar). Tanrı­ nın asıl niteliğini açığa vuran bu dizeleri aşa­ ğıya alalım (İl. Marsyas). öfkeli. saldı okunu. Marpessa. başka bir anlatıma göre Admetos'un yanın­ daki uşaklığı Kyklops'u öldürdüğünden dola­ yıdır (Kyklop'lar). Omuzlarında yayı.

Tanrılar babası­ nın bu sızlanmalara verdiği karşılık şudur (İl. ilenme anlamına gelen yunanca kelime. 921) bir daha pek söz etmez bu tan­ rıdan (Tab. Dağ­ dan. kızı da iş işlemede. Lydia kızları. insanların baş belası Ares. savaş işin gücün. Zeus'un kafasından çıkma. kadınları bi­ linçli. Savaş tanrı Ares'in Roma'da karşılığı Mars'tır. kilim dokumada öylesine usta. Apollon'la Athena Ares'i şöyle kınarlar (İl. sevimsiz. o da Ze­ us'un yanına sığınıp ağlaşır. kötünün kötüsüdür o. Ara. yokmuş onun üstüne bütün bölgede. ormandan periler bile gelir. saldırgan Ares'ten çekinme. 30. babası İdmon Kolophon kentinde kumaş boyacılığı yapar­ mış. Lydia'lı kız üzüntü­ sünden kendini asmış. bir bu yana.5): Hera görkemli son eşi oldu Zeus'un Sevişti tanrıların ve insanların kralıyla Hebe'yi. 889 vd. Athena Olympos'un on iki büyük tanrısı­ nı işlemiş nakısına. Roma devleti bu tanrıya ne kadar değer vermiş.dönek Olympos'ta oturan tanrılar arasında • benim iğrendiğim tanrısın sen. Bu ça. Argonaut'lar. bir o yana döner. Arakhne de ölümlülere elişlerinin hepsini öğretmiş ol­ makla geçinen Atina'nın baş tanrıçası Athe­ na ile gergefte boy ölçüşebileceğini ileri sü­ rer dururmuş. kendininkinden aşağı kalmıyor. Doğuşunu üç dizede şöyle anlatan Hesiodos (Theog. Ama Arakhne hiç oralı olmamış. Arakhne. El sanatlarında Anadolu'nun Yu­ nanistan üzerine üstünlüğünü dile getiren bir efsanedir Arakhne efsanesi. Zeus'un kalkanıyla dövü­ şen Athena zaferi kazanacaktır. hele babası Zeus'un ondan hoşlanmadığı besbellidir. tanrılarla boy ölçüşmekten sakınmasını salık vermiş. Danae'ye yaklaşmasını filan. eleavuca sığmaz huysuzluğun.Apollon birçok ozanların babası sayılır (Linos. anadan gelme sana. bir koca­ karı kılığına girip çıkmış Arakhne'nin karşısı­ na. Yaklaş ona. daha alçakgönüllü olma­ sını. yırtmış nakısını. 830): Ares. Kimi zaman çoğul ola­ rak gösterilip öç perileri Erinys'lerle bir tutu­ lur (Erinys). Atheria isterse gelsin nakışta yarışalım de­ miş. uğursuz ola­ rak nitelendirilen Ares insanların baş belası. gide­ rek gülünç bir kişi olarak canlandırmıştır. Ares ise akılsız­ ca.•• tışmada elbette ki akıl üstün gelecek. Apsyrtos.): Böyle ağlaşıp durma dizimin dibinde. geçiyor bile. Ares'i ve Eileithya'yı doğurdu Hera Ares'in anası Hera ile herhangi bir ilişkisi­ ne pek rastlanmaz destanlarda. Hera'dan ben de ona zorla dinletirim sözümü. delinin biridir. Öğütler vermiş. giderek gururlu olurmuş. İşlerini bitirince Athena bakmış ki kızın nakısı kusursuz. Aristaios). kavga. çılgın deli. Tanrıça da o zaman kim olduğunu açık­ layarak başlamışlar gergef başında yarışma­ ya. ellerin kanlı. Ama tanrıça hamarat sanatçıyı bir örümcek kılığına sokmuş ki. şaşakalırlarmış yaptığı işlere. He­ le Homeros destanlarında kaba kuvveti sim­ geleyen Ares'e eklenmedik aşağılayıcı sıfat kalmamıştır. öyle becerikliymiş ki. V. Arakhne ise tanrıların pek şanlı olmayan serüvenlerini canlandır­ mış:' Zeus'un Europe'yi kaçırmasını. Tragedyalarda bu kavramla­ rı simgeleyen tanrıça. çünkü Athena aklın yönettiği savaşı. biliyorum. saygı göstermişse. Bkz. Tanrıça buna kızmış. Troya savaşında yiğit Diomedes Athena'nın yar­ dımıyla karnından yaralar Ares'i. Azgın. İlyada'nm beşinci bölümünde tanrılar da Akha'larla Troya'lılar arasındaki kıyasıya savaşa katılın­ ca. elleri kanlı. Orpheus. nakış yapmada. Yunan dün­ yası onu o kadar hor görmüş. ey kaleler yıkan. V. Derken bü­ yük bir öfkeye kapılıp kırmış Arakhne'nin gergefini. Adının geçtiği sayısız efsaneler için yukar­ da gösterilen adlarla ilgili maddelere bakınız. Arakhne Lydia'lı bir kızmış. Lanet. kaleler yıkan olumsuz bir varlıktır. körü körüne çarpışmayı simgeler. beddua. Ares. hep hırgür. Hekim tanrı olarak adı genellikle oğlu Asklepios'unkiyle birlikte anılır (Asklepios. Asıl çekişmesi de Athena iledir. son­ suzluğa dek tozlu duvar köşelerinde ag örsün de hiçbir faydasını görmesin. Paian). Apollon önce Ares'in işe karışmaması .

Bu dev tanrı Homeros destanlarında yürek­ li ve yiğit olarak bile gösterilmiyor.). Tanrılar mahkemede Ares'in beraatına karar vermiş. Derken Poseldon Olympos tanrılarını tepede toplamış ve Ares'in bu suçunu yargılamalarını istemiş. bu tepe­ nin eteğinde bir kaynak fışkırır. Ona kimi zaman Eriş (Kavga) de katılır. Arete. Adı "ışık saçan" anlamına gelen Arges Zeus'a yıldırım armağan eden Kyklops'tur. sonra bir kaynağa dö nüştürmüş.Ö. bu kaynağın dibinde de günün birinde Ares. Thebai'de de Kadmos'un atası olarak tapım gördüğünü. (Kyklopes). Odysseia'da anlatılan aşk macerasında (Aphrodite) Ares Hephaistos'un ağına düşüp yakalandıktan sonra hiç ses çıkarmaz. savaşı şöyle anlatılır (İl. İlkçağın büyük destansal öykülerinden biri olan Argo­ naut'lar serüvenini bize bir tüm olarak Rodoslu Apollonios anlatmıştır. III. Argonaut'lar (Argo Gemicileri). Efsaneye göre. Ares'in yabani Trakya boylarının yanında oturmaktan hoşlandığı ve bir gelene­ ğe göre kızları olan Amazonların da oradan kaynak bulduğu söylenir.için onu Skamandros ırmağınınkıyısına otur­ tur. Aglauros tan olma kızı Alkippe'ye Poseidon'un oğlu Halirrhotios'un saldırdığını görmüş ve öfkeye kapılarak öldürmüş saldıranı. vurdu onu. Bu efsane. gene atılır körü körüne savaşa ve Herakles'ten yara alarak gene utana uta­ na döner Olympos'a. 359 vd. oğlu Kyknos'u yiğitle olan savaşında korumak ister. yani Ares tepe­ si diye bir yer vardır. Çırılçıplak yüzerken birdenbire ırmak­ tan yükselen bir erkek sesi duymuş. on bin kişi. Ares'in Aphrodite ile birleşmesinden Phobos (Bozgun). 855 vd. Enyo adındaki kızı da tanrı neredeyse oradadır. ARGO GEMİSİ. savaşta nasıl bağırır çağırırsa. ama Ares akıl ve man­ tık dinlemez. ırmak kovalamış. Herakles destanında Ares. Athena araya girip Kaderin Kyknos'un yenilmesine karar verdiğini. öbürü Sicilya'da Arethusa adlı iki kaynağın varlığını açıklamak için uydurulmuş olsa gerek. Medeia ile İason efsaneleri ise traged­ ya yazarlarına ve özellikle Euripides'le Sene ca'ya konu olmuştur. çeşitli bölümlerini başlık­ larla göstererek özetlemeye çalışalım. buna karşı gelmenin akıl kârı olmayacağını söyler. süklüm püklüm Trakya'ya doğru yol alır (Od. kimi zaman buna ver­ mesinden ileri gelmiyorsa da. VIII. ama Alpheios gelip sularını sula rina karıştırmasın diye.ı gene yeryüzüne çıkmış (Alpheios). Bu uzun öyküyü. Savaşa doymaz Ares öylesine bağırmıştı. Arethusa yerallın. Kız sudan dışarıya fırlayıp olduğu gibi koşma­ ya başlamış. Palias Athene tutup yöneltti kargıyı tam Ares'in göbeği altına. so­ nunda gücü tükenen Arethusa Artemis'e yakarmış onu kurtarsın diye. tunç Ares de öyle bağırdı. Phobos'la Deimos ayrılmazlar babalarının yanından. yüzyılda yaşayan Apollonios ünlü bir mythos yazarı­ dır. O koşmuş. Bu konuyu kendisinden sonra Apollodoros ve önce de büyük Dor şairi Pindaros işle­ miştir. biri Elis'te. karmlığm bağlandığı yere tam. Deimos (Korku) ve bir de Harmonia doğar. yaraladı karnından. Tanrıça da önce kızı bir buluta sarmış. ama işler çatallaşıp Aphrodite de yarala­ nınca. Bkz. Kıza tu­ tulan ırmak tanrı Alpheios'un sesiymiş bu. Adı "hızlı" anlamına gelen Argo gemisi Karadeniz'in Kolkhis ülkesinde fil . Dönekliği zaferi kimi zaman ona. V.ı dalmış ve ancak Sicilya'da Ortyga adasınd. Arethusa. bir ej­ derin beklediği bir suyun kendisine adanmış olduğunu anlatır (Kadmos). Ares çıkagelir. Akha'larla Troya'lıları yakaladı bir titreme. sonra derisini yırtıp kargıyı çekti çıkardı. Uranos (Gök) ile Gaia'nın (Toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri. İ. Argcs. Atina'da adam öldürmelerin ve dinsel suç­ ların yargılandığı Areopagos. Ares kavgasına tutuşmuş dokuz. Artemis'in çevresindeki avcı kız­ lardan Arethusa günün birinde ay yorgunlu­ ğunu gidermek için ırmağa girmiş.): Gür narah Diomedes de atıldı tunç kargısınla. yıkanıyormuş. baş konusu sa­ vaş olan bir destanda savaş tanrının bu kadar hor görülmesi şaşılacak bir şeydir. Alkinoos.

Pelias da ondan kurtulmak için önce Kolkhis'e gi­ dip Phriksos'un orada bıraktığı altın postu getirmesini buyurur. Birinci durak Lemnos adaşıydı. Hypsipyle). Kalais ile Zetes). ara­ larında ne varsa paramparça olurmuş. Mythos yazarlarının bunlar üstüne verdikleri listeler birbirini tut­ maz. Phriksos. Adada erkek olmadığından Lem­ nos kadınları Argonaut'ları iyi karşıladılar ve onlarla sevişerek gebe kaldılar (Thoas. atılgan yiğit varsa hepsini toplar ve Phriksos'un oğlu ünlü usta Argos'a bir gemi yaptırdıktan. Aietes de bu eşsiz postu tanrı Ares'e adanmış bir korulukta saklar (Athamas. Phine­ us Argonaut'lara şöyle bir denemede bulun­ malarını salık verir: Bir güvercin uçursunlar kayaların arasından. bu işte tanrıça Athena'dan da yardım gördükten sonra yola çıkar (Aison. Amphiaraos ve Mopsos adlı biliciler. LEMNOS ADASI. ÇARPIŞAN KAYALAR.Altın Postu aramaya giden kahramanlar için yapılmış elli beş kürekli bir gemiymiş. Yunanistan'da ne kadar gözü pek. ama genellikle en ünlü kahramanlar şunlardır: İason. Mysia kıyılarına vardıklarında (Mudanya lima­ nına çıkmış olacaklar) Herakles ormana dalıp kırdığı küreğinin yerine yenisini kesmeye git­ ti. kendileri de arkasından geçmeye kalkışsınlar. Ora­ dan da Marmara denizine girdiler ve Kapıdag yarımadasına vardılar. SEMENDİREK. PHİNEUS. bir zamanlar Athamas'ın çocukları Phriksos'la Helle'yi sırtı­ na alıp Yunanistan'dan Karadeniz'deki Kolkhis ülkesine kaçıran kanatlı koçun pöstekisidir. Pelias. YOLCULUK. MYSİA'DA HYLAS'IN KAYBOLMASI. Kanatlı. Orada Poseidon'un oğlu kör kral Phineus'a rastlar­ lar. ozan Orpheus. güvercin geçebilirse. ALTIN POST. Meleagros. Peleus'la Telamon. Karadeniz'e çıkmadana Symplegad'lar yani çarpışan kayalar­ dan geçmeleri gerektiğini Phineus söyler Ar­ gonaut'lara. Bu iyiliğe karşılık Phineus Argonaut'lara ilerde karşılarına çıka­ cak tehlikeleri nasıl atlatabileceklerini bildirir (Amykos. kadın yüzlü canavarlar olan Harpya'ları rüzgâr tanrı Boreas'ın oğulları Kalais ile Zetes yener ve kovarlar. yanında Hylas adlı çok sevdiği bir genç vardı. İdmon. AMYKOS. yoksa vazgeçip gerisin geri Yunanistan'a dönsünler. gemi ustası Argos. Çanakkale Bogazı'na girmeden Samothrake (Semendirek) adasına vardılar ve ozan Orpheus'un öğüdü­ ne uyarak adadaki gizemlere erdirildiler. Herakles). iason). Bundan sonra da Çarpışan Kayaların çarpış- . Tanrı Apollon'a ya­ pılan kurbanlar bilici İdmon tarafından iyiye yorumlandı: İdmon'un kendisinden başka yolcuların hepsi geri dönecekti. ARGONAUTLAR KİMLERDİR? Sefere katı­ lanlar Troya efsanesi kahramanlarından ön­ ceki kuşaktan kişilerdir. Delikanlıyı tatlı su aramaya göndermiş­ lerdi. Helle. Delion'Iar kralı Kyzikos'u yanlışlıkla öldürdüler (Kyzikos). Mavi Kayalar diye de tanımla­ nan bu iki kaya aralarından bir gemi geçti mi. Onu yapan ustanın adı da Argos imiş. Phriksos tek başına Kolkhis'e varır ve kendisini iyi karşılayan Aletes'e Zeus'a kurban ettiği koçun altından olan postunu verir. Aietes). Geri gelmeyince Herakles onu arama­ ya koyuldu ve şafak sökerken hâlâ dönmedik­ lerinden gemi Herakles'i Mysia'da bırakarak yoluna devam etti (Hylas. Harpya'lar. Boreas'ın oğulları Kalais'le Zetes. İason bu sefere çıkmak zorunda kalır. dümenci Tiphys. Aison'un oğlu İason delikanlılık çağına gelince Pelias'm karşısına çıkıp tahtını geri ister. Herakles ve daha başkaları. Bu kral Harpya'lar belasına uğramıştır. yerlerinden oynar ve birleşerek kapanır. Adanın kadınları kocalannı öldür­ müşlerdi. KYZlKOS. Argo gemisi Tesalya'daki bir limandan denize indirildi. SEFERtN NEDENİ. lolkos kralı Aison tahtını üvey kardeşi Pelias'a kaptırmıştı. Kız kardeşi Helle Boğazları geçerken de­ nize düştükten sonra. arkasından Argo gemisi Symplegad'ların arasına girer ve kuş gibi ancak pupası biraz zedelenerek geçer. İason kuyruğundan birkaç tüyünü yitirerek karşı yöne geçer. Kadıköy'e yerleşmiş dev Amykos'u Polydeukes'in yenmesi üzeri­ ne yelken açan Argo gemisini fırtına Boğaz­ dan uzaklara Trakya kıyılarına atar. Kastor'la Polydeukes. Altın Post.

İstanbul Boğazında akıntı yüzün­ den oynak kayalar mı vardı. yoksa Boğazın olağanüstü anafor ve akıntıları efsaneye böy­ le bir imgeyle mi yansıtıldı? Her neyse bu en­ geli de aştıktan sonra Argonaut'lar Yunanlıla­ rın Pontos Eukseinos yani konuksever deniz dedikleri Karadeniz'e çıkarlar. arkalarından gelen Aietes'le adamları Apsyrtos'un parçalarını toplamakla vakit kay­ bettiler. fason ister istemez bu koşullara evet der. İason'u konuklamak istemez. İason'a kendisini eş olarak almaya söz verirse yardım edeceğini bildirir. Kral Lykos onları iyi karşılar. Burada Medeia'nın tüyler ürperti­ ci bir oyunu yer almaktadır: Pelias'ın kızlarıy­ la arkadaşlık kurar. Medeia'nın halası olan büyücü Kirke'yi bulmaya giderler. İason'la el ele vererek Altın Post'u bek­ leyen ejderi uyutmuş ve koçun pöstekislnl alıp Argo gemisine kaçırmışlardır. Argonaut'lar daha öteye gidip Ama­ zon'lar ülkesine çıkarlar. tunç ayaklı iki boğayı boyunduruğa koşup öl­ dürülen ejderin dişlerini ekmesini şart koşar. Ejderhanın dişlerini toprağa ektikten sonra silahlı adamlar biteceğini. Pelias'm da tahtı geri vermeye hiç de yanaşmadı­ ğını görür. ama bir ejderi öldürmesini. Hephaistos'un yaptığı bu robot adama Girit kralı Minos adayı koruma görevini vermişti. Hera'nın koruyuculuğu altında Kharybdis'le Skylla uçu­ rumlarını da geçerler. ihtiyarlamakta olan baba larını gençleştirmenin çaresini kendilerine . yalnız ayak bileklerinden biri etten olup içinde bir kan damarı bulunmaktaydı. ama Medeia onu büyüledi. Argonaut'lar Girit'e yaklaşınca Talos koca bir kaya alıp Argo gemisinin üstüne fırlatacak oldu. Ar­ gonaut'lar Altın Post'u geri istemek için kral Aietes'in karşısına çıktıklarında. İason Altın Post'u amcası Pelias'a vermek üzere İolkos'a döner. Bedene sürüldü mü bu merhem deriyi silah geçmez hale sokar. Talos tepeden tırnağa tunç­ tandır. İlk durak Maryandyn'lerin ülkesidir. Kral Aietes görünüşte Altın Post'u vermeye razıdır. bunların kavgaya tutu­ şup birbirlerini öldüreceklerini de söyler. söylediği ezgi o kadar güzeldir ki gemiciler Seiren'lerin sesine kulak vermezler. Ertesi sa­ bah Argo gemisi şafak sökmeden yola çıkar. Kirke Medeia'yı kardeşini öldürmüş olma suçundan arındırır ama. dev birden ayağını burkarak bileğini sıyırdı ve damanndan akmaya başlayan kan bir daha durmadı. ALTIN POST'UN ALINMASI. Medeia babasının kendilerine yetişememesi için korkunç bir çareye başvurmuştu: Yanına aldığı küçük kardeşi Apsyrtos'u kesip doğradı ve parçalarını yol boyunca serperek uzaklaş­ tılar. kralın kızı Medeia iason'u görür ve büyük bir aşkla ona tutulur. ama Medeia daha hızlı davran­ mış. ama bir yaban domuzu avında bilici İdmon ve dümenci Tiphys ölür­ ler. Güçlü bir büyücü olan Medeia bun­ dan böyle Argonaut'ların ve İason'un bütün işlerini eline alır ve dilegince yönetir. Sonra da yiğide büyülü bir merhem hazırlar. Bu kez fırtına onları Libya kıyılarına atar. ne de ölür. DÖNÜŞ YOLCULUĞU. Destanın bu bölü­ mü de karışıktır. ara­ larına bir taş atarsa. Du­ rak yapmadan Kafkas dağlarının göründüğü kıyılara doğru ilerler ve Phasis ırmağına (Pasinus) yani Kolkhis (Gürcistan) ülkesine varır­ lar (Amazon 'lar). İason boğaları bo­ yunduruk altına sokmayı ejderin dişlerini tar­ laya ekip üstünde fışkıran silahlı adamları bir­ birlerine öldürtmeyi başırır. Amazon'ların ülke­ si Thermodon (Terme çayı) ve Themiskyra (Terme) şehriyle merkezlenir efsanede. Babası Aison'un öldüğü haberini alır. Me­ deia araya girer. oradan Girit'e geçerler. ama Zeus'un öfkesine uğrayıp fırtınaya tutulurlar. Argonaut'lar Seiren'ler adasının önünden ge­ çerken ozan Orpheus canavarları büyüler. Girit'te eski tunç soyundan kalma Talos adın­ da bir dev yaşar. YUNANİSTAN'A VARIŞ. ateş püsküren. MEDEİA. AMAZONLAR VE KOLKHİS'E VARIŞ.maktan vazgeçtikleri ve yerlerine mıhlandıklan anlatılır. bir gün boyunca ne yara­ lanır. Ar­ go gemisini yakmaya ve Argonaut'ları öldür­ meye kalkar. bu yüzden Argonaut'lara yetişemedi­ ler. Ne var ki Aietes gene de Altın Post'u vermeye razı olmaz. Bir anlatıma göre Argo Ka­ radeniz'de İstros (Tuna) ırmağının ağzına va­ rır ve ırmak yoluyla Adriyatik denizine çıkar (o zamanki coğrafya görüşlerine göre Tuna Karadeniz'i Adriyatik denizine bağlayan bir su yoluydu) . Talos böylece can verdi (Talos). Medeia'nın dediği gibi olur.

Hera da gözlerini kendisine özgü ve çok sevdiği tavus kuşunun tüylerine yerleştirmiş. ama bir süre sarayında alı­ koyduktan sonra. Orada Aigeus'a kendisiyle evlenirse ço­ cuk doğuracağını söyler. Tartaros'la Gaia'dan dogma Ekhidna ca­ navarını öldürmüş. Theseus Girit'e Minotauros'la çarpışma­ ya geldiğinde Ariadne yiğidi görmüş ve görür görmez de ona tutulmuştu.öğreteceğini söyler ve örnek vermek üzere yaşlı bir koç alarak keser. (3) Homeros destanlarında tanrı Hermes "Argos u öldüren" "Argeiphontes" ek adıyla anılır. büyülü otlarla kay­ nayan bir kazana atar. ya da büyülü bir değnekle Ar­ gos'u bir daha uyanmayacağı bir uykuya dal­ dırmış. Dionysos). (2) Argonaut'ların gemisi Argo'yu (argos. sonra da taç gökte bir yıldız olmuş (Theseus. hızlı demek) yapan ve ona adını veren usta. Argos 11yada destanında Yunanistan'dan gelip Troya'ya saldıranların tümünün yurdu olarak gösterilir. Argos'un yüz değil de. 782). MEDElA'NIN SONU. îason'la Medeia bu su­ çu işledikten sonra Pelias'ın oğlu tarafından İolkos'tan kovulurlar. gündüz gözlüyormuş. Ama Zeus Hermes'e İo'yu kurtarmayı buyurmuş ve Hermes de Argos'u öldürmeyi başarmış. Argos'a Zeus Peloponez krallığını vermiş. Atina'dan da sürülür. Pelias'ın kızları bu düzene kanarak babalannı öldürüp kazana atarlar. Niobe Zeus'un sevdiği ilk ölümlü kadındır. ne kadarı kapanırsa. Korinthos kralı Kreon onları iyi karşılar. Argos. Argos ineği bir ağaca bağlayarak gece. Theseus da karışık ve karanlık dehlizlerden ilerledikçe yumağı açıp ipliği ye­ re bırakıyormuş. Ama Theseus kızı o adada bırakıp gitmiş. kimine göre Pan'ın kavalını çalarak devi bü­ yülemiş ve bütün gözlerinin birden kapanma­ sını sağlamış. birden körpe bir kuzu çıktığını gösterir. Kolkhis'e döndüğü ve daha birçok suç ve serüvenler­ den sonra babası Aietes'le barıştığı bazı efsa­ nelerde anlatılır (Medeia). Kreon'un kızı Kreusa ile ev­ lenmek üzere Medeia'yı boşamaya ve Kolkhis'e geri göndermeye kalkar. Argos'lu ise Akha'ların hepsine ve­ rilen genel bir sıfattır. Theseus'u öldürme­ ye çalışır. Bunu nasıl yaptığı konusunda söylentiler çeşitlidir: Kimine göre uzaktan attığı bir taşla yere sermiş Argos'u. bu işler olup biterken İason'dan olan iki oğlunu boğar ve babalarına ölülerini gösterir. kız onu giyer giymez yanma­ ya başlar. Arima. Dirilmedigini görünce çılgına dönerler ve yurtlarından sürülürler (Pelias). Nasıl olmuşsa olmuş ama Argos öl­ müş. Medeia'yı uzaklaştırmak çarelerini arar. 11). O sırada bü­ yücü kadın ömrünün en korkunç suçunu iş­ ler: Kreusa'ya güya düğün hediyesi olarak bir elbise gönderir. Üstün bir gücü olan bu dev Arkadya bölgesini yabani bir boğadan kurtar­ mış. (1) Zeus ile Niobe'nin oğlu. Bundan sonra atası Helios'un kendi­ sine gönderdiği bir uçan arabayla Atina'ya uçar. bir gece kız uyurken gizlice kaçmış. Tartışmalı yorumlara yol açan bu sıfa­ tın anlamında bilginler karar kılmış gibidir./I kafasının önünde. ikisi ı. ikisi arkasında yalnız dört gözü varmış. Ekhidna). sonra da Zeus'un inek bi­ çimine soktuğu sevgilisi lo'nun başına Hera tarafından bekçi olarak dikilmiş. bu yüzden de Argos denmiş bütün yarımadaya. Sonrala­ rı Argos adı yalnız batısındaki Argos kentine ve Argolis denilen bölgeye ayrılmış. Çünkü böyle bir efsane vardır: Hermes'in öl­ dürdüğü Argos yüz gözlü bir devdir. o kadarı açık kalıp bakarmış. Minos'la Pasiphae'nin kızı (Tab. Başka bir anlatıma göre. Sonra da Ariadne'yi kaçırıp Naksos adasına varmışlar. uyuduğu zaman bile gözlerinin hepsi kapanmaz. Ariadne uya­ nıp bakmış ki adada yapayalnız. Hesiodos da Ekhidna canavarının orada kapalı olduğunu anlatır (Typhon. Minotauros'un bulunduğu bin bir dehlizli Labyrinthos mağa­ rasında kaybolmaması için eline bir yumak iplik vermişti. Düğün hediyesi olarak Ariadne'ye Hephaistos'un yaptığı altın bir taç vermiş. Ariadne. kı­ zın güzelliğine vurulmuş ve onu alıp Olympos'a götürmüş. Efsa­ neye göre bu dağların altında iki ejder yat­ maktadır: Homeros'a göre Typhoeus'un ini buradadır (İl. . lason da korkunç karısından bıkmışa benzer. II. Canavarı öldürdükten sonra çıkış yolunu ona bu iplik göstermiş. Güneydoğu Anadolu'nun Kilikya bölgesinde bulunan dağlık bölgenin adı. ama üzülme­ ye vakit kalmadan tanrı Dionysos gelmiş.

dost Periandros'un yanına dönecek olmuş. deni­ ze düşüp boğulduğunu söylemişler. Lykaon'un ko­ nağına yıldırım yağdırmış. öyle dokunak­ lı söylemiş ki. tanrı Dionysos'a bir övgüdür. Arion fiskoslarını duymuş ve varı­ mı yoğumu alın. servetler topladıktan sonra. zeytincilik. Serüvenini şöyle anlatır: Dag ve su perilerini kovalamaktan hoşlanan Aristaios günün birinde ozan Orpheus'un karısı Eurydike'nin peşine takılır. Her neyse. Ne var ki denize açılınca. Çocuğu kırlarda at adam Kheiron ve nympha'lar büyütmüş. bayırda yetişen Ataion us­ ta bir avcıdır. Bir gece önce düşünde Apollon'u görmüşmüş Arion. kralın kendisini de . Ora halkını da büyülemiş. Arion onu yarattıysa. hemen yunus balığının biri onu sırtına almış ve Yunanistan'a kadar gö­ türmüş. Zeus'la Artemis'in avcı kızlarından Kallisto'nun oğlu. hayvancılık ve özellikle arıcılıkta ondan üstünü yokmuş. torununu doğrayıp parçalarını tanrının sofrasına çıkarmış. Yunanistan'ın bazı bölgelerinde. 365 vd. Günün birinde adası dar gelmiş Arion'a dünya göre­ yim deyip Korinthos'a göçmüş. Dithyrambos. duyduğuma göre de. Arkas. Aristaios sonradan Kadmos'un kızı Autonoe ile evlenir ve Aktaoin adlı bir oğlu olur. "Gitar çalmakta eşi yoktu. çok para da kazanmış. leşlerinden binlerce arı çıktığını görür.) gi­ dip Mısır'da fok balıkları arasında yaşayan Proteus'u bulur ve onu sımsıkı bağlayarak ke­ hanetini ağzından alır: Dört boğa ile dört dü­ ve kurban edecek. bu tür. Güvenmiş tanrıya ve bakmış ki başka kurtuluş yok. Aristaios'a Vergilius "Georgica" adlı tarım­ sal konuları ele alan eserinde uzun bir parça ayırmıştır. Hain gemiciler Korinthos'a varınca. tragedyanın kayna­ ğı sayılır. Bu kral Zeus'u sına­ mak istemiş. çünkü en çok bu şehir adamlarına güvenirmiş. Öyle güzel çalmış. Orada da bir süre kalıp. Arkadya bölgesinin efsanelik atası. Tanrılar da Aristaios'u cezalandırmak için salgın düşürürler arı kovanlarına. Taranto'dan gemiye binmiş. Bağış­ landığını anlar. alıp onu Libya'ya kaçırmış ve orada Aristaios adlı bir çocukları olmuş. Orpheus). Aristaios da Odysseia'da Meneloas'un yaptığı gibi (Od. Aristaios tarım ve hayvancılıkla ilgili bilgilerin hepsini öğrenmiş. Sonra da denize atacakmış kendini. Babası gibi dağda. IV. tanrı Apollon da Arion'un sazıyla üstünde yolculuk ettiği yu­ nus balığını gökte birer burca dönüştürmüş. çalgısı öyle dokunaklı ki. Zeus Arkas'ı büyütmek üzere Hermes'in anası Maia'ya vermiş. Arion ezgisini bitirince denize atlamış. Hem tarihçi onu bir masal diye değil. Periandros şairin ne olduğunu sormuş. gerçek­ ten olmuş şaşılacak bir olay diye anlatır: Şair­ ler anası Lesbos'ta Arion adlı bir ozan yaşar­ mış. kesti­ ği kurbanları dokuz gün sonra yoklayınca. arılarının hepsi ölür. ünü Midilli'den çok ötelere yayılmış. üstelik Korinthos'un yöneticisi Periandros'u da dost edinmiş kendine. sonra derdine çare bula­ caktır. Zeus'un gebe bıraktığı Kallisto doğurup da öldükten yahut ayı kılığına sokulduktan son­ ra. özellikle Tesalya. Ama Zeus aldanmamış. Bu yıkım karşısında Aristaios ana­ sı Kyrene'ye dert yanar. Tesalya'lı ırmak tanrı Peneus'un tonınu olan Kyrene adlı nympha'yı tanrı Apollon görmüş ve sevmiş. Kyrene oğluna deniz ihtiyarı diye anılan kâhin Proteus'a baş vur­ masını salık verir. Boiotia ve Arkadya'da Aristaios bir kır tanrısı olarak saygı görürdü (Eurydike. Arkas ana tarafından Lykaon'un torunuydu. Arion sanatıyla yalnız ün değil. Aristaios. Sicilya'yı gezmek hevesine kapılmış. dinliyorlarmış ozanı. Herodotos'un anlattığı masallar ara­ sında Arion'un masalı kadar sevimlisi yoktur. tragedyanın babası odur demek (Dionysos). diyor Herodot hemşerimiz. Aristaios kâhinin dediğini yapar. Dithyrambosu ilk söyleyen odur". İtalya'yı. güzel kadın düşüp ölür. kaçarken Eurydike'nin ayağını yılan sokar. en güzel rubala­ rını giyip son bir kez güvertede denize karşı saz çalmayı dilemiş.ARKAS Arion. yolculuk için Korinthos'lu bir geminin tayfasıyla pazarlığa giriş­ miş. sofrayı devirdiği gibi. Apollon'un kutsal hayvanları yunus balıkları belirmiş çevrede: Toplanmış. gemiciler onu suya atıp paralarının üstüne oturmayı kurmuşlar. bana hayatımı bağışlayın di­ ye yalvarmış. O sıra Arion birdenbire çıkagelmez mi! Periandros gemicileri çarmıha gerdirmiş. Dili öyle tatlı.

Suriye. ayrıca kuzeyde İskandinav ülkelerine dek sokularak iz bırakmıştır.bir kurt haline sokmuş. avlanıyormuş ki. Ölünce Ar­ kadya üç oğlu arasında paylaşılmış. Adı ne olursa olsun toprak ve bere­ ket tanrıçası ancak uzun ve yaygın bir geliş­ me süreci içindeki aşamaların sayım ve dökü­ münü Ana Tanrıçanın Anadolu'daki başlıca simgesi olan Kybele'ye ayırdığımız bölüme bırakarak. Homeros metinlerinde sözü geçen Artemis'ten Latin yazınındaki Diana'ya varmak için nice nice değişimlere uğramıştır bu tanrısal figür. Çatalhöyük ve Hacılar kazılarında elde edilen bulgu­ lar ise Ana Tanrıçanın gelişmesinde başlan­ gıç noktasını İsa'dan önce 6100 yıllarına ka­ dar indirmekle bu evreye ışık tutmakta ve da­ ha sonraki aşamaların belli bir açıdan ince­ lenmesini kolaylaştırmaktadır. başlamış onu kovalamaya ve hayvanın sığındığı Zeus tapınağına onun arkasından girmiş. ekmek yoğurma­ sını ve yün eğirmesini öğretmiş. ok saçan. Ana Tanrıçanın gerek Kybele. ya da yunanca bir deyimle "Araba" olmuş. bütün bu değişik ad ve biçimlerin ardında hep aynı görüş ve inanç özüne rastlandığı artık yadsınmaz bir gerçek olmuştur. İlyada'da bu tanrıçaya çokluk "ok taşıyan. Artemis'in Apollon'un olduğu gibi parlaklık gösteren bir ek adı da yoktur. Ülkenin yasalarına göre. Tek üstünde durulması gereken ve kişiliğinin özünü yansı­ tan sıfatları ilkin Homeros destanlarında. Akdeniz çevresinde bin yıllarca tutunmuş bir tanrıçaya belli bir süre içinde ve belli bir bölgede verilen addır. tapınağa giren ölüm cezası­ na çarptırılmış. Bun­ ları özetlemek için yazılı kaynaklardan. bizim tarih ve din tarihi bilginimiz Halikarnas Balıkçısı'ndadır. burada yalnız Artemis'i tanıtma çabasına girişelim. sonra ilkçağ yazını boyunca rastlanan okçu­ lukla ilgili sıfatlarıdır. (1) ADI VE EK ADLARI. Efes'te bulu­ nan Artemis heykelleri de Anadolu'nun r. Efes'li Artemis'i tanımlamak için de Selçuk müze­ sinde gözümüzle görmek mutluluğuna erişti­ ğimiz eşsiz heykellerden faydalanacağız. bozulmamış anlamına yakın gelen "artemes" sıfatından üreme olduğunu kanıt­ lamak güçtür. Çok yararlı bir kral olmuş: Uy­ ruklarına buğday ekmesini. Dokunul­ mamış. Arkadya denmiş bu bölgeye. Yunanla ilgili çağlarında bu tanrıçanın aldığı biçimi ortaya sermekle erken taş çağında başlayıp Roma imparatorluğunun putperest­ likten Hıristiyanlığa geçişine kadar olan süre­ de tutarlı bir gelişmeyi izlemek olanağını ver­ mektedir. Bu tanrıçanın kültü Anadolu'dan Mezopotamya'ya. okçu tanrıça" denir. Arkas'ın parçalarını bir araya getirip çocuğu yeni baştan diriltmiş. Toprak ve bere­ keti simgeleyen bu tanrıçaya her çağ ve her bölgede başka başka adlarla ve ayrı ayrı bi­ çimlerde tapınıldığı. Lüb­ nan ve Filistin yoluyla Mısır'a ve Ege adala­ rıyla Girit'e kadar bütün Akdeniz kıyılarını kapladığı gibi. Ne var ki isim ve biçim bolluğu tan­ rıçanın geçirdiği evreyi izlemeyi güçleştirmek­ te. Aşağıdaki incele­ me. tanımlarının ve şaşır­ tıcı bir kavrama ve bağlantı kurma gücüyle aydınlatıp canlandırdığı gerçeklerin bir derle­ mesi sayılabilir. Artemis'in adı tıpkı Apollon'unki gibi Yunanca değildir. bu karmaşık varlığı bir bütün olarak görüp incelemeyi bilimin daha iyice çözümleyeme­ diği bir sorun haline getirmektedir. Ama Zeus acımış ana oğla ve ikisini de göğe alarak birer yıldız yapmış. Arkas da Arkturos yani ara­ banın sürücüsü. Kay­ nağı Orta Anadolu'da bulunduğu en son ar­ keoloji kazılarından kesinlikle anlaşılan ve ge­ nel olarak Ana Tanrıça diye tanımlanabilen bu tanrısal varlık Yunan din ve efsanelerinde Artemis adıyla anılır.. gerekse Artemis adıyla tam anlamına varmak bugüne bugün pek az bilginin başarabildiği bir iştir. kardeşi Apollön gümüş yaylı olduğu halde. Yunanistan ve İtalya'ya da ya­ yılmış. Yunan kaynaklarında adı­ na rastlanan Artemis de zaman ve mekân içinde bir gelişmenin ürünüdür. Bu işte öncülük. Artemis. altın tahtlı ve dizginleri altın kakmalı" deyimlerine rastlanır. Arkas Lykaon'un oğlundan kendisine miras kalan krallığa adını vermiş. Artemis. oysa ayla ilişkili bir tan- . onun bulgularının.Kallisto Büyükayı. ayı olan anasına rastlamış. Artemis için Altın sıfatının kullanılması dikkati çeker.t. İlyada'da Artemis için "altın yaylı. Adına takılan yüzlerce yersel sıfatı ise onun tapınıldığı çeşitli ülke ve bölgeleri açığa vur­ maktan başka bir işe yaramaz. Arkas delikanlılık çağma gelmiş.

vermiştin sırtını koca dağa. ki orada taht kurmuştur gümüş yaylı tanrı-. bu bıldırcın yeri.'/ . Klaros ve Homeros'un atası sayılan İzmir'deki Meles suyuyla ilişkisini açı­ ğa vurur. kendinden güçlüyle savaşmaktansa bu daha iyi. Bir açıklamaya göre Ortygia Delos adasının konuştu avcı Artemis. bölümünde Akhilleus'un eli atanda can veren Hektor'u savunup savun­ mamak konusunda tanrılar arasında tartışma vardır. Derken Artemis. Apollon bezmiştir. mutlu ana. övgüde Delos'la Ortygia ay­ Ne diye bir yayın var sentn. kızını Ortygie'de doğurduydun. llyada'da Artemis'in bu nitelikle adlandırılması dikkati çeker. üstünde doğduktan sonra Apol­ "Kaçıyorsun demek. ey ulu Leto. Aşağıda tanrıçanın niteliklerini ele alırken incelediğimiz bu parçalar Artemis'in adı. Bu aydınlanmamış köken Apollon. insanları kendi ka­ derlerine bırakmak düşüncesindedir. İlkçağda bir­ çok yerler Ortygia adıyla anılmakta. Hekate üçlüsünün Anadolu ile daha bir ilişki­ sini mi dile getirir acaba? Ilyada'nın XXI. 470 vd. sa­ nıyla bir Anadolu'lu tanrıça olarak karşımıza çıktığını belirler. atlarına yoğun sazlı Meles ırmağından su içirir ve Smyrna'dan hızla geçerek sürer altın arabasını bağlık Klaros'a doğru. Hekate'nin adı da He­ katos gibi çözümlenmemiş bir kökendendir. yani Parlak Ada olarak de­ Poseidon'a bırakıyorsun zaferi büsbütün. o kadar ki bu iki tanrıça kimi yerde birbirine karışır. zor ölçersin gücünü benim gücümle. '. okçu tanrının kız kardeşini Apollon 'la birlikte büyümüştür ok atan o kız oğlan kız. kardeşine sertçe çıkışır (İl.ı lı. okçu tanrı.ıglcinl ısını daha açıkça belirtmektedir. ya da Ortygia denilen yerde doğur­ du. burada her iki tanrının da Ege böl­ gesinden oldukları. (2) DOĞUŞU. 1 ğiştirmiş. orada bekler hedefi vuran tanrı kardeşi okçu tanrıçanın gelmesini. bir Fenike ağacı dibinde. Hele bundan sonra Hera'nın tartışmaya karışıp Troya'dan yana olduğu için Artemis'e karşı öfkelenmesi büsbütün anlamlıdır (İl. rı yerler olarak gösteriliyor. Bu metinden açıkça anlaşılan şu ki Leto ön­ ce Apollon'u Delos'ta. XXI. Musa. Homerik denilen bu övgünün başlangıcın­ daki bu dizeler iki bakımdan ilgi çekicidir: Biri Artemis'in İzmir. okçu Artemis'i doğuran. utanmaz köpek? istersen yay taşıyıcısı ol sen. Ne var ki bu açıklama övgüde söy hak etmediği bir ün veriyorsun ona. kadınlara karşı aslan yapmışsa da seni Zeus istediğini öldürmek gücünü vermişsede sana. XXI. Efes'li Artemis'le ilişkiyi kurar. Delos'lu Apollon'un bir tıpkısı olan Artemis'e övgüde şöyle deniyor: Artemis'i övelim. oradan kaynak alıp oraya yerleştikleri anlaşılır. küçük düşürdü onu: eski adıymış. yaban keçilerini öldür. Baş ka bir sıfatı ise onun Apollon'l. Git dağlara. hepsi de Ama kız kardeşi. lon adını Delos. ya da adası nere­ deydi? Bu da tartışma konusu. sensin kral Apollon'u. İlerde görüleceği gibi Artemis'le Helios soyundan bir ay ve büyü tanrıçası olan Hekate arasında yakınlık. "Ortyks" Yunanca bıldırcın demek oldu­ ğuna göre. okuyla hedefi vuran" diye çevirdiğimiz halde tam anlam ve kaynak­ larını bilmemekteyiz. aptal. yabani hayvanlar Artemis'e yurt olmak hevesini gütmekteydi. tanrıçası. Bu parlak çocukların anası. çıkıştı ona. şu farkla ki Ino yaramadıktan sonra o yay İşine?". sonra da Artemis'i Ortygie.nçaya altını biz daha çok yakıştırabiliri*. 381 vd. ben­ zerlik vardır. Delos'lu Apollon'a övgüde şöyle denir: Selam sana. lenene uymuyor. ikincisi Apollon için kul­ lanılan "Hekatos" ve "Hekatebolos" ek adla­ rıdır ki bunları "okçu.): Bana karşı komak mı şimdi niyetin. kayalı Delos'ta doğurduydun oğlunu. Arte­ mis'in Anadolu'yla ilişkisini bir daha açıklar. tnopos akıntılarının orada. Kynthos'un sarp eteklerine. Artemis.): Yabani hayvanlar tanrıçası diye çevrilen "potnia theron" Ana Tanrıça Kybele'nln w ona özgü bir sıfattır.

Çocuk doğururken denilen köyün suyudur. ağacına dayanarak doğurmuş bu iki tanrıyı. lon'unki kadar büyük değildir. Leto doğum sancılarıyla kıvranınca oraya gel­ çanın değişmez nitelikleri olarak kalır. Bu konuda Halikamas Balıkçısı'nın tanıklığına başvur­ malıyız (Hey Koca Yurt. hiç biri doğum yerini değiştirmek yoluna gitmemiş. O yer ruya ilgili bir tanrıça olarak Hera Artemis'e şimdi Meryemana'nm evi olmuştur. geyiğini öldürüp böbürlendiği için İphigeneia kurbanını şart koşar. Arvaliya vadisindedir. korunmuş. ülkede güvenlik kalmamıştı. her iki adımda bir. Agamemnon avlanırken kutsal bir sı sürdürülmüştür. ama o söz konusu olamayacağına göre. Niobe'nin kızları. yani Hav­ Meleagros'un babası Oineus'a kızdığı için ül­ va'nın önünde de su akar. Efes'li da. (3) NİTELİKLERİ VE EFSANELERİ. Meryem Ana efsanesinin . XXI os suyu da Meryemana'nm kutsal suyu oldu. Akha'ların başkomutanı Agamemnon'un güsünde tanrıçanın İzmir ve Klaros'la ilişkisi. su başları eski­ ğine yakınır. İmparator Tiberius zamanında Anadolu' tanrıçanın asıl kaynağını unutursa bile. çok da­ sallanmış.pos deresi. Efes'li Artemis'e yurt olarak Efes'e çok yakın İphigeneia). Ares. Katili olsun.221): Ortygia denilen yer. Kırkınca'lılar sularını ölen kadınların ölümü de Artemis'ten gelme­ oradan alırlar (s. HomeOnun için. kalıyor Efes yöresindeki Ortygia. Kendi ülkelerinde Kenkreios adlı bir su lar. 219): de bu yerle ilgili bulunması Ortygia denilen yerin bu olduğu görüşünü pekiştirir. J. Artemis'lerin çokluğu . zar.. yay. Anası Leto. ama bu araç ve silahları sonraki yazında oldu­ Bunun üzerine o koru tanrı buyruğuyla kutğu gibi av ve avlanma amacıyla değil. su kesine korkunç bir yaban domuzu salar (Mekaynaklarının. Artemis öldürücü okunu öç ya da ceza ama­ cıyla atar (Niobe). daha başka ka­ ve bu hak Perslerin zamanında bile kaldırıl­ dınlar hep bu oklarla can verir. Kenkrei­ "Sen kadınlar için bir aslansın" der (İl. s. diklerinden. bir yerin seçilmesi. Arte­ miş ve bugüne bugün orada duran bir zeytin mis ok. bu ros destanlarında Artemis'in rolü Apolyerlerin gerçeğiyle yalancısı ayrılabilsin. bu çeşit kutsallığı Hercules'in Lydia'ya egemen oldu­ ölüm ise tatlı bir ölüm sayılır. Bu yüzdendir ki doğumla doğrudan doğ­ ğının kuzeyinde. Solmissos (Bülbül) da­ dir. yine orada Liber baba (tanrı Bacchus) savaşta başarı kazanınca tapmak çevresi­ Ansızın ölüm erkekler için Apollon'un. Hitit ka­ Artemis doğa güçlerini ve özellikle hayvanları bartmalarının su başlarında olduklarını ya­ elinde tutan "potnia theron" olarak gösterilir. den beri kutsal sayılırdı. sözlüklerde Delos adasının bir su­ yudur deniyor. İlyada'da Artemis'e verilen sıfatlar tanrı­ varmış ve bir de Ortygia denilen bir koruluk. likle sanıldığı gibi Delos'ta doğmuş değiller­ onları savunmada gevşeyen Apollon'u azar­ dir. Anadolu'daki kutsal yerlerin tem­ silcileri Roma'ya senatoya çağrılmışlar ki. kadın­ ne sığman Amazon'ları bağışlamış. böylece Troya savaşının Bu tez her bakımdan tutarlıdır: Artemis öv­ da. Garstang İlyada'da sözü edilen başka efsanelerde de "Hitit İmparatorluğu" adlı yapıtında. Aphrodite ve ırmak şunları söylediler: Apollon'la Artemis genel­ tanrı Ksanthos'la birlikte Troya'lıları tutar.. at ve arabayla yakından ilgilidir. kutsal yerler ve tapı­ Artemis'in bu adlı bütün tanrısal imgelere naklar varmış. Herkesten önce Efesliler huzura çıktılar ve kardeşi Apollon. Prof. ayazma olarak kutsal sayılma­ leagros). Andromakhe' ğu zamanda bu yiğidin izniyle daha da artmış nin anası.. suyun yanıbaşındeşiyle paylaştığı bu üstün güç başka hiç bir daki Kırkınca (köyün bugün adı Şirince'dir) tanrıya vergi değildir. veya gitmişse de başaramamıştır. Nitekim Sipylos (Manisa) dağının kuzey eteklerindeki Hitit tanrıçası Hepa. bu yerlerin dokunulmazlığına kolayca sığınabil­ kaynak ve örnek olduğu apaçıktır. Ortygia adlı Sicilya'da bir ada var. 483) ve Zeus babanın kızına bu yetkiyi verdi­ Anadolu kurak olduğundan. da kaderini dilegirice saptar (Agamemnon. Tapmağın lar için Artemis'in oklarıyla olur. Yunanis­ tan'da birçok yerler kendilerine özgü bir Ar­ temis kültü edindikleri ve tanrıçaya bölgesel adlar verdikleri halde. kimi zaman mamış. öyle ki Apollon bile Kyklop'ları öl­ ha önemli bir iş için kullanır: Apollon gibi Ar­ dürdükten sonra Zeus'un öfkesinden orada temis de insanları oklarıyla vurup öldürür. hırsızı olsun. ne var ki destanlarda kar­ Bu Kenkreios denilen su.. Bizans çağında.

Çünkü çok memeli Artemis figürlerinden daha önce or­ taya çıkıp Avrupa müzelerinde korunan tek tük örnekler var idiyse de. kalımını elinde tutan güçlü tanrıça kavramından doğanın içinde hayvan­ larla birlikte yaşayan. Lydia ve Minoen Girit kültleri­ nin etkisi altında çeşitli evreler geçirerek yu­ karda adları sayılan tanrıçalardan ayrıldığı ve bugün Efes'li Artemis biçmine girdiği apaçık­ tır. Bu tan­ rıçanın başka önemli bir kaynağı da Girit'tir. yahut bilinse bile Ege tarih ve sanatına ışık tutmak amacıyla değerlendiril miyordu. u/u Zeus'un kızı Artemis olmalısın. Ana Tanrıça'nın bütün Akdeniz çevresinde ve özellikle Orta Anadolu'da bu­ lunmuş çeşitli imgeleri. Da­ hası var. yalnız bu tanrıça­ yı değil. Burdan çıkan sonuç da şu ki. Nitekim birçok yerlerde Artemis "Kalliste" (en güzeli) adıyla anılır. b) İmgesi. Ephesos kazıları sıra­ sında bulunan biri büyük. kraliçem sana. yani kızlık. Bu evreyi çağı çağına izleyemezsek de. yani Efes'li Artemis'ten Hellenistik ve Latin şiirindeki Diana'ya geçiş kolayca anlaşı­ lır doğal ve olağan bir geçiştir. Aşağıdaki yazıda bu broşürden fay dalanılmıştır: a) Kaynağı. (4) EFESLİ ARTEMİS. birçok mythos yazarları­ nın bugüne dek ileri sürdükleri tezin tersine Yunan asıllı olan Artemis sonradan Asia'lı Ana Tanrıça ile birleştirilmiş değildir. Yaygın göklerdeki tanrılardansın. Girit'te Rhea. gecenin karanlık güçlerine egemen Hekate ile bir tutulmuştur. onunla ilgili bütün bir tanrı dünyası­ nı. Efes'li Artemis'in kaynağı hiç şüphe yok ki Anadolulu Ana Tanrıçadır. idol. bu tanrıça­ nın Phrygia. arkeolojik bulgularla yazılı metinlerin karşılaş­ tırılmasından Efes'li Artemis'in İsa'dan önce II. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir'in İngilizce olarak yazdığı ve İzmir Ter­ cüman Rehber Derneğince 1971'de yayımla­ nan "Asia Minör" adlı broşür Efes'li Artemis üstüne bütün bilgileri toplamakta ve tanrıça­ nın bugüne dek yapılmamış bir tanımını yap­ maktadır. canlıların ölüm. kadınlık ve analık aşamalarını da birleştiren büyük Efes'li tanrıçaya benzemektedir. Sürekli bir ev­ re içinde gördüğümüz Artemis figürü böylece avcılık ve bakirelikle ilgili efsane ve masallar­ da rol almış (Aktaion) ve ay tanrıçası Selene. mythos'un kaynağı sayılan Homeros destanlarında karşımıza çıkan Artemis sonraki yazının avcı tanrıçasından çok kişili­ ğinde dişi yaratığın üç aşamasını. Yunan din ve efsanesindeki Artemis kaynağını Anadolulu tan­ rıçadan almaktadır-. Yalnız Odysseia'da denizden kurtulan Odysseus Phaiak'lar kralı­ nın kızı Nausikaa'yı hizmetçilerinin arasında görürken şöyle seslenir (Od.dipdiri bedeninle tıpkı osun. ister insan. Sü­ mer'lerden önce var olduğu Çatalhöyük kazı­ larından anlaşılan ve Sümer'lerce Mâ ya da Marienna.): Yalvarırım. Kubaba ya da Hepa. Suriye'den Arabistan'a kadar olan böl­ gede Lat. boyun bosun. Lykia'da Leto olarak adlandırılan bu büyük bereket tanrıçasının Efes'e ne zaman geldiği. ister tanrı ol. Bugün bu Artemis heykellerini canlı canlı karşımızda görmekle. Biz yalnız şunu belirtmek isteriz ki. Doğada egemen. ormanlarda derelerde ağaç ve su perileriyle dolaşıp eğlenen avcı kız ve özellikle kız oğlan kız tanrıça kavramına geçiş. görünüşün. ikisi küçük üç Arte mis heykeli arkeolojide olduğu kadar. Efes'li Artemis ise ayrı bir bölüme konu ola­ caktır. bu tanrıça tipinin Efes'e özgü olduğu ve Efes'te yapıldığı kesin­ likle bilinmiyor. Efes'teki Artemislon adlı tapınağın) .I I r Artemis'in avcı kız ve kesinlikle kiz oğlan kız olarak nitelikleri Homeros destanlarında pek belirtilmiş değildir. 149 vd. figürin ve küçük heykelleri arasında Efes'li Artemis apayrı bir yer tutar. bin yılda Efes yöresine yerleşmiş olduğu kanısına varılabilir. Burada Odysseus'un demek istediği şu: Tanrıçaların da. dünya din tarihinde de çığır açmıştır. Hitti'lerce Kupapa. güzelliği dille­ re destan Artemis Ege'nin şanını dünyaya ya­ yarak Türkiye turizmine çok önemli bir ileri adım artırmıştır. VI. arkasında da koca bir tarih çağım aydınla­ tabiliyor. kadınların da en güzelisin. Britomartis ve Diktynna diye anılan Girit' li Artemis'ten bu adlar altında söz edilecek. orada Artemis adıyla kültünün ne zaman baş­ ladığı kesinlikle saptanamazsa da. değeri paha biçilmez.( l I V I I I. gizli ya da karanlık kalmış birçok bi­ limsel sorunun çözümüne gidebiliyoruz. Phrygia'da Kybele.

Ö. bunların kız oğlan kız oldukları sürece hizmet gördükleri. uygarlığın koruyucusudur. Tanrıçanın An Kraliçesi unvanıyla ilgili görülen bu sarkıntılar ne olursa olsun. böylece ay tanrıçası olduğu belirlenir. Nitekim Efes'te tanrıçanın giysilerini korumakla gö­ revli soylu genç kızlar bulunduğu. Tanrıça evrenseldir: Sü­ rekli değişim halinde olan ayı etkisi altında tutar. 190 metre boyunda. derin ve ciddi bakışları sonsuzluğa dikilidir. tanrıçanın ulu gücünü yansıtır. hem de ana ola­ rak yaşam sürecinin bütününe egemenliği simgelenmektedir. her dörtgenin içinde kabartma aslanlar. Bu ilkel imge ise bir "ksoanon". Eteği altı kat dörtgen biçiminde plaklara bölünmüştür. yani hemen de hiç yontulmamış bir tahta heykel. Artemis'in bolluk ve bereket simgeleridir. bir dünya harikası sayılan asıl Artemision kurulmuştu. Sunağı Praksiteles'in eseriydi. Efes'li Artemis'in Ana Tanrıça ile paylaştığı bu nitelikleri İonya'ya özgü bir biçimde ve Prygia'da tapınılan Kybele'ninkilerden ayrı motif ve simgelerle dile getirrriesi. Pheidias.da çok memeli. Bu sayı ile Artemis'in üçlü karakteri dile gelmek­ te. Kresilas. başı taçlı. İlkçağ yazarları onu anlatmakla bitire­ mezler. 15 metre yükseklikteki bu sütun­ ların 36'sı kabartmalarla süslüydü. üstünde durulması gereken bir özellikti/. bunların biri ünlü heykeltıraş Skopas'ın elinden çık­ mıştı. Büyük İs­ kender zamanına kadar tapınak olduğu gibi kalmış ve Ege yöresini ele geçiren yabancı idarelerce de saygı görmüştü. hem evli kadın. Gövdesi­ ni saran bütün bu simgesel süsler tanrıçanın kutsal tahta yonutuna zaman zaman giydiri­ len birer giysi niteliğinde olsa gerek.Ö. griffon'lar. İskender'in . al­ nında hilâl taşır. Zamanla tanrıçanın im­ gesi zengileşerek. 55 metre enin­ deki yapı İonya üslubunda 127 sütun üstüne kurulmuştu. keçiler. boğalar. gövdesi birçok fi­ gürlerle örtülü. hayvanların da ecesi. Artemis'e adanmış kutsal bir alanda I. gökte ve yeryüzündeki ger­ çek ve gerçeküstü bütün yaratıklar onun buyrugundadır. uygarlığın her türlüsünde yöneticiliğini de simgeler: Başının üstünde üç kat kule biçiminde üç tapınak taşır. Bu eş­ siz sanat anıtıyla çığır açıcı eşsiz bir düşünce­ nin taşıyıcısı olan Efes'li Herakleitos arasında ilişki kurmamak için kör olmalı. lonya. doğum yeri çok doğurgan diye bilinen bıldırcınla ilgilidir. Kaldı ki do­ ğada akışı görüp evreyi ilk dile getiren büyük filozofun düşüncesini Artemis tapınağında tanrıçanın imgesine baka baka geliştirdiğini de biliyoruz. Kydon gibi Yunan ilkçağının en büyük sanat­ çıları çalışmış. arıların kraliçesi. sfenks'ler ve arılar görülür. ilkel bir imgenin geliş­ tirilmiş biçimidir. düşü­ nürleri ve sanatçılarıyla uygarlık dünyasına nasıl öncülük etmişse. evlenince ayrılıp yerlerini başka kızlara bırak­ tıkları bilinir. Ama bu memele­ rin ucu olmadığından kimi bilginler bunları hurma ya da erkek arı gövdeleri diye yorum­ lamak yoluna gitmişlerdir. İnsanların da. Artemis'in Efes'teki tapınağı Artemision dünyanın yedi harikalarından bi­ riydi. göz ka­ maştırıcı bir başarı ortaya çıkarmıştır. bütün doğanın yöneticisidir. Artemis'in bütün nitelikle­ rini dile getiren yüklü ve süslü bir heykel ol­ muştur. diskin her iki yanında beşer griffon. Ana Tanrıça imgesini yaratmakta da başka hiçbir ülke ve yörede erişilemeyen bir yetkinliğe ulaşmış. c) Tapmağı. En parlak çağın­ da Artemision Atina'daki Parthenon'dan dört kat büyük olup akıllara durgunluk veren bir yapıydı. 652 yılında bitirilen ilk taş tapınak Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırısında yıkılmış ve İ. yani kartal başlı aslan vardır ve boynun­ da zodiak işaretlerinden örülmüş kalın bir gerdanlık sarkar. Onun altında da dört kat meme görülür. Bu haliyle Artemis heykeli tanrıçanın doğa­ ya egemenliğini de. bununla kırları olduğu kadar şehirleri de koruduğu gösterilir. Tanrıça heykelinin değişmez kutsal simgelerinden biri de üç sayısıdır. büyük boy hey­ keli herhalde çok eski. ayakta duran. ya da Pessinus'taki Kybele için olduğu gibi bir "diopetes" yani gökten düş­ müş sayılan bir taştı. 564-546 yıllarında. ense­ si dolunay biçiminde bir diskle çevrilidir. hem kız. içinde bulunan Amazon'lar anıtının heykellerinin yapılmasında Polykleitos. "Polymastos" yani çok me­ meli diye tanımlanan heykelin meme sayısı 17 ile 40 arasında değişir. bunların ortada olanları üçer üçer dizilmiştir. resimleri Efes yurttaşı olan Apelles'in elinden çıkmıştı.

Başka kay­ naklar bunun Asia değil. denemez. Efes'te Bülbül dağında­ ki tapı yerinde yaşayıp ölmesi olayı bir ger­ çek olsun ya da olmasın. Onun içindir ki Meryem Ana' nın Efes'e getirilmesi. Meryem Ana Anadolu'nun ve özellikle Efes'in bir yaratısı. Ana Tanrıçanın bir simgesi olan Efes'li Artemis'in Phrygia'lı tanrıça Kybele kadar etkisi olduğu ve adı ortadan silindikten sonra da başka tanrısal varlıkların arkasında gizli bir yaşam sürdürdüğü bir gerçektir. Aziz Paulus'u Efes tiyatrosunda dinledikten sonra ilkin direçle karşılayan ve isa ya da Meryem'den bize ne. Artemis'i sürdüren en belirli tanrı kişiliği hiç şüp­ hesiz ki Meryem Ana'dır. yönetim­ ler. yani inandık­ ları. Aziz Paulus'un Efes'e gelişinde yeni dine karşı dire­ nen Efes'tiler Bizans imparatorluğunun yağ­ macılığına karşı koyamamışlar. Asia. (1) Ares'in oğlu. Meryem Ana imge­ si Efes'le yakından ilgilidir. böylece Artemis'in dillere destan tapınağı bo­ yuna taşıp şehri sular altında bırakan Kaystros'un (Küçük Menderes) da yardımıyla kur­ bağaların ötüşüp oynaştığı bir batak haline gelmiştir.) eski Maionia. 459 vd. para bası­ mı. Savaş bitince İalmenos Yunanistan'a dön(. onu da büyük bir ana. Askalaphos. Asia Titan İapetos'la evlenip Atlas. Bu heyetler­ den Kybele bölümünde de söz edilecektir. büyük bir tanrıça nite­ likleriyle dünyada tutulabilen bir varlık olarak yaratmışlardır. bizim tanrıçamız büyük Artemis'tir diyen Efes'liler zamanla gevşemişler. değişmelere karşın sürdürülmesini sağla­ mak uygarlık denilen büyük kavramın bir be­ lirtisidir. Bu yüzdendir ki Efesli Artemis bu­ gün karşımızda olanca canlılığıyla yaşamakta­ dır. Boiotia'da Orkhomenos şeh­ rinde hüküm süren bu iki kardeş Troya sava­ şına otuz gemiyle katılırlar (İl. bir başarısıdır denebilir.1 . İlyada'nın ünlü dizeleri (İl. yalnız Batı Anadolu'nun adıdır.ık lli'iostr.doğduğu t. Klymene olduğunu ileri sürerler (Tab. bu işte tapı­ nağın paha biçilmez hazinelerini ele geçirme­ yi düşünen rahiplerin parmağı olduğu sanılır. inançları yüzünden akla. Bir kaynağa göre. Bu Okeanos kızı adını Asya kıtasına ver­ miştir. Bu kadar koca bir yapının bir adam tarafından nasıl yok edilebi­ leceği bir sır olarak kaldığı gibi. İtalya'da an­ latıldığına göre. Bu dünya harikasının yerinde yeller esmesi. hayale sığmaz İşkence ve saldırılara uğrayınca Mer­ yem diye karşılarına çıkarılan ve zorla kabul ettirilen tanrısal varlığa Artemis'in bütün nite­ liklerini aktarmışlar. 11. Artemision'da görevli bulunan çeşitli rahip heyetleri ve tapınağın Ege'nin yaşamındaki engin rolü üstüne burada daha çok ayrıntıya gidemeyeceğimizden Halikarnas Balıkçısı'nın yukarda sözü geçen "Asia Minör" adlı kitabı­ na başvurulmasını salık veririz. zamanla dün­ ya harikasının taşları bir bir sökülerek Ayasofya'nın yapımına yaramıştır. İngiliz çukuru denilen bir bataklık haline dön­ mesi Hıristiyanlıkla başlayan korkunç bir ça­ pulculuk hareketinin sonucudur. II. Prometheus. 512-516).ı tos denilen ve bir deli olduğu iter! ıtirüten bir Efes'imin eliyle yakılmış. Özellikle.ıpın. d) Etkisi. Tarihte bir kültür sü­ recinin kesintisizce korunmasını başarmak. İki üç yüzyıl önce BritLh Museum'un Efes'e yolladığı bir arkeolog grubu da ne bulduysa İngiltere'ye aktarmış. Okeanos'la Tethys'in sayısız kızların­ dan biri. insanlığa kök salmış birkaç inancın çağlar bo­ yunca ve gelip geçen sayısız uluslar. Ne var ki Homeros destanlarında Asia bütün kıtanın değil. 356 yılında l. Aktor'un kızı Astyokhe savaş tanrıyla gizlice sevişir ve Askalaphos'la İalmenos'u doğurur. kültür süreçlerinde eşi az görülen bir transposition örneği vermişler. tapındıkları büyük tanrıça kendilerine ya­ sak edilince. yani Gediz ovası için kullanılmaktadır. 3). kredi ve bankacılık işlemlerine önayak ol­ muş ve bu yolda uluslararası bir alışveriş ku­ rumu meydana getirmiştir. 30 yıl sonra tapınağın yeniden yapılmasına başlanmış ve Lydia kralları gibi iskender de yapımına büyük bağışlarla katılmıştır. Eşsiz mermer ve taşların geri kalanı da Efes'teki Sen Jan ki­ lisesinde kullanılmıştır. On­ lar.Ö. böylece inançlarının özü korunduğu gibi Meryem Ana'yı yüceltmişler. Yunan ve Roma ilkçağı boyunca uygar dünyanın hayranlığını üstüne çeken Artemision barın­ dırdığı sayısız rahip ve görevli heyetleriyle başlı başına bir idare haline gelmiş. Epimetheus ve Menoitios'u doğurmuştur.

Askalaphos da bunu görmüş. Herakles Hades'e indiği zaman bu kayayı kaldırmış. ne var ki tanrının dölü­ nü karnında taşırken Arkadya'dan gelme bir yabancıyı da yatağına alır Koronis. 17). Ama Persephone dayanamayıp bir nar ısır­ mış. güneşin altında. Homeros destanlarında Apollon ordulara veba. Aeneis'te Ascanius'un başka bir adı lulus'tur. sol tarafında­ ki damarlardaki ise faydalıymış. ışık tanrı Phoibos Apollon'un olayı kendi gözüyle gördüğünü ile süreri Ko­ ronis korkunç bir cezaya çarptırılır: Bir odun yığınının üstünde diri diri yanacaktır. ama bu­ nunla da kalmaz ölüleri diriltmek yoluna bile sapar. sevimli bir delikanlıdır. doğanın sır­ larına ermiş bir varlıktır. Başka bir anlatıma göre. Zeus doğal düzeni bozan hekim tanrının bu aşırı gücünden kuşku duymaya başlamış. Etrüsk'lere karşı savaşa girişir ve babası Lavinium şehrini kurduktan otuz yıl sonra kendisi Alba Longa'yı kurar. kıran salan olumsuz. Aineias'la Kreusa'nın oğlu (Tab. Destanlar boyunca adı geçen hekimlerin hepsi (İlyada'da Makhaon ve Podaleiros) bu Paian tanrının oğulları ve öğrencileri sayıldı­ ğına göre. Askalaphos o zaman bir gece kuşu oluvermiş. Bu şifalı kanı Asklepios ölüleri diriltmek için kullanırmış. bunların arasında Kapaneus. 5). (1) DOĞUŞU. Ascanius babasının biricik umudu. Apollon'un oğludur (Tab. ölünün karnından dölünü çıkarır ve büyümesi için at adam Kheiron'a teslim eder. Gorgo'nun sağ tarafındaki damarlarda dolaşan kan zehirli. Bu olayı tanrıya kutsal kuşu kuzgun haber verir. Roma'ya imparatorlar veren İulii so­ yu (İulius Caesar da bu soydandır) Aeneas'ın oğlundan ve dolayısıyla tanrıça Venus'tan gelmekle övünürdü. Askanios Troya'da doğmamış. Demeter Askalaphos'u kocaman bir kaya ile ezmiş de. Yunan dünyasında hekim tanrı olarak büyük bir ünü olan ve Roma'lıların da Aesculapius adıyla benimseyip tapındıkları Asklepios. (2) EFSANESİ VE SANATI. derde deva bu­ lan tanrı anlamındaki Paian ek adıyla da anı­ d'A lır. Thessalia kralı Phlegyas'm Koronis adlı bir kızı vardır. Ascanius)'tan uzun boylu söz edilir. Başka bir kaynağa göre. (2) Yeraltı ırmaklarından Akheron'un oğlu. babası İtalya'ya göçtükten sonra Lavinia'dan olmuştu. Vergilius'un "Aeneis" destanında Askanios (Lat. büyükannesi tanrıça Aphrodite'nin gözbebeği. Lykurgos. şifalı sulardan ve otlar­ dan faydalanma yollarını bilmesi şaşılacak bir şey değildir. Askalaphos'la lalmenos Argonaut'lar seferine de katılırlar. Persephone'nin anası Demeter de öfkesinden onu gece kuşuna çe­ virmiş. lalmenos Helene'nin talipleri arasında yer alır. Asklepios böyle­ ce usta bir hekim olarak yetişir. hekimliğin ve cerrahlığın bütün bilgilerin edinir. Oysa efsanelerin çoğu Aineias'ın Troya yangını sırasında ba­ bası Ankhises'i omuzlarına alarak ve Askanios'u elinden tutarak kaçtığını anlatırlar. Bunun sırrını efsane şöyle açıklar: Tanrıça Athena Gorgo canavarı öldüğü za­ man bedeninden akan kanı toplamış ve Ask­ lepios'a vermiş. Aeneas öldükten sonra Ascanius Latin'lere kral olur. Bu olay hekim tanrının son anda kurtarıcı olarak yetişmesinin simge­ sidir. Asklepios'un da karışık bir serü­ ven sonucunda Apollon tanrıdan doğmuş ol­ ması bir rastlantı değildir. korkunç bir güç diye canlandırıldığı gibi.rnez. Minos'un oğlu Glaukos ve Theseus'un oğlu Hippolytos da varmış (Phaidra). Karadeniz kıyılarında bir şehir kurup oraya yerleşir. kadın can vermek üzeredir ki. Sağlığın kaynağı da doğada olduğuna göre Kheiron'un açık hava­ da. Şair Pindaros bu masalı benimsemez. iyileştirici. Apollon kanından olan çocuğun yok olmasına katlanamaz. Hades'e haber vermiş. Persephone ölüler ülkesine indiği zaman Hades tanrıçaya oruç tutup hiçbir şey yemezse gene yeryüzüne dönebileceğini söylemişti. Alevler Koronis'i yalamaya başlar. Epey adam da diriltmiş. bu haddini bilmezliği cezasız bırak- . tanrı da öfkesinden bembeyaz olan bu kuşun tüyle­ rini karaya boyar. Askanios. Asklepios. Apollon'la sevişir ve ondan gebe kalır. Asklepios'a hekimlik sanatını öğreten Kheiron doğanın içinde yaşayan. gitmiş. Lavinia'nın kurduğu bir düzen sonucunda As­ canius Latin'lerin hışmına uğrar ve Alba kral­ lığı Lavinia'nin oğlu Silvius'a kalır.

başkaları Astyanaks. Perses'in eşi ve Hekate'nin anası (Tab. Asopos. sağlık anlamına gelir) ve Asklepiades (yani Asklepi­ os oğulları) diye sıkı bir lonca düzeni içinde birleşen hekimlerin aracıyla ilkçağ sonuna dek sürdürmüş bir tanrıdır. Hektor onu kol . Astraia kız kardeşi Pudicitia (Utanç) ile birlikte gökyü­ züne çıkmış ve Bakire burcu olmuş. ne kadarı masal bilin­ mez bugün. Adını Homeros. Bir süre de ayrılmış Olympos'tan (Admetos). Hellenistik çağda kurulmuş olan bu kutsal alan Asklepios'tan başka tanrı­ ça Hygieia'yı ve herhalde Asklepios kültün­ den önce Anadolu'da bulunan Telesphoros'u bir araya getirmekte. sonunda kendini denize atıp kayalı bir ada haline gelir. o da öfkesinden taşıp bölgeyi altüst eder.mamış. Zeus ce­ za olarak Sisyphos'u Hades'e atar. yazının özü böylece ota karışmış ve her derde deva sarmısak meydana gelmiş. Hektor'un gözbebeğiydi o. şehrin kralı. îlyon'u tek başına koruyan Hektor'du da ondan Bebek babasının sorguçlu tunç tolgasnıdan ürküp ağlamaya başlayınca. Simgelediği tüm tedavi anlayışının ve yönteminin izlerine olsa olsa Selçuk ve Osmanlı çaglarındaki benzeri yapıtlarda rastlanır. Zeus'a yıldırımı bağış­ layan Kyklop'ları öldürmüş. Astyanaks. Anadolu'ya özgü bir nitelik taşıyan bu Asklepieion'un başka hiçbir yerde benzeri ol­ madığı gibi. Öyle ki. Hiçbir Askle­ pieion Bergama'nınki kadar yaygın ve çok yönlü değildir.): Andromakhe karşıladı Hektor'u dadı da arkasından geliyordu. yakmış. memedeki yavrucağızı taşıyordu kucağında. 399 vd. Kız da bıldırcın biçimine girip habire kaçar. Ama Apollon da oğlunun öcünü almış. derdi. ünlü hekimin son deminde yaz­ dığı bir reçete oradaki bir otun üstüne ditft) vermiş. Yunanistan'da en ünlü Asklepios tapınağı Epidauros'tadır. ırmak tanrının üstüne de yıldırım salıp sularını geri çekmeye zorlar (Sisyphos). ünlü çiftin batı kapıların­ da buluştukları sırada şöyle açıklar (İl. Bıldırcın anlamına gelen Yu­ nanca ortyks kelimesinden bu adaya Ortygl. bugünkü Berga­ ma'da bulunuşu hekim tanrıya adanmış bu tapınak hastanelerin ne biçim yerler olduğu­ nu bize açık açık göstermektedir. kaplıca gibi fizik tedavilerin yanıbaşında telkin. Sonraları Asterie'nin kız kardeşi Le to Apollon'la Artemis'i bu adada doğurmuş Ortygia adasının Delos'un eski adı olduğu ile­ ri sürülür (Artemis). 4). Hektor'la Andromakhe'nin oğ­ lu. ilkçağda şifalı su. Ama ahlaksızlık yeryüzünde artınca. oğulları sayılan yaşamış he­ kimler bile onun efsanelik kişiliğinden fayda­ lanmışlardır. rahipleri.ı denmiş. hepsi ha­ lefleri. Bazı mythos yazarlarına göre Zeus'la Themis'in kızı. Asklepios sanatını kızı Hygieia (Yun. Örneğin Kos (Istanköy) adasın­ da hekimlik yapan Hippokrates'in bile haya­ tının ne kadarı gerçek. Korinthos körfezine dökülen Pelo^ ponez ırmağı. ne hazineler sakladığı da büsbü­ tün ortaya çıkmış değildir. Titan çifti Koios'Ia Phoibe'nin kızı. eğlence ve kültür yoluyla hekimliğin ne kadar ileri gittiğini göz önüne sermekte­ dir. Bugün bile kullanılmakta olan tiyatrosu büyük heykeltıraş Polykleitos'un planlarına göre yapılmış. Asklepios tanrının tapı­ naklarına " Asklepieion" denir. Bunlardan en ünlü birinin eski Pergamon. Namuslu ve erdemli bir bakire olan Astraia dünyanın altın çağlar ya­ şadığı dönemde insanlar arasında kalırmış. sonra da oğlu Asklepios'u gökte burçlar arasına yerleştir­ miş. Daha çok Latin yazarlarında adı geçer. 21) Zeus kartal biçimine girerek kaçırır. yağmur yağmış. Astraia. (3) TAPINAKLARI. Asklepios'un üstüne bir yıldırım sal­ mış. Bunlardan Aiginia'yı (Tab. bütün ırmaklar gibi Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Asterie. Metope adlı bir ırmak kızıyla evlenip iki oğluyla yirmi kızı olur. ışıldayan yıldıza benziyordu. Hektor Skamandros'lu derdi ona. Anadolu Asklepios efsanesine de bir katkı­ da bulunmuştur: İnsanları iyi ede de ölüme meydan okuyan Asklepios'u Zeus yıldırımıyla yere serince. iyi ha­ va. yok etmiş onu. VI. Zeus Asterie'ye âşık olup onu kovalamaya başlar. Korinthos kra­ lı Sisyphos olayı Asopos'a haber verir.

istemeden nice ni­ ce suçlar işletir. İnsanları şaşırtan çılgınlık büyük kızıdır Zeus'un. Ate de gelir yerleşir insanların arasına. Zeus Ate'nin bu düzenine kızarak onu saçlarından tutup tiksintiyle atar Olympos'tan aşağı. ya da Ba­ tı Kızlarının bahçesinden gelmeymiş). Akıl. Kalydon avına da katılıp orada büyük bir başarı kazanmış olan Atalante'yi Melanion (ya da Hippomenes) yenmiş. ne var ki derin dinsel an­ lamı ve insanlık dramında bu kavramın oyna­ dığı büyük rol gene de yansıtılmış olmaz. ama suçlu değilim ben. iyiyi kötüden ayırt etmesini sağlayan yetidir. insanın ger­ çeği olduğu gibi görmesini. onu bir dag başına bırak­ mış. Atalante'nin yaklaştığını görünce elmalardan birini yere düşürür. benim elimden ne gelirdi ki? Tanrı getirir her şeyin sonunu. ama bir gün av dönüşü karı-koca Zeus'un (ya da Kybele'nin) tapınağına girmişler.kişiyi öç tanrıçaları Erinys'Ierin eline bırakır. Çıldırır ya da canına kıyar. yaman bir avcı ola­ rak yetişmiş Atalante. orada seviş­ mişler. Ate. Zeus. Hesiodos'a göre Ate. Bir gün Zeus'u bile şaşırttı o. uğursuzun inceciktir ayakları. Ate kralı bütün ordusuyla Boğazları geçmeye kandırır. At-Adam. sonra da avcılar alıp büyütmüşler. Kaderce bile bile aldatılmış. aldanır. Salamis'te ordu kırılınca imparatorluk çöker. Atalante kız olarak doğunca. Arkas'm torunu. Akha'lar Troya'yı yangına verdikleri gece yiğitlerden biri (Odysseus ya da Akhilleus) Hektor'un ço­ cuğunu surlardan aşağı atıp öldürür (Andro­ makhe). taliplerini kendisiy­ le koşuda yarışmaya zorlar. onu bunu alır ağının içine. köle olmak zorun­ da kaldı. konar insanların kafalarına. insanlardan. koşuya başlamadan önce yanına üç altın elma almış (bunlar Aphrodite'nin Kıbrıs'taki tapınağından. 85): Akhalar sık sık söylediler bana bunu. Eski Yunan düşününe özgü soyut bir kavram ve onu simgeleyen dişi cinsten tanrı­ sal bir varlık. oysa Hera'nın bir oyunuyla Herakles'ten önce Eurystheus doğdu ve yiğit böylece bu akrabasına kul. basmaz yere. Atalante.kollarına aılır ve bir gün babası kadar ünlü olması İçin yakarır. Bkz. Hektor'un ölümünden sonra. tanrılardan üstün Zeus'u Ate Zeus'u bile aldatmıştır: Tanrı Mykene krallığını Perseus'un ilk doğacak olan torunu­ na vereceğini söyledi ve bunun Herakles ola­ cağını sandı. şaşırtılmıştır. kız da dayanamaz. Ama kız oğlan kız kalmak iste­ diği içindir ki. eğilip top­ lar. bela olur. hepsini geçer ve sonra da kargısıyla vurur öldürürmüş. daha beter batar. kavga tanrıça Eris'ten doğmuştur. bana çıkıştılar. Melanion yarışı ka­ zandıktan sonra. Bir tanrı onu suçundan arın- .çoğu kez tanrıların lanetine uğramış . İlkin Homeros'u alalım. XIX. düşürdüler kötü bir çılgınlığa (Ate) aldığım gün Akhilleus'un onur payını. Aklı başından alınır. Kentauros. Kader. böylece geri kalırmış. En iyisi Yunan kaynaklarının kavramı nasıl ta­ nımladıklarına bakmaktır. Yunan tragedyasının başlıca yürütücüsü bu amansız tanrıçadır. Aiskhylos'un "Persler" tragedyasında Kserkses de Ate'nin kurbanı olur. suç işlenmiştir. krallar kralı hata ettiğini kabul eder ve şöyle der (İl. Atalante'yle evlenmiş. basireti bağ­ lanır ve gaflete düşüp hata işler. Çağdaş dillerde karşılığı zor bulunan bu <rl kavram Türkçemizde en iyi "gaflet" sözcü­ ğüyle karşılanabilir. gözü karartılırsa. Oidipus babası Laios'u öldürüp anasıyla evlendiğini bilmez. Bebeği bir dişi ayı emzirmiş. geri dönüş yoktur. Ate Kader'in elinde bir oyuncaktır ve insa­ na kendi eliyle bilmeden. Oysa onunla bile kalmaz. koşuda kimse geçemezmiş onu. karanlıkta yürüyen Erinys o toplantıda çeldiler aklımı. Bu saygısızlığa içerleyen tanrılar ikisi­ ni de aslana çevirmişler (Meleagros). Ate böyle­ ce gözü kararıp suç ve günah işlemiş bahtsız . Kişi kurtulacağına. Bunun sonucunda da cezaya çarpı­ lır. Arkadya (ya da Boiotia) bölgele­ rinde Artemis'i simgeleyen bir avcı kız. gü­ nah işler. İlyada destanının asıl konusu Akhilleus'la Agamemnon arasındaki kavga sona erince. suç işler. Andromakhe sevgili kocasına yaktığı ağıtta Astyanaks'm yetim olarak çekeceği çileyi tasarlayıp dile getirir. ırzına geçmeye yeltenen iki at adamı öldürdükten sonra. Lykurgos'un oğlu olan babası lasos erkek çocuğu olsun istermiş.

): Tanrı/arın kralı Zeus ilk eş olarak Metis'i.dırmak yolunu bulamazsa. Ama bu tanrıça tam doğuracağı sırada çakır gözlü Athena'yt. öbü­ rü kız iki çocuğu olur. yeraltında da kur­ tuluş yoktur onun için. Ate tepesi (Gaflettepe) adı verilen bu tepenin üstüne sonraları İlos İlion kentini kur­ muştur. Athamas'a karşı büyük bir hınç besleyen tanrıça Hera onu delirtmiş. Metis Yunanca akıl. deniz tanrısı Tri­ ton'la Athena'nın bir ilişkisi yoktur görünür­ de. Yoksa Pallas ek adı. 924 vd. Odysseus'u kurtarmakta da büyük bir rol oynayan (Od. Yeller tanrısı Aiolos'un oğlu Boiotia kralı Athamas bulut tanrıça Nephele ile evlenir. Palladion). düşünme gücü demektir.) İno'ya Leukothea (Ak tanrıça) da denir (İno). Nephele bunu önler ve çocuklarını altın postlu bir koç üstünde Karadeniz'in Kolkhis ülkesine kaçırır. o cenk ve savaş bağrışmalarından hoşlanan yüceler yücesi sayılan tanrıçayı. İkinci süreç olarak Athena'nın Zeus'un ka­ fasından çıkması şöyle anlatılır (Theog. Amphitrite ve Triton adlarında geçen bu "trit" kökeni denizin uğultusunu yansıtan bir ses benzetmesi olabilir. Athena adinin kökeni bilin medigi gibi. Pallas adlı bir Titan vardır. kız oğlan kız anlamına gelen bir sıfattan mı türemedir ve Pallas Athena mı anlaşılmakta­ dır? Bunu bugün kesinlikle saptamak güçtür. bilge tanrıçayı seçti kendine. Athamas. Olympos tanrısının biri olan Athena (Tab. Bu kavram ve düşünceyi şöyle dile getirir Hesiodos (Theog. Zeus Toprağın ve Göğün öğütlerine uyarak sevdalı sözlerle aldatıp eşini yuttu. Deliren Athamas kendi oğullarından birini öl­ dürmüş ve karısı tno'yu da öldürmek için ko­ valamaya başlamış. Athena'nın ek adı bu devlerle ve kargı sallamakla ilgili midir? Bi­ lindiği gibi. Bir efsaneye göre. gövdesinin içine aldı onu. İno. bir efsaneye göre. Zeus Olympos tanrı­ larının egemenliğini kurduktan sonra ilkin Okeanos kızı Metis tanrıçayla birleşir (Tab. Athamas. kargı sallamak.): Ve Zeus çıkardı bir gün kendi kafasından çakır gözlü yaman Athena'yi o dünyayı birbirine katan tanrıçayı. o hiç yorulmadan orduları yöneten. adının Yunanca. Ama yolda Helle denize düştüğünden Boğazlara Hellespontos (Helle denizi) denmiştir (Phriksos. Metis en çok şey bilendir bütün tanrılar ve ölümlüler arasında. Athena. 5) çoğu zaman ik adla. hangi efsaneleri nasıl işle­ dikleri belli değildir (Argonaut'lar). İşle böyle zalim olarak canlandırılmıştır Kader ve onun yardımcısı Ate Yunan efsanesinde (Erinys'ler). ürünleri de ancak onun kafalın dan çıkabilmektedir. Kadmos'un kızı İno Nephele'nin ço­ cuklarını kıskanır. tanrıça Athena babası Zeus'un kafasından silahlı ve elinde kargısı olarak çıkmıştır. 333 vd. anası Metis'in bir Okeanos kızı oluşundandır. Sulara karışan İno sonradan bütün gemicilerin fırtınaya tutulunca imdadına ko­ şan bir deniz tanrıçası olmuş. İno kaçarak deniz kıyısı­ na varmış ve öbür çocuğuyla birlikte denize atlamış. V. 9). Phriksos tragedya­ lara konu olmuşlar ne var ki bu tragedyalar yitik olduğundan. 886 vd. Phriksos'la Helle adlı biri oğlan. atmak an­ lamına gelen bir kökenden türemiş olduğu sanılır. İlyada'da Zeus sevgili kızına "Tritogeneia" di­ ye seslenir. (1) DOĞUŞU. "pallo". İlion (Troya)'un başına gelen bütün belalar bundandır (îlos. ayrıca bir efsanede tanrıça Athe­ na'nın Pallas adında Attika'lı bir devi öldür­ düğü de anlatılır (Pallas). Acaba Tritogeneia adı bu na mı çağrışımdır? . ama onu gebe bıraktıktan sonra dölüyle birlikte kendi gövdesine alması daha da derin bir anlam ta­ şır: Akıl gücü ve ancak onun aracıyla elde edilebilen dünya egemenliği baştanrıdan ayrı­ lamamakta. us. ülkede meydana gelen bir kıtlığa son vermek için kocasını Phriksos'u kurban etmeye zorlar. Athamas Nephele'yi boşar. yani Pallas A thena diye anılır. Zeus'un kızı ve ı »n iki. Pallas'm kaynağı da tartışma ko­ nusudur. Helle). Tanrılar tanrısının kendine ilk eş olarak Metis'i seçmesi anlamlıdır. (2) ADİ VE EK ADLARI. ama Athena'nın de nizle tek ilişkisi. tanrı Zeus'un öfkelene­ rek yeryüzüne attığı belalı tanrıça Anado­ lu'nun Phrygia bölgesindeki bir tepeye düş­ müştür. Bir anlatıma göre. Triton'dan dogma anlamına gele­ bilen bu ad da açık değildir.

benim­ seyeceği davranışı esinlemek için bin bir kılı­ ğa girer. böylece Athena bölge ve kentin yönetimini elde etmiş. El işçili­ ğini ve el sanatlarını koruyan tanrıça olarak Arakhne efsanesinde rol oynar (Arakhne). Kızının bu sert çıkışlarına yumuşakça karşı­ lık verir tanrıların babası. Pallas Athena'nın efsaneleri o kadar çok değildir. sevmediği. Mentor olur. Deiphobos). kız oğlan kız oluşu ve bu niteliğini yi­ tirmekten çekinmesi. davra­ nışları hep hırs ve tutkuların etkisiyle olur: Athena'nın Hera ve Poseidon'la birlikte babası Zeus'u nasıl zincire vurmak istediği anlatılır (I. İlyada'daki tutumunun tam tersine hakkın üstün gelmesini ister. eylem ve konuşma var­ sa. bir küçük çocuk olur. denebilir ki Homeros Odysseia'da Odysseus tipini yarattığı gibi Athena tipini de yaratmış ve ölümsüzleştirmiştir. kılavuzluguyla olur. Diomedes. kendisine rakip gördüğü Aphrodite ve Ares'e karşı turumu insafsızdır. Ve burada Athena Deiphobos kılığına girerek aldatır Hektor'u ölüme sürük­ ler(Hektor. (3) NİTELİĞİ VE EFSANELERİ. okşar onu. uyar isteklerine. Mentes olur. olabilir. gü­ ler. Attika ilinin ve Atina şehrinin tanrıçası olma hakkını şöy­ le kazanmış diye anlatılır: Poseidon tanrıyla Pallas Athena bu yetkiyi kazanmak için yarış­ maya girmişler. zeytin ağacını tuz gölünden daha yararlı bularak yet­ kiyi Athena'ya bağışlamışlar. tanrıça bu sevimli rolüyle baş­ ka destanlara. Nausikaa'ya yapacağı işi. Troya'lı yiğitlere karşı pis pis düzenler kurmaktan hiç çekinmez. 127 vd. huylanması tuhaf bazı masalların dogmasına yol açmıştır (Erikhtonios. bu erdem tanrıçası hiç haktan yana görünmez. ölümlü bir adamdır bu. XXII. bir genç kız. Troya'nın en büyük. bunca akıl ve dirayetin boşa gitmesini istemez. tanrıça Odysseus'a Telemakhos'a. bütün ailesinin de kaderi onun elin­ dedir. son olarak "obrimopatre" babası güçlü olan sıfatı doğrudan doğruya baştanrı Zeus'un kızı oluşundandır. onu eleştirmekten çekin­ mez: Akhilleus'Ia Hektor arasındaki savaşta ölüm kur'asını çekecek olan Zeus'u şöyle et­ kiler (İl. sonra da yüksekten bakar onlara. îlyada'da Zeus'un oynadığı yönetici rolü. biz tanrılar onaylamayız yaptığını. hepsi Athena'nın buyruğu.Sıfatları daha belirgin anlamlıdır: Aigis kal­ kanını taşıyan "aigiokhos" (Aigis). Pe- nelope'ye. bu akıllı adamı akıl ve erdem tanrıçası Athena tutar. babası Zeus karşı­ sında da atıp tutar. Odysseus'u tuttuğu gibi Argonaut'ları da tutar ve Argo gemisinin yapıl­ masına yardım eder (Argonaut'lar). Akha'lardan yanadır. Tanrılar. konuşmalarının anlatımına doyum olmaz. 400). baykuşla ilgili gö­ rülmüştür. Başka şehirler de Athena'yı koruyucu tanrı­ ça olarak benimsemişlerdir. îlyada'da Athena bir savaş tanrıçası olarak çıkar karşımı­ za. tutması da doğal gö­ rünür. Akhilleus. ama her an varlı­ ğıyla oluşu etkiler yönetir. . şiirlere girmiş. Atina'nın kurucusu ve koruyucusu olarak tan­ rıçanın oynadığı rol de ilginçtir. bunların başında Troya gelir. tanrıçanın tah­ tadan yapılmış ve Pallaidon diye anılan hey­ keli şehir varlığının simgesi sayılırdı. Onun içindir ki destan boyun­ ca Athena'nın kılavuz rolündeki eylem ve davranışlarının. en eski ve kutsal tapmağı bugün de kalıntıları görülen Athena tapınağı olduğu gibi. Odysseia'da Athena'nın rolü bir başkadır ve anlamlıdır: Zeus'un kendi ağzından duyu­ yoruz ki Odysseus "ölümlülerin en üstünüdür akıldan yana". kaçırmak mı istersin onu canlara kıyan ölümden? Yap yapacağını ama. Odysseus'a karşı davranışında da tutarlı bir duygusu belirir tan­ rıçanın: Çok çile çekmiş yiğide acır. Bundan ötürüdür ki Palladion'un kaçırılmasıyla ilgili birçok efsaneler doğmuştur (Palladion). Aglauros). gök gözlü. yenilip yaralanmalarına yardım eder. Olympos tanrılarını da yargıç olarak almışlar: Poseidon Atina akropolünün üstünde tuzlu bir göl meydana getirmiş. ak yıldınmlı! Kaderi çoktan belli. ne kadar olay. Athena ise bir zeytin ağacı. Aslın­ da çirkin bir rol oynar îlyada'da. Odysseus ve Menelaos'u her fırsatta korur. Odysseia'da Athena oynar: Odysse­ us'un da. çakır gözlü "glaukopis" sıfatı tanrıçanın en sevdiği kuş olan "glauks". Pallas Athena'nın kültü en ilginç biçimiyle Atina'nın klasik çağında kendini göstermiştir.): Ne diyorsun kara bulutlu babam. ama taraf tutar.

Dünyanın kuruluşunda tanrılar yeryüzünü aralarında paylaşırken. Filozof­ lar bile bu çabaya katılırlar. gerçekdışı ve gerçeküstü bir düzeni örnek olarak göster­ mek için canlandırdığı öbür dünya efsaneleri bir yana. Atlantis de Poseidon'a düşmüş. Atina. bitmemiş Kritias diyalogunda yanda kalı­ yorsa da. ne de zamanla kocalmış bir bilginiz. başka hiçbir kaynakta izine rastlanmayan bir yitik ülke masalı uydurur. hem de kültür ve sanat bakımından büyük bir yer tut­ muş. Parthenon ve onun kabartmaları gibi ilkçağın en değerli yapıtlarının bazılarını esin­ lenmiştir.3). günümüze dek ro­ manlara. asker­ lik durumu üstünde durup. yöneticiler surlar. Atlantis yerlilerinden Euenor'un bir kızı varmış. kanallar ve tünellerle bezenmiş kentler. Bu sözün doğruluğu en iyi mythos'ta görü­ lür. Tanrı sonra adayı on bölgeye bölmüş. lapetos aldı Klymene 'yi. bir gece deprem Atlantis'i haritadan şilince. girdi onunla gerdeğe ve bir oğlu oldu: Azgın yürekli Atlas tanrı. Timaios ile Kritias diyalogla­ rının ütopya. başkentte yılda bir yapılan bir törene ve bu tören sırasında kesi­ len boğa kurbanlarına değindikten sonra. Bunu niçin yapar? Timaios'ta Atina'lı devlet adamı ve şair Solon'un Mısır'a gidişi anlatılır. Ne var ki. (1) Titan lapetos Okeanos kızı Klymene (başka bir kaynağa göre Asia) ile evlenir ve Atlas. Hiçbir zaman çözüleme­ miş bu gizdir ki. en başta da Pla­ ton. çünkü eski bir geleneğe dayanan ne bir görüsünüz var. li­ manlar kurarak ülkeyi son derecede uygar bir hale sokmuşlar. yaslanmış bir tek Hellen yok­ tur. İki tanrı ku­ şağı arasında bulunup Olympos'lulara baş kaldıran bu dev yapılı yaratıklara eserlerinde özel bir yer ayıran Hesiodos Theogonia'da (Theog. Prometheus. yani hayal beldeleri anlatan öy­ küler arasında özlü bir yer tutmasına yol açar. Nil deltasında bulunan Sais kentinin rahipleriyle konuşur Solon. filmlere konu olan ve tarihçilerle coğrafyacıların üstünde kafa patlattıkları At­ lantis efsanesi. Her neyse. canlandırmak ve Atina devletine dokuz bin yıl öncesine ka­ dar uzanan bir tarih yaratmak hevesine kapıl­ mış olsa gerek. on bin yıl önce bu ülkeyle savaşa giriştiğidir. Menoitios. Atlantis bitkileri. bu kızı sev­ miş. Atlas. Kritias diyalogu birdenbire kesilir. hay­ vanları ve özellikle madenleriyle çok zengin bir ülkeymiş: altın. Batıda Herakles sütunları (Cebeli­ tarık) yoluyla Akdeniz'den Okeanos'a çıkıldı­ ğı yerde karşılaşılan büyük bir ada ve çevre­ sindeki takımadalara verilen admış. Poseidon. köprüler. Timaios diyalogunda başla­ yıp. onu merkez adaya bir kaleye yerleştir miş ve beş kuşak erkek çocuk yetiştirimiş onunla birlikte. Epimentheus diye dört oğlu olur (Tab. biri ona şöyle der (Tim.Ne demek istiyorsun? — Ruhunuz genç hepinizin. Solon. bakır. hem de bütün kom­ şularını tek başına kurtarmış bu afetten. Atina'nın oraya gönderdiği ordu Atlant'larla birlikte yok olur.) onları şöyle tanımlar-. T. tanrılardan Athena ve Hephaistos'a. Atlantis. 507 vd. Atina hem kenefini. Timaios ve Kritias diyaloglarında. Korkunç depremler sonucunda suların altına gömülen bu ada bir zamanlar Libya ile Asya'nın bir arada kapladıkları alandan daha yaygınmış. Ülkenin sosyal yapısı. tarih dışı insan gerçeklerini yansıtmak. Çılgınlığı ve aşırı gücü yüzünden . zaman kavramı bilmez mythos. siz Hellen'ler hep ço­ cuk kalırsınız. Yunan ilkçağında mythos yaratma işine koyulmamış hiçbir yazar yoktur. şöyle özetlenebilir: Atlantis. Ancak Ti­ maios diyalogunda Mısırlı rahibin ağzından öğrenilen Atina'nın dokuz. Atina'nın bu eski tarihi üstünde hiçbir bilgisi olmayışı. Atlantis fazla güç kazanmış ve Akdeniz'in büyük uluslarını köle durumuna sokacak bir saldırıya geçmiş de. 22 b): — Ey Solon. bu ünlü olayı bir Mısır'lı rahibin ağzından öğrenmesi bütün öyküyü Platon'un uydurduğu kanısını uyandırmakla beraber. demir ve "oreikhalkos" (yani dag bakırı) diye ateş gibi parlak bir madeni varmış. en büyük oğlu Atlas'ı hepsinin kralı olarak öbür oğulları arasında dağıttığı bölge­ lerin başına getirmiş.Tanrıçanın onuruna düzenlenen Panathenai bayramı Hellen dünyasında hem din. güzel topuklu Okeanos kızını. Bazı diyologlarınm sonunda. insanda tuhaf bir izle­ nim bırakmaktadır.

İlk lanetleme Pelops'la ri. bir tanrı Atlas'ın çok çocuğu olmuş: Pleione'den sözü Mykene'lilere Pelopsogullarından birini Pleiade's ve Hyades kızları. Tyestes farkına varmadan kendi" bırakmıştı ölürken. Bu dag şöyle meydana gelmiş: Perseus Pelops iki oğluna lanet okur. vermişti onu Kronos oğlu kral Zeus'a. iki kardeş arasında rekabetten doğan kor­ pso da onun kızları olarak gösterilir. bu hayvanı Artemis'e kurban etmeye ant ile hiçbir ilişkisi olmasa gerek (Atlantis). güneş yolunu değiştirirse At­ ros'tur. çocuğunu doğrar. 100 vd. Atlas göğü değil de. Argos'ta boydan boya Thyestes korkunç lanetler savurarak masayı sözünü geçirsin diye. Her biri ötekini ortadan kaldırıp yerine geçebilmek için iğ­ Atlas Herakles efsanesinde de rol oynar renç düzenler kurar. Hesperis'ten Heskral olarak seçmeyi buyurur. onları sürer. Ne var ki Thyestes Atreus'un Thyestes'in kardeşi. egemenlik simgesi altın postlu bir koyun var­ (2) Atlantis'in yöneticisi. bütün çileden çıkar. elinde değneği. yani akşam perileri. Thyestes'i kovar. İşte o andadır perid'ler. kendine saklar. Ama daha sonra karısı Aerope ile kardeşi atları kamçılayan kralPelops'a vermişti o arasındaki gönül macerasını öğrenince büs­ da. kalktı. Atreus'un sürüsünde (Herakles). II. Akıllı Zeus'un ona ayırdığı kader bu. içtiği halde. güzel sesli akşam perilerinin karşısında dimdik durup ayakta tutuyor göğü başı ve yorulmaz kolları üstünde. tragedyalara da sonsuz bir konu kay­ karabilirse diye öneride bulunur. Ama Zeus Atreus'a düşünde Hermes'i nan mythos'unun başlıca efsane çemberlerin­ gönderir. ama o akşam gü­ Hephaistos yapmıştı didine didine o değneği. 184). AtGorgo'yu öldürdükten sonra. Atlas'a canava­ reus'la Thyestes Mykene'de kral Sthenerın kafasını göstererek onu bir kayaya çevir­ los'un yanına sığınırlar. Herodotos Atlas'ın bir nympha'dan olan oğlu Khrysippos'u ana­ Kuzey Afrika'da bir dag olduğunu söyler (IV. Pöstekinin çalındığını bilmeyen Atreus şartı kabul eder. Agamemnon 'a bırakmıştı. Tyestes'in üç vermişti. kardeşiyle barışır gibi Pelops da erlerin güdücüsü Atreus'a olur. neş doğuda batacak olur.54). rıyla seçilmesi konusunda Thyestes'le anlaş­ Atreus'a değgin ilk kaynağımız Homemasını buyurur. Eurystheus döl bırakmadan ölünce. Atreuso­ gulları efsanesi bu ilenme sürecinin en parlak Homeros'a göre. İnsanlık dışı eylem ve tüyler ürpertici faciaları canlandıran bu öyküler Yu­ Thyestes altın postu ortaya koyup kral seçi­ lir. krallığı ona verdikleri besbellidir. Tanrıların Atreus'u tuttukları. tahtta kalacağını bildirir Hermes. ları Hippodameia'nın yardımıyla öldürürler. Derken Atreus çocukların ke­ Thyestes de onu. Dione ve Kalyki. pişirir ve babalarının önü­ Atreus da bol sürüsü olan Thyestes'e ne koyar. Bunca adalarda. Atreus ne'liler kardeşlerden hangisini kral seçecekle­ ve Atreuso§ullarının hayat hikâyesi destanla­ rini tartışınca. Atlas zorlu bir baskı altında kaldı: Dünyanın bittiği bir yerlerde. nağı olmuştur. İapetos oğlu Atlas dır. 1. Bu kez de Thyestes şartı kabul eder. onu Mykene'ye çağırır. Pelops'la Hippodameia'nın oğlu.) Agamemreus'un kral olacağını.Belli ki Homeros Atreusogullarının başına kuşaktan kuşağa süregelen laneti bilmiyor. Homeros destanlarında karısı Aerope'yi ayartır. Hermes'e vermişti. taşısın diye. göğü birbirinden ayıran direkleri" taşır başlar: Atreus'la Thyestes babaları Pelops'un omuzlarında (Od. Zeus da Argos'u öldüren yol gösterici Atreus tahta çıkar çıkmaz. sözünde durmaz ve pöstekiyi Atreus. 68 . Sthenelos'un oğlu miş. daha doğrusu tragedyanın vazgeçilmez konu­ su olan suç ve lanet zincirlemesi destandan sonra efsaneye katılmış bir motiftir. gerçek kralın başka bir tanrı işmaden biridir. llyada'da (İl. yoksa Thyestes'in non'un kral değneği şöyle tanımlanır: Güçlü Agamemnon. çocuklarını yer. "ye­ örneklerinden biridir. Thyestes hangisi altın postu çı­ ra da. kadın da altın postu Atreusogulları diye anıları Agamemnon'la gizlice kocasından aşırıp âşığına verir. gösterir babalarına. sik kafalarını getirir. 14 ve 15). MykeMenelaos'un babası (Tab. kunç bir kin ve nefret başlar.

amcası Atreus'un babasına karşı işlediği suçun öcünü Agamemnon'dan alır (Agarnemnon. Aigisthos). ama ağıllarını temizlemeyi ihmal eltlği için. ayrıca da onu kendi oğlu. 218). Odysseia'da şöyle tanıtı­ lır (Od. Moira ya da Ker'dir. yaktığı kuzu ve oğlak butlarından hoşlanmıştı çok. Autolykos Amyntor'un öküz derisinden yapılmış sağlam tolga­ sını aşırmış ve Odysseus'a vermişti. 386-407). Yargıç her ikisini de suçlu bularak ülkeden sürmüş. Telephos gerçekten bir süre sonra amcalarını kaza ile öldürmüş (Te­ lephos). canavarı vurmuş. Attis. Augias. kral kadının kim ol­ duğunu bilmeden onunla evlenir ve Aigisthos'u da benimser. 395): Anasının soylu babasıydı Autolykos. Hesiodos Theogonia'nın bir yerinde bu tanrıçaların Gece'den (Theog. Augias'ın büyük. sonraları bu yara izi Odysseus'un sütni­ nesi tarafından tanınmasına yol açar (Od. Kaderi simgeleyen tanrıçalar üç­ tür. Pazarlıkta uyuşmuşlar. Tegeia kralı Aleos'un kızı. Auge kral Teuthras'la evlenmiş. davarları barınamaz olmuş. Ama yiğit Herakles kızı görüp sevmiş. Ne var ki Augias verdiği sözde durmamış. Ona gidip Thyestes'i öl­ dürmek görevini verir. Hermeias tanrının kendisi vermişti bu yetiyi ona. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynar. Herakles de bu işi bir günde yapaca­ ğını. 8). Helios'un oğlu. Yi­ ğit de Alpheios'la Peneus ırmaklarını yatakla­ rını değiştirerek sularını ağıllardan geçirmiş ve bir günde hepsini temizlemiş. hep yoldaş olurdu ona. Odysseus'a adını koyan dedesiymiş. Sonra Pelopeia'yı oğluyla birlikte Atreus'un sarayına yollar. Odyseus'un sütninesi Eurykleia'nın anlattı­ ğına göre. Bkz. hırsızlıkta ve yalan yere yeminde üstüne yoktu. Aigisthos. Thyestes bu kez Sikyon'a sığınır. Herakles'e işin karşılığını ödemek istememiş. kentini ele geçirip Phyleos'u babasının tahtına oturtmuş (Herakles). 902 vd.).devirmiş. Atreus'un Aerope'den iki oğlu olmuştu: Agamemnon'la Menelaos. ama bir yara almıştı. ama karşılığında sürünün onda birini alacağını bildirmiş. Dipsiz bir karanlığa bozulmuş ortalık. Atreusoğulları di­ ye anılan bu iki kahraman Homeros destanrında baş rolü oynarlar. Elis kralı (Tab. Autolykos. Aurora. Atreusoğullarının la­ neti süregider. Atreus'u öldürür. zengin sürüleri var­ mış.). IX. Anado­ lu'nun Mysia kıyılarına çıkmışlar. baş­ ka bir yerinde de Zeus'la Themis'ten doğmuş olduklarını söyler (Theog. Aleos Auge'yi tanrıça Athena'nın tapınağına adamış. Odysseus büyüyüp de Autolykos'un ko­ nağına misafir gidince. Argonaut'lar seferine katıl­ mıştır. Sisy phos'a da aynı şeyi yapmak istemiş. Suç ve günahların iyice izine dalar: Kendi kızı Pelopeia ile kızın habe­ ri olmadan birleşir ve Aigisthos adlı oğlunu üretir. ama ba- t . bu yüzden isterdi iyliğini. Auge. Eurytos'un sürülerini çalmış. Agdistis ueKybele. XIX. Başka anlatımlara göre. Autolykos Hermes'in oğludur ve yakalanmadan hırsızlık yapma yeteneğini babasından almıştır. ölümü simgeler (Moira). Bir orduyla geri gelen Herakles Augias'ı öldür­ müş. Delphoi'deki tanrı sözcüsü Aleos'a kızının doğu­ racağı bir çocuğun amcalarını öldüreceğini bildirince. Odysseus'un dedesi. dedesi ve amcalarıyla birlikte Parnesos dağında bir yaban domuzu avına katılmış. Üçüne birden verilen ad. Herakles'in arkadaşı Phyleos'la birlikte mahkemeye vermiş. söylentiye göre de güneş o güln öy leşine ürkmüş. ya da köle olarak satmış. Augias yiğil Herakles'i çağırıp ağıllarının temizlenmesini istemiş. Babası bunu öğrenince Auge'yle Telephos'u bir sandığa kapatıp de­ nize atmış. Auge bir süre sonra Telephos'u doğurmuş. Atropos. Şafak tanrıça Eos'un Latince adı (Eos). Yarasını iyileştiren de Autolykos ol­ muş. Aktor'un kardeşi. öylesine tiksinmiş ki gökteki yolunu tamamlamadan geri dönmüş. ama Aigisthos son da­ kikada bu düzenin farkına varır ve kendi ba­ basını değil. (İl. Antikleia'nın babası. 261 vd. Adı "geri dönülmez" anlamına gelen Atropos ömür ip­ liğini büken Moira'lar arasında eceli.

Ege denizindeki adaların bi­ rinden Troya savaşına katılmaya gelmiş. Homeros bu görüşe katılmaz. Argonaut'lar seferine katıldığı ve çaldığı hayvanların postunu boya­ yıp onları tanınmaz hale getirmesini başardı­ ğı anlatılır. bundan da amacı doğacak toru­ nunun Sisyphos gibi kurnaz olmasıymış. Autolykos Laertes'e nişanladığı kızı Antikleia'yı önce Sisyphos'la birleştirmiş. Automedon. Odysseus Laertes'in değil de. Bu anlatıma göre. Başka kaynaklarda Autolykos'un Herakles'e güreş öğrettiği. son­ radan Akhilleus'ın seyisi olmuştur: Ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'a bakar. . Sisyphos davarlarını geri almak için konağına gelince.AUTOMEDON saramamış. Sisyphos'un oğluymuş. Patroklos'un ölüsünü elde etmek için yiğit­ çe savaşan Automedon Akhilleus'un en vefalı arkadaşlarından sayılır (Balios). İlyada'da AkhiUeus'un araba­ sını süren yiğit.

Canı isteyen de süt içiyordu: Parmaklarıyla toprağı kazın­ ca. Bakkha'lar. Bakkha'lar derin uykularını gözlerinden sildiler. memeleri süt dolu bir azgın iniği nasıl zaptedtyordu. çılgınca kendilerinden geçtikleri zaman da Mainas (mainomai. kolla­ rında taşıdıkları geyik. kaçmasaydık Bakkha'lar bizi parçalayacaklar­ dı.B Babys. taze çayırlarda otlayan sürülere saldırdılar. bayırda. Eg. Her iki hallerini ve özlerindeki niteliği can­ landırmak için Euripides'in "Bakkha'lar" tra­ gedyasından bir parçayı buraya almayı en uy­ gun bulduk. O zaman dağlar. vü­ cutlarını saran uykuyu kovmak için keskin bir çığlık kopardı. Nihayet hepsi sarmaşık. kimi başını toprağa. O sı­ rada doğa ile birlik olan Bakkha'lar üstün bir güçle önlerine gelen vahşi hayvanları parça­ larlar. Önce saçlarını omuzlarına döktüler. benim rüzgâr kanatlı dişi tazılarım. çalılıkların arasına saklanıp pusu kurduk. Bazıları. Hepsi se­ rilmiş uyuyordu. birinin başın­ da Autonoe. saklandğım çalılıktan fırlayıp onu yakalamak istedim. ellerinde bıçak mıçak yoktu. genç. Bakkha'lardan biri. Zeus'un oğlu Bromios" diye bağırdılar. thyrsos'larınızı sallayıp ko­ şun!" diye bağırdı. Pentheus'un anası Agaue'nin ardı­ na düşelim. ama onun kavalı tek borulu ilkel bir kaval olduğundan Apollon Babys'e önem vermemiş. yüce dağ başlarında yaşayan­ lar. B. Bakkha'ları gören bir haberci onları. O zaman Agaue Bakkha'lara: "Hey. içlerinden biri thyrsos'unu ya­ kalayıp bir kayaya vurdu: Kayadan sabahın çiyi kadar duru bir su fışkırdı. kurt yavrularına bem­ beyaz bir süt veriyordu. memeleri süt dolu ka­ dınlardı. Kendimizi güç kurtardık. Babys de ka­ val çalarmış. 46): Güneş ışıklarıyla toprağı ısıtmaya başlar­ ken. Dionysos dinini benimsemiş bu kadın­ lara olgun ermişlik anlarında Thyas (thyo. gelin. Tanrı Dionysos-Bakkhos'un dinsel törenlerini kutlayan kadınlar alayı. hep­ si birden. Bkz. Eyuboglu çevirisi. Görmeliydin. thyrsos'larını sallayarak ayinlerine başladılar. Tıp­ kı tanrının kendisi gibi çıplak bedenlerini nebris denilen benekli ceylan postlarıyla örter. Euripides'in son eserlerinden biri olan bu oyunda koro hem Bakkha'lardan meydana gelmekte. uslu. gelin ardımdan. böylece Babys Marsyas'ın uğradı­ ğı cezaya uğramamış (Marsyas). Ya­ yınları. taşkın bir coşkuya kapılmak) denir. Anan. ve­ cit halinde olmak). Ansızın Agaue'nin sıçrayarak yanımdan geçti­ ğini gördüm. edepli yat mışlardı-. Bizi tutamaymca. hem de bir Bakkha olan Agaue'nin korkunç dramı canlandırılmakta­ dır. Bakkha'lar. bunlar çocuklarını ye­ ni doğurup bırakmış. meşe ve çi­ çekli saparna dallarından çelenklerini başları­ na geçirdiler. vahşi hayvanlar bile cümbüşe katıldı. ucunda bir çam kozalağı bulunan sarmaşık ve asma yaprakları sarılı uzun değ­ nekleri ve Prometheus'un insanlara ateşi taşı­ dığı nartheks karnışıyla tanrının peşinden ko­ şarlar. birinin başında Agaue. inanmadı­ ğın bu tanrıya şükürler ederdin. Bacchus. çözülmüş nebris'lerini bağlayıp sıkıştırdılar. Di­ onysos dinini Thebai'den sürmeye kararlı kral Pentheus'a şöyle anlatır (M. Gelin. hiç de. s. Bu düşünceyi doğru bulduk. hep bir ağızdan "lakkhos. ormanlarda kendilerinden geçerek tanrıya karışırlar. ihtiyar. Dionysos. Biz. boynuzlu öküzlerin böğürdüğünü duyar duy­ maz Bakkha'ların ortasından ayağa kalktı. yer yerinden oynadı. öküz ve koyun çobanları. onu Bakkha'lardan ayırıp kralı­ mızın gönlünü hoş edelim". üç koro gördüm. çıldır­ mak. ıssız ormanlar da Kypris'in peşine düşmüş değillerdi. erkekler bize pusu kurmuş. Kimi sırtını bir çam kütüğü­ ne dayamış. Üç alay kadın. şarapla ve kaval sesleriyle sarhoş olmuş. Başka biri nartheks'ini toprağa dokundurdu: Tanrı top­ raktan bir şarap gözesi kaynattı. Dionysos'un Latince adı. başlarına sarmaşık çelenkleri sarar ve ellerin­ de thyrsos. S. vakit gelince. sonra yanaklarını yalayan yılanları benekli postlarına kemer gibi sardılar. İçimiz­ den. bakire. senin anan. na­ zik elleriyle. geceleri dağda. ora­ da olup da bu mucizeleri göreydin. şehre gidip gelen ve konuşmasını bilen biri dedi ki: "Ey. otlattığım öküz sürüsüyle yüksek dağla­ rın başında düz ve kayalık bir yere varmıştım. Ah. hep bir araya gelip gördüğü­ müz garip şeyler üzerinde konuştuk. birinin başında da lno vardı. Tann Apollon'la flüt yarışmasına gi­ rişen satyr Marsyas'ın kardeşi. meşe yap­ raklarının üstüne koymuş. topraktan oluk oluk süt akıyordu. Genç danaları parça pal ' . taşlar Bakkha'larla bir olup coştu. görülmedik bir düzenle fırlayıp kalktılar. Sarma­ şıktı thyrsos'lardan bal damlıyordu. senin dediğin gibi.

binlerce genç kadın eli boğaları boy­ nuzlarından tutup sürüklüyordu. Bkz. Aristoteles ya da Aristaios imiş de kekeme olduğu için Battos denmiş ona. mutlak bir tanrıdan yar­ dım gören bu kadınlar thyros'larıyla erkekleri yaraladılar ve önlerine katıp kovaladılar. ne diye verdim sizi kral Peleus'a. XVI. Kithairon kayalıklarının etekle­ rindeki Hysia ve Erythra şehirlerine düşman orduları gibi girdiler. yas ne. Yılanlar. toprak yer yer . Patroklos ölünce. Zeus böylece yüreklendirir atları ve katılır­ lar Akhilleus'un Hektor'la olan savaşına (Ksanthos). Pausanias Battos'un Kyrene'yi kurduktan sonra. kralım. Philemon. sonra. Battos da sözünü tutmayıp hay­ vanların saklandığı yeri göstermiş. tırnaklı ayaklar havada uçuşuyor. Bakkhos. Evlerden çocukları alıp kaçtılar. tanrının onlar için yerden kaynattığı sulara koştular. Ama tarihçi Herodotos'a göre Battos Libya dilinde "kral" demekmiş. Yel gibi uçan atları. alev nasıl kızıllık saçarsa öyle yaşar. hiç görülmedik bir sahne gör­ dük: Demir uçlu oklar Bakkha'lardan bir damla kan akıtmadı. Asopos ırmağının kıyılarına. ne diye bir ölümlü insana verdim sizi. Bebryk'ler. (2) Akteon'un bir köpeğinin adı. Ateş nasıl yanar. gemimiz masmavi bir denizin yarlarla kesilmiş koyu yeşil kıyıları boyunca gide gide Olympos kentine varır. Okeanos ırmağı kıyısında. Ksanthos'la Balios'u. Bkz. Mavi yol­ culukta geceyi korsanlar yatağı Ceneviz kör­ fezinde geçirdikten sonra. büyük bir tanrı bu. Ksanthos'la Balios'u Poseidon Peleus'a Thetis'le evlendi­ ği gün düğün hediyesi olarak vermiş. XVII.BAKKHOS ça ettiler. gü­ neş de vücutlarını kurutup parlattı. Dionysos. havalanıp giden kuş sürüleri gibi dalgalardan sarmaş dolaş in­ diler. Akhilleus'un atları ağlar (İl. Homeros İlyada'da onları şöyle anlatır (İl. her şevin a/tını üstüne getirdiler. Myrina. (2) Battos Libya'nın Kyrene kentinin kuru­ cusu sayılır. bahtı kara insanlarla acı çekmeniz için mi? Şu dünyada soluk alan. dallardan kan damlıyordu. Bellerophontes efsanesi bugün de yaşar bizim için. Şarap olmazsa insanlar için ne aşk kalır. (1) Tanrı Hermes Apollon'dan aşır­ dığı sığırları sürerken dağda Battos adlı bir ih­ tiyara rastlamış. Kralım. Omuzlarına attıkları hiçbir şey artık kara top­ rağa düşmüyor. ne de başka bir şey. Thebai'lilere bereketli başaklar veren ovalara rüzgâr gibi atıldılar. Anadolu'nun Bithynia bölge­ sinde yaşayan bir boy (Amykos). tunç ve demir bile bellerini bükmüyordu. yanaklarından damlayan kanları yaladı. orada kana bulanmış vücutlarını yıkadılar. ardı da girift çalılıklarla yükselen koca bir dağ. Battos. Dediklerine göre. Tanrı öf­ kesinden kayaya çevirmiş onu (Hermes). İşte bu dağda ateş yanar. ölümlülere keder dağıtan şarabı veren oymuş. Alacalı taşlar üs­ tünde gümbürdeyen bir çayın denize dökül­ düğü bu lahitler kentinin önü ak bir kumsal­ dır. Balios. onları Zephyros yeline kasırga Podarge doğurmuştu. Alev alev yanan saçları vücutla­ rını yakmıyordu. Asıl adı. Baukis. yürüyen yaratıklar arasında insandan daha acınacak bir yaratık yok. Bakkha'lara öfkeyle saldıran azgın boğalar bir anda yere seriliyor. düz­ gün konuşmaya başladığını anlatır. yitirdiği sürüleri arar gibi olmuş. bırak bu şehre gir­ sin. Çıralı derler bugün oraya. Kaburga kemikleri.): Zeus acır onlara ve şöyle seslenir yüreğin­ de: Zavallıcıklar. Akhilleus da bu ölümsüz atları Troya savaşına getir­ mişti. bazen çamlara takılıp kalı­ yor. Kralımın kirpikleri şöyle bir defa açılıp kapanmadan Bakkha'lar hayvanların derilerini yüzüp hep­ sini didik didik ettiler. Sonra da hayvanları saklamış ve kılık değiştirerek ihti­ yarın karşısına çıkmış. Son­ ra geldikleri yere döndüler. (1) Yel tanrı Zephyros'la Harpya Podarge'den dogma iki attan biri. otlarken bir çayırda. Batieia. 148 vd. siz ki bilmezsiniz ölüm ne. kimseye bir şey söylemezsen sana bir düve armağan edeceğim. Nihayet şehirlerin erkekleri Bakkha'larm her şeyi alıp götürdüklerini gö­ rünce öfkeyle silahlarına sarıldılar ve işte o zaman. Bkz.): Automedon koştu tez giden atları boyunduruğa. 426 vd. bu tanrı kim olursa olsun. kendisini ele verir korkusuy­ la ona demiş ki. Bellerophontes.

