www.e-kitap.us sunar. Tüm kitap severleri Saklı Kütüphane’ye bekliyoruz.

Kâhin & Orodruin
Not: Saklı Kütüphanedeki e-kitaplar tanıtım amaçlıdır. Sevdiğiniz yazarlar ın zarar görmesini istemiyorsanız lütfen kitaplar ın orijinallerini sat ın alın.

Azra Erhat(ONK)

Altıncı Basım: Ağustos 1996

ISBN975-14-0391-X

Remzi Kitabevi A.Ş. Selvili Mescit S. 3 34440 Cağaloglu-lstanbul Tlf: 522 7248 - 522 0583, Fax: 522 9055

ONSOZ
MYTHOS VE MYTH0L0G1A İlkin Söz vardı, der Kitap. Bunu Platon duysa, söz mü, hangi söz, diye sorar. Çünkü eski Yunan dilinde söz kavramını vermek için bir değil, üç sözcük vardır: Biri "mythos", öbürü "epos", üçüncüsü "logos". Mythos söylenen veya duyulan sözdür, masal, öykü, efsane anlamına gelir. Ama mythos'a pek güven olmaz, çünkü insanlar gördüklerini, duyduklarını anlatırken birçok yalanlarla süslerler. Bu yüzdendir ki Herodot gibi bir tarihçi mythos'a tarih değeri olmayan güvenil­ mez söylenti der, Platon gibi bir filozof da mythos'u gerçeklerle ilişkisiz, uydur­ ma, boş ve gülünç bir masal diye tanımlar. Epos daha değişik bir anlam taşır: Belli bir düzen ve ölçüye göre söylenen, okunan sözdür, epos insana tanrı ar­ mağanıdır, güzelim süslü sözleri bir araya getirerek büyüler dinleyicilerini bir ozan. Ozanın sözünü tanımlayan epos böylece şiir, destan, ezgi anlamına gel­ miş ve o gün bugün epik ve epope diye Batılı dillerin hepsinde yerini almıştır. Mythos'la epos arasında ilkinden bir yakınlık vardır, mythos söylenen sözün, anlatılan öykünün içeriği ise, epos da onun doğal olarak aldığı ölçülü, süslü ve dengeli biçimidir. Epos ne kadar güzelse, mythos o kadar etkili olur, epos'la mythos'un bu başarılı evlenmesidir ki, ilkçağdan kalma efsanelerin ürün vere ve­ re günümüze dek yaşamasını ve mythos kavramının çağlar ve uluslararası bir ni­ telik kazanarak ölmezliğe kavuşmasını sağlamıştır. Ama bir de logos vardı. Onun sözcüğünü başta Herakleitos olmak üzere lonya düşünürleri eski deyimiyle "physiologoi", yani doğa bilginleri yapmıştır. On­ lara göre logos gerçeğin insan sözüyle dile gelmesidir. Logos bir yasal düzeni yansıtır, insanın bedeninde ve ruhunda bir logos bulunduğu gibi, evrenin ve do­ ğanın da logos'u vardır. Logos insanda düşünce, doğada kanundur, her yerde ve her şeyde vardır, ortaklaşa ve tanrısaldır. Logos'u bulmak, sırlarını göz önüne sermek, insan sözüyle dile getirmek düşünürün asıl ödevidir. Logos kavramıyla açılan bu çığır dosdoğru bilime varmış, öyle ki logos-logia bugün herhangi bir araştırma dalında bilgini ve bilimi dile getirmek için kullanılan birer ek olmuştur. Mythos'la epos uyumlu bir bütün içinde birleştikleri halde, onlarla logos ara­ sında ilkinden ve gün geçtikçe kesinleşen bir karşıtlık baş göstermiştir. Birbirine zıt iki akım almış yürümüştür. Ege kıyılarında filiz veren destanlar, övgüler, ezgi­ lerin yanında, gene tonya'da doğup gelişen bilim kolları: Fizik Tiatematik, yer ve gök bilimi, tarih ve coğrafya. Bilginler mythos'un uydurduğu epos'un dile ge­ tirdiği tanrı masallarını hor görür, yerdikçe yerer, evreni ve insanı anlatmakta bu türün yalancı ve zararlı yollara saptığını ileri sürer dururlar. Ne var ki evren tanımını dile getirmek için bu bilginlerin çoğu da epos biçimine, yani destana özgü heksametron ölçüsüne başvurmaktan alamazlar kendilerini. Yalnız Herak­ leitos düzyazıyla dile getirir düşüncesini.

Platon'un tutumu daha da ibret vericidir. Homeros'u tanrılar üstüne yalanlar uydurdu, topluma zararlı efsaneler düzdü-diye suçlamakla başımızı şişiren bu fi­ lozof "Devlet", ya da "Gorgias" gibi en önemli dialoglannın sonunda gerçeğin gerçeğini, tanrılar katındaki hakikati gözümüzün önüne sermek, fiziküstü kanıt­ larla tanımlamak istedi mi, bir mythos uydurur. Ne yapsın ki mythos'tan ayrı düşünemez, düşüncesi mythos kalıbına kendiliğinden girer. Mythos Yunan dü­ şüncesiyle özdeştir denebilir hem yalnız Yunan mı, insan düşüncesi ve onun ürettiği dille özdeş olsa gerek ki, Homeros'tan bugüne dünya sanatçıları mythos'u kendilerine tükenmez bir esin kaynağı olarak almışlardır. Ama "mythologia" sözcüğünde mythos'la logos'un, karşıt bu iki kavramın birleştiğini görmüyor muyuz? Mythologia efsaneler bilimi anlamına gelmez mi? Hem gelir, hem de gelmez. Erken ilkçağda "mythologein" diye bir fiil vardır, masal anlatmak demektir, sözlü gelenekle dilden dile aktarılan efsanelerin ozanlarca sürdürülmesini de belirtir. Mythologia kavramı da aynı anlama gelir. Hem masal ve efsanelerin toplandığı kitap için, hem de ilkçağın sonlarında "mythographos", yani mythos yazarı denilen derleyicilerin yaptığı iş için kullanılır. Ama mythologia bugün taşıdığı geniş ve kapsayıcı anlama gelmemiştir ilkçağın hiçbir döneminde. Mythos, çok tanrılı bir dinin tanrıları üstüne anlatılan efsane, mythologia da bu efsanelerin bir araya geldiği kitap olduğuna göre, mythologia ilkçağın din kitabı olmak gerek, oysa değildir ve hiçbir zaman olmamıştır. Çün­ kü bu efsaneler İnanç - tek tanrılı dinlerde söz konusu edilen inanç - düzeyine yükselmemiştir. Sözlü ya da yazılı yazın ve sanat kollarının hepsinde durmadan konu edinilip işlenen ve işlendikçe değişen mythos'lar ne kadar ozan, yazar, sa­ natçı varsa, o kadar biçim almış, bu nedenle hiçbir zaman belli bir dinin tek kita­ bı halinde toplanamamıştır. Böyle bir çeşitlilik, böylesine öğreti ve yöntem yok­ luğu, bu tür başıboşluk, özgürlük ve özerklik başka hiçbir din ve efsanelerinde görülmemiştir. İlkçağ mythos'u layiktir, din adamının değil, sanatçının uğraşıdır, onun anlamı, yön ve biçimi din alanında verilmez, sanat alanında verilir. Asıl ya­ ratıcısı da sözdür ve söz ustasıdır. Mythos, epos, giderek logos bile birleşmişler­ dir onun doğup gelişmesine. Gerçekle ilişkisi olup olmadığına gelince, mythos'un gerçeğini sözün dışında aramak boşunadır. Asıl gerçek insan sözü­ nün içinde, özünde, şiirindedir. Bunu anladığı içindir ki, ilkçağ insanı sözle birbi­ rinden renkli, büyüleyici ve inandırıcı yapıtlar yaratabilmiş ve sözün bir kitap içinde donmasını önleyerek, çağdan çağa, insan kanı gibi sıcak sıcak akmasını, böylece canlılığını sonsuzluğa dek aktarmasını sağlamıştır.

MYTHOS YARATICILARI Herodot der ki, tanrı soylarını sayıp döken, tanrılara adlarını veren, niteliklerini tanımlayan ve efsanelerini anlatan, Homeros'la Hesiodos'tur. Yani çok tanrılı ilkçağ dininin yaratıcıları, peygamberleridir onlar demeye getirir. Ne var ki bu yaratıcılığın neye yarayacağını bilmez, bilemez Herodot. Yunan mythos'unun yazına vurulması, evet, Homeros ve Hesiodos'la başlar, ama orada kalmaz, Ho­ meros'la Hesiodos'un yarattıkları tanrı soylarına ve efsanelerine - ki bu konuda ilk iki yaratıcının bile söyledikleri birbirini tutmaz - ekler, katkılar yapılır, yazın türleri çoğaldıkça mythoslar da yeni anlatımlar ve yorumlarla zenginleşir. Des­ tan çağını îonya'da da, Yunanistan'da da "melos" denilen lirik şiir türleri izler,

çalgı eşliğiyle Irk klflnln, ya da bir koronun söylediği bu ezgilerde de mythos önemli bir yer hıl<ır, "hymnos" denilen övgülerde başlıca konudur. Hele traged­ ya ile mythos yeniden doğar, tragedya yazarlarının elinde bir daha yitiremeyecegi bir öz ve anlamla yüklenir: İnsanlık dramının aynası, simgesi oluverir. Ko­ nusunu gerçek olaylardan alan bir iki tragedya dışında - ki bunlar da büyük tep­ kiyle karşılanmış ve tutunamamıştır - tragedyanın tek kaynağı mythos'tur. Des­ tandan tragedyaya tür ve görüş ayrılığının gerektirdiği büyük bir farklılık vardır. Destanda başrolü oynayan tanrılar arka plana itilir, yeni tanrılar, yeni kahra­ manlar ön plana alınıp tragedya yazarının seyircilerine yaşatmak istediği dra­ mın gereklerine göre aydınlanır. Dram insan dramıdır ama İpleri gene de tanrı­ ların elindedir, onları destanda olduğu gibi bir dağın tepesinden savaşı yönetir ya da bir insanın ölüm kalımını tartıya vurur görmeyiz, amaç ve eylemleri saklı kalır, anlaşılmadığı oranda da korkuçtur; tragedya tanrıları, bilerek ya da bilme­ yerek işlediği bir suç için insanı yıkıma götüren amansız yazgıyı, lanete uğramış bütün bir soyun zincirleme suç ve cezasını simgeler. Tragedyanın bu açıdan aydınlattığı mythos böylece alabildiğine zenginleşir, ama iş bununla da bitmez: Bin bir kent devletine ayrılmış olan Yunanistan'ın her bölgesi yerli mythos'unu yaratmak ve yaşatmak hevesindedir. Koruyucu olarak seçtiği bir tanrı üstüne kendi bölgesiyle İlgili efsaneler uydurmakta ya da olan efsaneleri kendi din ve devlet politikasına göre yorumlayıp değiştirmekte­ dir. Efsane çemberleri böylece genişledikçe genişler: Troya savaşı çemberine Atina, Thebai, Korinthos çemberleri katılır, Odysseus'un serüvenleri destanına Argonaut'lar destanı eklenir, Dor ırklı boylar lon mythos'unun kişileriyle boy öl­ çüşecek bir destan kahramanı yaratıp bütün efsanelerini Herakles diye bir yarı tanrının çevresinde toplarlar. Mythos böylece İçinden çıkılmaz girift ve karmaşık bir toplam oluverir. Bu çokluğu aydınlığa kavuşturmak için gerçekten bir mythos bilimine gerek vardır: O sırada, yani Yunan'ın klasik denilen parlak çağı sona erip de yaratıcılığı azaldığı, sanat gücünün tükenmeye yüz tuttuğu Hellenistik denilen dönemde efsaneleri toplama ve derleme işine girişilir. İskenderiye ve Bergama kitaplıklarının kurulup çalışmaya açıldığı elyazmalarının alabildiğine çoğaltılıp eleştirildiği dönemdir. Bu dönemde türeyen mythos yazarları bir yan­ dan başta Homeros olmak üzere büyük yazın yapıtlarını şerhler, notlar ve açık­ lamalarla kopya etmeye, bir yandan da efsaneler toplayıp kitaplar yazmaya ko­ yulurlar. Bunların efsane derlemeleri bizim için önemli bir kaynaktır. Roma im­ paratorluğu döneminde de efsane düzme süreci canlıdır. Roma, Yunan mythos'undan esinlenerek kendi din ve mitolojisini kurmak hevesine kapılır. Yunan tanrılarını kendi yerli tanrılarıyla bir tutarak adlarını değiştirir, efsanele­ rin kimini benimser, kimini atar, kimini yerli efsaneleriyle karşıtım. Ta ilkçağın sonuna kadar bu böyle gider. Yunan-Roma mitolojisi dediğimiz bütün bu kay­ naklardan ve daha sayamadığımız başkalarından alınmış, toplanmış, özetlenmiş efsane, masal ve öykülerin toplamıdır.

AKDENİZ MİTOLOJİSİ Şimdi sorarım size: Mitoloji diye bir kitap yazmaya girişince bu bin bir kaynak arasından hangisini seçip de anlatsın çağdaş bir yazar? Kaldı ki mitoloji deyince başta Yunan-Roma mitolojisi diye bir kavram akla gelir. Bu anlayış da hatalıdır.

Aslında bir Akdeniz çevresi efsaneler topluluğu vardır, onu Yunanistan ve Ro­ ma'ya mal etmemiz, bu efsanelerin Yunanistan ve Roma uyruklu yazarların ka­ lemiyle Yunanca ve Latince olarak yazılmış olmasından ileri gelir. Oysa bu efsa­ nelerin çıkış yeri ne Yunanistandır, ne de İtalya, Anadolu'dur, Girit'tir, Mezopo­ tamya'dır, Fenike, Mısır'dır, ya da bütün bu yerlerdeki sözlü geleneklerin karışı­ mından ortaya çıkmış bir bütündür. Yunanlı ya da Romalı kaynak yazarlar an­ lattıkları efsanenin asıl kaynağını araştırmazlar, onu bilseler bile kimi zaman si­ yasal amaçlar güderek saklarlar, bile bile değiştirirler. Hem ozanlar ve yazarlar özgür müdürler? Kimin için yazdıkları, kime hizmet ettikleri belli olur. En büyük iki destan yazarı buna örnektir: Homeros lonya'lıdır, gönlü Troya'dan yanadır, ama efendileri Troya savaşını kazanmış, Anadolu'nun kilit noktası olan Dardanos kalesini yıkmış Akhalardır, onları kahraman göstermek zorundadır, oysa asıl insan-kahraman Hektor'dur Ilyada'da. Vergilius ise Augustus çağının kültür politikasına hizmet etmekle görevlidir, Roma'ya bir kahramanlık geçmişi yarat­ mak amacıyla yazar Aeneis destanını ve Homeros'un tam tersine asıl gücü kuv­ veti Troyalılarda göstermeye çalışır. Bu açı ve erek farkları mythos anlatımında da farklılıklara yol açar. İkinci bir güçlük mythos anlayışında gün geçtikçe artan değişik görüşlerdir. Son yıllara dek "Yunan mucizesi" diye bir balon uçup dururdu. Batı dünyası in­ san değerlerinin dile geldiği ve büyük sanat yapıtlarıyla ölümsüzlük kazandığı tek kaynağın Yunan-Roma uygarlığı ve kültürü olduğuna inanırdı. Bu dar görüş­ lü açıdan bakılınca Yunan mucizesini yaratan asıl kaynak ve etkenlerin ne oldu­ ğu araştırılmaz, görmezlikten gelinir, bu inancı sarsacak bir bulut ortaya çıktı mı, bile bile ve bilimselliğe aykırı bir tek yönlülükle tartışmaya, giderek kavgaya girişilirdi. Troya'nın Çanakkale yöresinde olmadığını, Schliemann-DörpfeldBlegen üçlüsünün gün ışığına çıkardıkları koca uygarlık merkezinin Homeros'un llyada'sıyla bir ilişkisi bulunmadığını ileri sürmekte direnen sözüm ona bilginler bugün bile ortalıkta dolaşır ve kör görüşlerini kitaplara aktarmak yolunu bulur­ lar. Arkeolojinin son buluşları tarihle ilgili bilim kollarını göz kamaştırıcı bir ışıkla aydınlatmaktadır ama Anadolu arkeolojisi daha yenidir, Hititlere ancak son on, on beş yıl içinde yazılmış kitaplarda yer verilir, yüzyılımızın başlangıcında yayım­ lanmış bir mitoljide bakarsınız ki Ana Tanrıça Kybele'ye ancak yarım sütunluk bir yer ayrılmıştır. Apollon ya da Artemis'i Türkiye'nin Ege bölgesinde toprak­ tan çıkarılan anıtların ışığında yorumlamak, değerlendirmek daha hiçbir derli toplu mitoloji kitabına erek ve görev olmamıştır. Kısacası ilkçağın yazılı kaynak­ larıyla günümüzün buluşlarını bir araya getirerek çok yönlü bir görüşle toplama­ ya daha pek az bilgin girişmektedir. Bu yolda Halikarnas Balıkçısı çığır açıcı, yol göstericidir, yani Yunan'ı, Türk'ü olmayan, uluslararası tek bilimsel gerçeği ara­ maya koyulan gerçek bir bilgindir. Onun açtığı yoldan gitmekle birlikte eski ya­ zın kaynaklarına da hakkını vermek "Mitoloji Sözlüğü" adıyla okuyucuya sundu­ ğumuz bu kitabın tek amacıdır. Hemen söyleyelim ki bu kitap bir denemedir, eksiklerini, yetersizliklerini bile bile yayımlamaya giriştiğimiz bir deneme. Yukarda sözünü ettiğimiz sorunları bir dereceye kadar çözümleyebilmek için bu "Mitoloji Sözlügü"nü hem bir sözlük, hem de bir antoloji olarak düzenlemek yolunu seçtik. Efsanelik kişilerden kim söz ediyorsa Homeros mu, Hesiodos mu, tragedya yazarları mı, onların anlatımını elden geldiği kadar kendi metinle­ rinden vermeyi denedik. Burada Türkiye'de Türkçe olarak bulunan kaynakların

H

yapıtları ve çalışmaları elime ge­ çen birçok yazarlarla birlikte ortaya çıkmak istedim. Oku­ yucu bunu bana bağışlasın ve eleştirilerini. Okuyucu bu bölümde. Azra Erhat İstanbul. YunanLatin yazınının ana yapıtları bugün okunur bir dille kazandırılmış bulunmakta­ dır. mitolojik öyküler ve kişiler Batı yazınına olduğu gibi bi­ zim de şiirimize konu olmuştur. Dr. Bizden önce Türkçe mitolojiler de yayımlanmış­ tır. Kadir'dir. Çabamın tek ödülü bu olabilir. Ama asıl esin kaynağım sevgili ustam ve dostum Halikarnas Balıkçısı'dır. Hangi kaynaklardan nasıl faydalandığımızı. birlikte çevirdiğimiz llyada ve Odysseia'yı güzelim şiir diliyle Türkçeye kazandı­ ran arkadaşım A. bu kitabı nasıl hazırlayıp hangi yöntemlere göre dizdiğimizi kitabın sonuna eklediği­ miz Sonsöz'de belirtmekteyiz. Bu kitaptaki "Kybele" maddesini onun 1937'deki Türk Tarih Kongresinde verdiği tebliğe borçluyum. önerilerini benden esirge­ mesin. Bu kaynakları bulmada ve değerlendirmede ister istemez kişisel eğilimlerime göre bir seçme yaptım. sözlüğü nasıl kullanacağını da bulabilecektir.çokluğu bizi sevindirdi Tercüme Bürosunun açtığı çığır ve Milli Egitim Bakanlığı nın yayımladığı İlk klasikleri çevirilerinden bu yana çok çalışılmış ve. Georg Rohde'yi anmak isterim. Batı kaynaklı bir tek mitoloji kitabını çevirmektense. Yurdumuzun eşsiz değerlerine saygıyı ve sevgiyi o aşıladı bana. böyle bir çalışmanın bilimsel yollardan nasıl sürdürüleceğini de göstermiştir. 1972 . yergilerini. Mythos ve mythologia'nm ne olduğunu. Daha öteye gidilmiş. Bu kitap Homeros'la doludur. Borcum büyüktür: En başta hocam Prof. nasıl olmasın ki Batı uygarlığının ilk ve en büyük ozanı yurttaşımız Homeros burcu burucu Anadolu kokar. Bu çapta bir mitoloji sözlüğü bir tek kişinin yapacağı iş değildi. kendi yazılı kaynaklarımızdan faydalanarak özgün bir deneme yapmayı yeg gördük. Elimize geçenleri çalışmamıza ortak ettik. kendi olanaklarımızla. Çok borçlu olduğum bir kişi de. Sözün kısası ben burada tek başıma değil.

A
Abas. (1) İlyada'da adı geçen Abant'lar bo­ yuna adını veren kahraman. Poseidon ile su perisi Arethusa'nun oğlu. (2) Aigyptos oğullan amcaları Danaos'un kızlarıyla zorla evlenince, gerdeğe girdikleri gece kanları tarafından öldürülürler. Yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirger, ikisi­ nin birleşmesinden Abas adlı bir erkek çocuk doğar (Tab. 10). Abas Argos'ta kral olur, ev­ lenerek Akrisios'la Proitos'u meydana getirir. Akrisios'tan Danae, Danae'den Perseus do­ ğar. Acca Larentia. (1) Roma'nın kuruluş efsanesi'nde sözü geçen çoban Faustulus'un karı­ sı. Kocasının dağda bulduğu Romulus ve Remus bebeklerini benimser ve kendi on iki ço­ cuğuyla birlikte büyütür (Romulus). (2) Roma'nın kuruluş dönemlerinde güzelli­ ğiyle ün salmış bir kız. Bir bayram günü Her­ cules tapınağında tanrı ile tapınak bekçisi bahse girişirler, zar oyununda kim kazana-' caksa "ötekine bir ziyafet çekecek ve bu güzel kızla yatmasını sağlayacaktır. Oyunu Hercu­ les kazanır ve Acca ile sevişir. Kız sonraları zengin bir Etrüsk'le evlenir ve yaşlı kocası ölünce bütün varlığını Roma halkına bağışlar. Admete. Bir Samos (Sisam) efsanesine gö­ re, Perseus soyundan olan Admete Argos'ta tanrıça Hera tapınağının rahibesiymiş. Elli sekiz yıl bu tapınağa hizmet ettikten sonra, babası Eurystheus ölünce Argos'tan kaçmak zorunda kalmış. Tanrıçanın heykelini yanına alarak Sisam adasına sığınmış. Bir süre sonra Argos'luların parayla tuttukları korsanlar He­ ra heykelini kaçırmaya kalkışmışlar, ama ge­ miye bindirilen heykel yelkenlerin açılmasına engel olmuş, tanrıça böylelikle Samos'ta kal­ mak istediğini belli etmiş. Samos Hera'sı diye anılan ünlü bir heykel İlkçağ arkaik sanatının en önemli yapıtlanndan sayılır. Sisamlılar Hera ve Admete adına yılda bir bayram ya­ parlardı. Admetos. Pherai (bugün Elestino) şehrinin kralı. Delikanlı olarak Kalydon avına ve Ar-

gonaut'lar seferine katılmış. Kyklop'ları öl­ dürdü diye bir yıl Olympos'tan sürülen Apollon'u sığırtmaç olarak kullanmış (Apotlon, Kyklop'lar). Pelias'ın kızı Alkestis'e gönül ve­ ren Admetos onu elde etmek için arabasına bir aslan; bir de yaban domuzu koşmak zo­ runda kalınca Apollon tanrı ona yardım et­ miş ve Admetos Alkestis'i almış, ne var ki dü­ ğün günü Artemis'e kurban kesmeyi unuttu­ ğu için, tanrıça gerdeğini yılanlarla doldur­ muş. Apollon Admetos'u bu beladan kurtar­ mış, bununla da kalmayıp Admetos'un kade­ rini de değiştirmeyi başarmış: Kader Adme­ tos'un ölümü için saptadığı gün Pherai kralı yerine ölecek başka birini bulursa ertelemeye razı olmuş. Ama o gün gelince Admetos yeri­ ni alacak kimseyi bulamamış: Ne anası, ne babası, ne uşağı, kimse ölmek istememiş, yal­ nız genç karısı Alkestis kendisini feda etmiş. Alkestis Hades'e indikten sonra Herakles ta­ rafından kurtarılır (Herakles). Deli Dumrul ef­ sanesine de konu olan bu motifi Euripides "Alkestis" adlı tragedyasında işlemiştir (Al­ kestis). Adonis. Köken ve kaynakları güney Akde­ niz çevresine uzanan tipik bir Anadolu efsa­ nesi. Kybele-Attis mythos'unun bir başka an­ latımını veren Adonis efsanesi bir toprak-bereket öyküsüdür. Birçok şiir ve masal yazarla­ rının özene bezene işledikleri bu öykü şöyle özetlenebilir: Suriye kralı Theias, ya da Kıbrıs kralı Kinyras'ın Myrrha ya da Smyma adında bir kızı varmış, tanrıça Aphrodite'in lanetine uğra­ yan bu kız babasına tutulmuş, onunla seviş­ mek istemiş. Dadısının kurduğu bir düzenle babasının yatağına girmiş ve on iki gece onunla sevişmiş, son gecesi de gebe kalmış. O gece babası, yanında yatan kadının kendi kızı olduğunu anlamış ve bu korkunç günahı temizlemek için, kılıcıyla kızının üstüne yürü­ yüp onu öldürmek istemiş. Ama tanrılar Myrrha'ya acımışlar ve onu babasının elinden kurtarmak için bir mersin ağacına çevirmiş­ ler. On ay kadar sonra ağacın kabuğu çatla­ mış, gövdesinden dünya güzeli bir bebek çık­ mış. Çocuğun güzelliğine vurulan Aphrodite onu büyütsün diye yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş. Ama Persephone de çocuğa II

tutulmuş, onu Aphrodite'ye bir daha geri ver­ meye yaraşmamış. Tanrıçalar arasında ko­ pan kavgaya yargıçlık eden Zeus, Adonis'in yılın dört ayını Persephone'nin, dört ayını da Aphrodite'nin yanında geçireceğine, geri ka­ lan zamanda da istediği yerde yaşayabileceği­ ne karar vermiş. Adonis sekiz ay Aphrodi­ te'nin yanında kalmayı seçince, tanrıçanın güzel delikanlıya olan aşkını kıskanan öbür tanrılar (Ares ya da Artemis) Adonis'in üstü­ ne bir yaban domuzu salmışlar, kasığından yaralanan Adonis'de kanaya kanaya can ver­ miş. Toprağı sulayan kanından Manisa lalesi denilen bahar çiçekleri bitmiş, öte yandan sevgilisinin yardımına koşan Aphrodite'nin ayağına diken batmış, sıyrığından akan bir damla kan tanrıçanın çiçeği olan beyaz gülü kırmızıya boyamış. Kışın yeraltında saklanan, baharla birlikte yeryüzüne dönen ve aşk cümbüşü içinde fışkırıp gelişen bitkisel varlığı simgeleyen Adonis'e Suriye'de özellikle kadınlar tapınırlardi: Yılda bir bahar bayramları yaparlar, saksıla­ ra, sepetlere tohum dikerler, onları sıcak su­ larla sularlardı, böylece hızla büyüyen bu bit­ kiler kısa zamanda solup ölürlerdi. Adonis bahçeleri denilen bu çiçeklerin karşısında ka­ dınlar yas tutar ve "O ton Odonin" (Vah Adonis!) çığlıklarıyle dövünürlerdi. Adonis efsanesi Sümer ve Hitit kaynakla­ rından gelmedir. Adonis İbranîce "efendi" anlamına gelen Tammuz (Türkçe Temmuz) adının yunancalaştırılmış karşılığıdır. Tammuz-Adonis efsanesiyle Hitit bereket tanrısı Telepinu efsanesi arasında ilişki ve benzerlik göze çarpmaktadır (Kinyas). Adrastos. Talos'un oğlu, Argos kralı (Tab. 23). Efsanesi Thebai'ye karşı Yediler seferiy­ le ilgilidir. Bir aile kavgası yüzünden yurdunu bırakıp, dedesi Sikyon kralı Polybos'un yanı­ na sığınmak zorunda kalır. Bir süre sonra da onun vârisi olarak tahta çıkar, ama babasını öldüren Amphiarâos'la görünüşte banşarak, kız kardeşi Eriphyle'yi ona verir ve Argos krallığına döner (Amphiaraos, Eriphylej. Bu arada Oidipus oğullarından Eteokles, kardeşi Polyneikes'i Thebai'den sürünce, bir yandan Polyneikes, öte yandan da adam öl­ dürdüğü için Kalydon'dan sürülen Tydeus,

Argos'a sığınırlar. Adrastos kızlarından birini Polyneikes'e, öbürü Deipyle'yi de Tydeus'a verir ve Polyneikes'le birlikte Thebai'ye karşı Yediler seferine önayak olur. Falcı ve bilici olan Amphiaraos bu savaşta bütün önderle­ rin öleceğini, bir Adrastos'un sağ kalacağını öngörmüştü. Gerçekten de öyle olur, büyük yenilgiden sonra, Adrastos ölümsüz atına bi­ nerek Argos'a kaçar. Sonra, ölen önderlerin oğullarıyla Thebai'ye karşı Epikon'lar seferi­ ne katılır ve bu kez zaferi kazanır, ama savaş­ ta yitirdiği ogulunun yasına dayanamayıp ölür. Aedon. (Yun. Bülbül). (1) İlkçağ yazarlarını çok etkileyen bu efsaneye ilkin Homeros'ta rastlanır. Odysseia'da (XIX, 518) anlatıldığı­ na göre, Aedon Pandareos'un kızı ve Thebaili Zethos'un karışıdır. Zethos'un kardeşi Amphion Niobe ile evlenip çok çocuğu oldu­ ğu halde, Aedon'la Zethos'un yalnız bir ço­ cukları olur: Itylos. Aedon eltisini kıskanır ve bir gece en büyük oğlunu uykusunda öldür­ meye kalkışır, ne var ki yanılır, karanlıkta Niobe'nin oğlunu değil de kendi çocuğunu öl­ dürür. Tanrılar Aedon'a acıyıp onu bir bülbü­ le dönüştürürler. (2) Miletos efsanesi şöyledir: Aedon Milet'li Pandareos'un kızı ve Polytekhnos adlı sanat­ çının karışıdır. Kocasıyla birlikte Kolophon' da mutlu günler yaşarlar, İtys adında bir oğul­ ları olur. Ama mutlulukları başlarına vurur, gurura kapılırlar-. Zeus ile Hera'dan daha mutlu bir çift olmakla övündükleri için, Hera ceza olarak kavga tanrıçası Eris'i sokar arala­ rına. Karı koca birbirleriyle yarışmaya girişir­ ler, Polytekhnos araba yapmakta, Aedon ku­ maş dokumakta. Kim daha çabuk bitirecekse, öbürüne bir hizmetçi bulup getirecektir. Yarışmayı Aedon kazanır, kocası da gider Efes'ten onun kız kardeşi Khelidon'u (Yun. Kırlangıç) alır, yolda onu kirletir, saçlarını ke­ sip köle kılığına sokar ve kız kardeşine kim olduğunu bildirirse, onu öldüreceğini söyleye­ rek Aedon'a verir. Aedon kız kardeşinin bir gün çeşme başında dert yandığını duyunca, onu tanır. İki kız kardeş öç almaya karar ve­ rirler, İtys'i öldürüp pişirirler ve babasına yedirirler. Polytekhnos işin farkına varınca çılgı­ na döner, iki kız kardeşi öldürmek ister. Zeus

araya girer ve birini bülbül, öbürünü kırlangıç haline sokar. (3) Atina efsanesi: Tragedya yazarlarının ve özellikle Sophokles'in yitik "Tereus" traged yasında anlatıldığı gibi, Prokne ile Philomela Atina kralı Pandion'un kızlarıdır. Prokne Trakya kralı Tereus'la evlenir ve İtys adlı bir oğulları olur. Ama Tereus Philomela ile de sevişir ve olup biteni kız kardeşine anlatma­ sın diye dilini koparır. İki kız kardeş İtys'i ke­ sip babasına yedirmekle öç alırlar. Tanrılar Prokne'yi bülbül, Philomela'yı kırlangıç (baş­ ka bir anlatıma göre adı güzel sesli anlamına gelen Philomela bülbül olur), Tereus'u da hüthüt kuşuna dönüştürürler. Aristophanes "Kuşlar" komedyasında bu dramı Hüthüt'ün ağzından şöyle anlatır: yan garip bülbülüm, uyan, Çöz tanrısal dilini, Dök yüreğindeki acılan,

hazine odasını, bir taşını yerinden oynatıp kolayca çıkarabilecekleri biçimde yapmışlar Geceleri buraya girer, hazineden bir şeyler araklarlarmış. Varlığının gün geçtikçe eksildi­ ğini gören kral Girit'ten ünlü mimar Daidalos'u çağırmış. Bir tuzak kurmuşlar ve iki hır­ sızı tam yakalayacakken, Trophonios Agamedes'in kafasını keserek kaçmış. Başka bir anlatıma göre, Agamedes ile Trophonios Delphoi tapınağını bitirince, tan­ rıdan ücretlerini istemişler, Apollon da altı gün yiyip içip eğlenmelerini, yedinci günü emeklerinin karşılığını alacaklarını bildirmiş. Öyle olmuş, yedinci gece uykuya dalınca iki mimar bir daha uyanmamışlar. Tann onlara en büyük ödül diye tatlı bir ölüm bağışlamış. Agamemnon. Agamemnon Yunan mythos'unda tektir, eşsiz bir tiptir, yalnız İlyada'da değil, efsaneler boyunca onun simgele­ diği kavramı onun kadar etkin ve belirgin ni­ teliklerle canlandıran başka bir kişi yoktur. Agamemnon kraldır, krallar kralıdır, her biri bir bölgenin yönetimini elinde tutan birçok derebeylerinin başında, onları ordularıyla bir­ likte yöneten başkomutandır. Buyruğuna tek sınır, bölgesel kralların toplantısında çizilir, bu kurultayda da başlıca kural danışmadır. Yunan mythos'u tanrılar tanrısı Zeus'un üs­ tünde, ondan üstün bir güç bulunduğunu gös­ terdiği gibi, krallar kralı Agamemnon'un kişi­ liğinde de krallığın hem erdemlerim, hem de eksik ve zayıf yönlerini önümüze serer. Bu bakımdan destana olduu kadar, tragedyaya da esin konusu olmuştur Agamemnon. İlyada'nın üçüncü bölümünde Helene surla­ rın üstüne dizilmiş, savaş alanına bakan Troyalı ihtiyarlara en başta eski eniştesi Agamemnon'u "hem iyi bir kral, hem güçlü bir savaşçı" olarak tanıtır. Agamemnon'un kral­ lık yetkisi Zeus'tan gelmiştir. Homeros onun asasının, kral değneğinin tarihçesini çizerken (İl. 11, 100 vd.), soyunu Pelops'a kadar götü­ rür, başka bir efsane koluna göre Agamemnon'un ilk atası Tantalos'tu. (Tab. 14 ve 15). İlyada'da Pelops oğullarının kan davasından söz edilmez, krallık normal yoldan Pelops'tan Atreus'a, Atreus'tan Thyestes'e ve ondan Agamemnon'a aktarılır; Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş düşmanlığı ve onun sonu I !

Anlat o kutsal ağıtlarınla Oğlumuz ffys'in başına gelenleri. Kızıl boynundan su gibi aksın Oğlumuzun adını inleyen sesin, Apollon, altın saçlı tanrı

Sık fundalıklardan göklere yükselsin,

Duyup bu acı yankıları, Alsın fildişi çalgısını, Karşılık versin sana, Tanrı koroları kursun yukarda, Ve ölümsüz dudaklarından çıkan ezgiler Karışsın sesine mutlu yüceliklerde. Aello. Harpya'lardan biri. Adı Kasırga anla­ mına gelir (Harpyalar). Aerope. Girit kralı Katreus'un kızı (Tab. 15). Girit'ten sürülüp Argos'a gelir ve ilkin Pleisthenes ile evlenir, sonra Atreus'un karısı olur. Aerope, Agamemnon ve Menelaos'un anaları olarak gösterilir. Atreus'la Thyestes arasındaki kardeş kavgasında ölür (Atreus). Agamedes. Agamedes üvey oğlu Trophonios'la birlikte Yunanistan'ın en ünlü mimarlarındanmış. Delphoi ve Thebai şehirlerinde yaptıkları anıtlar parmakla gösterilirmiş: Delphoi'de Apollon, Arkadya'da Poseidon tapınakları ve Thebai'de Alkmene'nin yatak odası ellerinden çıkmış. Boiotia kralı da onla­ ra hazinesini saklamak için sağlam bir yapı ıs­ marlamış. Para hırsına kapılan iki mimar da

cunda İşlenen korkunç suçlar daha çok tra­ gedyaya konu olmuştur (Atreus). Ama destan Agamemnon'u bir krala özgü bütün nitelikle­ riyle canlandırır. Bu kral portresi üstünde durmaya değer. tlyada'nın konusu, Agamemnori ile Akhilleııs arasındaki kavga Agamemnon yüzünden kopar. Ve bu kavgada krallar kralının tutu­ mu, karakteri ve kişiliği bütün açıklığıyla orta­ ya serilir. Agamemnon kraldır ve her kral gi­ di kendi çıkarını, istek ve buyruklarını emrin­ deki insanlannkinden üstün görmekte ve bu İnanışa göre davranmaktadır. Tutsağı Khrysels'i geri vermek istememesi, vermek zorun­ da kalınca Akhilleus'unkini almakta hiçbir sa­ kınca görmemesi kavganın asıl nedenidir. Bu olayda karşısına çıkan kim olursa olsun pay­ lar, tersler, hiçe sayar (İl. I, 102 vd.). ... Kalktı hırsla gücü yaygın Agamemnon, yiğit Atreus oğlu, kapkara bir öfkeyle doluydu yüreği, yanıyordu iki gözü yalım yalım... Apollon'un Akha'lara gönderdiği salgının nedenini bilen Kalkhas bu öfke karşısında çe­ kinir gerçeği söylemeye (İl. I, 78 vd.). Kızdıracağım biliyorum Akha'lartn saydığı adamı, o adamın bütün Argos'lulara her yerde sözü geçer. Kral azgın olur kızınca ayak takımından birine, bir zaman öfkesini yenerse de, unutamaz kinini, dışarı vurana dek taşır yüreğinde onu. Ama Agamemnon ne Kalkhas'ı dinler, ne de onun sözlerine uyulmasını salık veren Akhilleus'u, bildiğini yapar. Bu davranışı tepki uyandırır. Tepkinin, yalnız kavgaya tutuştuğu Akhilleus'tan gelmemesi, ordunun alt tabaka­ sını simgeleyen bir askerin de kralı en ağır sözlerle kınaması dikkati çeker. Halkın yöne­ ticisini eleştirmesi dünya yazınında ilk kez gö­ rülmektedir burada. Bu eleştiri Akhilleus'un ağzından şöyle dile gelir. "Ey doymak bilmek adam... Seni gidi edep­ siz, çıkarma düşkün yürek... Seni şarap fıçısı, seni it gözlü, seni geyik yürekli... Halkını ke­ miren bir kralsın sen". (İl. I, 122, vd.). Ama yiğidin sözlerinden daha da şaşırtıcıdır Thersites'in, halktan bir adamın kralı kına­ 14

ması (Thersitesj. Bu eleştiri yalnız kralı degil, feodal Akha düzeninin tümünü kapsamakta­ dır (İl. II, 225 vd.). Gene mi bir fisteğin var, Atreus oğlu? Barakaların tunçla, kadınla dolu. Bir şehri alır almaz biz Akha 'lar onları sana verdiydik ilk peşin. Bir de altın mı istiyor canın şimdi? Tutup getirelim Troya'Mardan birini, gelsin babası kurtulmalık versin sana, altınla versin sana, öyle mi? Taze bir kadın mı istiyorsun yoksa, düşüp kalkmaya, bütün gözlerden uzakta, kapatmaya kendine? Başbuğsun, yakışık almaz Akha oğullarını yıkıma sürüklemen. Size diyorum Akha oğulları, hey, Akha oğulları denmez size artık, Akha kadınları demeli, sizi aşağılık herifler sizi, Hadi yurda dönelim gemilerimizle, tek başına bırakalım Troya'da onu, otursun onur payının üstüne. Yardım etmeyelim de görsün sonunu, Saygısızlık etti Akhllleus'a, en üstün yiğidimize, aldı onur payını, yoksun bıraktı onu. Akhilleus'un içinde büyük bir kin yok gene de; hem gevşek davranmasaydı sana, Atreus oğlu, bu senin son küfrün olurdu ona. Bu sorunu Akha ordusunun nasıl çözümle­ diği de ilginçtir. Athena'nın verdiği esinle Odysseus sıraları dolaşıp şöyle yatıştırır her­ kesi (İl. II, 1 9 3 vd.): ...bilemezsin Atreus oğlunun niyeti ne? Akha oğullarını yokluyor şimdi o, ama ezecek yakında başlarını... Öfkelenip de Akha'lara yıkım getirmesin sakın, Zeus'un beslediği kralların amansızdır öfkesi... daha güçlüdür onlar senden. Sense savaştan anlamaz korkağın birisin. Ne kurultayda geçer sözün, ne savaşta geçer. Hem biz burada hepimiz kral değiliz ki. Her taraftan bir ses çıkarsa iyi olmaz, bir tek baş olmalı, bir tek kral. Kurnaz Kronis oğlu şu değnekle bütün yetkileri size krallık etsin diye verdi Agamemnon'al

At ıi >r .1 r .

Agamemnon gene de bir zorba olarak gös­ terilmez llyada'da, aslında talihsiz bir adam­ dır: Akhilleus'u kırdığına bin pişman olur, ba­ rışmak için ödün vermeye razıdır. Yiğidin olumsuz tepkisiyle karşılaştıktan sonra, bir daha aynı uysallığı gösterir ve özür dileyerek barışır (İl. XIX, 85 vd.). Her davranışında sanki bir sakarlık vardır Agamemnon'uh: Aulis'te avlanırken Artemis'i kızdırması, bu yüz­ den kızı İphigeneia'yı kurban etmek zorunda kalışı bu kralın hatalarını ne kadar pahalıya ödediğini gösterir (İphigeneia). Karısının ve onun âşığı olan kendi amcaoglunun elinden öldürülmesi bile aynı yarı komik, yarı trajik kaderin belirtisidir (Klytaimestra, Aigisthos). İlyada onun kahramanlıkları ve öldürdüğü Troyalı yiğitlerin adıyla doludur, ama Aga­ memnon burada da tam başarılı değildir, ne savaşta bir Akhilleus ya da bir Aias olabilir, ne de kurultayda bir Nestor ya da Odysseus gibi üstün bir akıl gösterebilir. Onun kişiliğin­ de Homeros ve yolunu izleyen bütün ozanlar krallık kurumunun kusur ve eksikliklerini or­ taya sermek istemişlerdir sanki. Agaue. Kadmos ile Harmonia'nın kızı, Jno ile Semele'nin kardeşi, Pentheus'un anası (Tab. 18). Zeus'la Semele'nin aşkı üstüne de­ dikodu yaptığı için, Semele'nin oğlu tanrı Dionysos anasının öcünü almış. Bakhalar sürü­ süne katılan Agaue, oğlu Pentheus'u bir vah­ şi hayvan sanarak kendi eliyle parçalamış. Bu konu Euripides'in "Bakkha'lar" tragedyasın­ da işlenmiştir (Pentheus, Bakkha'lar). Agdistis. Pausanias'ın anlattığı Agdistis ef­ sanesi ana tanrıça Kybele'nin Pessinus'taki kültüne ilişkin bir efsanedir. Zeus bir gece düş görerek tohumunu yeryüzüne döker. Bundan hünsa bir varlık doğar: Agdistis. Hem kadın, hem erkek olan bu yaratığı tanrı­ lar ele geçirir ve erkeklik uzvunu kesip atar­ lar, uzuvdan bir badem ağacı meydana gelir, ırmak tanrı Sangarios'un (Sakarya) kızı bu ağaçtan bir badem koparıp göğsüne saklar, bundan gebe kalarak Attes (başka kaynaklara göre Attis) adlı bir oğlan doğurur. Onu dağa bırakır. Attes büyüyünce öyle yakışıklı, öyle eşsiz güzellikte bir delikanlı olur ki o zaman salt kadın olan Agdistis ona âşık olur. Ne var

ki Attes Agdistls'ten kaçmak İçin Pesslnus'a gider ve orada kralın kızıyla evlenmeye k.ılkı şır. Tam düğün gecesi düğün ezgileri söylen­ mektedir ki Agdistis birdenbire çıkagelir. At­ tes onu görünce çıldırır ve erkekliğini keser, Pessİnus kralı da aynı şeyi yapar. Attes ölür, Agdistis de sevgilisinin bedeninin bozulma­ masını sağlar. Bu efsanenin başka bir anlatımı da şöyle­ dir: Phyrgia ilinin sınırlarında Agdos adlı ıssız bir kaya varmış, orada Kybele tanrıçaya bir taş biçiminde tapılırmış. Zeus tanrıçaya tutul­ muş, onunla birleşmeyi başaramayınca tohu­ munu bir kayanın üstüne bırakmış. Bu to­ humdan Agdistis doğmuş, hünsa imiş, Agdis­ tis'i Dionysos sarhoş ederek erkekliğinden et­ miş; uzvundan bir badem ağacı çıkmış, bu­ nun meyvesini Sangarios ırmağının kızı Nana göğsüne almış, gebe kalıp Attes'i doğurmuş. Sangarios Nana'ya çocuğu dağa bırakmasını buyurmuş. Bebek gelen geçenin ilgisini çek­ miş, onu bir tekenin sütüyle beslemişler, te­ kenin sütü olamayacağı halde, adının Phrygi a dilinde teke anlamına gelen "artagus" teke ile ilişkisini göstermektedir. Ne var ki bu arta­ gus sözcüğü "güzel" anlamına da gelebilir. Her neyse Agdistis ile Kybele ikisi birden gö­ nül vermişler bu güzel delikanlıya, ama Phrygia kralı Midas onu kendi kızına almak istiyormuş. Derken Agdistis Attes'i çıldırtmış, delikanlı bir çam ağacının dibinde erkekliğini keserek can vermiş. Kybele tanrıça onu göm­ müş, toprağa akan kanından biten menekşe­ ler dibinde öldüğü çamı çepeçevre sarmışlar. Midas'ın kızı da umutsuzluğa düşerek canına kıymış, Kybele onu da gömmüş ve onun me­ zarı üstünde de menekşeler bitmiş. Ayrıca mezarı üstünde bir badem ağacı büyümüş. Agdistis Zeus'a yalvarmış Attis'in bedeni hiç bozulmadan kalsın, çürümesin diye, Zeus da bu dileğini yerine getirmiş. Attis'in saçları bü­ yümeye, küçük parmağı da oynamaya de­ vam edecekmiş. Bu sözü aldıktan sonra Agdisüs sevgilisinin ölüsünü Pessinus'a götür­ müş, orada gömmüş ve anısına bir bayram ile bir rahip heyeti kurmuş. Bu efsanelerde Agdistis ile ana tanrıça Kybele birbirine karışmaktadır. Motifleri top­ rak bereketini ve bitkinin öldükten sonra ye­ niden dirilmesini simgeleyen bu efsaneler da-

ha çok alegorik birer anlam taşır. Bunlardan amaç, Pessinus'taki Kybele kültünde rahiple­ rin belli zamanlarda ve törenlerde erkeklik uzuvlarını kesmelerinin nedenini ve kaynağı­ nı anlatmaktadır. Kybele tanrıçanın ise Ana­ dolu'da ve çevrede tarih öncesi çağlardan Roma devrine değin çeşitli adlarla tapım gör­ düğü herkesçe bilinmektedir (Kybele). Agenor. Epaphos'un oğlu, lo'nun torunu olan Agenor tanrı Zeus'un soyundandır (Tab. 10). Io inek kılığında dünyayı dolaştıktan son­ ra Mısır'a gelir, orada Zeus'tan olan oğlu Epaphos'u doğurur, Epaphos da Nil tanrısı Neilos'un kızı Memphis'le evlenir ve Libya adında bir kızları olur. Afrika'nın bir bölgesi­ ne adını veren bu kız tanrı Poseidon'la birle­ şerek ikiz doğurur: Agenor ile Belos. Belos Mısır'a, Agenor ise Fenike'ye yerleşir. Tyr ile Sidon kentlerinin kralı olur. Kızı Europe tanrı Zeus tarafından kaçırılınca Agenor oğulları Kadmos, Phoiniks ve Kiliks'i kız kardeşlerini aramaya gönderir, bulup getirmedikçe dön­ memelerini buyurur. Hiç biri de geri gelmez, Akdeniz çevresinde kentler kurup yerleşirler (îo, Epaphos, Belos, Europe). Aglaie. Adı parlak anlamına gelen Aglaie Zeus ile Eurynome'den doğmuş üç Kharit tanrıçanın biridir (Kharit'ler). Hesiodos'a gö­ re Aglaie Kharit'lerin en gencidir ve tanrı Hephaistos'la evlenmiştir. Aglauros (yahut Agraulos). Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. Tanrıça Athena, içinde Erikthonoios'u sakladığı sepeti ona ve­ rip sakın açmamasını söyler. Ama kardeşleri Herse ve Pandrosos'la birlikte Aglauros me­ rakını yenemez ve sepeti açarlar, içinde yı­ lanlarla sarılı bir bebek görünce korkudan çıldırarak Atina Akropolünden aşağıya atarlar kendilerini (Erikhthonios). Agron. Kos (Istanköy) adasında Byssa ve Meropis adlı iki kız kardeşiyle yaşayan ve yal­ nız toprak işleriyle uğraşan bir delikanlı. Bu üç kardeş toprak tanrıçasından başka hiçbir tanrıya saygı göstermedikleri için ceza olarak kuş biçimine sokuldular: Meropis baykuş ol­ du, Byssa martı oldu, Agron da yagmurkuşu haline dönüştürüldü. 16

Aia. Yun. "aia" veya "gaia" toprak demek­ tir. Aia, Kolkhis ülkesinin eski adıdır (Argonaut'lar). Aiaie. Odysseia'da büyücü tanrıça Kirke'nin adasına verilen ad (Kirke). Aiakos. Yunanlıların en dürüstü, en dindarı diye anılan Aiakos, Zeus'la su perisi Aigina'nın oğludur (Tab. 21). Anasının adını alan Aigina adasında kral iken uyruklarının hepsi vebadan ölmüş, Aiakos da babası Zeus'a yal­ varmış ki adada bol sayıda bulunan karıncala­ rı insana dönüştürsün. Baştanrı oğlunun bu dileğini yerine getirmiş. Karıncalardan dog­ ma bu adamlara Myrmidon'lar (Yunanca "myrmeks" karınca demektir) denmiş. Aiakos'un torunu Akhilleus sonraları Myrmidon'ları kendi ordusu olarak Troya seferine götürmüştür. Tanrıların çok sevdiği Aiakos'tan Yunanlı­ lar bir dilekte bulunmuşlar: Ülkelerini kasıp kavuran kuraklığa son vermesi için Zeus'a ya­ karmasını istemişler ve Zeus bu dileği de yeri­ ne getirmiş. Aiakos'un Aigina'dan Telamon ile Peleus, bir denizkızı olan Psamathe'den (Yun. Kum) Phokos (Yun. Fok balığı) adlı bir 03lu olmuş. Phokos'un atletik yarışmalarda başarılarını kıskanan ağabeyleri Telamon ile Peleus kafa­ sına bir disk atarak öldürmüşlejr onu. Aiakos da hak yerine gelsin diye sürmüş oğullarını Aigina'dan. Bu hakseverliği ona öldükten sonra Hades ülkesinde yargıç olmayı sağlamış. Gerçi Homeros destanlarında Aiakos'un böyle bir sıfa­ tı yoktur, ama Platon onu ölüler yargıcı ola­ rak gösterir ve Asya'lı Minos ile Rhadamanthys'in yanıbaşında Avrupa'dan gelen ruhları yargıladığını ileri sürer (Gorgias, 524a). Aiakosoğlu. llyada'da Akhilleus'a verilen soyadı (Tab. 21). Aias. İlyada'da iki Aias'ın adı geçer, biri, "küçük Aias" Oileus'un oğludur ve Lokris'lilerin önderi olarak gelmiştir Troya sava­ şına, öteki, "büyük Aias" Telamon'un oğlu, Akhilleus'un amca çocuğu ve Salamis adası­ nın kralıdır (Tab. 14 ve 21). Bu iki Aias birbi­ rinden çok ayrı kişilerdir, ama hep omuz om-

17 . ama bu kez Aias Athena'nın öfkesine karşın kurtulduğuna böbürlendiği için tanrıça Zeus'un yıldırımını alarak kendi öldürür akıl­ sız yiğidi. Delphoi'ye çare sorulduğun­ da. Ne var ki bu kez kendi de Athena sunağına sığınıp yalvarır. Patroklos'un ölüsü için yapılan araba yarışmasında Aias İdomeneus'la kavgaya tutuşur. Aias İlyada'da şöyle çıkar karşımıza (İl. işte Aias'lar da tıpkı öyle. XIII. hafif silahları kullanmakta ustadırlar. llyada'daki olaylardan sonrasını an talan destanlarda Aiasınm İşlediği büyük bir suç söz konusudur: Troya şehrinin düştüğü. ikide bir salgın­ lar baş gösterir. ama onun komuta ettiği bölükler hiç benzemez öbür savaşçılara: Okçular Lokris'liler. bütün Hellen'leri. geçer. Aias kızı sığınağından ayırmak. Bu töre de bin yıl sürdürülmelidir. 'kendirden bir zırh giymiş küçümencik bir adamdır ama.). 526 vd. Aias kırk tane kara gemiyle gelmiştir Troya'ya. başaramayacakla­ rı hiçbir yiğitlik yoktur.). yeni sürülen tarlada şarap rengi İki öküz nasıl gönüldeş olur da çekerlerse sabanı. ama cezasız bırakmaz: Dönüş yolculu­ ğunda Akha'lar korkunç bir fırtınaya tutulur­ lar. Aias.). Lokris'liler bunu yapmışlar. 206 vd. Aias'ın işlediği günahların cezasını yurdu da çeker: Yiğit öldükten sonra bile uzun bir süre Lokris toprağı verimsiz kalır. senin aklında hiç çeviklik yok. III. Kim o. gittikleri zaman yarık boyunca uca doğru yalnız cilalı boyunduruk ayırır onları birbirinden. (1) AİAS OİLEUS OĞLU . Akha'lann kalesi diye anılan Aias'ı Priamos surların üstünden görünce. dışarı çekmek ister ve dinsel töreleri hiçe sayarak bu işi başarır. Bunu daha iyi anlamak için her biri­ ni ayrı ayrı incelemeliyiz. geniş omuzlarıyla aşan? Helene de bu yiğidin "eşi görülmedik Aias" olduğunu söyler. gemilerin yanındaki çetin boğuşmaya katılır. tanrı sözcüsü şu cevabı verir: Kassand ra'nın kaçırılıp ırzına geçilmesinin kefareti olarak her yıl Lokris'ten Troya'ya iki genç ki/ gönderilmeli ve Athena tapınağına kurban edilmelidir. 226 vd. Savaşa hazırlanırken şöyle tanımlanır Alas (İl. 702 vd. bu iki yiğidin nitelikleri ve ka­ derleriyle birbirinden çok değişik olmalarında aramalı. Akhilleus'tan sonra en yiğit savaşçısıdır.). Ak­ ha'lann. Lokris'lilere Oileus oğlu çevik Aias komuta eder. tanrıçanın heykeline sımsıkı sarılmıştır.). Oileus'un çevik oğlu Alas hiç.' 1 Aralarını sonunda Akhilleus bulur. 712 vd. Poseidon yiğidi kur­ tarır. öbür Akha'lı. omuz omza destek oluyordu birbirine. Bu dayanışmayı şöyle tanımlar Homeros (İl. Patroklos'un ölüsünü Troyalıların elin­ den kurtarmaya da yardım eder. XXIII. Aias Hektor'a karşı teke tek savaşa da ha­ zırdır. Bu iki yiğit Akha ordusunun canı ciğeridir. Akha'lar bu günahı kendisine ödetmek için Aias'ı taşlamaya koyulurlar. II. VII. Aias'm gemisi batar. Irlyarı yiğit. Aias'lar arasındaki bu birlik. Ama sert. hem çok ufak. Telamon'un oğlu Aias'mki kadar değil boyu boşu ondan ufak. yatıştırır Aias'ı bu kötü huyu Aias'm başına bela olacaktır. boynuzlarının kökü bol bol ter döker. ikinci yılından sonra kızlar kurban edilmeyip Athena rahibe­ si olarak Troya'da alıkonulmuşlar. soylu. XIII. M .. akılsız adam. 4 8 3 vd. kavgacı başı. Girit'lilerin önderi de şöyle tanımlar onu (İl. (2) AİAS TELAMON OĞLU Telamon'un oğlu Salamis'li Aias Troya sa­ vaşına yalnız on iki gemi getirdiği halde. beraberliğin asıl nedenini. Akha'lardan geri kalırsın her İşte. katılmadıkları hiçbir savaş.). Akha'lann eline geçtiği sırada Priamos'un kı­ zı Kassandra Athena tapınağına sığınmış. öteye de hiç gidemezler (İl.za savaşırlar. Görünüşü. ama hiç ayrılamaz Telamon'un oğlu Aias'tan. boyu bosuyla küçük Aias'ın tam karşıtıdır. yanındaki Helene'ye sorar (İl. Tanrıça yiğidi böylece ölümden korumuş olur. Akha'ları kargı atmakta . Argos'luları başıyla. kavgacı ve kimi zaman kabadır.

fırladı. Akha'larm kalesi. değeri hiçe sayılıp ağır bir haka­ 1« rete uğramıştır. Korkunç diye nitelenen bu kalkan yedi kat deri. Thetis ister ki Akhilleus'tan sonra en yaman savaşçı kimse o alsın silahları. Sophokles'in bu tragedyasında ününü ömrü­ nün sonuna kadar koruyamayan büyük ada­ mın dramı dile getirilmiştir. Theseus'un babası (Tab. Hektor'la savaşta Troya'lı yiğidin kargısı altı kat deriyi geçer. Ama Aias daha büyük bir ka­ yayla onu saf dışı eder (İl. yıllar sonra yurdu­ na dönen kızı Medeia'nın yardımıyla tacını yeni baştan elde edebilmiş (Argonaut'lar). Akhilleus'un bir kız uğruna savaştan çekilmesini. soykaları çadırına taşır. pürtüklü. Büyücü Kirke'nin ve Minos'un karısı Pasiphae'nin kardeşi ve Medeia ile Apsyrtos'un babasıdır. Troya savaşı da bittik­ ten sonra. Yeraltı tanrısı Hades'in başka bir adı (Hades). Kız kardeşi Helle ile Asya'ya kaçan Phriksos Kolkhis'e sığınmış ve üstünde uçtuğu ka­ natlı koçu Zeus'a kurban ettikten sonra. öç al­ dım diye şenlik yapar. sorumluluk duygusu Agamemnon'unkinden daha üstündür. "ovada duran. Öyle ki tanrılar bile derin bir saygı beslerler Aias'a. savunmada da hep başta gelir. Aias kendine gelip ne yaptı­ ğını. silahlarla sarıp sarmaladı bedenini. Troya'nın sayısız yiğidini tepeler. Güneş tanrı Helios ile Okeanos kızı Perseis'in oğlu (Tab. yürek kemiren savaş gücüyle birbirleri üstüne saldırttığı erler arasında savaşa giden Ares gibi tıpkı. saldırı­ da da. Bu işte tanrı parmağı vardır. uzun gölgeli kargısı sallanıyordu. Aias kalkanıyla dikkati çeker Akha'lar ara­ sında. 268 vd. İlyada'da en erdemli yiğit olarak karşımıza çıkan Telamon oğlu Aias'ın adına birçok ef­ saneler daha kurulmuştur. Aietes. elinde kılıcıyla Akha ordusunu yok edeceğim diye bir sığır sürüsüne saldırır. öldürür. derken Hektor. Aias kendi çıkarını hiç düşünmeyen ülkü­ cü bir kahramandır. küçük düşü­ rülmüş. Medeia'nın yardımıyla altın postu çalıp kaçan Argonaut'ların peşine takılmışsa da oğlu Apsyrtos'un. son katına saplanır kalır. bir kat da tunçtan yapılmıştır. Bunların arasında şair Sophokles'in "Aias" adlı tragedyasında ele aldığı yürekler acısı dramı üstünde dura­ lım: Akhilleus öldükten. bir gece pusu kurar. altın postunu Aietes'e armağan etmiş. Aigeus. önde yürür. Orada da tahtından olmuş. dev yapılı Aias. 8). O sırada bir bunalım geçirir. sonra Karadeniz'in güney-dogu kıyılannda. Akha'lara söz geçirmek için ona baş vururlar. güçlerine güç ka­ tar. Geniş adımlar atıyordu altında ayakları. Korkunç yüzünde bir gülümseme.). Aias çileden çıkmış. Medeia'nın kesip denize serptiği parçalarını toplamakla vakit geçirmiş ve umutsuzluğa kapılarak Kolkhis'e dönmüş. hayvanların hepsini bir bir öldürür.I \U l\ / I I I İ U O Aias giydi ısıldayım tunç zırhını. kimleri öldürdüğünü görünce düşmanla­ rının karşısında rezil olmaya dayanamaz. tıpkı dev yapılı Ares gibi yürüdü. Kronos oğlunun. İşte böyle atıldı öne o. savaş arkadaşlarını hiçe saymasını sert sözler­ le kınar. O adam da Te­ lamon oğlu Aias'tır. Atina kralı Pandion'un oğlu. kışkırtır onları. 24). Aigreus onu . Aietes ona birçok sınamaları başarırsa postu vereceğini söyle­ miş. lason Argonaut'larla birlikte altın postu almaya gelince. Akra'ların gevşediğini gördü mü. Aias'ı tanrıça Athena bu korkunç ya­ nılgıya düşürür. VII. Aias Hektor'u alt etmekle kalmaz. Thetis'in tanrı Hephaistos'a yaptı­ rıp oğluna getirdiği silahlar kime kalacak diye kavga kopar Akha komutanları arasında. Önce Korinthos tah­ tına çıkar. he­ men koşar. bizim bugünkü deyimlerimizle bir şizofreni ya da paronaya krizi. Bunca büyük bir kah­ ramanın böyle gülünç bir duruma düşmesi Aias'ın katlanacağı bir çöküntü değildir: Kılı­ cının üstüne atar kendini ve canına kıyar. Çektiği acı korkunçtur. ünü. savaşın en çetin anların­ da aslan gibi dövüşür. Kafkas dağının eteklerinde bulunan Kolkhis (bugünkü Gürcistan) ülkesine kral olur. Kral da onu tanrı Ares'e adanmış ormandaki bir meşe ağacına asmış ve bekçi olarak önüne korkunç bir ejder dikmiş. Aidoneus. Pandion bir devrim sonucu Atina'dan sürülünce. iri" bir kaya parçası alır ve Aias'ın kalkanını tam gö­ beğinden vurur. kara. ama Agamemnon ile Menelaos ne yapıp yapıp silahlan Odysseus'a verirler.

Ama Aigeus mutsuz bir kraldır. Aigyptos ile ikiz kardeşi Danaos'un de­ deleri tann Poseidon. Zeus'un Titanlara karşı savaşında kullandığı ve kendisinden başka yalnız Athena'ya verdi­ ği bu kalkan kudretin bir simgesi olmuştur. Yılanlarla çevrili. Bir süre baba-ogul Mykenai'clc hüküm sürerler. Kuşaktan kuşağa süregiden bu kan davası tragedya şairlerine tükenmez bir esin kaynağı olmuştur. Delikanlılık çağına gelince. Theseus Atina'ya döner ve amcası Pallas'ın tahta göz dikmiş elli oğlunu alt edip babasına kendini tanıtır (Aithra). I. Thyestes kardeşinden öç almak çarelerini arar. Aithra'ya. Aigyptos. Aldığı cevabı pek anlamaz ama. keçi anlamındaki "aix"ten türemedir) Mykenai sarayına gelir. Aigis. Bu çocuk kahraman Theseus'tur. or­ tasında bir Gorgo kafası bulunan aigis kalka­ nı korku salarak orduları bozguna ugratırmış. 32-43. "Melampodes" (kara ayaklar) üiktllnl. Bir tanrı sözcüsü ona ancak öz kızından bir oğlu olursa. Aigeus iki kez evlendiği halde çocuğu ol­ maz. 518-537). Pelopeia Aigisthos'u doğurur. Aigina'ya tutulan Zeus onu Oinone ada­ sına kaçırır. 21). Aiskhylos'un "Agamemnon" ile başlayan "Oresteia" üçlüsü. Thyestes de bir gece gizlice kızı Pelopeia'nın koynuna girer ve onu gebe bıraktıktan sonra kaçar. bir süre sonra da kendisini tanıma­ yan amcası Atreus'la evlenir. yani Mısır'ı fetheder ve oraya adını varlı . Zeus'un Girit mağarasında kendisini emziren keçi Amaltheia'nın derisiyle yaptığı bir kalkandır. IV. bir oğlu olursa. Patroklos'un babası olacak Menoitios'u dünyaya getirir. Aigisthos adının "Odysseia" da da sık sık geçmesi. Afrika kıtasına ege­ men olan Belos oğlu Danaos'a Libya'yı. Atreus oğulları efsa­ nesinin Homeros destanları kadar eski oldu­ ğunu gösterir. babasının adını bil­ dirmeden büyütmesini söyler. Sonra da Thyestes'i öldürmekle görev­ lendirir. Theseus bu duruma bir son vermek üzere canavarı öldürmeye gi­ der. Aigisthos. Ama Aigisthos Thyestes'in kendi öz babası olduğunu anlar ve onun yerine Atre­ us'u öldürür. 14 ve 15). III. Aigis. ama Aigyptos gider. Dönüşte bu sözünü unutur ve ge­ misi kara yelkenleriyle girer limana. Agamemnon Troya'dan dönünce ikisi birden kahpece vururlar onu. Yola çıkmadan önce babasına söz verir ki zaferle dönerse. Çobanların keçi sütüyle besleyip büyüttükleri Aigisthos (adı Yun. kralın karısı Klytaimestra'yı baştan çı­ karır. Agamemnorı Troya seferine çıkınca Aigisthos Mykenai'ye döner. Sophokles'in "Elektra". Irmak tanrı Asopos'un kızı (Tab. Panathenaia bayramında yarışan Girit atleti Androgeos'u öldürttüğü için kral Minos'un korkunç isteklerine uymak zorunda kalır: Her yıl Atina gençliğinden yedi erkek ve yedi kız Minotauros'a yedirilmek üzere Girit'e gönderilmektedir. Aigina bu adada Aiakos'u doğu­ rur. Bunun nedenini Delphoi tapınağında tanrı sözcüsüne sormaya gider. dönüş yolunda Troizen'de kalır ve ora kralının kızı Aithra ile birleşir. gemisine bir beyaz yelken çekecektir. Aigisthos. Atreus Thyestes'ln oğul larını öldürüp kendisini Mykenai'den kovun ca. yedi yıl hüküm sürdükten sonra Agamemnon'un oğlu Orestes tarafından öldürülür. 256-275. Algyptos'a da Arabistan'ı verir. ataları da Zeus'la lo' dan doğma Epaphos'tur. Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş kavgasını sürdürür. kendi ogluymuş gibi benimseyerek yetiş­ tirir. Theseus'un yolunu gözleyen Aigeus kara yelkenleri görünce oğlunu öldü sanarak kendini denize atar. Aiakos bir süre sonra adaya bir Pelasg soyu yerleştirip Oinone'ye anasının adını vererek Aigina der (Aiakos). Bunca dert­ ten sonra. Euripides'in "Elektra" ve "Ores­ tes" adlı tragedyaları bu aile dramını çeşitli ayrıntılarıyla ve başka başka açılardan ele ala­ rak canlandırırlar. Homeros destanlarında tanrı Zeus ve Athena'nın kalıp sıfatlarından biri de "aigis taşıyan"dır. 10). Atreus onu iyi karşı­ lar.AİGYPTOS kardeşleriyle birlikte yeniden tahta çıkarmayı başarır. Sonradan Aktor'la evlenip. Kimden olduğunu bilmediği bu çocuğu kırla­ ra bırakır. İçinde boğulduğu denize adı verilerek Aigaios Pontos (Ege denizi) denmiştir. Atreus'u öldürebileceğini bil­ dirir. Aithra bir ço­ cuk doğurur. Thyestes'ln oğlu (Tab. (Od. Belos'la Ankhinoe'nin oğlu (Tab. sonra Atreus'un oğlu Aga memnon tarafından kovulurlar. Aigina.

korkunç çığlıklar atıyordu. Aineias'ı Apollon Troya kalesindeki tapınağa kaçıra­ rak kurtarır.). İlyada sonrası efsanelerinin çoğu bu destan­ da anlatılmıştır: Tahta atın şehre alınması ve Laokoon faciasından sonra (Laokoon). 292 vd. İlos'un torunu olan Priamos Troya kralı. 17) Troya kral soyunun ilk atası Zeus ile Elektra'nın oğlu Dardanos'tur. Kocaman kargısı. Kaderi kurtulmaktır Aineias'ın tohum ekmeden. II. XX. yiğit düşer.). düşünde gördüğü Hektor'un tayfı da Aeneas'a batıda Hesperia ülkesine gidip Troya' yi orada yaşatmasını buyururlar. ama düğün gecesi kocalarını öldür­ müşler. Danaos'un da elli kızı olmuş. soylarının kaynağı olan Argos'a sıgınnuş. deli­ kanlılığı da oralarda geçer. 296 vd. kalkanımla Aineias yere atladı. Savaş meyda­ nında görelim onu (İl. karısı Kreusa arkalarından gelirken birden ana tan­ rıça Kaybele tarafından kaçırılır (Kreusa. Ankhises ile Priamos ve Hektor ile Aineias aynı kuşak­ tan amcaogullarıdır. Derken Diomedes kocaman bir taş atar üs­ tüne. XVII. yani Aeneas destanı Tro­ ya'lı yiğidin Troya yangınından sonra Anado­ lu'dan göçmesi ve İtalya'ya yerleşerek Roma _ şehrine temel olacak yeni bir yurt kurmasını anlatır. bizi dosdoğru Vergilius'un Aene­ is'ine götürür. Eşi de.). Hektor'la denk gider. yok olmamalı Dardanos soyu. yuvarlak kalkanını tutuyordu. Troya savaşında Aineias Priamos oğulların­ dan hiç geri kalmaz. Bu konuda iki kardeşin arası açılmış ve Danaos elli kızıyla birlikte Afrika'dan ka­ çıp. ki­ mi zaman Hektor'u bile aşıp ona öğüt ver­ mek durumuna gelir (İl. Danaos kızları. Aine­ ias babası Ankhises'i omuzlarına alarak ve oğlu Askanios'u da elinden tutarak İda dağı­ na kaçar. Aineias'ın bu iki destanda da beliren çok yönlü kişiliğini incelemek gerekir: Soy ağaçlarından da belli olduğu gibi (Tab. Ankhises'in oğlu. kendilerini kovalayan Aigyptos oğullarıyla evlenmek zorunda kal­ mışlar. iz bırakmadan ölmemeli. "Aeneis". Aineias İlyada'da pek rol oy­ namaz artık. Tanrıça Aphrodite ile Troya'lı prens Ankhises'in oğlu Aineias Homeros'un İlyada destanında önemli bir rol oynamakla kalmamış. 90 vd. Troya'nın yıkımından sonraki olaylardaki rolü bütün ayrıntılarıyla Aeneis'te anlatılır. Aigyptos bu kızları oğullarına almak istemiş. Aineias (Lat. Odysseia' nın serüvenleri örnek alınarak anlatılan bu yolculuk Trakya. Aeneas). Akhalar alıp götürmesin/er diye ölüyü gücüne güuenen aslan gibi dolaştı çevresinde. Aphrodite bu yüzden yaralanır.V. o sırada anası Aphrodite'nin telaşını görmeli (İI. Assarakos'tan üreme Ankhises ise Dardanie şehrinin yöneticisidir. öldürmek için yanıyordu karşısına çıkanı. V. birleşti lda eteklerinde bir ölümlüyle. tanrısal Aphrodite doğurdu onu Ankhises'ten. Aineias'ın çocukluğu. 311 vd. klasik Latin şairlerinin en büyüğü olan Vergilius'a da bir destan esinlemiştir. önünde kargısını.). İğreniyordu artık Priamos'un soyundan.). Troya'nın kutsal heykellerinden Palladion'u da yüklenerek yola koyulur. güçlü Aineias kral olacak Troya'lılara..Aigyptos'un elli oğlu. ölümlü kadınların verdiği çocuklar arasında Kronos oğlu Dardanos'u seuerdi en çok. Aineias'ı kalçasından vurur. Troya'nın ku­ rucusu Tros ile kral soyu iki dala ayrılır: İlos ile Assarakos. 335 vd. Bu sözler. Girit ve kuzeybatı Yunanis- . 819 vd. Tek başına desteksiz kalan Aigyptos da üzüntüden ölmüş (Danaos. Aineias'ın Troya önünde ölmeyeceği. Danaos Kızla­ rı). bakmadı tanrıçalığtna. AkhiUeus'la ilk ça­ tışması da orada olur (İl. Babası nasıl tda dağının eteklerinde yaşa­ mışsa (Ankhises). Dardanos soyunu sürdürmekle görevli olduğu tanrı Poseidon'un ağzından söylenir İlyada'da (İl. Öbür tanrılar da katılırlar bu ça­ baya. Hektor kadar yiğitçe savaşır Akha'ların en güçlü kahramanlarına karşı.. kral olacak çocuklarının çocukları.). kurtarır onu. Dandanie'İllerin başında Aineias var.). . XX. ama her kezinde 20 de bir tanrı korur. Ama Aineias'ın Priamos oğullarından üstünlüğü bir tanrıçanın oğlu ol­ masından gelir (İl.

Çanakkale yarımadasından Mende res ırmağına kadar uzanıp. Romalıların inançlarına göre burada yer­ altı ülkesine açılan Avernus gölü vardır. eserini bitiremediği için onun yakılması­ nı da buyurmuştu. Bu­ rası Palantinus tepesiyle Roma şehrinin iler­ de kurulacağı yerdir. Kartaca kraliçesi Dido epizodu Odysseus'un Alkinoos'un sarayında yaptığı gibi. en ünlü sayfalarmdandır. 20). babası Ankhises'le görüşür ve kendisini bekleyen par­ lak kaderi onun ağzından öğrenir. yellerin yöneticisi. Kretheus ile Salmoneus'un babası (Tab. kültüre hizmet için en büyük örnekleri göz önünde tutarak yarat alıkta onlara ulaşma amacı ve bu uğurda sonsuz bir sorumluluk duygusu. Burada Aeneas. Aeneas'a gönlünü kaptıran Dido onu Afrika'da alıkoymak istediği halde. Oranın yerlileri.Al( )| ( )S tan kıyılarından Sicilya'ya geçişle başlar. Dido canına kıyar (Dido). Boreas. İtalya kıyılarını kuzeybatıya doğru iz­ leyip Tiber ırmağının arzına varır. (1) Yunan ulusunun efsanelik atası sayılan Hellen ile Orseis adlı Nympha'nın oğ­ lu. Aeneas'ın o gü­ ne kadar olan serüvenlerini anlatmasına fır­ sat verir. ondan esinlenerek destan yaz­ dığını dile getirmekle Aeneis destanı gerçek­ ten çığır açmış. Roma'nın geçmişini ta Anado­ lu'nun büyük uygarlık merkezi Troya'ya ka­ dar götürmekle ona uluslararası bir derinlik vermiş bulunmasıdır. Güney İtalya'da Cumae şehrine vanrlar. geçmişin değerlerine bağlılık. kendisinin de Homeros gibi ozanların ozanına dayanıp onun yolunda. onun konuştuğu Aiol diline adı­ nı vermiştir. Doros ile Ksuthos'un kardeşi ve Sisyphos. Roma'nm kuruluşuna ka­ dar olan olaylarla efsaneler tarihçilere konu olmuş ve uzun uzadıya anlatılmıştır. Aeneas Turnus'u teke tek savaşta öl­ dürür. "Pius Aenas" (dindar Aenas) di­ ye anılan kahramanın tutum ve davranışı Ho­ meros destanlarındaki yiğitlerinkinden farklı­ dır. ba­ şında oğlu Pallas'ın bulunduğu bir bölük as­ kerle arkadaşlannın yanına gönderir. Büyük Latin şairinin amacı Augustus'un damgasını bastığı çağının dünya ve İnsan görülün* bir ufuk açmasıydı. (2) Deniz tanrı Poseidon'un oğlu. sonra korkunç bir fırtı­ na Aeneas'ı Libya kıyılarına atar. Bütün bu bilgileri edindikten sonra Aeneas yeryüzüne döner. Euros ile Zephyros adlı dört büyük yeli bir tulum içinde kapalı tutar ve ancak Zeus'tan aldığı buyruk­ larla ortaya salar. Yiğit ar­ kadaşlarıyla yola koyulur. On iki bölümlük Aeneis destanı bitmiş de­ ğildir. Arthamas. Ankhises orada ölür. Önce lulius Caesar.ı içine alan Aiolis kıyı bölgesine ve onlarda oturan soyla. ulusal tarih ve kültüre sonsuz saygı ile onu soylulaştırmak için başka. Aeneas'ı da yeni bir tip in­ san olarak canlandırmış olması üstünde dur­ maya değer. yabancı da olsa benimsenen kay­ naklara bağlama çabası. sonra Augustus'un da soyu olan lulü'lerin Troyalı Aeneas ve Ankhises'le tanrıça Aphrodite'de kaynak buldukla rını. Destan Aeneas'ın bu zaferiyle kapa­ nır. Vergilius onu sona erdiremeden öl­ müş. Tufan kahramanları Deukalion ile Pyrrha' nın torunu. Homeros'la Dante'nin yeraltı dünyası anlatımı ara­ sında yer alan bu parça ilkçağ yazınının en belirgin. tanrı­ lar Aeneas'ın bir an önce yeni Troya'yı kur­ mak görevine dönmesini buyururlar. "Pietas" diye tanımlanan kavram dine saygıyı da aşan bir erdemdir. bu ada şöyle niIrlrniî: . Rutul'larla savaşa girişir ve arkadaş­ larını ırmak ağzında bırakıp içeriye doğru Pallantea şehrinin bulunduğu yere varır. bütün bunlar "pietas" denilen kavramın içerdiği ve Aeneis destanında canlandırılan Aeneas tipinin tam bir başarıyla simgelediği erdemlerdir. Aiolos Notos. Odysseia destanında Odysseus'un Aiolos'un adasına varışı anlatılır. Aiolos. Augustus'un ve Augustus çağı insanının ülkü bildiği geçmişe. Cumae'nin tanrı sözcüsü Sibylla Aeneas'ı ölüler ülkesine götürür. Aîolos. Roma'nın Akdeniz'in en soylu haneda nınca kurulduktan sonra düşman olarak bili nen batı ile doğuyu büyük bir birlik içinde ba­ rıştırmış olmasını göstermek. Yunanistan'dan göçme olan kral Evandrus Aeneas'ı iyi karşılar. Bu ara­ da Rutul'ların kralı Turnus Troya'lılara saldır­ mıştır. Midilli adasını d. ilkçağla ortaçağ arasında köprü kurmuştur. Vergilius'un Aeneis destanıyla en büyük' başarısı kendi çağının ulusal kültürüne bir kaynak bul­ muş olması.

Troya düştükten sonra torunları Aithra'yı kurtarmışlar. Poseidon ve İris gibi Olympos tanrıları ülkeleri­ ne sık sık uğrar. Akademos. 22). büyücü kadın Aison'u diriltmekle kalma­ mış. İason Medeia ile birlikte Yunanistan'a dönün­ ce. 390) gökten ge­ len bir ses. yeryüzü karanlığından dog­ madır. Aigeus kısırlığı konusunda kâhine danışmaya gitti­ ği Delphoi'den dönerken Troizen'de bir gece kalmış ve tanrının cevabını doğru yorumla­ yan Pittheus onun kızıyla yatmasını sağlamış. Kimse bu sese kulak ver­ memiş. güneşin do­ ğup battığı uçsuz bucaksız bir ülkede oturur. ama sesin dediği doğru çıkmış: Galyalılar Roma'ya saldırmış. Bir söylentiye göre Helena'yı Paris'le kaçmaya iten bu kadınmış. onu kıskanan yoldaşları da teknenin dibinde­ ki tulumu alıp çözerler. Homeros destanlarında sık sık adı geçen bu e f V sanelik ulus Okeanos kıyılarında. Akademos'un mezarı Atina'nın dolayların­ da. "aio" ve "loquor" söz söylemek. Odysseia'nın X. şölenlerine katılırlar. şölen yapıp gönül eğlendirmek­ tedir. Latin şairi Ovidius'a göre. Theseus). Ancak. Aithiopcs. Erebos ile Nyks. korkunç bir fırtına kopar. Fırtına Odysseus'un gemisini gerisin geri Aiolia ada­ sına atar. şehir oturtulmuştu göğe yükselen bir kayanın üzerine. Kretheus'un Tesalya'da kurduğu İolkos şehri kendisine miras kalır. yüzü yanıklar demek). Kerameikos denilen bölgenin ötesindey- . Esir. yağma etmişler. ama Theseus'un ölüm haberini alınca Aithra canı­ na kıymış (Aigeus. Aison. bölümün­ de (1-79) anlatılan bu serüven destanın en renkli öykülerinden biridir. tam bir ay konukladıktan sonra içine azgın yelleri sımsıkı bağladığı sığır derisinden bir tu­ lum verir ona ve arkasından tatlı bir Zephyros yeli salarak uğurlar gemisini. Troizen kralı Pittheus'un kızı. ama üvey kardeşi Pelias onu tahtından atıp tutuklar. (Yun. insan oğlu mu olduğu belli de­ ğildir.Ö. kız kardeşlerini aramaya gelen Dioskur'lara kızın saklandığı yeri bildirmiş. üstelik de oğlu İason'u Kolkhis'e al­ tın postu almaya gönderir. Aithra. onu bir iksirle gençleştirmiş de. şehrin yaban ellerin saldırısına uğ­ rayacağını bildirmiş. bu birleşmeden de Theseus doğmuştu. Theseus güzel Helena'yı kaçırıp Afrika'da alı­ koyunca. Yeller hep birden dı­ şarıya fırlar. İthaka toprakla­ rına yaklaşırlar ki. İason'un babası (Tab. Pelias artık kardeşini kor­ kusuzca öldürmeyi göze alır. Romalılar düşmanı kov­ duktan sonra. Aithcr. Ne var ki o gün Aithra tanrılara sunu sunarken Posddion'a rastlamış ve deniz tanrı ile sevi­ şip kızlığını yitirmişti. Bu yüzden de Zeus. Odysseus uykuya dalar. Odysseus'u iyi karşılar. Sonsuz bir mutluluk içinde yaşarlar.Yıkılmaz tunçtan bir duvarla çevriliydi bu yüzden ada. Attika'lı kahraman. Galya orduları Brennus komutanlığında Roma'ya doğru ilerlerken (İ. Akademos. Aiolos konağında bir düzine çocuğu ile yi­ yip içmekte. Aison'un boğa kanı içerek kendi kendini zehir­ lemesine izin verir. Güneşe böyle yakın oldukları için yüzleri yan­ mış ve esmerleşmiştir. Hesiodos'a göre Aither. şehri yakıp yıkmış­ lar. Bu yüzden Theseus'un tanrı oğlu mu. yani yer­ altı karanlığıyla. yani dünyayı saran hava taba­ kasının üstündeki arı ve ışıklı gök. ama bu kez tanrı onu sert sözlerle kovar. Gerçekten de bir süre sonra lason'un öldüğü haberi gelir. Aius Locutius. bu tehlikeli sefer­ den sağ dönmeyeceğine inanarak (Argonaut'lar). Böylece do­ kuz gün dokuz gece giderler. Yeller tanrısı. tanrılara kurbanlar kesip gün 99 boyu şölen yaparlar. Troya savaşının İlyada'dan sonraki bölüm­ lerini anlatan "Aithiopis" destanı (kayıptır) adını bu ulustan aldığı gibi. tanrıların lanetine uğramış bir adamı tutmaktan çekinir. Lat. "aius locutus" ise söylenmiş söz anlamına gelir. Aithra'yı Aigeus'la birlikte yaşadığı Attika'dan Dioskur'lar kaçırmışlar ve kardeşleri güzel Helena'nın yanına hizmetçi olarak ver­ mişler. diktatör Camülus tanrı sesinin duyulduğu yerde bir tapınak yapılmasını bu­ yurmuş ve Palatinus tepesinin kuzey eteğinde 'Aius Locutius" denilen tanrısal varlığa tapı­ nak dikilmişti. Kretheus'la Tyro'nun oğlu. baş kahramanı da Eos'la Tithonos'tan doğma Aithiopia kralı Memnon'dur (Memnon).

Ama at adam Kheiron Peleus'u kurtarır. (2) Gene İlyada'da adı geçen ve Troya'lılar safında dövüşen Trakya'lı önder. İlk karşılaşmada yenilen Akheloos koca bir yılan kılığına girmiş. Akakallis. Akarnan birkaç ay içinde er­ ginlik çağına ermiş ve Phegeus'la çocuklarını öldürerek öç almış. anası tanrı Zeus'tan oğlunun çabuk büyü­ mesini dilemiş. İlyada'da adı geçen Troya'lı yiğit. 340) ve Homeros'ta (İl. Akheloos'un birçok öyküleri vardır: Herakles destanıyla ilgili bir efsaneye göre. Argos diye bir kent bulunduğundan. Sonuç verme­ yen görüşmeler sırasında Priamos'un kızı Laodikeia ile tanışır ve sevişir. Batı Yunanistan'ın Akarnania ile Aitolia bölgeleri arasında akan en uzun ırma­ ğı. Akheloos. Akha'ların kampına saldırıda önemli bir rol oynar. Arkadya kralı Phegeus tarafından öldürülün­ ce. Troya'nın düşmesine yol açan tahta atla giren sekiz Akha yiğidinden biridir. 84) adı geçen Akheloos Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin ırmağın en büyüğü ve ırmak tannlann kralı imiş. Kendisi daha çocukken. ama boynuzu geri almak için Herakles'e Zeus'un keçisi Amaltheia'nın çiçek ve yemiş saçan bolluk boynuzunu vermiş. Akas­ tos konukluk yasalarını çiğnememek İçin Peleus'u kendi eliyle öldürmek İstemez. Akastos kral olur ve İason'la Medeia'yı İolkos'tan sürer (Pelias). Bu kez yiğit boğanın bir boynuzunu kopararak alt etmiş Akheloos'u. Akhalar. ünlü kâhin Amphiaraos'un torunu (Tab. kimi zaman boğa. Latince "Fidus Achtes" diye anılan adı. Troya yangınından kaçan Aineias'ın yanından ayrıl­ mamış. İlyada çevirisinde "Akhalar" ve "Danaolar" diye karşılanmış. 25). Argonaut'lar seferine ve Kalydon avına katılır. Bir ge­ ce av yorgunluguyla uykuya dalmış olan konugunu dag başında silahsız olarak vahşi hay vanlara yem olsun diye bırakır.AKI II I ( )( IS di. Kalydon avı sırasında Akastos'un başı der­ de girer: Arkadaşı Peleus kaza ile kaynatası Eurytion'u öldürür ve bu suçtan kendini arın­ dırmak için Akastos'un sarayına sığınır. vefalı dost anlamına gelen bir deyim olmuştur. Kral Minos'un kızlarından biri. Alkmaion ile su perisi Kallirhoe'nin oğlu. ünlü bereket boynuzu ırmak tanrının kendi boynuzuymus. İolkos kralı Pelias'ın oğlu (Tab. Meriones tarafından öldürülür. ama ırmak tanrının biçimden biçime gir­ me. yiğidi namusuna göz dikmiş olmakla suçlar. Tanrı Apollon ile sevişmiş ve Miletos'u do­ ğurmuş (Miletos). Akhelo­ os Kalydon kralının kızı Deianeira'ya aşık­ mış. Hesiodos'ta (Theog. 23). başka bir öyküye göre. Homeros destanlarında ve özellik­ le İlyada'da Yunanistan yarımadasından gelip Troya seferine katılan savaşçıların hepsine birden "Akhaioi". Irmak tanrı Deianeira'dan vaz­ geçmiş. onunla birlikte İtalya'ya kadar gitmiş ve bütün serüvenlerini paylaşmış. Aineias'ın kara gün dostu. Argos adı da genellikle bütün Peloponez'e verildiğinden. (1) Antenor'la Theano'nun oğlu. Akhates. 22). Telamon oğlu Aias tarafından vurulur. onu baş­ tan çıkarmaya uğraşır. sadık. İlk iki isim bir ülke adına dayanmayıp. Peleus da öfkesine kapılıp gider. "Danaoi" ya da "Argeioi" denmektedir. bir oğulları bile olur. Akamas. çünkü yaygın . Herakles onu tam boğacak­ ken de azgın bir boğa oluvermiş. Troya sa­ vaşında rol oynayan. yalnız bir ırk ya da ulus adı olarak kul­ lanıldığından. "Akademi" oradan gelir. kimi zaman ejder ol­ ma yetisinden ürken kız Herakles'Ie evlenme­ yi yeg görmüş. Akastos'la karısını öldürür. "Argeioi" deyimi "Argoslular" diye verilmiştir. (3) Theseus'la Phaidra'nm oğlu. Bu yüzden güçlü yiğitle ırmak tanrı arasında yaman bir güreş başlamış. Paris Helena'yı kaçırın­ ca. Sonra da batı Yunanis­ tan'da adını taşıyan Akarnania ülkesini kur­ muş. Bu konu için İlyada çevirisinin önsözünde daha ayrıntı­ lı bilgi bulunabilir (s. Kutsal bir ormanla çevrili bu bölge de Platon "Akademeia" adıyla anılan ünlu okulunu kurmuştu. başaramayınca. Akarnan. Akastos. Akamas güzel kadını geri istemek için Troya'ya elçi olarak gönderilir. XII. babası. Akastos'un karısı Peleus'a tutulur. ama İlyada'da adı geç­ meyen Akha yiğidi. Pelias'ın kızları Medeia'nın öğütlerine uyarak babalarını kesip kazanda kaynatınca.

acı demek) diye tanımlardı. XVIII. Kharon'un kayıgıyla bu çamur ırmağını geçtikten sonradır ki varılır asıl Hades'e (Hades). deniz tanrı Poseidon da âşıktırlar. Soy ağaçlarından (Tab. bölüm bölüm ayırmak gerekir. sonra çık yola. Gerçi Thetis'in birçok çocukları olur. onları kapsayarak özet­ lemek için. Thetis bu ev­ lenmeyi oğlu Akhilleus için silah istemeye git­ tiği Hephaistos'a yana yakıla şöyle anlatır (İl. Thetis ile Peleus'un düğünü Tesalya'da Pelion dağının tepesinde kutlanır. 508): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Aeneas destanında da (Aen. Peleus'la Thetis'in oğludur. Olympos tanrılarıyla Titan'lar arasındaki savaşta susuzluktan yanan devlere su içirdiği için Zeus'un laneti­ ne uğramış ve yeraltı ülkesine kapatılmıştır. Hades bataklığına doğru. ama bir ölümlü ile evlendiğine üzülen ve çocuklarını kendisi gibi ölümsüz kılmak isteyen Thetis geceleri kalkar. ölüler ülkesini bize ilk anlatan Homeros'tur. ama Akhilleus ana tarafından olduğu kadar baba tarafından da tanrılara ve en büyük tanrılara bağlıdır: Dedesi Aiakos. Thetis. bir eylemiy­ le biter. Efsaneye göre Akheron Helios'la Gaia'nın (güneşle toprağın) oğludur. ilkçağ bu ırmağın yeraltı dünyasına aktığına inan­ mıştı. o kadar ki Zeus onunla evlenmeyi bile düşünür. bir gece Peleus uyanmış. Olympos'taki tanrıçalar arasında. Belki ıssız bir böl­ gede derin bir yarın içine dalıp kapkara bir ba­ tak olarak denize döküldüğü içindir ki. Tepesi atmış. kısır söğütler. 21) belli olduğu gibi Akhilleus. VI. Akhilleus Yunan mythos'una en çok konu olmuş kişidir. Bu kahraman üstüne ilkçağın başın­ dan sonuna dek uydurulan efsane ve masal­ lar o kadar çoktur ki. Yeraltında akan ırmakları şöyle tanımlar Homeros (Od. yani bir deniz tanrıçasıdır (Tab. X. Akhilleus. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. bunca deniz tanrıçalarından bir beni verdi ölümlü kocaya. Thetis'i evinden kovmuş. Aiakos oğlu Peleus'a. istemeye istemeye. 429 vd. adları kavramlarıyla o gün bu­ gün hep yeni filiz veren bir ağaç gibi yaşar. Herakles). orada Akheron'a Pyriphlegeton ve Kokytos akar. Ne var ki İlyada'da anlatılan olaylar Akhilleus efsanesinin ancak çok kısa bir bölü­ müdür. bundan amaç gövdelerindeki ölümlülük to­ humlarını yok etmekmiş. Hephaistos. çocuğu kaptığı gibi. bir ölümlüyle düşüp . Kavga tanrıçası Eris'in düğüne çağrılmadı diye kızıp masanın üstüne bir altın elma atması üç tanrıça arasın­ daki güzellik yarışmasına yol açar (Paris). aleve vermiş. yani Troya şehri­ nin destanı değil. 6). sonra da ortaça­ ğın en büyük şiiriyle Dante. Akheron Yunanistan'ın Epir bölgesinde akan bir ırmağın da adıdır. Yanlış bir etimoloji adını "Acılar Irma­ ğı" (akhos. 295) anla­ tılan Akheron çamurlu suların kaynayıp. Yeraltı dünyasını. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. tiksine tiksine. Yun. tanrıların hepsi de hazır bulunurlar. uzun uzun kavaklar göreceksin. bir Nereus kı­ zı.burgaçlandıgı dipsiz bir bataktır. katlandım bir adamın yatağına girmeye. onları ateşin üstüne tutarmış. Aigina ise ırmak tanrı Asopos'un kı­ zı ve Okeanos ile Tethys'in torunudur. doğuşu üstüne anlatılan efsa­ ne şudur: Nereus kızı Thetis'e tanrılar tanrısı Zeus da. Birçok çocuğu böy­ lece yanarak öldükten sonra. Orada alçak kıpı var ve Persephone'nin koruluğu. Akhilleus'un destanıdır. bir başkasına göre Prometheus) Zeus'a haber verirler ki. Onun ardın­ dan Vergilius gelir ilkçağda. Zeus'la Aigina'nın oğludur. Akhilleus'un. Thetis'ten doğacak olan ço­ cuk kaderin buyruğuna göre babasından da­ ha güçlü olacaktır. bakmış ki karısı olacak deniz kızı küçük Akhilleus'u topuğundan tutmuş. (1) SOYU VE DOĞUŞU. Homeros'un büyük İlyada destanı aslında İlyon. Akheron.): Söyle.AM-ltKUlN toprakları sulayan ırmaklar bereketin simge­ sidir (Deianeira. Ama Homeros'un taslağı. bunun üzerine tanrılar Thetis'i bir ölümlü ile evlendirmekten başka çare bulamazlar ve kendisine koca olarak Phthia kralı Peleus'u seçerler. Uğursuz başlayan bu evlilik uğursuz gider. yüreği benim gibi acılı biri var mı? Zeus bunlar arasında bir bana verdi acıları. ama bir kâhin (bir anlatıma göre tanrıça Themis. bu kahramanın bir eylemiyle başlar.

Tanrıya benzer Akhilleus. dudaklarına rer önlerine.): İki ayrı kader götürecek beni ölüme: Burada kalır. böylece gövdesini silah işlemez hale getirmiş. Odysseus yiğidi aramaya çıkar. tükenmez bir ün var. anası Thetis de şöyle dile getirirler (İl I. sevgili baba toprağına. kullanmaya can atar. cı kılığına girip Lykomedes'in haremine so­ ne de evde yemek yemek isterdi. XI. ünüm olmasa da çok yaşayacağım. koş­ makta üstüne olmayan bir devin iskeletinden aldığı bir kemikle değiştirmiş (Kheiron). bunu kendisi de. Kheiron'un yanın­ da Pelion dağında ne kadar kaldığı belli değil­ dir. Dönersem yurduma. Akhilleus bunları görünce dayanamaz. ama topuğundan tuttuğu için bir orasından yara alabilirmiş. Öte yandan Akhaların kâhini Kalkhas'ın Akhilleus sefere katılmazsa Troya'nın alınamayacağını bildirmesi üzerine. o zaman genç bir delikanlı olan Akhilleus sefere katılmamak İçin Yunanistan'ın karşısındaki Skyros adasına gönderilir ve orada kral Lykomedes'in sarayında ko­ nuklanır. (2) ÇOCUKLUĞU. araba sürmekte ve koşmakta kimseden geri kalmamasını." Akhilleus gerçi kaderini kendi seçebilir. manı Akhllleus'un. Troya savaşının başarı ve . kısacık bir ömür verdi kader sana. şarabı püskürtürdün ağzından. kadınların önünde bohçası­ oturturdum seni dizlerimin üstüne. seni ben getirdim bu hale. o da yanan kemiği. kulur ve kızların. Başka bir efsaneye göre Thetis oğlu­ nu ateş üstüne tutmamış da.. At adamın yanında Akhilleus büyütülür ve eğitilir. Bu konuda anlatılan ve İlyada'da izine rastlanmayan efsane şöyledir: Akha öndetL ri Troya seferine gitmek üzere hazırlığa baş­ layınca. 352 ve 414): "Anaml Kısacık bir ömür sürmek için doğurdunsa beni. neler. ama Troya'ya kendisiyle gelen lalası Phoiniks onu nasıl büyüttüğünü şöyle anlatmaktadır (İl. ama bohçanın dibinde birkaç uzatırdım şarabı. onları arsızlık eder. ölüm öyle çabucak gelip çatmayacak. Ne var ki Akhilleus kız kılığına gir­ miş ve kralın kızları arasına karışmıştır. güzel konuşmasını ve her şeyden önce de kargı atmakta. Akhaların en büyük kahra­ rir. Nitekim Akhilleus sonradan bu yerinden vurulup öldürülmüş. İlyada'da Kheiron'dan eğitim gördüğü gerçi söylenir. ama çocuğun dudak­ ları ve sağ ayağının aşık kemiği yanmış. IX. Akhilleus az yaşasa da ünlü yaşamayı seç­ miş ve bunun için Troya savaşına katılmaya karar vermişti. almaya. kı)) Akha ordusunun toplandığı Aulls'e geti­ (3) ALİN YAZİSİ. Ha­ remde yaşayan Akhilleus'a Pyrrha (kızıl saçlı) adı verilmiş. ağzına verir... çağın yiğitlerinin hepsinden üs­ tün olmasını. Thetis iki şıkkı şöyle dile getirmişti oğluna (Il. Akhilleus Kheiron'dan öğrendiği hekimliği ve edindiği ilaçlan Troya savaşında yaralılar üstünde kullanır. 485 vd. böylece kimli ğini açığa vurur. Erdemlerin her çeşidine de alış­ tırmış: Acıya dayanmayı. kıymetli silah da vardır. Styks ırmağına batırmış. Akhilleus da bu yüzden böyle hızlı bir koşucu olmuş. bir söylentiye göre de Lykome­ des'in kızlarının biriyle sevişmiş ve ileride adı geçecek oğlu Neoptolemos (Pyrrhus) da on­ dan doğmuştu. saz çalıp ezgi söyleme­ sini. savaşırsam Troya çevresinde. karısı da çocuğa bakmışlar. Peleus yedinci çocuğu olan Akhilleus'u böylece kurtarmış. savaşmakta. ölçülü ve dayanıklı olmayı hep Kheiron'dan öğrenmiş. yetiştirdim seni rınca kurnazca bir düzen tasarlar. Kheiron'un ana­ sı da. Pyrrha kılığındakl göğsümde gömleğimi ıslatırdm boyuna. Pele­ us hekimlikte usta olan at adam Kheiron'a vermiş Akhilleus'u. bir daha varmamış kocasının yanına. 411 vd. dönüş yok. nı açıp bir sürü kumaş dokuma ve işleme se­ etini keser. biraz yeti­ şince at adam ona öğretmediğini bırakma­ mış: At yetiştirmesini. ama anası (ya da babası) onun ölmesini önlemek için bazı düzenler kurum lardı.kalkmaktan hoşlanmayan tanrıça da denizin dibine dalmış. Skyros'a va­ canım gibi sevdim." "Uzun değil. yalan söylememeyi. Odysseus da onu peşine ta­ senin yüzünden neler çektim ben. dövüşmekte. gezgin satı­ bensiz ne şölene gitmek isterdi canın.): başarısızlık şanslarını elinde tutan o yenilnez savaşçının trajik bir yazgısı vardır.

ama bir fırtına onları geri­ singeri Yunanistan kıyılarına atar. insafsızca kesip biçen. Agamemnon kızını güya Akhilleus'a nişanlamak için getirtir Aulis'e. Burada rüzgârların esmesini sağlamak için İphigeneia'nın kurban edilmesine karar veri­ lir. ölçülü. Ben de yürekten seviyorum benimkini. hem olumsuz görünen bu nitelikleri en parlak ve çarpıcı renklerle belirtmiştir. İlyada'nın konusu. çünkü sanatı on­ dan yanadır. Telephos çıkagelir. ama bölüşmede payın en okkalısı sana gider. getirir. Gene de. Hem onur payımdan olayım. mülk sahibi edeyim diye seni? Agamemnon özür dileyip eünden aldığı Bri­ seis'i geri vermeye razı olunca. AkhiUeus.): Bir Atreus oğulları mı sever karılarım? Sever. yapılan haksızlığı unutamaz. Akha donanması Argos'tan Aulis'e varır. kazanmışım onu ben kendi kargımla. Akhilleus'un öfkesi. kolların­ dan. hem burada kalayım. korur karısını duygulu. bize hem olumlu. AkhiUe­ us kargısıyla Telephos'u yaralar. eşine az rastlanır bir ustalık ve dünya­ nın başka hiçbir destanında görülmeyen eleş­ tirici bir anlayışla onu hem iyi. çobanları Aineis'le kavgaya tutuşur. . hem kötü bir adam olarak çıkarır karşımıza. düşmanlarını titreten. akıllı her adam. IX. (5) AKHİLLEUS'UN DRAMI. aralarında savaş başlar. insanca sözlerle dile getirir (İl. Bu olayların birbirini nasıl izlediği İlyada mad­ desinde anlatılmıştır. Biz burada Akhilleus'un kişiliği ve karakteri üstünde duralım. tıpkı bir romancı gibi Akhilleus'u bir insan olarak canlandırmayı amaç edinir ve akla karayı gereğince karıştı­ rarak. yaşantısı da gerçek bir dram olarak canlanır gözümüzde. Akhillus dönmek istemez. küsüp savaştan çekilmesi ve Patrokolos'un ölümünden sonra gene savaşa dönüp Hektor'u öldürmesidir. hırslı. er­ demli kahraman insan Hektor'dan yanadır Homeros'un. Bu dokuz yıl böyle geçtikten sonra. Bu kez Aulis'ten değil. Akhilleus'un Agamemnon'a karşı öfkesinin asıl nedeni sömürüye karşı ayaklanmadır: Kendisi hiçbir çıkar gütmeden savaşır. Akhillus bilmeden bu işe alet olur. Akhilleus'tan aldı­ ğı yara iyileşmiş değildir. Akhilleus'un iyileştirdiği Telephos'un kıla­ vuzluğunda gene Anadolu kıyılarına doğru yola çıkılır ve Tenedos adasında durak yapıhr. Bu kırgınlığını da şu basit. payı başkomutan alır (İl. I. mal. Akhillus orada Agamemnon'la ilk kez kavgaya tutuşur ve Apollon'un oğlu Tenes'i öldürür (Tenes). Akhillus böy­ lece içinde karşıt eğilimlerin çarpıştığı gerçek bir insan oluverir. Troya önünde dokuz yıl kalınır. Lyrnessos'tan Briseis'i. tanrıça oğlu ve tanrılara denk AkhiUeus yal­ nız kaba kuvveti mi simgeler? Kimsenin karşı gelemediği. Sonra da saldırganlar yanlış bölgeye çıktıklarını anlaya­ rak denize açılırlar. Khryse'den Khryseis'i tutsak olarak alır. didi­ nir. önlemeye çalışır. Akhalar Troas'a vardıklannı sa­ narak hemen yağmaya koyulurlar.AKHİLLEUS (4) TROYA SEFERİ. ama yüreği ondan yana değil. Bir efsaneye göre. İlk çıkarmanın Troya'nın çok güneyinde Mysia bölgesine oldu­ ğu anlatılır. Mysia'ya yerleşmiş olan Herakles'in oğlu Telephos on­ ları karşılar. Bu sırada Akhilleus'un komşu bölgelere yaptığı çapul­ culuk seferleri İlyada'da ayrıntılarıyle anlatılır: Mysia'nın Thebe şehrinde Andromakhe'nin babası Eetion'u öldürüp. onurlu. inatçı ve alıngan. Anası Thetis'in bildirdiği bir tanrı buyaıguna göre. tanrı sözcüğü bu ya­ rayı ancak Akhilleus'un iyi edebileceğini bil­ dirmiştir (Telephos). çetin. yüreği yurdunu savunan durgun. ha. bu arada Patroklos ile birükte Ida dağındaki Troyalı sürülere saldırır. Ho­ meros destanının baş kahramanı. bilin­ diği gibi. şehri yağma eder. 165 vd. Akhillus Apollon oğlunu Öldürürse Troya önünde si­ lahla öldürülmekten kurtulamayacaktır. bacaklarından güç ve canlılık fışkıran. erkektir. ama başaramaz (Iphigeneia). zaUm ve duygusuz bir adam gibi mi gösterilir İlya­ da'da? Homeros yiğitlerin yiğidini gerçi bu vasıflarla donatmış.): Kıyasıya savaşta benim kollarım görür en büyük işi. savaşın onuncu yılında Ilyada destanına konu olacak olaylar baş gösterir. Akhlleus durumu anla­ yınca. 340 vd. saldırıya geçti mi "ovada bir yıl­ dız gibi parlayan" Akhillus yalnız üstün bir savaşçı ve üstünlüğünü bildiği için de gururlu. Argos'tan yola çıkmaya hazırla­ nırken.

mey­ döşeğine yatırıp ağlamayacak sana seni doğuran. yiğit ve ihtiyar baba bakarlar birbirlerine doya doya. Priamos'u avutmak. anasına yalvarır gelsin kurtar­ sın. Ama bu kez Patroklos'un öcünü alaca­ ğım diye kudurür.ıyn. Pentbesileia. ırmak başında doğradığı yüzlerce düşmanın kanından kara toprak kızıl ırmağa döner. en soylu ailelerinden birinin kızı olan Kydipdiyor.il. genç adam da ihtiyarda kendi babası­ nı görür gibi olur. kızın önüne atmış. kazmış: "Artemis tapınağı üzerine ant içiyo­ tartsalar şurada. ama yemini ye­ köpekler. düşmanlık. karşıya. ne çıkar yürek donduran iniltilerden! Talihsiz ölümlülere tanrılar şu kaderi dokudu: Yaşayacak insanlar acı içinde". min sayılmış. tanrılar bile dayanamaz bu manzaranın dehşetine (İl. (6) AKHİLLEUS'UN ÖLÜMÜ.AKKIMt )! Agarnemnon oyun oynadı bana. veyi sonra da fırlatmış atmış. Ne yapalım yasımız çok büyükse. Atina'ya döndükten sonra ba­ bası kızını üç kez nişanlamış. XXII. kendi babasını hatırlar. Keos adasında yaşayan çok yakı­ şıklı bir delikanltymış. Aigyptos ile Danaos'un düşmanlığını özlerin­ tuttu elinden kaldırdı ihtiyarı. Memnon. yalvarma bana anan. Demirden bir yürek varmış göğsünde. iki insandır karşı kar­ şıya. otur üstüne şu iskemlenin. Hektor'un ölüsünü kendi yıkar. Günün birinde Artemis Dizlerime sarılma. çünkü ihtiyar. ko uyusun bağrında acılar. pe'ye rastlamış. yüreğim kışkırtıyor beni. hazır­ lar ve babasına verir. Bin pişman olur insanın aklını başından alan öfkeye. Proitos da Anadolu kıyıların­ da kral lobates'in kızı Anteia ile evlenmiş. çiğ çiğ ye. baş vurmuş. Aynı acımak bilmez azgınlıkla canını almak­ tadır yere serdiği Hektor'un. nasıl göze aldın benim gözüme görünmeyi? tahta oturmuş. Savaş. ama tanrıça Ar­ Ama tutmaz sözünü. 514 vd. dövüşmeye başlamışlar. Görür görmez de tutulmuş senin bana bu yaptıklarından sonra. Uzun bir savaştan sonra üstün Nasıl göze aldın gemilere gelmeyi tek gelen Akrisios Proitos'u Lykia'ya sürerek başına. kuşlar yiyecek bütün bedenini. Ayvayı eline alan Kydippe üstündeki yazıları yüksek sesle okumuş. çare bulsun. Yırtınır canından çok sevdiği dostunu koruyamadı diye. Briseis götürülünce çağırır onu. pe'yi Akontios'a vermekten başka çare kal­ iki düşman hıçkıra hıçkıra dövünürler karşı mamış. yalvarmalarına şöyle karşılık verir (İl. 345 vd. aldı onur payımı. ağarmış başına. mesine engel olmuş. rum ki ben Akontios'a varacağım!" ve ayvayı Dardanos oğlu altın koşa teraziye senin ağırlığınca. Babalan ölünce ArKanatlı sözlerle seslendi ona dedi ki: gos'ta kimin kral olacağı konusunda birbirle­ "Talihsiz adam. bir tanrının barakası­ temis hep bir hastalık çıkararak kızın evlen­ na getirdiği ihtiyar Priamos'u görünce şaşırır. konuklamakla kalmaz. şunun etini parçala. beni bir daha kandırmaya kalkmasın sakml Acı ağır basınca bir çocuk gibi ağlar dövü­ nür Akhilleus. sevgiyle diyeceğim. insanları birbirine düşüren kav­ gaya. Ben ki öldürdüm nice soylu oğullarını k. XXIV.ısından aldığı bir ordu ile Yunanissenin. Ama soylu olmadığı için kızı kendisine kimse uzaklaştırmaz başından köpekleri. köpek. daha çok veririz deseler. Genç.): Akrisios. 10). . sonra (İl. vermeyeceklerini bilen Akontios bir düzene getirseler bana kurtulmalığın on katını. avutsun diye.): Hadi gel. XXI). bir ayva alıp üstüne şu sözleri yirmi katını. de taşıyan bu ikizler daha ana karnındayken acımıştı ak sakalına. Patroklos ölünce çağırır onu. Abas'ın Proitos ile Akrisios adın­ Akhilleus oturduğu yerden birdenbire da ikiz oğullan olmuştu (Tab. genç adamda kendi oğlunu. kin ve öfke yok olup gitmiştir. gider. Delphoi tanrı sözcüsü yüreği dayanamaz bahtsız kralın ağlamaları­ Akontios'un düzenini açığa vurunca Kydip­ na. Patroklos'a ağlar. Akontios. ne acılar çekmiş yüreğin! rine girmişler. baban admal şenliklerine Delos'a gitmiş ve yolda Atina'nın Gönlüm. bk. Ataları kalktı. ona.

barışmak bilmez" anlamına gelir (Erinys). Ana-oğul Seriphos adasında kara­ ya çıkmışlar. Atreus ile Thyestes'in kardeşi (Tab. iniltilerle çınlayan saraya Admetos'un dostu Herakles çıkagelir. tanrıça Artemis'ten de usta avcı olmakla övünmüş. lason'un anası (Tab. ölüler ülkesinin acıma nedir bilmeyen tanrıçası Persephone Alkestis'i görünce yumuşamış ve onu daha genç ve daha güzel olarak yeryüzü­ ne. 22). Pelops ile Hippodameia'nın oğ­ lu. Perseus binbir kahramanlık yap­ tıktan sonra Argos'a dönmek istemiş. Öç tanrıçaları Erinys'lerin biri. Admetos'un karısı (Tab. Parçaladıkları geyiğin kendi efendileri olduğunu anlamayan köpekler uluyarak Aktaion'u aramaya koyul­ muşlar. can vermiş ve cenazesi mezara indiril­ miştir ki. onunla boğuşur ve Alkestis'i kolları arasından koparıp Admetos'a geri getirir. yel almış attığı diski Akrisios'un kafasına indirmiş. Alkimede. Alkestis'in öldüğünü duyunca. Olup bitene akıl erdiremeyen Akrisios kızıyla torununu bir sandığa kapatarak de­ nize atmış. Argos ilini ikiye bölerek hüküm sürmüşler. Alkestis. Pelias'ın kızı. onun üstüne yokmuş bütün bölgede. Gurura kapıl­ mış Aktaion. kızının herhangi bir erkekle ilişki kurmasını önlemek için çepeçevre tunçla ör­ tülü bir odaya kapatmış onu. Genç ve güzel Alkestis kocası Admetos uğ­ runa ölmeye razı olur (Admetos). Argos kralı da böylece ölmüş (Danae. Alkaios. Salmoneus'un karısı. Amphitryon'un babası (Tab. At adam Kheiron'un Kithairon dağlarında yetiştirdiği Aktaion öyle yaman bir avcı olmuş ki. Akrisios'un Danae adlı bir kızı vardı. diriler araşma geri göndermiş. 13). Zehri iç­ miş. bir oğ­ lu da olsun diye Delphoi tapınağına başvur­ duğunda. 22). Alkinoos. Herakles'e verilen bir addır (Alkai­ os. 22). o taş tarihsel çağlarda da. Priamos'un oğlu Paris'in baş­ ka bir adı (Paris). Aison'un karısı. Herakles'e ilkin Alkaios oğlu anlamına gelen Alkides adı verilmiş. Telaşa düşen kral. Tanrı bu işi yapar­ ken lyra'sını bir taşa dayamış. bununla da kalmayıp gü­ nün birinde tanrıçayı derede yıkanırken çıp­ lak görmüş. böylece Kheiron'un mağarasına ka­ dar gelmişler. Kader gene de yakasını bırakmamış: Bir rast­ lantıyla Larissa'da düzenlenen yarışmalara katılan Perseus disk atarken. ko- 28 . Bu küstahlığa içerleyen tanrıça Aktaion'u bir geyik haline dönüştürmüş ve el­ li köpeğini de üstüne salmış. Alkides. Amphitryon yiğit Herakles'in ölümlü babası olduğun­ dan. Aison ile îason'un ataları (Tab. yıkı­ lan surları yeniden yapmakta tanrı Apollon Alkathoos'a yardım etmiş. ölüm tanrı Thanatos'un peşine düşer. Bir başka anlatıma göre. sonra değiştirilmiş­ ti (Herakles). Oğullarından biri bir aslan tarafından par­ çalanan kral Megareus kızını canavarın hak­ kından gelecek adama vereceğini bildirince. Danae Perseus'u do­ ğurmuş. Aktaion. Alkinoos Odysseia'nın sevimli. Alekto.tan'a dönmüş ve Kyklop'ların koca taşlardan bir surla çevirdikleri Tiryns'e kral olmuş. üstüne vurulduğu zaman ses çı­ karılmış. Adı "öfkesi dinmez. Çoban Aristaios'la Autonoe'nin oğlu. İkiz kardeşler de bir anlaşmaya varmışlar. 14). Herakles). Perseus). Alkathoos bu işe talip olmuş ve aslanı öldür­ müş. Aleksandros. Kadınlar arasında yiğitlik ve feda­ kârlık örneği olarak gösterilen Alkestis Euripides'e en güzel tragedyalarından birini esinlemiştir. Yiğit birçok şiirlerde bu isimle anılır. At adam da hayvanları avut­ mak için Aktaion'a benzer bir heykel yapıp önlerine dikmiş (Kheiron). Perseus ile Andromeda'nın oğlu. Böylece kızla birlikte krallığı da elde et­ miş. Alkathoos. Haberi alan kral Tesalya'da Larissa şehrine kaçmış. Thebai'li bir avcı (Tab. ağıtlarla. al­ tın yağmuru halinde akmış çatı aralığından Danae'nin içine kadar. Ama Zeus gö­ nül vermişmiş Danae'ye. Agamemnon İlyada'nın sevimsiz kralıysa. çarasini bulmuş. ama torununun kendisi­ ni öldüreceğini bildirmiş Akrisios'a. tanrı sözcüsü Danae'nin bir erkek çocuk doğuracağını. Alkidike. Kaynatası Megareus'un kurduğu Megaira şehri Girit'lilerin saldırısına uğrayınca. 18).

madem hizmetçileri vardı yanında. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. Arete'yi öyle saydı. Nausikaa da bunu bildiği içindir ki. (Od. hiçbir kadın böyle sayılmadı yeryüzünde. tadına doyulmaz bir parça yoktur. kendisi­ ne damat edinmeyi özler. zorba Tepegözlere yakın. duyar­ lıkla. yalnız Alkinoos değil. konuğuna kıla­ vuzluk etmedi diye kızı Nausikaa'yı kınar (Od. VII. Nausikaa. daha cana yakın. tatlı sözlerle selam verirlerdi şehre inince o. Ama biz Alkinoos'u Homeros'un arzından dinleyelim. 67 vd. Odysseus'un sara­ ya varınca dosdoğru Arete'nin dizlerine ka­ panmasını salık verir ona (Od. Kadın. Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. Batı yazınında ilk "ütopya" diye tanımlayabi­ liriz onu. güçte üstün. VI. Alkinoos sarayinin iç düzeni daha az parlak değildir: Şiir. ve madem sen yalvardtydm ona ilkin. denizci blı ulus olan Phaiak'ların başıdır. Tanrı yüzlü Nausithoos on/arı kaldırdı. Özgürlüğe olan eğilimi ilk ve orta çağlan çok aşan modern denebilecek bir nite­ lik taşır. nereden geldiğini sormadan benimser. sandığı o ha­ zırlar. İç ve dış düzeni Odysseus'a bile par­ mak ısırtacak gibidir. rahatını o sağlar konuğun. 11): Tekmil Phaiak'ları yönetirdi Alkinoos halkı sayardı onu bir tanrı gibi. Odysseus'u öyle beğenmiştir ki. VI. Odysseia'da bundan daha güzel. yarışma Phalak'lann yaşamında büyük yer tutan uğraşlardı Ozan Demodokos'un Troya savaşından söz açması üzerinedir ki. •M. . konuğum. Homeros bir mimarlık baş eseri olan bu sarayı anlatmakla bitiremez (Od. 4 vd. uygar ve halkseveı kratıdıı Bugün Korfu adası olduğu genellikle benimsenen Sklıerie'ye yerleşmiş. Konukluk kurallarına uyarak Odysseus'u hemen. danışmanları ile birlikte yönetir ulusu­ nu. cömertlikte de ilk iş­ marı veren Arete'dir. istediği an gemileriyle onu yurduna göndermeye hazır olduğunu bil­ dirir ve bu sözünü hiç gecikmeden yerine ge­ tirir. Alkinoos. hem çocukları saydı onu yürekten. oyun. erkeğinin buyruğunda. evinde yaşayan hiçbir kadın. Anasının kı­ zı olan Nausikaa da kurtarmamış mıydı Odysseus'u ölümden? (Nausikaa). VII. öyle saydı ki.). Ama Alkinoos'un dün­ ya görüşü ve insanlık anlayışı sanata saygı İle de bitmez. iyi yürekliydi de ondan. düşünceleri tanrılardan gelen Alkinoos kraldı şimdi. yatıştırırdt bütün kavgalarını erkeklerin! Öyle bir cennettir ki Alkinoos'un ülkesi. Odysseia'ya üstün uygarlık havasını veren ki­ şiler Arete. bütün Phaiak önderleri de danışmanları da uyarlar sözüne.): Alkinoos kendine karı aldı onu. Konukseverlikte de. daha duyarlı ve becerikli yönü nü simgeleyen kadınlardır. ne diye evimize getirmedi alıp seni? Karısı Arete'ye saygısı da Homeros destan­ larında görülen kadına değer vermenin daha yüksek bir aşamasını yansıtır. Dört yandan surla çevirmişti kenti. Ama bu saygının asıl nedeni Arete ile ev­ lenmiş olmasıdır.): Benim kızım ödevini tam yapmamış. çok akıllıydı. kim olduğunu. evler kurmuş. sevmektedir onu. Kadın erkeğin mutluluğudur. insanseverlikle yerine getirebilir diye saymakta. hem kocası. VI. giderek. 263 vd. götürdü. VII. tekmil toprakları dağıtmıştı. Erkeği kadın­ sız olarak düşünmek olanaksızdır Homeros destanlarında. adı üs­ tünde Erdem'in kendisidir ve erkeğin başara­ madığı bazı edimleri daha bir incelikle.nuksever. Tepegözler onların topraklarım boyuna yağma ederlerdi. Yatağı o yapar. 310 vd. Phaiak'ları şöyle anlatır (Od. tapınaklar yapmıştı tanrılara.). halk da bir tanrıça gibi baktı ona. Odysseus kimliğini açığa vur mak zorunda kalır ve serüvenlerini anlatmaya girişir (Demodokos). ülkesinin ön­ derleri. 299 vd. ama en ufak bir baskıda bulunmaz. Phaiak'ların sa­ rayında asıl onun sözü geçmektedir. Arete erdem demek. yerleştirdi Skherie'ye.): Eskiden Phaiak'lar engin Hypereia'da otururdu. on iki kralın on üçüncüsü sayar kendini. bakın Alkinoos eşini nasıl baş tacı eder (Od. Penelope gibi insanlı gın daha ince.

Eurystheus'un hış­ mından kurtulmak için Atina'ya sığınmış. Alkmaion. Amphiaraos. 13). Alkmene oğullarının izinden gitmiş. ile Eriphyle'nin oğlu (Tab. Harmonia'nın uğursuz süslerini de Apollon'a adak olarak Delphoi tapmağına verirler. Psophis kralı Phegeus'un sarayına varır. Herakies). Argos'lu kâhin. Mykene kralı Elektryon'un kızı (Tab. ırmak ağzında anasının ölümünden sonra meydana gelmiş bir toprak üstünde ırmak tanrı Alkma­ ion'u bir daha arındırır. karısından fazla bir iltifat görmeyince Amphitryon da şaşmışlar. kendisi de boğulmuş. dönüşünü gözleyen Alkyone'nin önüne . Alkyone. üstüne yağmur yağdırarak söndürmüş. Daha sonra aldatıl­ dığını öğrenen Amphitryon Alkene' yi diri di­ ri yakmak istemiş. gemisi batmış. Gene de ikircik­ liydi. Alk­ maion Eteokles'in oğlu Thebai kralı Laodamas'ı kendi eliyle öldürdü ve Polyneikes'in oğlu Thersandros'u tahta oturttu (Epigon' lar). Kallirhoe'nin yakarması üzeri­ ne çabuk yetişen oğlu Akarnan kan davasını sürdürerek Phegeus'un oğullarını öldürür. orada da rahat bulamayınca. Epigon'lar diye anılan Yediler'in oğulları ikinci Thebai seferine önder olarak Alkmaion'u seçmişlerdi. Zeus güneşe bu süre dolmadan görünmemesini buyurmuşmuş çünkü. karısının bir gece aralıkla doğurduğu Herakles'le İphikles'i bağrına basmış. ana­ sını öldürmek görevini yerine getirmenin ge­ rekli olup olmadığını sordu. Önce Arkadya'da Oikles'in yanına sığınır. Ömrünün son günlerini gene Thebai'de geçirmiş. Zeus Amphitryon kılı­ ğında Alkmene'nin yatağına girer. Akheloos da ona kızı Kallirhoe'yi verir. Am­ phitryon da tanrı buyruğuna boyun eğerek. bir tanrı sö­ zü Alkmaion başlarına geçerse zafer kazana­ caklarını bildirmişti çünkü. yuvasını dal­ galar üstünde kuran bir çeşit martı imiş. Alkyone ile Keyks'i birer deniz kuşu haline getirmişler. tanrı armağanı ünlü "peplos"unu da rüşvet alarak oğlunun sefere çıkmasını sağla­ dı. Söylentiye göre. Orada. yeraltı yargıcı Rhadamanthys'le ev­ lendirmiş. Phegeus onu su­ çundan arındırır ve kızı Arsinoe'yle evlendi­ rir. Aynı gece sabaha karşı seferden dö­ nen Amphitryon da güzel karısına kavuşur. Kocası ölün­ ce. Ne var ki kocasının biraz önce boş bıraktığı yatağa gene döndüğünü görünce Alkmene de. tanrıdan olumlu cevap alınca Argos'a döndü ve Eriphyle'yi öl­ dürdü. Herakles tanrılara karışınca. Amphitryon bu işi yapmaya gitmişken. Dalgalar ölüsünü kıyı­ ya. Onun üstüne hiçbir ölümlü kadınla da ilişki kurmamış Zeus (Amphitryon. Bu kez de Eriphyle işe karıştı: Harmonia'nın gerdanlığından sonra. Gene yollara düşen ana katili ırmak tanrı Akheloos'un yanına varır. Savaşta Epigon'lar üstün geldiler. Kaza ile babasını öldüren amca oğlu Amphitryon'la evlenmeye razı olur. oğullarının eliyle öldürür. Ovidius bu öyküyü biraz değişik biçimde anlatır: Günün birinde Keyks denizaşırı bir tapınağa gidecek olmuş. gözlerini oymuş. ama Zeus odun yığınını. öleceğini bildiği Thebai seferine katılmadan önce. kardeşlerini öldüren Taphos'luları cezalandırmasını ister ondan. Dönüşte Alkmaion Delphoi'ye uğradı. Apollon'un tapınağına adayacağını söyler. Alkyon denilen bu masal kuşu. Yalan meydana çıkınca Phegeus konukluk kurallarını bozmamak için Alkmaion'u kendi eliyle değil. çok yaşlı olarak ölen sevgilisini Zeus Mutlular Adasına götürüp. bu sevişme üç tam gün sürmüş. Yolda Keyks kor­ kunç bir fırtınaya tutulmuş. Ne var ki Psophis topraklarında korkunç bir kuraklık baş gösterir. babasının can verdiği kente gitmekten çekiniyordu. Rüzgârlar kralı Aiolos'un kızı Alkyone Sabah Yıldızının oğlu Keyks'le evlen­ miş. 23). ülkeden ülkeye kovaladılar onu. ama önce. gene Delphoi tapı­ nağına baş vurulur ve tanrı sözcüsü Alkrnaion'un ikinci bir kez arındırılması gerektiğini bildirir. Amphiaraos. Karı-koca öyle mutluymuşlar ki Zeus ile Hera'ya benzetirlermiş kendilerini. oğullarına analarını cezalandırmak gö­ revini yüklemişti. Ama öç perisi Erinys'ler hemen takıl­ dılar peşine. birleşir onunla. sonra da oğluna bunca eziyet yapan o kral da can verince.ALKMAİON Alkmaion. Tanrılar kıskanmış bu mutlu yuvayı. Alkmaion gene Psophis'e dönüp Phegeus'tan ister bunları. ama dinletememiş. Tanrı bu süre içinde Herakles'i ana rahmine yerleş­ tirmiş. Alkmene. ama kız ona varmak için Harmonia'nın gerdanlığı ile peplos'unu şart koşar. Alkyone yalvarmış gitmesin diye.

Ülkeyi ka­ na boyayan Lamia canavarına yem olmak üzere seçilmiş. Üstelik de âşık ol­ dukları Hera ile Artemis'i kaçırmayı tasarla­ mışlar. altında Typhon devi­ nin bulunduğu adanın yanına düşmüş. tunç bir küpte kapalı kaldı tam on üç ay! Hermes kurtarır Ares'i. Yolda rastladığı bir başka deli­ kanlı onun yerine kurban olmayı kabul etmiş. Rlı anlatıma göre Zeus yıldırımla çarpar. Bütün ır­ maklar gibi Okeanos ile Tethys'in oğlu sayı­ lır. Devmiş her ikiside: Her yıl bir karış enine. Bunun için de Ossa dağını Olympos'un üstüne bindirip te­ pesine de Pelion dağını oturtarak göğe tır­ manacaklarını. canavarın mağarasına girmiş. Aloeus'un karısı İphimedeia tanrı Poseidon'a aşıkmış. (1) Gök ile Toprak tanrıların meydana getirdikleri devler arasında en güç­ lülerinden biri. denizleri topraklarla örtüp kurutacaklarını. Bu devi tanrı Dionysos öldürmüş: Thyrsos değneğini boynuna atın­ ca. Aloeusoğulları. Medos. Dionysos'tan gebe kalıp Medos'u do­ ğurmuş. Dionysos'un tutkun olduğu Asya'lı nympha.ı öldürül onları. Tanrıların başına açtıkları dertlerden birini Homeros şöyle anlatır Ilyada'da (V. onu Sicilya'ya dek kovalamış (Arethusa). Althaia. Alkyone de kendini dalgalara bırakınca tanrılar acımış bu karı-kocaya. Artemis ve nympha'lara saldırıları masal konusu olmuştur: Günün birinde Artemis nympha'larla ırmak ağzında şenlik yaparken. vurdular onu kalın zincirlere. eliyle su alıp göğsüne dökermiş.ı bir anlatıma göre Apollon okl. öyle ki dokuz yaşına vardıkları zaman tanrılara savaş açmaya karar vermişler. sonunda bir kaplan olup kızı kovalamaya başlamış. Sicilya'da yaşayan korkunç bir dev. Elis ile Arkadya bölgeleri arasında akan bir ırmak. kız ırmağı geçebil mek için tanrının kollan arasına girmeye razı olmuş. Alphesiboia. iki oğulları olmuş: Otos ile Ephialtes. Ölümlü babaları Aloeus olduğu için Aloeusoğulları deniyor bunlara. dev çarpılıp denize. çünkü anası Toprağın üstüne düştükçe doğ­ rulur. bir kulaç da boyuna giderlermiş. Alpheios. Kalydon kralı Oineus'un karısı. Anası da öfkeye kapılarak sakladığı yarı yanmış odunu alıp ateşin içine atmış. kalkarmış. Hesiodos'un Theogonia'sında adı geçmez. periler de yüzlerine çamur sürerek kendilerini tanın­ maz hale getirmişler. onu kafasın­ dan yakalayarak yere çalmış ve ezmiş (La­ mia). Tanrıların canına tak der so­ nunda. Alkyoneus. Sonunda tanrı birleşmiş onunla. denizle karanın yerini değiş­ tireceklerini bildirmişler. Yolcuları pusuya düşürür.Al II IAIA atmış. Mr leagros da o saat ölmüş. Meleagros ve Deianeira'nın anası. Bunu duyunca Althaia ocağı hemen söndürmüş ve odunu alarak bir sandı­ ğa saklamış. bu odun yanıp kül olunca Meleagros da ölecek demişler. sonra yermiş. Odun çabucak tutuşup kül olmuş. Althaia yaptığına bin pişman olup canına kıymış (Melcautoa). (2) Delphoi'li güzel bir delikanlı. Alpheios onlara yaklaşmak istemiş. kayalar altında ezer. Dişisinin de denizde kuluçkaya yatabilmesi için Zeus Aiolos'a kış dönümünden yedi gün önce ve sonra yelleri dindirmesini buyurmuş. Ne var ki Meleagros Kalydon avı sırasında Althaia'nın kardeşleri olan dayı larını öldürmüş. cezalarını verirler bu azmanların. ama savaş tanrı bit­ kin durumdadır. Koşa koşa bir ırmağın kıyısına gelmişler. Alpheios su perisi Arethusa'ya da tutkunmuş. İMşk. . Makedonya'daki devler savaşına katılmış. Tanrı onu elde etmek için binbir çare düşünmüş. Peloponez'de. Cezalan Hades'te de sürdürülür! Yı­ lanlarla bir sütuna bağlı oldukları halde bir baykuşun durmadan ulayarak ötmesini dinle­ mek zorundadırlar. ama onu yere sermek olanaksızmış. Alpos. 385): Ares de bu yüzden çok acılar çekti. Herakles bu yüzden onu sırtlanıp başka bir ülkeye götürmüş ve bir ok­ la öldürmüş (Herakles). Med'ler boyuna adını verdiği gibi. Otos'ia güçlü Ephialtes.ırıyl. Oğlu Meleagros yedi günlük iken Kader tanrıçaları Althaia'ya gelmişler ve ocaktaki bir odunu göstere­ rek. geçilen ırmağa da Tıgris (Dicle) yani Kaplan ırmağı denmiş. ikisini de deniz kuşu yapmışlar. her gün deniz kı­ yısına gider. Aloeus'un iki oğlu.

Ne var ki Aeneas İtalya'ya ayak basın­ ca kral Latinus kızını onunla evlendirmeye karar verdi. Tanrı çocuk o kadar güçlüymüş ki sütninesinin bir boynuzunu kırmış ve bunu kendisine bakan nympha'lara verip içini diledikleri gibi doldurabileceklerini söylemiş. Bu baltaya hem Girit'te. Amazon'ların at üstünde savaşmaları. babaerkil özellikte ve nitelikte olan Yunan mythos'unu bu kadar etkilemiş olma­ ları da ondandır./\ı ı r. Roma'da Vesta rahibeleri. çocuklannı doğar doğmaz yutan Kronos'tan kurtulup Girit'e kaçırdığı Zeus'a dadılık eden nymphanın adıdır. Böylece her türlü yemişle dolan boynuz "Bolluk Boynuzu" oluvermiş. Savaşçı karakterleri böylece kay­ naklarından da belli olan bu kadınlar ok ve yaydan başka bir de "labrys" denilen iki ağızlı baltayı silah olarak kullanırlar. Ama­ zon'ların erkek gibi oluşu. çünkü halk ara­ sında adı başka. Ünlü yontucu Pheidias'ın atelyesi bu korulukta imiş. Savaş Rutul'lar için korkunç bir yenilgi ile sonuçla­ nıp Turnus da ölünce. Amata kendi canına kıydı. Amaltheia. Troya'lılara düşman olan Amata Turnus'u Aeneas'a savaş açmaya itti. Efsaneye göre Amazon'lar savaş tanrı Ares ile Harmonia'nın (ya da Aphrodite'nin) kızla­ rı sayılır. Bu yüzdendir ki bir gerçek payı ve tarihsel bir ni­ telik taşırlar. Amazon adının kökeni de yazarlarca şöyle açıklanır: A-mazon. hem Hitit kabartmalarında rast­ lanır. Olympia şehrinin yöresinde Zeus'a adanmış kutsal orman. Homeros'ta Myrina'ya "çok zıplayan. Zeus sonradan bu keçinin pos­ tu ile Aigis kalkanını yapmış. İzlerine destanlarda olduğu ka­ dar. Bu keçi Helios'tan dogma korkunç bir yaratıkmış. bütün bir düzeni dile getirir. Amazon. nitekim birçok kraliçelerinin adı ge­ çer efsanede. atı yalnız arabaya koşmak için kullanan ilk Yunanlıları özellikle etkilemiş olsa gerek. Amal­ theia çocuğu İda dağındaki bir mağaraya gö­ türmüş ve orada bir keçinin sütüyle beslemiş. Ana­ dolu kaynaklı efsanelerin hemen hepsi olmuş olayları yansıtır. Amazon'lar bu gerçeğin en belirgin örneğidir. Troya'nın önündeki bir te­ pede mezarı bulunan Myrrhine ise tanrılaşmış bir kahramana benzer. yani memesiz demek­ miş. yalnız kız çocuklarını yetiştirip aralarına alırlar. Bu tutum Anadolu'ya gelen Yunanlıları çok şa­ şırttığı içindir ki. Amazon'lar işte bu düzenin kalıntı­ larıdır. tanrılarca başkadır (Myrina). uydurulmuş masal değildir. Titanlar ondan öylesine korkarlarmış ki Gaia onu Girit mağaralarında saklamak zo­ runda kalmış. onlarla cinsel alış­ veriş kurup çocuk doğururlar. ya da Hitit'lerle ilgili bir anı olabileceği varsayı­ mını bazı bilginlerde. Başka bir gele­ neğe göre Amaltheia asıl bu keçinin adıdır. yüksek at­ layan" denmesi acaba atlı bir tanrıça olma­ sından mıdır? Amazon'ların yayıldığı bölge­ lerle Hitit'lerin bulunduğu bölgelerin birbirini tutması da dikkati çekmekte. Kızı Lavinia'yı Rutul'lar kralı Turnus'a vermek isti­ yordu. Başlarında hiçbir erkek bulunmadan kendi kendilerini yöneten Amazon'lar önder olarak bir kraliçe tanırlar. Amaltheia Rheia'nın. adın nedeni de bu savaşçı kadınların ya­ yı göğüslerine rahatça dayayabilmek için bir memelerini kesip çıkarmaları imiş. Anadolu'nun mythos'a katkıları salt efsane. çünkü efsane­ leri yalnız bir olayı değil. Amazon'ların Anadolu topraklarında bir Hitit kalıntısı. Altis. Çoğu efsanelerde Amazon'lar Kara­ deniz'de Thermodon (Terme) çayının kıyısın­ da Themiskyra şehrini kurmuşlar ve orada . Birçok efsanelere göre. Anadolu bin yıllarca anaerkil bir top­ lum düzeni içinde yaşamış ve bu düzenin sim­ gesi olan Ana Tanrıça'ya değişik adlarla tapınmıştır. Yurtlan üstüne kaynaklar birbirlerini pek tutmaz. ama erkek ço­ cuklarını sakat eder ya da öldürürler. Amazon'lardan dem vuran en eski kaynak Homeros'tur: "Erkek gibi Amazon'lar" der ve Bellerophontes'in onları yendiğini belirtir (Bellerophontes). Amata. Latium kralı Latinus'un eşi. Erkekleri yanlarında köle ya da uşak olarak bulundururlar. yaşamış kişileri konu alır. başrahip Pontifex Maximus tarafından görev başına getiril­ dikleri gün Amata adıyla anılırlardı. özellikle Halikarnas Balıkçısı'nda uyandırmıştır. Amazon'ları anlatmakla biti­ remezler. tarihçilerin ve coğrafyacıların eserlerinde rastlamamız bunu kanıtlar. savaşçı bir kadın topluluğu olmalarından ileri gelir.

Ölümsüz anlamına gelen ambrosia birçok çiçek özlerinin katıldığı bir çeşit balmış. Bir tanrıça sayılan Myrina'nın Lesbos (Midilli) adasına göçüp oranın başken­ ti Mytilene'yi de kurduğu söylenir. elinde yayla okluk bulunan tombul. onlara gençlik. yüzyıla ka­ dar tutunmuştur. Amazon'lar Ephesos'taki ünlü Artemis tapınağı ile de ilişkilidirler. O sırada Thebal'den kaidesi sağlarmış. Adrastos ise art düşüncelerle karşılar. Ampelos ağaca tırmanıp bir salkım üzüm ko­ paracakken düşmüş ve ölmüş. her edimin doğuracağı so­ nucu önceden gören tanrı sözcülerinin hayatı yürekler acısıdır çokluk. antiope'nin Theseus. Anadolu'nun ana tanrıçası Kybele ile sıkı sıkı­ ya ilişkili oldukları apaçık belli olan Ama­ zon'ların efsaneleri de. Gryneion. Myrina. tarihsel kimlik ve kişi­ likleri de ana tanrıça üstüne olan bilgilerimiz değerlendirildikçe açıklık ve kesinlik kazana­ caktır (Artemis. . Adrastos Sikyon'a. kanatlı bir çocuk olarak canlandırılmıştır. birbirine vuran kal­ kanlarının ta Sardes'te dek yankılandığını ya­ zar. Baş ka kaynaklar onları Kafkas eteklerine. Latince aşk anlamına gelen Amor (yahut Cupido) Roma imparatorluğu döne­ minde. Adrastos onun Thebai'ye savaş açan Yediler'den ol­ masını İster. Amphiaraos'un kendisine karı olarak verdiği Eriphyle'yi bir şartla alır: Kaynatasıyla arasında bir anlaş­ mazlık çıkacak olursa. Bias soyundan Adrastos'un ba­ bası Talaos'u öldürür. Kyme. Ege kıyılarında Amazon kra­ liçeleri tarafından kuruldukları söylenen şe­ hirler şunlardır: Pitane. Geleceği bilen. anlayışsız kimselerin çıkarlarına kurban gitmiştir. Ampelos. ana tarafından dedesi Polybos'un yanına sığı­ nır (Adrastos) ve o ölünce kral olur. 23). öbürünü aynı soydan olan Bias ile Melampus arasında böler. Alkmaion ile Amphilokhos'un babası (Tab. mutluluk ve ölümsüzlük Amores. Oikles ile Hypermestra'nın oğlu. Anadolu'da hemen her yerde adlarına rastlanması bu kaynaklan yalancı çı­ karmaktadır. Homeros destanlarında Olympos tanrıları "ambrosia" ve "nektar" ile bes­ lenirler. Trak­ ya'ya ya da güney İskitya'da Tuna ağzına yerleştirirler. Ephesos ve Smyrna şehirlerinin birer Ama­ zon tarafından kurulduğu anlatılır. Penthesileia'nın Akhilleus efsanesinde adı geçer (bkz. bu büyülü bal insanlara da içirildi mi. bu adlar). Ephesos ve Ptiene'nin ilk yerleşme yeri. Dünyanın yedi ha­ rikasından biri olan bu tapınağı Amazon'ların yaptığı ya da orada rahibelik ettikleri anlatılır. Amazon'ların tarih öncesi çağlarda Batı Anadolu'ya yayıldıktan sonra Yunanistan'a dek sokuldukları ve Atina önünde savaştıklan anlaşılmaktadır. Dionysos sev­ gilisini gökte bir yıldız haline dönüştürmüş. Bu soyların vârisleri arasında kavga çı­ kar günün birinde: Melampus soyundan Amphiaraos. Pompei fresklerinin mitolo­ jik sahnelerinde çok geçen Amores figürleri Batı sanatına Rönesans'la girmiş ve Rokoko üslubunun bir özelliği olarak XIX. Amphiaraos'un da öyle. Amphiaraos bu barışı candan ister. Ambrosia. Smyrna. Bu şehir bugünkü Fatsa ya da Ordu yakınında olsa gerek Argonaut'lar Kolkhis'e varmadan onlarla karşılaşırlar. Argos ili.oturmaktadırlar. kral Proitos zamanında üçe bö­ lünmüştü: Bir bölümünü kendisi alır. Amphiaraos Kalydon avına ve Argonaut'lar seferine katıldıktan sonra. Öyküsü Thebai efsaneler zin­ cirine bağlı Melampus soyundan ünlü bir kâ­ hin. Amphiaraos bu şartı da kabul eder. Bu savaşçı kadınlar kimi ozanların ezgilerinde Efes Arte­ mis'i ile ilişkili olarak gösterilir: İskenderiye şairi Kallimakhos Artemis tanrıçaya övgüsün­ de cenkçi Amazon'ların Ephesos kıyısında tanrıçaya bir heykel diktiklerini ve çevresinde savaş raksı yaptıklarını. Ambrosia ile beslenen tanrılar yaralan­ maz olurlar. yargıçlığını Eriphyle yapacaktır. Kybele). Tanrı Dionysos bu güzel delikanlıya gö­ nül vermiş ve bir karaağaç dalından salkım salkım sarkan asmayı ona armağan etmiş. Bir süre sonra Amphiaraos ile Adrastos barışırlar. Sa­ natta çoğaltılan bu figür Venüs'ün çevresinde uçuşur gösterilir. Birçok Amazon'un büyük efsane yiğitleriyle ilişkisi olmuştur: Hippolyte'nin Herakles. Adı üzüm kütüğü anlamına gelen Ampelos bir satyr'le bir nympha'dan doğma imiş. Amphiaraos.

Ama git­ meden önce oğullarına yemin ettirir: Anala­ rından öç alacaklardır. hem katılmak istemez. Kızıyla evlen­ diği Atina'lı kral Kranaos'u tahtından atarak yerine geçmiş. Aiskhylos'un ölmez eseri "Thebai'ye Karşı Yediler" tragedyasında Am­ phiaraos hem akıllı. Bu çarpışmada her ikisi de can verir (Mopsos). Amphiaraos bu seferin yı­ kımla sonuçlanacağını. Yolda başlarına gelen bazı olaylardan (Hypsipyle. iki kez çağırır onu adını heceleyerek ve şu sözler dökülür ağzından: "Güzel iş doğrusu bu yaptığın. Troya seferi­ ne katıldığı ve özellikle dönüş efsanelerinde rol oynadığı görülür: Troya düştükten sonra. babası gibi tanrı sözcüsü ve falcı olan Amphi­ lokhos Anadolu'da kalır. Amphiaraos verdiği sö­ zü tutmak zorundadır. Adı Ilyada'da geçmediği halde. Ama Polyneikes Eriphyle'yi baştan çıkarır: Kadmos'la evlenirken Harmonia'ya tanrıların düğün hediyesi olarak verdikleri gerdanlığı armağan eder ona. şehir kurtulur. Amphiaraos'un toprağa gömüldüğü yer Pausanias zamanında da gösterilirmiş. Aikmaion'un küçük karde­ şi (Tab. Penelopeia'nın talipleri ara­ sında en aklı başında olanıdır. belli zamanlarda bütün kentle­ rin elçilerini bir araya getiren "amphiktyonia"lara adını veren de oymuş. Amphinomos. Epigon'lar seferine katıldığı. Zeus'un saldığı bir şimşekle toprak yarı­ lır ve ünlü kâhini atları. hem yiğit hasımlar göndermelisin derim ben: Tanrılara saygılı olandan korkulur. Yunan kentleri arasında dinsel birlikler ha­ linde kurulup.Eteokles'in sürdüğü Polyneikes Adrastos'un konuğudur ve kardeşinden öç almak için yar­ dım istemektedir. kendisinin de sağ dönmeyeceğini bilir. hem yiğit bir adam ola­ rak tanımlanır (576 vd. soyunun tanrılarını perişan etmek! Hangi dava insana ana sütünü kurutma hakkını verir? Kılıçla fethedeceğin yurt toprağı mı destek olacak senin davana? Bana gelince. sefere çıkar. Kadın büsbütün Polyneikes'le Adrastos'tan yana döner. Yedilerin dü­ zenledikleri Nemea yarışmalarında Amphia­ raos atlama ve disk atmada birinci gelir. kocasını zor­ lar sefere katılmaya. Hiçbir arma yoktu kalkanında. 20). kahraman olmak istiyordu. kalın tunç kalkanını kaldırıp göğsüne. ama oranın krallığını kendisi gibi kâhin olan Mopsos ile paylaşamadığından. Efsaneye göre Amphilokhos Kilikya'da (Sey­ han bölgesinde) Mallos şehrini kurar. ben bu toprağı besleyeceğim ölü bedenimle. onunla kavgaya tutuşur. Ophettes) sonra. Çarpışalım: Şerefsiz olmayacak beni . Amphilokhos. Thebai'ye varınca önderlerin her biri şehrin bir kapısına dayanır. arabasıyla yutar. Deukalion ile Pyrrha'nın oğ­ lu. Böylesi bir insana hem akıllı. 23). Hellen'in kardeşi (Tab. ben düşman ülkesinde saklı kâhin. güçlü Polyneikes'e çevirir bakışlarını. torunlarının övünecekleri şanlı şerefli bir iş: Bir yabancı orduyu üstlerine salıp atalarının yurdunu. Kalkhas'la birlikte birçok kehanet merkezleri kurarlar (Kalkhas). on yıl krallık ettikten sonra kendisi de Erikhthonios tarafından sürülmüş. hem de Adrastos'u vazgeçirmeye çalışır. tanrıların seveceği. Amphiaraos tsmenos ırmağının kıyılarına doğru kaçar ve tam düşmanı Periklymenos ona yetişecek­ ken. Efsaneye göre Attika başkentini tanrıça Athena'ya adayıp ona Atina adını veren ve Dionysos'u Attika'da ilk konuklayan bu kral­ dır. çünkü Alkmaion gibi Erinys'lerin saldırısına uğramaz (Alkmaion). Ünlü kâhin Amphiaraos ile Eriphyle'nin oğlu. ama anası Eriphyle'nin öldürülmesinde bir rol oynamadığı sanılır. Derin kazıyor yüreğinin derin düşünceler yetiştiren toprağını. Zeus bu tanrı sözcüsüne ölümsüzlük bağışlamış: Attika'da Oropos denilen bir yerde kâhinliğini sürdürürmüş. bekleyen ölüm!" Böyle söyledi kâhin.): Sonra kardeşine. ama korkunç bir bozgun başlamıştır. Düşman kardeşler Eteokles ile Polyneikes birbirlerini öldürünce. Durgun ve öl- 34 . çünkü o kahraman görünmek değil. Amphiktyon.

