You are on page 1of 238

f

20 Lira

FELSEFE TERM LER GZL


^ 4 't - * * #'
"... -'V

V N

-k
"I

"
'

Cfe.-, - '

i;-

'

' J '

<

"

K -

:*.

T R K DL K U R U M U YA YINLA R I

ANKARA

NVERSTES

BASIMEV

. ANKARA

1975

Prof. Dr. BEDA AKARSU

FELSEFE TERMLER SZL

TRK

DL

KURUM U

YAYINLARI
/

T R K D lL K U R U M U Y A Y IN LA R I: 408

Bu szlk Prof. Dr. Macit Gkberk, Prof. Dr. Vehbi Eralpca incelenmi, Terim Kolu grevlilerinden lker Onart ve Dr. Semih Tezcann emekleriyle bask evresine getirilmi tir.

TERM LER ZE R N E
Atatrk devriminin Trke korusundaki tutumunu ylece zet leyebiliriz: Trkeyi ada sanat, bilim ve tekniin, ksacas ada uygarl n btn gereklerini karlayacak bir dil durumuna getirmek. Trk Dil Kurumu 1932 ylnda kurulduu zaman, yaplacak dil al malar, u iki ana madde inde saptanmt: 1. Trk dilinin z gzelliini ve zenginliini ortaya karmak; 2. Trk dilini, dnya dilleri arasnda deerine yarar ykseklie ula trmak. Bu maddelerden birincisini gerekletirmek iin, eski kltr hzineleri mizi aratrmak, yaymlamak; kincisini gerekletirmek iin de, bir yandan yzyllar boyunca dilimize girmi olan yabanc szcklerin, terimlerin yerine Trkelerini koymak, te yandan da Bat uygarlnn etki alanna girmemizle dilimize szmaya balayan yenilerine engel olmak, bylece, dilimizi kendi olanaklar ierisinde gelitirmek gerekiyordu. Bu yabanc szcklerin oun luu trl bilim dallar ya da mesleklerle ilgili terimlerdi. Trk Dil Kurumunun kuruluunda, bu terimler ii, etin bir sorun halinde duruyordu. Yllar yl yaplan almalar verimsiz kalmad. Dil iinin olumlu bir sonuca balan masn isteyen aydnlar, bu alanda yaplan almalarda Kurumu yalnz brak madlar. lk evrede, yalnzca terimlerin Trke karlklarn bulmak yoluna gidiliyordu. Yaplacak iler ok, eldeki olanaklar az olduu iin, bunlar terim szlkleri olarak verilemiyordu. kinci evrede ise, bir yandan yeni karlklar aranrken, bir yandan da her konuda uzmanlk szlkleri hazrlanmasna giri ildi. Bugne dein, Trk Dil Kurumunun trl kurulular, kurumlar, fakl teler ve kiilerle yapt almalarn ancak kk bir blm yaymlanabilmitir. Bu almalar, her konuda eser veren yazar ve aydnlarda dil bilincinin yerlemesine yardm ederken, okul sralarndaki genleri de bu Trke sz lere altrm, giderek onlarda dil sevgisinin kklemesini salamtr. 5

Gerek Trke-Osmanlca ve Bat dilleriyle ilgili olarak klavuz niteliin de hazrlanan terim listelerinde, gerekse trl konularda hazrlanan szlk lerde, elden geldii lde her terimi Trke bir szckle karlamak yoluna gidilmitir. Trke karlk bulunmad durumlarda, Bat dillerinden aktar lan terimlerde, bir birlik salanmasna allmtr. Yabanc bir terim alnr ken, Bat dillerinde de olduu gibi, Yunanca ve Latince asllarna gidilerek, bunlar, Trkenin ses yapsna uydurulmutur. Yalnz, daha nce baka Bat dillerinden Trkeye girmi ve yeni bir karlk bulunamayan terimler, eski den olduu gibi braklmlardr. Gerek Kurum da hazrlanan, gerekse Kurumca uzmanlara hazrlattrlan terim szlklerinin, trl yarkurullardan geirilerek hem dil bakmndan, hem ilgili olduklar bilim bakmndan yanlsz olmalarna allmtr. Ortaya konan terimler neri niteliindedir, kesinlik anlam tamamaktadr, ileride, bunlardan daha uygunlarnn bulunacan gzden rak tutmamaktayz. ne rilen terimler, uzun sreli uygulama sonucu kesin biimlerini alacaklardr. Dilimizin, kendi benliine kavuarak gelimee balad ve gl bir uygarlk dili olmaa yneldii bugnlerde, almalarmzn yararl olaca kansndayz. TDK

NSZ
Trk Di! Kurumunca yaynlanmakta olan Terim Szlkleri iki amac gerekletirmee alyor: 1- Terimlerin Trke Bu terimlerin tanmlarn vermek. Terimlerin Trke karlklarn bulma bakmndan, bu szl ya zarken, ok byk bir gle uradm sylenemez. Btn felsefecilerle birlikte skntsn yllardan beri ektiimiz bu gl bugn az ok yenmi durumdayz. Yirmi be yl nce Trk Dil Kurumu, felsefe terimlerinin gzden geirilmesi iin stanbul niversitesi Edebiyat Fakltesi Felsefe Blmne ba vurmutu. Prof. Dr. Macit Gkberkin ynetimi altnda, 1950-53 yllar arasnda, haftada bir iki kez toplanp, Kurumca yaymlanm sefe ve Gramer Terimleri n de gz nnde bulundurarak, Trke karlklarn yeniden saptadk. Bu almalara, olan Fel terimlerin karlklarn bulmak. 2*

terimlerin Trk

dilinin kurallarna uygun oluturulabilmesini salamak amacyle katlan, yitirmi olduumuz byk deerlerden iki dilcimizi kranla anmamz ge rekir: Prof. Dr. Mecdut Mansurolu, Do. Dr. Suat Baydur. Ayrca bu a lmalara Prof. Dr. Janos Eckmann, Prof. Dr. Cahit Tanyol ve Prof. Dr. N. azi Ksemihalin de katklar olmutur. Felsefe blmnden bu toplan tlara katlanlar: Prof. Hilmi Ziya lken, Prof. H. Vehbi Eralp ve o dnemin asistanlar: Prof. Dr. Kmuran Birand, Prof. Dr. Nermi Uygur Do. Dr. Hseyin Batuhan, Prof. Dr. Bedia Akarsu. Bu toplantlarda sapta dmz felsefe terimlerini her birimiz yirmi yirmi be yldan beri ders ve seminerlerimizde, yazlarmzda ilemekteyiz. Bu arada her birimizin yeni nerileri oldu. Sonunda az ok br birlie vardk. Bundan dolay bu szlkte yer alan terim ve kavramlarn byk ounluunu, neri niteliinden kur tulmu, yerlemi szckler arasndan devirme olanan buldum. rade kar l isten gibi kimilerini de yeniden nermek zorunda kaldm; yakn zamana dek kullandmz istem bizim elimizden km, bir hukuk ve iktisat terimi olmutu. unu da belirtmek isterim: mgelem , eytiim , zdek gibi szckleri br terim szlkleriyle birlik salamak ereiyle kullandm. Bunlar bugn iin benim pek kullanabileceim szckler deil. Bugn iin 7

diyorum; belki de yakn bir gelecekte "madde diyemeyeceim; be yl nce zgrlk szcn, iki yl nce olanak szcn yadrgyor, bunlara konuma ve yazlarmda yer veremiyeceimi sanyordum. Oysa bugn bu szcklerin eski karlklarn anmsamaz oldum. te yandan kavramn anla mn karlamayan kimi yeni neriler de oldu. rnein idea szcne yanl bir karlk olurdu. dng karl nerildi. Dng idea nn fikir anlamn karlaya bilir; ancak Platonun idea s iin anlamca Bir felsefe szlnde ise ncelikle, terimin felsefedeki anlam gz nnde bulundurulmaldr. Bu szln yazlmasnda asl glk kavramlarn tanmlarn verme

de oldu. Her bilim ve meslek dalnda terimlerin kesin snrlarnn izil mesi byk nem tar. Dncenin ak, anlalr olmas, o dnceyi dile getirirken kullanlan terimlerin anlamnn tam olarak belirlenmi olma sna baldr. Tanm verilmeyen bulank kavramlar kullanmak dncede akla eriememee, giderek kavram ve dnme kargaalna yol aar; kavramlarn geliigzel kullanlmas karanlk brakr dnceyi, anlama olanan da ortadan kaldrr. Temeli dnme olan felsefenin de kendi kav ramlarn belirlemesi gerek. Kavram belirlenimi Sokratesin de ba sorunudur. Sokrates mr boyunca hep kavramlarn tanmn aram, ama bulamamtr. nk ele ald kavramlar iyi, gzel, erdem gibi, doruluk, yiitlik gibi kavramlardr, bunlarnsa matematiksel kesinlikte tanmlarn vermek olana yoktur. Ayrca, bir ok felsefe kavramlarna trl felsefe akmlar deiik anlamlar vermiler, bylece bir terimin birka tanm ortaya kmtr. Geri 17. yzyln usu felsefesi her zaman bir ve ayn kalan bilginin birlii lksn dile de aktarmak istemi, mathesis universalis istei yannda Lingua universalis istei ortaya kmtr. Felsefeye yanlzca bilimlerin yntem ve sonular ze rinde sz hakk tanyan 19. yzyl olguculuu da (positivizm) ayn yoldadr. Ama 19. ve 20. yzyllarda gelien ve gnmz felsefesini oluturan yaama fel sefesi, grngbilim (fenomenoloji), varoluu felsefe, varlkbilim (ontoloji) gibi fiziktesiyle (metafizik) ilgili sorunlar ele alan akmlarla ve felsefe tarihi aratrmalar ile olguculuun bu gr almtr. Felsefe bugn kendi tarihi ile balant iindedir. Terimlerini de tarih iinde srp giden felsefe den devirmektedir. Kavramn tarih iinde az ya da ok deien anlamlarnn tek bir tanma sdrlamayaca da aklk kazanmtr. Ben de, bu szl yazarken belli bir akma balanmadan, sorunlar belli bir eilimle ele almadan, elden geldiince yan tutmadan ada felsefenin kavram ve terimlerini olduu gibi yanstmaya, aydnlatmaya altm. Gerektii yerlerde tanmlarla yetin meyip ksa aklamalar yapmak zorunluluunu duydum. Ayrca, felsefe le il-

gilenenlerin yararlanabilmesi iin terimlerin yan sra terim niteliini aan kavramlara, deyimlere ve felsefe okullarna da yer verdim. Szln hazrlanmasnda Metzkenin "Handlexikon der Philosophie si bata olmak zere Schmidt-Schschkoffun Philosophisches W rterbuch u, Lalanden Vocabulaire de la philosophie si ve Foulquinin Dictionnaire de la langue philosophique i temel kaynak alnmtr. Her terimin hazrlannda kaynakada gsterilen btn szlklerdeki o maddeler gzden gei rilmi, ayrca felsefe tarihlerinden yararlanlm, gerektiinde belli bir terimin felsefesinde geni bir yeri olan ya da o terimin oluturucusu olan filozoflarn yaptlarna da ba vurulmutur. Ancak belli br terim zerinde iyice akla kavuulduu kansna varldktan sonra tanma geilmitir. Szlk, ayrca Kurumcada Prof. H.Vehbi Eralp ve Prof. Dr.Macit Gberke incelettirilmitir. Bu skntl ii titizlikle yrten ve yararl tleriyle beni uyaran sayn hocalarma teekkr borluyum. Kitabn baslmasn salayan, hazrlanmasnda ve baslmasnda bana her trl kolayl gsteren bata Sayn m er Asm Aksoy olmak zere Trk Dil Kurumu Ynetim Kuruluna ve Terim Kolu bakan Sayn Emin zdem ire, ayrca Szln hazrlanmasnda byk emekleri geen Terim Kolu grevli leri lker Onart ve Dr. Semih Tezcana teekkr bor bilirim. Bedia A K A R SU

KISALTMALAR VE MLER

Alm. bkz. es. t. Fr. ng. Lat. r. vb. Yun. //

Almanca Baknz Eski terim Franszca ngilizce Latince rnein, rnek Ve benzeri, ve bakalar Yunanca Baklmas gereken terimi ya da yeri gsterir. Tanmdan aklamaya geildiini belirtir. nne konduu szcn ana biimini ya da kaynan gsterir, nne konduu szcn anlamn verir.

FELSEFE TERMLER SZL

A
A : Biimsel mantkta tmel olumlu nermelerin simgesi. ( r. "Btn cisimler yer kaplar. ) a k la m a [Alm. Erklrung] [Fr., ng. exp/rcat/on] [Lat. exp/icotio] [es. t. izah]: 1- Bir olguyu, bir durumu zmledikten sonra, eleri ara sndaki balantlar aa karma yoluyle aydnlatma. 2- Bir eyin yalnzca ne olduunu deil, nedenini de ortaya koyma; iki ey ara sndaki nedensel balanty gsterme. 3- Gzlemlenen bir olay bir yasaya geri gtrme. ( r. Gkkuann, n krlmas ve yansmas yasalarna gre aklanmas.) a k ve seik [Alm. klar und deutlich] [Fr. d air et distinct] [ng. c/eor and distinct] [Lat. clarus et distinctus, clare et distincte] [es. t. vazh ve mtemeyyiz]: (Descartesta) Bir bilginin doruluunu belirleyen ltler: Konusu bize dorudan doruya, arasz olarak verilmi bilgi ak; konu su baka eylerden ayr, onlarla karmam olan bilgi de seiktir. adalet bkz. t ze a d clk [Alm. Nom/m/ismus] [Fr. nomina/isme] [ng. nomina/fem] [es. t. Is m/ye]: Kavramlarn gerek varlklar olduunu kabul eden kavram ger ekiliine kart olarak, tmel kavramlarn yalnzca nesnelerin adlar olduunu leri sren gr, ad ia p h o ra bkz. um ursanm ayan ah lk [Alm. Moro/] [Fr. morale] [ng. mora/s] [es. t. oh/k]: 1- a. Belli bir dnemde belli insan topluluklarnca benimsenmi olan, bireylerin birbirleriyle ilikilerini dzenleyen trel davran kurallarnn, yasa larnn, ilkelerinin toplam, b. eitli toplumlarda ve alarda kapsam ve erii deien ahlksal deerler alan. 2- B ir kii ya da bir insan beince benimsenen eyleme kurallarnn toplam. 3- Ahlksal olan eylerle balants olan bir grler dizgesi (tek kiinin, bir ulusun, bir toplumun, bir an). 4- Felsefenin bir dal olarak: a. Ahlk zerine 13

ahlk

kavramsal retiler, b. nsanlar.n kiisel ve toplumsal

yaamdaki ah

laksa' eylemlerine ilikin sorunlar inceleyen felsefe retileri. ah lk [Alm. M o ra l* ] [Fr. moraliste] [ing. moro/ / s]: 1- Ahlk filozofuahlak alannda uzmanlam yazar. 2- Ahlk ts; her eyi ahlk ve a h r deer'endirfe" ki?i' 3- 17- ve 18. yzy,Harda alar,n,n toplum

ve ahlk sorunlarn felsefe asndan ele alan Fransz yazarlar bei iin
kullanlan terim (Montaigne, Pascal, La Rochfoucauld, La Bruyre

ah l k lk [Alm. Mor0/ismus] [Fr. moralisme] [ing. moralism] [es. t. ahlkiye]1 Ahlak en yksek deer ve en yksek erek olarak gren dnya g r. 2- Her eyi ahlk asndan deerlendiren tek yanl gr. ah lk duygusu [Alm. moral,sche Cefuhle; m o ra lis e r Sinn] [Fr. sens moral] [ng. moral sense]: 1- Ahlksal davranlarn kayna olan duygu. 2- n giliz ahlaklarnn (Shaftesbury, Hutcheson vb.) kavram, olarak ah lak duygusu ("moral sense ): iyi ile kty deerlendirmede insanda doal olan, doutan bulunan duygu: ahlksal yarg.lama gc. ah ik felsefesi bkz. ethik ahlk^ lkesi [Alm. Moralprinzip] [Fr. principe moral] [es.t. ahlk umdesi]: hi-T ,e Ahlaksal olann temel ilkesi, b. Tek tek kiilerin ahlaksal eylemlerindeki ilke. 2- Ahlk eylemlerinde istenci belirleyen ^ (hazclllk> ' (mutuluk), yarar (yarard k), yasas karsndaki sayg - dev bilinci - (Kant) vb. ahlk

ah lki, [Alm. moralisch-sitthch] [Fr., ing. moral] [es.t ahlki]: Ahlk yasa larna uygun olan; ahlk bakmndan iyi olan. a h l k llk [Alm. Moralitau Siulichkeit] [Fr. moralit] [ing. morality] [es t ahlakyet]: 1- B,r insan,n ya da bir insan beinin iyi ve kt asmdan davran, biimleri ve ahlksal dn. 2- a. Ahlk kurallar, yasalar, ,le uyum iinde olma. b. Kurallara uygunluk bak.mmdan ah l ma- C- < Dar anlamda> zellikle cinsel yaamla ilgili ahlksal davram. 3- K ,,ler,n ya da eylemlerin ahlksal nitelii. 4- Ahlksal dzen i- Ahlaksal duunu olarak ahlkllk (Kant): Ahlk yasas ile uyum mde olan, ama ancak deve kar saygdan doan eylemde bu lunma. ah lk retisi [Alm. Siuenlehre] [es.t. ahlki,at]: Ahlksal yaama ye ey lemenin yasal,n, biimleri ve ilkelerini aratran bilgi dal. 1- Ahlksal olann temellerini ve zn inceler (ethik). 2- Ahlksal eylemin somut 14

a ld rm a z lk biimlerini ve eitli kurallarn! aratrr ve betimler. 3- Ahlk kural larn yaam iin somut olarak ortaya koyar; belli bir toplumda geerli olan ilke ve kurallar, biimleri bir araya toplar. ahlksa! [Aim. moraiisch, sittlich] [Fr., ng. moral] [Lat. moraiis] [es.t. ah/ofci]: 1- Ahlka likin. 2- yi ve kt zerindeki felsefe incelemelerine ilikin. ahlaksal so ru m lu lu k [Aim. Zurechnungsfhigkeit] [Fr. resf> o/isaf> ///t morale] [ng. consciousness of responsibility] [es.t. ahlki mesuliyet]: Bir insann kendi eylemlerinin sorumluluunu tayabilmesi yetenei. ah lksz [Aim. unsittlich] [Fr., ng. immoral] [es.t. gayr-i ahlki]: Ahlk yasa larna aykr olan; ahlk bakmndan kt olan. ah lk yasas [Aim. Sfttengesetz] [Fr. loi morale] [ng. moral law] [es.t.

ahlk kanun]: Ahlk eylemlerini belirleyen, kendine uyulmas ahlk asndan gerekli olan genel geer kural. akadem i [Aim. A/cademie] [Fr. acadmie] [ng. academy] [Yun. Akademia]: 1Platonun Atina yaknlarnda kurduu, lmnden sonra onun temel kukuculua sonradan da dogmacla retisine bal kalmayarak,

kayan felsefe okulunun ad. 2- Renaissanceta Platon dncesinin yeni lenmesi ile 1440xa Floransada kurulmu olan Platoncu okul, akatalep sia bkz. k a v ra m ia m a z lk a k siyo lo ji bkz. deer retisi aksiyo m bkz. b e t

a k s iy o m a tik bkz. belitsel dizge a k tiv iz m bkz. e y le m c ilik a k t aiiz m bkz. e tk in c ilik aktel bkz. edim sel, gncel a laysla m a [Aim., Fr. /ronie] [ng. irony] [Yun. eironeia ~ nceden inceye alay etme] [es.t. istf/zc]: (Sokrates'te) Kendisinin bir ey bilmediini ne srp sorular sorarak karsndakinin bir ey bilmediini ortaya karma. .. a ld rm a z lk [Aim. Indifferenz, Gleichgltigkeit] [Fr. indiffrence] [ng.

indifference] [Lat. Indifferenta] [es.t. lkaydil : 1- Belli durumlar, oteylar, retiler karsnda kaytsz kalma: a. Yalnzca ilgisizlikten doabilir, b. Einli bir tutum sonucu olabilir. ( r. Kukucu tutumda ya da yargszlkta -epokhe- olduu gibi.)

a lg alg [Aim. Wahrnehmung] [Fr., ng. perception] [Lat. percept/o] [es.t. idrak]: Bir eye dikkati ynelterek, duyular yoluyle o eyin bilincine varma. // Bir nesne duyular araclyle alglanr, ancak alg duyusal izlenim lerden daha fazla bir eydir, bilinli bir farkna varmadr, duyumlar bilince ileten bir olaydr. Algda: a. alg olay, b. alg erii, c. alg nesnesi ayrt edilir. Alglar u iki tre ayrlabilir: 1- D alg: Ddnyadaki nesnelere ynelen, onlarla likili olan alg. ynelen ve onlarla ilgili olan alg. a lr lk [Aim. Rezept/v/tdt] [Fr. receptivit] [ng. receptiWty] [es.t. kabiliyeti ahz]: 1- Duyusal uyarmlar alabilme yetenei. 2- (Kantta) Nesne lerin bizi uyar yznden tasarmlar edinme yetenei. bkz. d u y a rlk a lk an lk [Aim. Cewohnheit] [Fr. habitude] [ng. habit] [Lat. hofa/tus] [Yun. heksis] [es.t. /tfyot]: ve d etkilerle eylem ve davranlarn yine lenmesi, hep ayn biimde gereklemesi sonucu beliren, koullanm davran ya da tepki biimleri. // Alkanlklarn toplam, insann bir tr ikinci doasM n oluturur. Alkanlk, bir yalnlatrma olduu, zel bir dikkat abasn gereksiz kld iin dnsel yk azaltr; an cak dnce ve davranlarda bir katlama yarattndan bunlarn geliimini engelleyici etkisi de vardr. a lta k o y m a [Aim. Subsumption] [Fr., ng. subsumption] [Lat. subsumpt/o] [es.t. idra]: (Mantkta) 1- Br kavram altna koyma, bir kavram altnda toplama. Bireylerin trler, trlerin cinsler altna konmas. 2- Bir ner mede konunun yklem altna konmas. // Her yarg bir nesneyi bir kavramn altna koyar: Bu kap demirdendir. yargsnda, bu kapy "demir nesneler kavram altna koymu olurum. Her nerme, bir ba kmdan bir konunun bir yklem altna konmasdr; baka deyile, her yarg br altakoymay gsterir. a lta s ra la m a [Aim. Subordination, Unterordnung] [Fr., ng. subordinot/on] [es.t. tbi/yet]: Br kavramn, kapsam daha geni baka bir kavramn altnda yer almas. ( r. Trn cinse bantsnda olduu gibi.) a lte rn a tif bkz. seenek a ltk [Aim., ng. Subatern] [Fr. subo/terne] [es.t. mtedahil]: Konusu ile yk lemi ayn olan, biri tmel olumlu, biri tike! olumlu (A, I); biri tmel olumsuz, biri tikel olumsuz (E, O ) iki nerme arasndaki balant du rumu. 2- alg: Idnyann gereklerine (ruhsal durumlar, ruhsal edimler, ruhsal ierikler)

16

anlak a ltk lk [Alm., Fr.f ng. Sfl/ternot/on] [Lat. sub = altnda; alter bakas] [es.t. teda//]: 1 > Altk ki nerme arasndaki balant. 2- Altk iki nermeden tmelin doruluundan tikelin doruluuna, tikelin yanllndan tmelin yanllna gemek olan arasz karm (altklk ile karm). a ltk a r t [Alm. subkontrr] [Fr. subcontraire] [ng. subcontra/y] [Lat. subJ altta; contrarius = kar karya konmu, kart] [es.t. to/t-i mtezat]: Konusu ve yklemi ayn olan, biri tikel olumlu, br tikel olumsuz, kar karya konmu iki nermeden her biri. ( r. Baz Sler Pdir. , "Baz Sler P deildir. ) bkz. karo lum a n a litik [Alm. Analytik] [Fr. analytique] [ng. analytic] [Yun. analytike tekhne zmeye yarayan sanat]: 1- Aristoteleste biimsel mantkla ean lamldr. /I Birinci Analitikler ve kinci Analitikler, Organon adl mantk kitabnn nc blmn kurarlar, bunlarda Aristoteles, bilimsel yntemin eleri olan karmlar ve tantlama yollarn inceler. 2Kant iin analitik, anln biimlerini Analitik anln analog bkz. benzeen an aloji bkz. benzeim anam nesis bkz. an m sam a an [Alm. Erinnerung] [Fr. souvenir, mmoire] [ng. remembrance] [es.t. ba ttra]: 1- (Genel olarak) Yaant ve bilin ieriklerinden bellein sakla d izler. 2- (nsanbilimde) nsana, zamansal-tarihsel varlnn vazge ilmez koulu ve varolu boyutu olarak gemii kazandran ey. a n m sam a [Alm. Anamnesis] [Fr. rem/n/scence] [ng. rem/n/scence] [Yun. anamnesis] [es.t. nim-tahattr]: Platon felsefesinin ekirdek kavram olarak, ruhun bedene girmeden nceki varlnda grm olduu -> idealarn bilince dn. / / B u anlamda, bilgi retisi bakmndan anmsama, ruhbilimsel anmsama ile eanlaml deildir. Platonda anm sama, her trl deneyden bamsz bir k-bilgi olarak ruhta batan beri bulunan bilgiyi yukar ekip karmaktr. a n im iz m bkz. ca n lclk an lak [Alm. Intelligenz] [Fr., ng. nte//;gence] [Lat. nteJ/igent/a] [es. t. zek]: Kavray; anlay; kavrama ve yarglama yetisi. Buna gre: 1Kark eyleri, olaylar abuk kavrama ve kolaylkla onlara uyma yete nei. 2- Bilmeye ynelen yeti ve yeteneklerin toplam (alglama, kav 17 Anmsama, bilgide nsel olan iin Platonun ortaya koyduu bir kavramdr, incelemedir; Transendental ncel (apriori) biimlerinin bilimidir,

a n lam

rama, soyutlama, kavram kurma, genelletirme, birletirme, sonu karma, eletirme, yarglama, zmleme), a. (Duyuma kart olarak) Anlkla eanlaml, kavramsal bilgi yetisi, b. (igdye kart olartk) Eree erimek iin aralardan dnerek, bilerek yararlanma; isteyerek etkin olma yetisi, c. Olaylar ya da bakalarnn dncelerini kolay lkla kavrama yetisi. 3- Olanaklar yakalama, kavrama, yeni devlere ve yeni durumlara kendini uydurma ve onlarda kolaylkla yolunu bulma yetenei ve becerisi (klgl anlak). 4. Balantlar kavrama, grler edinme yetisi; tinsel kavrama gc; tinsel uyanklk; abuk dnme ve yarglama yetisi (kuramsal anlak). // Anlan en aadan en yksee (-> ke) dein dereceleri vardr; anlak derecelerinin saptanmas iin testler uygulanr; belli snrlarla hayvanlarda da anlan bulunduu kabul edilir. anlam [Alm. Bedetung, S/nn] [Fr. sens, signification] [ng. meaning, sense, signification] [es.t. mana]: 1- Bir szcn belirttii, dndrd (ey). 2- Bir nermenin, bir tasarmn, bir dncenin ya da yaptn anlatmak istedii (ey). a n la m a [Alm. Verstehen] di iinden kavrama; [Fr. comprendre] [ing. understanding] [es.t. olarak bir

fehm, idrak]: 1- (Genel olarak) Bir eyi yalnzca dtan bir eyin zn, anlamm tanma. 2- Bir olay ya da nermenin daha nce yasann ya da formln sonucu olduunu grme. 3-

deil, ken bilinen bir

bir balam btn

Anlalan

eyin baka trl olamyacan grme. 4- (Dilthey'de) Bakalarnn ya da baka alarn yaantlarn, ruh durumlarn, edimlerini onlarla birlikte duyma ve sonradan yineleyerek benimseme. // Doa bilim lerinin aklama ynteminin karsna Dilthey, tinsel bilimlerin anlama yntemini koymutur. Diltheye gre tinsel bilimler yaantlarla ilgilidir, yaantlar da ancak anlama ile aydnlatlabilir. a n la m b ilim [Alm. Semantik] [Fr. smantique ] [ng. semont/cs] [Yun. semasemeion - im ]: Anlam retisi; imlerle ya da szckler ve nermelerle, onlarn dile getirdii anlam arasndaki banty inceleyen bilgi dal, imbilimin bir kolu. a n la tm [Alm. Ausdruck] [Fr., ng. expression] [es.t. ifade]: Sanat yaptla rnda ruhsal yaantnn dlie gelmesi. an lay [Alm. Kompre/ens/on] [Fr. comprhension] [ng. compre/ension] [Lat. comprehens/o] [es.t. tefehhm]: 1- Kavrama, anlama edimi. 2- Kav rama ve anlam?, yetisi. 18

a p a k lk

a n lk [Alm. Intellekt, Verstand] [Fr. intellect, entendement] [ng. intellect, understanding] [Lat. /nte//ectus] [es.t. mdrike]: Anlama, dnme gc; bilme yetisi; kavramlarla dnme yetisi. 1- (Skolastik felsefede) > Duyum (sensatio), -+ us (ratio), anlk (inteilectus) basamaklanmasnda en yksek yere konulan dnme ve bilme yetisi. // Usun duyumlarla alman gereleri kavramsal olarak ilemesine karlk, anlk her trl duyarlktan bamsz olan idelerin bilgisine vardrr. 2- (Skolastikten sonra) Usla bir tutulan, biimleri, balantlar kavrama ve bylece bilgi ve gr kazanma yetisi. 3- (Aydnlanmadan beri) Bilgi yetileri basamaklamasnda ustan bir alttaki basamaa konulan dnme ve bilme yetisi. // Bu yeti: a., kavramlar, kurallar, kategoriler, ak, somut d nceler yetisi olarak; b. ayrma, zmleme, soyut dnme yetisi olarak; c. klgl ynden planlar yapan yeti olarak dnlr. 4- Kant usun ve anln skolastikteki anlamlarn tersine evirmi, kavram kur may anla, ideler bilgisini de usa balamtr. 5- Anlamaktan tre tilmi olarak: a. Anlam balamlarn kavrama yetenei, b. Anlay. a n lk lk [Aim. /nte//ekiua//sms] [Fr. me//ectao/isme] [ng. inte//eciua/ism] [es.t. zihniye]: 1- (Genel olarak) Anln, usun egemenliini, usun glerinin tek yanl olarak gelitirilmesini ve deerlendirilmesini sa vunan gr. 2- (Bilgi retisi bakmndan) Usuluk. 3- (Ahlk felse fesi bakmndan) Ahlksa! isteme ve eylemlerin usla ve dnmeyle belirlendiini dile getiren gr (Sokratesin erdem bilgi anlay). Kart bkz. iste n ilik an siklopedi [Alm. Enzyklopdie] [Fr. encyclopdie] [ng. encyclopedia] [Yun. enkyklo$ = daire evresinde; paedeia = eitim] [es.t. kamus]: 1 - (Kk anlamnda) Her zgr, gen eski Yunanlnn geirmek zorunda olduu eitimin tm. 2- Btn bilimlerin ya da bir bilim dalnn verilerini dizgesel ya da abecesel olarak gsteren yapt. ( r. Diderot ve D Alambertin kurduu nl Encyclopdie ou dictionnaire raisonn des sciences, des arts et des mtiers , 1751-1780) a n tin o m i bkz. atk a n tro p o lo ji bkz. insanb ilim a n tro p o m o rfiz m a n tro p o sa n triz m bkz. in sa n b i im c ilik bkz. in sa n iin c ilik

ap a k lk [Alm. Evidenz ] [Fr. vidence] [ng. evidence] [Lat. evidential videre s= grmek, eWdens = aka grnen, gze grnen, aka kavranan] [es.t. bedohet]: 1- (Genel olarak) Bir eyin, hi bir kukuya yer b-

19

apatheia

rakmakszn, aydnlk bir biimde grnmesi; bilinte yaanan ve kesin lie vardran dolaysz kavranlmlk. (Mantksal ya da grsel olabilir.) 2- (Descartes ta) Algnn ve bununla ilgili olarak dnmenin ak ve seik olmas. (Klasik felsefe bu anlam korumutur.) 3- (Grngbilimde) Bir doruluk yaants ; bir ynelimin (intention), dncede tasarm lanan bir eyin, dorudan doruya grleme ile gereklemesi. (Bu da ancak i algda gerekleebilir.) a p ath e ia bkz. d uyum sam azlk a p o d ik tik bkz. zorun lu ( n e rm e ) a p o ria bkz. km az ap o ste rio ri bkz. sonsal

a p rio ri bkz. nsel a ra lk larn, [Aim. Instrumentalismus] [Fr. instrumentalisme] [ng. instrumen mantk ve ahlk biimlerinin vb. yalnzca yaamn deiik koul

talism] [Lat. instrumentum = ara, alet]: Dnme biimlerinin, kuram larna uyma aralar olduunu savunan, Amerikan pragmacln (James, Dewey) yanstan dnya gr. ara n e d e n cilik [Aim. Okkasionalismus] [Fr. occasionalisme] [ing. occasiona lism] [es.t. esbab- adiye mezhebi, ittifakiye]: Btn olaylarn tek gerek nedeninin Tanr olduunu ne sren, insana neden gibi grnen btn br eylerin Tann'nn istencini yanstan birer araneden olduunu savunan felsefe retisi. // Descartesn ruh ve beden ikiliini k noktas olarak alan aranedencilik, bu tzler arasnda ancak Tanr'nn araclyle ba kurulabildiini syler. (Savunucular: Bat felsefesinde: Geulincx, Malebranche; slm felsefesinde: Gazali.) ard l [Aim. /Consequent] [Fr. consquent] [ing. consequent] [Lat. consequens] [es.t. tali kaziye]: 1- (Mantkta) Bir karmda varlan sonu. 2- (N e densel aklamada) Etki. Kart (ve ballak kavram) bkz. ncel a rn m a [Aim. Katharsis} [Fr., ng. catharsis] [Yun. katharsis]: 1- Ruhun tutkulardan temizlenmesi. ( r. Platon, lm ruhun bir arnmas ola rak anlar; lm, ruhun bedenden kurtulmas, bedensel tutkulardan arnmas, temizlenmesidir.) 2- (Aristoteleste) Sanat yoluyle duygu larn arnmas. // Sanat araclyle insann duygular uyarlarak ruhun bunlardan temizlenmesine varlacaktr; zellikle alat (tragedia) acma ve korku duygulan uyandrp insan etkileyerek arnmay salar. A ris to te le s ilik [Aim. Aristotelismus] [Fr. aristotelisme] [ing. Aristotelism] [es.t. Aristetalisiye]: (Felsefe ve Tanrbilimde) Yunan filozofu Aristote20

A ugustinusuluk

lese dayanan, deneysel gereki eilimli, ayn zamanda ereksel br dnya gr niteliindeki dnce dorultusu, a ss e rto rik bkz. y a ln ( n e rm e ) aam a dzeni meratip]: bu [Alm. Hierarc/ie] [Fr. hirarchie] [ng. hierarchy] [Yun. 1- (Kk anlamnda) Kutsal saylan kiilerin egemenlii; sra hierarkhia: hieros = kutsal, arkhe = egemenlik, g, erk] [es.t. silsile-i egemenliin tayclar (rahipler) arasndaki dzen. / / B u

lamada, bir basamakta yer alan elerin nemiyle says ters orantl dr. 2- elerin nemine gre yaplan sralama; aamalar, basamak lar zinciri. ( r. Bilimlerin, deerlerin aama dzeni.) akn [Alm. transzendent] [Fr. transcendant] [ng. transcendent] [Lat. iranscendens] [es.t. mteaJ]: 1- Bir dzeyin tesine ykselen, verilmi bir snr aan. 2- stn olan; insanlk dzeyinin stne kan (Tanr). 3Gz nne alnan alann dna kan; zellikle bilinci aan, bilincin dna kan. 4- (Kantta) Olabilecek her trl deneyin snrn aan, insan bilincini aan. S- Doay, gereklii aan: doast, duyust. Kart bkz. ikin a ta ra k sia bkz. sa rslm az lk ato m [Alm. Atom] [Fr. atome] [ng. atom] [Yun. a -tomos = blnemez] [es.t. cz-/ fert]: 1- (Yunan filozoflar Leukippos ve Demokritosta) Gerein son, artk blnemez, bozulamaz diye tasarlanan temel e leri. 2- (Yeniada) zdein en kk, deimez blmckleri. // zdein atomlardan olutuunu kur?msal olarak temellendiren ngiliz fizikisi John Dalton olmutur. Bugn ise atomun paralalanabilir ve bozulabilir olduu klgl olarak tantlanmtr. ato m cu lu k [Alm. Atomismus] [Fr. atomisme] [ng. atomism] [es.t. cz-/ ferdiye]: zdein atomlardan kurulu olduuna dayanan; gerei ve gerekteki olaylar bu atomlardan ve bu atomlarn deviniminden kal alan felsefe retisi. (lk atomcular: Leukippos, karak kavramaya Gassendi, Byle.) a ttrib u tu m bkz. z n ite lik A ug u stin usulu k [Alm. Augustinismus] [Fr. augustinisme] [ng. Augustin'sm]: Bir yandan Platonculuk ve Yeni Platonculukla Hristiyan dncesini birletirmeye, te yandan felsefenin alana (ideney arlk noktasn znel-ruhsal fiziktesine) kaydrmaya alan, Augustinusa bal

Demokritos, Epikuros; 17. yzylda atomculuu yenileyenler: Sennert,

reti. / / B u reti Arstotelesilikle kartlk iindedir. 21

ayd n la n m a

a y d n la n m a [Alm. Aufklrung] [Fr. sicles des lumires] [ng. enlistment] [es.t. tenevvr]: 1- insann geleneksel grler, yetkeler, ballklar tasarm ve nyarglardan kendini usuyle kurtarp yalnzca usuna daya narak yaam kavramaya ve dzenlemeye almas. // Aydnlanma inanmak deil bilmek ister; sorup soruturmadan, krkrne bir eyi doru saymaz. Kant aydnlanmay "nsann kendi suu ile dm olduu bir ergin olmay durumundan kmas diye tanmlar. 2- XV II. yzyldan beri Bat dncesinde ar basan, kilisenin doast gereklik anlay ile savaarak insan ve dnya konusunda usun zerkliini temel alan akm. a y r k k a rm [Alm. disjunktiver Schluss] [Fr. raisonnement disjonctif] [es.t. munfasl stidlal]: ncllerinden biri -> ayrk yarg olan karm. // zellikle ayrk tasmlar u iki biimdedir: Modus Ya A dorudur, ya B dorudur; A doru deildir; yleyse B dorudur. Modus ponendo-tollens: Ya A dorudur, ya B dorudur; A dorudur; yleyse B doru deildir, a y r k lk [Alm. Disjunktion] [Fr. disjonction] [ing. disjunction] [Lat. disjunctio] [es.t. adem-i irtibat, infisal]: 1- Kaplamlar birbirinden ayr olmakla birlikte ayn yakn cinsin kaplamna giren kavramlar arasndaki balant. ( r. Kedi-kpelc memeliler; dik al gen-ekenar gen; gen.) 2- nermelerin birbirine balanmas ileminde "veya , y a ...y a ile gsterilen iliki. // Modern mantkta yalnzca veya kullanlr, simge si v dir. bkz. a y rk yarg, a y rk k a rm a y r k yarg [Alm. disjunktives Urteil] [Fr. proposition disjonctive]: znesine birbirini dta brakan trl yklemlerin verildii ya da birbirini dta brakan znelere ayn yklemin verildii yarg, bkz. a y rk lk a y rlm a z lk [Alm. Inhrenz] [Fr. inhrence] [ing. inherence] [Lat. inhaerens] [es.t. ISzim-i gayr-l mfarik]: zelliklerin kendilerini tayan nesnelerle; ilineklerin tzle balants. Kart bkz. k a lc lk (subsistentia = bam sz var olan). a y rm [Alm. Differenz] [Fr. diffrence] [ing. difference] [Lat. differentia] tolendo-ponens:

[Yun. diaphora] [es.t. fasl- karip]: (Aristoteleste) 1- Bir eyin kendi kendinden ya da bir baka eyden herhangi bir ayrlkla ayr olmas. ( r. 22 Sokrates bir bakas olarak Platondan ayrlr, ocuk ve yetikin

a y r k

olarak da kendi kendinden ayrlr. ) 2- ki eyin ayrlmaz ilineklerle birbirinden ayr oluu. 3- Aralarnda trse! (spesifik) bir ayrlk olan ki eyin birbirinden ayr olmas, ( r. nsann attan trse! bir ayrmla -us sahibi olmakla- ayrlmas.) Saysal ayrm (differentia numerica): Bir trn bireylerini bir birinden ayran belirtilerin toplam (r. yer, zaman). cinsten ayran belirti. a y r k [Aim. heterogen] [Fr. htrogne] [ng. heterogeneous] [Yun. hete Trsel ayrm (differentia specifica): Tr oluturan ayrm; bir tr bir stndeki

rogenes: heteros = baka, genos = cins] [es.t. goyr-i mtecanis]: Baka cinsten olan; ayn trden olmayan. Kart bkz. badak

23

B
badak [Alm. homogen] [Fr. homogene] [ing. homogeneous] [Yun. homo genes: homos = ayn, genos = cins, soy] [es.t. mtecanis]: Yapca zde o'an ve aralarnda nitelike bir ayrm bulunmayan paralarn kurduu btnn nitelii. Kart bkz. a y rk b a m llk [Alm. Abhngigkeit] [Fr. dpendance] [ng. dependence] [Lat.

dependereden]: Bir baka eyle koullu olma, bir baka eye bal olma durumu. 1- Nedensel bamllk: Etki ile neden arasndaki -> bant. 2- Mantksal bamllk: Neden ile sonu arasndaki bant. bant [Aim. Relation, Beziehung] [Fr., ng. relation] [Lat. relatio] [es.t. izafet]: 1- Bir dnce edimi iinde ardarda gelen iki ya da daha ok ey arasnda bulunan birlik, ballk, birliktelik gibi ilikiler btn ( r. nedensellik bants, karlkllk bants, benzerlik bants vb.) 2(Aristoteleste) On kategoriden biri: Bir baka eyle balant iinde kavranlan ey. 3-(Kantta) Dnmemizin balayc, birletirici edimferinden olan drt byk kategoriden biri. Bant kategorisi blme ayrlr: tz-ilinek; neden-etki; etki-tepki. b a n tclk bkz. g re c ilik ba n tl bkz. g reli b a n tllk bkz. g re lilik b a n tllk k u ram bkz. g re lilik k u ram '

balam [Alm. Zusammenhang, Kohrenz] [Fr. co/irence] [ng. coherence, consstancy] [Lat. cohaerentia: cohaerare = . . . ile bal olmak] [es.t. insicam]: Bir dncenin, bir yaptn, bir retinin blmleri arasndaki elimeye yer vermeyen balant. balam ilk es i: Her eyin bir -> balam iinde olmas, her eyin birbiriyle balant iinde bulunmas ilkesi. // Balam ilkesi mantksal ilke olarak, dnme ediminin mantksal bir dzen iinde gidiini; varlkbilimsel 24

beeni

ilke olarak btn var olanlarn birbiriyle br balant iinde bulundu unu gsterir. ballak [Alm. korrelativ] [Fr. corrlatif] [ng. correlative] [es.t. mtenasip, mtenazr]: Biri tekine bal olarak var olan, biri olmadan teki d nlm eyen iki eyin, bu iliki ynnden durumu. ( r. Neden-etki, alc-satc, ara-erek, scak-souk, yksek-alak vb.) ballam [Alm. Korre/at/on] [Fr. corrlation] [ing. corre/ation] [Lat. corre/ot/o] [es.t. mnasebet, mtekabil izafet]: 1- ki * ballak kavram arasndaki iliki. 2- (Aristoteleste) Biri tekine bal iki terimin karolumu. bkz. karo lum B a rb a ra : Tasmn birinci eklinin (figrnn) birinci kipi (modusu). ncl ler ve sonu, tmel evetleyicidir. Forml: BUtn M 1er P dir. Btn S 1er M dir. yleyse btn S 1er P dir. Klasik mantkta nermeler drt bee ayrlr: A = Tmel evetleyici (Btn S 1er P dir.) E = Tmel deiMeyici (Hibir S P deildir.) = Tikel evetleyici (Baz S 1er P dir.) O = Tikel deilleyici (Baz S 1er P deildir.) Bu durumda yukarki forml A nllerine nszler eklenerek Barbara baar ah l k biiminde dile getirilmitir,

[Alm. Erfolgsethik]: Ahlaksal davranlar bu davranlara

temel olan, ona yn veren -> dne gre deil de, ortaya koyduu sonuca gre len; insan yaamnn ve ahlaksal davranlarnn ilke ve leinin baar olduunu ileri sren reti, bkz. p rag m aclk, y a ra rc lk . Kart bkz. dn ahlak beden [Alm. Leib] [Fr. corps] [ing. body] [Lat. corpus]: 1- (Eski Yunan felse fesinde) nsan ruhunu bu dnyadaki yaam srasnda iinde tutsaklayan canl varlk. 2- (Aristoteleste) Ruhun etki arac ve aygt. // Aris toteleste ruh bedenin biimleyici ilkesidir, -> entelekheiasdr. 3(Descartes'ta) Ruhun yan sra insann baka bir bamsz kurucu esi. 4- Ruhsal yaamn doal temeli. 5- Yaamn grnen, somut biimi. beeni [Alm. Geschmack] [Fr. got] [ng. tste] [Lat. gustus] [es.t. zevk]: 1- Kesin, gvenilir, ince ayrmlara varan bir duyguya dayanan estetik yarglama ve deerleme gc; gzeli irkinden ayrma yetisi. 2- Este 25

b e lirlen im

tik duyumsamann znel-kiisel rengi ve belirlilii. ( Beeniler zerine tart maz ). 3- zellikle modada kendini gsteren, toplumlara ya da alara ilikin, bireyst ortak deerleme eilimi. b e lirle n im [Aim. Bestimmung] [Fr. dtermination] [ing. determination] [Lat. etermnatio] [es.t. tayin]: 1- Snrlanma: bir kavramn anlamnn ieriinin saptanmas; bir dnce nesnesinin yapsnn ya da snrlar nn tam olarak belirlenmesi ii. 2- (Mantkta) Belirtilerin katlmasyle kavramn kapsamnn daraltlmas. (Bylece daha geni kavramdan daha dar kavrama gei.) 3- (Fiziktesi ve ahlk felsefesinde) a- istencin ya a olaylarn, bir baka eyle belirlenmi olmas. Bir varlk biiminin bir davrann gereke ve nedenlerle snrlanmas, saptanmas,. b- ki bilgi oes arasnda, birinci konmusa kincinin de olmasn gerektiren S ''" ' I f ? an'aml ere|L ( r' Fichteni" nann Belirlenm adl Bir yaptnda.) b e lirle n im c ilik [Aim. Determinisms] [Fr. dterminisme] [ng. determinism] [Lat. determinare = snrlama, belirleme] [es.t. icabiye]: I. (Doa bimlernde) Evrende btn olup bitenlerin nedensellik balants iinde belirlendiim one sren gr. II. (Tanrbilimde) Evrendeki olaylarn yamsra insann istencini de Tanrmn belirlediini ne sren reti. III. (Ahlak felsefesinde) 1- nsann isteme ve eylemlerinin i ve d ne denlerle belirlenmi olduunu, dolaysyle salt bir isten zgrl olamayacan savunan gr. Buna gre: a. sten ve eylem d etken lerin urunudur (mekanist belirlenimcilik), b. insann istemeleri her za man iinde bulunduu toplumsal koullara baldr; bu koullar istenci belirler (toplumsal belirlenimcilik), c. insann eylemlerini tarih belirler tarihsel belirlenimcilik). 2- sten ve eylemleri i etkenlerin, benin, k n urunu olarak gren anlay. // stencin ve eylemin nedeni kiilik olarak alndndan zgrle de yer verilmi olur (zbelirlenm: autodeterminismus). Kart bkz. b e lirle n m e z cilik b e lirle n m e z cilik [Aim. Indeterminismus] [Fr. indterminisme] [ing. indetermwism] [Lat. in-de-terminare = snrlanmama, belirlenmeme] [es.t. larcabye]: 1- (Genel olarak) Nedensellik yasasna bal olmayan, bir nedene balanmayan olay ve durumlarn da bulunduunu ne sren goru. 2- (zellikle ahlk felsefesinde) nsan istencinin hi bir koula bal olmadn, iinde bulunduu koullarla belirlenmediini, insann -> zgr istencinin nedensellik yasasna bal olmadn savunan gr, belirsiz [Aim. indefinit, unbestimmt] [Fr. indfini] [ing. indifinite] [Lat. indefinitus] [es.t. gayr-i muayyen]: 1- Sonu nereye varaca bilinmeyen, 26

ben

bylece sonlu mu sonsuz mu olduu zerinde bir ey sylenemeyen dizi. 2- Verilmi bir terimin yaln ve salt deillenmesiyle kurulmu kavram (r. insan-olmayan). 3- Bir yargda ya da yargy dile getiren nermede nermeyi oluturan elerin anlamca belgin olmay. (r. Rektr, dzeltim tasarsna kar kt. nermesinde, hangi rektr, hangi ta sar, belirsizdir.) bkz. genel b e lirtik [Alm. explizit] [Fr., ing. explicite] [es.t. sarih]: Alm, ortaya serilmi; ak, belli; aka dile getirilmi, bildirilmi. Kart bkz. rt k b e lit [Alm. Axiom] [Fr. axiome] [ing. axiom] [Yun. axioma] [es.t. mtearife]: 1- Baka bir nermeye geri gtrlemeyen ve tantlanamayan, byle bir geri gtrme ve kant da gerektirmeyip, kendiliinden apak olan ve byle olduu iin teki nermelerin temeli ve ndayana olan temel nerme. 2- (Daha genel olarak) Apak olsun ya da olmasn -* tmdengelimli bir dizgenin banda yer alan, kendisi tantlanamayan, ama teki nermelerin tantlanmasna yarayan nerme. b elitsel dizge [Alm. Axlomatik] [Fr. axiomatique] [ng. axiomatics]: * Tm dengelimli dizgelerde, btn dizgenin temelinde bulunan ve btn nermelerin tantlanmas iin gerekli olan, ama kendileri mayan nermelerin btn. (Eskiden matematikte bunlar (aksiyom), olarak kabul edilirdi.) b elk iii [Alm. problematisch] [Fr. problmatique] [ng. problematic] [Yun. tantlanabelit

konut (postulat) ve - tanm diye ayr trden nerme

problematikos] [es.t. ihtimali]: 1- zm belli olmayan. 2- Doru olma olana olmakla birlikte kuku uyandran, kesin olmayan. b elk iii yarg [Alm. problematisches Urteil] [Fr. problmatique (proposition)]

[ng. problematic ( proposition)] [es.t. ihtimali hkm]: Mantksal olana bildiren yarg. (Forml: S P olabilir.) Kant'ta yargnn -i- kipliinden biri. Yaln (assertorik) ve -> zorunlu (apodiktik) yarglarn karsnda yer alr. bellek [Alm. Cedachtnis] [Fr. mmoire] [ng. memory] [Lat. memoria] [es.t. hafza]: 1- zlenimleri, alglar vb. saklama ve yeniden bilinte canlan drma yetisi. 2- zlenimlerin, alglarn vb. sakland yer. ben [Alm. leh] [Fr. moi] [ing. myself] [Lat. ego] [es.t. ene]: 1- Bilinli bireyin kendini bakalarndan ayrmasn dile getiren szck. 2- Bilin edim lerinin taycs. ( r. Descartesta dnen varlk, dnen tz; Hume da tasarmlar demeti.) 27

ben cillik

b en cillik [Alm. Egoismus] [Fr. goisme] [ing. egoism] [es.t. hodkmlk]: 1- (Genel anlam): Ben dknl; kendine dknlk, bakalarn gz nne almadan yalnz kendini, kendi karn dnme. 2- nsann btn eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmi olduunu, buna gre ben sevgisi nden ahlaklln da yalnzca kendini koruma igdsnn bir biimi olduunu, btn eylemlerin kendini koruma igdsnden ve ktn ne sren reti (Hobbes). 3- Kendi benini ve karn yaa mn mutlak ilkesi yapan anlay. Kart bkz. zgecilik b e n iin cilik [Alm. Egozentrismus] [Fr. egocentrisme] [es.t. li-l-eneiye]:

1- Beni karar ve eylemlerin zeine yerletirme. 2- Kendi dnyasn dnyann tm olarak gren, kendi deerlerini btn dnya iin geer li sayan dnya gr. b en z e rlik [Alm. Ahnlichkeit] [Fr. ressemblance] [ng. resemblance, likeness, similarity ] [es.t. mabehet, teabh]: 1- Birbirinden ayr olan eylerin birok belirtilerde uyumas durumu. /// Benzerliin eitlikten ayrl, eitlikte btn belirtilerin uyumasdr. benzeen [Alm. analog] [Fr. analogue] [ng. onologous] [Yun. analogos =

logosa uygun olan, karlk olan] [es.t. mmasil]: 1- (Aristoteles'te) eitli nesnelere uygulanabilip de tpatp ayn anlamda geerli olma yan bir kavram. ( r. salam bir ayakkab, salam bir uyku, salam bir karakter; masann varl, gzelin varl, saylarn varl.) 2- Bir terimin bir bakasna olan orannn, bir iincnn drdncye olan oran ile ayn bantda olmas. / / B u oran matematik byklk oran da olabilir (szcn ilk anlam budur), durum, sre, ereklilik vb. oran da olabilir. Sinir sistemi telgraf alarna benzer u demektir: tel graf aarnn lkeye ilintisi ne ise sinir sisteminin organizmaya ilintisi odur. 3- Terimlerinden her birinin her birine karlk olduu iki bei niteler. 4- Aralarnda, zellikle etkilerinde az ya da ok bir benzerlik bulunan iki terimi niteler. benzeim [Alm., Fr. Analogie] [ng. analogy] [Yun. analogia] [es.t. temsi/]: 1- (Eukleides te) ki ya da daha ok ift terimleri ikier ikier birletiren ilikinin zdelii; zellikle: matematik oranlar. 2- (Ayn anlamda, ama somut olarak) Aralarnda ayn bant bulunan terimler dizgesi. 3ki orann benzerlii, eitlii. 4- Birbirine benzeen organlarn iliki si. ( r. nsanda kolun kuun kanadna benzer oluu.) 5- Genel grn nde birbirine benzemeyen ve ayn kavram altna konamayan eyler arasnda az ya da ok uzaktan benzerlik. Birok belirtilerde uygunluk. 28

b i im

6- Benzerlii bilgi ilkesi ve kayna olarak kullanma. ( r. Benzerliklere dayanarak karm yapma.) benzeim y o lu y le k a rm : ki eyin; belli noktalardaki benzerlik ya da uyumalarndan, baka noktalarda da benzer ya da eit olduklar sonu cunu karma. b e tim le m e [Aim. Beschreibung] [Fr. ng. description] [Lat. descriptio] [es.t tasvir, tavsif]* Somut gereklii inde bir nesnenin, kendine zg belirtPerini elden geldiince tam ve ak seik bir biimde gz nne serme. b iim [Aim. Form] [Fr. forme] [ng. form] [Lat. forma] [Yun. morphe, eidos] [es.t. suret]: zdek ve -> ieriin kart. N e olana kart olarak nasl olan. Kaos durumunda, dzensiz ve belirlenmemi olana kar lk snrlanm, dzenlenmi olan. Bir nesnenin, biim almam zdeinden, ieriinden ayrmak zere, onun dn, d izgilerini, ayn zamanda i yapsn, kuruluunu, dzenini belirleyen. Biim almam zdee karlk, belli bir dzene girmi olan. // zellikle bu anlamyle felsefede (mantk, bilgi retisi, varlkbilim, ahlk felsefesi, estetik, doa ve tarih felsefesi) biim kavramnn nemli bir yeri vardr. Platonda biim, idea ile ayn anlamda kullanlr; genel olan, deimez olan ve kendinden var olan gsterir; bireysel ve deien - grnglerin stn de ve arkasnda ilkrnek olarak bulunur. Aristoteleste, her somut nesne, zdek ve biimden kuruludur, baka deyile, Biim kazanm olan zdektir ; biim, gereklik veren, gerekletiren etkendir (causa formalis), ayn zamanda olu srecinin ereini belirler (causa finalis). zdek, ancak biim yznden gereklik kazanm olan bir olabilirliktir. Bu dnce ortaada zellikle skolastik dizgelerce benimsenmitir. Aquinolu Thomasa gre nesnenin z ve varoluu biimden oluur; ruh bedenin biimidir; salt tinsel tzler ayrk biimlerdir; Tanr salt biimdir. Yenia felsefesi nesnel varlk retisinden ayrld lde biim kavramnn anlam ve durumu da deiir. Kantta gr biimleri (uzay ve zaman) ve dnce biimleri (kategoriler) artk nesnel varlk bantlar olmaktan karlar, bilgi ve deneyin, insan duyarlnda ve anlnda bulunan, zorunlu koullar olurlar. Ethikte: Max Scheler, Kantn biimsel ahlk retisi (forma list ethik) ile hesaplaarak ona kar grngbilim asndan temellen dirdii ieriksel deerler retisini gelitirmitir. Estetikte: 1- Bir estetik nesnenin duyularla alglanan grn biimi. 2- erik ve zn kart. Doa felsefesinde: Organizmada birlii salayan ve biimlendi 29

b i im b tlim

ren g (yeti). Mantkta: Usavurma zdek ve biimden oluur: terim ler ve nermeler karmn zdeidir; terimler ve nermeler arasn daki balant da biimi. Biim bakmndan bir nerme olumlu ya da olumsuz, tmel ya da tikeldir. Bir tasmda nermeler arasndaki ba lant, sonu zorunlu olarak ncllerden kacak biimde kurulmusa, bu tasm biim bakmndan dorudur. ncl yanlsa sonu da yanl olur, ama bu yanl olu karmn kendisinin biim bakmndan doru olmasn ortadan kaldrmaz. (Biimsel -formel- mantk.) b i im b ilim [Alm., Fr. Morphologie] [ing. morphology] [Yun. morphe = biim; logos = bilim] [es.t. mebhas-l-ekl]: Varlklarn, zellikle canllarn yaplarn ve geliimlerindeki biimlenmeyi inceleyen bilim. // Biim bilim tinsel ve kltrel alana da uygulanr; rnein Spengler kltr ve tarih felsefesi almalarn dnya tarihinin biimbilimi olarak adlan drr. Frobenius vb. lar kltr biimbiliminin szn ederler. b i im c ilik [Alm. Formalismus] [Fr. formalisme] [ing. formalism] [es.t. j ekliye]: z, ierii yeterince nemsemeden salt biim zerinde duran, biime arlk veren gr. biim sel [Alm. formell, formal] [Fr. formel] [ing. formal] [es.t. suni: Biime ilikin. biim sel m an tk bkz. m an tk 1 bilg elik [Alm. Weisheit] [Fr. sogesse] [ng. wisdom] [Lat. sapientia] [Yun. sophia] [es. t. hikmet]: 1- Geni anlamyle bilgi demektir. Bu balamda: Bilmenin erei, bilmenin eksiksiz oluu. 2- Kendini tanmann bilgisi. (zellikle Sokrateste karmza kar: Bir ey bilmemenin bilgisi ger ek bilginin kaynadr; bilgi de erdeme gtren yoldur.) bilgi [Alm. Erkenntnis] [Fr. connaissance] [ng. knowledge, congnition] [Lat. cognitio] [es.t. marifet, malumat]: I. (Genellikle) 1- Bilme edimi. 2Bilinen ey; bilme edimi sonunda ulalan ey. II. (Felsefede) Bir eyin bir ey olarak kavranmas. Burada tasarmlamadan ayr olarak bilme ei limi vardr. // Bilgi eitli biimlerde ortaya kabilir: 1- insandaki ruh sal bir olay olarak. 2- Kavrama edimi, asalt bilin edimi, ynelme (ei lim, intention) olarak. 3- zne (bilen) ve nesne (bilinen) arasndaki iiiki olarak (= biigi balants). 4- Nesnenin znedeki imgesi, tasarm, izdm olarak (= bilgi oluumu). 5- Tasarm imgesinin nesneyle uyumas olarak. 6- Bilgimizin ve bilgi imgemizin nesnenin tm ieriine yaklama eilimi olarak (= bilgi sreci, bilgi ilerlemesi). 7- Bilginin bakasna ulatrlabilir, aktarlabilir sonucu olarak; bilgi rn, bilgi sonucu. 30

b ilg i sorunu bilgi ku ram [A!m. Erkenntn/stheor/e] [Fr. thorie de la connaissance, gnoso/ogie] [ng. theory of knowledge, epistemology] [es.t. marifet nazariyesi]: 1- (Geni Anlamda) Bilgi olayn betimleyerek, zmleyerek akla yan; mant, ruhbilimi, toplumbilimi, tarihi, dirimbilimi, fiziktesini kuatan -> bilgi retisi. 2- (Dar anlamda) Bilgi eletirisi ; bir yandan bil ginin zn, ilkelerini, yapsn, kkenini, kaynan; te yandan bilginin yntemini, geerliliini, koullarn, olanak ve snrlarn aratran fel sefe dal. // Sorun koyma biimi olarak eitli dorultularda teden beri var. Bilginin kayna ve geerlilii zerine usuluk, -> deney cilik, * eletiricilik, sezgicilik vb. kuramlar; bilgi konusunun eitli alardan ele alnna gre d e g e r e k ilik idealizm vb. kuramlar ortaya atlmtr. . bilgi nedeni [Alm. Erkenntnisgrund]: Bir bilginin kendisine dayand, ze rinde temellendii ey; bir eyin bilinme nedeni. // Bilgi nedeni, varlk nedeninden ve gerek nedenden ayrt edilmelidir. (r. Termomet renin 20 dereceden 22 dereceye kmas, imdi hava bir saat ncesine oranla daha scaktr. nermesinin bilgi nedenidir. Gerek neden, gne nlarnn artan ssdr.) bilgi retisi [Alm. Erkenntn/s/ehre]: Mant, bilgi kuramn, bilgi ele tirisini, bilgi zerine toplumbilimsel ve ruhbilimsel almalar, bilim kuramn ve yntem retilerini iine alan, bilgiyle ilgili en geni an lamnda bilme retisi, bilgi ru h b ilim i [Alm. Erkenntnispsycho/ogiej: Hem geni anlamnda > bilgi retisinin, hem de ruhbilimin bir daldr. Grevi, bilmeyi gerek, ruhsal bir olay olarak, douu, ortaya k, gelimesi vb. iinde ince lemektir. Bu incelemede bilginin geerlilii ve snrlar zerine bir yargya varlmaz. bilgi sorunu [Alm. Erkemtmsprob/em]: 1 - (Geni anlamda) Bilmenin (bilgi nin) z, oluu ve olanana likin btn (fiziktesi, varlkbilimsel, ruhbilimsel ve toplumbilimsel) sorular kapsayan sorun. // zellikle bilginin kayna ve deeri zerinde durur. Bilginin kaynana ve baar sna ilikin sorular kapsar. (Bilginin kaynan usular us, deneyciler deney, duyumcular duyumlar olarak grrler; bilginin deeri konu sunda ise dogmaclarla kukucular; nesnelcilerle znelciler; saltklarla greciler kartlk iindedir.) 2- (Dar anlamda) Bilgiyi, zne ile nesne arasnda kendine zg bir iliki olarak ele alan anlay. // Ruhsa! bilme srecini, bilginin oluumunu inceleyen bilgi ruhbilimi ile kartlk iindedir. 31

b ilg i teo risi

b ilgi te o ris i bkz. bilgi k u ram bilgi to p lu m b ilim i [Aim. Erkenntnissoziologie]: Bilginin ve bilimin, toplum bilimsel koullarn inceleyen toplumbilim dal. b ilim [Aim. Wissenschaft] [F r ing. science] [Lat. scientia] [es.t. ilim]: 1 Bilimler topluluu ve bilimsel bilgilerin tm. 2- Tek tek bilimler. 3- znde bilim olarak bilim: a. Temellendirilmi bilme, b. Belli bir konuyu bilme isteinden yola kan, belli bir eree ynelen bir bilgi edinme ve yntemli aratrma sreci, c. Genel geerlik ve zorunlu ke sinlik niteliklerini gsteren yntemli ve dizgesel bilgi, d. Belirli bir nesne alan ile ilgili olan soru, yargl ve bunlarla ilgili aratrmalarn nesnel balam. Bilimlerin blmlenmesi ve snflanmas: (eitli alardan yap labilir, hi birinin kesin geerlii yoktur): a. Eree gre: kuramsal ve klgsal bilimler, b. Konusuna gre: zaman ve uzaydaki gerek nes nelerle ilgili olan olgu bilimleri (real bilimler) ve dncel, zamand nesnelerle ilgili olan dncel (ideal) bilimler, c. Bilgi kaynana g re: deneysel (empirik) bilimler ve nsel bilimler (salt us bilimleri), d. Yntem ve alanna gre: doa bilimleri ve tinsel bilimler; bununla ilgili olarak, aklamaya dayanan ve anlamaya dayanan bilimler vb. b ilim c ilik [Aim. Scientismus] [Fr. scientisme] [es.t. ilimcilik]: 1- Bilime 3- (Fiziktesi bilimleri bilimcilik) Bilimin fiziktesinin sorun

dayal dnya gr. 2- Bilimsel dncenin tek yanl olarak deer lendirilmesi. cilik) Doa larn da zmleyebileceine inanma eilimi. 4- (Yntemsel bilim ynteminin baka alanlarda, zellikle insan bilimleri alannda da tek geerli yntem olduunu ileri sren anlay. b ilin [Aim. Bewusstsein] [Fr. conscience] [ing. consciousness] [Lat. conscientio] [Yun. syn-eidesis = birlikte bilme] [es.t. uur]: 1- nsann kendisi, yaantlar ve dnya zerindeki bilgisi; ayn zamanda da dnme ve kendim tanma yetenei, a. Benle ilgili btn yaantlarn tm olarak bilin; her trl iten yaamalar; kendi zerinde bilin, b. Bir ey ze rinde bilin; nesnel bilin; dnme, alglama, duyma, isteme, bekleme gibi bir erei olan, bir eye ynelen (intentional) edimleri olanakl klan (ey). b ilin e m e z cilik [Aim. Agnostizismus] [Fr. agnosticisme] [ing. agnosticism] [Yun. a-gnoein = bilmemek; agnostos = bilinemez] [es. t. ISedriye]: 1(Geni anlamda) Gerek ve salt varln, kendinde nesnelerin bilineme yecei kan ve retisi. //Bu retide gerek varla a. ya bsbtn eri 32

r
b ir e im ilemiyecei, b. ya da bilgi ve usla deil de, ancak inan ile ulalabilecei ileri srlr. 2- (Dar anlamda) Yeni ngiliz felsefesinde H. Thomas Hux ley ile H. Spencerin oluturduklar, bilginin ancak anlmzn gvenle bilebilecei konular iinde snrl kaldn ne sren akm. / / B u anla ya gre bunun dnda kalan salt varlk, Tanr, varln z, temeli, ?nlam gibi fizlktesi sorular bilinemezler. b ilisiz lik [Aim., Fr. Agnose] [ng. agnosia] [es.t. fkdan- marifet- h/ss/ye]: Bilmeme, tanmama. 1- Duyu organlarnda bir bozukluk olmamasna karn kavramann bozulmas, nesneleri ve simgeleri kavramada ba gsteren yeteneksizlik durumu. 2- a. Durum olarak bir ey bilmeme, b. Felsef dnmede sorulara ynelmek iin bir k noktas olarak bir ey bilmeme (Sokrates). c. Kuku ilkesi olarak bir ey bilmeme. bilii [Aim., Fr., ng. Information]: (Biliim retisi ve gdmbilimde) Bilgisa yara verilen ve ondan alnan bilgi. // Eski bir felsefe kavram olan bilii, gdmbilimle yeni bir anlam kazanmtr. Biliiden yalnzca dil alannda olduu gibi br bildirme deil, fiziksel bir uyar b ilm e [Aim. Wissen] [Fr. savoir, science] da anlalr.

[ng. knowing] [es.t. vukuf]: 1bilincine varma. 2- Soru ve

(Geni anlamda) Bir eyin ne olduunun

aratrmalarla kazanlm kesinlik (inanmann kart). 3 - Temellendi rilmi olan bilgi edinme, tanma (kuku ve kannn kart). 4- Bilgi edinmenin erek ve sonucu. b ilm e m e bilgisi [Lat. docto ignorantia = bilgince bilgisizlik]: 1- Sokratesin Bilmediimi biliyorum. szne uygun olarak, kiinin bilmediini kabul edip bilgiye gtren yolu aramas. 2- (Casanusta) "Bilim yolu ile kazanlm olan bilmeme." En yksek varln, Tanrnn, sonsuzun kavranlamaz oluu zerine bilgi. Dncenin snrl olduunu bilme. b ire im [Aim. Synthese, Synthesis] [Fr. s/nthse] [ng. synthesis] [Yun. synthe sis] [es.t. terk/p]: 1- Bir okluu birlik iinde toplama, birletirme: a. eitli eleri bir araya getirme, bir btn iinde birletirme, b. Bu birletirmenin sonucu. Kart bkz. z m le m e . 2- (Yntem olarak) Tmdengelim yntemi: Yalndan karmak olana, tmelden tikele, zorunludan olashya, ilkeden onun uygulanmasna, genel yasadan birey sel duruma, nedenden etkiye, nclden varlan sonuca giden dnme biimi; karmsal usavurma. 3- Eytiimsel srete nc evre: Saykarsav kartlnn daha yksek bir btnde ortadan kaldrlmas: eytiimsel bireim, bkz. e y tiim 3 33

b ire im se ! y a r g

b ireim sel yarg [Aim. synthetisches Urteil] [Fr. jugement-proposition-synthitique] [ng. synthetic judgement] [es.t. terkibi hkm]: (Kantta) Yk lem kavramnn konu kavramnn dnda bulunduu yarg. // Buna geniletici yarg da denir, nk bireimsel yarg, konu kavramna, bu kavramda hi dnlmemi olan ve bu kavramn zmlenmesiyle karlamayacak olan bir yklem katar. (r. Cisimler ardr.") Kar t bkz. zm sel yarg b ireim sel y n te m [Aim. synthetische Methode] [Fr. mthode synthtique] [es.t. terkibi metod-usul-]: Belli nermelerden kalkp bunlarn zorunlu sonucu olarak baka nermelere varma yntemi. //Bu yntemde, doru diye bililen nermelerden kalklr, bunlardan zorunlu sonular kar lr, bu sonulardan da yenileri karlarak doruluu kabul edilebilir nermelere varlr. Kart bkz. zm sel yn tem b ire y [Aim. individuum] [Fr. individu] [ing. individual] [Lat. indiviuum, = blnmeyen < dividere = blnmek] [Yun. a-tomon = blnmeyen kendi iinde blnmez olan] [es.t fert]: 1 - Kendine zgln yitir meden blnemeyen tek varlk. // Genel olarak her var olan bir birey olabilicei gibi, bamsz bir kii olan insan da bir bireydir. 2(Mantkta) Bir trn kapsam iine giren somut varlk. // Cins iinde bir ok trler vardr, her trde de her birinin kendine zg nitelikleri olan belirsiz sayda birey bulunur. b ireyci [Aim. Individualist] [Fr, individualiste] [ing. individualist] [es.t. fer diyeti]: 1- Bireyin haklarn savunan. 2bkz. b ire y c ilik b ire y c ilik Bireydlikten yana olan '

[Aim. Individualismus] [Fr. individualisme] [ing. individualism]

[es.t. ferdiye]: 1- (Genel olarak) a. Btne, genele deil de, bireye, tek olana stnlk tanyan gr, b. Bireyin kendine dayanmas eilimi! 2- (Fzkotesi asndan) a. Yalnzca tek olann, bireyin bamsz ger eklii olduunu; b. Gerekte yalnz bireylerin bulunduunu, tmel terimlerin gereklikte hi bir karl olmadn savunan reti. 3- (Yntembilim asndan) Tarihsel ve toplumsal olaylarn aklan masn bireysel ruhbilime dayandran gr. 4- (Gelenekiliin kart olarak) Kurulu dzene eletirmeden uyma yerine, bireylerin toplumda her trl kurum, inan, kan ve eylem zerinde tartp bunlar yarg; lamalar gerektiini savunan gr (dnce bamszl). 5- Toplu mun kendi bana bir erei olmad gibi, kendini kuran bireylerin s tnde bir eree ara da olmadn savunan gr.// Bu gre gre, top lumsal kurumlarn erei: a. bireylerin mutluluu, b. bireylerin yetkin-

W:

bire ys elle tirm e k

ligi olmaldr; bylece bireyin ereine erimesi iin toplum ve devlet yardmc ara olacaktr. 6- Kiiliin ve kiisel sorumluluun kaldrlamyacatn dile getiren gr. 7- Yaamn, zellikle toplumsal yaamn tek kiiler zerine kurulduunu ileri sren ve bu tek kiileri zce ayn trden ve eit hakl olarak kabul eden reti iinde bireyin kendi deeri zerindeki kan koullar ve zel nitelikleri dolaysyle yaamla ayr (aydnlanma felsefesi). ve bir kezlii (Shaftesbury, Herder). bir yer veren gr Her bireyin 8- Bakalaryle karlatrlmayan niteliksel zellii

9- Sekin bireycilik: Btn bireyleri eit grmeyip, kimi bireylere zel (Nietzsche). 10- (Ekonomik ilgili bireycilik) =

zgr olarak kendi llerine gre kendi ekonomik ilerini dzen leyebileceim savunan gr ( Laissez-faire ilkesi). b ire yle m e [Aim., Fr., ng. individuation] [Lat. ndiv/duatio] [es.t. tefrit]: 1- Trsel bir rnein bir bireyde gereklemesi. ( r. Mehmette insan rneinin gereklemesi). 2- Bamsz kiilie varan gelime sreci. Bireyleme ilkesi: Bir bireyi ayn trn btn teki bireylerinden ayrmay gerekletiren ilke; bireyin varoluunu gerekletiren ilke. b ireysel [Aim. individuel/] [Fr. indiv/de/] [ng. individual] [es.t. ferd]: Braknz yapsnlar.

Bireye ilikin, bireye bal olan. b ireysel ah lk felsefesi: Bireyin gelimesini gz nnde bulunduran, kiili i, sorumluluu iinde bireyin kendini gerekletirmesini ve bire yin mutluluunu erek edinen ahlk retileri. Kart sal ah lk felsefesi b ire y se lle tirm e [Aim. /ndividuo/isierung] [Fr. individualisation] [ng. indi vidualization] [es.t. ferd//ejt/rme]: 1- Bireysel duruma getirme ey lemi. 2- Ancak ortaklaa ve genel olarak var olan eyi bireylere uygulama ve yayma. 3- nsanlarn doal, toplumsal ve tarihsel gelimesinden, kendine zg olan eylerin, zelliklerin, bireysel olann ekilip karl mas. 4- Genelletirmenin kart olarak bireyselletirme: Doa bili mindeki genelletirmeye kar tarih bilimindeki bireyselletirici yntem; tarihinin, konularn, bireysel zellii, kendine zgl iinde ele almas. b ire y se lle tirm e k [Aim. individua/'sieren] [Fr. indivdua/fser] [es.t. ferdi letirmek]: Bir eyi ayr olarak, bireysel olarak gz nne almak. bkz. to p lu m

35

bireysellllc

b ire yse llik [Aim. Individualitaet] [Fr. individualit] [ng. individuality] [Lat individuality] [es.t. ferdiyet]: 1- Birey olma olgusu. 2- Bir bireyin bincik ve kendine zg oluu. 3- Bir insan bakalarndan ayran, ona kiilik veren ey. 4- Kendini sradan bir insan olmaktan kurtarm olma durumu. b reyustu [Aim. berindividuell]: 1- Tek bireyi aan. 2- Genellikle bireyle rin evresini aan, bireylerin bilincinden bamsz olan, b irlik [Aim. Enheit] [Fr. unit] [ng. unity] [Lat. unitas < unus = bir] [es.t. vahdet]: (Somut anlamda) 1- Blnemezlii ieren yaln btn. 2- ok luun birlii; birlik halinde gelmi olan okluk; yaln olmayan, ama yok edilmeden blnemeyen birlik. 3- Blnebilen birlik (ym = Aggre gat). (Soyut anlamda) Bir olann zellii; paralarndan (blmlerinden) herhangi bir tanesi kaldrlsa yaps deien organik bir btn. Birlik kavramnn felsefede eitli kullanmlar vardr; 1- Mantksal birlik: a. Kavramn birlii, b. Dnmenin birlii, c. Kategori, d. ide. 2Fizik tesi-speklatif birlik: a. Kartlarn birlii (Nicolaus Cusanus'da, concdentia oppositorum = kartlarn rtmesi; Hegel'de tinin ey tiimsel birlii.) b. Btnlk (Spinoza) c. Kartlarn her eit okluu zerinde ykselen birlik (Plotinos'ta: bir olan.) 3- Varolusal birlik: Karar vermedeki koulsuzlua dayal varolu birlii (Kierkegaard; varolu felsefesi). 4- Estetik'te: okluun bir btn olarak verildii grsel birlik (estetiin nemli bir ilkesi). b t t n c (y a rg ) [A lm. Konjunktiv ( Urteil )] [Fr. conjonctif] [ng. con junctive] [Lat. conjunction] : Bir znesi ve bir ok yklemi olan yarg. Evetleyc biimi: S P, dir ve P2 dir ve P, dr. Deilleyici biimi S ne P, dir ne Pa dir ne de P, dr. b iyo lo jizm bosozclk verbum bkz. d irim b ilim c ilik [Alm. Verbalismus] [Fr. verbalisme] [ing. verbalism] [Lat.

sz, szlk] [es.t. lafziye]: Laf kalabal. Szcklerle oynama.

Aslnda hi bir dnce olmadan bo szlerle konuma. Bir insann bilgisi olmad konuda konuup karsndakini lafa bomas, blm e [Alm. Enteilung] [Fr., ing. division] [Lat. divisio] [es.t. taksim]: (Man tkta) Cins kavramlarn tr, alttr vb. kavramlarna ayrma ii. bulgulam a [Alm. Heuristik] [Fr. heuristique] [Lat. ars inveniendi = bulma sanat] [Yun. heuriskein = bulmak] [es.t. ihtira, tekif]: Yeni olaylar ve bilgileri bulma yntemi ve retisi. (Tarihte) Belgelerin aratrlmas; belgeleri aratran tarihsel yntem. 36

byk te rim

bulgusal [Alm. heuristisch] [Fr. heuristique] [ng. heurist/c] [Yun. heuris kein = bulmak] [es.t. ihtira!, tekifi]: Aratrmaya, aratrma yapmaya ilikin. bulgusal varsaym [es.t. tekifi faraziye]: Olaylarn ve bilgilerin bulunma sna gtren, olaylarn ve yeni bilgilerin elde edilmesini olanakl k lan varsaym. // Burada nemli olan nesnel doruluk deil, verimlilik tir. Varsaymn doruluu yanll aratrlmaz. Bulgusal varsaym, olaylarn aratrlmasnda ynetici dnce olarak yalnzca geici biimde konmu bir varsaymdr, bulgusal yn tem [es.t. tekifi usul]: retilmek istenen eyi rencilerin kendilerinin bulmasn salayan eitbilim yntemi. B u rid a n m eei [Alm. Buridans Esei] [Fr. ne de Buridart]: Skolastiklerden Johannes Buridan'n olduu sanlan, ancak onun yazlarnda rastlrnmajran rnek: Eit uzaklkta bir saman torbasrile bir kova su arasnda bulunup da, ikisinden birini seemeden alktan ve susuzluktan len eek. // Bu rnekle, salt isten zgrln savunan retiye kar, istencin temellendirici bir nedene dayanmas gerektii gsterilmek istenir, b uyruk [Alm. Imperativ] [Fr. impratif] [ing. imperative] [Lat. imperativum] [es.t. emir]: (Kantta) (Kiisel) ilkelerin (maxim) karsna konulan nesnel geerli ve bir gereklilii (eylemin zorunluluunu) dile getiren ahlk nermesi. // Buyruklar ikiye ayrlr: Koullu buyruk, buyruk, bkz. koullu buyruk, koulsuz buyruk byk n e rm e [Aim. Major, Obersatz] [Fr. majeure] [ng. major (premiss)] [Lat. ma/or (propos/t/o)] [es.t. kbra]: (Klasik mantkta) Tasmn ncl lerinden byk olan; byk terimi iinde bulunduran ve nce geleni. Koullu tasmda: Koulun ne srld nerme. koulsuz

M - P nsanlar lmldr, (byk nerme)


S - M Sokrates insandr, (kk nerme) S - P Sokrates lmldr, (sonu) (terminus)] [es.t. byk had]: r. insan lmldr. Sokrates insandr. Sokrates lmldr. lml byk terimdir. P ile gsterilir. 37 Tasmda: Kapsam daha geni olan,

byk te rim [Alm. Oberbegriff] [Fr. majeur] [ng. major (term) ][Lat. maior sonu nermesinin yklemi grevini tayan terim.

C
ca n lclk [Aim. Animismus] [Fr. anmi/sme] [ng. animism] anima = ruh] [es.t. ervahiye]: 1- Olup bitenin [Lat. animismus ruhlar alannn gizli

glerince ynetildiine inanan ilkel anlay. 2- Bamsz bir ruhsal var ln insanda ve doa nesnelerinde yerleik olduuna inanan ilkel din sel gr. 3- Tek ve ayn ruhun dnsel ve organik yaamn ilkesi ol duunu ileri sren reti. 4- ocukta bir dnce biimi olarak btn cisimlerin canl olduuna inanma. canl z d ekilik [Aim. Hylozoismus] [Fr. hylozoisme] [ng. hytozoism] [Yun. hyle = zdek; zoe - yaam] [es.t. canl maddecilik]: Evrenin temeli olarak dnlen zdein canl olduunu savunan reti, cins [Aim. Cattung] [Fr. genre] [ng. genus] [Lat. genus] [Yun. genos] [es.t. c/ns]: (Mantkta) Yakn trlerin iinde toplandklar birlik. // Kendi iinde yeniden trleri bulunan her tr, o trler iin cins olur. Ancak en aada bulunan trler cins olamazlar, bkz. t r cisim [Aim. Krper] [Fr. corps] [ng. body] [Lat. corpus]: 1- Bilinten bamsz olarak uzayda yer kaplayan nesne. 2- (Fiziksel olarak) Blnebilirlik ve yer kaplama nitelikleri olan snrl bir zdek paras, cogito ergo sum bkz. dnyorum , ylese v a rm co incid entia opp ositoru m bkz. rtm e co n d itio sine qua non bkz. zorunlu koul co n trad ic tio in ad iecto bkz. n itelem ed e eliki coku [Aim. Enthusiasmus] [Fr.enthus/asme] [ng. enthusiasm] [Yun. en-theos= Tanr yla dolu olma] [es.t. vecit]: 1 Bir dnceyle, doruyla, gzelle dolu olup ycelme; ruhun kendini ap ykselmesi. 2- nsann ryla dolu olmas0 durumu. Tan-

38


a rm [Alm. Assoziation] [Fr., Ing. ossociation] [es.t. tedai]: Ruhsal olayla rn istencin aracl olmadan, kimi kez de istencin direniine karn birbirlerini bilin alanna ekmesi. // Aristotelesten beri dort ar m yasas (lkesi) kabul edilir: benzerlik, kartlk, yerce bir arada bu lunma, zamanca birbirinin ardndan gelme, arm ru h b ilim i : arm ve arm yasalarn btn ruhbilimin te meli yapmaya ve btn ruhsal olaylar onunla aklamaya alan ruhblim dal . // Kurucular: David Hartley ve David Hume. atk [Alm., Fr. Ant/nom/e] [ng. antmomy] [Yun. onti-nom/o] [es.t. tesovn nakizeyn] : Yasalarn ya da nermelerin kendi aralarnda eliiklii. (Kantta) Usun kendi iinde zorunlulukla dt elimeler. // Kant drt trl atk ayrr: 1- Sav: Evren, uzay ve zaman bakmndan sonludur; karsav: sonsuzdur. 2- Sav: Hereyin kendilerinden kuruldu u son, yaln paralar vardr; karsav: yoktur. 3- Sav: Evrende z grlkle olan bir nedensellik vardr; karsav: evrende zgrlk yok tur, her ey doa yasalarna gre olup biter. 4- Sav: Evrenin nedeni olan zorunlu bir varlk vardr; karsav: b y l e bir varlk yoktur. Kant a gre bu sorunlarn savlar da kar savlar da ayn kesinlikle tantlanabilir. Oysa birbirine kart olan iki nermenin ikisini de doru saymakla emeye dlm olunur, e liik [Alm. kontradiktorisch, widersprechend] [Fr. contradctoire] [Ing. contradictory] [Lat. contradictorius] [es.t. mtenakz]: Aralarnda elime bulunan (nermeler, yarglar, kavramlar, terimler). Buna gore: 1- Biri tekinin deillenmesi olan terimler. ( r. ak ve ak olmayan.) 2- Ayn zne ve ayn yklemi olan, ancak nitelik ve nicelik bakmndan ayr olan, yani biri olumlu teki olumsuz, biri tmel teki tikel olan nermeler. ( r. Herkes burada. tmel olumlu, Bazlar burada de il. tikel olumsuz, Hi kimse dinlemiyor. tmel olumsuz, Bazlar dinliyor. tikel olumlu.) bkz. karo lum 39

eliik lik ilk e si

e liik lik ilk esi: iki -> eliik nermenin ayn zamanda doru olamad gibi, ayn zamanda yanl da olamayaca ilkesi. elim e [Aim. Widerspruch] [Fr., ing. contradiction] [Lat. contradictio] [es.t. tenakuz]: ki kavramn ya da yargnn birbirini drrda brakan -> karolumu. // Hegel felsefesinde itici g olarak belirir, bkz. eytiim elim ezlik ilkesi [Lat. principium contradictionis]: 1- (Varlkblimde) Ayn eyin ayn balantlar iinde ayn durumda olmas ve olmamas olanakl deildir. (Aristoteles) Forml: S ayn zamanda P ve P ol mayan olamaz. Baka trl sylendiinde: S P dir. ve S P olma yandr. nermelerinin ikisi birden doru olamaz. 2- (Mantkta) Birbiriyle eliik iki yargnn ikisinin birden ayn zamanda doru ola mayaca, biri doru ise tekinin zorunlu olarak yanl olaca ilkesi, evre [Aim. Mittel, Milieu] [Fr. milieu] [ing. environment] [es.t. muhit]: Yaamn gelimesinde etki yapan doal, toplumsal, kltrel d koul larn toplam. evre retisi [Aim. Milieutheorie]: evrenin insanlar zerindeki nemi zerine 19. yzylda Fransz filozoflar A. Comte ve H. Tainein geli tirdikleri reti. k a rm [Aim. Schluss] [Fr. Infrence] [ing. inference, illation] [Lat. illation, conclusio] [es.t. istidll]: Verilmi bir ya da daha ok nermeden sonu karma edimi. Doruluu dorudan doruya bilinmeyen bir ner menin, doru olarak kabul edilmi olan baka nermelerle balant sna dayanarak doruluunu karma ilemi. u biimde de sylenebilir: Belli nermelerin kabul edilen ya da gerek olan doruluklarndan ya da yanllklarndan, baka nermelerin kabul edilen ya da gerek olan doruluk ya da yanllklarn karmak. nce gelen nerme ya da ner meler doru ise karlan sonu da dorudur, yanlsa sonu da yanl olur. karmn kendisinin yanl olmas sz konusu deildir: Btn iki bacakllar insandr. Ku iki bacakldr. Ku insandr. Burada karm doru yaplmtr; ama yanl olan birinci nermeden kan sonu da yanl olmutur. // ki trl karm vardr: Bir nclI karm-dotaysz karm; Tek bir nermeden evirme ~ > tersevirme ya da h * alttklk yoluyle yaplan karm. ok ncll karm (tasm) -dolayl karm: Aralarnda ortak bir orta terimin bulunma40

z m lem e

siyle birbirine balanabilen iki ya da daha ok nermeden yaplan karm. bkz. tasm km az [Alm., Fr. Aporie] [ng. aporia] [Yun. Aporia: a = sz. poros = yol, kpr, k] [es.t. gayr-i kabil-i hal mesele]: Bir sorunda zme varma nn olanakszl durumu; k yolunun olmay, ile c ilik [Alm. Askese. Asketik] [Fr. oscitisme] [ing. osce/sm] [Yun. asken den] [es.t. zhdiye]: 1- (Genel olarak) Tresel, dinsel ereklerle, doal eilimleri, igdleri elden geldiince azaltmaya almak zere, ken dini yenme altrmalar yapma. 2- (zel olarak) Dinsel ahlkta gnah lar balatmak (kefaret) ya da beden isteklerini yenmek zere istenli olarak ac ekme, irk in [Alm. hss/icfc] [Fr. laid] [ng. ugly]: 1- Estetikte gzelin kart olan kavram: Hoa gitmeme izlenimi uyandran. 2 - (Ahlk asndan) Yakksz grnen. 3- Biimsiz, uyumsuz, biimden yoksun. Bu an lamda irkin, bir sanat nesnesi olarak, olumlu bir estetik deer niteli ini alabilir: Nasl gerek biim, biimden yoksun bir eye biim vere rek oluuyorsa, irkin de gzelin olumasnda etkili temel bir e olabilir.

oul [Alm., Fr., ng. pluraf] [Lat. p/ura/is]: [es. t. cem/]: Birden ok bi
rimlerden kurulu olan (szckler, terimler, nermeler). oul kav r a m : B i r d e n ok nesneyi gsteren kavram. rnein, Amerika Birleik Devletleri. oul
n erm e

ya da yarg: znesi birden ok olan nerme

ya da yarg, a. Ayr ayr znelerden oluabilir. (r. Ahmet, Mehmet vb. geldi.) b. Genel bir terim altnda birlemi znelerden oluabilir. (r. AnkaralIlar geldi.) o k anlam l bkz. esesli okuluk [Alm. pfura/smus] [Fr. p/uraJ/sme] [ng. piuro/ism] [es.t. kesret/ye]: Gerekliin aklanmasnda birden ok ilkenin temelde bulunduunu kabul eden reti, o k ta n rclk [Alm. Po/ytheismus] [Fr. pofythSisme] [ng. po/ytheism] [es.t. kesret-i ilh meslei]: Dn ve felsefede birden ok Tanrnn varlna inanma; bu nan zerine kurulu dinlerin ve felsefe retilerinin ge nel ad. Kart bkz. te k ta n n c lk zm lem e [Alm., Fr. Anafyse] [ng. anafysis] [es.t. tahlil] [Yun. ona/ysis < analyein = bileik olan yeniden ayrmak, zmek, paralamak]: Bir btn paralara ayrma. // zmleme zdeksel olabilecei gibi (kimyasal zmleme), dnsel de olabilir. (r. Tanm bir kavramn 41

z m sel yargt

zmlenmesidir.) zmleme verilmi olandan, somuttan elere ya da ilkelere geri gider. Kart bkz. b ireim zm sel yarg [Alm. anaiytisches Urteil] [Fr. jugement analytique] [es.t. tahlil hkm]: Bir kavramn salt zmlenmesiyle varlan yarg. Yk lemi konusunun zmlenmesiyle elde edilen nerme. //Buna "akla yc yarg da denir. Yklem kavram konu kavramnda zaten verilmitir. Kantta verilen rnek: "Btn cisimler yer kaplar." zmsel yn tem [Alm. analytische Methode] [Fr. mthode analytique] [es.t. tahlili usu/]: 1- Bir birlikteki balam iyice anlayabilmek iin o birlii blmlerine ve elerine ayrma. 2- zelden genele, somut tan ilkelere geri gitme. / / B u yntemle zmleme nermeler dizisi tantlanmak istenen yle yaplr: nermeyle balar, bilinen bir

nermeyle bitirilir. Burada birinci nermeden (tantlanmak istenen) kalklarak her biri bir sonrakinin sonucu olacak biimde ilerlenir, so nunda birinci nerme sonucunun bir sonucu olarak ortaya kar ve zorunlu olarak onun gibi doru olur. Kart bkz. b ireim sel yntem

42

D
d aim on : 1- Yunancada kiiletirilmi belli bir tanrdan (theos) ayr olarak insanst, tanrsal etkinlikleri olan, kavranlamaz bir gce verilen ad. 2- Eski Yunan dnyasnda Tanryla insan, gkle yer arasnda bulu nan, sonradan iyi ve kt ruhlar olarak ikiye ayrlan varlklara verilen ad. daim onion bkz, uyar ses D a rv in c ilik [Alm. Darwinismus] [Fr. darwinisme] [ing. Darwinism] [es.t. Darveniye]: Charles Darwin'in gelitirdii, insan da iinde olmak ze re btn canl varlk trlerinin douunu ve gelimesini en alt biim lerinden balayarak yaama sava ile aklayan dirimblm ve felsefe retisi. / / Bu retiye gre, yaama sava doal ayklanma ve geli meyi salayan etkendir, d avran [Alm. Verhalten] [Fr. comportement] [ing. behaviour]: Dtan gzlem lenebilecek tepkilerin toplam, dayanak [Alm., Fr. Substrat] [ng. substratum] [Lat. subtsratum] [Yun. hypokeimenon] [es.t. mabih-l-kyam]: Altta bulunan; temel. Niteliklerin taycs; kendisine bir ey yklenilen ey, tz. Bir gerekliin onay lanmas iin olaylarn (grnglerin) arkasnda ya da altnda bulunmas gereken ey. d ayant [Alm., Fr. Hypostase] [ng. /lypostasis] [Yun. Hypostasis] [es.t. uknum]: 1- Altta bulunan; temel; dayanak. 2- Lat. substantiel ile eanlaml. Tz. (Lat. sub. Yun. hipo = altta). 3- zne, kii (tinsel tz olarak). 4Bir kavramn, bir niteliin tzletirilmesi. Bununla ilgili olarak, hipoztaslatrmak: Ancak bir ilinek, bir ide olabileni, bir tz, bir ey olarak gz nne almak. Bir eyi bamsz bir tz haline getirmek. (Sylencebilimde) Tanrlarn zelliklerinin bamszlatrlmas; rnein bir adn kendi bana bir varlk gibi dnlmesi. ded U ktif bkz. tm d eng elim li 43

dedktion dedktion bkz. tm dengelim deer [Alm. Wert] [Fr. valeur] [ing. value, worth] [Lat. valor] [es.t. kymet]: 1- Kiinin, isteyen, gereksinme duyan, erek koyan bir varlk olarak, nesne ile balantsnda beliren ey. // insanlarn gereksinme, duyma biimi ve istemelerinin trl trl oluu, deerlemeleri de oalttn dan saysz deer trleriyle karlalr. Ayrca, birine yksek bir deer oiarak grnen bir ey, bir bakasna deeri az ya da deersiz grne bilir. 2- Her trl deneysel yaantnn dnda, insann isteme, duyma ve eilimlerinden bamsz olan, kendi bana var olan kendinde deer i kabul eden felsefe grne gre, aralarnda bir aama dzeni olan bu deerler bir deerler alan kurarlar. Max Scheler ve Nicolai Hartmann bu gr savunurlar. / / Deerler, biimsel olarak: olumlu ve olumsuz, greli ve salt, znel ve nesnel deerler olarak ayrlrlar; ierik bakmndan: nesne deerleri (ho, yararl, kullanl), mantksal deerler (doru), olarak ayrlrlar. ahlaksal deerler (iyi), sanat deerleri (gzel)

deer ahlk [Alm, Wertethik]: 1- Konusu deerler olan ahlk felsefesi. 2- Ahlk felsefesinin bir blm olarak tresel deerler kuram. 3- Aristotelese dayanan, zellikle Kantn biimsel ahlk felsefesine kar kurulmu olan, bu yzden M. Scheler'n "ieriksel deerler ahlk retisi dedii bir ahlk felsefesi biimi. deer duygusu [Alm. Wertgefuh/]: Deerleri dorudan doruya iten kav ratp yaatan duygu. deer felsefesi [Alm. Wertphiiosophie]: 1- Deerleri, felsefenin ana konusu olarak gren felsefe anlay. (Windelband, Rickert bu anlay savu nurlar.) 2- Felsefenin deerleri (ekonomik, kltre!, mantksal, ahlk sa!, estetik, dinsel) inceleyen blm, deer g recilii [Alm. Wertrefat/Vismus]: Deerlerin zneden bamsz ola rak var olduunu kabul etmeyen gr: Btn deerler bir zne ile balant iindedir, bir zneye gredir; kltr ve aa baldr, kltr ve aa gre deiirler; her kltr ve an kendine gre deerleri ve deerlemeleri vardr. deerli nesne [Alm. das Gut]: Deerlerin taycs, deer niteliklerinin birlii (deerli nesnenin deere likisi, nesnenin niteliklerine olan ilikisi gibidir); ulalmaya deer gerekler. deerli nesneler retisi [Aim. Gter/e/re]: yi olan, deerli olan eylerin nitelik ve aama dzenini aratran felsefe retisi. 44

deney

deer nesnelcilii [Aim. Wertobjektmsmus]: Deerlerin zneden bamsz olarak var olduunu kabul eden reti, deer retisi [Aim., Fr. Axiologie] [ing. axiology] [Yun. axios = deer, logos = reti] [es.t. kymet nazariyesi]: Deerler zerine reti. Bu reti deerler alann ilikileri, zellikle aama dzeni bakmndan ay dnlatmaya alr. deer ru h b ilim i [Aim. Wert#>sycfo/og/e]: Deer sorunlarn, zellikle de deer yaantlarm deer duygularn ruhsal adan nceleyip aratran ruhbilim dal. deer yargs [Aim. Werturteil] [Fr. jugement de la valeur] [es.t. kymet hkm]: 1 - V a r l k l a deil, deerle ilgili yarg. 2- Bir deerlemeyi ieren yarg (deerleme yapan yarg), d eiilem e [Aim., Fr., ng. Negation] [Yun. apophasis] [Lat. negatio] [es.t. nefiy, inkr, selb]: Mantksal bir yargda yklemin zneye olan olumsuz balants; nermede yklemin olumsuz olarak konmas. Kart bkz. e vetlem e d e illeyici [Aim. negativ, verneinend] [Fr. ngatif] ling, negative] [Lat. negati vus] [es.t. selbi, menf, inkr]: Yklemi olumsuz olarak konmu (ner me). Kart bkz. evetleyici deizm bkz. y a ra ta n clk D e k a rt lk [Aim. Cartesianismus] [Fr. cartsianisme] [ing. Cartesianism]: 1- Descartesn felsefesi. 2- Descartesn rencilerinin ve ardndan gidenlerin retisi (Bossuet, Fnelon, Malebranche, Spinoza, Port Royal vb.). d em iourgos (= Yun. ii, yapc); 1- (Platon'da) Evrenin yapcs, kurucusu, evrene biim kazandran Tanrsal g. // Bir eree gre oluturan, etkileyen bir g olarak demiourgos salt biimler olan > idealar rnek alarak dnyay yaratmtr. Bu gr dnyay yoktan var eden yaratc bir Tanrfnn olduu dncesinden uzaktr. 2- (Plotinosda) Evren ruhu anlamna da gelir. 3- Gnostiklere gre asl Tanrdan, en yksek Tanrdan baka bir tanr, d em okrasi bkz. halkerki deney [Aim. E rfahrung, Experiment] [Fr. exprience] [ing. experience, expe riment] [Yun. empeiria] [Lat. experientia] [es.t. tecrbe]: Gereklii olana ilikin her eit yaant, alglama, duyumlama, verilmi olma vb. nsan yaamnda bilincin karlat eylerin tm. (Felsefede) Gereklik zerine kavramsal olmayan her trl bilginin temeli: Her bilimin gve43

nilir olabilmesi iin deneye dayanmas, te yandan bilginin salt deneyle kalmamas gerekir. Deneyin bilimsel amalarla, dnce yoluyle dzen lenmesi, karlatrlmas, balantlar kurulmas, giderek dorulanmas ye tamamlanmas gereklidir. Yunanca peira (deneme, snama) szcnden ki dizi szck tretilmi: I. (Soyut ve genel anlamda kullanlan) empeiria ve trevleri: empirik, empirizm; II. (Somut ve daha teknik anlamda kullanlan) experientia (Latince experiri = deneme, deney yapma) ve trevleri: exprimenter, experimental, exprimentation. IEmpeiria = deney, yaant, grg [Alm. Erfahrung] expr/ence, emp/r/e] [ng. exper/ence]: Episteme (bllim)ye kart olan: lenmemi bir olay zerine dayal bilgi. Olaylardan dorudan doruya kendimizin bilgi edinmemizin yolu. Olaylardan edindiimiz dolaysz bilgi, insann kendi grmesi, kendi yaantsyle kazanm olduu ey; insann kendi snad deney. empirique = grgsel deneysel, (deneyci): 1- Experimental (deneyimsel) ya da bilimsel olana kart olarak: Yntemli bir denetlemeye ba vurmadan dorudan doruya, sradan yaplan deney. 2- Ussal ve diz gesel olana kart olarak: Yaplan deneyin verilerini yorumlamak ya da ussal bir dizge halinde dzenlemek iin usa ba vurmadan sradan bir deneme dzeyinde kalan deney. 3- Bazan, ama yanl olarak: expe rimentarle eanlaml: Yntemli ve ussal biimde yaplan deney; deneyci yntem (mthode empirique). Em />/r/sm e bkz. deneycilik, grgclk II. Experientia = deney [Alm. Experiment] [Fr. expr/ence] [ng. exper/mentj: Deneyle snama, aratrma, deneyimleme edimi (deneyim); olaylarn kesin, tam ve yntemli bir biimde aratrlablimesi ya da gzlemlenebilmesi iin olabildiince deiken koullar altn da canl olarak yapma bir biimde oluturulmas; gzlem, deneyim, tmevarm yoluyle edinilen yntemli, bilimsel deney; tmevarml bilgi (Bacondan beri) hem tmdengelimli bilgiye hem de sradan deneye kart olarak kullanlmtr. (Felsefede) 1- (Usa kart olarak) Bilgide kazanlm olan (ey), bkz. d eneycilik. 2- Yaplm olan deney: deneme, deneyler yapma eylemi, a. Edilgin olarak yaplrsa (sradan deney) bilgi amac yoktur, deneysel empirik bilgi verir; b. etkin olarak yaplrsa (bilimsel deney) bilgi arac olarak zellikle bir varsaym denetlemek iindir; deneylere dayanarak [Fr.

determ in izm (experimental) bilgi elde eder. 3- (Geni anlamda) Bir varsaym de netlemek in yaplan her eit gzlem. Exprimentation = deneyim [Aim. Experiment] [ng. experiment]: Bir doruyu ortaya karmak zere deneyin (2 b anlamnda) yntemli bir biimde kullanlmas. Experimental = Deneysel: 1- Geni anlamda (empiriquele eanlaml): Sradan deneyi kullanr ve sonular karr. Deney odas (laboratuvar) teknii kurulmadan nce de ruhbilim deneyseldi, ama emplrik anlamn da. 2- Empirike kart anlamda: bilimsel deneyi kullanr. Exprience morale = tresel deney (tresel yaant). Ahlk deerlerinin gereklii zerine bir bilincin domasn salayan yaanm eylem. Exprience vcue (Erlebnis-Erfahrung). bkz. yaant deney b itim leri [Aim Erfo/rungsvvissenscbaften] [Fr. sciences exprimento/es] [es.t. tecrb ilimler]: Matematik ya da salt mantk gibi deneye dayanma yan ussal bilimlerin karsnda, deneye dayanan, bu arada dnmenin aralarn da kullanabilen bilimler, den eycilik [Aim. Empirismus] [Fr. empirisme] [ng. empiricism] [es.t. i/tibariye]: Bilgimizin biricik kaynann deney olduunu savunan bilgi retisi. // Bu retiye gre, btn bilgilerimiz deneyden gelir; anlkta deneyden gelmeyen hi bir ey yoktur. Yenia felsefesinde deneyci bilgi retisinin (empirizmin) kurucusu Lockedur. Balca temsilcileri: F. Bacon, D. Hume, J. S. Mili. Kart bkz. usuluk deneyim [Aim., ng. Experiment] [Fr. exprimentotionj [es.t. tecrip]: bkz. deney II deney ne rm e le ri [Aim. Erfa/rungssatze]: Kavramsal olarak tretilmemi olan, deneye dayanan nermeler, deney y arg la r [Aim. Erfahrungsurteile]: 1- Deneye dayanan yarglar. 2(Kantta) Yalnzca znel geerlii olan duyu yarglarndan ayr olarak nesnel geerlikleri olan deneysel (empirik) yarglar, d eontoloji [Aim. Deonto/ogie] [Fr. donto/ogie] [Fr. deonto/ogy] [es.t. m-i vezaif]: (Szck anlam: dev bilimi ) Ethiki dev bilimi olarak belirlemek zere J. Benthamn kulland terim. (Deontology or the Science of Morality, 1834.) // Bu szck Kantn anlad anlamda bir dev retisi iin kullanlamaz; deontoloji, ahlaksal devleri, u ya da bu toplumsal duruma gre, deney yolu le incelemeyi dile getirir. Hekimlikte, hekimlik devleri kuram olarak zellikle kullanlmaktadr, d ete rm in iz m bkz. b elirle n im cilik 47

d e vim se l devim se! [Alm. dynamisch] [Yun. dynamis ten]: 1- Bir gcn etkisiyle hep devinim durumunda bulunan ve bulunduran, bir deimesi olan. 2Devinimi yalnzca fizik yasalarna bal olmayan, ayn zamanda etkin bir gc, bir erei de eren, d evim se lcilik [Alm. Dynamismus] [Fr. dynamisme] [ng. dynamism] [es.t. kuw'ye]: 1- (Fiziksel devimselcilik) zdein, g ya da erkenin bir grn biimi olduunu ne sren felsefe retisi. 2- (Dirimbilimsel devimselcilik): Yaam, zdee egemen olan ve ona biim veren g olarak anlayan gr. // Bu retinin karsnda, zdei bir kitlenin taycs olarak gren, onun ancak dardan bir itilmeyle devinime geebileceini savunan mekaniki anlay yer alr. Devimselcilie gre, her gereklik devimsel bir biimde ortaya kar ve devimsel bir gce dayanr. d evin im [Alm. Bewegung] [Fr. mouvement] [ng. move, motion, movement] [Lat. motus] ] [Yun. kinesis] [es.t. hareket]: 1- Yer deitirme; bir noktann uzaydaki bir durumdan baka br duruma geii; zaman inde durum deitirme. 2- Olabilirlikten gereklie gei. 3- Bir ruh durumundan baka bir ruh durumuna gei; bir dnce srecinin balamas. 4- Tarihn ak iinde var olan dzeni deitirmeye zorlayan toplumsal, tinsel vb. glerin basks, d evle tilik [Alm. Etatismus] [Fr. tot/'smej: 1- Devleti tm toplumsal g revlerin zellikle de ekonomik ve kltrel yaamn dzenleyicisi olarak gren anlay. 2- Genellikle devleti tre, kltr, hukuk vb.nin kaynak ve taycs olarak grme eilimi. d evlet felsefesi : Devletin ve toplumsal yaamn z, douu, anlam, te mel ilkeleri ve temel biimleri zerine gelitirilen felsele retileri. (Devlet felsefesini ilkin Platon ile Aristoteles kurmulardr.) d evrim [Alm. Revo/ut/on Umwlzung] [Fr. rvolution] [ng. revolution] [es.t. inklp]: 1- Yerleik toplumsal dzeni deitirme ve yeniden biimlen dirme; yava bir gelime olan evrime kart olarak, toplumsal yaay ta ve siyasal durumda birdenbire gerekletirilen, kkl ve temelli bir deime. 2- Dnya grnde, felsefede, bilimde, sanatta vb. birdenbire olan deimeler, eskimi olan kaldrp yerine yepyenisini koyma. ( r. Felsefede, Kant usu eletirmesiyle dncede devrim yaptn, Nietzsche de deerler alannda (ahlkta) devrim yaptn ne srer.) davurum [Alm. Ausdruck] [Fr., ng. expression] [es.t. ifade]: Ruhsal olay larn belli im ya da betimlemelerle dlatrlmas; bir iin, zellikle 48

d il felse fes i

insan ruhunun alglanabilecek biimde kendini da yanstmas

(yuz

I anlatm ya da szle). // Dil ve sanat ruhun kendini da vurma ara cdr; her kltr eitli ruh biimlenmelerini dile getirir. Bilinli ve bilind eilimlerin; birey, toplum, ulus ve insanla ilgili ruh devi nimlerinin her birinin kendine zg bir dile getirilii (davurumu) vardr. d avurum culuk sionism] [Lat. [Alm. Expressionismus] [Fr. expressionisme] [ing. exprsexprimere = dile getirmek, dlatrmak]; Doalclk

ve izlenimciliin kart olan modern sanat akm. / / Bu akm, on planda ne nesnel doay ne de znel doa izlenimlerini yanstmak ister; onun dile getirmek istedii, ruhsal yaantnn ierikleri ile tinsel ieriklerdir. ddnya [Alm. AussenveJt] [Fr. monde extrieur] [ing. external world] [es.t. haric lem]: 1- i alglarla kavranan eylere kart olarak d alglarla kavranan eylerin tm. 2- insann idnyasna, ruhsal yaamna kart olarak onun dnda bulunan dnya. 3- Ben den ayr olann tm; bilinten bamsz olan, bilincin dnda olan eylerin oluturduu dn ya. drak [Alm. exoterisch] [Fr. xoirique] [ing. exoteric] [Yun. ekso = darda, dta] [es.t. haric]: Dardaki, dta kalan. Kart bkz. irek d ra k lar [Alm. Exoter/ker] [Fr. xoter/ques] [ng. exoterks] [Yun. eksoterikus]: Eski Yunan felsefesinde henz bir retinin iine girememi olanlar. Gizemlere erimemi olanlar, yeni balayanlar, kart bkz. ireki 1er d iam at: Bat dnyasnda ve Rusya'da eytiimsel zdekiliin (diyalektik materyalizm) ksaltlm ad. didiim [Alm. Eristik] [Fr. ristique] [ing. eristic] [Yun. eristik < eris = kav ga, e k i m e , tartma] [es.t. magabe]: Tartmada karsndakini man tk oyun'aryle ne olursa olsun rtp susturma. // Burada birtakm biimsel cambazlklarla tartarak, kardaki kstrlp artlarak sama yantlar vermeye zorlanr. Bu bakmdan gerek tartma sanat olan -> eytiim ile kartrlmamaldr. Didiim sanatn ilkin ge sofistler kullanm, bu sanat Sokratesi bir okul olan Megara Okulu filozoflar gelitirmitir. Bu okuldan olanlara sonralar didiimciler (eristikiler) denmitir. d il felsefesi [Alm. Sprachphilosophie]: Dilin z, kkeni, anlam, yaps ze rine aratrmalar yapan felsefe dal. // Dil zerine almalar eskia 49

dil-m antk felsefesinden beri srmektedir. Ancak, dil felsefesini kesin olarak kuran lar Hamann, Herder ve W . v. Humboldt olmutur, dil-m antk bkz. m an tk 5 d in am ik bkz. devim sel din am izm bkz. d e v im se lcilik

d in felsefesi [Alm. Re/igionsp/i/osop/ie] [Fr. philosophie de la religion] [es.t. felsefe-i diniye]: Dinin ilkelerinin zn ve anlamn temellendirmeyi amalayan felsefe dal, d in g in cilik [Alm. Quietismi/s] [Fr. quitisme] [ng. guietism] [Lat. qui$ dinginlik] [es.t. mezheb-i skn]: Dnyadan yz eviren bir yaama tu tumu. Tam bir gnl dinginlii, tutkusuzluk iinde isteklerden syrl m olarak, diren gstermeden kendini Tanr istencine vermeyi ve Tanrsal ruh dinginlii kazanmay ama edinen dnya gr, d irim b ilim c ilik [Alm. Bio/ogismus] [Fr. biologisme]: Gereklii tek yanl ola rak yalnzca dirimbilimsel adan inceleyen, organik yaamn kavram larn teki gereklik alanlarna da uygulayan gr, d irim s e lc ilik [Alm. Wto/ismus] [Fr. Wtoiisme] [ng. vitalism] [Lat. Wta = yaam] [es.t. hayatiye]: Yaam olaylarn fiziksel - kimyasal glerle deil de zel bir yaama ilkesi, yaam gc ile aklayan reti. 1- Eski, Aristotelese bal olan dirimselcilik, do? olaylarn bir entelekheiann zdek biiminde ortaya k ile aklam; sonradan modern nedensel-mekanik dnya grnn egemen oluu le bir yana itilmitir. 2-Yeni dirimselcilik 19. yzyln sonu ve 20. yzylda Dresch, Renke, Bec her, Uexkllle gelitirilmitir. Bu yen? dirimselcilik yaam olaylarnn nedensel-mekanik yasalarla aklanmayacan; yaam srecinin zerk liinin ve etkinliinin, bir plana gre, bir eree doru lerlemeye a lan kendine zg bir yasas bulunduunu ne srer. 3- Son zaman larda > gdmbilime dayanan dirimblimciler, dirimselciliin kesin olarak rtlm olduunu ileri sryorlar, d iy a le k tik bkz. eytiim d iy a le k tik m a te ry a liz m bkz. eytiim se l z d ekilik dizge [Alm. System] [Fr. systme] [ng. system] [Yun. systemo < synestonoi = birlikte yerletirmek, rgtl bir btn iinde toplamak, bir araya koy mak, birletirmek] [es.t. sistem, manzume, mes/efc]: Birlikli bir ilkeye gre dzenlenmi btn. Bu antemda: 1- Kendi ine kapal, dzenli bir btn. ( r. evren, yldzlar dizgesi.) 2- Bir ilkeye ya da dnya grne gre dzenlenmi dnceler, bilgiler, 50 retiler btn.