Tanrısal Anteia. kusursuz Bellerophontes öldürmüştü hepsini. Bu efsaneyi Homeros'un ağzından duyalım: İlyada'nın VI. Erkek gibi Amazon'ları öldürdü sonra. arkası yılan. Zeus almıştı Bellerophontes'I Proitos'un eli altına. damadımdan getirdiğin işaret hani? dedi. Hippolokhos da baba oldu bana. üstün olayım başkalarından. bir oğlu oldu.BtLLtKumurN ı to gazlar saçıp kendiliğinden tutuşur. ortası keçiydi. Ksanthos nehrine. Glaukos'tu adi. gizlice bir sarmaş dolaş olsam. 25). kendisi ondan çok daha güçlüydü. o sıra aklı başındaydı Bellerophontes'in. bütün krallık onurlarını bölüştü Lykia'lılar da ayırdılar bahçelik. Çarpıştı sonra ünlü Solymo'larla. . Glaukos'un anlattığı öykü Lykia'nın en önem­ li efsanesini dile getirmekle kalmaz. ayırdılar en büyük. Tanrısal nitelikleri de oradan gelme. bu kandan olmakla. buğdaylık bir tarla. onlar ki Ephyra'da. onu bir anda yere serdi. sürdü onu Argos'lular arasından. Glaukos'un kusursuz oğlu. aldı Laodameia'nın canını. üst üste katlanan bir levhaya yazdı bir sürü ölüm yazıları. Ağırladı onu tam dokuz gün. Karısı üç çocuk doğurdu bilgili Bellerophontes'e: Isandros. Eline uğursuz işaretler verdi. Böyle dedi o. böylece yok olacaktı o. kralı birden öfke kapladı. Kral da anladı onun tanrı soyundan olduğunu. Dönüşünde kral ona zorlu bir tuzak kurdu: Yaygın Lykia'dan en iyi yiğitleri seçti gönderdi pusuya. Homeros'un bize açıkla- . yaygın Lykia'nın kralı onu saydı. koynuna girdi Laodameia'nın. utandırmayayım atalarımın soyunu. iki düş­ man savaşçıyı konuk ve dost olarak da birleş­ tirir (İl. bu soydan. Bellerophontes'e kıyamadı. Yanar Taş dedikleri bu yer Lykia'nın en eski. Bu parçadan öğrendiğimize göre. Proitos'un karısı. yaygın Lykia'da en iyi. Erkeklik. doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon'u. Savaşa doymayan Ares öldürdü oğlu îsandros'u. sıkı sıkı salık verdi bana: Hep yiğitçe dövüşeyim. Gelince Lykia'ya. Bellerophontes'e sordu. Ama saygı besliyordu yüreğinde. çarpışırken ünlü Solymo'larla. Belterophontes'le. Kaynatasına göstermesini buyurdu. verdi kızını. yiğit aslında Poseidon'un dölündendir. buyurdu önce azgın Khimaira'yı öldürmesini. güzellik bağışladı tanrılar ona. Troya'ya gönderdi beni o. Laodamela. Övünürüm işte. Laodamela. Kızdı dizginleri altın kakmalı Artemis. Ama Proitos geçirdi gönlünden kötü şeyler. en güzel efsanesini bugün de canlandırır. Kadın bir yalan attı kral Proitos'a. Akıllı Zeus. o benim zorla koynuma girmek istedi". en ünlü kişilerdi. 152-211): At besleyen Argos'un bir bucağında Ephyre İli uardır. Aiolos oğlu Sisyphos yaşardı orada. Ama bir gün tanrılar tiksindi Bellerophontes'ten. tanrı soyundandı o. Gönderdi onu Lykia'ya. yanıp tutuşuyordu. Bellerophontes doğdu ondan sonra. insan uğrağından uzakta yedi kendi kendini. Hippolokhos. bölümünde Yunanistan'k Diomedes'le Anadolu'lu Glaukos çarpışırken savaşa ara verip soylarını soracak olurlar birbirlerine. dokuz tane öküz kurban etti. Alır almaz damadının işaretini. Girdiği savaşların bu en çetiniydi. dedi ki: "Bellerophontes'i öldürmezsen lanet sana. ama birazcık olsun kandıramadı onu. Aleion ovasında kaldı o tek başına. insan değildi. yalımlı nefesiyle kötü soluyordu. Ne var ki Glaukos Bellerophontes'in "ölümlü" babasıdır. Bellerophontes tanrıların eliyle vardı oraya. ama onlar bir daha dönmediler evlerine. en güzel bir toprağı. Bellero­ phontes Korinthos (Ephyra Korinthos'un es­ ki adıdır) kral ailesinden ve ünlü Sisyphos'un torunudur (Tab. Gül parmaklı şafak görününce onuncu günü. insanların en kurnazıydı o. alıkoydu orada. ben övünürüm onun oğlu olduğum için. VI. Önü aslan. Bellerophontes uydu tanrıların isteğine. diyordu.

Bu sahnede Bie sessiz bir kişi olarak bulunur. bir kargı ya da yanan bir çırağı ile canlan­ dırılır. Berekynthes Phrygia'da otu­ ran bir boya verilen isimdir (Kybele). Zeus nerede yürürse. Verilen sözü ve içilen andı simgeleyen tanrıça. Biton. Bellona. orada belli günler­ de gizli ayinler yapılır. Danaos). Hephaistos'la konuşmayı Kratos yapar (Kratos). korku saçan bakışlarıyla Furia'ları an­ dırır (Furia). zorbalık. Anteia kocasına Bellerophontes'i suçlayınca. yiğit kanatlı atı Korinthos'ta bir çeşmede su içerken bulmuş. Kydippe'nin oğlu. şiddet anlamına gelen Bia (ya da Bie) tanrı ve kral yetkilerini simgeleyen bi­ rer kavramdır. Bu tanrının kızı ya da karısı sa­ yılan Bona Dea'nın Roma'da Aventinus te­ pesinde bir tapınağı vardı. elinde bir kı­ lıç. Proitos konuğunu kendi eliyle cezalandırmaktan çekinir ve onun içindir ki eline katlanmış tabletler. Bir anlatıma göre. Kültü kır tanrısı Faunus'Ia ilgilidir. Bendis. Berckynthia. Ante­ ia. 383 vd. Bir savaş arabasında. Sonra Kratos'la Bie'yl. Birçok yi­ ğitler gibi Bellerophontes de kaza ile adam öldürmüş. Bellerophontes'in tan­ rıların öfkesine uğramasının nedeni şöyle açıklanır: Gurura kapılan yiğit kanatlı atının sırtında Olympos'a kadar yükselmek istemiş. Khimaira. Sarpedon). Mars'ın eşi olarak da gösterilir. Aigyptos'Ia Danaos adlı ikiz çocukları olmuş (Algyptos. ne var ki bu yüzden yur­ dundan ayrılıp kendisini suçundan arındıra­ cak birinin yanına gitmesi gerekiyor. güzel topuklu. Zetos'la Nike'yi doğurdu. kuvvet anlamına gelen Kratos'la zor. o yaman çocukları. Kleobis'in kardeşi (Kleobis). Romalıların savaş tanrıçası olarak simgelendirdikleri Bellona (Lat. Bias. Roma tanrıları arasında çok eskiden beri yer alan bu kavramsal yaşlı­ lığın Palatinus tepesinde bir tapınağı vardı. Roma'lıların. onlar oradadır. Trakya'lıların ay tanrıçası. sağrı­ sına binip doğru Khimaira'yı öldürmeye git­ miş onunla (Pegasos). öldürdüğü bu Belleros'un kim oldu­ ğu da pek bilinmiyor. İlyada'da Lykia'lıların başında savaşan Ze­ us oğlu Sarpedon'un anasıdır (Proitos. Orada bulunan resmi dünya kadar yaşlı bir kocakarı olarak gösterilir ve rahipleri de içi­ len andı simgelemek üzere ellerine beyaz bezler sararlardı. Bellum savaş demek) zamanla Yunanlıların Enyo tanrıçasıyla bir tutulmuştur. Belos Mısır'da kalmış ve Nil ırmağının kızı Ankhihoe ile evlenmiş. 10). Kültü. Yiğidin ağzı ateş saçan Khimaira'yı nasıl öldürdüğü Homeros'ta anla­ tılmamıştır. Güç. . Bona Fides. Agenor Suri­ ye'ye yerleşiği halde. ardındadır onlar. Bellerophontes Belleros'u öldüren demek. Hesiodos bunların doğuşunu şöyle anlatır (Theog. Libya adlı nympha'nın tanrl Pöseidon'dan doğurduğu ikiz kardeşlerden biri (Tab. Zeus da kızarak atmış onu gökten aşağı yer­ yüzüne. ayrılmazlar gümbürtülü Zeus'tan. bunlara yalnız kadınlar katılırdı (Faunus). Hesiodos'a göre (Theog. Ana tanrıça Kybele'nin ek adlarından biri. "İyi tanrıça" anlamına gelen es­ ki bir Latium tanrıçası. Bellerophontes'in kızı Laodameia. Bia. Bona Dea. onun se­ rüvenlerine katılır (Melampus).madıgı Bellerophontes'in adı ve niçin Tiryns kralı Proitos'un yanına sığındığıdır. Kâhin Melampus'un kardeşi. Öteki Agenor'dur. Perikles zamanında Atina'ya yayılmıştı. Bu adam da Proitos'tur. Bellos. yani bir mektup verip kaynatası lobates'e gönderir. Düştüğü Aleion ovası da Kilikya'da bir bölgedir. Zeus nerede oturursa. adına yemin ettikleri Dius Fidius'un dişi karşı­ lığıdır. Lykia kralı da konukluk kurallarına saygılıdır ve ancak zorunlu kaldığı zaman ağır işlere ko­ şar Bellerophontes'i.): Okeanos kızı Styks Pallas'la sevişti. 324): Pegaros hakkından geldi bu Khimaira'nın koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. Bona Fides. Kratos'la Bie Aiskhylos'un "Zincire Vurul­ muş Prometheus" tragedyasında önemli bir rol oynarlar: Oyunun başında Prometheus'u kollarından tutarak Kafkas dağına sürüklerler ve arkalarından gelen Hephaistos Zeus'a baş kaldıran insansever tanrıyı bir kayaya mıhlar.

Brankhos Miletos'lu bir delikanlıymış. işadamları bilicileri elbette ki memnun ediyorlardı.Boreas. Notos ve Zephyros'un kardeşidir. Hesiodos'a göre. Didyma'nın hazinesiyle bir do­ nanma kurmayı düşünmüş. şehir­ de ne kadar erkek varsa hepsi öldürülüp. öy­ le çevikmiş ki. Milet'ten Didy­ ma'nın limanı Panormos'a gemiyle . Pers'lerin eline düşünce. Brankhos' un kişiliği ve efsanesi. esiş yönüne göre bugün bizim yıldız dediğimiz yele karşılıktır. Odysseia'da önemli bir rol oynayan Boreas kimi zaman da arkadan pü­ für püfür esince.kehanetler her zaman heksametron dizeleriyle dile getirilirdi . Milet Pers savaşlarına gi­ rişecekken. onu kızıl kanatlarıyla sardığı gibi doğru soğuk Trakya'ya kaçırmış ve Kalais ile Zetes'e gebe bırakmış. ka­ dınlar ve çocuklar köleliğe sürüklenince. Kolay iş değildi bu. Pers savaşlanndan sonra yeni baştan kum lan Didyma tapınağı Roma imparatorluğu za- . Tarihçilerin bize sakladığı aşağıdaki dizelerden . gemicileri dosdoğru ereğe ulaştıran güzelim bir yel sayılır (Rüzgârlar). yani Brankhosogulları adıyla fal­ cılığı sürdürmüşler.oradan da kutsal yol boyunca Didyma'ya fal baktırmaya gelen devlet adamları. Didyma'da kurulmuş Apollon tapınağı ve bilicilik merkezinin ünü­ nü ve yaygınlığını sağlamak için uydurulmuş­ tur. boğazından girip karnı­ na varıyor ve bedenini dolaştıktan sonra gö­ beğinden çıkıyormuş. Miletos. bilicilik yetisini bağışlamış ona.karayo­ lu yokmuş o zaman . İşin tuhafı. Adı Türkçeye poyraz diye geçen kuzey rüzgârı. şafak tanrıçanın oğlu olan Boreas. yani falını arzu­ ladığı sonuca yöneltmek de biliciye düşen gö­ revdi. Bir gün Atina kralı Erekhtheus'un kızı Oreithya'yı ar­ kadaşlarıyla ırmak kıyısında oynarken gör­ müş. Mile­ tos'un güneyinde kurduğu tapınakta bu usta­ lığından faydalandığı gibi. Ve senin de. Didyma Yunanistan'da Delfi'ye rakip bir bilicilik merkezi olmuş. Tapınak o kadar zenginmiş ki. Şairler Boreas'ı kara bulutlarla gökten sağanak sağanak kopan ve engin dalgalarla denizi allak bullak eden azgın bir yel. Argos şehrinin geleceğini öğrenmeye ge­ len Argos'lulara. ovada sürülerini ot­ latırken bir gün tanrı Apollon onu görmüş ve sevmiş. Emeli. bolluk içinde yaşayan bir şehirdi. ona vurulmuş ve tozu dumana katarak üstüne yürümüş. soyu sopu da Brankhidai. İon şehirlerinin öcünü alacaktı. bereketli bir av olacaksın düşmanlara. hem Milet'lilerin kendilerine değil de. işte o gün. dizginsiz ve azgınmış. sen ey kötü düzenli kent. ey Didyma. Efsaneye göre. Ana­ sı onu doğurmadan önce bir düş görmüş: Gü­ neş ışınları ağzından. Brankhos çok güzel bir delikanlı olarak yetişmiş. ama her müşterinin nabzına göre şerbet vermek. İssos savaşından sonra Büyük İskender'in ilk işi Miletos'a gelmek olmuş. Bran­ khosogulları bu durumda Pers kralıyla anlaş­ mayı yeg görmüş olacaklar ki. bu taylar öyle hafif. Boreas bir at kılı­ ğına girerek Erikhthonis'in kısraklarına aşmış ve on iki tay üretmiş. Anado­ lu'da Yunan uygarlığını kalkındırmaktı. yabancılar el koyacak tapmağına. Nitekim Lade yenil­ gisiyle Milet. Bir gün İskender'in çıkagelecegini bilememiş Brankhosogulları. Titanlar soyundan olduğu için. Di­ dyma tapınağı da yağmaya uğramış. Boreas Trakya'da oturan gür sakallı. Bu amaçla Milet'te kalmış ne kadar Brankhosoglu varsa hepsini kesmiş. Brankhos-Brankhosoğulları. güçlü kuvvetli bir yaratıkmış.fışkı­ ran sevinç Delfi'nin Anadolu'daki zengin ra­ kibi Didyma'yı ne kadar kıskandığını belli et­ miyor mu? Ve o gün. bir şölen sofrası sürü sürü insanlara! Saçlı. buz gibi esen bir kasırga olarak nitelerler. Milet'in başına gelecek yıkımı Delfi bilicileri önceden haber vermişti. Apollon'un dev hey­ kelini Serhas'a verip onunla birlikte İran'ın Susa şehrine göçmüşler. onlar gibi sert. buğday tarlaları üstünden ge­ çerken başaklar eğilmez ve denizin üstünden en ufak bir kırışık yapmadan uçarmış. Karadeniz'den Mısır'a kadar doksana yakın sömürge kuran Miletos işlek bir liman. Bu düşü hayra yoran biliciler doğan çocuğa "Brankhos" yani bo­ ğaz adını vermişler. Ta­ rihçi Herodotos. tapınak hazi­ nesini ve daha önemlisi. Lydia kralı Kroisos'un Del­ fi'ye verdiği kadar bol ve zengin armağanları Didyma'ya da bağışladığını söyler. sakallı savaşçıların ayaklarım yıkayacak kadınların. engin kanatlı.

bir daha ne olursa olsun savaşa katılmamaya ant içip çadırına çekilir. Patroklos öldüğü gün Briseis. çünkü yıkılan yuvasına. Lyrnessos'ta Apollon tanrının rahi­ bi. Akhilleus'un temiz yürekli arkadaşı Patroklos onu tatlı sözlerle avutmuş. yoldaşlarımla göndereceğim onu. 183 vd. Artemis gibi o da avcı kılığında. AkhiUeus kentini yağma edip kızını götürünce Brises canına kıymış (Briseis). Ama barakandan alacağım kendim gelip senin onur payını. Bu yüzden de ona Diktynna. esmer. . Brontes. ona son görevleri Briseis yapmış (Khryseis. Asıl adı Hippodameia olan Briseis Lyrnessos'a Apollon rahibi Brises'in kızıdır. Akhilleus'un Ege bölgesine yaptığı çapulculuk seferlerinden getirdiği en değerli tutsak Briseis'tir. AkhiUeus öldük­ ten sonra. Kral Minos ona vurulup peşine takılmış ve dokuz ay süresince kovalamış kızı Girit'in dağlarında. Adı "gürleyen" anlamına gelen Brontes Zeus'a gök gürültüsünü armağan eden Kyklops olsa gerek (Kyklops). ovalarında. Briseis. Zeus'un kızı olduğu söylenen bir Girit tanrıçası. Sonunda yakalanacağını gören Britomartis kendini denize atmış. AkhiUeus). Agamemnon bile yaptığına pişman olur ve Akhilleus'la barış­ mak için elçiler gönderir ona. Khryses'i bir gemiye bindi­ rip. 2). Brises'le. kılıcını kınından çıkarmak. Akhilleus'un dileği üzerine anası Thetis gi­ der. şu gemimle. sedasız yaşamaktadır ki. Homeros'tan sonraki öykülerde Briseis uzun boylu. Akhilleus'a karı olacağına söz vermişti. Yalnız son bölümde AkhiUeus insanlık duygularına uyarak Hektor'un ölüsü­ nü babası Priamos'a verdikten sonra. parlak bakışlı bir kadın olarak tanımlanır. güzel yanaklı Briseis'i. Senden ne güçlü olduğumu o zaman anla. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından biri. Khryse'nin Apollon rahibi Khryses kardeştirler. ibret alsın kim benimle eşit görmek isterse kendini. Tanrı Dionysos'a takılmış bir ad. I. ama bir balıkçı ağına takılıp kurtulmuş. (Yüz Kollular). Kottos'la Gyes'in kardeşi (Tab. Briareus. Korksun boy ölçüşmekten. IX. Brises. tanrıça Athena elini tu­ tar. Akhilleus'un yanına döner.). bayırda yalnız başına dolaşır ve erkek­ lerden kaçar bir kız tanrıça olarak canlandırı­ lır (A rtemis).. gör. uğruna çok acı çektiği ka­ rısı Briseis de gelir. gü­ nün birinde Akhilleus'la Agamemnon arasın­ da kopan kavga altüst eder hayatını. za­ ten o kadına hiç dokunmadığını söyletir. Ak­ hiUeus gene de yumuşamaz (İl. Ama bununla da kalmaz. Briseis'in babası. köpeklerle dağda. babasına gönderir. Adı "atlı bakire" anlamına gelen Britomartis Girit'in Gortyn şehrinde Artemis alayına katılırmış. Bromios. yanan şehrine ağlar­ ken. Bu ara­ da Agamemnon. yani ağdan çıkma kız adı verilmiş. Akhilleus'un ba­ rakasında sessiz. Britomartis. 2). AkhiUeus kocasını öldürdükten sonra ele geçirir onu. kalın kaşlı. Zeus'tan yalvarır Akhilleus savaşa katıl­ madıkça Akha'lara zaferi vermesin diye. gece döşeğine uzanınca. iki haberci­ sini Akhilleus'un çadınna yollar ve kadını al­ dırır. Briseis de acısına katlanır.manına kadar önemini sürdürmüş ve orta­ çağda bir depremle yıkıldıktan sonra dev ka­ lıntıları bugüne kadar korunabilmiştir (Didyma. Apollon tanrının öfkesini ve salgını önlemek için Khryseis'i babasına geri vermeye razı olunca Agamemnon şöyle konuşur (İl. Birçok arma­ ğanlarla birlikte Briseis'i geri vereceğini. Agamemnon'un üstüne yürümek üzeredir ki. öyle ki. AkhiUeus bu sözlere çok öfkelenir. yanına yatar. tanrı Apollon'un öf­ kesini yatıştırmak için yüz sıgırlık kurbanlar kestirir. İki sevgiliyi ölünün üstünde ağ­ lar görürüz. "Gümbürtülü" anlamına gelen bu ek ad tanrı­ ya yıldırımlar arasında doğduğu için verilmiş olacak (Dionysos). Sonra İlyada'da pek sözü geç­ mez Briseis'in.): Phoibos Apollon istiyorsa Khryseis'i ille de. 336 vd. AkhiUeus da krallar kralına sövüp saydık­ tan sonra. Uranos (gök) ile Gaia'nın (toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri (Tab. Didymeion). Zeus sözünü tutar. Briseis evli barklı bir ka­ dındı.

pınar Byblis'in çağla­ yan gözyaşları gibi akar durur. oğlunu da. böylece çekilme­ lerini sağlamışlar. ama nympha'lar acır ona. 451 vd. Ege kıyılarındaki bütün limanlar gibi bir ırmağın taşıdığı millerle dol muştur. Bu kez de Byzas'm karısı Phidaleia kurtarmış şehri: Öbür kadınlarla birlik olup sürüyle yılan at­ mışlar düşman karargâhına. rahat bulamaz hiç­ bir yerde. o da düşer yollara. Byblis. yılda bir Zeus'un öfkesini yatıştırmak için. Byblis çıldırır. Bir anlatıma göre. koyu mavi anlamına gelen Kyane. orada kim var. öyle beğenirmiş ki. Masmavi. bir mektupla bildirir aşkını Kaunos'a. Busiris çok zalim bir Mısır kralıdır. Byzas onu teke tek savaşta yenmiş ve Trakya'nın içine kadar kovalamış. öp­ meye. Adını iki kente vermişler: Biri Karia'da Byblis. ama şair görüşüyle bu yol yol bat<ı gın Byblis'in tükenmez gözyaşlarıyla meyda­ na geldiği düşünülemez mi? (Kaunos). Sonunda yüksek bir kayadan aşağı­ ya atar kendini. bilici de demiş ki. gider. Busiris de işe hemen Phrasios'u kurban etmekle başlamış.Busiris. Byzas. Miletos'un kızıymış Byblis. Belki Busiris Osiris adının bozulmuş bir biçimidir. en akla yakını şu: Anası Maiandros. kı­ zı bir pınara çevirirler. O da öfkeyle. Busiris Batı kızlarını kaçırmak için bir haydut çetesi kurmuş. Yunan efsanesine göre. kim yok herkesi öl­ dürmüş. Ama Byblis'in serüveni acı: Bir ikiz kardeşi var Kaunos adında.). Bu Ovidius'un anlatımı. Öyle insafsız bir zorba imiş ki. Busiris'i de. ge­ ne de dayanamaz. tanrı Poseidon'la Keroessa'nın oğludur. Bu bataklık nasıl meydana geldi belli. Byblis de bu yüzden çıldırmış ve asmış kendini. Başka bir anlatım işi tersine çeviriyor: Do­ gadışı aşka kapılan Byblis değil. öteki Fenike'de Byblos. ikizini bir daha görmemek için kaçar yurdu Miletos'tan. İo onu Bizans'a yakın bir yerde dünyaya getirmişti. Byblis anlar sevgisinin dogadışı olduğunu. Miletos'un kızı olmakla da Apollon'un torunu. yoksa öykünün sonunu bambaşka biçimde getirirlerdi: Eski Kaunos şehrinin (bugünkü Köyceğiz Dalyanı'nın) önünde göz alabildiğine uzanan ve ancak oraları iyi bilen gemicilerin şaşırmadan aşa bildikleri bir sazlık vardır. tiksintiyle kınar bu aşkı. kuşatılmış boydan boya. ona bir insan kurban kesmeli. gider de Karia ile Lykia sınırında Kaunos kentini kurar. Bu öyküleri anlatanlar Kaunos şehrini gör­ memişlerdi herhalde. Günün birinde Trakya kralı Haimos şehre saldırınca. altın elmaları almaya gittiği zaman Herakles bu çeteye rastlamış ve hay­ dutların hepsini öldürmüş. yani Büyükmenderes ırmağının kızı Kyane'dir. Günün birinde Mı­ sır'da kıtlık olmuş. Keroessa da Zeus'un İo'dan olan bir kızı. Herakles Mı­ sır'a uğrayınca. Nil bölgesine yerleşmiş deniz tanrı Proteus bile ondan kaçmak zorunda kalmış. kutsal sargılarla sarmış kol­ larını ve sunağa götürüp kurban etmek iste­ miş. Kaunos'muş. deli gibi dolaşır Anadolu'yu boydan boya. Ama yiğit sargıları çözerek. Oğlu da şehri orada kurmuş ve Apollon ve Poseidon tanrılardan yardım görerek surlarla çevirmiş­ ti. Anasının kim olduğu konusunda söylentiler çeşitli. Busiris onun başına çiçek çe­ lenkleri koymuş. Kaunos bu yüzden sürülmüş. Busiris Kıbrıs'tan gelme Phrasios adlı bir biliciye ne yapmak gerektiği­ ni sormuş. . Byblis ikizini öyle sever. doyamazmış okşamaya. Bizans'ın kurucusu Byzas. bir ırmak kızı için güzel bir ad. Busiris Poseidon'un ogluymuş ve onu Mısır tahtına dünya seferine çıkan Osiris oturtmuş. Bu sevginin kardeş sevgisinden öte bir şey olduğunun nasıl farkına vardığını uzun uzadıya anlatıyor bize Ovidius (Met. Kral yokken de Bizans İskitlerin saldırısına uğra­ mış.

Ö. İkisi de kurtulmuşlar. Carna. CamUla. Yunan bereket tanrıçası Demeter'in Latince karşılığı. Tiber neh­ rinin kıyısında uzanmış. Herakles Geyoneus'u öldürüp sığırlarına el koyduktan sonra İtalya'ya gelince. gününü avlanmakla geçirir. Latij um'da küçük bir ırmağın kenarına gelmişler. Roma'lılar Augustus ça­ ğına kadar Carna'ya kutsal bir ormanda tapınırlardı. Bir gün iki yüzlü tanrı İanus takılmış peşine ve saklandığı kayanın arkasında onu yakalayarak bozmuş kızlığını. yanma er­ kek yaklaştırmazmış. birkaç hayvanını aşır­ mış. Camilla Volsk'lar kralı Metabus'un kızıymış. Cupido. yolunu şaşırtırmış. Yunanistan'dan gelme tanrıça onun izlerini silmiştir. arzu anlamına gelir (Eros). Vergilius'un Aeneis destanında an­ latılan Camilla efsanesi İtalya'nın halk masal­ larından esinlenmiş olsa gerek. Kırlarda büyüyen Camilla güçlü kuvvetli bir genç kız olup Yunan Ama­ zon'ları gibi avcı ve savaşçı olarak yetişmiş ve Aeneas'a karşı kahramanca savaştıktan son­ ra öldürülmüş. Mağaradaki hayvanların böğürmesinden. Efsaneye göre.c Cacus. Yunan aşk tanrısı Eros'un Latince karşılığı. 496 yılında bu iş olmuş ve Ceres tapınağı Aventinus tepesine kurulmuş (Demeter). şehirde kıtlık baş göstermiş. özellikle yeni doğ­ muş bebekleri beşikte kanlarını emen kuşlar­ dan korurmuş. bu işi başarırsa kızını ona adamaya söz verdi. kestiriyormuş. Herakles mağaraya girmiş ve ateş alev saçan Cacus'u boğazlamış. Herakles uyanınca işin farkına varmış. Efsanesi şöyledir: Kız oğlan kız olan Carna. Ccrcs. Bir gönüllü çıktı mı. . Metabus çocuğu kalın kargısının ucuna bağlayıp karşı kıyıya atmayı düşündü. Demeter ve Dionysos kültünün Roma'ya alınması gerektiğini öğrenmişler. Etrüsk'ler yeni kurul­ muş olan Roma cumhuriyetine saldırınca. ağzı ateş saçan üç başlı dev. Yiğit uyurken. Roma'nın kurulduğu kırsal bölgede yaşayan bir nympha. kız kardeşinin Cacus'u ele vermesinden. Cacus gelmiş. ama Diana'ya yakararak. Karşılık olarak da tanrısal bir güç vermiş ona: Evlerden her türlü uğursuzluğu defeder. Adı. Aventinus tepesinin bir mağarasın­ da oturup komşu bölgeleri yağma ediyormuş. Camilla'yı attıktan sonra kendi de yüzerek geçmiş ırmağı. Düşman da arkalarında ha yetişti ha yetişe­ cek. ya da başka bir anlatıma göre. iz bırakmamak için de sığırları kuyrukla­ rından çekerek geri geri götürmüş. "Topraktan bitmek" anlamı­ na gelen bir kökten türemiş olan Ceres adı Latin'lerin de bu çeşit bir tanrısal varlığa çok eskiden beri tapındıklarını gösteriyorsa da. İ. Düşmanlarınca tahtından kovulan Metabus bebek yaşta olan kızını alarak kaçıyormuş ki. onu peşinden ormana sürükler. Vulcanus'un oğlu. Roma'lılar da Sibylla kitaplarına danışınca.

hem heykeltıraş. yani Attika'nın kral so­ yundan gelme olduğu söyleyen Atina'lı sanat­ çı. (îkaros) babası sağ salim Sicil­ ya'nın Cumae şehrine inmiş ve kral Kokalos'un yanında saklanmış. çok önemli bir çığır açarak "heksametron" deni­ len vezni kurmuş olmakla ün salmışlardır. Ne var ki günün birinde Talos ölü bir yılanın dişlerin­ den esinlenerek testereyi icat etmiş. Ama Daidalos oradan çıkmak çaresini de bul­ muş: İkaros'la kendisine birer çift kanat yap­ mış. adlarından da belli olduğu gibi elişlerinde yaratıcı olurlar. ayrıca. Usta sanatçı Girit'e gidip kral Minos'un emrine girmiş ve onun İçin tür­ lü işler görmüş: Bir boğaya âşık olan Paslphae'ye içine girebileceği tahtadan bir inek yapmış (Pasiphae). Theseus'un ba­ şarısında Daidalos'un parmağı olduğunu öğ­ renince Minos çok kızmış ve ustasını oğlu İkaros'la birlikte Labyrinthos'a kapatmış. Girit'in Diktys mağarasında Zeus'u doğur­ mak için sancı çekerken. anası Rhea. hem de dünyada çığır açacak bir şiir ölçüsünün yaratımına yol açmış olabilir. Daktyloi. eli her sanata yatkın olduğu için kendisine verilmiş. Davaya bakan Areopagos mahkemesi de Daidalos'u sürgüne mahkûm etmiş. Minotauros'u barındıra­ cak Labyrinthos'u kurmuş. altı ölçülü destan vezni Homeros'un İlyada ve Odysseia'sında kullanılmakla Yunan şiirinin doğuşuna yol açmıştır. Sağ elinin toprak üstünde bıraktığı izden beş cin doğuvermiş. Elin en ilkel insanlarda da büyü aracı ola­ rak ne büyük bir değer taşıdığı öteden beri bi­ linirdi. Ikaros babasının sözünü dinlemediği için denize düş­ tüğü halde. bunun ötesinde de. ya da Phrygia'lı tanrıça Kybele'yle ilişkili olarak gösterilirler. 97d) bile meydana getiren çok yönlü bir yaratıcıdır. Daidalos Kokalos'a olan şükran borcunu ona birbirinden güzel yapılar yapmakla ödemiş. arkeolojik buluntulardan da anlaşıldı­ ğı gibi Ana Tanrıça kültüyle sıkı sıkıya bağlıy­ dı. Efsaneye göre. Bi­ lindiği gibi. Bu vez­ ne parmak vezni denmesi parmaklardaki bir uzun ve iki kısa boğumdan ileri gelmektedir. Atina'daki işliğinde yeğeni Talos'la birlikte çalışırmış. ellerini toprağa da­ yayarak ıkınmış ve topraktan doğum sancıla­ rını hafifletecek güç almış. Mitolojide ise bu adla anılan ve sa­ yısı değişik olan birtakım cinlerin sözü geçer. yani parmak cinleri çokluk İda'lı di­ ye vasıflandırılıp Girit'li Zeus. Theseus'un bura­ ya girip çıkması için de Ariadne'ye bir yumak iplik kullaması fikrini vermiş. bunu fe­ na kıskanan Daidalos çırağını Akropol'den aşağı atarak öldürmüş. Daktyller sonraları tanrıça Kybele'nin hiz­ metine girerek.. ikisi de böylece uçup gitmişler. Daktyl'ler bir efsa­ neye göre madenlerin ve maden işlemeciliği­ nin bulucularıdır. hem de her türlü mekanik araçlar yapan ve Platon'un Menon adlı diyalogunda sözü geçen canlı heykelleri (Men. Halikarnas Balıkçısı'nın birçok eserlerinde önerdiği bu görüş bugüne bugün büsbütün kanıtlanmış değilse de. Gerçekten de Daidalos hem mimar. Kaynaklarda bu cinler çeşitli alanlarda ya­ rarlı olarak gösterilirler: Kureta'lar ya da Korybant'lar gibi baştanrı ve anasının tapım ve gizemlerinde gürültülü rakslarıyla yer alır­ lar. bunlar tepeden tırnağa silahlı olarak çıkmış­ lar ortaya ve çıkar çıkmaz da yeni doğan Ze­ us tanrının şerefine hora tepmeye başlamış­ lar. yani ölçülerden meydana gelir. Daktyl'ler beşltir ve doğuşları şöyle olmuştur. bu vezinse daktylos denilen bir uzun. Kekrops. "Ustaca işlenmiş ya da işleyen" anlamına gelen adı. ama Çatalhöyük'te meydana çıkarılan fresklerden bu simgenin ne kadar geriye gitti­ ği. yazın tarihine de ışık tutacak bir buluş olarak değerlendirilebilir. din tarihine de. onun kültünde rol oynamış­ lar. Daidalos'u Sicil­ ya'ya kadar kovalayan ve sonunda da bulan Minos gene usta sanatçının uydurduğu bir düzenle öldürüldükten sonra. Ne var ki Ege'de meydana geldiği apaçık an­ laşılan ve Yunan dilinin yapısına pek de uy­ gun olmadığı gözle görülen bu vezin efsane­ den de. eski taş çağını bulduğu görülmüştür.D Daidalos. Daktyl'ler. Bu inanç ve simgesi kesintisiz bir evrimle Phrygi­ a'lı Kybele ve Efes'li Artemis kültüne gelmiş ve orada hem tapımın temeli olan raks ve müziğin doğup gelişmesine. İki kısa heceli ayak. Buluşun doğruluğu nu pekleştiren kanıtlardan biri de bu vezinde .Tanrıça Rhea. "Daktylos" Yunanca parmak dernektir.

yetişmek üzere Birinde umut vardı.u t\r ıı IN ı:3 Ben ne bir dağlı ne bir çobanım Oklarından sakınılmaz tanrıyım Koca Zeus'tur babam Geçmişi. Vergilius da onun adına şiirler yazdıkları gibi. yani Anado­ lu toprağına göçmek zorunda kalmış. 16). Ne de bir tutam ot yiyen sürü olmuş Otlaklardan. Gücü kalmamıştı artık Defne'nin Koşamıyordu kaçamıyordu Sapsarı. 1. Dardanos kendi adını taşıyan bir şehir kurmuş . Daphnis. durmadan koşuyordu Ardında av köpeği ter içinde Boynunu uzatmış. Çoban şiirinin kurucusu sa­ yıldığı için. Nedeni de şu: Daphnis Nomia adlı bir çoban kızıyla sevişirmiş. Tavşan koşuyor. Öykü­ sü şudur: Daphnis tanrı Hermes'le bir nympha'nın ogluymuş. nympha'lar da. kır tanrıları da tutkunmuş ona. giderek Kybele kültünü Phrygia'ya getirmiş olduğu söyle- . Nomla'ya ömrü oldukça sadık kalaca­ ğına söz vermiş. Ama genç yaşında canına kıymış. babası Hermes bir ka­ yaya ya da bir pınara döndürmüş onu. Öyle ki. benimle bilir Saz tellerine ben verdim seslerini ilaçlar yaptım yabanıl otlardan Ama bana çare değil şimdi hiçbiri Kimden kaçıyorsun öyle sen Asıl sensin benim avcım Beni sen vurdun can evimden". Theokritos da. inlemiş o gün senin ölümüne Afrika'nın aslanları bile. birinde korku Tavşan ensesinde nefesler duyuyordu Çünkü ışık gibi saran tanrıyı Sevinin kanatlarıydı. Soğuk sulara. Dardanos böylece Troya kral soyunun atası olmuştur. Daphnis de bir sürü doku­ naklı yas türküleri çağırır. Daphnis adını bu türün bir simgesi olarak da kullanırlar. bir sal üstünde karşıki kıyıya. Daphnis öyle güzel. Öfkeye kapılan Nomia sevgilisinin iki gözünü kör etmiş. Evet. Dardanos Samothrake (Semendirek) adasında kardeşi lasion'la birlikte yaşarmış. çoban ola­ rak yetiştirmişler. Öldükten sonra tannlaştırılan Si­ cilyalı sığırtmaç. Ey Daphnis. Vergilius'un Beşinci Sığırtmaç türküsünde iki çoban Mopsus'la Menalcas şöyle anarlar Daphnis'i (Çan yayınları. Pan Daphnis'e kaval çal­ w> Sürülerini otlatırken Daphnis ya kaval çalar. Z. yalvardı babasına Pene'nin suları üstünde gezdirip gözlerini "Cezasını çekiyorum güzelliğimin Irmakların gücü de sen gibi tanrısalsa Ne yap yap değiştir beni Başka bir biçime koy baba". Söylentiye göre. Dardanos. öyle yakışıklıymış ki. Her yıl bu pınarın önünde sunular sunulurmuş bu çoban tanrıya. Eyuboglu çevi­ risi): Yok olmuş artık Daphnis. Bir tek güdücü bile o acı günlerde Sürmemiş boğalarını ırmaklara. Yalvarması daha bitmemişti ki Bir gevşeklik sardı her yerini Örtüldü göğüs yaprakla Kolları. Yazık dedi tanrı çok yazık Saramadan yitirdim seni Bari benim ağacım ol da Yaprakların çelenk olsun kahramanlara Ezgilerde. bugünü. ey Daphnis.ve ülkeye kral olduk­ tan sonra bütün bölgeye Dardanos adı veril­ miş. yatmış onunla. türkülerde anılsın bundan sonra Yan yana adlarımız Yazık dedi tanrı çok yazık. periler de alıp büyütmüşler.bugün Çanakkale'nin bi­ raz ötesinde Troya yolunda Dardanos tepesi diye bu tepe gösterilir . ama kral kızı güzel çobanı bir gece sarhoş edip baştan çıkarmış. Ayrıca Samothrake'den Kabir'ler (Kabirler) myster'lerini. geleceği Benimle bildi herkes. saçları dal oluverdi. nympha'lar Onun yürekler acısı ölümüne ağlamışlar. Orada kral olan Teuker iyi karşılamış onu. ama lasion ölüp adayı da su basın­ ca. Dardanos'a Teuker kızı Batieia'yı vermiş ve öldükten son­ ra da tahtını. güzel dünyayı göre­ mediğine bir türlü katlanamazmtş. Atlas'ın kızı Elektra ile Zeus'un oğlu (Tab. Teuker bölgenin en büyük ırmağı Skamandros'la en büyük dağı İdaia'nın ogluymuş. Doğar doğmaz anası onu defne ağaçlarından bir koruluğa bırak­ mış. o günler ırmaktan ne bir yudum su içen. ya da kendi uydurduğu türküleri çagırırmış. sonunda bir uçuruma atmış kendini ve öl­ müş. Avcı kollarına aldığı zaman Kalbi çarpıyordu Defne'nin Taze yaprakların altından.

On bin kısrağı otlardı çayırlarda. Trakhis'te mezarı var­ mış. Övünürüm bu soydan. bir ara Kalydon sarayında misafir kalan Dionysos'muş. 215 vd. bindi kısraklara. vuruldu. Lampos. en varlıklı adamı oldu ölümlü insanların. Deianeira Kalydon kralı Oineus'la Althaia'nın kızı ve Meleagros'un kız kar­ deşidir. Pallas heykeli olan Palladion'u Arkadya'dan çalarak Troya'ya yerleştiren de oy­ muş derler. Za­ ferini kutlamak için de karısından yeni bir gömlek ister. Bu dayanılmaz işkenceye son vermek için Herakles Oita dağında bir odun yığını hazırlatır. yeni gömleği bu iksire batırarak Herakles'e gönderir. derisi de yüzülür. Deianeira da duyduğu pişmanlığa daya­ namaz. Karısının çığlıklarına koşan Herakles at ada­ mı Lerna canavarının kanına batırdığı zehirli oklarından biriyle vurur. Dardanos'lular çokpmarlı lda'nm eteklerinde otururdu. Boreas. Bu ik­ sirle kocasının sevgisini her zaman için koru­ yabileceğini söyler. Zeus'a şarap sunan olsun diye. taylar bereketli tarlada hoplayıp zıpladılar. Dardanos'tan Erikhtonios doğdu. o sırada Nessos'un büyülü kanı aklına ge­ lir. Priamos'tan Hektor doğdu.nir. savaş arabasını ve silahlarını kullanmasını bilirmiş. Deianeira'nın acı öykü­ sünü Sophokles "Trakhis Kadınları" adlı tra­ gedyasına konu etmiştir. Herakles de yeryüzüne döndü­ ğünde güzel kıza gönül verir. Kapys'in oğlu Ankhises'ti. Kocasının tutsağı olan güzel Iole'ye âşık olduğunu ve kendisini onunla aldat­ tığını haber alınca Deianeira korkunç bir öf­ keye kapılır. Ares'in dölü Hiketaon doğdu. Nessos ırmağı geçirmek için Daianeira'yı sır­ tına alır. bir at oldu kara yeleli. sevinirlerdi körpe taylarına bakıp. Yi­ ğit bir süre sonra karısı ve oğluyla Kaly­ don'dan ayrılır. Hesiodos bu iki tanrıyı şöyle tanımlar (Theog. Klytios. Herakles Hades'e inişinde Meleagros'un gölgesine rastlar. canına kıyar. alacalı köpükler üstünde dört döndüler. bu kandan olmakla. Sonra Deianeira ile evlenir ve Hyllos adlı bir çocukları olur. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: llos. kızı lole'yi tutsak ola­ rak alır ve Deianeira'nın yanma gönderir. Kalydon avında can veren yiğit ona kız kardeşi Deianeira ile evlenmesi­ ni salık verir. Gömleği çıkarayım derken. kendini alevlerin içine atar. Deianeira. Herak­ les Deianeira ile Hyllos'u oraya bıraktıktan sonra başka işlere koşar. Troya'ltların kralı. Tithonos'la Priamos doğdu Laomedon'dan. O zamanlar kutsal tlyon yoktu. Assarakos'un oğlu Kapys. kısraklar gebe kaldı on iki tay doğurdular. kıskançlık içini kemirmeye baş­ lar. Yolda derin bir ırmağı geç­ meleri gerekir. Dardanos kurdu Dardanie'yi. kral oldu. koştular başakların tepesinde. Asıl babası Oineus değil de. Deianeira kardeşi Meleagros gibi yi­ ğit bir kızdır. Yiğit onu sırtına giyer giymez gömlek derisine yapışır ve korkunç acılarla yakmaya başlar. gelen gidene gösterirlermiş (Herakles). XX.) (Ares. otlarken gördü onları.): Bulut devşiren Zeus ilkin baba oldu Dardanos'a. Erikhtonios'tan Tros doğdu. Bir ara Oikhalia kralı Eurytos'u yener. korku ve onun sonucunda meydana gelen bozgunu simgeiendirirler. 933 vd. Savaş tanrı Ares'in yanından ayrıl­ mayan Deimos'la Phobos dehşeti. Âphrodite): Bu arada kalkan delen Ares'le Kıbrıslı Tanrıça Âphrodite'nln birleşmesinden . Nessos can çekiş­ mekteyken Deianeira'ya yarasından akan ka­ nı alıp büyü gibi kullanmasını öğütler. Assarakos. dört döndüler denizin engin sırtında. panik. tanrıya denk Ganymedes. llos'un oğlu kusursuz Laomedon'du. ölümlü insanların büyük şehri yoktu ovada. Ankhises'ten ben doğdum. o sırada kadına yanaşmak ister. Dardanos soyunun gelişmesi İlyada'da Aineias'ın ağzından şöyle anlatılır (İl. Trakhis'e varırlar. başaklara dokunmadılar. En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. at adam Nessos'a rastlarlar. ama onu alabil­ mek için önce Akheloos ırmağıyla dövüşmek zorunda kalır (Akheloos). Deimos.

kendisini öldürüp bedenini param­ zen ada çıkmış. ama Polydoros'u öldürdüğünü sa­ Deiphobos. Homeros'un en Deloslu Apollon'a Homerik hymnos'ta mo­ güzel. Priamos'la Hekabe'nin oğlu narak kendi oğlunu öldürmüş. Adrastos'un kızı. insanca değeri en yüksek olan sahnesiZeus'tan gebe kaldığı için. dan çıkarabilecek. miras Polydoros'a kendisine sunulması gereken armağanları is­ değil de Deipylos'a kalsın. Sasonra. Ama sonraki efsaneler Paris öldükten dolu'da İda dağlarına. 23). Troya savunmasında yiğitçe çarpı­ los. Polydoros üstüne İlyada'da lar. yakarışlar­ Deipyle. tanrılar Hektor'un öleceğine ros. Ne var ki. özellikle Athena Hektor'un ölü­ ablasını kocası Polymestor'u kör edip öldür­ münü sağlamak için onu araç olarak kullanır­ meye zorlamış. Troya teyince. Hera'nın hışmına ugramışmış. miş. Ne var ki dokuz gün. bu yüzden de hiçbir yer onu ba­ dir. ona seslenmiş. Athena yeryüzüne iner ve ön­ ce Akhilleus'a görünüp kendisiyle birlikte çar­ Delos. (Adrcrstos. üstünde Deiphobos kılığında Athena birkaç parlak bir ot bile bitmezmiş. Ve adada doğuyor ApolDiomedes'in anası (Tab. Bir gün Deipy­ (Tab. ant içiyor ki . Gözü pek ve akıllı vurunca. atar kargısını (İl. Trakya'da Athos. us'la Menelaos'un onun evine birlikte saldır­ Derken Leto gitmiş. Deipylos. dalgalarla oradan oraya sürünürmüş. Akhilleus'la Hektor ölüm-kabm savaşına bambaşka bir öykü anlatılmaktadır (Polydo­ girişmişlerdir ki. bütün kalsın. Deioneus kızını İksion'a verdikten sonra Polydoros'u karıştırmış ki. bir ada çıkıvertor'a yaklaşır (İl. Polyrnestor. XXII. İksion onu ateş dolu bir kuyuya atıp düşünce. Deiphobos'un adı geçmez artık İlyarındırmak istememiş. îksion'un karısı olan Dia'nın ba­ diye. (2) Troya'nın savaş sonrası efsanelerinde Bozgun ve korku yaratan tanrılardır bunlar. Ama kral Priamos en Yakıp yıkıcı Ares'in yardımıyla. ona güvenir ve bunun içindir dirmiş. Sthenelos'un arkadaşı. 16). sonra da Troya düşünce Odyssehiçbiri almamış Leto'yu Hera korkusundan. ne ada. Troya'ya bir şey olursa onu korusun Deioneus. gitmiş. anasıyla babasının da öldüğünü bil­ çok onu sever. korkunç savaşlarda bu tanrılar Polymestor'un Priamos'un büyük kızı İlioiter kakarlardı ordu birliklerini ne'den olan ogluymuş. evlendiğini. Ama yalın kayalıkmış bu ada. vurdu­ sonra Deiphobos'un kılığına girerek Hek­ ğu yerden bir parça toprak. git zaman tanrıça Leto doğura­ Bundan sonraki sahne İlyada'nın en doku­ cak bir yer aramış (Leto. yani kaderin elinde oyuncak olup en geçimini dünyanın dört bucağından bu tapı­ sevdiği ağabeyisine kıyan trajik bir kişi. Hektor'u gidip kandıracağını söyler. Efsaneye göre. onunla başvurmuş. Delphoi kehanetine baş­ şan savaşçılardan biridir. bizim için Deiphobos İlyada'nın Deiphobos'u oraya öyle bir tapınak yaptıracak ki. 289 vd. doros'u öldürmesini istemiş. Miletos ve Knidos şehirlerine ya girdiğini. îlione'den gerçeği öğrenen Polydoros ki tanrılar. nağa gelecek olan gezginlerden. (1) İlyada'da adı bir kere geçen ta ki Hera'nın Olympos'ta alıkoyduğu kızı Akha'lı bir savaşçı. karar verirler. onun Helene için Helenos'la yarışma­ mos adalarına. Gel zaman. Lesbos. en temiz kişilerinden birini kirletip leke­ dern denebilecek turistik bir görüşle diyor ve lerler böylece. ama ne dağ. rinde yabasıyla denize vuracak olmuş.iki çocuk doğuyodu.ada doğumuna izin verirse. Biz onlara kulak vermeyelim. Agamemnon Polymestor'dan Poly­ öldürmüş (İksion). Hekabe). naklı. Tydeus'un karısı. XXII. kadını kazanıp aldığını. Trakya kralı bu­ nu yapmış. ne şehir. Deipylos. yani Polydoros. Trakya kralı Belalı. karşısına bir yü­ dıklarını. Poseidon günün bi­ pıştığını. saldırır düşmana. İmbros. Ana­ da'da.). uydurulan bir kişi. küçük oğlu Polydoros'u ablasına emanet et­ miş ki. kâhin ona yurdunun yanıp yok ol­ olduğu için Hektor kardeşleri arasında en duğunu. demiş ki parça ettiklerini anlatırlar. . dokuz Tydeus). üstelik de denizlerde sözle iyice kandırır Hektor'u o da.). Apollon. bütün tanrıçalar ba­ şında bulunduğu halde doğuramıyor bir türlü. Artemis). lon'la Artemis. İlione kendi oğlu Deipylos'la kardeşi bası. Phobos'la Deimos. güvenle yüzer. 226 vd. gece sancı çekiyor Leto.

O gelin­ ce. yaş yok. çeviren S. Öyküsünü kısaca şöyle an­ latır Hesiodos (Theog. Böylelikle toprağa ye­ niden bereket gelmiş. Sonra başlanır oyunlara. ovalara bakan dağ başları. Onları oyunlarda gören sanır ölümsüzdürler. 5). ama tapımına Girit'te. kızı yakaladığı gibi kaçıp gitmiş. bu güzel kuşaklı kadınları. ezgi. Bir gün Metane­ ira sütnineyi çocuğu alevler içine tutarken ya­ kalamış. Bütün yalvarmalarının boşa gittiğini gören Zeus. ama gönlünü sevindiren ver. En çok tapıldıgı yerler Eleusis ve Sicilya ovalarıdır. efsanesinde de kızı Persephone'den ayrılmaz. B. sana bağlı olanlar gelirler ziyaretine. "güzel örgülü Demeter" diye anılan toprak ve bereket tanrıçası Demeter (adını "Ge-meter" toprak ana olarak açıkla­ yanlar vardır) Hesiodos'a göre Kronos'la Rheia'nın kızı. ikinci tanrı kuşagındandır (Tab. anası Demeter'in.DEMİ II 1< ebe tanrıça Eileithyia yardıma gelsin. seuinç ve coşkuyla dolar yüreği. insanlar kıtlık tehlike­ sine uğramışlar. Kralın karısı Metaneira karşısındakinin tanrı olduğu­ nu anlayamamış. Bu efsaneyi E. yüce dağ başları senin oldu. kızını araya araya bütün dünyada dolaş­ madık yer bırakmamış. Çok korkmuş olan kraliçeye tanrıça kim olduöunu söylemiş. Kim görse bu erkekleri. Kyklad takımadalarından biri olu­ verir. senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. tanrı Hades arabasıyla dışarı çıkagelmiş. Homeros destanlarında "güzel saçlı kraliçe". kendisine Hades'in sunduğu nar meyvesini yemiş olan Persephone bu sevgi büyüsüyle yeraltı hakimine bağlanmış bulunuyormuş. 911 vd. tutunmuştur. Canlıları doyuran. Rheia'nın ilk kızı Hestia'dan hemen sonra doğmuştur. De­ meter bir tanrı besliyormuş gibi çocuğu nek­ tar ve ambrosia ile beslemiş. Ve hymnos dört yılda bir Delos'ta kut­ lanan Apollon törenlerini şöyİe anlatır: Nice tapmakların oldu. Onun küsmesiyle topra­ ğın bereketi kalmamış. boşuna Hades'ten kızı geri vermesini istemiş: Tanrı kadın yalvarmalara kulak vermiyor. Bu efsane Yunan dünyası­ nın daha çok buğday üreten bölgelerinde ge­ lişmiş. ey tanrı Delos'tu asıl. Sonunda her şeyi gö­ ren ve bilen güneş tanrı Helios Kore'nin bu­ lunduğu yeri söylemiş. Ondan sonra da Delos'a "parlak" anlamı­ na gelen adı verilir ve Zeus onu toprağın dibi­ ne mıhlar. Zeus boşuna onu barıştırma­ ya çalışmış. Demeter ekinleri ve özellikle buğdayı sim­ geler. Persephone'nin Aidoneus. nice kutsal koruların oldu. Eg. yani kışı da kocası Hades'in yanında geçir­ mesini kararlaştırmış. Demeter'e oğlu Demophon'u bakmak. Ümitsizlikten ne yapacağını bilmeyen tanrı ana. tarlalar tanrıçasının. yumruk. Orada toplanırlar uzun etekli tyonya'lılarm senin. geri kalan üçte birini. dans yarışmaları sunarlar. yüreği sızlayarak ıs­ sız bir yere çekilmiş. onuncu günü dünyaya geliyor ikiz tanrı­ lar. kadınlarını ve çocuklarını getirirler ilanlarında. Baydur) anlatıldığı gibi alalım: "Persephone bir gün oyun arkadaşlarıyla birlikte çayırda çiçek toplarken birdenbire yer yarılmış. Kimi zaman "Ko­ re" (genç kız) adıyla anılan Persephone ile Demeter'e "iki tanrıça" denir. Demeter. Ak kollu Persephone'yi doğurdu Demeter. Bunun üzerine Deme­ ter Olympos'tan kaçmış.): Demeter'in de yatağına girdi Zeus. yeraltı tanrısı Aidoneus kaçırdı onu anasının koynundan ve bilge Zeus bıraktı kızını ona. tanrıçanın Eleusis'te kutlanan myster'lerinde de bu efsanenin derin sırlarına ermekle Demeter erenleri arasına karışılırdı. Peterich'in "Küçük Yunan Mitologyası"nda (M. Sıkıntılarla dolu bu dolaşmaları sırasında Demeter bir kocakarı kılığına girmiş olarak Eleusis kralı Keleos'un evine uğramış. Demeter tapımında da. onun tek efsanesi mevsimleri simgele­ yen bir efsanedir. büyütmek üzere vermiş. hızlı gemilerini ve bütün varlıklarını kim görse onların. Persephone'nin yılın üç­ te ikisini yani çiçek açma ve meyve zamanı­ nı. büyük bir İşi bozdu- . Sanki onlar için zaman denen şey yok. yani yeraltı tanrısı Hades tarafından kaçırılması Demeter kültünün de merkezindedir. yayınları. Trakya'da ve Peloponnesos'ta rastla­ nır.

sazını asarlar başının üstünde bir çengele ve şölende. getirip bir biçimine. ve Troya savaşını söyler. Roma'lılann tapındıkları Ceres Demeter'den pek farklı değildir. seni tekmil ölümlülerden. Metaneira. V. Haydi şimdi geç başka bir konuya. VIII. Bunca bin dizelik Homeros destanlarında öylesine usta bir ya da birkaç ozanın sesini. susturur ozanı ve sorar konuğu­ na niçin acı gözyaşları döktüğünü "dinlerken Argos'luların ve İlyon'un başına gelenleri". 261 vd. Bunların en önemlilerinden biri Homerik de­ nilen bir hymnos'tur. Demodokos. destanlık yiğitleri anar. ya da Apollon. Athena'nm yardımıyla Epelos yapmıştı onu hani.[)I:MOIX)KOS ğunu bildirmiş: Demophon alevler içinde bü­ tün dünya bağlarından kurtulup temizlenerek tanrı olacakmış. olduğu gibi. Kral Alkinoos da hiçbir şöleninden eksik et­ mez onu..): Daha çok sayarım.).): Ozanlar saygı görürler ve değerli bilinirler bu yeryüzünde yaşayan tekmil insanlar arasında. bedenin de. Yalnız Alkinoos farkına vanr Odysseus'un ağladığının. 267 vd. de­ ğerlidir. Demeter'in İasion adlı bir ölümlüyle mace­ rası da anlatılır. halkın saydığı ve sevdiği bir kişidir. llyon'u yıkacak adamlarla doluydu içi. ruhun da devineklerini yöneten bu ozandır (Od. Ne güzel söyledin Akha'larm destanını. yemek dolu bir masa çekerler önüne. Bu. tanrısal bir şiir bağışladı ona. insanlara doğal yasaları öğreten tanrıçalar denirdi. halktan saygı görür. hemen çağı­ rır (Od. Gelince altın çivili bir koltuQa oturturlar ozanı. Plutos). Odysseia'da. Demeter'e yazılmış birçok övgüler vardır. Keleos. biri de İskenderiye'n şa­ ir Kallimakhos'tandır. Başka masallara göre. Demodokos Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında görevli ozandır. kadınların nasıl bu gizli törenler sırasında kadın düşmanı Euripides'i suçladıklarını sahneye koymuştur. şimdiyse bir ölümlü olarak kalmış. yanaklarım ıslatıyordu kirpiklerinden sızan yaşlar. halkla ilişkilidir. VIII. Tripto­ lemos). o da Demodokos'tur. Triptolemos kanatlan bulunan sihirli bir arabayla bütün dünyayı dolaşıyor. VIII. çünkü Musa öğretmiştir onlara ezgi söylemeyi. VIII. 125) ve İasion'dan zenginli­ ği. ozan. halka söyler. Sanatı ya Musa öğretti sana. Ares'le Aphrodite'nin aşklarını söyler (Od. Anlatıldığına göre. o sıra Odysseus duygulanır.. şu tahta at olayını anlat şimdi bize. sözünü dinler de. neler çektiklerini. Bu macera tanrıçaların ölüm­ lü erkeklerle sevişmelerine bir örnek olarak gösterilir (Od. kimliğini açığa vuracak bir dilekte bulunur.). şölene oturulacak mı. nelere katlandıklarım. Ozan Demodokos birkaç kez sahneye çıkıp ezgi söyler. Odysseus kendisi şöyle tanımlar ozanı (Od. bundan böyle tekmil insanlara ben de diyeceğim ki: Tanrı sevdi onu. Demophon'un er­ kek kardeşi Triptolemos tanrının evlatlıgıymış. bolluğu simgeleyen Plutos adlı bir oğlu olur (İasion. Atina'da her ekim ayında yalnız kadınların katıldıkları "Thesmophoria" bayramı kutlanır ve iki tanrıçaya da "thesmophoriai" yani ya­ sa getiren. şöyle der ozan (Od. insanlara tarla bakımını ve Demeter tapımını ögretiyormuş. neler yaptıklarını ne güzel söyledin. Bu tapınağın mysteria denilen gizli tapımı bütün eskiçağ boyunca büyük bir saygı görü­ yordu" (Eleusis. 478 vd. tanrı kadının kendisi Keleos'la oğullarına Eleusis'teki De­ meter tapınağını kurmak öğüdünü vermiş. bir tekinin adını öğreniriz yalnızca.). Oysa Demeter'le Anadolu'nun bereket tanrıçası Kybele arasın­ da hemen de hiçbir ilişki kurulamaz. oyunda. Aristophanes "Thesmo­ phoria Bayramını Kutlayan Kadınlar" adıyla bir komedya yazarak. 487 vd. Adından da belli olduğu gibi demos. getirmiş Akropolis'e dayamıştı tanrısal Odysseus da kurnazca. VIII. . Anlatabilirsen bunları. Musa çok sever ozanlar soyunu. Odysseus'un da yiyordu içi içini. Demodokos. 44 vd.

Tufan sözü ve kavramına rastlanmaz en eski Yunan kaynaklarında. Bu iki dağın tepesinden sürdürülen savaş Theogonia'nın en renkli. gürzlerin. ad bırakmadan öbür dünyaya gö­ çüp Hades'in karanlıklarına gömüldüklerini söyler. 630 vd. ama bunun nasıl olduğunu anlatmaz. bazılarını almadı­ ğını gösterir. 3) hesiodos'un Sümer. değil miydi diye tartışıldı. Yüreği dolar dolmaz öfkesiyle bütün gücünü salıveriyordu ortaya. Olympos'un tepesinde oturanlar. mağrur Titanlar. en devinekli sahnelerindendir (Theog. en ışıklı bir kişisidir. (2) îlyada'da adı geçen bir Deukalion daha vardır: Girit kralı Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Troya savaşına katılan Meriones'in dedesidir (Meriones). Hellen). koca Olympos sarsılıyordu temelinden. Homeros kör müydü. saydıktan son­ ra. iki tarafın birbirine karışan sesleri yükseliyordu yıldızlı göklere kadar. Olympos' kıların saltanatı ancak kendilerinden önceki kuşakla on yıl süren bir savaştan sonra kurulabildi. her iki taraf gösteriyordu var gücünü. Hesiodos Olympos tanrılarına kadar bir­ birini izleyen soyları. belki Tesalya'da uydu­ rulmuş ve kahramanları Deukalion'la Pyrrha Prometheus-Pandora mythos'una bağlanmış olabilir. Babil ve Samî kaynakla­ rından bazı efsaneleri alıp. Titan tanrıları. Bu efsane Hellen ırkının atasını kur­ ma işine de yaramış. Demophon. bitip tükenmek bilmiyordu bu kavga. Ksuthos ve Aiolos. ni­ ce mürekkep döküldü. Yunanlıların Tufan efsanesi da­ ha sonraki bir çağda. Demeter. Zeus da artık tutmaz oldu öfkesini. (1) Soylar mythos'unda Hesiodos tunç soylu insanların kendi elleriyle yok olduklarını. Deukalion. engin gökler yankılanıp inildedi ölümsüzlerin saldırıları altında.)-. kuşakları. Othrys'de. Her birinin yüz kolu vardı onların omuzlarında heybetle savrulan. Ksuthos ise çocukları Akhaios'la lon yoluyla Akha'ların ve İon'ların atası olur (Tab. Haykırışlarla yüklüydü atılan her şey. Kronos oğulları ve Zeus'un gün ışığına çıkardığı güçlerine dayanılmaz azgın devler. Devler ve Tanrılar Savaşı (Titanomakia). adı Hellen. Okuyucu kendi duy­ gu ve izlenimine göre karar versin. Ne var ki Yunan mythos'unun Tufan kahramanları Deukalion'la Pyrrha'nın. uzun zamandan beri savaşıyorlardı güçlü saldırılarla birbirlerine girerek. tüm nimetleri verenler. belli değildi kimin kazanacağı. Toprak kükredi birden gür sesiyle. yani geçirdiği bütün serüvenleri anlatma­ ya. Bkz. Titan 'lar da atılıyordu şevkle sıra sıra. 20. korkunç bir kargaşaya dönerken boğuşmaları. Othrys'le Olympos ikisi de Thessalia'nın birer yüksek doruğudur. şöyle der (Theog. Hepsi.I »I VII K VI IAINKII AK SAVAŞI Odysseus da işte o zaman başlar Odysseia' yi. Tu­ fan. şöyle ki Tufan'dan kur­ tulan Deukalion'la Pyrrha'nın bir oğlu olur. Demek ki Zeus Kronos'u yenmekle ege­ menliği hemen ele alamadı. Dikildiler Titan'lara karşı korkunç savaşta koca ellerinde yalçın kayalarla. Yürekleri hınçla dolup taşarak tam on yi/ cenkleşti durdular. 666-735): Ogün tanrı ve tanrıça hepsi azgın bir cenk havası estirdiler. Bu başarının da ancak Yüz Kollu Devlerin yeral­ tındaki hapislerinden çıkarılmalarıyla sağla­ nabildiği belirtilir. Şimşekler saçıyordu gökten ve Olympos'tım. ben bugü­ ne dek okuduğum bunca yapıtların hiçbirinde şair Homeros'un gözü gibi gören göz görme­ dim. insanlığın başına gelen yı­ kımlarının kaynağında bulunan Prometheus ve Epimetheus soyundan olmaları (Tab. onun da üç oğlu olur: Doros. Doros'la Aiolos doğrudan doğruya Dor ve Aiol ırklarının atası. gürbüz elinden fırlayıp uçuyordu yıldırım . Demodokos Odysseia destanının en sevim­ li. Çevrede sonsuz deniz homurdanıyordu. öbürleri. Titan tanrılarla Kronos oğulları ki birileri. Homeros'un kendisi midir? Kör ozan üstüne nice söz söylendi. her birinin elli de kafası vardı güçlü bedenlerinin omuz başlarında. Theseus'un dostu olan bu De­ ukalion Kalydon avında da bulunmuş. ağır bir deprem iniyordu Tartaros'a kadar karışarak gümbürtüsüne korkunç saldırışların savrulan kayaların.

Önce Kıbrıs'a uğrayıp Aphrodite tapınağından seksen genç kız kaçırarak ken­ dilerine eş edinmişler. Dido. İksion'un karısı (îksion). Güçleri yetmez çıkmaya oradan Poseidon kapamıştır tunç kapıları. uçsuz bucaksız denizin. Dia. dört bir yanda yükselir duvarları. yıldırımları. gümbürtüleri. Diana. Orestes İtalya'ya Tauris Artemis'ini getirmiş ve Nemi'ye yerleştir­ miş. Yamandı gümbürtüsü bu korkunç savaşın ve yamandı gözlere sığmayan görüntüleri. Bir örs gökten düşse dokuz gün. yakıcı bir soluk sarıyordu yer oğlu Titan 'lan koskaca alevler karışırken bulutlara. Tapınağa başrahip olabilmek için kendinden önceki başrahibi tanrıçaya kurban etmek gerekirmiş bu tapınakta. kulakların işittiği göklerin yerle çarpışmasından doğabilecek görüntülere ve seslere benziyordu. Gerçekten de Latium'un bu şehri çevre­ sinde bir göl. İşte orada saklıdır Titan lar karanlıkta bulutları toplayan Zeus'un istemiyle.gök gürültüleri arasında parıl parıl. çatır çatır yanıyordu canlılara can veren Ana Toprak. tanrı Asklepios'un dirilttiği Hippolytos Artemis'e kaçırılıp İtalya'ya getirilmiş ve Virbius adıyla tanrıçanın kültüne girmişti. Derken. akıl almaz bir azgınlık sarmıştı evren boşluğunu. bar bar bağırıyordu ateş alan ormanlar. Bir yandan öbür yana taşıyorlardı savaşların bağırış çağırışlarını. gide gide Afrika'nın Libya kıyılarına varmışlar ve orada karaya çıkmışlar. dokuz gece ancak onuncu günü varabilirdi yeryüzüne ve tunç bir örs düşse yeryüzünden ancak dokuz gün. biri kızı Elissa. destanına dokunaklı bir sevda romanı olarak girmezden önce de vardı ve şöyle anlatılırdı: Fenike kenti Tyros'un kralı iki çocuk bırakarak ölmüş. Kartaca kraliçesi Dido'nun efsanesi Vergilius'un "Aeneis". Tunçtan bir duvar çevirmiştir orayı. Bu korkunç durum karşısında Elissa Tyros' tan göçmeye karar vermiş ve yanına kentin ileri gelenlerinden bir grupla Sicharbas'ın de­ finesini de alarak denize açılmış. herkes hışımla birbirine girmişken savaş duraklayıverdi birdenbire. savaşa doymayan bu yüz kollu devler azdırdılar yeni baştan savaşı: Üç yüz taş birden fırladı bu devlerin güçlü kollarından. oysa torbalar kumla doluymuş. Başka bir efsaneye göre. Göçmenler. Libya yerlileri Elissa ile . Babası öl­ düğü zaman Pygmalion çocukmuş. Yolda gider­ ken gemiden ağzına kadar dolu torbalar atıyorlarmış denize. Rüzgârlar da karışıp bu kaynaşmaya savuruyorlardı sarsılan toprağı karıştırıp birbirine tozları. Gyes. Daha büyük olamazdı gümbürtü. Briareus. Böylesine büyüktü gümbürtüsü birbiriyle cenkleşen tanrıların. Kottos ve coşkun yürekli Briareus. kaynıyordu karalar ve ekinsiz denizler. Kapkara saldırılarla ezdiler Titanları. üstünde kökleri bitegelmiştir toprağın. ve ekinsiz. Dört bir yanda. Deioneus'un kızı. Ne var ki Pygmalion amcasının de­ finelerine göz dikerek Sicharbas'ı öldürtmüş. Tauris'te olduğu gibi burada da tanrıçaya insan kurban edilirdi. ne kadar güçlü de olsa Titan tanrılar kamaşıyordu gözleri şimşek ve yıldırımlardan. öbürü oğlu Pygmalion. daha çok Apollon'un kardeşi bir ışık tanrıçası sayılırdı (Artemis). vurdular zincire yendiklerini ve gökler ne kadar uzaksa topraktan toprağın o kadar altına gömdüler onları. Diana'nın Roma'da anlatılan efsaneleri Yunan Artemis'inden esinlidir. gözlerin gördüğü. dokuz gece sonra varabilir Tartaros'a. üç kat karanlık sarar dar boğazını. yol yol toprağın altına tıktılar onları. amcası Sicharbas'ı da naip olarak saptamış ve Elissa'yı onunla ev­ lendirmiş. Kalkan tutan Zeus'un buyruğuyla durur orada sadık birer bekçi gibi Gyes. kutsal bir koru ve Diana'nın bir tapınağı vardı. şimşekleri. ama halk onu krallığa seçmiş. Erken çağlardan beri Yunan Artemis'iyle bir tutulan İtalya'lı bir tanrıça. Ama ön saftaki Kottos. Dido bu torbaların içinde Sicharbas'ın altınları olduğu kanısıyla kardeşi­ ni aldatmaya girişmiş. büyük Zeus'un bu savaş silahlarını. sallayıp savuruyordu kutsal alevi gittikçe sıklaşan şimşekleriyle. Biri çökerken öteki üstüne düşse onun. Roma'lıların gözünde Diana avcı tanrıça değil de.

Böylece hazırlanan odun yığını ölüsünün yakıldığı odun yıgmı olacaktır. büyük Afri­ ka kentidir. Aeneas'm Kartaca topraklarına ayak basmasıyla başlar. iki doruklu bir dağdan. bir devlet kurmaktır. o sırada ölen kocasının ruhunu yatıştıracağını söyler. üç aylık bir düşünme süresi ister. kraliçe sevgilisini alıkoyamayacagını anlar ve canına kıymayı göze alır. bir öküzün pöstekisine sığacak kadar toprağı seçip oraya yerle­ şebileceklerini söylemişler. Bitince Didyma tapınağı dünyanın sekizinci harikası olacaktır. dedikodu­ yu simgeleyen. Dido aşkını kız kardeşi Anna'ya açar. bir türlü tamamla­ namamış. Dido'nun Aeneas'la seviştiği haberini. as­ lanlarla süslü yolu yürüyerek varırlardı tapına­ ğa. Didymeion'a gelen duacılar. Uzaklaşan Aeneas ufukta sevgilisininin yanan mezarından yükselen dumanları görür. Delphoi'de olduğu gibi Didyma'da da falcılar kadınmış. Elissa orada kraliçe olur. Ne var ki yeni Didymeion 150 yıl boyunca Milet'in hazinesini yıprattığı halde. Yunan öncesi bir zamandan kalma olsa gerek. İonya'nın en büyük kenti Miletos'un Didyma denilen yerde kur­ duğu Apollon tapınağına "Didymeion" denir­ di. Bu iş çok büyük çapta tu­ tulur: Mimar olarak. Vergilius'un bu efsaneyi kullanarak yarattı­ ğı öykü şöyledir: Elissa'nın adı Dido'ya çevri­ lir. İlkçağ yazarları bu adın kaynağım vermi­ yorlar. Aeneas'la bir­ lik. onu Yunan diline bağlamak amacıyla yapılan bütün açıklamalar yetersiz­ dir . sonra kılıcının üstüne atılarak kendini öldürür. Destan. Nitekim Apollon'a . Zaman geçer. tapınak hiçbir zaman doğru dürüst bir çatıyla örtülememiştir. ya da ikizler tapınağı an­ lamına gelen bu ad. kaderi Dido'nun yanında keyif sürmek değil. Hemen Fama diye bir tanrıça çıkar ortaya. kentini kurmakta olan kraliçe Troya'lı kahramanı görür görmez çarpılır. Anadolu'nun yer adlannın çoğu gibi. Oysa Didym-kökü Yu­ nanca değil. Işık tanrı Apollon'un gücünü Hıristiyanlar da kolay ko­ lay söndürememiş olacaklar ki. Pers savaşlarından sonra İonya'nın yeniden kalkınmasıyla Miletos Didyma tapınağını bir daha kurmak ve bilicilik merkezini canlandır­ mak yoluna gider.adamlarını iyi karşılamış. Vergilius kraliçenin Aeneas'a Troya savaşını nasıl anlattırdığını uzun uzadıya gözümüzün önüne serdikten sonra. ikiz tapınak. Anna diye anılan kız kardeşi belki de ilerde Anna Perenna adıyla tapılan Roma tanrıçasıyla bir tutulabilir (Aineias. bu Fama gider dünyanın dört bir yanına yayar haberi. gece yarısı gene tanrıların dürtü­ sü üzerine Troya'lılar yelken açtıklarında. Üç ay sonra da bir odun yığınının üs­ tüne çıkarak kendini diri diri yakar. Elissa bu isteği tiksintiyle karşı­ lar. Hıristiyan ortaça­ ğında Didyma' nın hâlâ orada durduğu ve bel­ ki de canlılığını sürdürdüğü tapınağın taba­ nında çizili görülen haçlardan belli. epey bir toprağı elde edip oraya bir kent kur­ maya koyulmuş. Ellerinde kutsal bir değnek. Sicharbas Sychaeus olur. ne var ki yöre krallarından biri ona talip çıkar. Elissa da bir öküz derisini öyle ince şeritler halinde kesmiş ki. Anna Perenna). bir kuyunun üstünde oturur. beraberliklerini yansıtan ne varsa hepsini oraya yığar. bü­ yük bir kavga kopar. Didyma-Didymeion.Apollon adı da Yunanca değil. Aşkı ona her şeyi unutturur. Panormos li­ manında karaya iner ve dört Idlometrelik. Di­ do gidişlerini gözler. Tanrılar da Odysseia misali araya girerler ve Aene­ as'a haberci gönderirler ki. Bu kent sonradan Kartaca diye anılacak Roma'nın düşmanı. Efes'te yanan Artemision'u yeniden yapan Panionios'la Milet'li mi­ mar Daphnis seçilir. Aeneas boyun eğer. en içli dizeleriyle dile gelmiştir. ama komşu krala karşı koyamayacağını bildiği için.Greklerin Anadolu'ya gelmesinden ön­ ce tapındırdı herhalde Didyma'da. aralarında sert bir tartışma. bu sırada komşu kral İarbas Dido'nun bir yabancıyla sevişme­ sini rezalet sayarak Dido'yı sıkıştırır. tanrıça Aphrodite'nin düzenlerine kurban gider. gizlice kaçmaya hazırlanır. ya da tanrı Apollon'un sevdiği ikizlerden gel­ medir diyenler var. İtalya'ya gidip yeni bir kent. kara sularda gör- . hemen arka­ larından gelen puta tapanlar haçları birer dai­ reyle çevirmişler. Bu serüven Latin şairinin en güzel. ev­ lenmek ister. bir odun yığını hazırlatır. büyük bir aşk harlayışıyla birbirinin olduklarını anlatır. bir av sırasında fırtına ve doludan ka­ çan Troya'lı kahramanla Kartaca'lı kraliçenin nasıl bir mağaraya sığınıp orda Eros'un okla­ rına dayanamadıklarını. Dido farkına vanr.

dile getirenlerin başında da Aiskhylos gelir. Dike sözcüğü. ama insanlar dünyasında öyle olma­ dığını söyler. onu her işte uygulamakla gör­ mek ve salık vermek Hesiodos'un Yunan dü­ şüncesine en büyük katkısıdır. Themis'le Zeus'un kızı ve Eunomia ve Eirene'yle birlikte Hora'ların biridir. gerçek bir tanrı oluveriyor. Herakles. Babası gibi ünlü. Di­ ke kavramından Yunanlıların ne anladığını iyice kavramak için başlıca kaynaklarımız Hesiodos ve tragedya yazarları olsun. güçlü bir at sürücüsü olmaya özenir Diomedes. Ahla­ kı her şeyden üstün tutan bu şair. hepsini başlarına bela etmişlerdi. benimseyenlerin. Yalnız Hesiodos'u tanımak bakımından değil de. Diomedes'e bütün bir bölüm ay­ rılmıştır Ilyada'da. 202 vd. umutsuzluk sarmıştı ortalığı.). Diktynna. İki ben­ zetmeyle Diomedes'in atılganlığı dile getirilir (İl. Dike. düzyazıda da çok adı geçer. toplum içinde yeri ve etkisi araştırılan "to dikaion" diye cinsiz bir felsefe kavramına döner. Troyahlara saldırınca. . Hesiodos burada tanrıça Dike'ye uzun bir öv­ gü yazar. Adı Yunan dilinde birçok anlamlara gelir. Bkz. nereye yerleştirdiği açısından in­ celemek istiyoruz bu parçayı. V. Bkz. Şiirde bir tanrısal varlık olarak canlandırılan Doğruluk gitgide soyutlaşır Yunan düzyazısın­ da ve sonunda Platon'un bunca diyalogunda. "krallara" yani kadılara. doğru­ luk ve adalettir. 87 vd. Hesiodos'un bu yüce görüşünü tragedya yazarları da benimser. yargıçlara seslenen şair hay­ vanlar dünyasında kaba kuvvetin hüküm sür­ düğünü. insanlığa yarar ve iyilik getiren tanrı. Dike'yi insanların arasına almak. bir cennete dönüyor. Diomedes'e verilen sıfatlar hep savaşta üstünlük gösterir niteliktedir. Kratos'la Bia'yı kendine başlıca yardımcı eden Zeus burada bir zorba olmaktan çıkıyor. orada tanrıça Athena ona destek olup. Zeus'un yağmuru yağınca sağanak sağanak. Diomedes'i kendi atlarına yedirerek bu vahşi töreye son vermiş (Herakles). Kardeşi Perses'ten haksızlık gören ve yargıçlarca korunmayıp hakkını alamayan Hesiodos'un Dike'ye bu övgüsü patetik ol­ makla kalmaz. Diomedes. İnsanlar arasında Dike vardır. 142): Tıpkı bir aslan gibi kudurmuştu işte dev yapılı Diomedes. Bundan kurtuluşu adalete güvenle. V. Dike. Doğruluk üzerine kurulu bir insan cenneti. Dike insanlar arasında yaşar.). her türlü yiğitle. Dike yani doğruluk toplulukların varlığını ve mutluluğunu sağlar. işlenen suçun hemen peşinden Dike'nin öç tanrıları Erinys'lerle bir­ likte geldiğini ileri sürer (Elekt. Yeryüzü de yeni baştan bir altın çağa. Yoksulluk. (1) Bir Trakya kralı. simgelediği başlıca soyut kavram hak. Bölüm bir hay­ van masalıyla başlar (İşi. Tanrı sarhoşluğuna kapılmış kadı­ nın ağzından gelişigüzel dökülen sözleri ve­ zinli dizeler halinde dile getirmek de bilici ra­ hiplerin göreviydi (Brankhos. Britomartis. Soylar mythos'u dünyayı bir cehenneme çevirmekle bitmişti. orta halli bir insanın toplum içinde Dike tanrısal kavramını nasıl görüp.dükleri ışıltıları yorumlarlar ve bilicilere fısıldarlarmış. onun içindir ki.). kendilerine yargıç deyip de rüşvet alarak eğrilik yoluna sapan krallara da etkin bir derstir. mahke­ mede verilen hüküm için de. özünün nitelikleri. şiirde de. insan Pandora'nın işlediği suç (ki buna da suç denmez ya. Troya önünde savaşan Argos'lu yiğitlerin en yama­ nı (Tab. (İl. Dike tanrı Zeus'tan gelir. giderek tanrılar­ la bile boy ölçüşmeye kışkırtır onu. (2) Tydeus'la Deipyle'nin oğlu. Diktys. 750 vd. Bu kavra­ mı incelemeye değer. 472 vd.): Eriyen karlarla beslenip taşan bir ırmak gibi köpürüyordu Diomedes ovada. Sophokles de Elektra tragedyasında. 23). doğruların ocaklarında mutluluğun ürünleri bulunduğu­ nu söyler (Ağam. Brankhosoğulları). Hesiodos'un ikinci büyük eseri "İşler ve Günler"de Dike'ye 180 dizeye yakın uzun bir bölüm ayrılmıştır. "diken didonai" deyimiyse ceza görmek anlamına gelir. Ülkesine ge­ len yabancıları atlarına yem olarak verirmiş. adaletin uygu­ landığı mahkeme için de kullanılır. bir tedbirsiz­ likti sadece) yüzünden ne kadar kötülük var­ sa. Bu bölüm Hesiodos'un bü­ tün hayat felsefesini verir. Danae.

Diomedes. efsane. korkunç bir katliam yapar­ lar. tekmil insanlar arasında onu severim en çok. 253). Bu ceza ona yaraladığı Aph­ rodite'den gelmeymiş. töre bilmez bir yiğit değildir. Ares'i de yaralar Diomedes (V. ağır acılar dindi. karada da ön planda görürüz Diomedes'i. Homeros destanla­ rında bu tanrıça Zeus'Ia evlenerek Aphrodite'nin anası olur. At adam Kheiron tarafından yetiştirilen Diomedes de dedesi Adrastos'tan Argos tah­ tını miras aldıktan sonra. Troya'h gözcü Dolon'u öldürürler (X. 370 vd. VI. bol çiçekli bahçelerin duvarları tutamaz onu. tapımı çe­ şitli ve ayrıntılı inanç ve görüşleri. ya­ rasını iyi eder (İl. insanlığın derine giden birçok düşüncelerini bir araya toplayıp yansıtan bu tanrının incelenmesine "Bakkha'lar" oyunundan aldığımız bir par­ çayla başlamak istiyoruz. Böyle dedi. Destan boyunca sa­ vaşta da. Dionysos adındaki tanrının ilk­ çağ din. 12 vd. akar hızla. taşkın canlı Diomedes vurdu beni. Lykia'k yiğit Pandaros tarafın­ dan yaralanınca büsbütün kudurur. 290 vd. Biz Olympos'ta saray kurmuş tanrılar çok çektik insanlardan. öldürmeden önce de birçok sırlar alırlar ağzından. Glaukos'la çarpış­ maktan vazgeçmekle konukluk kurallarına saygısını belirtir (İl. yok eder insanların el emeğini.) (Glaukos. Diomedes. Troya'hlarm sıraları Tydeus oğlunun elinde oluyordu iste böyle darmadağın. Dione onu tam bir ana şefkatiyle sarar. 855 vd. sık dişini. bağrına taş bas. dedi ki: "Aldırma kızım. sanat ve yazınında ne denli bir yer tuttuğunu Apollon'a ayırdığımız bölü­ mün girişinde tanımlamaya çalıştık. Biz de. Babası Tydeus Adrastos'un damadı olmak bakımından bu seferde ön planda savaşmış ve büyük bir ün kazan­ mıştı. sildi iki eliyle Aphrodite'nin bileğindeki özü. dedi ki: "Tydeus oğlu. tutamaz onu üst üste yığılı toprak. göz göre göre bir kötülük mü işledin ki?" Karşılık verdi cilveli Aphrodite. Kavga Troya'Ularla Akha'lar arasında değil artık. Troya savaşı bitip de Argos'a dönünce kendisini al­ datan karısı Aigialeia'nın kurduğu tuzaktan zor kurtulmuş. dinsel kişiliği dal budak salmış. Dione kollarıyla sardı kızını. Karşılık verdi yüce tanrıça Dione. Sonra Trakya'lıların kam­ pından geçerken. epey de çektirdik birbirimize. atlarını alıp götürürler. babasının öcünü al­ mak üzere Epigon'lar seferine katılır. Danao'lar başladı ölümsüzlerle çarpışmaya". yıkar sınırlarını. Sabahat­ tin Eyuboglu'nun Fransız bilgini Mario Meunier'nin çevirisinden dilimize aktardığı "Bakkha'lar" kitabının önsözünde söylediği gibi.. yavrucuğum. sevgili oğlumu. Ama şunu bilmiyor Tydeus'un o çılgın oğlu: Ölümsüzlerle savaşan insan çok yaşamaz". art arda altı Troya'h öldürür.). öğütler verir. çok kalabalıktılar. V.). Diomedes'i de gök gözlü Athena saldı senin üstüne. önderlerleri Rhesos'u öldürüp. 272-279). Alneias'ı çekiyordum savaştan. yara iyi oldu. "Euripides'in bu tragedyası eski Yunanistan' da Dionysos dininin İncil'i yerinde" idi. Aineias'ı. Diorfiedes "Thebai'ye Karşı Yediler" desta­ nında da rol oynar. yasa. okşadı diller döktü: "Hangi tanrı kıydı sana. Dionysos. iki esir aldıktan sonra Pandaros'u da tepeler (V. Hesiodos Dione'yi Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin Okeanos kızı ara­ sında sayar (Theog.. o sırada oğlunun yardımına koşan Aphrodite ile çarpışır. Bellerophontes). İnanıyoruz ki. gelir. llyada'dan sonraki destanlarda Odysseus'la birlikte Lemnos'a gidip Philokte'tes'i aradıkları anlatılır (Philoktetes). Odysseus'la birlikte gece keşfe çı­ kar. iki insanın kaldıramayacağı kadar ağır bir taşla yaralar. ama dayanamıyorlardt. Güzellik tanrıçası oğlu Alneias'i korumak için savaşa karışıp da Diomedes'in kargısıyla yaralanınca.DİONYSOS birdenbire kabarır. anası Dione'nin kapandı dizlerine. Dione.): Aphrodite. taşar o ırmak. Aphrodite ile yetinmez. Diome­ des gücü kuvveti ve gözüpekligiyle Yunan ef­ sanesinde Herakles'ten hemen sonra gelen üstün bir yiğit sayılır. taşkın canlı da olsa. bu parçanın gereğince yorumlanması bize Di- .

serilip yatmak toprağa! Yakalayıp boğazlamak yaban tekelerini. Onun için Mainad'lar yılanları toplar. bal akar. ne mutlu. indirin Bromios'u Phrygia dağlarından. yolda gezen? Kim o. O zaman Kronos'un oğlu Zeus aldı düşen çocuğu. Hellen toprağında Bakkha'ların keskin çığlıklarıyla çınlattığım. süslen ak koyunların yününden örgülerle.onysos tanrıyı bütünüyle kavramak ve doğru yolda anlamak olanağını verecektir: Tragedya'nın açılışında Dionysos sahneye çıkarak şöyle konuşur: Dionysos — İşte ben. Onu coşkun Satryr'ler Ana Tanrıçadan aldılar. ayinlerimi öğrettim. anası. Bakkha'lar koro­ su girer ve aşağıdaki ezgiye başlar: Bakkhalar korosu: Asya topraklarından geldim. çiğ çiğ yemek etlerini! Euhoi! diye bağırınca Bromios. Zeus'un oğlu Diony­ sos. Dionysos'a hoş gelen Trieterit bayramlarında Koşmak ne güzel. Tanrı Thebai'de gerçekleştirmek istediği amacı da anlattıktan sonra. Thebai top­ rağına ayak basıyorum. Moira'lar vakti doldurunca Zeus doğurdu boğa boynuzlu tanrıyı. Euhoi diye bağırarak Bakkhos'un şerefine. şimdi ben. eski bir zamanda. O tanrılar ki bu. Oralarda korolarımı top­ ladım. tanrı babanın tanrı oğlunu. tanrımız Bromios uğrunda durmadan. mekiklerini bırakıp kaçtıkları dağlara. temizleyip kapansın bütün ağızlar. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'lar çembere gerilen deriyi. Tanrılığımdan soyu­ nup insan suretine girdim. Ne mutlu bahtı açık olana. yolda gezen? Çekilsin herkes damının altına. Kim o. Phrygia'nın dağlarına! O zaman yeryüzünde derelerde süt akar. güzel hisarlarla süs­ lü şehirleri dolaştım. çarpıldı Zeus'un yıldırımlarına. kim o. yüce Tmolos'u aştım. sesini korolara karıştırdılar. yansın elinde narteks'lerin sönmez ateşi! Yakındır yeryüzünün korolarla coşup taşması. tyrsos'u sallayarak başına sarmaşıktı çelengi takarak Dionysos'un ardından gidene! Haydi. Sonra. başına bir çelenk taktı yılanlardan. dinimi. çamların! Giyin benek benek ceylan postunu. yorulmadan koşuyorum. derelerde şarap akar. görmesin diye karısı Hera. sar­ maşıktı asayı verdiğim ilk şehir Thebai oldu. Bakkha'lar. olaylarıyla. Dionysos delisi kadınların gergeflerini. açılsın güzel meyveli yeşil saparnanın! Bürün yapraklarına meşelerin. saçlarına örerler. Orada karıştı coşkun davul sesleri Phrygia kavallarının tatlı nefeslerine.. Ey karanlık diyarı Kureta'larm. yoluyla kutlayana Kybele anamızın cümbüşlerini. Kadmos'un kızı Semele'nin yıldırım dolu şimşekler içinde doğurduğu tanrı. Bromios geliyor. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar. Euhoi sesleriyle Dionysos'u kutluyorum. Kanlarını içmek. İran'ın güneşten kavrulan kırlarını.. >)•> Hellen ülkesinin mutlu şehirlerine. kadınlarının çıplak vücutlarını ceylan postlarıyla sarıp ellerine thyrsos'u. durmayın. benim için. tuzlu denizin kıyılarında uzanan bütün Asya ülkesini. . can verdi düşürüp karnındakini. saadet diyarı Arabistan'ı. ne mutlu tanrıların sırlarına erene! Hayatını temizleyip günahlardan ruhunu Bakkhos'a verene! Yıkayıp bütün kirlerini dağlarda Tanrının delisi olana! Ne mutlu. getirin Dionysos'u. Barbarlarla Hellen'lerin karışık yaşadığı. Media'nm buzlarla örtülü topraklarını. Baktrla'nm uzun surlarım. atılmak Lydia'nm. Semele'yi besleyen toprak. dağlarda Bakkhos alaylarının ardından! Sarılıp gezmek benekli ceylan postuna. takın artık sarmaşık çelenklerini Açılsın çiçekleri. doğum sancıları içinde. sokup kendi baldırına altın kancalarla kancaladı. Korybant'lar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'ların çığlıkları arasında gümbürdesin diye. orada icat ettiler. Ben Lydia'nm al­ tın ovalarından geliyorum. dağdan dağa. Ey Thebai. şimdi ken­ dimi Hellen'lere tanıtmak istiyorum.

sizi dağdan dağa koşturan Bakkhos ne demek? "Bakkheuo" diye bir fiil. buna Nysa eklenince. bu dag ise Homeros'un İlyada'sında Trak­ ya'da gösterilir (İl. açıklamalarda Nysa. ğaralarında nympha'larca büyütüldüğü gibi). Ro­ ruğuyla Dionysos'u çocukken bu dağın peri­ ma dininde de Dionysos'un Latince adı. Neymiş bu Nysa? "Vahşi şüncesi ve mantığıyla kurulmuş bir kavramsal hayvanlar yatağı Nysa dağı" deniyor Bakksözcük arama boşunadır. hem yabancı. 133). elinde kızıl alev saçan narteks. kavalların tatlı seslerine". tam lerine emanet etmiş (tıpkı Zeus'un Girit ma­ bu anlama gelen Liber olmuştur. Bu metinde de görüldüğü gibi se de. tanrının öbür adları gibi bir ses ben­ Euhios. biraz ötede Dithyrambos ve başka zetmesi. Dia. karışsın. Bakkhos adının kendisini açıklamaz. Gerçekten de Euhios. Nysa (Sultanhisar) adlı bir kentin yıkıntıları Bakkhoş. (2) DOĞUŞU. çayıra giden bir tay gibi hos gizemlerini kutlamak anlamını taşır ve anasının ardından. nın kırda. hem de Hellen pantan'da da Nysa dağları vardır. adları da insanın doğa karşısın­ lamına gelmektedir. bir doğa tanrısı olarak yüksek bir dağın do­ koşun Bakkha'larl ruğunda doğmuş ve o dağla simgelenmekteIrmağından altın akan Tmolos'u dir. sevinç içinde. ha'larda. adı taşıyan birkaç dag ve Aydın yöresinde Lübnan buhurunun dumanları. Ama Nysa İda ile bir tu­ dıkları kalıpların baskısından da kurtardığı tulmuyor. "bakkheion" diye bir isim geçer sözlüklerde. giderek Nysa Zeadlarının ardında ya da kaynağında insan dü­ us'udur demek. bir ünlemden türediği kanısını uyan­ metinlerde de îakkhos ve lobakkhos. doğan anlamına geldiğini ileri sürerler. VI. ateş. Anadolıı'd. bu tanrıya Yunanca "Eleutheros". da görülür. Bu tanrıyı . Dionysos coşkusu. Diotın ve ondan türeme su. Dionysos do­ (Dios. Zeus'un buy­ hür. ama Tesalya'da. Bakk­ atılır bir ok gibi ileri.yükselir sanki yerden. hoy" ya da "Euhay" seslerinden türemedir.' Aynı kaynaktan olduğu yukarda okunan par­ İakkhos ise çığlık anlamına gelen "iakkhe" ça boyunca da anlaşılan Dionysos'un adları sözcüğünün erkek adına çevrilmesidir. fırtına ve davul Zeus'un özneden gayrı hallerinde görülen gürültüsünü yansıttığı görülür. ne Euhoi sesleriyle çağırın Euhios tanrıyı! var ki bu açıklama Yunancada desteksiz kalır) Phrygia'dan kopup gelen güzel çığlıklar tanrıya verilen öbür adlar da anlamsızdır. özgür. Dii) kökeni taşımakta. Diove gürleyen. Birincisi yani Dionysos adı bugü­ mios'a gelince. tıpkı İda dağı için Homeros metinle­ yani şarap ve sarhoşluk insanları içinde yaşa­ rinde söylendiği gibi. Bu Dionysos Nysa tanrısı. Broanlamlıdır. dağ hangisidir? Herhalde özellikle hiçbiri. da çıkardığı ses ve ünlemlerle dile getirilir. şenlendiren kadınlar! Dionysos adının etimolojisi böylece açıklan­ Kutlaym Dionysos'u madığı gibi (kimi mitograflar bu adın iki kez derin gümbürtülü davullarınızla. özgürlük veren sıfatı takılmış. ki bu kö­ ğayla karışan. bayırda kendinden geçmiş olarak çok adlılık olsa olsa Anadolu Ana Tanrıçası tanrı coşkusu içinde koşunca bağırdığı "EuKybele ve onun benzeri Artemis'te görülür. İobakkhos olarak da karşımıza çıkması tanrıya bir adla değil. Nysa adı Olympos ve İda gibi yüksek dağla­ Ve haykırır ruhları coşturan sesiyle: ra verilen bir genel ad olsa gerek. O zaman Bakkha. giderek Hindistan ve Arabis­ tanrıdır. açıkça bir ses benzetmesidir ne bugün büsbütün açıklanmış değildir. dağ diye gösteriliyor: Hermes. Hiçbir dırır. Dionysos dışardan gelme İm Makedonya'da. Bromios ve hos gibi. koşun. Dionysos'un baştanrısı olduğu sihirli gür saçları rüzgârda. bu koşturur peşinden dağlara düşmüş koroları. Bakkhos. tanrı da ''HeyBakkha'lar. Bakk­ sıçrar. bunlar Bakkhos coşkusuna kapılmak. birçok adlarla seslenildüşündürücüdür ve Bromios.ı İm tlıeon'una aykırı düşen bir tanrıdır. hos adının Trakya kaynaklı olduğu ileri sürül­ (1) ADLARI. efsanelik bir içindir ki. doğayı simgeleyen ve tanrı ol­ ken Latince Deus'ta görüldüğü gibi tanrı an­ duğuna göre. gümbürtülü anlamındaki bu sıfa­ ve -nysos diye iki kökenden katışıktır. Bakkha'lar alayı Olympos tanrısı bu kadar çok adla anılmaz. Euhios ve îakk­ mektedir: Dionysos.

Kılığı kıyafeti. Lykurgos Trakya'lıdır. Homeros des­ tanlarının zamanından Euripides'in "Bakkha'lar"ı yazdığı çağa kadar çok şey değiş­ miş ve Dionysos. kör edilir (Lykurgos). mor yanakları varmış. şarap ve kendisine tapınanların alayıyla birlikte yurda döndüğü ve dışardan getirdiği bu armağanları kendi yurttaşlarına (Pentheus Dionysos'un teyze çocuğu olur) bin zorla benimsettiği an­ latılıyor. şu farkla ki Athena Zeus'un kafasından. Doğuş efsanesi buna örnektir: Anası Kadmos kızı Semele Zeus'la birleşir. "Vatanım Lydia'dır" der Dionysos. tanrının kendini tanıtlamasına da tıpatıp uygundur: "Ben Lydia'nın altın ovalarından geliyorum". Karnındaki yedi aylık çocuğu da Zeus alıp baldırına koyar ve ikinci bir doğumla meydana çıkarır. yani Bakkha'ları. kendinden geçme. Alın Phrygia'dan getirdiği­ miz davulları. Bakkha'ların çılgınlığı Kybele törelerinde kendilerini hadım eden Pessinus rahiplerinin tutumunu andırır. onu bütün araç ve gereçleriyle görmek ister.sonra da asma kütüğü. Kaldı ki gene aynı yukardaki parçada geçen Korybant ve Kureta gibi deyimler Dionysos kültünü hem Kybele.benimsemekte Yunanistan'ın güçlük çektiği. Efsanenin anlam ve simgesi de şudur: Hellen'lerin baştannsı Zeus'tur. Pentheus tipi de buradan çıkmıştır (Semele. bu Rhea denilen tanrıça Manisa dağı eteklerinde kayaya oyul­ muş heykeli bulunan Ana Tanrıçadan başkası değildir.. Homeros destanlarında adı bir tek kez ge­ çen Dionysos için aynı tepkiyi dile getiren bir başka efsane anlatılır: Lykurgos efsanesi. Pentheus).". Bu efsanenin merkezi olarak gösterilen bölge de önemli: Boiotia ve başkenti Thebai Yuna­ nistan'da en tutucu ve gerici bir yöre sayılır­ dı. böyle bir bağlantı kurma çabasının ürünüdür. sarı perçemleri. Davul. nitekim Semele'yle doğum efsanesinden sonra. "Ne mutlu yoluyla kutlayana/Kybele anamızın cümbüşlerini).. Sonradan ve bir amaçla uydurulduğu besbelli olan Semele ve Thebai hanedanından doğuş efsanesi. on­ dan çıkmış olarak göstermek gerekiyordu.turistik bir gezi gibi bir şey . Ne var ki İlyada'daki bu parçada Dionysos insandan kor­ kup kaçan ve denizin içindeki tanrılara sığı­ nan bir ödlek gibi gösterilir. bu yüzden de ceza görür. tan­ rının kaynaklarını açığa vuran anlatımlarda da tutarsız değişiklikler yapılmasına yol aç­ mıştır. tef ve flüt de Asya denilen bölgenin törelerindendir. Her üçünün de Anadolu-Girit kaynağından . Dionysos bir Lydia-Phrygia tanrısıdır. Denebilir ki. kokulu saçları. ama sevişti­ ği tanrının gücüne tam inanmamıştır ki. ona karşı direndiği Dionysos üstüne anlatılan efsane ve masallarda dile gelir. böy­ lece yıldırımla çarpılıp ölür. Oysa Euripides'in tragedyasından da Dionysos'un asıl kaynağı açıkça ve bütün ay­ rıntılarıyla belli olmaktadır. Lydia'dan gelmiş. Dionysos cümbüşleriyle Kybele'ninkilerin bir olduğunu Bakkha'lar da söyler (yuk. dışardan gelme bir tanrısal varlığı ne yapıp yapıp onun buyruğuna sokmak. Diony­ sos ise baldırından doğar.. Bakkha'lar korosunun İlk sözü "Asia topraklarından geliyorum" ve "Tmolos'u aş­ tım" deyimi. dümbelek.. Şöyle der: "Yabancı bir sihirbazdan da bah­ sediyorlar. Semele efsanesi işte bu amaçla uydurulmuş. siyah gözlerinde Aphrodite'nin sihri parlıyormuş". Kybele ve Dionysos dinlerinin özünde bulunan orgiastik coşku. hem de Girit'li Zeus kültüne bağlamaktadır. Homeros destanla­ rında düpedüz Asia diye anılan yöreden gel­ medir. anamız Rhea ile benim için icat edilmiş olan davulları. Dionysos'un Manisa-Bozdag-Sarde yöresiyle ilişkisi dram bo­ yunca sık sık belirtilir: Dionysos şöyle der Bakkha'lara: ". ama o da Pentheus gi­ bi kovalamaya kalkar "Dionysos'un sütninelerini". aynı davranışlara. ta Hindistan ve Arabistan'dan gelişi <)/l ne oluyor? Çelişki şöyle çözümlenmiş: Yuna­ nistan'da doğduğu halde tanrının Uzakdoguya bir yolculuk yaptığı . (3) KAYNAK VE NİTELİKLERİ. araç ve gereçlere başvurulmasıyla da belirir. Bu ikinci doğum motifini Athena'da da görmüştük. Daha sonra da Pentheus'la konuşurken. bütün efsaneleri bir tek motif üstüne kurulu­ dur: Tepki ve direnç. tavırlarıyla bu bölgenin özelliklerini taşır da ondandır ki ka­ dınca gördüğü bu tutumu yadırgar Pentheus. Dionysos Thebai'de Semele'den doğ­ muşsa. dışardan gelme bu güçlü tanrı Yunanistan'da epey tutunmuştur bes­ belli. vect karakteri her iki ta­ pımda aynı simgelere.

Osiris. En yüksek zekâların varacağı hikmet bile onlar karşısında âcizdir. afetler tragedya denilen o şaşırtıcı. insanın tabiatında olan her şeydeyse. iki büyük alan ve akımı kavradığı gö­ ze çarpar. yarattığı korkunç dramlar. Bakkha'lar yerine ve anına göre kadın kişiliğinden vahşi hayva­ na. insanı doğanın sırlarına erdiren büyülü bir güçtür. insanla doğa arasında bir ilişki.. Bu gerçek "Bakkha'lar" tragedyasında kimi kez kâhin Teiresias'ın. dininin öbür sanat kollarından daha üs­ tün. bütün bir insanlık halidir. Di­ onysos her bakımdan doğaya çevriktir. insan için ulaşı­ mı en çok özlenen bir aşamadır. Ad­ lan "mainomafden türemiş olan Mainad'lar bir çeşit çılgınlık içinde doğayı dolaşırlar. Bakkhos'un sarhoşluğunda da.fışkırdıgına hiç şüphe kalmamıştır (Kybele. Dionysos'un öbür doğa tanrılarından daha etkili. Bakkha'lar tragedyasında bu halin parlak bir belirtisi dile getirilmiştir: Dionysos hem tanrıdır. topraktan fışkıran bitkileri ve bu bitkiler arasında insanı en çok etkileyenleri.. ama insanlığın evresinde de yalnız ta­ rımla açılamayan bir çığır açılmıştır. yaşamına yön verenleri simgeler. ona dilediğin adı verebilirsin. kimi kez de Bakkha'ların ağzın­ dan şöyle dile getirilir: Teiresias — Yalnız ikimiz doğru düşünüyo­ ruz. facialar. evrensel yaşamın özellikle in­ sanın beden ve ruhu aracıyla yansıyıp oluş maşıdır. ölümlülerin kuru yiyeceklerini veren odur. İnsanların dertlerine başka deva yoktur. hem doğal. Dionysos tanrının niteliklerini ele alacak olursak. şiirin en insancası sayılacak bir yazın tü­ rü olan tragedyayı esinlemiş olmak bu tanrı­ nın bir tek tanrısal güç olarak değil de. Dionysos bu ereğe varmanın yolunu herkes için ve kolay kolay açar: Bu yol şarap ve sarhoşluktur. insan an­ cak şarabı elde ettikten sonradır ki. Senin (Pentheus'un) sözle­ rinde sağduyudan eser yok. Adonis. yani tanrılaşmak. Kaba aklı simgeleyen Pentheus Bakkha'ların çılgınlığını bir ayıp. Bu yüzden durgun değil. ama yaratıcılığın bu tanrısal soluğun dışarıya vurmasıyla elde edilebileceğini anlamıştır in­ san. Bu tanrı. yırtıcı azmana dönüşür. böylece gerçeğin gerçeküstüne ulaşması ve gerçeğe gerisin ge­ ri inmesiyle doğal bir kasırga olan hayatın dalgalan yansıtılmış olur. insanlar için en başta gelen iki tanrı vardır: Biri Demeter tanrıça ya­ hut toprak. Adından ya da adlarından da belli ki Di­ onysos bir değil. ama onun simgelediği asıl büyük kuvvet doğanın kendisi değil... onu içenleri tanrı uykuya kavuşturur. "Mainomai" de "enthousias­ mos" da işte bu tanrıya erme. sürekli devinim. İlkin bir doğa tanrısıdır. çılgınlığında da geleceği görme kudreti saklıdır.. kolek­ tif bir güç olarak gerçekleşmesinden ileri ge­ lir.. Delikanlı. ona cenneti yeryüzünde yaratan bir mut­ luluktur. Bu içki dertlilerin derdini avutur. Senin alaya aldı­ ğın bu yeni tanrının Yunan dünyasında ne bü­ yük bir yer tutacağını anlatmaya benim gü­ cüm yetmez. Attis gibi doğanın mevsim mev­ sim değişmelerini de kişiliğinde simgeler. Bu itiliş onların tabiatında vardır. Doğa sırlarına ve gücü­ ne ermek. Dionysos işte bu gerçeği. Bu dalgalanmanın insanlık dünyasında açtığı yaralar. yabani hayvanlar ve yaratık­ larla bir arada yaşar ve coşar gösterilir. tanrıyla karışma ve tanrılaşma yetisini dile getirir. As­ ma kütüğünün yeryüzüne yayılmasıyla uygar­ lığın buğdaydan sonraki aşaması gerçekleşti­ rilmiş.. onlara günlük üzüntülerini unuttutur. Oysa tam tersine bu coşku insanı doğayla birleşti­ ren. . Kişinin bilinçüstü ve bilinçal­ tına dek erişebilmesi bu tanrının etkisiyle ol­ muştur. bundan ötürü saadetimizi ona borçluyuz.. insan­ ların tanrıları memnun etmek için içtikleri şa­ rabın kendisidir. doğayı en belirgin biçimlerle yansıtan dağlar­ da.. Zeus). ötekilerin akılları başlarında değil. hem insan. Yunan dili bu güce eren insanın duru­ munu iki sözcükle yansıtmıştır: "Mainomai" ve "enthousiasmos". hem de doğaüstü bir olayı dile getirip simge­ ler. Kybele ve öbür doğa tanrıları gibi. bir hikmet saklıdır". deği­ şim halindedir. Öteki de Semele'nin oğludur ve Demeter ka­ dar kudretlidir: Üzüm suyunu bulup insana veren odur.. Azgın kadınları Aphrodite'ye iten Dionysos değildir. tüyler ürpertici hayat ay­ nasında görülür. Dionysos tanrının insana verdiği bu gücü akıl ölçüsüne vurup değerlendirmek Euripides'in "Bakkha'lar" oyununun belli başlı bir konusudur. Asıl akıl yolu da bu mutluluğa eriş­ menin çarelerini arayıp bulmaktır. törelere ve ahlaka karşı işlenmiş bir suç sayar. yaratıcılı­ ğın kökeninde bulunan değişim yapma gücü­ ne kavuşmuştur. ormanlarda.

Bakkha'lar korosu da şöyle ünler: Bromios, mutlu tanrıların en mutlusu, güzel çelenkli şölenlerin baş tacil Odur koroların başında koşan, kaval sesleriyle sevinip coşan; odur tanrı sofralarında, kederleri dağıtan, akınca şarap testilerinden pırıl pırı! özü salkımın, dağılınca insanlara uyku sarmaşıkla bezenmiş şölenlerde. Zeus'un oğlu Dionysos düşkündür sevincine şölenlerin! Sever Dionysos Barış'ı, insanları rahata kavuşturan, çocukları besleyip büyüten tanrıçayı. Odur veren zengine de, fakire de keder dağıtan şarabın ferahlığını. Sevmez Dionysos, cömert günlerin, gecelerin sevincine varamayan insanı. Uyaklın dediklerine, kapılma gurura ve derin düşüncelere; inan en basit halkın inandığına onun yaşadığı gibi yaşa. Bu sözlerden Dionysos dininin Euripides'in bu son tragedyasını yazdığı İ. Ö. V. yüzyılın sonlarında Yunanistan'da ne kadar yaygın ve tutunmuş olduğunu gösterir. Bütün insanlara seslenen Dionysos tapımı bir halk dini olmuş­ tur. Kara kafalıların, Pentheus gibi yarım akıl­ lı yobazların kovmaya uğraştıkları bu tanrı, bin bir işkenceyle daha da yücelttikleri bu er­ miş ilkçağda İsa dinine örnek olmuştur ve tıp­ kı Meryem Ana nasıl Artemis'in ve Kybele'nin özelliklerini benimseyip tutunabilmişse, İsa da ancak Dionysos dinine sırtını dayaya­ rak yayılabilmiştir geniş halk kitleleri arasına. (4) ETKİSİ. Dionysos dininden tragedyanın nasıl doğduğu, Dithyrambos denilen bu tanrı­ ya övgünün nasıl gelişip de akıllara durgunluk verecek bu şiir türünü ortaya çıkardığını an­ latmak bu sözlümün sınırlarını aşmak olur. Biz Dionysos tanrının mistik akımlar, tarikatlar üstündeki etkisi ve özellikle bunun Anado­ lu'da gelişen biçimi üstünde durmak istiyo­ ruz. Bektaşiliğin ve günümüze dek yaygınlığı­ nı yitirmeyen başka tarikatların kaynağında ilkçağın Dionysos dini bulunduğu artık her­ kesçe görülen, ama daha etraflıca incelenme­ ce

digi için büsbütün gün ışığına çıkmamış bir gerçektir. Halikamas Balıkçısı'nın ortaya at­ tığı bir görüşe göre zeybekler, ilkçağdan kal­ ma "İobakkhi" adlı bir topluluktan türeme­ dir. Dioskur'lar. "Dioskuroi" Zeus'un delikanlı­ ları anlamına gelir. Bu isim, Leda'nın oğulları Kastor'la Polydeuskes'e (yahut Polluks) veri­ lir. Tanrı Zeus'un Leda'ya yaklaştığı gece, Leda ölümlü kocası Tyndareos'la da yatmış. Zeus'tan Helena ile Polydeukes'i, Tyndareos'tan da Kastor ile Klytaimestra'yı doğur­ muş (Tab. 12). Birbirinden hiç ayrılmayan Kastor'la Polydeukes kardeşliğin ve dostlu­ ğun simgesi olmuşlardır. Efsane, omuz omza vererek yaptıkları kahramanlıkları anlatır: Theseus kız kardeşleri Helena'yı kaçırınca, Atina'ya karşı sefere çıkmışlar ve Theseus'un Hades ülkesine indiği bir sırada onu geri al­ mışlar, ayrıca da Theseus'un anası Aithra'yı kaçırıp Sparta'ya getirmişler (Aithra); Kalydon avına da, Argonaut'lar seferine de katıl­ mışlar (Argonaut'lar, Amykos) ve her iki se­ ferde yararlık göstermişler. Ne var ki Helena uğruna açılan Troya savaşında bulunamamış­ lardı, çünkü daha önce talihsiz bir macerada can vermişlerdi: Dioskur'lar Leukippos'un iki kızı Phoibe ile Hilaira'yı kendilerine eş olma­ ları için kaçırmak istemişler, ama bu kızların hem amca oğulları, hem de nişanlıları olan Lynkeus'la İdas Dioskur'ların peşine takılmış­ lar, aralarında çıkan kavgada Kastor can ver­ miş, ölümsüz olan Polydeukes de yaralanmış­ tı. Zeus bu iki kardeşi birbirinden ayırmamak için, ikisini de göğe alıp yıldızlar arasına yer­ leştirmiş (İkizler burcu). Sparta'nın Taygetos dağında dünyaya gel­ dikleri söylenen Dioskur'lar Dor ırkının tem­ silcileridir, Dor uygarlığının merkezi Spar­ ta'nın Atina'ya karşı olan ezeli düşmanlığını simgelerler. Dirke. Thebai kralı Lykos'un karısı. Amphion ile Zetos'a eziyet eder ve cezasını bulur (Amphionj. Dithyrambos. Dithyrambos, tanrı Diony­ sos'a verilen bir addır. "Bakkha'lar" traged­ yasının bir korosunda baştanrı Zeus'un ağzın­ dan şu sözler söylenir:

DRYOPE Gel, Dithyrambos, baldırıma gir, bir erkeğin rahminde büyü. İstiyorum ki, ey Bakkhos, Thebai seni iki kere doğmuş tanrı diye ansın ve kutlasın. Kaynağının ne olduğu bilinmeyen bu sözcü­ ğün, yukardaki Euripides dizelerine dayana­ rak ve başındaki di- ekine bakarak iki kez doğmuş anlamına geldiği sanılmış ve bilginlerce ileri sürülmüştür. Ama hiçbir çaba söz­ cüğün doğru dürüst bir açıklanmasını sağla­ yamamış, Dithyrambos Yunancada Anadolu kökenli sayılan birçok sözcük gibi karanlık kalmıştır. Ne var ki dithyrambos'un hem kul­ lanılışından, hem "iambos" ve "thriambos" gibi müzik terimleriyle ilişkisinden, Dionysos dinine özgü bir terim olduğu anlaşılmaktadır. İambos, Yunan şiirinde ve özellikle tragedya­ da konuşma bölümleri için kullanılan bir ölçü­ dür, Yunan şiirine ilkin hiciv türüyle girmiş, sonra da en yaygın bir vezin olmuştur. Thriambos'a gelince, bu da Bakkhos alaylarında tanrı şerefine söylenen bir ezginin, bir övgü­ nün adıdır. Dithyrambos gibi bu sözcüklerin de Dionysos diniyle birlikte Anadolu'dan, özellikle Lydia-Phrygia'dan geldiği şüphe gö­ türmez (Dionysos). Bakkhos tanrının bir ses ve çalgı cümbüşü içinde kendisini kutlamak için kullanılan ünlem ve çağrıları kendi adları olarak benimsediği görülür. Dithyrambos'un kökenindeki anlam ne olursa olsun, tanrı Dionysos'u övmeye, kutlamaya yarayan bir söz­ cük olduğu anlaşılır. Terim şu bakımdan önemli ki, dithyrambos bir yazın türü ve özellikle tragedyaya doğru­ dan doğruya kaynak olmuş bir tür olarak gös­ terilir. İlk tiyatro denemeleri dithyrambos şa­ irlerinden doğmuştur denir. Elimizde dithy­ rambos türünden birkaç örnek vardır, en il­ ginci Dor şairi Pindaros'tan bilinen birkaç di­ zedir; bunların en dikkati çeken yönü de şu ki, tanrı Dionysos için Olympos'ta Zeus'un bir şenlik hazırladığı anlatılır, büyük Ana Tan­ rıçanın yanı başında davul ve dümbeleklerin çalındığı, bu arada vahşi hayvanlarıyla birlikte tanrıça Artemis'in de gelip raksa katıldığı, çam ağaçlarının altında meşaleler yanarak cümbüş yapıldığı belirtilir. Bu dithyrambos'tan da Dionysos dininin Anadolu'lu ana l.ııırıç.ıLırın ikisiyle de ilişkide olduğu ortaya çıkmaktadır. Dithyrambos türüne gelince, çalgı, oyun ve sözü bir arada birleştirdiği, bu terimle üçünün de dile geldiği bellidir. Dolios. Odysseia'da, Laertes'in bağına, bahçesine bakan ihtiyar ve sadık bahçıvan. Odysseus Troya savaşına gidince, bağlarına çeki)en yaşlı Laertes'e bekçilik eden odur. Odysseia'nın son bölümünde Odysseus talip­ leri öldürüp babası Laertes'i bulmaya gelince, onu Dolios ve altı oğlu sevinçle karşılarlar ve ağırlarlar. Öldürülen taliplerin öcünü almaya gelen İthaka'lıları püskürtmeye yardım eder­ ler (Od. XXIV). Dolon. Troyalı haberci Eumedes'in oğlu Dolon çirkin, ama tez ayaklı bir adamdır. Hektor onu Akha'lıların gemilerine gözcü olarak gönderir, bu işi başarırsa ona Akhilleus'un at­ larıyla arabasını vereceğine ant içer. Ama Dolon, gece keşfe çıkan Odysseus'la Diomedes'in tuzağına düşer ve yakalanır. Öldürül­ memek için yalvarmaları yakarmaları, Troya'lıları ele vermeleri boşunadır. Akha yiğitle­ ri onu amansızca öldürtükten sonra, ölüsünü bir ılgın ağacına asarlar (İl. X, 314-464) (Diomedesj. Doris. Okeanos'un kızı Doris, Pontos'un oğlu Nereus'la evlenir ve Nereus kızları diye anılan elli kızı olur (Tab. 6). Hesiodos Theogonia'da bu kızların bazılarının adlarını sayar (Theog. 233-264). Dryades. "Drys" Yunanca ağaç ve özellikle meşe ağacı anlamına gelir. Dryad da ağaç perilerine verilen addır. Bunların kimi ağaçla birlikte biter ve onunla ölür, kimi de ölümsüz­ dür. Kardeşleri Hamadryad'lar gibi Dryad'lar da bitkileri korur, ağaç sağlıklı ve canlı oldu­ ğu zaman sevinir, yapraklarını yitirip kuru­ maya yüz tuttuğu zaman derin bir yasa kapı­ lır. Orpheus'un eşi Eurydike bir Dryad'dır (Hamadryades). Dryope. Dryöpe, kral Dryops'un biricik kızı­ dır. Oita dağının yamaçlarında babasının sü­ rülerini otlatırken, ağaç perileri hamadr­ yad'lar onu aralarına almışlar, türkü söyleme .un, hora tepmesini öğretmişler. Kızı gören Apollon da ona tutulmuş. Dryope'ye yaklaş

mak için bir kaplumbağa biçimine girmiş. Kız kaplumbağa ile oynamaya başlamış, onu ku­ cağına almış, derken tanrı bir yılan olup kızla birleşmiş. Dryope korkmuş, kaçmış, olup bi­ teni kimseye bildirmemiş. Bir süre sonra da Andraimon adlı bir adamla evlenmiş ve Amphissos adlı bir çocuğu olmuş. Amphissos Oita'nın eteğinde aynı adı taşıyan bir şehir kur­ muş. Bir gün Dryope oğlunun kurduğu Apollon tapınağının yanında eski oyun arkadaşlan hamadryadlara sunu sunuybrmuş ki, perileri onu kapıp aralarına almışlar. Kaçırıldığı yer­

de bir kavak ağacıyla bir kaynak ortaya çık­ mış. Dryops. Adı ağaç, meşe anlamına gelen ke­ limeyi andıran Dryops, Yunanistan'da ilk yer­ leşmiş Dryops boyunun atası sayılır. Kendisi Apollon'un oğluymuş derler. Önce Parnassos dağının eteklerine yerleşmiş olan soyu, Dorların saldırısına uğrayınca, dört bir yana dağılmış, kimi Euboia'ya, kimi Thessalia'ya, kimi Peloponessos'a yerleşmişler. Kıbrıs ada­ sına göçenler bile olmuş.