Amphissos.tanrıçayla eulendi ve onların sevişmelerinden büyük Triton doğdu. Dirke kayalar üstünde parçalanıp can verir. sevimli bir sanatçıydı. Amphion ise tam tersine yumuşak. Denizden olma bir sürü yaratığın başında. İkizler Thebai'ye dönerler.): Toprağı sarsıp gümbürdeten Poseidon Amphitrite .). Amphion. 121 vd. Antiope ikiz çocuklarını doğurunca. amcası Lykos onları Kithairon dağına bırakıp. Amphion Tantalos'un kızı Niobe ile evlen­ miş. Tirnys kralı Alkaios'un oğlu (Tab. Antiope'yi de karısı Dirke'ye köle olarak verir. istenilen sıraya girip yan yana diziliyor­ lardı. İkizler birbirlerine hiç benzemiyorlar. Ahenkli isimlerini dize dize saymakla bitiremez Hesiodos (Theog. talipleri yatıştırmaya çalışır (XVIII. Surları yaparken Zethos sırtında kocaman kaya parçalan taşıyor. Zethos'un ikiz kardeşi (Tab. bir zamanlar kral Pterelaos'un oğullarınca öldürülen kardeşlerinin öcünü al­ malıdır. Dryope. İkizler kentin surlarını kurmaya koyulurlar. dağda oğullarını bulur ve öcünü almaya iter onları. Amphitrite. Ölüsü bir ırmağa atılır. Lykos'u öldürüp. 13). Ama kız çok utangaçmış tanrıdan kaçmış ve Atlas'ın dünyayı omuzlarında taşıdığı uzak ülkelere varmış. öyküsü. Apollon'la Artemis Niobe'nin çocukları­ nı oklarıyla vururken Amphios'u da küstah bir soy yarattı diye öldürmüşler (Niobe). Amphitryon. bu adanın kentini almak ise kralı Pterelaos'u öldürmeye bağlıydı.). yeter ki Dionysos'un Thebai ülkesine saldığı Teumessos tilkisinden kurtarsın bölge­ yi. macerası yoktur her nedense. Dirke'yi azgın bir boğanın boynuzlarına saçlarıyla bağlayarak salıverirler hayvanı. Gtl inin birinde Poseldon onu bir kumsalda kız kardeşleriyle oynarken görmüş ve g ü z e l l i ğ i n e vurulmuş. Telemakhos'un öldürülmesine karşı çıkar (Od. sert yaratışlı Zethos avcı ve savaşçı idi. gücü kuvveti sonsuz. Alkmene'nin kardeşlerini Taphos adasın­ dan gelme bir ordu öldürmüştü. Okeanos kızı Doris'in deniz tanrı Nereus'la birleşmesinden Nereides diye anılan elli kız doğar. Amphitryon bu işi başarır. ora kralı Kreon onu bu suçundan arındırır. Gene de taliplerin kaderini paylaşmak­ tan kurtulamaz ve Telemakhos'un kargısıyla vurulur (Od. 394 vd ) Öbür talipler gibi dilenci kılığındaki Odysseus'a kötü davranmaz. anasının ve soylu babasının yanında altından bir sarayda oturur korkular saçarak çevreye. Bkz. 240 vd. ama Hesio­ dos onun Triton'u doğurduğunu şöyle anlatır (Theog. Ama Komaitho'ya şükran beslemek şöyle dursun. Amphion ise lyra çalı­ yor. onu öldürmüş ve Taphos'u yağma ettikten sonra Thllpti'yi (Inıımüş (Alkmene). Amphitryon da Taphos'u ele geçir­ miş ve krallığını sefere kaülan arkadaşı Atlna'lı Kephalos'a vermiş. o da olanaksız. kimi efsaneciye göre çocuğu olmamış. dövülmesine karşı ge­ lir. V. XVI. Poseidon da bir yu nus balığı göndermiş peşinden. getirmiş deniz kralı­ na vermiş. Yurdundan sürülüp Thebai'ye sığınır. Amphitrite de bunlardan biridir. 9). Amphitryon kendisiyle birlikte Thebai'ye ge­ len amcakızı güzel Alkmene'ye talip olur. Pterelaos ölünce. o Triton ki dalgaların dibinde. Günün birinde Dirke'nin yanından ka­ çan Antiope gelir. İkiz­ ler dağda çobanlar arasında büyür. Kreon da bu işe yardım etmeye söz verir. 230 vd.). Kaza ile amcası Elektryon'u öldü rür. . çünkü kralın saçında onu ölümsüz kılan bir altın tel varmış. Zeus ile Antiope'nin oğlu. ama Alkmene bu evlenme için bir şart koşar: Amphitryon. sonra da Alkmene'nin isteğini yerine getirmek için yola çıkar. Am­ phitryon'a tutulan kral kızı Komaitho babası­ nın başından altın teli koparmış./ U v l l I II I I \ I » ' I I çülü bir adamdır. yunus Anı phitrite'yi sırtladığı gibi. Amphion'un müziğe yeteneğini fark eden tanrı Apollon (ya da Hermes) ona bir lyra armağan et­ mişti. Evlenmişler ve o gün bugün mutlu bir çift olarak yaşamışlar. çalgının güzel ve büyüleyici seslerine kendilerini kaptıran taşlar yerlerinden kımıldı­ yor. 90 vd. XXII. köpükler arasında ka­ yan bir arabada oturur gösterilen denizler kraliçesi Poseidon'a vefalı bir eş olmuş. Zeus'un buyruğuyla Thebai şehrinin yönetimi bundan sonra Amphion'la Zethos'a geçer. o ırmağa Dirke adı verilmiştir sonradan.

ölümlünün hangisi olduğunu anlar. şe­ ref sayılır Homerik çağlarda. Anadyomene. delikanlının cenazesi evi­ nin önünden geçerken pencereye çıkıp kay­ gısızca seyretmiş. kız uyanır. Tanrıça Aphrodite de bu kadar katı yürekliliğe kızarak Anaksarete'yi bir heykele dönüştürmüş. Kıbrıs'lı bir kız: Güze'. Amykos. Güzel kıza gö­ nül veren Poseidon onunla birleşir ve Nauplios adlı bir oğulları olur. "Su yüzüne çıkan. Sonraları görüş­ ler değişmiş: Yunan ilkçağında Euripides'in "Alkmene" (kayıp) adlı bir tragedyası olduğu­ na göre. kıtlığı önlemek için Aigeus her yıl Girit'e Atina'dan yedi delikanlı ile yedi genç kız gön­ dermek zorunda kalmış. ülkesine her geleni kendisiyle boy ölçüşmeye zorlar. yabasını kaya­ ya vurup bir kaynak fışkırtır. yeni komedya denilen Hellenistik çag tiyatrosu Amphitryon-Alkmene serüvenini işlemeye başlar. ama Zeus buna engel olur. Yumruk dövüşünde pek usta olan bu dev hem çıplak yumrukla. Danaos. Başka bir anlatıma göre. onu yiğit Herakles'e gebe bırakır. son­ ra da Iphikles'i doğurur. İphis adlı bir delikan­ lı ona delice âşık olmuş. Tanrı çıkagelir. Amy­ mone bütün bir gün kırlarda dolaştıktan son­ ra yorgun düşüp uykuya dalar. Minotauros'a yem . Amphitryon Alkme­ ne'nin macerasını öğrenince. sekiz aylık Herakles ise oynayarak boğar canavarları. Latin komedya yazan Plautus "Amphitruo" adlı oyununda aldatılmış koca moti­ fini bütün çıplaklığıyla ele alır. satyr'i kovar. Amphitryon böylece ölümsüz ço­ cuğun hangisi. ama duygusuz ve kalpsizmlş. Nauplios Argos ili­ nin güneyinde Nauplia şehrinin kurucusu­ dur. Amymone. giderek mutlu bir kişi olarak tanımlanır. Argonaut'lar Bebryk'lerin ilinde Khalkedon'a (Kadıköy) vardıkları zaman. Anaksarete bu­ na da aldırmamış. Anaksarete. nedeni de Poseidon'un öfkesidir: Göz koydu­ ğu Argos'un Hera'ya verilmesine kızmıştır. Bu kaynak son­ radan Amymone adını alır. Aphrodite). Minos ile Pasiphae'nin oğlu. u. bu işi Am­ phitryon değil de Zeus'u kıskanan Hera yap­ mış. Minos da öç alması için tanrı Zeus'a yalvarmış. Danaos'un elli kızından biri. Poseidon'un oğullarından bir dev. çünkü büyük tanrı Zeus tarafından aldatılmak zül değil. Amphitryon iki çocuğu birlikte yetiştir­ miş ve Herakles'in yanıbaşında Minyen'lere karşı bir savaşta can vermiş. avazı çıktığı kadar bağırır ve Poseidon'a yakarır. hem de kestos denilen kurşunlu bir eldivenle yarışırmış. Bursa'dan Karadeniz'e uzanan Bithynia böl­ gesinde Bebrykes adlı bir boyun kralıymış. Alkmene bir gün arayla Herakles'i. çoğu zaman yener ve öldürürmüş. Amymone babasıyla birlikte Argos iline gelir. O sırada bir satyr'in saldırısına uğrar. Tanrıça Aphrodite'ye veri­ len bir sıfat. Atina'da Panathenaia bayram­ larında düzenlenen bütün yarışmaları kazan­ dığı için kral Aigeus onu kıskanmış ve Marathon ovasında korku salan bir boğayı öldür­ meye göndermiş. ünlü bir atlet. Orada korkunç bir kuraklıkla karşılaşırlar. "Amymone" Aiskhylos'un "Yalvarıcı Ka­ dınlar" ile başlayan ve Danaos kızları ile Aigyptosogullarının dramını anlatan trilogia'ya eklenmiş bir satyr oyununun (kayıp) adı olsa gerek. Ne var ki adı Homeros des­ tanlarında geçtikçe. O gece sabaha karşı Amphitryon da savaştan döner ve karısına kavuşup Iphikles'i üretir. Zeus oğlu Polydeukes onunla güreşmeyi göze almış ve korkunç de­ vi yenerek yolculara karşı bu insafsızca dav­ ranmasına son vermiş (Argonaut'lar). Androgeos bu işi başaramayıp ölmüş. Tanrı Afrika'ya kıtlık sal­ mış. konu komik sayılmamıştı daha.J U » 1 I I\> »l Ne var ki o sırada Zeus Amphitryon kılığın­ da Alkmene'nin koynuna girer. Amphitryon'un benzeri Sosias tipini de yaratarak Moliere'in tadına doyulmaz "Amphitryon" ko­ medyasına örnek olur. dalgalardan doğan" anlamına gelir. Tanrıçanın. İphikles ür­ ker. Androgeos. Uranos'un denize savrulan atmıgıyla meydana gelmiş köpüklü dalgalardan doğduğunu belir­ tir (Uranos. kızlarını su aramaya gönderir. karşılık görmeyince. Amphitryon hangisi­ nin kendi oğlu olduğunu bilmek için çocukla­ rın odasına iki koca yılan koyar. çok saygıdeğer. ona ceza ver­ meyi düşünür önce. kızın kapısına asmış kendini. Amphitryon Batı yazınında ilk aldatılan ko­ ca olarak yaşar.

Akha'lar üstüne saldırıp öldürecekler seni. Ulu anamsm benim. ne ulu anam. Andromakhe'nin anadan. bir çocukla­ rı olmuştur: Astyanaks. talihsiz karına acıma yok sende. karını dul koma. "Or­ manlık Plakos daginın eteğinde kraliçeydi anam" diyor Andromakhe yana yakıla. Mysia'ya varmış ti. İlyada'da anlatılan savaşın dokuzuncu yılında Troya sahnesine çıkarlar. yetim koma yavrumuzu. dört duvar arasında. Homeros'un dediği gibi. Hele içi içine sığmayan genç ve atılgan Akhilleus çok sabırsızlanıyordu. az gün var. Ef­ saneye göre Efes bölgesine yerleşmiş Leleg'lerle Karia'lıları kovan lon göçmenlerinin önderi olan Androklos Ephesos şehrinin ku­ rucusudur. Şehirden çıkıp. sonra büyük bir kurtulmalık karşılığında serbest bırakmıştı. Mutlu günlerini bilme­ yiz bu güzel karı-kocanın. Günler geçer. yaşlı başlı kralı öldürmüş. Andromakhe. ağaçların arasından bir yaban domuzu çıkmış. çünkü korku kaplamıştır yüreğini. acı bana. yok. 407 vd."hür gününü" görür görmez ölmüştü. Eetion kral Priamos'a dostluk bağlarıyla bağlıdır. bir korkak gibi çekilecek değil ya savaştan Troya ordu­ sunun desteği. Andromakhe. Troya yöresinde ra­ hat kalmamıştı. akıllı Adromakhe'yi Priamos'un en değerli oğlu Hektor'a verir. Andromakhe Troya sarayında kadınlar dai­ resinde. Bir gece İon'lar ormanda balık kızartırken. düşüremiyorlardı bir türlü Anadolu'nun kutsal kalesini. Ama Hektor'un ölümünden birkaç gün önce Astyanaks dadı­ sının kollarında dolaştırılan bir bebektir. karısı­ nı evde arar. Ne babam var benim. Dü­ ğün dernek nasıl olmuş? Andromakhe. Yiğit çe dövüşerek can verir. Andromakhe gözyaşları döke rek ellerine sarılır (İl. yiğit. dul kalmama. uzaktan Andromakhe'yi ve yavrusunu görün ce. Troya surlarından bir çığlıktır kopar. dayanağıdır. arkadaşısın sıcak döşeğimin. Sarayında yedi oğlu ile büyüttüğü tek kızı sevimli. Her geçen gün bir işkencedir. Samos (Sisam) adasını da o ele geçirmiş. Atina kralı Kodros'un oğlu. Ölüm-kalım savaşı. yavruna. Priamos'un oğulları ve gelinleri için yapılmış önü revaklı evlerin birine nasıl gelin girmiş? Bunu şairler bize anlatmaz. ama zavallı kadın.. delı gibi fırlar . Bir gün Hektor savaştan ara bulup şehre gelir.olan bu gençleri kurtarmak İşini Theseus baŞarmış (Aigeus. atların çeşmeye süren tek tük Troya'lıları her fırsatta kovalayıp öldürmekle bile duyuramı­ yordu kana susamışlıgını. kardeşimsin. Akha ordusu dokuz yıldır Troya kapıları önünde pinekliyor.). çocuk büyür de bir gün Troya'ya kral olur umuduyla takmışlardır. Androklos. Androklos hayvanı oracıkta öldürmüş ve tanrı buyruğunun gerçekleştiğini anlaya­ rak Ephesos şehrini o korulukta kurmuş. kalede kal. ne yapsın. uslu. ne kadar yiğit de olsa Hektor'un bir gün düşman kargısı altında can vereceğinden korkar. Arada. Hektor'la Andro­ makhe ancak yıkım gelip çattığı zaman. biliyorum . gülümser. bayırda davarlarını otlamaya giden. dağda. mekik dokumakla vakit geçirir. İkide bir savaşı gözlemek için çocuğunu dadıya verip batı kapısının üstündeki kuleye çıkar. krali­ çeyi de Akhilleus esir sürüsüne katmış. Ah kocacığım. Andromakhe odasında mekik dokurken duyar bu vaveylayı. Troya'lılar Hektor'un oğluna "şehrin efendisi anlamına gelen bu adı. balık sıçramış. Bölgede çapulculuk seferlerine çıkmış Aklıllleııs. Andromakhe'nin anasını da esirgememişti. yedi Oğ lunun insafsızca canlarına kıymıştı. Kral Eetion'un sarayında yapmadığını bırakmamış. hizmetçileri arasında nakış işlemek­ le. Burada. Troya ovasında yiğitler boğuşurken. Mysia bölge­ sinde Thebai şehrinin kralı olan Eetion'un kı­ zıdır. Tro­ ya'ya getirmiş. babadan. Hek­ tor'un ölümüne karar vermiştir tanrılar. Theseus). Hektor. batı kapılarına koşar. rahat durmaz. Hektor ile Akhilleus arasında teke tek savaş başlar. İon göçmenlerine bir tann sözcüsü kuracakları şehrin yerini kendilerine bir ya­ ban domuzunun göstereceğini bildirmiş. İIyada destanının en dramatik sahnesi. kardeş­ ten yüzü gülmemişti. Sensiz kalmaktansa toprak yutsun beni daha iyi Benim senden başka dayanağım yok. Hektor acır kansına. alıp götürdüğü zaman ölüm seni yalnız acılar kalacak bana. bu hırs yiyecek seni.. Sen bana bir babasın. bir ateş kıvılcımı da koruluğa düş­ müş. Uğursuz savaş Anadolu kıyılarına gelip çatınca.

Sonra da babana. Canavar da onu parçala­ Erkeğim benim. bu şehir yerle bir olacak baştan aşağı. şöyle der (İl. Dile gelmez acılar bıraktın. getirir. bilmem. canavarı da öldürürüm. Neoptolemos'un Delphoi'ye gidişin­ kanlının güzelliğine vurulur ve dağa iner. Ama yiğit Gorgo kafasını tutmuş karşılarına. bayılır. kara talihli ikimizden. Neoptole. onlara kıyacaklardır ki. Troyalı prens arzu ile yanıp tragedyasında adı Pyrrhus'tur) aşkına karşılık tutuşarak tanrıçaya yaklaşır. Hektor. Tutulmuş da hemen ona. gözyaşı döke döke gece gündüz anayım onu hepsi birden taştan adam olmuşlar (Perse­ us). Troya'Iılara kral pas lieu" (Troya savaşı olmayacaktır) piyesin­ olacaktır o de de Andromakhe ilginç. evimizde dul bıraktın beni. körpecik. Gorçocuğumuz da ufacık. Homerik denilen övgülerden Aphrodite' ğu olmamıştır. evlenmişler. öç almasını istemişler. Perseus ejderi öldürüp kızı almış. Sonunda Andromeda'yı bir kayaya bağlamışlar. Pliineus'a sözlüyrnüş. Themis tapınağına sığındıkları tanımlanan İda dağına Aphrodite'nin inişi. tanrıçanın büyü­ Euripides'ten çok daha güzel. mak üzere yaklaşırken. çok daha in­ süne kapılan hayvanların ormanlarda. sen. Gerçekten de çilesi bitmez Andromakhe'nin. rıçanın gelişine benzetilmiş.): Andromeda. kayaya bağlı güzel kızı görmüş. Halk da Kepheus'u kızını feda etmeye zorlamış. XXIV. Sevişmelerinin vermeyen ve Hermione'nin kıskançlığını bo­ sonunda gülümser tanrıça. Andromakhe ile oğlunu öl­ güde "canavarların anası. ne var ki Andromeda amcasına ama bana kaldı gene en büyük acı. Ozanlar arasında ağıda başlar. dönübizden olan. Zeus-Ammon tapınağının kâhinine başvuran kral kızını canavara kur­ ban ederse ülkesinin ejderden kurtulacağı ce­ vabını almış. Phineus adamlarını Ölüm döşeğinde uzatmadın ellerini bana. göçüp gittin genç yaşında. AkhiUeus'un oğlu Neoptolemos'un sarayında görürüz onu. babasına gitmiş. şöyle güzel bir söz söylemedin ki. kafasını eline almış. yormuş ki. Öyle olmuş. düşer.ruvun\jmcuf\ dışarıya. Aithiopia kralı Kepheus'la Kassiepeia'nın kızı. yumuşatır yüreği­ ni ve ölüyü alır. Bu işkence dokuz gün sürecektir: Her sa­ bah Akhilleus ölüyü arabasına bağlayıp sü­ rükler. binbir pınarlı" diye dürmek ister. Hektor'un cenaze tö­ reninde görürüz şimdi de Andromakhe'yi. oysa tutsak olarak konağına ye ayrılmış olanı. Troya kral soyundan olan Asragedyasında. Tanrı korkunç bir ejder salmış Kepheus'un ülkesine. Tanrıça Phyüzyıl Fransız şairi Racine'dir. funda­ sanca bir Andromakhe tipi yaratan şair XVII. gökten inmiş atı Pergasos üstünde. Hektor'u bir rygialı bir genç kız kılığına girer de öyle görü­ türlü unutamayan. kasıp kavuruyormuş ortalığı.kos'un oğlu Ankhises tanrıça Aphrodite ile sevişmiş ve Aineias'ın babası olmuştur (Tab. anana. toplamış. Euripides'in "Andromakhe" adlı tra­ Ankhises. son dakikada peşinde vahşi hayvanlar sürükleyen ana tan­ kurtulurlar. yiğit ve bilinçli bir kadın. mos kızı Hermione ile evlenmiştir. kızını bana verirsen. Onuncu günü akşam kral Priatnos Ak­ hiUeus'un barakasına gider. canavardan sen öldün. Jean Anouilh'in "La Guerre de Troie n'aura Senin bir oğlun doğacak. sonsuzluğa dek! Q8 . düğün gecesi saldırmış Perseus'a. Hermione bu Troya'lı kadını fena maçlarında sığırlarını otlatırken görür. 725 vd. Öv­ den faydalanarak. Ne­ reus kızları da Poseidon'a dert yanmışlar. Akhillus'un arabasına bağlayıp toz toprak içinde sürüklediği Hektor'un ölüsünü görünce. ama çocu­ 17). deli­ kıskanır. onun koruyucusu bekçisi. gençlik çağma erer mi ki. halde. soylu analarını. Anası. lıklarda sevişmesi gösterilmiştir. Neoptolemos'un (Fransız nür Ankhises'e. go'yu öldürmüş. çekici bir tip ola­ Ve çocuklarına çocuklar doğacaktır rak canlanır gözümüzün önünde. demiş ki. birden yiğit Perseus gittin. Nereus kızlarının hepsinden daha güzel olmakla övünmüş. şefkatli seslenir: bir ana tipidir. bu sevişmeyi en ufak ayrın­ getirdiği Andromakhe ona üç oğulla bir kız tılarına dek anlatır: Tanrıça Ankhises'i 1da ya­ vermiştir. sevgilisine şöyle şa çıkaran. çocukları ayakta tutan. kurtarır.

Halikarnassos'un (Bod­ rum) kral soyundan bir gençmiş. Miletos zor­ bası Phobios'un sarayında yaşıyormuş ki. onu beş yaşında ha basına tanıtacağını ve çocuğun kimin okluğu sorulursa sakın Aphrodite'nin oğlu olduğunu lıildirmernesini. 164). İhtiyar bir kadın olarak canlandırılan Anna Perenna üstüne çeşitli efsaneler anlatı­ lırdı. ama yarık bir türlü kapanmamış. Priamos'un arka­ daşı ve danışmanı. Anlaşmazlık sona erip halk şehre dön­ dükten sonra Roma halkı kurtarıcısı saydığı bu kadını tanrılaştırmış. yoksa Zeus'un yıldırımına çarpılacağını söyler ve Ankhises'i bırakıp gi­ der. Yakalana­ caklarından korktuğunu. Anna Perenna. Phobios'un karısı. Menelos'la Paris arasındaki teke tek çarpış­ mada yargıçlık eder. Daha çok erkekler ara­ sındaki sevgide adı geçer ve "seveni bahtlı eden. Phrygia kralı Midas'ın oğlu. en kıymetli eşyalarını atmış. Homeros'un Antela (İl. Poseidon İle Gaia'dan doğma bir dev. Bir başka yoruma göre Anteros Eros'un kar­ şıtıdır. katı yürekli ve duygusuzdur.A I N I I II 1 K Tanrıça doğuracağı oğlanı büyütmek için nympha'lara vereceğini. derin bir yarık açılmış. Sonra da Antenor Trakya yoluyla ve oğullarıyla birlikte kuzey İtalya'ya göçmüş ve Po vadisine yerleşmiş. Antheus. Roma'nın biraz kuzeyinde Via Fiaminia'ya açılan kutsal bir koruluk var­ dı. ya da konukluk ku­ rallarına karşı gelmekten çekindiğini İleri sü­ rerek kraliçeyi oyalıyor. elmas. Bir efsaneye göre Ankhises tanrıçanın sö­ zünü tutmaz. Kral da tutmuş. Bu koruluk çok eski bir tanrıçaya adan­ mıştı. böylece bir zamanlar Ak ha'lara konukluk eden bu soy esirgenmiştir. Troya düştükten sonra Antenor ve oğulları Akha'larca korunur. Halkın orada aç kalmaması için Anna adlı bir kadın her gün kendi eliyle yaptığı çörekleri getirir. ucuz ucuz sararmış halka. (Alkyoneus). Antenor savaş sı­ rasında da işi tatlıya bağlamaktan.kaldığı. Günün birinde kraliçenin sabrı tükenmiş öç almaya karaı vermiş.ya da kör . fazlaca içtiği bir gün Aphrodite ile sevişmiş olmakla övünür ve çarpılır. Uçuruma en değerli nen varsa. Troya efsanelerinden sonra meydan gelen efsanelerde Antenor vatanını satan bir hain olarak görünür: Tahta atın şehre alınmasına. Eros tanrıya karşılık olarak göste­ rilen tanrısal varlık. Troya'lı ihtiyar. öyle ki şe­ hir de içine yuvarlanıp yıkılacağa benzediğin­ den Ankhuros bir tanrı sözcüsüne ne yapaca­ ğını sormuş. Antenor. atar atmaz da yarık kapanmış. Troya' dan ayrılırken seksen yaşında olduğu da söy­ lenir. Ankhuros. altın. onu atacaksın. buluşmalarını ertellyorrnuş. Antaios. tragedya yazarlarının Sthenelıoia diye adlandırdikları bu kadın Lykia kralı lobates'ln kızıdır Kardeşi Akrisios tarafından Korinthos'tan sürülüp Lykia'ya sığınan Proitos'la evlidir. ama doğa dışı sevgileri önleyerek bir düzen öğesi olarak rol oynar. Söy­ lentiye göre Antenor'un evinin kapısına bir pars postu konmuş. Helena'yı mallarıyla Akha'lara geri vermekten yanadır. An­ teia Tiryns'e gelen Bellerophontes'e tutulur ve ondan yüz görmeyince yıkımını kurar (Bellerophontes). Anteros. Roma'da tarihsel çağlara dek oyna­ nan Troya oyunları Aenas'ın kurduğu bu ya­ rışmalara dayanırmış (Aineias). Palladion'un çalınmasına yardım ettiği söyle­ nir. VI. demiş sözcü. Vergilius'un Aeneis'inde Ankhises'in Sicilya'da Drepanon burnunda öldüğü ve Aeneas'ın babası şerefine oyunlar tertiplendiği söylenir. ona gönül vermiş. Ankhuros sonunda kendini atmış uçuruma. ama delikankyı kandırarriamış bir türlü. yani halk Mons Sacer denilen kutsal tepeye çekilmişti. Anteia. Bu­ nun sonucunda topal . Batı kapısında ihtiyarlar derneğinde bulunur ve Troya savaşından ön­ ce kaçırılan Helene'yi geri almak için elçi gönderilen Odysseus'la Menelaos'u evinde nasıl konukladığını anlatır. Efsanesi Alkyoneus efsanesinin tıpkısıdır. Troya'dan kaçarken Aineias'ın onu sırtına al­ masının nedeni bu olduğu anlatılır. Biri şu: Roma'da çıkan bir iç savaş so­ nunda sınıflar arasında bir bölünme olmuş ve Plebs. Venet'ler boyunun atası sayılırdı. Baş­ kentinin yanıbaşında büyük bir toprak kay­ ması olmuş. Antheus. Bir altın tası . sevgiye karşılık veren" anlamına gelir.

Kreon — Thebai'liler arasında bunu böyle gören yalnız sensin. Yurdu da. eylemiyle bugün bile çözümlenememiş bir toplum sorununu dile getirdiği içindir ki. orada halkı acındırmayı ve kral Theseus karşısında babasını savunmayı başarır. Sonra da ne büyük bir suç iş­ lediğini anlamış ve pişmanlık duyarak kendini asmış. 19). yollara düşer. Kâhin Teiresias'ın açıklamalarından ne kor­ kunç bir suç işlediğini anlayınca. Kentten kente sürü­ nüp dilenen babasıyla birlikte Attika ilçesi Kolonos'a varır. Hades'te hüküm süren Dike de biz fa­ nilere böyle bir nizam yüklememişti. Ve senin emirlerinde. Kreon — Ötekine karşı alâka göstermekle buna karşı günaha girmiyor musun Antigone —• Mezarında yatan ölü böyle hü­ küm vermeyecektir. Kreon — Demek buna rağmen benim emri­ me karşı gelmeye cüret ettin? Antigone — Fakat bana bu emri veren Zeus değildi. yurduna yabancıların yardımıyla saldıran Polyneikes'in de mezarsız kalarak. Nasıl bilmem?Her­ kese ilan edildi. çağ­ daş insanı derin derin etkileyen. Oidipus'un ölümünden sonra Antigone Thebai'ye döner. Thebai'den ayrılır. delikanlı ku­ yunun dibine varınca üstüne kocaman bir taş atıp onu ezmiş.B. bir köle değil. Antheus'a inip tası çıkarmasını buyurmuş. Sophokles'in ölümsüz "Antigone"sinin ko­ nusu işte budur. Kreon — Bu işi yasak eden emrimi bilmiyor muydun? Antigone —Biliyordum. . Oidipus'un kendi anası İokaste'den dogma kızı (Tab. ölüsünün üstüne toprak serpmeyi bi­ le yasaklandırarak böyle bir işe girişecek ola­ nı ölümle cezalandıracağını bildirir. tersine borç olduğunu ileri sürerek. Böylece Oidipus'a bir sığınak bulup. hem de kılavuz olur. hayat hi­ kâyesi bize en çok dokunanıdır. Kreon — Bunlardan ayrı düşündüğün için utanmıyor musun? Antigone — Öz kardeşime saygı göstermek­ te utanacak ne var? Krneon — Onunla dövüşüp ölen de bir kar­ deşin değil miydi? Antigone —• Aynı ananın ve aynı babanın oğluydu. Kreon — Birinin koruduğu bu memleketi öbürü harap ediyordu. Antigone — Olsun.. onun öç perileri Erinys'lerden kurtularak ra­ hat bir ölüme kavuşmasını sağlar. S. Bu kez tahta çıkan Kreon Eteokles'in yurdu­ nu savunurken öldüğü için kahraman sayılıp törenle gömülmesini. Antigone. Kreon —Fakat sen bir günahkâra karşı aynı hürmeti gösteriyorsun. değişmez kanunlarından daha üstün yapacak bir kudret bulunduğunu zannetmiyo­ rum. Sophok­ les'in erişilmez bir başarıyla dile getirdiği bu tartışmadan bazı parçaları aşağıya alıyoruz (M.Eg. kardeşini gömer ve eyleminin suç değil. Davranışı. sonsuzca dü­ şündüren bir kişilik taşır. Antigone Kreon'un bu emri­ ne karşı gelir. Oidipus göz­ lerini kör ettikten sonra. Çünkü bu kanunlar yalnız dün ve bugün yaşamıyorlar. Yalnız kız Antigone baht­ sız kahramanı elinden tutup. Sophokles'ie işlen­ meye başlayan Antigone dramı canlılığını bu­ güne dek yitirmemiş ve Anouilh gibi Batının en seçkin tiyatro yazarlarına konu olmuş ve olmaktadır. oğulları da lanet okumuşlardır ona. Aiskhylos'un "Thebai'ye Karşı Yediler" tra­ gedyasına konu olan bu savaşta iki düşman kardeş birbirleriyle dövüşürken can verirler. insan sözlerini tanrıların yazıl­ mamış. bununla da kalmaz. Sophokles'in "Oidipus Kolonos'ta" adlı bu tragedya­ sında Antigone'nin güçlü kişiliği belirmekte. fakat korkudan dillerini tutuyorlar. yönetmene baş kaldırır. bunlar ebediyen menidirler ve ne zamandan beri mevcut olduklarını bilen yoktur. Hades ikisi için de aynı mezar hakkını tanır. ona hem des­ tek.ANTİCSONL derin bir kuyunun içine atarak. Antigone — Onunla beraber ölen bir kardeş­ ti. Yayınları. ilerde ne korkusuz bir yürekle ne yaman bir eyleme girişeceği sezilmektedir. hiçbir şeyi inkâr etmiyorum. suç ve devlet yönetimi konularında yönetme­ nin kendisiyle tartışmaya kalkışır. Antigone traged­ ya kahramanlarının en cana yakını. Thebai'de krallığı paylaşamayan kardeşleri Eteokles ile Polyneikes bir­ birlerine karşı amansız bir savaş açmışlardır. Antigone — Hepsi böyle görüyorlar. Ali çevirisi): Antigone — Ben yaptığımı itiraf ediyorum.

Yay germe oyununu önce kabul eder. Eupeithes'in oğlu Antinoos şıma rık. Kavgacı. ah dedim anama bir sarılsam. bu plan gerçekleşmeyince. Z03vd)i O böyle konuştu. çal oynasın tükcl meye kararlı taliplerin başta geleni. mülkünü vur patlasın. Nestor'un oğullarından biri. Gerçi Kreon ceza olarak onu kayalıkla­ ra diri diri kapatır. kötü adamla müsavi muamele görmeyi istemez. en terbiyesiz ve en ahlaksız olanıdır. Üç sefer atıldım üstüne. üç seferinde de uçtu. ulu yürekli Autolykos'un kızı Antikleia'nın ruhu. bir ağladım. bu adam kara ölüm cadısına benzer. ama Antinoos hepsinden beter. Antigone — Ölüm diyarında da böyle bir ka­ ide olduğunu bana kim söyleyebilir? Kreon — Düşmanımız bizim İçin hiçbir za­ man. Antikleia. yüreğimdeki keskin acı her seferinde büyüdü. Antinoos.(Od XI. benim gönlümse bir tek şey istiyordu Kucaklamak geçmiş. Sonunda Odysseus anasına sarılmak ister. en küs­ tah. sonra kimsenin başaramadığını . ama Odysseia'da şafak tanrıça Eos'un oğlu Memnon'un eliyle öldü­ rüldüğünü öğreniriz. Odysseus'un anası. sertliği simgeleyen Kreon artık yıkılmış. asıl çekemediği kimse de amaçla­ rının gerçekleşmesini önleyen Telemakhos' tur. oysa kutsal llyon 'a giderken sağ bırakmıştım onu. tembel. Antikleia da Ithake sara­ yındaki durumu anlatır. Odysseia'da anlatılan (XI. sevgi paylaşmaya geldim. kederinden Haimon da canına kı­ yar. kendi­ ni öldürür. gitti kollarımın arasından. Ona karşı kurulan kumpasların. Bazı bölümlerini bu­ raya alıyoruz: Birde baktım geçmiş. yarışmanın yapılması için önayak olur. Autolykos'un sarayına yerleşmişti. Odysseus'u Sisyphos'un oğlu sayan efsaneler vardır. düş gibi. Troya savaşına katılır ve çevikliği. kaba ve zalim bir adamdır: Odysseus'un başına ilk tokmağı atan. Devletin baskısına karşı kişi özgürlüğünü savunan Antigone sonunda tam bir zafer ka­ zanır. Sonra Odysseus olanı biteni ve Hades'e ne­ den indisini bildirir. Akhilleus ile Patrolos'un en ya­ kın arkadaşıdır. dost değil­ dir. dadı. göçmüş anamın ruhu çıkageldi. yüksekten atarak konuşur. dilenci­ yi galiz küfürlerle kovan odur. buna çatar. VI. Antilokhos'un İlyada'da sonuna ka­ dar savaştığı görülür. hasretine dayanama­ yıp canına kıymış. pusula­ rın fikir babası hep Antinoos'tur: Pylos'tan dönüşünde Telemakhos'u öldürmek için pu­ suya yatmaya önayak olur (Od.MIN I UN» » ' I Kreon — Ama orada da İyi odam. Hai­ mon). ama Kreon'un oğlu ve Antigone'nin nişanlısı Haimon babasını sert söz­ lerle kınadıktan sonra. ona. Antikleia bu sırada onunla ilişki kurmuş. 362 vd. Devlet yasağında ve cezasında ka­ yıtsız. sonra evlenmiş Laertes'le. çökmüş bir adamdır (Kreon.. gözü doymaz. Antinoos'un tutum ve davranışı talipler arasında bile tepki ile karşılanır. yigitligiyle dikkati çeker. görünce bir acıdım. Antikleia oğlu Odysseus Troya seferi­ ne çıkıp dönmeyince. 499): İğrenirim bunlardan. Autolykos Sisyphos'un sü­ rülerini çalmış.). Sal­ dırgandır. Anası Eurydike buna dayanamaz. hep kötülük kurarlar. Odysseus ölü ruhları diriltip konuşturacak kandan önce Teiresias'a içirir. 85 vd. göçmüş anamın ruhunu. şöyle der (XVII.. Patroklos ölünce çok üzülür ve acı haberi Akhilleus'a verme görevini üstü­ ne alır. İthaka kralı Laertes'in karısı. İros'la Odys­ seus'u güreştirmek ve iki dilencinin çilesin­ den eğlenmek fikri de ondan gelmedir. Sisyphos da bu yüzden gel­ miş. Penelopeia tiksinir ondan. hatta ölümünden sonra bile. Bir söylentiye göre. sert. nişanlısını kurtarmaya koşar.). Antigone — Ben dünyaya kin değil. Antilokhos. Odysseus'un malı nı. şartsız.) ana oğlun buluşması destanın en gü­ zel parçalarından biridir. üç seferinde de bir gölge oldu. 669 vd. Antigone'nin kendini asmış olduğunu görünce. İnsanların en kurnazı Autolykos'un kızıdır. Aralarında içli bir ko­ nuşma olur. çok içerler ve da­ ha kötü şeyler kurmaya başlar (XVI.

Epopeus'u öldürür ve Antiope'yi tu­ tuklu olarak Thebai'ye geri getirir. Orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça. 197 vd. yani şu ölümsüzleri. Sevgiyi. Yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu Narin ayaklarının bastığı yerden. sevişmeyi simgeleyen bu tanrıça bu büyüyü kendi kendine değil. Aphrodîte dediler ona tanrılar ve İnsanlar. Ölüm okunu Odysseus ilkin Antinoos'a karşı yöneltir ve bütün talipleri sıra ile öldürür.. dedi ki: . sert sözlerle çıkıştı ona. Ne var ki Amphion'la Zethos önceleri analarını tanımazlar. 421-547). doğar doğ­ maz toprağın bağrına soktuğu için Toprak Ana şişmekte ve korkunç sancılarla kıvran­ maktadır. Bunun sırrını Homeros tanrıçanın ak köpüklerden olma bedeninde taşıdığı bir büyülü mernelikte görür. Amphion ile Zethos'a gebe kalan Antiope babasının öfkesinden korkup evden kaçar ve Sikyon kralı Epopeus'un ya­ nına sığınır. bu ak köpükten. sonra çobanlardan kim olduğunu öğre­ nince analarını kurtarırlar ve Dirke ile Lykos' tan da öç alırlar. Yunanis­ tan !da bir yerden bir yere atar kendini. acılarını dindirir (İl. bu yüzden son oğlu Kronos'a bir tırpan verir. 9). kutsal günde yarış­ ma olmaz diye vazgeçirmeye çalışır. sevgi onun içindeydi. çözdü göğsünden nakışlı memeliğini. çevresini sa­ ran başka tanrısal varlıkların aracılığıyla ger- 42 . ölümlüleri alt ettiğin. Önce kutsal Kythera'ya uğradı bu kız Oradan da denizle çevrili Kıbrıs'a gitti. işte onları bana ver bugünlük. cilveli ve gönül alıcıdır. sever. Sonralar» Antiope Dionysos'ın öfkesine uğrayarak çıldırır. Thebai'de Lykos'la karısı Dirke'nin zincire vurup eziyet ettikleri Antiope tanrıların yardımıyla zincirlerini çözer ve kaçıp ikizlerinin yanına sığınır. şakalaşma onun içinde. Hesiodos Thegonia'da bu tanrıça­ nın denizin köpüklü dalgalarından doğduğu­ nu anlatır (Yun. XIV. istek onun içinde. okşar ve bi­ leğinden akan özü silerek yarasını iyileştirir. sonra da onunla evlenir. Gaia'dan doğan çocuklarını. Kronos da o tırpanla babasının hayalarını keser ve denize atar (Theog.). Antiope çok güzel oldu­ ğu için Zeus ona âşık olup bir satyr biçiminde yanaşır (Tab. alımlı ne varsa hepsi onun içindeydi. Her şey olup bittikten sonra İthake'lileri ayaklan­ dıran. V. öbürü Homeros. tanrıların babası. Daha başka sıfatlarla niteler onu şair­ ler: Bu güzeller güzeli tanrıça hep "gülümser"dir. Lykos Sikyon'a saldırır. ama Penelopeia ile Telemakhos araya girince. şu alım var ya. 160 -206): Dalgalı denize atar atmaz onları Gittiler engine doğru uzun zaman. İlyada'da yiğit Diomedes'le çarpışıp yaralanan Aphrodite'yi anası Dione kollarına alır. İthake'liler korku ile kaçışır­ lar (XXIV. Bir köpükten doğmuş olduğu için. Odysseus denemek isteyince. Antiope Amphion'la Zethos'u yolda doğurur. alacalı bulacak bir kurdeleydi bu. .): Sende şu sevgi. sen evliliğin gönül açan işlerine ver kendini. gülümsedi insanların. en akıllı insanı ayartan aşk onun içinde. "Cenk işleri sana vergi değil.. Çevik Ares'le Athena uğraşacak savaşla. " (2) KİŞİLİĞİ. Aphros köpük demek): Uranos. ama günün birinde aklı başına gelir ve Phokos'a karı olur (Phokos).görünce. işveli. Altın Aphrodite diyor Home­ ros bu tanrıçaya. Antiope. yavrum. Homeros'a göre. XXI). Zeus'un aklını çelmeyi aklına koyan Hera bu memeligl ister günün birinde Aphrodite'den. Babası Nykteus üzüntüsünden canına kıymış. onu Dirke'ye gerir verir­ ler. önleyemez yayı almasını (Od. Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'nin doğuşu üzerine iki ayrı kaynağımız vardır: Biri Hesiodos. Dert yanan kızını da şöyle avutur Zeus: Böyle dedi o. Irmak tanrı Asopos ya da Thebai kralı Nykteus'un kızı. bugün bayram. Aphroditc. Ak köpükler çıktı/ordu tanrısal uzuvdan-. çağırdı yanma altın Aphrodite'yi. Amca­ larının buyruğu üzerine dağa bırakılan ikizler çobanlarca yetiştirilirler (Amphion). cilveleşme.370 vd. ama ölmeden kardeşi Lykos'a Antiope'yi bulup cezalandırmasını buyurmuş. (1) DOĞUŞU. Bir kız türeyiverdi. öç almaya kışkırtan Antinoos'un baba­ sı Eupeithes'tir. Ne var ki karşılarına tanrıça Athena çıkınca. Aphrodite Zeus ile Okeanos kızı Dione'den dogmadır. şöyle seslenir ona (İl. altın bir değer ölçüsü olmak üzere.

zarafeti ve bereketi simgeleyen Kharit'ler. sonra da yalancıktan Lemnos ada­ sına gider. Sevmenin. Eros ile Psykhe masalında da adı geçer. ama madem ki iki Aphrodite var. büyüsü. orada doğup ikisinin de adını alan ço­ cuğu dağ nympha'ları büyütmüş. Ne var ki aşk tanrıça­ sının kişiliği çelişkili ve belirsiz olarak canlan­ dırılmaktadır efsanede. gülüşmeleri oynaşmaları. Zeus'la Dione'nin kı­ zıdır. resim ve heykelde işlendikçe işlenmiştir. Phaidra ve Pasiphae'ya belalı aşklar esinler. Hem bu tanrının ikiliği nasıl inkâr edilebilir? Biri. bunlardan biri Adonis (Adonis). Aphrodite'nin öfkeleri. ölümsüzler arasında da. öç almaları kor­ kunçtur: Şafak tanrıça Eos'a.el bil güçtür. ama Theogonia'da Eros Aphrodite'den çok önce doğmuş evıeır. öbürü Troya kral soyundan Aineias'm babası Ankhises'tlr (Ankhises.): Doğup da yürüyünce tanrılara doğru Eros'la Himeros (arzu) takıldılar hemen peşine. Kişiliği Hellenistik çağdan sonra Röne­ sans sanatına da tükenmez bir konu olmuş. sahneye seyirci olan tanrılar arasında da dinmez bir kahkaha kopar (Od. başka bir anlatıma göre Halikarnassos kentinin batısın daki bir yarda biri Hermes'in öteki Aphrodl te'nin birer tapmağı varmış. tanrılar orada se­ vişip birleşmiş ve orada doğup büyüyen ço­ cukları Hermaphroditos'un başına Salmakls adlı su perisi ile olan serüveni gelmiş (Her­ maphroditos. uyum anlamına ge­ len Harmonia'nın yanıbaşında korku ve boz­ gun Aphrodite'nin kişiligindeki olumlu ve olumsuz yanları ve çelişkileri simgelerler. sevgi de tek olurdu.). yani Kazdagının tepesinde seviş misler. 180 d-e): "Herkes bilir ki. nasıl ve nedeni belli değil. Roma'da Venüs Genetrix olarak Aeneas destanıyla ilgili rolü Venüs bölümünde açıklanır. İlyada destanında oğlu Aineias'm koruyucusu olarak oynadığı rol bu kişi ile ilgili bölümde anlatılır. Aphrodite tek olsaydı. Bu öykülerin başında Homeros'un Odysseia'sındaki serüven gelir Bu serüveni kör ozan Demodokos anlatır Al kineos'un sarayında toplanmış konuklara Ares'le Aphrodite'nin seviştiklerini güneş tanrı görür ve Hephaistos'a haber verir. Daha sonra gelen bir başkası var ki. sevgi (Eros) Aphrodite'den ayrılmaz. 295 vd. Aineias). kendilerine ye­ terince tapınmayan Lemnos kadınlarına ceza olarak kocalarının bile dayanamadıgı bir ko­ ku verir. Eros bazı efsanelere göre onun oğludur. 201 vd. birine orta malı. sonradan katılır Aphrodite'nin alayına (Theog. dillere destan olmuştur. Ahenk.çekleştirir. çözülmez zincirler­ den büyülü bir ağ örer. başkalarının baş kahraman ol­ dukları öykülerde kendisine ikinci derecede bir rol düşmektedir. göğün kızıdır. yerleştirir onu yatağı­ nın altına. Aphrodite topal tanrı Hephaistos'la evlen­ dirilir. Bu ikiliği en kesin bir tanımlama ile Platon "Şö­ len" adlı diyalogunda dile getirir. Sev­ ginin de iki olması gerek. Salmakis). Kuşlardan güvercin ve serçe. Kişiliği ile tanrılar arasın­ da bunca önemli bir yer tutan Aphrodite'nin efsaneleri azdır. Şöl. Sokrates'in de bulunduğu bu şölene katılanlardan Pausanias şöyle der (Plat. Savaş tanrı Ares'le birleşmesinden (ki bu birleşme de anlamlıdır) Phobos (bozgun) ve Deimos (korku). Kinyras'ın kızlarını kendilerini ya­ bancılara satmaya zorlar. Güzelliği. daha doğrusu kendine özgü öyküler az da. Tanrı Hermes ile sevi­ şen Aphrodite'nin Hermaphroditos diye bir oğlu olur. ama şairler onun çirkin kocasını aldatmasını ballandıra ballandıra anlatırlar. çiçeklerden gül ve mersin tanrıçaya adanmış sayılır (inim kadar şairleri esinleyen bir tanrıça da . sevişmenin tadı. göksel dediğimiz Aphrodite ana karınından doğmuş değil. onları suçüstü yakala­ yan Hephaistos da acı acı bağırır. İlk günden bu oldu onun tanrılık payı İnsanlar arasında da. bir de Harmonia doğar. efsane yazarlarının kimine göre iki tanrı îda. yani en eski­ si. öbürüne göksel di­ yeceğiz" (3) EFSANELERİ. ünlü demirci tanrı da kırılmaz. VIII. ona orta malı Aphrodite diyoruz. Hora'lar ve düğün alaylarının ba­ şında giden Hymenaios da Aphrodite'nin çevresindeki tanrılardır. Ona düştü kız cilveleri. Üç Güzeller yarış­ masında oynadığı rol ve Paris'le Helena'nın başına getirdiği bela. Aphrodite'nin başka sevgilileri de olur. Bu tanrılarla ilgili iki türlü sevgi de olacak ister istemez. İki tanrı sevişirlerken demir ağın içinde tutklu kalırlar.

ilkçağın Yunan denilen yaratıcılığında birbirinden ayrı iki öğeyi ayırmak doğru olsa gerek: Bu yaratıcı­ lık iki tanrının simgelediği iki karşıt varlığın birleşmesinden doğmuştur. Friedrich Nietzsche'nin "Tragedyanın Do­ ğuşu" adlı eserinde yaptığı Yunan varlığı üs­ tüne yorum bugün de geçerlidir sanıyo­ ruz. Bu olaya geçen yüzyılda bir ad da ta­ kıldı. Bilimin de bugün asıl coşkusunu yaratan neden. Mucize gibi ger­ çeküstü bir terim kullanılması.APOLLON ha yoktur. Bundan ötürüdür ki yeni bilimsel ger­ çeklerin ışığında yeni yorumlar yaparak de­ nemelerimizi önermekten daha ileri gideme­ yiz. Ama bu güç. bilimi bir çeşit yetinmeye götürmüş. Apollon. bulguları çoğaltmak ve değerlendirmek durumundayız bugün. durgun akıl gücü. Bi­ zimkisi yalnız bir deneme. İlkçağda Yunan denilen varlıkla Akdeniz çevresindeki uygarlık topluluğuna bir yenilik gelmiş olduğu su götürmez bir ger­ çektir. insana doğayla birleş­ meyi sağlayan bir araçtır sanki. aydınlığın bir kez daha "Anadolu" denilen güneşin doğduğu ülkeden gelmiş ol­ duğunu gösterir. ölçülü gücü simgeler. şarap tanrı simgeler. Delphoi tanrısı Apollon bunca bilicilik merkezleri. doğayı gör­ me. yaratıcılık insa­ nın doğaya bir başka türlü coşkuyla karışma­ sını şart koşar. Bu yanlışlığı bilim Homeros'tan başlamak üzere metinleri iyice okumamış olduğu için işlemiş­ tir. Nietzsche'nin Yunan varlığına özgü en şaşırtıcı yapıtı saydı­ ğı tragedyayı bağışlayana kadar akla karayı seçmiştir bu tanrı. bütün dallan ve bunları esinleyen perileriyle Apollon öz Hellen varlığı sayılırdı. Bu iki tanrı da Apollon'la Dionysos'tur. daha öncesini ara­ ma ve anlama çabasından saptırmıştır. kimi Hitit yazıtlarında rasgelinen Apulunas tanrının adıyla bir olmasın? İlk­ çağdan beri bu adın köken ve anlamını açık­ lamak için boşuna çabalar gösterilmiş: "Apol­ lon" yani cezalandırmak. ışıktır. kısacası bil­ gi yoksulluğundan gelmekteydi. Apollon plastik sanattır. Ne var ki o gün bugün çok ileri gidilmiş ve elde edilen bulgularla olayın hiç de mucize olmadı­ ğı. Acaba bu ad. ama hiçbir şair de Aphrodite'yi Midilli'li kadın şair Sappho kadar güzel dile getirmemiştir. Apollon adının Yu­ nanca olmadığı artık herkesçe bilinir. ta ki taşkın gücünün ne denli bir nimet olduğunu anlatabilsin insana. özellikle yazı tanıtlarının çokluğu. İnsan için dü­ şünülmüş. Arkeolojinin katkıları da eklenirse. kötülüğü önleyip korumak anlamına gelen fiillerden. Ama asıl kaynağı bugüne kadar açıklanamamıştır. Ama Apollon. yaratılmış bir tanrıdır. mu­ cizeyi aydınlatmak yolunda sayısız ipuçlarının hemen hepsinin Anadolu topraklarında bu­ lunması. karanlık güçlerin gizemine er­ mesini. akılla algılanabilecek tutarlı tarihsel bir sü­ reç olduğu anlaşılmaya başlanmıştır. Ama bu da az çekici bir iş değildir. ama aynı zamanda da öngörmedir. dur­ gun. bu olayın ne­ denlerinin de. anlama ve kavra­ madır. gerekse insan üstüne düşüncesinin o günden bugüne kesintisiz olarak süregelmesi bu ola­ yın bir başlangıç sayılmasına yol açmış. bir çeşit coşku ile asıl yolu olan inceleme. Apollon aydın. insana karışır ve in­ san çilesini çeker. tapınakları ve efsaneleriyle özbe­ öz Yunan. bir ana tanrıça değil de. Nitekim in­ san dişisinden doğmadır. ışığın doğayı bir projektör gibi aydın­ latıp karanlık kalan sırlarını çözümlemesidir. İşte bu gücü de Dionysos. ya da başka kökenlerden tü- . İpuçlarını izlemek. Yunan mucizesi dendi. ' (1) ADI VE EK ADLARI. kökenlerinin de o zamanlar pek aydınlanamamış olmasından. Nietzsche'nin de bundan şüphesi yoktur her­ halde. insanı bir seyirci ve bir taklitçi olmaktan da ileri götüremez. gerçe­ ğin gün ışığına yakında çıkacağı umulur. Böyle bir denemeyi bu sözlükte Apollon tanrının kökenleri ve kişiliği üstüne yapmak istiyoruz. Dionysos'un doğudan geldiğini. bunların Batı uygarlığının bir başlan­ gıcı diye karşımıza çıkması ve gerek doğa. Anadolu'dan çıkıp Yunanistan'a güç bela girebildiğini efsa­ ne bağıra bağıra dile getirir. ya da "apello" de­ fetmek. Dionysos doğanın kendisi değil. yani Yunanistan kökenliydi. Yunandan kalma yapıtların. Yalnız tragedyada değil. Bu tür denemelere bizden önce gi­ rişenlerden esinlenerek ve elimizdeki bilgi ve görgülerden faydalanarak Apollon'un bir Anadolu tanrısı olduğunu tanıtlamaya çalışa­ cağız. varlığı akılla algılama ve akıl yetisine da­ yanan yöntemlerle biçimlendirme gücü ve ye­ teneğidir.

Killa. koruya gümüş yaylı. nitekim rahibi Khryses İlyasa'nın başında şöyle seslenir tanrısına (İl. Lykia soylu. anası ve kardeşi de Troya kale­ sinin iç tapmağında oturur gibidirler.. Tenedos ise Bozcaada. hedefi vuran ya da gümüş. Bunun dışında Apollon Troya şehrinin içine yerleşmiş gibidir. onların derileri ne taş. Tanrının Lykia ile yakın ilişkisi bilindiği halde bu sıfatın ışık ya da kurt anlamına ge­ len -lyk kökünden türeme olup olmayacağı tartışma konusu edilmiştir. özel­ likle Pandaros'un yurdu olan Zeleie'ye yerleş­ miş Lykia'lıların ili. Apollon bütün yüreğiyle Troya'lılardan yana dır. Phoibos'un anlamı belli. Ama bu da Hitit çivi yazıtların­ dı geçen "Lukka" bölgesiyle bir tutulabilir mi ve tutulursa Lykia'nın adındaki Luk. Apollon güneş tanrı değildir. Sarpedon'un ölüsünü yurdu Lykia'ya taşımak hep Apollon'a düşer. Apollon da. İlyada'da tanrının adı Apollon ya da Phoi­ bos Apollon diye geçer.kö­ keni Yunancada olduğu gibi ışık anlamını İçerir mi. Bizim "Lykiâlı" diye çevirdimiz İni sıfat başka metinlerde geçen "Lykios" ve "Lykeios" sıfatları da göz önünde tutulursa. güneşi simgelemedigidir. Troya'da olan bir tanrı olarak çıkar karşımı za. Bunun nedeni de Apollon'un güneş olmadığı. VII. Sarpedon'la Glaukos Ksonthos Lykia'sından. dedi ki: Atları iyi süren Troya'lılar. Glaukos ve Pandaros'la ilgili metinlerde şöyle bir deyim geçer tanrı için (İl.. ne demir. Bunu açık açık söyler. Tenedos'un güçlü kralı. V. 4) ile de bir ilişkisi vardır. Apollon I İnme ros destanlarında I. Khryse İda dağının eteğindi-ki kentlerdir. kalmayın Argos'lulardan aşağı.). o başka bir sorundur. ne var ki deniz tanrı kin tuttuğu halde. Ne var ki Yu nanlılar bile bu adı anlamamış olacaklar ki. Lykia'nın adı nereden geline olursa olsun. atılın ileri. Yalnız şuna da dikkat edilsin ki hiçbir kaynak ya da efsanede Phoibos Apol­ lon asıl güneşi simgeleyen Helios tanrı ve onun soyundan gelen tanrısal varlıklarla ilişki­ de gösterilmemektedir. Pandaros ise Alsepos Lykia'sından gelmişlerdir. iki yer dile getirilir: Biri "ana­ forlu Ksanthos'un kıyılarında. IV. Pergamos tepesinden bağırdı Troya'hlara. özellikli (2) ANADOLULU TANRİ. kutsalKilla'yı. 20 vd. Apollon'un koruduğu Aineias'a da saldırmaktan alamaz kendini (İl. Laomedon'a ünlü İlyon su­ runu yapıp da Poseidon'la birlikte ücret al­ mayarak çekildikleri günden başlar (Laomedon). iki yerde de kendisine "Lykegenes" denmektedir. Zeleie'den Pandaros'u savaşa götürmek. lanrının Lykia bölgesiyle ilişkisini dile getir­ mektedir.119): "Ün salmış okçu Lykia'lı Apollon" (Pandaros). dayanamazlar et delen tunç kargılara. bir. 432 vd.ı kalesi Pergamos tepesinden seslenir ovada dövüşenlere (İl. ne de nitelikleri Yunan mythos'unda Gü­ neş tanrı ile bir tutulduğunu belli etmez. Kaldı ki "Lyke­ genes" sıfatındaki -gen.101. Apollon kaynağında ve özünde bambaşka bir varlıktır.eki soyu yansıtır. 507 vd. dinle beni. IV. ne adı. tartışmaya da girer Alhena Olympos'tan llyon'a fırlayıp gelir (İl. bu yüzden de merkezi Anadolu'da. parlak demektir ve tanrının ışık saçan aydınlık varlığını dile getirir.): EyKhryse'yi. İlyada'da Lykia sözü geçince. bu kök ise Latince "lux"ta görülen ışık anlamlı köken olarak alınırsa bu anlam tanrının sıfatında da. uzak ve semiz Lykia toprakları" öteki Troas bölgesine. Diomedes tanrıça Aphrodite'yi yaraladık­ tan sonra. Lykia'lı oldukları bilinen Sarpedon. Zeleie.37 vd. Böyle bir tartış­ manın yersizliği şuradan belli ki Lykia bölge­ sinin adı da -lyk kökünden gelme. yay­ lıdır. Srnintheus. Kaldı ki bu adın Apollon tanrının büyük annesi olarak gösterilen dişi Titan Phoibe (Tab. Tanrının Tro­ ya çevresindeki şehirlerde de önemi büyük­ tür. Bu varlığı bize ilk niteleyen metin de Homeros'un İlyada'sidir. bu ada eklenen sıfat çokluk okçu. Lykia ilinin adında da vardır. SmlntheUl adı bu bölgede tanrının bambaşka bir isimle de anıldığını gösterir. haydi.ykla'ya sıkı sıkıya bağlı. Yerleri bugün kesinlikle belli değilse de.. Troya ile ilişkisi çok eskidir Apollon tanrının. I. tanrının özünü belirtmek için bir ek ad tak­ mışlar ona: Phoibos demişler.remlş oldugiı ileri sürülmüştür.): .Troy. Lykia'da doğmuş anlamına gelir İster istemez.): Öfkelendi Apollon.

insanlara saygıdan çekti kendini. bambaşka bir ahlak görüşü olan bir dünya­ nın. bayağı dokunur insana. Akhilleus da sıyrıldı tıpkı onun gibi her türlü acıma duygusundan. İyi bir şey mi bu. ÖnceZeus'un oğlu kral Apollon dedi ki: Ne diye geldin Olympos'tan ulu Zeus'un kızı. Görmüştü tanrıçayı Pergamos kalesinden. nereye götürür seni ulu yüreğin? Oymak zaferi mi vermek istersin Danaolara? Kırılan Troya'lılara acımazsın.dinle beni. na buradayım. Ama bir baş­ ka yönden de bakılınca ışık tanrı Apollon'la Lykia arasında sıkı sıkıya bağlantı kurulabilir. 33 vd.443vd. bak işte. Hektor'Ia Akhilleus arasındaki son ve kor­ kunç çarpışma başlayınca dört döner Hektor'un çevresinde. öteden beri korurum seni de. gece. V. Ama Phoibos Apollon kaçırdı Hektor'u. gül kokulu tanrısal bir yağ sürmüştü . görmesin mi babası Priamos. gelir saldırır insan kuzusuna. Zeus 'un kızı. XXII. Apol­ lon da Hektor'u kaderine bırakmak zorunda kalır ve tanrılara karşı bir tanrı ağzından hiç duyulmamış bu eşsiz eleştiriyi dile getirir (İl XXIV. ateş payını vermesinler mi? Siz şu uğursuz Akhilleus'u tutuyorsunuz demek Oysa bilmez o töresince düşünmesini.. Aphrodite İle birlikte Hektor'un ölüsünü ko­ rumaktan başka çare bulamaz (II. İda'dan bir savaş ortağı gönderdi sana Kronos oğlu. gör. yumuşar bir yürek taşımaz göğsünde.Apollon birden onu karşıladı. Lykia'da sürdürülen arkeolojik araştırmalar bu tezi gün geçtikçe pekiştirmektedir. Söyle hadi. Apollon'un llyada'da oynadığı bu rol onu OIympos tanrılarından büsbütün ayırmakta. Patara ve birçok anıtları gün ışığına ye­ ni çıkarılıp. kimsin sen?. bir tanrı için işten bile değildi bu. varsayımlarımızın hepsinin somut birer gerçek olacağı umulabilir. yani Anadolu'nun tanrısı olarak karşımı­ za çıkarmaktadır.. Ksanthos. Ölüyken bile yüreğiniz varmıyor onu kurtarmaya. Apollon'la Artemis'in anası Leto'nun bölgede büyük bir yer tuttuğunu açığa vuran Letoon kutsal merkezi bu üç tanrının Anadolu topraklarına ne denli kök saldığını kanıtlar.. onu görmesin mi karısı. Tanrılar arasında bu eşi­ ne rastlanmaz iyilik. gözden kaçırmıştı ölünün kapladığı yeri. 247 vd. Akhilleus onu sürüklerken yüzülmesin diye derisi. kötülerin dostu" der. güneşin gücü. Hektor'Ia yüz yüze gelir. bilirim. ölünün bedenine. gökten ovaya onun için kara bir bulut indirmişti. gövdesini saran deriyi vakitsiz kurutsun İstemiyordu. Gönlünüz bu şehri yok etmek ister. Hektor güvenle so­ rar ona (İl. kendine gel hadi. Altın kılıçlı Phoibos Apollon 'u gönderdi. Apollon Hektor'a gönülden kılavuz ve ko­ ruyucu olur. Aklınıza esmiş. Apollon ne yapsın. Troya halkı. 185 vd. bir güzel doyurmak için karnını. istiyordu zafer Troya'lıların olsun. gündüz. sakladı koyu bir bulutun arkasına. niyetin ne. anası.. Zeus Akhilleus'la Hektor'un ecelini tartıya koyup Hektor'un ölümü ağır basınca. Karşıladı meşe ağacı altında. yüksek kentini de. kötülük tartışması da ışık tanrının yenilgisiyle biter.): Kimsin sen. Hektor'u öldürmek için yanıp tutuşuyordu. yakmasınlar. en hayırlısı bu: Gel de günlük savaşa ara verelim. ölümsüz tanrıçalar. sevgili tanrı. belli. onu kurtarmak için (İl. alıp saygı göstermesinler mi ölüsüne. azgın bir aslan gibidir tıpkı. yanında durup seni koruyacak. Athena'nın Troya'lı yiğidi alda­ tarak öldürmek için kurduğu pis düzen karşı­ sında Apollon'un tutumu öyle isnacadır ki. Gel.): Akhileus korkunç çığlıklarla atıldı öne. çocuğu. kendini saklamak gereksinmesini duymaz. Phoibos Apollon. işiniz gücünüz kötülükte. Lykia yazısının çözümü de bir gün başarılırsa.): Phoibos Apollon ölümsüzlere şöyle dedi: Amansız tanrılar.. XX. güzel bir şey mi? Bu güzelim uygarca sözlere Hera gene bir sürü safsata ile karşılık verir: "Oymak tanrı.): Aphrodite kovuyordu köpekleri yanından. başka kılığa girmek.

sonra Yunanistan'da kültü yayılınca birçok yerler (tıpkı Homeros için olduğu gibi) tanrıya beşik olma şerefini elde etmek için efsaneler düzdürmüşlerdir. Hera'nın hışmı­ na uğradığı için hiçbir yerde sığınak bulama­ ması bu övgünün konusudur ve Leto madde­ sinde ayrıntılı olarak incelenecektir (Leto). ak çöller gibi mavi engine kadar yayılan dalga dalga kumların arasından süzülerek. anlatmakla bitire­ mez onu şairler. ka­ yalara oyulu ya da denizde yüzen o eşsiz mezarları.Apollon Musa'ların yöneticisi. Buralarda akla kara. ve çocuk gün ışığına çıkıverdi. nympha' lara yemyeşil birer yunak olmaktadır. Av rıntıya girmeden şunu söyleyelim ki araştır maların verdiği sonuç şu. 1. . biri Delos'lu Apollon'a. çalgı ve ezgiyi. 5). her biri birer tapınak gibi karşımıza çıkan. ama bu doğum öyle olağan bir doğum değildir.. Bilim bu iki övgü arasında bir zaman ayrımı saptamış. bunların arasında başta ge­ len ve en çok da tutunan Delos efsanesi. yaklaşıp parlak yayını bir gerdi mi o. Burada şu noktaya dikkat edelim ki Apollo'nun doğumu bir "kral tanrı"nın doğumu sayılmakta. Debussy'nin müziğini du­ yar. bütün tanrılar fırlar ayağa. tıpkı ormanlarla kaplı bir dağ doruğu gibi. kısacası her türden sanatı esinle­ yen büyük yaratıcı tanrıdır. (3) DOĞUŞU. Themis tanrıça nektar sundu ona ve bal gibi ambrosia sundu ölümsüz elleriyle. Anadolu bu zaferi Apol­ lon tanrı ile simgelemiş. gece çatır çatır yıldızlarla birlikte kız kardeşi Aya doğru yükselen yalçın dorukları bu hava sarar. çiçekler içinde Delos. şiir ve dansı. Olympos ve hepsi Anadolu'ya özgü adar taşıyan daha nice kentler boyunca.. Hele Fethiye'nin gör­ kemli kral mezarlarından başlayıp. İlyada'nm ilk dizelerinde şöy­ le tanıtılır Apollon (İl.. kimi vakit çıkarsın kayalı Kynthos'un doruğuna. ışıkla karanlık arasın­ da yaman bir savaş verilmekte ve bin yıllar­ dan beri süregelen bu savaşı insan aklı ve sa­ natı kazanmaktadır. anası emzirmedi altın kılıçlı Apollon'u. ta uzak doğuda Nemrut dağının tepesindeki sivri külâhlı dev tanrı heykelleri arasında da baş yeri tutar. Kekova. Dile gelmez bir sevinç kapladı yüreğini Leto'nun. duru bir suda. kral diye nitelenir Apollon. Doğum şöy­ le anlatılır: (Letoj İki koluyla Fenike ağacına sarılarak dayadı çimenlere dizlerini. ama sonradan önce adalarda. Demre.. Zeus'tan gebe kalan Leto tanrıçanın çocuğunu doğurmak için yer araması. renk renk çakıllar üstün­ de çağlayan dereler de satyr'lere. kar gibi ak bir kundağa. incecik.Apollon tanrının asıl doğuş yeri Anadolu kıyıları. övgüdeyse şöyle deniyor-. besbelli ki Delos övgüsü daha eski.. yani övgüler arasında Apollon'a ayrılmış iki övgü vardır. Delos adacığı da korkar böyle güçlü bir tan­ rıya sığınak olduktan sonra. Apollon Lykia deni­ len o ışık ülkesinde de yaşar..9 ve 36): "Lete ile Zeus'un oğlu". Kıyıla­ rında dolaştınız mı. yepyeni bir kundağa sardılar.. ey gümüş yaylı. İşte o zaman. Kaş. . . Homerik denilen hymnos. Titrer tanrılar tepeden tırnağa Zeus'un sarayında o bir yürüdü mü. ey Phoibos. ışıkla dokunmuş. Ey uzağı vuran Apollon. Çiçekler içindeydi şimdi. "güzel saçlı Leto'nun doğurdu­ ğu". Homeros destanlarında da "anaks" efendi. burası Apollon'un ülkesidir demekten alamayız kendimi­ zi. Sevinç çığlıkları kopardı tanrıçalar hep bir ağızdan. İşte bu hava Lykia'da sezilir. ağzında kavalıyla bir Pan ya da Marsyas'ın korularda hoplaya hoplaya oynadığını görür gibi olursunuz. Apollon onu hor görüp denizin içine gömer diye. sonra başına altın şeritler doladılar. Gündüz gümüş yaylı tanrıya bir altın taht kuran. Titan kızı Leto ile baştanrı Zeus'un bir­ leşmesinden doğmuştur Apollon ve onun kız kardeşi Artemis (Tab. yani Lykia ve özellikle Lykia'da tanrının doğduğu kent sayı­ lan Patara'dır. lahitleri gördük mü. İlkçağdan bugüne lirik şiirlerin hepsinde belli bir hava içinde canlandırılır. müzikle yoğrulmuş gibi bir şiir havasıdır bu. Homeros'tan Roma çağından sonraki Kommagene krallarının zamanına dek hep aynı Anadolu'lu tanrıdır Apollon. Delphoi'ninki çok daha ye­ nidir ve sonradan eklenmiştir birincisine. öteki Delphoi tanrısına. yıkadı seni tanrıçalar kutsal elleriyle arı.

Olympos doruğunda tanrılar toplantısına varıp da aşırı bir saygıyla karşılandığı zaman bile Apollon sanki başka bir diyardan gelmektedir Olym­ pos'lu tanrılar arasına. falcı. Apollon'un Sibylla adıyla dünyaya ün salmıştı.asıl. Yunan tanrı dünyasına sonradan ka­ tılan ve adı bile Yunanca olmayan Apollon'un Kybele'nin oğlu Attis'le bir tutulması gerekmez mi? Bu konuda Halikarnas Balıkçı­ sının kılavuzluğuna dayandığımı ve Z. Anadolu'dan çıkmış ve yayılmıştır. Biraz ötede Khryse. İda'lı yanan yağlı etlerden. rek göz kamaştırıcı bir zenginlik toplamış. Bunların ki­ minin izi silinmiş. İnsanlar arasında kimi vakit. Biliciligin de bu merkezlerden çıkıp Yunanis­ tan'a yayıldığı hem efsane. yüce dağ başları şenin oldu. Killa. sevimli Maionia'nın efendisi Miletos da senindi. Kassandra. Pausanias'a göre. Delos övgü­ cisiyse. yani kötülük­ bitiremez. kimi­ si de akıllara durgunluk veren koca bir anıt gibi dikilir karşımızda. kâhin dizelerinde adı geçen Khryses gibi Srnintheus Apollon'un tapıcısı bir kadındır. sensin efendisi Lykia'nın. Helenos'la Kassandra bir yana. O kadar ki Raphagörürsün. Leto'nun da Lykia'da Leda yahut Lat adıyla anılan Anadolu'nun Ana Tanrıçasından başkası olmadığı göz önüne alınırsa. Boğazlardan başlayarak bütün Ege ve Ak­ deniz kıyıları Apollon'un bilicilik merkezlerin­ den bir çelenkle çevrilmiş gibidir. ilk ve en eski bilicilik merkezleriyse Anadolu'da­ dır. nice kutsal koruların oldu. Bu övgüde Yunanistan'la tanrı arasında bağlantı kuracak bir tek söz yok. Milletos'un kurduğu büyük Didy­ ma tapınağı ve onu işleten Brankhos oğulları (Brankhos) da bir yana. Ama bunları saymakla bitiremeyiz. Bütün bunlardan madem si'nin toprağında hiç bereket yok. hem de arkeolo­ jik bulgularla kanıtlanır. Kalkhas Bir tanrıçanın ağzından dile gelen bu mo­ ve Mopsos gibi efsanelik kişilerin serüveni de dern turizm anlayışı Yunanistan'da pek tuaynı gerçeği kanıtlar (Kalkhas. bir köşe­ nasıl toplanır insanlar burada ve dumanlar sine de Cumae Sibylla'sını oturtmuştur. Biliciligm ilkçağda nail geliştiğini ve ne ek adı. Taşlıklıoglu'nun "Tanrı Apollon ve Anadolu ile Mü­ nasebeti" (İstanbul 1954) adlı araştırmasından faydalandığımı belirtmek isterim. kıyıdaki o büyülü şehir senin malın. Erythrai bilikenmez bir gelir kaynağı olmuş. Laokoon). senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. tıpkı İlyada'nın ilk ya da erkek "mantis" yani bilici.AI'OI I .ON atkılarda dolaşırsın. yerleri pek bilinmeyen bu merkez­ lerin de önemli olduğu anlaşılır İlyada'dan. bir nympha'nın kızıymış. kadın rin en ünlüsü Herophile. yaptığı freskin bir köşesine Erythrai. bilicilik merkezlerine tü­ leri defetme gücünü dile getirir. Klaros. Apollon tanrıyla ilgili bilicilik sen de beslenir semirirsin başka elden. fare ve sıçan kovan anlamına gelir ve büyük bir rol oynadığını tarihçiler anlatmakla Apollon tanrının "aleksikakos". Sonra sırayla bugün de bilinen merkezler: Gryneion. ovalara bakan dağ başları. Bu güçlü tanrının Le­ to'nun oğlu olduğu. tanrı orada Helenos'la Kassandra'ya esinlemiş biliciligi. ey tanrı. Troya'nın yanıbaşında Thymbra' lı Apollon tapınağı vardır ki. tunmuş ve Delphoi bu politikayı benimseye­ . Ne var ki bu sonradan olmuş. bilicilerinden biri sayılırdı. Bu bilicile­ esinlediği öngörme yetisiyle insanlar. hiç durmadan. Laokoon o tapınağın rahibidir (Helenos. Erythrai (ildir) bilicisi (4) BİLÎCİLİK MERKEZLERİ. Srnintheus olur. Delos'tu. anlaşılan şu ki. He­ tüter rophile adlı Sibylla. nice tapınakların oldu senin. öbür bilicilik merkezlerini zamanla gölgede bırakmıştır. Anadolu'dan Güney İtalya'ya göçüp sünde Leto kurak ve kayalık adacığa parlak orada kent kuran Kyme'lilerin Sibylla'sıyla bir gelecek müjdeler: birlikte ilkçağ dünyasının en ünlü dört kadın Senin olursa okçu tanrı Apollon'un tapmağı. insanlar yüzlük kurbanlarla nasıl el Vatikan'daki Sixtina kilisesinin tavanına buraya gelir. Bu sanat. Erythrai. Didyma tapınağı gibi. Mopsos). ama gönlünü sevindiren yer. Zeleia var. Didyma ve tanrı­ nın asıl doğum yeri ve yurdu sayılan Patara. bunların arasında daha bir sürü kutsaklar ve Ksanthos (Kocaçay) vadisiyle Pamphylia'ya kadar uzanan bütün Lykia kıyıları vardır.

/I'I . acı. Apollon'un sanat ve müzik yeteneği üzeri­ ne de birçok efsaneler anlatılır. başka bir anlatıma göre Admetos'un yanın­ daki uşaklığı Kyklops'u öldürdüğünden dola­ yıdır (Kyklop'lar). tanrının bilici kadını Pythia bu üçayak üstüne oturarak ve çukurdan yükselen gazlarla kendinden ge­ çerek fal verirmiş. tanrı Zeus da oğluna kuğuların çektiği bir araba. Musa'ların yöneticisi olarak ünü Yunan-Latin şiirinden başlamak üzere Batı şiirinde bugüne dek gök­ lere ağmıştır (Musa'lar). sonra Yunanistan'a gelmiş. Korintos körfezinin kuzeyinde. doğayı simgeleyen perilere de yönel­ miş bu aşkların çoğu sonuç vermeyen bahtsız sevgiler diye nitelenir (Daphne. başına bir altın külah ve eline de bir rebap vermiş. burada tanrıça Themis'e adanmış bir sunak varmış. korkunç. başının üstünde kuğu kuşları uçuşmaya başlamış. Kassandra. sonra saldı birsiuri olc insanların üstüne. Yerleşti gemilerin ardına. Apollon ya da Artemis'in okuyla ölmek ansızın tatlı bir ölüme kavuşmak anlamına gelir. Kız kardeşi Artemis'le paylaştığı bu yetenek tanrıya büyük bir üstünlük sağlar. Ordu içine tanrının okları yağdı tam dokuz gün. İlyada'nın konusu Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavga ise. Hyakinthos).t M ^ >ı ı v . İndi Olympos'un doruklarından. Güzel delikanlılara olduğu kadar. bir süre Tesalya'da Admetos'a sığırtmaçlık etmiş (Admetos).. Tanrı­ nın asıl niteliğini açığa vuran bu dizeleri aşa­ ğıya alalım (İl.. tanrıça kehanet verirmiş o sunakta. ilci ucu (çapalı okluğu. Parnassos dağının eteğinde yer yer ormanlarla örtü­ lü yemyeşil bir ovaya inmiş. Efsaneye göre bu ejderi Hera salmışmış Leto ile çocuklarının başına. kargıcı Yunanlıların ödleri kopardı çünkü Doğu­ lu okçulardan. Ama kuğular onu Hyperbore'liler ülkesine uçurmuşlar (Hyperboreoi). Delphoi tapınağında dünya­ nın göbeği (Yun. 45 vd. dönüşünde de Pytho yarış­ malarını kurmuş. Pythia tıpkı Sibylla gibi tanrı sözlerini ya da buyruklarını insanlara Homerik destanların vezni olan hexametron ile aktarır. köpürmüş. Apollon İlyada'nın ilk dizelerinde okçu tanrı olarak çıkar karşımıza. Olympos'a ilk ayak bastığı gün öbür tanrıların kor­ kuyla yerlerinden fırlamaları da bundan.): . Tanrı canavar da olsa bir cana kıydığı için arınmak zorunda kalmış.. Orada bayram ve şenlikler içinde yaşamış. 1. Önce katırların. Yunanistan'da Delphol merkezinin kurulu­ şuna değgin efsaneden de aynı sonuç çıkarı­ labilir. Apollon Python'u öldürür ve büyük bilicilik merkezini de ejderi öldürdüğü yerde kurar. Okçu ve yaman okçu oluşu onun doğu ile ilişkisini daha da pekiştirir. Python denilen bir canavar ekinlerin hepsini yok etmekteymiş. Leto'dan doğma iki okçu tanrı bu yetilerinden birçok efsanelerde faydalanırlar (Niobe). . öfkeli. Müzik alanında baş­ ka tanrılar ve ölümlülerle giriştiği yarışmalar da birçok efsanelere konu olmuştur (Hermes. Leto). Işıklı tanrının aşkları da önemli bir rol oy­ nar efsanelerinde. saldı okunu. bilicilik sanatıy­ la Delphoi tapınağının ne hazineler topladığı dillere destan olmuştu. Andolu'lu Apollon'la Anadolu'lu Ana Tanrıça ile bir bağ kurmayı esinler. bin vınlama çıktı gümüş yaydan. Pytho diye anı­ lan bu merkez sonradan Delphoi adını almış­ tır. Pan. bu kav­ ganın nedeni de Apollon'un öfkesidir. Marpessa. Bu nokta bir de Delphoi'nin dünyanın göbeği sayılması ve omp­ halos kavramıyla Kybele kültüne özgü bir motifi benimsemesi (Kybele). Kımıldandı mı. Ne var ki bölgeyi bir ejder kasıp kavurmakta. (5) NİTELİĞİ VE EFSANELERİ. köpeklerin düştü peşine. Önce Boiotia'da Telphusa pınarının yanıbaşında kurmak istemiş tapınağını. Marsyas). oklar omzunda şangırdıyordu. gidip Yunanistan'da bir tapınak kurmasını buyurmuş. periden izin alamayınca (Telphusa). Omuzlarında yayı. Kaldı ki anası Leto ve kız kardeşi Artemis de doğrudan doğruya Kybele ile bağlantılıdırlar ('Artemis. Omphalos) sayılan bir çuku­ run üstüne bir üçayak yerleştirilmiş.. Kavruluyordu birbiri peşi sıra bir yığın ölü. Delos'lu Apollon övgüsünden epey sonra ve onun örneği üzerine kaleme alınmış Delphoi'li Apollon övgüsünde şu efsane anla­ tılır: Apollon doğar doğmaz. Bu falcılık. Bu vezin ise Daktyl'ler ve Kybele kültüyle ilişki görün­ mektedir (Daktyl'ler). kızgın tanrı yürüyordu gece gibi.

bir bu yana. yokmuş onun üstüne bütün bölgede. beddua. babası İdmon Kolophon kentinde kumaş boyacılığı yapar­ mış. hep hırgür. Tanrılar babası­ nın bu sızlanmalara verdiği karşılık şudur (İl. Lanet. Ares. delinin biridir. Yunan dün­ yası onu o kadar hor görmüş. daha alçakgönüllü olma­ sını. Hekim tanrı olarak adı genellikle oğlu Asklepios'unkiyle birlikte anılır (Asklepios. kavga. biliyorum. eleavuca sığmaz huysuzluğun. Tanrıça buna kızmış.dönek Olympos'ta oturan tanrılar arasında • benim iğrendiğim tanrısın sen. uğursuz ola­ rak nitelendirilen Ares insanların baş belası. ellerin kanlı. sevimsiz. giderek gururlu olurmuş. ilenme anlamına gelen yunanca kelime. İşlerini bitirince Athena bakmış ki kızın nakısı kusursuz. Kimi zaman çoğul ola­ rak gösterilip öç perileri Erinys'lerle bir tutu­ lur (Erinys). kadınları bi­ linçli. Apsyrtos. ormandan periler bile gelir. Öğütler vermiş. 921) bir daha pek söz etmez bu tan­ rıdan (Tab. o da Ze­ us'un yanına sığınıp ağlaşır. Ares ise akılsız­ ca. saldırgan Ares'ten çekinme. Asıl çekişmesi de Athena iledir. anadan gelme sana. V. Atheria isterse gelsin nakışta yarışalım de­ miş. Tragedyalarda bu kavramla­ rı simgeleyen tanrıça. bir koca­ karı kılığına girip çıkmış Arakhne'nin karşısı­ na. son­ suzluğa dek tozlu duvar köşelerinde ag örsün de hiçbir faydasını görmesin. geçiyor bile. Savaş tanrı Ares'in Roma'da karşılığı Mars'tır. Derken bü­ yük bir öfkeye kapılıp kırmış Arakhne'nin gergefini. elleri kanlı. Athena Olympos'un on iki büyük tanrısı­ nı işlemiş nakısına. Lydia'lı kız üzüntü­ sünden kendini asmış. kaleler yıkan olumsuz bir varlıktır. saygı göstermişse. Dağ­ dan. Bkz.): Böyle ağlaşıp durma dizimin dibinde. yırtmış nakısını. Ara. kilim dokumada öylesine usta. bir o yana döner. insanların baş belası Ares. çünkü Athena aklın yönettiği savaşı. 830): Ares. çılgın deli.Apollon birçok ozanların babası sayılır (Linos. Tanrıça da o zaman kim olduğunu açık­ layarak başlamışlar gergef başında yarışma­ ya. öyle becerikliymiş ki. kendininkinden aşağı kalmıyor. Arakhne de ölümlülere elişlerinin hepsini öğretmiş ol­ makla geçinen Atina'nın baş tanrıçası Athe­ na ile gergefte boy ölçüşebileceğini ileri sü­ rer dururmuş. Argonaut'lar. Paian). Arakhne Lydia'lı bir kızmış. hele babası Zeus'un ondan hoşlanmadığı besbellidir. Bu ça. kızı da iş işlemede. gide­ rek gülünç bir kişi olarak canlandırmıştır.5): Hera görkemli son eşi oldu Zeus'un Sevişti tanrıların ve insanların kralıyla Hebe'yi. nakış yapmada. tanrılarla boy ölçüşmekten sakınmasını salık vermiş. körü körüne çarpışmayı simgeler. He­ le Homeros destanlarında kaba kuvveti sim­ geleyen Ares'e eklenmedik aşağılayıcı sıfat kalmamıştır. Hera'dan ben de ona zorla dinletirim sözümü. Yaklaş ona. Troya savaşında yiğit Diomedes Athena'nın yar­ dımıyla karnından yaralar Ares'i. İlyada'nm beşinci bölümünde tanrılar da Akha'larla Troya'lılar arasındaki kıyasıya savaşa katılın­ ca. Danae'ye yaklaşmasını filan. Apollon önce Ares'in işe karışmaması . Aristaios). Azgın. Orpheus. savaş işin gücün. Adının geçtiği sayısız efsaneler için yukar­ da gösterilen adlarla ilgili maddelere bakınız. Doğuşunu üç dizede şöyle anlatan Hesiodos (Theog. V. 30. kötünün kötüsüdür o. Apollon'la Athena Ares'i şöyle kınarlar (İl. Ama Arakhne hiç oralı olmamış. Ares'i ve Eileithya'yı doğurdu Hera Ares'in anası Hera ile herhangi bir ilişkisi­ ne pek rastlanmaz destanlarda. El sanatlarında Anadolu'nun Yu­ nanistan üzerine üstünlüğünü dile getiren bir efsanedir Arakhne efsanesi. Zeus'un kafasından çıkma. Arakhne ise tanrıların pek şanlı olmayan serüvenlerini canlandır­ mış:' Zeus'un Europe'yi kaçırmasını. 889 vd. Ama tanrıça hamarat sanatçıyı bir örümcek kılığına sokmuş ki.•• tışmada elbette ki akıl üstün gelecek. Roma devleti bu tanrıya ne kadar değer vermiş. Lydia kızları. Arakhne. ey kaleler yıkan. Zeus'un kalkanıyla dövü­ şen Athena zaferi kazanacaktır. şaşakalırlarmış yaptığı işlere.

ama işler çatallaşıp Aphrodite de yarala­ nınca. sonra derisini yırtıp kargıyı çekti çıkardı. Artemis'in çevresindeki avcı kız­ lardan Arethusa günün birinde ay yorgunlu­ ğunu gidermek için ırmağa girmiş. 359 vd. Argcs. Bu efsane. Deimos (Korku) ve bir de Harmonia doğar. yaraladı karnından. Athena araya girip Kaderin Kyknos'un yenilmesine karar verdiğini. Bu dev tanrı Homeros destanlarında yürek­ li ve yiğit olarak bile gösterilmiyor. Tanrılar mahkemede Ares'in beraatına karar vermiş. Arethusa. biri Elis'te. savaşı şöyle anlatılır (İl. Ares kavgasına tutuşmuş dokuz. Kız sudan dışarıya fırlayıp olduğu gibi koşma­ ya başlamış. baş konusu sa­ vaş olan bir destanda savaş tanrının bu kadar hor görülmesi şaşılacak bir şeydir. (Kyklopes). bu kaynağın dibinde de günün birinde Ares. yani Ares tepe­ si diye bir yer vardır. Ona kimi zaman Eriş (Kavga) de katılır. buna karşı gelmenin akıl kârı olmayacağını söyler. oğlu Kyknos'u yiğitle olan savaşında korumak ister. Bu uzun öyküyü. İ. Savaşa doymaz Ares öylesine bağırmıştı. ama Alpheios gelip sularını sula rina karıştırmasın diye. Ares çıkagelir. Bkz. Tanrıça da önce kızı bir buluta sarmış. Uranos (Gök) ile Gaia'nın (Toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri. tunç Ares de öyle bağırdı. öbürü Sicilya'da Arethusa adlı iki kaynağın varlığını açıklamak için uydurulmuş olsa gerek. yüzyılda yaşayan Apollonios ünlü bir mythos yazarı­ dır. savaşta nasıl bağırır çağırırsa. Çırılçıplak yüzerken birdenbire ırmak­ tan yükselen bir erkek sesi duymuş. III. Bu konuyu kendisinden sonra Apollodoros ve önce de büyük Dor şairi Pindaros işle­ miştir. O koşmuş.): Gür narah Diomedes de atıldı tunç kargısınla. çeşitli bölümlerini başlık­ larla göstererek özetlemeye çalışalım. Ares'in yabani Trakya boylarının yanında oturmaktan hoşlandığı ve bir gelene­ ğe göre kızları olan Amazonların da oradan kaynak bulduğu söylenir. VIII. süklüm püklüm Trakya'ya doğru yol alır (Od. Adı "ışık saçan" anlamına gelen Arges Zeus'a yıldırım armağan eden Kyklops'tur. Akha'larla Troya'lıları yakaladı bir titreme.Ö. Arethusa yerallın. ırmak kovalamış. Aglauros tan olma kızı Alkippe'ye Poseidon'un oğlu Halirrhotios'un saldırdığını görmüş ve öfkeye kapılarak öldürmüş saldıranı. gene atılır körü körüne savaşa ve Herakles'ten yara alarak gene utana uta­ na döner Olympos'a.). Adı "hızlı" anlamına gelen Argo gemisi Karadeniz'in Kolkhis ülkesinde fil . yıkanıyormuş. Argonaut'lar (Argo Gemicileri). Dönekliği zaferi kimi zaman ona. Palias Athene tutup yöneltti kargıyı tam Ares'in göbeği altına.için onu Skamandros ırmağınınkıyısına otur­ tur. Derken Poseldon Olympos tanrılarını tepede toplamış ve Ares'in bu suçunu yargılamalarını istemiş. V. ARGO GEMİSİ. İlkçağın büyük destansal öykülerinden biri olan Argo­ naut'lar serüvenini bize bir tüm olarak Rodoslu Apollonios anlatmıştır.ı dalmış ve ancak Sicilya'da Ortyga adasınd. Enyo adındaki kızı da tanrı neredeyse oradadır. Ares'in Aphrodite ile birleşmesinden Phobos (Bozgun). Efsaneye göre. vurdu onu. karmlığm bağlandığı yere tam. sonra bir kaynağa dö nüştürmüş. on bin kişi. Thebai'de de Kadmos'un atası olarak tapım gördüğünü. ama Ares akıl ve man­ tık dinlemez. Alkinoos. bir ej­ derin beklediği bir suyun kendisine adanmış olduğunu anlatır (Kadmos). Herakles destanında Ares. so­ nunda gücü tükenen Arethusa Artemis'e yakarmış onu kurtarsın diye.ı gene yeryüzüne çıkmış (Alpheios). bu tepe­ nin eteğinde bir kaynak fışkırır. Kıza tu­ tulan ırmak tanrı Alpheios'un sesiymiş bu. kimi zaman buna ver­ mesinden ileri gelmiyorsa da. Atina'da adam öldürmelerin ve dinsel suç­ ların yargılandığı Areopagos. Phobos'la Deimos ayrılmazlar babalarının yanından. Odysseia'da anlatılan aşk macerasında (Aphrodite) Ares Hephaistos'un ağına düşüp yakalandıktan sonra hiç ses çıkarmaz. Arete. 855 vd. Medeia ile İason efsaneleri ise traged­ ya yazarlarına ve özellikle Euripides'le Sene ca'ya konu olmuştur.

SEFERtN NEDENİ. Aietes de bu eşsiz postu tanrı Ares'e adanmış bir korulukta saklar (Athamas. Argo gemisi Tesalya'daki bir limandan denize indirildi. Aietes). Harpya'lar. AMYKOS. Pelias da ondan kurtulmak için önce Kolkhis'e gi­ dip Phriksos'un orada bıraktığı altın postu getirmesini buyurur. PHİNEUS. yerlerinden oynar ve birleşerek kapanır. Amphiaraos ve Mopsos adlı biliciler. İason kuyruğundan birkaç tüyünü yitirerek karşı yöne geçer. Birinci durak Lemnos adaşıydı. yanında Hylas adlı çok sevdiği bir genç vardı. iason). Phine­ us Argonaut'lara şöyle bir denemede bulun­ malarını salık verir: Bir güvercin uçursunlar kayaların arasından. ÇARPIŞAN KAYALAR. Karadeniz'e çıkmadana Symplegad'lar yani çarpışan kayalar­ dan geçmeleri gerektiğini Phineus söyler Ar­ gonaut'lara. kendileri de arkasından geçmeye kalkışsınlar. LEMNOS ADASI. lolkos kralı Aison tahtını üvey kardeşi Pelias'a kaptırmıştı. Meleagros. bu işte tanrıça Athena'dan da yardım gördükten sonra yola çıkar (Aison. Mythos yazarlarının bunlar üstüne verdikleri listeler birbirini tut­ maz. Mysia kıyılarına vardıklarında (Mudanya lima­ nına çıkmış olacaklar) Herakles ormana dalıp kırdığı küreğinin yerine yenisini kesmeye git­ ti. Aison'un oğlu İason delikanlılık çağına gelince Pelias'm karşısına çıkıp tahtını geri ister. atılgan yiğit varsa hepsini toplar ve Phriksos'un oğlu ünlü usta Argos'a bir gemi yaptırdıktan. Ora­ dan da Marmara denizine girdiler ve Kapıdag yarımadasına vardılar. Mavi Kayalar diye de tanımla­ nan bu iki kaya aralarından bir gemi geçti mi. Hypsipyle). Kız kardeşi Helle Boğazları geçerken de­ nize düştükten sonra. YOLCULUK. Phriksos tek başına Kolkhis'e varır ve kendisini iyi karşılayan Aletes'e Zeus'a kurban ettiği koçun altından olan postunu verir. Adada erkek olmadığından Lem­ nos kadınları Argonaut'ları iyi karşıladılar ve onlarla sevişerek gebe kaldılar (Thoas. arkasından Argo gemisi Symplegad'ların arasına girer ve kuş gibi ancak pupası biraz zedelenerek geçer. Orada Poseidon'un oğlu kör kral Phineus'a rastlar­ lar. ara­ larında ne varsa paramparça olurmuş. Delion'Iar kralı Kyzikos'u yanlışlıkla öldürdüler (Kyzikos). MYSİA'DA HYLAS'IN KAYBOLMASI.Altın Postu aramaya giden kahramanlar için yapılmış elli beş kürekli bir gemiymiş. İason bu sefere çıkmak zorunda kalır. Kanatlı. ozan Orpheus. Helle. Kalais ile Zetes). Onu yapan ustanın adı da Argos imiş. gemi ustası Argos. Bu kral Harpya'lar belasına uğramıştır. İdmon. Altın Post. Bundan sonra da Çarpışan Kayaların çarpış- . Peleus'la Telamon. bir zamanlar Athamas'ın çocukları Phriksos'la Helle'yi sırtı­ na alıp Yunanistan'dan Karadeniz'deki Kolkhis ülkesine kaçıran kanatlı koçun pöstekisidir. dümenci Tiphys. Herakles). SEMENDİREK. kadın yüzlü canavarlar olan Harpya'ları rüzgâr tanrı Boreas'ın oğulları Kalais ile Zetes yener ve kovarlar. KYZlKOS. Herakles ve daha başkaları. Boreas'ın oğulları Kalais'le Zetes. Kadıköy'e yerleşmiş dev Amykos'u Polydeukes'in yenmesi üzeri­ ne yelken açan Argo gemisini fırtına Boğaz­ dan uzaklara Trakya kıyılarına atar. ALTIN POST. güvercin geçebilirse. ARGONAUTLAR KİMLERDİR? Sefere katı­ lanlar Troya efsanesi kahramanlarından ön­ ceki kuşaktan kişilerdir. Tanrı Apollon'a ya­ pılan kurbanlar bilici İdmon tarafından iyiye yorumlandı: İdmon'un kendisinden başka yolcuların hepsi geri dönecekti. Yunanistan'da ne kadar gözü pek. Pelias. Çanakkale Bogazı'na girmeden Samothrake (Semendirek) adasına vardılar ve ozan Orpheus'un öğüdü­ ne uyarak adadaki gizemlere erdirildiler. Geri gelmeyince Herakles onu arama­ ya koyuldu ve şafak sökerken hâlâ dönmedik­ lerinden gemi Herakles'i Mysia'da bırakarak yoluna devam etti (Hylas. yoksa vazgeçip gerisin geri Yunanistan'a dönsünler. Bu iyiliğe karşılık Phineus Argonaut'lara ilerde karşılarına çıka­ cak tehlikeleri nasıl atlatabileceklerini bildirir (Amykos. Phriksos. Adanın kadınları kocalannı öldür­ müşlerdi. Kastor'la Polydeukes. Delikanlıyı tatlı su aramaya göndermiş­ lerdi. ama genellikle en ünlü kahramanlar şunlardır: İason.

yoksa Boğazın olağanüstü anafor ve akıntıları efsaneye böy­ le bir imgeyle mi yansıtıldı? Her neyse bu en­ geli de aştıktan sonra Argonaut'lar Yunanlıla­ rın Pontos Eukseinos yani konuksever deniz dedikleri Karadeniz'e çıkarlar. bu yüzden Argonaut'lara yetişemedi­ ler. Ar­ go gemisini yakmaya ve Argonaut'ları öldür­ meye kalkar. Du­ rak yapmadan Kafkas dağlarının göründüğü kıyılara doğru ilerler ve Phasis ırmağına (Pasinus) yani Kolkhis (Gürcistan) ülkesine varır­ lar (Amazon 'lar). oradan Girit'e geçerler. Ne var ki Aietes gene de Altın Post'u vermeye razı olmaz. dev birden ayağını burkarak bileğini sıyırdı ve damanndan akmaya başlayan kan bir daha durmadı. Kirke Medeia'yı kardeşini öldürmüş olma suçundan arındırır ama. Me­ deia araya girer. İason'la el ele vererek Altın Post'u bek­ leyen ejderi uyutmuş ve koçun pöstekislnl alıp Argo gemisine kaçırmışlardır. Kral Aietes görünüşte Altın Post'u vermeye razıdır. ateş püsküren. arkalarından gelen Aietes'le adamları Apsyrtos'un parçalarını toplamakla vakit kay­ bettiler. Sonra da yiğide büyülü bir merhem hazırlar. Amazon'ların ülke­ si Thermodon (Terme çayı) ve Themiskyra (Terme) şehriyle merkezlenir efsanede. ama bir yaban domuzu avında bilici İdmon ve dümenci Tiphys ölür­ ler. ama Medeia onu büyüledi. bunların kavgaya tutu­ şup birbirlerini öldüreceklerini de söyler. Ertesi sa­ bah Argo gemisi şafak sökmeden yola çıkar.maktan vazgeçtikleri ve yerlerine mıhlandıklan anlatılır. İason Altın Post'u amcası Pelias'a vermek üzere İolkos'a döner. bir gün boyunca ne yara­ lanır. Güçlü bir büyücü olan Medeia bun­ dan böyle Argonaut'ların ve İason'un bütün işlerini eline alır ve dilegince yönetir. AMAZONLAR VE KOLKHİS'E VARIŞ. Bir anlatıma göre Argo Ka­ radeniz'de İstros (Tuna) ırmağının ağzına va­ rır ve ırmak yoluyla Adriyatik denizine çıkar (o zamanki coğrafya görüşlerine göre Tuna Karadeniz'i Adriyatik denizine bağlayan bir su yoluydu) . kralın kızı Medeia iason'u görür ve büyük bir aşkla ona tutulur. Argonaut'lar Girit'e yaklaşınca Talos koca bir kaya alıp Argo gemisinin üstüne fırlatacak oldu. Girit'te eski tunç soyundan kalma Talos adın­ da bir dev yaşar. ALTIN POST'UN ALINMASI. İason'a kendisini eş olarak almaya söz verirse yardım edeceğini bildirir. Medeia'nın dediği gibi olur. ama Zeus'un öfkesine uğrayıp fırtınaya tutulurlar. ama bir ejderi öldürmesini. ihtiyarlamakta olan baba larını gençleştirmenin çaresini kendilerine . Argonaut'lar Seiren'ler adasının önünden ge­ çerken ozan Orpheus canavarları büyüler. Kral Lykos onları iyi karşılar. İason boğaları bo­ yunduruk altına sokmayı ejderin dişlerini tar­ laya ekip üstünde fışkıran silahlı adamları bir­ birlerine öldürtmeyi başırır. yalnız ayak bileklerinden biri etten olup içinde bir kan damarı bulunmaktaydı. Ejderhanın dişlerini toprağa ektikten sonra silahlı adamlar biteceğini. Hephaistos'un yaptığı bu robot adama Girit kralı Minos adayı koruma görevini vermişti. Bedene sürüldü mü bu merhem deriyi silah geçmez hale sokar. Medeia babasının kendilerine yetişememesi için korkunç bir çareye başvurmuştu: Yanına aldığı küçük kardeşi Apsyrtos'u kesip doğradı ve parçalarını yol boyunca serperek uzaklaş­ tılar. Argonaut'lar daha öteye gidip Ama­ zon'lar ülkesine çıkarlar. Bu kez fırtına onları Libya kıyılarına atar. ara­ larına bir taş atarsa. ne de ölür. Babası Aison'un öldüğü haberini alır. fason ister istemez bu koşullara evet der. İason'u konuklamak istemez. MEDEİA. Talos tepeden tırnağa tunç­ tandır. YUNANİSTAN'A VARIŞ. Ar­ gonaut'lar Altın Post'u geri istemek için kral Aietes'in karşısına çıktıklarında. İstanbul Boğazında akıntı yüzün­ den oynak kayalar mı vardı. tunç ayaklı iki boğayı boyunduruğa koşup öl­ dürülen ejderin dişlerini ekmesini şart koşar. Pelias'm da tahtı geri vermeye hiç de yanaşmadı­ ğını görür. ama Medeia daha hızlı davran­ mış. İlk durak Maryandyn'lerin ülkesidir. Hera'nın koruyuculuğu altında Kharybdis'le Skylla uçu­ rumlarını da geçerler. Destanın bu bölü­ mü de karışıktır. Medeia'nın halası olan büyücü Kirke'yi bulmaya giderler. Burada Medeia'nın tüyler ürperti­ ci bir oyunu yer almaktadır: Pelias'ın kızlarıy­ la arkadaşlık kurar. Talos böylece can verdi (Talos). söylediği ezgi o kadar güzeldir ki gemiciler Seiren'lerin sesine kulak vermezler. DÖNÜŞ YOLCULUĞU.

uyuduğu zaman bile gözlerinin hepsi kapanmaz. bu işler olup biterken İason'dan olan iki oğlunu boğar ve babalarına ölülerini gösterir. ikisi ı. (2) Argonaut'ların gemisi Argo'yu (argos. sonra da Zeus'un inek bi­ çimine soktuğu sevgilisi lo'nun başına Hera tarafından bekçi olarak dikilmiş. Tartaros'la Gaia'dan dogma Ekhidna ca­ navarını öldürmüş. Theseus'u öldürme­ ye çalışır. II. Ariadne uya­ nıp bakmış ki adada yapayalnız. kı­ zın güzelliğine vurulmuş ve onu alıp Olympos'a götürmüş. Bundan sonra atası Helios'un kendi­ sine gönderdiği bir uçan arabayla Atina'ya uçar. Atina'dan da sürülür. Minotauros'un bulunduğu bin bir dehlizli Labyrinthos mağa­ rasında kaybolmaması için eline bir yumak iplik vermişti. Orada Aigeus'a kendisiyle evlenirse ço­ cuk doğuracağını söyler. Kreon'un kızı Kreusa ile ev­ lenmek üzere Medeia'yı boşamaya ve Kolkhis'e geri göndermeye kalkar. ama bir süre sarayında alı­ koyduktan sonra. gündüz gözlüyormuş. Ekhidna). Güneydoğu Anadolu'nun Kilikya bölgesinde bulunan dağlık bölgenin adı. lason da korkunç karısından bıkmışa benzer. Argos ineği bir ağaca bağlayarak gece. Pelias'ın kızları bu düzene kanarak babalannı öldürüp kazana atarlar. Çünkü böyle bir efsane vardır: Hermes'in öl­ dürdüğü Argos yüz gözlü bir devdir. Üstün bir gücü olan bu dev Arkadya bölgesini yabani bir boğadan kurtar­ mış. Niobe Zeus'un sevdiği ilk ölümlü kadındır. Minos'la Pasiphae'nin kızı (Tab. Dionysos). MEDElA'NIN SONU. Theseus Girit'e Minotauros'la çarpışma­ ya geldiğinde Ariadne yiğidi görmüş ve görür görmez de ona tutulmuştu. Nasıl olmuşsa olmuş ama Argos öl­ müş./I kafasının önünde. Argos 11yada destanında Yunanistan'dan gelip Troya'ya saldıranların tümünün yurdu olarak gösterilir. ikisi arkasında yalnız dört gözü varmış. ne kadarı kapanırsa. (3) Homeros destanlarında tanrı Hermes "Argos u öldüren" "Argeiphontes" ek adıyla anılır. Kolkhis'e döndüğü ve daha birçok suç ve serüvenler­ den sonra babası Aietes'le barıştığı bazı efsa­ nelerde anlatılır (Medeia). 782). Düğün hediyesi olarak Ariadne'ye Hephaistos'un yaptığı altın bir taç vermiş. Hesiodos da Ekhidna canavarının orada kapalı olduğunu anlatır (Typhon. îason'la Medeia bu su­ çu işledikten sonra Pelias'ın oğlu tarafından İolkos'tan kovulurlar. 11). Argos'a Zeus Peloponez krallığını vermiş. Ama Zeus Hermes'e İo'yu kurtarmayı buyurmuş ve Hermes de Argos'u öldürmeyi başarmış. Ariadne. kız onu giyer giymez yanma­ ya başlar. kimine göre Pan'ın kavalını çalarak devi bü­ yülemiş ve bütün gözlerinin birden kapanma­ sını sağlamış. Theseus da karışık ve karanlık dehlizlerden ilerledikçe yumağı açıp ipliği ye­ re bırakıyormuş. O sırada bü­ yücü kadın ömrünün en korkunç suçunu iş­ ler: Kreusa'ya güya düğün hediyesi olarak bir elbise gönderir. Hera da gözlerini kendisine özgü ve çok sevdiği tavus kuşunun tüylerine yerleştirmiş. Argos'lu ise Akha'ların hepsine ve­ rilen genel bir sıfattır. Efsa­ neye göre bu dağların altında iki ejder yat­ maktadır: Homeros'a göre Typhoeus'un ini buradadır (İl. birden körpe bir kuzu çıktığını gösterir. Korinthos kralı Kreon onları iyi karşılar. sonra da taç gökte bir yıldız olmuş (Theseus. Sonra da Ariadne'yi kaçırıp Naksos adasına varmışlar. Medeia'yı uzaklaştırmak çarelerini arar. o kadarı açık kalıp bakarmış. Argos. Arima. ya da büyülü bir değnekle Ar­ gos'u bir daha uyanmayacağı bir uykuya dal­ dırmış. hızlı demek) yapan ve ona adını veren usta. bu yüzden de Argos denmiş bütün yarımadaya. Sonrala­ rı Argos adı yalnız batısındaki Argos kentine ve Argolis denilen bölgeye ayrılmış.öğreteceğini söyler ve örnek vermek üzere yaşlı bir koç alarak keser. Canavarı öldürdükten sonra çıkış yolunu ona bu iplik göstermiş. büyülü otlarla kay­ nayan bir kazana atar. . Bunu nasıl yaptığı konusunda söylentiler çeşitlidir: Kimine göre uzaktan attığı bir taşla yere sermiş Argos'u. Tartışmalı yorumlara yol açan bu sıfa­ tın anlamında bilginler karar kılmış gibidir. (1) Zeus ile Niobe'nin oğlu. ama üzülme­ ye vakit kalmadan tanrı Dionysos gelmiş. Ama Theseus kızı o adada bırakıp gitmiş. Başka bir anlatıma göre. Dirilmedigini görünce çılgına dönerler ve yurtlarından sürülürler (Pelias). bir gece kız uyurken gizlice kaçmış. Argos'un yüz değil de.

hemen yunus balığının biri onu sırtına almış ve Yunanistan'a kadar gö­ türmüş. Zeus'la Artemis'in avcı kızlarından Kallisto'nun oğlu. Apollon'un kutsal hayvanları yunus balıkları belirmiş çevrede: Toplanmış. Çocuğu kırlarda at adam Kheiron ve nympha'lar büyütmüş.) gi­ dip Mısır'da fok balıkları arasında yaşayan Proteus'u bulur ve onu sımsıkı bağlayarak ke­ hanetini ağzından alır: Dört boğa ile dört dü­ ve kurban edecek. Sicilya'yı gezmek hevesine kapılmış. Bir gece önce düşünde Apollon'u görmüşmüş Arion. Ne var ki denize açılınca. torununu doğrayıp parçalarını tanrının sofrasına çıkarmış. deni­ ze düşüp boğulduğunu söylemişler. Ora halkını da büyülemiş. "Gitar çalmakta eşi yoktu. Zeus Arkas'ı büyütmek üzere Hermes'in anası Maia'ya vermiş. tragedyanın babası odur demek (Dionysos). yolculuk için Korinthos'lu bir geminin tayfasıyla pazarlığa giriş­ miş. Hem tarihçi onu bir masal diye değil. leşlerinden binlerce arı çıktığını görür. Orpheus). gemiciler onu suya atıp paralarının üstüne oturmayı kurmuşlar. arılarının hepsi ölür. Serüvenini şöyle anlatır: Dag ve su perilerini kovalamaktan hoşlanan Aristaios günün birinde ozan Orpheus'un karısı Eurydike'nin peşine takılır. Boiotia ve Arkadya'da Aristaios bir kır tanrısı olarak saygı görürdü (Eurydike. Babası gibi dağda. Bu yıkım karşısında Aristaios ana­ sı Kyrene'ye dert yanar. sonra derdine çare bula­ caktır. Arion sanatıyla yalnız ün değil. Aristaios'a Vergilius "Georgica" adlı tarım­ sal konuları ele alan eserinde uzun bir parça ayırmıştır. Arkas. kesti­ ği kurbanları dokuz gün sonra yoklayınca. Lykaon'un ko­ nağına yıldırım yağdırmış. kaçarken Eurydike'nin ayağını yılan sokar. Arkadya bölgesinin efsanelik atası. Arion onu yarattıysa. üstelik Korinthos'un yöneticisi Periandros'u da dost edinmiş kendine. tanrı Apollon da Arion'un sazıyla üstünde yolculuk ettiği yu­ nus balığını gökte birer burca dönüştürmüş. IV. sofrayı devirdiği gibi. Öyle güzel çalmış. zeytincilik. O sıra Arion birdenbire çıkagelmez mi! Periandros gemicileri çarmıha gerdirmiş. Dithyrambos. Orada da bir süre kalıp. dost Periandros'un yanına dönecek olmuş. servetler topladıktan sonra. Aristaios. Aristaios tarım ve hayvancılıkla ilgili bilgilerin hepsini öğrenmiş. Yunanistan'ın bazı bölgelerinde. tragedyanın kayna­ ğı sayılır. öyle dokunak­ lı söylemiş ki. Arion ezgisini bitirince denize atlamış. bana hayatımı bağışlayın di­ ye yalvarmış. dinliyorlarmış ozanı. özellikle Tesalya. çalgısı öyle dokunaklı ki. Kyrene oğluna deniz ihtiyarı diye anılan kâhin Proteus'a baş vur­ masını salık verir. Her neyse. Dithyrambosu ilk söyleyen odur". Ama Zeus aldanmamış. Günün birinde adası dar gelmiş Arion'a dünya göre­ yim deyip Korinthos'a göçmüş. Dili öyle tatlı. çok para da kazanmış. Hain gemiciler Korinthos'a varınca. İtalya'yı. Aristaios sonradan Kadmos'un kızı Autonoe ile evlenir ve Aktaoin adlı bir oğlu olur. güzel kadın düşüp ölür. kralın kendisini de . gerçek­ ten olmuş şaşılacak bir olay diye anlatır: Şair­ ler anası Lesbos'ta Arion adlı bir ozan yaşar­ mış. Arion fiskoslarını duymuş ve varı­ mı yoğumu alın. Sonra da denize atacakmış kendini. Arkas ana tarafından Lykaon'un torunuydu. 365 vd. Periandros şairin ne olduğunu sormuş. Herodotos'un anlattığı masallar ara­ sında Arion'un masalı kadar sevimlisi yoktur. diyor Herodot hemşerimiz.ARKAS Arion. alıp onu Libya'ya kaçırmış ve orada Aristaios adlı bir çocukları olmuş. Tesalya'lı ırmak tanrı Peneus'un tonınu olan Kyrene adlı nympha'yı tanrı Apollon görmüş ve sevmiş. en güzel rubala­ rını giyip son bir kez güvertede denize karşı saz çalmayı dilemiş. Güvenmiş tanrıya ve bakmış ki başka kurtuluş yok. Zeus'un gebe bıraktığı Kallisto doğurup da öldükten yahut ayı kılığına sokulduktan son­ ra. hayvancılık ve özellikle arıcılıkta ondan üstünü yokmuş. bayırda yetişen Ataion us­ ta bir avcıdır. ünü Midilli'den çok ötelere yayılmış. Bağış­ landığını anlar. Tanrılar da Aristaios'u cezalandırmak için salgın düşürürler arı kovanlarına. duyduğuma göre de. bu tür. çünkü en çok bu şehir adamlarına güvenirmiş. Taranto'dan gemiye binmiş. Aristaios kâhinin dediğini yapar. tanrı Dionysos'a bir övgüdür. Aristaios da Odysseia'da Meneloas'un yaptığı gibi (Od. Bu kral Zeus'u sına­ mak istemiş.

kardeşi Apollön gümüş yaylı olduğu halde. Bu tanrıçanın kültü Anadolu'dan Mezopotamya'ya. Arkas delikanlılık çağma gelmiş. bütün bu değişik ad ve biçimlerin ardında hep aynı görüş ve inanç özüne rastlandığı artık yadsınmaz bir gerçek olmuştur. İlyada'da bu tanrıçaya çokluk "ok taşıyan. Yunan kaynaklarında adı­ na rastlanan Artemis de zaman ve mekân içinde bir gelişmenin ürünüdür. Tek üstünde durulması gereken ve kişiliğinin özünü yansı­ tan sıfatları ilkin Homeros destanlarında. Akdeniz çevresinde bin yıllarca tutunmuş bir tanrıçaya belli bir süre içinde ve belli bir bölgede verilen addır. Yunanla ilgili çağlarında bu tanrıçanın aldığı biçimi ortaya sermekle erken taş çağında başlayıp Roma imparatorluğunun putperest­ likten Hıristiyanlığa geçişine kadar olan süre­ de tutarlı bir gelişmeyi izlemek olanağını ver­ mektedir. Artemis'in adı tıpkı Apollon'unki gibi Yunanca değildir. Efes'te bulu­ nan Artemis heykelleri de Anadolu'nun r. okçu tanrıça" denir. sonra ilkçağ yazını boyunca rastlanan okçu­ lukla ilgili sıfatlarıdır.. Ana Tanrıçanın gerek Kybele. Bu işte öncülük. Artemis için Altın sıfatının kullanılması dikkati çeker. Arkas Lykaon'un oğlundan kendisine miras kalan krallığa adını vermiş. Bun­ ları özetlemek için yazılı kaynaklardan. Arkas da Arkturos yani ara­ banın sürücüsü. ya da yunanca bir deyimle "Araba" olmuş. Çok yararlı bir kral olmuş: Uy­ ruklarına buğday ekmesini. tapınağa giren ölüm cezası­ na çarptırılmış. Adı ne olursa olsun toprak ve bere­ ket tanrıçası ancak uzun ve yaygın bir geliş­ me süreci içindeki aşamaların sayım ve dökü­ münü Ana Tanrıçanın Anadolu'daki başlıca simgesi olan Kybele'ye ayırdığımız bölüme bırakarak.Kallisto Büyükayı. onun bulgularının. avlanıyormuş ki. Aşağıdaki incele­ me. ekmek yoğurma­ sını ve yün eğirmesini öğretmiş. Ne var ki isim ve biçim bolluğu tan­ rıçanın geçirdiği evreyi izlemeyi güçleştirmek­ te. bozulmamış anlamına yakın gelen "artemes" sıfatından üreme olduğunu kanıt­ lamak güçtür. Homeros metinlerinde sözü geçen Artemis'ten Latin yazınındaki Diana'ya varmak için nice nice değişimlere uğramıştır bu tanrısal figür. Suriye. Ama Zeus acımış ana oğla ve ikisini de göğe alarak birer yıldız yapmış. gerekse Artemis adıyla tam anlamına varmak bugüne bugün pek az bilginin başarabildiği bir iştir. Adına takılan yüzlerce yersel sıfatı ise onun tapınıldığı çeşitli ülke ve bölgeleri açığa vur­ maktan başka bir işe yaramaz. oysa ayla ilişkili bir tan- . İlyada'da Artemis için "altın yaylı. Yunanistan ve İtalya'ya da ya­ yılmış. Ülkenin yasalarına göre.t. Artemis. Artemis'in Apollon'un olduğu gibi parlaklık gösteren bir ek adı da yoktur. burada yalnız Artemis'i tanıtma çabasına girişelim. başlamış onu kovalamaya ve hayvanın sığındığı Zeus tapınağına onun arkasından girmiş. ok saçan. Artemis. Toprak ve bere­ keti simgeleyen bu tanrıçaya her çağ ve her bölgede başka başka adlarla ve ayrı ayrı bi­ çimlerde tapınıldığı. Ölünce Ar­ kadya üç oğlu arasında paylaşılmış. ayı olan anasına rastlamış. Dokunul­ mamış. altın tahtlı ve dizginleri altın kakmalı" deyimlerine rastlanır. bizim tarih ve din tarihi bilginimiz Halikarnas Balıkçısı'ndadır. Arkas'ın parçalarını bir araya getirip çocuğu yeni baştan diriltmiş. Efes'li Artemis'i tanımlamak için de Selçuk müze­ sinde gözümüzle görmek mutluluğuna erişti­ ğimiz eşsiz heykellerden faydalanacağız. ayrıca kuzeyde İskandinav ülkelerine dek sokularak iz bırakmıştır.bir kurt haline sokmuş. bu karmaşık varlığı bir bütün olarak görüp incelemeyi bilimin daha iyice çözümleyeme­ diği bir sorun haline getirmektedir. Arkadya denmiş bu bölgeye. Kay­ nağı Orta Anadolu'da bulunduğu en son ar­ keoloji kazılarından kesinlikle anlaşılan ve ge­ nel olarak Ana Tanrıça diye tanımlanabilen bu tanrısal varlık Yunan din ve efsanelerinde Artemis adıyla anılır. tanımlarının ve şaşır­ tıcı bir kavrama ve bağlantı kurma gücüyle aydınlatıp canlandırdığı gerçeklerin bir derle­ mesi sayılabilir. Lüb­ nan ve Filistin yoluyla Mısır'a ve Ege adala­ rıyla Girit'e kadar bütün Akdeniz kıyılarını kapladığı gibi. (1) ADI VE EK ADLARI. Çatalhöyük ve Hacılar kazılarında elde edilen bulgu­ lar ise Ana Tanrıçanın gelişmesinde başlan­ gıç noktasını İsa'dan önce 6100 yıllarına ka­ dar indirmekle bu evreye ışık tutmakta ve da­ ha sonraki aşamaların belli bir açıdan ince­ lenmesini kolaylaştırmaktadır.

kadınlara karşı aslan yapmışsa da seni Zeus istediğini öldürmek gücünü vermişsede sana. sensin kral Apollon'u. Derken Artemis. '. sonra da Artemis'i Ortygie. insanları kendi ka­ derlerine bırakmak düşüncesindedir. Hele bundan sonra Hera'nın tartışmaya karışıp Troya'dan yana olduğu için Artemis'e karşı öfkelenmesi büsbütün anlamlıdır (İl. şu farkla ki Ino yaramadıktan sonra o yay İşine?". Delos'lu Apollon'un bir tıpkısı olan Artemis'e övgüde şöyle deniyor: Artemis'i övelim. çıkıştı ona. lon adını Delos. zor ölçersin gücünü benim gücümle. Klaros ve Homeros'un atası sayılan İzmir'deki Meles suyuyla ilişkisini açı­ ğa vurur. yani Parlak Ada olarak de­ Poseidon'a bırakıyorsun zaferi büsbütün. övgüde Delos'la Ortygia ay­ Ne diye bir yayın var sentn. yaban keçilerini öldür. atlarına yoğun sazlı Meles ırmağından su içirir ve Smyrna'dan hızla geçerek sürer altın arabasını bağlık Klaros'a doğru. okçu tanrının kız kardeşini Apollon 'la birlikte büyümüştür ok atan o kız oğlan kız.nçaya altını biz daha çok yakıştırabiliri*. XXI. ya da adası nere­ deydi? Bu da tartışma konusu. Bir açıklamaya göre Ortygia Delos adasının konuştu avcı Artemis. Aşağıda tanrıçanın niteliklerini ele alırken incelediğimiz bu parçalar Artemis'in adı. kayalı Delos'ta doğurduydun oğlunu. küçük düşürdü onu: eski adıymış. Bu parlak çocukların anası. lenene uymuyor. okuyla hedefi vuran" diye çevirdiğimiz halde tam anlam ve kaynak­ larını bilmemekteyiz. ya da Ortygia denilen yerde doğur­ du.'/ . İlkçağda bir­ çok yerler Ortygia adıyla anılmakta. llyada'da Artemis'in bu nitelikle adlandırılması dikkati çeker. rı yerler olarak gösteriliyor. Hekate'nin adı da He­ katos gibi çözümlenmemiş bir kökendendir. utanmaz köpek? istersen yay taşıyıcısı ol sen. Hekate üçlüsünün Anadolu ile daha bir ilişki­ sini mi dile getirir acaba? Ilyada'nın XXI. Git dağlara. bu bıldırcın yeri. aptal. kardeşine sertçe çıkışır (İl. Kynthos'un sarp eteklerine. sa­ nıyla bir Anadolu'lu tanrıça olarak karşımıza çıktığını belirler. "Ortyks" Yunanca bıldırcın demek oldu­ ğuna göre. Arte­ mis'in Anadolu'yla ilişkisini bir daha açıklar.ı lı. okçu Artemis'i doğuran. kızını Ortygie'de doğurduydun. İlerde görüleceği gibi Artemis'le Helios soyundan bir ay ve büyü tanrıçası olan Hekate arasında yakınlık. tanrıçası. Apollon bezmiştir. Efes'li Artemis'le ilişkiyi kurar. 381 vd. Artemis. Bu metinden açıkça anlaşılan şu ki Leto ön­ ce Apollon'u Delos'ta. oradan kaynak alıp oraya yerleştikleri anlaşılır. Bu aydınlanmamış köken Apollon. vermiştin sırtını koca dağa. bir Fenike ağacı dibinde. Baş ka bir sıfatı ise onun Apollon'l. Musa. Homerik denilen bu övgünün başlangıcın­ daki bu dizeler iki bakımdan ilgi çekicidir: Biri Artemis'in İzmir. mutlu ana.): Yabani hayvanlar tanrıçası diye çevrilen "potnia theron" Ana Tanrıça Kybele'nln w ona özgü bir sıfattır. ey ulu Leto. ikincisi Apollon için kul­ lanılan "Hekatos" ve "Hekatebolos" ek adla­ rıdır ki bunları "okçu. üstünde doğduktan sonra Apol­ "Kaçıyorsun demek.): Bana karşı komak mı şimdi niyetin. burada her iki tanrının da Ege böl­ gesinden oldukları.ıglcinl ısını daha açıkça belirtmektedir. hepsi de Ama kız kardeşi. o kadar ki bu iki tanrıça kimi yerde birbirine karışır. (2) DOĞUŞU. yabani hayvanlar Artemis'e yurt olmak hevesini gütmekteydi. ben­ zerlik vardır. tnopos akıntılarının orada. ki orada taht kurmuştur gümüş yaylı tanrı-. XXI. orada bekler hedefi vuran tanrı kardeşi okçu tanrıçanın gelmesini. Delos'lu Apollon'a övgüde şöyle denir: Selam sana. bölümünde Akhilleus'un eli atanda can veren Hektor'u savunup savun­ mamak konusunda tanrılar arasında tartışma vardır. 1 ğiştirmiş. Ne var ki bu açıklama övgüde söy hak etmediği bir ün veriyorsun ona. 470 vd. kendinden güçlüyle savaşmaktansa bu daha iyi. okçu tanrı.

XXI os suyu da Meryemana'nm kutsal suyu oldu. Artemis öldürücü okunu öç ya da ceza ama­ cıyla atar (Niobe). sözlüklerde Delos adasının bir su­ yudur deniyor. ama bu araç ve silahları sonraki yazında oldu­ Bunun üzerine o koru tanrı buyruğuyla kutğu gibi av ve avlanma amacıyla değil. 219): de bu yerle ilgili bulunması Ortygia denilen yerin bu olduğu görüşünü pekiştirir. Kendi ülkelerinde Kenkreios adlı bir su lar. bu yerlerin dokunulmazlığına kolayca sığınabil­ kaynak ve örnek olduğu apaçıktır.. J. daha başka ka­ ve bu hak Perslerin zamanında bile kaldırıl­ dınlar hep bu oklarla can verir. Arte­ miş ve bugüne bugün orada duran bir zeytin mis ok. su kesine korkunç bir yaban domuzu salar (Mekaynaklarının. suyun yanıbaşındeşiyle paylaştığı bu üstün güç başka hiç bir daki Kırkınca (köyün bugün adı Şirince'dir) tanrıya vergi değildir. Tapmağın lar için Artemis'in oklarıyla olur. Yunanis­ tan'da birçok yerler kendilerine özgü bir Ar­ temis kültü edindikleri ve tanrıçaya bölgesel adlar verdikleri halde. Prof. yine orada Liber baba (tanrı Bacchus) savaşta başarı kazanınca tapmak çevresi­ Ansızın ölüm erkekler için Apollon'un. Kırkınca'lılar sularını ölen kadınların ölümü de Artemis'ten gelme­ oradan alırlar (s. kutsal yerler ve tapı­ Artemis'in bu adlı bütün tanrısal imgelere naklar varmış. Meryem Ana efsanesinin . Efes'li da. ne var ki destanlarda kar­ Bu Kenkreios denilen su. zar. kadın­ ne sığman Amazon'ları bağışlamış. korunmuş. at ve arabayla yakından ilgilidir. Solmissos (Bülbül) da­ dir. kimi zaman mamış. Anası Leto. lon'unki kadar büyük değildir. çok da­ sallanmış. den beri kutsal sayılırdı. diklerinden. yani Hav­ Meleagros'un babası Oineus'a kızdığı için ül­ va'nın önünde de su akar. (3) NİTELİKLERİ VE EFSANELERİ. Bizans çağında. s. Herkesten önce Efesliler huzura çıktılar ve kardeşi Apollon. hiç biri doğum yerini değiştirmek yoluna gitmemiş. öyle ki Apollon bile Kyklop'ları öl­ ha önemli bir iş için kullanır: Apollon gibi Ar­ dürdükten sonra Zeus'un öfkesinden orada temis de insanları oklarıyla vurup öldürür.pos deresi. Arvaliya vadisindedir. Hitit ka­ Artemis doğa güçlerini ve özellikle hayvanları bartmalarının su başlarında olduklarını ya­ elinde tutan "potnia theron" olarak gösterilir. Garstang İlyada'da sözü edilen başka efsanelerde de "Hitit İmparatorluğu" adlı yapıtında. Andromakhe' ğu zamanda bu yiğidin izniyle daha da artmış nin anası. Bu konuda Halikamas Balıkçısı'nın tanıklığına başvur­ malıyız (Hey Koca Yurt. Artemis'lerin çokluğu . Leto doğum sancılarıyla kıvranınca oraya gel­ çanın değişmez nitelikleri olarak kalır. su başları eski­ ğine yakınır.. Katili olsun. Ares.. ayazma olarak kutsal sayılma­ leagros). Aphrodite ve ırmak şunları söylediler: Apollon'la Artemis genel­ tanrı Ksanthos'la birlikte Troya'lıları tutar. Kenkrei­ "Sen kadınlar için bir aslansın" der (İl. Çocuk doğururken denilen köyün suyudur. Efes'li Artemis'e yurt olarak Efes'e çok yakın İphigeneia). Agamemnon avlanırken kutsal bir sı sürdürülmüştür. bu ros destanlarında Artemis'in rolü Apolyerlerin gerçeğiyle yalancısı ayrılabilsin. her iki adımda bir. İlyada'da Artemis'e verilen sıfatlar tanrı­ varmış ve bir de Ortygia denilen bir koruluk. ülkede güvenlik kalmamıştı. Nitekim Sipylos (Manisa) dağının kuzey eteklerindeki Hitit tanrıçası Hepa. kalıyor Efes yöresindeki Ortygia. İmparator Tiberius zamanında Anadolu' tanrıçanın asıl kaynağını unutursa bile. HomeOnun için. likle sanıldığı gibi Delos'ta doğmuş değiller­ onları savunmada gevşeyen Apollon'u azar­ dir. böylece Troya savaşının Bu tez her bakımdan tutarlıdır: Artemis öv­ da. da kaderini dilegirice saptar (Agamemnon.221): Ortygia denilen yer. Anadolu'daki kutsal yerlerin tem­ silcileri Roma'ya senatoya çağrılmışlar ki. yay.. Akha'ların başkomutanı Agamemnon'un güsünde tanrıçanın İzmir ve Klaros'la ilişkisi. geyiğini öldürüp böbürlendiği için İphigeneia kurbanını şart koşar. 483) ve Zeus babanın kızına bu yetkiyi verdi­ Anadolu kurak olduğundan. hırsızı olsun. veya gitmişse de başaramamıştır. bir yerin seçilmesi. Bu yüzdendir ki doğumla doğrudan doğ­ ğının kuzeyinde. ağacına dayanarak doğurmuş bu iki tanrıyı. bu çeşit kutsallığı Hercules'in Lydia'ya egemen oldu­ ölüm ise tatlı bir ölüm sayılır. Niobe'nin kızları. Ortygia adlı Sicilya'da bir ada var. ama o söz konusu olamayacağına göre. O yer ruya ilgili bir tanrıça olarak Hera Artemis'e şimdi Meryemana'nm evi olmuştur.

Lykia'da Leto olarak adlandırılan bu büyük bereket tanrıçasının Efes'e ne zaman geldiği. Biz yalnız şunu belirtmek isteriz ki. Doğada egemen.): Yalvarırım. kalımını elinde tutan güçlü tanrıça kavramından doğanın içinde hayvan­ larla birlikte yaşayan. orada Artemis adıyla kültünün ne zaman baş­ ladığı kesinlikle saptanamazsa da. kadınlık ve analık aşamalarını da birleştiren büyük Efes'li tanrıçaya benzemektedir.( l I V I I I. Efes'li Artemis ise ayrı bir bölüme konu ola­ caktır. bu tanrıça tipinin Efes'e özgü olduğu ve Efes'te yapıldığı kesin­ likle bilinmiyor. (4) EFESLİ ARTEMİS.dipdiri bedeninle tıpkı osun.I I r Artemis'in avcı kız ve kesinlikle kiz oğlan kız olarak nitelikleri Homeros destanlarında pek belirtilmiş değildir. Aşağıdaki yazıda bu broşürden fay dalanılmıştır: a) Kaynağı. Kubaba ya da Hepa. Ephesos kazıları sıra­ sında bulunan biri büyük. Bugün bu Artemis heykellerini canlı canlı karşımızda görmekle. birçok mythos yazarları­ nın bugüne dek ileri sürdükleri tezin tersine Yunan asıllı olan Artemis sonradan Asia'lı Ana Tanrıça ile birleştirilmiş değildir. yahut bilinse bile Ege tarih ve sanatına ışık tutmak amacıyla değerlendiril miyordu. boyun bosun. Efes'teki Artemislon adlı tapınağın) . bin yılda Efes yöresine yerleşmiş olduğu kanısına varılabilir. güzelliği dille­ re destan Artemis Ege'nin şanını dünyaya ya­ yarak Türkiye turizmine çok önemli bir ileri adım artırmıştır. Britomartis ve Diktynna diye anılan Girit' li Artemis'ten bu adlar altında söz edilecek. figürin ve küçük heykelleri arasında Efes'li Artemis apayrı bir yer tutar. dünya din tarihinde de çığır açmıştır. ister tanrı ol. mythos'un kaynağı sayılan Homeros destanlarında karşımıza çıkan Artemis sonraki yazının avcı tanrıçasından çok kişili­ ğinde dişi yaratığın üç aşamasını. idol. yalnız bu tanrıça­ yı değil. Burada Odysseus'un demek istediği şu: Tanrıçaların da. onunla ilgili bütün bir tanrı dünyası­ nı. yani Efes'li Artemis'ten Hellenistik ve Latin şiirindeki Diana'ya geçiş kolayca anlaşı­ lır doğal ve olağan bir geçiştir. Yunan din ve efsanesindeki Artemis kaynağını Anadolulu tan­ rıçadan almaktadır-. Hitti'lerce Kupapa. kadınların da en güzelisin. Bu tan­ rıçanın başka önemli bir kaynağı da Girit'tir. Ana Tanrıça'nın bütün Akdeniz çevresinde ve özellikle Orta Anadolu'da bu­ lunmuş çeşitli imgeleri. VI. Da­ hası var. gecenin karanlık güçlerine egemen Hekate ile bir tutulmuştur. Phrygia'da Kybele. Girit'te Rhea. Suriye'den Arabistan'a kadar olan böl­ gede Lat. Sü­ mer'lerden önce var olduğu Çatalhöyük kazı­ larından anlaşılan ve Sümer'lerce Mâ ya da Marienna. değeri paha biçilmez. bu tanrıça­ nın Phrygia. canlıların ölüm. gizli ya da karanlık kalmış birçok bi­ limsel sorunun çözümüne gidebiliyoruz. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir'in İngilizce olarak yazdığı ve İzmir Ter­ cüman Rehber Derneğince 1971'de yayımla­ nan "Asia Minör" adlı broşür Efes'li Artemis üstüne bütün bilgileri toplamakta ve tanrıça­ nın bugüne dek yapılmamış bir tanımını yap­ maktadır. ormanlarda derelerde ağaç ve su perileriyle dolaşıp eğlenen avcı kız ve özellikle kız oğlan kız tanrıça kavramına geçiş. ister insan. Efes'li Artemis'in kaynağı hiç şüphe yok ki Anadolulu Ana Tanrıçadır. arkeolojik bulgularla yazılı metinlerin karşılaş­ tırılmasından Efes'li Artemis'in İsa'dan önce II. b) İmgesi. Yaygın göklerdeki tanrılardansın. Burdan çıkan sonuç da şu ki. 149 vd. arkasında da koca bir tarih çağım aydınla­ tabiliyor. ikisi küçük üç Arte mis heykeli arkeolojide olduğu kadar. Nitekim birçok yerlerde Artemis "Kalliste" (en güzeli) adıyla anılır. Lydia ve Minoen Girit kültleri­ nin etkisi altında çeşitli evreler geçirerek yu­ karda adları sayılan tanrıçalardan ayrıldığı ve bugün Efes'li Artemis biçmine girdiği apaçık­ tır. Çünkü çok memeli Artemis figürlerinden daha önce or­ taya çıkıp Avrupa müzelerinde korunan tek tük örnekler var idiyse de. Sürekli bir ev­ re içinde gördüğümüz Artemis figürü böylece avcılık ve bakirelikle ilgili efsane ve masallar­ da rol almış (Aktaion) ve ay tanrıçası Selene. u/u Zeus'un kızı Artemis olmalısın. Yalnız Odysseia'da denizden kurtulan Odysseus Phaiak'lar kralı­ nın kızı Nausikaa'yı hizmetçilerinin arasında görürken şöyle seslenir (Od. Bu evreyi çağı çağına izleyemezsek de. görünüşün. kraliçem sana. yani kızlık.

"Polymastos" yani çok me­ meli diye tanımlanan heykelin meme sayısı 17 ile 40 arasında değişir. ilkel bir imgenin geliş­ tirilmiş biçimidir. boğalar. İlkçağ yazarları onu anlatmakla bitire­ mezler. düşü­ nürleri ve sanatçılarıyla uygarlık dünyasına nasıl öncülük etmişse. derin ve ciddi bakışları sonsuzluğa dikilidir. Pheidias. griffon'lar. Gövdesi­ ni saran bütün bu simgesel süsler tanrıçanın kutsal tahta yonutuna zaman zaman giydiri­ len birer giysi niteliğinde olsa gerek. 190 metre boyunda. Bu ilkel imge ise bir "ksoanon". resimleri Efes yurttaşı olan Apelles'in elinden çıkmıştı. sfenks'ler ve arılar görülür. Kresilas. arıların kraliçesi. Büyük İs­ kender zamanına kadar tapınak olduğu gibi kalmış ve Ege yöresini ele geçiren yabancı idarelerce de saygı görmüştü. keçiler. Kaldı ki do­ ğada akışı görüp evreyi ilk dile getiren büyük filozofun düşüncesini Artemis tapınağında tanrıçanın imgesine baka baka geliştirdiğini de biliyoruz. büyük boy hey­ keli herhalde çok eski. Artemis'in bütün nitelikle­ rini dile getiren yüklü ve süslü bir heykel ol­ muştur.Ö. hem kız. Tanrıçanın An Kraliçesi unvanıyla ilgili görülen bu sarkıntılar ne olursa olsun. Sunağı Praksiteles'in eseriydi. Zamanla tanrıçanın im­ gesi zengileşerek. hayvanların da ecesi. başı taçlı. Onun altında da dört kat meme görülür. göz ka­ maştırıcı bir başarı ortaya çıkarmıştır. gövdesi birçok fi­ gürlerle örtülü. İnsanların da. Bu haliyle Artemis heykeli tanrıçanın doğa­ ya egemenliğini de. gökte ve yeryüzündeki ger­ çek ve gerçeküstü bütün yaratıklar onun buyrugundadır. uygarlığın her türlüsünde yöneticiliğini de simgeler: Başının üstünde üç kat kule biçiminde üç tapınak taşır. tanrıçanın ulu gücünü yansıtır. Artemis'in bolluk ve bereket simgeleridir. c) Tapmağı. evlenince ayrılıp yerlerini başka kızlara bırak­ tıkları bilinir. hem evli kadın. Kydon gibi Yunan ilkçağının en büyük sanat­ çıları çalışmış. Efes'li Artemis'in Ana Tanrıça ile paylaştığı bu nitelikleri İonya'ya özgü bir biçimde ve Prygia'da tapınılan Kybele'ninkilerden ayrı motif ve simgelerle dile getirrriesi. Nitekim Efes'te tanrıçanın giysilerini korumakla gö­ revli soylu genç kızlar bulunduğu. Ama bu memele­ rin ucu olmadığından kimi bilginler bunları hurma ya da erkek arı gövdeleri diye yorum­ lamak yoluna gitmişlerdir.da çok memeli. Eteği altı kat dörtgen biçiminde plaklara bölünmüştür. Bu sayı ile Artemis'in üçlü karakteri dile gelmek­ te. 15 metre yükseklikteki bu sütun­ ların 36'sı kabartmalarla süslüydü. Ana Tanrıça imgesini yaratmakta da başka hiçbir ülke ve yörede erişilemeyen bir yetkinliğe ulaşmış.Ö. Bu eş­ siz sanat anıtıyla çığır açıcı eşsiz bir düşünce­ nin taşıyıcısı olan Efes'li Herakleitos arasında ilişki kurmamak için kör olmalı. hem de ana ola­ rak yaşam sürecinin bütününe egemenliği simgelenmektedir. İskender'in . Tanrıça heykelinin değişmez kutsal simgelerinden biri de üç sayısıdır. bununla kırları olduğu kadar şehirleri de koruduğu gösterilir. bunların ortada olanları üçer üçer dizilmiştir. bütün doğanın yöneticisidir. bunların kız oğlan kız oldukları sürece hizmet gördükleri. üstünde durulması gereken bir özellikti/. böylece ay tanrıçası olduğu belirlenir. 652 yılında bitirilen ilk taş tapınak Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırısında yıkılmış ve İ. bunların biri ünlü heykeltıraş Skopas'ın elinden çık­ mıştı. Artemis'e adanmış kutsal bir alanda I. ense­ si dolunay biçiminde bir diskle çevrilidir. diskin her iki yanında beşer griffon. yani hemen de hiç yontulmamış bir tahta heykel. En parlak çağın­ da Artemision Atina'daki Parthenon'dan dört kat büyük olup akıllara durgunluk veren bir yapıydı. içinde bulunan Amazon'lar anıtının heykellerinin yapılmasında Polykleitos. her dörtgenin içinde kabartma aslanlar. ayakta duran. yani kartal başlı aslan vardır ve boynun­ da zodiak işaretlerinden örülmüş kalın bir gerdanlık sarkar. doğum yeri çok doğurgan diye bilinen bıldırcınla ilgilidir. Tanrıça evrenseldir: Sü­ rekli değişim halinde olan ayı etkisi altında tutar. uygarlığın koruyucusudur. ya da Pessinus'taki Kybele için olduğu gibi bir "diopetes" yani gökten düş­ müş sayılan bir taştı. al­ nında hilâl taşır. 55 metre enin­ deki yapı İonya üslubunda 127 sütun üstüne kurulmuştu. bir dünya harikası sayılan asıl Artemision kurulmuştu. Artemis'in Efes'teki tapınağı Artemision dünyanın yedi harikalarından bi­ riydi. 564-546 yıllarında. lonya.

Eşsiz mermer ve taşların geri kalanı da Efes'teki Sen Jan ki­ lisesinde kullanılmıştır. Artemision'da görevli bulunan çeşitli rahip heyetleri ve tapınağın Ege'nin yaşamındaki engin rolü üstüne burada daha çok ayrıntıya gidemeyeceğimizden Halikarnas Balıkçısı'nın yukarda sözü geçen "Asia Minör" adlı kitabı­ na başvurulmasını salık veririz. Boiotia'da Orkhomenos şeh­ rinde hüküm süren bu iki kardeş Troya sava­ şına otuz gemiyle katılırlar (İl. Klymene olduğunu ileri sürerler (Tab. 356 yılında l. para bası­ mı.ıpın. kredi ve bankacılık işlemlerine önayak ol­ muş ve bu yolda uluslararası bir alışveriş ku­ rumu meydana getirmiştir. Prometheus. bizim tanrıçamız büyük Artemis'tir diyen Efes'liler zamanla gevşemişler. zamanla dün­ ya harikasının taşları bir bir sökülerek Ayasofya'nın yapımına yaramıştır.1 . böylece inançlarının özü korunduğu gibi Meryem Ana'yı yüceltmişler. Savaş bitince İalmenos Yunanistan'a dön(. Özellikle. Bu yüzdendir ki Efesli Artemis bu­ gün karşımızda olanca canlılığıyla yaşamakta­ dır. İlyada'nın ünlü dizeleri (İl. Bu dünya harikasının yerinde yeller esmesi. 512-516). Yunan ve Roma ilkçağı boyunca uygar dünyanın hayranlığını üstüne çeken Artemision barın­ dırdığı sayısız rahip ve görevli heyetleriyle başlı başına bir idare haline gelmiş. büyük bir tanrıça nite­ likleriyle dünyada tutulabilen bir varlık olarak yaratmışlardır. bir başarısıdır denebilir. 11. 459 vd. İtalya'da an­ latıldığına göre. (1) Ares'in oğlu. denemez. Askalaphos. Efes'te Bülbül dağında­ ki tapı yerinde yaşayıp ölmesi olayı bir ger­ çek olsun ya da olmasın. inançları yüzünden akla.ık lli'iostr.doğduğu t. böylece Artemis'in dillere destan tapınağı bo­ yuna taşıp şehri sular altında bırakan Kaystros'un (Küçük Menderes) da yardımıyla kur­ bağaların ötüşüp oynaştığı bir batak haline gelmiştir. Meryem Ana imge­ si Efes'le yakından ilgilidir. Bu heyetler­ den Kybele bölümünde de söz edilecektir.ı tos denilen ve bir deli olduğu iter! ıtirüten bir Efes'imin eliyle yakılmış. yani Gediz ovası için kullanılmaktadır. Meryem Ana Anadolu'nun ve özellikle Efes'in bir yaratısı. Başka kay­ naklar bunun Asia değil. Asia. İngiliz çukuru denilen bir bataklık haline dön­ mesi Hıristiyanlıkla başlayan korkunç bir ça­ pulculuk hareketinin sonucudur. yani inandık­ ları. Aziz Paulus'u Efes tiyatrosunda dinledikten sonra ilkin direçle karşılayan ve isa ya da Meryem'den bize ne. kültür süreçlerinde eşi az görülen bir transposition örneği vermişler. Aktor'un kızı Astyokhe savaş tanrıyla gizlice sevişir ve Askalaphos'la İalmenos'u doğurur. Artemis'i sürdüren en belirli tanrı kişiliği hiç şüp­ hesiz ki Meryem Ana'dır. Onun içindir ki Meryem Ana' nın Efes'e getirilmesi. insanlığa kök salmış birkaç inancın çağlar bo­ yunca ve gelip geçen sayısız uluslar. Ana Tanrıçanın bir simgesi olan Efes'li Artemis'in Phrygia'lı tanrıça Kybele kadar etkisi olduğu ve adı ortadan silindikten sonra da başka tanrısal varlıkların arkasında gizli bir yaşam sürdürdüğü bir gerçektir. değişmelere karşın sürdürülmesini sağla­ mak uygarlık denilen büyük kavramın bir be­ lirtisidir. II. d) Etkisi. Okeanos'la Tethys'in sayısız kızların­ dan biri. Ne var ki Homeros destanlarında Asia bütün kıtanın değil. yönetim­ ler. 3). yalnız Batı Anadolu'nun adıdır.) eski Maionia. onu da büyük bir ana. hayale sığmaz İşkence ve saldırılara uğrayınca Mer­ yem diye karşılarına çıkarılan ve zorla kabul ettirilen tanrısal varlığa Artemis'in bütün nite­ liklerini aktarmışlar. bu işte tapı­ nağın paha biçilmez hazinelerini ele geçirme­ yi düşünen rahiplerin parmağı olduğu sanılır. 30 yıl sonra tapınağın yeniden yapılmasına başlanmış ve Lydia kralları gibi iskender de yapımına büyük bağışlarla katılmıştır. Asia Titan İapetos'la evlenip Atlas. Aziz Paulus'un Efes'e gelişinde yeni dine karşı dire­ nen Efes'tiler Bizans imparatorluğunun yağ­ macılığına karşı koyamamışlar. tapındıkları büyük tanrıça kendilerine ya­ sak edilince. Bir kaynağa göre. Bu kadar koca bir yapının bir adam tarafından nasıl yok edilebi­ leceği bir sır olarak kaldığı gibi. Epimetheus ve Menoitios'u doğurmuştur.Ö. Bu Okeanos kızı adını Asya kıtasına ver­ miştir. On­ lar. Tarihte bir kültür sü­ recinin kesintisizce korunmasını başarmak. İki üç yüzyıl önce BritLh Museum'un Efes'e yolladığı bir arkeolog grubu da ne bulduysa İngiltere'ye aktarmış.

hekimliğin ve cerrahlığın bütün bilgilerin edinir. şifalı sulardan ve otlar­ dan faydalanma yollarını bilmesi şaşılacak bir şey değildir. kıran salan olumsuz. Gorgo'nun sağ tarafındaki damarlarda dolaşan kan zehirli. iyileştirici. babası İtalya'ya göçtükten sonra Lavinia'dan olmuştu. Ama Persephone dayanamayıp bir nar ısır­ mış. 17). bu haddini bilmezliği cezasız bırak- . Askanios Troya'da doğmamış. doğanın sır­ larına ermiş bir varlıktır. Askalaphos'la lalmenos Argonaut'lar seferine de katılırlar. Lavinia'nın kurduğu bir düzen sonucunda As­ canius Latin'lerin hışmına uğrar ve Alba kral­ lığı Lavinia'nin oğlu Silvius'a kalır. Ascanius)'tan uzun boylu söz edilir. Thessalia kralı Phlegyas'm Koronis adlı bir kızı vardır. gitmiş. Persephone'nin anası Demeter de öfkesinden onu gece kuşuna çe­ virmiş. Minos'un oğlu Glaukos ve Theseus'un oğlu Hippolytos da varmış (Phaidra). Askalaphos da bunu görmüş. Apollon'la sevişir ve ondan gebe kalır. Karadeniz kıyılarında bir şehir kurup oraya yerleşir. Bu olayı tanrıya kutsal kuşu kuzgun haber verir. Homeros destanlarında Apollon ordulara veba. (2) EFSANESİ VE SANATI. Herakles Hades'e indiği zaman bu kayayı kaldırmış. Ascanius babasının biricik umudu. bunların arasında Kapaneus. Vergilius'un "Aeneis" destanında Askanios (Lat. Apollon'un oğludur (Tab. 5). Etrüsk'lere karşı savaşa girişir ve babası Lavinium şehrini kurduktan otuz yıl sonra kendisi Alba Longa'yı kurar. korkunç bir güç diye canlandırıldığı gibi. Lykurgos. güneşin altında. Zeus doğal düzeni bozan hekim tanrının bu aşırı gücünden kuşku duymaya başlamış. sol tarafında­ ki damarlardaki ise faydalıymış. Yunan dünyasında hekim tanrı olarak büyük bir ünü olan ve Roma'lıların da Aesculapius adıyla benimseyip tapındıkları Asklepios. Demeter Askalaphos'u kocaman bir kaya ile ezmiş de. Başka bir anlatıma göre. Asklepios'un da karışık bir serü­ ven sonucunda Apollon tanrıdan doğmuş ol­ ması bir rastlantı değildir. Oysa efsanelerin çoğu Aineias'ın Troya yangını sırasında ba­ bası Ankhises'i omuzlarına alarak ve Askanios'u elinden tutarak kaçtığını anlatırlar. (2) Yeraltı ırmaklarından Akheron'un oğlu. Asklepios'a hekimlik sanatını öğreten Kheiron doğanın içinde yaşayan. Hades'e haber vermiş. Başka bir kaynağa göre.rnez. Alevler Koronis'i yalamaya başlar. derde deva bu­ lan tanrı anlamındaki Paian ek adıyla da anı­ d'A lır. kadın can vermek üzeredir ki. Sağlığın kaynağı da doğada olduğuna göre Kheiron'un açık hava­ da. Bu şifalı kanı Asklepios ölüleri diriltmek için kullanırmış. Aeneas öldükten sonra Ascanius Latin'lere kral olur. ama bu­ nunla da kalmaz ölüleri diriltmek yoluna bile sapar. Bu olay hekim tanrının son anda kurtarıcı olarak yetişmesinin simge­ sidir. ne var ki tanrının dölü­ nü karnında taşırken Arkadya'dan gelme bir yabancıyı da yatağına alır Koronis. Persephone ölüler ülkesine indiği zaman Hades tanrıçaya oruç tutup hiçbir şey yemezse gene yeryüzüne dönebileceğini söylemişti. Destanlar boyunca adı geçen hekimlerin hepsi (İlyada'da Makhaon ve Podaleiros) bu Paian tanrının oğulları ve öğrencileri sayıldı­ ğına göre. ölünün karnından dölünü çıkarır ve büyümesi için at adam Kheiron'a teslim eder. büyükannesi tanrıça Aphrodite'nin gözbebeği. Roma'ya imparatorlar veren İulii so­ yu (İulius Caesar da bu soydandır) Aeneas'ın oğlundan ve dolayısıyla tanrıça Venus'tan gelmekle övünürdü. lalmenos Helene'nin talipleri arasında yer alır. Aeneis'te Ascanius'un başka bir adı lulus'tur. Askanios. sevimli bir delikanlıdır. Şair Pindaros bu masalı benimsemez. Bunun sırrını efsane şöyle açıklar: Tanrıça Athena Gorgo canavarı öldüğü za­ man bedeninden akan kanı toplamış ve Ask­ lepios'a vermiş. Apollon kanından olan çocuğun yok olmasına katlanamaz. Aineias'la Kreusa'nın oğlu (Tab. Askalaphos o zaman bir gece kuşu oluvermiş. Asklepios. ışık tanrı Phoibos Apollon'un olayı kendi gözüyle gördüğünü ile süreri Ko­ ronis korkunç bir cezaya çarptırılır: Bir odun yığınının üstünde diri diri yanacaktır. tanrı da öfkesinden bembeyaz olan bu kuşun tüyle­ rini karaya boyar. Epey adam da diriltmiş. (1) DOĞUŞU. Asklepios böyle­ ce usta bir hekim olarak yetişir.