doa

3- Birbirine bal bilimsel ya da felsef dnceler birlii; bir dn (ide) yresinde toplanm eitli bilgiler. // Dizge oluur. docta ig n o ran tia bkz. b ilm e m e bilgisi dogm a [Alm. Dogma] [Fr. dogme] [ng. dogma] [Yun. dogma] [es.t. nass]: 1- Bir felsefe okulunda benimsenen, doru diye ileri srlen reti. 2- Doruluu snanmadan benimsenen ve bir retinin ya da ideoloji nin temeli yaplan sav. dog m aclk [Alm. Dogmatismus] [Fr. dogmatisme] [ng. dogmatism] [es.t. na5siye]: 1 - ne srlen reti ve ilkeleri eletirmeden doru olarak benimseyen ve benimsedii varsaymlardan kat bir yntemle nermeler treten felsefe anlay. Kart bkz. kukuculuk. 2- (Kantta) Salt usun kendi gcn eletirmeden tuttuu dogmatik yol. Kart bkz. e le tiricilik . 3- Dncenin zgrln ve bamszln snrlayan ya da ortadan kaldran her trl dnme biimi. d o g m atik [Alm. dogmctisch, Dogmatik) [Fr. dogmatique] [Yun. dogmatike] [es. t. nass]: 1- Deney bilgisini, deneye dayanan kantlar yadsyarak, kan larn nan retilerinden karan (dnme biimi). 2- Felsefe ve din dogmalarnn bilimsel (mantksal) ve dizgesel bir yolla ortaya konuluu. doa [Alm. Natur] [Fr. nature] [ng. nature] [Lat. natura] [Yun. physis] [es.t. tabiat]: 1- Her var olann douunda zn kuran ey. 2- nsann koy duu kurulular, biimlerle (kltr, sanat, teknik) kartlk iinde, kendi kendine oluan, biimlenen. 3- nsann karsnda olan, ona yabanc, bu yzden de bilinmeyen, kendi gcnn stnde olan, onun dnda olan. 4- Koyumlarn (konulmu olannn = thesei) karsnda, kendili inden olan; yapma olana kar doal olan. 5- Duyulur, alglanr d nesnelerin tm. 6- Evren. 7- Hereyi kuatan gerekliin tm (doa ya da Tanr). 8- Yaratc, oluturucu g. 9- Dourucu, besleyici, koruyucu doa ana. 10- Doa bilimlerinin konusu olarak, deerlerin dnda olan gereklik: canl ve cansz doa. 11- Nedensellik yasasnn egemen olduu alan. 12- Dncel (ideal) varlklardan ayr olarak gerek olann varlkbilimsel ilkesi. 13- Bir bireyin kendine zg iz gilerinin tm; bir bireye zg olan nitelikler, zel belirtiler. 14Bir varlk trnde bireysel ya da toplumsal deneylerle kazanlm olana kart olarak, onda doutan olan, kendiliinden olan her ey. 15(Varoluu felsefede) Bireyde zgr istenten bamsz olan; ama in 51 kuramdan daha genitir; bir filozofun felsefe dizgesi onun kuramlarnn btnnden

doa b ilim le ri san, z bakmndan zgrlk olduuna gre, onda batan olmayan, zgrlk, insann kendisine bir doa kazandrmasdr, ya da sonsuz doa olanaklarndan birini semesidir. doa b ilim le ri [Alm. Naturmssensc/aften] [Fr. sciences naturelles] [ng. naturaI sctences] [es.t. tabii ilimler, tabiat limlerimi Nedensellik yasasna dayanmalar, matematiksel kurulular, deerleme yapmayan genel letirici yntemleriyle kltr bilimlerinden ayrlan, doa aratrmala rna ynelik bilimler. // Doa bilimleri: 1- Grevlerine gre: salt ve uygulamal doa bilimleri. 2- Konularna gre: canl ve cansz do ann bilimleri. 3- Yntemlerine gre: a. matematiksel ve deneysel aratrmalar (tizik, kimya, dirimbilim, ruhbilim); b. betimleyici ve zmleyici aratrmalar (bitkibilim, hayvanbilim, insanbilim), c. doa tarihi ve doa bilgisi (corafya, yerbilim, gkbilim) olarak ayrlrlar. doa felsefesi [Alm. Naturphilosophie] [Fr. pfcjVos/> /ie de la nature] [ng. philosophy of nature] [es.t. tabiat felsefesi]: 1- (Eski Yunandan yeni aa dein doa bilimleri ile ayn anlamda) Doa zerine; doann z, biimleri ve gerekleri zerine bilim. Newton bile kendi evren meka niini doa felsefesinin matematiksel ilkeleri olarak adlandryordu. 2- (Fziktesinde) zellikle Alman idealistlerinin yksek bir doa bil gisine erimek iin doay felsefe asndan nceleme denemeleri. 3(Bilimsel doa felsefesi) Doa zerine deil, doa bilimleri zerine felse fedir; a. Tek tek bilimlerin aratrmalarna dayanarak doa zerine ku atc bir felsefe grne varmak isteyen: b. zdek, uzay, zaman, yaahlk, mekanikilik, dirimselcilik vb. gibi doa bilimlerinin ana kavram lar, temelleri, varsaymlar zerine felsefe yapmak isteyen bilgi dal. doalclk [Alm. Noiuro/ismtis] [Fr. natura/isme] [ng. naturalism] [es.t,

tabiiye]: Her eyi doaya indirgemeye alan dnya gr. // Doaya verilen anlama gre trl biimler alr. (Doa bilimlerinde) Anorganik doa bilimlerinin ilkelerini saltlatran, yntemlerini tm gereklie aktaran gr (bilimsel do alclk). (nsanbilimde) nsan yalnzca bir doa varl olarak gren, nsann doa iinde ayr, kendine zg bir yeri olduunu ileri sren btn grleri yadsyan reti (insanbilimsel doalclk). Ahlk felsefesinde (ethikte) a. Doal yaama yararl olan eyleri iyi ve doru bulan gr (pragmaclk), b. Ahlk doal glerin, i gdlerin etkisinden kalkarak aklamaya alan anlay. 52

doruluk (Estetikte) Sanatn ereini doay oiduu gibi yanstmada, gereklii btn plakl ile ortaya koymada bulan reti, doal durum [Alm. Noturzustand] [Fr. tat de nature] [ng. State of nature]: 1- Uygarlamam bir nsan beinin durumu. 2- Eitilmemi bir nsa nn bireysel durumu. 3- nsan'arn toplum kurmadan nceki varsaym sal durumu. //Bu, Rousseauya gre insanlarn susuz ve bar iinde zgrce yaadklar bir durum, Hobbese gre ise herkesin herkesle sava durumudur. doal k [Fr. lumiere naturelle] [Lat. fumen notura/e] [es.t. nur-i tabii]: Doal bilgi yetisi. Bu anlamda: 1- (Plotinos ve Augustinusta) Insannn iinde bulunan ve bilgi elde etmeye olanak salayan k . 2(Descartesta) Tanrnn insana verdii bilme yetisi. // Usun dorulara dolaysz ve apak olarak varmasn salar, doast [Alm. bernatrlich] [Fr. surnoturel] [ng. supernatural] [es.t. fevfc-at-tabio]: 1- Doann stnde olan. 2 Doa yasalarna bal ol mayan. 3- Doa gerekleriyle aklanamayan, doru [Alm. wahr, richt/g] [Fr. vrai] [ng. true] [Lat. verus]: 1- Geree uy gun olan. 2- (Mantkta) Dnme yasalarna uygun olan, doruculuk [Alm. VVafrhaft/gke/t] [Fr. vracit] [ng. verac/ty] [Lat. veracitas] [es.t. sidk]: Doruyu syleyen kimsenin z belirtisi, nitelii. Bir insann sz ve eylemleriyle kan ve inanlarnn, dnnn uyu mas. Bir insann kendi kendisiyle uyum iinde oluu, z, sz bir olan kimsenin durumu, dorulam a [Alm. Verifikation] [Fr. vrification] [ng. verification] [es.t. tahkik] : Bir varsaymn doruluunu denetlemek iin, deney ve man tksal tantlama yoluyle yaplan ilemlerin tm, d o ru lam ak [Alm verifizieren] [Fr. vrif/er] [ng. ver/fy]: Bir nermenin doruluunu ya da yanlln saptamak ereiyle olaylar nceleyip aratrmak. doruluk [Alm. Wahrheit, Rchtigke/t] [Fr. vrit] [ng. truth] [Lat. veritas] [Yun. altheia = ak olma, kendini ak olarak ortaya koyma durumu] [es. t. hokkutj: 1- Dncenin gerekle uyumas. Yarg ve nerme lerin geree uygun olmas, verilmi br olguyla uyumas (ieriksel doruluk). 2- Dncenin kendi kendisiyle uyum iinde olmas, eliik olmamas (biimsel doruluk - biimsel mantkta-). // Leibniz dorulan ikiye ayrr: Olgu dorular (vrits de fait): Deneye dayanan dorular. Bunlar zamana baldr, belirli koullar altnda, belirli bir zaman nok53

dou rtm a tasnda gereklemi o'makla ierik kazanrlar (deneysel doruluk). Us dorulan (vrits de raison): Doruluk nedeni yalnzca usta bulunan, zamana bal olmayan, zamand olan, her zaman her yerde geerli olan dorular (mantksal doruluk). Olgu ve us dorular kavramlarn ilkin Leibniz kullanmtr. d ourtm a [Alm. Maieutik] [Fr. maieutique] [ng. maieutics] [Yun. maieutike (tekhne) = dourtucu, doum yardmcs, dourtma sanat, ebelik] [es.t. stilt, sanat- tevlit]: Sokratesin, karsndakine sorular sorarak onun ruhunda sakl bulunan tinsel gleri ve bilgileri ekip karma ynte mine (bunu annesinin ebelik sanatna benzeterek) verdii ad. doutan [Alm. angeboren] [Fr. inn] [ng. innate] [es.t. vthb, ftr]: Bir varln doasnda bulunan, doduktan sonra kazanlm, renilmi eylerin sonucu olmayan, doula birlikte var olan. //unlar doutan getirilebilir: 1- Olmu bitmi biimiyle doula birlikte var olan bir zel lik (r. bir sakatlk). 2- Doutan var olan ve gelitirilmesi olana bu lunan bir yetenek (r. mzik yetenei). 3- Doula var olan, ama bilin lendirilmeye gereksinmesi olan. bkz. doutan id eler doutan id eler [Alm. angeborene Ideer] [Fr. ides innes] [ng. innate ideas] [Lat. ideae innatae, notiones innatae] [es.t. vehb, ftr fikirler]: insan usun da batan beri yerleik olan deler ve kavramlar; a. Btn insanlarda ortak olan kavram ve ideler, b. Duyulur deneyle kazanlmayan ya da temellendirilemeyen ideler ve kavramlar (r. matematiksel kavram lar). (Descartesda) Deneyden edinilmemi olan, ruhumuzda nceden yerleik olarak bulunan dnceler ya da tasarmlar (r. Tanr dn cesi). Descartesa gre bilin olaylar ve bilginin nsel biimleri dou tandr; yalnz Descartes doutan ideler derken, nsann birtakm dnceleri dnyaya hazr olarak birlikte getirmi olduunu anlamaz, bu gibi dnceleri gelitirebilmek iin insanda doutan bir yatknlk olduunu sylemek ster, doksograflar bkz. reti dzenleyiciferi d oku zlu klar [Alm. Enneaden] [Yun. ennas = dokuz]: Plotinosun yapt larna verilen ad. // rencisi Porphyrios, Plotinosun lmnden sonra kalan yazlar her birinde 9 blm bulunan 6 kitapta bir araya toplam, bu yzden yapt dokuzluklar adn almtr, dnm clk [Alm. Transformationstheorie, Deszendenztheorie] [Fr. trans formisme] [ng. tronsform/sm] [es. t. istihaliye]: Yaayan trlerin, yaln biimlerden karmak biimlere doru evrimle gelierek or 54

duygu ahlk

taya ktn ne sren reti, L a m a rk lk

bkz.

e v rim c ilik I,

D arvin cilik,

durum [Alm., Fr., ing. Situation] [Lat. situs = yerleik olan, konulmu olan] [es.t. vaziyet]: 1- (Genel olarak) a. Belli bir zamanda, belli bir yerde belli bir evrede bulunma; belli bir evreye konulmu olma, b. Bir insann evresiyle somut balants. 2- (Aristoteleste) On ka tegoriden biri: duruu belirleyen ilinek, ( r. insann oturuyor, ko uyor durumda olmas.) 3- (Gnmz felsefesinde) insann kendisini iinde bulduu somut gereklik. // Bu gereklik kendisine nceden belli olanaklar aar, te yandan da olanaklar kapar. d u yarlk [Alm. Sensibilitt, Sinnlichkeit] [Fr. sensibilit] [ng. sensibility] [es.t. hassasiyet]: 1- Duyular yolu ile alglama yetisi; duyu izlenimlerini alma yetenei. 2- (Kant'ta) Grler salayan yeti; insanda bilgiyi sa layan, bilgiyi oluturan iki yetiden (duyarlk ve anlk) biri. // Duyarlk ile nesneler bize verilir, anlk ile bu nesneler zerinde dnlr ve kavramlar oluturulur. duygu [Alm. Gefhl] [Fr. sentiment] [ing. feeling, sentiment] [es.t. his]: 1Y e n i a n U S U felsefesindeki anlam: (Leibnizte) kark tasarm, bu lank, karanlk dnme ve duyma. 2- Anlk ve istencin yannda, duyma yetisi, haz ve acy duyabilme olarak beliren nc temel yetiye verilen ad. 3 -Kendine zg bir ruhsal devinim ve devinimlilik. Bu anlamda duy gu: a. Belirli bir eye ynelmi zel bir duygu; b. Tmyle duygu ve duygu durumu olabilir. Anlam ve kkenine gre daha kesin ayrmlar da yaplr: 1- Bedenin belli bir yerinde yerlemi olan duyumlar (duyu organlar aracl ile;; bunlar bir noktadadr, sresizdir ve duyum y nnden sreklilikleri yoktur. 2- Tayc temel yaama duygusu; temel yaama duygululuklar ve temel duygulanmlar bunun zn oluturur lar. 3- zel ruhsal duygular (znt). 4- Kendini ve kendi deerini duyma (aalk duygusu). 5- Tinsel duygular; a. durumsal (mut luluk), b. bir eye ynelmi, zellikle estetik, tinsel-dnsel (ama, hayranlk) ve ahlksal-toplumsal duygular (dev duygusu, sayg). duygu ahlk [Alm. Gefhlsmoral] [Fr. morale du sentiment] [es.t. his ahlk]: Ahlaksal isteme ve eylemlerin gd'erini duyguda, eilimde, duygu lanmlarda gren ahlk felsefesi. / / Bu anlayta, insanda bir ahlk duy gusunun (moral sense) varlndan sz edilir; burada ze'lkle iyi iin duyulan duygu, daha geni anlamda, duygudalk duygusu ve gzele, uyumlu olana duyulan estetik duygular sz konusudur. Balca temsilci55

duygudalk leri: en nemlileri Shaftesbury ve Hutcheson olan ve ngiliz Ahlk lar diye adlandrlan filozoflardr. duygudalk [Alm., Fr. Sympotfe] [ng. sympathy] [Yun. sympathe/a] [es.t. tecazp]: 1- Birlikte duygulanm, bir eyi birlikte yaama, birlikte duy ma; bakasnn duygularn paylama. 2- Bir insann bir bakasna kar dorudan doruya bir eilim duymas; bu eilim belli bir nedene dayan mayabilir, onu iyice tanmadan da olabilir. duygulanm [Alm. Affekt, Affekt/on] [Fr., ng. affection] [es.t. teessr]:

1- Etkilenme. 2- Duyarln devinime geii. 3- D nedenlerle bir ruh durumunun deimesi. 4- Tutkudan daha dzenli, ama daha gsz olan sekin bir eilim. duygululuk [Aim. Empf/nd/fchice/t] [Fr. sens/M/t] [ng. sensibility, sensitiveness] [es.t. hassasiyetJ: (Genel olarak) Duyumlar yaama ye tenei. 2- Uyarmlar alclktaki incelik. 3- abuk, kolay heyecanlanma eilimi; hafif bir alnma, krlma. duygusal [Aim. sentimental, empfindsam] [Fr., ng. sent/'menta/] [es.t. hissi]: 1- Duyguya ilikin olan; duyguya dayanan. 2- Duygunun ar bast, ar etkiledii (ey ya da insan). duygusal dnme [Alm. e/not/ond/e$ Denken]: Bilgiye dayal dnmenin karsnda, duygusal yaamdan kan ve onunla belirlenen dnme. duygusallk [Alm. Empfindsamkeit, Sentimentalitt] [Fr. sent/menta//t, sen$i6//it] [ng. sensibility, feeling]: Duyumlarn ve duygularn ar basmas, ar bir biimde insan etkilemesi durumu. duyu [Aim. S/nn] [Fr. sens] [ng. sense] [Lat. sensus] : [es.t. hasse]: Uyarm lar alma yetisi. / / Balca duyular olan grme, iitme, tatma, koklama ve dokunma duyular, duyu organlar araclyle alnr. Ayrca basn ve s duyular, denge duyusu, uzay duyusu, zaman duyusu, yn duyusu gibi duyular da vardr. d uyulur [Alm. sensibel] [Fr., ng. sensible] [Lat. sensib/fis] [es.t. mahsus]: Duyularla alglanan, duyularla verilmi olan gereklie ilikin (Mundus sensibilis = duyulur dnya, alglanan dnya, grngler dnyas). duyum [Alm. Empfindung] [Fr., ng. sensdt/on] [es.t. iftsos]: Bir duyu organ nn uyarlmasyle oluan psiko-fizyolojik olay (k duyumu, grlt du yumu vb.). Felsefe ve ruhbillmde: a. Duyumlama edimi, b. Alglar olu turan, dorudan doruya verilmi, gere, c. Yapma zmlemelerle 56

dnya

elde edilen ya da aratrlan, algnn en yaln kurucu paralar; bu kurucu paralara en yaln belirli uyarmlar karlktr. DirimbMimsel fizyolojik olarak: Bir canlnn bir anlk bir devinim ya da organ durumunun bir zee bildirilmesi, duyum culuk [Alm. Sensua/ismus] [Fr. sensua/isme] [ing. sensualism] [es.t. ihsasiye]: Btn bilgilerin yalnzca duyumlardan geldiini, duyu alg larna dayandn ileri sren reti.// Formln Lockeun u nl tm cesinde bulur: "Daha nce duyularda bulunmayan hi bir ey anlkta yoktur. 2- (Ruhbilimsel adan) Btn ruhsal olaylar duyumlara geri gtren (indirgeyen) anlay. 3- (Ahlk felsefesi asndan) Yaamn anlam ve ereini duyu hazlarnda bulan retiler. Duyumculuun ilk ada temsilcileri, Kyrene Okulu ve Epikurosulardr. Yeniada ise zellikle Locke ve Condillactr. duyum sam azlk [Alm., Fr. Apathie] [ng. apathy] [Yun. apatheia] [es. t. fkdan-/ hassasiyet]: 1- (Genel anlamda) Duygusuzluk; az ve yava tepki gsteren ve bunur sonucu duygulandrc nedenlere kar kayt sz kalan insann nitelii. 2- (Stoa felsefesinde) Bilge kiinin kendim eitme lks olarak, duygulanmlardan bamszlk, usa uygun olmayan duygular karsnda zgr olma ve bylelikle -* sarslmazlk ereine ulama durumu, duyusal [Alm. sensitiv, empfindiich] [Fr. sensitif] [ing. sensitive] [es.t. //ss]: 1- En kk bir uyarma tepki gsteren. 2- Duyularla alnan bazlara ilikin olan. duyusal d u y u m lar: Grme, iitme, koklama, tad a'ma, dokunma, deri (basn, s) duyumlar; kinestetik duyumlar (devinim, durum); ac ve organ duyumlar (alk) olarak ayrlrlar. Her duyumun belli bir duyum nitelii (yeil, ac, sert), belli bir duyum younluu (gz kamatran, mat) ve belli bir duyum sresi vardr, duyust [Alm. bersinnlich]: 1- Duyularla verilmeyen. 2- Alglama yoluyle deil, dnme ile kavranan. 3 Duyularn, bununla ilgili olarak deney dnyasnn dnda bulunan, d nya [Alm. We/t] [Fr. monde] [ing. world] [Lat. mundus]: 1-a. Birbiriyle yasal balants olan, bir dzenle belirlenmi tek tek eylerin ve olaylarn btn. (r. br dnya-bu dnya, duyulur dnya-dnlr dnya, ddnya-idnya, grngler dnyas - kendinde eyler dnyas; ge lip geici dnya-ideler dnyas.) b. Ayn yasalara ve ayn dzene bal olan nesnelerin, varlklarn oluturduu btn. (r. Bitkiler dnyas, 57

dnya gr

hayvanlar dnyas vb.) 2- zerinde yaadmz yeryz gezegen!. 3- nsan varoluunun iinde yer ald evre. 4- Bilincin ballak kav ram; bilincin dnda kalan nesnelerin oluturduu btn (nesneler dnyas). dnya gr [Alm. We/iansc/iouung]: Evrenin ve yaamn anlamn, ereini, deerini, insan varln ve davranlarn btnyle kavramaa alan genel dnce; evrenetoplu bir bak. Bu balamda: 1 - Bir insann dav ran, deerleme, dn ve eylemlerinde dile gelen, yaam zerindeki kanlarnn btn. 2- Dnya ve gereklie insan ve insann yaantlar asndan toplu bak. (Bu bak kuramsal ve bilimsel sonulan gz nn de bulundurmaz.) 3- Dnyaya ve insann dnyadaki yerine felsefe a sndan toplu br bak. Dizgesel olarak zellikle fizik tesi doa felsefesi, insanbilim, ahlk felsefesi, tarih felsefesi ve din felsefesi erevesinde ele alnp ilenmitir. dlem [Alm. Einbildung, phantase] [Fr. fonto/sie] [ng. fontosy] [Lat. ve Yun. phantasa] [es.t. hayal}: Karlnda bir gereklik bulunmayan grsel tasarm. dlem gc [Alm. Einbildung, Phantasie] [Fr. fantaisie] [ng. fantastic] [Yun. ve Lat. phcntos/o] [es.t. muhayyile, hayal gc]: 1- Grsel tasarm gc, tasarm etkinlii, hayalgc, yaratc hayalgc. 2- D kurmak anla mna: alglanan iimizde etki yapacak denli youn bir biimde ruha almak, iimizde kurmak. dnce [Alm. Gedonke] [Fr. pense] [ng. hougftt] [es.t. fikir]: 1- Dnme ediminin ierii. 2- Dnmenin rn olan: dnlen ierik; bu ierik dnme ediminden zlebilir ve rnein yazl olarak saptana bilir ya da bir bakasna aktarlabilir. 3- lke, ynetici sav. dncel [Alm. idee/] [Fr. idal, ideal] [ng, ideal] [es.t. iftikri]: 1 - Gerekte olmayp, yalnzca dncede tasarm biiminde var olan. 2- Yalnzca dnce ile kavranabilen. dncellik [Alm. /deo/itat] [Fr. idalit] [ng. ideality] [es.t. iftikriyet ]: Nesnel gereklii olan varln karsnda salt dnce (idea) ya da ta sarm olarak varlk. dnm e [Alm. Denken] [Fr. pense] [ng. thought] [Lat. cogitare, cogitatio] [Yun. noein; diartoia] [es.t. tefekkr, fikir]: 1- (Geni anlamda) Aris totelesin ne srd biimiyle, insan hayvandan ayran belirgin znitelik: Duyum ve izlenimlerden, tasarmlardan ayr olarak usun bamsz ve kendine zg eylemi; karlatrmalar yapma, ayrma, bir58

dnlr dnya

! etirme, balantlar ve biimleri kavrama yetisi. // Usun bu eyleminin rn dncedir. Dnceler ancak dnmenin yaratcl iinde gerekleirler. Dnmenin belli bir biim almasyle dnce oluur; bu da ancak dil yoluyle olur. Dncenin dille sk bir ball vardr. Dnceler szcklere dklemiyorsa, dnme biim almam, d nce olmam demektir. Dnme gerek nesnelere yneliyorsa somut dnme, dncel (ideal) nesnelere yneliyorsa soyut dnme adn alr. 2- (Dar anlamda) Mantksal- biimsel olarak: Anln yanl yapmadan ilemesi. Her dnmede a. dnen bir zne; b. ruhsal dnme olay; c. dnlm olan dnce ierii; d. dncenin dile getirildii deyi biimi; e. dncenin yneldii konu yer alr. Dnme olayn, ruhbilim; dnmenin bilgideki grevini, bilgi retisi; kavram sal olanla balantsn, mantk; varlkla balantsn, fiziktesi; toplum daki yerini, toplumbilim arstrr. dnme b iim i [Alm. Denkform]: 1- Deiik ieriklerden bamsz olarak dnce balantlarnn mantksal biimi. 2- (Kantta) Bir ey zerine dnmenin temel biimleri: > kategoriler. dnm e zgrl [Alm. Denkfreiheit] [Fr. libert de pense] [es.t. te fekkr hrriyeti]: Dnmenin d bask ve y a s a k l a r l a snrlandrlmay, bunlarn etkisinden bamsz ve yalnzca kendinden sorumlu oluu, bkz. zgrlk dnme yasalar [Alm. Denkgesetze] [Fr. lois de l'esprit] [ing. laws of thought] [es.t. fikir kanunlar]: I. (Ruhbilimde) Ruhsal bir olay olarak dnme eyleminin kendilerine gre olutuu kurallar. Doru olmas gereken bir dnmenin beili koullar altnda nasl gerekletiini gsteren kurallar. II. (Mantkta) Doru dnmenin ilkeleri: 1- z delik ilkesi (principium indentitatis): Her kavram kendi kendisiyle zdetir. 2- elimezlik ilkesi (principium contradiction^): Birbiri karsna konmu iki eliik yarg ayn zamanda doru olamaz. (Birinin yanl olmas gerekir.) 3- ncnn olamazl ilkesi (principium exclusi tertii): Birbiri karsna konmu iki eliik yarg ayn zamanda yanl olamaz. (Birinin doru olmas gerekir, nk bir nc olanak yoktur.) 4. Yeterli neden ilkesi (principium rationis sufficients): Her yargnn yeterli bir nedeni olmas zorunludur. dnlr dnya [Aim. intelligible Welt] [Fr. monde intelligible] [ing. in telligible world] [Lat. mundus intelligibilis] [Yun. kosmos noetos] [es.t. makul lem]: (intelligibilis: duyular aan yeti olarak yalnzca anlkla, 59

dn usla kavranan; mundus intelligibilis: Yalnzca salt usla kavranan dnya; kart kavram: mundus sensibilis: duyulur dnya.) 1- (Platonda) dealar dnyas. 2- (Kantta) Duyarla gereksinme duymadan ancak salt usla eriilebilen "kendinde eylerin ide'er dnyas, noumenonlar (kendinde eyler) bilgisine eriemez; ama ahlk alannda salt us dnyas. // Kanta gre nsan, bilgide duyarlkla snrl olduundan klgl olarak istenci belirleyebildiinden kendine bir dnlr dnya yaratabilir, bu da erekler lkesi dir: Nedensellik yasasnn geerli olduu grngler dnyasndan ayr olarak, ayn zamanda us varl olmas bakmndan insann iinde bulunduu zgrlk ve ahlk dnya sdr. dn [Alm. Ges/nnung]: nsann zellikle eylemlerine yn veren ahlksal tutumu ve dnme biimi, bkz. dn ahlk dn ah lk [Alm. Gesmnungsetf/k]: 1- (Kantta) Ahlk kavram olarak baar ahlkna kar kullanlan terim: ahlksal yarglamada baary deil, dn temel alan gr. // Kanta gre ahlk yarglar bir davrann (eylemin) baarsna, sonucuna gre deil, o eylemin ar kasndaki, o eylemi ortaya koyan, o eyleme temel olan dnn niteliine gre verilmelidir. Ahlk eylemleri yalnzca dne gre deerlendirilmelidir. Bu da Kantta istemenin iyi olmas, ahlk yasasna uygun olmasdr. Modern ahlklarda dnn iyi olmas ise, insan eyleme iten gdler arasndaki balantlarn iyi kurulmas, yksek gd lerin aa gdlere stn tutulmasdr. d nyorum , yleyse v a rm [Lat. cogito ergo sum]: (Descartesta) z nenin i algda kendi bilincine varp kendi varoluunu dolaysz bir biimde kavramasn dile getiren temel nerme. Bu nerme varlktan deil de benden kalkan bir yeni dnn de k noktas olmutur. dzen [Alm. Ordnung] [Fr. ordre] [ng. order] [es.t. nizam]: 1- Bir ok e nin, iinde her birinin belli bir yeri bulunan bir birlik kurmak zere az ya da ok salam bir biimde bir araya konuluu. 2- Bir okluun bir eree, br amaca gre sraya konuluu. 3- (Toplumsal alanda) Yurtta larn uymas gereken kurallar toplam; yurttalarn bu kurallara uymas durumu. 4- (Siyasada) Toplumsal yaama ilikilerinin bir halkn zniteliine uygun olarak hukuk temelleri zerine kurulmas. dzenleik [Alm. Koordinatn] [Fr. coordonn] [ng. coordinotes] [es.t. mntes/k]: Bir snflamada ayn dzen ve ayn srada bulunan; bir kavramn ayn biimde ayn srada altna konan (kavramlar). (r. Alman ve Fran60

f I
dynam is

sz kavramlar, ayn biimde Avrupal kavramnn altna konmakla dii ' , . i 1 zenleiktirler.) dzenledim [Alm. Koordination] [Fr., ng. coordination] [es.t. tertip, tanzim]: 1- Ayn sradaki nesne ya da kavramlarn birbiri yannda oluu, edzende oluu. 1- Bir snflamada ayn srada bulunan iki ya da daha ok kavramn (bir cinsin iki trnn) bants, bkz. dzenleik dzg [Alm. Norm] [Fr., ng. norme] [Lat. norma] [es.t. kaide, numune]: 1Yarglama ve deerlendirmelerin kendisine gre yapld lt; uyulmas gerekli olan kural, ynerge. // Felsefede ahlk, estetik ve mantk dzgleri sz konusudur, bu yzden bu felsefe dallan dzgU koyucu (normatif) olarak adlandrlr, d ynam is bkz. gizilg

61

E
E : Biimsel mantkta tmel olumsuz nermelerin simgesi. (r. Hi bir insan kanatl deildir. ) edilgin [Alm. passiv] [Fr. possif] [ng. passive] [U t . passivus] [es.t, mnfail]: Alc durumda olan, etkin olmayan. Kart bkz. etkin edim [Alm. Akt] [Fr. octe] [ng. oct] [Lat. actus] [Yun. energeia] [es.t. fiil, amel]: 1- (Skolastik feisefede) Aristotelesin energeia = gerekleme, etkinleme kavramnn evirisi. Her deime a. olanakl; b. tamamlan mak zere, gereklemek zere; c. tamamlanm durumda olabilir. Aristoteles gizil olmay, olabilir durumda olmay dile getiren a ile bu deimenin sonucu olan gereklemi olmay dile getiren c arasnda bulunan b durumunu genellikle energeia olarak belirtir. 2- (Yeni Fel sefede) nsan bilin ve eyleminin tek tek davranlar; edimin varl gereklemeye dayanr; nesnel olarak verilmi deildir, ancak gerek lemede kavranlr olur. Her edimin znde bir eye ynelme, bir eyi erek edinme vardr, edim sel [Alm. akue/i] [Fr. actuel] [ng. aetual] [es.t. b/i/7//]: Gerek olan; etkili olan; olabilir durumda olmann kart olarak edim durumunda olan. edim selletirm e [Alm. Aktualisierung] [Fr. octuo/isflt/on] [ng. actualizing]: Edimsel klma; olabilirlii edime evirme, gerekletirme, efendi ahlk [Alm. Herrenmoral]: Nietzschenn egemen, zgr, gl insana zg olan ve yaamla dolup tama, hogr, kendine gven, gurur, yreksiz ve dar kafal olan her eyi kk grme, acmama, aldrszlk gibi zellikler tayan yaama tutumuna verdii ad. Kart bkz. kle ahlk egoizm bkz. b en cillik egosantrizm bkz. beniincilik egzistansiyalizm bkz. varoluuluk 62

EleaUlar eilim [Aim. Neifung] [Fr., ng. inclination] [Lat. /nc/nato] [es.t. temay/]: Bir nesneye, bir varla kar duyulan duygularn belirledii tutum; duygularn etkisiyle belli bir eree girime istei. // Ahlk felse fesinde Kant eilim ahlkr'mn karsna kendi dev ahlk n koyar. Oysa, rnein Schiller dev ve eilimin uyumunu lk olarak grr. eitim [Aim. Erziehung] [Fr., ng. education] [es. t. terbiye]: 1 -(Geni anlam da) nsantn yeteneklerinin, zellikle ahlk yetilerinin gelitirilmesi iin ona yn ve biim verilmesi; bu yolda yaplan bilinli ya da bilinsiz etkilerin tm. 2- (Dar aniamda) nsan geliiminin dzenli, bilinli olarak ynetilii ve etkilenii. e itim b ilim [Aim. Erz/ehungsw/ssenschaft] [Fr. science de I'education] [es.t. ilm-i terbiye]: Eitimin zn ve ana biimlerini, grevlerini ve yollarn aratran bilim. // Bu bilim dal, bilinsiz eitici etkileri de iine alan tm eitim gerekliinin bilimidir. Genellikle belirli bir dzen iinde yrtlen bilinli eitimin bilimi olan eitbilimden (pedagoji) daha kuatcdr. eid e tik bkz.: 1- ze yn elik. 2- zbilim . Einfhlung bkz. zdeleyim e kle ktik bkz. semeci e klektizm bkz. sem ecilik e kso terik bkz. drak ek so te rik le r bkz. draklar ekspresyonizm bkz. davurum culuk .

elan v ita l bkz. yaam a atlm E le aclk [Aim. Eieot/smus] [Fr. E/iotisme] [ng. Eleatism] [es.t. felsefe-i E/yayiye]: 1- Salt dnme ile var olann niteliklerini tretmeye alan Eteahlarm kurduu reti. // Bu retide yalnzca saltk olann, dei mez olann, yalnz dnceyle kavranann var olduu ne srlr; olu, okluk, grnebilir olan yadsnr ya da grnt olarak aklanr. 2Temelini Eleahlarda bulan, olua kart olarak varln deimez, b lnmez bir duraanlk olduunu ileri sren, gerekliin zn deime yen varlklarda gren gr. E le a lla r [Aim. E/eaten]: Eleada yetien ve orada retim yapan Yunan filo zoflar. (Xenophanes, Parmenides, Zenon, Melissos.) // Varlk kavra mn ilk kez bunlar felsefenin temel kavram yapmlardr. 63

eletiri e le tiri [Alm. Kr/t/k] [Fr., critique] [ng. cr//col] [Yun. kritike(tekhne) ayrt etme, yarglama, eletirme (sanat)] [es.t. tenk/t]: 1 - (Genel anlamda) Bir insan, bir yapt, bir konuyu, doru ve yanl yanlarn bulup gstermek ereiyle inceleme ii. 2- (Felsefede) zellikle bilginin temellerini ve doruluk durumunu nce'eme, snama, yarglama. (Bilgi eletirisi.) 3(Kantta) Usun yarglanmas, eletirilmesi. // Burada insan usunun snrlar sz konusu edilir. nsan usunun deneyden bamsz olarak salt kendi kendine neyi baarp neyi baaramayaca aratrlr. Eletirilen bilgi deil, us yetisinin kendisidir, e le tiric ilik [Alm. Kr/t/z/smus] [Fr. cr/t/sisme] [ng. critisism] [es.t. intikadiye, ienkd/ye]: 1- insan bilgisinin snr zerine felsefe bilinci ve bu bilincin uyank tutulmas. 2- Kantn us ve bilginin snrn ve olanaklarn saptamak zere, zellikle -> dogmacln ve kukuculuun karsna koyduu felsefe yntemi, e m p iriz m bkz. deneycilik em presyonizm e nerji bkz. erke en g erek v a rlk [Lat. ens reafissimum]: Skolastikte Tanrnn tamr^aytc adlarndan biri. En nead lar bkz. dokuzluklar Ens a se bkz. kendiliinden v a r olan Ens realissim um bkz. en gerek va rlk entelekheia [Alm. EnteJec//e] [Fr. ente/ec//e] [ing. ente/echy] [es.t. kemo/-/ evve/] [Yun. enfe/ekhe/d < en = iinde, te/os = erek, ekhein = sahip olmak]: 1 - (Aristoteleste) Kendisini grnlerinde gerekletiren z, zdee biim veren, olana gereklie eviren etkin ilke. 2- (Yeni doa felsefesinde) Hans Drieschin ileri srd, zdeksel olmayan, uzaysz olan gereklik ilkesi. // Organizmadaki btnleyici sreci akla mak iin kullanlr, e n th ym em a bkz. rt k tasm en yksek iyi [Alm. das hchste Gut] [Fr. /e souverain b/en] [ng., Lat. summ/m bonum] [es.t. hayr-i o/o]: 1- (znel adan) nsan abalarnn en yksek erei. 2- (Nesnel adan) Varoluun son erei. 3- Deerli olanlarn nes nel aama dzeninde en yksek basamakta olan deer, ( r. Skolastikte Tanr; Kantta erdemle balant iinde mutluluk.) bkz. m u tlu lu k epagoge bkz. t m e va rm 64 bkz. izle n im cilik

e rek b ilim E p ikurosuluk [Alm. Epifcure/smus] [Fr. p/cur/sme] [ng. Epicur/sm] [es.t. Epikur/ye]: 1- Yunan filozofu Epikurosun retisi. 2- Epikurosun d ncelerinin (ounlukla kaba bir biimde) yaama ilkesi yaplmas. Hazlara, sevinlere ynelik bir yaamn erek edinilmesi. // Oysa Epikuros yalnzca hazz deil, mutluluu ve sevin dolu, acdan kurtulmu bir ruh dinginliini aramaktadr. Bu abas duyusal hazz arama sanlp yanl anlalmtr. Gerekte Epikurosun kendisi (gnlk dilde kulla nlan anlamda) Epikurosu deildir. epistem oloji [Alm. Epistemo/og/e] [f= r. ep/st^mo/og/e] [ng. ep/stemo/ogy]

[Yun. ep/steme bilim; logos = reti]: 1- Bilim retisi. (Franszcada szcn kk anlamtna uygun olarak- kullanlr.) Bilimlerin koydu u sorunlar inceleyen felsefe dal . // Bilim felsefesi ile eanlaml. Ancak bilim felsefesi bilimlerin tarihini felsefe asndan inceler, Epistemoloji ise eitli bilimlerin ilke^rini, varsaymlarn ve sonularn eletirerek inceler, onlarn mantksal kkenini (ruhbilimsel deil), nesnel deerini belirlemeye alr. (Almancada da epistemoloji, bilgi retisi, bilim retisi anlamna, gelir, ancak az kullanlan bir terimdir.) 2- -> Bilgi kuram. (ngilizce konuan lkelerde bu anlamda kullanlr. Oysa Franszcada bilgi kuramnn teknik terimi, Yunanca gnosisten tretil mi olan * gnos^ologiedir.) epokhe bkz. yarg szlk erdem [Alm. Tugend] [Fr. vertu] [ng. virtue] [Lat. virtus] [Yun. arete] [es.t. fazilet]: 1- stencin ahlaksal iyiye ynelmesi. 2- nsann tinsel ve ruh sal yetkinlii. // Felsefe tarihi boyunca erdem kavramna deiik anlam lar verilmitir. Filozoflarn ahlk retileri, genellikle erdeme -ahlksal iyiye- verdikleri anlafnla birbirinden ayrlrlar. Pltondan beri temel erdemler olarak unlar saylr: bilgelik, yiitlik, doruluk, l llk. ere k [Alm. Zweck] [Fr. fin ] [ng. end , purpose] [Lat. f/ms] [Yun. te/os] [es.t. goye]: Gerekletirmek zere tasarladmz ve erimek istediimiz ey. erekb ilim [Alm. Te/eo/og/e] [Fr. t&eo/og/e] [ng. te/eo/ogy] [es.t. mebfas-i gayat]: 1- Evreni ereklerle aralar arasnda bir ilikiler dizgesi olarak gren felsefe retisi. 2- Yalnzca insan eylemlerinin deil, tarih ve ve doa olaylarnn da, btnn olduu gibi tek tek olaylarn da erek lerle belirlenmi ve ynetilmi olduunu kabul eden reti.

65

erek ilik e re k ilik [Alm. Finalismus] [Fr. finalisme] [ng. finalism] [es. t. gaiyeJ: a. Her eyin bir erekle belirlendiini, bir eree yneldiini; b. her eyin bir ereklilik yasasna gre olup bittiini kabul eden gr, e re k lilik [Alm. Finalitt] [Fr. fmdit] [ng. finality] [Lat. finis = son, erek] [es.t. gaiyet]: Bir erekle belirlenmi olma; bir eree ynelmi olma. Kart bkz. nedensellik ereksel neden [Alm. Endursac/e] [Fr. cause finale] [ng. final cause] [Lat. causa finalis] [es.t. gai illet]: Temelde bulunan erek; varlmak istenen eree grtren neden. Bir eyin kendisi iin yapld ey, sond? yer ala rak etkileyen neden, kendi uruna bir eyin olmas yznden nedene dnen erek, e ris tik bkz. didiim e rk [Alm. Macht] [Fr. pouvoir, pu/ssance] [Fr. povver] [es.t. iktidar, kudret] : Fiziksel gten ayr olarak dnlen, bedensel, ruhsal, tinsel ynden biimleyici ve etkileyici herhangi bir g; yapabilme gc, e rk e [Alm. Energie] [Fr. nerg/e] [ng. energy] [Lat. aetus] [Yun. energe/a] [es.t. kudret]: 1- (Aristoteleleste) Bir olanan gereklemesi; gerek durumuna gelmesi. Kart bkz. gizil g. 2- (Doa bilimlerinde) baarma gc, bir direnmeyi yenme gc, erkenin korunm as yasas [Alm. Energ/esotz] [Fr. principe de la conservat/on de /nergie]: (I.R. Mayern kurduu ilke) Fizik yasas. Bu y?saya gre:Dnyadak enerji miktar azalmaz, yalnzca deiir, biim deitirir, e rk in ijik [Alm. Liberalismus] [Fr. libralisme] [ng. //bera/ism] [Lat. //6eralis = zgr bir insana yakan] [es.t. serbest/ye]: 1- Herkese bulun, inan, dnce zgrl tannmasnn gerekli olduunu savunan, zgr dne bal dnya gr. // Felsefe asndan bireycilie yakndr; toplum deerlerine kar kii deerlerine daha ok arlk verir. Kesin biimini ngiliz ve Fransz Aydnlanmasnda bulmutur. 2- (Siyasal dorultu olarak) 19. yzylda tutucu eilimlere kar kent soylularn ilerleme abalarn dile getiren gr. 3- (Ekonomi retisi olarak) Bireyin zgrln ve ekonomik gler arasnda zgr ya rmay savunan, bireyler, snflar ve uluslar arasndaki ekonomik li kilere devletin karmamasn steyen reti. (Bu bakmdan hem devlet iliin hem toplumculuun kartdr.) e rk istenci [Alm. W ille zur Macht] [Fr. volont de puissance] [es.t. irade-i kudret]: (Nietzschede) Bakalarnn isten glerini kendi deerleme ve istemeleri dorultusunda zorlayan isten. 66

e d eerli Ero s (Yun. Eros Eski Yunanllarn sevgi tanrs; Afroditin olu. Her

trl yaratmann ana ilkesi): Platonun Symposion (len) ve Phaidros dialoglarnda gelitirdii, gzele duyulan ilgiyi belirten kavram. // Bu ilgi haz duyma iin deil, gzelde bir ey ortaya koymak, yaratmak iin dir; Eros ayn zamanda lmsz olana doru yneliin gdcs ve duyusal dnyadan deler dnyasna doru felsef bir ykseli tutkusudur, eskatoloji bkz. b r dnya bilgisi e so terik bkz. ire k e so te rik le r bkz. i re k ile r eso teriz m bkz. ire k ilik esrim e [Alm. Ekstase] [Fr. extose] [Ing. ecstasy] [Yun. ekstasis] [es.t. vecit]: Kiinin kendinden gemesi; duyulur dnyann dna karak kendini Tanryla birlemi saymas durumu, essentia bkz. z e ste tik [Alm. sthetik] [Fr. esthtique] [ng. oesthetics] [Yun. aisthetik (eni teme) = duyumbilimi, retisi] [es.t. bediiyat]: 1- (Yun. kk anlamna uygun olarak) Duyulur alglar retisi. // Kantta transsendental estetik duyarln -> nsel ilkelerinin bilimidir. 2- Baumgartenin duyusaln yetkinlii retisini gelitiren Aesthetica (2 cilt, 1750 1758) adl yaptndan bu yana gzeli aratran bilim dal. ( Gzelin bilimi ) I Estetik yalnz sanattaki gzeli, dolaysyle yalnz sanat felsefesini deil (sanat felsefesi estetiin ancak bir blmdr), doadaki gzeli de kapsar; te yandan yalnz gzel nesneyi deil, ayn zamanda gzelin znel-ruhsal yaann ve yaratln da iine alr. Gerekte gzel ve sanat Platon'dan beri felsef dncenin konusu olmutur. Ama lkin aydnlanma filozofu Baumgartenden bu yana estetik, fel sefenin ayr bir dal olarak gelimitir. Estetii gelitirenler Kant, Hegel ve romantik filozoflar olmutur, eadl [Alm. homonym] [Fr. homonymie] [Yun. homonymia = ad ayn olan]: Ad bir olup trl nesneleri belirten; birden ok anlam olan (szck). Bugn bu terim yerine esesli terimi kullanlyor, edeerli [Alm. quivalent] [Fr. quivalent] [ng. equiVo/ent] [Lat. aequivo/ens = s e deerli, deerce e olan] [es.t. muadil]: 1- Bir baka deerin yerine konabilen (deer). 2- (Mantkta) Kaplam ve anlam ayn olan, ama tanmlarnda deiiklik gsteren (nerme ve terimler). Aralarnda mantksal eitlik bulunan (terim ya da nermeler). (r. A Bnin babas dr ve B A nn oludur.), egeerli ile eanlamldr. 67 .

edeerlilik edeerlilik [Alm. quivalenz] [Fr. quivalence] muode/et]: Edeerde olma durumu. egeerli [Alm. pollens = ayn lde geerli olan < aequi olmak] [es.t. muadil]: bkz. edeerli [ng. equivalency] [es.t. aequh

cru/pof/ent] [Fr. quipollent] [ng. e<ju/po//ent] [Lat.

eit, poliere = * geerli

eitlik [Alm. Gleichheit] [Fr. galit] [Fr. equality] [Lat. aequalitas] [es.t. msavat]: Deer, ya, hak, dev vb. lerinde eit olma, toplum sal e itlik : Yasalarla tannm hak ve ykmllklerde btn yurttalarn eit olmas, zdelii. siyasal e itlik : Yurdun ynetimine katlma haklarnda (seme ve seilme) btn yurttalarn eit olmas. frsat eitlii : Bireylere toplumsal yaamn her alannda (eitim, kltr, ekonomi vb.) kendilerini gelitirebilmeleri iin eit olanaklar salan mas. Eitlik ilkesini gerekletirme istei trl derecelerde olabilir: Ahlaksal bir gereklilik olarak insanlara eit kiisel haklar tanmaktan, bireyleri mekanik bir biimde her ynden eit klmaya dein uzanabilir, esesli [Alm, gu/Vok] [Fr. quivoque] [ng. equivocal] [Lat. aequivocus < oequus eit, zde; vox = ses]: Ses bakmndan birbirinin ayn, an cak anlamlar deiik olan szcklerin nitelii. okanlaml olan sz ckler (r. Kara, ba, ka, almak.) esz [Alm. Tautologie] [Fr. tautologie] [ng. tautology] [Yun. tautologia < tauton, to auton = ayn; logos = sz] [es.t. /ade-i mana]: Ayn ierii ayn anlamda trl szcklerle anlatma. //u biimlerde ortaya kar: a. Aklamak ya da kantlamak zere verilmi bir nermenin, gerekte, sylenmi olan zde ya da edeerde terimlerle yinelemesi, b. Tasm da, tantlanmas gerekenin tantlama srasnda kullanlmas, bkz. ksr dng, c. Bir nermede konu ile yklemin ayn kavram dile getirmesi, yklemin konu kavramnn dna kmamas. eth ik [Alm. Ethik] [Fr. thique] [ng. ethics] [Lat. eth/cc] [Yun. Ethke < ethos = tre, ahlk] [es.t. ilm-i ahlk]: Ahlk felsefesi. Ahlksal olann zn ve temellerini aratran bilim, insann kiisel ve toplumsal yaamndaki ahlksal davranlar ile ilgili sorunlar ele alp inceleyen felsefe dal. // yi nedir?' ya da ne yapmalyz? gibi sorular kendisine dev olarak koyan felsefe dal olarak da belirlenebilir. Ethikin trleri: zerk ( autonom) ethik: Ahlk yasasn nsann kendi sinin koymas; yaderk (heteronom) ethik: Yasann baka bir yerden gel mesi; biimsel ( formel) ethik: Ahlk eylemlerinde uyulmas gereken 68

eudaim onia gene! biimsel bir ilkenin kabul edilmesi; ierikse/ (materie/) ethik: Deer, erek ve amalarn belli somut bir dzeninin kabul edilmesi; deerlerin ve eyleme ereklerinin ierike belirlenmesi; dn ethiki: Ahlk eylemini o eylemin arkasndaki dne gre deerlendirir; baar ethik'i: Ahlk eylemini arkadaki dn ne olursa olsun, sonucuna baarsna gre deerlendirir; dev ethik'i ve eilim ethik'i; nse! (opriori) ethik ve deneyse/ (emp/r/k) ethik; betimieyici ethik ve dzg koyucu (normatif, kuraliar koyan) ethik; bireysel ethik ve top/umso/ ethik vb. etken [Alm. Faktor] [Fr. facteur] [ng. factor] [es.t. mil]: Etki yapc, belir leyici gc olan. etki [Alm. Wirkung, Effekt] [Fr. effet] [ng. effect] [Lat. effisctus] [es.t. eser, tesir]: -> Nedenin ballak kavram. 1- Nedensellik balants iinde: a. Bir nedenin sonucu olarak dnlen olay. b. Bir nedenin dourduu gerek olay. 2- Bir eyin verdii izlenim. (r. Etki yapmak, iyi bir etki yapmak.) etkin [Alm. oktiv] [Fr. actif] [ng. active] [es.t. faal]: 1- Eylemde bulunan. 2- Etki yapan. Kart bkz. edilgin e tk in c ilik [Alm. Aktuo/ismus] [Fr. actualisme] [ng. ocuo//sm]: 1- (Genel anlamda) Tm varln etkinlik olduunu, bu etkinliin br taycy gerektirmediini ileri sren felsefe retisi. / / E n tutarl temsilcisi Fichtedir. Kart bkz. tzclk. 2- (zel anlamda) Balca temsilcisi Gentile olan t?lya yeni idealizminin ad. bkz. yeni dealizm e tk in lik [Alm. Aktivitt, Ttigkeit] [Fr. activit] [ng. activity] [es.t. faaliyet, failiyet]: 1- Eylem gc, etki gc. 2- Eylemde bulunann, etkin olann nitelii. 3- Etkide bulunmak in yaplan atlm. // Eylemden ayrl, eylemin daha somut oluudur, etm en [Alm. Agens, das Wirkende] [Fr., ng. agent] [Lat. ogens] [es.t. mil]: Etki yapan, devindiren; tici g; etkinlik Ikesi. eudaim onia (Yun. eu-daimon = iyi bir daimon'u olan; kendisinde daimonun grnd kimse; daimon = insann yaamn kuat?n, insann ya?ntlarnn iine sokulan g): Ruhun iyi bir durumda olmas. Balangta mutlu bir alnyazs anlamnda kullanlm. Sonralar dinsel anlamndan syrlarak: a. Dardan etki yapan bir ey olarak (d dnyann yaama ko ullarna gre mutlu olma); b. nsann ruhunda yaayan bir ey olarak anlalmtr. Bu ikinci anlam ile eudamonia, artk ahlk terimi oarak, zellikle Sokratesten sonraki felsefenin temel kavram olmutur, bkz. m u tlu lu k 69

eu da im on izm eudaim onzm bkz. m utuluk

E u hem erosuluk [Aim. Euhemerismus] [Fr. eubmrisme] [ing. EuAe/nerism]: Tanrlarn yalnzca Tanrlatrlm byk insanlar, kahramanlar ol duunu ne sren Yunan filozofu Euhemerosun retisi. e ve tle m e [Alm. Bejahung] [Fr., ng. affirmationj [Lat. affirmatio] [es.t. icap, tasdik]: Mantksal bir y?rgda yklemin zneye olan olumlu balants; nermenin olumlu olmas; nermede ycem in olumlu olarak konmas. eve tle yci [Alm. bejahend-affirmativ] [Fr. affirmatif] [ng. affirmative] [es.t. mucibe, icab, vcubt]: (Mantkta) Olurlayan, evetleyen (yarg). e v irm e [Alm.Konvers/'on] [Fr., ng. conversion] [Lat. conversio] [es.t. akisJ: (Mantkta) Bir nermede zne He yklemin yerlerinin deitirilmesi ile yaplan nerme; Her S P dir. Her P S dir. //. nermede nicelik deimiyorsa evirme yaln evirmedir; tmel olumsuz ve tikel olumlu nermeler yaln olarak evrilebirler: "H i bir insan lml deildir. Hi bir lml insan deildir. ; Kimi filozoflar dalgndr. Kimi dalgnlar filozoftur. Ama nerme, yargnn nitelii deierek de evrilebilir;bu durumda evirme ile elde edilen nermenin kapsam evrilen nermeden az olur: Btn kareler drtgendir. nermesinde evirme: Kimi drt genler karedir. biiminde yaplr, nk btn drtgenlerkare deildir. evolusyontzm bkz. e v rim c ilik evren [Alm. Kosmos] [Fr., ng. cosmos] [Yun. kosmos] [es. t. kainat]: 1Gerekliin tm. 2- Gk cisimlerinin tm. Uzaysal gerekliin tm. 3- (Pythagorastan beri) Dzenli, birlikli bir yap oluturan b tn. Dzenli, uyumlu birlik. e vre n b ilim [Alm. Kosmo/og/e] [Fr. cosmo/og/e] [ng. cosmo/ogy] [Lat. cosmologia] [Yun. fcosmo/ogia] [es.t. kevniyat]: Evrenin oluumunu, ya psn inceleyen felsef ve bilimsel reti. (Hem fiziktesinin hem de doa felsefesinin bir daldr.) evrendoum [Alm. Kosmogon/e] [Fr. cosmogonie] [ng. cosmogony] [Yun. kosmo-gonia] [es.t. kiyaniyat, teekk/-/ lem] 1- Evrenin oluumu, kkeni, douu, yaratl. 2- Evrenin oluumu ve gelimesi zerine bilim ncesi sylencel (mitolojik)-dnsel reti. e v rim [Alm. Entwicklung, vo/uiion] [Fr. volution] [ng. volution] [Lat. evo/utio] [es.t. tekml]: 1- Olanaklarn ten da doru gereklemesi. 2- Balangta belirtisiz olarak bulunan bir ilkenin yava yava kendini gerekletirip gelimesi ve sonunda oluarak ortaya kmas. 3- Bir 70

eylem eree doru srekli olarak adm adm ilerleyen ve kendi iinden oluan deime. (D nedenlerle belirlenmi bir deimenin kart.) 4- Ne belli bir anlamla belirlenmi olarak, ne de bir eree ynelmi olarak yava ve basamak basamak oluan (deiim, dnm). S- Biim alma mtan, az belirgin olandan biim alma, tam belirgin olana giden dei im. 6- Yava ve srekli ya da sramal, atlml olarak bir biimden br biime, bir trden br tre giden deiim (dnm). 7- (Fiziktesinde) a. Tanrnn kendisini dnya olarak gerekletirmesi (Nico laus Cusannust?, panteismde). b. Oluan, deien gereklikler olarak ide ve tin.Bunlar olu srecine girmeleriyle deerden dmezler, tersine daha zenginleirler, somut, c?nl bir gereklik kazanrlar. (Alman ide alizminde olduu gibi.) 8- (nsan yaam ve tarihinde) a.Belirsiz neden lerden kan bireysel, organik bir gelime. (Aydnlanmann kart olarak romantizmde grlr.) b. Birliin, birbirlerini darda brakan kart lara blnmesi yoluyle kendiliinden oluan eytiimsel bir devinim; bu kartlar daha yksek bir birlikte ortadan kaldrlarak birletirilirler; bu birlikten de yeni yeni karlar kar. (Alman dealizminde, zellikle Hegelde ve eytiimsel zdekilikte byledir. bkz. eytiim , c. Gelecek teki bir eree doru usa uygun ilerleme sreci, d. Bulucu, snayc, yeniyi yaratc olu (Nietzsche ve Bergsonda). 9- Gelime: a. Zaman d, m?tematiksel ilikilerde. (r. Noktann gelimesi olarak izgi.) b. Dnce alannda bir zmleme anlamnda: aarak ortaya koyma = bir dncenin mantksal olarak gelitirilmesi. e v rim c ilik [Aim. Evo/ut/onismus] [Fr. vo/ut/onsme] [ng. tvoutionism] [es.t. tekm//ye]: Evrim retisi. Her eyi evrim asndan deerlendiren dnya gr. 1- st biimlerin alt biimlerden bir evrimle olutu unu dile getiren bilim ve felsefe retisi. Dnm retisi ile ean laml: Lamarck, Darwin vb. mn, trlerin doal bir dnmle bir birinden trediini ileri sren retileri. 2- Spencerin ileri srd dirimbilimsel evrim retisinin geniletilmi biimi: Bu retiye gre, evrim yasas canszlar dnyasndan dnceye, insann kurduu kurumlara dein her gerek olana egemendir. nsan anlann hayvanlarnkine stnl evrimsel bir dnmn sonucudur; ahlk bilinci de bir evrim rndr. eylem [Alm. Aktion, Handlung] [Fr. oction] [ng. action, activity] [es.t. f///]: nsann bir d nedenle deil de, dorudan doruya kendisinin gerek letirdii davranlar. Bir isten edimi; br istemenin, bir tasarnn, bir dnn, bir kararn gerekletirilmesi. Bilinli insann istemesi nin rn. 71

eylem cilik e yle m cilik [Alm. Aktivismus] [Fr. activisme] [ng. activlsm] [es.t. fiiliye1 ]: nsan yaam ve dncesinin balca gerekliinin etki, eylem ve yapp etmelerde olduunu ne sren reti ve dnya gr. // Felsefe tarihinde deiik biimlerde ortaya kmtr: a. (Fichte'de) -> dog macla, doalcla ve zdekilie kar dncel biimde temel lendirilir b. (Nietzschede) * anlkla kar gereki-isteni biimde temellenidirilir. c. (Marx ve Lenin'de) Btn kuramsal dnya gr lerine kar, gereki-zdeki biimde, dnyay tanmak, yorumlamak deil de, deitirmek steyen bir dnya gr olarak belirir. eylem ek [Alm. handefn] [Fr. of/r] [ng. act, operete] [Lat. ogere]: I. Temel an lam: 1- Klgl etkinlik, etkin olmak. 2- Bir eyi gerekletirmek ya da deitirmek zere bilinli isten edimi; bir eree ynelmi bilinli bir etkinlik. (Her trl otomatik tepki ve srkleniin kart.) II. Aamalarna gre: 1- zerinde dnmeden igdyle yaplan, ama ben le belirlenmi, ereinin bilincinde olan eyleme. 2- Bir erek gden usa uygun eyleme. 3- gd, erek ya da ilgilerle (karlarla) belirlenmi eylemin kart olarak, koulsuz olanla belirlenmi eylem. (r. ahlksal eylem.) III. Ynne gre: Eylemle ortaya kan deimenin d ya da i dnyaya ilikin oluuna gre: 1- d, 2- i eylem olarak ayrlr. eytiim [Alm. Diofektik] [Fr. dio/ect/gue] [ng. d/o/ectic] [Yun. d/a/efct/Jce] [es.t. fenn-i mnazara, cedef, //m -/ cede!, i/m -/ h'tf cedef] : 1- (Kavramsal yn tem) Bir kavramdan teki kavrama elimeleri ortadan kaldrarak ilerle yen mantksal dnme yolu: a. (Sokrateste) Doruya varmak, kavram lar akla kavuturmak, belirlemek ve bunlarn kesin tanmlarn bul mak in kartlklar iinde ilerleyen karlkl konuma yntemi, b. (Platonda) dealarn bilgisine vardran yol; en yksek bilim; mantksal yntem, c. (Aristoteles mantnda) Tantlama yolu. 2- Usun iine dt elimeler retisi. Bu ynden zellikle Kantta: Koulsuz ola na, salt olana ulamak isteyen usun zorunlu olarak iine dt elime ler. 3- Usun gelime yasas (Alman idealizmi). Buna gre zellikle Hegelde usun ve tinsel gerekliin kartlklar iinden geerek ilerle mesi ve kendini bulmas. //Eytiimin temellendirilii: elime ve kar tlklar yalnzca olumsuz deillerdir; onlarda olumlu, ileriye gtrc, yaratc g de vardr, kartlardan bir birleim de doar. Hegelin geli tirdii l yntem: thesis- koyum, say- antithesis = kar koyum, kar sav - synthesis = birlikte koyum = birleim. Bu son evrede bir birine kart olan eyler birleirler, birbirleriyle uzlarlar. nsanlk 72

eytiim sel zdekilik tarihi Hegele gre eytiimsel bir konuma gibidir; bu konuma, sz -karsz daha yksek bir birlik iinde ilerler, ama bu birlik de yeniden bir kartln ekirdei olur ve bylece daha ilerideki gelimelere doru itici br gc iinde bulundurur. Bu devinim ve ilerleme inde us ken di kendini aar. Dnya tarihi bylece mantksal idenin gelimesidir. 4- Marxm eytiimsel zdekiliinde ekonomik gelime yasasn dile getirir. Marx da Hegel gibi, dnyann gelimesinin eytiimsel bir bi imde olduunu syler, ama bu gelimeyi idelerden kalkarak deil, nsann daha aa doa katmanlarndan (igd) kalkarak aklar. Bir tarih dnemini belirleyen, o dnemin ekonomik yapsdr ona gre. Toplumdaki gerek itici gler, ekonomi ile ilgili glerdir. Tarihin gidii de bir ekonomi savadr, btn tarih snflarn savadr. Byk eytiimsel l adm Marxa gre: Anamalclk (kapitalizm) (thesis) -emekiler buyurganl (proletaria diktatrl) (antithesis) - snf sz toplum ve herkese eit mutluluk (synthesis) basamaklarndan oluur. eytiim sel zdekilik [Aim. D/a/ekt/scfter MteriJ/smus] [Fr. matrlaliS' medialectque][\r\g. dialectical materialism]: Marx'in, Engelsle birlikte gelitirdii, Hegelin eytiimsel gelime dncesini ilke olarak alp, bunu, kendi deyile, baaa eden, felsefe retisi: Evreni devinim iindeki zdekten olumu bir btn olarak gz nne alan evren zerine genel kuram . Bu kuramda u ilkeler yer alr: a. Evrenin yaps zdekseldir; zdek, bilincin dnda ve bilinten bamsz bir gereklik olarak vardr; evrenin varolu biimi de devinimdir; evren olmu bitmi bir ey deil, eytiimsel biimde ilerleyen bir sretir; olaylar arasndaki balantlar, z devinim olan zdein zorunlu gelime yasasn kurarlar, b. Gelime sreci yalnzca niceliksel bir deime ola rak deil, niceliksel deimelerden niteliksel deimelere geen bir iler leme olarak belirir.nsann bilinci de gerekliin eytiimsel yaps ile ba lant iindedir. Dnce, gelimesinde yetkinliin en yksek derecesine erimi bir zdein rndr; baka deyile dnce kendisi de doa nn bir rn olan insann beyninin rndr, beyin de dncenin organdr; dnce gereklii yaratmaz, tam tersine dncel olan nsan kafasna aktarlm zdekten baka bir ey deildir, c. Evreni ve yasalarn bilme olanan yadsyan idealizme kart olarak eytiimsel zdekilik, evren ve yasalarnn tm ile bilinebilecei ilkesinden kalkar. Deneyle dorulanm bilgilerimiz nesnel bir doruluu gsterirler. Evreni, olaylarn birbirine bal olduu, birbirlerini karlkl koul landrdklar birlikli bir btn olarak ele alan bu kuramda, evrende bili nemez diye bir ey yoktur, yalnzca henz bilinemeyen eyler vardr, onlar da bilim ve teknik aracl ile bulunacak ve bilineceklerdir, bkz. eytiim , tarihsel zdekilik, M arkslk 73