<)H

E
Eetion. Mysia'da Thebe şehrinin kralı, Andromakhe'nin babası. Akhilleus onu çok saydı­ ğı için, öldürdüğü halde silahlarını almamış, törenle gömmüştür. Nympha'lar mezarı üstü­ ne bir karaağaç fidanı dikmişler (Andromakhe). Egeria. Romalı su perisi. Egeria dindar kral Numa Pompilius'un karısı ya da dostu olarak gösterilir. Geceleri onu ziyaret eder, din ve devlet yönetimi konusunda ona öğütler verir, yol gösterirmiş. Numa öldüğü zaman Egeria o kadar gözyaşı dökmüş ki bir pınar oluver­ miş. Nemi'deki Diana kültüyle ilgili olarak, Caelius tepesinin eteğinde bir tapınağı var­ mış. Eileithyia. Zeus'la Hera'nın kızı, Ares, Hephaistos ve Hebe'nin kız kardeşi. Eileithyia doğumlara bakan ebe tanrıçadır. Hera'nın sözünden ayrılmaz, onun buyruklarını harfi harfine yerine getirirmiş. Nitekim Hera'nın hışmına uğramış Leto ile Alkmene'nin do­ ğumlarında bulunmamakla Zeus'un evlilik dı­ şı çocuklarının dogmasına engel olmaya ça­ lışmış (Leto, Alkmene). Ekhetos. Epeiros bölgesinin efsanelik kralı Ekhetos kötülüğü, zalimligiyle ün salmıştı. Bu kral, sevgilisiyle yattı diye kızını gözüne tunçtan iğneleri sokarak kör etmiş ve bir ku­ leye kapatmış, gene tunçtan arpa taneleri vermiş, bunları öğütür ve un yaparsa, gözleri­ nin açılacağını söylemiş. Ekhidna. Ejderler soyunu sayarken Hesiodos Ekhidna'ya uzun bir parça ayırmıştır. Bu azman yaratık, Pontos'la Gaia'nın dölünden Khrysaor'la Kallirhoe'den dogmadır (Tab. 6). Ekhidna şöyle tanımlanır (Theog. 295 vd.): Kallirhoe yenilmez bir ejderha da yarattı ne ölümlülere, ne de ölümsüzlere benzeyen. Bir mağarada doğdu bu azgm yürekli Ekhidna. Yarı bedeni bir genç kızdı onun, güzel yanaklı ve gözleri fıldır fıldır,

yarı bedeniyse koskoca bir yılandı korkunç, her yanı benek benek amansız bir yılan. Typhon'la çiftleştiği ve yeraltında, yeryü­ zünde ne kadar korkunç köpek ve canavar varsa hepsini ürettiği anlatılır: Geryon'un kö­ peği diye anılan Orthos, Hades bekçisi Kerberos, bataklıklar canavarı Hydra, ağzı ateş saçan Khimaira ve sonra da kendi dölü Orthos'la birleşerek Phiks'i ve Nemeia aslanını da doğurmuş. Ekhidna'nın ini efsaneye göre Arima dağları denen Kilikia'dadır. Kendi ölümsüz olduğu için yeraltında hep yaşar, ama dölleri Herakles ve Bellerophontes gibi yiğitlerin elinden can vermişlerdir (Typhon, Herakles, Bellerophontes). Ekhion. Kadmos'un Thebai şehrini kurar­ ken toprağa diktiği ejder dişlerinden doğup da sag kalan beş adamdan biridir. Kad­ mos'un kızı Agaue ile evlenir ve Pentheus'un babası olur (Kadmos, Pentheus). Ekho. Yankıyı simgeleyen nympha (Narkissos). Elektra. "Parlak" anlamına gelen bu ad, bir­ çok efsanelik kişilerin adı olmuştur. (1) Okeanos'la Tethys'in kızı Elektra, Pon­ tos'la Gaia'nın oğlu Thaumas'a eş olur (Tab. 6). Birleşmelerinden şu tanrısal varlıklar mey­ dana gelir: İris (Gökkuşağı), Harpya'lar ve Aello (Bora) ile Okypetes (Kasırga) diye ka­ natlı iki yaratık (Hesiodos, Theog. 266). (2) Atlas'la Pleione'nin "Pleiades" adlı yedi kızlarından biri (Pleiades). Efsaneye göre Semendirek adasında oturan Elektra, Zeus'la birleşerek Dardanos'u İasion'u ve Harmonia'yı doğurmuş (Tab. 7). Adı Palladion efsane­ sine de karışmıştır: Zeus Elektra'yı elde et­ mek isteyince, genç kız kutsal Palladion hey­ keline sığınarak tanrıdan korunabileceğini sanmış, oysa Zeus buna çok kızmış ve heyke­ li tuttuğu gibi gökten aşağıya atmış. Troya ovasına düşen Palladion Troya'daki tapınak­ ta saklanmış. Başka bir anlatıma göre, Palladion'u Elektra, Troya şehrini korusun diye kendi vermiş Dardanos'a (Palladion). (3) Bu adı taşıyan en ünlü kişi, Agamemnon'la KIytaimestra'nın kızı Elektra'dır (Tab. 15). I lomeros destanlarında adı geçmeyen

Elektra, tragedyanın en ünlü, en çok sözü edilen bir kahramanıdır. Aiskhylos'un "Agamemnon" üçlüsünde, Sophokles'in "Elekt­ ra", Euripides'in de hem "Elektra" hem de "Orestes" tragedyalarında rol alır. Antigone gibi insanlarüstü bazı yasaları korumayı, bazı ilkeler adına kendi kendine eyleme geçmeyi göze alan yiğit bir kızdır. Ne var ki, eli kana bulandıgı, anasını öldürmek gibi korkunç ve dogadışı bir suça karıştığı içindir ki, Elektra adının tersine - karanlık ve karmaşık bir kişi­ likle canlanır gözümüzün önünde. Hamlet so­ rununu ilkçağ tragedyasında dile getiren kişi­ dir. Bu bakımdan tragedya yazarlarını çek­ mesi, büyülemesi, karakterini çeşitli açılardan ele almayı esinlemesi şaşılacak bir şey değil­ dir. Öyküsü kısaca şöyledir-. Agamemnon Tro­ ya savaşına çıktığı zaman, Elis'te rüzgârların esmesini sağlamak zorunda kalmıştır. Bunu kocasına affedemeyen karısı Klytaimestra, Atreusogullarının baş düşmanı Aigisthos'la kocasını aldatır ve yıllar geçip Agamemnon dönünce iki âşık onu alçakça bıçaklarlar. Ge­ ne yıllar geçer, bu kez Elektra delikanlılık ça­ ğına gelen kardeşi Orestes'i babalarının öcü­ nü almak üzere yetiştirir. Kardeşinin önce Aigisthos'u, sonra da Klytaimestra'yi öldürme­ sine yardım eder. Ana katili olduktan sonra, Orestes'in peşine Erinys'ler takılır. Elekt­ ra'nın rolüyse burada biter. Herhangi bir piş­ manlık duyduğu tragedyada söz konusu değil­ dir. Elektra kan davasının en belirgin simge­ lerinden biridir (Orestes). Elektryon. Perseus'la Andromeda'nın oğlu, Alkmene'nin babası (Alkmene). Elephenor. llyada'da adı geçen Abant ön­ deri. Abant'lar Euboia yarımadasına yerleş­ miş bir kavimdir. Elephenor, Helena'nın eski taliplerinden olduğu için otuz gemiyle katılır Troya savaşına. Homeros'a göre Agenor'la savaşırken öldürülür (İl. IV, 463-472). Başka bir efsane onun Troya'dan döndüğü ve önce Sicilya açıklarında, sonra da Epir'de şehir kurduğunu anlatır. Eleusis. Eleusis şehrine adını veren efsanelik kişi. Hermes'in oğlu ve Triptolemos'un babası olduğu söylenir. Demeter Triptole10(1

mos'u ölümsüz kılmak için ateşe daldırırken, Eleusis olaya tanık olup bir çığlık atacak ol­ muş, Demeter de buna kızarak onu öldürmüş (Triptolemos). Elpenor. Odysseus'un arkadaşlarından biri­ dir. Büyücü Kirke'nin konağında yiyip içer, keyfeder ve Odysseus ölüler ülkesine gitmek üzere yola çıkacağı gece fazla şarap içmiş olan Elpenor sızdığı damdan aşağı düşer ve ölür. Ruhu Hades'te Odysseus'a yalvarır ken­ disini gömsün diye. Empusa. Tanrıça Hekate'nin çevresinde bu­ lunan korkunç bir görüntü. Hekate'nin insan­ ları korkutmak için yarattığı bu canavar her çeşit kılığa girerek daha çok kadınlara ve ço­ cuklara görünürmüş. Bir ayağı tunçtanmış, insan etiyle beslenir ve kurbanlarını avlamak için çok güzel bir kadın kılığma girermiş. Endymion. Parlak ayın çevresinde sapışız yıldız rüzgarsızken duru gökyüzü nasıl yanarsa ışıl ışıl. Bütün doruklar, sivri kayalar ve çayırlar nasıl serilirse göz önüne, gökler yırtılıp da açılır, tekmil yıldızlar görünür, ferahlar yüreği çobanın... Endymion efsanesi Homeros'un bu birkaç dizesinden doğmuş gibidir. Ama bu efsane­ nin asıl kahramanı eski adıyla Latmos, bugün Beşparmak diye anılan dağdır. Beşparmak dağının eteğinde Menderes ırmağı kendi ovasınca akarak bin bir dolanışla gümüşten aylar çizer. Koca ırmak Bafa gölüne ve batıda Ada­ lar denizine pırıl pırıl boşanır. Geceleri Bafa gölü tepsi dolusu gümüştür. Beşparmakların görkemi insan hayalini uzak geçmişlere, kıtaları sarsıp dağlan birbiri­ nin üzerine yığan büyük yersarsıntılan çağına götürür. Beş doruğunu bir elin beş parmağı gibi göğe uzatan bu dağa bakarken o dep­ remlerin gürleyişini duyar gibi olur insan. Ama ay ışığı bu dağların sertliğini şeker gibi eritir ve çatık kaşlarını çözer. O zaman insan bir dünya manzarası değil, yeryüzüne paldır küldür yıkılmış bir cennet görmüş gibi olur. Endymion efsanesi işte bu dekor içinde doğdu. Endymion, Beşparmak dağında sürü-

I.OS lerini otlatan bir çobanmış. Kavalından başka bir varlığı olmayan yoksul bir çoban. Gündüz kayadan kayaya hoplayan boynuzlu, sakallı kara keçilerini gözler, yamacın mis kokulu kekiklerini yiyen sürünün titrek meleyişlerine kulak kabartırdı. Kavalı Endymion'un biricik dostu, sırdaşıydı. Dağlarda yapayalnız yaşa­ manın verdiği hürlük, açıklık duygusunu da, kalabalık şehirlerde oturan hemcinslerine öz­ lemini de hep bu kavala söylerdi. Endymi­ on'un kavalı yalnız çobanın sevincini, özlemi­ ni söylemekle kalmaz, kara dorukların, yeşil çimenlerin, bulut bulut yapraklarıyla sağa, so­ la serpilmiş ağaçların, cıvıl cıvıl akan suların da seslerini duyururdu. Bu ıssız dağlarda Endymion'u ne gündüz kavalını üflerken, ne gece taze çayırın üstüne uzanıp sere serpe uyurken kimsecikler gör­ mezdi. Yalnız, ay ışığı görürdü onun gürbüz bedenini, erkekçe güzelliğini. Ay tanrıçası Se­ lene, Endymion'a baka baka, gönül vermiş ona. Her gece üzerine eğilir, gümüş ışığıyla onu sarıp çayırın üstüne yatınca kollarını sev­ gilisine açardı. Selene de gökte ne zaman do­ ğarsa, nerede doğarsa, hemen çobanına ko­ şar, gövdesini ışınlanyla sarar, öperdi. Ne var ki, Selene bazı gece daha çok, bazı gece daha az kalırdı sevgilisinin yanında. Ayın Endymion'la hiç birleşmedigi karanlık geceler de vardı. Onlar Beşparmakların do­ rukları gibi kara, korkulu bir bekleyiş içinde geçerdi. Ama bu bekleyiş uzun sürmez, ilk ay gökte gözüktü mü, Endymion'la Selene gene kavuşurlar, denizden yeni çıkmış balıklar ka­ dar serin, diri, parıltılı gövdelerini birbirlerine degdirirlerdi. Her buluşmada ilk defa buluşuyormuş gibi olurlar, hiç tatmadıkları bir tadı dudaklarında eme eme duyamazlardı. Her öpüşte gövdeleri daha da aydınlanır, tepeden tırnağa nur kesilirdi, Endymion'la Selene için sevgi, ışığın ta kendisiydi. Ölümsüz tanrılar kimi zaman kıskanır in­ sanların mutluluğunu. Sevgiyle insanların bir çeşit ölümsüzlüğe ermelerini, tanrılara denk gelmelerini istemezler de ondan. Ama tanrı­ ların tanrısı Zeus, Selene ile Endymion'un bu hep yenilenen bitimsiz sevgilerinden hoş­ lanmış, Beşparmak dağlarının yoksul çobanı­ na bir armağan vermeyi kurmuş. Dile ben­ den ne dilersen, demiş ona. Endymion da ne dilesin, ölümsüz bir uykuyla uyumayı dile­ miş. O gün bugün Beşparmak dorukları ay ışı­ ğında karlı gibi ağarır. Ulu çamları uyuyan ve ışıklı düşler gören insanlara benzer. Nereden geldiği belirsiz bir esintiyle yaprakları ürperir, fısıldaşır zaman zaman. Ay ışığı göklere par­ mak uzatan doruklardan aşağı şu şırıltısı gibi şarıl şarıl akar. Yamaçlarda çobanların yaktı­ ğı ateşler mavi mavi tellenen ince dumanlar salar. Endymion'un kavalı yankılanır kayadan kayaya. Hep aynı sestir o, dağların ıssızlığını, insanların özlemini söyler. Ayın çevresinde yıldızlar kıpırdaşır. Gökler sanki yırtılmış, açıl­ mıştır. Beşparmak'ların çobanı Endymion'un ışıklı, ölümsüz mutluluğunu gözümüzle göre­ biliriz. Entoria. Roma'da Saturnus tapınağının ku­ ruluş nedenini açıklamak için Erigone örneği üzerine uydurulmuş bir efsane (Erigone). Tanrı Saturnus, İtalya'da bulunduğu Altın Çağda İkarios adlı bir köylünün kızı Entorlii ile birleşmiş, biri lanus, dört oğlu olmuş. İka­ rios'a da üzüm kütügüyle şarabı bağışlamış. Ama Roma köylüleri bunun kıymetini bilme dikleri için, tanrı veba salmış ortalığa, sonun da Roma'lılar Capitolium tepesinin eteğinde Saturnus'a bir tapınak kurmakla yatıştırmış­ lar tanrıyı (Saturnus, lanus). Enyalios. Savaş tanrı Ares'in ek adlarından biri. Enyo. Savaş tanrı Ares'in çevresinde bulu­ nan bir tanrıça. Çokluk, onun Ares'in kızı ol­ duğu söylenir, Hesiodos, Phorkys'le Keto'nun kızları Graia (Kocakarı)'lardan biri sa­ yar onu (Theog. 273). Homeros ise Ares' in yanından ayrılmayan ve "iller yıkan" bir tanrıça olarak tanımlar ve şöyle der (İl. V, 592): ... Başlarında Ares vardı, bir de ulu Enyo, amansız kavganın dizginini elinde tutardı o. Eos. Homeros'un "gül parmaklı" diye ta­ nımlayıp destanlarının hemen her bölümü­ nün başında andığı şafak tanrıça Eos'u, Hesi­ odos Titan soylu Theia ile Hyperion'un bir­ leşmesinden doğmuş ve Helios (Güneş) ile Selene (Ay) tanrıların kardeşi olarak gösterir

Epigon'lar. Sonra Tithonos'la birleşip Habeşistan kralı Memnon'u. yani birinci sefere katılan önderlerin oğulları ikinci bir saldırıya kalkışmayı düşü­ nürler. Memnon Troya savaşından bir sonuç alınma­ dığını görünce. io'nun tanrı Zeus'tan olan çocuğudur (Tab. Bkz. Eos onu bir saraya kapatıp kimselere göstermez olmuş. bazı alanlarda üstün yararlık göstermiştir: Patroklos için düzenlenen yarış­ malarda yumruk dövüşü birinciliğini alır. İşte o toplayacak ürünlerini taşkın Nil'in suladığı toprakların. iki kral soyunun atası olacak Epaphos da anası lo gibi tanrıça Hera'nın hıncına uğrar (lo). Efsaneye göre. Tithonos'a gelince. Prom.): Şafak tanrıça Astraios'la birleşip coşku yürekli rüzgârları doğurdu. 846 vd. üstü­ ne el değdirme" anlamına geldiğini ileri sürer­ lerdi. onu kıskanan Aphrodite gül parmaklı tanrıçayı durmadan âşık ol­ makla cezalandırmış. Kephalos'la birleşip Phaeton'u doğurur. 4). ta ki sonunda onu bir çekirge haline sokmuş (Tithonos). Hellen'ler Epaphos adının "dokunma. inek biçiminde dünyayı dolaştıktan sonra lo Mısır'a varır ve oğlunu orada doğurur. 10). Epaphos. Delphoi bilicilerinden aldıkları bilgi şu­ dur: Başlarında Amphiaraos'un oğlu Alkmaion bulunursa. Thebai'ye karşı Yediler'in sefe­ ri başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Eos'un evliliklerini şöyle anlatır Hesiodos (Theog. yani Troya soyundan olan Tithonos'u da Habeşis­ tan'a kaçırmış. Kızı Libya. nasıl bir zamanlar kocası Amphiaraos'u kandırmışsa. Epeios'un başka bir yararlığı Troya'ya so­ kulacak olan tahta atı yapmış olmasıdır. Eos bir sabah Ares'le de sevişmişti. Güneş'in ülkesi sayılan Yüzü Yanıklara Eos'un oğlu Memnon kral olmuş. "Zincire Vurulmuş Prometheus"ta İo'ya geleceği şöyle bildirir (Aisk. VIII.): O ülkede. Rüzgârlardan sonra Şafak tanrıça günün müjdecisi Şafak yıldızını doğurdu ve göklerin çelenk çelenk yıldızlarını. Polyneikes'in oğlu Thersandros'tan arma­ ğanlar alarak Alkmaion'u da kandırır (Eri­ phyle). İo bu kez oğlunu aramaya çıkar. Ephialtes. tanrı da bağışlamış ona bu­ nu. Doğuracağın çocuğun adı kara Epaphos olacak Zeus'un bir dokunuşuyla doğacağı için. Eos sevgililerini kaçırırmış: Dev Orion'u Delos adasına kaçırmış. Kephalos'u Suriye'ye. Aslında Ephaphos bazı ilkçağ yazarlarının da belirttiği gibi Mısır'ın öküz biçiminde simgeiendirilen Apis tanrının Yunancalaştırılmış biçimidir. Epeios. Çocuk doğar doğmaz Hera'nın buyru­ ğuyla Kureta'lar onu alıp kaçırır. Eos onun için ölümsüzlük istemiş Zeus'tan. Zeus orada akıl sağlığını geri verecek barışçı elinin dokunuşuyla. Epaphos. Bu kez Epi­ gon'lar. İlos'un oğlu. Sefere katılanlar şunlardır: Amphia­ raos'un iki oğlu Alkmaion'la Amphilokhos. Savaşta pek başarılı olmayan Epeios. bu yüzden yıllar geçince Tithonos buruştukça buruşuyor. gökleri arıtan Zephyros'u. Onun sözü Odysseia'da geçer (Od. Epaphos manevi babası Telegonos'tan sonra Mısır tahtına konar ve Nil ır­ mağının kızı Memphis'le evlenir. İo Mısır'a gelince Zeus elini sırtına degdirmiş ve böylece gene kadın olmasını ve oğ­ lunu doğurmasını sağlamış. 378 vd. Nil'in tam ağzında. lo Epaphos'u alıp Mı­ sır'a döner. 493 vd.rnrı ıcxs (Tab. bir set üstünde Kanobos adında bir şehir vardır. küçüldükçe küçülüyormuş.ı.). Orada yaptırdığı bir Athena tapınağına tahta atı yapmak için kullandığı bütün avadanlıkları tanrıçaya adamış derler. karanın bittiği yerde. Troya savaşına otuz gemilik bir filo ile gelen Akha önderi. . Aloeusoğulları. azgın esişti Boreas'ı ve Notos'u. Ama Zeus Kureta'ları öldürür ve İo'yu Suriye'ye Epaphos'un bulun­ duğu Byblos'a yöneltir. torunları da Agenor'la Belos'tur (Agenor). zaferi kazanacaklardır. Ne var ki Alkmaion ikirciklidir. gelmiş Akhilleus'a karşı çar­ pışmış ve onun elinden vurulmuş (Memnon). Oğluna da bu ne­ denle Epaphos adı konmuş. ne var ki Eos sürekli olarak genç kalması­ nı istemeyi unutmuş. Anası Eriphyle. Troya dönüşünde önderi Nestor'dan ayrı düşen Epeios Güney İtalya'ya varır ve orada bir şehir kurar. Ondan sonraki beşinci kuşaktan elli kız Argos'a istemeye istemeye dönecekler Yakınlarıyla evlenmekten kurtulmak için.

aldıkları doyumluğun bir bölü­ münü Delphoi'deki Apollon tapınağına adar­ lar. Erebos. er­ tesi sabah Epigon'lar girer ve Thebai'yi yağ­ ma ederler. spermasını bacağına akıtmış. Erekhteus'uıı birçok çocukları olmuş. Efsaneye göre. dayanılmaz bir istek duymuş ve başlamış kaçan tannçayı kovala maya. Tydeus'un oğlu yiğit Diomedes. Ki/ oğlan kız tanrıça bir yün bezle spermayı silip. Erekhteus bir kızı­ nı kurban eder. Thebai'liler de püs­ kürtülür.Adrastos'un oğlu Aigialeus. Savaşta. Titan İapetos'la Klymene'nin oğlu. Epimetheus. Delphoi bilicisi bu olayı İkarios ve Erigone'nin ölümleriyle ilgili gösterince. Gündüz). Günün birinde Atina Eleusis'le savacı girmiş ve Eleusis'e yardım eden Trakya kralı Eumolpos'a karşı koymak zorunda kalmış. Bu savaşı nasıl iyi bir sonuca eriştirebilecegl sorusunu Delphoi bilicisine sormuş. öbürleri de canlarına kıyacaklarına ant iç­ mişler. Erigone'ye babasının atıldığı yeri göstermiş. O gece. Pandion'un oğlu. Prometheus'la Pandora'nın kişilikleri onu büsbütün siler. Epimetheus'la Pandora'dan.). Tanrı Atinalıları şöyle cezalandır­ mış: Bir delilik salgını baş göstermiş şehirde. Poseidon'un bir oğlu olan Eumolpos'u yenince deniz tanrı öfkelenir ve Ze­ us'tan Erekhteus'u öldürmesini ister. komşularını şölene çağırmasını ve onlara şarabı tattırm. desteklediği insan soyunu yok etmek için ya­ rattığı kadını Epimetheus'a armağan olarak yollar (Hes. öbür altısı da intihar ederler. Menoitios ve Prometheus'un kar­ deşi (Tab. bilici Teiresias'ın verdiği öğüt üzerine Thebai'liler şehri boşaltırlar. Günün birinde tanrıça Athena Hephaistos'un işliğine silah ısmarlamaya gelmiş. Epigon'lar saldırıya Thebai çevresindeki köy ve kasabaları yok etmekle başlarlar. Aldığı cevap şu: Kral yedi kızından birini kurban ederse zaferi kazanacaktır. Erebos'la Nyks birleşir­ ler ve ışıklı varlıklar meydana getirirler: Aither (Esîr) ve Hemera (Gün. buna karşılık ona asma kütügüyle şarabı armağan etmiş. Parthenopaios'un oğlu Promakhos. Dedesinin efsanesinden ayrılmayan efsanesi sonradan başka katkılarla değiştirilmiştir. Kızı Erigone'yle sevişmiş ve Staphylos (üzüm) adlı bir oğulları olmuş. Bir gün tanrı İkarios'a bir tulum dolusu şarap vererek. Atlas. Eteokles'in oğlu Laodamas'in önderliğinde şehirden çıkıp saldırı­ ya girişirler. Erikhthonios tanrı Hephaistos'tan dogmadır. o da Prometheus'un Zeus'tan armağan alma dediğini unutur ve tanrıların özene bezene yarattıkları Pandora'yı alır. Kapaneus'un oğlu Sthenelos. likslnerek yere atmış. İşi. 24). 84 vd. Yeraltı karanlığını simgeler. Adı "yün" ve "toprak" anlamına gelen iki kökten türemedir. yeryüzünde karanlık saçan Nyks gibi Khaos'tan dogmadır. ama Laodamas Alkmaion'un kargısı altında can verir. onunla evlenir (Pandora). Erekhteus. Deukalion'un karısı olacak Pyrrha doğar. biri ölür se. Atina'nın ilk krallarından biri (Tab. Bu bayramın bir benzeri de Roma'da vardı (Entoria). Zeus'la Mnemosyne'den dogma do­ kuz Musa'lardan biri. Erikhthonios'un torunu (Tab 24). onu sopalarıyla vurup öldürdükten sonra. İkarios adlı bir Atina'lının kızı. Thebai'liler. Zeus bahtsız kralın üstüne yıldırımını salar. bunlardan yedi kı/ı birbirini o kadar çok severlermiş ki. Erebos. Atina kralı. Atina'lılar Erigone için bir bayram düzenlemişler. Sanatlardan lirik şiiri ve özellikle aşk şiirini simgeler ve esinler (Mu­ sa'lar). Erato. Erikhthonios. Toprak ana döllenmiş. Topal tanrı birdenbire tutulmuş ona. Zeus onu Prometheus'a karşı kullanır: Prometheus'u ve onunla birlikte. ne var ki ondan çok daha silik bir tip olarak çıkar karşımıza. Köpeği. genç kızlar çıldırıp asıyorlarmış kendilerini. kız da üzüntüsünden oradaki bir ağaca asmış kendini. . Epimetheus Yunan mythos'unda Adem'in rolünü oynar. Polyneikes'in oğlu Thersandros ve Mekisteus'un oğlu Euryalos. Erigonc. Tanrı Dionysos Yunanistan'a ilk geldiğinde İkarios'un evinde konuk kalmış. Topal olduğu halde.ı sini söylemiş. yetişmiş ona ve sarılırken. Ama sarhoş olan komşular İka rios'un kendilerini zehirlediğini sanmışlar. 3). Epimetheus îapetos oğullarının en akılsızı ve bu bakımdan Prometheus'un tam karşıtıdır. ölüsünü götürüp bir yere atmışlar.

Ama pusuda bekleyen oğlu uzattı sol elini ve sağ elindeki tırpanla koskoca. Erinys'ler suçu işleyenin ve özellikle adam öldürenin peşine takılan köpekler diye düşü­ nülür. kimi zaman da üç olarak gösterilen öç alma tanrıçaları Erinys'lerin doğumunu Hesiodos şöyle anlatır: Kronos anası Gaia'nın verdiği tırpanla Uranos'un hayalarını keser (Theog. bir uğursuzluk sayılır. Kimi zaman bir. bu köpekler dişidir. öbürü de AkhiUeus'un lalası Phoiniks'tir. kendisi gidip sığınacak bir yer bulmalı. Erikhthonios . kan döker. Bundan amaç. ve bunlardan gebe kalan toprak yıllar sonra doğurdu yaman Erinys'leri. indi yere arzudan yanıp tutuşarak. Zeus'un kızları sayılan Litai (Yalvan) tanrıçalar suçlular adına aracı olur­ lar. Bebeği sepette iki yılan arasında gören Kekrops kızları çıldırarak ken­ dilerini Akropolis'ten aşağıya attıktan sonra. İnsan ne zaman suç işler. Sürgünde yaşarlar. bu yüzden de sürülür.ERİNYS'I ı R bundan. kısas kurallarını uygu­ layarak adam öldürür. kurtulmuş olur.Athena'nın tapınağına kadar sürünmüş ve kalkanının altı­ na girerek büyümüş. Bu sürecin nasıl sahneye konduğu üzerinde durmadan "suç" kavramını incelememiz gerek. insan tanrılara yakarmak. Homeros dünyasında bu suçun cezası bi­ zim hak ve hukuk anlayışımıza göre hafiftir: Yurdunda adam öldüren yurdu için bir pislik. öç tanrıçalarını.): Koca Uranos geldi kara geceyle. onlar babasını ve özellikle anasını öldüren suçluyu kovalarlar. Ama boş değildi elinden savrulup giden: Kanlar fışkırıp saçıldı içinden ve hepsi gömüldü kaldı toprağın bağrında. Erinys'ler. amansız tanrı­ çaları yatıştırmak. Erinys' lerin en çok rol oynadıkları şiir eseri Aiskhylos'un "Agamemnon". Ne var ki işledikleri suçlar Erinys'lerin kovala­ masını gerektirmez.276vd. sivri dişli tırpanla biranda kesti babasının hayalarını ve kaldırıp attı arkasından bir yere. Orestes de böylece suçundan ve çektiği vicdan azabından arın­ mış. Bunlardan biri Patroklos. Yunan mythos'unda ünlü bir ba- . Kutsal alanda yetişen bu gence kral Kekrops sonradan Atina krallığını vermiş. Öç köpekleri herhangi bir adamı öldürenlerin peşine takılmaz. Peleus'un ya­ nına sığınmış kişilerdir (Patroklos. Zeus'tan bağışlamayı elde ederler (Yalva­ rırlar). Sonraları Erinys'lerin üç kadın ve adlarının da Alekto. Athena da çocuğu Kekrops'un kızlarına ema­ net etmiş (Aglauros). Sayılarını ve isimlerini vermez. upuzun. Her ikisi de yurtlarından kovulmuş. ki­ mi zaman bilmeyerek öldürür. bir erkek çocuk çıkarmış ortaya. Pandion'dan da Erekhteus dolmuş (Erekhteus). kendi­ sini arındırmayı göze alan bir temiz adam bulmalı ve ona hizmet etmelidir. Eumeni­ des tragedyasında babası Agamemnon'u öl­ düren anası Klytaimestra'dan öç alan Orestes'in peşine takılan Erinys'ler sonunda birer af tanrıçasına dönüşürler. insanlar arasında da mümkün olmalıy­ dı. Bir Nympha ile evlenen Erikhthonios Pandion'u yaratmış. der Hesiodos. yani adam öldü­ rür? Yunan efsanesinde adam öldürme çok­ luk bir yanılgı sonucunda olur: Ate tanrıça in­ sanı gaflete düşürür ve insan istemeyerek. Tisiphone. kurbanlar kesmekle affı­ nı sağlayabilir. Aynı görüşle. Homeros destanlarında adı geçen birçok ünlü yiğitler suç işlemiş kişilerdir. kötülüğü iyiliğe çevirmele­ rini sağlamaktır. Suçtan arınma yalnız tanrılar katında değil. ne var ki Yunanlıların sık sık başvurdu­ ğu "euphemismos" denilen bir dil çaresiyle Erinys'lere "Eumenides" yani "iyi niyetliler" adı takılmıştır. ama konuklan seven ve koruyan Zeus tanrının ko­ lu kanadı altında bulunduklarından sürgünleri tatlı gelir onlara.ki topraktan dogma bütün ya­ ratıklar gibi yılan kuyrukluymuş . kan kokusunu he­ men alıp koşarlar ve peşine takıldıkları suçlu­ yu sonsuzca kovalayarak çıldırtırlar. yaklaşıp sardı toprağı boydan boya. kimi zaman bir­ çok. "Khoephoroi" ve "Eumenldes" trilogia'sıdır. Bu eşsiz tragedya anıtinda son oyun Erinys'lerin adını taşımakta­ dır. Megaira olduğu kabul edilmiştir. Erikhthonios'un dört atlı arabayı keşfettiği ve Atina'ya para ve Panathenaia bayramı gi­ bi yenilikler getirdiği söylenir. sert ve tehlike­ li olarak bilinen Karadeniz'e "Pontos Eukseinos" yani konuksever deniz denirdi. Bir de kan davası güderek. Her iki halde de su­ çundan arınmak için çareler vardır. Bu tanrıçalarla birlikte Devlet ve Orman perileri doğmuştur. Phoiniks).

Oidipus babası Laios'u bilmeyerek öldü­ rür. insan kanı içmiş bu evde oyalanan koro. Orestes eylemini haklı gösterir: Evet. ama sesi kulağa hoş gelmiyor. — Seni ben değil. ananın kinli köpeklerinden sakın Or. Klyt. kader ağırlığı yerine insanların mahkeme­ si. Klytaimestra oğ­ lunun ne amaçla geldiğini anlayınca. — Ya babamınkilerden nasıl kaçarım senden sakınırsam? Klyt. Pytho tanrısı Loksias'tır. tek sesli söylüyor ezgilerini.): Klyt. birdenbire yanı başında kara urbalı kadınlar belirir. Aigisthos'la Klytaimestra'nın cinayet hazırla­ dıklarını sezer ve bu sezgiyi şu sözlerle dile getirir (Ağam. uyandırır köpekleri. Piyesin sonunda sahnede Agamemnon'la Kassandra'nın yan yana yatırılmış ölüleri gö­ rülür. evet. onları canlandırmaktaki . Atina din ve devlet anlayışını yüceltmekte ve yeni yeni kavramlar kurup.K ba. 1186 vd. övgü değil çünkü söyledikleri. Erinys'ler korkunç hırıltılarla dört dönmektedir çevresinde. ama suçu Alkmaion'unkinden da­ ha da ağırdır.UİNYS'l. Erinys'ler değişir. yavrum benim? Or. Apollon oklarıyl. Traged­ yanın sonunda yenilgiye uğrayan Erinys'ler korosu öfkeyle çekilmek üzeredir ki. sahnedeki kapı açılıp ge ne ikisinin ölüsü görülür. sonuç mahkemenin vereceği oylara bağ­ lıdır. oysa Orestes bile bile öldürür anası Klytaimestra'yı. tanrıların tik­ sindiği pis bir kadındı anam. yalvar­ maktadır. yedi yıl sonrasını gösteren "Khoephoroi" (Sunu taşıyan kızlar) adlı tragedyada Orestes öç alıcı olarak anası­ nın karşısına dikilmektedir. bir de ana katili vardır: Oidipus'la Ores­ tes.l. oysa benim eli­ me güç katan. Böylece tanrı kara­ rı. Apollon gelir. senin de ölmen gerek. buna karşılık Atina halkın­ dan sonsuz saygı göreceklerdir. Aiskhylos'un. Mykene'de yönetimi ele alan çift kendi ölülerinin öcünü almak için kralı ve Troyalı tutsağını öldürmüşlerdir. Ellerinden taptaze kan dam­ lamakta. daha bi­ linçlidir (Alkmaion). — Demek bir yılan doğurmuş. Ana oğul ara­ sında şöyle bir konuşma geçer (Khoe. insan kanı içmiş yüreklenmek için. Agamemnon tragedyasında Mykene kralıy­ la birlikte Troya'dan dönen bilici Kassandra. Orestes Athena tanrıçanın verdiği bir oy fazlasıyla beraat eder. adaleti gerçek­ leştireceklerdir. Athena onları Atina'nın koruyucuları olarak şehirde kalmaya çağırır. Alkmaion gibi o da babasının kanına giren anası­ nı öldürür. Koro yakınır. İki hak ve hukuk anlayışının çarpıştığı bir mah­ keme: Geleneksel kısas kurallarını simgele­ yen Erinys'ler. Orestes anasını öldürür. Orestes'in davası Athena'nın tapınağı önünde görülecektir bu kez. —Diriyken boşuna mı yakarıyorum bir mezara karşı? Or.): Bir koro var ki. iyi niyetliler diye çıkarlar ortaya. yani Areopagos kurulmuş olur. saçları yılanlarla örülmüş Erinys'ler bunlar. derken Klytaimestra'nın tayfı dür­ ter. — Ama bak. çünkü daha hesapb.ı onları kovduktan sonra sahne değişir ve Atina'daki Akropolis görülür. Tam bir mahkeme sahnesidir bu. Bunların öcünü ala­ cak kuşak da yetişmekte.I. hiç ayrılmıyor bu evden. bu­ nun simgesi eski hukukla yeni hukuk anlayı­ şının birleşmesi olsa gerek. daha önce Algis thos'u da vurmuştu. 922 vd. — Babamı öldürdün ya. der. Erinys'ler bun­ dan böyle Atina'ya bet bereket saçacak tan­ rıçalar olarak intikamı değil. bakar ki Gorgo yüzlü. ama o da babamı öldürmüştü. gördüğü ceza korkunçtur. —Ananı mı öldüreceksin. Orestes bağırır. yani Apollon'dur. Klyt. kendin öldüreceksin. urbası­ nı yırtıp memesini gösterir ve Orestes'in ayaklarına kapanarak yalvarır. onla rı uyutur. anamı öldürdüm. Zoratarsm onu bu konaktan: Aynı soyun Erinys'leri bunlar. Atreus' tan bu yana üçüncü ölüm kasırgasıdır bu. büyütmüşüm ben. Böyle konuşurken. kendini ve eylemini savunan bir insanla karşı karşıya gelip tartışmaktadır­ lar. So­ nu nereye varacak? Ate'nin öfkesi dinecek mi? Üçüncü "Eumenides" tragedyası Delphoi tapınağının önündeki bir sahneye açılır: Apollon'a sığınmış olan Orestes evrenin gö­ beği sayılan taşın üstüne yıkılmış. çağırır ve deli gibi atar kendini dışarıya.

ği kararı Paris'in yargısına bırakılır (Paris). öteki kötülemeye. Eros'un doğuşunu anlatmak için yepye- Eriş. ayağını çözer tanrıların. Ama daha sonra. Hesiodos'tan başka theogonia ve kosmogonia'larda da Eros'a yer ayrılır. Özden apayrıdır bu iki kavga. sonra geniş göğüslü Caia. Cehennem kavramına yaklaşan bu görüşler Roma mythos ve şiirin­ de Etrüsk etkisiyle gelişmiş olabilir. insanları yeral­ tında cezalandıran tanrıçalar olarak görülme­ ye başlar. İnsanlara yararlıdır o kavga. Erinys'ler. Eros. yahut da Gece'den dog­ ma evren yumurtası ikiye bölünüp yarı kabu­ ğundan gök. Hesiodos'un bu kavgasına rekabet ya da ekmek kavgası demeli. Orfizm deni­ len ve şair Orpheus'tan geldiği ileri sürülen mistik akımda da Eros'un dünyayla birlikte kaos'tan çıktığına. Göklerdeki tahtında oturan Kronos oğlu toprağın özüne kattı onu. Ne kadar belalı tanrı ve tanrıça varsa. 116 vd. buyruğuyla. yani kendi kendi­ liğinden doğurma ilkesini bazı tanrısal varlık­ lar için sürdürür.ustalığı bu üçlüde en yüksek zirvesine eriş­ miştir. Eski metinlerde beliren bu inanış Vergilius'un "Aeneis" destanında dile gelmek­ tedir: Erinys'leri Tartaros'un dibinde ruhlara ellerindeki kamçılar ve yılanlarla korku salıp eziyet eder görürüz. en güzeli ölümsüz tanrıların. Sonra da ikinci eseri "İşler ve Günler" de iki kavga ayırır. ilk tanrılar ara­ sına nasıl yerleştireceğini iyice bilemez. insanı kanlı savaşa götürür birisi. Eros'un da doğduğuna inanılmakta­ dır.. Eros'un devler. ve insanların da. Eriş. o karşı gelinmez yaratık sarsıyor beni. akıl ve istem güçlerini.): Khaos'tu hepsinden önce var olan. Eriphylc. o Eros ki elini. kolumu çözen. hem tatlı hem acı Eros.). Üç Güzeller yarışmasında da bir rol oynar. yarı kabuğundan toprak ortaya çıkınca. Kavga tan­ rıça Eriş. 11 vd. Karasevda ve İhtiyarlık gibi tanrılaşmış kavramlardan hemen sonra gelir doğum sırasında. Hesio­ dos yaratılışı anlatırken Khaos'tan hemen sonra Eros'u sayar. Mantineia'lı Diotima'nın görüşlerini anlatır. İhanet. kötüsü. Amphiaraos ve adları altında anlatılmıştır. O kavga ki eli tutmaz insanları bile işe sürükler. Titanlar gibi azman yaratıkların birleşmesinde ne gibi bir rol oynadığını tanımlamakta güçlük çeker. Öteki kavgayı daha önce doğurdu yüce Karanlık. onun etkisini insan dün­ yasında açıkça gördügü'halde. Sokrates bir kadın bilici. Diotima'ya göre Eros bir tanrı bile değildir. biri insana zararlı. İlkçağın en içli ve bilinçli aşk şairi Sappho da Hesiodos'a benzer bir tanım­ lama verir: Gene Eros. ama bu evrensel ilkeyi gene de saymış olmak için şöyle der (Theog. Peleus'la Thetis'in düğününe hır çı­ karmasın diye çağrılmadığı için altın elmayı tanrıların dügtin sofrasına atar da. Thebai efsane çembe­ öyküsü Adrastos. Ve sonra Eros. biri faydalı ve şöyle tanımlar ikisini de (İşi. 226 vd. Ana Toprak. elimi. biri övülmeye değer. bizim "cin" diyeceğimiz bir yara­ tıktır. tanrıların da ellerinden alır yüreklerini. Eros. üstüne "en güzeline" yazdığı altın elmanın kime verilece­ . Zorla girer bu kör dövüşüne ölümsüzlerin zoruyla.): İki türlü kavga vardır bu dünyada. rastos'un riyle ilgili Alkmaion Argos kralı Talaos'un kızı ve Adkızkardeşi. Yaşamın özünde gö­ rür onu Hesiodos ve kardeşine kötü değil de iyi kavgadan yana gitmesini öğütler. ölüm ve yıkım getiren ne kadar varlık varsa hepsi Nyks (Gece)'ten dogmadır. ölüm­ lüyle ölümsüz arası bir varlık. Zaman geçince. Platon'un "Şölen" adlı diyalogunda herkes kendine göre sevginin tanımlamasını yaptık­ tan sonra. ilkçağın en eski metinlerinden beri evrende birleşme ve üretmeyi sağlayan doğal bir güç olarak karşımıza çıkar.. hiçbir ölümlü sevmez onu. Bu kavga Troya savaşı gibi yüce bir çatışma­ nın kaynağıdır. Hesiodos ona "azgın yürek­ li" der ve kendi doğurduğu varlıkları sayar (Theog. giderek "parthenogenesis". Yunanlıların "daimon".

yolda ölmüş. ağaçları bir bir kesmiş. As­ lında ne ölümlü. Eteokles. Delos'taki Apollon tapmağına git­ miş. Aphrodite ile Poseidon'un oğlu olduğu da söylenir. Sevgi'nin karakterini anasıyla babası arasındaki karşıtlığın sonucu olarak şöyle anlatır: "BoUuk'la Yoksulluk'tan doğan Sevgi'nin talihi de ona göre olmuş. Kral Oldlpu . Herakles de efsanelik yaban domuzunu öldürmüş (Herakles). d). bu yüzden gözleri kör olmuş.' yol köşele­ rinde yatar. Oidipus'la lokaste'nin oğlu. hiçbir tanrı Eros kadar şairlere konu olmamıştır. Erysikhton hiç aldırmamış. büyücülükte eşsizdir. Geryon'un öküzlerini bekleyen sı­ ğırtmaç. hüner anlamına gelen Poros'un ogluymuş. Erythion. Erysikhton ne ye­ se doymuyormuş. yaşar. bu biçimle de günümüze kadar gel­ miştir. 203c. (2) Arkadya'da akan bir ırmakla aynı bölge deki bir dağın adı. Sev­ gi'nin hiçbir zaman kanmadığı. (1) Thessalia kralı Triopas'ın oQlu. giderek tehlikeli bir çocuk biçimine girmiş. Herakles bu sürüleri çalmak için Erythion'u da. yoksulluktan kurtulamaz. Bu efsaneler Eros'un özün­ deki çok yönlülüğü dile getirmek için sonra­ dan uydurulmuştur. Ne var ki hiçbir tanrı Eros gibi zaman ve mekâna göre değişik bi­ çimlerde yansıtılmamıştır. 19). (1) Apollon tanrının oğlu. Ne yapsın. (2) Kekrops'la Aglauros'un oğlu. ama krallığına el koymayıp akrabalarından birinin günün birin­ de oraya yerleşeceğini söylemiş ve öyle ol­ muş: Tarihsel çağlarda Dor'lardan bir grup Eryks dagma yerleşmişler. şiirde olduğu kadar resimde de iz bırakmış ve Rönesans'ta ikinci ve çok canlı bir gelişme görmüştür. taşkın bir adammış. ne de varlık içinde" (Şöl. Erymanthos. yürekli. Atina'lı kahraman. Demeter de onu din­ meyen bir açlığa çarpmış. Adı Herakles efsanesine karış­ mıştır: Geryoneus'tan aşırdığı sürüleri götü­ rürken Herakles bu Eryks'e rastlamış. Adonis'le seviştikten sonra Aphrodite'yi ha­ mama girer görmüş. Yaban domuzlarının çok olduğu bu bölgede Artemis avlanmayı sevrı (Od. ya da Eileithyia veya İris'in çocuğu olduğu söylenir. bayırda. anasına çek­ miş. kalkar. Eileithyia' nın eski bir heykeliyle döner­ ken. Eryks. tanrılar işmarlarla onu alıkoymaya çalış­ tıkları halde. Başka efsanelerde Eros'un Aphrodite ile Hermes'in oğlu. çoklarının sandığı gibi hiç de öy­ le ince ve zarif değildir. Böylece Eros tanrı evrensel bir ilkeden. yaman avcıdır. pistir. buluş­ lara düşkündür.ni bir efsane uydurulur: Yoksulluk tanrıça (Penia) ile Bolluk tanrı diye çevirdiğimiz. alaycı ve ya­ ramaz. Günün birinde Demeter'e adanmış bir koruluğu kesmeye kalkış­ mış. Sevgi her şeyden önce her zaman yoksuldur. iyinin peşin­ dedir. sonra yine babasının tabia­ tı gereği bir çaresini bulup dirilir. tersine kabadır. Oğlunun öcünü almak için Apollon da bir yaban domuzu olup Adonis'i vurup öl dürmüş. sürülerin bekçisi köpek Orthos'u da öldürür (Hes. evsiz barksız. Erysikhton. fikirlere. Sem­ bolik bir anlam taşıyan bu masal Psykhr bal ligi altında anlatılmıştır. ya da kardeşi. Bkz. insanları oklarıyla kovalayan ve yaralayan kanatlı. VI. güreşmişler ve He­ rakles Eryks'i öldürmüş. 103). dağda. Uranos'lu Aphrodite'nin Hermes'le birleşmesinden Eros doğ­ muş. İskenderiye sanatıyla başlayan bu Eros simgesi Roma'da Amor-Amores diye epey tutunmuş. hep arayan. Öylece Sevgi her zaman ne yokluk içinde­ dir. Dione'nin kızı Aphrodite'den de Anteros (karşılık aşk). yalınayaktır. 292). Tanrılardan korkmaz. açıkta. Eros'u ele alan en güzel efsanelerden biri Apuleius'un "Eros ile Psyklıc" masalıdır. Eryks yiğide meydan okumuş. varını yoğunu yiyip bitir­ dikten sonra. Esîr. dayanıklıdır. arzulayan bir duygu olduğu dile getirilmiş olu­ yor bu parçada. kendi kendini de yemiş. Polineikes'in kardeşi (Tab. bir­ denbire de ölür. Bir şeyin eline geçmesiyle elinden kaçması bir olur. Üstünde ünlü bir Aphrodite tapınatjı bulunan Sicilya dağına adını veren efsanelik kral. atılgan. as­ lında her derde deva. Theog. ne ölümsüzdür. Babasına çeken tarafıyla da hep güzelin. Bakarsın aynı günde bolluk içinde gelişir. kapı önlerinde. hep tuzaklar kurar. Aither.

m» . Babası yiğidi bağış­ ladığı halde. Polyneikes de şehirden ayrılır. Akhilleus esir aldığı Priamos oğlu Lykaon'u Euneos'a satar (Lykaon). Marpessa). Odysseus domuz çobanının kulübesine ge­ lince. Herakles'in ellerini yıkarken Eunomos yanlışlıkla suyu yiğidin ayaklarına dökmüş. Odysseus'la aralarındaki ko­ nuşmalar Odysseia romanının gerçekçi yanı­ nı ve zamanın yaşama koşullarını açığa vurup yansıtan değerli belgelerdir. oysa Polynei­ kes mezardan yoksun bırakılır (Antigone). Euneos. Eteokles Polyneikes'le teke tek savaşta can verdikten son­ ra. Bunun üzeri­ ne Polyneikes Argos kralı Adrastos'a başvu­ rur (Adrastos). Eumaios. içinde boğulan Euphrates'in adı verilmiş. Odysseia'da önemli bir rol oynayan İthake'li bir domuz çobanıdır. Bir yıl sonra hakkını aramaya gelince. mülkünü yeni baştan ele ge­ çirmekte yardımcı olur ona. İphis'in kızı Kapaneus'un karısı. bu savaşta Atina kralı Erekhteus elinden öldürülür (Erekhteus). Irmak Euneos adını alır (idas. Atlantis'in yerlisi (Atlantis). Poseidon'un oğlu. Eteokles yö­ netimi ona vermeye razı olmaz. Hora'lar). VII. Tanrı Ares'in oğlu. kocasının odun yığınına atılarak. Hypsipple). Euadne. Eunomos. Thebai'ye karşı sefere hazırla­ nan Yediler ordusu saldırıya başlamadan ara­ larından Tydeus'u elçi olarak gönderirler. Euenos atlarını vurduktan sonra kendini orada akan bir ırmağa atar. Epigon'ların Thebai'ye saldırısı sırasında Eteokles'in oğlu Laodamas kraldır. Kı­ zı Marpessa'ya bir talip çıktıkça babası onu öldürür ve kafasını Poseidon tapınağına asarmış. günün birinde oğlunu karısının yanında uyur görmüş ve onu bir yabancı sa­ narak öldürmüş. Euphrates. yemek verir ve dilenci pozunda olan efendisinin uydurduğu hayat hikâyesini dinledikten sonra. Horalar­ dan biri (Themis. onunla bir­ likte yanar (Kapaneus). Troya savaşına kendi katılmadığı halde.j. Herakles kendi kendine ceza vermiş.Thebal'dcn kovulunca. neşe anlamına ge­ len Euphrosyne üç Kharit'lerden biridir (Kharit'ler). Aitolia kralı. ama İdas tanrı Poseidon'dan kanatlı bir araba aldığı için onu ya­ kalayamaz. malını. ağırlamakla kal­ maz. Kalydon kralı Oineus'un sarayın­ da şarap sunan delikanlı. Atina ile Eleusis arasında kopan savaşa karı­ şır. İlkin tahta oturan Eteokles'tir. Eumaios onu saygıyla karşılar. Euphrosyne. konuğunun özlemini çektiği efendisi ol­ duğunu anladıktan sonra da talipleri öldür­ mekte. Odysseus uzun serüvenlerinden sonra yurdu­ na ilk ayak bastığında Eumaios'un yaptığı ve yönettiği ahırlara gider ve babasının sadık uşağı olan bu "tanrısal" çobanbaşı ile bulu­ şur. Eleu­ sis başrahipleri "Eumolpides" adını benimse­ miş ve atalarının Eumolpos olduğunu kabul ederlerdi. Eunomia. 467 72). ona bir döşek serer. Eumaios'un anlattığı bu öykü ilginç bir roman ve o zamanki Akdeniz çevresinde ise yoğun bir gidiş geliş olduğunu açığa vurur (Od. Trakya kralı. XV. Euneos. sonra da yanlışlığını anlaya­ rak kendini nehre atmış. Bunun üzerine saldırı başlar. Euenor. Euenos. Themis'le Zeus'un kızı. Adı sevinç. karısı Deianeira ve oğlu Hyllos'la bir­ likte Kalydon'dan göçüp Trakhis'e yerleşmiş. Herakles de çocuğa bir tokat atacak olmuş. Eteokles'le Polynei­ kes aralarında bir anlaşma yaparlar: Her yıl biri kral olacaktır. Eumaios. lason'un Argonaut'lar se­ ferinde Lemnos adasına varınca Hypsipyle'den olan oğludur (Argonaut'lar. Odysseus'un sütninesi Eurykleia kadar sevimli. Eue­ nos da peşine takılır. Akha'lara Lemnos şarabı gönderir (İl. O zamana kadar Medos adını taşıyan nehre. Sonunda Marpessa'yı İdas kaçırır. Thebai'de törenle gömülür. Eumaios ihtiyar bir dilenci kılığında olan Odysseus'u konuklamak. ama Eteokles gene anlaşmaya yanaşmaz. cömert ve akıllı bir kişidir. 389 vd. Eumolpos. Ama tokadı o kadar sert indirmiş ki çocuk ölmüş. kendisinin de bir kral oğ­ luyken nasıl kaçırılıp İthake'ye getirildiğini anlatmaya koyulur. Eumolpos Eleusis myster'lerinin kurucusu olarak tanınır. Fırat nehrinin adını açıklamak için uydurulmuş bir efsane: Euphrates adlı bir adam varmış.

Zaten aşk tanrıçası Aphrodite. Kharit'lerin arasında nasıl ışıldarsa. İki kıta. sepetlerini çiçeklerle doldururlardı.. Hiç boğaya benzemiyor. 53). kendisini ıssız bir yerde tek başına bırakmaması için boğaya yalvardı. ölümlerinden sonra ölüler ülkesine yargıç yapıldılar. ona tutulduğunu. Öv/e tatlı. Eurybie. Hesiodos'un Theogonia'sında Pontos'la Gaia'dan. ıslanmasın diye mor eteğini topluyordu. Gözleri. Sanki Europa'nın. Zeus onu görünce dayanamadı. Thaurnas ile Keto'nun kız kardeşidir (Tab. o da oklarından birini Zeus'un kalbine saplamıştı. bütün bir kıtaya adını vermiştir (Tab. s. Yalnız sepetler mi. Yaşıtları gibi. kendi yaşındaki kız arkadaşlarını topla­ dı. Sonunda dayanamadı. Orada oyunlar oynarlar. Boğa. Hepsi de bilirdi ki.. Europa'yı doğurduğunu ileri süren Asya. iyi bir insan gibi Yalnız konuşmuyor. . Nereus. mitologya'da oğullarından daha önemli bir yer tutar. Öteki kıta ise. Pallas ve Perses 'i doğurur. Phorkys. Aşk tanrıçası. sonra Zeus'un İo'yu yeniden kadın kılığına sokusu çiziliydi.Europa. onu kendisi al­ mak istemişti. ama Zeus yine de ne olur. yani denizle topraktan doğmuş.. uyku­ dan uyanmış. 11). içlerini dolduran çiçek­ ler de ne kadar güzeldir. Tl tan'lardan Krios'la birleşip. Poseidon'la Libya'nın oğlu. Çiçek toplayan kızların arası­ na indi. öyle güzel bir boğa ki bu. Nergisler. önlerinde. İo'nun yıllarca acı çekme­ sine karşılık Europa. Astraios. çocukları oldu. sırtı­ na binmesini ister gibiydi: Sırtına bindirip gezdirecek bizi.. kendisini paylaşmak istemişlerdi düşünde. Seviştiler. "Bu boğa olsa olsa bir tanrıdır" diye düşünüyor­ du. Yanlarında. kaşları yerinde gümüş yaylar çizili. 6). gamsız. menekşeler. Sulardan. gördüğü düşü yorumlamaya çalışıyordu. kendisi için çok ilgi çekici bir yaratığa ilişti. Zeus'un Euro­ pa'yı kendisine verdiğini söylemişti. boynuzları yeni ayın görünüşüne benzeyen güzel. Güneybatıdan eser. Europa'nın Zeus'la seviş­ tiği sıralarda Hera nerelerdeydi. Bilinen bir şey var: Tanrılar tanrısı. Ama Euro­ pa. en güzel se­ pet Europa'nın sepetidir. Argos'un öldürülüşü. ne olmaz diye korktu. Fenike kralı Agenor'un kızı Europa tanrılar tanrısı Zeus'un sevgisini kazanmakla ölmez bir ün salmış. gördüğü yaratıklardan korkan Europa. Hera uzaklardaydı o sırada. gülümseyerek. yüzyılda yaşamış İskenderi­ ye'n bir şairin. kırmızı yaban gülleri. deniz kıyısındaki çiçek tarlasına gittiler. Koyu kahverengi. Io'nun serüvenine benzer bir serüven ya­ şayan Europa'nın öyküsünü Edith Hamilton'un Ülkü Tamer'ce yapılmış çevirisinden okuyalım (Varlık yayınları. Zeus bir ilkbahar sabahı gökteki sarayında oturmuş. Ötekilerin de binmesine fırsat verme­ di Zeus fırlattığı yıldırımların hızıyla denize daldı. Şafak tanrıça Eos'la Astraios. Girit adasına gittiklerini söyledi. tembel tembel yeryüzünü gözetli­ yordu. Gördüğü bu garip düşü yorumlayamadı Eu­ ropa. Europa'nın ünü daha da yaygındır. Hephaistos yap­ mıştı o sepeti. borulannı öttürerek Tritonlar ve Zeus'un kardeşi Poseidon gidi­ yordu. Euros. oğlu Eros'a söylemiş. Europa. düşmemek için bir eliyle boğanın ko­ caman boynuzunu tutarken. Moskhos'un şiirinde anlatılır). ya da Typhon'dan doğduğu söylenen dört ana rüz­ gârdan biri. bilinmiyor. Europa da yaşıtları arasında öyle ışıldıyordu. ansızın. Bir süre sonra Girit'e ayak bastılar.Eurybie. çekici bir boğa olup çıktı. bir boğa sırtında deniz­ ler aşıvermenin yarattığı birkaç saniyelik şaş­ kınlık ve korku bir yana bırakılırsa. Bir boğa kılığına girdi. arkalarında garip deniz tanrıları Nereid'ler.. cevap vererek kendisinin tan­ rılar tanrısı Zeus olduğunu. yeryüzünde öyle tarafsız davrandılar ki. Zeus'la sevişmesi yüzünden adı coğrafyaya geçen tek kadın İo değildir. (Bu öykü. Onu sevdi. öteki eliyle de. boğanın sırtına oturdu. O ilerledikçe dalgalar iki yana açılıyor­ du. hiç üzülmerniştir denebilir. Europa'nın oğullarından ikisi. sümbül­ ler. gönlü ne dilerse onu yapıyordu. bizim keşiş­ leme dediğimiz rüzgârdır. Minos ve Rhadamanthys. III. okşadı. Güzel Europa. Hemen eğildi boğa. inek oluşu.. Europa da boğayı gö­ rünce dayanamayıp yanına geldi. tasasız. Üstünde İo'nun öyküsü. Orada Mevsim'ler karşıladı kendilerini. kadın kılığında.

347-380). Eurynome. ama başaramazlar (XXI. onu poh­ pohlar.). ama büyücü kadının kurduğu tuza­ ğa düşmez ve geri gelip Odysseus'a Kirke'nin arkadaşlarını domuza çevirdiğini haber verir (Od. Onu Laertes parasıyla satın almıştı çok eskiden. XIX. gemi­ leri Seiren'lerin önünden geçerken Odysseus'u direğe iki kat bağlar (XII. Hesiodos'un "Theogonia"sında anlatıldığına göre (Theog. taliplerin ve özellikle hizmetçilerin ce­ zalandırılmasında önemli bir rol oynar (Od. Yay germe ya­ rışmasında Antinoos'la ikisi en sona kalırlar. Evin kâhyası. çevresinde onun dört döne döne. Orpheus. İlyada'da iki Eurymedon'un sözü edilir. 339 vd. yiğit Polybos'un parlak oğlu. körpecik bir kızken almıştı yirmi sığıra karşılık. Odysseus'un sarayında oynayan dra­ mın en sevimli kişisidir. oğlunun canına kıyılma­ yacağım söyler (Od. görenleri büyüleyen uyum Zeus tanrıçayla. bebekken dadılığa başlamıştı Telemakhos'a bakmıştı ta çocukluğundan kocaman oluncaya dek. X. 519 vd. ağırlığı en çok talipler arasında o artırır çünkü. XXII. 205 vd. dilenci kılığında İthake sarayına gelen Odysseus'un ayaklarını yıkarken eski bir yara izinden onu tanır (Od. taliplerin en iyisidir gene de. Polybos'un oğlu Euryma­ khos.): Telemakhos gidiyordu yatmaya. Odysseus kendini belli edip meydan okuyunca. Eurymakhos. Odysseus'un sütninesi.). 295 vd. ama yatağına almamıştı bir kere olsun. 60 vd. lthake'liler şimdiden bir tanrı gözüyle bakarlar ona. ödü kopuyordu karısının öfkesinden. I. Odysseus'un yoldaşlarından biri. bir an önce krali­ çeyle evlenmeye. bekçisi. 95 vd.). sayardı onu sarayında asıl karısı gibi. 391-492). 186 vd. Telemakhos'u ilk fırsatta öl­ dürmeye ve Penelopeia'nın hizmetçisi Melantho ile seviştiği halde. II. Eurykleia. 396). XV. Odysseia'da günlük hayatı yansı­ tan en canlı bazı sahnelerin kahramanıdır: Telemakhos'un yolculuğunu o hazırlar. XXII. Peisenor oğlu Ops'un kızı. ama Güneş'in ineklerini yemeyi o salık verir arka­ daşlarına ve bu yüzden de tanrıların lanetine uğrayarak Odysseus'un bütün tayfasıyla bir­ likte can verir (XII. Dilenci kılığında saraya ge­ len Odysseus'a o da kötü davranır. kafasına bir tokmak atar (XVIII.).). düşüne düşüne. ölüler ülkesinin açıldığı çu­ kur başında kurban keser (XI. Odysseus onu da bir okla yere serer ve öldürür. Telemakhos'u en çok seven de oydu. Şöyle tanımlanır (Od. biri Agamemnon'un seyisi. Eury­ makhos önce bütün suçu Antinoos'a yükle­ yip pazarlığa girişmek ister (Od. 434 vd. İşte bu Eurykleia'ydı çerağı tutan.). 17): Penelopeia'yı babası ve kardeşleri kışkırtırlar Eurymakhos'a varsın diye. Eurylokhos. XV. 23 vd. büyü­ ğüdür. Eurykleia. . Eurykleia. öbürü Nestor'un seyisidir. Orpheus'un karısı. en güzel armağanlardan birini verir (XVIII. 425 vd.): Eurymakhos'tu adı. daha nazik ve terbiyeli bir adam gibi davranır: Pe­ nelopeia'yı yatıştırır. 350507). o da Odysseus'un varlığını sömürmeyebakar. Antinoos'a kıyasla biraz daha efendi. (1) Okeanos'la Tethys'in sayısı üç bini bulan kızlarından biri. Odysseia'nın başında Telemakhos'u yatak odasına götürürken şöyle tanıtılır bize (Od. Serüveni için bkz. gitti­ ğini o bilir ve Penelopeia'dan saklar (Od.) ama bütün bunlar yalan ve yapmacıktır. ağaç perisi. Kirke'nin konağına gidecek grubun başı­ na seçilir.). Antinoos'la birlikte Eurymakhos taliplerin en ciddiye alınması gerekenidir (Od. XVI. Eurymedon. 906-910): Okeanos kızı Eurynome ile evlendi güzelliği. Odysseus'un karısı Penelopeia'nın ta­ lipleri arasında başta gelenlerdendir. çerağlar tuttu yoluna pırıl pırıl.EURYDİKE Eurydike.

gözlerini oymuş (Herak­ les. (Kharit'ler). Herakles büyük kahra­ manlıklarını hep Eurystheus'un emriyle ve Eurystheus'un çık. Dithyrambos'u onun esinlediği söyle­ nir (Musa'lar). onun eliyle arınmıştı. elinde bir flütle şenliklere. Eurythion. neşe getirirmiş. Eurystheus'un yedi aylık doğmasını sağlar. Mykene ve Argolis bölgesine kral olur ve Herakles'i buyruğu altına alarak. Odysseus ölüler ülkesinde karşılaştığı Akhilleus'un ruhuna iletir (Od. 4). Böylece Eurystheus Tiryns. Eurypylos.). Alkmene'yi Herakles'ten gebe bırakınca. 519 vd. Euterpc. Ok atmakta çok usta olan Eurytos'un dört oğlu. ama Ioalos tarafından öldürülür. Burayı da Yunanistan'ın Arkadya bölgesinden gelme Evandrus (Yun. Melanthos ve Apisaon'u öldürür. (1) Kentaur. Ama Priamos'un kız kardeşi olan karısı. Ro'mulus tepesinde Roma şehrini kurmadan orada Evandrus'un kurduğu Pallantea kasabası vardı. Bölgeye uygarlık getirmiş. ama Eury tos sözünde durmamış. (2) Kalydon savaşına katılan yiğitlerden bi­ ri. XXIII. yarası iyi­ leşince. Alkmene). (2) Kos (Istanköy) adasının kralı. bu yüzden de öldürülmüş. Zeus. bir de İole ad­ lı kızı varmış. ona dert döker. Euandros. ama Patroklos yardımına koşar. Penelopeia ile gerdeğe girmeye hazırlayan odur (Od.Üç kızı oldu ondan. Herakles öldükten sonra. Perseus torunlarından ilk doğacak olanın krallık elde edeceğini bildirir. giydiren. XX. Paris'in kargısı altında yaralanır. XI. Troya dönüşünde Herak­ les adaya uğrayınca Eurypylos ona karşı gel­ miş. Bunu bir armağan karşılığı yaptığı söylenir. Hera da doğa­ cağını bildiği Herakles'in kral olmasını önle­ mek için. (2) Bir devin adı (Gigant'lar). Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan kişi. Euphrosyne ve sevimli Thalia. Kardeşi Phokos'u öldürdükten sonra Peleus Eurythion'un yanına sığınmış. Musa'lardan biri. Evandrus. (2) Penelopeia'nın yanında bulunan kâhya kadın. Üç Güzeller: Aglaie. dilenci kı­ lığında uykuya yattığı zaman Odysseus'un üs­ tünü örter (Od. Herakles efsanesinde büyük bir rol oynayan kötü kişi. Eurystheus. Herakles onunla boy ölçüşüp onu yenmiş. Onu kıskanan aman vermez kral yiğide eziyet etmekten hoşlanmaktadır. müzik ve . İole). onu bir sürü güç işler başarmaya zorlar. Dionysos alaylarında da yeri vardır. 154 vd. Vergilius'un "Aeneis" destanın­ da adı geçen kahraman. (1) Nerede olduğu iyice bilinmeyen Oikhalia şehrinin kralı. Eurypylos. İphitos. yani at adamlardan biri. yerlilere okuma yazmayı öğretmiş. yiğidin. başı çelenkli. Poseidon'un ogluymuş. Argos kralı Sthenelos'un oğlu. (1) Troya'da Akha'lardan yana savaşan Thessalia'lı önder. Bunun cezası olarak da esir diye satılmış ve Omphale'nin sarayına düşmüş. İthake kraliçesi onu yanından ayırmaz. Aiakos). Eurytos'un sarayına dönüp onu öldürmüş ve lole'yi ele geçirmiş (Herakles. ne de oğlunun Ak­ ra'lara karşı savaşmayacağına söz vermişti. Penelopeia'nın çevresinde asıl hizmet gören odur. Zalim kralın kafası Alkmene'ye getirilince.). Bir süre sonra Herakles oğullarının savaş ortağı olan Atina'ya karşı sefere çıkar. başka yere göç­ mek zorunda kalır (Peleus. Troya'lılardan Hypsenor. ama Kalydon avı sırasında kaynata­ sını da kaza ile öldürünce. iyi adam anlamına gelir) kurmuştu. Bu çar­ pışmanın haberini. Ne var ki birden çıldıran Herakles İphitos'u öldürmüş. sürülerini çal­ dığını ileri sürmüş. Yalnız oğlu İphitos Herak­ les'ten yana çıkmış. ne kendinin. Eurystheus soyunu Mykene'den kovar. Amphitryon'un amca oğlu ve onun gibi Perseus'un torunudur. Eurystheus. Kharit'ler. Kentaur'larla Lapith'ler sava­ şına yol açmıştı (Kentaur'lar). kendini tanıttıktan sonra yiğidi yıkayan. Özgürlüğüne kavuşunca. Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a karşı savaşır ve onun eliyle öldürülür.ırına yapar. oğlu Eurypylos'u Troya'ya gitmeye kandırmıştı. Ok atmakta kendisini yenecek olana kızını vermeye ant içmiş. onunla konuşur. kendine bakması için öğütler verir. Lapith'lerden Peirithoos'un nişanlısını kaçırdığından. Telephos. Eurytos. bayramlara katılır. (3) Telephos'un oğlu.

yararlı bazı sanatları da yaymıştı. babası Ankhises'le konukluk bağları kurmuş olduklarını hatırlayarak. Onun için. Evand­ rus onu Cacus'u öldürmüş olma suçundan arındırmış. Hercules buralara gelince. tanrı oğlu olduğunu anlayarak Roma'nın yedi tepesinden Aventinus'la Palatinus arasında büyük bir sunak kurmuş. bu sunak sonraları da Ara Maxima ola­ rak gösterilirdi (Cacus). Ayrıca Latlum Yunanistan'dan bazı tanrı kültlerini de getirmişti. 112 . Evandrus Aeneas'ı. iyi karşılar ve oğlunu bir bölük askerle birlikte emrine verip Rutul'lere karşı savaşta yardımcı olmalarını sağ­ lar (Aeneas).

Dido'nun Aeneas'a olan gizli aşkını açığa vurur (Aen. hem de eşi.ı l. Fatum. Roma dininin en eski tanrılarından biri. Latium'un ilk krallarından biri ola­ rak gösterilir. Stbylla). ormanda. lü­ tuf gösteren) anlamına gelen bu tanrı bir yan­ dan sürülerin. kültü Roma şehrinin en eski tepelerin­ den biri sayılan Palatinus'a yerleşmiş ve Lupercalia bayramı (15 şubat) ile ün kazanmış­ tır. Arkadya'daki Euandros'un İtalya'ya gelişiy­ le ilgili efsanelerde rol oynadığı için (Evandrus). aslında "tanrı sözü" demektir. alın yazısı bir genius. kral Faunus'un eşi. verilen söze saygının her türlü toplum düzeninin temelinde olduğu . Halk arasında dişi cinsten Fata olduğu gibi. ak saçlı bir kocakarı ola­ rak simgelendirilmesi. sakallı. Fides. İupiter'den daha yaşlı. Roma mitolojisinde Kader'i simgele­ yen tanrısal varlık. Fauna.ınn Pan ile bir tutul­ muş. Roma tanrıları arasın­ da saygı görürdü (Romulus. Kısır­ lığı defetmek. Klasik çağlarda Faunus bir tanrı olmaktan çıkmış ve Yunan Satyr'leri gi­ bi keçi ayaklı. Roma kuruluş efsanesinde bir tanrı olarak değil de. Kader. tanrıçalarıyla bir tutulmuş ve Fatum sözcüğü dişi cinse dönerek Fata olmuştur. Sonraları Yunan dinsel görüşlerinin etkisiyle Fatum. Feronia. lütuf gösteren) anla­ mına gelir. Romulus da tanrı ve kral soyundan olduğunu anlayınca. Andı. öte yandan adı Roma'nın kuruluş efsa­ nelerine karışmıştır. Roma'da üç Fata tanrıçasının heykeli görü­ lürdü ki bu heykeller Sibylla'lan simgelerdi (Parça. Libertas. Faustulus bir dişi kurdun emzirdiği ikizleri bulmuş ve karısı Acca Larentia'ya büyütülmek üzere götürüp vermiştir (Acca Larentia). Latin Hercules efsanesinde rol oynar. Faunus gibi Fauna'nın adı da "quae favet" (iyilik eden. yemini simgeleyen tanrıça. Alba kralı Amulius'un çobanı Faustulus Romulus'la Remus efsanesinde önemli bir rol oynar. gidip Amulius'u öldürmüş. Falcı bir tanrıça olarak gös­ terilir ve Bona Dea ile bir tutulur (Bona Dea). Hercules'le sevişmiş ve Latium'a adını verecek olan kral Latinus'u doğurmuş. Fransızca peri anlamına gelen "fee" bu Fata'dan gelmiştir. verimli" anlamına gelen Faustulus'un Forum'da mezarı. Faunus. bir cin olarak sim­ gelendi (Genius). Palatinus tepesinde de kulübesi gösterilirdi. Ficus'un oğlu ve Saturnus'un torunu ola­ rak gösterilir. yani özgürlüğü simgeleyen tanrıça ile bir tutulmuştur. Sonradan Faustulus çocuk­ lara kim olduklarını bildirmiş. ko­ nuşmak anlamına gelen "fari"den türeme olup. Açlığı simgeleyen Fames Hesiodos'un Eris'ten dogma olarak gösterdiği Limos'un Latince karşılığıdır. Faunus'un rahipleri Luperci'lerin kutla­ dıkları bu bahar ve bereket bayramında deli­ kanlılar çırılçıplak olarak dolaşır ve önlerine gelen kadınlara kamçılarıyla vururlardı. Ormanları ve kaynakları koruyan bu tanrıçanın kültü or­ ta İtalya'ya ve Etruria'ya yayılmıştı. Ovidius'a göre. su kenarlarında nympha'ları kovalar gösterilmişlerdir. Amulius kızlarının do­ ğurduğu ikiz çocukları Tiber kenarına bırak­ mayı buyurunca. Terracina'da bulunan tapınağında köleler azat edildi­ ği için. toprağın verimliliğini sağlamak ve halkı kötü güçlerin etkisinden kurtarmak amacı güdülürdü. Erysikhton'a dinmez açlığı veren odur (Erysikhthon). Adı "qui favet" (iyilik eden. Etrüsk asıllı bir tanrıça. halk sesini ve dedikoduyu simgeleyen tanrıça. İkiz kardeşler kav­ gaya tutuştukları zaman. Açlık İskitya'da kurak bir toprak üstünde oturmaktadır. Adı "faveo" fiilin­ den "uğurlu.ıllııııl. Vergilius bu sim­ gesel varlığı Ölüler Ülkesi'nde Yoksulluk'la yan yana gösterir. Fames. Fauna. Vergilius'un "Aeneis" destanında yarattığı bir simgesel varlıktır. Faustulus. Faustulus araya gir­ miş ve öldürülmüş derler. Fama. söz söylemek. Fatutn.F Fama. Kadınları kısırlıktan korurmuş. Remus). IV. 173-188). Roma tanrısı Faunus'un hem kız kar­ deşi. boynuzlu yaratıklar ola­ rak dağda. erkek Fatus'ların da varlığı tasarlandı ve herkesin kendi cinsine göre ka­ deri. tarlaların koruyucusu olarak Yunan etkisi . Roma mitolojisinde ünü.

Ama Flora'nın gücü bununla da kalmamış. yakınırlardı. Fides'e kur­ ban keser. geceleri evine girermiş. Aeneas soyu ona Palatinus üzerinde bir tapınak yaptırmış. Roma'lıların en çok korktukları. 20 vd. Röma'lılar yılın ilk ayına Mars (mart) adını vere­ rek onun Flora ve baharla ilişkisini belli et­ mek istemişlerdir. özellikle İsis'le bir tutulmuştur (Tykhe). Ro­ ma'ya Sabin'lerden gelme bir tanrıçadır. Flora da bir kadına dokununca onu gebe bırakan bir çiçek vermiş îuno'ya. rüzgâr tanrı onu görüp kaçırmış ve evlenmiş onunla. Her türlü bitki ve çiçek üstünde egemenliği bağışlamış Flora'ya. Yunan etkisi altında Fortuna za­ manla başka tanrıçalarla. talih anlamına gelen Fors. bunun için Flora'ya başvurmuş.): Flora aslında Khloris adlı bir Nympha imiş. en çok tapındıkları tanrıçalardan biri kör tali­ hi simgeleyen Fortuna'dır. Fortuna o kralı o kadar se­ ver ki. Tapımını Roma'ya getiren kral Servius Tullius imiş. Çiçek ve bahar tanrıçası Flora. Şair Ovidius Flora üstüne Yunan mythoss'undan esinli bir öykü anlatır (Fast. Rastlantı. IM . Fors. Fortuna. Fortuna tanrıçanın erkeğidir. sunu sunarken rahipleri sag elleri­ ne bir beyaz sargı sararlardı. Yunan Tykhe tanrıçasıyla bir tutulan Fortuna elinde bir dümen (insanların hayatını yönetir çünkü) ve bereket boynuzuyla. Flora'nın onuruna Roma'da Floralia şenlikleri düzenlenirdi. En erken çağlardan be­ ri Furia'lar Yunan mythos'unun Erinys'leriyle bir tutulmuş ve efsaneleri birbirine karışmıştır (Erinys'ler). Çi­ çek açan her bitkinin yönetimi onun elinde­ dir. çoğu zaman da kör olarak can­ landırılır. Fortuna'nın tapınağında Servius Tullius'un bir heykeli buIunurmuş. Furia'lar. Nisan sonunda başlayıp mayıs ayma kadar süren bu şenlikler büyük bir coşkunlukla kutlanır­ dı. Roma'lılar çok önem verdikleri bu tanrıları bir çift olarak gö­ rür ve Fors'la Fortuna'ya birlikte tapınırlar. tanrı Mars'ın dogmasına önemli bir etken ol­ muş: Jüpiter'in Minerva'yı kendi kafasından çıkarmasına içerleyen İuno erkek araya gir­ meden bir çocuk doğurmak istemiş tek başı­ na. V.anlamına gelir. Flora. tanrıça da kendi kendi­ ne Mars tanrıyı getirmiş meydana. Roma'nın ilkel din görüşlerinde Furia'lar yeraltından çıkıp insanların peşine takılan kötü cinlerdir.

126 vd. Gök'ü.ın egemenliği elde edebileceğini o öğretir. Gaia birinci kıı şak devrimini hazırladıktan sonra. mutlu tanrıların sürekli. Gaia Yuna­ nistan'da birçok kehanet merkezlerinin esinleyicisi sayılır. Son Titan oğlu Kronos'a babasının erkeklik uzvunu kestirdikten sonra Gaia bu kez kendi doğurduğu Pontos'la birleşir ve ondan Nereus. evrensel bir öge olarak toprağı simgeler. bütün öğelerin kaynağında bulunan ana ilkedir. "Bütün ölümsüzlerin sürekli. Gaia böylece daha kişisel ve insansal tanrıçalarla ya birleşmiş. çara Kronos kuşağından Titan'ları yenmek için Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri kurtarıp yar­ dıma çağırmaktır.G Gaia. Ama Gaia'nın öbür çocukları da aralarında birleşerek yersel ve göksel birçok varlıkların dogmasını sağlarlar. evreni bir düzen yöntemine göre meydana getiren ve düzen­ siz boşluktan çıktıktan sonra dişi-erkek birleş­ me yoluyla evrenin kendisini ve tanrılarını ya­ ratır. Hesiodos'un Theogonia'smda dünyayı. öte yandan Kybele gibi toprak ve bereket tanrıçalarına yer ver­ miştir.Kronos'u aldatmak çareleri­ ni de gösterir ve Zeus'un Girit'te bir mağara­ da gizlice doğmasını sağlar. l'de gösterildiği gibi Gaia "parthenogenesis" (kendi kendine doğurma) prensi­ bine göre Gök'ü. Kronos'a da bir taş yutturulur (Kronos. Zeus Gaia'nın dediğini y. Çünkü Kronos babası Uranos gibi zorbaca davranır ve çocuklarını doğar doğ­ maz yutar. 2). Thaumas. örneğin Delphoi'ye Apollon'dan çok daha önce yerleşmiş bilimi (Apollon.): Böylesine korkunçtu Toprakla Gök'ün oğulları. Hesiodos bu yolda doğada ana ilkenin ne oldu­ ğunu tanımlamaya çalışan îonya düşünürleri gibi davranır. Zeus). Genellikle devler. Bunların kimisi yıldız. Zamanla Gaia'nın mythos'ta yeri ve önemi değişmiş. 6). sağlam yurdunu yüksek dağları yarattı sonra. . ekin vermez denizi: Azgın dalgalarıyla şişen Pontos'u. kimisi de evrenin mito­ lojik yorumunun yarattığı simgesel tanrılar dır. ve Uranos sürdürürken bu korkunç oyunu koca Toprak inim inim inliyordu zorundan.ı parak devlere karşı savaşı gerçekleştirir ve Ti­ tan'ları devirerek dünya egemenliğini ele ge­ çirir. Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri doğurur (Tab. Hesiodos'tan gayrı kaynaklarda adı geçen Nereus'tan deniz var­ lıklarını meydana getirir. Kimseyle sevişip birleşmeden yaptı bunu. Phorkys. doğar doğmaz gün ışınına çıkaracak yerde toprağın bağrına saklamıştı onları. bir yandan Demeter.kader Uranos'un oğluna yenildiği gibi. Keto ve Eurybie'yi meydana gelini (Tab. Sonra denizi yarattı. Gaia Uranos'un devrilmesini sağladığı gibi. kozmik nitelikteki Ana Toprak. Başka Theogonia'lara göre Tartaros'tan Ekhidna adlı bir kı­ zı olmuş ve Poseidon'la da birleşerek Antaios devini doğurmuş (Antaios). Karısı Rheia Zeus'a gebe kalınca Gaia ile Uranos'tan doğuracağı çocuğu kur­ tarma çarelerini sorar. Tab. Bu doğurma sürecinden hemen sonra evrene egemenlik savaşının ilk belirtisi Uranos tanrının doğan çocuklarını Gaia'nın karnına gerisin geri tıkmasıyla baş gösterir (Theog. ikinci kıı şak devrimini de yürütür: Zeus'a ne yokl. azmanlar. koyaklarında tanrılar oturan dağları. ya da kozmik öğe olarak felsefe alanına girmiştir. Gaia son olarak Tartaros'la birlikte Typhon'u doğurur (Typhon). 154 vd. yel ve gökkuşağı gibi görülen varlıklardır. Dağ'ları ve Deniz'i yaratır. sağlam tabanı" saydığı Gaia. dinde daha belirli birer tanrıça olarak görü­ len. tahta çıkardığı oğlu Kronos'un da devrilmesi­ ni sağlar. yeri. Kronos'un da Zeus eliy­ le devrilmesidir . Homeros'ta hiç adı geçmeyen Gaia. yıldızlı. Delphoi). Bu kez de Gaia kızına kaderi bildirmekle kalmaz . bu süreci şöyle anlatır Hesiodos (Theog. Bir tanrıdan çok kozmik bir varlıktır Gaia. Sonra ilkin Uranos'la birleşip erkek ve dişi Titan'ları. canavarlar hep Gaia'dan doğma sayılır. Babalan ilk günden iğrenmişti onlardan.): Toprak bir varlık yarattı kendine eşit: Dört bir yanını saran Uranos.

dağının yamaçlarında sürülerini otlatırken görmüş de kuşu kartalı göndermiş delikanlıyı kaçırıp Olympos'a getirsin diye. Ganymedes. Ama başka mythos ya- Ganymedes'e vurulup onu asıl kaçıran. Ama çirkinliğinden ötürü yanaşmaz Ga­ lateia ona. Gigant'lar. Assarakos. Galateia da sevgilisinin bir ır­ mak haline gelmesini sağlar. bir topluluğun da genius'u olabilir. güçlü bir varlık sayılır ve imparator nasıl öbür insanlar üzerine egemense. Doğum günü. İmparatorluk çağında. Troya'lıların kralı. yoksa dağa bırak­ mak zorunda kalacağını bildirmiş. Herakles Eurystheus' un buyruğu üzerine gelip onu adasında öldü­ rür. ölümden sonra var ka­ lan tinsel varlık sayıldı (Manes). (2) Lampros adlı bir adamla evli olan bir Girit'li kadın. Gece. Lampros çok fakirmiş. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. 280-85) üç kafalı bu devden söz eder. yani Devleri. görevi gerdeğe giren çiftin üret­ me gücünü artırmaktır. ya da kaçırtan tanrı Zeus'tur. Theogonia'da Hesiodos. tanrılara denk Ganymedes. onunla buluşup konuşurlar. Poseidon'un oğlu Khrysaor'la Okeanos kızı Kallirhoe'den doğmadır. 285-90. Tepegöz de şiirde bu güzel kıza olan aşkını ve aşkının karşılıksız kalmasından duyduğu acıyı dile getirir. Nyks. Adı sütbeyaz anlamına gelir. Bkz. (1) Homeros ve Hesiodos'da adı geçen Nereus kızlarından biri. Uranos'la Gaia'nın birleşmesinden doğan Titan'lardan ayırmalı. bu genius'un da bütün öbür genius'lara hükmettiğine inanılırdı. Çoban şiirlerinin ustası Theokritos'un XI. ona yalnız bir oğlu olursa besleyebileceğini. Ya da kendi kartal biçimine girmiş ve oğlanı pençelerinin arasına alıp kaçırmış. Bir gün Te­ pegöz Galateia'yı sevgilisinin kollarında uyur bulur. Galateia'nın öykü­ sü şudur: Polyphemos'tan kaçan Nereus kızı tanrı Pan'ın (ya da Faunus'un) oğlu Akis'i se­ ver. bir yerin. Troya kral ailesindendir (Tab. Akis'e kaçma fırsatını vermeden koca bir kaya kaldırıp kafasına in­ dirir. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a Zeus'a şarap sunan olsun diye. En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların.Galateia. Ganymedes'I 1da I I I . Adına da Leukippos demişler. Gigant'lan. Ne var ki genç kız olunca Leukippos o kadar güzelmiş ki kız olduğunu saklamak elden gelmezmiş artık. 230 vd. sonra da söz etmez artık onlardan. Akis ölür. 17). Türkçe "cin" sözcüğünün kaynağın­ da bulunan Latince "genius" kavramı kişinin içinde doğup gelişen tinsel varlıktır. Ama yalnız in­ sanın değil. Erytheia adasının nerede olduğu tartışma konusu olmuştu. Genius'un bayramıdır. Geryoneus. şiirinde sözü geçen bu Nereus kızına Sicilya'lı Kyklops Polyphemos vurgun­ dur. karısının gebe olduğunu anlayınca. Zamanla geni­ us insanda ölmeyen. Genius. imparato­ run genius'u korkulur. neşeli ve iyimser tutan güçtür. Örneğin zifaf yatağının da genius'u vardır. Kocası yokken bir kız çocuk doğuran Galateia çocu­ ğunun cinsini kocasından saklamış ve kızı er­ kek kılığına sokarak büyütmüş. Ölümlülerin en güzeli sayılan Ganymedes Dardanos soyundan. Ganymedes'i de tanrılar sofrasın­ da Hebe yerine şarap sunucusu olarak kul­ lanmıştır. Geryoneus. Kızıl toprak anlamına gelen bu ada Batı kızlarının birinin adını taşıyan İs­ panya kıyılarında bir ada olsa gerek (Herak­ les). Her neyse.): Erikhthonios'tan Tros doğdu. karşılık ola­ rak Zeus çocuğun babasına ölmez atlar arma­ ğan etmiş. deliye döner. Hesiodos Theogonia'nın iki yerinde (Theog. Büyük bir korkuya kapılan annesi onu Leto tapınağına bırakmış ve tanrıçadan kızını erkek yapması­ nı yalvarmış. İnsandaki genius onu canlı. Tanrıça dileği yerine getirmiş ve Leukippos'un cinsiyetini değiştirmiş (îphis). İnsan kendi ya da başkasının genius'u üstüne ye­ min eder. Uranos'un kesilen hayalanndan akan kanın toprağa damladığını ve bir süre sonra Gaia' nm devleti "parlak zırhlı ve uzun kargılı" ola­ rak meydana çıkardığını yazar. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: îlos. Homeros onun serü­ venini şöyle anlatır (İl.

Dione. yüz öküzlük silahı dokuz öküzlük silahla. Çünkü Gigant'lar dağları üst üste yığarak Olympos'a saldırmışlar. o kaçabilmiş. Enkelados'a gelince. Bergama'dan alınıp Berlin Müzesine taşınan ve orada yeni baştan kurulan Zeus Sunağının frizi dev boy­ da 118 kabartmadan meydana gelir. Glaukos yaralanır. bellesin Akkha'larla Troya'lılar atalarımızın konuk kardeşi olmasıyla övündüğümüzü. sonra birdenbire Akha yiğidi Diomedes ile karşı karşıya görürüz onu. tam o sıra. Herakles de başta Zeus ve Aigis kalkanıyla Athena ol­ mak üzere. Titan'lan yendikten sonra Olympos tanrıları bu yaratıklara karşı koymak zo­ runda kalmışlar. ama birden durur. görülme­ miş boyda ve güçte olup. bir başka söy­ lentiye göre Arkadya'da olmuş. 229 vd. anlar düş­ manının eski bir dost olduğunu (İl. içine bir kuşku girer bu parlak yiğit bir tanrı olmasın diye. Homeros. Bellerophontes'in torunu. Ephialtes'i Apollon'un bir oku. II. yansıtmıştır onun kişili­ ğinde. İlyada'da parlak bir rol oynar. dünya görüşü üstüne en güzel sözlerin­ den birkaçını onun ağzına vermiş. 25). böylece soyların biri göçer. Lykia'ya göçüşünü anlatmaya (Bellerophontes). Athena.GLAUKOS zarları ve özellikle plastik sanatlar. Cömertlik Anadolu'da kalır. Kabartmalarda devlerin tanrıların gücü altın­ da ezildikleri. Glaukos'un verdiği karşılık şu (İl. Eurytos'u Dionysos'un thyrsos'u. Devlerden Otos. 145 Vd. Bellerophontes efsanesiyle Lykia'lıların Troya sava­ şındaki serüvenini onun kişlllflinde < aııl. "Kapkara fi »t ı na" gibi saldırırlar ve "zorlu savaşta bek" olurlar Akha'lara. korkar tan­ rılarla boy ölçüşmekten. Işık ülkesinden delen ve adı çıoflün maviliğini. Gigantomakhia. Leto. gelmişler uzak Lykia ülkelerinden.): \ Ulu canlı Tydeus oğlu. Tydeus oğlu Diomedes'le değişti silahlarını: Altını tunçla değişti. Glaukos'un aklını başından aldı. Bu kez de devleri yalnız bir ölümlü insanın yenebile­ ceğini bildiren bir kehanet var olduğundan. iyicene bilmek istersen soyumuzu . O sır . Diomedes saldı­ rır. Ama Kronos oğlu Zeus. ama Athena üstüne Sicilya adasını atmış. Böyle konuşup atladılar arabalarından. VI. tanrılar Herakles'e başvurmuşlar. yeşerir orman. Glaukos.): Değişelim gel silahlarımızı. Alkyoneus.).): Lykia'ltlara Sarpedon'la kusursuz Glaukos komuta eder. Diomedes çe­ kilir. (1) Glaukos II (Tab. Alkyoneus'u Herakles kendi öldür­ müş (Alkyoneus). Artemis. Anadolu'nun dört bir yanından Troya'yı sa­ vunmaya gelenlerin listesi şöyle biter (İl. Glaukos da Lykialı önder Sarpe­ don'la birlikte savaşa döner. Bir yandan rüzgâr bakarsın onları döker yere. Bergama'ya özgü patetik üslupta işlenmiş olan bu kabartmalar hellenistik deni­ len sanatın en görkemli örneği ve akıllara durgunluk veren bir anıttır. bir yandan bakarsın bahar gelir. Olympos tanrılarında Zeus. Hippolokhos'un oğlu Gla­ ukos. yenilerini yetiştirir. Bu konu Bergama'nın Zeus Sunağında en parlak bir biçimde işlenmişti. Tanrıça da Pallas'm derisini yüzüp savaşta zırh olarak kul­ lanmış.bilir onu birçok kişilerVe başlar Bellerophontes'in eşsiz serüveni­ ni. VI. Altıncı bölüme kadar Glaukos'un adı geç­ mez. 876 vd. el sıkışıp ant içtiler. Dev­ ler aslan ya da boğa kafalı ve yılan kuyruklu azmanlardır. tanrıların yardımıyla Gigant'ları öldürmüş. Apollon. bu ka­ bartmaların her birinde Olympos tanrılarıyla Gigant'lar arasındaki savaş canlandırılır. biri doğar.ıııdıı iniştir. anaforlu Ksanthos'tan gelmişler. Diomedes'te şafak atar. gövdeleri paramparça edilip korkunç acılar içinde kıvrandıkları an canlandırılmıştır. Kimsin? diye sorar. Porphyrion ve daha adları belirtilmeyen başkaları görülür. Aphrodite ve Nyks ile Moira'Iar savaşa katılır. parlaklığını yansıtan bu yigit ne kadar da sevimli! Anadolu insanı sanki o gün­ den kendini bulmuş. 214 vd. soyumu ne sorarsın? Yapraklar gibidir insan soyu. yani devler savaşı bir söylentiye göre Trakya'da. Birbirleriyle dövüşmemeye karar verirler ve silahlarını değişirler (İl. bedenleri birer yı­ lan kuyruguyla biten bu azmanlan konu edin­ mişlerdir. VI. gider.

Çünkü daha hızlı olsunlar diye hayvanlarının çiftleşmesine engel oluyormuş Glaukos. ya da Aphrodite'nin hışmına uğramış olmasıdır. Bir başka anlatıma göre Glaukos ölümsüzlük ve­ ren bir pınardan su içmiş. Ölü­ müyle ün salmıştır bu Glaukos: Pelias'ın ölü­ mü için düzenlenen yarışmalarda araba yarı­ şına katılır ve yenilir. Pontos'la Gaia'nın oğlu Phorkys ve kızları Keto birbirleriyle evlenirler ve ola­ ğanüstü yaratıklar meydana getirirler (Tab. Asya krallığını onun elde edeceğini söylemişmiş Gordias'a. arabası devrilince de at­ ları parçalar. eli. kimse çözememiş bu düğümü. yaralıdır. Üç oldukları halde. ne ihtiyarlık. yeryüzünde dolaşan insanlar da. o güçle saldı­ rır Patroklos'a ve öldürür onu.): Phorkys'le birleşen Keto Graia'ları doğurdu. o. ama sonra Perseus ve Herakles eliyle alt edilmişler (Herakles). tunç elleri ve uçmak için altın kanatları bulunan bu yaratıkların başlıca niteliği korku salmaktı.). alınlarında yaban domuzu dişleri fışkıran. onu gören denizcinin teknesi batar. 25). ölümsüz tanrılar da Kocakarı der onlara.): Gorgo'ları da doğuran Keto'dur ünü büyük Okeanos'un ötesinde.da Sarpedon Patroklos'un kargısıyla vurulup can vermek üzereyken. Gordias. Atlant'lara (Atlantis) ya­ kın bir uzak ülkede otururlarmış. Şehrin kalesine Gordias bir araba yerleştirmiş. Hektor utanır uzak illerden gelen cö­ mert dostunu kurtaramadı diye. Euryale ve bahtsız Medusa. Lyki­ a'lıların büyük tanrısı. ona yakarır (İl. (2) Glaukos I (Tab. Ara­ larında Medusa'nın en çok ün saldığı bu ca­ navar kızları Hesiodos şöyle tanımlar (Theog. yani Kocakarı'ları ve Gorgo'lar. görenlerin soluğunu kesen Gorgo'lar. Graia'lar. Apollon dinler onu. ışık tanrı Apollon. 270 vd. 274 vd. bunlar Amazon'ları Gorgo'lara saldırmaya itmiş. Ama uğursuz bir tanrıymış. Hesiodos Graia'ları şöyle tanımlar (Theog. yukarda sözü geçen Glaukos'un atasıdır. 6): Graia'lar. 515 vd. Onun Perseus'la serüvenini bu yiğidin adı altında okuyalım (Perseus). Sthenno. Glaukos'un da sözü edilmez bir daha İlyada'da (Hektor). kraliçeleri Myrina'nın (Myrina) yönetimi al­ tında Atlant'lan yendikten sonra. Amazon'lar. insanları korkudan korkuya salan. Sicilya'lı Diodoros Gorgo'lar üstüne başka bir yorum verir: Gorgo'lar Amazon'lar gibi savaşçı bir soymuş. Enyo'nun san tülleri vardı. doğuştan ak saçlıdır onlar. Graia'lar gibi 1 IH Phorkys'le Keton'un kızlarıdır (Tab. Pemphredo'nun güzel. Nedeni de Glaukos'un atlarına büyülü bir pınardan su içirmiş. işte o zaman tanrısı gelir aklına. Lykia'lıların kaderini Glaukos'un eline verir (Sarpedon). 6). Efsanelik Phrygia kralı. Medusa ölümlüydü. Aiskhylos da şöyle tanımlar onları (Prom. ondan gebe kalarak kral Midas'ı doğurmuş (Midas). kılıcını kınından çıkarmış ve dü­ ğümü keşivermiş. Plastik sanatların alabildiğine faydalandıkları Gorgo'lar. Bir efsaneye göre. Ana Tanrıça Kybele Gordias'ı sevmiş. kısa zamanda davranabilmişler. güzel yüzlü. . iyi eder yarasını. Adları bile korku veren bir ses benzetmesi olsa gerek. Engin bir yas kaplar Troya'lıları. Gorgo'lar. Sisyphos'un kurduğu Ephyra (sonra­ dan Korinthos olur) kentinde kraldır. ölümsüz olduğuna kimseyi inandıramadığı için de kendini deni­ ze atmış ve bir deniz tanrısı olmuş. oysaki kız kardeşi ne ölüm bileceklerdi. Gorgo'lar yenildikleri halde. Sisyphos'un oğlu Glaukos. Bunu bilen Büyük İskender Gordi­ on'a gelince. Saçları yılanlarla örülü. Oysa tanrı sözcüsü bu düğümü kim çözerse. Ne yapsın Glaukos. Hektor'u bile kınar. efsaneye adı karışan yal­ nız Medusa'dır. Glau­ kos da aslan gibi dövüşmeye koyulur yeni baştan. yer onu. ayağı tut­ maz. 800): Ejderha kanatlı Gorgo'lar. XV. kendisi bogulurmuş. savaş ortaklarını korumuyor diye. o ara­ banın oku öyle çapraşık bir düğümle baglıymış ki. Gordias Gordion şehrini kurmakla ün salmıştı. geceyle gündüzün sınırlarında otururlar ince sesli Batı kızlarının yurdunda. Buna karşılık yalnız Medusa girdi masmavi yeleli tanrının koynuna Bahar çiçekleriyle dolu taze çimenlerde.

"Gryps". Aiskhylos bu yaratıkları "havlamaz. Oralarda bulunan tek gözlü Arimaspes adlı boy bu altınlan al­ mak için Griffon'lara saldırırlar. Gycs. Helios. Griffonlar. batı dillerinde de "Griffon" adı veri­ lir. Bkz. O sırada öbürleri gider. o da karısının adına Mysia'da Thebe şehrini kur­ muş (Herakles). Başka bir söylenceye göre. gövdeleri aslan gövdesidir. Gün Işığı. önce yol üstünde bekçilik eden Kocakan'lara rastlamış. Böylece Gorgo'lara yaklaşıp Medusa'yı öldürmeyi başarmış. Granikos. Ama bir tek gözleri olduğu için. İskitlerin elinde bulunan kutsal altınla­ ra bekçilik etmektedirler. bir tek de gözü varmış ve aralarında değiş tokuş ederlermiş bunları. Perseus bu tek gözü çalmak ve Graia'ların üçünü de uyutmak yolunu bulmuş. çünkü yuvalarını altın madenlerinin bulundu­ ğu dağların eteklerine kurmuşturlar. Graia'lann rol oynadıkları tek efsane Perseus efsanesidir. Bkz. uzun gagalı. . Bu yiğit Medusa'yı öldürmeye gidince. Aiskhylos'un Prometheus'unda (804) ve Herodot tarihinde (III. Gorgo'ların oldukları yere varmasını önlemekmiş görevleri. 116 ve IV.Üçüncü Graia'nın adını söylemez. kanatlı köpekler" olarak tanımlar. Aiskhylos'a göre Griffon'lar Zeus'un kutsal yaratıkları. Bu yaratıklar Hyperboreliler ülke­ sinde. Herakles Phrygia'ya geldiğinde kızı Thebe'yi yiğide vermiş. Kocakarıların bir tek dişi. 13) sözü geçen efsanelik kuşlara yun. Phrygia'da Adramyttion (Edre­ mit) şehrinin kurucusu. uyurmuş. Gö­ zü de bir göle atmış (Perseus). başka mythos yazıcılarına göre Dino imiş. başka bir geleneğe göre Apollon'un bekçi kö­ pekleridir. Graia'ları iki değil de üç diye kabul eden bu efsa­ nelere göre. Başka bir efsaneye göre Grif­ fon'lar Hindistan'ın kuzeyinde bulunan çöl­ lerde altın arayıcılarına karşı koymaktadırlar. kim bekçilik ede­ cekse o gözü takar ve yol ağzına dikilirmiş. Hemera. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve elli­ şer başlı dev oğullarından biri (Yüz Kollu­ lar). Graia'lar hiç güneş gör­ meyen batıda yaşarlarmış. Güneş.

Homeros'la başlayan bu gelenek.. köpüklü deniz düştü bana. toprağın ve bit­ kisel doğanın yazın canlanmasını. Hesiodos doğuşunu söyle anlatır (Theog.): Rheia Kronos'un yatağına girince şanlı evlatlar doğurdu ona: Hestia. insaf­ sız. Kızın kaçı­ rılmasında payı olan Zeus Demeter'in yalvar­ maları üzerine kızın altı ay yeraltında. ne var ki Hades'le Tartaros'u bir tutar ve geceyle gündüzün. kışın ölme­ sini simgeleyen bu efsanede Hades'in rolü. girenlere yaltaklanır kuyruğu kulaklarıyla ama gireni bir daha bırakmaz dışarı. Olympos'lu tanrılar kuşağından olduğu hal­ de. (1) ADI. âşık olduğu Persephone'yi kaçırdıktan sonra. Azgın bir köpek bekler kapısını. altı ay yeryüzünde kalmasını buyurur (Demeter. tanrı Hades'in yönettiği ölüler ülkesinin de adı ol­ muştur. Sisli karanlıklar ülkesi düştü Hades'ln payına. 453 vd. Theseus ve Herakles. (Ölüler Ülkesi). . Hades. Mevsim dönümünü. İlkçağ yazınında yeraltında. Hades ve karısı Persephone amansız. yürekleri hiçbir yakarış. 810): "Tanrılar sevmez o küflü puslu yerleri" der Hesiodos. dünya yetkilerinin pay­ laşılmasında Hades yeraltını alır (Hom. Yalnız kendisini Paian tanrıya baktır­ mak üzere bir kez Olympos'a çıkmak zorun­ da kalır (İl. kura çekildi. VI).): Orada yükselir yankılı konağı Güçlü Hades'le korkunç Persephone'nin.. (2) DOĞUŞU. onların arasına karışmaz. ölümle uykunun bulundukları bu karanlık ülkesini Hades'i an­ lattığından daha canlı renklerle anlatır (Tartaros). sinsilikler ustası bir köpek. pusuda bekleyip paramparça eder çıkmak için kapıya gelenleri. amansız. Hades üstüne anlatılan tek efsane. domos sözcüğünün düşmesiyle Hades. Yeraltındaki ölüler ülkesinin tanrısı Hades. şölenlerine ka­ tılmaz. hiçbir sunu ya da kurbanla yumuşamayan korkunç tanrılar sa­ yılar. İna­ nışa göre. Hades ülkesinin en kısa tanımlanmasını Hesiodos yapar (The­ og. konağı deyiminde. Kuzey mitolojilerinde geçen ve Alman masallarında "Tarnkappe" diye anılan bu başlığı Hades'ten başka Athena. Aidoneus ve Plüton (zengin) adlarıyla da anılır. (3) EFSANESİ. V. ölü ruh­ ların oturduğu tasarlanan karanlıklar ülkesini anlatmayan. Hades ülkesinde bir şey ağzına ko­ yan bir daha oradan ayrılamazdı. Aeneis destanında kahraman Aeneas'ın da yeraltına gidiş ve dönüşünü anlatmıştır (Aen. Tanrı Hades ise gün ışığının sızmadığı karanlık ülkesinden hiç ayrılmaz. XX. Yunan mythos'unda canlı oldukları halde Hades'e inip de dö­ nen kahramanlar şunlardır: Odysseus.. Homeros'un Odysseia'sını örnek ala­ rak. 395-404). altın sandallı Hera ve güçlü Hades. İl. Hermes ve Perşeus'la Herakles de tak­ mıştır. Hesio­ dos sonra yeraltı ırmağı Styks'in adını da sa­ yar (Styks). Homeros da "tanrıların bile tiksin­ diği çirkef dolu ülke" diye tanımlar Hades'i (İl. (4) HADES ÜLKESİ. 65).H Hades. 767 vd. Bu köpek Kerberos'tur (Kerberos). Hades tanrının bir özelliği kendisini görün­ mez kılan başlığıdır. ülkelerinden de tanrı­ lar ve insanlar nefret eder (Theog. Demeter'in kızı Persephone'yi kaçırmasıdır. üçümüz de aldık payımızı.): (Poseidon konuşur): Dünya üçe bölündü. Kronos'la Rheia'nın oğludur (Tab. "Görünmez" anlamına ge­ len Hades adı hem tanrının kendisi. Orpheus. Yunanca "Hadou do­ mos" yani Hades'in evi. bir daha yeryüzüne çıkmasını önlemek için bir nar tanesi yedirmesinden ileri gitmez. yüreği acımak nedir bilmeyen tanrı. 5). Latin şiirinde Vergilius'un Aeneis destanında sürdürülüp en yüksek aşamasına çıkarılmış ve o yoldan ortaçağda Dante'nin büyük eserini etkilemiştir. Olympos'lular. Kendilerinden de. yani üçüncü kuşak tanrıları egemenliği ele alınca. canlandırmaya çalışmayan şair ve yazar pek yoktur. Persephone). perin altında oturan. Demeter. hem de egemen olduğu ölüler ülkesi için kullanılır. XV.. Sonradan Vergilius. 189 vd.

bozguncuları el '. Bu adı taşıyan birçok efsanelik ki­ şi k-r arasında en önemlisi.. ocakları söndürür. küçük. orada Alçak Kıyı var ve Persephone'nin koruluğu. orada Akheron. X. 8 vd. işitmek istemediğin sözler kulağına gelmiyor. XI.. Homeros'ta izi kalmış çok eski ve ilkel bir yeraltı tasarısının kalıntısı olsa gerek. kuşa kaptırmamak için gömmüş onu.. Böyle karanlık söylentiler dolaşıyor kentte.. ama gizliden gizliye konuşuyorlar. Kirke'nin saydığı bu dört yeraltı ırmağına bir de Lethe katılır. Tragedyada Kreon'la Haimon arasında devlet yönetimi konu­ sunda ilginç bir tartışma yer alır: Tek kişinin buyruğuna boyun eğmeyi yönetimin kaçınıl­ maz koşulu sayan Kreon'a karşın Haimon akıl ve sağduyuya dayanan halkoyunu savu­ nur. Haimon — Tanrı/arın en büyük bağışı akıldır insanlara.üstünde tutmak erdem sayılıyor demek? . Kreon — Şaşıyorum. 512 vd. Güngör Dilmen): Kreon — Yakın akrabamın kanunsuz davranışlarına göz yumacak olursam başkaları büsbütün azar. parlak güneş onları ışınlarıyla. uzun uzun kavaklar göreceksin. Hades bataklarına doğru. Kirke'nin dedi­ ği gibi gemisiyle bütün bir gün gittikten sonra (Od. kısır söğütler. Bu Hades anlatımı daha doğrusu bu kan içme töreni .. devlet kimi getirmişse başa ona boyun eğmek. iyi başbuğ iyi yurttaştan yetişir. Hayır. işte o sırada ölülerin ruhları büyük bir kalabalık halinde kan içmeye gelir­ ler. Haimon. Uzun bir süre büyücü Kirke tanrıçanın adasında kaldıktan sonra. ölümü değil. Bu kız savaşta ö/en kardeşinin cesedini kurda. Thebai kralı Kreon'un oglu Halmon'dur. ülkede bu kıza acımayan yok. hazırlar kaçınılmaz bozgunu. işitiyorum fısıltılarını. Önem ve canlılığını bugün de yitirmemiş olan bu tartışmadan birkaç parçayı aşağıya alıyoruz (Çev. Dünyanın kuzeybatı ucunda bulunduğu sa­ nılan Hades ülkesinin ancak kapılarına varır Odysseus ve orada Kirke'nin buyruğuna uya­ rak bir çukur kazar. Kirke de ona Hades ülkesine gitmenin yolunu gösterir (Od. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü.): Güneş batarken ve kararırken tekmil yollar..başka hiç­ bir metinde söz konusu edilmediğine göre. içine ballı süt. Anarşiden dahabüyük bir kötülük yoktur. büyük konularda ve haklı olsun olmasın. Anarşi parçalar müttefikleri.. Halkın gözünü yıldırmışsm. Kreon Antigone'yi mezara diri diri kapattıktan sonra Haimon kendini öldürür. Öyleyse kurulu düzeni destekleyelim ve hiçbir zaman kadına yenilmeyelim. Odysseus artık İthake'ye nasıl varabileceğini yeraltı ülkesinde bulunan bilici Teiresias'a sormak ister. derin anaforlu Okeanos'un kıpısında çek karaya gemini. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. oysa bütün kadınlar içinde en az layık böyle bir ölüme eyleminin ne soylu olduğu düşünülürse. Öylece serili durur bir uğursuz gece bu zavallı ölülerin üstünde.. Oysa buyruklara boyun eğmek güvenliğini sağlar çoğunluğun. Sophokles'in "Anti- göne" adlı tragedyasında büyük bir rolü olan Haimon Antigone'nin nişanlısıdır.Odysseia'daki Hades anlatımı: Homeros'un Hades anlatımı ilkçağ yazını­ nın ilki ve en canlısıdır. su ve un döker ve kurbanlar kesip kanlarını çukura damlatır. vardık sınırlarına derin akışh Okeanos'un. Teiresias kan içtikten ve Odysseus'a gele­ ceği açıkladıktan sonradır ki. Pyriphlegeton veKokytos akar. ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe.): Geçtiğin zaman Okeanos'u geminle.. Yürekten söylüyorum şunu: İtaat etmesini bilen iyi yönetici olur ilerde. öbür ruhlar da kandan paylarını alırlar. oradadırKimmer'lerin ülkesi ve kenti. onu dinlemek gerekir. devleti göçürür. ne de gökten toprağa döndüğü vakit. sonra çık yola. Odysseus.göremez hiçbir vakit.. altın bir şeref tacı hak etmiştir bu kız. tatlı şarap. en haksız bir cezaya çarpıldı diye.

Kadmos ona Zeus'un kaçır­ dığı kız kardeşi Europe'yi ararken Semendi­ rek adasında rastlamış ve sevmiştir. Harpya'lar çocukları kaçırırlar ve ölülerin ruhlarını alıp Hades'e götürürler diye bir inanç vardı. bazı efsane­ lerde uyum. tanrı­ lar bir de bela salmışlardır başına. kesilmesinden ya da kurumasından sonsuz bir yas duyarlar. Okeanos kızı Elektra'nın Thaumas'la birleş­ mesinden doğan Harpya'lar çokluk iki olarak gösterilir: Birinin adı Aello (Kasırga). Autonoe ve Oidipus soyunun atası Polydoros'tur (İno. Harmonia ile ilgili iki efsane vardır. Kreon — Bu kız suçlu değil mi şimdi? Haimon — Bütün Thebai bir ağızdan hayır. Efsaneye göre uğursuzluğun ne­ deni. denge anlamına gelen adıyla Kharit'lerin biri sayılan Harmonia ile karıştı­ rılmıştır. Amphiaraos. Ağaçların kesilmesini önlemeye çalışan. Argonaut'lar Trakya'ya uğra- . Harmonia. Bu inancı en iyi canlandıran anıt. "on palmiye ömrü" yani dokuz bin yedi yüz yirmi yıl yaşarmış. tabağında ne varsa. ikincisinde Zeus ile Elektra'nın kızı olarak gösterilir. Bunlardan biri meşe ağacını kestiği için din­ meyen bir açlıkla cezalandırılan Erysikhton'un öyküsüdür (Erysikhton). Labdakos). Ağaçların yeşermesinden. Thebai kral soyu­ nun kaynağında bulunan Kadmos'la Harmonia'nın beş çocuğu olur. eski Lykia'nın Ksanthos (bugün Kınık) şehrinde bulunan ün­ lü mezardır. Böylece ölümsüzle ölümlü arası varlıklar sayılırlar. Harpya'lar. Kreon — Devlet ona hâkim olanındır. bunu Harmonia'ya Athena (ya da Aphrodite) vermiş derler. pisliklerini bıra­ karak uçarlar. öbü­ ı 00 rü ünlü bir gerdanlıktır. öbürü­ nün Okypete (Hızlı uçan. yaygın kanatlı. Agaue... anlaşıldı mı? Haimon — Sen ıssız bir çölün hâkimi olmalıymışsm. Semele. hepsinin de kaderi olağanüstüdür. Trakya kralı Phineus işledi­ ği bir suçun cezası olarak kör olmuştur. suçlu değil diyor. Bu armağanlar The­ bai şehrinin başına bela olmuş. Kreon — Yasaları yürütmek mi suçum? Haimon — Tanrısal yasaları çiğnemekle kendi iktidarını gölgeliyorsun! Hamadryades. bazı kay­ naklarda sözü geçen Kelaino da fırtınadan önceki gök kararmasını simgeler. Thebai efsanesinde Kadmos ile Harmonia' nın düğünü üstünde durulur: Zeus Harmonia' yi kendi eliyle verir Kadmos'a ve Thebai kale­ sinde düğününü yapar. bunlar İno. Alkmaion). Kreon — Vereceğim buyrukları bana halk mı öğretecek? Haimon — Çocukça konuştuğunun farkında mısın? Kreon — Ben miyim bu devleti yöneten. Aphrodite ile Ares'in kızı. biri Thebai efsaneler zincirine. Adlarından da belli olduğu gibi (hama+dryas. sivri pençeli bir çeşit yırtıcı kuşlardır. Aktaion. Ki­ misi uzun ömürlü olur. 18). Adları "kapıp kaçanlar" anla­ mına gelen Harpya'lar. Düğünü de gene aynı görkemle Semendirek'te yapıl­ mıştır. Bütün tanrıların hazır bulundukları bu düğünde geline olağanüstü armağanlar verilir. Dardanos'la lasion'un kız kardeşi olarak gösterilen Harmonia Semendirek efsanele­ rinde rol oynar. kardeşleri Dryad'lar gibi ağaçları ve ormanları koruyan nympha'lardır. Athena ile Hephaistos'un Harmonia'ya karşı. halk mı? Haimon — Tek kişiyle devlet mi olurmuş. Ama her iki­ sinde de Kadmos'un karışıdır (Tab. şehre karşı iki saldırıya yol açmıştır (Ehphyle. kadın yüzlü. Agaue. Semele. Kimi zaman da ağaçla birlikte ölürler. Bora) dir. canlı canlı bi­ tip büyümesinden zevk. ağaçla birlikte demek) Hamadryad perileri. hınç beslemeleridir. ba­ şaramayınca da keseni korkunç cezalara çarptıran ağaç perilerinin öyküsü anlatılır. Bu mezarın iki yanındaki kabart­ maların her birinde bir Harpya bebek gibi kundaklanmış bir ruhu kollarında taşır görü­ nür. öbürü Dardanos soyuna bağlıdır. Harpya'lar asıl Phineus efsanesinde rol oy­ narlar (Phineus). Ares'le Aphrodite'nin kızı olduğundan ötürü. yeme­ ğe oturur oturmaz Harpya'lar uçagelir ve ta­ baklarını boşalttıktan sonra. hepsini Harpya'lara kaptırır. despotluk bu seninki. Kadmos'un karısı Harmonia. biri Kharit'lerin dokuyup işledikleri bir elbisedir. Birinde Harmonia.Haimon — Suçluları el üstünde tut demiyorum sana.

Çocuğu olmaz. 722-731) ya da savaş dönüşü kardeşi Ares'i yıkarken (İl. Kovalamaca sırasında Harpya'lann biri Peloponez'de bir ırmağa düşer. Hekabe ilkçağ yazınında doğurgan ve baht­ sız ana tipini canlandırır. Paris. Boreasogulları Harpya'ları yakalayamazlarsa. Buna karşılık Phineus'a rahat vermeye ve Gi­ rit'te bir mağaraya saklanıp bir daha görün­ memeye söz verirler. Akhilleus'un ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'u meydana getirmiş­ ler (Ksanthos. Hebe. yiğit oğullar yetiştirdim yaygın Troya'da. 1 vd. Homeros destanla­ rında beliren bu karakteri sonraları tragedyalarca daha da abartılmış ve Hekabe çocukları­ nı bir bir yitirdikten. Bir efsaneye göre Harpya'lar rüzgâr tanrı Zephryros'la birleşip. Ulu Hebe tanrı balı döküyordu herbirine. Hekabe (Latince Hecuba). Oysa benim bahtım ne kadar kara. Kocası kısırlı­ ğının nedenini anlamak için tanrı sözcüsüne başvurmak üzere Kaunos'tan ayrılır ve yolcu­ luğu sırasında karısını aldatır. Geldiği gün Akhaoğulları buraya oğullarım vardı benim elli tane. . babası İnakhos kızının taliplerinden Lyrkos'a İo'yu aramasını buyu­ rur. Hekabe Troya kralı Priamos'un karısı. Hebe. Hepa-Hebe ise Tevrat'ta ilk insanın. 905) görürüz. Karia'da Kaunos şehri kralının kı­ zı. XXVI. Argos'a boş dönmekten çekinir ve Karia'da Kaunos şehrine yerleşir. Heilebie. Dolaylı olarak İo efsanesine adı karışır: Zeus İo'yu kaçırınca. ötekileri saray kadınları vermişti bana. öteki Ege denizinin bir adasına sığınır. Ama İlyada'da onu Athena ile Hera'nın arabasını hazırlarken (İl. Zeus'la Hera'nın bu adı taşıyan kızları (Tab. Filistin'dir. IV. Kassandra ve daha birçok çocukların anasıdır (Tab. 5) Olympos'ta eli her işe yatkın bir çeşit ev kızı­ dır. Lyrkos dünyayı dolaşıp kızı bulamayınca. Sedir ağaçlarının ülkesi Lübnan. 492 vd. Hitit yazıtlarında bu tanrıçaya "se­ dir ağaçlarının ülkesinde" tapınıldıgı belirtilir. korkunç yıkım ve lşkencelerine tanık olduktan sonra. on dokuzu bir ana karnından doğmuştu. V. onlarda Troya'lıların şehrine bakıyorlardı tepeden. ama kalmadı bana onların hiçbiri. Orada kral kızı Hei­ lebie ile evlenir. altın avluda. Kaunos kralı onu dönüşünde ülkeden kovmak ister. 16). Hcbe. Priamos Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gittiğinde kraliçeyi on dokuz çocuğunun anası diye tanı­ tır (İl. yalnız Herakles efsanesinde adı geçer: Güçlü yiğit öldükten sonra Olympos'a varıp ölüm­ süzlüğe kavuşunca Hebe ile evlendirilir. Çokluk en büyük tanrılar arasın­ da ve Anadolu'lu kaynaklarda görülen bu kut­ sal evlenme motifinden. ama Heilebie kocasından yana çıkıp babasını alt etmesine yardım eder. Aralarında Boreasogulları Kalais ile Zetes vardı ve bilici olan Phine­ us Harpya'lann ancak Boreas'ın oğullarınca yakalanabileceklerini biliyordu. ama tam yakalanacakken kız kardeşleri İris Boreasogullarının önüne geçer ve "Zeus'un hizmetçileri" Harpya'ları öldürmelerini önler. Yunanca gençlik demektir. kaldırıyorlardı altın tasları birbirlerinin şerefine. Hebe'nin kendine özgü bir efsanesi yoktur. Yunan efsanesinde pek önemli bir rol oynamayan Hebe'nin Yu­ nan öncesi bir tanrıça olduğu sonucuna varı­ labilir. Bu bakım­ dan Hepa-Hebe ile Ana Tanrıça arasında doğrudan bir ilişki kurulabilir ve Hepa-Hebe adının Kybele'nin çeşitli adlarından biri oldu­ ğu anlaşılır (Kybele). kendileri ölecekti. Bana karşılık. Balios). V.dıklarında Phineus Harpya'lardan kurtarılma­ sını dilemiş onlardan. gözü dönmüş. yani kutsal evlenmedir. Harpya'lar Pandareos efsanesinde de rol oynarlar (Pandareos). . Daha sonraki kaynaklarda Hebe'nin nektar sunucusu olarak görevi Ze­ us'un kaçırdığı güzel delikanlı Ganymedes'e verilir (Ganymedes). yani Âdem'in eşi ve bütün insanların anası olarak gösterilen Havva'nın ta kendisidir. Asıl görevi tanrılara içki sunmaktır (İl. Hektor. Hitit yazıtlarında Hepa. Hepat ya da Hepatu diye adlandırılan büyük güneş tanrıça Arinna'nın Yunancalaştırılmış adı ol­ sa gerek.): Tanrılar toplanmıştı Zeus'un çevresinde. Hebe ile Herakles'in evlenmesi simgesel bir anlam taşıyan bir "hieros gamos".): .

ey katı yürekli. XXII. canım oğlum. başaramayınca gene tanrıla­ ra yakarış ve sunu sunma yoluna gider. korkunç bir öç alma eylemine girer ve Polymestor'u kör edip. desteği. Paris. Troya'lı kadınların topluluğu içinde direnci yansıtan büyük bir varlık. ama kızı Polyksene'nin gözleri önünde Akhilleus'un ruhuna kurban edilmesini. talihsiz anana.): Şimdi sen. gündüz ulu­ yan bir dişi köpek haline dönüştüğü de ileri sürülür. katla­ nır ve bekler. onun dileğini yerine getirir: Athena tapınağına sunu sunmaya gider. Son­ ra bölümler boyunca Hekabe'nin sözü geç­ mez.. Troya'da bir çığlıktır kopar. Bu tragedyalarda Hekabe yalnız değildir. bir döşek üstüne koymayacağız ölünü. öldüğünü göreyim de. Hekabe düşmana gidip yalvarmaya kalkı­ şan kral Priamos'u akıl ve sağduyu adına alı­ koymaya çalışır. Atina'Iı şairin ona tragedya boyunca "Phrygia'lı" demesi boşuna değil.. Phrygia'ü Ana Tanrıça Kybele'nin bütün ni­ teliklerini içinde taşır ve dile getirir Hekabe (Polydoros. Gözünün bebeği. sözümü duyarmış gibi. üstelik de Trakya kralı Polymestor'a emanet edilen oğlu Polydoros'un da al­ çakça öldürülüp denize atıldığını görünce. 253 vd. babasının yalvarmalarını dinlemeyip de Akhilleus'la savaşta can verin­ ce. seni doğuran. dövünüyor. XXII. ama yavrum. ama Anadolu kadınları gene bu sözlerle ağıt yakar ölen ana kuzularına. çocuklarını da öldürür. yiğit oğlu Hektor'un ölüsü karşısına serilince de bagırmaz çağırmaz. ta ki Batı kapılarının üstünden Hektor'la Akhilleus'un savaşını gözlemeye gelir. kral. gözümün bebeği. burada sürünür görürüz. doğal analık gücü­ nün simgesidir.). oğluna baka baka haykırıyordu. kaderle ölümün elindesin şimdi". Kraliçe görkemini ve erdemini sürdürür. VI. top­ rağa bular (İl. unuturdun koynumda bütün dertlerini. yatıyorsun evinde taptaze. Atina'Iı tragedya yazarı Euripides ise onu "Troya'lı Kadınlar" ve "Hekabe" adlı tragedyalarının baş kişisi yapmış. surlarımızın içinde yenmeye bak şu domuzu. yavrucuğum. senin acını göreyim.. bir köpek gibi havlamaz da Anadolu kadınına özgü bir ağırbaşlılık ve ha­ yal gücüyle canlandırır onu gözünde (İl. . Kimi efsanelerde onun ev­ lat acısına dayanamayarak gece. Hektor anasının. gemilerin orada". bundan böyle nasil yaşayayım ben. bizden uzak. onu ağzına uzattığım günleri getir aklına.): "Hektor. Öldürürse seni bu adam. 575 vd. Hekabe'nin en küçük oğlu Paris'le ilişkisi ve onu karnında taşırken gördüğü düş için bkz. ne cömert karın ağlayacak. 406 vd. Anası da saçlarını yolup duruyordu. ne ben ağlayacağım senin önünde. benzersin Apollon'un tatlı okuyla vurduğu insanlara. sen onların büyük şanıydın sağken. ağlaşmaya başlar. erkeklerin gücü. O zaman da surlar dışında kalıp tek başına düşmana karşı koyan oğlunu içeri almak için şöyle seslenir (İl. XXIV. Polyksene. kraliçe ve bütün halk dövünmeye. gir içeri. saygı göster bu memeye. Troyalı kadınların.): .köpek gibi kudurup saldıran anaç varlığın simgesi olmuştur. Aradan birkaç bin yıl geçti. gündüz yüreğimin ışığıydın bu şehirde. nasıl? Gece. bir tanrı gibi selamladı yavrum onlar seni. Savaştan şehre dönen Hektor'un biraz dinlenmesini. Priamos yas belirtisi olarak başını toza. Ne var ki Euripides de Hekabe'yi akıl ve hak yo­ lundan ayrılmayan ulu bir kişi olarak gösterir. şarap içip serinlemesini ister. Polymestor). ama oğlu buna yanaşmayınca. Bu oyunlarda Hekabe'yi Troya yıkıldıktan sonra köle olarak orada. cömert ve dini bütün bir ana olarak gösterilir (İl. dışarda dikilme karşısına. 83 vd. Başladı Hekabe kadınlar arasında uzun bir ağıda: "Bak anana yavrum. yiyecek seni çevik köpekler.. fırlatıp atmıştı parlak başörtüsünü. İlyada'da ilk karşımıza çıktığında Hekabe tatlı dilli. dramını de­ rinliğine işlemiştir. İzmir'li şair Homeros böyle canlandırıyor Hekabe'yi.