Hektor Skamandros'lu derdi ona. Asklepios'un üstüne bir yıldırım sal­ mış. Anadolu'ya özgü bir nitelik taşıyan bu Asklepieion'un başka hiçbir yerde benzeri ol­ madığı gibi. Hektor'un gözbebeğiydi o. ünlü hekimin son deminde yaz­ dığı bir reçete oradaki bir otun üstüne ditft) vermiş. Titan çifti Koios'Ia Phoibe'nin kızı. Bunlardan Aiginia'yı (Tab. Bugün bile kullanılmakta olan tiyatrosu büyük heykeltıraş Polykleitos'un planlarına göre yapılmış. şehrin kralı. Ama ahlaksızlık yeryüzünde artınca. 399 vd. yazının özü böylece ota karışmış ve her derde deva sarmısak meydana gelmiş. Yunanistan'da en ünlü Asklepios tapınağı Epidauros'tadır. Hektor'la Andromakhe'nin oğ­ lu. Örneğin Kos (Istanköy) adasın­ da hekimlik yapan Hippokrates'in bile haya­ tının ne kadarı gerçek. sağlık anlamına gelir) ve Asklepiades (yani Asklepi­ os oğulları) diye sıkı bir lonca düzeni içinde birleşen hekimlerin aracıyla ilkçağ sonuna dek sürdürmüş bir tanrıdır. Bunlardan en ünlü birinin eski Pergamon. memedeki yavrucağızı taşıyordu kucağında. Asterie. Öyle ki. Ama Apollon da oğlunun öcünü almış. Bıldırcın anlamına gelen Yu­ nanca ortyks kelimesinden bu adaya Ortygl. ilkçağda şifalı su. ne hazineler sakladığı da büsbü­ tün ortaya çıkmış değildir. iyi ha­ va. Asklepios sanatını kızı Hygieia (Yun. Bir süre de ayrılmış Olympos'tan (Admetos). bütün ırmaklar gibi Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır.ı denmiş.mamış. Hektor onu kol . Metope adlı bir ırmak kızıyla evlenip iki oğluyla yirmi kızı olur. ışıldayan yıldıza benziyordu. Namuslu ve erdemli bir bakire olan Astraia dünyanın altın çağlar ya­ şadığı dönemde insanlar arasında kalırmış. kaplıca gibi fizik tedavilerin yanıbaşında telkin. 4). yağmur yağmış. oğulları sayılan yaşamış he­ kimler bile onun efsanelik kişiliğinden fayda­ lanmışlardır. Perses'in eşi ve Hekate'nin anası (Tab. o da öfkesinden taşıp bölgeyi altüst eder. îlyon'u tek başına koruyan Hektor'du da ondan Bebek babasının sorguçlu tunç tolgasnıdan ürküp ağlamaya başlayınca. (3) TAPINAKLARI. Hellenistik çağda kurulmuş olan bu kutsal alan Asklepios'tan başka tanrı­ ça Hygieia'yı ve herhalde Asklepios kültün­ den önce Anadolu'da bulunan Telesphoros'u bir araya getirmekte. Zeus Asterie'ye âşık olup onu kovalamaya başlar. Korinthos kra­ lı Sisyphos olayı Asopos'a haber verir. yakmış. Simgelediği tüm tedavi anlayışının ve yönteminin izlerine olsa olsa Selçuk ve Osmanlı çaglarındaki benzeri yapıtlarda rastlanır. Anadolu Asklepios efsanesine de bir katkı­ da bulunmuştur: İnsanları iyi ede de ölüme meydan okuyan Asklepios'u Zeus yıldırımıyla yere serince.): Andromakhe karşıladı Hektor'u dadı da arkasından geliyordu. Sonraları Asterie'nin kız kardeşi Le to Apollon'la Artemis'i bu adada doğurmuş Ortygia adasının Delos'un eski adı olduğu ile­ ri sürülür (Artemis). Korinthos körfezine dökülen Pelo^ ponez ırmağı. Asklepios tanrının tapı­ naklarına " Asklepieion" denir. sonra da oğlu Asklepios'u gökte burçlar arasına yerleştir­ miş. derdi. Hiçbir Askle­ pieion Bergama'nınki kadar yaygın ve çok yönlü değildir. ne kadarı masal bilin­ mez bugün. yok etmiş onu. ırmak tanrının üstüne de yıldırım salıp sularını geri çekmeye zorlar (Sisyphos). Zeus ce­ za olarak Sisyphos'u Hades'e atar. hepsi ha­ lefleri. Zeus'a yıldırımı bağış­ layan Kyklop'ları öldürmüş. Kız da bıldırcın biçimine girip habire kaçar. başkaları Astyanaks. ünlü çiftin batı kapıların­ da buluştukları sırada şöyle açıklar (İl. Daha çok Latin yazarlarında adı geçer. 21) Zeus kartal biçimine girerek kaçırır. sonunda kendini denize atıp kayalı bir ada haline gelir. eğlence ve kültür yoluyla hekimliğin ne kadar ileri gittiğini göz önüne sermekte­ dir. Bazı mythos yazarlarına göre Zeus'la Themis'in kızı. VI. Astyanaks. rahipleri. bugünkü Berga­ ma'da bulunuşu hekim tanrıya adanmış bu tapınak hastanelerin ne biçim yerler olduğu­ nu bize açık açık göstermektedir. Astraia kız kardeşi Pudicitia (Utanç) ile birlikte gökyü­ züne çıkmış ve Bakire burcu olmuş. Adını Homeros. Astraia. Asopos.

kavga tanrıça Eris'ten doğmuştur. ne var ki derin dinsel an­ lamı ve insanlık dramında bu kavramın oyna­ dığı büyük rol gene de yansıtılmış olmaz. Arkadya (ya da Boiotia) bölgele­ rinde Artemis'i simgeleyen bir avcı kız. Ate. şaşırtılmıştır. istemeden nice ni­ ce suçlar işletir. Bunun sonucunda da cezaya çarpı­ lır. hepsini geçer ve sonra da kargısıyla vurur öldürürmüş. suç işler. orada seviş­ mişler. Oysa onunla bile kalmaz. onu bunu alır ağının içine. Zeus Ate'nin bu düzenine kızarak onu saçlarından tutup tiksintiyle atar Olympos'tan aşağı. aldanır. Eski Yunan düşününe özgü soyut bir kavram ve onu simgeleyen dişi cinsten tanrı­ sal bir varlık. basireti bağ­ lanır ve gaflete düşüp hata işler. uğursuzun inceciktir ayakları. eğilip top­ lar. Aklı başından alınır. Akıl. karanlıkta yürüyen Erinys o toplantıda çeldiler aklımı. İnsanları şaşırtan çılgınlık büyük kızıdır Zeus'un. krallar kralı hata ettiğini kabul eder ve şöyle der (İl. ırzına geçmeye yeltenen iki at adamı öldürdükten sonra. suç işlenmiştir. Zeus. Lykurgos'un oğlu olan babası lasos erkek çocuğu olsun istermiş. Yunan tragedyasının başlıca yürütücüsü bu amansız tanrıçadır. insanın ger­ çeği olduğu gibi görmesini. Arkas'm torunu. kız da dayanamaz. Atalante'yle evlenmiş. daha beter batar. gü­ nah işler. sonra da avcılar alıp büyütmüşler. Bkz. İlkin Homeros'u alalım. onu bir dag başına bırak­ mış. Ate Kader'in elinde bir oyuncaktır ve insa­ na kendi eliyle bilmeden. Bir tanrı onu suçundan arın- . basmaz yere. Oidipus babası Laios'u öldürüp anasıyla evlendiğini bilmez. yaman bir avcı ola­ rak yetişmiş Atalante. konar insanların kafalarına. düşürdüler kötü bir çılgınlığa (Ate) aldığım gün Akhilleus'un onur payını. koşuda kimse geçemezmiş onu. iyiyi kötüden ayırt etmesini sağlayan yetidir. Kişi kurtulacağına. Ate böyle­ ce gözü kararıp suç ve günah işlemiş bahtsız . Çağdaş dillerde karşılığı zor bulunan bu <rl kavram Türkçemizde en iyi "gaflet" sözcü­ ğüyle karşılanabilir. Çıldırır ya da canına kıyar. Kalydon avına da katılıp orada büyük bir başarı kazanmış olan Atalante'yi Melanion (ya da Hippomenes) yenmiş. ama bir gün av dönüşü karı-koca Zeus'un (ya da Kybele'nin) tapınağına girmişler. XIX. Ate kralı bütün ordusuyla Boğazları geçmeye kandırır. Bir gün Zeus'u bile şaşırttı o. Melanion yarışı ka­ zandıktan sonra. ya da Ba­ tı Kızlarının bahçesinden gelmeymiş). Ate de gelir yerleşir insanların arasına. Atalante kız olarak doğunca. Kaderce bile bile aldatılmış. Ama kız oğlan kız kalmak iste­ diği içindir ki. köle olmak zorun­ da kaldı. böylece geri kalırmış. İlyada destanının asıl konusu Akhilleus'la Agamemnon arasındaki kavga sona erince.kollarına aılır ve bir gün babası kadar ünlü olması İçin yakarır. geri dönüş yoktur. 85): Akhalar sık sık söylediler bana bunu. At-Adam. koşuya başlamadan önce yanına üç altın elma almış (bunlar Aphrodite'nin Kıbrıs'taki tapınağından. Akha'lar Troya'yı yangına verdikleri gece yiğitlerden biri (Odysseus ya da Akhilleus) Hektor'un ço­ cuğunu surlardan aşağı atıp öldürür (Andro­ makhe). benim elimden ne gelirdi ki? Tanrı getirir her şeyin sonunu. Salamis'te ordu kırılınca imparatorluk çöker. taliplerini kendisiy­ le koşuda yarışmaya zorlar. Hektor'un ölümünden sonra. oysa Hera'nın bir oyunuyla Herakles'ten önce Eurystheus doğdu ve yiğit böylece bu akrabasına kul. bana çıkıştılar. Kentauros. ama suçlu değilim ben. Atalante'nin yaklaştığını görünce elmalardan birini yere düşürür. Hesiodos'a göre Ate. Atalante.çoğu kez tanrıların lanetine uğramış . Andromakhe sevgili kocasına yaktığı ağıtta Astyanaks'm yetim olarak çekeceği çileyi tasarlayıp dile getirir. bela olur. gözü karartılırsa. Bebeği bir dişi ayı emzirmiş. Kader.kişiyi öç tanrıçaları Erinys'Ierin eline bırakır. Aiskhylos'un "Persler" tragedyasında Kserkses de Ate'nin kurbanı olur. insanlardan. En iyisi Yunan kaynaklarının kavramı nasıl ta­ nımladıklarına bakmaktır. Bu saygısızlığa içerleyen tanrılar ikisi­ ni de aslana çevirmişler (Meleagros). tanrılardan üstün Zeus'u Ate Zeus'u bile aldatmıştır: Tanrı Mykene krallığını Perseus'un ilk doğacak olan torunu­ na vereceğini söyledi ve bunun Herakles ola­ cağını sandı.

tanrı Zeus'un öfkelene­ rek yeryüzüne attığı belalı tanrıça Anado­ lu'nun Phrygia bölgesindeki bir tepeye düş­ müştür. Athamas. Nephele bunu önler ve çocuklarını altın postlu bir koç üstünde Karadeniz'in Kolkhis ülkesine kaçırır. ama onu gebe bıraktıktan sonra dölüyle birlikte kendi gövdesine alması daha da derin bir anlam ta­ şır: Akıl gücü ve ancak onun aracıyla elde edilebilen dünya egemenliği baştanrıdan ayrı­ lamamakta. atmak an­ lamına gelen bir kökenden türemiş olduğu sanılır. İlyada'da Zeus sevgili kızına "Tritogeneia" di­ ye seslenir. Pallas'm kaynağı da tartışma ko­ nusudur. Tanrılar tanrısının kendine ilk eş olarak Metis'i seçmesi anlamlıdır. İşle böyle zalim olarak canlandırılmıştır Kader ve onun yardımcısı Ate Yunan efsanesinde (Erinys'ler). ama Athena'nın de nizle tek ilişkisi. Metis en çok şey bilendir bütün tanrılar ve ölümlüler arasında. 924 vd. Yeller tanrısı Aiolos'un oğlu Boiotia kralı Athamas bulut tanrıça Nephele ile evlenir. Yoksa Pallas ek adı. hangi efsaneleri nasıl işle­ dikleri belli değildir (Argonaut'lar). bilge tanrıçayı seçti kendine. Zeus Olympos tanrı­ larının egemenliğini kurduktan sonra ilkin Okeanos kızı Metis tanrıçayla birleşir (Tab. yani Pallas A thena diye anılır. Helle). o hiç yorulmadan orduları yöneten. İno. Athena. Bir anlatıma göre. 5) çoğu zaman ik adla. (1) DOĞUŞU. adının Yunanca. kız oğlan kız anlamına gelen bir sıfattan mı türemedir ve Pallas Athena mı anlaşılmakta­ dır? Bunu bugün kesinlikle saptamak güçtür.): Ve Zeus çıkardı bir gün kendi kafasından çakır gözlü yaman Athena'yi o dünyayı birbirine katan tanrıçayı. Zeus'un kızı ve ı »n iki. Phriksos tragedya­ lara konu olmuşlar ne var ki bu tragedyalar yitik olduğundan. Sulara karışan İno sonradan bütün gemicilerin fırtınaya tutulunca imdadına ko­ şan bir deniz tanrıçası olmuş. "pallo". Ate tepesi (Gaflettepe) adı verilen bu tepenin üstüne sonraları İlos İlion kentini kur­ muştur. Odysseus'u kurtarmakta da büyük bir rol oynayan (Od. tanrıça Athena babası Zeus'un kafasından silahlı ve elinde kargısı olarak çıkmıştır. Olympos tanrısının biri olan Athena (Tab. 9). anası Metis'in bir Okeanos kızı oluşundandır. Bu kavram ve düşünceyi şöyle dile getirir Hesiodos (Theog. yeraltında da kur­ tuluş yoktur onun için. V. kargı sallamak. Athamas Nephele'yi boşar. Triton'dan dogma anlamına gele­ bilen bu ad da açık değildir. Ama bu tanrıça tam doğuracağı sırada çakır gözlü Athena'yt. Kadmos'un kızı İno Nephele'nin ço­ cuklarını kıskanır. İkinci süreç olarak Athena'nın Zeus'un ka­ fasından çıkması şöyle anlatılır (Theog. İno kaçarak deniz kıyısı­ na varmış ve öbür çocuğuyla birlikte denize atlamış. gövdesinin içine aldı onu. Athena'nın ek adı bu devlerle ve kargı sallamakla ilgili midir? Bi­ lindiği gibi. Athamas'a karşı büyük bir hınç besleyen tanrıça Hera onu delirtmiş. Pallas adlı bir Titan vardır. us. Bir efsaneye göre. Athamas. Zeus Toprağın ve Göğün öğütlerine uyarak sevdalı sözlerle aldatıp eşini yuttu.) İno'ya Leukothea (Ak tanrıça) da denir (İno). deniz tanrısı Tri­ ton'la Athena'nın bir ilişkisi yoktur görünür­ de. İlion (Troya)'un başına gelen bütün belalar bundandır (îlos. (2) ADİ VE EK ADLARI. 886 vd. Palladion).dırmak yolunu bulamazsa. Amphitrite ve Triton adlarında geçen bu "trit" kökeni denizin uğultusunu yansıtan bir ses benzetmesi olabilir. bir efsaneye göre. Phriksos'la Helle adlı biri oğlan. ürünleri de ancak onun kafalın dan çıkabilmektedir. ayrıca bir efsanede tanrıça Athe­ na'nın Pallas adında Attika'lı bir devi öldür­ düğü de anlatılır (Pallas). Acaba Tritogeneia adı bu na mı çağrışımdır? . o cenk ve savaş bağrışmalarından hoşlanan yüceler yücesi sayılan tanrıçayı. Deliren Athamas kendi oğullarından birini öl­ dürmüş ve karısı tno'yu da öldürmek için ko­ valamaya başlamış. ülkede meydana gelen bir kıtlığa son vermek için kocasını Phriksos'u kurban etmeye zorlar. Ama yolda Helle denize düştüğünden Boğazlara Hellespontos (Helle denizi) denmiştir (Phriksos. 333 vd. Metis Yunanca akıl. öbü­ rü kız iki çocuğu olur. Athena adinin kökeni bilin medigi gibi.): Tanrı/arın kralı Zeus ilk eş olarak Metis'i. düşünme gücü demektir.

Aglauros). Tanrılar. bir genç kız. benim­ seyeceği davranışı esinlemek için bin bir kılı­ ğa girer. ama taraf tutar. bunların başında Troya gelir. Mentes olur. Bundan ötürüdür ki Palladion'un kaçırılmasıyla ilgili birçok efsaneler doğmuştur (Palladion).Sıfatları daha belirgin anlamlıdır: Aigis kal­ kanını taşıyan "aigiokhos" (Aigis). İlyada'daki tutumunun tam tersine hakkın üstün gelmesini ister. böylece Athena bölge ve kentin yönetimini elde etmiş. îlyada'da Athena bir savaş tanrıçası olarak çıkar karşımı­ za. denebilir ki Homeros Odysseia'da Odysseus tipini yarattığı gibi Athena tipini de yaratmış ve ölümsüzleştirmiştir. yenilip yaralanmalarına yardım eder. ölümlü bir adamdır bu. Odysseus ve Menelaos'u her fırsatta korur. en eski ve kutsal tapmağı bugün de kalıntıları görülen Athena tapınağı olduğu gibi. Athena ise bir zeytin ağacı. Akhilleus. tanrıça Odysseus'a Telemakhos'a. Mentor olur. XXII. Aslın­ da çirkin bir rol oynar îlyada'da. Diomedes.): Ne diyorsun kara bulutlu babam. huylanması tuhaf bazı masalların dogmasına yol açmıştır (Erikhtonios. sonra da yüksekten bakar onlara. bu akıllı adamı akıl ve erdem tanrıçası Athena tutar. gü­ ler. tanrıçanın tah­ tadan yapılmış ve Pallaidon diye anılan hey­ keli şehir varlığının simgesi sayılırdı. konuşmalarının anlatımına doyum olmaz. (3) NİTELİĞİ VE EFSANELERİ. Attika ilinin ve Atina şehrinin tanrıçası olma hakkını şöy­ le kazanmış diye anlatılır: Poseidon tanrıyla Pallas Athena bu yetkiyi kazanmak için yarış­ maya girmişler. ak yıldınmlı! Kaderi çoktan belli. Odysseus'u tuttuğu gibi Argonaut'ları da tutar ve Argo gemisinin yapıl­ masına yardım eder (Argonaut'lar). davra­ nışları hep hırs ve tutkuların etkisiyle olur: Athena'nın Hera ve Poseidon'la birlikte babası Zeus'u nasıl zincire vurmak istediği anlatılır (I. hepsi Athena'nın buyruğu. tanrıça bu sevimli rolüyle baş­ ka destanlara. Deiphobos). tutması da doğal gö­ rünür. eylem ve konuşma var­ sa. 127 vd. bunca akıl ve dirayetin boşa gitmesini istemez. Atina'nın kurucusu ve koruyucusu olarak tan­ rıçanın oynadığı rol de ilginçtir. . babası Zeus karşı­ sında da atıp tutar. son olarak "obrimopatre" babası güçlü olan sıfatı doğrudan doğruya baştanrı Zeus'un kızı oluşundandır. îlyada'da Zeus'un oynadığı yönetici rolü. Pe- nelope'ye. zeytin ağacını tuz gölünden daha yararlı bularak yet­ kiyi Athena'ya bağışlamışlar. Pallas Athena'nın kültü en ilginç biçimiyle Atina'nın klasik çağında kendini göstermiştir. şiirlere girmiş. Başka şehirler de Athena'yı koruyucu tanrı­ ça olarak benimsemişlerdir. bu erdem tanrıçası hiç haktan yana görünmez. Troya'nın en büyük. biz tanrılar onaylamayız yaptığını. bütün ailesinin de kaderi onun elin­ dedir. çakır gözlü "glaukopis" sıfatı tanrıçanın en sevdiği kuş olan "glauks". Odysseia'da Athena'nın rolü bir başkadır ve anlamlıdır: Zeus'un kendi ağzından duyu­ yoruz ki Odysseus "ölümlülerin en üstünüdür akıldan yana". olabilir. gök gözlü. Olympos tanrılarını da yargıç olarak almışlar: Poseidon Atina akropolünün üstünde tuzlu bir göl meydana getirmiş. 400). okşar onu. bir küçük çocuk olur. uyar isteklerine. kaçırmak mı istersin onu canlara kıyan ölümden? Yap yapacağını ama. Odysseus'a karşı davranışında da tutarlı bir duygusu belirir tan­ rıçanın: Çok çile çekmiş yiğide acır. Nausikaa'ya yapacağı işi. kılavuzluguyla olur. El işçili­ ğini ve el sanatlarını koruyan tanrıça olarak Arakhne efsanesinde rol oynar (Arakhne). Odysseia'da Athena oynar: Odysse­ us'un da. onu eleştirmekten çekin­ mez: Akhilleus'Ia Hektor arasındaki savaşta ölüm kur'asını çekecek olan Zeus'u şöyle et­ kiler (İl. Kızının bu sert çıkışlarına yumuşakça karşı­ lık verir tanrıların babası. Onun içindir ki destan boyun­ ca Athena'nın kılavuz rolündeki eylem ve davranışlarının. kendisine rakip gördüğü Aphrodite ve Ares'e karşı turumu insafsızdır. Pallas Athena'nın efsaneleri o kadar çok değildir. Troya'lı yiğitlere karşı pis pis düzenler kurmaktan hiç çekinmez. Akha'lardan yanadır. ama her an varlı­ ğıyla oluşu etkiler yönetir. ne kadar olay. sevmediği. kız oğlan kız oluşu ve bu niteliğini yi­ tirmekten çekinmesi. baykuşla ilgili gö­ rülmüştür. Ve burada Athena Deiphobos kılığına girerek aldatır Hektor'u ölüme sürük­ ler(Hektor.

tarih dışı insan gerçeklerini yansıtmak. girdi onunla gerdeğe ve bir oğlu oldu: Azgın yürekli Atlas tanrı. Menoitios. Çılgınlığı ve aşırı gücü yüzünden . bitmemiş Kritias diyalogunda yanda kalı­ yorsa da. Atlantis bitkileri. zaman kavramı bilmez mythos. Prometheus. İki tanrı ku­ şağı arasında bulunup Olympos'lulara baş kaldıran bu dev yapılı yaratıklara eserlerinde özel bir yer ayıran Hesiodos Theogonia'da (Theog. Hiçbir zaman çözüleme­ miş bu gizdir ki. köprüler. filmlere konu olan ve tarihçilerle coğrafyacıların üstünde kafa patlattıkları At­ lantis efsanesi. en başta da Pla­ ton. başka hiçbir kaynakta izine rastlanmayan bir yitik ülke masalı uydurur. Yunan ilkçağında mythos yaratma işine koyulmamış hiçbir yazar yoktur.) onları şöyle tanımlar-. canlandırmak ve Atina devletine dokuz bin yıl öncesine ka­ dar uzanan bir tarih yaratmak hevesine kapıl­ mış olsa gerek. Timaios ve Kritias diyaloglarında. biri ona şöyle der (Tim. Atlantis. Dünyanın kuruluşunda tanrılar yeryüzünü aralarında paylaşırken. on bin yıl önce bu ülkeyle savaşa giriştiğidir. 507 vd. şöyle özetlenebilir: Atlantis. Atina. hem de kültür ve sanat bakımından büyük bir yer tut­ muş. kanallar ve tünellerle bezenmiş kentler. Bu sözün doğruluğu en iyi mythos'ta görü­ lür. yaslanmış bir tek Hellen yok­ tur. Poseidon. en büyük oğlu Atlas'ı hepsinin kralı olarak öbür oğulları arasında dağıttığı bölge­ lerin başına getirmiş. yöneticiler surlar. Ne var ki. hay­ vanları ve özellikle madenleriyle çok zengin bir ülkeymiş: altın. asker­ lik durumu üstünde durup.Tanrıçanın onuruna düzenlenen Panathenai bayramı Hellen dünyasında hem din. Timaios diyalogunda başla­ yıp. tanrılardan Athena ve Hephaistos'a. Atlantis de Poseidon'a düşmüş. Tanrı sonra adayı on bölgeye bölmüş. Atlantis yerlilerinden Euenor'un bir kızı varmış. Bazı diyologlarınm sonunda. Her neyse.3). ne de zamanla kocalmış bir bilginiz. Atlas. T. insanda tuhaf bir izle­ nim bırakmaktadır. Ülkenin sosyal yapısı. gerçekdışı ve gerçeküstü bir düzeni örnek olarak göster­ mek için canlandırdığı öbür dünya efsaneleri bir yana. (1) Titan lapetos Okeanos kızı Klymene (başka bir kaynağa göre Asia) ile evlenir ve Atlas. yani hayal beldeleri anlatan öy­ küler arasında özlü bir yer tutmasına yol açar. bakır. bir gece deprem Atlantis'i haritadan şilince. lapetos aldı Klymene 'yi. Atina'nın bu eski tarihi üstünde hiçbir bilgisi olmayışı. Atina'nın oraya gönderdiği ordu Atlant'larla birlikte yok olur. Atina hem kenefini. Bunu niçin yapar? Timaios'ta Atina'lı devlet adamı ve şair Solon'un Mısır'a gidişi anlatılır. 22 b): — Ey Solon. Kritias diyalogu birdenbire kesilir.Ne demek istiyorsun? — Ruhunuz genç hepinizin. günümüze dek ro­ manlara. Nil deltasında bulunan Sais kentinin rahipleriyle konuşur Solon. başkentte yılda bir yapılan bir törene ve bu tören sırasında kesi­ len boğa kurbanlarına değindikten sonra. Atlantis fazla güç kazanmış ve Akdeniz'in büyük uluslarını köle durumuna sokacak bir saldırıya geçmiş de. Parthenon ve onun kabartmaları gibi ilkçağın en değerli yapıtlarının bazılarını esin­ lenmiştir. Ancak Ti­ maios diyalogunda Mısırlı rahibin ağzından öğrenilen Atina'nın dokuz. Timaios ile Kritias diyalogla­ rının ütopya. Filozof­ lar bile bu çabaya katılırlar. Solon. hem de bütün kom­ şularını tek başına kurtarmış bu afetten. demir ve "oreikhalkos" (yani dag bakırı) diye ateş gibi parlak bir madeni varmış. Batıda Herakles sütunları (Cebeli­ tarık) yoluyla Akdeniz'den Okeanos'a çıkıldı­ ğı yerde karşılaşılan büyük bir ada ve çevre­ sindeki takımadalara verilen admış. çünkü eski bir geleneğe dayanan ne bir görüsünüz var. bu kızı sev­ miş. siz Hellen'ler hep ço­ cuk kalırsınız. Epimentheus diye dört oğlu olur (Tab. Korkunç depremler sonucunda suların altına gömülen bu ada bir zamanlar Libya ile Asya'nın bir arada kapladıkları alandan daha yaygınmış. bu ünlü olayı bir Mısır'lı rahibin ağzından öğrenmesi bütün öyküyü Platon'un uydurduğu kanısını uyandırmakla beraber. güzel topuklu Okeanos kızını. onu merkez adaya bir kaleye yerleştir miş ve beş kuşak erkek çocuk yetiştirimiş onunla birlikte. li­ manlar kurarak ülkeyi son derecede uygar bir hale sokmuşlar.

pişirir ve babalarının önü­ Atreus da bol sürüsü olan Thyestes'e ne koyar. güneş yolunu değiştirirse At­ ros'tur. 14 ve 15). Tanrıların Atreus'u tuttukları. llyada'da (İl. Homeros destanlarında karısı Aerope'yi ayartır. 184). Tyestes farkına varmadan kendi" bırakmıştı ölürken. 68 . Atlas göğü değil de. Atreuso­ gulları efsanesi bu ilenme sürecinin en parlak Homeros'a göre. İapetos oğlu Atlas dır. içtiği halde. yoksa Thyestes'in non'un kral değneği şöyle tanımlanır: Güçlü Agamemnon. Herodotos Atlas'ın bir nympha'dan olan oğlu Khrysippos'u ana­ Kuzey Afrika'da bir dag olduğunu söyler (IV. daha doğrusu tragedyanın vazgeçilmez konu­ su olan suç ve lanet zincirlemesi destandan sonra efsaneye katılmış bir motiftir. Atlas'a canava­ reus'la Thyestes Mykene'de kral Sthenerın kafasını göstererek onu bir kayaya çevir­ los'un yanına sığınırlar. İnsanlık dışı eylem ve tüyler ürpertici faciaları canlandıran bu öyküler Yu­ Thyestes altın postu ortaya koyup kral seçi­ lir. Eurystheus döl bırakmadan ölünce. güzel sesli akşam perilerinin karşısında dimdik durup ayakta tutuyor göğü başı ve yorulmaz kolları üstünde. tahtta kalacağını bildirir Hermes. elinde değneği. Ama daha sonra karısı Aerope ile kardeşi atları kamçılayan kralPelops'a vermişti o arasındaki gönül macerasını öğrenince büs­ da. göğü birbirinden ayıran direkleri" taşır başlar: Atreus'la Thyestes babaları Pelops'un omuzlarında (Od. AtGorgo'yu öldürdükten sonra. Zeus da Argos'u öldüren yol gösterici Atreus tahta çıkar çıkmaz.54). onu Mykene'ye çağırır. Thyestes'i kovar. kadın da altın postu Atreusogulları diye anıları Agamemnon'la gizlice kocasından aşırıp âşığına verir. Ne var ki Thyestes Atreus'un Thyestes'in kardeşi. 1. Bu kez de Thyestes şartı kabul eder. kendine saklar. bütün çileden çıkar. Bunca adalarda. nağı olmuştur. iki kardeş arasında rekabetten doğan kor­ pso da onun kızları olarak gösterilir. Pöstekinin çalındığını bilmeyen Atreus şartı kabul eder. neş doğuda batacak olur. krallığı ona verdikleri besbellidir. Derken Atreus çocukların ke­ Thyestes de onu. "ye­ örneklerinden biridir. gerçek kralın başka bir tanrı işmaden biridir. Atlas zorlu bir baskı altında kaldı: Dünyanın bittiği bir yerlerde. İlk lanetleme Pelops'la ri. Hesperis'ten Heskral olarak seçmeyi buyurur.Belli ki Homeros Atreusogullarının başına kuşaktan kuşağa süregelen laneti bilmiyor. bir tanrı Atlas'ın çok çocuğu olmuş: Pleione'den sözü Mykene'lilere Pelopsogullarından birini Pleiade's ve Hyades kızları. Agamemnon 'a bırakmıştı. kalktı. sik kafalarını getirir.) Agamemreus'un kral olacağını. II. ama o akşam gü­ Hephaistos yapmıştı didine didine o değneği. Dione ve Kalyki. Atreus ne'liler kardeşlerden hangisini kral seçecekle­ ve Atreuso§ullarının hayat hikâyesi destanla­ rini tartışınca. onları sürer. Hermes'e vermişti. egemenlik simgesi altın postlu bir koyun var­ (2) Atlantis'in yöneticisi. vermişti onu Kronos oğlu kral Zeus'a. Tyestes'in üç vermişti. gösterir babalarına. Sthenelos'un oğlu miş. 100 vd. Atreus'un sürüsünde (Herakles). Pelops'la Hippodameia'nın oğlu. rıyla seçilmesi konusunda Thyestes'le anlaş­ Atreus'a değgin ilk kaynağımız Homemasını buyurur. MykeMenelaos'un babası (Tab. ları Hippodameia'nın yardımıyla öldürürler. taşısın diye. Her biri ötekini ortadan kaldırıp yerine geçebilmek için iğ­ Atlas Herakles efsanesinde de rol oynar renç düzenler kurar. İşte o andadır perid'ler. çocuğunu doğrar. kunç bir kin ve nefret başlar. Thyestes hangisi altın postu çı­ ra da. Argos'ta boydan boya Thyestes korkunç lanetler savurarak masayı sözünü geçirsin diye. çocuklarını yer. bu hayvanı Artemis'e kurban etmeye ant ile hiçbir ilişkisi olmasa gerek (Atlantis). Akıllı Zeus'un ona ayırdığı kader bu. kardeşiyle barışır gibi Pelops da erlerin güdücüsü Atreus'a olur. sözünde durmaz ve pöstekiyi Atreus. Ama Zeus Atreus'a düşünde Hermes'i nan mythos'unun başlıca efsane çemberlerin­ gönderir. Bu dag şöyle meydana gelmiş: Perseus Pelops iki oğluna lanet okur. yani akşam perileri. tragedyalara da sonsuz bir konu kay­ karabilirse diye öneride bulunur.

Atreus'un Aerope'den iki oğlu olmuştu: Agamemnon'la Menelaos. kral kadının kim ol­ duğunu bilmeden onunla evlenir ve Aigisthos'u da benimser. dedesi ve amcalarıyla birlikte Parnesos dağında bir yaban domuzu avına katılmış. ama bir yara almıştı. Yargıç her ikisini de suçlu bularak ülkeden sürmüş. Aurora. Odysseus'un dedesi. Augias. 395): Anasının soylu babasıydı Autolykos. hırsızlıkta ve yalan yere yeminde üstüne yoktu. (İl. ama karşılığında sürünün onda birini alacağını bildirmiş. Herakles'e işin karşılığını ödemek istememiş. Autolykos. Dipsiz bir karanlığa bozulmuş ortalık.devirmiş. Odysseus'a adını koyan dedesiymiş. Aleos Auge'yi tanrıça Athena'nın tapınağına adamış. Sonra Pelopeia'yı oğluyla birlikte Atreus'un sarayına yollar. Herakles de bu işi bir günde yapaca­ ğını.). 261 vd. ayrıca da onu kendi oğlu. Sisy phos'a da aynı şeyi yapmak istemiş. Augias yiğil Herakles'i çağırıp ağıllarının temizlenmesini istemiş. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynar. kentini ele geçirip Phyleos'u babasının tahtına oturtmuş (Herakles). Şafak tanrıça Eos'un Latince adı (Eos). Augias'ın büyük. Aktor'un kardeşi. Başka anlatımlara göre. yaktığı kuzu ve oğlak butlarından hoşlanmıştı çok. Yarasını iyileştiren de Autolykos ol­ muş. Attis. IX. Anado­ lu'nun Mysia kıyılarına çıkmışlar. 8). ama ağıllarını temizlemeyi ihmal eltlği için. Babası bunu öğrenince Auge'yle Telephos'u bir sandığa kapatıp de­ nize atmış. Kaderi simgeleyen tanrıçalar üç­ tür. Pazarlıkta uyuşmuşlar. Bir orduyla geri gelen Herakles Augias'ı öldür­ müş. Autolykos Hermes'in oğludur ve yakalanmadan hırsızlık yapma yeteneğini babasından almıştır. bu yüzden isterdi iyliğini. Antikleia'nın babası. Argonaut'lar seferine katıl­ mıştır. zengin sürüleri var­ mış. Odyseus'un sütninesi Eurykleia'nın anlattı­ ğına göre. 218). hep yoldaş olurdu ona. Agdistis ueKybele. Yi­ ğit de Alpheios'la Peneus ırmaklarını yatakla­ rını değiştirerek sularını ağıllardan geçirmiş ve bir günde hepsini temizlemiş. XIX. ya da köle olarak satmış. Moira ya da Ker'dir.). Eurytos'un sürülerini çalmış. baş­ ka bir yerinde de Zeus'la Themis'ten doğmuş olduklarını söyler (Theog. Tegeia kralı Aleos'un kızı. Ama yiğit Herakles kızı görüp sevmiş. sonraları bu yara izi Odysseus'un sütni­ nesi tarafından tanınmasına yol açar (Od. Atreusoğulları di­ ye anılan bu iki kahraman Homeros destanrında baş rolü oynarlar. Suç ve günahların iyice izine dalar: Kendi kızı Pelopeia ile kızın habe­ ri olmadan birleşir ve Aigisthos adlı oğlunu üretir. Atropos. Autolykos Amyntor'un öküz derisinden yapılmış sağlam tolga­ sını aşırmış ve Odysseus'a vermişti. Odysseia'da şöyle tanıtı­ lır (Od. ölümü simgeler (Moira). Telephos gerçekten bir süre sonra amcalarını kaza ile öldürmüş (Te­ lephos). Ne var ki Augias verdiği sözde durmamış. Atreusoğullarının la­ neti süregider. söylentiye göre de güneş o güln öy leşine ürkmüş. Hesiodos Theogonia'nın bir yerinde bu tanrıçaların Gece'den (Theog. canavarı vurmuş. Helios'un oğlu. öylesine tiksinmiş ki gökteki yolunu tamamlamadan geri dönmüş. 902 vd. Auge. Üçüne birden verilen ad. Aigisthos. 386-407). davarları barınamaz olmuş. Elis kralı (Tab. ama ba- t . ama Aigisthos son da­ kikada bu düzenin farkına varır ve kendi ba­ basını değil. Thyestes bu kez Sikyon'a sığınır. Herakles'in arkadaşı Phyleos'la birlikte mahkemeye vermiş. Aigisthos). Auge bir süre sonra Telephos'u doğurmuş. Hermeias tanrının kendisi vermişti bu yetiyi ona. Odysseus büyüyüp de Autolykos'un ko­ nağına misafir gidince. Bkz. Delphoi'deki tanrı sözcüsü Aleos'a kızının doğu­ racağı bir çocuğun amcalarını öldüreceğini bildirince. Adı "geri dönülmez" anlamına gelen Atropos ömür ip­ liğini büken Moira'lar arasında eceli. amcası Atreus'un babasına karşı işlediği suçun öcünü Agamemnon'dan alır (Agarnemnon. Auge kral Teuthras'la evlenmiş. Atreus'u öldürür. Ona gidip Thyestes'i öl­ dürmek görevini verir.

Ege denizindeki adaların bi­ rinden Troya savaşına katılmaya gelmiş. İlyada'da AkhiUeus'un araba­ sını süren yiğit. Autolykos Laertes'e nişanladığı kızı Antikleia'yı önce Sisyphos'la birleştirmiş. Argonaut'lar seferine katıldığı ve çaldığı hayvanların postunu boya­ yıp onları tanınmaz hale getirmesini başardı­ ğı anlatılır. Odysseus Laertes'in değil de. Sisyphos davarlarını geri almak için konağına gelince. son­ radan Akhilleus'ın seyisi olmuştur: Ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'a bakar. . bundan da amacı doğacak toru­ nunun Sisyphos gibi kurnaz olmasıymış. Başka kaynaklarda Autolykos'un Herakles'e güreş öğrettiği. Bu anlatıma göre. Patroklos'un ölüsünü elde etmek için yiğit­ çe savaşan Automedon Akhilleus'un en vefalı arkadaşlarından sayılır (Balios). Sisyphos'un oğluymuş.AUTOMEDON saramamış. Automedon. Homeros bu görüşe katılmaz.

ormanlarda kendilerinden geçerek tanrıya karışırlar. memeleri süt dolu ka­ dınlardı. otlattığım öküz sürüsüyle yüksek dağla­ rın başında düz ve kayalık bir yere varmıştım. İçimiz­ den. Tann Apollon'la flüt yarışmasına gi­ rişen satyr Marsyas'ın kardeşi. memeleri süt dolu bir azgın iniği nasıl zaptedtyordu. Dionysos dinini benimsemiş bu kadın­ lara olgun ermişlik anlarında Thyas (thyo. öküz ve koyun çobanları. başlarına sarmaşık çelenkleri sarar ve ellerin­ de thyrsos. erkekler bize pusu kurmuş. yer yerinden oynadı. Di­ onysos dinini Thebai'den sürmeye kararlı kral Pentheus'a şöyle anlatır (M. çıldır­ mak. böylece Babys Marsyas'ın uğradı­ ğı cezaya uğramamış (Marsyas). bayırda. Tıp­ kı tanrının kendisi gibi çıplak bedenlerini nebris denilen benekli ceylan postlarıyla örter. Bakkha'lar. gelin. Bakkha'lardan biri. ihtiyar. hep­ si birden. geceleri dağda. kolla­ rında taşıdıkları geyik. meşe ve çi­ çekli saparna dallarından çelenklerini başları­ na geçirdiler. çalılıkların arasına saklanıp pusu kurduk. ellerinde bıçak mıçak yoktu. 46): Güneş ışıklarıyla toprağı ısıtmaya başlar­ ken. gelin ardımdan. Eyuboglu çevirisi. Pentheus'un anası Agaue'nin ardı­ na düşelim. Kimi sırtını bir çam kütüğü­ ne dayamış. edepli yat mışlardı-. çözülmüş nebris'lerini bağlayıp sıkıştırdılar. Bakkha'ları gören bir haberci onları. kurt yavrularına bem­ beyaz bir süt veriyordu. yüce dağ başlarında yaşayan­ lar. Genç danaları parça pal ' . bunlar çocuklarını ye­ ni doğurup bırakmış. vakit gelince. kimi başını toprağa. sonra yanaklarını yalayan yılanları benekli postlarına kemer gibi sardılar. Önce saçlarını omuzlarına döktüler.B Babys. Sarma­ şıktı thyrsos'lardan bal damlıyordu. Zeus'un oğlu Bromios" diye bağırdılar. Tanrı Dionysos-Bakkhos'un dinsel törenlerini kutlayan kadınlar alayı. meşe yap­ raklarının üstüne koymuş. na­ zik elleriyle. şarapla ve kaval sesleriyle sarhoş olmuş. S. Bizi tutamaymca. s. Bazıları. birinin başında da lno vardı. Bu düşünceyi doğru bulduk. senin anan. hep bir araya gelip gördüğü­ müz garip şeyler üzerinde konuştuk. thyrsos'larını sallayarak ayinlerine başladılar. ora­ da olup da bu mucizeleri göreydin. Anan. B. Gelin. Canı isteyen de süt içiyordu: Parmaklarıyla toprağı kazın­ ca. saklandğım çalılıktan fırlayıp onu yakalamak istedim. inanmadı­ ğın bu tanrıya şükürler ederdin. thyrsos'larınızı sallayıp ko­ şun!" diye bağırdı. taşlar Bakkha'larla bir olup coştu. vü­ cutlarını saran uykuyu kovmak için keskin bir çığlık kopardı. uslu. Babys de ka­ val çalarmış. Hepsi se­ rilmiş uyuyordu. görülmedik bir düzenle fırlayıp kalktılar. Eg. birinin başın­ da Autonoe. Dionysos. onu Bakkha'lardan ayırıp kralı­ mızın gönlünü hoş edelim". hem de bir Bakkha olan Agaue'nin korkunç dramı canlandırılmakta­ dır. topraktan oluk oluk süt akıyordu. Ansızın Agaue'nin sıçrayarak yanımdan geçti­ ğini gördüm. vahşi hayvanlar bile cümbüşe katıldı. taze çayırlarda otlayan sürülere saldırdılar. ve­ cit halinde olmak). senin dediğin gibi. Başka biri nartheks'ini toprağa dokundurdu: Tanrı top­ raktan bir şarap gözesi kaynattı. ama onun kavalı tek borulu ilkel bir kaval olduğundan Apollon Babys'e önem vermemiş. Ya­ yınları. şehre gidip gelen ve konuşmasını bilen biri dedi ki: "Ey. Kendimizi güç kurtardık. Bkz. üç koro gördüm. bakire. genç. Ah. Üç alay kadın. birinin başında Agaue. Bacchus. hiç de. Biz. taşkın bir coşkuya kapılmak) denir. ucunda bir çam kozalağı bulunan sarmaşık ve asma yaprakları sarılı uzun değ­ nekleri ve Prometheus'un insanlara ateşi taşı­ dığı nartheks karnışıyla tanrının peşinden ko­ şarlar. Dionysos'un Latince adı. O zaman dağlar. boynuzlu öküzlerin böğürdüğünü duyar duy­ maz Bakkha'ların ortasından ayağa kalktı. içlerinden biri thyrsos'unu ya­ kalayıp bir kayaya vurdu: Kayadan sabahın çiyi kadar duru bir su fışkırdı. kaçmasaydık Bakkha'lar bizi parçalayacaklar­ dı. çılgınca kendilerinden geçtikleri zaman da Mainas (mainomai. O zaman Agaue Bakkha'lara: "Hey. Her iki hallerini ve özlerindeki niteliği can­ landırmak için Euripides'in "Bakkha'lar" tra­ gedyasından bir parçayı buraya almayı en uy­ gun bulduk. benim rüzgâr kanatlı dişi tazılarım. Euripides'in son eserlerinden biri olan bu oyunda koro hem Bakkha'lardan meydana gelmekte. Bakkha'lar. Nihayet hepsi sarmaşık. hep bir ağızdan "lakkhos. Görmeliydin. ıssız ormanlar da Kypris'in peşine düşmüş değillerdi. Bakkha'lar derin uykularını gözlerinden sildiler. O sı­ rada doğa ile birlik olan Bakkha'lar üstün bir güçle önlerine gelen vahşi hayvanları parça­ larlar.

Philemon. gü­ neş de vücutlarını kurutup parlattı. (1) Yel tanrı Zephyros'la Harpya Podarge'den dogma iki attan biri. Baukis. Battos da sözünü tutmayıp hay­ vanların saklandığı yeri göstermiş. Ksanthos'la Balios'u. Nihayet şehirlerin erkekleri Bakkha'larm her şeyi alıp götürdüklerini gö­ rünce öfkeyle silahlarına sarıldılar ve işte o zaman. Dionysos. ardı da girift çalılıklarla yükselen koca bir dağ. Şarap olmazsa insanlar için ne aşk kalır. Bkz. Sonra da hayvanları saklamış ve kılık değiştirerek ihti­ yarın karşısına çıkmış. Bellerophontes. Myrina. Homeros İlyada'da onları şöyle anlatır (İl. onları Zephyros yeline kasırga Podarge doğurmuştu. Kralımın kirpikleri şöyle bir defa açılıp kapanmadan Bakkha'lar hayvanların derilerini yüzüp hep­ sini didik didik ettiler. Balios. sonra. tunç ve demir bile bellerini bükmüyordu. Thebai'lilere bereketli başaklar veren ovalara rüzgâr gibi atıldılar. siz ki bilmezsiniz ölüm ne. Bkz. her şevin a/tını üstüne getirdiler. Zeus böylece yüreklendirir atları ve katılır­ lar Akhilleus'un Hektor'la olan savaşına (Ksanthos). yürüyen yaratıklar arasında insandan daha acınacak bir yaratık yok. Bakkhos. kendisini ele verir korkusuy­ la ona demiş ki. Akhilleus'un atları ağlar (İl. Çıralı derler bugün oraya. Ksanthos'la Balios'u Poseidon Peleus'a Thetis'le evlendi­ ği gün düğün hediyesi olarak vermiş. Okeanos ırmağı kıyısında. 148 vd. bu tanrı kim olursa olsun. ne diye verdim sizi kral Peleus'a. Pausanias Battos'un Kyrene'yi kurduktan sonra.): Zeus acır onlara ve şöyle seslenir yüreğin­ de: Zavallıcıklar. Alacalı taşlar üs­ tünde gümbürdeyen bir çayın denize dökül­ düğü bu lahitler kentinin önü ak bir kumsal­ dır. tanrının onlar için yerden kaynattığı sulara koştular. Asıl adı. XVI. Mavi yol­ culukta geceyi korsanlar yatağı Ceneviz kör­ fezinde geçirdikten sonra. Akhilleus da bu ölümsüz atları Troya savaşına getir­ mişti. Bakkha'lara öfkeyle saldıran azgın boğalar bir anda yere seriliyor. ölümlülere keder dağıtan şarabı veren oymuş. dallardan kan damlıyordu. 426 vd. Yel gibi uçan atları. Ateş nasıl yanar. (2) Battos Libya'nın Kyrene kentinin kuru­ cusu sayılır. (1) Tanrı Hermes Apollon'dan aşır­ dığı sığırları sürerken dağda Battos adlı bir ih­ tiyara rastlamış. Dediklerine göre. yas ne. Aristoteles ya da Aristaios imiş de kekeme olduğu için Battos denmiş ona.BAKKHOS ça ettiler. (2) Akteon'un bir köpeğinin adı. Bellerophontes efsanesi bugün de yaşar bizim için. Asopos ırmağının kıyılarına. kralım. mutlak bir tanrıdan yar­ dım gören bu kadınlar thyros'larıyla erkekleri yaraladılar ve önlerine katıp kovaladılar. gemimiz masmavi bir denizin yarlarla kesilmiş koyu yeşil kıyıları boyunca gide gide Olympos kentine varır. Kithairon kayalıklarının etekle­ rindeki Hysia ve Erythra şehirlerine düşman orduları gibi girdiler. orada kana bulanmış vücutlarını yıkadılar. Kralım. otlarken bir çayırda. Tanrı öf­ kesinden kayaya çevirmiş onu (Hermes). Battos. Bebryk'ler.): Automedon koştu tez giden atları boyunduruğa. Kaburga kemikleri. Omuzlarına attıkları hiçbir şey artık kara top­ rağa düşmüyor. XVII. tırnaklı ayaklar havada uçuşuyor. Patroklos ölünce. bazen çamlara takılıp kalı­ yor. ne de başka bir şey. bırak bu şehre gir­ sin. alev nasıl kızıllık saçarsa öyle yaşar. Evlerden çocukları alıp kaçtılar. Yılanlar. toprak yer yer . hiç görülmedik bir sahne gör­ dük: Demir uçlu oklar Bakkha'lardan bir damla kan akıtmadı. yitirdiği sürüleri arar gibi olmuş. havalanıp giden kuş sürüleri gibi dalgalardan sarmaş dolaş in­ diler. Ama tarihçi Herodotos'a göre Battos Libya dilinde "kral" demekmiş. İşte bu dağda ateş yanar. büyük bir tanrı bu. Alev alev yanan saçları vücutla­ rını yakmıyordu. Son­ ra geldikleri yere döndüler. ne diye bir ölümlü insana verdim sizi. bahtı kara insanlarla acı çekmeniz için mi? Şu dünyada soluk alan. Bkz. düz­ gün konuşmaya başladığını anlatır. Anadolu'nun Bithynia bölge­ sinde yaşayan bir boy (Amykos). binlerce genç kadın eli boğaları boy­ nuzlarından tutup sürüklüyordu. yanaklarından damlayan kanları yaladı. kimseye bir şey söylemezsen sana bir düve armağan edeceğim. Batieia.

Bellero­ phontes Korinthos (Ephyra Korinthos'un es­ ki adıdır) kral ailesinden ve ünlü Sisyphos'un torunudur (Tab. Erkek gibi Amazon'ları öldürdü sonra. Ama saygı besliyordu yüreğinde. Tanrısal Anteia. 25). buğdaylık bir tarla. Ağırladı onu tam dokuz gün. Aiolos oğlu Sisyphos yaşardı orada. Ksanthos nehrine. damadımdan getirdiğin işaret hani? dedi. bütün krallık onurlarını bölüştü Lykia'lılar da ayırdılar bahçelik. koynuna girdi Laodameia'nın. arkası yılan. ama birazcık olsun kandıramadı onu. doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon'u. yiğit aslında Poseidon'un dölündendir. bölümünde Yunanistan'k Diomedes'le Anadolu'lu Glaukos çarpışırken savaşa ara verip soylarını soracak olurlar birbirlerine. o benim zorla koynuma girmek istedi". böylece yok olacaktı o. Belterophontes'le. diyordu. Kaynatasına göstermesini buyurdu. Savaşa doymayan Ares öldürdü oğlu îsandros'u. Bellerophontes doğdu ondan sonra. Ama bir gün tanrılar tiksindi Bellerophontes'ten. ayırdılar en büyük. ben övünürüm onun oğlu olduğum için. yaygın Lykia'nın kralı onu saydı. ortası keçiydi. Övünürüm işte. en güzel efsanesini bugün de canlandırır. Alır almaz damadının işaretini. ama onlar bir daha dönmediler evlerine. Böyle dedi o. verdi kızını. Bellerophontes tanrıların eliyle vardı oraya. yanıp tutuşuyordu. Glaukos'un anlattığı öykü Lykia'nın en önem­ li efsanesini dile getirmekle kalmaz. Laodamela. Bellerophontes'e kıyamadı. bir oğlu oldu. Bellerophontes uydu tanrıların isteğine. kendisi ondan çok daha güçlüydü. kralı birden öfke kapladı. Zeus almıştı Bellerophontes'I Proitos'un eli altına. Erkeklik. Ne var ki Glaukos Bellerophontes'in "ölümlü" babasıdır. çarpışırken ünlü Solymo'larla.BtLLtKumurN ı to gazlar saçıp kendiliğinden tutuşur. yaygın Lykia'da en iyi. Kızdı dizginleri altın kakmalı Artemis. buyurdu önce azgın Khimaira'yı öldürmesini. onu bir anda yere serdi. Glaukos'un kusursuz oğlu. o sıra aklı başındaydı Bellerophontes'in. üstün olayım başkalarından. Hippolokhos. en ünlü kişilerdi. Aleion ovasında kaldı o tek başına. yalımlı nefesiyle kötü soluyordu. gizlice bir sarmaş dolaş olsam. Proitos'un karısı. insan değildi. 152-211): At besleyen Argos'un bir bucağında Ephyre İli uardır. Akıllı Zeus. insanların en kurnazıydı o. Hippolokhos da baba oldu bana. Troya'ya gönderdi beni o. sıkı sıkı salık verdi bana: Hep yiğitçe dövüşeyim. bu kandan olmakla. Gül parmaklı şafak görününce onuncu günü. üst üste katlanan bir levhaya yazdı bir sürü ölüm yazıları. Bu parçadan öğrendiğimize göre. utandırmayayım atalarımın soyunu. iki düş­ man savaşçıyı konuk ve dost olarak da birleş­ tirir (İl. en güzel bir toprağı. Karısı üç çocuk doğurdu bilgili Bellerophontes'e: Isandros. kusursuz Bellerophontes öldürmüştü hepsini. Dönüşünde kral ona zorlu bir tuzak kurdu: Yaygın Lykia'dan en iyi yiğitleri seçti gönderdi pusuya. Homeros'un bize açıkla- . güzellik bağışladı tanrılar ona. VI. . Bellerophontes'e sordu. dedi ki: "Bellerophontes'i öldürmezsen lanet sana. Kadın bir yalan attı kral Proitos'a. Yanar Taş dedikleri bu yer Lykia'nın en eski. Önü aslan. alıkoydu orada. aldı Laodameia'nın canını. sürdü onu Argos'lular arasından. insan uğrağından uzakta yedi kendi kendini. Kral da anladı onun tanrı soyundan olduğunu. Eline uğursuz işaretler verdi. Girdiği savaşların bu en çetiniydi. Çarpıştı sonra ünlü Solymo'larla. bu soydan. tanrı soyundandı o. Laodamela. Bu efsaneyi Homeros'un ağzından duyalım: İlyada'nın VI. Gönderdi onu Lykia'ya. Ama Proitos geçirdi gönlünden kötü şeyler. Tanrısal nitelikleri de oradan gelme. Glaukos'tu adi. onlar ki Ephyra'da. dokuz tane öküz kurban etti. Gelince Lykia'ya.

Bona Fides. Bona Dea. Bellona. Bu adam da Proitos'tur. güzel topuklu. Ana tanrıça Kybele'nin ek adlarından biri. Agenor Suri­ ye'ye yerleşiği halde. Danaos). Libya adlı nympha'nın tanrl Pöseidon'dan doğurduğu ikiz kardeşlerden biri (Tab. İlyada'da Lykia'lıların başında savaşan Ze­ us oğlu Sarpedon'un anasıdır (Proitos. Bir anlatıma göre. Ante­ ia. Bellos. yiğit kanatlı atı Korinthos'ta bir çeşmede su içerken bulmuş. "İyi tanrıça" anlamına gelen es­ ki bir Latium tanrıçası. Orada bulunan resmi dünya kadar yaşlı bir kocakarı olarak gösterilir ve rahipleri de içi­ len andı simgelemek üzere ellerine beyaz bezler sararlardı. ardındadır onlar. Bia. . ne var ki bu yüzden yur­ dundan ayrılıp kendisini suçundan arındıra­ cak birinin yanına gitmesi gerekiyor. o yaman çocukları. Yiğidin ağzı ateş saçan Khimaira'yı nasıl öldürdüğü Homeros'ta anla­ tılmamıştır. Lykia kralı da konukluk kurallarına saygılıdır ve ancak zorunlu kaldığı zaman ağır işlere ko­ şar Bellerophontes'i. korku saçan bakışlarıyla Furia'ları an­ dırır (Furia). Aigyptos'Ia Danaos adlı ikiz çocukları olmuş (Algyptos. 383 vd. Proitos konuğunu kendi eliyle cezalandırmaktan çekinir ve onun içindir ki eline katlanmış tabletler. Bellum savaş demek) zamanla Yunanlıların Enyo tanrıçasıyla bir tutulmuştur. Zeus nerede yürürse. Kültü kır tanrısı Faunus'Ia ilgilidir. Bellerophontes'in kızı Laodameia. Mars'ın eşi olarak da gösterilir.): Okeanos kızı Styks Pallas'la sevişti. Verilen sözü ve içilen andı simgeleyen tanrıça. Kleobis'in kardeşi (Kleobis). kuvvet anlamına gelen Kratos'la zor. Anteia kocasına Bellerophontes'i suçlayınca. Düştüğü Aleion ovası da Kilikya'da bir bölgedir. 10). Kratos'la Bie Aiskhylos'un "Zincire Vurul­ muş Prometheus" tragedyasında önemli bir rol oynarlar: Oyunun başında Prometheus'u kollarından tutarak Kafkas dağına sürüklerler ve arkalarından gelen Hephaistos Zeus'a baş kaldıran insansever tanrıyı bir kayaya mıhlar. şiddet anlamına gelen Bia (ya da Bie) tanrı ve kral yetkilerini simgeleyen bi­ rer kavramdır. Hesiodos bunların doğuşunu şöyle anlatır (Theog. sağrı­ sına binip doğru Khimaira'yı öldürmeye git­ miş onunla (Pegasos). Bir savaş arabasında. Hephaistos'la konuşmayı Kratos yapar (Kratos). Bu sahnede Bie sessiz bir kişi olarak bulunur. Kültü. Birçok yi­ ğitler gibi Bellerophontes de kaza ile adam öldürmüş. Kydippe'nin oğlu. öldürdüğü bu Belleros'un kim oldu­ ğu da pek bilinmiyor. Perikles zamanında Atina'ya yayılmıştı. elinde bir kı­ lıç. Trakya'lıların ay tanrıçası. zorbalık. Sonra Kratos'la Bie'yl. Bellerophontes Belleros'u öldüren demek. bunlara yalnız kadınlar katılırdı (Faunus). onlar oradadır.madıgı Bellerophontes'in adı ve niçin Tiryns kralı Proitos'un yanına sığındığıdır. Bu tanrının kızı ya da karısı sa­ yılan Bona Dea'nın Roma'da Aventinus te­ pesinde bir tapınağı vardı. Zeus nerede oturursa. Bellerophontes'in tan­ rıların öfkesine uğramasının nedeni şöyle açıklanır: Gurura kapılan yiğit kanatlı atının sırtında Olympos'a kadar yükselmek istemiş. Güç. Kâhin Melampus'un kardeşi. Roma tanrıları arasında çok eskiden beri yer alan bu kavramsal yaşlı­ lığın Palatinus tepesinde bir tapınağı vardı. ayrılmazlar gümbürtülü Zeus'tan. Berekynthes Phrygia'da otu­ ran bir boya verilen isimdir (Kybele). Bias. Bona Fides. Öteki Agenor'dur. yani bir mektup verip kaynatası lobates'e gönderir. Sarpedon). Belos Mısır'da kalmış ve Nil ırmağının kızı Ankhihoe ile evlenmiş. Roma'lıların. Biton. 324): Pegaros hakkından geldi bu Khimaira'nın koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. adına yemin ettikleri Dius Fidius'un dişi karşı­ lığıdır. Zeus da kızarak atmış onu gökten aşağı yer­ yüzüne. Khimaira. onun se­ rüvenlerine katılır (Melampus). Bendis. Berckynthia. orada belli günler­ de gizli ayinler yapılır. Zetos'la Nike'yi doğurdu. bir kargı ya da yanan bir çırağı ile canlan­ dırılır. Romalıların savaş tanrıçası olarak simgelendirdikleri Bellona (Lat. Hesiodos'a göre (Theog.

Didyma'da kurulmuş Apollon tapınağı ve bilicilik merkezinin ünü­ nü ve yaygınlığını sağlamak için uydurulmuş­ tur. Titanlar soyundan olduğu için. dizginsiz ve azgınmış. Argos şehrinin geleceğini öğrenmeye ge­ len Argos'lulara. Boreas bir at kılı­ ğına girerek Erikhthonis'in kısraklarına aşmış ve on iki tay üretmiş. hem Milet'lilerin kendilerine değil de. yani Brankhosogulları adıyla fal­ cılığı sürdürmüşler.Boreas. Mile­ tos'un güneyinde kurduğu tapınakta bu usta­ lığından faydalandığı gibi. Bir gün Atina kralı Erekhtheus'un kızı Oreithya'yı ar­ kadaşlarıyla ırmak kıyısında oynarken gör­ müş. Bran­ khosogulları bu durumda Pers kralıyla anlaş­ mayı yeg görmüş olacaklar ki. engin kanatlı. Apollon'un dev hey­ kelini Serhas'a verip onunla birlikte İran'ın Susa şehrine göçmüşler. Ta­ rihçi Herodotos. şafak tanrıçanın oğlu olan Boreas. bereketli bir av olacaksın düşmanlara. öy­ le çevikmiş ki.oradan da kutsal yol boyunca Didyma'ya fal baktırmaya gelen devlet adamları. Kolay iş değildi bu. soyu sopu da Brankhidai. Tarihçilerin bize sakladığı aşağıdaki dizelerden . İon şehirlerinin öcünü alacaktı.kehanetler her zaman heksametron dizeleriyle dile getirilirdi . yani falını arzu­ ladığı sonuca yöneltmek de biliciye düşen gö­ revdi. Didyma'nın hazinesiyle bir do­ nanma kurmayı düşünmüş. onlar gibi sert. Miletos. ovada sürülerini ot­ latırken bir gün tanrı Apollon onu görmüş ve sevmiş. Karadeniz'den Mısır'a kadar doksana yakın sömürge kuran Miletos işlek bir liman. Pers savaşlanndan sonra yeni baştan kum lan Didyma tapınağı Roma imparatorluğu za- . Pers'lerin eline düşünce. İşin tuhafı. İssos savaşından sonra Büyük İskender'in ilk işi Miletos'a gelmek olmuş. Bu amaçla Milet'te kalmış ne kadar Brankhosoglu varsa hepsini kesmiş. bilicilik yetisini bağışlamış ona. Brankhos Miletos'lu bir delikanlıymış. Odysseia'da önemli bir rol oynayan Boreas kimi zaman da arkadan pü­ für püfür esince. ka­ dınlar ve çocuklar köleliğe sürüklenince. Nitekim Lade yenil­ gisiyle Milet. Adı Türkçeye poyraz diye geçen kuzey rüzgârı. Anado­ lu'da Yunan uygarlığını kalkındırmaktı. Lydia kralı Kroisos'un Del­ fi'ye verdiği kadar bol ve zengin armağanları Didyma'ya da bağışladığını söyler. Notos ve Zephyros'un kardeşidir. sakallı savaşçıların ayaklarım yıkayacak kadınların. Brankhos çok güzel bir delikanlı olarak yetişmiş. Efsaneye göre. Brankhos' un kişiliği ve efsanesi. gemicileri dosdoğru ereğe ulaştıran güzelim bir yel sayılır (Rüzgârlar). bir şölen sofrası sürü sürü insanlara! Saçlı. onu kızıl kanatlarıyla sardığı gibi doğru soğuk Trakya'ya kaçırmış ve Kalais ile Zetes'e gebe bırakmış. boğazından girip karnı­ na varıyor ve bedenini dolaştıktan sonra gö­ beğinden çıkıyormuş. Ve senin de. Brankhos-Brankhosoğulları. Bu düşü hayra yoran biliciler doğan çocuğa "Brankhos" yani bo­ ğaz adını vermişler. sen ey kötü düzenli kent. Didyma Yunanistan'da Delfi'ye rakip bir bilicilik merkezi olmuş. Milet'ten Didy­ ma'nın limanı Panormos'a gemiyle . Milet'in başına gelecek yıkımı Delfi bilicileri önceden haber vermişti. Ana­ sı onu doğurmadan önce bir düş görmüş: Gü­ neş ışınları ağzından. esiş yönüne göre bugün bizim yıldız dediğimiz yele karşılıktır. Bir gün İskender'in çıkagelecegini bilememiş Brankhosogulları. buz gibi esen bir kasırga olarak nitelerler.fışkı­ ran sevinç Delfi'nin Anadolu'daki zengin ra­ kibi Didyma'yı ne kadar kıskandığını belli et­ miyor mu? Ve o gün. işadamları bilicileri elbette ki memnun ediyorlardı.karayo­ lu yokmuş o zaman . Di­ dyma tapınağı da yağmaya uğramış. Milet Pers savaşlarına gi­ rişecekken. Hesiodos'a göre. Şairler Boreas'ı kara bulutlarla gökten sağanak sağanak kopan ve engin dalgalarla denizi allak bullak eden azgın bir yel. işte o gün. tapınak hazi­ nesini ve daha önemlisi. bu taylar öyle hafif. şehir­ de ne kadar erkek varsa hepsi öldürülüp. güçlü kuvvetli bir yaratıkmış. bolluk içinde yaşayan bir şehirdi. Emeli. Boreas Trakya'da oturan gür sakallı. ona vurulmuş ve tozu dumana katarak üstüne yürümüş. ama her müşterinin nabzına göre şerbet vermek. ey Didyma. buğday tarlaları üstünden ge­ çerken başaklar eğilmez ve denizin üstünden en ufak bir kırışık yapmadan uçarmış. yabancılar el koyacak tapmağına. Tapınak o kadar zenginmiş ki.

Akhilleus'a karı olacağına söz vermişti. Korksun boy ölçüşmekten. ona son görevleri Briseis yapmış (Khryseis. uğruna çok acı çektiği ka­ rısı Briseis de gelir. AkhiUeus kentini yağma edip kızını götürünce Brises canına kıymış (Briseis). Briseis de acısına katlanır. sedasız yaşamaktadır ki. Bromios. yanına yatar. bayırda yalnız başına dolaşır ve erkek­ lerden kaçar bir kız tanrıça olarak canlandırı­ lır (A rtemis). Akhilleus'un dileği üzerine anası Thetis gi­ der. Sonra İlyada'da pek sözü geç­ mez Briseis'in. Brontes. Apollon tanrının öfkesini ve salgını önlemek için Khryseis'i babasına geri vermeye razı olunca Agamemnon şöyle konuşur (İl. Senden ne güçlü olduğumu o zaman anla. 336 vd. Akhilleus'un yanına döner. Agamemnon bile yaptığına pişman olur ve Akhilleus'la barış­ mak için elçiler gönderir ona. ibret alsın kim benimle eşit görmek isterse kendini. gü­ nün birinde Akhilleus'la Agamemnon arasın­ da kopan kavga altüst eder hayatını. ama bir balıkçı ağına takılıp kurtulmuş. Britomartis. Akhilleus'un ba­ rakasında sessiz. Bu yüzden de ona Diktynna. Adı "atlı bakire" anlamına gelen Britomartis Girit'in Gortyn şehrinde Artemis alayına katılırmış.. ovalarında. Birçok arma­ ğanlarla birlikte Briseis'i geri vereceğini. İki sevgiliyi ölünün üstünde ağ­ lar görürüz. . Agamemnon'un üstüne yürümek üzeredir ki. gör. güzel yanaklı Briseis'i. Homeros'tan sonraki öykülerde Briseis uzun boylu. AkhiUeus). çünkü yıkılan yuvasına. Akhilleus'un Ege bölgesine yaptığı çapulculuk seferlerinden getirdiği en değerli tutsak Briseis'tir. Brises'le. esmer. Khryse'nin Apollon rahibi Khryses kardeştirler. bir daha ne olursa olsun savaşa katılmamaya ant içip çadırına çekilir. kalın kaşlı. Akhilleus'un temiz yürekli arkadaşı Patroklos onu tatlı sözlerle avutmuş. Briseis'in babası. yoldaşlarımla göndereceğim onu. Zeus'un kızı olduğu söylenen bir Girit tanrıçası. Zeus sözünü tutar. "Gümbürtülü" anlamına gelen bu ek ad tanrı­ ya yıldırımlar arasında doğduğu için verilmiş olacak (Dionysos). gece döşeğine uzanınca. Kottos'la Gyes'in kardeşi (Tab. iki haberci­ sini Akhilleus'un çadınna yollar ve kadını al­ dırır. IX. babasına gönderir. Brises.): Phoibos Apollon istiyorsa Khryseis'i ille de. tanrıça Athena elini tu­ tar. Zeus'tan yalvarır Akhilleus savaşa katıl­ madıkça Akha'lara zaferi vermesin diye. AkhiUeus bu sözlere çok öfkelenir. tanrı Apollon'un öf­ kesini yatıştırmak için yüz sıgırlık kurbanlar kestirir. AkhiUeus öldük­ ten sonra. öyle ki. Briseis evli barklı bir ka­ dındı. Bu ara­ da Agamemnon. 183 vd. Artemis gibi o da avcı kılığında. Lyrnessos'ta Apollon tanrının rahi­ bi. 2). Asıl adı Hippodameia olan Briseis Lyrnessos'a Apollon rahibi Brises'in kızıdır. kılıcını kınından çıkarmak. za­ ten o kadına hiç dokunmadığını söyletir. Yalnız son bölümde AkhiUeus insanlık duygularına uyarak Hektor'un ölüsü­ nü babası Priamos'a verdikten sonra. AkhiUeus da krallar kralına sövüp saydık­ tan sonra.manına kadar önemini sürdürmüş ve orta­ çağda bir depremle yıkıldıktan sonra dev ka­ lıntıları bugüne kadar korunabilmiştir (Didyma. Briseis. Kral Minos ona vurulup peşine takılmış ve dokuz ay süresince kovalamış kızı Girit'in dağlarında. yani ağdan çıkma kız adı verilmiş. Ama bununla da kalmaz. yanan şehrine ağlar­ ken. Didymeion). AkhiUeus kocasını öldürdükten sonra ele geçirir onu. Ak­ hiUeus gene de yumuşamaz (İl.). Ama barakandan alacağım kendim gelip senin onur payını. Khryses'i bir gemiye bindi­ rip. I. parlak bakışlı bir kadın olarak tanımlanır. (Yüz Kollular). 2). Tanrı Dionysos'a takılmış bir ad. Patroklos öldüğü gün Briseis. Adı "gürleyen" anlamına gelen Brontes Zeus'a gök gürültüsünü armağan eden Kyklops olsa gerek (Kyklops). Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından biri. köpeklerle dağda. Uranos (gök) ile Gaia'nın (toprak) birleşmesinden doğan tek gözlü devlerden bi­ ri (Tab. Briareus. Sonunda yakalanacağını gören Britomartis kendini denize atmış. şu gemimle.

Ama yiğit sargıları çözerek. Busiris Poseidon'un ogluymuş ve onu Mısır tahtına dünya seferine çıkan Osiris oturtmuş. Bu Ovidius'un anlatımı. doyamazmış okşamaya. rahat bulamaz hiç­ bir yerde. 451 vd. Kaunos bu yüzden sürülmüş. oğlunu da. Busiris çok zalim bir Mısır kralıdır. deli gibi dolaşır Anadolu'yu boydan boya. ikizini bir daha görmemek için kaçar yurdu Miletos'tan. Byblis. gider de Karia ile Lykia sınırında Kaunos kentini kurar. . altın elmaları almaya gittiği zaman Herakles bu çeteye rastlamış ve hay­ dutların hepsini öldürmüş. Adını iki kente vermişler: Biri Karia'da Byblis. Bir anlatıma göre. yani Büyükmenderes ırmağının kızı Kyane'dir. kutsal sargılarla sarmış kol­ larını ve sunağa götürüp kurban etmek iste­ miş. Byblis çıldırır. Başka bir anlatım işi tersine çeviriyor: Do­ gadışı aşka kapılan Byblis değil. Bu bataklık nasıl meydana geldi belli. Günün birinde Trakya kralı Haimos şehre saldırınca. Günün birinde Mı­ sır'da kıtlık olmuş. Kaunos'muş. öteki Fenike'de Byblos. Ama Byblis'in serüveni acı: Bir ikiz kardeşi var Kaunos adında. ge­ ne de dayanamaz. koyu mavi anlamına gelen Kyane. yılda bir Zeus'un öfkesini yatıştırmak için. Busiris Batı kızlarını kaçırmak için bir haydut çetesi kurmuş. öp­ meye. böylece çekilme­ lerini sağlamışlar. Belki Busiris Osiris adının bozulmuş bir biçimidir. kuşatılmış boydan boya. ama nympha'lar acır ona. kim yok herkesi öl­ dürmüş. bilici de demiş ki. Byzas. Busiris onun başına çiçek çe­ lenkleri koymuş. Kral yokken de Bizans İskitlerin saldırısına uğra­ mış. yoksa öykünün sonunu bambaşka biçimde getirirlerdi: Eski Kaunos şehrinin (bugünkü Köyceğiz Dalyanı'nın) önünde göz alabildiğine uzanan ve ancak oraları iyi bilen gemicilerin şaşırmadan aşa bildikleri bir sazlık vardır. tanrı Poseidon'la Keroessa'nın oğludur. ona bir insan kurban kesmeli. Miletos'un kızıymış Byblis. Bu kez de Byzas'm karısı Phidaleia kurtarmış şehri: Öbür kadınlarla birlik olup sürüyle yılan at­ mışlar düşman karargâhına. o da düşer yollara. Oğlu da şehri orada kurmuş ve Apollon ve Poseidon tanrılardan yardım görerek surlarla çevirmiş­ ti. Busiris de işe hemen Phrasios'u kurban etmekle başlamış. Masmavi. Bu sevginin kardeş sevgisinden öte bir şey olduğunun nasıl farkına vardığını uzun uzadıya anlatıyor bize Ovidius (Met. gider. Byblis anlar sevgisinin dogadışı olduğunu. en akla yakını şu: Anası Maiandros. Miletos'un kızı olmakla da Apollon'un torunu. Bu öyküleri anlatanlar Kaunos şehrini gör­ memişlerdi herhalde. orada kim var. Herakles Mı­ sır'a uğrayınca.). ama şair görüşüyle bu yol yol bat<ı gın Byblis'in tükenmez gözyaşlarıyla meyda­ na geldiği düşünülemez mi? (Kaunos). pınar Byblis'in çağla­ yan gözyaşları gibi akar durur. Öyle insafsız bir zorba imiş ki. öyle beğenirmiş ki. bir mektupla bildirir aşkını Kaunos'a. Bizans'ın kurucusu Byzas. Busiris'i de. Byblis ikizini öyle sever. kı­ zı bir pınara çevirirler.Busiris. Nil bölgesine yerleşmiş deniz tanrı Proteus bile ondan kaçmak zorunda kalmış. Byblis de bu yüzden çıldırmış ve asmış kendini. Anasının kim olduğu konusunda söylentiler çeşitli. İo onu Bizans'a yakın bir yerde dünyaya getirmişti. bir ırmak kızı için güzel bir ad. Sonunda yüksek bir kayadan aşağı­ ya atar kendini. tiksintiyle kınar bu aşkı. Keroessa da Zeus'un İo'dan olan bir kızı. Yunan efsanesine göre. O da öfkeyle. Ege kıyılarındaki bütün limanlar gibi bir ırmağın taşıdığı millerle dol muştur. Busiris Kıbrıs'tan gelme Phrasios adlı bir biliciye ne yapmak gerektiği­ ni sormuş. Byzas onu teke tek savaşta yenmiş ve Trakya'nın içine kadar kovalamış.

İkisi de kurtulmuşlar. Düşman da arkalarında ha yetişti ha yetişe­ cek. Cupido. İ.Ö. Carna. birkaç hayvanını aşır­ mış.c Cacus. özellikle yeni doğ­ muş bebekleri beşikte kanlarını emen kuşlar­ dan korurmuş. "Topraktan bitmek" anlamı­ na gelen bir kökten türemiş olan Ceres adı Latin'lerin de bu çeşit bir tanrısal varlığa çok eskiden beri tapındıklarını gösteriyorsa da. Adı. Tiber neh­ rinin kıyısında uzanmış. Herakles Geyoneus'u öldürüp sığırlarına el koyduktan sonra İtalya'ya gelince. Yunan aşk tanrısı Eros'un Latince karşılığı. Mağaradaki hayvanların böğürmesinden. yolunu şaşırtırmış. CamUla. arzu anlamına gelir (Eros). ağzı ateş saçan üç başlı dev. . Demeter ve Dionysos kültünün Roma'ya alınması gerektiğini öğrenmişler. 496 yılında bu iş olmuş ve Ceres tapınağı Aventinus tepesine kurulmuş (Demeter). ya da başka bir anlatıma göre. Vergilius'un Aeneis destanında an­ latılan Camilla efsanesi İtalya'nın halk masal­ larından esinlenmiş olsa gerek. Camilla'yı attıktan sonra kendi de yüzerek geçmiş ırmağı. Bir gönüllü çıktı mı. Düşmanlarınca tahtından kovulan Metabus bebek yaşta olan kızını alarak kaçıyormuş ki. yanma er­ kek yaklaştırmazmış. Roma'lılar da Sibylla kitaplarına danışınca. Metabus çocuğu kalın kargısının ucuna bağlayıp karşı kıyıya atmayı düşündü. Yunan bereket tanrıçası Demeter'in Latince karşılığı. Karşılık olarak da tanrısal bir güç vermiş ona: Evlerden her türlü uğursuzluğu defeder. Yunanistan'dan gelme tanrıça onun izlerini silmiştir. Aventinus tepesinin bir mağarasın­ da oturup komşu bölgeleri yağma ediyormuş. Latij um'da küçük bir ırmağın kenarına gelmişler. Vulcanus'un oğlu. bu işi başarırsa kızını ona adamaya söz verdi. kız kardeşinin Cacus'u ele vermesinden. Yiğit uyurken. ama Diana'ya yakararak. Herakles uyanınca işin farkına varmış. iz bırakmamak için de sığırları kuyrukla­ rından çekerek geri geri götürmüş. şehirde kıtlık baş göstermiş. Ccrcs. Camilla Volsk'lar kralı Metabus'un kızıymış. Roma'lılar Augustus ça­ ğına kadar Carna'ya kutsal bir ormanda tapınırlardı. gününü avlanmakla geçirir. Efsaneye göre. Cacus gelmiş. Herakles mağaraya girmiş ve ateş alev saçan Cacus'u boğazlamış. kestiriyormuş. onu peşinden ormana sürükler. Efsanesi şöyledir: Kız oğlan kız olan Carna. Kırlarda büyüyen Camilla güçlü kuvvetli bir genç kız olup Yunan Ama­ zon'ları gibi avcı ve savaşçı olarak yetişmiş ve Aeneas'a karşı kahramanca savaştıktan son­ ra öldürülmüş. Bir gün iki yüzlü tanrı İanus takılmış peşine ve saklandığı kayanın arkasında onu yakalayarak bozmuş kızlığını. Etrüsk'ler yeni kurul­ muş olan Roma cumhuriyetine saldırınca. Roma'nın kurulduğu kırsal bölgede yaşayan bir nympha.

bu vezinse daktylos denilen bir uzun. bunu fe­ na kıskanan Daidalos çırağını Akropol'den aşağı atarak öldürmüş. ya da Phrygia'lı tanrıça Kybele'yle ilişkili olarak gösterilirler. Efsaneye göre. Mitolojide ise bu adla anılan ve sa­ yısı değişik olan birtakım cinlerin sözü geçer. arkeolojik buluntulardan da anlaşıldı­ ğı gibi Ana Tanrıça kültüyle sıkı sıkıya bağlıy­ dı. Ne var ki Ege'de meydana geldiği apaçık an­ laşılan ve Yunan dilinin yapısına pek de uy­ gun olmadığı gözle görülen bu vezin efsane­ den de. hem de her türlü mekanik araçlar yapan ve Platon'un Menon adlı diyalogunda sözü geçen canlı heykelleri (Men. eli her sanata yatkın olduğu için kendisine verilmiş. din tarihine de. Minotauros'u barındıra­ cak Labyrinthos'u kurmuş. Ikaros babasının sözünü dinlemediği için denize düş­ tüğü halde. Bi­ lindiği gibi.D Daidalos. ellerini toprağa da­ yayarak ıkınmış ve topraktan doğum sancıla­ rını hafifletecek güç almış. Elin en ilkel insanlarda da büyü aracı ola­ rak ne büyük bir değer taşıdığı öteden beri bi­ linirdi. "Daktylos" Yunanca parmak dernektir. yani parmak cinleri çokluk İda'lı di­ ye vasıflandırılıp Girit'li Zeus. adlarından da belli olduğu gibi elişlerinde yaratıcı olurlar. onun kültünde rol oynamış­ lar. Bu vez­ ne parmak vezni denmesi parmaklardaki bir uzun ve iki kısa boğumdan ileri gelmektedir. Usta sanatçı Girit'e gidip kral Minos'un emrine girmiş ve onun İçin tür­ lü işler görmüş: Bir boğaya âşık olan Paslphae'ye içine girebileceği tahtadan bir inek yapmış (Pasiphae). Atina'daki işliğinde yeğeni Talos'la birlikte çalışırmış. Daktyloi. "Ustaca işlenmiş ya da işleyen" anlamına gelen adı. Bu inanç ve simgesi kesintisiz bir evrimle Phrygi­ a'lı Kybele ve Efes'li Artemis kültüne gelmiş ve orada hem tapımın temeli olan raks ve müziğin doğup gelişmesine. Kekrops. Daktyller sonraları tanrıça Kybele'nin hiz­ metine girerek. altı ölçülü destan vezni Homeros'un İlyada ve Odysseia'sında kullanılmakla Yunan şiirinin doğuşuna yol açmıştır. Buluşun doğruluğu nu pekleştiren kanıtlardan biri de bu vezinde . hem heykeltıraş. Ne var ki günün birinde Talos ölü bir yılanın dişlerin­ den esinlenerek testereyi icat etmiş. Theseus'un ba­ şarısında Daidalos'un parmağı olduğunu öğ­ renince Minos çok kızmış ve ustasını oğlu İkaros'la birlikte Labyrinthos'a kapatmış. Theseus'un bura­ ya girip çıkması için de Ariadne'ye bir yumak iplik kullaması fikrini vermiş. İki kısa heceli ayak. Daktyl'ler bir efsa­ neye göre madenlerin ve maden işlemeciliği­ nin bulucularıdır. Kaynaklarda bu cinler çeşitli alanlarda ya­ rarlı olarak gösterilirler: Kureta'lar ya da Korybant'lar gibi baştanrı ve anasının tapım ve gizemlerinde gürültülü rakslarıyla yer alır­ lar. Gerçekten de Daidalos hem mimar. 97d) bile meydana getiren çok yönlü bir yaratıcıdır. ama Çatalhöyük'te meydana çıkarılan fresklerden bu simgenin ne kadar geriye gitti­ ği. Daktyl'ler beşltir ve doğuşları şöyle olmuştur. yani ölçülerden meydana gelir. eski taş çağını bulduğu görülmüştür. Ama Daidalos oradan çıkmak çaresini de bul­ muş: İkaros'la kendisine birer çift kanat yap­ mış. hem de dünyada çığır açacak bir şiir ölçüsünün yaratımına yol açmış olabilir. ikisi de böylece uçup gitmişler.. Girit'in Diktys mağarasında Zeus'u doğur­ mak için sancı çekerken. yazın tarihine de ışık tutacak bir buluş olarak değerlendirilebilir. çok önemli bir çığır açarak "heksametron" deni­ len vezni kurmuş olmakla ün salmışlardır. Daidalos Kokalos'a olan şükran borcunu ona birbirinden güzel yapılar yapmakla ödemiş. Daktyl'ler. ayrıca. bunun ötesinde de. Halikarnas Balıkçısı'nın birçok eserlerinde önerdiği bu görüş bugüne bugün büsbütün kanıtlanmış değilse de. yani Attika'nın kral so­ yundan gelme olduğu söyleyen Atina'lı sanat­ çı. Sağ elinin toprak üstünde bıraktığı izden beş cin doğuvermiş. Davaya bakan Areopagos mahkemesi de Daidalos'u sürgüne mahkûm etmiş. (îkaros) babası sağ salim Sicil­ ya'nın Cumae şehrine inmiş ve kral Kokalos'un yanında saklanmış. Daidalos'u Sicil­ ya'ya kadar kovalayan ve sonunda da bulan Minos gene usta sanatçının uydurduğu bir düzenle öldürüldükten sonra. anası Rhea.Tanrıça Rhea. bunlar tepeden tırnağa silahlı olarak çıkmış­ lar ortaya ve çıkar çıkmaz da yeni doğan Ze­ us tanrının şerefine hora tepmeye başlamış­ lar.

türkülerde anılsın bundan sonra Yan yana adlarımız Yazık dedi tanrı çok yazık. 16). Nedeni de şu: Daphnis Nomia adlı bir çoban kızıyla sevişirmiş. Theokritos da. yani Anado­ lu toprağına göçmek zorunda kalmış. periler de alıp büyütmüşler. öyle yakışıklıymış ki. benimle bilir Saz tellerine ben verdim seslerini ilaçlar yaptım yabanıl otlardan Ama bana çare değil şimdi hiçbiri Kimden kaçıyorsun öyle sen Asıl sensin benim avcım Beni sen vurdun can evimden". ya da kendi uydurduğu türküleri çagırırmış. Avcı kollarına aldığı zaman Kalbi çarpıyordu Defne'nin Taze yaprakların altından. Daphnis öyle güzel. Öldükten sonra tannlaştırılan Si­ cilyalı sığırtmaç. Eyuboglu çevi­ risi): Yok olmuş artık Daphnis. Ey Daphnis. Bir tek güdücü bile o acı günlerde Sürmemiş boğalarını ırmaklara. yalvardı babasına Pene'nin suları üstünde gezdirip gözlerini "Cezasını çekiyorum güzelliğimin Irmakların gücü de sen gibi tanrısalsa Ne yap yap değiştir beni Başka bir biçime koy baba". Öykü­ sü şudur: Daphnis tanrı Hermes'le bir nympha'nın ogluymuş. Dardanos'a Teuker kızı Batieia'yı vermiş ve öldükten son­ ra da tahtını. Teuker bölgenin en büyük ırmağı Skamandros'la en büyük dağı İdaia'nın ogluymuş. Yazık dedi tanrı çok yazık Saramadan yitirdim seni Bari benim ağacım ol da Yaprakların çelenk olsun kahramanlara Ezgilerde. Söylentiye göre. 1. saçları dal oluverdi. Soğuk sulara. ama lasion ölüp adayı da su basın­ ca. Daphnis adını bu türün bir simgesi olarak da kullanırlar. Gücü kalmamıştı artık Defne'nin Koşamıyordu kaçamıyordu Sapsarı. geleceği Benimle bildi herkes. Dardanos böylece Troya kral soyunun atası olmuştur. Öyle ki. Atlas'ın kızı Elektra ile Zeus'un oğlu (Tab. Dardanos kendi adını taşıyan bir şehir kurmuş . o günler ırmaktan ne bir yudum su içen. Vergilius da onun adına şiirler yazdıkları gibi. yetişmek üzere Birinde umut vardı. Ne de bir tutam ot yiyen sürü olmuş Otlaklardan. güzel dünyayı göre­ mediğine bir türlü katlanamazmtş. kır tanrıları da tutkunmuş ona. giderek Kybele kültünü Phrygia'ya getirmiş olduğu söyle- .u t\r ıı IN ı:3 Ben ne bir dağlı ne bir çobanım Oklarından sakınılmaz tanrıyım Koca Zeus'tur babam Geçmişi. durmadan koşuyordu Ardında av köpeği ter içinde Boynunu uzatmış. Yalvarması daha bitmemişti ki Bir gevşeklik sardı her yerini Örtüldü göğüs yaprakla Kolları. sonunda bir uçuruma atmış kendini ve öl­ müş. bugünü. nympha'lar Onun yürekler acısı ölümüne ağlamışlar. Ama genç yaşında canına kıymış. ama kral kızı güzel çobanı bir gece sarhoş edip baştan çıkarmış. Ayrıca Samothrake'den Kabir'ler (Kabirler) myster'lerini. inlemiş o gün senin ölümüne Afrika'nın aslanları bile. Vergilius'un Beşinci Sığırtmaç türküsünde iki çoban Mopsus'la Menalcas şöyle anarlar Daphnis'i (Çan yayınları. Nomla'ya ömrü oldukça sadık kalaca­ ğına söz vermiş.ve ülkeye kral olduk­ tan sonra bütün bölgeye Dardanos adı veril­ miş. Evet. Her yıl bu pınarın önünde sunular sunulurmuş bu çoban tanrıya. Çoban şiirinin kurucusu sa­ yıldığı için. Orada kral olan Teuker iyi karşılamış onu. Pan Daphnis'e kaval çal­ w> Sürülerini otlatırken Daphnis ya kaval çalar. çoban ola­ rak yetiştirmişler. Dardanos Samothrake (Semendirek) adasında kardeşi lasion'la birlikte yaşarmış. yatmış onunla. Daphnis. ey Daphnis. bir sal üstünde karşıki kıyıya. Öfkeye kapılan Nomia sevgilisinin iki gözünü kör etmiş.bugün Çanakkale'nin bi­ raz ötesinde Troya yolunda Dardanos tepesi diye bu tepe gösterilir . Dardanos. nympha'lar da. Tavşan koşuyor. Doğar doğmaz anası onu defne ağaçlarından bir koruluğa bırak­ mış. babası Hermes bir ka­ yaya ya da bir pınara döndürmüş onu. birinde korku Tavşan ensesinde nefesler duyuyordu Çünkü ışık gibi saran tanrıyı Sevinin kanatlarıydı. Z. Daphnis de bir sürü doku­ naklı yas türküleri çağırır.

kızı lole'yi tutsak ola­ rak alır ve Deianeira'nın yanma gönderir. Herak­ les Deianeira ile Hyllos'u oraya bıraktıktan sonra başka işlere koşar. Assarakos'un oğlu Kapys. Deianeira da duyduğu pişmanlığa daya­ namaz. Trakhis'te mezarı var­ mış. Deianeira kardeşi Meleagros gibi yi­ ğit bir kızdır. en varlıklı adamı oldu ölümlü insanların. Kocasının tutsağı olan güzel Iole'ye âşık olduğunu ve kendisini onunla aldat­ tığını haber alınca Deianeira korkunç bir öf­ keye kapılır. Priamos'tan Hektor doğdu. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. canına kıyar. On bin kısrağı otlardı çayırlarda. Pallas heykeli olan Palladion'u Arkadya'dan çalarak Troya'ya yerleştiren de oy­ muş derler.) (Ares. bir ara Kalydon sarayında misafir kalan Dionysos'muş. Ares'in dölü Hiketaon doğdu. 215 vd. Troya'ltların kralı. Bir ara Oikhalia kralı Eurytos'u yener. panik. ama onu alabil­ mek için önce Akheloos ırmağıyla dövüşmek zorunda kalır (Akheloos). kıskançlık içini kemirmeye baş­ lar. Kalydon avında can veren yiğit ona kız kardeşi Deianeira ile evlenmesi­ ni salık verir. gelen gidene gösterirlermiş (Herakles). Asıl babası Oineus değil de. Bu ik­ sirle kocasının sevgisini her zaman için koru­ yabileceğini söyler. Trakhis'e varırlar. Kapys'in oğlu Ankhises'ti. Ankhises'ten ben doğdum. Deianeira Kalydon kralı Oineus'la Althaia'nın kızı ve Meleagros'un kız kar­ deşidir. başaklara dokunmadılar. tanrıya denk Ganymedes. o sırada kadına yanaşmak ister. kendini alevlerin içine atar. korku ve onun sonucunda meydana gelen bozgunu simgeiendirirler. vuruldu. o sırada Nessos'un büyülü kanı aklına ge­ lir.): Bulut devşiren Zeus ilkin baba oldu Dardanos'a. Karısının çığlıklarına koşan Herakles at ada­ mı Lerna canavarının kanına batırdığı zehirli oklarından biriyle vurur.nir. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: llos. llos'un oğlu kusursuz Laomedon'du. Deimos. Deianeira. at adam Nessos'a rastlarlar. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a. Nessos ırmağı geçirmek için Daianeira'yı sır­ tına alır. bir at oldu kara yeleli. bindi kısraklara. Erikhtonios'tan Tros doğdu. Dardanos'lular çokpmarlı lda'nm eteklerinde otururdu. yeni gömleği bu iksire batırarak Herakles'e gönderir. koştular başakların tepesinde. savaş arabasını ve silahlarını kullanmasını bilirmiş. En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. Sonra Deianeira ile evlenir ve Hyllos adlı bir çocukları olur. kısraklar gebe kaldı on iki tay doğurdular. dört döndüler denizin engin sırtında. 933 vd. sevinirlerdi körpe taylarına bakıp. O zamanlar kutsal tlyon yoktu. Dardanos kurdu Dardanie'yi. Bu dayanılmaz işkenceye son vermek için Herakles Oita dağında bir odun yığını hazırlatır. derisi de yüzülür. Klytios. Za­ ferini kutlamak için de karısından yeni bir gömlek ister. Herakles Hades'e inişinde Meleagros'un gölgesine rastlar. Herakles de yeryüzüne döndü­ ğünde güzel kıza gönül verir. Savaş tanrı Ares'in yanından ayrıl­ mayan Deimos'la Phobos dehşeti. Hesiodos bu iki tanrıyı şöyle tanımlar (Theog. Deianeira'nın acı öykü­ sünü Sophokles "Trakhis Kadınları" adlı tra­ gedyasına konu etmiştir. Yiğit onu sırtına giyer giymez gömlek derisine yapışır ve korkunç acılarla yakmaya başlar. bu kandan olmakla. ölümlü insanların büyük şehri yoktu ovada. Âphrodite): Bu arada kalkan delen Ares'le Kıbrıslı Tanrıça Âphrodite'nln birleşmesinden . Boreas. Zeus'a şarap sunan olsun diye. XX. Lampos. Yi­ ğit bir süre sonra karısı ve oğluyla Kaly­ don'dan ayrılır. Dardanos soyunun gelişmesi İlyada'da Aineias'ın ağzından şöyle anlatılır (İl. kral oldu. Assarakos. Tithonos'la Priamos doğdu Laomedon'dan. Dardanos'tan Erikhtonios doğdu. Övünürüm bu soydan. otlarken gördü onları. taylar bereketli tarlada hoplayıp zıpladılar. alacalı köpükler üstünde dört döndüler. Nessos can çekiş­ mekteyken Deianeira'ya yarasından akan ka­ nı alıp büyü gibi kullanmasını öğütler. Yolda derin bir ırmağı geç­ meleri gerekir. Gömleği çıkarayım derken.

rinde yabasıyla denize vuracak olmuş. Bir gün Deipy­ (Tab. Phobos'la Deimos. İmbros. onun Helene için Helenos'la yarışma­ mos adalarına. güvenle yüzer.iki çocuk doğuyodu. kadını kazanıp aldığını. sonra da Troya düşünce Odyssehiçbiri almamış Leto'yu Hera korkusundan. insanca değeri en yüksek olan sahnesiZeus'tan gebe kaldığı için. karar verirler. Akhilleus'la Hektor ölüm-kabm savaşına bambaşka bir öykü anlatılmaktadır (Polydo­ girişmişlerdir ki. . Hekabe). Artemis). gece sancı çekiyor Leto. 23). gitmiş. Agamemnon Polymestor'dan Poly­ öldürmüş (İksion). bizim için Deiphobos İlyada'nın Deiphobos'u oraya öyle bir tapınak yaptıracak ki. XXII. bütün tanrıçalar ba­ şında bulunduğu halde doğuramıyor bir türlü. 226 vd. Deioneus kızını İksion'a verdikten sonra Polydoros'u karıştırmış ki.). yani Polydoros. saldırır düşmana. Deiphobos'un adı geçmez artık İlyarındırmak istememiş. 16). Ama sonraki efsaneler Paris öldükten dolu'da İda dağlarına. anasıyla babasının da öldüğünü bil­ çok onu sever. karşısına bir yü­ dıklarını. Athena yeryüzüne iner ve ön­ ce Akhilleus'a görünüp kendisiyle birlikte çar­ Delos. Troya'ya bir şey olursa onu korusun Deioneus. naklı. Hektor'u gidip kandıracağını söyler. özellikle Athena Hektor'un ölü­ ablasını kocası Polymestor'u kör edip öldür­ münü sağlamak için onu araç olarak kullanır­ meye zorlamış. Lesbos. uydurulan bir kişi. miş. git zaman tanrıça Leto doğura­ Bundan sonraki sahne İlyada'nın en doku­ cak bir yer aramış (Leto. XXII. Efsaneye göre. Ama yalın kayalıkmış bu ada. bir ada çıkıvertor'a yaklaşır (İl.). îlione'den gerçeği öğrenen Polydoros ki tanrılar. Gözü pek ve akıllı vurunca. nağa gelecek olan gezginlerden. üstünde Deiphobos kılığında Athena birkaç parlak bir ot bile bitmezmiş. bu yüzden de hiçbir yer onu ba­ dir. dalgalarla oradan oraya sürünürmüş. Adrastos'un kızı. İksion onu ateş dolu bir kuyuya atıp düşünce. Ve adada doğuyor ApolDiomedes'in anası (Tab. ne ada. (1) İlyada'da adı bir kere geçen ta ki Hera'nın Olympos'ta alıkoyduğu kızı Akha'lı bir savaşçı. Deipylos. atar kargısını (İl. Sasonra. Tydeus'un karısı. Ne var ki. Ama kral Priamos en Yakıp yıkıcı Ares'in yardımıyla. tanrılar Hektor'un öleceğine ros. Polyrnestor. kâhin ona yurdunun yanıp yok ol­ olduğu için Hektor kardeşleri arasında en duğunu. ama ne dağ. yani kaderin elinde oyuncak olup en geçimini dünyanın dört bucağından bu tapı­ sevdiği ağabeyisine kıyan trajik bir kişi. Deipylos. yakarışlar­ Deipyle. us'la Menelaos'un onun evine birlikte saldır­ Derken Leto gitmiş. onunla başvurmuş. Polydoros üstüne İlyada'da lar. kendisini öldürüp bedenini param­ zen ada çıkmış. Hera'nın hışmına ugramışmış. Homeros'un en Deloslu Apollon'a Homerik hymnos'ta mo­ güzel. İlione kendi oğlu Deipylos'la kardeşi bası. (Adrcrstos. demiş ki parça ettiklerini anlatırlar. doros'u öldürmesini istemiş. Sthenelos'un arkadaşı. lon'la Artemis. korkunç savaşlarda bu tanrılar Polymestor'un Priamos'un büyük kızı İlioiter kakarlardı ordu birliklerini ne'den olan ogluymuş. Delphoi kehanetine baş­ şan savaşçılardan biridir. ona seslenmiş. Priamos'la Hekabe'nin oğlu narak kendi oğlunu öldürmüş. miras Polydoros'a kendisine sunulması gereken armağanları is­ değil de Deipylos'a kalsın. Trakya kralı bu­ nu yapmış. Miletos ve Knidos şehirlerine ya girdiğini. ama Polydoros'u öldürdüğünü sa­ Deiphobos.ada doğumuna izin verirse. dan çıkarabilecek. Trakya kralı Belalı. evlendiğini. 289 vd. Trakya'da Athos. küçük oğlu Polydoros'u ablasına emanet et­ miş ki. Ne var ki dokuz gün. ona güvenir ve bunun içindir dirmiş. üstelik de denizlerde sözle iyice kandırır Hektor'u o da. vurdu­ sonra Deiphobos'un kılığına girerek Hek­ ğu yerden bir parça toprak. en temiz kişilerinden birini kirletip leke­ dern denebilecek turistik bir görüşle diyor ve lerler böylece. ne şehir. dokuz Tydeus). ant içiyor ki . Ana­ da'da. Troya savunmasında yiğitçe çarpı­ los. îksion'un karısı olan Dia'nın ba­ diye. Biz onlara kulak vermeyelim. Apollon. Poseidon günün bi­ pıştığını. Troya teyince. bütün kalsın. Gel zaman. (2) Troya'nın savaş sonrası efsanelerinde Bozgun ve korku yaratan tanrılardır bunlar.

ey tanrı Delos'tu asıl. En çok tapıldıgı yerler Eleusis ve Sicilya ovalarıdır. Bu efsane Yunan dünyası­ nın daha çok buğday üreten bölgelerinde ge­ lişmiş. ovalara bakan dağ başları. efsanesinde de kızı Persephone'den ayrılmaz. boşuna Hades'ten kızı geri vermesini istemiş: Tanrı kadın yalvarmalara kulak vermiyor. Kim görse bu erkekleri. O gelin­ ce. tanrıçanın Eleusis'te kutlanan myster'lerinde de bu efsanenin derin sırlarına ermekle Demeter erenleri arasına karışılırdı. Öyküsünü kısaca şöyle an­ latır Hesiodos (Theog. Orada toplanırlar uzun etekli tyonya'lılarm senin. Sonunda her şeyi gö­ ren ve bilen güneş tanrı Helios Kore'nin bu­ lunduğu yeri söylemiş. bu güzel kuşaklı kadınları. Çok korkmuş olan kraliçeye tanrıça kim olduöunu söylemiş. ama gönlünü sevindiren ver. Zeus boşuna onu barıştırma­ ya çalışmış. Ak kollu Persephone'yi doğurdu Demeter. Homeros destanlarında "güzel saçlı kraliçe". sana bağlı olanlar gelirler ziyaretine.DEMİ II 1< ebe tanrıça Eileithyia yardıma gelsin. 911 vd. yüce dağ başları senin oldu. hızlı gemilerini ve bütün varlıklarını kim görse onların. kendisine Hades'in sunduğu nar meyvesini yemiş olan Persephone bu sevgi büyüsüyle yeraltı hakimine bağlanmış bulunuyormuş. Trakya'da ve Peloponnesos'ta rastla­ nır. Sonra başlanır oyunlara. yani kışı da kocası Hades'in yanında geçir­ mesini kararlaştırmış. anası Demeter'in. çeviren S. "güzel örgülü Demeter" diye anılan toprak ve bereket tanrıçası Demeter (adını "Ge-meter" toprak ana olarak açıkla­ yanlar vardır) Hesiodos'a göre Kronos'la Rheia'nın kızı. yumruk. Persephone'nin Aidoneus. senin oldu denize dökülen nice ırmaklar. Canlıları doyuran. insanlar kıtlık tehlike­ sine uğramışlar. geri kalan üçte birini. Bu efsaneyi E. büyük bir İşi bozdu- . Kimi zaman "Ko­ re" (genç kız) adıyla anılan Persephone ile Demeter'e "iki tanrıça" denir. Bir gün Metane­ ira sütnineyi çocuğu alevler içine tutarken ya­ kalamış. ama tapımına Girit'te. kızını araya araya bütün dünyada dolaş­ madık yer bırakmamış. yeraltı tanrısı Aidoneus kaçırdı onu anasının koynundan ve bilge Zeus bıraktı kızını ona. Demeter ekinleri ve özellikle buğdayı sim­ geler. yaş yok. Demeter. 5). seuinç ve coşkuyla dolar yüreği. kızı yakaladığı gibi kaçıp gitmiş. Onun küsmesiyle topra­ ğın bereketi kalmamış. B. yüreği sızlayarak ıs­ sız bir yere çekilmiş. Ondan sonra da Delos'a "parlak" anlamı­ na gelen adı verilir ve Zeus onu toprağın dibi­ ne mıhlar. Demeter'e oğlu Demophon'u bakmak. tutunmuştur. büyütmek üzere vermiş. yayınları.): Demeter'in de yatağına girdi Zeus. Bunun üzerine Deme­ ter Olympos'tan kaçmış. Demeter tapımında da. Peterich'in "Küçük Yunan Mitologyası"nda (M. Bütün yalvarmalarının boşa gittiğini gören Zeus. Sıkıntılarla dolu bu dolaşmaları sırasında Demeter bir kocakarı kılığına girmiş olarak Eleusis kralı Keleos'un evine uğramış. Baydur) anlatıldığı gibi alalım: "Persephone bir gün oyun arkadaşlarıyla birlikte çayırda çiçek toplarken birdenbire yer yarılmış. De­ meter bir tanrı besliyormuş gibi çocuğu nek­ tar ve ambrosia ile beslemiş. nice kutsal koruların oldu. Kyklad takımadalarından biri olu­ verir. onuncu günü dünyaya geliyor ikiz tanrı­ lar. dans yarışmaları sunarlar. ikinci tanrı kuşagındandır (Tab. yani yeraltı tanrısı Hades tarafından kaçırılması Demeter kültünün de merkezindedir. Sanki onlar için zaman denen şey yok. kadınlarını ve çocuklarını getirirler ilanlarında. Onları oyunlarda gören sanır ölümsüzdürler. ezgi. Kralın karısı Metaneira karşısındakinin tanrı olduğu­ nu anlayamamış. tanrı Hades arabasıyla dışarı çıkagelmiş. Ve hymnos dört yılda bir Delos'ta kut­ lanan Apollon törenlerini şöyİe anlatır: Nice tapmakların oldu. Rheia'nın ilk kızı Hestia'dan hemen sonra doğmuştur. onun tek efsanesi mevsimleri simgele­ yen bir efsanedir. Eg. Persephone'nin yılın üç­ te ikisini yani çiçek açma ve meyve zamanı­ nı. Ümitsizlikten ne yapacağını bilmeyen tanrı ana. Böylelikle toprağa ye­ niden bereket gelmiş. tarlalar tanrıçasının.

getirmiş Akropolis'e dayamıştı tanrısal Odysseus da kurnazca. Atina'da her ekim ayında yalnız kadınların katıldıkları "Thesmophoria" bayramı kutlanır ve iki tanrıçaya da "thesmophoriai" yani ya­ sa getiren. Odysseus'un da yiyordu içi içini. Musa çok sever ozanlar soyunu. Athena'nm yardımıyla Epelos yapmıştı onu hani. Anlatıldığına göre. olduğu gibi. Demeter'in İasion adlı bir ölümlüyle mace­ rası da anlatılır. Ozan Demodokos birkaç kez sahneye çıkıp ezgi söyler. llyon'u yıkacak adamlarla doluydu içi. o sıra Odysseus duygulanır. ya da Apollon.): Daha çok sayarım. Metaneira. sözünü dinler de. susturur ozanı ve sorar konuğu­ na niçin acı gözyaşları döktüğünü "dinlerken Argos'luların ve İlyon'un başına gelenleri". Tripto­ lemos). . tanrı kadının kendisi Keleos'la oğullarına Eleusis'teki De­ meter tapınağını kurmak öğüdünü vermiş. V. Odysseia'da. Ne güzel söyledin Akha'larm destanını.[)I:MOIX)KOS ğunu bildirmiş: Demophon alevler içinde bü­ tün dünya bağlarından kurtulup temizlenerek tanrı olacakmış. Bu macera tanrıçaların ölüm­ lü erkeklerle sevişmelerine bir örnek olarak gösterilir (Od. halka söyler. seni tekmil ölümlülerden. Bu tapınağın mysteria denilen gizli tapımı bütün eskiçağ boyunca büyük bir saygı görü­ yordu" (Eleusis. Başka masallara göre. şu tahta at olayını anlat şimdi bize. halktan saygı görür. sazını asarlar başının üstünde bir çengele ve şölende. yemek dolu bir masa çekerler önüne. ve Troya savaşını söyler. şölene oturulacak mı. 44 vd. Bunların en önemlilerinden biri Homerik de­ nilen bir hymnos'tur. Keleos. Haydi şimdi geç başka bir konuya.). VIII. Bunca bin dizelik Homeros destanlarında öylesine usta bir ya da birkaç ozanın sesini. nelere katlandıklarım. Demodokos. ozan. destanlık yiğitleri anar. 261 vd. Plutos). 487 vd. neler çektiklerini. Aristophanes "Thesmo­ phoria Bayramını Kutlayan Kadınlar" adıyla bir komedya yazarak. insanlara doğal yasaları öğreten tanrıçalar denirdi. bedenin de. Bu. kadınların nasıl bu gizli törenler sırasında kadın düşmanı Euripides'i suçladıklarını sahneye koymuştur. de­ ğerlidir.. Ares'le Aphrodite'nin aşklarını söyler (Od. 478 vd. neler yaptıklarını ne güzel söyledin. VIII. VIII. Anlatabilirsen bunları. biri de İskenderiye'n şa­ ir Kallimakhos'tandır. 125) ve İasion'dan zenginli­ ği. Demodokos. Oysa Demeter'le Anadolu'nun bereket tanrıçası Kybele arasın­ da hemen de hiçbir ilişki kurulamaz. halkla ilişkilidir. Demophon'un er­ kek kardeşi Triptolemos tanrının evlatlıgıymış. VIII. ruhun da devineklerini yöneten bu ozandır (Od. bir tekinin adını öğreniriz yalnızca. bolluğu simgeleyen Plutos adlı bir oğlu olur (İasion. çünkü Musa öğretmiştir onlara ezgi söylemeyi. Roma'lılann tapındıkları Ceres Demeter'den pek farklı değildir. oyunda. yanaklarım ıslatıyordu kirpiklerinden sızan yaşlar. Demodokos Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında görevli ozandır. şöyle der ozan (Od. VIII. Odysseus kendisi şöyle tanımlar ozanı (Od. Gelince altın çivili bir koltuQa oturturlar ozanı.). 267 vd. getirip bir biçimine. Sanatı ya Musa öğretti sana. o da Demodokos'tur. şimdiyse bir ölümlü olarak kalmış. Yalnız Alkinoos farkına vanr Odysseus'un ağladığının. kimliğini açığa vuracak bir dilekte bulunur. Demeter'e yazılmış birçok övgüler vardır.). halkın saydığı ve sevdiği bir kişidir. tanrısal bir şiir bağışladı ona. Kral Alkinoos da hiçbir şöleninden eksik et­ mez onu. hemen çağı­ rır (Od. insanlara tarla bakımını ve Demeter tapımını ögretiyormuş. Adından da belli olduğu gibi demos.): Ozanlar saygı görürler ve değerli bilinirler bu yeryüzünde yaşayan tekmil insanlar arasında. bundan böyle tekmil insanlara ben de diyeceğim ki: Tanrı sevdi onu.. Triptolemos kanatlan bulunan sihirli bir arabayla bütün dünyayı dolaşıyor.

Yüreği dolar dolmaz öfkesiyle bütün gücünü salıveriyordu ortaya.)-. yani geçirdiği bütün serüvenleri anlatma­ ya. Demek ki Zeus Kronos'u yenmekle ege­ menliği hemen ele alamadı. Ne var ki Yunan mythos'unun Tufan kahramanları Deukalion'la Pyrrha'nın. Othrys'le Olympos ikisi de Thessalia'nın birer yüksek doruğudur. bitip tükenmek bilmiyordu bu kavga. Yürekleri hınçla dolup taşarak tam on yi/ cenkleşti durdular. Zeus da artık tutmaz oldu öfkesini. ben bugü­ ne dek okuduğum bunca yapıtların hiçbirinde şair Homeros'un gözü gibi gören göz görme­ dim. Hesiodos Olympos tanrılarına kadar bir­ birini izleyen soyları. belki Tesalya'da uydu­ rulmuş ve kahramanları Deukalion'la Pyrrha Prometheus-Pandora mythos'una bağlanmış olabilir. Dikildiler Titan'lara karşı korkunç savaşta koca ellerinde yalçın kayalarla. 666-735): Ogün tanrı ve tanrıça hepsi azgın bir cenk havası estirdiler. insanlığın başına gelen yı­ kımlarının kaynağında bulunan Prometheus ve Epimetheus soyundan olmaları (Tab. 630 vd. 3) hesiodos'un Sümer. gürbüz elinden fırlayıp uçuyordu yıldırım . Ksuthos ve Aiolos. Şimşekler saçıyordu gökten ve Olympos'tım. Tu­ fan. Babil ve Samî kaynakla­ rından bazı efsaneleri alıp. Haykırışlarla yüklüydü atılan her şey. her birinin elli de kafası vardı güçlü bedenlerinin omuz başlarında. Toprak kükredi birden gür sesiyle. Hellen).I »I VII K VI IAINKII AK SAVAŞI Odysseus da işte o zaman başlar Odysseia' yi. 20. Bu iki dağın tepesinden sürdürülen savaş Theogonia'nın en renkli. en ışıklı bir kişisidir. Yunanlıların Tufan efsanesi da­ ha sonraki bir çağda. Doros'la Aiolos doğrudan doğruya Dor ve Aiol ırklarının atası. Bu efsane Hellen ırkının atasını kur­ ma işine de yaramış. öbürleri. Theseus'un dostu olan bu De­ ukalion Kalydon avında da bulunmuş. belli değildi kimin kazanacağı. Bkz. ad bırakmadan öbür dünyaya gö­ çüp Hades'in karanlıklarına gömüldüklerini söyler. kuşakları. saydıktan son­ ra. en devinekli sahnelerindendir (Theog. uzun zamandan beri savaşıyorlardı güçlü saldırılarla birbirlerine girerek. Demophon. Kronos oğulları ve Zeus'un gün ışığına çıkardığı güçlerine dayanılmaz azgın devler. Demeter. Homeros'un kendisi midir? Kör ozan üstüne nice söz söylendi. adı Hellen. gürzlerin. Çevrede sonsuz deniz homurdanıyordu. Bu başarının da ancak Yüz Kollu Devlerin yeral­ tındaki hapislerinden çıkarılmalarıyla sağla­ nabildiği belirtilir. koca Olympos sarsılıyordu temelinden. Ksuthos ise çocukları Akhaios'la lon yoluyla Akha'ların ve İon'ların atası olur (Tab. iki tarafın birbirine karışan sesleri yükseliyordu yıldızlı göklere kadar. (1) Soylar mythos'unda Hesiodos tunç soylu insanların kendi elleriyle yok olduklarını. Demodokos Odysseia destanının en sevim­ li. korkunç bir kargaşaya dönerken boğuşmaları. (2) îlyada'da adı geçen bir Deukalion daha vardır: Girit kralı Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Troya savaşına katılan Meriones'in dedesidir (Meriones). Titan tanrıları. engin gökler yankılanıp inildedi ölümsüzlerin saldırıları altında. tüm nimetleri verenler. ama bunun nasıl olduğunu anlatmaz. onun da üç oğlu olur: Doros. Titan 'lar da atılıyordu şevkle sıra sıra. Homeros kör müydü. Hepsi. Othrys'de. Devler ve Tanrılar Savaşı (Titanomakia). her iki taraf gösteriyordu var gücünü. Tufan sözü ve kavramına rastlanmaz en eski Yunan kaynaklarında. ağır bir deprem iniyordu Tartaros'a kadar karışarak gümbürtüsüne korkunç saldırışların savrulan kayaların. bazılarını almadı­ ğını gösterir. Olympos'un tepesinde oturanlar. değil miydi diye tartışıldı. Her birinin yüz kolu vardı onların omuzlarında heybetle savrulan. Olympos' kıların saltanatı ancak kendilerinden önceki kuşakla on yıl süren bir savaştan sonra kurulabildi. şöyle der (Theog. Deukalion. mağrur Titanlar. Titan tanrılarla Kronos oğulları ki birileri. Okuyucu kendi duy­ gu ve izlenimine göre karar versin. şöyle ki Tufan'dan kur­ tulan Deukalion'la Pyrrha'nın bir oğlu olur. ni­ ce mürekkep döküldü.

şimşekleri. Diana'nın Roma'da anlatılan efsaneleri Yunan Artemis'inden esinlidir. Libya yerlileri Elissa ile . savaşa doymayan bu yüz kollu devler azdırdılar yeni baştan savaşı: Üç yüz taş birden fırladı bu devlerin güçlü kollarından. Kartaca kraliçesi Dido'nun efsanesi Vergilius'un "Aeneis". çatır çatır yanıyordu canlılara can veren Ana Toprak. ama halk onu krallığa seçmiş. üstünde kökleri bitegelmiştir toprağın. Dia. İşte orada saklıdır Titan lar karanlıkta bulutları toplayan Zeus'un istemiyle. bar bar bağırıyordu ateş alan ormanlar. biri kızı Elissa. yakıcı bir soluk sarıyordu yer oğlu Titan 'lan koskaca alevler karışırken bulutlara. dokuz gece ancak onuncu günü varabilirdi yeryüzüne ve tunç bir örs düşse yeryüzünden ancak dokuz gün. Derken. Yamandı gümbürtüsü bu korkunç savaşın ve yamandı gözlere sığmayan görüntüleri. Rüzgârlar da karışıp bu kaynaşmaya savuruyorlardı sarsılan toprağı karıştırıp birbirine tozları. Kalkan tutan Zeus'un buyruğuyla durur orada sadık birer bekçi gibi Gyes. Biri çökerken öteki üstüne düşse onun. kulakların işittiği göklerin yerle çarpışmasından doğabilecek görüntülere ve seslere benziyordu. akıl almaz bir azgınlık sarmıştı evren boşluğunu. Babası öl­ düğü zaman Pygmalion çocukmuş. Briareus. Başka bir efsaneye göre. Bir yandan öbür yana taşıyorlardı savaşların bağırış çağırışlarını. İksion'un karısı (îksion). Gyes. Ama ön saftaki Kottos. yıldırımları. Dido bu torbaların içinde Sicharbas'ın altınları olduğu kanısıyla kardeşi­ ni aldatmaya girişmiş. ve ekinsiz. sallayıp savuruyordu kutsal alevi gittikçe sıklaşan şimşekleriyle. Diana. Önce Kıbrıs'a uğrayıp Aphrodite tapınağından seksen genç kız kaçırarak ken­ dilerine eş edinmişler. daha çok Apollon'un kardeşi bir ışık tanrıçası sayılırdı (Artemis). gümbürtüleri. üç kat karanlık sarar dar boğazını. kaynıyordu karalar ve ekinsiz denizler. Tauris'te olduğu gibi burada da tanrıçaya insan kurban edilirdi. Kottos ve coşkun yürekli Briareus. Dört bir yanda. dört bir yanda yükselir duvarları. gözlerin gördüğü. dokuz gece sonra varabilir Tartaros'a. Kapkara saldırılarla ezdiler Titanları. Bu korkunç durum karşısında Elissa Tyros' tan göçmeye karar vermiş ve yanına kentin ileri gelenlerinden bir grupla Sicharbas'ın de­ finesini de alarak denize açılmış. Deioneus'un kızı. ne kadar güçlü de olsa Titan tanrılar kamaşıyordu gözleri şimşek ve yıldırımlardan. Yolda gider­ ken gemiden ağzına kadar dolu torbalar atıyorlarmış denize. Tapınağa başrahip olabilmek için kendinden önceki başrahibi tanrıçaya kurban etmek gerekirmiş bu tapınakta. Orestes İtalya'ya Tauris Artemis'ini getirmiş ve Nemi'ye yerleştir­ miş. Daha büyük olamazdı gümbürtü. Böylesine büyüktü gümbürtüsü birbiriyle cenkleşen tanrıların.gök gürültüleri arasında parıl parıl. oysa torbalar kumla doluymuş. destanına dokunaklı bir sevda romanı olarak girmezden önce de vardı ve şöyle anlatılırdı: Fenike kenti Tyros'un kralı iki çocuk bırakarak ölmüş. Ne var ki Pygmalion amcasının de­ finelerine göz dikerek Sicharbas'ı öldürtmüş. tanrı Asklepios'un dirilttiği Hippolytos Artemis'e kaçırılıp İtalya'ya getirilmiş ve Virbius adıyla tanrıçanın kültüne girmişti. öbürü oğlu Pygmalion. Dido. Roma'lıların gözünde Diana avcı tanrıça değil de. herkes hışımla birbirine girmişken savaş duraklayıverdi birdenbire. uçsuz bucaksız denizin. Güçleri yetmez çıkmaya oradan Poseidon kapamıştır tunç kapıları. Tunçtan bir duvar çevirmiştir orayı. Gerçekten de Latium'un bu şehri çevre­ sinde bir göl. amcası Sicharbas'ı da naip olarak saptamış ve Elissa'yı onunla ev­ lendirmiş. yol yol toprağın altına tıktılar onları. Göçmenler. büyük Zeus'un bu savaş silahlarını. Erken çağlardan beri Yunan Artemis'iyle bir tutulan İtalya'lı bir tanrıça. gide gide Afrika'nın Libya kıyılarına varmışlar ve orada karaya çıkmışlar. vurdular zincire yendiklerini ve gökler ne kadar uzaksa topraktan toprağın o kadar altına gömdüler onları. Bir örs gökten düşse dokuz gün. kutsal bir koru ve Diana'nın bir tapınağı vardı.

Apollon adı da Yunanca değil. Pers savaşlarından sonra İonya'nın yeniden kalkınmasıyla Miletos Didyma tapınağını bir daha kurmak ve bilicilik merkezini canlandır­ mak yoluna gider. tanrıça Aphrodite'nin düzenlerine kurban gider. büyük bir aşk harlayışıyla birbirinin olduklarını anlatır. hemen arka­ larından gelen puta tapanlar haçları birer dai­ reyle çevirmişler. Dido farkına vanr. Didyma-Didymeion. kara sularda gör- . Delphoi'de olduğu gibi Didyma'da da falcılar kadınmış. kraliçe sevgilisini alıkoyamayacagını anlar ve canına kıymayı göze alır. Yunan öncesi bir zamandan kalma olsa gerek. Aeneas'la bir­ lik. Bitince Didyma tapınağı dünyanın sekizinci harikası olacaktır. Ellerinde kutsal bir değnek. Hemen Fama diye bir tanrıça çıkar ortaya. bir av sırasında fırtına ve doludan ka­ çan Troya'lı kahramanla Kartaca'lı kraliçenin nasıl bir mağaraya sığınıp orda Eros'un okla­ rına dayanamadıklarını. Ne var ki yeni Didymeion 150 yıl boyunca Milet'in hazinesini yıprattığı halde. ama komşu krala karşı koyamayacağını bildiği için. ev­ lenmek ister. Üç ay sonra da bir odun yığınının üs­ tüne çıkarak kendini diri diri yakar. Aşkı ona her şeyi unutturur. ya da tanrı Apollon'un sevdiği ikizlerden gel­ medir diyenler var. Nitekim Apollon'a . gizlice kaçmaya hazırlanır. o sırada ölen kocasının ruhunu yatıştıracağını söyler. kentini kurmakta olan kraliçe Troya'lı kahramanı görür görmez çarpılır. Vergilius kraliçenin Aeneas'a Troya savaşını nasıl anlattırdığını uzun uzadıya gözümüzün önüne serdikten sonra. gece yarısı gene tanrıların dürtü­ sü üzerine Troya'lılar yelken açtıklarında. Bu serüven Latin şairinin en güzel. sonra kılıcının üstüne atılarak kendini öldürür. İtalya'ya gidip yeni bir kent. bir öküzün pöstekisine sığacak kadar toprağı seçip oraya yerle­ şebileceklerini söylemişler. Didymeion'a gelen duacılar. üç aylık bir düşünme süresi ister. ne var ki yöre krallarından biri ona talip çıkar. bu Fama gider dünyanın dört bir yanına yayar haberi. Uzaklaşan Aeneas ufukta sevgilisininin yanan mezarından yükselen dumanları görür. Elissa da bir öküz derisini öyle ince şeritler halinde kesmiş ki. Hıristiyan ortaça­ ğında Didyma' nın hâlâ orada durduğu ve bel­ ki de canlılığını sürdürdüğü tapınağın taba­ nında çizili görülen haçlardan belli. bü­ yük bir kavga kopar. iki doruklu bir dağdan. Oysa Didym-kökü Yu­ nanca değil. Zaman geçer. aralarında sert bir tartışma. as­ lanlarla süslü yolu yürüyerek varırlardı tapına­ ğa. Bu iş çok büyük çapta tu­ tulur: Mimar olarak. Efes'te yanan Artemision'u yeniden yapan Panionios'la Milet'li mi­ mar Daphnis seçilir. İlkçağ yazarları bu adın kaynağım vermi­ yorlar. Anna diye anılan kız kardeşi belki de ilerde Anna Perenna adıyla tapılan Roma tanrıçasıyla bir tutulabilir (Aineias. Tanrılar da Odysseia misali araya girerler ve Aene­ as'a haberci gönderirler ki. bir kuyunun üstünde oturur. Elissa bu isteği tiksintiyle karşı­ lar. Elissa orada kraliçe olur. bir odun yığını hazırlatır. Panormos li­ manında karaya iner ve dört Idlometrelik. bir türlü tamamla­ namamış. Böylece hazırlanan odun yığını ölüsünün yakıldığı odun yıgmı olacaktır. Anna Perenna). en içli dizeleriyle dile gelmiştir. Di­ do gidişlerini gözler. kaderi Dido'nun yanında keyif sürmek değil. Anadolu'nun yer adlannın çoğu gibi. ya da ikizler tapınağı an­ lamına gelen bu ad. epey bir toprağı elde edip oraya bir kent kur­ maya koyulmuş. ikiz tapınak. onu Yunan diline bağlamak amacıyla yapılan bütün açıklamalar yetersiz­ dir . Işık tanrı Apollon'un gücünü Hıristiyanlar da kolay ko­ lay söndürememiş olacaklar ki. Vergilius'un bu efsaneyi kullanarak yarattı­ ğı öykü şöyledir: Elissa'nın adı Dido'ya çevri­ lir. İonya'nın en büyük kenti Miletos'un Didyma denilen yerde kur­ duğu Apollon tapınağına "Didymeion" denir­ di. Bu kent sonradan Kartaca diye anılacak Roma'nın düşmanı. Destan. Dido aşkını kız kardeşi Anna'ya açar. Aeneas boyun eğer. bir devlet kurmaktır.adamlarını iyi karşılamış. dedikodu­ yu simgeleyen. Dido'nun Aeneas'la seviştiği haberini. beraberliklerini yansıtan ne varsa hepsini oraya yığar. tapınak hiçbir zaman doğru dürüst bir çatıyla örtülememiştir. Sicharbas Sychaeus olur. bu sırada komşu kral İarbas Dido'nun bir yabancıyla sevişme­ sini rezalet sayarak Dido'yı sıkıştırır. büyük Afri­ ka kentidir.Greklerin Anadolu'ya gelmesinden ön­ ce tapındırdı herhalde Didyma'da. Aeneas'm Kartaca topraklarına ayak basmasıyla başlar.

V. Şiirde bir tanrısal varlık olarak canlandırılan Doğruluk gitgide soyutlaşır Yunan düzyazısın­ da ve sonunda Platon'un bunca diyalogunda.dükleri ışıltıları yorumlarlar ve bilicilere fısıldarlarmış. hepsini başlarına bela etmişlerdi. doğruların ocaklarında mutluluğun ürünleri bulunduğu­ nu söyler (Ağam. Diomedes'e verilen sıfatlar hep savaşta üstünlük gösterir niteliktedir. Dike tanrı Zeus'tan gelir. Kardeşi Perses'ten haksızlık gören ve yargıçlarca korunmayıp hakkını alamayan Hesiodos'un Dike'ye bu övgüsü patetik ol­ makla kalmaz. Dike'yi insanların arasına almak. (1) Bir Trakya kralı. Doğruluk üzerine kurulu bir insan cenneti. Yeryüzü de yeni baştan bir altın çağa. gerçek bir tanrı oluveriyor. toplum içinde yeri ve etkisi araştırılan "to dikaion" diye cinsiz bir felsefe kavramına döner. adaletin uygu­ landığı mahkeme için de kullanılır. Di­ ke kavramından Yunanlıların ne anladığını iyice kavramak için başlıca kaynaklarımız Hesiodos ve tragedya yazarları olsun. İki ben­ zetmeyle Diomedes'in atılganlığı dile getirilir (İl. güçlü bir at sürücüsü olmaya özenir Diomedes. İnsanlar arasında Dike vardır. 472 vd. Britomartis. Bkz. 87 vd. Troyahlara saldırınca. V.). nereye yerleştirdiği açısından in­ celemek istiyoruz bu parçayı. düzyazıda da çok adı geçer. Soylar mythos'u dünyayı bir cehenneme çevirmekle bitmişti. insanlığa yarar ve iyilik getiren tanrı. onun içindir ki. 202 vd. Kratos'la Bia'yı kendine başlıca yardımcı eden Zeus burada bir zorba olmaktan çıkıyor. Ahla­ kı her şeyden üstün tutan bu şair. Bkz.). Yalnız Hesiodos'u tanımak bakımından değil de. Dike insanlar arasında yaşar. Hesiodos'un bu yüce görüşünü tragedya yazarları da benimser. onu her işte uygulamakla gör­ mek ve salık vermek Hesiodos'un Yunan dü­ şüncesine en büyük katkısıdır. Diomedes. Diktys. Danae. Yoksulluk. Bundan kurtuluşu adalete güvenle. işlenen suçun hemen peşinden Dike'nin öç tanrıları Erinys'lerle bir­ likte geldiğini ileri sürer (Elekt. mahke­ mede verilen hüküm için de. Hesiodos'un ikinci büyük eseri "İşler ve Günler"de Dike'ye 180 dizeye yakın uzun bir bölüm ayrılmıştır. bir cennete dönüyor. Brankhosoğulları). . Dike. Bölüm bir hay­ van masalıyla başlar (İşi. Tanrı sarhoşluğuna kapılmış kadı­ nın ağzından gelişigüzel dökülen sözleri ve­ zinli dizeler halinde dile getirmek de bilici ra­ hiplerin göreviydi (Brankhos. Bu kavra­ mı incelemeye değer. (İl. Diomedes'i kendi atlarına yedirerek bu vahşi töreye son vermiş (Herakles). Babası gibi ünlü. umutsuzluk sarmıştı ortalığı. bir tedbirsiz­ likti sadece) yüzünden ne kadar kötülük var­ sa. Diktynna. "diken didonai" deyimiyse ceza görmek anlamına gelir. Bu bölüm Hesiodos'un bü­ tün hayat felsefesini verir.): Eriyen karlarla beslenip taşan bir ırmak gibi köpürüyordu Diomedes ovada. insan Pandora'nın işlediği suç (ki buna da suç denmez ya. her türlü yiğitle. Themis'le Zeus'un kızı ve Eunomia ve Eirene'yle birlikte Hora'ların biridir. Adı Yunan dilinde birçok anlamlara gelir. Hesiodos burada tanrıça Dike'ye uzun bir öv­ gü yazar. özünün nitelikleri. 142): Tıpkı bir aslan gibi kudurmuştu işte dev yapılı Diomedes. doğru­ luk ve adalettir.). benimseyenlerin. yargıçlara seslenen şair hay­ vanlar dünyasında kaba kuvvetin hüküm sür­ düğünü. Dike sözcüğü. 750 vd. dile getirenlerin başında da Aiskhylos gelir. 23). simgelediği başlıca soyut kavram hak. şiirde de. Zeus'un yağmuru yağınca sağanak sağanak. orada tanrıça Athena ona destek olup. giderek tanrılar­ la bile boy ölçüşmeye kışkırtır onu. Dike yani doğruluk toplulukların varlığını ve mutluluğunu sağlar. Troya önünde savaşan Argos'lu yiğitlerin en yama­ nı (Tab. Sophokles de Elektra tragedyasında. (2) Tydeus'la Deipyle'nin oğlu. orta halli bir insanın toplum içinde Dike tanrısal kavramını nasıl görüp. Ülkesine ge­ len yabancıları atlarına yem olarak verirmiş. Dike. ama insanlar dünyasında öyle olma­ dığını söyler. Herakles. "krallara" yani kadılara. Diomedes'e bütün bir bölüm ay­ rılmıştır Ilyada'da. kendilerine yargıç deyip de rüşvet alarak eğrilik yoluna sapan krallara da etkin bir derstir.

Babası Tydeus Adrastos'un damadı olmak bakımından bu seferde ön planda savaşmış ve büyük bir ün kazan­ mıştı. taşar o ırmak. iki insanın kaldıramayacağı kadar ağır bir taşla yaralar. art arda altı Troya'h öldürür. 12 vd. Sabahat­ tin Eyuboglu'nun Fransız bilgini Mario Meunier'nin çevirisinden dilimize aktardığı "Bakkha'lar" kitabının önsözünde söylediği gibi. Troya'hlarm sıraları Tydeus oğlunun elinde oluyordu iste böyle darmadağın. Bu ceza ona yaraladığı Aph­ rodite'den gelmeymiş. Hesiodos Dione'yi Okeanos'la Tethys'ten dogma üç bin Okeanos kızı ara­ sında sayar (Theog. Karşılık verdi yüce tanrıça Dione. Ama şunu bilmiyor Tydeus'un o çılgın oğlu: Ölümsüzlerle savaşan insan çok yaşamaz". Böyle dedi. Biz de.. 272-279). karada da ön planda görürüz Diomedes'i. insanlığın derine giden birçok düşüncelerini bir araya toplayıp yansıtan bu tanrının incelenmesine "Bakkha'lar" oyunundan aldığımız bir par­ çayla başlamak istiyoruz. Dione onu tam bir ana şefkatiyle sarar. Güzellik tanrıçası oğlu Alneias'i korumak için savaşa karışıp da Diomedes'in kargısıyla yaralanınca. Troya'h gözcü Dolon'u öldürürler (X. Homeros destanla­ rında bu tanrıça Zeus'Ia evlenerek Aphrodite'nin anası olur. tekmil insanlar arasında onu severim en çok. Odysseus'la birlikte gece keşfe çı­ kar. 370 vd. Bellerophontes).): Aphrodite. Sonra Trakya'lıların kam­ pından geçerken. Diomedes. yasa. Biz Olympos'ta saray kurmuş tanrılar çok çektik insanlardan. akar hızla. iki esir aldıktan sonra Pandaros'u da tepeler (V. Alneias'ı çekiyordum savaştan.). bu parçanın gereğince yorumlanması bize Di- . 290 vd. ağır acılar dindi. anası Dione'nin kapandı dizlerine. Diorfiedes "Thebai'ye Karşı Yediler" desta­ nında da rol oynar. yavrucuğum. ama dayanamıyorlardt. "Euripides'in bu tragedyası eski Yunanistan' da Dionysos dininin İncil'i yerinde" idi. sanat ve yazınında ne denli bir yer tuttuğunu Apollon'a ayırdığımız bölü­ mün girişinde tanımlamaya çalıştık. epey de çektirdik birbirimize. Ares'i de yaralar Diomedes (V. atlarını alıp götürürler. tapımı çe­ şitli ve ayrıntılı inanç ve görüşleri. 253). sık dişini. yara iyi oldu. 855 vd. ya­ rasını iyi eder (İl.). çok kalabalıktılar. At adam Kheiron tarafından yetiştirilen Diomedes de dedesi Adrastos'tan Argos tah­ tını miras aldıktan sonra. Diomedes. Destan boyunca sa­ vaşta da. okşadı diller döktü: "Hangi tanrı kıydı sana. efsane. Kavga Troya'Ularla Akha'lar arasında değil artık. dedi ki: "Aldırma kızım. gelir. VI. yok eder insanların el emeğini. dinsel kişiliği dal budak salmış. V. öldürmeden önce de birçok sırlar alırlar ağzından. öğütler verir. Troya savaşı bitip de Argos'a dönünce kendisini al­ datan karısı Aigialeia'nın kurduğu tuzaktan zor kurtulmuş.DİONYSOS birdenbire kabarır. o sırada oğlunun yardımına koşan Aphrodite ile çarpışır. Diomedes'i de gök gözlü Athena saldı senin üstüne. önderlerleri Rhesos'u öldürüp. sildi iki eliyle Aphrodite'nin bileğindeki özü. Diome­ des gücü kuvveti ve gözüpekligiyle Yunan ef­ sanesinde Herakles'ten hemen sonra gelen üstün bir yiğit sayılır.) (Glaukos. tutamaz onu üst üste yığılı toprak. dedi ki: "Tydeus oğlu. Aineias'ı. İnanıyoruz ki. Dione kollarıyla sardı kızını. Aphrodite ile yetinmez. Dione. töre bilmez bir yiğit değildir. sevgili oğlumu. korkunç bir katliam yapar­ lar. yıkar sınırlarını. taşkın canlı Diomedes vurdu beni. llyada'dan sonraki destanlarda Odysseus'la birlikte Lemnos'a gidip Philokte'tes'i aradıkları anlatılır (Philoktetes). taşkın canlı da olsa. bağrına taş bas. Lykia'k yiğit Pandaros tarafın­ dan yaralanınca büsbütün kudurur. göz göre göre bir kötülük mü işledin ki?" Karşılık verdi cilveli Aphrodite. Danao'lar başladı ölümsüzlerle çarpışmaya". Dionysos adındaki tanrının ilk­ çağ din. Glaukos'la çarpış­ maktan vazgeçmekle konukluk kurallarına saygısını belirtir (İl. babasının öcünü al­ mak üzere Epigon'lar seferine katılır. bol çiçekli bahçelerin duvarları tutamaz onu.. Dionysos.

durmayın. eski bir zamanda. İran'ın güneşten kavrulan kırlarını. yolda gezen? Kim o. yolda gezen? Çekilsin herkes damının altına. Onun için Mainad'lar yılanları toplar. Thebai top­ rağına ayak basıyorum. orada icat ettiler. Orada karıştı coşkun davul sesleri Phrygia kavallarının tatlı nefeslerine. kim o. Euhoi sesleriyle Dionysos'u kutluyorum. olaylarıyla. Barbarlarla Hellen'lerin karışık yaşadığı. dinimi. tuzlu denizin kıyılarında uzanan bütün Asya ülkesini. şimdi ben. serilip yatmak toprağa! Yakalayıp boğazlamak yaban tekelerini. yorulmadan koşuyorum. Semele'yi besleyen toprak. anası. Tanrılığımdan soyu­ nup insan suretine girdim. Bromios geliyor. saadet diyarı Arabistan'ı. derelerde şarap akar. kadınlarının çıplak vücutlarını ceylan postlarıyla sarıp ellerine thyrsos'u. O zaman Kronos'un oğlu Zeus aldı düşen çocuğu. açılsın güzel meyveli yeşil saparnanın! Bürün yapraklarına meşelerin. Moira'lar vakti doldurunca Zeus doğurdu boğa boynuzlu tanrıyı. Dionysos'a hoş gelen Trieterit bayramlarında Koşmak ne güzel. Hellen toprağında Bakkha'ların keskin çığlıklarıyla çınlattığım. yoluyla kutlayana Kybele anamızın cümbüşlerini. Baktrla'nm uzun surlarım. başına bir çelenk taktı yılanlardan. dağlarda Bakkhos alaylarının ardından! Sarılıp gezmek benekli ceylan postuna. can verdi düşürüp karnındakini. Media'nm buzlarla örtülü topraklarını. temizleyip kapansın bütün ağızlar. Bakkha'lar. bal akar. Dionysos delisi kadınların gergeflerini. indirin Bromios'u Phrygia dağlarından. tanrı babanın tanrı oğlunu. Euhoi diye bağırarak Bakkhos'un şerefine. Ey Thebai. Ne mutlu bahtı açık olana. takın artık sarmaşık çelenklerini Açılsın çiçekleri. sar­ maşıktı asayı verdiğim ilk şehir Thebai oldu. doğum sancıları içinde. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'lar çembere gerilen deriyi.. ne mutlu tanrıların sırlarına erene! Hayatını temizleyip günahlardan ruhunu Bakkhos'a verene! Yıkayıp bütün kirlerini dağlarda Tanrının delisi olana! Ne mutlu. tanrımız Bromios uğrunda durmadan. . çarpıldı Zeus'un yıldırımlarına. tyrsos'u sallayarak başına sarmaşıktı çelengi takarak Dionysos'un ardından gidene! Haydi. mekiklerini bırakıp kaçtıkları dağlara. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar. Sonra.. O tanrılar ki bu. Oralarda korolarımı top­ ladım. şimdi ken­ dimi Hellen'lere tanıtmak istiyorum. yansın elinde narteks'lerin sönmez ateşi! Yakındır yeryüzünün korolarla coşup taşması. saçlarına örerler. ayinlerimi öğrettim. Kim o.onysos tanrıyı bütünüyle kavramak ve doğru yolda anlamak olanağını verecektir: Tragedya'nın açılışında Dionysos sahneye çıkarak şöyle konuşur: Dionysos — İşte ben. yüce Tmolos'u aştım. süslen ak koyunların yününden örgülerle. güzel hisarlarla süs­ lü şehirleri dolaştım. görmesin diye karısı Hera. Kanlarını içmek. dağdan dağa. benim için. Ben Lydia'nm al­ tın ovalarından geliyorum. Korybant'lar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'ların çığlıkları arasında gümbürdesin diye. Ey karanlık diyarı Kureta'larm. Phrygia'nın dağlarına! O zaman yeryüzünde derelerde süt akar. sesini korolara karıştırdılar. Zeus'un oğlu Diony­ sos. Kadmos'un kızı Semele'nin yıldırım dolu şimşekler içinde doğurduğu tanrı. çiğ çiğ yemek etlerini! Euhoi! diye bağırınca Bromios. >)•> Hellen ülkesinin mutlu şehirlerine. Onu coşkun Satryr'ler Ana Tanrıçadan aldılar. Tanrı Thebai'de gerçekleştirmek istediği amacı da anlattıktan sonra. çamların! Giyin benek benek ceylan postunu. atılmak Lydia'nm. sokup kendi baldırına altın kancalarla kancaladı. getirin Dionysos'u. Bakkha'lar koro­ su girer ve aşağıdaki ezgiye başlar: Bakkhalar korosu: Asya topraklarından geldim. ne mutlu.

özgürlük veren sıfatı takılmış. Bu tanrıyı . açıklamalarda Nysa. Hiçbir dırır. kavalların tatlı seslerine". ğaralarında nympha'larca büyütüldüğü gibi).' Aynı kaynaktan olduğu yukarda okunan par­ İakkhos ise çığlık anlamına gelen "iakkhe" ça boyunca da anlaşılan Dionysos'un adları sözcüğünün erkek adına çevrilmesidir. tam lerine emanet etmiş (tıpkı Zeus'un Girit ma­ bu anlama gelen Liber olmuştur. 133). dağ diye gösteriliyor: Hermes. hem yabancı. Anadolıı'd. doğayı simgeleyen ve tanrı ol­ ken Latince Deus'ta görüldüğü gibi tanrı an­ duğuna göre. Neymiş bu Nysa? "Vahşi şüncesi ve mantığıyla kurulmuş bir kavramsal hayvanlar yatağı Nysa dağı" deniyor Bakksözcük arama boşunadır. Bromios ve hos gibi. Dionysos dışardan gelme İm Makedonya'da. hos adının Trakya kaynaklı olduğu ileri sürül­ (1) ADLARI. Bu Dionysos Nysa tanrısı. bir ünlemden türediği kanısını uyan­ metinlerde de îakkhos ve lobakkhos. Dionysos coşkusu. Dia. ateş. şenlendiren kadınlar! Dionysos adının etimolojisi böylece açıklan­ Kutlaym Dionysos'u madığı gibi (kimi mitograflar bu adın iki kez derin gümbürtülü davullarınızla. Bakkha'lar alayı Olympos tanrısı bu kadar çok adla anılmaz. fırtına ve davul Zeus'un özneden gayrı hallerinde görülen gürültüsünü yansıttığı görülür. bu tanrıya Yunanca "Eleutheros". ki bu kö­ ğayla karışan. Zeus'un buy­ hür. (2) DOĞUŞU. Bakk­ atılır bir ok gibi ileri. ha'larda. birçok adlarla seslenildüşündürücüdür ve Bromios. "bakkheion" diye bir isim geçer sözlüklerde. karışsın. hoy" ya da "Euhay" seslerinden türemedir. Dionysos'un baştanrısı olduğu sihirli gür saçları rüzgârda. çayıra giden bir tay gibi hos gizemlerini kutlamak anlamını taşır ve anasının ardından. bunlar Bakkhos coşkusuna kapılmak. Gerçekten de Euhios. Nysa (Sultanhisar) adlı bir kentin yıkıntıları Bakkhoş. sevinç içinde. Bu metinde de görüldüğü gibi se de. Bakkhos adının kendisini açıklamaz. dağ hangisidir? Herhalde özellikle hiçbiri.ı İm tlıeon'una aykırı düşen bir tanrıdır. gümbürtülü anlamındaki bu sıfa­ ve -nysos diye iki kökenden katışıktır. elinde kızıl alev saçan narteks. Dionysos do­ (Dios. giderek Hindistan ve Arabis­ tanrıdır. O zaman Bakkha. özgür. buna Nysa eklenince. doğan anlamına geldiğini ileri sürerler. hem de Hellen pantan'da da Nysa dağları vardır. da görülür. bu koşturur peşinden dağlara düşmüş koroları. koşun. Euhios ve îakk­ mektedir: Dionysos. da çıkardığı ses ve ünlemlerle dile getirilir. sizi dağdan dağa koşturan Bakkhos ne demek? "Bakkheuo" diye bir fiil. Dii) kökeni taşımakta. Birincisi yani Dionysos adı bugü­ mios'a gelince. İobakkhos olarak da karşımıza çıkması tanrıya bir adla değil. Diotın ve ondan türeme su. efsanelik bir içindir ki. adları da insanın doğa karşısın­ lamına gelmektedir. tıpkı İda dağı için Homeros metinle­ yani şarap ve sarhoşluk insanları içinde yaşa­ rinde söylendiği gibi. Ama Nysa İda ile bir tu­ dıkları kalıpların baskısından da kurtardığı tulmuyor. bu dag ise Homeros'un İlyada'sında Trak­ ya'da gösterilir (İl. Bakk­ sıçrar. açıkça bir ses benzetmesidir ne bugün büsbütün açıklanmış değildir. Bakkhos. ne Euhoi sesleriyle çağırın Euhios tanrıyı! var ki bu açıklama Yunancada desteksiz kalır) Phrygia'dan kopup gelen güzel çığlıklar tanrıya verilen öbür adlar da anlamsızdır. biraz ötede Dithyrambos ve başka zetmesi. adı taşıyan birkaç dag ve Aydın yöresinde Lübnan buhurunun dumanları. bayırda kendinden geçmiş olarak çok adlılık olsa olsa Anadolu Ana Tanrıçası tanrı coşkusu içinde koşunca bağırdığı "EuKybele ve onun benzeri Artemis'te görülür. ama Tesalya'da. Ro­ ruğuyla Dionysos'u çocukken bu dağın peri­ ma dininde de Dionysos'un Latince adı. giderek Nysa Zeadlarının ardında ya da kaynağında insan dü­ us'udur demek. tanrı da ''HeyBakkha'lar. nın kırda. Diove gürleyen. VI. tanrının öbür adları gibi bir ses ben­ Euhios.yükselir sanki yerden. Broanlamlıdır. bir doğa tanrısı olarak yüksek bir dağın do­ koşun Bakkha'larl ruğunda doğmuş ve o dağla simgelenmekteIrmağından altın akan Tmolos'u dir. Nysa adı Olympos ve İda gibi yüksek dağla­ Ve haykırır ruhları coşturan sesiyle: ra verilen bir genel ad olsa gerek.

bu Rhea denilen tanrıça Manisa dağı eteklerinde kayaya oyul­ muş heykeli bulunan Ana Tanrıçadan başkası değildir. Lykurgos Trakya'lıdır. Kılığı kıyafeti. Dionysos'un Manisa-Bozdag-Sarde yöresiyle ilişkisi dram bo­ yunca sık sık belirtilir: Dionysos şöyle der Bakkha'lara: ". "Vatanım Lydia'dır" der Dionysos. Bu ikinci doğum motifini Athena'da da görmüştük. Lydia'dan gelmiş. bütün efsaneleri bir tek motif üstüne kurulu­ dur: Tepki ve direnç. (3) KAYNAK VE NİTELİKLERİ. tan­ rının kaynaklarını açığa vuran anlatımlarda da tutarsız değişiklikler yapılmasına yol aç­ mıştır. Pentheus tipi de buradan çıkmıştır (Semele. Denebilir ki. araç ve gereçlere başvurulmasıyla da belirir. mor yanakları varmış.. şarap ve kendisine tapınanların alayıyla birlikte yurda döndüğü ve dışardan getirdiği bu armağanları kendi yurttaşlarına (Pentheus Dionysos'un teyze çocuğu olur) bin zorla benimsettiği an­ latılıyor. anamız Rhea ile benim için icat edilmiş olan davulları. onu bütün araç ve gereçleriyle görmek ister. ama sevişti­ ği tanrının gücüne tam inanmamıştır ki. Doğuş efsanesi buna örnektir: Anası Kadmos kızı Semele Zeus'la birleşir. on­ dan çıkmış olarak göstermek gerekiyordu. kokulu saçları. Daha sonra da Pentheus'la konuşurken.. sarı perçemleri. Kaldı ki gene aynı yukardaki parçada geçen Korybant ve Kureta gibi deyimler Dionysos kültünü hem Kybele. Şöyle der: "Yabancı bir sihirbazdan da bah­ sediyorlar. Efsanenin anlam ve simgesi de şudur: Hellen'lerin baştannsı Zeus'tur. bu yüzden de ceza görür. ona karşı direndiği Dionysos üstüne anlatılan efsane ve masallarda dile gelir. Karnındaki yedi aylık çocuğu da Zeus alıp baldırına koyar ve ikinci bir doğumla meydana çıkarır. Dionysos bir Lydia-Phrygia tanrısıdır. vect karakteri her iki ta­ pımda aynı simgelere. Bakkha'ların çılgınlığı Kybele törelerinde kendilerini hadım eden Pessinus rahiplerinin tutumunu andırır. Pentheus). Kybele ve Dionysos dinlerinin özünde bulunan orgiastik coşku..". ta Hindistan ve Arabistan'dan gelişi <)/l ne oluyor? Çelişki şöyle çözümlenmiş: Yuna­ nistan'da doğduğu halde tanrının Uzakdoguya bir yolculuk yaptığı . Homeros destanla­ rında düpedüz Asia diye anılan yöreden gel­ medir. yani Bakkha'ları. böyle bir bağlantı kurma çabasının ürünüdür. dümbelek. Homeros destanlarında adı bir tek kez ge­ çen Dionysos için aynı tepkiyi dile getiren bir başka efsane anlatılır: Lykurgos efsanesi. Alın Phrygia'dan getirdiği­ miz davulları. Homeros des­ tanlarının zamanından Euripides'in "Bakkha'lar"ı yazdığı çağa kadar çok şey değiş­ miş ve Dionysos. ama o da Pentheus gi­ bi kovalamaya kalkar "Dionysos'un sütninelerini". Her üçünün de Anadolu-Girit kaynağından . hem de Girit'li Zeus kültüne bağlamaktadır. Dionysos Thebai'de Semele'den doğ­ muşsa. Sonradan ve bir amaçla uydurulduğu besbelli olan Semele ve Thebai hanedanından doğuş efsanesi. Diony­ sos ise baldırından doğar. böy­ lece yıldırımla çarpılıp ölür. kör edilir (Lykurgos). dışardan gelme bir tanrısal varlığı ne yapıp yapıp onun buyruğuna sokmak. Semele efsanesi işte bu amaçla uydurulmuş. tavırlarıyla bu bölgenin özelliklerini taşır da ondandır ki ka­ dınca gördüğü bu tutumu yadırgar Pentheus. kendinden geçme. tef ve flüt de Asya denilen bölgenin törelerindendir. tanrının kendini tanıtlamasına da tıpatıp uygundur: "Ben Lydia'nın altın ovalarından geliyorum". Bu efsanenin merkezi olarak gösterilen bölge de önemli: Boiotia ve başkenti Thebai Yuna­ nistan'da en tutucu ve gerici bir yöre sayılır­ dı. Oysa Euripides'in tragedyasından da Dionysos'un asıl kaynağı açıkça ve bütün ay­ rıntılarıyla belli olmaktadır. Dionysos cümbüşleriyle Kybele'ninkilerin bir olduğunu Bakkha'lar da söyler (yuk.turistik bir gezi gibi bir şey . nitekim Semele'yle doğum efsanesinden sonra. Davul. Ne var ki İlyada'daki bu parçada Dionysos insandan kor­ kup kaçan ve denizin içindeki tanrılara sığı­ nan bir ödlek gibi gösterilir. Bakkha'lar korosunun İlk sözü "Asia topraklarından geliyorum" ve "Tmolos'u aş­ tım" deyimi. şu farkla ki Athena Zeus'un kafasından. aynı davranışlara.sonra da asma kütüğü. siyah gözlerinde Aphrodite'nin sihri parlıyormuş".benimsemekte Yunanistan'ın güçlük çektiği.. dışardan gelme bu güçlü tanrı Yunanistan'da epey tutunmuştur bes­ belli. "Ne mutlu yoluyla kutlayana/Kybele anamızın cümbüşlerini).

insan­ ların tanrıları memnun etmek için içtikleri şa­ rabın kendisidir. Dionysos işte bu gerçeği. yabani hayvanlar ve yaratık­ larla bir arada yaşar ve coşar gösterilir. Attis gibi doğanın mevsim mev­ sim değişmelerini de kişiliğinde simgeler. Ad­ lan "mainomafden türemiş olan Mainad'lar bir çeşit çılgınlık içinde doğayı dolaşırlar. insan için ulaşı­ mı en çok özlenen bir aşamadır. ölümlülerin kuru yiyeceklerini veren odur. kolek­ tif bir güç olarak gerçekleşmesinden ileri ge­ lir. ona cenneti yeryüzünde yaratan bir mut­ luluktur. ormanlarda. hem de doğaüstü bir olayı dile getirip simge­ ler. Oysa tam tersine bu coşku insanı doğayla birleşti­ ren. tanrıyla karışma ve tanrılaşma yetisini dile getirir. En yüksek zekâların varacağı hikmet bile onlar karşısında âcizdir. böylece gerçeğin gerçeküstüne ulaşması ve gerçeğe gerisin ge­ ri inmesiyle doğal bir kasırga olan hayatın dalgalan yansıtılmış olur. ama onun simgelediği asıl büyük kuvvet doğanın kendisi değil. törelere ve ahlaka karşı işlenmiş bir suç sayar. insanı doğanın sırlarına erdiren büyülü bir güçtür. yani tanrılaşmak. Bakkhos'un sarhoşluğunda da. Di­ onysos her bakımdan doğaya çevriktir. Dionysos bu ereğe varmanın yolunu herkes için ve kolay kolay açar: Bu yol şarap ve sarhoşluktur. Bu yüzden durgun değil. yaratıcılı­ ğın kökeninde bulunan değişim yapma gücü­ ne kavuşmuştur. Kaba aklı simgeleyen Pentheus Bakkha'ların çılgınlığını bir ayıp. Kişinin bilinçüstü ve bilinçal­ tına dek erişebilmesi bu tanrının etkisiyle ol­ muştur. doğayı en belirgin biçimlerle yansıtan dağlar­ da. Dionysos tanrının insana verdiği bu gücü akıl ölçüsüne vurup değerlendirmek Euripides'in "Bakkha'lar" oyununun belli başlı bir konusudur. dininin öbür sanat kollarından daha üs­ tün. . Öteki de Semele'nin oğludur ve Demeter ka­ dar kudretlidir: Üzüm suyunu bulup insana veren odur. facialar. İlkin bir doğa tanrısıdır. sürekli devinim. Dionysos tanrının niteliklerini ele alacak olursak. Senin (Pentheus'un) sözle­ rinde sağduyudan eser yok. Yunan dili bu güce eren insanın duru­ munu iki sözcükle yansıtmıştır: "Mainomai" ve "enthousiasmos". şiirin en insancası sayılacak bir yazın tü­ rü olan tragedyayı esinlemiş olmak bu tanrı­ nın bir tek tanrısal güç olarak değil de. Bakkha'lar yerine ve anına göre kadın kişiliğinden vahşi hayva­ na.. Bu gerçek "Bakkha'lar" tragedyasında kimi kez kâhin Teiresias'ın.. Kybele ve öbür doğa tanrıları gibi.... As­ ma kütüğünün yeryüzüne yayılmasıyla uygar­ lığın buğdaydan sonraki aşaması gerçekleşti­ rilmiş. insanla doğa arasında bir ilişki. Dionysos'un öbür doğa tanrılarından daha etkili.. Bu içki dertlilerin derdini avutur. Bakkha'lar tragedyasında bu halin parlak bir belirtisi dile getirilmiştir: Dionysos hem tanrıdır. Adonis. deği­ şim halindedir. Delikanlı. Adından ya da adlarından da belli ki Di­ onysos bir değil. kimi kez de Bakkha'ların ağzın­ dan şöyle dile getirilir: Teiresias — Yalnız ikimiz doğru düşünüyo­ ruz. insan an­ cak şarabı elde ettikten sonradır ki.. bir hikmet saklıdır".. yarattığı korkunç dramlar. hem doğal. insanlar için en başta gelen iki tanrı vardır: Biri Demeter tanrıça ya­ hut toprak. yaşamına yön verenleri simgeler. topraktan fışkıran bitkileri ve bu bitkiler arasında insanı en çok etkileyenleri.fışkırdıgına hiç şüphe kalmamıştır (Kybele. Bu itiliş onların tabiatında vardır.. ona dilediğin adı verebilirsin. yırtıcı azmana dönüşür. ama yaratıcılığın bu tanrısal soluğun dışarıya vurmasıyla elde edilebileceğini anlamıştır in­ san. bundan ötürü saadetimizi ona borçluyuz. iki büyük alan ve akımı kavradığı gö­ ze çarpar. Doğa sırlarına ve gücü­ ne ermek. Asıl akıl yolu da bu mutluluğa eriş­ menin çarelerini arayıp bulmaktır. İnsanların dertlerine başka deva yoktur. ama insanlığın evresinde de yalnız ta­ rımla açılamayan bir çığır açılmıştır. Bu tanrı. onlara günlük üzüntülerini unuttutur. Osiris. Azgın kadınları Aphrodite'ye iten Dionysos değildir. insanın tabiatında olan her şeydeyse. ötekilerin akılları başlarında değil.. hem insan. "Mainomai" de "enthousias­ mos" da işte bu tanrıya erme. onu içenleri tanrı uykuya kavuşturur. Bu dalgalanmanın insanlık dünyasında açtığı yaralar. tüyler ürpertici hayat ay­ nasında görülür. Senin alaya aldı­ ğın bu yeni tanrının Yunan dünyasında ne bü­ yük bir yer tutacağını anlatmaya benim gü­ cüm yetmez. afetler tragedya denilen o şaşırtıcı. evrensel yaşamın özellikle in­ sanın beden ve ruhu aracıyla yansıyıp oluş maşıdır. çılgınlığında da geleceği görme kudreti saklıdır. bütün bir insanlık halidir. Zeus).

