P. 1
ATOMUN YAPISI

ATOMUN YAPISI

4.33

|Views: 21,371|Likes:
Yayınlayan: Kimya Bilimi
(İLK OLARAK 2009-2010 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILINDA YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞ OLAN ÖĞRETİM PROGRAMINA GÖRE HAZIRLANMIŞTIR. 2014-2015 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILINDAN İTİBAREN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMIŞTIR.)

Nazzam (792-845); “Madde, sonsuz denecek ölçüde parçalanabilir.” özdeyişi ile günümüzün bilim adamlarından birisi gibi konuşmuştur. Partikül teorisi perspektifinden, atom altı parçacıklar düşünülerek bu söz irdelendiğinde Nazzam’ın 12 asır - 13 asır önce çok derin şeyler söylemiş olduğu anlaşılır.

MADDENİN YAPISINDA VURGULANMASI GEREKEN BAŞLICA ÖGELER

PARTİKÜL TEORİSİ
(ATOM ALTI PARÇACIKLAR VE ESİR)

ATOM ALTI PARÇACIKLAR GÖRÜLEBİLİR Mİ?
ATOM VE MOLEKÜLLER GÜNÜMÜZDE GÖZLEMLENEBİLİR Mİ?

ESİR İLE İLGİLİ BİLDİKLERİMİZ

ATOM ALTI PARÇACIKLAR DA ESİRDEN YAPILMIŞ OLABİLİR

HİGGS PARÇACIĞI (HİGGS BOZONLARI): KEŞFEDİLMEMİŞ ATOM ALTI PARÇACIK

ZIT İKİZ ATOM ALTI PARÇACIKLAR

KUARK ADIYLA BİLİNEN ATOM ALTI PARÇACIKLAR

MADDENİN ZIT EŞİ VEYA ANTİ MADDE ADIYLA BİLİNEN ATOM ALTI PARÇACIKLAR

ETER VE ETER ALTI ADIYLA BİLİNEN ATOM ALTI PARÇACIKLAR

MUON ADIYLA BİLİNEN ATOM ALTI PARÇACIKLAR

FOTON

GLUON (GULON)

LEPTON

NÖTRİNO

KARANLIK MADDE

KARANLIK ENERJİ VE KARANLIK MADDE

FOTON (IŞIN) ÇEŞİTLERİ

GÖZÜN ALGILAYABİLDİĞİ IŞINLAR

ESİR

IŞINLAMA GERÇEKLEŞECEK Mİ?

MADDENİN IŞIN HÂLİ

MADDENİN IŞIN HÂLİNİN DELİLLERİ

TAKYON

KİMYANIN TEMEL KANUNLARI

ATOMDAKİ TEMEL KANUNLAR

NEREYE GİDİLİRSE GİDİLSİN KANUNUN DEĞİŞMEDİĞİ GÖRÜLMEKTEDİR

GÜNEŞ SİSTEMİ İLE ATOM ARASINDAKİ BENZERLİKLER

ELEKTRON BULUTU

HEİSENBERG BELİRSİZLİK İLKESİ
(İLK OLARAK 2009-2010 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILINDA YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞ OLAN ÖĞRETİM PROGRAMINA GÖRE HAZIRLANMIŞTIR. 2014-2015 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILINDAN İTİBAREN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMIŞTIR.)

Nazzam (792-845); “Madde, sonsuz denecek ölçüde parçalanabilir.” özdeyişi ile günümüzün bilim adamlarından birisi gibi konuşmuştur. Partikül teorisi perspektifinden, atom altı parçacıklar düşünülerek bu söz irdelendiğinde Nazzam’ın 12 asır - 13 asır önce çok derin şeyler söylemiş olduğu anlaşılır.

MADDENİN YAPISINDA VURGULANMASI GEREKEN BAŞLICA ÖGELER

PARTİKÜL TEORİSİ
(ATOM ALTI PARÇACIKLAR VE ESİR)

ATOM ALTI PARÇACIKLAR GÖRÜLEBİLİR Mİ?
ATOM VE MOLEKÜLLER GÜNÜMÜZDE GÖZLEMLENEBİLİR Mİ?

ESİR İLE İLGİLİ BİLDİKLERİMİZ

ATOM ALTI PARÇACIKLAR DA ESİRDEN YAPILMIŞ OLABİLİR

HİGGS PARÇACIĞI (HİGGS BOZONLARI): KEŞFEDİLMEMİŞ ATOM ALTI PARÇACIK

ZIT İKİZ ATOM ALTI PARÇACIKLAR

KUARK ADIYLA BİLİNEN ATOM ALTI PARÇACIKLAR

MADDENİN ZIT EŞİ VEYA ANTİ MADDE ADIYLA BİLİNEN ATOM ALTI PARÇACIKLAR

ETER VE ETER ALTI ADIYLA BİLİNEN ATOM ALTI PARÇACIKLAR

MUON ADIYLA BİLİNEN ATOM ALTI PARÇACIKLAR

FOTON

GLUON (GULON)

LEPTON

NÖTRİNO

KARANLIK MADDE

KARANLIK ENERJİ VE KARANLIK MADDE

FOTON (IŞIN) ÇEŞİTLERİ

GÖZÜN ALGILAYABİLDİĞİ IŞINLAR

ESİR

IŞINLAMA GERÇEKLEŞECEK Mİ?

MADDENİN IŞIN HÂLİ

MADDENİN IŞIN HÂLİNİN DELİLLERİ

TAKYON

KİMYANIN TEMEL KANUNLARI

ATOMDAKİ TEMEL KANUNLAR

NEREYE GİDİLİRSE GİDİLSİN KANUNUN DEĞİŞMEDİĞİ GÖRÜLMEKTEDİR

GÜNEŞ SİSTEMİ İLE ATOM ARASINDAKİ BENZERLİKLER

ELEKTRON BULUTU

HEİSENBERG BELİRSİZLİK İLKESİ

More info:

Categories:Types, Research, Science
Published by: Kimya Bilimi on May 17, 2009
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as DOCX, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

09/03/2014

pdf

text

original

1

ATOMUN YAPISI
BAġLIKLAR

• 1. Atom ve Elektrik
• 2. Atom Modellerinin Tarihsel GeliĢimi
• 3. Kuantum Mekaniğinin GeliĢimi
• 4. Atomun Kuantum Modeli
• 5. Bağıl Atom Kütlesi YaklaĢımı ve Mol Kavramı

1. ATOM VE ELEKTRĠK

ELEKTROLĠZ OLAYININ TANIMI

• Ġçerisinde anyon ve katyonların bulunduğu bir karıĢımdan
elektrik akımı uygulamak suretiyle iyonların nötrlenmesidir.

ELEKTROLĠZ OLAYINDA BAġLICA NĠTEL
KURALLAR

• Anyonlar anotta, katyonlar katotta açığa çıkar.
• Ortamda birden fazla katyon varsa katotta indirgenme yarı pil
potansiyeli büyük olan önce indirgenir.
• Ortamda birden fazla anyon varsa yükseltgenme yarı pil
potansiyeli büyük olan anotta önce yükseltgenir.

ELEKTROLĠZ OLAYINDA FARADAY
2

PRENSĠPLERĠ

• 1. Elektroliz devresinden geçen akım miktarı ile katot ve anotta
toplanan ya da çözünen madde miktarı doğru orantılıdır.
• 2. Bir elektroliz devresinden 1 Faradaylık akım geçirilirse anot
ya da katotta 1 eĢdeğer gram madde toplanır ya da çözünür.
1 Faraday = 1 mol elektron = 96500 coulomb (kulon)
Q = It
Q: Elektrik yükü (coulomb)
I: Akım Ģiddeti (amper)
t: Zaman (saniye)
• 3. Seri bağlı elektroliz kaplarından aynı akım geçtiğinde birinin
katodunda ya da anodunda toplanan ya da çözünen madde
miktarı bilinirse diğer kapların katot ya da anotlarında toplanan
ya da çözünen madde miktarları hesaplanabilir.

ELEKTROLĠZLE METAL KAPLAMA VE
BAġLICA UYGULANDIĞI YERLER

• Kendiliğinden gerçekleĢmeyen kimyasal reaksiyonlarda
kaplama iĢleminin elektrolizle olması Ģarttır. Demirin krom ve
çinko ile kaplanması, bakırın nikel ile kaplanması buna örnektir.
YanlıĢ uygulamalardır.
• Kendiliğinden gerçekleĢen kimyasal reaksiyonlarda kaplamanın
daha kalın olması için elektroliz yöntemi kullanılabilir. Demirin
nikel ile kaplanması buna örnektir.
• Krom kaplamaya kromaj, nikel kaplamaya nikelaj denir.


ENDÜSTRĠDE ELEKTROLĠZ


2Al
2
O
3
→ 4Al + 3O
2

2ZnSO
4
+ 2H
2
O → 2Zn + O
2
+ 2H
2
SO
4

2NaCl + 2H
2
O → 2NaOH + H
2
+ Cl
2
3


2NaCl → 2Na + Cl
2

2. ATOM MODELLERĠNĠN
TARĠHSEL GELĠġĠMĠ

NĠELS BOHR (1885–1962)‟UN RÜYASI VE
“BOHR ATOM MODELĠ”NĠN KEġFĠ

• Niels Bohr, Danimarkalı bilim adamıdır.
• Bohr Atom Modeli‟ni 1919 yılında ortaya sürmüĢtür.
• 1922 yılında Nobel ödülü almıĢtır.
• Niels Bohr‟un kendi adıyla anılan “Bohr Atom Modeli” bir rüya ile
ortaya çıkmıĢtır.
• Bohr‟un rüyası Ģöyleydi: “Bohr, güneĢin kızgın gazlarla dolu
merkezinde duruyordu. Gezegenler de ince ipliklerle bağlı
oldukları güneĢin etrafında dönüyorlardı. Her gezegen Bohr‟un
yanından geçerken bir düdük çalıyordu. Sonra kızgın gazlar
soğuyup katılaĢtı.”
• Bu rüya Bohr‟un güneĢ sistemi ile atomun yapısı arasında
benzerlik düĢünmesine vesile olmuĢtur.
• Böylece “Bohr Atom Modeli” bir rüya ile baĢlamıĢ oldu.
• Bohr‟un rüyası, Bilim ve Teknik Dergisi‟nin Ağustos 1972
sayısının 8. sayfasında “Rüya Görerek BaĢarıya UlaĢın”
yazısında yayımlanmıĢtır.
• Bohr‟un rüyasında olduğu gibi sadık rüyalarla ortaya çıkan
bilimsel buluĢ ve keĢifler, hem ruhun hem de kaderin varlığına
delil teĢkil eder.
• Birçok keĢif ve buluĢun temelinde sadık rüyada verilen mesajlar
vardır.
4


RÜYASINDA NĠELS BOHR‟UN “BOHR ATOM
MODELĠ”NĠ KEġFĠ BĠR ANDA ULAġILAN
BAġARIDIR

• Ġlmî çalıĢmalarda baĢarıya ulaĢmada iki yol vardır:
• Birincisi; düĢünmek, ezberlemek, fikri çalıĢtırmaktır. Bu;
zamanla olanıdır.
• Ġkincisi; sezgi adını verdiğimiz bir anda ulaĢılan baĢarıdır. Bu da
iki kısımdır: Birisi gayret gösterme sonucunda ilhamla olanı,
diğeri de o branĢta çalıĢmadan ilhamla olanıdır.
• Gayret gösterme sonucunda ilhamla olanı, çalıĢma ve tecrübe
ile ama çalıĢma sonucu değil de farklı bir zamanda ele geçer.
Rüyada Kekule‟nin benzen halkasını keĢfetmesi, Bohr‟un da
atom modelini bulması buna örnektir.
• Bir anda ulaĢılan baĢarının ikincisi, o branĢta çalıĢmadan gelen
ilhamdır. Herkes potansiyel olarak buna açık var edilmiĢtir. Bu
yolda; peygamberler, doğruluktan ĢaĢmayan akıl sahipleri ve
temiz duygu, temiz düĢünce taĢıyan kalp sahipleri vardır. Bu
baĢarı; mevhibeiilahiye olarak verilir.

MEġHUR TÜRK–ĠSLAM KĠMYACILARININ
ATOMUN YAPISIYLA ĠLGĠLĠ ÖZDEYĠġLERĠ

Maddenin en küçük parçası olan cüz–ü layetecezzada
yoğun bir enerji vardır. Yunan bilginlerinin iddia ettiği gibi
bunun parçalanamayacağı söylenemez. O da
parçalanabilir. Parçalanınca da öylesine bir enerji
meydana gelir ki Bağdat‟ın altını üstüne getirebilir. Bu,
Allah‟ın bir kudret niĢanıdır.
Cabir bin HAYYAN*
(721–805)
5


* Kimya ilminin babası, Türk bilim adamı, büyük dahi, Harran Üniversitesi rektörü.