F
fatalizm bkz. yazgclk fayd aclk bkz. y a ra rc lk felsefe [Alm., Fr. Philosophie] [ng. philosophy} [Yun. philosophia < phiiia = sevgi, sophia = bilgi, bilgelik]: Bilgi, bilgelik sevgisi. / / V a ro la n larn varl, anlam ve nedeni zerine sorularla ortaya km. nce leri dinin ve sylencelerin yantlad bu sorular, eletirel bir dnce nin ve gzlemenin konusu yaplnca felsefe domutur. Philosophes szc ilkin Herakleitosta grlyor (Herakeides Pontikos, bu sz c ilkin Phyhagorasn kendisi iin kullandn sylerse de gvenilir bir kaynak deil); ama philosophia terimi kesin anlamn Platon ve Aristoteles felsefesinde kazanmtr. Platona gre felsefe, doruya varmak, var olan bilmek iin dncenin yntemli bir almasdr. Aristoteles'te felsefe, var olann ilk temellerini ve ilkelerini aratran bilimdir, ksaca: lkeler bilimidir. Sonradan felsefe deiik anlamlar kazanmtr: 1- Bilimlerin anas olarak felsefe: a. Nesnelerin temeline inmek zere yaplan bilimsel aratrmada kmldatc, ynetici g. b. Bilimlerin n ve temel bilimi. 2- (zellikle 19. yzyln ortalarndan beri) Tek tek bilimsel aratrmalar bilimsel aralarla btnleyen ve yetkinletiren abalar: a. Tm bir evren tablosuna varmak zere bilim ler arasnda balant kurma, b. Bilimsel bilginin ilkeleri, varsaymlar ve yntemleri zerine eletirel dnme, c. Bilimsel aratrmalarla insan yaam arasnda balant kurma. 3 Kendine zg aratrma yntemleri gelitiren bilimsel-kavramsal dncenin kuatc, bamsz, kendine zg biimi: zmleme, eytiim, zbetimlemesi (grngbilimfenomenoloji), yorumsama (hermeneutik), varoluu uyandrma (va roluuluk) vb. A- Btn bilimsel bilgileri ama olarak: a. Kartlar iinde birlie varma (Alman idealizmi), b. Kuramsal olarak artk temellendirilemeyen, usd (irrasyonel) olan, kiisel yaantlarn ve yaa mn derinliklerinden kan deerlere ve deerler dzenine varma 74

f
fiz ik te si (yaama felsefesi), c. Varoluun zgrl ve tarihsellii temelinden kalkarak koulsuz olana, salt olana varma (varoluu felsefe). Felsefe iki temel blme ayrlr: 1- Sistematik felsefe: Bunun da temel dallar: fiziktesi ya da varlkbilim (ontoloji), mantk, bilgi retisi, ahlk fel sefesi (ethik) ve estetik (sanat felsefesi): ayrca bunlara ek olarak tarih felsefesi, kltr felsefesi, toplum felsefesi, dil felsefesi, hukuk fel sefesi, din felsefesi, doa felsefesi vb. dallar. 2- Felsefe tarihi: a. Filozoflarn yaam ve retilerinin tarihi. b.Felsefey ve felsefe yaptlarn alarn ve toplumlarn kltrel, toplumsal balantlar iinde kavra maya ve ortaya sermeye alan dnce tarihi, c. Felsefe sorunlarrn tarihi, d. Tarih dnemlerine gre ayrlm felsefe tarihi e. Felsefe akm larn ele alan felsefe tarihi vb. felsef an trop o lo ji bkz. insanbilim 2 fenom en bkz. grng fenom enalizm bkz. grngclk fenom enizm bkz. grngclk fenom enoloj bkz. grngbilim fetiizm bkz. tap n caklk fig r [Fr., ng. figre] [Lat. figura]: (Mantkta) Orta terimin bulunduu yere gre tasmn ald biim. 4 tasm figr vardr: 1. Figrde orta terim byk nermenin (1. ncln) znesi (konusu), kk nermenin (2. ncl) yklemidir. 2. Figrde orta terim iki nermenin de yklemidir. 3. Figrde orta terim iki nermenin de konusudur. 4. Figrde orta terim byk nermenin yklemi, kk nermenin konusudur, fiksiyon alizm bkz. y ap n tclk finalizm bkz. e re k ilik fizik tesi [Alm. Meiaphys/k] [Fr. metaphys/qe] [ng. meto/>/ys/cs] [Yun. Meta ta physika] [es. t. mabad-et-tabiiye] : Varln son temelleri, z ve anlam zerine retiler. // Aristotelesin iik felsefe (prote Philosophia), adn verdii btn var olanlar iin ortak iklkeleri aratran yapt, sonradan Aristotelesin yaptlar bir araya toplanrken Fizik (Physika)ten sonraya konduu iin fizikten sonra , fizikten te anlamna gelen fiziktesi (Meta ta physika) adn almtr. lkin Yeni Platoncular, rastlantyla verilen bu adn, ierik bakmndan doay aan anlamna iaret etmilerdir. Fiziktesi trl biimlerde ortaya kar: a. Var olan larn kendisi zerine reti (varlkbilim). b. Evrenin z zerine reti 75

fo rm a liz m

(evrenbilim), c. nsan zerine reti (felsef nsanbilim ve varoluu felsefe), d. Tanr'nn varoluu ve z zerine reti (Tanrbilim). e. Kant n bilgi bakmndan fiziktesini eletirip klgl usun stnl" ilkesi ile ahlk alannda kurduu ahlk fizikotesi. Fiziktesi a. Speklatif olabilir: En yksek bir genel ilkeden tm gereklii karmak ister, b. Tmevarmsal olabilir: Tek ek bilimlerin sonularndan bir bireime varmaya alarak bir evren tablosu ortaya koymak ister. fo rm alizm bkz. b i im c ilik

76

G
g e e rlilik [Alm. Ge/tung]: Bir kavramn, bir yargnn manttk ya da de er kuram (anlam ve deeri) bakmndan onaylanabilir olmas. // Felsefe kavram olarak Lotze ve Gney-Bat Alman Kant Okulunca (Windelband - H. Rickert) idelerin, dorularn, deerlerin varlkbiimi ni belirtmek iin kullanlmtr: Bunlarn bir yandan bir zne in geerli, yani balayc (zorunlu) olmalar, te yandan da gerek tirdikleri olgusal onaylamadan bamsz, nesnel olarak geerli olma lar gerekir. Lotze iin dorular, ister yalnzca dnlm olsunlar, ster herhangi bir yerde gerekletirilmi olsunlar, Felsefe Okulunda; ayn geri lde doru geerlidirler. Gney*Bat Alman vardr, ancak gereklikleri yoktur. g elen ekilik [Alm. Tradt/ona/smus] [Fr. trod/tiona/isme] [ng. trad/t/onaJ/sm] [es.t. ananeviye]: 1- a. Geleneklere ar deer verme eilimi, b. Es kimi olana, alkanlklara, eski inanlara yaknlk duyan yaama tu tumu. 2- (zel anlamada) 19. yzylda Fransada katolik bilginlerce (Bonald, de Maistre vb. ) Aydnlanmaya kar gelitirilen, doruluun gelenekle, zellikle kilise geleneiyle bilinebileceini ne sren reti. gelge istek [Alm. Ve/leit't] [Fr. ve//it] [ng. ve//ety] [Lat. velie = istemek] [es.t. zaif irade]: stenci geici isteme. genel [Alm. allgemein] [Fr. gnrai] [ng. general ] [Lat. genera//s = cinse bal, cinsle ilgili] [es.t. umum]: Cinsle, trl ilgili olan; bir trn, bir cinsin btn nesnelerini iinde toplayan; bir nesne snfnn btn nesnelerini toplayan. 1- Azlk, okluk ya da btnl belirlemeden bir snfta birok bireylere (ya da her biri blnmez bir btn kuran bir ok beklere) uygun den. // Genel: a- Hem bireysele, hem tekile, hem de tikele karttr, b. Sz konusu dncenin kapsamnn genilik ya da darlna gre genellik dereceleri vardr, ( r. Beslenme, yer deitirmeden daha genel bir grevdir.) 2- Bir snfn bireylerinin 77 etkileyebilecek gllkte olmayan, gelip

(mantk), iyi (ahlk) ve gzel (sanat) deerlerinin salt geerlilikleri

g en elletirm e

byk bir blmne uygun den. // "Genellikle', genel olarak" deyimleri gnlk dilde de bu anlamda kullanlr. Genellikle dendiinde kuraldna yer var demektir. Bu anlamda genel hem tmele hem kuraldna karttr. 3- Bir snfn btn bireylerine uygun den. (r. genel bir yasa.) Skolastikler ve gnmzde onlara bal olanlar geneli bu anlamda alrlar. Onlara gre tmel, genel kavramlar belirtir. Port Royal mant tmel nermeleri bu anlamda kullanmtr, ayn zamanda genel nermeler deyimini de ayn anlamda kullanrlar. Genelin tmelden ayrm: Genellik terimlerin ieriklerine baldr, bu yzden genelliin biimsel bir zellii yoktur, tmellik ise nermelerin biimsel bir zelliidir. Modern mantklara gre, tmel kavramn iyice belirtmek iin, genel szcne de aklk getirmek zorunludur. Tmel nermeler tikel nermelerin kart olduu gibi, genel nermeler de belirli ya da zel nermelerin kartdr. Bir ner mede bir ya da bir ok deiken ya da belirlenmemit terim varsa o nerme geneldir. r: VII. Charles, Reims katedralinde kutsallatrl d. tekil bir nermedir; Btn Fransa krallar, R. k. inde kutsalla trldlar. tmel bir nermedir. Her iki nerme de belirlidir ve dei mez bir anlam vardr. Ama Fransa kral, R. k. inde kutsallatrld. denirse, "Fransa'nn hangi kral! diye sorulacaktr, Fransa kral terimi Fransada ne kadar kral varsa o kadar ayr deeri olan, deie bilen bir terimdir. nerme krallardan kimileri iin doru, kimileri iin yanltr. (Oysa tmel nerme, Btn k rallar... nermesi kesin likle ya doru ya yanltr.) Bylece Fransa k r a l..." gibi belirsiz ve deiebilen bir nerme bir gene) nermedir. Gnlk dilde de ok ge nel konuuyorsun. dediimizde karmzdakinin belirli, kesin bir ey sylememi olduunu belirtmek isteriz. genelletirm e [Aim. Generalisation] [Fr. gnralisation] [ng. generalization] [Lat. generalis = genel] [es.t. tamim]: Tek tek ya da zel durumlardan genel bir yasann, nermenin karlmas. genesis bkz. olu gerek [Aim. real, wirkllch] [Fr. rel] [ng. real] [Lat. realis] [es.t. hakik, vaki]: 1- Dnlen, tasarmlanan, imgelenen eylere kart olarak, var olan. 2- Bilinten bamsz olarak var olan. g e re kilik [Aim. Realismus] [Fr. ralisme] [ing. realism] [Lat. realismus] [es.t. hakikiye]: I. 1- Dnmenin temeli ve eylemenin ls olarak gereklie balanan gr ve tutum. 2- Sorunlar yarar asndan ele alan 78

g izem sel tutum. II. (Felsefe kavram olarak) Bilinten bamsz bir gerekliin var olduunu benimseyen grler. 1- (Fiziktesi asndan) Skolastik fel sefedeki kavram gerekilii, Platonun idealar retisine bal olan gr: Tmel kavramlarn bilincin dnda kendine zg gerek bir varlk lar olduunu ne srer. (Ortaada kart: adlk ve kavramclk.) 2- (Bilgi kuram asndan) Bilen zneden bamsz olarak var olan bir gerekler evreninin bulunduunu ve bu gerekler evreninin bilgisine alg ya da dnme yolu ile eriebileceimizi kabul eden retiler. Kart bkz. idealizm . 3- Baz modern matematikiler matematik kav ramlarn dmzda gerekten varolduklarn syleyerek Platonun idealar retisini canlandrmlardr. 4- (Estetikte) Sanat yaptnn gerein yanstlmas olduunu ne sren gr. g ereklik [Alm. Wirklichkeit, Realitt] [Fr. ro/it] [ng. rea/ity] [Lat. rea/itas] [es.t. eniyet]: 1- Gerek olan, varolan eylerin tm. // Bu anlamda gerekliin u trleri vardr: a. Bilinten, tasarmlar dan bamsz olan yarlk. (Dnlm, dlenmi eylerin kart.) b. Belli bir zaman balants iinde yaanm olan, yaant ve de neylerde somut olarak karlalan eyler. 2- Olanan kart. 3Bilimsel aratrmalarda her trl znel enin olarak geerlii olan ey. gidim li (dnme) [Alm. diskursiv] [Fr. d/scurs/f] [ng. d/scarsuve] [Lat. d/seurs/vus] [es.t. bahs, istidlali]: Bir tasarmdan tekine geerek, karmlar yaparak, bir nermeden tekine mantksal bir yolla ilerle yerek, paralardan btnl olan bir dnce kuran dnme yolu. Kar t bkz. sezgisel (dnme) gizem [Alm. Mysterium, Geheimnis] [Fr. mystre] [ng. mystery] [Yun. mysterion] [es.t. sir]: 1- Duyular aan; usumuzun doal durumunda, varoluu ve z bize kapal, sakl kalan ey. 2- Doast inan dorular. g ize m cilik [Alm. Mystizismus] [Fr. mysticisme] [ng. mysticism] [es.t.tasavvuf]: Tinsel tutum ve dn; yaama dorultusu olarak: 1- Karanlk, gizemle ykl olana duyulan ar eilim. 2- Ak olmayan, gizemsel dnme biimi. 3- Tanrsal sezgi yoluyle, alglanamayan doast ger ekleri yaama. 4-Tanrya erime abalarnn tm. 5- Yksek bir gc kavramak ve eylemlerini bu gce gre dzenlemek iin gerekliin s tne ykselme eilimi. gizemsel [Alm. mystisch] [Fr. mystique] [ng. mystic, mysticai] [Yun. mystikos < myein = gzlerini yummak, kapamak] [es.t. tasavvufi]: Duyusal 79 karsnda nesnel

gizilg alglardan koparak gizem dolu i aydnla erimeye ilikin. Bu ba* balamda: 1- Her trl zne-nesne ayrmn, ikiliini kaldrarak birolma durumu. (Yalnzca Tanryla deil, doayla da olabilir.) 2- Tanryfa bir olma, birleme, kendini Tanrda yaama durumu. 3- Yksek tinsel gler araclyle Tanrfy grme, Tan rya erime durumu.4-GizemdoIu eylemler ya da ruhsal altrmalarla Tanrya erime yntem ve tekniine ilikin. Gizlemsel Tanrbilim ve felsefe: a. Gizemsel yaam kavranlr birbiimde aklama ve ortaya koyma, b. Tarihsel retiler araclyle gizemsel yaantlarn az ya da ok dizgesel olarak ilenmesi (17. yzyl), gizilg [Alm. Potenz] [Fr. potent/e/] [ng. potentiality] [Yun. dynam/s] [Lat. potentia = g, olanak, sakl g] [Yun. dynamis] [es.t. kuvve-i mekm'ye]: (Genel anlamda) Edim olarak deil de, g olarak var ohn, henz gereklemeyen, ama gerekleebilecek olan, olanak durumunda olan. Kart bkz. e rk e ; edim. 1- (Aristoteleste) Bir eyi yapma, zel likle bir eyi oluturma olana; Yun. energe/d = erke, gerekletirme gc ve ente/ekhe/d biimleyici lkenin kart olarak salt olanak. (r. Bir mermer parasnda Apollon heykeli olmak zere bir gizilg vardr.) 2- Eylem yetenei, atlma zorlayan g. gnoseoloji [Alm. Gnoseo/og/e] [Fr. gnoso/o^ie] [ng. gnoseo/ogy] [Yun. gno sis = bilgi; /ogos = reti]: Bilgi kuram, bilgi retisi. Yunanca gnos'ts, ep/steme le eanlaml; bilgi, bilim demek. Gnoseoloji ve epis temoloji terimlerinin somut anlamlarnn ayn oluu ve eitli dillerde bu terimlerin ayr anlamlarda kullanl, bulankla yol amtr. Gno seoloji ve epistemoloji genellikle kendi koullar ve sonular iinde bilgi olayn (fenomenini) inceleyen felsefenin bu blmne verilen adlar. Bilgiyi inceleme: ki blme ayrlabilir. 1- Yntem retisi, yntem bilimi (metodoloji) ya da bilim retisi (bunu Franszlar pistemologie ile karlar). Bilimsel ilkeleri, temel kavramlar, yasalar, konut ve varsaymlar eletiririp inceler. 2- Bilgi kuram. Fransada gnosologie bilgi kuram (=thorie de la connaissance) anlamna kullan lr. ngilizcede bilgi kuramnn tam karl epistemology olmakla bir likte gnoseology terimi de, bilginin kkeni, yaps, snrlar ve geer liliini aratrmas bakmndan bilgi kuramn karlar, ama zel bilim lerin temel kavramlarn, konutlarn, ve varsaymlarn (ndayanaklarn) inceleyen yntem retisinden ayrlr. Almancada Gnoseologie, bilgi retisi (= Erkenntnislehre) ile karlanr; N. Hartmann, Gnoseolo gie terimine daha zel bir anlam vermi, bunu bilgi kuramnn temel 80

g relilik kuram paras olarak grmtr. Bu grn zellikle zne ile nesne arasn daki bilinci aan bilgi balants retisine uygulamtr, gnostikler (b ilin irc ile r) [Alm. Gnostiker] [Fr. gnostijues] [ing. gnoscs] [Yun. gnostikoi = bilenler < gnosis = bilgi, gnostikos = bilgiye ilikin] [es.t. irfaniyan]: . S. 1. yzyldaki dinsel felsefe akmlarna ve tari katlarna verilen ad.// Bunlar Yunan felsefesindeki dnceleri, Hellenistik adaki gizem dinlerinin ve dou dinlerinin tasarmlaryle birletiri yorlar ve kilisenin retisinde, Tanr'nn ve Tanrsal eylerin daha yk sek bir plandaki bilgisi iin yalnzca bir n basamak buluyorlard. zel likle de kurtuluu speklatif bilgide aryorlard, gnostisizm (b ilin ir c ilik ) [Alm. Gnostizismus] [Fr. gnosticisme] [ing. gnos ticism] [Yun. gnosis = bilgi] [es.t. irfaniye]: nsanla Tanr arasndaki ilikiyi speklatif bilgilere baml klan retiler, gnl [Alm. Gemt]: 1- (Geni anlamda) Duygularn, ruhsal kprdanmalarn, i abalarn taycs. 2- (Gizemcilikte) Kiiyi Tanryla, insanla ve dn yayla iten bir iliki iine koyan, ruhun derinliklerindeki g. 3- Duygu ball yetisi: duygunun ballk, birliktelik duyuran kavrayci. g recilik [Alm. Relativismus] [Fr. relativisme] [ing. relativism] [es.t. izafiye]: 1Btn bilgilerin greli, olduunu ne sren reti. 2- (Ahlkta) Genel geer, salt ahlk deerleri olmadn, btn deerlerin alara, toplumlara, kiilere, kltr durumlarna, yaama biimlerine gre deitiini ne sren reti, greli [Aim. re/otiv] [Fr. relatif] [ng. relative] [Lat. relativus] [es.t. izafi], 1Bir baka eye bal olan; bir baka eye gre olan. 2 - Bir baka eye bants ile tanmlanabilen (byklk, uzaklk gibi). 3- Koullu, ancak belli koullarla, belli ilikiler iinde geerli olan. Kart 1Greli olma durumu. 2- Snrl bir geerlilik, bkz. saltk g relilik [Alm. Relativitt] [Fr. relativit] [ing. relativity] [es.t. izafiyet]: g relilik ku ram [Alm. Relativittstheorie] [Fr. thorie de la relativit] [ing. theory of relativity] [es.t. izafiyet nazariyesi]: Klasik fiziin saltk olarak grd kimi eyleri, uzay-zaman iinde > dzenleik bir dizgenin seilmesine bal, bu seimin de gzlemciye gre deiebildiim ileri sren, Einsteinn kurduu fizik kuram. // Bu kurama gre uzay-zaman byklkleri, gzlemcinin duru noktasna ve devinim durumuna ba ldr; rnein bir uzakln llmesinde, bu uzakla oranla devinimsiz duran bir gzlemci ile, devinim durumunda olan bir gzlemcinin varacaklar sonu ayr olacaktr. yleyse lmelerde gzlemci ile duru 81

g rev noktasn hep gz nnde bulundurmak zorundayz. te yandan klasik fiziin greli sayd kimi eyleri de grelilik kuram saltk sayar, ( r. Uzayda n hz.) grev [Am. Funktion] [Fr. fonction] [ng. function] [Lat. functio = yerine getirme, gerekletirme] [es.t. fule, vazife]: 1- Bir organn baars, grd i, etkinlik biimi.(r. Grme gzn grevidir.) 2- Bir etkenin deimesiyle teki etkenin de deitii ballk ilikisi; zellikle iki dizi arasndaki yasal balant. gr [Alm. Anschoung] [Fr., ng. intuition] [Lat. /ntu/tio, Intuitus < in-tueri iini grme] [es.t. hads, tehadds]: Dolaysz kavrama, birden kavrama. 1- Bir eyin ini dorudan doruya grme; dolaysz kavranan dorularn bilgisi: a. (Spnozada) scientia intuitiva olarak en yksek bilgi tr; b. Husserlde z grs, z grleme; ze ynelik kavrama. 2- Du yusal algnn dna kan grme, tinsel grleme; bu anlamnda Platonda idealar grmeden balayarak Plotinos, skolastik, gizemcilik, Cusanus (visio intellectualis Spinoza zerinden Alman idealizminin anlksal gr sne dein ulamtr, bkz. sezgi grng [Alm. Ersche/nung, Phanomen] [Fr. phnomne] [ng. phenomenon, appearance] [Yun. phainomenon] [es.t. hod/se]: 1- (Genellikle) Duyularla alglanabilen her ey. // Kendinde ?ey in (Ding an sich, chose en soi, thing-in*itself) ballak kavram. Grng, hem gerek varlktan, hem de salt grntden ayrt edilir. 2- (Fizik tesinde) Kendinde var olan salt bir gereklii ortaya koyan. rnein Platon iin duyulur dnya (grngler dnyas) duyulur st olan idealar dnyasnn (Platona gre gerek dnya), yani usla bilinen dnlr dnyann (noumenonIar dnyasnn) grngsdr. Leibniz iin de uzay iindeki cisimler dn yas duyulur st olan tinse! -> monad dnyasnn iyi temellendirilmi bir grngs dr. 3- (Kantta) Olabilir deneyin konusu olan her ey grngdr. Duyularla bal nsan usu yalnzca grngleri (phaino menon) bilebilir, onlarn arkasndaki kendinde eyleri (noumenon) bilemez. 4- (Fichtede) Grng, benin etkinliinin rndr. 5(Grngbilimde) Yalnzca dnlen, dolayl olarak bilinen ieriklere kart olarak, dorudan doruya grlenen, yaanm olan ierikler. Bu anlamda, bir gerek varolan (r. kendi i edimlerimiz) ya da z bakmndan kavranm bir nesne de (r. gen) grng olabilir. grngbilim [Alm. Phnomenologie'J [Fr. phnomnologie] [ng. phenomeno* logy] [Yun. phainomenon = grn; logos bilim, reti]: I. G 82

grngclk rngler bilimi, retisi. Bu anlamda: 1- (Kantta) Alglanan grng ler retisi. (Kant bu szc Doabilimin Fiziktesi Temellen adl yazsnda kullanm, ama eletiri lerinde artk kullanmamtr. 2(Hegel'de) -> Eytiimsel gelimesi iinde bilincin geirdii evrelerin fi ziktesi asndan ortaya konuluu ( Phaenomenologie des Geistes ). 3- Bin olaylarnn zmlenmesi ve betimlenmesi (betimleyici ruhbilim-Brentano). II. E. Husserlin kurduu felsefe okulu, Husserlin olgu bilimlerinin karsna koyduu zbilimi. z, grnglerin dolaysz grleme (z grleme, z grs) ile kavranlan idelere ilikin eri idir; ama grngbilim zn kendisi zerine bir bilim deil, z gr s , z grleyen bilin zerine bir bilimdir; bilincin en nemli nitelii de ynelmllii (Intentionalitt) dir, bilincin bir ey zerine bilin olmas, bir eye ynelmi olmasdr. Buna gre gerekliin bir kendiliindenlii yoktur, gereklik yalnzca ynelinen, bilincine varlan, grlenen bir eydir. Grngbilim, bir felsefe dizgesi olmaktan ok, bir yntemdir, bu yntem de, z grleme, zle geri gitme, salt bilince bir indirgemedir (reduktion); bu da ayra iine almakla baar lr: Duyularla alglanan nesnelerin tesinde bulunan dncel (ideal) zlkler alanna ykselebilmek, nesnenin zn kavrayabilmek iin, bir yn rastlant ve z olmayan niteliklerle ykl olan olgular dnya sn bir yana brakmak, ayra iine almak gerekir. Bu, olgular dnyasnn varln ortadan kaldrma ya da ondan kuku duyma anlamna gelmez; yalnzca yntem gerei bir yarg vermeme, bir srt evirmedir. Bu yolla Husserl felsefeyi kesin bir bilim olma basamana karacana nanr. Husserlden sonra M. Scheler, grngbilim yntemini zellikle deer ler alanna uygulamtr. Grngbilim akmnn baka nlleri: A, Pfnder, M. Geger, E. Stein. Husserlin en nemli rencilerinden Heidegger grngbilimi > varlkbilime evirmitir. grngclk [Alm. P/anomeno/fsmus] [Fr. phnomnalisme, phnom/sme] [Ing. phenomena//$mj [es.t. zahiriye]: 1- Gerek olann yalnzca > grngler olduunu ne sren, grnglerin arkasnda kendinde ey in varln yadsyan gr (nesnel grngclk). // Bu anlam Franszcada, Renouviernin ortaya att, phnomnisme szc le karlanr. Balca savunucular: Renouvier, Shadworth, Hodgson. 2Grnglerin arkasnda kendinde ey in bulunduunu, ancak insann bunun bilgisine eriemeyeceini savunan gr (eletirel grngclk). // Balca temsilcisi: Kant. 3- Yalnzca bilin eriklerinin var oldu unu, bunlarn da ancak znel olarak temellendinlebileceini. d-

83

gzlem dnyada bunlara karlk olacak nesnel bir gereklik olmadn ileri sren gr (znel grngclk). gzlem [Aim. Beobachtung] [Fr., ng. observat/on] [es.t. mahede]'. Bir

nesne ya da bir olayn, niteliklerini bilmek amac ile, dikkatli ve plan l olarak ele alnp incelenmesi. // Gzlem btn deney bilimlerinin balca dayanadr, ama eletirilmeden geerli olamaz; nk en kesin gzlem bile a. eksiksiz yaplamaz; b. varsaymlara dayanr. g [Aim. Kraft] [Fr. force] [ng. power] [Lat. fortitudo] [es.t. kuvvet]: 1Fiziksel, dncel ve ahlksal bir etki yapabilme ya da bir etkiye direnebilme yetenei, a. Ar bir cismi kmldatabilme yetenei: kas gc. b. Etki ve gllk ilkesi: karakter gc, direnme gc, dnce gc, bir kantn gc (ide force = kmldatc, ynetici g). 2- Fiziktesi kavram olarak: a. tme ve arpmada dtan mekanik etki yapan ey; b. Bireylerde trl biimlerde ortaya kan itici, etki yapc ve biimlendirici olan ey. (Leibnizde temel etkinlik ilkesi; Herder ve Nietzschede de temel kavram.) 3- Bir eyin yaplmasn tzeyle, anla mayla deil de, bask yoluyle salayan etkinlik. (r. Gce dayal devlet.) gd [Aim. Mot/V] [Fr. motif] [ng. motive] [Lat. movere = kmldatmak, devindirmek] [es.t. saik]: 1- Bir sten eyleminin nedeni, kmldatcs. 2- (Sanat alannda) Sanat yaratmalarnn kmldatcs. gdlenim [Aim., Fr., ng. Motivation]: stencin gdlerle belirlenmesi.

gdm bilim [Aim. Kybernetik] [Fr. cyberntique] [ng. cybernetics] [Yun. kybernet/ke; kp6ernetes = dmenci, ynetici, yneltci]: 1- (Amprein bilimleri snflamasnda) Ynetim sanatn inceleyen siyasa bilimi. 2- (G nmzde )a. -> Bilii (information) teknii ve bilimi b. Her trden (tek nik, dirimbilimsel, ekonomik, toplumsal ve benzeri alanlarda) ilemleri denetleme, dzenleme, dengeleme ve programlama ilkeleri zerine bi lim. I Dzenleme, denge kurma ilkesine gre olur, rnein, bir s d zenleyicisinde bir duyar o andaki s le olmas gereken sy karlatrr ve duruma gre souk ya da scaa aygt ayarlayp dengeler, c. Kendi kendini denetleyen makineleri kurma teknii, retisi (bilgi sayarlar teknii). Organizmalara, hesap makinelerine, toplumlara uygulanan denetleme ve dzenleme olaylar, denge kurma dizgesine ve biliilen aktarmaya dayanr. Lojistik ve bilii kuram ile glenen gdmbilim, Amerikada dirimbilime ve toplumbilime de uygulanmaktadr. Makineler araclyle canl varlklarn grevlerini en iyi biimde ortaya karma teknii olan gdmbilim, ne yalnzca makinelerle, ne de yalnzca canl 84

gzel varlklarla ilgilidir, tersine bunlarn ortak yaplaryle ilgilidir. Bu ortak yap, elektronik beyinle dirimbilimdeki -> benzeen (analog) ilkeleri yeni bir k noktas olarak aratrma alanna verir. N. W iener ( Cy bernetics or control and communication in the animal and the mac hine ), insan beyninin elektronik hesap makinesinin ikilikli dizgesi ile ayn yapda olduunu gstermeye alr. Felsefe asndan gdmbilim: Hemen her zaman, ilerideki bir gelime ya da bulgusal ara trma amacyle yaplm kurgusal (fiktif) bir kabulle -kendilerine bilin yklenemeyen dizgelerde (teknik ya da dirimbilim dizgeleri) bilin srecinin kabul ile- balant iindedir. Gdmbilimin kendine zg felsef anlam; kavray aan ilkelerin ortaya karlmasnda bulu nur; bu ilkeler, dzenleme ve bilgi verip alma ilemlerini dev olarak koyan ve onlarn zmn matematiksel biimde tantlayan btn dallarda kendilerini gsterirler. Gdmbilimin nemi, insan gcnn yerini kendi kendine ilemler yapan ve denetleyen makinelerin almasndadr. gncel [Aim. aktel/] [Fr. ociue/] [ng. actual] [es.t. fiil]'. inde bulunulan an iin bir anlam, bir nemi olan; konuulan anda ortaya kan ya da var olan. gzel [Aim. schn] [Fr. > eau] [ng. beautiful] [Yun. fco/os]: (Szcn somut anlam: Grmeyle ilgili, gze ho grnen). Estetiin temel kavram; deer yarglarnn ana kavramlarndan biri. Gzel, genellikle uyumlu birlik olarak kabul edilir. Platondan beri gzel zerine eitli re tiler gelitirilmitir.

85

H
habitus [Lat. hob/tus] [Yun. heksis]: Aristotelesten gelen ve skolastiin de kulland terim. Bir tr nitelik; srekli bir davran biimi; kalc ve srekli durum. // Aristoteleste erdem bir heksistr. (r. l llk: Her zaman ll davranan kimse sonunda ll davran al kanlk haline getirmekle erdemli bir kimse olur; lllk o kimse iin bir heksis, bir tr ikinci doa olmutur. ) h alk erki [Alm. Demokrat/eJ [Fr. dmocratie] [ng. democracy] [Yun. demok rat/a, demos halk, kratos = erk, egemenlik] [es.t. hkmet-i amme]: 1- Halkn kendisini ynetmesi ya da halkn halk adna ynetilmesi. // Bu ynetimde hkmet, gcn yurttalarn tmn iine alan halkn istencinden alr. Hkmet ve devlet ilerinin yrtlmesi, ya yurtta larn tmnn toplanmasyle (eski Yunan kent-devletlernde olduu gibi) ya da dorudan doruya halkn setii temsilciler ya da grevliler eliyle olur. 2- nsann saygnlna deer veren; kiilerin karlkl anlay inde birbirlerine zgrlk tanmalarn ve btn iin sorum luluk duymalarn birlikte yaamann temeli olarak alan yaama biimi. haz [Alm. Lust] [Fr. p/a/s/r] [ng. p/easure] [Yun. Zedone]: 1- Duygunun, iinde bulunduu durum bakmndan temel niteliklerinden biri; acnn kart olarak holanma, tad alma. 2- stek duyulan bir eyi elde etmeden do an honutluk duygusu. 3- Bir eyden duyusal ya da tinsel sevin duyma, bkz. hazclk hazclk [Alm. Hedonismus] [Fr. hdonisme] [ng. hedonism] [Yun. hedone =3 haz] [es.t, lezzetiye]: 1- Yaamn anlamn hazda bulan dnya gr. 2- Haz = hedoneyi ahlk ilkesi olarak kabul eden; ahlk eyleminin ere ini ve leini hazda bulan ahlk retisi. / / Burada ya a. bir anlk duyusal haz, ya da b. srekli haz (tinsel haz) sz konusudur. Kyrene Okulunun kurucusu olan Aristippos hazcln da kuru cusu saylr. Aristpposa gre haz veren ey iyidir, ac veren de kt. Haz ile iyi ayn eydir. nsan her eyden sevin duymaya almal, her 86

Herm eneutik yaama durumunda iyiyi, sevincin kaynan bulmak istemelidir. Ancak Arlstipposun gz nnde bulundurduu bir anlk haz duygusudur. Bu reti daha tinsel biimde Epikurosta da karmza kyor. Ona gre de, biricik iyi hazdr, Haz btn eylemlerimizin erei olmaldr . An cak Epikuros mutluluun temelini ruhun dinginliinde bulur, tinsel hazlar duyusal hazlarn stnde grr ve en yksek erek olarak koyar; nk yalnz tinsel hazlar gelip geici olmayan hazlardr, srekli bir ruh durumu salarlar. hedonizm bkz. hazclk H e g e lc ilik [Alm. Hege/anismus] [Fr. hege/ion/sme] [ng. Hege/ionism]: 1- Hegel ve ona bal olanlarn oluturduu, zellikle salt idealizm ve eytiimsel yntem anlaylaryle belirlenen felsefe akm, bkz. e ytiim . / / 2 - Hegelc Okul: 1830-40 yllar arasnda Almanyada en yaygn olan felsefe okulu Hegelci okuldu. Bu da Hegel felsefesine kapal, mantksal bir dizge oluundan, ynteminin ve ilkelerinin trl dallara uygulanabilmesinden ileri geliyordu. HegePin lmnden hemen sonra Hegelci okul trl ynlere ayrlm; zellikle Hegelin din ve siyasa sorunlarnda kesin bir tutumu olmay okulun ikiye ayrlmasna, Sa Hegelcilerle Sol Hegelcilerin ortaya kmasna yol amtr. TutucuHristiyan sa kanadn savunucular: Gabler, Hinrich vb. olmutur. Sol kanadn savunucular: Richter, Ruge, (son dneminde) Bruno Bauer, Strauss, Feuerbach, Marxtir. Bu kanat Strauss ve Feuerbachla sonunda zdeki akmla birlemi; Marx ve Engelsle birlikte Hegelcilik * tarih sel zdekiliin temel elerinden biri olmutur. 3- Hegel dncesini 20. yzylda eytiimsel yntem asndan yeniden ele alan akm. // Bu akm genellikle Yeni Hegelcilik olarak adlandrlr; yalnz Almanyada deil, zellikle Fransa, ngiltere, talya, Hollana, skandinavya, Amerika ve Rusyada da yaygnlk kazanmtr. Bugn Hegelin tinin grngbilimi (Phnomenelogie des geistes) gen Marxin felsefe almalaryle birlikte dnce yaamnda nemli bir rol oynuyor. Almanya dnda zellikle Fransa ve talyada bugn Hegel-Marx sorunu nsrada gr nyor. H e rak le ito su lu k [Alm. Herafcf/t/smus]: Gerekliin asl zn ncesizsonrasz oluta gren, bu oluun kendini kartlarda ve kartlar iinden geerek gerekletirdiini savunan, Yunan filozofu Herakletosun temellendirdii gr. Kart bkz. Ele aclk herm en eutik bkz. yorum sam a 87

h eterojen heterojen bkz. ayrk heteronom i bkz. yad e rk lik heyecan [Alm., Fr. ng. Emot/on][Lat. emovere = devinmek]: ya da d uyarmlarla ortaya kan ruhsal devinim; duygu devinimi. Heyecan: a. kalc, srekli (r. karasevda); b. geici bir cokunluk niteliinde (r. sevin); c. belli bir eye ynelmi (r. korku) olabilir, hic et nunc [Lat. hic et nunc = burada ve imdi] : Nesnelerin, olaylarn zaman ve uzay ynnden belirliliini gstermek iin kullanlan terim, hiilik [Alm. N/h///smus] [Fr. n/h/7/sm e] [ng. mh///sm] [Lat. nihil hi] [es. t. ademiyun mezhebi]: (Gene! olarak) a. Var olan grlere, deerlere, dzene kar kan; b. Hi bir deer tanmayan grlere verilen ad. // u biimleri vardr: 1- (Kuramsal alanda) Her trl bilgi olanan yadsyan, sorunsal olmayan ve kendisinden kukulanlmayan hi bir eyin olmadn ne sren gr (= eletirici ve kukucu hiilik). 2- (Ahlk alannda) Ahlk kurallarn ve deerlerini tanmayan gr. 3- (Siyasa alannda) a. Yeni bir toplum dzeni kurmak isteiyle eski, yerleik dzeni btnyle yadsyan gr, b. Her trl siyasal dzeni yadsyan, toplumun birey zerinde hi bir basksn kabul etmeyen gr; bu biimi anarizm ve salt bireycilikle birleir. hilik [Alm. Nichts] [Fr. nant] [ng. non-i>e/ng] [Lat. non ens] [es.t. adem]: 1- Yadsma sonucu, gerekteki belirlenimlerin, zelliklerin, durum larn ortadan kaldrlmas sonucu bir eyin var olmay (greli hilik). 2- Varln eksiklii, olmay, yokluu (salt hilik), hilozoizm bkz. cani zdekilik

hip otetik im p ra tif bkz. koullu buyruk hip otetik yarg bkz. koullu yarg hipotez bkz. varsaym historsm us bkz. ta rih s elc ilik hiyerari bkz. aama dzeni hom o faber (Lat.): Yapmc insan; becerili insan; alan, aralar yapan varlk; doalc, olgucu ve pragmac bir insan anlaynn forml. // Bu anlay, insanda herhangi bir yksek yetinin, ayr bir zel us yetisi nin varln kabul etmez; byle bir ayrcal yoktur insann; insanla hayvan arasnda bir z ayrl deil, bir derece ayrl vardr yalnzca; insan ilk planda us varl (homo sapiens) deil, bir igd varldr. nsan yalnzca ok gelimi bir canl varlktr. Bu canl varln da, zel-

\
hypostaz likle ara kullanmada zel bir becerisi vardr. Dil ve kavramlar da, bu anlaya gre, yalnzca birer aratr, hom ojen bkz. badak homo m ensura (Lat.): Protagorasn nsan her eyin lsdr. ner mesinin ksaltlm forml, homo oeconomicus (Lat.): Yalnzca ekonomik karlarla belirlenmi insan. /1 Ekonominin kendine zg yasalarn aydnlatmak iin, klasik ekonomi bilimi byle bir insan tipini varsayar, homo sapiens (Lat.): Us yetisi olan insan; us sahibi yaratk . Anaksagorastan Hegele dek uzanan geleneksel insan anlaynn kavramsal forml. Karl von Linn (sveli doa aratrcs) Systema naturae yaptnda bu deyimi kltr dnemi insan in kullanmtr. Burada sapiens = us sahibi insann hayvanlar dnyasndan olan zel ayrmn belirtir, hogr [Alm. Toieranz] [Fr. tolrance] [ng. to/eronce] [Lat. tolerantia < toferare = katlanmak] [es.t. msamaha, tesamh]: 1- Bakalarnn d nce ve kanlarn hogrme, onlarn da geerliliklerine kar tepki gstermeme. 2- Bakalarnn dnce ve kanlarn zgrce dile getir mesini ve dncelerine gre yaamasn hogrme tutumu. // Bat dnyasnda zellikle 16. yzyldan beri din basksndan kurtulmayla dinsel sorunlar karsnda hogr balamtr. (Nicolaus Cusanusun De pace fidei adl yapt yol ac olmu, sonradan Bodin, Spinoza, Locke, Voltaire bu konuda etkili yaptlar vermilerdir.) hukuk felsefesi [Alm. Rechtsphi/osoph/e] [Fr. /> J)i7 o so /> h /e du droit]: Hukukun zn, kkenini, geerliliini, lkelerini, devlerini; yaam ve bilimler balam iindeki yerini felsefe asndan aklamaya alan felsefe dal, hm anizm bkz. insanclk hylem orfzm bkz. zdekblim cilik hypostaz bkz. dayant

89

i
: Biimsel mantkta, tikel olumlu nermelerin simgesi, ( r. Baz insanlar kara gzldr. ) daralm as [Alm. Angst] [Fr. ongo/sse] [ng. angu/sh]: Belirli bir neden olmadan duyulan, belli bir nedene balanamayan, tersine balca nitelii belirsizlik olan korku; srekli bir kayg, daralma duygusu.//daralmas, varoluu felsefenin teme! kavramlarndan biridir, zellikle Kierke gaard ve gnmzde Heidegger idaralmasn varoluun yokluk (hilik) karsnda temel durumu olarak ne srmlerdir. Kierkegaardda daralmas insann kendi varoluunu uyandrma aracdr. Heideggere gre de ancak idaralmas, varoluu yokluk uurumunun nne koyar. Ancak yokluk uurumu zerinde bulunan, kendi varoluu iin kayglanm olan kimse var olann (Seiende) dar snrn ap varla (Sein) adm atabilir ve ancak bu korku iinde kalmaya yrei olan kimse, kendinde olan i ekirdei, kendi varoluunu aa karr. iduyu [Alm. innerer S/nn] [Fr. sens /nterne] [Lat. sensus interior]: 1- Kiinin, kendi ruhsal durumlarnn ve i yaantlarnn dolaysz olarak bilincine varmas. 2- (Locke'ta) Kiinin kendi znel edimleri ve yetenekleri ze rine dnmesi; d duyumun kart. 3 -(Kantta) Kendi kendini iten alglama yetisi. // Kant, zaman, kendi kendimizi ve kendi durumumuzu grlemeyi olanakl klan, iduyumun biimi (form) olarak belirlemitir, idnya [Alm. /nnenwe/] [Fr. monde interne] [es.t. dahil lem]: Bilincin dnda olan eylerin kart olarak: bilincin iinde olan eylerin tm. 2Kiinin i yaantlarnn oluturduu btn. Kart bkz. ddnya ieriksel d eerler ahlk [Alm. materiale VVerteth/k]: Kantn biimsel ahlk felsefesine kar M. Scheler ve N. Hartmannn gelitirdii, ahlk deerle rinin ierike belirlenmi olduunu ne sren reti. // Kanta gre ie rike belirlenmi deer, salt iyi olamazd; oysa Scheler ve Hartmanna gre, deerlerin ieriinin belirlenmi olmas, onlarn saltkln ortadan kaldrmaz. 90

irekler ierm e [Alm. /mp//ko/on] [Fr., ng. mp/'cat/on] [Lat. implicatio] [es.t. tazammun]: Mantksa! bant olarak, bir eyin baka bir eyi kendi kapsam iine almas. // Bu anlamda: a. Bir bilgi konusu kendisinden zorunlu olarak kan bir baka bilgi konusunu ierir. ( r. Yerekimi yasas, cisimlerin dn ierir.) b. Kapsam daha geni olan kavram, kapsam iine giren btn kavramlar ierir, ( r. Cins kavramlar tr kavram larn, tr kavramlar birey kavramlarn ierir.) igd [Alm. Instinkt] [Fr. , ng. /nstinct] [Lat. /nst/nctus] [es.t. sevktabii, garize, insiyak]: Bir hayvan trnn btn bireylerinde kaltm yoluyle belirlenmi olan ve yaamn korunmasna yarayan bilinsiz eyleme ve davran biimi. // gdler renilmezler, deneme yoluyle kazanl mazlar; bu davran biimleri her hayvan trnde bakadr, ama bir trn iinde bireysel ayrlklar gstermezler, iinde bulunm a [Alm. Inklusion, E/nnsch//essunf] [Fr., ng. mc/usion] [Lat. indudere = iinde bulunmak] [es.t. dahil bulunma]: Belli bir nedenin belli bir sonucu iinde bulundurmas. Cinsle tr arasndaki bant. (Kart: dnda brakma, dnda tutma = exdusio) bkz. tekelci y arg la r ikin [Alm., Fr., ng. immanent] [Lat. rmmenens = iinde kalarak, iinde olarak < in = iinde; manere = kalmak-trons/ens (akn) = bir eyin tesine geerek, aarakM n kart] [es.t. mndemi]: 1-Yalnzca bilin te olan, yalnzca bilin ierii olarak var olan (ey). (Bilinte ikin.) 2Deney inde kalan, deneyi amayan (ey). (Deneyde kin.) 3- Dnya iinde, dnyada olan (ey). (Dnyada ikin.) ilem [Alm. /nfo/t] [Fr. compre/ens/on] [ng. comprebens/on] [Lat. comprefoensfo] [es.t. tazammun]: -+ Kapsamn ballak kavram. Kavramn ya da o kavram dile getiren terimin inde toplad belirlenimlerin t m. Kavram kuran nitelik ve zelliklerin toplam. Bir konuya verile bilecek yklemlerin btn, irek [Alm. esoterisc/)] [Fr. esot6rf<jue] [ng. esoter/c] [Yun. eso = erde, ite] [es.t. bttn]: 1- Belirli bir insan topluluunun dnda kimseye bildiril meyen, yalnzca snrl, dar bir evreye aktarlan (her trl bilgi, reti vb.). 2- zellikle eski Yunan okullarnda, yalnz okul iinde, okulun kendi rencileriyle srdrlen, kapal, gizli retim biimi. Kart bkz. drak ire k le r [Alm. Esoter/ker] Fr. esoterjgues] [Yun. esoier/kos < eso = ieride, ite] [es.t. bttn, dahil, mektum, haf]: Eski Yunan felsefesinde bir retinin iine dein sokulmu, derinine inmi olan, gizemlerini bilen kiiler. Kart bkz. d raklar. // reki, drak kavramlar, gizem ler dinnden kmtr; bu dinde, son gizleri bilenlerle onlarn dnda kalan balangtakiler arndaki karl belirtir. 91

irekilik

ire k ilik : Bitimin yaygnlatramayacan!, ancak sekin yetikinlere bildirilebileceini savunan reti. idea [Alm. Idee] [Fr. idee] [ng. deo] [Yun. 'dea < idein = grmek] [es.t. fikir, misal]: 1- (Platon'da) Deimez z, eylerin ilkrnei. Uzay ve zamann tesinde, znenin dnda, kendiliinden var olan; duyularla deil, yalnzca tinsel olarak -> anmsama yoluyle kavranabilen, duyularla yalnzca grngleri (glgeleri) alglanabilen asl gereklik. 2- (Aris toteleste) Grnglerin deikenlii iinde bir ve ayn olarak kavra nan; tek tek nesnelerin z olan ey. Nesnelerin biimlendirici ilkesi (entelekhia) olan idealarn grngler dnyzs dnda bir varlklar yoktur, bunlar duyu dnyasnn iinde yer alrlar. Aristoteleste idea, z kavram, tmel kavram anlamna da gelir. 3- (Augustinus ve Hristi yan ortaanda) Tanrnn, dnya in rnek olacak yaratc dncesi. 4- (Stoada, adlarda, yenia Fransz ve ngiliz felsefesinde- Descartes, Locke, Hume, Berkeley-) Bilin ierii, tasarm, dnce, 5- (Kantta) Deneyi aan us kavram; dzenleyici ilke olarak koulsuz olan; gerek lik dnyasnda karl olmayan, duyularda kendisine karlk olan bir eyin verilmedii zorunlu bir us kavram: a. Bizi duyulur dnyann zeri ne karan ey olarak, yksek dnce; eriilmesi gereken ey; b. Hi bir zaman tam olarak gerekletirilemeyecek olan, hep yalnzca lk, yalnzca gereklilik, yalnzca eriilmesi istenen erek olarak kalan. 6(Fichte, Schelling, Hegel ve Rankede) Tarihse! etken: a. nsanda^ancak bilinle ortaya kan tinsel g ve ynelim. Bu anlamda bir an, br tarihse! olayn temel ilkesi, b. Belli bir tarihsel srecin somut erei, ayn zamanda grevi, c. (Hegelde) Eytiimsel sre iinde kendini aan, din, sanat ve felsefede dile gelen dnce. // Tarihse! zdekilik, Hegelle kartlk iinde, tdeay ekonomik ilikilere bal grr. Ta rihin gidiini belirleyen dnce deildir bu gre gre, tam tersine idealar belirleyen alt yapdr (Marx); oysa idealist tarih anlay, ta rihse! olaylarn itici gcn dncelerde arar (Ranke). 7- (Husserlde, Platonla balant iinde) z grsnde verilmi olan salt z. deal bkz. 1- lk. 2- dncel. 3- lksel. id e alite bkz. dncellik idealizm [Alm. /dea/ismus] [Fr. fdeo/sme] [ng. /de<j//sm ] [es.t. mefkrecilik, iftikriye]: I. (Genel anlamda) lkclk: a. Bir lkyle belirlenmi olan ve bu lkye kar gtmeden bal kalan yaama biimi ve dnya gr, b- lklerin gcne inanma. zel biimleri: 1 - (Ahlk a sndan) Bir insan d grn, baars ve eylemlerinin sonular 92

ile deil, yalnzca dn ve ahlk karsndaki i tutumu ile deer lendiren gr. 2- (Klg alannda) Dnyay olduu gibi kabul eden gereki gre (realizm) kart olarak, gereklii tasarm (idea) ve lklere (deal) gre biimlendirmek isteyen gr. II. (Felsefede) 1- (Fiziktesi asndan) Gerekliin zn yalnzca grng olarak kabul ettii cisimler dnyasnda deil, zdeksel olma yan varlkta arayan, nesnel gereklii > idea, us, tin olarak belirleyen ve zdei dncenin (tinin) bir grn biimi olarak inceleyen gr; -> zdekiliin ve * doalcln kart. Duyulur dnyann, grng lerin karsnda hi bir koula bal olmayan, saltk olan bulmaya alan reti. Bylece gerekliin asl zn a. deimez olan, zaman* d olan idealarda ya da idealarn nesnel alannda (Klasik Yunan idealiz mi); ya da b. tin, us ve onun yaratc biimlendirme gcnde ve zgr lkte aratrr (Alman idealizmi). 2- (Bilgi kuram asndan) Nesneyi zneye, bilineni bilene bal klan gr. // Bu gre gre zne nes neyi belirler ve onu oluturur: a. Bireysel zne, bireysel bilin sz ko nusu olabilir, var olmak = alglanm olmaktr (Berkeley). b. Genel bir zne, genel bir bilin sz konusu olabilir; bu, bireysel ben'i aar, salt tin olarak geniier (Alman idealizmi); zdek ve doa yalnzca bilincin, tinin bir rndr; us, znel, znenin yaratt biimler dizgesi olarak anlalr (znel idealizm-Fichte); doa olaylarnn arkasnda yaratc bir g sakldr, asl gerein kendisi yaratc ve yapcdr, doa znenin bir rn olmayp, doann kendisi de bir gtr, bylece us nesnel bir dizge olarak anlalr (nesnel idealizm-Schelling); zne-nesne karolumunun karsnda us, salt bir dizge olarak ortaya kar, de, us, tin btn var olanlarn temelinde bulunan ilkedir, varlk bu idenin ken dini amas, belli bir eree doru gelimesidir (salt idealizm-Hegel). 3- (Ahlaksal adan) a. yi ideasn, ya da deerleri en yksek ey olarak belirleyen gr, b. (Kantta) Baar, mutluluk, yarara bakmakszn, hi bir koula bal olmayan salt gereklilii l olarak koyan gr (yararclk ve mutuluun kart), c. Us-duyarlk, zgrlk - doa gerginliinde kendini gerekletiren insann, ahlkn temeli, olan z grl, eriilmesi gereken biricik dev ve insan yaamnn anlam olarak grmesi gerektiini savunan anlay (Fichte). Kant/n transsendentaf ideolizmi: Bizden bamsz bir ddnyann var oluunu yadsmayan Kant, gereklii bilinten bamsz bir -> kendinde eyler dnyas olarak kabul eder, ama bilgimiz deneyle snrldr, biz yalnz grngler dnyasn bilebiliriz, kendinde eyleri grleyemeyiz.