Bakkha'lar korosu da şöyle ünler: Bromios, mutlu tanrıların en mutlusu, güzel çelenkli şölenlerin baş tacil Odur koroların başında koşan, kaval sesleriyle sevinip coşan; odur tanrı sofralarında, kederleri dağıtan, akınca şarap testilerinden pırıl pırı! özü salkımın, dağılınca insanlara uyku sarmaşıkla bezenmiş şölenlerde. Zeus'un oğlu Dionysos düşkündür sevincine şölenlerin! Sever Dionysos Barış'ı, insanları rahata kavuşturan, çocukları besleyip büyüten tanrıçayı. Odur veren zengine de, fakire de keder dağıtan şarabın ferahlığını. Sevmez Dionysos, cömert günlerin, gecelerin sevincine varamayan insanı. Uyaklın dediklerine, kapılma gurura ve derin düşüncelere; inan en basit halkın inandığına onun yaşadığı gibi yaşa. Bu sözlerden Dionysos dininin Euripides'in bu son tragedyasını yazdığı İ. Ö. V. yüzyılın sonlarında Yunanistan'da ne kadar yaygın ve tutunmuş olduğunu gösterir. Bütün insanlara seslenen Dionysos tapımı bir halk dini olmuş­ tur. Kara kafalıların, Pentheus gibi yarım akıl­ lı yobazların kovmaya uğraştıkları bu tanrı, bin bir işkenceyle daha da yücelttikleri bu er­ miş ilkçağda İsa dinine örnek olmuştur ve tıp­ kı Meryem Ana nasıl Artemis'in ve Kybele'nin özelliklerini benimseyip tutunabilmişse, İsa da ancak Dionysos dinine sırtını dayaya­ rak yayılabilmiştir geniş halk kitleleri arasına. (4) ETKİSİ. Dionysos dininden tragedyanın nasıl doğduğu, Dithyrambos denilen bu tanrı­ ya övgünün nasıl gelişip de akıllara durgunluk verecek bu şiir türünü ortaya çıkardığını an­ latmak bu sözlümün sınırlarını aşmak olur. Biz Dionysos tanrının mistik akımlar, tarikatlar üstündeki etkisi ve özellikle bunun Anado­ lu'da gelişen biçimi üstünde durmak istiyo­ ruz. Bektaşiliğin ve günümüze dek yaygınlığı­ nı yitirmeyen başka tarikatların kaynağında ilkçağın Dionysos dini bulunduğu artık her­ kesçe görülen, ama daha etraflıca incelenme­ ce

digi için büsbütün gün ışığına çıkmamış bir gerçektir. Halikamas Balıkçısı'nın ortaya at­ tığı bir görüşe göre zeybekler, ilkçağdan kal­ ma "İobakkhi" adlı bir topluluktan türeme­ dir. Dioskur'lar. "Dioskuroi" Zeus'un delikanlı­ ları anlamına gelir. Bu isim, Leda'nın oğulları Kastor'la Polydeuskes'e (yahut Polluks) veri­ lir. Tanrı Zeus'un Leda'ya yaklaştığı gece, Leda ölümlü kocası Tyndareos'la da yatmış. Zeus'tan Helena ile Polydeukes'i, Tyndareos'tan da Kastor ile Klytaimestra'yı doğur­ muş (Tab. 12). Birbirinden hiç ayrılmayan Kastor'la Polydeukes kardeşliğin ve dostlu­ ğun simgesi olmuşlardır. Efsane, omuz omza vererek yaptıkları kahramanlıkları anlatır: Theseus kız kardeşleri Helena'yı kaçırınca, Atina'ya karşı sefere çıkmışlar ve Theseus'un Hades ülkesine indiği bir sırada onu geri al­ mışlar, ayrıca da Theseus'un anası Aithra'yı kaçırıp Sparta'ya getirmişler (Aithra); Kalydon avına da, Argonaut'lar seferine de katıl­ mışlar (Argonaut'lar, Amykos) ve her iki se­ ferde yararlık göstermişler. Ne var ki Helena uğruna açılan Troya savaşında bulunamamış­ lardı, çünkü daha önce talihsiz bir macerada can vermişlerdi: Dioskur'lar Leukippos'un iki kızı Phoibe ile Hilaira'yı kendilerine eş olma­ ları için kaçırmak istemişler, ama bu kızların hem amca oğulları, hem de nişanlıları olan Lynkeus'la İdas Dioskur'ların peşine takılmış­ lar, aralarında çıkan kavgada Kastor can ver­ miş, ölümsüz olan Polydeukes de yaralanmış­ tı. Zeus bu iki kardeşi birbirinden ayırmamak için, ikisini de göğe alıp yıldızlar arasına yer­ leştirmiş (İkizler burcu). Sparta'nın Taygetos dağında dünyaya gel­ dikleri söylenen Dioskur'lar Dor ırkının tem­ silcileridir, Dor uygarlığının merkezi Spar­ ta'nın Atina'ya karşı olan ezeli düşmanlığını simgelerler. Dirke. Thebai kralı Lykos'un karısı. Amphion ile Zetos'a eziyet eder ve cezasını bulur (Amphionj. Dithyrambos. Dithyrambos, tanrı Diony­ sos'a verilen bir addır. "Bakkha'lar" traged­ yasının bir korosunda baştanrı Zeus'un ağzın­ dan şu sözler söylenir:

DRYOPE Gel, Dithyrambos, baldırıma gir, bir erkeğin rahminde büyü. İstiyorum ki, ey Bakkhos, Thebai seni iki kere doğmuş tanrı diye ansın ve kutlasın. Kaynağının ne olduğu bilinmeyen bu sözcü­ ğün, yukardaki Euripides dizelerine dayana­ rak ve başındaki di- ekine bakarak iki kez doğmuş anlamına geldiği sanılmış ve bilginlerce ileri sürülmüştür. Ama hiçbir çaba söz­ cüğün doğru dürüst bir açıklanmasını sağla­ yamamış, Dithyrambos Yunancada Anadolu kökenli sayılan birçok sözcük gibi karanlık kalmıştır. Ne var ki dithyrambos'un hem kul­ lanılışından, hem "iambos" ve "thriambos" gibi müzik terimleriyle ilişkisinden, Dionysos dinine özgü bir terim olduğu anlaşılmaktadır. İambos, Yunan şiirinde ve özellikle tragedya­ da konuşma bölümleri için kullanılan bir ölçü­ dür, Yunan şiirine ilkin hiciv türüyle girmiş, sonra da en yaygın bir vezin olmuştur. Thriambos'a gelince, bu da Bakkhos alaylarında tanrı şerefine söylenen bir ezginin, bir övgü­ nün adıdır. Dithyrambos gibi bu sözcüklerin de Dionysos diniyle birlikte Anadolu'dan, özellikle Lydia-Phrygia'dan geldiği şüphe gö­ türmez (Dionysos). Bakkhos tanrının bir ses ve çalgı cümbüşü içinde kendisini kutlamak için kullanılan ünlem ve çağrıları kendi adları olarak benimsediği görülür. Dithyrambos'un kökenindeki anlam ne olursa olsun, tanrı Dionysos'u övmeye, kutlamaya yarayan bir söz­ cük olduğu anlaşılır. Terim şu bakımdan önemli ki, dithyrambos bir yazın türü ve özellikle tragedyaya doğru­ dan doğruya kaynak olmuş bir tür olarak gös­ terilir. İlk tiyatro denemeleri dithyrambos şa­ irlerinden doğmuştur denir. Elimizde dithy­ rambos türünden birkaç örnek vardır, en il­ ginci Dor şairi Pindaros'tan bilinen birkaç di­ zedir; bunların en dikkati çeken yönü de şu ki, tanrı Dionysos için Olympos'ta Zeus'un bir şenlik hazırladığı anlatılır, büyük Ana Tan­ rıçanın yanı başında davul ve dümbeleklerin çalındığı, bu arada vahşi hayvanlarıyla birlikte tanrıça Artemis'in de gelip raksa katıldığı, çam ağaçlarının altında meşaleler yanarak cümbüş yapıldığı belirtilir. Bu dithyrambos'tan da Dionysos dininin Anadolu'lu ana l.ııırıç.ıLırın ikisiyle de ilişkide olduğu ortaya çıkmaktadır. Dithyrambos türüne gelince, çalgı, oyun ve sözü bir arada birleştirdiği, bu terimle üçünün de dile geldiği bellidir. Dolios. Odysseia'da, Laertes'in bağına, bahçesine bakan ihtiyar ve sadık bahçıvan. Odysseus Troya savaşına gidince, bağlarına çeki)en yaşlı Laertes'e bekçilik eden odur. Odysseia'nın son bölümünde Odysseus talip­ leri öldürüp babası Laertes'i bulmaya gelince, onu Dolios ve altı oğlu sevinçle karşılarlar ve ağırlarlar. Öldürülen taliplerin öcünü almaya gelen İthaka'lıları püskürtmeye yardım eder­ ler (Od. XXIV). Dolon. Troyalı haberci Eumedes'in oğlu Dolon çirkin, ama tez ayaklı bir adamdır. Hektor onu Akha'lıların gemilerine gözcü olarak gönderir, bu işi başarırsa ona Akhilleus'un at­ larıyla arabasını vereceğine ant içer. Ama Dolon, gece keşfe çıkan Odysseus'la Diomedes'in tuzağına düşer ve yakalanır. Öldürül­ memek için yalvarmaları yakarmaları, Troya'lıları ele vermeleri boşunadır. Akha yiğitle­ ri onu amansızca öldürtükten sonra, ölüsünü bir ılgın ağacına asarlar (İl. X, 314-464) (Diomedesj. Doris. Okeanos'un kızı Doris, Pontos'un oğlu Nereus'la evlenir ve Nereus kızları diye anılan elli kızı olur (Tab. 6). Hesiodos Theogonia'da bu kızların bazılarının adlarını sayar (Theog. 233-264). Dryades. "Drys" Yunanca ağaç ve özellikle meşe ağacı anlamına gelir. Dryad da ağaç perilerine verilen addır. Bunların kimi ağaçla birlikte biter ve onunla ölür, kimi de ölümsüz­ dür. Kardeşleri Hamadryad'lar gibi Dryad'lar da bitkileri korur, ağaç sağlıklı ve canlı oldu­ ğu zaman sevinir, yapraklarını yitirip kuru­ maya yüz tuttuğu zaman derin bir yasa kapı­ lır. Orpheus'un eşi Eurydike bir Dryad'dır (Hamadryades). Dryope. Dryöpe, kral Dryops'un biricik kızı­ dır. Oita dağının yamaçlarında babasının sü­ rülerini otlatırken, ağaç perileri hamadr­ yad'lar onu aralarına almışlar, türkü söyleme .un, hora tepmesini öğretmişler. Kızı gören Apollon da ona tutulmuş. Dryope'ye yaklaş

mak için bir kaplumbağa biçimine girmiş. Kız kaplumbağa ile oynamaya başlamış, onu ku­ cağına almış, derken tanrı bir yılan olup kızla birleşmiş. Dryope korkmuş, kaçmış, olup bi­ teni kimseye bildirmemiş. Bir süre sonra da Andraimon adlı bir adamla evlenmiş ve Amphissos adlı bir çocuğu olmuş. Amphissos Oita'nın eteğinde aynı adı taşıyan bir şehir kur­ muş. Bir gün Dryope oğlunun kurduğu Apollon tapınağının yanında eski oyun arkadaşlan hamadryadlara sunu sunuybrmuş ki, perileri onu kapıp aralarına almışlar. Kaçırıldığı yer­

de bir kavak ağacıyla bir kaynak ortaya çık­ mış. Dryops. Adı ağaç, meşe anlamına gelen ke­ limeyi andıran Dryops, Yunanistan'da ilk yer­ leşmiş Dryops boyunun atası sayılır. Kendisi Apollon'un oğluymuş derler. Önce Parnassos dağının eteklerine yerleşmiş olan soyu, Dorların saldırısına uğrayınca, dört bir yana dağılmış, kimi Euboia'ya, kimi Thessalia'ya, kimi Peloponessos'a yerleşmişler. Kıbrıs ada­ sına göçenler bile olmuş.

<)H

E
Eetion. Mysia'da Thebe şehrinin kralı, Andromakhe'nin babası. Akhilleus onu çok saydı­ ğı için, öldürdüğü halde silahlarını almamış, törenle gömmüştür. Nympha'lar mezarı üstü­ ne bir karaağaç fidanı dikmişler (Andromakhe). Egeria. Romalı su perisi. Egeria dindar kral Numa Pompilius'un karısı ya da dostu olarak gösterilir. Geceleri onu ziyaret eder, din ve devlet yönetimi konusunda ona öğütler verir, yol gösterirmiş. Numa öldüğü zaman Egeria o kadar gözyaşı dökmüş ki bir pınar oluver­ miş. Nemi'deki Diana kültüyle ilgili olarak, Caelius tepesinin eteğinde bir tapınağı var­ mış. Eileithyia. Zeus'la Hera'nın kızı, Ares, Hephaistos ve Hebe'nin kız kardeşi. Eileithyia doğumlara bakan ebe tanrıçadır. Hera'nın sözünden ayrılmaz, onun buyruklarını harfi harfine yerine getirirmiş. Nitekim Hera'nın hışmına uğramış Leto ile Alkmene'nin do­ ğumlarında bulunmamakla Zeus'un evlilik dı­ şı çocuklarının dogmasına engel olmaya ça­ lışmış (Leto, Alkmene). Ekhetos. Epeiros bölgesinin efsanelik kralı Ekhetos kötülüğü, zalimligiyle ün salmıştı. Bu kral, sevgilisiyle yattı diye kızını gözüne tunçtan iğneleri sokarak kör etmiş ve bir ku­ leye kapatmış, gene tunçtan arpa taneleri vermiş, bunları öğütür ve un yaparsa, gözleri­ nin açılacağını söylemiş. Ekhidna. Ejderler soyunu sayarken Hesiodos Ekhidna'ya uzun bir parça ayırmıştır. Bu azman yaratık, Pontos'la Gaia'nın dölünden Khrysaor'la Kallirhoe'den dogmadır (Tab. 6). Ekhidna şöyle tanımlanır (Theog. 295 vd.): Kallirhoe yenilmez bir ejderha da yarattı ne ölümlülere, ne de ölümsüzlere benzeyen. Bir mağarada doğdu bu azgm yürekli Ekhidna. Yarı bedeni bir genç kızdı onun, güzel yanaklı ve gözleri fıldır fıldır,

yarı bedeniyse koskoca bir yılandı korkunç, her yanı benek benek amansız bir yılan. Typhon'la çiftleştiği ve yeraltında, yeryü­ zünde ne kadar korkunç köpek ve canavar varsa hepsini ürettiği anlatılır: Geryon'un kö­ peği diye anılan Orthos, Hades bekçisi Kerberos, bataklıklar canavarı Hydra, ağzı ateş saçan Khimaira ve sonra da kendi dölü Orthos'la birleşerek Phiks'i ve Nemeia aslanını da doğurmuş. Ekhidna'nın ini efsaneye göre Arima dağları denen Kilikia'dadır. Kendi ölümsüz olduğu için yeraltında hep yaşar, ama dölleri Herakles ve Bellerophontes gibi yiğitlerin elinden can vermişlerdir (Typhon, Herakles, Bellerophontes). Ekhion. Kadmos'un Thebai şehrini kurar­ ken toprağa diktiği ejder dişlerinden doğup da sag kalan beş adamdan biridir. Kad­ mos'un kızı Agaue ile evlenir ve Pentheus'un babası olur (Kadmos, Pentheus). Ekho. Yankıyı simgeleyen nympha (Narkissos). Elektra. "Parlak" anlamına gelen bu ad, bir­ çok efsanelik kişilerin adı olmuştur. (1) Okeanos'la Tethys'in kızı Elektra, Pon­ tos'la Gaia'nın oğlu Thaumas'a eş olur (Tab. 6). Birleşmelerinden şu tanrısal varlıklar mey­ dana gelir: İris (Gökkuşağı), Harpya'lar ve Aello (Bora) ile Okypetes (Kasırga) diye ka­ natlı iki yaratık (Hesiodos, Theog. 266). (2) Atlas'la Pleione'nin "Pleiades" adlı yedi kızlarından biri (Pleiades). Efsaneye göre Semendirek adasında oturan Elektra, Zeus'la birleşerek Dardanos'u İasion'u ve Harmonia'yı doğurmuş (Tab. 7). Adı Palladion efsane­ sine de karışmıştır: Zeus Elektra'yı elde et­ mek isteyince, genç kız kutsal Palladion hey­ keline sığınarak tanrıdan korunabileceğini sanmış, oysa Zeus buna çok kızmış ve heyke­ li tuttuğu gibi gökten aşağıya atmış. Troya ovasına düşen Palladion Troya'daki tapınak­ ta saklanmış. Başka bir anlatıma göre, Palladion'u Elektra, Troya şehrini korusun diye kendi vermiş Dardanos'a (Palladion). (3) Bu adı taşıyan en ünlü kişi, Agamemnon'la KIytaimestra'nın kızı Elektra'dır (Tab. 15). I lomeros destanlarında adı geçmeyen

Elektra, tragedyanın en ünlü, en çok sözü edilen bir kahramanıdır. Aiskhylos'un "Agamemnon" üçlüsünde, Sophokles'in "Elekt­ ra", Euripides'in de hem "Elektra" hem de "Orestes" tragedyalarında rol alır. Antigone gibi insanlarüstü bazı yasaları korumayı, bazı ilkeler adına kendi kendine eyleme geçmeyi göze alan yiğit bir kızdır. Ne var ki, eli kana bulandıgı, anasını öldürmek gibi korkunç ve dogadışı bir suça karıştığı içindir ki, Elektra adının tersine - karanlık ve karmaşık bir kişi­ likle canlanır gözümüzün önünde. Hamlet so­ rununu ilkçağ tragedyasında dile getiren kişi­ dir. Bu bakımdan tragedya yazarlarını çek­ mesi, büyülemesi, karakterini çeşitli açılardan ele almayı esinlemesi şaşılacak bir şey değil­ dir. Öyküsü kısaca şöyledir-. Agamemnon Tro­ ya savaşına çıktığı zaman, Elis'te rüzgârların esmesini sağlamak zorunda kalmıştır. Bunu kocasına affedemeyen karısı Klytaimestra, Atreusogullarının baş düşmanı Aigisthos'la kocasını aldatır ve yıllar geçip Agamemnon dönünce iki âşık onu alçakça bıçaklarlar. Ge­ ne yıllar geçer, bu kez Elektra delikanlılık ça­ ğına gelen kardeşi Orestes'i babalarının öcü­ nü almak üzere yetiştirir. Kardeşinin önce Aigisthos'u, sonra da Klytaimestra'yi öldürme­ sine yardım eder. Ana katili olduktan sonra, Orestes'in peşine Erinys'ler takılır. Elekt­ ra'nın rolüyse burada biter. Herhangi bir piş­ manlık duyduğu tragedyada söz konusu değil­ dir. Elektra kan davasının en belirgin simge­ lerinden biridir (Orestes). Elektryon. Perseus'la Andromeda'nın oğlu, Alkmene'nin babası (Alkmene). Elephenor. llyada'da adı geçen Abant ön­ deri. Abant'lar Euboia yarımadasına yerleş­ miş bir kavimdir. Elephenor, Helena'nın eski taliplerinden olduğu için otuz gemiyle katılır Troya savaşına. Homeros'a göre Agenor'la savaşırken öldürülür (İl. IV, 463-472). Başka bir efsane onun Troya'dan döndüğü ve önce Sicilya açıklarında, sonra da Epir'de şehir kurduğunu anlatır. Eleusis. Eleusis şehrine adını veren efsanelik kişi. Hermes'in oğlu ve Triptolemos'un babası olduğu söylenir. Demeter Triptole10(1

mos'u ölümsüz kılmak için ateşe daldırırken, Eleusis olaya tanık olup bir çığlık atacak ol­ muş, Demeter de buna kızarak onu öldürmüş (Triptolemos). Elpenor. Odysseus'un arkadaşlarından biri­ dir. Büyücü Kirke'nin konağında yiyip içer, keyfeder ve Odysseus ölüler ülkesine gitmek üzere yola çıkacağı gece fazla şarap içmiş olan Elpenor sızdığı damdan aşağı düşer ve ölür. Ruhu Hades'te Odysseus'a yalvarır ken­ disini gömsün diye. Empusa. Tanrıça Hekate'nin çevresinde bu­ lunan korkunç bir görüntü. Hekate'nin insan­ ları korkutmak için yarattığı bu canavar her çeşit kılığa girerek daha çok kadınlara ve ço­ cuklara görünürmüş. Bir ayağı tunçtanmış, insan etiyle beslenir ve kurbanlarını avlamak için çok güzel bir kadın kılığma girermiş. Endymion. Parlak ayın çevresinde sapışız yıldız rüzgarsızken duru gökyüzü nasıl yanarsa ışıl ışıl. Bütün doruklar, sivri kayalar ve çayırlar nasıl serilirse göz önüne, gökler yırtılıp da açılır, tekmil yıldızlar görünür, ferahlar yüreği çobanın... Endymion efsanesi Homeros'un bu birkaç dizesinden doğmuş gibidir. Ama bu efsane­ nin asıl kahramanı eski adıyla Latmos, bugün Beşparmak diye anılan dağdır. Beşparmak dağının eteğinde Menderes ırmağı kendi ovasınca akarak bin bir dolanışla gümüşten aylar çizer. Koca ırmak Bafa gölüne ve batıda Ada­ lar denizine pırıl pırıl boşanır. Geceleri Bafa gölü tepsi dolusu gümüştür. Beşparmakların görkemi insan hayalini uzak geçmişlere, kıtaları sarsıp dağlan birbiri­ nin üzerine yığan büyük yersarsıntılan çağına götürür. Beş doruğunu bir elin beş parmağı gibi göğe uzatan bu dağa bakarken o dep­ remlerin gürleyişini duyar gibi olur insan. Ama ay ışığı bu dağların sertliğini şeker gibi eritir ve çatık kaşlarını çözer. O zaman insan bir dünya manzarası değil, yeryüzüne paldır küldür yıkılmış bir cennet görmüş gibi olur. Endymion efsanesi işte bu dekor içinde doğdu. Endymion, Beşparmak dağında sürü-

I.OS lerini otlatan bir çobanmış. Kavalından başka bir varlığı olmayan yoksul bir çoban. Gündüz kayadan kayaya hoplayan boynuzlu, sakallı kara keçilerini gözler, yamacın mis kokulu kekiklerini yiyen sürünün titrek meleyişlerine kulak kabartırdı. Kavalı Endymion'un biricik dostu, sırdaşıydı. Dağlarda yapayalnız yaşa­ manın verdiği hürlük, açıklık duygusunu da, kalabalık şehirlerde oturan hemcinslerine öz­ lemini de hep bu kavala söylerdi. Endymi­ on'un kavalı yalnız çobanın sevincini, özlemi­ ni söylemekle kalmaz, kara dorukların, yeşil çimenlerin, bulut bulut yapraklarıyla sağa, so­ la serpilmiş ağaçların, cıvıl cıvıl akan suların da seslerini duyururdu. Bu ıssız dağlarda Endymion'u ne gündüz kavalını üflerken, ne gece taze çayırın üstüne uzanıp sere serpe uyurken kimsecikler gör­ mezdi. Yalnız, ay ışığı görürdü onun gürbüz bedenini, erkekçe güzelliğini. Ay tanrıçası Se­ lene, Endymion'a baka baka, gönül vermiş ona. Her gece üzerine eğilir, gümüş ışığıyla onu sarıp çayırın üstüne yatınca kollarını sev­ gilisine açardı. Selene de gökte ne zaman do­ ğarsa, nerede doğarsa, hemen çobanına ko­ şar, gövdesini ışınlanyla sarar, öperdi. Ne var ki, Selene bazı gece daha çok, bazı gece daha az kalırdı sevgilisinin yanında. Ayın Endymion'la hiç birleşmedigi karanlık geceler de vardı. Onlar Beşparmakların do­ rukları gibi kara, korkulu bir bekleyiş içinde geçerdi. Ama bu bekleyiş uzun sürmez, ilk ay gökte gözüktü mü, Endymion'la Selene gene kavuşurlar, denizden yeni çıkmış balıklar ka­ dar serin, diri, parıltılı gövdelerini birbirlerine degdirirlerdi. Her buluşmada ilk defa buluşuyormuş gibi olurlar, hiç tatmadıkları bir tadı dudaklarında eme eme duyamazlardı. Her öpüşte gövdeleri daha da aydınlanır, tepeden tırnağa nur kesilirdi, Endymion'la Selene için sevgi, ışığın ta kendisiydi. Ölümsüz tanrılar kimi zaman kıskanır in­ sanların mutluluğunu. Sevgiyle insanların bir çeşit ölümsüzlüğe ermelerini, tanrılara denk gelmelerini istemezler de ondan. Ama tanrı­ ların tanrısı Zeus, Selene ile Endymion'un bu hep yenilenen bitimsiz sevgilerinden hoş­ lanmış, Beşparmak dağlarının yoksul çobanı­ na bir armağan vermeyi kurmuş. Dile ben­ den ne dilersen, demiş ona. Endymion da ne dilesin, ölümsüz bir uykuyla uyumayı dile­ miş. O gün bugün Beşparmak dorukları ay ışı­ ğında karlı gibi ağarır. Ulu çamları uyuyan ve ışıklı düşler gören insanlara benzer. Nereden geldiği belirsiz bir esintiyle yaprakları ürperir, fısıldaşır zaman zaman. Ay ışığı göklere par­ mak uzatan doruklardan aşağı şu şırıltısı gibi şarıl şarıl akar. Yamaçlarda çobanların yaktı­ ğı ateşler mavi mavi tellenen ince dumanlar salar. Endymion'un kavalı yankılanır kayadan kayaya. Hep aynı sestir o, dağların ıssızlığını, insanların özlemini söyler. Ayın çevresinde yıldızlar kıpırdaşır. Gökler sanki yırtılmış, açıl­ mıştır. Beşparmak'ların çobanı Endymion'un ışıklı, ölümsüz mutluluğunu gözümüzle göre­ biliriz. Entoria. Roma'da Saturnus tapınağının ku­ ruluş nedenini açıklamak için Erigone örneği üzerine uydurulmuş bir efsane (Erigone). Tanrı Saturnus, İtalya'da bulunduğu Altın Çağda İkarios adlı bir köylünün kızı Entorlii ile birleşmiş, biri lanus, dört oğlu olmuş. İka­ rios'a da üzüm kütügüyle şarabı bağışlamış. Ama Roma köylüleri bunun kıymetini bilme dikleri için, tanrı veba salmış ortalığa, sonun da Roma'lılar Capitolium tepesinin eteğinde Saturnus'a bir tapınak kurmakla yatıştırmış­ lar tanrıyı (Saturnus, lanus). Enyalios. Savaş tanrı Ares'in ek adlarından biri. Enyo. Savaş tanrı Ares'in çevresinde bulu­ nan bir tanrıça. Çokluk, onun Ares'in kızı ol­ duğu söylenir, Hesiodos, Phorkys'le Keto'nun kızları Graia (Kocakarı)'lardan biri sa­ yar onu (Theog. 273). Homeros ise Ares' in yanından ayrılmayan ve "iller yıkan" bir tanrıça olarak tanımlar ve şöyle der (İl. V, 592): ... Başlarında Ares vardı, bir de ulu Enyo, amansız kavganın dizginini elinde tutardı o. Eos. Homeros'un "gül parmaklı" diye ta­ nımlayıp destanlarının hemen her bölümü­ nün başında andığı şafak tanrıça Eos'u, Hesi­ odos Titan soylu Theia ile Hyperion'un bir­ leşmesinden doğmuş ve Helios (Güneş) ile Selene (Ay) tanrıların kardeşi olarak gösterir

Hellen'ler Epaphos adının "dokunma. Aslında Ephaphos bazı ilkçağ yazarlarının da belirttiği gibi Mısır'ın öküz biçiminde simgeiendirilen Apis tanrının Yunancalaştırılmış biçimidir. gelmiş Akhilleus'a karşı çar­ pışmış ve onun elinden vurulmuş (Memnon). Savaşta pek başarılı olmayan Epeios. azgın esişti Boreas'ı ve Notos'u. 378 vd. Sonra Tithonos'la birleşip Habeşistan kralı Memnon'u. Ephialtes. Eos onun için ölümsüzlük istemiş Zeus'tan.). zaferi kazanacaklardır. Epaphos. bir set üstünde Kanobos adında bir şehir vardır. Nil'in tam ağzında. Epaphos manevi babası Telegonos'tan sonra Mısır tahtına konar ve Nil ır­ mağının kızı Memphis'le evlenir. Troya savaşına otuz gemilik bir filo ile gelen Akha önderi. Efsaneye göre. 4). Ondan sonraki beşinci kuşaktan elli kız Argos'a istemeye istemeye dönecekler Yakınlarıyla evlenmekten kurtulmak için. VIII. Epigon'lar. Memnon Troya savaşından bir sonuç alınma­ dığını görünce.): O ülkede. Kephalos'u Suriye'ye. İlos'un oğlu. Epaphos. Ne var ki Alkmaion ikirciklidir. Thebai'ye karşı Yediler'in sefe­ ri başarısızlıkla sonuçlanmıştı. ta ki sonunda onu bir çekirge haline sokmuş (Tithonos). yani birinci sefere katılan önderlerin oğulları ikinci bir saldırıya kalkışmayı düşü­ nürler. iki kral soyunun atası olacak Epaphos da anası lo gibi tanrıça Hera'nın hıncına uğrar (lo). İo Mısır'a gelince Zeus elini sırtına degdirmiş ve böylece gene kadın olmasını ve oğ­ lunu doğurmasını sağlamış. Polyneikes'in oğlu Thersandros'tan arma­ ğanlar alarak Alkmaion'u da kandırır (Eri­ phyle). Orada yaptırdığı bir Athena tapınağına tahta atı yapmak için kullandığı bütün avadanlıkları tanrıçaya adamış derler. 493 vd. Epeios. Güneş'in ülkesi sayılan Yüzü Yanıklara Eos'un oğlu Memnon kral olmuş. Onun sözü Odysseia'da geçer (Od. Anası Eriphyle. 10). onu kıskanan Aphrodite gül parmaklı tanrıçayı durmadan âşık ol­ makla cezalandırmış. torunları da Agenor'la Belos'tur (Agenor). tanrı da bağışlamış ona bu­ nu. Eos bir sabah Ares'le de sevişmişti. ne var ki Eos sürekli olarak genç kalması­ nı istemeyi unutmuş. Sefere katılanlar şunlardır: Amphia­ raos'un iki oğlu Alkmaion'la Amphilokhos. Prom. io'nun tanrı Zeus'tan olan çocuğudur (Tab. üstü­ ne el değdirme" anlamına geldiğini ileri sürer­ lerdi. inek biçiminde dünyayı dolaştıktan sonra lo Mısır'a varır ve oğlunu orada doğurur. Çocuk doğar doğmaz Hera'nın buyru­ ğuyla Kureta'lar onu alıp kaçırır. İo bu kez oğlunu aramaya çıkar. karanın bittiği yerde. Troya dönüşünde önderi Nestor'dan ayrı düşen Epeios Güney İtalya'ya varır ve orada bir şehir kurar. Bkz. Tithonos'a gelince.): Şafak tanrıça Astraios'la birleşip coşku yürekli rüzgârları doğurdu. yani Troya soyundan olan Tithonos'u da Habeşis­ tan'a kaçırmış. Eos sevgililerini kaçırırmış: Dev Orion'u Delos adasına kaçırmış. Eos'un evliliklerini şöyle anlatır Hesiodos (Theog. Epeios'un başka bir yararlığı Troya'ya so­ kulacak olan tahta atı yapmış olmasıdır. Kızı Libya. Doğuracağın çocuğun adı kara Epaphos olacak Zeus'un bir dokunuşuyla doğacağı için. lo Epaphos'u alıp Mı­ sır'a döner. Oğluna da bu ne­ denle Epaphos adı konmuş. Kephalos'la birleşip Phaeton'u doğurur.ı. nasıl bir zamanlar kocası Amphiaraos'u kandırmışsa. Bu kez Epi­ gon'lar. Rüzgârlardan sonra Şafak tanrıça günün müjdecisi Şafak yıldızını doğurdu ve göklerin çelenk çelenk yıldızlarını. bazı alanlarda üstün yararlık göstermiştir: Patroklos için düzenlenen yarış­ malarda yumruk dövüşü birinciliğini alır. . Delphoi bilicilerinden aldıkları bilgi şu­ dur: Başlarında Amphiaraos'un oğlu Alkmaion bulunursa. "Zincire Vurulmuş Prometheus"ta İo'ya geleceği şöyle bildirir (Aisk. Aloeusoğulları. İşte o toplayacak ürünlerini taşkın Nil'in suladığı toprakların. Eos onu bir saraya kapatıp kimselere göstermez olmuş. bu yüzden yıllar geçince Tithonos buruştukça buruşuyor. Zeus orada akıl sağlığını geri verecek barışçı elinin dokunuşuyla. gökleri arıtan Zephyros'u. Ama Zeus Kureta'ları öldürür ve İo'yu Suriye'ye Epaphos'un bulun­ duğu Byblos'a yöneltir. küçüldükçe küçülüyormuş. 846 vd.rnrı ıcxs (Tab.

Zeus'la Mnemosyne'den dogma do­ kuz Musa'lardan biri. yeryüzünde karanlık saçan Nyks gibi Khaos'tan dogmadır. Topal olduğu halde. Erekhteus. Parthenopaios'un oğlu Promakhos. Tydeus'un oğlu yiğit Diomedes.). Bu savaşı nasıl iyi bir sonuca eriştirebilecegl sorusunu Delphoi bilicisine sormuş. Atlas. Menoitios ve Prometheus'un kar­ deşi (Tab. Atina kralı. Kapaneus'un oğlu Sthenelos. Erekhteus'uıı birçok çocukları olmuş. Aldığı cevap şu: Kral yedi kızından birini kurban ederse zaferi kazanacaktır. öbür altısı da intihar ederler. Erato. Erikhthonios tanrı Hephaistos'tan dogmadır. Günün birinde tanrıça Athena Hephaistos'un işliğine silah ısmarlamaya gelmiş. 84 vd. Topal tanrı birdenbire tutulmuş ona. ama Laodamas Alkmaion'un kargısı altında can verir. Erebos. desteklediği insan soyunu yok etmek için ya­ rattığı kadını Epimetheus'a armağan olarak yollar (Hes. Epigon'lar saldırıya Thebai çevresindeki köy ve kasabaları yok etmekle başlarlar. Delphoi bilicisi bu olayı İkarios ve Erigone'nin ölümleriyle ilgili gösterince. Ki/ oğlan kız tanrıça bir yün bezle spermayı silip. Thebai'liler. Epimetheus îapetos oğullarının en akılsızı ve bu bakımdan Prometheus'un tam karşıtıdır. o da Prometheus'un Zeus'tan armağan alma dediğini unutur ve tanrıların özene bezene yarattıkları Pandora'yı alır. Atina'nın ilk krallarından biri (Tab. aldıkları doyumluğun bir bölü­ münü Delphoi'deki Apollon tapınağına adar­ lar. spermasını bacağına akıtmış. İşi. onu sopalarıyla vurup öldürdükten sonra. Erebos'la Nyks birleşir­ ler ve ışıklı varlıklar meydana getirirler: Aither (Esîr) ve Hemera (Gün. ne var ki ondan çok daha silik bir tip olarak çıkar karşımıza. likslnerek yere atmış. bilici Teiresias'ın verdiği öğüt üzerine Thebai'liler şehri boşaltırlar. Tanrı Atinalıları şöyle cezalandır­ mış: Bir delilik salgını baş göstermiş şehirde. er­ tesi sabah Epigon'lar girer ve Thebai'yi yağ­ ma ederler. Epimetheus'la Pandora'dan. Epimetheus. O gece. Zeus bahtsız kralın üstüne yıldırımını salar. genç kızlar çıldırıp asıyorlarmış kendilerini. Sanatlardan lirik şiiri ve özellikle aşk şiirini simgeler ve esinler (Mu­ sa'lar). Erikhthonios. Erigone'ye babasının atıldığı yeri göstermiş. Gündüz). Tanrı Dionysos Yunanistan'a ilk geldiğinde İkarios'un evinde konuk kalmış. Pandion'un oğlu. İkarios adlı bir Atina'lının kızı. Erigonc. Deukalion'un karısı olacak Pyrrha doğar.ı sini söylemiş. Erebos. dayanılmaz bir istek duymuş ve başlamış kaçan tannçayı kovala maya. Dedesinin efsanesinden ayrılmayan efsanesi sonradan başka katkılarla değiştirilmiştir. Prometheus'la Pandora'nın kişilikleri onu büsbütün siler. . Köpeği. Thebai'liler de püs­ kürtülür. onunla evlenir (Pandora). bunlardan yedi kı/ı birbirini o kadar çok severlermiş ki. Erekhteus bir kızı­ nı kurban eder. yetişmiş ona ve sarılırken.Adrastos'un oğlu Aigialeus. Günün birinde Atina Eleusis'le savacı girmiş ve Eleusis'e yardım eden Trakya kralı Eumolpos'a karşı koymak zorunda kalmış. Epimetheus Yunan mythos'unda Adem'in rolünü oynar. Titan İapetos'la Klymene'nin oğlu. Ama sarhoş olan komşular İka rios'un kendilerini zehirlediğini sanmışlar. Efsaneye göre. Erikhthonios'un torunu (Tab 24). öbürleri de canlarına kıyacaklarına ant iç­ mişler. Savaşta. 3). Yeraltı karanlığını simgeler. Atina'lılar Erigone için bir bayram düzenlemişler. komşularını şölene çağırmasını ve onlara şarabı tattırm. Toprak ana döllenmiş. 24). kız da üzüntüsünden oradaki bir ağaca asmış kendini. Poseidon'un bir oğlu olan Eumolpos'u yenince deniz tanrı öfkelenir ve Ze­ us'tan Erekhteus'u öldürmesini ister. buna karşılık ona asma kütügüyle şarabı armağan etmiş. Bu bayramın bir benzeri de Roma'da vardı (Entoria). Adı "yün" ve "toprak" anlamına gelen iki kökten türemedir. biri ölür se. Zeus onu Prometheus'a karşı kullanır: Prometheus'u ve onunla birlikte. ölüsünü götürüp bir yere atmışlar. Kızı Erigone'yle sevişmiş ve Staphylos (üzüm) adlı bir oğulları olmuş. Polyneikes'in oğlu Thersandros ve Mekisteus'un oğlu Euryalos. Bir gün tanrı İkarios'a bir tulum dolusu şarap vererek. Eteokles'in oğlu Laodamas'in önderliğinde şehirden çıkıp saldırı­ ya girişirler.

der Hesiodos. insan tanrılara yakarmak. kurtulmuş olur. Sonraları Erinys'lerin üç kadın ve adlarının da Alekto. Peleus'un ya­ nına sığınmış kişilerdir (Patroklos. Bir de kan davası güderek. kan döker. Erikhthonios . Erinys' lerin en çok rol oynadıkları şiir eseri Aiskhylos'un "Agamemnon". Ama pusuda bekleyen oğlu uzattı sol elini ve sağ elindeki tırpanla koskoca. kısas kurallarını uygu­ layarak adam öldürür. indi yere arzudan yanıp tutuşarak. Zeus'un kızları sayılan Litai (Yalvan) tanrıçalar suçlular adına aracı olur­ lar. bu yüzden de sürülür. Pandion'dan da Erekhteus dolmuş (Erekhteus). bu köpekler dişidir. Kimi zaman bir. Sayılarını ve isimlerini vermez. Her ikisi de yurtlarından kovulmuş. Bundan amaç.): Koca Uranos geldi kara geceyle. kurbanlar kesmekle affı­ nı sağlayabilir. Homeros destanlarında adı geçen birçok ünlü yiğitler suç işlemiş kişilerdir. Bebeği sepette iki yılan arasında gören Kekrops kızları çıldırarak ken­ dilerini Akropolis'ten aşağıya attıktan sonra. Phoiniks). Bu tanrıçalarla birlikte Devlet ve Orman perileri doğmuştur. Athena da çocuğu Kekrops'un kızlarına ema­ net etmiş (Aglauros). İnsan ne zaman suç işler. ki­ mi zaman bilmeyerek öldürür. Erinys'ler.276vd. öbürü de AkhiUeus'un lalası Phoiniks'tir. ama konuklan seven ve koruyan Zeus tanrının ko­ lu kanadı altında bulunduklarından sürgünleri tatlı gelir onlara. Öç köpekleri herhangi bir adamı öldürenlerin peşine takılmaz. kötülüğü iyiliğe çevirmele­ rini sağlamaktır. bir uğursuzluk sayılır. Megaira olduğu kabul edilmiştir. Yunan mythos'unda ünlü bir ba- . ne var ki Yunanlıların sık sık başvurdu­ ğu "euphemismos" denilen bir dil çaresiyle Erinys'lere "Eumenides" yani "iyi niyetliler" adı takılmıştır.ki topraktan dogma bütün ya­ ratıklar gibi yılan kuyrukluymuş . kimi zaman bir­ çok. "Khoephoroi" ve "Eumenldes" trilogia'sıdır. insanlar arasında da mümkün olmalıy­ dı. kendisi gidip sığınacak bir yer bulmalı. Bu eşsiz tragedya anıtinda son oyun Erinys'lerin adını taşımakta­ dır. amansız tanrı­ çaları yatıştırmak. Zeus'tan bağışlamayı elde ederler (Yalva­ rırlar). Sürgünde yaşarlar. upuzun. Bunlardan biri Patroklos. Orestes de böylece suçundan ve çektiği vicdan azabından arın­ mış.Athena'nın tapınağına kadar sürünmüş ve kalkanının altı­ na girerek büyümüş. Suçtan arınma yalnız tanrılar katında değil. Erikhthonios'un dört atlı arabayı keşfettiği ve Atina'ya para ve Panathenaia bayramı gi­ bi yenilikler getirdiği söylenir. Kutsal alanda yetişen bu gence kral Kekrops sonradan Atina krallığını vermiş. öç tanrıçalarını. Eumeni­ des tragedyasında babası Agamemnon'u öl­ düren anası Klytaimestra'dan öç alan Orestes'in peşine takılan Erinys'ler sonunda birer af tanrıçasına dönüşürler.ERİNYS'I ı R bundan. Bu sürecin nasıl sahneye konduğu üzerinde durmadan "suç" kavramını incelememiz gerek. Ama boş değildi elinden savrulup giden: Kanlar fışkırıp saçıldı içinden ve hepsi gömüldü kaldı toprağın bağrında. kendi­ sini arındırmayı göze alan bir temiz adam bulmalı ve ona hizmet etmelidir. sivri dişli tırpanla biranda kesti babasının hayalarını ve kaldırıp attı arkasından bir yere. yani adam öldü­ rür? Yunan efsanesinde adam öldürme çok­ luk bir yanılgı sonucunda olur: Ate tanrıça in­ sanı gaflete düşürür ve insan istemeyerek. bir erkek çocuk çıkarmış ortaya. Tisiphone. kimi zaman da üç olarak gösterilen öç alma tanrıçaları Erinys'lerin doğumunu Hesiodos şöyle anlatır: Kronos anası Gaia'nın verdiği tırpanla Uranos'un hayalarını keser (Theog. yaklaşıp sardı toprağı boydan boya. Aynı görüşle. onlar babasını ve özellikle anasını öldüren suçluyu kovalarlar. kan kokusunu he­ men alıp koşarlar ve peşine takıldıkları suçlu­ yu sonsuzca kovalayarak çıldırtırlar. Her iki halde de su­ çundan arınmak için çareler vardır. Ne var ki işledikleri suçlar Erinys'lerin kovala­ masını gerektirmez. Homeros dünyasında bu suçun cezası bi­ zim hak ve hukuk anlayışımıza göre hafiftir: Yurdunda adam öldüren yurdu için bir pislik. sert ve tehlike­ li olarak bilinen Karadeniz'e "Pontos Eukseinos" yani konuksever deniz denirdi. ve bunlardan gebe kalan toprak yıllar sonra doğurdu yaman Erinys'leri. Erinys'ler suçu işleyenin ve özellikle adam öldürenin peşine takılan köpekler diye düşü­ nülür. Bir Nympha ile evlenen Erikhthonios Pandion'u yaratmış.

Apollon oklarıyl. Klyt. Athena onları Atina'nın koruyucuları olarak şehirde kalmaya çağırır. Zoratarsm onu bu konaktan: Aynı soyun Erinys'leri bunlar. Aigisthos'la Klytaimestra'nın cinayet hazırla­ dıklarını sezer ve bu sezgiyi şu sözlerle dile getirir (Ağam. Orestes anasını öldürür. anamı öldürdüm. daha önce Algis thos'u da vurmuştu.I. büyütmüşüm ben. senin de ölmen gerek. hiç ayrılmıyor bu evden. — Ama bak. Alkmaion gibi o da babasının kanına giren anası­ nı öldürür. kendini ve eylemini savunan bir insanla karşı karşıya gelip tartışmaktadır­ lar. uyandırır köpekleri. birdenbire yanı başında kara urbalı kadınlar belirir. Orestes Athena tanrıçanın verdiği bir oy fazlasıyla beraat eder.): Klyt. insan kanı içmiş yüreklenmek için. Mykene'de yönetimi ele alan çift kendi ölülerinin öcünü almak için kralı ve Troyalı tutsağını öldürmüşlerdir. Agamemnon tragedyasında Mykene kralıy­ la birlikte Troya'dan dönen bilici Kassandra. yavrum benim? Or.): Bir koro var ki. Bunların öcünü ala­ cak kuşak da yetişmekte.UİNYS'l. Tam bir mahkeme sahnesidir bu. çağırır ve deli gibi atar kendini dışarıya. Ana oğul ara­ sında şöyle bir konuşma geçer (Khoe. 1186 vd. oysa Orestes bile bile öldürür anası Klytaimestra'yı. Erinys'ler değişir. So­ nu nereye varacak? Ate'nin öfkesi dinecek mi? Üçüncü "Eumenides" tragedyası Delphoi tapınağının önündeki bir sahneye açılır: Apollon'a sığınmış olan Orestes evrenin gö­ beği sayılan taşın üstüne yıkılmış. — Seni ben değil. Klyt. tanrıların tik­ sindiği pis bir kadındı anam. insan kanı içmiş bu evde oyalanan koro. kader ağırlığı yerine insanların mahkeme­ si. bakar ki Gorgo yüzlü. Traged­ yanın sonunda yenilgiye uğrayan Erinys'ler korosu öfkeyle çekilmek üzeredir ki. Böyle konuşurken. daha bi­ linçlidir (Alkmaion). tek sesli söylüyor ezgilerini. ama suçu Alkmaion'unkinden da­ ha da ağırdır. oysa benim eli­ me güç katan. Atreus' tan bu yana üçüncü ölüm kasırgasıdır bu. Erinys'ler korkunç hırıltılarla dört dönmektedir çevresinde. Koro yakınır. Aiskhylos'un. yani Apollon'dur. — Demek bir yılan doğurmuş. Klytaimestra oğ­ lunun ne amaçla geldiğini anlayınca. —Diriyken boşuna mı yakarıyorum bir mezara karşı? Or. Orestes'in davası Athena'nın tapınağı önünde görülecektir bu kez.l. evet. adaleti gerçek­ leştireceklerdir. —Ananı mı öldüreceksin. yedi yıl sonrasını gösteren "Khoephoroi" (Sunu taşıyan kızlar) adlı tragedyada Orestes öç alıcı olarak anası­ nın karşısına dikilmektedir.ı onları kovduktan sonra sahne değişir ve Atina'daki Akropolis görülür. Pytho tanrısı Loksias'tır. çünkü daha hesapb. 922 vd. saçları yılanlarla örülmüş Erinys'ler bunlar. ananın kinli köpeklerinden sakın Or. Ellerinden taptaze kan dam­ lamakta. Apollon gelir. Orestes bağırır. bu­ nun simgesi eski hukukla yeni hukuk anlayı­ şının birleşmesi olsa gerek. bir de ana katili vardır: Oidipus'la Ores­ tes. der. urbası­ nı yırtıp memesini gösterir ve Orestes'in ayaklarına kapanarak yalvarır. Oidipus babası Laios'u bilmeyerek öldü­ rür. sonuç mahkemenin vereceği oylara bağ­ lıdır. ama sesi kulağa hoş gelmiyor.K ba. Erinys'ler bun­ dan böyle Atina'ya bet bereket saçacak tan­ rıçalar olarak intikamı değil. iyi niyetliler diye çıkarlar ortaya. derken Klytaimestra'nın tayfı dür­ ter. Piyesin sonunda sahnede Agamemnon'la Kassandra'nın yan yana yatırılmış ölüleri gö­ rülür. ama o da babamı öldürmüştü. buna karşılık Atina halkın­ dan sonsuz saygı göreceklerdir. onları canlandırmaktaki . — Ya babamınkilerden nasıl kaçarım senden sakınırsam? Klyt. Atina din ve devlet anlayışını yüceltmekte ve yeni yeni kavramlar kurup. İki hak ve hukuk anlayışının çarpıştığı bir mah­ keme: Geleneksel kısas kurallarını simgele­ yen Erinys'ler. övgü değil çünkü söyledikleri. Orestes eylemini haklı gösterir: Evet. kendin öldüreceksin. sahnedeki kapı açılıp ge ne ikisinin ölüsü görülür. yani Areopagos kurulmuş olur. Böylece tanrı kara­ rı. gördüğü ceza korkunçtur. — Babamı öldürdün ya. onla rı uyutur. yalvar­ maktadır.

buyruğuyla. Eski metinlerde beliren bu inanış Vergilius'un "Aeneis" destanında dile gelmek­ tedir: Erinys'leri Tartaros'un dibinde ruhlara ellerindeki kamçılar ve yılanlarla korku salıp eziyet eder görürüz. Göklerdeki tahtında oturan Kronos oğlu toprağın özüne kattı onu. Zorla girer bu kör dövüşüne ölümsüzlerin zoruyla. Platon'un "Şölen" adlı diyalogunda herkes kendine göre sevginin tanımlamasını yaptık­ tan sonra. Karasevda ve İhtiyarlık gibi tanrılaşmış kavramlardan hemen sonra gelir doğum sırasında. Hesiodos ona "azgın yürek­ li" der ve kendi doğurduğu varlıkları sayar (Theog. kolumu çözen. Peleus'la Thetis'in düğününe hır çı­ karmasın diye çağrılmadığı için altın elmayı tanrıların dügtin sofrasına atar da. Eros. ayağını çözer tanrıların. ölüm­ lüyle ölümsüz arası bir varlık. öteki kötülemeye. Ana Toprak. Sokrates bir kadın bilici. hem tatlı hem acı Eros. Amphiaraos ve adları altında anlatılmıştır. elimi. Mantineia'lı Diotima'nın görüşlerini anlatır.. Yunanlıların "daimon".): İki türlü kavga vardır bu dünyada. ilkçağın en eski metinlerinden beri evrende birleşme ve üretmeyi sağlayan doğal bir güç olarak karşımıza çıkar. ama bu evrensel ilkeyi gene de saymış olmak için şöyle der (Theog. rastos'un riyle ilgili Alkmaion Argos kralı Talaos'un kızı ve Adkızkardeşi. Eriş. insanı kanlı savaşa götürür birisi. Yaşamın özünde gö­ rür onu Hesiodos ve kardeşine kötü değil de iyi kavgadan yana gitmesini öğütler. 11 vd. kötüsü. Eros'un doğuşunu anlatmak için yepye- Eriş. Hesiodos'un bu kavgasına rekabet ya da ekmek kavgası demeli. Hesiodos'tan başka theogonia ve kosmogonia'larda da Eros'a yer ayrılır. yarı kabuğundan toprak ortaya çıkınca. Erinys'ler.). Diotima'ya göre Eros bir tanrı bile değildir. biri faydalı ve şöyle tanımlar ikisini de (İşi. İhanet. giderek "parthenogenesis". biri övülmeye değer. Ama daha sonra. 116 vd. Özden apayrıdır bu iki kavga. İnsanlara yararlıdır o kavga. Kavga tan­ rıça Eriş. en güzeli ölümsüz tanrıların. hiçbir ölümlü sevmez onu. sonra geniş göğüslü Caia. ği kararı Paris'in yargısına bırakılır (Paris).ustalığı bu üçlüde en yüksek zirvesine eriş­ miştir. o karşı gelinmez yaratık sarsıyor beni. Thebai efsane çembe­ öyküsü Adrastos. o Eros ki elini. ilk tanrılar ara­ sına nasıl yerleştireceğini iyice bilemez. Eriphylc. yahut da Gece'den dog­ ma evren yumurtası ikiye bölünüp yarı kabu­ ğundan gök. akıl ve istem güçlerini. onun etkisini insan dün­ yasında açıkça gördügü'halde. Bu kavga Troya savaşı gibi yüce bir çatışma­ nın kaynağıdır. Hesio­ dos yaratılışı anlatırken Khaos'tan hemen sonra Eros'u sayar. Zaman geçince. Ne kadar belalı tanrı ve tanrıça varsa. Eros'un da doğduğuna inanılmakta­ dır.): Khaos'tu hepsinden önce var olan. ölüm ve yıkım getiren ne kadar varlık varsa hepsi Nyks (Gece)'ten dogmadır. biri insana zararlı. Sonra da ikinci eseri "İşler ve Günler" de iki kavga ayırır. Üç Güzeller yarışmasında da bir rol oynar. Eros. 226 vd. insanları yeral­ tında cezalandıran tanrıçalar olarak görülme­ ye başlar. O kavga ki eli tutmaz insanları bile işe sürükler. Titanlar gibi azman yaratıkların birleşmesinde ne gibi bir rol oynadığını tanımlamakta güçlük çeker. yani kendi kendi­ liğinden doğurma ilkesini bazı tanrısal varlık­ lar için sürdürür.. Orfizm deni­ len ve şair Orpheus'tan geldiği ileri sürülen mistik akımda da Eros'un dünyayla birlikte kaos'tan çıktığına. Ve sonra Eros. İlkçağın en içli ve bilinçli aşk şairi Sappho da Hesiodos'a benzer bir tanım­ lama verir: Gene Eros. Cehennem kavramına yaklaşan bu görüşler Roma mythos ve şiirin­ de Etrüsk etkisiyle gelişmiş olabilir. Öteki kavgayı daha önce doğurdu yüce Karanlık. bizim "cin" diyeceğimiz bir yara­ tıktır. Eros'un devler. tanrıların da ellerinden alır yüreklerini. ve insanların da. üstüne "en güzeline" yazdığı altın elmanın kime verilece­ .

ama krallığına el koymayıp akrabalarından birinin günün birin­ de oraya yerleşeceğini söylemiş ve öyle ol­ muş: Tarihsel çağlarda Dor'lardan bir grup Eryks dagma yerleşmişler. Delos'taki Apollon tapmağına git­ miş. hiçbir tanrı Eros kadar şairlere konu olmamıştır. as­ lında her derde deva. büyücülükte eşsizdir. ne ölümsüzdür. ağaçları bir bir kesmiş. güreşmişler ve He­ rakles Eryks'i öldürmüş. Sev­ gi'nin hiçbir zaman kanmadığı. Erysikhton ne ye­ se doymuyormuş. Erysikhton hiç aldırmamış. Eros'u ele alan en güzel efsanelerden biri Apuleius'un "Eros ile Psyklıc" masalıdır. (2) Arkadya'da akan bir ırmakla aynı bölge deki bir dağın adı. anasına çek­ miş. yaşar. kalkar. Bakarsın aynı günde bolluk içinde gelişir. yolda ölmüş. açıkta. iyinin peşin­ dedir. buluş­ lara düşkündür. alaycı ve ya­ ramaz. taşkın bir adammış. Aphrodite ile Poseidon'un oğlu olduğu da söylenir. hep tuzaklar kurar. evsiz barksız. insanları oklarıyla kovalayan ve yaralayan kanatlı. pistir. Herakles bu sürüleri çalmak için Erythion'u da. İskenderiye sanatıyla başlayan bu Eros simgesi Roma'da Amor-Amores diye epey tutunmuş. hüner anlamına gelen Poros'un ogluymuş. Adı Herakles efsanesine karış­ mıştır: Geryoneus'tan aşırdığı sürüleri götü­ rürken Herakles bu Eryks'e rastlamış.ni bir efsane uydurulur: Yoksulluk tanrıça (Penia) ile Bolluk tanrı diye çevirdiğimiz. Polineikes'in kardeşi (Tab. Esîr. sonra yine babasının tabia­ tı gereği bir çaresini bulup dirilir. dayanıklıdır. Oidipus'la lokaste'nin oğlu. arzulayan bir duygu olduğu dile getirilmiş olu­ yor bu parçada. Aither. Eteokles. şiirde olduğu kadar resimde de iz bırakmış ve Rönesans'ta ikinci ve çok canlı bir gelişme görmüştür. hep arayan. Günün birinde Demeter'e adanmış bir koruluğu kesmeye kalkış­ mış. Erymanthos. yaman avcıdır. (1) Thessalia kralı Triopas'ın oQlu. çoklarının sandığı gibi hiç de öy­ le ince ve zarif değildir. Ne var ki hiçbir tanrı Eros gibi zaman ve mekâna göre değişik bi­ çimlerde yansıtılmamıştır. (2) Kekrops'la Aglauros'un oğlu. ya da kardeşi. varını yoğunu yiyip bitir­ dikten sonra. Theog. kendi kendini de yemiş. bir­ denbire de ölür. Erysikhton. 19). Eryks yiğide meydan okumuş. 203c. dağda. ya da Eileithyia veya İris'in çocuğu olduğu söylenir. Kral Oldlpu . Geryon'un öküzlerini bekleyen sı­ ğırtmaç. tanrılar işmarlarla onu alıkoymaya çalış­ tıkları halde. bu biçimle de günümüze kadar gel­ miştir. bu yüzden gözleri kör olmuş. Uranos'lu Aphrodite'nin Hermes'le birleşmesinden Eros doğ­ muş. yalınayaktır. Sevgi'nin karakterini anasıyla babası arasındaki karşıtlığın sonucu olarak şöyle anlatır: "BoUuk'la Yoksulluk'tan doğan Sevgi'nin talihi de ona göre olmuş. (1) Apollon tanrının oğlu.' yol köşele­ rinde yatar. fikirlere. Üstünde ünlü bir Aphrodite tapınatjı bulunan Sicilya dağına adını veren efsanelik kral. yürekli. Sevgi her şeyden önce her zaman yoksuldur. Öylece Sevgi her zaman ne yokluk içinde­ dir. 292). Oğlunun öcünü almak için Apollon da bir yaban domuzu olup Adonis'i vurup öl dürmüş. yoksulluktan kurtulamaz. Eryks. giderek tehlikeli bir çocuk biçimine girmiş. Sem­ bolik bir anlam taşıyan bu masal Psykhr bal ligi altında anlatılmıştır. 103). tersine kabadır. Böylece Eros tanrı evrensel bir ilkeden. Eileithyia' nın eski bir heykeliyle döner­ ken. Bir şeyin eline geçmesiyle elinden kaçması bir olur. Başka efsanelerde Eros'un Aphrodite ile Hermes'in oğlu. Demeter de onu din­ meyen bir açlığa çarpmış. As­ lında ne ölümlü. VI. Dione'nin kızı Aphrodite'den de Anteros (karşılık aşk). Adonis'le seviştikten sonra Aphrodite'yi ha­ mama girer görmüş. Bu efsaneler Eros'un özün­ deki çok yönlülüğü dile getirmek için sonra­ dan uydurulmuştur. atılgan. Atina'lı kahraman. Erythion. Ne yapsın. Bkz. Yaban domuzlarının çok olduğu bu bölgede Artemis avlanmayı sevrı (Od. ne de varlık içinde" (Şöl. kapı önlerinde. sürülerin bekçisi köpek Orthos'u da öldürür (Hes. bayırda. d). Herakles de efsanelik yaban domuzunu öldürmüş (Herakles). Tanrılardan korkmaz. Babasına çeken tarafıyla da hep güzelin.

Epigon'ların Thebai'ye saldırısı sırasında Eteokles'in oğlu Laodamas kraldır. Eteokles'le Polynei­ kes aralarında bir anlaşma yaparlar: Her yıl biri kral olacaktır. Herakles de çocuğa bir tokat atacak olmuş. Thebai'ye karşı sefere hazırla­ nan Yediler ordusu saldırıya başlamadan ara­ larından Tydeus'u elçi olarak gönderirler. ama Eteokles gene anlaşmaya yanaşmaz. Kalydon kralı Oineus'un sarayın­ da şarap sunan delikanlı. Eteokles yö­ netimi ona vermeye razı olmaz. cömert ve akıllı bir kişidir. Euenos. Akhilleus esir aldığı Priamos oğlu Lykaon'u Euneos'a satar (Lykaon). ona bir döşek serer. Atina ile Eleusis arasında kopan savaşa karı­ şır. malını. Hora'lar). Troya savaşına kendi katılmadığı halde. Atlantis'in yerlisi (Atlantis). Eue­ nos da peşine takılır. sonra da yanlışlığını anlaya­ rak kendini nehre atmış. Aitolia kralı. Odysseus'la aralarındaki ko­ nuşmalar Odysseia romanının gerçekçi yanı­ nı ve zamanın yaşama koşullarını açığa vurup yansıtan değerli belgelerdir. İphis'in kızı Kapaneus'un karısı. Ama tokadı o kadar sert indirmiş ki çocuk ölmüş. Irmak Euneos adını alır (idas. Euenor. Herakles kendi kendine ceza vermiş. Euneos. Thebai'de törenle gömülür. mülkünü yeni baştan ele ge­ çirmekte yardımcı olur ona. Euneos. Eumolpos. Babası yiğidi bağış­ ladığı halde. Sonunda Marpessa'yı İdas kaçırır. 389 vd. bu savaşta Atina kralı Erekhteus elinden öldürülür (Erekhteus). Euadne. Eleu­ sis başrahipleri "Eumolpides" adını benimse­ miş ve atalarının Eumolpos olduğunu kabul ederlerdi. kocasının odun yığınına atılarak. O zamana kadar Medos adını taşıyan nehre. Bunun üzerine saldırı başlar. Odysseus'un sütninesi Eurykleia kadar sevimli.j. günün birinde oğlunu karısının yanında uyur görmüş ve onu bir yabancı sa­ narak öldürmüş.Thebal'dcn kovulunca. Poseidon'un oğlu. Eteokles Polyneikes'le teke tek savaşta can verdikten son­ ra. onunla bir­ likte yanar (Kapaneus). Odysseus domuz çobanının kulübesine ge­ lince. Odysseus uzun serüvenlerinden sonra yurdu­ na ilk ayak bastığında Eumaios'un yaptığı ve yönettiği ahırlara gider ve babasının sadık uşağı olan bu "tanrısal" çobanbaşı ile bulu­ şur. kendisinin de bir kral oğ­ luyken nasıl kaçırılıp İthake'ye getirildiğini anlatmaya koyulur. Polyneikes de şehirden ayrılır. Euenos atlarını vurduktan sonra kendini orada akan bir ırmağa atar. XV. Eumaios. ağırlamakla kal­ maz. içinde boğulan Euphrates'in adı verilmiş. Euphrates. Adı sevinç. neşe anlamına ge­ len Euphrosyne üç Kharit'lerden biridir (Kharit'ler). Eumaios'un anlattığı bu öykü ilginç bir roman ve o zamanki Akdeniz çevresinde ise yoğun bir gidiş geliş olduğunu açığa vurur (Od. karısı Deianeira ve oğlu Hyllos'la bir­ likte Kalydon'dan göçüp Trakhis'e yerleşmiş. Odysseia'da önemli bir rol oynayan İthake'li bir domuz çobanıdır. m» . Horalar­ dan biri (Themis. Eunomia. Hypsipple). Themis'le Zeus'un kızı. VII. Eumaios. konuğunun özlemini çektiği efendisi ol­ duğunu anladıktan sonra da talipleri öldür­ mekte. Bunun üzeri­ ne Polyneikes Argos kralı Adrastos'a başvu­ rur (Adrastos). Tanrı Ares'in oğlu. Eumaios onu saygıyla karşılar. Euphrosyne. Herakles'in ellerini yıkarken Eunomos yanlışlıkla suyu yiğidin ayaklarına dökmüş. Eumolpos Eleusis myster'lerinin kurucusu olarak tanınır. Kı­ zı Marpessa'ya bir talip çıktıkça babası onu öldürür ve kafasını Poseidon tapınağına asarmış. Bir yıl sonra hakkını aramaya gelince. oysa Polynei­ kes mezardan yoksun bırakılır (Antigone). ama İdas tanrı Poseidon'dan kanatlı bir araba aldığı için onu ya­ kalayamaz. Eumaios ihtiyar bir dilenci kılığında olan Odysseus'u konuklamak. Trakya kralı. yemek verir ve dilenci pozunda olan efendisinin uydurduğu hayat hikâyesini dinledikten sonra. Fırat nehrinin adını açıklamak için uydurulmuş bir efsane: Euphrates adlı bir adam varmış. İlkin tahta oturan Eteokles'tir. Marpessa). Akha'lara Lemnos şarabı gönderir (İl. 467 72). Eunomos. lason'un Argonaut'lar se­ ferinde Lemnos adasına varınca Hypsipyle'den olan oğludur (Argonaut'lar.

. Şafak tanrıça Eos'la Astraios. bütün bir kıtaya adını vermiştir (Tab. inek oluşu. Europa'nın ünü daha da yaygındır. Yalnız sepetler mi. mitologya'da oğullarından daha önemli bir yer tutar. Europa'nın oğullarından ikisi. gamsız. Moskhos'un şiirinde anlatılır). Öv/e tatlı. çekici bir boğa olup çıktı. Girit adasına gittiklerini söyledi. Bilinen bir şey var: Tanrılar tanrısı. bir boğa sırtında deniz­ ler aşıvermenin yarattığı birkaç saniyelik şaş­ kınlık ve korku bir yana bırakılırsa. Hiç boğaya benzemiyor. ona tutulduğunu. boğanın sırtına oturdu. Gözleri. Nergisler. Europa. yüzyılda yaşamış İskenderi­ ye'n bir şairin. düşmemek için bir eliyle boğanın ko­ caman boynuzunu tutarken. Zaten aşk tanrıçası Aphrodite.Europa.. borulannı öttürerek Tritonlar ve Zeus'un kardeşi Poseidon gidi­ yordu. Ötekilerin de binmesine fırsat verme­ di Zeus fırlattığı yıldırımların hızıyla denize daldı. Eurybie.. deniz kıyısındaki çiçek tarlasına gittiler. arkalarında garip deniz tanrıları Nereid'ler. ansızın. ama Zeus yine de ne olur. s. Europa'yı doğurduğunu ileri süren Asya. tasasız. hiç üzülmerniştir denebilir. Gördüğü bu garip düşü yorumlayamadı Eu­ ropa. Pallas ve Perses 'i doğurur. Io'nun serüvenine benzer bir serüven ya­ şayan Europa'nın öyküsünü Edith Hamilton'un Ülkü Tamer'ce yapılmış çevirisinden okuyalım (Varlık yayınları. Nereus. (Bu öykü. içlerini dolduran çiçek­ ler de ne kadar güzeldir. Phorkys. okşadı. Onu sevdi. Güneybatıdan eser. o da oklarından birini Zeus'un kalbine saplamıştı. "Bu boğa olsa olsa bir tanrıdır" diye düşünüyor­ du. Hesiodos'un Theogonia'sında Pontos'la Gaia'dan. Poseidon'la Libya'nın oğlu. Bir süre sonra Girit'e ayak bastılar. ölümlerinden sonra ölüler ülkesine yargıç yapıldılar. Hera uzaklardaydı o sırada.. İo'nun yıllarca acı çekme­ sine karşılık Europa. cevap vererek kendisinin tan­ rılar tanrısı Zeus olduğunu. Çiçek toplayan kızların arası­ na indi. Orada oyunlar oynarlar. Europa'nın Zeus'la seviş­ tiği sıralarda Hera nerelerdeydi. III. uyku­ dan uyanmış. Yanlarında. Ama Euro­ pa. kendisini paylaşmak istemişlerdi düşünde. gülümseyerek. Euros. ıslanmasın diye mor eteğini topluyordu. Zeus bir ilkbahar sabahı gökteki sarayında oturmuş. sepetlerini çiçeklerle doldururlardı. Astraios. kendisini ıssız bir yerde tek başına bırakmaması için boğaya yalvardı. kırmızı yaban gülleri. Hephaistos yap­ mıştı o sepeti. . Europa da yaşıtları arasında öyle ışıldıyordu. çocukları oldu. Seviştiler. Europa da boğayı gö­ rünce dayanamayıp yanına geldi. Sonunda dayanamadı. kendi yaşındaki kız arkadaşlarını topla­ dı. Aşk tanrıçası. menekşeler. Üstünde İo'nun öyküsü. Sanki Europa'nın.Eurybie. sırtı­ na binmesini ister gibiydi: Sırtına bindirip gezdirecek bizi. gördüğü düşü yorumlamaya çalışıyordu. yeryüzünde öyle tarafsız davrandılar ki. Boğa. Fenike kralı Agenor'un kızı Europa tanrılar tanrısı Zeus'un sevgisini kazanmakla ölmez bir ün salmış. oğlu Eros'a söylemiş. en güzel se­ pet Europa'nın sepetidir. bilinmiyor. Tl tan'lardan Krios'la birleşip. yani denizle topraktan doğmuş. Koyu kahverengi. O ilerledikçe dalgalar iki yana açılıyor­ du. onu kendisi al­ mak istemişti. önlerinde. kadın kılığında. öteki eliyle de. Argos'un öldürülüşü. bizim keşiş­ leme dediğimiz rüzgârdır. sonra Zeus'un İo'yu yeniden kadın kılığına sokusu çiziliydi. boynuzları yeni ayın görünüşüne benzeyen güzel. öyle güzel bir boğa ki bu. 6). Güzel Europa. Zeus onu görünce dayanamadı. sümbül­ ler. Sulardan. ya da Typhon'dan doğduğu söylenen dört ana rüz­ gârdan biri. Hepsi de bilirdi ki. Orada Mevsim'ler karşıladı kendilerini. gördüğü yaratıklardan korkan Europa. kaşları yerinde gümüş yaylar çizili. Kharit'lerin arasında nasıl ışıldarsa. Bir boğa kılığına girdi.. ne olmaz diye korktu. Minos ve Rhadamanthys. tembel tembel yeryüzünü gözetli­ yordu. Zeus'la sevişmesi yüzünden adı coğrafyaya geçen tek kadın İo değildir. Hemen eğildi boğa. Zeus'un Euro­ pa'yı kendisine verdiğini söylemişti. Öteki kıta ise. 11). 53). kendisi için çok ilgi çekici bir yaratığa ilişti. Yaşıtları gibi. İki kıta.. gönlü ne dilerse onu yapıyordu. Thaurnas ile Keto'nun kız kardeşidir (Tab. iyi bir insan gibi Yalnız konuşmuyor.

taliplerin en iyisidir gene de. 295 vd. Onu Laertes parasıyla satın almıştı çok eskiden. görenleri büyüleyen uyum Zeus tanrıçayla. 350507). 434 vd. taliplerin ve özellikle hizmetçilerin ce­ zalandırılmasında önemli bir rol oynar (Od. Eurykleia.). 17): Penelopeia'yı babası ve kardeşleri kışkırtırlar Eurymakhos'a varsın diye. Orpheus. en güzel armağanlardan birini verir (XVIII. Polybos'un oğlu Euryma­ khos. Telemakhos'u en çok seven de oydu. Eurynome. Yay germe ya­ rışmasında Antinoos'la ikisi en sona kalırlar.): Eurymakhos'tu adı. Hesiodos'un "Theogonia"sında anlatıldığına göre (Theog.) ama bütün bunlar yalan ve yapmacıktır.). ama Güneş'in ineklerini yemeyi o salık verir arka­ daşlarına ve bu yüzden de tanrıların lanetine uğrayarak Odysseus'un bütün tayfasıyla bir­ likte can verir (XII. 519 vd. 95 vd. XVI. XV. lthake'liler şimdiden bir tanrı gözüyle bakarlar ona. İşte bu Eurykleia'ydı çerağı tutan.). ödü kopuyordu karısının öfkesinden. ölüler ülkesinin açıldığı çu­ kur başında kurban keser (XI. bebekken dadılığa başlamıştı Telemakhos'a bakmıştı ta çocukluğundan kocaman oluncaya dek. Antinoos'a kıyasla biraz daha efendi. 23 vd. bekçisi. 186 vd. ama büyücü kadının kurduğu tuza­ ğa düşmez ve geri gelip Odysseus'a Kirke'nin arkadaşlarını domuza çevirdiğini haber verir (Od. ama yatağına almamıştı bir kere olsun.). 396). Eurykleia. gemi­ leri Seiren'lerin önünden geçerken Odysseus'u direğe iki kat bağlar (XII. 906-910): Okeanos kızı Eurynome ile evlendi güzelliği. X. yiğit Polybos'un parlak oğlu. XXII. Eurylokhos. Telemakhos'u ilk fırsatta öl­ dürmeye ve Penelopeia'nın hizmetçisi Melantho ile seviştiği halde. 339 vd. 205 vd. Dilenci kılığında saraya ge­ len Odysseus'a o da kötü davranır. Eury­ makhos önce bütün suçu Antinoos'a yükle­ yip pazarlığa girişmek ister (Od. Eurymedon. . o da Odysseus'un varlığını sömürmeyebakar. kafasına bir tokmak atar (XVIII. I. ağaç perisi. çerağlar tuttu yoluna pırıl pırıl. Odysseus'un yoldaşlarından biri. Antinoos'la birlikte Eurymakhos taliplerin en ciddiye alınması gerekenidir (Od.). Eurykleia. Eurymakhos. çevresinde onun dört döne döne. 60 vd. gitti­ ğini o bilir ve Penelopeia'dan saklar (Od. Peisenor oğlu Ops'un kızı. Odysseia'da günlük hayatı yansı­ tan en canlı bazı sahnelerin kahramanıdır: Telemakhos'un yolculuğunu o hazırlar. dilenci kılığında İthake sarayına gelen Odysseus'un ayaklarını yıkarken eski bir yara izinden onu tanır (Od. Evin kâhyası. 391-492). körpecik bir kızken almıştı yirmi sığıra karşılık. (1) Okeanos'la Tethys'in sayısı üç bini bulan kızlarından biri. Odysseus onu da bir okla yere serer ve öldürür. XXII. daha nazik ve terbiyeli bir adam gibi davranır: Pe­ nelopeia'yı yatıştırır. Kirke'nin konağına gidecek grubun başı­ na seçilir. Orpheus'un karısı. öbürü Nestor'un seyisidir. Odysseia'nın başında Telemakhos'u yatak odasına götürürken şöyle tanıtılır bize (Od. bir an önce krali­ çeyle evlenmeye. ağırlığı en çok talipler arasında o artırır çünkü. Şöyle tanımlanır (Od.). oğlunun canına kıyılma­ yacağım söyler (Od. Odysseus'un sarayında oynayan dra­ mın en sevimli kişisidir.).): Telemakhos gidiyordu yatmaya. Serüveni için bkz. Odysseus'un karısı Penelopeia'nın ta­ lipleri arasında başta gelenlerdendir. biri Agamemnon'un seyisi. Odysseus'un sütninesi.EURYDİKE Eurydike. sayardı onu sarayında asıl karısı gibi. II. onu poh­ pohlar. 347-380). düşüne düşüne. İlyada'da iki Eurymedon'un sözü edilir. XIX. büyü­ ğüdür. 425 vd. Odysseus kendini belli edip meydan okuyunca. XV. ama başaramazlar (XXI.

Ama Priamos'un kız kardeşi olan karısı. onunla konuşur. Eurypylos. Alkmene). Mykene ve Argolis bölgesine kral olur ve Herakles'i buyruğu altına alarak. Bunu bir armağan karşılığı yaptığı söylenir. Amphitryon'un amca oğlu ve onun gibi Perseus'un torunudur. müzik ve . Onu kıskanan aman vermez kral yiğide eziyet etmekten hoşlanmaktadır. ona dert döker. Zalim kralın kafası Alkmene'ye getirilince. Telephos. XI. Ne var ki birden çıldıran Herakles İphitos'u öldürmüş. Musa'lardan biri. İole). Böylece Eurystheus Tiryns. Paris'in kargısı altında yaralanır. Bir süre sonra Herakles oğullarının savaş ortağı olan Atina'ya karşı sefere çıkar. Eurystheus. Melanthos ve Apisaon'u öldürür. Eurythion. giydiren. bir de İole ad­ lı kızı varmış. başka yere göç­ mek zorunda kalır (Peleus. XXIII. Troya dönüşünde Herak­ les adaya uğrayınca Eurypylos ona karşı gel­ miş. 154 vd. Odysseus ölüler ülkesinde karşılaştığı Akhilleus'un ruhuna iletir (Od. oğlu Eurypylos'u Troya'ya gitmeye kandırmıştı. Yalnız oğlu İphitos Herak­ les'ten yana çıkmış. Bölgeye uygarlık getirmiş. Ro'mulus tepesinde Roma şehrini kurmadan orada Evandrus'un kurduğu Pallantea kasabası vardı.Üç kızı oldu ondan. İthake kraliçesi onu yanından ayırmaz. Hera da doğa­ cağını bildiği Herakles'in kral olmasını önle­ mek için. Bu çar­ pışmanın haberini. yerlilere okuma yazmayı öğretmiş. gözlerini oymuş (Herak­ les. bayramlara katılır. Vergilius'un "Aeneis" destanın­ da adı geçen kahraman. Üç Güzeller: Aglaie. kendine bakması için öğütler verir. (2) Kalydon savaşına katılan yiğitlerden bi­ ri. (2) Bir devin adı (Gigant'lar). kendini tanıttıktan sonra yiğidi yıkayan. Kharit'ler. Penelopeia'nın çevresinde asıl hizmet gören odur. Eurytos. Penelopeia ile gerdeğe girmeye hazırlayan odur (Od. Euphrosyne ve sevimli Thalia. onu bir sürü güç işler başarmaya zorlar. Bunun cezası olarak da esir diye satılmış ve Omphale'nin sarayına düşmüş. Özgürlüğüne kavuşunca. Eurypylos. İphitos. ne kendinin. 4). ama Kalydon avı sırasında kaynata­ sını da kaza ile öldürünce. Eurystheus'un yedi aylık doğmasını sağlar. Zeus. yiğidin. yani at adamlardan biri. ama Patroklos yardımına koşar. sürülerini çal­ dığını ileri sürmüş.). Dithyrambos'u onun esinlediği söyle­ nir (Musa'lar). (2) Kos (Istanköy) adasının kralı. elinde bir flütle şenliklere. Ok atmakta kendisini yenecek olana kızını vermeye ant içmiş. Herakles efsanesinde büyük bir rol oynayan kötü kişi. Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a karşı savaşır ve onun eliyle öldürülür. dilenci kı­ lığında uykuya yattığı zaman Odysseus'un üs­ tünü örter (Od. Poseidon'un ogluymuş. (Kharit'ler). iyi adam anlamına gelir) kurmuştu. bu yüzden de öldürülmüş. Herakles büyük kahra­ manlıklarını hep Eurystheus'un emriyle ve Eurystheus'un çık. Alkmene'yi Herakles'ten gebe bırakınca. ama Ioalos tarafından öldürülür. Evandrus. Euterpc. Dionysos alaylarında da yeri vardır. (2) Penelopeia'nın yanında bulunan kâhya kadın. ne de oğlunun Ak­ ra'lara karşı savaşmayacağına söz vermişti. Ok atmakta çok usta olan Eurytos'un dört oğlu. onun eliyle arınmıştı. Herakles öldükten sonra. Burayı da Yunanistan'ın Arkadya bölgesinden gelme Evandrus (Yun. 519 vd.). (1) Troya'da Akha'lardan yana savaşan Thessalia'lı önder. Eurytos'un sarayına dönüp onu öldürmüş ve lole'yi ele geçirmiş (Herakles. Argos kralı Sthenelos'un oğlu. (3) Telephos'un oğlu. Herakles onunla boy ölçüşüp onu yenmiş.ırına yapar. neşe getirirmiş. Euandros. Perseus torunlarından ilk doğacak olanın krallık elde edeceğini bildirir. Kentaur'larla Lapith'ler sava­ şına yol açmıştı (Kentaur'lar). (1) Nerede olduğu iyice bilinmeyen Oikhalia şehrinin kralı. ama Eury tos sözünde durmamış. başı çelenkli. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan kişi. Eurystheus. Lapith'lerden Peirithoos'un nişanlısını kaçırdığından. Kardeşi Phokos'u öldürdükten sonra Peleus Eurythion'un yanına sığınmış. XX. yarası iyi­ leşince. Eurystheus soyunu Mykene'den kovar. Aiakos). Troya'lılardan Hypsenor. (1) Kentaur.

Evand­ rus onu Cacus'u öldürmüş olma suçundan arındırmış. babası Ankhises'le konukluk bağları kurmuş olduklarını hatırlayarak. iyi karşılar ve oğlunu bir bölük askerle birlikte emrine verip Rutul'lere karşı savaşta yardımcı olmalarını sağ­ lar (Aeneas). Hercules buralara gelince. bu sunak sonraları da Ara Maxima ola­ rak gösterilirdi (Cacus). Ayrıca Latlum Yunanistan'dan bazı tanrı kültlerini de getirmişti. tanrı oğlu olduğunu anlayarak Roma'nın yedi tepesinden Aventinus'la Palatinus arasında büyük bir sunak kurmuş. Onun için. Evandrus Aeneas'ı.yararlı bazı sanatları da yaymıştı. 112 .

Arkadya'daki Euandros'un İtalya'ya gelişiy­ le ilgili efsanelerde rol oynadığı için (Evandrus). toprağın verimliliğini sağlamak ve halkı kötü güçlerin etkisinden kurtarmak amacı güdülürdü. Romulus da tanrı ve kral soyundan olduğunu anlayınca. Amulius kızlarının do­ ğurduğu ikiz çocukları Tiber kenarına bırak­ mayı buyurunca. Roma mitolojisinde Kader'i simgele­ yen tanrısal varlık. Sonradan Faustulus çocuk­ lara kim olduklarını bildirmiş. Ormanları ve kaynakları koruyan bu tanrıçanın kültü or­ ta İtalya'ya ve Etruria'ya yayılmıştı. Stbylla). erkek Fatus'ların da varlığı tasarlandı ve herkesin kendi cinsine göre ka­ deri. Adı "qui favet" (iyilik eden. Andı. Roma tanrıları arasın­ da saygı görürdü (Romulus. Erysikhton'a dinmez açlığı veren odur (Erysikhthon). Kısır­ lığı defetmek. halk sesini ve dedikoduyu simgeleyen tanrıça. Vergilius bu sim­ gesel varlığı Ölüler Ülkesi'nde Yoksulluk'la yan yana gösterir. verilen söze saygının her türlü toplum düzeninin temelinde olduğu . Ovidius'a göre. Ficus'un oğlu ve Saturnus'un torunu ola­ rak gösterilir. Roma mitolojisinde ünü. aslında "tanrı sözü" demektir. İkiz kardeşler kav­ gaya tutuştukları zaman. Etrüsk asıllı bir tanrıça.ı l. Fides. Faustulus bir dişi kurdun emzirdiği ikizleri bulmuş ve karısı Acca Larentia'ya büyütülmek üzere götürüp vermiştir (Acca Larentia). Feronia. Terracina'da bulunan tapınağında köleler azat edildi­ ği için. Latin Hercules efsanesinde rol oynar. söz söylemek. Hercules'le sevişmiş ve Latium'a adını verecek olan kral Latinus'u doğurmuş. Fama. verimli" anlamına gelen Faustulus'un Forum'da mezarı. Fames. Adı "faveo" fiilin­ den "uğurlu. lütuf gösteren) anla­ mına gelir. Latium'un ilk krallarından biri ola­ rak gösterilir. Roma kuruluş efsanesinde bir tanrı olarak değil de. Faustulus araya gir­ miş ve öldürülmüş derler. Alba kralı Amulius'un çobanı Faustulus Romulus'la Remus efsanesinde önemli bir rol oynar. kral Faunus'un eşi. Sonraları Yunan dinsel görüşlerinin etkisiyle Fatum.F Fama. İupiter'den daha yaşlı. ormanda. yani özgürlüğü simgeleyen tanrıça ile bir tutulmuştur. Fatum. Dido'nun Aeneas'a olan gizli aşkını açığa vurur (Aen.ınn Pan ile bir tutul­ muş. Remus). Palatinus tepesinde de kulübesi gösterilirdi. lü­ tuf gösteren) anlamına gelen bu tanrı bir yan­ dan sürülerin. Faustulus. Falcı bir tanrıça olarak gös­ terilir ve Bona Dea ile bir tutulur (Bona Dea). yemini simgeleyen tanrıça. tanrıçalarıyla bir tutulmuş ve Fatum sözcüğü dişi cinse dönerek Fata olmuştur. Fauna. sakallı. gidip Amulius'u öldürmüş. Fauna. Açlığı simgeleyen Fames Hesiodos'un Eris'ten dogma olarak gösterdiği Limos'un Latince karşılığıdır. Roma dininin en eski tanrılarından biri. Faunus'un rahipleri Luperci'lerin kutla­ dıkları bu bahar ve bereket bayramında deli­ kanlılar çırılçıplak olarak dolaşır ve önlerine gelen kadınlara kamçılarıyla vururlardı. Fatutn. ak saçlı bir kocakarı ola­ rak simgelendirilmesi. IV. öte yandan adı Roma'nın kuruluş efsa­ nelerine karışmıştır. alın yazısı bir genius. ko­ nuşmak anlamına gelen "fari"den türeme olup. su kenarlarında nympha'ları kovalar gösterilmişlerdir. boynuzlu yaratıklar ola­ rak dağda. kültü Roma şehrinin en eski tepelerin­ den biri sayılan Palatinus'a yerleşmiş ve Lupercalia bayramı (15 şubat) ile ün kazanmış­ tır. Açlık İskitya'da kurak bir toprak üstünde oturmaktadır. Halk arasında dişi cinsten Fata olduğu gibi. Roma'da üç Fata tanrıçasının heykeli görü­ lürdü ki bu heykeller Sibylla'lan simgelerdi (Parça. Faunus.ıllııııl. Klasik çağlarda Faunus bir tanrı olmaktan çıkmış ve Yunan Satyr'leri gi­ bi keçi ayaklı. Vergilius'un "Aeneis" destanında yarattığı bir simgesel varlıktır. Faunus gibi Fauna'nın adı da "quae favet" (iyilik eden. Libertas. Kader. Kadınları kısırlıktan korurmuş. tarlaların koruyucusu olarak Yunan etkisi . Fransızca peri anlamına gelen "fee" bu Fata'dan gelmiştir. Roma tanrısı Faunus'un hem kız kar­ deşi. bir cin olarak sim­ gelendi (Genius). hem de eşi. 173-188).

Şair Ovidius Flora üstüne Yunan mythoss'undan esinli bir öykü anlatır (Fast. V. Flora da bir kadına dokununca onu gebe bırakan bir çiçek vermiş îuno'ya. Flora. talih anlamına gelen Fors. Flora'nın onuruna Roma'da Floralia şenlikleri düzenlenirdi. IM . Rastlantı. Çi­ çek açan her bitkinin yönetimi onun elinde­ dir. Fortuna tanrıçanın erkeğidir. Fors. Tapımını Roma'ya getiren kral Servius Tullius imiş. Ro­ ma'ya Sabin'lerden gelme bir tanrıçadır. Yunan Tykhe tanrıçasıyla bir tutulan Fortuna elinde bir dümen (insanların hayatını yönetir çünkü) ve bereket boynuzuyla. Her türlü bitki ve çiçek üstünde egemenliği bağışlamış Flora'ya. Yunan etkisi altında Fortuna za­ manla başka tanrıçalarla. tanrı Mars'ın dogmasına önemli bir etken ol­ muş: Jüpiter'in Minerva'yı kendi kafasından çıkarmasına içerleyen İuno erkek araya gir­ meden bir çocuk doğurmak istemiş tek başı­ na. bunun için Flora'ya başvurmuş. Furia'lar. 20 vd.): Flora aslında Khloris adlı bir Nympha imiş. Fortuna. Roma'lılar çok önem verdikleri bu tanrıları bir çift olarak gö­ rür ve Fors'la Fortuna'ya birlikte tapınırlar. çoğu zaman da kör olarak can­ landırılır. Fortuna o kralı o kadar se­ ver ki. Roma'lıların en çok korktukları. tanrıça da kendi kendi­ ne Mars tanrıyı getirmiş meydana. Roma'nın ilkel din görüşlerinde Furia'lar yeraltından çıkıp insanların peşine takılan kötü cinlerdir. En erken çağlardan be­ ri Furia'lar Yunan mythos'unun Erinys'leriyle bir tutulmuş ve efsaneleri birbirine karışmıştır (Erinys'ler). geceleri evine girermiş. Ama Flora'nın gücü bununla da kalmamış. Nisan sonunda başlayıp mayıs ayma kadar süren bu şenlikler büyük bir coşkunlukla kutlanır­ dı. Fortuna'nın tapınağında Servius Tullius'un bir heykeli buIunurmuş.anlamına gelir. Fides'e kur­ ban keser. en çok tapındıkları tanrıçalardan biri kör tali­ hi simgeleyen Fortuna'dır. rüzgâr tanrı onu görüp kaçırmış ve evlenmiş onunla. sunu sunarken rahipleri sag elleri­ ne bir beyaz sargı sararlardı. Röma'lılar yılın ilk ayına Mars (mart) adını vere­ rek onun Flora ve baharla ilişkisini belli et­ mek istemişlerdir. Çiçek ve bahar tanrıçası Flora. Aeneas soyu ona Palatinus üzerinde bir tapınak yaptırmış. yakınırlardı. özellikle İsis'le bir tutulmuştur (Tykhe).

Gaia böylece daha kişisel ve insansal tanrıçalarla ya birleşmiş. dinde daha belirli birer tanrıça olarak görü­ len. Babalan ilk günden iğrenmişti onlardan. bir yandan Demeter. Zeus). 2). tahta çıkardığı oğlu Kronos'un da devrilmesi­ ni sağlar. Thaumas.kader Uranos'un oğluna yenildiği gibi. Hesiodos'tan gayrı kaynaklarda adı geçen Nereus'tan deniz var­ lıklarını meydana getirir. Sonra ilkin Uranos'la birleşip erkek ve dişi Titan'ları. Delphoi).ı parak devlere karşı savaşı gerçekleştirir ve Ti­ tan'ları devirerek dünya egemenliğini ele ge­ çirir. bütün öğelerin kaynağında bulunan ana ilkedir. ve Uranos sürdürürken bu korkunç oyunu koca Toprak inim inim inliyordu zorundan. Gaia birinci kıı şak devrimini hazırladıktan sonra. Tab. Gök'ü.): Böylesine korkunçtu Toprakla Gök'ün oğulları. Hesiodos bu yolda doğada ana ilkenin ne oldu­ ğunu tanımlamaya çalışan îonya düşünürleri gibi davranır. Başka Theogonia'lara göre Tartaros'tan Ekhidna adlı bir kı­ zı olmuş ve Poseidon'la da birleşerek Antaios devini doğurmuş (Antaios). 154 vd. Gaia Uranos'un devrilmesini sağladığı gibi.G Gaia.ın egemenliği elde edebileceğini o öğretir. yel ve gökkuşağı gibi görülen varlıklardır. Ama Gaia'nın öbür çocukları da aralarında birleşerek yersel ve göksel birçok varlıkların dogmasını sağlarlar. mutlu tanrıların sürekli. örneğin Delphoi'ye Apollon'dan çok daha önce yerleşmiş bilimi (Apollon. Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri doğurur (Tab. canavarlar hep Gaia'dan doğma sayılır. "Bütün ölümsüzlerin sürekli. öte yandan Kybele gibi toprak ve bereket tanrıçalarına yer ver­ miştir.Kronos'u aldatmak çareleri­ ni de gösterir ve Zeus'un Girit'te bir mağara­ da gizlice doğmasını sağlar. Çünkü Kronos babası Uranos gibi zorbaca davranır ve çocuklarını doğar doğ­ maz yutar. bu süreci şöyle anlatır Hesiodos (Theog. evrensel bir öge olarak toprağı simgeler. Bir tanrıdan çok kozmik bir varlıktır Gaia. 126 vd. Gaia Yuna­ nistan'da birçok kehanet merkezlerinin esinleyicisi sayılır. kozmik nitelikteki Ana Toprak. l'de gösterildiği gibi Gaia "parthenogenesis" (kendi kendine doğurma) prensi­ bine göre Gök'ü. azmanlar. Zamanla Gaia'nın mythos'ta yeri ve önemi değişmiş. ekin vermez denizi: Azgın dalgalarıyla şişen Pontos'u. . Phorkys. kimisi de evrenin mito­ lojik yorumunun yarattığı simgesel tanrılar dır.): Toprak bir varlık yarattı kendine eşit: Dört bir yanını saran Uranos. ya da kozmik öğe olarak felsefe alanına girmiştir. Sonra denizi yarattı. Kronos'un da Zeus eliy­ le devrilmesidir . Bunların kimisi yıldız. evreni bir düzen yöntemine göre meydana getiren ve düzen­ siz boşluktan çıktıktan sonra dişi-erkek birleş­ me yoluyla evrenin kendisini ve tanrılarını ya­ ratır. sağlam tabanı" saydığı Gaia. Son Titan oğlu Kronos'a babasının erkeklik uzvunu kestirdikten sonra Gaia bu kez kendi doğurduğu Pontos'la birleşir ve ondan Nereus. Homeros'ta hiç adı geçmeyen Gaia. sağlam yurdunu yüksek dağları yarattı sonra. 6). Dağ'ları ve Deniz'i yaratır. Hesiodos'un Theogonia'smda dünyayı. Keto ve Eurybie'yi meydana gelini (Tab. çara Kronos kuşağından Titan'ları yenmek için Kyklop'ları ve Hekatonkheir'leri kurtarıp yar­ dıma çağırmaktır. Bu doğurma sürecinden hemen sonra evrene egemenlik savaşının ilk belirtisi Uranos tanrının doğan çocuklarını Gaia'nın karnına gerisin geri tıkmasıyla baş gösterir (Theog. yeri. Zeus Gaia'nın dediğini y. ikinci kıı şak devrimini de yürütür: Zeus'a ne yokl. doğar doğmaz gün ışınına çıkaracak yerde toprağın bağrına saklamıştı onları. Kronos'a da bir taş yutturulur (Kronos. Gaia son olarak Tartaros'la birlikte Typhon'u doğurur (Typhon). Kimseyle sevişip birleşmeden yaptı bunu. Genellikle devler. koyaklarında tanrılar oturan dağları. Bu kez de Gaia kızına kaderi bildirmekle kalmaz . yıldızlı. Karısı Rheia Zeus'a gebe kalınca Gaia ile Uranos'tan doğuracağı çocuğu kur­ tarma çarelerini sorar.

Herakles Eurystheus' un buyruğu üzerine gelip onu adasında öldü­ rür. İnsandaki genius onu canlı. ölümden sonra var ka­ lan tinsel varlık sayıldı (Manes). Geryoneus. Doğum günü. Ölümlülerin en güzeli sayılan Ganymedes Dardanos soyundan. Troya kral ailesindendir (Tab. Zamanla geni­ us insanda ölmeyen. Akis ölür. Ama başka mythos ya- Ganymedes'e vurulup onu asıl kaçıran. güçlü bir varlık sayılır ve imparator nasıl öbür insanlar üzerine egemense. Gece. Ganymedes'I 1da I I I . Büyük bir korkuya kapılan annesi onu Leto tapınağına bırakmış ve tanrıçadan kızını erkek yapması­ nı yalvarmış. tanrılara denk Ganymedes. tanrılar kaçırdı onu Olympos'a Zeus'a şarap sunan olsun diye. bir topluluğun da genius'u olabilir. Her neyse. bu genius'un da bütün öbür genius'lara hükmettiğine inanılırdı. Ganymedes. Çoban şiirlerinin ustası Theokritos'un XI. En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların. 230 vd. sonra da söz etmez artık onlardan. dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında. Ya da kendi kartal biçimine girmiş ve oğlanı pençelerinin arasına alıp kaçırmış. yani Devleri. Troya'lıların kralı. ona yalnız bir oğlu olursa besleyebileceğini.): Erikhthonios'tan Tros doğdu. Galateia da sevgilisinin bir ır­ mak haline gelmesini sağlar. (1) Homeros ve Hesiodos'da adı geçen Nereus kızlarından biri. Nyks. Lampros çok fakirmiş. bir yerin. Adına da Leukippos demişler. Homeros onun serü­ venini şöyle anlatır (İl. onunla buluşup konuşurlar. Ganymedes'i de tanrılar sofrasın­ da Hebe yerine şarap sunucusu olarak kul­ lanmıştır. İnsan kendi ya da başkasının genius'u üstüne ye­ min eder. Galateia'nın öykü­ sü şudur: Polyphemos'tan kaçan Nereus kızı tanrı Pan'ın (ya da Faunus'un) oğlu Akis'i se­ ver. Örneğin zifaf yatağının da genius'u vardır. şiirinde sözü geçen bu Nereus kızına Sicilya'lı Kyklops Polyphemos vurgun­ dur. Kusursuz üç oğlu oldu Tros'un da: îlos. Uranos'un kesilen hayalanndan akan kanın toprağa damladığını ve bir süre sonra Gaia' nm devleti "parlak zırhlı ve uzun kargılı" ola­ rak meydana çıkardığını yazar. Kocası yokken bir kız çocuk doğuran Galateia çocu­ ğunun cinsini kocasından saklamış ve kızı er­ kek kılığına sokarak büyütmüş. Kızıl toprak anlamına gelen bu ada Batı kızlarının birinin adını taşıyan İs­ panya kıyılarında bir ada olsa gerek (Herak­ les).Galateia. dağının yamaçlarında sürülerini otlatırken görmüş de kuşu kartalı göndermiş delikanlıyı kaçırıp Olympos'a getirsin diye. neşeli ve iyimser tutan güçtür. Poseidon'un oğlu Khrysaor'la Okeanos kızı Kallirhoe'den doğmadır. Uranos'la Gaia'nın birleşmesinden doğan Titan'lardan ayırmalı. Adı sütbeyaz anlamına gelir. Gigant'lan. karşılık ola­ rak Zeus çocuğun babasına ölmez atlar arma­ ğan etmiş. Bkz. Theogonia'da Hesiodos. imparato­ run genius'u korkulur. Tanrıça dileği yerine getirmiş ve Leukippos'un cinsiyetini değiştirmiş (îphis). Geryoneus. 17). 280-85) üç kafalı bu devden söz eder. Tepegöz de şiirde bu güzel kıza olan aşkını ve aşkının karşılıksız kalmasından duyduğu acıyı dile getirir. Ama çirkinliğinden ötürü yanaşmaz Ga­ lateia ona. ya da kaçırtan tanrı Zeus'tur. Bir gün Te­ pegöz Galateia'yı sevgilisinin kollarında uyur bulur. görevi gerdeğe giren çiftin üret­ me gücünü artırmaktır. 285-90. Genius'un bayramıdır. Ne var ki genç kız olunca Leukippos o kadar güzelmiş ki kız olduğunu saklamak elden gelmezmiş artık. yoksa dağa bırak­ mak zorunda kalacağını bildirmiş. Türkçe "cin" sözcüğünün kaynağın­ da bulunan Latince "genius" kavramı kişinin içinde doğup gelişen tinsel varlıktır. deliye döner. karısının gebe olduğunu anlayınca. Ama yalnız in­ sanın değil. Assarakos. İmparatorluk çağında. Genius. Akis'e kaçma fırsatını vermeden koca bir kaya kaldırıp kafasına in­ dirir. (2) Lampros adlı bir adamla evli olan bir Girit'li kadın. Gigant'lar. Hesiodos Theogonia'nın iki yerinde (Theog. Erytheia adasının nerede olduğu tartışma konusu olmuştu.

yansıtmıştır onun kişili­ ğinde. Bu konu Bergama'nın Zeus Sunağında en parlak bir biçimde işlenmişti. Diomedes saldı­ rır. Glaukos'un aklını başından aldı. Altıncı bölüme kadar Glaukos'un adı geç­ mez. soyumu ne sorarsın? Yapraklar gibidir insan soyu.). 876 vd. gövdeleri paramparça edilip korkunç acılar içinde kıvrandıkları an canlandırılmıştır. Bergama'ya özgü patetik üslupta işlenmiş olan bu kabartmalar hellenistik deni­ len sanatın en görkemli örneği ve akıllara durgunluk veren bir anıttır. yani devler savaşı bir söylentiye göre Trakya'da. Bellerophontes'in torunu. tam o sıra. Titan'lan yendikten sonra Olympos tanrıları bu yaratıklara karşı koymak zo­ runda kalmışlar. yüz öküzlük silahı dokuz öküzlük silahla. "Kapkara fi »t ı na" gibi saldırırlar ve "zorlu savaşta bek" olurlar Akha'lara. bedenleri birer yı­ lan kuyruguyla biten bu azmanlan konu edin­ mişlerdir. Anadolu'nun dört bir yanından Troya'yı sa­ vunmaya gelenlerin listesi şöyle biter (İl. Ephialtes'i Apollon'un bir oku. Alkyoneus'u Herakles kendi öldür­ müş (Alkyoneus). yeşerir orman. Glaukos da Lykialı önder Sarpe­ don'la birlikte savaşa döner. İlyada'da parlak bir rol oynar. bir yandan bakarsın bahar gelir. iyicene bilmek istersen soyumuzu . O sır .GLAUKOS zarları ve özellikle plastik sanatlar. o kaçabilmiş. 214 vd. Kimsin? diye sorar. VI. Bu kez de devleri yalnız bir ölümlü insanın yenebile­ ceğini bildiren bir kehanet var olduğundan. gider. Dione. Glaukos yaralanır.): \ Ulu canlı Tydeus oğlu. Cömertlik Anadolu'da kalır. Alkyoneus. Işık ülkesinden delen ve adı çıoflün maviliğini. Gigantomakhia. Devlerden Otos. Bellerophontes efsanesiyle Lykia'lıların Troya sava­ şındaki serüvenini onun kişlllflinde < aııl. korkar tan­ rılarla boy ölçüşmekten. Kabartmalarda devlerin tanrıların gücü altın­ da ezildikleri. Tydeus oğlu Diomedes'le değişti silahlarını: Altını tunçla değişti. tanrıların yardımıyla Gigant'ları öldürmüş. Çünkü Gigant'lar dağları üst üste yığarak Olympos'a saldırmışlar. tanrılar Herakles'e başvurmuşlar. bir başka söy­ lentiye göre Arkadya'da olmuş. Bergama'dan alınıp Berlin Müzesine taşınan ve orada yeni baştan kurulan Zeus Sunağının frizi dev boy­ da 118 kabartmadan meydana gelir. Athena. Porphyrion ve daha adları belirtilmeyen başkaları görülür. Ama Kronos oğlu Zeus. bellesin Akkha'larla Troya'lılar atalarımızın konuk kardeşi olmasıyla övündüğümüzü. sonra birdenbire Akha yiğidi Diomedes ile karşı karşıya görürüz onu. Birbirleriyle dövüşmemeye karar verirler ve silahlarını değişirler (İl. (1) Glaukos II (Tab. Apollon. VI. Olympos tanrılarında Zeus. el sıkışıp ant içtiler. 229 vd. Aphrodite ve Nyks ile Moira'Iar savaşa katılır.ıııdıı iniştir. Enkelados'a gelince. 25). Eurytos'u Dionysos'un thyrsos'u. VI. Glaukos'un verdiği karşılık şu (İl. Homeros. biri doğar. yenilerini yetiştirir. Böyle konuşup atladılar arabalarından. görülme­ miş boyda ve güçte olup. Diomedes çe­ kilir. Leto. böylece soyların biri göçer. dünya görüşü üstüne en güzel sözlerin­ den birkaçını onun ağzına vermiş. Bir yandan rüzgâr bakarsın onları döker yere. Artemis. anlar düş­ manının eski bir dost olduğunu (İl. Glaukos.): Lykia'ltlara Sarpedon'la kusursuz Glaukos komuta eder. gelmişler uzak Lykia ülkelerinden. Herakles de başta Zeus ve Aigis kalkanıyla Athena ol­ mak üzere.bilir onu birçok kişilerVe başlar Bellerophontes'in eşsiz serüveni­ ni. parlaklığını yansıtan bu yigit ne kadar da sevimli! Anadolu insanı sanki o gün­ den kendini bulmuş. Lykia'ya göçüşünü anlatmaya (Bellerophontes). Dev­ ler aslan ya da boğa kafalı ve yılan kuyruklu azmanlardır. 145 Vd. II. Tanrıça da Pallas'm derisini yüzüp savaşta zırh olarak kul­ lanmış. Diomedes'te şafak atar. bu ka­ bartmaların her birinde Olympos tanrılarıyla Gigant'lar arasındaki savaş canlandırılır. ama birden durur. Hippolokhos'un oğlu Gla­ ukos.): Değişelim gel silahlarımızı. anaforlu Ksanthos'tan gelmişler. içine bir kuşku girer bu parlak yiğit bir tanrı olmasın diye. ama Athena üstüne Sicilya adasını atmış.

yani Kocakarı'ları ve Gorgo'lar. kendisi bogulurmuş. Pemphredo'nun güzel. Hektor utanır uzak illerden gelen cö­ mert dostunu kurtaramadı diye. Nedeni de Glaukos'un atlarına büyülü bir pınardan su içirmiş. Plastik sanatların alabildiğine faydalandıkları Gorgo'lar. kısa zamanda davranabilmişler. Sisyphos'un oğlu Glaukos. Adları bile korku veren bir ses benzetmesi olsa gerek. Pontos'la Gaia'nın oğlu Phorkys ve kızları Keto birbirleriyle evlenirler ve ola­ ğanüstü yaratıklar meydana getirirler (Tab. Hesiodos Graia'ları şöyle tanımlar (Theog. kılıcını kınından çıkarmış ve dü­ ğümü keşivermiş. ne ihtiyarlık.): Gorgo'ları da doğuran Keto'dur ünü büyük Okeanos'un ötesinde. bunlar Amazon'ları Gorgo'lara saldırmaya itmiş. Bir efsaneye göre. Lykia'lıların kaderini Glaukos'un eline verir (Sarpedon). Glaukos'un da sözü edilmez bir daha İlyada'da (Hektor). o ara­ banın oku öyle çapraşık bir düğümle baglıymış ki. kimse çözememiş bu düğümü. (2) Glaukos I (Tab. ışık tanrı Apollon. Ne yapsın Glaukos. ayağı tut­ maz. 6). ölümsüz olduğuna kimseyi inandıramadığı için de kendini deni­ ze atmış ve bir deniz tanrısı olmuş. insanları korkudan korkuya salan. geceyle gündüzün sınırlarında otururlar ince sesli Batı kızlarının yurdunda. o. Gorgo'lar yenildikleri halde. XV. Oysa tanrı sözcüsü bu düğümü kim çözerse. Aiskhylos da şöyle tanımlar onları (Prom. 515 vd.): Phorkys'le birleşen Keto Graia'ları doğurdu.). o güçle saldı­ rır Patroklos'a ve öldürür onu. arabası devrilince de at­ ları parçalar. oysaki kız kardeşi ne ölüm bileceklerdi. Ama uğursuz bir tanrıymış. Bir başka anlatıma göre Glaukos ölümsüzlük ve­ ren bir pınardan su içmiş. Ara­ larında Medusa'nın en çok ün saldığı bu ca­ navar kızları Hesiodos şöyle tanımlar (Theog. efsaneye adı karışan yal­ nız Medusa'dır. Ana Tanrıça Kybele Gordias'ı sevmiş. Sicilya'lı Diodoros Gorgo'lar üstüne başka bir yorum verir: Gorgo'lar Amazon'lar gibi savaşçı bir soymuş. yukarda sözü geçen Glaukos'un atasıdır. Glau­ kos da aslan gibi dövüşmeye koyulur yeni baştan. Engin bir yas kaplar Troya'lıları. görenlerin soluğunu kesen Gorgo'lar. tunç elleri ve uçmak için altın kanatları bulunan bu yaratıkların başlıca niteliği korku salmaktı. 274 vd. işte o zaman tanrısı gelir aklına. Buna karşılık yalnız Medusa girdi masmavi yeleli tanrının koynuna Bahar çiçekleriyle dolu taze çimenlerde. ya da Aphrodite'nin hışmına uğramış olmasıdır. 270 vd. Medusa ölümlüydü. Şehrin kalesine Gordias bir araba yerleştirmiş. 800): Ejderha kanatlı Gorgo'lar. onu gören denizcinin teknesi batar. ölümsüz tanrılar da Kocakarı der onlara. . Bunu bilen Büyük İskender Gordi­ on'a gelince. yer onu. 6): Graia'lar. kraliçeleri Myrina'nın (Myrina) yönetimi al­ tında Atlant'lan yendikten sonra. Onun Perseus'la serüvenini bu yiğidin adı altında okuyalım (Perseus). Graia'lar. Sisyphos'un kurduğu Ephyra (sonra­ dan Korinthos olur) kentinde kraldır.da Sarpedon Patroklos'un kargısıyla vurulup can vermek üzereyken. ama sonra Perseus ve Herakles eliyle alt edilmişler (Herakles). Graia'lar gibi 1 IH Phorkys'le Keton'un kızlarıdır (Tab. Gordias Gordion şehrini kurmakla ün salmıştı. yeryüzünde dolaşan insanlar da. Gordias. güzel yüzlü. Enyo'nun san tülleri vardı. Çünkü daha hızlı olsunlar diye hayvanlarının çiftleşmesine engel oluyormuş Glaukos. Apollon dinler onu. Asya krallığını onun elde edeceğini söylemişmiş Gordias'a. Sthenno. alınlarında yaban domuzu dişleri fışkıran. eli. Hektor'u bile kınar. iyi eder yarasını. ondan gebe kalarak kral Midas'ı doğurmuş (Midas). Üç oldukları halde. ona yakarır (İl. Saçları yılanlarla örülü. Lyki­ a'lıların büyük tanrısı. yaralıdır. Gorgo'lar. 25). Atlant'lara (Atlantis) ya­ kın bir uzak ülkede otururlarmış. Euryale ve bahtsız Medusa. savaş ortaklarını korumuyor diye. Efsanelik Phrygia kralı. doğuştan ak saçlıdır onlar. Ölü­ müyle ün salmıştır bu Glaukos: Pelias'ın ölü­ mü için düzenlenen yarışmalarda araba yarı­ şına katılır ve yenilir. Amazon'lar.

uyurmuş. bir tek de gözü varmış ve aralarında değiş tokuş ederlermiş bunları. İskitlerin elinde bulunan kutsal altınla­ ra bekçilik etmektedirler. Kocakarıların bir tek dişi. uzun gagalı. Böylece Gorgo'lara yaklaşıp Medusa'yı öldürmeyi başarmış. önce yol üstünde bekçilik eden Kocakan'lara rastlamış. Oralarda bulunan tek gözlü Arimaspes adlı boy bu altınlan al­ mak için Griffon'lara saldırırlar. Bkz. kim bekçilik ede­ cekse o gözü takar ve yol ağzına dikilirmiş. batı dillerinde de "Griffon" adı veri­ lir. Perseus bu tek gözü çalmak ve Graia'ların üçünü de uyutmak yolunu bulmuş. Gycs. Hemera. Graia'ları iki değil de üç diye kabul eden bu efsa­ nelere göre. . Helios. Güneş. Ama bir tek gözleri olduğu için. kanatlı köpekler" olarak tanımlar. başka mythos yazıcılarına göre Dino imiş.Üçüncü Graia'nın adını söylemez. Başka bir efsaneye göre Grif­ fon'lar Hindistan'ın kuzeyinde bulunan çöl­ lerde altın arayıcılarına karşı koymaktadırlar. Aiskhylos'un Prometheus'unda (804) ve Herodot tarihinde (III. Gorgo'ların oldukları yere varmasını önlemekmiş görevleri. çünkü yuvalarını altın madenlerinin bulundu­ ğu dağların eteklerine kurmuşturlar. Bu yaratıklar Hyperboreliler ülke­ sinde. Herakles Phrygia'ya geldiğinde kızı Thebe'yi yiğide vermiş. 13) sözü geçen efsanelik kuşlara yun. Phrygia'da Adramyttion (Edre­ mit) şehrinin kurucusu. Graia'lann rol oynadıkları tek efsane Perseus efsanesidir. Gün Işığı. "Gryps". Aiskhylos'a göre Griffon'lar Zeus'un kutsal yaratıkları. Griffonlar. Gö­ zü de bir göle atmış (Perseus). gövdeleri aslan gövdesidir. Başka bir söylenceye göre. O sırada öbürleri gider. 116 ve IV. başka bir geleneğe göre Apollon'un bekçi kö­ pekleridir. Bu yiğit Medusa'yı öldürmeye gidince. Granikos. Aiskhylos bu yaratıkları "havlamaz. Graia'lar hiç güneş gör­ meyen batıda yaşarlarmış. o da karısının adına Mysia'da Thebe şehrini kur­ muş (Herakles). Bkz. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve elli­ şer başlı dev oğullarından biri (Yüz Kollu­ lar).

810): "Tanrılar sevmez o küflü puslu yerleri" der Hesiodos.): Orada yükselir yankılı konağı Güçlü Hades'le korkunç Persephone'nin. domos sözcüğünün düşmesiyle Hades. köpüklü deniz düştü bana. Hades üstüne anlatılan tek efsane. İna­ nışa göre. İlkçağ yazınında yeraltında.. amansız. 189 vd. dünya yetkilerinin pay­ laşılmasında Hades yeraltını alır (Hom.): Rheia Kronos'un yatağına girince şanlı evlatlar doğurdu ona: Hestia. Yeraltındaki ölüler ülkesinin tanrısı Hades. bir daha yeryüzüne çıkmasını önlemek için bir nar tanesi yedirmesinden ileri gitmez. Homeros da "tanrıların bile tiksin­ diği çirkef dolu ülke" diye tanımlar Hades'i (İl. onların arasına karışmaz.H Hades. VI). girenlere yaltaklanır kuyruğu kulaklarıyla ama gireni bir daha bırakmaz dışarı. Hades ve karısı Persephone amansız. şölenlerine ka­ tılmaz. Latin şiirinde Vergilius'un Aeneis destanında sürdürülüp en yüksek aşamasına çıkarılmış ve o yoldan ortaçağda Dante'nin büyük eserini etkilemiştir. ne var ki Hades'le Tartaros'u bir tutar ve geceyle gündüzün. Homeros'un Odysseia'sını örnek ala­ rak. yürekleri hiçbir yakarış. Kızın kaçı­ rılmasında payı olan Zeus Demeter'in yalvar­ maları üzerine kızın altı ay yeraltında. kura çekildi. V. Persephone). ölü ruh­ ların oturduğu tasarlanan karanlıklar ülkesini anlatmayan. toprağın ve bit­ kisel doğanın yazın canlanmasını. Orpheus. Olympos'lu tanrılar kuşağından olduğu hal­ de. konağı deyiminde. Mevsim dönümünü. Kronos'la Rheia'nın oğludur (Tab. insaf­ sız. 453 vd.. 5). ölümle uykunun bulundukları bu karanlık ülkesini Hades'i an­ lattığından daha canlı renklerle anlatır (Tartaros). XV. Bu köpek Kerberos'tur (Kerberos). Kendilerinden de. Olympos'lular. Azgın bir köpek bekler kapısını. kışın ölme­ sini simgeleyen bu efsanede Hades'in rolü. 395-404). Theseus ve Herakles. Hades. (1) ADI. Yalnız kendisini Paian tanrıya baktır­ mak üzere bir kez Olympos'a çıkmak zorun­ da kalır (İl. Demeter'in kızı Persephone'yi kaçırmasıdır. canlandırmaya çalışmayan şair ve yazar pek yoktur. altın sandallı Hera ve güçlü Hades. Yunanca "Hadou do­ mos" yani Hades'in evi. Kuzey mitolojilerinde geçen ve Alman masallarında "Tarnkappe" diye anılan bu başlığı Hades'ten başka Athena. 65). pusuda bekleyip paramparça eder çıkmak için kapıya gelenleri. hiçbir sunu ya da kurbanla yumuşamayan korkunç tanrılar sa­ yılar. Hermes ve Perşeus'la Herakles de tak­ mıştır.. Hades tanrının bir özelliği kendisini görün­ mez kılan başlığıdır. "Görünmez" anlamına ge­ len Hades adı hem tanrının kendisi. Demeter. yani üçüncü kuşak tanrıları egemenliği ele alınca.): (Poseidon konuşur): Dünya üçe bölündü. Hesiodos doğuşunu söyle anlatır (Theog. (3) EFSANESİ. üçümüz de aldık payımızı. yüreği acımak nedir bilmeyen tanrı. altı ay yeryüzünde kalmasını buyurur (Demeter. hem de egemen olduğu ölüler ülkesi için kullanılır. (Ölüler Ülkesi). tanrı Hades'in yönettiği ölüler ülkesinin de adı ol­ muştur. Homeros'la başlayan bu gelenek. sinsilikler ustası bir köpek. Aidoneus ve Plüton (zengin) adlarıyla da anılır. Sonradan Vergilius. ülkelerinden de tanrı­ lar ve insanlar nefret eder (Theog. (2) DOĞUŞU. Hades ülkesinin en kısa tanımlanmasını Hesiodos yapar (The­ og.. Sisli karanlıklar ülkesi düştü Hades'ln payına. (4) HADES ÜLKESİ. XX. Tanrı Hades ise gün ışığının sızmadığı karanlık ülkesinden hiç ayrılmaz. perin altında oturan. âşık olduğu Persephone'yi kaçırdıktan sonra. . Aeneis destanında kahraman Aeneas'ın da yeraltına gidiş ve dönüşünü anlatmıştır (Aen. Hesio­ dos sonra yeraltı ırmağı Styks'in adını da sa­ yar (Styks). Hades ülkesinde bir şey ağzına ko­ yan bir daha oradan ayrılamazdı. Yunan mythos'unda canlı oldukları halde Hades'e inip de dö­ nen kahramanlar şunlardır: Odysseus. İl. 767 vd.

göremez hiçbir vakit. derin anaforlu Okeanos'un kıpısında çek karaya gemini. ülkede bu kıza acımayan yok.. Öylece serili durur bir uğursuz gece bu zavallı ölülerin üstünde. işitmek istemediğin sözler kulağına gelmiyor. Hayır. Pyriphlegeton veKokytos akar. ama gizliden gizliye konuşuyorlar. Bu Hades anlatımı daha doğrusu bu kan içme töreni .. Önem ve canlılığını bugün de yitirmemiş olan bu tartışmadan birkaç parçayı aşağıya alıyoruz (Çev. parlak güneş onları ışınlarıyla. XI. küçük. işte o sırada ölülerin ruhları büyük bir kalabalık halinde kan içmeye gelir­ ler. devlet kimi getirmişse başa ona boyun eğmek. büyük konularda ve haklı olsun olmasın.. ölümü değil.. en haksız bir cezaya çarpıldı diye. Dünyanın kuzeybatı ucunda bulunduğu sa­ nılan Hades ülkesinin ancak kapılarına varır Odysseus ve orada Kirke'nin buyruğuna uya­ rak bir çukur kazar.): Güneş batarken ve kararırken tekmil yollar.. Hades bataklarına doğru. Uzun bir süre büyücü Kirke tanrıçanın adasında kaldıktan sonra. hazırlar kaçınılmaz bozgunu. Yürekten söylüyorum şunu: İtaat etmesini bilen iyi yönetici olur ilerde.. Kreon Antigone'yi mezara diri diri kapattıktan sonra Haimon kendini öldürür. X. onu dinlemek gerekir. Thebai kralı Kreon'un oglu Halmon'dur. Kreon — Şaşıyorum.başka hiç­ bir metinde söz konusu edilmediğine göre. Böyle karanlık söylentiler dolaşıyor kentte. kısır söğütler. 8 vd. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü. uzun uzun kavaklar göreceksin. sonra çık yola. Odysseus artık İthake'ye nasıl varabileceğini yeraltı ülkesinde bulunan bilici Teiresias'a sormak ister. Teiresias kan içtikten ve Odysseus'a gele­ ceği açıkladıktan sonradır ki.üstünde tutmak erdem sayılıyor demek? . Bu kız savaşta ö/en kardeşinin cesedini kurda. Kirke'nin dedi­ ği gibi gemisiyle bütün bir gün gittikten sonra (Od. iyi başbuğ iyi yurttaştan yetişir. oradadırKimmer'lerin ülkesi ve kenti.. orada Akheron. Öyleyse kurulu düzeni destekleyelim ve hiçbir zaman kadına yenilmeyelim.. su ve un döker ve kurbanlar kesip kanlarını çukura damlatır. Oysa buyruklara boyun eğmek güvenliğini sağlar çoğunluğun. Tragedyada Kreon'la Haimon arasında devlet yönetimi konu­ sunda ilginç bir tartışma yer alır: Tek kişinin buyruğuna boyun eğmeyi yönetimin kaçınıl­ maz koşulu sayan Kreon'a karşın Haimon akıl ve sağduyuya dayanan halkoyunu savu­ nur. 512 vd. işitiyorum fısıltılarını. ne de gökten toprağa döndüğü vakit. tatlı şarap. kuşa kaptırmamak için gömmüş onu.): Geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. Sophokles'in "Anti- göne" adlı tragedyasında büyük bir rolü olan Haimon Antigone'nin nişanlısıdır. altın bir şeref tacı hak etmiştir bu kız. Haimon — Tanrı/arın en büyük bağışı akıldır insanlara. Homeros'ta izi kalmış çok eski ve ilkel bir yeraltı tasarısının kalıntısı olsa gerek. Anarşiden dahabüyük bir kötülük yoktur. devleti göçürür.. Kirke de ona Hades ülkesine gitmenin yolunu gösterir (Od. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya.. Anarşi parçalar müttefikleri. bozguncuları el '. Odysseus. ocakları söndürür.Odysseia'daki Hades anlatımı: Homeros'un Hades anlatımı ilkçağ yazını­ nın ilki ve en canlısıdır. Haimon. ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe. oysa bütün kadınlar içinde en az layık böyle bir ölüme eyleminin ne soylu olduğu düşünülürse. Bu adı taşıyan birçok efsanelik ki­ şi k-r arasında en önemlisi. vardık sınırlarına derin akışh Okeanos'un. öbür ruhlar da kandan paylarını alırlar. Kirke'nin saydığı bu dört yeraltı ırmağına bir de Lethe katılır. orada Alçak Kıyı var ve Persephone'nin koruluğu. Güngör Dilmen): Kreon — Yakın akrabamın kanunsuz davranışlarına göz yumacak olursam başkaları büsbütün azar. içine ballı süt. Halkın gözünü yıldırmışsm.

Harpya'lar çocukları kaçırırlar ve ölülerin ruhlarını alıp Hades'e götürürler diye bir inanç vardı. şehre karşı iki saldırıya yol açmıştır (Ehphyle. Thebai kral soyu­ nun kaynağında bulunan Kadmos'la Harmonia'nın beş çocuğu olur. Alkmaion). ikincisinde Zeus ile Elektra'nın kızı olarak gösterilir. Kreon — Vereceğim buyrukları bana halk mı öğretecek? Haimon — Çocukça konuştuğunun farkında mısın? Kreon — Ben miyim bu devleti yöneten. öbü­ ı 00 rü ünlü bir gerdanlıktır. Bunlardan biri meşe ağacını kestiği için din­ meyen bir açlıkla cezalandırılan Erysikhton'un öyküsüdür (Erysikhton). Thebai efsanesinde Kadmos ile Harmonia' nın düğünü üstünde durulur: Zeus Harmonia' yi kendi eliyle verir Kadmos'a ve Thebai kale­ sinde düğününü yapar. öbürü­ nün Okypete (Hızlı uçan. kardeşleri Dryad'lar gibi ağaçları ve ormanları koruyan nympha'lardır. öbürü Dardanos soyuna bağlıdır. Kimi zaman da ağaçla birlikte ölürler. Ağaçların yeşermesinden. Adlarından da belli olduğu gibi (hama+dryas. Bora) dir. Harpya'lar. Böylece ölümsüzle ölümlü arası varlıklar sayılırlar. suçlu değil diyor. eski Lykia'nın Ksanthos (bugün Kınık) şehrinde bulunan ün­ lü mezardır. pisliklerini bıra­ karak uçarlar. Harmonia. hepsini Harpya'lara kaptırır. Amphiaraos. Harmonia ile ilgili iki efsane vardır. biri Kharit'lerin dokuyup işledikleri bir elbisedir. Ki­ misi uzun ömürlü olur. Dardanos'la lasion'un kız kardeşi olarak gösterilen Harmonia Semendirek efsanele­ rinde rol oynar. bazı kay­ naklarda sözü geçen Kelaino da fırtınadan önceki gök kararmasını simgeler.. Autonoe ve Oidipus soyunun atası Polydoros'tur (İno. Birinde Harmonia. Harpya'lar asıl Phineus efsanesinde rol oy­ narlar (Phineus). Athena ile Hephaistos'un Harmonia'ya karşı. Argonaut'lar Trakya'ya uğra- . Ares'le Aphrodite'nin kızı olduğundan ötürü. bunlar İno. Ağaçların kesilmesini önlemeye çalışan. 18). Kadmos'un karısı Harmonia. Kreon — Yasaları yürütmek mi suçum? Haimon — Tanrısal yasaları çiğnemekle kendi iktidarını gölgeliyorsun! Hamadryades.. ba­ şaramayınca da keseni korkunç cezalara çarptıran ağaç perilerinin öyküsü anlatılır. Kadmos ona Zeus'un kaçır­ dığı kız kardeşi Europe'yi ararken Semendi­ rek adasında rastlamış ve sevmiştir. Düğünü de gene aynı görkemle Semendirek'te yapıl­ mıştır. Efsaneye göre uğursuzluğun ne­ deni. yaygın kanatlı. despotluk bu seninki. Adları "kapıp kaçanlar" anla­ mına gelen Harpya'lar. Bu armağanlar The­ bai şehrinin başına bela olmuş. Semele. Bu mezarın iki yanındaki kabart­ maların her birinde bir Harpya bebek gibi kundaklanmış bir ruhu kollarında taşır görü­ nür. halk mı? Haimon — Tek kişiyle devlet mi olurmuş. biri Thebai efsaneler zincirine. denge anlamına gelen adıyla Kharit'lerin biri sayılan Harmonia ile karıştı­ rılmıştır. Semele. yeme­ ğe oturur oturmaz Harpya'lar uçagelir ve ta­ baklarını boşalttıktan sonra. "on palmiye ömrü" yani dokuz bin yedi yüz yirmi yıl yaşarmış. bunu Harmonia'ya Athena (ya da Aphrodite) vermiş derler. canlı canlı bi­ tip büyümesinden zevk. Aphrodite ile Ares'in kızı. Agaue. hınç beslemeleridir. bazı efsane­ lerde uyum. sivri pençeli bir çeşit yırtıcı kuşlardır. Kreon — Devlet ona hâkim olanındır. kadın yüzlü. Okeanos kızı Elektra'nın Thaumas'la birleş­ mesinden doğan Harpya'lar çokluk iki olarak gösterilir: Birinin adı Aello (Kasırga). Bütün tanrıların hazır bulundukları bu düğünde geline olağanüstü armağanlar verilir. tabağında ne varsa. Trakya kralı Phineus işledi­ ği bir suçun cezası olarak kör olmuştur. Aktaion. hepsinin de kaderi olağanüstüdür.Haimon — Suçluları el üstünde tut demiyorum sana. Kreon — Bu kız suçlu değil mi şimdi? Haimon — Bütün Thebai bir ağızdan hayır. tanrı­ lar bir de bela salmışlardır başına. ağaçla birlikte demek) Hamadryad perileri. Labdakos). Agaue. Ama her iki­ sinde de Kadmos'un karışıdır (Tab. Bu inancı en iyi canlandıran anıt. anlaşıldı mı? Haimon — Sen ıssız bir çölün hâkimi olmalıymışsm. kesilmesinden ya da kurumasından sonsuz bir yas duyarlar.

Hepa-Hebe ise Tevrat'ta ilk insanın. ötekileri saray kadınları vermişti bana. Harpya'lar Pandareos efsanesinde de rol oynarlar (Pandareos). Buna karşılık Phineus'a rahat vermeye ve Gi­ rit'te bir mağaraya saklanıp bir daha görün­ memeye söz verirler. Orada kral kızı Hei­ lebie ile evlenir. 905) görürüz. ama Heilebie kocasından yana çıkıp babasını alt etmesine yardım eder. altın avluda. Daha sonraki kaynaklarda Hebe'nin nektar sunucusu olarak görevi Ze­ us'un kaçırdığı güzel delikanlı Ganymedes'e verilir (Ganymedes). Ama İlyada'da onu Athena ile Hera'nın arabasını hazırlarken (İl. kaldırıyorlardı altın tasları birbirlerinin şerefine. Boreasogulları Harpya'ları yakalayamazlarsa. IV. Aralarında Boreasogulları Kalais ile Zetes vardı ve bilici olan Phine­ us Harpya'lann ancak Boreas'ın oğullarınca yakalanabileceklerini biliyordu. Homeros destanla­ rında beliren bu karakteri sonraları tragedyalarca daha da abartılmış ve Hekabe çocukları­ nı bir bir yitirdikten. Hepat ya da Hepatu diye adlandırılan büyük güneş tanrıça Arinna'nın Yunancalaştırılmış adı ol­ sa gerek. Hcbe. Priamos Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gittiğinde kraliçeyi on dokuz çocuğunun anası diye tanı­ tır (İl. gözü dönmüş. Hitit yazıtlarında bu tanrıçaya "se­ dir ağaçlarının ülkesinde" tapınıldıgı belirtilir. Kaunos kralı onu dönüşünde ülkeden kovmak ister. Yunan efsanesinde pek önemli bir rol oynamayan Hebe'nin Yu­ nan öncesi bir tanrıça olduğu sonucuna varı­ labilir. yani kutsal evlenmedir.dıklarında Phineus Harpya'lardan kurtarılma­ sını dilemiş onlardan. Hebe'nin kendine özgü bir efsanesi yoktur. on dokuzu bir ana karnından doğmuştu. Oysa benim bahtım ne kadar kara. Çokluk en büyük tanrılar arasın­ da ve Anadolu'lu kaynaklarda görülen bu kut­ sal evlenme motifinden. ama tam yakalanacakken kız kardeşleri İris Boreasogullarının önüne geçer ve "Zeus'un hizmetçileri" Harpya'ları öldürmelerini önler. Lyrkos dünyayı dolaşıp kızı bulamayınca. Çocuğu olmaz. 1 vd. Asıl görevi tanrılara içki sunmaktır (İl. 722-731) ya da savaş dönüşü kardeşi Ares'i yıkarken (İl. XXVI. Hekabe ilkçağ yazınında doğurgan ve baht­ sız ana tipini canlandırır. Yunanca gençlik demektir. Hekabe Troya kralı Priamos'un karısı. Hebe. . Sedir ağaçlarının ülkesi Lübnan. kendileri ölecekti.): . V. V. onlarda Troya'lıların şehrine bakıyorlardı tepeden. Geldiği gün Akhaoğulları buraya oğullarım vardı benim elli tane.): Tanrılar toplanmıştı Zeus'un çevresinde. yalnız Herakles efsanesinde adı geçer: Güçlü yiğit öldükten sonra Olympos'a varıp ölüm­ süzlüğe kavuşunca Hebe ile evlendirilir. Argos'a boş dönmekten çekinir ve Karia'da Kaunos şehrine yerleşir. Dolaylı olarak İo efsanesine adı karışır: Zeus İo'yu kaçırınca. Karia'da Kaunos şehri kralının kı­ zı. korkunç yıkım ve lşkencelerine tanık olduktan sonra. Akhilleus'un ölümsüz atları Ksanthos'la Balios'u meydana getirmiş­ ler (Ksanthos. Filistin'dir. öteki Ege denizinin bir adasına sığınır. Heilebie. Zeus'la Hera'nın bu adı taşıyan kızları (Tab. Kovalamaca sırasında Harpya'lann biri Peloponez'de bir ırmağa düşer. Hebe ile Herakles'in evlenmesi simgesel bir anlam taşıyan bir "hieros gamos". yiğit oğullar yetiştirdim yaygın Troya'da. Bir efsaneye göre Harpya'lar rüzgâr tanrı Zephryros'la birleşip. 492 vd. 16). Hekabe (Latince Hecuba). Hebe. yani Âdem'in eşi ve bütün insanların anası olarak gösterilen Havva'nın ta kendisidir. Hektor. Ulu Hebe tanrı balı döküyordu herbirine. Kocası kısırlı­ ğının nedenini anlamak için tanrı sözcüsüne başvurmak üzere Kaunos'tan ayrılır ve yolcu­ luğu sırasında karısını aldatır. Bana karşılık. ama kalmadı bana onların hiçbiri. Paris. . Kassandra ve daha birçok çocukların anasıdır (Tab. Bu bakım­ dan Hepa-Hebe ile Ana Tanrıça arasında doğrudan bir ilişki kurulabilir ve Hepa-Hebe adının Kybele'nin çeşitli adlarından biri oldu­ ğu anlaşılır (Kybele). babası İnakhos kızının taliplerinden Lyrkos'a İo'yu aramasını buyu­ rur. Balios). Hitit yazıtlarında Hepa. 5) Olympos'ta eli her işe yatkın bir çeşit ev kızı­ dır.

gündüz yüreğimin ışığıydın bu şehirde. Phrygia'ü Ana Tanrıça Kybele'nin bütün ni­ teliklerini içinde taşır ve dile getirir Hekabe (Polydoros. babasının yalvarmalarını dinlemeyip de Akhilleus'la savaşta can verin­ ce. bir tanrı gibi selamladı yavrum onlar seni. kraliçe ve bütün halk dövünmeye. ey katı yürekli. cömert ve dini bütün bir ana olarak gösterilir (İl. Gözünün bebeği. . 253 vd. desteği. XXIV. Kimi efsanelerde onun ev­ lat acısına dayanamayarak gece. şarap içip serinlemesini ister.. 406 vd. gözümün bebeği. onu ağzına uzattığım günleri getir aklına. İlyada'da ilk karşımıza çıktığında Hekabe tatlı dilli. Polyksene. yiyecek seni çevik köpekler.). Hektor anasının. XXII. dışarda dikilme karşısına. Priamos yas belirtisi olarak başını toza. top­ rağa bular (İl.): "Hektor. oğluna baka baka haykırıyordu. Başladı Hekabe kadınlar arasında uzun bir ağıda: "Bak anana yavrum. nasıl? Gece. bizden uzak. ne ben ağlayacağım senin önünde. gündüz ulu­ yan bir dişi köpek haline dönüştüğü de ileri sürülür. Son­ ra bölümler boyunca Hekabe'nin sözü geç­ mez. unuturdun koynumda bütün dertlerini. talihsiz anana. yiğit oğlu Hektor'un ölüsü karşısına serilince de bagırmaz çağırmaz. Troyalı kadınların. Polymestor). sözümü duyarmış gibi. VI. kaderle ölümün elindesin şimdi". Troya'da bir çığlıktır kopar.. senin acını göreyim. doğal analık gücü­ nün simgesidir. saygı göster bu memeye. 83 vd. ta ki Batı kapılarının üstünden Hektor'la Akhilleus'un savaşını gözlemeye gelir. ama oğlu buna yanaşmayınca. burada sürünür görürüz. Kraliçe görkemini ve erdemini sürdürür. Anası da saçlarını yolup duruyordu. Troya'lı kadınların topluluğu içinde direnci yansıtan büyük bir varlık. çocuklarını da öldürür. gemilerin orada". surlarımızın içinde yenmeye bak şu domuzu. bundan böyle nasil yaşayayım ben. Atina'Iı şairin ona tragedya boyunca "Phrygia'lı" demesi boşuna değil. ama Anadolu kadınları gene bu sözlerle ağıt yakar ölen ana kuzularına. İzmir'li şair Homeros böyle canlandırıyor Hekabe'yi. canım oğlum. dövünüyor. korkunç bir öç alma eylemine girer ve Polymestor'u kör edip. yavrucuğum. Aradan birkaç bin yıl geçti. ama kızı Polyksene'nin gözleri önünde Akhilleus'un ruhuna kurban edilmesini. Hekabe'nin en küçük oğlu Paris'le ilişkisi ve onu karnında taşırken gördüğü düş için bkz. Hekabe düşmana gidip yalvarmaya kalkı­ şan kral Priamos'u akıl ve sağduyu adına alı­ koymaya çalışır. gir içeri. öldüğünü göreyim de. yatıyorsun evinde taptaze. ağlaşmaya başlar. Öldürürse seni bu adam. Atina'Iı tragedya yazarı Euripides ise onu "Troya'lı Kadınlar" ve "Hekabe" adlı tragedyalarının baş kişisi yapmış. O zaman da surlar dışında kalıp tek başına düşmana karşı koyan oğlunu içeri almak için şöyle seslenir (İl. başaramayınca gene tanrıla­ ra yakarış ve sunu sunma yoluna gider. onun dileğini yerine getirir: Athena tapınağına sunu sunmaya gider. bir döşek üstüne koymayacağız ölünü. 575 vd.): Şimdi sen. Savaştan şehre dönen Hektor'un biraz dinlenmesini. Bu tragedyalarda Hekabe yalnız değildir. dramını de­ rinliğine işlemiştir. XXII. ama yavrum. Ne var ki Euripides de Hekabe'yi akıl ve hak yo­ lundan ayrılmayan ulu bir kişi olarak gösterir.köpek gibi kudurup saldıran anaç varlığın simgesi olmuştur. erkeklerin gücü. fırlatıp atmıştı parlak başörtüsünü.. Bu oyunlarda Hekabe'yi Troya yıkıldıktan sonra köle olarak orada. ne cömert karın ağlayacak. üstelik de Trakya kralı Polymestor'a emanet edilen oğlu Polydoros'un da al­ çakça öldürülüp denize atıldığını görünce. bir köpek gibi havlamaz da Anadolu kadınına özgü bir ağırbaşlılık ve ha­ yal gücüyle canlandırır onu gözünde (İl. benzersin Apollon'un tatlı okuyla vurduğu insanlara. Paris. seni doğuran. sen onların büyük şanıydın sağken. katla­ nır ve bekler..): . kral.

notu­ na. sanı. Bereketli av sağlar onlara soylu tanrıça. keçileri. Belalı engin denize açılanlar da Başvururlar Hekate'ye ve yeri sarsan tanrıya. kimi yerde Diktynna ya da Britomartis diye anılan Ana Tanrıça'yı bu denli andırması Hesiodos'un ana yurdu ile ilgili görülmektedir. Ölüm-kalım savaşlarında Hekate Dilediği savaşçıya yardım eder. Hekate. Kurultaylarda saygın kralların yanındadır. Hermes'le sürüleri üretir ağıllarda: Öküzleri. Ünlü Gaia ile Uranos'un bütün çocukları Kendi paylarından pay vermişlerdir ona. destek bulur onda. Hekate.. Apollon ile Artemis'i üretir). Koios ile Phoibe'nin iki kızları olur: Biri Leto (ki Zeus Leto'yu eş edinip onunla iki büyük Olympos tanrısını. kalabalıklar içinde Kimi isterse onu parlatır Hekate. Anadolu'ya özgü bir tanrıça ve Efes'li Artemis'in belli bir niteliğini yansıtan ve baş­ ka adla anılan bir tıpkısıdır (Artemis). XI. Hekate'nin Titanlar kuşağında ne denli ayrı bir yer tuttuğunu Hesiodos'un Theogonla'sından öğrenmekteyiz. Akha'lar bu kızı Nestor'a köle olarak verirler ve İlyada'da onu Nestor'un ba­ rakasında hizmet eder görürüz (il. buna karşı­ lık Hesiodos'un Theogonia'sında büyük bir yer tutar. Ona bütün mutlulukları vermek elindedir. Kimin dileğini iyi karşılarsa o tanrıça Onun elde etmeyeceği şey yoktur. Binicilerden de dilediğine yardım eder. öbürü Asterie'dir (Leto. İnsanlar arasındaki yarışmalarda Tanrısal gücüyle işe karışır. Homeros destanlarında sözü bile edilmeyen bu tanrıça Theogonia'da ancak Ana Tanrıça Kybele ile kıyaslanabilecek ev­ rensel bir nitelik taşımaktadır. bugünkü Yatağan'a yakın olan Lagina'da (Lagina örenine en yakın ilçe Tur­ gut'tur) Hekate'nin çok ünlü bir tapınağı bu­ lunmaktaydı. Ozan. Hekate'ye Hesiodos pantheon'unda tanı­ nan ayrıcalığın nedeni bilginleri epey düşün­ dürmüştür. Acaba ozanın yücelttiği bu Hekate tapımını Hesiodos soyu Lagina'dan mı Yu­ nanistan'a getirmişlerdir? Bu konu daha bi­ limce aydınlanması gereken ve doğrudan doğruya Anadolu kültleriyle ilişkisi olan bir sorundur.. Görkemli bir yapı olan bu tapı­ nağın kalıntılarından birkaçı. eski Karia'da Stratonikeia'nm (Eskihisar) kuzeyinde. 6). Bilindiği gi­ bi. şerefi.He- . Metinde şöyle denir (415-450): Ölümsüzlerin saygısı büyüktür ona. 53 ve 1. Yunanistan'a yerleştiği Askra kasabasının yakınında ise Thespiai'da bir Hekate kültü bulunduğunu biliyoruz. 624. Zaferi kazanan alır güzel ödülü Ve şeref kazandırır yakınlarına. Olympos tanrılarıyla ilişkili olmayan. Bu konu için bkz/ "Hesiodos. Titanlar ku­ şağını saydığı parçanın sonunda Hekate'ye kırk altı dizelik uzun bir övgü düzmektedir (Theog. Burada yücelti­ len tanrıçanın kimi yerde Artemis. Homeros destanlarında hiç adı geçmez. hiçbir efsaneye adı karışmamış. Meydanlarda. Hesiodos ise babasının Ege kentlerinden Kyme'den Yunanistan'a göç­ müş bir göçmenin oğludur. Güzel saçlı Hekamede Troya savaşı sırasında Akha'ların Tenedos'a (Boz­ caada) yaptıkları bir baskın sırasında esir al­ dıkları kızdır. deniyor. ak yünlü koyunları Azaltır ya da çoğaltır gönlünce. Theogonia'nın başlangı­ cındaki Musa'lara Övgü'yü andıran bu parça­ da. Zeus. Dilediğine verir hıynıvı. 404-450). Hekate. Ölümsüzler arasında yeri büyüktür Hekate'nin Zeus gençliğin besleyicisi yapmıştır onu. Kim hoşuna giderse Hekate'nin Yardım görür ondan. 8). bu tanrıçaya kara­ larda. Hekate'yi "herkeslerden üstün tuttu" ve evrende onur paylarını tanrı­ lar arasında paylaşırken. Asterie). denizlerde ve göklerde bir yetki payı ayırdı. özellikle bazı kabartmalar İstanbul Arkeoloji Müzesinde korunmaktadır. Bu tanrıçanın karmaşık kişiliğini açıklamak­ ta bugünkü bilim de zorluk çekmektedir. XIV. Titanlar arasında Güneş Soylular diye anılan tanrılar soyundandır (Tab. ki­ şiliği epey gizemli bir tanrıçadır.Hekamede. Asterie Perses ile birleşip Hekate'yi doğu­ rur. Aslında He­ kate. Bugün yeryüzünde kurban kesen her ölümlü Hekate'nin adını anar yakarışlarında. Dik­ kati çeken bir nokta da tanrıçanın adıdır. eseri ve kaynakları" adlı kitabın s. Ya da tam başaracakları sırada Avlarını alır elinden canı isterse.