53 ve 1. Bilindiği gi­ bi. İnsanlar arasındaki yarışmalarda Tanrısal gücüyle işe karışır. ak yünlü koyunları Azaltır ya da çoğaltır gönlünce. Güzel saçlı Hekamede Troya savaşı sırasında Akha'ların Tenedos'a (Boz­ caada) yaptıkları bir baskın sırasında esir al­ dıkları kızdır. Belalı engin denize açılanlar da Başvururlar Hekate'ye ve yeri sarsan tanrıya. Titanlar ku­ şağını saydığı parçanın sonunda Hekate'ye kırk altı dizelik uzun bir övgü düzmektedir (Theog. Theogonia'nın başlangı­ cındaki Musa'lara Övgü'yü andıran bu parça­ da. bugünkü Yatağan'a yakın olan Lagina'da (Lagina örenine en yakın ilçe Tur­ gut'tur) Hekate'nin çok ünlü bir tapınağı bu­ lunmaktaydı. ki­ şiliği epey gizemli bir tanrıçadır. denizlerde ve göklerde bir yetki payı ayırdı. Hekate'nin Titanlar kuşağında ne denli ayrı bir yer tuttuğunu Hesiodos'un Theogonla'sından öğrenmekteyiz. Meydanlarda. Hesiodos ise babasının Ege kentlerinden Kyme'den Yunanistan'a göç­ müş bir göçmenin oğludur. Ölüm-kalım savaşlarında Hekate Dilediği savaşçıya yardım eder.. destek bulur onda. Ozan. Hekate. Asterie). şerefi. Metinde şöyle denir (415-450): Ölümsüzlerin saygısı büyüktür ona. Hekate'yi "herkeslerden üstün tuttu" ve evrende onur paylarını tanrı­ lar arasında paylaşırken. kalabalıklar içinde Kimi isterse onu parlatır Hekate. hiçbir efsaneye adı karışmamış. öbürü Asterie'dir (Leto.He- . Kim hoşuna giderse Hekate'nin Yardım görür ondan. Burada yücelti­ len tanrıçanın kimi yerde Artemis. Titanlar arasında Güneş Soylular diye anılan tanrılar soyundandır (Tab. 8). deniyor. Akha'lar bu kızı Nestor'a köle olarak verirler ve İlyada'da onu Nestor'un ba­ rakasında hizmet eder görürüz (il. Olympos tanrılarıyla ilişkili olmayan. 624. bu tanrıçaya kara­ larda. XIV. Bugün yeryüzünde kurban kesen her ölümlü Hekate'nin adını anar yakarışlarında. Hekate. Apollon ile Artemis'i üretir). notu­ na. Yunanistan'a yerleştiği Askra kasabasının yakınında ise Thespiai'da bir Hekate kültü bulunduğunu biliyoruz.Hekamede. Zaferi kazanan alır güzel ödülü Ve şeref kazandırır yakınlarına. Hekate. Homeros destanlarında hiç adı geçmez. Ona bütün mutlulukları vermek elindedir. Dilediğine verir hıynıvı. Aslında He­ kate. buna karşı­ lık Hesiodos'un Theogonia'sında büyük bir yer tutar. Asterie Perses ile birleşip Hekate'yi doğu­ rur. Bu tanrıçanın karmaşık kişiliğini açıklamak­ ta bugünkü bilim de zorluk çekmektedir. XI. Hermes'le sürüleri üretir ağıllarda: Öküzleri. kimi yerde Diktynna ya da Britomartis diye anılan Ana Tanrıça'yı bu denli andırması Hesiodos'un ana yurdu ile ilgili görülmektedir. keçileri. Koios ile Phoibe'nin iki kızları olur: Biri Leto (ki Zeus Leto'yu eş edinip onunla iki büyük Olympos tanrısını. Ya da tam başaracakları sırada Avlarını alır elinden canı isterse. Kurultaylarda saygın kralların yanındadır. eseri ve kaynakları" adlı kitabın s. Anadolu'ya özgü bir tanrıça ve Efes'li Artemis'in belli bir niteliğini yansıtan ve baş­ ka adla anılan bir tıpkısıdır (Artemis). özellikle bazı kabartmalar İstanbul Arkeoloji Müzesinde korunmaktadır. Bereketli av sağlar onlara soylu tanrıça. Ölümsüzler arasında yeri büyüktür Hekate'nin Zeus gençliğin besleyicisi yapmıştır onu. Ünlü Gaia ile Uranos'un bütün çocukları Kendi paylarından pay vermişlerdir ona.. Binicilerden de dilediğine yardım eder. sanı. 404-450). Kimin dileğini iyi karşılarsa o tanrıça Onun elde etmeyeceği şey yoktur. Dik­ kati çeken bir nokta da tanrıçanın adıdır. Acaba ozanın yücelttiği bu Hekate tapımını Hesiodos soyu Lagina'dan mı Yu­ nanistan'a getirmişlerdir? Bu konu daha bi­ limce aydınlanması gereken ve doğrudan doğruya Anadolu kültleriyle ilişkisi olan bir sorundur. Zeus. eski Karia'da Stratonikeia'nm (Eskihisar) kuzeyinde. Görkemli bir yapı olan bu tapı­ nağın kalıntılarından birkaçı. 6). Bu konu için bkz/ "Hesiodos. Hekate'ye Hesiodos pantheon'unda tanı­ nan ayrıcalığın nedeni bilginleri epey düşün­ dürmüştür. Homeros destanlarında sözü bile edilmeyen bu tanrıça Theogonia'da ancak Ana Tanrıça Kybele ile kıyaslanabilecek ev­ rensel bir nitelik taşımaktadır.

tersine tarihi doğru değerlendirmenin bir örneği. Troya savaşının gerçek niteliğini anlayabilir ve Boğazların kilit noktasında çar­ pışan güçlerin asıl amacı açığa vurulduktan sonra. öte yandan Ak­ deniz'e kadar uzanan yaygın bir bölgenin ad: geçer. Hekate Yunan varlığına sonuna dek yabancı kalmıştır. Bütün bu sorumluluk ve yükümlülüklerdi ki onu Anadolu'nun ulusal savunucusu olarak diker gözlerimizin önüne. bir belir­ tisi sayılabilir. Khaos. İlyada'nın ikinci bölümünde "Gemiler Kata­ logu" denilen bir parça vardır ki. Destanda onun kadar derinliğine işlenmiş bir tip daha yoktur. Apollon'la Artemis'in başlıca sıfatların­ dan olan hekatos-hekatebolos. llyada'da altmış kadar dize tutan bu parçada (İl. giderek Hektor'u eleştirip ona yol gösterdikleri görülür (Sarpedon. II. çünkü Troya savaşı Homeros'un llyada destanından da anlaşıldığı gibi bölgesel bir karşılaşma de­ ğil. Troya kralı Priamos'la kraliçe Hekabe'nin en büyük oğlu Hektor (Tab. Troya'nın kaderini elinde tutan Hektor bu savaş ortaklarına karşı sorumlu­ dur. Troya'yı savunan kuvvetlerin de sayımı. Yüz Kollular. Troya'nın orta direği olan Hektor'un kişiliğini incelemeye girişmeden önce. IV. üç biçimli Hekate ve üç yüzlü bakire Diana adına başlar yakarışa (Dido). Hektor. üstünde durulmaya değer bir konudur. Hekatonkheir'ler. Leto'nun kardeşi olması da onun Yu­ nan din ve efsanesine sonradan gelme bir tanrıça olduğunu belli eder. Troya savaşı denilen büyük çatışmaya bütün Anadolu'nun katıldığını metinlere dayanarak göstermeliyiz. Troya'nın savaş ortakları kısa geçildiği halde. 16) Anadolu'nun ilk ulusal kahramanıdır. Maionia ve Lykia'ya kadar bir yandan Karadeniz kıyılarına. Bu görevi sonuna dek nasıl yerine getirdiği. onun başka bir yan ve yö­ nünü simgelediği apaçıktır. Homeros destanını gereğince değer­ lendirebilir. asıl tapımma Roma'da rastlanır. Batı dünyasının Çanakkale Boğazından Mezopotamya'ya kadar uzanan Asya (bugün Küçük Asya deniyor) kıtasına ilk saldırışı. Hemen söyleyelim ki üç. Bkz. geceye ve karanlığa egemen bir varlık. özellikle İlyada Ati­ na'da ulusal destan olarak benimsenip de Atina'yı yüceleştirme amacıyla kaleme alındı­ ğı sanılan bu listede Yunanistan'dan gelme kuvvetlere çok yer verilip. Onun kişiliği Akhilleus'unkinin tam karşıtıdır: Duygularını dışarıya vurmak.): Üstünde kendi ölüsünün yanacağı odun yığınını hazırlattıktan sonra. Vergilius'un "Aeneis" destanında Dido Aeneas'ı yanında alıkoyamayacagını anlayınca. İlyada Hektor'u hem savaşta bir kahraman. burada Troya'ya saldıran orduların da. Desta­ na sonradan katılmış. dökümü yapılır. Yunanistan'ı yüceltmek. burada ay tanrı­ çası. Daha sonraki bölümlerde de örne­ ğin Lykia'lı önderlerin savunmada ne büyük bir yer tuttukları. kendi çıkarlarını düşündüğü kadar onla­ rın da görüşlerini hesaba katmak zorundadır. savunmaya Anadolu'nun hemen her tarafından güçler katıldığı anlaşılır. hem de günlük hayatında bir insan olarak canlandırır gözümüzün önünde. Erebos. Hekate kimi bölgelerde üç gövdeli bir heykel olarak imgelenir. sonra da Trakya'dan başka Mysia. Bunu ancak böyle anladıktan son­ radır ki. kadın ve ay tanrıçası olarak üç biçimde canlandırıl­ dığını da biliriz. Bu üçlü karakteriyle Efesli Artemis'e ne kadar yakın­ dan bağlı olduğu. dişi köpek ve di­ şi kurt biçimleri midir? Diana'nın kız. Anadolu'yı küçümsemek amacıyla düzüldügTı açıkça belli olan bu metin bile Troya savaşının Anadolu boylarınca ne denli benimsendiğini açığa vur­ maktadır. girişimidir. esin- . Paphlagonia. büyük ve sihri elinde tutan bir kara güçler ecesi olarak karşımıza çıkar.kate. Hekate' nin bu üç kılığı acaba kısrak. onu kendine büyü yoluyla bağlamaya çalışır (Aen. savaşçılarının karakterine ışık tutarak onları tarihteki benzerleriyle karşılaştırabiliriz. uy­ garlık ve zenginlikte Batıyı çok aşmış olan Anadolu'yu ele geçirmek için ilk denemesi. saçları darma­ dağın olan bu kadın yüz tanrılar. 819-878) önce Toros bölgesindeki kentler ve ordu komutanları sa­ yılır. yani hedefi vuran anlamındaki kelimeyle ilgilidir (Apollon). dört bin yıl önceki Troya savaşıyla yakın tarihin Çanakkale sa­ vaşı arasında göze çarpan bir benzerlik vardır ve Hektor'u Mustafa Kemal'in atası olarak görmek yanlış bir yorum değil. 511 vd. bir Hekate rahi­ besine büyü formülleri okutur. onların istek ve öğütlerine saygı göster­ mek. Pandaros).

topluca sev­ gi gösterilerinin de yalnız Hektor için yapıldı­ ğını görürüz destanda. o ölecek olursa şehrin de tutunamayıp düşeceğine inanırlar. Ares'in dengi. karıcığım. XIII. bütün bir ailenin. VI. Köleliğe sürüklenirken çığlığını duymaktansa dağlar gibi toprak örtsün beni daha iyi. Ares'e benzeyen Priamos oğlu Hektor başlarındaydı. On bir dirsek boyunda kargısı elindeydi. önünde dört bir yana ışıklar saçıyordu. sessizce karşılar önerilerini. hem ana. O vakit ne Troya'lılann acısı umurumda olacak. Hektor'un eşsiz kişi­ liğini kavrayabilmek için onu hem insan.. onun içindir ki oğluna "Astyanaks" (şehrin efendisi) adını takmıştır halk (Astyanaks). Zeus'un sevdiği. En ince ay­ rıntısına kadar anladığı karısının üzüntüsünü nasıl paylaştığını da bir görelim (İl. 38-90). tanrı­ sal. bu yüzden arkada kalacak gözüm. (1) İNSAN HEKTOR. incele­ meliyiz. Hektor'a karşı büyük bir sevgi uyandırmıştır Troya 'ularda. Tolgasından Ürken yavrusunu gülerek kolla­ rına alıp öperken de şu dilekte bulunur koca Hektor.. Tolgası ışıldar. ne kral Priamos'un acısı. yusyuvarlak kalkanını tutuyordu önünde. Surlar önündeki sahnede cevap bile vermez yalvarmalarına (İl. Priamos ve onun iyi kargı kullanan halkı. düşünüyorum o zaman çekeceğin acıyı. hem de kahraman olarak ele almalı. Eşine hem baba. Troya şehrinin koruyucusudur Hektor. sık deridendi bu kalkan. herkese görevini hatırlatmakla yetinir (İl. götürecek seni gözyaşları içinde. tunç zırhlı Akha'lılardan biri alacak hür gününü. 264 vd. Troya erkeklerinden utanırım. Bu güven ve bu inançtır ki. 429 vd.): Ben de düşünüyorum bunları. sevimli. hem kendime. silahları da şöyle anlatılır (İl. sıralar boyunca bir gidip bir geliyordu. do­ kunaklı sözler duyunca gözyaşlarını tutamaz olur insan (İl. giderek Zeus gibi akıllıdır. tunç temren dolanmıştı altın bir halkayla. VI..). içimden de gelmez. öyle ki o yaşadıkça. Hektor Troya savunmasının omuzlarına yük­ lediği ağır sorumlulukla kendi kişisel ve duy­ gusal eğilimlerini birbirleriyle bağdaştırmakta öylesine güçlük çeker ki. bir roman kişisi olarak karşımı­ za çıkmasına.. Güçlü ve merttir. 802 vd): . ne var ki onl. kü­ çüğünü de öyle sayar ve sever ki. ya da sözlerini niçin dinlemediği­ ni anlatır onlara. 319. açığa vurmaktan çekindiği bu çatışma kendisinin modern an­ lamda bir tip. hem kardeş. örnek bir insan. bakamam uzun entarili kadınların yüzüne. karmaşık ve çetrefildir. yurt içinde ölmeyi göze almış bit kahramanın ağzından böyle alçakgönüllü. çok yönlü bir insana rastlanmaz hiçbir destanda. XXII.) Baba ve koca olarak Hektor'un eşsiz bir davranışı vardır. ne yapayım. erkek olsun Troya'lılann hepsi. şehre gelince dinlenip şarap içmek şöyle dursun. ün kazanmak için hem babama. ne Hekabe'nin. Kafama. dallı budaklı. Destan kahramanları­ nın hepsi gibi Hektor da belli niteliklerle ta­ nımlanır: Çevik ayaklı. VI. iç bunalımlarının da destanda şaşılacak bir belirti olan sessiz monologlarla dile gelmesine yol açar.ıt duygusal nedenlerle onu görevinden alıkoy maya çalıştıkları zaman. komuşum ben şunu: Elbet bir gün yok olacak kutsal llyon. bu denli ince. savaş­ tıkça güven duyar kadın olsun. yüreğime. gi­ derek bütün bir toplumun sorunlarını içerdiği için. VI. hem de sevgili olduğunu Andromakhe'nin kendi ağzından duyarız şaşa şaşa (İl. Büyüğünü de. Bu sevgiyi Hektor davranışlarıyla kazanmıştır. Parlak tolgası sallanıyordu şakaklarında. (Andr'omakhe). Anasını da babasını da çok sever ve sayar Hektor. çağdaş anlamda olgun ve yetkin bir in­ san sayabiliriz Hektor'u İlişkileri bu bakım­ dan ele alınmaya değer. 441 vd. ne de kardeşlerimin acısı umurumda olacak. Benim üzüntüm sensin asıl.tilerine kapılıp davranmak şöyle dursun. VI. Troya'lılarla en önde dövüşmeyi öğrenmişim. öğrenmişim atılgan olmayı. 476 vd. oynak tolgalıdır.. kaim tunçla örülmüş. dra­ mı kendi içinde sessizce oluşur ve bu dram tek bir kişinin değil de.): . ama savaştan çekilirsem bir korkak gibi.

Gel. • mutlu olsun anasının yüreği. XVII. Troya'lılar arasında. Lykia'lıların önderi Glaukos Patroklos ile Sarpedon arasındaki savaşta Hektor Sarpedon'un öldürülmesini önleyemedi diye onu kınar. güzel kadın da onu herkesten çok sayar ve sever.): Ah kayınım benim. çünkü girişeceği sa­ vaştan bir daha dönüp dönmeyeceğini bilmez (İl. Hektor Helene'ye karşı uygarca ve centil­ mence davranır. seni ırz düşmanı seni! Hiç doğmaz olaydın keşke. ne de yüz karası olurdun başkalarına. Karar onun. ya da kalaydın ölümüne dek evlenmeden. Ben gidip göreceğim evdekiler!.. atılmasın mı diye ikircikli­ dir. AkhilIeus tanrı Hephaistos'un kendisine yaptığı yeni silahlarla Orion yıldızı gibi alev alev ışın­ lar saçarak ilerlemektedir düşmanına karşı. III. ama Zeus'un buyruğuyla o da kaderine bırak­ mak zorundadır Hektor'u. bir an önce karısını ve ço­ cuğunu bulmaya gider. herkesi dinlemek. güven aşılamak. Bu sözler üzerine Hektor savaşa döner. avut­ mak. Ne kadar nan­ kör bir görevi vardır Hektor'un Troya sava­ şında! Ordulara yön vermek. dayanılmaz kötülükler yapmış bir köpeğim ben. Onlar benim yokluğumdan yakınmışlar. babasından çok daha üstün bu desinler. bütün soyuyla birlikte canım kentinin de yok olacağını bile bile. buna karşılık da durmadan eleştiriye uğrar. babası gibi kendini göstermesini nasip edin... bir korkunç kasırga gelseydi. soyunun ve kentinin başına getirdiği belayı savmak için dövüşür. kardeşleri. bir daha da ya dönerim. (2) KAHRAMAN HEKTOR. Patroklos'u öldürür. Paris'i savaşa çağırmak için şehre geldiğinde Helene onu alıkoymak ister. yavrumu. Şöyle çıkışır ona (İl. Bu ölüm düşüncesi bir an olsun Hektor'un aklından çıkmaz. Hektor başına gelecekleri anlar. azarladığı Paris'tir. silahlarını soymak ve kendisi kuşandıktan sonra Akhil­ leus'un karşısına çıkmak yürekliliğini gösterir. suçlamaz. kafasızlıgıyla şeh­ rin yıkımına sebep olan adam. öbür tannlarsa pis pis düzenlerle Hektor'u aldatmakta yarışırlar âdeta. 140 vd. llyon'da bütün gücüyle hüküm sürmesini. Oysa ken­ disi için savaşmaz Hektor. bu belayı sayamayaca­ ğını. alsaydı beni. otur şu iskemleye. babası gibi güçlü. Troya'nın ışığı. Patroklos Akhil­ leus'un silahlarını kuşanıp da ölüm saçmaya başlayınca.). Büyük Hektor karşılık verdi. Anamın beni doğurduğu gün. Ama bu konuyu Hektor'un kahraman­ lığını inceleyeceğimiz bölüme bırakalım. 38 vd.Ey Zeus. beni çok sevsen de dinlemem seni. yardımcıları. ölümünün yakın olduğunu bilir. Helene. Ve Hektor'u biraz önce ağır yergilerle kına­ yan savaş ortakları. bencil.. ne baş belası kesilirdin o zaman. sorumluluk ve yükümlülük hep onun omuzlarındadır. Troyalılara yardım etmek istiyor yüreğim. Akha'ların eliyle tanrılar belki de yok ederler beni. Oysa bu savaş başka türlü bir savaştır.): Seni alçak. Tanrı­ lara güvenmenin de ne kadar yersiz olduğu­ nu sezer. bir çapkın adamın. bir kızdığı. korkunç bir boğuşma içinde onun ölüsünü kaçırmak. bir dağın tepesine atsaydı. biliyorum. dedi ki: Oturtma beni. ya dönmem. yatıştırmak. güç esinlemek hep ona düşer. derdin en büyüğü senin başında. bir tanemi. Hektor herkese karşı yumuşak davranır. Öbür Troyalılar gibi o da ka­ dını ayıplamaz. gücendir­ memek onun tek başına görevidir. savaşa atılsın mı. ey öbür tanrılar. benim oğlumun. Buna karşın gene de yiğitçe dövüşür Hektor. seni parlak oğlan. halkı gözbebeği bu kahraman kaderiyle pençeleşir durur. VI. Troya'lıları küçük düşürür ve ortaklarının artık bıkıp gitmeye hazır olduklarını bildirir (İl.. O zaman da ortaklarının en ağır ve in­ safsız eleştirilerine uğrar. keşke. inatçı yiğitliğinden ne kadar üstün. Yiğitliği Akhilleus'un bireyci. onunla dertleşmeye can atar. mert olmasını. nitekim onu yalnız Apollon korur.. 344 vd. kaymağım. . bir an arabasına binip kaçmaya bile ko­ yulur. savaş ortaklarını hoş tutmak. ya da bıraksaydı uğuldayan denizin içine. Kanlı silahlarla savaştan dönerken o. seni çapkın. sevgili karımı göreceğim. ama Hektor güzel kadının uzattığı is­ kemleye oturmaz. ne kadar bilinçli ve insancadır! Hektor'un kahramanlık dramı Sarpedon'un ölümünden sonra başlar asıl.

gençliğinden koptu. Ama uyanık ol. ' duysun gelecekteki insanlar bile. Troyalı ihtiyarlara. Böyle enine. 99 vd. desem. başlar koşmaya. göz­ lerler ve tartışırlar olayı. 5 vd. anlar aldatıldığını (İl. demişti. Troyalılan şehrin içine al. yalnız Athena Hektor'un kardeşi Deiphobos'un kılığına girerek yiğide yanaşır. götürün bunları Atreus oğullarına. Troya'nm erkeklerinden. tanrısal Akhilleus'un baş kaldırdığı o uğursuz gece buyurmuştu bana. Zeus altın terazisini kurar. Çılgınlık ettim de ne oldu. Ama yüreğim ne diye oyalanır böyle şeylerle? Ona karşı olduğum gibi gidersem bakalım acıyacak mı bana. uğursuz bir kader rmhlamıştı onu l/yon'un dışında Batı kapılarının önüne. Tanrılar işte o anda el çe­ kerler Hektor'dan.): Kaderim beni kıskıvrak bağladı işte. ikiye bölecekler. öldürecekler Batı kapılarının önünde". bir kefesine Hektor'un. desem. dinleseydim keşke. tekmil mallarını da. karşı durur düşmana. Ama ses çıkmaz artık Hektor'dan. mülkü. nemiz yok. kıydı halkına. Çok daha iyi olur karşı durmak Akhilleus'a. Akhilleus arkada üç kez dolaşırlar Troya şehrini. Aslan gibi saldırır. desem saklamayacaklar şehirde hiçbir şeyi. O sırada İda da­ ğının tepesinde tanrılar dernek kurmuş. Hektor ölecektir. her şeye son veren ölüm kapladı bedenini. yasaya. Oysa ne­ rede Akhilleus. XXII. perişan Hekabe boşuna yalvarır dururlar bu kez Hektor'a ölüme meydan okumaması. söz versem. bakarız ki Hektor'un kurası ağır basıyor. kargımı da duvara dayayıp. Onu görünce bir titremedir alır Hektor'u. Yoksa göbekli kalkanımı. Hektor'un son sözü de şudur: "Senin ne olduğun yüzünden belli. demirden bir yüreğin var göğsünde. kaldırır teraziyi. Hektor inanır. Ant içireceğim. yanaşmaz hiçbir antlaşmaya. insan saygısına güveni vardır Hektor'un son demine dek. Hakka. saygı gösterecek mi? Silahsız gidersem böyle çırılçıplak. -Bunlar kavgamızın başı değil mi?Alın. ya öldürüp onu dönerim geri. 303 vd. ölenin bedenini geri versin yakın­ larına.): "Yazık bana. yollandı Hades'e. Paris'le Apollon bir gün seni. diyeceğim. hesaplaşmayı. Söyler söylemez Hektor bu sözleri. ilkin Pulydamas yağdırır ayıbı başıma. gücünden. yiğit de olsan. boyuna düşünmek de ne.Troya'lı savaşçıların hepsi çil yavrusu gibi da­ ğılmış. İlyada'nın en ünlü sahnele­ rinden biri de açılır gözümüzün önüne: Hek­ tor önde. Hektor böyle düşünürken Akhilleus yakla­ şır. Bir de desem mi paylaşalım hepsini bu şehirde nemiz var. yok ettim ' halkımı. girersem surların içine. Ve en azından iki bin yıl sonra doğacak olan ro­ man türünün belli başlı bir öğesine örnek ola­ cak monologuna şöyle başlar Hektor (İl. binlerce korkulu göz önünde oluşan bir ölüm-kalım yarışı. bir kadın gibi öldürebilir beni o. ya da onun elinden şanla ölürüm şehrin önünde. kaderine ağlaya ağlaya . kadınlarından utanıyorum. ama bir antlaşma yapılmasını ister ki kim öl dürecekse. Benden değersiz biri bir gün ya derse ki: Gücüne çok güvendi Hektor. dosdoğru çıksam mı kusursuz Akhilleus'un önüne. Bakalım Olympos'lu kime bağışlar ünü". Ama Akhilleus'un ret cevabıyla karşılaşır (Akhilleus). bütün malı. bakar ki yok. koca karınlı gemileriyle Aleksandros'un Troya'ya getirdiği her şeyi. uğramayasm tanrı lanetine. kendisini destekleyecekmiş gibi ya­ par. vereceğiz. desem ki geri vereceğiz Helene'yi de. Can verirken bir daha yalvarır Hektor Ak­ hilleus'a ölüsünü Troya'lılara geri versin diye. En iyisi tez elden paylaşmak kozumuzu. dinlememiştim onu. güçlü tolgamı bırakıp bir yana. Gene de kıyasıya dövüşmek düşer bana.) : Bir Hektor duruyordu olduğu yerde. Surların üstünden ihtiyar Priamos. Uçtu canı gövdesinden. Hektor Deiphobos'u çağı­ rır. bir yiğitlik göstereyim de öyle öleyim. XXII. hepsi sığınmışlardır Troya surlarının içine (İl. XXII. kentini kur­ tarmak için canını kurtarması için. bir kefesine Akhilleus'un ölümünü koyar. kendi içinde yap­ maktadır artık tartışmayı.

gündüz bekçilik ederler ölüsüne. sonra tapladı kardeşleri. kişiliği de son­ suz tartışmalara yol açarak. gözcüler diktiler çepeçevre. azgın yiğit de geri verir ölüyü babasına (Apollon. öyle ki sonraki yorumlar bile hep İlyada ve Odysseia'da atılmış anlatım temellerine dayanır.): Dokuz gün odun taşıdılar yığın yığın. Gül parmaklı şafak sabah erken parlaymca. Akhilleus. Ne var ki bu uygarlık. Ölümlülere parlak şafak sökünce onuncu günü. güzel ve iyi. Helena'yi yaratan Homeros'tur. söndürdüler ateş gücünün sardığı her şeyi. gerisin geri döndü hepsi şehre. bu güzelin Homeros destanlarında nasıl karşımıza çıktığını bir görelim. gitse de. ahlak değerleri arasında­ ki karşıtlık da yansımaktadır. Hepsi geldi bir araya. Troya ovasındaki savaşın en kızgın bir anı­ dır-. 784 vd. toprak içinde. Dinleyin bakın. bu tip en duru. Hektor'a yakılan ağıtlar ve Hektor'un cena­ ze töreniyle kapanır İlyada. toz. Ama gene de binse gemiye keşke gitse. ünlü Hektor'un ölüsü çevresinde toplandı bütün halk. Aphrodite yağlar sürerler bedenine. bu in- . yedi kez dolaştırır Troya şehrinin çev­ resinde. dostların. Hektor'un ölüsüne ve seyirci kalan bahtsız Troya şehrine yaptığı işkence dillere destan olmuştur: Hektor'u arabasına bağlar. Bir mezar tümseği olunca toprak kabara kabara. şöyle seslenir: Buraya. yani es­ tetik değerlerle etik. dostları ak kemikleri. gözyaşı içinde götürdüler Hektor'un ölüsünü. Bundan daha uygarca. Helena'nın kişili­ ğinde ilkçağ Yunan dünyasının güzele düş­ künlüğü dile geldiği gibi. otur şöyle. gör bak işte. Priamos). Bu korkunç man­ zaraya tanrılar bile dayanamaz. akraban. Sarar sarmaz indirdiler derin bir çukura. 154 vd. topluluk kuruldu. verdiler ateşe. Hele­ na'nın kaçırılması olayını olduğundan başka türlü anlatmak yoluna gitmişlerdir. böylece bu bitmez tükenmez savaş kendi­ liğinden sona erecektir. XXIV. tanrılar asıl. yanıma gel kızım. Bence suçlu sen değilsin. Helena'nın öyküle­ rine. hepsinin yanaklarından iri yaşlar dökülüyordu. bir davranış akla gelmez ve böylesini yaklaşık üç bin yıl önceki bir metinde bulmak şaşırtır insanı. dört bir yana. Onun içindir ki. Doğuyla Batı arasındaki bu çapta bir çatışma­ ya etken olabilmesini ahlakdışı görüp. çeşitli görüş ve yönlerden yorumlanmıştır. koydular yığınların tepesine. Menelaos'la Paris teke tek savaşa girişe­ cekler ve kazanan Helena'yı alıp götürecek­ tir. onlar yığdı başıma kan ağlatan savaşı. sonunda Priamos'u elinden tutarak götürürler Akhilleııs'a. Boğazlara karşı yükselen Anadolu kalesine nasıl gömmüşler Anadolu'nun bu ilk özgürlük kahramanını (İl. Apollon. gece. Birden Helene görünür (İl. Priamos da tatlı tatlı konuşur Helene ile. Sonra bir mezar tümseği yapmaya başladılar. Helena. eski kocan. hısım. Başlarında Troya kralı Priamos olmak üzere ihtiyarlar Batı ka­ pısının üstündeki kulede savaşı seyretmekte­ dir. Yunan efsanelik kişilerinin en ünlü­ sü. en arı ve en canlı olarak destanlarında canlanmak­ tadır. Kemikleri alıp kodular bir altın kutuya. parıldayan şarapla söndürdüler odun yığınını. efsanelerine girişmeden.Akhilleus'un. 111. erguvan rengi yumuşak örtülerle sardılar kutuyu. böyle bir kadın için yıllardır acı çekmeleri hiç de ayıp değil.): Helene'nin görünce çıktığını kuleye şu kanatlı sözleri söylediler usulcacık: "Troya'lılarla Akha'lartn. çocuklarımızı belaya sokmasa". mezar bitmeden Akha'lar saldırmasın diye. Nitekim Homeros'tan sonraki şair ve yazarlar (aralarında Platon da vardır) bir kadının bunca savaşlara. Yüzüne bakan ölümsüz tanrıçalara benzetir onu. bizi. güzeller güzeli Helena (ya da Homeros'un deyimiyle Helene) bin bir masal ve öyküye kahraman olmakla kalmamış. İşte böyle yapıldı atları iyi süren Hektor'un cenaze töreni. ekli kocaman taşlarla ördüler üstünü. toplanıp bir güzel kutladılar çok ünlü şöleni Zeusoğlu kral Priamos'un sarayında. daha insanca bir gö­ rüş.

babası Odysseus'la ilgili bir sürü anı sayar. acı­ larını paylaşan insanca bir davranışı vardır. bir daha ayak basma Olympos'a. Çık.). güzelim nakışlar yaparken yurdunu. beni daha uzaklara. 342 vd. 12). Priamos'un söz­ lerine şöyle karşılık verir (İl. 68): Afi şu Helene bütün soyu sopuyla yok olaydı keşke. 172 vd. bundan Helene çıkmış. Ona da aynı pişmanlıkla yakınır (İl. XIV. Phrygia'ya. her yazar Helena portresine bir şey katmak istemiştir ve efsanesi aşağıd. meydan okur ona (İl. kaba. Klytaimestra kız kardeşi ve Dioskur'lar.). Helene bir Troya'lı gelin olmuştur. Priamos'a ol­ duğu kadar Hektor'a da sevgisi ve saygısı bü­ yüktür. Zeus'la Leda'nın ki zıdır. en can­ dan konukseverliği Helene'den görür. IV. III. VI. Paris'in yanına kendin git yerleş hadi. halkoyunu ve Helena'nın başkalarınca eleştirilmesini de İthake çobanı Eumaios'un ağzından yapar (Od.sanlık yalnız Troya'lılara vergidir. Ama de­ diğimiz gibi. Homeros Helena üstüne söylenecek ne var­ sa hepsini söylemişti. odasında hanım hanımcık kumaş dokuyan. kara ölüme razı olsaydım keşke. 399 vd. sever. kızını düşünen ve özlem çeken bir ka­ dındır. XV. hem saparım seni. bir tek yumurta­ dan Helene. ayrıl tanrılar yolundan. niyetin ne. Nemesis. 104 vd. Zeus'tan kaçan öç tanrıçası Nemesis dünyayı dolaşmış ve biçimden biçime girmiş. birinden Helene ile Polydeukes.ı özetleneceği gibi büyüdükçe büyümüştür. Zeki kadın onu kendi çocııgııymuş gibi kucaklar. Yumurtadan çıkan kızı Leda kendi çocuğu gibi büyütmüş. Paris'i Menelaos'la teke tek savaştan ka­ çıran tanrıça Aphrodite'nin çağrısına uymak istemez. Paris'in yatağına dönmekten tiksinir ve tanrıçaya karşı gelecek kadar yiğit ve yü­ reklidir. okşar. Paris'i eleş­ tirir.). Telemakhos da Helene'ye bundan böyle bir tanrıça gibi tapa­ cağını söyler (Od. Kastorla Polydeukes'in doğdu­ ğu. hısım akrabamı. dert edin kendine onu. Telemakhos babasını aramaya çıkıp Menelaos'un sarayına varınca. (1) DOĞUŞU. 2 6 1 vd. kendi eliyle işlediği bir yaşmak verir ve so­ nunda büyüler delikanlıyı. sonunda da karısı yapsın seni. sevgili kaytnbabam. ya kölesi. Leda bir (ya da iki) yumurta doğurmuş. Klytaimestra'nın da tanrıyla bir ilişkisi ol­ mayıp Tyndareos'un kızı olduğu söylentisi de vardır (Leda. Akha'larsa sert. Üstün bir tavrı. ona bak. Efsa­ nenin başka anlatımları vardır: Zeus bir kuğu kuşu biçiminde Leda'nın kendisine yanaşmış­ tır. kendinin de eleştlı meşini yapar (Od.): Gene mi sensin. Tanrıya böylesi hakaret başka hiçbir metin­ de görülmemiştir. bak eriyip gidiyorum gözyaşı döke döke. "Köpek gözlü" der kendine. şirin Meionia'nın bakımlı bir iline götürmek mi? Oralarda. olayların da. ona tekmil acılarını unutturacak bir ilaç verir. Yunan deyimiyle barbar­ dırlar. ötekinden Klytaimestra ile Kas­ tor çıkmış diyenler de var.. İşte Özetle Homeros'un Helene'si.): Senden hem korkarım. (2) EFSANELERİ. ölümlülerden bir adamın mı var ki?. Homeros'un çizdiği He­ lena portresine kimse bir şey ekleyememiştir. o nazlı büyüttüğüm kızımı. can yoldaşlarımı bırakmasaydım. günün birinde bir kaz oluvermiş. en sıcak. Kendi kendini suçlar. bunca insanın dizlerini kıran bu kadının kökü kurusaydı. Sonrala­ rı efsane değişmiş ve Leda'nın yerini Nemesis almıştır. En eski metinlerde bu böyledir. Nemesis'in doğurduğu yumurtayı çobanlar bulup Leda'ya getirmişler. neden hep baştan çıkarmak istersin beni? Söylesene. tanrıça. eski ko­ casını. yani Kas­ torla Polydeukes erkek kardeşleridir (Tab. oğlunla buraya gelmeseydim keşke evimi barkımı. Helene tam bilinçli bir insandır. iyi bir ev kadını ve sevgi dolu bir ana gibi görü­ lür. Dioskur'lar). Telemakhos'u anlayan. Ancak Homeros'un ro­ mancıdan farksız derin psikolojik görüşüyle anlaşılabilir. III. Odysseia'da Helene saygın bir kraliçe. Böyle olmadı ne yapalım ki. Homeros destanlarında bilinmeyen bir efsane. hodbin. Helene'nin Lekadai- . Helene. Zeus da bir kuğu kuşuna dönüşüp yaklaşmış ona. "ölümlü" babası Tyndareos'tur. Nesnel düşünceyi.

yanında hazineler. Yalnız Akhilleus daha evlenecek çağda olmadığı için talipler arasında değilmiş. bir başkasına göre 99 kişiymişler. yalnız Odysseia'da Helene'nin dönüş yolunda Menelaos'la birlikte Mısır'a uğradıklarından söz edilir (Od. Bu efsanelerde Helena Yunanlıların çıkarına yardım eden ve bu uğurda Troya'ya her türlü kötülüğü yapan hain ve belalı bir kadın rolündedir. sonra da gözleri kör olmuş. sonra Menelaos ge­ lip onu almış. istemiydi bu. Ama asıl şaşırtıcı bir efsa­ ne. Talipler kalabalık gelmişler. ne ka­ dar yiğit varsa hepsi istemişler güzellerin gü­ zelini. sonra Menela­ os'u evine alarak Deiphobos'u öldürür. bir efsaneye göre ona bir çocuk yapmış ve bu da Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı diye geçinen İphigeneia imiş (îphigeneia).). Helena bir­ çok yerlerde tanrıça gibi tapım görürdü. Priamos'la Hekabe'nin oğlu. Helene ona gönül verip kaçırılmaya razı oldu mu? Homeros da. 219 vd. Odysseus ona bir öğüt vermiş: Helene kocasını kendi seçsin. İlyada'dan sonraki efsanelerde oynadığı rol onu Homeros destanlarındaki kişiliğinden başka bir kişilikle gösterir. 16). bir söylen­ tiye göre 29. Paris de Helene ile baş başa kalın­ ca. Paris Helene'yi baştan çıkarmakta güçlük çekmemiş olacak. Kassandra gibi Heienos da Apollon tanrının gözdesidir. Helene'yi kandırdı mı. Helena da Troya savaşının sonuna kadar Mısır'da kalmış da. Yurduna dönünce. Bir süre son­ ra. Homeros destanlarında böyle bir öykünün izine bile rastlanmaz. uzun bir süre Kıbrıs'ta kaldıkları anlatılır. İki sevgilinin Troya'ya kadar olan yolculuğu üstüne kaynaklar çeşitlidir: Üç günde Anado- lu kıyılarına vardıkları. Paris'i Helena'dan yoksun etmek için tıpkı Helena'ya benzeyen bir kadın yaratmış ve Paris'i bu Helena görüntüsüyle Troya'ya göndererek. anlamış ki günah işlemiştir ve ilk şiirini ikinci bir şiirle düzelttikten sonra gözleri açılmış. Theseus kızı anası Aithra'nın yanına bırakmış (Aithra). sonra kendisi Girit'e. Tarihçi Herodotos bu anlatımı benimser. çünkü arkasında Aphrodite vardı ve tanrıçanın buy­ ruğu. Helene Lakedaimon'da mutlu bir ömür sü­ rerken. Theseus'un Helene'yi kirletmediği söylenir. babası Tyndareos başı­ na iş açacağa benzeyen kızını evlendirmek is­ temiş. Bu­ nu Euripides "Helene" adlı tragedyasında iş­ lemiştir. Atina'lılar Helene'yi kabul etmek istemedikleri için. Nitekim Helene'yi geri vermek söz konusu olunca hep bu mallardan da dem vurulmaktadır. Katreus'un cenaze törenine gitmek zorunda kalır (Katreus). Menelaos onu bir süre konuklar. Söylentiye gö­ re Stesikhoros Helena'yı kınayan bir şiir yaz­ mış. Tyndareos şaşırmış. ge­ rekirse savunmaya ant içsinler. Heienos. yüzyılda yaşayan şair Stesikhoros'un "palinodia"sına. Paris'ten sonra Deiphobos'la evlenir. ama seçmeden önce bütün talipler seçeceği adamı korumaya. Bütün bu uydurma efsaneler Homeros'un çizdiği Helena portresini karıştırmak ve boz­ maktan başka bir işe yaramamıştır. Öç Güzeller yarışmasında Aphrodite Troya'lı gence Helene'nin aşkını söz ver­ mişti (Paris). Helena üstüne uydurulan mistik bir efsane­ de de Helena'nın Akhilleus'la evlendiği ve ölümsüzlüğe kavuşup Karadeniz'de Leuke (Beyaz) denilen bir adada yaşadığı anlatılır.mon'da Artemis'e sunu sunarken Atina yiğidi Theseus'un saldırısına uğradığı ve kaçırıldığı öyküsüdür. öbür yazarlar da bu­ nu pek açıklamazlar.. Yunanistan'da ne kadar kral oğlu. Ö. gerçek Helena'yı Hermes'in kı­ lavuzluğunda Mısır'da kral Proteus'un yanına yollamış. Priamos'un en küçük oğlu da armağanını almaya gelmişti. Paris Troya'dan konuk gelmiş Yuna­ nistan'a. Öyle olmuş ve Helene Menelaos'u seçmiş. Helena'nın Mısır'da kaldığı ma­ salı İ. Efsanenin amacı Helena'nm namu­ sunu kurtarmaktır. yani kendi bir şiirini yalanlamasına dayanmaktadır. Helene'nin Mısır'da kalışı efsanesidir. ne yapacağını bileme­ miş. Kassandra'nın ikiz kardeşi (Tab. göz kamaştırıcı mallar da alıp götürür. Sözde Hera güzellik yarış­ masında Aphrodite'ye yenilmeyi sindirememiş. ı ao . güzel kadını kaçırır. Akha'lara kapıları açar ve Troya katliamını kö­ rükler. yok Fenike'de Sidon şehrine uğradıkları. Theseus'la arkadaşı Peirithoos'un yeraltı ülkesine inişlerinden faydalanarak Dioskur'lar gelip kız kardeşlerini geri almışlar. VI. Odysseus'a bu hizmetine karşılık İkarios'un kızı Penelopeia'yı vermişler (îkarios). Ne var ki Paris Helene'yi tek başına kaçırmaz. IV.

Gaia ile Uranos'un çocukları Hyperion ve Theia birleşirler. dinsel konularda da Hektor'a öğütler verir ve Hektor yaşadıkça yiğitçe çarpışır. XXIV. bazıları Istanköy. Titanlar so­ yundan olan Helios. üç göksel varlık meydana getirirler: Helios (Güneş). Ama agabeysi öldükten son­ ra. şehir düşecektir. Bundan sonraki öyküle­ ri de karışıktır: Şehir düştükten sonra ölüm­ den kurtulmuş. Priamos onu da öbür oğulları gibi hor gö­ rüp tersler (İl. Hepsi usta gök bilginleriymiş. Helios. Troya'nın ancak Helenos'un bildireceği koşullar altında düşeceğini söyleyince. Phaeton'un kız kardeşleridir (Tab. Helikaon. Odysseus onu bulmak ve ağzından söz almakla görevlendirilmiş. 260 373) . Minos'un karısı Pasiphae. Klymene de Helios kızlarını. birçok çocuğu olur. Paris ölünce. Akha'lar Pelops'un ke­ miklerini ve Palladion'u ele geçirirlerse. Phaeton da Helios'un oğlu sayılır. En eski inançlara göre Helios ateş saçan çok hızlı atların çektiği ara­ basıyla her sabah Şafak'tan hemen sonra Hindistan'dan yola çıkıp gökteki yörüngesine girer ve akşam da Okeanos ırmağına dalar. 44. Sonra Neoptolemos'un yanı­ na sığınmış. 4 ve 8). VI. Helena'ya kimin koca olacağı tartışıl­ mış. Helenos'a değgin efsaneler asıl İlyada'ya konu olan olaylardan sonra başlar. Yeryüzü Okeanos ırmağı üstünde yüzen bir tabak gibi tasarlandığı için Helios'un gece batıda batıp sabah doğudan dog­ ması olağan sayılırdı. Zo­ ra ve rüşvete dayanamayan Helenos şu üç koşulu bildirir: Akhilleus'un oğlu Neoptolemos savaşa katılır. o ölünce karısı Andromakhe'yi almış da onunla bir oğlu olmuş. Heliadai (Helios Kızları). Helios'a Rho­ dos adlı nympha Heliosogullarını doğurur. Gözyaşlarından amber taneleri meydana gelmiştir. Helios. savaşta da. 8). Troya'lı önder Antenor'un oğlu. Akha'ların bilicisi Kalkhas. dönüşümleri bu so­ nuçlarının cezaısı olmuş (Phaeton). 8). Gök bilimi ilerledikçe güneşi simgeleyen Helios'un önemi azalmış­ tır. Nitekim Homeros'un Odysseia destanın­ da bile Helios yardımcı bir tanrı sayılır ve Odysseus'un arkadaşları sığırlarını kesince kendi öcünü kendi alamaz. Helika­ on kardeşleriyle birlikte Troya yıkımından kurtulur ve Antenor ve Pulydamas'la birlikte kuzey İtalya'ya göçer (Antenor). Selene (Ay) ve Eos (Şafak) (Tab. Güneş tanrı ile Okeanos kızı Klymene'nin çocukları. ama yeğeni Medeia'nın eliyle öldürülen Perses. Ama Priamos Deiphobos'u se­ çince. Helenos'la küçük kardeşi Deiphobos ta­ lip çıkmışlar. Başı. Vergilius "Aeneis" destanında Helenos'u Epir bölgesinde kral olmuş ve İtal­ ya'ya gitmek üzere oradan geçen Troya'lıları iyi karşılar gösterir. XII. Hekabe ile birlikte Trakya'ya gitmiş ve anası acısından bir köpek haline ge­ lince. 76. Bunlar hep sonradan uydurulmuş ve Troya kral soyuna leke getirmek için Yunanistan'da düzülmüş masallardır. bazıları da analarının adını verdiği Rodos adasında kala­ rak orada Lindos. ya­ ni güneşin ta kendisi sayılır. Okeanos'la Tethys'in kızı Perseis'le evlenir. Zeus'a başvur mak zorunda kalır (bkz. ama günün birinde aralarında anlaşmazlık çıkıp birbirlerine düştüklerinden. 249). herbirinin olağanüstü bir kişiliği ya da talihi var bu çocukların: Büyücü Kirke. Aietes'i tahtından atan. Phaeton Zeus'un yıldırımıyla vurulunca Helios kızları içi­ ne düştüğü ırmak kıyısında gözyaşı döke dö­ ke kavak ağacına dönüşmüşlerdir. Heliosogulları Güneş tanrının Rhodos adlı nympha'dan olan yedi oğludur (Tab. Başka bir efsaneye göre tahta atın yapılıp surlardan içeri alınmasını salık ve­ ren de Helenos'muş. Yorgun atlarını Okeanos sularında yıkadıktan sonra doğudan batıya aynı yolu ertesi günü gene izler. böylece yok olmasına yol açan Helios kızlarıymış. saç biçimin­ de ışınlarla çevrilir. Helenos küsmüş ve İda dağına çekil­ miş. Helios güçlü kuvvetli ve çok yakışıklı bir de­ likanlı olarak canlandırılır. Od. onu Trakya Khersonnesos'unda (Geli­ bolu yarımadası) "Köpeğin mezarı" denilen yerde gömmüş. VII. Olympos'lu Apollon'dan ayrı bir tanrı ya da doğal bir güç. Söylentiye göre Phaeton'a Güneş'in araba­ sıyla atlarını veren. Kolkhis kralı Aietes.ikisine de tanrı bilicilik yetisini vermiştir. İalysos ve Kamiros şehirle­ rini kurmuşlar. bazıları Midilli. Heliades (Heliosoğulları). Priamos'un kızı Laodike'nin kocası. İlyada'da "bilicilerin en iyisi" diye sözü geçen Helenos.

Bu niteliğiyle Olympos tanrıları arasında tektir. Hephaistos. ha çıktı ha çıkacak. Doros. (2) NİTELİĞİ. yuvarlandım gittiydim tam bir gün. kurtulamaz bir daha. 5). birazcık canım kalmıştı. I. Zeus'la Hera'nın yatak odası. 586 vd. 927 vd. Hera topal oğlundan utandığı için onu dokuz yıl Okeanos ırmağının yanında saklamıştı (İl. Gündüzü ve gün ışığını simgele­ yen Hemera. yalnız öfkeden ve kocasına hıncından ünlü Hephaistos'u doğurdu kendi kendine. Dionysos'u gönderirler.). Hesiodos süreci şöyle-anlatır (Theog. bunlar da Dor. 599): Kojtu durdu oradan oraya soluya soluya. yakaladıydı beni bacağımdan. bu yüzden de hor görülür tanrılarca. yeryüzünde. 748 vd. I. sisli karanlığa bürülü belalı Gece. attıydı tanrısal eşikten aşağı. (Orion). 270). 20). yani bütün Yunan ırk ve boylarının atası sayılan efsanelik kişi. ikisi hiç bir arada olmaz içeride: Hep biri dışarıda. Thetis Hephaistos'un evine gelince. o her şeyi gö­ rür. görmek istemem dayak yediğini. Helle. Hephaistos'u yaratmış.)-. onunla birleşerek üç çocuk anası yapmıştır onu. Ksuthos ve Aiolos diye üç oğlu olur. yani Gece'nin kızıdır. Olympos tan­ rıları Hephaistos'u çağırmak zorunda kalır­ lar. batan günle. ama bir efsaneye gö­ re. Bir gün sana yardım etmek istedimdi hani. Olympos'luya karşı gelmek çok zor. Orada buluşup selamladır Gece'y/e Gündüz tunçtan büyük eşiğe ayak basarken. Hephaistos. Biri ellerinde götürür ışığı sayısız gözlerine insanların. öteki içeride. Hera onu kendi kendine doğurmuştur (Tab. XVIII. 394 vd. Deukalion'la Pyrrha'nın oğludur. Biri konağa girerken öteki çıkar. Ama Hephaistos aynı öyküyü başka türlü anlatır îlyada'nın bir başka bölümünde: Thetis oğlu Akhilleus için yeni silahlar istemeye gelince demirci tanrıdan. 369 vd. Hephaistos bunun öcünü anasından alır: İçine zincirler sakladığı bir taht yapıp. Zeus'un Athena'yı kafasından çıkar­ masını kıskanmış da. Bir anlatıma göre Helle denize düştükten sonra tanrı Poseidon tarafından kurtarılmıştır. Khaos'tan çıkma Erebos'la Nyks'in. XVIII. Hephaistos hem topaldır. tanrılarda gürül gürül bir kahkaha (coptu. Çanakkale Boğazına adını veren Helle'nin efsanesi Argonaut'lar bölümünde anla­ tılmıştır (Argonaut'lar). ne yapayım. Hellen'lerin. Hellen. öteki Uyku'yu taşır kollarında. Seni çok severim. (1) DOĞUŞU. Aither (Esîr) ise onun kardeşidir. örneğin Aphrodite ile Ares'in gizlice se­ viştiklerini (Od. bağrına taş bas. Hel­ len.): Aldırma anacığım. çıkmayı beklemektedir. Ama hiçbirinin elinden gelmeyen işler gelir Hephaistos'un elinden: Her türlü madeni iş­ leyip olağanüstü güzellikte eserler yaratması­ nı başarır topal tanrı.): . Aiol. Olympos tanrılarının evleri onun usta ellerinden çıkmadır. Hemera. işliği şöyle tanımlanır demirci tanrının (İl. VIII. Tanrılar ünlü topalı görünce kahkahayı atarlar (İl. yani yeraltında buluşur­ lar (Theog. topallığı yüzünden anası Hera'dan neler çektiğini anlatır. ama oturur oturmaz da zincirler onu kıskıv­ rak sarar. Ölüm 'ün kardeşi Uyku 'yu.): Hera tanrıça kimseyle sevişmeden. Düştüydüm Lemnos adasına. anası­ na gönderir. Sintiler yerden kaldırdılardı orada beni. Tepem atsa bile koşamam yardımına. Topallığının nedenini Ilyada'da kendi anlatır: Troya savaşı konusunda Zeus'la Hera arasında kopan bir kavgayı yatıştırmaya çalı­ şır ve Hera'ya şöyle der (İl. İon ve Akha boylarının ataları sayılır (Tab. Zeus ile Hera'nın oğludur. körlerin gözünü açar vb. sık dişini.Helios dünyanın gözü sayılır. Hera da tahtın üstüne oturur. Tufan­ dan sonra Tesalya'ya yerleşir ve bir dağ nympha'sı olan Orseis'le evlenir. hem çirkin. şarap tanrı da Hephaistos'u bir eşeğe bindirip öyle getirir Olympos'a. Ve Hephaistos en usta sanatçısı oldu gökler tanrısı Uranos torunlarının. Hesiodos'a göre Nyks ile Hemera Tartaros'ta. Poseidon Helle'yi sevmiş.

Dayayacaktı onları sarayının dik duvarına. daha da üstün ve şaşırtıcı bir metin olan Akhilleus'un silahları­ nın anlatılması izler. şoy. inatçıdır. bayağı işlere bir bakın! Zeus'un kızı Aphrodite hor gördü beni. yaldızlı bir evdi bu. işe koyulması şöyle anlatı­ lır (XVIII. sevgi ve nef­ retleri hiçbir mantığa dayanmaz. Hephalstos'u körükleri arasında çalışır buldu. ama ne tuhaf ki İonyalı koca şairin çizdiği Hera portresi tutunmuş. üçayak yapıyordu tam yirmi tane. Hephaistos mucizeler ya­ ratan bir ustadır. bir işli halkaları vardı takılacak. Prometheus'u Kafkas dağının tepesine o çıkartır (Prometheus). hınç ve geçimsizlik havası yan­ sıtan sevimsiz bir tanrıçadır. kabahat anamda. kıs­ kanç. yüzünü. Bütün kusurla­ rıyla kadını canlandırır Hera-. Hera'yı kocası Zeus'un ağzından dinleyelim (İl. Yirmi tane üçayak bitmiş. yok olmaz. her zaman ve özellikle za­ manımızda örneklerine çok rastlanan varlıklı ve benci! burjuva kadınını simgeler. Homeros'un Odysseia desta­ nında ozan Demodokos Aphrodite ile evli olan Hephaistos'un başına gelenleri anlatır: Ares'le aldatıldığını bilen topal tanrı bir za­ manlar anası Hera'ya yaptığı taht gibi. kin. ama hiç­ bir işi açık değildir. çarpık bacaklı tanrı yapmıştı bu evi. düzen kurar.): Soluyan topal yaratık örsten uzaklaştı. Lemnos'a gidiyormuş gibi evinden ayrılır ve dönüşünde Ares'le Aphrodite'yi kıs kıvrak bağlı bulur. aldı eline koca bir değnek. tunçtan. her işime engel olmak onun huyu. Yunanistan'da yaratılan efsanelerinde aynı tiple karşımıza çıkmaktadır. Ünlü topalın avaz avaz ba­ ğırarak dile getirdiği öfke onun kişiliğini açığa vuracak niteliktedir (Od. çevik ayaklı diye. sevdi Ares'i. bu yüzden kişiliği ve efsaneleri hep bir kavga. Bir süngerle sildi iki elini. hırçın. çıkarlarını daha ileri bir kültürün simgesi Ege ve Anadolu'ya karşı sa­ vunan. ben­ zetmek gerekirse. yakışıklı. babamda. topalım diye hor gördü. yani Yunanistan yarımadasının ırk. Troya savaşını tuttuğu Akha'lardan yana çevirebilmek için Zeus'u baştan çıkarıp uyul tuktan sonra. (3) EFSANELERl. topladı tekmil araçları gümüş bir sandıkta. bu se­ fer de İki sevgiliyi '»fll. görülmeye değer şeylerdi bunlar. Bu eşsiz parçayı.): . XVIII.il İçine alacak bir yatak yapar. Körük/erin/ateşin içinden çekti. 407): Çok değil Here'ye öfkem. 4 1 0 vd. tanrıların kraliçesi ulu Hera'ya bu damga­ yı basan Homeros'tur. kabahat bende değil. kinim.): Zeus baba ve hep var olan öbür mutlu tanrılar gelin. sakat doğmuşsam. şu gülünç. her üçayağın altına altın tekerlekler koymuştu. 382). üstündü öbür ölümsüzlerin evlerinden. beni dünyaya getirmeselerdi! Hephaistos Erikhthonios efsanesinde de rol oynar (Erikhthonios). kıllı göğsünü sildi. Daidalos insanlar arasında neyse. Hera. Homeros destanlarında "inek gözlü". XVIII. hasır altından su yürütür. yani Zarafet'in kendisiyle evli olarak gösterilir (İl. bir entari giydi. kendi kendilerine girsinler diye tanrıların toplantısına. 14 vd. silah ve yet­ kilerini kötüye kullanmaktan çekinmez. hazırdı. 306 vd. Zeus'un eşi. İlyada'da Kharit'lerden Kharis. dövüyordu bağlarını. Hesiodos Kharit'lerin en kü­ çüğü Aglaie (parlak anlamına gelir) ile evlen­ diğini söyler. kan ter içinde gidip geliyordu o yandan bu yana. güçlü boynunu. din ve dünya görüşlerini. VIII. Dırdırcı. sonra gene gerisin geri eve dönsünler diye. çıktı topallaya topallaya kapıdan dışarı. sevdi onu. gizli kapaklı yapar ne yaparsa. Hephaistos Akhilleus için yeni silahlar yap­ maya söz verince. hiçbir çalışan insanın böyle canlı bir tanımlanması bulunmaz ilkçağ yazınında.Gümüş ayaklı Thetis Hephaistos'un evine vardı. onları yapıyordu Hephaistos. Hephaistos tanrılar arasında odur: Sa­ natın ve işçiliğin yüceliği simgelenir onlarla. XV. "ak kollu" ya da "altın tahttı" diye nitelenen Hera (yahut Here) tipik bir Grek tanrıçasıdır. Değil bir tanrının. İlk kadın Pandora'nın bedenini kilden yontan odur (Pandora). birden uyanan tanrı şöyle çıkı şır karısına (ti. cılız bacakları seğirtiyordu altında. Güzellikten hiç nasip al­ mayan Hephaistos aşktan yana da pek talihli olmamıştır.

Tanrıların tanrısı oğlu Ares'te anasının kusurlarının tıpkısını görür (Ares). görür görmez aşk sardı düşünceli kafasını. Sonra sayar bir bir yattığı ölümlü ve ölüm­ süz kadınları. sarıldı.. Zeus Hera'ya bu cezayı Herakles'e ettiği kötülük yüzünden vermiştir. Okeanos'la Tethys tanrılarının yanında geçti­ ğini İlyada'da kendi anlatır (İl. Hesiodos'a göre. 200 vd. güneş bile onu geçip göremez bizi. Kronos'la Rheia'nm kızı ve Zeus'la öbür Olympos'lu tanrıların kız kardeşidir (Tab. kültte de sık sık tekrarlanır bir motiftir. aldı karısını koynuna.ı savaşını yönettiği ve basanını] Tro- ya'lılarda olduğunu görür. ana. (1) DOĞUŞU. sonra da kusar. Destanın bu eş­ siz parçasını özetlemeye değer (İl. . o da ma­ sum tavırlar takınarak. Zeus buna da çare bulur: Tanrılar. uğrattın orduyu bozguna.. ama sonra da düğünleri törenle kutlanmıştır. savaşı filan unutup açığa vurur duygula­ rını: Sonra da gidersin oraya. Hera ses çıkarmaz. babası Zeus'a karşı korumaya çalışan Hephaistos bile Hera'dan neler çektiğini unutamaz (Hephais­ tos). ne bir kadına karşı yüreğime akan aşk böyle altüst etmedi beni. ondan izin almak için buraya geldiğini söyler. seni bir güzel pataklayayım da gör. Anası Rheia Titan'lar savaşı sırasında inek gözlü tanrıça Okeanos'la Tethys arasında çı­ kan bir kavgayı yatıştırmak için batı kıyılarına gitmek ister. Okeanos kıyısında de­ niz tanrıları çiftini barıştırmaya gittiğini ve ön­ ce kocasına haber vermek. Bu kötülüğün meyvesini sen toplayacaksın önce. Hera. yatalım gel. Hera'yı kendine eş alır. ne biçim söz çıktı ağzından? Yatağa yatıp sevişmemizi nasıl istersin ida dağının tepesinde. Anasını. bugüne dek ne bir tanrıçaya. savaş dışı ettin tanrısal Hektor'u. çözülmez bir altın zincir vurmuştum ellerine. göz göre göre? Ya hep var olan bir tanrı görürse bizi. Bir efsaneye göre bu düğün Batı Kızlarının (Hesperides) bahçe­ sinde olmuştur. Zeus dünya egemenliğini paylaştıktan sonra. bulutlar arasında. Zeus tanrıçalar arasında Hera ile son olarak evlenmiştir. En büyük tanrı çifti arasındaki kutsal düğün (hieros gamos) efsanelerde de. Babası Kronos onu da doğar doğmaz yutar. onu da göğsüne taktıktan sonra Uyku tanrıyı baştan çıkarır ve onunla birlikte Gargaros doruğuna varır: Bulutlar devşiren Zeus onu gördü. Epey naz eder. altın gibi bir sisle örterim dört bir yanımızı. sonra Aphrodite'den sevgiyi tutuştu­ ran büyülü memeligini ister. o bahçeden gelen altın elma­ ları da Gaia Hera'ya düğün hediyesi olarak vermiştir. utangaç tavırlar takınır: Korkunç Kronos oğlu. yola gelmez Here. bir örs bağlamıştım iki ayağına. babalarından gizli çıktıkları gün yatağa. taptaze lotos bir halı serdi toprakla aralarına. ne yüzle çıkarım bu yataktan dışarı? Hera'nm sıradan bir kadın gibi kendi koca­ sıyla yatmaktan çekinmesini. sarmaş dolaş olalım yatakta. Hera da Okeanos kıyılarında bu­ lunduğu sırada elmaları kendi eliyle Batı Kız­ larının bahçesine ekmiştir. bunu önlemek için. Unuttun mu seni havalarda astığım günü.. öyle bir aşkı ilk birleştikleri gün duymuştu. gidip dag başında onunla sevişmeyi ge­ çirir aklından. tanrısal toprak yumuşak bir çimen saldı. 152353): Hera kocası Zeus'un İda dağından Troy. biz uyurken gider. her şeyi keskin ışıklarıyla gören güneş bile. söylerse öbür tanrılara? Bir daha ayak basarnam senin evine.. Öbür tanrılar da aşağı yukarı Zeus gibi düşünürler. Zeus dayana­ maz. Her neyse. HAYAT ÖYKÜSÜ. insanlar görecek diye korkma. 5). Böyle dedi. ama içine bal damladığı besbellidir. Zeus'la Hera evlenmeden de sevişmişlerdir. ne olur Here.). asılı kalmıştın havalarda. XIV. Zeus eşine nereye gittiğini sorar. İlyada'da İda dağı­ nın Gargaros tepesindeki birleşme sahnesi de böyle bir kutsal düğündür. gider odasında önce bir güzel süslenir. dedikodudan korkmasını Zeus gibi biz de hayretle karşıla­ yalım. Hera çocukluğunun dünyanın ucunda. XIV.Amma da düzen kurdun. doyasıya.

tanrı vergisi kuvvetinden de zevk duymaz. yani Yunan ve Latin mythos yazarlarını sonsuzca esinleyen efsanelik bir kişi. Yaptığı işler hep iyiye dönük­ tür. Bu sırada Porphyrion ona tutulmuş ve elbisesinin ucu­ nu yakalayarak onu kendine çekmek istemiş­ tir. Bu ad. koca­ man. sardı onları güzel bir altın bulut. insafsız bir efendinin buyru­ ğunda ömrü boyunca çalışmak onun kara ka­ deridir. Herakles'e bü­ tün işleri. Herakles. Bir efsane Menelaos'u ölümsüz kıldığını anla­ tır (Menalaos). arala­ rında otlar fışkıran tepsi gibi serilmiş. Roma'da Hera tanrıça İuno ile bir tutuldu (tuno). (1) ADI. Ne var ki Grek boylarının ve özellikle Dor'ların kahramanlık görüş ve anlayışlarını kişiliğinde toplayan Herakles bir çeşit ulusal kahraman olmuştur. çiçek olarak zam­ bağı severmiş. uzanıverdi ikisi de halının üstüne. Ne var ki yalnız Yunanistan kral aileleri değil. Yemiş olarak narı. Dionysos ve Tityos efsanelerinde. Herakles öl­ dükten sonra. Hera'nın doğrudan doğ­ ruya efsanesi yoktur. İksion da Hera ile birleşmek istemiş. Oysa kendisi trajik bir kişidir: Kahraman olmayı kendi seçmemiştir. sümbüllerden. tehlikeli geçitleri geçmelerini sağlamıştır (Argonaut'lar). tatlı bir halı. Roma kralı Tarquinius da Herakles'in bir oğlunu atası olarak kabul ederdi. Üç Güzeller yarışmasında birinciliği kazanamaması Paris'e ve Troya'ya dinmez kinin bir nedenidir. Tam işleri bitmişken korkunç bir yanlışlık yüzünden ca­ yır cayır yanar ve ölür. Anadolu ve İtalya'da da ba­ zı soylar Heraklesoglu adını almışlardı. . Herakles adının "Hera'nın ünü" anlamına geldiğini İle ri sürerlerse de "heros" yani kahraman sözcüğü ile ilişkisi daha akla yakındır. Epaphos. Eurystheusogullarını da ezme­ ye çalışır. Helene kadın olarak neyse. lo. tanrıçanın lo'ya bekçi koyduğu Argos'un yüz gözünü simgelermiş (Argos). Ama böylece büsbü­ tün arınıp ölümsüzlüğe kavuşur. İlk ve en büyük kurbanı. îksion). Heraklesogullarının Yunanistan'da tutunması Dor ırkı­ nın Peloponez'i ele geçirmesinin efsane ala­ nına yankısıdır. kahramanlıkları zorla yaptırılır. soyunun He­ rakles'in Omphale ile birleşmesinden meyda­ na geldiğini ileri sürer. Devlere karşı savaşa katılmıştır. He­ rakles köledir. Asıl adı Alkides. Bugün de Kazdag'ın tepesine çıkın. öfkesiyle izler onları. onu büyüttüğü için oğlu Akhilleus'u tutar (Thetis). öte yandan Akhilleus'un anası Thetis'i kıskandığı halde. Hera Argonaut'lar seferinde Argo gemicile­ rine yardımda bulunmuş. Herakles kor. He­ rakles de erkek olarak odur. dümdüz taşlar görürsünüz ve bu aklı ye­ şilli halıların üstünde tanrıların seviştiğini ge­ çirirsiniz aklınızdan. ama Zeus Hera'nın buluttan bir görüntüsünü yaparak onu aldatmıştır (Prophyrion. İlk doğduğu günden beri peşini bırak­ mayan Hera'nın kin ve öfkesi son demine kadar da rahata kavuşturmaz onu. buluttan çiy damlaları akıyordu pırıl pırıl. yiğidi ata olarak benimseyen birçok soylara verilmektedir (Tab. îno ve Athamas. 13). Kızı Eileithyia ile doğumlara gözcülük eden tanrıça Hera'nın en sevdiği kuş tavus kuşu­ dur.safranlardan. tersine onu dizgine vuramadığı için. Göz göz tüyleri. çıldıracak gibi olur. hele bu aşklardan doğan çocukların yakasını bırakmaz. ama Zeus'un aşklarında rol oynar. Heraklesoğulları bu yüzden oradan oraya sürünür. doğanın insanın başına saldığı afet ve musibetleri yok etmekle insanlığa sonsuz iyili­ ği dokunur. o sıra Zeus devi şimşekle yere sermiş. yalnız Herakles'in oğullarına ve torunlarıne değil . yahut Heraklesoğulları. ömürle­ ri boyunca kini. Teiresias'ı kör etmekte rol oynar. Adı Herakles'in bile "Hera'nm ünü" anlamı­ na geldiğini ileri sürenler bile vardır (Herak­ les). İnsanın do­ ğaya karşı yenilmez saldırma ve dayanma gü­ cünü simgeler. Herakleidai. Sonra Pythia ka­ hini adını değiştirir. istemeyerek suç işler ve dengeyi bir türlü bulamayıp kendin­ den geçer. sonunda Atina'da yiğit Theseus'tan yardım görürler ve düşmanlarını bir bir yenerek Yunanistan'da ve özellikle Peloponez'de egemenliği ele geçirirler. Güçlü yiğidi üst üste kahramanlıklar yapmaya zorlayan Hera'dır. Örne­ ğin Lydia kralı Kroisos (Karun). yani dedesi Alkaios'tan gelme bir soyadıdır. Alkmene'nin Zeus'tan do­ ğurduğu Herakles'tir. (2) EFSANELERİ. onlara karışır.

Suçla­ rının kefareti olacak bu on iki yıllık hizmeti başarıyla sona erdirirse. Typhon'la Ekhidna cana­ varlarından doğma bu aslan Yunanistan'da Nemea bölgesini kasıp kavuruyormuş. Thespios da karşılık olarak elli kızıyla yatmasını sağlar yiğide. Thebai kralı Kreon ödül olarak kızı Megara'yı vermiş yiğide. Lerna ejderi. insanlar üzerinde büyük bir egemenlik kuracaktır.(2) SOYU. Ne var ki avdan her gece yorgun argın dönen yi­ ğit yatağına giren kızların hep başka olduğu­ nu anlamamış. Bu kadından da epey çocuğu olmuş Herakles'in. o sırada da dağdaki at adam Pholos'un konuğu ol­ muş. Kyreneia geyiği. Gene Arkadia'da Stymphalos gölünün üstünde gagala­ rıyla pençeleri tunçtan. On sekiz yaşında Amphitryon'un sürülerini beklerken. Zeus'a söz verdirir ki Perseus soyundan ilk doğacak çocuk. Herakles üstün bir eğitim görür: Amphitr­ yon ona araba kullanmasını. Alkmene gebe kalır kalmaz tanrıça Hera ona karşı korkunç bir kıskançlık beslemeye başlar. Herakles de oklarıyla canavarları öldür­ meyi başarmış. Eurystheus olur (Eurystheus). Alkmene'nin atası Danae ile birleştiği gibi. sonunda okla yaralayarak onu ya­ kalamış ve omuzlarına yüklenerek götürmüş. Eurystheus yiğidi küçük düşürmek için bu ağılları temizlemesini bu- . Bu kızlardan elli tane oğlu ol­ muş (Thespios). Böylece Perseus soyun­ dan ilk doğan erkek Herakles değil. ama günün birinde Hera yiğidin cinnet getirmesini sağla­ mış. Linos da güzel saz çalmasını öğretirler. öiümlü babası Amphitryon da Perseus'la Andromeda soyundandırlar (Tab. tunç ayak­ lı bu geyik Apollon'la Artemis'in koruduğu si­ hirli bir hayvanmış. Bin zorla yüzdüğü postunu da kendine zırh etmiş. Aşağıda saya­ cağımız işleri Herakles yalnız kollarının gücü ve silah olarak elinden hiç ayırmadığı topuzuyla başarmıştır: Nemea aslanı. ölümsüzlüğe kavuşacakmış. Thespios'un yanına sığın­ mış ve kendini bu suçlarından arındırmış. ama Hera bununla da yetinmemiş. Altın boynuzlu. 13). Athena tanrıça Herakles'e bu kuşları ürkütmek için ziller ver­ miş. Eurytos ok atma­ sını. Alkmene'yi de aldatarak elde eder. Amphitryon). Delikanlılık çağına gelince boyu boşu ve gü­ cü olağanüstüdür. kol­ ları arasına almış ve elleriyle boğmuş. Stymphalos gölünün kuşları. Hera kızı ebe tanrıça Eileithyia'ya onu yedi aylıkken hemen doğurtur ve Alkmene'nin do­ ğumunu geciktirir. Bir gün at adamlarla tartışmaya girip birçoklarını öldürmüş. Eurystheus'a vermiş. Apollon kâhini Pyllıi. Yiğit kendine gelince. insan etiyle beslenen korkunç kartallar varmış. Arkadia'nın Erymanthos dağında korkunç bir yaban do­ muzu varmış. He­ rakles de aylarca izlemiş canavarı. yiğit onu okları ve topuzuyla alt edemeyince. Sonra yaban domuzu­ nun peşine düşüp onu bir ağ içinde yakala­ mış. (4) HERAKLES'İN ON İKİ İŞİ. Eurystheus hayvanı görünce korkusun­ dan bir fıçının içine saklanmış. Herakles yılanlara sarılır ve her elinde bir yılanı boğazından sıkıp bo­ ğar. O sırada Sthenelos'un karısı yedi aylık gebeydi. sekiz aylık olup ikizi İphikles'le birlik­ te beşiğinde yattığı bir gün iki kocaman yılan gönderir çocukları boğmak için. Augias'm ahırları. Bundan sonra Thebai'lileri haraca kesen Orkhomenos kralı Erginos'la dövüşüp onu öldürmüş. Erymanthos yaban domuzu. Herakles zehir sa­ çan kafalarını bir bir koparmış ve ölümsüz olan kafasını da kocaman bir kayanın altına gömmüş. Eurystheus bu hayvanın kendi­ sine diri olarak getirilmesini buyurmuş. kendi çocuklarını bir bir öldürmüş. Zeus. Iphikles avaz avaz bağırdığı halde.ı aracılığıyla yiğidin gidip Eurys- theus'un hizmetine girmesini bildirmiş. Aynı ge­ ce Alkmene Herakles ve İphikles'e gebe kalır (Alkmene. babasının ve kral Thespios'un ülkesinde korku salan Kithairon aslanını öldürür. Herakles onu tam bir yıl kovalamış. Herakles'in anası Alkmene de. Elis kralı Augias'ın ahır­ ları dağ gibi üst üste yığılan gübreden kullanıl­ maz olmuş ve gübresiz kalan toprağı da bet bereketini yitirmişti. Dokuz kafalı bir yılan olan "hydra" adlı ejderi Hera Argos bölgesindeki Lerna bataklığına salmıştı. Hera Herakles'in elinden haklarını almakla kalmaz. (3) HAYATI.

ama başarıları bununla bitmez. Sparta'ya karşı bir saldırıya girişir vb. Girit kralı Minos bir beyaz bo­ ğasını Poseidon'a kurban etmek istememişti. Herakles öfkeye kapıla­ rak Eurytos'un oğlu İphitos'u öldürür. Bu suçtan arınmak için Lydia kraliçesi Omphale'nin hizmetine girer: Bu kadın Herakles'i köle haline getirir. Herakles de kralı oğullarıyla birlikte öldürmüş. Ne var ki bu sırada yiğit Kalydon avına ve Argonautlar seferine de ka­ tılabilir. Yiğit böylece dev Geryoneus'u. Augias'tan öcünü alır. ya da başka bir anlatıma göre Olympos dağında vahşi hayvanlara par­ çalatır. Cebelüttarık boğazını geçer ve anı olarak geçit yerine iki sütun diker (Cebelüttarık boğazına Yunanlılar Herakles sütunları derlerdi). Herakles de Alpheios'la Peneios ır­ maklarının yataklarını değiştirerek sularını oradan geçirip temizlemiş ortalığı. Olympos tanrıları­ nın devlere karşı savaşlarına katılır. Gervoneus'un sürüleri.yurmuş. Girit boğası. ora­ da bağlı bulunan Theseus'u kurtarır ve Kerberos köpeğini alıp yeryüzüne kaçırır. İtalya ve Trakya yoluyla Yunanistan'a döner ve sürüleri Eurystheus'a verir (Geryoneus. Libya çölünü geçerken Helios'a fazla sıcaktan ötü­ rü kızdığı için tanrıyı oklarıyla tehdit eder. Herakles'in başardığı en zor iş budur. Herakles oralara kadar gelir.) Batı kızlarının altın elmaları. Galya. ülkeyi aç­ lıkla karşı karşıya bırakıyordu. tanrı da öç almak için bocayı kudurtmuştu. Eurystheus bu azmanı görünce ödü kopar. Yiğit oklarıyla onu yaralayınca Nessos öl meden Deianeira'ya büyülü bir iksir verir Trakhis'e yerleşen Herakles Eurytos ve oğullarını öldürmekle sözünde dıurmayankralı ce- . Herakles Nereus'tan izlemesi gereken yolu öğrendikten sonra. Herakles Okea­ nos ırmağını geçmekte güçlük çeker. Kerberos'un ölüler ülkesinden kaçırılma­ sı. Ares'in Hippolyte'ye armağanı olan bu ke­ meri almak için Herakles Amazon'lar kraliçe­ sini öldürmek zorunda kalır. Dünyanın batı ucunda. yiğit de köpeği Hades'e geri götürüp bırakır. hiçbir ölümlü­ nün geri gelmediği yeraltı ülkesine iner. Eurystheus'un kızı Admete. Hayvan Girit ekinlerini yok ediyor. ama önce talibi ırmak tanrı Akheloos'Ia dövüşmek zorunda kalır. ama dünyanın yükünü bir daha omuzlarına almayı istemez. Laomedon'un kızı Hesione'yi deniz canavarının elinden kurtarır. orada dünyayı omuzlarında taşıyan At­ las'ı bir süre bu yükünden kurtarır ve elmaları almaya gönderir. Omphae'den kurtulunca Troya'ya gi­ dip Laomedon'u öldürür. onu arındırmak istemeyen kral Neleus'a karşı savaşır. sürülerin bekçilerini öldürür ve sığırlan alıp götürür. Kaynatası Oineus'un şarap sunucusu Eunomos'u kaza ile öldürdükten sonra. Okeanos ırmağının bir adasında Geryoneus büyük sığır sürülerini otlatmaktay­ dı. kadın kılığına sokup yün eğirmesini sağlar. Dev altın elmaları getirir. Herakles onu aldatarak ka­ çar ve elmaları Athena'ya adar. onu öldürüp ölüsünü atlarına yedirir. Hermes ve Athena'nın yardımıyla. Herakles bu azgın boğayı boynuzlarından yakalayıp Yuna­ nistan'a götürmeyi başarmış. Güneş de ona Okeanos'u geçmek için altın sandalını verir. Orada boğa serbest bırakıldıktan sonra Marathon kapıla­ rında Theseus'un eline geçmiş. Sonra Kalydon'a gidip Deianeira ile evlenir. Herakles Diomedes'le çarpışır. giderken karısı Deianeira at adam Nessos'un saldırısına uğ­ rar. Diomedes'in atları. yiğit öç alacağını söyleyerek Troya'dan ayrılır (Laomedon. yiğitten Amazon'lar krali­ çesi Hippolyte'nin büyülü kemerini ister. Trakya kralı Diomedes'in insan eti yiyen atları varmış. ama Laomedon söz verdiği atları teslim etmeyin­ ce. sonra kral Eurytos'un düzenlediği bir ok yarışmasını ka­ zanır. Thebai'ye dönüşünde birinci karışı Megara'yı arkadaşı Ioalos'a verir. Bunlar Herakles'in başlıca on iki işidir. Dönüşte yiğit Troya'ya uğrar. çilesi de tüken mez. Hera'nın Zeus'la evlenirken düğün hediyesi olarak aldı­ ğı bu büyülü meyveleri Batı kızlarının bahçe­ sinde nympha'lar ve bir ejder korumaktaydı. Amazon'lar kraliçesi Hlppotyte. gene sür­ güne gitmek durumuna düşer. Ama bu iş için sürülerinin onda birini vereceğini söyle­ yen Augias sözünde durmamış. Batı kızlarının bahçesini bulur. Hesione). Sonra da ehlileşen hayvanları Mykenai'ye getirir. ama kral bu yarışmanın ödülü olan kızı İole'yi ona vermez.

ancak öykülerine yerli bazı öğeler katılmıştır. 5). Bütün öykülerini buraya almamıza olanak bulunmayan Herakles'in rol oynadığı bütün olaylar. elinde bir sazla Mu­ sa'lara karıştığı da görülürdü (Evandrus). "Şölen" diyalogunda söz alan komedya şairi Aristophanes. Hermes. Çok içen. ondan güzel sesler çıkarmakla eğlenir. Bebek Hermes beşiğinde kalmaz. Titanlar soyundan At­ las'la Pleione'nin kızı Maia'nın Zeus'la birleş­ mesinden doğmuştur (Tab. ama Homeros destanlarından birkaç yüzyıl sonra Yuna­ nistan'ın Peloponez bölgesinde meydana gel­ diği besbelli "Hermes'e Övgü" adlı şiirde uzun uzadıya anlatılmıştır. sonra bu yüzden fazla güç ka­ zandıkları için tannlarca ikiye bölündüklerini anlatır. Örneğin Cacus adlı devi ve ülkesine gelen yabancıların canına kı­ yan kral Faunus'u öldürdüğü anlatılırdı. hemen aklına bir cin fikir doğar. bir bakıma da gül­ dürücü efsane homerik denilen. Heraklesogulları denilen dölleriyle bütün Peloponez'e ege­ men olmuş. karşılığında bir düve armağan edeceğine söz verir (Battos). Hermes'in asıl efsanesi doğuşu ve ömrünün ilk günleriyle il­ gilidir. Olympos tanrılarının en renkli ve özgün kişilerinden biridir. Yiğit gömleği sırtına geçirir ge­ çirmez korkunç acılarla yanmaya başlar. Hercules Roma efsanelerinde daha yumuşak bir kahra­ man olarak canlandırılır. Yolda bir ihtiyara rastlar. ama doğduğu gün Hermes olağanüstü işlere girişmekle ka­ fa gücü ve yetenekleri tanrıların hepsini aşan üstünlükte olduğunu gösterir. Roma efsanesinde Yunanlıların Herakles tipi oldu­ ğu gibi benimsenmiş. Çocuk kundaklanır. Hermaphroditos. Tutar inekleri Kyllene'ye doğru sürer. 189e191d. sonra da gider. hem de di­ şi olduklarını. kahramanlığın sim­ gesi olan Herakles hem kahraman. DOĞUŞU VE EFSANELERİ. Dei­ aneira haberi alınca kendini asar. Şölen. hayvanı öldürür. ona gördüğünü kimseye söy­ lememeye yemin ettirir. Fizik ve moral gücün. adları başka mad­ delerde geçen kişilerle ilgili olarak anlatılmış­ tır. hem de tanrı olarak tapım görmüştür. gene masum bir bebek gibi kundağına . Hermes. Herakles'in adı hemen her destan ve şiirde geçerse de. Güneş tanrının Pieria ovalarındaki inek sürülerini bulur ve onlardan elli hayvan çalar.). Hercules. akşam olur olmaz kundağı­ nı çözer ve ayakları üstüne basıp olmayacak serüvenlere girişmek üzere yola çıkar: Magarının önünde bir kaplumbağa görür. çok yiyen canlı ve iyi kalpli bir dev olarak tanım­ lanan Herakles Greklerin gözünde kötüleri. sözünde durmayanları cezalandıran. Hermes'Ie Aphrodite'nin oğlu Hermaphroditos'un adı Salmakis efsanesinde geçmektedir (Salmakis). gi­ der. insan­ ların en ilkel çağlarda hem erkek. Gölgeli mağaraya sığınmış olan nympha'yı tanrılar tanrısı geceleri karısı Hera uykuya daldıktan sonra gelip bulur. ama hırsızlığı belli olmasın diye inekleri gerisin geri götü­ rür. böylece Yunanistan yarımadası­ nın atası sayılmıştır. Erkek ve dişi cinsini kendinde birleştiren Hermaph­ roditos tipinden insanların atası olarak Pla­ ton da söz etmektedir. beşiğe yatırılır. Bu eşsiz ve şaşırtıcı. kendi de oradaki çalı çırpıdan ayağına tu­ haf sandallar örerek izlerini gizler. Ro­ ma kralı Evandrus yiğidi konuklarnış ve şere­ fine bir tapınak kurmuş derlerdi.zalandırmış olur. Zeus'un oğlu Herakles'i kaçırıp Olympos'a götürdüğü ve Hebe ile evlendirip ölümsüzlüğe kavuşturduğu anlatılır. O sırada Deianeira'dan yeni bir gömlek ister. Herakles'in Latince adı. kızı lole'yi de alır. insanın başına gelen afet ve belaları alt edip yenen yiğitlik ve yüreklilik simgesidir. Bir süre sonra Maia bir çocuk doğurur. Zeus Maia ile Arkadia'nın güneyinde Kyllene dağının bir mağarasında buluşmakta ve sevişmektedir. İki cins arasındaki tutku ve birbirleriy­ le birleşme isteği çok eski zamanlardaki bu birlikten dogma imiş (Plat. Kutsal inekleri bir mağaraya kapattıktan sonra. oğlu Hyllos babasının son buyruklarına uyarak yiğidi Oita dağının tepesinde kurulmuş bir odun yığının­ da yakar. Kıskanç­ lık içinde kıvranan Deianeira da ona Nessos'un kanına bulanmış iksirle ıslattığı gömle­ ği gönderir. Tanrıların ve özellikle Zeus'un habercisi olarak görev alan Hermes. ka­ buğunu boşaltır ve koyun bağırsağından yedi tel gererek bir gitar yapar. kişiliğini ozanlardan çok tragedya yazarları işlemiştir.

42 vd. Kirke'nin büyülerine karşı koyacak bitkiyi de o verir yiğide (Od. Bir süre sonra Hermes Pan kavalını icat eder. Hermes hırsızların olduğu kadar. çıkar­ dığı güzel seslere bayılır. Aldı eline değneğini. Phriksos'la Helle'yi Yunanistan'dan Anadolu'ya götürerek altın postlu koçu Nephele'ye o verir. insanlara da Hermes aracılığıyla ulaştı­ racaktır. Bundan böyle bütün buyruklarını tanrıla­ ra da. Sabah Apollon günle birlikte doğunca sürülerinin eksikliğinin farkına varır ve ihtiyar Battos'ü sorguya çekip gerçeği öğrenir. Bebek pozundaki Hermes babası Zeus'un başına suçsuz olduğuna ant içer.ı rında çok geçen. llyada'da çok güzel bir rolü vardır kllavui tanrının: İhtiyar kral Priamos'u Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'un barakasına götürür ve getirir. Hermeias da bin bir dalganın üstünde öyle gidiyordu. Akhilleus'un seyisi genç bir delikanlı kılığına girdiği halde. Bu haberi nympha'ya götürmek için Hermes yola çıkar (Od. tüccarla­ rın da koruyucusudur. balık aularken ağır kanatlarını köpüklere daldırır hani dipsiz kıvrımlarında ekin vermez denizin. babası gibi kurnaz. en kurnaz ve en canlısı olan Hermes'i Zeus kendine ulak olarak se­ çer. Kararı şudur: Hermes inekleri nerede sakladığını gösterecektir. Apollon syrinks deni­ len bu güzelim kavalı da ister. ama o sırada Apol­ lon onu kolundan tutup tartaklayınca birden yellenir. küçük Dionysos'u kaçırır ve önce Nysa dağına.. Ölülerin ruhlarını Hades'e götürmek de Hermes'in görevi olacaktır. isterse uyandırırdı onları derin uykudan. X. Güzelim sandallarım bağladı ayaklarına. Homeros destanlarında Hermes'i bu göre­ vinde görürüz: Odysseia'da Odysseus'u yıllar­ dan beri mağarasında alıkoyan Kalypso'ya Zeus haber ulaştırır. Pek güvenilmeyen bir kaynağa göre de. 277-307). konuyu Zeus'un yargıçlığına bırakmaya karar verir. 679-694). ama asıl yararı yolcula­ ra dokunur: Yollara dikilen Hermes heykelle ri . V. Zeus'un İo'ya sevgisini kıskana­ rak kızı bir ineğe dönüştürmüş. Apollon mağaraya gelince Hermes'in yaptığı gitarı görür. Ze­ us'un buyruğuyla Hermes Argos'u öldürül (Argos) ve bu başarısıyla Homeros dest. yiğide bir sal yapsın da onu yurduna göndersin diye. isterse büyülerdi onunla gözünü insanların. Zeus'un Typhon'la çarpışmasında bir düzen kurarak tanrılar tanrısını kurtarır (Typhon). Gene Heranın almak istediği öcü boşa çıkarmak içimdir ki. kaydı dalgaların üstünde bir. 331-469. Apollon buna gülmernezlik edemez.girer. karşılığında Hermes'e kerykeion denilen sihirli altın değ­ neği verip kavalı alır.çok kutsal sayılan ilkçağın kilometre taşlarıdır.): . ya da sınırsız topraklar üstünde yel gibi hızlı. sonra da Athamas'ın yanına bırakır (Dionysos). koruyucu tav­ rından tanrı olduğunu anlar sonunda Priamos (11. uçtu gitti.martı gibi. Arkadia dağlarında Odysseus'un karisi Penelope ile birleşip üretmiş onu . XXIV. sazı alıp inekleri bı­ rakmaya razı olur. o altın kakmalı tanrısal sandallar taşırlardı onu denizin üstünde. Odysseus'u Kalypso'nun el­ lerinden kurtarmak için araya girdiği gibi. Adının ka­ rıştığı en önemli serüven İo efsanesinde ge­ çer: Hera. Hermes çobanlar tanrısı Pan'ın da babasıymış. hırsızlıkta becerikli bir adanı (Autolykos). Pierie'yi geçip indi havadan denize.ı bekçi olarak yüz gözlü Argos'u dikmişti. başına d.. Efsaneye göre birçok çocukları olur: Biri Odysseus'un kaynatası Autolykos'tur. Hermes çobanların bekçisi olarak omuzlarında bir ko­ yun taşıyarak canlandırılırdı. yani ruhlar kılavu­ zu adı verilir.ki bunlar bir tanrı büstü ve phallos simge­ sini taşıyan yuvarlak kaidelerdi . Paris'e altın elmayı verip yargıçlık etmesi buyruğunu o ulaştırır. ama tam anlamı çözüleni'' yen Argeiphontes ek adını alır.ınl. Oğulları­ nın en sivri akıllısı. Ge­ lip Hermes'i beşiğinde bulur ve inekleri geri vermezse Tartaros'a atacağını söyler. Bu görevde Hermes'e Psykhopompos. Aldı onu eline güçlü tanrı. böylece dev Hippolytos'u öldürür. Hermes'in birçok efsanelerde rolü vardır: îda dağına Öç Güzeli o götürür. Bu değnekle Hermes habercilerin ve hırsızların kralı olur. Savaşlarda da yardımı dokunur: Devler savaşında Hades'in başlığını takıp gö rünmez hale gelir.

.. oysa Akhilleus'un oğlu "tutsağı Andromakhe'yi sevmektedir.. Şu her gün karşımızda gördüğümüz Boğaziçi'nin güzelliğini müjdele­ yen Kızkulesi var ya. Ana­ dolu topraklarında. 15). bir yokmuş. Ado­ nis'in gövdesinde ne kadar kan damlası var­ sa.Hermione. ilk batında ay parçası bir kız doğurmuştu o. tanrıçanın kanıyla al renge boyanmış. Tanrıça. sahnesi nerede olursa olsun. İstanbul limanının süsü bugün de dimdik ayakta duran sevimli Kızkulesi bu ma­ salı kendine yakıştırmış ya. Fransız tragedya yazarları. adı Hero. IV. Adonis. Ama Adonis yılın sekiz ayını Aphrodi­ te'nin yanında geçiriyor.. Persephone kıskanç­ lığından bir yaban domuzu salmış ormanlara. Sestos'ta aşk tanrıçası Aphrodite'nin bir rahibesi varmış. öbürü Abydos diye iki şehir varmış. . Neoptolemos). Naraburnu yıllar yılı kahramanlık destanlarına sah­ ne olmuştur gerçi. Hermione ikisi arasında kalmış. O güne kadar beyaz olan gül. doğru veya yan­ lış. Bir anlatıma göre Menelaos Tro­ ya'da iken bu düğün olup bitmiş de. Ama masal bu. Hermio­ ne'yi Neoptolemos'a nişanlı ve tutkun göste­ rir. geri kalanını da kendi ne­ rede dilerse orada geçirecek diye kesip at­ mış. bir bahar günü Sestos'ta bayram yapılmış. ölü gövdesini ertesi sabah kulenin dibine atmış. güzelliğine vurulmuş. toprağa dökülen her damla kandan bir lale. Hero'yu bu törenlerin birinde te­ peden tırnağa kırmızı güllerle donanmış ola­ rak görmüş belki. bir zamanlar bu kulede bir kız yaşarmış derler. tören yaparlarmış. Çanakka­ le Boğazında geçer. oysa. Çiçeklerin kadife kırmızısı. Abydos'ta bir kral oğlu yaşarmış. Bir gece fırtına çıkmış. yüzü altın Aphrodite'ye benzeyen Hermione'yi. o kadar gözyaşı dökmüş. Odysseia'da adı geçer (Od.. Başka çocuk vermemişti tanrılar Helene'ye. karanlık ülkenin tanrıçası da çocuğa tutulmuş. Orestes ise amca kızı Hermione'ye karşılıksız bir aşkla yanmakta­ dır (Orestes. Leandros. Aphrodite onu görür görmez. Tanrıların babası Zeus kızlarının arasını bulmak için Adonis yılın üçte birini yeryüzünde Aphrodite ile. nasıl vermişler? Masal açıklamıyor bunları. adı Le­ andros. Abydos. yahut Temmuz (temmuz ayının âdı oradan gelir) ağaç kabuğundan doğmuş. varsın sahibi o olsun bundan böyle. Hero ile Leandros. Neden vermişler. Can çekişen sevgilisinin yanına koşar­ ken Aphrodite'nin ayağına bir gül dikeni bat­ mış. Sevgililer birbirlerini niçin sevdikleri­ ni. deniz delikanlıyı alıp götürmüş. bir de hakikat payı taşır. Aph­ rodite'nin çok genç ölen sevgilisi Adonis'in şerefine bir bayrammış bu. "Ah Adonis! Vah Ado­ nis!" diye bağırıp dövünürler. 414)-. Hero ile Le­ andros gönül vermişler birbirlerine. ona âşık bir delikanlı her gece Galata'dan kuleye yüzer. Telemakhos babasını aramak için yaptığı yolculukta Lakedaimon'a vardığı zaman. Ne var ki. deniyor. canlı bir çocukmuş. Bundan böyle bahar bayramında kadınlar. Oysa tragedya yazarları Hermio­ ne'nin Orestes'le nişanlanıp evlendiğini kabul ederler. öldür­ müş. Hero ile Leandros'un efsanesi aslında Boğaziçi'nde değil. Menelaos'la Helene'nln kızı (Tab. dalgalarının bir aşk faciasına da sebep olduğunu unutturmuş­ tur bize. özellikle Racine. Menelaos Troya'da iken kızını Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a nişanlamıştır: Tanrılar gerçekleştiriyordu şimdi bu düğünü. büyütsün di­ ye. her damla yaştan bir kırmızı gül fışkırmış. Bu masal Kızku­ lesi için anlatılır. Boğazın en dar geçidi. sevgilisine kavuşurmuş. yalnız dört ay iniyormuş karanlık ülkeye. ama insanlığın kara günle­ rini dile getiren bu olaylar. bir hayal. Çanakkale Boğazı­ nın en dar olduğu yerde biri Sestos. çocuğu yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş. çiçek gibi körpe. Hermione'nin düğünü yapılmaktadır. sonra Akhilleus'a verdiği sözü tutmak için babası onu Orestes'ten ayırıp Neoptolemos'a ver­ miş. Sestos da karşıda Trakya kıyısındaymış. Bir varmış. üçte birini yeraltın­ da Persephone ile.. Abydos'lu kral oğlu Sestos'lu rahibeye ne . Aphrodite'ye geri vermek istememiş. hayvan Adonis'i avlanırken yaralamış. sevgi kıvılcımlarının yüreklerinde ne za­ man çaktığını bilirler mi? Biz diyelim ki. kızın sütbeyaz güzelliğini daha da belirtiyor­ du.

Troya bölgesinde öldüğü halde. şehrin Sparta'dan gelme bir kadın yü­ zünden yıkılacağını öngörüp bildirmiş. Herophile'nin kullandığı büyülü taşın Delphoi'deki Apollon tapınağında saklandığı­ nı yazar. Troya savaşından çok önce. Leand­ ros'un yüreglndeki ateş yanıyordu daha. Deniz durgundu.pahasına olursa olsun kavuşmak İsledi. Karşı kıyıda Hero'ya varan ışık yolu ise kısa görünüyordu. ama kulenin tepesindeki ışığı görmüyordu ki. Hero ile Leandros da öyle durakladılar. Bir süre Samos'ta kalmış. Pausanias. Herse öbür kız kardeşleri . ona kavuşacak. Herophile gezgin bir biliciymiş. soluk bile almadan kumsaldan yukarı koştu. Delos ve Delphoi'nin Apollon tapınaklarında da görev al­ mış. dudaklarını dudak­ larına alıp sevgisinin yumuşaklığını tadacaktı. Hero sönen meşalesini yine yakmış. Boğazın serin akıntıları yanan gönlünün ateşini dindireceğine. Sibylla adlı bilici kadınların ikin­ cisi sayılır (Sibylla). Denize dalar dalmaz en yüksek dalgalan yara yara yüzü­ yor. Bir gece fırtına daha sert esti. sevgilisine. biz seni götürürüz" der gibi fış fış ediyor. Sestos kulesi kap­ kara bir taş yığını gibi yükseldi gene ay ışığın­ da. biri boğazın bir kıyısında. yoksa mektuplaştılar mı. Kurşun gibi bir sabahtı. Leandros dayanıklı bir yü­ zücüydü. Öpüşmemek. bir erkeğe vara­ mazdı. yorgunluğunu duymadan varıyordu karşı yakaya. gel!" diye bir meşale sallıyordu. rahibe kaldıkça kızlığını korumalıydı. denizden çıkan sevgilisinin buz gibi bedenini sararken bir tehlike sezinleyerek ürperiyordu. ama kollarının. ne soğuk durdurabiliyordu Leandros'u. karşılarına çıkan mutluluğa nasıl şaşkınlıkla inanmadan bakar­ larsa. Sestos kulesinde meşalenin yandı­ ğını gördü mü. Bir ge­ ce dalgalara bakarken. Herse. Ne yapsın ki. ı rina. Yaz geçmiş. bir gece daha. Buz gibi bir donukluk sarıyordu bedenini. Yol göste­ ren ay ışığını kara bulutlar kaplamıştı. Hero ku­ leye çıkmış. tanrı sözcülüğü yaptı­ ğı zaman bu taşın üstüne çıkarmış. ne var ki. hem de kızı olduğunu söylermiş. ona ölümde olsun kavuşmak için kendini denize attı. Hero rahibeydi. Aglauros'la Pandrosos'un kız kardeşi Bir anlatıma göre. İda dağının bir nympha'sıyla bir çobanın kızıymış. bitkin ellerinde tutu­ yordu. Yine de gelme diyemiyordu Leandros'a. ince göv­ desini kollarında saracak. ay suda hafifçe dalgalanan ışıltılarıyla Leandros'a bir yol çiziyor gibiydi. Kıyıya çarpan ölüyü görünce. Ne var ki. Son bir kulaçla karaya ayak bastı. boğaz­ da dondurucu poyrazlar esmeye başlamıştı. Herophile. içeriye daldij merdivenleri tırmandı. her gece Leandros kulede sallanan meşaleye doğru yüzüyor. Adonis bayra­ mında gördüğü pembe beyaz kız şimdi gü­ müş ve altın rengi ışıltılar saçıyordu. "Gel. Kulenin kapısı açıktı. Pausanias'ın anlattığına göre. bakıştılar. bacaklarının gücü tükenmişti.. her gece Hero'ya kavuşuyor ve her sabah doy­ madan. Leandros Anadolu kıyısından Sestos'a geçmek için yanıp tutuşuyordu. Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. Dalgacıklar. Leandros artık yüzmüyor. ne rüzgâr. Hızla esen bora meşalesini söndürecek gibi oluyor­ du bazı geceler. su fırtınası arasın­ da uçuyordu. Troya bölgesinde doğmuş. İlk defa birbirine sarılacak bir kadınla bir er­ kek nasıl bir an duraklar. kulede­ ki meşale çağırıyordu. var gücüyle yüzdü. Ne olduğunu bilmeden bıraktı kendini denize. Herophile tanrı Apollon'a bir övgü yazmış. Delikanlı bütün gücüyle karşı koymaya çalış­ tı. Hero korkmaya başlamıştı. öbürü öbür kıyısında bütün bir gece ayrı kalmak akla sığmayan. yaz gecelerinin kısalırına üzülerek dönüş yolunu tutuyordu. ama Klaros. Sestos'taki kulenin te­ pesinde bir ateşin yandığını gördü. Herophile. nereye doğru yüzeceğini bilsin. "Gel. Sabaha karşı dalga ölüsünü attı Sestos kıyıl. ne dalga. bu övgüde kendi­ sinin tanrının hem eşi. dag gibi yükse­ len dalgalar Leandros'un çırpınan gövdesini döve döve Sestos'tan çok ötelere sürdüler. Bir ku­ laç. Hero'nun elindeki meşaleyi söndürdü. Hero'nun elinde sallanan me­ şale gittikçe yakınlaşıyordu. sev­ giyle hızlanan gövdesine arttıkça artan bir güç katıyordu. bir kulaç daha. İki sevgili bakışlarıyla mı anlaştılar. ol­ mayacak bir şeydi. efsane bunu anlatmıyor. Meşale söndü. yanında bir taş götürür. Leandros suya daldı. Bir gece. kavuşmamak.

ya da Phorkys'le Keto'nun kızları oldukları söyle­ nir. Romalılar da bu yıldı­ zın adını Latinceye çevirmişler. Öbür Olym- . Hesperos. Zeus'la Hera'nın kız kardeşidir (Tab. Bir anlatıma göre Hesione Yunanistan'a giderken kaçmış ve Anadolu kıyılarına dönüp Miletos'a sığınmış (Laomedon). kızını bir kayaya bağ­ layıp bırakır. Atlas dağının te­ pesine ilk çıkan oymuş. 214 ve 275). Hesperis de Atlas'la evle­ nip Hesperos kızlarını doğurmuş (Hespe­ rid'ler). Ayrıca tanrılar ve insanlar arasında büyük bir şeref payı elde et­ miştir: Her tapmakta ve her evde sunağı var­ dır. Akşam Yıldızı denen bir yıldız vardır hani. geceyle gündüzün sınırlarında oturan ince sesli perilerdir (Theog. 5).efsanede Hesperia ve Arethusa diye ikiye bö­ lünür ve Hesperid'ler dört olur. Tan­ rı Hermes'le birleşip Kephalos diye bir erkek çocuk doğurmuş (Aglauros. insanların da konut­ larında dinsel bir merkez sayılır. Laomedon gene yemin eder. O sırada oradan geçen Herakles canavarı öldürüp kızı kurtaracağına söz verir. Herakles onları koparmakla ölümsüzlüğe hak kazanmış olur (Herakles). Daha son­ raki efsanelerde Zeus'la Themis'in. tanrıların da. her akşam insanlara geceyi geti­ ren yararlı bir yıldızmış o. atları vermek is­ temez. Yıldız olmadan önce Hesperos Atlas'ın oğ­ lu ya da kardeşiymiş derler. Hesperid'lerin başlıca görevi. başka yıldızlar arasında. Ocak. Priamos'un ablası. ya da Batı Kızları diye anılan Hesperid'ler Hesiodos'a göre Ok­ yanus ırmağının ötesinde. Hesperid'lerin yurdu Atlas dağlarının eteğinde bir yer sayıldı. XXII. yani Gece tanrıça bunları kendi kendine yaratmıştır. Ocağı simgeleyen Hestia. en güzeli. Çok­ luk üç peri diye bilinirler ve adları Aigle. Hestia. bu yüzden de onlar gibi çıldırarak Atina akropolünden aşağıya atmamış kendini. İlk surları aşıp şehre giren arkadaşı Telamon'dur. der tanrı sözcüsü. Bir za­ manlar Gaia tanrıçanın Hera'ya düğün hedi­ yesi olarak verdiği bu elmaları dünyanın batı ucundaki bir bahçeye dikmişler ve başlarına bekçi olarak Hesperid'lerden başka bir de ej­ der koymuşlardı.nin Athena'ya karşı İşledikleri suça katılma­ mış. Kronos'la Rheia'nın birinci kızı. Nyks. altın elmala­ rın bittiği bahçeye bekçilik etmekmiş. Gökte bir yıldız olmuş Hesperos. Hesione. Hesione onun serbest bırakılmasını sağlar. Troya krab Laomedon'un kızı. adı akşam anlamına gelen Hesperos'u şöyle tanımlar (İl. Homeros. Hesione. Herakles'in bu ilk Troya seferin­ den aldığı esirler arasında Hesione'nin küçük kardeşi Podarkes de vardır. Erikhtonios. Batı kızları bu cennet bah­ çesinde ezgi söylemekle ve tanrı balı akan pı­ narların başında hora tepmekle vakit geçirirlermiş. Mutlular Adalarının dolaylarında otururlarmış. bir daha in­ memiş yeryüzüne. Herakles de Troya'ya bir saldırı hazır­ lar. Poseidon ve Apollon ona talip oldukları halde. Telamon'la ev­ lenir ve Teuker adlı bir oğlu olur. Hesperos'un Hesperis adlı bir kızı olmuş. yeter ki Laomedon ona ölümsüz atları­ nı vermeye ant içsin. Hellenistik şairler Hesperos'Ia Phosphoros yıldızını bir tutmuşlar. yıldızlara bakarken bir fırtına almış götürmüş onu. Kimi efsanelerde Hesperid'lere baba ola­ rak Atlas ya da Hesperos yıldızı verilir. 317): Gecenin karanlığında. Bu evlenme korkunç bir serüvenle ilgilidir: Laomedon Troya surlarını yapan tanrı Poseidon'la Apollon'a söz verdiği ücreti ödemekten kaçınınca. yıldızların en parlağı. bu son ad kimi . Kephalos). Leomedon da razı olur. Herakles ödül olarak kızı Telamon'a verir. ama kızı eline geçince. Altın elmalar ölümsüzlük bağışlayan bir yemiştir. Altın elma motifi Üç Güzeller ve Paris efsa­ nesinde de geçer. Halkın kanına giren bu ejderden kurtulmanın tek çaresi kralın kızı Hesione'yi canavara kurban etmektir. Lucifer yani ışık taşıyan demişler ona. Hesperid'ler dünyanın batı ucunda. Erythie ve Hesperarethusa'dır. deniz tanrı Troya kıyılarına korkunç bir cana­ var salar. ama zamanla coğ­ 144 rafya bilgileri artınca. Hesperos. Hesperid'ler. Hestia evlenmek iste­ memiş ve Zeus'tan ömrü boyunca kız oğlan kız kalma sözünü almıştır. Podarkes Tro­ ya'ya döner ve Priamos adı altında tahta çı­ kar. Atlas üstüne anlatı­ lan efsanelere göre.

Mysia'h Telephos'un karısı. Theseus'la bir Amazon'un oğludur. şaşırtır. Her ney se. Günün birinde Hippodameia'ya Pe­ lops talip olmuş. Hiera ülkesi kadınlarının başına geçip sal­ dırganlara karşı koymuş ve Nireus'un eliyle öldürülmüş (Telephos. ona hemen gönül vermiş ve yarışı ka­ zanmasını sağlamış. Ama çoğu efsanelerde Herakles'in eli altında can verdiği kabul edilir. Adı arzu anlamına gelen ve aşk isteğini simgeleyen soyut bir kavram. Pınarın su­ yu şairleri esinlermiş. Artemis'e saygısı büyüktür. Kentaur'larla Lapith'ler sa­ vaşı onun yüzünden olmuştur (Peirithoos). evinin kapı­ sına asarmış. Hestia hep yerinde kalır. ama oğlunu kendi . Hippokrene. çünkü hem atları çok hızlıymış. Peirithoos'un karışıdır. Çok güzel olan bu kızın birçok talipleri varmış. Pelops Hippodameia'yı alıp yurduna gö­ türürken yolda Myrtilos'u denize atmış. Oğullarının en ünlüleri At­ reus. Hiera. Tanrıça da ondan öç alır: Üvey anası Phaidra'yı ona âşık eder. Kişiliği olmayan soyut bir kavram olarak canlandırılır. Bu yüzden adı hiçbir efsa­ neye karışmaz. Bunun için de babasının seyisi Myrtilos'un yardımını istemiş. Hiera'nın Helene'den de daha güzel olduğu söylenir. Olympos'ta Musa'lar ve Kharit'lerle birlikte görülen Himeros'un adı hiçbir efsaneye ka­ rışmaz. ara­ bacı da ölmeden önce Pelops soyuna lanet okumuş.pos tanrıları gidip geldikleri halde. Musa'ların kutsal korulugundaki bir pınardır. ama Amazon'un Melanippe mi. Myrtilos). At evcilleştiren ya da alt eden anlamına gelen Hippodameia adlı iki efsanelik kadın vardır: (1) Biri ve en ünlüsü Elis bölgesindeki Pisa kralı Oinomaos'un kızıdır. Hippodameia. Bütün Amazon'lar gibi ken­ disi de Ares'in kızı olan Hippolyte'nin These­ us efsanesinde adı geçer. Hippolytos Amazon anasından av ve savaş merakını almıştır. At pınarı anlamına gelen Hippokrene Helikon dağında. yendiklerinin de kafalarını keser. yoksa Hippolyte mi olduğu konusunda kaynaklar birbirini tutmaz. Bir anla­ tıma göre Myrtilos âşık olduğu Hippodameia ile bir gece yatma sözünü alarak Oinoma­ os'un arabasının civatalarını gevşetmiş. böylece onların dikkatini çeker. Kanatlı at Pegasos'un ayağını yere vurmasından fışkıran Hippokrene'nin çevresinde Musa'lar topla­ nır. Phaidra tutkusunu Hippolytos'a açar. Theseus'tan bir oğ­ lu olmuş ve ona kendisi gibi Hippolytos adı verilmiş. ayrıca damadı yüzünden tahtından ola­ cağını bilen babası kızını ancak araba yarışın­ da kendisini yenecek olan adama vereceğini bildirmişmiş. (2) Hippodameia Adrastos'un kızı. Alkathoos ve Pleisthenes'tir. Akha'lar ilk Troya seferinde Mysia'ya çıkarma yapın­ ca. Aphrodite. Uranos tanrının denize dökülen sperma­ sından köpükler arasında doğunca. hora teperlermiş. Pelops karısı onuruna Olympia'da beş yılda bir kutlanan bir Hera bayramı düzenlemiş (Pelops ue Olympia oyunları). Antiope mi. Eros'la birlikte Himeros da hemen peşine takılır. bir süre sonra Oinomaos paramparça olan ara­ basından düşerek ölmüş. arabmın da daha ağır olmasını sağ­ larmış. Kemeri­ nin alınması Herakles'in dokuzuncu işi olarak anılır (Herakles). Efsanelere göre Hippodameia'mn altı oğ­ luyla üç kızı olur. ama onu kıska­ nan. Yarışta yenilmesine de olanak yokmuş. ya da Pelops'un arabacı Myrtilos'a verdikleri söz üzerine efsane kay­ nakları çeşitli anlatımlar verir: Kiminde Pe­ lops'un Myrtiios'u rüşvetle baştan çıkardığı. Thyestes. Hippodameia. Hippolytos (1) Hippolytos. Hippolyte. Hippolytos'un onu kirletmek istediğini söyln Theseus öfkeye kapılır. Böylece talipleri bir bir yener. Nireus). Amazon'ların kraliçesi. hem de Oinomaos taliplerin arasına Hippodameia'yı bindirir. ondan karşılık görmeyince. kiminde Hippodamela'nın kendisinin Pelops'u arabacıyla aldattığı söylenir. Himeros. Hippodameia Pelops'u gö­ rünce. ezgi söyler. Eniştesi Khrysippos'u Hippodameia kendi öl­ dürmüş de o yüzden Elis'ten kovulmuş derler (Khrysippos). Pelops oğullarıyla Atreus oğulları­ nın başına gelen korkunç belaların kaynağın­ da Myrtilos'un bu ilenmesi varmış (Pelops. Theseus'a yakınır. Aphrodite'yi hor görür.

(2) Hippolytos devler savaşına katılan bir devin de adıdır. Horatius Cocles şerefine Capitolium tepesinin eteğin­ de Roma'lılar bir heykel dikmişler. kimin yenildiği belli değildi. ya da Persephone'nin arkadaş­ ları arasında görürüz. ama oğlu Polydoros Alkmaion'un yönetimindeki ikinci sefere katılmış ve Epigon'larla birlikte Thebai'yi almıştır (Thebai 'ye karşı Yediler). Hipponıenes. Tragedyalara konu oluşu şuradan­ dır: Horatius kardeşlerin bir kız kardeşi Curi­ atius kardeşlerin biriyle nişanlıdır. çektiler tanrısal ahırlara. V. Savaş sırasında bir ayağını da yitirmiş. (1) Roma'lılar Etrüsk'lere karşı savaşırken her iki ordu çok adam yitirmişti. Saatler gözetir o kapıları. çünkü bu tanrısal varlıklar bir ölçü. Bu çeviri hem doğru. ama Roma'nın düşmesini önlemiş. Roma'nın üç efsa­ nesinde geçer. ama kimin yendiği. Se­ siyle düşmanı kaçıran Horatius da o orman­ da tanrılaştırılmış. Hora'lar. ama etkileri bu insansal kavram­ ları çok aşar. sonra da Fransız targedya yazarlarından Racine iş­ lemiştir. ama çokluk soyut kav­ ramlar olarak tasarlanır ve efsanelerde rol al­ mazlar. Horatius adı. VII. Tanrıçalar arabalarıyla Olympos'a dönünce (İl. denge ve sürekliliğin başlıca etkenle­ ridir. Hora'lar doğada düzeni simgele­ yen üç tanrıçadır. Melanlon adıyla da anılan Hippomenes Atalante efsanesinde rol oynar (Ata lan te). ister yaşamda adı en çok geçen tanrıça odur. birdenbire ormanda tanrı­ sal bir ses duyuldu. nişanlısının ölümüne ağlayan bu kızı çarpışmadan sag . Phaidra haberi alınca ken­ dini asar.eliyle öldürmekten çekindiği için Poseidon'a yalvarır oğlunu cezalandırsın diye. Eirene). Hippomedon. Roma'lılar zaferi kazanmıştır". yaygın gökle Olympos emanettir onlara. Bu tanrıçalar doğal ve insansal toplulukların can damarı. Bir ge­ çer her iki ordu bir ormanda karşı karşıya or­ dugâh kurmuşken. Eirene ise insanlara bereket ve mutluluk sağlayan barıştır (Dike. 749 vd. ses şöyle diyordu: "Etrüsk'ler Roma'lılardan bir adam fazla yitirdi­ ler. Horatius. Homeros'un îlyada'sında Hora'ları Olympos'ta görürüz (İl. Tarihsel bir olay sayılan bu çarpışma herhalde eski bir efsaneye dayan­ maktadır. Dike hak ve adalet anlamına gelir. Theseus'un her dileğini yerine getirmeye söz ver­ miş olan tanrı da bir deniz canavarı gönderip Hippolytos'u parçalatır. simgeledikleri varlıkları da daha 146 iyi anlamış oluruz: Birincisi Eunomia düzen ve düzensizliği. Latince saat anlamı­ na gelen "hora" ile bir tutulduğu için adları "Saatler" diye çevrilir. kapıları bir açarlar. koyu bulutlarla bir kaparlar. Ama Hora'ların teker teker adlarını ele ala­ cak olursak. Bunu du­ yan Etrüsk'ler paniğe kapılıp kaçmışlar. Adrastos'la birlikte Thebai' ye karşı ilk saldırıya katılan yedi önderlerden biri. Hora. 432 vd. Savaşta Hades'in başlığını ta­ kıp görünmez olan Hermes bu devin hakkın­ dan gelmiş. Dev boylu olan Hippomedon Thebai önünde Ismarios'un eliyle öldürülmüş. Hora'ları kimi zaman Aphrodite'nin alayın­ da Kharit'lerle birlikte. (2) Gene Etrüsk'lerle savaş sırasında tek gözlü diye anılan Horatius Cocles Roma'yı Tiber'in karşı kıyısında bulunan düşmana kar­ şı korumak için tek başına bir köprüyü tut­ muş. Themis'in kızları arasında is­ ter yazında.): Gökyüzünün kapıları kendiliğinden gıcırdadı. (3) Roma ile Alba arasındaki savaşta rol alan üç Horatius kardeşler üç Curiatius kar­ deşlerle teke tek savaşta çarpışmışlar ve zafe­ ri kazanmışlardı.): Saatler güzel yeleli atlan çözdüler koşumdan. ışıldayan bir duvara dayadılar arabayı. iyi yasalarla kurulmuş bir top­ lum düzenini simgeler. hem yanlıştır. Bu konuyu önce Euripides. Ellerinde birer çiçek. Delikanlı Troizen'de bir araba yarışına katılmışken ejderin saldırısı­ na uğrar ve dizginlerine dolaşarak kayaların üstünde can verir. bir düzeni yansıtmakla zaman ölçülerini de içerirler. ya da bir yemiş ola­ rak canlandırılırlar. kimi zaman da Dionysos alayında.

fazla varlık. Başka bir anlatıma göre. iki dost bir gün disk atmada yarışırken tanrının fırlattığı disk gelmiş. kahraman Herakles'in gönül verdiği yakışıklı bir gençtir. ayrıca bir ırmağa akan kanı ırmak su­ larının zehirlenmesine ve bölgeye leş kokula­ rının yayılmasına yol açmış. Polphemos Mysia'da kalır ve ön­ ce Kios. Avazı çıktığı kadar Hylas. 310-315): (Ekhidna) Hydra'yı doğurdu onlardan sonra. Hylas'ı arama. Bir söylentiye gö­ re nympha'lar bu güzel delikanlıya tutulurlar ve onu ölümsüz kılmak için aralarına alırlar. Hylas. Yiğitle birlikte Argonaut'lar seferine katılır. Hyad'lar gökte Pleiad yıldızlarına yakın bulunan bir takımyıldızdır. doygunluk anlamına gelen Koros'un ya anası. Hyakinthos'un başına vurmuş. senin yerine ben öleyim!" demiş. Herakles de aramaya ko­ yulur. bir aslan. Hesiodos Hydra'yı şöyle tanımlar (Theog. Adı sağlık anlamına gelen Hygieia. Yılan ya da ejder anlamına gelen Hydra. Birçok tragedya kişi­ lerinin başlarına gelen belalar hep bu Hybris yüzündendir. ya da bir kaplan ta­ rafından öldürüldüğü söylenir. Hyakinthos. Hylas diye bağırır. Yunan düşüncesinde büyük bir yer tutan soyut bir kavramın simgesi. dertlerine deva. Hygieia yalnız hasta insanlara değil. ama Hera'dan korktukları için tanrısal çocuğu İno'ya bırakıp kaçmışlar. Hybris. hırs ve kendine aşırı güvendir. Hydra o bataklıklar canavarı ki tüyler ürpertir bütün yaptıkları. Gökte yıldız ol­ madan önce Hyad'lar Atlas'la Okeanos kızı Pleione'nin kızları nympha'larmış. Hyakinthos. sonra Prusa adını alan bir şehir ku­ rar. Hekimlikle ilgili bütün tanrılar gibi o da yeraltı simgeleri taşır ve özellikle yeraltı yaratıklarının en özgürü olan yılanla bir arada gösterilir. yani sümbül demişler bu çiçeğe. Sayıları iki ile yedi arasında değişir. adları da yağmur yağmak anlamına gelen "hyein" fiilinden türemedir. Hyas. o Hydra ki ak kollu Hera tanrıça büyütmüştü korkunç hıncım gidermek için güçlüler güçlüsü Herakles'e karşı. At adam Nessos'un Deianeira'ya ver­ diği iksire de bu canavarın kanı karışmıştır derler. ama delikanlıyı bir türlü bulamazlar. Mysia bölgesinde karaya çıktıklarında Herakles kırılmış küreği için bir ağaç keserken. Hydra. Arka­ daşını kolları arasına alan tanrı da "Ah. kardeşleri Hyas'ın ölümüne dayanamayarak canlarına kıymışlar da sonra yıldız olmuşlar (Hyas). Hybris in­ sanı suç işlemeye iteleyen ölçüsüzlük. Typhon'la Ekhidna'nın kızı ve Kerberos Khimaira. çimenler al kana boyanmış. Hygieia. Ölümüne ağla­ yan kız kardeşlerini Zeus'a göre birer burç haline sokmuş (Hyades). o anda çimenler gene gövermiş ve Hyakinthos'un öldüğü yer­ de güzelim bir çiçek açmış. Bir anlatıma göre yel tanrı Zephyros tanrı ApoUon'un delikanlı­ ya sevgisini kıskandığı için hızla eserek diskin Hyakinthos'a çarpmasını sağlamış. Zeus onları gökte birer yıldız haline getirmiş. Phiks gibi canavarların kız kar­ deşi sayılır. "Nysa nympha'ları" diye anılan bu kızlar Dionysos'a dadılık etmiş­ ler (Dionysos). Koros'u olduğu kadar Hybris'i de Yunan düşüncesine özgü birer kavram olarak başka dillere çevirmek güçtür. Hyakinthos tanrı ApoUon'un can ciğer arkadaşıymış. Hyades. Bu bizim Bursa'dır. ama bu suçu Roma'yı kurtardığı için affedilir. hay­ vanlara da bakar. baharda yağmur mevsiminin başlamasıyla görünürler. Herakles ikinci iş olarak bu canavarı öldü­ rür (Herakles) ve oklarını onun zehirli kanına batırır. hekim tanrı Asklepios'un kızı ve yardımcısıdır. Hylas su bulmak için ormana dalar ve kaybolur. Bu arada Argonaut'lar onları beklemeyerek de­ mir alırlar. Atlas'la Pleione'nin oğlu. Latin şairi Ovidius'un anlattığı bir çiçek öyküsünün kahramanı. Hylas'ın kaybolduğunun ilk farkına varan Polyphemos'tur. Libya'da bulunduğu bir sırada bir yılan. Herakles Mysia'lıları Hylas'ı kaçırmış olmakla suçlamış ve onlar­ dan tutsaklar alarak Hylas'ı arayıp bulmaları­ nı buyurmuş. hastalıkla­ rına ilaç bulur. Hyad'lar ve Pleiad'ların kardeşi.dönen Horatius öldürür. bölgede yıllık tö­ renler haline gelmiş: Rahipler dağa çıkar . Hylas. Hiçbir efsanesi yoktur (Asklepios). ya da kızı olarak simgelenir. Delikanlının boynu bir çiçek sapı gi­ bi kırılmış. Hybris.

giderek Artemis bile ağlamış derler bu güzel çobanın ölümüne (Nikaia). Danaos kızlarının dramını "Hiketides" adlı tragedyasında işleyen Aiskhylos'un "Hypermestra'nın yargısı" adlı kayıp bir tragedya da yazdığı bilinir (Danaos kızla­ rı. 758 vd. Anası Deianeira Herakles'e sihirli gömleği gönderip de yiğit korkunç acılar içinde yan­ maya başlayınca Hyllos yanına gelir ve son isteklerini dinler. Düğün tanrısı Hymenaios. çok sevdiği halde kendi­ sine yüz vermeyen kızla evlendirilmeyi şart koşmuş. Aigyptos'un elli oğluyla evlenmek zorun­ da kalan Danaos'un elli kızı babalarından gerdeğe girerken kocalarını öldürmek emrini alınca Hypermestra'dan başka hepsi babala­ rına uyup kocalarını hançerlemişlerdir. Hymenaios elinde düğün meşalesi. Uranos'la Gaia'nın oğludur. Adı "yukarıda giden. Hymenaios tanrı Dionysos'la Ariadne'nin düğününde sesini yi­ tirmiş. çimenli ovalarda ömürlerini türkü söylemek. yani Uludağ olsa gerek) ve üç kez Hylas diye bağırarak kutsal alaylar düzenlerlermiş (Argonaut'lar). Gü­ nün birinde Hymnos dayanamaz. Herakles'le Deianeira'nın oğlu. Hymenaios" diye bu tanrının adıyla biter. Tar. kıza tutku­ sunu bildirir. yani kuzey rüzgârının ötesinde Hyperboreoi deni­ len bir boy oturur. kızları kurtarmış. Bu düğün tanrısı üstüne çeşitli efsaneler an­ latılırdı. Hypnos. Hyperion adı bazı metinlerde Helios'un kendisine bir sıfat olarak takılır. ondan ayrılmaz olmuş. Hyllos. İkisi de Tartaros'ta otururlar (Theog. lirik şiirin ayrı bir türü olan düğün türkülerinde de anılır. yanına erkek vardırmaz. her fır­ satta oraya girmeye bakar. çok uzun ömürlü olan iyiliksever ve saf insanlarıyla ilkçağın ütopyası haline gelmiştir (Apollon). ölüm ve hastalık nedir bilmez­ ler. hora tepmekle geçirirler. Dünyanın kuzey ucundaki bu ülkede güneş hiç batmaz. Bu yüzdendir ki. 8). Bütün doğa. kışı orada geçirir. Hyperboreoî. Selene ve Eos'u meydana getirir (Tab. Boreas. Düğünle gecenin birleşmesini simge­ leyen bu efsaneye uygun olarak düğün türkü­ lerinde Hesperos'un da adı sık sık anılır. Yemyeşil ormanlarda. Bir efsaneye göre. Hypermestra. Başka bir efsane­ ye göre Akşam Yıldızı Hesperos Hymenaios'un güzelliğine vurulmuş. Efsaneye göre. onun için düğün türkülerinde onun adını çağırmak töre olmuş. Tarihçi Herodotos bu ülkeyi anlatmakla bitiremez (Her. Düğünlerde hazır bulunan bu tanrı. ama onları ana ve babaları­ na geri vermek için. Hymenaios o kadar güzelmiş ki kızlar arasına girmiş de erkek olduğu anlaşıl­ mamış. Hymen. IV. Hymnos Artemis'in yoldaşlarından Nikaia adlı bir nympha'ya tutkundur. Hymenaios.(dağ da Mysia Olympos'u. insanlar mutluluk içinde yaşar. Hymenaios korsanların hepsini öldürmüş. hepsi de güzelliğini yüceltmek amacı­ nı güderdi. Düğün tür­ külerinde bağlama "O.): . Yiğitlerden Perseus'la Herakles'in de Hyper­ bore'liler ülkesine gittikleri anlatılır. Apollon ve bir nympha'nın. yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirgemiş ve onunla birleşerek Abas'ı dünyaya getirmiştir. ama Nikaia aşktan tiksinir. sonra da kızları korsanlar kaçırınca. Lynkeus). Hyperion'un efsa­ nesi yoktur. tanrı Apollon bu cennet ülkesini kendine yurt edinmiş. Hypcrion. Güzün soğuklar başlayınca beyaz kuğuların çektiği bir araba­ ya binip Hyperbore'liler ülkesine uçar. Danaos kızlarının en küçü­ ğü. yani dünya­ nın üstünde dolaşan" anlamına gelen Hyperion. kimi efsa­ nelerde altın elmaların bulunduğu Batı Kızla­ rının bahçesi de bu ülkededir. yıl boyunca ılık ve yumuşak bir hava eser. ya da Dionysos'la Aphrodite'nin oğlu sayılır. Herakles öldükten sonra da İple ile evlenir ve Herakles oğullarının başına geçip Pelopenez'de tutunmaları için savaşır. Hesiodos'a göre Nyks (Gece) ken­ di başına Hypnos (Uyku) ve Thanatos (Ölüm) tanrılarını yaratmıştır. Babasına baş kaldırmak suçundan yargılanan Hypermestra'nm Argos mahkemesinde bera­ at ettiği anlatılır. Kız kardeşi Theia ile evlenerek. Hymnos. Phrygia'lı bir çobanın adı. Nikaia da öfkelenip bir okla vu­ rur delikanlıyı. yılda iki kez ekin veren top­ rağı. Helios. kaval ve gül çelenkleriyle canlandırılır.). 32 vd. Pythagoras'ın mistik inançlarıyla Hyperbore'liler ülkesi da­ ha da süslenmiş.