Madde, sonsuz denecek ölçüde parçalanabilir.
Nazzam*
(792–845)

* Ġslam âlimi, Basra‟da doğdu, Basra‟da yaĢadı, hayatının son
devresini Bağdat‟ta geçirdi. “Maddenin tanecikli yapısı” baĢka bir
deyimle “partikül teorisi” dünyada ilk olarak Nazzam tarafından
belirtilmiĢtir.

Maddenin içi, dolu gözüktüğü hâlde aslında
boĢtur.
Ġmam Rabbani*
(1563–1624)


* Ġkinci bin yılının müceddididir. Türkistanlı mutasavvıftır. Evren ve
nesnelerin oluĢumuyla ilgili düĢünceleri günümüze ıĢık tutmaktadır.

MEġHUR TÜRK–ĠSLAM KĠMYACILARININ
ATOMUN YAPISIYLA ĠLGĠLĠ KEġĠFLERĠNĠ
TASDĠK EDEN BATI DÜNYASININ BAZI
SÖZLERĠ

Kimya Müslümanlar tarafından kurulmuĢtur.
Müslümanlar binlerce keĢif ve metotlarıyla kimya
ilminin kuruluĢuna yardım etmiĢlerdir.
William James Durant*
6

(Vilyım Ceymıs Dürant)
(1885–1981)

*Amerikalı filozof, tarihçi, yazar.

Müslümanların ayrı bir mesai gösterip geliĢtirdikleri
Ġslam‟da ilk ele alınan disiplinlerden biri kimyadır.
Dr. Philip K. Hitti*
(1886–1978)
*Arap tarihçisi.

Müslümanlardan önce kimyanın mevcut
olmadığını söylersek mübalağa etmiĢ olmayız.
Haydar Bammat*
(1890–1965)


* Dağıstan‟da doğdu, Paris‟te yaĢadı, devlet adamı, diplomat, yazar.


Ġslam kimyacılarının kendilerinden sonra
gelenlere bıraktıkları miras saymakla bitmez.
ROGER GARAUDY*
(1913–2012)


* Fransız filozof ve yazar, 1982‟de Müslüman oldu, Müslüman olmadan önce Marksizmin önemli
savunucularındandı.


Kimyanın babası Cabir bin Hayyan‟dır.
Britannica Ansiklopedisi


7

ATOMUN YAPISIYLA ĠLGĠLĠ KEġĠF YAPAN
BATILI
BĠLĠM ADAMLARINDAN BAZILARININ
MEġHUR OLMUġ ÖZDEYĠġLERĠ

Atomun çekirdeği ile elektronları arasındaki mesafe
ve münasebet, adeta güneĢ manzumesinin bir
minyatürü gibi küçük bir güneĢ sistemini
andırmaktadır.
Hendrik Antoon Lorentz*
(1853–1928)



* Atom üzerinde çalıĢtı. Bu çalıĢmaları 1902 yılında Nobel ödülüne layık görüldü.

Elektronlar, çekirdek etrafında hızlı dönerken bir
bulut görünümü arz ederler.
James Chadwick*
(Ceymıs Çeedvik)
(1891–1974)

* Ġngiliz atom fizikçisi ve kimyacısı, atomda elektronların dönüĢünde bulut modelini
keĢfetti, nötronu buldu, 1935 yılında Nobel fizik ödülünü aldı.

Elektronlar, çekirdeğin etrafında hızlı döndüklerinden
her an, herhangi bir yerde bulunma özelliği
gösterirler.
Werner Karl Heisenberg*
(1901–1976)


* Heisenberg belirsizlik ilkesini ortaya koyan Alman kimyacı, 1932‟de Nobel
ödülü aldı.
8


MEVLEVĠ GĠBĠ DÖNENLER

• Elektronlar
• Akyuvarlar
• Uydular
• Gezegenler
• Diğerleri

3. KUANTUM MEKANĠĞĠNĠN
GELĠġĠMĠ

ATOMUN YAPISINDA VURGULANMASI
GEREKEN BAġLICA ÖGELER

• Maddenin yapısı taneciklidir.
• Maddenin yapısı boĢlukludur.
• Maddenin tanecikleri hareketlidir.
• Tanecikler arasında çekim kuvveti vardır.
• Tanecikler arasındaki mesafeler farklı farklıdır.
• Taneciğin fiziksel özelliği yoktur; tanecik hâl değiĢtirmez.

MADDENĠN TANECĠKLĠ YAPISI
GÖZLEMLENEBĠLĠR MĠ?

• 30 milyon defa büyülten STM (tarayıcı tünel mikroskobu) ile
atom ve moleküller görülebilmektedir.
• Bilgisayardaki renklendirme dıĢında, görülen gerçek görüntüdür.
• Kitaplardaki molekül modelleri yanlıĢtır, gerçek görüntü değildir.
• Atomlar yuvarlak model olarak, moleküller de birbirine geçme
9

modeli Ģeklinde görülürler.
• Atom çapı 10
–8
cm olduğuna göre, atom mikroskopta 0,3 cm
büyüklüğünde görülür. Günümüzde çekirdek, proton, nötron,
elektron zaten görülemezler. Esirin de görülmesi mümkün
değildir. Ancak belirtilen ispat yollarıyla varlığına delil
getirilmektedir.
• Göremediğimiz, mikroskop veya X ıĢınlarıyla bile tespit
edemediğimiz madde de vardır. Bunlara ancak günümüzün
teknolojisi ile ulaĢılmaktadır.

ATOM ALTI PARÇACIKLAR (PARTĠKÜL
TEORĠSĠ)

NAZZAM‟IN PARTĠKÜL TEORĠSĠ ĠLE ĠLGĠLĠ
12–13 ASIR ÖNCEKĠ KEġFĠ

• Atom teorisini ilk ortaya koyan Yunan bilginleri maddenin en
küçük parçasının atom olduğunu söylerken bir Ġslam âlimi olan
Nazzam, maddenin sonsuz denecek ölçüde parçalanabileceğini
söylemiĢ ve günümüzün ilim adamlarından biri gibi
konuĢmuĢtur.
• Bugünün partikül teorisi perspektifinden atom altı parçacıklar
düĢünülerek bu meseleye bakıldığında Nazzam‟ın 12–13 asır
önce, çok derin Ģeyler söylemiĢ olduğu iddia edilebilir.

NAZZAM “MADDE, SONSUZ DENECEK
ÖLÇÜDE PARÇALANABĠLĠR.” DEMEKLE
NELERĠ SÖYLEMĠġTĠR?

• 1. Atomun parçalanabileceğini belirtmiĢtir.
• 2. Atom altı parçacıklara iĢarette bulunmuĢtur.
10

• 3. Maddenin bir baĢlangıçtan itibaren var olduğunu ifade
etmiĢtir.
• 4. Yarı ömürden söz ettiği düĢünülebilir.

ESĠR ĠLE ĠLGĠLĠ BĠLDĠKLERĠMĠZ

• 19. asrın sonları ve 20. asrın baĢlarında bilim dünyasının yoğun
bir Ģekilde tartıĢtığı esirin varlığı konusunda günümüzün bilim
adamları arasında birlik olduğu söylenebilir. Yine de bazı
kiĢilerin kabul etmediğini söyleyebiliriz.
• Esir, atomdan çok küçüktür. Esirin de zerreleri vardır.
Günümüzün bilinen en küçük parçacığı, esirin zerreleridir.
• Önce esir, sonra atom var edilmiĢtir. Atom esirden yapılmıĢtır.
Atomun yapı taĢları esirdendir.
• Esir, atomların tarlasıdır. Esiri bir deryaya benzetirsek onda
yüzen varlıklar; atomlar, moleküller, iyonlar, formül–birimler ve
galaksiler olur. Yeryüzü de esir denizinde yüzen bir gemi gibi
düĢünülebilir.
• Esir, su gibi akıcıdır. Hava gibi nüfuz edicidir. Esirin nüfuz
etmediği madde yoktur.
• Isı, ıĢık, elektrik ve sesin yayılması esirin varlığını gösterir;
çünkü boĢlukta bunların yayılması düĢünülemez. Dolayısıyla
uzay boĢluğu yoktur. Uzayın derinlikleri, sonsuza kadar uçsuz
bucaksız bir boĢluk değil; uzay, kesinlikle esir maddesiyle
doludur. Gezegenler arasındaki çekme ve itme kanunları da
ancak esirin varlığıyla açıklanabilir. Yine uzay boĢluğu dıĢındaki
her çeĢit boĢlukta da esir vardır.
• Atomların yapı taĢı birdir. Proton, nötron ve elektronun farklı
adetlerinin bir araya gelmesiyle farklı atomlar ortaya çıkıyor.
Bunun gibi proton, nötron, elektron ve diğer atom altı
parçacıklarının da aynı yapı taĢının farklı adetlerinin bir araya
gelmesiyle ortaya çıktığını söyleyebiliriz.
• Buz ile su buharının birleĢmesinden su oluĢabiliyor. Bunun gibi
atom içinde de birleĢmeler, dönüĢümler ve eĢitlikler gerektiğinde
oluyor.
11


TANECĠK DÖNÜġÜMLERĠ, ENERJĠ VE ESĠR
ĠLĠġKĠSĠ

• Bu birleĢme, dönüĢüm ve eĢitliklerden bazıları Ģunlardır:
• Proton + Elektron → Nötron
• Nötron → Proton + Elektron
• Bu durum bize hem esir maddesinin enerji ile ilgili olduğunu
ispat eder. Hem de atomdaki taneciklerin yapı taĢının aynı
olduğu konusunda fikir verir. Esirde tabir caiz ise büyük bir enerji
olduğu düĢünülüyor.
• Kandiller bir zaman zeytinyağı ile yakılır. Sonra petrol ve elektrik
enerjisi devreye girer. Petrolün devrinin bitmesi yakın görünüyor.
Yer ve gök hazinelerinin üstündeki perdenin kalkacağı ve yeni
enerji kaynaklarının açılacağı bir dönem beklenmektedir. O
dönemin ulaĢım vasıtaları temiz enerjiyle veya enerjiye bile
lüzum görülmeden çalıĢacaktır.
• Maddenin 4 hâli olduğu gibi esirin de hâlleri vardır.
• Maddenin hâllerinde formül aynı kalmakla beraber isimler ve
görünüĢler farklı oluyor. Su buharı, su, buz örneğinde olduğu
gibi gaz, sıvı ve katı üç tür maddenin de formülü H
2
O‟dur. Bunun
gibi esir maddesi de esir kalmakla beraber, diğer maddeler gibi
farklı Ģekil alabilir ve ayrı suretlerde bulunabilir.
• Hem madde esirden yapılmıĢtır hem de madde içinde esir
vardır.
• Esirin farklı Ģekillerinden bir kısmı tartı ve ölçüye gelir, bir kısmı
ise tartı ve ölçüye gelmez. Demek ki ölçülemeyen de bilim
oluyor. Esir, tartı ve ölçüye gelmeyen ortamları da oluĢturur.
Esir; madde ve mana âlemlerinin arasında bir yapıya sahiptir.
Bu nedenle esir maddesi, manevi varlıkların da yaĢama ortamı
olarak düĢünülebilir.
• Demek ki bilimin konusu maddeyle sınırlı değildir; metafizik de
bilim kabul edilmelidir. Esir ruha yakın bir yapıda olup vücudun
en zayıf mertebesidir. Esirle ilgili ortaya çıkacak ispatlar, bizi, din
12

ile ilmin buluĢtuğu noktalara götürebilir.
• Maddenin % 96‟sını oluĢturan ve günümüzde bilinmeyen madde
olan karanlık maddenin esir olabileceği düĢünülmektedir.

ATOM ALTI PARÇACIKLAR DA ESĠRDEN
YAPILMIġ OLABĠLĠR

• Esir maddesi atom altı parçacık olduğu gibi diğer atom altı
parçacıklar da esirden yapılmıĢ olabilir.

HĠGGS PARÇACIĞI (HĠGGS BOZONLARI):
KEġFEDĠLMEMĠġ ATOM ALTI PARÇACIK

• Higgs parçacığı (Higgs bozonları), günümüzdeki madde
kuramının henüz keĢfedilmemiĢ taneciğidir. Higgs bozonları
atom altı parçacıklardandır.
• Higgs bozonlarının esir olabileceği düĢünülmektedir.
• Cenevre‟de Avrupa Nükleer AraĢtırma Merkezi (CERN)‟ün yerin
altındaki büyük laboratuvarına dünyanın en büyük süper iletken
mıknatısı indirilmiĢtir. Mıknatıs, Büyük Hadron ÇarpıĢtırıcısında
(LHC) “parçacık çarpıĢtırma deneyi” için kullanılacaktır. Büyük
Hadron ÇarpıĢtırıcısının niçin inĢa edildiğini tek bir cümleyle
yanıtlarsak bu yanıt “Higgs bozonlarının keĢfedilmesi amacıyla
inĢa edildiği” Ģeklinde olacaktır.
• Higgs kelimesinin sözlük anlamı “çok büyük bir sıçrama”
demektir.