Homeros destanını gereğince değer­ lendirebilir. üç biçimli Hekate ve üç yüzlü bakire Diana adına başlar yakarışa (Dido). onun başka bir yan ve yö­ nünü simgelediği apaçıktır. Hekate Yunan varlığına sonuna dek yabancı kalmıştır. savaşçılarının karakterine ışık tutarak onları tarihteki benzerleriyle karşılaştırabiliriz. üstünde durulmaya değer bir konudur. Troya'yı savunan kuvvetlerin de sayımı. Vergilius'un "Aeneis" destanında Dido Aeneas'ı yanında alıkoyamayacagını anlayınca. burada ay tanrı­ çası.kate. burada Troya'ya saldıran orduların da. Bu görevi sonuna dek nasıl yerine getirdiği. Hekate kimi bölgelerde üç gövdeli bir heykel olarak imgelenir. Daha sonraki bölümlerde de örne­ ğin Lykia'lı önderlerin savunmada ne büyük bir yer tuttukları. Bütün bu sorumluluk ve yükümlülüklerdi ki onu Anadolu'nun ulusal savunucusu olarak diker gözlerimizin önüne. hem de günlük hayatında bir insan olarak canlandırır gözümüzün önünde. dökümü yapılır. tersine tarihi doğru değerlendirmenin bir örneği. Bkz. Troya savaşı denilen büyük çatışmaya bütün Anadolu'nun katıldığını metinlere dayanarak göstermeliyiz. saçları darma­ dağın olan bu kadın yüz tanrılar. Yüz Kollular. Troya'nın orta direği olan Hektor'un kişiliğini incelemeye girişmeden önce. Khaos. geceye ve karanlığa egemen bir varlık. İlyada Hektor'u hem savaşta bir kahraman. Bu üçlü karakteriyle Efesli Artemis'e ne kadar yakın­ dan bağlı olduğu. esin- . Paphlagonia. Troya savaşının gerçek niteliğini anlayabilir ve Boğazların kilit noktasında çar­ pışan güçlerin asıl amacı açığa vurulduktan sonra. Hekatonkheir'ler. llyada'da altmış kadar dize tutan bu parçada (İl. kendi çıkarlarını düşündüğü kadar onla­ rın da görüşlerini hesaba katmak zorundadır. dişi köpek ve di­ şi kurt biçimleri midir? Diana'nın kız. IV. Hektor. Yunanistan'ı yüceltmek. girişimidir. Bunu ancak böyle anladıktan son­ radır ki. II. özellikle İlyada Ati­ na'da ulusal destan olarak benimsenip de Atina'yı yüceleştirme amacıyla kaleme alındı­ ğı sanılan bu listede Yunanistan'dan gelme kuvvetlere çok yer verilip. onu kendine büyü yoluyla bağlamaya çalışır (Aen. kadın ve ay tanrıçası olarak üç biçimde canlandırıl­ dığını da biliriz. Hekate' nin bu üç kılığı acaba kısrak. Maionia ve Lykia'ya kadar bir yandan Karadeniz kıyılarına. Batı dünyasının Çanakkale Boğazından Mezopotamya'ya kadar uzanan Asya (bugün Küçük Asya deniyor) kıtasına ilk saldırışı. Destanda onun kadar derinliğine işlenmiş bir tip daha yoktur. Apollon'la Artemis'in başlıca sıfatların­ dan olan hekatos-hekatebolos. onların istek ve öğütlerine saygı göster­ mek.): Üstünde kendi ölüsünün yanacağı odun yığınını hazırlattıktan sonra. Pandaros). Erebos. 511 vd. 16) Anadolu'nun ilk ulusal kahramanıdır. giderek Hektor'u eleştirip ona yol gösterdikleri görülür (Sarpedon. sonra da Trakya'dan başka Mysia. Troya'nın savaş ortakları kısa geçildiği halde. asıl tapımma Roma'da rastlanır. bir belir­ tisi sayılabilir. uy­ garlık ve zenginlikte Batıyı çok aşmış olan Anadolu'yu ele geçirmek için ilk denemesi. savunmaya Anadolu'nun hemen her tarafından güçler katıldığı anlaşılır. 819-878) önce Toros bölgesindeki kentler ve ordu komutanları sa­ yılır. İlyada'nın ikinci bölümünde "Gemiler Kata­ logu" denilen bir parça vardır ki. bir Hekate rahi­ besine büyü formülleri okutur. dört bin yıl önceki Troya savaşıyla yakın tarihin Çanakkale sa­ vaşı arasında göze çarpan bir benzerlik vardır ve Hektor'u Mustafa Kemal'in atası olarak görmek yanlış bir yorum değil. çünkü Troya savaşı Homeros'un llyada destanından da anlaşıldığı gibi bölgesel bir karşılaşma de­ ğil. büyük ve sihri elinde tutan bir kara güçler ecesi olarak karşımıza çıkar. Anadolu'yı küçümsemek amacıyla düzüldügTı açıkça belli olan bu metin bile Troya savaşının Anadolu boylarınca ne denli benimsendiğini açığa vur­ maktadır. Leto'nun kardeşi olması da onun Yu­ nan din ve efsanesine sonradan gelme bir tanrıça olduğunu belli eder. Troya kralı Priamos'la kraliçe Hekabe'nin en büyük oğlu Hektor (Tab. Troya'nın kaderini elinde tutan Hektor bu savaş ortaklarına karşı sorumlu­ dur. Desta­ na sonradan katılmış. yani hedefi vuran anlamındaki kelimeyle ilgilidir (Apollon). Hemen söyleyelim ki üç. Onun kişiliği Akhilleus'unkinin tam karşıtıdır: Duygularını dışarıya vurmak. öte yandan Ak­ deniz'e kadar uzanan yaygın bir bölgenin ad: geçer.

): . 476 vd. düşünüyorum o zaman çekeceğin acıyı. Tolgasından Ürken yavrusunu gülerek kolla­ rına alıp öperken de şu dilekte bulunur koca Hektor.. Zeus'un sevdiği. Büyüğünü de. Kafama.tilerine kapılıp davranmak şöyle dursun. incele­ meliyiz. silahları da şöyle anlatılır (İl. Troya'lılarla en önde dövüşmeyi öğrenmişim. Hektor Troya savunmasının omuzlarına yük­ lediği ağır sorumlulukla kendi kişisel ve duy­ gusal eğilimlerini birbirleriyle bağdaştırmakta öylesine güçlük çeker ki. ne yapayım. 441 vd. Tolgası ışıldar. yurt içinde ölmeyi göze almış bit kahramanın ağzından böyle alçakgönüllü. içimden de gelmez. XXII. do­ kunaklı sözler duyunca gözyaşlarını tutamaz olur insan (İl. götürecek seni gözyaşları içinde. bu denli ince. karmaşık ve çetrefildir. XIII. hem kendime.): Ben de düşünüyorum bunları. tanrı­ sal. öyle ki o yaşadıkça. hem de sevgili olduğunu Andromakhe'nin kendi ağzından duyarız şaşa şaşa (İl. ama savaştan çekilirsem bir korkak gibi. bu yüzden arkada kalacak gözüm. Troya şehrinin koruyucusudur Hektor. O vakit ne Troya'lılann acısı umurumda olacak. 429 vd.. Anasını da babasını da çok sever ve sayar Hektor. Bu sevgiyi Hektor davranışlarıyla kazanmıştır. oynak tolgalıdır. ne var ki onl. şehre gelince dinlenip şarap içmek şöyle dursun. hem de kahraman olarak ele almalı.. 38-90). tunç temren dolanmıştı altın bir halkayla. onun içindir ki oğluna "Astyanaks" (şehrin efendisi) adını takmıştır halk (Astyanaks). herkese görevini hatırlatmakla yetinir (İl. iç bunalımlarının da destanda şaşılacak bir belirti olan sessiz monologlarla dile gelmesine yol açar. VI. 319. hem ana. Ares'in dengi. tunç zırhlı Akha'lılardan biri alacak hür gününü. kaim tunçla örülmüş. açığa vurmaktan çekindiği bu çatışma kendisinin modern an­ lamda bir tip. dallı budaklı. gi­ derek bütün bir toplumun sorunlarını içerdiği için.. On bir dirsek boyunda kargısı elindeydi. sıralar boyunca bir gidip bir geliyordu.) Baba ve koca olarak Hektor'un eşsiz bir davranışı vardır. yüreğime. Eşine hem baba. o ölecek olursa şehrin de tutunamayıp düşeceğine inanırlar. VI. savaş­ tıkça güven duyar kadın olsun. çok yönlü bir insana rastlanmaz hiçbir destanda. Troya erkeklerinden utanırım. giderek Zeus gibi akıllıdır. komuşum ben şunu: Elbet bir gün yok olacak kutsal llyon.. Destan kahramanları­ nın hepsi gibi Hektor da belli niteliklerle ta­ nımlanır: Çevik ayaklı. çağdaş anlamda olgun ve yetkin bir in­ san sayabiliriz Hektor'u İlişkileri bu bakım­ dan ele alınmaya değer. sessizce karşılar önerilerini. Köleliğe sürüklenirken çığlığını duymaktansa dağlar gibi toprak örtsün beni daha iyi. Hektor'a karşı büyük bir sevgi uyandırmıştır Troya 'ularda. Hektor'un eşsiz kişi­ liğini kavrayabilmek için onu hem insan. öğrenmişim atılgan olmayı. Surlar önündeki sahnede cevap bile vermez yalvarmalarına (İl. 802 vd): .). karıcığım. Güçlü ve merttir. ün kazanmak için hem babama. sevimli. En ince ay­ rıntısına kadar anladığı karısının üzüntüsünü nasıl paylaştığını da bir görelim (İl. yusyuvarlak kalkanını tutuyordu önünde. ya da sözlerini niçin dinlemediği­ ni anlatır onlara. önünde dört bir yana ışıklar saçıyordu. Benim üzüntüm sensin asıl. dra­ mı kendi içinde sessizce oluşur ve bu dram tek bir kişinin değil de. Ares'e benzeyen Priamos oğlu Hektor başlarındaydı. ne kral Priamos'un acısı. Bu güven ve bu inançtır ki.ıt duygusal nedenlerle onu görevinden alıkoy maya çalıştıkları zaman. kü­ çüğünü de öyle sayar ve sever ki. bütün bir ailenin. VI. bakamam uzun entarili kadınların yüzüne. hem kardeş. ne de kardeşlerimin acısı umurumda olacak. topluca sev­ gi gösterilerinin de yalnız Hektor için yapıldı­ ğını görürüz destanda. Priamos ve onun iyi kargı kullanan halkı. erkek olsun Troya'lılann hepsi. (Andr'omakhe). örnek bir insan. sık deridendi bu kalkan. VI. 264 vd. Parlak tolgası sallanıyordu şakaklarında. ne Hekabe'nin. VI. (1) İNSAN HEKTOR. bir roman kişisi olarak karşımı­ za çıkmasına.

buna karşılık da durmadan eleştiriye uğrar. Lykia'lıların önderi Glaukos Patroklos ile Sarpedon arasındaki savaşta Hektor Sarpedon'un öldürülmesini önleyemedi diye onu kınar. Kanlı silahlarla savaştan dönerken o. (2) KAHRAMAN HEKTOR. Ve Hektor'u biraz önce ağır yergilerle kına­ yan savaş ortakları. seni çapkın.): Ah kayınım benim. benim oğlumun. bütün soyuyla birlikte canım kentinin de yok olacağını bile bile. babasından çok daha üstün bu desinler. ey öbür tanrılar.Ey Zeus.. yavrumu. kafasızlıgıyla şeh­ rin yıkımına sebep olan adam. llyon'da bütün gücüyle hüküm sürmesini. Ben gidip göreceğim evdekiler!. kaymağım. Yiğitliği Akhilleus'un bireyci. ne kadar bilinçli ve insancadır! Hektor'un kahramanlık dramı Sarpedon'un ölümünden sonra başlar asıl. Buna karşın gene de yiğitçe dövüşür Hektor. Şöyle çıkışır ona (İl. Patroklos'u öldürür. beni çok sevsen de dinlemem seni. onunla dertleşmeye can atar. babası gibi güçlü. savaşa atılsın mı.. sorumluluk ve yükümlülük hep onun omuzlarındadır. Hektor herkese karşı yumuşak davranır. Troya'lılar arasında. dedi ki: Oturtma beni.. dayanılmaz kötülükler yapmış bir köpeğim ben. Troya'nın ışığı. yatıştırmak. Troya'lıları küçük düşürür ve ortaklarının artık bıkıp gitmeye hazır olduklarını bildirir (İl. ne de yüz karası olurdun başkalarına.): Seni alçak. ama Hektor güzel kadının uzattığı is­ kemleye oturmaz. bir daha da ya dönerim. Öbür Troyalılar gibi o da ka­ dını ayıplamaz.). • mutlu olsun anasının yüreği. Onlar benim yokluğumdan yakınmışlar. silahlarını soymak ve kendisi kuşandıktan sonra Akhil­ leus'un karşısına çıkmak yürekliliğini gösterir. atılmasın mı diye ikircikli­ dir. Büyük Hektor karşılık verdi. yardımcıları. biliyorum. gücendir­ memek onun tek başına görevidir. Ne kadar nan­ kör bir görevi vardır Hektor'un Troya sava­ şında! Ordulara yön vermek.. alsaydı beni. halkı gözbebeği bu kahraman kaderiyle pençeleşir durur. otur şu iskemleye. Patroklos Akhil­ leus'un silahlarını kuşanıp da ölüm saçmaya başlayınca. ne baş belası kesilirdin o zaman. 140 vd. 344 vd. Bu ölüm düşüncesi bir an olsun Hektor'un aklından çıkmaz. güven aşılamak. keşke. avut­ mak. VI. herkesi dinlemek. inatçı yiğitliğinden ne kadar üstün. Hektor başına gelecekleri anlar. seni ırz düşmanı seni! Hiç doğmaz olaydın keşke. bencil. bir an önce karısını ve ço­ cuğunu bulmaya gider. Troyalılara yardım etmek istiyor yüreğim. bir an arabasına binip kaçmaya bile ko­ yulur. Akha'ların eliyle tanrılar belki de yok ederler beni. nitekim onu yalnız Apollon korur. ama Zeus'un buyruğuyla o da kaderine bırak­ mak zorundadır Hektor'u. azarladığı Paris'tir. bir kızdığı. ya da bıraksaydı uğuldayan denizin içine. babası gibi kendini göstermesini nasip edin. bir tanemi. XVII. 38 vd. seni parlak oğlan. AkhilIeus tanrı Hephaistos'un kendisine yaptığı yeni silahlarla Orion yıldızı gibi alev alev ışın­ lar saçarak ilerlemektedir düşmanına karşı.. Ama bu konuyu Hektor'un kahraman­ lığını inceleyeceğimiz bölüme bırakalım. Helene. Karar onun. çünkü girişeceği sa­ vaştan bir daha dönüp dönmeyeceğini bilmez (İl. derdin en büyüğü senin başında. bir korkunç kasırga gelseydi. kardeşleri. suçlamaz. korkunç bir boğuşma içinde onun ölüsünü kaçırmak. savaş ortaklarını hoş tutmak. . O zaman da ortaklarının en ağır ve in­ safsız eleştirilerine uğrar. bir çapkın adamın. Oysa ken­ disi için savaşmaz Hektor. ölümünün yakın olduğunu bilir. Anamın beni doğurduğu gün. öbür tannlarsa pis pis düzenlerle Hektor'u aldatmakta yarışırlar âdeta.. III. güç esinlemek hep ona düşer. Paris'i savaşa çağırmak için şehre geldiğinde Helene onu alıkoymak ister. Oysa bu savaş başka türlü bir savaştır. Hektor Helene'ye karşı uygarca ve centil­ mence davranır. Bu sözler üzerine Hektor savaşa döner. güzel kadın da onu herkesten çok sayar ve sever. Tanrı­ lara güvenmenin de ne kadar yersiz olduğu­ nu sezer. ya dönmem. ya da kalaydın ölümüne dek evlenmeden. bu belayı sayamayaca­ ğını. mert olmasını. soyunun ve kentinin başına getirdiği belayı savmak için dövüşür. bir dağın tepesine atsaydı. sevgili karımı göreceğim. Gel.

kadınlarından utanıyorum. XXII.): Kaderim beni kıskıvrak bağladı işte. söz versem. Bir de desem mi paylaşalım hepsini bu şehirde nemiz var. XXII. uğursuz bir kader rmhlamıştı onu l/yon'un dışında Batı kapılarının önüne. koca karınlı gemileriyle Aleksandros'un Troya'ya getirdiği her şeyi. kentini kur­ tarmak için canını kurtarması için. kargımı da duvara dayayıp. Ve en azından iki bin yıl sonra doğacak olan ro­ man türünün belli başlı bir öğesine örnek ola­ cak monologuna şöyle başlar Hektor (İl. Çılgınlık ettim de ne oldu. demirden bir yüreğin var göğsünde. Gene de kıyasıya dövüşmek düşer bana. Hektor'un son sözü de şudur: "Senin ne olduğun yüzünden belli. dosdoğru çıksam mı kusursuz Akhilleus'un önüne. O sırada İda da­ ğının tepesinde tanrılar dernek kurmuş. ölenin bedenini geri versin yakın­ larına. diyeceğim. Troyalı ihtiyarlara. yok ettim ' halkımı. Zeus altın terazisini kurar. güçlü tolgamı bırakıp bir yana. yanaşmaz hiçbir antlaşmaya. Onu görünce bir titremedir alır Hektor'u. binlerce korkulu göz önünde oluşan bir ölüm-kalım yarışı. hesaplaşmayı. vereceğiz. kıydı halkına. anlar aldatıldığını (İl. İlyada'nın en ünlü sahnele­ rinden biri de açılır gözümüzün önüne: Hek­ tor önde. yasaya. Bakalım Olympos'lu kime bağışlar ünü". bir kadın gibi öldürebilir beni o. saygı gösterecek mi? Silahsız gidersem böyle çırılçıplak. tanrısal Akhilleus'un baş kaldırdığı o uğursuz gece buyurmuştu bana. mülkü. yalnız Athena Hektor'un kardeşi Deiphobos'un kılığına girerek yiğide yanaşır. Troyalılan şehrin içine al. Surların üstünden ihtiyar Priamos. Ant içireceğim. Çok daha iyi olur karşı durmak Akhilleus'a. hepsi sığınmışlardır Troya surlarının içine (İl. tekmil mallarını da. Hakka. Paris'le Apollon bir gün seni. yiğit de olsan. 99 vd. öldürecekler Batı kapılarının önünde". desem. ' duysun gelecekteki insanlar bile. 303 vd. dinlememiştim onu. her şeye son veren ölüm kapladı bedenini. En iyisi tez elden paylaşmak kozumuzu. Ama ses çıkmaz artık Hektor'dan. -Bunlar kavgamızın başı değil mi?Alın. yollandı Hades'e. Akhilleus arkada üç kez dolaşırlar Troya şehrini.): "Yazık bana. ya öldürüp onu dönerim geri. Hektor ölecektir. bakar ki yok. Oysa ne­ rede Akhilleus. XXII. desem. gençliğinden koptu. gücünden. girersem surların içine. Ama yüreğim ne diye oyalanır böyle şeylerle? Ona karşı olduğum gibi gidersem bakalım acıyacak mı bana. Hektor inanır. uğramayasm tanrı lanetine. Ama uyanık ol. perişan Hekabe boşuna yalvarır dururlar bu kez Hektor'a ölüme meydan okumaması. bir yiğitlik göstereyim de öyle öleyim. 5 vd. Aslan gibi saldırır. bir kefesine Akhilleus'un ölümünü koyar. kendi içinde yap­ maktadır artık tartışmayı. boyuna düşünmek de ne. desem ki geri vereceğiz Helene'yi de. ilkin Pulydamas yağdırır ayıbı başıma. Tanrılar işte o anda el çe­ kerler Hektor'dan. Troya'nm erkeklerinden. insan saygısına güveni vardır Hektor'un son demine dek. Ama Akhilleus'un ret cevabıyla karşılaşır (Akhilleus). Böyle enine. Can verirken bir daha yalvarır Hektor Ak­ hilleus'a ölüsünü Troya'lılara geri versin diye. ama bir antlaşma yapılmasını ister ki kim öl dürecekse. götürün bunları Atreus oğullarına. karşı durur düşmana. desem saklamayacaklar şehirde hiçbir şeyi. ya da onun elinden şanla ölürüm şehrin önünde.Troya'lı savaşçıların hepsi çil yavrusu gibi da­ ğılmış. başlar koşmaya. Hektor böyle düşünürken Akhilleus yakla­ şır. demişti. nemiz yok. Söyler söylemez Hektor bu sözleri. Hektor Deiphobos'u çağı­ rır. kaldırır teraziyi. bakarız ki Hektor'un kurası ağır basıyor. bütün malı. kaderine ağlaya ağlaya . Uçtu canı gövdesinden.) : Bir Hektor duruyordu olduğu yerde. göz­ lerler ve tartışırlar olayı. dinleseydim keşke. bir kefesine Hektor'un. Benden değersiz biri bir gün ya derse ki: Gücüne çok güvendi Hektor. kendisini destekleyecekmiş gibi ya­ par. ikiye bölecekler. Yoksa göbekli kalkanımı.

Akhilleus'un. en arı ve en canlı olarak destanlarında canlanmak­ tadır. gözyaşı içinde götürdüler Hektor'un ölüsünü. Hepsi geldi bir araya. Troya ovasındaki savaşın en kızgın bir anı­ dır-. Hektor'un ölüsüne ve seyirci kalan bahtsız Troya şehrine yaptığı işkence dillere destan olmuştur: Hektor'u arabasına bağlar. hepsinin yanaklarından iri yaşlar dökülüyordu.): Dokuz gün odun taşıdılar yığın yığın. toz. yanıma gel kızım. Helena'yi yaratan Homeros'tur. Onun içindir ki. Ölümlülere parlak şafak sökünce onuncu günü. gece. onlar yığdı başıma kan ağlatan savaşı. ekli kocaman taşlarla ördüler üstünü. Helena'nın kişili­ ğinde ilkçağ Yunan dünyasının güzele düş­ künlüğü dile geldiği gibi. otur şöyle. toprak içinde. bu tip en duru. verdiler ateşe. Kemikleri alıp kodular bir altın kutuya. Priamos da tatlı tatlı konuşur Helene ile. bu in- . Akhilleus. yedi kez dolaştırır Troya şehrinin çev­ resinde. çocuklarımızı belaya sokmasa". 111. eski kocan. Doğuyla Batı arasındaki bu çapta bir çatışma­ ya etken olabilmesini ahlakdışı görüp. Priamos). Apollon. erguvan rengi yumuşak örtülerle sardılar kutuyu. Yüzüne bakan ölümsüz tanrıçalara benzetir onu. Bu korkunç man­ zaraya tanrılar bile dayanamaz. Ne var ki bu uygarlık. dostların. böylece bu bitmez tükenmez savaş kendi­ liğinden sona erecektir. Başlarında Troya kralı Priamos olmak üzere ihtiyarlar Batı ka­ pısının üstündeki kulede savaşı seyretmekte­ dir. hısım. dostları ak kemikleri. tanrılar asıl. mezar bitmeden Akha'lar saldırmasın diye. Bir mezar tümseği olunca toprak kabara kabara. Menelaos'la Paris teke tek savaşa girişe­ cekler ve kazanan Helena'yı alıp götürecek­ tir. Birden Helene görünür (İl. bir davranış akla gelmez ve böylesini yaklaşık üç bin yıl önceki bir metinde bulmak şaşırtır insanı. Bence suçlu sen değilsin. kişiliği de son­ suz tartışmalara yol açarak. Bundan daha uygarca. Ama gene de binse gemiye keşke gitse. daha insanca bir gö­ rüş. dört bir yana. efsanelerine girişmeden. sonra tapladı kardeşleri. Aphrodite yağlar sürerler bedenine. Sarar sarmaz indirdiler derin bir çukura. topluluk kuruldu. gitse de. Boğazlara karşı yükselen Anadolu kalesine nasıl gömmüşler Anadolu'nun bu ilk özgürlük kahramanını (İl. bu güzelin Homeros destanlarında nasıl karşımıza çıktığını bir görelim. güzeller güzeli Helena (ya da Homeros'un deyimiyle Helene) bin bir masal ve öyküye kahraman olmakla kalmamış. 154 vd.): Helene'nin görünce çıktığını kuleye şu kanatlı sözleri söylediler usulcacık: "Troya'lılarla Akha'lartn. koydular yığınların tepesine. Dinleyin bakın. öyle ki sonraki yorumlar bile hep İlyada ve Odysseia'da atılmış anlatım temellerine dayanır. şöyle seslenir: Buraya. akraban. bizi. Hele­ na'nın kaçırılması olayını olduğundan başka türlü anlatmak yoluna gitmişlerdir. Yunan efsanelik kişilerinin en ünlü­ sü. böyle bir kadın için yıllardır acı çekmeleri hiç de ayıp değil. gözcüler diktiler çepeçevre. Gül parmaklı şafak sabah erken parlaymca. toplanıp bir güzel kutladılar çok ünlü şöleni Zeusoğlu kral Priamos'un sarayında. ünlü Hektor'un ölüsü çevresinde toplandı bütün halk. söndürdüler ateş gücünün sardığı her şeyi. 784 vd. azgın yiğit de geri verir ölüyü babasına (Apollon. sonunda Priamos'u elinden tutarak götürürler Akhilleııs'a. Hektor'a yakılan ağıtlar ve Hektor'un cena­ ze töreniyle kapanır İlyada. güzel ve iyi. gör bak işte. gerisin geri döndü hepsi şehre. gündüz bekçilik ederler ölüsüne. parıldayan şarapla söndürdüler odun yığınını. Helena. Helena'nın öyküle­ rine. İşte böyle yapıldı atları iyi süren Hektor'un cenaze töreni. Nitekim Homeros'tan sonraki şair ve yazarlar (aralarında Platon da vardır) bir kadının bunca savaşlara. XXIV. ahlak değerleri arasında­ ki karşıtlık da yansımaktadır. yani es­ tetik değerlerle etik. çeşitli görüş ve yönlerden yorumlanmıştır. Sonra bir mezar tümseği yapmaya başladılar.

Üstün bir tavrı. Ona da aynı pişmanlıkla yakınır (İl. sevgili kaytnbabam. 172 vd. iyi bir ev kadını ve sevgi dolu bir ana gibi görü­ lür. İşte Özetle Homeros'un Helene'si. Telemakhos da Helene'ye bundan böyle bir tanrıça gibi tapa­ cağını söyler (Od. kendinin de eleştlı meşini yapar (Od. Çık.). acı­ larını paylaşan insanca bir davranışı vardır. Ancak Homeros'un ro­ mancıdan farksız derin psikolojik görüşüyle anlaşılabilir. en can­ dan konukseverliği Helene'den görür. Ama de­ diğimiz gibi. hem saparım seni. kaba. Paris'i Menelaos'la teke tek savaştan ka­ çıran tanrıça Aphrodite'nin çağrısına uymak istemez. Tanrıya böylesi hakaret başka hiçbir metin­ de görülmemiştir. halkoyunu ve Helena'nın başkalarınca eleştirilmesini de İthake çobanı Eumaios'un ağzından yapar (Od. 2 6 1 vd. Paris'in yatağına dönmekten tiksinir ve tanrıçaya karşı gelecek kadar yiğit ve yü­ reklidir. ayrıl tanrılar yolundan. Paris'i eleş­ tirir. 399 vd. Klytaimestra'nın da tanrıyla bir ilişkisi ol­ mayıp Tyndareos'un kızı olduğu söylentisi de vardır (Leda. Yumurtadan çıkan kızı Leda kendi çocuğu gibi büyütmüş. III. 104 vd. Nemesis'in doğurduğu yumurtayı çobanlar bulup Leda'ya getirmişler. Helene. Telemakhos babasını aramaya çıkıp Menelaos'un sarayına varınca. Homeros Helena üstüne söylenecek ne var­ sa hepsini söylemişti.). Priamos'un söz­ lerine şöyle karşılık verir (İl. Leda bir (ya da iki) yumurta doğurmuş. "ölümlü" babası Tyndareos'tur. kara ölüme razı olsaydım keşke. Zeki kadın onu kendi çocııgııymuş gibi kucaklar. bunca insanın dizlerini kıran bu kadının kökü kurusaydı. (1) DOĞUŞU. odasında hanım hanımcık kumaş dokuyan. Homeros destanlarında bilinmeyen bir efsane.). dert edin kendine onu. neden hep baştan çıkarmak istersin beni? Söylesene. III. kızını düşünen ve özlem çeken bir ka­ dındır. okşar. en sıcak. can yoldaşlarımı bırakmasaydım.. günün birinde bir kaz oluvermiş. oğlunla buraya gelmeseydim keşke evimi barkımı. bak eriyip gidiyorum gözyaşı döke döke. En eski metinlerde bu böyledir. Akha'larsa sert. "Köpek gözlü" der kendine. hısım akrabamı. kendi eliyle işlediği bir yaşmak verir ve so­ nunda büyüler delikanlıyı. ötekinden Klytaimestra ile Kas­ tor çıkmış diyenler de var. Efsa­ nenin başka anlatımları vardır: Zeus bir kuğu kuşu biçiminde Leda'nın kendisine yanaşmış­ tır. Odysseia'da Helene saygın bir kraliçe. Dioskur'lar). eski ko­ casını. Zeus'la Leda'nın ki zıdır. Nesnel düşünceyi. XV. sonunda da karısı yapsın seni. Klytaimestra kız kardeşi ve Dioskur'lar. Paris'in yanına kendin git yerleş hadi. ona tekmil acılarını unutturacak bir ilaç verir. babası Odysseus'la ilgili bir sürü anı sayar. Priamos'a ol­ duğu kadar Hektor'a da sevgisi ve saygısı bü­ yüktür. 342 vd. beni daha uzaklara. şirin Meionia'nın bakımlı bir iline götürmek mi? Oralarda. Telemakhos'u anlayan. ölümlülerden bir adamın mı var ki?. ona bak. VI. meydan okur ona (İl. Kendi kendini suçlar.ı özetleneceği gibi büyüdükçe büyümüştür. 12). Helene tam bilinçli bir insandır. Phrygia'ya. Helene bir Troya'lı gelin olmuştur. (2) EFSANELERİ. bir daha ayak basma Olympos'a.): Gene mi sensin. olayların da. o nazlı büyüttüğüm kızımı. sever. Helene'nin Lekadai- . güzelim nakışlar yaparken yurdunu. Nemesis. Kastorla Polydeukes'in doğdu­ ğu.): Senden hem korkarım. birinden Helene ile Polydeukes. Zeus'tan kaçan öç tanrıçası Nemesis dünyayı dolaşmış ve biçimden biçime girmiş. Sonrala­ rı efsane değişmiş ve Leda'nın yerini Nemesis almıştır. bir tek yumurta­ dan Helene.sanlık yalnız Troya'lılara vergidir. hodbin. yani Kas­ torla Polydeukes erkek kardeşleridir (Tab. bundan Helene çıkmış. Homeros'un çizdiği He­ lena portresine kimse bir şey ekleyememiştir. 68): Afi şu Helene bütün soyu sopuyla yok olaydı keşke. niyetin ne. ya kölesi. IV. Zeus da bir kuğu kuşuna dönüşüp yaklaşmış ona. XIV. Böyle olmadı ne yapalım ki. tanrıça. her yazar Helena portresine bir şey katmak istemiştir ve efsanesi aşağıd. Yunan deyimiyle barbar­ dırlar.

Yalnız Akhilleus daha evlenecek çağda olmadığı için talipler arasında değilmiş. IV. yok Fenike'de Sidon şehrine uğradıkları. göz kamaştırıcı mallar da alıp götürür. güzel kadını kaçırır. Öyle olmuş ve Helene Menelaos'u seçmiş. Paris de Helene ile baş başa kalın­ ca. Kassandra gibi Heienos da Apollon tanrının gözdesidir. Odysseus ona bir öğüt vermiş: Helene kocasını kendi seçsin. Priamos'la Hekabe'nin oğlu. Theseus'un Helene'yi kirletmediği söylenir. Bu efsanelerde Helena Yunanlıların çıkarına yardım eden ve bu uğurda Troya'ya her türlü kötülüğü yapan hain ve belalı bir kadın rolündedir. Theseus'la arkadaşı Peirithoos'un yeraltı ülkesine inişlerinden faydalanarak Dioskur'lar gelip kız kardeşlerini geri almışlar. İki sevgilinin Troya'ya kadar olan yolculuğu üstüne kaynaklar çeşitlidir: Üç günde Anado- lu kıyılarına vardıkları. ama seçmeden önce bütün talipler seçeceği adamı korumaya. anlamış ki günah işlemiştir ve ilk şiirini ikinci bir şiirle düzelttikten sonra gözleri açılmış. Yunanistan'da ne kadar kral oğlu. Öç Güzeller yarışmasında Aphrodite Troya'lı gence Helene'nin aşkını söz ver­ mişti (Paris). Paris Helene'yi baştan çıkarmakta güçlük çekmemiş olacak. Bu­ nu Euripides "Helene" adlı tragedyasında iş­ lemiştir. öbür yazarlar da bu­ nu pek açıklamazlar. Akha'lara kapıları açar ve Troya katliamını kö­ rükler. Paris'i Helena'dan yoksun etmek için tıpkı Helena'ya benzeyen bir kadın yaratmış ve Paris'i bu Helena görüntüsüyle Troya'ya göndererek. 16). bir başkasına göre 99 kişiymişler. Tarihçi Herodotos bu anlatımı benimser. Helene ona gönül verip kaçırılmaya razı oldu mu? Homeros da. Menelaos onu bir süre konuklar. yani kendi bir şiirini yalanlamasına dayanmaktadır. sonra Menelaos ge­ lip onu almış. bir söylen­ tiye göre 29. Helene Lakedaimon'da mutlu bir ömür sü­ rerken. babası Tyndareos başı­ na iş açacağa benzeyen kızını evlendirmek is­ temiş. bir efsaneye göre ona bir çocuk yapmış ve bu da Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı diye geçinen İphigeneia imiş (îphigeneia). sonra kendisi Girit'e. ne ka­ dar yiğit varsa hepsi istemişler güzellerin gü­ zelini. gerçek Helena'yı Hermes'in kı­ lavuzluğunda Mısır'da kral Proteus'un yanına yollamış. VI. Talipler kalabalık gelmişler. yanında hazineler.mon'da Artemis'e sunu sunarken Atina yiğidi Theseus'un saldırısına uğradığı ve kaçırıldığı öyküsüdür. Bütün bu uydurma efsaneler Homeros'un çizdiği Helena portresini karıştırmak ve boz­ maktan başka bir işe yaramamıştır.). ne yapacağını bileme­ miş. ı ao . İlyada'dan sonraki efsanelerde oynadığı rol onu Homeros destanlarındaki kişiliğinden başka bir kişilikle gösterir. Sözde Hera güzellik yarış­ masında Aphrodite'ye yenilmeyi sindirememiş. Paris Troya'dan konuk gelmiş Yuna­ nistan'a. Helene'yi kandırdı mı. sonra da gözleri kör olmuş. yüzyılda yaşayan şair Stesikhoros'un "palinodia"sına. Nitekim Helene'yi geri vermek söz konusu olunca hep bu mallardan da dem vurulmaktadır. Yurduna dönünce. ge­ rekirse savunmaya ant içsinler. çünkü arkasında Aphrodite vardı ve tanrıçanın buy­ ruğu. Ö. sonra Menela­ os'u evine alarak Deiphobos'u öldürür. Bir süre son­ ra. Paris'ten sonra Deiphobos'la evlenir. Efsanenin amacı Helena'nm namu­ sunu kurtarmaktır. 219 vd. yalnız Odysseia'da Helene'nin dönüş yolunda Menelaos'la birlikte Mısır'a uğradıklarından söz edilir (Od. Söylentiye gö­ re Stesikhoros Helena'yı kınayan bir şiir yaz­ mış.. Helena da Troya savaşının sonuna kadar Mısır'da kalmış da. Katreus'un cenaze törenine gitmek zorunda kalır (Katreus). Tyndareos şaşırmış. istemiydi bu. Helena üstüne uydurulan mistik bir efsane­ de de Helena'nın Akhilleus'la evlendiği ve ölümsüzlüğe kavuşup Karadeniz'de Leuke (Beyaz) denilen bir adada yaşadığı anlatılır. Helena'nın Mısır'da kaldığı ma­ salı İ. Theseus kızı anası Aithra'nın yanına bırakmış (Aithra). Ama asıl şaşırtıcı bir efsa­ ne. uzun bir süre Kıbrıs'ta kaldıkları anlatılır. Ne var ki Paris Helene'yi tek başına kaçırmaz. Odysseus'a bu hizmetine karşılık İkarios'un kızı Penelopeia'yı vermişler (îkarios). Homeros destanlarında böyle bir öykünün izine bile rastlanmaz. Heienos. Atina'lılar Helene'yi kabul etmek istemedikleri için. Priamos'un en küçük oğlu da armağanını almaya gelmişti. Helena bir­ çok yerlerde tanrıça gibi tapım görürdü. Kassandra'nın ikiz kardeşi (Tab. Helene'nin Mısır'da kalışı efsanesidir.

Akha'lar Pelops'un ke­ miklerini ve Palladion'u ele geçirirlerse. Yorgun atlarını Okeanos sularında yıkadıktan sonra doğudan batıya aynı yolu ertesi günü gene izler. Heliades (Heliosoğulları). 76. Helenos'a değgin efsaneler asıl İlyada'ya konu olan olaylardan sonra başlar. Nitekim Homeros'un Odysseia destanın­ da bile Helios yardımcı bir tanrı sayılır ve Odysseus'un arkadaşları sığırlarını kesince kendi öcünü kendi alamaz. Kolkhis kralı Aietes. birçok çocuğu olur. Troya'lı önder Antenor'un oğlu. Hekabe ile birlikte Trakya'ya gitmiş ve anası acısından bir köpek haline ge­ lince. şehir düşecektir. XII. Od. Yeryüzü Okeanos ırmağı üstünde yüzen bir tabak gibi tasarlandığı için Helios'un gece batıda batıp sabah doğudan dog­ ması olağan sayılırdı. Zo­ ra ve rüşvete dayanamayan Helenos şu üç koşulu bildirir: Akhilleus'un oğlu Neoptolemos savaşa katılır. Selene (Ay) ve Eos (Şafak) (Tab. Helika­ on kardeşleriyle birlikte Troya yıkımından kurtulur ve Antenor ve Pulydamas'la birlikte kuzey İtalya'ya göçer (Antenor). Helios. Helios güçlü kuvvetli ve çok yakışıklı bir de­ likanlı olarak canlandırılır. Heliosogulları Güneş tanrının Rhodos adlı nympha'dan olan yedi oğludur (Tab. Başı. Aietes'i tahtından atan. Phaeton Zeus'un yıldırımıyla vurulunca Helios kızları içi­ ne düştüğü ırmak kıyısında gözyaşı döke dö­ ke kavak ağacına dönüşmüşlerdir. 260 373) . Olympos'lu Apollon'dan ayrı bir tanrı ya da doğal bir güç. Güneş tanrı ile Okeanos kızı Klymene'nin çocukları. Titanlar so­ yundan olan Helios. üç göksel varlık meydana getirirler: Helios (Güneş). Helenos küsmüş ve İda dağına çekil­ miş. VII. VI. Bunlar hep sonradan uydurulmuş ve Troya kral soyuna leke getirmek için Yunanistan'da düzülmüş masallardır. onu Trakya Khersonnesos'unda (Geli­ bolu yarımadası) "Köpeğin mezarı" denilen yerde gömmüş. Paris ölünce. Priamos onu da öbür oğulları gibi hor gö­ rüp tersler (İl. Sonra Neoptolemos'un yanı­ na sığınmış. Akha'ların bilicisi Kalkhas. Phaeton da Helios'un oğlu sayılır. bazıları Istanköy. o ölünce karısı Andromakhe'yi almış da onunla bir oğlu olmuş. ama günün birinde aralarında anlaşmazlık çıkıp birbirlerine düştüklerinden. Helikaon. XXIV. saç biçimin­ de ışınlarla çevrilir. Gözyaşlarından amber taneleri meydana gelmiştir. Helena'ya kimin koca olacağı tartışıl­ mış. Bundan sonraki öyküle­ ri de karışıktır: Şehir düştükten sonra ölüm­ den kurtulmuş. dinsel konularda da Hektor'a öğütler verir ve Hektor yaşadıkça yiğitçe çarpışır. savaşta da. dönüşümleri bu so­ nuçlarının cezaısı olmuş (Phaeton). 44. Gaia ile Uranos'un çocukları Hyperion ve Theia birleşirler. Söylentiye göre Phaeton'a Güneş'in araba­ sıyla atlarını veren.ikisine de tanrı bilicilik yetisini vermiştir. Helenos'la küçük kardeşi Deiphobos ta­ lip çıkmışlar. bazıları da analarının adını verdiği Rodos adasında kala­ rak orada Lindos. Helios'a Rho­ dos adlı nympha Heliosogullarını doğurur. En eski inançlara göre Helios ateş saçan çok hızlı atların çektiği ara­ basıyla her sabah Şafak'tan hemen sonra Hindistan'dan yola çıkıp gökteki yörüngesine girer ve akşam da Okeanos ırmağına dalar. Phaeton'un kız kardeşleridir (Tab. Odysseus onu bulmak ve ağzından söz almakla görevlendirilmiş. böylece yok olmasına yol açan Helios kızlarıymış. Ama agabeysi öldükten son­ ra. Başka bir efsaneye göre tahta atın yapılıp surlardan içeri alınmasını salık ve­ ren de Helenos'muş. Troya'nın ancak Helenos'un bildireceği koşullar altında düşeceğini söyleyince. herbirinin olağanüstü bir kişiliği ya da talihi var bu çocukların: Büyücü Kirke. Okeanos'la Tethys'in kızı Perseis'le evlenir. 4 ve 8). Hepsi usta gök bilginleriymiş. bazıları Midilli. ama yeğeni Medeia'nın eliyle öldürülen Perses. İlyada'da "bilicilerin en iyisi" diye sözü geçen Helenos. Priamos'un kızı Laodike'nin kocası. Minos'un karısı Pasiphae. ya­ ni güneşin ta kendisi sayılır. Helios. 8). Gök bilimi ilerledikçe güneşi simgeleyen Helios'un önemi azalmış­ tır. Vergilius "Aeneis" destanında Helenos'u Epir bölgesinde kral olmuş ve İtal­ ya'ya gitmek üzere oradan geçen Troya'lıları iyi karşılar gösterir. Heliadai (Helios Kızları). 249). 8). Zeus'a başvur mak zorunda kalır (bkz. Klymene de Helios kızlarını. İalysos ve Kamiros şehirle­ rini kurmuşlar. Ama Priamos Deiphobos'u se­ çince.

Ölüm 'ün kardeşi Uyku 'yu. Hellen'lerin. Olympos'luya karşı gelmek çok zor. öteki içeride. yani bütün Yunan ırk ve boylarının atası sayılan efsanelik kişi. Biri konağa girerken öteki çıkar. I. Topallığının nedenini Ilyada'da kendi anlatır: Troya savaşı konusunda Zeus'la Hera arasında kopan bir kavgayı yatıştırmaya çalı­ şır ve Hera'ya şöyle der (İl. Ama hiçbirinin elinden gelmeyen işler gelir Hephaistos'un elinden: Her türlü madeni iş­ leyip olağanüstü güzellikte eserler yaratması­ nı başarır topal tanrı. Poseidon Helle'yi sevmiş. Khaos'tan çıkma Erebos'la Nyks'in. 927 vd. bunlar da Dor. topallığı yüzünden anası Hera'dan neler çektiğini anlatır. örneğin Aphrodite ile Ares'in gizlice se­ viştiklerini (Od. şarap tanrı da Hephaistos'u bir eşeğe bindirip öyle getirir Olympos'a. yakaladıydı beni bacağımdan. anası­ na gönderir. körlerin gözünü açar vb. Biri ellerinde götürür ışığı sayısız gözlerine insanların. Ve Hephaistos en usta sanatçısı oldu gökler tanrısı Uranos torunlarının. görmek istemem dayak yediğini. batan günle. öteki Uyku'yu taşır kollarında. 586 vd. Zeus'la Hera'nın yatak odası. ama bir efsaneye gö­ re. Aither (Esîr) ise onun kardeşidir. Hephaistos hem topaldır. I.)-. çıkmayı beklemektedir. Dionysos'u gönderirler. (1) DOĞUŞU. Hellen. Seni çok severim. 20). yeryüzünde. Hesiodos'a göre Nyks ile Hemera Tartaros'ta. Çanakkale Boğazına adını veren Helle'nin efsanesi Argonaut'lar bölümünde anla­ tılmıştır (Argonaut'lar). Hesiodos süreci şöyle-anlatır (Theog. o her şeyi gö­ rür. ha çıktı ha çıkacak. Hera topal oğlundan utandığı için onu dokuz yıl Okeanos ırmağının yanında saklamıştı (İl. sisli karanlığa bürülü belalı Gece. Bu niteliğiyle Olympos tanrıları arasında tektir. İon ve Akha boylarının ataları sayılır (Tab. Hera onu kendi kendine doğurmuştur (Tab. Hel­ len. Ksuthos ve Aiolos diye üç oğlu olur. bu yüzden de hor görülür tanrılarca. Zeus ile Hera'nın oğludur. Orada buluşup selamladır Gece'y/e Gündüz tunçtan büyük eşiğe ayak basarken. 270). Bir anlatıma göre Helle denize düştükten sonra tanrı Poseidon tarafından kurtarılmıştır. (Orion). ama oturur oturmaz da zincirler onu kıskıv­ rak sarar. Hera da tahtın üstüne oturur. Bir gün sana yardım etmek istedimdi hani. Hephaistos.).): . VIII. Helle. Hephaistos. Tufan­ dan sonra Tesalya'ya yerleşir ve bir dağ nympha'sı olan Orseis'le evlenir. işliği şöyle tanımlanır demirci tanrının (İl. yani yeraltında buluşur­ lar (Theog. Tanrılar ünlü topalı görünce kahkahayı atarlar (İl. Olympos tan­ rıları Hephaistos'u çağırmak zorunda kalır­ lar. attıydı tanrısal eşikten aşağı. onunla birleşerek üç çocuk anası yapmıştır onu. Thetis Hephaistos'un evine gelince. yuvarlandım gittiydim tam bir gün.): Aldırma anacığım. kurtulamaz bir daha. Deukalion'la Pyrrha'nın oğludur. birazcık canım kalmıştı. 5). Düştüydüm Lemnos adasına. hem çirkin.Helios dünyanın gözü sayılır.): Hera tanrıça kimseyle sevişmeden. Sintiler yerden kaldırdılardı orada beni. Olympos tanrılarının evleri onun usta ellerinden çıkmadır. Gündüzü ve gün ışığını simgele­ yen Hemera. Ama Hephaistos aynı öyküyü başka türlü anlatır îlyada'nın bir başka bölümünde: Thetis oğlu Akhilleus için yeni silahlar istemeye gelince demirci tanrıdan. tanrılarda gürül gürül bir kahkaha (coptu. yani Gece'nin kızıdır. Doros. Hemera. bağrına taş bas. XVIII. sık dişini. Tepem atsa bile koşamam yardımına. yalnız öfkeden ve kocasına hıncından ünlü Hephaistos'u doğurdu kendi kendine. Hephaistos'u yaratmış. Zeus'un Athena'yı kafasından çıkar­ masını kıskanmış da. (2) NİTELİĞİ. Aiol. 599): Kojtu durdu oradan oraya soluya soluya. ne yapayım. 369 vd. 748 vd. 394 vd. XVIII. Hephaistos bunun öcünü anasından alır: İçine zincirler sakladığı bir taht yapıp. ikisi hiç bir arada olmaz içeride: Hep biri dışarıda.

Bu eşsiz parçayı. bayağı işlere bir bakın! Zeus'un kızı Aphrodite hor gördü beni. her işime engel olmak onun huyu. Hera'yı kocası Zeus'un ağzından dinleyelim (İl. sonra gene gerisin geri eve dönsünler diye. gizli kapaklı yapar ne yaparsa. üstündü öbür ölümsüzlerin evlerinden. her zaman ve özellikle za­ manımızda örneklerine çok rastlanan varlıklı ve benci! burjuva kadınını simgeler. beni dünyaya getirmeselerdi! Hephaistos Erikhthonios efsanesinde de rol oynar (Erikhthonios). Prometheus'u Kafkas dağının tepesine o çıkartır (Prometheus). düzen kurar. Körük/erin/ateşin içinden çekti. Hephalstos'u körükleri arasında çalışır buldu. çıkarlarını daha ileri bir kültürün simgesi Ege ve Anadolu'ya karşı sa­ vunan. hazırdı. İlyada'da Kharit'lerden Kharis. yani Zarafet'in kendisiyle evli olarak gösterilir (İl. "ak kollu" ya da "altın tahttı" diye nitelenen Hera (yahut Here) tipik bir Grek tanrıçasıdır. dövüyordu bağlarını. Güzellikten hiç nasip al­ mayan Hephaistos aşktan yana da pek talihli olmamıştır. bu se­ fer de İki sevgiliyi '»fll.Gümüş ayaklı Thetis Hephaistos'un evine vardı.il İçine alacak bir yatak yapar. Hera. ama ne tuhaf ki İonyalı koca şairin çizdiği Hera portresi tutunmuş. kan ter içinde gidip geliyordu o yandan bu yana. babamda. Lemnos'a gidiyormuş gibi evinden ayrılır ve dönüşünde Ares'le Aphrodite'yi kıs kıvrak bağlı bulur. Troya savaşını tuttuğu Akha'lardan yana çevirebilmek için Zeus'u baştan çıkarıp uyul tuktan sonra. Ünlü topalın avaz avaz ba­ ğırarak dile getirdiği öfke onun kişiliğini açığa vuracak niteliktedir (Od. bir entari giydi. çevik ayaklı diye. Bütün kusurla­ rıyla kadını canlandırır Hera-. hınç ve geçimsizlik havası yan­ sıtan sevimsiz bir tanrıçadır.): Soluyan topal yaratık örsten uzaklaştı. 306 vd. Yunanistan'da yaratılan efsanelerinde aynı tiple karşımıza çıkmaktadır. onları yapıyordu Hephaistos. şoy. Dırdırcı. sevdi Ares'i. silah ve yet­ kilerini kötüye kullanmaktan çekinmez. kabahat anamda. sevdi onu. sevgi ve nef­ retleri hiçbir mantığa dayanmaz. inatçıdır. Hephaistos mucizeler ya­ ratan bir ustadır. İlk kadın Pandora'nın bedenini kilden yontan odur (Pandora). şu gülünç. çıktı topallaya topallaya kapıdan dışarı.): Zeus baba ve hep var olan öbür mutlu tanrılar gelin. Hephaistos Akhilleus için yeni silahlar yap­ maya söz verince. 382). yakışıklı. Değil bir tanrının. topladı tekmil araçları gümüş bir sandıkta. tunçtan. aldı eline koca bir değnek. kabahat bende değil. yaldızlı bir evdi bu. kin. çarpık bacaklı tanrı yapmıştı bu evi. güçlü boynunu. Dayayacaktı onları sarayının dik duvarına. XVIII. ama hiç­ bir işi açık değildir. topalım diye hor gördü. kinim. (3) EFSANELERl. Zeus'un eşi. kendi kendilerine girsinler diye tanrıların toplantısına. XVIII. kıs­ kanç. yüzünü. cılız bacakları seğirtiyordu altında. bir işli halkaları vardı takılacak. Hephaistos tanrılar arasında odur: Sa­ natın ve işçiliğin yüceliği simgelenir onlarla. hiçbir çalışan insanın böyle canlı bir tanımlanması bulunmaz ilkçağ yazınında. hasır altından su yürütür. yok olmaz. sakat doğmuşsam. din ve dünya görüşlerini.): . bu yüzden kişiliği ve efsaneleri hep bir kavga. görülmeye değer şeylerdi bunlar. 407): Çok değil Here'ye öfkem. Bir süngerle sildi iki elini. üçayak yapıyordu tam yirmi tane. hırçın. birden uyanan tanrı şöyle çıkı şır karısına (ti. Daidalos insanlar arasında neyse. Homeros'un Odysseia desta­ nında ozan Demodokos Aphrodite ile evli olan Hephaistos'un başına gelenleri anlatır: Ares'le aldatıldığını bilen topal tanrı bir za­ manlar anası Hera'ya yaptığı taht gibi. 14 vd. her üçayağın altına altın tekerlekler koymuştu. Homeros destanlarında "inek gözlü". VIII. kıllı göğsünü sildi. daha da üstün ve şaşırtıcı bir metin olan Akhilleus'un silahları­ nın anlatılması izler. tanrıların kraliçesi ulu Hera'ya bu damga­ yı basan Homeros'tur. yani Yunanistan yarımadasının ırk. 4 1 0 vd. işe koyulması şöyle anlatı­ lır (XVIII. Hesiodos Kharit'lerin en kü­ çüğü Aglaie (parlak anlamına gelir) ile evlen­ diğini söyler. Yirmi tane üçayak bitmiş. XV. ben­ zetmek gerekirse.

yatalım gel. Zeus buna da çare bulur: Tanrılar. Sonra sayar bir bir yattığı ölümlü ve ölüm­ süz kadınları. Her neyse. güneş bile onu geçip göremez bizi. tanrısal toprak yumuşak bir çimen saldı. o bahçeden gelen altın elma­ ları da Gaia Hera'ya düğün hediyesi olarak vermiştir. Zeus'la Hera evlenmeden de sevişmişlerdir. o da ma­ sum tavırlar takınarak. Hesiodos'a göre. Böyle dedi.. insanlar görecek diye korkma. Öbür tanrılar da aşağı yukarı Zeus gibi düşünürler. Hera. çözülmez bir altın zincir vurmuştum ellerine. ne olur Here. Tanrıların tanrısı oğlu Ares'te anasının kusurlarının tıpkısını görür (Ares). Anasını. gidip dag başında onunla sevişmeyi ge­ çirir aklından. kültte de sık sık tekrarlanır bir motiftir.). her şeyi keskin ışıklarıyla gören güneş bile. En büyük tanrı çifti arasındaki kutsal düğün (hieros gamos) efsanelerde de. Hera ses çıkarmaz. ama içine bal damladığı besbellidir. sarmaş dolaş olalım yatakta. sarıldı.. Epey naz eder. Okeanos'la Tethys tanrılarının yanında geçti­ ğini İlyada'da kendi anlatır (İl. bir örs bağlamıştım iki ayağına. sonra Aphrodite'den sevgiyi tutuştu­ ran büyülü memeligini ister. HAYAT ÖYKÜSÜ. Unuttun mu seni havalarda astığım günü. Bu kötülüğün meyvesini sen toplayacaksın önce. İlyada'da İda dağı­ nın Gargaros tepesindeki birleşme sahnesi de böyle bir kutsal düğündür. babası Zeus'a karşı korumaya çalışan Hephaistos bile Hera'dan neler çektiğini unutamaz (Hephais­ tos). Destanın bu eş­ siz parçasını özetlemeye değer (İl. Anası Rheia Titan'lar savaşı sırasında inek gözlü tanrıça Okeanos'la Tethys arasında çı­ kan bir kavgayı yatıştırmak için batı kıyılarına gitmek ister. yola gelmez Here. Zeus dayana­ maz. XIV.. doyasıya. taptaze lotos bir halı serdi toprakla aralarına. savaş dışı ettin tanrısal Hektor'u. Zeus dünya egemenliğini paylaştıktan sonra. seni bir güzel pataklayayım da gör. bugüne dek ne bir tanrıçaya. savaşı filan unutup açığa vurur duygula­ rını: Sonra da gidersin oraya. söylerse öbür tanrılara? Bir daha ayak basarnam senin evine. Zeus tanrıçalar arasında Hera ile son olarak evlenmiştir. Zeus eşine nereye gittiğini sorar. Okeanos kıyısında de­ niz tanrıları çiftini barıştırmaya gittiğini ve ön­ ce kocasına haber vermek.. biz uyurken gider. dedikodudan korkmasını Zeus gibi biz de hayretle karşıla­ yalım. 5). altın gibi bir sisle örterim dört bir yanımızı. ana. sonra da kusar. 200 vd. bulutlar arasında. 152353): Hera kocası Zeus'un İda dağından Troy.ı savaşını yönettiği ve basanını] Tro- ya'lılarda olduğunu görür. ne bir kadına karşı yüreğime akan aşk böyle altüst etmedi beni. ne yüzle çıkarım bu yataktan dışarı? Hera'nm sıradan bir kadın gibi kendi koca­ sıyla yatmaktan çekinmesini. ondan izin almak için buraya geldiğini söyler. . bunu önlemek için. Zeus Hera'ya bu cezayı Herakles'e ettiği kötülük yüzünden vermiştir. uğrattın orduyu bozguna.Amma da düzen kurdun. Hera çocukluğunun dünyanın ucunda. Hera'yı kendine eş alır. öyle bir aşkı ilk birleştikleri gün duymuştu. Kronos'la Rheia'nm kızı ve Zeus'la öbür Olympos'lu tanrıların kız kardeşidir (Tab. Hera da Okeanos kıyılarında bu­ lunduğu sırada elmaları kendi eliyle Batı Kız­ larının bahçesine ekmiştir. utangaç tavırlar takınır: Korkunç Kronos oğlu. Babası Kronos onu da doğar doğmaz yutar. onu da göğsüne taktıktan sonra Uyku tanrıyı baştan çıkarır ve onunla birlikte Gargaros doruğuna varır: Bulutlar devşiren Zeus onu gördü. görür görmez aşk sardı düşünceli kafasını. göz göre göre? Ya hep var olan bir tanrı görürse bizi. (1) DOĞUŞU. ama sonra da düğünleri törenle kutlanmıştır. asılı kalmıştın havalarda. Bir efsaneye göre bu düğün Batı Kızlarının (Hesperides) bahçe­ sinde olmuştur. aldı karısını koynuna. XIV. ne biçim söz çıktı ağzından? Yatağa yatıp sevişmemizi nasıl istersin ida dağının tepesinde. gider odasında önce bir güzel süslenir. babalarından gizli çıktıkları gün yatağa.

lo. Bu ad. Bugün de Kazdag'ın tepesine çıkın. Eurystheusogullarını da ezme­ ye çalışır. Helene kadın olarak neyse. Üç Güzeller yarışmasında birinciliği kazanamaması Paris'e ve Troya'ya dinmez kinin bir nedenidir. Heraklesoğulları bu yüzden oradan oraya sürünür. He­ rakles de erkek olarak odur. He­ rakles köledir. onlara karışır. arala­ rında otlar fışkıran tepsi gibi serilmiş. tanrı vergisi kuvvetinden de zevk duymaz. 13). Herakles. (1) ADI. İnsanın do­ ğaya karşı yenilmez saldırma ve dayanma gü­ cünü simgeler. . Bu sırada Porphyrion ona tutulmuş ve elbisesinin ucu­ nu yakalayarak onu kendine çekmek istemiş­ tir. Heraklesogullarının Yunanistan'da tutunması Dor ırkı­ nın Peloponez'i ele geçirmesinin efsane ala­ nına yankısıdır. İlk ve en büyük kurbanı. Asıl adı Alkides. sümbüllerden. tanrıçanın lo'ya bekçi koyduğu Argos'un yüz gözünü simgelermiş (Argos). Hera Argonaut'lar seferinde Argo gemicile­ rine yardımda bulunmuş. çıldıracak gibi olur. Göz göz tüyleri. Ne var ki yalnız Yunanistan kral aileleri değil. Herakles öl­ dükten sonra. öfkesiyle izler onları. öte yandan Akhilleus'un anası Thetis'i kıskandığı halde.safranlardan. kahramanlıkları zorla yaptırılır. Bir efsane Menelaos'u ölümsüz kıldığını anla­ tır (Menalaos). ömürle­ ri boyunca kini. tersine onu dizgine vuramadığı için. Ama böylece büsbü­ tün arınıp ölümsüzlüğe kavuşur. koca­ man. yahut Heraklesoğulları. yani dedesi Alkaios'tan gelme bir soyadıdır. (2) EFSANELERİ. Dionysos ve Tityos efsanelerinde. istemeyerek suç işler ve dengeyi bir türlü bulamayıp kendin­ den geçer. çiçek olarak zam­ bağı severmiş. sonunda Atina'da yiğit Theseus'tan yardım görürler ve düşmanlarını bir bir yenerek Yunanistan'da ve özellikle Peloponez'de egemenliği ele geçirirler. soyunun He­ rakles'in Omphale ile birleşmesinden meyda­ na geldiğini ileri sürer. dümdüz taşlar görürsünüz ve bu aklı ye­ şilli halıların üstünde tanrıların seviştiğini ge­ çirirsiniz aklınızdan. Herakles kor. Herakleidai. Hera'nın doğrudan doğ­ ruya efsanesi yoktur. insafsız bir efendinin buyru­ ğunda ömrü boyunca çalışmak onun kara ka­ deridir. Yaptığı işler hep iyiye dönük­ tür. yiğidi ata olarak benimseyen birçok soylara verilmektedir (Tab. Roma'da Hera tanrıça İuno ile bir tutuldu (tuno). ama Zeus Hera'nın buluttan bir görüntüsünü yaparak onu aldatmıştır (Prophyrion. Yemiş olarak narı. Güçlü yiğidi üst üste kahramanlıklar yapmaya zorlayan Hera'dır. Ne var ki Grek boylarının ve özellikle Dor'ların kahramanlık görüş ve anlayışlarını kişiliğinde toplayan Herakles bir çeşit ulusal kahraman olmuştur. yalnız Herakles'in oğullarına ve torunlarıne değil . Devlere karşı savaşa katılmıştır. İksion da Hera ile birleşmek istemiş. Kızı Eileithyia ile doğumlara gözcülük eden tanrıça Hera'nın en sevdiği kuş tavus kuşu­ dur. Roma kralı Tarquinius da Herakles'in bir oğlunu atası olarak kabul ederdi. Tam işleri bitmişken korkunç bir yanlışlık yüzünden ca­ yır cayır yanar ve ölür. uzanıverdi ikisi de halının üstüne. îksion). Anadolu ve İtalya'da da ba­ zı soylar Heraklesoglu adını almışlardı. Herakles'e bü­ tün işleri. îno ve Athamas. Adı Herakles'in bile "Hera'nm ünü" anlamı­ na geldiğini ileri sürenler bile vardır (Herak­ les). Herakles adının "Hera'nın ünü" anlamına geldiğini İle ri sürerlerse de "heros" yani kahraman sözcüğü ile ilişkisi daha akla yakındır. hele bu aşklardan doğan çocukların yakasını bırakmaz. onu büyüttüğü için oğlu Akhilleus'u tutar (Thetis). o sıra Zeus devi şimşekle yere sermiş. Teiresias'ı kör etmekte rol oynar. doğanın insanın başına saldığı afet ve musibetleri yok etmekle insanlığa sonsuz iyili­ ği dokunur. tatlı bir halı. tehlikeli geçitleri geçmelerini sağlamıştır (Argonaut'lar). Sonra Pythia ka­ hini adını değiştirir. Oysa kendisi trajik bir kişidir: Kahraman olmayı kendi seçmemiştir. İlk doğduğu günden beri peşini bırak­ mayan Hera'nın kin ve öfkesi son demine kadar da rahata kavuşturmaz onu. buluttan çiy damlaları akıyordu pırıl pırıl. Örne­ ğin Lydia kralı Kroisos (Karun). Alkmene'nin Zeus'tan do­ ğurduğu Herakles'tir. ama Zeus'un aşklarında rol oynar. yani Yunan ve Latin mythos yazarlarını sonsuzca esinleyen efsanelik bir kişi. Epaphos. sardı onları güzel bir altın bulut.

On sekiz yaşında Amphitryon'un sürülerini beklerken. Alkmene'yi de aldatarak elde eder. Sonra yaban domuzu­ nun peşine düşüp onu bir ağ içinde yakala­ mış. Iphikles avaz avaz bağırdığı halde. Eurystheus yiğidi küçük düşürmek için bu ağılları temizlemesini bu- . Linos da güzel saz çalmasını öğretirler. He­ rakles de aylarca izlemiş canavarı. Böylece Perseus soyun­ dan ilk doğan erkek Herakles değil. Thespios da karşılık olarak elli kızıyla yatmasını sağlar yiğide. Bundan sonra Thebai'lileri haraca kesen Orkhomenos kralı Erginos'la dövüşüp onu öldürmüş. Suçla­ rının kefareti olacak bu on iki yıllık hizmeti başarıyla sona erdirirse. Herakles'in anası Alkmene de. sekiz aylık olup ikizi İphikles'le birlik­ te beşiğinde yattığı bir gün iki kocaman yılan gönderir çocukları boğmak için. Typhon'la Ekhidna cana­ varlarından doğma bu aslan Yunanistan'da Nemea bölgesini kasıp kavuruyormuş. Aşağıda saya­ cağımız işleri Herakles yalnız kollarının gücü ve silah olarak elinden hiç ayırmadığı topuzuyla başarmıştır: Nemea aslanı. Delikanlılık çağına gelince boyu boşu ve gü­ cü olağanüstüdür. Stymphalos gölünün kuşları. kol­ ları arasına almış ve elleriyle boğmuş. Herakles zehir sa­ çan kafalarını bir bir koparmış ve ölümsüz olan kafasını da kocaman bir kayanın altına gömmüş. Elis kralı Augias'ın ahır­ ları dağ gibi üst üste yığılan gübreden kullanıl­ maz olmuş ve gübresiz kalan toprağı da bet bereketini yitirmişti. tunç ayak­ lı bu geyik Apollon'la Artemis'in koruduğu si­ hirli bir hayvanmış. Amphitryon). insanlar üzerinde büyük bir egemenlik kuracaktır. Bin zorla yüzdüğü postunu da kendine zırh etmiş. Thebai kralı Kreon ödül olarak kızı Megara'yı vermiş yiğide. Altın boynuzlu. Thespios'un yanına sığın­ mış ve kendini bu suçlarından arındırmış. Gene Arkadia'da Stymphalos gölünün üstünde gagala­ rıyla pençeleri tunçtan. Yiğit kendine gelince. Athena tanrıça Herakles'e bu kuşları ürkütmek için ziller ver­ miş. yiğit onu okları ve topuzuyla alt edemeyince. Zeus. Kyreneia geyiği. Hera kızı ebe tanrıça Eileithyia'ya onu yedi aylıkken hemen doğurtur ve Alkmene'nin do­ ğumunu geciktirir. Eurystheus'a vermiş.(2) SOYU. Bu kızlardan elli tane oğlu ol­ muş (Thespios). Herakles onu tam bir yıl kovalamış. Lerna ejderi. Eurystheus bu hayvanın kendi­ sine diri olarak getirilmesini buyurmuş. Aynı ge­ ce Alkmene Herakles ve İphikles'e gebe kalır (Alkmene. Bir gün at adamlarla tartışmaya girip birçoklarını öldürmüş. (3) HAYATI. kendi çocuklarını bir bir öldürmüş. Eurystheus hayvanı görünce korkusun­ dan bir fıçının içine saklanmış. O sırada Sthenelos'un karısı yedi aylık gebeydi. Herakles yılanlara sarılır ve her elinde bir yılanı boğazından sıkıp bo­ ğar. Eurytos ok atma­ sını. öiümlü babası Amphitryon da Perseus'la Andromeda soyundandırlar (Tab. babasının ve kral Thespios'un ülkesinde korku salan Kithairon aslanını öldürür. ama günün birinde Hera yiğidin cinnet getirmesini sağla­ mış. Herakles üstün bir eğitim görür: Amphitr­ yon ona araba kullanmasını. Eurystheus olur (Eurystheus). insan etiyle beslenen korkunç kartallar varmış. o sırada da dağdaki at adam Pholos'un konuğu ol­ muş. Herakles de oklarıyla canavarları öldür­ meyi başarmış. Dokuz kafalı bir yılan olan "hydra" adlı ejderi Hera Argos bölgesindeki Lerna bataklığına salmıştı. ölümsüzlüğe kavuşacakmış. Arkadia'nın Erymanthos dağında korkunç bir yaban do­ muzu varmış. Alkmene'nin atası Danae ile birleştiği gibi. 13). Bu kadından da epey çocuğu olmuş Herakles'in. sonunda okla yaralayarak onu ya­ kalamış ve omuzlarına yüklenerek götürmüş. Zeus'a söz verdirir ki Perseus soyundan ilk doğacak çocuk. Augias'm ahırları. Apollon kâhini Pyllıi.ı aracılığıyla yiğidin gidip Eurys- theus'un hizmetine girmesini bildirmiş. (4) HERAKLES'İN ON İKİ İŞİ. ama Hera bununla da yetinmemiş. Ne var ki avdan her gece yorgun argın dönen yi­ ğit yatağına giren kızların hep başka olduğu­ nu anlamamış. Hera Herakles'in elinden haklarını almakla kalmaz. Alkmene gebe kalır kalmaz tanrıça Hera ona karşı korkunç bir kıskançlık beslemeye başlar. Erymanthos yaban domuzu.

Diomedes'in atları. kadın kılığına sokup yün eğirmesini sağlar. Sparta'ya karşı bir saldırıya girişir vb. Kaynatası Oineus'un şarap sunucusu Eunomos'u kaza ile öldürdükten sonra. Cebelüttarık boğazını geçer ve anı olarak geçit yerine iki sütun diker (Cebelüttarık boğazına Yunanlılar Herakles sütunları derlerdi). Hera'nın Zeus'la evlenirken düğün hediyesi olarak aldı­ ğı bu büyülü meyveleri Batı kızlarının bahçe­ sinde nympha'lar ve bir ejder korumaktaydı.) Batı kızlarının altın elmaları. ya da başka bir anlatıma göre Olympos dağında vahşi hayvanlara par­ çalatır. onu öldürüp ölüsünü atlarına yedirir. Herakles de Alpheios'la Peneios ır­ maklarının yataklarını değiştirerek sularını oradan geçirip temizlemiş ortalığı. Herakles Diomedes'le çarpışır. Libya çölünü geçerken Helios'a fazla sıcaktan ötü­ rü kızdığı için tanrıyı oklarıyla tehdit eder. yiğitten Amazon'lar krali­ çesi Hippolyte'nin büyülü kemerini ister. Orada boğa serbest bırakıldıktan sonra Marathon kapıla­ rında Theseus'un eline geçmiş. ora­ da bağlı bulunan Theseus'u kurtarır ve Kerberos köpeğini alıp yeryüzüne kaçırır. Laomedon'un kızı Hesione'yi deniz canavarının elinden kurtarır. ama başarıları bununla bitmez. Yiğit böylece dev Geryoneus'u. Batı kızlarının bahçesini bulur. Herakles de kralı oğullarıyla birlikte öldürmüş. Herakles Okea­ nos ırmağını geçmekte güçlük çeker. Kerberos'un ölüler ülkesinden kaçırılma­ sı. Sonra da ehlileşen hayvanları Mykenai'ye getirir. yiğit öç alacağını söyleyerek Troya'dan ayrılır (Laomedon. Herakles onu aldatarak ka­ çar ve elmaları Athena'ya adar. sürülerin bekçilerini öldürür ve sığırlan alıp götürür. Dönüşte yiğit Troya'ya uğrar. Ama bu iş için sürülerinin onda birini vereceğini söyle­ yen Augias sözünde durmamış. ülkeyi aç­ lıkla karşı karşıya bırakıyordu. Hesione). Eurystheus bu azmanı görünce ödü kopar. Gervoneus'un sürüleri. Olympos tanrıları­ nın devlere karşı savaşlarına katılır. çilesi de tüken mez. Herakles oralara kadar gelir. Okeanos ırmağının bir adasında Geryoneus büyük sığır sürülerini otlatmaktay­ dı. Girit kralı Minos bir beyaz bo­ ğasını Poseidon'a kurban etmek istememişti. Trakya kralı Diomedes'in insan eti yiyen atları varmış. Yiğit oklarıyla onu yaralayınca Nessos öl meden Deianeira'ya büyülü bir iksir verir Trakhis'e yerleşen Herakles Eurytos ve oğullarını öldürmekle sözünde dıurmayankralı ce- . Herakles öfkeye kapıla­ rak Eurytos'un oğlu İphitos'u öldürür. tanrı da öç almak için bocayı kudurtmuştu. İtalya ve Trakya yoluyla Yunanistan'a döner ve sürüleri Eurystheus'a verir (Geryoneus. Dünyanın batı ucunda. ama Laomedon söz verdiği atları teslim etmeyin­ ce. Sonra Kalydon'a gidip Deianeira ile evlenir. Bunlar Herakles'in başlıca on iki işidir. Herakles'in başardığı en zor iş budur. yiğit de köpeği Hades'e geri götürüp bırakır. gene sür­ güne gitmek durumuna düşer. ama kral bu yarışmanın ödülü olan kızı İole'yi ona vermez. ama dünyanın yükünü bir daha omuzlarına almayı istemez. onu arındırmak istemeyen kral Neleus'a karşı savaşır. Hermes ve Athena'nın yardımıyla. Herakles Nereus'tan izlemesi gereken yolu öğrendikten sonra. Augias'tan öcünü alır. Bu suçtan arınmak için Lydia kraliçesi Omphale'nin hizmetine girer: Bu kadın Herakles'i köle haline getirir. hiçbir ölümlü­ nün geri gelmediği yeraltı ülkesine iner. giderken karısı Deianeira at adam Nessos'un saldırısına uğ­ rar. Eurystheus'un kızı Admete. ama önce talibi ırmak tanrı Akheloos'Ia dövüşmek zorunda kalır. Dev altın elmaları getirir. Hayvan Girit ekinlerini yok ediyor. orada dünyayı omuzlarında taşıyan At­ las'ı bir süre bu yükünden kurtarır ve elmaları almaya gönderir. sonra kral Eurytos'un düzenlediği bir ok yarışmasını ka­ zanır. Omphae'den kurtulunca Troya'ya gi­ dip Laomedon'u öldürür. Amazon'lar kraliçesi Hlppotyte. Güneş de ona Okeanos'u geçmek için altın sandalını verir.yurmuş. Girit boğası. Thebai'ye dönüşünde birinci karışı Megara'yı arkadaşı Ioalos'a verir. Ares'in Hippolyte'ye armağanı olan bu ke­ meri almak için Herakles Amazon'lar kraliçe­ sini öldürmek zorunda kalır. Galya. Ne var ki bu sırada yiğit Kalydon avına ve Argonautlar seferine de ka­ tılabilir. Herakles bu azgın boğayı boynuzlarından yakalayıp Yuna­ nistan'a götürmeyi başarmış.

Hermes. gene masum bir bebek gibi kundağına . ancak öykülerine yerli bazı öğeler katılmıştır. Yolda bir ihtiyara rastlar. Örneğin Cacus adlı devi ve ülkesine gelen yabancıların canına kı­ yan kral Faunus'u öldürdüğü anlatılırdı. Zeus Maia ile Arkadia'nın güneyinde Kyllene dağının bir mağarasında buluşmakta ve sevişmektedir. hem de di­ şi olduklarını. Çok içen. Hermes'in asıl efsanesi doğuşu ve ömrünün ilk günleriyle il­ gilidir. Dei­ aneira haberi alınca kendini asar. ka­ buğunu boşaltır ve koyun bağırsağından yedi tel gererek bir gitar yapar. Herakles'in adı hemen her destan ve şiirde geçerse de. akşam olur olmaz kundağı­ nı çözer ve ayakları üstüne basıp olmayacak serüvenlere girişmek üzere yola çıkar: Magarının önünde bir kaplumbağa görür. sözünde durmayanları cezalandıran.). Kıskanç­ lık içinde kıvranan Deianeira da ona Nessos'un kanına bulanmış iksirle ıslattığı gömle­ ği gönderir. ama hırsızlığı belli olmasın diye inekleri gerisin geri götü­ rür. Zeus'un oğlu Herakles'i kaçırıp Olympos'a götürdüğü ve Hebe ile evlendirip ölümsüzlüğe kavuşturduğu anlatılır. ondan güzel sesler çıkarmakla eğlenir. Bir süre sonra Maia bir çocuk doğurur. Şölen. böylece Yunanistan yarımadası­ nın atası sayılmıştır. Kutsal inekleri bir mağaraya kapattıktan sonra. insanın başına gelen afet ve belaları alt edip yenen yiğitlik ve yüreklilik simgesidir. bir bakıma da gül­ dürücü efsane homerik denilen. Tutar inekleri Kyllene'ye doğru sürer. Bu eşsiz ve şaşırtıcı. ama doğduğu gün Hermes olağanüstü işlere girişmekle ka­ fa gücü ve yetenekleri tanrıların hepsini aşan üstünlükte olduğunu gösterir. insan­ ların en ilkel çağlarda hem erkek. gi­ der. Erkek ve dişi cinsini kendinde birleştiren Hermaph­ roditos tipinden insanların atası olarak Pla­ ton da söz etmektedir. Yiğit gömleği sırtına geçirir ge­ çirmez korkunç acılarla yanmaya başlar. Hermes. adları başka mad­ delerde geçen kişilerle ilgili olarak anlatılmış­ tır. Herakles'in Latince adı. Hermaphroditos. DOĞUŞU VE EFSANELERİ. kendi de oradaki çalı çırpıdan ayağına tu­ haf sandallar örerek izlerini gizler. Bebek Hermes beşiğinde kalmaz. Bütün öykülerini buraya almamıza olanak bulunmayan Herakles'in rol oynadığı bütün olaylar. 189e191d. karşılığında bir düve armağan edeceğine söz verir (Battos). oğlu Hyllos babasının son buyruklarına uyarak yiğidi Oita dağının tepesinde kurulmuş bir odun yığının­ da yakar. çok yiyen canlı ve iyi kalpli bir dev olarak tanım­ lanan Herakles Greklerin gözünde kötüleri. sonra da gider. O sırada Deianeira'dan yeni bir gömlek ister. ona gördüğünü kimseye söy­ lememeye yemin ettirir. Hercules. Hercules Roma efsanelerinde daha yumuşak bir kahra­ man olarak canlandırılır. Ro­ ma kralı Evandrus yiğidi konuklarnış ve şere­ fine bir tapınak kurmuş derlerdi. elinde bir sazla Mu­ sa'lara karıştığı da görülürdü (Evandrus). Çocuk kundaklanır. Hermes'Ie Aphrodite'nin oğlu Hermaphroditos'un adı Salmakis efsanesinde geçmektedir (Salmakis). kişiliğini ozanlardan çok tragedya yazarları işlemiştir. Gölgeli mağaraya sığınmış olan nympha'yı tanrılar tanrısı geceleri karısı Hera uykuya daldıktan sonra gelip bulur. "Şölen" diyalogunda söz alan komedya şairi Aristophanes. hemen aklına bir cin fikir doğar. Roma efsanesinde Yunanlıların Herakles tipi oldu­ ğu gibi benimsenmiş. İki cins arasındaki tutku ve birbirleriy­ le birleşme isteği çok eski zamanlardaki bu birlikten dogma imiş (Plat. sonra bu yüzden fazla güç ka­ zandıkları için tannlarca ikiye bölündüklerini anlatır. hem de tanrı olarak tapım görmüştür.zalandırmış olur. Güneş tanrının Pieria ovalarındaki inek sürülerini bulur ve onlardan elli hayvan çalar. kahramanlığın sim­ gesi olan Herakles hem kahraman. Fizik ve moral gücün. Tanrıların ve özellikle Zeus'un habercisi olarak görev alan Hermes. Heraklesogulları denilen dölleriyle bütün Peloponez'e ege­ men olmuş. Titanlar soyundan At­ las'la Pleione'nin kızı Maia'nın Zeus'la birleş­ mesinden doğmuştur (Tab. beşiğe yatırılır. ama Homeros destanlarından birkaç yüzyıl sonra Yuna­ nistan'ın Peloponez bölgesinde meydana gel­ diği besbelli "Hermes'e Övgü" adlı şiirde uzun uzadıya anlatılmıştır. hayvanı öldürür. kızı lole'yi de alır. Olympos tanrılarının en renkli ve özgün kişilerinden biridir. 5).

Kirke'nin büyülerine karşı koyacak bitkiyi de o verir yiğide (Od. Paris'e altın elmayı verip yargıçlık etmesi buyruğunu o ulaştırır. Zeus'un İo'ya sevgisini kıskana­ rak kızı bir ineğe dönüştürmüş. yani ruhlar kılavu­ zu adı verilir. Akhilleus'un seyisi genç bir delikanlı kılığına girdiği halde. ama o sırada Apol­ lon onu kolundan tutup tartaklayınca birden yellenir.martı gibi. X. 331-469. ama asıl yararı yolcula­ ra dokunur: Yollara dikilen Hermes heykelle ri . Aldı eline değneğini. Arkadia dağlarında Odysseus'un karisi Penelope ile birleşip üretmiş onu . ya da sınırsız topraklar üstünde yel gibi hızlı. karşılığında Hermes'e kerykeion denilen sihirli altın değ­ neği verip kavalı alır. Hermes'in birçok efsanelerde rolü vardır: îda dağına Öç Güzeli o götürür. böylece dev Hippolytos'u öldürür.): .ı bekçi olarak yüz gözlü Argos'u dikmişti. Kararı şudur: Hermes inekleri nerede sakladığını gösterecektir.girer. Aldı onu eline güçlü tanrı. Odysseus'u Kalypso'nun el­ lerinden kurtarmak için araya girdiği gibi. isterse uyandırırdı onları derin uykudan. Homeros destanlarında Hermes'i bu göre­ vinde görürüz: Odysseia'da Odysseus'u yıllar­ dan beri mağarasında alıkoyan Kalypso'ya Zeus haber ulaştırır. en kurnaz ve en canlısı olan Hermes'i Zeus kendine ulak olarak se­ çer. llyada'da çok güzel bir rolü vardır kllavui tanrının: İhtiyar kral Priamos'u Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'un barakasına götürür ve getirir. Güzelim sandallarım bağladı ayaklarına.ı rında çok geçen. kaydı dalgaların üstünde bir. hırsızlıkta becerikli bir adanı (Autolykos).çok kutsal sayılan ilkçağın kilometre taşlarıdır. Ge­ lip Hermes'i beşiğinde bulur ve inekleri geri vermezse Tartaros'a atacağını söyler. koruyucu tav­ rından tanrı olduğunu anlar sonunda Priamos (11. Bu görevde Hermes'e Psykhopompos. Bir süre sonra Hermes Pan kavalını icat eder. Bebek pozundaki Hermes babası Zeus'un başına suçsuz olduğuna ant içer. Sabah Apollon günle birlikte doğunca sürülerinin eksikliğinin farkına varır ve ihtiyar Battos'ü sorguya çekip gerçeği öğrenir. ama tam anlamı çözüleni'' yen Argeiphontes ek adını alır.. Apollon mağaraya gelince Hermes'in yaptığı gitarı görür. Bu haberi nympha'ya götürmek için Hermes yola çıkar (Od. başına d. Gene Heranın almak istediği öcü boşa çıkarmak içimdir ki. Pek güvenilmeyen bir kaynağa göre de. Zeus'un Typhon'la çarpışmasında bir düzen kurarak tanrılar tanrısını kurtarır (Typhon). Hermes çobanların bekçisi olarak omuzlarında bir ko­ yun taşıyarak canlandırılırdı. 679-694).ki bunlar bir tanrı büstü ve phallos simge­ sini taşıyan yuvarlak kaidelerdi . babası gibi kurnaz. Ze­ us'un buyruğuyla Hermes Argos'u öldürül (Argos) ve bu başarısıyla Homeros dest. çıkar­ dığı güzel seslere bayılır. yiğide bir sal yapsın da onu yurduna göndersin diye. Apollon syrinks deni­ len bu güzelim kavalı da ister. Phriksos'la Helle'yi Yunanistan'dan Anadolu'ya götürerek altın postlu koçu Nephele'ye o verir. Bundan böyle bütün buyruklarını tanrıla­ ra da. Ölülerin ruhlarını Hades'e götürmek de Hermes'in görevi olacaktır. Hermes hırsızların olduğu kadar. o altın kakmalı tanrısal sandallar taşırlardı onu denizin üstünde. Hermeias da bin bir dalganın üstünde öyle gidiyordu. küçük Dionysos'u kaçırır ve önce Nysa dağına. Hermes çobanlar tanrısı Pan'ın da babasıymış. tüccarla­ rın da koruyucusudur. Bu değnekle Hermes habercilerin ve hırsızların kralı olur. Savaşlarda da yardımı dokunur: Devler savaşında Hades'in başlığını takıp gö rünmez hale gelir. 42 vd. sazı alıp inekleri bı­ rakmaya razı olur.ınl. konuyu Zeus'un yargıçlığına bırakmaya karar verir. uçtu gitti. Apollon buna gülmernezlik edemez. Pierie'yi geçip indi havadan denize. sonra da Athamas'ın yanına bırakır (Dionysos). 277-307). V.. insanlara da Hermes aracılığıyla ulaştı­ racaktır. balık aularken ağır kanatlarını köpüklere daldırır hani dipsiz kıvrımlarında ekin vermez denizin. isterse büyülerdi onunla gözünü insanların. XXIV. Efsaneye göre birçok çocukları olur: Biri Odysseus'un kaynatası Autolykos'tur. Adının ka­ rıştığı en önemli serüven İo efsanesinde ge­ çer: Hera. Oğulları­ nın en sivri akıllısı.

Şu her gün karşımızda gördüğümüz Boğaziçi'nin güzelliğini müjdele­ yen Kızkulesi var ya. Bir varmış. çiçek gibi körpe. büyütsün di­ ye. ona âşık bir delikanlı her gece Galata'dan kuleye yüzer. Neden vermişler. bir zamanlar bu kulede bir kız yaşarmış derler. IV. Abydos'lu kral oğlu Sestos'lu rahibeye ne . . Menelaos Troya'da iken kızını Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'a nişanlamıştır: Tanrılar gerçekleştiriyordu şimdi bu düğünü. Naraburnu yıllar yılı kahramanlık destanlarına sah­ ne olmuştur gerçi. toprağa dökülen her damla kandan bir lale. Adonis. öbürü Abydos diye iki şehir varmış. bir bahar günü Sestos'ta bayram yapılmış.. Ne var ki. bir de hakikat payı taşır. Neoptolemos). Oysa tragedya yazarları Hermio­ ne'nin Orestes'le nişanlanıp evlendiğini kabul ederler. Sevgililer birbirlerini niçin sevdikleri­ ni. Can çekişen sevgilisinin yanına koşar­ ken Aphrodite'nin ayağına bir gül dikeni bat­ mış. Sestos'ta aşk tanrıçası Aphrodite'nin bir rahibesi varmış. üçte birini yeraltın­ da Persephone ile. oysa. canlı bir çocukmuş. Abydos. sonra Akhilleus'a verdiği sözü tutmak için babası onu Orestes'ten ayırıp Neoptolemos'a ver­ miş. varsın sahibi o olsun bundan böyle. yahut Temmuz (temmuz ayının âdı oradan gelir) ağaç kabuğundan doğmuş. adı Hero. Bundan böyle bahar bayramında kadınlar. Bir anlatıma göre Menelaos Tro­ ya'da iken bu düğün olup bitmiş de. deniyor. o kadar gözyaşı dökmüş. karanlık ülkenin tanrıçası da çocuğa tutulmuş. Persephone kıskanç­ lığından bir yaban domuzu salmış ormanlara. ama insanlığın kara günle­ rini dile getiren bu olaylar. Aphrodite onu görür görmez. Hermione'nin düğünü yapılmaktadır. dalgalarının bir aşk faciasına da sebep olduğunu unutturmuş­ tur bize. nasıl vermişler? Masal açıklamıyor bunları. Hero'yu bu törenlerin birinde te­ peden tırnağa kırmızı güllerle donanmış ola­ rak görmüş belki. ölü gövdesini ertesi sabah kulenin dibine atmış. sevgi kıvılcımlarının yüreklerinde ne za­ man çaktığını bilirler mi? Biz diyelim ki. Menelaos'la Helene'nln kızı (Tab.. 15). Bu masal Kızku­ lesi için anlatılır. Ado­ nis'in gövdesinde ne kadar kan damlası var­ sa.. O güne kadar beyaz olan gül. güzelliğine vurulmuş. Tanrıça. Ama masal bu. Çiçeklerin kadife kırmızısı. ilk batında ay parçası bir kız doğurmuştu o. öldür­ müş. Telemakhos babasını aramak için yaptığı yolculukta Lakedaimon'a vardığı zaman. Boğazın en dar geçidi. Hero ile Leandros. Ana­ dolu topraklarında. Çanakkale Boğazı­ nın en dar olduğu yerde biri Sestos. Aphrodite'ye geri vermek istememiş.. adı Le­ andros. Hermio­ ne'yi Neoptolemos'a nişanlı ve tutkun göste­ rir. Fransız tragedya yazarları. Başka çocuk vermemişti tanrılar Helene'ye. Aph­ rodite'nin çok genç ölen sevgilisi Adonis'in şerefine bir bayrammış bu. Hermione ikisi arasında kalmış. Tanrıların babası Zeus kızlarının arasını bulmak için Adonis yılın üçte birini yeryüzünde Aphrodite ile. Orestes ise amca kızı Hermione'ye karşılıksız bir aşkla yanmakta­ dır (Orestes. bir yokmuş. İstanbul limanının süsü bugün de dimdik ayakta duran sevimli Kızkulesi bu ma­ salı kendine yakıştırmış ya.. Bir gece fırtına çıkmış. hayvan Adonis'i avlanırken yaralamış. Hero ile Leandros'un efsanesi aslında Boğaziçi'nde değil. oysa Akhilleus'un oğlu "tutsağı Andromakhe'yi sevmektedir. tören yaparlarmış. doğru veya yan­ lış. deniz delikanlıyı alıp götürmüş.Hermione.. Abydos'ta bir kral oğlu yaşarmış. Ama Adonis yılın sekiz ayını Aphrodi­ te'nin yanında geçiriyor. geri kalanını da kendi ne­ rede dilerse orada geçirecek diye kesip at­ mış. özellikle Racine. sahnesi nerede olursa olsun. Leandros. tanrıçanın kanıyla al renge boyanmış. Hero ile Le­ andros gönül vermişler birbirlerine. bir hayal. her damla yaştan bir kırmızı gül fışkırmış. yüzü altın Aphrodite'ye benzeyen Hermione'yi. Odysseia'da adı geçer (Od. kızın sütbeyaz güzelliğini daha da belirtiyor­ du. 414)-. Çanakka­ le Boğazında geçer. "Ah Adonis! Vah Ado­ nis!" diye bağırıp dövünürler. yalnız dört ay iniyormuş karanlık ülkeye. çocuğu yeraltı tanrıçası Persephone'ye vermiş. Sestos da karşıda Trakya kıyısındaymış. sevgilisine kavuşurmuş.

karşılarına çıkan mutluluğa nasıl şaşkınlıkla inanmadan bakar­ larsa. Hero'nun elinde sallanan me­ şale gittikçe yakınlaşıyordu. Sestos'taki kulenin te­ pesinde bir ateşin yandığını gördü. Dalgacıklar. Leandros suya daldı. sev­ giyle hızlanan gövdesine arttıkça artan bir güç katıyordu. ama kollarının. Boğazın serin akıntıları yanan gönlünün ateşini dindireceğine. Leand­ ros'un yüreglndeki ateş yanıyordu daha. Bir ge­ ce dalgalara bakarken. Hero korkmaya başlamıştı. "Gel. gel!" diye bir meşale sallıyordu. Yol göste­ ren ay ışığını kara bulutlar kaplamıştı.. var gücüyle yüzdü. Herophile tanrı Apollon'a bir övgü yazmış. ona kavuşacak. kulede­ ki meşale çağırıyordu. Bir ku­ laç. Sabaha karşı dalga ölüsünü attı Sestos kıyıl. ama kulenin tepesindeki ışığı görmüyordu ki. Atina kralı Kekrops'un üç kızından biri. Adonis bayra­ mında gördüğü pembe beyaz kız şimdi gü­ müş ve altın rengi ışıltılar saçıyordu. ne rüzgâr. Bir gece fırtına daha sert esti. yorgunluğunu duymadan varıyordu karşı yakaya. her gece Leandros kulede sallanan meşaleye doğru yüzüyor. Aglauros'la Pandrosos'un kız kardeşi Bir anlatıma göre. "Gel. ol­ mayacak bir şeydi. Pausanias'ın anlattığına göre. nereye doğru yüzeceğini bilsin. öbürü öbür kıyısında bütün bir gece ayrı kalmak akla sığmayan. Troya bölgesinde doğmuş. Deniz durgundu. Herophile'nin kullandığı büyülü taşın Delphoi'deki Apollon tapınağında saklandığı­ nı yazar. Hero ile Leandros da öyle durakladılar. Delos ve Delphoi'nin Apollon tapınaklarında da görev al­ mış. Hero sönen meşalesini yine yakmış. Herophile. Delikanlı bütün gücüyle karşı koymaya çalış­ tı. ı rina. biz seni götürürüz" der gibi fış fış ediyor. Hızla esen bora meşalesini söndürecek gibi oluyor­ du bazı geceler. ama Klaros. Troya bölgesinde öldüğü halde. ne dalga. şehrin Sparta'dan gelme bir kadın yü­ zünden yıkılacağını öngörüp bildirmiş. Bir gece. Troya savaşından çok önce. İlk defa birbirine sarılacak bir kadınla bir er­ kek nasıl bir an duraklar. efsane bunu anlatmıyor. Herophile. Hero ku­ leye çıkmış. denizden çıkan sevgilisinin buz gibi bedenini sararken bir tehlike sezinleyerek ürperiyordu. su fırtınası arasın­ da uçuyordu. biri boğazın bir kıyısında.pahasına olursa olsun kavuşmak İsledi. Hero'nun elindeki meşaleyi söndürdü. İda dağının bir nympha'sıyla bir çobanın kızıymış. bitkin ellerinde tutu­ yordu. tanrı sözcülüğü yaptı­ ğı zaman bu taşın üstüne çıkarmış. Ne var ki. bu övgüde kendi­ sinin tanrının hem eşi. İki sevgili bakışlarıyla mı anlaştılar. sevgilisine. Pausanias. boğaz­ da dondurucu poyrazlar esmeye başlamıştı. Meşale söndü. bir gece daha. dag gibi yükse­ len dalgalar Leandros'un çırpınan gövdesini döve döve Sestos'tan çok ötelere sürdüler. kavuşmamak. Leandros Anadolu kıyısından Sestos'a geçmek için yanıp tutuşuyordu. Öpüşmemek. Leandros dayanıklı bir yü­ zücüydü. Sestos kulesinde meşalenin yandı­ ğını gördü mü. ona ölümde olsun kavuşmak için kendini denize attı. Kulenin kapısı açıktı. rahibe kaldıkça kızlığını korumalıydı. Sestos kulesi kap­ kara bir taş yığını gibi yükseldi gene ay ışığın­ da. Son bir kulaçla karaya ayak bastı. hem de kızı olduğunu söylermiş. içeriye daldij merdivenleri tırmandı. Sibylla adlı bilici kadınların ikin­ cisi sayılır (Sibylla). ay suda hafifçe dalgalanan ışıltılarıyla Leandros'a bir yol çiziyor gibiydi. Denize dalar dalmaz en yüksek dalgalan yara yara yüzü­ yor. Yaz geçmiş. ince göv­ desini kollarında saracak. yoksa mektuplaştılar mı. Herophile gezgin bir biliciymiş. Herse. Kurşun gibi bir sabahtı. bakıştılar. Bir süre Samos'ta kalmış. Ne olduğunu bilmeden bıraktı kendini denize. bir kulaç daha. ne var ki. Ne yapsın ki. Hero rahibeydi. bir erkeğe vara­ mazdı. Herse öbür kız kardeşleri . soluk bile almadan kumsaldan yukarı koştu. Kıyıya çarpan ölüyü görünce. bacaklarının gücü tükenmişti. Leandros artık yüzmüyor. yanında bir taş götürür. Yine de gelme diyemiyordu Leandros'a. yaz gecelerinin kısalırına üzülerek dönüş yolunu tutuyordu. Karşı kıyıda Hero'ya varan ışık yolu ise kısa görünüyordu. Buz gibi bir donukluk sarıyordu bedenini. her gece Hero'ya kavuşuyor ve her sabah doy­ madan. dudaklarını dudak­ larına alıp sevgisinin yumuşaklığını tadacaktı. ne soğuk durdurabiliyordu Leandros'u.

Atlas üstüne anlatı­ lan efsanelere göre. Homeros. Halkın kanına giren bu ejderden kurtulmanın tek çaresi kralın kızı Hesione'yi canavara kurban etmektir. Laomedon gene yemin eder. Hesione onun serbest bırakılmasını sağlar. der tanrı sözcüsü. Zeus'la Hera'nın kız kardeşidir (Tab. bu son ad kimi . yıldızların en parlağı. bu yüzden de onlar gibi çıldırarak Atina akropolünden aşağıya atmamış kendini. adı akşam anlamına gelen Hesperos'u şöyle tanımlar (İl. Atlas dağının te­ pesine ilk çıkan oymuş.efsanede Hesperia ve Arethusa diye ikiye bö­ lünür ve Hesperid'ler dört olur. ya da Batı Kızları diye anılan Hesperid'ler Hesiodos'a göre Ok­ yanus ırmağının ötesinde. Kimi efsanelerde Hesperid'lere baba ola­ rak Atlas ya da Hesperos yıldızı verilir. O sırada oradan geçen Herakles canavarı öldürüp kızı kurtaracağına söz verir. Altın elmalar ölümsüzlük bağışlayan bir yemiştir. Hesperos. Herakles ödül olarak kızı Telamon'a verir. altın elmala­ rın bittiği bahçeye bekçilik etmekmiş. Hesperis de Atlas'la evle­ nip Hesperos kızlarını doğurmuş (Hespe­ rid'ler). Hesione. Herakles onları koparmakla ölümsüzlüğe hak kazanmış olur (Herakles). İlk surları aşıp şehre giren arkadaşı Telamon'dur. geceyle gündüzün sınırlarında oturan ince sesli perilerdir (Theog. Hesperid'lerin başlıca görevi. Altın elma motifi Üç Güzeller ve Paris efsa­ nesinde de geçer. yıldızlara bakarken bir fırtına almış götürmüş onu. Gökte bir yıldız olmuş Hesperos. 214 ve 275). insanların da konut­ larında dinsel bir merkez sayılır. kızını bir kayaya bağ­ layıp bırakır. ama kızı eline geçince. yeter ki Laomedon ona ölümsüz atları­ nı vermeye ant içsin. ama zamanla coğ­ 144 rafya bilgileri artınca. Hesperos'un Hesperis adlı bir kızı olmuş. Telamon'la ev­ lenir ve Teuker adlı bir oğlu olur. deniz tanrı Troya kıyılarına korkunç bir cana­ var salar. Troya krab Laomedon'un kızı. Mutlular Adalarının dolaylarında otururlarmış. Hestia. 5). her akşam insanlara geceyi geti­ ren yararlı bir yıldızmış o. Romalılar da bu yıldı­ zın adını Latinceye çevirmişler. Akşam Yıldızı denen bir yıldız vardır hani. Tan­ rı Hermes'le birleşip Kephalos diye bir erkek çocuk doğurmuş (Aglauros.nin Athena'ya karşı İşledikleri suça katılma­ mış. başka yıldızlar arasında. Hesperid'ler dünyanın batı ucunda. Hesperos. Öbür Olym- . Hesperid'lerin yurdu Atlas dağlarının eteğinde bir yer sayıldı. Erikhtonios. Bu evlenme korkunç bir serüvenle ilgilidir: Laomedon Troya surlarını yapan tanrı Poseidon'la Apollon'a söz verdiği ücreti ödemekten kaçınınca. bir daha in­ memiş yeryüzüne. Batı kızları bu cennet bah­ çesinde ezgi söylemekle ve tanrı balı akan pı­ narların başında hora tepmekle vakit geçirirlermiş. Çok­ luk üç peri diye bilinirler ve adları Aigle. Bir anlatıma göre Hesione Yunanistan'a giderken kaçmış ve Anadolu kıyılarına dönüp Miletos'a sığınmış (Laomedon). Ocağı simgeleyen Hestia. Kronos'la Rheia'nın birinci kızı. Podarkes Tro­ ya'ya döner ve Priamos adı altında tahta çı­ kar. Daha son­ raki efsanelerde Zeus'la Themis'in. Leomedon da razı olur. atları vermek is­ temez. Priamos'un ablası. en güzeli. 317): Gecenin karanlığında. Hesione. Ayrıca tanrılar ve insanlar arasında büyük bir şeref payı elde et­ miştir: Her tapmakta ve her evde sunağı var­ dır. Yıldız olmadan önce Hesperos Atlas'ın oğ­ lu ya da kardeşiymiş derler. ya da Phorkys'le Keto'nun kızları oldukları söyle­ nir. Nyks. Hellenistik şairler Hesperos'Ia Phosphoros yıldızını bir tutmuşlar. Herakles de Troya'ya bir saldırı hazır­ lar. Bir za­ manlar Gaia tanrıçanın Hera'ya düğün hedi­ yesi olarak verdiği bu elmaları dünyanın batı ucundaki bir bahçeye dikmişler ve başlarına bekçi olarak Hesperid'lerden başka bir de ej­ der koymuşlardı. Hesperid'ler. Erythie ve Hesperarethusa'dır. Herakles'in bu ilk Troya seferin­ den aldığı esirler arasında Hesione'nin küçük kardeşi Podarkes de vardır. Hestia evlenmek iste­ memiş ve Zeus'tan ömrü boyunca kız oğlan kız kalma sözünü almıştır. Poseidon ve Apollon ona talip oldukları halde. yani Gece tanrıça bunları kendi kendine yaratmıştır. Lucifer yani ışık taşıyan demişler ona. Kephalos). XXII. tanrıların da. Ocak.

Antiope mi. ama oğlunu kendi . Alkathoos ve Pleisthenes'tir. arabmın da daha ağır olmasını sağ­ larmış. Kentaur'larla Lapith'ler sa­ vaşı onun yüzünden olmuştur (Peirithoos). Hiera ülkesi kadınlarının başına geçip sal­ dırganlara karşı koymuş ve Nireus'un eliyle öldürülmüş (Telephos. Theseus'la bir Amazon'un oğludur. Musa'ların kutsal korulugundaki bir pınardır. ara­ bacı da ölmeden önce Pelops soyuna lanet okumuş. Pınarın su­ yu şairleri esinlermiş. yoksa Hippolyte mi olduğu konusunda kaynaklar birbirini tutmaz. Bu yüzden adı hiçbir efsa­ neye karışmaz. kiminde Hippodamela'nın kendisinin Pelops'u arabacıyla aldattığı söylenir. Pelops karısı onuruna Olympia'da beş yılda bir kutlanan bir Hera bayramı düzenlemiş (Pelops ue Olympia oyunları). hora teperlermiş. çünkü hem atları çok hızlıymış. (2) Hippodameia Adrastos'un kızı. Adı arzu anlamına gelen ve aşk isteğini simgeleyen soyut bir kavram. Hippolytos'un onu kirletmek istediğini söyln Theseus öfkeye kapılır. Hippodameia. ondan karşılık görmeyince. Kanatlı at Pegasos'un ayağını yere vurmasından fışkıran Hippokrene'nin çevresinde Musa'lar topla­ nır. Yarışta yenilmesine de olanak yokmuş. Tanrıça da ondan öç alır: Üvey anası Phaidra'yı ona âşık eder. Bir anla­ tıma göre Myrtilos âşık olduğu Hippodameia ile bir gece yatma sözünü alarak Oinoma­ os'un arabasının civatalarını gevşetmiş. şaşırtır. Amazon'ların kraliçesi. Hiera'nın Helene'den de daha güzel olduğu söylenir.pos tanrıları gidip geldikleri halde. Phaidra tutkusunu Hippolytos'a açar. Efsanelere göre Hippodameia'mn altı oğ­ luyla üç kızı olur. Theseus'a yakınır. ayrıca damadı yüzünden tahtından ola­ cağını bilen babası kızını ancak araba yarışın­ da kendisini yenecek olan adama vereceğini bildirmişmiş. Artemis'e saygısı büyüktür. Pelops Hippodameia'yı alıp yurduna gö­ türürken yolda Myrtilos'u denize atmış. Çok güzel olan bu kızın birçok talipleri varmış. Olympos'ta Musa'lar ve Kharit'lerle birlikte görülen Himeros'un adı hiçbir efsaneye ka­ rışmaz. Aphrodite. Kişiliği olmayan soyut bir kavram olarak canlandırılır. ama onu kıska­ nan. Hippokrene. Thyestes. Hippolytos (1) Hippolytos. Himeros. Uranos tanrının denize dökülen sperma­ sından köpükler arasında doğunca. Günün birinde Hippodameia'ya Pe­ lops talip olmuş. Hiera. yendiklerinin de kafalarını keser. hem de Oinomaos taliplerin arasına Hippodameia'yı bindirir. ezgi söyler. Hestia hep yerinde kalır. Aphrodite'yi hor görür. Hippolytos Amazon anasından av ve savaş merakını almıştır. Oğullarının en ünlüleri At­ reus. Kemeri­ nin alınması Herakles'in dokuzuncu işi olarak anılır (Herakles). Pelops oğullarıyla Atreus oğulları­ nın başına gelen korkunç belaların kaynağın­ da Myrtilos'un bu ilenmesi varmış (Pelops. Bütün Amazon'lar gibi ken­ disi de Ares'in kızı olan Hippolyte'nin These­ us efsanesinde adı geçer. Myrtilos). Bunun için de babasının seyisi Myrtilos'un yardımını istemiş. Ama çoğu efsanelerde Herakles'in eli altında can verdiği kabul edilir. Peirithoos'un karışıdır. ya da Pelops'un arabacı Myrtilos'a verdikleri söz üzerine efsane kay­ nakları çeşitli anlatımlar verir: Kiminde Pe­ lops'un Myrtiios'u rüşvetle baştan çıkardığı. Hippodameia. Hippolyte. Her ney se. evinin kapı­ sına asarmış. Mysia'h Telephos'un karısı. bir süre sonra Oinomaos paramparça olan ara­ basından düşerek ölmüş. Eros'la birlikte Himeros da hemen peşine takılır. ona hemen gönül vermiş ve yarışı ka­ zanmasını sağlamış. Nireus). Böylece talipleri bir bir yener. Eniştesi Khrysippos'u Hippodameia kendi öl­ dürmüş de o yüzden Elis'ten kovulmuş derler (Khrysippos). Hippodameia Pelops'u gö­ rünce. Theseus'tan bir oğ­ lu olmuş ve ona kendisi gibi Hippolytos adı verilmiş. Akha'lar ilk Troya seferinde Mysia'ya çıkarma yapın­ ca. At pınarı anlamına gelen Hippokrene Helikon dağında. böylece onların dikkatini çeker. At evcilleştiren ya da alt eden anlamına gelen Hippodameia adlı iki efsanelik kadın vardır: (1) Biri ve en ünlüsü Elis bölgesindeki Pisa kralı Oinomaos'un kızıdır. ama Amazon'un Melanippe mi.

Hora'lar. Roma'nın üç efsa­ nesinde geçer. Ama Hora'ların teker teker adlarını ele ala­ cak olursak. Hipponıenes. ışıldayan bir duvara dayadılar arabayı. (1) Roma'lılar Etrüsk'lere karşı savaşırken her iki ordu çok adam yitirmişti. Bu çeviri hem doğru. Homeros'un îlyada'sında Hora'ları Olympos'ta görürüz (İl. Savaş sırasında bir ayağını da yitirmiş. ses şöyle diyordu: "Etrüsk'ler Roma'lılardan bir adam fazla yitirdi­ ler. ama çokluk soyut kav­ ramlar olarak tasarlanır ve efsanelerde rol al­ mazlar. ama oğlu Polydoros Alkmaion'un yönetimindeki ikinci sefere katılmış ve Epigon'larla birlikte Thebai'yi almıştır (Thebai 'ye karşı Yediler). Dev boylu olan Hippomedon Thebai önünde Ismarios'un eliyle öldürülmüş. kapıları bir açarlar. hem yanlıştır. çünkü bu tanrısal varlıklar bir ölçü.): Gökyüzünün kapıları kendiliğinden gıcırdadı. Tragedyalara konu oluşu şuradan­ dır: Horatius kardeşlerin bir kız kardeşi Curi­ atius kardeşlerin biriyle nişanlıdır. Hora'lar doğada düzeni simgele­ yen üç tanrıçadır. Horatius Cocles şerefine Capitolium tepesinin eteğin­ de Roma'lılar bir heykel dikmişler. yaygın gökle Olympos emanettir onlara. Tarihsel bir olay sayılan bu çarpışma herhalde eski bir efsaneye dayan­ maktadır. Horatius. Delikanlı Troizen'de bir araba yarışına katılmışken ejderin saldırısı­ na uğrar ve dizginlerine dolaşarak kayaların üstünde can verir. V. Tanrıçalar arabalarıyla Olympos'a dönünce (İl. birdenbire ormanda tanrı­ sal bir ses duyuldu.eliyle öldürmekten çekindiği için Poseidon'a yalvarır oğlunu cezalandırsın diye. (2) Hippolytos devler savaşına katılan bir devin de adıdır. Hippomedon. Horatius adı. Melanlon adıyla da anılan Hippomenes Atalante efsanesinde rol oynar (Ata lan te). Hora'ları kimi zaman Aphrodite'nin alayın­ da Kharit'lerle birlikte. kimi zaman da Dionysos alayında. Roma'lılar zaferi kazanmıştır". kimin yenildiği belli değildi. denge ve sürekliliğin başlıca etkenle­ ridir. Eirene). Bu tanrıçalar doğal ve insansal toplulukların can damarı. koyu bulutlarla bir kaparlar. Se­ siyle düşmanı kaçıran Horatius da o orman­ da tanrılaştırılmış. Saatler gözetir o kapıları. 749 vd. Bu konuyu önce Euripides. nişanlısının ölümüne ağlayan bu kızı çarpışmadan sag . Dike hak ve adalet anlamına gelir. ya da bir yemiş ola­ rak canlandırılırlar. Adrastos'la birlikte Thebai' ye karşı ilk saldırıya katılan yedi önderlerden biri. VII. Ellerinde birer çiçek. (2) Gene Etrüsk'lerle savaş sırasında tek gözlü diye anılan Horatius Cocles Roma'yı Tiber'in karşı kıyısında bulunan düşmana kar­ şı korumak için tek başına bir köprüyü tut­ muş. ama Roma'nın düşmesini önlemiş. çektiler tanrısal ahırlara. ister yaşamda adı en çok geçen tanrıça odur. Hora. Theseus'un her dileğini yerine getirmeye söz ver­ miş olan tanrı da bir deniz canavarı gönderip Hippolytos'u parçalatır. ya da Persephone'nin arkadaş­ ları arasında görürüz. simgeledikleri varlıkları da daha 146 iyi anlamış oluruz: Birincisi Eunomia düzen ve düzensizliği. iyi yasalarla kurulmuş bir top­ lum düzenini simgeler. (3) Roma ile Alba arasındaki savaşta rol alan üç Horatius kardeşler üç Curiatius kar­ deşlerle teke tek savaşta çarpışmışlar ve zafe­ ri kazanmışlardı. sonra da Fransız targedya yazarlarından Racine iş­ lemiştir. Bunu du­ yan Etrüsk'ler paniğe kapılıp kaçmışlar. Themis'in kızları arasında is­ ter yazında.): Saatler güzel yeleli atlan çözdüler koşumdan. bir düzeni yansıtmakla zaman ölçülerini de içerirler. Bir ge­ çer her iki ordu bir ormanda karşı karşıya or­ dugâh kurmuşken. 432 vd. ama kimin yendiği. Latince saat anlamı­ na gelen "hora" ile bir tutulduğu için adları "Saatler" diye çevrilir. ama etkileri bu insansal kavram­ ları çok aşar. Savaşta Hades'in başlığını ta­ kıp görünmez olan Hermes bu devin hakkın­ dan gelmiş. Phaidra haberi alınca ken­ dini asar. Eirene ise insanlara bereket ve mutluluk sağlayan barıştır (Dike.

ama bu suçu Roma'yı kurtardığı için affedilir. Hiçbir efsanesi yoktur (Asklepios). Hylas su bulmak için ormana dalar ve kaybolur. Hydra o bataklıklar canavarı ki tüyler ürpertir bütün yaptıkları. At adam Nessos'un Deianeira'ya ver­ diği iksire de bu canavarın kanı karışmıştır derler. Hylas. Polphemos Mysia'da kalır ve ön­ ce Kios. sonra Prusa adını alan bir şehir ku­ rar. Hygieia. adları da yağmur yağmak anlamına gelen "hyein" fiilinden türemedir. ama Hera'dan korktukları için tanrısal çocuğu İno'ya bırakıp kaçmışlar. Adı sağlık anlamına gelen Hygieia. Sayıları iki ile yedi arasında değişir. baharda yağmur mevsiminin başlamasıyla görünürler. Herakles de aramaya ko­ yulur. fazla varlık. ya da kızı olarak simgelenir. Bir söylentiye gö­ re nympha'lar bu güzel delikanlıya tutulurlar ve onu ölümsüz kılmak için aralarına alırlar. Hydra. Arka­ daşını kolları arasına alan tanrı da "Ah. Phiks gibi canavarların kız kar­ deşi sayılır. Gökte yıldız ol­ madan önce Hyad'lar Atlas'la Okeanos kızı Pleione'nin kızları nympha'larmış. doygunluk anlamına gelen Koros'un ya anası. Herakles ikinci iş olarak bu canavarı öldü­ rür (Herakles) ve oklarını onun zehirli kanına batırır. Hylas. kardeşleri Hyas'ın ölümüne dayanamayarak canlarına kıymışlar da sonra yıldız olmuşlar (Hyas). Yunan düşüncesinde büyük bir yer tutan soyut bir kavramın simgesi. ama delikanlıyı bir türlü bulamazlar. Hylas diye bağırır. senin yerine ben öleyim!" demiş. Hybris. Hybris. Hesiodos Hydra'yı şöyle tanımlar (Theog. ayrıca bir ırmağa akan kanı ırmak su­ larının zehirlenmesine ve bölgeye leş kokula­ rının yayılmasına yol açmış. Zeus onları gökte birer yıldız haline getirmiş. Mysia bölgesinde karaya çıktıklarında Herakles kırılmış küreği için bir ağaç keserken. Delikanlının boynu bir çiçek sapı gi­ bi kırılmış. Bu bizim Bursa'dır. Herakles Mysia'lıları Hylas'ı kaçırmış olmakla suçlamış ve onlar­ dan tutsaklar alarak Hylas'ı arayıp bulmaları­ nı buyurmuş. Birçok tragedya kişi­ lerinin başlarına gelen belalar hep bu Hybris yüzündendir. hastalıkla­ rına ilaç bulur. ya da bir kaplan ta­ rafından öldürüldüğü söylenir. Latin şairi Ovidius'un anlattığı bir çiçek öyküsünün kahramanı. iki dost bir gün disk atmada yarışırken tanrının fırlattığı disk gelmiş. o anda çimenler gene gövermiş ve Hyakinthos'un öldüğü yer­ de güzelim bir çiçek açmış. çimenler al kana boyanmış. 310-315): (Ekhidna) Hydra'yı doğurdu onlardan sonra. Yılan ya da ejder anlamına gelen Hydra. Libya'da bulunduğu bir sırada bir yılan. Hyakinthos tanrı ApoUon'un can ciğer arkadaşıymış. Koros'u olduğu kadar Hybris'i de Yunan düşüncesine özgü birer kavram olarak başka dillere çevirmek güçtür. Bu arada Argonaut'lar onları beklemeyerek de­ mir alırlar.dönen Horatius öldürür. bir aslan. Atlas'la Pleione'nin oğlu. "Nysa nympha'ları" diye anılan bu kızlar Dionysos'a dadılık etmiş­ ler (Dionysos). bölgede yıllık tö­ renler haline gelmiş: Rahipler dağa çıkar . Avazı çıktığı kadar Hylas. Hylas'ı arama. Hekimlikle ilgili bütün tanrılar gibi o da yeraltı simgeleri taşır ve özellikle yeraltı yaratıklarının en özgürü olan yılanla bir arada gösterilir. hekim tanrı Asklepios'un kızı ve yardımcısıdır. Hyad'lar ve Pleiad'ların kardeşi. Bir anlatıma göre yel tanrı Zephyros tanrı ApoUon'un delikanlı­ ya sevgisini kıskandığı için hızla eserek diskin Hyakinthos'a çarpmasını sağlamış. Hygieia yalnız hasta insanlara değil. o Hydra ki ak kollu Hera tanrıça büyütmüştü korkunç hıncım gidermek için güçlüler güçlüsü Herakles'e karşı. Hyades. Typhon'la Ekhidna'nın kızı ve Kerberos Khimaira. kahraman Herakles'in gönül verdiği yakışıklı bir gençtir. Hylas'ın kaybolduğunun ilk farkına varan Polyphemos'tur. dertlerine deva. yani sümbül demişler bu çiçeğe. Hyakinthos. Ölümüne ağla­ yan kız kardeşlerini Zeus'a göre birer burç haline sokmuş (Hyades). Hyad'lar gökte Pleiad yıldızlarına yakın bulunan bir takımyıldızdır. Yiğitle birlikte Argonaut'lar seferine katılır. Hyas. hırs ve kendine aşırı güvendir. Hybris in­ sanı suç işlemeye iteleyen ölçüsüzlük. hay­ vanlara da bakar. Başka bir anlatıma göre. Hyakinthos. Hyakinthos'un başına vurmuş.

Hypnos. sonra da kızları korsanlar kaçırınca. Tarihçi Herodotos bu ülkeyi anlatmakla bitiremez (Her. ama Nikaia aşktan tiksinir. Danaos kızlarının dramını "Hiketides" adlı tragedyasında işleyen Aiskhylos'un "Hypermestra'nın yargısı" adlı kayıp bir tragedya da yazdığı bilinir (Danaos kızla­ rı. Anası Deianeira Herakles'e sihirli gömleği gönderip de yiğit korkunç acılar içinde yan­ maya başlayınca Hyllos yanına gelir ve son isteklerini dinler. hora tepmekle geçirirler. Düğünle gecenin birleşmesini simge­ leyen bu efsaneye uygun olarak düğün türkü­ lerinde Hesperos'un da adı sık sık anılır. Helios. Tar.): . çok sevdiği halde kendi­ sine yüz vermeyen kızla evlendirilmeyi şart koşmuş. İkisi de Tartaros'ta otururlar (Theog. Kız kardeşi Theia ile evlenerek. Hyllos. Dünyanın kuzey ucundaki bu ülkede güneş hiç batmaz. hepsi de güzelliğini yüceltmek amacı­ nı güderdi. Aigyptos'un elli oğluyla evlenmek zorun­ da kalan Danaos'un elli kızı babalarından gerdeğe girerken kocalarını öldürmek emrini alınca Hypermestra'dan başka hepsi babala­ rına uyup kocalarını hançerlemişlerdir. Hymenaios tanrı Dionysos'la Ariadne'nin düğününde sesini yi­ tirmiş. 8). Düğün tür­ külerinde bağlama "O. Hymenaios o kadar güzelmiş ki kızlar arasına girmiş de erkek olduğu anlaşıl­ mamış. Herakles'le Deianeira'nın oğlu.(dağ da Mysia Olympos'u. kışı orada geçirir. Başka bir efsane­ ye göre Akşam Yıldızı Hesperos Hymenaios'un güzelliğine vurulmuş. Uranos'la Gaia'nın oğludur.). Yemyeşil ormanlarda. Güzün soğuklar başlayınca beyaz kuğuların çektiği bir araba­ ya binip Hyperbore'liler ülkesine uçar. Herakles öldükten sonra da İple ile evlenir ve Herakles oğullarının başına geçip Pelopenez'de tutunmaları için savaşır. Efsaneye göre. yani dünya­ nın üstünde dolaşan" anlamına gelen Hyperion. Hypermestra. Hymenaios. Bir efsaneye göre. lirik şiirin ayrı bir türü olan düğün türkülerinde de anılır. tanrı Apollon bu cennet ülkesini kendine yurt edinmiş. Düğünlerde hazır bulunan bu tanrı. 758 vd. Boreas. kaval ve gül çelenkleriyle canlandırılır. Bütün doğa. yani Uludağ olsa gerek) ve üç kez Hylas diye bağırarak kutsal alaylar düzenlerlermiş (Argonaut'lar). Hymenaios elinde düğün meşalesi. yılda iki kez ekin veren top­ rağı. Hesiodos'a göre Nyks (Gece) ken­ di başına Hypnos (Uyku) ve Thanatos (Ölüm) tanrılarını yaratmıştır. yıl boyunca ılık ve yumuşak bir hava eser. ölüm ve hastalık nedir bilmez­ ler. Hymen. kızları kurtarmış. Phrygia'lı bir çobanın adı. Yiğitlerden Perseus'la Herakles'in de Hyper­ bore'liler ülkesine gittikleri anlatılır. Hymnos. Hyperion'un efsa­ nesi yoktur. çimenli ovalarda ömürlerini türkü söylemek. kimi efsa­ nelerde altın elmaların bulunduğu Batı Kızla­ rının bahçesi de bu ülkededir. Apollon ve bir nympha'nın. Düğün tanrısı Hymenaios. yanına erkek vardırmaz. giderek Artemis bile ağlamış derler bu güzel çobanın ölümüne (Nikaia). her fır­ satta oraya girmeye bakar. ondan ayrılmaz olmuş. yani kuzey rüzgârının ötesinde Hyperboreoi deni­ len bir boy oturur. çok uzun ömürlü olan iyiliksever ve saf insanlarıyla ilkçağın ütopyası haline gelmiştir (Apollon). IV. Selene ve Eos'u meydana getirir (Tab. ama onları ana ve babaları­ na geri vermek için. insanlar mutluluk içinde yaşar. yalnız Hypermestra kocası Lynkeus'u esirgemiş ve onunla birleşerek Abas'ı dünyaya getirmiştir. Nikaia da öfkelenip bir okla vu­ rur delikanlıyı. Bu düğün tanrısı üstüne çeşitli efsaneler an­ latılırdı. Hymenaios korsanların hepsini öldürmüş. Hyperboreoî. Pythagoras'ın mistik inançlarıyla Hyperbore'liler ülkesi da­ ha da süslenmiş. Hymnos Artemis'in yoldaşlarından Nikaia adlı bir nympha'ya tutkundur. Lynkeus). Bu yüzdendir ki. Hypcrion. Gü­ nün birinde Hymnos dayanamaz. Hymenaios" diye bu tanrının adıyla biter. Adı "yukarıda giden. kıza tutku­ sunu bildirir. 32 vd. Hyperion adı bazı metinlerde Helios'un kendisine bir sıfat olarak takılır. ya da Dionysos'la Aphrodite'nin oğlu sayılır. Babasına baş kaldırmak suçundan yargılanan Hypermestra'nm Argos mahkemesinde bera­ at ettiği anlatılır. onun için düğün türkülerinde onun adını çağırmak töre olmuş. Danaos kızlarının en küçü­ ğü.

adaya çıktıklarında Hypsipyle kraliçeymiş. lerin kendileriyle yatmaya razı olduklarını gö­ lda'da büyüyen en ulu çamdı bu. dağlarda yaşayan. ama Hera ona Kharit'lerin birini vermeye ant içince da­ yanamaz. Hypnos Latmos dağları­ rek Nemea kralı Lykurgos'a köle olarak satıl­ nın çobanı Endymion'a tutulmuş ve onun mış. tunçtandır canı. Hypsikreon'un serüveni Miledilere yol göstermek için çocuğu yalnız bırak­ tos öyküleri adıyla geç ilkçağda yaratılan ro­ tığında bir yılan gelmiş. Hera İda dağının doruğunda Zeus'la sevişmeye karar verince. Lemnos'a kraliçe seçmişler. Hypsipyle. ne inerken. o korkunç tanrılar. (Thoas). Yal­ Vardılar canavarlar anası çok pınarlı Ida'ya. ama Yedilerden Amphiabir Naksos'luyu evine konuk edermiş. yoksa zor kullanmasını yasak ettiklerini söylemiştir. ötekinin demirdendir yüreği. Lemnos kralı Thoas'la Amazon Myrina'nın kızı Hypsipyle tanrı Dionysos'un torunuymuş. erkek­ çok yüksek bir çamın üstüne kondu. Uyku'yla Ölüm. biri dolaşır sırtında toprağın ve denizin tatlı bir huzur götürerek insanlara. kocaları onlardan kaçıyor. nız Hypsipyle babası Thoas'ı öldürememiş. gelir Lem­ nos adasında Uyku'yu bulur. armağanlar söz verir. Homeros Hypnos'un çok daha sevimli bir portresini çizer. larına tutkunmuş. le bir gece kaçmış ve korsanların eline düşe­ Bir efsaneye göre. Tatlı Uyku ise bir gün Herakles'i kaçırırken Zeus'tan yediği cezayı unutamaz. Opheltes'i boğmuş. Zeus'u uyutsun diye diller döker. başka kadınlarla sevişmeyi yeg görüyormuşlar. Lektos burnunda fırladılar denizden. Hera ile birlikte yola çıkar (İl. görünmeden Zeus'un gözüne önce Argonaut'lara saldırdıkları halde. 283 vd.j: sürece aşkını açığa vurmamış. manların birine konu olmuştur. ama kocası evde olduğu . Güneş onlara hiç çevirmez ışınlarını ne göklere çıkarken. Lykurgos'la karısı Eurydike. raos araya girmiş ve Hypsipyle'nin Lemnos'a Hypsikreon'un karısı Neaira da adalı konuk­ dönmesini sağlamış. XIV. Öykü şudur: Lykurgos'la kansı Hypsipyle'ye ölüm cezası Hypsikreon adlı bir Miletos'lu Promedon adlı vermek istemişler. ama bir gün Hypsipyle oradan geçen Ye­ Hypsikrcon. Argonaut'lar Uyku durakladı orada.Orada oturur kara Gece' nin çocukları. Hypsipygözleri açık uyumasını sağlamış ki sevgilisini le'yi oğulları Opheltes'e dadı olarak vermiş­ gece de doyasıya görebilsin diye. ince dan ayrıldıktan sonra Lemnos kadınları kral­ sesli. Sonra da onunla birlikte Naksos adasına kaçıp oradaki bir tapınağa sığınmış. rünce yumuşamışlar ve Hypsipyle de İason'la havada yüksele yüksele göğe varıyordu. çam dalları arasında. adalılar kadını kandırabilirse geri alacağı­ nı. ları Thoas'ın kurtulmuş olduğunu görmüşler tanrıların Khalkis. onu bir sandığa kapatıp denize bırakmış ayak bastılar bereketli toprağa. Argonaut'lar ada­ bir kuş oluvermişti. Hypsik­ reon karısını geri almak için Naksos'a gidin­ ce. Hypsikreon da kadını kandıramadıgı için Haksos'a Miletos'un savaş açma­ sını sağlamış. günün birinde Hypsikreon evde yokken konuk gelen Promedon'a açılmış ve onu zorla baştan çıkar­ mış. Hypsipy­ dedikleri. Kral kızı olduğundan kadınlar onu Ayakları altında ormanlı doruklar titredi. oğul doğurmuş (Euenos). Lemnos kadınları da bir gece adada ne kadar erkek varsa hepsini öldürmüşler. ler. Yakaladığı insan kurtulmaz hiç elinden kin besler ölümsüz tanrılara bile. insanların Kymindis ve kraliçelerini öldürmek istemişler. Lemnos adasının kadınları Aphrodite'ye gereğince tapınmadıkları için tanrı­ ça onları cezalandırmış: Bedenleri öyle pis kokuyormuş ki. birleşerek ona birisi Euneos olmak üzere iki Uyku orada.

İanus zamanında insanlar hep iyi ve na­ muslu imiş. İanus tan­ rı bir sıcak su kaynağı fışkırtmış. Agdistis ve Attis efsaneleri. Roma'nın koruyucu ve kurtarıcısı olarak İa­ nus üstüne şu efsane de anlatılır: Romulus'un yönetimindeki Roma'lılar şehri kurduktan sonra Sabin'lerin karılarını kaçırıp kendileri­ ne eş ettikleri zaman. İambe. Üzüntüden yüzü gülmeyen tanrıçayı İambe yaptı§ı şakalarla güldürmeyi başarmış.I İakkhos. İanus uygarlık yollarının hepsini açmış onlara: Gemiler yapmasını. sonra da tragedya ve komedyalarda konuşma vezni olan "iambos" veznine adını veren bu İambe imiş. sonra da bir pınar olarak gene yeryüzüne çıkmış. para basmasını öğretmiş. Başında mersin dalların­ dan bir çelenk. Kaynağı üstüne söylentilerin çeşitliliği bu tanrının ken­ dine özgü bir kişiliği olmadığını gösterir. kızı Persephone'yi aramaya çıkan Demeter oraya uğramış. İakkhos. Bazı efsane yazarlarına göre. biri sağa. onun kızı Perse­ phone'nin oğludur. Aura da kendini Sangarios (Sakar­ ya) ırmağına atmış. böylece düş­ manı korkutarak püskürtmüş. Eleusis kralı Keleos'un evinde hizmet ediyormuş ki. Efsaneleri hep Roma dini ve uygarlığıyla ilişkili olan İa­ nus. Roma'ya özgü bir tanrı. İanus'un krallığı İtalya'nın altın çağına rast­ lar. İuppiter Saturnus'u kovup da bu tanrı Latium'a sığınınca. Tiber ırmağına adını veren de oğlu Tiber'dir. Ares'in oğlu. Dionysos'la yakından ilişkisi vardır. Zagreus'un başka bir adla anılmasıdır (Zagreusj. İalmenos. Bu mucizeyi anmak için Roma'lılar ondan sonra Forum' da yaptıkları İanus tapınağının kapısını savaş sırasında hep açık tutar. Aura'nm tanrı­ dan ikiz çocukları olmuş. ama Aura günün birinde çıldırmış ve ikizlerinin birini parçalayıp yemiş. biri de İakkhos' muş. kendisini ko­ nuklayan İanus'a geçmiş ve geleceği görme yetisini bağışladığı içindir ki. İanus kapıları ancak barış zamanında kapanırmış. Kır tanrısı Pan'la su perisi Ekho'nun kızı sayılan İambe. İlkin Yunan taşlamalarının. Adı Bakkhos'un adı gibi gizli tören­ lerde atılan "İakkhe" çığlıklarından türemiş olabilir. İanus ka­ pısı imparator Augustus'tan önce ancak bir kez (İ. biri sola bakan iki çehreli bir profili gö­ rünürdü. Eleusis myster'lerinde rol oynayan bir tanrıdır. Yunan tanrılarının Latin dünyasına etki­ lerinden sonra da Roma'nm başlıca tanrısı olarak kalmış ve bir yerde İuppiter'den daha önemli sayılmıştır. Anadolu'dan gelme tanrı Dionysos'un Yunanistan'da ve özellikle Eleusis'te yaratılmış bir tıpkısı sayılabilir. İanus her başlangıcın tanrısı sayılır­ dı. Saturnus. Bu motif için bkz. Sabin kralı Titus Tatius bir gece yeni kurulan kente saldırmış. onu kar­ şılayan ve konuklayan İanus'tur (Saturnus). tanrının şehri düş­ mandan korumasını sağlarmış. yılın ilk ayına onun adı verilmiş ve İanuarius denmişti. 237'de). Ro­ ma'nın altın paraları üstünde tanrının. Kimine göre de Demeter'in değil de. Kapıları bekleyen tanrı sayılır. elinde bir meşale ile kutsal erenler alayını yöneten genç bir adam olarak gösterilir. yasalar çıkarmayı hep tanus'a borçluymuşlar. çünkü kapılar da kendisi gibi iki yana bakar­ lar. Zeus'la Persephone'nin birleşmesinden doğmuştur ve Zagreus'tur.. o sırada Zeus'un sevdiği başka bir Nympha İakkhos'u kaçırmış ve Eleusis'teki Bakkha'lara götürüp bırakmış. Şehirler kurdurup toprağı işlemeyi. İanus İtalya' nın yerlisidir. Augustus çağında ise üç kez kapatılmış. bazılarına göre de İtalya'ya Tesalya'dan göçmüş ve Roma'nın yedi tepesin­ den birinde İaniculum diye kendi adını taşı­ yan bir şehir kurmuştur. . tanrıça Demeter'in oğlu. tam bir barış ve uyum içinde ya­ şarlar ve toprak da onlara her şeyi kendiliğin­ den bagışlarmış. İlyada'da adı geçer (Askalaphos). İanus. Roma şehrinin kuruluşun­ da büyük bir rol oynar. Kimi efsanelere göre İakkhos. Ö. Öyle ki İakkhos. ya da kocasıdır. Bambaşka bir efsane onun kaynağını Phrygia'da gösterir: Tanrı Dionysos Phrygia nympha'sı Aura ile birleşmiş. İanus tanrıyı Roma'lılar iki çehreli olarak canlandırırlar. Capitolium tepesinin bekçisi Tarpeia da kaleyi Sabin'lere teslim etmek üzereymiş ki.

(1) Girit kralı Melisseus'un kızı. 507 vd. Argonautlar seferinin kahramanı İa­ son. Korybas Korybant'lara adını vermiş (Korybanl lar). V. onu uzaklara sürmeli cevabını vermiş de onun üzerine Pelias İason'a Kolkhis'ten altın postu gidip almasını buyurmuş. yatmışlardı üç kez sürülmüş bir tarlada. Başka kaynaklara göre İapetos Klymene ile değil de Asia ile evlenir (Asla). İason bu serüvene hayır dememiş ve Yunanistan'ın en seçkin yiğitlerini bir araya getirerek Argo gemisini yaptırmış ve ünlü Karadeniz seferi­ ne çıkmış. tason. erkeği tepelediydi göz kamaştırıcı yıldırımla. Pelias İason'a tahtı vermem dememiş de yalnız şöyle bir so­ ru sormuş: Bir kral kendine kumpas kuran bir uyruğuna ne yapmalı? İason da.tanus su perisi İutuma ile evlenmiş ve on­ dan Fons. Kılığı Pelias'la arasının açıl­ masına ve sürülmesine yol açar (Pelias). Bir anlatıma göre. o ki bela oldu ekmek yiyenlere Zeus'un yoğurduğu bakireyi evine alarak. üstelik de İason babasının tahtını isteyince. Uranos'la Gaia'nın oğlu Titan İapetos. güzel topuklu Okeanos kızını. İdaia. tanrı sözünü ansımış. Girit kralı Lykastos'la evlenir ve Minos adlı bir oğlu olur. Diodoros'a göre İasion Samothrake adası­ nın gizemlerine ermişti. ama Zeus o saat aidiydi bu haberi. ve kıvrak. Sonra da İasion Kybele ile sevişmiş ve Korybas diye bir oğulları olmuş. sonra da yarım akıllı Epimetheus'u. Amcası Pelias'la babası arasında tahta kimin çıkacağı kavgasında İason'un İolkos sarayından uzaklaştırıldığı ve ormanlarda at adam Kheiron tarafından ye­ tiştirildiği anlatılır. Her neyse. 22). onu böyle görünce Pelias şaşakal­ mış. (2) Korybas'ın kızı. 3). Odysseia'da Kalypso tanrıçaların ölümlülerle olan aşklarından dem vururken şöyle der (Od. Dardanos gibi Samothrake'de oturur. Yetişkin çağa gelince la­ son şehre döner. kardeşi Harmonia'nın Kadmos'la düğünü sırasında Demeter'e rastlamış ve tanrıça ona gönlüyle birlikte buğ­ day tanelerini de armağan etmiş. Zeus'la Elektra'nın oğlu. Efsanesinin en çarpıcı yanı Demeter'le olan aşkıdır. bazı kaynaklarda Giritli olduğu söylenir. girdi gerdeğe ve bir oğlu oldu: Azgın yürekli Atlas tanrı. ya da Fontus adlı pınar tanrı ol­ muş (luturna). Ef­ saneye göre Pelias'a bir tanrı sözcüsü tek ayakkabılı adamdan korkmasını söylemişmiş. Karadenizli büyücü­ den kurtulduktan sonra İason İolkos'a döner. üstelik Pelion dağının eteklerinde bir dereyi geçerken sandallarından birini yitirmişmiş. Amaltheia). her biri belalı bir efsanenin kahramanı oğullar meydana getirmiştir (Tab. o kendini çok beğenen tanrıyı. İasion. Demeter'le birleştiği ve aşklarından Plutos'un doğduğunda kaynaklar birleşir. tanrı Poseidon'a kurban kestiği ve kalabalık bir tören kutladığı bir gün lason sırtında bir pars postu ve her bir elinde bir kargı ile çıkagelmiş.): iapetos aldı Klymene'yi. İapetos. İda kendi adını taşıyan dağda onu kız kardeşi Adrasteia ile birlikte büyütür. Bu noktadan sonra İason'un kade­ ri Argonaut'ların kaderiyle birleşir (Argonaut'lar). kendi ya da oğullarından biri bu şehirde kral­ lığı ele geçirir (Medeia). Sonra getirdi dünyaya Menoitios'u. 7). Rheia yeni doğurduğu Zeus'u Kronos'tan kaçırıp kundakta bebek olarak Girit'e götürünce. cin fikirli Prometheus'u. onu ne pahasına olursa olsun uzaklaştırmak gerektiği kanımına varmış. besler (Zeus. Tanrıçanın ona gönül verip vermediği konusunda efsaneler­ de ayrılık varsa da. Öbür Titan'Iar gibi İapetos da Zeus'un eliyle Tartaros'a atı­ lıp yeraltına kapatılır. Yunanistan'a dönüşünde Medeia'nın büyülerine kurban gider. Harmonia ve Dardanos'un kardeşi (Tab. İda. 125 vd. Hesiodos bu Titan'm dölünü şöyle tanımlar (Theog.): Güzel örgülü Demeter de gönül vermişti İasion 'a sarmaş dolaş olmuştu ikisi sevgiyle. Kretheus'la Tyro'nun oğlu Aison'dan dogmadır (Tab. İda'lı anlamına gelen bu ad Troya böl­ gesindeki İda dağı ile ilişkisi olan iki efsanelik kadının adıdır: . (3) Çanakkale bölgesindeki Kazdağı'nın es­ ki adı.

çoğunu alt eder. ölümlü babası ise. Bir efsaneye göre Phineus'un başına bela getiren odur (Phineus). Aineias'a. (4) Dares'in oğlu. İdas. Dioskur'lar). öldüremediklerini de yaralar. İlyada'da anlatılan olaylardan sonra. 557): İdes bir zamanlar en güçlüsüydü dünyadaki yiğitlerin. Gitmiş güney İtalya'ya yer­ leşmiş. İdomeneus. Troya savaşına katılan Girit kralı. alev gibi saldıran denir İdomeneus'a) bu yiğit İlyada'da "saçlarına kır düşmüş" yaşlıca bir adam olarak gösterilir. Deiphobos'a. ama bir süre sonra Girit adasında çıkan bir salgının nedeni bu suçta aranmış ve İdomeneus yur­ dundan sürülmüş. Deukalion'un oğlu ve Minos'un torunu. Adı "gören" anlamına gelen İdmon Argonaut'ların yolculuğunu öngörü gücüyle düzenle­ dikten sonra bir anlatıma göre de Mariandyn'ler ülkesindeki duraklarında bir ava ka­ tılarak bir yaban domuzu tarafından öldürül­ müştür (Argonaut'lar). İdomeneus'u da yargıç olarak al- . Bütün bu savaşla­ rında Meriones her zaman yanıbaşındadır ve onu destekler. Apollon'la İdas birbirlerine girerler. Zeus da Polydeukes'i kurtarmak için araya girmek zo­ runda kalıp İdas'ı şimşeğiyle çarpar (Lynkeus. onu İdas'ın elinden almak ister. birçok efsanelerde adı geçen bir kişi­ dir: Kardeşi Lynkeus'la birlikte Kalydon avı­ na ve Argonaut'lar seferine katılır. (5) Korybant'lardan biri. Argonaut'lar seferine katılan bilici. hem de en ya­ kın savaş arkadaşıdır.(1) Skamandros ırmağının tanrısıyla birleşip Teuker adlı bir oğul doğuran bir Nympha (Teuker). İdaios. İdo­ meneus'un şehri almak için yapılan tahta at­ ta bulunan yiğitlerden biri olduğu ve Akhilleus'un ölü törenlerindeki yumruk yarışında bi­ rinci geldiği anlatılır. ince bilekli gelin Marpessa uğruna o Phoibos Apollon'a bile kaldırmıştı yayını. efsanesinin en göze çar­ par yanıdır: İdas. İdas bir sürünün paylaşılması konusunda Dioskur'larla kavgaya tutuşur: İdas bir hileyle bütün sürüyü ele geçirdiğinden Kastor'la Polydeukes ona ve Lynkeus'a saldırırlar. Euenos'un kızı Marpessa'ya âşık olur ve onu babasından kaçırır. Marpessa. Homeros İdas (destanda adı İdes ola­ rak geçer) üstüne şöyle der (İl. Ama kah­ ramanlıkları destanda büyük bir yer tutar. Troya'lı savaşçı. Melampus'un oğlu Abas'tır. Troya bölgesine Ana Tanrıça Kybele'nin kültünü getiren de oymuş. Homeros'un parlak sıfatlarla nitelendirdiği (tanrı gibi. deniz yutmamış onların hiçbirini. Dardanos'un İdaios'la Dimas adlı iki oğlu olmuş. Çar­ pışma sırasında Kastor öldürülür. onun oğlu Meriones Troya savaşın­ da İdomeneus'un hem seyisi. (2) Paris'le Helena'dan dogma bir oğul. İdmon. IX. Destan bölümleri boyunca İdomeneus en seçkin Troya yigitleriyle savaşıp. Karşısına ilk çıkan kendi oğlu (ya da kızı) olmuş. Tanrı Apollon ve Dioskur'lara karşı savaşı. Kadın kocasını seçer. Girit ya da Troas'taki İda dağı ile iliş­ kili birkaç kişinin adi: (1) Priamos'un bir oğlu. Başka efsane yazarları İdomeneus'un dö­ nüş serüvenini bambaşka biçimde anlatırlar: Girit'e varmadan donanması büyük bir fırtı­ naya tutulmuş. İdas. İdaios Troya'nın güneyindeki da­ ğın eteğine yerleşmiş ve tda adını dağa ver­ miştir. ama tanrı Apollon da kadına tutkundur. İdome­ neus sözünü tutmuş. Kaç yoldaşı uarsa savaştan kurtulan hepsini Girit'e götürebilmiş İdomeneus. kanını akıtmış. Trakya kralı Phineus'la evlenir. İdomeneus da sag salim yur­ da varırsa ilk karşısına çıkacak olan insanı Poseidon'a kurban etmeyi adamış. Aslında Apollon tanrının oğlu sayılır. Zeus çare olarak şu­ nu buyurur: Marpessa ikisi arasından seçsin. (2) Dardanos'un bir kızı. giderek Hektor'a bile karşı çıkar ve çok adam öldürür. İdomeneus'un Molos diye bir üvey kar­ deşi var. (3) Priamos'un arabacısı. Anado­ lu'da Mysia'yı ele geçirecekken Telephos ona engel olur. Evlenir­ ler. (6) Dardanos efsanesinin bir anlatımına göre. İdomeneus üzerine şu masal da anlatılır: Thetis'Ie Medeia bir güzellik yarışmasına gi­ rişmişler.

İdyia. ne de fazla yükselip güneşin ışınlarına yakın gel­ mesini salık vermiş. güneşin ışınlarına aldırmamış. ayrıca orada Patara şehrini kurmuş. Bu ma­ sal "Girit'lilerin hepsi yalancıdır" atasözünün kaynağında olsa gerek. ama evlendikten sonra sözünü tutmadığı gibi kaynatasını kor haline gelmiş kömürlerle dolu bir kuyuya atıp öldürmüş. Medeia buna çok kızarak bütün Girit'lilerin yalancı olduğu söylentisini yaymış. Ne var ki havalandıktan sonra İkaros babasının bu sözünü unutmuş. İkaros da tepetaklak denize düş­ müş ve boğulmuş. Kızı Odysseus'la evlenince. Uçmadan ön­ ce de İkaros'a ne çok alçaktan uçmasını. Uzun uzun çalıştıktan sonra kendisi ve oğlu için birer çift kanat yapmış ve onları balmu­ muyla omuzlarına yapıştırmış. Erigone'nin babası (Erigone). Bir gün Zeus ona acımış. Kolkhis kralı Aietes'le evlenip Medeia'yı do­ ğurmuş. başarısından dolayı gurura kapılmış. İkarios böylece Ody­ sseus'la birlikte İthake'ye gitmek istediğini anlamış. İkarios çiftin kendisiyle kalmasını istemiş. Okenos kızlarından biri olan Idyia. ama yolda bir fır­ tınaya tutulan gemisi batmış. Deioneus'un kızı Dia'ya talip olmuş ve babasına birçok arma­ ğanlar vermeye ant içmiş. derken Zeus (ya da Hera'nın kendisi) tanrıçaya benzeyen bir görüntü yap­ mış. Ayrıca İdomeneus'la dölüne lanet okuyarak bir daha sözlerine güvenilmemesini sağlamış. Böylece yemin bozma suçuna bir de ailesinden bir kişiyi öldürme suçu katılın­ ca. Kız da başını örtüp kızarmış.mışlar. Bazı efsanelerde Aietes'in ikinci ka­ rısı. ya da hava sarhoşluğuna tutularak yükseldikçe yük­ selmiş. İkarios. İkaros. Tyndareos ona ödül olarak Pene­ lopeia'yı verdirmiş İkarios'a. İkadios orada yu­ nus balığını anarak şehre Delphoi (delphis yunus demek) adını koymuş (Apollon). ne var ki İksion tanrıya karşı da olağanüstü bir nankörlük göstermiş: Hera'ya vurulup tanrıçayı kirlet­ meye uğraşmış. il­ ginç eseri yaratan ortaçağ ressamı Brueghel olmuştur (Daidalos). kızı Penelopeia'yı tertiplediği araba yarışında birinci gelene vereceğini söylemiş. kimse İksion'u bu günahlarından arındır­ mak için gereken töreleri yapmaya yanaşma­ mış. Daidalos oradan çıkmak ve kaçıp kurtulmak çarelerini aramış. İksion da onu Hera sanarak onunla bir leşmiş. Bu birleşmeden at adam Kentauroi doğmuş . Anadolu'nun Akdeniz kıyı­ larında doğmuş ve doğduğu bölgeye anasının adını vererek Lykia demiş. Efsanesi Apollon kültünün Anadolu'lu kaynağını belirtmek bakımından ilginçtir: İkadios Lykia'da kalma­ yıp İtalya'ya gidecek olmuş. Tanrı Apollon'la Lykia adlı Nympha'nın oğlu. bunların arasında en etkili. İksion cehennemde sonsuzca cezaya çarpılan büyük suçlulardan biridir. Odysseus da hayır dememek için seçme hakkını Penelopeia'ya vermiş. İkarios'un adı ancak Penelopeia'nın babası olarak geçer (Penelo­ peia). Idomeneus ödülü Thetis'e vermiş. Tesalya'da Lapith'lerin kralı iken. Güneş tanrı onun kanatlarını tutan balmumunu eritmiş. bazılarında birinci karısı olarak gösterilir (Aietes). tkarios. İksion. Odysseus Tyndareos'a Helene'nin talipleri arasında seçmek için bir yol gösterince. (2) Tyndareos'un kardeşi ve özellikle Penelope'nin babası olarak tanınan efsanelik kişi. Apollon'a adanmış bu şe­ hirde yaptırdığı tapmağı bir bilicilik merkezi haline getiren de İkadios'muş. İkaros'un eşsiz serüveni her çağda sanatçı­ ları esinlemiş. talipler Penelopeia' nın babası Ikarios'un yanına geri gönderilme­ sini ve Ikarios'un kendine yeni bir damat seç­ mesini ileri sürerler. Başka bir anlatıma göre. giderek doğayı yenmek. Ege'de Sisam adasının çevresindeki denize İkaros denizi denmiştir bundan böyle. tutulduğu çıl­ gınlıktan İksion'u kurtarmış. İkadios. zaferi Odysseus kazanınca ona vermiş. Parnassos dağının eteklerine kadar götürmüş. kendisini bir yu­ nus balığı kurtarmış da. Girit'li mimar Daidalos'un oğlu ika­ ros dünyada ilk uçan adam olarak ün bırak­ mıştır. Bir anlatıma göre bir at adam değil . özgürlüğe kavuşmak sevin­ ciyle Helios'u hor görme suçunu da işlemiş. (1) Kral Pandion zamanında Yuna­ nistan'a üzüm bağını tanıtmış olmakla ün sa­ lan Atina'lı kişi. Odysseia'da taliplerle Telemakhos arasındaki tartışmalarda. Baba-ogul kral Minos'un emriyle Labyrinthos'a kapatılınca.

Daha başka bir efsane de İlos'un bir yan­ gın sırasında Palladion'u alıp kurtardığını. Agamemnon kızı vermediği için tanrı Apollon Akha ordusuna veba salar. ama döl bırakmadan ölür. ama Akhilleus da barakasına çekilir: Savaşa artık katılmayacaktır. ama tanrıçanın yüzünü gördüğü için de kör olduğunu anlatır. gökten düşen Palla­ dion yapının açık çatısından içeri girip yerini alır. Agamemnon'un tutsak olarak alıkoydu­ ğu kızı Khryseis'i geri ister. Zeus tarafın­ dan atılınca Gaflet tanrıçanın düştüğü tepedir bu (Ate). İlos. Anası deniz tan­ rıçası Thetis'ten öcünü almasını ister. İlyada. îlos'un Laomedon adlı oğlundan başka Themisthe adında bir de kızı olur. ineğin ardından gidip duracağı yerde bir şehir kurmasını bildirir.uzak durdukça Akha'lar zaferi kazanamasınlar. okuyucuların bu saymaya rastla­ yabilecekleri düşüncesiyle. Bilici Kalkhas kızı geri vermeyi buyurur. İkincisi. İnek kuzeye doğru yol alır ve Ate tepesi deni­ len bir tepenin üstünde durur.Akhilleus 'un Öfkesi. Homeros'un İlias. Troya kral soyunda bu ada iki kez rast­ lanmaktadır: Birinci İlos. böylece İlos Troya kral soyunun hem Hektor kolu. bölümlerin Yu­ nanca sayılarını da parantez içinde gösteri­ yoruz: BÖLÜM I. ne kadar at adam varsa hepsi İksion'dan dogmaymış. Başka bir efsaneye göre. bu kız kendi amca oğlu Kapys'le evlenip Ankhises'i doğurur. tanrıça Pallas Athena'nın. Hektor'u öldürüp Tro­ ya şehrinin çevresinde sürüklemesi. Ama Zeus bu korkunç günahı cezasız bırakmamış. ama onun yerine Akhilleus'un tutsağı Briseis'i alır. Sonradan Troya adını da alacak olan İl­ yon Skamandros'la Simoeis ırmaklarının ara­ sındaki ovada olup. Akha'lardan yana . Akhilleus'un savaşa dönmesi. Tanrı ApoUon'un rahibi Khryses gelir. bu yüzden Akha'lar ara­ sında beliren veba salgını. İlos heykelin düştüğü yere Athena tapınağını kurar.de. ama kral ona bir de kara benekli bir inek verir ve bilici­ lerin sözüne uyarak.000'den fazla dizeli bu destanın bir özetini bölümlere ayıra­ rak başlıklarıyla birlikte burada vermeyi fay­ dalı buluyoruz. 16 ve 17). İlos şehrin ta­ pınağını kurmaktadır ki. Dardanos'un üç ço­ cuğundan biridir. İksion. Destanın 24 bölümü el yaz­ malarında Yunan alfabesinin harfleriyle gös­ terilmiştir. Tros'la Kallirhoe'nin oğlu. İlos'un Troya şehrini kurması şöyle anlatı­ lır: Troas bölgesinden olan İlos günün birinde Phrygia'da ora kralının düzenlediği bir yarış­ maya katılır. İksion'un cezasından ölüm yoluyla kurtulması da ola­ naksızdır. hem de Aineias kolunun atasıdır. Tanrı İksion'a ayrıca ambrosia yani ölümsüzlük şarabı içirdigi içindir ki. İksion'u cayır cayır ya­ nıp alevler saçan bir tekerleğe bağlamış. Athena yakarmalarına yu­ muşamış da İlos'un gözlerini sonradan açmış. Zeus da gökten Palladion'u indirir İlyon üzerine. onun sonsuzluğa dek dönüp yanmasını sağla­ mış. oğlu Ganymedes'in Olympos'a kaçırılmasından sorumlu olan Tantalos'la Pelops'u Anadolu'dan kovmuş (Tantalos). sag elinde kargı. Bir süre sonra İlos tanrı Zeus'tan girişiminin uğurlu olup olmayacağı­ nı gösteren bir işmar diler. Palladion. sonra da ölüsünü babası Priamos'a geri vermesiyle bi­ ter. Bir efsaneye göre İlos. Theseus'un arkadaşı Peirithoos'un babasıdır. İlos orada bir şehir kurup ona adını verir. sol elinde öreke tutan dev boylu heykelidir. ya da İlyada adlı büyük destanı İlyon yani Troya destanı adını taşıdığı halde. İlia. Ozan Musa'lara seslenip konusunu belirtir: Akhilleus'un öfkesi. Roma'nın kurucuları Romulus'la Remus'un anaları Rea SiMa'nın başka bir adı (Rea). Thetis Olympos'a çıkıp Zeus'tan yalvarır: Akhilleus savaştan . Yirmi dört bölümlü ve 16. Akha'ların Troya ovasındaki gemi ordugâhmdaytz. Agamemnon kızı vermeye razı olur. Zeus söz verir. Dokuz gün. dokuz gece ordu has­ talıktan kırılır. birinci gelir ve ödül olarak kız ve erkek elli köle ile yurduna döner. (A) Sesleniş . İlyon yani Troya şehrinin kurucusu ve Priamos'un dedesidir (Tab. Troya savaşı efsanesinin an­ cak kısa bir bölümünü yansıtır: Akhilleus'un orduların yöneticisi Agamemnon'a karşı öf­ kesi ve savaştan çekilmesiyle başlar. daha önce Dardanos'un İda dağının eteğinde kurduğu Dardania'dan pek uzak değildir.