Homeros Hypnos'un çok daha sevimli bir portresini çizer. Argonaut'lar Uyku durakladı orada. ince dan ayrıldıktan sonra Lemnos kadınları kral­ sesli. yoksa zor kullanmasını yasak ettiklerini söylemiştir. raos araya girmiş ve Hypsipyle'nin Lemnos'a Hypsikreon'un karısı Neaira da adalı konuk­ dönmesini sağlamış. oğul doğurmuş (Euenos).Orada oturur kara Gece' nin çocukları. Hypsipygözleri açık uyumasını sağlamış ki sevgilisini le'yi oğulları Opheltes'e dadı olarak vermiş­ gece de doyasıya görebilsin diye. Yal­ Vardılar canavarlar anası çok pınarlı Ida'ya. manların birine konu olmuştur. armağanlar söz verir. Öykü şudur: Lykurgos'la kansı Hypsipyle'ye ölüm cezası Hypsikreon adlı bir Miletos'lu Promedon adlı vermek istemişler. lerin kendileriyle yatmaya razı olduklarını gö­ lda'da büyüyen en ulu çamdı bu. onu bir sandığa kapatıp denize bırakmış ayak bastılar bereketli toprağa. Argonaut'lar ada­ bir kuş oluvermişti. le bir gece kaçmış ve korsanların eline düşe­ Bir efsaneye göre. Kral kızı olduğundan kadınlar onu Ayakları altında ormanlı doruklar titredi. ları Thoas'ın kurtulmuş olduğunu görmüşler tanrıların Khalkis. ötekinin demirdendir yüreği. Hera İda dağının doruğunda Zeus'la sevişmeye karar verince. ne inerken. Güneş onlara hiç çevirmez ışınlarını ne göklere çıkarken. XIV. larına tutkunmuş. ama bir gün Hypsipyle oradan geçen Ye­ Hypsikrcon.j: sürece aşkını açığa vurmamış. Hypsik­ reon karısını geri almak için Naksos'a gidin­ ce. Hypsipy­ dedikleri. ama kocası evde olduğu . Lemnos kadınları da bir gece adada ne kadar erkek varsa hepsini öldürmüşler. Lemnos adasının kadınları Aphrodite'ye gereğince tapınmadıkları için tanrı­ ça onları cezalandırmış: Bedenleri öyle pis kokuyormuş ki. adalılar kadını kandırabilirse geri alacağı­ nı. 283 vd. Opheltes'i boğmuş. Hypsipyle. Hypsikreon da kadını kandıramadıgı için Haksos'a Miletos'un savaş açma­ sını sağlamış. görünmeden Zeus'un gözüne önce Argonaut'lara saldırdıkları halde. rünce yumuşamışlar ve Hypsipyle de İason'la havada yüksele yüksele göğe varıyordu. Hypsikreon'un serüveni Miledilere yol göstermek için çocuğu yalnız bırak­ tos öyküleri adıyla geç ilkçağda yaratılan ro­ tığında bir yılan gelmiş. gelir Lem­ nos adasında Uyku'yu bulur. Zeus'u uyutsun diye diller döker. biri dolaşır sırtında toprağın ve denizin tatlı bir huzur götürerek insanlara. ama Hera ona Kharit'lerin birini vermeye ant içince da­ yanamaz. Lemnos'a kraliçe seçmişler. o korkunç tanrılar. Tatlı Uyku ise bir gün Herakles'i kaçırırken Zeus'tan yediği cezayı unutamaz. Sonra da onunla birlikte Naksos adasına kaçıp oradaki bir tapınağa sığınmış. ama Yedilerden Amphiabir Naksos'luyu evine konuk edermiş. günün birinde Hypsikreon evde yokken konuk gelen Promedon'a açılmış ve onu zorla baştan çıkar­ mış. Lykurgos'la karısı Eurydike. Hera ile birlikte yola çıkar (İl. dağlarda yaşayan. tunçtandır canı. kocaları onlardan kaçıyor. adaya çıktıklarında Hypsipyle kraliçeymiş. Lektos burnunda fırladılar denizden. Lemnos kralı Thoas'la Amazon Myrina'nın kızı Hypsipyle tanrı Dionysos'un torunuymuş. Hypnos Latmos dağları­ rek Nemea kralı Lykurgos'a köle olarak satıl­ nın çobanı Endymion'a tutulmuş ve onun mış. birleşerek ona birisi Euneos olmak üzere iki Uyku orada. çam dalları arasında. (Thoas). erkek­ çok yüksek bir çamın üstüne kondu. insanların Kymindis ve kraliçelerini öldürmek istemişler. Uyku'yla Ölüm. başka kadınlarla sevişmeyi yeg görüyormuşlar. nız Hypsipyle babası Thoas'ı öldürememiş. Yakaladığı insan kurtulmaz hiç elinden kin besler ölümsüz tanrılara bile. ler.

Adı Bakkhos'un adı gibi gizli tören­ lerde atılan "İakkhe" çığlıklarından türemiş olabilir. o sırada Zeus'un sevdiği başka bir Nympha İakkhos'u kaçırmış ve Eleusis'teki Bakkha'lara götürüp bırakmış. biri de İakkhos' muş.I İakkhos. Sabin kralı Titus Tatius bir gece yeni kurulan kente saldırmış. İanus uygarlık yollarının hepsini açmış onlara: Gemiler yapmasını. para basmasını öğretmiş. Dionysos'la yakından ilişkisi vardır. İuppiter Saturnus'u kovup da bu tanrı Latium'a sığınınca. İanus. biri sola bakan iki çehreli bir profili gö­ rünürdü. Bambaşka bir efsane onun kaynağını Phrygia'da gösterir: Tanrı Dionysos Phrygia nympha'sı Aura ile birleşmiş. Anadolu'dan gelme tanrı Dionysos'un Yunanistan'da ve özellikle Eleusis'te yaratılmış bir tıpkısı sayılabilir. yılın ilk ayına onun adı verilmiş ve İanuarius denmişti. Kimine göre de Demeter'in değil de. İanus tan­ rı bir sıcak su kaynağı fışkırtmış. Roma'nın koruyucu ve kurtarıcısı olarak İa­ nus üstüne şu efsane de anlatılır: Romulus'un yönetimindeki Roma'lılar şehri kurduktan sonra Sabin'lerin karılarını kaçırıp kendileri­ ne eş ettikleri zaman. Kapıları bekleyen tanrı sayılır. İanus ka­ pısı imparator Augustus'tan önce ancak bir kez (İ. Bazı efsane yazarlarına göre. Tiber ırmağına adını veren de oğlu Tiber'dir. Yunan tanrılarının Latin dünyasına etki­ lerinden sonra da Roma'nm başlıca tanrısı olarak kalmış ve bir yerde İuppiter'den daha önemli sayılmıştır. onun kızı Perse­ phone'nin oğludur. ama Aura günün birinde çıldırmış ve ikizlerinin birini parçalayıp yemiş. sonra da tragedya ve komedyalarda konuşma vezni olan "iambos" veznine adını veren bu İambe imiş. Eleusis myster'lerinde rol oynayan bir tanrıdır. çünkü kapılar da kendisi gibi iki yana bakar­ lar. tanrının şehri düş­ mandan korumasını sağlarmış. bazılarına göre de İtalya'ya Tesalya'dan göçmüş ve Roma'nın yedi tepesin­ den birinde İaniculum diye kendi adını taşı­ yan bir şehir kurmuştur. İalmenos. 237'de). İanus'un krallığı İtalya'nın altın çağına rast­ lar. Kır tanrısı Pan'la su perisi Ekho'nun kızı sayılan İambe. Aura da kendini Sangarios (Sakar­ ya) ırmağına atmış. İlkin Yunan taşlamalarının. Ö. biri sağa. elinde bir meşale ile kutsal erenler alayını yöneten genç bir adam olarak gösterilir. böylece düş­ manı korkutarak püskürtmüş. İakkhos. tam bir barış ve uyum içinde ya­ şarlar ve toprak da onlara her şeyi kendiliğin­ den bagışlarmış. Ro­ ma'nın altın paraları üstünde tanrının. Üzüntüden yüzü gülmeyen tanrıçayı İambe yaptı§ı şakalarla güldürmeyi başarmış. İambe. İanus her başlangıcın tanrısı sayılır­ dı. İanus zamanında insanlar hep iyi ve na­ muslu imiş. sonra da bir pınar olarak gene yeryüzüne çıkmış. Başında mersin dalların­ dan bir çelenk. kendisini ko­ nuklayan İanus'a geçmiş ve geleceği görme yetisini bağışladığı içindir ki. İanus İtalya' nın yerlisidir.. İanus tanrıyı Roma'lılar iki çehreli olarak canlandırırlar. Bu mucizeyi anmak için Roma'lılar ondan sonra Forum' da yaptıkları İanus tapınağının kapısını savaş sırasında hep açık tutar. Zeus'la Persephone'nin birleşmesinden doğmuştur ve Zagreus'tur. ya da kocasıdır. Kimi efsanelere göre İakkhos. Zagreus'un başka bir adla anılmasıdır (Zagreusj. Roma'ya özgü bir tanrı. . Roma şehrinin kuruluşun­ da büyük bir rol oynar. Eleusis kralı Keleos'un evinde hizmet ediyormuş ki. Bu motif için bkz. Augustus çağında ise üç kez kapatılmış. İanus kapıları ancak barış zamanında kapanırmış. Öyle ki İakkhos. onu kar­ şılayan ve konuklayan İanus'tur (Saturnus). Efsaneleri hep Roma dini ve uygarlığıyla ilişkili olan İa­ nus. kızı Persephone'yi aramaya çıkan Demeter oraya uğramış. yasalar çıkarmayı hep tanus'a borçluymuşlar. Şehirler kurdurup toprağı işlemeyi. Saturnus. Kaynağı üstüne söylentilerin çeşitliliği bu tanrının ken­ dine özgü bir kişiliği olmadığını gösterir. Aura'nm tanrı­ dan ikiz çocukları olmuş. tanrıça Demeter'in oğlu. Ares'in oğlu. İlyada'da adı geçer (Askalaphos). Capitolium tepesinin bekçisi Tarpeia da kaleyi Sabin'lere teslim etmek üzereymiş ki. Agdistis ve Attis efsaneleri.

İda'lı anlamına gelen bu ad Troya böl­ gesindeki İda dağı ile ilişkisi olan iki efsanelik kadının adıdır: . Demeter'le birleştiği ve aşklarından Plutos'un doğduğunda kaynaklar birleşir. girdi gerdeğe ve bir oğlu oldu: Azgın yürekli Atlas tanrı. güzel topuklu Okeanos kızını. kendi ya da oğullarından biri bu şehirde kral­ lığı ele geçirir (Medeia). Sonra da İasion Kybele ile sevişmiş ve Korybas diye bir oğulları olmuş. Ef­ saneye göre Pelias'a bir tanrı sözcüsü tek ayakkabılı adamdan korkmasını söylemişmiş. 125 vd. Odysseia'da Kalypso tanrıçaların ölümlülerle olan aşklarından dem vururken şöyle der (Od. Tanrıçanın ona gönül verip vermediği konusunda efsaneler­ de ayrılık varsa da. Diodoros'a göre İasion Samothrake adası­ nın gizemlerine ermişti. İdaia. Zeus'la Elektra'nın oğlu. üstelik Pelion dağının eteklerinde bir dereyi geçerken sandallarından birini yitirmişmiş. İda. Yunanistan'a dönüşünde Medeia'nın büyülerine kurban gider. Kılığı Pelias'la arasının açıl­ masına ve sürülmesine yol açar (Pelias). ama Zeus o saat aidiydi bu haberi. o ki bela oldu ekmek yiyenlere Zeus'un yoğurduğu bakireyi evine alarak. Bir anlatıma göre. ve kıvrak. erkeği tepelediydi göz kamaştırıcı yıldırımla. Öbür Titan'Iar gibi İapetos da Zeus'un eliyle Tartaros'a atı­ lıp yeraltına kapatılır. Dardanos gibi Samothrake'de oturur. Korybas Korybant'lara adını vermiş (Korybanl lar). Amaltheia). Uranos'la Gaia'nın oğlu Titan İapetos. onu ne pahasına olursa olsun uzaklaştırmak gerektiği kanımına varmış. V. İapetos. cin fikirli Prometheus'u. her biri belalı bir efsanenin kahramanı oğullar meydana getirmiştir (Tab. ya da Fontus adlı pınar tanrı ol­ muş (luturna). kardeşi Harmonia'nın Kadmos'la düğünü sırasında Demeter'e rastlamış ve tanrıça ona gönlüyle birlikte buğ­ day tanelerini de armağan etmiş. Yetişkin çağa gelince la­ son şehre döner. Argonautlar seferinin kahramanı İa­ son. İasion. o kendini çok beğenen tanrıyı.tanus su perisi İutuma ile evlenmiş ve on­ dan Fons. Karadenizli büyücü­ den kurtulduktan sonra İason İolkos'a döner. yatmışlardı üç kez sürülmüş bir tarlada. Harmonia ve Dardanos'un kardeşi (Tab. 7). tason. İason bu serüvene hayır dememiş ve Yunanistan'ın en seçkin yiğitlerini bir araya getirerek Argo gemisini yaptırmış ve ünlü Karadeniz seferi­ ne çıkmış. Amcası Pelias'la babası arasında tahta kimin çıkacağı kavgasında İason'un İolkos sarayından uzaklaştırıldığı ve ormanlarda at adam Kheiron tarafından ye­ tiştirildiği anlatılır. (2) Korybas'ın kızı. (1) Girit kralı Melisseus'un kızı.): iapetos aldı Klymene'yi. tanrı Poseidon'a kurban kestiği ve kalabalık bir tören kutladığı bir gün lason sırtında bir pars postu ve her bir elinde bir kargı ile çıkagelmiş. Sonra getirdi dünyaya Menoitios'u. (3) Çanakkale bölgesindeki Kazdağı'nın es­ ki adı. 3). üstelik de İason babasının tahtını isteyince. Pelias İason'a tahtı vermem dememiş de yalnız şöyle bir so­ ru sormuş: Bir kral kendine kumpas kuran bir uyruğuna ne yapmalı? İason da. 22). Rheia yeni doğurduğu Zeus'u Kronos'tan kaçırıp kundakta bebek olarak Girit'e götürünce. 507 vd.): Güzel örgülü Demeter de gönül vermişti İasion 'a sarmaş dolaş olmuştu ikisi sevgiyle. Kretheus'la Tyro'nun oğlu Aison'dan dogmadır (Tab. Hesiodos bu Titan'm dölünü şöyle tanımlar (Theog. Başka kaynaklara göre İapetos Klymene ile değil de Asia ile evlenir (Asla). tanrı sözünü ansımış. sonra da yarım akıllı Epimetheus'u. onu böyle görünce Pelias şaşakal­ mış. bazı kaynaklarda Giritli olduğu söylenir. Her neyse. onu uzaklara sürmeli cevabını vermiş de onun üzerine Pelias İason'a Kolkhis'ten altın postu gidip almasını buyurmuş. Girit kralı Lykastos'la evlenir ve Minos adlı bir oğlu olur. besler (Zeus. İda kendi adını taşıyan dağda onu kız kardeşi Adrasteia ile birlikte büyütür. Bu noktadan sonra İason'un kade­ ri Argonaut'ların kaderiyle birleşir (Argonaut'lar). Efsanesinin en çarpıcı yanı Demeter'le olan aşkıdır.

Destan bölümleri boyunca İdomeneus en seçkin Troya yigitleriyle savaşıp. (4) Dares'in oğlu. İdomeneus. (3) Priamos'un arabacısı. Aslında Apollon tanrının oğlu sayılır. Çar­ pışma sırasında Kastor öldürülür. Homeros'un parlak sıfatlarla nitelendirdiği (tanrı gibi. Ama kah­ ramanlıkları destanda büyük bir yer tutar. Trakya kralı Phineus'la evlenir. İdas. (6) Dardanos efsanesinin bir anlatımına göre. İdo­ meneus'un şehri almak için yapılan tahta at­ ta bulunan yiğitlerden biri olduğu ve Akhilleus'un ölü törenlerindeki yumruk yarışında bi­ rinci geldiği anlatılır. Karşısına ilk çıkan kendi oğlu (ya da kızı) olmuş. kanını akıtmış. İdmon. İdaios. Başka efsane yazarları İdomeneus'un dö­ nüş serüvenini bambaşka biçimde anlatırlar: Girit'e varmadan donanması büyük bir fırtı­ naya tutulmuş. Troya'lı savaşçı. İdomeneus da sag salim yur­ da varırsa ilk karşısına çıkacak olan insanı Poseidon'a kurban etmeyi adamış. İdomeneus üzerine şu masal da anlatılır: Thetis'Ie Medeia bir güzellik yarışmasına gi­ rişmişler.(1) Skamandros ırmağının tanrısıyla birleşip Teuker adlı bir oğul doğuran bir Nympha (Teuker). Adı "gören" anlamına gelen İdmon Argonaut'ların yolculuğunu öngörü gücüyle düzenle­ dikten sonra bir anlatıma göre de Mariandyn'ler ülkesindeki duraklarında bir ava ka­ tılarak bir yaban domuzu tarafından öldürül­ müştür (Argonaut'lar). Kadın kocasını seçer. giderek Hektor'a bile karşı çıkar ve çok adam öldürür. İdas bir sürünün paylaşılması konusunda Dioskur'larla kavgaya tutuşur: İdas bir hileyle bütün sürüyü ele geçirdiğinden Kastor'la Polydeukes ona ve Lynkeus'a saldırırlar. Deiphobos'a. Bir efsaneye göre Phineus'un başına bela getiren odur (Phineus). İdas. Marpessa. 557): İdes bir zamanlar en güçlüsüydü dünyadaki yiğitlerin. ama bir süre sonra Girit adasında çıkan bir salgının nedeni bu suçta aranmış ve İdomeneus yur­ dundan sürülmüş. Kaç yoldaşı uarsa savaştan kurtulan hepsini Girit'e götürebilmiş İdomeneus. Zeus çare olarak şu­ nu buyurur: Marpessa ikisi arasından seçsin. Tanrı Apollon ve Dioskur'lara karşı savaşı. efsanesinin en göze çar­ par yanıdır: İdas. Zeus da Polydeukes'i kurtarmak için araya girmek zo­ runda kalıp İdas'ı şimşeğiyle çarpar (Lynkeus. (2) Dardanos'un bir kızı. Girit ya da Troas'taki İda dağı ile iliş­ kili birkaç kişinin adi: (1) Priamos'un bir oğlu. Anado­ lu'da Mysia'yı ele geçirecekken Telephos ona engel olur. Troya savaşına katılan Girit kralı. ölümlü babası ise. ince bilekli gelin Marpessa uğruna o Phoibos Apollon'a bile kaldırmıştı yayını. onun oğlu Meriones Troya savaşın­ da İdomeneus'un hem seyisi. Argonaut'lar seferine katılan bilici. Apollon'la İdas birbirlerine girerler. Troya bölgesine Ana Tanrıça Kybele'nin kültünü getiren de oymuş. çoğunu alt eder. Evlenir­ ler. Dioskur'lar). deniz yutmamış onların hiçbirini. Homeros İdas (destanda adı İdes ola­ rak geçer) üstüne şöyle der (İl. onu İdas'ın elinden almak ister. İdomeneus'un Molos diye bir üvey kar­ deşi var. Bütün bu savaşla­ rında Meriones her zaman yanıbaşındadır ve onu destekler. Aineias'a. Euenos'un kızı Marpessa'ya âşık olur ve onu babasından kaçırır. Melampus'un oğlu Abas'tır. hem de en ya­ kın savaş arkadaşıdır. İdome­ neus sözünü tutmuş. Dardanos'un İdaios'la Dimas adlı iki oğlu olmuş. birçok efsanelerde adı geçen bir kişi­ dir: Kardeşi Lynkeus'la birlikte Kalydon avı­ na ve Argonaut'lar seferine katılır. ama tanrı Apollon da kadına tutkundur. İdaios Troya'nın güneyindeki da­ ğın eteğine yerleşmiş ve tda adını dağa ver­ miştir. (2) Paris'le Helena'dan dogma bir oğul. Deukalion'un oğlu ve Minos'un torunu. İdomeneus'u da yargıç olarak al- . IX. alev gibi saldıran denir İdomeneus'a) bu yiğit İlyada'da "saçlarına kır düşmüş" yaşlıca bir adam olarak gösterilir. Gitmiş güney İtalya'ya yer­ leşmiş. (5) Korybant'lardan biri. İlyada'da anlatılan olaylardan sonra. öldüremediklerini de yaralar.

Ayrıca İdomeneus'la dölüne lanet okuyarak bir daha sözlerine güvenilmemesini sağlamış. İksion. ayrıca orada Patara şehrini kurmuş. Ege'de Sisam adasının çevresindeki denize İkaros denizi denmiştir bundan böyle. Tyndareos ona ödül olarak Pene­ lopeia'yı verdirmiş İkarios'a. Odysseus da hayır dememek için seçme hakkını Penelopeia'ya vermiş. İkaros. Bu birleşmeden at adam Kentauroi doğmuş . İkarios. İkarios'un adı ancak Penelopeia'nın babası olarak geçer (Penelo­ peia). İkaros'un eşsiz serüveni her çağda sanatçı­ ları esinlemiş. bazılarında birinci karısı olarak gösterilir (Aietes). Erigone'nin babası (Erigone). Bazı efsanelerde Aietes'in ikinci ka­ rısı. Baba-ogul kral Minos'un emriyle Labyrinthos'a kapatılınca. Kızı Odysseus'la evlenince. İkaros da tepetaklak denize düş­ müş ve boğulmuş. Odysseus Tyndareos'a Helene'nin talipleri arasında seçmek için bir yol gösterince. Medeia buna çok kızarak bütün Girit'lilerin yalancı olduğu söylentisini yaymış. Daidalos oradan çıkmak ve kaçıp kurtulmak çarelerini aramış. kimse İksion'u bu günahlarından arındır­ mak için gereken töreleri yapmaya yanaşma­ mış. ya da hava sarhoşluğuna tutularak yükseldikçe yük­ selmiş. Kız da başını örtüp kızarmış. ama yolda bir fır­ tınaya tutulan gemisi batmış. Parnassos dağının eteklerine kadar götürmüş. İdyia. ama evlendikten sonra sözünü tutmadığı gibi kaynatasını kor haline gelmiş kömürlerle dolu bir kuyuya atıp öldürmüş. Girit'li mimar Daidalos'un oğlu ika­ ros dünyada ilk uçan adam olarak ün bırak­ mıştır. Deioneus'un kızı Dia'ya talip olmuş ve babasına birçok arma­ ğanlar vermeye ant içmiş. Idomeneus ödülü Thetis'e vermiş. Uçmadan ön­ ce de İkaros'a ne çok alçaktan uçmasını. Böylece yemin bozma suçuna bir de ailesinden bir kişiyi öldürme suçu katılın­ ca. Anadolu'nun Akdeniz kıyı­ larında doğmuş ve doğduğu bölgeye anasının adını vererek Lykia demiş. il­ ginç eseri yaratan ortaçağ ressamı Brueghel olmuştur (Daidalos). talipler Penelopeia' nın babası Ikarios'un yanına geri gönderilme­ sini ve Ikarios'un kendine yeni bir damat seç­ mesini ileri sürerler. güneşin ışınlarına aldırmamış. İkadios orada yu­ nus balığını anarak şehre Delphoi (delphis yunus demek) adını koymuş (Apollon). bunların arasında en etkili. Tesalya'da Lapith'lerin kralı iken. derken Zeus (ya da Hera'nın kendisi) tanrıçaya benzeyen bir görüntü yap­ mış. Odysseia'da taliplerle Telemakhos arasındaki tartışmalarda. İkarios böylece Ody­ sseus'la birlikte İthake'ye gitmek istediğini anlamış. zaferi Odysseus kazanınca ona vermiş. Başka bir anlatıma göre. Bu ma­ sal "Girit'lilerin hepsi yalancıdır" atasözünün kaynağında olsa gerek. tutulduğu çıl­ gınlıktan İksion'u kurtarmış. ne var ki İksion tanrıya karşı da olağanüstü bir nankörlük göstermiş: Hera'ya vurulup tanrıçayı kirlet­ meye uğraşmış. Uzun uzun çalıştıktan sonra kendisi ve oğlu için birer çift kanat yapmış ve onları balmu­ muyla omuzlarına yapıştırmış. Efsanesi Apollon kültünün Anadolu'lu kaynağını belirtmek bakımından ilginçtir: İkadios Lykia'da kalma­ yıp İtalya'ya gidecek olmuş. (2) Tyndareos'un kardeşi ve özellikle Penelope'nin babası olarak tanınan efsanelik kişi. Okenos kızlarından biri olan Idyia. Bir gün Zeus ona acımış. İksion da onu Hera sanarak onunla bir leşmiş. tkarios. İkadios. Bir anlatıma göre bir at adam değil . Apollon'a adanmış bu şe­ hirde yaptırdığı tapmağı bir bilicilik merkezi haline getiren de İkadios'muş. Ne var ki havalandıktan sonra İkaros babasının bu sözünü unutmuş. kızı Penelopeia'yı tertiplediği araba yarışında birinci gelene vereceğini söylemiş. Güneş tanrı onun kanatlarını tutan balmumunu eritmiş. (1) Kral Pandion zamanında Yuna­ nistan'a üzüm bağını tanıtmış olmakla ün sa­ lan Atina'lı kişi.mışlar. özgürlüğe kavuşmak sevin­ ciyle Helios'u hor görme suçunu da işlemiş. Tanrı Apollon'la Lykia adlı Nympha'nın oğlu. İksion cehennemde sonsuzca cezaya çarpılan büyük suçlulardan biridir. kendisini bir yu­ nus balığı kurtarmış da. Kolkhis kralı Aietes'le evlenip Medeia'yı do­ ğurmuş. başarısından dolayı gurura kapılmış. ne de fazla yükselip güneşin ışınlarına yakın gel­ mesini salık vermiş. giderek doğayı yenmek. İkarios çiftin kendisiyle kalmasını istemiş.

Palladion. Troya savaşı efsanesinin an­ cak kısa bir bölümünü yansıtır: Akhilleus'un orduların yöneticisi Agamemnon'a karşı öf­ kesi ve savaştan çekilmesiyle başlar. Destanın 24 bölümü el yaz­ malarında Yunan alfabesinin harfleriyle gös­ terilmiştir. sonra da ölüsünü babası Priamos'a geri vermesiyle bi­ ter. İlos heykelin düştüğü yere Athena tapınağını kurar. böylece İlos Troya kral soyunun hem Hektor kolu. bölümlerin Yu­ nanca sayılarını da parantez içinde gösteri­ yoruz: BÖLÜM I. İksion. İlos'un Troya şehrini kurması şöyle anlatı­ lır: Troas bölgesinden olan İlos günün birinde Phrygia'da ora kralının düzenlediği bir yarış­ maya katılır. Anası deniz tan­ rıçası Thetis'ten öcünü almasını ister. tanrıça Pallas Athena'nın. Ozan Musa'lara seslenip konusunu belirtir: Akhilleus'un öfkesi. Tanrı İksion'a ayrıca ambrosia yani ölümsüzlük şarabı içirdigi içindir ki. daha önce Dardanos'un İda dağının eteğinde kurduğu Dardania'dan pek uzak değildir. Tros'la Kallirhoe'nin oğlu.uzak durdukça Akha'lar zaferi kazanamasınlar. ama döl bırakmadan ölür. Bir süre sonra İlos tanrı Zeus'tan girişiminin uğurlu olup olmayacağı­ nı gösteren bir işmar diler. Yirmi dört bölümlü ve 16. Roma'nın kurucuları Romulus'la Remus'un anaları Rea SiMa'nın başka bir adı (Rea). îlos'un Laomedon adlı oğlundan başka Themisthe adında bir de kızı olur. Zeus da gökten Palladion'u indirir İlyon üzerine. İlos orada bir şehir kurup ona adını verir. Akha'ların Troya ovasındaki gemi ordugâhmdaytz. Hektor'u öldürüp Tro­ ya şehrinin çevresinde sürüklemesi. Athena yakarmalarına yu­ muşamış da İlos'un gözlerini sonradan açmış. Theseus'un arkadaşı Peirithoos'un babasıdır. onun sonsuzluğa dek dönüp yanmasını sağla­ mış. İlyada. okuyucuların bu saymaya rastla­ yabilecekleri düşüncesiyle. Başka bir efsaneye göre. ineğin ardından gidip duracağı yerde bir şehir kurmasını bildirir. İlos. İksion'un cezasından ölüm yoluyla kurtulması da ola­ naksızdır. İlyon yani Troya şehrinin kurucusu ve Priamos'un dedesidir (Tab.Akhilleus 'un Öfkesi. İlos şehrin ta­ pınağını kurmaktadır ki. hem de Aineias kolunun atasıdır. ya da İlyada adlı büyük destanı İlyon yani Troya destanı adını taşıdığı halde. İnek kuzeye doğru yol alır ve Ate tepesi deni­ len bir tepenin üstünde durur. gökten düşen Palla­ dion yapının açık çatısından içeri girip yerini alır. Ama Zeus bu korkunç günahı cezasız bırakmamış. Zeus söz verir. ama onun yerine Akhilleus'un tutsağı Briseis'i alır. Dardanos'un üç ço­ cuğundan biridir. sol elinde öreke tutan dev boylu heykelidir. oğlu Ganymedes'in Olympos'a kaçırılmasından sorumlu olan Tantalos'la Pelops'u Anadolu'dan kovmuş (Tantalos). Akhilleus'un savaşa dönmesi. bu yüzden Akha'lar ara­ sında beliren veba salgını. Daha başka bir efsane de İlos'un bir yan­ gın sırasında Palladion'u alıp kurtardığını. Agamemnon'un tutsak olarak alıkoydu­ ğu kızı Khryseis'i geri ister. (A) Sesleniş . Troya kral soyunda bu ada iki kez rast­ lanmaktadır: Birinci İlos.de. bu kız kendi amca oğlu Kapys'le evlenip Ankhises'i doğurur. Sonradan Troya adını da alacak olan İl­ yon Skamandros'la Simoeis ırmaklarının ara­ sındaki ovada olup. ne kadar at adam varsa hepsi İksion'dan dogmaymış. 16 ve 17). ama tanrıçanın yüzünü gördüğü için de kör olduğunu anlatır. Agamemnon kızı vermeye razı olur. Tanrı ApoUon'un rahibi Khryses gelir.000'den fazla dizeli bu destanın bir özetini bölümlere ayıra­ rak başlıklarıyla birlikte burada vermeyi fay­ dalı buluyoruz. Bilici Kalkhas kızı geri vermeyi buyurur. Thetis Olympos'a çıkıp Zeus'tan yalvarır: Akhilleus savaştan . ama Akhilleus da barakasına çekilir: Savaşa artık katılmayacaktır. İksion'u cayır cayır ya­ nıp alevler saçan bir tekerleğe bağlamış. Bir efsaneye göre İlos. birinci gelir ve ödül olarak kız ve erkek elli köle ile yurduna döner. İlia. dokuz gece ordu has­ talıktan kırılır. Homeros'un İlias. Akha'lardan yana . Agamemnon kızı vermediği için tanrı Apollon Akha ordusuna veba salar. ama kral ona bir de kara benekli bir inek verir ve bilici­ lerin sözüne uyarak. İkincisi. Zeus tarafın­ dan atılınca Gaflet tanrıçanın düştüğü tepedir bu (Ate). sag elinde kargı. Dokuz gün.

Haberi alınca Akha'lar arasındaki üzüntü. Sahne değişir: Priamos'la ihtiyarlar heyeti surların üstünde dizilip teke tek savaşı gözet­ lerler. ağırlar. Bellerophontes efsanesinin anlatıl ması. Olympos'ta tan­ rılar arasındaki tartışma. Üstünlük Troyalılardadır. Lalası Phoiniks'in bütün yakarmaları boşa gider. Akha'ların ordugâhı bir sur ve bir hendekle çevirmeleri. BÖLÜM IV. Bu arada Diomedes Lykia'lı Glaukos'la çarpışır­ ken. Hektor. Agamemnon Akha'lan toplantıya çağırır. BÖLÜMXI. yurtlarına dönmek istediklerini anlar. Toplan­ tı.) Hektor'la Andrornakhe'nlıı Buluşması. Aineias'la Diomedes arasındaki savaş. BÖLÜM X. Ba­ şa baş gelip ayrılırlar.Aga­ memnon'un Orduları Teftişi. Menela­ os'un yaralanması. Gene silaha sarılan ordu­ yu Agamemnon gözden geçirir. (A) Agamemnon'un Kahramanlık­ ları. Olympos'ta: Zeus. Teklif kabul edilir.* yerleşir. gemilerinin sayısıyla saymaya koyulur. Hektor şehre gelir. Gece toplanan kurultay: Akha'ların en yaşlı önderi Nestor Troya'lılar kampına gözcü gönderilmesini salık verir. Destanın yirmi altıncı gününde üçüncü bü yük çatışma.Yiğidin Barakasındakî Tartışma. Zeus Troya savaşının yönetimini ele alır. BÖLÜM VI. B Ö L Ü M K.Dolon. Ozan bir daha Musa'ya seslenir ve Akha or­ dularının. Thetis olayı. (r) Antlar. Aphrodite'nin araya gi­ rip yaralanması. Savaşı kazanan. savaştan vazgeçip silahlarını değiş tokuş ederler. Aias'la Odysseus elçi seçilir­ ler. (H) Hektor'la Aias Arasındaki Çarpışma . Hephaistos tanrı onları yatıştırır. aralarında konukluk bağları olduğu anla­ şılır. bunun için de gelir. Bütün bölüm Akha yiğidi Diomedes'in kah­ ramanlıklarına ayrılmıştır: Korkunç bir boğuş­ ma başlar. onlara Akha yiğitlerini tanıtır. Odysseus'la Dio­ medes görevlendirilirler. Ölüleri toplamak için savaşa ara verilir. Akha'ların en seçkin yiğitlerinden biri Telamonoglu Aias'la teke tek savaşır. (A) Yeminlerin Bozulması . Gemilerin Sayımı. komutanlarının ve şehirlerinin ad­ larını. anası Hekabe'ye Athe­ na tapınağına sunular koymasını söyler. Akhilleus onları iyi karşılar. İki ordu karşı karşıyadır: Paris Menelaos'la teke tek savaşa girişmeyi teklif eder. Athena ve Aph­ rodite de savaşa karışırlar. (e) Zeus'un 1da Dağından Savası Yönetmesi. Teke tek savaş başlar. BÖLÜM III. Yolda Troya'lıların gözcüsü Dolon'a rastlarlar. tanrılardan Ares. BÖLÜM V. Hera. (B) Agamemnon'un Düşü. Helena'yı alacaktır. sonra da kocasına çıkışması. Akha'İBl hendeğe kadar çekilirler. Priamos'u çağırmaya giderler. Hera ve Athena arasın­ da çatışma.Paris'le Menelaos'un Teke Tek Sa­ vaşı. onları dene­ mek ister: Herkesin dokuz yıllık savaştan bık­ tığını.olan karısı tanrıça Hera ile kavga ederler. Akha'lar toplantısında Akhilleus'un savaşa dönmesini sağlamak için ona elçiler gönder­ me kararı verilir. ağzından birçok bilgi aldıktan sonra onu öldürüp dönerler. (\) Akhilleus'a Gönderilen Elçtlm .Ölülerin Kaldırılması. Helene'nin Aphrodi­ te'ye. Menelaos Pa­ ris'i alt etmek üzereyken tanrıça Aphrodite araya girip Paris'i kaçırır. Lykia'lı Pandaros'un sa­ vaşmama andını bozmasını sağlar. Zeus Agamemnon'a yalancı bir düş gönde­ rir: Troya'yı alabileceğini bildirir. Hektor'la Agamemnon'un kar- . BÖLÜM VII. Surların Üstündeki Sahne . Troya ordusu da safa dizilir. Diomedes savaş tanrı Ares'i yaralar. Aynı sayım Troya'lılar için de yapılır. (E) Diomedes'in Kahramanlıkları. Savaş baş­ lar: Akha yiğitlerinden Antilokhos. BÖLÜMII. Helene gelir. BÖLÜM VIII. Helene'yi de koca­ sının yanına götürür. Aralarındaki aile sahnesi. ama savaşa dönmeme kararını bildirir. Hektor batı surlarının önünde karısı Andromakhe ile küçük oğlu Astyanaks'a rast­ lar. 1da dağının doruğun. (K) Odysseus7a Diomedes'in Keş­ fe Çıkmaları . Ordu savaş düzenine girer. Aias ve Odysseus birçok Troya'lıyı öldürürler. Trakya'lıların cins atlarını kaçırırlar. (/.

(X)Hektor'un Ölümü. Art emiş. ( d > ) Irmak Kıyılarında Savaş. Tanrılar iki cepheye ayrılır: Hera. yatağından çıkıp Akhilleus'u kovalama­ ya başlar.şılaşması. BÖLÜMXXII. Akha'ların toplantısında Akhilleus'la Agamemnon barı­ şırlar. Akha' ların bozgunu. (T) Akhilleus'la Agamemnon Arasındaki Barışma. Akhilleus'un ölümsüz atlarının ağlama­ sı. (N) Gemilerin Önündeki Savaş. AkhiUeus'un arkadaşı Patroklos'a dert yanar. Durum Akha' lar için çok kötüdür. Patroklos'un ölüsü alınır ve kara haber Akhilleus'a götürülür. Athena. Patroklos gelir. her tanrı istediği gibi yardım edebilecek­ tir savaşa. Akhilleus gitmeyecekse. Troya'lılar duvara saldırır. (n) Patroklos Destanı. Her iki tarafta da yararlık gösterenler olur. Kanlarla kızıla boyanan ırmaklar kabar­ dıkça kabarır. Hera'ya çıkışır. BÖLÜM XV. Savaş hazırlıkla­ rı. Akha'lardan yana olan tanrı Poseidon sa­ vaşı Semendirek adasından gözler. Poseidon uzaklaşır. Akhilleus için kara belirtiler: Hektor'u öl­ dürdükten sonra kendi ölümü de yakındır. İrmak tanrı Skamandros. Tanrıça Aphrodite'den cinsel istek uyandıran memeligini alır. BÖLÜM XVI. Poseidon. Apollon. Zeus Apollon tanrıyı Hektor'a gön­ derir.. Hermes. Leto ve Aphrodite Troya'Mardan yanadır. BÖLÜM XXI. Akha yiğitleri Patroklos'un ölüsünü Hektor'un elinden kurtarmak için dövüşürler. Ordular silah kuşanır. Silahlar destanı. Hera. ama Troya'lılar gemilere kadar sokulurlar. Thetis silahlan oğluna götürür. dövüş. BÖLÜMXIII. Agamemnon. Diomedes ve daha birçok Akha yiğidinin yaralanması. Thetis'in demirci tanrı Hephaistos'a başvurması. BÖLÜM XVIII. BÖLÜM XIX. Sahne Olympos'a yükselir: Tanrılar arasında kavga. (3) Zeus'un Aldatılması. yiğit anasına. süslenir püslenir ve 1da dağında Zeus'u bulup onunla sevişmesini başarır. (o) Duvara İkinci Saldırış. Akhilleus arkadaşına silahları­ nı verir. Tan­ rılar seyircidir. Troya'lılar önce bozgu­ na uğrar." AkhiUeus'un silahlarıyla karşılarına dikilince. Akha'ların gemilere doğru kaçışması. sonra Lykia'lı önder Sarpedon Patroklos'la dövüşür ve ölür. (Y) Tanrıların Savaşa Karışması. ama Hektor ölüyü silahlarından soymayı ba­ şarır. Sarpedon'un ölüsü çevresinde çarpış­ ma. Hephaistos Akha'lardan yana. öfke­ lenir. Apollon'un kışkırttığı Hektor. Patroklos. Patroklos'un ölümü. Troyalılar surların içine sığınırlar. babasına aldırmaz. BÖLÜM XIV. Baştanrı Zeus'un kadere boyun eğerek oğlu Sarpedon'u feda etmesi. Deniz tanrıçası Thetis'i çağırıp yeni silahlar istemesi. Ares. Tanrı seviş­ meden sonra uykuya dalar. Olympos'ta tanrılar toplantısı: Zeus izin ve­ rir. Akhilleus kudurmuş gibidir. Lykia'lıların duvarda delik açmaları. Kıyasıya çarpış­ ma. BÖLÜMXII. BÖLÜMXVII. Patroklos Hektor'u batı kapılarına kadar kovalar. Akhilleus'a bu korkunç du­ rumu bildirir. Derken ateş tanrı Hephaistos ır­ makların karşısına dikilip alevleriyle onları durdurur. kendi savaşa gidip dövüşmeye kararlıdır. İki Aias'ı Troya saldırısına karşı koymaya kışkırtır. Sonunda Zeus kader tartısını . Yiğitten silahlarını ister. Priamos'la Hekabe yalvarırlar içeriye girip korunsun di­ ye. AkhiUeus'un korkunç yası. Kor­ kunç boğuşma. (M) Duvar Dibindeki Savaş. o sırada Posei­ don Akha'ların yardımına koşar. Hektor gene duvara saldırır. Zeus Troya'lılara zaferi müjdeler. Akha'larda telaş. Bir Hektor surların dışında kalır. Akha'lar gene gemilere kadar gerilerler. önüne gelen Troyakyı insafsızca tepeleyip Troya ovasında akan Skamandros ve Simoeis ırmaklarına atar. Akha'larda şaşkınlık. Zeus uyanır. ( X ) Akhilleus'a Yeni Silahlar Yapılması. Patroklos'u vurur. Hektor'un iç tartışması.. (P)Menelaos'un Kahramanlığı. Nestor. Zeus'u baştan çıkarmak için bir düzen kurar. Korkuya kapılması. Akhilleus Troya'lıları püskürte püskürte Troya'nın surları önüne gelir. Akhilleus'un Aineias'la karşılaşması. Aineias'ın savaş meydanından kaçırılması. B Ö L Ü M XX.

Athamas da Learkhos'u bir geyik sanarak kargısıyla vurur. Ama değdiği zaman karaya ellerin. eskiden insan sesli ve Ölümlüydü bu Ak Tanrıça. geldi. Hera ile Poseidon Argos'ta han­ gi tanrının egemen olacağı tartışmasında İnakhos'u hakem almışlar. çıkıverdi sudan. ama deniz tanrıları ona acır . Ne var ki kıskançlıktan gözü kararan tan­ rıça Hera Zeus'un oğlunu barındırdıkları için İno ile Athamas'a fena kızar ve ikisini de çıl­ dırtır. Yarışmalar. ulaşmaya bak Phaiak'ların toprağına olanca gücünle yüze yüze. ya da tufandan arta­ kalan insanları toplayıp ırmağın kıyılarına yerleştirmiş. Argos'a insanların yerleş­ mesinden önce yaşamış. yani Ak Tanrıça olur ve denizin köpüklü il. kocası Athamas'ı çocuğu almaya ve kendi çocukları Melikertes ve Learkhos'la büyütmeye kandı­ rır. Argos bölgesindeki ırmağın tanrı­ sı. İno'nun deniz tanrıçasına dönüşmesi üstü­ ne de şu efsane anlatılır-. ne ister senden zavallıcık. hiç benzemezsin akılsız bir adama: Hadi çıkar rubalarını sırtından. Semele tanrı Dionysos'u doğurup öldükten sonra İno. Hektor ölür. deniz tanrıları arasında sayılır oldu sonraları. Kadmos'la Harmonia'nın kızı. Gördü neler çektiğini. seslendi. göğsünün altına dola onu. onu çöz.il galarını simgeler. Akhilleus'un ordugâhında Patroklos'a yapı­ lan ölü törenleri. Semele ile Agaue'nin kız kardeşi (Tab. Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. dedi ki: "Şu Poseidon. Tan­ rıça Athena Troya'lı yiğit Deiphobos'un kılı­ ğına girip Hektor'u aldatır. Gece. böylece Zeus İnakhos ırmağını su­ yundan yoksun etmiştir (to). Sen gel. ne acı var artık. acıdı Odysseus'a. Hektor'a ağıtlar yakılır. Priamos ölüyle Troya'ya döner. İno oğlu Melikertes'i bir kaynar su ka­ zanma atıp boğar. Akhilleus ölüsünü yedi kez Troya surla­ rının çevresinde sürükler. Andromakhe'nin bayılması. BÖLÜM XXIV. Poseidon korkunç bir fırtına ile Odysseus'un salını pa­ ramparça edip kendisini azgın dalgalar içinde boğmak üzereyken.IINU kaldırır: Hektor'un ölüm kefesi ağır basar. at şarap rengi denize. orada kurtulmaktır kaderin senin. Bir efsa­ neye göre İnakhos. Argonaut'lar). onu yıldırım çarpmış. Patrok­ los'un yakılması. yeri sarsan. uzağa.)Priamos'un Hektor'un Ölü­ sünü Geri Alması -Hektor'a Ağıtlar. Hektor Akhilleus'un karşısına dikilir. İno'nun iki kişiliği vardır: Athamas'ın ikinci karısı ve Phriksos'la Helle'nin üvey anası olarak çikin bir rol oynadığı halde (Athamas. () Patroklos'un Ölüsüne Dü­ zenlenen Yarışmalar. oturdu salın üstüne. Leukothea çıkar yiğidin karşısına (Od. Priamos'la Akhilleus arasındaki konuşma. V. fnakhos da Hera'yı seçince. (. 18). Odysseus tanrıçanın dediğini yapar ve kur­ tulur. İo'nun Zeus tarafından sevilmesi ve kaçırılması ona dert olmuş. Kadrnos'un kızı. Ak Tanrıça olarak fırtınaya tutulmuş gemicileri korumak­ ta ve özellikle Odysseus'u kurtarmakta çok sevimli bir tanrıça olarak görülür. Apollon bile onu korumaktan vazgeçer. korkma. İnakhos en geçerli efsanelere göre İo'nun babasıdır. İnakhos. kızını reddet­ mek ya da tanrının peşine takılmak gibi aşırı davranışlarda bulunduğu için. ne ölüm.): Gördü onu güzel topuklu Ino. BÖLÜM XXIII. Kral Priamos tanrı Hermes'in kıla­ vuzluğunda Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gelir. Al şu tanrısal yaşmağı vereyim sana. ancak yağmurlar mevsimin­ de suyu olacağına karar vermiş. pır etti. Onuncu gün yapılan cenaze töreniyle İlyada kapanır. İno. yeller götürsün salını bırak. ne diye bunca belayı salar senin başına? Taş çatlasa yok edemez o seni. Yaptığını anladığı zaman İno Melikertes'in ölüsüyle bir­ likli' denize atlar. Çarpışırlar. 333 vd. bir martı oldu. Poseidon öfkelenip ırmağın ya­ tağını kurutmuş. atar atmaz da dön gerisin geri". yap ben ne dersem. Bir deniz tanrıçasına dönüştüğü zaman adı Leukothea. Akhilleus yu­ muşar: Hektor'un ölüsünü babasına geri ve­ rir. Dokuz gün Hektor'un ateş yı­ ğını için odun taşınır. Troya surlarından seyredilen korkunç sahne. Akhilleus'un yası.

İo deli gibi kıtadan kıtaya koşar. Herodot Perslerle Yunanlılar. bu konu bir masal değil de. kızın güzelliğine vurulup ona yanaşır. Yalnız daha ileride Mısır'dan söz ederken. Ka­ radeniz ve Ege kıyıları arasında böyle önem­ siz olaylarla nasıl bir ilişki kurulabileceğini açıklamaz. Aphrodite'nin gerdeğine girmek istiyor seninle. bu tutarsızlık üstünde hiç durmaz. geçtiği yerlere adı­ nı veren İo (İstanbul Boğazının adı Bosporos. . oğlunu da Palaimon adıyla küçük bir tanrıya dönüştürürler. oğlu Epaphos'un da Mısır'lı tanrıların Yunan karşılıkları olduğunu kabul eder. bunun karşılığı da Paris'in Helena'yı kaçırması ve onun sonucunda Asya ile Avru­ pa'yı ilk büyük çatışmada karşı karşıya geti­ ren Troya savaşıdır. tarihsel bir olaymış gibi başla­ maktadır. babanın koyun. 10). Io efsanesiyle Yunanistan yarımadası Ak­ deniz uygarlığının birçok dinsel görüşlerini ve onlardan dogma efsaneleri kendine mal et­ me.ve kendisini bir denizkızına.): İstiyorsunuz madem. Kafkas dağlarında bir ka­ yaya mıhlanmış olan Prometheus'un önün­ den geçer. kalk. Roma'da Leukothea. gerçek olsalar da Mısır. Buna misilleme olarak da Yunanlılar Fenike'de Tyr kralı Agenor'un (ki Agenor İo'nun torunudur) kızı Europe'yi ka­ çırırlar. Fenike. Herodot bu yorumu Pers bilginlerinden aldığını söyler. Günün birinde Zeus İo'yu görür. bunun İo'nun ka­ çırılmasıyla başladığını yazar (I. Bir denize. bununla da kalmazlar. Argos kralı İnakhos'un kızıdır (Tab. İo'yu alıp başına bin gözlü dev Argos'u bekçi olarak di­ ker. Palaimon da Portunus. İo. Tanıca ineğin kendisine verilmesini şart koşar. yani Asya ile Avrupa arasındaki savaşa hep kız kaçırma olaylarının sebep olduğunu. Ama doğrusu anlatmaya utanıyorum da tanrısal bir kasırganın nasıl allak bullak edip ben zavallıyı. böy­ lece İo'nun da. İnek biçimine girip. Sisyphos'un düzenlediği İsthmos yarışmaları bu tanrı şerefine yapılırmış (Palaimos. ne tuhaftır ki sözünü ettiği kişi ve olayların efsanelik ol­ duğunu. İnek Geçididir) ve onun serüvenleri. Fenike ya da Mısır'da bulunan bu olguları kendi toprakla­ rında merkezleme çabasının tipik bir örneğini vermektedir. Argonaut'lar seferini düzenleyip Kolkhis'li Medeia'yı kaçı­ rırlar. git ki Zeus görsün orada seni. bir de boğaza adı­ nı verdikten sonra. Melikertes). atsineginden kurtu­ lamaz bir türlü. bir boğa biçiminde tapınılan Apis tanrının adı Yunanca Epaphos'tur der (II. 1-5): Argos kralı İnakhos'un kızı İo deniz kıyısında oynar­ ken Fenike'li gemiciler tarafından kaçırılıp Mısır'a götürülmüş. niçin yalnızsın erkeklerin en yücesi özlerken seni? Zeus yanıp tutuşuyor senin için. Akdeniz'in doğusuyla batısı arasındaki çatışmayı ele aldı­ ğı büyük eserine İo efsanesiyle. Yunan kaynaklarında İo efsanesi şöyle an­ latılır: İo. limanlar tanrısıyla bir tutulmuştur. Hera bunu öğrenince büyük bir kıskançlığa kapılır. 153). varlığıma yeni bir biçim verdiğimi Geceler gecesi yapayalnızken odamda şöyle sözler duyuyordum düşlerimde: "Ey mutlu genç kız. ve bir gün canımı dişime alıp söyledim babama ne düşler gördüğümü. doysun seni görmeye Zeus'un gözü". hayır diyemem: Açıkça anlatayım her şeyi size. Zeus bu kez de Hermes'i gönderir. Aiskhylos "Zincire Vurulmuş Prometheus" targedyasında bu buluşmayı sahne­ ye koyar: Orada İo başına gelenleri şöyle an­ latır (Prom. karnında Hellen'lerin baştanrısı Zeus'un tohumunu taşıya­ rak kıtadan kıtaya atlayan. Bu gerçeği ilkçağın ilk tarihçisi Herodot da sezinlemiş olacak ki. sığır otlaklarına. Ama Hera bir atsinegi musallat eder ineğe. tapınağı limana yakın bulunan Mater Matuta ile. asıl kaynaklan Anadolu. gitLerna'nın yeşil çayırlarına. Zeus'un isteğine karşı koma sakın. Ar­ gos'u büyüleyerek öldürmesini sağlar. onun dölüyle ilgili olarak sürdürülüp anlatılan efsane­ lerin hepsi böyle bir amaç güdülerek kurul­ muşa benzer. baştanrı da sevgilisini karısının öfkesinden korumak için onu beyaz bir inek haline dö­ nüştürür ve bu hayvanla hiçbir ilişkide bulun­ madığına Hera'ya yemin eder. babası İnakhos sonradan adını alan ır­ mağın tanrısı ve Okeanos'un oğlu sayılır. Ah! Hep böylesi düşler gördüm geceleri. 640 vd. kendisi de Argos şehrinin Hera tapınağında rahibedir.

Hyllos). Bu. ikisi kız dört çocukları olur (Tab. Karısı Anteia Bellerophontes'e iftira edince. Lerna'nın tatlı sularına doğru. dışım.O zaman babam Pytho'ya. Biranda değişiverdi içim. İokaste onunla evle­ nir ve ikisi erkek. gitsin. İobates. yarışmayı Herakles kazanınca. Thebai'li Menoikos'un kızı ve Kreon'un kız kardeşidir. VI. Herakles öldükten sonra oğullarının çabasını desteklemiş. İokaste. Tragedya yazarlarınca Oidipus'un hem anası. Herakles). Yiğit de İole'yi elde etmek için Oi­ khalia şehrini almak ve kızı kaçırmak zorun­ da kalır. lole'yi yiğide vermek is­ tememiştir: Herakles'in çılgınlığa kapılıp İole' den doğacak çocukları öldürmesinden korku­ yordu. Apollon'dan gelen bu sözleri düyunca babam. Lykia'da İobates'in yanına sığınır ve bir süre son­ ra kralın kızı Anteia (ya da Stheneboia) ile evlenir. Argos adında birini taktılar peşime. hem karısı olan kadının adı. İokaste. Ama gönderdiği adamlar dönünce karışık. kendisi de Eurystheus'u cezalandırdığı için. İo'nun başına bir dert daha gelir: Kuret'ler Epaphos'u kaçı­ rırlar. Hebe eliyle gençleştirmiştir. dölleri soylarının kaynağı olan Yunanistan'a döneceklerdir (Aigyptos. Proitos yiğidi Homeros'un dediği gibi "ölüm işaretleriyle" (İl. attı evinden dışarı Kendi için de. Akrisios ve Bellerophontes efsanelerinde rol oynar: Proitos ikiz kardeşi tarafından Argos'tan sürülünce. Lykia kralı. 169) İobates'e gönderir. İokaste işlediği dogadışı suçu öğre­ nince kendini asar (Laios. Zeus'un sevgisini kazanmış. İolaos. birden şu boynuzlar çıktı başımdan. Danaos). bense hep o belalı iğnenin zoruyla Bu topraktan o toprağa koştum durdum. tanrılara bir kurbanlık gibi. Akdenizin güney ve doğu kıyılarına yayılan iki dallı bir kral soyu­ nun atası olacaktır. Thebai kralı Laios'la evlenir ve Oidipus'u doğurur. Des­ tanda adı Epikaste olarak geçer. Büyülü gömlek bedenini yakar ve yiğit kendi yaptırdığı odun yığınına çıkıp ölünce lo­ le'yi oğlu Hyllos'a verir (Deianeira. Zeus onu öldük­ ten sonra tanrılar arasına alıp. İon. Sonunda günün birinde anlaşılır bir söz geldi tnakhos'a. kra­ lın kızıyla evlenir ve İobates ölünce Lykia kra­ lı olur. o da yiğidin canına kıymak için ona Khimaira'yı öldürmesini bu­ yurur (Bellerophontes). Toprağın oğlu asık suratlı çoban adım adım izliyordu beni. Sonra da İobates'in yardımıyla döner Tiryns'te kral olur. dolaşıp dursun dünyanın dört bir yanma. Zeus'tu onu zorlayan. yurdundan dışarı. İo'nun kişiliğine ve efsanesine daha bir kut­ sallık veren bu öyküden sonra Prometheus İo'ya kaderin kendisine neler hazırladığını bil­ dirir: Mısır'a varacak. İolaos amcası Herakles'in yanıbaşında yiğidin bütün işlerine katılmış ve ona yardım etmiştir. karmakarışık sözler ediyorlardı. yoksa Zeus yıldırımlarıyla çarpıp yok edecek senin soyunu. Kerkhne'nin. Laios'un öldürülmesin­ den sonra oğlu olduğunu bilmediği Oidipus Thebai tahtına çıkınca. ama ne yapsın. iaones adıyla anılan boylara Yunanistan'dan gelme . Ege kıyılarına yerleşmiş. sayısız gözlerini dikerek üstüme. Oidipus). o sırada Deianeira'dan yeni bir gömlek is­ ter. Herakles'in üvey kardeşi olan İphikles'in oğlu. ton. Herak­ les'in ölümüne sebep olan kadın (Eurytos. orada birçok şehirler kurmuş­ tur. 19). to'nun Mısır tanrıça­ sı îsis'e benzetilmiş efsanelik bir kişi olduğu besbellidir (îsis). İole. İole ile evlenmek hazırlıklarına giri­ şir. benim için de kötü bir şeydi bu. Herakles kültünü Sardinya'ya sokmuş. Bir efsaneye göre. Eurytos kızını ok atmada birinci gelecek olana vereceğini söylemiş. orada gene insan biçi­ mine girecek ve Zeus'un oğlu Epaphos'u do­ ğuracaktır (Epaphos). kovdu beni. ne istemiyor diye. Yiğit İobates'in ona yüklediği bütün işleri başardıktan sonra. Beklenmedik biranda can verdi bu çoban. efsaneye göre de Yunanistan'dan ayrılıp Sardinya ada­ sına yerleşmiş. ama Hera'nın bu düzeni de boşa çıka­ rıldıktan sonra İo Mısır'a döner ve orada bir tanrıça gibi tapım görür. Dodona'ya adam üstüne adam yolladı öğrenmek için tanrılar ne istiyor. Oikhalia kralı Eurytos'un kızı. bu söz açıkça diyordu ki babama: At kızını evinden.

Efsane şöyledir: Ksuthos'u iki kardeşi Do­ ros'la Aiolos Tesalya'dan kovarlar. Bunun nedeni ordunun bilici­ si Kalkhas'a sorulunca. Soy ağacından görüldüğü gibi (Tab. bölge­ yi siyasal ve sosyal alanda düzene koyar ve soyunun denizaşırı göçlere katılmasını sağlar. tarihçilerse çeşitli amaçlarla çeşitli biçimlerde anlatırlar İon efsanesini. Akha ordusunun Troya'ya varmak için on yıllık bir zaman yitirdiği anlatılır. 94): "İonyalılar Peloponez'de bugünkü Akhaia'da oturdukları sü­ rece. Bunun tam tersi­ ne tragedya yazarları ve özellikle Euripides. efsanesi Ati­ na'da uydurulduğu besbelli olan bir kişidir. İphianassa. Doros ve Aio­ los. Aulis Euboia yarım­ adasının karşısında bir limandır. Atina krallığına getirirler. 15). tanrı buyruğuna uya­ rak genci alırlar. Bu süreç üstüne efsane yazarlarından hemen de hiçbir bilgi edinilmez. Homeros destanlarında Agamemnon'un kızı İphigeneia'ya verilen ad (1phigeneia). Orada tapınak rahibesi çocuğu büyütür. ne Tauris'teki serüvenine dokunur. efsanesi Troya savaşıyla doğrudan doğruya ilgili oldu­ ğu halde. kadın İon'u doğurduktan sonra bebeği bir sepet içine koyup kayalık bir yere bırakır. Strabon'un anlatımı ise başkadır: Ksuthos Erekhteus'un kızıyla ev­ lendikten sonra Attika'da dört kentler antlaş­ masını kurar (Tetrapolis). adı İphianassa olarak birkaç kez geçer. Bunun bir süresi savaşa katılacak çeşitli filoların Aulis'te toplanmasıyla geçmiştir.bir kurucu ata bulmak amacıyla. Akhaia adını verir. Homeros destanla­ rında fphigeneia'dan pek söz edilmez. Doros'la Aiolos. iki oğlundan biri Akhâios Tesalya'ya döner. Homeros ne Aulis'teki. Ksuthos oğlu İon'dan sonra da onlara İones dendi". Akha'Iar orada toplandıktan sonra gemilerin yola çık­ ması için uygun bir rüzgâr esmesini beklemiş­ lerdir. Apollon tapma­ ğına başvurup bunun nedenini sorarlar. sonradan Akhaia de­ nilecek bölgeye yerleşir. ya da İonyalılar denilen soya ata olmuştur. Elektra. Ne var ki ortalık sütliman. VII. Racine ve Goethe'ye konu olmuştur. kendi oğulları olarak büyü­ türler. Tragedya şairlerinden Euripides'in "İon" adlı oyununda İon Ksuthos'un değil. Bu oyun Eu­ ripides'in mutlu bir sonuca bağlanan traged­ yalarından biridir ve böyle olduğu için de pek tragedya sayılmaz. ("İphigeneia Aulis'te" ve "İphigeneia Tauris'te" adlı iki tragedyası vardır) İphigeneia ti­ pine büyük bir ün kazandırmış ve Troya sava­ şıyla doğrudan doğruya ilişkili tek kişi olarak İphigeneia batı yazınını da etkilemiş. oğullarından Akhai­ os Peloponez'de Akhaia bölgesini kurar. öteki İon Aigialeas ülkesine saldırmaya hazırlanır ki. o da Attika'da Atina iline yerleşir. Hellen'lerin büyük atası olarak gösterilen Hellen'in üç oğlu vardır: Ksuthos. Tanrı Kreusa'yı Atina akropolünün bir mağarasında gebe bı­ rakır. verdiği cevap Aga- . Hellen'lerin söylediğine gö­ re Pelasgoi Aigialees adını taşırlardı. İones ve Akhaioi adlarını taşıyan boyların kaynağını açıklamak amacıyla kurulmuştur. Seli­ nos ölünce. öbür oğlu İon da Attika'ya kral seçilir. Dor ve Aiol soylarının doğrudan doğruya isim babaları. Orestes ve Khrysothemis'in kardeşi (Tab. Apol- lon'un oğlu olarak gösterilir. kral Selinos kızı Helike'yi ona verip kendisine halef seçer. Ksuthos ölür. İphigeneia. sonra kabul eder. kral ölünce Attika'dan sürülür ve Peleponez'in kuzey kıyısına. en ufak bir hava estiği yok. Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. Soyu bir süre Aigialeos bölgesinde kal­ dıktan sonra. o sı­ rada Kreusa İon'u görür. Tesalya'dan gelen Akhaios'un saldırısına uğrar. Pausanias'ın anlattığı bu efsane belli ki Akhaia bölgesinin. Ksuthos ise oğlu İon aracılığıyla İon'lar. yani Danaos'la Ksuthos Peloponez'e gelmeden önce. o zamanlan bu böl­ gede Aigialeos'un Pelasg soyları otururlardı. 20). önce tanımak iste­ mez. İon Helike adlı bir kent kurar ve halkına İones adını verir. orada Atina kralı Erekhtheus'un kızı Kreusa ile evlenir (Erekhteus). Ksuthos'la Kreusa evlendikten son­ ra bir türlü çocukları olmaz. Bizim burada anlatacağımız efsanesi doğrudan Euripides'in iki tragedyasının özeti olacaktır. Bunun da amacı İonya'lıların kaynağını Atina'ya. Akhaios bölgeyi alır. üstelik burada tanrı Apollon'a bağlamaktır. Apollon onu tanrı Hermes'e verip Delphoi'ye gönderir. Herodotos şöyle der (Tar. O sırada Atina'lılar Eleusis'e karşı savaşta kendilerine yardım et­ mesi için İon'u çağrırlar ve İon Attika'da ölür.

Kadın da kız doğurduğu halde. hayatta kalmayı Herak­ les'e borçludur. köpürür. Tanrıça da İphis'e acımış. hem erkek. çocuğunu erkek olarak tanıtmış kocasına. İphi­ geneia yabancıları tanır ve onları kurban et­ mek şöyle dursun. avlanırken kendisine adanmış kutsal bir geyiği öldürdü diye.. hemen dağa bırakması­ nı buyurmuş. kız kardeşi Elektra'nın tam karşıtı sessiz. 290.memnon'u çileden çıkarır: Artemis tanrıça krallar kralı Agamemnon'a karşı kin ve öfke beslemektedir. kızını bekleyen kaderi ve Aulis'e aldatılarak getirildiğini anlayınca. tphiklos'un. Klytaimestra). Öyle olmuş. Günün birinde ta­ pmağa iki yabancı gelir. Kraliçe bunu hiç unutma­ yacak ve kocasını Aigisthos'la aldatmasına da. Kralın ailesi Mykene'de kalmıştır. Agamemnon'a karşı dinmez bir hınç yerleşir yüreğinde. babası. Önce böyle bir işe hiç yanaşmaz. saf ve sevimli bir genç kız tipidir (Agamennon.ık. yani bugünkü Kırım yarımadasında İphigeneia Tauris'li Artemis tapınağında rahi­ bedir. İphis. İphimedeia. İphiklos. Başına tuhaf bir serüven geldiği anlatılır: Genç yaşta iktidarsızlığa uğramış. Artemis kıza acır ve onu havalara kaldırıp. İphis'in anası ne yapacağını şaşırmış ve tanrıça İsis'e yalvarıp yardım dilemiş. Tauris. İphikles. Agamem­ non karısı Klytaimestra'ya haber gönderir. günün birinde bir kız ona tutul­ muş. Odysseia'da (Od. iphikles Amphitryon'la Alkme ne'nin oğlu. 296) zengin bir sürünün sahibi ve Neleus'la Pero efsaneleriyle ilgili olarak adı geçer (Neleus. İphigeneia'yı alıp gelmesini buyurur. ama önder­ lerin ve özellikle Menelaos'la Odysseus'un ıs­ rarları üzerine umumun çıkarını kendi çıka­ rından üstün tutmaya yana yakıla karar verir. Herakles'in ikiz kardeşidir. İphigeneia. ta­ pınakta bir çeşit kurban kesmektir: Gemileri batıp Kırım'a çıkan yabancıları hep İphigene­ ia kurban eder Artemis'e. (2) Kız adı olarak: Girit'li bir masal kahra­ manıdır: İphis'in babası ille de bir erkek ço­ cuk istiyormuş. ak­ rabaları olan bilici Melampus'a nedenini sor­ muş. İphikles çığlığı basar. XI. Onunla Orkhomenos'a karşı savaşır ve kral Kreon ödül olarak her iki kardeşe kız­ larından birini verir. yumıis. bıçak tam boğazına saplanacağı anda.onlarla birlik olur. Teselya kralı Phylakos'un oğlu. filo Troya'ya gitmek üzere yola çıkar. yiğidin bazı işlerine katılır. Yıllardan beri yerine getirdiği ödev. söylentiye göre. unu bir erkek yapmış. Melampus da İphiklos'u iyi etmek için bir meşe ağacının kabuğu altında saklanan bir bıçağı bulmak gerektiğini bildirmiş. amaçları Tauris'teki Artemis heykelini alıp Yunanistan'a getirmektir. bunlar İphigeneia'nın kardeşi Orestes'le arkadaşı Pylades'tir. iki genci nişanlamışlar. bu görevi onlara Delphoi'deki Apollon kâhini vermiştir. Bu­ nun üzerine rüzgârlar hemen esmeye başlar. Bkz. İphigeneia'nm Aulis'teki serüveni de burada bi­ ter. İki kardeş arasındaki fark hemen beşikte yattıkları ilk günlerinden bel­ li olur: Hera'nın gönderdiği yılanı görünce. Troya dönüşü Agamemnon'u öldürmesi­ ne de bu kin sebep olacaktır. Ama Herakles ansızın çılgınlığa kapılınca İphikles'in iki oğlunu ve kendi çocuklarını da öldürür (Herakles). İphikles de Amphitryon'un tohumundan meydana gelmiştir (Tab. (1) Erkek adı olarak: Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan bir yiğit ve Kıbrıs'lı Anakserete efsanesinde adı geçen bir kişi (Anakserete). Ama Herakles tanrı Zeus'un tohumundan. bıçağın pasından yapılan iksirle İphik­ los iyileşmiş ve Podarkes adında bir oğlu ol­ muş. karısına kız doğurursa kendi­ sine göstermemesini. Orestes kız kar­ ılı-sini arkadaşı Pylades'e verir. Pero). 13). . güya kı­ zı Akhilleus'a nişanlayacaktır. heykeli Bİarak Yunanistan'a kaçarlar. böylece evlenmesini sağlamış (Galateia). Tanrıça an­ cak Agamemnon kızı İphigeneia'yı kendisine kurban verirse. öfkesinden vazgeçecek ve fi­ lonun yola çıkmasını sağlayacaktır. Klytaimestra sevine sevine gelir. Aloeusoğulları. Bu haber Agamemnon'un tepesine balyoz gibi iner. kurban bıçağının altına bir geyik koyar. İphigeneia kur­ ban edilmek üzere sunağa çıkar. hem de kız adı olan İphis adını koymuş. İphis böylece büyüyüp güzel bir deli­ kanlı olmuş. İphikles. bu yüzden de yellerin esmesini önlemektedir.

gökkuşağı da denizden çıkarak gökle yeryüzü arasındaki ilişkiyi kurar göründüğü için. İsa'dan sonraki yüzyıllarda Yunan-Roma dünyasına girmiş ve kişiliğinde birçok dişi tanrıları toplayarak bir süre tek tanrıça olarak tapım görmüştür. İsis. tanrı Zeus ve özellikle Hera'nın hizmetindedir. geniş omuz­ ları ve güçlü kollan ortaya çıkınca. Herakles efsanesinde rol oynar. İsme­ ne. böylece zamanla İsis YunanRoma pantheon'unda çok önemli bir yer al­ mıştır. ana tarafından da Okeanos'a bağlıdır (Tab. ölçülü. İros'u bir titremedir alır. İsis'e özellikle Anadolu'da tapınıldı^ Efes ve Bergama'da adını taşıyan tapınakların kalıntılarından da anlaşılmakta­ dır. Odysseus da bir yumruguyla kemiklerini kırıp onu dışarıya sürükler atar." (Antigone). eğ­ lence ve maskaralığa düşkün talipleri iki di­ lenciyi birbirleriyle dövüştürmeye girişirler. Odysseus soyunup iri bacakları. Mısır efsanesine göre İsis kral tanrı Osiris'in kız kardeşi ve karısı. İsmene. anası ve karısı . Odysseus'la iphitos konukluk ve dostluk bağlarıyla birbirine bağlı­ dır. kadın olduğu­ muz ve erkeklere karşı mücadele için yaratıl­ madığımızı düşünmektir. eğer kanuna aykırı hareket edip hükümdarın hükmüne ve kudretine karşı gelirsek ne korkunç bir ölüm­ le öleceğiz. deniz ve yeraltı ülkesine ege­ men olup yaşamla ölümü elinde tutan. 13 vd. toprak altında ya­ tanlara yalvaracağım ve zor karşısında böyle yaptığım için beni affetmelerini dileyerek.). Hem sonra böyle bir hükümdarın tebaası olduğumuz için bun­ lara.. Odysseia destanına göre. 6). (2) Oikhalia kralı Eurytos'un oğlu. Penelope'nin taliplerini öldürmeye yara­ yacak kocaman yayı Odysseus'a iphitos ver­ miştir (Od. Çünkü yapa­ mayacağın işlere kalkışmak akıl kârı değil­ dir. İros Odysseia'da sözü geçen İthakeli bir dilencidir. Olympos tanrı­ ları İris'i de Hermes gibi ulak ve özellikle in­ sanlara haber salmak için kullanırlar. ayrıca büyü yoluyla doğa güçlerini yöneten bir tan­ rıça oluvermiştir. XXI. Kendisine verilen buyruğu harfi harfine tek­ rar etmek İris'in özelliklerlndendir. İphitos Argonaut'lar seferine de çıkmış. ya da Demeter-Kore efsaneleri arasında benzerlik olduğu gibi. Bu efsane ile Yunan mythos'unda mevsimleri simgeleyen Adonis-Attis. İris baba tarafından Pontos'a. Antigone. XVIII. haddini bilir.kendini asarak günahkâr hayatına nasıl bir son verdi ve kar­ deşlerimizin ikisi de. İros. toprak. na­ sıl kendi ayıplarını kendi ortaya dökerek ken­ di elleriyle kendi gözlerini çıkardı. İsmene şöyle konuşur: "Ah kardeşim. Odysseus dilenci kılığında İthake'ye gelip taliplerin şölenine karışınca. Aslında bir Mısır tanrıçası olan İsis. Bak. Oidipus'la îokaste'nin kızı. İole'nin kardeşi. . "yel gibi uçan" diye vasıflandırılan İris Homeros destanlarında önemli bir rol oynar. aynı günde. çekingen bir genç kızdır.ikisi de aynı şahıstı . puta taparlıgm son demlerinde tek tanrıya ve özellikle tek bir ana ve bereket tan­ rıçasına mistik bir eğilimin baş göstermesiyle İsis. Antigone'nin tam karşıtı. güneşte gökkuşağının renklerini yansıtan ince bir tülle örtülüdür. Devlete karşı koymak elimden gelmez. 1-107). zalim talih babamızı nasıl zillet içinde elimizden aldı. (1) Phokis bölgesinden gelen as­ kerlerin başında Troya savaşma katılan yiğit. bulur ve oğluna öcünü aldırtır (Oslris). bize yakışan.İphitos. Kanatlı­ dır. Harpya'ların kız kardeşi. Hayır. Ba­ bası Eurytos gibi İphitos da usta bir okçudur. Typhon) Osiris'i öldürünce İsis kocasını ara­ maya çıkar. hatta daha beterlerine tahammül etme­ miz lâzımdır. güneş tann Horus'un anasıdır. birbirlerinin eliyle nasıl yürekler acısı bir ölüme kavuştu­ lar. Gökkuşağını simgeler. Talipler arasında da bir kahkahadır ko­ par (Od. top­ rak ürünleri. Roma'nın da Augustus zamanında Mısır'a açılması. Şimdi biz ikimiz kaldık. başında ay taşıyan bir inek biçi­ minde imgelenen İsis'le İo arasında da bir iliş­ ki kurulmuş. İris. tıpkı Ana Tanrıça tipini simgeleyen Artemis-Hekate ya da Kybele gibi. başımızdakitere boyun eğeceğim. Sophokles'in "Antigone" adlı tragedyasında Antigone ile İsmene arasındaki diyalogda.. Bunun için. Yunanistan'ın İskender'den sonra. kaçmaya çalışır. Thaumas'la Elektra'nın kızı. Eteokles ve Polyneikes'in kardeşi. Karanlıklar tanrısı Set (Yun. "Ayağı tez". düşün bir kere. ama talipler yakasını bırakmaz. İris.

İtalya'ya adını veren kurucu kahraman. Aeneas'ın oğlu Ascanius'un (Yun. bu tapınağın kutsal kazları ötüşleriyle halkı uyandırmışlar ve şehrin kur­ tulmasını sağlamışlardır. luno. hava. Hera ile bir tutulan Romalı tanrıça. Sicilya'dan. hem de Sa­ bin kadınlarının kaçırılmasından sonra Ro­ malılarla Sabin'ler arasındaki barışın kurul masını anarlardı. İuno'ya daha başka sıfatlarla da tapındırdı: İuno Lucina doğuma bakmakta ve doğumu kolaylaştırmaktadır. Mart ayının ilk günü kutlanan Matronalia bayramında "matrones" yani evli barklı. O. Italos'un asıl kaynağı üstüne mythos yazarları arasında ayrılık vardır. Aedon. Tanrıçanın "luno So roria" (kız kardeşi koruyan İuno) olarak Horatius efsanesinde de rolü vardır (Horatius). Ascanius Troya'dan gelme asker­ lerle Latium'dan devşirme ordunun başına geçmiş ve Rutul'larla Etrüsk'lere başarıyla karşı koymuştur. İulus Roma'nın metropolü olan Alba Longa şehrini kurmuştur. Bu koruyucu İuno yalnız ölümlülere degil. Aynı efsanenin Attika'da ve özellikle tragedya yazarlarınca anlatılışında adı geçen çocuk. Çok iyi. böyle­ ce Capltolium üçlüsü adıyla bu tanrılara tapınılmıştır. Kentin başlıca çeşmesinin kuruluşu da ona atfedilir. İono'nun daha başka tapınakları da vardır: En önemlisi. İtys.güneye Ausonia denirdi bütün yarımadaya yayılmış. İthaka adasına adını veren kurucu kahraman. gün ışığı. Itys. Adı Zeus baba. tanrıçalara da bakardı. baba tanrı ya da gök tanrı anlamına gelen Dles-piter (yani Zeus pater)den türemiş olan İu­ piter aslında Roma pantheon'unun en eski. Aynı tepede iupiter Optimus MaxlııHIS (en İyi. Askanıos) italya'ya geldikten sonra aldığı ad. İuno Lucina'ya sunu ya­ pılırken herkesin kemer ya da kuşağını çöz­ mesi gerekirdi. her kadının da "İuno"su var­ dı. en büyük iupiter) Roma devleti nin koruyucusu ve y ö n e t i c i s i olarak tapım gö- . önce yalnız kuzeye verilen ltalia adı . hak ve barışsever bir kralmış. İulus adının kaynağı şöyle açıklanır: Aeneas ortadan kaybolup Latium bölgesinde savaş patlayınca. luno. Ro­ ma kalesinde İuno Moneta'ya ayrılmış olamy di (Moneta uyaran. Roma'da İuno genellikle kadınların konıyu cusudur. çocuklu kadınlar hem İuno'nun oğlu tanrı Mars'ı. Yunanistan'ın batısındaki adalardan. Atina kralı Pandion'un kızı Prokne ile evlenir (Aedon). Itylos. Aedon'la Thebai'li Zethos'un oğlu­ dur. eltisi Niobe'nin oğlunu öldürmek isterken kendi çocuğu İtylos'u öldürür ve öm­ rü boyunca dövündükten sonra bülbül haline getirilip gene İtylos diye ağlar (Aedon).Italos. Tonans. Thebai'de anlatılan bülbül efsanesin­ de llylos. Fulminator (şimşek çakan). Mnerva üçlüsü içinde Quirinalis sonra Capitolium tepelerinde tapınağı olmuştur. yıldırım ve şimşek gibi doğal güçleri simgeleyen tanrıdır. Iulus. İulus Caesar'ın ve onun evlatlığına girdiği için imparator Augustus'un da üye bulundukları ünlü İulii soyunun atası sayılır. I. yani "Küçükk İuppiter" olmuş. Trakya kralı Tereus'tur. Prokne'nin oğludur. çünkü giyside herhangi bir düğüm gebe kadının kurtuluşunu önleyebilir inancı vardır. daha başta yarlerden geldiği ileri sürülür. Roma di ninde İupiter gök. kadınlar arasında da meşru yoldan evlenmiş olanların tanrıçasıdır. hatırlatan demektir). bu yüzden de Fulgurator. Oradan da İulus çıkmış olsa gerek. Roma dininde her erkeğin "genius"u (Geni us) olduğu gibi. halkını öyle uyuygar bir hale getirmiş ki. Ithakos. en büyük tanrısıdır. İupiter (yahut İuppiter). Ödül olarak kendisine İobum (ya da lolum) adı verilmiş ki. Tonitrualis (gök gürleten). Yunan dininin etkisiyle sonradan Zeus'la bir tutulmuştur. 390 yılında Roma bir gece Galya'lıların saldı nsına uğrayınca. bu da Iuppiter'in bir küçülmesi olsa gerek. Doğanın büyük yöneticisi sayılan bu tanrıya Roma'nın kutsal tepesi Capitolium'da tapınılırdı.adada İthaka şehrini kurar. Zeus soyundandır. İupiter Capitolinus'a dikilen tapınağa sonradan İuno ve Minerva da alınmış. babası da Thebai efsanesinde olduğu gibi Zethos değil. Aslında luno ayın değişimlerini simgeleyen lbir tanrıçadır ve luppiter. Pulvius (yağmur yağdıran) sıfatlarıyla anılır. iki kardeşiyle birlikte Korfu adasından İthaka'ya göçer ve .

zafer kazanan başkomutanlar zafer çelenklerini ve ilk kur­ banlarını (ki bunlar beyaz boğalardı) ona adarlardı. Bir efsaneye göre de İuturna tanrı İanus'un eşi ve pınarlar tanrısı Fontus'un anası olarak gösterilir (lanus. İmparatorluk dönemi şairleri İuturna'yı Aeneas'ın düşmanı Turnus'un kız kardeşi sayar­ lar ve Turnus'la birlikte savaşa katıldığını söy­ lerler. İuno ve Athena üçlüsüne ayrılmış tapınağın içinde ve özellikle Athena'nın "cella"sında bir sunağın ayrılmış olması bu tanrıçanın eskiliği­ ne delildir. sonra­ dan bu iki tanrıça benzeşmişlerdir. Durduran anlamına gelen Stator sıfatının kaynağı şöyle açıklanırdı: Roma'lılaria Sabin' ler arasındaki savaşta Roma'lılar Sabin'lerin karılarını kaçırdıktan sonra. Roma İmparatorlumu çağında imparatorlar baştanrı İupiter'le ilişki kurmaya ve doğrudan doğruya İupiter Optimus Maximus'un kıla­ vuzlumu ve koruyuculuğu altında olduklarını belirtmeye çalışırlardı. Feretrius adıyla Roma'nın savaş alanında da baştanrı sayılırdı: Düşmandan alınan bütün silahlar. öldürülen düşmanların soykaları bu İupiter'e adanır. ölümsüz demek) olan İuturna bir su nympha' siydi. Taşra kentlerinde ve ele geçiri­ len yabana ülkelerde Romalıların ilk işi Roma'da Capitolium tepesindeki üçlü tapınağın bir tıpkısını kurmak. sulak bir bölgede bulunan tapmağı Augustus zamanında buraları kurutulunca kal­ dırılmıştır. Konsullar göreve başlamadan gelip ona yakarmak zorundalardı. İuventus'a Capitolium'da İupiter. insanların gitgide daha çok suç iş­ lemesi onun artık yeryüzünde tutunamamasına yol açmıştır. Göğe çıkmış ve burçlar ara­ sında Bakire burcu olmuştur. Roma'da adaletin simgesi. Flamen dialis adıyla görevlendiri­ len başrahibi İuno'nun başrahibesiyle evlene­ rek tanrılar arasındaki kutsal birliği yansıtm'akla yükümlüydü. nympha'nın bin bir bi­ çime girerek tanrıdan kaçtığını anlatır (Lara). İupiter'in sevdiği bu su perisine tanrı ölümsüzlük bağışlamış ve Latium 'daki bütün suların koruyuculuğunu vermiş. Ama tuventus'un asıl görevi genç delikanlılar çocuk elbisesini bırakıp "toga virilis" yani yetişkin erkek toga'sını giydikleri zaman onları koru­ maktır. İuturna. Bu pınarın şifalı niteliği olduğu gibi İuturna da iyileştirici bir tanrıça sayılırdı. daha çok Dike'ye benzemektedir. İupiter Roma'nın dış ilişkilerini ve uluslararası antlaşmalarını koruyan bir tanrı sayılırdı. Gençliği simgeleyen tanrıça. Tan­ rı da Sabin'leri püskürterek Forum'da Palatinus tepesinin dibinde İupiter Stator'a adan­ mış tapınağa kavuşmuş.rürdü. Kimi Jüpiter'i düşünde görüp ondan doğrudan doğruya esinlendiğini ileri sürer. Ro­ ma'nın en eski çağlarında Yunan tanrıçası Hebe ile hiçbir ilişkisi olmadığı halde. böylece İupiter'in devlet tanrısı olarak egemenliğini kabul ettirmekti. bunlarla imparatorluk politikasının yayılmasına ve gençlerin askerlik öncesi bir eğitim görmele­ rine çalışılmıştır. Eski adı Diuturna (diuturna sürekli. Fontus). İuventus. Romulus kılıcını kaldırarak Forum'da İupi­ ter'e ant içmiş. kimi İupiter'in sıfatlarını kendi adı­ na taktırırdı. Yunan tanrıları arasında Themis'e değil de. Jüpiter'in siyasal rolü bununla bitmez. bir ara Sabin'ler ağır basmış ve şehri almak üzereymişler ki. düşmanı durdurursa olduğu yerde bir tapınak kurmaya yemin etmiş. Ovidius Lara ve Lares tanrılardan söz ederken İupiter'in İuturna'ya olan aşkını. İustitia Altın Çağda insanlar arasında bulunurken (Soylar Efsanesi). devlet otoritesini ve disiplinini simgelerdi. ı /. Roma İmparatorluğu zamanında İuventus tanrıçanın koruyuculuğu altında bir çeşit gençlik dernekleri kurulmuş. Bu siyasal niteliğini İupiter Roma devletinin son demlerine dek koruyabilmiştir. Kültü Latium bölgesinden Roma'ya sonradan getirilmiş ve Forum'da bulunan bir suya "İuturna Havuzu" adı verilmiştir. İustitia./i . Roma'ya sal­ dırıların her türlüsünü durdurduğu sanılırdı. Tanrılar arasında tam bir otorite kurduğu gibi. ayrıca Stator unvanıyla İupiter'in düşmana karşı koyduğu. Mars Meyda­ nında.

Eriphyle. Moira. Hepsi dev gibi yabani adamlar­ dır. Kaeira. birine gö re de Europe kardeşine hediye etmişti. . Adları efsanelere pek karışmayan Kabir'le­ rin Bergama akropolünde Zeus'un doğuşuna tanıklık ettikleri. Persephone. Ares Pınarı adlı çeşmenin önünde bir ejderi tepeler. bunun İçin de arka­ daşlarını su almaya gönderir. Agenor'la Telephassa'nın oğlu­ dur. Başta Athena olmak üzere tannlar onu ko­ rur. Kabeiroi diye anılan tanrısal var­ lıklar. yalnız beşi sag kalır. Kakasbos. Musalara ve Demeter. bir şehir kurması gerektiğini söyler. Kaynaklan ve gerçek nitelikleri belli ol­ mayan Kabir'lerin adı Dardanos efsanesinde geçer: Semendirek adasında gizlemleri bulu­ nan bu cinleri Troya yöresine Dardanos ge­ tirmiş (Dardanos). Tann sözcüsü Eupore'nin izi­ ni aramaktansa. Kadmos. Anasını da birlikte götüren Kad­ mos bu aramanın boş olduğunu anlar ve bir süre Trakya'da kaldıktan sonra. Lykia ve Pisidia bölgelerinde at üstünde ayakta durur gösterilen bir tanrı figürü.ısı okluğunu anlar. anası da ölünce. ya da ataları Hephaistos. Alkmaion).ır. Delphoi kehanetine ne yapacağını sormaya gider. Nele­ us Miletos'ta kral olmuş. sonra da Rhea'nın alayında bulunan cinlere karıştıklan söylenir. bunlar da Kad­ mos'a şehri kurmak için yardım ederler. Ne var ki Kadmos Ares'in kutsal ejderini öldür­ müş olma suçunun cezasını çekmelidir: Yedi yıl boyunca tanrıya köle olarak hizmet etmek zorunda kalır. ineği Athe- na'ya kurban etmek ister. Hades gibi tanrılara Kabir adının sıfat olarak ta­ kılması dikkati çeker. Europe. O sırada tanrıça Athena ona görünür ve ejderin dişle rini toprağa ekmesini söyler. İo soyundandır (Tab. ayrıca da dolayların­ da üç şehir kurmuş (Neleus 2). Kadmos yola çıkar. aldığı ce­ vapta yeni yurdunun bir genç kızın elinden suyla toprak alacağı yerde bulunduğu söylen­ miş. Bütün bu belgelerden Korybantlar ve Kuretalar gibi Ana Tanrıça tapımıyla ilgili oldukları anlaşıl­ maktadır (Kybele). Thebai şehrinin kurucusu Kad­ mos. Kadmos bu ineğin peşine ta­ kılır. Thebai efsanelerinin başında. kız da toprağa su karıştırarak bunu yapınca tanrı sözü yerine gelmiş. Amphiaraos. Doğar donmaz birbirleriyle kavgaya tutu­ şurlar. Efsanesi bütün Akdeniz bölgesine. Anadolu ve Afrika'ya yayılmış. Neleus da dolaşa dolaşa Miletos bölgesi­ ne gelmiş. özellikle tragedyaya konu olmuş birçok kahramanın atası olarak görülür. nereye yerleşmesi ge­ rektiğini tanrı sözcüsüne sormuş. Neleus Atina'dan göçmeden. sonra gelir Thebai'ye kral olur. Zeus Ares'le Aphrodite'nin kızı Harmonia'yı Kadmos'a eş olarak verir ve düğünleri parlak bir törenle kutlanır. sayılan da üç­ tür. Söylentiye göre bu gerdanliği Kadmos'a Zeus kendisi vermiş. Kadmos. inek gider.K Kabir'ler. Kodros'un oğlu Neleus efsanesinde rol oynayan Milet'li bir çömlekçi kız. Harmonia'ya veri­ len düğün hediyeleri dillere destan olmuş. Kadmos tepesi adını alan Thebai kalesine tanrılar armağan larıyla birlikte gelmişlerdir. ineğin biri her iki böğründe ayı simgeleyen iki beyaz kü­ re taşımaktadır.ıl. sonra da Thebai hanedanının başına gelecek birçok belaları doğurmuştur. Roma çağında lupiter. Agenor oğullarını kızı aramaya gönderir (Agenor). Kader. Phoiniks ve Kiliks'in kardeşidir. biraz gittikten sonra bir inek sürüsüne rastlar. Karşısına çıkacak bir ineğin ardına ta­ kılacak ve inek nereye çökerse orada şehir kuracaktır. Her iki armağanın da sonraki efsanelerde sözü geçer (Harmonia. Mitograflara göre babala­ rı. Burdur'un Tefenni İlçesinde bu tanrı ka yalara oyulmuş olarak görülmektedir. Bunların en önemlisi Kharit tanrıçaların dokuduğu bir ti bise ve demirci tanrı Hephaistos'un yaptığı bir altın kolyedir. Kadmos bunu yapınca topraktan birdenbire silahlı adamlar çıkıverir: Bunlara Spartoi. Kadmos seçi­ len yerin bıır. luno ve Minerva üçlüğüne de Kabir denmek­ tedir. sonunda Boiotia böl­ gesinde bir yere çöküp y. Europe kaçırılın­ ca. 10). yani ekilmiş adam­ lar adı verilir. ki­ şiliği bölgenin yerli tipleriyle kaynaşmıştır. Bkz. orada bir mühür izini almak için yolda rastladığı Kaeira adında bir kızdan ça­ mur istemiş. gider.

ama ora bilici lerinden biri bağının şarabını içemeyeceğini söylemiş. birinci bö­ lüm). Erken ilkçağlarda Musa'ların yetki alanı sı nırlanmış değildir. Paris öldükten sonra. birbirine sorular sormuşlar. Başka . geçmekte olanı. tanrı sözcülerinin en büyüğü. İkinci Aulis durağında fphigeneia'nın kurban edilmesini salık vermiş (Iphlgeneia). Karpuz söz­ cüğü oradan gelmedir. Mopsos hepsini bilmiş. sözüne uyulursa. Kalkhas. onunla Akhilleus arasında kavga çık masını ve İlyada'da konu olacak Akhilleus'un öfkesini kışkırtmış (bkz. Adı meyve anla­ mına gelen Karpos da güzün ölüp ilkyazda dirilen tarla yemişine dönüşmüş. Kalais ve kardeşi Zetes. Akha ordusunun Aulis'ten ilk yo­ la çıkışında Kalkhas sunak sütünde bir yılanın bir kuşu yediğini görünce. Kader Kal­ khas'ın Anadolu'da ölmesini buyuruyor. Kalkhas'ın rol oynadığı olaylar şöyle özetlenebilir: Alkhilleus dokuz yaşındayken. kendisi de atın içine saklananlardandır.ı çıkınca. Mopsos yenileceğini öngörmüş. sonra da Kalkhas'ın yönetmediği bir tek olay yoktur. geleceği. Boreasogulları diye de anılırlar ve kanatlı birer cin olarak canlandırı­ lırlar. biliyordu her şeyi. özel­ likle Troya destanlarında adı geçen en ünlü kâhinlerdendir. Kamış anlamına gelen Kalamos. Homeros onu Ilyada'da şöyle tanıtır (İl. uyulmazsa tanrı belalarıyla karşılaşılır. îlyada. Amphiaraos'un oğlu bilici Amphilokhos'la birlikte gemiye binip.Kalais. Kalamos arkadaşını geçmek iste­ miş.): Kalkhas. Troya savaşından önce de. Myrina yakınındaki bir kutsal ko­ ruluğa Kalkhas bir bag ekmiş. kral Phineus'u Harpyalardan kurtarmışlar (Argonaut'lar). ırmak tanrı Maiandros'un (Büyük Menderes) oğluymuş. Kalkhas Yunan efsanesinde. Kalkhas zafer kazanacağını. Troya savaşında ordular anısında İM» vcl). Ana­ dolu kıyılarında Kolophon şehrine çıkmış ve orada kalmış (Amphilokhos). 69 vd. haber verir. ama iskenderiye şiirinde Kalliope lirik şiirin esin perisi sayılır. kendisi Akhalarla Yunanistan'a dön­ mek istememiş. Troya'nın düş­ mesi için Helenos'u ele geçirmek gerektiğini de o söylemiş (Helenos). bu yüz­ den dönüşlerine engel olacakını bildiği için (Aias). ama savaşta yi­ ğidin öleceğini bildirmiş de bunun üzerine Akhilleus'un anası Thetis onu kız kılığına so­ karak Skyros kralının kızları arasına saklamış (Akhilleus). gele­ ceği görür. Agamemnon'u kız dırmış. Troya şehrinin an­ cak on yıllık bir abluka sonunda alınabileceği­ ni söylemiş (Agamemnon). sonucu üstüne Kalkhas'a da Mopsos'a da danışmış. geçmişi. Adı güzel sesli anlamına gelen Kalliope dokuz Musa'ların biridir. Lakhas bilememiş. İki genç bir gün ırmakta yüzerken. Öfkesinden canına kıymış ve Kolophon'un yakınında Notion şehrine gömülmüş derler (Mopsos). Argonaut'lar efsanesinde rol oynayan Kalais'le Zetes. Ordunun ilk Mysia çıkışında Telephos'un sözlerini onayla­ mış (Telephos). Hesiodos Theogonia'nın başında Musa'lara seslenip. bu hünerle geldiydi ta llyon'a Akha'lann gemileri. Mopsos hak­ lı çıkınca. Kalkhas Troya'nın ancak Akhil­ leus katılırsa alınabileceğini. şarabı içmek üzereyken Kalkhas bu söze öyle gülmüş ki boğulmuş ve şarabı içemeden ölmüş. Kalliope. Aiolya bölgesinde. Karpos bu yarışmada boğulmuş. Tahta atın yapılma­ sını ve şehre sokulmasını salık verdiği gibi. rüzgâr tanrı Boreas'ın oğullarıdır. Rüzgâr tanrı Zephyros'la Hora'ların birinin oğlu olan Karpos adlı bir deli­ kanlıya tutkunmuş. doğru yoldan gidilmiş olur. Thestor'un oğlu. Kala­ mos buna o kadar üzülmüş ki kuruya kuruya bir kamış haline gelivermiş. Kolophon'da Kalkhas kâhini Mopsos'u bulmuş. Phoibos Apollon verdiydi bu hüneri ona. Dö­ nüş efsanelerinde de Kalkhas'ın rolü büyük­ tür: Tanrıça Athena'nın Aias'a yapılan hak sizlik yüzünden Akha'lara kızdığını. Kalamos. kâ­ hin de bunu biliyordu: Kendisinden daha usta bir biliciyle karşılaştığı gün Kalkhas'ın ömrü sona erecek diye bir tanrı sözü varmış. hepsinin adını sayarken Kalliope için "hepi| nin başı sayılan Kalliope" der. Anadolu ile ilgili birçok efsanelerde Kalkhas'ın yanılgı­ ları anlatılır: Lykia kralı bir sefere çıkacak ol­ muş. nedenini bildirmiş ve Apollon rahibi Khryses'e kızı Khryseis'in geri verilme-] si gerektiğini bildirerek. Kalkhas kendini öldürmüş.

Buldu onu İçinde mağaranın.kaynaklarda epik şiirin denir. sarıyordu odayı çatır çatır yanan dağ servisinin.V. Tros'la evlenerek Ilos. Adı da öyle: Yunanca saklamak. gizlemek anla­ mına •gelen "kalyptein" fiilinden türeme. bakardı iki gözü iki çeşme. Sonunda tanrılar acır Odysseus'a. Diomedes'ten yüz görmeyince kendini asar (Lyfcosj.): Varınca ta uzaklardaki adaya. (4) Libya kralı Lykos'un kızı. bir Odysseus kavuşmamıştı yurduna ve karısına. Homeros ona Olympos tanrıçalarının en bü­ yüklerine verdiği "dia theaon" (yüce tanrıça. oyuk mağaralarda alıkoymuştu onu Kalypso yüce tanrıça. ama Diomedes'e gönül vermiş olan kızı yiğidi kurtarır. Atlas'la Pleione'nin kızı. öte yan­ dan da bir nympha olduğunu söyler. Assarakos ve Ganymedes'i doğurur (Tab. ama sonra da Odysse­ us'a tanrıların kararını bildirir ve ona bir sal yapmasında yardım edip şöyle uğurlar sevgi­ lisini (Od. 6). saklayan tanrıça mı demeli Odysseus'u. Lykos onu Ares tanrıya kurban etmek is­ ter. Sak­ lı tanrıça mı. yani Pleiad'ların biri olduğunu ileri sürerler. Güzel akışlı anlamına gelen Kallirhoe birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Okeanos'un. yanıp tutuşuyordu. yüce Nympha'nın ilk tepkisi öfke olur. Penelopeia. tüketiyordu tatlı ömrünü. kokusu uzaklara yayılıyor. Nausikaa. Kalydon.): Kalypso uğurladı Odysseus'u adadan beşinci günü. Akarnan).): Ölüm uçurumundan kurtulanlar kurtulmuştu. Hermes Kalypso'ya Odysseus'u yurduna göndermesi gerektiğini söyleyince. iniltilerle bakardı boyuna hasat vermez engine. I. mazı ağacının. Meleagros). Kalypso içerde altın mekikle tezgâhına gide gele. Geryoneus'la Ekhidna doğar (Tab. (2) Irmak tanrı Akheloos'un kızı. Andromakhe gibi Homeros'un yarattığı ölümsüz. (3) Irmak tanrısı Skamandros'un kızı. dönüşünü özleye öz leye. kumsallarda yer bitirirdi kendini gözyaşları. onu yıkamış. tanrıçaların yücesi) unvanını verir. hıçkırıklar. gördüğü manzara şudur (Od. V. Odysseia'nın en sevimli kişilerin­ den Kalypso'yu bir gizem perdesi örter. savaştan ve denizden dönenler dönmüştü. Kimi efsaneye göre Kalliope Seiren'lerin. Zeus Hermes'i buyruklarla gönderir Kalypso'ya. Kallîrhoe. 151 vd. Rhesos). Kalypso öyle kanlı canlı olarak karşımıza çıkar ki. Kallirhoe. . Alkmaion'la evlenir ve Akarnan'ı doğurur (Alkmaion. Odysseia'nın ilk dizelerinden şöyle tanıtılır bize (Od. Başka mythos yazarları. Hiç önemi yok. Nymphe'den hoşlanmıyordu artık o. tanrılara çatar kendisinin ölümlü bir erkekle sevişmesi­ ni kıskanıyorlar diye. ozan Linos'un ya da Rhesos'un anasıdır (Linos. Tethys'in kızı Khysaor'la birleşmesinden iki canavar. unutulmaz kadın tiplerinden biridir. kocası olsun diye. boyuna gözyaşı akıyordu gözlerinden. 17). urbalar giydirmişti güzel kokulu Bir tulum siyah şarap vermişti yanımı. güzel peri. eşi Penelope'den sonra en çok seven bu kadına? Tanrıçalıgı da bir tuhaf. gitti koca mağaraya doğru. İsteksiz uzanıyordu geceleri mağarada onun yanma. V.): Kıyıda oturur buldu (Kalypso) onu. Bir efsaneye göre Troya savaşından sonra Diomedes'in gemisi fırtınaya uğrar ve Libya kıyılarına va­ rır. Kalydon avı (bkz. 11 vd. Kocaman bir ateş vardı ocakta. Kalypso. yürüdü. Gündüzleri kayalarda. 55 vd. kimin nesi ol­ duğunu araştırmak aklımızdan bile geçmez. çıktı karaya menekşe rengi denizden. Ama Odysseus yurduna özlem çekmektedir (Od. 263 vd. o mağarada güzel örgülü Nymphe otururdu. kimi de der ki güneş tanrı Helios'la Perseis'in kızıymış. Haberci tanrı Ogygie adasında güzel perinin oturduğu mağaraya uçup gelir.

Pria­ mos'la Hekabe Thymbralı Apollon şerefine. Yerliler bunu kabul eder. Troas bölgesine sığınmış. ama Zeus tam Kapaneus'un sura tırmanacağı anda onu yıldırımıyla vurur ve öldürür. Kuzey Yunanistan'da Trakya ve Makedonya bölgelerinde hüküm süren Triopas'ın oğlu. kurtulamaz onların etkisinden. onlardan ayrı bir biçimde yaşayan. ka­ ma saklarlar. göç­ menlerin karıları elbiselerinin altında kılıç. Ne var ki Kaphene Nymphai­ os'a işi haber verir. Anadolu'nun Karia bölgesiyle il­ gili bir efsane. Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı (Tab. yani saklı liman. Kassandra. bugünkü Sarıköy?). her türlü yiyecek vermiş bol bol. Kalypso bu Maleth adının Yunanca çevirisi olsa gerek. Karkabos yurdunu kurtarmak için babası­ nı öldürmek zorunda kalmış. tanrının şehir dışında bulunan tapınağında bir şenlik düzenlemişler ve tören sonunda ço- . Odysseus da sevinç içinde açtı rüzgâra yelkeni. başka bir tanrı dü­ zenini simgeleyen kadının egemen olduğu anaerkil bir düzenin tanrıçası olan Kalypso. dev boylu. Melos'luları büyük bir şölene çağırırlar.kadın eline dü­ şer. Troya savaşında Troyalılardan yana çarpışan Pandaros'un atasıdır (Pandaros). Gele­ ceği görme gücüyle yıkımları önlemeye çalı­ şan. Kaphene. Kalypso'nun başkaca da adı geçmez des­ tanda. 16). Melos adasından gelen göç­ menler Nymphaios adlı önderlerinin kılavuz­ luğunda gelip Karia'ya yerleşince. serüvenleri sırasında iki kez • biri Kirke. Troya kralları ona toprak vermişler. Oğlu Sthenelos Troya savaşına katılır. Kassandra'yla ikiz kardeşi Helenos bebekken. o da Zelela diye bir şehir kurmuş (Erdek'in güneyinde. Meloslular da kendi töre­ lerine göre karılarını da şölene getirmek için izin isterler. Bu iki ka­ dın tanrıça tipik Ana Tanrıça nitelikleri taşır. Kaphene'yle Nymphaios birer tanrı gibi saygı görür. Bu genç kızın yürekler acısı bir kaderi. Olympos tanrı dünyasından uzakta. tatlı bir yel saldı. Karkabos. Birine göre. Malta müzesinde bi­ zim Anadolu kazılarından bol bol çıkan Ana Tanrıça heykelcikleri gibi geniş kalçalı figürinler bulunmaktadır. de­ nizle çevrili ıssız bir adada oturan ve Olym­ pos'luları hor görmese de. Kapaneus. Ardından uğurlu. sonra da suçun­ dan arınmak için kral Tros'un yanına. başka adla bir tıpkısı olma­ sın? Odysseus. trajik bir kişiliği vardır. şehri ateşe vermek ister. göçmenler silaha davranıp hepsini öl­ dürürler.daha büyük bir tulum dolusu da su. Kybele'nin. bugünün anlayış ve deyimine göre uzağı gören bilinçli bir insanın dramını. saklı koy adı­ nı verdikleri anlaşılmıştır. yaman bir adamdır. Kaphene Nymphaios'a gönül verir. 31) bu soruya cevap ver­ meye çalıştık: Bilginler uzun araştırmalardan sonra Kalypso'nun Ogygie adasının Malta ol­ duğu sonucuna vardılar. Karkabos. tanrılardan çekinmez. Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan Argos'lu önderlerden biri (Amphiaraos. onlara baş kaldırmayı göz alan bu saklı tanrıça kim? Odysseia'ya yazdı­ ğımız önsözde (s. Karısı Euadne. Efsaneler Kassandra'nın bu gücünü çeşitli yorumlarla anlatır. silahsız gelecekleri şölende onları topluca öldürmek­ tir amaçları. Kapaneus. Plutarkhos'un anlattığı bu masal bes­ belli ki Yunanlı göçmenlerin Karia yerlilerine yaptıkları mezalimi örtmek için uydurulmuş­ tur. yani Anadolu'nun Ana Tanrıçası­ nın bir benzeri. ama sözünü geçiremedigi için başına ge­ len belalardan iki misli etkilenip üzülen bilici­ nin dramını simgeler Kassandra. Malta adasına ise çok eski zamanlarda Fenikelilerin ayak bastığı ve oraya Maleth. kopmuştu kumanyayı bir meşin torbaya. Kassandra. Şimdi bakalım. tanrılardan uzak. Kryassos şehrini yerle bir ettikten sonra Yeni Kryassos diye bir şehir kurarlar. Karia şehri Kryassos'lu bir kızmış. ölüsünün yandığı odun yığınına atar kendini ve onunla birlikte yanar. ama Kryasos'lular bu göçmenlerin fazla yayılmasından korkarak onları yok etmek çarelerini düşünürler. Thebai'ye saldırıda. Bunun ilerde daha belirgin biçimde aydınla­ nacağına güvenilebilir (Kirke). Kaphene. Troyalı kral çiftinin. Adratos). en ilgi verici evladıdır. Kryassos'lular kocalarına saldı­ rınca. Triopas öyle zalim bir zorbaymış ki. Hektor ve Paris'ten sonra. öteki Kalypso . ora­ da yerleşmiş.

Perseus). daha Troya'da kimse farkına varmadan geldiğini o haber vermiş. tanrı Apollon'a adan­ mış ünlü Kastalia pınarı olur. evlenme­ mişti. gördü­ ğünü de haykıracak. ama iki yılan çev­ relerini sarmış. Kassiepeia kızını bu ejdere kurban el mek zorunda kalmış. ama hiçbir şeyi önleyemediği gibi.ınıyın. Klytaimestra'nın eliyle öldürüle­ ceklerini açık açık görür. böy­ lece verdiği armağanın etkisiz kalmasını sağ­ lar: Kassandra geleceği görebilecek. Andromeda'nın anası Kassiepeia güzelliğiyle fazla övünen bir kadınmış. Delphoili bir genç kızın adı. Laokoon'un da yardımıyla atın içeriye alınmasını önlemeye çalışmıştı. Dioskurlar. Katreus. ya da Hera'yla boy ölçüşecek olmuş. Priamos Hektor'un ölüsüyle Akhilleus'un barakasından çıktığında. Aias Kassandra'yı sarıl­ dığı tanrıça heykelinden çekip uzaklaştırır. tam canavarın eline ge çecekken yiğit Perseus kızı kurtarmış (Andro meda. ama kimseyi söyledikle­ rinin doğruluğuna inandıramayacaktır. Bunu anla­ yınca Apollon'un bağışladığı bilicilik hünerine lanet okur. kimi Suriyeli. insanların göremediği. bağırır. bu yıkımı da.cuklannı tapınakta unutup gitmişler. onu kendine eş edip Mykene'dekl s. ölümü de önleyemez. geri gönderilmesi gerekti­ ğini bildirmiş. Tanrı da öfkelenir. ama günah işlediği için Akha'larca taşlan­ maktan zor kurtarır kendini fAias). Kassand­ ra. Helenos ise daha çok kuşların uçuşuna ve dış işmarlara bakarak ge­ leceği haber veren bir yorumcudur. Byblis'in ikiz kardeşi. ve gidip Karia'da Kaunos şehrini kut muş (Byblis). kendini verirse ona bilicilik yetisini armağan edeceğini söyler. bu deli­ kanlının hemen öldürülmesini istemiş. Kassandra o zamana kadar kız oğlan kz kalmış. Nereus kızları. bu kadının Troya'nın yıkımı­ na yol açacağını. Efsanesinin güney Akdeniz kıyılarıyla ilgili olduğu bellidir. kulaklarını yalıyor­ du.a q ö t ü - rür. Kaynak. Babası onu Othryoneus adlı bir Anado­ lulu yiğide verecekken. Kassandra asıl bu dramla kendini büsbütün dile getirmek fırsatını bulur: Mykene sarayın­ da Agamemnon'un da. şehrin yıkımına yakın. gözlerini. Apol­ lon tapmağının yanında tanrının saldırısına uğrayınca kendini orda fışkıran bir kaynağın sularına atar. ama tanrıdan yetiyi aldık­ tan sonra kendini vermeye yanaşmaz. ama bununla bilici kızın asıl çilesi başlar. Agamemnon'a köle olarak verilir sonun­ da. Agamemnon'la Menelaos'un anası olan Aerope'nin babası (Tab. tahta at surların önüne dikildiğinde. . orada küçük Aias'ın saldırısına uğradığını anlatan bir efsane de vardır. 15). Kas­ sandra böylece Pythia ya da Sibylla gibi tanrı­ yı içine alan. Bu eylemle çocukların duyuları arınmış. birçok talipleri çıktığı halde. Kaunos. Kassiepeia'nın yurdu üstünde mitograflar arasında ayrılık vardır. tanrı gücüyle dolarak kehanette bulunan bir sözcü olur. Kastor. Bkz. Deniz tanrı bir ejder gön dermiş. çocuk­ ken bırakıldığı 1da dağından dönünce. Agamemnon Priamos'un kızına vurulur. Kassandra Troya tarihinin bütün olaylarını önceden görmüş ve söylemiştir: Paris. BylılMdogadiy ilişkisi yüzünden Miletos'tan lürul unı-. İkisi de kâhin olmuştu. dö­ vünür. Tanrıçalar da Poseidon'dan öçlerini almasını istemişler.. kendinin de başına gelecekleri. Başka bir efsane Kassandra'nın biliciliğini şöyle açıklar: Tanrı Apollon Priamos'un gü­ zel kızına âşık olur. Her ikisi de talihsizdir. Troya yağma edilirken Kassand­ ra'nın Athena tapınağına sığındığını. Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Atreus'un karısı. kızın ağzının içine tükürür. duyamadığı gerçekle­ rin algısına açılmış oluyordu. Ertesi sabah almaya geldiklerinde korkunç bir man­ zarayla karşılaşmışlar: Kassandra'yla Helenos beşiklerinde uyuyorlar. Kassandra'nın Agamemnon'un tutsağı ola­ rak Yunanistan'a geliş efsanesi tragedyaya konu olmuş ve Aiskhylos'a en güçlü oyunla­ rından biri olan "Agamemnon"u esinlemiştir. Kas­ sandra kabul eder. haykırır. sonra Yunanistan yolculuğu dönüşünde Helena'yı getirdiği zaman. bu adamın savaşta öl­ mesiyle Kassandra bekâr kalmıştı (Othryone­ us). Kassiepeia. Miletos şehrinin kurucusu Mile tos'un oğlu. Kastalia. kimi Aithiopialı olduğunu yazar.

karınlarından arkası at biçiminde­ dir. Kephalos'un kaynağı üstüne an­ latılan efsaneler birbirini pek tutmamaktadır: Kimine göre Deukalion'un soyundandır.Şehir kurmasını. Aglauros'la evlenmiş ve Erysikhton (Erysikhton) diye bir oğlu ve Erikhtonios efsanesinde rol oynayan üç kızı olmuş (Aglauros). Kekrops. Demeter efsanesinde rol oynayan efsanelik Eleusis kralı (Demeter). Parthenon tapınağının büyük hey­ keltıraş Phidias'ın elinden çıkma metop kabartmalan işte bu savaşı canlandırır. yan hayvan bedenli yaratıklardır. Atina'ya Poseidon ve Athena talip olmuşlar ve armağanlar yarışmasına girmiş­ ler. insansever. Bu ikisi öbürlerine benze­ mez. Keleos. Eos onu Suriye'ye götü­ rür. ölüleri gömmesini. Herakles şarap istemiş. uygar bir kral olarak anılır. Doğrudan doğ­ ruya topraktan fışkırmış olduğu söylenen Kekrops. Kephalos. düğününe Kentaur'ları da çağırır. Herakles. konuksever. tanrı öfkesinden Afrika'yı sular altında bırakmış. Sonunda La­ pith'ler savaşı kazanır ve at adamları bölge­ den kovarlar. Pholos ise Silenos'la bir orman perisinin birleşmelerinden doğmuştur (Kheiron^ Pholos). . şarap içmeye alışık olmayan bu at adamlar düğün şöleninde sarhoş olup gelini kaçırma­ ya kalkışırlar. Attika'nın ilk kralı sayılır. ama hepsinin malı olduğu için bunu açmaya cesaret edemedigini söylemiş. Kekrops barışsever. sonra da ona Herakles'in ölümüne sebep olacak iksiri veren at adam Nessos için bkz. kimi zaman da ön bacakları in­ san gibidir. Efsaneye göre. çokluk yabanıl ve azgındır. Merkezi Atina olan Attika bölge­ sinin efsanelik kralı (Tab. Yalnız iki at adamın kaynağı başkadır: Kheiron. altı yılan biçimindeymiş. 24). ölmek istemiş. kuyrukları vardır. Kronos'Ia Philyra'nın. kendisi de çiğ! et yiyecekken. Kentaur'lar. Kentaur'lar Herakles efsanesinde rol oy­ 170 nar: Herakles. ki­ mine göre Hermes'le Herse'nin yahut da Ati­ na kralı Pandion'un oğludur. Prometheus bu işe razı olunca. özel­ likle birçok ünlü kabartmalara konu olmuş bir efsane de Kentaur'Iarla Lapith'ler arasındaki savaştır. bir za­ manlar "Akte" (kıyı) diye anılan bölgeye onun adına Kekropeia denmiş.. Deianeira'yı kaçırmak isteyen. Kekrops'un gövdesi onun topraktan doğ­ muş olduğunu şöyle belli edermiş: üstü insan. bilgili ve yarar­ lıdırlar. Kentauroi (Kentaur'lar). En ünlü efsanesi Şafak tanrıça Eos tarafın­ dan kaçırılmasıdır. Kekrops'un krallığı sırasında tanrılar yeryü­ zündeki şehirleri aralarında paylaşmaya kal­ kışmışlar. ondan ayrılıp At­ tika'ya gelir ve Prokris'le evlenir. orada sevişirler ve tanrıça Phaethon'u doğurur (Eos). Dağlarda. Deianeira. Kekrops. Ama Kephalos tanrıçanın ya­ nında uzun zaman kalmaz. Derken şarap kokuşuna gelen at adamlar kocaman taşlar ve çam ağaçlarıyla Herakles'e saldırmışlar.Kaunos şehrinin yıkıntıları bugün Köyceğiz Dalyanının önünde göz alabildiğine bir sazlı­ ğın dibindedir. at adam yigide pişmiş etler ikram etmiş. yiğidin ısrarı üzerine getir­ miş ve içmeye başlamışlar. ölümsüz olan Kheiron o kadar acı çe­ kiyormuş ki. ölümsüzlüğünü yüklenecek birini aramış. Önden bakınca başları. Lapith'lerle Kentaur'lar arasın­ da korkunç bir boğuşma başlar. göğüsle­ ri ve kollan. Kentaur'lar üstüne çok revaç bulmuş. başara­ mamış. Erymanthos yaban domuzum! avlarken Pholos'a konuk olmuş. Nessos. ya­ ni at adamlar yarı insan. Pholos Dionysos'un Kentaur'lara armağan ettiğii bir testi şarabı bulunduğunu. Yeleleri. La­ pith'ler Thessalia'da oturan bir boydur. yargıç olarak aldıkları Kekrops da Poseidon'un akropol'ün üstünde yarattığı tuz gölü­ nü begenmeyip zeytin ağacını diken Athena'ya ödül verince. Kheiron ölümsüzlüğü ona vere­ rek ölmüş. Yiğit hepsinin hakkından gelmiş ve onları kovalar­ ken Kheiron'u da bir okuyla yaralamış. Bun­ ların önderi Peirithoos Hippodameia ile evle­ necekken. He rakles bu yarayı iyi etmeye çalışmış. or­ manlarda yaşayan bu at adamlar çig et yer. gi­ derek yazı yazmasını da o öğretmiş yurttaşla­ rına (Athena). Kentauros (ya da Kentaur'ların hepsi) Hera'nm bir görüntüsünü aşan Iksion'dan dogmadır (İksion).