AVRUPA NÜKLEER ARAġTIRMA MERKEZĠ
(CERN)‟DEKĠ YÜZYILIN DENEYĠ

• CERN (Sörn), Cenevre‟dedir.
• CERN‟de 2008 yılının eylül ayında büyük bir deney
13

gerçekleĢtirilmiĢtir.
• CERN‟de görevli bilim adamlarının bazıları Türk bilim adamıdır.
Ancak CERN‟e üye değildirler.
• Maddenin baĢlangıcının olduğu, baĢka bir ifade ile maddenin
belli bir baĢlangıçtan itibaren var edildiği konusu, CERN‟deki
deneylerin sonucunda deneysel olarak da ispat edilecektir.
• Big Bang (Büyük Patlama) teorisine göre madde zaten ezelî
(öncesiz) değildir; bir baĢlangıçtan itibaren vardır hem de hesap
edilebilen belli bir süre sonra son bulacaktır.
• Ġlk var ediliĢin nasıl olduğunu tam olarak bilemeyiz; çünkü
göklerin ve yerin yaratılıĢına Ģahit tutulmadık.
• Zamanı geriye götürüp bu gerçeğe Ģahit olma konusu ise..!

BĠG BANG (BÜYÜK PATLAMA) TEORĠSĠ

• Big Bang (Büyük Patlama) Teorisi basitçe Ģöyle özetlenebilir:
13,7 milyar yıl önce evren bir nokta olarak var edildi ve
geniĢletildi. Bu teoriye göre evrenin bir baĢlangıç noktası vardır.
Bu baĢlangıç noktasından önce madde ve zaman yoktur.
• Evrenin baĢlangıç noktası denildiğinde, noktanın boyutunun
olmadığı bilinmelidir.
• Var ediliĢ ve geniĢleme, bir emirle baĢlamıĢtır ve devam
etmektedir.

ZIT ĠKĠZ ATOM ALTI PARÇACIKLAR

• Kainatın herhangi bir noktasında bir partikül yaratılınca onunla
birlikte zıt ikizi de meydana gelir.
• Elektronun zıt ikizi pozitron, protonun zıt ikizi anti proton,
nötronun zıt ikizi anti nötron, nötrinonun zıt ikizi anti nötrinodur.

KUARK ADIYLA BĠLĠNEN ATOM ALTI
14

PARÇACIKLAR

• Kuarklar; proton ve nötronları oluĢtururlar.
• Kuark adı verilen partiküller de çiftler hâlindedir: Yukarı kuark–
aĢağı kuark, üst kuark–alt kuark, tuhaf (garip) kuark–tılsım
kuark.
• Kuarklar; hem elektromanyetik kuvvet, zayıf kuvvet ve nükleer
kuvvetin ortaya çıkmasına sebeptir hem de bunların etkilerini
duyarlar.

ANTĠ MADDE ADIYLA BĠLĠNEN ATOM ALTI
PARÇACIKLAR

• Bildiğimiz atoma karĢılık olarak çekirdeği negatif, elektronu
pozitif (pozitron) olan atomlar da vardır. Bu atomlardan oluĢan
madde; maddenin zıt eĢi veya anti madde olarak adlandırılır.
• Sebepler dünyasında her Ģeyin çift yaratılmıĢ olmasını, anti
madde ile evren bazında da görmüĢ oluyoruz.
• Madde, enerjinin yoğunlaĢmıĢ Ģekli olarak da tarif edilebilir ve
tekrar enerjiye dönüĢebilir.
• Fisyon ve füzyon reaksiyonlarında, kütlenin binde bir, on binde
bir gibi çok küçük bir kısmı enerjiye dönüĢür. Geri kalan
kısmından ise baĢka element oluĢur.
• Anti madde, kuantum mekaniğinin en sırlı konularındandır.
• Dünyada anti madde yoktur.
• Anti maddenin varlığı CERN‟de tanecik hızlandırıcılarda ortaya
konulmuĢtur. Atom altı parçacıkların ıĢık hızına yakın hızda
parçalanmasıyla CERN‟de çok küçük miktarda bir görünüp bir
kaybolan anti madde ispatlanmıĢtır.
• Anti madde bazı yıldız sistemlerinde bulunmaktadır.
• Evren var edildiğinde, eĢit miktarda madde ve anti maddenin
yaratıldığı tahmin edilmektedir.

15

ANTĠ MADDE NĠÇĠN BĠR GÖRÜNÜP BĠR
KAYBOLUYORDU? (DÜNYADA ANTĠ MADDE
NEDEN YOKTUR?)

• Beta bozunmasında, nötron protona dönüĢür ve dıĢarıya bir
elektron ile bir anti nötrino denilen tanecik neĢrolunur.
• Nötron → Proton + Elektron + Anti nötrino
• Bazı nadir izotoplarda ise çift beta bozunması görülür.
• Çift beta bozunmasında, nötronların ikisi birden aynı anda
bozunur. Ġki protona dönüĢür. Bu esnada iki elektron ile iki anti
nötrino yayılır.
• Çift beta bozunmasının farklı bir versiyonunda ise anti nötrino
oluĢmaz.
• Beta bozunmasında dıĢarıya bir anti nötrino neĢredilir. Çift beta
bozunmasında ise dıĢarıya iki anti nötrino neĢredilir. Bu; bir
nötronda bir anti nötrino bulunduğu anlamına gelir.
• 2Nötron → 2Proton + 2Elektron
• Çift beta bozunmasının farklı versiyonunda oluĢan anti nötrino
çekirdekten dıĢarı çıkamadan, çekirdekteki bir baĢka nötron
tarafından absorbe edilir. Bizim bunu gözlemimiz, anti
nötrinonun bir görünüp bir kaybolması Ģeklinde olur. Buna, anti
nötrinonun gizlenmesi de diyebiliriz. Dünyada anti maddenin
olmayıĢı, anti maddenin gizlenmesinden dolayı olabilir. ġayet
böyleyse; nötronun yapısında gizlenmiĢ anti nötrino maddenin
temel parçacıkları arasında ayrı bir yer alacaktır.
• Anti madde, tanecikler arasında müstakil olarak mevcut değildir.
• Anti madde, evrenin baĢlangıcında yüksek sıcaklık Ģartlarında
mevcuttu.

DÜNYADA NĠÇĠN ANTĠ MADDE YOKTUR?

• Anti madde ile madde birbirine temas ettiğinde her ikisi de
büyük bir enerji açığa çıkararak ortadan kaybolurlar.
16

• Madde ile anti madde karĢılaĢtığında; maddenin %100‟ü
enerjiye dönüĢür. Bu, patlayan bir hidrojen bombasının
bıraktığının, 143 katı fazla enerji demektir.
• ġayet dünyada anti maddenin gizlenmesi olmasaydı, dünya
olmayacaktı.

ELEKTRON ĠLE POZĠTRON BĠRBĠRĠNĠN ANTĠ
MADDESĠDĠR

• Elektron ve pozitron arasındaki temas neticesinde, 511000
elektron volt gibi enerjiye sahip gama ıĢınları meydana gelir.
• Elektronun (madde) atom numarası –1, kütle numarası 0‟dır.
Pozitronun (anti madde) atom numarası +1, kütle numarası
0‟dır.
• Ġkisini topladığımızda atom numarası da kütle numarası da 0
olan gama ıĢını oluĢur ve enerji açığa çıkar.

ATOM ALTI TANECĠKLERĠN DĠLĠ

• Atom altı tanecik araĢtırmalarında daha derinlere inildikçe, çok
küçük kütleli, kütlesiz, çok hızlı ve çok kısa ömürlü taneciklerin
varlığı bize Ģunları düĢündürüyor:
• Madde her an, sanki varlık–yokluk sınırından ve hatta yokluktan
var ediliyor.
• Atom altı dünyası sabit ve hareketsiz değildir. Var edildikten
sonra kendi hâline bırakılmamıĢtır.
• Bu kadar küçük, hızlı, her an oluĢan ve baĢka Ģeylere dönüĢen
bu kadar çok taneciğin var edilmesi bizim, büyüklüğü, ilmi,
hesabın inceliğini ve sonsuzluğu anlamamız içindir.

ETER VE ETER ALTI ADIYLA BĠLĠNEN ATOM
ALTI PARÇACIKLAR
17


• Küçük âlem diyebileceğimiz atom altı partiküller, değiĢik
çevrelerde eter, eter altı gibi adlarla da anılmaktadır.
• Eteri bazıları kabul eder, bazıları kabul etmez.

MUON ADIYLA BĠLĠNEN ATOM ALTI
PARÇACIK

• Uzaydan dünyaya gelen muon adı verilen parçacıklara da atom
altı parçacık denebilir.

KARANLIK MADDE

• Maddenin % 96‟sının ne olduğu günümüzde bilinmiyor. Buna
karanlık madde denmektedir.

KARANLIK ENERJĠ VE KARANLIK MADDE

• Bir görüĢe göre de maddenin bilinmeyen % 96‟sının; % 70‟i
karanlık enerji, % 20‟si ise karanlık maddedir.
• Evrendeki maddenin sadece % 4‟ünün ne olduğu bilinmektedir.
• Varlığın gözlemlediğimiz kısmı; bütününe göre çok azı, ufak bir
parçasıdır.
• Atom altı parçacıklarla ilgili ortaya konan günümüzün partikül
teorisi, perdenin arkasında daha nice varlıklar olabileceğini
kanıtlamaktadır.

FOTON (IġIK PARÇACIĞI), ÖZELLĠKLERĠ VE
GÖREVĠ

• Foton, evrenin en hızlı parçacığıdır. Kütlesiz ve elektrikçe
yüksüzdür. Saniyede 300 milyon km yol alır.
18

• Fotonun görevi, güneĢteki enerjiyi dünyaya taĢımaktır.
• Elektromanyetizmanın taĢıyıcısıdır.
• Elektrik yüklü parçacıklar üzerine etkir.

FOTONUN MEYDANA GELĠġĠ

• Ġlk var edildiği yer güneĢin merkezidir. GüneĢin merkezindeki
sıcaklık 15 milyon °C‟tır.
• GüneĢin merkezinde var edilen her bir foton ilk baĢta yüksek
enerjiye sahiptir.
• Fotonlar güneĢin merkezindeki çarpıĢmalar sonucunda soğur.
Böylece farklı özellikte, düĢük enerjili birçok değiĢik foton
meydana gelir.
• GüneĢten çıkan foton, yaklaĢık 8,5 dakikada dünyaya ulaĢır.
• Foton çeĢitlerinden zararlı olanları, dünyamıza ulaĢamaz. Ozon
tabakası, bunları tutmakla görevlidir.
• GüneĢte füzyon sonucu 4 adet hidrojen çekirdeğinden, 1 adet
helyum çekirdeği oluĢur ve 2 adet pozitron meydana gelir.
Böylece her saniye 564 milyon ton H (hidrojen) elementi, He
(helyum) elementine dönüĢmüĢ olur.
• Bu dönüĢüm esnasında güneĢ, her saniye kütlesinden E=mc
2

formülüne göre 4 milyon ton kaybeder.
• Bu azalan kütle enerjiye dönüĢtürülür.
• GüneĢ enerjisi hâlinde dünyamıza gelir.
• Foton ve nötrinolar da böylece meydana gelir.
• Foton adı verilen parçacıklara da atom altı parçacık denebilir.
Fotonlar çeĢitlidir.

FOTON (IġIN) ÇEġĠTLERĠ

• Alfa ıĢını (kozmik ıĢın), beta ıĢını ve gama ıĢını
• X ıĢınları
• Ultraviyole (mor ötesi) ıĢınlar
• Görünen ıĢık
19

• Ġnfrared (kızıl ötesi) ıĢınlar: IR ıĢını
• Mikro dalgalar
• Radyo dalgası
• Lazer ıĢını

GÖZÜN ALGILAYABĠLDĠĞĠ IġINLAR

• Nanometre, nm kısaltmasıyla gösterilir.
• 1 nm = 1 milimikron = 10 angström
• 1 milimikron = 10
–3
mikron
• 1 mikron = 10
–3
mm
• 1 mm = 10
–3
m
• Gözün algılayabildiği ıĢınlar 380 nm ile 780 nm arası dalga
boyundaki görünür ıĢınlardır.

NÖTRĠNO

• Nötrino atom altı parçacıklardandır.
• Nötrino da; fotonlar gibi, güneĢte, hidrojenin helyuma dönüĢmesi
anında, maddenin enerji karĢılığı olarak meydana gelir.

GLUON (GULON)

• Atomun yapısında gluon adı verilen parçacık da belirlenmiĢtir.
• ġiddetli çekirdek kuvveti, gluon diye bilinen sekiz parçacık
tarafından taĢınır.
• Kütlesiz ve elektrik yüksüzdür.
• Elektromanyetik kuvvet ve zayıf kuvvete karĢı duyarsızdır.