93

id eletirm e nk bunlar hi bir zaman duyular yolu ile bize verilemezler. Deney ve yaantlarmz belirleyen de bilgi yetimizin kalplardr, duyarln bu kalplar da zaman ve uzaydr, bunlarn bir gereklii yoktur, ken dinde ey olarak nesnelerin belirlenimi ve koulu olamazlar, ama zaman ve uzayn duyularmz aan dncelii (transsendental idealitesi) var dr, bylece btn grngleri eyin kendisi olarak deil, salt tasarm lar olarak kabul etmemiz gerekir. Ama bu transsendental idealizm deneysel gerekiliktir ayn zamanda, nk d grlerimize uzayda gerek bir eyin karlk olduunu kabul eder. ideletirm e [Alm. /deot/on-/dee/erung] [Fr. idation] [ng. /deat/on] [es.t. tefkir]: Idealarn, tasarmlarn, kavramlarn oluumu. -> Grngbilimde: z grs, z grleme. dea olarak bir eyin salt znn dolaysz kavranmas, grlenmesi; buna ideletiren soyutlama da denir. ideologlar [Afm. /deo/oge] [Fr. /do/ogues]: 1- Fransada, fiziktesini ortadan kaldrarak tinsel bilimleri insanbilime ve ruhbilime dayandrmay amala yan, Condillac'a bal felsefe okulunun savunucular. 2- Gereklii olmayan, soyut dncelere (idelere) balanan kiiler. ideoloji [Alm. Ideologie] [Fr. idologie] [ng. ideology] [es.t. ilm-i suver-i ok/ye]: 1- Terimin yaratcs Destutt de Tracyye gre ideoloji, ideler bilimi" dir, ideleri (geni anlamyle bilin olaylarn), idelerin niteliklerini, yasalarn, gsterdikleri anlamlarla balantlarn ve kkenlerini inceler. 2- (Kltc anlamda) Gereklii olmayan, soyut dncelere daya nan kuram. 3- Kendine zg verilere dayanarak gelitiini sanan, ger ekte se toplumsal ve ekonomik olaylarn dile gelii olan, ancak bunun bilincinde olmayan, hi deilse bu toplumsal olaylarn kendisini belir lediini hesaba katmayan kuramsal dnce. Bu anlam zellikle Marksilarda ok kullanlr; onlarn diliyle, bir an ,bir toplumun dnceler (ideler) dnyas, bilin yaps toplumsal-ekonomik ilikilerin rndr, idelerle ilgili styapsdr. 'd o la [Alm., ng. Idol] [Fr. /do/e] [Lat. dola] [Yun. eidolon] [es .t. sonem]: Put, mge, kuruntu. (Felsefede) F. Baconn Yeni Organum unda kul land kavram. nsann doasnda yerleik olan ya da sonradan kazanl m olan ve gerek bilgiyi engelleyen nyarglar. (r. idola fori = ar idolleri, kamusal ve toplumsal yaamn belirledii nyarglardr; bun larn kayna da dildir. Gemi alarn dilde kalplaan grleri bizim iin birer nyarg olmulardr.)

ilinek ik icilik [Alm. Duaismus] [Fr. dualisme] [ng. duo/sm] [Lat. dualis ten] [es.t. sno/ye]: Birbirinden ayr, birbirinden bamsz, birbirine geri gtrlemeyen, birbirinin yannda ya da karsnda bulunan iki ilkenin varln kabul eden gr. / /u trleri vardr: 1- (Dinsel grte) ki Tanrnn (biri iyi, biri kt) var olduunu ne sren anlay (Mani dini). 2- (Tanrbilmde) nan ve bilgi, yaratan ve yaratlan kartln savunan gr. 3- (Fiziktesinde) Varlk ve oluun, idea ve grngnn, beden ve ruhun, ben ve ben-olmayann, bilin ve cisim ler dnyasnn birbirine kart ilkeler olarak var olduuna inanan gr. 4- (Ahlk felsefesinde) Usu ve duyarl, dev ve eilimi birbirine kart ilkeler olarak benimseyen gr. Kart bkz. te k ilik ik ile m [Alm. D/iemma] [Fr. d//emme] [ng. dilemma] [Yun. dilemma] [es.t. k/yas-/ mu/cass/m]: 1- (Mantktia) Kardakinin iki yandan kstrlmas: A olunca B ve C nin de olmas zorunludur, ama ne B ne de C vardr, y leyse A yoktur. 2- (Genel olarak, kska , kstrma anlamnda) Her iki durumda da doru hareket edemeyeceim ki olanak karsnda bulu nup, bunlardan birini yapmaya, istemediim halde beni zorlayan durum. ile ri srm e [Alm. Behauptung] [Fr., ing. assertion] [Lat. assertio < asserere salamlatrmak, gven vermek] [es.t. iddia]: Bir nermenin do ru olduunu bildiren dnme edimi. Tantlamas ya da kant birlikte verilmemi olan, ama sonradan tantlanabilecek olan bir ner menin geerliliini ne srme. Bu nerme olumlu bir yarg da olabilir, olumsuz bir yarg da. ile rle m e [Alm. Fortschritt] [Fr. progrs] [ing. progress] [Lat. progressas < gressus = yrme, adm; pro = nde, ileriye] [es.t. terakki]: Daha iyi, daha yetkin, daha deerli, daha yksek bir duruma doru basamak ba samak oluan gelime. ilin ek [Alm. Akzidenz] [Fr., ng. accident] [Lat. accidens = rastlantsal olan, ka gelen] [Yun. symdebekos] [es.t. araz]: 1- Bir nesneye zorunlu olarak bah olmayan, onun znde bulunmayan; rastlant ile olan ni telik. // Platon-Arstoteles amlaycs Yeni Platoncu Porphyrios, Eisagog adl yaptnda ilinei yle tanmlar: Konu (zne) deimeksizin ortaya kabilen ya da yok olabilen ey. Bu tanm sonradan btn mantklarca kabul edilmitir. linekler iki trldr: A yrlr ve ay rlmaz ilinekler, ( r. Uyumak insan iin ayrlr bir ilinektir. Kara renkli olmaksa, zenci iin ayrlmaz bir ilinektir.) 2- (Aristoteleste) Bir konuya bal olan ve o konu olmadan kendisi var olamayan ey; kendi bana var olamayan, bir taycy, bir tz ge95

ilineksel rektiren ey; tzn nitelii.(r. Aklk nesneden bamsz olarak var ola maz.) Kart ve ballak kavram: bkz. tz ilineksel [Alm. akzidente] [Fr. occidente/] [ng. accidental] [es.t. araz]: 1- Deien, rastlantsal olan, ilinekle ilgili olan, zle ilgili olmayan, Kart: zle ilgili essentiel. 2- (Bir eye) bal olan, bamsz olma yan. Kart: tzle ilgili = substantiel!. ilk e [Alm. Prinzip, Grundsatz] [Fr. principe] [ing. principie] [Lat. principium] [Yun. Ark/e] [es.t. mebde, umde]: Balang; ilk olan; kendisinden baka bir eyin kt temel, kken; dayanak; temel neden, ilk neden. // lkeler u trlere ayrlr: 1- Biimsel ilkeler (genel kurallar). (r. Man tkta dnce yasalar: elimezlik ilkesi vb.) 2- eriksel ilkeler: Bilgi eriini belirleyen ilkeler. (r. Fizikte enerjinin korunmas ilkesi.) 3- Fiziktesi ilkeler (varlk ilkeleri): Yaamn, gerekliin en yksek koullar, en yksek temelleri trl filozoflarda deiir. (r. Thaleste su, Pythagorasta say, Platonda idea vb.) 4- Nedensel ilkeler: Btn olup bitenlerin en yksek nedenleri. 5- Bilgi ilkeleri : Her trl bilginin en yksek koullar. 6- sten ilkeleri ya da klgl ilkeler: Ahlak ey leminin en yksek kurallar a. genel ve nesnel geerlii olan yasalar, buyruklar, b. Yalnzca birey iin, kii iin geerli olan znel ilkeler (maxime). ilk el [Alm. primitiv] [Fr. primitif] [ng. primitive] [Lat. primitivus < primus = * lk] [es.t. iptida]: 1- Zaman bakmndan en eski olan, ilk olan. 2Gelimesinin banda bulunan; daha gelimemi olan. 3- (Estetikte) Yaln, salt bir nitelik gsteren, yapmacksz olan, ilk rn e k [Alm. Archetyp] [Fr. archtype] [ng. archetyp] [Yun. arkh-typos] [es.t. enmuzec-i evve/]: Her eyin ona gre yapld dnlen temel ilke. Mundus archetypus: Gereklik dnyasnda her eyin kendilerine gre biimlendii idealar, ilkrnekler dnyas, im [Alm. Zeichen] [Fr. signe] [ng. sign] [Lat. signum] [es.t. iaret]: Bir baka eyi gsteren, bir eyi anlatan, dile getiren ey; alglandnda belli bir eyin tasarmn bizde uyandran ey. // Doal imde, imle imlenilen arasnda doal bir balam vardr; yapma (uzlamsal) imde anlam sap tanmtr. bkz. simge m b ilm [Alm. Semiotik] [Fr. smiotique , smio/ogie] [ng. semiotic] [Yun. sema, semeion = im]: mler bilimi. 1- Bildirime amacyle kullanlan her trl im dizgesinin yapsn ve ileyiini inceleyen bilim. 2- (Mate matiksel mantkta) mler kuram, zellikle mlerin dildeki kullanmlar ya da dile uygullanmas. 96

inan im ge [Alm. Bild, Vorstellung] [Fr., ng. image] [es.t. hayal]: Bir nesneyi do rudan doruya yeniden tantmaya yarayacak bir biimde gz nne seren ey, duyu organlar ile alglanm olan bir eyin somut ya da dncel kopyas. im gelem [Alm. /n6f/dungsfcraft] [Fr., ng. imagination] [Lat. imaginatio] [Yun. phantasia] [es.t. muhayyile']: 1- Bir nesneyi, o nesne (karmzda) olmakszn tasarmlama yetisi. // mgelem: a. Yaratc olabilir, tasarm kendisi yaratr, b. Yanstc olabilir, zihinde nceden bulunan tasarm lar anmsar. 2- (Kantta) Gr iie dnme, duyarlk ile anlk arasndaki gerek arac; grdeki okluu bir tasarm durumuna getiren, byle likle de her bilgiyi olanakl klan nsel koul, im m o ral bkz. 1- ahlksz. 2- t re ta n m az im m o raliz m [Alm. /mmoro/ismus] [Fr. immorafisme] [ng. immoralism] [es.t. ahlkszlk mezhebi]: bkz. t re ta n m az lk im p e ra tif bkz. buyruk inan [Alm. Glaube] [Fr. foi] [ng. faith] [Lat. fides] [es.t. man]: 1- (zellikle dinsel anlamda) Bir balanmadan doan gven; Tanrya duyulan snrsz gven. 2- Grnmez olana iten inanma; sakl olan, daha aa kma m olan duyma. 3- Bilinmeyene balanma. 4- Kiisel inanmann ierii; inanlan dorularn tm, inan [Alm. G/oube] [Fr. croyance] [ng. belief] [es.t. it/kot]: Bir eyi gvenle doru sayma tutumu. Bu anlamda: 1- Yeterince gerekesi bulunmayan, kesin olmayan bir eyi doru sayma; us yoluyle genel geer bir doru lama yapmadan, bakasnn tankl zerine kurulmu kantlar, hi bir kuku duymakszn onaylama. 2- znel olarak yeterli olan, ama nesne! olarak yeterli olmayan gerekelerden tr bir eyi doru sayma. // Bu: a. usa uygun, b. duygulara uygun, c. istemeye uygun bir kan ve onaylama olabilir. 3- Btn yapp etmelerimizin temelinde bulunan yaamadan gelen zorunlulukla d dnyann (nesnelerin, baka benlerin, Tanrnn) var olduunu kabul etme; bilimsel, ahlaksal, estetik ve fiziktesi aklamalarda, nermelerin doruluunu onaylama. 4- (Humeda) Alkanlk kavram ile ballk iinde temel kavramlardan biri: Bir alg ya da anya bal duygu; Humea gre var olma, alglanm olma ile ayn ey olduundan var olma alglanmadan edinilen bir inantr. 5- Kiisel dnmeye dayanmayan, ortaklaa dncenin yanss olan onaylama ve inan. (San olarak inan.) 6- Yabanc bir yetkenin etkisiyle br eyi doru sayma; bu anlamda inan, nanlan, zellikle dinsel alanda doru saylan eydir. 97

in d eterm in izm nd eterm inizm bkz. belirlen m ezcilik indirgem e [Aim. Reduk/on] [Fr. rduction] [ng. reduction] [Lat. reductio] [es.t. irca]: Geri gtrme. 1 - (Mantkta) kinci, nc ya da drdnc tasm figrlerinden birinin (Baroco ve Bocardo) birinci figrn drt kipinden brine (Barbara, Celarent, Darl, Ferio) geri gtrlmesi. 2- Grngbilim yntemi, bkz. grngbilim individualizm bkz. b ire ycilik insan [Aim. Mensch] [Fr. homme] [ng. man] [Lat. /omo] [Yun. anthropos]: (Genel olarak) Usu olan canl varlk. Bir yandan canl varlklar, hay vanlar alannn bir yesi, tr; te yandan onu aan bir varlk; dik y ryen, ellerini kullanan, beyni zel bir biimde gelimi olan, zelle mi organlar olmayan, evresini deitirebilen, dnyaya ve evrene ak olan, konuan ve yaratc dnme yetenei olan, deney dnya sn aabilen, kendinin ve evrenin bilincine varm olan, eylemlerinden sorumlu olan varlk. insanbiim cilik [Aim. Anthropomorph/smus] [Fr. anthropomorphisme] [ng. anthropomorphism] [Yun. anthropos = insan, morphe biim] [es.t. mebbi/e]: nsann niteliklerinin baka bir varla, zellikle Tanrya aktarlmas. insanbilim [Aim. Anthropologie] [Fr. onthropo/og/e] [ng. anthropology] [Yun. anthropos s= insan, /ogos = bilim] [es.t. beeriyat]: I. Canl varlk olarak insan ve onun geliim tarihini aratran ve betimleyen doa bilimi, . Felsef insanbilim: 1- Somut yaam ve gereklik iindeki yeri bakmndan insann z ve znn kuruluu zerine felsef-bilimsel reti. lk belirtileri Kant ve Herderde; 19. yzylda Carus ve Lotzede grlr, 20. yzylda yenileyen ve gelitirilenler: Max Scheler, Plessner, Gehlen; Amerikan pragmaclarndan: James, Dewey. Felsef insanbilim, a. bilimlerin elde ettii bilgileri, birlii olan bir insan imgesinde birletirmee, doa bilimlerinin ve tinsel bilimlerin sonular arasnda bir balant kurmaa alr; b. kendi felsef aklamalar ve zmlemeleriyle insan varlnn zn kavramaya ve bundan tede de insan varlnn anlamn fiziktesi asndan yorumlamaya giriir. 2nsan varlnn bir felsefesi olmak sav ile ortaya kan felsefe: a. Btn felsef soru sormalarn kayna olan yeni bir lk felsefe (Philosophia prima), bir felsefe dal olduunu leri srer, b. Felsefenin btn olmak savndadr: nk btn felsef sorular u soruya geri gtrlebilir: nsan nedir l

98

insanlk insanclk [Aim. Humanismus] [Fr. humanisme] [ng. /j/mam'sm] [Lat. humanus =insanca, insana zg, insana ilikin]: nsanla, insana yarar bir yaam ve dnmeye ulamak iin abalamak. Bu balamda: 1- (Genellikle) Kavramn en geni anlamnda, insann deer ve saygnlna, insan olmaya, insanla olan us inanc. 2- Bat kltrnn ve eitiminin Eski Yunan kltrne dayanmasndan yola karak bu kltr kaltnn bilimsel olarak yeniden canlandrlmas dn. // Romada Yunan kltr bir eitim kayna olmutur (Cicero). Ortaada da Yunan ve Romal yazarlarn almalarn yenileme abalar sona ermedi, bu abalar Douanda (Renaissance) byk lde gelitirildi. Bylece bilim ve eitim skolastikten ve kilisenin yetkesinden kur tularak yeni bir kltr lks gereklemeye balad. (Bu lk ErasmusIa doruuna eriti); XVIII. yzyl sonu ve X1X. yzyl banda insanclk yeni bir biim kazand, zellikle Herder, Winckelmann, W . von Humboldt ve Goethenin temsil ettikleri bu evreye yeni nsanclk ad verilir. Birinci Dnya Savandan sonra W erner Jeagern yneti minde, Antikaa olan ilikileri yeniden belirleme abalarna da nc insanclk denir. 3- (Yukardaki grlerle hi bir balants olmadan) Yararcln belirli -zellikle ngiliz filozofu F. S. Schillerin canlan drd- biimi iin kullanlan zel felsefe terimi: Protagorasn nsan her eyin lsdr. formln k noktas olarak alan; insanda, insann gereksinme ve ereklerinde, bulan anlay. bilginin ve doruluun leini

insaniincilik [Aim. Anthropozentr/srus] [Fr. anthropocentrisme] [ng. onthropocentrism] [Yun. ontftropos-kftentron] [es.t. //-/-beeriye]: nsan dnyann ve dnyadaki olaylarn zei yapan ve her eyi insana balayan gr. insanlk [Aim. Humanit'it, Menschheit] [Fr. humanit] [ng. humanity] [Lat. fumamtas] [es.t. beeriyet, insaniyet]: 1.1-Tm insanlar iine alan btn. 2- nsan insan yapan, insann doasn kuran niteliklerin tm. II. 1nsann deerini, saygnln veren z; insana yarar yaama ve dnme ilkesi. 2- nsancl olma; insanlar sevme; insan sevgisi. 3- Temelini antik kltr rnlerini benimsemede bulan ve insanl kendi iinde yetkin bir yetiimin erei olarak koyan eitim lks. // Antikadan beri sregelen nsan zerindeki grlerde, insanlk kavramndan, insann, hayvanlk yanndan ayr olarak insanl , en geni anlamyle insan niteliklerinin tm anlalr; insan nsan yapan bu nitelikler doaca verilmilerdir ve insan, nsan olmann anlam ve erei olarak insanlkla 99

instru m entallzm lgili olan bilmek ve bu bakmdan bilinlendirmekle ykmlendirirler. Bylece insanlk lks bir eitim lks olarak belirir. Daha Hellenstik ada, sonra da yeniada trl biimlerde dile gelen insanlk lks iki noktada toplanr: a. Usun insana zg olduu inancndan, usu oluturmann eitim bakmndan gerekli olduu sonucu kar; ounlukla da doa bilimleri ve teknik bir yana braklr, b. nsanln insan hay vandan ayran tinsel yeti olarak btn insanlar kualttn kabul eden bu anlaytan bir ahlaksal dev kar: Genel insanl (insana zg olan) soysop, din, ulus, rk ve uyruk ayrlna bakmadan, her insanda tanmak ve uyandrmak. Bylece insanlk lks yoluyle, usun aydn lanmas, hogr, siyasal eitlik (yasalar karsnda eit olma), ayrca kleliin kaldrlmas ve toplumsal adaletin salanmas gerekletirilmi olur. Antikadan beri grlen insanlk lks, ilk belirgin rneini Ciceronun tinsel kltr cultura animi zleminde verir; Douanda (Renaissance) sonra da yeniada doruuna eriir: zellikle Her der, Schiller ve W . von Humboldt insanda insanln gelimesini; in sann ruhsal ve tinsel yetilerinin (duygu ve us yetilerinin) uyumlu bir biimde gelitirilmesini insann son erei olarak sayarlar, instru m entalizm bkz. aralk

in te lle k t bkz. anlk intellektu aliz m bkz. a n lk lk in te llig e n tia (Intelligenz) [Fr. /nte/i/gence] [ng. /nte///gence] [Lat. inte/gent/a]: 1 > Anlak. 2- Bir ulusun tinsel ynetici tabakas. 3- Orta a dncesinde: a. Tinsel tz (Tanr en yksek intelligentiadr); b. oul olarak (intelligentiae), salt tinsel zler (zdei olmayan salt biimler) olarak dnlm olan melekler iin kullanlan terim, intuisyon bkz. 1- gr. 2- sezgi intuisyonizm bkz. sezgicilik irade bkz. isten ironi bkz. alaysiam a irrasyo nalizm bkz. usdclk irrasyonel bkz. usd skoya O ku lu [Alm. Schottisde Schu/e] [Fr. cole cossaise]: [ng. Scottish philosophy] [es.t. skoya Mektebi], Felsefesini -+ ortak duyunun veri lerine dayandran, insan saduyusunun gereklii dorudan doruya bilebileceini kabul eden, 18. yzylda sko filozofu Reidin kurduu 100

iy i felsefe okulu. Bu okul, sokaktaki adam n gereki inanlarna dayal bir bilgi kuram (common sense realism) gelitirmitir, bkz. ortakduyu isten [Alm. W7/e] [Fr. volont] [ng. w < 7/] [Lat. voluntas < veile = istemek, volo istiyorum] [es.t. irade] : 1- tici g: Yapabilme gc; zgr ln inde bulunduran isteme. 2- Bilin yetisi: nsann tasarmlar ve grleri zerinde bilinli bir dnp tanma le, seerek ve tavr alarak eyleme karar verme yetenei. 3- Duygu ve eilimlere deil, usa dayal isteme; usa uygun bir erek ve ama koyma yetenei; steme ve eylemleri usla belirleme gc. 4- stenilmi olan gerekletirmee karar verme ve yerine getirme gc. 5- Yaamn zgr, ussal bir zle kendini bilinli olarak gerekletirmesi, istenilik [Alm. Vo/untor/smus] [Fr. vo/ontar/sme] [ng. vo/untor/sm] [Lat. vo/untos s= rade] [es.t. iradiye]: Usa ve bilmeye deil de istence stn lk tanyan, ruhsal olaylarn ve bilgi srecinin temelinde istenci gren felsefe ve ruhbilim retisi. // Terim olarak ilkin Tnnies kullanm. Ama daha ortaada isteni dorultuda olan filozoflar var. Augustinus btn ruhsal yetilerde istencin bulunduunu, giderek hepsinin istenten baka bir ey olmadklarn ileri srer. Duns Scotusa gre isten dn menin stndedir. Klgl usa stnlk tanyan Kanta gre, salt deerli olan yalnzca iyi istentir. Fichte istenci evrenin salt yaratc ilkesi sa yar. stenci fiziktesi dizgesinin temeli yapan Schopenhauere gre (isteniliin klasik filozofu saylr) her gerein temel ilkesi stentir. En yksek iyi olarak yaamay gren Nietzscheye gre, yaamn olduu her yerde gllk istenci de vardr, dnyann z gllk stencidir, itk i [Alm. impuls, Trieb] [Fr. /mpu/s/on] [ng. impu/se] [Lat. /m pu/s/o < puis/o = itme; in = iinde, kar, doru] [es.t. i/ca]: nsan bir bilin abas gerektirmeden yaama athmna ynelten, onu kendiliinden eyleme iten, devindiren g (beslenme itkisi, reme itkisi, ayrca, glklk etkisi vb.); uygulama alan geniletilerek tinsel gler iin de kulla nlr (bilgi itkisi, zgrlk itkisi), iyi [Alm. gut] [Fr. i> /en] [ng. good] [Lat. bonus] [Yun. ogathos] [es.t. hayr]: 1- (Geni anlamnda) a. e yarar, ereine, zne uygun, doru yaplm; doasna uygun, b. stenmee deer olan. c. Deere ynelmi, deere i likin, deerle belirlenmi, deerli. 2- Ahlkn ve ahlk felsefesinin temel kavram: Ahlksal deer; ahlksal olann olumlu ana niteliini gsteren zel kavram; ahlka deerli olan (kart kavram: kt). Ahlk fel sefesinde u anlamlarda kullanlr: a. (Skolastikte) Tanrnn istemi olduu dnyadaki varlk dzeni ile uyum. b. (Kantta) stencin, ierik 101

iy im serlik bakmndan deil de, yalnzca ahlk yasasnca belirlenmi olan biimsel nitelii, 3- Somut kii ya da edim deeri. // yi, deerler dzeninde yksek deerleri semede ortaya kar. Buna karlk kt, aa de erlerin ye tutulmasnda kendini gsterir. Ayrca: Yararl olan iyi dir. (yararclk) ya da "H ?z veren iyidir. (hazclk) grleri. iyim se rlik [Alm. Opt/m/smus] [Fr. opt/msme] [ng. optimism] [es.t. nikbin//k]: 1- (Genellikle) Her eyi en iyi yanndan gren, her durumda iyi bir k yolu uman dnya gr. 2- (Antik ve skolastik felsefede) Her var olann deeri olduunu, her ktnn bir eksiklik olduunu kabul eden reti. 3- (Leibnizde) Bu dnyann olabilecek btn dnyalarn en iyisi olduunu ne sren gr. 4- (Hegelde) Gerekliin usla dzenlenmi ve usla ynetilmekte olduunu savunan gr. 5- (Rousseauda) nsann doadan iyi olduu gr. 6- nsanln doal bir iler lemesine, btn durum ve koullarn iyiye doru gideceine nanan retiler. izlenim [Alm. Eindruck] [Fr., ng. /mpress/on] [Lat. /mpress/o] [es.t. intiba]: Dolaysz olarak alman bilin ierii; duyu organlarnn bir uyarm so nucu ortaya kan duyum. iz le n im cilik [Alm, /mperss/on/smus] [Fr. /mpressfomsme] [ng. /mpressiomsm]: 1- (Felsefede) Yalnzca duyu izlenimlerini ve duyumlar gerek olarak kabul eden bilgi retisi. 2- (Sanatta) zlenimci denilen sanat, yazar ve eletirmenlerin kuram ve yntemi; izlenimciler soyut kurallara ve uzun uzun dnmeye ba vurmadan, dorudan doruya zlenimlerine dayanarak yol aldklarn ileri srerler. 3- (Resim sanatnda) Fransz sanatlarnn kurduu bir akm: Gereklikten dorudan doruya al nan kiise! izlenimleri, dolaysz olarak yanstmaya alan resim sanat. Sonradan baka sanat dallarn? da gemitir.

102

K
kabala [Aim. Kabbala] [Fr. cabale] [ng. cabala] [br. Kabbalah := alnm eyler; gelenek]: Yahudilerin yazl olarak konulmu olan Tanrsal yas?lar yannda azdan aza geen dinsel buyrultular. bran felsefe sinin ve sylence (mithos) yazlarnn toplam. // Tarihleri kesin bilin miyor; en eskisi (8. ya da 9. yzyl) evrenin yaratl ile ilgilidir. k a lclk [Aim. Subs/stenz] [Fr., ng. subsistence] [Lat. subs/stentio]: Tzn kendi bamszl iinde var olma biimi; tzn varoluunu srdrmesi ilkesi. Kart bkz. a y rlm a z lk k an t [Aim., F r ng. Argument] [Lat. argumentum, arguere = gstermek, tantlamak, aklamak] [es.t. def//]: Tantlamann temeli, bir tant lamann dayand nerme; bir anlatmn doru ya da yanllnn te melini ortaya koymada dayanlan nerme. kanon [A!m. Kanon] [Fr., ng. canon] [Yun. kanon] [es.t. kanun, kaide]: Belli bir alanda geerli olan kural ve ilkelerin toplam. kanonik: Epikurosun manta verdii ad. K a n t lk [Aim. Kant/anismus]: Kantn felsefesini k noktas olarak alan dnce dorultular. // Bunlardan biri, Kantn kurduu transsendental idealizmi, br de eletirel bilgi retisini temel olarak alr. kaos [A!m., Fr., ng. C/aos] [Yun. khoos = uurum, dipsiz uurum]: Evrenin, dzene girmeden nceki biimden yoksun, uyumsuz ve kark durumu. kapsam [Aim. mfang, Extension] [Fr., ng. extent/on] [Lat. extensiv] [es.t. mu/]: (Mantkta) Bir kavr?mn ve o kavram dile getiren terimin ier dii varlklarn ve bireysel olaylarn tm, kavram altnda toplanan ey lerin tm. I Bir ykleme konu olarak verilebilen terimler onun kap samn gsterir. (r. Btn insanl?r, hayvanlar, bitkiler 'canl kav ramnn kapsam iine girerler. Kapsam bydke ierik klr, ierik bydke kapsam klr.) 103

karak ter k a ra k te r [Aim. CharakterJ [Fr. caractre] [ng. character] [Yun. kharakter = oyulmu, izilmi, kalpla baslm < khorasse/n = yarmak, oymak, izmek] [es.t. seciye, hosiso]: 1- (Genel anlamda) Bir nesnenin, bir bireyin kendine zg yaps, onu bakalarndan ?yran temel belirti; bireyin davran biimlerinin btnn belirleyen ana zellik. 2- (Ah lk felsefesinde) Kiinin kendi kendisine egemen olmasn, kendi ken disiyle uyum iinde bulunmasn, dn ve eylemlerinde tutarl, sa lam kalabilmesini salayan zellikler btn, k a ra r [A!m. Entscheid/ng] [Fr. dcision] [ng. decision]: 1- Aralarnda bir seme yapma zorunluluu olan olanaklardan birini seme edimi ve bu edimin sonucu. 2- Kiinin, yaamn nemli ayr noktalarnda iine dt gerilim ve bunun sonucu yaplan seme, k a rlk l [Aim. reziprok] [Fr. rciproque] [ng. reciprocal] [es.t. mtefco6if]: 1 Eitlik gibi her ki ynde geerli olan (balant). (r. a b ye eitse b de a ya eittir.) 2- Koullu nermelerde koulun sonu, sonucun koul olmasyle kurulan (nerme). ( r. Bir gen ekenarsa as birbirine eittir; bir genin as birbirine eitse o gen ekenar dr.) 3- Kaplamlar ayn olan (kavramlar). (r. ekenarl gen-eal gen.) bkz. egeerll, edeerli . karlklo lu [Aim. Wechse/zeit/gfceit] [Fr. rciprocit] [ng. reciprocity] [Lat. reciprocas = ayn yoldan dnen] [es.t. mtekabi/iyet]: 1- Kar lkl olma durumu. 2- (Kantta) Bant kategorilerinden biri: topluluk kategorisi; eyleyenle edilgin olan arasndaki iki ynl etki-tepki ilikisi, karolum [Aim. Gegensatz, Opposition] [Fr., ng. opposition] [Lat. opposftio] [es.t. tezat, tekabl, muhalefet]: I. (Mantkta) 1- Birbirinin karsnda bulunan, birbirini karlkl olarak dta brakan ki kavram ya da yarg arasndaki balant. // zel biimlen: a. eliik karolum: Burada bir kavram, tekinin dorudan doruya deillenmesidir (ak - ak olma yan). b. Kart karolum: Burada ayn tr iinde bir dizinin en belir gin paralar kar karyadr (ak-kara). c. Greli karolum-llikilerin karolumu: Ballak kavramlar arasndadr (baba-oul). d-Yoksunluk bildiren karolum: Bir yetkinlik ve onun eksiklii arasndadr (gren -kr), e. Dncenin belli koullar altnda kanlmaz biimde iine d t atk. Kart kavramlar ayn konuyle lgili olarak ayn zamanda evetlenemedikleri halde deillenebilirler. eliik kavramlar ayn konuy la ilgili olarak ayn zamanda evetlenemedikleri gibi deillenemezler de: 1) K, S ise P deildir. 2) K, P ise S deildir. 104

k a rolu m larn rtm esi Ama K ne S ne P olmayabilir; burada P ile S kart kavramlardr. Bunlarn eliik kavramlar olmalar iin, yukardaki iki nermeye u iki nermeyi de katmaldr: 3) K, S deilse P dir. 4) K, P deilse S dir, yani K, ya S dir, ya P dir. 2- Ayn zne ve ayn yklemi olan, ama a. nicelik ya da kapsam (A ve I, E ve O ); b. nitelik (A ve E, I ve O : kart); c. hem nitelik, hem nice lik (A ve O, I ve E: eliik) bakmndan ayr olan nermelerin durumu: Btn renciler alkandr. Hi bir renci alkan deildir.

Baz renciler alkandr.

Baz renciler alkan deildir.

Gnlk dilde ounlukla birbirine kartrlan kart ve eliik kav ramlarn iyice birbirinden ayrmak gerekir; tmel olumlu nerme ile tmel olumsuz nerme birbirlerine kardrlar, ama bu karolum bir elime olmayp br kartlktr (contrarius); tmel olumlu nermenin eliii olan karolum tikel olumsuz nermedir. (emaya bkz.) II. Varlkbilim (fiziktesi asndan) 1- Gereklikteki atma; trl glerin birbiriyle atmas: Bir isten ile baka bir isten, bir gle baka br g arasndaki karolum. 2- Varln kendi iindeki ulama (kutuplama) durumlar (soluk alma-verme, eril-diil). 3- Yaamn ve tinin kmldatc, devindirici itiliml, drts ve ileri gtren yara tc gc (zellikle J. Bhmeden Alman idealizmine dein Alman fiziktesinde). 4- Eytiimsel karolum: Bir varln (sav) kartna dnmesi (karsav) ve bu yolla daha yksek bir birlie (bireim) ulamas; sav ile karsav arasndaki iliki, bkz. eytiim , rtm e. 5Bireime yer vermeyen, varolusa! bir karar gerektiren bir see nein ki kanad arasnda ya-ya da biiminde beliren liki, karo lum larn rtm esi bkz. rtm e 105

ka rt kart [Alm. kontrr] [Fr. contraire] ng. contrary] [Lat. contrarius] [es.t. zt]: 1- Birbirlerinin biimsel (eliik) olarak deil, ierike karsna konmu (kavramlar). (r. Ak-kara, doru-yanl kart kavramlardr; oysa akn eliii ak-olmayandr.) 2- znesi ve yklemi ayn olan, ama biri olum lu teki olumsuz olan iki tmel nermenin birbiri karsndaki du rumu. ( r. Btn insanlar lmldr. Hi bir nsan lml deildir. Olumsuzluk yklemin iinde de dile getirilebilir: Btn insanlar lm szdr. gibi.) k artlk [Alm. Gegensatz] [Fr. contrarit] [Lat. contrar/etas] [es.t. tezat, zddiyet]: > Kartlar arasndaki karolum. k ar tlk ^ ( ^j i * ) k u ra l: ki kart nermenin ayn zamanda doru olamya-

can, ama ayn zamanda yanl olabileceini belirten kural, bkz. kart [Yun. kategoria = znitelik; yklem; bir nesneye yklenen nitelik]: 1- (Aristoteleste) Var olan zerindeki deyi biimleri. // Kategoriler retisinin kurucusu olan Aristoteles 10 kategori ayrr: Bir nermede konu zerinde ancak bu 10 kategoriye gre bir ey sylenebilir: tz, nicelik, nitelik, grelik (bant), yer, zaman, durum, iyelik, etki, edilgi. 2- (Kantta) Her deneyin nsel koulu olan salt anlk kavramlar. // Anln, duyarlkla alman duyu gerelerini balayp birletiren 12 kategorisi vardr: a. nicelik: birlik, okluk, btnlk; b. nitelik: ger eklik, hilik, snrlama; c. bant: tz-ilinek, neden-etki, topluluk (karlkl etki); d. modalit: olanak-olanakszlk, var olma-var olmama, zorunluluk-rastlant, Aristoteleste kategoriller hem varln hem dncenin zellikleri olduu halde, Kantta yalnz dncenin zellik leridir. kateg o rik bkz. koulsuz kateg o rik im p ra tif bkz. koulsuz buyruk katharsis bkz. arn m a

dj** kategori [Alm. Kategorie] [Fr. catgorie] [ng. category] [Lat. praedicamentum]:

t r f * k avram [Alm. Begriff] [Fr. concept, notion] [ng. conception, notion] [Lat. conceptus, notio] [Yun. iogos, nnoia, horos, noema] [es.t. mef/ium]: 1Nesnelerin ya da olaylarn ortak zelliklerini kaplayan ve bir ortak ad altnda toplayan genel tasarm; tek bir nesnenin (bireyse! kavram) ya da bir nesneler snfnn (genel kavram) zn belirleyen, birbirleriyle balantl niteliklerin ya da zel belirtilerin (zelliklerin) bir sz ckte dnlm olan birleimi. 2- (Klasik mantkta) Yarg ile kar mn sonradan zerinde kurulaca en yaln, en temel e. (Gerekte 106

kayra ise kavram dncenin bir balang noktas olmayp, dncenin ken disini toplad, younlat bir noktadr; dncenin bir btne, bir bireime, bir birlie dnm biimidir.) // Klasik mantk iin kavram lar ounlukla nesne kavramlardr ama bunun yannda liki ve g rev kavramlarndan da sz edilebilir (de, zerine, eer, ancak vb.). Nesne kavramlar: Bir nesnenin zn, kurucu zelliklerini dnce le belirtip kavramaya alan kavramlar. Nesne kavramlar bireysel olup tek bir nesneyi (Kzlrmak) gz nnde bulundurabilirler, o zaman bireysel kavramlar adn alrlar. Bir nesne beinin ortak zellikleriyle ilintili olduklarnda, bunlara tr kavramlar denir (dere, ay, rmak). Ort^k zellikleri olan tr kavramlarndan cins kavram kurulur;her cins kavram yeniden daha yukar bir cins kavramnn tr kavram ola bilir ve bu, bylece oluan kavram piramidinin en yukardaki en son cins kavramna kadar gider. Bu piramit bir kavramlar dizgesidir. Bu dizgede boyuna daha yukar, daha genel cins kavramna doru ykseli nin En son cins kavramnda kavramlar dizgesi doruuna ular ve bundan kavram zmlenmesiyle (Lat. dvisio) tersine olarak daha aa cins lere, trlere nilir ve sonunda artk blnemeyen bireylere ulalr, k a v ra m clk [Alm. Konzeptuo/ismus] [Fr. concef>tuc?//sfr?e] [ng. conctptusm] . [es. t. mefhumye]: Ortaan son dnemindeki >adlk r. Tmelle rin kendi bana varlklar olmadn, bunlarn dnsel varlklar olarak yalnzca bilin tasarmlar olduunu ne sren reti,

k avran lam az lk [Yun. akcta/eps/a]: Dorunun ls olmadn ileri sren kukucu grn sonucu olan durum. Bir sorunun zmn aratr mann lkece gerekli grlmemesi durumu, kavray [Alm., ng. Apprhension] [Fr. opprihens/on] [Lat. opprehens/o] [es.t. tasavvur- sozec]: 1- Bir alg ieriinin dorudan doruya kavranmas. 2- (Kantta) Alg trlerinin bir tasarm olarak birlemesi, salt grde bir araya konmas. kayra [Alm. Gnade] [Fr. grce] [ng. grace] [Lat. grotio] [Yun. khors] [es.t. inayet]: Tanrnn nsana iyilik getirici, kurtarc ilikisi iin kullanlan, zellikle dinsel bir kavram. Tanrnn insan ^ruyuculuu ve esirgeyicilii. Hristiyanln temel kavram: Tanrnn insan sevgi doiu dn iin kullanlan kavram. // Felsefe tarihinde Augustinusten beri kayra ve zgrlk arasndaki iliki sorusu nem kazanmtr. Skolastikte bu soru doann kayra yoluyie yetkinlemesi retisiyle yantlandrlyordu. Lutherde ise "Hereye gc yeten Tanr dncesiyle bu sorun so nuna dein gtrld. amzda, N. Hartmannda ise bu soru tam ters 107

kendilindenlik dorultuda yantlanyor: Bir sorumluluun, bir zgrln olabilmesi iin Tanr var olmamaldr. kendiliindenlik [Alm. Spontane/tt] [Fr. spontanit] [ng. spontane/ty] [Lat. spontaneus = kendiliinden] [es.t. tav/yet]: 1- Dtan bir belirlen me ile deil, kendi kendine olan etkinlik; dorudan doruya kendi i itilimiyle etkin olma yetenei. 2- (Kantta) Duyarln alclna kar, anln etkin oluu, kendiliinden va r olan [Lat. ens a se]: Skolastikte Tanrnn tanmlayc adlarndan biri. kendinde [Alm. an /c/i] [Fr. en soi] [ng. /n-itse/fl [Lat. in se] [Yun. kath hauto] [es.t. bizatihi]: Kendi z varlnca; baka bir eyle ilgisi, likisi olmadan. kendinde ey [Alm. D/ng an sich] [Fr. chose en soi] [ng. thing in itself] [es.t. bizatih ey]: Bilen zneden, bilinten bamsz olarak kendi bana var olan, deneyin tesinde bulunan ey. Bu anlamda: 1- (Aristoteleste ve skolastik felsefede) -> Tzle eanlaml. 2- (Kantta) -> Noumenonla eanlaml, dnceden bamsz olarak var olan. Bize verilmi olan, eyin yalnzca grndr, kendinde ey bilinemez kalr. 3- (Hegel* de) Eytiimsel srecin almam olan temel aamas. 4- (Grngbilimde) Dncenin, bilincin ballak kavram. Bilin her zaman, bir eyin bilincidir. kesikli [Alm. diskontinuier/ich] [Fr. discontinu] [ng. discontinuous] [es.t. mun fasl, mtekatt/]: Srekliliin eksik, balantlarn kopuk, aralkl olma nitelii. Kart bkz. srekli kesinlik [Alm. Gevv/sshet] [Fr. certitude] [ng. certainty, certitude] [Lat. certitudo] [es.t. yakn, mevsukiyet] : Bir bilginin, bir kannn kukuya dmeden onaylanmas durumu. Bu anlamda: 1- (znel kesinlik) Dncenin hi bir yanlma kaygs olmadan bir kanya katlmas durumu. Burada kiisel bir kan olarak (ahlaksal ve dinse!) nancn kesinlii sz konusudur. Bu tr kesinlik nesnel gvenceden yoksundur, bunu gerekli grmez de. 2- (Nesnel kesinlik) Bir biginn, bilgi temelleri ve konu zerindeki nesnel grlere dayanan gvenilirlii geerlii. Nesnel kesinlik a. dolayl bir yolla (belgeler ya da karmlar) salanabilir tarihte ve mantkta olduu gibi-, b. dolaysz bir yolla alglara, yaan tlara dayanarak salanabilir, klgl [Alm. proktisch] [Fr. pratique] [ng. practicai] [Yun. praktikos < prattein = eylemek] [es.t. amel]: 1- Eyleme ilikin. (r. Kuramsal felsefe108

k i i ye kart olarak klgl felsefe.) Kart* bkz. kuram sal. 2- Eylemde denenen, eylemde yaanan. 3- Gereklere uyan. 4- Eree uygun, kul lanl. 5- (Kantta): zgrln olanakl kld her ey. klgl us [Alm. praktische Vernunft] [Fr. raison pratique] [ng. practical reason] [es.t. amei akl]: (Kantta) Ahlk eylemini belirleyen us; olmas gerekeni bilme ve bununla da eylemlerimizi ynetme yetenei, bkz. us ksr dng [Alm. Zirkelbeweis] [Fr. circ/e vicieux] [Lat. c/rcu/us v/t/osos] [es.t. devr-i batl, fasit daire]: Ancak A ile tantlanabilen ya da tanm lanabilen B ile yeniden A y tantlamaya ya da tanmlamaya girime bi imindeki mantksal yanlg. (r. A doru sylyor, nk doru sz ldr; A doru szldr, nk doru sylyor.) k b e rn e tik bkz. gdm bilim kp [Alm. Modus] [Fr. mode] [ng. mode, mood] [Lat. modus = l, kural] [es.t. hal, tavr, cihet]: (Klasik mantkta) Tasmn karm kurallar. // Her tasm belli bir kipe gre kurulmutur ve tasmn kipi ile -> figr arasnda bir ilgi vardr. 4 tasm figrnde toplam olarak 19 tasm kipi vardr: barbara, celarent vb. kip lik [Alm. Modalitit] [Fr. modalit] [ng. modality] [Lat. modus = kip] [es.t. mveccehiyet]: Varln ya da olaylarn varolu biimi, tarz; bir eyin nasl var olduu, nasl olup bittii,ya da nasl dnldnn tr l biim leri./ / Kiplik kategorileri: Olanak, gereklik, zorunluluktur; buna karlk olan yarglar da: belkili (problematik), yaln (assertorik), zorunlu (apodiktik) yarglardr, kii [Alm., ng. Person] [Fr. personne] [Lat. Persona = tiyatroda oyuncunun oyunu gerei yzne takt maske; sonradan oyuncunun zerine ald rol, daha sonra da insann z nitelii, z izgileri anlamn alm.] [es.t. ahs]: 1- (Skolastik felsefede klasik tanmn Boethius vermi tir:) Ussal varln blnmez tz. 2- (Grngbilimde) Tinse! edimler zei (M. Scheler). 3- Oluumunu zgrle dayatan, kendini kendisi kuran bireysel z. 4- Yaamn gidii iinde tek beni kuran birlik. 5Kendini sen in karsnda bir ben olarak yaayan z; ya da bir sen olarak ben in karsna kabilen z. 6- Bakalarna olan davranla rnda ortaya kan ben (Jung). ahlksal kii: Sorumlu ve hesap verme yetenei olan ben. tzel kii: Doal kii olmakszn, hak ve devlerin bamsz taycs saylan kii (yasalara gre kurulmu birlikler, dernekler, ortaklklar, kamusal rgtler).

109

k i ilik kiilik [Alm. Persnlichkeit, Personalit'it] [Fr. persona//t] [ng. personaJ/ty] [es.t. ahsiyet]: 1- Kiinin zn kuran, kiiyi kii yapan ey. 2- Bireyin tinsel ve ruhsal niteliklerinin, zelliklerinin toplam. kiisel [Alm. persnlich, Personal] [Fr. personnel] [ng. Personal] [es.t. ahs]', 1- Kiiye ilikin olan. 2- Tek kiiye zg, bireye ilikin olan. kiiselciiik [Alm. Persono/ismus] [Fr. personnalisme] [ng. persona//sm] [es.t ahsiye mezhebi]: 1- Kiiyi en yksek evren ilkesi olarak gren fiziktesi reti. 2- Kiisel bir Tanrya inanma. Kart bkz. tmtanrclk. 3- nsann temel belirlenimini zne-nesne kartlnda deil, ben-sen balantsnda arayan retiler. 4- Yaamn ve tarihsel gelime nin anlamn ve en yksek deerini kiiliin olumasnda gren ahlk ve tarih felsefesi grleri. kiy etiz m bkz. d ingincilik

kom nizm [Alm. Kommun/smus] [Fr. commun/sme] [ng. commum'sm] [Lat. communis = ortak]: 1- Btn insanlarn eitlii ve eit hakll ilkesine dayanan; gelecekte, snfsz bir toplumda, eit yaama koullar iinde herkese gereksinmesine gre ilkesini gerekletirmeyi erek olarak ko yan toplum retisi. 2- (Markshkta): zel mlkiyetin kaldrlmas, retim aralar ve rnlerde ortaklk, snflarn ortadan kalkmas yoluyle salanan ekonomik, siyasal ve toplumsal eitlik, bkz. tarihsel z d ekilik, M arkslk, zdekilik Konfyslk [Alm. Konfi/zionfemus] [Fr. confuc/an/sme]: in bilgesi Konfyz ve okulunun felsefe ve ahlk retisi, konut [Alm., Fr. Postu/ot] [ng. postu/ote] [Lat. postu/tum] [es.t. mevzua]: 1Kuramsal olarak kantlanamayan, ama dnce gidiinde varsaym olarak zorunlukla geerli saylan nerme. (Apak olan ^ belitten ayr.) // Kantta, zgrlk, Tanr ve lmszlk salt klgl usun konutlar dr; bunlar us ideleri olmak bakmndan geri kuramsal olarak tantlanamazlar, ama nsel-salt olarak geen bir klgl us yasasna (ahlk yasas) ayrlmaz bir biimde bal olmakla geerli saylrlar. 2- (Modern matematikte) Varsaym olarak konmu bir ya da daha ok nermeler den kalkarak, bunlardan mantksal sonular karan varsaymsal-tmdengelimli bir dizgedeki (Axiomatik) konutlara da belit denir, kosmogoni bkz. evrendoum kosm oloji bkz. e vre n b ilim kosmos bkz. evren 3 110

koutluk koul [Aim. Bedingung] [Fr., ng. condition] [Lat. conditio] [es.t. art]: 1Bir baka eyin kendisine bal olduu, bir baka eyi olanakl klan ey. 2- Belli bir nedensel balantda etkinin ortaya kmasn salayan etken. (Ayn nedenler ayr koultar altnda ayn etkileri yaparlar.) // Neden den ayrm udur: Neden etkiyi yaratan eydir, koulsa etkinin ortaya knn nedeni deildir, etkiyi yaratmaz, ama nedenin etkiyi yaratma sn salar. koullu buyruk [Aim. hypothotischer Imperativ] [Fr. impratif hypothtique] [ng. hypothetical imperativ] [es.t. ort/f emir, cmle-i emriye-yi artiye]: (Kantta) Bir koula bal olan; bir baka eye erimek iin yaplmas gerekeni, eriilmesi istenen eree bir ara olarak bir eyi buyuran buy ruk. (r. Saln korumak istiyorsan ll yaa. ) Kart bkz. koulsuz buyruk koullu yarg [Aim. hypothetisches Urteil] [Fr. jugement hypothtique] [ng. hypothetical judgement] [es.t. art hkm]: Bir koulla sonucu arasn daki balanty dile getiren yarg. // Forml: Q = R ise S = P. (r. Is 0" nin altna derse, su donar.) Kart bkz. koulsuz yarg koulsuz [Aim. kotegor/sch] [Fr. catgorique] [ng. categorical] [Yun. kategorikos] [es.t. hamli]: Hi bir koula bal olmayan; kesin olarak ge erli olan. koulsuz b uyruk [Aim. kategorischer Imperativ] [Fr. impraratif catgorique] [es.t. mutlak em/r]: Hi bir koula bal olmayan, salt olan; bir eylemi baka herhangi bir erekle ballk kurmadan, yalnzca kendisi in, nes nel zorunlu olarak buyuran, anlam dorudan doruya kendisinde olan buyruk. // Koulsuz buyruk (kategorik impratif) eylemin kendisine uyaca ilke ve biimi saptar. Bunu da Kant sye anlatr: Ancak ayn ' zamanda bir yasa olmasn isteyebilecein bir ilkeye (maxim) gre eyle. Birer ahlk ynergesi, ahlk t olan -> koullu buyruklara kar yalnzca koulsuz buyruk bir ahlk yasasdr, bkz. koullu buyruk

koulsuz yarg [Aim. kafegor/scfoes Urte/J] [Fr. jugement catgorique] [ng. categorical judgement] [es.t. mutlak hkm]: Bir yklemin zneyle balantsn kesin olarak evetleyen ya da deilleyen yarg: S P dir; S P deildir. koutluk [Aim. Parai/e/ismus] [Fr. paralllisme] [ng. poroi/e/ism] [Yun. parallelos = birbiri yannda bulunan, giden] [es.t. mvazat]: (Genel likle) Trl eylerin uyum iinde gidii. 1- (Fiziktesinde) Dnme ve varolmann birlikte giden uyumu. 2- (Mantk ve dilbilgisinde) Dilin bi

lil

kktencilik imleri ile dncenin biimleri arasndaki uygunluk. 3- Psiko-fizik alanda) a. Beden ve ruh olaylarnn karlkl bir etki olmadan, uyum iin de yan yana yrmeleri, b. Her ruh olayna belli bir fizyolojik olayn karlk olmas. (Bunlar gerekte bir ve ayn olayn iki yzdr.) k kte n cilik [Alm. Radikaiismus] [Fr. radicalisme] [ng. radicalism] [es.t. cezriye]: I. 1- Ele ald konunun son nedenlerine, kklerine dek inen dnme biimi. 2- Yaama biimlerini, yaama ilikilerini eletirip kkten deitirme eiliminde sonuna dek giden gr. 3- Bir gerei ya da bir dnceyi, hi bir dn vermeden, yalnzca belli bir ilkeye b a l kalarak sonuna dek srdrme tutumu. II. Felsef kktencilik (ng iliz ve Fransz dillerinde): Bentham, J. Mili ve J. S. Mili gibi bir ngiliz filozoflar beinin siyasa, ekonomi ve felsefe retileri; balca ilkeleri: ekonomik erkincilik (serbest ticaret), bireyselcilik (individualizm), usuluk (rationalizm), yararclk (tilitarizm). kle ah lk [Alm. Sklavenmoral]: Nietzschenin, acma, alak gnlllk, sabr, korku, byk olan her eye kar gvensizlik gibi zellikler ta yan yaama tutumuna verdii ?d. Kart bkz. efendi ahlk kt [Alm. Bse, l/efcel] [Fr. ma/] [ng. eril, wrong] [es.t. er]: iyinin kart olan. 1- Deersiz bulmann, knamann, ayplamann konusu olan her ey; istencin yasaya uygun bir biimde kar gelmeye ve elinden geldiince deitirmeye hakk olduu her ey. 2- Ahlk deerlerine ve trel istence kar olan her ey. Bu anlamda: a. Dzen bozucu ve ykc olarak beliren eyler, b. Olumsuzluk ve yadsma ilkesi olarak beliren eyler.

k t m se rlik [Alm. Pess-m/smus] [Fr. pessimisme] [ing. pesslmism] [Lat. pessimus = en kt] [es.t. bedbinlik]: 1 - (Genellikle) Her eyi en kt yanndan alan, her durumu karanlk gren ve hep en kty bekleyen dnya gr. Kart bkz. iyim se rlik , a. Kukucu bir tutumu dile geti rebilir. b. Kendi kendini ya da an eletirerek honutsuzluu dile getirebilir. 2- (Felsefedeki pzel anlamlar) a. Tm olarak dnyay znde kt bulan retiler (fiziktesi ktmserlik-Schopenhauer). b. nsan znde kt bulan retiler, c. Dnyada ve dnya tarihinde ktnn iyiye stn geldiini, ileri sren retiler, d. insanln ekonomik ve toplumsal sorunlarnda yetkin bir zm yolu bulunamayacan ileri sren retiler. kural [Alm. Regel] [Fr. rgle] [ing. ruie] [lat. rgula = kendisiyle doru izgi izlenebilen < regere = doru izgi zerinde ynetme] [es.t.