BÖLÜM IV. Bellerophontes efsanesinin anlatıl ması. Akha'İBl hendeğe kadar çekilirler. Haberi alınca Akha'lar arasındaki üzüntü.) Hektor'la Andrornakhe'nlıı Buluşması. sonra da kocasına çıkışması. Yolda Troya'lıların gözcüsü Dolon'a rastlarlar. (/. onları dene­ mek ister: Herkesin dokuz yıllık savaştan bık­ tığını. Olympos'ta: Zeus. Toplan­ tı.Ölülerin Kaldırılması.Paris'le Menelaos'un Teke Tek Sa­ vaşı. (A) Yeminlerin Bozulması . (E) Diomedes'in Kahramanlıkları. anası Hekabe'ye Athe­ na tapınağına sunular koymasını söyler. BÖLÜMII. Üstünlük Troyalılardadır. Priamos'u çağırmaya giderler.Yiğidin Barakasındakî Tartışma. Lykia'lı Pandaros'un sa­ vaşmama andını bozmasını sağlar. Olympos'ta tan­ rılar arasındaki tartışma. Helene'yi de koca­ sının yanına götürür. Hephaistos tanrı onları yatıştırır. Ölüleri toplamak için savaşa ara verilir. B Ö L Ü M K. Helene gelir. Hektor. aralarında konukluk bağları olduğu anla­ şılır. Agamemnon Akha'lan toplantıya çağırır. Hera ve Athena arasın­ da çatışma. Menelaos Pa­ ris'i alt etmek üzereyken tanrıça Aphrodite araya girip Paris'i kaçırır. (e) Zeus'un 1da Dağından Savası Yönetmesi. Helene'nin Aphrodi­ te'ye. BÖLÜM VIII. Savaşı kazanan.Aga­ memnon'un Orduları Teftişi. Gene silaha sarılan ordu­ yu Agamemnon gözden geçirir. Akhilleus onları iyi karşılar. BÖLÜM VII. Hektor batı surlarının önünde karısı Andromakhe ile küçük oğlu Astyanaks'a rast­ lar. Destanın yirmi altıncı gününde üçüncü bü yük çatışma. Hektor'la Agamemnon'un kar- .Dolon. BÖLÜMXI. Ordu savaş düzenine girer. Gemilerin Sayımı. Aynı sayım Troya'lılar için de yapılır. ağırlar. Helena'yı alacaktır. Hera. Bu arada Diomedes Lykia'lı Glaukos'la çarpışır­ ken. Troya ordusu da safa dizilir. Trakya'lıların cins atlarını kaçırırlar. Menela­ os'un yaralanması. Teke tek savaş başlar. Thetis olayı. (B) Agamemnon'un Düşü. (\) Akhilleus'a Gönderilen Elçtlm . bunun için de gelir. (A) Agamemnon'un Kahramanlık­ ları. komutanlarının ve şehirlerinin ad­ larını. Sahne değişir: Priamos'la ihtiyarlar heyeti surların üstünde dizilip teke tek savaşı gözet­ lerler. Odysseus'la Dio­ medes görevlendirilirler. BÖLÜM VI. Athena ve Aph­ rodite de savaşa karışırlar. Aphrodite'nin araya gi­ rip yaralanması. gemilerinin sayısıyla saymaya koyulur. Surların Üstündeki Sahne . Akha'ların ordugâhı bir sur ve bir hendekle çevirmeleri. (H) Hektor'la Aias Arasındaki Çarpışma . Teklif kabul edilir. Lalası Phoiniks'in bütün yakarmaları boşa gider. BÖLÜM III. savaştan vazgeçip silahlarını değiş tokuş ederler. Akha'ların en seçkin yiğitlerinden biri Telamonoglu Aias'la teke tek savaşır. Zeus Troya savaşının yönetimini ele alır. Ba­ şa baş gelip ayrılırlar. ağzından birçok bilgi aldıktan sonra onu öldürüp dönerler. Ozan bir daha Musa'ya seslenir ve Akha or­ dularının. yurtlarına dönmek istediklerini anlar. Aias ve Odysseus birçok Troya'lıyı öldürürler. Aralarındaki aile sahnesi. Gece toplanan kurultay: Akha'ların en yaşlı önderi Nestor Troya'lılar kampına gözcü gönderilmesini salık verir. (K) Odysseus7a Diomedes'in Keş­ fe Çıkmaları . 1da dağının doruğun. BÖLÜM X. Bütün bölüm Akha yiğidi Diomedes'in kah­ ramanlıklarına ayrılmıştır: Korkunç bir boğuş­ ma başlar. Zeus Agamemnon'a yalancı bir düş gönde­ rir: Troya'yı alabileceğini bildirir. (r) Antlar.* yerleşir. Diomedes savaş tanrı Ares'i yaralar. Aias'la Odysseus elçi seçilir­ ler.olan karısı tanrıça Hera ile kavga ederler. Savaş baş­ lar: Akha yiğitlerinden Antilokhos. Akha'lar toplantısında Akhilleus'un savaşa dönmesini sağlamak için ona elçiler gönder­ me kararı verilir. Aineias'la Diomedes arasındaki savaş. BÖLÜM V. tanrılardan Ares. İki ordu karşı karşıyadır: Paris Menelaos'la teke tek savaşa girişmeyi teklif eder. ama savaşa dönmeme kararını bildirir. Hektor şehre gelir. onlara Akha yiğitlerini tanıtır.

Tanrıça Aphrodite'den cinsel istek uyandıran memeligini alır. Thetis'in demirci tanrı Hephaistos'a başvurması. İrmak tanrı Skamandros. Kıyasıya çarpış­ ma. Akhilleus'un ölümsüz atlarının ağlama­ sı. BÖLÜM XXI. Korkuya kapılması. Priamos'la Hekabe yalvarırlar içeriye girip korunsun di­ ye. süslenir püslenir ve 1da dağında Zeus'u bulup onunla sevişmesini başarır. (o) Duvara İkinci Saldırış. Ares. Apollon'un kışkırttığı Hektor. Akhilleus arkadaşına silahları­ nı verir. Zeus'u baştan çıkarmak için bir düzen kurar.. Akhilleus gitmeyecekse. Kanlarla kızıla boyanan ırmaklar kabar­ dıkça kabarır. Durum Akha' lar için çok kötüdür. Thetis silahlan oğluna götürür. Nestor. Hephaistos Akha'lardan yana. (N) Gemilerin Önündeki Savaş. Bir Hektor surların dışında kalır. B Ö L Ü M XX. Patroklos'u vurur. önüne gelen Troyakyı insafsızca tepeleyip Troya ovasında akan Skamandros ve Simoeis ırmaklarına atar. Baştanrı Zeus'un kadere boyun eğerek oğlu Sarpedon'u feda etmesi. Akha yiğitleri Patroklos'un ölüsünü Hektor'un elinden kurtarmak için dövüşürler. (3) Zeus'un Aldatılması. sonra Lykia'lı önder Sarpedon Patroklos'la dövüşür ve ölür. Akha'larda şaşkınlık. Lykia'lıların duvarda delik açmaları. ama Troya'lılar gemilere kadar sokulurlar. Akhilleus için kara belirtiler: Hektor'u öl­ dürdükten sonra kendi ölümü de yakındır." AkhiUeus'un silahlarıyla karşılarına dikilince. BÖLÜMXII. Hektor'un iç tartışması. Kor­ kunç boğuşma. Akhilleus'a bu korkunç du­ rumu bildirir. Patroklos Hektor'u batı kapılarına kadar kovalar. (M) Duvar Dibindeki Savaş. Akha'ların toplantısında Akhilleus'la Agamemnon barı­ şırlar.şılaşması. Deniz tanrıçası Thetis'i çağırıp yeni silahlar istemesi. Akha'lar gene gemilere kadar gerilerler. Akha'ların gemilere doğru kaçışması. ( d > ) Irmak Kıyılarında Savaş. Sarpedon'un ölüsü çevresinde çarpış­ ma. Sahne Olympos'a yükselir: Tanrılar arasında kavga. AkhiUeus'un arkadaşı Patroklos'a dert yanar. Tanrı seviş­ meden sonra uykuya dalar. o sırada Posei­ don Akha'ların yardımına koşar. Aineias'ın savaş meydanından kaçırılması. BÖLÜM XVIII. Hektor gene duvara saldırır. Poseidon. Hera'ya çıkışır. Silahlar destanı. Diomedes ve daha birçok Akha yiğidinin yaralanması. Zeus Troya'lılara zaferi müjdeler. (T) Akhilleus'la Agamemnon Arasındaki Barışma. Troya'lılar duvara saldırır. Hera. (X)Hektor'un Ölümü. İki Aias'ı Troya saldırısına karşı koymaya kışkırtır. BÖLÜM XVI. (Y) Tanrıların Savaşa Karışması. kendi savaşa gidip dövüşmeye kararlıdır. yiğit anasına. Zeus Apollon tanrıyı Hektor'a gön­ derir. Hermes. Akha' ların bozgunu. Zeus uyanır. ( X ) Akhilleus'a Yeni Silahlar Yapılması. AkhiUeus'un korkunç yası. Olympos'ta tanrılar toplantısı: Zeus izin ve­ rir. Tan­ rılar seyircidir. Art emiş. Akhilleus Troya'lıları püskürte püskürte Troya'nın surları önüne gelir.. Athena. BÖLÜM XIV. BÖLÜMXXII. Akhilleus kudurmuş gibidir. Her iki tarafta da yararlık gösterenler olur. her tanrı istediği gibi yardım edebilecek­ tir savaşa. BÖLÜMXVII. yatağından çıkıp Akhilleus'u kovalama­ ya başlar. ama Hektor ölüyü silahlarından soymayı ba­ şarır. Apollon. babasına aldırmaz. Troyalılar surların içine sığınırlar. (P)Menelaos'un Kahramanlığı. Patroklos. Troya'lılar önce bozgu­ na uğrar. dövüş. Patroklos'un ölüsü alınır ve kara haber Akhilleus'a götürülür. Akhilleus'un Aineias'la karşılaşması. Savaş hazırlıkla­ rı. (n) Patroklos Destanı. BÖLÜM XIX. Patroklos'un ölümü. Poseidon uzaklaşır. Ordular silah kuşanır. BÖLÜMXIII. Sonunda Zeus kader tartısını . Akha'larda telaş. BÖLÜM XV. Yiğitten silahlarını ister. öfke­ lenir. Patroklos gelir. Tanrılar iki cepheye ayrılır: Hera. Agamemnon. Akha'lardan yana olan tanrı Poseidon sa­ vaşı Semendirek adasından gözler. Derken ateş tanrı Hephaistos ır­ makların karşısına dikilip alevleriyle onları durdurur. Leto ve Aphrodite Troya'Mardan yanadır.

Çarpışırlar. V. onu çöz. () Patroklos'un Ölüsüne Dü­ zenlenen Yarışmalar. çıkıverdi sudan. bir martı oldu. 18). dedi ki: "Şu Poseidon. ne ister senden zavallıcık. Gece. İno'nun iki kişiliği vardır: Athamas'ın ikinci karısı ve Phriksos'la Helle'nin üvey anası olarak çikin bir rol oynadığı halde (Athamas. kızını reddet­ mek ya da tanrının peşine takılmak gibi aşırı davranışlarda bulunduğu için. yeller götürsün salını bırak. Akhilleus ölüsünü yedi kez Troya surla­ rının çevresinde sürükler. Andromakhe'nin bayılması. Argonaut'lar). Poseidon öfkelenip ırmağın ya­ tağını kurutmuş.)Priamos'un Hektor'un Ölü­ sünü Geri Alması -Hektor'a Ağıtlar. atar atmaz da dön gerisin geri". Yaptığını anladığı zaman İno Melikertes'in ölüsüyle bir­ likli' denize atlar. Akhilleus'un ordugâhında Patroklos'a yapı­ lan ölü törenleri. Kral Priamos tanrı Hermes'in kıla­ vuzluğunda Hektor'un ölüsünü geri almak için Akhilleus'un barakasına gelir. Semele tanrı Dionysos'u doğurup öldükten sonra İno. Argos'a insanların yerleş­ mesinden önce yaşamış. Ne var ki kıskançlıktan gözü kararan tan­ rıça Hera Zeus'un oğlunu barındırdıkları için İno ile Athamas'a fena kızar ve ikisini de çıl­ dırtır. Dokuz gün Hektor'un ateş yı­ ğını için odun taşınır. onu yıldırım çarpmış. İnakhos en geçerli efsanelere göre İo'nun babasıdır. ne acı var artık. Hektor Akhilleus'un karşısına dikilir. Tan­ rıça Athena Troya'lı yiğit Deiphobos'un kılı­ ğına girip Hektor'u aldatır. böylece Zeus İnakhos ırmağını su­ yundan yoksun etmiştir (to). deniz tanrıları arasında sayılır oldu sonraları. Priamos'la Akhilleus arasındaki konuşma. Apollon bile onu korumaktan vazgeçer. ulaşmaya bak Phaiak'ların toprağına olanca gücünle yüze yüze. yap ben ne dersem. Leukothea çıkar yiğidin karşısına (Od. Onuncu gün yapılan cenaze töreniyle İlyada kapanır. BÖLÜM XXIII. Hektor ölür. hiç benzemezsin akılsız bir adama: Hadi çıkar rubalarını sırtından. orada kurtulmaktır kaderin senin. uzağa. Odysseus tanrıçanın dediğini yapar ve kur­ tulur. Kadmos'la Harmonia'nın kızı. Patrok­ los'un yakılması. Al şu tanrısal yaşmağı vereyim sana. Argos bölgesindeki ırmağın tanrı­ sı. ya da tufandan arta­ kalan insanları toplayıp ırmağın kıyılarına yerleştirmiş. seslendi.il galarını simgeler. Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Gördü neler çektiğini. acıdı Odysseus'a. İo'nun Zeus tarafından sevilmesi ve kaçırılması ona dert olmuş. Akhilleus'un yası. Poseidon korkunç bir fırtına ile Odysseus'un salını pa­ ramparça edip kendisini azgın dalgalar içinde boğmak üzereyken. 333 vd. (. Ak Tanrıça olarak fırtınaya tutulmuş gemicileri korumak­ ta ve özellikle Odysseus'u kurtarmakta çok sevimli bir tanrıça olarak görülür. Kadrnos'un kızı. Sen gel. ne diye bunca belayı salar senin başına? Taş çatlasa yok edemez o seni. geldi. ancak yağmurlar mevsimin­ de suyu olacağına karar vermiş. Athamas da Learkhos'u bir geyik sanarak kargısıyla vurur. pır etti. Semele ile Agaue'nin kız kardeşi (Tab. İno oğlu Melikertes'i bir kaynar su ka­ zanma atıp boğar. Hera ile Poseidon Argos'ta han­ gi tanrının egemen olacağı tartışmasında İnakhos'u hakem almışlar. yeri sarsan. oturdu salın üstüne. göğsünün altına dola onu. eskiden insan sesli ve Ölümlüydü bu Ak Tanrıça. BÖLÜM XXIV. ama deniz tanrıları ona acır . Bir efsa­ neye göre İnakhos. fnakhos da Hera'yı seçince. ne ölüm. Hektor'a ağıtlar yakılır. İno'nun deniz tanrıçasına dönüşmesi üstü­ ne de şu efsane anlatılır-. Ama değdiği zaman karaya ellerin. Akhilleus yu­ muşar: Hektor'un ölüsünü babasına geri ve­ rir. İno.IINU kaldırır: Hektor'un ölüm kefesi ağır basar. Priamos ölüyle Troya'ya döner. kocası Athamas'ı çocuğu almaya ve kendi çocukları Melikertes ve Learkhos'la büyütmeye kandı­ rır. Troya surlarından seyredilen korkunç sahne. İnakhos. at şarap rengi denize. Bir deniz tanrıçasına dönüştüğü zaman adı Leukothea. korkma. yani Ak Tanrıça olur ve denizin köpüklü il.): Gördü onu güzel topuklu Ino. Yarışmalar.

Herodot Perslerle Yunanlılar. varlığıma yeni bir biçim verdiğimi Geceler gecesi yapayalnızken odamda şöyle sözler duyuyordum düşlerimde: "Ey mutlu genç kız. babası İnakhos sonradan adını alan ır­ mağın tanrısı ve Okeanos'un oğlu sayılır. Argos kralı İnakhos'un kızıdır (Tab. 640 vd. Fenike ya da Mısır'da bulunan bu olguları kendi toprakla­ rında merkezleme çabasının tipik bir örneğini vermektedir. Kafkas dağlarında bir ka­ yaya mıhlanmış olan Prometheus'un önün­ den geçer. Günün birinde Zeus İo'yu görür. Palaimon da Portunus. bu tutarsızlık üstünde hiç durmaz. kalk. bununla da kalmazlar.ve kendisini bir denizkızına. İnek Geçididir) ve onun serüvenleri. Aphrodite'nin gerdeğine girmek istiyor seninle. geçtiği yerlere adı­ nı veren İo (İstanbul Boğazının adı Bosporos. 10). Ama Hera bir atsinegi musallat eder ineğe. bunun karşılığı da Paris'in Helena'yı kaçırması ve onun sonucunda Asya ile Avru­ pa'yı ilk büyük çatışmada karşı karşıya geti­ ren Troya savaşıdır. Zeus'un isteğine karşı koma sakın. hayır diyemem: Açıkça anlatayım her şeyi size. Fenike. oğlu Epaphos'un da Mısır'lı tanrıların Yunan karşılıkları olduğunu kabul eder. Roma'da Leukothea. kızın güzelliğine vurulup ona yanaşır. Tanıca ineğin kendisine verilmesini şart koşar. İo deli gibi kıtadan kıtaya koşar. Argonaut'lar seferini düzenleyip Kolkhis'li Medeia'yı kaçı­ rırlar. Hera bunu öğrenince büyük bir kıskançlığa kapılır. tapınağı limana yakın bulunan Mater Matuta ile. limanlar tanrısıyla bir tutulmuştur. baştanrı da sevgilisini karısının öfkesinden korumak için onu beyaz bir inek haline dö­ nüştürür ve bu hayvanla hiçbir ilişkide bulun­ madığına Hera'ya yemin eder. bunun İo'nun ka­ çırılmasıyla başladığını yazar (I. kendisi de Argos şehrinin Hera tapınağında rahibedir. git ki Zeus görsün orada seni. babanın koyun. Bu gerçeği ilkçağın ilk tarihçisi Herodot da sezinlemiş olacak ki. İnek biçimine girip. ve bir gün canımı dişime alıp söyledim babama ne düşler gördüğümü.): İstiyorsunuz madem. gitLerna'nın yeşil çayırlarına. karnında Hellen'lerin baştanrısı Zeus'un tohumunu taşıya­ rak kıtadan kıtaya atlayan. İo'yu alıp başına bin gözlü dev Argos'u bekçi olarak di­ ker. . 1-5): Argos kralı İnakhos'un kızı İo deniz kıyısında oynar­ ken Fenike'li gemiciler tarafından kaçırılıp Mısır'a götürülmüş. ne tuhaftır ki sözünü ettiği kişi ve olayların efsanelik ol­ duğunu. Akdeniz'in doğusuyla batısı arasındaki çatışmayı ele aldı­ ğı büyük eserine İo efsanesiyle. onun dölüyle ilgili olarak sürdürülüp anlatılan efsane­ lerin hepsi böyle bir amaç güdülerek kurul­ muşa benzer. niçin yalnızsın erkeklerin en yücesi özlerken seni? Zeus yanıp tutuşuyor senin için. tarihsel bir olaymış gibi başla­ maktadır. Buna misilleme olarak da Yunanlılar Fenike'de Tyr kralı Agenor'un (ki Agenor İo'nun torunudur) kızı Europe'yi ka­ çırırlar. doysun seni görmeye Zeus'un gözü". gerçek olsalar da Mısır. bu konu bir masal değil de. Bir denize. Zeus bu kez de Hermes'i gönderir. Herodot bu yorumu Pers bilginlerinden aldığını söyler. Ah! Hep böylesi düşler gördüm geceleri. 153). İo. asıl kaynaklan Anadolu. sığır otlaklarına. Ar­ gos'u büyüleyerek öldürmesini sağlar. böy­ lece İo'nun da. yani Asya ile Avrupa arasındaki savaşa hep kız kaçırma olaylarının sebep olduğunu. Yunan kaynaklarında İo efsanesi şöyle an­ latılır: İo. Ama doğrusu anlatmaya utanıyorum da tanrısal bir kasırganın nasıl allak bullak edip ben zavallıyı. Sisyphos'un düzenlediği İsthmos yarışmaları bu tanrı şerefine yapılırmış (Palaimos. bir boğa biçiminde tapınılan Apis tanrının adı Yunanca Epaphos'tur der (II. Io efsanesiyle Yunanistan yarımadası Ak­ deniz uygarlığının birçok dinsel görüşlerini ve onlardan dogma efsaneleri kendine mal et­ me. oğlunu da Palaimon adıyla küçük bir tanrıya dönüştürürler. Ka­ radeniz ve Ege kıyıları arasında böyle önem­ siz olaylarla nasıl bir ilişki kurulabileceğini açıklamaz. bir de boğaza adı­ nı verdikten sonra. Melikertes). Aiskhylos "Zincire Vurulmuş Prometheus" targedyasında bu buluşmayı sahne­ ye koyar: Orada İo başına gelenleri şöyle an­ latır (Prom. Yalnız daha ileride Mısır'dan söz ederken. atsineginden kurtu­ lamaz bir türlü.

kovdu beni. Sonra da İobates'in yardımıyla döner Tiryns'te kral olur. karmakarışık sözler ediyorlardı. Herakles kültünü Sardinya'ya sokmuş. gitsin. dölleri soylarının kaynağı olan Yunanistan'a döneceklerdir (Aigyptos. Yiğit de İole'yi elde etmek için Oi­ khalia şehrini almak ve kızı kaçırmak zorun­ da kalır. Biranda değişiverdi içim. o da yiğidin canına kıymak için ona Khimaira'yı öldürmesini bu­ yurur (Bellerophontes). Thebai kralı Laios'la evlenir ve Oidipus'u doğurur. orada gene insan biçi­ mine girecek ve Zeus'un oğlu Epaphos'u do­ ğuracaktır (Epaphos). Beklenmedik biranda can verdi bu çoban. sayısız gözlerini dikerek üstüme. to'nun Mısır tanrıça­ sı îsis'e benzetilmiş efsanelik bir kişi olduğu besbellidir (îsis). ikisi kız dört çocukları olur (Tab. o sırada Deianeira'dan yeni bir gömlek is­ ter. birden şu boynuzlar çıktı başımdan. Herakles). kra­ lın kızıyla evlenir ve İobates ölünce Lykia kra­ lı olur. Oikhalia kralı Eurytos'un kızı. İole. iaones adıyla anılan boylara Yunanistan'dan gelme . VI. Lykia'da İobates'in yanına sığınır ve bir süre son­ ra kralın kızı Anteia (ya da Stheneboia) ile evlenir. Herakles öldükten sonra oğullarının çabasını desteklemiş. Bir efsaneye göre.O zaman babam Pytho'ya. Bu. İokaste onunla evle­ nir ve ikisi erkek. Ama gönderdiği adamlar dönünce karışık. İolaos amcası Herakles'in yanıbaşında yiğidin bütün işlerine katılmış ve ona yardım etmiştir. Hebe eliyle gençleştirmiştir. yarışmayı Herakles kazanınca. Sonunda günün birinde anlaşılır bir söz geldi tnakhos'a. yoksa Zeus yıldırımlarıyla çarpıp yok edecek senin soyunu. Laios'un öldürülmesin­ den sonra oğlu olduğunu bilmediği Oidipus Thebai tahtına çıkınca. İokaste. efsaneye göre de Yunanistan'dan ayrılıp Sardinya ada­ sına yerleşmiş. Kerkhne'nin. bense hep o belalı iğnenin zoruyla Bu topraktan o toprağa koştum durdum. bu söz açıkça diyordu ki babama: At kızını evinden. İole ile evlenmek hazırlıklarına giri­ şir. İobates. Karısı Anteia Bellerophontes'e iftira edince. hem karısı olan kadının adı. ama Hera'nın bu düzeni de boşa çıka­ rıldıktan sonra İo Mısır'a döner ve orada bir tanrıça gibi tapım görür. Yiğit İobates'in ona yüklediği bütün işleri başardıktan sonra. yurdundan dışarı. Ege kıyılarına yerleşmiş. Büyülü gömlek bedenini yakar ve yiğit kendi yaptırdığı odun yığınına çıkıp ölünce lo­ le'yi oğlu Hyllos'a verir (Deianeira. Herak­ les'in ölümüne sebep olan kadın (Eurytos. kendisi de Eurystheus'u cezalandırdığı için. Des­ tanda adı Epikaste olarak geçer. benim için de kötü bir şeydi bu. Akrisios ve Bellerophontes efsanelerinde rol oynar: Proitos ikiz kardeşi tarafından Argos'tan sürülünce. lole'yi yiğide vermek is­ tememiştir: Herakles'in çılgınlığa kapılıp İole' den doğacak çocukları öldürmesinden korku­ yordu. Tragedya yazarlarınca Oidipus'un hem anası. İo'nun kişiliğine ve efsanesine daha bir kut­ sallık veren bu öyküden sonra Prometheus İo'ya kaderin kendisine neler hazırladığını bil­ dirir: Mısır'a varacak. Danaos). Lykia kralı. Zeus'tu onu zorlayan. Herakles'in üvey kardeşi olan İphikles'in oğlu. Thebai'li Menoikos'un kızı ve Kreon'un kız kardeşidir. Zeus onu öldük­ ten sonra tanrılar arasına alıp. Dodona'ya adam üstüne adam yolladı öğrenmek için tanrılar ne istiyor. İolaos. Zeus'un sevgisini kazanmış. Akdenizin güney ve doğu kıyılarına yayılan iki dallı bir kral soyu­ nun atası olacaktır. Proitos yiğidi Homeros'un dediği gibi "ölüm işaretleriyle" (İl. Toprağın oğlu asık suratlı çoban adım adım izliyordu beni. 169) İobates'e gönderir. İon. İo'nun başına bir dert daha gelir: Kuret'ler Epaphos'u kaçı­ rırlar. tanrılara bir kurbanlık gibi. Oidipus). ton. İokaste. ne istemiyor diye. Hyllos). ama ne yapsın. orada birçok şehirler kurmuş­ tur. dışım. 19). Lerna'nın tatlı sularına doğru. Argos adında birini taktılar peşime. Apollon'dan gelen bu sözleri düyunca babam. dolaşıp dursun dünyanın dört bir yanma. attı evinden dışarı Kendi için de. Eurytos kızını ok atmada birinci gelecek olana vereceğini söylemiş. İokaste işlediği dogadışı suçu öğre­ nince kendini asar (Laios.

Doros ve Aio­ los. Bu oyun Eu­ ripides'in mutlu bir sonuca bağlanan traged­ yalarından biridir ve böyle olduğu için de pek tragedya sayılmaz. öteki İon Aigialeas ülkesine saldırmaya hazırlanır ki. iki oğlundan biri Akhâios Tesalya'ya döner. o sı­ rada Kreusa İon'u görür. en ufak bir hava estiği yok. Pausanias'ın anlattığı bu efsane belli ki Akhaia bölgesinin. Ksuthos ise oğlu İon aracılığıyla İon'lar. o da Attika'da Atina iline yerleşir. Dor ve Aiol soylarının doğrudan doğruya isim babaları. İphianassa. Atina krallığına getirirler. İones ve Akhaioi adlarını taşıyan boyların kaynağını açıklamak amacıyla kurulmuştur. Herodotos şöyle der (Tar. Soy ağacından görüldüğü gibi (Tab. Ne var ki ortalık sütliman. Apol- lon'un oğlu olarak gösterilir. Homeros destanlarında Agamemnon'un kızı İphigeneia'ya verilen ad (1phigeneia). VII.bir kurucu ata bulmak amacıyla. Ksuthos ölür. Orada tapınak rahibesi çocuğu büyütür. adı İphianassa olarak birkaç kez geçer. İon Helike adlı bir kent kurar ve halkına İones adını verir. orada Atina kralı Erekhtheus'un kızı Kreusa ile evlenir (Erekhteus). Tanrı Kreusa'yı Atina akropolünün bir mağarasında gebe bı­ rakır. oğullarından Akhai­ os Peloponez'de Akhaia bölgesini kurar. O sırada Atina'lılar Eleusis'e karşı savaşta kendilerine yardım et­ mesi için İon'u çağrırlar ve İon Attika'da ölür. Tragedya şairlerinden Euripides'in "İon" adlı oyununda İon Ksuthos'un değil. Apollon tapma­ ğına başvurup bunun nedenini sorarlar. önce tanımak iste­ mez. Hellen'lerin büyük atası olarak gösterilen Hellen'in üç oğlu vardır: Ksuthos. kendi oğulları olarak büyü­ türler. 94): "İonyalılar Peloponez'de bugünkü Akhaia'da oturdukları sü­ rece. Racine ve Goethe'ye konu olmuştur. kral Selinos kızı Helike'yi ona verip kendisine halef seçer. Efsane şöyledir: Ksuthos'u iki kardeşi Do­ ros'la Aiolos Tesalya'dan kovarlar. Doros'la Aiolos. Hellen'lerin söylediğine gö­ re Pelasgoi Aigialees adını taşırlardı. üstelik burada tanrı Apollon'a bağlamaktır. Elektra. ("İphigeneia Aulis'te" ve "İphigeneia Tauris'te" adlı iki tragedyası vardır) İphigeneia ti­ pine büyük bir ün kazandırmış ve Troya sava­ şıyla doğrudan doğruya ilişkili tek kişi olarak İphigeneia batı yazınını da etkilemiş. tanrı buyruğuna uya­ rak genci alırlar. Homeros ne Aulis'teki. Aulis Euboia yarım­ adasının karşısında bir limandır. Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. Orestes ve Khrysothemis'in kardeşi (Tab. Akhaios bölgeyi alır. Homeros destanla­ rında fphigeneia'dan pek söz edilmez. Ksuthos'la Kreusa evlendikten son­ ra bir türlü çocukları olmaz. efsanesi Troya savaşıyla doğrudan doğruya ilgili oldu­ ğu halde. Tesalya'dan gelen Akhaios'un saldırısına uğrar. Soyu bir süre Aigialeos bölgesinde kal­ dıktan sonra. Bu süreç üstüne efsane yazarlarından hemen de hiçbir bilgi edinilmez. Bunun da amacı İonya'lıların kaynağını Atina'ya. ya da İonyalılar denilen soya ata olmuştur. bölge­ yi siyasal ve sosyal alanda düzene koyar ve soyunun denizaşırı göçlere katılmasını sağlar. Akhaia adını verir. 15). yani Danaos'la Ksuthos Peloponez'e gelmeden önce. ne Tauris'teki serüvenine dokunur. Bunun tam tersi­ ne tragedya yazarları ve özellikle Euripides. verdiği cevap Aga- . efsanesi Ati­ na'da uydurulduğu besbelli olan bir kişidir. o zamanlan bu böl­ gede Aigialeos'un Pelasg soyları otururlardı. Akha'Iar orada toplandıktan sonra gemilerin yola çık­ ması için uygun bir rüzgâr esmesini beklemiş­ lerdir. Bunun bir süresi savaşa katılacak çeşitli filoların Aulis'te toplanmasıyla geçmiştir. Ksuthos oğlu İon'dan sonra da onlara İones dendi". 20). sonra kabul eder. kadın İon'u doğurduktan sonra bebeği bir sepet içine koyup kayalık bir yere bırakır. Bizim burada anlatacağımız efsanesi doğrudan Euripides'in iki tragedyasının özeti olacaktır. Apollon onu tanrı Hermes'e verip Delphoi'ye gönderir. kral ölünce Attika'dan sürülür ve Peleponez'in kuzey kıyısına. tarihçilerse çeşitli amaçlarla çeşitli biçimlerde anlatırlar İon efsanesini. Akha ordusunun Troya'ya varmak için on yıllık bir zaman yitirdiği anlatılır. Strabon'un anlatımı ise başkadır: Ksuthos Erekhteus'un kızıyla ev­ lendikten sonra Attika'da dört kentler antlaş­ masını kurar (Tetrapolis). Seli­ nos ölünce. öbür oğlu İon da Attika'ya kral seçilir. Bunun nedeni ordunun bilici­ si Kalkhas'a sorulunca. sonradan Akhaia de­ nilecek bölgeye yerleşir. İphigeneia.

XI. Kraliçe bunu hiç unutma­ yacak ve kocasını Aigisthos'la aldatmasına da. Klytaimestra). kurban bıçağının altına bir geyik koyar. Tanrıça da İphis'e acımış. İphimedeia. Öyle olmuş. hemen dağa bırakması­ nı buyurmuş. güya kı­ zı Akhilleus'a nişanlayacaktır. unu bir erkek yapmış. filo Troya'ya gitmek üzere yola çıkar. Artemis kıza acır ve onu havalara kaldırıp. 296) zengin bir sürünün sahibi ve Neleus'la Pero efsaneleriyle ilgili olarak adı geçer (Neleus. iki genci nişanlamışlar. Başına tuhaf bir serüven geldiği anlatılır: Genç yaşta iktidarsızlığa uğramış. günün birinde bir kız ona tutul­ muş. İphigeneia. heykeli Bİarak Yunanistan'a kaçarlar. İphigeneia'nm Aulis'teki serüveni de burada bi­ ter. 13). hem erkek. ta­ pınakta bir çeşit kurban kesmektir: Gemileri batıp Kırım'a çıkan yabancıları hep İphigene­ ia kurban eder Artemis'e. Günün birinde ta­ pmağa iki yabancı gelir. hayatta kalmayı Herak­ les'e borçludur. Troya dönüşü Agamemnon'u öldürmesi­ ne de bu kin sebep olacaktır. yumıis. Odysseia'da (Od. İphikles. yiğidin bazı işlerine katılır. amaçları Tauris'teki Artemis heykelini alıp Yunanistan'a getirmektir. saf ve sevimli bir genç kız tipidir (Agamennon. bu görevi onlara Delphoi'deki Apollon kâhini vermiştir.onlarla birlik olur. Önce böyle bir işe hiç yanaşmaz. babası. İphigeneia'yı alıp gelmesini buyurur. Bu­ nun üzerine rüzgârlar hemen esmeye başlar. Orestes kız kar­ ılı-sini arkadaşı Pylades'e verir. kız kardeşi Elektra'nın tam karşıtı sessiz. Klytaimestra sevine sevine gelir. Teselya kralı Phylakos'un oğlu. iphikles Amphitryon'la Alkme ne'nin oğlu. Kralın ailesi Mykene'de kalmıştır. yani bugünkü Kırım yarımadasında İphigeneia Tauris'li Artemis tapınağında rahi­ bedir. bıçağın pasından yapılan iksirle İphik­ los iyileşmiş ve Podarkes adında bir oğlu ol­ muş. ak­ rabaları olan bilici Melampus'a nedenini sor­ muş. karısına kız doğurursa kendi­ sine göstermemesini. (2) Kız adı olarak: Girit'li bir masal kahra­ manıdır: İphis'in babası ille de bir erkek ço­ cuk istiyormuş. hem de kız adı olan İphis adını koymuş. öfkesinden vazgeçecek ve fi­ lonun yola çıkmasını sağlayacaktır. Bkz. İphigeneia kur­ ban edilmek üzere sunağa çıkar. Pero).ık. Tanrıça an­ cak Agamemnon kızı İphigeneia'yı kendisine kurban verirse. Yıllardan beri yerine getirdiği ödev. Ama Herakles tanrı Zeus'un tohumundan.. Kadın da kız doğurduğu halde. Bu haber Agamemnon'un tepesine balyoz gibi iner. ama önder­ lerin ve özellikle Menelaos'la Odysseus'un ıs­ rarları üzerine umumun çıkarını kendi çıka­ rından üstün tutmaya yana yakıla karar verir. Ama Herakles ansızın çılgınlığa kapılınca İphikles'in iki oğlunu ve kendi çocuklarını da öldürür (Herakles). İphikles de Amphitryon'un tohumundan meydana gelmiştir (Tab. bu yüzden de yellerin esmesini önlemektedir. İphi­ geneia yabancıları tanır ve onları kurban et­ mek şöyle dursun. Agamemnon'a karşı dinmez bir hınç yerleşir yüreğinde. Melampus da İphiklos'u iyi etmek için bir meşe ağacının kabuğu altında saklanan bir bıçağı bulmak gerektiğini bildirmiş. İphis'in anası ne yapacağını şaşırmış ve tanrıça İsis'e yalvarıp yardım dilemiş. Tauris. İphiklos. kızını bekleyen kaderi ve Aulis'e aldatılarak getirildiğini anlayınca. tphiklos'un. Onunla Orkhomenos'a karşı savaşır ve kral Kreon ödül olarak her iki kardeşe kız­ larından birini verir. bıçak tam boğazına saplanacağı anda. söylentiye göre. 290. Agamem­ non karısı Klytaimestra'ya haber gönderir. İphis. İphikles çığlığı basar. İphikles. köpürür. Aloeusoğulları. bunlar İphigeneia'nın kardeşi Orestes'le arkadaşı Pylades'tir. Herakles'in ikiz kardeşidir. çocuğunu erkek olarak tanıtmış kocasına. (1) Erkek adı olarak: Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan bir yiğit ve Kıbrıs'lı Anakserete efsanesinde adı geçen bir kişi (Anakserete).memnon'u çileden çıkarır: Artemis tanrıça krallar kralı Agamemnon'a karşı kin ve öfke beslemektedir. . İki kardeş arasındaki fark hemen beşikte yattıkları ilk günlerinden bel­ li olur: Hera'nın gönderdiği yılanı görünce. İphis böylece büyüyüp güzel bir deli­ kanlı olmuş. avlanırken kendisine adanmış kutsal bir geyiği öldürdü diye. böylece evlenmesini sağlamış (Galateia).

İros. Devlete karşı koymak elimden gelmez. Eteokles ve Polyneikes'in kardeşi. çekingen bir genç kızdır. bulur ve oğluna öcünü aldırtır (Oslris). İsme­ ne. Bak. İros'u bir titremedir alır. Odysseia destanına göre. "yel gibi uçan" diye vasıflandırılan İris Homeros destanlarında önemli bir rol oynar. "Ayağı tez". İsis'e özellikle Anadolu'da tapınıldı^ Efes ve Bergama'da adını taşıyan tapınakların kalıntılarından da anlaşılmakta­ dır. Hayır. düşün bir kere. Antigone. Kanatlı­ dır. Olympos tanrı­ ları İris'i de Hermes gibi ulak ve özellikle in­ sanlara haber salmak için kullanırlar. İsmene. İole'nin kardeşi. İsis. haddini bilir. anası ve karısı . Odysseus da bir yumruguyla kemiklerini kırıp onu dışarıya sürükler atar. toprak. Typhon) Osiris'i öldürünce İsis kocasını ara­ maya çıkar. İris. geniş omuz­ ları ve güçlü kollan ortaya çıkınca. başımızdakitere boyun eğeceğim. ana tarafından da Okeanos'a bağlıdır (Tab. tıpkı Ana Tanrıça tipini simgeleyen Artemis-Hekate ya da Kybele gibi. Antigone'nin tam karşıtı. deniz ve yeraltı ülkesine ege­ men olup yaşamla ölümü elinde tutan. eğ­ lence ve maskaralığa düşkün talipleri iki di­ lenciyi birbirleriyle dövüştürmeye girişirler. Yunanistan'ın İskender'den sonra. İris. güneş tann Horus'un anasıdır. Kendisine verilen buyruğu harfi harfine tek­ rar etmek İris'in özelliklerlndendir. Çünkü yapa­ mayacağın işlere kalkışmak akıl kârı değil­ dir. güneşte gökkuşağının renklerini yansıtan ince bir tülle örtülüdür. Bu efsane ile Yunan mythos'unda mevsimleri simgeleyen Adonis-Attis. ya da Demeter-Kore efsaneleri arasında benzerlik olduğu gibi. (1) Phokis bölgesinden gelen as­ kerlerin başında Troya savaşma katılan yiğit.. tanrı Zeus ve özellikle Hera'nın hizmetindedir. (2) Oikhalia kralı Eurytos'un oğlu. Herakles efsanesinde rol oynar. İsa'dan sonraki yüzyıllarda Yunan-Roma dünyasına girmiş ve kişiliğinde birçok dişi tanrıları toplayarak bir süre tek tanrıça olarak tapım görmüştür.kendini asarak günahkâr hayatına nasıl bir son verdi ve kar­ deşlerimizin ikisi de. bize yakışan. na­ sıl kendi ayıplarını kendi ortaya dökerek ken­ di elleriyle kendi gözlerini çıkardı. Penelope'nin taliplerini öldürmeye yara­ yacak kocaman yayı Odysseus'a iphitos ver­ miştir (Od. Odysseus soyunup iri bacakları." (Antigone). toprak altında ya­ tanlara yalvaracağım ve zor karşısında böyle yaptığım için beni affetmelerini dileyerek. XVIII. 13 vd. İros Odysseia'da sözü geçen İthakeli bir dilencidir. zalim talih babamızı nasıl zillet içinde elimizden aldı. ama talipler yakasını bırakmaz. puta taparlıgm son demlerinde tek tanrıya ve özellikle tek bir ana ve bereket tan­ rıçasına mistik bir eğilimin baş göstermesiyle İsis.). Sophokles'in "Antigone" adlı tragedyasında Antigone ile İsmene arasındaki diyalogda. top­ rak ürünleri. Karanlıklar tanrısı Set (Yun. Talipler arasında da bir kahkahadır ko­ par (Od. hatta daha beterlerine tahammül etme­ miz lâzımdır. Odysseus dilenci kılığında İthake'ye gelip taliplerin şölenine karışınca. Roma'nın da Augustus zamanında Mısır'a açılması. kaçmaya çalışır. 6). XXI. İphitos Argonaut'lar seferine de çıkmış. Odysseus'la iphitos konukluk ve dostluk bağlarıyla birbirine bağlı­ dır. birbirlerinin eliyle nasıl yürekler acısı bir ölüme kavuştu­ lar. eğer kanuna aykırı hareket edip hükümdarın hükmüne ve kudretine karşı gelirsek ne korkunç bir ölüm­ le öleceğiz. ayrıca büyü yoluyla doğa güçlerini yöneten bir tan­ rıça oluvermiştir.ikisi de aynı şahıstı . İsmene şöyle konuşur: "Ah kardeşim. Aslında bir Mısır tanrıçası olan İsis. Bunun için. ölçülü. . Thaumas'la Elektra'nın kızı. aynı günde. gökkuşağı da denizden çıkarak gökle yeryüzü arasındaki ilişkiyi kurar göründüğü için. Gökkuşağını simgeler.. kadın olduğu­ muz ve erkeklere karşı mücadele için yaratıl­ madığımızı düşünmektir. Harpya'ların kız kardeşi. Oidipus'la îokaste'nin kızı. başında ay taşıyan bir inek biçi­ minde imgelenen İsis'le İo arasında da bir iliş­ ki kurulmuş. böylece zamanla İsis YunanRoma pantheon'unda çok önemli bir yer al­ mıştır. Şimdi biz ikimiz kaldık. İris baba tarafından Pontos'a.İphitos. Ba­ bası Eurytos gibi İphitos da usta bir okçudur. Mısır efsanesine göre İsis kral tanrı Osiris'in kız kardeşi ve karısı. 1-107). Hem sonra böyle bir hükümdarın tebaası olduğumuz için bun­ lara.

Itys. Roma dininde her erkeğin "genius"u (Geni us) olduğu gibi. İulus Caesar'ın ve onun evlatlığına girdiği için imparator Augustus'un da üye bulundukları ünlü İulii soyunun atası sayılır. luno. Çok iyi. Aynı tepede iupiter Optimus MaxlııHIS (en İyi. Aedon. İupiter Capitolinus'a dikilen tapınağa sonradan İuno ve Minerva da alınmış. çocuklu kadınlar hem İuno'nun oğlu tanrı Mars'ı. bu yüzden de Fulgurator. Fulminator (şimşek çakan). Pulvius (yağmur yağdıran) sıfatlarıyla anılır. bu da Iuppiter'in bir küçülmesi olsa gerek. O. İulus adının kaynağı şöyle açıklanır: Aeneas ortadan kaybolup Latium bölgesinde savaş patlayınca. eltisi Niobe'nin oğlunu öldürmek isterken kendi çocuğu İtylos'u öldürür ve öm­ rü boyunca dövündükten sonra bülbül haline getirilip gene İtylos diye ağlar (Aedon). Tonans. gün ışığı. böyle­ ce Capltolium üçlüsü adıyla bu tanrılara tapınılmıştır. kadınlar arasında da meşru yoldan evlenmiş olanların tanrıçasıdır. İtalya'ya adını veren kurucu kahraman. Adı Zeus baba. Aslında luno ayın değişimlerini simgeleyen lbir tanrıçadır ve luppiter. en büyük iupiter) Roma devleti nin koruyucusu ve y ö n e t i c i s i olarak tapım gö- .adada İthaka şehrini kurar. hem de Sa­ bin kadınlarının kaçırılmasından sonra Ro­ malılarla Sabin'ler arasındaki barışın kurul masını anarlardı. Doğanın büyük yöneticisi sayılan bu tanrıya Roma'nın kutsal tepesi Capitolium'da tapınılırdı. Thebai'de anlatılan bülbül efsanesin­ de llylos. tanrıçalara da bakardı. Aeneas'ın oğlu Ascanius'un (Yun. Atina kralı Pandion'un kızı Prokne ile evlenir (Aedon). İupiter (yahut İuppiter). Aynı efsanenin Attika'da ve özellikle tragedya yazarlarınca anlatılışında adı geçen çocuk. luno. Aedon'la Thebai'li Zethos'un oğlu­ dur. hatırlatan demektir). Oradan da İulus çıkmış olsa gerek. İuno Lucina'ya sunu ya­ pılırken herkesin kemer ya da kuşağını çöz­ mesi gerekirdi. 390 yılında Roma bir gece Galya'lıların saldı nsına uğrayınca. Itylos. yıldırım ve şimşek gibi doğal güçleri simgeleyen tanrıdır. bu tapınağın kutsal kazları ötüşleriyle halkı uyandırmışlar ve şehrin kur­ tulmasını sağlamışlardır. Roma di ninde İupiter gök. babası da Thebai efsanesinde olduğu gibi Zethos değil. I. daha başta yarlerden geldiği ileri sürülür. Iulus. Mnerva üçlüsü içinde Quirinalis sonra Capitolium tepelerinde tapınağı olmuştur. Yunanistan'ın batısındaki adalardan. Tanrıçanın "luno So roria" (kız kardeşi koruyan İuno) olarak Horatius efsanesinde de rolü vardır (Horatius). Trakya kralı Tereus'tur. Tonitrualis (gök gürleten). her kadının da "İuno"su var­ dı. baba tanrı ya da gök tanrı anlamına gelen Dles-piter (yani Zeus pater)den türemiş olan İu­ piter aslında Roma pantheon'unun en eski. Ödül olarak kendisine İobum (ya da lolum) adı verilmiş ki. Zeus soyundandır. hak ve barışsever bir kralmış. Mart ayının ilk günü kutlanan Matronalia bayramında "matrones" yani evli barklı. iki kardeşiyle birlikte Korfu adasından İthaka'ya göçer ve . Hera ile bir tutulan Romalı tanrıça. Yunan dininin etkisiyle sonradan Zeus'la bir tutulmuştur. hava. yani "Küçükk İuppiter" olmuş. halkını öyle uyuygar bir hale getirmiş ki. önce yalnız kuzeye verilen ltalia adı . Ascanius Troya'dan gelme asker­ lerle Latium'dan devşirme ordunun başına geçmiş ve Rutul'larla Etrüsk'lere başarıyla karşı koymuştur.güneye Ausonia denirdi bütün yarımadaya yayılmış. Bu koruyucu İuno yalnız ölümlülere degil. Sicilya'dan.Italos. en büyük tanrısıdır. çünkü giyside herhangi bir düğüm gebe kadının kurtuluşunu önleyebilir inancı vardır. Kentin başlıca çeşmesinin kuruluşu da ona atfedilir. Askanıos) italya'ya geldikten sonra aldığı ad. Ro­ ma kalesinde İuno Moneta'ya ayrılmış olamy di (Moneta uyaran. Ithakos. Prokne'nin oğludur. İthaka adasına adını veren kurucu kahraman. Italos'un asıl kaynağı üstüne mythos yazarları arasında ayrılık vardır. İulus Roma'nın metropolü olan Alba Longa şehrini kurmuştur. Roma'da İuno genellikle kadınların konıyu cusudur. İtys. İuno'ya daha başka sıfatlarla da tapındırdı: İuno Lucina doğuma bakmakta ve doğumu kolaylaştırmaktadır. İono'nun daha başka tapınakları da vardır: En önemlisi.

öldürülen düşmanların soykaları bu İupiter'e adanır. Ovidius Lara ve Lares tanrılardan söz ederken İupiter'in İuturna'ya olan aşkını. İustitia. Taşra kentlerinde ve ele geçiri­ len yabana ülkelerde Romalıların ilk işi Roma'da Capitolium tepesindeki üçlü tapınağın bir tıpkısını kurmak. Romulus kılıcını kaldırarak Forum'da İupi­ ter'e ant içmiş.rürdü. Roma İmparatorluğu zamanında İuventus tanrıçanın koruyuculuğu altında bir çeşit gençlik dernekleri kurulmuş. İustitia Altın Çağda insanlar arasında bulunurken (Soylar Efsanesi). Bu siyasal niteliğini İupiter Roma devletinin son demlerine dek koruyabilmiştir./i . Jüpiter'in siyasal rolü bununla bitmez. Gençliği simgeleyen tanrıça. İuno ve Athena üçlüsüne ayrılmış tapınağın içinde ve özellikle Athena'nın "cella"sında bir sunağın ayrılmış olması bu tanrıçanın eskiliği­ ne delildir. Konsullar göreve başlamadan gelip ona yakarmak zorundalardı. kimi İupiter'in sıfatlarını kendi adı­ na taktırırdı. ölümsüz demek) olan İuturna bir su nympha' siydi. bir ara Sabin'ler ağır basmış ve şehri almak üzereymişler ki. Roma İmparatorlumu çağında imparatorlar baştanrı İupiter'le ilişki kurmaya ve doğrudan doğruya İupiter Optimus Maximus'un kıla­ vuzlumu ve koruyuculuğu altında olduklarını belirtmeye çalışırlardı. Ro­ ma'nın en eski çağlarında Yunan tanrıçası Hebe ile hiçbir ilişkisi olmadığı halde. Kültü Latium bölgesinden Roma'ya sonradan getirilmiş ve Forum'da bulunan bir suya "İuturna Havuzu" adı verilmiştir. İmparatorluk dönemi şairleri İuturna'yı Aeneas'ın düşmanı Turnus'un kız kardeşi sayar­ lar ve Turnus'la birlikte savaşa katıldığını söy­ lerler. nympha'nın bin bir bi­ çime girerek tanrıdan kaçtığını anlatır (Lara). Mars Meyda­ nında. İuventus'a Capitolium'da İupiter. zafer kazanan başkomutanlar zafer çelenklerini ve ilk kur­ banlarını (ki bunlar beyaz boğalardı) ona adarlardı. sulak bir bölgede bulunan tapmağı Augustus zamanında buraları kurutulunca kal­ dırılmıştır. ayrıca Stator unvanıyla İupiter'in düşmana karşı koyduğu. Feretrius adıyla Roma'nın savaş alanında da baştanrı sayılırdı: Düşmandan alınan bütün silahlar. İupiter Roma'nın dış ilişkilerini ve uluslararası antlaşmalarını koruyan bir tanrı sayılırdı. sonra­ dan bu iki tanrıça benzeşmişlerdir. Durduran anlamına gelen Stator sıfatının kaynağı şöyle açıklanırdı: Roma'lılaria Sabin' ler arasındaki savaşta Roma'lılar Sabin'lerin karılarını kaçırdıktan sonra. Bu pınarın şifalı niteliği olduğu gibi İuturna da iyileştirici bir tanrıça sayılırdı. ı /. Kimi Jüpiter'i düşünde görüp ondan doğrudan doğruya esinlendiğini ileri sürer. insanların gitgide daha çok suç iş­ lemesi onun artık yeryüzünde tutunamamasına yol açmıştır. Tanrılar arasında tam bir otorite kurduğu gibi. bunlarla imparatorluk politikasının yayılmasına ve gençlerin askerlik öncesi bir eğitim görmele­ rine çalışılmıştır. Roma'ya sal­ dırıların her türlüsünü durdurduğu sanılırdı. Bir efsaneye göre de İuturna tanrı İanus'un eşi ve pınarlar tanrısı Fontus'un anası olarak gösterilir (lanus. Ama tuventus'un asıl görevi genç delikanlılar çocuk elbisesini bırakıp "toga virilis" yani yetişkin erkek toga'sını giydikleri zaman onları koru­ maktır. Roma'da adaletin simgesi. böylece İupiter'in devlet tanrısı olarak egemenliğini kabul ettirmekti. İuventus. daha çok Dike'ye benzemektedir. Fontus). İupiter'in sevdiği bu su perisine tanrı ölümsüzlük bağışlamış ve Latium 'daki bütün suların koruyuculuğunu vermiş. devlet otoritesini ve disiplinini simgelerdi. Eski adı Diuturna (diuturna sürekli. Tan­ rı da Sabin'leri püskürterek Forum'da Palatinus tepesinin dibinde İupiter Stator'a adan­ mış tapınağa kavuşmuş. İuturna. Yunan tanrıları arasında Themis'e değil de. Flamen dialis adıyla görevlendiri­ len başrahibi İuno'nun başrahibesiyle evlene­ rek tanrılar arasındaki kutsal birliği yansıtm'akla yükümlüydü. düşmanı durdurursa olduğu yerde bir tapınak kurmaya yemin etmiş. Göğe çıkmış ve burçlar ara­ sında Bakire burcu olmuştur.

Kadmos tepesi adını alan Thebai kalesine tanrılar armağan larıyla birlikte gelmişlerdir. Bunların en önemlisi Kharit tanrıçaların dokuduğu bir ti bise ve demirci tanrı Hephaistos'un yaptığı bir altın kolyedir. Anadolu ve Afrika'ya yayılmış. sayılan da üç­ tür. Kader. Europe. Kadmos bunu yapınca topraktan birdenbire silahlı adamlar çıkıverir: Bunlara Spartoi. . Nele­ us Miletos'ta kral olmuş. Delphoi kehanetine ne yapacağını sormaya gider. Agenor'la Telephassa'nın oğlu­ dur. bir şehir kurması gerektiğini söyler. Kadmos bu ineğin peşine ta­ kılır. Eriphyle. inek gider. Kadmos. luno ve Minerva üçlüğüne de Kabir denmek­ tedir. ayrıca da dolayların­ da üç şehir kurmuş (Neleus 2). bunlar da Kad­ mos'a şehri kurmak için yardım ederler. Adları efsanelere pek karışmayan Kabir'le­ rin Bergama akropolünde Zeus'un doğuşuna tanıklık ettikleri. Karşısına çıkacak bir ineğin ardına ta­ kılacak ve inek nereye çökerse orada şehir kuracaktır. Roma çağında lupiter. Bkz. sonra da Thebai hanedanının başına gelecek birçok belaları doğurmuştur. Kabeiroi diye anılan tanrısal var­ lıklar. Agenor oğullarını kızı aramaya gönderir (Agenor). orada bir mühür izini almak için yolda rastladığı Kaeira adında bir kızdan ça­ mur istemiş. Phoiniks ve Kiliks'in kardeşidir. anası da ölünce. Thebai efsanelerinin başında. yalnız beşi sag kalır. Kakasbos. Zeus Ares'le Aphrodite'nin kızı Harmonia'yı Kadmos'a eş olarak verir ve düğünleri parlak bir törenle kutlanır. Bütün bu belgelerden Korybantlar ve Kuretalar gibi Ana Tanrıça tapımıyla ilgili oldukları anlaşıl­ maktadır (Kybele). Persephone. Thebai şehrinin kurucusu Kad­ mos. Hades gibi tanrılara Kabir adının sıfat olarak ta­ kılması dikkati çeker. Efsanesi bütün Akdeniz bölgesine.ır. sonra gelir Thebai'ye kral olur. birine gö re de Europe kardeşine hediye etmişti. Neleus Atina'dan göçmeden. Amphiaraos. Lykia ve Pisidia bölgelerinde at üstünde ayakta durur gösterilen bir tanrı figürü. nereye yerleşmesi ge­ rektiğini tanrı sözcüsüne sormuş. bunun İçin de arka­ daşlarını su almaya gönderir. gider. Başta Athena olmak üzere tannlar onu ko­ rur. Mitograflara göre babala­ rı. Kodros'un oğlu Neleus efsanesinde rol oynayan Milet'li bir çömlekçi kız. aldığı ce­ vapta yeni yurdunun bir genç kızın elinden suyla toprak alacağı yerde bulunduğu söylen­ miş. ineği Athe- na'ya kurban etmek ister. İo soyundandır (Tab. Musalara ve Demeter. 10). Ares Pınarı adlı çeşmenin önünde bir ejderi tepeler. Anasını da birlikte götüren Kad­ mos bu aramanın boş olduğunu anlar ve bir süre Trakya'da kaldıktan sonra. ki­ şiliği bölgenin yerli tipleriyle kaynaşmıştır. Kadmos. sonra da Rhea'nın alayında bulunan cinlere karıştıklan söylenir. biraz gittikten sonra bir inek sürüsüne rastlar. yani ekilmiş adam­ lar adı verilir. Burdur'un Tefenni İlçesinde bu tanrı ka yalara oyulmuş olarak görülmektedir.ıl. özellikle tragedyaya konu olmuş birçok kahramanın atası olarak görülür. kız da toprağa su karıştırarak bunu yapınca tanrı sözü yerine gelmiş. Harmonia'ya veri­ len düğün hediyeleri dillere destan olmuş. Tann sözcüsü Eupore'nin izi­ ni aramaktansa. Her iki armağanın da sonraki efsanelerde sözü geçer (Harmonia. Moira. Kadmos yola çıkar.ısı okluğunu anlar. Kaynaklan ve gerçek nitelikleri belli ol­ mayan Kabir'lerin adı Dardanos efsanesinde geçer: Semendirek adasında gizlemleri bulu­ nan bu cinleri Troya yöresine Dardanos ge­ tirmiş (Dardanos). Söylentiye göre bu gerdanliği Kadmos'a Zeus kendisi vermiş. Alkmaion). Europe kaçırılın­ ca. Kaeira. Neleus da dolaşa dolaşa Miletos bölgesi­ ne gelmiş.K Kabir'ler. sonunda Boiotia böl­ gesinde bir yere çöküp y. O sırada tanrıça Athena ona görünür ve ejderin dişle rini toprağa ekmesini söyler. Hepsi dev gibi yabani adamlar­ dır. Kadmos seçi­ len yerin bıır. Ne var ki Kadmos Ares'in kutsal ejderini öldür­ müş olma suçunun cezasını çekmelidir: Yedi yıl boyunca tanrıya köle olarak hizmet etmek zorunda kalır. Doğar donmaz birbirleriyle kavgaya tutu­ şurlar. ineğin biri her iki böğründe ayı simgeleyen iki beyaz kü­ re taşımaktadır. ya da ataları Hephaistos.

Kala­ mos buna o kadar üzülmüş ki kuruya kuruya bir kamış haline gelivermiş. birbirine sorular sormuşlar. Kalliope. sözüne uyulursa. Aiolya bölgesinde. Mopsos hak­ lı çıkınca. îlyada. şarabı içmek üzereyken Kalkhas bu söze öyle gülmüş ki boğulmuş ve şarabı içemeden ölmüş. ama savaşta yi­ ğidin öleceğini bildirmiş de bunun üzerine Akhilleus'un anası Thetis onu kız kılığına so­ karak Skyros kralının kızları arasına saklamış (Akhilleus). Erken ilkçağlarda Musa'ların yetki alanı sı nırlanmış değildir. tanrı sözcülerinin en büyüğü. hepsinin adını sayarken Kalliope için "hepi| nin başı sayılan Kalliope" der. Karpuz söz­ cüğü oradan gelmedir. İki genç bir gün ırmakta yüzerken.ı çıkınca. Amphiaraos'un oğlu bilici Amphilokhos'la birlikte gemiye binip. özel­ likle Troya destanlarında adı geçen en ünlü kâhinlerdendir. gele­ ceği görür. Homeros onu Ilyada'da şöyle tanıtır (İl. Argonaut'lar efsanesinde rol oynayan Kalais'le Zetes. Mopsos yenileceğini öngörmüş. kral Phineus'u Harpyalardan kurtarmışlar (Argonaut'lar). Tahta atın yapılma­ sını ve şehre sokulmasını salık verdiği gibi. ama iskenderiye şiirinde Kalliope lirik şiirin esin perisi sayılır. bu yüz­ den dönüşlerine engel olacakını bildiği için (Aias). onunla Akhilleus arasında kavga çık masını ve İlyada'da konu olacak Akhilleus'un öfkesini kışkırtmış (bkz. Kalkhas Troya'nın ancak Akhil­ leus katılırsa alınabileceğini. Troya savaşında ordular anısında İM» vcl). Öfkesinden canına kıymış ve Kolophon'un yakınında Notion şehrine gömülmüş derler (Mopsos). Agamemnon'u kız dırmış. Adı meyve anla­ mına gelen Karpos da güzün ölüp ilkyazda dirilen tarla yemişine dönüşmüş. Dö­ nüş efsanelerinde de Kalkhas'ın rolü büyük­ tür: Tanrıça Athena'nın Aias'a yapılan hak sizlik yüzünden Akha'lara kızdığını.Kalais. kendisi de atın içine saklananlardandır. birinci bö­ lüm). Ordunun ilk Mysia çıkışında Telephos'un sözlerini onayla­ mış (Telephos). doğru yoldan gidilmiş olur. sonucu üstüne Kalkhas'a da Mopsos'a da danışmış. Başka . Kalamos arkadaşını geçmek iste­ miş. geçmişi. Kader Kal­ khas'ın Anadolu'da ölmesini buyuruyor. 69 vd. Kalkhas kendini öldürmüş. Anadolu ile ilgili birçok efsanelerde Kalkhas'ın yanılgı­ ları anlatılır: Lykia kralı bir sefere çıkacak ol­ muş. Akha ordusunun Aulis'ten ilk yo­ la çıkışında Kalkhas sunak sütünde bir yılanın bir kuşu yediğini görünce. Karpos bu yarışmada boğulmuş. Troya şehrinin an­ cak on yıllık bir abluka sonunda alınabileceği­ ni söylemiş (Agamemnon). Kamış anlamına gelen Kalamos. Kalkhas'ın rol oynadığı olaylar şöyle özetlenebilir: Alkhilleus dokuz yaşındayken. Kalamos. Mopsos hepsini bilmiş. biliyordu her şeyi. İkinci Aulis durağında fphigeneia'nın kurban edilmesini salık vermiş (Iphlgeneia). Hesiodos Theogonia'nın başında Musa'lara seslenip.): Kalkhas. Kolophon'da Kalkhas kâhini Mopsos'u bulmuş. ama ora bilici lerinden biri bağının şarabını içemeyeceğini söylemiş. Myrina yakınındaki bir kutsal ko­ ruluğa Kalkhas bir bag ekmiş. Ana­ dolu kıyılarında Kolophon şehrine çıkmış ve orada kalmış (Amphilokhos). Troya'nın düş­ mesi için Helenos'u ele geçirmek gerektiğini de o söylemiş (Helenos). geleceği. ırmak tanrı Maiandros'un (Büyük Menderes) oğluymuş. Thestor'un oğlu. haber verir. Adı güzel sesli anlamına gelen Kalliope dokuz Musa'ların biridir. nedenini bildirmiş ve Apollon rahibi Khryses'e kızı Khryseis'in geri verilme-] si gerektiğini bildirerek. geçmekte olanı. Kalkhas. Lakhas bilememiş. Paris öldükten sonra. Phoibos Apollon verdiydi bu hüneri ona. rüzgâr tanrı Boreas'ın oğullarıdır. kâ­ hin de bunu biliyordu: Kendisinden daha usta bir biliciyle karşılaştığı gün Kalkhas'ın ömrü sona erecek diye bir tanrı sözü varmış. kendisi Akhalarla Yunanistan'a dön­ mek istememiş. sonra da Kalkhas'ın yönetmediği bir tek olay yoktur. Kalais ve kardeşi Zetes. Kalkhas zafer kazanacağını. uyulmazsa tanrı belalarıyla karşılaşılır. Troya savaşından önce de. Boreasogulları diye de anılırlar ve kanatlı birer cin olarak canlandırı­ lırlar. Rüzgâr tanrı Zephyros'la Hora'ların birinin oğlu olan Karpos adlı bir deli­ kanlıya tutkunmuş. Kalkhas Yunan efsanesinde. bu hünerle geldiydi ta llyon'a Akha'lann gemileri.

Andromakhe gibi Homeros'un yarattığı ölümsüz. Rhesos). onu yıkamış. sarıyordu odayı çatır çatır yanan dağ servisinin. Kocaman bir ateş vardı ocakta. . Kimi efsaneye göre Kalliope Seiren'lerin. tanrılara çatar kendisinin ölümlü bir erkekle sevişmesi­ ni kıskanıyorlar diye. mazı ağacının. kimin nesi ol­ duğunu araştırmak aklımızdan bile geçmez. Bir efsaneye göre Troya savaşından sonra Diomedes'in gemisi fırtınaya uğrar ve Libya kıyılarına va­ rır. Adı da öyle: Yunanca saklamak. Alkmaion'la evlenir ve Akarnan'ı doğurur (Alkmaion. Homeros ona Olympos tanrıçalarının en bü­ yüklerine verdiği "dia theaon" (yüce tanrıça. Diomedes'ten yüz görmeyince kendini asar (Lyfcosj. eşi Penelope'den sonra en çok seven bu kadına? Tanrıçalıgı da bir tuhaf. Tros'la evlenerek Ilos. ozan Linos'un ya da Rhesos'un anasıdır (Linos. V. ama sonra da Odysse­ us'a tanrıların kararını bildirir ve ona bir sal yapmasında yardım edip şöyle uğurlar sevgi­ lisini (Od. hıçkırıklar. gitti koca mağaraya doğru. 151 vd. kumsallarda yer bitirirdi kendini gözyaşları. I. bir Odysseus kavuşmamıştı yurduna ve karısına. kokusu uzaklara yayılıyor. güzel peri. dönüşünü özleye öz leye. savaştan ve denizden dönenler dönmüştü. Kalydon avı (bkz. Tethys'in kızı Khysaor'la birleşmesinden iki canavar. Gündüzleri kayalarda. yüce Nympha'nın ilk tepkisi öfke olur. kocası olsun diye. Hermes Kalypso'ya Odysseus'u yurduna göndermesi gerektiğini söyleyince.kaynaklarda epik şiirin denir. Kallîrhoe. Odysseia'nın en sevimli kişilerin­ den Kalypso'yu bir gizem perdesi örter. bakardı iki gözü iki çeşme. (4) Libya kralı Lykos'un kızı. Zeus Hermes'i buyruklarla gönderir Kalypso'ya. Hiç önemi yok. yanıp tutuşuyordu. Buldu onu İçinde mağaranın. iniltilerle bakardı boyuna hasat vermez engine. Ama Odysseus yurduna özlem çekmektedir (Od. gizlemek anla­ mına •gelen "kalyptein" fiilinden türeme. ama Diomedes'e gönül vermiş olan kızı yiğidi kurtarır. 11 vd. yürüdü. Kalypso öyle kanlı canlı olarak karşımıza çıkar ki. tüketiyordu tatlı ömrünü. Sonunda tanrılar acır Odysseus'a. Penelopeia. urbalar giydirmişti güzel kokulu Bir tulum siyah şarap vermişti yanımı. Nymphe'den hoşlanmıyordu artık o. 263 vd.V. 6). Akarnan). Meleagros). o mağarada güzel örgülü Nymphe otururdu. Atlas'la Pleione'nin kızı. Kalypso. yani Pleiad'ların biri olduğunu ileri sürerler. boyuna gözyaşı akıyordu gözlerinden. Kalypso içerde altın mekikle tezgâhına gide gele. Odysseia'nın ilk dizelerinden şöyle tanıtılır bize (Od. Nausikaa. Geryoneus'la Ekhidna doğar (Tab. V. Haberci tanrı Ogygie adasında güzel perinin oturduğu mağaraya uçup gelir.): Ölüm uçurumundan kurtulanlar kurtulmuştu. tanrıçaların yücesi) unvanını verir. Kalydon. Başka mythos yazarları. Lykos onu Ares tanrıya kurban etmek is­ ter. 17). gördüğü manzara şudur (Od. öte yan­ dan da bir nympha olduğunu söyler. Güzel akışlı anlamına gelen Kallirhoe birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Okeanos'un.): Kıyıda oturur buldu (Kalypso) onu. Sak­ lı tanrıça mı. Kallirhoe.): Kalypso uğurladı Odysseus'u adadan beşinci günü. İsteksiz uzanıyordu geceleri mağarada onun yanma. Assarakos ve Ganymedes'i doğurur (Tab. unutulmaz kadın tiplerinden biridir. oyuk mağaralarda alıkoymuştu onu Kalypso yüce tanrıça. (3) Irmak tanrısı Skamandros'un kızı. çıktı karaya menekşe rengi denizden. (2) Irmak tanrı Akheloos'un kızı. kimi de der ki güneş tanrı Helios'la Perseis'in kızıymış. 55 vd.): Varınca ta uzaklardaki adaya. saklayan tanrıça mı demeli Odysseus'u.

Bu iki ka­ dın tanrıça tipik Ana Tanrıça nitelikleri taşır. Kaphene. Troya kralları ona toprak vermişler. silahsız gelecekleri şölende onları topluca öldürmek­ tir amaçları. tanrılardan uzak. Şimdi bakalım. Kassandra. Plutarkhos'un anlattığı bu masal bes­ belli ki Yunanlı göçmenlerin Karia yerlilerine yaptıkları mezalimi örtmek için uydurulmuş­ tur. trajik bir kişiliği vardır. Kalypso'nun başkaca da adı geçmez des­ tanda. Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan Argos'lu önderlerden biri (Amphiaraos. Oğlu Sthenelos Troya savaşına katılır. Melos'luları büyük bir şölene çağırırlar. en ilgi verici evladıdır. Troya savaşında Troyalılardan yana çarpışan Pandaros'un atasıdır (Pandaros). ama sözünü geçiremedigi için başına ge­ len belalardan iki misli etkilenip üzülen bilici­ nin dramını simgeler Kassandra. Karısı Euadne. Kassandra'yla ikiz kardeşi Helenos bebekken. Karkabos.daha büyük bir tulum dolusu da su. Karkabos. Malta adasına ise çok eski zamanlarda Fenikelilerin ayak bastığı ve oraya Maleth. de­ nizle çevrili ıssız bir adada oturan ve Olym­ pos'luları hor görmese de. onlara baş kaldırmayı göz alan bu saklı tanrıça kim? Odysseia'ya yazdı­ ğımız önsözde (s. Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı (Tab. yaman bir adamdır. sonra da suçun­ dan arınmak için kral Tros'un yanına. göç­ menlerin karıları elbiselerinin altında kılıç. başka bir tanrı dü­ zenini simgeleyen kadının egemen olduğu anaerkil bir düzenin tanrıçası olan Kalypso. her türlü yiyecek vermiş bol bol. Pria­ mos'la Hekabe Thymbralı Apollon şerefine. saklı koy adı­ nı verdikleri anlaşılmıştır. Kapaneus. Kuzey Yunanistan'da Trakya ve Makedonya bölgelerinde hüküm süren Triopas'ın oğlu. ka­ ma saklarlar. göçmenler silaha davranıp hepsini öl­ dürürler. bugünün anlayış ve deyimine göre uzağı gören bilinçli bir insanın dramını. Anadolu'nun Karia bölgesiyle il­ gili bir efsane. Ne var ki Kaphene Nymphai­ os'a işi haber verir. Kryassos'lular kocalarına saldı­ rınca. öteki Kalypso . yani saklı liman. onlardan ayrı bir biçimde yaşayan. bugünkü Sarıköy?). Meloslular da kendi töre­ lerine göre karılarını da şölene getirmek için izin isterler. serüvenleri sırasında iki kez • biri Kirke. Odysseus da sevinç içinde açtı rüzgâra yelkeni. Kassandra. Olympos tanrı dünyasından uzakta. Triopas öyle zalim bir zorbaymış ki. ama Kryasos'lular bu göçmenlerin fazla yayılmasından korkarak onları yok etmek çarelerini düşünürler. Melos adasından gelen göç­ menler Nymphaios adlı önderlerinin kılavuz­ luğunda gelip Karia'ya yerleşince. ama Zeus tam Kapaneus'un sura tırmanacağı anda onu yıldırımıyla vurur ve öldürür. Bunun ilerde daha belirgin biçimde aydınla­ nacağına güvenilebilir (Kirke). Troas bölgesine sığınmış. o da Zelela diye bir şehir kurmuş (Erdek'in güneyinde. yani Anadolu'nun Ana Tanrıçası­ nın bir benzeri. Malta müzesinde bi­ zim Anadolu kazılarından bol bol çıkan Ana Tanrıça heykelcikleri gibi geniş kalçalı figürinler bulunmaktadır. Kaphene Nymphaios'a gönül verir. ölüsünün yandığı odun yığınına atar kendini ve onunla birlikte yanar. Troyalı kral çiftinin. tatlı bir yel saldı. Kapaneus. Kaphene'yle Nymphaios birer tanrı gibi saygı görür. Kryassos şehrini yerle bir ettikten sonra Yeni Kryassos diye bir şehir kurarlar. kopmuştu kumanyayı bir meşin torbaya. Karkabos yurdunu kurtarmak için babası­ nı öldürmek zorunda kalmış. tanrının şehir dışında bulunan tapınağında bir şenlik düzenlemişler ve tören sonunda ço- .kadın eline dü­ şer. Adratos). ora­ da yerleşmiş. Karia şehri Kryassos'lu bir kızmış. şehri ateşe vermek ister. Thebai'ye saldırıda. tanrılardan çekinmez. Ardından uğurlu. Kalypso bu Maleth adının Yunanca çevirisi olsa gerek. dev boylu. Birine göre. Kybele'nin. 16). Hektor ve Paris'ten sonra. Bu genç kızın yürekler acısı bir kaderi. Gele­ ceği görme gücüyle yıkımları önlemeye çalı­ şan. başka adla bir tıpkısı olma­ sın? Odysseus. Kaphene. 31) bu soruya cevap ver­ meye çalıştık: Bilginler uzun araştırmalardan sonra Kalypso'nun Ogygie adasının Malta ol­ duğu sonucuna vardılar. Yerliler bunu kabul eder. kurtulamaz onların etkisinden. Efsaneler Kassandra'nın bu gücünü çeşitli yorumlarla anlatır.

tanrı Apollon'a adan­ mış ünlü Kastalia pınarı olur. duyamadığı gerçekle­ rin algısına açılmış oluyordu. haykırır. gözlerini. ya da Hera'yla boy ölçüşecek olmuş. Kastalia. Kas­ sandra kabul eder. kimi Suriyeli. BylılMdogadiy ilişkisi yüzünden Miletos'tan lürul unı-. şehrin yıkımına yakın. sonra Yunanistan yolculuğu dönüşünde Helena'yı getirdiği zaman. kızın ağzının içine tükürür. Agamemnon Priamos'un kızına vurulur. Kaunos. ölümü de önleyemez. Byblis'in ikiz kardeşi. ama günah işlediği için Akha'larca taşlan­ maktan zor kurtarır kendini fAias). Aias Kassandra'yı sarıl­ dığı tanrıça heykelinden çekip uzaklaştırır. Kastor. 15). bu adamın savaşta öl­ mesiyle Kassandra bekâr kalmıştı (Othryone­ us). ama hiçbir şeyi önleyemediği gibi. Apol­ lon tapmağının yanında tanrının saldırısına uğrayınca kendini orda fışkıran bir kaynağın sularına atar. Kassiepeia. Kassiepeia'nın yurdu üstünde mitograflar arasında ayrılık vardır. Katreus. dö­ vünür. onu kendine eş edip Mykene'dekl s. Klytaimestra'nın eliyle öldürüle­ ceklerini açık açık görür. kulaklarını yalıyor­ du. tam canavarın eline ge çecekken yiğit Perseus kızı kurtarmış (Andro meda. Troya yağma edilirken Kassand­ ra'nın Athena tapınağına sığındığını. Tanrıçalar da Poseidon'dan öçlerini almasını istemişler. ve gidip Karia'da Kaunos şehrini kut muş (Byblis). ama iki yılan çev­ relerini sarmış. Agamemnon'la Menelaos'un anası olan Aerope'nin babası (Tab. tahta at surların önüne dikildiğinde. ama tanrıdan yetiyi aldık­ tan sonra kendini vermeye yanaşmaz. bu deli­ kanlının hemen öldürülmesini istemiş. orada küçük Aias'ın saldırısına uğradığını anlatan bir efsane de vardır. Efsanesinin güney Akdeniz kıyılarıyla ilgili olduğu bellidir.. Agamemnon'a köle olarak verilir sonun­ da. Bunu anla­ yınca Apollon'un bağışladığı bilicilik hünerine lanet okur. Delphoili bir genç kızın adı. evlenme­ mişti. İkisi de kâhin olmuştu. böy­ lece verdiği armağanın etkisiz kalmasını sağ­ lar: Kassandra geleceği görebilecek. Kassandra Troya tarihinin bütün olaylarını önceden görmüş ve söylemiştir: Paris. kendini verirse ona bilicilik yetisini armağan edeceğini söyler. Nereus kızları. Kassand­ ra. Helenos ise daha çok kuşların uçuşuna ve dış işmarlara bakarak ge­ leceği haber veren bir yorumcudur. Perseus). Priamos Hektor'un ölüsüyle Akhilleus'un barakasından çıktığında. Kassandra o zamana kadar kız oğlan kz kalmış. Bu eylemle çocukların duyuları arınmış. birçok talipleri çıktığı halde. bu kadının Troya'nın yıkımı­ na yol açacağını.cuklannı tapınakta unutup gitmişler. Kassiepeia kızını bu ejdere kurban el mek zorunda kalmış. Laokoon'un da yardımıyla atın içeriye alınmasını önlemeye çalışmıştı. Kas­ sandra böylece Pythia ya da Sibylla gibi tanrı­ yı içine alan. insanların göremediği. bağırır. . gördü­ ğünü de haykıracak. Başka bir efsane Kassandra'nın biliciliğini şöyle açıklar: Tanrı Apollon Priamos'un gü­ zel kızına âşık olur. Tanrı da öfkelenir. kimi Aithiopialı olduğunu yazar. Ertesi sabah almaya geldiklerinde korkunç bir man­ zarayla karşılaşmışlar: Kassandra'yla Helenos beşiklerinde uyuyorlar. Her ikisi de talihsizdir. Deniz tanrı bir ejder gön dermiş. geri gönderilmesi gerekti­ ğini bildirmiş. bu yıkımı da. Bkz. Andromeda'nın anası Kassiepeia güzelliğiyle fazla övünen bir kadınmış. ama bununla bilici kızın asıl çilesi başlar. kendinin de başına gelecekleri. Kassandra asıl bu dramla kendini büsbütün dile getirmek fırsatını bulur: Mykene sarayın­ da Agamemnon'un da. Kaynak. çocuk­ ken bırakıldığı 1da dağından dönünce. ama kimseyi söyledikle­ rinin doğruluğuna inandıramayacaktır. Kassandra'nın Agamemnon'un tutsağı ola­ rak Yunanistan'a geliş efsanesi tragedyaya konu olmuş ve Aiskhylos'a en güçlü oyunla­ rından biri olan "Agamemnon"u esinlemiştir. Minos'la Pasiphae'nin oğlu ve Atreus'un karısı. tanrı gücüyle dolarak kehanette bulunan bir sözcü olur. daha Troya'da kimse farkına varmadan geldiğini o haber vermiş. Miletos şehrinin kurucusu Mile tos'un oğlu.a q ö t ü - rür. Dioskurlar. Babası onu Othryoneus adlı bir Anado­ lulu yiğide verecekken.ınıyın.

Attika'nın ilk kralı sayılır. at adam yigide pişmiş etler ikram etmiş. uygar bir kral olarak anılır. orada sevişirler ve tanrıça Phaethon'u doğurur (Eos). Doğrudan doğ­ ruya topraktan fışkırmış olduğu söylenen Kekrops. Atina'ya Poseidon ve Athena talip olmuşlar ve armağanlar yarışmasına girmiş­ ler. En ünlü efsanesi Şafak tanrıça Eos tarafın­ dan kaçırılmasıdır. or­ manlarda yaşayan bu at adamlar çig et yer. yan hayvan bedenli yaratıklardır. şarap içmeye alışık olmayan bu at adamlar düğün şöleninde sarhoş olup gelini kaçırma­ ya kalkışırlar. Kekrops. Eos onu Suriye'ye götü­ rür. ölüleri gömmesini. Kekrops'un krallığı sırasında tanrılar yeryü­ zündeki şehirleri aralarında paylaşmaya kal­ kışmışlar. düğününe Kentaur'ları da çağırır. Yalnız iki at adamın kaynağı başkadır: Kheiron. He rakles bu yarayı iyi etmeye çalışmış. Kekrops. başara­ mamış. Derken şarap kokuşuna gelen at adamlar kocaman taşlar ve çam ağaçlarıyla Herakles'e saldırmışlar. kuyrukları vardır. Prometheus bu işe razı olunca. ki­ mine göre Hermes'le Herse'nin yahut da Ati­ na kralı Pandion'un oğludur. Yeleleri. kimi zaman da ön bacakları in­ san gibidir. gi­ derek yazı yazmasını da o öğretmiş yurttaşla­ rına (Athena). Kheiron ölümsüzlüğü ona vere­ rek ölmüş. göğüsle­ ri ve kollan. bilgili ve yarar­ lıdırlar. Kentaur'lar üstüne çok revaç bulmuş. karınlarından arkası at biçiminde­ dir. Efsaneye göre. Kentaur'lar Herakles efsanesinde rol oy­ 170 nar: Herakles. Parthenon tapınağının büyük hey­ keltıraş Phidias'ın elinden çıkma metop kabartmalan işte bu savaşı canlandırır. ölümsüz olan Kheiron o kadar acı çe­ kiyormuş ki. . ya­ ni at adamlar yarı insan. Kephalos. insansever. tanrı öfkesinden Afrika'yı sular altında bırakmış. bir za­ manlar "Akte" (kıyı) diye anılan bölgeye onun adına Kekropeia denmiş. Deianeira'yı kaçırmak isteyen. altı yılan biçimindeymiş. yiğidin ısrarı üzerine getir­ miş ve içmeye başlamışlar. Aglauros'la evlenmiş ve Erysikhton (Erysikhton) diye bir oğlu ve Erikhtonios efsanesinde rol oynayan üç kızı olmuş (Aglauros). Pholos Dionysos'un Kentaur'lara armağan ettiğii bir testi şarabı bulunduğunu. Herakles şarap istemiş. ölmek istemiş. Önden bakınca başları. Merkezi Atina olan Attika bölge­ sinin efsanelik kralı (Tab. Lapith'lerle Kentaur'lar arasın­ da korkunç bir boğuşma başlar. ölümsüzlüğünü yüklenecek birini aramış. ondan ayrılıp At­ tika'ya gelir ve Prokris'le evlenir. Nessos. Kekrops'un gövdesi onun topraktan doğ­ muş olduğunu şöyle belli edermiş: üstü insan. Pholos ise Silenos'la bir orman perisinin birleşmelerinden doğmuştur (Kheiron^ Pholos). Keleos. Yiğit hepsinin hakkından gelmiş ve onları kovalar­ ken Kheiron'u da bir okuyla yaralamış. kendisi de çiğ! et yiyecekken. Dağlarda. Kentauroi (Kentaur'lar).Şehir kurmasını. Erymanthos yaban domuzum! avlarken Pholos'a konuk olmuş. Kronos'Ia Philyra'nın. sonra da ona Herakles'in ölümüne sebep olacak iksiri veren at adam Nessos için bkz. ama hepsinin malı olduğu için bunu açmaya cesaret edemedigini söylemiş. Ama Kephalos tanrıçanın ya­ nında uzun zaman kalmaz. Sonunda La­ pith'ler savaşı kazanır ve at adamları bölge­ den kovarlar.. Kekrops barışsever. çokluk yabanıl ve azgındır. Demeter efsanesinde rol oynayan efsanelik Eleusis kralı (Demeter). Bu ikisi öbürlerine benze­ mez. Herakles. yargıç olarak aldıkları Kekrops da Poseidon'un akropol'ün üstünde yarattığı tuz gölü­ nü begenmeyip zeytin ağacını diken Athena'ya ödül verince. Kephalos'un kaynağı üstüne an­ latılan efsaneler birbirini pek tutmamaktadır: Kimine göre Deukalion'un soyundandır. Kentaur'lar. Bun­ ların önderi Peirithoos Hippodameia ile evle­ necekken. Kentauros (ya da Kentaur'ların hepsi) Hera'nm bir görüntüsünü aşan Iksion'dan dogmadır (İksion). Deianeira. konuksever. 24). özel­ likle birçok ünlü kabartmalara konu olmuş bir efsane de Kentaur'Iarla Lapith'ler arasındaki savaştır. La­ pith'ler Thessalia'da oturan bir boydur.Kaunos şehrinin yıkıntıları bugün Köyceğiz Dalyanının önünde göz alabildiğine bir sazlı­ ğın dibindedir.

O sırada Sterope Gorgo'nun kafasından kesilmiş bir kılla düşmanı püskürtmek gücünü elde eder. bir kefeye Akha'larm kara ölümünü. diri. 535 vd. bu kavramın üç anlamda kullanıldığı göze çarpmaktadır.): Gece üç ölüm tanrısı yarattı: Korkunç Moros. Homeros destanlarında.): . Prokris can çekiş­ mektedir. sonunda barışırlar. Kephalos ardına düşer. dramatik bir nitelik kazanır (fi. Ölüriı yazgısı. Ne var ki. birkaç dize ötede. ecel anlamına gelen bu Ker iki düşmanı simgeleyen birer tanrıça gibi de çıkar karşımıza. ölümü simgeleyen tanrıça . Kassiepeia'nın kocası. Kimi yerde has isim olup. XVIII. ama gü­ nün birinde Kephalos karısını denemek heve­ sine kapılır. Ker-Keres. evden gidiyormuş gibi yapıp baş­ ka kılıkta karısının yanına sokulur ve onu par­ lak armağanlarla elde etmeye çalışır. Argonaut'lar seferine katılır ve Herakles efsanesinde rol oynar. Kısa ömürlü olup bü­ yük bir ün kazanmayı seçer. Keres. biri Akhilleus'unkiydi. savaşlarına katılır (Amphtryon). Başka yerde Ker bir değil.. Öldük­ ten sonra yıldızlar arasına katılır (Andromeda). kanacak gibi olur. uğursuz ve belalı gibi sıfatlarla nitelenir ve "getirdi aklına ölümü".. o sırada Kephalos kendini tanıtır. XXII. bir kefeye Troya'lılarm kara ölümünü kodu. Kephalos çalılıklar arasında çatırtılar duyunca. yani ölüm tanrıçalarından çoğul olarak dem vuru­ lur ve bunlar kader tanrıçaları Moira'larla bir tutulur. birçoktur (İl.): Gökyüzünün tam ortasına gelince gün bir altın terazi kurdu baba tanrı.ya da tanrıçalar . Parça) gibi görür ve Ker'i. kara. birinden biri­ ni seçmek zorundadır. VIII. is­ ter çoğul olarak bir insanın. (2) Aithiopia kralı Belos'un oğlu. Tıpkı Hesiodos gibi Homeros da ölümü simgeleyen tanrıçaları insanın kader ipliğini büküp günün birinde kesen Moira'lar (Moira. Boğuşma ve uğursuz Ölüm de vardı... Lat. ortasından tuttu. Ölüm kimini yakalıyordu yeni yaralanmış. biri at sürücüsü Hektor'unki. bir sürü ölüyü de çekiyordu kargaşalıkta ayaklarından. erlerin kanıyla kızıla boyalı. ölmeden hatasını kabul eder.. Kepheus. Kepheus yönetimi kızı Sterope'ye bı­ rakarak Herakles'le birlikte Lakedaimon'a karşı savaşa girişir. Ama iş bununla bitmez: Bir gün Prokris kocasından şüphe edecek olur: Avlanırken bir Nympha'yı çağır­ dığı haberini kocasının uşağından alınca. Thanatos tanrının dişisidir. suçlu görülüp sürülür. özellikle İlyada'da Ker.için kullanılır (İl. . Andromeda'nın babası.. Gittiler kara Ölüm tanrıçalarının peşi sıra. ister tekil. kimini yarasız. kara Ker ve Thanatos'u Uyku'yu ve sürü sürü Düş'leri. Kephalos'la Prokrls çok sevişmektedirler. Burada Ker. Kephalos arkadaşı Amphitryon'un yanına sığınır ve onun sefer­ lerine. Ker. Hesiodos'un Theogonia'sında Ker bir ölüm tanrıçasıdır. Ke­ phalos Areopagos mahkemesinde yargılanır. şöyle tanımlanır (Theog. 209 vd. 211 vd. Ker. "kara ölümden tik­ sinir" gibi deyimlerde kullanılır. ölüm anlamına gelen bir cins ismidir.KfcK Prokris'le evliliği de hadiseli geçer. giz­ lice onu izlemeye koyulur. hedefini şaşmaz bir okla Prokris'i vurur. 70 vd. yani ecelin tartılması olayı asıl Hektor'la Akhilleus söz konusu olunca. Prok­ ris öfkesinden dağa kaçar. 338): . XI. (1) Arkadya kralı. kaldırdı teraziyi. Prokris uzun zaman dayandıktan sonra. Ama Kepheus ve oğulları savaşta ölürler. Akhalarla Troyalılar arasın­ daki savaşın en kızgın bir anındayız (İl. Keres kavramı sık sık karşımıza çıkmak­ ta. beresiz yakalıyordu. sırtında bir elbise vardı. ya da bütün bir ulusun alın yazısı diye canlandırır: Akhilleus iki ayrı kaderle karşı karşıyadır. Kimseyle yatmadan kendi başına yarattı onları karanlık Gece.): Aralarında Kavga. Bir altın terazi kurdu baba tanrı acıklı ölümün iki tanrıçasını kodu kefelere.

yani eceline kavuşacaktır. kimi zaman Erinys'lerden güzel şeyleri bozan. Hesiodos'a göre. Anadolu'da adını taşıyan bütün bölgeler (Kerme körfezinde Keramos . Kcto. görevi dirilerin içeriye girmesini ve bir girenin bir daha dışarıya çık­ masını önlemektir. 310 vd. kefe düştü. Bizans'ın kurucusu Byzas'ın ana­ sı olan Keroessa. He­ siodos Theogonia'nın başında şöyle anlatır Khaos'u (Theog. sonra. yuvarlandı Hades'e dek. Kerberos köpeğini al getir. kirleten bir çeşit kötü ka­ der diye söz eder. Kerberos'u yalnız Orpheus büyüleyip yumuşatabilmiştir (Orpheus). 6). Pontos. Ecel gelip çatınca. Odysseus ölüler ülkesine gittiğinde onunla doğrudan doğruya karşılaşmaz. Yunan mitograflarının hepsine gö­ re. Hades'in o tunç sesli. demişti. Halk geleneğinde Ker'lerin ölülerin ruhlarıyla bir tutulduğu.. Khaos sözcüğü Yunanca açık. Dionysos'la Ariadne'nin oğlu sayılan Keramos. "altın boynuz" diye anılan Halic'i geçtik­ ten sonra. Hades'in köpeği Kerberos. boş olmak an­ lamına gelen "khainein" fiilinden türeme olsa gerek. VI. XI. İo. Herakles'in on ikinci işi sayılan bu başarısı efsanede eşsizdir (Herakles). 116 vd. çömlekçilik sanatının kurucu­ sudur. sağlam tabanı bütün ölümsüzlerin. Gaia'nın. varlığa kavuşmamış öğelerin karışımı anlaşıldığı aşağıdaki tanımlardan bellidir.şeh­ ri ve körfezin kendisi) seramik sanatının mer­ kezleridir. 623 vd. Gorgo). sırtında kara yılanlar dikilir. Kerberos ölüler ülkesinin bekçisidir.bugün Ören . Bu Nympha'nın yetiş­ tirdiği Keroessa tanrı Poseidon'la sevişerek Byzas'ı doğurmuş. Homeros ve Hesiodos'tan sonraki klasik çağda Ker'ler kendilerine özgü kişiliği yitirip Moira'larla karışır. ya da yüz kafalı . Atina'nın Kerameikos mahallesi­ ne adını veren efsanelik kişi. hiçbir tanrının Zeus'un bile elinden bir şey gelmez. onlar ki tepelerinde otururlar karlı Olympos'un. elli başlı.): Khaos'tu hepsinden önce var olan sonra geniş göğüslü Gaia. Adı. o aman vermez. sürekli. Byzas kral olduktan sonra Keroessa'nın başka bir oğlu kardeşine ve Bi­ zanslılara karşı savaş açmış (Byzas). ' Khaos. ama Herakles'in ruhu ona şöyle anlatır (Od.kimi anlatımda elli. dünya var olmadan önce khaos vardı. baş­ ka birkaç canavarla birlikte Typhon'la Ekhidna'dan dogmadır (Tab. ama ben köpeği alıp çıkarıverdim Hades'ten dışarı. Kerberos. Bu korkunç hali ve Ha­ des'in giriş kapısında zincirlerle bağlı olduğu yerden havlamalarıyla ölü ruhları dehşete dü­ şürür. oracıkta bir kız çocuk doğurmuş ve çocuğa boynuzla ilgili (keras boynuz de­ mek) bir isim verilmiş. İo ile Zeus'un kızı sayılır. Ana Toprak. yırtıcı köpeğini.): Bir ara buraya göndermişti beni o (yani Eurystheus). onları böylece Harpya'lara benzetir. yani Toprağın Denizle birleş­ mesinden doğmuştur (Tab. Nitekim Kerameikos mahallesi gibi. Hektor her eylemiyle yavaş ya­ vaş Ker'ine. bir de yılan meydana getirir.).İM K A M U S ağır bastı Hektor'un kara günü. Vergilius'un "Aeneis" destanında Aeneas'ı yeraltına götüren Sibylla Kerberos kö­ peğine uyuşturucu bir besi atar da öyle gire­ bilirler içeriye (Aen.. Kuyruğu kocaman bir yılandır. Yunanca büyük deniz yaratıkları için kullanılan (ketos balina demek) Keto. Aynı anadan ve babadan olan kardeşi Phorkys'le birleşe­ rek önce Graia'ları ve Gorgo'ları doğurur (Graia. bunların kötülüğün­ den korunmak için onlara Anthesteria bay­ ramlarında kurbanlar kesildiği görülür. 417 vd.bir köpek olarak göste­ rilir. Khaos'tan boşluk.): Ekhidna bir azgın canavar daha doğurmuş: Adı dile alınmaz Kerberos'u. . Burada Apollon tanrı Hektor'u korumaktan vazgeçmek zo­ runda kalır. Keramos. 6) der Hesiodos (Theog. Kerberos çokluk üç başlı . daha biçime girme­ miş. adından da anlaşıldığı gibi. ve yo! yol toprağın dibindeki karanlık Tartaros'la. fiermeias'la gök gözlü Atbene bana kılavuzluk etmişti. aklınca bu onun bana yüklediği en güç işti. Keroessa.

şilerin ele alınmasına yol açmıştır (Elpenor. denizden. 1 vd. Bu inanç Okeanos kızı Eurynome'yle evlendi Zeus. Etrüsk da Dionysos'un alayına katılırlar. Ölü ruhlarına ırmağı geçirtmek İçin Bundan sonra da öğelerin bir bir ayrılma­ para alır. yani Uy­ bunları ku tanrıya istediğini yapması için bir Kharit kuşatan gökyüzü var olmadan. 267).) bil sıyla bir kosmogonia taslağı yapar Ovidius. Vlll. Himeros'la bir­ sinin ölmekte olan insanı yeraltı ülkesine . taş çatlasa yumuşa Kharites (Kharit'lcr). oğlu Akhilleus'a yeni silah­ yardım edin bana başladığım işte ey lar yaptırmak için Hephaistos'un işliğine gitti­ tanrılar! ğinde. Üç Güzeller yıkadılar orada onu ve ovdular ölümsüz tanrıların bedenini parlatan yağlarla. Para almazsa. 907 vd. yiğidi öte tarafa geçirmek isteme­ Kharit'ler tanrıların da. ezgi as Kharon'a Sibylla'nın kendisine verdiği ve söylerler. (Met. Hele toprağa gömülmeyen ruhların olanı simgeleyen tanrıçalardır. Yunan efsanesinde pek belirli bir rol oyna­ Harmoniaj. Kharon Herakles efsanesinde rol oynar: Sandalcı. Hera da İda dağında Zeus'u Günümüze değin. obolos (metelik) konurdu. Sizin işiniz bun/ar. Bu görünümlüymüş Kharit'in adı Pasithea'dır. gözlere şenlik. da parlaklık. üç kızı oldu ondan. bu korkunç çi­ (Theog. ölülerin tek amacı topra{Ja "kharis" sözcüğüyle ilgilidir. Aene lon'un alayına katılarak hora teperler.)ı . Athena'nm yanı başında görü­ mayan Kharon'un Roma'da Etrüsk etkisiyle nürler. Aphrodite'yle Eros'un ve kimi zaman önemli ve belirgin bir kişilik kazandığı. XIV.ı geçirtir kendini. kaba ve pinti bir ihtiyar olarak can türlü öğeleri. Gece'dense Esir ve Günışığı doğdu. insanların da yüre­ ğine neşe ve sevinç serpen tanrıçalardır. Apoliçin bir yıl boyunca Hades'ten sürülür. Kharit'ler. güzelliği görenleri büyüleyen uyum destanda da. ışıltı. Harmonia'nın elbi­ la katı yürekli sandalcıyı yumuşatmak yolunu bulur. tanrının Kharis diye karısıyla karşılaşır Ulaştırın bu türkümü doğanın başlangıcından (İl. 382). tek tanrıça vermeye ant içer (İl. karadan bütün uyutmayı aklına koyunca. Mu­ yince. "Değişimler" adlı eseri şöyle başlar. XVIII. Kharon abus çeh karmakarışıkmış içinde nesnelerin türlü reli. . onun içindir ki ölülerin ağzın. çev. Herakles onu küregiyle döver. biçimsiz. tragedyada da dramatik bazı ki­ tanrıçayla. insanda ve tanrıda yaratıcı­ lık doğuran tanrıçalardır. landırılır. güzelim rubalar giydirdiler. I. Yunan mythos'ukavuşmaktır. ırmağını geçiren sandalcı. kımıldamaz. Gömülemeyen ruhların yüz yıl nun Üç Güzeli'ni şöyle tanımlar Hesiodos havalarda serseri dolaştıkları. Khaos'u ayrıntılarıyla anlatan bir başka şair de Ovidius'tur.. zorl. Kharon ruhları kovar. 362vd. Tannça Thetis. bu ki Aphrodite doğar doğmaz. Aglaie. düzensiz ağır bir Kharon. sert. sesinin nakışlarını onlar yapmıştır (Kadmos. Gülümser Aphrodite de Kıbrıs'a gitti. güzellik anlamına gelen onun içindir ki. işte oraya.): leden sonra kaderlerinin ne olacağı konusun­ da bir karara varıldığı söylenirdi. Erebos'la sevişip birleşmesinden.il likte onun ardına koyuldukları gibi unu süsle makla tam anlamıyla öldüren bir cin olduğu mcde hep görev başında gösteriliri*] (Od görülür. Euphrosyne ve sevimli Thalia. Eyuboglu): Anlatmak istiyorum değişen nesnelerin yeni biçimler alışım. mezarlarında sık sık rastlanan simgesi. Kharon bu işe razı olduğu sa'larla birlikte Olympos'ta otururlar. khaos deniyordu ona. İ. Kharit'ler her çeşit sanat işini esin­ Proserpina'ya adanmış bir altın dalı sunmak­ leyen ve koruyan. evren içinde doğa. Yeraltı ülkesinde ölülere Akheron yığın.. Z. Kharit'ler göze hoş mazdı. Hypnos. Üç Güzeller: Polyneikes). Paphos'a kutsal bir koru tüten sunaklar vardı ya.. nitekim adları Hades bataklığını geçmeleri olanaksızdı.Khaos'tan Erebos ve kara gece doğdu.

Peleus oğlu Akhilleus'u Kheiron'a Odysseus Kharybdis'in önünden geçip büs­ emanet eder (Akhilleus). anaforun salını yutup yeniden su yüzüne çıkmasını bek­ ler. sini salık vermiş. Çok oburmuş. Homeros'un akıllara durgunluk verecek bir dakiklik ve canlılıkla anlattığı Kharybdis belki Messina boğazında bulunan zamanla efsane­ leşmiş bir akıntı ve anafordur. Skylla'ya altı arkada- . nite­ kim Batı dillerinde "Kharybdis'ten Skylla'ya düşmek" diye bir söz vardır. Gaia ile Poseidon'un birleşmesin­ den dogma ölümlü bir yaratıkmış. Efsaneye göre. Kharybdis'in üs­ tüne yıldırımını salarak onu denizin dibine at­ mış. Herakles Geryoneus'tan çaldığı sürülerle önünden geçerken Kharybdis hayvanlara saldırmış ve hepsini yemiş. bu kez sözü geçen incir ağacına tırmanır. ne yese doymazmış.Kharon'la ve kendi ken­ dileriyle konuşurlar. Odysseus'un serüvenlerinde çok önemli bir rol oyna­ yan bu canavarların ünü atasözlerine ve de­ yimlere geçecek kadar yaygın olmuştur. onu her fırsatta korur. vurursun birinden öbürüne bir okla. yaprak dolu. tanrısal Khraybdis bir yanımızda. Böylece girdik dar boğaza içimizi çeke çeke. Odysseia destanından önce Kharybdis'in adı Herakles efsanesiyle ilgili olarak geçer: Kharybdis. kustuğu zaman da kaynayıp gümbürder koca engin ateşin üstünde dopdolu bir kazan gibi köpükler yükselir iki kayanın doruklarına kadar. Ne korkunçtur bu canavar yutarken denizin acı sularını. Kharybdis. Akhiltanrısal Kharybdis sömürür. olan Kheiron doğadan aldığı derslerle en bü­ çok yakınlar birbirine bu kayalar. batan gemisinin yelken direğini omur­ gaya bir kayışla bağlayarak. Sicilya'yı İtal­ ya'dan ayıran Messina Boğazında Kharybdis'le Skylla diye iki canavar vardır. XII. yük yiğitleri yetiştirmiştir. leus'un babası Peleus'la özel bir ilişkisi vardır. düğünde Peleus'a hedefini yeri sarsan tanrı bile seni yıkımdan şaşmaz bir kargı armağan etmiştir (Peleus. yutar kara sulan ağacın altından. Atlatılması gereken en büyük bela Skylla ile Kharybdis kayalarının arasından geçmek­ tir. 101 vd. yağmurdan ka­ çarken doluya tutulmak anlamına gelir. dibi görünür anaforların içinde. Sarsılır gümbürtüyle çevresinde kayalar. Sal birkaç saat sonra meydana çıkınca. en ünlüsü. Samsatlı (Malatya bölgesinde) Lukianos'un "Öbür Dünyada Konuşmalar"dır. Asklepios. kendini bırakıp tam üstüne düşer. Kheiron'un. Ama Kheiron'un en ünlü öğrencisi kocaman. Adı "Kheir". Hermes'in kıla­ vuzluğunda yeraltına inen birçok ölüler . kurtaramaz. Bir daha yutunca acı sularını denizin. Büyücü Kirke Odysseus'la arkadaşlarını adasından yola çıkardığı zaman.Kharon'un asıl rol oynadığı bir yapıt. Skylla'yi anlattıktan sonra (Skylla). üstüne oturur ve Kharybdis'in önünden bir daha geçer. Thetis kocasını bırakıp denize dö­ nünce. Skylla bir yanımızda. sonra doruklardan aşağı yuvarlanır bu köpükler. lardır. Odysseus bütün arkadaşlarını yitirdikten sonra. Akhilleus'tur (Akhilleus). dipteki masmavi kumlar fırlar dışarı. Ve geçidi şöy­ le anlatır (Od. Kronos'la Philyra'nın oğlu Kheîron at adamların en iyisi. Thetis). daha alçak öbür kapa (yani Kharybdis). 234 vd. Kheiron. deniz tanrıçası Thetis'le evlenme­ suları yuttuğu stra varayım deme oraya sakın. Bir doğa adamı Göreceksin.)-. Kharybdis'i şöyle tanımlar (Od. (Akastos). XI!. Kharybdis bundan böyle bir deniz cana­ varı olmuş. Buna öfkelenen Zeus. İason. yolda karşı­ laşacağı bütün güçlükleri kendisine bir bir sa­ yar.ve aralarında filozoflar . ölümden sonra her türlü varlığın boş olduğu sonucuna varırlar. destekler: Akastos'un Üç kez kusar günde ve çeker içine sömürür sarayında başına gelen serüvenden kurtarmış üç kez. Odysseus. Kheiron öjjrenı İ8İ bütün yok olmaktansa. yani "el"den gelir. giderek tanrı Apollon bile ondan ders almış­ bîr incir ağacı var üstünde. en bilgi­ nidir. ellerini kürek gibi kullanarak oradan uzaklaşır. Böylece korkunç tehlikeyi atlatır.): şını kurban vermeyi yeg görür. gerçek­ ten de eli her şeye yatkındır.

Akhilleus başta olmak üzere. hiçbir zaman sönmemekte­ dir". öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını Khrysaor. ejderha kafası Pegasos hakkından geldi bu Khimaira'mn koca yiğit Bellerophontes'le birlikte. dağda Hephaistos mabedi ve topraktan kendiliğinden fışkıran büyük alev bulunmaktadır ki. 280 vd. deniz perisi Philyra'yla birleş­ mek için bir at biçimine girmiş derlerdi. Onu barakasında karisi gibi kullanır. yağ­ ma ettikleri şehirlerden seçkin kızlar. Khimaira.ni dillere destan olacak biçimde yetiştirir: Ona avlanmayı ve savaşmayı öğrettiği gibi. Biri deniz kıyısında doğduğu için. üç kafalı Khimaira'yi: Biri azgın bakışlı aslan kafası. Gorgo'lardan Medusa'nın oğlu sayılır (Tab. saldırgan Akhalar çapulculuk seferlerine girişerek talan etmeye uğraşırlar zengin Anadolu şehirlerini. Homeros aşağı yukarı Hesiodos gibi tanım­ ladığı Khimaira'yı Bellerophontes efsanesine bağlar (Bellerophontes). Troas bölgesine yaptığı bir çıkarmada Akhilleus Khryse kenti­ nin Apollon rahibi Kryses'in kızı Khryseisi tutsak olarak almış.): Khimaira'yı da doğurdu Ekhidna. söndürülmez ateşi üfleyen Khimaira'yi. Öyle ki dağda yer yer yanan ateş denizden bile gözüküp gemici lere kılavuz olurmuş. Plinius'a göre. öteki keçi. getirmiştir. Altın. Homeros'la Hesiodos'ta sözü geçmeyen bir anlatıma göre. Bu savaşta kadınlar önemli bir rol oynar. kadınlar da kaçırırlar. Destan bir korku sahnesiyle açılır: Akha or­ dusu salgından kırılmaktadır. Bel­ lerophontes Khimaira'ya saldırmak için Pe­ gasos atma binmekle kalmamış. Doğumunu şöyle anlatır Hesiodos (Theog. tunç. ne var ki yeri üstünde bir uygunluk yoktur anlattıklarında. bir yerine. En büyük pay her zaman krallar kralı Agamemnon'a gider. müzik. Troya savaşı bir kadın yüzünden çıkmıştır. 6). Yarasının iyileşme­ yeceğini anlayan Kheiron da ölümsüzlüğü Prometheus'la değişerek ölmeyi yeğ görmüş (Kentauroi). Khrysaor. İkisi de yeraltı yaratıktan olan Typhon'la Ekhidna'nın birleşmesinden Khi­ maira diye bir canavar doğar. kargısının ucuna (ya da kullandığı oklara) kurşun koy­ muş. Akhilleus'un üstün yeteneklerini. Neden? Akhalar Troya'yı kuşattıktan sonra yıllarca bekler­ ler güçlü kentin surları önünde: Troya düş­ mez de düşmez. Hesiodos onu şöyle anlatır (Theog. öteki yılan. değerli silahlar almakla kalmazlar. Okeanos kızı Kallirhoe ile evlenir ve Geryoneus'u üretir. Tesalya'nın Pelion dağı eteklerindeki mağarada hocası Kheiron'la geçirdiği eğitim yıllarına borçlu­ dur. ahlak ve hekimlik dersleri de verir. Gerçekten de bugün orada yapı kalıntıları ve Hıristiyanlık çağına kadar uzanan bir tapınak yeri olduğunu gösteren yazıtlar bulunmaktadır. Kronos. Khryscis. Khrysaor. hızlı ve güçlü. canavarın ağızlarından fışkıran ateşle eriyen kurşunlar etini dağlayıp yakmış. Khimaira'mn bulunduğu yer Lykia'da Olympos (bugün Çıralı) kentinin arkasındaki Yanartaş diye gösterilir. giderek sever.): Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. İlkçağ yazarları da Khimalra ateşini bilir. korkunç ve büyük. Kherion'un ölümü Herakles'in elinden olur. Yığın yığın mallar. Hele ikisi. Herakles kendisine saldıran at adamları püskürtünce oklarından biri Kheiron'un etine saplanmış. Her iki yazar da doğal ateşin fışkırdığı yerde Hephaistos'a bir tapınak bulunduğunu söylemektedirler. Helene'nin kaçırılmasından çok sonraki olayları canlandıran İlyada'da Helene'den de daha büyük bir yer tutarlar: Bunlar Khryseis'le Briseis'tir. Kallirhoe'den Ekhkl na da doğar (Ekhidna). Burada ilkçağda olduğu gibi bugün de dağdan doğal gazlar fışkırır ve bunlar kendiliğinden ya da bir kibritle tutuştu­ rulup hiç durmadan yanar. Kheiron'un da at adam olarak dogması ondanmış. Skylax'ın açıklaması gerçeğe daha uygundur: "Dionysias adası. Bu sırada. bunun üstünde. kor­ kunç ejderha da böylece can vermiş. Ne var ki tanrı oğlu olduğundan ölümsüzmüş. sürü sürü'tut­ saklar ortaya konup Akha yiğitleri arasında bölüşülür. ni . "mons Chimaera" Phaselis'e yakındır. Siderus limanı ve burnu. de­ mir. 318 vd.

hepsini denize in­ dirmiş. Kinyras da elli gemi yolla­ maya söz vermiş.yuvar­ lak bir disk biçimindedir. Kimmer'ler diye bir ulusun varlığı ilkin Homeros'un Odysseia'sında geçtiğine göre. Ö. Kıbrıs kralı Kinyras'ın adı İlyada'da geçer: Troya savaşına katılması için Aga­ memnon ona Odysseus'la birlikte Talthybios'u göndermiş. yalnız Agamemnon karşı koyar bu isteğe ve Khryses'i sert sözlerle kovar. Odysseia'nın önsözünde belirtildiği gibi (s. 14 vd. bu diski Okeanos ır­ mağı çepeçevre sarar. Bir tasına yirmi tas su katılıp içilen bu bal gibi şarapla ileride Kyklops Polyphemos'u sarhoş edecektir Odysseus. 176 ne de gökten toprağa döndüğü vakit. ama Akhaları aldatmış: Bir gerçek gemi donatmış. Bu Trakya şehri bugün­ kü Dedeagaç olsa gerek. Ama böylece Kinyras sö­ zünü tuttu sayılmış. ama onlar şarap içip. Kiliks. kırk dokuz tane de topraktan tekne yaptırıp. ne yükseldiği vakit yıldızlı göğe. I. VII. Roma dünyasında ise ölüler ülkesine girişin güney İtalya şehri Cumae'den olduğu sanılırdı. gene ırmağın karşı tarafında doğar . Thasos ve Poiniks'in kardeşi (Tab. dövüş. yalnız bir gemi varabilmiş Aulis'e.ilk uğrağı Kikon'lar adlı bir boyun oturdu­ ğu İsmaros kentidir. oldum olası bol sisle ve bulutlarla örtülü. Kimmerioi (Kimmer'ler). bir gümüş tas. yalvarır. Kim­ mer'ler de Okeanos'un ötesinde kuzeybatıya rastlayan bir bölgede düşünülmelidir.kâhlı karısı Klytaimestra'dan üstün tutar onu. Bu görüşü Vergilius'un "Aeneis" destanında buluruz. Kendi ve . parlak güneş onları ışınlarıyla göremez hiçbir vakit. ama oradan yedi külçe altın. Akha önderleri kızı geri vermek ister­ ler. Odysseus ölüler ülkesine Kimmer'lerin ora­ dan iner ve burayı şöyle tanımlar (Od. burada belki batı Av­ rupa'da maden işleten ve Akdeniz'den gelme kervanlara bakırla tunç satan uluslar söz ko­ nusudur. Bir efsaneye göre Kiliks. 22 vd. onları bizim dünya haritamıza yerleştirmek için Homeros'un dünya haritasını göz önüne getirmeli.) (Apollon). Güneş görmediği için karanlık sayılan bu ülkenin ka­ ranlığın ta kendisi olan ölüler ülkesiyle ilgili görülmesi doğaldır. Bunun üzeri­ ne rahip Apollon tanrıya yakarır ve tanrı Khryses'in öcünü alır (İl. Bu işleri yaptıktan sonra arkadaşlarının çabuk gemilere dönmelerini buyurur. 43 vd. Kinyras Kıbrıs adasının yerlisi değildir: Suri­ ye'nin Byblos kentinden gelmedir.): Güneş batarken ve kararırken tekmil yollar vardık sınırlarına deri nakışlı Okeanos'un.) Odysseia'ya göre dünya . Kar­ deşleriyle birlikte kaçırılan Europe'yi arama­ ya gider. kuzeye mi yerleş­ tirmek gerektiği mythos yazarları arasında tartışma konusu olmuştur. on iki sağrak dolusu da ismaros şarabı alır. Europe. Savaş. yüzyıl) Kimmer'lerin Anadolu'ya saldırıp Phrygia başkenti Gordion'ü yıktıkları bilinir. zafer kazanır ve Sarpedon'a bu bölgenin krallığını verir (Sarpedon). Agenor'un oğlu. 38-61). yakarır. XI. Odysseus'un dönüş yolculuğun­ da. oradadır Kimmer'lerin ülkesi ve kenti. kırk dokuzu batmış.ki o zaman tanı­ nan dünya yalnız Akdeniz dünyasıydı . gene de ucuz kurtulurlar: Altı ölü verip kaçar­ lar (Od. Kimmer'ler Odysseia'da adı geçen efsanelik bir ulustur. Neden? Kikon'lar Troyalıların savaş ortağı olduklarından mı. Kinyras. Kimmer'lerin nerede oturduğu. yemek ye­ mekle oyalandıklarından dağlardan inen atlı Kikon'ların saldırısına uğrarlar. yoksa gi­ derayak bolca mal edinmek için mi? Bu serü­ venini anlatan Odysseus nedenini söylemez. Orayı Akhalar bir iyice talan ederler.oraya doğu denir -. Kadmos. bulamayınca Kilikya bölgesine yer­ leşir ve buraya adını verir. Öylece seri/i durur bir uğursuz gece bu zavallı ölümlülerin üstünde. 10). Güneş bu ırmakta ba­ tar . Tarihsel çağlarda (İ. Başka efsanelerde Kimmer'lerin yeraltında galeriler­ de oturdukları anlatılır. güneş gör­ meyen bu ülkeyi batıya mı. Europe'nin Zeus'tan olan oğlu Sarpedon'la birlikte komşu Lykia'ya saldırır. Kikon'lar. Ne var ki günün birinde Khryses zengin kur­ tulmalıklarla kızını geri almaya gelir. Homeros'tan sonraki efsane ve görüşlerde Kimmer'lerin. IX. Kelt ya da İskit boylarının ata­ ları oldukları ileri sürülür.buraya batı denir -.

agını görür uzakta. içine tanrının onun için kopardığı "malü" di­ ye sihirli bir bitkiyi atacak ve kılıcıyla saldırıp tanrıçayı alt edecek. yalnız Eurylokhos kuşkulanıp dışarda kalır. Tanrı Hermes Odysseus'un yardımına ko­ şar. Sonra da olan olur Odysseus'un arkadaşlarına: Kir­ ke'nin onları domuza dönüştürmesini şöyle anlatır Homeros (Od. usta bir bilici ve müzikçi olarak adaya sanatları ve uygarlığı da getir­ miş. onlar diker dikmez içkiyi. attı önlerine kayın kozalağı. X. güzel belikli. büyücü Kirke'yi nasıl alt edeceğini söyler ona: Kirke ona zehirli şarabı içirecegi anda. tunç işlemeciliğini kuran ve adaya ilkçağdaki zenginliğini kazandıran kral olarak geçinir. Kıb­ rıs kralı Pygmalion'un kızını almış ve Ado­ nis'ten başka bir oğluyla üç kızı olmuş. Güneş tanrı Helios'la Okeanos kızı Perseis'ten dogmadır denir ki­ mi efsanelerde. bir burundur. maktadır. insan sesli korkunç tanrıça. Korka korka birkaç arkadaşını gönderir oraya. yiyip içip kayli sürmekte. "Aia".): Gide gide Akile adasına nardık sonunda. dumanı tütmektedir sık çalılı gın.oğlu Adonis'le ilgili efsanelerin Fenike kay­ naklı oluşundan da bu çıkmaktadır.). 210 vd. Efsaneler Kirke'nin Aiaie adasında oturduğunu belirtirler. çıktığı tepeden Kirke'nin kon. Kirke de tıpkı Kalypso gibi onu kendine koca etmek hevesiyle yanıp tulu. onun kızı Myrrha'ya (ya da Smyrna) olan dogadışı aşkıdır. yamyam Laistrygonlara epey kurban verdikten sonra Odysseus'aı arkadaşları Kirke'nin Aiaie ada­ sına varırlar( İd X. 8).. iskemlelere oturttu.): » Tanrıça onları içeride tahtlara. Sonunda da Mısır'a göçmüşler. kendisine ve arkadaşları na bir kötülük yapmayacağına ant içirecektir. yoldaşlarım da insan kılığına sokar. Fenike'den gelme "kinnor" adlı bir sazla (Kinyras adı oradan türemeymiş) tanrı Apollon'la yarışmaya girmiş ve Marsyas gibi tanrı­ nın gazabına uğramış. giden yabancılara verirlermiş kendilerini. Ef­ sanenin başka bir dalında Kinyras tanrıça Aphrodite'nin saydığı ve sevdiği bir kral ola­ rak gösterilir. Kirke hepsine değneğiyle vurdu ve kapattı yoldaşlarımı domuz ağılma. ormanın ötesinde. orada Kirke otururdu. "gaia" yani toprak anlamına geldiğine göre. kızılcık yemişi. Bu aşktan Adonis doğar (Adonis). kimine göre de Hekate'nin kızıdır ve büyücülüğü ondan almıştır. Başlarında Eury­ lokhos vardır (Od. Odysseus arkadaşlanna besi sağlamak için ava gider. Şimdi onlar tıpkı domuza benzemişlerdl başları ve sesleri. yurda dönmek gerektiğini hatırlatırlar ona. Aphrodite onu sevdiği için uzun ömürlülük bağışlamış. Büyücü tanrıça Kirke tıpkı Kalypso gibi Odysseus'un serüvenlerinde başlıca rol oynayan kişilerdendir. onlarda hemen d ikiller. Kinyras Kıbrıs'a gelince Paphos kentini kurmuş. ama bu bir ada değil. Kıbrıs'ta bu tanrıçanın kültünü kurmakla kalmamış. peynir. Kirke. sızlar halde onları kapadı oraya. Argonaut'lar desta­ nında da söz konusu olur. Kinyras efsanesinin en ilginç yönü. Kirke razı olur. Ne var ki Odysseus'un arkadaşları onu uyarırlar. Ağlar. Kolkhis kralı Aietes'in ve Giritli Minos'un karısı Pasiphae'nin kız kardeşidir (Tab. Kirke yalnız Odysseia'da değil.. Verdi onlara bu içkiyi. Tanrı­ ça Aphrodite'nin öfkesini üzerlerine çeken bu kızlar birer yosma olmuşlar: Kıbrıs'a ge­ len. şarabimi ı. kılları vegövdeleriyle. Odysseus böylece Kir ke'nin konağında bir yıl kalır. erkekliğine vurulur ve onu yatağına aldıktan sonra. 232 vd. Bu adanın nerede olduğu az çok belli. efsanenin bu konuda bu kadarcık yanıl­ ması doğaldır. Öyle olur. palamut. ama önce ölü . sarı bal ve arpa unu ezdi Pramno. oysa tanrıça onları içeri alır. çünkü bu­ gün de italya'nın Sardunya karşısındaki Etruria kıyılarında Capo Circeo diye anılan bir yer var. Kirke Odysseus'un gücü karşısın de şaşakalır. Odysseus'un arkadaşları dışanya çağırırlar Kirke'yi. sağrağa korkunç ilaçlar karıştırdı büsbütün unutsunlar diye baba toprağını. X. Kinyras da 160 yaşma kadar yaşamış. L35 vd. Aiolos'un adasından kovulduktan. hep yediği şeylerdi bunlar yerde sürünen domuzların. Kinyras Kıbrıs adasında bakır madenlerini ortaya çıkaran. güzelliğine. ama akıl vardı gene içlerinde eskisi gibi.

Klotho. Tyndareos'la Leda'nın kızıdır. do­ kumak anlamına gelen Klotho hayat ipliğini büken tanrıça sayılırdı (Moira'lar). Arabayı çekecek ineklerin olmadı­ ğı bir günde. dişilik. öylece öldüler. Klytaimestra. Kirke ona ilerdeki yolculuğun nasıl düzenlenmesi gerektiğini. övmek anlamına ge­ len "kleio" fiilinden türemiş olan Kleio (ya da Klio) Musalann biridir. olayların akışı­ nı ölçmeyi simgeler. insanlar için en iyi şeyi bağışlamasını diledi. şanlı eylemlerini dile ge­ 178 tirdiği için. Leda kuğu kuşu haline girmiş tanrı Zeus'la birleştikten sonra. Adı Klytaimestra ya da Klytaimnestra olarak geçer. tanrıçadan. Telegonos'un İtalya'da TuSculum şehrini kurdu­ ğu. tarih ya­ zarlarını esinleyen peri sayılmıştır. doğurganlık ve bereket kavramını erkeği boyunduruğa al­ mak. kö­ tüye varan yolların hepsini deneyen kadın olarak yazarları sonsuzca esinleyen bir tip ni­ teliğini kazanmıştır. Benliğinde zıt duyguların çarpıştığı öbür trajik kişiler gibi Klytaimestra' nın da destanda pek adı geçmez. 3). Kleio. büyülemek. Klytaimestra mythos'ta Helena kadar eşsiz bir rol oynar. ya da gitar bulunur. bugün Capo Circeo'nun bulunduğu bölgede Roma çağlarında Feronia adlı tanrıçaya tapıldığı gö­ rülür. Hera da bu dileği yerine getirerek iki oğlanı uyuttu. Artemis-Kybele gibi doğaya hâkim. Skylla ve Kharybdis'ten nasıl korunabileceğini bildirir. Kroisos ona bu dünyada en mutlu insanın kim olduğunu so­ rar. Bu tanrıça dişidir. Klytaimestra aşığı Aigisthos'un elinde . düşünmüştür. Adı bükmek. Kirke'nin kimliği ve nitelikleri üstünde bil­ ginler çok durmuş. Klyaimestra ile Kastor ölümlü Tyndareos'un çocuklarıymış (Tab. Helena ile Polydeukes Zeus'un dölleri. Okeanos'la Tethys'in kızı. Motifleri Ana Tanrıça kültünün özelliklerini andıran Kirke efsanesi Odysseia'da sözü geçen başka temalarda ol­ duğu gibi peri masalı. 307'den XI sonuna dek). Bundan sonra Odysseus'un Hades yolculuğu anlatılır (Od. Kleobis'le Biton götürdüler. bu kez. vahşi hayvanları dizgine alan tanrıça anlamını taşır. Latinos'un da Latinlerin atası sayıldığı he­ saba katılırsa. Kirke' nin sözleri tıpatıp doğru çıkar ve Odysseus sonunda selameti büyücü tanrıçanın öğütleri­ ne borçlu olur. öteki de Latinos'tur derler. Kirke-Odysseus macerasının İtalya efsanesince ne kadar benimsendiği gö­ rülür. Bütün bu öğeler Ana Tannça'nın kişiliği ve yaygınlı­ ğı tam bir aydınlığa kavuşacağı zaman gere­ ğince değerlendirilebilecektir. Atinalı Solon zenginler zengini kral Kroisos'a konuk gidince. X. suç işleyen. bi­ ri Telegonos. kimi resimlerde elinde bir klepsydra. herhangi bir hayvan haline getirmekle açığa vurur. yurdu besbelli ki İtalya'dadır. Epimetheus ve Menoithios'un ana­ sı olmuştur (Tab.ler ülkesine gidip Teiresias'ın ruhuna danış­ masının gerektiğini bildirir. Kleobis. Bölgenin Etruria yani Anadolu'dan gelme Etrüsklerin yerleştiği yer olduğu da ak­ la getirilirse. Solon ilk olarak yurdu için can veren Tellus'u saydıktan sonra ikinci örnek olarak da Kleobis'le Biton'u gösterir. Odysseia'dan sonraki efsanelere göre Kir­ ke'nin Odysseus'tan birçok çocukları olur. birinden Helena ile Polydeukes. Zeus'le Themis'in kızları olan kader tanrıçaları Moira'ların biri. Adı. Argoslular iki kardeşin heykelini Delphoi'ye adadılar. yani su saati vardır. 12). Kirke-Feronia. Bu öykü Herodotos'un Tarihinde (I. 45 menzil uzaktaki tapınağa kadar. çeşnisi de taşır. Prometheus. hayvanları ev­ cilleştirip arabasına koşan tanrısal varlığı sim­ geler. adam öldüren. Kirke'nin yeri. oğul­ larına. öbüründen Klytaimestra ile Kastor çık­ mış. Bu tanrıçanın "feri" yani vahşi hayvan sözcüğünden türeme adı. Klymene. Dönüşte Odysseus gene Aiaie adasına uğrar. Kirke'nin. Seirenlerden. kahramanlıkları di­ le getirir bunlarla. Kydippe. Bu Fero­ nia ile Kirke arasında bağlantı kurmamak ola­ naksız. daha sonra da Feronia'nın Anadolu'nun Ana Tanrıçası Kybele ile ilişkisi göze çarpar. iki yumurta doğurmuş derler. İnsanların unutulma­ ması gereken ünlü. tarih alanı ona ayrılmış. Argos'taki Hera tapınağı rahi­ besi olan anneleri Kydippe'nin arabasını. Sağ elinde boru. kutlamak. sözü edilse de işlediği suçlann asıl etkeni olarak gösteril­ mez. Bir kaynağa göre İapetos'la evlenip Atlas. 31) an­ latılmıştır.

ça§daş bir görüşle nitelenecek olursa. kız kardeş . Elektra anasıyla sert tartışmalarından Klytaimestra'nın ileri sürdü­ ğü bu İphigeneia olayının. aslında suçluluğu­ nu örtmek için bir bahane olduğunu yüzüne vurur. Titanlardan biri (Tab. Gerçekten de tragedyanın sahneye koyduğu Klytaimestra yüreğinde en ufak bir analık duygusu olmayan bir kadındır. Hyperion. kıskançlık diye adlandırılmalıdır. asıl karım Klytaimestra'dan üstün o kız. Khryseis'ten daha güçlü bir kuma da çıkarır karşısına: Troya'dan Kassandra'yı sarayına getirince. İki düşmanla karşı­ laşmış ve onlarla kavgaya tutuşmuş. fikri yerinde. Klytaimestra'ya ona iyi davranma­ sını öğütler. Klytaimestra'nın içinde başlıca yeri tutan duygu. 1.bir araçtır. üstelik ev kadını. Tragedya ya­ zarlarından Aiskhylos da. Poseidon'un soyundan olan efsanelik Atina kralı. birini öl­ dürmüş. Helena'nın ikizi olmakla başlar bu kompleks. hem de bu tragedyalarda oynadığı rol biricik ve eşsizdir. Klytaimestra ömrünün başından sonuna kadar kıskançlıkla kıvranmış durmuş. Bütün bu tragedyaları bir bir ele alamayacağı­ mıza göre. yani rol oynadığı tragedyalar hem çok. içindeki karşıt duyguların çarpışması daha karmaşık olduğundan Aigisthos-Klytaimestra ikiliğinde baş rolü alır. boyu boşu. Delphoi kehaneti de Peloponezliler Atina kralını öldürürlerse zafer kazanacaklarını bildirmiş. ondan aşağı değil yapısı. Bunu Agamemnon'a bir türlü affedemez. birbirini sevmeyen çiftin ta kendisi­ dir. Klytaimestra özgür bir kişilik kazanır ve dramı daha derin. 4). Euripides'in "Elektra" ve "Orestes" tragedyala­ rını okumak gerekir. İapetos ve Kronos'tur. Uranos'la Gaia'nın oğlu. İlyada'da bile krallar kralı tutsağı Khryseis'i meşru karısı Klytaimestra ile bir tutmak cüretini gösterir (İl. kiminde de Mykene'de yalnız kaldığı için Aigisthos'un zorlamasına dayanamayıp kendini veren ve âşığının elinde bir araç gibi kullanılan bir zavallı kadın pozundadır. Sophokles de. Ancak tragedya İledir ki. onu suça iten duygu da bu kıskançlık olmuştur. Uğursuzlukla başlayan bu evlenme son­ suz bir kin ve suç zincirinin birinci halkasıdır. Öyle ki Klytaimestra nicelik ve nite­ lik bakımından da efsanenin en göze çarpan kişilerinden biri olarak karşımıza çıkar. Bu yüzden duyduğu kini öbür çocuklarına da bulaştırır: Elektra'dan. Atinalılar işin farkına vararak ölüsünü Peloponezlilerden istemişler. Tragedyaların bazıları Agamemnon'un öl­ dürülmesinde Klytaimestra'yı asıl fail olarak gösterir. Agamemnon bu Tantaloş'u da. Agamemnon'la Klytaimestra mythos'ta geçinemeyen. Klytai­ mestra'nın ilginç ve karmaşık tipinin tamam bir portresini okumak için Aiskhylos'un "Agamemnon". Kod­ ros öldükten sonra Atina tahtına oğlu Medon çıkmış. Onlar da kralı öldür­ düklerini anlayarak saldırıdan vazgeçmişler. Kadınlığı böylece hor görülen Klytaimestra ister istemez kendini kardeşi Helena ile kıyaslar. gerçi Agamemnon'la ev­ lenmeden Klytaimestra'yı bazı efsaneler Tantalos'la evli gösterir. Kodros. Krallığı sırasında Atina Peloponez'lilerin saldırısına uğramış. onun yüzünden kendi başına bunca be­ lalar geldiğini yana yakıla dile getirir. 15). Kodros'un mezarı tarihsel çağlarda Atina kapılarının birinin önünde gösterilirmiş. Ama Klytaimestra'nın kocasına olan asıl hıncı kadın yüzünden değildir. Euripides de Klytaimestra tipini kendi görüşleri­ ne göre sonuna kadar işlemekten geri kalma­ mışlardır. öbürünün eliyle de vurulup ölmüş. çocuklarını da öldürür. az daha evlat katili yapan kızı İphigeneia'nm kurban edilmesidir. Koios.112 vd. bu Tantalos Thyestes'in oğludur (Tab. Küçük oğlu Neleus da Miletos'a göç­ müş (Neleus 2). Orestes'ten nefret eder. Orestes'e anana kıyma diye yalvarır. Onu koca. aklı.): Doğrusunu isterseniz. Klytaimestra'nın kardeşleri Dioskur'ların saldırısına uğ­ rayınca Klytaimestra ile evlenmek zorunda kalır. kadın ve eş olarak bunca şımarıklığı olan Helena'nın hiç ceza görmedi­ ğini. hepsinin birden esinlediği Klytai­ mestra tipini özetlemeye çalışalım. Bunu haber alınca Kodros hayatını yurduna feda etmeye karar vermiş ve dilenci kılığına gire­ rek şehirden dışarı çıkmış. Erkek kardeşleri Okeanos. Sophokles'in "Elektra". ama onun öldüğü haberini alınca tanrılara şükran adak­ ları adayacak kadar sevinir.

Yazı yazmasını da Palamedes'ten ögrenmişmiş (Palamedes). o da ipliği bir karıncaya bağlayıp karın­ cayı şeytanminaresinin içinden geçirtmek ge­ rektiğini söylemiş. genç kız anlamına gelir. Hades bataklarına doğru. Pyriphlegeton ve Kokytos akar. İniltiler ırmağı anlamına gelen Kokytos ölüler ülkesinde akan ve Akheron'a dökülen bir ırmaktır. benim için. Odysseus yeraltı dünyasına inmek için çu­ kuru orada kazacaktır. Işığı simgele­ yen göksel varlıklan meydana getiren Koios' la Phoibe Apollon ve Artemis'in atalarıdır. sonra çık yola. Korybant'Iar da Phrygialı ana tanrıça Kybele'nin rahipleridir. uzun uzun kavaklar göreceksin. Korinnos Troya'nm yerlisi bir ozanmış. Kokytos'un suları buz gibi diye tanımlanır. Kureta'lar ise Zeus efsanesin­ de rol oynayan cinlerdir. Korybantes ve Kuretai diye yazın kaynaklarında geçen Ana Tanrıça'nın rahiplerini Euripides Bakkha'lar "tragedyasında şöyle tanımlar: Ey karanlık diyarı Kureta'larm. Komaitho. Styks'ten gelen sular da dökülür oraya. Themis. Koios'la Phoibe evlenirler. onlar da kralın üstüne kaynar su dökerek ölümüne se­ bep olmuşlar (Daidalos). Kokalos bu çözümü Minos'a bildirince. ipli­ ği bir ucundan öbür ucuna geçirmesini başa­ rana ödül vereceğini bildirmiş. Korybant'Iar ve Kureta'lar. Korybant'Iar davulu Rhea anamıza verdiler Bakkha'larm çığlıkları arasında gümbürdesin diye. Odysseus yeraltı ülkesi­ ne inecekken. Efsaneye göre Kureta'lar iki ya da dokuzmuş. Daidalos hava­ ya uçarak Girit'ten kaçtığı zaman Kokalos'un yanına sığınmış ve saklanmış. Sicilya'da Kamikos (sonradan Agrigentum olur) şehrinin kralı. iki kızları olur: Leto ve Asterie. Sonradan Ze­ us.leri Theia. X. Homeros destanlarını yazmak için onun eserlerinden esinlenmiş. hekim tanrı Askleplos'un anası (Asklepios). böylece çocuğun bağrışmalarını tunç sesleriyle boguyorlarmış. büyücü tanrıça Kirke ona Hades haritasını şöyle çizer (Od. Lapith'ler kralı Phlegyas'ın kızı. ama tanrı bebeğin seslerini Kronos duyup da öbür çocukları gibi Zeus'u da bulup yutmasın diye. üç sorguçtu miğfer giyen Korybant'Iar çembere gerilen deriyi. Kybele ve Dionysos tanrılannın kültleri birbirine karışmış ve Daktyl'ler. Kore ya da Kora. Kore. Amphitryon. Girit'te Zeus'un doğduğu kutsal mağaralar! Orada icat ettiler. ne var ki Kokalos ko­ nukluk kurallarını çiğnememek için kızlarına Minos'u öldürmelerini buyurmuş. Mnemosyne ve Phoibe'dir.): Ama geçtiğin zaman Okeanos'u geminle. kısır söğütler. Rhea çocuğun çevresinde Kureta'larm coşkun rakslarla tunç kalkanlarına vura vura gürültü yapmalarını emretmiş. derin anaforlu Okeanos'un kıyısında çek karaya gemini. Kokalos daya­ namayıp bunun çözümünü Daidalos'a sor­ muş. Kokytos. Korinnos. Korybas Lydia ya da Phrygia dilinde ilkin Attis'e verilen bir addır. Kokalos. Orada karıştı coşkun davul sesleri Pbrygia kavallarının tatlı nefeslerine. hepsi birden Ana Tanrıça 180 . Bkz. Kureta'lar Giritli ana tanrıça Rhea'nın. Rheia. 508 vd. Demeter'in kızı Persephone'ye verilen ikinci bir isimdir (Demeter). Tethys. Koronîs. orada Akheron. Pyriphlegeton adın­ dan da belli olduğu gibi (pyr ateş demek) kay­ nar sulu bir ırmak olduğu halde. Minos da Dai­ dalos'u aramaya çıkıp Sicilya'ya vardığında usta yapıcıyı bulmak için bir düzene başvur­ muş: Bir iplikle bir şeytanminaresi almış. Amaltheia da onu keçi sütüyle besleyip büyü­ tür (Amaltheia). orada Alçakkıyı var ve Persephone'nin koruluğu. Toprağın oğulları oldukları söylenir: Rhea Girit'in Lyktos magarasında Zeus'u doğurduğu zaman onu Amaltheia adlı nympha'ya teslim eder. Burada iki ana tanrıçanın ve onun hizmetinde bulunan efsanelik rahiplerin de birbirine karıştığı görülür. Kokalos'u konuğunu teslim etmeye zorlamış. Korybant'Iar. Girit kralı Daidalos'un bura­ da saklandığını anlamış. Homeros'tan önce ve Troya savaşı­ nın olduğu sıralarda llyada destanını yazmış.

gi­ yer. Yanına varıp onu kurtarmak İsteyen Kreon da aynı ateşle tutuşup yanar (Medeia). nesi varsa sıçanla­ rın saldırısına uğramış. İokaste'nin kardeşi ve Thebai kralı Laios'un kaynatasıdır (Tab. Oidipus. Efsanenin biri Kres'i. Oidipus'un ölümünden sonra oğullan Eteokles'le Polyneikes savaşa tutuşunca. Uranos'la Gaia'nın yüzer kollu ve ellişer başlı dev oğullarından birinin adı. İon'un anası (lort). güç ve kuvvet simgesi (Bia). 17). Kranaos'un Atllıis adlı bir kızı olmuş. Bu rahipler Kybele ayinlerini baş döndürücü rakslarla. Attika bölgesi bu kıza göre adlandırılmış. Kre­ on Eteokles'in tarafını tutar. Sıçandan geçilmiyor. oklarıyla hepsini öldürmüş. Kretheus. Zeus bebekken babası Kronos'un elinden kurtarılmak için Girit'e bı­ rakılınca Kreş adada hüküm sürmekteydi ve Zeus'u koruyan o olmuştur. Minos'tan çok önce Girit'e yasalar vermiş ve uygarlık getir­ miştir. Giritlilere adını veren kurucu kahra­ man. (1) Korinthos kralı. Kreusa'nın görüntüsü karşısına çıkıp yeni bir yurt kurmaya gitmesi gerektiği­ ni bildirir (Aineias). sırtına geçirir geçirmez de cayır cayır yanmaya başlar. (îyes'le Briareus'un kardeşi (Yüzkollular). Kreon'un yanı­ na sığınırlar ve birkaç yıl barış içinde yaşar­ lar. Kekrops'tan sonra tahta çı­ kan o olmuş ve Attikalılara "Kranaos'lular". gümbürtülü bir vecit içinde kendilerin­ den geçerek "enthousiasmos" denilen duru­ ma girerek tanrıya karışmayı sağlarlardı (l)aktyller. lason ve Pelias'ın şehri olan lolkos'un kurucusudur (Tyro. Polyneikes'i şe­ hirden sürer. Bir efsaneye göre tanrı Zeus'la Ida da ğının bir nympha'sından doğmuştur. Antigone dramında büyük bir rol oynar ve doğanın kanunlarını hesaba kat­ madan devlet kanunlarını yürürlüğe koymaya çalışan yöneticinin iflasını simgeler (Antine. Dionysos). Girit'i her türlü çıkarmaya karşı koruyan Talos adlı robotun babası sayar (Talos). tarlası. Kreusa gelinliği alır. Tyro'nun tanrı Poseidon'dan olan Neleus ve Pelias adlı oğullarını evlatlığa alır. Krinis. Kottos. Halmon). Kratos. Aiolos'la Enarete'nin oğlu. Medeia'nın korkunç dramı bu olayla başlar: Büyücü kadın bu evlenmeye ses çıkar­ mayacak gibi olur. bağrışmalarla. Kreusa. Aineias'ın karısı (Tab. Tapınağın kurulması efsaneye göre şöyle olmuş: Krinis günün birinde Apol­ lon tanrının öfkesine uğramış. Adı Oidipus efsanesinde geçer: Oidipus Thebai'den sürülünce şehre kral olur. 19). yani gerçek Giritlilerin atasıdır. Alina'ya da Kranae denmiş. Ama tanrı bir gün yeryüzüne inecek olmuş. Eurydike'dir. Krinis'ln sürülerine bakan çobana konuk ol­ muş ve ondan çok memnun kaldığı için böl geyl sıçanlardan temizlemeye karar verini'. toprağı. Pallas'la Styks'in oğlu (Tab. Kreş.Kybele'nln kültüne bağlanmıştır. Attika'nın ilk krallarından biri. sıçanlar her şeyi kemirip yok ediyormuş. Kretheus. Mysia şehri Khryse'de bulunan Apollon Smintheus tapınağının kurucusu. Kranaos da Kekrops gibi topraktan doğma İmiş (Kekrops). Ama günün birinde Kreon kızı Kreusa (ya da Glauke)'yi İason'a vermeye kalkışır. flüt. En es­ ki destanlarda Aineias'ın karısının adı Kreusa değil. davul ve tef sesleriyle kut­ larlar. (1) Atina kralı Erekhteus'un kızı. Kretheus. lason Medeia'yı boşayıp Kreusa'yı almaya razı olur. Aineias karısını aramak için şehre geri döndüğünde. 22). Ilyada'da Agamemnon'un tutsak tuttuğu kızı Khryseis'i almaya gelen Khryses bu tapına­ ğın rahibidir. 6). Kreon. Kıanaos. bu yüzden de evi barkı. başka birine göre de Girit toprağından doğmuş ve Girit'in ilk konuklan Eteokretes. kumasına armağan olarak bir gelinlik gönderir. (2) Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin kızı. (2) Menoikeus'un oğlu Kreon. Pelias). Tyro ile evlenir ve Aison'u doğurur (Tab. bir yatıdan da . Vergilius Aeneis desta­ nında Kreusa'nın Troya'nın yıkıldığı ve Ainei­ as'ın babası Ankhises'le oğlu Askanios'u ala­ rak şehirden kaçtığı gece bir tanrıça (Aphrodite ya da Kybele) tarafından kaçırıldığını an­ latır. İason'la Medeia efsanesinde rol oynar: İolkhos'tan kovulunca İason'la Medeia Korinthos'a.

yani Maion oğlu. Kronos'la ilgili iki efsane de Hesiodos'un Theogonia'sında anlatılmak­ tadır. ya da Maionialı (Lydialı) ek adının açıklanması yapılıyor. ama sonraki efsane ve açıklamalara göre bu iki kelime bir tutulmuş ve Kronos tanrının zamanı. (Uranos. en belalısı Toprakoğullarının. Uranos'la Gaia'nın son oğul­ ları Kronos Titanlar soyundandır ve babası Uranos'u erkeklikten yoksun etmekle birinci kuşak tanrılarının egemenliğine son verip. Kritheis Kyme'li (İzmir'in güneyinde Namurt) bir adamın kızıymış. Hesio­ dos'un etki altında kalarak uzun uzadıya an­ lattığı bu masallar Yunan mythos'unda tek örnek olmak bakımından daha da ilgi çekici­ dir (Theogonia). Kronos'un Zeus eliyle yeraltı­ na kapatıldığına da değinilir. Kronos'un Philyra ile birleşmesinden at adam Kheiron doğmuş (Kheiron). Eurybie ile birleşir ve Astraios. Bu kaynaklara göre Kronos yeryü­ zünde iyiliği ve bereketi kuran ilk tanrıdır. Onun egemen olduğu çag Altın Çağına rast­ . Uranos'la Gaia'nın oğlu. Oysa efsa­ nesinden görüleceği gibi Kronos'un bu yoru­ mu bir zorlama ürünüdür. Lydia kralı Maion onunla evlenmiş. ama efsane ola­ rak anlatılmaz. ama sonra da korsanlar tara­ fından kaçırılıp İzmir'e götürülmüştür. Efsanenin başka bir anlatımında Kritheis adalı bir genç kızdır. Kritheis Ege bölgesinin bir nympha'sıymış. Musalarla ilişiği olan bir cinle sevişmiş. Her iki efsanede de Maion adlı birinin söz konusu edilmesi özel­ likle Latin şairlerince Homeros'a verilen Maionides. Zeus'la Hera'ya soyadı olarak Kronides (Kro­ nos oğlu) denir. Beş erkek titan ve al­ tı kız titan'ın doğuşundan sonra Kronos'un dünyaya gelişini Hesiodos şöyle anlatır (Theog. İzmir'de akan Meles ırmağıy­ la sevişmiş ve birleşmelerinden Homeros meydana gelmiş. Ve Kronos diş biledi yıldızlı babasına.): Bunlardan sonra Kronos geldi dünyaya.Krinis'e Apollon Smintheus'a bir tapınak dik­ mesini buyurmuş (Apollon Smintheus). Kritheis. zamanın akışını. Başka bir efsaneye göre. Orfik tarikat geleneğinde Kronos Zeus'la barışmış ve Mutlular Adalarında yaşar gibi gösterilir. Krios. Pallas ve Perses'i meydana getirir (Tab. 4). EFSANELERİ. Hesiodos'un Theog. 4). (2) DOĞUŞU. 137 vd. Kronos'tan sonra Toprak Ana Kyklopları ve Hekatonkheir'leri doğurduğu halde. Kronos. Uranos hepsini gün ışığına çıkar çıkmaz Gaia'nın karnına gerisin geri tıkamakta. Zeus efsane­ sinde iki kez görülen babanın oğla baskı ya­ pıp oğlun ayaklanması ve babasını alt ederek egemenliğini elinden alması teması. Titanlardan biri. Aphrodite). bu adam ölürken kızını kardeşi Maion'a bırakmış. hele do­ ğan varlıkları yutmak gibi ilkel motiflerle Yu­ nan mythos'una dışardan katılmış öğelerdir. geçişini simgelediği ileri sürülüp. Kaynağı güneydoğu Akdeniz çevresinde bu­ lunan bu efsanelerin Yunanlılara Fenikeliler yoluyla geçtiği sanılır. o art düşünceli tanrı. Ozan Homeros'un anası sayılan efsanelik kişi. (1) ADI. Başka ef­ sanelerde de Hephaistos. Gaia bir düzen kurar ve o düzeni oğlu Kronos eliyle gerçekleştirir. anası Gaia'nın eline verdiği çe­ lik tırpanla babası Uranos'un hayalarını kes­ mesi tanrı kuşakları arasındaki çekişmenin ilk aşamasıdır (Theog. bir gün de Meles ırmağının kıyısında çamaşır yıkamaya gitmişmiş ki Homeros'u doğurmuş. Homeros'un tonya'sında bunlar bilindiği halde pek tutunmadıgı da destanlardan belli olmaktadır. Uranos. böylece onu inim inim inletmektedir. Kritheis de Me­ les ırmağının kıyısında Homeros'u doğurup hemen sonra ölmüştür. Kronos adının zaman anla­ mına gelen "khronos" sözcüğüyle aslında hiçbir ilişiği yoktur. 453506'da anlattığı Kronos-Zeus çekişmesi Zeus maddesinde ele alınacaktır. Uranos'un er­ keklik aygıtından akan kanlardan Erinys'ler (Erinys) ve spermasından da Aphrodite (Ahrodite) do^ar. Kronos. 3. imgelerinde elinde bir tırpanla gösterilmiştir. 154-210). ikinci kuşağı başa getirmiştir (Tab. Bu efsane koca ozana verilen Melesigenes (Meles'ten dogma) adının nereden geldiğini anlatmaya yarar. Homeros destanlarında adı geçer. Kritheis amcasını bırakıp Phemios adında bir İzmirliye kaçmış. Gaia. ya da Aphrodite'nin babası olarak geçer. Kronos'un.

"potnia theron" yani hayvanların kraliçesi. 6500-700 yıllarına kadar uzandı­ ğını ortaya koymuştur. Ev biçi­ mindeki bu basit tapınaklar Phrygia'da Kybele dininin kentler dışına da taştığını. Irmak tanrı Maiandros'un kızı. duvarın içinde de çokluk bir niş oyulmuştur ve nişle­ rin kimisinde ayakta bir tanrıça heykeli görül­ mektedir. Bu su götürmez gerçek gün geçtikçe daha belirgin biçimde gözümüzün önüne serildiği halde. Patroklos'la Hektor arasındaki savaşa Balios'la birlikte katılır (Balios) ve Patroklos öl­ dükten sonra ağlar. bir yandan kuzey ülkelerine.lar. araştırmaları bir tek ilgi merkezinde toplamak. Eskişehir'le Af­ yon arasında ulaşımı zor bir yöredeki bu anıt­ lardan en çok tanınanı Yazılıkaya diye anılan Midas anıtıdır. ilerde efsanesi anlatılacak Attis'in ta kendisidir. Son yıllarda konuyu en çok aydınlatan bi­ lim dalı arkeoloji olmuştur. tarih. Bütün bu kolların çabası bir araya geldikten sonradır ki. Kybele. mitoloji ve sanatla yazın tarihinin katışık görevi olmalıdır. aslanlann da seks yerleri zamanla aşınmıştır. Buraya Ana Tanrıçaya tapınmaya gelen dua­ cıların Kybele'nin simgelediği bereket ve do­ ğurganlıktan pay almak için seks yerlerine dokunup onları aşındırdıkları bellidir. birçok ulus. karın altının bir üçgen biçiminde be­ lirtilmesi gibi motifler analığı ve dişiliği simge lemek bakımından Kybele'den Artemis'e k<ı dar büyük ana tanrıça imgelerinde bulunmak tadır. Korybant'lar. Tapınakların bazılarında tanrıça heykelinin iki yanında ön bacaklarını tanrıça­ ya dayamış iki aslan vardır. Akhilleus'a Hektor'la sa­ vaşında da yardım eden bu ölümsüz at dile gelerek efendisine yakında öleceğini bildirir (Akhilleus). Çoğu ormanlarda. kaim kalçalı. Ksanthos. dolgun memeli bir tanrıça. hem sevgilisidir. din tarihi. meme. Üçgen bi­ çiminde bir çatı. İşin en tuhaf ve düşündü­ rücü yönü de Ana Tanrıça yontularıyla bir sırada Çalalhöyük'te bulunan çizgi motifleri nin Anadolu'nun geleneksel halk sanatlarını. gerçeklere uy­ gun olarak tanıyabileceğiz ve anlayabileceğiz. kültü dal budak salmış bu tanrıça figürünün değindiği bilim dalları o kadar çoktur ki. bütün doğayaı yayıldığını gösterir Bu cephe tapı . Ö. Kyane. örneğin bugün bile yaşayan kilim motiflerini yansıtmasıdır. Sa­ turnus). Kalın kalça. ya da düz­ lükte birkaç basamak üstüne kurulmuş olan bu anıtlar birer cepheden ibarettir. Çatalhöyük ve Hacılar'da yapılan kazılar Ana Tanrıça figü­ rünün !. bunlar ya­ zın kaynaklarındaki Ana Tanrıça tanımlarına tıpatıp uymakta. çok sonraları tarihsel çağlar­ da anlatılan efsanelerini bile dile getirmekte­ dir. öte yandan Asya'nın içlerine dek yayılan. doğa üstüne sonsuz egemenliğinin bir simgesi olarak asla­ nı yanından ayırmamaktadır. üstüne tırmanmış gi­ bidir. top­ rak üstünde oldukları için belki hiç değinme­ yeceği Kybele anıtları vardır ki. göbekli. tanrıçanın da. Tarih öncesinin en gerilerinden tek tanrılı dinlerin yerleştiği dönemlere kadar uzanan ve Akdeniz yöresini kapladıktan son­ ra. Sümer'den de önceki bir kültür çağını yansıtan bu tarihler Ana Tanrıça'nın Anadolu'nun yerlisi olduğunu açığa vurmaktadır. figürln ve idol biçiminde olanlarına gelince. Hesiodos'un da anlattığı Çağlar Efsanesi Kronos'la ilişkili olarak özellikle Roma'da tu­ tunmuş ve Saturnus çağı üstüne efsaneler bir­ çok şairleri esinlemiştir (Soylar Efsanesi. ilkçağda Phrygia diye tanınan bölgede yaygın bir ala­ na dağılmış kır tapınaklarıdır. kollarında çok da­ ha ufak boyda bir erkek figürü taşımakta. Bir de arkeolojinin daha değinmediği. Oturmuş durumda. Kula at anlamına gelen Ksanthos Akhilleus'un ölümsüz atlarından biridir. Tanrıçanın hem çocuğu. Küreta'lar. Oturmuş. Ana Tanrıça dinini aydınlatmak bugün arkeo­ loji. altında bir taş duvar. elde edilen verilerle bulguları bir açıdan inceleyip değer­ lendirmek yepyeni denebilecek bir uğraştır. Ana Tanrıça'yı gereğince. Yontuların heykel. Bu erkek. Kaunos'la Byblis'in anası (Byblis). ya da doğur­ mak pozunda olan tanrıça ise iki yanındaki iki aslana dayanmaktadır. Bkz. uy­ garlık ve kültürlerde değişik adlarla anılıp hep aynı prototipe indirgenebilen Ana Tanrıça di­ ninin kaynağı Anadolu'dur. yeşillik ara­ sında bir kayaya yaslanmış olarak. bu figür göğsüne yapışmış. Tıpkı çok sonraki heykellerinde görüleceği gibi.