LEPTON

• Çekirdek kuvvetinden etkilenmez.
• YalıtılmıĢ bireyler olarak gözlemlenir.
20


IġINLAMA GERÇEKLEġECEK MĠ?

• Günümüzde ses nakli radyoyla, görüntü nakli de televizyonla
gerçekleĢmiĢ oldu.
• Radyo ve televizyon ile yapılan suretin naklidir.
• Henüz aynen nakil olmamıĢtır. Gelecekte daha çok ıĢınlama
konusu üzerinde çalıĢmalar olacaktır.
• Gerçi radyo ve televizyonun ileri dereceleri konusunda da daha
yapılacaklar vardır.
• ġayet çok çalıĢırsak, yakın bir gelecekte, zemin yüzünü; her
tarafı, her birimize görülen ve her köĢesindeki sesleri herkes
tarafından iĢitilen bir yer konumuna getirebiliriz.
• IĢınlama konusu bize, Ģu an için mümkün olamayacakmıĢ gibi
geliyor; çünkü cisimler hareket ettikleri yönde boylarından
kaybetmekte ve ıĢık hızına çıkınca da yok olmaktadırlar. Bu
durumda insanın kalbi ve nabzı nasıl olur bilinemez...!
• Ancak gelecekte ilimler çok geliĢecektir.
• Bu geliĢmeler, beraberinde birçok sürprizi de getirecektir.
• Teknik ve teknoloji ilerledikçe, Ģimdi bize imkânsızmıĢ gibi gelen
olaylar gerçekleĢecektir.
• Uzak mesafelerden eĢyayı aynen hazır etmek, mümkündür.
KiĢisel çabalarla o noktaya yetiĢilmezse de, insanlığın ortak
çalıĢmasıyla yetiĢilebilir. Maddeten eriĢilmezse de, manen
eriĢilebilir.

MADDENĠN IġIN HÂLĠ

• Plazma hâl veya akkor hâl de denir.
• Plazma hâli, her maddede vardır. Plazma hâline geçiĢ; her
maddede, her zaman, belirlenen ve planlanan düzeyde
olmaktadır.
• Ġnsanın plazma hâlinden etkilenmesi; solunum yoluyla veya
deriden doğrudan kana geçmek suretiyledir. Havadan beslenme
21

konusu, maddenin plazma hâliyle ilgilidir. Plazma hâli havayla
karıĢınca ve solununca tedavi eder.

MADDENĠN IġIN HÂLĠNĠN DELĠLLERĠ

• Altın gibi kıymetli metaller ve yakut gibi kıymetli taĢlar, maddenin
4. hâli olan ıĢın hâline kolay geçerler. Eskiden beri, deriye temas
ederek kana geçmek suretiyle veya temassız solunum yoluyla,
koruyucu hekimlikte ve tedavide kullanıldığı bilinmektedir.
Madde ıĢın hâline geçince kütlesinden kaybetmez; çünkü ya
hava ve suda Ģarj olur, ya da hassas tartım aletleriyle bile kütle
kaybı ölçülemez.
• Cisimlerin ileride ıĢınlanabileceğinden söz edilmektedir.
• Esir maddesinin farklı durumlarından bir kısmı tartı ve ölçüye
gelir, bir kısmı ise gelmez. Demek ki ölçülemeyen de madde
oluyor ki; bu konunun ıĢın hâliyle iliĢkisi olabilir.
• Uzayın derinlikleri, sonsuza kadar uçsuz bucaksız bir boĢluk
değildir; uzay, kesinlikle esir maddesiyle doludur. Uzayda
maddenin ıĢın hâlinin olduğuna dair görüĢler vardır.

MADDE TRANSFERĠ HANGĠ SICAKLIKTA
OLACAK?

• Madde transferinin sıfır kelvin sıcaklığında olacağı öngörülüyor.
0 K bilindiği gibi en düĢük sıcaklıktır. Günümüzde 0 K‟e
inilememiĢtir.
• Sıcağın yakması gibi soğuğun da yakması vardır. Buna
“bürüdetiyle ihrak etmek” baĢka bir ifadeyle “soğukluğuyla
yakmak” denir.
• Demek ki soğuğun da yakacağı bir sıcaklık derecesi vardır. KıĢ
mevsiminin en soğuk günleri olan zemheride soğuğun
yakmasını görüyoruz.
• Maddenin ıĢın hâli, yüksek sıcaklıkta olmakla beraber her bir
22

sıcaklıkta da olur; maddenin diğer üç hâli için de bu böyledir.
• Öyleyse en düĢük sıcaklıkta da plazma hâli olabilir. Belki de 0
K‟e eriĢebildiğimizde madde transferini de gerçekleĢtirmiĢ
olacağız.
• Madde transferi (maddenin ıĢınlanması) için maddenin ıĢın
hâlinde olma gerekliliği bilinmektedir.

TAKYON (TACHYON)

• Takyon, Latincede “çok hızlı” demektir. Takyonlar ıĢıktan hızlı,
kütlesi eksi, boyutları sıfırdan küçük olan atom altı
parçacıklardır. Takyonların keĢfi, enerjinin ıĢıktan hızlı
gidebileceğini göstermiĢtir.

MADDE NAKLĠ OLMASI ĠÇĠN ĠZAFĠYET
(RÖLATĠVĠTE=GÖRELĠLĠK) TEORĠSĠNĠNĠN
GEÇERLĠLĠĞĠNĠ YĠTĠRMESĠ MĠ GEREKĠR?

• Cisimlerin hareket ettikleri yönde boylarından kaybedeceklerini
ve ıĢık hızına eriĢince de yok olacaklarını belirtmiĢtik.
• Einstein‟ın izafiyet teorisine göre ise, ıĢık hızına eriĢen bir cismin
kütlesi sonsuz oluyordu. Günümüzde böyle olmadığı ortaya
çıkmıĢtır. IĢık hızının aĢılmasıyla, kütlenin sonsuz olmadığı ispat
edilmiĢtir.

GYRON (JAYRON) DENĠLEN ATOM ALTI
PARÇACIK

• Bazı bilim adamlarına göre gyron (jayron) denilen atom altı
parçacık, esir maddesinin temelini teĢkil eder ve evrenin en
küçük parçacığıdır.
• Bir adet atomda yaklaĢık 1020 gyron vardır.
23


ESĠRĠN BĠLĠM DÜNYASINCA 1990‟LI YILLARA
KADAR KABUL EDĠLMEMESĠNĠN NEDENLERĠ

• BirleĢik alan teorisinde hata yaptığını sonradan Einstein‟ın
kendisi de kabul etmiĢtir. Buna rağmen fizik dünyası Einsteinizm
diyebileceğimiz görüĢ dıĢındaki her görüĢe karĢı uzun süre
kapalı yaĢamıĢtır. Bu sebeple de esir ile ilgili çalıĢmalar 1990‟lı
yıllara kadar yayımlanamamıĢtır.

ESĠR MADDESĠNDEN SÖZ EDEN BAġLICA
BĠLĠM ADAMLARI

PROF. DR. PAUL DĠRAC (1902–1984)

• Prof. Dr. Paul Dirac, fizik profesörüdür.
• Prof. Dr. Paul Dirac, esir maddesinin kabul edilmesi sonucunda
ilmî görüĢlerde yeni değiĢiklikler olacağını ve ucuz enerji
üretiminde faydalar elde edileceğini belirtmiĢtir.
• Prof. Dr. Paul Dirac, her yanı kaplayan ve hareket eden bir
tanecik denizinden söz etmiĢtir.
• Prof. Dr. Paul Dirac, 1933'te Schrödinger ile beraber Nobel Fizik
Ödülü almıĢtır.

PĠTTSBURGH ÜNĠVERSĠTESĠ'NDEN DR.
FRANK M. MENO (1934–….)

• Pittsburgh Üniversitesi'nden Dr. Frank M. Meno adlı bilim
adamının esir maddesiyle ilgili hipotezi vardır. Dr. Meno, esir
üzerindeki çalıĢmalarına 1961 yılında baĢlamıĢtır. 1990 yılında
Kanada'da "Physics Essays" isimli uluslararası bir dergide esirle
24

ilgili yazısı yayımlanmıĢtır.
• Dr. Meno'nun teorisine göre; gyron (jayron) denilen atom altı
parçacık esir maddesinin temelini teĢkil eder. Gyron küresel
değildir. Ġki ucu sivri ve ortası dar bir kalem Ģeklindedir. Kâinatta
her Ģey bu maddeden ve bu maddenin dinamiğinden ibarettir.
Bir adet atomda yaklaĢık 1020 gyron vardır. Dolayısıyla evrenin
en küçük parçacığı gyrondur. Dr. Meno„ya göre; esirin uygulama
alanları ileride; telepati, düĢünce akıĢı, iletiĢim, enerji kontrolü,
tıbbi tedavi gibi alanlar olacaktır.

Rus Fizikçi Nikolai Aleksandrovich Kozyrev
(1908–1983)

• "Rusya'da Tanrıya DönüĢ" isimli kitabında Rus fizikçi Nikolai
Aleksandrovich Kozyrev, esir maddesinden söz etmektedir.
• Ayrıca zamanı bir madde olarak ele almakta ve ona enteresan
özellikler yüklemektedir.

ESĠR MADDESĠNĠN BĠRKAÇ CÜMLE ĠLE
FARKLI TANIMLARI

• Esir gayet latif, nazenin, itaatkâr bir icraat sayfasıdır.
• Emirlerin nakil vasıtasıdır.
• Tasarrufun zayıf bir perdesidir.
• Yazıların latif bir mürekkebidir.
• En nazenin bir icraat hullesidir.
• Sanat eserlerinin mayasıdır.
• En küçük maddelerin yaratıldığı bir ham madde ve bir tarladır.
• Atomlar esir maddesinden yaratılmaktadır.

ESĠR MADDESĠNĠN YOKLUĞUNU ĠSPAT ĠÇĠN
YAPILAN DENEYĠN HATALI BĠR DENEY
25

OLDUĞU AÇIĞA ÇIKMIġTIR

• Michelson ve Morley, kendi isimleriyle anılan meĢhur
Michelson–Morley deneyini yapmıĢlardır.
• Bu deney, esir maddesinin yokluğunu ispat için yapılmıĢtır.
• Sonraki yıllarda deneyin hatalı olduğu ispatlanmıĢtır.

ESĠR MADDESĠ ÜZERĠNDE ÇOK
DURULMASININ SEBEBĠ

• Kimyacılar ve fizikçiler esir maddesine özel bir önem
vermelidirler.
• Esirle ilgili keĢif ve buluĢlar, enerji probleminin çözülmesinde
yenilik getirecektir. Çaresi bulunmamıĢ bazı hastalıkların
tedavisinde rol oynayacaktır.
• Yerlerin ve göklerin insanlık için bütün hazinelerini açması belki
de bu yolla olacaktır...

MADDENĠN ĠKĠ KARAKTERĠ

1. TANECĠKLĠ YAPI
2. DALGA KARAKTERĠ
• Atom ve daha küçük boyutlara inildiğinde maddenin tanecik
özelliğinin yanı sıra dalga özelliği de deneylerle gözlemlenebilir.
• IĢık da madde gibi hem tanecik hem de dalga özelliğine sahiptir.

MADDENĠN DALGA KARAKTERĠ

• Atom ve daha küçük boyutlara inildiğinde maddenin tanecik
özelliğinin yanında dalga özelliği de deneylerle
gözlemlenmektedir.
• Mesela; atomdaki elektron ispat edilirken elektronun dalga
26

özelliğinden yararlanılır.

SEMANIN MEKFUF MEVC OLMASI

• Mevc, dalga demektir.
• Mekfuf kelimesinin değiĢik anlamları vardır. Her bir anlam
dalganın farklı bir yönünü, değiĢik bir özelliğini, ayrı bir
karakterini açıklar.
• Sema, mekfuf mevc özelliğine sahiptir.
• Sema; dalgaları kararlaĢmıĢ, durgunlaĢmıĢ, sakin hâle gelmiĢ
bir denizdir.

DALGANIN ÖZELLĠKLERĠNDEN BAZILARI:
KARARLAġMAK, DURGUNLAġMAK, SAKĠN
HÂLE GELMEK

• Evren, dalgalardan meydana gelmiĢ bir denizdir. KararlaĢmak,
durgunlaĢmak, sakin hâle gelmek; dalganın baĢlıca
özelliklerindendir.

SCHRÖDĠNGER, KARARLAġMIġ
DALGALARDAN SÖZ EDER

• Kuantum mekaniğine göre belli bir hıza sahip olan her kütleye
karĢılık olan bir dalga vardır.
• Dalga boyu Broglie'nin ortaya koyduğu denklemle
hesaplanabilir.
• Mesela; 1 cm/s hıza sahip bir elektron dalgası yaklaĢık 7 cm
boyundadır.
• Hız arttıkça dalga boyu kısalır.
• Daha karmaĢık sistemlerde dalga özellikleri, Schrödinger‟in
bulduğu “Schrödinger denklemi” ile ifade edilir.
27

• Schrödinger, kararlaĢmıĢ dalgalardan söz eder.