112

kukuculuk kaide]: 1- Bir lemde iyi bir sonucun nasl salanacan gsteren yner ge. 2 - Bir forml, bir nerme ile dile getirilmi, saptanm; buyrultu: belli bir durumda yaplmas gereken eyi gsteren ya da buyuran yner ge. / / Yasadan ayrl, olaandna yer vermesidir. (Ahlkta, mantkta, sanatta kabul edilmi olan kurallar.) 3- Dnme ve eylemenin znel ilkesi. kuram [Aim. Tfteorie] [Fr. thorie] [ng. theory] [Yun. theoria, theorem = gzle mek, bakmak] [es.t. nazariye] : 1-Yarar salamay ya da uygulamay ama lamayan salt bilgi. 2- Belli gerekleri aklama, yorumlama ya da belir leme biiminde ortaya kan; olaylar denenmemi, yalnzca dnce ile kurulmu temeller zerine oturtan, ama olaylara egemen olarak yeni ol gular bulma yolunu gsteren bilimsel reti. 3- (Yeni bilim ve felsefe de) Deneyle kartlk iinde, dnce ile kazanlm bilgi, belli olaylarn ilkelerden kalkarak bilimsel olarak aklanmas ve tek tek bilgilerin genel yasalar altnda toplanmas, kendilerinden her trl yasalhn ve tek tek olaylarn karlabilecei ilkelere gre dzenlenmesi. kuram sal [Aim. theoretisch] [Fr. thorique, thoretique] [ng. theoretic] [Yun. theorikos = kurama ilikin; theoret/kos s gzlemeyi, incelemeyi seven] [es.t. nazar]: 1- Kurama ilikin. 2- Kavramsal dnme ile bilgiye ynelen. 3- Erei uygulama deil, kuram olan (retiler). // Aristote lesin bilimleri snflamasnda, matematik, fizik, Tanrbilim kuramsal bilimlerdir. Kantta kuramsal us; var olan bilme yetenei anlamnda kullanlr. kuruntu [Aim. Einbiidung]: Temelsiz san. (r. nsann kendisi ve kendi dee ri zerine olan bo kans.) kuak [Aim. Generation] [Fr. gnration] [ng. generation] [Lat. generatio < generare = dourmak] [es.t. nesil]: 1 - (Genellikle) Aa yukar ayn yllarda domu olup ayn an koullarn, dolay isiyle birbirine benzer skntlar, yazglar yaam, benzer devlerle ykml olmu kiilerin topluluu. 2- (Tarih felsefesinde ve kltr tarihinde) Yeni bir anlayta yeni bir yaama duygusunda, yeni biimlerde birleen, eskiden belirgin izgilerle ayrlan kiilerin topluluu. kukuculuk [Aim. Skept/z/smus] [Fr. scepticisme] [ng. scepticism] [Yun. Skeptesthai = gzlemek, incelemek] [es.t. hisbaniye, reybiye]: 1- Dnsel tutum olarak: a. Kesin bir tutumda olmama, karar verememe, b. Kukuyu ilke yapma; her deerden, anlatmdan, retiden, inan tan ilkece kuku duyma. 2- Yntem olarak; apak olan doruya, 113

kutsal kesin bilgiye varmak iin, salam bir dayanak bulana dek, btn bilgi lerin gzden geirilerek eletirilmesi, snanmas. (r. Descartesta). her trl Elisl 3- Felsefe r olarak: Gerekliin ln bilmenin olanakl olma dn ileri sren retiler: a. Salt, kktenci kukuculuk; bilgi olanan atanlarda bilgi yadsr, b. ll, olanan greli kukuculuk; kaldrr. // Kukuculuun yalnzca belli

kurucusu

Pyrrhondur. Yeniadaki temsilcileri: Monraigne Bayie, daha lml olarak Hume. kutsal [Alm. heiiig] [Fr. serini] [ng. saint, holy] [Lat. sanctus] [es.t. kutsi, mukaddes]: 1 - Tanrya adanm olan. 2- Tanrsal olan, btn var olan larn, yeryzne ilikin olann stnde ykselen, ondan btnyle baka olan. 3- Ahlksal yetkinlie ulaan, bu yolla Tanrya yaknlaan kiilerin nitelii (azizler, evliyalar, ermiler), kk n erm e [Alm. Minr, Untersatz] [Fr. mmeure] [ng. minr, premrsse] [Lat. minr propositio] [es.t. sugro]: (Tasmda) ncllerden kk ola n; kk terimi iinde bulunduran ve doal olarak byk nermeden sonra geleni. (Koullu tasmda) Byk nermede ne srlen koulun gerekletiini ya da gereklemediini bildiren nerme: Bir cisim elmas ise cam keser. Bu cisim cam kesmiyor. yleyse bu cisim elmas deil, kk te rim [Aim. Unterbegriff] [Fr. m/neur] [ng. mmor (term)] [Lat. minr term/nus] [es.t. kk had]: (Tasmda) Kapsam daha kk olan ve sonu nermesinde zne olan terim: nsan lmldr. Sokrates insandr. Sokrates lmldr. Sokrates kk terimdir. S le gsterilir, k lt r [Alm. Kultur] [Fr., ng. cu/t/re] [Lat. cultura < colere bakmak, zenmek] [es. t. hars]: 1- (En dar anlamda) Bedenle ve ruhla ilgili belli yetileri gelitirme: Kltrfizik = Beden yapsn bakmla gelitirme; matematik kltr = Matematik bilgisini gelitirme. 2- (Daha geni anlamda) Eitim grm ve bu eitimle beenisi, usavurma ve eletirme gc gelimi bir kiilik kazanm durumda olma. 3- Bir toplumun, kendi i yasalarna gre, biim kazanmas ve gelimesi. Nietzsche kl tr, bir ulusun btn yaama biimlerinde birlikli bir slup kazanmas diye tanmlar. 4- Bir toplumun yaama biimlerinin eitli alanlarda 114

K y n ik le r Okulu olgunlamas. 5- Tarihin sreklilii iinde insanlar yoluyle ve insanlarda gerekleen tinsel biimlenme sreci ; insann tinsel baarlar ve yarat lar. 6- Tm olarak tinsel ve trel yaam; geni bir toplumun btn alanlarnda ortak olan dinsel, ahlaksal, estetik, teknik ve bilimsel nite likteki toplumsal olaylarn btn. Kltrn eitli alanlar: a. Ger zel eklii ilemenin eitli biimleri (tarmdan teknie dein), b. Birlikte yaama biimleri (toplumsal, eitimsel, ekonomik, siyasal), c. yaama biimleri, d. Tanr, dnya ve insan betimlemeler (sylence, din, dil, sanat, felsefe ve bilim zerinde yaant, bilgi ve bakmndan).

k lt r evresi [Alm. Kulturkreis] [Fr. a ire de civilisation]: 1- (Felsefe kav ram olarak) Somut bir kltr balam, bir kltr btn. 2- (Budunbilimde) Belli kltr deerlerinin ve rnlerinin, bir uygarln yayl d alan. k lt r felsefesi [Alm. Kulturphiiosophie]: Kltr olaylarn, kltr alanlarn, kltrn zn, yapsn, gelimesini, bu gelimenin anlamn, sralanma dzenini, deer yasalarn aklayan felsefe abalarnn tm. // Kltr tarih iinde gerekletiinden ounlukla tarih felsefesi ile de zde tir. Kltr felsefesi uralar bu adla olmasa da- Sokrates ncesine dek geri gider, zellikle sofistlerde doal olanla (physei) konulmu . olann (thesei) ayrlmas biiminde belirir. Sofistlerin ura alan olan koyumlar (thesei) bir kltr felsefesinin ura alanndan baka bir ey deildir. Ama kltr felsefesi kesin biimini 18. yzylda kazanmtr. (talya'da: Vico; Fransada: Rousseau, Voltaire; Almanyada: zellikle Herder, Dilthey.) Rousseauda kltr felsefesi kltr eletirisi biimine girmitir. Kltr deerleri eletirisi biiminde de Nietzsche'de, daha sonralar Spengler vb. da da karmza kar . k lt r insanb ilim i [Alm. Kulturanthropologie]: Kltrn taycs, yaratcs olarak insan zerine reti; felsef nsanbilim ile kltr bilimleri ara snda balant kurmaya alr. K y n ik le r O k u lu [Alm. Kyniker, Kynismus] [Fr. cynique, cynisme] [ing. Cynics, Cynism] [Yun. kyon kpek, kynikos= kpeksi] [es.t. Kelbiye]: Yaamn biricik ereini hi bir eye gereksinme duymama ve kendi kendiyle ye tinme, ksaca salt zgrlk olarak erdemde bulan Sokratesl Yunan fel sefe okulu. I I Kurucusu Antlsthenestlr . Okul Klnosargeste kurulduu iin Kynikler okulu diye adlandrlmtr. Baka bir kanya gre de Kynik ad, kyon =kpekten tremitir. Kpek gibi olmay dile getirir. Kynikler uygarlk deerlerini hor grdkleri ve yaama biimleri her trl kuraln dnda olduu in bu ad almlardr. 115

K y ren e Okulu K y re n e O k u lu [Alm. Kyrenaiker] [Fr. cyrtnaisme] [ng. Cyrenaics] [es.t.

Koyrevan/ye] :Haz veren her eyin yi, ac veren her eyin kt olduunu ne sren, istencin biricik ereini, insan iin en doal bir duygu olan haz olarak gren Sokratesi Yunan felsefe okulu. // Kurucusu Kyrenell Aristppostur. Aristippos hazclk retisini sofistlerin duyumculuu zerine kurmakla birlikte gerek hazza gtren biricik aracn bilgi (Sokratesi e) olduunu syler.

116

L
L a m a rk lk [Alm. Lamorck/smus] [Fr. /omarcksme] [ng. Lamarck/sm]: Lamarckn dnmclk retisi: Trlerin deimezlii grne kar olarak , trlerin ilk biimlerinin yava bir deiim geirerek ev reye uyduunu ne sren reti, lib e ralizm bkz. e rk in c ilik logos [Yun. /ege/n =5 sylemek, konumak]: Yunancadaki ilk anlam sz, sonradan dnce, kavram, us, anlam, evren yasas anlamlarn da alm, Herakleitostan beri felsefenin temel kavramlarndan biri olmutur. 1Sz, anlaml sz; szn anlam. 2- (Mantksal olarak) a. Deyi, b. Kav ram. c. (Platon ve Aristotelesten beri) Bir eyi anlalr klan mantksal temel, d. Mantksal olann birlii e. Bilim lkesi. 3- (Ruhbilimsel olarak) a. (Yunan felsefesinde) nsan ruhunun usla ilgili blm, b. (Yeni insanbilmde) Yaamn bilinsiz glerinin karsnda etkin bilin ilkesi. 4(Fiziktesinde Herkakleitos ve Stoadan beri) Evren usu, evren yasas. 5(Tanrbilrmsel olarak) a. Tanr sz. b. (Hellenizm felsefesinde) Tanr ve evren arasndaki arac, c. (Augustinustan beri) Her bilgiyi olanakl klan Tanrsal k; bilgi kayna, lo jistik [Alm. iog/stik] [Fr. /og/st<jue] [ng. /og/stfc] [Yun. Log/stke (tek/ne) = hesap sanat < logistikos s= hesapla ilgili, hesaba dayal]: Sembolik mantk, matematiksel mantk, cebirsel mantk. // Bu terimi ilkin telson, Cenevre Uluslararas Felsefe Kurultaynda ne srmtr (1904). bkz. m an tk 6 bkz. dnm clk

117

M
M : Klasik mantkta tasmn orta terimini gsteren im. m adde bkz. zdek m akrokosm os [Yun. makros = byk, kosmos = evren]: Evren btn. Kart bkz. m ikrokosm os m aksim [Aim., Fr. Maxime] [ing. maxim] [Lat. maxima reguia = en yk sek kural, temel kural] [es.t. kaide-i klliye, mesel]: 1- Ahlk ilkesi. 2(Kant'ta) Tek kiinin, kendi isten ve eylemlerini belirlemek zere koyduu ahlk ilkesi; genel geer olan nesnel ahlk yasasnn karsn da, znel -i- ilke. M a k ya ve liz m (M a c h ia v e liz m ) [Aim. Machiavellismus] [Fr. machiavellisme] [ng. Machiaveilism]: Devlet uruna her eyin yaplabilecei ilkesini benimseyen, Machiavellinin 'II Principe" (Hkmdar) adl yaptna dayanarak ortaya konmu siyasa retisi. // Bu reti hi bir eyden ekinmeyen g ve gllk siyasasn dile getirir; devletin ynetimi ve glendirilmesi iin her yola ba vurulabilir; ahlk, tre ve din dev lete baldr, devletse bunlara bal deildir. m am heizm [Aim. Manichismus] [Fr. manicheisme] [ng. Manichaeism]: Kurucusu Maninin adn alan din retisi: Eski randaki iyi ve aydnlk bir gle kt ve karanlk bir g arasndaki sava tasarmna dayanr, m an tk [Aim. Logik][Fr. /ogi<jue][ing. log/c][Yun. logike (tekJne)]: I. a. Doru dnme sanat ve bilimi, b. Doru dnmenin yolu ve yntemi, c. Mantksal dnme yetenei. II. En geni anlamyle: Dncenin ve dncenin varlk biimlerinin, elerinin, biimlerinin, trlerinin, olanaklarnn, yasalarnn ve dnce balamlarnn bilimi. Mantn temel biimleri: 1- Geleneksel biimsel (formel) mantk: Dnmenin ierik bakmndan doruluunu deil, biimsel doruluu nu gz nnde bulundurur; dnce biimlerinin bir zmlenmesidir (Aristoteles, "logike szcn bu anlamda kullanmaz, mantk karl 118

"analitik der); verilmi nermelerden baka nermelerin karlma snn kurallarn saptar. eler retisi ve yntem retisi olarak il-iye ayrlr; eler retisi: kavramlar, yarglar, karmlar ve mantn temel ilkelerini; yntem retisi: kantlama yollarn, yntemleri ve bilimlerin genel kurulu ilkelerini aratrr; bilimlerin ilerlemesi ve gelimesiyle kapsam ve nemi artmtr, giderek mantn yannda ortaya kan bir bilim retisi olarak olumutur; bu yeni bilim retisi Bacon ve Descartes'tan bu yana, yeni bir ey retmeyen tasmn karsna konmutur. 2- Ruhbilimsel mantk (19. yzyl): Dnmeyi ruhbilimsel adan (bi lin ieriklerinden kalkarak) kavramaya alr. 3- Transsendental man tk (Kant ve Yeni Kantlk): Dnmenin salt biimini inceleyen biim sel mantktan ayr olarak bilginin mantksal koullarn gstermeye alr. 4- Varlkbilimsel (ontolojik) mantk: a. Genel olarak: Dnme biimlerini varlk biimleriyle eit klar, b. Hegel'de doa ve tinin te melinde bulunan z-biimleri ve z-balamlar retisi; ancak bu man tksal dizge deimez bir tz olarak deil, tersine logosun > eytiimsel bir biimde ileriye doru giden bir gelimesi olarak kendini gsterir (ey tiimsel mantk). 5- Dil mant: a. lkin Aristoteleste, sonraStoada, -* adclkta ve yeniden * grngbilimde deiik biimlerde anlam zm lemeleriyle ve giderek (ruhbilimcilie kar olarak) salt mantk biimin de (Bolzano, Brentano, Meinong, Husserl), ayrca modern deneycilerde ve analitik felsefede karmza kar (Carnap, Wittgenstein); b. Yorum layc (Hermeneutik) mantk: mantksal biimleri ve balantlar kendi bana bir ey olarak deil de, konuma ve dnme biimleri olarak ele alr ve bu biimleri szn (konumann) canl durumu iinde, de yilerin somut yorumlanmas yoluyle kvramaya alr (H. Lipps). 6- Matematiksel mantk (simgesel mantk, lojistik, modern mantk): Kavramlar szcklerle deil, imlerle gstererek ilem yapan mantk, ilkin Leibniz'de karmza kar (logica mathematica), dizgesel temellendirilii: 19. yzyln ikinci yarsnda Boole, Schrder ve Frege ile; gelitirilmesi: Russell ve Whitehead, ayrca Carnap ve H. Scholz ile. Mant matematiksel yntemle kesin, gvenilir ve salt olarak temellendirmeye alr, dilin ok anlamllndan kanmak iin, doal dil yerine tek anlaml ve mantksal hesaplara elverili yapma bir imler-simgeler dili koyar. 7- iki deerli mantk: Aristoteles'e dayanan klasik mantk iki deerlidir; iki deer tanr. Bu deerler gnlk dilde dendii gibi do ru ve yanl deil de, doru ve doru olmayandr. ( r. A dorudur A doru deildir; biri doru ise teki zorunlu olarak yanltr, ikisi d nda baka bir olanak yoktur.) 8- ok deerli mantk: ki deerden 119

m a n tk lk

daha ounu, ounlukla da deer tanr: doru, yanl, olanaksz (P. Fvrier); doru, yanl ve belirsiz (Reichenbach). m an tk lk [Alm. Logismus]'. 1- Mantksal olann kendine zgl ve ba mszl zerine reti. 2- Salt mantksal olann tek yanl olarak ar basmas. 3- Evrenin mantksal biimde dzenlenmi olduunu ne s ren reti. m a n tk la trclk [Aim. Logizismus] [Fr. logicisme] [ing. logicism]: 1-

Mantksal olana ar deer verme. 2- (Ruhbilimciliin kart olarak) Mant ruhbilimden bamsz olarak kurma ve onun ruhbilime stnl n ne srme eilimi. 3- (Matematikletirmeye kart olarak) Ma tematii manta indirgeme, mantn bir dal olarak ele alma eilimi. M a rb u rg O k u lu [Alm. Marburger Schule] [Fr. cole de Morbourg]: Varln mantksal bantlarn bir rgt olduunu ne sren, gereklii kavram sal, matematiksel yolla kavrayan bir lojistik gelitiren Yeni Kant okul. // Bu okulun kurucusu H. Cohen, gelitiricileri P. Natorp ve E. Cassirer'dir. Bu akm -. zdekilik ve -* doalcln karsnda, bilgi ele tirisi ve bilim kuram dorultusundadr. Bu okulun ayrca ahlk felse fesi, sanat felsefesi, dil, din, sylencebilim aratrmalar da vardr. M a rk slk [Alm. Marxismus] [Fr. morxisme] [ing. Marxism]: Karl Marx ve Friedrich Engelsin gelitirdii, bilimsel toplumculuk dorultusundaki felsefe, toplum ve ekonomi retisi. // Markslar felsefelerini eytiim sel zdekilik olarak adlandrrlar. Marksln dayand temel, insan ln tarihsel ve toplumsal gelimesinin ekonomik gler ve likilerle belirlenmi olduu ve dnce ile lgili tinsel glerin de bunlarn bir yansmas olduu grdr. Ekonomik ilikiler ve bununla ilgili tinsel biimler ile kltr, altyap ve styap olarak balant iindedirler, birbirleriyle nedensel bir ballk iinde bulunurlar. Marksln felsefe bakmndan temel ilkesi udur: nsann bilinci varln deil, tam ter sine toplumsal varl bilincini belirler. Dnce ve bilin insan bey ninin rnleridir, insann kendisi de bir doa rndr, evresi iinde ve evresi ile birlikte geliir; insan toplumu da kltr ile birlikte bir doa parasdr; insan tarihi de neden-etki balants inde ve eytiim sel bir biimde geliir. Evren olmu bitmi bir ey deil, ilerleyen bir sretir; eytiim de Marxa gre, gerek ddnyadaki, gerek insan dncesindeki genel devinim yasas -bu devinim zdein varolu biimidir- zerindeki bilimdir. Hegelin kartlklar iinde ilerleyen eytiimsel deimesi Marxda snflarn savana evrilmitir. Snflarn sava retisi de Darwinin retisinde kendisine dayanak bulur. 120

m odern m an tk Doadaki yaama savan Marx insan toplumlarna da aktarmtr. Bilimsel toplumculuk da sonunda bir doa bilimi biimine girer, bkz. tarihsel zdekilik z d e kilik, eytiim m atem atiksel m an tk bkz. m an tk 6 m a te ry a liz m bkz. zdekilik

m athesis universalis [Lat. universalis = evrense!] [Yun. mathesrs = bilme, bilim, kesin bilim olarak matematik ]: Descartes, Leibniz ve amzda Husserlin bilgi lks olan, btn bilimlerin kendisine dayand, bil gimizin btn konularn kesin matematiksel biimde kavrayabilen evrensel bilim. // Bu lky ortaya atanlar, biimsel mant ve bilim retisini btn bilimlerin dayand temel sayarlar, btn bilgileri mizin matematiksel bir kesinlie, seiklie ulaabilmesini erek olarak grrler. m e k an ik ilik [Aim. Mechonism/s] [Fr. mcanisme] [ng. mechanism] [es.t. mihanikiye]: 1- (Fizikte) Btn fiziksel olaylar uzay ve uzayda yer de itirmelerle aklayan gr. (r. Isnn mekaniki aklan.) 2- (Dirimbilimde) Canl varlklar, organik olaylar mekanik yasalara gre aklamaya alan reti, (zel bir yaama gcnn varln kabul eden dirimselciliin kart.) 3- (Fiziktesinde) Demokritosun atom culuunda temellendirilmi olan mekanik-doa ve evren gr. Cansz cisimlerin devinim ve etkilerinin mekaniini tm gereklik olaylarnn z rnei sayan ve ruhsal-tinsel olaylar da ancak nedensel-mekanik adan ele alan dnya gr, m etafiz ik bkz. fizk tesi

m ethexis (Yun.): Pay alma, katlma. Platonun -> idea retisinde alglanan nesnelerin idealarla olan ilikisini belirlemede kulland terim: Nesne ler ideaya-bu gerek varla- katlmakla, ondan pay almakla belli bir ey olurlar. m ikrokosm os [Yun. mikros = kk, kosmos evren]: Kk evren. Evrenin bir parada yansmasn dile getirir. (r. insan bir kk ev rendir. Modern fizikte de atom mikrokosmos olarak adlandrlr.) m istik bkz. gizemsel *

m istisim bkz. gizem cilik m ito lo ji bkz. sylencebilim m itos bkz. sylence m odern m an tk bkz. m an tk 6 121

m odus modus bkz. kip monad [Alm., Fr., ng. Monade] [Yun. monas = bir olan]: 1- (Eski Yunan felsefesinde) Blnmez birlik (Platonda idea). 2- (Giordano Bruno da) Fiziksel ve ruhsal gerekliin elerinden her biri. 3- (Leibnizde) A rtk blnemez bir birlik olan sonsuz saydaki tzlerin her biri, m o ralist bkz. ahlk m o raliz m bkz. ah lklk m orfoloji bkz. b iim b im m utuluk [Alm. Eudmonismus] [Fr. eudmonisme] [ng. eudoemon/sm] [Yun. euda/momsmos] [es.t. istisadiye]: Yaamn anlamn mutlulukta bulan, insan eylemlerinin son erei olarak mutluluu gren ahlk retisi. // Mutluluk kavramna verilen anlama gre mutuluk retileri trlere ayrlr: a. Hazclk: Duyusal hazlara balanan mutuluk, b. Bireysel mutuluk: Tek kiinin mutluluuna balanan mutuluk, c. Toplumsal mutuluk: Toplumun mutluluunu, iyiliini erek olarak alan mutuluk. Bu sonuncusu Olabildiince ok insann olabildiince ok mutlu olmas. dncesiyle kesin formln bulur ve yarar asndan ele alnarak yararcla (utllitarizm) varr, m u tlu lu k [Alm. Glck] [Fr. bon/eur] [ng. bapp/ness] [es.t. saadet]: 1Genellikle insanlarn kendilerine en yksek erek olarak koyduklar deer. Bilinci dolduran tam bir doygunluk durumu. stek ve eilimlerin tam bir uyumu ve doygunluu. Deerli eylerin bolluu iinde alnan nesnel durum. 2- Kiisel mutluluk duygusu: a. durum olarak; b. bir kezlik bir yaant olarak. 3- Ahlk felsefesinin ana kavramlarndan biri; zellikle klasik eskia ahlknn temel kavram: a. Bireyin mutluluu, b. Toplumun mutluluu. 4- Kantta mutluluk eriilmesi g bir lkdr; bunun karsna Kant mutlulua lyk olma deerini ulalabilir bir erek olarak koyar.

122

N
neden [Alm. 1- Ursache, 2- Grund] [Fr. 1-couse, 2- raison] [ng. 1-eause, 2reason] [Lat. 1- causa, 2- ratio] [es.t. 1- ffet, 2- sebep]:!. Gerek neden (illet). 1- Bir olayn gerek nedeni. Bir eyi etkileyen, oluturan, douran; etkinin ballak kavram; gerek etkilere ve deimelere yol aan etkileme. ( A B nin nedenidir. dendiinde, "A nn varoluu B nin varoluunun nedenidir. denmek istenir.) Eskiada ve Dekartlarda bugnknden daha geni anlamda kullanlmtr. Aristoteles nedeni drt ayr anlamda kullanr: a.Biimsel neden (causa formalis): Biim veren neden, b. zdekseMeriksel neden (causa materialis): Gerekte bulunan rdeksel neden; zdeksel koul; etkilemenin, ' temeli, deimeyen zdei; kendisinden bir eyin olutuu ey. c. Et kileyici neden (causa efficiens): Balangta bulunan edici, yapc, etkile yici neden, d. Ereksel neden (causa finalis): Bir son, erek gden neden. Gnmzde nedenin yalnzca bu son iki anlam kalmtr. Etkileyici neden, bir baka olay douran, br olay ya da bir eylemi yaratan varl gstermek iin; ereksel neden de, bir edimi gerekletirmek zere g dlen erei gstermek iin kullanlr. 2- Bir zn, br varln olanann varlk koulu olarak varlk nedeni, var olma nedeni (Lat. ratio essendiratio possibilitatis). Ancak burada olgusal olay henz sz konusu deil dir. byle br olay iin gerek neden (causa) olmas zorunludur. 3Hareket nedeni, kmldatc neden, gd (motif). stemenin, eyleminin ruhsal nedeni. II. Mantksal neden (sebep): 1- Kensisinden, baka bir yargnn, baka bir nermenin, baka bir kavramn zorunlukla kt yarg, nerme ya da kavram. Temel, dayanak, gereke. (Ballak kavram: sonu=conse' cutio.) 2- Dorulayc neden, dorulama, gereke: Bir eyi hakl gstermek zere ne srlen kant. (Bu kant iyi olmayabilir de.) 3- Bilgi nedeni (ratio cognoscendi): Bir eyin bilinmesini salayan neden. (r. Termometrenin ykselmesi s artnn saptanmas in bilgi nedenidir; 123

I
n e d e n sellik

o Z I T 'Slnm ykSelmesinin ^ r e k nedenini aklamaz, yalmzca onun bilinmesinin nedenidir.)

n e d e [e Ss et [es t. ,,(ye]

n T ? [Fr[ing' CaUSa,ityl [ U t ' Causoli^ Nedenle etki arasndaki balant. Nedensellik yasas,:

H r olayn b,r nedeni olduunu dile getiren yas, Nedensellik ilkesi: Nedenle etk arasmdaki balanan,n zorunluluunu dile getiren ilke

kir U e' d" " T 2 rU n lU'a ra k^ n ed 6 n i^ - N edensel/k kes, ve nedensellik yasas, trl biimlerde temellendirilmi ve akZ r * ? e" krit S ,ay,ann ',edenSel zn belhb.r ey olarak ortaya ,kt,,nr syler. Doa bilimlerinin gelime nJ alkl'k l<a2anm'5tlr ( Bac " Ga'ilei, Kepler vb.). Hume

ben h

? te

rtaya lkan her 5eyin bir W y 'uY'e bir 5*yden,

mm r k daya" d,glnl ne srm5t r- Kant nedensellii, dnm,z,n onse b,,mi olan - kategorilerden biri olarak belirler,- Kant'a e nedenseli,k b,lg, iin zorunlu olan bir kavramd.r, deneyden gel mez, ama yalnzca duyulur dnyada (grngler dnyasmda) geerlidir M.II. Spencer vb. nedenselliin yalnzca deneyden geldiini ve tme varm yo,uy,e kazand,,n, ne srer,er. Yeni fizfker nedenseHik ilik t e n b 1 '* 1 '1 3 " 5' " 1 ," S' " ' r S , Z k .r,.d .rl,r; onlara gre neden-

r s

k :a d m 'n' e?tirerek' nedensem ie

olas hk kural ^ ara?t' a '" <eS " bU'?USal ilke ,araknzca H - h ' r 3 yaraHan" abilir- zdekiler nedenselliin yalzca doada degl, yaam olaylannda, ruhsal yaamda ve tarihte de (top lumsal, ekonomik nedensellik) geerli olduunu savunurlar. " e fr\V r,lmBiriniS] [ kFr'- r - ne] * 0te]: B,r ?6ye yne' mi? du^ - KUHere kar}, Birinin kotulugunu istemeye varan tutku: yok etme iteine Imct " "" r dS'T a: bU yZd6n nefretin en yksek derecesi ldrmeyi isteyen nefret olarak adlandrlr. eylere (nesnelere) kar: Sevmeme tikten ?nefret,''h rtd ^n em e (yalandan nefret, mateme tikten nefret, hayvanlardan nefret vb.). '' A / i neSnL r l m a b^na' b Z a n sev linin a "a ey ey anan ^ rtar5,ya l T T * ^ [n?' ^ [U t' =

L - -

^ W ] = 1" (G e" ellikle> Kar* " d* ballak kavram olarak, zne ediminin, biW =" Ke" diS" e y" eli" ^ < ."

bi i n a e T ' Sine y" ele" b'r ed' m ' madan var bilinte, dnme nesnesi (konu) olarak dnme olaynn kars,bU'Unan <'*') nesne. b. zne ediminden b l t e n ,

124

n ite lik bamsz olan gerek (real) nesne; gereklik olarak, ddnyann bir

paras olarak bilincin karsnda duran ey. nesnel [Alm. objektiv] [Fr. object/fl [ng. objective] [es.t. afak, eyi]: 1Nesneye ilikin olan. 2- Nesne ile uyuan, nesne ile uyum iinde olan. 3- Bireyin kiisel grnden bamsz olan. 4- Genel geer olan, her dnce iin geerli olan. 5- Bireyst olan, rnein nesnel tin: a. Bireyleri aan, ama ayn zamanda onlar birletiren tinsel yaam alan (sanat, bilim, ahlk, hukuk), b. Tinin, znenin dna kan rnleri, yaptlar, kurulular, nesnellem e [Alm. Objektivation] [Fr., Ing. objectivation] [es.t. afakileme]: znel olann, nesnel olan, zneden ayrlm olan bir varlk iinde or taya kmas. Btn kltr rnleri, btn tinsel yaptlar, tinin, kl trn nesnellemeleridir, n esn elletirm e [Alm. Objektivierung] [Fr. objectivation] [ng. objectivation] [es.t. ofak/etirme]: 1- znel olann, ya da bir dncenin (idenin) gereklemesi. 2- znel olann saptanmas, nesnellik [Alm. Objektivitt] [Fr. objectivit] [ng. objectivity] [es.t. afaklik, eylik]: 1- zneden ban^zlk, nesnenin kendisine uygunluk. 2znenin kendi duygu, gr ve nyarglarndan uzakta kalarak ve her hangi baka bir etki altnda da kalmakszn bir nesneyi kavrama nitelii. 3Genel geerlik. 4- Bireyst gereklik, n icelik [Alm. Quantitt] [Fr. quantit] [ng. quantity] [Lat. quantits] [Yun. posofei] [es.t. kemiyet]: llebilen, azalp oalabilen byklk; nice, ne kadar, ne byklkte sorularnn karl. // Aristotelesden beri nicelik temel anlatm biimlerinden (kategori) biridir. Mantkta bir nermenin tmel ya da tikel oluu onun niceliidir, n ih iliz m bkz. h i ilik n irva n a (Sanskrite): Budzmin kurtulu" iin kulland terim. Her trl isteklerden, tutkulardan, duygulanmlardan kurtulup, benin ortadan kalkt en yksek ruh durumuna erime. nite lem e d e eliki [Lat. contradiction in od/ecto]: Bir terimle ona katlan, ona t eklenen nitelik arasndaki eliki. ( r. keli silindir, yuvarlak gen.)

n ite lik [Alm. Qualitt, Beschaffenheit] [Fr. qualit] [ing. quality] [Lat. qualitas] [Yun. poiotes] [es.t. keyfiyet]: 1-Blr nesnenin yapsn belirleyen, bir eyi yle ya da byle yapan zellik; nite, ne gibi, nasl sorularnn karl. I I Aristotelesten beri nitelik dncenin temel anlatm biimlerinden 125

toeraa

(kategori) biridir. 2-(M antkta)Bir nermenin olumlu yada olumsuz olu u. Yarglar niteliklerine gre evetleyici, deilleyici ve snrlayc olurlar. noem a (Yun.): Dnce; dnce ierii. Dnme ediminden (Yun. noesis) ayrmak zere zellikle Husserl'in kulland kavram. Noema (dnce ierii), Husserlde, noesis'in (dnme ediminin) ayrlmaz bir bal lak kavramdr. n o m in a liz m bkz. ad clk n o rm bkz. dzg / y _ noum enon (Yun.): 1- Duyularla alg.lanan eylerin (-> grng = phainomenon) kart olarak usla kavranan ey. 2- (Kant'ta) Duyulur g rnn deil, duyust bir grnn konusu olan ey; grng kartalglayan bir zneyle herhangi bir balants olmakszn var olan gerek- ler dnyas. Noumenon ancak duyarla gereksinme duymakszn grleyebilen; eyleri dorudan doruya kavrayabilen bir anlk, Tanrsal bir us iin vardr. nsan duyularla bal olduundan byle bir kavram grleyemez, onu dnebilir yalnzca. nous (Yun.) [Lat. intellectus]: Us, tin. 1 - (ilkin Anaxagorasta): Evreni dzen leyici, ozdeksel olmayan lke.2- insann en yksek yetenei, a. (Platonda dealara ynelmi dnme-us edimleri, b. (Aristoteleste) Kuramsal ve klgl dnme gc. 3- a. Dnmenin ilkesi ve gelip geici olmayan tozu. b. (Plotinos'ta) Usla kavranan dnyann, Idealar alannn lkesi.

126

o
O : Biimsel mantkta tikel olumsuz nermelerin simgesi. ( r. "Baz insanlar kara gzl deildir.*) obje bkz. nesne o kkasio nalizm bkz. ara n e d e n cilik o lan ak [Alm. Mg//chke/t] [Fr. possib/fitt] [ng. poss/bi/ity] [Lat. possibilitas, potent/a] [es.t. imkn]: Olabilirlik; bir eyin olabilir oluu. 1- (Nesnel olarak) Belli koullarda gerek olabilecek olan. 2- (znel olarak) Belli varsaymlar koyarak gerekleebilecei dnlen ey. o la sclk . [Alm. Probabi/smus] [Fr. probabilisme] [ng. probabilism] [Lat. salt dorunun bilinemeyeceini, bilginin yalnzca probabiiis = olas, denebilir] [es.t. ihtimaliye]: Bilginin ancak > olaslk deeri olduunu, olasla eriebileceini ileri sren kuramsal-kukucu reti, o la slk [Alm. VVohrschein/ichke/t] [Fr. pro6ab///te] [ng. probability] [Lat. probabi/itas] [es.t. ihtimaliyet]: I. (Felsefede) Dorulua yaklam dere cesi. Bu anlamda: 1- Ortaya kmas zorunlu olmayan bir olayn ortaya kma olanann en yksek derecesi. 2- O zamana dein yaplan deney . lerle bir olayn ortaya kmasnn beklenilmesi, ama yine de salt bir kesinlii bulunmamas durumu. 3- Bir eyin doru saylmas in ye terince nedenlerin bulunmamas durumu, li. (Matematikte) Gvenilir liin say ile belirlenmesi; ~ _ silik vardr.) olgu [Alm. Faktum] [Fr. fa/t] [ng. fact] [Lat. factum yaplm olan] [es.t. vaka]: Dnlm olann kart, olmu olan, gerek olan, gerekle mi olan. olguculuk [Alm. Positivismus] [Fr. posit/v/sme] [ng. posftiv/sm] [es.t. ispatiye]: Aratrmalarn olgulara, gereklere dayayan, fiziktesi aklamalar kuramsal olarak olanaksz, klgl olarak yararsz gren; deneyle denetbylece belli bir olayn ortaya kabilme olana hesap edilebilir, ( r. Bir zar atmada alty tutturmada 1 /6 ola-

127

o lg u d o r u la r

lenmeyen sorular szde soru olarak niteleyen felsefe dorultusu. // Terim olarak, A. Comteun felsefeye getirdii bir kavramdr. Olguculuun temel kavram olan olgu olgucular arasnda trl anlamlarda kullanlagelmitir; ancak hepsinin birletii, doa bilimlerinin evren tasarmna ve yntemlerine uyma zorunluluudur. Olguculuu dizge olarak kuran A. Comtedur, ama Comtedan nce D. Hume, dAlembert ve Tur got da ayn dorultudadrlar; baka temsilcileri: Mili, Spencer, Mach, Avenarius vb. olgu d o ru la n bkz. doruluk oligari bkz. ta k m e rk i olu m lu [Alm. positiv] [Fr. positif] [ng. pos/t/Ve] [es.t. mspet, vcub]; 1-

Evetleyici. (Deilleyicinin kart. ) 2- Onaylayc, dorulayc. 3- G venilir olan. Kart bkz. olum suz olum sa! [Alm. kontingent] [Fr., ng. contingent] [Lat. contingens] [es.t. mm kn]: Rastlantsal olan; ne zorunlu ne de olanaksz olan; olabilir de olmayabilir de olan (ey). o lu m sallk [Alm. Kontingenz] [Fr. contingence] [ng. contingency] [Lat. con tingenta] [es.t. imkn]: Olumsal olann nitelii; olumsal olma durumu; kendinde var oima ilkesini bulundurmayann, zorunlu olmayann nitelii. Kart bkz. zo runluluk. Felsefede zellikle Fransz filozoflar (ReBoutrouxya gre doa nouvier, Boutroux) bu kavram ilemilerdir. yasalar olumsallk nitelii tarlar.

olum suz [Alm. negativ] [Fr. ngatif] [ng. negative] [es.t. menf]: 1- Bir eyi yadsyan. 2- Deilleyici; ne srlen bir savn yanlln ortaya koyan (yarg). olu [Alm. 1- Werden, 2- Genesis] [Fr. 1- devenir, 2 -gense] [ng. 1- becoming 2- genesis] [Lat. fieri < in fiere = olu halinde] [Yun. genesis] [es.t. 1- sayruret 2- tekevvn]: I. Deime sreci. Bu anlamda: 1- Bir durum dan teki duruma gei. 2- Olanaktan gereklie gei. 3- Srekli de iim olay. 4- Deimez, zamand olan ze kartlk iinde, gerek liin deien, deiim iinde olan z belirtisi. 5 - Deimez olan, olmu bitmi varlkla kartlk iinde, yaamn oluma, gerekleme, kendi sini tamamlama nitelii. M . ncelenen bir konunun (bir varln, bir grevin, bir kurumun) oluu; gz nne alnan andaki durumuna dein geliip oluma biimi. Yaamn oluumu, douu ya da gelimesi. Ayrca: Tevrat'n dnyann oluunu anlatan birinci kitabnn bal. 128

o rta k la a lk

oluum [Alm. Bildung] [Fr., ng. formation] [es.t. teekkl]: nsan ruhu ve dncesinin kltr deerlerine tam bir anlayla katlabilecek bir bi imde tinsel gelimesi ve biimlenmesi, insann belli lklere ve belli rneklere gre yetimesi. // Gerek oluum son bulmu bir ey deil, durmadan gelien canl bir olutur, o nto lo ji bkz. v a rlk b ilim o n to lo jik k an t bkz. T a n r o n to lo jik m an tk bkz. m an tk 4 o nu r [Alm. Wrde, Menschenwrde] [Fr. dignit (humaine)] [ing. dignity] [Lat. dignitas] [es.t. haysiyet]: nsann, duyan, dnen ve zgr bir var lk olarak tad deer, insan olarak insann deeri. // Kant'a gre onurlu bir varlk olmas dolaysyle insan hi bir zaman bir ara olarak kullanlmamaldr. organon (Yun.): Alet, ara. Aristoteles'in mantkla ilgili yaptlarnn btnne verilen ad. Aristoteles'in kendisinin mantk iin kulland terim analitik"tir. Aristoteleste mantk doru dnmenin yntemi ve gili: Doru dnmenin aleti; bilimsel bilgiye gtren ara. ortak d u yu [Alm. Gemeinsinn] [Fr. sens commun] [ing. common sense] [Lat. sensus communis] [Yun. koine aisthesis] [es.t. hiss-i mterek]: 1- (Aris toteles ve skolastik felsefede) eitli duyu organlarnn verilerini bir l e t i r e n , baka bir deyile, ayn nesneden duyularn her biri ile alnan trl duyumlar dzenletirerek o nesneyi tek ve ayn nesne olarak alg lanr klan yeti. 2- a. Belli bir evrede edinilmi ve herkese kabul edilebilir diye dnlen kanlarn toplam, b. (zellikle iskoya O ku lunda) Bilgi ve ahlkn kayna olarak salam insan anl, bkz. skoya O k u lu o rta k la a lk [Alm. Gemeinschaft] [Fr. communaut] [ing. community] [es.t. cemaat]: O rtak olann z belirtisi. Ortaklaa edinilen zdeksel ve tinsel deerlere dayal toplumsal iliki. Bu anlamda: Genel olarak) Ara larnda bir ortaklk bulunan insan bei. 2- nsanlarn birlikte yaa malarnn belirli temel biimlerine verilen ad: Tnniesin Gemeinsc haft und Gesellschaft" (Ortaklaalk ve Toplum) adl yaptndan beri, insanlarn doal, organik birlikteliklerinin eitli biimlerine verilen ad (aile, soy, ulus). Usa uygun, istence dayanan, istendiinde z lebilen bir erek ball olan topl.umdan ayrt edilir. 129 sanat, bilimlerin yntemidir. Organon denmesinin nedeni de bu anlamla il

o r t a te r im

o r t a te rim [Alm. Mittelbegriff] [Fr. moyen terme] [ng. middle (term)] [Lat terminus medius] [es.t. mutavassn had]: (Tasmda) Byk terimle kk terim (ncller) arasnda balant kuran arac terim ; bunun sonucu olarak iki nclde de bulunan, ama sonu nermesinde bulunmayan terim : nsan lmldr. Sokrates insandr. yleyse Sokrates lmldr. nsan, orta terimdir. M ife gsterilir.

130

bek [Alm. Gruppe] [Fr. groupe] [ng. group]: 1- Grlr bir biimde birbiriyle az ok sk ball olan okluk. 2- Toplumbilimin temel kavra m olarak: Toplumun en dar biimine verilen ad. b r d nya bilgisi [Alm., Fr. Eschoto/ogie] [ng. esc/oto/ogy] [Yun. eschatorT = son, sonuncu; /ogos reti] [es.t. //m-J-o//ret]: Evrenin ve insanln sonu le ilgili retiler.// Tek insann sonu ile ilgili olarak lm den sonraki yazg (bireysel br dnya bilgisi); dnyann sonu ile lgili olarak, llerin dirililesi, kyamet gn ve br dnya konularn iler (genel br dnya bilgisi), dev [Alm. Pfticht] [Fr. devoir] [ng. duty] [Yun. deon, kotheton] [Lat. officium] ' *[es.t. vazife]: Yapmak zorunda olduumuz, yapmamz gereken ey; ahlka "ykml olduumuz ey. dev duygusu: 1- devlere kar sorumluuk duygusu. 2- stemelerimizin belirleyicisi olarak ahlk ya sas zerine bilin (Kant), e [Alm. E/ement] [Fr. lment] [ng. e/ement] [Lat. efementum] [es.t. unsurj,: 1- (Genel olarak) Bir bileiin en yaln paralarndan biri. Yapc e olarak blnmez temel paralar. 2- (Mantkta) Bir snfa (ya da btne) bal olan bireylerin her biri. 3- (Bilgi retisinde) Kavram ve yarglar (bilgi eleri). // Bir bilimin eleri bu bilimin ilkeleri ve ilk nerme leridir. (zellikle tmdengelimi! 4bilimlerde, rnein geometride.) (Fiziktesinde) Ana zdek, ilk zdek (Thaes iin su). // Antikada

Empedoklesten beri drt temel e kabul edilir: Toprak, su, ate, hava. Pythagoraslar ve Aristoteles bunlara beinci e olarak aether i eklemilerdir, reti d z e n le yic ile ri [Alm. Doxograptoen] [Yun. doksographoi]: Antik ada filozoflarn dnce ve kanlarn toplayp sorunlara gre dzen leyerek yazan yazarlar (Diogenes Laertius). re tim bilgisi [Alm. D/daktik] [Fr. didactique] [ng. didactics] [Lat. didac~ tfca]-[Yun. didaskein retmek] [es.t. fenn-i talim tedris]: 1- 1 31

ke

retme sanat; retme bilimi. 2- Eitbilimin retim konusu ile ilgili blm. ke [Alm. Genie] [Fr. roe] [ing. genius] [Lat. genius < gigno = yaratyorum, meydana getiriyorum] [es.t. dhi]: Yaratc yetenein en yksek dere cesine ulam kii. ' k e lik [Alm. Genialitt] [Fr. genialit] [es.t. dhilik]: Yaratc yetenein yeni olanaklara yol aan en yksek derecesi. //kelik ile yetenei kartr mamak gerekir. Yetenekli kii ancak kendi olanaklarnn snr iinde o en yksek dzeye ulaabilir; ke se bu snr aarak yeni olanaklar yaratr. lt [Alm. Kriterium] [Fr. critrium, critre] [ing. criterion] [Yun. kriterion < krnem = ayrma, yarglama! [es.t. msdajf, miyar, kstas]: 1- (Genel olarak) Ayrma ve yarglama arac; doruyu yanltan ayrt etme arac. 2- (Mantk ve bilgi retisinde) Bilgide doruluu ya da yanll ayrma arac. // lt olarak geerli olanlar: a. Biimsel: mantksal elimezlik ilkesi, b. Konuyle uygun dme; kavramla grnen (algnn) rtmesi; apak olu. nceden ku rulm u uyu m : Leibniz'in, gerekliin dzenini dile getirmek zere kulland terim. / / Bu dzen karlkl etki ya da gerek etkile melerden olumamtr; tam tersine, Tanr bu dzeni nceden kurmu, btn -> monadlarn yaam ve tasarm ierikleri arasndaki uyum ve sralamann dncel dizgesi olarak nceden belirlemitir. Tanr btn varlklar srekli bir uyum iinde bulunacak gibi dzenlemitir. Leibnize gre byle bir nceden kurulmu uyum ruh ile beden arasn da da bulunur. (Ruhun monadlar ile bedenin monadlar arasnda hi bir nedensellik balants yoktur.) Ruh ile beden ileyileri batan beri birbirine ayarlanm iki saate benzer, aralarnda nceden kurul mu bir uyum vardr. nce; [Alm. Antecedent] [Fr. ontcdent] [ng. antecedent] [Lat. antecedens = nde giden] [es.t. mukaddem]: (Mantkta) Sonucun karld nerme ya da nermeler. (r. tasmda: byk ve kk nerme.) // Her Varsaym iermede ieren terim nceldir, ierilmi olan -> ardldr.

sal bir yargda koulu bildiren nermeye (A doru ise) ncel, koul lanm nermeye de (B de dorudur) ardl denir, bkz. ard l onceszlik-sflQja ^ (k [Alm. Ewigkeit] [Fr. ternit] [ing. eternity] [Lat. oeternitas] [es.t. ezeliyet-ebediyet]: 1- Ba sonu olmayan sreklilik. 2- Varln tam bir okluu. Bu okluk, zaman ve zamanszl kendinde 132

nsel

bulundurur, ba ve sonu olmayan bir biimde

uzanr, kendi dnda

artk hibir ey yoktur. Tanrnn ncesiz-sonrasz varoluu (her anda hazr oluu). 3- Zamann dnda olann belirgin zellii. 4- Zamann mutlak olarak ortadan kaldrlmasj ve yadsnmas. 5- Zamandan ba msz olan; idelerin, saylarn, mantksal olgularn 6alarn deiikliini zaman inde ( r. Sonsuz bar.) 7- Zaman ama (Schelling). n c lle r [Aim. Promisse] [Fr. prmisses] [ng. premiss] [Lat. praemisso] [es.t. mukaddemat]; Tasmda kendilerinden sonucun karld nermeler. nerm e [Aim. Satz] [Fr., ng. proposition] [Lat. propositio] [es.t. kaziye]: (Klasik mantkta) Yargnn szlerle dile gelii; doru ya da yanl ola bilen bir anlatm. // Modern mantklar doru ya da yanl olabilen an latm yannda belirsiz kalan bir anlatm da bulunduuna dikkati ekmi lerdir. nerme mantksal terim olarak temel anlamn modern mantk ta kazanmtr. B. Russell nermeden lk planda bir eyi ya doru ola rak ya da yanl olarak dile getiren szler kuruluu. nu anlar; rnein: 2x2=4 de 2x2=5 de birer nermedir; Sokrates bir insandr. Sokra tes bir nsan deildir. de birer nermedirler; nemli olan nermeden nerme grevini ayrmaktr. nerme grevi bir anlatmda bu anlatm kuran bir ya da daha ok belirsiz paray, bu paralara deer yklen ' diinde bir nerme klacak olan anlatmdr. r. X bir insandr. X belirsiz kald srece bu nerme ne dorudur ne yanl; X e bir deer verilirse bundan doru ya da yanl bir nerme kar. nsel J Alm., Fr., ng. a priori] [Lat. a priori^ n<*en* nceden olan] [es.t. kab/]: Deneyden bamsz olan, ama deneyle canlandrlabilen, bilin cine varlabilen (bilgi); deneyin tesinde geerlii olan (bilgi). // nsel bilgi, Platondan beri felsefede zerinde durulan bir sorundur. Yeni a bilgi retisinde nsel (a priori) ile sonsal (a posteriori) temel bir kavram kilisidir: 1- Bilginin iki kayna retisinde nsel unlarla eanlamldr: a. Dnceden, ustan gelen, kavramsal olan. b. Dou tan. c. Kendiliinden (spontan) oluan; sonsal ise bunlarn kart olan kavramlarla bir saylr: a. Duyusal deneyden gelen, b. Edinilmi, c. Alnm. 2- Kant bu kartl yeniden ortaya koyup derinletirmitir. Kant nsel deyince, deneyi olanakl klan anlar; nk ona gre her bilgi zaman bakmndan deneyle balar, ama yalnz deneyden tremez. Bu anlayta nsel = kavram, dnce deildir, nk nsel olan grler de (uzay ile zaman) vardr; bunlar da deneyi olanakl klan biimler, koullardr. 3- amzda grngbilim ve bu rn nsel olarak z 133 zamand olular. am?, ya da bunu ne srme.

n sezi

grme ilkesi, nseli yalnz kavramsal olana ballndan ayrmam, onun biim ilkeleriyle olan ilikisini de kesmitir. Bu anlayta nsel, doru dan doruya grlen zlklerin niteliklerini, z balamlarn ve z ilikilerini, hem de zellikle ierikleri bakmndan belirleyen bir terim olmutur. Kantn biimsel nseline (formal a priorisine) kar ieriksel bir nsel ileri srlmtr. Ayrca duygusal nselden (emotional a priori), deer nselinden (M. Scheler, N. Hartmann) ve dinsel bir nselden de (R. Otto, Troeltsch) sz edilir. nsezi [Aim. Ahnung] [F r ng. pressentiment] [es.t. hissikablelvuku]: Temellendirilemeyen duygu. VerTmemi- olann, bilinmeyenfnT'zellikle gelecekle ilgili olann nceden duyulmas, doru gibi saylmas. Yeni felsefede Jabobi ve Fries nseziyi, duyulurst olann duyusu olarak, deneyle snrl bilmenin karsna koymulardr. n yarg [Aim. Vorurteil] [Fr. priju g ^ [ing. prejudice] [Lat. praejudicium] [es.t. itikat- bati, pein hkm]: Bir eyi yeterince bilmeden varlm kan; nceden verilmi yarg. rt k [Aim, implizite] [Fr. imflicite] [ng. implicit] [es.t. zmni]: rtl, kapal olarak ierilmi o la n rik z . ie rm e rt k tasm [Aim. Enthymem] [Fr. enthymeme] [ing. enthymeme] [Yun. enthymema = Dncede (en thymo) tutulan] [es.t. kyas- matvi]: ncllerden birinin ak olarak dile getirilmeyip dncede tamam land tasma verilen ad. // Burada ya byk nerme eksiktir: Yalan sylyorsunuz, yleyse size gvenilemez. ; ya kk nerme eksiktir: Yalan syleyenlere gvenilemez; yleyse size gvenilemez. ; ya da sonu eksik olabilir: Yalan syleyenlere gvenilmez; oysa yalan sy lediniz . rt m e [Fr. coincidence] [ng. coincidence] [Lat. coincidentia] [es.t. teta

bukJ : ki eyin birbiriyle tam ol?B< Uyumas ; iki olayn ayn zamana rastlamas. Kartlklarn rtmesi (Lat. conincidentia oppositorum): lk olarak Nicolaus Cusanus un "kulland bu kavram, dnce olarak eski dir. Kartlklarn rtmesi u anlamlarda kullanlr: 1- Fiziktesi ve dinsel anlamda btn kartlarn kke bir birlie geri gitmesi. 2- ner medeki elimeyi eytiimsel bir biimde kaldran dnce vevarlk ilkesi. 3- Nicolaus Cusanus'ta Tanr, kartlklarn rtmesidir. Cusanusa gre, sonluda elien sonsuzda birdir (daire ve doru izgi); dn yann kendisi de Tanrda rten kartlklarn dlamas olarak belirir. yknm e [Aim. Nachahmung] [Fr., ing. imitation] [Lat. imitatio] [Yun. mi mesis] [es.t. taklit]: rnek alnan eyi yeniden yapma. 134

zdekilik

yknm e ku ram [Alm. Nacfafcmungstheor/e] [Fr. thorie de /imitation]: Sanat yaratmalarnn ilkesinin yknme (= sren kuram (Aristoteles). z JA Im . Wesen] [Fr., ng. essence] [Lat. essentia] [Yun. ousfa] [es.t. zat, ma hiyet]: 1- Varln asln kuran ey; temel zellik. Kart bkz. ilinek. 2- Bir eyin ne olduu, nasl olduu olgusu; bir eyi o ey yapan, yle oluunu salayan ey; bir varln yapsn kuran ey. Kart bkz. var; olu. 3- Kalc, deimez olan, gelip geici olmayan, her zaman var ol makta olan varlk. Kart: Deien, deimekte olan varlklar. 4- Bir eyin bireysel ve gerek olan kendine zg biimi; kendine zg belir tisi. S- Fiziktesinin konusu olarak: Kendinde varlk. Kart bkz. g rng. 6- i, ekirdek. Kart: d, kabuk. zbilm [Alm. Eidet/k] [Yun. eidostan]: (Husserl'de) Olgu biliminin kart olarak dnlen, z grsnde verilmi olann bilimi, bkz. grngb ilim 1 1 zdek [Alm. Materie] [Fr. matire] [ng. matter] [Lat. materia, materies] [Yun. hy/e] [es.t. madde]: (Yaln anlamyle) nsann almasyle bir erek uruna biim verdii ya da yararland doal cisimler, nesneler. (Felsefede) 1- Temel zellii yer kaplama olan varlk (Descartes). 2(Tn, ruh ve dnn kart olarak) Duyularla alglanan cisimleri kuran tz; cisimsel olann paralanmaz bozulmaz tz. 3- (Aristoteles felse fesinin zel kavram olarak) Ancak bilim yoluyle gereklik kazanacak olan, henz belirsiz olanak durumundaki ey: a. lk zdek (hyle proteprima materia) salt zdek, btn eylerin temelde bulunan (hypokeimenon-substratum), kendiliinden var olmayan, ancak biimle etkin leen gereklik, b. Son zdek (hyle eskhate) ya da ikinci zdek (materia secunda): Biim alm zdek. z d ekb im cilik [Alm. Hy/emorphismus] [Fr. fty/morfMsme] [ng. hylemorpJism] [Yun. hyle = madde; morpfi = biim]: zdek ve biimin, ger ekliin iki ilkesi olduunu ne sren reti (Aristoteles ve Aquinolu Thomas). z d ekilik [Alm. Materio/ismus] [Fr, materia/isme] [ng. materialism] [es.t. ---maddiye]: 1- Her trl gerekliin -yalnzca nesnel deil, ruhsal ve tinleTlan gerekliin de -zn ve temelini zdekte gren, zdekten baka hi bir tzn bulunmadn ne sren dnya gr. // zdei evrenin ilkesi yapan eski Yunan atomcularndan Leukippos ve Demokritostan beri zdekilik trl biimlerde ortaya kar. ngilterede 17. 135 mimesis) olduunu ne

zd ek sel

yzylda Hobbes,

Fransada 18. yzylda Lamettrie ve Holbach, Al en yksek dzeye ulama

manya da 19. yzylda Ludwig Bchnerle

mtr. 2- (Ahlk felsefesinde) Yalnzca yararl ve haz veren eyleri eriilmee deer sayan, ieriksel-zdeksel deerler dnda kendi bana var olan bamsz bir deerler alann kabul etmeyen dnya gr, zdeksel [Alm. materiell] [Fr. matriel] [ing. material] [es.t. maddi]: zdee ilikin olan. bkz. zdek. Kart bkz. tinsel o zdeksizcilik [Alm. Immaterialismus] [Fr. immaterialisme] [ng. 'mmo-

terialism] [es.t. g a j r - i maddjye]: 1- zdeii''k?ncfine' zg bir ger eklii olmadn kabul eden reti. 2- Evrenin temelinin ve ge nellikle gerekliin znn cisimsel olmadn ne sren reti. 3Ruhun cisimsel olmadn ne sren reti. (zdeksizcilik terimi nin yaratcs olan Berkeley, bu szc kendi felsefesi iin kullanmtr.) zde [Alm. Identisch] [Fr. identique] [ng. idntica/] [Lat. identicus = ayn olan] [es.t. ojrnJ: Bir ve ayn olan; bir ve ayn anlama gelen. ( r. Sa bah yldz ile akam yldz zdetir, nk ayn yldzdr. Bir birey zaman iinde deimeler geirse de bir ve ayn bireydir, kendi kendi siyle zdetir.) zdeleyim [Alm. Einfhlung]: iten duyma. Kendi duygularn nesnelere aktarma; kendini bir bakasnn tasarmlar dnyasnn iine yerletirme; kendini baka bir varln, rnein bir manzarann ya da sanat yap tnn iinde duyma. // Bu anlamda zdeleyim, estetik yaantnn temel esidir. ' zdeleyim ku ram [Alm. Einfhlungstheorie]; Bakasnn duygularn z

deleyim yoluyle aklamaya, yaantlar verilmi duyusal balamlar iine yanstarak aklamaya alan kuram. // Bu kurama gre, alglanan ni telikler, alglanan nesnelere ilikin deildir, inceleyicinin o nesneye aktard kendi duygulardr. Theodor Lipps bu retiyi savunanlarn bandadr. zdelik [Alm. Identitt] [Fr. identit] [/ng. Identity] [Lat. identitas] [es.t. Kendi kendisiyle ayn olma; deien durumlarda kendi kendisi kalma, ayn kalma. // zdelik eitlikle kartrlmamaldr; birbirine eit olan iki ey, zde deildir. (r. iki masa birbirinin ayn, birbirine eit olabilir, ama bunlar zde deildir.) zdelik felsefesi [Alm. Identittsphiiosophie] [Fr. philosophie de l'identit] [ng. identity-philosophy] [es.t. ayniyet felsefesi]: Varlk ve dnce, doa ve tm, neng ve zne kartlklarnn en derin evren temelinde zde 136

zg l k

olduklar kansna dayanan felsefe retisi. // Salt usta alan btn bu kartlklar bir ve ayn temel zn trl grn biimlerinden baka bir ey deildirler. Bu reti trl biimlerde, Parmenides, Herakleitos, Spinoza, Alman idealizmi ve Schellingde karmza kar. Felsefe terimi olarak Schelling ortaya atmtr, zdelik ilkesi [Aim. Identittsprinzip] [Fr. principe d'identit] [ng. law of identity]- [Lat. principium identitatis] [es.t. ayniyet prensibi]: 1- (Varlkbllimde) Her nesne kendi kendisiyle zdetir. biiminde dile getirilen ilke. 2- (Mantkta) Mantn drt byk temel nermesinden biri: Her kavram kendi kendisiyle zdetir; forml : A = A ; bir nermenin doruluk deeri olduu gibi kalr, bkz. dnce yasalar, zdelik zel [Aim. Besondere] [Fr. spcial] [ing. speciol] [es.t. husus]: 1 - Genelden ayr olan; bir nesneler beine ya da tek bir nesneye zg olan. 2(Mantkta) Cinse kart olarak trle ilgili olan, z erk lik [Aim. Autonomie] [Fr. outonomie] [ng. autonomy] [Yun. oujS_j= kendi; nomos = yasa] [es.t. muhtariyet]: (Genel olarak) Bir kiinin, bir topluluun kendi uyaca yasay kendisinin koymas. Bu balamda: 1- Kendine zg bir yasas olma. (r. Organik yaamn, anorganik olan karsndaki zerklii.) 2- Dtan bir yetkenin koyduu kurallara, ele tirmeden uyma yerine, kendi kendini yneten tzel ve tresel zgr lk. 3- Kantta ahlak felsefesinin temel ilkesi; ahlk dzglerinin salt us istencinden karlmas, lerle ilgili olan, nesnelerin zne ilikin olan, ideal zlkle ilgili olan. // Husserlin indirgeme (reduktion) ynteminde ze ynelik indirgeme (ayra iine alma = Einklammerung) : Nesnelerin zn kavrayabilmek iin, btn rastlantlaryle birlikte gerek dnyay, uzay ve zamanla il gili belirlenimler bakmndan nesnede bulunan hereyi, zellikle bireysel varoluu, gelip geici edimleriyle yaratc ben'in kendisini bile ayra iine aima. 'j f)V O 7 zgeillls.[Aim. A/truismus] [Fr. altruisme] [ng. aftrm'sm] [Lat. a/ter = ba" ka^ zSel [* < J^erkamt>k]: Bakalarnn iyiliini yaama ve eyleme lkesi yapan gr. / / Bu terimi felsefeye kazandran Auguste Comtedur. Ona gre zgecilik, insanln ahlk ve kltr bakmndan gelimesinin kouludur. zglk [Aim. Eigenschaft] [Fr. proprit] [ing. property, propriety, ownership] [tat. proprietas] [es.t. hassa]: Bir nesneye zg olan ey. u trleri vardr: a. ze likin olan; bir nesnenin onsuz olamayaca zgik137

ze y n e lik [Aim. eldetik] [Fr. eidtique] [Yun. eidostan]: (Husserl'de) de

z g r isten

1er. b. ze ilikin olmayan (ilineksel);

rastlantsal olan zglkler,

c. zel olan; yalnz o nesnede ortaya kan zglkler, d. Genel olan; baka nesnelerde de bulunabilen zglkler. (r. nsanda a. us, b. ak ya da kara olma, c. glebilme, d. ki ayakl olu.) zgr isten [Alm. Willensfreiheit] [Fr. libre arbitre] [ng. free will] [Lat. liberum arbitrium] [es.t. irade-i cziye]: stencin zgr oluu; insann isteme ve karar verebilme zgrl. Din felsefesinde: Tanr istenci (irade-i klliye) karsnda insann istencini (rade-i cziye) dile getirir. Felsefedeki anlam iin bkz. zgrlk zgrlk [Alm. Freiheit] [Fr. libert] [ng. liberty, freedom] [Lat. libertas] [es.t. hrriyet]: 1- Bal olmama; dardan etkilenmemi olma; engel lenmemi olma; zorlanmam olma. 2- Her trl d etkiden bamsz olarak insann kendi istencine, kendi yasasna, kendi dncesine dayana rak karar vermesi (seme zgrl). 3- nsann kendi istemesi, kendi istenci ile eylemde bulunabilme olana; insann dtan engellenmeden etki yapabilmesi. sten zgrl: nsann istemelerini kendisinden baka bir eyin engellememi olmas, ya da baka bir eyce kendisinin dnda bir iste meye zorlanmam olmasdr. nsan istenci zgrdr demek, insann is temesinin nedeni insann kendisindedir, demektir. nsan, istemelerinde zerk ise zgrdr. stemenin kendisi engellenmise ya da insan bir bakasnca, bilerek ya da bilmeyerek, herhangi bir istemeye zorlanmsa, insanda isten zgrl eksik demektir. (r. Uyutum yoluyle uyutu rulmu insanda, istemenin kendisi engellenmi ya da ktrmletirilmitir. Ayrca istemeleri insana ailesince, evresince, toplumca alan m olabilir. Kiisel zgrlk: sten zgrl ile balantl. Bir insan isteme, dnme ve eylemlerinde bir bakasnca engellenmiyor ya da bir eye zorlanmyorsa, kendi istemesi inde hareket ediyorsa, o nsann kiilii zgr olarak gelimi demektir. yleyse zgrlk, insann kii liinin, kendi znn ve kendi davran biiminin etkili olmasdr. Bu anlamda isten zgrl de kiiliin istemeye temel olmasndan baka bir ey deildir. Dnme zgrl: nsann d etkilerden kurtularak dnme zerklii Uzanabilmesi. Her trl baskdan, zellikle dinsel nanlar dan bamsz olarak dnebilme. Ancak, dnme zgrlnden an lalan yalnzca batmsz dnebilme yetenei deildir,(dnmenin ken disi bask altna alnamaz) ; dndn bakalar karsnda dile getire 138

zn e

bilmektir ayn zamanda. Dnme zgrl, yleyse, yazma ve s y |eme ile birlikte gider. Dnme zgrl, en kesin anlamyle basn zgr lnde gerekleir. Trel bilin zgrl: Bir insann kendi trel bilincine gore davranabilmesi; zellikle dinsel inanlarnda zgr olmas. Herhangi bir dine bal olma ya da olmamada zgr olmas. Eylem zgrl: (Zorunluluun deil, basknn kart olarak) D basklardan, zellikle baka birinin basksndan bamsz olarak kendi isteine gre davranabilmek hak ve gc. Balca biimleri: 1- Fizik zgrlk: Her trl d baskdan bamsz olarak hareket edebilme yetisi. (r. Hapiste yatann fizik zgrl kstlanmtr.) 2- Ruhbilimsel z grlk: D glerce belirlenmeden, insann kendi doasnn eilim lerine gre hareket edebilmesi durumu. 3- Ahlaksal zgrlk: Kendi kendini belirleyebilirle yetisi, insann ahlk eylemlerini bakasnn zoru ile deil, kendi istenci ile gerekletirmesi. nsann eylemlerinden so rumlu olabilmesi iin zgrlk, ahlkn nkouludur. Bu bakmdan bir sorumluluun olabilmesi iin, ahlaksal zgrln temelinin kiisel zgrlk olmas gerekir. Bu zgrlk basky darda brakr, ama ykmll deil. 4- Toplumsal zgrlk: Yasalarn koruyuculuu altnda ve yasalarn snrlar iinde bakalarnn zgrln kstla madan hareket edebilme. Toplumsal zgrln temeli de kiisel zgrlktr. J.J. Rousseau toplumsal zgrl, insann kendi yasa larn kendisinin koymasnda grr. Kant da Rousseaunun bu ilkesin den kalkarak zgrl usun zerk oluuna balamtr. ^Marks grte zgrlk toplumsal zorunlukla zdeletirllmitr. Doaya boyun eerek (doa yasalarna uyarak) ona egemen olunabilir." (Bacon) dncesinden kalkan Markslarn grne gre; doada zorunluk geerlikte olduu gibi, toplum yasalarn yrten de zorunluluktur. Gerekte zgrlk diye bir ey yoktur. Ancak bu zorunluluu gren zgr olabilir. Doal zgrlk: nsann evresini deitirebilmesi yetenei.