O sırada Sterope Gorgo'nun kafasından kesilmiş bir kılla düşmanı püskürtmek gücünü elde eder. 70 vd. Boğuşma ve uğursuz Ölüm de vardı. özellikle İlyada'da Ker. Homeros destanlarında. Kimseyle yatmadan kendi başına yarattı onları karanlık Gece. (1) Arkadya kralı. 338): . erlerin kanıyla kızıla boyalı. Ker-Keres. beresiz yakalıyordu. Ama iş bununla bitmez: Bir gün Prokris kocasından şüphe edecek olur: Avlanırken bir Nympha'yı çağır­ dığı haberini kocasının uşağından alınca..): Gece üç ölüm tanrısı yarattı: Korkunç Moros. Keres kavramı sık sık karşımıza çıkmak­ ta. savaşlarına katılır (Amphtryon). kimini yarasız. Ama Kepheus ve oğulları savaşta ölürler. ecel anlamına gelen bu Ker iki düşmanı simgeleyen birer tanrıça gibi de çıkar karşımıza. Gittiler kara Ölüm tanrıçalarının peşi sıra. Keres. Öldük­ ten sonra yıldızlar arasına katılır (Andromeda). bir sürü ölüyü de çekiyordu kargaşalıkta ayaklarından.. Kephalos'la Prokrls çok sevişmektedirler. XXII.. birinden biri­ ni seçmek zorundadır. ölüm anlamına gelen bir cins ismidir. Ker. ölümü simgeleyen tanrıça .. Bir altın terazi kurdu baba tanrı acıklı ölümün iki tanrıçasını kodu kefelere. 211 vd. Hesiodos'un Theogonia'sında Ker bir ölüm tanrıçasıdır. sonunda barışırlar. bir kefeye Akha'larm kara ölümünü. XVIII. "kara ölümden tik­ sinir" gibi deyimlerde kullanılır. ortasından tuttu.): . Prok­ ris öfkesinden dağa kaçar. is­ ter çoğul olarak bir insanın. diri. 209 vd. Parça) gibi görür ve Ker'i. Andromeda'nın babası. evden gidiyormuş gibi yapıp baş­ ka kılıkta karısının yanına sokulur ve onu par­ lak armağanlarla elde etmeye çalışır. Kısa ömürlü olup bü­ yük bir ün kazanmayı seçer. şöyle tanımlanır (Theog. . VIII.. yani ecelin tartılması olayı asıl Hektor'la Akhilleus söz konusu olunca. Ölüriı yazgısı.): Gökyüzünün tam ortasına gelince gün bir altın terazi kurdu baba tanrı. Burada Ker. Ne var ki. suçlu görülüp sürülür. yani ölüm tanrıçalarından çoğul olarak dem vuru­ lur ve bunlar kader tanrıçaları Moira'larla bir tutulur. Lat. giz­ lice onu izlemeye koyulur. 535 vd. hedefini şaşmaz bir okla Prokris'i vurur. Kephalos arkadaşı Amphitryon'un yanına sığınır ve onun sefer­ lerine. o sırada Kephalos kendini tanıtır. ya da bütün bir ulusun alın yazısı diye canlandırır: Akhilleus iki ayrı kaderle karşı karşıyadır. Kephalos ardına düşer. (2) Aithiopia kralı Belos'un oğlu.): Aralarında Kavga. bu kavramın üç anlamda kullanıldığı göze çarpmaktadır. Argonaut'lar seferine katılır ve Herakles efsanesinde rol oynar. Kimi yerde has isim olup. birkaç dize ötede. Kassiepeia'nın kocası. biri at sürücüsü Hektor'unki. Kepheus. dramatik bir nitelik kazanır (fi.KfcK Prokris'le evliliği de hadiseli geçer. ama gü­ nün birinde Kephalos karısını denemek heve­ sine kapılır. Ker. kara.için kullanılır (İl. Ke­ phalos Areopagos mahkemesinde yargılanır.ya da tanrıçalar . Tıpkı Hesiodos gibi Homeros da ölümü simgeleyen tanrıçaları insanın kader ipliğini büküp günün birinde kesen Moira'lar (Moira. ölmeden hatasını kabul eder. kara Ker ve Thanatos'u Uyku'yu ve sürü sürü Düş'leri. Ölüm kimini yakalıyordu yeni yaralanmış. Kepheus yönetimi kızı Sterope'ye bı­ rakarak Herakles'le birlikte Lakedaimon'a karşı savaşa girişir. Kephalos çalılıklar arasında çatırtılar duyunca. Akhalarla Troyalılar arasın­ daki savaşın en kızgın bir anındayız (İl. ister tekil. sırtında bir elbise vardı. bir kefeye Troya'lılarm kara ölümünü kodu.. birçoktur (İl. Başka yerde Ker bir değil. Thanatos tanrının dişisidir. uğursuz ve belalı gibi sıfatlarla nitelenir ve "getirdi aklına ölümü". biri Akhilleus'unkiydi. Prokris uzun zaman dayandıktan sonra. Prokris can çekiş­ mektedir. kaldırdı teraziyi. kanacak gibi olur. XI.

bugün Ören . Gaia'nın. Gorgo). Khaos'tan boşluk. VI. Yunan mitograflarının hepsine gö­ re. baş­ ka birkaç canavarla birlikte Typhon'la Ekhidna'dan dogmadır (Tab. Khaos sözcüğü Yunanca açık. varlığa kavuşmamış öğelerin karışımı anlaşıldığı aşağıdaki tanımlardan bellidir. Byzas kral olduktan sonra Keroessa'nın başka bir oğlu kardeşine ve Bi­ zanslılara karşı savaş açmış (Byzas). 6). elli başlı. 417 vd. İo ile Zeus'un kızı sayılır. ya da yüz kafalı . Kuyruğu kocaman bir yılandır. yani Toprağın Denizle birleş­ mesinden doğmuştur (Tab. Yunanca büyük deniz yaratıkları için kullanılan (ketos balina demek) Keto. Kerberos.kimi anlatımda elli. kefe düştü. adından da anlaşıldığı gibi. Ana Toprak. sağlam tabanı bütün ölümsüzlerin. Kcto. yuvarlandı Hades'e dek.. aklınca bu onun bana yüklediği en güç işti.). ' Khaos. Bu Nympha'nın yetiş­ tirdiği Keroessa tanrı Poseidon'la sevişerek Byzas'ı doğurmuş. Burada Apollon tanrı Hektor'u korumaktan vazgeçmek zo­ runda kalır. boş olmak an­ lamına gelen "khainein" fiilinden türeme olsa gerek. Hades'in köpeği Kerberos. ama ben köpeği alıp çıkarıverdim Hades'ten dışarı. Bu korkunç hali ve Ha­ des'in giriş kapısında zincirlerle bağlı olduğu yerden havlamalarıyla ölü ruhları dehşete dü­ şürür. Hesiodos'a göre. He­ siodos Theogonia'nın başında şöyle anlatır Khaos'u (Theog.şeh­ ri ve körfezin kendisi) seramik sanatının mer­ kezleridir. dünya var olmadan önce khaos vardı.İM K A M U S ağır bastı Hektor'un kara günü. Nitekim Kerameikos mahallesi gibi. Kerberos köpeğini al getir. Atina'nın Kerameikos mahallesi­ ne adını veren efsanelik kişi. daha biçime girme­ miş. . Kerberos çokluk üç başlı . Kerberos'u yalnız Orpheus büyüleyip yumuşatabilmiştir (Orpheus). fiermeias'la gök gözlü Atbene bana kılavuzluk etmişti. bunların kötülüğün­ den korunmak için onlara Anthesteria bay­ ramlarında kurbanlar kesildiği görülür. XI.): Khaos'tu hepsinden önce var olan sonra geniş göğüslü Gaia. ama Herakles'in ruhu ona şöyle anlatır (Od. hiçbir tanrının Zeus'un bile elinden bir şey gelmez. Pontos. sürekli. ve yo! yol toprağın dibindeki karanlık Tartaros'la. İo. oracıkta bir kız çocuk doğurmuş ve çocuğa boynuzla ilgili (keras boynuz de­ mek) bir isim verilmiş. Keroessa.. Dionysos'la Ariadne'nin oğlu sayılan Keramos.): Ekhidna bir azgın canavar daha doğurmuş: Adı dile alınmaz Kerberos'u. onlar ki tepelerinde otururlar karlı Olympos'un. "altın boynuz" diye anılan Halic'i geçtik­ ten sonra. 310 vd. Kerberos ölüler ülkesinin bekçisidir. Keramos. o aman vermez. 623 vd.bir köpek olarak göste­ rilir. kimi zaman Erinys'lerden güzel şeyleri bozan. Bizans'ın kurucusu Byzas'ın ana­ sı olan Keroessa. 6) der Hesiodos (Theog. yırtıcı köpeğini. Vergilius'un "Aeneis" destanında Aeneas'ı yeraltına götüren Sibylla Kerberos kö­ peğine uyuşturucu bir besi atar da öyle gire­ bilirler içeriye (Aen. yani eceline kavuşacaktır. kirleten bir çeşit kötü ka­ der diye söz eder. Aynı anadan ve babadan olan kardeşi Phorkys'le birleşe­ rek önce Graia'ları ve Gorgo'ları doğurur (Graia. Adı. görevi dirilerin içeriye girmesini ve bir girenin bir daha dışarıya çık­ masını önlemektir. Homeros ve Hesiodos'tan sonraki klasik çağda Ker'ler kendilerine özgü kişiliği yitirip Moira'larla karışır. demişti. 116 vd. Herakles'in on ikinci işi sayılan bu başarısı efsanede eşsizdir (Herakles). çömlekçilik sanatının kurucu­ sudur. sonra. Anadolu'da adını taşıyan bütün bölgeler (Kerme körfezinde Keramos . Odysseus ölüler ülkesine gittiğinde onunla doğrudan doğruya karşılaşmaz. Halk geleneğinde Ker'lerin ölülerin ruhlarıyla bir tutulduğu. Hektor her eylemiyle yavaş ya­ vaş Ker'ine.): Bir ara buraya göndermişti beni o (yani Eurystheus). onları böylece Harpya'lara benzetir. Hades'in o tunç sesli. Ecel gelip çatınca. bir de yılan meydana getirir. sırtında kara yılanlar dikilir.

bu korkunç çi­ (Theog. Yunan efsanesinde pek belirli bir rol oyna­ Harmoniaj. XVIII.. çev. Vlll. Erebos'la sevişip birleşmesinden. da parlaklık. khaos deniyordu ona. kaba ve pinti bir ihtiyar olarak can türlü öğeleri.Khaos'tan Erebos ve kara gece doğdu. tek tanrıça vermeye ant içer (İl. Sizin işiniz bun/ar. yani Uy­ bunları ku tanrıya istediğini yapması için bir Kharit kuşatan gökyüzü var olmadan. obolos (metelik) konurdu. Yeraltı ülkesinde ölülere Akheron yığın. 1 vd. Aglaie.): leden sonra kaderlerinin ne olacağı konusun­ da bir karara varıldığı söylenirdi. Etrüsk da Dionysos'un alayına katılırlar. güzelliği görenleri büyüleyen uyum destanda da. Mu­ yince.il likte onun ardına koyuldukları gibi unu süsle makla tam anlamıyla öldüren bir cin olduğu mcde hep görev başında gösteriliri*] (Od görülür.. Athena'nm yanı başında görü­ mayan Kharon'un Roma'da Etrüsk etkisiyle nürler. 382). Ölü ruhlarına ırmağı geçirtmek İçin Bundan sonra da öğelerin bir bir ayrılma­ para alır. 907 vd. (Met. Bu inanç Okeanos kızı Eurynome'yle evlendi Zeus. Bu görünümlüymüş Kharit'in adı Pasithea'dır. Herakles onu küregiyle döver. I. Aene lon'un alayına katılarak hora teperler. Himeros'la bir­ sinin ölmekte olan insanı yeraltı ülkesine . karadan bütün uyutmayı aklına koyunca. "Değişimler" adlı eseri şöyle başlar. Gece'dense Esir ve Günışığı doğdu. üç kızı oldu ondan. Aphrodite'yle Eros'un ve kimi zaman önemli ve belirgin bir kişilik kazandığı. 267). Hypnos. zorl. ezgi as Kharon'a Sibylla'nın kendisine verdiği ve söylerler. Euphrosyne ve sevimli Thalia. Üç Güzeller yıkadılar orada onu ve ovdular ölümsüz tanrıların bedenini parlatan yağlarla. Z. güzellik anlamına gelen onun içindir ki. yiğidi öte tarafa geçirmek isteme­ Kharit'ler tanrıların da. Kharit'ler göze hoş mazdı. biçimsiz. mezarlarında sık sık rastlanan simgesi. tragedyada da dramatik bazı ki­ tanrıçayla. İ. ölülerin tek amacı topra{Ja "kharis" sözcüğüyle ilgilidir. oğlu Akhilleus'a yeni silah­ yardım edin bana başladığım işte ey lar yaptırmak için Hephaistos'un işliğine gitti­ tanrılar! ğinde. tanrının Kharis diye karısıyla karşılaşır Ulaştırın bu türkümü doğanın başlangıcından (İl. taş çatlasa yumuşa Kharites (Kharit'lcr). insanda ve tanrıda yaratıcı­ lık doğuran tanrıçalardır. sesinin nakışlarını onlar yapmıştır (Kadmos. 362vd. Kharit'ler. nitekim adları Hades bataklığını geçmeleri olanaksızdı. işte oraya. . Apoliçin bir yıl boyunca Hades'ten sürülür.) bil sıyla bir kosmogonia taslağı yapar Ovidius. Harmonia'nın elbi­ la katı yürekli sandalcıyı yumuşatmak yolunu bulur. kımıldamaz. XIV. Kharon ruhları kovar. sert. insanların da yüre­ ğine neşe ve sevinç serpen tanrıçalardır. Yunan mythos'ukavuşmaktır. Paphos'a kutsal bir koru tüten sunaklar vardı ya. Kharit'ler her çeşit sanat işini esin­ Proserpina'ya adanmış bir altın dalı sunmak­ leyen ve koruyan.)ı . güzelim rubalar giydirdiler. Kharon bu işe razı olduğu sa'larla birlikte Olympos'ta otururlar. gözlere şenlik. Kharon Herakles efsanesinde rol oynar: Sandalcı. Hele toprağa gömülmeyen ruhların olanı simgeleyen tanrıçalardır. bu ki Aphrodite doğar doğmaz. Para almazsa. onun içindir ki ölülerin ağzın. Eyuboglu): Anlatmak istiyorum değişen nesnelerin yeni biçimler alışım. ışıltı. denizden. Gömülemeyen ruhların yüz yıl nun Üç Güzeli'ni şöyle tanımlar Hesiodos havalarda serseri dolaştıkları. Gülümser Aphrodite de Kıbrıs'a gitti..ı geçirtir kendini. ırmağını geçiren sandalcı. Tannça Thetis. Hera da İda dağında Zeus'u Günümüze değin. şilerin ele alınmasına yol açmıştır (Elpenor. landırılır. Kharon abus çeh karmakarışıkmış içinde nesnelerin türlü reli. Üç Güzeller: Polyneikes). düzensiz ağır bir Kharon. Khaos'u ayrıntılarıyla anlatan bir başka şair de Ovidius'tur. evren içinde doğa.

Samsatlı (Malatya bölgesinde) Lukianos'un "Öbür Dünyada Konuşmalar"dır. Odysseus bütün arkadaşlarını yitirdikten sonra. vurursun birinden öbürüne bir okla. Kharybdis'i şöyle tanımlar (Od. deniz tanrıçası Thetis'le evlenme­ suları yuttuğu stra varayım deme oraya sakın. Kharybdis bundan böyle bir deniz cana­ varı olmuş. yani "el"den gelir. Herakles Geryoneus'tan çaldığı sürülerle önünden geçerken Kharybdis hayvanlara saldırmış ve hepsini yemiş. XI!. Büyücü Kirke Odysseus'la arkadaşlarını adasından yola çıkardığı zaman. kustuğu zaman da kaynayıp gümbürder koca engin ateşin üstünde dopdolu bir kazan gibi köpükler yükselir iki kayanın doruklarına kadar. Hermes'in kıla­ vuzluğunda yeraltına inen birçok ölüler . Çok oburmuş. Bir daha yutunca acı sularını denizin. lardır. Skylla bir yanımızda. 234 vd. Gaia ile Poseidon'un birleşmesin­ den dogma ölümlü bir yaratıkmış. Thetis). sonra doruklardan aşağı yuvarlanır bu köpükler. İason. Sarsılır gümbürtüyle çevresinde kayalar. Odysseia destanından önce Kharybdis'in adı Herakles efsanesiyle ilgili olarak geçer: Kharybdis. Kheiron öjjrenı İ8İ bütün yok olmaktansa. Böylece girdik dar boğaza içimizi çeke çeke. Ve geçidi şöy­ le anlatır (Od. Sal birkaç saat sonra meydana çıkınca. yaprak dolu. Akhiltanrısal Kharybdis sömürür. en bilgi­ nidir.)-. (Akastos). 101 vd. Thetis kocasını bırakıp denize dö­ nünce. ellerini kürek gibi kullanarak oradan uzaklaşır. olan Kheiron doğadan aldığı derslerle en bü­ çok yakınlar birbirine bu kayalar. Kronos'la Philyra'nın oğlu Kheîron at adamların en iyisi. Kharybdis'in üs­ tüne yıldırımını salarak onu denizin dibine at­ mış. Skylla'yi anlattıktan sonra (Skylla). Skylla'ya altı arkada- . onu her fırsatta korur. Sicilya'yı İtal­ ya'dan ayıran Messina Boğazında Kharybdis'le Skylla diye iki canavar vardır. Akhilleus'tur (Akhilleus). yolda karşı­ laşacağı bütün güçlükleri kendisine bir bir sa­ yar. tanrısal Khraybdis bir yanımızda. dipteki masmavi kumlar fırlar dışarı. Bir doğa adamı Göreceksin. leus'un babası Peleus'la özel bir ilişkisi vardır. Efsaneye göre. nite­ kim Batı dillerinde "Kharybdis'ten Skylla'ya düşmek" diye bir söz vardır. yağmurdan ka­ çarken doluya tutulmak anlamına gelir. XII.): şını kurban vermeyi yeg görür. Böylece korkunç tehlikeyi atlatır. Asklepios. kendini bırakıp tam üstüne düşer. dibi görünür anaforların içinde. Kharybdis. Ama Kheiron'un en ünlü öğrencisi kocaman. Kheiron'un. sini salık vermiş. batan gemisinin yelken direğini omur­ gaya bir kayışla bağlayarak. bu kez sözü geçen incir ağacına tırmanır. giderek tanrı Apollon bile ondan ders almış­ bîr incir ağacı var üstünde. anaforun salını yutup yeniden su yüzüne çıkmasını bek­ ler. yük yiğitleri yetiştirmiştir. gerçek­ ten de eli her şeye yatkındır. düğünde Peleus'a hedefini yeri sarsan tanrı bile seni yıkımdan şaşmaz bir kargı armağan etmiştir (Peleus. Adı "Kheir". Peleus oğlu Akhilleus'u Kheiron'a Odysseus Kharybdis'in önünden geçip büs­ emanet eder (Akhilleus). kurtaramaz. daha alçak öbür kapa (yani Kharybdis).ve aralarında filozoflar .Kharon'la ve kendi ken­ dileriyle konuşurlar. ne yese doymazmış. Atlatılması gereken en büyük bela Skylla ile Kharybdis kayalarının arasından geçmek­ tir. üstüne oturur ve Kharybdis'in önünden bir daha geçer.Kharon'un asıl rol oynadığı bir yapıt. Odysseus. Homeros'un akıllara durgunluk verecek bir dakiklik ve canlılıkla anlattığı Kharybdis belki Messina boğazında bulunan zamanla efsane­ leşmiş bir akıntı ve anafordur. ölümden sonra her türlü varlığın boş olduğu sonucuna varırlar. Odysseus'un serüvenlerinde çok önemli bir rol oyna­ yan bu canavarların ünü atasözlerine ve de­ yimlere geçecek kadar yaygın olmuştur. en ünlüsü. Ne korkunçtur bu canavar yutarken denizin acı sularını. yutar kara sulan ağacın altından. Kheiron. Buna öfkelenen Zeus. destekler: Akastos'un Üç kez kusar günde ve çeker içine sömürür sarayında başına gelen serüvenden kurtarmış üç kez.

sürü sürü'tut­ saklar ortaya konup Akha yiğitleri arasında bölüşülür. deniz perisi Philyra'yla birleş­ mek için bir at biçimine girmiş derlerdi. Bel­ lerophontes Khimaira'ya saldırmak için Pe­ gasos atma binmekle kalmamış. Akhilleus'un üstün yeteneklerini. Khrysaor. Skylax'ın açıklaması gerçeğe daha uygundur: "Dionysias adası. Yarasının iyileşme­ yeceğini anlayan Kheiron da ölümsüzlüğü Prometheus'la değişerek ölmeyi yeğ görmüş (Kentauroi). Gerçekten de bugün orada yapı kalıntıları ve Hıristiyanlık çağına kadar uzanan bir tapınak yeri olduğunu gösteren yazıtlar bulunmaktadır. Troas bölgesine yaptığı bir çıkarmada Akhilleus Khryse kenti­ nin Apollon rahibi Kryses'in kızı Khryseisi tutsak olarak almış. Troya savaşı bir kadın yüzünden çıkmıştır. müzik. Okeanos kızı Kallirhoe ile evlenir ve Geryoneus'u üretir. En büyük pay her zaman krallar kralı Agamemnon'a gider. Akhilleus başta olmak üzere. ahlak ve hekimlik dersleri de verir. "mons Chimaera" Phaselis'e yakındır. bir yerine.): Khimaira'yı da doğurdu Ekhidna. 318 vd. 6). ejderha kafası Pegasos hakkından geldi bu Khimaira'mn koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. Homeros aşağı yukarı Hesiodos gibi tanım­ ladığı Khimaira'yı Bellerophontes efsanesine bağlar (Bellerophontes). Ne var ki tanrı oğlu olduğundan ölümsüzmüş. Plinius'a göre. giderek sever. Altın. dağda Hephaistos mabedi ve topraktan kendiliğinden fışkıran büyük alev bulunmaktadır ki. saldırgan Akhalar çapulculuk seferlerine girişerek talan etmeye uğraşırlar zengin Anadolu şehirlerini. ne var ki yeri üstünde bir uygunluk yoktur anlattıklarında. Kheiron'un da at adam olarak dogması ondanmış. Helene'nin kaçırılmasından çok sonraki olayları canlandıran İlyada'da Helene'den de daha büyük bir yer tutarlar: Bunlar Khryseis'le Briseis'tir. öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını Khrysaor. Kronos. Biri deniz kıyısında doğduğu için. ni . bunun üstünde. Khimaira. Destan bir korku sahnesiyle açılır: Akha or­ dusu salgından kırılmaktadır. Onu barakasında karisi gibi kullanır.): Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. Siderus limanı ve burnu.ni dillere destan olacak biçimde yetiştirir: Ona avlanmayı ve savaşmayı öğrettiği gibi. üç kafalı Khimaira'yi: Biri azgın bakışlı aslan kafası. Khrysaor. İlkçağ yazarları da Khimalra ateşini bilir. hiçbir zaman sönmemekte­ dir". Gorgo'lardan Medusa'nın oğlu sayılır (Tab. Bu savaşta kadınlar önemli bir rol oynar. yağ­ ma ettikleri şehirlerden seçkin kızlar. öteki yılan. Kallirhoe'den Ekhkl na da doğar (Ekhidna). Yığın yığın mallar. Kherion'un ölümü Herakles'in elinden olur. korkunç ve büyük. Homeros'la Hesiodos'ta sözü geçmeyen bir anlatıma göre. kor­ kunç ejderha da böylece can vermiş. Hesiodos onu şöyle anlatır (Theog. kadınlar da kaçırırlar. Her iki yazar da doğal ateşin fışkırdığı yerde Hephaistos'a bir tapınak bulunduğunu söylemektedirler. Neden? Akhalar Troya'yı kuşattıktan sonra yıllarca bekler­ ler güçlü kentin surları önünde: Troya düş­ mez de düşmez. Herakles kendisine saldıran at adamları püskürtünce oklarından biri Kheiron'un etine saplanmış. Öyle ki dağda yer yer yanan ateş denizden bile gözüküp gemici lere kılavuz olurmuş. Tesalya'nın Pelion dağı eteklerindeki mağarada hocası Kheiron'la geçirdiği eğitim yıllarına borçlu­ dur. canavarın ağızlarından fışkıran ateşle eriyen kurşunlar etini dağlayıp yakmış. Hele ikisi. hızlı ve güçlü. tunç. Bu sırada. söndürülmez ateşi üfleyen Khimaira'yi. de­ mir. Doğumunu şöyle anlatır Hesiodos (Theog. Khimaira'mn bulunduğu yer Lykia'da Olympos (bugün Çıralı) kentinin arkasındaki Yanartaş diye gösterilir. kargısının ucuna (ya da kullandığı oklara) kurşun koy­ muş. 280 vd. getirmiştir. Burada ilkçağda olduğu gibi bugün de dağdan doğal gazlar fışkırır ve bunlar kendiliğinden ya da bir kibritle tutuştu­ rulup hiç durmadan yanar. öteki keçi. Khryscis. İkisi de yeraltı yaratıktan olan Typhon'la Ekhidna'nın birleşmesinden Khi­ maira diye bir canavar doğar. değerli silahlar almakla kalmazlar.

kuzeye mi yerleş­ tirmek gerektiği mythos yazarları arasında tartışma konusu olmuştur.) (Apollon). yalnız bir gemi varabilmiş Aulis'e. hepsini denize in­ dirmiş. Kelt ya da İskit boylarının ata­ ları oldukları ileri sürülür. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü. Ö. Odysseus ölüler ülkesine Kimmer'lerin ora­ dan iner ve burayı şöyle tanımlar (Od. Kadmos.): Güneş batarken ve kararırken tekmil yollar vardık sınırlarına deri nakışlı Okeanos'un. gene de ucuz kurtulurlar: Altı ölü verip kaçar­ lar (Od. Europe'nin Zeus'tan olan oğlu Sarpedon'la birlikte komşu Lykia'ya saldırır. Kendi ve . I. Kinyras Kıbrıs adasının yerlisi değildir: Suri­ ye'nin Byblos kentinden gelmedir. Roma dünyasında ise ölüler ülkesine girişin güney İtalya şehri Cumae'den olduğu sanılırdı. Kim­ mer'ler de Okeanos'un ötesinde kuzeybatıya rastlayan bir bölgede düşünülmelidir. Kar­ deşleriyle birlikte kaçırılan Europe'yi arama­ ya gider. Europe. ama oradan yedi külçe altın.) Odysseia'ya göre dünya . Bu görüşü Vergilius'un "Aeneis" destanında buluruz. Kimmer'ler Odysseia'da adı geçen efsanelik bir ulustur. yalvarır. Agenor'un oğlu. yakarır. XI. Başka efsanelerde Kimmer'lerin yeraltında galeriler­ de oturdukları anlatılır. yüzyıl) Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırıp Phrygia başkenti Gordion'ü yıktıkları bilinir. Bir efsaneye göre Kiliks. yoksa gi­ derayak bolca mal edinmek için mi? Bu serü­ venini anlatan Odysseus nedenini söylemez. dövüş. Bu işleri yaptıktan sonra arkadaşlarının çabuk gemilere dönmelerini buyurur. Tarihsel çağlarda (İ. 43 vd. Kıbrıs kralı Kinyras'ın adı İlyada'da geçer: Troya savaşına katılması için Aga­ memnon ona Odysseus'la birlikte Talthybios'u göndermiş. parlak güneş onları ışınlarıyla göremez hiçbir vakit. Öylece seri/i durur bir uğursuz gece bu zavallı ölümlülerin üstünde. ama onlar şarap içip. Akha önderleri kızı geri vermek ister­ ler. Kimmerioi (Kimmer'ler). bulamayınca Kilikya bölgesine yer­ leşir ve buraya adını verir.yuvar­ lak bir disk biçimindedir. Bunun üzeri­ ne rahip Apollon tanrıya yakarır ve tanrı Khryses'in öcünü alır (İl.oraya doğu denir -.kâhlı karısı Klytaimestra'dan üstün tutar onu. gene ırmağın karşı tarafında doğar . kırk dokuz tane de topraktan tekne yaptırıp. 14 vd. bu diski Okeanos ır­ mağı çepeçevre sarar. burada belki batı Av­ rupa'da maden işleten ve Akdeniz'den gelme kervanlara bakırla tunç satan uluslar söz ko­ nusudur. Homeros'tan sonraki efsane ve görüşlerde Kimmer'lerin. Orayı Akhalar bir iyice talan ederler.buraya batı denir -. IX. ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe. 10). bir gümüş tas. Bir tasına yirmi tas su katılıp içilen bu bal gibi şarapla ileride Kyklops Polyphemos'u sarhoş edecektir Odysseus.ilk uğrağı Kikon'lar adlı bir boyun oturdu­ ğu İsmaros kentidir. Kimmer'ler diye bir ulusun varlığı ilkin Homeros'un Odysseia'sında geçtiğine göre. Ne var ki günün birinde Khryses zengin kur­ tulmalıklarla kızını geri almaya gelir. yalnız Agamemnon karşı koyar bu isteğe ve Khryses'i sert sözlerle kovar. Kiliks. 22 vd. Kikon'lar. on iki sağrak dolusu da ismaros şarabı alır. 176 ne de gökten toprağa döndüğü vakit. yemek ye­ mekle oyalandıklarından dağlardan inen atlı Kikon'ların saldırısına uğrarlar. Odysseus'un dönüş yolculuğun­ da. Bu Trakya şehri bugün­ kü Dedeagaç olsa gerek. oradadır Kimmer'lerin ülkesi ve kenti. kırk dokuzu batmış. güneş gör­ meyen bu ülkeyi batıya mı. VII. Neden? Kikon'lar Troyalıların savaş ortağı olduklarından mı.ki o zaman tanı­ nan dünya yalnız Akdeniz dünyasıydı . ama Akhaları aldatmış: Bir gerçek gemi donatmış. Güneş görmediği için karanlık sayılan bu ülkenin ka­ ranlığın ta kendisi olan ölüler ülkesiyle ilgili görülmesi doğaldır. Savaş. Odysseia'nın önsözünde belirtildiği gibi (s. Ama böylece Kinyras sö­ zünü tuttu sayılmış. 38-61). zafer kazanır ve Sarpedon'a bu bölgenin krallığını verir (Sarpedon). onları bizim dünya haritamıza yerleştirmek için Homeros'un dünya haritasını göz önüne getirmeli. Kinyras. Kimmer'lerin nerede oturduğu. Güneş bu ırmakta ba­ tar . Kinyras da elli gemi yolla­ maya söz vermiş. Thasos ve Poiniks'in kardeşi (Tab.

Kirke yalnız Odysseia'da değil. kendisine ve arkadaşları na bir kötülük yapmayacağına ant içirecektir. bir burundur. Sonra da olan olur Odysseus'un arkadaşlarına: Kir­ ke'nin onları domuza dönüştürmesini şöyle anlatır Homeros (Od. Kirke. Tanrı Hermes Odysseus'un yardımına ko­ şar. Kinyras da 160 yaşma kadar yaşamış. Kinyras Kıbrıs'a gelince Paphos kentini kurmuş. yoldaşlarım da insan kılığına sokar. Odysseus böylece Kir ke'nin konağında bir yıl kalır. Ağlar. kılları vegövdeleriyle. erkekliğine vurulur ve onu yatağına aldıktan sonra. sızlar halde onları kapadı oraya. Ef­ sanenin başka bir dalında Kinyras tanrıça Aphrodite'nin saydığı ve sevdiği bir kral ola­ rak gösterilir. tunç işlemeciliğini kuran ve adaya ilkçağdaki zenginliğini kazandıran kral olarak geçinir. Şimdi onlar tıpkı domuza benzemişlerdl başları ve sesleri. Bu aşktan Adonis doğar (Adonis).): » Tanrıça onları içeride tahtlara. Kirke hepsine değneğiyle vurdu ve kapattı yoldaşlarımı domuz ağılma. Odysseus arkadaşlanna besi sağlamak için ava gider. dumanı tütmektedir sık çalılı gın. Tanrı­ ça Aphrodite'nin öfkesini üzerlerine çeken bu kızlar birer yosma olmuşlar: Kıbrıs'a ge­ len. şarabimi ı. onlar diker dikmez içkiyi.): Gide gide Akile adasına nardık sonunda. Güneş tanrı Helios'la Okeanos kızı Perseis'ten dogmadır denir ki­ mi efsanelerde. kimine göre de Hekate'nin kızıdır ve büyücülüğü ondan almıştır. Kıbrıs'ta bu tanrıçanın kültünü kurmakla kalmamış. ama bu bir ada değil. Odysseus'un arkadaşları dışanya çağırırlar Kirke'yi. 232 vd. çıktığı tepeden Kirke'nin kon. büyücü Kirke'yi nasıl alt edeceğini söyler ona: Kirke ona zehirli şarabı içirecegi anda.oğlu Adonis'le ilgili efsanelerin Fenike kay­ naklı oluşundan da bu çıkmaktadır. 8). Başlarında Eury­ lokhos vardır (Od. güzel belikli.agını görür uzakta. iskemlelere oturttu. ormanın ötesinde. Aphrodite onu sevdiği için uzun ömürlülük bağışlamış. Sonunda da Mısır'a göçmüşler. güzelliğine. "Aia". Kirke razı olur. 210 vd.). Fenike'den gelme "kinnor" adlı bir sazla (Kinyras adı oradan türemeymiş) tanrı Apollon'la yarışmaya girmiş ve Marsyas gibi tanrı­ nın gazabına uğramış. Kirke de tıpkı Kalypso gibi onu kendine koca etmek hevesiyle yanıp tulu. Korka korka birkaç arkadaşını gönderir oraya. ama akıl vardı gene içlerinde eskisi gibi. Ne var ki Odysseus'un arkadaşları onu uyarırlar. Kolkhis kralı Aietes'in ve Giritli Minos'un karısı Pasiphae'nin kız kardeşidir (Tab. Bu adanın nerede olduğu az çok belli. kızılcık yemişi. attı önlerine kayın kozalağı. yalnız Eurylokhos kuşkulanıp dışarda kalır. insan sesli korkunç tanrıça. giden yabancılara verirlermiş kendilerini. usta bir bilici ve müzikçi olarak adaya sanatları ve uygarlığı da getir­ miş. Kirke Odysseus'un gücü karşısın de şaşakalır. X. onun kızı Myrrha'ya (ya da Smyrna) olan dogadışı aşkıdır. yiyip içip kayli sürmekte. orada Kirke otururdu. Aiolos'un adasından kovulduktan. yamyam Laistrygonlara epey kurban verdikten sonra Odysseus'aı arkadaşları Kirke'nin Aiaie ada­ sına varırlar( İd X. hep yediği şeylerdi bunlar yerde sürünen domuzların. Argonaut'lar desta­ nında da söz konusu olur. efsanenin bu konuda bu kadarcık yanıl­ ması doğaldır. Kinyras efsanesinin en ilginç yönü.. sarı bal ve arpa unu ezdi Pramno. içine tanrının onun için kopardığı "malü" di­ ye sihirli bir bitkiyi atacak ve kılıcıyla saldırıp tanrıçayı alt edecek. onlarda hemen d ikiller. Verdi onlara bu içkiyi. ama önce ölü . Büyücü tanrıça Kirke tıpkı Kalypso gibi Odysseus'un serüvenlerinde başlıca rol oynayan kişilerdendir. Kinyras Kıbrıs adasında bakır madenlerini ortaya çıkaran. palamut. sağrağa korkunç ilaçlar karıştırdı büsbütün unutsunlar diye baba toprağını. çünkü bu­ gün de italya'nın Sardunya karşısındaki Etruria kıyılarında Capo Circeo diye anılan bir yer var. maktadır.. Öyle olur. oysa tanrıça onları içeri alır. L35 vd. "gaia" yani toprak anlamına geldiğine göre. peynir. Efsaneler Kirke'nin Aiaie adasında oturduğunu belirtirler. Kıb­ rıs kralı Pygmalion'un kızını almış ve Ado­ nis'ten başka bir oğluyla üç kızı olmuş. X. yurda dönmek gerektiğini hatırlatırlar ona.

Kirke'nin yeri. Motifleri Ana Tanrıça kültünün özelliklerini andıran Kirke efsanesi Odysseia'da sözü geçen başka temalarda ol­ duğu gibi peri masalı. büyülemek. Kleobis. tarih ya­ zarlarını esinleyen peri sayılmıştır. Dönüşte Odysseus gene Aiaie adasına uğrar. Klotho. olayların akışı­ nı ölçmeyi simgeler. Telegonos'un İtalya'da TuSculum şehrini kurdu­ ğu. 307'den XI sonuna dek). Bu öykü Herodotos'un Tarihinde (I. şanlı eylemlerini dile ge­ 178 tirdiği için. Kleio. Helena ile Polydeukes Zeus'un dölleri. bugün Capo Circeo'nun bulunduğu bölgede Roma çağlarında Feronia adlı tanrıçaya tapıldığı gö­ rülür. Kroisos ona bu dünyada en mutlu insanın kim olduğunu so­ rar. Klyaimestra ile Kastor ölümlü Tyndareos'un çocuklarıymış (Tab. 12). 31) an­ latılmıştır. doğurganlık ve bereket kavramını erkeği boyunduruğa al­ mak. Artemis-Kybele gibi doğaya hâkim. hayvanları ev­ cilleştirip arabasına koşan tanrısal varlığı sim­ geler. Atinalı Solon zenginler zengini kral Kroisos'a konuk gidince. Klytaimestra aşığı Aigisthos'un elinde . öteki de Latinos'tur derler. insanlar için en iyi şeyi bağışlamasını diledi. Arabayı çekecek ineklerin olmadı­ ğı bir günde. Skylla ve Kharybdis'ten nasıl korunabileceğini bildirir. Benliğinde zıt duyguların çarpıştığı öbür trajik kişiler gibi Klytaimestra' nın da destanda pek adı geçmez. Latinos'un da Latinlerin atası sayıldığı he­ saba katılırsa. suç işleyen.ler ülkesine gidip Teiresias'ın ruhuna danış­ masının gerektiğini bildirir. Bu tanrıçanın "feri" yani vahşi hayvan sözcüğünden türeme adı. bi­ ri Telegonos. Okeanos'la Tethys'in kızı. Klymene. Odysseia'dan sonraki efsanelere göre Kir­ ke'nin Odysseus'tan birçok çocukları olur. Adı bükmek. tarih alanı ona ayrılmış. Adı Klytaimestra ya da Klytaimnestra olarak geçer. do­ kumak anlamına gelen Klotho hayat ipliğini büken tanrıça sayılırdı (Moira'lar). Bu tanrıça dişidir. oğul­ larına. bu kez. Seirenlerden. Adı. 3). Argoslular iki kardeşin heykelini Delphoi'ye adadılar. kahramanlıkları di­ le getirir bunlarla. övmek anlamına ge­ len "kleio" fiilinden türemiş olan Kleio (ya da Klio) Musalann biridir. Bütün bu öğeler Ana Tannça'nın kişiliği ve yaygınlı­ ğı tam bir aydınlığa kavuşacağı zaman gere­ ğince değerlendirilebilecektir. Klytaimestra. Hera da bu dileği yerine getirerek iki oğlanı uyuttu. Kleobis'le Biton götürdüler. dişilik. 45 menzil uzaktaki tapınağa kadar. Klytaimestra mythos'ta Helena kadar eşsiz bir rol oynar. Zeus'le Themis'in kızları olan kader tanrıçaları Moira'ların biri. Bundan sonra Odysseus'un Hades yolculuğu anlatılır (Od. öbüründen Klytaimestra ile Kastor çık­ mış. Bu Fero­ nia ile Kirke arasında bağlantı kurmamak ola­ naksız. daha sonra da Feronia'nın Anadolu'nun Ana Tanrıçası Kybele ile ilişkisi göze çarpar. X. kö­ tüye varan yolların hepsini deneyen kadın olarak yazarları sonsuzca esinleyen bir tip ni­ teliğini kazanmıştır. Leda kuğu kuşu haline girmiş tanrı Zeus'la birleştikten sonra. Bir kaynağa göre İapetos'la evlenip Atlas. herhangi bir hayvan haline getirmekle açığa vurur. Kirke'nin kimliği ve nitelikleri üstünde bil­ ginler çok durmuş. Argos'taki Hera tapınağı rahi­ besi olan anneleri Kydippe'nin arabasını. Kirke' nin sözleri tıpatıp doğru çıkar ve Odysseus sonunda selameti büyücü tanrıçanın öğütleri­ ne borçlu olur. Sağ elinde boru. yurdu besbelli ki İtalya'dadır. sözü edilse de işlediği suçlann asıl etkeni olarak gösteril­ mez. Bölgenin Etruria yani Anadolu'dan gelme Etrüsklerin yerleştiği yer olduğu da ak­ la getirilirse. öylece öldüler. yani su saati vardır. düşünmüştür. İnsanların unutulma­ ması gereken ünlü. Solon ilk olarak yurdu için can veren Tellus'u saydıktan sonra ikinci örnek olarak da Kleobis'le Biton'u gösterir. Kirke-Feronia. Kirke ona ilerdeki yolculuğun nasıl düzenlenmesi gerektiğini. Kydippe. iki yumurta doğurmuş derler. kimi resimlerde elinde bir klepsydra. tanrıçadan. Kirke-Odysseus macerasının İtalya efsanesince ne kadar benimsendiği gö­ rülür. ya da gitar bulunur. çeşnisi de taşır. Kirke'nin. Tyndareos'la Leda'nın kızıdır. birinden Helena ile Polydeukes. kutlamak. adam öldüren. Epimetheus ve Menoithios'un ana­ sı olmuştur (Tab. Prometheus. vahşi hayvanları dizgine alan tanrıça anlamını taşır.

Kod­ ros öldükten sonra Atina tahtına oğlu Medon çıkmış. içindeki karşıt duyguların çarpışması daha karmaşık olduğundan Aigisthos-Klytaimestra ikiliğinde baş rolü alır. birbirini sevmeyen çiftin ta kendisi­ dir. İlyada'da bile krallar kralı tutsağı Khryseis'i meşru karısı Klytaimestra ile bir tutmak cüretini gösterir (İl. Klytaimestra ömrünün başından sonuna kadar kıskançlıkla kıvranmış durmuş. Agamemnon'la Klytaimestra mythos'ta geçinemeyen. 4). Orestes'e anana kıyma diye yalvarır. Euripides'in "Elektra" ve "Orestes" tragedyala­ rını okumak gerekir. Erkek kardeşleri Okeanos. 15). asıl karım Klytaimestra'dan üstün o kız. aslında suçluluğu­ nu örtmek için bir bahane olduğunu yüzüne vurur. Kadınlığı böylece hor görülen Klytaimestra ister istemez kendini kardeşi Helena ile kıyaslar. Elektra anasıyla sert tartışmalarından Klytaimestra'nın ileri sürdü­ ğü bu İphigeneia olayının. Ancak tragedya İledir ki. Titanlardan biri (Tab. Uranos'la Gaia'nın oğlu. onu suça iten duygu da bu kıskançlık olmuştur. Onlar da kralı öldür­ düklerini anlayarak saldırıdan vazgeçmişler. Krallığı sırasında Atina Peloponez'lilerin saldırısına uğramış. boyu boşu. Agamemnon bu Tantaloş'u da. kiminde de Mykene'de yalnız kaldığı için Aigisthos'un zorlamasına dayanamayıp kendini veren ve âşığının elinde bir araç gibi kullanılan bir zavallı kadın pozundadır. Kodros'un mezarı tarihsel çağlarda Atina kapılarının birinin önünde gösterilirmiş.): Doğrusunu isterseniz. Hyperion. Klytaimestra'nın içinde başlıca yeri tutan duygu. kız kardeş . Gerçekten de tragedyanın sahneye koyduğu Klytaimestra yüreğinde en ufak bir analık duygusu olmayan bir kadındır. hepsinin birden esinlediği Klytai­ mestra tipini özetlemeye çalışalım. Orestes'ten nefret eder. Atinalılar işin farkına vararak ölüsünü Peloponezlilerden istemişler. Uğursuzlukla başlayan bu evlenme son­ suz bir kin ve suç zincirinin birinci halkasıdır. çocuklarını da öldürür. Bu yüzden duyduğu kini öbür çocuklarına da bulaştırır: Elektra'dan. ça§daş bir görüşle nitelenecek olursa. Koios. Bütün bu tragedyaları bir bir ele alamayacağı­ mıza göre.112 vd. Klytaimestra'nın kardeşleri Dioskur'ların saldırısına uğ­ rayınca Klytaimestra ile evlenmek zorunda kalır. onun yüzünden kendi başına bunca be­ lalar geldiğini yana yakıla dile getirir. bu Tantalos Thyestes'in oğludur (Tab. Küçük oğlu Neleus da Miletos'a göç­ müş (Neleus 2). Sophokles de. Klytai­ mestra'nın ilginç ve karmaşık tipinin tamam bir portresini okumak için Aiskhylos'un "Agamemnon". Tragedya ya­ zarlarından Aiskhylos da. Helena'nın ikizi olmakla başlar bu kompleks. fikri yerinde.bir araçtır. İapetos ve Kronos'tur. Delphoi kehaneti de Peloponezliler Atina kralını öldürürlerse zafer kazanacaklarını bildirmiş. Öyle ki Klytaimestra nicelik ve nite­ lik bakımından da efsanenin en göze çarpan kişilerinden biri olarak karşımıza çıkar. Poseidon'un soyundan olan efsanelik Atina kralı. kadın ve eş olarak bunca şımarıklığı olan Helena'nın hiç ceza görmedi­ ğini. Ama Klytaimestra'nın kocasına olan asıl hıncı kadın yüzünden değildir. yani rol oynadığı tragedyalar hem çok. Bunu Agamemnon'a bir türlü affedemez. Sophokles'in "Elektra". ondan aşağı değil yapısı. Khryseis'ten daha güçlü bir kuma da çıkarır karşısına: Troya'dan Kassandra'yı sarayına getirince. Onu koca. az daha evlat katili yapan kızı İphigeneia'nm kurban edilmesidir. öbürünün eliyle de vurulup ölmüş. Kodros. Klytaimestra'ya ona iyi davranma­ sını öğütler. Euripides de Klytaimestra tipini kendi görüşleri­ ne göre sonuna kadar işlemekten geri kalma­ mışlardır. hem de bu tragedyalarda oynadığı rol biricik ve eşsizdir. Tragedyaların bazıları Agamemnon'un öl­ dürülmesinde Klytaimestra'yı asıl fail olarak gösterir. gerçi Agamemnon'la ev­ lenmeden Klytaimestra'yı bazı efsaneler Tantalos'la evli gösterir. birini öl­ dürmüş. İki düşmanla karşı­ laşmış ve onlarla kavgaya tutuşmuş. üstelik ev kadını. ama onun öldüğü haberini alınca tanrılara şükran adak­ ları adayacak kadar sevinir. aklı. kıskançlık diye adlandırılmalıdır. Klytaimestra özgür bir kişilik kazanır ve dramı daha derin. Bunu haber alınca Kodros hayatını yurduna feda etmeye karar vermiş ve dilenci kılığına gire­ rek şehirden dışarı çıkmış. 1.

Kokalos. Korybant'Iar ve Kureta'lar. Korinnos.): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar! Orada icat ettiler. Demeter'in kızı Persephone'ye verilen ikinci bir isimdir (Demeter). ne var ki Kokalos ko­ nukluk kurallarını çiğnememek için kızlarına Minos'u öldürmelerini buyurmuş. uzun uzun kavaklar göreceksin. Işığı simgele­ yen göksel varlıklan meydana getiren Koios' la Phoibe Apollon ve Artemis'in atalarıdır. 508 vd. Bkz. benim için. Burada iki ana tanrıçanın ve onun hizmetinde bulunan efsanelik rahiplerin de birbirine karıştığı görülür. Kureta'lar ise Zeus efsanesin­ de rol oynayan cinlerdir. Homeros destanlarını yazmak için onun eserlerinden esinlenmiş. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'Iar çembere gerilen deriyi. Pyriphlegeton adın­ dan da belli olduğu gibi (pyr ateş demek) kay­ nar sulu bir ırmak olduğu halde. Daidalos hava­ ya uçarak Girit'ten kaçtığı zaman Kokalos'un yanına sığınmış ve saklanmış. Koronîs. Themis. Korybant'Iar da Phrygialı ana tanrıça Kybele'nin rahipleridir. Mnemosyne ve Phoibe'dir. Koios'la Phoibe evlenirler. ama tanrı bebeğin seslerini Kronos duyup da öbür çocukları gibi Zeus'u da bulup yutmasın diye. ipli­ ği bir ucundan öbür ucuna geçirmesini başa­ rana ödül vereceğini bildirmiş. İniltiler ırmağı anlamına gelen Kokytos ölüler ülkesinde akan ve Akheron'a dökülen bir ırmaktır. Korybant'Iar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'larm çığlıkları arasında gümbürdesin diye. Kokytos'un suları buz gibi diye tanımlanır. böylece çocuğun bağrışmalarını tunç sesleriyle boguyorlarmış. kısır söğütler. Kokalos daya­ namayıp bunun çözümünü Daidalos'a sor­ muş. hekim tanrı Askleplos'un anası (Asklepios). Amphitryon. X. Odysseus yeraltı dünyasına inmek için çu­ kuru orada kazacaktır. orada Alçakkıyı var ve Persephone'nin koruluğu. Kokalos bu çözümü Minos'a bildirince. Hades bataklarına doğru. Rheia. Komaitho. Lapith'ler kralı Phlegyas'ın kızı. Kore. Orada karıştı coşkun davul sesleri Pbrygia kavallarının tatlı nefeslerine. orada Akheron. Sonradan Ze­ us. Korinnos Troya'nm yerlisi bir ozanmış. Pyriphlegeton ve Kokytos akar. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. Minos da Dai­ dalos'u aramaya çıkıp Sicilya'ya vardığında usta yapıcıyı bulmak için bir düzene başvur­ muş: Bir iplikle bir şeytanminaresi almış. Yazı yazmasını da Palamedes'ten ögrenmişmiş (Palamedes). Tethys. büyücü tanrıça Kirke ona Hades haritasını şöyle çizer (Od. Kokytos. Korybas Lydia ya da Phrygia dilinde ilkin Attis'e verilen bir addır. genç kız anlamına gelir. Efsaneye göre Kureta'lar iki ya da dokuzmuş. Kureta'lar Giritli ana tanrıça Rhea'nın. Amaltheia da onu keçi sütüyle besleyip büyü­ tür (Amaltheia). Homeros'tan önce ve Troya savaşı­ nın olduğu sıralarda llyada destanını yazmış. Korybantes ve Kuretai diye yazın kaynaklarında geçen Ana Tanrıça'nın rahiplerini Euripides Bakkha'lar "tragedyasında şöyle tanımlar: Ey karanlık diyarı Kureta'larm. Kore ya da Kora. hepsi birden Ana Tanrıça 180 . onlar da kralın üstüne kaynar su dökerek ölümüne se­ bep olmuşlar (Daidalos). Sicilya'da Kamikos (sonradan Agrigentum olur) şehrinin kralı. Girit kralı Daidalos'un bura­ da saklandığını anlamış. Korybant'Iar. o da ipliği bir karıncaya bağlayıp karın­ cayı şeytanminaresinin içinden geçirtmek ge­ rektiğini söylemiş. Kokalos'u konuğunu teslim etmeye zorlamış. Odysseus yeraltı ülkesi­ ne inecekken. Rhea çocuğun çevresinde Kureta'larm coşkun rakslarla tunç kalkanlarına vura vura gürültü yapmalarını emretmiş. Toprağın oğulları oldukları söylenir: Rhea Girit'in Lyktos magarasında Zeus'u doğurduğu zaman onu Amaltheia adlı nympha'ya teslim eder. iki kızları olur: Leto ve Asterie. Kybele ve Dionysos tanrılannın kültleri birbirine karışmış ve Daktyl'ler. sonra çık yola.leri Theia.

Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından birinin adı. Pelias). Medeia'nın korkunç dramı bu olayla başlar: Büyücü kadın bu evlenmeye ses çıkar­ mayacak gibi olur. 19). Kreş. Yanına varıp onu kurtarmak İsteyen Kreon da aynı ateşle tutuşup yanar (Medeia). Kreon. İokaste'nin kardeşi ve Thebai kralı Laios'un kaynatasıdır (Tab. bu yüzden de evi barkı. Antigone dramında büyük bir rol oynar ve doğanın kanunlarını hesaba kat­ madan devlet kanunlarını yürürlüğe koymaya çalışan yöneticinin iflasını simgeler (Antine. Tapınağın kurulması efsaneye göre şöyle olmuş: Krinis günün birinde Apol­ lon tanrının öfkesine uğramış. Halmon). (îyes'le Briareus'un kardeşi (Yüzkollular). gi­ yer. Attika bölgesi bu kıza göre adlandırılmış. başka birine göre de Girit toprağından doğmuş ve Girit'in ilk konuklan Eteokretes. yani gerçek Giritlilerin atasıdır. Kreusa'nın görüntüsü karşısına çıkıp yeni bir yurt kurmaya gitmesi gerektiği­ ni bildirir (Aineias). Oidipus'un ölümünden sonra oğullan Eteokles'le Polyneikes savaşa tutuşunca. Ama günün birinde Kreon kızı Kreusa (ya da Glauke)'yi İason'a vermeye kalkışır. Tyro'nun tanrı Poseidon'dan olan Neleus ve Pelias adlı oğullarını evlatlığa alır. 22). (1) Atina kralı Erekhteus'un kızı. Adı Oidipus efsanesinde geçer: Oidipus Thebai'den sürülünce şehre kral olur. toprağı. Attika'nın ilk krallarından biri. Giritlilere adını veren kurucu kahra­ man. Aineias karısını aramak için şehre geri döndüğünde. Eurydike'dir. Kreusa gelinliği alır. Aineias'ın karısı (Tab. Zeus bebekken babası Kronos'un elinden kurtarılmak için Girit'e bı­ rakılınca Kreş adada hüküm sürmekteydi ve Zeus'u koruyan o olmuştur. nesi varsa sıçanla­ rın saldırısına uğramış. İon'un anası (lort). Sıçandan geçilmiyor. En es­ ki destanlarda Aineias'ın karısının adı Kreusa değil. Kretheus. Girit'i her türlü çıkarmaya karşı koruyan Talos adlı robotun babası sayar (Talos). Kranaos da Kekrops gibi topraktan doğma İmiş (Kekrops). Ilyada'da Agamemnon'un tutsak tuttuğu kızı Khryseis'i almaya gelen Khryses bu tapına­ ğın rahibidir. Bu rahipler Kybele ayinlerini baş döndürücü rakslarla. Kre­ on Eteokles'in tarafını tutar. 6). Aiolos'la Enarete'nin oğlu. Polyneikes'i şe­ hirden sürer. lason Medeia'yı boşayıp Kreusa'yı almaya razı olur. Kekrops'tan sonra tahta çı­ kan o olmuş ve Attikalılara "Kranaos'lular".Kybele'nln kültüne bağlanmıştır. (2) Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı. Kretheus. Oidipus. güç ve kuvvet simgesi (Bia). Vergilius Aeneis desta­ nında Kreusa'nın Troya'nın yıkıldığı ve Ainei­ as'ın babası Ankhises'le oğlu Askanios'u ala­ rak şehirden kaçtığı gece bir tanrıça (Aphrodite ya da Kybele) tarafından kaçırıldığını an­ latır. Minos'tan çok önce Girit'e yasalar vermiş ve uygarlık getir­ miştir. bir yatıdan da . sırtına geçirir geçirmez de cayır cayır yanmaya başlar. bağrışmalarla. Ama tanrı bir gün yeryüzüne inecek olmuş. Bir efsaneye göre tanrı Zeus'la Ida da ğının bir nympha'sından doğmuştur. Kottos. davul ve tef sesleriyle kut­ larlar. Dionysos). gümbürtülü bir vecit içinde kendilerin­ den geçerek "enthousiasmos" denilen duru­ ma girerek tanrıya karışmayı sağlarlardı (l)aktyller. Alina'ya da Kranae denmiş. (1) Korinthos kralı. Kreon'un yanı­ na sığınırlar ve birkaç yıl barış içinde yaşar­ lar. flüt. oklarıyla hepsini öldürmüş. 17). tarlası. Tyro ile evlenir ve Aison'u doğurur (Tab. İason'la Medeia efsanesinde rol oynar: İolkhos'tan kovulunca İason'la Medeia Korinthos'a. (2) Menoikeus'un oğlu Kreon. Pallas'la Styks'in oğlu (Tab. Kranaos'un Atllıis adlı bir kızı olmuş. lason ve Pelias'ın şehri olan lolkos'un kurucusudur (Tyro. kumasına armağan olarak bir gelinlik gönderir. Efsanenin biri Kres'i. sıçanlar her şeyi kemirip yok ediyormuş. Krinis. Kıanaos. Mysia şehri Khryse'de bulunan Apollon Smintheus tapınağının kurucusu. Kratos. Krinis'ln sürülerine bakan çobana konuk ol­ muş ve ondan çok memnun kaldığı için böl geyl sıçanlardan temizlemeye karar verini'. Kreusa. Kretheus.

Her iki efsanede de Maion adlı birinin söz konusu edilmesi özel­ likle Latin şairlerince Homeros'a verilen Maionides. Hesio­ dos'un etki altında kalarak uzun uzadıya an­ lattığı bu masallar Yunan mythos'unda tek örnek olmak bakımından daha da ilgi çekici­ dir (Theogonia). Homeros'un tonya'sında bunlar bilindiği halde pek tutunmadıgı da destanlardan belli olmaktadır. Musalarla ilişiği olan bir cinle sevişmiş. 3. Kronos. Pallas ve Perses'i meydana getirir (Tab. ikinci kuşağı başa getirmiştir (Tab. Zeus'la Hera'ya soyadı olarak Kronides (Kro­ nos oğlu) denir. Zeus efsane­ sinde iki kez görülen babanın oğla baskı ya­ pıp oğlun ayaklanması ve babasını alt ederek egemenliğini elinden alması teması. Gaia bir düzen kurar ve o düzeni oğlu Kronos eliyle gerçekleştirir. Kritheis Kyme'li (İzmir'in güneyinde Namurt) bir adamın kızıymış. Başka bir efsaneye göre. anası Gaia'nın eline verdiği çe­ lik tırpanla babası Uranos'un hayalarını kes­ mesi tanrı kuşakları arasındaki çekişmenin ilk aşamasıdır (Theog. böylece onu inim inim inletmektedir. (Uranos. zamanın akışını. Bu efsane koca ozana verilen Melesigenes (Meles'ten dogma) adının nereden geldiğini anlatmaya yarar. Homeros destanlarında adı geçer. Uranos'la Gaia'nın son oğul­ ları Kronos Titanlar soyundandır ve babası Uranos'u erkeklikten yoksun etmekle birinci kuşak tanrılarının egemenliğine son verip. Kronos adının zaman anla­ mına gelen "khronos" sözcüğüyle aslında hiçbir ilişiği yoktur. 4). Titanlardan biri. Kronos. yani Maion oğlu. ya da Aphrodite'nin babası olarak geçer. hele do­ ğan varlıkları yutmak gibi ilkel motiflerle Yu­ nan mythos'una dışardan katılmış öğelerdir. geçişini simgelediği ileri sürülüp. Kronos'un Zeus eliyle yeraltı­ na kapatıldığına da değinilir. Ve Kronos diş biledi yıldızlı babasına. Oysa efsa­ nesinden görüleceği gibi Kronos'un bu yoru­ mu bir zorlama ürünüdür. o art düşünceli tanrı. Kritheis amcasını bırakıp Phemios adında bir İzmirliye kaçmış. Efsanenin başka bir anlatımında Kritheis adalı bir genç kızdır. Beş erkek titan ve al­ tı kız titan'ın doğuşundan sonra Kronos'un dünyaya gelişini Hesiodos şöyle anlatır (Theog. Eurybie ile birleşir ve Astraios. en belalısı Toprakoğullarının. EFSANELERİ. ya da Maionialı (Lydialı) ek adının açıklanması yapılıyor. Kaynağı güneydoğu Akdeniz çevresinde bu­ lunan bu efsanelerin Yunanlılara Fenikeliler yoluyla geçtiği sanılır. Uranos'un er­ keklik aygıtından akan kanlardan Erinys'ler (Erinys) ve spermasından da Aphrodite (Ahrodite) do^ar. Uranos. Bu kaynaklara göre Kronos yeryü­ zünde iyiliği ve bereketi kuran ilk tanrıdır.Krinis'e Apollon Smintheus'a bir tapınak dik­ mesini buyurmuş (Apollon Smintheus). (1) ADI. Orfik tarikat geleneğinde Kronos Zeus'la barışmış ve Mutlular Adalarında yaşar gibi gösterilir. (2) DOĞUŞU. Kronos'un. imgelerinde elinde bir tırpanla gösterilmiştir. Ozan Homeros'un anası sayılan efsanelik kişi. Onun egemen olduğu çag Altın Çağına rast­ . ama sonraki efsane ve açıklamalara göre bu iki kelime bir tutulmuş ve Kronos tanrının zamanı. Kronos'la ilgili iki efsane de Hesiodos'un Theogonia'sında anlatılmak­ tadır. bir gün de Meles ırmağının kıyısında çamaşır yıkamaya gitmişmiş ki Homeros'u doğurmuş. Aphrodite). ama sonra da korsanlar tara­ fından kaçırılıp İzmir'e götürülmüştür. Başka ef­ sanelerde de Hephaistos. bu adam ölürken kızını kardeşi Maion'a bırakmış. 453506'da anlattığı Kronos-Zeus çekişmesi Zeus maddesinde ele alınacaktır.): Bunlardan sonra Kronos geldi dünyaya. Uranos hepsini gün ışığına çıkar çıkmaz Gaia'nın karnına gerisin geri tıkamakta. Kritheis Ege bölgesinin bir nympha'sıymış. Kronos'tan sonra Toprak Ana Kyklopları ve Hekatonkheir'leri doğurduğu halde. Krios. 137 vd. Hesiodos'un Theog. Uranos'la Gaia'nın oğlu. 154-210). Lydia kralı Maion onunla evlenmiş. Gaia. ama efsane ola­ rak anlatılmaz. Kritheis. İzmir'de akan Meles ırmağıy­ la sevişmiş ve birleşmelerinden Homeros meydana gelmiş. Kritheis de Me­ les ırmağının kıyısında Homeros'u doğurup hemen sonra ölmüştür. Kronos'un Philyra ile birleşmesinden at adam Kheiron doğmuş (Kheiron). 4).

Eskişehir'le Af­ yon arasında ulaşımı zor bir yöredeki bu anıt­ lardan en çok tanınanı Yazılıkaya diye anılan Midas anıtıdır. öte yandan Asya'nın içlerine dek yayılan. ilkçağda Phrygia diye tanınan bölgede yaygın bir ala­ na dağılmış kır tapınaklarıdır. Kyane. tarih. kollarında çok da­ ha ufak boyda bir erkek figürü taşımakta. "potnia theron" yani hayvanların kraliçesi. Çoğu ormanlarda. ya da doğur­ mak pozunda olan tanrıça ise iki yanındaki iki aslana dayanmaktadır. yeşillik ara­ sında bir kayaya yaslanmış olarak. çok sonraları tarihsel çağlar­ da anlatılan efsanelerini bile dile getirmekte­ dir. Kula at anlamına gelen Ksanthos Akhilleus'un ölümsüz atlarından biridir. Buraya Ana Tanrıçaya tapınmaya gelen dua­ cıların Kybele'nin simgelediği bereket ve do­ ğurganlıktan pay almak için seks yerlerine dokunup onları aşındırdıkları bellidir. Patroklos'la Hektor arasındaki savaşa Balios'la birlikte katılır (Balios) ve Patroklos öl­ dükten sonra ağlar. Oturmuş. meme. kültü dal budak salmış bu tanrıça figürünün değindiği bilim dalları o kadar çoktur ki. Irmak tanrı Maiandros'un kızı. ya da düz­ lükte birkaç basamak üstüne kurulmuş olan bu anıtlar birer cepheden ibarettir. elde edilen verilerle bulguları bir açıdan inceleyip değer­ lendirmek yepyeni denebilecek bir uğraştır. Son yıllarda konuyu en çok aydınlatan bi­ lim dalı arkeoloji olmuştur. İşin en tuhaf ve düşündü­ rücü yönü de Ana Tanrıça yontularıyla bir sırada Çalalhöyük'te bulunan çizgi motifleri nin Anadolu'nun geleneksel halk sanatlarını. araştırmaları bir tek ilgi merkezinde toplamak. Yontuların heykel. göbekli. tanrıçanın da. din tarihi. Üçgen bi­ çiminde bir çatı. top­ rak üstünde oldukları için belki hiç değinme­ yeceği Kybele anıtları vardır ki. bunlar ya­ zın kaynaklarındaki Ana Tanrıça tanımlarına tıpatıp uymakta. Küreta'lar. Ana Tanrıça dinini aydınlatmak bugün arkeo­ loji. Korybant'lar. üstüne tırmanmış gi­ bidir. duvarın içinde de çokluk bir niş oyulmuştur ve nişle­ rin kimisinde ayakta bir tanrıça heykeli görül­ mektedir. Tapınakların bazılarında tanrıça heykelinin iki yanında ön bacaklarını tanrıça­ ya dayamış iki aslan vardır. gerçeklere uy­ gun olarak tanıyabileceğiz ve anlayabileceğiz. doğa üstüne sonsuz egemenliğinin bir simgesi olarak asla­ nı yanından ayırmamaktadır. bir yandan kuzey ülkelerine. Ana Tanrıça'yı gereğince. Ö. Bkz. Oturmuş durumda. ilerde efsanesi anlatılacak Attis'in ta kendisidir. Bu erkek. figürln ve idol biçiminde olanlarına gelince. Bir de arkeolojinin daha değinmediği. aslanlann da seks yerleri zamanla aşınmıştır. Akhilleus'a Hektor'la sa­ vaşında da yardım eden bu ölümsüz at dile gelerek efendisine yakında öleceğini bildirir (Akhilleus). dolgun memeli bir tanrıça.lar. hem sevgilisidir. Bütün bu kolların çabası bir araya geldikten sonradır ki. altında bir taş duvar. Tıpkı çok sonraki heykellerinde görüleceği gibi. Sa­ turnus). Hesiodos'un da anlattığı Çağlar Efsanesi Kronos'la ilişkili olarak özellikle Roma'da tu­ tunmuş ve Saturnus çağı üstüne efsaneler bir­ çok şairleri esinlemiştir (Soylar Efsanesi. örneğin bugün bile yaşayan kilim motiflerini yansıtmasıdır. Kybele. Sümer'den de önceki bir kültür çağını yansıtan bu tarihler Ana Tanrıça'nın Anadolu'nun yerlisi olduğunu açığa vurmaktadır. Bu su götürmez gerçek gün geçtikçe daha belirgin biçimde gözümüzün önüne serildiği halde. bütün doğayaı yayıldığını gösterir Bu cephe tapı . Kalın kalça. mitoloji ve sanatla yazın tarihinin katışık görevi olmalıdır. birçok ulus. karın altının bir üçgen biçiminde be­ lirtilmesi gibi motifler analığı ve dişiliği simge lemek bakımından Kybele'den Artemis'e k<ı dar büyük ana tanrıça imgelerinde bulunmak tadır. kaim kalçalı. Çatalhöyük ve Hacılar'da yapılan kazılar Ana Tanrıça figü­ rünün !. Kaunos'la Byblis'in anası (Byblis). Tarih öncesinin en gerilerinden tek tanrılı dinlerin yerleştiği dönemlere kadar uzanan ve Akdeniz yöresini kapladıktan son­ ra. 6500-700 yıllarına kadar uzandı­ ğını ortaya koymuştur. Ksanthos. Ev biçi­ mindeki bu basit tapınaklar Phrygia'da Kybele dininin kentler dışına da taştığını. bu figür göğsüne yapışmış. uy­ garlık ve kültürlerde değişik adlarla anılıp hep aynı prototipe indirgenebilen Ana Tanrıça di­ ninin kaynağı Anadolu'dur. Tanrıçanın hem çocuğu.

İstanbul Üniversitesi Film Merkezince çevrilmiş olan bir belgesel filmden tanıdığımız bu Kybele anıtlarının arkeoloji buluntularıyla ve başka bölgelerde rastlanan buluntularla karşılaştırılıp değerlendirilmesi Ana Tanrıça dinini aydınlatmaya yarayabilir. Hiçbir mitoloji­ de hiçbir tanrı Ana Tanrıça kadar çeşitli ad­ larda adlandırılmamıştır. Bütün bu isim ve sıfatlardan anlaşıldığı gibi. Ayrıca bazı yer adların­ dan üreme sıfatlara Yunanca meter. Syria'da Lat. Ko­ mana Pontika (Tokat bölgesinde Gümenek) ve Kayseri yöresindeki Komana Kappadokika (Kemer) kentlerinde adı çok eski bir Ana­ dolu adı olan Mâ'dır. tanrıça doğayı bütün canlılığı. ya da onunla ilişkili olarak gösterir (Amazonlar. ya da şe­ hirleridir. verimliügiyle simgeleyen ev­ rensel bir nitelik taşımaktadır. Kybele gerek şiir. bu sıfatlar arasında en yaygın olan da Dindi/mene adıdır ki Dindymos dağının tan­ rıçası anlamına gelir. Hi­ tit kaynaklarında Hepat diye adlandırılır. Yazılı kaynaklarımıza gelince. Phrygia'da Kybele olarak geçer.. Steunene Aizani (Çavdarhisar) yöresindeki Steunos (Kesikmagara) mağarasının tanrıçası olduğunu belirtir. Yunanlılar bu tanrıçayı savaş tanrı Ares'in çevresindeki Enyo ile.naklarında dikkati çeken bir nokta bunların Lykia'daki kaya mezarlarına çok benzemele­ ridir. bu efsanede hem tanrıçada analık kavramının nasıl anla­ şıldığı dile gelmekte. Artemis). Latince mater sözcüğü eklenerek tanrıçanın bölgesel niteliği de dile gelmektedir: Sipylene Sipylos (Manisa) dağının. Romalıların Magna Ma­ ter (Büyük Ana) diye andıkları tanrıça analık vasfını da yalnız insan alanında değil. öbürü Mysia-Phrygia sınırın­ daki Kapıdag. Tarih kaynaklarından burada tapı­ nılan tanrıçanın şimşek. Lydia'da adı Kybebe. Yukarda sözünü ettiğimiz bilim kollarında işbirliği ve daha de­ rine giden kıyaslamak araştırmalar bu alanda çok yararlı olabilir. biri Phrygia' daki Murat dağı. su­ ya çiçek ve özellikle menekşe atmakla kutla­ nan Attis. Bu alanda bilgilerimiz Yu­ nan yazarlarından çok. Berekyntia Sakar­ ya kıyısındaki eski bir kalenin. Efes'te Artemis. hem de tapanının biçimi saptanmaktadır: Tanrıça Attis (ya da Attes) 184 . kuleli ya da kule taşıyan ana demektir) olur. Efes Artemis'inde görülen kuleli taçları başında taşımakla bir de meter turrita ya da turrigera (Lat. her türlü uygarlığın da etkeni olarak daha sonraki dö­ nemlerde. Aslında bir tek efsanesi vardır. (1) ADLARI VE SIFATLARI. Ana­ dolu halk törelerinde bu inançtan kalma iz ve etkileri de ortaya koymaya çalışmasıdır: Phrygia ırmağı Sangarios'un kaynağında. İtalya'da Ne­ mi gölü bölgesinde Venüs. Girit'te Rhea. anaerkil bir toplu­ mun ürünü olan savaşçı Amazonları efsanele­ rin hepsi ister Artemis. Hitit'te Arinna. Gordium'un güneybatısındaki Balhisar'dır. Anadolu'da ise Dindy­ mos adını taşıyan üç dag vardır. Bu ad ve sıfat çoklu­ ğu Ana Tanrıçanın kaynağı Anadolu'da ol­ mak üzere uluslarüstü bir nitelik kazandığını kanıtlamaya yeter. gerek düzyazıyla en çok sözü edilen tan­ rıçalardan biridir. topuz ve çift ağızlı baltayla simgelenen bir savaş ve zafer tanrı­ çası olduğu anlaşılır. Toprak ve be­ reketin kaynağında olmaktan başka. (2) NİTELİĞİ VE EFSANESİ. ister başka adlarla anılan Ana Tanrıçanın hizmetinde. Sözü geçen filmin asıl değeri de Ana Tanrıçayı Çatalhöyük'ten Roma çağına kadar her çeşit anıt ve imgeleriyle ortaya sermekle kalmayıp. Ana Tanrıçanın aldırı değişik adlardır. Sümer'de Marienna. Ana Tanrıçanın Pessinus'tan da daha eski bir tapım merkezi Komana şehridir. ldaia Girit'teki İda ve Troya'ya hâkim Kazdagının. Pessinus da eski adı Justinianopolis olan Sivrihisar'ın biraz güneyinde. Kybele'nin tapım mer­ kezlerinden olan Manisa'daki Mesir bayramı ve bu bahar bayramında camiden aşağıya halka bereket ve doğurganlık sağlayan ma­ cunların atılması Anadolu'nun yerlisi olan bir inancın süregelmesi olabilir. Roma yazarlarından gelmedir. yani bahar şenliklerinden bugün de bir şeyler kalmıştır. Kültepe tabletlerinde adı­ na Kubaba olarak rastlanır. Mısır'da İsis. Romalıiarsa Bellona ile bir tutmuşlardır. üçüncüsü de tanrıçanın en önemli merkezi olan Pessinus'a yakın Günyüzü dağıdır. doğal ve evrensel bir ilke olarak canlandırır. Bu nite­ liğiyle Ana Tanrıça'nın kültüyle Karadeniz bölgesinde merkezlenen Amazonlarla ilişkisi olduğu sonucuna varılır ki.

burada egemen olan tanrıçayı benimseyip tapımını sürdürürler. Klasik çağlarda Yunanistan'ın ve Anado­ lu'nun dört bir yanına dağılan Phrygia kölele­ ri ve dilenci rahipleri hor görüldüğü oranda gizemli bir din ve kültünün temsilcileri olmak­ la saygı ve gıpta ile karşılanırlar. 1200 yıllarında Friklerin. onu Pessinus kralının (kimi kaynaklarda kral Midas'ın) kızıyla evlenmek üzereyken düğün ye­ rinde birden karşısına dikilerek çıldırtır ve kendi kendini hadım etmesini sağlar. biri İ. tarihe Kybele bir Phrygia tanrıçası olarak geçmişti. Attis kendi kestiği hayalarından akan kanla topra­ ğı sular. Phrygia'da yerli bir kült olduğu bü­ tün kaynaklardan belli olan bu rahip devleti özekligini bögeye gelip yerleşen bütün yöne­ timlere karşı korumuştur. Ö. Marsilya'yı kuran göçmenlerin yeni yurtlarına taşıdıktan törele- . rahip krallar büyük kralın siyasal yönetimini tanımakla birlikte onun din merkezlerine ka­ rışmasına hiçbir zaman izin vermemişimin Phrygia dışardan gelme ulusların iki kez saldı­ rısına uğramıştır. müzi­ ğin ve bir de yaşam biçiminin. Megabyzos adıyla anılan ikincisi dışar­ dan gelme olması şart koşulan bir yabancıy­ dı. Phrygia uygarlığı Ege kıyılarını kapladıktan sonra. Tanrıçaya orada bir idol biçi­ minde tapınılırdı. Ö. Bu dinsel yönetimin başında iki başrahip bulunur. tanrıça bu yeni siyasal gücü ve etnik toplulu gu öylesine etkilemiş ki. Pessinus'taki tapınağını kurmakla övünüldü. bunların biri Attis adını taşır. Nitekim Yunan ve Roma çağında Kybele kültü bütün töreleriyle Phrygia uygarlığına özgü bir belirti sayılır. Her iki saldırıda da Ana Tanrıçanın tapım merke­ zi uluslarüstü niteliğini koruyarak bağımsızlı­ ğını ve din devleti olarak etkisini sürdürmek yolunu buluyor. Tersine bu tapını daha çok Lydia yöresine kaydıktan sonra.adlı bir delikanlıya tutkundur (Agdistis). Marsyas'ın da Ana Tanrıça ile yakın ilişkileri tarihe geçmiştir. Yazılı kaynaklar bi­ ze Kybele'nin Pessinus'taki tapımı üstüne ay­ rıntılı bilgi verir. akan kan ve yitirilen erkeklik gücü daha evrensel bir nite­ lik kazanarak bereket ve canlılığın daha geniş bir alana. Kybele'nin başrahibi de kanlı bir törenle kendi eliyle kendini hadım etmek zorundaydı. Kybele kültünde birtakım vecit. gerekse Pessinus'taki tapım merkezleri Hititlerin Anadolu'da kurdukları egemenlik döne­ minde büyük Hitit kralıyla iyi ilişkiler kurmuş. Kimmerler de Phrygia devletini yıkar. Pessinus'taki tapınağı siyasal güç­ lerden büsbütün bağımsız bir din merkezi ola­ rak yönetilirdi. Friklerle tanrıçanın kaynaşması dikkati çeken bir süreçtir: Ana Tanrıça kültü­ nün yerli olup Phrygia bölgesini ele geçiren ve yöreye adını veren ulustan çok daha eski olduğu bütün kanıtlardan anlaşıldığı halde. özellikle Adonis mythos'unda (Adonis) görü­ len bu ölme-dirilme motifi. İonyalı kolonistler din merkezine dokunmak şöyle dursun. 686 (ya da 676) sula­ rında Kimmerlerin bölgeye yayılmasıdır. Gerek Komana'da. ikincisi 1. şenlikler ara­ sında yapılan bu eylem gene Anadolu'ya öz­ gü ve bazı tarikatlarda bugün başka biçimde de olsa yaşayan bir törenin ilk örneğidir. Phrygia krallarından Midas'ın da. Attis erkekliğini keserek kendini nasıl tanrıçaya kurban ettiyse. ama Ana Tanrıça kül tünü ortadan kaldıramazlar. kendinden geçme ve esrime hallerine kanşmakta ve Ana Tanrıça tapımının özünde olan bir çeşit kurban töreniyle gerçekleşmektedir. bu dini benimseyen bütün ülkeler onu bir Phrygia tanrıçası olarak tanırlar. Phokalalılarla Fransa'ya kadar da yayılır. Toprak-bereket efsanelerinin hepsinde. Öyle ki Ana Tanrıça kültü Phrygialılardan çok eski olduğu halde. kılık kıyafetin kurucusu. (3) TAPIMI VE TARİHİ. Galloi diye anılan öbür ra­ hiplerin de vecit halinde hadım edilmeleri tö­ redendi. Midas tanrıçanın oğlu olmakla. öncüsüdür. Bu idol bir "diopetes" yani gökten düştüğü ileri sürülen bir meteorit. Aynı süreç Efes'teki Artemision'da da görülür. bir kara taştı. bitkilerin fışkırmasına yol açar ve bir çam ağacına dönüşür. Attis efsanesinde simgelendigi gibi. yani bütün doğaya geçmesini sağ­ lamaktadır. Metragyrtoi diye anılan dilenci rahipler Akde­ niz çevresine yayılır ve birer misyoner gibi davranarak Ana Tanrıçanın mistik ve gizemli dinini dört bir yana tanıtırlar. Gizemli cümbüşler. çünkü Phrygia evrensel bir dinin merkezi olduğu ka­ dar Yunanlılara yön veren bir sanatın. Bu iki kral-rahibin Attis efsanesinde anla­ tıldığı gibi erkekliklerini tanrıçaya adamış ol­ ması gerekiyordu.

üstün olmak anlamına gelir ve bu Roma imparatorluğu çağına kadar süregelecektir. kız oğlan kız olmadığı ileri sürülmektedir.): Eskiden bağlık. Uzak Askania dendiğine göre bu savaşçıların geldiği yöre Burdur böl­ gesi olsa gerek. Phrygia'nın bir Amazon saldırısına uğrama­ sı.. Ana Tanrıça üstüne en zen­ gin buluntuları sağlayan Hacılar da Burdur'a yakın değil midir? Phrygialılardan kral Priamos kendisi de söz eder. rahiplerinin hadım oluşu. Phrygialılardan söz edilir: Bunlar Troya savaşında Troyalılara yardıma gelir (İl. Ama Ana Tanrı­ ça sanat yönünde çığır açmakla kalmaz. II. Attis ef­ sanesinin bu törenlerde ve gizemlerde yine­ lenmesi Roma şairlerini öylesine etkilemiş. hem de Bur­ dur gölünün adıdır. Priamos'un da Phrygialıların yardımına koşması anlamlı. kültünü sınırları içine almakla geçirdiği bir bunalıma çare bu­ lunacağına inanmıştır: Peloponez savaşı de­ nilen iki büyük Yunan şehrinin. birkaç yıl sonra Romalı komutan Manlius 186 . Helene'ye anlatır (İl. Ondan önce Ati­ na Ana Tanrıçayı çağırmış. Yeni efsaneler doğar: Ana Tanrıça taşını Tiber'den yukarı taşıyan gemi birden karaya oturur. Roma'nın Aineas'ı kurucu ata olarak benimsemesiyle Phrygia uygarlığını da kültürünün kaynağı saymış. Kybele-Attis efsanesini konu edindikleri şiirlerinde tanrıçanın Galli adlı rahiplerine atıfla "galliambus" diye coş­ kun bir vezin de uydururlar.. iki tann ve iki din arasında bağlantılar tarih öncesi çağlara dek uzanmaktaydı (Sibylla).rin arasında bugüne dek Fransa cumhuriyeti­ nin benimsediği Phrygia başlığı da yok mu­ dur? Phrygialı olmak kültür bakımından yet­ kin. coşkun danslarla kutlanan törenleri. aralarına savaş ortağı almışlardı beni. Ö. Amazonlar gelmişti hani. 862): Askanios yönetir Phrygia'lıları. Atina ile Sparta'nm amansız ve sonsuz savaşında Ati- na'lılar Phrygia'nın Ana Tanrıçasını getirte­ rek şehirlerinde ona büyük bir tapınak kur­ muşlar. imparatorluğu kur­ maya yol açacak yayılma politikası yürürlüğe girmektedir. O sıralarda Delphoi tanrısı Apollon'un rahipleri bu olayı desteklemiş olacak: Tanrının kâhinleri. ama bu olay sonradan çok önemli sonuçlar doğurmuş. yalnız uygarlık ve kültür merkezi sayılan Anadolu'nun değil. Sibylla'lar Anadolu'dan gelmeydi. kirletildiği. Askania Limne hem Gemlik. 184 vd. bahçelik Phrygia'ya gitmiştim. Bu olay da kritik bir döneme rastlar: Roma Afrika se­ ferlerine çıkmak üzeredir. afif ellerle şehre alınmasını ister. Gerçekten de öyle olur. bütün doğu Akdeniz çevresinin. Magna Mater'in Roma'ya nakli din tarihinde eşi­ ne rastlanmayan bir olaydır. halk heyecana kapılır. Bir kültür taşıyıcısı olarak Phrygialıların Troyalıları da simgelemek için kullanılmaları ne zaman ve nasıl başlar? Herhalde şairler. tanrıça afifligini kanıtlamak için gemisinin kendi eliy­ le çekilmesine izin versin. O sırada Roma'da bir taş yağ­ muru olur. zil ve da­ vul gibi çalgılarla. Orduları yayılmıştı Sakarya'nın kıyılarına. Kybele'nin Phrygia'dan gelme tef. derken Claudia Quinta adlı bir kız orta­ ya çıkar ve tanrıçaya yakarır. İlyada'da Kybele'nin adı hiç geçmediği hal­ de. Magna Mater bu gereksinmeyi karşılamış ola­ cak ki. yeni ve da­ ha köklü inançlara özlem duyulmaktadır. o sırada Ana Tanrıçanın sesi duyulur: Temiz. onu Demeter'le birleştirip bir devlet tanrıçası olarak benimsemişlerdir. esinlendirmiştir ki.. Roma ile Anadolu arasında kültür köprüsü kurulmuş­ tur. Claudia halatları eline alır ve gemiyi Ti­ ber'den yukarı Roma şehrine kadar çeker. Ana­ dolu'nun kapılarını açmıştır. özellikel tragedya yazarları şiir dilinde bu iki ulus adını karıştırmışlardır. Gene Sibylla kitaplarının önerisiyle Ana Tanrıça'nın Roma'ya getirilişi derin siyasal sonuçlar doğurmuştur. III.. ama tlyada'dan sonraki me­ tinlerde Troyalıların Phrygialı diye anılması büsbütün ilginç ve dikkat çekici bir yöndür. erkek gibi. 204 yılında Pessinus'taki meteortaşı törenle Roma'ya aktarıl­ mış ve Palatinus tepesine tapınağı kurulan Magna Mater'in şerefine Megalensia denilen bayramlar kutlanmaya başlamıştır. 1. yeni dini kutlamakta şairler ağız birliği ederler.. işte o gün. Ana Tanrıçanın da bu kültür göçüyle birlikte Roma'ya alınmasını sağlamıştır.. atları dörtnal giden bir sürü Phrygia'lı görmüştüm. uzak Askania'dan gelmişlerdir onlar.

sonra da İskenderiye şiirindi sözü geçen yaratıklardır. Türkçeye "Tepe­ göz" diye çevirebileceğimiz Kyklop'lar tek yu­ varlak gözlü devlerdir. Odysseus Kykloplar ülkesinde ve özellikle Polyphemos'un mağarasındaI yaşadığı serüveni en . Antlokhos'u yenip Orta Ana­ dolu'ya ordusuyla ayak basınca Romalıları Pessinus tapınağının rahipleri coşkun sevinç gösterileriyle karşılar. hem Anadolu'da geliştikçe gelişmiştir. Asklepios. çünkü oğlu Asklepios insanları ölümden kurtarıyor diye Zeus'un öfkesine uğrar ve Kyklopların yıldmmıyla öldürülür. sonra bu kadar ağır bir cezadan vazgeçip onu bir yıl için sığırtmaç olarak Admetos'un yanına yol lar (Admetos. Odysseia'da bunun tam tersine Kykloplar hayvancılıkla geçinen. Kydnos. azgın yürekli. Apollon baştanrı Ze­ us'a el kaldıramadığı için Kyklopları öldürme­ ye kalkışır. Ana tarafından İapetos'un torunu sayılır. maden işlerler ve tanrı­ lara silah yaparlar. nitekim Te­ pegöz masalları oralarda tutunmuş ve birçok yerlere Tepegözlerin. Kykloplar üzerine başka efsaneler de anlatı­ lır: Apollon Kykloplara düşman kesilir. Kydippe.Sipylos eteğindeki Magnesia'da (Manisa) Syria kralı III. başarılıydılar hep yaptıklarında. Sicilyalı Kykloplar önce Homeros'un Odyi seia destanında. Kyklopes (Kyklop'lar). Onunla ilişki kurup Batı ile Doğu arasında köprü atmak ve kültürünün yoksun olduğu bir temeli kültür beşiği Anado­ lu'da arayıp bulmak Roma'nın siyasal dehası­ na bir örnektir. Uranos'un yeraltına kapattığı bu devleri hemsoyları Yüzkollularla birlikte yeryüzüne çıkarır ve Titanlara karşı savaşta silah arkada­ şı olarak kullanır. 139 vd. Bu şehir bugünkü Tarsus'tur. Yuvarlak tek gözlerinden geliyordu adları. Denebilir ki Romalılara doğunun kapı­ larını açan Anadolu'nun yerlisi ve simgesi olan Ana Tanrıçadır. zorlu. yıldırımı} Her bakımdan tanrıya benziyordu burdur ama bir tek gözleri vardı alınlarında. koyun ve keçileri bol olan ağıllarda.): Sonra Toprak Kyklop'ları doğurdu. Zeus buna kızar. kraterlerden fışkıran kı­ vılcımlar onların örsünden fırlayan ateşlerdir. Eşsiz bir uy­ garlık ve kültür temeline oturtmayı başardık­ ları kültürleri böylece hem İtalya'da. bir an oğlu Apollon'u Tartaros'a atmayı düşünür. Başta Augustus olmak üzere imparatorların hepsi hiç tükenmeyen bir özü gelip Anadolu'dan almışlardır. Apollon). Kydnos ırmağının denize döküldüğü yerde bir şehir kurup ona Parthenia demiş. hangi adla anılırsa anılsın. Yunan mythos'unda bu yaratıkların üç türünden söz edilir: Biri Gaia ile Uranos'un oğulları göksel Kykloplar. öbürleri Odysseia'da adı geçen Polyphemos gibi Sicilyalı Kykloplar. yurtlarını Homeros destanlarına öz­ gü kesinlikle belirtir: Kuzey İtalya ve Sicilya kıyıları ve adaları söz konusudur. yersarsıntıları ve gürültüleriyle kendilerini bel­ li ederler. Tek gözleri ateşin karşı­ sında kor gibi parlar. Anadolu'nun büyük Ana Tanrıçasıdır. Odysseia bunların yerlerini. sonuncuları da kay­ nakları Lykia'da bulunan duvarcı Kykloplardır. Brontes'i. Bu bölgenin yanardağ bölgesi oluşu.demir döverler. Poseldon'a da üç dişli yabayı veren bu devlermiş. Kydnos'un Parthenios adlı bir oğlu varmış. oralarda toprak altına kapatılan Tepe­ gözlerin demircilikle uğraşan birer cin olarak canlandırılmalarına yol açmıştır: Bunlar Hephaistos'un işliğinde . Birinci türden Hesiodos Theogonia'da şöy­ le söz eder (Theog. Bu ef$8 nede Kykloplar ölümsüz tanrılar değil. özellikle Odysseia'da sözü geçen Polyphemos'un adı verilmiştir (Polyphemos). Kilikya'da bugün Tarsus çayı diye anılan ırmağın tanrısı. Hera rahibesi (Kleobis). mağaralarda yaşa­ yan yamyam devler olarak gösterilir. Bundan sonradır ki Ro­ ma Bergama krallığını miras yoluyla elde eder ve Anadolu'ya egemenliğini kurmakla bölgede çığır açıcı bir dönemin başlamasını sağlar. Kleobis'le Biton'un anneleri. ölüm lü yaratıklar olarak gösterilmiştir.tıpkı İtalya'da (XVIII) Akhilleus'un silahlarının yapıldığı bölümdeki gibi . Bunun sim­ gesi de binlerce yıl öncesi gibi Roma'nın ege­ menlik çağında da gene aynı tanrıça. Hades'e görünmez kılan başlığı. Steropes'i ve belalı Arges'i (ki bunlar vermiştir Zeus'a şimşekleri.

Kylabras. Delphoi'ye gelen yolcuları durdurur. Peneus ırmağının torunu olan Tesalyalı bir nympha'dır. ora­ da ezmeye çalışmış. bir de kızı olur. Orada Kyrene adını alan 188 . Phaselis (Tekirova) şehrinin kurulacağı yerde tarlaları var­ mış. Kyknos da buna inanmış. dağ kaya­ lıklarına mezarları kazmakla ün salmış Lykia'dan gelme olduğunu da ayrıca belirtmekte­ dir. oğlunu bir sandığa kapatarak denize atmış. Troyahlardan yana olan Kyknos Akhaların bo^az kıyılarına çıkarma yapmalarına engel olmak istemiş ve Akhilleus'la çarpışmış. Kyknos. (2) Poseidon'un Kyknos adında bir oğlu da­ ha/varmış. sunu olarak da tuzlu ba­ lık adarlarmış Kylabras'a. vahşi hayvanlarla boy ölçüşür. Öte yandan bu duvarcı Kykloplann Anado­ lu'nun Lykia bölgesinden gelme oldukları da efsanelerce belirtilir. Efsaneye göre Tenedos adasına kavalcıların gelmesi de ya­ sak edilmiş. Phaethon ölünce öyle güzel bir sesle ağıt yakmış ki Apollon tanrı onu kuğu kuşuna döndürmüş. Poseidon da oğlunu bir kuğu kuşuna çevirip kurtarmış. Pindos dağı­ nın eteklerinde sürüleri bekler ve öyle güçlü kuvvetlidir ki. Efsane Kykloplann yardı­ mıyla surlarını yaptıran krallar (Tiryns şehri için) Proitos ve (Argos şehri için) Perseus'tur. Apollon bu iş­ ten bıkmış ve yiğit Herakles'i Kyknos'la çar­ pışmaya göndermiş. Halikarnas Balıkçısı'nın öner­ diği bu görüş tutarlı görünmektedir: Tek yu­ varlak gözlü devler Hitit kabartmalarında profilden görülen kişiler olabilir. öldürür ve ölü­ lerini babası Ares'e sunarmış. Kyrene. ama Ares oğlunun öcünü al­ mak üzere yeryüzüne inince. dev oluşlan ve çok iri duvarların yapıcıları sayılmaları Anadolu'daki Hitit surlarının kayaya oyulmuş olmasıyla açıklanabilir. ta­ rih öncesi çağlarda şehir kalelerini yıkılmaz. Ama babası tanrı olduğu için Kyknos'un derisine silah işlemiyormuş. Lykialı bir çoban. (4) Phaethon'un arkadaşı Kyknos adlı bir adam varmış. Sonraları Phaselis halkı Kylabras'a bir tapınak kurmuş. Yunanis­ tan ve Sicilya'da iri taşlarla örülmüş kyklopeen denilen ne kadar sur varsa. Efsanesi Troya'nın İlyada'dan önceki olaylarıyla ilgilidir. Kaldı ki efsane bu devarcı devlerin Anadolu'dan gelme. Bütün bu kanıtlar bu tek gözlü devlerin yorumlanmasında Hitit kabart­ malarının göz önüne alınması gereğini pek­ leştirmektedir. önderlerin emrine giren bütün bir ulustur. zalim bir eşkıya imiş. 105 -567). Bozcaa­ da'nın tam karşısındaki bir şehrin kralıymış. Bu sorunun efsane bakımından da. Ana­ dolu ve özellikle Anadolu-Yunan ilişkilerinin aydınlığa çıkarılacağı bir gelecekte çözümle­ nebileceğine inanıyoruz. Adanın o zamanki adı Leukophrys'miş. Herakles eşkıyanın hak­ kından gelmiş.ufak ayrıntısına kadar anlatır (Od. ne var ki Tenes baba­ sının kıyıya bağladığı ipi bir keserle kesip ge­ misini açığa atmış (Tenes). onu da kalça­ sından yaralayarak Olympos'a dönmeye zor­ lamış. sonra da Tenedos adasına oğ­ luyla barışmaya gitmiş. Bunlar ne cin. Duvarcı Kykloplarsa Anadolu'da. bebeği bir kuğu kuşu büyütmüş. hepsinin yapı­ cıları sayılır. Akhilleus onu kalkanla ite ite bir kayanın altına kadar getirmiş. Troya'nın güneyinde. IX. ama üvey annesi Kyknos'a iftira etmiş. oraya şehir kurmaya gelen Lakios bu tarlaları tuzlu balık karşılığında satın almış (Lakios). Kyknos bir süre sonra oğlunun suç­ suz olduğunu anlamış ve iftirayı yapan karı­ sıyla ona tanıklık eden kavalcıyı gereğince ce­ zalandırmış. (3) Tanrı Ares'le Pelias'ın kızı Pelopeia'nın oğlu. Kuğu kuşlarının ölmeden ötmesi de ondanmış. Kyknos. Tenes Bozcaada'ya çıkmış. Kyknos sonraları Laomedon'un bir kızıyla ev­ lenir ve Tenes adlı bir oğlu. güreşe tanık olan Apol­ lon Kyrene'ye âşık olur. Hemen Kentaur Kheiron'a gidip bu kızın kim olduğunu Öğre­ nir ve Kyrene'yi altın arabasına bindirdiği gi­ bi Libya'ya kaçınr. Günün birinde silahsız olarak bir aslanla dö­ vüşüp onu alt edince. Kyrene. aşılmaz ve alınmaz duvarlarla çevirmek için efsanelik kralların. Ana­ sı bu Kyknos'u doğurunca deniz kıyısına bı­ rakmış. sonraları adını vermiş Leukophrys adasına. Kuğu kuşu anlamına gelen bu ad birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Poseidon'un bir oğlu. ne de tanrıdır. Karısı ölünce Kyknos başka bir karı almış.

Kyzikos tanrı Poseidon'dan türemiş olan Dolionların kralıymış. İlginç bir nokta da şu ki. Bu arada Kleite kederinden asmış kendini. ona da Kleite adı verilmiş. Kurucusu Kyzikos'un ef­ sanesi Argonaut'lar seferiyle ilgili olarak anla­ tılır (Argonaut'lar). Argonaut'lar şehre geldiklerinde kral. kıyasıya bir savaş olmuş. . sonra törenle gömmüşler onu. sava­ şa kral Kyzikos da gelip katılmış ve İason'un elinden can vermiş. gece vakti bir karaya varmışlar. gözyaşlarından bir kaynak fışkırmış. Argonaut'lar üç gün. içirmiş. Kyzikos Argonaut'ları iyi karşılamış. yedir­ miş. ne bilsinler ki orası az önce ayrıldıkları Dolionların ülkesi dir. Tanrıçanın denizin köpüklerinden doğunca ilk vardığı yer Kythera adası olduğu için (Aphrodite). Aristaios adlı bu çocu­ ğu Hera tanrıçalarla Toprak Ana büyütürler (Aristaios). Ne var ki Argo gemisi yola çıktıktan sonra büyük bir fırtınaya (utulmuş. Sabah olunca bir de bak mışlar ki korkunç bir yanılgıya düşmüş her­ kes. Kythera'h. Kyzikos. yanlarına bol kumanya da vere­ rek ugurlamış. Kyzikos'un kral olduğu selin­ de adı verilmiş Kieite'nin ölümüne nympha' lar o kadat ağlamışlar ki.bir altın saraya yerleştirir. Dolionlar bunları korsan sanarak saldırı ya geçmişler. üç gece yas lul muşlar Kyzikos'un ölüsüne. kâhin Merops'un kızı Kleite ile yeni evlenmişmiş. Argonautlar efsane­ sinde Kyzikos'tan ayrılmadan önce gemicile­ rin şehre hâkim olan Dindymos (Kapıdag) üs tüne bir Kybele heykeli diktikleri ve fırtınayı ancak bu yoldan dindirebildikleri söylenmektedir. Aphrodite'ye verilen bir ek ad. Kyrene'nin Apollon'dan bir oğlu olur. Kapıdag yarımadasının batı ko­ yunda bulunan Kyzikos şehri (bugün Balkız) ilkçağda Marmara'nın en zengin ve işlek li­ manlarından biriydi.

Ariadne). Labranda bugün Selimi­ ye'nin biraz kuzeyinde Türbe adlı bir kasaba­ nın yerinde bulunuyordu. Efsaneye göre Minotauros'u öl­ dürmeye giden Theseus'a Ariadne bir yumak iplik vererek onun Labyrinthos'a girdikten sonra yolunu şaşırmadan çıkmasını da sağla­ mıştır (Daidalos. Odysse­ us dilenci kılığında İthake'ye ayak basınca ba­ basının yürekler acısı halini çoban başı Eumaios'un ağzından haber alır. 19). Laertes de oğlu ve torunuyla birlikte sila­ ha sarılır ve Eupeithes'i öldürür. sıyrıklardan korunmak içindi. Odysseus'un babası. Laios. Odysseus'un ölüler ülkesinde rastla­ dığı anası Antikleia oğluna babası Laertes'in ne büyük acılar içinde kıvrandığını anlatır (Antikleia). Penelopeia ona sözde kefen dokur. Thebai kralı (Tab. Oidipus'un. gidip yıkanır. Oidipus da Labdakos oğlu diye anılır. Arkadaşları Panamoros ve Palaksos'la birlik­ te Karia bölgesine gelir ve oradaki Labranda şehrine adını verir. Labyrinthos. Odysseus onu ihtiyarlıktan çökmüş. yer üstünde yapıl­ mış bin bir oda ve koridordan kurulu çapraşık bir yapıdır. entarisi eski ve yamalı vepimpisti. Homeros bu buluşmayı şöyle anlatır (Od. sonsuz ve girift dehlizlerden meydana gelen bir yapıya veri­ len addır. Odysseia'nın yirmi dördüncü ve son bölümünde görünür. yamalı sığır derileri bağlamıştı bacaklarına. çoban­ ları ve bahçıvanlanyla birlikte yoksulluk için­ de yaşar. İthake sarayından ay­ rılır. her gün doku­ duğu ve gece söktüğü bezin Laertes'e kefen olduğunu söyleyerek talipleri oyalar. malı­ nın. bu ya­ bancı kendi oğlu Oidipus'tur. dizlik yerine. Kendini tanıtınca ihtiyar Laertes birden­ bire dirilir. Oidipus'un baba­ sı. saraydaki rezalete karışmaz. gönlü büyük bir yas içinde görünce dayanamaz. Ama çocuk dogmadan tanrı sözcü­ sü Laios'a doğacak olan çocuğun kendisini öldüreceğini bildirir. Labyrinthos. Labrandos. Thebai kralı olan Labdakos adını bütün soyuna vermiştir.): Odysseus yalnız babasını buldu bakımlı bahçenin içinde. Laios'un babası ve Oidipus'un dedesi (Tab. 19). Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasına kaynak olarak aldığı efsaneye göre. Labrandos Kuretaların biridir. ellerinde eldiven vardı dikenler batmasın diye. ağ­ lar. . Labyrinthos adı iki ağızlı balta anlamına ge­ len ve Girit din ve sanatında olduğu gibi Ana­ dolu'da da izleri görülen "labrys" kelimesin­ den türemiş olabilir. Lacrtes. Girit'e de oradan gelmiş olsa gerek. Laios İokaste ile evlenir ve bir oğlu olur. Anadolu dillerinden üremedir. Hele karısı Antikleia da canına kıyın­ ca Laertes canlı bir cenaze oluverir. Oidipus Laios'u Öldürür ve Thebai'ye vardıktan sonra anası İokaste ile evlenir. Ama ona ancak talipleri öldükten sonra. îthake'de Laertes'in sözü geç­ mez bile. gider bağlarında herkesten uzak. Bunun içindir ki kral ço­ cuğu doğar donmaz bir uşağına verip dağa bıraktırır. Labyrinthos ku­ ruluşundan da anlaşıldığı gibi Yunanca bir ke­ lime değil. Ama tanrı sözü gene de gerçekle­ şir: Günün birinde Laios Delphoi'ye giderken yolda bir yabancıyla kavgaya tutuşur. babasını öl­ dürmek ve anasıyla evlenmekle işlediği kor­ kunç günahı nasıl haber aldığı ve nasıl cezaya çarpıldığı Oidipus efsanesi ve tragedyasında anlatılmıştır (Oidipus). Labdakos'un oğlu. başında da soğuğa karşı keçi derisi bir takke. temiz bir entari gi­ yer ve tanrıça Athene'nin yaptığı büyü ile bir­ den güçleşir. Öyle ki ithake halkı taliplerin ölümünden dolayı öç almaya gelin­ ce. XXIV. Oğlu Troya savaşına gidip dönmeyince derin bir yas kap­ lar Laertes'in yüreğini.L Labdakos. Mısır'da bu çeşit yapılar yeraltında mağaralar kazılarak yapılırdı ve çokluk kral mezarı olarak kullanılırdı. Kadmos'la Harmonia'nın toru­ nu. gençleşir. mülkünün Penelopeia'nın taliplerince tü­ ketilip yok edilmesine karşı koyacak güçte 190 değildir. çapalıyordu ihtiyar adam bir ağacın dibini. 226 vd. Girit Labyrinthos'u yeraltında değil. Yunan mythos'un­ da bu kelime Girit kralı Minos'un ünlü mimar Daidalos'a yaptırdığı ve içinde Minotauros'u sakladığı yapı için kullanılır.

Bütün gemiler bu sütliman koya girerler. yalnız Odysseus kendi gemisini liman dışında bir kayaya bağlar. Sonunda Lamia gidip bir mağaraya saklanmış ve çocuklan yaşayan analara düşman kesilmiş.): Akıllı Zeus. Ama Zeus ona acımış. hepsi öldürüleceklermiş. 80-132). koynuna girdi Laodameia'nın. Odyssela'da adı geçen efsanelik bir boy. 9). Kocası Troya seferine çıkmadan az önce evlenen Laodameia ölüm . Zeus'la Taygete'nin oğlu. Boğazlar bölgesine Yunanis-. Başka bir geleneğe göre Sarpedon Zeus'la Europa'nın oğludur (Tab. Bu şehri kurmak için gereken topraklan tuzlu balık karşılığında satın almış (Kylabras). Laoda la Artemis'in oklarıyla ölmüş. (2) Antenor'un oğlu. bununla da kalmaz. çok şarap içtiği geceler gözlerini çıkarıp yata­ ğının yanındaki bir kaba koyarmış. VI. 197 vd. Bir Odysseus'un ge­ misi halatını çözerek kaçıp kurtulmak çaresi­ ni bulur. Laodameia doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon 'u. çocuklara korkuluk olarak gösterilirdi. Lampetie. XII). Efsane­ ye göre Lakedaimon adlı kahraman bölgede kral olan ırmak tanrı Eurotas'ın Sparta adlı kızıyla evlenmiş. Laistrygonlar liman­ da demirlemiş gemilere saldırır ve bütün ge­ micileri öldürüp şişlerler. Thebai'ye karşı Epigonlar seferine karşı koyar ve şehrini savunurken ölür (Alkmaion). Başka bir anlatıma göre Epigonlar şehri alınca Laodamas kaçar ve kuzey Yunanis­ tan'a sığınır. sonra da Antiphates adlı dev kral onlan kesip yer. Helios'la Neaira'nın kızı. Bir efsaneye göre Lamia güzel bir kızmış. Adı kader. llyada'da adı geçen Troyalı savaşçı. tan'dan gelen göçmenler günün birinde kra lın bulunmadığı bir zamanda yerlilerin saldın sına uğramışlar ve Lampsake araya girme şeydi. hem de Lakedaimon diye anılır. Peloponez'de Lakedaimon ya da Sparta olarak anılan ünlü şehrin kurucusu (Tab. Odys seia'da adı geçen nympha. Böylece Odysseus'un on iki gemi­ sinden on biri yok olur. Eurotas ölünce de tahta çık­ mış. Protesilaos'un karısı Protesilaos Tröya kıyılarına çıkar çıkmaz ölen Akha yiğididir. (1) Bellerophontes'in kızı. Zeus ona gönül vermiş. Tarihsel çağlarda bu kent hem Sparta. sonra da Telepylos denilen çok güzel bir limana varır. alın yazısı anlamına gelen Lakhesiş Moirala­ rın ikincisidir (Moiralar). 11). Homeros İlyada'da Laodameia'nın Zeus'la bir­ leştiği ve Sarpedon'u doğurduğu söylenir (İl. Lampsake Babrykler kralı nın kızıymış. Lampsake. Lakedaimon. Odysseus gemileriyle rüzgâr tanrı Aiolos'un adasından ayrılınca altı gün yol alır. ama Laistrygonların kralı Antiphates'in kızına rastlayan bu adam­ lar önce bir dev anasının evine götürülürler. Thebal kralı. ço cuklan kaçırır. La­ kios da Anadolu'nun Lykia ile Pamphylia ille­ rinin sınırında bulunan Phaselis şehrini kur­ muş. eşek bacaklı bir canavar. Lampsakos (Lapseki) şehrine adını veren kadın. Lampetie kız kar­ deşi Phaethusa ile birlikte babaları Helios'un Thrinakie adasındaki kutsal sığırlarına bekçi­ lik etmektedirler. bunun için de onlaı şehri aldıktan sonra Lampsake'ye bir tanrıça gibi tapınmışlar ve şehre adını vermişlerdir. ama Lamia'nın her çocuk doğuruşunda kıskanç Hera gelir. Laodameia. Lakios'a Delphoi tanrı sözcüsü do­ ğuya gidip bir şehir kurmasını buyurmuş. yermiş.Laistrygon'lar. Kentine karısının adını vererek Sparta demiş. X. bir tek gemisi kalır. Ama kral ki» göçmenleri kurtarmış. (2) Akastos'un kızı. yönettiği halka da Lakedaimorilular diye kendi adını takmış. Aias tarafından öldürülür. Üç arkadaşı­ nı da kente gönderir. Lamia. (1) Eteokles'in oğlu. Odysseus'un arkadaşlarının kutsal sığırları kesip yediklerini Helios'a ha­ ber veren onlardır (Od. Lakios. doğan çocuğu öldürürmüş. Lakhesiş. Laodamas. kadın başlı. Komedya'da adı geçen. o zaman uyur ve çocukları rahat bırakırmış. Bu korkunç macera Odysseia'nın onuncu bö­ lümünde anlatılmıştır (Od. Zeus'la Themis'in kızları sayılan kader tanrıçaları Moiraların biri. Geçeleri gözüne uyku girmediği için gider. onunla birkaç kez gelip sevişmiş.

satacağım sizi uzak adalara. Hesione'yi öldürecek bir de­ niz canavarı gönderdiği gibi. Bu günahı onun ve şehrinin başına birçok belalar getirmiştir. İlyada'da şöy­ le tanımlanır (il. Troyalılar bu manzarayı dehşetle sey­ rettikten sonra. geniş. üstelik kulaklarımızı tunç kılıcıyla kesecekti. Troyalı Antenor'un oğlu sayılan Laokoon. Bir surla çevirdim ben Troya'lılarm şehrini. giderek kargısıyla atın karnına vur­ muş. Thymbralı Apollon tapınağında ra­ hiptir. 16). efendimizdi. Ilos'la Eurydike'nin oğlu Laomedon Troya'nın ilk krallarındandır (Tab. Laodike ve İphianassa diye geçer. Laomedon. Casus Sinon'un da desteklediği bu görüş tutunur ve tahta at surlardan içeri alı­ nır. (2) Priamos'un kızı (Tab. İlyada'da Agamemnon'un üç kızı­ nın adı Khrysothemis. Lao­ koon kocaman bir boğayı deniz tanrıya ada­ mak üzeredir ki dalgalardan olağanüstü bü­ yüklükte iki yılan çıkar. Laokoon. Aeneis'te canlandırılan bu olay bugün Vati­ kan müzesinde görülen ünlü Laokoon ve oğulları heykeline konu olmuştur. geldi yıllığı ödemenin günü. şehir bir türlü ele geçemez olmuştu. Bu yüzden Troya'ya düşman kesilen Poseidon olayı Apol­ lon'a şöyle hatırlatır (İl. Akhalar içi dolu tahta atı Troya kapılarının önüne bırakarak Tenedos adasının arkasına saklandıklarında Troyalılar poseidon tanrıya şükretmek için on bir kur­ ban kesmek görevini Laokoon'a verirler. bunlar babalarına yar­ dım etmekte olan Laookon'un iki oğluna sal­ dırırlar. 16. Laodike tragedya yazarlarının sonradan Elektra diye adlandırdıkları kız olsa gerek. ama eşi Hades'e indikten sonra da Laodameia canına kıyar (Protesilaos). 441 vd. çok güzel bir surdu bu. Laomedon*un Hesione'yi kurtardı diye Herakles'e verdiği sözü de tutmaması onun yiğit . Laokoon'un Apollon'a karşı işlediği günahı bilmedikleri için.): Zeus buyurmuştu ikimize demişti. iş buyuruyordu bize. şöyle yorum­ larlar: Apollon'un rahibi kapı önüne bırakılan tahta heykelin şehir içine alınmasına karşı gelmiş. meydan okudu birde utanmadan. boynuzlu sığırlarını güdüyordun. Troyalıları tut­ maktan da kaçınır. Laodameia da heykelin ardından atlayarak diri diri yan­ mış.haberini alınca tanrılardan Protesilaos'u ken­ disine üç saat için bağışlamalarını diler. heykel ise tanrıların bir armağanıdır ve şehre alın­ malıdır. ellerinizi. İlyada'da adı geçmeyen Laokoon Vergilius'un "Aeneis" destanında Troya'nın yıkılışıyla ilgili olarak anlatılan korkunç bir mace­ ranın kahramanıdır. oğullarını kurtarmaya uğraşır. Deniz­ 192 den çıkan yılanların Laokoon'u ve çocukları­ nı boğması işte bu tutumun cezasıdır. (1) Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. İki oğlu vardır. ayaklarınızı bağlayacağım. belli bir karşılıkla kiralamıştı bizi bir yıllığına. dedi. Laodike. XXI. bizi kovdu. Tros'la llos'un kurdukları Troya şehrine surlar yaptırmak için Apollon ve Posei­ don'dan yardım gören Laomedon yemin bozmuş. Bir anlatıma göre Laodameia Protesilaos'un balmumundan bir heykelini yaptırmış ve onu koynuna alırmış. oyuk olduğu sonucuna varmıştı. yüzsüz Laomedon vermedi karşılığını emeğimizin. ama güler yüzlü mevsimler gelip geçti. Yılanlar çocukların gövdelerine sarı­ lıp onları boğmak üzereyken Laokoon araya girer. Bu dileği yerine gelir. dedi. Poseidon bu hakaretten duyduğu öfkeyi bir türlü unutamaz. çok kıvrımlı İda'nın ormanlık yarlarında kaypak kaypak yürüyen. III. 17). ama bu kez yılanlar onu da boğumlarının arasına alır­ lar ve üçünü de tüyler ürpertici biçimde öldü­ rürler. sense. soylu Laomedon'a yardımcı olun. Babası bunun' farkı­ na varınca heykeli ateşe atmış. 124): "Güzellikten yana en üstünüydü Priamos'un kızları arasında". yani Priamos'la Hesione'den başka birçok çocuk­ ları olur (Hesione). Strymo ile evlenir ve Podarkes. Ama tanrının heykeli önünde karısıyla seviştiği için günah işlemiş ve ApoIIon'un öf­ kesini üstüne çekmiştir. güvenilmez bir kral olarak geçer ef­ sanede.

Latium'un bir su perisi olan Lara İupiter'in buy­ ruklarına karşı gelmiş. Hero. hem de tarihte adı geçen bir Tesalya boyudur. Kendilerinden önce bölgede oturan Pelasgları kovarak. babası üstüne kaynak­ lar birbirini tutmaz. Lara hem yardım­ dan kaçınmış. Ev Larla rından başka kamu Larları vardır. kızı dışardan gelecek bir yabancıya. Leonteus vb. Lapithai (Lapith'ler). Triopas ve Lesbos. aldığı cevapta kızını. Lakedalmon'd. Sonra da . hem de tam sessizliği. Odysseus'la Kirke'nin oğludur. Kalydon avında da bulunmuşlar (Meleagros). Mousos. kısa rubalı ve bir ayaklarının üstünde dönen delikanlılar olarak gösterilir. İlyada'da adı geçen bu boy "taşkın canlı kargıcılar" diye nitele­ nir. tanrı gönül verdiği İuturna'yı elde etmek için bütün nympha'lardan yardım istediği halde. kazanır ve Lavinia ile evlenir (Latinus. yani ölümü simgeler. Leandros. Lavirıia'yı ona verir. Kral Latinus'un kızı. onun oğlu Polypoites. Bu Lapithes'in ken­ disi boyuna adını verir. genellikle Aitolia kralı Thestios'un kızı olduğu kabul edilir. bir kızı olmuş. Her evde ölülerin ruhunu simgele yen bir Lar bulundurulur ve bu aile bekçisinin heykeli kuşaktan kuşağa aktarılır. Leda. Latinus. Aeneas Lati­ um'a gelmeden önce Lavinia Rutullar kralı Turnus'a nişanlıdır.ın kovulan Tyndareos Aitolia 'ya sığınınca Thestios onaa kızını verir. Roma asıllı efsanelere göre de Latinlerin bu ilk kralı Faunus'un oğlu ve Lavinia'nın babasıdır. Kızı Lavinia günün bi­ rinde hiç acı çekmeden yanıp tutuşmaya baş­ layınca Latinus tanrı sözcüsüne bu mucizenin nedenini sorar. İtalya'nın yerlileri Aborigenes deni­ len boya adını veren Latinus üstüne iki ayrı kaynaktan gelme efsaneler anlatılır. adı Lapithes. örne­ ğin Knidos ve Rhodos'ta da rastlanır. Lavinia. talibi olan Ruteller kralı Turnus'a değil de. iki oğlu. Pindos. bu kız ApoUon tanrıdan gebe kalarak bir oğul doğurmuş. Ne var ki adlarına birbirinden çok uzak yerlerde. Yunan kaynaklarına göre Latinus. Aenas). Bkz. hem de baştanrınm bu tutku­ sunu İuno'ya ve İuturna'ya açmış. Argonaut'lar seferine katılmış­ lar: Theseus'un arkadaşı Peirithoos. Latinus da Aeneas'ııı Latium'a geldiğini görünce. Latin adını göklere çıkaracak bir kahramana ver­ mesi gerektiği bildirilir. Lares tanrılar yol ağızlarını. Latinlerin egemenliğini dünya­ ya yayacak olan bir kahramana vermek ge­ rektiğini bildirir. başka birine göre de Phlegyas'ın oğ­ ludur (İksion). Lara. Öldükten sonra da İupiter Latiaris adiy la tanrılaştırılır (Lavinia). Bir Lapith ol­ duğu bilinen İksion bir efsaneye göre Periphas'm. kılavuz tanrı Mecurius'a da bu geveze periyi ölüler ül­ kesine götürmesini buyurmuş. Lapith'ler. bunlar Ro­ ma halkının topluca yaşadığı yerleri konır.Herakles'in elinden öldürülmesine nedendir. başka başka bölgeler­ de şehirler kuran dört oğlu olur: Phorbas. Lapith'lerin söz edildikleri efsanelerin ba­ şında Kentaurlarla olan çarpışmaları gelir (Kentauroi). Bir süre sonra İtalya'ya ayak basan Aeneas'ı kral Latinus iyi karşılayıp kendisine damat olacak adamın bu olduğu kanısına varır ve Lavinia'yı Aeneas'a verir. ama dedesi Faunus onun evlenmesine engel olur. La­ pith olarak tanınmıştır. Leda'nın anası. Buna öfke­ lenen lupiter kızın dilini koparmış. Laomedon'un Herakles'e söz verdiği atlar tanrı Zeus'un Ganymedes'e karşılık Tros'a armağan ettiği atlardır (Ganymedes). Larlar bir ellerinde bereket boynuzu taşıyan. Aeneas Turnus'la teke tek savaşa girer. Lares. Efsaneye göre Lara ile Mercurius'tan doğmadırlar. Pelion ve Ossa dağlarının eteklerine yerleşmişler. Ama Mercurius Lara'ya yolda tutularak onu Lares tanrı­ lara gebe bırakmış. Roma mitolojisinde Lara hem dedikodu. cinlerdir. hem ef­ sane. Periphas. Ama Troya soyundan bütün kişilere düşman kesilen tanrıça İuno Lavinia'nın anasının Turnus'la birlik olup bu evlenmeye karşı koyma­ sını sağlar. Etrüsk asıllı tanrılar. Latin şairi Ovidius'a göre Lara'nın asıl adı geveze anlamına gelen "Lala"dır. evlerin içini koruyan. Lapith'lerin en başta gelen soyunun atası ırmak tanrı Peneus'tur. Peneus Kreusa (ya da Philyra) ile evlenmiş.

kız saklanır. Libcr. Serüveni ilkçağın aşk romanlarından birine konu ol-j muştur. X. 12). bu sırada Leukip­ pos da saldıranın babası olduğunu anlamaya­ rak onu öldürür. Unutmak anlamına gelen bir fiilden türemiş olan Lethe sözcümü allegorik bir tan­ rıçanın adıdır. içer içmez de. Libya. İo'nun torunu olur (Tab. İno. Kastor'la Polydeukes'tir (Tab. ama oradan da kovulup Anadolu'ya döner. kor­ kunç bir sıcağın altında Lethe ovasına git­ mişler. Maiandros (Menderes) kıyısındaki Magnesia (Manias) şehri kralının kızı bu Leukippos'a gönül vere­ rek yurdunu onun emrindeki düşmana teslim etmiş. Lesbos. Lykialı bir delikanlı. öç tanrıçası Nemesis'tir. Kendisi kral olup adaya adını verdiği gibi ka­ rısının adı da adanın büyük şehirlerinden biri­ ne verilmiştir (Lapithai). Çok gü­ zel bir kız olduğu için Leda onu öbür çocukla­ rıyla birlikte kendi kızıymış gibi büyütmüş (Helene. Lethe. Bazı ruhlar ölçüyü kaçırıp fazla içermiş. Başka bir efsaneye göre. Büyükannesi lo nasıl Zeus tanrıyla birleşmişse. Bkz. Leukothea. Titanlardan Koios'la Phoibe'nin kızı Leto. oysa herkes de bu sudan biraz içmek zorun­ daymış. Anası iki kardeşin gizlice sevişmesini sağlar. Bellerophontes'in torun. ama tanrıça Aphrodite'nin öfkesine uğrayarak kendi kız kardeşine gönül verir. Girit'e geçip orada bir koloni kurar.Tyndareos Herakles'in yardımıyla Sparta tahtını gene ele geçirir ve Leda ile birlikte oraya yerleşirler. ama gü­ nün birinde Ksanthios'a birisi kızının bir yabancıyla yattığını ihbar eder. Lapithes'in oğlu. Leukippos. kız acı bir çığlık atarak düşer. Kuzey Afrika'ya adını veren nympha'. Libya. Orta İtalya'nın eski bir tanrısı Liber. 621a): "Ruhlar boğucu. Miletos bölgesinde bir şehir kurar. Bu yumurtadan yalnız Helene doğmuş. Bir tanrı buyruğuna uyarak Yunanistan'dan ayrılıp Midilli'ye gö­ çer.j lanndan olan Ksanthios'un oğludur. Bu ır­ mağın suyu hiçbir kap içinde durmazmış. yoksa kılıcıyla kendini öldüreceğini söyler. "Devlet" adlı eserinin sonunda ruh göçümünü anlatan Platon Lethe'yi şöyle ta­ nımlar (Dev. Leukippos. tanrısal yumurtayı yumurtlayan Leda değil. Leda da bir yumurta yumurtlamış. bahçe ve tarlala­ rın bereketini sağladıklarından Yunan tannlarından Bacchus ve Ceres'le bir tutulmuşlar­ dır. baştanrı Zeus'la birleşerek Apollon'la Artemis'in anası olur (Tab. Klytaimestra. ne ağaç. Epaphos'un kızı olan Libya. Ak­ şam olunca Ameles (kaygısızlık anlamına ge­ lir) ırmağın kıyısında konaklamışlar. ama tanrı­ ça onu istemezmiş. oradaki kralın kızı Methymna ile evlenir. Midilli adasına adını veren kahraman.: na derdini açar ve ondan yardım ister. her şeyi unuturmuş". yumurtadan iki ikiz ço­ cuk çıkmış: Zeus'un dölleri olan Helene ile Kastor ve Tyndareos'un çocukları olan Klyta­ imestra ile Polydeukes. Tutkusu gün geçtikçe artar. Dioskurlar). Platon ve neo-platonculugun etkisiyle Lethe unutmayı simgeleyen bir ırmak ve son­ ra da soyut bir kavram haline gelmiştir. dişisi Libera İle birlikte bag. Hesiodos'a göre Lethe kavga tanrıçası Eris'in kızı ve Gece'nin torunudur. Bir Anadolu tanrıçası olduğu adından. kendisi de Poseidon'la birleşir ve Agenor'la Belos diye Fenike ile Mı­ sır'ın efsanelik kurucularını doğurur. Leda'nın çocukları Helene ve Klytaimestra. Leto. baba da onu kızının âşığı sanarak kılıcıyla vurur. Bu korkunç hikâye sonu­ cunda Leukippos Lykia'dan ayrılmak zorun­ da kalır. Lethe Hades ülkesinde bir pınar olmuştur. anası. . ossaat tanrı bir kuğu kuşu olup ona yanaşmış. efsa­ nesinden ve tapınağının yerleşme yerlerin­ den belli olan Leto konusunda Apollon. Lykia'da 1 üstün bir savaşçı olarak tanınır. onu yenemeyeceğini anlayınca. Ksanthios gece kızının odasına girer. 10). Efsaneye göre Zeus tanrı Leda'ya âşık olmuş ve bir ku­ ğu kuşu biçiminde ona yanaşmış. Nemesis'in yumurt­ ladığı yumurtayı da Leda alıp saklamış. 5). ne ot varmış bu ovada. suyunu içen ruhlar geçmiş hayatlarını ve çek­ tikleri acıları unutup öyle girerler ölüler dün­ yasına. Zeus Nemesis'e tutkunmuş. Ari temis ve Kybele maddelerine bakılması. tanrıdan kurtulmak için bir kaz biçimine girmiş.

istemese de onu döve döve çalışmaya zorlarmış. Apollon'la boy ölçüşecek olmuş da tanrı onu ölümle cezalandırmış. Babası işin far­ kına vararak kızını öldürür. orada karaya çıktık ve biz gittik su almya. Psamathe de yasını ağıtlarla dile getirir. Lltyerse adlı bir türküde bu biçicinin ustalığı övülürmüş. bir bu çiçeği yer buranın halkı. Korkunç bir öfke içinde ağaçları köklerinden söken. (2) Boiotia'da anlatılan Linos efsanesi biraz değişiktir: Linos Musaların birinin çocuğudur. Bahtsız adam da Euboia yakınında denize düşüp ora­ daki Likhades adalarına adını verir (Herak­ les). Yiğit onu Deianeira'dan yeni bir gömlek al­ maya gönderir ve kansının yolladığı sihirli Gömlegi sırtına geçirip yanmaya başlayınca bütün suçu Likhas'tan bilir. bedenle­ rini de ekin demetleri arasına baglarmış. yolladım arkadaşları. Lydia kraliçesi Omphale'nin yanında bulunduğu sırada Lityerses'le boy ölçüşmeye gelmiş.Agenor yoluyla Kadmos'la Europe'nin ninesi olur (Agenor. sunakları deviren ve avaz avaz bağıran Herakles Likhas'ı ayağından tutup denize fırlatır.): Tam dokuz gün ölüm rüzgârları balıklı denizde çalkaladı bizi sonunda Lotosyiyenlerin toprağına vardık onuncu günü. kattım yanlarına bir de haberci. Yalvarılar Lityerses. Daha başka bir anlatıma göre Linos ağıt söylemekte o kadar ustaymış ki. Linos'u parçalarlar. Linos törenlerinde ağıtlar oku­ nur. bizimkilerden kini yediyse totosun bal gibi yemişini. IX. Eli çok çabuk olduğundan hasımla­ rının hepsini yener. dedim gidin bakın. Litai. teknede. Likhas. sürükledim gemiye onlun. Phrygialılar ekin biçerken Lityerses'in serü­ venini dile getiren bir türkü söylerlermiş. Bu ülkenin kuzey Afri­ ka'nın Trablusgarp kıyılarının karşısında Cerba adası olduğu öteden beri bilginlerce kabul edilir. kız baba­ sından korktuğu için bebeğini dağa bırakır. Orada kalıp lotos yemekten başka şey düşünmediler. akıllarını çelmişti bu yemiş. Herakles'in arkadaşı ve habercisi. bizim dostlara hiçbir kötülük düşünmedi ora halkı. 82 vd. kürekçi sıraları altına çektim. kral kızı Psamathe'nin Apollon'dan ge­ be kalarak doğurduğu bir çocuktu. al dırmadan onu güzel bir türküyle uyutmuş ve kafasını kesmiş. arkadaşlar da çabucak hazır etti akşam yemeğini. Bkz. Apollon tanrı da bu korkunç olayın cezası olarak Argos bölge­ sine veba salar. unutturmuştu sılayı Ama bakmadım gözlerinin yaşına. Europe). Herakles. lotos bile verdiler onlara yesinler diye. Linos. yolda rastlanan köpekler öldürülürdü. ekmek yiyen hangi insanların toprağına ayak basmışız. oturup doyurduk karnımızı tez giden gemilerin dibinde. Yiyip içtikten sonra doyasıya. veba da böy­ lece sona erer. (1) Argos'ta anlatılan efsane şöyledir: Li­ nos. köpekler gelir. ama kulağı olmayan yiğit hocasından azar işittiği bir gün öfkelene­ rek onu öldürmüş. Odysseia'da sözü geçen efsanelik boy. kendinden geçti ve dönmeyi istemedi bir daha gemiye. Linos efsanesi bir çeşit ağıt yakma törenine bir kaynak bulmak amacıyla uydu­ rulmuş olsa gerek. Ekin biçmede onun üstüne yokmuş ve babasının kral olduğu bölgeye kim gelse onu yanşmaya çağırır. Belos. Odysseus bu eşsiz serüveni şöyle anla tır (Od. Argoslular Delphoi bilicisin­ den aldıkları öğüt üzerine Linos ve Psamathe adına bir yas töreni düzenlerler. Lotophagoi (Lotosyiyenler). vurdum zincire . Seçtim iki kişi. Müzikte usta olduğu için Herakles'i yetiştir­ mekle görevlendirilmiş. Troya'dan ayrıldık tan sonra Trakya kıyılarına uğrayan Odysseus'un gemileri. oradan yelken açınca kor­ kunç bir poyraz fırtınasına tutulurlar ve on gün denizde çalkandıktan sonra Lotosyiyen lerin ülkesine varırlar. Zorbanın meydan okumasına hiı. Phrygia kralı Midas'ın oğlu. kafalarını keser. Gittiler ossaat buluştular lotos yiyen adamlarla.