SCHRÖDĠNGER DENKLEMĠ

• Schrödinger denklemine göre eksi sonsuzdan (–∞)‟dan artı
sonsuza (+∞)‟a elektronun uzayda bulunma olasılığı vardır.
• P: Olasılık
• HΨ = EΨ
• P = –∞∫+∞Ψ2dx = 1

Broglie (1892–1987) ve Schrödinger (1887–
1961) Kimdir?

• Broglie, 1929 yılı Nobel ödülü sahibidir. Fransız fizikçidir.
• Schrödinger, kuantum mekaniğine olan katkılarıyla, özellikle de
1933'te kendisine Nobel ödülü kazandıran “Schrödinger
denklemi” ile tanınır. Avusturyalı fizikçidir.

DALGA ÖZELLĠKLERĠNĠN DAHA FAZLASINI
ÖĞRENMEMĠZ YASAKLANMIġTIR

• Mekfuf kelimesinin bir manası da “yasak edilmiĢ veya
menolunmuĢ” demektir.
• Mekfuf mevc, yasak edilmiĢ dalga anlamındadır.
• Kuantum mekaniğinde dalga özelliklerinden en önemlisi;
dalganın konum ve momentum bilgilerinin, belli bir sınıra kadar
ölçülebilir olmasıdır.
• Dalga özelliklerinin daha fazlasını öğrenmemiz yasaklanmıĢtır.
Fiziksel olarak da bu zaten mümkün değildir. Buna “Heisenberg
belirsizlik ilkesi” denir.
• Bu özellik aynı zamanda, mutlak determinizmi reddeder ve
kader gerçeğine kapı aralar.

28

Süper Sicim Teorisi (Superstring Teorisi)

• “Süper sicim teorisi” veya uluslararası ismiyle “superstring
teorisi” maddenin dalga özelliği ile ilgilidir. Bu teoriye göre
maddenin en temel özellik parçacığı sicimlerdir. Kütle ve elektrik
yükü gibi özellikler, sicimlerin belli salınımları ile ortaya çıkar.
Dolayısıyla bir dalga hareketi söz konusudur. Sicim teorisi; açık
sicim ve kapalı sicim olmak üzere iki ana gruba ayrılır.

AÇIK SĠCĠM TEORĠSĠ VE KAPALI SĠCĠM
TEORĠSĠ

• Açık sicim teorisine göre, sicimlerin uçları hem birleĢebilir hem
de ayrılabilir. Kapalı sicim veya açık bir sicim Ģekli olabilir.
• Kapalı sicim teorisinde ise sicimin açılabilme özelliği yoktur. Her
zaman kapalı bir halka görünümündedir. Zaten mekfuf
kelimesinin bir diğer anlamı da “kulplarından sıkıca bağlanıp
heybe gibi asılmıĢ” demektir.
• Düğümün açılıp kapanabilme özelliği göz önünde tutulduğunda,
açık sicim teorisinin tercih edildiği düĢünülebilir.

DÜRÜLMÜġ DALGA KARAKTERĠ (ÜÇ BOYUT
DIġINDAKĠ DĠĞER BOYUTLARIN ÜÇ BOYUT
ĠÇĠNDEKĠ DÜRÜLMÜġLÜĞÜ)

• Mekfuf kelimesi, “dürülmüĢ” anlamına da gelmektedir. Süper
sicim teorisi için üç boyut (buut) yeterli değildir, ek boyutlar
gerekmektedir. Ek boyutlar, dürülmüĢ bir vaziyette bildiğimiz üç
boyutta gizlenmiĢtir. Bu görüĢ, bu konudaki en yaygın yorumdur.
• 3 boyutlu bir âlemde yaĢamaktayız. 4. boyut, itibari hat
dediğimiz zamandır. Ġçine zamanı da alan 5. boyut da vardır.
Zaman, itibari bir Ģeydir; hakiki vücudu yoktur. Zamana değer,
29

hayatiyet ve canlılık kazandıran Ģey, o zaman zarfı içinde
yapılan iĢlerdir. Einstein, hem bu boyutlardan hem de 6.
boyuttan söz etmiĢtir. Einstein‟ın iddia ettiği bu 6. boyut, seyr ü
seyahat olarak bilinir.
• Mekfuf kelimesinin “dürülmüĢ” anlamında da; maddenin dalga
karakterine, süper sicimlere ve 3 boyut dıĢındaki diğer boyutlara
çarpıcı bir iĢaret görülmektedir.
• Süper sicim teorisi, 1915 yılında Einstein tarafından bulunan bir
teoridir.
• Diğer âlemde insanın görmesi ise belki 100 boyutlu olacaktır.
Ġnsan öbür dünyada bir Ģeyi aynı anda 100 boyutlu olarak görüp
hissedebilecektir.
• Sonuç olarak kuantum mekaniğine göre, evrendeki her bir
zerreye karĢılık gelen bir dalga vardır. Evren, bu dalgalardan
meydana gelmiĢ bir denizdir.

ATOMUN YAPISI VE ELEKTRON BULUTU

• Elektronlar, çekirdek etrafında dönerken bulut görünümü
oluĢtururlar.
• Elektron bulutunun görevi, çekirdeği korumaktır.

HEĠSENBERG BELĠRSĠZLĠK ĠLKESĠ

• Bulut içinde elektronlar, her an herhangi bir yerde bulunabilme
özelliğine sahiptir. Buna Heisenberg belirsizlik ilkesi denir.

4. ATOMUN KUANTUM
MODELĠ

30

ATOMUN YAPISINDAKĠ KANUNLAR

• ÇEKĠM (CAZĠBE) KANUNU: Atomun çekirdeğinde pozitif yüklü
protonlar, etrafında ise negatif yüklü elektronlar bulunmaktadır.
Bu iki zıt değer birbirini çekmektedir.
• MERKEZKAÇ KUVVETĠ: Protonlar, etrafındaki elektronları
dağılmadan çekebilmesi ve döndürebilmesi için, çekirdek
maddesinin çok büyük ve ağır olması gerekmektedir.
Bu yüzden de protonlar, elektronlardan yüzlerce kez daha
büyüktür ve ağırdır; çünkü etrafındaki elektronları dağılmadan
çekebilmesi ve döndürebilmesi için protonun ağır olması gerekir.
1 elektronun ağırlığı 1 birimdir. 1 proton ondan tam 1836 defa
daha ağırdır; protonun ağırlığı 1836 birimdir.
Bu ağır cisim etrafında, hafif olan elektronlar çok hızlı hareket
etmektedirler. Elektronlar, bu süratli dönüĢleriyle yörüngede
kalmaktadırlar. Her elektronun hızı farklı farklıdır.
Etrafta çok hızlı hareket etme, çekirdekte ise ağır bir yük
yüklenme vardır. Dolayısıyla ağırlık, merkezdedir. Çekirdeğin
veya merkezi tutan ağırlığın önemi büyüktür.
Çekirdeğe en yakın elektron en yüksek hıza sahiptir.
Çekirdekten uzaklaĢtıkça elektronların hızı azalır.
Çekirdeğin etrafındaki elektronlar biraz yavaĢ dönseydi,
elektronlar dağılıp gidecek ve çekirdek yok olacaktı. Bunu koca
dünya çekirdeğinin müthiĢ bir gürültü ile infilak edip yok olması
takip edecekti.
Elektronlar, dönmesi gerekenden biraz daha hızlı dönseydi ve
elektron çekirdeğe yanaĢsaydı, düzenlilik yine bozulacaktı.
Bu kanunun sosyal boyutuyla ilgili Ģunları söyleyebiliriz: En iyisi
konumumuzun gereğini yerine getirmektir. Gerekli donanımı
olmadığı hâlde, olduğundan fazla gözükerek kendilerini ülkesine
hizmet ediyor gibi gösterip çekirdeğe yanaĢanlar, bu
yanaĢmanın gereği olan samimi çalıĢkanlığı, baĢka niyetleri
olduğundan dolayı sergilemediklerinden, kendilerine zarar
verirler; çünkü çekirdeğe yakın elektronlar daha hızlı dönerler.
Bunların yakınlığı ise uzaklık sebebi olmuĢtur.
31

Gerekli donanımı olduğu hâlde, kendilerinden beklenen hızı
göstermeyenlerin durumu ise Ģöyledir: Çekirdeğin cazibesi
devam ettiği, çekirdek fırlatmadığı hâlde, onlar kendiliklerinden
dağılıp giderler, çekirdekten uzaklaĢırlar. Burada çekirdeğin de
yok olması söz konusudur ki bu çok tehlikeli ve veballi bir
durumdur; çünkü insan, iradesi olan bir varlıktır. Ancak; kendine
paye vermemelidir. Doğrusu elektron gibi insanın da kendi
makamında olmasıdır. Olduğundan fazla ya da noksan
görünmemelidir. AĢırı alçak gönüllülük de gururdandır.
Çekirdek çok ağır yük taĢımaktadır. Elektron ise çok rahatlıkla
akıp gitmektedir. Elektronların çekirdekten uzaklıkları, 1 mm‟nin
milyonda biri kadardır. Saniyedeki hızları ise 1000 km ile 15 000
km arasında değiĢir. Bu hızdaki elektronlar, çekirdek etrafında
minicik yollarında saniyede milyarlarca defa tur atarlar.
Elektronların dönüĢ hızı her atomda farklı farklıdır. Hızlarını hiç
kesmeden dönerler. Merkezkaç kuvvet bu dönüĢle oluĢur.

• ĠTME (DAFĠA) KUVVETĠ: Aynı yükler birbirini iter. Çekirdekte
birden fazla proton bulunursa bunlar, pozitif yüklü, yani aynı
yüklü oldukları için birbirlerini iterler. Hidrojen hariç bütün atom
çekirdeklerinde birden fazla proton bulunur.
Elektronlar da, negatif yüklü, yani aynı yüklü oldukları için
birbirlerini iterler.

• NÜKLEER KUVVET (BAĞLANMA ENERJĠSĠ): Çekirdekteki
nötronlar, protonların birbirlerini itmelerini önleyerek bağlayıcı rol
oynarlar. Bu da protonlar, nötronsuz bir arada bulunamazlar
demektir. Bunun tersi de söz konusudur; nötronlar da her zaman
protonlara muhtaçtırlar; çünkü onlar da tek baĢlarına kaldıkları
zaman 13 dakikada yarısı bozulmaya uğrayarak proton ve
elektron çıkartırlar. Nükleer kuvveti kavramak için nötronların
özelliklerini görelim:
Çekirdekteki nötronlar, elektrik bakımından yüksüzdür. Yüksüz
oldukları için bir madde içinde uzun yol alabilirler. Bu ağır
32

parçalar, ağırlıklarına göre süratlenirler. Hızları, ıĢık hızından
saniyede birkaç km‟ye kadar değiĢir. Nötronların bazıları çok
ağırdır; bu ağırlıklarından dolayı öyle hız kazanabilirler ki, en
kesif maddelerin bile bir tarafından girip öbür tarafından çıkarlar.
Nötronlar bu süratle, 30 cm kalınlığındaki demir ve kurĢundan
bile geçebilirler. Ancak atom çekirdeğiyle çarpıĢmalarında
enerjilerini kaybederler.
KuĢ havada ne kadar rahat uçuyor veya balık denizde ne kadar
rahat yüzüyorsa, nötronlar da o hız sayesinde o kadar rahat
hareket ederler.
Bu özellikleri taĢıyan nötronlar, çekirdek içinde, enerjilerini,
protonları bir arada tutmak için kullanırlar.
Hidrojen hariç bütün atom çekirdeklerinde, mutlaka nükleer
enerji bulunur. Hidrojen atomunun çekirdeğinde proton 1 adet
olduğundan, hem nötrona hem de nükleer enerjiye ihtiyaç
yoktur.
Einstein, çekirdekteki nükleer enerjiyi E=mc
2
formülü ile açıklar.
Formüldeki m maddenin kütlesi, c ıĢık hızı, E ise enerjidir.
Nükleer reaksiyonlarda, atom numarası ve kütle numarası
korunmaktadır; bu durum kütlenin korunduğu anlamına gelmez.
Nükleer reaksiyonlarda kütle kaybı olur.
Hidrojen dıĢındaki bütün atomların, bir tartılan kütlesi bir de
hesap edilen kütlesi vardır. Tartılan kütle, mutlak surette her
zaman daha az çıkmaktadır. Bu azalan miktar kadar madde,
daha ilk oluĢumda, hidrojen hariç tüm atomların çekirdeğinde,
enerjiye dönüĢmüĢtür. ĠĢte bu enerji, nükleer enerjidir.
Olay, saatin kurulup bırakılması gibi de değildir: Protonların
birbirlerini itmemeleri için baĢlangıçta maddenin enerjiye
dönüĢmesiyle baĢlayan görevi, nötronlar her an
sürdürmektedirler.