Lydia'da adı Kybebe. Ayrıca bazı yer adların­ dan üreme sıfatlara Yunanca meter. tanrıça doğayı bütün canlılığı. Aslında bir tek efsanesi vardır. öbürü Mysia-Phrygia sınırın­ daki Kapıdag. biri Phrygia' daki Murat dağı. Berekyntia Sakar­ ya kıyısındaki eski bir kalenin. üçüncüsü de tanrıçanın en önemli merkezi olan Pessinus'a yakın Günyüzü dağıdır. Ana Tanrıçanın Pessinus'tan da daha eski bir tapım merkezi Komana şehridir. Ana­ dolu halk törelerinde bu inançtan kalma iz ve etkileri de ortaya koymaya çalışmasıdır: Phrygia ırmağı Sangarios'un kaynağında. (1) ADLARI VE SIFATLARI. Bu nite­ liğiyle Ana Tanrıça'nın kültüyle Karadeniz bölgesinde merkezlenen Amazonlarla ilişkisi olduğu sonucuna varılır ki. Artemis). Anadolu'da ise Dindy­ mos adını taşıyan üç dag vardır. Pessinus da eski adı Justinianopolis olan Sivrihisar'ın biraz güneyinde. Kybele'nin tapım mer­ kezlerinden olan Manisa'daki Mesir bayramı ve bu bahar bayramında camiden aşağıya halka bereket ve doğurganlık sağlayan ma­ cunların atılması Anadolu'nun yerlisi olan bir inancın süregelmesi olabilir. verimliügiyle simgeleyen ev­ rensel bir nitelik taşımaktadır. Bütün bu isim ve sıfatlardan anlaşıldığı gibi. her türlü uygarlığın da etkeni olarak daha sonraki dö­ nemlerde. Roma yazarlarından gelmedir. Girit'te Rhea. Romalıların Magna Ma­ ter (Büyük Ana) diye andıkları tanrıça analık vasfını da yalnız insan alanında değil. Romalıiarsa Bellona ile bir tutmuşlardır. Ana Tanrıçanın aldırı değişik adlardır. Steunene Aizani (Çavdarhisar) yöresindeki Steunos (Kesikmagara) mağarasının tanrıçası olduğunu belirtir. topuz ve çift ağızlı baltayla simgelenen bir savaş ve zafer tanrı­ çası olduğu anlaşılır. Yazılı kaynaklarımıza gelince. ister başka adlarla anılan Ana Tanrıçanın hizmetinde. su­ ya çiçek ve özellikle menekşe atmakla kutla­ nan Attis. bu sıfatlar arasında en yaygın olan da Dindi/mene adıdır ki Dindymos dağının tan­ rıçası anlamına gelir. Mısır'da İsis. Efes Artemis'inde görülen kuleli taçları başında taşımakla bir de meter turrita ya da turrigera (Lat. İtalya'da Ne­ mi gölü bölgesinde Venüs. Sözü geçen filmin asıl değeri de Ana Tanrıçayı Çatalhöyük'ten Roma çağına kadar her çeşit anıt ve imgeleriyle ortaya sermekle kalmayıp. (2) NİTELİĞİ VE EFSANESİ. Ko­ mana Pontika (Tokat bölgesinde Gümenek) ve Kayseri yöresindeki Komana Kappadokika (Kemer) kentlerinde adı çok eski bir Ana­ dolu adı olan Mâ'dır. doğal ve evrensel bir ilke olarak canlandırır. Yunanlılar bu tanrıçayı savaş tanrı Ares'in çevresindeki Enyo ile. Toprak ve be­ reketin kaynağında olmaktan başka. Sümer'de Marienna. Efes'te Artemis. Gordium'un güneybatısındaki Balhisar'dır. Bu ad ve sıfat çoklu­ ğu Ana Tanrıçanın kaynağı Anadolu'da ol­ mak üzere uluslarüstü bir nitelik kazandığını kanıtlamaya yeter.naklarında dikkati çeken bir nokta bunların Lykia'daki kaya mezarlarına çok benzemele­ ridir. anaerkil bir toplu­ mun ürünü olan savaşçı Amazonları efsanele­ rin hepsi ister Artemis. kuleli ya da kule taşıyan ana demektir) olur.. Hiçbir mitoloji­ de hiçbir tanrı Ana Tanrıça kadar çeşitli ad­ larda adlandırılmamıştır. Syria'da Lat. ya da onunla ilişkili olarak gösterir (Amazonlar. gerek düzyazıyla en çok sözü edilen tan­ rıçalardan biridir. Tarih kaynaklarından burada tapı­ nılan tanrıçanın şimşek. Hi­ tit kaynaklarında Hepat diye adlandırılır. yani bahar şenliklerinden bugün de bir şeyler kalmıştır. hem de tapanının biçimi saptanmaktadır: Tanrıça Attis (ya da Attes) 184 . Yukarda sözünü ettiğimiz bilim kollarında işbirliği ve daha de­ rine giden kıyaslamak araştırmalar bu alanda çok yararlı olabilir. ldaia Girit'teki İda ve Troya'ya hâkim Kazdagının. İstanbul Üniversitesi Film Merkezince çevrilmiş olan bir belgesel filmden tanıdığımız bu Kybele anıtlarının arkeoloji buluntularıyla ve başka bölgelerde rastlanan buluntularla karşılaştırılıp değerlendirilmesi Ana Tanrıça dinini aydınlatmaya yarayabilir. bu efsanede hem tanrıçada analık kavramının nasıl anla­ şıldığı dile gelmekte. Kültepe tabletlerinde adı­ na Kubaba olarak rastlanır. Kybele gerek şiir. ya da şe­ hirleridir. Hitit'te Arinna. Phrygia'da Kybele olarak geçer. Bu alanda bilgilerimiz Yu­ nan yazarlarından çok. Latince mater sözcüğü eklenerek tanrıçanın bölgesel niteliği de dile gelmektedir: Sipylene Sipylos (Manisa) dağının.

Toprak-bereket efsanelerinin hepsinde. Bu iki kral-rahibin Attis efsanesinde anla­ tıldığı gibi erkekliklerini tanrıçaya adamış ol­ ması gerekiyordu. Tersine bu tapını daha çok Lydia yöresine kaydıktan sonra. Bu idol bir "diopetes" yani gökten düştüğü ileri sürülen bir meteorit. Gerek Komana'da. akan kan ve yitirilen erkeklik gücü daha evrensel bir nite­ lik kazanarak bereket ve canlılığın daha geniş bir alana. Friklerle tanrıçanın kaynaşması dikkati çeken bir süreçtir: Ana Tanrıça kültü­ nün yerli olup Phrygia bölgesini ele geçiren ve yöreye adını veren ulustan çok daha eski olduğu bütün kanıtlardan anlaşıldığı halde. biri İ. Galloi diye anılan öbür ra­ hiplerin de vecit halinde hadım edilmeleri tö­ redendi. müzi­ ğin ve bir de yaşam biçiminin. bitkilerin fışkırmasına yol açar ve bir çam ağacına dönüşür. Her iki saldırıda da Ana Tanrıçanın tapım merke­ zi uluslarüstü niteliğini koruyarak bağımsızlı­ ğını ve din devleti olarak etkisini sürdürmek yolunu buluyor. Metragyrtoi diye anılan dilenci rahipler Akde­ niz çevresine yayılır ve birer misyoner gibi davranarak Ana Tanrıçanın mistik ve gizemli dinini dört bir yana tanıtırlar. Kybele'nin başrahibi de kanlı bir törenle kendi eliyle kendini hadım etmek zorundaydı. Midas tanrıçanın oğlu olmakla. İonyalı kolonistler din merkezine dokunmak şöyle dursun. rahip krallar büyük kralın siyasal yönetimini tanımakla birlikte onun din merkezlerine ka­ rışmasına hiçbir zaman izin vermemişimin Phrygia dışardan gelme ulusların iki kez saldı­ rısına uğramıştır.adlı bir delikanlıya tutkundur (Agdistis). Megabyzos adıyla anılan ikincisi dışar­ dan gelme olması şart koşulan bir yabancıy­ dı. 1200 yıllarında Friklerin. Phrygia uygarlığı Ege kıyılarını kapladıktan sonra. tanrıça bu yeni siyasal gücü ve etnik toplulu gu öylesine etkilemiş ki. Klasik çağlarda Yunanistan'ın ve Anado­ lu'nun dört bir yanına dağılan Phrygia kölele­ ri ve dilenci rahipleri hor görüldüğü oranda gizemli bir din ve kültünün temsilcileri olmak­ la saygı ve gıpta ile karşılanırlar. öncüsüdür. Öyle ki Ana Tanrıça kültü Phrygialılardan çok eski olduğu halde. Tanrıçaya orada bir idol biçi­ minde tapınılırdı. tarihe Kybele bir Phrygia tanrıçası olarak geçmişti. bu dini benimseyen bütün ülkeler onu bir Phrygia tanrıçası olarak tanırlar. Bu dinsel yönetimin başında iki başrahip bulunur. Kybele kültünde birtakım vecit. bunların biri Attis adını taşır. onu Pessinus kralının (kimi kaynaklarda kral Midas'ın) kızıyla evlenmek üzereyken düğün ye­ rinde birden karşısına dikilerek çıldırtır ve kendi kendini hadım etmesini sağlar. Marsyas'ın da Ana Tanrıça ile yakın ilişkileri tarihe geçmiştir. ama Ana Tanrıça kül tünü ortadan kaldıramazlar. Pessinus'taki tapınağı siyasal güç­ lerden büsbütün bağımsız bir din merkezi ola­ rak yönetilirdi. Aynı süreç Efes'teki Artemision'da da görülür. şenlikler ara­ sında yapılan bu eylem gene Anadolu'ya öz­ gü ve bazı tarikatlarda bugün başka biçimde de olsa yaşayan bir törenin ilk örneğidir. Nitekim Yunan ve Roma çağında Kybele kültü bütün töreleriyle Phrygia uygarlığına özgü bir belirti sayılır. bir kara taştı. Yazılı kaynaklar bi­ ze Kybele'nin Pessinus'taki tapımı üstüne ay­ rıntılı bilgi verir. Gizemli cümbüşler. Phrygia krallarından Midas'ın da. Ö. Phokalalılarla Fransa'ya kadar da yayılır. Pessinus'taki tapınağını kurmakla övünüldü. Phrygia'da yerli bir kült olduğu bü­ tün kaynaklardan belli olan bu rahip devleti özekligini bögeye gelip yerleşen bütün yöne­ timlere karşı korumuştur. çünkü Phrygia evrensel bir dinin merkezi olduğu ka­ dar Yunanlılara yön veren bir sanatın. (3) TAPIMI VE TARİHİ. 686 (ya da 676) sula­ rında Kimmerlerin bölgeye yayılmasıdır. Marsilya'yı kuran göçmenlerin yeni yurtlarına taşıdıktan törele- . Attis efsanesinde simgelendigi gibi. gerekse Pessinus'taki tapım merkezleri Hititlerin Anadolu'da kurdukları egemenlik döne­ minde büyük Hitit kralıyla iyi ilişkiler kurmuş. burada egemen olan tanrıçayı benimseyip tapımını sürdürürler. Attis erkekliğini keserek kendini nasıl tanrıçaya kurban ettiyse. Ö. kılık kıyafetin kurucusu. özellikle Adonis mythos'unda (Adonis) görü­ len bu ölme-dirilme motifi. ikincisi 1. kendinden geçme ve esrime hallerine kanşmakta ve Ana Tanrıça tapımının özünde olan bir çeşit kurban töreniyle gerçekleşmektedir. Attis kendi kestiği hayalarından akan kanla topra­ ğı sular. Kimmerler de Phrygia devletini yıkar. yani bütün doğaya geçmesini sağ­ lamaktadır.

Bir kültür taşıyıcısı olarak Phrygialıların Troyalıları da simgelemek için kullanılmaları ne zaman ve nasıl başlar? Herhalde şairler. yeni dini kutlamakta şairler ağız birliği ederler. zil ve da­ vul gibi çalgılarla. O sırada Roma'da bir taş yağ­ muru olur. 1. III. atları dörtnal giden bir sürü Phrygia'lı görmüştüm. İlyada'da Kybele'nin adı hiç geçmediği hal­ de. onu Demeter'le birleştirip bir devlet tanrıçası olarak benimsemişlerdir. iki tann ve iki din arasında bağlantılar tarih öncesi çağlara dek uzanmaktaydı (Sibylla). II. Bu olay da kritik bir döneme rastlar: Roma Afrika se­ ferlerine çıkmak üzeredir. Ana Tanrıça üstüne en zen­ gin buluntuları sağlayan Hacılar da Burdur'a yakın değil midir? Phrygialılardan kral Priamos kendisi de söz eder. esinlendirmiştir ki. halk heyecana kapılır. erkek gibi. Ondan önce Ati­ na Ana Tanrıçayı çağırmış. rahiplerinin hadım oluşu. Askania Limne hem Gemlik. Ama Ana Tanrı­ ça sanat yönünde çığır açmakla kalmaz. Roma ile Anadolu arasında kültür köprüsü kurulmuş­ tur. hem de Bur­ dur gölünün adıdır. Phrygia'nın bir Amazon saldırısına uğrama­ sı. coşkun danslarla kutlanan törenleri.. Amazonlar gelmişti hani. bütün doğu Akdeniz çevresinin. yeni ve da­ ha köklü inançlara özlem duyulmaktadır. 204 yılında Pessinus'taki meteortaşı törenle Roma'ya aktarıl­ mış ve Palatinus tepesine tapınağı kurulan Magna Mater'in şerefine Megalensia denilen bayramlar kutlanmaya başlamıştır. ama tlyada'dan sonraki me­ tinlerde Troyalıların Phrygialı diye anılması büsbütün ilginç ve dikkat çekici bir yöndür. Ö. ama bu olay sonradan çok önemli sonuçlar doğurmuş.. Gene Sibylla kitaplarının önerisiyle Ana Tanrıça'nın Roma'ya getirilişi derin siyasal sonuçlar doğurmuştur. Uzak Askania dendiğine göre bu savaşçıların geldiği yöre Burdur böl­ gesi olsa gerek. bahçelik Phrygia'ya gitmiştim. birkaç yıl sonra Romalı komutan Manlius 186 . imparatorluğu kur­ maya yol açacak yayılma politikası yürürlüğe girmektedir. Roma'nın Aineas'ı kurucu ata olarak benimsemesiyle Phrygia uygarlığını da kültürünün kaynağı saymış. Claudia halatları eline alır ve gemiyi Ti­ ber'den yukarı Roma şehrine kadar çeker. 862): Askanios yönetir Phrygia'lıları. O sıralarda Delphoi tanrısı Apollon'un rahipleri bu olayı desteklemiş olacak: Tanrının kâhinleri. Orduları yayılmıştı Sakarya'nın kıyılarına. özellikel tragedya yazarları şiir dilinde bu iki ulus adını karıştırmışlardır. tanrıça afifligini kanıtlamak için gemisinin kendi eliy­ le çekilmesine izin versin. uzak Askania'dan gelmişlerdir onlar. kirletildiği. Attis ef­ sanesinin bu törenlerde ve gizemlerde yine­ lenmesi Roma şairlerini öylesine etkilemiş. Sibylla'lar Anadolu'dan gelmeydi. Priamos'un da Phrygialıların yardımına koşması anlamlı. yalnız uygarlık ve kültür merkezi sayılan Anadolu'nun değil. 184 vd. üstün olmak anlamına gelir ve bu Roma imparatorluğu çağına kadar süregelecektir. aralarına savaş ortağı almışlardı beni.. Kybele'nin Phrygia'dan gelme tef.. o sırada Ana Tanrıçanın sesi duyulur: Temiz. Ana Tanrıçanın da bu kültür göçüyle birlikte Roma'ya alınmasını sağlamıştır. Yeni efsaneler doğar: Ana Tanrıça taşını Tiber'den yukarı taşıyan gemi birden karaya oturur. kültünü sınırları içine almakla geçirdiği bir bunalıma çare bu­ lunacağına inanmıştır: Peloponez savaşı de­ nilen iki büyük Yunan şehrinin.. kız oğlan kız olmadığı ileri sürülmektedir.rin arasında bugüne dek Fransa cumhuriyeti­ nin benimsediği Phrygia başlığı da yok mu­ dur? Phrygialı olmak kültür bakımından yet­ kin. Gerçekten de öyle olur. işte o gün. Helene'ye anlatır (İl. Magna Mater'in Roma'ya nakli din tarihinde eşi­ ne rastlanmayan bir olaydır. derken Claudia Quinta adlı bir kız orta­ ya çıkar ve tanrıçaya yakarır. Phrygialılardan söz edilir: Bunlar Troya savaşında Troyalılara yardıma gelir (İl. Atina ile Sparta'nm amansız ve sonsuz savaşında Ati- na'lılar Phrygia'nın Ana Tanrıçasını getirte­ rek şehirlerinde ona büyük bir tapınak kur­ muşlar.. Ana­ dolu'nun kapılarını açmıştır. Magna Mater bu gereksinmeyi karşılamış ola­ cak ki. Kybele-Attis efsanesini konu edindikleri şiirlerinde tanrıçanın Galli adlı rahiplerine atıfla "galliambus" diye coş­ kun bir vezin de uydururlar.): Eskiden bağlık. afif ellerle şehre alınmasını ister.

koyun ve keçileri bol olan ağıllarda. hangi adla anılırsa anılsın. Başta Augustus olmak üzere imparatorların hepsi hiç tükenmeyen bir özü gelip Anadolu'dan almışlardır. Tek gözleri ateşin karşı­ sında kor gibi parlar. Sicilyalı Kykloplar önce Homeros'un Odyi seia destanında. ölüm lü yaratıklar olarak gösterilmiştir. nitekim Te­ pegöz masalları oralarda tutunmuş ve birçok yerlere Tepegözlerin. yersarsıntıları ve gürültüleriyle kendilerini bel­ li ederler. Asklepios. kraterlerden fışkıran kı­ vılcımlar onların örsünden fırlayan ateşlerdir. Kydnos ırmağının denize döküldüğü yerde bir şehir kurup ona Parthenia demiş. Kleobis'le Biton'un anneleri. Eşsiz bir uy­ garlık ve kültür temeline oturtmayı başardık­ ları kültürleri böylece hem İtalya'da. Kydnos. sonra da İskenderiye şiirindi sözü geçen yaratıklardır. sonuncuları da kay­ nakları Lykia'da bulunan duvarcı Kykloplardır. Onunla ilişki kurup Batı ile Doğu arasında köprü atmak ve kültürünün yoksun olduğu bir temeli kültür beşiği Anado­ lu'da arayıp bulmak Roma'nın siyasal dehası­ na bir örnektir. Kykloplar üzerine başka efsaneler de anlatı­ lır: Apollon Kykloplara düşman kesilir. Brontes'i. Hades'e görünmez kılan başlığı.Sipylos eteğindeki Magnesia'da (Manisa) Syria kralı III. çünkü oğlu Asklepios insanları ölümden kurtarıyor diye Zeus'un öfkesine uğrar ve Kyklopların yıldmmıyla öldürülür. öbürleri Odysseia'da adı geçen Polyphemos gibi Sicilyalı Kykloplar. Bu bölgenin yanardağ bölgesi oluşu. Odysseus Kykloplar ülkesinde ve özellikle Polyphemos'un mağarasındaI yaşadığı serüveni en . Kydnos'un Parthenios adlı bir oğlu varmış. oralarda toprak altına kapatılan Tepe­ gözlerin demircilikle uğraşan birer cin olarak canlandırılmalarına yol açmıştır: Bunlar Hephaistos'un işliğinde . Ana tarafından İapetos'un torunu sayılır. Uranos'un yeraltına kapattığı bu devleri hemsoyları Yüzkollularla birlikte yeryüzüne çıkarır ve Titanlara karşı savaşta silah arkada­ şı olarak kullanır. Odysseia'da bunun tam tersine Kykloplar hayvancılıkla geçinen. yıldırımı} Her bakımdan tanrıya benziyordu burdur ama bir tek gözleri vardı alınlarında. yurtlarını Homeros destanlarına öz­ gü kesinlikle belirtir: Kuzey İtalya ve Sicilya kıyıları ve adaları söz konusudur. Bunun sim­ gesi de binlerce yıl öncesi gibi Roma'nın ege­ menlik çağında da gene aynı tanrıça. Kilikya'da bugün Tarsus çayı diye anılan ırmağın tanrısı. Odysseia bunların yerlerini. Yuvarlak tek gözlerinden geliyordu adları. Denebilir ki Romalılara doğunun kapı­ larını açan Anadolu'nun yerlisi ve simgesi olan Ana Tanrıçadır. Antlokhos'u yenip Orta Ana­ dolu'ya ordusuyla ayak basınca Romalıları Pessinus tapınağının rahipleri coşkun sevinç gösterileriyle karşılar. mağaralarda yaşa­ yan yamyam devler olarak gösterilir. Birinci türden Hesiodos Theogonia'da şöy­ le söz eder (Theog. Apollon baştanrı Ze­ us'a el kaldıramadığı için Kyklopları öldürme­ ye kalkışır. sonra bu kadar ağır bir cezadan vazgeçip onu bir yıl için sığırtmaç olarak Admetos'un yanına yol lar (Admetos. Anadolu'nun büyük Ana Tanrıçasıdır. bir an oğlu Apollon'u Tartaros'a atmayı düşünür. azgın yürekli.demir döverler. zorlu. Bu şehir bugünkü Tarsus'tur. hem Anadolu'da geliştikçe gelişmiştir. Bu ef$8 nede Kykloplar ölümsüz tanrılar değil.): Sonra Toprak Kyklop'ları doğurdu. Bundan sonradır ki Ro­ ma Bergama krallığını miras yoluyla elde eder ve Anadolu'ya egemenliğini kurmakla bölgede çığır açıcı bir dönemin başlamasını sağlar. 139 vd. özellikle Odysseia'da sözü geçen Polyphemos'un adı verilmiştir (Polyphemos). Zeus buna kızar. Kyklopes (Kyklop'lar). başarılıydılar hep yaptıklarında.tıpkı İtalya'da (XVIII) Akhilleus'un silahlarının yapıldığı bölümdeki gibi . maden işlerler ve tanrı­ lara silah yaparlar. Yunan mythos'unda bu yaratıkların üç türünden söz edilir: Biri Gaia ile Uranos'un oğulları göksel Kykloplar. Poseldon'a da üç dişli yabayı veren bu devlermiş. Steropes'i ve belalı Arges'i (ki bunlar vermiştir Zeus'a şimşekleri. Kydippe. Apollon). Türkçeye "Tepe­ göz" diye çevirebileceğimiz Kyklop'lar tek yu­ varlak gözlü devlerdir. Hera rahibesi (Kleobis).

Günün birinde silahsız olarak bir aslanla dö­ vüşüp onu alt edince. bir de kızı olur. vahşi hayvanlarla boy ölçüşür. Delphoi'ye gelen yolcuları durdurur. Sonraları Phaselis halkı Kylabras'a bir tapınak kurmuş. Bozcaa­ da'nın tam karşısındaki bir şehrin kralıymış. Bu sorunun efsane bakımından da. sonraları adını vermiş Leukophrys adasına. 105 -567). aşılmaz ve alınmaz duvarlarla çevirmek için efsanelik kralların. Kuğu kuşlarının ölmeden ötmesi de ondanmış. ora­ da ezmeye çalışmış. Phaselis (Tekirova) şehrinin kurulacağı yerde tarlaları var­ mış. ama üvey annesi Kyknos'a iftira etmiş. Tenes Bozcaada'ya çıkmış. sonra da Tenedos adasına oğ­ luyla barışmaya gitmiş. Ana­ sı bu Kyknos'u doğurunca deniz kıyısına bı­ rakmış. (2) Poseidon'un Kyknos adında bir oğlu da­ ha/varmış. Kyknos. Halikarnas Balıkçısı'nın öner­ diği bu görüş tutarlı görünmektedir: Tek yu­ varlak gözlü devler Hitit kabartmalarında profilden görülen kişiler olabilir. Peneus ırmağının torunu olan Tesalyalı bir nympha'dır. Karısı ölünce Kyknos başka bir karı almış. Poseidon da oğlunu bir kuğu kuşuna çevirip kurtarmış. (3) Tanrı Ares'le Pelias'ın kızı Pelopeia'nın oğlu. Kyknos. ne var ki Tenes baba­ sının kıyıya bağladığı ipi bir keserle kesip ge­ misini açığa atmış (Tenes). Lykialı bir çoban. zalim bir eşkıya imiş. Kaldı ki efsane bu devarcı devlerin Anadolu'dan gelme. Duvarcı Kykloplarsa Anadolu'da. Kyrene. Yunanis­ tan ve Sicilya'da iri taşlarla örülmüş kyklopeen denilen ne kadar sur varsa. Efsane Kykloplann yardı­ mıyla surlarını yaptıran krallar (Tiryns şehri için) Proitos ve (Argos şehri için) Perseus'tur. dev oluşlan ve çok iri duvarların yapıcıları sayılmaları Anadolu'daki Hitit surlarının kayaya oyulmuş olmasıyla açıklanabilir. (4) Phaethon'un arkadaşı Kyknos adlı bir adam varmış. önderlerin emrine giren bütün bir ulustur. hepsinin yapı­ cıları sayılır. onu da kalça­ sından yaralayarak Olympos'a dönmeye zor­ lamış. Kyrene. ama Ares oğlunun öcünü al­ mak üzere yeryüzüne inince. Kylabras. Kuğu kuşu anlamına gelen bu ad birçok efsanelik kişilerin adıdır: (1) Poseidon'un bir oğlu. Apollon bu iş­ ten bıkmış ve yiğit Herakles'i Kyknos'la çar­ pışmaya göndermiş. Phaethon ölünce öyle güzel bir sesle ağıt yakmış ki Apollon tanrı onu kuğu kuşuna döndürmüş. Ana­ dolu ve özellikle Anadolu-Yunan ilişkilerinin aydınlığa çıkarılacağı bir gelecekte çözümle­ nebileceğine inanıyoruz. ne de tanrıdır. güreşe tanık olan Apol­ lon Kyrene'ye âşık olur. ta­ rih öncesi çağlarda şehir kalelerini yıkılmaz. Akhilleus onu kalkanla ite ite bir kayanın altına kadar getirmiş. oğlunu bir sandığa kapatarak denize atmış. Efsanesi Troya'nın İlyada'dan önceki olaylarıyla ilgilidir. Herakles eşkıyanın hak­ kından gelmiş. Troya'nın güneyinde. Öte yandan bu duvarcı Kykloplann Anado­ lu'nun Lykia bölgesinden gelme oldukları da efsanelerce belirtilir. öldürür ve ölü­ lerini babası Ares'e sunarmış. Bütün bu kanıtlar bu tek gözlü devlerin yorumlanmasında Hitit kabart­ malarının göz önüne alınması gereğini pek­ leştirmektedir. Kyknos sonraları Laomedon'un bir kızıyla ev­ lenir ve Tenes adlı bir oğlu. Troyahlardan yana olan Kyknos Akhaların bo^az kıyılarına çıkarma yapmalarına engel olmak istemiş ve Akhilleus'la çarpışmış. Hemen Kentaur Kheiron'a gidip bu kızın kim olduğunu Öğre­ nir ve Kyrene'yi altın arabasına bindirdiği gi­ bi Libya'ya kaçınr. Pindos dağı­ nın eteklerinde sürüleri bekler ve öyle güçlü kuvvetlidir ki. dağ kaya­ lıklarına mezarları kazmakla ün salmış Lykia'dan gelme olduğunu da ayrıca belirtmekte­ dir. Kyknos bir süre sonra oğlunun suç­ suz olduğunu anlamış ve iftirayı yapan karı­ sıyla ona tanıklık eden kavalcıyı gereğince ce­ zalandırmış. IX. Orada Kyrene adını alan 188 . Efsaneye göre Tenedos adasına kavalcıların gelmesi de ya­ sak edilmiş. Bunlar ne cin. Adanın o zamanki adı Leukophrys'miş. Kyknos da buna inanmış. sunu olarak da tuzlu ba­ lık adarlarmış Kylabras'a.ufak ayrıntısına kadar anlatır (Od. oraya şehir kurmaya gelen Lakios bu tarlaları tuzlu balık karşılığında satın almış (Lakios). Ama babası tanrı olduğu için Kyknos'un derisine silah işlemiyormuş. bebeği bir kuğu kuşu büyütmüş.

Kyzikos'un kral olduğu selin­ de adı verilmiş Kieite'nin ölümüne nympha' lar o kadat ağlamışlar ki. gözyaşlarından bir kaynak fışkırmış. Kurucusu Kyzikos'un ef­ sanesi Argonaut'lar seferiyle ilgili olarak anla­ tılır (Argonaut'lar). Kyrene'nin Apollon'dan bir oğlu olur. gece vakti bir karaya varmışlar. Bu arada Kleite kederinden asmış kendini. sonra törenle gömmüşler onu. Kythera'h. Argonaut'lar şehre geldiklerinde kral. Tanrıçanın denizin köpüklerinden doğunca ilk vardığı yer Kythera adası olduğu için (Aphrodite). sava­ şa kral Kyzikos da gelip katılmış ve İason'un elinden can vermiş. Kyzikos tanrı Poseidon'dan türemiş olan Dolionların kralıymış. ona da Kleite adı verilmiş. .bir altın saraya yerleştirir. Kapıdag yarımadasının batı ko­ yunda bulunan Kyzikos şehri (bugün Balkız) ilkçağda Marmara'nın en zengin ve işlek li­ manlarından biriydi. kâhin Merops'un kızı Kleite ile yeni evlenmişmiş. Sabah olunca bir de bak mışlar ki korkunç bir yanılgıya düşmüş her­ kes. İlginç bir nokta da şu ki. Argonaut'lar üç gün. Aphrodite'ye verilen bir ek ad. yanlarına bol kumanya da vere­ rek ugurlamış. Kyzikos. üç gece yas lul muşlar Kyzikos'un ölüsüne. Dolionlar bunları korsan sanarak saldırı ya geçmişler. içirmiş. kıyasıya bir savaş olmuş. ne bilsinler ki orası az önce ayrıldıkları Dolionların ülkesi dir. Kyzikos Argonaut'ları iyi karşılamış. Ne var ki Argo gemisi yola çıktıktan sonra büyük bir fırtınaya (utulmuş. Aristaios adlı bu çocu­ ğu Hera tanrıçalarla Toprak Ana büyütürler (Aristaios). Argonautlar efsane­ sinde Kyzikos'tan ayrılmadan önce gemicile­ rin şehre hâkim olan Dindymos (Kapıdag) üs tüne bir Kybele heykeli diktikleri ve fırtınayı ancak bu yoldan dindirebildikleri söylenmektedir. yedir­ miş.

Homeros bu buluşmayı şöyle anlatır (Od. Laios'un babası ve Oidipus'un dedesi (Tab. yamalı sığır derileri bağlamıştı bacaklarına. Ama ona ancak talipleri öldükten sonra. Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasına kaynak olarak aldığı efsaneye göre. Ama çocuk dogmadan tanrı sözcü­ sü Laios'a doğacak olan çocuğun kendisini öldüreceğini bildirir. . gidip yıkanır. Ama tanrı sözü gene de gerçekle­ şir: Günün birinde Laios Delphoi'ye giderken yolda bir yabancıyla kavgaya tutuşur. Penelopeia ona sözde kefen dokur. gençleşir. sıyrıklardan korunmak içindi. sonsuz ve girift dehlizlerden meydana gelen bir yapıya veri­ len addır. Efsaneye göre Minotauros'u öl­ dürmeye giden Theseus'a Ariadne bir yumak iplik vererek onun Labyrinthos'a girdikten sonra yolunu şaşırmadan çıkmasını da sağla­ mıştır (Daidalos. Oidipus'un baba­ sı. Kendini tanıtınca ihtiyar Laertes birden­ bire dirilir. çapalıyordu ihtiyar adam bir ağacın dibini. Labranda bugün Selimi­ ye'nin biraz kuzeyinde Türbe adlı bir kasaba­ nın yerinde bulunuyordu. Odysseus onu ihtiyarlıktan çökmüş. Odysseus'un babası.L Labdakos. Labyrinthos. Thebai kralı (Tab. entarisi eski ve yamalı vepimpisti. Labdakos'un oğlu. saraydaki rezalete karışmaz. Kadmos'la Harmonia'nın toru­ nu. Girit'e de oradan gelmiş olsa gerek. mülkünün Penelopeia'nın taliplerince tü­ ketilip yok edilmesine karşı koyacak güçte 190 değildir. Odysseus'un ölüler ülkesinde rastla­ dığı anası Antikleia oğluna babası Laertes'in ne büyük acılar içinde kıvrandığını anlatır (Antikleia). Oğlu Troya savaşına gidip dönmeyince derin bir yas kap­ lar Laertes'in yüreğini. Oidipus Laios'u Öldürür ve Thebai'ye vardıktan sonra anası İokaste ile evlenir. gider bağlarında herkesten uzak. XXIV. malı­ nın. Girit Labyrinthos'u yeraltında değil. 19). Bunun içindir ki kral ço­ cuğu doğar donmaz bir uşağına verip dağa bıraktırır. İthake sarayından ay­ rılır. çoban­ ları ve bahçıvanlanyla birlikte yoksulluk için­ de yaşar. babasını öl­ dürmek ve anasıyla evlenmekle işlediği kor­ kunç günahı nasıl haber aldığı ve nasıl cezaya çarpıldığı Oidipus efsanesi ve tragedyasında anlatılmıştır (Oidipus). Hele karısı Antikleia da canına kıyın­ ca Laertes canlı bir cenaze oluverir. Labyrinthos ku­ ruluşundan da anlaşıldığı gibi Yunanca bir ke­ lime değil. Odysseia'nın yirmi dördüncü ve son bölümünde görünür. Laios İokaste ile evlenir ve bir oğlu olur. 226 vd. Mısır'da bu çeşit yapılar yeraltında mağaralar kazılarak yapılırdı ve çokluk kral mezarı olarak kullanılırdı. Labrandos. Öyle ki ithake halkı taliplerin ölümünden dolayı öç almaya gelin­ ce. Laios. ellerinde eldiven vardı dikenler batmasın diye. her gün doku­ duğu ve gece söktüğü bezin Laertes'e kefen olduğunu söyleyerek talipleri oyalar. Laertes de oğlu ve torunuyla birlikte sila­ ha sarılır ve Eupeithes'i öldürür. dizlik yerine. başında da soğuğa karşı keçi derisi bir takke. Yunan mythos'un­ da bu kelime Girit kralı Minos'un ünlü mimar Daidalos'a yaptırdığı ve içinde Minotauros'u sakladığı yapı için kullanılır. Labrandos Kuretaların biridir. gönlü büyük bir yas içinde görünce dayanamaz. Labyrinthos adı iki ağızlı balta anlamına ge­ len ve Girit din ve sanatında olduğu gibi Ana­ dolu'da da izleri görülen "labrys" kelimesin­ den türemiş olabilir. bu ya­ bancı kendi oğlu Oidipus'tur. Arkadaşları Panamoros ve Palaksos'la birlik­ te Karia bölgesine gelir ve oradaki Labranda şehrine adını verir. yer üstünde yapıl­ mış bin bir oda ve koridordan kurulu çapraşık bir yapıdır. Thebai kralı olan Labdakos adını bütün soyuna vermiştir. Oidipus'un. Labyrinthos. 19). Anadolu dillerinden üremedir. Odysse­ us dilenci kılığında İthake'ye ayak basınca ba­ basının yürekler acısı halini çoban başı Eumaios'un ağzından haber alır.): Odysseus yalnız babasını buldu bakımlı bahçenin içinde. Oidipus da Labdakos oğlu diye anılır. Lacrtes. ağ­ lar. temiz bir entari gi­ yer ve tanrıça Athene'nin yaptığı büyü ile bir­ den güçleşir. Ariadne). îthake'de Laertes'in sözü geç­ mez bile.

bununla da kalmaz. Odysseus gemileriyle rüzgâr tanrı Aiolos'un adasından ayrılınca altı gün yol alır. tan'dan gelen göçmenler günün birinde kra lın bulunmadığı bir zamanda yerlilerin saldın sına uğramışlar ve Lampsake araya girme şeydi. Aias tarafından öldürülür. sonra da Telepylos denilen çok güzel bir limana varır. o zaman uyur ve çocukları rahat bırakırmış. sonra da Antiphates adlı dev kral onlan kesip yer. Lakhesiş. Laodameia. 9). Zeus'la Taygete'nin oğlu. Peloponez'de Lakedaimon ya da Sparta olarak anılan ünlü şehrin kurucusu (Tab. Geçeleri gözüne uyku girmediği için gider. Başka bir anlatıma göre Epigonlar şehri alınca Laodamas kaçar ve kuzey Yunanis­ tan'a sığınır. Laistrygonlar liman­ da demirlemiş gemilere saldırır ve bütün ge­ micileri öldürüp şişlerler. Helios'la Neaira'nın kızı. yalnız Odysseus kendi gemisini liman dışında bir kayaya bağlar. bunun için de onlaı şehri aldıktan sonra Lampsake'ye bir tanrıça gibi tapınmışlar ve şehre adını vermişlerdir. XII). 11). Bütün gemiler bu sütliman koya girerler. alın yazısı anlamına gelen Lakhesiş Moirala­ rın ikincisidir (Moiralar). çocuklara korkuluk olarak gösterilirdi. Lakios'a Delphoi tanrı sözcüsü do­ ğuya gidip bir şehir kurmasını buyurmuş. Bir efsaneye göre Lamia güzel bir kızmış. hepsi öldürüleceklermiş. Üç arkadaşı­ nı da kente gönderir. Zeus'la Themis'in kızları sayılan kader tanrıçaları Moiraların biri. Lampsakos (Lapseki) şehrine adını veren kadın. llyada'da adı geçen Troyalı savaşçı. La­ kios da Anadolu'nun Lykia ile Pamphylia ille­ rinin sınırında bulunan Phaselis şehrini kur­ muş. Bu korkunç macera Odysseia'nın onuncu bö­ lümünde anlatılmıştır (Od. koynuna girdi Laodameia'nın. Böylece Odysseus'un on iki gemi­ sinden on biri yok olur. Zeus ona gönül vermiş. ama Lamia'nın her çocuk doğuruşunda kıskanç Hera gelir. (1) Bellerophontes'in kızı. 197 vd. bir tek gemisi kalır. Sonunda Lamia gidip bir mağaraya saklanmış ve çocuklan yaşayan analara düşman kesilmiş. (2) Akastos'un kızı. Lampsake Babrykler kralı nın kızıymış. Thebal kralı. Thebai'ye karşı Epigonlar seferine karşı koyar ve şehrini savunurken ölür (Alkmaion). Odyssela'da adı geçen efsanelik bir boy. Laoda la Artemis'in oklarıyla ölmüş.): Akıllı Zeus. çok şarap içtiği geceler gözlerini çıkarıp yata­ ğının yanındaki bir kaba koyarmış. Tarihsel çağlarda bu kent hem Sparta. Homeros İlyada'da Laodameia'nın Zeus'la bir­ leştiği ve Sarpedon'u doğurduğu söylenir (İl. onunla birkaç kez gelip sevişmiş. doğan çocuğu öldürürmüş. Başka bir geleneğe göre Sarpedon Zeus'la Europa'nın oğludur (Tab. X. Bu şehri kurmak için gereken topraklan tuzlu balık karşılığında satın almış (Kylabras). Odysseus'un arkadaşlarının kutsal sığırları kesip yediklerini Helios'a ha­ ber veren onlardır (Od.Laistrygon'lar. kadın başlı. Bir Odysseus'un ge­ misi halatını çözerek kaçıp kurtulmak çaresi­ ni bulur. ama Laistrygonların kralı Antiphates'in kızına rastlayan bu adam­ lar önce bir dev anasının evine götürülürler. Komedya'da adı geçen. Ama kral ki» göçmenleri kurtarmış. Kocası Troya seferine çıkmadan az önce evlenen Laodameia ölüm . (1) Eteokles'in oğlu. Boğazlar bölgesine Yunanis-. yönettiği halka da Lakedaimorilular diye kendi adını takmış. Protesilaos'un karısı Protesilaos Tröya kıyılarına çıkar çıkmaz ölen Akha yiğididir. Eurotas ölünce de tahta çık­ mış. yermiş. Lampetie. eşek bacaklı bir canavar. ço cuklan kaçırır. Lampetie kız kar­ deşi Phaethusa ile birlikte babaları Helios'un Thrinakie adasındaki kutsal sığırlarına bekçi­ lik etmektedirler. Laodameia doğurdu tanrıya denk tunç silahlı Sarpedon 'u. 80-132). Lampsake. (2) Antenor'un oğlu. Laodamas. Efsane­ ye göre Lakedaimon adlı kahraman bölgede kral olan ırmak tanrı Eurotas'ın Sparta adlı kızıyla evlenmiş. VI. Lamia. Lakedaimon. Adı kader. Ama Zeus ona acımış. Odys seia'da adı geçen nympha. Lakios. hem de Lakedaimon diye anılır. Kentine karısının adını vererek Sparta demiş.

satacağım sizi uzak adalara. Bu yüzden Troya'ya düşman kesilen Poseidon olayı Apol­ lon'a şöyle hatırlatır (İl. 16). üstelik kulaklarımızı tunç kılıcıyla kesecekti. İlyada'da şöy­ le tanımlanır (il. Thymbralı Apollon tapınağında ra­ hiptir. İlyada'da adı geçmeyen Laokoon Vergilius'un "Aeneis" destanında Troya'nın yıkılışıyla ilgili olarak anlatılan korkunç bir mace­ ranın kahramanıdır. ayaklarınızı bağlayacağım. iş buyuruyordu bize. Laodike tragedya yazarlarının sonradan Elektra diye adlandırdıkları kız olsa gerek. ama bu kez yılanlar onu da boğumlarının arasına alır­ lar ve üçünü de tüyler ürpertici biçimde öldü­ rürler. Aeneis'te canlandırılan bu olay bugün Vati­ kan müzesinde görülen ünlü Laokoon ve oğulları heykeline konu olmuştur. yani Priamos'la Hesione'den başka birçok çocuk­ ları olur (Hesione). Laokoon. geniş. Laomedon. ama eşi Hades'e indikten sonra da Laodameia canına kıyar (Protesilaos). oğullarını kurtarmaya uğraşır. bunlar babalarına yar­ dım etmekte olan Laookon'un iki oğluna sal­ dırırlar. 124): "Güzellikten yana en üstünüydü Priamos'un kızları arasında". güvenilmez bir kral olarak geçer ef­ sanede. dedi. Casus Sinon'un da desteklediği bu görüş tutunur ve tahta at surlardan içeri alı­ nır. Troyalıları tut­ maktan da kaçınır. Bu günahı onun ve şehrinin başına birçok belalar getirmiştir. (2) Priamos'un kızı (Tab. meydan okudu birde utanmadan. efendimizdi. şehir bir türlü ele geçemez olmuştu. Laokoon'un Apollon'a karşı işlediği günahı bilmedikleri için. Deniz­ 192 den çıkan yılanların Laokoon'u ve çocukları­ nı boğması işte bu tutumun cezasıdır. Bu dileği yerine gelir. dedi. Ama tanrının heykeli önünde karısıyla seviştiği için günah işlemiş ve ApoIIon'un öf­ kesini üstüne çekmiştir. sense. geldi yıllığı ödemenin günü.): Zeus buyurmuştu ikimize demişti. Laodameia da heykelin ardından atlayarak diri diri yan­ mış. Hesione'yi öldürecek bir de­ niz canavarı gönderdiği gibi. Bir surla çevirdim ben Troya'lılarm şehrini. Ilos'la Eurydike'nin oğlu Laomedon Troya'nın ilk krallarındandır (Tab. İki oğlu vardır. 441 vd. Bir anlatıma göre Laodameia Protesilaos'un balmumundan bir heykelini yaptırmış ve onu koynuna alırmış. Babası bunun' farkı­ na varınca heykeli ateşe atmış. Strymo ile evlenir ve Podarkes. boynuzlu sığırlarını güdüyordun. Laodike. şöyle yorum­ larlar: Apollon'un rahibi kapı önüne bırakılan tahta heykelin şehir içine alınmasına karşı gelmiş. yüzsüz Laomedon vermedi karşılığını emeğimizin. giderek kargısıyla atın karnına vur­ muş. oyuk olduğu sonucuna varmıştı. Laomedon*un Hesione'yi kurtardı diye Herakles'e verdiği sözü de tutmaması onun yiğit . 17). heykel ise tanrıların bir armağanıdır ve şehre alın­ malıdır. Akhalar içi dolu tahta atı Troya kapılarının önüne bırakarak Tenedos adasının arkasına saklandıklarında Troyalılar poseidon tanrıya şükretmek için on bir kur­ ban kesmek görevini Laokoon'a verirler. ama güler yüzlü mevsimler gelip geçti. (1) Agamemnon'la Klytaimestra'nın kızı. Troyalılar bu manzarayı dehşetle sey­ rettikten sonra. soylu Laomedon'a yardımcı olun. ellerinizi. bizi kovdu. çok güzel bir surdu bu. belli bir karşılıkla kiralamıştı bizi bir yıllığına. Tros'la llos'un kurdukları Troya şehrine surlar yaptırmak için Apollon ve Posei­ don'dan yardım gören Laomedon yemin bozmuş.haberini alınca tanrılardan Protesilaos'u ken­ disine üç saat için bağışlamalarını diler. Poseidon bu hakaretten duyduğu öfkeyi bir türlü unutamaz. Troyalı Antenor'un oğlu sayılan Laokoon. XXI. İlyada'da Agamemnon'un üç kızı­ nın adı Khrysothemis. Laodike ve İphianassa diye geçer. Yılanlar çocukların gövdelerine sarı­ lıp onları boğmak üzereyken Laokoon araya girer. Lao­ koon kocaman bir boğayı deniz tanrıya ada­ mak üzeredir ki dalgalardan olağanüstü bü­ yüklükte iki yılan çıkar. III. 16. çok kıvrımlı İda'nın ormanlık yarlarında kaypak kaypak yürüyen.

Bkz. Leonteus vb. talibi olan Ruteller kralı Turnus'a değil de. İlyada'da adı geçen bu boy "taşkın canlı kargıcılar" diye nitele­ nir. Laomedon'un Herakles'e söz verdiği atlar tanrı Zeus'un Ganymedes'e karşılık Tros'a armağan ettiği atlardır (Ganymedes). Aeneas Lati­ um'a gelmeden önce Lavinia Rutullar kralı Turnus'a nişanlıdır. Efsaneye göre Lara ile Mercurius'tan doğmadırlar. Lavirıia'yı ona verir. tanrı gönül verdiği İuturna'yı elde etmek için bütün nympha'lardan yardım istediği halde. Pelion ve Ossa dağlarının eteklerine yerleşmişler. İtalya'nın yerlileri Aborigenes deni­ len boya adını veren Latinus üstüne iki ayrı kaynaktan gelme efsaneler anlatılır. Pindos. Kızı Lavinia günün bi­ rinde hiç acı çekmeden yanıp tutuşmaya baş­ layınca Latinus tanrı sözcüsüne bu mucizenin nedenini sorar. Roma mitolojisinde Lara hem dedikodu. Latinlerin egemenliğini dünya­ ya yayacak olan bir kahramana vermek ge­ rektiğini bildirir. ama dedesi Faunus onun evlenmesine engel olur. bir kızı olmuş. Lavinia. La­ pith olarak tanınmıştır. başka başka bölgeler­ de şehirler kuran dört oğlu olur: Phorbas. Lares. Ama Troya soyundan bütün kişilere düşman kesilen tanrıça İuno Lavinia'nın anasının Turnus'la birlik olup bu evlenmeye karşı koyma­ sını sağlar. Etrüsk asıllı tanrılar. başka birine göre de Phlegyas'ın oğ­ ludur (İksion). Mousos. Latin şairi Ovidius'a göre Lara'nın asıl adı geveze anlamına gelen "Lala"dır. Lapith'ler. Larlar bir ellerinde bereket boynuzu taşıyan. Aeneas Turnus'la teke tek savaşa girer. hem ef­ sane. Ama Mercurius Lara'ya yolda tutularak onu Lares tanrı­ lara gebe bırakmış. Periphas. Leandros. Lapith'lerin en başta gelen soyunun atası ırmak tanrı Peneus'tur. Yunan kaynaklarına göre Latinus. Leda'nın anası. Lakedalmon'd. yani ölümü simgeler.ın kovulan Tyndareos Aitolia 'ya sığınınca Thestios onaa kızını verir. aldığı cevapta kızını. hem de tam sessizliği. hem de tarihte adı geçen bir Tesalya boyudur. iki oğlu. Bu Lapithes'in ken­ disi boyuna adını verir. genellikle Aitolia kralı Thestios'un kızı olduğu kabul edilir. bu kız ApoUon tanrıdan gebe kalarak bir oğul doğurmuş. Bir Lapith ol­ duğu bilinen İksion bir efsaneye göre Periphas'm. kızı dışardan gelecek bir yabancıya. Ev Larla rından başka kamu Larları vardır.Herakles'in elinden öldürülmesine nedendir. Peneus Kreusa (ya da Philyra) ile evlenmiş. Leda. Lara hem yardım­ dan kaçınmış. Latium'un bir su perisi olan Lara İupiter'in buy­ ruklarına karşı gelmiş. Kalydon avında da bulunmuşlar (Meleagros). onun oğlu Polypoites. Latin adını göklere çıkaracak bir kahramana ver­ mesi gerektiği bildirilir. Argonaut'lar seferine katılmış­ lar: Theseus'un arkadaşı Peirithoos. Lares tanrılar yol ağızlarını. Latinus. Öldükten sonra da İupiter Latiaris adiy la tanrılaştırılır (Lavinia). evlerin içini koruyan. Triopas ve Lesbos. Ne var ki adlarına birbirinden çok uzak yerlerde. Kral Latinus'un kızı. Lapithai (Lapith'ler). Her evde ölülerin ruhunu simgele yen bir Lar bulundurulur ve bu aile bekçisinin heykeli kuşaktan kuşağa aktarılır. kazanır ve Lavinia ile evlenir (Latinus. Latinus da Aeneas'ııı Latium'a geldiğini görünce. Hero. Kendilerinden önce bölgede oturan Pelasgları kovarak. örne­ ğin Knidos ve Rhodos'ta da rastlanır. Bir süre sonra İtalya'ya ayak basan Aeneas'ı kral Latinus iyi karşılayıp kendisine damat olacak adamın bu olduğu kanısına varır ve Lavinia'yı Aeneas'a verir. Sonra da . kılavuz tanrı Mecurius'a da bu geveze periyi ölüler ül­ kesine götürmesini buyurmuş. Lapith'lerin söz edildikleri efsanelerin ba­ şında Kentaurlarla olan çarpışmaları gelir (Kentauroi). hem de baştanrınm bu tutku­ sunu İuno'ya ve İuturna'ya açmış. Buna öfke­ lenen lupiter kızın dilini koparmış. Odysseus'la Kirke'nin oğludur. Roma asıllı efsanelere göre de Latinlerin bu ilk kralı Faunus'un oğlu ve Lavinia'nın babasıdır. bunlar Ro­ ma halkının topluca yaşadığı yerleri konır. cinlerdir. babası üstüne kaynak­ lar birbirini tutmaz. Aenas). adı Lapithes. Lara. kısa rubalı ve bir ayaklarının üstünde dönen delikanlılar olarak gösterilir.

ama tanrıça Aphrodite'nin öfkesine uğrayarak kendi kız kardeşine gönül verir. kız acı bir çığlık atarak düşer. Bazı ruhlar ölçüyü kaçırıp fazla içermiş.: na derdini açar ve ondan yardım ister. dişisi Libera İle birlikte bag. Tutkusu gün geçtikçe artar. Bu korkunç hikâye sonu­ cunda Leukippos Lykia'dan ayrılmak zorun­ da kalır. Hesiodos'a göre Lethe kavga tanrıçası Eris'in kızı ve Gece'nin torunudur. Miletos bölgesinde bir şehir kurar. Leto. Libcr. Büyükannesi lo nasıl Zeus tanrıyla birleşmişse. suyunu içen ruhlar geçmiş hayatlarını ve çek­ tikleri acıları unutup öyle girerler ölüler dün­ yasına. Leukippos. Titanlardan Koios'la Phoibe'nin kızı Leto. tanrısal yumurtayı yumurtlayan Leda değil. Libya. Lethe Hades ülkesinde bir pınar olmuştur. bahçe ve tarlala­ rın bereketini sağladıklarından Yunan tannlarından Bacchus ve Ceres'le bir tutulmuşlar­ dır. içer içmez de. İo'nun torunu olur (Tab. ne ot varmış bu ovada. Nemesis'in yumurt­ ladığı yumurtayı da Leda alıp saklamış. 10). ama tanrı­ ça onu istemezmiş. Epaphos'un kızı olan Libya. Lapithes'in oğlu.j lanndan olan Ksanthios'un oğludur. Leukothea. öç tanrıçası Nemesis'tir. Lesbos. Kuzey Afrika'ya adını veren nympha'. X. efsa­ nesinden ve tapınağının yerleşme yerlerin­ den belli olan Leto konusunda Apollon. Klytaimestra. bu sırada Leukip­ pos da saldıranın babası olduğunu anlamaya­ rak onu öldürür. oradaki kralın kızı Methymna ile evlenir. Lykialı bir delikanlı. Bir Anadolu tanrıçası olduğu adından. "Devlet" adlı eserinin sonunda ruh göçümünü anlatan Platon Lethe'yi şöyle ta­ nımlar (Dev. Zeus Nemesis'e tutkunmuş. Libya. Maiandros (Menderes) kıyısındaki Magnesia (Manias) şehri kralının kızı bu Leukippos'a gönül vere­ rek yurdunu onun emrindeki düşmana teslim etmiş. yoksa kılıcıyla kendini öldüreceğini söyler. Lethe. Anası iki kardeşin gizlice sevişmesini sağlar. Ak­ şam olunca Ameles (kaygısızlık anlamına ge­ lir) ırmağın kıyısında konaklamışlar. Başka bir efsaneye göre. kor­ kunç bir sıcağın altında Lethe ovasına git­ mişler. her şeyi unuturmuş". ne ağaç. baba da onu kızının âşığı sanarak kılıcıyla vurur. Dioskurlar). Kendisi kral olup adaya adını verdiği gibi ka­ rısının adı da adanın büyük şehirlerinden biri­ ne verilmiştir (Lapithai). kendisi de Poseidon'la birleşir ve Agenor'la Belos diye Fenike ile Mı­ sır'ın efsanelik kurucularını doğurur. Leda'nın çocukları Helene ve Klytaimestra. baştanrı Zeus'la birleşerek Apollon'la Artemis'in anası olur (Tab. Bkz. 621a): "Ruhlar boğucu. Çok gü­ zel bir kız olduğu için Leda onu öbür çocukla­ rıyla birlikte kendi kızıymış gibi büyütmüş (Helene. Bu yumurtadan yalnız Helene doğmuş. Efsaneye göre Zeus tanrı Leda'ya âşık olmuş ve bir ku­ ğu kuşu biçiminde ona yanaşmış. ama gü­ nün birinde Ksanthios'a birisi kızının bir yabancıyla yattığını ihbar eder. Serüveni ilkçağın aşk romanlarından birine konu ol-j muştur. Leukippos. 5). Lykia'da 1 üstün bir savaşçı olarak tanınır. Orta İtalya'nın eski bir tanrısı Liber. onu yenemeyeceğini anlayınca. ama oradan da kovulup Anadolu'ya döner. Girit'e geçip orada bir koloni kurar. oysa herkes de bu sudan biraz içmek zorun­ daymış. 12). tanrıdan kurtulmak için bir kaz biçimine girmiş. anası. İno. Leda da bir yumurta yumurtlamış. yumurtadan iki ikiz ço­ cuk çıkmış: Zeus'un dölleri olan Helene ile Kastor ve Tyndareos'un çocukları olan Klyta­ imestra ile Polydeukes. Ksanthios gece kızının odasına girer. ossaat tanrı bir kuğu kuşu olup ona yanaşmış. kız saklanır. Platon ve neo-platonculugun etkisiyle Lethe unutmayı simgeleyen bir ırmak ve son­ ra da soyut bir kavram haline gelmiştir. Ari temis ve Kybele maddelerine bakılması. . Unutmak anlamına gelen bir fiilden türemiş olan Lethe sözcümü allegorik bir tan­ rıçanın adıdır. Bellerophontes'in torun.Tyndareos Herakles'in yardımıyla Sparta tahtını gene ele geçirir ve Leda ile birlikte oraya yerleşirler. Kastor'la Polydeukes'tir (Tab. Bu ır­ mağın suyu hiçbir kap içinde durmazmış. Bir tanrı buyruğuna uyarak Yunanistan'dan ayrılıp Midilli'ye gö­ çer. Midilli adasına adını veren kahraman.

Apollon'la boy ölçüşecek olmuş da tanrı onu ölümle cezalandırmış. unutturmuştu sılayı Ama bakmadım gözlerinin yaşına. sürükledim gemiye onlun. Odysseia'da sözü geçen efsanelik boy. bizimkilerden kini yediyse totosun bal gibi yemişini. akıllarını çelmişti bu yemiş. veba da böy­ lece sona erer. kral kızı Psamathe'nin Apollon'dan ge­ be kalarak doğurduğu bir çocuktu. kattım yanlarına bir de haberci. Lydia kraliçesi Omphale'nin yanında bulunduğu sırada Lityerses'le boy ölçüşmeye gelmiş. vurdum zincire . Orada kalıp lotos yemekten başka şey düşünmediler. Europe). Belos. Eli çok çabuk olduğundan hasımla­ rının hepsini yener. al dırmadan onu güzel bir türküyle uyutmuş ve kafasını kesmiş. Herakles'in arkadaşı ve habercisi. Gittiler ossaat buluştular lotos yiyen adamlarla. bizim dostlara hiçbir kötülük düşünmedi ora halkı. arkadaşlar da çabucak hazır etti akşam yemeğini. Korkunç bir öfke içinde ağaçları köklerinden söken. Phrygialılar ekin biçerken Lityerses'in serü­ venini dile getiren bir türkü söylerlermiş. lotos bile verdiler onlara yesinler diye.): Tam dokuz gün ölüm rüzgârları balıklı denizde çalkaladı bizi sonunda Lotosyiyenlerin toprağına vardık onuncu günü. IX. oturup doyurduk karnımızı tez giden gemilerin dibinde. Troya'dan ayrıldık tan sonra Trakya kıyılarına uğrayan Odysseus'un gemileri.Agenor yoluyla Kadmos'la Europe'nin ninesi olur (Agenor. bedenle­ rini de ekin demetleri arasına baglarmış. yolda rastlanan köpekler öldürülürdü. Bkz. Litai. Bu ülkenin kuzey Afri­ ka'nın Trablusgarp kıyılarının karşısında Cerba adası olduğu öteden beri bilginlerce kabul edilir. Daha başka bir anlatıma göre Linos ağıt söylemekte o kadar ustaymış ki. Yalvarılar Lityerses. Likhas. kafalarını keser. Herakles. Lltyerse adlı bir türküde bu biçicinin ustalığı övülürmüş. (2) Boiotia'da anlatılan Linos efsanesi biraz değişiktir: Linos Musaların birinin çocuğudur. kürekçi sıraları altına çektim. Linos törenlerinde ağıtlar oku­ nur. (1) Argos'ta anlatılan efsane şöyledir: Li­ nos. Psamathe de yasını ağıtlarla dile getirir. dedim gidin bakın. Lotophagoi (Lotosyiyenler). Seçtim iki kişi. Linos'u parçalarlar. ekmek yiyen hangi insanların toprağına ayak basmışız. Linos efsanesi bir çeşit ağıt yakma törenine bir kaynak bulmak amacıyla uydu­ rulmuş olsa gerek. bir bu çiçeği yer buranın halkı. Yiyip içtikten sonra doyasıya. Babası işin far­ kına vararak kızını öldürür. Linos. sunakları deviren ve avaz avaz bağıran Herakles Likhas'ı ayağından tutup denize fırlatır. Bahtsız adam da Euboia yakınında denize düşüp ora­ daki Likhades adalarına adını verir (Herak­ les). Argoslular Delphoi bilicisin­ den aldıkları öğüt üzerine Linos ve Psamathe adına bir yas töreni düzenlerler. 82 vd. oradan yelken açınca kor­ kunç bir poyraz fırtınasına tutulurlar ve on gün denizde çalkandıktan sonra Lotosyiyen lerin ülkesine varırlar. Yiğit onu Deianeira'dan yeni bir gömlek al­ maya gönderir ve kansının yolladığı sihirli Gömlegi sırtına geçirip yanmaya başlayınca bütün suçu Likhas'tan bilir. köpekler gelir. orada karaya çıktık ve biz gittik su almya. kendinden geçti ve dönmeyi istemedi bir daha gemiye. Apollon tanrı da bu korkunç olayın cezası olarak Argos bölge­ sine veba salar. ama kulağı olmayan yiğit hocasından azar işittiği bir gün öfkelene­ rek onu öldürmüş. Phrygia kralı Midas'ın oğlu. kız baba­ sından korktuğu için bebeğini dağa bırakır. Ekin biçmede onun üstüne yokmuş ve babasının kral olduğu bölgeye kim gelse onu yanşmaya çağırır. istemese de onu döve döve çalışmaya zorlarmış. Müzikte usta olduğu için Herakles'i yetiştir­ mekle görevlendirilmiş. yolladım arkadaşları. teknede. Zorbanın meydan okumasına hiı. Odysseus bu eşsiz serüveni şöyle anla tır (Od.

Bu efsane Arkadya bölgesinde Lykialı Zeus'un adına kutlanan törenlerde insan kurban­ larının nedenini açıklamaya yaramaktadır. Aventinus tepesinde bir tapınağı vardı. Böylece dövülen kadınların kısırlıktan kurtulup doğur­ gan olacaklarına inanılırdı. Luna. ama tanrı saygısı. Hıristiyan edebiyatında şeytanın bir adı. XXI. Amphion). Thetis oğlu Akhilleus'un Troya savaşına katılmasını önlemek için onu Lykomedes'in sarayına göndermiş. Manes ise tanrı Zeus'la Okeanos kızı Kallirhoe' den dogmadır. binin tez giden gemilere çabuk. Lykomedes Theseis efsanesinde de rol oy­ nar: Atinalı yiğit kendi ülkesinde tutunama­ yınca Skyros adasına gider. giderek kendi oğlunu ölen dümencinin yerini tutmak üzere yanlarına verir. Lupercus. Argonautların Amykos'u öldürmeleri bu zorbanın düşmanı olan Lykos'un çok hoşuna gitmişti (Argonautlar). (3) Pandaros'un babası. tanrı korkusu yokmuş ne kendinde. Skyros adasının kralı. Sabah yıldızı Phosphoros'un Latin­ ce adı (Phosphoros). biri lotos yer. Yunan din ve tanrılarının etkisiyle Lupercus Pan'a da ben­ zetilmiştir. Arkadya kralı Lykaon elli oğul babasıymış. Tarihçi Herodotos'a göre Lydos Atys'in oğlu. Lucifer. Tyrrhenos da Tyrrhenoi. ama hiçbir efsanesi olmadığı gibi zamanla Diana tanrıçayla bir tutulmuş Luna adı da şiirde Yunanca Selene'yi çevirmeye yaramıştır. küreklere sarılıp köpürttüler kırçıl denizi. korktum. (1) Priamos'la Laothoe'nin oğlu. Lykos. Lykaon'un kendisini de bir kurt haline getir­ dikten sonra sağ kalan oğlunu tahta çıkarmış. Trakya kralı Lykurgos'tan İlyada'da söz edilmektedir. efsane de Etrüsklerin Anadolulu kaynaktan olduklarını kanıtlamak­ tadır. onlar da hemen bindiler ve oturdular sıralarına. ne oğulların­ da. Troas bölgesine yerleşmiş Lykialı (Pandaros. Akhilleus savaşa katıldığı zaman. haydi. Skamandros kıyısın­ da öldürüp öldürüp ırmağa attığı kurbanlar­ dan biri de Lykaon'dur (İl. Zeus onları denemek istemiş bir gün: Yoksul bir köylü kılığına girerek Lykaon'un sarayına konuk olmuş.birini sağ bırakmış. kralın kızları arasına saklamıştı (Akhilleus).Sonra büyürdüm öbür sevgili yoldaşlarıma. sılayı unutuverir diye. konuklar ve ölen İdmon'la Tiphys'i gömmelerine yardım eder. Çobanların ve sürülerin kurtlara karşı koruyucusu sayılan eski bir İtalya tanrı­ sı. (2) Pelasgos'un oğlu. Lykos. yani Etrüsklere adını vermiştir. Lykos Argonautlan batı Ege kıyılarında bulunan ülkesine vardıkların­ da iyi karşılar. Kaderi onunki kadar acıdır. Her yıl 15 şubatta kutlanan Lupercalia bayramı bir bahar ve bereket şenliği­ dir: Çıplak Lupercus rahipleri alay halinde Palatinus tepesini dolaşırlar ve kurban ettikle­ ri bir keçinin derisiyle yapılmış kamçılarla yol­ da rastladıkları kadınları döverlerdi. 34-135). kral da bu adamın bir tanrı olup olmadığını anlamak için insan etin­ den yemekler çıkarmış karşısına. (1) Kadmos soyundan olan Thebai kralı. dedim. Lydos nasıl Lydia'lılara isim babası olmuşsa. Patroklos öldükten sonra. Lydos. Antiope'nin amcası. Sonradan Faunus'la bir tutulmuş ve adı Faunus Lupercus olmuştur. Lykomedes. (2) Argonautlar efsanesinde adı geçen Maryandyn'ler kralı. Lydia'lılara adını veren kurucu kah­ raman. karısı Dirke ile Antiope'ye eziyet ederler. Lydos'un Tyrrhenos adlı bir de kardeşi vardır. Baştanrı bü­ yük bir öfkeye kapılarak masayı devirmiş ve şimşekler çakarak Lykaon'un oğullarını yıldı­ rımla çarpmış. Karkabos). Atys de Manes'in oğludur. Bu akraba­ lıktan anlaşılıyor ki. Polydoros'un kardeşi. Adı ay anlamına gelen bir roma tanrı­ çası. Lykurgos. Lykaon. yalnız. Lykomedes de Theseus kendi krallığını ele geçirir korkusuyla onu bir kayalığın üstü­ ne götürür ve uçurumdan aşağı atar (These­ us). akrabalık bağla­ rıyla bağlı olduğu Lykomedes'in yanına sığı­ nır. Savaş sırasında Akha yiğidi Diomedes karşısında Bellerophontes'in 196 . Antiope'nin de Zeus'tan olan İkizleri Amphion ve Zethos analarının öcünü almak için Lykos'u öldürür­ ler (Antiope.

üstelik çok da yaşamadı o. Elli Aigyptosogullanndan biri. VI. Ana­ dolu'dan geldiği açıkça belli olan bu kült özel­ likle kuzey Yunanistan'a yerleşmekte güçlük çekmiş olsa gerek. yalnız Hypermestra Lynkeus'u öldürmez. Tragedya yazarlarının bi­ raz değişik motiflerle ele aldıkları Lukurgos efsanesi bu gerçeği dile getirmektedir. . Lynkeus'la evlenmiş ve Abas'ı doğurmuştur (Hypermestra. Danaos kızı Hypermestra'nın kocası. denizin dalgalarına attı kendini. O bir gün. Hypermestra'nın kocasını esirgemesinin ne­ deni çeşitli yorumlara uğramıştır: Kimine gö­ re Hypermestra Lynkeus'a tutulmuş. 130 vd. Danaos kızı Hypermestra'yı ba­ ba sözü dinlemedi diye mahkemeye vermiş.torunu Lykialı yiğit Galukos'u görünce bir tanrı sanır onu ve tanrıya karşı savaşmanın sakıncalarına örnek olarak Lykurgos'un serü­ venini anlatır (İl. kimine göre de adam öldürmeyi başaramadığı ve Lynkeus kızlığına saygı gösterdiği için ona kı­ yamamıştır.): Dryas'm oğlu güçlü Lykurgos bile onlarla kavgaya tutuşunca yaşamadı. o vakit Dionysos'un ödü koptu. ölümsüzlerden tiksindirmişti kendini. ama Aphrodite'nin yardımıyla kız kurtulmuş. Danaos Kızları). Lykurgos'un homurtusundan bir titreme almıştı Dionysos'u. Dionysos'la ilgili birçok efsaneler şarap tan­ rının ve kültünün benimsenmesine karşı gös­ terilen tepkileri dile getirir (Pentheus). Thetis de hemen çekti onu içine. kutsal Nysa dağında kovalamaya kalkıştı Dionysos'un sütninelerinl. Kronos'un oğlu kör etti Lykurgos'u. Rahat yaşayan tanrılar kızdılar o zaman. Lynkeus. dayak yediler yiğit öldüren Lykurgos'un üvendiresiyle. Babaları­ nın buyruğu üzerine Danaos kızları gerdeğe girdikleri gece kocalarını hançerledikleri hal­ de.

Kallirhoe ve kendisi gibi bir ır­ mak olan Marsyas ve Babys (Marsyas. Tanrıya denk hekim durdu ortalarında. İlyada'da Lydia bölgesinin adı iki yerde Maionia (Meionie) diye geçer. Tarihsel çağlarda da bir tan­ rı bilinen ve tanrı gibi tapınılan Menderes'e karşı Milet halkının ayaklandığı ve tarlalarını bataklık. Kara okun yarasını görünce emdi kanı. yani Homeros'un dedesi. IV. özel­ likle bir kadın için kullanılır. eski zamanlarda denize açılan limanlar olan birçok şehri toprak altında boğduğu bilinmektedir. kuyumcuların işlediği karmlığı çözdü sonra. tanrı Helios'un oğlu. Zeus'la Kallisto'dan dogma Arkas'a sütninelik ettiği için Hera'nın hışmına uğramış ve ancak yıldız olarak göğe çıktıktan sonra rahat etmiştir (Arkas). yani Büyük Mende­ res ilkçağ yazınında en çok adı geçen ırmak­ lardan biridir. coşup taşan ve doğaya. Methymna Lesbos'la evlenmiş. Maiandros'un adı ilkçağdan bu yana özel ad olmaktan çıkmış. Dionysos alayını meydana getiren Bakkhaların başka bir adıdır (Bakkhalar). Byblis). Da­ vaya bakan yargıç suçlamayı yerinde görmüş ve tanrıyı Miletlilere ceza ödemeye mahkûm etmiş. kız kardeşi Mytile­ ne de sonradan başkent olacak şehri adlan­ dırmış. Roma'da Maia adlı eski bir tanrıçaya tapınırlardı. Sonradan Lapithes'in oğlu Lesbos da Midil­ li'ye göçünce Makar'la Lesbos iyi geçinerek adalarda ortak egemenlik kurmuşlar. yol kıvrıntısı ya da mimari­ de yılankavi motifler. . Makar'ın iki kızı varmış: Methymna ile Mytilene. Hermes). İlyada'da adı geçen Lesbos kralı. kıvrıntılı akışı dolayısıyla ırmağın adı ırmak. Makhaon hemen yardıma koşar (İl. 7). Maion. 211 vd. Homeros'u doğurduğu söylenen su perisi Kritheis'le evlidir. Mainas. Pkiad yıldız­ larından biri (Tab. dilde dolambaçlı konuş­ malar için kuilanılagelmiştir. kendin­ den sonraki şairler de Homeros'a Maionides demektedirler. Menderes ırmağının miller taşıyarak. adanın bir kentine adını verdiği gibi. Tanrı etkisiyle kendinden geçen. Mainad'lar. Maiandros. Maiandros. tanrıya karışarak öbür in­ sanlarca çıldırmış gibi görünen bir kişi.' ama koca ırmak liman­ ları millerle boğmayı gene de sürdürmüş. kimi­ ne göre de Zeus'un soyundandır. limanlarını da ova haline getiren bu insafsız tanrıya karşı dava açtığı anlatılır. ya da onun babası. sımsıkı kemerden çekip çıkardı oku. bu tanrıça sonraları Yunan dininin etkisi altında Hermes'in anası Maia ile bir tu­ tulmuş ve mayıs ayı kendisine adanmıştır. Bütün bu varsayımlar yersiz. Makar. Maia. Mainas sözcüğü aslında Yu­ nanca "mainomai" fiilinden türemiş bir sıfat­ mu tır. kardeşi Podaleiros'la birlikte (Podaleiros) Troya sa­ vaşına Tesalya kentlerinden gelme otuz ge­ miyle katılır ve hekim olarak çok yararlık gös­ terir. yoksa sade­ ce Maionia yani İzmir'i de içine alan Ege kıyı­ larında doğduğunu mu belirler? Geç uydurul­ muş efsanelere göre Maion diye bir kişi var­ dır. Bütün büyük su yolları gibi Ma­ iandros da Okeanos'la Tethys'in oğlu sayılır. Bugün bile göz göre göre izlenebilen bu süreç ilkçağdan beri Ege şehirlerinin başlıca bir der­ di sayılmaktaydı. Maionides soyadı da Homeros'un do­ ğup büyüdüğü bölgeye atıf olsa gerek. Menelaos vurulduğu zaman. Kaunos'la Byblis'in anala­ rı olan Kyane. Tufan'dan sonra bir lonyalı göçmen kafilesiyle Lesbos'a gelip yerleşmiş ve o zamanları boş olan kom­ şu adaları da birer oturma yerine çevirmiş. Kimliği üstüne kaynaklar birbirini tutmaz: Ki­ mine göre Makar. Ma­ ia. Bu ırmak tanrının birçok kız ve erkek çocuk­ ları olmuş derlerdi: Samos (Sisam) adasına adını veren Samia. Makhaon. altından da kuşağı. Arkadya'nın Kyllene dağında tanrı Zeus'la birleşerek Hermes'i doğurmuştur (Pleiad'lar. Irmak tanrının tapınağında para çok bol olduğu için bu cezayı rahipleri tanrı adına kolaylıkla ödemişler.): Tekmil yiğitler sarmıştı Menelaos 'u. kırıldı okun sivrileri çekilirken dışarı doğru. çoğulu Mainades. başka bir söylentiye gö­ re de manevi babasıdır. Bu soyadı büyük ozanın Mai­ on adında bir atası olduğunu mu. Asklepios tanrının oğlu.M Maia. Çözdü ışıldayan kemeri. Atlas'la Pleione'nin kızı.

hem de kendisine adanmıştır. duğu anlaşılan bu çeşit amaçlı efsanelerden biridir (Apollon). ama yerli bir İtalya tanrısı olarak savaşçı niteliğinden başka bir nitelik taşıdığı da görülür. böy­ lece elinden kurtulur. Silenos'la yol daşlık eder ve onun gibi çok içer. Manto tek başına Apollon tapınağına varır. ünlü bilici Teiresias'ın kızı sayılır. Bir zamanlar Kheiron vermişti babasına o ilaçları. Klaros'ta Manlo'nun kurduğu tapınağa oğlu Mopsos başrahip ve bilici olur (Mopsos). su katılmamış. Kimi yazar­ lar onu eli. Efsaneleri de Ares'in ef­ sanelerini yansıtır. kâhin Teiresias Delphoi'ye gitmek üzere yola koyulur. Başka bir anlatıma göre Man­ to yalnız başına gider Klaros'a. Philoktetes). falcılık anlamına gelen Manto. Mars Roma'nm savaş tanrısıdır ve savaş tanrısı ola­ rak saygı ve tapkı görür. Bu ay içinde şerefine kullanan bayramlarsa birer bahar bayramıdır ve tanrı burada toprak bereketim simgeler. IX. Makhaon Telephos'un ve özellikle Philoktetes'in yara­ larını iyileştirmiş olmakla ün salmıştı (Telephos. Argoslu Rhakios'la evlenip Mopsos'u doğurması çeşitli yo­ rumlarla anlatılır: Birine göre Manto Apollon tanrıdan gebe kaldıktan sonra tapınaktan çı­ karken Rhakios'a rastlar ve tanrının ona seçI iği bu ölümlü kocayla birlikte Klaros'a gidip tapınak kurar.acı dindiren ilaçları ustaca serpti üstüne. Mopsos'la Kalkhas efsanesi de bu üstünlüğü açığa vuıur. (Odysseus. Ba­ bası gibi geleceği görme yetisine sahiptir. Manto ken­ dini tanrıya adar ve yıllarca Sibylla olarak gö­ rev yapar. Troya ordu­ sunda ünlü bir hekim olarak geçinen Makha­ on daha çok cerrah olarak iş görür. Bu bal gibi tatlı kırmızı şarabı içeceğin vakit karıştır bir sağrak dolusunu yirmi ölçü suyla. Mars. öyle bir tannsal koku yükselir ki. iyi işlenmiş altından. Manto. Homeros Maron'un şa­ rabını şöyle tanımlar (Od. Odysseia'da anlatıldığına göre Maron Odysseus'un ilk uğrağı olan Trakya'nın îsmaros şehrinde Apollon rahibidir. Ama Yunanistan bu gerçeği tersine çe­ virmek için bazı çarelere başvurmuş. örneğin Latin şairi Lucretius'un "Doğa Üstüne" adlı eserinin başına koyduğu Venüs'la Mars'ın aşkı öyküsü doğru dari doğruya Homeros'tan alınmadır. Roma'da Maron'u ayyaş diye simgele­ yen bir çeşme vardı. Yunan tanrısı Ares'in Roma di­ nindeki karşılığıdır. yolda korsan­ lar tarafından kaçırılır. Epigonlar Thebai'yi aldıktan sonra. Akhaları bir telaştır alır. Odysseus bu şarapla Tepegöz Polyphemos'u sarhoş ederek tek gözünü çıkarır. Anlaşıldığına göre. rahip de bunun karşılığında ona birçok armağanlar ve bal gibi tatlı bir kırmızı şarap verir. ayağı titreyen. İdas'ın karısı. Euenos'un kızı. kardeşi Podaleiros ise tedavi ile uğraşır. hem daha üstündü. ve on iki testi şarap eklediydi bunlara. ama şarap içti mi bütün gücünü bulan bir ihtiyar olarak tanım­ larlar. Tragedya yazarlarına göre Maron Dionysos tanrının torunu. Ege'nin en ünlü kehanet merkezlerinden olan Klaros'un Thebaili Teiresias'ın kızı ve adından uyduma bir kişi ol- . ama yolda öldükten sonra. Potyphemos). 202 vd. Yılın ilk ayı sayılan mart ayı hem adını taşır. Rhakios adlı reisleriyle evlenir ve Mopsos'u doğurur. Marpessa. "bir sürü insana bedel olan" bu hekimi Nestor arabasına bindirip kendi barakasına götürür ve tutsağı Hekamede'ye baktırır. tatlı. Anado lu merkezlerinin Yunanistan'dan gelme efsa neler uydurmuştur. Anadolu'da bulunan Apollon tapınakları ve keha­ net merkezleri Yunanistan'dakilerden hem daha eski. Ne var ki Savaş sırasında Makhaon Paris'in bir okuyla yaralanınca. ya da oğludur. Odysseus bu kenti yağma ederken Maron'u korur ve sayar. Adı kehanet. Mars.): Yedi talant verdiydi. Manto efsanesi belli bir amaçla uydurulmuş bir efsaneye benzer. tanrısal bir içkiydi bu. yükselir bir de bakarsın sağraktan bir tatlı koku. Kendisine âşık olan tanrı Apollon'la kocası arasında İdas'ı seçer (İdas). Tanrı günün birinde ona Ege kıyı­ larına gidip orada bir tapmak kurmasını bu­ yurur: Manto Klaros'u kurar. Maron. gel de içme. baştan başa gümüş bir sağrak verdiydi. Kör olduğu için kızı Manto'ya dayanarak yü­ rür.

Marsyas'ı tutmuş. çünkü bu kavalcınınki kadar korkunç bir alın yazısı olmamış başka hiçbir kavalcının. Gökbel'de akan Çine çayı işte bu ırmakmış. Apollon sonradan yaptığı­ na pişman olmuş derler. kavalın yüzünü nasıl buruşturup çirkinleştirdiginl görmüş ve kavalı öfkeyle atıp dere kenarından uzaklaşmış. Göz alabildiğine ne bir ağaç. ilkçağın Marsyas'ı kavalını öttürüyor tat­ lı tatlı. kendisi lyra'yı ters tutunca aynı sesleri çıkardığı halde. her dönemeçte bir cin. Marsyas. bir ağaca bağlamış ve deri­ sini yüzmüş. Yunanistan'dan gelme İno-Leukothea ile ka­ rıştırılmasına yol açmıştır. Marsyas bayılmış sesine. korkunç biçimlerle üst üste yığılı kayalar arasında yılan gibi sürüne sürü­ ne. ardı ardına dağlar. Mater Matuta. Roma'da matronlar yani evli kadınlar ve anaların tapındıkları eski bir tanrıça. yer yer pembe zakkum­ lar ve yemyeşil bir su. bu tanrıyla hem doğanın yeniden doğuşunu. Bayramı Matralia adıyla 11 haziran­ da kutlanırdı. ikincisinde Apollon Marsyas'a meydan okuyarak kavalını tersine tutup çal­ masını buyurmuş. günün birinde kaval ça­ larken bir derenin suyundan yüzüne bakacak olmuş. püfür püfür esen kavaklar. Tanrı bu yarışma için bir şart koşmuş: Kim yenerse yenilene is­ tediğini yapacak. göklerin sarsıntısıyla yeryüzüne düşmüş bir gezegende sanırsınız. o kadar sevmiş ki dünyada bundan güzel ses veren saz olmadı­ ğını ileri sürmüş ve Apollon tanrının lyra'sıyla yarışmayı bile göze almış. Romulus'la Remus'u emziren dişi kurdu da bu göreve Mars tanrı gönderdiğinden Roma halkının atası sayılır. Yarışmayı gözleyen Phrygia kralı Midas gene de kavalın lyra'dan üstün olduğunu söyleyin­ ce tanrı onun kulaklarını eşek kulakları haline getirmiş (Midas). kendi kardeşini ke- 200 . yerde bul­ duğu kavalı almış ve çalmaya koyulmuş. Yargıç olarak Tmolos (Bozdag) tanrısını almışlar. manzarası akıllara durgunluk veren bir yer: Yol orada 30 kilometrelik bir arayı 380 viraj yaparak alır. Marsyas iki boruiu kavalın bulucusu sayılır. en çar­ pıcı bir tiptir.mart ayında savaş mevsimi de başladığı için Romalıların iki kavramı bir araya getirdikleri. Marsyas bunu nerden bilsin. tarih öncesi çağlardan kalma bir sürüngenle karşılaşacağı­ nıza inanırsınız ve korkudan soluğunuz kesi­ lir. tanrıça da Phrygia'ya giderek duru bir suda yüzünün gerçekten çirkin olduğunu görmüş de kavalı atarken. tüyler ürpertici bir çevre ki. Kişiliği ve serüveni hemen her çağda zamanın görüş ve eğilimlerine göre yo­ rumlanarak edebiyata ve sanata konu olmuş ve olmaktadır. Bu doğa dışı karaltı içinde uzaktan bir şı­ rıltı duyar gibi olursunuz. bin bir dönemeç yapa yapa ilerler. Ama bununla kalmamış. Marsyas'ı da bir ırmak haline getir­ miş. Efsaneye göre İno kendini denize attıktan sonra bir denizkızı ol­ muş ve İtalya kıyılarına çıkarak oraya sığın­ mıştır (İno). Aydın'dan Muğla'ya gidildiğinde Çine ile Yata­ ğan arasında Gökbel denilen bir yer vardır. Ne o? Bir ırmak. bakarsınız ki bir yarın dibinde bir yeşillik kümesi. Mcdcia. bir şeytan. bu yüzden de yenik düşmüş. Dinleyelim Marsyas'ın serüvenini: Tanrı Pan'ın yapıp kullandığı syrinks deni­ len yedi borulu kavala karşın. kayalar. Marsyas kavalını öttürememiş. Bu yüzden de ki­ mi kaynaklarda Marsyas'ın Kybele'nin alayın­ dan olduğu söylenir. Mars ayrıca savaşçı gençliğin de tanrısıdır. çünkü Ana Tanrıça kül­ tünde tefle birlikte bu kaval kullanılırdı. Kurt kendisine adanmış bir hayvandır. Çine çayı. Marsyas efsanesi Anadolu'ya öz­ güdür ve asıl anlamı ancak içinde oluştuğu dekor göz önünde tutulursa anlaşılabilir. Birinci yarışma sonuç vermemiş. Marsyas bu korkunç işkence içinde can vermiş. öyle baş döndürücü. hem de insanda yeni yeni karşı koyma güçle­ rinin belirdiğini simgelemek istedikleri sanılabilir. taş yığınları. acı acı. ne bir ot. Matuta adı sonradan bu tanrı­ çanın şafak ve sabah güneşiyle bir tutulup. Yerine göre egzotik ve ilkel karakteri üstünde dımılıır. yaklaşır. Bir başka anlatı­ ma göre Hera ile Aphrodite Athena'nın ka­ val çaldığını görerek onunla alay etmişler. Medeia efsanenin ve tragedyanın kadın kahramanları arasında en güçlü. lyra'sını yere atarak kırmış. gökten düşmüş meteortaşlarına benzer kapkara. Kendi­ nizi bu dünyada değil. Ama asıl efsanesi şöyledir: Bu kavalı bulan tanrıça Athena imiş. onu yerden toplayacak olanı en büyük cezalara çarpacağına ant iç­ miş.

lason. Perseus kafasını kesince akan kanından Pegasos'la Khrysaor doğar (Perseus). Gerçekten de öyle olmuş: Sürüyü al­ maya giden Melampus'u bir tahta kulübeye kapatmışlar. kral ver­ meyince yapmam demiş ve kızlar beter ol­ muş. Medos. özverisi karşılıksız kalan. tüyler ür­ pertici serüvenlerin kahramanıdır (Tab. ne hayvan hiçbir canlının yaklaşamadı­ ğı bir köpekmiş. Bir kaynağa göre Medos. yabancılık. bir çeyreğini de kardeşi için iste­ miş. esmer ayaklı anlamı­ na gelen Melampus. aradan da bir yıl geçmişmiş. Medeia'nın hem Argo­ naut'lar destanında. akrabaları olan Kirke ve Pasiphae gibi doğa dışı.sip parçalarını yol üstüne serpen. Kolkhisli büyücünün Atina kralı Aigeus'tan olan bir çocuğudur. Güneş soylulardandır. ama Neleus kızını Bias'a ancak Phylakos'un sürülerini getirirse vereceğini söylemiş. Medeia ile İason'un oğlu. tanrı Helios'un torunu ve tanrıça Hekate'nin yeğe­ nidir. başka bir kay­ nak Meneia'nın Atina'dan Theseus'un gel­ mesiyle kovulunca Asya'ya göçtüğünü ve ora krallanndan biriyle evlenerek Medos'u doğur­ duğunu ileri sürer. sonunda Melampus ülkenin bir çeyreği­ ni kendisi. onu alt etmeyi kardeşi Melampus'tan istemiş. Daha sonra Argos kralı Proitos'un çağırdığı Melampus bu kralın kızlarını delilikten kurtar­ mış. Medlerin atası sayılır. Melampus onları iyi etmek için Proitos'tan ülkesinin üçte birini istemiş. Bundan başka hekimlikte. canlandırılmıştır. Melanion. itilmişlik. yerine göre de se­ ven ve hor görülen. o da ancak bir yıl ha­ piste kaldıktan sonra sürüyü alabileceğini bil­ dirmiş. Bkz. Bunun için bu destanın. Bias Orada Neleus'un kı­ zıyla evlenmek istiyormuş. Kızlar hep birden çıldırıp kendilerini inek sanırlar ve böylece Pelepönez'i dolaşırlarmış. o da kulübenin damındaki bö­ ceklerin konuşmasına kulak misafiri olmuş. Bias da kızla evlenmiş. Phylakos bu şaşılacak adamdan oğlu İphiklos'un iktidarsızlığına ça­ re bulmasını istemiş. Erinys'lerden biri (Erinys). Kretheus'le Tyro'nun torunu ve birçok bilici ve falcı kuşağının arasıdır (Tab. Biliciliği Melampus şöyle bir olaya borçluymus: Ço cukken ölü bir yılan bulmuş. Adı kara. Melampus. Atalante . Medeia'nın bir oğlu. sonra da kızların birini karı olarak almış ve Argos kral­ lığını kardeşi Bias'la paylaşmış. At adam Kheiron tarafından yetiştirildiği söyle­ nir. Gorgolardan biri. onlarla konuşurmuş. Medeia Kolkhis kralı Aietes'in kızı. Pelias. Amythaon'un oğlu. Melampus kuşların ve öbür hayvanların dilini anlar. Melampus kızlar üstünde türlü büyü­ ler uygulayarak onları iyileştirmiş. hem de tragedyalarda sözü geçen serüvenleri şu adlar altında anla­ tılmıştır: Argonaut'lar. Bu serüvenlerin canlandırılmasında oynadığı rol ilkel bir macera romanı kahramanının rolüdür. hastalan büyüyle iyi etmekte on­ dan üstünü yokmuş. 8). daha doğrusu ilk macera ro­ manının kahramanları çarpıcı renklerle çizil­ miş. Melampus'la kardeşi Bias yurtları olan Tesalya'dan ayrılıp. Aietes. kulaklarını ya­ layıp arındırmışlar. ama ayaklarını güneşte bırakmış. ondan da öte kendi karnından doğmuş çocukları öldü­ rüp babalarının önüne seren korkunç bir bü­ yücü kadın diye gösterilir. kıskançlık duyan bir ka­ dının dramı canlandırılır gözümüzün önün­ de. Her iki kaynağa göre Me­ dos. Proitos da bu şartı kabul etmek zorunda kalmış. Argonaut'lar destanı Odysseia'daki olaylardan daha eskilerini dile getirmekle çok daha yeni bir çağda kaleme alınmıştır. kulübeden çıkarılır çıka­ rılmaz da dam çökmüş. Medeios. Pylos'ta amcaları Neleus'un yanına sığınmışlar. 23) Doğar doğmaz anası Melampus'un gövdesini gölgeye koymuş. bir insan ölüsü gibi almış onu bir odun yığınının üstüne ko­ yarak yakmış ve cenaze törenini yapmış. İki kardeş bunları Neleus'a götürmüşler. Medusa. bunu da başarınca Melampus'a sürülerini vermiş. Başkaca efsanesi yoktur. Bu sürünün bekçisi ne insan. anlamış ki kirişler çökmek üzeredir. Megaira. sonra da yavrulannı büyütmüş. bunu kendisini tutuklayan Phylakos'a bildirmiş. Bias. Bu nedenle Melampus demişler ona . böylece görme ve işitme yetisi öbür insanlarınkinden çok üstün olmuş. Yılanlar da şükran borcu olarak gözlerini.

Hanımı onu yetiştirdiği. Eos ölüsünü er meydanından alıp güney topraklarına doğ­ ru taşımış. hasat bayramında bütün tanrı­ lara kurban kestiği halde. Ama Artemis kininden vazgeçmez. . Güzel yanaklı Melantho Odysseus'un sarayında. oğlu­ nun Memnon'u öldürdükten hemen sonra öl­ mesi gerektiğini bilir. Penelopeia'nm hizmetinde bulunan elli hizmetçiden biridir. Meleagros bu sı­ rada dayılarını öldürür. derken Odysseus'la Eumaios'un bir düze­ niyle orada kıskıvrak bağlanır ve hizmetçiler asıldıktan sonra Melanthios da avluya getiri­ lip kulakları ve burnu kesilir. ama konusunu biliriz. ama Thetis. Ekinleri yok eden bu canavar yüzünden ülke açlık ve kıtlıkla karşı karşıyadır. Bunun cezası olarak tanrıça Kalydon bölgesi­ ne korkunç bir yaban domuzu salar. Habeşistan kralı Memnon Hektor öl­ dükten sonra Troya'ya yardımcı gelir. sonra Nestor'a sataşır. taliplerden Eurymakhos'la sevişir. Meleagros bu hayva­ nı avlamaya kalkışır ve bu işte bütün komşu ülkelerden yardım görür. Namussuz hizmetçilerle birlikte ceza görür ve taliplerin ölümünden sonra asılır (Od. AkhiUeus söz dinlemez. Bkz. anası Althaia da odunu ateşe atarak oğlunun ömrüne son verir. yolda da bol bol gözyaşı dökmüş. Meleagros. avın paylaşılmasın­ da Aitollarla Kuretler arasında kavga çıkartır. Dilenci kılığında karşısına çıkan Odysseus'a söver. Meleagros savaştan çeki­ 'II'. AkhiUeus Antilokhos'un öcünü almak ister. Kalydon Avı diye anılan bir serüvenin kahramanıdır.Melanthios (yahut Melantheus). avcılar birbirlerine girerler. Şafak tanrıça Eos'la Troya kral soyundan olan Tithonos'un oğlu (Eos). Kalydon avına kız kahraman Atalante de katılmıştır. av sona erince Meleagros yaban domuzunun postunu Atalante'ye vermek ister. Şöyledir: Aitolia'da Kalydon bölgesinin kralı Oineus'la karısı Althaia'nm Meleagros diye bir oğulları olur. Bu kez iki tanrıça Eos'la Thetis tanrı Zeus'a başvurur­ lar. Musalardan biri. Mem­ non Troya savaşının İlyada'da anlatılan bölü­ münün sonrasını ele alan "Aithiopis" adlı destanın kahramanıdır. Derken Kuretler Aitolların kentini yakıp yıkmaktadır. Artemis'i unutur. Zeus Hektor'la AkhiUeus için yaptığı gibi işi kader tartısına vurur: Memnon ölecektir. bütün dostları Me­ leagros'a öfkesinden vazgeçip yurdunu sa­ vunması için yalvarırlar. çokluk tra­ gedyayı simgeler (Musa). Oğlu Akhilleus'un elinden can verince. erkekliği koparı­ lıp köpeklere atılır ve en sonunda elleri. Derken AkhiUeus araya girer. anası. Yazarı Miletoslu Arktinos olan bu destan yitiktir. özellikle bir kadının ken­ dilerinden üstün tutulmasına kızan Meleagros'un dayıları meydan okurken yiğit onları vurup öldürür. Meleagros sonunda savaşa döner ve Kuretleri Kalydon'dan ko­ var. Melantho. bu savaş sonuç vermez. Çünkü Patroklos öldükten sonra Antilokhos onun en iyi dostu olmuştur. Kız kardeşi gibi kendisi de efendisine karşı nankörlük eder. Oineus tanrıça Artemis'e karşı suç işler. Aitolların kom­ şuları Kuretler de yardıma gelirler ve av iyi bir sonuç verir. Melpomene. Sırtın­ da Hephaistos'un yaptığı silahlar vardır. Birini Akhilleus'un la­ lası Phoiniks Agamemnon'un gönderdiği el­ çileri geri çevirip öfkesinden vazgeçmek iste­ meyen yiğide ibret dersi olsun diye anlatır. öç almak için yanıp tutuşur. şımarttığı halde. her ikisi de kendi oğlu için yalvarır. Meleagros. Nestor'un oğlu Anti­ lokhos babasını savunurken Memnon'un elin­ den öldürülür. hiz­ metçi Melantho'nun kardeşi. Melikertes. İlkin Aias'la karşılaşır. sanlı bütün yiğitler katılır. Efsanesi­ nin iki anlatımı vardır. Melantho hain­ dir. Anası Althaia bunun üzerine oğluna lanet okur ve öç perileri Erinysleri salar üstüne. Kalydon Avına ün­ lü. 420 -473). Odys seia'da sözü geçen İthakeli keçi çobanı. ayaklan da kesilerek olduğu yerde bırakılır. Memnon. yolda dilenci kılığında rastladığı Odysseus'u hırpalar. karısı. Aynı efsanenin öbür anlatımında Meleagros'un anası Althaia'nın oğlunun ömrüyle ya­ kından ilişkisi olan odunu yakıp yakmaması teması üstünde durulur (Althaia).) lir. onlarla Odysseus arasındaki çarpışmada yardım için ko­ şup hazine odasından silah getirmeye yeltenir. onun için Akhilleus'u bu savaştan alıkoymaya uğraşır. canavar öldürülür. İno. taliplerin tarafını tutar. Öbür avcı­ lar buna karşı koyar.

Gün doğunca bitkiler üstünde görülen çiy ta­ neleri işte bu gözyaşlarından gelmeymiş. İlkçağ plastik sanatının konu edindiği Memnon motifi Marmara'ya dökülen Aisepos, ya; ni Gönen çayı ile de ilgilidir. Bir efsaneye gö­ re Memnon'un mezarı Marmara klyılarındaymış, her yıl Memnon'un kuşları Gönen çayı­ nın ağzına gelir, orada Habeş yiğidine ağlarlarmış. Memnon'un savaşta ölen arkadaşları­ nın ruhlarını taşıyan, yahut da kendisinin ölümsüzleşmiş küllerinden doğmuş olan bu kuşlar iki gruba ayrılır, birbirleriyle dövüşürlermiş, çarpışma da ancak bir grup büsbütün yok olduktan sonra sona erermiş. Mısır'da Üçüncü Amenotep'in diktiği heykele Memnon heykeli denmesi, her sabah şafak sökün­ ce bu heykelin tatlı ezgilerle gün doğuşunu selamladığı söylentisi, Memnon kültünün Mı­ sır'da da, Anadolu'da da yerleşmiş olduğunu belirtir. Men. Phrygia kültlerinde adı geçen bir ay tanrısı, Anadolu'ya özgü bir tanrısal varlıktır. Menelaos. Agamemnon'un kardeşi Mene­ laos, babası Atreus tarafından Pelops ve Tantalos soyundan, anası Aerope tarafından da Giritli Minos'un, yani tanrı Zeus'la Europa'nm dölüdür (Tab. 15). Tanrı lanetine uğ­ ramış bahtsız bir soydan olduğu halde başına gelen belaların hiçbiri kendi işlediği bir suç yüzünden değildir, Menelaos'un kendisi te­ miz, dürüst, yürekli, olsa olsa biraz yumuşak bir insandır. Karısı güzel Helena'nın evinde konukladığı Paris tarafından bir yığın malla birlikte kaçırılması Menelaos'a karşı yapılmış büyük bir haksızlık, efsaneye aldatılmış koca olarak girmesi de bir bahtsızlık sayılabilir. Menelaos etken değilse de başlıca edilgen kahramanı olduğu İlyada destanında en par­ lak sıfatlarla nitelenir: Ares'in sevdiği, Zeus'un beslediği, gür naralı, yiğit Menelaos' tur, sarışın olduğu, bacaklarının biçimli, bilek­ lerinin güzel olduğu belirtilir. Helena bile bin pişmandır onu bıraktığına, şöyle der kocası için (Od. IV, 263): "Ne akıldan yoksundu kocam benim, ne güzellikten yoksundu". Menelaos Akha yiğitlerinin en seçkinlerindendir, Paris'le kozunu paylaşmak için onun­ la teke tek savaşa girmeye can atar (İl. III, 16 vd,)ı

en önüne, omuzlarında bir pars derisi, kıvrık yayı, kılıcı. Ucu tunçtan iki kargısını sallayarak zorlu savaşta çağırdı karşısına cenge, Argosluların en yiğitlerini. Ares'in sevdiği Menelaos, kalabalığın içinde onun uzun adımlarla öne atıldığını görünce, sevindi kocaman bir ava gözü ilişen aslan gibi. Menelaos aslan gibi savaşır, bu arada da tanrılara yalvarır (İl. III, 352 vd.). Ama tanrı­ lar dinlemez sözünü, Menelaos tam Paris'in hal<kından gelecekken Aphrodite tutar kaçı­ rır onu, Menelaos dövünür, ama ne yapsın, gene de gevşetmez çabayı, Akhalan cenge kışkırtır (İl. VII, 9 vd.): Sizi ödlekler sizi, Akha erkekleri denmez size, Akha kadınları demeli. Bir Argoslu çıkmazsa Hektor'un karşısına bizim için tam bir yüz karası olacak bu. Kendi göze alır Hektor'a karşı dövüşmeyi, ama Agamemnon bu çılgınlıktan alıkor kar­ deşini. Menelaos ön sırada savaşmaya, kendi davası uğruna kendi kendini savunmaya ve bu yolda ün kazanmaya can atar, ama talih­ sizliği şuradadır ki, ne yapsa fayda vermez, hep ikinci planda kalır, savaşta da, kurultay­ da da dizginler başkalarının elindedir. Menelaos'un destanda, tragedyada ve baş­ ka türden yapıtlarda sözü geçen efsanesi bir tüm olarak şöyle özetlenebilir: Agamemnon'la Menelaos babaları Atreus'la amcaları Thyestes arasında süregelen kan davası sıra­ sında Mykene'den sürülüp Sparta kralı Tyndareos'un yanına sığınırlar (Atreus, Aigisthos). Tyndareos iki kardeşe iki kızını ve­ rir. Helena'nın talipleri arasında Menelaos'u seçmesi, öbür taliplerin de bu evliliği koruma­ ya ant içmeleri üzerine karı-koca Sparta'ya yerleşirler. Tyndareos'un ölümünden sonra Agamennon Mykene, Menelaos da Sparta tahtına çıkar. Menelaos'la Helene dokuz yıl kadar rahat ve mutlu yaşarlar, Hermione di­ ye bir kız çocukları olur. Bu sırada Paris Me­ nelaos'un sarayına konuk gelir. Menelaos'un Asya'dan gelme konuğunu ağırladığı ve bir süre onunla birlikte Sparta'da kaldığı anlatı-

Çıktı tanrı yüzlü Aleksandros Troyalıların

lir, ama bu arada Girit'te bulunan büyükbaba­ sı Katreus ölür, Menelaos Paris'i Sparta'da bırakarak cenaze töreni için Girit'e gider. Pa­ ris de konukluk kurallarının hepsini çiğneye­ rek Helena'yı kaçırır (Helena). Acı haberi alıp Sparta'ya dönünce Menelaos ağabeysi Agamemnon'u, sonra da Nestor, Palamedes ve Odysseus'u yardıma çağırır. Helena'nın yeminli bütün taliplerini toplamak ve Troya seferini hazırlamak işine koyulurlar. Bu, ko­ lay olmaz, çünkü birçok Akha kral ve önderi uzun süreceği ve zor olacağı belli olan savaş­ tan kaçınmak isterler (Odysseus, Akhilleus). Sonunda donanma Aulis limanında toplanır, Agamemnon başkomutanlığı ele alır, ne var ki çeşitli engeller Akha ordusunun Troya'ya varmasını geciktirir (Agamemnon, Iphigeneia). Anadolu toprağına ayak bastıklarında Menelaos'la Odysseus Troya'ya elçi olarak gön­ derilirler, amaç Helena'yı geri istemek ve sa­ vaşı önlemektir. Elçileri Troyalı Antenor kar­ şılar ve sorunu kurultayın önüne getirir, ama Paris baskı yaparak kadının ve mallarının ge­ ri verilmesini önler (Antenor). Savaş başlar ve bilindiği gibi on yıl sürer. Menelaos'un sa­ vaşta oynadığı rol İlyada'da ayrıntılarıyla an­ latılmıştır. Menelaos'un serüvenleri savaş sonrası efsanelerinde de büyük bir yer tutar. Tahta atın içindeki yiğitlerdendir, Troya yan­ gını ve yağması sırasında Helena'yı sığındığı sunağın dibinde öldürmek ister, kılıcını kaldı­ rır, tam vuracakken güzel kadının perişan ha­ lini, çıplak memesini görünce yumuşar, onu bağışlar. Hemen gemilerine binip denize açı­ lırlar. Bir fırtına onları Girit kıyılarına atar. Menelaos burada birçok gemisini yitirir, ikin­ ci yola çıkışında da Mısır kıyılarına atılır. Me­ nelaos, kendisini Sparta'da görmeye gelen Odysseus oğlu Telemakhos'a Mısır'da beş yıl kaldığını anlatır. Gene yola çıkınca bu kez Nil ağzındaki Pharos adasında alıkonur ve ancak deniz ihtiyarı Proteus'u bağlayıp ondan öğüt aldıktan sonradır ki yurduna dönmeyi başarır (Od. IV, 351-593). Böylece Menelaos Troya seferine gitmek üzere Sparta'dan ayrıldıktan on sekiz yıl sonra yurduna dönmüş olur. Agamemnon'un tersine aksiliklerle karşılaşmaz, Sparta'daki tahtına oturur, eşi ve çocuklarıy­ la birlikte rahat bir ömür sürer. Telemakhos'u konuklayan, ona yol gösteren, arma-

ganlar verip gönderen Menelaos görmüş, ge­ çirmiş, olgun ve babacan bir adamdır. Eşi Helena da uslanmış, yumuşak ve tatlı bir eş ve bir anne olmuştur. Menoitios. (1) îapetos'la Klymene'nin oğlu, Prometheus, Epimetheus ve Atlas'ın kardeşi (Tab. 3). Bu Titan öbür kardeşleri gibi gurur­ lu ve kendini beğenmiştir. Bu yüzden Zeus onu, "duman duman yıldırımlarıyla vura­ rak Erebos'un karanlıklarına yollar" (Hes. Theog. 510-515). (2) Aktor'la Aigina'nın oğlu, Patroklos'un babası (Tab. 21). Aigina tanrı Zeus'tan Aiakos'u doğurduktan sonra Aktor'la evlenip Menoitios'u dünyaya getirir, böylece Aiakos'la Menoitios üvey kardeş olurlar. Akhilleus'la can yoldaşı Patroklos arasındaki kan ak­ rabalığı da buradan gelmedir. Menoitios, oğ­ lu Patroklos kaza ile bir arkadaşını öldürünce onu Peleus'un yanına gönderir. Akhilleus'la Patroklos da bir arada büyüyüp yetişirler (Patroklos). Mentor. Odysseia'da sık sık adı geçen bir İthakeli, Odysseus'un sadık dostu. Odysseus Troya seferine çıkmadan önce evini ve ailesi­ ni ona emanet eder. Mentor da onun çıkarla­ rını taliplere karşı korumaya çalışır, ama ba­ şaramaz. Tanrıça Athena Odysseia'da Tele­ makhos'a kılavuzluk etmek, ya da Odysseus'a taliplerin hakkından gelmek için yardım­ cı olmak istedikçe Mentor kılığına girer. Bu yüzden Mentor bir has isim olmaktan çıkmış ve yol gösterici, kılavuz rehber anlamına kullanılagelmiştir. Mercurius. Hermes tanrının Roma dininde karşılığı. Efsaneleri de Hermes'inkilerle bir tutulmuştur (Hermes). Meriones. İlyada'da adı geçen Giritli önder. Idomeneus'un arkadaşı (Idomeneus). Merope. Pleiadlardan biri. Korinthos kralı Sisyphos'la evlenir ve Glaukos'a ana olur (Pleiadlar). Metaneira. Eleusis kralı Keleos'un karısı. Demeter'i evinde hizmetçi olarak çalıştırır (Demeter). Metis. Adı akıl, us, bilgelik anlamına gelen Metis, Okeanos'la Tethys'in kızı, yani ikinci

kuşak tanrılardandır (Tab. 4). Zeus'un ilk eşi olmuştur! Bir efsaneye göre Kronos'un yuttu­ ğu çocukları kusmasını sağlayan ilacı Zeus'a veren odur. Zeus onunla birleşip Athena'dan gebe bırakınca, Uranos'la Gaia tanrıyı uyar­ mışlar, Metis'ten doğacak bir erkek çocuğu­ nun kendisini tahttan atıp yerine geçebilece­ ğini bildirmişler, bunun üzerine de Zeus Me­ tis tanrıçayı yutmaya karar vermiş. Yuttuktan sonra Athena'yı kafasından doğurmuş (Atheua). Midas. Midas efsanede olduğu kadar tarih ve arkeoloji kaynaklarında da adı geçen bir Phrygia kralıdır. Phrygia'da bulunmuş birçok anıtlar bugün de onun adını taşır, birçok efsa­ ne ve masallar anısını yansıtır. Bu efsanelerin hepsi bölgeye özgü nitelikte ve Ana Tanrıça Kybele'nin kültüyle ilgili görünmektedir. Herodot'a göre Midas, Phrygia'nın birinci kralı ve Gordium'un kurucusu sayılan Gordias'ın oğludur. Gordias'ın Ana Tanrıça ile bir­ leşmesinden, doğduğu söylenen Midas büyü­ yünce Kybele'nin başrahibi olmuş ve tanrıça­ nın Pessinus'taki büyük tapınağını kurmuş. Midas'm ilişkisi yalnız Kybele ile de değildir, Kybele gibi Anadolu toprağına özgü şarap tanrısı Dionysos'a da yakından bağlıdır. Mi­ das üstüne anlatılan efsanelerin hepsinde bu Phrygia kralı Dionysos'un bağışladığı nimet­ lerden fazlasıyla pay almış, tanrının peşinden giden alaya karışmış, sırlarına ermiş, yoluna baş koymuş ve bölgesel törelerini savunan bir kişi olarak canlandırılmaktadır. Bu efsanele­ rin yalnız Phrygia'yı değil, Lydia ve Karia gibi Ege'nin geniş bir bölgesini kapladıkları da dikkati çeker. Ovidius'un "Değişimler"de anlattığı bir ef­ sanesi şöyledir: Silenos tanrı Dionysos'un alayında ihtiyar, sarhoş bir satyr'dir, bir gün tanrı Phrygia ve Lydia dag ve koruluklarında dolaştığı sırada Silenos uyuyakalır ve Bakkhalarla Satyr'ler onu sızdığı yerde bırakarak uzaklaşırlar. Köylüler onu bulur ve boynunda taşıdığı çiçek çelenkleriyle bağlayarak kral Midas'a götürürler. Bakkha sırlarına ermiş olan Midas Silenos'u hemen tanır ve onu on gün, on gece sarayında konuklayıp yedirir, içirir, sonra da İhtiyar yoldaşını tanrıya götü
rür, verir. Dioııysos buna o kadar sevinir ki

Midas'a dilediğini vereceğini söyler. Mid.ıs da her dokunduğu şeyin altın olmasını diler. Tanrı bu dileğin ne kadar yersiz ve tehlikeli olduğunu anlar, ama söz vermiştir bir kere. Midas sarayına dönerken yolda kopardığı bir dal altın olur, yerden topladığı bir çakıl taşı altın olur, kopardığı bir buğday başağından altın taneleri dökülür, buna fazlasıyla sevinir, ne var ki sofrasına oturup ekmeği ağzına gö­ türüp, şarabı dudaklarına degdirince ekmek de, şarap da altın külçesine dönüşür ve bu böyle gider, ta ki kral dileğinden vazgeçip tanrıya bir daha yakarsın. Bakkhos Midas'ı bağışlar, ona Sardes'e gitmesini, Paktolos (Sart) deresinin kaynağına dek çıkmasını ve topraktan fışkıran sularla başını ve ellerini yı­ kamasını buyurur. Kral da öyle yapar ve ir mak sularında arınır, ama o gün bugün Pak­ tolos altın pulları sürüklemektedir, altın diyarı Sardes'in zenginliği de oradan. Plutarkhos bu efsaneyi biraz başka biçimde anlatır: Midas ülkesinin uzak bir ilini gezmeye gitmiş, bir çölün ortasına düşmüş, içecek bir damla su bulamamış, Toprak Ana acınır, ona, çölün ortasında bir kaynak fışkırtmış, ama Midas kaynağa yaklaşıp su içmeye yelte nince suyun altına dönüştüğünü görmüş. Bu kez kral tanrı Dionysos'a yakarmış, Dionysos da kaynaktan saydam bir su akmasını sağla­ mış. Bu kaynağa Midas Pınarı denmiş. Kral Midas'ı asıl ünlü kılan masal kulaklarıy­ la ilgili masaldır. Ovidius bunu tanrı Pan'ın Apollon'la yarışmasına atıf yaparak anlatır, başka efsanelerde Apollon'la yapsan Pan de­ ğil, Marsyas'tır. Kral Midas bir gün Tmolos (Bozdag) dağının yamaçlarında dolaşırken Apollon'la Pan'ın (ya da Marsyas'ın) yarıştık­ larını ve bu yarışmaya yargıç olarak dag tan­ rısı Tmolos'u seçtiklerini görür. Midas Apollon'un lyra'sını da, Pan'ın (ya da Marsyas'ın) kavalını da dinler. Ne yapsın ki kaval sesini daha çok beğenir. Bozdag eteklerinde bir do­ laştınız mı, Sardes tapmağının karşısında yükselen o bakır rengi dağa hiç baktınız mı bilmem, ama oranın havasını, çevresini bili­ yorsanız, siz de Apollon'un sazına degll, Marsyas'ın kavalına ödül verirsiniz eminim O çevreye başka ses yakışmaz çünkü, doğa kıvır kıvır koyun sürülerini de, kavalıyla çobanını da kendiliğinden yaratır gibidir. Her ney-

se Tmolos Apollon'a vermiş ödülü, ama ya­ rışmaya tanık olan Midas hiç gerekmezken kavalı daha çok beğendiğini söylemiş. Apollon tanrı cezayı Marsyas'a vermiş, ama Midas'tan da öcünü almış: Kralın kulaklarını uzatıp uzatıp eşek kulağına çevirmiş. Midas eşek kulaklarını Phrygialıların sivri külahı al­ tında bir süre gizlemiş olsa gerek, berberi ol­ masa, belki sonuna dek gizleyebilecekti, ama her gün saçını, sakalını tıraş eden berber gör­ müş eşek kulaklarını, kimseye açmadığı bu sırdan kurtulmak için toprağa bir delik kaz­ mış ve içine eğilerek, "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye fısıldamış. Ama kazma vurduğu yerin çevresinde ossaat otlar, kamış­ lar bitmiş, bunlar yel estikçe dile gelerek, "Midas'ın kulakları eşek kulaklarıdır" diye yankılanmaya başlamışlar. Bu efsanenin öyle yerli bir havası var ki çağdaş tiyatro yazarlarımızdan Güngör Dilmen'e bir piyes esinlemiş. "Midas'ın Kulakla­ rımda Dilmen eski efsaneye bir motif daha katar, Midas kulaklarından korkmakta, utan­ maktadır, ama ne zaman ki bu korkuyu yene­ rek halkının karşısına çıkar, uzun kulakları bir ayıp değil, bir mucize, bir üstünlük oluverir halkının gözünde. Onun içindir ki sonunda Apollon tanrı Midas'ın uzun kulaklarını kuru­ tup normal insan kulağı biçimine sokunca, Midas halkın gözünde bir kahraman olmak­ tan çıkar, halkı aldatan bir yalancı oluverir. Öyle ki bahtsız kral yerlere kapanıp tanrıdan eşek kulaklarını geri istemek zorunda kalır. Dilmen'in piyesi bir efsanenin nasıl yeni yeni yorumlarla genişletilip yaşatılabilecegine ör­ nektir. Milctos. Milet şehrinin kurucu kahramanı. Efsaneye göre Apollon'un oğludur. Girit'te doğmuş ve Minos onu Girit'ten sürmüş, Ana­ dolu'ya gelince de Maiandros ırmak tanrının kızıyla evlenmiş. Kaunos'la Biblys'in babası sayılır. Başkaca bir efsanesi yoktur. Minerva. Tanrıça Athena'nın Latince adı. Minerva İtalya'nın yerlisi olmasa gerek. İlkin Etrüsklerin, sonra da Yunanlıların etkisiyle Roma'nın başlıca üç tanrısından biri olmuş­ tur. İupiter, İuno ve Minerva Capitolium üçlü­ sü diye anılırdı. Kendine özgü bir efsanesi yoktur.

Minos. Zeus'la Europe'nin oğlu, Sarpedon'la Rhadamanthys'in kardeşi sayılan efsanelik Girit kralı (Tab. 11 ve 15). Minos Girit tahtına çıkmak isteyince üç kar­ deş arasında kavga kopmuş, ama Minos tan­ rıların kendisinden yana olduklarını ileri sür­ müş, bunu tanıtlamak üzere de Poseidon tan­ rıdan bir dilek dilemiş, denizden bir boğa çı­ karmasını istemiş, bu boğayı da sonra gene tanrıya kurban etmeye söz vermiş. Dilediği gibi olmuş, denizden köpükler gibi ak bir bo­ ğa çıkagelmiş. Minos boğayı almış, tahta oturmuş, ama hayvanı tanrıya kurban etmeyi unutmuş. Güzelim ak boğayı sürülerinin ara­ sına damızlık olarak göndermiş. Bu duruma çok kızan deniz tanrı ak boğayı Minos'un ba­ şına bela etmiş, bir efsaneye göre hayvan ku­ durmuş, ortalığı kasıp kavurduğu bir sırada Herakles'in elinden öldürülmüş, ama iş bu­ nunla da kalmamış, kralın karısı Pasiphae bu boğaya dogadışı bir aşkla tutulmuş ve onunla birleşmiş. Kral Minos güneş tanrı Helios'un kızlarından Pasiphae ile evlenmişti. Bir za­ manlar Europe gibi boğaya vurulan Pasiphae ak boğayla birleşebilmek için Daidalos'a bir inek heykeli yaptırır, içine girer ve gebe kala­ rak Minotauros'u doğurur (Daidalos, Pasi­ phae). Ondan sonra da Girit sarayının yaşa­ mı karmakarışık olur. Helios döllerinin hepsi gibi Pasiphae de büyücüdür, seviştiği boğayı öldürttü diye Minos'u büyüler, yatağından yı­ lanlar, çıyanlar, akrepler çıkmasını sağlar, bunlar işi çapkınlığa vuran Minos'un yata§ma giren her kadını sokup öldürmekteymişler. Minos'un erkeklerle aşk maceraları olduğu da ileri sürülür. Pasiphae'den olan iki kızı Ariadne ile Phaidra'nın ömürleri de garip se­ rüvenlerle geçmiştir (Ariadne, Phaidra). Bu masallara karşın Minos efsaneye ilkel çağların en doğru ve haksever kralı diye geç­ miştir. Tanrı Zeus'tan esinlenerek yasalar çı­ karttığı için öldükten sona Hades'teki üç yar­ gıcın biri olmuş. Minos arkeolojide adını taşı­ yan çağlarda Girit'in komşu adalar ve kıyılar üzerindeki egemenliğini simgeleyen Atina ile savaşı ve oradan üç yılda (ya da yılda) bir yedi delikanlıyla yedi genç kızın Minotauros'a kur­ ban olarak verilmesi efsanesi de böyle bir du­ rumun dile gelmesidir. Masala göre Minos'un bu seferi kardeşi Androgeos'un ölümünden

öç almak içindir (Androıjnon). Ama Mlnos yalnız Yunanistan yarımadasına değil, Ana­ dolu kıyılarıyla Sicilya'ya kadar da uzanmış derler. Karya'ya geldiği, Sicilya'ya ise Daidalos'u kovaladığı söylenir (Daidalos). Buralar­ da Giritlilerin koloniler kurdukları anlatılır. Minotauros. Adı Minos'un boğası anlamı­ na gelen Minotauros insan bedenli, boğa baş­ lı bir canavarmış. Tanrı Poseidon'un kral Minos'a gönderdiği bir boğa ile Minos'un karısı Pasiphae'den dogmaymış. Minos bu korkunç yaratığı saklamak için mimarı Daidalos'a Labyrinthos sarayını yaptırmış (Pasiphae, Labyrinthos). Theseus Minos'un kızı Ariadne'nin yardımıyla Minotauros'u öldürmüş (Ariadne, Theseus). Minotauros Girit sanatında derin izler bı­ rakmış olan Girit'e özgü bir boğa kültünün simgesi olsa gerek. Mnemosyne. Adı bellek anlamına gelen Mnemosyne Uranos'la Gaia'nın kızıdır (Tab. 4). Efsaneye göre Zeus Pieria dağlarında do­ kuz gece yatmış ve Mnemosyne de dokuz Musaları doğurmuş. Moira'lar. Moira, pay ya da pay veren anla­ mına gelir. Efsanede üç olarak gösterilen Mo­ ira, yani kader tanrıçaları Hesiodos'ta "yaşa­ ma paylarımızı düzenleyenler" diye tanım­ lanır. Alın yazısı ve kader üstüne Yunan ilk­ çağının görüşü şudur: İnsan ana karnından doğar doğmaz kader onun ömür ipliğini bük­ meye koyulur, üç Moira her insanın ipliğini büker dururlar, günün birinde de keserler, o anda insan ölür. Ilyada'da dövüşen bir savaş­ çı için şöyle deniyor (İl. IV, 517): Bitti ömür yumağı tam o sırada!... Moira denince, çokluk ecel, ölüm akla ge­ lir, onun içindir ki Homeros destanlarında kader diye çevrilen Moira uğursuz ve zorlu olarak nitelenir. Ne var ki Moira Zeus'tan da daha güçlü ve üstündür. Tanrılar babası ona karşı gelemez, onun kararını değiştiremez. Savaş alanında oğlu Sarpedon yaralanınca Zeus ikirciklidir, sevgili oğlunu alıp kaçırmayı geçirir aklından, ama Hera kaderi ileri süre­ rek dikilir karşısına (Sarpedon). Homeros'ta bir ya da birkaç Moira'dan söz edilir, ama adları söylenmez, Hesiodos bun-

lan üç kız kardeş diye tanıtır ve adlarını verir. Moiralar Zeus'la Themis'in kızları, Horaların kardeşleridir (Theog. 905 vd.): ... Klotho, Lakhesis, Atropos tanrıçalar ki bilge Zeus büyük üstünlük vermişti onlara, ki onlar verir yalnız insanlara mutlu ya da mutsuz yaşama paylarını. Burada Moiralar yalnız ömür payını değil, bir de mutluluk ve mutsuzluk payını veriyor demektir insanlara. Kimi yerde Kederle bir tutulan Moiraların efsanesi yoktur (Kerter). Onlar yarı dinsel, yarı filozofik bir görüşün canlandırılmış imgeleridir. Platon da Devlet'in son bölümünde, yeniden yeryüzüne çı­ kacak olan ruhların Moiralara başvurduğunu anlatır (Dev. X, 620d-e): "Bütün ruhlar hayatlarını, geçtikten sonra gene o sırayla Lakhesis'e yaklaşmışlar. La­ khesis her birine kendi perisini vermiş; bu pe­ ri hayatı boyunca ona hizmet edecek, seçtiği kadere göre yaşatacakmış onu. Bu peri ilkin ruhu Klotho'ya götürüp onun eli altından ve döndürdüğü kirmenden geçiriyormuş; böyle­ ce ruh seçtiği kadere bağlanıyormuş. Ondan sonra Airopos, Klotho'nun eğirdiği kaderi öl­ çülmez hale sokuyor, sonunda ruh hiç arkası­ na dönmeden Kaderin tahtı önüne gelip du­ ruyor, sonra öte yanma geçiyormuş". Moneta. Haber veren, uyaran anlamına ge­ len Moneta, tapınağı Roma'da Capitolium tepesinde bulunan tanrıça İuno'nun bir ek adıdır. Bu adın nedeni İ. Ö. 390 yılında Roma'nın Galyalıların baskınına uğradığı sırada bu tapınağın kazlarının gece öterek düşma­ nın gelişini haber vermesidir. Mopsos. İkisi de tanrı sözcüsü olan iki efsanelik kişinin adı. (1) İdmon'la birlikte Argonaut'lar seferine katılır ve Argo gemisinde kâhin olarak görev yapar. Seferin sonunda Libya'ya varıldığında Mopsos bir yılan tarafından ısırılıp ölür (Ar­ gonaut'lar). (2) Teiresiaş'ın torunu, Manto'nun oğlu. Babasının kimliği üstüne kaynaklar ayrılır: Bütün kâhinler gibi Apollon'dan doğıma olduğu söylenir, ölümlü babası ise Argoslu Rhakios imiş (Manto, Rhakios). Mopsos'un Kolophon şehrini kurduğu anlatılır. Anası Man-

to'nun Klaros'taki Apollon tapınağını kurma­ sı üzerine Mopsos oranın tanrı sözcüsü olur, bu sıfatla zamanın en büyük kâhini Kalkhas'la yarışmaya girişir, Akhaların başkâhinini her bakımdan yener, üstünlüğü meydana çıkınca, Kalkhas öfkesinden canına kıyar (Kalkhas). Mopsos bundan sonra yine Troya'dan dönen Amphilokhos'la birlikte Kilikya'da Malsos şehrini kurarlar, teke tek kavga­ da birbirlerini öldürürler (Amphilokhos). Morpheus. Uyku tanrısı Hypnos'un üç bin çocuğundan biri sayılan Morpheus'un adı bi­ çim anlamına gelen "morphe" (Lat. forma) den türemedir. Morpheus insanlara uykuda çeşitli biçimlerde görünen düşleri simgeler. Uyku ve düş tanrılarının hepsi gibi Morpheus da kanatlıdır. Kocaman, hızlı kanatlarıyla dünyanın bir ucundan öbür ucuna şıp diye uçarmış. Mucius Scaevola. Tarquinius kralları Roma'dan kovulunca Porsenna adında bir Etrüsk kralı şehri kuşatmış. Mucius adlı bir Ro­ malı da düşman karargâhına girip Porsenna'yı öldürmek istemiş, ama kralı tanımadığı için yanılarak bir başkasını öldürmüş. Yakala­ nıp Porsenna'nın önüne getirilince Mucius orada bulunan bir ocağa sag elini koyup büs­ bütün yanıncaya kadar çıkarmamış. Bu eyle­ me şaşan Porsenna Mucius'a kılıcının geri verilmesini buyurmuş, kendisine de bunu ni­ çin yaptığını sormuş. Mucius kendi elinin yanmasının önemsiz olduğunu, çünkü kendisi gibi kurban olmaya hazır üç yüz Romalı bu­ lunduğu söylemiş. Korkuya kapılan Porsenna hemen Roma ile barış anlaşmasına girişmeyi yeg görmüş. Mucius'a da artık sag elini kulla­ namadığı için solak anlamına gelen Scaevola adı takılmış. Musalar. İlkçağ yazınında bir tanrısal varlık vardır ki ondan söz ederken her ozan, her yazar duygulanır, sesi bir başka içtenlik ve dokunaklılıkla çınlar kulaklarımızda. Bu varlık Yunanca "mousa", Latince "muşa" diye ad­ landırılıp batı dillerinin hepsine giren esin pe­ risidir. Ama Musa yalnız şairlere şiirler esinle­ yen bir peri de değildir, etki alanı çok daha geniştir. Adının kökeni asıl kimliğinin açık­ lanmasına yardım eder: "Mousa" Yunanca

akıl, düşünce, yaratıcılık gücü kavramlarını içeren "men" kökünden gelmedir. Bu kök Zeus'un Musaları üretmek için birleştiği Titan tanrıça Mnemosyne'nin adında da görülür, Athena'ya gebe kalan Metis'in adında da (Tab. 4). O da demektir ki, kaba güçleri ye­ nip başa geçtikten sonra kendi egemenliğini kurabilmek için Zeus tanrının ilk işi düzenli ve ölçülü oldukları oranda yaratıcı olan güçleri benimsemek olmuştur. Musalar işte bu gücün ürünü ve simgesidir. Bu güç ise tanrıya oldu­ ğu kadar insana da vergidir, giderek Olympos tanrıları insanüstü doğa güçlerinden uzaklaşıp insana yaklaşmayı amaç edindikleri zaman benimsedikleri bir güçtür. Musalar böylece insan ve tanrı arası birer varlık olarak düşünülebilir; insanı tanrı, tanrıyı insan yapar Musalar. Onun içindir ki böyle duygulanır şa­ irler de onlardan söz ederken. İnsana yaşa­ manın asıl tadını bağışlayan bu tanrısal varlığı her alana, özellikle sanat alanına yerleştirmiş olmak ilkçağ düşüncesinin bir parıltısıdır. Ku­ ru bir şair diye tanınan Hesiodos bile bakın nasıl coşar Musalardan dem vurunca. Hesio­ dos kendi anlatır ki Helikon dağının yamaçla­ rında sürülerini otlatan bir çobanmış, "dünya­ nın yüz karası zavallı bir yaratık" iken Musalar onu görür, çiçek açan bir defneden kopardık­ ları bir dalı ona asa diye verir (Theog. 31 vd.): Sonra tanrısal sesler üflediler içime olacakları ve olmuşları yüceltmek için, ve hele övmek için kendilerini her söylediğim destanın başında ve
sonunda.

Hesiodos böylece şair olunca, şu sözlerle tanımlar Musaları (Theog. 52 vd.):
Olympos'lu Musalar, koca kalkanlı Zeus'un kızları. Eleutheros yamaçlarının kraliçesi

Mnemosyne Kronos oğluyla birleşip Pieria'da getirdi onları dünyaya belaları unutturmak ve kaygıları dindirmek için. Dokuz gece buluştu onunla kutsal yatağında engin akıllı Zeus ölümsüzlerden uzakta. Günler, aylar geçip bir yıl tamam olunca dokuz kız getirdi dünyaya Mnemosyne.

Dokuz eş yürekli kızdır bunlar ezgiler söylemektir bütün İşleri. Gorgolar da sonradan Perseus ve Herakles'ln elleri allında yenilmişler (Gorgo... dans. Melpomene. Urania ve hepsinin başı sayılan Kalliope. 181 vd.ı geçmiş. Musalardan ve okçu Apollon'dan gelir yeryüzündeki ozanlar ve çalgıcılar nasıl Zeus'tan gelirse krallar. Terpsikhore. Kharitler de Himeros da başlarında yükselir güzel sesleri havalarda. Musaların yetki alanları çağlar ve şairlere göre değişir. çıkar. tanrıların bütün şenliklerinde ezgi söyler. Verilenlerden biri Amazonlar kraliçesi Myrina ile ilgilidir (İl. Mygdon. Gorgolan yenerek birçoğunu esir almış.): Şehrin önünde sarp bir tepe var. övünce Olympos'un mutlu tanrılarını unutuverir hemen dertlerini. Kadmos'la Harmoııla'uın düğünlerinde bulunmuşlardı) Adlarının geçmediği hemen de şiir yoktur. İşte böyle seslenir Olympos'lu Musalar dokuz tanrısal kızı ulu Zeus'un: Kilo. tragedya. ilkçağın son demlerine kadar süregider.. gider aklından üzüntüleri şenletir onu tanrıçaların büyüsü. Melpomene. Öbür Atlantlar teslim olmuşlar.. Bu bilgi açık seçik değildir. ama gece esirler bekçilerine saklı rıp büyük sayıda Amazon öldürmüşler. 16). oraları da ele 'M'I . dans ederler. Kilo. Sonra da onlarla birlikte Gorgolara karşı savaş açmış. Musaios. Peleus oğlu Akhilleus'un öfkesini söyle. Genellikle şöyle bir bölümleme yapılır: Kalliope. Uranla. Thetis'le Peleus'un. Euterpe. çıkılır ovanın dört bir yanından tepeye. atlı yirmi bin savaşçı kadı­ nın başında Atlantis ülkesinin başkentini al­ mış. < " > g rencisi ya da oğlu sayılan Musaios Attika el sanesinde Orpheus'a karşılık yaratılmış bir tip olsa gerek: Mistik nitelikteki ezgileri Eleusis gizemleriyle ilişkili derlerdi. gökbilimi. korolu şiir. tanrıça. bu kente Myrina adı veril­ miş. Ama zonlar bunların hakkından gelip. kara toprak yankılanır tanrı övgüleriyle. Bu tutum ve davranış Homeros'la başlar.. Karlı Olympos'un en yüksek tepesinde. Adı Musalarla ilgili efsanelik bir ozan. böylece Myrina Troya kral soyunun dişi atası olur. O zaman kral Priamos onun yardımına koştuğundan Mygdon da Troya savunmasına katılır (İl. Efsaneye göre Myrina bu savaşlarla kalma miş. III. Polhymnia. bu Batieia bir tanrıça mı ki ölümsüzler ona başka bir ad ve­ riyorlar? Bir kaynağa göre Myrina ya da Bati eia Troas bölgesinin eski kralı Teuker'in kızı­ dır (Tab. Yerine göre Orpheus'un arkadaşı.. Anlat bana. Erato. tarih. Batieia adını takmıştır ona halk. Musaların sevgilisi bir ozan anlatınca eski insanların destanlarını. tanrıça. Bir insanın dertsiz başına dert mi düştü. ka­ dınları da köle etmiş. II. Myrina. flütl. bin bir düzenli yaman adamı. Terpslkhore. tanrısal bir ezgi sarar dört bir yanı. komedya. Polhymnia. I İhya ve Mısır'. Erkeklerin hepsini kılıçtan geçirmiş. ölen arka daşlarına büyük mezarlar yapmışlar. Musaların kendilerine özgü efsaneleri yoktur . vurur dururlar Olympos yolunda. Thalia. haşka hiçbir kaygı yoktur yüreklerinde. Teuker onu ülkesine konuk ge­ len Dardanos'a verir. destan şairi ya da lirik şiir. ama burada ozan tek bir Musa'ya seslenir ve ona tanrıça der sadece: Söyle.. Myrina da cömert davranarak onla­ ra bir kent kurmuş. Thalia. İşte budur Musaların insanlara verdiği.. Ne mutlu Musaların sevdiği insana bal akar onun dudakları arasından. Sangarios (Sakarya) ırmağı kıyılarında otururmuş da günün birinde Amazonların sal­ dırısına uğramış.). Homeros'un iki büyük destanı da Musalara seslenişle başlar. oradadır koroları ue güzelim yurtları. Euterpe. 8 1 1 vd. pantomim. Perseus). İlyada'da adı geçen bir Phrygla kralı. İlyada'da Troya şehrinin topograf­ yası üstüne çok az bilgi verilir. Inıyülü bir ses yükselir adımlarından yürürken yüce babalarına doğru. Erato. Musaların sevgilisi ozanın toplumda ne ka­ ­­­ saygı ve sevgi gördüğü Odysseia'da can­ landırılan Demodokos tipinden bellidir (Demodokos). Myrina üstüne anlatılan öbür efsaneler şun­ lardır: Amazonlar kraliçesi Myrina Okeanos kıyılarında bulunan Atlantis ülkesine saldır­ mış ve yaya üç bin. üzüntüden kan mı kurudu yüreğinde. ölümsüzlerse yüksek atlayan Myrrhine'nln mezarı der.

Kıbrıs kralı Kinyras'm kızı (Kinyras. ama günün birinde Myrmeks tannçanın bulgusu olan sapanı bulmuş olmakla övün­ müş. Pelopsogullarının başına gelen bütün belaların nedeni de buymuş (Hippodameia. tutarmış. Myrmeks. Myrtilos da can verirken Pelops ve soyuna lanet okumuş. Myrina'yı öldüren kral Mopsos'muş. Oinomaos). Athena da bu yüzden onu sever. Myrtilos Oinomaos'un arabasının cıvatalarını gevşetmiş. Hippodameia'ya âşık olduğu ya da ondan yaptığı işe karşılık bir ge­ ce yatma sözü aldığı söylenen Myrtilos'u Pelops denize atmış. Efsane niteliğini taşımayan bu olay­ lar tarihsel bazı olaylara göre kurulmuş olsa gerek (Amazonlar). Pelops. Myrtilos. Athena da bu yalana kazarak onu bir ka­ rıncaya dönüştürmüş. Akhilleus ve babası Peleus'un yönettikleri Tesalyalı boya adını veren kahra­ man.geçirdikten sonra Arabistan ve Suriye yoluyla Anadolu'ya gelmiş ve Kilikyahlara boyun eğ­ dirmiş. Smyrna). becerikli bir Atinalı kız­ mış. Adonis. Toros dağlarını da aştıktan sonra Phrygia'dan geçerek Kaikos (Bakırçayı) kıyı­ larına gelmiş ve orada (yani Bergama ovasın­ da) yerleşmiş. Myrmidon. böylece Pelops'un yarışı kazanmasını ve Hippodameia ile kaçmasını sağlamış. Adı karınca anlamına gelen Myrmeks hamarat. Pelops'la Hippodameia efsanesin­ de adı geçen arabacı. 210 . Myrrha. Zeus'un oğlu olmakla geçinir.

Nana böy le bakadururken. Bir ef­ saneye göre Naksos Karyalı göçmenlerin ba­ şında eskiden Dia adını taşıyan bu adaya gel­ miş. ölünce de bütün halkının yok ol. badem içi­ nin aklığını. teninin aklığı üzerine tutmuş. bira/ sonra da tufan olmuş. Nerkis çiçeğine adını veren Narkissos'un öyküsü hemen her çağda şairleri esinlemiş bir öyküdür. sularını içen ya da sularına da­ lan hastaları iyileştirme güçleri vardır. pembe pembe batmaktaymış. Başka bir kaynakta onun Endymion'la Selene'nin oğlu olduğu. hayret ve hayranlıkla bakakalan gözleri önünde tuhaf bir şeyler olmaya bağlamış: Sanki badem içinin ve göğsünün aklığı eriye- rek birbirine karışmaya koyulmuş. 23): "Sakarya ırmağının kızı. Nannakos üç yüz­ yıl yaşamış. Ağaç perileri (Drysa. Asopos gibi ırmakların perileri. Agdistis-Attis efsanesinde adı geçer. öldüğü gün halk topluca ağlamaya koyulmuş. Nana. s. Bu yüzden "Nannakos'un gözyaşları" di­ ye bir deyim kalmıştır. sı­ cak bir günün akşamı serinlemek için. Ovidius. Deukalioh tufanından önce yaşamış bir Phrygia kralıdır. yalvarmalar düzenlemiş. Kyklad takımadalarından Naksos adasına adını veren kurucu kahraman. ama ölümsüz değil­ dirler. Bu olay Theseus'tan üç kuşak önce olmuştur. Narkissos. Hamadryas) gibi uzun ömürlü olurlar. Tersi­ ne kimi inançlara göre Naiaslar sularında yı­ kanan insanları çıldırtmış. Dokuz ay sonra. yumuşak iki göğsü arasında tutai ken.ledl. yaradılışı vermedi izin söze başlamaya. Su perisi bademi kırıp soymuş. bütün dünya pespembe bir boş­ luk olmuş. düştü gizlenerek izlerinin ardına. Salmakis). Şıpır şıpır yıkanır­ ken. Her suyun kendine özgü bir Naias'ı vardır. dere ya da ırmağa bağlıdır. bakılmayacak güzellikte bir oğlan doğur­ muş". ya da gizli bazı hastalıklara çarptırmıştır (Nympha). Başka bir efsaneye göre. Tufan olacağını öngörmüş ve olmaması için topluca yakar­ malar. Tatlı tatlı esnerken. kaç kere yumuşak dileklerini ona sunmak e. O sıralarda güneş. Bu dualar sı­ rasında da Nannakos habire gözyaşı döker miş. böylece tanrı sözü g<tl çekleşmiş. Efsanelerin birleştiği bir nokta Nak­ sos adasının Anadolu'dan gelme göçmenlerle meydana getirildiğidir. Yaşamları. bir badem ağacının dalı üzerine eğilmiş. daha başkasında da Apollon'la Akallis'ten doğduğu söylenir (Akallis).N Naiades. Narkissos'la Ekho efsanelerini bir­ leştirerek iki insanın aşk uğruna harcadıkları boşuna çabaları bir tek dram olarak canlandı­ rır. gebe kalmış olduğu nun farkına varmış. Bu masallar Tufan efsanesinin Anadolu kaynaklı olduğunu açığa vurmaktadır. 1944 yılı Tercüme Mecmuası'nda çıkan Can Yücel'in çevirisidir: Ekho görünce Narkissos'u bir ıssız kırda dolaşırken arzu sardı gönlünü. içinde bulundukları kaynak. ırmağın kızları sayılır. Beyaz badem İçini yemeden önce. kendi­ ni Sakarya suyuna atmış. Uyandığında yıldızlar pırıl pırılmış. bekleyebilirdi ancak sözleri ki onlara cevap yollayaı ak . su perisi Nana. Ba­ dem içini. Kaç kere okşayıcı gözlerle ona sokulmak. yerleşmiş ve ona adını vermiştir. Nannakos. kiminin adı efsaneye geçmiştir (Arethusa. bir çıranın ucuna sürülmüş yanıcı kükürt beri getirilen alevi nasıl kaparsa Ekho da yaklaştıkça ona daha yakından yanıyordu aşkla. Homeros bunların bütün nympha'lar gibi Zeus'un kızları olduğunu söyler. Sangarios (Sakarya) ırmağının kızı. Verdiğimiz çe­ viri. Naisler ya da Naiaslar. Naiasların. adları yüz­ mek anlamına gelen fiilden türemiş olan su perileridir. Kaynakları efsanelere göre değişir. Onu en güzel anlatan­ lar arasında da Latin şairi Ovidius önde gelir. içine tatlı bir baygınlık yayıl mış. her nedense.ı cağını bildiren bir tanrı sözü varmış. Naksos. yüzüne. Nannakos çok es­ ki zamanlarda. Onun ustaca anlatımından birkaç parçayı aşağıya almayı uygun gördük. Halikarnas Balıkçısı serüvenini şöyle anlatır (Hey Koca Yurt. Masala göre. Kimi mythos yazarı onları Okeanos soyuna bağlar.

Ekho da uzaktan seyreder sevdiğini. Ekho da koşa koşa çıkar ormandan. bakıyordu kendine kendi şaşkın şaşkın. Ne vahşi bir hayvan. Kendime olan sevgimle yanıyorum. "Burada buluşalım" der. Gidermek isterken susuzluğunu. uzanır Narkissos av yorgunluğu ve sıcağın verdiği ağırlıkla yere. ne otlayan bir keçi. yeraltına göçtükten sonra bile. aldatmıyor beni artık hayalim. bu yeteneğin­ den faydalanarak Nauplios'ıı kötü işlerde kul- . Ekho başka bir şey söylemedi: "Senin her şeyim ". (1) Tanrı Poseidon'la Danaos kızı Amymone'nin oğlu. "Elveda" deyince o. Ellerini kaç kere daldırdı. Pınar ve yerin güzelliği çeker onu kendine. ne bir sürü. Peloponez'in ünlü li­ manlarından olan Nauplia'nın kurucusu (Amymone). (2) Yukarda adı geçen Nauplios'un küçük torunu. bakıyordu Styks sularına. ama oğlan kızı görünce kaçmaya koyulur: "Ölmek yeğdir" diye bağırıyordu "olacaksa senin her şeyim". içini yakan ateşi tutuşturan da kendiydi. yanan da. boşa kavuştu kolları sularda. Kemirsin artık gücümü acı. garip bir dilek seven için ama. vücut sanıyordu sulardakini Donakaldı Paros mermerinden bir heykele benzeyen o aynı yüzle kımıldamaksızm. tek bir kuş bile yoktu onun sükûnunu bozan. Kaç kere faydasız öpücükler sundu aldatan pınara. ölüm kapadı efendilerinin güzelliğine hayran gözlerini. severken onu kendini seviyor. Çevresinde en yakın suyla beslenir bir çayır. Yorgun başını dayadı sık çayırlığa. Tutuşturan da ben.. Ayrılabilsem vücudumdan. Ve şimdi can verelim ikimiz bir solukta. isterken kendini istiyordu. kimi efsanelerde kralların. içtikçe suya vuran güzelliğine hayran.. bağırdı Ekho: "Elveda".. Ona ulaşan ne bir çoban. onun yerine geçer (Argonaut'lar). Bundan sonra da asıl Narkissos efsanesi başlar: Berrak bir pınar vardı. artıyordu bir yandan susuzluğu. dalgalarında gümüşler oynaşır. o benim.. fakat yanıyordu onunla. gözlerini ayırmadan sulara bakan Narkissos'un: "Ey boş yere sevdiğim çocuk". arzuladığım benimle. "Var" diye cevap verdi yankı. Nauplios Palamedes'in babası olarak Palamedes efsanesinde rol oy­ nar (Palamedes). dövündüler Dryas'lar. Ekho da katıldı onlara. sevdiğim uzak olsa keşke. Ölüm gelmeyecek bana ağır dinecekse acılarım. tekrarlar durur iniltilerini ve bu güzelim şiir şu dizelerle sona erer: Şunlar oldu son sözleri. Bilmeden kendini arzuluyor. ve oranın güneş ışığıyla ısınmasına engel olan orman.. odun yığınını. Narkissos. ve gledi son günleri ömrümün. yerinde sarı göbeğini beyaz yaprakların kucakladığı bir çiçek buldular. Sevdiğim daha ömürlü olsun dilerim.. gözleri aldatan hayal onu coşturuyordu. Narkissos anlar başına geleni ve şöyle dile getirir: Anlıyorum. ne ağaçtan düşen bir dal. seviyordu tensiz bir hayali. Narkissos gün geçtikçe eriyip gider. Ne yapayım?İsteneyim mi?lsteyeyim mi? İstenecek ne kaldı artık? Beni yoksul ediyor varlığım. Hâlâ bakıyordu kendine. Tam sedyeyi. Neyi gördüğünü bilmiyor. Nauplios. göçüyorum hayatımın baharında. vücut yoktu hiçbir yerde. Dövündüler bacıları Naias'lar kesik saçlarını yanı başına koydular. titreyen meşaleleri hazırladılar. yer tekrar iletti dediklerini. Argonaut'lar seferine katılır ve dü­ menci Tiphys öldükten sonra. Nauplios usta bir denizcidir.NAUPLIOS Narkissos'la Ekho arasında anlamsız diya­ log şöyle sürdürülür: Bağırdı: "Orada kim var?".