Hayvan evresine uyar, insansa evresini deitirip ona biim verebilir, zne [Alm. Subjekt] [Fr. sujet] [ng. subject] [Lat. subjectum] [Yun. hypo ' " keimenon = alta den, altta bulunan] [es.t. fail, mevzu]: Hypokemenonsubject terimi Aristoteles7 , sonra da ortaapto z anlamna kullanlr; ancak 17. yzyldan beri bugnk anlamn kazanr, ruhbilim ve bilgi kuram asndan ben" anlamn alr: kendini ben-olmayann, nesnenin (objectin) karsnda bulan, karsna koyan; ya da karsna konduu, 139

znel

kendim karsnda bulduu nesneye bilme ve eyleme erei ile ynelen brey. Ruhbillm asndan: ruhsal yaantlarn taycs, dnen, tasa rmlayan, bilen, duyan, isteyen ben. Bilgi kuram, asndan: Bilen, bil meye ynelen, ama kendisi bilgi nesnesi olmayan varlk. Mantk-dll-

slenen'= k n u Yk'em in ta?'y,C 'S' =

ke"d iS

Zeri" e r ey

znel [Alm Subjektiv] [Fr. subjectif] [ing. subjective] [Lat. subjectivus] [es t Tliiri ^ neye " ?kin la'1 2" znede mellendirilen, zneyle belirlenmi olan, zne iin geerli olan. Kart bkz. nesnel znelcilik [Alm. Subjektivismus] [Fr. subjectivisme] [ing. subjectivism] [es.t. e n f iy e ]: 1- (Genel anlamda) zneyi her eyin ls yapma eilimi; butun deer ve gereklik yarglarn, bireysel bilin edimlerine indirgeme egllm. 2- (Bilgi kuram asndan) Btn bilgilerin znel olduunu ileri suren grler: Burada zne a. genel bir zne, genellikle bilin, b. reysei zne, tek kiinin beni olarak anlalabilir. 3- (Fiziktesi asn dan) Butun evrenin tasarm olduunu ya da tinsel, ruhsal znelerden baka hi bir gerekliin bulunmadn ileri sren gr. 4- (Ahlk felsefesinde) Btn deerlerin znel olduunu kabul eden gr S . r^ /J srtTgr53 ' yarg" annm breysel fae^ ni'eri di'e getirdiini ileri z n itelik [Alm., Fr. Attnbut] [ing. attribute] [Lat. attributum] [es.t. s,fat,

sfat; zatiye] : 1- Bir var olann zle ilgili, kalc, zorunlu, yapc nitelii; teme belirti; yklem. Ancak bir tzde bulunan, bir taycy gerektiren! deiken ve rastlantsal olandan (ilinekten) ayr olarak zce tze bal o an ey. //Aristoteles, bir nesnenin kendisinden ayr dnlemeyen niteliklerini rastlantsal olanlardan ayrarak zle ilgili, zorunlu nitelik ler, ozntelikler olarak adlandrr. Thomasta da znitelik ayn anlamda dr. Skolastikler Tanr nn ozniteliklerinin szn ederler. Descartesta da oznitellk tzn temel nitelii anlammdadr. Spinoza tzn deimez varlk biimlen olarak znitelikleri deiken kiplerden (modus) ayrr Ona gore tzde (Tann'da) sonsuz znitelikler vardr, ama insan ancak 1 tanesini bilmektedir: Dnme, bilin (cogitatio) ve uzam (exten '. ... \ antlkta) Blr zneye ilikin olarak evetlenen ya da deillenen nitelik I I Yklemden ayrl, modern mantklara, yklemin daha z n e J ( z n i t e l i k : zneye dr koac ile bal olan; yklem: m e in i' ? evetlenen ?er ; r nein: insan memelidir. nerX v L r T A Zni.teliktir: lnsan d nU nermesinde d len, m r. Ama bu ayrma iyi temellendirilmemitir. bkz. yk-

140

p
P e rlp a te tik le r [Aim. P e rip a te tike r ] [Fr. p rip a t ticie n] [ng. P e rip a te tics] [Yun. p erip a te tik os = gezinenler] [es.t. Mefoiyun]: Aristotelesin yan da ve rencileri. // Aristoteles felsefe tartmalarn ve konuma larn bir aa bir yukar gezinerek yapt iin, okulu Peripatos adn almtr. Piro n cu lu k [Aim. P y rr h o n ism u s] [Fr. p y r rh o n ism e ] [ing. P y rr h o n ism ] [es.t. Pironiye]: 1- Yunan filozofu Pyrrhonun kurduu kukucu okul ve dnce dorultusu. // Temel kavram -> yargszlk (epokhe) ve ondan kan -> sarslmazlk (ataraksia)dr. bkz. kukuculuk P itag o raslk [Aim. P y th a g o re ism u s] [Fr. p y th a g o r is m e ] [ng. P y th a g o re a nism] [es.t. F isa g o riy e ]: Pythagoras ve ona bal olanlarn felsefe, ' matematik, ahlk ve din retisi. // Bu retinin en belirgin g rleri: a. Say varln ilkesidir; nesnelerin z varln ana zdei saydr, b. Evren yasas uyumdur, ilkin Pythagoraslar evrene, onda egemen olan uyum ve dzenden dolay kosmos demilerdir, c. Ruh lar biim deitirerek yeniden dnyaya gelirler. Dnya grleri ikici (dualist) dir: Dnme ile duyumlar, bedenle ruhu, nesnelerin mate matiksel biimleri ile alglanan grnlerini kesin olarak ayrrlar. P lato nculuk [Aim. Platonismus] [Fr. p la to n ism e ] [ing. P la to n ism ] [es.t.
B f la t u n iy e ] :

Platonun kurduu, sonradan kendisine bal rencilerinin gelitirdii; duyulur dnya ile asl gereklik olan -+ idealar dnyasnn kartl zerine temellendirilmi idealist felsefe retisi,

postulat bkz. konut p o z itiviz m bkz. olguculuk p rag m aclk [Aim. P r o g m a t is m u s ] [Fr. p r a g m a t is m e ] [ing. p r a g m a t is m ] [Yun. p r a g m a = 1- eylem; 2- yararl] : 1- Doruluu ve gereklii tek yanl olarak yalnzca eylemlerin sonular ve baarlar ile deerlendi ren felsefe retisi; eylemin bilgi ve dnceye ilkece stnl gru141

P ro b le m a tik . //Usun temel grevi bize eyleri tantmak, eyler zerine bilgi vermek deil, onlar zerinde eylemde bulunmamz salamaktr. 2(Dar anlamda) 19. yzylda ve 20. yzyln banda Amerika ve ngilterede ortaya kan dnce dorultusu: Doruluun ltn bilginin uygulanmasnda grr; bu anlaya gre, yaama yararl olan, onu ileri gtren iyidir. (Balca temsilcileri: C.S. Peirce, Dewey, James, F. S. Schiller.) Ahlk felsefesi bakmndan yararclkla, bilgi yaam kuram bakmndan -> aralkla zdetir: Bilgi ve doruluk iin yalnzca birer aratrlar, p ro b lem a tik bkz. belkili p ro b lem a tik yarg bkz. belkili yarg psikanaliz bkz. ruhsal zm lem e

psikoloji bkz. ru hb ilim p sikolojik m an tk bkz. m an tk 2

142

R
rastlan t [Alm. Zufall] [Fr. hasard] [ng. chance, hazard] [es.t. tesadf]1 aklanamayan, beklenilmeyen, nceden kestirilemeyen bir olayn or taya k, re la tif bkz. greli re latlv iz m bkz. g recilik res [Lat. res = ey]: Res cogitans = dnen varlk, dnen z, bilin; res extensa = yer kaplayan varlk. (Descartes felsefesinin tin ve zdek karl iki temel kavram.) Rigveda (Sanskrite): Hint din tarihinin en eski kaynaklar, ruh [Am. See/e] [Fr. ame] [ng. sou/] [Lat. anima] [Yun. Psykhe soluk alma, soluma, fleme]:1- Bedeni etkin klan canllk ilkesi, bedenin ya ama gc, yaama soluu. 2- Doal-canl yaam ilkesi; Aristoteleste bedeni canlandran ilke, bedenin -> entelekhiast. 3- Tz olarak: a. lmsz ruh. (Beden yalnzca onun tutsak yeri saylr.) b. Usun, dn cenin, tinin yeri. c. Yaln, zdeksel olmayan tinse! tz. 4- znel ilke olarak: a. Usa kar gnl ve steme ilkesi, b. Bireysel kiilik ekirdei. 5Bilin olaylarnn toplam; benin birlii. 6- Dolaysz, bilinaltmdan gelen yaam itkilerinin, yaama durumlarnn taycs. (zellikle mo dern yaama felsefesinde tin ve bilince kar duran bir ey olarak ortaya kar (Klages). 7- (Bilimsel anlamda) organizmaya sk skya b?l ya antlarn -zellikle duygu ve tkilerin- toplam (tinin kart olarak). , ru hb ilim [Alm. Psydo/og/e] [Fr. psydo/ogie] [/ng. psychology] [Yun. Psyk he = ruh; logos = bilim, reti] [es.t. ruhiyat]: 1- Felsefenin bir blm olarak: (lkin Aristoteles bamsz bir konu olarak ele almtr), a. Ruh fiziktesi: Ruhun zn, lmszln, bedenle ve Tanr ile ilikisini aratran retiler, b. Usa ve ruh yaantlarna dayanan ruhbilim reti leri; bunlar da giderek duyum, tasarm, bellek, dnme, duygu, isten ruhbilimleri olarak ayrlrlar, . (Humeun gelitirdii) arm ruh 1 43

ru h b ilim cilik bilimi olarak kendine zg bir bilimsel temele dayanmaya alr; bu radan yeni bir ruhbilim ortaya kar. 2- Felsefeden kopmu olan, ba msz bir bilim olarak: ruhsal olaylar, d dnyann olaylarna benzer bir biimde, ayn yasalarn egemen olduu i dnya olarak dnp doa bilimlerinin yntemleriyle inceler. 19. yzyldan bu yana ruhbillmsel aratrmalar ok gelimi ve trl dallara ayrlmtr: ocuk ruhbilimi, hayvan ruhbilimi, toplumsal ruhbilim vb. Ayrca ruhbilim aratrmalar gnmzde fizyoloji arattrmalar le de balant iindedir. 3Yeniden felsefeye dnen ve bir felsef nsanblim biiminde gelien (Dilthey ruhbilimsel reti olarak u biimlerde karmza kar: a. Tinsel bilim lerin bir dal olarak anlama yntemini gelitiren ruhbilim ve ona bal olanlar), b. Yapsal ruhbilim (Getalt psikolojisi) aratrma lar (Ehrenfels, Khler, Krueger vb.), c. Bilinalt ruhbilimi ve ruhsal zmleme (Freud, Adler, Jung vb.), d. Bedenle ruh arasndaki balama dayanarak insann yapsn beden-ruh birliinde gren reti (Kret schmer). e. Davran ruhbilimi (zellikle Amerikal aratrclar geli tirmitir. Behaviorism). f. Karlatrmal ruhbilim; ocuk, genlik ruh bilimi ve toplumsal ruhbilimle, giderek hayvan ruhbilimi ve ilkeler ruh bilimi (Lvy-Bruhl) denen ruhbilimle balant indedir, ru h b ilim cilik [Alm. Psyc/o/og/smus] [Fr. psychologisme] [ng. psycho/ogism] [es.t. ruhiyatlk]: 1- zellikle tinsel ve kltrel olaylar (din, sanat, ahlk vb. ) tek yanl olarak yalnzca ruhbilimsel adan inceleme ve ak lama. 2- Ruhbilimi btn bilimlerin ve felsefenin temeli yapma eilimi. 3Mantksal ruhbilimcilik: Mant ruhbilim ile eit klan, mantn temelini ruhbilimde bulan reti, ruhsal zm lem e [Alm. Psycfocma/yse] [Fr. psychanalyse] [ng. psychoono/ysis] [Yun. psykfe = ruh, ana/ys/s = zmleme] [es.t.tah///-/ ruh]: Freudun gelitirdii, ruh saaltmnda kullanlan bir klinik aratrma yn temi ve sonradan yine Freudun bu yntemin verdii sonulara dayana rak kurmu olduu ruhbilim retisi. // Ruhsal zmleme yntemi, ruhun derinliklerinde, bilinaltnda kalm olan tasarm, istek ve karma alar (kompleks) bulup ortaya karmay bylece bunlarn ruhu tedirgin ve hasta eden basklarn gidermeyi amalar. Bu yntemle alan Freud, tm ruhsal, tinsel ve kltrel yaam ie itilmi olan cinsel itkilerin biim deitirmesi, incelip ycelmesi olarak aklayan bir reti kurmutur. Adler, cinsel itkinin yerine temel itki olarak -> gllk itkisini koy mutur.

144

s
sam a [Alm., ng. Absurd] [Fr. absurde] [es.t. obes]: Mantk kurallarn bozan, tersine eviren. // Sama bir dnce, eleri birbirini tutmayan, birbiriyle badamayan dncedir. Sama bir yarg kendTTinde t utarsz olan ya da tutarszl ieren bir yargdr. Samay anlamszdan ayrmak gerekir. nk samann bir anlam vardr, ama bu anlam eliiktir, yanltr. Oysa anlamsz olan ne doru ne de yanltr, saduyu [Alm. Gesunder Verstand] [Fr. ban sens] [ng. good sense, common sense] [es.t. hasse-i selime]: 1- (Descartes'da) Doru ile yanl birbirin den ayrma ve djfruyr~glarna gc. Usla eanlaml. 2- (Gnmzde) Gnlk yaamda' iyi yarglama gc. (Verdii yarglardan her zaman doruluk beklenemez.) san [Alm. exakt] [Fr., ing. exact] [Lat. exigere = bir eyi tam olarak yapmak, bir lye gre yapmak; exactus = tpatp, tamtamna, yetkin; tpatp llebilen] [es.t. sahih}: 1- Szn anlatmak stenene tam karlk olmas, tam uygun dmesi nitelii (san anlatm). 2- lnn llene ok az da olsa bir ayrm brakmakszn, tpatp uymas nitelii (san l). san b ilim le r [Alm. exakte Wissenschaften] [Fr. sciences exactes] [ng. ^ exact sciences] [es.t. ulum-i sahiha]: Denetlenebilir l ve hesaplara dayanan bilimler. Bunlar > san nermelerle kurulan bilimlerdir. Dar anlamda: Matematie dayanan bilimler (mekanik, fizik), s alt [Alm. rein] [Fr. pur] [ng. pure] [Lat. purus] [es.t. srf, saf, mahz]: 1 - iine, kendisine yabanc baka hi bir ey karmam olan ; ar^ 2- Uygulamayla ilikisi olmayan bilimler. (r. salt matematik.) 3- Baka bir yetiye bal olmayan. ( r. Descartesta salt anlk duyulara gereksinme gstermeyen, bylece de salt olan bilgiyi salar.) Salt us (Kant'ta): Deneyden bam sz, iinde duyudan hi bir ey bulunmayan us. s alt gr [Alm. reine Anschauung] [Fr. intuition pure] [ing. pur^ intuition]: Kantn felsefeye yerletirdii bir kavram. Duyum ieriklerinden arn145

saltk m, yalnzca duyarln biimi olan gr. (Duyumlarla ve nesneyle ili ii olan deneysel grnn kart.) inde duyumlarn dzene girdikleri salt gr, bilginin nsel kouludur. Bu gibi salt grler -ya da gr biimleri- Kanta gre, uzay ile zamandr. Uzay ile zaman btn duyum larn kouludur, ama bunlar kavram deil grdrler. saltk [Alm. a6so/ut] [Fr. absoluJ [ng. abso/ute] [Lat. obso/utus = zk] [es.t. mutlak]: 1- Kendi bana var olan; hi bir eyle bal olmayan; bamsz, koulsuz. 2- Hi bir eyle snrlanmayan. 3- Baka bir eye ilintisi ojmayan. 4- (Fziktesi anlamda) Gerekte olduu gibi dncede de hi bir baka eyle bal olmayan ve varlk nedenini kendinde tayan ey; bunun sonucu olarak; kendi bana var olan varlk; kendinde nesne. Her kouldan bamsz olarak var olan. Kart bkz. g reli sa ltk lk [Alm. Abso/ut/smus] [Fr. absolutisme] [ng. abso/ut/sm] [es.t. mut/ak/yet]: 1- lkeleri, normlar, kavramlar dogmatik bir biimde saltk olarak koyan gr. 2- Saltk deerlerin,saltk dorularn bulun duunu savunan reti. 3- Devlet retilerinde: Devletin gcnn snrsz* saltk olduunu ne sren gr. salt us [Alm. reine Vernunft]: nsel bilgi yetisi, deneyden bamsz bilme yetisi iin Kantn kulland terim; iinde duyuyla lgili hi bir ey bulun mayan us. bkz. us sanat [Alm. Kunst] [Fr., ng. art] [Lat. ars] [Yun. tekhne le eanlaml;

Yunanca tekhne szc, erei bir ey ortaya koyma olan, yaratma olan, doru bir plana gre ynetilmi bir davran anlamna gelir. Ancak tekhne sanatn yalnzca bir""Elmn karlar.]: 1.(En geni anlamyle) Belli bir yetkinlie eritirilmi olma (r. yemek piirme sanat). 2- Bir eyi kendi i yasalarna gre zgrce biimlendirme yetenei. 3nsann, yaratt yaptlarla kendisini ycelten ve lmszletiren yara tc yetenei. SonoCrn teme/ tr/er/: mimarlk, resim, plastik sanatlar, musiki, sz-yaz sanat: yazn, sahne oyunu (tiyatro) ve dans. Sanat sorunu ve sanatnn yaratmalar zerine felsefe tarihinde ok eitli aklamalar yaplmtr: yanslama = mimesis (Aristoteles), fantazi (romantikler), oyun trnden biimlendirme atlm (Schiller), simge letirilmi yaratma atlm (Alman idealizmi) vb. sanat felsefesi [Alm. Kunsiph/'/osop/j/e] [Fr. philosophie de I'art] [ng. ph//osop/jy of ort] [es.t. fe/sefe-i sonat]: Sanatn, sanat yaratmalarnn ve sanat bee nilerinin z ve anlamn konu olarak alan felsefe dal. Estetkten ayr l: Estetik dndaki etkenleri ve balamlar da (dinsel, ahlk-

146

say sal, toplumsal) gz nne aldndan, estetikten daha geni, ama te yandan doadaki gzeli deil de, yalnzca sanat yaps gzeli konu olarak aldndan ondan daha dardr, bkz. e ste tik sap lan t.[Aim. fixe Idee] [Fr. ide fixe ] [ng. fixed idea] [Lat. fixus = sabit, deimez] [es.t. fikr-i sabit] : Bilincin taklp kald, kurtulamad ve dzeltemedii yanl bir tasarm, sarsilm az lk [Aim. Ataroxie] [Fr. ataraxie] [ng. ataraxia] [Yun. ataraksia] [es.t. itminan- nefs]: zellikle stoa felsefesinde insann davramfartyle ruhsal eitiminin erei, lks olarak beliren ve en yksek iyi olarak nitelenen ruh dinginlii, tutkulardan arnm olma durumu, sav [Aim. These, Thesis] [Fr. thse] [ng. thes/'s] [Yun. thesis = koyum, koyma eylemi] [es.t. mddea]: 1- Koyum, konulmu olan. (Yun. theseT=: konulmu olan: yasalar, kurallar vb. Kart: physei domu olan, doadan olan.) 2- Tantlanmas gereken bilimsel ne srm. 3- (Kantta) Usun iine dd > atklarda (antinoml) birinci e. (Kart: ikinci e = karsav = antithesis.) 4- (Hegelde) Eytiimsel sre te (sav-thesis, karsav-antithesis, bireim-synthesis) birinci evre, sayg [Aim. Achtung][Fr., ng. respectj[es.t. hrmet]: Bir kiiye, bir dne, bir eyleme, bir baarya yksek deer vermekten doan zel bir duygu. // zellikle ahlk deerlerine kar duyulur. Ahlk felsefesinde Kantla nem kazanmtr. Kant ahlkn temelini ahlk yasasna saygda bulur, say [Aim. Zahi] [Fr. nombre] [ng. number] [Lat. numerus] [Yun. orithmos] [es.t. adet]: Bir okluun br birimle belirlenimi. // Sayma eylemi ile ortaya kar. Ama sayma zamanla ilgili bir olaydr, oysa saynn kendisi, hi bir niteliksel belirlenimi olmad gibi, zaman belirleniminden de de syrlmtr, zamann dndadr. (Felsefede) Nicel bakmndan gz nne alnm eyler topluluunu fp karlatrarak soyutlama le elde edilen temel kavram. // Sra say: sray, dizeyi belirtir (birinci, ikinci); baya say: nicelii belirtir (br, iki). Sayy temel ilke yapan Pythagoras retiye gre nesnelerin z, gerei, varln ana zde say dr. Her ey say balantlarna gre dzenlenmitir, saylarla biline bilir. Aristoteles, sayy llebilen miktar olarak tanmlar; bu yzden bir henz bir say deildir. Oysa Lockea gre say, birimin ya da birn en yaln tasarmdr; birin yinelenmesinden ve bu ikisinin birle tirilmesinden 2 ile gsterilen tasarm oluur. Berkeley, sayy bir dnme rn olarak aklar. Kanta gre de say, bir anlk kavramdr, ama so mut olarak ancak zaman ve uzay kavramlarnn yardmyle gerekle ebilir. 147

s e e n ek seenek [Aim., ng. alternative] [Fr. alternatif] [Lat. alter = ikiden biri] [es.t. /k, terdi t]: 1- iki olanak arasnda zorunlu bir seme yapma duru mu. Seenekli nermeler: kisinden birini kabul edince teki darda kalan, geersiz saylan nermeler. ( r. Bir ey ya byledir ya yledir. Bir ey byledir veya byle deildir.) 2- Seilmesi gereken iki yoldan; iki olanaktan biri, sem eci [Yun. eklektikos < eklegein = semek]: 1- Kurulmu olan dizgeler den deiik dnceleri seip alan retisi durumuna ve bunlar birletirerek kendi getiren (yntem, dnce, filozof). 2- Bir reti ya

da dizge kurmak istemeyip, ortalkta olan dnceler daarcndan ken dilerine uygun gelen bir bu, bir u dnceyi alarak benimseyen, sem ecilik [Aim. k/ekt/c/smus] [Fr. ecfectisme] [ng. eclecticism] [es.t. birletirme yntemi ve bu yntemle alan ktrtaf/ye]: Kurulmu olan dizgelerden deiik dnceleri seip alma ve kendi retisinde filozoflarn retisi, se m an tik bkz. a n la m b ilim sem bol bkz. simge sem b olik bkz. simgesel sem bolizm bkz. sim g ecilik se m io tik bkz. im b ilim sensualizm bkz. duyum culuk

se n te tik bkz. bireim sel sentez bkz. bireim septisizm bkz. kukuculuk sevgi [Aim. Lebe] [Fr. amour] [ng. love] [Lat. amor, caritas] [Yun. Philia, eros, agape] [es.t. ak]: 1- (Genel olarak) Hoa giden bir eye eilim; tutkuya dek varabilen bir ruh durumu. Trl biimleri: a. Kar cinse kar duyulan sevgi, b. ocua kar duyulan sevgi, c. Bir nedene dayandrlamayan duygudalk (sympathie). d. Uzun sre inde oluup gelien kiisel gnl dostluu, e. Doaya vb. ferine duyulan sevgi. 2- (Felsefede) Eski Yunan felsefesinde sevgi evrende birletirici ilkedir (Empedokles), Platon'da gzele duyulan sevgi (Eros) idealarn bilgisine gtren yoldur. Hristiyanlkta: yardm elini uzatma anlamndaki sevgi (Caritas) ve has talara, ac ekenlere, yoksullara duyulan sevgi (agape), yakn sevgisi, giderek hi bir ayrma yapmakszn tm insanlara gsterilen sevgi (insan lk sevgisi) ve Tanr sevgisi; amzda Max Schelerin felsefesinde sevgi 148

s n f

temel kavramlardan biridir; Schelerin ba sorunu olan kiiliin asl z sevgi olduu gibi, insanlar birbirine balayan da sevgidir; kendi iine ekilmi ayrk yaayan kii deil, dnyaya ve insanlara sevgi ile ynelen kii, yine byle kendisi gibi sevebilen kiilerle kendini deer tar. sezgi [Aim. Ansc/auung] [Fr., ng. intuition] [Lat. mtuitio-intuit/s < in-tueri = iini grme] [es.t. tehadds, hads]: 1- Bir eyin birden almas. 2- Bir balantnn birden, dorudan doruya, aracsz bulunmas (kefedilmesi), yakalanmas. 3-->Gidimli dnmenin usavurmann tersine, bir bt nn bir bakta dolaysz kavranmas; varlklar bize kendilerinde olduu gibi aan bilgi; dolaysz kavrama; bir anda yakalama; sezme, sezip ke fetme. Bergsonda: Gerei kavrama yetisi; bir anda yakalama, kavra kavramada igdden yararlanr, anlak da igdde uyku ma, sezme, sezip kefetme. Sezgi, igd ve anlan bir bireimidir, ger ei birden halinde olan bilinci uyandrr ve onu tutkularndan kurtarr; yleyse sezgi, kendi bilincine varm igddr. sezg icilik [Aim. /ntuitionismus] [Fr. /nt/itionisme] [ng. /ntuit/onism, 'ntu/t/ona/ism] [es.t. tehodrfs/ye]: 1- Sezgiye us, anlk, kavramsal dnme karsnda stnlk veren; sezgiyi bilginin, zellikle felsefe bilgisinin, temeli olarak gren reti (Bergson), bkz. sezgi. 2- (Ahlk retisi olarak) Eylemlerin iyi ya da kt olularnn, onlarn deerleri ve sonu lar zerine herhangi bir dnp tanma ile deil, dorudan doruya sezgiyle bilinebileceini savunan gr. 3- (Matematikte) Matematiin temellerinin sezgi yoluyle dorudan doruya kesinlikle kavrandn leri sren gr (mathematical intuitionism; kurucusu: L.E.J. Brouwer); bu gre gre, insan anlnn yapclndan doan matematiksel varolular ancak sezgi yoluyle snanabilirler; bu grte matematiin mantk ve felsefe karsnda stnl de kabul edilir, nk ne bilim ne felsefe ne de mantk matematik iin birndayanak olabilirler. sezgisel [Aim. intuitiv] [Fr. rntiftjf^ [ng. intut/Ve]: Btn bir anda yakala maya, kavramaya ynelen (dnme yolu). snf [Aim. K/osse] [Fr. c/asse] [ng. c/ass] [Lat. ciass/s]: 1- (Mantkta) Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler bei. 2- (Dirimbilimde) Dallarn ait blm; her bir altblm kendi iinde beklere ayr lr. ( r. Memeliler, kular, balklar vb.leri omurgallar dalnn birer snfdrlar.) 3- (Toplumbilimde): a. Aralarnda ortak bir kltr ve yaama dzeyi olan bireyler topluluu, b. Toplumun yapsnda ayn ekonomik koullar ve ilikilerle birbirine bal olan tabaka. 149 bir-duyan kii

s n fla n d rm a sn flan d rm a [Alm. K/assfi/catfon] [Fr., ng. c/ossrfcatronj [es.t. tasnif]: Konular ve kavramlar dizgesel olarak blmleme ve sraya koyma. s n r [Alm. Grenze] [Fr. //m/te] [ng. //m/t] [Lat. J/m/t/s] [es.t. had, hudut]: 1- Bitim, bitme, sona erme; bir eyin sona erdii nokta. 2- Varlk ya da etki alannn d evresi. 3- Uzayda iki blgeyi ayracak biimde belir tilen nokta, izgi ya da yzey. 4- ki zaman dnemini ayrmaya yarayan nokta. 5- Eyleme olanann kalmad nokta (gcn snr, bilimin snr, usun snn). snr-durum [Alm. Grenzs/tuot/onJ: Felsefeye Jaspersin getirmi olduu bir kavram. nsann, varoluunun kaldrlamaz snrna dayand durum(lar). Bu durumlarda insan, varoluun kendisini bir snr, bir kmaz, bir baar szlk olarak yaar, ama ancak bununla varolu olarak uyanr. nsan her zaman belli bir durumda bulunur; bu durum almaz bir duvar gibi karsna dikildi mi snr-durum olur; bu durumda insan kalakalr, ama ite bu kalakalmada varolu olmak zere uyanr. Snr-durumlarn yaamak ve var olmak ayn eydir. nsann zorunlu olarak durumlar inde bir varlk oluu; belli balantlar iinde deimez bir belli insan olduu olgusu bir snr-durumdur. Bu temel smr-durum yannda u zel snr-durumlar var: a. Edilgin olarak: lm ve ac ekme, b. Etkin olarak: Savama ve su. snr-kavram [Alm. Grenzbegriff] : Bilinmeyene kar bilmeyi snrlayan kavram; >akn olan, deneyin tesinde bulunan gsteren, ama bununla deneyde balant kurulamayacan gsteren kavram. Baka deyile: Bilgiyi snrlayan, ama ayn zamanda bu snrn tesinde bir eyin bu lunduunu da imleyen kavram. (r. Kant'ta noumenon = kendinde ey yalnzca bir snr-kavramdr, bilgimizin snrn gsteren bir kav ramdr.) 'y , ^ sim ge [Alm., ng. Symbo/] [Fr. symbo/e] [Yun. symbo/on] [es.t. remz]: 1Belli bir insan beinin uziam yoluyle kendisine belli bir anlam verdii im. 2- Bir eyi gsteren, bir anlam, bir dnceyi grlenebilir klan im. 3- Grlmez bir gereklii canlandran imge ya da zdeksel nesne, rnein, gvercin barn simgesidir. sim gebilim [Alm. Symbo/ik] [Fr. symbo//que] [ing. symbo//cs] : 1- Simgelerin kullanlmas. 2- mler dili. 3- Simgelerin anlam zerine retibllim; simgeler bilimi, simgeler kuram. 4- Belli bir alana ilikin simgeler btn ya da dizgesi.

150

so m u t sim g ecilik [Alm. Sym6o//smus] [Fr. sym6o//sme] [ng. sym6o//sm]: 1- An latm arac olarak simgeleri kullanma. 2- (Sanat alannda) Doalcla kar kp dorudan doruya nesnel olarak verilmi olan aarak, akn olan, duyusal olmayan, sonsuz olan, gizemli olan dile getirmeye ve betimlemeye alan akm, simgesel [Alm. symo/sch] [Fr. symbolique] [ng. symboic] [es.t. remz]: 1- Bir simge ile dile getirilen. 2- Simgeler kullanan ya da simgeler koyan. 3Kendi bana bir deeri ya da etkisi olmayp, bir baka eyi anmsa tan: simgesel bir topluluk, simgesel m an tk [Alm. symbo/isc/e Logik] [Fr. symbo//que /og/que ] [ng. symboic Iogic]: bkz. m an tk 6 sistem bkz. dizge skolastik (felsefe) [Alm. Scho/ast/k] [Fr. sco/astique] [ng. sc/o/as/c] [Lat. scholasticus < schola = oku!]: nan ile bilgiyi, kilise retisiyle zellikle Aristotelesin bilimsel dizgesini uyumlu bir biimde bir letirmeye alan ortaa felsefesi. // Erei, usu dinin dorularna uygulayarak inan konularn kavranlr klmaktr;Aristoteles mantna ball bu yzdendir. Skolastik felsefe dneme ayrlr: 1- Erken skolastik (yaklak olarak 800-1200). 2- Yksek skolastik (yaklak ola rak 1200-1300). 3- Ge skolastik (yaklak olarak 1300-1500). Balca temsilcileri: (ilk dnemde) Johannes Scotus Eriugena, Anselmus, Abaelardus; (ykseli dneminde) bni Sina (Avicenna), bni Rd (Averroes); (Batda) Albertus Magnus, Aquinolu Thomas; (son dnemde) Ockhaml William. so fistler [Alm., ng. Sopb/st] [Fr. sop//stes] [Yun. sophistes = s bilgici] ][es.t. sof/sto/ye]: Yunanistanda .. 5. ve 4. yzyllarda, kamusal ve zel ilerde genlere doru dnme, konuma ve eylemeyi retme sav ile kent kent dolaarak para karl dersler veren ve bu yolla baarl yurtta yetitirmeyi zerine alan kimselere verilen ad. // Bilgi anlayn da grecidirler. En nlleri: Protagoras (nl sz: nsan her eyin lsdr. ) ve Gorgias (nl sz: Bir ey yoktur; bir ey olsa da bilemezdik; bilseydik de bakalarna bildiremezdik. ) solipsizm bkz. tekben cilik som ut [Alm. konkret] [Fr. concret] [ng. concrete] [Lat. concretus] [es.t. m ahhas]: 1 Belli bir zamanda, belli bir yerde bulunan, doal, grle bilir, elle tutulabilir, duyular ya da imgelem ile alglanabilir, btnl iinde verilmi olan bamsz gereklik. 2- (Felsefede) zneyi gz

151

s o n erek nnde bulunduran, zneyi belirten gerek varlk. Bu varla genel bir nitelik verilmesi onu soyut klabilir: somut terimler var olan insan bilge ak [es.t. gaye-i soyut terimler varolu insanlk bigelik aklk

son e re k [Alm. Endzweck] [Fr. fin ultime, fin dernire] [Lat. finis ultimus] aksa]: Baka bir eree bal olmayan, baka bir eree gereksinme duymayan erek. // nsann belirlenimi (dinsel adan: tm yaratl) bu eree ulamakla gereklemi olur, sonsal [Lat. a posterior/] [es.t. bdi]: Deneyden kan ve deneye bal olan (bilgi). sonsuz [Alm. unendf/cft] [Fr. infini][ng. infinite] [Lat. infinitus] [es.t. namiitenahi]: 1- Sonu dnlemeyen, snrlar tasarmlanamayan. 2- (Mate matikte) Verilmi olan her byklkten daha byk olan, sonu [Alm. Schluss, Schlusssatz, Konklusion] [Fr., ng. condusion] [Lat. conc/us/o] [es.t. net/ce]: (Mantkta) Tasmn nc nermesi; verilen n cllerden karlan nerme. / / ncller doru ise sonu da kesin olarak dorudur, sonu yanlsa ncller doru olamazlar, sorum lu lu k [Alm. Verantwortung] [Fr. responsai>//ii] [ng. responsabi/ity] [es.t. mesuliyet]: Kiinin kendi eylemlerini ya da kendi yetki alanna giren herhangi bir olayn sonularn stlenmesi, sorun [Alm., ng. Prob/em] [Fr. prob/mej [Yun. problema < pro = ne, ballein atmak] [es.t. mesele]: 1- Bilimsel yntemlerle zlmek zere ortaya atlan soru. 2- zmsz k?lan kuramsal ya da klgl her trl glk. sosyalizm bkz. toplum culuk soysuzlam a [Alm. Entartung, Degeneration] [Fr. dgnrescence] [ng. degnration] [Lat. degenerotion] [es.t. tereddi]: 1- Bir trn, daha az yetkin bir duruma gelmeye, bozulmaya, dalmaya yol aacak biimde deimesi. 2- Yaama biimi ve grevlerinde gerileme ve yozlama. 3Doal gelime yeteneinin yitirilmesi. 4- Br organizma ya da bir organn, soyun doal gelimesini durduracak biimde bozulmas. w , ~r soyut [Alm. abstrakt] [Fr. abstrait] [ng. abstract] [Lat. abstraetum ekip karlm, syrlm] [es.t. mcerret]: -> Soyutlama ile elde edilmi

152

S p in oza clk

(bir kavram, bir dnce). Soyut kavramlar: a. Nesnelerin nitelii gibi gerekte kendi bana varolmayan, nesnelerin nitelii olarak var olan, ancak nesnelerden ekilip karlarak tasarmlanabilen kavramlar (b yk, mavi), b. Alglanamayan eyleri gsteren kavramlar (tze), c. Nesnelerin zelliklerinden syrlm olan btn genel kavramlar. Soyut dnce: Duyulur ve alglanr olandan syrlm, kavramsal d nme ile varlan dnce, yu < . so yutlam a [Alm. Abstroktion] [Fr., ing. abstraction] [Lat. abstroct/o < abst " rohere = ekip karmak, soymak, ayrmak] [Yun. aph-hairesis] [es.t. tecrit]: 1- Gerekte ayrlamaz olan dncede ayrma eylemi. (r. Biimi, rengi, boyutlar zdekten ayrp dnme.) 2- Geneli ve z olan arnm bir biimde elde etmek iin zle ilgili olmayan bir yana brakma. Bir tasarmn ya da bir kavramn nitelik ve bant gibi e lerini gz nne almayarak dikkati dorudan doruya kavrama eken dnme eylemi. (r. gen kavramnda; genin byk, kk, eke narl ya da dik al oluunu gz nne almamak gibi.) sylence [Alm. %t/os] [Fr., ing. mythe] [Yun. mythos = sz, sylenen ve duyulan sz; masal, yk] [es.t. iisture]: 1-Tanrlar, kahramanlar, nceki alarn olaylar zerine anlatlanlar, masallar, ykler. 2- Bir toplumda yk biiminde canl olarak yaayan eski gelenek ve grenekler balam, insanln en eski yaant ve dncelerinde dile gelmi olan ykler. 3- imgelem rn olarak estetik incelemenin konusu olan ykler. 4- Uluslarn en eski yaantlarnn simgesel olarak dile gelii (Bac hofen). sylencebilim [Alm., Fr. Mytfo/ogie] [ng. mythoiogy] [Yun. mythologia] [es.t. ilm-i esatir]: Sylenceler bilimi: 1 - Bir halkn sylencelerini, tanrlar zerindeki yklerini btnl iinde toplama. 2- Sylenceler ze rinde bilimsel aratrma. szlem e [Alm. Vertrag] [Fr. contrat] [ng. contract] [es.t. mukavele]: ki ya da daha ok kiinin bir eyi yapmak ya da yapmamak zere aralarnda anlamalarn dile getiren balayc uzlama . Toplum Szlemesi (Cont rat Social): J. J. Rousseau'nun temel kavram, insanlarn bir toplum kur mak, zgrl ve eitlii herkese salamak iin, zgrl genel istence aktarmak zere kendi istekleriyle uzlamalar. S p in o z aclk [Alm. Sp/nozismus] [Fr. spnozisme][ng. Spinozism]: Spinoza'nn felsefe retisi ve dnce biimi : a. Btn bireyleri tek bir tzn grnleri (moduslar) olarak gren tek tz retisi, b. Btn 153

sp iritu a lizm

olup bitenlerin tek bir tzden tremesi zorunluluu zerine reti, c. Tanr le doay zdeletiren tmtanrclk. sp iritu aliz m bkz. tin se lcilik sarslmazln >

sto aclk [Alm. Stoizismus] [Fr. stoic/sme] [ng. stoicism] [es.t. revakiye]-, Usun egemenliini, doaya uygun yaamay, ruhun duyumsamazl ve dnya yurttal lksn erek olarak koyan,

Kbrsl Zenonun (.. 4. yzyl) kurduu felsefe okulu. // Zenon, oku lunu Atinada stoa Poikilede (= resimlerle ssl, direkli bir galeri) atndan (stoa,Yunancada direkli galeri demektir),okul bu ad almtr, s tr k t ra liz m bkz. yapsalclk sje bkz. zne sre [Alm. Dauer] [Fr. dure] [ng. duration] [es.t. mddet, sayrure]: 1- Kendi btn iinde alnm, snrl bir zaman paras; akp giden zaman iinde belli bir blm. 2- Yukardaki anlama kart anlamda Bergsonun kullan d terim: Uzaydaki nesnelerin birbiri ardna sreksiz sralanna ve ayn zamanda imdi noktalarnn nesnel bir dizilii olarak kabul edilen zaman emasna (bilimin uzay ve durum noktalar ile aklad zaman kavramna) kart olarak, gemi, imdi ve gelecein iinde yittii, do rudan doruya yaanm olan srekli ak, sre [Alm. Prozess] [Fr. processus] [ng. process] [Lat. processus] [es.t. vetire]: 1Belli bir sonuca ulaan dnce ak. 2- Olaylarn ya da ilemlerin belli bir sonuca doru gidii, s rekli [Alm. kontinuierlich] [Fr. continu] [ng. continuous] [Lat. continuum] [es.t. mtemadi]: Kendi iinde kesintisiz olarak srp giden (uzay, zaman). s re k lilik [Aim. Kontinuitt] [Fr. continuit] [ng. continuity] [Lat. cont/nuitos] [es.t. temodi]: 1- (Genel anlamda) Kesintisiz olarak srp gitme. Srekli olma. 2- (Felsefede) Ayr elerden kurulu olmayan bir gereklik kurma, zellikle uzay iin kullanlr. Sreklilik yasas Leibnizde felsefenin temel lkesi olmutur: Her yerde srekli bir gidi vardr, doada hi bir srama yoktur, her ey br btn iinde rlmtr.

154


ey [Alm. D/ng] [Fr. chose] [ng. t/ing] [Lat. res; skolastikte: ens]: (Gnlk dilde) Herhangi bir dnce konusunu gstermee yarayan belirsiz terim. (Felsefede) 1- Dnen bilincin konusu olabilen, gerekte var ol mayp da yalnzca dnlm olan her ey. Bu anlamda: dnce nes nesi = s ens rationis. 2- Kiiye kart olarak: Bilinten yoksun varlk. 3- Gerek olan, bilincin dnda, kendi bana var olan tek nesne (ens reale). Byle bir var olan, tek nesne olarak niteliklerin taycs tz diye de anlalr. 4- Duyularla kavranabilen cisimse! nesne.

155

T
tabu (Polinezya dilinden): Dokunulmaz olan, kendi iinde belli bir g (mana) tayan; her bakmdan dokunulmas yasaklanm olan. Tabu olarak gz* nnde tutulan nesne ya da kii ya bu gle doludur, o zaman kutsal dr; ya da bu gcn boyunduruu altndadr, o zaman da temiz deildir ve tehlikelidir. tab u la rasa [Lat.w Bo, zerine hi bir ey yazlmam kt]: Deneyci ve duyumcu retilerin, her trl deneyden nce ruhun durumunu gs termek iin kulland kavram. // Bu retiler, bilen znede doutan kavramlar ve nsel bilgiler olmadn, her bilginin yalnzca dtan gelen duyu izlenimlerinden olutuunu savunur. ta k m e rk i [Aim., Fr. Oligarchie] [ng. oligarchy] [Yun. oligarkhia < oligoi = birka kii, arkhein = egemen olma] : Birka kiinin egemenlii; devlet gcnn az sayda kiilerin ya da ailelerin elinde bulunduu devlet biimi. tam alg [Aim., Fr., ng. Apperception] [Lat. perc/pere] [es.t. idrak-i dakik]: 1- Bir tasarm ya da aig ieriinin bilinli olarak kavranmas. Bilinli alg 2- (Leibnizde) Bilinsiz ve bilinalt tasarm olan yaln algdan ayr olarak bir tasarmn bilince karlmas. ta n m [Aim., ng. Dsfrmtion] [Fr. dfinition] [Lat. defintio] [Yun. horos, hor/smos] [es.t. tor/f]: Bir kavramn ya da bir nesnenin snrlanmas, be lirlenmesi; kavramn ieriini kuran belirtilerin gsterilmesi; bir kav ramn ya da bir szcn anlamnn belirtilmesi. Tanm trlerinden en nemlileri unlardr: 1- Szck tanm (verbal tanm): a. Szcn anlamn dildeki anlamna geri giderek belirtme. (r. demokrasi: halk egemenlii.) b. Bir szcn anlamn bilinen baka bir szckle belirtme. ( r. mselles: gen) 2- Ad tanm (nominal tanm): Yanl anlalmalara yol amamak iin tanmlanacak olan belli bir szce ya da szcklere balanarak sap tama. (Uzlamsaldr, yasalar yazlrken ve felsefede gereklidir.) 3156

T a n r Kavram tanm (Aristoteleste): Bir kavramn daha yksek yakn cinsi (genus proximum) ile onu bu cinsten ayrt eden tr ayrmn (differen tia specifica) belirtme. 4- Nesne tanm (real tanm): (nesnenin aklan mas) Aristotelesin kavram tanm le rtr. Bir nesneyi yalnz ba kalarndan ayrmakla kalmayp, anlamn i ve zl ayrmlarn ortaya karmay amalar. Nesne tanm, ksa olmal, gereksiz belirlenimlerden kanmal; tam olmal, zorunlu olan btn belirtileri vermelidir, t a n t [Alm. Besve/s] [Fr. preuve] [ng. proof] [Lat. probare = snamak, gster mek, tantlamak] [es.t. /spot]: 1- ne srlen bir eyin doruluunu gstermede izlenen dncel sre. 2- Tantlamada ne srlen ey; tantlamann dayand temel. Tantlamak: Usavurma yoluyle ya da tank gstererek bir eyin doru luunu ortaya koymak, ta n tla m a [Alm., ng. Demonstrot/on] [Fr. demonstrotion] [Lat. demonstratio] [es.t. burhan]: 1-ne srlen bir savn doruluunu mantksal yntemle gsterme; sonucun doruluunu gstermek iin, doru olarak bilinen ya da doru saylan ncllere dayanarak yaplan karm (kavram sal tantlama). 2- Grlebilir bir biimde verilmi olan bir nesnenin ya da bir olayn grye dayanarak (deney yoluyle) ortaya konmas (grsel tantlama). T a n r [Alm. Gott] [Fr. D/eu] [ng. God] [Lat. deus] [Yun. theos] [es.t. Allah]: Dinsel inanta: Dost ve olaanst nitelikleri, gleri olan yetkin bir z olarak en yksek varlk. Tanr konusunda temel anlay vardr: 1- Tanrlar ya da tanrsal gler okluu kabul edilir: oktanrclk = politeizm. 2- Bir tek Tanrsal olan vardr, bu da evren ile ayn eydir: tmtanrclk = panteizm (her ey Tanr); Tanrsal olan evrenden daha fazla bir eydir, evreni kuatr: Pananteizm = herey Tanrda. 3- Tektanrclk = Monoteizm. Yaratc Tanr. Evrenin nedeni, balatcs olarak Tanr. Tanr yalnzca evrenin nedeni, balatcs olarak anlalp da, her zaman etkileyen bir Tanr sz konusu deilse, buna yaratanclk (deizm) denir. Btn bu anlaylarn karsnda: Tanrtanmazlk= ateizm vardr. Felsefedeki ve Tanrbilimdeki Tanr anlaylar arasndaki temel ayrlklar Tanrya giden yolun nerede olduu ya da nerede aran mas gerektii sorusundan doar. (H er zaman kesin ayrlklar grl meyebilir de.) a. Tanrya giden yol speklatif dnme aracl ile dnya zerinden geebilir; Tanr ilk neden, son erek, en yksek, en yetkin varlk, ncesiz-sonrasz anlam temeli, koulsuz ve saltk olan diye anlaltr. b. Ele 157

T a n rb ilim

tirel dncenin yardmyle baklacak olursa: Tanr snr olandr, dea list adan idedir, gereki adan ise btnyle baka olandr, bundan dolay akn olandr, c. Tanr, gizemsel yaantda, ruhun arnm itenliinde bulunur. Bu yaantda ruh ve Tanr kartl alarak ortadan kaldrlr, d. Tanrya gtren bir yol da somut anlamadr (vahiy). Burada Tanr, evrensel ya da tarihsel ve kiisel bir biimde (ya da ayn zamanda her iki biimde) yaratc, temellendirilemez bir her eye gc yeten olarak, ama ayn zamanda insann karsnda koulsuz bir "Sen olarak bulunmaktadr. Anlama dinleri: Hristiyanlk (burada Tanr, sann kiiliinde insan biiminde grnr), Mslmanlk (Tanr, elisi olan Muhammete K u ran indirmitir.) Tanr kantlar: Felsefede en nemlileri: 1- Varlkbilimsel (ontolojik) kant: Bu kantta Tanr kavramndan Tanrnn varl karlr: Tanr, kavram gerei en yetkin varlktr; var olmasayd, en yetkin varlk ol maktan kacakt, nk varlk yklemi olmayacakt; yleyse, Tanrnn en yetkin varlk olarak, varlnn da olmas gerekir. 2- Evrenbilimse! (kosmolojik) kant: Bunun eitli dzenlemelerine rastlanr. Bu kant, dnyann deviniminden bir ilk kmldatc, nedenler zincirinden bir ilk neden, dnyadaki eylerin deikenlii, koulluluu ve rastlant salm dan dnyann ilk nedeni olan, deimez, koulsuz, zorunlu bir varln bulunduu sonucunu karr. 3- Ereksel (teleolojik) kant: Burada dnyadaki ereklilik ve dzenden, bu erek ve dzenleri koyan bir us varl olduu sonucu karlr. 4 - Ahlaksal kant: iimizdeki ahlk yasasnn varl olgusundan ve dnyadaki ahltk dzeninden, bun larn nedeni olan yksek bir istencin varl karlr. T a n rb ilim [Alm. Theologie] [Fr. thologie] [ing. theology] [es.t. ilahiyat]: (Genellikle) Tanr ve Tanrlar zerine, Tanrsal olan zerine retiler. 2- (Dar anlamda) Tanrsal anlamaya dayanan Tanr retisi. T a n rc lk [Alm. Theismus] [Fr. thisme] [ng. tfeism] [Yun. theos - Tanr] [es.t. lhiye]: Bir Tanrya inanma. T a n rta n m a z lk [Alm. Atheismus] [Fr. athisme] [ing. Atheism] [Yun. otheos] [es.t. Ilhat]: Tanr'nn varoluunu yadsyan reti./ / Bu retiye felsefe asndan u anlaylar temel olabilir: a. Gerein z zdekse, evrende Tanrnn yeri yoktur (zdekilik), b- Tanr olursa zgrl ortadan kalkar (idealizm), c- Yaln kukuculuk. insann

158

ta rih fe lse fe s i tap n caklk [Aim. Fetischismus] [Fr. ftichisme] [ng. fetichism] [es.t.