• ZIT SPĠNDEN DOLAYI ORTAYA ÇIKAN, ELEKTRONLARI BĠR
ARADA TUTMAKLA GÖREVLĠ KANUN: Hidrojen hariç, bütün
atomlarda birden fazla elektron vardır. Elektronlar, negatif yüklü,
33

yani aynı yüklü oldukları için birbirlerini iterler. Bu durumda her
iki elektrondan birisinin saat yönünde, diğerinin ise saat
yönünün tersi istikamette dönmesi; elektronların birbirlerini
itmelerini önleyerek bir arada kalmalarında rol oynar. Zıt spin,
farklı yönde dönüĢ demektir.

ELEKTRONLARDAN ENERJĠSĠ DÜġÜK OLAN
MI YOKSA YÜKSEK OLAN MI HIZLI DÖNER?

• 7 enerji düzeyi vardır. Çekirdeğe en yakın olan 1. enerji düzeyi,
en uzak olan da 7. enerji düzeyidir.
• 1. enerji düzeyinden 7. enerji düzeyine doğru enerji düzeylerinin
enerjisi fazlalaĢır. 1. enerji düzeyinin enerjisi en az; 7. enerji
düzeyinin enerjisi en çoktur.
• Çekirdeğe yakın elektronlar daha hızlı, çekirdeğe uzak
elektronlar ise daha yavaĢ dönerler.
• Herhangi bir atomun üst enerji düzeyindeki elektronların enerjisi
daha fazladır. Buna rağmen diğerlerine göre daha yavaĢ
dönerler. Elektronun hızı ile enerji düzeyinin enerjisi ters
orantılıdır; bu iki konu birbiriyle karıĢtırılmamalıdır.
• Kimyasal bağ, en üst düzeydeki elektronların bir kısmı ile
meydana getirilir.

EVRENDEKĠ KANUNLARIN DEĞĠġMEDĠĞĠ
GÖRÜLMEKTEDĠR

• En büyük âlemdeki en büyük sistemlerdeki itme ve çekme
kanunları ile en küçük atom parçacıklarındaki kanunlar aynıdır.
Eğer bu tür kanunlar değiĢseydi, hiçbir ilim inkiĢaf edemez ve
kanunlar belirli, kararlı olamadığından hiçbir formülden, sabit
sayıdan vb. hususlardan bahsedilemezdi. Ġlimlerin meydana
gelmesi, bu değiĢmez kananlar vasıtasıyla olmaktadır.
34


GÜNEġ SĠSTEMĠ ĠLE ATOM YAPISI
ARASINDAKĠ BENZERLĠKLER

Bir kısım kürelerin güneĢin etrafında peykler hâlinde
sürekli dönmeleri gibi elektronlar da atom çekirdeğinin
etrafında hareket etmekte ve dönmektedirler.
GüneĢin büyüklüğüne nazaran dünya ile olan uzaklık
mesafesi ne ise, atom çekirdeğinin küçüklüğüne nazaran
elektronlar arasındaki uzaklık mesafesi de aynıdır.

Elektronların hızı, çekirdeğe olan uzaklıklarına göre
değiĢir. GüneĢe en yakın gezegen en fazla hıza sahip
olduğu gibi çekirdeğe en yakın elektron da en yüksek hıza
sahiptir.
Elektronların öz kütlesi, çekirdeğe olan uzaklıklarına göre
değiĢir. GüneĢe en yakın gezegen en fazla öz kütleye
sahip olduğu gibi çekirdeğe en yakın elektron da en büyük
öz kütleye sahiptir. Dünyada en çok bulunan element
demirdir. GüneĢe bizden daha yakın olan gezegenlerin öz
kütlesi demirden fazladır. GüneĢe bizden daha uzak olan
gezegenlerin öz kütlesi ise demirden azdır.


ATOMUN YAPISINDA VE YILDIZLARDA AYNI
KANUN GEÇERLĠDĠR

• KÜTLESEL ÇEKĠM KUVVETĠ: Gezegenlerdeki kanundur.
Çekim; gezegenlerin kütleleriyle doğru, aradaki uzaklığın
karesiyle ters orantılıdır. G, kütlesel çekim kuvvetine ait sabit
35

sayıdır. Sonuç Newton cinsinden çıkar.

• COULOMB (KULOMB) ÇEKĠM KUVVETĠ: Atomdaki kanundur.
Elektron ve protonun birbirini çeker. Çekim; elektron ve protonun
yükü ile doğru, aradaki uzaklığın karesiyle ters orantılıdır. k,
coulomb çekim kuvvetine ait sabit sayıdır. Sonuç Newton
cinsinden çıkar.

• G ve k sabit sayıdır. F, çekim kuvvetidir; birimi Newton (N)‟dur. r,
uzaklıktır. m gezegenlerin kütlesi, q ise elektron ve protonun
yüküdür.

• En büyük âlemdeki en büyük sistemlerdeki itme ve çekme
kanunları ile en küçük atom parçacıklarındaki kanunlar aynıdır.
Eğer bu tür kanunlar değiĢseydi, hiçbir ilim inkiĢaf edemez ve
kanunlar belirli, kararlı olamadığından hiçbir formülden, sabit
sayıdan vb. hususlardan bahsedilemezdi. Ġlimlerin meydana
gelmesi, bu değiĢmez kananlar vasıtasıyla olmaktadır.

ATOMUN YAPISINDA KĠMYASAL BAĞ
DIġINDAKĠ ÇEKĠMLER

• Atom yapısında, her Ģey zıddıyla dengelenmiĢtir:
a) Protonların birbirini itmesi nükleer kuvvetle (bağlanma
enerjisi) dengelenmiĢtir.
b) Elektronların birbirini itmesi zıt spinli dönüĢle dengelenmiĢtir.
c) Protonla elektronun birbirini çekmesi merkezkaç kuvvetiyle
dengelenmiĢtir.
• Atomun yapısında eĢit sayıda proton (+) ve elektron (–)
olmasıyla denge sağlanmıĢtır.
• Proton ile elektron birbirini çeker. Elektrondaki merkezkaç
kuvveti bu çekimi zıt yönde dengeler.
• Elektronlar, atom çekirdeği etrafında ikiĢerli dolanırlar. Biri saat
yönünde, diğeri ise saat yönünün tersi yönde döner. Böylece
36

elektronlar da, kendi aralarında eĢlenmiĢtir.
• Kainatın herhangi bir noktasında bir partikül yaratılınca onunla
birlikte zıt ikizi de meydana gelir. Elektronun zıt ikizi pozitron,
protonun zıt ikizi anti proton, nötronun zıt ikizi anti nötron,
nötrinonun zıt ikizi anti nötrinodur.
• Proton ve nötronun meydana geldiği kuark adı verilen partiküller
de çiftler hâlindedir: Yukarı kuark–aĢağı kuark, üst kuark–alt
kuark, tuhaf kuark–tılsım kuark.
• Bildiğimiz atomun yapısına karĢılık olarak; çekirdeği negatif,
elektronu pozitif olan atomlar da vardır. Bu atomlardan oluĢan
madde; maddenin zıt eĢi veya anti madde olarak adlandırılır.
Anti madde bazı yıldız sistemlerinde bulunmaktadır.
• Elektriğin de pozitif ve negatif olmak üzere iki cinsi vardır.

ORBĠTAL

• Atomda elektronların bulunduğu varsayılan yerlerdir. Maddi
varlığı olan bir yapı değildir; meridyen ve paralel daireleri gibidir.
• Bir orbitalde en çok iki elektron bulunabilir.
• Orbitaller boĢ, yarı dolu veya tam doludur.

ORBĠTALLERĠN ENERJĠSĠ

• Çekirdeğe en yakın orbitalin enerjisi en düĢük, çekirdeğe en
uzak orbitalin enerjisi ise en yüksektir.
• Orbitallerin enerjisiyle ilgili baĢlıca 3 kuralı bilmek gerekir:
Birincisi; orbitallerin enerjisi n+l değerinin artmasıyla yükselir.
Ġkincisi; n+l değerinin aynı olması durumunda, n sayısı büyük
olanın enerjisi daha yüksektir. Üçüncüsü ise; bilinen sıradır.
• Enerjisi düĢen orbitaller bağ yapan orbitallerdir.

ORBĠTAL ENERJĠLERĠNĠN DÜġÜKTEN
YÜKSEĞE SIRALANIġI
37


• 1s <2s <2p <3s <3p <4s <3d <4p <5s <4d <5p <6s <4f <5d <6p
<7s <5f < 6d <7p

AUFBAU KURALI

• Temel hâlde elektronlar, çekirdeğe en yakın düĢük enerjili
orbitalden baĢlayarak sırayla yüksek enerjili orbitale doğru
dolarlar. Buna Aufbau kuralı denir.

HUND KURALI

• EĢ enerjili orbitallere, elektronlar önce birer birer yerleĢir. Sonra
her bir orbitaldeki elektron sayısı ikiye tamamlanır. Buna Hund
kuralı denir.

KUANTUM SAYILARI

• Bohr atom kuramına göre, elektronlar çekirdek etrafında belirli
enerji düzeylerinde dolanmaktadır. Enerji düzeyleri, 1‟den
baĢlamak üzere sırasıyla 7‟ye kadar tam sayılı rakamlarla
belirtilir. Bu rakamlara kuantum sayısı denir.
• BaĢ kuantum sayısı, açısal momentum (ikincil) kuantum sayısı,
manyetik kuantum sayısı ve spin kuantum sayısı olmak üzere
dört çeĢit kuantum sayısı vardır.
• Ġlk üç kuantum sayısı, elektronların bulunma olasılığının en
yüksek olduğu yerlerin belirlenmesinde kullanılır.
• Bohr atom kuramında bir varsayıma dayanan kuantum sayıları,
Schrödinger dalga denkleminde matematiksel analizle de
ispatlanmıĢtır.
• Kuantum sayısına kuantum numarası da denir.

BAġ KUANTUM SAYISI (n)
38


• BaĢ kuantum sayısı “n” harfi ile gösterilir.
• n; 1‟den baĢlamak üzere sırasıyla tam sayılı rakamlardır (n = 1,
2, 3, 4, 5, 6, 7).
• BaĢ kuantum sayısı, elektron katmanının çekirdeğe olan
uzaklığı ile ilgilidir.
• n sayısının büyüklüğü elektronun çekirdeğe olan uzaklığı ve
potansiyel enerjisi ile doğru orantılıdır.
• BaĢ kuantum sayısına katman veya kabuk da denir. Bu
katmanlar 1, 2, 3… gibi sayılardan baĢka K, L, M… gibi harflerle
de gösterilebilir.

AÇISAL MOMENTUM SAYISI (l)

• Ġkincil kuantum sayısı da denir.
• Açısal momentum (ikincil) kuantum sayısı, “l” ile gösterilir.
• l, küçük harf l‟dir.
• Teorik ve deneysel çalıĢmalar l‟nin, n‟ye bağlı olarak bütün tam
sayı değerlerini alabileceğini göstermiĢtir.
• l = n–1 formülü ile belirlenir.
• Açısal momentum (ikincil) kuantum sayısı, elektron bulutunun
Ģeklini ve Ģekil farkı nedeniyle oluĢan enerji seviyelerindeki
değiĢmeyi belirlemede kullanılır.
• Açısal momentum (ikincil) kuantum sayısı, baĢ kuantum enerji
düzeylerinin de alt gruplara ayrılabileceğini gösterir. Bu enerji
seviyelerine de ikincil katman denir.
• Ġkincil katmanlar s, p, d, f, g gibi harflerle gösterilir. Bunlar,
orbital sembolleridir.
• Bu harfler l‟nin her bir sayısal değerine karĢılık gelir.
• n = 1 olursa; l sadece 0 değerini alır. Bu ifade; 1. enerji
düzeyinde açısal momentum kuantum sayısı l = 0 olan yalnız s
orbitali olduğunu (1s), bir tane alt kabuk olduğunu belirtir.
• n = 2 olursa l; 0, 1 değerlerini alır. Bu ifade; 2. enerji düzeyinde
açısal momentum kuantum sayısı l = 0 ve l = 1 olan 2s ve 2p
orbitali olduğunu, iki tane alt kabuk olduğunu belirtir.
39

• Aynı Ģekilde n = 3 olursa l; 0, 1, 2 değerlerini alır (s, p, d
orbitalleri).
• n = 4 olursa l; 0, 1, 2, 3 değerlerini alır (s, p, d, f orbitalleri).

s ORBĠTALĠ

• l = 0‟dır.
• Her bir enerji düzeyinde bir tane s orbitali vardır.
• 1s orbitali en küçük, 7s orbitali en büyüktür.

p ORBĠTALĠ

• l = 1‟dir.
• p orbitali çizimlerinde orta kısım boĢ bırakılır; çünkü s orbitalinin
olduğu yerdir.
• p orbitalleri p
x
, p
y
ve p
z
olmak üzere üç çeĢittir; bu üç p
orbitalinin özdeĢ oldukları varsayılır; örneğin, Hund kuralına
göre p
2
, p
x
1
ve p
y
1
anlamına gelmez, p
z
1
de olabilir. ÖzdeĢ
denilmesinin nedeni, p
x
, p
y
ve p
z
orbitallerinin ayırt
edilememesidir.

d ORBĠTALĠ

• l = 2‟dir.
• 5 çeĢit d orbitali vardır. Bunlar; d
x
2
y
2
, d
z
2
, d
xy
, d
xz
ve d
yz

orbitalleridir.