Akhalardan haksızlık görüp taşlanınca. boyun boşun. görünüşün. Nauplios kızı kurtarır. Akha yiğitlerinin yur­ da dönüşlerinde can vermeleri için de girişim­ de bulunur ve Oileus oğlu Aias'ın gemisinin kayalara çarparak parçalanmasını sağlar. Ne de kaygısız doğurmuş. şipşirin. uzun zaman kız kalamazsın nasıl olsa. anan olacak kadın seni/ Güzel rubaların kalmış yüzüstü. Tan ağarırken gidelim yumaya. ister tanrı ol. tanrıça Athena kızın bir arkadaşı kılığında düşüne girer (Od. ulu Zeus'un kızı Artemis olmalısın. Auge de Anadolu'ya varınca Telephos'u doğu­ rur (Auge). . daha kocaman görünmesini sağladı. kraliçem sana. Odysseus'u yıkamalarını. Mysialı gemicilere satar.): Doğru yürüdü çok süslü yatak odasına. Homeros bu güzel kızı bize tanıttıktan ve Odysseus'la ta­ nıştırıp onunla olan gönül macerasına dokun­ duktan hemen sonra. başta Klytaimestra olmak üzere bir­ çoklarının âşıklar tutup kocalarını aldatmala­ rını sağlar. saçları dökülüyordu basından kıuır kıvır. Bu söz­ lere dayanılır mı. sevebileceği bir erkeği bulup onunla evlenmeyi özleyen bir kızın bütün duygularını ince bir gerçeklikle canlandırır bi­ ze. mutluluk getirir babana. kızı Atıge'yl deniz­ de boğmak görevini Nauplios'a verir. hazırlık yapmalısın düğüne. ama asıl mutlu olacak insan bu güzel kı­ zı alıp evine götürecek kocadır. ulu yürekli Alkinoos'un kızı. tutayım işi bir ucundan. güneşe serilir. Nauplios Akhalar­ dan öç alma işine kovulur ve Troya savaşında bulunan yiğitlerin karılarını baştan çıkarmaya uğraşır. babasın­ dan katır arabasını ister. yalnız Penelopeia üstüne yaptığı deneme sonuç vermez. Odysseus bakar ki genç kızlar oynaşıyor ır­ mak kıyısında. kraliçe Arete'nin kızlara yıkanacak güzel rubalarla birlikte kokulu yağ­ lar ve bir sepet içinde günlük kumanyalarını vermesi ayrıntılarıyla anlatılır. görünüşü tanrılara denk. güzelce giyinip kuşanmaksın. Odysseia' nın VI. Çamaşırlar yı­ kanıp durulanır. Hizmetçi kızlar kaçışırlar. Odysseus'un sözleri de yüreğine işler: Yalvarırım. Nausikaa şafakla birlikte kalkar. bir kız yatıyordu orada. Odysseia birçok öykülerden örül­ müş uzun bir romandır. sonra da top oynamaya koyulurlar. der. ulu anana. Girit kralı Katreus kızları Aerope ile Klymene'yi aynı amaçla Nauplios'a verir. Mitograflar kendisinin de aynı biçimde öldürül­ düğünü ileri sürerler. Ara­ banın hazırlanması. Tanrıça kızın yatağına yel gibi varır ve şu sözlerle kışkırtır. VI. Dillere destan olur böyle düğünler. ama Alkinoos anlar her nasılsa kızının düğün hazırlığı yaptığını. Nauplios bu kızları da kurtarır ve Aerope'yi Atreus'la evlendirir. tıpkı sümbül çiçekleri gibi. Nauslkaa'ydı bu. Bol yapraklı bir dalla örter er­ kekliğini. çıkar Nausikaa'nın karşısına yalva­ rır. bir yanında bir hizmetçi yatıyordu. giydirmelerini buyurur. oysa geldi çattı evleneceğin gün. Bu öykülerin en se­ vimlisi de Phaiak prensesi Nausikaa'nın yarı­ da kalmış romanı olsa gerek. geleyim ben de. bir yanında bir hizmetçi. Nausikaa. Yaygın göklerdeki tanrılardansan. Nausikaa hizmetçilerini ça­ ğırır.landıkları anlatılır: Aleos. Top ırmağın gerisindeki koruluğa düşer. boyu boşu. cana yakındı ikisi de. Oğlu Palamedes. bu iki insanı ayırır ve bize genç kızın uğradığı hayal kırıklığını sez­ dirmekle yetinir. dipdiri bedeninle tıpkı osunl Sonra da anasının. O ana kadar da Nausikaa'yi hayata açılan. çabucak olsun bitsin bu iş. Bu işe niçin gi­ riştiğini de söylemez. seni sevenler de giyinip kuşanmak. kızlar oturup yemeklerini yerler. ırmağa gidip çama­ şır yıkamak istediğini söyler. orada günlerce denizde yüzmekten bit­ kin düşmüş uyuyan Odysseus'u uyandırır. yalnız Nausikaa ürkmez yosunlarla örtülü çıplak erkeği görün­ ce. babasının mutluluğunu över. bölümünde Phaiak prense­ sini yatak odasında uyur görür. 15 vd. pırıl pırıl kapı kanatları kapalıydılar. Nausikaa. ister insan. kendisi de Klymene'yi alır (Aerope). Odysseus yıkandıktan sonra daha bir yakışıklı ve alımlı olur: Zeus'tan doğma tanrıça Athena daha iri.

yerleştirdi Skherie'ye. kanatlı sözlerle. leus'un on iki oğlu olur. onların kısraklarca büyütüldükleri anlatılır. göz göze geldi Odysseus'la öylece ona baktı. alın teriyle yaşayan insanlardan uzağa. an radığını ve çok hırpalandığını görürler. VI. Çok geçmeden acı yanılgısını anlar: Odys­ seus kimliğini açığa vurur.Olan olmuştur. Kurnaz Odysseus da bo­ zuntuya vermez. Tyro tanrı PoseiSağlam yapılı kapının aralığında Nausikaa don'dan doğurduğu çocukları dağa bırakınca. o erdemli kral kızının adı anılmaz Odysseia'da. Nausikaa. Herakles'in açtığı bir döneceksem ben yurduma. Eris'ten dogma simgesel bir varlığa verilen ad. Nestor'un Troya savaşı ve îlyada'daki bir tanrı gibi tapacağım sana orada. Pelias'ın ikiz kardeşi (Tab. Tyro'nun üvey anası Sidero'nun hışmına uğ­ baba toprağına döndüğünde unutma. gün (2) Atina kralı Kodros'un oğlu Neleus efsa­ boyunca. onu şehre götürürken aklına saplanmış olan konuya değinir. NeZeus. Tanrı yüzlü Nausithoos onları kaldırdı. sabahtan akşama dek. Nausikaa'nın romanı yıkılır. Neikos. kral kızı kendine bir yabancı koca bulmuş derler. sağ. engin gökte oturanlara. Alkinoos'un sarayına git­ mek üzere kızdan ayrılınca Nausikaa'yı bir koca bulmuş olma umudu. kalsa burada.): Eskiden Phaiak'lar engin Hypereia'da otururdu. Pontos'la Gaia soyundan ENausithoos birçok efsanelik kişilerin adıdır: khidna'nın Orthas'. Ama o çoktan boylamıştı Hades ülkesini. (2) Theseus'u Girit'e götüren geminin dü­ mencisi de Nausithoos adını taşır. dedi ki: kral olduğu İolkos'a dönünce anaları "Sağ. esen kal. can verdin bana sen. bir daha da Nausi­ şehrini kurmuş (Kadros). esen kal. sevinci İçinde bı­ rakır.. götürdü. Sidebeni. konuğumuz. VIII. otursa bizim yanımızda. Odysseus'la tatlı tatlı konuşur. tek amacının İthake'ye karısının yanına dönmek olduğunu söy­ ler. ra kardeşiyle taht konusunda kavgaya tutu­ dedi ki: şur. Dört yandan surla çevirmişti kenti. Neikos çatışma. kadın Hera tapı­ sen ilkin bana borçlusun kurtuluşunu". hem de eşi olan Arete'nin dedesidir. 458 vd\): (1) Poseidon tanrının oğlu Nausithoos Phaiakların ilk kralıdır. Here'nin uzaktan gürleyen kocası. Nemeia. yalnız Nestor kur­ günümü. tapmaklar yapmıştı tanrılara. böylesine bir gün kocam desem. biz Phaiaklar dururken almış onu yanına yürüyor diye halkınca kı­ nanmaktan korktuğunu ileri sürer. göreceksem sıla savaşta on bir tanesi ölür. eğer isterse. kavga anlamına gelir (Eriş). ro'yu öldürmeye kalkarlar. Messenia bölgesinde Pylos şehrini kurar. Bu kral Alkinoos'un babası ve Alkinoos'un hem yeğeni. Nausikaa gönlünü kaptır­ mıştır. Bu konu düşmez ağzından. evler kurmuş. İkizler yetişip ölümlü babaları Kretheus'un sonra seslendi. şimdiyse tanrılara benzer. Odysseus'ta Phaiak ili bi­ ze şöyle tanıtılır (Od. Herakles efsanesinde sözü geçen Nausithoos. bir arada görünmeyelim der. İolkos'tan kovulur ve gelir Peloponez'in "Ulu yürekli Alkinoos'un kızı. Son­ Çok akıllı Odysseus karşılık verdi ona. 22). tulur. tekmil toprakları dağıtmıştı. Tepegözler onların topraklarını boyuna yağma ederdiler. Ne olur. dikildi karşısına. nağına sığındığı halde Pelias onu vurur. Hızlı gemici anlamına gelen Nemeia aslanı. Neleus. kaa'nın. ha­ mamdan güzel urbalar giyinmiş olarak çık­ makta ve şölene gitmektedir ki prensesle kar­ şılaşır (Od. rolü önemlidir (Nestor). köpegiyle birleşerek mey- . şöyle der kendi kendine: Demin yüzüne bakılmaz gibi geldi bana. ey genç kız. (1) Tyro ile Poseidon'un oğlu. (3) Odysseus'un Kalypso'dan olma bir oğ­ lu. Odysseus yo­ la çıkmak üzere hazırlıklarını yapmış. can!" neye göre bir bölük Attikalı ve Messenialı ile birlikte îonya'ya göçmüş ve orada Miletos Perde böylece kapanır.. çünkü dedikodu olur. 4 vd. her vakit.

Bu nitelik de tragedyada büyük bir rol oynar. Bu­ nu kıskanan Hermione'nin teyze oğlu ve ni­ şanlısı Orestes eliyle Neoptolemos'u öldür­ mesi tragedya yazarlarının işledikleri bir mo­ tif olmuştur (Hermione. ama çokluk İnsanlarda ölçüsüzlüğü. (3) Aristophanes'in "Nephelai" (Bulutlar) adlı komedyasında bulutlar birer kadın olarak simgelenmiştir. Phriksos'la Helle'nin anaları (Atharnas). 233 vd. muradına ermemesi için Zeus Hera biçiminde bir bulut yaratır ve İksi on'un onunla birleşmesini sağlar. kimi za­ man Okeanos'un kıyılarında. Nemesis hem soyut bir kavramı simgeler. ' Kavram olarak Nemesis tanrısal öcü simge­ ler. 6). Hera'ya âşıktır. sonunda bir kaz olur. Sokrates ve genellikle filozoflarla alay ettiği bu oyunda Aristophanes belki de halk masallarından ve onlardan alınmış motiflerden esinlenmiştir. tapınakta­ ki tanrıça heykelini ünlü heykeltıraş Pheidias Paros mermerinden yontmuş. Henıkles). Gaia'nın Pontos'la ya­ ni Toprak'ın Deniz'le birleşmesinden doğ­ muştur (Tab. Ama Menelaos kızından çocuğu olmadığı halde. Troya'da Akha ordusu Neoplolemos'u coşkuyla karşılamış. (2) Bulutu simgeleyen bir varlık olarak I N V phele'nin İksion efsanesinde adı geçer. Bu Nephe­ le Kentaur'ların anası olur (İksion. Neoptolemos savaş dönüşü Epir bölgesine yerleşir. orada Akhilleus'un oğlu hasta olan Philoktetes'i Troya'ya gelmeye kandırmış (Philokktetes). Adı yeni savaşçı anlamına gelen Neoptolemos Akhilleus'un oğludur. Nephele. Orestes). Athamas lno ile evlenmek için Nephele'yl b< > şar. Batı Kızları'nın bahçlerinde otururlar.ılın da bulunup şehrin ele geçmesine yardım eden savaşçılardandır. Nemesis ölçüsüz gururlarını cezalandırmış. Akhilîeus öldükten sonra da Troya şehrinin ancak oğlu lavaşa katılırsa düşeceği üstüne bir fal çık­ mış. İksi on. Nemesis. kendine ve talihine aşın güveni cezalandıran varlık olarak göste­ rilir. Bu mermeri Persler Atina'yı aldıktan sonar zafer anıtı ola­ rak dikmeye hazırlanırken. Nemesis'ten doğan yu­ murtanın Leda'nın eline geçtiği ve Helene ile Dioskurların bu yumurtadan çıktıkları anlatılır (Leda). hem de tanrısal bir varlık olarak canlandırılır. tanrı da kuğu kuşu biçi­ minde onunla birleşir. kimi zaman Erinyslere karışır. Zeus ona tutulur. babacan tanrı derler ona . mermer de böylece tanrıçanın heykelini yontmaya yaramış. oğluna Neoptolemos'tan başka Pyrrhos (yani kızıl saçlı) adı verilmiş (Akhilîeus). Hesiodos'a göre Gece tanrıça Nyks'in kızıdır. ki­ mi zaman Olympos'un tepesinde. 6): Hesiodos'a göre. delikanlıyı alıp getirmek üzere de elçiler gönderilmiş. Onu kız kılığında Skyros kralı Lykomedes'in hareminde bulunduğu sıralarda üretmişti. Nereus Deniz İhtiyarlarından biridir.ilana getirdiği canavarlardan biridir (Tab. Bunlar Neoptolemos'la birlikte Iroya'ya giderken Lemnos adasında durak vermişler. Herakles onun hakkından geldi (Ekhldna. Troya . Akhilleus orada Pyrrha adıyla saklandığı için. Marathon'a yakın küçük bir Attika kentin­ de Nemesis'in bir tapınağı varmış.Nereus Kızları. Peleus'un ülkesine dönmeyip de Epir'e yerleşmesinin nedeni üstüne efsaneler birbirini tutmaz.): DEniz doğru sözlü Nereus'u yarattı: En büyüğüdür o bütün çocuklarının. Neoptole­ mos' u dedesi Lykomedes yetiştirir. Neoptolemos birçok efsane­ lerde Hermione'nin kocası olarak gösterilir. Ate ile Hybris'in hemen ardından gelir. Hesiodos şöyle tanıtır onu (Theog. bulut tanrıça da çocuklarını kurtaracak altın postlu koçu gönderir onlara (Helle). Kentaur' lar). (1) Athamas'ın birinci karısı. yiğit babası gibi yararlık göstererek Telephos'nn oğlu Euryplos'u öldürmüş ve adını taşıyan bir sa- vaş oyunu (pyrrhike) düzenlemiş. Andormakhe'den üç oğlu olmuş. Hera'nın beslediği bu aslan Nemela bölgesine korku salmaktaydı ki. bunlar Okeanos kızlarıdır. Nereus . Babasını anmak üzere de mezarı üstünde Priamos kızı Polyksene'yi kurban eder (Polyksene). Şehir düştükten sonra Hektor'un oğlu Astyanaks'ı surdan aşağı ata­ rak öldürür ve Andromakhe'yi esir olarak alır (Andromakhe). Babası Troya savaşına gidince. ama Neme­ sis tanrıdan kaçmak için bin bir biçime girer. Neoptolemos.

Doris de. 38 vd. babalarıyla birlikte denizin dibindeki bir sarayda yaşarlar. I i I - Denizin dibinde daha ne kadar Nerus kızı varsa doldurmuşlar gümüş ışınlarla mağarayı. başladı inlemeye. Pylos kralı ihtiyar Nestor Homeros'un yarattığı eşsiz bir 1 tiptir. Akhaların danışmanı.. özelliği olan yaşa ve yaşlıya saygı duygusu­ denizin dibinde ne kadar Nereus kızı nun ne kadar derine gittiği Homeros destan­ varsa.. Herakles'in attığı bir okla can verdiği sırada Deianeira'ya bir iksir vermesi. Nereus kızları. kardeşlerinin Apollon'la Artemis'in oklanyla öldürülmesini gör­ müştür. Hesiodos da bal­ landıra ballandıra sayarlar adlarını (İl. beline kadar. larında Nestor'a verilen önem ve değerle öl­ tekmil tanrıçalar sardı çevresini. sola öğütler verir. bilgisi. XVIII. Herakles Pholos'la birlikte Kentaur'ların saldırısına uğrayınca Nessos'a karşı da savaşmış ve onu püskürtmüştû. Pylos kralı da böyle­ ce üç kuşak boyunca yaşamış. ama mutlu bir ihti­ yardır. Bu saray da Ege denizinde. (Birkaç dize adları sayılır): Nestor Neleus'la Khioris'in en küçük oğlu­ dur (Tab. Nereus kızları da yiğide yardım ederler ve babaların­ dan istediği bilgileri nasıl alabileceğini öğretir­ ler ona (Herakles). "ekin vermeyen denizin ortasında" tam elli kız doğurur Nereus'a. Böylesi ihtiyar tipine ilkçağ yazınında bir daha rastlanmaz. bütün deniz tanrıları gibi biçim de­ ğiştirmek yetisine sahiptir. Herakles Nereus'tan Batı kızlarının bahçesine varmak için yolu sorunca. yiğidin de bu gömleği giyer giymez korkunç acılar içinde yanıp tu­ tuşması ve sonunda da ölmesi Deianeira ve Herakles maddelerinde anlatılmıştır (Pholos. XVIII. çünkü denizin köpüklü dalgalarını. ya da çelengiyle sararlarmış onu çepeçevre. Knidos. kadının Herakles'e bu iksire batırdığı bir gömlek göndermesi. Nereus kimi kez yüze çıkarmış. At adam da Euenos ırmağı kıyısına sığınmış. dalgalarla oyna­ şırlar. iyiden yanadır. Orada altın tahtlann üstünde otururmuş Nereus'un birbirin­ den güzel elli kızı. nakış yapmak ve şarkı söylemekle geçirirler. .. herkes de sabırla dinler onu. Deniz İhtiyarı cevap vermemek için bir sürü hayvan biçimine girer. anası Thetis'i yardıma çağırır. geçilmez ukalalığından.): Nereus. Ayrıca anası Khloris bir Niobe kızıdır. ApoIIon bu soya acımış ve bu kadar çok ölüme karşın Nestor'a çok uzun bir ömür bağışlanmasını sağlamış. Herakles efsanesinde önemli bir rol oynayan at adam. o da kız kardeşleri Nereus kızlarına dert yanar (İl. doğruluktan hiç ayrılmaz düşünceleri. Nessos sırtına aldığı Deianeira'nın ırzına geç­ mek istemiş. hepsi de durmadan dövüyorlardı göğüslerini. Akhilleus arkadaşı Patroklos ölünce derin bir yasa kapılır. Ki­ mi zaman bir olaya karışıp yeryüzüne geldik­ leri de görülür. geçirmiş. her kıssadan hisse alır ve durmadan nutuk çeker. Nestor. Nessos. 240-264). bir eşini daha bulmak için Shakespeare'leri. Bunlara Nereus kız­ ları denir ve Homeros da. 38-49 ve Theog. elli denizkızı. İlkçağın bir . yani Tekirburnu açık­ larındaki bir magaradaymış. deniz yü­ zünde oynayan ve koro halinde türkü söyle­ yen bir dans ve ezgi çemberi. Sağa. çülebilir.çünkü hem dürüst. hep doğruluktan. Nereus kızları Amphitrite'nin alayında yer alırlar. Su yüzüne pek çıkmazlarmış. Yiğit karısı Deianeira ile bu ırmağı geçecek olunca. yunus balıkları ve efsanelik deniz yara­ tıklarıyla birlikte yüzüp gezerlermiş. bitmez tükenmez anılar anlatır. orada yolculara ırmağı geçirtiyordu. Poseidon tanrının eşi Amphitrite de bir denizkızıdır. hem yumuşak huyludur. Nestor ihtiyardır. Balzac'lan beklemek gerekir. Nereus Okeanos kızı Doris'le evlenir. Herakles'in öldürdüğü Neleusogullarından bir o sag kalmıştır. Ulu anası bir çığlık attı. dalgaları yara yara Troya'ya giderler ve orada kıyıya çıktıkları bile görülür. renklerini ve çeşitli halle­ rini simgeledikleri gibi bu kızlar. görgü­ sü yüzünden de öyle bir üstünlük duyar ki. Euenos). efsanelerde önemli yer tutup rol oynayan kişiler de çık­ mıştır aralarından: AkhiUeus'un anası Thetis bir Nereus kızı. çok görmüş. Thetis'in ardından. 22). Nereus kızları günlerini iplik dokumak.. İşte o zaman.

Odysseia'nın III. Hemen her bölümde rolü vardır.): Bir zamanlar savaşta çok usta olan bu yaşlı adam. bir baba gibi ona bakar ve yanına kendi oğlu Thrasymedes'i verip bir arabayla Lakedaimon'a. 248vd. 6). llyada'da bu ihtiyarın başına bir dert gelmez. bugün İznik di­ ye anılan şehirdir. ama sonra tanrıya boyun eğmiş ve ona birçok ço­ cuklar doğurmuş. Agamemnon'la Akhilleus arasındaki kavgada hemen arabuluculuk işine girişir (İl. Odysseia'da Telemakhos'un babasından haber al­ mak ve İthake'deki karışık duruma bir çare bulmak için Nestor'a danışmaya gittiğini gö­ rürüz. Menelaos'un yanma gönderir. savaşı planla­ yan odur. karşı koymaya çalıştığı bir anda da attığı bir okla onu yere serip öldürmüş. kendisini Hymnos gibi öldürmeyi kurduğunu anlayınca da. dizlerin de yüreğine tıpatıp uysa. ona tu­ tacağı yolu gösterir. bölümünde anlatı­ lan bu buluşma destanın en canlı parçalarındandır. Savaşta oğullarının yararlık göstermesini sağlar. Geç ilkçağın mitograflarının yazdığı bir efsaneye göre. hızla uçan bir kız olarak canlandırılır.Troya savaşına gelmeden önce Lapith'lerle Kentaur'lar arasındaki savaşa. Nike tanrıça Athena'nın bir ek adı olduğu gi- . Akhalarm büyük girişim­ leri hep onun kafasından çıkar. Kanatlı. yalnız avcılıktan hoşlanırmış. Nikaia gebe kalmış. Sevindi kral Agamemnon görünce onu. Akhilleus arkadaşının öcünü alarak Memnon'u öldürür (Antilo­ khos. Nestor rahat bir dönüş yolculuğu yapar. onun gösterdiği varlığı pek az yiğit gösterebilir. sen de delikanlılar arasına kanşabllsen hani. Dilinden sözler akardı baldan tatlı. dedi ki: "ihtiyar. Hymnos adlı bir çoban gönül vermiş ona. Nike zaferi simgeleyen bir tanrıçadır. kimi mitograflar onu Athena'nın oyun arkadaşı olarak gösterirler. Nestor Troya savaşına iki oğlu Antilokhos ve Thrasymedes'le gelir. tanrısal Pylos'ta doğup büyümüşlerdi beraberce. eylemiyle Nestor bir an olsun Tro­ ya savaşından uzaklaşmaz. sende bu ne yürek böyle. bu güç bacaklarında da olsa keşke. işte böyle güven veriyordu onlara. 310 vd. Tanrı Eros kızın bu davranışına çok içerlemiş ve Dionysos'a alt olacağına karar vermiş. En doğru öğüdü verir. ordulan savaşa kışkırt­ mada Agamemnon'un hayranlığını kazanır (İl. Memnon). ama ilyada'dan sonraki olayları anlatan destanlar Antilokhos'un Memnon'un saldırısına uğrayıp öldü rüldügünü anlatırlar. Bunları ve daha başka yaşantıla­ rını ballandıra ballandıra anlatır İlyada boyun­ ca. Sözüyle. Bunları des­ teklemek için gösterdiği örnekler birçok eski zaman olaylarının canlı canlı anlatılmasına yol açar. komu­ tanlıkta da üstündür. Nikaia Sangarios (Sakar ya) ırmağı ile tanrıça Kybele'nin kızıdır. Oysa kaçınılmaz ihtiyarlık kemiriyor seni. Dionysos da Hindistan'a yaptığı yolculuk dönüşünde Nikaia'nın şerefi­ ne bir şehir kurup ona sevgilisinin adını ver­ miş. Keşke başka bir ihtiyar olsa senin yerine. seslendi şu kanatlı sözlerle. ama kavga gene de sürüp gider. Nike. kimi kaynaklara göre Argonautlar seferi­ ne katılmış. Pylos'ta yönetimi yeni baştan eline alır ve oğulları arasında zevkli bir ömür sürer. herkes de haklı oldu­ ğunu kabul eder. Pylos'un gür sesli sözcüsü. ölümlü iki insan kuşağının yaşayıp göçtüğünü görmüştü. Nikaia. Kalydon avı­ na. Nestor yalnız düşüncede değil. Pylos'taki sarayında Nestor yine o Nestor'dur. Kiz oğlan kız kalmaya ant içen bu nympha erkek ten kaçar. ama Nikaia delikanlıyı yanına yaklaştırma mış. Troya anılarını Telemakhos'un gözü önünde canlandırmakla kalmaz. Nike Pontos'lular soyun­ dan Pallas'la Okeanos kızı Styks'ten dogma­ dır (Tab. Olympos tanrılarından önceki kuşaktan olduğu halde. Nikaia'nın su içtiği bir ırmağa şarap karıştırmış. Karısı Helene kaçırılınca Menelaos'un ilk İşi Nestor'u gidip bulmak olur.): Kalktı ayağa güzel konuşan Nestor. Hesiodos'a göre. Şimdi üçüncü kuşağın başındaydı o. Kız sarhoş olun­ ca Dionysos muradına ermiş. Bu şehir ilkçağda Nikaia. I. Nikaia'yı de­ rede yıkanırken çıplak gören şarap tanrı kıza tutulmuş. Ayrıca doksan tane gemiyle sefere katılır. IV. Önce canına kıymayı denemiş.

Nitekim Niobe'nin asıl dramı yurdu olan Sipylos dağının eteklerinde geçer ve çocukla­ rının babası olan Amphion'dan hiçbir söz edilmez. Efsanesi bugün de yaşar: Manisa'da kadın yüzü biçi­ minde bir kaya vardır. üretilen varlığın babası aranmaz. onu kandırmak için de Niobe'yi örnek olarak gösterir (İl.): Güzel saçlı Niobe'nin de i/emek geldi aklına. Ağlar durur yaşlı ana yitirdiği bunca çocuklarına. bir de öç alan. bir bahar ve bereket bayramıdır bu. tanrı buyruğuyla taş olmuştur Niobe. Ama efsa­ neye göre Niobe Thebai kralı Amphion'la ev­ lenmiş ve ondan birçok çocukları olmuştur (Amphion). yani ilk kadın. Niobe güzel yanaklı Leto ile bir tutuyordu kendini. Apollon'la Artemis. öldürdü hepsini. ana­ lıkta her ölümlüden üstün olduğunu açığa vu­ ran Leto ana. Niobe ana. göz ye­ rindeki oyuklanndan su sızar. yüreğine sindirir durur acılarını. Niobe ef­ sanesi özbeöz Anadolu efsanesidir. bütün canlıların anası- . bir derenin üstüne sar­ kan kapkara. (2) Geç çağlarda Yunanistan kaynaklı bir Niobe daha uydurulmuştur: Peloponez'de ya­ şamış ilk adamın kızı olarak gösterilir. Göklü tanrılar gömdü ölüleri onuncu günü. herkesi taşa çevirmişti Kronos oğlu. Thebai ile Amphion'la hiçbir ilişkisi yoktur gerçekte. ergen altı oğlu. camiden aşağı halka atılan kutsal macun­ lar kısırlığı önler. Bugün Sipylos kayalarında. Niobe. kimsecikler yoktu onları gömecek. Anadolulu Ana Tanrıça kültü anaerkil bir toplum düzenine dayanır. giderek Amphion'un tanrılarca öl­ dürülen çocukların babası olduğu bile belirtil­ mez. Leto. Ana' Tanrıça Kybele'nin anıtı vardır Manisa'da. bense bir düzine.ama Apollon'la Artemis'in doğumlarında da. Her çeşit sanatçıya tükenmez bir esin kaynağı olan Niobe'nin öyküsünü en açık seçik biçimde Homeros anlatır: Priamos oğlu Hektor'un ölüsünü almak için Akhilleus'a geldiğinde. XXIV. Ama birkaç kilometre ötede. oradan Yunanis­ tan'a yayılır ve yerli Yunan efsanesi gibi gös­ terilir. 218 Niobe gerçekten de taş kesilmiştir. Niobe.bu efsane­ nin de babaerkil düzen yerleştikten sonra uy­ durulduğu açık . 603 vd. Niobe'nin göz­ yaşları derlerdi ve derler.ki Kybele'nin Lykia yöresindeki bir tıpkısıdır Zeus'tan gebe kalmış der efsane . kızlarını da okçu Artemis öldürmüştü. Bu üç kişinin efsanesi de Anadolu'da kaynak bulur. ama şafak söküp de ölüyle birlikte Troya'ya dönmeden önce de biraz yemek ye­ mesini ister. onunla arkadaşlık etmiş olması hayatı­ nın bu dönemine rastlar herhalde. pürtük pürtük bir kaya. çalılıklar arasında başka bir kaya. Niobe kayasının bi­ raz ötesinde Mesir bayramı kutlanır bugün de Manisa'da. öldürmüştü oğullarını gümüş yayıyla. üretme önemlidir ve anaç varlık taşır çocuğun yaşamı boyunca sorum­ luluğunu ve gururunu. Dramı çok çocuklu olmasından ileri gelir. işte oralarda. 14) Anadolu'ya özgü efsanelik bir tiptir. diyordu Leto iki çocuk doğurdu. Bunlar hep aynı inanç ve efsa­ ne zincirinin halkalarıdır. oysa on iki çocuğu ölmüştü sarayında. Niobe aynı simgenin başka başka kişilerde canlandırılmasıdır. Akha yiğidi ölüyü geri ver­ meye razı olur ve ihtiyar kralı barakasında konuklar. Kybele. Tanrıça Leto ile birlikte büyü­ müş. ıssız doruklarında.bi Atina'da Zafer tapınağı da Athena'nın sa­ yılırdı. Sipylos dağının yamaçların­ da. Apollon öfkelenmişti Niobe'ye. Niobe babası Tantalos'un kral olduğu Sipylos (Manisa) dağının yöresinde doğmuş ve ya­ şamaktadır. doğurganlığı kamçılarmış. Ölüler yatıp kaldılar kanlar içinde. iki kişi. bir çeşit Havva. Nitekim Leto . Ne tuhaf ki hiçbiri Manisa'daki gözlerin­ den şıp şıp yaşlar damlayan kara kaya kadar dokunaklı değildir. işte o gün yemek geldi Niobe'nin aklına. babası Tantalos ve kardeşi Pelops gibi (Tab. altı kızı. Akheloos ırmağı kıyısında oynaşan su perilerinin Yatakları var derler ya. Niobe dramı tragedya yazarlarını olduğu kadar plastik sanatları da esinlemiştir: Dünya müzelerinin birçoklarında tanrılarca öldürü­ len Niobe çocuklarının heykelleri sergilenmiş­ tir. Kybele ana. sonraki eylemlerinde de baba tanrının hiçbir rolü yoktur (Leto. gözyaşı dökmekten yorgun düşmüştü. Kybe­ le).

): Themis dört bir yana gidip buyurdu tanrılara. 9). Bkz. Nykteus. amcası Amulius'un öldürüp de­ desi Numitor'u tahta oturtur. Argos ve Pelasgos gibi yerli atalarına bir ana bulmak hevesine düşmüş ve ilk kadınla ana tanrıça motiflerini birleştirerek Niobe adlı bir efsane kişisi uydurmuştur. Hesiodos'un Theogonia'sında önemli bir rol oy­ nar. nympha' lar da gelir katılırlar (İl. Antiope'nin babası. Nyks (Gece). kızı Rea Silvia'yı da evlenemesin diye Vesta tanrı­ çasına rahibe yapmış. Bu efsaneden Ana Tanrıça imgesinin yaygınlığı ortaya çı­ kar: Yunanistan da kurucu kahramanlarına. yani yeraltıve yeryüzü ka­ ranlıkları çıkar. Rüzgârlar). yani Ba­ tılı Gece Kızları. Olympos'ta toplantıya çağrılınca tanrılar. açlığı. ne güzel korularda. gelmemezlik etmedi hiçbir nymphe. ne dere kaynaklarında oturanlar. 6. doğa ve insanlar üstü . gelip. Okeanos'tan başka hiçbir ırmak gelmemezlik etmedi. nede yeşeren çayırlarda oturanlar. öç tanrıçası Nemesis ve kavga tanrıçası Eriş. İlk öğelerin doğuş süreci şöyle anlatılır Theonogia'da: Khaos'tan önce Gaia. hak aramayacağından emin olmak için de oğlunu öldürmüş. çekişme. Gece'ye ve ondan doğmuş varlıklara büyük bir yer ayırır ölüler arasında. Lakhesis. Romulus kendisini yetiştiren çoban Faustulus'tan do­ ğuşu hakkındaki gerçeği öğrenince saraya baskın yapar. or­ taya çıkardığı varlıklar kötülüğü. Numitor Romulus'la Remus'un dedesi ve Roma kral soyunun atasıdır. Homeros'a göre nympha'lar Zeus'un kızlarıdır. öbüründe kendi eliyle yazdığı kutsal kitaplar bulunuyormuş. Son­ ra Nyks kendi kendine üretmeye koyulur. Nympha'lar ikinci derecede önemli tanrıça­ lar sayılmakla birlikte. Notos. or­ manlarda yaşayan doğal ve tanrısal varlıkla­ rın dişi olanlarına verilen addır. Thebai kralı (Antiope). yani gelin an­ lamına gelen nympha kırlarda. Adı Türkçe Lodos diye anılan güney rüzgârı. sonra Erebos'la Nyks. sularda. bir de her türlü kavga. mucize yaratmak. Zeus tanrı onunla birleşerek Argos ve Pelasgos'u üretmiş (Tab. Bu Niobe. tahta çıkınca da Romulus'a bir tanrı gibi tapınılmasını sağ­ lamış (Romulus). Sabin kaynaklı Numa Roma'nın kuruluş efsanesinde ikinci kral ola­ rak gösterilir. pınarlardan bal akıtmak gücüne de sahipmiş. XX. kendi ölüsünün saklandığı tabutsa boşmuş. Atropos. bu birleşmeden Aither'le Hemera. yani ışıksal varlıklar doğar. Çok yaşlı ola­ rak öldüğü zaman İaniculus tepesinde dikilen mezarına iki tabut koymuşlar. Kendisi Romulus'un Roma'yı kurduğu gün dünyaya gelmiş. ikizlerin Tiber kıyısına bırakılması ve orada bir dişi ayı tarafından emzirilip büyütülmeleri Romulus maddesinde anlatılmıştır. Hesperides. Bütün bu adlara ayrı ayrı bakınız. Daphnis. Aslında başı örtülü. Adı gece anlamına gelip yer­ yüzü karanlığını simgeleyen Nyks. Zeus'un evinde toplanın dedi. Nomia. sofraları nefis yemek­ ler ve şaraplarla donatmak. Ker. rahip heyetleri de kur­ muş. Mezar dört yüzyıl kadar sonra açılınca kitaplar olduğu gi­ bi bulunmuş. gaflet tanrıçası Ate. Tanrı Mars'tan gebe kalan Rea. didişmeyi simgeleyen tanrılar. Nyks'le Erebos sevişip birle­ şirler. Numitor. Hosiodos'a göre bütün rüzgârlar gibi Notos da Astraios'la Eos'un oğludur (Tab. Numa aya dayanan ve uğurlu ile uğursuz günleri sayan bir yeni takvim de yap­ mış. Tanrılara saygılı dindar bir kral olarak geçinir: Roma pantheon'una bir­ çok tanrı kattığı gibi. Babaları ölünce Amulius tahta geçip kardeşi Numitor'u kovmuş. Alba kralının iki oğlu varmış: Numitor'la Amulius. Thanatos. Esîr'le Gün. Kader tanrıçaları Klotho. Hesiodos Hades dünyasını anlatırken. Hypnos (Uyku) ve Oneiros (Düş). Zeus'un yaklaştığı ilk ölümlü kadınmış. Numa Pompilius. yıkım ve ölümü simgeleyen karanlık güçlerdir: Üç ölüm tanrısı Moros.dır. belleği uyuştu­ ran Lethe ırmağı ve en sonunda "belaların en kötüsü olan ant tanrı Horkos". Din konusunda yaptığı bütün bu yenilik­ leri kendisine Egeria adlı nympha esinlemiş (Egeria). Nympha. dövüş. Romulus'la Remus'u doğurur. katil. 6 vd. birinin içinde kendi ölüsü.

Di­ onysos gibi büyük tanrılarla ilişkileri olduğu. Nysa. Naias. bu yüzden de bü­ yük tanrıçalar gibi "yüce" ve "ulu" sıfatlarıyla anılırlar: Doğadaki yerlerine göre adlan deği­ şir: Dryas. Dionysos. Nereus kızları da denizde yaşayan nympha'lardır. Dionysos Hindistan'a yaptığı yolculuk sırasında Nysos'a Thebai şehrinin yönetimini vermiş. Nysos adı­ nı tanrı vermiştir ona. . bir fırsat kol­ lamış. Satyr'ler. erkek düşmanı perilerse Artemis'in avcı kızları arasında yer alır. Bu cinlerle türlü ilişkiler kurarlar. Hermes.ne etkili ve güçlü bilinirler. Dionysos da lalasıyla tartışmaya girişmemiş. ama nympha'lar çok­ luk erkekten kaçar. Silen'ler ve Priapos'tur. Doğa için­ de yaşadıkları için asıl erkek arkadaşları Pan. Nympha'ların Zeus. Apollon. Geç çağlarda uydurulan bir efsaneye göre Nysos Dionysos'un lalasıdır. Bkz. Kirke ve Kalypso gibi nympha'ların Odysseus gibi bir ölümlüye gönül verdikleri masal ve efsanelerde uzun uzadıya anlatılır. Hamadryas. dönüşünde kenti tanrıya geri vermek istememiş. Nysos. Oreas adlı pe­ riler birer nympha sayılır. Şehirde Bakkhos şenliklerini kutlama günü gelince Dionysos Bakkha'lar alayıyla birlikte Nysos'u tahtından devirip kovmuşlar. Çeşit­ li nymphalar ve efsaneleri için adlarına bakı­ nız.

atlamalar. V.Skylla ile Kharybdis geçidi . Nestor'un sarayına varış Konuklanma .Konunun bildiril­ mesi . yıkanıp giydiril­ mesi .Odysse­ us'un gitmesi için bir salın hazırlanması . XII. (u) Kirke adasına varış . Limanda pusu kurmalan . Bunlar bir­ birinden ayrı. Destan beş ana bölümden oluşmaktadır. (S) Menelaos'un sarayına varış .Her- .Fırtına . (K) Rüzgâr tanrı Aiolos'un adası .Penelopeia'nın üzüntüsü ve düşü. X. Gerçekten de konusuy­ la romanı. Telemakhia (I-IV) Kalypso'nun adasında (V) Phaiak'ların ülkesinde (VI-IX) Odysseus'un serüvenleri . II. (Q Phaiak kralı Alkinoos'un sarayında: Nausikaa'nın düşü . (t) Odysseus serüvenlerini anlatmaya başlar. VI. Nausikaa'ya yalvarması.Yarış­ malar .Mısır yolculuklarını ve Proteus'u anlatmala­ rı.Kurtuluş.Bilici Teiresias Odysseus'a İthake'ye dönmenin çarelerini söyler .Nestor'un anılarını ve bildikle­ rini anlatması . bağımsız öykülerdir: 1.o Odysseia. II. (X) Ölüler ülkesine varış .Kyklops Polyphemos'un magarasındaki dram . Troya destanında olaylar düz akışlı bir anla­ tımla ortaya serilmiştir.Rüz­ gârların kapandığı tulumun açılması . Kikonlar .Dönüş.Odysseus'un iki gün.Fırtına ve lotos yiyenler ül­ kesi .Fırtına Salın paramparça oluşu .Telemakhos'la talipler arasındaki tartışma . (P) İthakelilerin toplantısı . IV.Güneş tanrının kutsal sığırları .Yo­ la çıkış ve on yedi günlük yolculuk .Odys­ seus'un uyuduğu çalılığın yanı başında kızla­ rın çamaşır yıkaması . III.Ozan Demodokos'un Tro­ ya savaşından menkıbeler anlatması . mes'le Kalypso'nun konuşması . kuruluşuyla filmi andırır Odysseia.Tanrıça İno ile bu­ luşma .Menelaos'la Helene'nin Telemakhos'u ağırlamaları . Odysseia'da tam ter­ sine olaylar zaman içinde geliştikleri gibi an­ latılmaz.Demodo­ kos'un ağzından Ares'le Aphrodite'nin seviş­ mesi .Kimliğini açıklaması. erkekler . VIII. O n ) Tanrıça Athena ile Phaiak kızı kılı­ ğında Odysseus'u Alkinoos'un sarayına götü­ rür . sahne değiştirmelerle canlandırılır.Kirke'nin yanında geçen yıl Ölüler ülkesine gidiş için hazırlık.Hazırlık .Şehre gitmek üzere yola koyulmalan.Telemakhos'un Nestor'un oğ­ lu Peisistratos'la birlikte Lakedaimon'a gidişi. bir filme benzetir.Odysseus'un Alkinoos ve karısı Arete tarafından iyi karşılan­ ması .Odysseus'un disk atması .kendi ağzın­ dan -(IX-XII) V. Ilyada bir olayın. Çağdaş okuyucu destan da demez Odyss Şia'ya. anılar.Sarayın tanımlanması . onu daha çok bir roma­ na. Sahne değişmesi: İthake'de talipler Tele­ makhos'u yolculuk dönüşünde öldürmeye ka­ rar verirler.Ölüle­ rin geçit resmi: Kadınlar.Odysseus'un tek gemiyle Kirke'nin adasına varışı . IV.Hermes'in Kalypso'nun adasına gönderilmesi .Odysseus gerçek kimliğini açıklamadan Phaiak iline nasıl geldi­ ğini anlatır. iki gece yüzüp Phaiak'lar toprağına ayak basması .Arkadaşlarının domuza dö­ nüştürülmesi .Odysseus'un yol hazırlıkları .Tayfanın işlediği bü­ yük suç .Odysseus'un anası Antikleia'nın ruhu ve ana-ogul arasın­ daki konuşma .İthake sarayında taliplerin şöleni.Odysseus'un uyanma­ sı.Tanrıça Athene'nin Mentes kılığında İthake'ye gelmesi ve Telemakhos'u uyarması .Telemakhos babasını aramak üzere yola çıkmaya ka­ rar verir . (9) Şölen . IX. XI.Laistrygonlar kentinde on bir geminin yok oluşu .Elpenor'un ce­ nazesi . (r) İkinci tann toplantısı .Alkinoos'un Odysseus'u yurduna gön­ dereceğine söz vermesi .Çalılıkta uykuya dalması. İthake'de (Xm-XXIV).Yola çıkış. Odysseia bir ki­ şinin destanıdır.Yunaklara gidiş . III. (7) Pylos'a. geriye dönmeler. VII.Kasırgada hepsinin boğulması - Bu ana bölümlerin destanın XXIV bölümü­ ne göre dizilişi şöyledir: I. (a) Tanrıçaya sesleniş .Tanrılar toplantısında Odysseus'un Kalypso'nun yanından ayrılması gerektiğine karar verilmesi .

çektiklerini birbirlerine anlatırlar . (co) Taliplerin ruhları Hades ülkesine iner.Athene'nin Odysseus'u çoban Eumaios'un kulübesine götürmesi .Eumaios'un hayat hikâ­ yesi . "polytlas". (v) Odysseus'un Phaiak ilinden uğur­ lanması . aşılmaz engellerle dolu. (T) Telemakhos silahları saklar . XIII. güç durumların için- . Homeros destanlarında bu çok yönlü. geçir­ miş yiğide verilen çeşitli sıfatlar arasında üçü üstünde durmaya değer: "Polymetis".Taliplerin Odysseus'u hor­ lamaları . XXIV.Gece herkesin yatması. (a) Saray dilencisi İros'la Odysseus arasındaki güreş .Uyku . ikincisi çare bulma yetisi.Ayrılıp yatmaya giderler. XV.Ozan Phemios'la haberci Medon'dan başka herkesin öldürül­ mesi .Taliplerin şaşkınlığı. Cin fikirli.Odys­ seus Penelopeia ile buluşur . Sahne değişir: Odysseus Eumaios'a sorular sorar. (p) Telemakhos saraya gelir.Baba-ogul sevinçle birbirlerine sarılırlar. Serü­ venlerinin anlatıldığı Odysseia ise "Odise" di­ ye dillere girmiş.Eumaios Penelopeia'ya oğlunun döndüğünü haber ver­ meye gider. ( < p ) Penelopeia Odysseus'un büyük ya­ yını getirip yarışmayı başlatır .Sarayda şölen hazırlığı . (o) Telemakhos'un Lakedaimon'dan ayrılması . çok akıllı ve görmüş.Athene'nin işe karışması . çobanların sevinci .Sahne deği­ şir: Taliplerin öldükleri haberi yayılır.Odysseus'un uydurdu­ ğu masallar .Athene araya girip barı­ şı sağlar.Telemakhos'un gemisi İthake'ye varır: Konuğu bilici Theoklymenos'u şehre gönde­ rip kendinin Eumaios'un kulübesine çıkması. Ulus­ lararası bir kişi olmuştur denebilir. yolculu­ ğunu anasına ve dadısına anlatır .Kraliçeye müjdeyi veren Eumaios adılla­ ra döner.Penelo­ peia'nın çağırılması.Dadısı Eurykleia ayaklarını yıkarken onu yara izinden tanır Odysseus karısına kendini tanıtmadan onun gördüğü bir düşü yorumlar .İhtiyar köpeğinin ken­ disini tanıması .Talipler dilenciyi hırpalar Penelopeia onu korur ve yanına çağırtır. baba-otjul ağıllarda yalnız kalırlar . (v) İkisinin de uyku tutturamaması Tanrı işmarları . (E. Odysseus Yunan mythos'undan günümüze kalmış en ünlü kahramandır.Odysseus kim olduğunu açıklar .Çobanların Odysseus'a davranışı Telemakhos'la talipler arasındaki çatışma Şölen. çünkü se­ rüvenleri zamanımızda çok tutunan macera romanına çığır açtığı gibi.Evde te999 rnizlik . XXII. çok bilmiş. XXIII. so­ nu gelmeyen yolculukların adı ve sıfatı olu­ vermiştir. XIX. yani çok akıllıdır. Üçünün de başında çok anlamına gelen "poly" eki bulunmakta­ dır.) Eumaios'un dilenci kılığındaki Odys­ seus'u iyi karşılaması .Penelopeia'nın bir koca seçeceğini bildirmesi . (y) Penelopeia önce Odysseus'u ta­ nımaz.Odysseus tek başına Kalypso'nun adasına çı­ kar. "polymekhanos".Penelopeia ile talipler arasında sert konuş­ ma . XVIII. Serüvenlerini anlatması burada biter. taliplerin hak­ kından gelmek için plan kurarlar .Odysseus dener ve yayı gerer . (%) Odysseus'un talipleri bir bir öldür­ mesi . XVI.İthake'ye varış .Odysseus dilenci kılığında Eumaios'la saraya gider . XXI. akraba­ ları öç almaya gelir .Ertesi sa­ bah Odysseus babası Laertes'e gider.Karıkoca birbirlerine kavuşup odalarına çekilirler. Odysseus'un kişiliğinde çokça bulunan niteliklerin birincisi akıl. kendisi de modern insanda aranan erdem ve nitelikleri kişiliğin­ de topladığı için uygarlık.Denize açılışı. çekingen davranıp onu dener . insanlık tarihine bir prototip.Taliplerin hiç­ biri yayı geremez . Odysseus.Telema­ khos'un gemisi limana girer: Taliplerin öfkesi .Çobanlarla birlikte akşam ye­ meği.Silahların hazine odasından getirilmesi .Telemakhos'u geri getirmek için Lakedaimon'a gitmesi.Suçlu hizmetçilerin asılması . (n) Telemakhos'un Eumaios'un kulü­ besinde sevinçle karşılanması . bir ilk örnek olarak girmiştir. XVII. Son.Sabahki toplantı . Sahne değişir: Odysseus'un babasıyla buluşması. Serüvenlerinin anlatımına girişmeden kişili­ ğinin çeşitli nitelikleri üstünde durmalıyız Odysseus'un. kurnazdır. babasının durumunu öğrenir . üçüncüsü de sabırdır. XIV. XX.

yiğidin bir Yu­ nan lehçesinden alınmış adıdır. denizlerde sürünme. anasının ki Antikleia'dır. (2) ODYSSEUS'UN GENÇLİĞİ. macera kahramanı değil de. dilenci kılığında kollarını bacaklarını açtı mı. onunla savaşında da Odysseus doğada en tehlikeli güce karşı koyup onu yenmenin yol­ larını bulan insanı. Yalan dolanda usta Autolykos'un kızı olan Antikleia'nın Laertes'le evlenmeden ön­ ce Sisyphos'la yattığı. Akhilleus gibi Odysseus'un da Kheiron'a çömez olduğu söylenir. bağlandıkları bir­ çok örneklerde görülür: Penelopeia kocasını otuz yıl bekleyecek kadar sadık bir karıdır.varlığı da oradan gelmedir . hele yayı germesinde. bizce büsbütün önemsiz bir suç yüzünden deniz tanrı Poseidon (destanlarda adı Poseidaon'dur) ona amansız bir kin ve garez bağlamıştır. Troya savaşına katılmadan Odysseus İtha­ ke tahtına çıkar. Bu bilinç ve akıl gücü ona kendi amacına varmak. Odysseus'un bu birleş­ meden doğduğu konusunda Antikleia ve Autolykos maddelerine bakınız. kadınların ona bayıldıkları. yok etmek ister. Babasının adı Laertes.den sıyrılmak için bin bir düzen ve çare düşü­ nür. Bu olgun ve yetkin yiği­ din yine de bu kadar üstün bir direnme gücü göstermesi.bir devlfi adamından çok sürüleri.sonra­ dan Odysseia'da görüleceği gibi . onu denizde boğmak. Bu bakımdan Odysseus eşsiz bir kahramanıdır. Odysseus genç de değildir üstelik bu başarıyı kazandığı zaman: Otuz yıllık sa­ vaş. yiğidin bütün çabalarını boşa çıkarmak. kendi çıkarını sağlamak için işlediği. Babası Laertes'in . koca olarak almaya can atarlar. ama Odysseus'un karşısına çıkan doğal güçlükler doğa unsurlarının kendileridir: Odysseus denizle pençeleşmek zorundadır. kötülüğü simgeleyen güçleri yenip iyile­ rinin zaferini sağlamıştı çoğu kez. beden­ ce de üstündür. ahlak bakı­ mından su götürür davranışları affettirir. süslemiştir. Yunanistan'da kara yolculukları yaptığı da bilinir: Bunların birin­ de Lakedaimon'a gitmiş de konuğu İphitos'la karşılaşmış. Odysseia'da gençliğiyle ilgili bir tek olayın sözü geçer: De­ desi Autolykos'a konuk gitmesi. gencecik yaşında deniz­ den çıkmış o korkunç yaratığa gönül verir de acı bir hayal kırıklığına uğrar. korku salar orta­ lığa. kimsenin yerden bile kaldıramadığı yayı gerip okunu tam he­ define vurmasında ne yaman atlet olduğu or­ taya çıkar. . Poseidon Yunan insanlarının düşman saydıkları halde hakkın­ dan gelmeye uğraştıkları denizi simgeler. İphitos da ona Eurytos'un ünlü yayını vermemiş. ağılları. elâlemi kandırmasını ve en çetin. bağ ve bah çeleriyle ilgili bir adamdır. Gerçi Herakles doğanın çeşitli canavarlarını alt et­ miş. bir dayanma gücü vardır ki. insafsızlıkları. Odysseus. Batı dillerindeki Ulysse'nin türediği Latince Ulyxes'e gelince. onun kişiliğinde ilkçağın insan idealinin dile geldiğini gösterir. bin bir acıya katlan­ ma onu yıpratmıştır. en çetrefil durumların en korkunç tehlikelerin içinden yağdan kıl çekercesine sıyrılmasını bilir. bir yaban domuzu avına katılması ve orada bacağından yaralanması. Güzel ve güçlüdür bir kere. İphitos). bulucu ve yaratıcı zekâyı simgeleyen insan tipi. (1) ADİ VE DOĞUŞU. masal uydurmasını. Odysseus'un gücü ve güzelliği erkekleri de şaşkına çevire­ cek niteliktedir: Phaiaklar ilinde yarışmaya başlayınca herkesi yener. Bunun dışında öylesine bir karşı koyma.zorunda kaldığı birçok kötülükleri. ya Nausikaa. Odysseus hiçbir yiğidin karşılaşmadığı güçlüklerle karşılaşır. çağımızın büyük keşiflerine yol açan arayıcı. Efsane yiği­ din delikanlılık yılları üstüne pek fazla bilgi vermez. ki bu yayla Odysseus talip­ leri öldürecektir (Eurytos. içinde bütün olanak­ ları tartışıp durur Odysseus. ya da işlemek . ama delikanlının kral olunca bir . Kalypso ile Kirke tanrıça oldukları halde Odysseus'u severler. ki bu yara izi İthake'ye dönü­ şünde dadısı Eurykleia tarafından tanınması­ na yol açar (Eurykleia). istediği amaca varmak için de gerekince yalan söylemesini. kuzeybatı Yunanistan kıyılarının karşısında bulunan îthaka (Horneros destan­ larında İthake diye geçer) adasında doğmuş­ tur.oğlunu nasıl tahta geçirdiği anla tılmaz. Bakalım şim­ di mythos bu ideal insan tipini ne gibi masal­ larla donatmış. durmadan düşünür. İşlediği ve destan­ larda da önemi belirtilmeyen. akıllara durgunluk. adın asıl anlamı anla­ şılamamıştır. Odysseus adının kay­ nağını açıklamak için ta ilkçağda yapılan ça­ balar sonuç vermemiş. Odysseus kafa üstünlüğüyle kalmaz.

Odysseus yanına on iki . Odys­ seus'un bu yiğitlikleri. adaya çıktıktan ve akla. Kuzeye doğru yol alırlar ve keçilerle dolu bir adaya çıkarlar. Ge­ ce dağdan inen Kikonların saldırısına uğrar­ lar. arabulucu olarak oynadığı rol. Troya şehrinin savaşla ele geçirilemeyeceğini anlayarak. ama Palamedes yalanını yüzüne vurur. hem danışman. Telemakhos diye bir erkek çocukları olur. Odysseus savaşa gitmemek için elin­ den geleni yapar: Delirmiş gibi davranır. elçi. yabancı bir tekneyle İthake'ye bırakılır. Troya savaşına hazırlık on yıl sürer. ora­ da kalmak isterler. Savaşların hepsine katı­ lır. Odysseia adıyla anılan Odysseus'un dönüş desta­ nını bundan önceki maddede özetledik. Savaş bittikten sonra yurtlarına dönen Akha yiğitleri belli süreler içinde yurtlarına va­ rırlar. taliplere Helene'nin seçeceği kocaya ar­ ka olmaya ant içirmesini önerir. ama güzel kıza ta­ liplerin fazlalığından ürkerek ondan vazgeçip İkarios'un kızı Penelopeia'yı ister. soyka alır. (llyada). sürüyle Troyalı öldürür. Odysseus on iki gemisiyle Trakya'da Kikonların ülkesine çıkar. bu elçilik başarısızlıkla sonuçla­ nınca Lykomedes'in sarayında saklanan Akhilleus'u bulup getirmek için yola çıkar ve kurduğu düzenle genç yiğidin savaşa katılma­ sını sağlar (Akhilleus). Odysseus Tyndareos'u kendine dost edinmek için. maddelere bakınız. Bu şarap sonraları Tepegöz Polyphemos'u sarhoş etmeye yarayacaktır. Atreusogullarının davasını benimser: Bir ef­ saneye göre Helene'yi geri istemek için Troya'ya gider. ondan on iki küp İsmaros şarabı ar­ mağan alır. Lotos yiyenlerin ülkesine çıkarlar. Ne J var ki Odysseia'nın kuruluşu çetrefil olduğun­ dan efsaneleri burada zaman akışına göre bir daha ele almakta fayda vardır. Odysseus Penelopeia ile evlenir. Helene'nin babası Tyndareos'un kardeşidir. Herkesçe benimsenen bu öneri ilerde Troya seferine yol açacaktır. Mysia'ya çı­ karma ile sonuçlanan ilk seferde Odysseus büyük bir rol oynamaz: Telephos'un yarası­ nın. Orada et ku­ manyası yaparlar. İkarios. İlyada'da sözü geçmeyen.seçmesi epey olaylı geçer: Odysseus Yuna­ nistan'ın birçok kral oğulları ve derebeyleri gibi Helena'ya talip olur. İkinci seferin başında Aulis'te İphigeneia'nın kurban edilmesine önayak olur (İphigeneia). Troya önündeki on yıllık savaş süresi bo­ yunca Odysseus'un hem savaşçı. ordu komu­ tanı. tragedya gibi da­ ha sonraki kaynaklarda anlatılan başka olay ve efsaneler için de Aias. Denize açıldıklarında bir fırtına onları ayı­ rır. bir on yıl daha denizlerde sürünür ve Akdeniz'i boydan boya dolaştıktan. halkını öldürür. Odysseus altı adamını yitirip denize açılır. (4) DÖNÜŞ YOLCULUĞU (Odysseia). ama ço­ cuk daha kundaktadır ki. gece keşfe çıkmak gibi tehli­ keli görevler yüklenir ve hepsinden önemlisi. Helena'nın kaçırıldı­ ğı. yararlıkları Ilyada'da bütün ayrıntılarıyla anlatılmıştır (llyada). Tenedos'ta onlardan ayrılır. yalnız Apollon rahibi Maron'u esirger. Troya savaşı da bilindiği gibi o kadar bir zaman kap­ lar. yiğit de Palamedes'e karşı ilerde korkunç bir öç almayla sonuçlanacak derin bir kin besleyerek sefere çıkmak zorunda kalır (Palamedes). on iki gemi­ sinin ve yoldaşlarının hepsini yitirir ve tek ba­ şına. kocası Menelaos'un yardım istediği haberi duyulur. Troya'dan ayrılış bir filo halinde olmaz. yola çıkış günü üstüne Agamemnon'la Menelaos arasında görüş ayrılığı vardır. bir sü­ rü kıyıya.i ya'ya döner ve Agamemnon'un filosuna katı­ lır. onlara yardım etmek­ te herkesi geçer. Tro. İlyada'nın hemen her sayfasında adı geçer. gösterdiği canlılık ve atılganlık anlatılmakla bitmez. Yerliler Odysse­ us'un arkadaşlarına lotos denilen yemişten yedirir. (3) TROYA SAVAŞI. başka­ larını savaşa sürmekte. Helerte. Kıbrıs kralı Kinyras'a elçi giden de odur (Kinyras). sert bir poyraz fır­ tınası onu önce Kythera adasına atar. yarayı açan kimse onun eliyle iyileştiril­ mesi gerektiğine ilişkin tanrı sözünü yorumla­ makla kalır (Telephos). Hekabe. Menelaos Nestor'la birlikte denize açılır. Odysseus onları zorla ge­ milere bindirir. Odysseus arkala­ rından gelir. tahta at fikrini ileri sürer ve bu dü- zenin gerçekleşmesinde önayak olur. Deiphobos vb. Güneye doğru yol alıp Mora yarımadasının ucuna varmak üzeredir ki. hayale sığ­ maz serüvenler yaşadıktan sonra. Yalnız Odysseus İthake adasına bir türlü ulaşamaz. bu yemiş onlara sılayı unutturur. İsmaros kentini alır.

ağırla­ dıktan sonra ona bütün yellerin içinde kapalı bulundukları bir tulum verir. Odysseus yelken direğinin üstünde dalgalara göğüs germek. arkasından da tatlı bir yel salarak gemileri uğurlar. Büyücü Kirke'nin topra­ ğıdır burası. mülkünü sömüren asalak­ lardan öç alıp evini ve ailesini düzene kavuş­ turduktan sonra ne yaptığı Odysseia'da bildi­ rilmez. Aiolos Odysseus'u iyi karşılar. Kalypso). Sonunda tanrıça Athena'nın yal­ varması üzerine Zeus Odysseus'u kurtarmaya karar verir: Hermes'i yiğidi bırakması için Kalypso'ya gönderir. yukarda gösterilen adlar altında an­ latılmıştır. Yiğit bu olağanüstü yolculuğu başar­ dıktan sonra Kirke'nin yanına döner. Odysseus'un tayfası bu kez dev yamyamların saldırısına uğrar. Daha geç dönemlerden kalma metin­ lerde Odysseus'un efsanesi alabildiğine uzatı­ lır. Teiresias'ın da bildirdiği gibi bu suç onların ölümüne sebep olacaktır. ya da Telegonos ve Nausithoos diye iki oğlu olmuş. 5. taliplerden öç alması (Antinoos). 1 yıl di­ yenler var. maddelere bakınız. gözünü çıkarır. limana girmiş olan gemiler parçalanıp içindekiler öldürülür. Odysseus'un Kirke ile olan macerası için Kir­ ke maddesine bakınız. buranın zengin bir mandıra olduğunu görürler. Eumaios vb. Alkinoos. 8. Kharybdis. Alkinoos'un sarayında konuklanması ve bir Phaiak gemi­ siyle İthake'ye gönderilmesi için Nausikaa. malını. Tanrıça İno'dan yardım gören Odys­ seus yüze yüze Phaiak'ların toprağında kara­ ya çıkar. Denize açılınca Kirke'nin dedikleri MK İR olur: Seirenlerin önünden geçerler. Tek gemiyle daha kuzeye doğru giderek Aiaie adasına çıkarlar. ama kaynak değeri olmayan bu metinleri hesaba katmak doğru olmaz. Odysseus birkaç yoldaşını feda ederek bu tehlikeyi de aşar. akıntıya kapılıp Khrybdis ge­ çidini bir daha aşmak ve dokuz gün denizde çalkandıktan sonra Kalypso'nun adasına çık­ mak yolunu bulur (Seirenler. Güneş tanrı Helios'un be­ yaz sığırlarının otladığı Thrinakie adasına ula­ şırlar. Kirke Odysseus'u bilici Teiresias'ın ruhunu bulmak ve ondan İthake'ye dönüş yolunun ne olacağını öğrenmek için ölüler ülkesine yollar. yalnız liman dışında de­ mirlemiş olan Odysseus'un gemisi kurtulur. On­ dan Telegonos adlı bir oğlu. Kız babasına haber salar. bir fırtına salarak batırır. Latium kıyılarında bugün Capo Circeo diye anılan yer olduğu ileri sürülür. bütün yellerin dışarı fırlamasıyla korkunç bir fırtına kopar. ama kumanyala­ rı tükendiği için tayfanın kendisi yokken hay­ vanlardan birkaçını kesmelerini önleyemez. yanına her türlü kumanya vererek onu uğurlar. Bu kez Kirke ona karşısına çıkacak olan tehlikeleri sayar. 225 . Kharybdis'le Skylla canavarlarının önüne gelirler. karısı Penelopeia'ya kavuşması (Penelopeia) bu sözlükte. Yel esmediği için orada karaya çıkmak zorunda kalırlar. Gemi yola çıkar çıkmaz Tanrı Zeus'un saldığı bir şimşekle paramparça olur. tahtına ka­ vuştuktan. adının Kimse olduğunu söylediği devin yar­ dım alıp kendisini kovalamasını önler ve ma­ ğaradan çıkmak için sürülerin altına girip sak­ lanmayı başarır. Skylla. Odysseus'un yurduna dönüp. Bir mağaraya girerler. Bundan sonrası zaman sırasıyla anlatılır Odysseia'da: Odysseus'un tanınması (Eurykleia). Odysseus'un filosu altı gün kürek çekerek kuzey yönünde yol alır ve Laistrygonların ülkesine varır. İlkçağdan beri Sicilya ile bir tutulan Tepe­ gözler ilinden yeller tanrısı Aiolos'un adasına varırlar. mağaranın kapısı­ na kocaman bir kaya dayar ve Odysseus'un arkadaşlarını ikişer ikişer yemeye koyulur. Aiolos adasına ikinci bir çıkışla­ rında kovulurlar. çünkü Te­ pegöz tanrının oğludur.yoldaşını alarak bu adanın biraz ötesinde bu­ lunan Kykloplar. Nausikaa ile buluşması. Yiğidin Kirke'nin ya­ nında bir ay ya da bir yıl kaldığı söylenir. Akşam olunca Tepegöz sürüleriyle döner. Odysse­ us uykuya dalınca tayfaları tulumu açarlar. Odysseus'un kurnazca düzenleri burada baş­ lar: Tepegöz'ü sarhoş edip. Malta olduğu sanılan Ogygie adasında ge­ çirdiği zaman belli değil: 10. Odysseus adamlarına sığırla­ ra dokunmamalarını söyler. tayfaların hepsi boğulur. Yıl­ dızlara baka baka yol alırken tanrı Poseidon Odysseus'un salını görür. Ama tanrı Poseidon'un amansız öfkesini de üstüne çeker. Korsika olduğu ileri sürülen bu ülkenin Telepylos adlı lima­ nında kralın kızı olan bir dev anasıyla karşıla­ şırlar. yani Tepegözler iline geçer. Ulu nympha Odysseus'a bir sal yapmakta yardım eder.

Oidipus he­ men araştırmaya koyulur ve suçluya karşı korkunç tehditler savurur. her alanda derin iz bırakmıştır. Sorular da şunlardır: Kimi zaman iki. İ s e ne. Çocuğu bir çoban bulur. Antigone. Oidipus'u öz evlat gibi büyütürler. Yıllar geçer. çocuk da onları anababa bilir. kimi zaman üç. Labdakos'un torunudur. Oidipus Laios'a rastladığı sırada Delphoi'den dönmekteydi. Thebai'ye yakın dar bir geçitte arabalı bir adama rastlar. O sırada kavgaya tutuştuğu adamı gözü karararak öldürmesi doğaldı. Oidipus'un kral olmak üze­ re Korinthos'a çağırıldığını bildirir. Oidipus gene de ikirciklidir: Babasının ölümü kendi elinden olmamıştır. biri ötekisini doğurur ve ikincisi birincisin­ den doğmadır. götürür Korinthos kralı Polybos'a verir. Oidipus. Salgının nedenini öğrenmek için Oidipus kaynı Kreon'u Delphoi'ye gönderir. ama belki bu tanrıya. lokaste gebe iken bir düş görür. Korinthos'a bir daha dönmemeye kararlıy­ dı. ikincisine de Gün ve Gece diyerek doğru cevaplan vermiş. kimi zaman dört ayak üstünde yürüyen ve doğal yasalara kar­ şıt olarak en çok ayağı olduğu zaman en güç­ süz olan yaratık hangisidir? İki kız kardeştir­ ler. Sphinks kendini tünediği kayadan aşağı uçuruma atarak ölmüş. Serüveni şöyle özetlenebilir: Oidipus Thebai kral soyundandır (Tab. Dionysos'a karşı koyduğu için lanete uğramış. Sphinks denilen canavar şehirde korku salmakta. Bir anlatı­ ma göre. Bu olaydan sonra Thebai'ye vanr. saraya bir çoban tarafından bulunup getirildi­ ğini söyler. babasının yanına dönmemek amacıyla Thebai'ye kral olmuş ve İokaste ile birleşerek dört çocuk üretmiş: Eteokles. Oidipus bir daha Korinthos'a anasının. Kâhin cevap ver-" mekten çekinir. Çoban da getirilip gerçeği açığa vurunca Oidipus'la iokaste'nin artık şüpheleri kalmaz. Gerçeği tanrı Apollon'dan öğrenmek üzere Delphoi tapınağına doğru yola koyulur. Tanrı bilicisi ona kendi babasını öldürüp anasıyla evleneceğini bildirmişti. Trajik kişi tek başına ya da bütün soyuyla birlikte tanrı lanetine uğramış kişidir. Thebai kralı Laios'un oğlu. Doğar doğmaz bebek dağa bırakılır. Polybos'un öldüğünü. Kadmos'la Hormania'da kaynak bulan bu soyu bir tanrı yetiştirmiş. Derken ulak kendisi­ nin Polymos'la Periboia'nın oğlu olmadığını. Oidipus da anası ve karısı olan kadının iğnesiyle gözlerini kör eder. 19). Polyneikes. Delikanlılık çağına gelince bir dedi­ kodu işitir: Kralın oğlu değil de. Gelen cevap şudur: Kral Laios'un katili bulunmalı ve şehirden sürülmelidir. Oidipus. Bu sözleri duyunca Oidipus'un içine kuşku girer. bir zamanlar gördüğü düşe. ama anasının bulunduğu yere gitmekten çekinir. Bilici Teiresias'a | katilin kim olduğunu sorar. Anası bazı kaynaklarda Epikaste diye anılan İokaste'dir. kaderin oyuncağı olur ve istemeyerek. Polybos'la karısı Priboia'nın çocukları olmamıştır. ayak bi­ lekleri delinmiş. Oidipus Yunan mythos'unun en trajik kahramanıdır. Oidipus insanın tüyler ürpertici bir dramını dile getirdiği içindir ki. Oidipus sarsılmış. Onun kişiliğinde traged­ yanın özü ve trajik kavramınının asıl anlamı belirir. Teiresias ve Kreon arasında kavga kopar. adı tıp ve ruhbilime varıncaya kadar insanla ilgili bütün bi­ lim ve sanat dallarına karışmış. çileden çıkmış­ tı. The­ bai halkı da rahat bir nefes almış ve kurtarıcı­ sı bildiği Oidipus'a Laios'tan boş kalan taçla birlikte dul karısı İokaste'yi vermiş. İokaste araya girer ve . Kraliçe sarayın içine sığınıp canına kıyar. Ayağı şiş anlamına gelen Oidipus adı da ondan. Sophokles'in "Kral Oidipus" tragedyasında dile getirilen bu dram Oidipus'un Thebai'den sürülmesi. içinden bir kayış geçirilmiş­ tir. Thebai şehrinde veba baş gösterir.Oidipus. . Bu sırada Korinthos'tan bir ulak gelir. Laios'un da dar 1 bir geçitte öldürüldüğüne değinecek olur. bulunmuş bir çocukmuş diye. bilme­ yerek suç ve günah işler. sor' duğu bilmecelere cevap veremeyenleri parça- layıp yemektedir. akıl almayacak yıkım ve acıların birbirini izle­ mesini görmüştür. Oidipus birinci bilmeyece in­ san. kızı Antigone'ye yaslanarak Attika'da Kolonos iline gelmesi ve orada ölme­ siyle sonuçlanır. Teiresias bu düşü şöyle yorumlar: Kraliçenin kaınında taşıdığı çocuk babasını öldürecektir. kimin çekilip yol vereceği konusunda kavgaya tutuşurlar. Oidipus'un öleceği toprak tanrılarca kutlanacağı haberi yayılınca Kreon' . bundan ötürü de ya dışardan ya da içinden gelen korkunç belala­ ra uğrar. Oidi­ pus adamı ve arabacısını öldürür. 18.

Dione. Oinone. Okeanos aslında bir deniz gibi değil. Hesiodos Theogonia'da Okeanos'un Titan kız kardeşi Tethys'le evlendiğini söyler. Uineus. sisli karanlıklar ülkesine. Myrtilos). Oinone İda dağının nymphalarından biridir. bu sırada rakibinin yol almasına izin veriyordu. Derin anaforlu. özellikle batıda Atlantik Okyanusuna verilen ad olmuştur. Okeanos'la Tethys'ten. Meleagros'la Deianeira'nın babası. Lokrislilerin kralı Oileus "küçük" Aias'ın babasıdır (Aias).): Nasıl geldin. Pa- ris ölünce Oinone pişman olup canına kıyar (Paris). 1. Okeanos. Kalydon kralı. . Eteokles. bulamazsın bir sığ yerin/. XI. Priamosoglu Paris dağa bırakılıp çobanlarca yetiştirildiği sırada Oinone ile ta­ nışır ve sevişir. Kendisini süren oğullarının ikisine de. Thetis. ölmeyi seçer. 2). ev­ rensel bir ırmak ve ırmakların babası olarak tasarlanır. Ama Titanlar arasında ay­ rı bir rol oynar. sonra da Uranos'la "sarmaşıp kucakla­ şıp doğurdu derin anaforlu Okeanos'u" (Tab. Okeanos bu diski çepeçevre sa­ rar. Odysseus Ölüler Ülkesine vannıt için Okeanos kıyılarına gelir. ama kör kral Attlka'da kalıp. Sonunda Hippodameia'ya talip olarak Pelops çıkageldi. burgaçlı diye nite lenmesi akan bir su olduğundandır. tanrı kuşaklarının kavgasına karışmamış. ya da Pelops'un elinden öldürüldü (Hippodameia. Böylece on iki kuru kafayı dizmiş bulunuyordu. ertesi sabah gene Okeanos sularından doğup yükselir. önce bütün ırmaklar meydana gelir. De­ nizde dişi unsuru simgeleyen Tethys'in Üretti gi yaratıklar sayılmakla bitmez. gitsin Okeanos'a batar.ama nympha yardıma gelmez. Balı Ki/ larının bahçesi Okeanos kıyılarındadır (Ihrakles).la Polyneikes Oldipus'un Thebai'ye geri gel­ mesini isterler. O i l e u s . Hesiodos'a göre. ona haber gönderir. Toprak ana Gaia Khaos'tan çıkar çıkmaz kendi kendine Uranos'la Pontos'u. Bunların birkaçı sayılır Theogonia'da. Pelops. ancak bir gün yaralanırsa onu gelip bulmasını söyler. Geleceği bilen Oi­ none onu vazgeçirmeye uğraşır. Yunan erken ilkçağının dünya görüşüne göre. Euirynome . dünyanın ucuna çekilip oraya yerleşmiştir. diri diri? Yaşayan insanlar kolay kolay göremez buraları. sağlam yapılı bir gemin yoksa aşamazsın onu. Tanrı Ares'in oğlu. Gaia'nın on iki Titan evla­ dından birincisidir. Oinomaos arabadan yere düşerek dizgin­ lere dolaştı ve öldü. yarışa başlar başlamaz öbürüne yetişi­ yor. çocuğum. Oinomaos. Olu­ nun iden sonra oğulları arasında kopan kavga vı • Thebai şehrinin üstüne çöken yıkımlar bu ilenmenin sonucudur (Antigone. Bunların arasında Metis. İntan dünyanın ucuna doğru hangi yönden giderse. korkunç akıntılar var-. yani Gök'le Deniz'i ya­ ratır. yeryüzü yuvarlak ve yassı bir diske benzer. Herakles efsanesinde rol oynar. büyük ırmaklar var arada. Okeanos'la Tethis'ten dogma üç bin dişi varlık da vardır: Okeanos kızları. Argonaut'lar seferine katılmış ve Stymphalos gölünün bir kuşun­ dan alınmış tüyle yaralanıp ölmüş. Sonraları coğrafya bilgileri artınca. toplamının üç bin olduğu söylenir. başaramaz. Önce Okeanos var. Anası Antlklela şaşar buraya kadar gelebildiğine (Od. ama atları ölümsüz olduğun­ dan. Kreon). Okea­ nos büyük denizlere. ama Üç Güzeller yarışmasın­ da yargıçlık ettikten sonra da şehre inmek üzere Oinone'den ayrılır. Meleagros maddelerine ba­ kınız. onu geçiyor ve kim olursa olsun kafasını keserek evinin kapısına asıyordu. Paris Troya savaşının sonla­ rında Philoktetes'in attığı bir okla yaralanınca Olnona'nlr) bu sözünü hatırlar. Okeanos. 155 vd. Herakles. Elis kralı Oinomaos güzel Hippodameia'nın babasıdır. Kızına çıkan talipleri Oinomaos araba yarı­ şında denemeyi şart koşuyordu. Kız bu talibe gönül verdi ve ikisi birden Oinomaos'un arabacısı Myrtilos'u baştan çıka­ rarak Pelops'un yarışı kazanmasını sağladı­ lar. yurdu Thebai'ye de lanet okur. Apollon tanrının kendisine verdiği şi­ falı otlar vardır. Yarış başla­ yınca Elis kralı Zeus tapınağında bir koç kur­ ban ediyor.

ana Tethys'i görmeye. Marsyas'ın oğlu ya da çömezi olarak gösterilir. . Arınma süresi sona erince Herakies Omphale'den ayrılır ve ölmeden daha birçok işler görür (Herakies). Etrüsk mezarlarında uzun saçlı. onlar almışlardı beni Rheia'nın elinden. Opheltes. ayrıca koca olarak da kullanır. Nitekim Olympos tanrıları diye anılan Zeus kuşağı yalnız Olympos dağında görül­ mez . ona birçok işler gördürür. kendi­ lerine göre bir hayat sürerler. bu suçtan nasıl arınacağını öğrenmek için Delphoi'deki Apollon tapınağına başvurur. Olympos. Herakies çıldırıp İphitos'u istemeyerek öldürünce. 200 vd. Saturnus'un dişi karşıtı olarak gösterilir ve Sabin kaynaklı olduğu söylenirdi. ona ağıt yak­ mış. tanrıların atası Okeanos'la. Girit'te. Kıbrıs'ta ve Yunanistan'da bu adı taşıyan dağlar çoktur. Oneiros. (3) Ünlü bir flüt çalgıcısı. İlyada'da Hera şöyle anlatır (İl. Aiskhylos'un Prometheus tragedyasında Okeanos Zeus'a karşı ayaklanan Titan'ı Olympos tanrılarıyla banştırmaya uğraşan bir arabulucu rolünde çıkar karşımıza. Or­ cus günlük dilde anılan bir tanrı olarak kal­ mıştır. saraylarında iyice beslemişler. Sanatçılar Herakles'i uzun Lydia entarisi giymiş olarak Omphale'nin dizlerinde iplik bükerek gösterirler. sakallı bir tanrı olarak gösterilen Orcus sonradan Yunan tanrılarının etkisi altında Plüton ya da Dis Pater adını almışsa da. Nyks. Olympos adını taşıyan efsanelik kişiler de vardır.): Gidiyorum bol besi veren toprağın bir ucuna. Olympos daha çok gök tanrı Zeus'un merkezidir. devlere onu tahtın­ dan etmelerini önermiş. Orcus. toplantılarda aralarında soh­ bet ya da kavga eder gösterilirler. sonra Kronos'la Rheia yönetimi ele almışlar ve Ophion'la Eurynome'yi Tartaros'a kapatmışlar. Orfik görüşlere dayanan bir kayna­ ğa göre Ophion eşi Okeanos kızı Eurynome ile birlikte Titanlara hükmedermiş. Dorukları gökte bu­ lutlara karışan ulu dağların tanrılara konut ol­ duğu inancı Yunan'a Sümer'den gelmiş ola­ bilir. Okeanos'la Tethys tanrılardan uzak. Okeanos'un uzlaştırıcı tutumu Prometheus tarafından şiddetle kınanır. Hypsipyle. Bu adın kaynağı ve anlamı büsbütün açıklanmamışsa da. Zeus da öfkelenerek Olympos'un üstüne şimşek çakmış. Bkz. Ophion. Ops'un Capitolium tepesinde bir tapınağı vardı. (2) Kybele'nin kocası olarak gösterilen bir Olympos vardır. Koro da Okeanos kızlarından meydana gelmiştir. Bilici de üç yıl köle olarak çalışması gerektiğini bildirir. Kraliçe de aslan postuna bürünmüş.İda dağı gibi başka yüksek dağlarda da toplanır­ lardı. Ayrıca Anadolu'da sayısı yirmiye varan Olympos adlı dağlar olduğu gibi. büyütmüşlerdi. insan so­ runlarını tartışır. Bkz. Roma dininde bolluğu simgeleyen tan­ rıça. yiğidin topuzunu onun kafasında sallamaktadır. Romalıların halk inançlarına göre Orcus ölümü simgeleyen cin ya da ölüler ül­ kesinin kendisidir. Apollon ve Musalar gibi daha çok oyun ve ezgi­ den hoşlanan tanrılar Parnassos ya da Heli­ kon dağlarında toplanmaktadırlar. eski Anadolu dillerinden geldiği ve genellikle yüksek dag anlamına kul­ lanıldığı anlaşılmaktadır. Olympos Yunanca bir kelime de­ ğildir. Ops. Homeros destanlarında tanrı­ lar Olympos dağında şölen yapar. Mysia Olympos'una (Ulu­ dağ) adını veren oymuş. Olympos tanrı­ larından bazılarını saraylarında konuk ettikle­ ri de olur. tanrı da çabala­ rından vazgeçerek yatağına döner. XIV. Lydia kralı Tmolos'un dul karısı Omphale yiğidi satın alır.ki asıl Olympos dağı yanlış bir düşün­ ceye göre Makedonya-Tesalya'da bilinir .(1) Girit'e adını veren Kres'in oğlu. Kronos bu Olympos'a Zeus'u emanet etmiş ve tanrı998 yi kendi büyüttüğü halde. Omphale. Öldür­ dükten sonra pişman olmuş ve Olympos'un mezarı bulunduğu dağa adını vermiş.Phlyra gibi tanrı ya da kahramanlarla birleş­ miş ünlü kişiler bulunur. Apollon'un öl­ dürdüğü Marsyas'ı gömmüş. Herakies efsanesinde rol oyna­ yan Lydia kraliçesi.

Bütün devler gibi Toprak'tan dog­ ma olduğu söylenir. pusuya düşürülerek öldürülür. Troya savaşı efsanesinde Orestes'in adı Akhaların Mysia'ya ilk çıkışları ve Telephos'la Ilgili olarak geçer: Telephos Akhilleus'un elinden yaralanıp. Agamemnon'la Klytaimestra'nın oğlu. Artemis de akrebi bir burç. akrep delikanlıyı topuğun dan sokar. ama Orestes onu da Aigisthos'un ölüsü üstünde bıçaklar. Klytaimestra'ya Phokis'ten gelme iki haberci olduklarını. Artemis Orion'un üstü ne bir akrep salar. ama Side Hera ile boy ölçüşme­ ye kalkınca. Sonunda Atina'nın Oreopagos mahkemesi onu suçundan arındırır. İphigeneia. sonra da Goethe'nin "iphigeneia Tauris'te" dramlarına konu olan serüven şudur: Orestes'le Pylades Tauris'e varınca tanrıçaya kur ban edilmek üzere tutuklanırlar. Orestes ora­ da büyür. Orestes. Kalais veZetes). Klytaimestra oğluna yalvarır. Orastesles Tauris'e gider ve orada kız .Oreithyia. Kalais'le Zetes'il doğurur (Boreas. Atreusogullarının zincirleme suçlarını anasını öldürmekle sürdürür. Ama orada güzel delikanlı Artemis elinden öldürülür. Aulis'te İkinci sefere hazırlanan Akha ordusuna gel­ ­­­­­. Elektra to­ nik kardeşi Orestes'i kaçınr ve Phokis kralı Strophios'un sarayına gönderir. Aigisthos kırdan döner. İlkin Side adlı çok güzel bir kız­ la evlenmiş. Thoas'ı aldatarak kaçarlar. Kan davası da burada biter. bu rahibe de İphigeneia'dır. tann Poseidon'un oğlu. Nympha'lar. 15). Attika'ya varırlar. Orion. Çok yakışıklı olduğu için kadınlardan sevgi görmüş. İki kardeş -birbirlerini tanırlar. almış ve böylece istediğini elde etmişti (Telephos). Elektra maddesinde belirtildiği gi­ ­i. bırakır.ak laşması bundandır. Khrysothemis'in kardeşi (Tab. Orpheus dillere destan olmuş bil ozandır. yarasını ancak Akhille­ us'un iyi edebileceğini öğrenince. Eııripides'ln. Ülkenin kralı Thoas onları Artemis tanrıçanın rahibesine teslim eder. Sonunda da Şa­ fak tanrıça gönül verir ona. Orion. Kraliçe sevincinden tanrılara sunıılar sunmaya gitmişken Orestes kendini Eleklra'ya tanıtır ve Klytaimestra ile Aigisthos'un öldürülmesini birlikte planlarlar. Orestes efsanesi de başlıca buı kaynaklara dayanır. Ana kanı döker dökmez öç perileri Erinysler Orestes'in peşine takılırlar. Orestes'le Herml one'yi babaları daha çocukken nişanlamışlar di. Pythia onun Tauris'e Artemis heykelini almaya gitilmesini buyurur. Argos'a kral olur ve çok uzun bir ömür sürer. Bkz. Orpheus. Yabancılar ve hey­ kelle birlikte denize açılabilmek için bir düzen kurar. Tauris dönüşünde Orestes nişanlısını kaçırmaya kalkar. kralın oğlu Pylades'le birlikte Mykene sarayına gelirler. Orion yıldızının Akrep burcundan her zaman u/. Elektra. Tanrıça sevgilisi­ ni Delos'a götürür. İlkçağda ünü orfizm denilen mistik Troya savaşından sonra Agamemnon yur­ duna döner dönmez öldürülünce. İphigeneia onları kurtarmaya ve Artemis heykelini de alıp on­ larla kaçmaya karar verir. Nao ptolemos'la kavgaya tutuşurlar. Merope adlı ikinci bir kadınla olan macerası Orion'un kör olması. ama Troya savaşından sonra Menelaos ki zmı Neoptolemos'a verir. sonra da karanlıktan ansızın güneşe bakmasıyla gözlerinin yeni­ den açılmasıyla sonuçlanır. ama babası deniz tanrı gibi dalgaların üstünde yürüme gücü de var mış. kendisine Orestes'in öldüğünü bildirmeye geldik­ lerini söylerler. İr­ mak kıyısında oynarken rüzgâr tanrı Boreas tarafından Trakya'ya kaçırılır. üç büyük tragedya yazarı birçok oyunlarında Orestes'e baş rolü ya da çok önemli bir rol vermişlerdir. Orestes efsanesinin son bölümü Hermione ile evlenmesine değgindir. Orion'u da gökte bir yıldız haline getirir. tanrıça onu Tartaros'a atmış. Bir casus olarak yakalanmak üzerey­ ­­­ı orada bulunan küçük Orestes'i rehin olarak. Akhilleus'un oğlu ölür. ama tanrı lanetini de kendi dramıyla so­ na erdirir. Artemis'e bir tapınak yapıp içine heykeli koyarlar. Atina kralı Erekhteus'un kızı. nedeni tanrıçanın kendisine. kardeşi İphigeneia İle buluşur. ya da bir avcı kızına ya­ naşmak istemesidir. Beraatından sonra Orestes Apollontanrıya ne yapması gerektiğini sorar. Orestes d( Hermione'yle evienir. bir ayaklan ma olur. dev bir avcıdır. Orman Perileri. Orestes. Orestes çıldırır ve Erinyslerden kurtulmak için oradan oraya atar kendini.

zavallı beni de? işte gene geri çağırır beni zalim kader. Avernus batağından. kader engel olamazsa. gecenin ya da kasırganın dağlardan savurduğu kuşlar kadar çok. Proserpina 'mn koştuğu şarta uyarak kocasının ardından yürüye yürüye havanın daha yüksek katlarına doğru. kaçarken bir uçuruma atar gibi kendini tepetaklak. ölü ruhların ve titreten kralların karşısına dikildi. Yeraltı sandalcısı da aradaki bataklığı bir daha komadı geçsin. gün doğar seni söylerdi. havada asılı bir kayanın altında ağlamış. Ömrü o kadarmış kadının. görmedi boylu çimen ler yüzünden oralara sinen zehirli yaratığı. Çalgısı vahşi hayvanları büyüle­ yen. Ve Erebus konutlarının en kuytu yerlerinden hafif ruhlar çıkageldi. Orpheus. tatlı eşi.. hep seni. Deliye döndü Orpheus.. dolanıverdi bacaklarına korkunç bir yılan. gelmekteyken. unutup duruverdi. yapraklar arasında saklanan kuşlar kadar çoktular. onunla baş haşaydın ya hani yalnız kıyılarda. ölüm tanrıları bağışlamasını bilseler. Irmak boyu palas pandıras kaçarken senden o kadın. kudurdu. büyük bir suç. an ye­ tiştirmekte olan Aristaios Orpheus'un eşi Eurydike'nin ölümüne sebep olmuştu (Arista­ ios. çekersin bugün onun cezasını: Bir belaya çattıydı Orpheus.bir akım yaratacak kadar çok yayılmış. Haykırdı Eurydike: "Bu ne. gönlüne yenildi döndü baktı arkasına. en yüce dağları çığlıklarıyla doldurdular. dağ perileri. insan yakarışlarıyla yumuşamayah yüreklerin dikildi karşısına. Ne yapsmdı? Nereye gitsindi? Kime başvursundu? İkinci kez kaçırılmıştı karıcığı. ezgisiyle ölümü bile alt eden bu ozanı biz burada kuru kuru anlatmak istemedik. ve görüntüleri çıkageldi ışıktan yoksun olanların. girdi kapkara bir korkuyla gölgelenmiş ormana. yüksek kapılarının oraya yeraltı tanrısı Dis'in. İşte biranda bütün çabalar oracıkta uçtu gitti. şimdi senin üstüne bindirmeye çalışır o belayı. Orpheus. kaçırılınca karısı. bir suç işledin sen. Gitti sokuldu Taenarius dağının boğazlarına kadar. artık senin olmayan güçsüz ellerimi". Kadir'in Türkçeleştirdigi parça kita­ bın IV. Orpheus birden bir çılgınlık etti. oyuk kaplumbağa kabuğundan sazıyla yaslı sevgisini avuttu durdu. La­ tin şairi Vergilius'un "Georgica" adlı eserin­ den alınmış bir parçayla tanıtalım dedik. bir gümbürtüdür yükseldi. seni de yok eden. bütün belalardan kurtulmuş. onun ezgileriyle sarsılan. Artık Orpheus. görünmez oldu. Yaşıtları. başladılar bir ağızdan. Ya Orpheus ne oldu?Derler ki onun için: Issız Strymon ırmağı kıyısında ağlamış tam yedi ay. gün batar seni. ve Orpheus göremedi bir daha ruhlara tutunup dil dökmeye çalışan Eurydike'yi. Styks sandahyla uçuyordu uzaklara. elveda! Giderim İşte uzata uzata ellerimi sana. 230 . Hep seni söylerdi. kişiliği üstüne anlatılan masallar her türden sanatçıyı esinlemişti. boş bulundu. uyku kapatır kararan gözlerimi. gidiyordu işte. Bir daha ölü ruhları nasıl yumuşatırdı. kara bahtlı. buz kesilmiş. bir anda kopuverdi amansız zorbayla yapılan anlaşmalar. bindirecek de. Eurydike). bağışlanır bir çılgınlıktı bu: Eurydike'si ışığın altına tam çıktı çıkacakken. Aşa­ ğıdaki A. ve kendisine geri verilen Eurydike. hem de üç kez. dört yanımı saran gece götürür beni. geri dönüyordu. Yabana atılmaz bir tanrı öfkelenmiş kovalar seni. gitti karşıt yöne doğru. bölümünde Aristaios'Ia ilgilidir. dedi ve birdenbire bir duman gibi karıştı hafif yellere. tanrıları nasıl? Eurydike. bu ne? Bu ne çılgınlık böyle.

Attis-Kybele ve Demeter-Kore efl00 Soruda Mitologya'sında çıkan özeti busanelerlyle benzerlikler gösterir. Osiris bir Mısır tanrısıdır. Orphik elinin myrhos'u şöy­ ledir: Başlangıçta Khronos (Zaman) evreni yarattı. Tartaros ba­ mermer gibi başı taklığına götürüleceklerdir.Orphik dinin kurucusu sayılır.. Phanes'i yutarak dün­ ya egemenliğini ele geçirdi. Titanlk Ktkonlarm bütün kadınlarım hor gördü. lutar acıklı iniltileriyle dört bir yanı. Dionysik taraf. hem dişi olan Phanes. tarlalara. yutuldu. örneğin İsis (lsis). bir mezarda (sema) gibi hapistir. yutulmuş Dionysos çocuğun tanrısal İyi huylan birleşti. Zeus.. ııufir gidermiş kuzeyin buzlarında bir başına. filozof Pythagoras (İ. Arınma. kavuşmaya çabalar. tolojisiyle doğrudan doğruya ilişkisi yoktur. "Ah kara bahtlı Eurydikel" Ama efsanesi ve kişiliği Yunan mythos'unu Ve ardından ırmağın bütün kıyıları etkilemekle kalmamış. Zeus bu yüreği yedi. inek ve boğa bi çiminde tanrıça ve tanrı motifleri de Hesio"Bir din hareketi olan Orphik. Osiris efsanesi Akdeniz yöresine özgü bir doğa be­ Or phik (ya da Orfeizm. kızı Persephone-Demeter'le birleşip Dionysos Zagreus'u yarattı. Titanlar tarafından parçalandı. Khronos'un oğlu Zeus.de bir evlilik bağı yumuşatmış. bir­ delikanlıyı çok vücutlarda dolaşır. ayaklandırmış meşe ağaçlarını ezgileriyle. Dionysos-Zagreus. m. şarkıcı. Bunun için On lar da paramparça ettiler sonunda de ruh. onunla birleşerek Gaia (Toprak).kahin dos'un Thegonia'sında ve İo Epaphos efsaı büyücü Orpheus'a bağlanır: Orpheus . Homeros'takl tanrıların dindiremedikleri bir ruh ihtiyacını karşılar. İnsandaki tanrısal ruh. kaplanları büyülemiş. yıldırımlarının alevleriyle Titanları mahvetti. dürüst bir ya­ kutsal törenlerde ve gece şenliklerinde Eacchus'un. Uranos (Gök) ve Khronos'u dünyaya getirdi. giderir. İnsan soyundan Titanların kötü. öte dünyaya O kadar bağlıydı ki Orpheus Eurydike'ye. bülbül de bütün gece durmadan fır döner ağlar. günahından temizlenmek üzere. Yunan mibağırdı uçarken. soğumuş diliyle çağırıp durdu Eurydike'yi. hırlı Tanais ırmağı kıyısında yürür . kuşaklar arasında çarpışma. Orphik dionysik-mistik bir kurtuluş dinidir. unsurlardan temizlenmek ister.. arar durur kaybolan yavrularını içi yana yana. VI. Orphikçilerin Herhrus ırmağının ters akıntıları arasında öğretileri. ırmağın bütün kıyıları baştan başa. çevresindeki bazı tan­ Eurydike! Eurydikel Eurydikel" rısal varlıklar Yunan-Roma pantheon'una gir diye yankılandı durdu. parçalanan çocukun yüreğini kurtarmıştı. ta uzaklara kadar. Evrenden tanrı Phanes doğdu. yüzyılda Yunanls tan'a ve aşağı İtalya'ya geçti. Soylar ve raya almayı uygun gördük. bedende (soma) Dis'in boş armağanlarına dövüne dövüne. mutlu bir öte dünya bekler. Bunun üzeri ne Zeus. yani Orpheus reket efsanesidir. Hem erkek. ti. buz gibi mağaralarda anlatmış durmuş başından geçeni. miş ve tutunmuştur.. yüz­ çalkalanıp giderken bile yılcın felsefesine derin bir etki yaptı". kötülerse ölüler Ama Orpheus'un boynundan kopan hâkiminin karşısına çıkacaklar. şayış. konar bir dala. Ö. İyileri saçtılar parçalarını ta uzaklara. canı da "Ah kara bahtlı Eurydikel" diye Osirîs. Nyks (Gece)'l doğurdu. canlıların verdikleri besinlerden (et. Ne bir tutku yumuşatmış Orpheus'un yüreğini. Trakya'da do gan bu hareket. bir kauak ağacının gölgesinde bir bülbül vardır hani. Ama Titanların külünden insan so­ yu vücuda geldi. yuvayı gözetleyen katı yürekli bir çiftçi n/rp götürmüştür yavruları daha kanatları çıkmadan. ve kışı hiç bitmeyen Ripha dağlarında sonra da Dionysos-Lyseus (Kurtarıcı)'u yaral yürür gidermiş dövüne dövüne Eurydike'nin kaçırılışına. oradan VI. başlar yeniden ezgilerine yanık yanık. kırlara. Athena. Bu bakımdan AdonlsTarikatı). yu murta) el çekiş sayesinde olacaktır. Bu konuda Behçet Necatlgll'ln Aphrodite.

bu dövüşmede düşmanının er­ kekliğini koparır. onu on dört parça halinde dograyarak oraya buraya serper. Kral da kızı­ nı vereceğine ant içmişti. Çanakkale Boğazında olduğu? sanılan Kabesos şehrinin önderi Othryoneus Troya'ya Priamos kızı Kassandra'yı istemeye gelmiş. Düşmanın ölüsüyle bu çeşitten alaya Homeros destanlarında sık sık rastlanır. Haberi alan İsis ossaat sandığı aramaya çıkar ve uzun dolaşmalar­ dan sonra Fenike'nin Byblos kentinde bulur. düzenli llyon 'u gel bizimle yok et.nelerinde rastlanan motif ve imgelerdir. 232 . Efsanesi şöyle özetlenebilir: Krallık kurumu­ nun tipik bir simgesi olan tanrı Gebeb yetki­ lerini oğlu Osiris'e bırakır. Ne var ki kardeşi Set (Yun. Aloeusoğulları. Set'i Horus'a gözünü vermeye mahkûm ederler.\ racagını söz vermişti Priamos'a. Othryoneus. Hekim tanrı Thot her ikisini de iyi eder. Otos. tanrılar mahkeme kurar. fsis sandı­ ğın kendisine geri verilmesini sağlar. Horus da gözü babası Osiris'e verir. 374 yâ. babasının öcünü almak görevini yükler ona. bir sandığa kapatıp ırmağa atar. Set bir kez daha Osiris'in göv­ desini ele geçirir. 6)J Bu köpek Geryoneus'un öküzlerini beklerken? Herakles'in eliyle öldürülür (Herakles). denizleri aşan gemilerimize gidelim. XIII. Atreus oğlunun güzellikte üstün kızını veririz sana. Ejder soyundan Ekhidna vef Typhon'dan doğan bir köpeğin adı (Tab. yetiştirir. Set de Horus'un gözünü oyar. Elimiz çok açıktır çeyizden yana. Bu efsaneyi anlatırken yazar Plutarkhosl Set'in Yunanlıların Typhon'uyla bir tutulması gerektiğini bildirmiştir (Typhon). I yerine getirirsen Priamos'a verdiğin sözü. Bun­ ların Mısır kaynaklı oldukları ve Yunan Mythos'una Fenike yoluyla girdikleri sanılır. kendisi de gözü­ nün yerine bir yılan koyar. Typhon) onu kıskanır. Ora kralı bu sandığı yaptırmakta olduğu sara­ yına tahta olarak kullanmaktadır. erkeklik uzvundan baş­ ka bütün parçalarını bir araya getirip başka tanrıların yardımıyla ilk mumyayı hazırlar. buna karşılık şehri Akhalardan kurta. Bu yılan (adı Ura- eus'tur) krallık simgelerinden biridir. Osiris de egemenliği oğluna bıraktıktan sonra Mutluları Ülkesine göçer. onunla Mısır'a döner. yakalar. Kocası öldükten sonra fsis Nil deltasında Horus'u doğurur. tekmil ölümlüler arasında överim seni.. ilkel bir katı yürekliliği dile getiren bu alayların hep Akhaların ağzından duyulduğu da ayrıca dik­ kati çeker. öldürmeye karar verir. Ama biz de biliriz böyle söz tutmasını. bağcılığı ve çeşitli el sa­ natlarını öğretir. Horus da Set'le teke tek savaşa girişir.): Othryoneus. İsis parçala­ rı toplamaya koyulur. onlara tarımı.. Bkz. gel hadi. gidelim düşünelim şu evlenmeyi. o güzel kızı kendine almak için. Orthos. ama düğün gerçek-1 leşmeden Akha yiğidi İdomeneus onu öldü-1 rür. Argos'a götürür eveririz seni. Osiris ayrıca Mısır'da çok tutunmuş tanrı kral inancını ve insanın ölümünden sonra mumyalaşıp yaşamını sürdürdüğü görüşünü yansı­ tır. Bir gün şölene çağırır. öldürdükten sonra da şöyle alay eder onunla (İl. Osiris de kız kar­ deşi ve eşi olan İsis'in yardımıyla bu görevi en iyi biçimde sürdürür: İnsanların iyiliği için çalışır. onu Set'ten korumak için gizli­ ce büyütür.

Ayrıca sayıları tanıttığı. Mektubu Akha ordugâ­ hında bir yere atar. sözde Priamos'un yazdığı bu mektuptan Palame­ des'in Troyalılara casusluk teklifinde bulundu­ ğu anlaşılmaktadır. Bu çabalar sonuç vermeyip Akha ordusu hazırlık yapmaya başlayınca. Öte yandan kaynaklar Palamedes'in kurnaz Odysseus'tan daha yararlı. Ölü dümenci gömülmek ister. O da dönüşte ölüyü bulur. Babası Nauplios Palamedes'in öcünü alır. Alfabeyi Kadmos tanıtmış Yunanistan'a ama Palamedes kuşların uçuşuna bakarak Hellenlere özgü bir harf olan Y (üpsilon)'u bulmuş. Lydia'da akan Şart çayının tanrı­ sı. Zeus'un oğlu ve Pelops'un dedesi olur. Palinurus. toprağa tuz ekmektedir. İno. Daha sonraki efsanelere göre. ayların süresini yıldız­ lara göre saptadığı. el anla­ mına gelen palame'den türemiş olan Palame­ des Yunan alfabesine birçok harfler katmış.savaşı efsanelerinde önemli bir rol oynar: Helene kaçırılınca akra­ bası Menelaos'u avutmaya çalışır. ama o da korkunç biçimde ölür. Üzüntüsü büyüktür. Bkz. Akhalar Palamedes'i linç eder­ ler. Odysseus da sabanı hemen durdurmakla deli olmadığı­ nı açığa vurmuş olur. Paktolos. gömer ve o kıyıya Palinurus burnu adını verir. daha değerli bir kişi olduğunu da belirtirler: Adı avuç. Vergilius'un Aeneis destanında anlattığı­ na göre Troyalıların filosu Sicilya'dan İtal­ ya'ya doğru yol aldığında tanrıça Venüs bir tek adamın öleceğini. Palladion. Evindeki en güzel. Palaimon.): Ama sen. bunun için de ölüsünün hangi kıyıya atıldığını bildirir Aeneas'a. Sonraları Aeneas yeraltına gittiğinde Palinurus'un ruhuna rast­ lar. Troya şehrinin tarihine sıkı sıkıya bağlı olan bu heykelin Homeros destanlarında adı geç­ mez. Ama kurnaz yiğit savaşa gitmek niyetinde değildir. Pallas Athena'nın si­ hirli nitelikler taşıyan heykeline verilen addır. Pala­ medes düzeni anlar. Aeneas'ın dümencisidir. dama oyununu ve zarları keşfettiği söylenir. o var oldukça şehrin 233 . Troya. Odysseus şöyle öç alır: Ele geçirdiği bir Troyalıya zorla bir mektup yazdırır. hangi örtüye en çok değer veriyorsan al onu. o günden sonra da bu dereye Paktolos denmiş. Menelaos'la bir­ likte Odysseus'u çağırmaya giderler. yani tahtadan yapılmış ayakta bir kadın heykeli olsa gerek. para kullanmasını. dümencisinin yok olduğunu görür. en büyük örtü hangisiyse. VI. elinde sunularla topla yaşlıları. Ne var ki İlyada'da söz konusu olan Athena tapmagındaki heykel oturmuş olarak canlandırılır: Hektor savaş alanından ayrılıp anası Hekabe'ye Athena'ya sunular sunmasını söylemek için şehre geldiğinde şöyle konuşur (İl. götürür onu. Palladion Troya şehrini koruyan. Bu heykel arkaik sanatta örnekleri görülen bir ksoanon. Palladion. Palladion daha sonraları ve özellikle Roma'nın kuruluş efsanelerinde rol oynar. kadını ba­ rışçı yollarla geri almak için Troya'ya elçi gi­ der. Odysseus'un gerçekten deli olup olmadığını denemek için oğlu küçük Telemakhos'u sabanın önüne atar. Gece dümen­ deyken tanrılar Palinurus'un gözlerine uyku dökerler. 270 vd. Sefere katılır. delilik taslar: Bir tarlada sabana bir öküzle bir eşek koşmuş.p Paian. ayrıca da Palamedes'in bir kölesini satın alarak. dalarken bir dalga alır. Palamedes'in bu haksız ölümü dillere des­ tan olmuştur. bundan dolayı orada akan ve altın sürük­ lediği için Khrysorrhoas adını taşıyan dereye atmış kendini. ama Palamedes'e karşı korkunç bir öfke ve kin bağ­ lar. Bu kin sonradan Palamedes'in ölümüne sebep olacaktır. git doyumluk toplayan Athena'nın tapmağına.. Homeros destanlarında adı geç­ mediği halde. Palinurus. efendisinin yatağı al­ tına bir torba altın koymasını sağlar. Asklepios. ört güzel saçlı Athene'nin dizlerine. Günün birinde tanrıça Aphrodite'nin gizli tö­ renleri kutlanırken kendi kız kardeşini kirlet­ miş. Palamedes. ama buna karşılık her­ kesin kurtulacağını bildirmişti. Bkz. Nauplios'la Klymene'nin oğlu (Nauplios). Aeneas uyanır.. Her şeyi ortaya vurur.

düşmesini, düşman eline geçmesini önleyen bir tabudur. Başta Roma olmak üzere birçok şehirler Palladion'a sahip olduklarını ileri sür­ müşler, böylece Palladion adlı heykeller ço­ ğaldıkça kaynaklarını anlatan efsaneler de çoğalmış ve giriftleşmiştir. Bunları şöyle özet­ leyebiliriz: Tanrıça Athena çocukken deniz tanrısı Triton'un yanında büyümüş (Tritogeneia adı bu­ nunla ilgili olabilir), Triton'un da Pallas adlı bir küçük kızı varmış, iki kız çocuk savaş oyunları oynarmış, ama günün birinde birbir­ lerine darılmışlar, Athena Pallas'ı dövmek üzereymiş ki Zeus kızı için telaşlanıp aigis kal­ kanını Pallas'ın önüne dikmiş, çocuk korku içinde donakalmış ve Athena'nın attığı kargı­ dan korunamayıp yaralanmış, düşmüş ve öl­ müş. O sırada pişmanlık duyan Athena arka­ daşına tıpatıp benzeyen bir heykel yapmış ve ona aigis kalkanını giydirmiş. Athena bu ya­ pıtı Olympos'ta Zeus'un yanı başında dikmiş, bir tanrıymış gibi tapınılırmış ona. Palladion orada kalmış, ta ki günün birinde Zeus'un ko­ valadığı Elektra heykele sarılmış, tanrı da öf­ kelenerek heykeli alıp Troya bölgesinde Ate tepesi denilen yere atmış (Elektra 2, Ate). İlos o sırada kendi adını taşıyacak olan llion (Troya) şehrini kurmaktaymış, böyle bir hey­ kelin gökten düşmesi hayra yorulmuş, şehre getirilip Athena tapınağına yerleştirilmiş. Bu efsaneyi anlatan mitograflar Palladion'un üç karış boyunda olduğunu, sag elinde bir kargı, sol elinde de bir öreke ile bir ig taşıdığını ya­ zarlar. Başka efsanelere göre Palladion'u Dardanos Semendirek adasından getirmiş ve kaynatası Teukros'a armağan etmiş (Darda­ nos). Troyalıların bu kutsal yapıtın bir tıpkısı­ nı yaptıkları, çalınmasın diye asıl Palladion'u tapınağın mahzenine kapatıp, sahte heykeli dışarıya oturttukları da anlatılır. Bir efsaneye göre, Troyalıların kâhini Helenos Palladion heykeli şehirde kaldıkça, Troya'nın alınama­ yacağını bildirmiş, bu söze dayanarak da Odysseus'la Diomedes gece gizlice şehre gir­ mişler, heykeli çalıp götürmüşler. Bu işte gü­ zel Helena Akhalı yiğitlere yardım etmiş (He­ lenos, Helena). Başka kaynaklara göre, Palladion heykeli Troya'da kalmış ve Troya yangınında Aineias 1da dağına sığındığında onu beraberinde gö

türmüş, sonra İtalya'ya da almış. Sihirli hey­ kel böylece Roma'da Vesta tapınağına getiri­ lip bırakılmış. Roma'nın kutsal ateşini koru­ yan Vesta rahibeleri Palladion'a tapınmakla görevliydiler. Palladion Kassandra efsanesinde de geçer, Kassandra'nın Troya yağmasında bu heykele sarılıp sığındığı ve Oileus oğlu Aias'ın onu oradan çekerek büyük bir günah işlediği anla­ tılır (Aias). Atina'da da Palladion heykelinin Atina'ya geldiğini ileri süren bir efsane var­ dır. Pallantidai (Pallasoğullan). Pallas 5'in oğulları, Atina kralı Pandion'un torunları ve Aigeus'un yeğenleri. Aigeus'un dölü olmadı­ ğını sanarak Atina tahtına talip olurlar, ama Troizen'de büyüyen Theseus Atina'ya gelip babası Aigeus tarafından tanınınca, bunu protesto etmeye kalkarlar. Atinalılar Theseus'u kral seçince de babaları Pallas'la birlikte Theseus'a karşı savaş açarlar ve öldürülürler. Theseus elli amca oğlunu ve amcası Pallas'ı da öldürdüğü için bir yıl Troizen'de gönüllü sürgün olarak kalır. Başka bir anlatıma göre Atina mahkemesi Theseus'u beraat ettirir (Aigeus, Theseus). Pallas. Tanrıça Athena'nın adının başına ta­ kılan bir ad. Bu adın Athena ile ilgisi üstüne efsaneler pek birbirini tutmaz (Athena, Palla­ dion). (1) Titanlardan Krios'la Eurybie'nin oğlu, Astraios'la Perses'in kardeşi (Tab. 4). Hesiodos'un Theogonia'sma göre Pallas, Okeanos kızı Styks'le birleşir ve Zetos'la Nike'yi, bir de Kratos'la Bie'yi meydana getirir. (2) Arkadya kralı Lykao'nun oğlu. Bir efsa­ neye göre bu Pallas kızını Troya kral soyu­ nun atası Dardanos'la evlendirmiş ve Palladi­ on'u ona vermiş (Dardanos, Palladion). (3) Vergilius'un Aeneis destanında adı ge­ çen Pallas Evandrus'un oğludur. Aeneas'la birlikte îtalyalı Turnus'a karşı savaşmış ve onun elinden öldürülmüştür. Roma'nın Palatinus tepesine adını veren bu Pallas'mış (Euandrus). (4) Attika efsanelerinde adı geçen bir dev. Tanrıça Athena bu devi öldürmüş ve derisini

yüzüp ona bürünmüş, bu devin kanatlarını da ayaklarına bağlamış (Athena). (5) Gene Attika efsanesinde rol oynayan bir kişi Pandion'un oğludur ve Pallantidai adında 50 tane oğlu vardır, bunlarla birlikte Theseus'a karşı gelir, oğullarıyla birlikte Theseus un elinden öldürülür (Theseus). Pan. Tanrı Pan, efsanesi ve kişiliği hakkında Behçet Necatigil'in "100 Soruda Mitologya" d.a ki anlatımını aşağıya alıyoruz: "Dağlık Arkadia'da küçükbaş hayvanların, çobanların tanrısı. Keçi ayaklı Pan, Her­ ­­s'in oğludur. Tanrıların, çokluk, insan kılı­ ­ında değil de hayvan kılığında düşünüldüğü ilk zamanlarda Pan da keçi kafalıydı; sonra­ dan bu keçi kafasından sadece boynuzlar ve sakal alıkonarak, yüzü insan yüzü oldu. Pan Çoban kavalını sever, azgın tekeler gibi güzel nymphaların peşine düşerdi. İnsanların, hay­ ranların uyuduğu kızgın, ıssız yaz öğlelerinde birdenbire, beklenmedik gürültüler koparır, dört bir yana 'panik' korkular saçardı. Marathon savaşı gecesi Persleri bu şekilde paniğe uğrattığı için, Atinalılar savaştan sonra tanrı Pan'a Akrppolis eteğinde bir tapınak yaptı­ lar. Pan sözü Yunancada 'bütün' anlamına geldiğinden mistikler, sonraları Pan'ı her şey yapabilir bir tanrı payesine çıkardılar. Plutarkhos, Korfu'nun güneyinde sefer eden bir gemideki gemicilerin, Paksos adasından gelen bir ses duyduklarını anlatır. Gemi dümen­ cisinin adını söyleyen bu ses, dümenciye 'Ulu P'an öldü!' haberini vermiş, dümenci aldığı bu haberi emredilen yerde karaya doğru sesle­ nince, karadan korkunç bir inilti, bir feryat duyulmuş, Pan'ın ölümünden ötürü tabiat yas tutmaya başlamıştı. Bu haber imparator Tiberius (I. S. 14-37) zamanında olmuştu.

Daha önce tanrılar ana babalarını yok etmiştller ve öksüz bırakmıştılar kızları konaklarında, o zaman tanrısal Apbrodite beslemişti onları, Here onlara güzellik ve akıl vermişti, tekmil kadınlara verdiğinden daha çok. Ulu Artemis bağışlamıştı boyu boşu. Athene de öğretmişti güzel işler işlemeyi. Ama bir gün Aphrodite çıkmıştı koca Olympos'a, bu kızlara iyi bir kısmet bağışlamasını dilemişti, iyi bir koca dilemişti yıldırım seven Zeus'tan, işte o zaman Harpyalar gelip bu kızları kaçırdılar, hizmet etsinler diye verdiler uğursuz Erinyslere. Pandareos efsanesi Girit ve Anadolu ile ilgi­ li bir efsanedir. Şöyle anlatılır: Rheia yeni do gan Zeus'u Kronos'tan kaçırmak için Gi­ rit'teki mağaraya kapatınca bekçi olarak başı na bir altın köpek dikmiş, Kronos devrilip Zeus egemen olunca bu köpek Girit'teki Zeus tapınağına bırakılmış. Pandareos köpeği tapı­ naktan çalmış, Lydia'da Sipylos dağına gö­ türmüş ve Tantalos'a emanet etmiş. Derken Zeus ikisine de öfkelenerek, hırsızlık ettiği için Pandareos'u taşa çevirmiş, yalan yere yemin ettiği için de Tantalos'u Sipylos dağı­ nın altına tıkmış (Tantalos).

Pandaros. Pandaros'un adı İlyada'da Troas bölgesine yerleşmiş Lykialılarm önderi olarak geçer. 1da dağının eteğinde bulunan Zeleia kentinden gelmiş ünlü bir okçudur Pandaros. Babası, Karkabos'un oğlu Lykaon'dur (Karkabos). Troya savaşına katılışı şöyle anlatılır (İl. II, 824 vd.): Sonra Zeleia'da oturanlar gelir, Ida'nm ta dibinde, Aisepos'un kara sularını içen zengin Latin mitologyasında Pan'ın yerini tanrı Troyalılar. Faunus tutar" (Faunus). Başlarında Lykaon'unünlü oğlu Pandaros var, Pandareos. Odysseia'da Penelope çok bu­ Apollon kendisi vermiştir Pandaros 'a naldığı bir gece, canını alsın diye tanrıça Aryayını. lemis'e yakarır, o sırada da Pandareos ve kız­ Pandaros'u tanrı Apollon'un koruduğu yiği­ larının başına geleni anımsar ve anlatır (Od. din Akha yiğidi Diomedes'e meydan okurken XX, 65 vd.): söylediği sözlerden belli (İl. V, 102 vd.): Ulu canlı Troyalılar, atları mahmu/.lavan öy/e kaçılmamış mıydı kasırgalar erler kalkın, Pandareos'ıııı kızlarım?

vuruldu işte Akhaların en yiğidi, Lykia'dan çıktığımda yola, Zeus'un oğlu gerçekten sürdüyse beni öne, sanmam dayansın zorlu okuma bu adam. Ok atışı îlyada'nın ilk bölümünde tanrı Apollon'un Akha ordusuna veba salmak için ok atışını ne kadar andırır (İl. IV, 116 vd.): Kaldırdı okluğun kapağını Pandaros tam o sıra, hiç atılmamış kanatlı bir ok çıkardı, kara acılar kaynağıydı bu ok. Kirişin üzerine yerleştirdi yakıcı oku. Yurduna, kutsalZeleie şehrine dönüşünde değerli kurbanlar kesmeyi adadı, ilk kuzulardan, ün salmış okçu Lykialı Apollon 'a. Oku arka kanatlarından, kirişinden tuttu, yaklaştırdı kirişi memesine, demiri yaya. Yusyuvarlak gerilince gıcırdadı koca yay. Kiriş inledi, sivri ok fırladı birden, uçtu kalabalığa doğru, vınlaya vmlaya. Anadolulu tanrı Apollon'un tuttuğu bu yiğit Troya düşmanı tanrıların elinde bir oyuncak olur ama, Paris'le Menelaos arasındaki teke tek savaş başlayıp, öbür savaşçılar işe karış­ mamaya ant içince, Athena Pandaros'u kış­ kırtır andı bozmaya. Bir okla yaralar Menelaos'u. Diomedes'le karşılaşmasının iyi sonuç vermemesi de bu ünlü okçunun Troya savaşı­ na yaya gelmiş olmasından, arabası bulunmamasındandır. Ölümünün nedeni olacak bu duruma şöyle yakınır (İl. V, 193 vd.): Atlarım, arabam da yok ki bineyim. Ama Lykaon'un sarayında on bir araba durur, yepyeni, kız gibi arabalar, örtüler serilmiş, üzerlerine, her araba önünde iki tane at, kızılca buğday, ak arpa yiyen atlar, kargı atan yaşlı Lykaon demişti bana çıktığım gün derli toplu evinden, atlara, arabaya bin demişti, önderlik et zorlu savaşta Troyalılara, atları düşündüm de dinlemedim onu -dinleseydim ne iyi olurdu edemezler, dedim, karınlarını doyurmadan, düşmanla kuşatılmış insanlar arasında yemsiz kalmasınlar, dedim. Bıraktım onları, tlyon'a yaya geldim, güvenmiştim yayıma. Oysa yayım hiç yaramayacakmış işime. Bir gün dönersem yurduma, gözlerimle görürsem toprağımı, karımı,

yüksek çatılı büyük evimi görürsem, gelsin o gün koparsın başımı bir yabancı adam, şu oku elimle kırıp atmazsam yanan ateşe. Benimle boş yere gelmiş o. Pandaros kargıyla vurur Diomedes'i, ne var ki Lykialı yiğidin kargısı delemez AkhaJının zırhını, tanrıça Athena'nın yönelttiği Diomedes'in kargısıyla canını alır Pandaros'un. Bu korkunç çarpışmada ise koruyucu Apollon Aineias'ı kurtarmak zorundadır, kendi yetiş-: tirdigi ünlü okçuyu feda etmekten başka çare bulamaz (İl. V, 216-280). Pandion. Pandion iki Atina kralının adıdır (Tab. 24). (1) Pandion I. Erikhthonios'un oğlu, Erekhtheus'un, Prokne ve Philomela'nın babasıdır. Prokne'yi Trakya kralı Tereus'a o vermiş, kızlarının başına gelenlere üzüntüsünden öl­ müş (Aedon). (2) Pandion II. Yukarda adı geçen Pandion'un küçük torunu, Aigeus'un babası, Theseus'un dedesi. Pandora. Hesiodos'un hem "Theogonia", hem de "İşler ve Günler" adlı eserlerinde uzun uzadıya anlattığı Pandora efsanesi Orta­ doğu ve özellikle Samî kaynaklı olsa gerek, çünkü ilk kadının yaratılışı, yani Âdem'le Havva efsanesinin Yunan mythos'una akta­ rılmış bir kopyasına benzer. Kadını her kötü­ lüğün, her dert ve belanın başlangıcında gör­ mek Yunan görüşlerine pek uymaz, nitekim Hesiodos'tan sonra bu efsaneyi işleyen pek olmamıştır. Yunan yazınında Homeros şiiri ve onun dile getirdiği iyimser, gülümser dün­ ya görüşü a^ır basmış, karamsarlığı olduğu kadar kadın düşmanlığını da silip süpürmüş­ tür. Hesiodos'un yansıttığı akım başka çag ve ülkelerin sanatını etkilediği içindir ki, Pando­ ra efsanesini buraya almayı uygun gördük. Aşağıdaki anlatım, "İşler ve Günler"deki an­ latımdır, Pandora ile Prometheus efsaneleri­ nin bir karışımını verir: Tanrılar yeraltına gizlemiş besinleri. Yoksa insan bir gün çalışıp rızkını sağlar, sonra bir yıl sırt üstü yatardı, asör bırakırdı sabanını ocak başında, gözerdi çiftini çubuğunu, öküzlerini.

236

Zeııs kızınca Prometheua'a, kendlnl aldatan o sivri akıllıya, sakladı varını yoğunu insanlardan, o gün bugündür dertlere boğdu insanoğlunu, Zeus gizledi besini insandan. Ama lapetos'un güçlü oğlu Prometheus çaldı Zeus'un ateşini insanlar için, sakladı onu narthex kamışının içinde. Kızdı bulut devşiren Zeus, dedi ki ona: İapetos oğlu, sivri akıllı kişi, seviniyorsun ateşi çaldın, beni aldattın diye, ama bil ki dert açtın kendi başına da: aldığın ateşe karşılık birbela öyle bir bela salacağım ki insanlara, sevmeye, okşamaya doymayacaklar bu \ belayı", Böyle dedi ve kah kah güldü insanların ve tanrıların babası. Namlı şanlı Hephaistos'u çağırdı hemen: Bir parça toprak al, suyla karıştır dedi, İçine insan sesi koy, insan gücü koy, bir varlık yap ki yüzü ölümsüz tanrıçalara benzesin, Bedeni güzelim genç kızlara. Athena, sen de ona el işlerini öğret dedi, renk renk kumaşlar dokumasını öğret. Nur topu Aphrodite, sen de büyülerinle kuşat onu, istekler, arzularla tutuştur gönlünü. Yüz gözlü devi öldüren Hermeias, sen de bir köpek yüreği, bir tilki huyu koy içine". Böyle dedi Zeus, onlar da yaptılar dediğini: Koca Hephaistos, topal tanrı hemen bir kız biçimine soktu toprağı. Gök gözlü Athena süslü kuşağını sarıverdi beline. O canım Kharitler ve o güzelim Peitho altın gerdanlıklar taktılar boynuna. Horalar bahar çiçekleriyle donattılar saçlarını, Hermeias doldurdu göğsüne yalanı dolanı, uzaktan gürleyen Zeus'un oluyordu isteği. Ses koydu içine o tanrılar kılavuzu Pandora adını taktı. Pandora demek bütün tanrıların armağanı demekti, çünkü bütün Olymposlular insanların başına bela etmişti onu. Tanrıların babası kurunca bu düzeni, Epimetheus'a gönderdi Pandora'yı kılavuz tanrı Hermeias'la. Epimetheus unuttu Prometheus'un dediğini: Zeus'tan armağan alma demişti ona Prometheus,

alırsan, ölümlüleri derde sokarsın demişti. Armağanı aldı ve alınca anladı başına bela aldığını. Eskiden insanoğulları bu dünyada dertlerden, kaygılardan uzak yaşarlardı, bilmezlerdi ölüm getiren hastalıkları. Pandora açınca kutunun kapağını, dağıttı insanlara acıları, dertleri. Bir tek umut kaldı dışarı çıkmadık kapağı açılan dert kutusundan. Umut tam çıkacakken Pandora kapamıştı kapağı, böyle istemişti bulutlar devşiren Zeus. O gün bugündür insanların başı dertte, toprak bela doludur, deniz bela dolu, geceler dert doludur, gündüzler dert dolu, belalar başıboş dolaşır sessizce ölümlülerin çevresinde, derin düşünceli Zeus ses vermedi onlara sessizce gelişlerini duymasın diye insanlar. Görüyorsun ya Zeus'un dilediğine karşı konmaz. P a n d r o s o s . Atina kralı Kekrops'un üç ki zindan biri (Aglauros, Erikhtonios). P a r c a c ( P a r k a l a r ) . Roma dininde kader ve ölümü simgeleyen tanrıçalar, Moiralarla bir tutulmuştur. İlk zamanları Parça doğuma da bakan bir tanrıça sayılır, sonra Yunan etkileri pekleşince Romalılar üç Parça olduğuna, biri­ nin doğuma, ikincisinin evlenmeye, üçüncü­ sünün ölüme baktığına inanırlardı. Forum'da bulunan üç heykel (Tria Fata) olarak simgelenirlerdi. P a r i s . Paris, öbür adıyla Aleksandros, Troya kralı Priamos'la karısı Hekabe'nin en küçük oğludur (Tab. 16). Kraliçe onu doğurmadan birkaç gün önce uykusunda bir düş görmüş: Karnından çıkan bir alev Troya surlarını sarı­ yor, bütün şehri yangına veriyormuş. Falcılar bu düşü kötüye yorumlamışlar, doğacak olan çocuk şehri yıkıma götürecek demişler. Be­ bek doğunca da Priamos onu İda dağına bı­ rakmak üzere bir uşağına vermiş. Uşak Pa­ ris'i dağa bırakmış, vahşi hayvanlar hakkın dan gelir diye düşünmüş. Ama öyle olmamış, bir dişi ayı gelip bebeği emzirmiş. Bir süre bu böyle gitmiş, sonra çocuğu Agelaos adındaki bir çoban bulmuş, evine götürmüş ve kendi çocuklarıyla bir arada büyütmüş. Paris ço-

banlar arasında güzelliği, yararlılığıyla dikkati
çekermiş.. sürülerine çok İyi baktığı İçin,ona

koruyucu anlamına gelen Aleksandros adını takmışlar. Dağda Oinone adlı bir nympha ile sevişmiş. Evlenmişler, ama mutlulukları uzun sürmemiş (Oinone). Paris efsanesine burada Üç Güzeller masalı karışır. Peleus'la Thetis'in Olympos'ta kutla­ nan düğününde, kavga tanrıça Eris'in, çağrıl­ madığına kızarak, ortaya bir altın elma atma­ sı, üstünde "en güzeline" diye yazılan bu el­ mayı kime vereceğini bilemediği için Zeus'un yargıç olarak Paris'i seçmesi İdalı çobanın hayatını altüst eder. Üç büyük tanrıça, Hera, Athena, Aphrodite bu güzellik yarışmasına katılırlar, ama Zeus her nedense kararı bir ölümlünün vermesini yeg görür ve tanrıçaları Hermes'le birlikte İda dağına gönderir. Bu göreve neden Paris'in seçildiği hiçbir efsane­ de belirtilmez. Priamos oğlunun alın yazısı bunu gerektiriyordu herhalde. Yarışmanın bir pazarlık konusu olduğu ayrıca dikkati çeker: Tanrıçaların üçü de elmaya karşılık Paris'e bir bağışta bulunmaya söz verirler. Hera As­ ya krallığını, Athena sonsuz akıl ve başarı, Aphrodite ise Spartalı Helena'nın aşkını veri­ rim demiş, o kadar. Paris altın elmayı Aphrodite'ye verir, tanrıçalar arasında en güzeli ol­ duğundan mı, yoksa Helena'nın aşkını her şeyden üstün tuttuğundan mı, efsane bunu da açıklamaz. Bundan böyle Paris'in aklı fikri tanrıçanın verdiği sözün gerçekleşmesindedir. İda'dan şehre iner, orada kendini kral Priamos'a tanı­ tır. Bu konuda anlatılan efsane şöyledir: Troya'da yarışmalar düzenlenir, bu yarışmaların ödülü İda dağında yetiştirilmiş bir boğadır. Paris boğa ile birlikte şehre gider ve yarışma­ lara katılıp birinci gelir, o sırada kendisini kıs­ kanan kardeşleri onu öldürmeye kalkarlar, Paris Zeus sunağına sığınır ve kız kardeşi bili­ ci Kassandra onun kim olduğunu anlar, Priamos'la Hekabe ölü sandıkları oğullarını se­ vinçle kucaklarlar. Troya sarayında yaşama­ ya başladıktan bir süre sonra Paris Yunanis­ tan'a gitmek üzere gemiler hazırlatır ve mu­ radına ermek için Sparta'ya varır. Bundan sonrası Helene başlığı altında anlatılmıştır. Troya savaşı sırasında Paris'in tutum ve davranışı pek parlak değildir. İlyada'da zayıf, korkak, bencil, tembel ve sorumsuz bir insan olarak gösterilir. Hektor'un tam karşıtıdır.

Agabeysi onu ağır sözlerle azarladığı, Mene laos'la kozunu paylaşmak için teke tek savaşa kışkırttığı halde, Paris her fırsatta kaçmak yolunu bulur (Hektor, Helene). Gene de yakısıklı, güzel silahlı, çevik bir savaşçı olarak canlandırılır ve birçok Akhalan nasıl alt ettiği anlatılır. Akhilleus'un ölümü Paris efsanesinin son bölümüdür. Hektor ölmeden Akhilleus'a kendisinin de Apollon'un yardımıyla Pa ris'in elinden Öldürüleceği günün uzak olmdıgını bildirmişti. Öyle olur: Akhilleus Memnon'u öldürür ve Troyalıları gene surların içne sığınmaya zorlar, tam o sırada Paris'in attığı bir ok Akha yiğidinin tek silah geçer yeri ne, yani topuğuna saplanır. Ama Akhilleus öldükten hemen sonra da Paris Philoktetes'in bir okuyla kasığından vurulur. Can çekişirken Oinone'yi çağırır. Kadın geImeyince ölür Parthenopaios . Thebai'ye karşı Yediler seferine katılan önderlerden biri. Atalante ile Meleagros'un oğlu olduğu söylenir. Kız oglan kız anlamına gelen parthenos'tan türemiş olan adının kendisine anasının uzun yıllar evlenmediginden verildiği ileri sürülür. Boyu boslu, yakışıklı, yiğit bir erkek olarak canlandirilir. Thebai surları önünde öldürülür. Pasiphae . Girit kralı Minos'un karısı Pasi phae, tanrı Helios'la Perseis'in kızı, Perses Aietes ve büyücü Kirke'nin kardeşidir (Tab 8). Pasiphae'nin Minos'la evlenmesi, Girit kralına Poseidon'un bağışladığı boğa ile birleşmesi ve Minotauros'u doğurması hakkında Mlnos, Daidalos, Minotauros maddelerine bakınız. Güneş soylulardan Pasiphae kardeşleri ve yeğenleri (Hekate ve Medeia) gibi do3a dışı ya da doğa üstü güçlerden faydalanan gizemli bir kişidir. Kızları Pheidra ve Ariadne de anaları gibi talihsiz aşklara çarpılırlar. Patroklos. Menoitios'un oğlu Patroklos Akhilleus'un can yoldaşı, en yakın arkadaşıdır. İkisi de Aktör ve Aigina'nın soyundan olmak­ la akraba sayılırlar (Tab. 21), ama arkadaşlık­ ları Patroklos'un Akhilleus'la birlikte Peleus'un sarayında büyümüş olmasından ileri ge­ lir. Patroklos'un ruhu nasıl bir adam öldüre­ rek Peleus'un yanına sığındığını İlyada'da şöyle anlatır (İl. XXIII, 83 vd.):

Birlikti büyümemlş miydik, Akhilleus, slzin evde. Opotls'ten beni size Menoitios getirmişti, ufaktım, bir kaza çıkmıştı elimden, öIdürmüştüm Amphidamas'ın çocuğunu, yapmıştım bu deliliği istemeye istemeye, öfkeye kapılmıştım aşık oynarken. At sürücüsü Peleus enine almıştı beni, özene bezene büyütmüş, seyis yapmıştı
sana.

Ilyada'da Patroklos her an Akhilleus'un ya­ nındadır, onu sevgisiyle, ögütleriyle destek­ ler. Yiğit öfkeyle savaştan ayrılıp bir daha dö­ vüşmek istemeyince, Patroklos onu yola geliı inek için boşuna uğraşır, Agamemnon'un gönderdiği elçileri kabul eder, küskün arkada­ şının takındığı yakışıksız tavrı örtmeye çalışır. Aklıaların çok kötü duruma düştüğünü gö­ rünce, dayanamaz, Akhilleus'tan silahlarını ı .ter. Ünlü yiğidin yerine kendisi savaşacakIir. tlyada'nın Patroklos'un yiğitliklerine ayrıl­ mış XVI. bölümünde sayısız Troyalı öldürür, bu arada Zeus oğlu Sarpedon'un kaderi de Patroklos'un elinden can vermektir (Sarpe­ don). Apollon Patroklos'un yaptığı bu kıyı­ ma son verir: Patroklos Hektor'la çarşıpır ve öldürülür. Patroklos son nefesini verirken I lektor'a ölümünün yakın olduğunu bildirir. AkhiUeus barakasındadır, savaş meydanında ı )lup bitenlerden haberi yoktur. O sırada Pat­ roklos'un ölüsünü almak ve onun taşıdığı Akhilleus'un silahlarına sahip çıkmak için korkunç bir boğuşma başlar. Akhalar bütün çabalarına karşın Patroklos'un ölüsünü Troy.ılılara kaptırırlar. Nestor'un oğlu Antilokhos acı haberi Akhilleus'a getirir. O sırada yi­ ğidin yası şöyle dile getirilir (İl. XVIII, 1 vd.): Böyle dedi, Akhilleus'u kapkara bir yas bulutu kapladı. İki eliyle aldı ocağın küllerini, döktü başının üstüne, kirletti güzelim yüzünü. Sonra uzandı boylu boyunca tozun, toprağın içine, elleriyle çekip kopardı, kirletti saçlarını. Akhilleus bir daha anası Thetis'i çağırır, Hephaistos'a yeni silahlar yaptırmak için gitmeşini ister ve dileği yerine gelince savaşa ka­ tılır (Hephalstos, Akhilleus, Thetis.) Akhıl leus Hektor'u öldürmekle Patroklos'un öcü nü almış olur, ölüsünü de daha önce Troyalı

ların elinden kurtarmıştı, .ama Patroklos bu nunla yetinmez, ruhu Akhilleus'a görünüp gömülmek istediğini, kemiklerinin arkadaşın.\ ayrılmış altın çanakta korunması gerektiğini bildirir. AkhiUeus da dostuna şöyle cevap ve­ rir (İl. XXIII, 94 vd.): Buraya ne geldin, iki gözüm, bütün bunları ne söylersin bana? Bilmiş ol, yapacağım her dediğini, hadi yaklaş bana, sarılalım birbirimize, birancık da olsa ağlayalım doya doya. Böyle dedi, uzattı dost ellerini, ama hiçbir şey tutamadı eliyle, ruh kaçmıştı bir duman gibi yerin altına, ıslık çala çala. AkhiUeus Patroklos'un anısına yarışmalar düzenler, bunların yapılması için de savaşa bir süre ara veriUr. Patroklos'un cenaze töre­ ninden sonradır ki Priamos Akhilleus'tan Hektor'un ölüsünü istemeye gider. Pedasos. Ksanthos ve Balios gibi, Akhllle us'un ölümsüz atlarından biri. Sarpedon tara fmdan öldürülür (İl. XVI, 153 vd.). Pegasos. Medusa'nm kanından dogma ka natlı at. Perseus ve Bellerophontes efsanele rinde önemli bir rol oynar. Hesiodos Pega sos'un doğuşunu şöyle anlatır (Theog. 270 vd.): Phorkys'le birleşen Keto Graialan doğurdu... Gorgoları da doğuran Keto'dur... Sthenno, Euryale ue bahtsız Medusa... Perseus kestiği zaman kafasını Khrysaor'la Pegasos çıkıverdi kanından. Biri Okeanos'un kaynaklarından doğduğu için, öteki elinde altın kılıç tuttuğu için almışlardı Pegasos'la Khrysaor adlarını. Pegasos bırakıp davarlar anası toprağı havalandı gitti ölümsüzlere doğru. Zeus'un sarayında oturur şimdi şimşekle yıldırım taşıyıp onun adına. Adı, kaynak anlamına gelen Yunanca "pege" sözcüğünden türemiş sayılan Pegasos pı­ nar ve çeşme başlarında bulunmaktan hoşla nırmış. Bir gün ayağını yere vurarak Helikon dağının eteğinde Hippokrene, at çeşmesini meydana getirdiği anlatılır (Medusa, Perse­ us, Bellerophontes). Pegasos gökte bir burç haline getlrilmiştir.

yalnız kızını yitirmiş ol­ manın acısıyla dalgın olan Demeter Pe­ lops'un bir omzunu yer. Şimdi olmalı o da benim yaşımda. ihtiyar Priamos da Akhilleus'u yumuşatmak. Pelias. Aigisthos). Zeus'la Niobe'den doğmuş olduğu söyle­ nilen Pelasgos da bu soyun atası olarak gös­ terilir (Niobe 2). bilindiği gibi. getir aklına babanı. Nereus kızı önce Peleus'la evlenmemek için bin bir kılığa girer. varmıştır uğursuz ihtiyarlığın eşiğine. Aison'un oğlu îason'la da kozunu paylaşamaz ve İason'dan kurtulmak için onu Karadeniz'in Kolkhis ülkesine altın postu almaya gönderir. Ama Peleus'un başına bir bela daha gelir: Kalydon avı sırasında kaynatasını istemeyerek öldürür ve gene yollara düşer. ama Pelias'ın kardeşi Neleus'u tahttan attığı. Thyestes'in kızı (Tab. Sonradan Atreus'a karı olur. Pelasglardı. llyada'ya göre Dia'nın Zeus'tan olan. Pelasgos. Karısı ölünce tanrılar onu Thetis'e koca ol­ mak için seçerler. 14. Pelops babası Tantalos gibi Anadolu'da doğmuş. 14. Neleus'un ikiz kardeşi (Tab. Ama duyar hiç olmazsa yaşadığını senin. büyümüş­ tür. Hippodameia ile evlenir ve Theseus'un en yakın dostu olarak yiğidin bü­ tün serüvenlerine katılır (Hippodameia. Zeus tanrı çocuğun bedenini yeni baştan yaratıp diriltir. belayı savacak kimsesi yoktur yanında. Tyro tanrıdan gebe kaldığını saklamış ve-doğurduğu ikizleri dağa bırakmış. Theseus). Akhilleus Troya'dan dönmez. göreceğim onu. oğlum dönecek Troya'dan. İason'un babasıj Aison'un üvey kardeşidir (Aison). Oysa. Tantalos'un oğlu. ama orada da kralın karısıyla başı derde girer (Akastos). Bu korkunç işlemden sonra Pelias'ın oğlu Akastos îason'la Medeia'yı lolkos'tan sürer (Argonaut'lar. Tanrı Poseidon Pe­ lops'a gönül verir. ya da Paktolos'un kızı olduğu ileri sürülür.). Aiakos'un oğlu Peleus.Peirithoos. Lapithlerle Kentaurlar sa­ vaşına katılır. Akhilleus Troya sa­ vaşına gittiği zaman Peleus Phthia'daki sara­ yında onu uzun zaman bekler. tanrıların hepsi bu korkunç oyu­ nun farkına varırlar. Peleus Tesalya'ya Phthia kralı Eurytion'un yanına sı­ ğınır. Bir efsaneye göre Pele­ us'un Akhilleus Troya'dayken öldürdüğü Akastos'un oğulları onu tahtından atıp Istan-j köy adasına sürerler. Demeter'in yediği omuz yerine de fildişinden bir omuz koyar Pelops'a. onun Yunanistan'a göçmesi uygarlığın Yunan yarımadasına Anadolu'dan geldiğini kanıtlayan bir belirtidir. Peleus.Tanrısal Akhilleus. Pelopeia. der. Tryro ile Poseidon'un oğlu. Efsaneye göre tanrılarla haşır neşir olan Tantalos onları denemek için bir şölende on­ lara kesip doğradığı oğlu Pelops'u yiyecek olarak verir. 21). Bilmeden babasıyla yatar ve Aigisthos'u do­ ğurur. başka kaynaklara göre îkson'dan olan oğlu. sonra gene yeryüzüne gönde­ rir ve kanatlı atlar armağan ederek Oinoma- . Hektor'un ölüsünü ellerinden alabilmek için babasının anısını getirir gözlerinin önüne (İl. ama Peleus. lason Medeia ile birlikte dönünce. Bu kez folkos'ta kral Akastos'un sarayına gider. Paris). pek uğurlu olmadığı hemen meydana çıkar (Akhilleus. büyücü prenses Pelias'ın kızlarını babalarını sözde gençleştirmek amacıyla kesip bir kazana at­ maya kandırır. lason. Pelias. Pclops. XXIV. 15). onun da göçüp Pylos'a yerleştiği anlatılır (Neleus). 15). Belki çevresinde bugün komşuları üzer onu. Ömrü olaylarla dolu geçmiştir: Telamon'la birlikte üvey kardeşleri Phokos'u öldürdükleri için yurtlarından sürülürler (Aiakos). Ölümlü babası Kretheus olduğu için Pelias. ünlü Lapith. Yunan efsanesinin en ilgi çekici kahra­ manlarından biridir (Tab. Akastos). arkadaşı olan at adam Kheiron'un yardımıyla onun hakkından gelir. orada ölür. Akdeniz yöresiyle Yunanistan'da oturan en eski soyun adı Pelasgoi. Kral onu suçundan arındırdığı gibi kızı Antigone'yi de ona karı olarak verir. Telamon'un kardeşi ve Akhilleus'un babasıdır (Tab. tanrı Zeus'un to­ runu. Düğün ya­ pılır. böylece Pelopsogullarının zincirleme suç ve ilenme sürecine karışır (Atreus. Anasının Ege ırmaklarından Ksanthos. Nasıl büyütülüp krallık için kavgaya tutuştukları konusunda efsaneler birbirini tutmaz. 486 vd. 22). bir süre şarap sunucusu olarak kullanır.

yıllar yılı gündüz dokuyup gece söktüğü bez de dillere destan olmuştur. Penelope. kanardı bu sözlere taşkın yürekleri. geldiler yakaladılar beni. Odysseus'urı karısı Penelope Yunan mythos'unun en ünlü kişilerindendir. Pelops Oinomaos'u yener ve Hippodameia ile evlenir (Oinomaos Hlppodameia). 181 vd. gündüzleri dokuduğum koca bezi bir çerağ önünde sökerdim geceleri. bekleyin bir parça daha. Oysa ben. babasının da uygun gö­ receği bir kocayı kızına seçmesini. Penelopeia'nın çilesi o zaman başlar. Penates. Laertes ihtiyarladığından ötürü. bitsin bu dokuma. Roma'da yurdu ve aile ocağını koruyan tanrıdır. bağırdılar. ama Telemakhos daha kundakta bebekken babaası Troya savaşına gitmek zorunda kabr. Telema­ khos anasını korur. bir hizmetçi. Bunu kaynanası Antikleia'nın ağzından duyarız (Od. köylerden şehirlere kadar her yerin Penates tanrıları olmuştur. Telemakhos'la aralarında bir tartışmadır gider. duyurur onlara bunu. nesi yoksa hepsini sömürüp tüket­ mektedirler. O bir yandan talipleri oyaladığı gibi.). arşın arşın bez dokuyordum habire. onu gerip ok atmayı kim başarırsa ona varacağı karar ını Odysseus'a . çaresiz varacağım içinizden birine. çağırdılar. boşa gitmesin bunca iplik. Olympos oyunlarını kurar ve Yunanistan'da bu yoldan büyük bir çığır açar. İthake sarayına dilen ci kılığında gelen Odysseus'a Penelope şöyle anlatır bu işi (Od. Akhalı kadınlar ne der sonra bana". Odysseus Tyndareos'un kızı Helene'ye ta­ lip olacakken. bir kefen dokuyorum yiğit Laertes'e.karşı yarışa girişmeyi buyurur. Üstelik de saray sahipsiz kaldığı. Bilindiği gibi Elis kralı Oinomaos kızı Hippodameia'yı ancak kendisini araba yarışında yenecek olana vermeye ant içmişti. ondan vazgeçer ve akrabası penelope ile evlenir (Odysseus). bir geceleler geçirir ki düşman boşına 4 Odyssela destanı başladığı sırada İthake sa rayının Penelope'ye taliplerle dolduğunu gö­ rürüz. Pelops yerli kahramanIardan ne kadar üstün olduğunu böylece tanıtlamış olmakla kalmaz. saygısız bir köpek. Mora yarımadasına adının verilmiş olması Ege'den gelme bu göçmenin efsanede gösterilen yerinden de daha büyük bir yer tuttuğunu.): Tanrı bir bez dokumayı kodu aklıma ilkin. kocaman bir tezgâh kurmuştum odamda. sürüleriyle zengin krallığını ele geçirmektir amaçları. 137 vd. adanın. tatil umutlarla onları aldatır. Penelope Odysseus kadar kurnaz ve düzen­ bazdır. madem tanrısal Odysseus öldü. Odysseus'un nesi var. XIX. Bu mutlu çiftin Telemakhos diye bir çocukları olur. Phorkys'le Keton'un kızı (Gralalar). Odysseus'a sadık kalması onu evlilikte vefa ve sevginin simgesi haline sokmuştur. otuz yıl sürece başka kocaya varma­ mak için ayak diremesi. Penelopeia'nın bu kadar yıl sonra bir koca seçmesini ister talipler. ama dördüncü yıl başlayıp çatınca ilkyaz. daha derin bir çığır açtığını açığa vurmaktadır. ama ne olur. Karın büyük bir sabırla bekler seni evindi'. Böyle derdim. Son çare olarak talipleri bir yarışma ya sokmak gelir aklına: Odysseus'un büyük yayını getirtecek. gün gelirde. Penelo peia da ikide bir taliplerin karşısına çıkar. taliplere de şöyle laf ediyordum arada bir: "Delikanlılar. bunun gerçekleşmesi için de babasına çeyiziyle bir­ likte geri verilmesini. Onun adı kadar. Her evde Vesta ve Lares tanırılarıyla birlikte Penatlara da tapıldıgı gibi. Telemakhos da çocuk olduğundan karşı koyamadıkları için talipler saraya yerleşmişler. daha doğrusu Odysseus'un mal mülk dolu. kültleri kamu alanına yayılmış. evinden etmek istemez. ölüm onu yere sererse upuzun. XI. Pemphredo. Eşinden ayrı kaldığı yirmi. Gündüzlerl ağlaya ağlaya tüketir kendini. Pelops'un Hippodameia'dan olan oğulları­ nın tanrı lanetine uğramış olmalan Pelops'un kendisine yardım etmiş olan arabacı Myrtilos'u denize atıp öldürmekle işlediği suçtan İleri geldiği söylenir (Myrtilos). Kandırdım onları işte böyle tam üç yıl. komşu ülkelerin ileri gelenleri hep kocasız kalan güzel kadını almak isterler. Homeros destanlarında adı Penelopeia diye geçen İkarios'un kızı.

kendi anasının elleriyle nasıl parça. Aietes ve Pa­ siphae'nin kardeşi olduğunu ileri sürer (Tab.\ Pergamos. Perse­ us doğduktan sonra anasıyla birlikte bir san­ dığa kapatılarak denize atılışı. Yoksulluğu simgeleyen bir tanrısal varlık. Zeus'la Danae'nin oğlu Perseus (Tab. 209 vd. savaşta sag memesinden vurulur ve ölür. Efsaneye göre. Başka bir kaynak Helios'la Perseis'in oğlu. Bir kaynağa gö­ re Akhilleus'un oğlu Neoptolemos'la Andromakhe'den dogmadır. İphiklos). Ne korkunç bir cezaj gördüğü.J: Ana. Dedesi Akrisios'un kızından doğacak torununu yok etmek için Danae'yi nasıl tunçla örtülü bir odaya kapattığı. Agaue'nin oğlu. Adı Akhilleus efsanesine karı­ şan ünlü Amazon kraliçesi. Ama Akhilleus can çekişirken Penthesileia'nın güzelliğine vurulmuş ve onu bir türlü unutamamış. 8). ne var ki Bakkhos dini­ nin Yunanistan'a ve özellikle Thebai'ye gir- meşine yobazca direnir. O kadar ki Telemakhos bile anası­ nın tutumuna şu sözlerle içerler (Od. Kaystros (Küçük Menderes) adlı bir oğlu. şehre de ken di adını verir. kardeşi Melampos'un yardımıyla Bias bunları kaçırıp kızla evlen­ mek hakkını elde etmiş (Metampus. hangi kadının yüreği baba toprağına dönen kocasından böyle uzak durmaya. Agaue). Yunanistan'dan Ana dolu'ya kaçar ve Bergama'nın bulundugı yerdeki kralı öldürüp kral olur. ama kızın­ dan ayrılmak istemeyen Neleus onu kendine İphiklos'un sürülerini getirecek olan adama vereceğini söylemiş.bildirir. Aietes. 10. Kore. 18) şarap tann Dionysos'un teyze oğludur. Odysseus'un çok hoşuna gi­ der. Zeus'un bir altın yağmuru bi­ çiminde içeri yağıp kızı gebe bıraktığı. Perses. Kadmos'un to­ runu Pentheus (Tab. Hektor öldükten sonra Penthesileia bir bö­ lük Amazon'la Priamos'un yardımına koşar ve çok yararlık gösterir. genç kız adıyla da anılan Persephone'nin Hades tarafından yeraltına kaçırılma­ sı. Penia.) landıgı Euripides'in "Bakkha'lar" tragedyasın da sahneye konmuştur (Bakkhalar. Kirke. XXIII. Pasiphae ve Perseis'i doğurur (Tab. XXIII. 13) İo'nun döllerindendir. Adonis maddelerine bakınız. Böylece Odysseia'nın son sahnesine. yüreği taştan anal Ne diye böyle uzak durursun babamdan. Demeter'in yası ve Persephone'nin ölüler ülkesinin tanrıçası olarak Hades'te kalması için Demeter. Asteria ile evlenir. Seriphos ada­ sına çıkışı. Pergamon (Bergama) şehrinin kurucusu sayılan kahraman. sürüne dilene yirmi yıl sonra dönen kocasından? Oldum olası taştan katıdır bilirim yüreğin senin. Neleus'la Khloris'in kızı. Pero. Penthesileia. Pcrscphone. yani taliplerin öldürülmesine yol açan çareyi düşünmüş olur. Çok güzel ol­ duğu için birçok talipleri varmış. Hades. Platon'un "Şölen "inde anlatıldığı gibi Penia bir gece Poros'la birleşmek yolunu bul­ muş ve Eros'a gebe kalmıştır (Eros). 4).). Bu adamın kocası Odysseus olduğuna bir türlü inanmaz ve onu habire denemeye koyulur. 242 . Kavuşmaları da o oranda tatlı olur (Od. ne diye yanma oturup konuşmaz. Perscis. Ephesos diye bir torunu olmuş. Oysa bu sözler. Pentheus. Hekate'yi üretir. Zeus'la Demeter'in kızı (Tab. sorular sormazsın ki? Kim dayanır senden başka. Thersites de yiğidin bu tutkusuyla alay etmiş de bu yüzden Akhilleus onu öldürmüş (Thersites). öbür Amazonlar gibi Penthesileia da Ares'ln kızıymış. 8). Bir kaynağa göre Titanlardan Krios'la Eurybie'nin oğludur (Tab. ora kralının Danae'ye göz koyma­ sı Akrisios ve Danae maddelerinde anlatıl­ mıştır. 5). Okeanos kızı Perseis tanrı Helios'la birleşir ve Kirke. Akhilleus'a karşı koymayı göze alır. Odysseus taliplerden öç aldıktan sonra ken­ dini Penelope'ye tanıtmakta epey güçlük çe­ ker. kötü ana. karısının ne kadar şüpheci ve akıllı oldu­ ğunu anlar. Perseus. 97 yd.

ana yanından ölümlü olan bir delikanlı Güneş'in ülkesine adımını attı. 'sarayıma ne­ den geldin. gün­ düz. 'annen doğ­ ru söylemiş. Bu efsane şöyle özetlenebilir: Seriphos kralı Danae'yi elde etmek ister. söyle bana'. Tiryns'e kral olan akrabası Megapenthes'e Argos'u verip kendisi Tiryns'i alır. Üç Gorgo'dan yalnız Medusa ölümlüdür. onun için bir şey dile benden. Atlar desen az­ gın mı azgın. .n v. Boğa var. Bu öyküyü özetleyen E. Benim arabamı ise tanrılar bile kullanamaz. Babasının ve amcasının isteğine karşın karı olarak aldığı Andormeda ile birlik­ ­­ Seriphos'a döner. Yengeç var hepsi seni öldürmeye kalkarlar. "Şu arabayı bir gün de ben sürebilsem' derdi. Delikanlıyı Medusa'nın kafasını kesmeye gönderir. Perseus'la Andromeda'nın birçok Çocukları olur. Güneş'in gözünden bir şey kaçar mı hiç? 'Yaklaş yanıma delikanlı' dedi. Argos tahtına çıkmayı kabul etmez. artık cayamazdi. Yolu düşün bir kere. ne istersen ya­ pacağım'. bu amaçla da Perseus'u başından atmaya çalışır. Tanrılar Perseus'a keskin çelikten bir orak da verirler. Ben bile zor iniyorum o yolu. girdi­ ği odada Güneş oturuyordu.n bir kere. İniş yolu da diktir. 'Oğlum'. başka bir kaynağa göre de Güneş tanrı Helios'la Okeanos kızı Klymene'nin oğludur (Tab. yürü­ dü. dedi. Khrysaor). Delikanlı. Sözüme inanmazsın belki. Adı parlak. Korkunç yaralıkl. böylece Gorgoların karşına çıkar (Gorgolar). 'onun için geldim. Öğle vakti aşağıya bakamazsın. anasına göz koymuş olan kralı Gorgo başıyla taşa çevirir ve Seriphos krallığını kendisini kurtaran Diktys'e bıraklıktan sonra asıl yurdu olan Argos'a dö­ ner. Bir disk atma yarışında Akrisios'u kaza ile öldürür. gözleri kamaştırıyordu. Rastlantıya bakın siz. ama annem öyle üsteledi ki gelip sana sor­ maya karar verdim'. Gidip Güneş'in kendisiyle konuşmak isti­ yordu. Boy dan boya yaldızlar içinde ışıldardı gece. Ben sa­ na söyleyeyim neler var. Böylece inanırsın baban olduğuma. Medusa'nın kesik boynundan Pegasos atıyla Khrysaor fışkırır (Pergasos. Bu iş ancak kanatlı sandallar giymek ve başına Hades başlığını geçirerek görünmez hale gelmekle olur. sarayın merdivenlerini tırmanıp önüne ilk gelen odaya girdi. Değil ölümlüler. Phaethon. tannlardan Hermes'le Athena onu Gorgolara bekçilik eden Graiaların yanına götürürler (Graialar). yapa­ mayacağı şey yoktu. 'Bugün arabanı ben sürmek istiyorum. 'sen ölümlü bir kişisin. Denizden tepelere çıkan yokuş öyle dik. Perseus bunlan uyutup Gorgolara yaklaşmak yolunu bulur. her gün gökyüzünde ışıklı araba­ sını süren Güneş'e bakar. Güneş tann. tek dileğim bu'. Phaethon. Artık dayanama­ dı delikanlı. kanatlı sandallarıyla havaya uçar ve Athenanın Medusa'nın üstünde bir kalkanı ayna gibi tutmasından faydalanarak canavarın kafasını