Tarihçi Herodotos'a göre Lydos Atys'in oğlu. tanrı korkusu yokmuş ne kendinde. Savaş sırasında Akha yiğidi Diomedes karşısında Bellerophontes'in 196 . (1) Priamos'la Laothoe'nin oğlu. ne oğulların­ da. dedim. Skyros adasının kralı. 34-135). Lykaon'un kendisini de bir kurt haline getir­ dikten sonra sağ kalan oğlunu tahta çıkarmış. Böylece dövülen kadınların kısırlıktan kurtulup doğur­ gan olacaklarına inanılırdı. Lydos'un Tyrrhenos adlı bir de kardeşi vardır. yani Etrüsklere adını vermiştir. haydi. Kaderi onunki kadar acıdır. binin tez giden gemilere çabuk. Arkadya kralı Lykaon elli oğul babasıymış. Argonautların Amykos'u öldürmeleri bu zorbanın düşmanı olan Lykos'un çok hoşuna gitmişti (Argonautlar). biri lotos yer. Bu efsane Arkadya bölgesinde Lykialı Zeus'un adına kutlanan törenlerde insan kurban­ larının nedenini açıklamaya yaramaktadır. Yunan din ve tanrılarının etkisiyle Lupercus Pan'a da ben­ zetilmiştir. Skamandros kıyısın­ da öldürüp öldürüp ırmağa attığı kurbanlar­ dan biri de Lykaon'dur (İl. Thetis oğlu Akhilleus'un Troya savaşına katılmasını önlemek için onu Lykomedes'in sarayına göndermiş.Sonra büyürdüm öbür sevgili yoldaşlarıma. (1) Kadmos soyundan olan Thebai kralı. Amphion). Atys de Manes'in oğludur. Lykomedes Theseis efsanesinde de rol oy­ nar: Atinalı yiğit kendi ülkesinde tutunama­ yınca Skyros adasına gider. Baştanrı bü­ yük bir öfkeye kapılarak masayı devirmiş ve şimşekler çakarak Lykaon'un oğullarını yıldı­ rımla çarpmış. onlar da hemen bindiler ve oturdular sıralarına. Karkabos). Lykos. Lykos Argonautlan batı Ege kıyılarında bulunan ülkesine vardıkların­ da iyi karşılar. Polydoros'un kardeşi. kralın kızları arasına saklamıştı (Akhilleus). Hıristiyan edebiyatında şeytanın bir adı. Sonradan Faunus'la bir tutulmuş ve adı Faunus Lupercus olmuştur. Lydos. Lykomedes de Theseus kendi krallığını ele geçirir korkusuyla onu bir kayalığın üstü­ ne götürür ve uçurumdan aşağı atar (These­ us). efsane de Etrüsklerin Anadolulu kaynaktan olduklarını kanıtlamak­ tadır. Luna. Manes ise tanrı Zeus'la Okeanos kızı Kallirhoe' den dogmadır. Adı ay anlamına gelen bir roma tanrı­ çası. Lykos. Trakya kralı Lykurgos'tan İlyada'da söz edilmektedir. Lykaon.birini sağ bırakmış. Lykurgos. kral da bu adamın bir tanrı olup olmadığını anlamak için insan etin­ den yemekler çıkarmış karşısına. Zeus onları denemek istemiş bir gün: Yoksul bir köylü kılığına girerek Lykaon'un sarayına konuk olmuş. yalnız. Sabah yıldızı Phosphoros'un Latin­ ce adı (Phosphoros). Lucifer. Antiope'nin amcası. giderek kendi oğlunu ölen dümencinin yerini tutmak üzere yanlarına verir. XXI. Akhilleus savaşa katıldığı zaman. Çobanların ve sürülerin kurtlara karşı koruyucusu sayılan eski bir İtalya tanrı­ sı. Patroklos öldükten sonra. akrabalık bağla­ rıyla bağlı olduğu Lykomedes'in yanına sığı­ nır. (2) Argonautlar efsanesinde adı geçen Maryandyn'ler kralı. Tyrrhenos da Tyrrhenoi. Her yıl 15 şubatta kutlanan Lupercalia bayramı bir bahar ve bereket şenliği­ dir: Çıplak Lupercus rahipleri alay halinde Palatinus tepesini dolaşırlar ve kurban ettikle­ ri bir keçinin derisiyle yapılmış kamçılarla yol­ da rastladıkları kadınları döverlerdi. Lydia'lılara adını veren kurucu kah­ raman. Lupercus. sılayı unutuverir diye. Aventinus tepesinde bir tapınağı vardı. Lydos nasıl Lydia'lılara isim babası olmuşsa. (2) Pelasgos'un oğlu. Antiope'nin de Zeus'tan olan İkizleri Amphion ve Zethos analarının öcünü almak için Lykos'u öldürür­ ler (Antiope. ama hiçbir efsanesi olmadığı gibi zamanla Diana tanrıçayla bir tutulmuş Luna adı da şiirde Yunanca Selene'yi çevirmeye yaramıştır. korktum. Lykomedes. Bu akraba­ lıktan anlaşılıyor ki. Troas bölgesine yerleşmiş Lykialı (Pandaros. ama tanrı saygısı. (3) Pandaros'un babası. küreklere sarılıp köpürttüler kırçıl denizi. konuklar ve ölen İdmon'la Tiphys'i gömmelerine yardım eder. karısı Dirke ile Antiope'ye eziyet ederler.

O bir gün. kimine göre de adam öldürmeyi başaramadığı ve Lynkeus kızlığına saygı gösterdiği için ona kı­ yamamıştır. Lynkeus. üstelik çok da yaşamadı o.torunu Lykialı yiğit Galukos'u görünce bir tanrı sanır onu ve tanrıya karşı savaşmanın sakıncalarına örnek olarak Lykurgos'un serü­ venini anlatır (İl. Danaos Kızları). Dionysos'la ilgili birçok efsaneler şarap tan­ rının ve kültünün benimsenmesine karşı gös­ terilen tepkileri dile getirir (Pentheus). Babaları­ nın buyruğu üzerine Danaos kızları gerdeğe girdikleri gece kocalarını hançerledikleri hal­ de. Hypermestra'nın kocasını esirgemesinin ne­ deni çeşitli yorumlara uğramıştır: Kimine gö­ re Hypermestra Lynkeus'a tutulmuş. 130 vd. Lykurgos'un homurtusundan bir titreme almıştı Dionysos'u.): Dryas'm oğlu güçlü Lykurgos bile onlarla kavgaya tutuşunca yaşamadı. dayak yediler yiğit öldüren Lykurgos'un üvendiresiyle. ama Aphrodite'nin yardımıyla kız kurtulmuş. VI. o vakit Dionysos'un ödü koptu. Elli Aigyptosogullanndan biri. kutsal Nysa dağında kovalamaya kalkıştı Dionysos'un sütninelerinl. denizin dalgalarına attı kendini. Kronos'un oğlu kör etti Lykurgos'u. . Tragedya yazarlarının bi­ raz değişik motiflerle ele aldıkları Lukurgos efsanesi bu gerçeği dile getirmektedir. Rahat yaşayan tanrılar kızdılar o zaman. Lynkeus'la evlenmiş ve Abas'ı doğurmuştur (Hypermestra. yalnız Hypermestra Lynkeus'u öldürmez. ölümsüzlerden tiksindirmişti kendini. Thetis de hemen çekti onu içine. Danaos kızı Hypermestra'nın kocası. Danaos kızı Hypermestra'yı ba­ ba sözü dinlemedi diye mahkemeye vermiş. Ana­ dolu'dan geldiği açıkça belli olan bu kült özel­ likle kuzey Yunanistan'a yerleşmekte güçlük çekmiş olsa gerek.

Kara okun yarasını görünce emdi kanı. Makhaon. Tanrı etkisiyle kendinden geçen. Pkiad yıldız­ larından biri (Tab. Arkadya'nın Kyllene dağında tanrı Zeus'la birleşerek Hermes'i doğurmuştur (Pleiad'lar. Irmak tanrının tapınağında para çok bol olduğu için bu cezayı rahipleri tanrı adına kolaylıkla ödemişler. yani Homeros'un dedesi. sımsıkı kemerden çekip çıkardı oku. tanrı Helios'un oğlu. Bütün büyük su yolları gibi Ma­ iandros da Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Asklepios tanrının oğlu. bu tanrıça sonraları Yunan dininin etkisi altında Hermes'in anası Maia ile bir tu­ tulmuş ve mayıs ayı kendisine adanmıştır. Sonradan Lapithes'in oğlu Lesbos da Midil­ li'ye göçünce Makar'la Lesbos iyi geçinerek adalarda ortak egemenlik kurmuşlar. adanın bir kentine adını verdiği gibi. Atlas'la Pleione'nin kızı. altından da kuşağı. Kaunos'la Byblis'in anala­ rı olan Kyane. Tanrıya denk hekim durdu ortalarında.' ama koca ırmak liman­ ları millerle boğmayı gene de sürdürmüş. tanrıya karışarak öbür in­ sanlarca çıldırmış gibi görünen bir kişi. Maia. Tufan'dan sonra bir lonyalı göçmen kafilesiyle Lesbos'a gelip yerleşmiş ve o zamanları boş olan kom­ şu adaları da birer oturma yerine çevirmiş. IV. Kallirhoe ve kendisi gibi bir ır­ mak olan Marsyas ve Babys (Marsyas. Ma­ ia. Mainas. Byblis). İlyada'da Lydia bölgesinin adı iki yerde Maionia (Meionie) diye geçer. Mainad'lar. kendin­ den sonraki şairler de Homeros'a Maionides demektedirler. 7). Maionides soyadı da Homeros'un do­ ğup büyüdüğü bölgeye atıf olsa gerek. Zeus'la Kallisto'dan dogma Arkas'a sütninelik ettiği için Hera'nın hışmına uğramış ve ancak yıldız olarak göğe çıktıktan sonra rahat etmiştir (Arkas). Homeros'u doğurduğu söylenen su perisi Kritheis'le evlidir. yani Büyük Mende­ res ilkçağ yazınında en çok adı geçen ırmak­ lardan biridir. Methymna Lesbos'la evlenmiş. Bütün bu varsayımlar yersiz. kırıldı okun sivrileri çekilirken dışarı doğru. Da­ vaya bakan yargıç suçlamayı yerinde görmüş ve tanrıyı Miletlilere ceza ödemeye mahkûm etmiş. Mainas sözcüğü aslında Yu­ nanca "mainomai" fiilinden türemiş bir sıfat­ mu tır. çoğulu Mainades. Menderes ırmağının miller taşıyarak. dilde dolambaçlı konuş­ malar için kuilanılagelmiştir. Maiandros. yoksa sade­ ce Maionia yani İzmir'i de içine alan Ege kıyı­ larında doğduğunu mu belirler? Geç uydurul­ muş efsanelere göre Maion diye bir kişi var­ dır.M Maia. Roma'da Maia adlı eski bir tanrıçaya tapınırlardı. İlyada'da adı geçen Lesbos kralı. özel­ likle bir kadın için kullanılır. kimi­ ne göre de Zeus'un soyundandır. Makar'ın iki kızı varmış: Methymna ile Mytilene. kardeşi Podaleiros'la birlikte (Podaleiros) Troya sa­ vaşına Tesalya kentlerinden gelme otuz ge­ miyle katılır ve hekim olarak çok yararlık gös­ terir. 211 vd. ya da onun babası.): Tekmil yiğitler sarmıştı Menelaos 'u. kuyumcuların işlediği karmlığı çözdü sonra. Dionysos alayını meydana getiren Bakkhaların başka bir adıdır (Bakkhalar). Menelaos vurulduğu zaman. kız kardeşi Mytile­ ne de sonradan başkent olacak şehri adlan­ dırmış. Kimliği üstüne kaynaklar birbirini tutmaz: Ki­ mine göre Makar. başka bir söylentiye gö­ re de manevi babasıdır. Maion. Hermes). limanlarını da ova haline getiren bu insafsız tanrıya karşı dava açtığı anlatılır. eski zamanlarda denize açılan limanlar olan birçok şehri toprak altında boğduğu bilinmektedir. Çözdü ışıldayan kemeri. Maiandros'un adı ilkçağdan bu yana özel ad olmaktan çıkmış. Tarihsel çağlarda da bir tan­ rı bilinen ve tanrı gibi tapınılan Menderes'e karşı Milet halkının ayaklandığı ve tarlalarını bataklık. . kıvrıntılı akışı dolayısıyla ırmağın adı ırmak. Maiandros. yol kıvrıntısı ya da mimari­ de yılankavi motifler. Bugün bile göz göre göre izlenebilen bu süreç ilkçağdan beri Ege şehirlerinin başlıca bir der­ di sayılmaktaydı. Bu ırmak tanrının birçok kız ve erkek çocuk­ ları olmuş derlerdi: Samos (Sisam) adasına adını veren Samia. coşup taşan ve doğaya. Makhaon hemen yardıma koşar (İl. Bu soyadı büyük ozanın Mai­ on adında bir atası olduğunu mu. Makar.

böy­ lece elinden kurtulur. ya da oğludur. Ama Yunanistan bu gerçeği tersine çe­ virmek için bazı çarelere başvurmuş. Tragedya yazarlarına göre Maron Dionysos tanrının torunu.): Yedi talant verdiydi. Anado lu merkezlerinin Yunanistan'dan gelme efsa neler uydurmuştur. Rhakios adlı reisleriyle evlenir ve Mopsos'u doğurur. Potyphemos). Kör olduğu için kızı Manto'ya dayanarak yü­ rür. "bir sürü insana bedel olan" bu hekimi Nestor arabasına bindirip kendi barakasına götürür ve tutsağı Hekamede'ye baktırır. Yılın ilk ayı sayılan mart ayı hem adını taşır. Roma'da Maron'u ayyaş diye simgele­ yen bir çeşme vardı. ve on iki testi şarap eklediydi bunlara. Adı kehanet. su katılmamış. IX. İdas'ın karısı. Philoktetes). Homeros Maron'un şa­ rabını şöyle tanımlar (Od. Epigonlar Thebai'yi aldıktan sonra. Bir zamanlar Kheiron vermişti babasına o ilaçları. örneğin Latin şairi Lucretius'un "Doğa Üstüne" adlı eserinin başına koyduğu Venüs'la Mars'ın aşkı öyküsü doğru dari doğruya Homeros'tan alınmadır. Bu bal gibi tatlı kırmızı şarabı içeceğin vakit karıştır bir sağrak dolusunu yirmi ölçü suyla. Klaros'ta Manlo'nun kurduğu tapınağa oğlu Mopsos başrahip ve bilici olur (Mopsos). Tanrı günün birinde ona Ege kıyı­ larına gidip orada bir tapmak kurmasını bu­ yurur: Manto Klaros'u kurar. Manto tek başına Apollon tapınağına varır. 202 vd. Mars. Odysseia'da anlatıldığına göre Maron Odysseus'un ilk uğrağı olan Trakya'nın îsmaros şehrinde Apollon rahibidir. Manto ken­ dini tanrıya adar ve yıllarca Sibylla olarak gö­ rev yapar. Yunan tanrısı Ares'in Roma di­ nindeki karşılığıdır. Odysseus bu şarapla Tepegöz Polyphemos'u sarhoş ederek tek gözünü çıkarır. Makhaon Telephos'un ve özellikle Philoktetes'in yara­ larını iyileştirmiş olmakla ün salmıştı (Telephos. gel de içme. baştan başa gümüş bir sağrak verdiydi. yolda korsan­ lar tarafından kaçırılır. ama şarap içti mi bütün gücünü bulan bir ihtiyar olarak tanım­ larlar. falcılık anlamına gelen Manto. ayağı titreyen. Silenos'la yol daşlık eder ve onun gibi çok içer. ünlü bilici Teiresias'ın kızı sayılır. Ege'nin en ünlü kehanet merkezlerinden olan Klaros'un Thebaili Teiresias'ın kızı ve adından uyduma bir kişi ol- . kardeşi Podaleiros ise tedavi ile uğraşır. Ba­ bası gibi geleceği görme yetisine sahiptir. yükselir bir de bakarsın sağraktan bir tatlı koku. Mopsos'la Kalkhas efsanesi de bu üstünlüğü açığa vuıur. Başka bir anlatıma göre Man­ to yalnız başına gider Klaros'a. Mars Roma'nm savaş tanrısıdır ve savaş tanrısı ola­ rak saygı ve tapkı görür. Manto efsanesi belli bir amaçla uydurulmuş bir efsaneye benzer. Maron. duğu anlaşılan bu çeşit amaçlı efsanelerden biridir (Apollon). Bu ay içinde şerefine kullanan bayramlarsa birer bahar bayramıdır ve tanrı burada toprak bereketim simgeler. Marpessa. kâhin Teiresias Delphoi'ye gitmek üzere yola koyulur. rahip de bunun karşılığında ona birçok armağanlar ve bal gibi tatlı bir kırmızı şarap verir. Kimi yazar­ lar onu eli. öyle bir tannsal koku yükselir ki. Troya ordu­ sunda ünlü bir hekim olarak geçinen Makha­ on daha çok cerrah olarak iş görür.acı dindiren ilaçları ustaca serpti üstüne. Efsaneleri de Ares'in ef­ sanelerini yansıtır. tatlı. Argoslu Rhakios'la evlenip Mopsos'u doğurması çeşitli yo­ rumlarla anlatılır: Birine göre Manto Apollon tanrıdan gebe kaldıktan sonra tapınaktan çı­ karken Rhakios'a rastlar ve tanrının ona seçI iği bu ölümlü kocayla birlikte Klaros'a gidip tapınak kurar. Manto. Ne var ki Savaş sırasında Makhaon Paris'in bir okuyla yaralanınca. Euenos'un kızı. Anadolu'da bulunan Apollon tapınakları ve keha­ net merkezleri Yunanistan'dakilerden hem daha eski. Anlaşıldığına göre. ama yerli bir İtalya tanrısı olarak savaşçı niteliğinden başka bir nitelik taşıdığı da görülür. (Odysseus. tanrısal bir içkiydi bu. Mars. ama yolda öldükten sonra. hem daha üstündü. iyi işlenmiş altından. Kendisine âşık olan tanrı Apollon'la kocası arasında İdas'ı seçer (İdas). Odysseus bu kenti yağma ederken Maron'u korur ve sayar. Akhaları bir telaştır alır. hem de kendisine adanmıştır.

tüyler ürpertici bir çevre ki. bin bir dönemeç yapa yapa ilerler. bir şeytan. Marsyas'ı tutmuş. yer yer pembe zakkum­ lar ve yemyeşil bir su. lyra'sını yere atarak kırmış. Bir başka anlatı­ ma göre Hera ile Aphrodite Athena'nın ka­ val çaldığını görerek onunla alay etmişler. Çine çayı. Efsaneye göre İno kendini denize attıktan sonra bir denizkızı ol­ muş ve İtalya kıyılarına çıkarak oraya sığın­ mıştır (İno).mart ayında savaş mevsimi de başladığı için Romalıların iki kavramı bir araya getirdikleri. Ama bununla kalmamış. Dinleyelim Marsyas'ın serüvenini: Tanrı Pan'ın yapıp kullandığı syrinks deni­ len yedi borulu kavala karşın. Ama asıl efsanesi şöyledir: Bu kavalı bulan tanrıça Athena imiş. kendi kardeşini ke- 200 . Mater Matuta. kavalın yüzünü nasıl buruşturup çirkinleştirdiginl görmüş ve kavalı öfkeyle atıp dere kenarından uzaklaşmış. manzarası akıllara durgunluk veren bir yer: Yol orada 30 kilometrelik bir arayı 380 viraj yaparak alır. acı acı. Mcdcia. en çar­ pıcı bir tiptir. Gökbel'de akan Çine çayı işte bu ırmakmış. gökten düşmüş meteortaşlarına benzer kapkara. Yargıç olarak Tmolos (Bozdag) tanrısını almışlar. hem de insanda yeni yeni karşı koyma güçle­ rinin belirdiğini simgelemek istedikleri sanılabilir. tarih öncesi çağlardan kalma bir sürüngenle karşılaşacağı­ nıza inanırsınız ve korkudan soluğunuz kesi­ lir. her dönemeçte bir cin. bir ağaca bağlamış ve deri­ sini yüzmüş. ne bir ot. onu yerden toplayacak olanı en büyük cezalara çarpacağına ant iç­ miş. Yunanistan'dan gelme İno-Leukothea ile ka­ rıştırılmasına yol açmıştır. Matuta adı sonradan bu tanrı­ çanın şafak ve sabah güneşiyle bir tutulup. Marsyas'ı da bir ırmak haline getir­ miş. yaklaşır. tanrıça da Phrygia'ya giderek duru bir suda yüzünün gerçekten çirkin olduğunu görmüş de kavalı atarken. püfür püfür esen kavaklar. Roma'da matronlar yani evli kadınlar ve anaların tapındıkları eski bir tanrıça. Mars ayrıca savaşçı gençliğin de tanrısıdır. Marsyas efsanesi Anadolu'ya öz­ güdür ve asıl anlamı ancak içinde oluştuğu dekor göz önünde tutulursa anlaşılabilir. günün birinde kaval ça­ larken bir derenin suyundan yüzüne bakacak olmuş. Bu doğa dışı karaltı içinde uzaktan bir şı­ rıltı duyar gibi olursunuz. bu yüzden de yenik düşmüş. Birinci yarışma sonuç vermemiş. Bayramı Matralia adıyla 11 haziran­ da kutlanırdı. Apollon sonradan yaptığı­ na pişman olmuş derler. Ne o? Bir ırmak. Yerine göre egzotik ve ilkel karakteri üstünde dımılıır. taş yığınları. öyle baş döndürücü. Medeia efsanenin ve tragedyanın kadın kahramanları arasında en güçlü. çünkü bu kavalcınınki kadar korkunç bir alın yazısı olmamış başka hiçbir kavalcının. bu tanrıyla hem doğanın yeniden doğuşunu. çünkü Ana Tanrıça kül­ tünde tefle birlikte bu kaval kullanılırdı. Aydın'dan Muğla'ya gidildiğinde Çine ile Yata­ ğan arasında Gökbel denilen bir yer vardır. ardı ardına dağlar. Marsyas bunu nerden bilsin. Göz alabildiğine ne bir ağaç. Marsyas bu korkunç işkence içinde can vermiş. Tanrı bu yarışma için bir şart koşmuş: Kim yenerse yenilene is­ tediğini yapacak. korkunç biçimlerle üst üste yığılı kayalar arasında yılan gibi sürüne sürü­ ne. yerde bul­ duğu kavalı almış ve çalmaya koyulmuş. kayalar. ikincisinde Apollon Marsyas'a meydan okuyarak kavalını tersine tutup çal­ masını buyurmuş. Marsyas bayılmış sesine. Bu yüzden de ki­ mi kaynaklarda Marsyas'ın Kybele'nin alayın­ dan olduğu söylenir. göklerin sarsıntısıyla yeryüzüne düşmüş bir gezegende sanırsınız. Marsyas iki boruiu kavalın bulucusu sayılır. Yarışmayı gözleyen Phrygia kralı Midas gene de kavalın lyra'dan üstün olduğunu söyleyin­ ce tanrı onun kulaklarını eşek kulakları haline getirmiş (Midas). Kurt kendisine adanmış bir hayvandır. Kendi­ nizi bu dünyada değil. bakarsınız ki bir yarın dibinde bir yeşillik kümesi. ilkçağın Marsyas'ı kavalını öttürüyor tat­ lı tatlı. Marsyas kavalını öttürememiş. Marsyas. Kişiliği ve serüveni hemen her çağda zamanın görüş ve eğilimlerine göre yo­ rumlanarak edebiyata ve sanata konu olmuş ve olmaktadır. o kadar sevmiş ki dünyada bundan güzel ses veren saz olmadı­ ğını ileri sürmüş ve Apollon tanrının lyra'sıyla yarışmayı bile göze almış. Romulus'la Remus'u emziren dişi kurdu da bu göreve Mars tanrı gönderdiğinden Roma halkının atası sayılır. kendisi lyra'yı ters tutunca aynı sesleri çıkardığı halde.

ama ayaklarını güneşte bırakmış. Güneş soylulardandır. onu alt etmeyi kardeşi Melampus'tan istemiş. Gerçekten de öyle olmuş: Sürüyü al­ maya giden Melampus'u bir tahta kulübeye kapatmışlar. Kızlar hep birden çıldırıp kendilerini inek sanırlar ve böylece Pelepönez'i dolaşırlarmış. Melampus. Medeios. bunu kendisini tutuklayan Phylakos'a bildirmiş. Melampus'la kardeşi Bias yurtları olan Tesalya'dan ayrılıp. kıskançlık duyan bir ka­ dının dramı canlandırılır gözümüzün önün­ de. onlarla konuşurmuş. Proitos da bu şartı kabul etmek zorunda kalmış. esmer ayaklı anlamı­ na gelen Melampus. bunu da başarınca Melampus'a sürülerini vermiş. Bu serüvenlerin canlandırılmasında oynadığı rol ilkel bir macera romanı kahramanının rolüdür. Medlerin atası sayılır. anlamış ki kirişler çökmek üzeredir. Biliciliği Melampus şöyle bir olaya borçluymus: Ço cukken ölü bir yılan bulmuş. başka bir kay­ nak Meneia'nın Atina'dan Theseus'un gel­ mesiyle kovulunca Asya'ya göçtüğünü ve ora krallanndan biriyle evlenerek Medos'u doğur­ duğunu ileri sürer. lason. Bunun için bu destanın. Aietes. kral ver­ meyince yapmam demiş ve kızlar beter ol­ muş. 23) Doğar doğmaz anası Melampus'un gövdesini gölgeye koymuş. Amythaon'un oğlu. Medusa. Melampus onları iyi etmek için Proitos'tan ülkesinin üçte birini istemiş. Melanion. Bir kaynağa göre Medos. Bu nedenle Melampus demişler ona . 8). bir insan ölüsü gibi almış onu bir odun yığınının üstüne ko­ yarak yakmış ve cenaze törenini yapmış. Megaira. böylece görme ve işitme yetisi öbür insanlarınkinden çok üstün olmuş. Argonaut'lar destanı Odysseia'daki olaylardan daha eskilerini dile getirmekle çok daha yeni bir çağda kaleme alınmıştır. sonra da yavrulannı büyütmüş. aradan da bir yıl geçmişmiş. hem de tragedyalarda sözü geçen serüvenleri şu adlar altında anla­ tılmıştır: Argonaut'lar. Gorgolardan biri. itilmişlik. Erinys'lerden biri (Erinys). Bias. Pelias. Her iki kaynağa göre Me­ dos.sip parçalarını yol üstüne serpen. daha doğrusu ilk macera ro­ manının kahramanları çarpıcı renklerle çizil­ miş. Atalante . özverisi karşılıksız kalan. At adam Kheiron tarafından yetiştirildiği söyle­ nir. Başkaca efsanesi yoktur. kulübeden çıkarılır çıka­ rılmaz da dam çökmüş. Kolkhisli büyücünün Atina kralı Aigeus'tan olan bir çocuğudur. Bu sürünün bekçisi ne insan. Daha sonra Argos kralı Proitos'un çağırdığı Melampus bu kralın kızlarını delilikten kurtar­ mış. akrabaları olan Kirke ve Pasiphae gibi doğa dışı. canlandırılmıştır. Medeia'nın bir oğlu. Bias Orada Neleus'un kı­ zıyla evlenmek istiyormuş. sonunda Melampus ülkenin bir çeyreği­ ni kendisi. o da ancak bir yıl ha­ piste kaldıktan sonra sürüyü alabileceğini bil­ dirmiş. tüyler ür­ pertici serüvenlerin kahramanıdır (Tab. Perseus kafasını kesince akan kanından Pegasos'la Khrysaor doğar (Perseus). hastalan büyüyle iyi etmekte on­ dan üstünü yokmuş. Phylakos bu şaşılacak adamdan oğlu İphiklos'un iktidarsızlığına ça­ re bulmasını istemiş. Melampus kuşların ve öbür hayvanların dilini anlar. Medeia ile İason'un oğlu. tanrı Helios'un torunu ve tanrıça Hekate'nin yeğe­ nidir. yabancılık. Melampus kızlar üstünde türlü büyü­ ler uygulayarak onları iyileştirmiş. Bkz. Bias da kızla evlenmiş. Medeia'nın hem Argo­ naut'lar destanında. Bundan başka hekimlikte. Adı kara. Kretheus'le Tyro'nun torunu ve birçok bilici ve falcı kuşağının arasıdır (Tab. ondan da öte kendi karnından doğmuş çocukları öldü­ rüp babalarının önüne seren korkunç bir bü­ yücü kadın diye gösterilir. ne hayvan hiçbir canlının yaklaşamadı­ ğı bir köpekmiş. Medeia Kolkhis kralı Aietes'in kızı. ama Neleus kızını Bias'a ancak Phylakos'un sürülerini getirirse vereceğini söylemiş. Pylos'ta amcaları Neleus'un yanına sığınmışlar. sonra da kızların birini karı olarak almış ve Argos kral­ lığını kardeşi Bias'la paylaşmış. kulaklarını ya­ layıp arındırmışlar. İki kardeş bunları Neleus'a götürmüşler. yerine göre de se­ ven ve hor görülen. o da kulübenin damındaki bö­ ceklerin konuşmasına kulak misafiri olmuş. Medos. bir çeyreğini de kardeşi için iste­ miş. Yılanlar da şükran borcu olarak gözlerini.

derken Odysseus'la Eumaios'un bir düze­ niyle orada kıskıvrak bağlanır ve hizmetçiler asıldıktan sonra Melanthios da avluya getiri­ lip kulakları ve burnu kesilir. öç almak için yanıp tutuşur. Derken Kuretler Aitolların kentini yakıp yıkmaktadır.Melanthios (yahut Melantheus). av sona erince Meleagros yaban domuzunun postunu Atalante'ye vermek ister. Meleagros. Namussuz hizmetçilerle birlikte ceza görür ve taliplerin ölümünden sonra asılır (Od. Şöyledir: Aitolia'da Kalydon bölgesinin kralı Oineus'la karısı Althaia'nm Meleagros diye bir oğulları olur. Ama Artemis kininden vazgeçmez. bu savaş sonuç vermez. avın paylaşılmasın­ da Aitollarla Kuretler arasında kavga çıkartır. çokluk tra­ gedyayı simgeler (Musa). Ekinleri yok eden bu canavar yüzünden ülke açlık ve kıtlıkla karşı karşıyadır. Meleagros. Meleagros sonunda savaşa döner ve Kuretleri Kalydon'dan ko­ var. Efsanesi­ nin iki anlatımı vardır. Oğlu Akhilleus'un elinden can verince. onun için Akhilleus'u bu savaştan alıkoymaya uğraşır. İno. Nestor'un oğlu Anti­ lokhos babasını savunurken Memnon'un elin­ den öldürülür. İlkin Aias'la karşılaşır. oğlu­ nun Memnon'u öldürdükten hemen sonra öl­ mesi gerektiğini bilir. Dilenci kılığında karşısına çıkan Odysseus'a söver. Eos ölüsünü er meydanından alıp güney topraklarına doğ­ ru taşımış. Derken AkhiUeus araya girer. Oineus tanrıça Artemis'e karşı suç işler. . şımarttığı halde. Aynı efsanenin öbür anlatımında Meleagros'un anası Althaia'nın oğlunun ömrüyle ya­ kından ilişkisi olan odunu yakıp yakmaması teması üstünde durulur (Althaia). Melantho. Melikertes. hiz­ metçi Melantho'nun kardeşi. Yazarı Miletoslu Arktinos olan bu destan yitiktir. Zeus Hektor'la AkhiUeus için yaptığı gibi işi kader tartısına vurur: Memnon ölecektir. onlarla Odysseus arasındaki çarpışmada yardım için ko­ şup hazine odasından silah getirmeye yeltenir. anası. Odys seia'da sözü geçen İthakeli keçi çobanı. ama konusunu biliriz. bütün dostları Me­ leagros'a öfkesinden vazgeçip yurdunu sa­ vunması için yalvarırlar. Penelopeia'nm hizmetinde bulunan elli hizmetçiden biridir. Bunun cezası olarak tanrıça Kalydon bölgesi­ ne korkunç bir yaban domuzu salar. Memnon. erkekliği koparı­ lıp köpeklere atılır ve en sonunda elleri. yolda da bol bol gözyaşı dökmüş. Birini Akhilleus'un la­ lası Phoiniks Agamemnon'un gönderdiği el­ çileri geri çevirip öfkesinden vazgeçmek iste­ meyen yiğide ibret dersi olsun diye anlatır. Musalardan biri. taliplerden Eurymakhos'la sevişir. Artemis'i unutur. Bkz. Sırtın­ da Hephaistos'un yaptığı silahlar vardır. 420 -473). özellikle bir kadının ken­ dilerinden üstün tutulmasına kızan Meleagros'un dayıları meydan okurken yiğit onları vurup öldürür. Kalydon Avına ün­ lü. Anası Althaia bunun üzerine oğluna lanet okur ve öç perileri Erinysleri salar üstüne. her ikisi de kendi oğlu için yalvarır. karısı. Bu kez iki tanrıça Eos'la Thetis tanrı Zeus'a başvurur­ lar. sonra Nestor'a sataşır. Çünkü Patroklos öldükten sonra Antilokhos onun en iyi dostu olmuştur. taliplerin tarafını tutar. Meleagros bu hayva­ nı avlamaya kalkışır ve bu işte bütün komşu ülkelerden yardım görür. Meleagros savaştan çeki­ 'II'. Meleagros bu sı­ rada dayılarını öldürür. Güzel yanaklı Melantho Odysseus'un sarayında. Şafak tanrıça Eos'la Troya kral soyundan olan Tithonos'un oğlu (Eos). Melpomene. avcılar birbirlerine girerler. Mem­ non Troya savaşının İlyada'da anlatılan bölü­ münün sonrasını ele alan "Aithiopis" adlı destanın kahramanıdır. ama Thetis. anası Althaia da odunu ateşe atarak oğlunun ömrüne son verir. Kız kardeşi gibi kendisi de efendisine karşı nankörlük eder. canavar öldürülür. Habeşistan kralı Memnon Hektor öl­ dükten sonra Troya'ya yardımcı gelir.) lir. AkhiUeus Antilokhos'un öcünü almak ister. Melantho hain­ dir. hasat bayramında bütün tanrı­ lara kurban kestiği halde. Aitolların kom­ şuları Kuretler de yardıma gelirler ve av iyi bir sonuç verir. ayaklan da kesilerek olduğu yerde bırakılır. Hanımı onu yetiştirdiği. Kalydon Avı diye anılan bir serüvenin kahramanıdır. sanlı bütün yiğitler katılır. Kalydon avına kız kahraman Atalante de katılmıştır. Öbür avcı­ lar buna karşı koyar. AkhiUeus söz dinlemez. yolda dilenci kılığında rastladığı Odysseus'u hırpalar.

Gün doğunca bitkiler üstünde görülen çiy ta­ neleri işte bu gözyaşlarından gelmeymiş. İlkçağ plastik sanatının konu edindiği Memnon motifi Marmara'ya dökülen Aisepos, ya; ni Gönen çayı ile de ilgilidir. Bir efsaneye gö­ re Memnon'un mezarı Marmara klyılarındaymış, her yıl Memnon'un kuşları Gönen çayı­ nın ağzına gelir, orada Habeş yiğidine ağlarlarmış. Memnon'un savaşta ölen arkadaşları­ nın ruhlarını taşıyan, yahut da kendisinin ölümsüzleşmiş küllerinden doğmuş olan bu kuşlar iki gruba ayrılır, birbirleriyle dövüşürlermiş, çarpışma da ancak bir grup büsbütün yok olduktan sonra sona erermiş. Mısır'da Üçüncü Amenotep'in diktiği heykele Memnon heykeli denmesi, her sabah şafak sökün­ ce bu heykelin tatlı ezgilerle gün doğuşunu selamladığı söylentisi, Memnon kültünün Mı­ sır'da da, Anadolu'da da yerleşmiş olduğunu belirtir. Men. Phrygia kültlerinde adı geçen bir ay tanrısı, Anadolu'ya özgü bir tanrısal varlıktır. Menelaos. Agamemnon'un kardeşi Mene­ laos, babası Atreus tarafından Pelops ve Tantalos soyundan, anası Aerope tarafından da Giritli Minos'un, yani tanrı Zeus'la Europa'nm dölüdür (Tab. 15). Tanrı lanetine uğ­ ramış bahtsız bir soydan olduğu halde başına gelen belaların hiçbiri kendi işlediği bir suç yüzünden değildir, Menelaos'un kendisi te­ miz, dürüst, yürekli, olsa olsa biraz yumuşak bir insandır. Karısı güzel Helena'nın evinde konukladığı Paris tarafından bir yığın malla birlikte kaçırılması Menelaos'a karşı yapılmış büyük bir haksızlık, efsaneye aldatılmış koca olarak girmesi de bir bahtsızlık sayılabilir. Menelaos etken değilse de başlıca edilgen kahramanı olduğu İlyada destanında en par­ lak sıfatlarla nitelenir: Ares'in sevdiği, Zeus'un beslediği, gür naralı, yiğit Menelaos' tur, sarışın olduğu, bacaklarının biçimli, bilek­ lerinin güzel olduğu belirtilir. Helena bile bin pişmandır onu bıraktığına, şöyle der kocası için (Od. IV, 263): "Ne akıldan yoksundu kocam benim, ne güzellikten yoksundu". Menelaos Akha yiğitlerinin en seçkinlerindendir, Paris'le kozunu paylaşmak için onun­ la teke tek savaşa girmeye can atar (İl. III, 16 vd,)ı

en önüne, omuzlarında bir pars derisi, kıvrık yayı, kılıcı. Ucu tunçtan iki kargısını sallayarak zorlu savaşta çağırdı karşısına cenge, Argosluların en yiğitlerini. Ares'in sevdiği Menelaos, kalabalığın içinde onun uzun adımlarla öne atıldığını görünce, sevindi kocaman bir ava gözü ilişen aslan gibi. Menelaos aslan gibi savaşır, bu arada da tanrılara yalvarır (İl. III, 352 vd.). Ama tanrı­ lar dinlemez sözünü, Menelaos tam Paris'in hal<kından gelecekken Aphrodite tutar kaçı­ rır onu, Menelaos dövünür, ama ne yapsın, gene de gevşetmez çabayı, Akhalan cenge kışkırtır (İl. VII, 9 vd.): Sizi ödlekler sizi, Akha erkekleri denmez size, Akha kadınları demeli. Bir Argoslu çıkmazsa Hektor'un karşısına bizim için tam bir yüz karası olacak bu. Kendi göze alır Hektor'a karşı dövüşmeyi, ama Agamemnon bu çılgınlıktan alıkor kar­ deşini. Menelaos ön sırada savaşmaya, kendi davası uğruna kendi kendini savunmaya ve bu yolda ün kazanmaya can atar, ama talih­ sizliği şuradadır ki, ne yapsa fayda vermez, hep ikinci planda kalır, savaşta da, kurultay­ da da dizginler başkalarının elindedir. Menelaos'un destanda, tragedyada ve baş­ ka türden yapıtlarda sözü geçen efsanesi bir tüm olarak şöyle özetlenebilir: Agamemnon'la Menelaos babaları Atreus'la amcaları Thyestes arasında süregelen kan davası sıra­ sında Mykene'den sürülüp Sparta kralı Tyndareos'un yanına sığınırlar (Atreus, Aigisthos). Tyndareos iki kardeşe iki kızını ve­ rir. Helena'nın talipleri arasında Menelaos'u seçmesi, öbür taliplerin de bu evliliği koruma­ ya ant içmeleri üzerine karı-koca Sparta'ya yerleşirler. Tyndareos'un ölümünden sonra Agamennon Mykene, Menelaos da Sparta tahtına çıkar. Menelaos'la Helene dokuz yıl kadar rahat ve mutlu yaşarlar, Hermione di­ ye bir kız çocukları olur. Bu sırada Paris Me­ nelaos'un sarayına konuk gelir. Menelaos'un Asya'dan gelme konuğunu ağırladığı ve bir süre onunla birlikte Sparta'da kaldığı anlatı-

Çıktı tanrı yüzlü Aleksandros Troyalıların

lir, ama bu arada Girit'te bulunan büyükbaba­ sı Katreus ölür, Menelaos Paris'i Sparta'da bırakarak cenaze töreni için Girit'e gider. Pa­ ris de konukluk kurallarının hepsini çiğneye­ rek Helena'yı kaçırır (Helena). Acı haberi alıp Sparta'ya dönünce Menelaos ağabeysi Agamemnon'u, sonra da Nestor, Palamedes ve Odysseus'u yardıma çağırır. Helena'nın yeminli bütün taliplerini toplamak ve Troya seferini hazırlamak işine koyulurlar. Bu, ko­ lay olmaz, çünkü birçok Akha kral ve önderi uzun süreceği ve zor olacağı belli olan savaş­ tan kaçınmak isterler (Odysseus, Akhilleus). Sonunda donanma Aulis limanında toplanır, Agamemnon başkomutanlığı ele alır, ne var ki çeşitli engeller Akha ordusunun Troya'ya varmasını geciktirir (Agamemnon, Iphigeneia). Anadolu toprağına ayak bastıklarında Menelaos'la Odysseus Troya'ya elçi olarak gön­ derilirler, amaç Helena'yı geri istemek ve sa­ vaşı önlemektir. Elçileri Troyalı Antenor kar­ şılar ve sorunu kurultayın önüne getirir, ama Paris baskı yaparak kadının ve mallarının ge­ ri verilmesini önler (Antenor). Savaş başlar ve bilindiği gibi on yıl sürer. Menelaos'un sa­ vaşta oynadığı rol İlyada'da ayrıntılarıyla an­ latılmıştır. Menelaos'un serüvenleri savaş sonrası efsanelerinde de büyük bir yer tutar. Tahta atın içindeki yiğitlerdendir, Troya yan­ gını ve yağması sırasında Helena'yı sığındığı sunağın dibinde öldürmek ister, kılıcını kaldı­ rır, tam vuracakken güzel kadının perişan ha­ lini, çıplak memesini görünce yumuşar, onu bağışlar. Hemen gemilerine binip denize açı­ lırlar. Bir fırtına onları Girit kıyılarına atar. Menelaos burada birçok gemisini yitirir, ikin­ ci yola çıkışında da Mısır kıyılarına atılır. Me­ nelaos, kendisini Sparta'da görmeye gelen Odysseus oğlu Telemakhos'a Mısır'da beş yıl kaldığını anlatır. Gene yola çıkınca bu kez Nil ağzındaki Pharos adasında alıkonur ve ancak deniz ihtiyarı Proteus'u bağlayıp ondan öğüt aldıktan sonradır ki yurduna dönmeyi başarır (Od. IV, 351-593). Böylece Menelaos Troya seferine gitmek üzere Sparta'dan ayrıldıktan on sekiz yıl sonra yurduna dönmüş olur. Agamemnon'un tersine aksiliklerle karşılaşmaz, Sparta'daki tahtına oturur, eşi ve çocuklarıy­ la birlikte rahat bir ömür sürer. Telemakhos'u konuklayan, ona yol gösteren, arma-

ganlar verip gönderen Menelaos görmüş, ge­ çirmiş, olgun ve babacan bir adamdır. Eşi Helena da uslanmış, yumuşak ve tatlı bir eş ve bir anne olmuştur. Menoitios. (1) îapetos'la Klymene'nin oğlu, Prometheus, Epimetheus ve Atlas'ın kardeşi (Tab. 3). Bu Titan öbür kardeşleri gibi gurur­ lu ve kendini beğenmiştir. Bu yüzden Zeus onu, "duman duman yıldırımlarıyla vura­ rak Erebos'un karanlıklarına yollar" (Hes. Theog. 510-515). (2) Aktor'la Aigina'nın oğlu, Patroklos'un babası (Tab. 21). Aigina tanrı Zeus'tan Aiakos'u doğurduktan sonra Aktor'la evlenip Menoitios'u dünyaya getirir, böylece Aiakos'la Menoitios üvey kardeş olurlar. Akhilleus'la can yoldaşı Patroklos arasındaki kan ak­ rabalığı da buradan gelmedir. Menoitios, oğ­ lu Patroklos kaza ile bir arkadaşını öldürünce onu Peleus'un yanına gönderir. Akhilleus'la Patroklos da bir arada büyüyüp yetişirler (Patroklos). Mentor. Odysseia'da sık sık adı geçen bir İthakeli, Odysseus'un sadık dostu. Odysseus Troya seferine çıkmadan önce evini ve ailesi­ ni ona emanet eder. Mentor da onun çıkarla­ rını taliplere karşı korumaya çalışır, ama ba­ şaramaz. Tanrıça Athena Odysseia'da Tele­ makhos'a kılavuzluk etmek, ya da Odysseus'a taliplerin hakkından gelmek için yardım­ cı olmak istedikçe Mentor kılığına girer. Bu yüzden Mentor bir has isim olmaktan çıkmış ve yol gösterici, kılavuz rehber anlamına kullanılagelmiştir. Mercurius. Hermes tanrının Roma dininde karşılığı. Efsaneleri de Hermes'inkilerle bir tutulmuştur (Hermes). Meriones. İlyada'da adı geçen Giritli önder. Idomeneus'un arkadaşı (Idomeneus). Merope. Pleiadlardan biri. Korinthos kralı Sisyphos'la evlenir ve Glaukos'a ana olur (Pleiadlar). Metaneira. Eleusis kralı Keleos'un karısı. Demeter'i evinde hizmetçi olarak çalıştırır (Demeter). Metis. Adı akıl, us, bilgelik anlamına gelen Metis, Okeanos'la Tethys'in kızı, yani ikinci

kuşak tanrılardandır (Tab. 4). Zeus'un ilk eşi olmuştur! Bir efsaneye göre Kronos'un yuttu­ ğu çocukları kusmasını sağlayan ilacı Zeus'a veren odur. Zeus onunla birleşip Athena'dan gebe bırakınca, Uranos'la Gaia tanrıyı uyar­ mışlar, Metis'ten doğacak bir erkek çocuğu­ nun kendisini tahttan atıp yerine geçebilece­ ğini bildirmişler, bunun üzerine de Zeus Me­ tis tanrıçayı yutmaya karar vermiş. Yuttuktan sonra Athena'yı kafasından doğurmuş (Atheua). Midas. Midas efsanede olduğu kadar tarih ve arkeoloji kaynaklarında da adı geçen bir Phrygia kralıdır. Phrygia'da bulunmuş birçok anıtlar bugün de onun adını taşır, birçok efsa­ ne ve masallar anısını yansıtır. Bu efsanelerin hepsi bölgeye özgü nitelikte ve Ana Tanrıça Kybele'nin kültüyle ilgili görünmektedir. Herodot'a göre Midas, Phrygia'nın birinci kralı ve Gordium'un kurucusu sayılan Gordias'ın oğludur. Gordias'ın Ana Tanrıça ile bir­ leşmesinden, doğduğu söylenen Midas büyü­ yünce Kybele'nin başrahibi olmuş ve tanrıça­ nın Pessinus'taki büyük tapınağını kurmuş. Midas'm ilişkisi yalnız Kybele ile de değildir, Kybele gibi Anadolu toprağına özgü şarap tanrısı Dionysos'a da yakından bağlıdır. Mi­ das üstüne anlatılan efsanelerin hepsinde bu Phrygia kralı Dionysos'un bağışladığı nimet­ lerden fazlasıyla pay almış, tanrının peşinden giden alaya karışmış, sırlarına ermiş, yoluna baş koymuş ve bölgesel törelerini savunan bir kişi olarak canlandırılmaktadır. Bu efsanele­ rin yalnız Phrygia'yı değil, Lydia ve Karia gibi Ege'nin geniş bir bölgesini kapladıkları da dikkati çeker. Ovidius'un "Değişimler"de anlattığı bir ef­ sanesi şöyledir: Silenos tanrı Dionysos'un alayında ihtiyar, sarhoş bir satyr'dir, bir gün tanrı Phrygia ve Lydia dag ve koruluklarında dolaştığı sırada Silenos uyuyakalır ve Bakkhalarla Satyr'ler onu sızdığı yerde bırakarak uzaklaşırlar. Köylüler onu bulur ve boynunda taşıdığı çiçek çelenkleriyle bağlayarak kral Midas'a götürürler. Bakkha sırlarına ermiş olan Midas Silenos'u hemen tanır ve onu on gün, on gece sarayında konuklayıp yedirir, içirir, sonra da İhtiyar yoldaşını tanrıya götü
rür, verir. Dioııysos buna o kadar sevinir ki

Midas'a dilediğini vereceğini söyler. Mid.ıs da her dokunduğu şeyin altın olmasını diler. Tanrı bu dileğin ne kadar yersiz ve tehlikeli olduğunu anlar, ama söz vermiştir bir kere. Midas sarayına dönerken yolda kopardığı bir dal altın olur, yerden topladığı bir çakıl taşı altın olur, kopardığı bir buğday başağından altın taneleri dökülür, buna fazlasıyla sevinir, ne var ki sofrasına oturup ekmeği ağzına gö­ türüp, şarabı dudaklarına degdirince ekmek de, şarap da altın külçesine dönüşür ve bu böyle gider, ta ki kral dileğinden vazgeçip tanrıya bir daha yakarsın. Bakkhos Midas'ı bağışlar, ona Sardes'e gitmesini, Paktolos (Sart) deresinin kaynağına dek çıkmasını ve topraktan fışkıran sularla başını ve ellerini yı­ kamasını buyurur. Kral da öyle yapar ve ir mak sularında arınır, ama o gün bugün Pak­ tolos altın pulları sürüklemektedir, altın diyarı Sardes'in zenginliği de oradan. Plutarkhos bu efsaneyi biraz başka biçimde anlatır: Midas ülkesinin uzak bir ilini gezmeye gitmiş, bir çölün ortasına düşmüş, içecek bir damla su bulamamış, Toprak Ana acınır, ona, çölün ortasında bir kaynak fışkırtmış, ama Midas kaynağa yaklaşıp su içmeye yelte nince suyun altına dönüştüğünü görmüş. Bu kez kral tanrı Dionysos'a yakarmış, Dionysos da kaynaktan saydam bir su akmasını sağla­ mış. Bu kaynağa Midas Pınarı denmiş. Kral Midas'ı asıl ünlü kılan masal kulaklarıy­ la ilgili masaldır. Ovidius bunu tanrı Pan'ın Apollon'la yarışmasına atıf yaparak anlatır, başka efsanelerde Apollon'la yapsan Pan de­ ğil, Marsyas'tır. Kral Midas bir gün Tmolos (Bozdag) dağının yamaçlarında dolaşırken Apollon'la Pan'ın (ya da Marsyas'ın) yarıştık­ larını ve bu yarışmaya yargıç olarak dag tan­ rısı Tmolos'u seçtiklerini görür. Midas Apollon'un lyra'sını da, Pan'ın (ya da Marsyas'ın) kavalını da dinler. Ne yapsın ki kaval sesini daha çok beğenir. Bozdag eteklerinde bir do­ laştınız mı, Sardes tapmağının karşısında yükselen o bakır rengi dağa hiç baktınız mı bilmem, ama oranın havasını, çevresini bili­ yorsanız, siz de Apollon'un sazına degll, Marsyas'ın kavalına ödül verirsiniz eminim O çevreye başka ses yakışmaz çünkü, doğa kıvır kıvır koyun sürülerini de, kavalıyla çobanını da kendiliğinden yaratır gibidir. Her ney-

se Tmolos Apollon'a vermiş ödülü, ama ya­ rışmaya tanık olan Midas hiç gerekmezken kavalı daha çok beğendiğini söylemiş. Apollon tanrı cezayı Marsyas'a vermiş, ama Midas'tan da öcünü almış: Kralın kulaklarını uzatıp uzatıp eşek kulağına çevirmiş. Midas eşek kulaklarını Phrygialıların sivri külahı al­ tında bir süre gizlemiş olsa gerek, berberi ol­ masa, belki sonuna dek gizleyebilecekti, ama her gün saçını, sakalını tıraş eden berber gör­ müş eşek kulaklarını, kimseye açmadığı bu sırdan kurtulmak için toprağa bir delik kaz­ mış ve içine eğilerek, "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye fısıldamış. Ama kazma vurduğu yerin çevresinde ossaat otlar, kamış­ lar bitmiş, bunlar yel estikçe dile gelerek, "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye yankılanmaya başlamışlar. Bu efsanenin öyle yerli bir havası var ki çağdaş tiyatro yazarlarımızdan Güngör Dilmen'e bir piyes esinlemiş. "Midas'ın Kulakla­ rımda Dilmen eski efsaneye bir motif daha katar, Midas kulaklarından korkmakta, utan­ maktadır, ama ne zaman ki bu korkuyu yene­ rek halkının karşısına çıkar, uzun kulakları bir ayıp değil, bir mucize, bir üstünlük oluverir halkının gözünde. Onun içindir ki sonunda Apollon tanrı Midas'ın uzun kulaklarını kuru­ tup normal insan kulağı biçimine sokunca, Midas halkın gözünde bir kahraman olmak­ tan çıkar, halkı aldatan bir yalancı oluverir. Öyle ki bahtsız kral yerlere kapanıp tanrıdan eşek kulaklarını geri istemek zorunda kalır. Dilmen'in piyesi bir efsanenin nasıl yeni yeni yorumlarla genişletilip yaşatılabilecegine ör­ nektir. Milctos. Milet şehrinin kurucu kahramanı. Efsaneye göre Apollon'un oğludur. Girit'te doğmuş ve Minos onu Girit'ten sürmüş, Ana­ dolu'ya gelince de Maiandros ırmak tanrının kızıyla evlenmiş. Kaunos'la Biblys'in babası sayılır. Başkaca bir efsanesi yoktur. Minerva. Tanrıça Athena'nın Latince adı. Minerva İtalya'nın yerlisi olmasa gerek. İlkin Etrüsklerin, sonra da Yunanlıların etkisiyle Roma'nın başlıca üç tanrısından biri olmuş­ tur. İupiter, İuno ve Minerva Capitolium üçlü­ sü diye anılırdı. Kendine özgü bir efsanesi yoktur.

Minos. Zeus'la Europe'nin oğlu, Sarpedon'la Rhadamanthys'in kardeşi sayılan efsanelik Girit kralı (Tab. 11 ve 15). Minos Girit tahtına çıkmak isteyince üç kar­ deş arasında kavga kopmuş, ama Minos tan­ rıların kendisinden yana olduklarını ileri sür­ müş, bunu tanıtlamak üzere de Poseidon tan­ rıdan bir dilek dilemiş, denizden bir boğa çı­ karmasını istemiş, bu boğayı da sonra gene tanrıya kurban etmeye söz vermiş. Dilediği gibi olmuş, denizden köpükler gibi ak bir bo­ ğa çıkagelmiş. Minos boğayı almış, tahta oturmuş, ama hayvanı tanrıya kurban etmeyi unutmuş. Güzelim ak boğayı sürülerinin ara­ sına damızlık olarak göndermiş. Bu duruma çok kızan deniz tanrı ak boğayı Minos'un ba­ şına bela etmiş, bir efsaneye göre hayvan ku­ durmuş, ortalığı kasıp kavurduğu bir sırada Herakles'in elinden öldürülmüş, ama iş bu­ nunla da kalmamış, kralın karısı Pasiphae bu boğaya dogadışı bir aşkla tutulmuş ve onunla birleşmiş. Kral Minos güneş tanrı Helios'un kızlarından Pasiphae ile evlenmişti. Bir za­ manlar Europe gibi boğaya vurulan Pasiphae ak boğayla birleşebilmek için Daidalos'a bir inek heykeli yaptırır, içine girer ve gebe kala­ rak Minotauros'u doğurur (Daidalos, Pasi­ phae). Ondan sonra da Girit sarayının yaşa­ mı karmakarışık olur. Helios döllerinin hepsi gibi Pasiphae de büyücüdür, seviştiği boğayı öldürttü diye Minos'u büyüler, yatağından yı­ lanlar, çıyanlar, akrepler çıkmasını sağlar, bunlar işi çapkınlığa vuran Minos'un yata§ma giren her kadını sokup öldürmekteymişler. Minos'un erkeklerle aşk maceraları olduğu da ileri sürülür. Pasiphae'den olan iki kızı Ariadne ile Phaidra'nın ömürleri de garip se­ rüvenlerle geçmiştir (Ariadne, Phaidra). Bu masallara karşın Minos efsaneye ilkel çağların en doğru ve haksever kralı diye geç­ miştir. Tanrı Zeus'tan esinlenerek yasalar çı­ karttığı için öldükten sona Hades'teki üç yar­ gıcın biri olmuş. Minos arkeolojide adını taşı­ yan çağlarda Girit'in komşu adalar ve kıyılar üzerindeki egemenliğini simgeleyen Atina ile savaşı ve oradan üç yılda (ya da yılda) bir yedi delikanlıyla yedi genç kızın Minotauros'a kur­ ban olarak verilmesi efsanesi de böyle bir du­ rumun dile gelmesidir. Masala göre Minos'un bu seferi kardeşi Androgeos'un ölümünden

öç almak içindir (Androıjnon). Ama Mlnos yalnız Yunanistan yarımadasına değil, Ana­ dolu kıyılarıyla Sicilya'ya kadar da uzanmış derler. Karya'ya geldiği, Sicilya'ya ise Daidalos'u kovaladığı söylenir (Daidalos). Buralar­ da Giritlilerin koloniler kurdukları anlatılır. Minotauros. Adı Minos'un boğası anlamı­ na gelen Minotauros insan bedenli, boğa baş­ lı bir canavarmış. Tanrı Poseidon'un kral Minos'a gönderdiği bir boğa ile Minos'un karısı Pasiphae'den dogmaymış. Minos bu korkunç yaratığı saklamak için mimarı Daidalos'a Labyrinthos sarayını yaptırmış (Pasiphae, Labyrinthos). Theseus Minos'un kızı Ariadne'nin yardımıyla Minotauros'u öldürmüş (Ariadne, Theseus). Minotauros Girit sanatında derin izler bı­ rakmış olan Girit'e özgü bir boğa kültünün simgesi olsa gerek. Mnemosyne. Adı bellek anlamına gelen Mnemosyne Uranos'la Gaia'nın kızıdır (Tab. 4). Efsaneye göre Zeus Pieria dağlarında do­ kuz gece yatmış ve Mnemosyne de dokuz Musaları doğurmuş. Moira'lar. Moira, pay ya da pay veren anla­ mına gelir. Efsanede üç olarak gösterilen Mo­ ira, yani kader tanrıçaları Hesiodos'ta "yaşa­ ma paylarımızı düzenleyenler" diye tanım­ lanır. Alın yazısı ve kader üstüne Yunan ilk­ çağının görüşü şudur: İnsan ana karnından doğar doğmaz kader onun ömür ipliğini bük­ meye koyulur, üç Moira her insanın ipliğini büker dururlar, günün birinde de keserler, o anda insan ölür. Ilyada'da dövüşen bir savaş­ çı için şöyle deniyor (İl. IV, 517): Bitti ömür yumağı tam o sırada!... Moira denince, çokluk ecel, ölüm akla ge­ lir, onun içindir ki Homeros destanlarında kader diye çevrilen Moira uğursuz ve zorlu olarak nitelenir. Ne var ki Moira Zeus'tan da daha güçlü ve üstündür. Tanrılar babası ona karşı gelemez, onun kararını değiştiremez. Savaş alanında oğlu Sarpedon yaralanınca Zeus ikirciklidir, sevgili oğlunu alıp kaçırmayı geçirir aklından, ama Hera kaderi ileri süre­ rek dikilir karşısına (Sarpedon). Homeros'ta bir ya da birkaç Moira'dan söz edilir, ama adları söylenmez, Hesiodos bun-

lan üç kız kardeş diye tanıtır ve adlarını verir. Moiralar Zeus'la Themis'in kızları, Horaların kardeşleridir (Theog. 905 vd.): ... Klotho, Lakhesis, Atropos tanrıçalar ki bilge Zeus büyük üstünlük vermişti onlara, ki onlar verir yalnız insanlara mutlu ya da mutsuz yaşama paylarını. Burada Moiralar yalnız ömür payını değil, bir de mutluluk ve mutsuzluk payını veriyor demektir insanlara. Kimi yerde Kederle bir tutulan Moiraların efsanesi yoktur (Kerter). Onlar yarı dinsel, yarı filozofik bir görüşün canlandırılmış imgeleridir. Platon da Devlet'in son bölümünde, yeniden yeryüzüne çı­ kacak olan ruhların Moiralara başvurduğunu anlatır (Dev. X, 620d-e): "Bütün ruhlar hayatlarını, geçtikten sonra gene o sırayla Lakhesis'e yaklaşmışlar. La­ khesis her birine kendi perisini vermiş; bu pe­ ri hayatı boyunca ona hizmet edecek, seçtiği kadere göre yaşatacakmış onu. Bu peri ilkin ruhu Klotho'ya götürüp onun eli altından ve döndürdüğü kirmenden geçiriyormuş; böyle­ ce ruh seçtiği kadere bağlanıyormuş. Ondan sonra Airopos, Klotho'nun eğirdiği kaderi öl­ çülmez hale sokuyor, sonunda ruh hiç arkası­ na dönmeden Kaderin tahtı önüne gelip du­ ruyor, sonra öte yanma geçiyormuş". Moneta. Haber veren, uyaran anlamına ge­ len Moneta, tapınağı Roma'da Capitolium tepesinde bulunan tanrıça İuno'nun bir ek adıdır. Bu adın nedeni İ. Ö. 390 yılında Roma'nın Galyalıların baskınına uğradığı sırada bu tapınağın kazlarının gece öterek düşma­ nın gelişini haber vermesidir. Mopsos. İkisi de tanrı sözcüsü olan iki efsanelik kişinin adı. (1) İdmon'la birlikte Argonaut'lar seferine katılır ve Argo gemisinde kâhin olarak görev yapar. Seferin sonunda Libya'ya varıldığında Mopsos bir yılan tarafından ısırılıp ölür (Ar­ gonaut'lar). (2) Teiresiaş'ın torunu, Manto'nun oğlu. Babasının kimliği üstüne kaynaklar ayrılır: Bütün kâhinler gibi Apollon'dan doğıma olduğu söylenir, ölümlü babası ise Argoslu Rhakios imiş (Manto, Rhakios). Mopsos'un Kolophon şehrini kurduğu anlatılır. Anası Man-

to'nun Klaros'taki Apollon tapınağını kurma­ sı üzerine Mopsos oranın tanrı sözcüsü olur, bu sıfatla zamanın en büyük kâhini Kalkhas'la yarışmaya girişir, Akhaların başkâhinini her bakımdan yener, üstünlüğü meydana çıkınca, Kalkhas öfkesinden canına kıyar (Kalkhas). Mopsos bundan sonra yine Troya'dan dönen Amphilokhos'la birlikte Kilikya'da Malsos şehrini kurarlar, teke tek kavga­ da birbirlerini öldürürler (Amphilokhos). Morpheus. Uyku tanrısı Hypnos'un üç bin çocuğundan biri sayılan Morpheus'un adı bi­ çim anlamına gelen "morphe" (Lat. forma) den türemedir. Morpheus insanlara uykuda çeşitli biçimlerde görünen düşleri simgeler. Uyku ve düş tanrılarının hepsi gibi Morpheus da kanatlıdır. Kocaman, hızlı kanatlarıyla dünyanın bir ucundan öbür ucuna şıp diye uçarmış. Mucius Scaevola. Tarquinius kralları Roma'dan kovulunca Porsenna adında bir Etrüsk kralı şehri kuşatmış. Mucius adlı bir Ro­ malı da düşman karargâhına girip Porsenna'yı öldürmek istemiş, ama kralı tanımadığı için yanılarak bir başkasını öldürmüş. Yakala­ nıp Porsenna'nın önüne getirilince Mucius orada bulunan bir ocağa sag elini koyup büs­ bütün yanıncaya kadar çıkarmamış. Bu eyle­ me şaşan Porsenna Mucius'a kılıcının geri verilmesini buyurmuş, kendisine de bunu ni­ çin yaptığını sormuş. Mucius kendi elinin yanmasının önemsiz olduğunu, çünkü kendisi gibi kurban olmaya hazır üç yüz Romalı bu­ lunduğu söylemiş. Korkuya kapılan Porsenna hemen Roma ile barış anlaşmasına girişmeyi yeg görmüş. Mucius'a da artık sag elini kulla­ namadığı için solak anlamına gelen Scaevola adı takılmış. Musalar. İlkçağ yazınında bir tanrısal varlık vardır ki ondan söz ederken her ozan, her yazar duygulanır, sesi bir başka içtenlik ve dokunaklılıkla çınlar kulaklarımızda. Bu varlık Yunanca "mousa", Latince "muşa" diye ad­ landırılıp batı dillerinin hepsine giren esin pe­ risidir. Ama Musa yalnız şairlere şiirler esinle­ yen bir peri de değildir, etki alanı çok daha geniştir. Adının kökeni asıl kimliğinin açık­ lanmasına yardım eder: "Mousa" Yunanca

akıl, düşünce, yaratıcılık gücü kavramlarını içeren "men" kökünden gelmedir. Bu kök Zeus'un Musaları üretmek için birleştiği Titan tanrıça Mnemosyne'nin adında da görülür, Athena'ya gebe kalan Metis'in adında da (Tab. 4). O da demektir ki, kaba güçleri ye­ nip başa geçtikten sonra kendi egemenliğini kurabilmek için Zeus tanrının ilk işi düzenli ve ölçülü oldukları oranda yaratıcı olan güçleri benimsemek olmuştur. Musalar işte bu gücün ürünü ve simgesidir. Bu güç ise tanrıya oldu­ ğu kadar insana da vergidir, giderek Olympos tanrıları insanüstü doğa güçlerinden uzaklaşıp insana yaklaşmayı amaç edindikleri zaman benimsedikleri bir güçtür. Musalar böylece insan ve tanrı arası birer varlık olarak düşünülebilir; insanı tanrı, tanrıyı insan yapar Musalar. Onun içindir ki böyle duygulanır şa­ irler de onlardan söz ederken. İnsana yaşa­ manın asıl tadını bağışlayan bu tanrısal varlığı her alana, özellikle sanat alanına yerleştirmiş olmak ilkçağ düşüncesinin bir parıltısıdır. Ku­ ru bir şair diye tanınan Hesiodos bile bakın nasıl coşar Musalardan dem vurunca. Hesio­ dos kendi anlatır ki Helikon dağının yamaçla­ rında sürülerini otlatan bir çobanmış, "dünya­ nın yüz karası zavallı bir yaratık" iken Musalar onu görür, çiçek açan bir defneden kopardık­ ları bir dalı ona asa diye verir (Theog. 31 vd.): Sonra tanrısal sesler üflediler içime olacakları ve olmuşları yüceltmek için, ve hele övmek için kendilerini her söylediğim destanın başında ve
sonunda.

Hesiodos böylece şair olunca, şu sözlerle tanımlar Musaları (Theog. 52 vd.):
Olympos'lu Musalar, koca kalkanlı Zeus'un kızları. Eleutheros yamaçlarının kraliçesi

Mnemosyne Kronos oğluyla birleşip Pieria'da getirdi onları dünyaya belaları unutturmak ve kaygıları dindirmek için. Dokuz gece buluştu onunla kutsal yatağında engin akıllı Zeus ölümsüzlerden uzakta. Günler, aylar geçip bir yıl tamam olunca dokuz kız getirdi dünyaya Mnemosyne.

Myrina. Kilo. İlyada'da adı geçen bir Phrygla kralı. Ne mutlu Musaların sevdiği insana bal akar onun dudakları arasından. Yerine göre Orpheus'un arkadaşı. flütl. III. haşka hiçbir kaygı yoktur yüreklerinde. Erato. Anlat bana. Urania ve hepsinin başı sayılan Kalliope. Öbür Atlantlar teslim olmuşlar. övünce Olympos'un mutlu tanrılarını unutuverir hemen dertlerini. oraları da ele 'M'I . Thetis'le Peleus'un. İşte böyle seslenir Olympos'lu Musalar dokuz tanrısal kızı ulu Zeus'un: Kilo. kara toprak yankılanır tanrı övgüleriyle. Musaların sevgilisi bir ozan anlatınca eski insanların destanlarını. ama gece esirler bekçilerine saklı rıp büyük sayıda Amazon öldürmüşler. Gorgolar da sonradan Perseus ve Herakles'ln elleri allında yenilmişler (Gorgo.. II. 16). Musalardan ve okçu Apollon'dan gelir yeryüzündeki ozanlar ve çalgıcılar nasıl Zeus'tan gelirse krallar. Polhymnia. ka­ dınları da köle etmiş. tarih. < " > g rencisi ya da oğlu sayılan Musaios Attika el sanesinde Orpheus'a karşılık yaratılmış bir tip olsa gerek: Mistik nitelikteki ezgileri Eleusis gizemleriyle ilişkili derlerdi. Myrina üstüne anlatılan öbür efsaneler şun­ lardır: Amazonlar kraliçesi Myrina Okeanos kıyılarında bulunan Atlantis ülkesine saldır­ mış ve yaya üç bin.. Bu bilgi açık seçik değildir. Musaların kendilerine özgü efsaneleri yoktur . Verilenlerden biri Amazonlar kraliçesi Myrina ile ilgilidir (İl. Ama zonlar bunların hakkından gelip. destan şairi ya da lirik şiir. Polhymnia. Thalia.. Musaların yetki alanları çağlar ve şairlere göre değişir. oradadır koroları ue güzelim yurtları. Erato. Perseus). Melpomene. korolu şiir. bu kente Myrina adı veril­ miş. Bir insanın dertsiz başına dert mi düştü. tragedya. Inıyülü bir ses yükselir adımlarından yürürken yüce babalarına doğru.). Erkeklerin hepsini kılıçtan geçirmiş. Peleus oğlu Akhilleus'un öfkesini söyle. Homeros'un iki büyük destanı da Musalara seslenişle başlar. Terpsikhore. vurur dururlar Olympos yolunda. bin bir düzenli yaman adamı. Sonra da onlarla birlikte Gorgolara karşı savaş açmış. 8 1 1 vd. O zaman kral Priamos onun yardımına koştuğundan Mygdon da Troya savunmasına katılır (İl. Gorgolan yenerek birçoğunu esir almış. tanrıların bütün şenliklerinde ezgi söyler. ama burada ozan tek bir Musa'ya seslenir ve ona tanrıça der sadece: Söyle. dans. üzüntüden kan mı kurudu yüreğinde. atlı yirmi bin savaşçı kadı­ nın başında Atlantis ülkesinin başkentini al­ mış. Efsaneye göre Myrina bu savaşlarla kalma miş. İlyada'da Troya şehrinin topograf­ yası üstüne çok az bilgi verilir. Terpslkhore. dans ederler. Musaios.Dokuz eş yürekli kızdır bunlar ezgiler söylemektir bütün İşleri. Uranla. Sangarios (Sakarya) ırmağı kıyılarında otururmuş da günün birinde Amazonların sal­ dırısına uğramış. ölümsüzlerse yüksek atlayan Myrrhine'nln mezarı der. ölen arka daşlarına büyük mezarlar yapmışlar. Bu tutum ve davranış Homeros'la başlar. tanrıça. Adı Musalarla ilgili efsanelik bir ozan. Kadmos'la Harmoııla'uın düğünlerinde bulunmuşlardı) Adlarının geçmediği hemen de şiir yoktur. I İhya ve Mısır'. tanrısal bir ezgi sarar dört bir yanı. çıkar.ı geçmiş. bu Batieia bir tanrıça mı ki ölümsüzler ona başka bir ad ve­ riyorlar? Bir kaynağa göre Myrina ya da Bati eia Troas bölgesinin eski kralı Teuker'in kızı­ dır (Tab. tanrıça.. Kharitler de Himeros da başlarında yükselir güzel sesleri havalarda. Batieia adını takmıştır ona halk. Teuker onu ülkesine konuk ge­ len Dardanos'a verir.. çıkılır ovanın dört bir yanından tepeye. Thalia. Melpomene.. Myrina da cömert davranarak onla­ ra bir kent kurmuş. Karlı Olympos'un en yüksek tepesinde.. ilkçağın son demlerine kadar süregider. İşte budur Musaların insanlara verdiği. 181 vd.): Şehrin önünde sarp bir tepe var. Musaların sevgilisi ozanın toplumda ne ka­ ­­­ saygı ve sevgi gördüğü Odysseia'da can­ landırılan Demodokos tipinden bellidir (Demodokos). komedya. Mygdon. gider aklından üzüntüleri şenletir onu tanrıçaların büyüsü.. Genellikle şöyle bir bölümleme yapılır: Kalliope. gökbilimi. böylece Myrina Troya kral soyunun dişi atası olur. pantomim. Euterpe. Euterpe.

Myrmeks. Myrtilos Oinomaos'un arabasının cıvatalarını gevşetmiş. Smyrna). Zeus'un oğlu olmakla geçinir. tutarmış. Myrrha. Myrtilos da can verirken Pelops ve soyuna lanet okumuş. Athena da bu yüzden onu sever. Kıbrıs kralı Kinyras'm kızı (Kinyras. 210 .geçirdikten sonra Arabistan ve Suriye yoluyla Anadolu'ya gelmiş ve Kilikyahlara boyun eğ­ dirmiş. becerikli bir Atinalı kız­ mış. böylece Pelops'un yarışı kazanmasını ve Hippodameia ile kaçmasını sağlamış. Athena da bu yalana kazarak onu bir ka­ rıncaya dönüştürmüş. Oinomaos). Hippodameia'ya âşık olduğu ya da ondan yaptığı işe karşılık bir ge­ ce yatma sözü aldığı söylenen Myrtilos'u Pelops denize atmış. Adonis. Efsane niteliğini taşımayan bu olay­ lar tarihsel bazı olaylara göre kurulmuş olsa gerek (Amazonlar). Adı karınca anlamına gelen Myrmeks hamarat. Toros dağlarını da aştıktan sonra Phrygia'dan geçerek Kaikos (Bakırçayı) kıyı­ larına gelmiş ve orada (yani Bergama ovasın­ da) yerleşmiş. Myrina'yı öldüren kral Mopsos'muş. Akhilleus ve babası Peleus'un yönettikleri Tesalyalı boya adını veren kahra­ man. Pelops'la Hippodameia efsanesin­ de adı geçen arabacı. Myrtilos. ama günün birinde Myrmeks tannçanın bulgusu olan sapanı bulmuş olmakla övün­ müş. Myrmidon. Pelopsogullarının başına gelen bütün belaların nedeni de buymuş (Hippodameia. Pelops.

teninin aklığı üzerine tutmuş. Nannakos üç yüz­ yıl yaşamış. Salmakis). Nannakos. Yaşamları. 1944 yılı Tercüme Mecmuası'nda çıkan Can Yücel'in çevirisidir: Ekho görünce Narkissos'u bir ıssız kırda dolaşırken arzu sardı gönlünü. böylece tanrı sözü g<tl çekleşmiş. Narkissos'la Ekho efsanelerini bir­ leştirerek iki insanın aşk uğruna harcadıkları boşuna çabaları bir tek dram olarak canlandı­ rır. Şıpır şıpır yıkanır­ ken. Homeros bunların bütün nympha'lar gibi Zeus'un kızları olduğunu söyler. sı­ cak bir günün akşamı serinlemek için. ölünce de bütün halkının yok ol. Ovidius. Sangarios (Sakarya) ırmağının kızı. Narkissos. sularını içen ya da sularına da­ lan hastaları iyileştirme güçleri vardır. Verdiğimiz çe­ viri. Beyaz badem İçini yemeden önce. Ba­ dem içini. Onun ustaca anlatımından birkaç parçayı aşağıya almayı uygun gördük. Ağaç perileri (Drysa. Deukalioh tufanından önce yaşamış bir Phrygia kralıdır. bütün dünya pespembe bir boş­ luk olmuş. Bir ef­ saneye göre Naksos Karyalı göçmenlerin ba­ şında eskiden Dia adını taşıyan bu adaya gel­ miş. gebe kalmış olduğu nun farkına varmış. öldüğü gün halk topluca ağlamaya koyulmuş. hayret ve hayranlıkla bakakalan gözleri önünde tuhaf bir şeyler olmaya bağlamış: Sanki badem içinin ve göğsünün aklığı eriye- rek birbirine karışmaya koyulmuş. Başka bir kaynakta onun Endymion'la Selene'nin oğlu olduğu. yaradılışı vermedi izin söze başlamaya. Efsanelerin birleştiği bir nokta Nak­ sos adasının Anadolu'dan gelme göçmenlerle meydana getirildiğidir. bekleyebilirdi ancak sözleri ki onlara cevap yollayaı ak . Naisler ya da Naiaslar. Bu yüzden "Nannakos'un gözyaşları" di­ ye bir deyim kalmıştır. Kimi mythos yazarı onları Okeanos soyuna bağlar. kendi­ ni Sakarya suyuna atmış. Başka bir efsaneye göre. kiminin adı efsaneye geçmiştir (Arethusa. O sıralarda güneş. Agdistis-Attis efsanesinde adı geçer. Dokuz ay sonra. bira/ sonra da tufan olmuş. Her suyun kendine özgü bir Naias'ı vardır. düştü gizlenerek izlerinin ardına. Naiasların. Bu olay Theseus'tan üç kuşak önce olmuştur. Bu dualar sı­ rasında da Nannakos habire gözyaşı döker miş. ama ölümsüz değil­ dirler. Halikarnas Balıkçısı serüvenini şöyle anlatır (Hey Koca Yurt. bir çıranın ucuna sürülmüş yanıcı kükürt beri getirilen alevi nasıl kaparsa Ekho da yaklaştıkça ona daha yakından yanıyordu aşkla. Tersi­ ne kimi inançlara göre Naiaslar sularında yı­ kanan insanları çıldırtmış. Nana böy le bakadururken. kaç kere yumuşak dileklerini ona sunmak e. Onu en güzel anlatan­ lar arasında da Latin şairi Ovidius önde gelir. badem içi­ nin aklığını. Nana. Tufan olacağını öngörmüş ve olmaması için topluca yakar­ malar. Nerkis çiçeğine adını veren Narkissos'un öyküsü hemen her çağda şairleri esinlemiş bir öyküdür. su perisi Nana. bir badem ağacının dalı üzerine eğilmiş. s. her nedense. yerleşmiş ve ona adını vermiştir. yalvarmalar düzenlemiş. içine tatlı bir baygınlık yayıl mış. daha başkasında da Apollon'la Akallis'ten doğduğu söylenir (Akallis). pembe pembe batmaktaymış. Bu masallar Tufan efsanesinin Anadolu kaynaklı olduğunu açığa vurmaktadır.ledl. 23): "Sakarya ırmağının kızı. Masala göre. adları yüz­ mek anlamına gelen fiilden türemiş olan su perileridir. Nannakos çok es­ ki zamanlarda. Tatlı tatlı esnerken. Kaynakları efsanelere göre değişir. Naksos. Kyklad takımadalarından Naksos adasına adını veren kurucu kahraman. yüzüne. dere ya da ırmağa bağlıdır. Hamadryas) gibi uzun ömürlü olurlar.ı cağını bildiren bir tanrı sözü varmış. Kaç kere okşayıcı gözlerle ona sokulmak.N Naiades. içinde bulundukları kaynak. Uyandığında yıldızlar pırıl pırılmış. yumuşak iki göğsü arasında tutai ken. ırmağın kızları sayılır. Su perisi bademi kırıp soymuş. bakılmayacak güzellikte bir oğlan doğur­ muş". ya da gizli bazı hastalıklara çarptırmıştır (Nympha). Asopos gibi ırmakların perileri.

"Elveda" deyince o. Ona ulaşan ne bir çoban. gözleri aldatan hayal onu coşturuyordu. fakat yanıyordu onunla. Ölüm gelmeyecek bana ağır dinecekse acılarım. boşa kavuştu kolları sularda. Peloponez'in ünlü li­ manlarından olan Nauplia'nın kurucusu (Amymone).. Hâlâ bakıyordu kendine. (1) Tanrı Poseidon'la Danaos kızı Amymone'nin oğlu. Ne yapayım?İsteneyim mi?lsteyeyim mi? İstenecek ne kaldı artık? Beni yoksul ediyor varlığım. Narkissos. Argonaut'lar seferine katılır ve dü­ menci Tiphys öldükten sonra. Kaç kere faydasız öpücükler sundu aldatan pınara. Ekho da uzaktan seyreder sevdiğini. (2) Yukarda adı geçen Nauplios'un küçük torunu. dalgalarında gümüşler oynaşır. Ekho başka bir şey söylemedi: "Senin her şeyim ". seviyordu tensiz bir hayali. bakıyordu kendine kendi şaşkın şaşkın. Ellerini kaç kere daldırdı. gözlerini ayırmadan sulara bakan Narkissos'un: "Ey boş yere sevdiğim çocuk". "Burada buluşalım" der. Pınar ve yerin güzelliği çeker onu kendine. kimi efsanelerde kralların. ne otlayan bir keçi. Tutuşturan da ben. Ekho da koşa koşa çıkar ormandan. yer tekrar iletti dediklerini. Narkissos gün geçtikçe eriyip gider. yerinde sarı göbeğini beyaz yaprakların kucakladığı bir çiçek buldular. bu yeteneğin­ den faydalanarak Nauplios'ıı kötü işlerde kul- . ne bir sürü. bakıyordu Styks sularına. Nauplios Palamedes'in babası olarak Palamedes efsanesinde rol oy­ nar (Palamedes). o benim. içini yakan ateşi tutuşturan da kendiydi. garip bir dilek seven için ama. Neyi gördüğünü bilmiyor. onun yerine geçer (Argonaut'lar). Nauplios usta bir denizcidir. Ekho da katıldı onlara. ne ağaçtan düşen bir dal. Yorgun başını dayadı sık çayırlığa.. göçüyorum hayatımın baharında. severken onu kendini seviyor... Dövündüler bacıları Naias'lar kesik saçlarını yanı başına koydular. Ne vahşi bir hayvan. Narkissos anlar başına geleni ve şöyle dile getirir: Anlıyorum. tekrarlar durur iniltilerini ve bu güzelim şiir şu dizelerle sona erer: Şunlar oldu son sözleri. artıyordu bir yandan susuzluğu. Ve şimdi can verelim ikimiz bir solukta. ve gledi son günleri ömrümün. ölüm kapadı efendilerinin güzelliğine hayran gözlerini. ama oğlan kızı görünce kaçmaya koyulur: "Ölmek yeğdir" diye bağırıyordu "olacaksa senin her şeyim". Nauplios. yanan da. odun yığınını. Sevdiğim daha ömürlü olsun dilerim. aldatmıyor beni artık hayalim. vücut sanıyordu sulardakini Donakaldı Paros mermerinden bir heykele benzeyen o aynı yüzle kımıldamaksızm. titreyen meşaleleri hazırladılar. Ayrılabilsem vücudumdan. bağırdı Ekho: "Elveda". içtikçe suya vuran güzelliğine hayran. "Var" diye cevap verdi yankı. uzanır Narkissos av yorgunluğu ve sıcağın verdiği ağırlıkla yere. Tam sedyeyi. Bilmeden kendini arzuluyor. vücut yoktu hiçbir yerde. isterken kendini istiyordu. arzuladığım benimle. tek bir kuş bile yoktu onun sükûnunu bozan.. Gidermek isterken susuzluğunu. ve oranın güneş ışığıyla ısınmasına engel olan orman. Kendime olan sevgimle yanıyorum. yeraltına göçtükten sonra bile. Bundan sonra da asıl Narkissos efsanesi başlar: Berrak bir pınar vardı. dövündüler Dryas'lar..NAUPLIOS Narkissos'la Ekho arasında anlamsız diya­ log şöyle sürdürülür: Bağırdı: "Orada kim var?". Çevresinde en yakın suyla beslenir bir çayır. sevdiğim uzak olsa keşke. Kemirsin artık gücümü acı.

Oğlu Palamedes. Mitograflar kendisinin de aynı biçimde öldürül­ düğünü ileri sürerler. Hizmetçi kızlar kaçışırlar. anan olacak kadın seni/ Güzel rubaların kalmış yüzüstü. Odysseus yıkandıktan sonra daha bir yakışıklı ve alımlı olur: Zeus'tan doğma tanrıça Athena daha iri. bir yanında bir hizmetçi. Odysseus'un sözleri de yüreğine işler: Yalvarırım. geleyim ben de. Nausikaa hizmetçilerini ça­ ğırır. seni sevenler de giyinip kuşanmak. ulu anana. Dillere destan olur böyle düğünler. Çamaşırlar yı­ kanıp durulanır. Ne de kaygısız doğurmuş. Nauplios kızı kurtarır. bir kız yatıyordu orada. Odysseia' nın VI. ulu Zeus'un kızı Artemis olmalısın. Tanrıça kızın yatağına yel gibi varır ve şu sözlerle kışkırtır. pırıl pırıl kapı kanatları kapalıydılar. kızı Atıge'yl deniz­ de boğmak görevini Nauplios'a verir. Ara­ banın hazırlanması. tutayım işi bir ucundan. bölümünde Phaiak prense­ sini yatak odasında uyur görür. şipşirin. sonra da top oynamaya koyulurlar. oysa geldi çattı evleneceğin gün. yalnız Nausikaa ürkmez yosunlarla örtülü çıplak erkeği görün­ ce. babasının mutluluğunu över. Nausikaa şafakla birlikte kalkar. Nausikaa. Bol yapraklı bir dalla örter er­ kekliğini. Nauplios Akhalar­ dan öç alma işine kovulur ve Troya savaşında bulunan yiğitlerin karılarını baştan çıkarmaya uğraşır. boyun boşun.): Doğru yürüdü çok süslü yatak odasına. O ana kadar da Nausikaa'yi hayata açılan. çıkar Nausikaa'nın karşısına yalva­ rır. Odysseus'u yıkamalarını. başta Klytaimestra olmak üzere bir­ çoklarının âşıklar tutup kocalarını aldatmala­ rını sağlar. Tan ağarırken gidelim yumaya. Akhalardan haksızlık görüp taşlanınca. ulu yürekli Alkinoos'un kızı. Odysseia birçok öykülerden örül­ müş uzun bir romandır. kendisi de Klymene'yi alır (Aerope). orada günlerce denizde yüzmekten bit­ kin düşmüş uyuyan Odysseus'u uyandırır. güneşe serilir. der. kraliçem sana. ister tanrı ol. kızlar oturup yemeklerini yerler. sevebileceği bir erkeği bulup onunla evlenmeyi özleyen bir kızın bütün duygularını ince bir gerçeklikle canlandırır bi­ ze. ister insan. Odysseus bakar ki genç kızlar oynaşıyor ır­ mak kıyısında. ama Alkinoos anlar her nasılsa kızının düğün hazırlığı yaptığını. görünüşü tanrılara denk. Yaygın göklerdeki tanrılardansan. hazırlık yapmalısın düğüne. uzun zaman kız kalamazsın nasıl olsa. 15 vd. güzelce giyinip kuşanmaksın. Bu söz­ lere dayanılır mı. cana yakındı ikisi de. Nausikaa. Mysialı gemicilere satar. kraliçe Arete'nin kızlara yıkanacak güzel rubalarla birlikte kokulu yağ­ lar ve bir sepet içinde günlük kumanyalarını vermesi ayrıntılarıyla anlatılır. Homeros bu güzel kızı bize tanıttıktan ve Odysseus'la ta­ nıştırıp onunla olan gönül macerasına dokun­ duktan hemen sonra. VI. Girit kralı Katreus kızları Aerope ile Klymene'yi aynı amaçla Nauplios'a verir. Auge de Anadolu'ya varınca Telephos'u doğu­ rur (Auge). Top ırmağın gerisindeki koruluğa düşer. babasın­ dan katır arabasını ister. bu iki insanı ayırır ve bize genç kızın uğradığı hayal kırıklığını sez­ dirmekle yetinir. mutluluk getirir babana. daha kocaman görünmesini sağladı. dipdiri bedeninle tıpkı osunl Sonra da anasının. ama asıl mutlu olacak insan bu güzel kı­ zı alıp evine götürecek kocadır. Nauslkaa'ydı bu. Nauplios bu kızları da kurtarır ve Aerope'yi Atreus'la evlendirir. bir yanında bir hizmetçi yatıyordu. tanrıça Athena kızın bir arkadaşı kılığında düşüne girer (Od. giydirmelerini buyurur. boyu boşu. çabucak olsun bitsin bu iş. ırmağa gidip çama­ şır yıkamak istediğini söyler. Akha yiğitlerinin yur­ da dönüşlerinde can vermeleri için de girişim­ de bulunur ve Oileus oğlu Aias'ın gemisinin kayalara çarparak parçalanmasını sağlar. Bu öykülerin en se­ vimlisi de Phaiak prensesi Nausikaa'nın yarı­ da kalmış romanı olsa gerek. Bu işe niçin gi­ riştiğini de söylemez. yalnız Penelopeia üstüne yaptığı deneme sonuç vermez. görünüşün. saçları dökülüyordu basından kıuır kıvır.landıkları anlatılır: Aleos. . tıpkı sümbül çiçekleri gibi.

o erdemli kral kızının adı anılmaz Odysseia'da. 458 vd\): (1) Poseidon tanrının oğlu Nausithoos Phaiakların ilk kralıdır. evler kurmuş. VIII. sabahtan akşama dek. can verdin bana sen.. Neleus. çünkü dedikodu olur.. Herakles efsanesinde sözü geçen Nausithoos. kral kızı kendine bir yabancı koca bulmuş derler. engin gökte oturanlara. gün (2) Atina kralı Kodros'un oğlu Neleus efsa­ boyunca. biz Phaiaklar dururken almış onu yanına yürüyor diye halkınca kı­ nanmaktan korktuğunu ileri sürer. Odysseus yo­ la çıkmak üzere hazırlıklarını yapmış. konuğumuz. sevinci İçinde bı­ rakır. Tyro'nun üvey anası Sidero'nun hışmına uğ­ baba toprağına döndüğünde unutma. köpegiyle birleşerek mey- . dedi ki: kral olduğu İolkos'a dönünce anaları "Sağ.): Eskiden Phaiak'lar engin Hypereia'da otururdu. Nausikaa. Pontos'la Gaia soyundan ENausithoos birçok efsanelik kişilerin adıdır: khidna'nın Orthas'. ey genç kız. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. İkizler yetişip ölümlü babaları Kretheus'un sonra seslendi. Hızlı gemici anlamına gelen Nemeia aslanı. onların kısraklarca büyütüldükleri anlatılır. kaa'nın. Son­ Çok akıllı Odysseus karşılık verdi ona. esen kal. Bu kral Alkinoos'un babası ve Alkinoos'un hem yeğeni. Dört yandan surla çevirmişti kenti. Nausikaa gönlünü kaptır­ mıştır. Tepegözler onların topraklarını boyuna yağma ederdiler. 4 vd. Ne olur. tek amacının İthake'ye karısının yanına dönmek olduğunu söy­ ler. böylesine bir gün kocam desem. göz göze geldi Odysseus'la öylece ona baktı. VI. Sidebeni. götürdü. an radığını ve çok hırpalandığını görürler. Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. Bu konu düşmez ağzından. eğer isterse. Kurnaz Odysseus da bo­ zuntuya vermez. Here'nin uzaktan gürleyen kocası. Odysseus'la tatlı tatlı konuşur. Tyro tanrı PoseiSağlam yapılı kapının aralığında Nausikaa don'dan doğurduğu çocukları dağa bırakınca. her vakit. tapmaklar yapmıştı tanrılara. dikildi karşısına. can!" neye göre bir bölük Attikalı ve Messenialı ile birlikte îonya'ya göçmüş ve orada Miletos Perde böylece kapanır. NeZeus. Pelias'ın ikiz kardeşi (Tab. (1) Tyro ile Poseidon'un oğlu. bir daha da Nausi­ şehrini kurmuş (Kadros). İolkos'tan kovulur ve gelir Peloponez'in "Ulu yürekli Alkinoos'un kızı. 22). Messenia bölgesinde Pylos şehrini kurar. otursa bizim yanımızda. onu şehre götürürken aklına saplanmış olan konuya değinir. (3) Odysseus'un Kalypso'dan olma bir oğ­ lu. Eris'ten dogma simgesel bir varlığa verilen ad. göreceksem sıla savaşta on bir tanesi ölür. tulur. (2) Theseus'u Girit'e götüren geminin dü­ mencisi de Nausithoos adını taşır. Nausikaa'nın romanı yıkılır. ra kardeşiyle taht konusunda kavgaya tutu­ dedi ki: şur. Neikos çatışma. şöyle der kendi kendine: Demin yüzüne bakılmaz gibi geldi bana. Neikos. Odysseus'ta Phaiak ili bi­ ze şöyle tanıtılır (Od. kavga anlamına gelir (Eriş). Nemeia. nağına sığındığı halde Pelias onu vurur. sağ.Olan olmuştur. leus'un on iki oğlu olur. Çok geçmeden acı yanılgısını anlar: Odys­ seus kimliğini açığa vurur. yalnız Nestor kur­ günümü. rolü önemlidir (Nestor). kanatlı sözlerle. tekmil toprakları dağıtmıştı. yerleştirdi Skherie'ye. Tanrı yüzlü Nausithoos onları kaldırdı. Nestor'un Troya savaşı ve îlyada'daki bir tanrı gibi tapacağım sana orada. kalsa burada. kadın Hera tapı­ sen ilkin bana borçlusun kurtuluşunu". esen kal. şimdiyse tanrılara benzer. hem de eşi olan Arete'nin dedesidir. ha­ mamdan güzel urbalar giyinmiş olarak çık­ makta ve şölene gitmektedir ki prensesle kar­ şılaşır (Od. Herakles'in açtığı bir döneceksem ben yurduma. ro'yu öldürmeye kalkarlar. bir arada görünmeyelim der. Alkinoos'un sarayına git­ mek üzere kızdan ayrılınca Nausikaa'yı bir koca bulmuş olma umudu.

Sokrates ve genellikle filozoflarla alay ettiği bu oyunda Aristophanes belki de halk masallarından ve onlardan alınmış motiflerden esinlenmiştir. Kentaur' lar). Akhilleus orada Pyrrha adıyla saklandığı için. Hera'nın beslediği bu aslan Nemela bölgesine korku salmaktaydı ki.): DEniz doğru sözlü Nereus'u yarattı: En büyüğüdür o bütün çocuklarının. Bu mermeri Persler Atina'yı aldıktan sonar zafer anıtı ola­ rak dikmeye hazırlanırken. ki­ mi zaman Olympos'un tepesinde.Nereus Kızları. Nemesis'ten doğan yu­ murtanın Leda'nın eline geçtiği ve Helene ile Dioskurların bu yumurtadan çıktıkları anlatılır (Leda). ama Neme­ sis tanrıdan kaçmak için bin bir biçime girer. Zeus ona tutulur. Phriksos'la Helle'nin anaları (Atharnas). Bunlar Neoptolemos'la birlikte Iroya'ya giderken Lemnos adasında durak vermişler. mermer de böylece tanrıçanın heykelini yontmaya yaramış. Bu­ nu kıskanan Hermione'nin teyze oğlu ve ni­ şanlısı Orestes eliyle Neoptolemos'u öldür­ mesi tragedya yazarlarının işledikleri bir mo­ tif olmuştur (Hermione. Batı Kızları'nın bahçlerinde otururlar. ama çokluk İnsanlarda ölçüsüzlüğü. tapınakta­ ki tanrıça heykelini ünlü heykeltıraş Pheidias Paros mermerinden yontmuş. 6). İksi on. Nemesis hem soyut bir kavramı simgeler. 6): Hesiodos'a göre. Marathon'a yakın küçük bir Attika kentin­ de Nemesis'in bir tapınağı varmış. babacan tanrı derler ona . Neoptolemos birçok efsane­ lerde Hermione'nin kocası olarak gösterilir. Troya . oğluna Neoptolemos'tan başka Pyrrhos (yani kızıl saçlı) adı verilmiş (Akhilîeus). delikanlıyı alıp getirmek üzere de elçiler gönderilmiş. tanrı da kuğu kuşu biçi­ minde onunla birleşir. Henıkles). hem de tanrısal bir varlık olarak canlandırılır. Nereus Deniz İhtiyarlarından biridir. Herakles onun hakkından geldi (Ekhldna. Ama Menelaos kızından çocuğu olmadığı halde. Hera'ya âşıktır. sonunda bir kaz olur. Bu nitelik de tragedyada büyük bir rol oynar. Gaia'nın Pontos'la ya­ ni Toprak'ın Deniz'le birleşmesinden doğ­ muştur (Tab.ılın da bulunup şehrin ele geçmesine yardım eden savaşçılardandır. Orestes). kimi zaman Erinyslere karışır. (1) Athamas'ın birinci karısı. Babasını anmak üzere de mezarı üstünde Priamos kızı Polyksene'yi kurban eder (Polyksene). Hesiodos'a göre Gece tanrıça Nyks'in kızıdır. Neoptolemos. kendine ve talihine aşın güveni cezalandıran varlık olarak göste­ rilir. Nemesis. Troya'da Akha ordusu Neoplolemos'u coşkuyla karşılamış.ilana getirdiği canavarlardan biridir (Tab. Akhilîeus öldükten sonra da Troya şehrinin ancak oğlu lavaşa katılırsa düşeceği üstüne bir fal çık­ mış. Nereus . Adı yeni savaşçı anlamına gelen Neoptolemos Akhilleus'un oğludur. 233 vd. Peleus'un ülkesine dönmeyip de Epir'e yerleşmesinin nedeni üstüne efsaneler birbirini tutmaz. Bu Nephe­ le Kentaur'ların anası olur (İksion. yiğit babası gibi yararlık göstererek Telephos'nn oğlu Euryplos'u öldürmüş ve adını taşıyan bir sa- vaş oyunu (pyrrhike) düzenlemiş. ' Kavram olarak Nemesis tanrısal öcü simge­ ler. Hesiodos şöyle tanıtır onu (Theog. (3) Aristophanes'in "Nephelai" (Bulutlar) adlı komedyasında bulutlar birer kadın olarak simgelenmiştir. Şehir düştükten sonra Hektor'un oğlu Astyanaks'ı surdan aşağı ata­ rak öldürür ve Andromakhe'yi esir olarak alır (Andromakhe). (2) Bulutu simgeleyen bir varlık olarak I N V phele'nin İksion efsanesinde adı geçer. kimi za­ man Okeanos'un kıyılarında. orada Akhilleus'un oğlu hasta olan Philoktetes'i Troya'ya gelmeye kandırmış (Philokktetes). bunlar Okeanos kızlarıdır. Nemesis ölçüsüz gururlarını cezalandırmış. Andormakhe'den üç oğlu olmuş. muradına ermemesi için Zeus Hera biçiminde bir bulut yaratır ve İksi on'un onunla birleşmesini sağlar. Athamas lno ile evlenmek için Nephele'yl b< > şar. Babası Troya savaşına gidince. Ate ile Hybris'in hemen ardından gelir. bulut tanrıça da çocuklarını kurtaracak altın postlu koçu gönderir onlara (Helle). Onu kız kılığında Skyros kralı Lykomedes'in hareminde bulunduğu sıralarda üretmişti. Nephele. Neoptole­ mos' u dedesi Lykomedes yetiştirir. Neoptolemos savaş dönüşü Epir bölgesine yerleşir.

herkes de sabırla dinler onu. Knidos. iyiden yanadır. Ki­ mi zaman bir olaya karışıp yeryüzüne geldik­ leri de görülür. Orada altın tahtlann üstünde otururmuş Nereus'un birbirin­ den güzel elli kızı. beline kadar. doğruluktan hiç ayrılmaz düşünceleri. Nereus Okeanos kızı Doris'le evlenir. Akhilleus arkadaşı Patroklos ölünce derin bir yasa kapılır. bilgisi. I i I - Denizin dibinde daha ne kadar Nerus kızı varsa doldurmuşlar gümüş ışınlarla mağarayı. larında Nestor'a verilen önem ve değerle öl­ tekmil tanrıçalar sardı çevresini. Herakles'in öldürdüğü Neleusogullarından bir o sag kalmıştır. XVIII. orada yolculara ırmağı geçirtiyordu. Nereus kızları günlerini iplik dokumak.çünkü hem dürüst. "ekin vermeyen denizin ortasında" tam elli kız doğurur Nereus'a. Su yüzüne pek çıkmazlarmış. ya da çelengiyle sararlarmış onu çepeçevre. Nestor ihtiyardır. nakış yapmak ve şarkı söylemekle geçirirler. renklerini ve çeşitli halle­ rini simgeledikleri gibi bu kızlar. görgü­ sü yüzünden de öyle bir üstünlük duyar ki.. Nestor. bir eşini daha bulmak için Shakespeare'leri. Bu saray da Ege denizinde. ama mutlu bir ihti­ yardır. ApoIIon bu soya acımış ve bu kadar çok ölüme karşın Nestor'a çok uzun bir ömür bağışlanmasını sağlamış. dalgalarla oyna­ şırlar. İlkçağın bir . deniz yü­ zünde oynayan ve koro halinde türkü söyle­ yen bir dans ve ezgi çemberi. Nereus kızları Amphitrite'nin alayında yer alırlar. Sağa. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan at adam. her kıssadan hisse alır ve durmadan nutuk çeker. Poseidon tanrının eşi Amphitrite de bir denizkızıdır. Thetis'in ardından. geçilmez ukalalığından. çok görmüş... Hesiodos da bal­ landıra ballandıra sayarlar adlarını (İl. hep doğruluktan. kardeşlerinin Apollon'la Artemis'in oklanyla öldürülmesini gör­ müştür. Herakles Nereus'tan Batı kızlarının bahçesine varmak için yolu sorunca. sola öğütler verir. özelliği olan yaşa ve yaşlıya saygı duygusu­ denizin dibinde ne kadar Nereus kızı nun ne kadar derine gittiği Homeros destan­ varsa. Nereus kimi kez yüze çıkarmış. çülebilir.): Nereus. 38 vd. İşte o zaman. bütün deniz tanrıları gibi biçim de­ ğiştirmek yetisine sahiptir. Ayrıca anası Khloris bir Niobe kızıdır. efsanelerde önemli yer tutup rol oynayan kişiler de çık­ mıştır aralarından: AkhiUeus'un anası Thetis bir Nereus kızı. Bunlara Nereus kız­ ları denir ve Homeros da. geçirmiş. başladı inlemeye. XVIII. bitmez tükenmez anılar anlatır. Euenos). Nereus kızları da yiğide yardım ederler ve babaların­ dan istediği bilgileri nasıl alabileceğini öğretir­ ler ona (Herakles). anası Thetis'i yardıma çağırır. At adam da Euenos ırmağı kıyısına sığınmış. Yiğit karısı Deianeira ile bu ırmağı geçecek olunca. .. Nessos. Pylos kralı da böyle­ ce üç kuşak boyunca yaşamış. yunus balıkları ve efsanelik deniz yara­ tıklarıyla birlikte yüzüp gezerlermiş. babalarıyla birlikte denizin dibindeki bir sarayda yaşarlar. çünkü denizin köpüklü dalgalarını. kadının Herakles'e bu iksire batırdığı bir gömlek göndermesi. Herakles Pholos'la birlikte Kentaur'ların saldırısına uğrayınca Nessos'a karşı da savaşmış ve onu püskürtmüştû. Böylesi ihtiyar tipine ilkçağ yazınında bir daha rastlanmaz. Nereus kızları. 22). elli denizkızı. yani Tekirburnu açık­ larındaki bir magaradaymış. Deniz İhtiyarı cevap vermemek için bir sürü hayvan biçimine girer. (Birkaç dize adları sayılır): Nestor Neleus'la Khioris'in en küçük oğlu­ dur (Tab. o da kız kardeşleri Nereus kızlarına dert yanar (İl. yiğidin de bu gömleği giyer giymez korkunç acılar içinde yanıp tu­ tuşması ve sonunda da ölmesi Deianeira ve Herakles maddelerinde anlatılmıştır (Pholos. Doris de. 38-49 ve Theog. Akhaların danışmanı. hem yumuşak huyludur. Herakles'in attığı bir okla can verdiği sırada Deianeira'ya bir iksir vermesi. Pylos kralı ihtiyar Nestor Homeros'un yarattığı eşsiz bir 1 tiptir. Nessos sırtına aldığı Deianeira'nın ırzına geç­ mek istemiş. Balzac'lan beklemek gerekir. hepsi de durmadan dövüyorlardı göğüslerini. dalgaları yara yara Troya'ya giderler ve orada kıyıya çıktıkları bile görülür. 240-264). Ulu anası bir çığlık attı.

Kanatlı. Nikaia. Karısı Helene kaçırılınca Menelaos'un ilk İşi Nestor'u gidip bulmak olur. Dionysos da Hindistan'a yaptığı yolculuk dönüşünde Nikaia'nın şerefi­ ne bir şehir kurup ona sevgilisinin adını ver­ miş. Bunları des­ teklemek için gösterdiği örnekler birçok eski zaman olaylarının canlı canlı anlatılmasına yol açar. Odysseia'nın III. llyada'da bu ihtiyarın başına bir dert gelmez. Nikaia Sangarios (Sakar ya) ırmağı ile tanrıça Kybele'nin kızıdır. Nestor Troya savaşına iki oğlu Antilokhos ve Thrasymedes'le gelir. yalnız avcılıktan hoşlanırmış. Ayrıca doksan tane gemiyle sefere katılır. 6). Bunları ve daha başka yaşantıla­ rını ballandıra ballandıra anlatır İlyada boyun­ ca. eylemiyle Nestor bir an olsun Tro­ ya savaşından uzaklaşmaz. Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavgada hemen arabuluculuk işine girişir (İl. Pylos'ta yönetimi yeni baştan eline alır ve oğulları arasında zevkli bir ömür sürer. karşı koymaya çalıştığı bir anda da attığı bir okla onu yere serip öldürmüş. işte böyle güven veriyordu onlara. kimi kaynaklara göre Argonautlar seferi­ ne katılmış. dizlerin de yüreğine tıpatıp uysa. ama kavga gene de sürüp gider. Menelaos'un yanma gönderir. ama sonra tanrıya boyun eğmiş ve ona birçok ço­ cuklar doğurmuş. ölümlü iki insan kuşağının yaşayıp göçtüğünü görmüştü. komu­ tanlıkta da üstündür. Hymnos adlı bir çoban gönül vermiş ona. sen de delikanlılar arasına kanşabllsen hani. kendisini Hymnos gibi öldürmeyi kurduğunu anlayınca da. Keşke başka bir ihtiyar olsa senin yerine. tanrısal Pylos'ta doğup büyümüşlerdi beraberce. Bu şehir ilkçağda Nikaia. Hemen her bölümde rolü vardır. bugün İznik di­ ye anılan şehirdir. Akhalarm büyük girişim­ leri hep onun kafasından çıkar. hızla uçan bir kız olarak canlandırılır. Nike. Akhilleus arkadaşının öcünü alarak Memnon'u öldürür (Antilo­ khos. Geç ilkçağın mitograflarının yazdığı bir efsaneye göre. bu güç bacaklarında da olsa keşke. Nestor yalnız düşüncede değil. Nike tanrıça Athena'nın bir ek adı olduğu gi- .Troya savaşına gelmeden önce Lapith'lerle Kentaur'lar arasındaki savaşa.): Kalktı ayağa güzel konuşan Nestor. Şimdi üçüncü kuşağın başındaydı o. Olympos tanrılarından önceki kuşaktan olduğu halde. Kız sarhoş olun­ ca Dionysos muradına ermiş. Nike zaferi simgeleyen bir tanrıçadır. bölümünde anlatı­ lan bu buluşma destanın en canlı parçalarındandır. ama ilyada'dan sonraki olayları anlatan destanlar Antilokhos'un Memnon'un saldırısına uğrayıp öldü rüldügünü anlatırlar. Nikaia'nın su içtiği bir ırmağa şarap karıştırmış. Nike Pontos'lular soyun­ dan Pallas'la Okeanos kızı Styks'ten dogma­ dır (Tab. Hesiodos'a göre.): Bir zamanlar savaşta çok usta olan bu yaşlı adam. Önce canına kıymayı denemiş. seslendi şu kanatlı sözlerle. Nestor rahat bir dönüş yolculuğu yapar. 310 vd. ama Nikaia delikanlıyı yanına yaklaştırma mış. Nikaia gebe kalmış. Savaşta oğullarının yararlık göstermesini sağlar. En doğru öğüdü verir. Dilinden sözler akardı baldan tatlı. Pylos'un gür sesli sözcüsü. onun gösterdiği varlığı pek az yiğit gösterebilir. Sevindi kral Agamemnon görünce onu. Odysseia'da Telemakhos'un babasından haber al­ mak ve İthake'deki karışık duruma bir çare bulmak için Nestor'a danışmaya gittiğini gö­ rürüz. Troya anılarını Telemakhos'un gözü önünde canlandırmakla kalmaz. kimi mitograflar onu Athena'nın oyun arkadaşı olarak gösterirler. Kalydon avı­ na. bir baba gibi ona bakar ve yanına kendi oğlu Thrasymedes'i verip bir arabayla Lakedaimon'a. ordulan savaşa kışkırt­ mada Agamemnon'un hayranlığını kazanır (İl. Oysa kaçınılmaz ihtiyarlık kemiriyor seni. 248vd. Pylos'taki sarayında Nestor yine o Nestor'dur. Memnon). sende bu ne yürek böyle. herkes de haklı oldu­ ğunu kabul eder. ona tu­ tacağı yolu gösterir. I. savaşı planla­ yan odur. Kiz oğlan kız kalmaya ant içen bu nympha erkek ten kaçar. IV. Tanrı Eros kızın bu davranışına çok içerlemiş ve Dionysos'a alt olacağına karar vermiş. dedi ki: "ihtiyar. Nikaia'yı de­ rede yıkanırken çıplak gören şarap tanrı kıza tutulmuş. Sözüyle.

öldürdü hepsini. Apollon öfkelenmişti Niobe'ye. Niobe ana. oradan Yunanis­ tan'a yayılır ve yerli Yunan efsanesi gibi gös­ terilir. giderek Amphion'un tanrılarca öl­ dürülen çocukların babası olduğu bile belirtil­ mez. onunla arkadaşlık etmiş olması hayatı­ nın bu dönemine rastlar herhalde. bir de öç alan. kimsecikler yoktu onları gömecek.ki Kybele'nin Lykia yöresindeki bir tıpkısıdır Zeus'tan gebe kalmış der efsane . oysa on iki çocuğu ölmüştü sarayında. iki kişi. Niobe babası Tantalos'un kral olduğu Sipylos (Manisa) dağının yöresinde doğmuş ve ya­ şamaktadır. Akheloos ırmağı kıyısında oynaşan su perilerinin Yatakları var derler ya. Bunlar hep aynı inanç ve efsa­ ne zincirinin halkalarıdır. üretilen varlığın babası aranmaz. Kybe­ le). Nitekim Leto . camiden aşağı halka atılan kutsal macun­ lar kısırlığı önler. Ne tuhaf ki hiçbiri Manisa'daki gözlerin­ den şıp şıp yaşlar damlayan kara kaya kadar dokunaklı değildir. Niobe. yani ilk kadın. altı kızı. Anadolulu Ana Tanrıça kültü anaerkil bir toplum düzenine dayanır. Ana' Tanrıça Kybele'nin anıtı vardır Manisa'da. Niobe. bütün canlıların anası- . Ölüler yatıp kaldılar kanlar içinde. Niobe ef­ sanesi özbeöz Anadolu efsanesidir. üretme önemlidir ve anaç varlık taşır çocuğun yaşamı boyunca sorum­ luluğunu ve gururunu. Her çeşit sanatçıya tükenmez bir esin kaynağı olan Niobe'nin öyküsünü en açık seçik biçimde Homeros anlatır: Priamos oğlu Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'a geldiğinde. Sipylos dağının yamaçların­ da. öldürmüştü oğullarını gümüş yayıyla. Niobe aynı simgenin başka başka kişilerde canlandırılmasıdır. bense bir düzine. onu kandırmak için de Niobe'yi örnek olarak gösterir (İl.): Güzel saçlı Niobe'nin de i/emek geldi aklına.ama Apollon'la Artemis'in doğumlarında da. babası Tantalos ve kardeşi Pelops gibi (Tab. yüreğine sindirir durur acılarını. göz ye­ rindeki oyuklanndan su sızar. Leto. pürtük pürtük bir kaya. sonraki eylemlerinde de baba tanrının hiçbir rolü yoktur (Leto. ana­ lıkta her ölümlüden üstün olduğunu açığa vu­ ran Leto ana. Ama efsa­ neye göre Niobe Thebai kralı Amphion'la ev­ lenmiş ve ondan birçok çocukları olmuştur (Amphion). Dramı çok çocuklu olmasından ileri gelir. bir bahar ve bereket bayramıdır bu. bir çeşit Havva. ıssız doruklarında. 218 Niobe gerçekten de taş kesilmiştir. Tanrıça Leto ile birlikte büyü­ müş. ama şafak söküp de ölüyle birlikte Troya'ya dönmeden önce de biraz yemek ye­ mesini ister. (2) Geç çağlarda Yunanistan kaynaklı bir Niobe daha uydurulmuştur: Peloponez'de ya­ şamış ilk adamın kızı olarak gösterilir. Göklü tanrılar gömdü ölüleri onuncu günü. tanrı buyruğuyla taş olmuştur Niobe. Bugün Sipylos kayalarında. gözyaşı dökmekten yorgun düşmüştü. Ama birkaç kilometre ötede. Niobe güzel yanaklı Leto ile bir tutuyordu kendini. Efsanesi bugün de yaşar: Manisa'da kadın yüzü biçi­ minde bir kaya vardır. Akha yiğidi ölüyü geri ver­ meye razı olur ve ihtiyar kralı barakasında konuklar. Nitekim Niobe'nin asıl dramı yurdu olan Sipylos dağının eteklerinde geçer ve çocukla­ rının babası olan Amphion'dan hiçbir söz edilmez. işte o gün yemek geldi Niobe'nin aklına. kızlarını da okçu Artemis öldürmüştü. işte oralarda. Niobe dramı tragedya yazarlarını olduğu kadar plastik sanatları da esinlemiştir: Dünya müzelerinin birçoklarında tanrılarca öldürü­ len Niobe çocuklarının heykelleri sergilenmiş­ tir. Niobe'nin göz­ yaşları derlerdi ve derler. Kybele. ergen altı oğlu. çalılıklar arasında başka bir kaya. Apollon'la Artemis. diyordu Leto iki çocuk doğurdu. Thebai ile Amphion'la hiçbir ilişkisi yoktur gerçekte. XXIV. bir derenin üstüne sar­ kan kapkara. herkesi taşa çevirmişti Kronos oğlu. Kybele ana.bu efsane­ nin de babaerkil düzen yerleştikten sonra uy­ durulduğu açık . 14) Anadolu'ya özgü efsanelik bir tiptir. 603 vd. Ağlar durur yaşlı ana yitirdiği bunca çocuklarına.bi Atina'da Zafer tapınağı da Athena'nın sa­ yılırdı. Niobe kayasının bi­ raz ötesinde Mesir bayramı kutlanır bugün de Manisa'da. Bu üç kişinin efsanesi de Anadolu'da kaynak bulur. doğurganlığı kamçılarmış.