ENERJĠ DÜZEYĠNDE BULUNABĠLECEK EN
FAZLA ELEKTRON SAYISI

• Enerji düzeyinde bulunabilecek en fazla elektron sayısı, 2n
2
formülü ile hesaplanır; n enerji düzeyi numarasıdır.

40

MANYETĠK KUANTUM SAYISI (m
l
)

• Manyetik kuantum sayısı, m
l
ile gösterilir.
• Alt katmandaki orbital sayısını, aĢağıdaki bağıntı ile
hesaplayabiliriz:
• m
l
(Alt katmandaki orbital sayısı) = 2l+1
• Verilen l değeri için m
l
değeri; 2l+1 kadar farklı değer alır.
• Açısal momentum kuantum sayısı l olan her bir kabukta, 2l+1
tane orbital yer alır; örneğin l, 1 ise üç tane p orbitali vardır.
• I = 0 olursa m
l
= 0 olur (s).
• I = 1 olursa (2 x 1) + 1 = 3 olur. Bundan dolayı da m
l
= –1, 0,+ 1
değerlerini alır (p
x
, p
y
ve p
z
).
• I = 2 olursa (2 x 2) + 1 = 5 olur. Bundan dolayı da m
l
= –2, –1, 0,
+1, +2 değerlerini alır (d
x
2
y
2
, d
z
2
, d
xy
, d
xz
ve d
yz
).

ENERJĠ DÜZEYĠNDE BULUNABĠLECEK EN
FAZLA ORBĠTAL SAYISI

• Enerji düzeyinde bulunabilecek en fazla orbital sayısı, n
2
formülünden bulunur; n enerji düzeyi numarasıdır.

SPĠN KUANTUM SAYISI (m
s
veya m
e
)

• Elektronun davranıĢını belirlemede kullanılan kuantum sayısıdır.
• Spin kuantum sayısına, spin kuantum numarası da denir.
• Orbitaldaki her iki elektrondan birisinin saat yönünde, diğerinin
ise saat yönünün tersi istikametinde dönmesi gerekliliği ile ilgili
sayılardır.

PAULĠ ĠLKESĠ veya PAULĠ DIġARILAMA
ĠLKESĠ

41

• Her orbital en fazla 2 elektron alır. Bu iki elektronun kendi
eksenleri etrafındaki dönme hareketleri (spinleri) birbirine zıttır.
• Elektronların birbirini itmesi zıt spinli dönüĢle dengelenmiĢtir.
• Hidrojen hariç, bütün atomlarda birden fazla elektron vardır.
• Elektronlar, aynı yüklü olduklarından birbirlerini iter. Bu durumda
her iki elektrondan birisinin saat yönünde, diğerinin ise saat
yönünün tersi istikametinde dönmesi gereklidir ki; elektronların
birbirlerini itmelerinin yanında bir arada kalmaları da sağlanmıĢ
olsun. Aynen öyle de olmuĢtur. Zıt spin, farklı yönde dönüĢ
demektir.
• ĠĢte, zıt spinden dolayı ortaya çıkan ve elektronları bir arada
tutmakla görevli bu kanuna Pauli dıĢarılama ilkesi denir.
• Bazı kaynaklarda Pauli dıĢarılama ilkesi; “Bir atomda aynı 4
kuantum sayısına sahip birden fazla elektron bulunmaz; baĢka
bir ifadeyle her bir elektron kendine özeldir, baĢka bir eĢi
yoktur.” Ģeklinde de ifade edilir. 4 kuantum sayısı; n, l, m
l
ve m
s

(m
e
)‟dir.
• Pauli dıĢarılama ilkesi, bir baĢka deyimle; “Ġki elektron aynı
enerjiye sahip olamaz.” Ģeklinde de ifade edilebilir.

ORBĠTAL ġEKĠLLERĠNĠN ORTAYA ÇIKIġI

• Ġhtimal hesaplarına göre elektronların çarpıĢma ihtimalinin
olduğu düĢünülmüĢtür. “Elektron, filan noktada bulunursa, orası
s orbitalinin alanı olduğundan dolayı elektronlar çarpıĢabilir,
madem çarpıĢmıyor, demek ki orada bulunmuyor.” gibi bir
mantıkla yola çıkılarak her bir orbitale belli bir Ģekil biçilmiĢtir.

Örneğin; d
z
2
orbitali, ortada s orbitalinin varlığından dolayı simit
Ģeklinde varsayılmıĢtır. Aslında hem her bir Ģekilde olur hem de
çarpıĢmaz; çarpıĢmama sebebi bellidir. Bu Ģekiller zaten
matematikseldir ve varsayımdır; gözleme bağlı değildir.


DALGA FONKSĠYONU ORBĠTALĠN ġEKLĠNĠ
42

BELĠRLER

• Orbitalin çekirdeğe uzaklığına göre radyal dağılım eğrisi çizilir.
• Orbital değiĢtikçe radyal dağılım değiĢir.
• Düğüm noktasında hiç elektron yoktur.
• Tepe noktası, elektronun en çok bulunma ihtimalinin olduğu
yerdir.

PERDELEME VE ETKĠN ÇEKĠRDEK YÜKÜ

• Alt orbitallerin üsttekini etkilemesine perdeleme denir.
• Perdelemeden dolayı yük olarak dıĢa yansıması, enerji düzeyi
arttıkça azalır. Bundan dolayı, etkin çekirdek yükü kavramından
söz edilir.
• Perdeleme, etkin çekirdek yükünde azalmaya neden olur.
• Aradaki elektronlar, çekirdeğin dıĢtaki elektronları çekmesini
perdeler.
• Perdelemenin etkisi, perdeleme sabiti ile belirtilir.
• Perdeleme sabiti, sigma (б) harfiyle gösterilir.
• Çekirdek yükü, Z harfiyle gösterilir.
• Etkin çekirdek yükü ise Z* veya Z
etkin
Ģeklinde gösterilir.
• Etkin çekirdek yükü arttıkça, atom yarıçapı küçülür.
• Z
etkin
= Z – б formülü ile etkin çekirdek yükü hesaplanır.
• Konu iyonlaĢma enerjisiyle de alakalıdır.
• ĠE
H
= 1316,7 kJ/mol
• ĠE
He
= 2374,2 kJ/mol

SLATER KANUNU (KABUKLARDAKĠ
ELEKTRONLARIN PERDELEME SABĠTĠNE
KATKISI)

• Hangi elektronun çekirdekten ne kadar etkilendiği, Slater
43

kanunuyla ifade edilir. Ancak kanunun yetersizlikleri vardır. Bazı
noktalar tam açıklanamamaktadır.

SLATER KANUNUNUN YETERSĠZLĠKLERĠ

• 1. yetersizlik: s ve p aynı derecede etkilenir gözüküyor.
Aslında öyle değildir.
• 2. yetersizlik: s, p, d ve f orbitallerinin her bir enerji düzeyinde
aynı perdelemeyi yaptığı düĢünülüyor; farklı olması gerekir.
GĠRGĠNLĠK

• Çekirdeğe yakın olabilmeye girginlik denir. Çekirdeğe yakın olan
elektronun girginliği daha fazladır; örneğin, çekirdeğe 3s 3p‟den,
3p‟de 3d‟den daha yakındır. Bundan dolayı elektronların
girginliklerini 3s > 3p > 3d Ģeklinde ifade edebiliriz. Çekirdekçe
en çok çekilen 3s‟dir.
• Girginliği fazla olanın perdelemesi azdır.

ELEKTRON “l” DEĞERĠ YÜKSEK OLANDAN
KOPAR

• Küresel simetri gösteren orbitaldeki elektronları koparma daha
fazla enerji gerektirir; bu nedenle de elektron küresel simetri
göstermeyenden kopar. BaĢka bir deyimle l değeri yüksek
olandan kopar.
32
Ge:[
18
Ar] 4s
2
3d
10
4p
2

32
Ge
+1
:[
18
Ar] 4s
2
3d
10
4p
1

• Daha basit bir ifadeyle; atom elektronunu 4s‟den değil, 4p‟den
verir. 4s elektronları, çekirdeğe 4p elektronlarından daha
yakındır; bu nedenle daha güçlü çekilir. Bundan dolayı da
elektron 4p‟den verilir.
44

• “Elektron l değeri yüksek olandan kopar.” kanunu zaten bu
mantıktan hareketle ifade edilmiĢtir.

KÜRESEL SĠMETRĠ

• Bir atomun elektron diziliĢindeki en son orbitalin tam dolu ya da
yarı dolu olması atoma küresel simetrik durum kazandırır. Bu
hâldeki atom daha kararlıdır.
24
Cr:[Ar] 4s
2
3d
4
olması beklenirken;

24
Cr:[Ar] 4s
1
3d
5
Ģeklindedir.
29
Cu:[Ar] 4s
2
3d
9
olması beklenirken;

29
Cu:[Ar] 4s
1
3d
10
Ģeklindedir.

PARAMANYETĠK MADDELER

• ġayet He atomundaki iki elektron da aynı spine sahip olsalardı,
bunların net manyetik alanlarının birbirlerini güçlendirmesi
gerekirdi. Böyle bir elektron düzeni de He atomunu
paramanyetik yapardı.
• Paramanyetik maddeler, eĢleĢmemiĢ elektrona sahiptirler ve
mıknatıs tarafından çekilebilirler.
• Bir bileĢiğin paramanyetik olması için bileĢiği oluĢturan
atomların son yörüngelerinde toplam elektron sayısı tek
olmalıdır; örneğin, NF paramanyetiktir. Lewis yapısı yazılırsa N
atomunun son yörüngesinde bağ oluĢturmayan üç elektron, yani
tek sayıda elektron olduğu görülür.

DĠYAMANYETĠK MADDELER

• Diyamanyetik maddeler, elektron spinleri eĢleĢmiĢ olan
maddelerdir. Bu eĢleĢmeden dolayı, manyetik etkiler birbirlerini
yok eder. Buna göre, bir mıknatıs tarafından çok az itilen
maddeler diyamanyetik maddelerdir.
45


5. BAĞIL ATOM KÜTLESĠ
YAKLAġIMI VE MOL
KAVRAMI

ATOMUN YAPISI VE ĠZOTOP

• Belirlenen ve tayin edilen yüzdede her elementin doğal izotopu
vardır; örneğin
12
C,
13
C karbonun doğal izotoplarıdır.
• Ġzotopu olmayan element yoktur.
• Sentetik izotoplar da vardır.
• Yan etkisi olanlar, sentetik izotoplardır.

KÜTLE SPEKTROMETRESĠ ALETĠ

• Elementlerin izotoplarının tabiattaki bulunma yüzdeleri ve
dolayısıyla da küsurlu ve net olarak atom kütleleri, kütle
spektrometresi aleti ile belirlenir.

SENTETĠK ĠZOTOPLARIN KULLANILMASI

• Sentetik izotoplar, radyoaktiftir.



Belirli bir dozajı geçerse, kansere sebep olur.


60
Co sentetik izotopu, ambalajlı gıdaların ıĢınlanmasında
kullanılır. IĢınlamadaki radyoaktif madde belirli bir limiti geçerse,
alet otomatik olarak durur. Bu amaçla eskiden
60
Cs de
kullanılırdı, kanser riski fazla olduğundan artık
kullanılmamaktadır.
46


14
C sentetik izotopu, ağaçların yaĢının tayininde kullanılırdı,
bulunan sonuçların yanlıĢ olduğu belirlendiğinden günümüzde
terk edilmiĢtir.

99
Tc,
201
Tl,
67
Ga,
111
In,
123
I sentetik izotopları, sintigrafi
çekimlerinde kullanılır.

131
I ve
60
Co sentetik izotopu, kanser tedavisinde kullanılır.
• “Sentetik izotoplar bilimde hiçbir Ģekilde ve hiçbir alanda
kullanılmamalıdır.” diyen ilim adamları çoktur.
• “Kanserden öldü.” denilen hastaların bir kısmı kanserden değil,
yapay izotopların yan etkisinden ölmektedir.
• Sentetik izotop vb. ilaçlarla son derece riskli olan kanser tedavi
yolları denenmektedir. Gelecekte bir kısım antikorların
üretilmesiyle kanser tedavisinde daha baĢarılı olunacaktır.
• Sentetik izotopların ve radyoaktif ıĢınların kansere karĢı
kullanımı önümüzdeki günlerde terk edilecektir. Böylece hastalar
günümüzün kanser ilaçlarının ölümcül bile olabilen yan
etkisinden kurtulacak ve zarar görmeyeceklerdir. Kanser
hastalığı, insanlığın korkulu rüyası olmaktan çıkacaktır.