Din konusunda yaptığı bütün bu yenilik­ leri kendisine Egeria adlı nympha esinlemiş (Egeria). Nyks'le Erebos sevişip birle­ şirler. belleği uyuştu­ ran Lethe ırmağı ve en sonunda "belaların en kötüsü olan ant tanrı Horkos". Aslında başı örtülü. Atropos. Zeus'un evinde toplanın dedi. Rüzgârlar). Antiope'nin babası. amcası Amulius'un öldürüp de­ desi Numitor'u tahta oturtur. Nympha. Daphnis.dır. ikizlerin Tiber kıyısına bırakılması ve orada bir dişi ayı tarafından emzirilip büyütülmeleri Romulus maddesinde anlatılmıştır. Hesiodos Hades dünyasını anlatırken. yani yeraltıve yeryüzü ka­ ranlıkları çıkar. katil. Numa aya dayanan ve uğurlu ile uğursuz günleri sayan bir yeni takvim de yap­ mış. Ker. öbüründe kendi eliyle yazdığı kutsal kitaplar bulunuyormuş. Hosiodos'a göre bütün rüzgârlar gibi Notos da Astraios'la Eos'un oğludur (Tab. gaflet tanrıçası Ate. mucize yaratmak. yıkım ve ölümü simgeleyen karanlık güçlerdir: Üç ölüm tanrısı Moros. Hesiodos'un Theogonia'sında önemli bir rol oy­ nar. Kader tanrıçaları Klotho. Esîr'le Gün. Homeros'a göre nympha'lar Zeus'un kızlarıdır. Lakhesis.): Themis dört bir yana gidip buyurdu tanrılara. gelip. Çok yaşlı ola­ rak öldüğü zaman İaniculus tepesinde dikilen mezarına iki tabut koymuşlar. sofraları nefis yemek­ ler ve şaraplarla donatmak. XX. Bütün bu adlara ayrı ayrı bakınız. Alba kralının iki oğlu varmış: Numitor'la Amulius. Hypnos (Uyku) ve Oneiros (Düş). Argos ve Pelasgos gibi yerli atalarına bir ana bulmak hevesine düşmüş ve ilk kadınla ana tanrıça motiflerini birleştirerek Niobe adlı bir efsane kişisi uydurmuştur. Sabin kaynaklı Numa Roma'nın kuruluş efsanesinde ikinci kral ola­ rak gösterilir. Numitor Romulus'la Remus'un dedesi ve Roma kral soyunun atasıdır. Romulus kendisini yetiştiren çoban Faustulus'tan do­ ğuşu hakkındaki gerçeği öğrenince saraya baskın yapar. Kendisi Romulus'un Roma'yı kurduğu gün dünyaya gelmiş. Romulus'la Remus'u doğurur. Olympos'ta toplantıya çağrılınca tanrılar. öç tanrıçası Nemesis ve kavga tanrıçası Eriş. Nykteus. 9). tahta çıkınca da Romulus'a bir tanrı gibi tapınılmasını sağ­ lamış (Romulus). Numa Pompilius. 6. ne güzel korularda. bir de her türlü kavga. Notos. pınarlardan bal akıtmak gücüne de sahipmiş. Thebai kralı (Antiope). didişmeyi simgeleyen tanrılar. Son­ ra Nyks kendi kendine üretmeye koyulur. Numitor. Tanrılara saygılı dindar bir kral olarak geçinir: Roma pantheon'una bir­ çok tanrı kattığı gibi. Okeanos'tan başka hiçbir ırmak gelmemezlik etmedi. Mezar dört yüzyıl kadar sonra açılınca kitaplar olduğu gi­ bi bulunmuş. Zeus tanrı onunla birleşerek Argos ve Pelasgos'u üretmiş (Tab. kendi ölüsünün saklandığı tabutsa boşmuş. Adı gece anlamına gelip yer­ yüzü karanlığını simgeleyen Nyks. nede yeşeren çayırlarda oturanlar. hak aramayacağından emin olmak için de oğlunu öldürmüş. çekişme. dövüş. Thanatos. 6 vd. yani gelin an­ lamına gelen nympha kırlarda. Nyks (Gece). Tanrı Mars'tan gebe kalan Rea. Bu Niobe. rahip heyetleri de kur­ muş. sularda. yani ışıksal varlıklar doğar. doğa ve insanlar üstü . or­ taya çıkardığı varlıklar kötülüğü. kızı Rea Silvia'yı da evlenemesin diye Vesta tanrı­ çasına rahibe yapmış. birinin içinde kendi ölüsü. yani Ba­ tılı Gece Kızları. Bkz. nympha' lar da gelir katılırlar (İl. Hesperides. Nympha'lar ikinci derecede önemli tanrıça­ lar sayılmakla birlikte. ne dere kaynaklarında oturanlar. Zeus'un yaklaştığı ilk ölümlü kadınmış. Babaları ölünce Amulius tahta geçip kardeşi Numitor'u kovmuş. Bu efsaneden Ana Tanrıça imgesinin yaygınlığı ortaya çı­ kar: Yunanistan da kurucu kahramanlarına. bu birleşmeden Aither'le Hemera. Nomia. sonra Erebos'la Nyks. İlk öğelerin doğuş süreci şöyle anlatılır Theonogia'da: Khaos'tan önce Gaia. açlığı. Adı Türkçe Lodos diye anılan güney rüzgârı. Gece'ye ve ondan doğmuş varlıklara büyük bir yer ayırır ölüler arasında. or­ manlarda yaşayan doğal ve tanrısal varlıkla­ rın dişi olanlarına verilen addır. gelmemezlik etmedi hiçbir nymphe.

ama nympha'lar çok­ luk erkekten kaçar. Çeşit­ li nymphalar ve efsaneleri için adlarına bakı­ nız. Nympha'ların Zeus. erkek düşmanı perilerse Artemis'in avcı kızları arasında yer alır. Satyr'ler. . Dionysos. Dionysos Hindistan'a yaptığı yolculuk sırasında Nysos'a Thebai şehrinin yönetimini vermiş. bu yüzden de bü­ yük tanrıçalar gibi "yüce" ve "ulu" sıfatlarıyla anılırlar: Doğadaki yerlerine göre adlan deği­ şir: Dryas. Bu cinlerle türlü ilişkiler kurarlar. Doğa için­ de yaşadıkları için asıl erkek arkadaşları Pan. Bkz. Dionysos da lalasıyla tartışmaya girişmemiş. Hamadryas. Silen'ler ve Priapos'tur. Kirke ve Kalypso gibi nympha'ların Odysseus gibi bir ölümlüye gönül verdikleri masal ve efsanelerde uzun uzadıya anlatılır. Şehirde Bakkhos şenliklerini kutlama günü gelince Dionysos Bakkha'lar alayıyla birlikte Nysos'u tahtından devirip kovmuşlar.ne etkili ve güçlü bilinirler. Nereus kızları da denizde yaşayan nympha'lardır. Apollon. Naias. Oreas adlı pe­ riler birer nympha sayılır. Geç çağlarda uydurulan bir efsaneye göre Nysos Dionysos'un lalasıdır. bir fırsat kol­ lamış. dönüşünde kenti tanrıya geri vermek istememiş. Di­ onysos gibi büyük tanrılarla ilişkileri olduğu. Hermes. Nysos. Nysa. Nysos adı­ nı tanrı vermiştir ona.

Troya destanında olaylar düz akışlı bir anla­ tımla ortaya serilmiştir.Güneş tanrının kutsal sığırları .Elpenor'un ce­ nazesi .Konunun bildiril­ mesi .Ölüle­ rin geçit resmi: Kadınlar. geriye dönmeler. (a) Tanrıçaya sesleniş .Telemakhos'un Nestor'un oğ­ lu Peisistratos'la birlikte Lakedaimon'a gidişi.Telemakhos babasını aramak üzere yola çıkmaya ka­ rar verir .Kirke'nin yanında geçen yıl Ölüler ülkesine gidiş için hazırlık. X. kuruluşuyla filmi andırır Odysseia. Çağdaş okuyucu destan da demez Odyss Şia'ya.Odys­ seus'un uyuduğu çalılığın yanı başında kızla­ rın çamaşır yıkaması . Nestor'un sarayına varış Konuklanma . XII.Odysseus'un yol hazırlıkları .Odysseus'un anası Antikleia'nın ruhu ve ana-ogul arasın­ daki konuşma . Kikonlar .Her- . yıkanıp giydiril­ mesi . O n ) Tanrıça Athena ile Phaiak kızı kılı­ ğında Odysseus'u Alkinoos'un sarayına götü­ rür .kendi ağzın­ dan -(IX-XII) V. erkekler .Kurtuluş.Hazırlık . (7) Pylos'a. atlamalar.Hermes'in Kalypso'nun adasına gönderilmesi . Destan beş ana bölümden oluşmaktadır.Ozan Demodokos'un Tro­ ya savaşından menkıbeler anlatması . bağımsız öykülerdir: 1. Odysseia bir ki­ şinin destanıdır.Odysseus gerçek kimliğini açıklamadan Phaiak iline nasıl geldi­ ğini anlatır. Odysseia'da tam ter­ sine olaylar zaman içinde geliştikleri gibi an­ latılmaz. bir filme benzetir.Nestor'un anılarını ve bildikle­ rini anlatması .o Odysseia.Tanrıça İno ile bu­ luşma .Dönüş. mes'le Kalypso'nun konuşması .Kasırgada hepsinin boğulması - Bu ana bölümlerin destanın XXIV bölümü­ ne göre dizilişi şöyledir: I. (P) İthakelilerin toplantısı .Bilici Teiresias Odysseus'a İthake'ye dönmenin çarelerini söyler . IV.Sarayın tanımlanması .Odysse­ us'un gitmesi için bir salın hazırlanması .Tanrıça Athene'nin Mentes kılığında İthake'ye gelmesi ve Telemakhos'u uyarması . Limanda pusu kurmalan . (r) İkinci tann toplantısı .Laistrygonlar kentinde on bir geminin yok oluşu .Kimliğini açıklaması. VI.Demodo­ kos'un ağzından Ares'le Aphrodite'nin seviş­ mesi .Odysseus'un disk atması . IX.Çalılıkta uykuya dalması. VIII. İthake'de (Xm-XXIV).Odysseus'un uyanma­ sı.Kyklops Polyphemos'un magarasındaki dram . Nausikaa'ya yalvarması. Ilyada bir olayın. IV. XI.Mısır yolculuklarını ve Proteus'u anlatmala­ rı.Fırtına Salın paramparça oluşu .Tanrılar toplantısında Odysseus'un Kalypso'nun yanından ayrılması gerektiğine karar verilmesi . iki gece yüzüp Phaiak'lar toprağına ayak basması . Bunlar bir­ birinden ayrı.Menelaos'la Helene'nin Telemakhos'u ağırlamaları .Fırtına . (u) Kirke adasına varış . III.Yarış­ malar . II.Odysseus'un iki gün.Odysseus'un tek gemiyle Kirke'nin adasına varışı . sahne değiştirmelerle canlandırılır.Odysseus'un Alkinoos ve karısı Arete tarafından iyi karşılan­ ması . (S) Menelaos'un sarayına varış .Telemakhos'la talipler arasındaki tartışma . (X) Ölüler ülkesine varış .Tayfanın işlediği bü­ yük suç .Şehre gitmek üzere yola koyulmalan.Penelopeia'nın üzüntüsü ve düşü. (t) Odysseus serüvenlerini anlatmaya başlar.Yunaklara gidiş .Yo­ la çıkış ve on yedi günlük yolculuk .Rüz­ gârların kapandığı tulumun açılması . (Q Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında: Nausikaa'nın düşü . anılar.Yola çıkış. Telemakhia (I-IV) Kalypso'nun adasında (V) Phaiak'ların ülkesinde (VI-IX) Odysseus'un serüvenleri . (K) Rüzgâr tanrı Aiolos'un adası . II.İthake sarayında taliplerin şöleni.Skylla ile Kharybdis geçidi .Fırtına ve lotos yiyenler ül­ kesi . III. Sahne değişmesi: İthake'de talipler Tele­ makhos'u yolculuk dönüşünde öldürmeye ka­ rar verirler. (9) Şölen . V. onu daha çok bir roma­ na.Arkadaşlarının domuza dö­ nüştürülmesi . VII.Alkinoos'un Odysseus'u yurduna gön­ dereceğine söz vermesi . Gerçekten de konusuy­ la romanı.

güç durumların için- . XX.Odysseus dilenci kılığında Eumaios'la saraya gider . (%) Odysseus'un talipleri bir bir öldür­ mesi . Odysseus Yunan mythos'undan günümüze kalmış en ünlü kahramandır.Ayrılıp yatmaya giderler. (v) Odysseus'un Phaiak ilinden uğur­ lanması .Odysseus tek başına Kalypso'nun adasına çı­ kar. geçir­ miş yiğide verilen çeşitli sıfatlar arasında üçü üstünde durmaya değer: "Polymetis".Suçlu hizmetçilerin asılması .Denize açılışı. "polymekhanos". (E. XVI. Serüvenlerinin anlatımına girişmeden kişili­ ğinin çeşitli nitelikleri üstünde durmalıyız Odysseus'un. (T) Telemakhos silahları saklar . (y) Penelopeia önce Odysseus'u ta­ nımaz. çok akıllı ve görmüş. çektiklerini birbirlerine anlatırlar .Telemakhos'u geri getirmek için Lakedaimon'a gitmesi.Odysseus kim olduğunu açıklar . kendisi de modern insanda aranan erdem ve nitelikleri kişiliğin­ de topladığı için uygarlık. "polytlas".Silahların hazine odasından getirilmesi . XXI. (o) Telemakhos'un Lakedaimon'dan ayrılması . kurnazdır. Serü­ venlerinin anlatıldığı Odysseia ise "Odise" di­ ye dillere girmiş.Talipler dilenciyi hırpalar Penelopeia onu korur ve yanına çağırtır. XXIII. akraba­ ları öç almaya gelir .Taliplerin Odysseus'u hor­ lamaları .Çobanların Odysseus'a davranışı Telemakhos'la talipler arasındaki çatışma Şölen.Penelo­ peia'nın çağırılması.Sahne deği­ şir: Taliplerin öldükleri haberi yayılır.Odys­ seus Penelopeia ile buluşur . ikincisi çare bulma yetisi. Üçünün de başında çok anlamına gelen "poly" eki bulunmakta­ dır. aşılmaz engellerle dolu. bir ilk örnek olarak girmiştir. Sahne değişir: Odysseus'un babasıyla buluşması. XV. (p) Telemakhos saraya gelir. çekingen davranıp onu dener . Son. (co) Taliplerin ruhları Hades ülkesine iner. yolculu­ ğunu anasına ve dadısına anlatır . Homeros destanlarında bu çok yönlü.Ertesi sa­ bah Odysseus babası Laertes'e gider.Taliplerin şaşkınlığı. çünkü se­ rüvenleri zamanımızda çok tutunan macera romanına çığır açtığı gibi.Taliplerin hiç­ biri yayı geremez .Kraliçeye müjdeyi veren Eumaios adılla­ ra döner. XVIII. XVII. babasının durumunu öğrenir . XXIV.Odysseus dener ve yayı gerer .Eumaios'un hayat hikâ­ yesi . ( < p ) Penelopeia Odysseus'un büyük ya­ yını getirip yarışmayı başlatır .Ozan Phemios'la haberci Medon'dan başka herkesin öldürül­ mesi .İthake'ye varış .Evde te999 rnizlik . Serüvenlerini anlatması burada biter.Uyku .Penelopeia ile talipler arasında sert konuş­ ma . Odysseus. insanlık tarihine bir prototip.Athene araya girip barı­ şı sağlar.Çobanlarla birlikte akşam ye­ meği. baba-otjul ağıllarda yalnız kalırlar . XXII. (a) Saray dilencisi İros'la Odysseus arasındaki güreş . taliplerin hak­ kından gelmek için plan kurarlar . yani çok akıllıdır.) Eumaios'un dilenci kılığındaki Odys­ seus'u iyi karşılaması .Sarayda şölen hazırlığı . (v) İkisinin de uyku tutturamaması Tanrı işmarları . üçüncüsü de sabırdır.Gece herkesin yatması.Telemakhos'un gemisi İthake'ye varır: Konuğu bilici Theoklymenos'u şehre gönde­ rip kendinin Eumaios'un kulübesine çıkması. XIV.Karıkoca birbirlerine kavuşup odalarına çekilirler.Athene'nin Odysseus'u çoban Eumaios'un kulübesine götürmesi . XIII. Cin fikirli. çok bilmiş.Baba-ogul sevinçle birbirlerine sarılırlar.Penelopeia'nın bir koca seçeceğini bildirmesi .Sabahki toplantı .İhtiyar köpeğinin ken­ disini tanıması .Eumaios Penelopeia'ya oğlunun döndüğünü haber ver­ meye gider. Sahne değişir: Odysseus Eumaios'a sorular sorar. Ulus­ lararası bir kişi olmuştur denebilir.Dadısı Eurykleia ayaklarını yıkarken onu yara izinden tanır Odysseus karısına kendini tanıtmadan onun gördüğü bir düşü yorumlar .Odysseus'un uydurdu­ ğu masallar . çobanların sevinci . XIX. (n) Telemakhos'un Eumaios'un kulü­ besinde sevinçle karşılanması .Athene'nin işe karışması . Odysseus'un kişiliğinde çokça bulunan niteliklerin birincisi akıl. so­ nu gelmeyen yolculukların adı ve sıfatı olu­ vermiştir.Telema­ khos'un gemisi limana girer: Taliplerin öfkesi .

oğlunu nasıl tahta geçirdiği anla tılmaz. Odysseus'un gücü ve güzelliği erkekleri de şaşkına çevire­ cek niteliktedir: Phaiaklar ilinde yarışmaya başlayınca herkesi yener. Efsane yiği­ din delikanlılık yılları üstüne pek fazla bilgi vermez. içinde bütün olanak­ ları tartışıp durur Odysseus. Güzel ve güçlüdür bir kere. Odysseia'da gençliğiyle ilgili bir tek olayın sözü geçer: De­ desi Autolykos'a konuk gitmesi. kötülüğü simgeleyen güçleri yenip iyile­ rinin zaferini sağlamıştı çoğu kez. yiğidin bir Yu­ nan lehçesinden alınmış adıdır. Babası Laertes'in . onu denizde boğmak. en çetrefil durumların en korkunç tehlikelerin içinden yağdan kıl çekercesine sıyrılmasını bilir.sonra­ dan Odysseia'da görüleceği gibi . elâlemi kandırmasını ve en çetin. yiğidin bütün çabalarını boşa çıkarmak. ama Odysseus'un karşısına çıkan doğal güçlükler doğa unsurlarının kendileridir: Odysseus denizle pençeleşmek zorundadır. Kalypso ile Kirke tanrıça oldukları halde Odysseus'u severler. .zorunda kaldığı birçok kötülükleri. Odysseus. kimsenin yerden bile kaldıramadığı yayı gerip okunu tam he­ define vurmasında ne yaman atlet olduğu or­ taya çıkar. ama delikanlının kral olunca bir . Batı dillerindeki Ulysse'nin türediği Latince Ulyxes'e gelince. istediği amaca varmak için de gerekince yalan söylemesini. bağ ve bah çeleriyle ilgili bir adamdır. ki bu yayla Odysseus talip­ leri öldürecektir (Eurytos. bir yaban domuzu avına katılması ve orada bacağından yaralanması. Bu bakımdan Odysseus eşsiz bir kahramanıdır. durmadan düşünür. Odysseus hiçbir yiğidin karşılaşmadığı güçlüklerle karşılaşır. Bu olgun ve yetkin yiği­ din yine de bu kadar üstün bir direnme gücü göstermesi. yok etmek ister. Odysseus adının kay­ nağını açıklamak için ta ilkçağda yapılan ça­ balar sonuç vermemiş. kadınların ona bayıldıkları. (2) ODYSSEUS'UN GENÇLİĞİ. Odysseus'un bu birleş­ meden doğduğu konusunda Antikleia ve Autolykos maddelerine bakınız. masal uydurmasını. bizce büsbütün önemsiz bir suç yüzünden deniz tanrı Poseidon (destanlarda adı Poseidaon'dur) ona amansız bir kin ve garez bağlamıştır. gencecik yaşında deniz­ den çıkmış o korkunç yaratığa gönül verir de acı bir hayal kırıklığına uğrar. insafsızlıkları. onunla savaşında da Odysseus doğada en tehlikeli güce karşı koyup onu yenmenin yol­ larını bulan insanı. İşlediği ve destan­ larda da önemi belirtilmeyen. Bu bilinç ve akıl gücü ona kendi amacına varmak. bağlandıkları bir­ çok örneklerde görülür: Penelopeia kocasını otuz yıl bekleyecek kadar sadık bir karıdır. İphitos da ona Eurytos'un ünlü yayını vermemiş. ya Nausikaa. beden­ ce de üstündür.den sıyrılmak için bin bir düzen ve çare düşü­ nür. kuzeybatı Yunanistan kıyılarının karşısında bulunan îthaka (Horneros destan­ larında İthake diye geçer) adasında doğmuş­ tur. Odysseus genç de değildir üstelik bu başarıyı kazandığı zaman: Otuz yıllık sa­ vaş.bir devlfi adamından çok sürüleri. bin bir acıya katlan­ ma onu yıpratmıştır. akıllara durgunluk. bulucu ve yaratıcı zekâyı simgeleyen insan tipi. Akhilleus gibi Odysseus'un da Kheiron'a çömez olduğu söylenir. korku salar orta­ lığa. Bunun dışında öylesine bir karşı koyma. Yalan dolanda usta Autolykos'un kızı olan Antikleia'nın Laertes'le evlenmeden ön­ ce Sisyphos'la yattığı. Odysseus kafa üstünlüğüyle kalmaz. Gerçi Herakles doğanın çeşitli canavarlarını alt et­ miş. bir dayanma gücü vardır ki. ki bu yara izi İthake'ye dönü­ şünde dadısı Eurykleia tarafından tanınması­ na yol açar (Eurykleia). anasının ki Antikleia'dır. dilenci kılığında kollarını bacaklarını açtı mı. Troya savaşına katılmadan Odysseus İtha­ ke tahtına çıkar. onun kişiliğinde ilkçağın insan idealinin dile geldiğini gösterir. Poseidon Yunan insanlarının düşman saydıkları halde hakkın­ dan gelmeye uğraştıkları denizi simgeler. süslemiştir. adın asıl anlamı anla­ şılamamıştır. (1) ADİ VE DOĞUŞU. Babasının adı Laertes. macera kahramanı değil de. ağılları. Yunanistan'da kara yolculukları yaptığı da bilinir: Bunların birin­ de Lakedaimon'a gitmiş de konuğu İphitos'la karşılaşmış. ahlak bakı­ mından su götürür davranışları affettirir.varlığı da oradan gelmedir . Bakalım şim­ di mythos bu ideal insan tipini ne gibi masal­ larla donatmış. koca olarak almaya can atarlar. İphitos). denizlerde sürünme. çağımızın büyük keşiflerine yol açan arayıcı. ya da işlemek . hele yayı germesinde. kendi çıkarını sağlamak için işlediği.

gece keşfe çıkmak gibi tehli­ keli görevler yüklenir ve hepsinden önemlisi. Odysseus Tyndareos'u kendine dost edinmek için. adaya çıktıktan ve akla. yarayı açan kimse onun eliyle iyileştiril­ mesi gerektiğine ilişkin tanrı sözünü yorumla­ makla kalır (Telephos). bir sü­ rü kıyıya. tahta at fikrini ileri sürer ve bu dü- zenin gerçekleşmesinde önayak olur. elçi. Odysseus arkala­ rından gelir. ama ço­ cuk daha kundaktadır ki. soyka alır. İlyada'da sözü geçmeyen. kocası Menelaos'un yardım istediği haberi duyulur. Odysseus altı adamını yitirip denize açılır. Atreusogullarının davasını benimser: Bir ef­ saneye göre Helene'yi geri istemek için Troya'ya gider. on iki gemi­ sinin ve yoldaşlarının hepsini yitirir ve tek ba­ şına. Kıbrıs kralı Kinyras'a elçi giden de odur (Kinyras). Troya savaşına hazırlık on yıl sürer. taliplere Helene'nin seçeceği kocaya ar­ ka olmaya ant içirmesini önerir. Kuzeye doğru yol alırlar ve keçilerle dolu bir adaya çıkarlar.seçmesi epey olaylı geçer: Odysseus Yuna­ nistan'ın birçok kral oğulları ve derebeyleri gibi Helena'ya talip olur. Güneye doğru yol alıp Mora yarımadasının ucuna varmak üzeredir ki. Herkesçe benimsenen bu öneri ilerde Troya seferine yol açacaktır. Odysseus on iki gemisiyle Trakya'da Kikonların ülkesine çıkar. hayale sığ­ maz serüvenler yaşadıktan sonra. Bu şarap sonraları Tepegöz Polyphemos'u sarhoş etmeye yarayacaktır. Odysseus savaşa gitmemek için elin­ den geleni yapar: Delirmiş gibi davranır. maddelere bakınız. Ne J var ki Odysseia'nın kuruluşu çetrefil olduğun­ dan efsaneleri burada zaman akışına göre bir daha ele almakta fayda vardır. yola çıkış günü üstüne Agamemnon'la Menelaos arasında görüş ayrılığı vardır. başka­ larını savaşa sürmekte. Ge­ ce dağdan inen Kikonların saldırısına uğrar­ lar. gösterdiği canlılık ve atılganlık anlatılmakla bitmez. Troya önündeki on yıllık savaş süresi bo­ yunca Odysseus'un hem savaşçı. İlyada'nın hemen her sayfasında adı geçer. yararlıkları Ilyada'da bütün ayrıntılarıyla anlatılmıştır (llyada). Odysseus yanına on iki . ama Palamedes yalanını yüzüne vurur. Troya'dan ayrılış bir filo halinde olmaz. Yerliler Odysse­ us'un arkadaşlarına lotos denilen yemişten yedirir.i ya'ya döner ve Agamemnon'un filosuna katı­ lır. Helerte. ora­ da kalmak isterler. Hekabe. Troya şehrinin savaşla ele geçirilemeyeceğini anlayarak. İkarios. onlara yardım etmek­ te herkesi geçer. Helene'nin babası Tyndareos'un kardeşidir. halkını öldürür. yiğit de Palamedes'e karşı ilerde korkunç bir öç almayla sonuçlanacak derin bir kin besleyerek sefere çıkmak zorunda kalır (Palamedes). Mysia'ya çı­ karma ile sonuçlanan ilk seferde Odysseus büyük bir rol oynamaz: Telephos'un yarası­ nın. Odys­ seus'un bu yiğitlikleri. Odysseus Penelopeia ile evlenir. bu elçilik başarısızlıkla sonuçla­ nınca Lykomedes'in sarayında saklanan Akhilleus'u bulup getirmek için yola çıkar ve kurduğu düzenle genç yiğidin savaşa katılma­ sını sağlar (Akhilleus). (4) DÖNÜŞ YOLCULUĞU (Odysseia). Denize açıldıklarında bir fırtına onları ayı­ rır. Lotos yiyenlerin ülkesine çıkarlar. sürüyle Troyalı öldürür. sert bir poyraz fır­ tınası onu önce Kythera adasına atar. Troya savaşı da bilindiği gibi o kadar bir zaman kap­ lar. bir on yıl daha denizlerde sürünür ve Akdeniz'i boydan boya dolaştıktan. Telemakhos diye bir erkek çocukları olur. (llyada). Deiphobos vb. Savaş bittikten sonra yurtlarına dönen Akha yiğitleri belli süreler içinde yurtlarına va­ rırlar. bu yemiş onlara sılayı unutturur. ondan on iki küp İsmaros şarabı ar­ mağan alır. ordu komu­ tanı. Yalnız Odysseus İthake adasına bir türlü ulaşamaz. Orada et ku­ manyası yaparlar. İsmaros kentini alır. hem danışman. Tenedos'ta onlardan ayrılır. Odysseus onları zorla ge­ milere bindirir. (3) TROYA SAVAŞI. İkinci seferin başında Aulis'te İphigeneia'nın kurban edilmesine önayak olur (İphigeneia). ama güzel kıza ta­ liplerin fazlalığından ürkerek ondan vazgeçip İkarios'un kızı Penelopeia'yı ister. Odysseia adıyla anılan Odysseus'un dönüş desta­ nını bundan önceki maddede özetledik. Menelaos Nestor'la birlikte denize açılır. Helena'nın kaçırıldı­ ğı. Tro. Savaşların hepsine katı­ lır. yabancı bir tekneyle İthake'ye bırakılır. yalnız Apollon rahibi Maron'u esirger. arabulucu olarak oynadığı rol. tragedya gibi da­ ha sonraki kaynaklarda anlatılan başka olay ve efsaneler için de Aias.

Odysseus'un kurnazca düzenleri burada baş­ lar: Tepegöz'ü sarhoş edip. Yıl­ dızlara baka baka yol alırken tanrı Poseidon Odysseus'un salını görür. Nausikaa ile buluşması. Odysseus birkaç yoldaşını feda ederek bu tehlikeyi de aşar. limana girmiş olan gemiler parçalanıp içindekiler öldürülür. 8. arkasından da tatlı bir yel salarak gemileri uğurlar.yoldaşını alarak bu adanın biraz ötesinde bu­ lunan Kykloplar. Bundan sonrası zaman sırasıyla anlatılır Odysseia'da: Odysseus'un tanınması (Eurykleia). karısı Penelopeia'ya kavuşması (Penelopeia) bu sözlükte. Skylla. Korsika olduğu ileri sürülen bu ülkenin Telepylos adlı lima­ nında kralın kızı olan bir dev anasıyla karşıla­ şırlar. ama kumanyala­ rı tükendiği için tayfanın kendisi yokken hay­ vanlardan birkaçını kesmelerini önleyemez. Güneş tanrı Helios'un be­ yaz sığırlarının otladığı Thrinakie adasına ula­ şırlar. Kirke Odysseus'u bilici Teiresias'ın ruhunu bulmak ve ondan İthake'ye dönüş yolunun ne olacağını öğrenmek için ölüler ülkesine yollar. mağaranın kapısı­ na kocaman bir kaya dayar ve Odysseus'un arkadaşlarını ikişer ikişer yemeye koyulur. On­ dan Telegonos adlı bir oğlu. tahtına ka­ vuştuktan. bütün yellerin dışarı fırlamasıyla korkunç bir fırtına kopar. Ulu nympha Odysseus'a bir sal yapmakta yardım eder. Aiolos adasına ikinci bir çıkışla­ rında kovulurlar. Eumaios vb. ağırla­ dıktan sonra ona bütün yellerin içinde kapalı bulundukları bir tulum verir. gözünü çıkarır. Bu kez Kirke ona karşısına çıkacak olan tehlikeleri sayar. Denize açılınca Kirke'nin dedikleri MK İR olur: Seirenlerin önünden geçerler. Odysse­ us uykuya dalınca tayfaları tulumu açarlar. 5. Latium kıyılarında bugün Capo Circeo diye anılan yer olduğu ileri sürülür. buranın zengin bir mandıra olduğunu görürler. Alkinoos. Odysseus'un yurduna dönüp. Odysseus adamlarına sığırla­ ra dokunmamalarını söyler. Ama tanrı Poseidon'un amansız öfkesini de üstüne çeker. yukarda gösterilen adlar altında an­ latılmıştır. yani Tepegözler iline geçer. 225 . mülkünü sömüren asalak­ lardan öç alıp evini ve ailesini düzene kavuş­ turduktan sonra ne yaptığı Odysseia'da bildi­ rilmez. Daha geç dönemlerden kalma metin­ lerde Odysseus'un efsanesi alabildiğine uzatı­ lır. Odysseus yelken direğinin üstünde dalgalara göğüs germek. Yel esmediği için orada karaya çıkmak zorunda kalırlar. Sonunda tanrıça Athena'nın yal­ varması üzerine Zeus Odysseus'u kurtarmaya karar verir: Hermes'i yiğidi bırakması için Kalypso'ya gönderir. malını. Akşam olunca Tepegöz sürüleriyle döner. tayfaların hepsi boğulur. taliplerden öç alması (Antinoos). Kalypso). Yiğit bu olağanüstü yolculuğu başar­ dıktan sonra Kirke'nin yanına döner. ama kaynak değeri olmayan bu metinleri hesaba katmak doğru olmaz. Alkinoos'un sarayında konuklanması ve bir Phaiak gemi­ siyle İthake'ye gönderilmesi için Nausikaa. akıntıya kapılıp Khrybdis ge­ çidini bir daha aşmak ve dokuz gün denizde çalkandıktan sonra Kalypso'nun adasına çık­ mak yolunu bulur (Seirenler. 1 yıl di­ yenler var. Bir mağaraya girerler. Yiğidin Kirke'nin ya­ nında bir ay ya da bir yıl kaldığı söylenir. yalnız liman dışında de­ mirlemiş olan Odysseus'un gemisi kurtulur. Büyücü Kirke'nin topra­ ğıdır burası. Odysseus'un tayfası bu kez dev yamyamların saldırısına uğrar. maddelere bakınız. Kharybdis. Teiresias'ın da bildirdiği gibi bu suç onların ölümüne sebep olacaktır. Tek gemiyle daha kuzeye doğru giderek Aiaie adasına çıkarlar. yanına her türlü kumanya vererek onu uğurlar. İlkçağdan beri Sicilya ile bir tutulan Tepe­ gözler ilinden yeller tanrısı Aiolos'un adasına varırlar. Kharybdis'le Skylla canavarlarının önüne gelirler. Aiolos Odysseus'u iyi karşılar. çünkü Te­ pegöz tanrının oğludur. Odysseus'un filosu altı gün kürek çekerek kuzey yönünde yol alır ve Laistrygonların ülkesine varır. Malta olduğu sanılan Ogygie adasında ge­ çirdiği zaman belli değil: 10. bir fırtına salarak batırır. ya da Telegonos ve Nausithoos diye iki oğlu olmuş. adının Kimse olduğunu söylediği devin yar­ dım alıp kendisini kovalamasını önler ve ma­ ğaradan çıkmak için sürülerin altına girip sak­ lanmayı başarır. Gemi yola çıkar çıkmaz Tanrı Zeus'un saldığı bir şimşekle paramparça olur. Tanrıça İno'dan yardım gören Odys­ seus yüze yüze Phaiak'ların toprağında kara­ ya çıkar. Kız babasına haber salar. Odysseus'un Kirke ile olan macerası için Kir­ ke maddesine bakınız.

Polybos'la karısı Priboia'nın çocukları olmamıştır. Oidipus birinci bilmeyece in­ san. Doğar doğmaz bebek dağa bırakılır. ayak bi­ lekleri delinmiş. Oidipus sarsılmış. Serüveni şöyle özetlenebilir: Oidipus Thebai kral soyundandır (Tab. Oidipus. Bir anlatı­ ma göre. Derken ulak kendisi­ nin Polymos'la Periboia'nın oğlu olmadığını. Thebai şehrinde veba baş gösterir. 18. kimin çekilip yol vereceği konusunda kavgaya tutuşurlar. kızı Antigone'ye yaslanarak Attika'da Kolonos iline gelmesi ve orada ölme­ siyle sonuçlanır. akıl almayacak yıkım ve acıların birbirini izle­ mesini görmüştür. Laios'un da dar 1 bir geçitte öldürüldüğüne değinecek olur. Kadmos'la Hormania'da kaynak bulan bu soyu bir tanrı yetiştirmiş. ama belki bu tanrıya. O sırada kavgaya tutuştuğu adamı gözü karararak öldürmesi doğaldı. Labdakos'un torunudur. Dionysos'a karşı koyduğu için lanete uğramış. adı tıp ve ruhbilime varıncaya kadar insanla ilgili bütün bi­ lim ve sanat dallarına karışmış. Delikanlılık çağına gelince bir dedi­ kodu işitir: Kralın oğlu değil de. Bilici Teiresias'a | katilin kim olduğunu sorar. Teiresias bu düşü şöyle yorumlar: Kraliçenin kaınında taşıdığı çocuk babasını öldürecektir. Antigone. Salgının nedenini öğrenmek için Oidipus kaynı Kreon'u Delphoi'ye gönderir. Oidipus'un kral olmak üze­ re Korinthos'a çağırıldığını bildirir. Trajik kişi tek başına ya da bütün soyuyla birlikte tanrı lanetine uğramış kişidir. Onun kişiliğinde traged­ yanın özü ve trajik kavramınının asıl anlamı belirir. Ayağı şiş anlamına gelen Oidipus adı da ondan. Kâhin cevap ver-" mekten çekinir. Korinthos'a bir daha dönmemeye kararlıy­ dı. Bu sırada Korinthos'tan bir ulak gelir. bundan ötürü de ya dışardan ya da içinden gelen korkunç belala­ ra uğrar. Oidipus bir daha Korinthos'a anasının. Oidipus. Oidipus'un öleceği toprak tanrılarca kutlanacağı haberi yayılınca Kreon' . İokaste araya girer ve . Oidi­ pus adamı ve arabacısını öldürür. Kraliçe sarayın içine sığınıp canına kıyar. Thebai'ye yakın dar bir geçitte arabalı bir adama rastlar. biri ötekisini doğurur ve ikincisi birincisin­ den doğmadır. Gerçeği tanrı Apollon'dan öğrenmek üzere Delphoi tapınağına doğru yola koyulur.Oidipus. 19). Polybos'un öldüğünü. Oidipus insanın tüyler ürpertici bir dramını dile getirdiği içindir ki. kaderin oyuncağı olur ve istemeyerek. İ s e ne. . Yıllar geçer. Bu olaydan sonra Thebai'ye vanr. Gelen cevap şudur: Kral Laios'un katili bulunmalı ve şehirden sürülmelidir. babasının yanına dönmemek amacıyla Thebai'ye kral olmuş ve İokaste ile birleşerek dört çocuk üretmiş: Eteokles. saraya bir çoban tarafından bulunup getirildi­ ğini söyler. Sorular da şunlardır: Kimi zaman iki. Oidipus'u öz evlat gibi büyütürler. Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasında dile getirilen bu dram Oidipus'un Thebai'den sürülmesi. Oidipus Laios'a rastladığı sırada Delphoi'den dönmekteydi. çileden çıkmış­ tı. bir zamanlar gördüğü düşe. The­ bai halkı da rahat bir nefes almış ve kurtarıcı­ sı bildiği Oidipus'a Laios'tan boş kalan taçla birlikte dul karısı İokaste'yi vermiş. Sphinks denilen canavar şehirde korku salmakta. Anası bazı kaynaklarda Epikaste diye anılan İokaste'dir. Oidipus gene de ikirciklidir: Babasının ölümü kendi elinden olmamıştır. Çocuğu bir çoban bulur. Teiresias ve Kreon arasında kavga kopar. Oidipus da anası ve karısı olan kadının iğnesiyle gözlerini kör eder. Oidipus Yunan mythos'unun en trajik kahramanıdır. Polyneikes. sor' duğu bilmecelere cevap veremeyenleri parça- layıp yemektedir. bulunmuş bir çocukmuş diye. kimi zaman dört ayak üstünde yürüyen ve doğal yasalara kar­ şıt olarak en çok ayağı olduğu zaman en güç­ süz olan yaratık hangisidir? İki kız kardeştir­ ler. Bu sözleri duyunca Oidipus'un içine kuşku girer. ikincisine de Gün ve Gece diyerek doğru cevaplan vermiş. ama anasının bulunduğu yere gitmekten çekinir. Tanrı bilicisi ona kendi babasını öldürüp anasıyla evleneceğini bildirmişti. lokaste gebe iken bir düş görür. götürür Korinthos kralı Polybos'a verir. Oidipus he­ men araştırmaya koyulur ve suçluya karşı korkunç tehditler savurur. Thebai kralı Laios'un oğlu. çocuk da onları anababa bilir. Sphinks kendini tünediği kayadan aşağı uçuruma atarak ölmüş. bilme­ yerek suç ve günah işler. her alanda derin iz bırakmıştır. Çoban da getirilip gerçeği açığa vurunca Oidipus'la iokaste'nin artık şüpheleri kalmaz. kimi zaman üç. içinden bir kayış geçirilmiş­ tir.

yarışa başlar başlamaz öbürüne yetişi­ yor. Elis kralı Oinomaos güzel Hippodameia'nın babasıdır. Dione. çocuğum. Euirynome . Önce Okeanos var. ölmeyi seçer. Myrtilos). ama Üç Güzeller yarışmasın­ da yargıçlık ettikten sonra da şehre inmek üzere Oinone'den ayrılır. korkunç akıntılar var-. Apollon tanrının kendisine verdiği şi­ falı otlar vardır. 155 vd. toplamının üç bin olduğu söylenir. büyük ırmaklar var arada. XI. Kız bu talibe gönül verdi ve ikisi birden Oinomaos'un arabacısı Myrtilos'u baştan çıka­ rarak Pelops'un yarışı kazanmasını sağladı­ lar. Pa- ris ölünce Oinone pişman olup canına kıyar (Paris). Meleagros'la Deianeira'nın babası. İntan dünyanın ucuna doğru hangi yönden giderse. Yunan erken ilkçağının dünya görüşüne göre. Okeanos bu diski çepeçevre sa­ rar. sonra da Uranos'la "sarmaşıp kucakla­ şıp doğurdu derin anaforlu Okeanos'u" (Tab. bulamazsın bir sığ yerin/. ev­ rensel bir ırmak ve ırmakların babası olarak tasarlanır. . Oinomaos. Herakles. Balı Ki/ larının bahçesi Okeanos kıyılarındadır (Ihrakles). Meleagros maddelerine ba­ kınız. Pelops. Herakles efsanesinde rol oynar. onu geçiyor ve kim olursa olsun kafasını keserek evinin kapısına asıyordu. Odysseus Ölüler Ülkesine vannıt için Okeanos kıyılarına gelir. Kreon). Okeanos. Eteokles.ama nympha yardıma gelmez. Böylece on iki kuru kafayı dizmiş bulunuyordu. Hesiodos'a göre. Gaia'nın on iki Titan evla­ dından birincisidir. Olu­ nun iden sonra oğulları arasında kopan kavga vı • Thebai şehrinin üstüne çöken yıkımlar bu ilenmenin sonucudur (Antigone. ama atları ölümsüz olduğun­ dan. Okeanos. Lokrislilerin kralı Oileus "küçük" Aias'ın babasıdır (Aias). Uineus. O i l e u s . özellikle batıda Atlantik Okyanusuna verilen ad olmuştur. Paris Troya savaşının sonla­ rında Philoktetes'in attığı bir okla yaralanınca Olnona'nlr) bu sözünü hatırlar. Anası Antlklela şaşar buraya kadar gelebildiğine (Od. Ama Titanlar arasında ay­ rı bir rol oynar. Oinomaos arabadan yere düşerek dizgin­ lere dolaştı ve öldü. Kalydon kralı. Sonunda Hippodameia'ya talip olarak Pelops çıkageldi. yurdu Thebai'ye de lanet okur. Priamosoglu Paris dağa bırakılıp çobanlarca yetiştirildiği sırada Oinone ile ta­ nışır ve sevişir. diri diri? Yaşayan insanlar kolay kolay göremez buraları. tanrı kuşaklarının kavgasına karışmamış. Tanrı Ares'in oğlu. Argonaut'lar seferine katılmış ve Stymphalos gölünün bir kuşun­ dan alınmış tüyle yaralanıp ölmüş. Geleceği bilen Oi­ none onu vazgeçirmeye uğraşır. Oinone İda dağının nymphalarından biridir. Okea­ nos büyük denizlere. Yarış başla­ yınca Elis kralı Zeus tapınağında bir koç kur­ ban ediyor. Bunların birkaçı sayılır Theogonia'da. 1.la Polyneikes Oldipus'un Thebai'ye geri gel­ mesini isterler. başaramaz. Kızına çıkan talipleri Oinomaos araba yarı­ şında denemeyi şart koşuyordu. Derin anaforlu. Okeanos'la Tethys'ten. Okeanos aslında bir deniz gibi değil. dünyanın ucuna çekilip oraya yerleşmiştir. yani Gök'le Deniz'i ya­ ratır. ertesi sabah gene Okeanos sularından doğup yükselir. Toprak ana Gaia Khaos'tan çıkar çıkmaz kendi kendine Uranos'la Pontos'u. sağlam yapılı bir gemin yoksa aşamazsın onu. Hesiodos Theogonia'da Okeanos'un Titan kız kardeşi Tethys'le evlendiğini söyler. Kendisini süren oğullarının ikisine de. ancak bir gün yaralanırsa onu gelip bulmasını söyler. bu sırada rakibinin yol almasına izin veriyordu. Oinone. ya da Pelops'un elinden öldürüldü (Hippodameia. Sonraları coğrafya bilgileri artınca. sisli karanlıklar ülkesine. 2). yeryüzü yuvarlak ve yassı bir diske benzer.): Nasıl geldin. De­ nizde dişi unsuru simgeleyen Tethys'in Üretti gi yaratıklar sayılmakla bitmez. ama kör kral Attlka'da kalıp. ona haber gönderir. önce bütün ırmaklar meydana gelir. Thetis. burgaçlı diye nite lenmesi akan bir su olduğundandır. Okeanos'la Tethis'ten dogma üç bin dişi varlık da vardır: Okeanos kızları. gitsin Okeanos'a batar. Bunların arasında Metis.

Romalıların halk inançlarına göre Orcus ölümü simgeleyen cin ya da ölüler ül­ kesinin kendisidir. devlere onu tahtın­ dan etmelerini önermiş. Koro da Okeanos kızlarından meydana gelmiştir.Phlyra gibi tanrı ya da kahramanlarla birleş­ miş ünlü kişiler bulunur. Orfik görüşlere dayanan bir kayna­ ğa göre Ophion eşi Okeanos kızı Eurynome ile birlikte Titanlara hükmedermiş. Homeros destanlarında tanrı­ lar Olympos dağında şölen yapar. Ayrıca Anadolu'da sayısı yirmiye varan Olympos adlı dağlar olduğu gibi. (2) Kybele'nin kocası olarak gösterilen bir Olympos vardır. Sanatçılar Herakles'i uzun Lydia entarisi giymiş olarak Omphale'nin dizlerinde iplik bükerek gösterirler. Or­ cus günlük dilde anılan bir tanrı olarak kal­ mıştır. Ops. Orcus. Lydia kralı Tmolos'un dul karısı Omphale yiğidi satın alır. Herakies efsanesinde rol oyna­ yan Lydia kraliçesi. .ki asıl Olympos dağı yanlış bir düşün­ ceye göre Makedonya-Tesalya'da bilinir . insan so­ runlarını tartışır. Bilici de üç yıl köle olarak çalışması gerektiğini bildirir.(1) Girit'e adını veren Kres'in oğlu. Omphale. Herakies çıldırıp İphitos'u istemeyerek öldürünce. Ops'un Capitolium tepesinde bir tapınağı vardı.İda dağı gibi başka yüksek dağlarda da toplanır­ lardı. Bkz. Olympos tanrı­ larından bazılarını saraylarında konuk ettikle­ ri de olur. ona birçok işler gördürür. XIV. Okeanos'un uzlaştırıcı tutumu Prometheus tarafından şiddetle kınanır. Öldür­ dükten sonra pişman olmuş ve Olympos'un mezarı bulunduğu dağa adını vermiş. tanrıların atası Okeanos'la. Roma dininde bolluğu simgeleyen tan­ rıça. Olympos. Olympos daha çok gök tanrı Zeus'un merkezidir. Kronos bu Olympos'a Zeus'u emanet etmiş ve tanrı998 yi kendi büyüttüğü halde. Oneiros. Kıbrıs'ta ve Yunanistan'da bu adı taşıyan dağlar çoktur. tanrı da çabala­ rından vazgeçerek yatağına döner. Bu adın kaynağı ve anlamı büsbütün açıklanmamışsa da. Apollon'un öl­ dürdüğü Marsyas'ı gömmüş. Aiskhylos'un Prometheus tragedyasında Okeanos Zeus'a karşı ayaklanan Titan'ı Olympos tanrılarıyla banştırmaya uğraşan bir arabulucu rolünde çıkar karşımıza. Okeanos'la Tethys tanrılardan uzak. Bkz. Etrüsk mezarlarında uzun saçlı. sakallı bir tanrı olarak gösterilen Orcus sonradan Yunan tanrılarının etkisi altında Plüton ya da Dis Pater adını almışsa da. Opheltes. İlyada'da Hera şöyle anlatır (İl. Nyks. sonra Kronos'la Rheia yönetimi ele almışlar ve Ophion'la Eurynome'yi Tartaros'a kapatmışlar. ana Tethys'i görmeye. onlar almışlardı beni Rheia'nın elinden. Mysia Olympos'una (Ulu­ dağ) adını veren oymuş. ayrıca koca olarak da kullanır. saraylarında iyice beslemişler. Olympos Yunanca bir kelime de­ ğildir.): Gidiyorum bol besi veren toprağın bir ucuna. Apollon ve Musalar gibi daha çok oyun ve ezgi­ den hoşlanan tanrılar Parnassos ya da Heli­ kon dağlarında toplanmaktadırlar. Hypsipyle. Arınma süresi sona erince Herakies Omphale'den ayrılır ve ölmeden daha birçok işler görür (Herakies). Ophion. ona ağıt yak­ mış. toplantılarda aralarında soh­ bet ya da kavga eder gösterilirler. bu suçtan nasıl arınacağını öğrenmek için Delphoi'deki Apollon tapınağına başvurur. eski Anadolu dillerinden geldiği ve genellikle yüksek dag anlamına kul­ lanıldığı anlaşılmaktadır. Saturnus'un dişi karşıtı olarak gösterilir ve Sabin kaynaklı olduğu söylenirdi. Olympos adını taşıyan efsanelik kişiler de vardır. büyütmüşlerdi. 200 vd. Nitekim Olympos tanrıları diye anılan Zeus kuşağı yalnız Olympos dağında görül­ mez . Dorukları gökte bu­ lutlara karışan ulu dağların tanrılara konut ol­ duğu inancı Yunan'a Sümer'den gelmiş ola­ bilir. (3) Ünlü bir flüt çalgıcısı. Zeus da öfkelenerek Olympos'un üstüne şimşek çakmış. Girit'te. kendi­ lerine göre bir hayat sürerler. Marsyas'ın oğlu ya da çömezi olarak gösterilir. yiğidin topuzunu onun kafasında sallamaktadır. Kraliçe de aslan postuna bürünmüş.

pusuya düşürülerek öldürülür. Khrysothemis'in kardeşi (Tab. Argos'a kral olur ve çok uzun bir ömür sürer. Elektra. Beraatından sonra Orestes Apollontanrıya ne yapması gerektiğini sorar. İlkin Side adlı çok güzel bir kız­ la evlenmiş. Agamemnon'la Klytaimestra'nın oğlu. Akhilleus'un oğlu ölür. Sonunda Atina'nın Oreopagos mahkemesi onu suçundan arındırır. Sonunda da Şa­ fak tanrıça gönül verir ona. ama Orestes onu da Aigisthos'un ölüsü üstünde bıçaklar. Yabancılar ve hey­ kelle birlikte denize açılabilmek için bir düzen kurar. Artemis'e bir tapınak yapıp içine heykeli koyarlar. Kan davası da burada biter. Nao ptolemos'la kavgaya tutuşurlar. Merope adlı ikinci bir kadınla olan macerası Orion'un kör olması. ya da bir avcı kızına ya­ naşmak istemesidir. Orestes'le Herml one'yi babaları daha çocukken nişanlamışlar di. Elektra maddesinde belirtildiği gi­ ­i. Atreusogullarının zincirleme suçlarını anasını öldürmekle sürdürür. Tauris dönüşünde Orestes nişanlısını kaçırmaya kalkar. Tanrıça sevgilisi­ ni Delos'a götürür. Attika'ya varırlar.Oreithyia. Çok yakışıklı olduğu için kadınlardan sevgi görmüş. Orestes çıldırır ve Erinyslerden kurtulmak için oradan oraya atar kendini. Orestes efsanesi de başlıca buı kaynaklara dayanır. kendisine Orestes'in öldüğünü bildirmeye geldik­ lerini söylerler. İlkçağda ünü orfizm denilen mistik Troya savaşından sonra Agamemnon yur­ duna döner dönmez öldürülünce. sonra da Goethe'nin "iphigeneia Tauris'te" dramlarına konu olan serüven şudur: Orestes'le Pylades Tauris'e varınca tanrıçaya kur ban edilmek üzere tutuklanırlar. kardeşi İphigeneia İle buluşur. bırakır. Bütün devler gibi Toprak'tan dog­ ma olduğu söylenir. üç büyük tragedya yazarı birçok oyunlarında Orestes'e baş rolü ya da çok önemli bir rol vermişlerdir. Orestes.ak laşması bundandır. Kalais veZetes). ama Side Hera ile boy ölçüşme­ ye kalkınca. Orastesles Tauris'e gider ve orada kız . ama tanrı lanetini de kendi dramıyla so­ na erdirir. Kraliçe sevincinden tanrılara sunıılar sunmaya gitmişken Orestes kendini Eleklra'ya tanıtır ve Klytaimestra ile Aigisthos'un öldürülmesini birlikte planlarlar. almış ve böylece istediğini elde etmişti (Telephos). Eııripides'ln. Orpheus. Orion. Klytaimestra oğluna yalvarır. yarasını ancak Akhille­ us'un iyi edebileceğini öğrenince. sonra da karanlıktan ansızın güneşe bakmasıyla gözlerinin yeni­ den açılmasıyla sonuçlanır. tanrıça onu Tartaros'a atmış. İr­ mak kıyısında oynarken rüzgâr tanrı Boreas tarafından Trakya'ya kaçırılır. Orestes ora­ da büyür. Aigisthos kırdan döner. İphigeneia onları kurtarmaya ve Artemis heykelini de alıp on­ larla kaçmaya karar verir. Ülkenin kralı Thoas onları Artemis tanrıçanın rahibesine teslim eder. 15). Ana kanı döker dökmez öç perileri Erinysler Orestes'in peşine takılırlar. Bkz. dev bir avcıdır. Orestes d( Hermione'yle evienir. Orestes. ama babası deniz tanrı gibi dalgaların üstünde yürüme gücü de var mış. akrep delikanlıyı topuğun dan sokar. İki kardeş -birbirlerini tanırlar. tann Poseidon'un oğlu. Atina kralı Erekhteus'un kızı. Aulis'te İkinci sefere hazırlanan Akha ordusuna gel­ ­­­­­. nedeni tanrıçanın kendisine. Artemis de akrebi bir burç. bu rahibe de İphigeneia'dır. İphigeneia. Klytaimestra'ya Phokis'ten gelme iki haberci olduklarını. Ama orada güzel delikanlı Artemis elinden öldürülür. ama Troya savaşından sonra Menelaos ki zmı Neoptolemos'a verir. Bir casus olarak yakalanmak üzerey­ ­­­ı orada bulunan küçük Orestes'i rehin olarak. Orion. Orman Perileri. bir ayaklan ma olur. Orion'u da gökte bir yıldız haline getirir. Artemis Orion'un üstü ne bir akrep salar. Kalais'le Zetes'il doğurur (Boreas. Elektra to­ nik kardeşi Orestes'i kaçınr ve Phokis kralı Strophios'un sarayına gönderir. Pythia onun Tauris'e Artemis heykelini almaya gitilmesini buyurur. kralın oğlu Pylades'le birlikte Mykene sarayına gelirler. Orion yıldızının Akrep burcundan her zaman u/. Thoas'ı aldatarak kaçarlar. Orestes efsanesinin son bölümü Hermione ile evlenmesine değgindir. Troya savaşı efsanesinde Orestes'in adı Akhaların Mysia'ya ilk çıkışları ve Telephos'la Ilgili olarak geçer: Telephos Akhilleus'un elinden yaralanıp. Orpheus dillere destan olmuş bil ozandır. Nympha'lar.

Haykırdı Eurydike: "Bu ne. Artık Orpheus. gönlüne yenildi döndü baktı arkasına. görünmez oldu. bir gümbürtüdür yükseldi. bindirecek de. ölü ruhların ve titreten kralların karşısına dikildi. unutup duruverdi. kara bahtlı. artık senin olmayan güçsüz ellerimi". buz kesilmiş. bölümünde Aristaios'Ia ilgilidir. başladılar bir ağızdan. ve Orpheus göremedi bir daha ruhlara tutunup dil dökmeye çalışan Eurydike'yi. Orpheus birden bir çılgınlık etti. tanrıları nasıl? Eurydike. hep seni. büyük bir suç. bir suç işledin sen. ölüm tanrıları bağışlamasını bilseler. en yüce dağları çığlıklarıyla doldurdular. gün batar seni. ve görüntüleri çıkageldi ışıktan yoksun olanların. yüksek kapılarının oraya yeraltı tanrısı Dis'in.. Kadir'in Türkçeleştirdigi parça kita­ bın IV. kaçarken bir uçuruma atar gibi kendini tepetaklak. Yabana atılmaz bir tanrı öfkelenmiş kovalar seni. gidiyordu işte. Aşa­ ğıdaki A. kaçırılınca karısı. Proserpina 'mn koştuğu şarta uyarak kocasının ardından yürüye yürüye havanın daha yüksek katlarına doğru. Orpheus. bir anda kopuverdi amansız zorbayla yapılan anlaşmalar. kader engel olamazsa. onunla baş haşaydın ya hani yalnız kıyılarda. çekersin bugün onun cezasını: Bir belaya çattıydı Orpheus. Ömrü o kadarmış kadının. dağ perileri. dolanıverdi bacaklarına korkunç bir yılan. gitti karşıt yöne doğru. Ne yapsmdı? Nereye gitsindi? Kime başvursundu? İkinci kez kaçırılmıştı karıcığı.bir akım yaratacak kadar çok yayılmış. zavallı beni de? işte gene geri çağırır beni zalim kader. Yeraltı sandalcısı da aradaki bataklığı bir daha komadı geçsin. boş bulundu. gelmekteyken. dört yanımı saran gece götürür beni. ezgisiyle ölümü bile alt eden bu ozanı biz burada kuru kuru anlatmak istemedik. La­ tin şairi Vergilius'un "Georgica" adlı eserin­ den alınmış bir parçayla tanıtalım dedik. yapraklar arasında saklanan kuşlar kadar çoktular. elveda! Giderim İşte uzata uzata ellerimi sana.. ve kendisine geri verilen Eurydike. Hep seni söylerdi. gün doğar seni söylerdi. oyuk kaplumbağa kabuğundan sazıyla yaslı sevgisini avuttu durdu. dedi ve birdenbire bir duman gibi karıştı hafif yellere. Eurydike). 230 . kişiliği üstüne anlatılan masallar her türden sanatçıyı esinlemişti. an ye­ tiştirmekte olan Aristaios Orpheus'un eşi Eurydike'nin ölümüne sebep olmuştu (Arista­ ios. Ve Erebus konutlarının en kuytu yerlerinden hafif ruhlar çıkageldi. hem de üç kez. şimdi senin üstüne bindirmeye çalışır o belayı. Yaşıtları. insan yakarışlarıyla yumuşamayah yüreklerin dikildi karşısına. İşte biranda bütün çabalar oracıkta uçtu gitti. tatlı eşi. bu ne? Bu ne çılgınlık böyle. Çalgısı vahşi hayvanları büyüle­ yen. seni de yok eden. havada asılı bir kayanın altında ağlamış. Orpheus. Gitti sokuldu Taenarius dağının boğazlarına kadar. Avernus batağından. Bir daha ölü ruhları nasıl yumuşatırdı. Ya Orpheus ne oldu?Derler ki onun için: Issız Strymon ırmağı kıyısında ağlamış tam yedi ay. geri dönüyordu. Deliye döndü Orpheus. Styks sandahyla uçuyordu uzaklara. uyku kapatır kararan gözlerimi. görmedi boylu çimen ler yüzünden oralara sinen zehirli yaratığı. Irmak boyu palas pandıras kaçarken senden o kadın. girdi kapkara bir korkuyla gölgelenmiş ormana. gecenin ya da kasırganın dağlardan savurduğu kuşlar kadar çok. bağışlanır bir çılgınlıktı bu: Eurydike'si ışığın altına tam çıktı çıkacakken. bütün belalardan kurtulmuş. kudurdu. onun ezgileriyle sarsılan.

Soylar ve raya almayı uygun gördük. ti. canlıların verdikleri besinlerden (et. kızı Persephone-Demeter'le birleşip Dionysos Zagreus'u yarattı. lutar acıklı iniltileriyle dört bir yanı. bir­ delikanlıyı çok vücutlarda dolaşır. kavuşmaya çabalar. Ama Titanların külünden insan so­ yu vücuda geldi. Athena. kuşaklar arasında çarpışma.kahin dos'un Thegonia'sında ve İo Epaphos efsaı büyücü Orpheus'a bağlanır: Orpheus . İyileri saçtılar parçalarını ta uzaklara. İnsandaki tanrısal ruh.Orphik dinin kurucusu sayılır. Orphikçilerin Herhrus ırmağının ters akıntıları arasında öğretileri. inek ve boğa bi çiminde tanrıça ve tanrı motifleri de Hesio"Bir din hareketi olan Orphik. yüzyılda Yunanls tan'a ve aşağı İtalya'ya geçti. yu murta) el çekiş sayesinde olacaktır. bir mezarda (sema) gibi hapistir. ve kışı hiç bitmeyen Ripha dağlarında sonra da Dionysos-Lyseus (Kurtarıcı)'u yaral yürür gidermiş dövüne dövüne Eurydike'nin kaçırılışına. yutuldu. öte dünyaya O kadar bağlıydı ki Orpheus Eurydike'ye. ırmağın bütün kıyıları baştan başa. Bu konuda Behçet Necatlgll'ln Aphrodite. Ne bir tutku yumuşatmış Orpheus'un yüreğini. Zeus. Yunan mibağırdı uçarken. Bu bakımdan AdonlsTarikatı).. hırlı Tanais ırmağı kıyısında yürür . bülbül de bütün gece durmadan fır döner ağlar. m. yıldırımlarının alevleriyle Titanları mahvetti. yüz­ çalkalanıp giderken bile yılcın felsefesine derin bir etki yaptı". Tartaros ba­ mermer gibi başı taklığına götürüleceklerdir. onunla birleşerek Gaia (Toprak). yani Orpheus reket efsanesidir. Orphik dionysik-mistik bir kurtuluş dinidir. Homeros'takl tanrıların dindiremedikleri bir ruh ihtiyacını karşılar. şayış. Attis-Kybele ve Demeter-Kore efl00 Soruda Mitologya'sında çıkan özeti busanelerlyle benzerlikler gösterir. İnsan soyundan Titanların kötü. Nyks (Gece)'l doğurdu.. parçalanan çocukun yüreğini kurtarmıştı. tarlalara. arar durur kaybolan yavrularını içi yana yana. başlar yeniden ezgilerine yanık yanık. ııufir gidermiş kuzeyin buzlarında bir başına. oradan VI. Dionysik taraf. dürüst bir ya­ kutsal törenlerde ve gece şenliklerinde Eacchus'un. şarkıcı. Hem erkek. bir kauak ağacının gölgesinde bir bülbül vardır hani.de bir evlilik bağı yumuşatmış.. soğumuş diliyle çağırıp durdu Eurydike'yi. Dionysos-Zagreus. Bunun için On lar da paramparça ettiler sonunda de ruh. kaplanları büyülemiş. mutlu bir öte dünya bekler. kırlara. kötülerse ölüler Ama Orpheus'un boynundan kopan hâkiminin karşısına çıkacaklar. Bunun üzeri ne Zeus. bedende (soma) Dis'in boş armağanlarına dövüne dövüne. Osiris efsanesi Akdeniz yöresine özgü bir doğa be­ Or phik (ya da Orfeizm. Trakya'da do gan bu hareket. Khronos'un oğlu Zeus. çevresindeki bazı tan­ Eurydike! Eurydikel Eurydikel" rısal varlıklar Yunan-Roma pantheon'una gir diye yankılandı durdu. Titanlk Ktkonlarm bütün kadınlarım hor gördü. "Ah kara bahtlı Eurydikel" Ama efsanesi ve kişiliği Yunan mythos'unu Ve ardından ırmağın bütün kıyıları etkilemekle kalmamış. örneğin İsis (lsis). Evrenden tanrı Phanes doğdu. unsurlardan temizlenmek ister. miş ve tutunmuştur. Uranos (Gök) ve Khronos'u dünyaya getirdi. yuvayı gözetleyen katı yürekli bir çiftçi n/rp götürmüştür yavruları daha kanatları çıkmadan. Orphik elinin myrhos'u şöy­ ledir: Başlangıçta Khronos (Zaman) evreni yarattı. günahından temizlenmek üzere. Osiris bir Mısır tanrısıdır. hem dişi olan Phanes. yutulmuş Dionysos çocuğun tanrısal İyi huylan birleşti. Titanlar tarafından parçalandı. Phanes'i yutarak dün­ ya egemenliğini ele geçirdi. canı da "Ah kara bahtlı Eurydikel" diye Osirîs. ta uzaklara kadar.. VI. ayaklandırmış meşe ağaçlarını ezgileriyle. Ö. Zeus bu yüreği yedi. filozof Pythagoras (İ. Arınma. tolojisiyle doğrudan doğruya ilişkisi yoktur. buz gibi mağaralarda anlatmış durmuş başından geçeni. giderir. konar bir dala.

. düzenli llyon 'u gel bizimle yok et. öldürdükten sonra da şöyle alay eder onunla (İl. Bu yılan (adı Ura- eus'tur) krallık simgelerinden biridir. onu on dört parça halinde dograyarak oraya buraya serper. Ora kralı bu sandığı yaptırmakta olduğu sara­ yına tahta olarak kullanmaktadır. Typhon) onu kıskanır. Othryoneus. Bun­ ların Mısır kaynaklı oldukları ve Yunan Mythos'una Fenike yoluyla girdikleri sanılır. Bu efsaneyi anlatırken yazar Plutarkhosl Set'in Yunanlıların Typhon'uyla bir tutulması gerektiğini bildirmiştir (Typhon). Argos'a götürür eveririz seni. onunla Mısır'a döner. gidelim düşünelim şu evlenmeyi. kendisi de gözü­ nün yerine bir yılan koyar. Kocası öldükten sonra fsis Nil deltasında Horus'u doğurur. Osiris ayrıca Mısır'da çok tutunmuş tanrı kral inancını ve insanın ölümünden sonra mumyalaşıp yaşamını sürdürdüğü görüşünü yansı­ tır. Elimiz çok açıktır çeyizden yana. öldürmeye karar verir. erkeklik uzvundan baş­ ka bütün parçalarını bir araya getirip başka tanrıların yardımıyla ilk mumyayı hazırlar. tanrılar mahkeme kurar. Bkz. Set de Horus'un gözünü oyar.): Othryoneus. XIII. Düşmanın ölüsüyle bu çeşitten alaya Homeros destanlarında sık sık rastlanır. yakalar. Aloeusoğulları. Çanakkale Boğazında olduğu? sanılan Kabesos şehrinin önderi Othryoneus Troya'ya Priamos kızı Kassandra'yı istemeye gelmiş. denizleri aşan gemilerimize gidelim. Atreus oğlunun güzellikte üstün kızını veririz sana. 374 yâ.\ racagını söz vermişti Priamos'a. bağcılığı ve çeşitli el sa­ natlarını öğretir. 232 . Horus da Set'le teke tek savaşa girişir. Ama biz de biliriz böyle söz tutmasını. Horus da gözü babası Osiris'e verir. Kral da kızı­ nı vereceğine ant içmişti. Haberi alan İsis ossaat sandığı aramaya çıkar ve uzun dolaşmalar­ dan sonra Fenike'nin Byblos kentinde bulur. Osiris de egemenliği oğluna bıraktıktan sonra Mutluları Ülkesine göçer. ilkel bir katı yürekliliği dile getiren bu alayların hep Akhaların ağzından duyulduğu da ayrıca dik­ kati çeker. Hekim tanrı Thot her ikisini de iyi eder. gel hadi. onlara tarımı. bir sandığa kapatıp ırmağa atar. yetiştirir. Set'i Horus'a gözünü vermeye mahkûm ederler. bu dövüşmede düşmanının er­ kekliğini koparır. Efsanesi şöyle özetlenebilir: Krallık kurumu­ nun tipik bir simgesi olan tanrı Gebeb yetki­ lerini oğlu Osiris'e bırakır. tekmil ölümlüler arasında överim seni. buna karşılık şehri Akhalardan kurta. o güzel kızı kendine almak için. Orthos. onu Set'ten korumak için gizli­ ce büyütür. İsis parçala­ rı toplamaya koyulur. Otos. fsis sandı­ ğın kendisine geri verilmesini sağlar. I yerine getirirsen Priamos'a verdiğin sözü. 6)J Bu köpek Geryoneus'un öküzlerini beklerken? Herakles'in eliyle öldürülür (Herakles). babasının öcünü almak görevini yükler ona. Bir gün şölene çağırır. Set bir kez daha Osiris'in göv­ desini ele geçirir.nelerinde rastlanan motif ve imgelerdir. Ne var ki kardeşi Set (Yun. ama düğün gerçek-1 leşmeden Akha yiğidi İdomeneus onu öldü-1 rür.. Osiris de kız kar­ deşi ve eşi olan İsis'in yardımıyla bu görevi en iyi biçimde sürdürür: İnsanların iyiliği için çalışır. Ejder soyundan Ekhidna vef Typhon'dan doğan bir köpeğin adı (Tab.

ayların süresini yıldız­ lara göre saptadığı. hangi örtüye en çok değer veriyorsan al onu. Odysseus da sabanı hemen durdurmakla deli olmadığı­ nı açığa vurmuş olur. Troya. delilik taslar: Bir tarlada sabana bir öküzle bir eşek koşmuş. Her şeyi ortaya vurur. Babası Nauplios Palamedes'in öcünü alır. ama o da korkunç biçimde ölür. bundan dolayı orada akan ve altın sürük­ lediği için Khrysorrhoas adını taşıyan dereye atmış kendini.): Ama sen. kadını ba­ rışçı yollarla geri almak için Troya'ya elçi gi­ der. Palladion. git doyumluk toplayan Athena'nın tapmağına. Üzüntüsü büyüktür. Aeneas'ın dümencisidir. Ne var ki İlyada'da söz konusu olan Athena tapmagındaki heykel oturmuş olarak canlandırılır: Hektor savaş alanından ayrılıp anası Hekabe'ye Athena'ya sunular sunmasını söylemek için şehre geldiğinde şöyle konuşur (İl.p Paian. Pala­ medes düzeni anlar. Palinurus. ört güzel saçlı Athene'nin dizlerine. o var oldukça şehrin 233 . daha değerli bir kişi olduğunu da belirtirler: Adı avuç. Homeros destanlarında adı geç­ mediği halde.savaşı efsanelerinde önemli bir rol oynar: Helene kaçırılınca akra­ bası Menelaos'u avutmaya çalışır. Palinurus. Daha sonraki efsanelere göre. gömer ve o kıyıya Palinurus burnu adını verir. Nauplios'la Klymene'nin oğlu (Nauplios). en büyük örtü hangisiyse. Sonraları Aeneas yeraltına gittiğinde Palinurus'un ruhuna rast­ lar. o günden sonra da bu dereye Paktolos denmiş. Mektubu Akha ordugâ­ hında bir yere atar. Gece dümen­ deyken tanrılar Palinurus'un gözlerine uyku dökerler. Pallas Athena'nın si­ hirli nitelikler taşıyan heykeline verilen addır. Günün birinde tanrıça Aphrodite'nin gizli tö­ renleri kutlanırken kendi kız kardeşini kirlet­ miş. 270 vd. Evindeki en güzel. Zeus'un oğlu ve Pelops'un dedesi olur. sözde Priamos'un yazdığı bu mektuptan Palame­ des'in Troyalılara casusluk teklifinde bulundu­ ğu anlaşılmaktadır. dama oyununu ve zarları keşfettiği söylenir.. Akhalar Palamedes'i linç eder­ ler. Palaimon. Aeneas uyanır. Vergilius'un Aeneis destanında anlattığı­ na göre Troyalıların filosu Sicilya'dan İtal­ ya'ya doğru yol aldığında tanrıça Venüs bir tek adamın öleceğini. ayrıca da Palamedes'in bir kölesini satın alarak. ama buna karşılık her­ kesin kurtulacağını bildirmişti. Öte yandan kaynaklar Palamedes'in kurnaz Odysseus'tan daha yararlı. Palamedes'in bu haksız ölümü dillere des­ tan olmuştur. Palladion daha sonraları ve özellikle Roma'nın kuruluş efsanelerinde rol oynar. para kullanmasını. efendisinin yatağı al­ tına bir torba altın koymasını sağlar. Ayrıca sayıları tanıttığı.. Palamedes. dümencisinin yok olduğunu görür. Bu çabalar sonuç vermeyip Akha ordusu hazırlık yapmaya başlayınca. Troya şehrinin tarihine sıkı sıkıya bağlı olan bu heykelin Homeros destanlarında adı geç­ mez. Odysseus şöyle öç alır: Ele geçirdiği bir Troyalıya zorla bir mektup yazdırır. götürür onu. ama Palamedes'e karşı korkunç bir öfke ve kin bağ­ lar. Menelaos'la bir­ likte Odysseus'u çağırmaya giderler. Sefere katılır. O da dönüşte ölüyü bulur. Ölü dümenci gömülmek ister. yani tahtadan yapılmış ayakta bir kadın heykeli olsa gerek. Lydia'da akan Şart çayının tanrı­ sı. dalarken bir dalga alır. Paktolos. Odysseus'un gerçekten deli olup olmadığını denemek için oğlu küçük Telemakhos'u sabanın önüne atar. toprağa tuz ekmektedir. elinde sunularla topla yaşlıları. VI. Palladion Troya şehrini koruyan. Asklepios. Ama kurnaz yiğit savaşa gitmek niyetinde değildir. Bu heykel arkaik sanatta örnekleri görülen bir ksoanon. el anla­ mına gelen palame'den türemiş olan Palame­ des Yunan alfabesine birçok harfler katmış. Alfabeyi Kadmos tanıtmış Yunanistan'a ama Palamedes kuşların uçuşuna bakarak Hellenlere özgü bir harf olan Y (üpsilon)'u bulmuş. Bkz. Palladion. bunun için de ölüsünün hangi kıyıya atıldığını bildirir Aeneas'a. İno. Bu kin sonradan Palamedes'in ölümüne sebep olacaktır. Bkz.

düşmesini, düşman eline geçmesini önleyen bir tabudur. Başta Roma olmak üzere birçok şehirler Palladion'a sahip olduklarını ileri sür­ müşler, böylece Palladion adlı heykeller ço­ ğaldıkça kaynaklarını anlatan efsaneler de çoğalmış ve giriftleşmiştir. Bunları şöyle özet­ leyebiliriz: Tanrıça Athena çocukken deniz tanrısı Triton'un yanında büyümüş (Tritogeneia adı bu­ nunla ilgili olabilir), Triton'un da Pallas adlı bir küçük kızı varmış, iki kız çocuk savaş oyunları oynarmış, ama günün birinde birbir­ lerine darılmışlar, Athena Pallas'ı dövmek üzereymiş ki Zeus kızı için telaşlanıp aigis kal­ kanını Pallas'ın önüne dikmiş, çocuk korku içinde donakalmış ve Athena'nın attığı kargı­ dan korunamayıp yaralanmış, düşmüş ve öl­ müş. O sırada pişmanlık duyan Athena arka­ daşına tıpatıp benzeyen bir heykel yapmış ve ona aigis kalkanını giydirmiş. Athena bu ya­ pıtı Olympos'ta Zeus'un yanı başında dikmiş, bir tanrıymış gibi tapınılırmış ona. Palladion orada kalmış, ta ki günün birinde Zeus'un ko­ valadığı Elektra heykele sarılmış, tanrı da öf­ kelenerek heykeli alıp Troya bölgesinde Ate tepesi denilen yere atmış (Elektra 2, Ate). İlos o sırada kendi adını taşıyacak olan llion (Troya) şehrini kurmaktaymış, böyle bir hey­ kelin gökten düşmesi hayra yorulmuş, şehre getirilip Athena tapınağına yerleştirilmiş. Bu efsaneyi anlatan mitograflar Palladion'un üç karış boyunda olduğunu, sag elinde bir kargı, sol elinde de bir öreke ile bir ig taşıdığını ya­ zarlar. Başka efsanelere göre Palladion'u Dardanos Semendirek adasından getirmiş ve kaynatası Teukros'a armağan etmiş (Darda­ nos). Troyalıların bu kutsal yapıtın bir tıpkısı­ nı yaptıkları, çalınmasın diye asıl Palladion'u tapınağın mahzenine kapatıp, sahte heykeli dışarıya oturttukları da anlatılır. Bir efsaneye göre, Troyalıların kâhini Helenos Palladion heykeli şehirde kaldıkça, Troya'nın alınama­ yacağını bildirmiş, bu söze dayanarak da Odysseus'la Diomedes gece gizlice şehre gir­ mişler, heykeli çalıp götürmüşler. Bu işte gü­ zel Helena Akhalı yiğitlere yardım etmiş (He­ lenos, Helena). Başka kaynaklara göre, Palladion heykeli Troya'da kalmış ve Troya yangınında Aineias 1da dağına sığındığında onu beraberinde gö

türmüş, sonra İtalya'ya da almış. Sihirli hey­ kel böylece Roma'da Vesta tapınağına getiri­ lip bırakılmış. Roma'nın kutsal ateşini koru­ yan Vesta rahibeleri Palladion'a tapınmakla görevliydiler. Palladion Kassandra efsanesinde de geçer, Kassandra'nın Troya yağmasında bu heykele sarılıp sığındığı ve Oileus oğlu Aias'ın onu oradan çekerek büyük bir günah işlediği anla­ tılır (Aias). Atina'da da Palladion heykelinin Atina'ya geldiğini ileri süren bir efsane var­ dır. Pallantidai (Pallasoğullan). Pallas 5'in oğulları, Atina kralı Pandion'un torunları ve Aigeus'un yeğenleri. Aigeus'un dölü olmadı­ ğını sanarak Atina tahtına talip olurlar, ama Troizen'de büyüyen Theseus Atina'ya gelip babası Aigeus tarafından tanınınca, bunu protesto etmeye kalkarlar. Atinalılar Theseus'u kral seçince de babaları Pallas'la birlikte Theseus'a karşı savaş açarlar ve öldürülürler. Theseus elli amca oğlunu ve amcası Pallas'ı da öldürdüğü için bir yıl Troizen'de gönüllü sürgün olarak kalır. Başka bir anlatıma göre Atina mahkemesi Theseus'u beraat ettirir (Aigeus, Theseus). Pallas. Tanrıça Athena'nın adının başına ta­ kılan bir ad. Bu adın Athena ile ilgisi üstüne efsaneler pek birbirini tutmaz (Athena, Palla­ dion). (1) Titanlardan Krios'la Eurybie'nin oğlu, Astraios'la Perses'in kardeşi (Tab. 4). Hesiodos'un Theogonia'sma göre Pallas, Okeanos kızı Styks'le birleşir ve Zetos'la Nike'yi, bir de Kratos'la Bie'yi meydana getirir. (2) Arkadya kralı Lykao'nun oğlu. Bir efsa­ neye göre bu Pallas kızını Troya kral soyu­ nun atası Dardanos'la evlendirmiş ve Palladi­ on'u ona vermiş (Dardanos, Palladion). (3) Vergilius'un Aeneis destanında adı ge­ çen Pallas Evandrus'un oğludur. Aeneas'la birlikte îtalyalı Turnus'a karşı savaşmış ve onun elinden öldürülmüştür. Roma'nın Palatinus tepesine adını veren bu Pallas'mış (Euandrus). (4) Attika efsanelerinde adı geçen bir dev. Tanrıça Athena bu devi öldürmüş ve derisini

yüzüp ona bürünmüş, bu devin kanatlarını da ayaklarına bağlamış (Athena). (5) Gene Attika efsanesinde rol oynayan bir kişi Pandion'un oğludur ve Pallantidai adında 50 tane oğlu vardır, bunlarla birlikte Theseus'a karşı gelir, oğullarıyla birlikte Theseus un elinden öldürülür (Theseus). Pan. Tanrı Pan, efsanesi ve kişiliği hakkında Behçet Necatigil'in "100 Soruda Mitologya" d.a ki anlatımını aşağıya alıyoruz: "Dağlık Arkadia'da küçükbaş hayvanların, çobanların tanrısı. Keçi ayaklı Pan, Her­ ­­s'in oğludur. Tanrıların, çokluk, insan kılı­ ­ında değil de hayvan kılığında düşünüldüğü ilk zamanlarda Pan da keçi kafalıydı; sonra­ dan bu keçi kafasından sadece boynuzlar ve sakal alıkonarak, yüzü insan yüzü oldu. Pan Çoban kavalını sever, azgın tekeler gibi güzel nymphaların peşine düşerdi. İnsanların, hay­ ranların uyuduğu kızgın, ıssız yaz öğlelerinde birdenbire, beklenmedik gürültüler koparır, dört bir yana 'panik' korkular saçardı. Marathon savaşı gecesi Persleri bu şekilde paniğe uğrattığı için, Atinalılar savaştan sonra tanrı Pan'a Akrppolis eteğinde bir tapınak yaptı­ lar. Pan sözü Yunancada 'bütün' anlamına geldiğinden mistikler, sonraları Pan'ı her şey yapabilir bir tanrı payesine çıkardılar. Plutarkhos, Korfu'nun güneyinde sefer eden bir gemideki gemicilerin, Paksos adasından gelen bir ses duyduklarını anlatır. Gemi dümen­ cisinin adını söyleyen bu ses, dümenciye 'Ulu P'an öldü!' haberini vermiş, dümenci aldığı bu haberi emredilen yerde karaya doğru sesle­ nince, karadan korkunç bir inilti, bir feryat duyulmuş, Pan'ın ölümünden ötürü tabiat yas tutmaya başlamıştı. Bu haber imparator Tiberius (I. S. 14-37) zamanında olmuştu.

Daha önce tanrılar ana babalarını yok etmiştller ve öksüz bırakmıştılar kızları konaklarında, o zaman tanrısal Apbrodite beslemişti onları, Here onlara güzellik ve akıl vermişti, tekmil kadınlara verdiğinden daha çok. Ulu Artemis bağışlamıştı boyu boşu. Athene de öğretmişti güzel işler işlemeyi. Ama bir gün Aphrodite çıkmıştı koca Olympos'a, bu kızlara iyi bir kısmet bağışlamasını dilemişti, iyi bir koca dilemişti yıldırım seven Zeus'tan, işte o zaman Harpyalar gelip bu kızları kaçırdılar, hizmet etsinler diye verdiler uğursuz Erinyslere. Pandareos efsanesi Girit ve Anadolu ile ilgi­ li bir efsanedir. Şöyle anlatılır: Rheia yeni do gan Zeus'u Kronos'tan kaçırmak için Gi­ rit'teki mağaraya kapatınca bekçi olarak başı na bir altın köpek dikmiş, Kronos devrilip Zeus egemen olunca bu köpek Girit'teki Zeus tapınağına bırakılmış. Pandareos köpeği tapı­ naktan çalmış, Lydia'da Sipylos dağına gö­ türmüş ve Tantalos'a emanet etmiş. Derken Zeus ikisine de öfkelenerek, hırsızlık ettiği için Pandareos'u taşa çevirmiş, yalan yere yemin ettiği için de Tantalos'u Sipylos dağı­ nın altına tıkmış (Tantalos).

Pandaros. Pandaros'un adı İlyada'da Troas bölgesine yerleşmiş Lykialılarm önderi olarak geçer. 1da dağının eteğinde bulunan Zeleia kentinden gelmiş ünlü bir okçudur Pandaros. Babası, Karkabos'un oğlu Lykaon'dur (Karkabos). Troya savaşına katılışı şöyle anlatılır (İl. II, 824 vd.): Sonra Zeleia'da oturanlar gelir, Ida'nm ta dibinde, Aisepos'un kara sularını içen zengin Latin mitologyasında Pan'ın yerini tanrı Troyalılar. Faunus tutar" (Faunus). Başlarında Lykaon'unünlü oğlu Pandaros var, Pandareos. Odysseia'da Penelope çok bu­ Apollon kendisi vermiştir Pandaros 'a naldığı bir gece, canını alsın diye tanrıça Aryayını. lemis'e yakarır, o sırada da Pandareos ve kız­ Pandaros'u tanrı Apollon'un koruduğu yiği­ larının başına geleni anımsar ve anlatır (Od. din Akha yiğidi Diomedes'e meydan okurken XX, 65 vd.): söylediği sözlerden belli (İl. V, 102 vd.): Ulu canlı Troyalılar, atları mahmu/.lavan öy/e kaçılmamış mıydı kasırgalar erler kalkın, Pandareos'ıııı kızlarım?

vuruldu işte Akhaların en yiğidi, Lykia'dan çıktığımda yola, Zeus'un oğlu gerçekten sürdüyse beni öne, sanmam dayansın zorlu okuma bu adam. Ok atışı îlyada'nın ilk bölümünde tanrı Apollon'un Akha ordusuna veba salmak için ok atışını ne kadar andırır (İl. IV, 116 vd.): Kaldırdı okluğun kapağını Pandaros tam o sıra, hiç atılmamış kanatlı bir ok çıkardı, kara acılar kaynağıydı bu ok. Kirişin üzerine yerleştirdi yakıcı oku. Yurduna, kutsalZeleie şehrine dönüşünde değerli kurbanlar kesmeyi adadı, ilk kuzulardan, ün salmış okçu Lykialı Apollon 'a. Oku arka kanatlarından, kirişinden tuttu, yaklaştırdı kirişi memesine, demiri yaya. Yusyuvarlak gerilince gıcırdadı koca yay. Kiriş inledi, sivri ok fırladı birden, uçtu kalabalığa doğru, vınlaya vmlaya. Anadolulu tanrı Apollon'un tuttuğu bu yiğit Troya düşmanı tanrıların elinde bir oyuncak olur ama, Paris'le Menelaos arasındaki teke tek savaş başlayıp, öbür savaşçılar işe karış­ mamaya ant içince, Athena Pandaros'u kış­ kırtır andı bozmaya. Bir okla yaralar Menelaos'u. Diomedes'le karşılaşmasının iyi sonuç vermemesi de bu ünlü okçunun Troya savaşı­ na yaya gelmiş olmasından, arabası bulunmamasındandır. Ölümünün nedeni olacak bu duruma şöyle yakınır (İl. V, 193 vd.): Atlarım, arabam da yok ki bineyim. Ama Lykaon'un sarayında on bir araba durur, yepyeni, kız gibi arabalar, örtüler serilmiş, üzerlerine, her araba önünde iki tane at, kızılca buğday, ak arpa yiyen atlar, kargı atan yaşlı Lykaon demişti bana çıktığım gün derli toplu evinden, atlara, arabaya bin demişti, önderlik et zorlu savaşta Troyalılara, atları düşündüm de dinlemedim onu -dinleseydim ne iyi olurdu edemezler, dedim, karınlarını doyurmadan, düşmanla kuşatılmış insanlar arasında yemsiz kalmasınlar, dedim. Bıraktım onları, tlyon'a yaya geldim, güvenmiştim yayıma. Oysa yayım hiç yaramayacakmış işime. Bir gün dönersem yurduma, gözlerimle görürsem toprağımı, karımı,

yüksek çatılı büyük evimi görürsem, gelsin o gün koparsın başımı bir yabancı adam, şu oku elimle kırıp atmazsam yanan ateşe. Benimle boş yere gelmiş o. Pandaros kargıyla vurur Diomedes'i, ne var ki Lykialı yiğidin kargısı delemez AkhaJının zırhını, tanrıça Athena'nın yönelttiği Diomedes'in kargısıyla canını alır Pandaros'un. Bu korkunç çarpışmada ise koruyucu Apollon Aineias'ı kurtarmak zorundadır, kendi yetiş-: tirdigi ünlü okçuyu feda etmekten başka çare bulamaz (İl. V, 216-280). Pandion. Pandion iki Atina kralının adıdır (Tab. 24). (1) Pandion I. Erikhthonios'un oğlu, Erekhtheus'un, Prokne ve Philomela'nın babasıdır. Prokne'yi Trakya kralı Tereus'a o vermiş, kızlarının başına gelenlere üzüntüsünden öl­ müş (Aedon). (2) Pandion II. Yukarda adı geçen Pandion'un küçük torunu, Aigeus'un babası, Theseus'un dedesi. Pandora. Hesiodos'un hem "Theogonia", hem de "İşler ve Günler" adlı eserlerinde uzun uzadıya anlattığı Pandora efsanesi Orta­ doğu ve özellikle Samî kaynaklı olsa gerek, çünkü ilk kadının yaratılışı, yani Âdem'le Havva efsanesinin Yunan mythos'una akta­ rılmış bir kopyasına benzer. Kadını her kötü­ lüğün, her dert ve belanın başlangıcında gör­ mek Yunan görüşlerine pek uymaz, nitekim Hesiodos'tan sonra bu efsaneyi işleyen pek olmamıştır. Yunan yazınında Homeros şiiri ve onun dile getirdiği iyimser, gülümser dün­ ya görüşü a^ır basmış, karamsarlığı olduğu kadar kadın düşmanlığını da silip süpürmüş­ tür. Hesiodos'un yansıttığı akım başka çag ve ülkelerin sanatını etkilediği içindir ki, Pando­ ra efsanesini buraya almayı uygun gördük. Aşağıdaki anlatım, "İşler ve Günler"deki an­ latımdır, Pandora ile Prometheus efsaneleri­ nin bir karışımını verir: Tanrılar yeraltına gizlemiş besinleri. Yoksa insan bir gün çalışıp rızkını sağlar, sonra bir yıl sırt üstü yatardı, asör bırakırdı sabanını ocak başında, gözerdi çiftini çubuğunu, öküzlerini.

236

Zeııs kızınca Prometheua'a, kendlnl aldatan o sivri akıllıya, sakladı varını yoğunu insanlardan, o gün bugündür dertlere boğdu insanoğlunu, Zeus gizledi besini insandan. Ama lapetos'un güçlü oğlu Prometheus çaldı Zeus'un ateşini insanlar için, sakladı onu narthex kamışının içinde. Kızdı bulut devşiren Zeus, dedi ki ona: İapetos oğlu, sivri akıllı kişi, seviniyorsun ateşi çaldın, beni aldattın diye, ama bil ki dert açtın kendi başına da: aldığın ateşe karşılık birbela öyle bir bela salacağım ki insanlara, sevmeye, okşamaya doymayacaklar bu \ belayı", Böyle dedi ve kah kah güldü insanların ve tanrıların babası. Namlı şanlı Hephaistos'u çağırdı hemen: Bir parça toprak al, suyla karıştır dedi, İçine insan sesi koy, insan gücü koy, bir varlık yap ki yüzü ölümsüz tanrıçalara benzesin, Bedeni güzelim genç kızlara. Athena, sen de ona el işlerini öğret dedi, renk renk kumaşlar dokumasını öğret. Nur topu Aphrodite, sen de büyülerinle kuşat onu, istekler, arzularla tutuştur gönlünü. Yüz gözlü devi öldüren Hermeias, sen de bir köpek yüreği, bir tilki huyu koy içine". Böyle dedi Zeus, onlar da yaptılar dediğini: Koca Hephaistos, topal tanrı hemen bir kız biçimine soktu toprağı. Gök gözlü Athena süslü kuşağını sarıverdi beline. O canım Kharitler ve o güzelim Peitho altın gerdanlıklar taktılar boynuna. Horalar bahar çiçekleriyle donattılar saçlarını, Hermeias doldurdu göğsüne yalanı dolanı, uzaktan gürleyen Zeus'un oluyordu isteği. Ses koydu içine o tanrılar kılavuzu Pandora adını taktı. Pandora demek bütün tanrıların armağanı demekti, çünkü bütün Olymposlular insanların başına bela etmişti onu. Tanrıların babası kurunca bu düzeni, Epimetheus'a gönderdi Pandora'yı kılavuz tanrı Hermeias'la. Epimetheus unuttu Prometheus'un dediğini: Zeus'tan armağan alma demişti ona Prometheus,

alırsan, ölümlüleri derde sokarsın demişti. Armağanı aldı ve alınca anladı başına bela aldığını. Eskiden insanoğulları bu dünyada dertlerden, kaygılardan uzak yaşarlardı, bilmezlerdi ölüm getiren hastalıkları. Pandora açınca kutunun kapağını, dağıttı insanlara acıları, dertleri. Bir tek umut kaldı dışarı çıkmadık kapağı açılan dert kutusundan. Umut tam çıkacakken Pandora kapamıştı kapağı, böyle istemişti bulutlar devşiren Zeus. O gün bugündür insanların başı dertte, toprak bela doludur, deniz bela dolu, geceler dert doludur, gündüzler dert dolu, belalar başıboş dolaşır sessizce ölümlülerin çevresinde, derin düşünceli Zeus ses vermedi onlara sessizce gelişlerini duymasın diye insanlar. Görüyorsun ya Zeus'un dilediğine karşı konmaz. P a n d r o s o s . Atina kralı Kekrops'un üç ki zindan biri (Aglauros, Erikhtonios). P a r c a c ( P a r k a l a r ) . Roma dininde kader ve ölümü simgeleyen tanrıçalar, Moiralarla bir tutulmuştur. İlk zamanları Parça doğuma da bakan bir tanrıça sayılır, sonra Yunan etkileri pekleşince Romalılar üç Parça olduğuna, biri­ nin doğuma, ikincisinin evlenmeye, üçüncü­ sünün ölüme baktığına inanırlardı. Forum'da bulunan üç heykel (Tria Fata) olarak simgelenirlerdi. P a r i s . Paris, öbür adıyla Aleksandros, Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin en küçük oğludur (Tab. 16). Kraliçe onu doğurmadan birkaç gün önce uykusunda bir düş görmüş: Karnından çıkan bir alev Troya surlarını sarı­ yor, bütün şehri yangına veriyormuş. Falcılar bu düşü kötüye yorumlamışlar, doğacak olan çocuk şehri yıkıma götürecek demişler. Be­ bek doğunca da Priamos onu İda dağına bı­ rakmak üzere bir uşağına vermiş. Uşak Pa­ ris'i dağa bırakmış, vahşi hayvanlar hakkın dan gelir diye düşünmüş. Ama öyle olmamış, bir dişi ayı gelip bebeği emzirmiş. Bir süre bu böyle gitmiş, sonra çocuğu Agelaos adındaki bir çoban bulmuş, evine götürmüş ve kendi çocuklarıyla bir arada büyütmüş. Paris ço-

banlar arasında güzelliği, yararlılığıyla dikkati
çekermiş.. sürülerine çok İyi baktığı İçin,ona

koruyucu anlamına gelen Aleksandros adını takmışlar. Dağda Oinone adlı bir nympha ile sevişmiş. Evlenmişler, ama mutlulukları uzun sürmemiş (Oinone). Paris efsanesine burada Üç Güzeller masalı karışır. Peleus'la Thetis'in Olympos'ta kutla­ nan düğününde, kavga tanrıça Eris'in, çağrıl­ madığına kızarak, ortaya bir altın elma atma­ sı, üstünde "en güzeline" diye yazılan bu el­ mayı kime vereceğini bilemediği için Zeus'un yargıç olarak Paris'i seçmesi İdalı çobanın hayatını altüst eder. Üç büyük tanrıça, Hera, Athena, Aphrodite bu güzellik yarışmasına katılırlar, ama Zeus her nedense kararı bir ölümlünün vermesini yeg görür ve tanrıçaları Hermes'le birlikte İda dağına gönderir. Bu göreve neden Paris'in seçildiği hiçbir efsane­ de belirtilmez. Priamos oğlunun alın yazısı bunu gerektiriyordu herhalde. Yarışmanın bir pazarlık konusu olduğu ayrıca dikkati çeker: Tanrıçaların üçü de elmaya karşılık Paris'e bir bağışta bulunmaya söz verirler. Hera As­ ya krallığını, Athena sonsuz akıl ve başarı, Aphrodite ise Spartalı Helena'nın aşkını veri­ rim demiş, o kadar. Paris altın elmayı Aphrodite'ye verir, tanrıçalar arasında en güzeli ol­ duğundan mı, yoksa Helena'nın aşkını her şeyden üstün tuttuğundan mı, efsane bunu da açıklamaz. Bundan böyle Paris'in aklı fikri tanrıçanın verdiği sözün gerçekleşmesindedir. İda'dan şehre iner, orada kendini kral Priamos'a tanı­ tır. Bu konuda anlatılan efsane şöyledir: Troya'da yarışmalar düzenlenir, bu yarışmaların ödülü İda dağında yetiştirilmiş bir boğadır. Paris boğa ile birlikte şehre gider ve yarışma­ lara katılıp birinci gelir, o sırada kendisini kıs­ kanan kardeşleri onu öldürmeye kalkarlar, Paris Zeus sunağına sığınır ve kız kardeşi bili­ ci Kassandra onun kim olduğunu anlar, Priamos'la Hekabe ölü sandıkları oğullarını se­ vinçle kucaklarlar. Troya sarayında yaşama­ ya başladıktan bir süre sonra Paris Yunanis­ tan'a gitmek üzere gemiler hazırlatır ve mu­ radına ermek için Sparta'ya varır. Bundan sonrası Helene başlığı altında anlatılmıştır. Troya savaşı sırasında Paris'in tutum ve davranışı pek parlak değildir. İlyada'da zayıf, korkak, bencil, tembel ve sorumsuz bir insan olarak gösterilir. Hektor'un tam karşıtıdır.

Agabeysi onu ağır sözlerle azarladığı, Mene laos'la kozunu paylaşmak için teke tek savaşa kışkırttığı halde, Paris her fırsatta kaçmak yolunu bulur (Hektor, Helene). Gene de yakısıklı, güzel silahlı, çevik bir savaşçı olarak canlandırılır ve birçok Akhalan nasıl alt ettiği anlatılır. Akhilleus'un ölümü Paris efsanesinin son bölümüdür. Hektor ölmeden Akhilleus'a kendisinin de Apollon'un yardımıyla Pa ris'in elinden Öldürüleceği günün uzak olmdıgını bildirmişti. Öyle olur: Akhilleus Memnon'u öldürür ve Troyalıları gene surların içne sığınmaya zorlar, tam o sırada Paris'in attığı bir ok Akha yiğidinin tek silah geçer yeri ne, yani topuğuna saplanır. Ama Akhilleus öldükten hemen sonra da Paris Philoktetes'in bir okuyla kasığından vurulur. Can çekişirken Oinone'yi çağırır. Kadın geImeyince ölür Parthenopaios . Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan önderlerden biri. Atalante ile Meleagros'un oğlu olduğu söylenir. Kız oglan kız anlamına gelen parthenos'tan türemiş olan adının kendisine anasının uzun yıllar evlenmediginden verildiği ileri sürülür. Boyu boslu, yakışıklı, yiğit bir erkek olarak canlandirilir. Thebai surları önünde öldürülür. Pasiphae . Girit kralı Minos'un karısı Pasi phae, tanrı Helios'la Perseis'in kızı, Perses Aietes ve büyücü Kirke'nin kardeşidir (Tab 8). Pasiphae'nin Minos'la evlenmesi, Girit kralına Poseidon'un bağışladığı boğa ile birleşmesi ve Minotauros'u doğurması hakkında Mlnos, Daidalos, Minotauros maddelerine bakınız. Güneş soylulardan Pasiphae kardeşleri ve yeğenleri (Hekate ve Medeia) gibi do3a dışı ya da doğa üstü güçlerden faydalanan gizemli bir kişidir. Kızları Pheidra ve Ariadne de anaları gibi talihsiz aşklara çarpılırlar. Patroklos. Menoitios'un oğlu Patroklos Akhilleus'un can yoldaşı, en yakın arkadaşıdır. İkisi de Aktör ve Aigina'nın soyundan olmak­ la akraba sayılırlar (Tab. 21), ama arkadaşlık­ ları Patroklos'un Akhilleus'la birlikte Peleus'un sarayında büyümüş olmasından ileri ge­ lir. Patroklos'un ruhu nasıl bir adam öldüre­ rek Peleus'un yanına sığındığını İlyada'da şöyle anlatır (İl. XXIII, 83 vd.):

Birlikti büyümemlş miydik, Akhilleus, slzin evde. Opotls'ten beni size Menoitios getirmişti, ufaktım, bir kaza çıkmıştı elimden, öIdürmüştüm Amphidamas'ın çocuğunu, yapmıştım bu deliliği istemeye istemeye, öfkeye kapılmıştım aşık oynarken. At sürücüsü Peleus enine almıştı beni, özene bezene büyütmüş, seyis yapmıştı
sana.

Ilyada'da Patroklos her an Akhilleus'un ya­ nındadır, onu sevgisiyle, ögütleriyle destek­ ler. Yiğit öfkeyle savaştan ayrılıp bir daha dö­ vüşmek istemeyince, Patroklos onu yola geliı inek için boşuna uğraşır, Agamemnon'un gönderdiği elçileri kabul eder, küskün arkada­ şının takındığı yakışıksız tavrı örtmeye çalışır. Aklıaların çok kötü duruma düştüğünü gö­ rünce, dayanamaz, Akhilleus'tan silahlarını ı .ter. Ünlü yiğidin yerine kendisi savaşacakIir. tlyada'nın Patroklos'un yiğitliklerine ayrıl­ mış XVI. bölümünde sayısız Troyalı öldürür, bu arada Zeus oğlu Sarpedon'un kaderi de Patroklos'un elinden can vermektir (Sarpe­ don). Apollon Patroklos'un yaptığı bu kıyı­ ma son verir: Patroklos Hektor'la çarşıpır ve öldürülür. Patroklos son nefesini verirken I lektor'a ölümünün yakın olduğunu bildirir. AkhiUeus barakasındadır, savaş meydanında ı )lup bitenlerden haberi yoktur. O sırada Pat­ roklos'un ölüsünü almak ve onun taşıdığı Akhilleus'un silahlarına sahip çıkmak için korkunç bir boğuşma başlar. Akhalar bütün çabalarına karşın Patroklos'un ölüsünü Troy.ılılara kaptırırlar. Nestor'un oğlu Antilokhos acı haberi Akhilleus'a getirir. O sırada yi­ ğidin yası şöyle dile getirilir (İl. XVIII, 1 vd.): Böyle dedi, Akhilleus'u kapkara bir yas bulutu kapladı. İki eliyle aldı ocağın küllerini, döktü başının üstüne, kirletti güzelim yüzünü. Sonra uzandı boylu boyunca tozun, toprağın içine, elleriyle çekip kopardı, kirletti saçlarını. Akhilleus bir daha anası Thetis'i çağırır, Hephaistos'a yeni silahlar yaptırmak için gitmeşini ister ve dileği yerine gelince savaşa ka­ tılır (Hephalstos, Akhilleus, Thetis.) Akhıl leus Hektor'u öldürmekle Patroklos'un öcü nü almış olur, ölüsünü de daha önce Troyalı

ların elinden kurtarmıştı, .ama Patroklos bu nunla yetinmez, ruhu Akhilleus'a görünüp gömülmek istediğini, kemiklerinin arkadaşın.\ ayrılmış altın çanakta korunması gerektiğini bildirir. AkhiUeus da dostuna şöyle cevap ve­ rir (İl. XXIII, 94 vd.): Buraya ne geldin, iki gözüm, bütün bunları ne söylersin bana? Bilmiş ol, yapacağım her dediğini, hadi yaklaş bana, sarılalım birbirimize, birancık da olsa ağlayalım doya doya. Böyle dedi, uzattı dost ellerini, ama hiçbir şey tutamadı eliyle, ruh kaçmıştı bir duman gibi yerin altına, ıslık çala çala. AkhiUeus Patroklos'un anısına yarışmalar düzenler, bunların yapılması için de savaşa bir süre ara veriUr. Patroklos'un cenaze töre­ ninden sonradır ki Priamos Akhilleus'tan Hektor'un ölüsünü istemeye gider. Pedasos. Ksanthos ve Balios gibi, Akhllle us'un ölümsüz atlarından biri. Sarpedon tara fmdan öldürülür (İl. XVI, 153 vd.). Pegasos. Medusa'nm kanından dogma ka natlı at. Perseus ve Bellerophontes efsanele rinde önemli bir rol oynar. Hesiodos Pega sos'un doğuşunu şöyle anlatır (Theog. 270 vd.): Phorkys'le birleşen Keto Graialan doğurdu... Gorgoları da doğuran Keto'dur... Sthenno, Euryale ue bahtsız Medusa... Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. Biri Okeanos'un kaynaklarından doğduğu için, öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını. Pegasos bırakıp davarlar anası toprağı havalandı gitti ölümsüzlere doğru. Zeus'un sarayında oturur şimdi şimşekle yıldırım taşıyıp onun adına. Adı, kaynak anlamına gelen Yunanca "pege" sözcüğünden türemiş sayılan Pegasos pı­ nar ve çeşme başlarında bulunmaktan hoşla nırmış. Bir gün ayağını yere vurarak Helikon dağının eteğinde Hippokrene, at çeşmesini meydana getirdiği anlatılır (Medusa, Perse­ us, Bellerophontes). Pegasos gökte bir burç haline getlrilmiştir.

oğlum dönecek Troya'dan. pek uğurlu olmadığı hemen meydana çıkar (Akhilleus. varmıştır uğursuz ihtiyarlığın eşiğine.Tanrısal Akhilleus. Yunan efsanesinin en ilgi çekici kahra­ manlarından biridir (Tab. Bu korkunç işlemden sonra Pelias'ın oğlu Akastos îason'la Medeia'yı lolkos'tan sürer (Argonaut'lar. ama Pelias'ın kardeşi Neleus'u tahttan attığı. Sonradan Atreus'a karı olur. XXIV. Belki çevresinde bugün komşuları üzer onu. Düğün ya­ pılır. Pelias. Thyestes'in kızı (Tab. sonra gene yeryüzüne gönde­ rir ve kanatlı atlar armağan ederek Oinoma- . 21). Tyro tanrıdan gebe kaldığını saklamış ve-doğurduğu ikizleri dağa bırakmış. Akhilleus Troya'dan dönmez.Peirithoos. Tanrı Poseidon Pe­ lops'a gönül verir. Hektor'un ölüsünü ellerinden alabilmek için babasının anısını getirir gözlerinin önüne (İl. orada ölür. Zeus'la Niobe'den doğmuş olduğu söyle­ nilen Pelasgos da bu soyun atası olarak gös­ terilir (Niobe 2). Tryro ile Poseidon'un oğlu. ama Peleus. 15). der. Ölümlü babası Kretheus olduğu için Pelias. onun da göçüp Pylos'a yerleştiği anlatılır (Neleus). Theseus). 22). Pelopeia. Pelops babası Tantalos gibi Anadolu'da doğmuş. bir süre şarap sunucusu olarak kullanır. büyümüş­ tür. böylece Pelopsogullarının zincirleme suç ve ilenme sürecine karışır (Atreus. onun Yunanistan'a göçmesi uygarlığın Yunan yarımadasına Anadolu'dan geldiğini kanıtlayan bir belirtidir. Efsaneye göre tanrılarla haşır neşir olan Tantalos onları denemek için bir şölende on­ lara kesip doğradığı oğlu Pelops'u yiyecek olarak verir. ama orada da kralın karısıyla başı derde girer (Akastos). 14. 15). Pclops. Pelias. lason Medeia ile birlikte dönünce. Bilmeden babasıyla yatar ve Aigisthos'u do­ ğurur. Hippodameia ile evlenir ve Theseus'un en yakın dostu olarak yiğidin bü­ tün serüvenlerine katılır (Hippodameia. Zeus tanrı çocuğun bedenini yeni baştan yaratıp diriltir. Demeter'in yediği omuz yerine de fildişinden bir omuz koyar Pelops'a. Akhilleus Troya sa­ vaşına gittiği zaman Peleus Phthia'daki sara­ yında onu uzun zaman bekler. yalnız kızını yitirmiş ol­ manın acısıyla dalgın olan Demeter Pe­ lops'un bir omzunu yer.). Aiakos'un oğlu Peleus. Akastos). Bu kez folkos'ta kral Akastos'un sarayına gider. Ömrü olaylarla dolu geçmiştir: Telamon'la birlikte üvey kardeşleri Phokos'u öldürdükleri için yurtlarından sürülürler (Aiakos). Aison'un oğlu îason'la da kozunu paylaşamaz ve İason'dan kurtulmak için onu Karadeniz'in Kolkhis ülkesine altın postu almaya gönderir. Oysa. bilindiği gibi. Peleus Tesalya'ya Phthia kralı Eurytion'un yanına sı­ ğınır. tanrıların hepsi bu korkunç oyu­ nun farkına varırlar. 14. ya da Paktolos'un kızı olduğu ileri sürülür. tanrı Zeus'un to­ runu. Kral onu suçundan arındırdığı gibi kızı Antigone'yi de ona karı olarak verir. İason'un babasıj Aison'un üvey kardeşidir (Aison). Anasının Ege ırmaklarından Ksanthos. Aigisthos). Peleus. 486 vd. Akdeniz yöresiyle Yunanistan'da oturan en eski soyun adı Pelasgoi. Pelasgos. başka kaynaklara göre îkson'dan olan oğlu. Tantalos'un oğlu. arkadaşı olan at adam Kheiron'un yardımıyla onun hakkından gelir. Nereus kızı önce Peleus'la evlenmemek için bin bir kılığa girer. Pelasglardı. büyücü prenses Pelias'ın kızlarını babalarını sözde gençleştirmek amacıyla kesip bir kazana at­ maya kandırır. Nasıl büyütülüp krallık için kavgaya tutuştukları konusunda efsaneler birbirini tutmaz. ünlü Lapith. Ama duyar hiç olmazsa yaşadığını senin. Şimdi olmalı o da benim yaşımda. Karısı ölünce tanrılar onu Thetis'e koca ol­ mak için seçerler. Paris). belayı savacak kimsesi yoktur yanında. Ama Peleus'un başına bir bela daha gelir: Kalydon avı sırasında kaynatasını istemeyerek öldürür ve gene yollara düşer. Lapithlerle Kentaurlar sa­ vaşına katılır. göreceğim onu. llyada'ya göre Dia'nın Zeus'tan olan. lason. Telamon'un kardeşi ve Akhilleus'un babasıdır (Tab. Bir efsaneye göre Pele­ us'un Akhilleus Troya'dayken öldürdüğü Akastos'un oğulları onu tahtından atıp Istan-j köy adasına sürerler. ihtiyar Priamos da Akhilleus'u yumuşatmak. getir aklına babanı. Neleus'un ikiz kardeşi (Tab.

Üstelik de saray sahipsiz kaldığı. Phorkys'le Keton'un kızı (Gralalar). kocaman bir tezgâh kurmuştum odamda. Odysseus'urı karısı Penelope Yunan mythos'unun en ünlü kişilerindendir. sürüleriyle zengin krallığını ele geçirmektir amaçları. İthake sarayına dilen ci kılığında gelen Odysseus'a Penelope şöyle anlatır bu işi (Od. kültleri kamu alanına yayılmış. Karın büyük bir sabırla bekler seni evindi'. taliplere de şöyle laf ediyordum arada bir: "Delikanlılar.karşı yarışa girişmeyi buyurur. kanardı bu sözlere taşkın yürekleri. bir kefen dokuyorum yiğit Laertes'e. Oysa ben. Kandırdım onları işte böyle tam üç yıl. boşa gitmesin bunca iplik. ama dördüncü yıl başlayıp çatınca ilkyaz. Odysseus'un nesi var. daha derin bir çığır açtığını açığa vurmaktadır. Böyle derdim. Olympos oyunlarını kurar ve Yunanistan'da bu yoldan büyük bir çığır açar.): Tanrı bir bez dokumayı kodu aklıma ilkin. gün gelirde. Telemakhos da çocuk olduğundan karşı koyamadıkları için talipler saraya yerleşmişler. Mora yarımadasına adının verilmiş olması Ege'den gelme bu göçmenin efsanede gösterilen yerinden de daha büyük bir yer tuttuğunu. Penelope. Penelo peia da ikide bir taliplerin karşısına çıkar. Bu mutlu çiftin Telemakhos diye bir çocukları olur. ama Telemakhos daha kundakta bebekken babaası Troya savaşına gitmek zorunda kabr. ondan vazgeçer ve akrabası penelope ile evlenir (Odysseus). Bilindiği gibi Elis kralı Oinomaos kızı Hippodameia'yı ancak kendisini araba yarışında yenecek olana vermeye ant içmişti. bir hizmetçi. 181 vd. Bunu kaynanası Antikleia'nın ağzından duyarız (Od. XIX. bekleyin bir parça daha. evinden etmek istemez. çaresiz varacağım içinizden birine. XI. Onun adı kadar. gündüzleri dokuduğum koca bezi bir çerağ önünde sökerdim geceleri. Penelopeia'nın bu kadar yıl sonra bir koca seçmesini ister talipler. Son çare olarak talipleri bir yarışma ya sokmak gelir aklına: Odysseus'un büyük yayını getirtecek. arşın arşın bez dokuyordum habire. Pelops yerli kahramanIardan ne kadar üstün olduğunu böylece tanıtlamış olmakla kalmaz. bağırdılar. Gündüzlerl ağlaya ağlaya tüketir kendini. Odysseus Tyndareos'un kızı Helene'ye ta­ lip olacakken. Pelops Oinomaos'u yener ve Hippodameia ile evlenir (Oinomaos Hlppodameia). bir geceleler geçirir ki düşman boşına 4 Odyssela destanı başladığı sırada İthake sa rayının Penelope'ye taliplerle dolduğunu gö­ rürüz. ölüm onu yere sererse upuzun. Penelope Odysseus kadar kurnaz ve düzen­ bazdır. madem tanrısal Odysseus öldü. Laertes ihtiyarladığından ötürü. Her evde Vesta ve Lares tanırılarıyla birlikte Penatlara da tapıldıgı gibi. onu gerip ok atmayı kim başarırsa ona varacağı karar ını Odysseus'a . 137 vd. komşu ülkelerin ileri gelenleri hep kocasız kalan güzel kadını almak isterler. Roma'da yurdu ve aile ocağını koruyan tanrıdır. Penelopeia'nın çilesi o zaman başlar. Telema­ khos anasını korur. otuz yıl sürece başka kocaya varma­ mak için ayak diremesi. adanın. O bir yandan talipleri oyaladığı gibi. köylerden şehirlere kadar her yerin Penates tanrıları olmuştur. daha doğrusu Odysseus'un mal mülk dolu.). bitsin bu dokuma. ama ne olur. Penates. babasının da uygun gö­ receği bir kocayı kızına seçmesini. Telemakhos'la aralarında bir tartışmadır gider. geldiler yakaladılar beni. Akhalı kadınlar ne der sonra bana". yıllar yılı gündüz dokuyup gece söktüğü bez de dillere destan olmuştur. Homeros destanlarında adı Penelopeia diye geçen İkarios'un kızı. çağırdılar. nesi yoksa hepsini sömürüp tüket­ mektedirler. Odysseus'a sadık kalması onu evlilikte vefa ve sevginin simgesi haline sokmuştur. duyurur onlara bunu. bunun gerçekleşmesi için de babasına çeyiziyle bir­ likte geri verilmesini. saygısız bir köpek. tatil umutlarla onları aldatır. Pemphredo. Eşinden ayrı kaldığı yirmi. Pelops'un Hippodameia'dan olan oğulları­ nın tanrı lanetine uğramış olmalan Pelops'un kendisine yardım etmiş olan arabacı Myrtilos'u denize atıp öldürmekle işlediği suçtan İleri geldiği söylenir (Myrtilos).

öbür Amazonlar gibi Penthesileia da Ares'ln kızıymış. genç kız adıyla da anılan Persephone'nin Hades tarafından yeraltına kaçırılma­ sı.bildirir. Kavuşmaları da o oranda tatlı olur (Od. 18) şarap tann Dionysos'un teyze oğludur. Kadmos'un to­ runu Pentheus (Tab. Kore. 97 yd. Perse­ us doğduktan sonra anasıyla birlikte bir san­ dığa kapatılarak denize atılışı. Zeus'la Demeter'in kızı (Tab. Pero. karısının ne kadar şüpheci ve akıllı oldu­ ğunu anlar. sorular sormazsın ki? Kim dayanır senden başka. Penthesileia.\ Pergamos. şehre de ken di adını verir. kötü ana.J: Ana. Ne korkunç bir cezaj gördüğü. Seriphos ada­ sına çıkışı. hangi kadının yüreği baba toprağına dönen kocasından böyle uzak durmaya. Thersites de yiğidin bu tutkusuyla alay etmiş de bu yüzden Akhilleus onu öldürmüş (Thersites). Efsaneye göre. Bir kaynağa göre Titanlardan Krios'la Eurybie'nin oğludur (Tab. Hektor öldükten sonra Penthesileia bir bö­ lük Amazon'la Priamos'un yardımına koşar ve çok yararlık gösterir. Pentheus. ne diye yanma oturup konuşmaz. Böylece Odysseia'nın son sahnesine. Okeanos kızı Perseis tanrı Helios'la birleşir ve Kirke. yani taliplerin öldürülmesine yol açan çareyi düşünmüş olur. Dedesi Akrisios'un kızından doğacak torununu yok etmek için Danae'yi nasıl tunçla örtülü bir odaya kapattığı. Pasiphae ve Perseis'i doğurur (Tab. Penia. Perscis. Pergamon (Bergama) şehrinin kurucusu sayılan kahraman. 8). 242 . Kirke. ama kızın­ dan ayrılmak istemeyen Neleus onu kendine İphiklos'un sürülerini getirecek olan adama vereceğini söylemiş. Perses. ora kralının Danae'ye göz koyma­ sı Akrisios ve Danae maddelerinde anlatıl­ mıştır. Asteria ile evlenir. Odysseus taliplerden öç aldıktan sonra ken­ dini Penelope'ye tanıtmakta epey güçlük çe­ ker. Aietes ve Pa­ siphae'nin kardeşi olduğunu ileri sürer (Tab. Agaue). Hekate'yi üretir. Yoksulluğu simgeleyen bir tanrısal varlık. 8). Adı Akhilleus efsanesine karı­ şan ünlü Amazon kraliçesi. Platon'un "Şölen "inde anlatıldığı gibi Penia bir gece Poros'la birleşmek yolunu bul­ muş ve Eros'a gebe kalmıştır (Eros). kendi anasının elleriyle nasıl parça.) landıgı Euripides'in "Bakkha'lar" tragedyasın da sahneye konmuştur (Bakkhalar. Çok güzel ol­ duğu için birçok talipleri varmış. 4). Aietes. Zeus'un bir altın yağmuru bi­ çiminde içeri yağıp kızı gebe bıraktığı. 13) İo'nun döllerindendir. Ama Akhilleus can çekişirken Penthesileia'nın güzelliğine vurulmuş ve onu bir türlü unutamamış. Bu adamın kocası Odysseus olduğuna bir türlü inanmaz ve onu habire denemeye koyulur. Akhilleus'a karşı koymayı göze alır. ne var ki Bakkhos dini­ nin Yunanistan'a ve özellikle Thebai'ye gir- meşine yobazca direnir. Yunanistan'dan Ana dolu'ya kaçar ve Bergama'nın bulundugı yerdeki kralı öldürüp kral olur. savaşta sag memesinden vurulur ve ölür. 5). O kadar ki Telemakhos bile anası­ nın tutumuna şu sözlerle içerler (Od. yüreği taştan anal Ne diye böyle uzak durursun babamdan. Agaue'nin oğlu. XXIII.). Bir kaynağa gö­ re Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'la Andromakhe'den dogmadır. Oysa bu sözler. Demeter'in yası ve Persephone'nin ölüler ülkesinin tanrıçası olarak Hades'te kalması için Demeter. 209 vd. Pcrscphone. İphiklos). Odysseus'un çok hoşuna gi­ der. Hades. XXIII. Kaystros (Küçük Menderes) adlı bir oğlu. Başka bir kaynak Helios'la Perseis'in oğlu. Adonis maddelerine bakınız. sürüne dilene yirmi yıl sonra dönen kocasından? Oldum olası taştan katıdır bilirim yüreğin senin. kardeşi Melampos'un yardımıyla Bias bunları kaçırıp kızla evlen­ mek hakkını elde etmiş (Metampus. Neleus'la Khloris'in kızı. Perseus. Ephesos diye bir torunu olmuş. 10. Zeus'la Danae'nin oğlu Perseus (Tab.

'sen ölümlü bir kişisin. Günlerden bir gün. yaptığı yanlışlığı anladı. Gidip Güneş'in kendisiyle konuşmak isti­ yordu. Tanrılar Perseus'a keskin çelikten bir orak da verirler. Bu efsane şöyle özetlenebilir: Seriphos kralı Danae'yi elde etmek ister. söyle bana'. bu amaçla da Perseus'u başından atmaya çalışır. yapa­ mayacağı şey yoktu.n v. tek dileğim bu'. Argos tahtına çıkmayı kabul etmez. Değil ölümlüler. Delikanlıyı Medusa'nın kafasını kesmeye gönderir. Bu öyküyü özetleyen E. Tiryns'e kral olan akrabası Megapenthes'e Argos'u verip kendisi Tiryns'i alır. Boğa var. . Bunu gerçekleştirmek için de. parlayan tacını çıkardı başından. ne istersen ya­ pacağım'. Boy dan boya yaldızlar içinde ışıldardı gece. Ha millon'un anlatışını (çev. gözlerini kapadı. her gün gökyüzünde ışıklı araba­ sını süren Güneş'e bakar. Ben gerçekten senin babanım. Rastlantıya bakın siz. çok üzülür. 'onun için geldim. tannlardan Hermes'le Athena onu Gorgolara bekçilik eden Graiaların yanına götürürler (Graialar). Delikanlı. İşte o zaman. Üç Gorgo'dan yalnız Medusa ölümlüdür. Yolu düşün bir kere. Anneme bakılırsa benim babam senmişsin. Akrep var. "Şu arabayı bir gün de ben sürebilsem' derdi. Perseus üç canavarı uyur bulur.n bir kere. Ben bile zor iniyorum o yolu. 8). Khrysaor). Zeus'un bile elinden gelmez bu. 'Gel otur şuraya Phaeton' dedi. Denizden tepelere çıkan yokuş öyle dik.Öbürlerine sataşmadan onu bulup öldür­ mek gerek. 'sarayıma ne­ den geldin. sarayın merdivenlerini tırmanıp önüne ilk gelen odaya girdi. Aslan var. Artık dayanama­ dı delikanlı. Korkunç yaralıkl. Ülkü Tamer) aşağı da veriyoruz: "Güneş'in sarayı pırıl pırıl bir yerdi. Phaethon. bir kaynağa göre Eoss'la Kephalos'un. Styks ır­ mağı üstüne yemin ediyorum. bazı tanrılar bile gire mezlerdi o saraya. Önce inanmadım. Ben sa­ na söyleyeyim neler var. Sözüme inanmazsın belki. Benim arabamı ise tanrılar bile kullanamaz. 'Oğlum'. böylece Gorgoların karşına çıkar (Gorgolar). gün­ düz. Babasının ve amcasının isteğine karşın karı olarak aldığı Andormeda ile birlik­ ­­ Seriphos'a döner. 'Öğrenmek istediğim bir şey var' dedi.Perseus efsanesi dünyanın başkaı birçok folklorlarında bulunan masal motifleriyle süs lüdür. Yengeç var hepsi seni öldürmeye kalkarlar. ana yanından ölümlü olan bir delikanlı Güneş'in ülkesine adımını attı. Güneş'in gözünden bir şey kaçar mı hiç? 'Yaklaş yanıma delikanlı' dedi. Bir disk atma yarışında Akrisios'u kaza ile öldürür. Öğle vakti aşağıya b