ĠNSAN VÜCUDUNDAKĠ ATOMLARIN ÖMRÜ

• Bazı atomların birkaç saniyelik ömürleri vardır.
• Her senede iki defa, derece derece ve yavaĢ yavaĢ; insan
vücudunun atomları tazelenmektedir.
• Her bir ruh kaç yıl yaĢamıĢ ise; o kadar sene, insan bedenindeki
atomlar komple yenilenmektedir. 5–6 senede insanın bütün
atomları değiĢmektedir.

ATOMLARIN YARIġI (ATOMLAR CANLI
MIDIR?)

• Bitki, hayvan ve insan olmak üzere üç grup canlı varlık vardır.
• Canlılıkla, atomun canlılığı arasında doğrudan bir iliĢki yoktur.
• Her bir cansız atom; canlı olan insan, hayvan, hatta bitki cismine
47

girince, orada adeta canlılık kazanır. Bu canlı bünyeler, cansız
atomlar için bir nevi misafirhane, kıĢla ve okul gibidir. Burada bir
talim ve terbiye yarıĢındadırlar. Bu yarıĢ; bütün atomların hayat
sahibi olduğu bir yerde bulunabilmek içindir.
• Bu dünyada madde olarak atom ve atom altı parçacıklardan var
edildik. Ancak bütün atomların hayat sahibi olduğu öteki
dünyadaki varlığımızın özellikleri hakkında kesin ve net
konuĢmaktan kaçınmalıyız. Orada insan, atom ve atom altı
parçacıkların ötesinde bir maddeden veya atom ve atom altı
parçacıklara esas teĢkil edecek olan daha farklı bir maddeden
var edilebilir. Sonraki hayatta insan varlığını oluĢturan yapı
taĢlarına madde denilebileceği de aslında bizce meçhuldür.
• Aslında atomlarda hayat yoktur. Atomlar hayata mazhar* olmak
için benzersiz ve insanda hayret uyandıran tavırlardan geçerler.
(mazhar*: Bir Ģeyin göründüğü, açığa çıktığı yer.)
• Hayat çeĢitlerinin en basiti bitki hayatıdır. Bitki hayatının
baĢlangıcı, çekirdekte ve tohumda hayat düğümünün uyanıp
açılmasıdır.

ATOMLAR CANLI MIDIR?

• Bitki, hayvan ve insan olmak üzere üç grup canlı varlık vardır.
• Canlılıkla, atomun canlılığı arasında doğrudan bir iliĢki yoktur.
• Dünyadaki canlıların bünyesindeki bütün atomlar canlı değildir.
Canlılardaki atomların bir kısmı canlı, bir kısmı ise cansızdır.
• Cansızlarda, canlı atom da bulunabilir. Fulvic (fulvik asit), buna
örnektir.
• Her bir cansız atom; canlı olan insan, hayvan, hatta bitki cismine
girince, orada adeta canlılık kazanır. Bu canlı bünyeler, cansız
atomlar için bir nevi misafirhane, kıĢla ve okul gibidir. Burada bir
talim ve terbiye yarıĢındadırlar. Bu yarıĢ; bütün atomların hayat
sahibi olduğu bir yerde bulunabilmek içindir.

ATOMLARIN HAREKETĠ
48


• Cesedimiz, atomlardan oluĢur.
• Cesedimiz, ruhumuzun evidir; elbisesi değildir.
• Ġnsan vücudundaki atomların belli bir ömrü vardır.
• Organizmadaki atomlar, sürekli değiĢmektedir.
• Vücudun değiĢtirilmesi ve devamı için; yıkılan, atılan atomların
yerini dolduracak, onlar gibi çalıĢacak yeni atomlar lazımdır.
• Yeni atomların insan vücuduna gelmesi için çeĢitli bileĢiklere
ihtiyaç vardır. Bu bileĢikler, alınan gıdalarla sağlanır.
• Gıdalarla alınan bileĢiklerdeki atomlar, giden atomların yerine
dağıtılır.
• Örneğin; kalsiyum kemiklere, demir kana, flor diĢe, kükürt saça,
fosfor beyne gider.
• Beyinde ölen bir fosfor atomunun yerine gelen fosfor atomu;
topraktan bitkiye, bitkiden hayvana, hayvandan insana, yenilen
gıdalar ile geçmiĢ ve sonunda da beyne sevk olunmuĢtur.
• Fosfor atomu bu yolculuğunda hangi Ģeye girmiĢ ise;
görüyormuĢçasına, duyuyormuĢçasına, biliyormuĢçasına
muntazam hareket edip ve sonuçta gerekli olduğu yerine ve
hedefine giderek, örneğin; beyne girmiĢ, oturmuĢ ve
çalıĢmasına baĢlamıĢtır.
• Bu bize, baĢlangıçta, o fosfor elementinin; hangi kiĢinin beyni
içinse, o kiĢi için planlı olduğunu gösterir. “Her adamın alnında
rızkı yazılıdır.” bilimsel bir gerçektir.
• Atomlar, vücudun her parçasının gereksinimlerine göre önceden
belirlenmiĢ bir kanun ile pay edilir ve bedenin her tarafına apaçık
bir nizam ile düzenli, sürekli ve düzgün bir biçimde dağıtılır.
• Atom, hangi yere girerse, o yerin nizamına boyun eğer; hangi
tavra geçtiyse, onun özel kanunuyla iĢ yapar ve hangi tabakaya
misafir gitmiĢ ise, muntazam bir hareket ile sevk edilmiĢtir.
• Tesadüf idam edilmiĢtir. Hiçbir Ģey rastlantı değildir.
• Atomların hareketi boĢu boĢuna değildir. Kendilerine uygun bir
yükselme içindedirler: Elementteki atomlar maden derecesine,
madendeki atomlar bitki hayat tabakasına, bitkideki atomlar
hayvanın otlanması sonucu hayvan mertebesine, hayvandaki
49

atomlar insanın beslenmesiyle insan hayatı makamına, insanın
vücudundaki atomlar da süzüle süzüle saflaĢarak beynin ve
kalbin en ince ve kritik yerine çıkarlar.
• Canlıların çekirdek ve tohumlarındaki atomlar, ağaca bir ruh
hükmüne geçer. Ağacın bütün atomları içinde bir kısım
atomların bu düzeye çıkmaları, o ağacın hayata sahip olması ve
hayata hizmet etmesi gibi önemli görevleri yerine getirmesiyle
anlaĢılır.
• Atomu aksiyona sevk eden yerinde duramamasıdır ve Ģevkidir.

ATOMUN YAPISINDA ÇEKĠRDEKTEKĠ
ENERJĠYĠ FORMÜLE EDEN ALBERT
EĠNSTEĠN (ELBIRT AYNSSTAYN)‟IN HAYATI
VE BAZI ÖZDEYĠġLERĠ

Albert Einstein
(Elbırt Aynsstayn)‟ın Hayatı
(1879–1955)

• 1905 yılında atomun yapısıyla ilgili izafiyet (rölativite=görelilik)
teorisini ortaya koydu.
• 1921‟de Nobel ödülü aldı.
• Yapay einsteinium elementine Albert Einstein‟dan dolayı bu isim
verilmiĢtir.
• Einsteinium elementinin atom numarası 99‟dur ve Es
sembolüyle gösterilir.
• Einstein atomu bir canavara kaptırdığını ancak HiroĢima ve
Nagazaki‟nin yerle bir olmasından sonra anlayabilmiĢtir.
Ağlayarak Japonyalı bilgin dostundan özür dilemiĢtir. Nükleer
enerji, Batılıların elinde akıl ve vicdanın kontrolünden çıktığı için
Japonya‟da dev Ģehirlerin yerle bir olmasına, binlerce insanın
ölmesine sebep olmuĢtur.
50

• Günümüzde de atom bombası, tehdit ve tedbir unsuru olarak
değiĢik ellerde tutulmaktadır.
• Bu bakımdan insan unsurunun iyi eğitilmesi gerekir. Akıl ve
düĢünce prensipleri üzerine oturtulan fen ve teknik; beraberinde,
insanlığı düĢünme ile kalp ve vicdan duyarlılığını da
getirebilmelidir.
• Maddenin dalga özelliği ile ilgili “süper sicim teorisi” veya
uluslararası ismiyle “superstring teorisi” 1915 yılında Einstein
tarafından keĢfedilen bir teoridir.

Albert Einstein (Elbırt Aynsstayn)‟ın MeĢhur
OlmuĢ Sözleri

• “Dinsiz ilim kör, ilimsiz din de topaldır.” (“Ġlimsiz din topal, dinsiz
ilim ise kördür.”)

Albert Einstein

• “Kâinatın yaratıcısına olan inanç, ilmi araĢtırmanın en kuvvetli
ve en asil muharrik (tahrik eden, harekete geçiren) gücüdür."

Albert Einstein

ATOMUN YAPISIYLA ĠLGĠLĠ KEġĠF YAPAN
CABĠR BĠN HAYYAN ‟IN HAYATI

CABĠR BĠN HAYYAN (721–805)

Horasan‟da doğdu. Kufe‟de vefat etti.
Kimya ilminin babasıdır. Türk bilim adamıdır. Büyük dahidir.
Dönemin en büyük ilim merkezlerinden Harran Üniversitesi‟nin
rektörüdür. Adı Latince‟ye Geber diye geçmiĢtir.
51

Cabir bin Hayyan‟ın baĢta kimya olmak üzere tıp, fizik,
astronomi, matematik, felsefe ve eğitim alanlarında çok
hizmetleri olmuĢtur.
Bunların içinde Ģüphe yok ki en önemlisi atomla ilgili buluĢudur.
Yunanlı bilginler maddenin en küçük parçasına, bölünemeyen
en küçük parçacık anlamına gelen atom demiĢlerdi. Ġslam
bilginleri, bu kelimeyi o zamanın bilim dili olan Arapçaya
çevirirken cüz–ü layetecezza dediler. Cüz–ü layetecezzanın
diğer adı cüz–ü ferttir. Hem atom hem de molekül yerine
kullanılabilir. Cabir bin Hayyan ise Yunanlıların atomun
parçalanamayacağı yolundaki teorilerine karĢı çıktı.
Bu konuda gerçek mahiyeti asırlar sonra anlaĢılabilecek farklı
görüĢü ortaya koydu.
Günümüz dünyasında, atomla ilgili ilk çalıĢmaların Ġngiliz
kimyager John Dalton (1766–1844) tarafından yapıldığı,
uranyumun çekirdeğinin parçalanabileceği fikrinin de 1944
Nobel Kimya Ödülü sahibi Alman kimyacı Otto Hahn (1879–
1968) tarafından ortaya atıldığı fikri yaygındır.
Hâlbuki onlardan 1000 yıl önce yaĢamıĢ olan Müslüman kimyacı
Cabir Bin Hayyan‟ın aĢağıdaki sözleri asrımızın ilim adamlarını
dahi hayrete düĢürecek mahiyettedir: “Maddenin en küçük
parçası olan cüz–ü layetecezzada yoğun bir enerji vardır. Yunan
bilginlerinin iddia ettiği gibi bunun parçalanamayacağı
söylenemez. O da parçalanabilir. Parçalanınca da öylesine bir
enerji meydana gelir ki Bağdat‟ın altını üstüne getirebilir. Bu,
Allah‟ın bir kudret niĢanıdır.

ATOMUN YAPISI ÜNĠTESĠNDE SOSYAL
ALANDA KULLANILAN KĠMYA KELĠME VE
DEYĠMLERĠ

ATOM PARÇASI AĞIRLIĞI
• En küçük miktarı anlatmak için kullanılan bir deyimdir. Atom
parçası ağırlığındaki iyiliğin de kötülüğün de karĢılığı mutlaka
52

verilir.

MERKEZKAÇ (ANĠL MERKEZ) KAÇIġ
• Geriye dönüĢün çok zor olduğu kaçıĢlara merkezkaç (anil
merkez) kaçıĢ denir.

ATOMUN YAPISIYLA ĠLGĠLĠ SÖYLEM
HATALARI

• Her elementin yapı taĢı atom değildir. Yapı taĢı molekül olan
elementler de vardır. Bunlara element molekülleri denir.
• Element tanımında; “aynı cins atomdan oluĢan saf madde”
derken izotoptan söz etmelidir; çünkü her bir aynı cins atomun
farklı izotopu vardır; bu yönden farklı atom olmaktadır.
• Her bileĢiğin yapı taĢı molekül değildir. Yapı taĢı formül–birim
olan bileĢikler de vardır.
• BileĢik diyebilmemiz için farklı cins atomların kimyasal yolla
birleĢmesi gerekir. Aynı cins atomların kimyasal yolla
birleĢmesinden oluĢan element molekülleri, elementtir; bileĢik
değildir.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->