putperestlik]: 1- Kendilerinde doast glerin bulunduuna inanlan nesnelere tapma. 2- (Cinsel alanda) Sevilen insann kendisi yerine onun giysilerini v.b. taparcasna sevme, ta rh [Aim. Gesc/i/chte] [Fr. histo/re] [ng. history] [Yun. historia < historein = bilmeye almak, bilmek, anlatmak]: I. Olup biten eyler olarak tarih: 1- (En geni anlamnda) Zaman iindeki deimelerin tm. (Bu anlamda yeryz tarihinden de szedilir.) 2- nsann dnyasnda olup bitenler, insanla ilikin olay sreleri. 3- Sonluluu ve zamanll; planlayarak, yaratarak, eyleyerek ve inanarak gelecee ynelmilii, ayn zamanda gemie olan bants iindeki insan varoluunun kendine zg bir boyutu. 4- (Dar anlamda): Gemi olan. a. Yitirilmi olan, artk bulun mayan. b. Yinelenmeyen, bir kezlik olan. c. Olmakta olan, zamann gidii iinde ortaya kan durumlar, d. Gemite olmu olan, ama ayn zamanda imdi de bulunan. II. Bilgi ve bilim olarak tarih: Gemiin incelenmesi. 1- Aktarlan gelenekler yoluyle yaplan aratrma. 2 - Olaylarn anlatl mas ya da belgelenmesi ile yaplan aratrma. 3- Tarih bitimi olarak: a. Eletirerek (eletirel yntemle) aratran; b. Betimleyen ve yorum layan incelemeler. ta rih b ilinci [Aim. /j/stor/sches Bewusstsein] [Fr. conscience historique] [ng. historical consciousness] [es.t. tarih uuru]: 1- (Genel olarak) nsan dn cesinin kendi tarihine olan ilikisinin dile gelii olarak tarih bilgisi. Bir gemiimiz olduunu, bir gemiten geldiimizi bilme; bu, tarih bilimlerinde daha ak olarak ortaya kar. 2- (Dar anlamda) Tarihin gemi bir dnya olarak nesnel bilgisi. Tarih bilincini * tarihsel bilin ten ayrmak gerekir, bkz. tarih s e l b ilin ta rih felsefesi [Aim. Geschichtsphi/osoph/'e] [Fr. philosophie de l'histoire] [ng. philosophy of history] [es.t. feisefe-i toribiyej: Konusu tarih ve tarihsel bilgi olan bir felsefe dal. // Deyim olarak lkin Voltaire kul lanmtr. (La philosophie de l'histoire, 1756); ama gerekte tarih felsefesi tarihsel olaylarn nedenlerini aratrma olarak Antik felsefeye dein geri gider. Augustinus ve G.B. Viconun tek tek tarih felsefesi denemelerinden sonra Herderden Hegel'e dein uzanan Alman d ncesi yoluyle tam bir felsefe dal olmutur. Bundan sonra toplumbilim (Comte, Markslk, Spencer), kltr eletirisi (Nietzsche, Troeltsch, Max ve Alfred Weber, Spengler) ve bilim kuram (Windelband, Ric-

159

ta rih sel b ilin

kert, Simmel, Spranger) ile kaynamtr. Gnmzde hem bamsz bir aratrma alan olarak (N. Hartmann, Heimsoeth, Rothacker), hem de insann kendisini btn olarak yeniden anlamasnn dile getirilii olarak yeniden canlanmtr. (York von Wartenburg, Dilthey, Heideg ger, Jaspers ve Ortega y Gasset.) Tarih felsefesi u biimlerde kar mza kar: 1Tarih fiziktesi; tarihin tm aknn ve anlamnn yorum lanmas. (Buna ieriksel tarih felsefesi de denir.) 2- Kendine zg bir varlk alan olarak tarih varlkbilimi; tarihin znn ve gidiinin, ya psnn, ana biimlerinin ve tarihsel gerekliin kurulu yasalarnn ara trlmas. 3- Yaamn tarih asndan yorumlanmas; insann kendi tarihsel varlnn bilincine varmas ve kendini anlamasnn aydnla karlmas. 4- Tarihsel bilgi retisi, tarih biliminin bilim kuram ve mant. (Buna biimsel tarih felsefesi de denir.) tarihsel b ilin [Alm. geschichtliches Bewusstsein] [es.t. tarih! uur]: nsann kendisinin tarihsel bir varlk olduunu bilmesi; kendi zerinde bugn de etkisi ve basks olan tarihselliinin bilincinde olmas. t a rih s e ld lik [Alm. Historismus] [Fr. historisme]: 19. yzyln ortalarnda, zellikle Almanyada tarih bilimlerinin bamsz gelime srecinde or taya kan dnce akm. Olaylarn aklanmasnda tarihe ncelik veren eilim; tarihsel dnme eilimi. Bu balamda: 1- Btn olaylar, ba arlar ve deerleri, iinde doduklar tarihsel durumlardan ve tarihsel koullardan kalkarak anlamaya alan, giderek bu olaylarn nesnel ie riklerinin ve bugnk anlamlarnn aklanmasn da ancak bu gemie bak iinde elde edeceine inanan dnce biimi. 2- insan varoluunun zn onun tarihselliinde gren, tarihsellii insan yaamnn canl temeli diye anlayan, bylece de dnyay tarih olarak kavrayan felsef dnme dorultusu. // zellikle Dilthey, York v. Wartenburg ve varoluu felsefede karmza kar; > tarihsel okulda doruuna eriir. 3Tarihi yalnzca kendisi iin inceleme; tarih eitimine ar nem ve rerek geliigzel gemi deerleri yeniden canlandrma uruna bugn feda etme. Tarih kltr ve bilginliinin, yaama ve eylemeyi felce uratacak biimde arl, 4- Tarihin ilkece olduundan deerli g rlmesi; tarih gereklerinin deimez yetkeler olarak saltklatrlmas. ta rih s e llik [Alm. Geschichtlichkeit] [Fr. Aistoreiti] [es.t. tarihilik]: 1- Tarih sel olann varlk biimi. 2- Zamana ballk, gelip geicilik. 3- Tarihsel koulluluk, tarihe bal olma. (r. Tinin, trenin tarihsellii.) 4- Bir eyin gerekten tarihsel olarak var olduu olgusu. ( r. sann tarihsel-

160

ta s m

lii.) 5- (Varoluuluk felsefesinde) nsann iinde bulunduu zel durum, insan varoluunun temel yasas, tarih sel okul [Aim. Historische Schuie] [Fr. cole historique] [ng. historical schoo/] [es.t. tarih mektep]: 1- (Dar anlamda) 19. yzyln balarnda ku rulan (Savignhy, Eichhorn vb.) tarihsel hukuk okulu. Aydnlanmann usu hukuk anlayna kar, hukuku tarihsel gelimenin bir sonucu ve ulus tininin organik bir biimde gelimi rn olarak grr. 2- (Geni anlamda) Hamann, Herder, Mser, Lessngle balayan ve Grimm Kar deler le Rankenin almalarnda doruk noktasn bulan bilimsel geli me; bu gelimeyle Alman tarih bilimleri, yalnzca tek tek bilimler olarak klasik biimlerine ulamakla kalmayp, ayn zamanda yeni bir tarih bi linci ve dnya gr yaratmlardr. Bu okulun yntem ve anlay zellikle Hegelin tarih felsefesi ile atr. Bu okula gre, tarihte olu mu olann bal bana bir deeri vardr. Tarihin oluturduu devlet, hukuk, sanat gibi biimler, bir ulusun ya da bir an zel ruhunun (tininin) yaratmalar olarak anlalmaldr. tarihsel z d ekilik [Aim. h/stor/sc/jer Materio//smus] [Fr.matr/a/isme his torique] [ng. historical materialism] [es.t. tarih maddecilik]: Marksln tarih anlayna verilen ad (Engelsin koyduu terim). Eytiimsel zdek iliin toplum felsefesi. Eytiimsel zdekiliin genel ilkelerini insan tarihinin belli bir alanna, insan toplumunun gelimesi alanna uygulama. / / B u anlay , idealist, ideden kalkan tarih fiziktesine kart olarak, tarihsel toplumsal gelimeyi, bu gelimenin temelindeki ekonomik srelerden, insan varoluunun zdeksel gerek koullarndan kalkarak kavramay dener. Bu retiye gre: Btn tarihsel ve toplumsal olaylarn belirleyici nedeni ve temeli ekonomik olaylardr, bkz. e y tiim , zdek ilik , eytiim se l z d e k ilik tasa rm 2[Aim. /orsie/iung] [Fr. reprsentation] [ng. representation] [Lat. (Geni anlamda) Bilin ierii, alg. Daha nce alglanm olan bir nesne ya da bir olayn bilinte sonradan repraesentio] [es.t. tasavvur]: 1-

ortaya kan kopyas (imgesi). 3- nceden grlenmi olana kart olarak salt imgelem yoluyle varlk kazanan ey. tasm [Aim. Syl/og/smus] [Fr. syf/ogisme] [ng. syJ/ogism] [Yun. sy//ogismos] [es.t. kyas]: ki ncll karm (dolayl karm): Ortak bir * orta terimle birbirine balanabilen iki nermeden (iki nermede ortak bir terimin bulunmas ile) yaplan karm. Verilmi iki nermeden, bu nermelerin ierdiini iinde bulunduran bir nc nermeyi karma ilemi. Kendilerinden karm yaplan nermelere ncller (praemissa), 161

tekanlam la

bunlardan karlan nermeye sonu (conclusio) denir. Tasmn emas $yiedir: M P (byk nerme) ncller S M (kk nerme) S P sonu

Byk terim = P ile, kk terim = S y balayan orta terim = M dir. O rta terimin ncllerde bulunduu yere gre deien drt tasm ekli (figijr), her bir eklin de kipleri (modus) vardr (toplam olarak 19 kp). Her tasm belli bir kipe gre kurulmutur ve tasmn kipi ile ekli arasnda bir ilgi vardr: I. ekil M P S M S P rnek : Birinci eklin kipleri (ncllerin tmel ya da tikel, olumlu ya da olum suz oluuna gre 4 kipe blnr): B a r b o r a, c e I o r e n t, D u r i i, Fe r i o. Bunlar da : a = tmel olumlu e = tmel olumsuz i = tikel olumlu o = tikel olumsuzu gsterirler. (r. Barbara : a ile nermenin de tmel olumlu olduunu gs teriyor.) te k a n la m l [Aim. eindeutig] [Fr. univoque] [ng. univocal] [Lat. umVocus] [es.t. vahid-l-mana]: 1- Yalnzca bir anlam olan (szck ya d? kavram). Kart bkz. esesl. 2- Belirli, kesin olarak belirlenmi, te k a n la m h lk [Aim, Eindeutigkeit] [Fr. univocit, univocation] [ng. univocatr'on] [Lat. univocatio] [es.t. tek manahitk]: 1- Bir szcn ya da bir kavramn tek, belirli bir anlam olmas zellii. 2- Belirlilik, kesinlikle belirlenmi olma durumu. te k b e n cilik [Aim. Solipsismus] [Fr. solipsisme] [ng, so/ips/sm] [Lat. solus = yalnz, tek, ipse = ben] [es.t. ene/ye]: 1- Y?lnz ben varm, benden baka her ey yalnzca benim tasarmmdr. diyen; znel beni bilin 162 II. ekil P M S M S P III. ekil M P M S S P IV. ekil P M M S S P

t e le o lo ji

ierikleriyle birlikte tek gerek, tek var olan olarak kabul eden felsefe gr (kuramsal bencillik). 2- Felsefede yntem asndan k nok tas olarak beni alan gr (yntemsel tekbencilik. Descartes Driesch). 3- Ahlk asndan yalnzca kendinin yaama savn tanyan, kendi benini yaamn ve gerekliin zei yapan gr (ahlaksal ben cillik. Stirner). t e k ilik [Alm. Monfsmus] [Fr. monisme] [ng. monism] [Yun. monos = tek] [es.t. vahdetiye]: 1Gerekliin temeli olarak yalnzca tek bir ilkeyi Tekiliin k?r kavram olarak > iki rnein yalnzca zdei (zdeksel tekilik), yalnzca tini (tinsel tekilik) vb. kabul eden dnya gr. cilik; iki temel ilkeyi; okuluk, ilkelerin yada temel glerin okluunu kabul eder. 2- Birlikli bir dnya tablosuna varmaya alan dnya gr, te k e lc i n e rm e [Alm. exclusives Urteit] [Fr., ng. exclusive proposition] dta bra [es.t. kaziye-i hasra]; Bir zneye, btn teki zneleri Yalnzca bu yzk altndr. ) te k e rk lik [Alm., Fr. Monarchie] [ng. monarehy] [Yun. Monarkhia < monos = tek; arkhein = egemen olmak]: Tek kiinin egemenlii; devlet g cnn tek kiinin elinde bulunduu devlet biimi, te k il [Alm. S/ngolr] [Fr. singulier] [ng. singu/or] [Lat. singu/erris] [es.t. mfret]: Tek olma durumu gsteren (szck, terim, nerme). Kart bkz. oul. Tekil kavram: Tek nesneyi gsteren kavram; tek bir birey olabilir (Sokrates) ya da bir tr olabilir (koyun). Tekil nerme ya da yarg: znesi tek bir nesneyi gsteren nerme, ( r. " Sokrates bir filozoftur. ) te k n ik [Alm. Techm'k] [Fr. technique] [ng. techn/cs] [Yun. te/ehne = klgsal yapabilme gc]: 1- nsann, doal g ve gereleri kendisi iin yararl klma sanat. 2- Kuramsal bilginin karsnda bilimin uygulamalar, bilimsel bilgiye dayal uygulamalar. (Gnmzdeki anlam budur.) Bilimin amacnn bilgi olmasna karlk, tekniin amac ortaya bir ey koymadr, retimdir. 3- Bir yapt ortaya koyma, bir ii baarmada kul lanlan yntem, yol; yaratma biimi (dnme teknii, alma teknii vb.). te k ta n rc h k [Alm. Monoiheismus] [Fr. monothisme] [ng. monotheism] [Yun. monos = tek, theos = s tanr] [es.t. vahdaniye]: Tek birTanr'nn varln kabul eden din ve felsefe retisi, te le o lo ji bkz. e re k b im 163

karak bir yklem balayan nerme. Forml: Yalnzca S P dir. ( r.

te m e l

te m e l [Alm. Grund, Grundlage, Fundament] [Fr. fondement] [ng. foundation] [Lat. fundomentum] [es.t. esas]: 1- (Genel anlamda) Bir eyin zerinde temellendii, kurulduu ey (bir evin temeli, br kurumun temeli vb.). 2- Tinsel nitelikte bir eyin varsayd ve kendisine dayand ilke. (Ma tematiin temeli, hukukun temeli, eitimin temeli, ahlkn temeli vb. Ahlkn temeli, bir ahlk retisinde, ahlksal dorularn kendisinden karld ilkedir; (r. Epikurosun ahlk felsefesinde bu lke hazdr). 3- Btn bir bilgiler balamnn kendisinden kartabildii en genel ve en yaln nerme; en genel nermelerden ve en genel dncelerden kurulmu bir dizge. ( r. Tmevarmn temeli, kendisinden biimsel olarak olaylardan yasalara geme hakknn karlabilecei bir ilkedir.) te m e l b ilim [Alm. GrundvWssenschoft] [Fr. Sc/ence fondamentale] [es.t.

esas ilim]: 1- Btn br bilimler iin temel koyucu nitelikte olan bilim. 2 - Felsefe dallar arasnda temel olduu kabul edilen d al.// Bu temel dal, yntemsel ad?n, mantk ya da bilgi kuram, olgusal adan ise varlkbilimdir. te m e l k a v ra m la r [Alm. Grundbegriffe] [Fr. concepts fondamentaux] [es. t. esas mefhumlar]: 1- Bir bilimin temel koyucu ilk kavramlar. 2- D nmenin temel biimleri. Bunlar btn deyi biimlerinde ndayanak olarak konulan kavramlardr, te m e lle n d irim [Alm. Begrndung] [Fr. fondement] [ng. foundation] [es.t. esas]: 1- leri srlen bir sav iin temel, dayanak, gereke verme. 2Temel dayanak: Bir eye varoluunu ya da varlk nedenini veren ey. 3Kant, dayanak, ipucu. Bilgi ya da davran kurallarnn kendisinden tretilebilecei daha genel ve daha yaln nerme, te m e lle n d irm e k [Alm. begrnden] [Fr. fonder, fonder en raison] [ing. ground, found]: Salam bir dayanak koymak, temel koymak; bir nermeyi, bir kural, bir gereklilii, kendisini dorulayacak herhangi bir ey zerine dayamak; nedenlerini gstermek, belli gerekelerle dorulamak, te m e l n erm e [Fr. proposition fondamentale] [es.t. esos kaziye]: Kendisin den baka nermelerin karld, kendisi daha fazla geri gtrelemeyen nerme, bkz. belit te rse virm e [Alm. Kontrapos/t/on] [Fr., ng. contrapostion] [Lat. contrapO' sitio = karsna koyma] [es.t. aks-/ mrekkep]: (Mantkta) Yklemin eli ik kavramnn zne yaplmas yoluyle bir yargnn yapma olarak dei tirilmesi: Btn insanlar lmldr. , lml olmayanlar insan de ildir." 164

tin sel b ilim le r

tik e l [Alm. partikular] [Fr. partfcul/er] [ng. particular] [Lat. particuians] [es.t. cz]: (Mantkta) Bir trn btn bireylerine deil de bir ya da birka bireyine ilikin olan. // nermelerin olumlu ya da olumsuz oluuna gre I ve O simgeleri ile gsterilir. Forml: Baz S ler P dir; baz S ler P deildir. Kart bkz. tm el tik e l k a v ra m : Kapsamna ald nesnelerin tmn deil de bazlarn gs teren kavram. k avram ( r. Baz insanlar, baz aslanlar.) Kart bkz. tm el

tik e l n erm e: Konunun kapsamna giren btn bireyler iin deil de bazla r iin belli bir ey bildiren nerme. Forml: Baz S ler P dir. Kart bkz. tik e l nerme tin [Alm. Geist] [Fr. esprit] [ng. sp'r/t] [U t . spir/tus] [Yun. pneuma, nous = soluk, nefes] [es.t. ruh]: 1- Evren ilkesi. zellikle stoa felsefesinde: Evren usu, evren ruhu; etki yapan, biim veren, canlandran ilke. 2- a. Doal yaam ilkesinden ayr olarak, yksek, doast, tanrsal ilke. b. Tanrnn dolaysz yaratc etkinlii. 3- Felsefeye Anaxagorasn yer letirmi olduu nous , Herakleitosun getirmi olduu logos an lamnda: a- Dnyann usa uygun dzen ilkesi; b. Zamandan bamsz olann, zamand olann, zamansz olann ilkesi, c. Ruhun uslu yan. (Ayn zamanda: logistikon.) 4- Yaamdan ayr olarak dnme ve bilin ilkesi (Descartesta cogitatio). 5- Dnen insann etkinlii; dnce ilkesi. zdee, fizik etkinlie ve igdsel etkinlie kart. 6- Kendini igdlerin belirlenmiliinden kurtaran, zgr olan, deerlere, an lam ieriklerine kendini aan. M. Schelerde insan insan yapan ilke; usun yannda duygu ve isteme edimlerini de iine alr. 7Tin, zaman zaman usa (ratioya) indirgenerek ruha kar olan, cansz, yaama dman bir ilke olarak grlr (Ludwig Klages). 8- Bireysel ruh anlamna (zellikle dinbilimsel anlamda) tinler ya da us tayan ruhlar (Les sprits ou mes raisonnables) Tanrln imgeleridirler (Leibniz). Tini (spritus-pneuma) ruhtan (anima-psykhe) ayrmak gerekir. Ruh, organik ve duyusal yaamn ilkesioir (hayvanlarn da ruhundan szedilir), tin ise yalnz insana zg dnme yetisidir. Ancak Trkede ruh szc tin yerine de kullanlagelmitir, rnein Hristiyanlktaki kutsal ruh (le Saint Esprit). tinsel b ilim le r [Alm. Ge/stesw/$senschdfen] [Fr. sdences moro/es] [ng. mora/sc/ences] [es.t. manevuf/m/er]: Kltr bilimleri ya da insan bilim leri. Kart kavram: doa bilimleri. //nsann tarihsel, kltrel ve top lumsal dnyas ile ilgili bilimleri iine alr. nsan tininin yaratmalarn 165

tin se lcilik

(dnce tarihi); s?nat, din, devlet, iktisat, hukuk vb. gibi kltr ku rulularn aratran bilimler. Buna gre: Felsefe, tarih, filoloji, toplum bilim, dinbilim, ahlk felsefesi, sanat felsefesi, tinsel bilimlere girerler. Ruhbilim, doabilimleri ile tinsel bilimlerin arasnda saylyor gn mzde. Tinsel bilimlerin nemlerine eilerek, onlar bilinli olarak, zel bir yntemle inceleme ii 19. yzyln ortalarnda balamtr. tin se lcilik [Alm. Spiritualismus] [Fr. spiritualisme] [ing. spiritualism] [Lat. spiritus = tin] [es.t. ruhiye]: 1- Btn gerekliin znn tin olduunu, her gerek olann tinsel olduunu ve cisimsel olann yalnzca tinsel gerekliin bir grn olduunu, ya da salt bir tasarm olduunu ileri sren fiziktesi reti. 2- (Descartesta) zdekten zce ayr bir ruhun bulunduunu ne sren gr, T o m a s lk [Alm. Thomismus] [Fr. thomisme] [ing. Thomism]: Aquinolu

Thomas ve ona bal olanlarn: a. Aristoteles felsefesi ile Hristiyan dnya grn uyum iinde birletirmeye alan; b. insan istenci ile Tanrnn nceden belirlenmesini doal-doalst bir varlk dzeni iinde birletiren; c. Usun stnln, isten ve isten zgrl zerindeki egemenliini ne sren retileri. kilisesinin temel felsefesi olmutur. // Tomaslk Katolik

to p lu m [Alm. Ceselischaft] [Fr. socit] [jng. soclety] [Lat. societas ] [es.t. cem/yet]: 1- Bilinli bireylerden ve zellikle aralarnda rgtleme balar ve karlkl grevler bulunan kiilerden kurulu topluluk. 2- (Dar anlamda) Doal eilimlere deil, szlemeye dayanan, belirli ereklere ulamak iin isteyerek kurulan, istenildiinde dalabilen insan topluluu, birlii. Bir ilke zerine kurulmu birliktelik = ortaklaalk (Gemeinschaft - Communautenin kart olarak. Tnnies). to p lu m b ilim [Alm. Soziologie] [Fr. sociologie] [ng. saciology] [es.t. itimai yat]: Toplumsal oluumun ve toplumsal yaamn z, biimleri, ilkeleri ve yasalarm nceleyen bilim. // Bamsz bir bilim olarak 19. yzylda A. Comte kurmutur. Trl yntemlerin uygulanmasyle hzla geli mi ve modern dnce dnyasnda temel bir bilim olarak ortaya kmtr. to plum culuk [Alm. Sozlalismus] [Fr. socialisme] [ng. socialism] [es.t. i-

y r t & yiL.mezhebi] : 1 - (En geni anlamda) nsanlarn birlikte yaayla rnda toplumsal adaletin salanmas in gsterilen her trl aba. 2(Kuramsal adan) Her insana, insana yarar bir yaam salamak zere, kiiler ve snflar karsnda topluma stnlk tanyan grler. 3166

V,

\ L

t re l b ilin retimi devletin dzenlemesini ve retim aralarnn kamulatrl masn savunan reti. Kart bkz. e rk in cilik . 4- (Dar anlamda) re timde ve retilenlerin datmnda tek tek kiilerin, snflarn deil, toplumun yararn gz nnde bulunduran toplumsal dzen, t oplum felsefesi [Alm. Soz/afph/iosoph/e] [Fr. p/iiosofhie soc/a/e] [ng. soda/ p//osophy] [es.t. cemiyet fe/sefes/]: 1- Toplumun ve toplumsal olaylarn z ve anlam zerinde felsefe aratrmalar. 2- Toplumun z ve nasl olmas gerektii zerindeki felsefe retileri, toplum sa! ah lk felsefesi: 1- nsanlarn toplumsal ilikilerinden doan tre ve ahlk sorunlarn ve ahlksal grevleri inceleyen retiler. 2-Toplumu ahlklln taycs olarak gren ahlk felsefesi. Kart bkz. bireysel ah lk felsefesi to plum szlemesi [Fr. contrat social]: bkz. szleme to te m c ilik [Alm. Totemismus] [Fr. totmisme] [ng. totemism]: 1- ilkel bu dunlarda, zellikle Amerika ve Avusturalya yerlilerinde belli insan toplu luklarnn kendilerinin bir hayvan tryle, bazan da bir bitki ile, doal bjr nesne ile soyca akraba olduklar inanc. Bu hayvan tr ya da nesne (totem) sonradan kutsal saylmtr. 2- (Durkhelmda ve Freudda) Totem inancnn dinin ilkel biimi, toteme dayanan * tabularn da ahlkn ilkel biimi olduunu ne sren grler, t o to lo ji bkz. esz t re [Alm. Sitte] [Fr. moeurs] [ng. customj] [Lat. mos-mores] [es.t. rf]: 1- Bir topluluka benimsenmi, yerlemi eyleme ve yaama biimleri nin,-kurallarn, grenek ve geleneklerin, ortaklaa alkanlklarn, tutulan yollarn tm. 2- (Dar anlamda) Bir toplumdaki ahlksal davra n biimleri. t r el b ilin [Alm. Gewissen] [Fr. conscience morale] [ng. conscience] [Lat. conscientio] [es.t. vicdan]: Ahlaksal bilin, iyi Ye kt zerine bilin. yi ile kt, doru ile yanln ne olduu zerindeki duygu, iten bir bilme. 1- nsann ahlk deerleri zerine dolaysz ve kendiliinden yar glama yapma gc (yetisi). 2 nsann kendi davranlarnn ahlka deerli olup olmad zerine znel bilin. Bu bilin yapmay ya da yap mamay tleyerek, uyararak, sulayarak, yarglayarak, onaylayarak, ve knayarak kendine zg bir biimde yaam ve eylemlerimize elik ediyor gibidir. 3- imizdeki bir ses ya da Tanrnn sesi olarak da yorum lanr, ama burada (zellikle son durumda) yanlan trel bilinin de oldu unu ve trel bilincin bir sava alanna dnebileceini de unutmamak

167

t r e l b ilin z g r l

gerek. Trel bilincin kkeni konusunda birbirine kart iki gr var dr: 1- Trel bilin bir gelime rndr; hayvanda da bulunan ba lang durumundan gelimi biimine eitim ve alkanlk yoluyle ula lr. 2- a. Trel bilin gerekte insana zg bir eydir; temelini insann ozunde bulur. Ama trel bilinci insanda temellendiren anlay da eitimi gerekli grr ve gelime olanan darda brakmaz, b. Top lumda kazanlr; insann toplumsal benlii ile ilgilidir, c. Tanr insan tre! bilinle donatmtr. to re l_ b h n zgrl [Alm. Gewissensfreiheit] [Fr. libert de conscience] [es.t. vicdan hrriyeti]: bkz. zg rlk t re ta n m a z [Alm. immoral, unsittlicl] [F r ng. immoral] [es.t. goyr-i

ahjk]: Daha stn sayd bir tre adna geerli treyi tanmayan. t re ta n m a z lk [Alm. Immoralismus] [Fr. immoralisme] [ing. immoralism] [es.t. gayr-i ahlakiye]: 1- Ahlaksal deerlere, trelere ve ilkelere kar kaytszlk, aldrszlk. 2- Genellikle ahlk ilkelerini kabul etmeme ve onlarla savama. 3- Belli bir ada belli bir kltr evresinde iyi ve kotu olarak geerli olan deerleri ya da yrrlkte olan ahlk grleri ni kabul etmeyip onlara kar sava ama (Nietzsche). toz [Alm. Substanz] [Fr., ing. substance] [Lat. substantia] [Yun. hypostasis hypokeimenon = altta bulunan] [es.t. cevher]: (Yunancada ousia = z de ayn anlamda kullanlr.) Deien durumlar ve niteliklere kar kalc olan; bir baka eyle ya da bir baka eyde deil, kendi kendisiyle kendi kendisinde var olan. znede deil, kendinde var olan. Bamszca kendi iinde var olan. Spinozann tanm ile "Varoluu iin baka bir eye gereksinme duymayan ey. Ballak kavram ilinek. Modern doa bilimleri in tz, grnglerin taycs anlamnda biimsel bir kavram dan baka bir ey deildir. t zclk [Alm. Substantialismus] [Fr. substantialisme] [ng. substamialism] [es.t. cevherime]: 1- Bir ya da ok tzn varln kabul eden retiler. 2- Ruhun bir tz olduunu kabul eden reti. Kart bkz. e tk in c ilik tran ssend ental [Alm. transzendental] [Fr., ing. transcendental] [Lat. tran-

cendere = amak, teye gemek] [es.t. mteal]: (Kantta) Usu eletir me yntemi; Nesnelerle deil de, geneforak nesneleri nsel olarak biliimizle uraan her bilgi. // Bu gibi kavramlardan kurulu bir diz ge transcendental felsefe"dir; deneyle ilgili kavramlardan hi biri bu bilimde yer almaz; transsendental kavram deneyin kart olduu gibi -i- transcendent = aknn da kartdr bir bakma: akn bilgi , 168

t m d e n g e lim i!

olabilir bilginin snrn aan bilgidir; oysa transsendental bilgi , bu snrlar amayp, aratran bilgidir, tran ssend ental m a n tk bkz. m an tk 3 tu ta rl [Alm. konsequent] [Fr. consquent] [ng. consquent] [Lat. conseguens] ~ [es.t. insicaml]: Mantk kurallarna uygun olan usavurma. tu ta rs z [Alm. inkonsequent] [Fr. inconsquent] [ing. inconsquent] [es.t. insicamsz]: 1- Dnmede mantk eksiklii. 2- Davranlarnda kendi kendisiyle uyum kurmayan (insan). 3- ki nerme arasndaki balantda ikinci birincinin sonucu gibi gsterilir, oysa gerekte birinciden byle bir sonu karlamaz. 'tu tk u [Alm. Leidenschaft] [Fr., ng. passion] [Lat. possio] [Yun. pothos] [es.t. ihtiras]: 1- Bir insann steme, duyma ve dnmesine egemen olan gl eilim. 2- Uzun sreli, kalc ve gl duygulanm. // Tutkular erek ve dorultularna gre olumlu ve olumsuz, yapc, yaratc ve ykc olabilir ler . Olumlu tutku baarya, olumsuz tutku ktle gtrr. Hegel tutku olmadan hi bir byk iin baarlmayacam syler, t m d en g elim [Alm. Deduktion] [Fr. dduction] [ing. dduction] [Lat. deductio] [es.t. t alil]: 1- Varlan sonucun zorunlu ve kesin olarak geerli olduu (kesin sonuca vardran) mantksal ilem. Bu karm biiminde ncller doru se sonu nermesi de zorunlu olarak dorudur. 2 - T mel olandan tikelin, genel olandan zelin karlmas. Tmel bir nerme aracl ile somut bir olayn bilgisine ulama. Tmdengelimin mantksal biimi: tasm (syllogismus) ve tasma dayanan kanttr. Kart bkz. t m e v a rm . 3-.-> Tmdengelimli yntemle eanlaml. 4- Tmdengelimli yolla birbirine bal nermeler topluluu. Deneyst tmden gelim (transsendental deduktion): Kantn kulland deyim. nsel kavramlarn duyu dnyasndaki nesnelere nasl uygulanabileceini nesnelerle nasl ilikisi olabileceini aklama biimi, t m d e n g e lim li [Alm. deduktiv] [Fr. dductif] [ng. deductiye] [es.t. talili]: 1- Varlan sonucun zorunlu olduu ve kesin olarak geerli olan karm. Tmelden kalkan usavurma biimi. 2- Gelimesi boyunca deneye ba vurmadan karmlar yapan dnce biimi. Tmdengelimli yntem: karma dayanan yntem. Bu ynteme, do ruluu bilinen nermelere dayanarak karmlar yapyorsa koulsuz tmdengelimli (kategorik-deduktif), yalnzca varsaym olarak konmu ncllere dayanarak karmlar yapyorsa koullu tmdengelimli (hypothetik deduktif) denir. Varsaym yanlsa, karmn kendisi doru olmakla birlikte, varlan sonu yanl olacaktr. 169

t m e l

tumel_ [Aim., ing. universal] [Fr. universel] [Lat. universalis] [es.t. klli]: (Mantkta) Belli bir snfa bal bireylerin tmn iine alan. Btn kapsamyle alnm oian (nerme). Bir nermenin tmeliii btn ya da her szcyle gsterilir. Genellik bir terimin kapsamn; t mellik nermede konunun btn kapsamyle alndn gsterir, t m e l k a v ra m : Kapsamna ald btn nesneleri gsteren kavram (btn insanlar, btn aslanlar). Kart bkz. tik e l kavram tu m e l n e rm e [Fr. proposition universelle] [es.t. klli kaziye]: Konunun kapsamna giren btn bireyler iin belli bir ey bildiren nerme. For ml: Btn S 1er P dir. Kart bkz. tik e l n erm e t m e v a rm [Aim. Induktion] [Fr., ing. induction] [Lat. inductio] [Yun. epaOge] [es.t. istikra] : Tekil olandan, zel olandan genel olana giden, tek tek olgulardan genel nermelere varan yntem; burada ve imdi gzlenilmi olanlardan belli bir trn btn durumlar iin geerli bundan dolay mantka olan yasaya gider. Tam olan tmevarm (Lat. inductio comp/eto)'da ola nakl olan btn durumlar aratrlmtr, zorlayc bir nitelii vardr; tam olmayan, bundan byle olasl olan tmevarmdan (Lat. inductio incompleta) tam olan ayrmak gerekir. tm ta^rch k [Aim. Pantheismus] [Fr. panthisme] [ing. pantheism] [Yun.

pan = her ey, hep, tm; theos = Tanr] [es.t. vcudiye]: Tanr ile evreni bir klan, her eyi Tanr olarak gren retilerin genel ad. // u biimlerde ortaya kmtr: 1- Evren btnnn (tm evren) Tanrlk olduunu savunan gr. Bu anlay Parmenides ve Ksenophaneste vardr, daha sonra G. Bruno'da ve zellikle Tanr tek gerektir. dncesiyle Spinoza'da rastlanr. 2- Evreni Tanrln bir grn ve gelimesi olarak kabul eden gr. Hegel'de ve bir lde E. von Hartmannda grlr. 3- Tek gerein evren olduunu, Tanrnn var olan her eyin toplam olduunu ne sren gr; Holbach ve Diderot bu gr savunurlar. 4- (Felsefe dnda) Doay canl bir birlik olarak tasarmlayan anlay. t r [Aim. Art] [Fr. espce] [ng. species] [Lat. species] [Yun. eidos] [es.t. nevi]: 1- Birbirinden reyen ve dirlmbiiimsel adan akraba olan canl varikiar bei. ( r. Arslan ya da insan.) 2- Kendi iinde bir birim olan ve ze rinde cins kavramnn bulunduu mantksal kavram. // Ama bu cins kavram, kendi zerinde bir baka cins varsa, yeniden tr durumuna gelir ve bu byle srp gidebilir. Mantk diliyle: Bir A snf , bir baka snfn, B snfnn kapsam iindeki bir blm kurduunda: B cinstir, 170

t ze

A da tr. ( r. Hayvan canl varlk karsnda trdr, aslan karsnda cinstir.) t re y im se l [Alm. genetisch] [Fr. genet/que] [ng. genet/c] [Yun. geness = olu]: Olua ilikin olan. bkz. olu t re y im se l ta n m : Bir eyi treyiine, oluuna gre belirleyen tanm. ( r. ember, bir dzlem zerindeki bir nokta, ayn dzlem zerindeki bir baka noktaya gre deimez bir aralkla devindiinde ortaya kan izgidir.) t r m [Alm., ng. Emanation] [Fr. manot/onj [Lat. emanatio] [es.t. sudjJ/J: Aa olann daha yukar olandan kmas; ok olann (her eyin) bir olan dan kmas. Bir olan yetkin olandr ve kendi varl iinde azalma dan ve deimeden kalr, ondan treyen ise k kaynandan olan uzak lnn lsne gre gitgide yetkinliini yitirir. Buna karlk evrimde (evolution) gelimemi br ey, gitgide daha yetkinlie doru geliir; yetkin olan yetkin olmayandan doar. Trm Yeni Platonculuun ana ilkesidir. Trm dncesini gelitirmi olan Plotinos, tzce azalma olmadan olup biten trm srecini anlamay kolaylatrmak iin yan gne imgesini kullanr. (Yun. perilampsis = * yaylan gne n.) tze [Alm. Gerecfrtigke/t] [Fr., ng. justice.] [Yun. <f/fcarosyne] [Lat. iust/io] [es.t. oddfet]: Dorunun, hakkn korunmas; doru olmann zbelrtisi. 1- Platon ve Aristotelesten beri, herkese kendine uygun deni, kendi hakk olan verme demek olan bir anaerdem. 2- (Daha dar, bi imsel anlamda) Doru olarak kabul edilmi olanda uzlama. Herkesin hakknn yasalarla tannm olmas. 3- (En dar anlamda) Yargcn nitelii olarak, yrrlkte olan hukuk yasalarnn kesin bir uygulanmas. Ancak bu uygulama, nsan yaamndaki durumlarn ve likilerin sonsuz eitli|;]ii ve karmakl iinde, ok kesin ve en yksek tze olarak grl mek istenirse, en byk bir tzesizlii de dnebilir; bu yzden ll bir saduyuyla tamamlanmak zorundadr.

171

u
um ursanm ayan [Yun. adiaphora = aldr edilmeyen, kaytsz kalnan]: Kyniklerden ve stoallardan beri, ne deerli ne deersiz olan, ahlk ynnden kaytsz kalnacak eyleri belirtmek iin kullanlan kavram, (r. Salk, gzellik, zenginlik vb.) Upaniad [Sonskr/te = ustann yanndakiler < Upa = yannda, sad = otur mak]: Vedalarn son blm. Hint dncesinde felsefe ve drTretisi. uguygun [Alm. adquat] [Fr. adquat] [ing. adquat] [Lat. adaequatus] [es.t. mutabk]: 1- Eit klnm, birbiriyle uyuan. 2- Konusunu tam olarak karlayan (dnce). u sJA lm . Vernunft] [Fr. raison] [ing. roson] [Lat. ratio] [es.t. aklJ : I. (Geni anlamyle) Duyarln kart olarak, dnme, anlama, kavrama yetisi: usavurma, karmlar yapma yetisi; olaylar ya da kavramlar arasnda zorunlu bantlar kurma yetisi; balantlar alglama ve kavrama yetisi. Bu balamda: 1- nsan hayvandan ayran znitelik. insan genellikle usu olan bir hayvan olarak tanmlanr. (Hayvanlarda belli bir anlak -intel ligence- olduu, ama us olmad kabul edilir.) 2- Evrenin nesnel dzen ilkesi. (Anaksogoras'ta: nous , Herakleitos'ta: logos ); Hegelde: nesnel-mantksal bulunan ilke. biimlerin btn: btn var olanlarn temelinde

II. (zel anlamda) 1 - Ortaan sonlarndan 17. yzyla dein, bilgi ye tileri olan duyu algs (sensatio); us (ratio), anlk (intellectus) dizisinde, us (ratio) anla (intellectus) gre daha aa bir sraya konmutur, duyu alglarn kavramlar altnda toplayan yeti olarak gsterilmitir, bkz. an lk (in te lle ctus); skolastik ada akl ayn zamanda fiziktesi bilgi yetisi olarak kabul edilen anlktan (intellectus) ayr olarak karm lar yapan dnme yetisi olarak da anlalr. 2- Aydnlanmadan, zellikle Kanttan bu yana yukardaki (II, 1) anlamn tersine, us yksek bir bilgi yetisi olarak anlalr: bylece us kavramlar yetisi deil, anln kavram larn ilkeler altnda birletirme yetisidir, ksaca ilkeler yetisidir; usun 172

u su lu k ilkelerine ya da kavramlarna fiziktesi nesneler, yani deneyin tesinde de bulunan nesneler karlktr. Usun bu kavramlarna da Kant "ideler' adn verir. Hegelde: Kartlarn birlii ve btnl zerine eytiim se! dnme yetisi, usavurm a [Aim. Vernunftsch/uss] [Fr. ro/sonnement] [ng. reasoning] [es.t. muhakeme]: Bilinen ya da doru olarak kabul edilen belli nermelerden baka nermeler karma. // Trl bilimlerde trl usavurma yollar ve uygulamalar, her birinin de kendine zg yntemleri vardr; ama hepsi iki temel ynteme indirgenebilir: =- tmdengelim ve > tme varm. Tmdengeliml bir usavurmada karm zorunludur (kesin); t* mevanml usavurmada olasl ya da yanl olabilir, usuluk [Aim. Rat/ona/smus] [Fr. rationa//sme] [ng. rat/onah'sm] [Lat. ratio = us] [es.t. ak//ye]: Us bilgisine dayanan, doruluun ltn duyu larda deil, dnmede ve tmdengelimli karmlarda bulan retile rin genel ad. // 1- Bilgi retisinde usuluk, bilginin usa, anla, d nceye dayandn ileri srer. Usta gerekliin bilgisini veren nsel kavramlar ve nsel nermeler vardr. Eski Yunan filozoflarndan birou, zellikle Parmenides ve Platon usuduriar. Yeniada Descartes usu luu temeendirmitir. Ona gre, doruluk duyusal alglarda deil, us kavramlarnda, doutan kavramlarda (ideae nnataede) verilmitir. Bu gibi kavramlar matematiin kavramlar ile tz, nedensellik gibi dn ce kavramlardr. Bunlsr doutandrlar, baka deyile usa dayanrlar, doruluklar duyusal algda deil, dncede temellendirilmektedir. nk Ak ve seik olarak kavranan herey dorudur. ,burada doru, gerek oluu da dile getirir. Baka usu filozoflar: Spinoza, Leibniz, Kant, Hegel. Hegel usuluun doruuna ulamtr. Ona gre asl ger ee, hi deneye bavurmadan, yalnzca dnmenin snrlar inde kalnarak varlabilir; Usa uygun olan gerektir, gerek olan da usa uygundur. 2- Tm gerekliin yapsn usa dayanarak kurmaya alan retiler (17. yzylda modern bilimlerle ballk iinde olan fiziktesi eilimlerin us lks olarak). 3- Yntem bakmndan usuluk: a. Mate matie ve onun yntemlerine ynelen almalar: Bilgiyi, zellikle felsefe bilgisini, az sayda temel nermelere, ilkelere dayanarak, az say da ilkelerden kararak usa uygun bir dizge olarak oluturma abas. (r. Spinozamn Ethica adl yaptnn alt bal "geometrik ynteme gre tantlanm szlerini tar.) b. Salt dnmenin iinde kalarak, yalnzca kavramn kendi kendine ilemesiyle bilginin olumasn sala yan yntem. (r. Hegeln eytiimsel yntemi, kaplam en geni olan 173

u s d

kavramda" kalkarak btn dnlenleri birbiri ardndan ayn yntemgeltrr; eytiim, hem dnmenin hem de tm varln (gerein)

c. B, g kazanmada ve yaam biimlendirmede tek ara olarak usun

Bite k a r ' 0"",; byleCe 6),tifim Hegelde eVrenSel bir yntem olur-

tutarl b,r biimde uygu'anmas, (eilim olarak rnein modern pragma-

USd,?L m l v ' ' ^

'V

l [Fr-

[* m r - i ok in : Usla kavra-

= nedeni T ^ l ^ I 6" 16" anlama ^ deS '?ik anlarlar alr: 1- (Ratio us> u< H 6me " edene baI'>namayan, rastlantsal. 2- (Ratio = 4- (Ratio = T kar?'- 3~ ( R* = bilme) Bilinemeyen, m ait k h - aVramSa du?unme) Bilinse de kavramlarla balanamayan6 Ra io - ' t c T r 6n' 5_ (Rat = heSaP'ama) ^ ' " " y a n . (Ratio _ gereklge egemen olma yetisi) nsan aan (g)

yam ada ve

^ ^ n a l i s m ]: Yaamada ve bilgilerde usd elere tek yani, olarak arlk veren

b T T ?

^ ^

- u . //u trleri va rd ,r:1 - (B ilg i retisinde) Gr, sezg d u u ve igdleri bilginin kayna, sayan gr. 2- ( F i z i k i n d e ) Usd. bir evren temelinin bulunduunu kabul eden grlere verilen US d o ru la r bkz. d o ru lu k u tilita riz m bkz. y a ra rc lk uyar, ses [Yun. daimonion]: Sokrates'in iinde duyduu uyanc ses; bu ses

Sri

onu yapmamas gereken (usa uygun olmayan, kiilii ile bada may n
m k

"

^ r i a t ' T Z ; ! ! iT On] tFr- ^ l ^ o n ] [ing. c/W,/t/on] [U t . c,WS = yurtta, kentli] [es.t. medeniyet]: 1- (Szck anlam) Barbarlk duru mundan k'p trelere bal olarak belirli bir yurt iinde birlikte yaama. y a Z a koullar,Za h 2' ^ Bi" m " tekn,* ln ilerlemeS ile la | Ve bunun s " u ortaya ikan yaamada kolayhk sa a, usullama ve yetkinleme, yaama biimlerinin daha bir incel mesi durumu. 3- (Daha geni olarak kltr durumu anlam,na) Geni bir oplumun butun blmlerinde ortak olan dinsel, ah,iksal, estetk tekk ve bilimsel nitelikteki toplumsal olaylarn bir btn _u y u ^ [A^m.^ Fr. Hoononre] [ng. harmony] [Yun. = uygunluk, birlikte ses veren; zep] [es.t . ahenk]: okluun ve kar .gm dzeni, br birlik oluturmas. // Pythagoras ve Herakleitostan 174

u z la m s a l

beri fiziktesnin bir temel kavram (Plotinos, Cusanus, Kepler, G io r dano Bruno); ayn zamanda ahlk felsefesinin (Aristoteles, Shaftes bury) ve zellikle sanat felsefesinin (estetiin) de temel bir kavramdr. ( r. biim ve ieriin uyumu.) uyu tu m [Aim., Fr. Hypnose] [ng. hypnosis] [Yun. hypnos = uyku] [es.t. nevm-i sino/]: 1- nsann istencinin, uyutucunun istencine bal ve ayn zamanda btn baka etkilere kapal olduu, yapma olarak oluturulmu durum. 2- Bu durumun oluturulmas. uzam [Aim. Ausdehn/ng] [Fr. tendue, extension] [ng. extension, extent] [Lat. extens/o] [es.t. hayyiz]: 1- Y e r k?plama; alglanan cisimse! nesnelerin temel nitelii; uzayda yerlemi olan ve uzayn bir blmn dolduran cisimlerin nitelii. // Descartes, cisimsel Yarl, dnen varlk (res cogitans) olan ruhun karsnda, yer kaplayan gerek (res extensa) olarak belirlemitir. / ruzay [Aim. Raum] [Fr. espace] [ng. space] [Lat. spatium] [es.t. mekn]: inde bir cismin bulunabilecei yerlerin tmn gsteren kavram, btn var olanlar iinde bulunduran ey. // Felsefenin temel bir kavram olarak daha eski Yunan atomcularnda bile vardr. Bununla birlikte uzayn z ve gereklii bakmndan ne olduu, kendinde bir varl olup olmad, yalnzca znel bir ey mi olduu, nesnelerden nce mi, yoksa onlarla birlikte mi bir gereklii olduu, sonlu mu, sonsuz mu olduu gibi sorularla uzay, felsefenin en ok tartlan sorunlarndan biridir. Gnmzn felsefe, matematik-doabilimi ve ruhbllim tart malarnda deiik uzay kavramlar ortaya kmtr: 1- Matematiksel uzay: Alglanmaya gereksinme gstermez, y?lnzca kavramlarla dn lebilir, boyutlar ten ok olabilir. 2- Fiziksel uzay: Gerek nesnelerin dzenlenme biimi. 3- Alg uzay: Algnn koulu. 4- Yaant uzay: Somut benle ilgili ve kiisel deerlemelerle belirlenmi. 5- Fiziktesi uzay: Bilimlerden nce var ol?n ve uzay algmzn, uzay yaantmzn ballak kavram. .z lam p [Aim. Konvent/on] [Fr., ng. convention] [Lat. convent/o] [es.t. tibor}: Belli bir evrece kabul edilmi olan kurallar, rnein toplumsal uzlamlar; treler, gelenekler. Felsefe tarihinde ilkin sofistler, toplumdaki yasalarn, deerlerin, trelerin doal yasa olmadn, insanlarca konul mu olduunu, birer uzlam olduunu ileri srmlerdir. u z la m c lk [Aim. Konvent/ona//smus] [Fr. convent/onna/rsme] [ng. conventiona/ism]: Btn ilkelerin, kavramlarn, belitlerin uzlamsal olduu nu ileri sren reti. // Balca temsilcisi H. Poincaredir ("Bilim ve Varsaym ); ona gre zellikle geometrinin btn belitleri uzlamsaldr. uzlam sal [Aim. Jkonvent/one//] [Fr. conventionnel] [ing. conventional] [es.t. itibar]: Uzlatma dayanan. 175


f im [Alm Ing. deal] [Fr. idal} [es.t. mefkure]: 1- Erek; yarg ls, kavuz M: rnek. In n , duyular dnyasnn stne ykselten en yksek k. 2- Yetkinliin tumu; en yksek, en yetkin gereklik. 3- Soyut olarak dnlm ey. lk c l k bkz. idealizm lksel [Alm., ing b E 'id n ideal] [Fr. idal] [es.t. m e t r e y i]: 1- Bir lkye uygun S6erli ' an- 2' Yaln,ZCa Ulk o lir^ a r ola 3.

176

v
karsama yolu

[Aim. Konsequenz] [Fr. consquence] [ng. consequence] [Lat. consequ ents] [es.t. netice]: 1- Verilen br -> ncelden (olgu ya da nerme) ile varlan sonu. Verilmi ncllerden bir sonucun karlmas; karm sonucu; varlan sonu. A nermesine B nermesin den yarlyorsa, B doru ise mantk yasalar gereince A nn da doru olarak tantlanmas gerekir. 2- nclleri sonu nermesine balayan mantksal bant. v a r lk [Aim. Se/n] [Fr. tre] [ng. being] [Lat. ens, esse] [Yun. to on, einoi] [es. t. mevcudiyet]: Felsefenin temel kavramlarndan biri; ilkin Par menides kullanm. 1- Var olan ey; var olduu sylenen ey; var olann varoluu. (Var olan eylerle varlk arasndaki ayrm, doru ile doruluk ' arasndaki ayrm gibidir; doru olan birok eyler vardr, ama doruluk bu birok dorularda bir ve ayndr.) Aristoteleste "varolanlarn var l , var olanlarn okluu iinde ortak olan, zde olan. 2- Olu ve yok oluun kart olarak: Kalc olan, gelip geici olmayan. 3- Btn var olanlar ine alan en genel kavram. 4 Grntnn kart olarak gerekten var olan. // Varlk, gerek (real) varlk, dncel (ideal) varlk olarak ayrlr: Gerek varlk ounlukla varolu (existentia) olarak, dncel varlk z (essentia) olar?k gsterilir. Gerek varlk gerekliini nesnelerden, olaylardan, kiilerden alan eydir, uzayzaman iindedir, bireyseldir, tektir; dncel varlk ise uzay-zamandiidir, duyularla alglanamaz, elle tutulur gereklii yoktur; bu an lamda deerler, matematik ve mantn kavramlar dncel varlklardr. v a rlk b Iim [Aim., Fr. Onto/og/e] [ng. ontology] [Lat. onto/ogia] [Yun. on, ontos = varlk] [es.t. mebhas-i vcut]: Varolan olarak var olan (yalnzca var olmas asndan) zerine reti, var olann varl ve genel var olma ilkeleri zerine 17. yzyldan beri kullanlan kavram. Konu olarak eski Yunan felsefesinden beri ele alnan ve Aristotelesin ilk felsefe adn verdii varolanlarn z zerine bilim. Felsefeye, varlk fiziktesi

177

v a ro lu

kar$l, genellikle fiziktesinin temeli

olarak Christian

Wolfzun

getirdii terim : temel ilkeler bilimi. amzda -> grngbilimle zbilimi olarak) ve zellikle, var olanlarn (deerler alan da iinde) bilgi den bamszln k noktas olarak alan N. Hartmannla yeniden canlandrlmtr. varo lu [Aim. Dasem, Existenz] [Fr., ng. existence] [Lat. ex/stent/o] [es.t. vcut, mevcudiyet]: 1- Var olan, geree dayal olarak var olan, gerek varlk; zn kart, bir eyin ne olduu, nasl olduu deil, var olduu olgusu. yle ya da byle biim alm her trl zelliklerin dnda burada olma, nitelike belirlenmemi salt var olma olgusu. 2- (Skolas tik felsefede) Her varolann, her gerek olann (Tanrdan kum tanesine dein) gereklii. 3- (Dar anlamda) Uzay ve zamanca, burada ve imdi, var olan. (Dncel nesnelere ve Tanrya uygulanmaz.) 4- (Varolu felsefesinde) Gnmz varolu felsefesinin kurucusu Kierkegaarda bal olarak: Btn varolanlardan, btn doal ya da dncel olarak verilmi varlk dzenlerinden ve varlk balarndan ayrlarak tek bana kalmay, Tanrya da hilik nnde yapayalnz olmay gze alan insann varoluu; bunun yannda hi bir zaman bir nesne gibi verilmemi olan, hi bir zaman olmu bitmi bir varlk olarak hazr bulunmayan, tam ter sine yalnz zgrce bir kendi kendini gerekletirme yoluyle gerek ve yaanabilir olan, nsan varoluunun kendi kendisi olma ya da olmama olana; kiinin kendi kendisi olarak (kendisi ya da Tanr nnde) sal tk bir sorumluluun ciddiyetiyle eylemesin-e ve dnmesine yol aan kaynak. varo lu aydn lanm as [Aln. Ex/senzer/e//ung] : Jaspersin koymu olduu bir varolu felsefesi kavram: Yaln deneyi (yaanty) ap insann kendine zg varln aydnla karma. Bu kavramla, insann gerekte ne olduunu ve ne olabileceini anmsatmaya ve canlandrmaya allr, giderek insan, nesneletirici ve saptayc ilkelerden yz evirerek zgr olmaya arlr, nk bu t r ilkeler, varoluun asl gereklii ni, tarihselliini ve zgrln zorunlu olarak yozlatrrlar. varo lu b i im le ri [Aim. xisenz/a//en]: Heideggerin varolu felsefesinin

kavram: nsan varlnn ya da varoluunun varlk (varolm a) belir tileri ya da temel yaplar. // Bunlar nesnel dnce belirlenimleri olan kategorilerin kart olarak, insan varoluuyle ilgili belirlenimlerdir, ( r. Dnyada olma, birlikte olma, anlama, durum, kayg, korku.) n sann dnyas nesnel leklerle llemez, niteliksel belirlenimler olan

178

v a ro lu u lu k varolu biimleriyle llebilir ancak. Dnyada-olma uzayla ilgili bir belirlenim deil, bir varolu biimidir, varo lua [Alm. existenz/o/] [Fr. exstent/d/]: Heideggerin koymu olduu bir varoluuluk felsefesi kavram: nsan yaamnn varlna (var ol masna) ilikin olan, varoluunu kuran ey. nsann varolm a biimi; insan varoluunun yapsn dile getiren. 2- Varolusall iindeki kendi varo luunu anlama olarak varl anlamaya ilikin; varolusalla ilikin, varo lu u lu k [Alm. x/stenz/o//smus] [Fr. existentiafisn?e] [ng. ex/stent/af/sm]: amzn bir felsefe akm. Varoluu felsefe dncesini temel olarak alan btn dnsel uralara verilen ad. DanimarkalI dnr Kierkegaardn byk lde balatt, ayn zamanda felsefenin teden beri ele ald sorunlar kkten yenilemeye alan, gnmz Avrupasnn bir ok dnrnn yaatt akm. // Varolu felsefesinde, varlk sorunu insan olma sorunuyle br balant iine getirilir; bunun yannda fel sefe yapmann kayna olarak insan, varoluu, sonluluu, zamana bal oluu ve tarihseilii iinde, yeni bir dnme tutumu ile ele alnr; zellikle insan varoluunun anlam sz konusudur. Varoluuluk dn yada bulunan insan varoluundan kalkarak onu kendine yabancla madan kurtarmay ister; zgrl iinde insann varoluu ve insann kendini gerekletirmesi sz konusudur bu felsefede. 1- Gnmz Fransasnda bir felsefe-edebiyat akm olarak biim almtr. Balca temsilcisi J. P. Sartrea gre: "Varolu zden nce gelir. ve her bir kmseye bir z kazandrmay salayacak zgrlkle zdetir; nsan ne se o deildir, ne olmusa odur. nsan kendini kendi yapar, daha nce kazand baz belirlenimlerin elverdii lde kendine biim verir, kendini oluturur. (Fransada baka temsilcileri: A. Camus, MerlaeuPonty, Simone de Beauvoir);Hristiyan varoluuluun balca temsilcisi: Gabriel Marcel. 2 - Almanya'daki balca temsilcileri: Martin Heidegger ve Kari Jaspers. Heideggere gre nsann z varoluundadr. yani dnyada-olma sndadr. Yalnzca insan gerek varolu tur. nk yalnz insan var olann (kendisinin) snrlarn ap yarla adm atabilir. Yalnz insan varolan olarak kalmaz, kendini varolan olarak anlayabilir; btn teki eyleri anlayabilmesinin temeli de budur. Byle olunca -> varlkbilm btn teki bilimlerin dayanadr; Heidegger atrlk zei ahlk felsefesi ve -> insanblim iie ilgili sorunlar olan her varoluu felsefenin karsna bilinli olarak bir varoluu varlkbilim koymak ister; bylece varl varoluta arayarak felsefenin temel sorunu olan varlk felsefesine dnm olur. Varln (Sein) aratrlmas gereken yer va

v a ro lu s a l rolutur (Existenz). nsann z varoluunda olduuna gre, varolutan kalkarak varlk sorusu yeniden dzenlenmelidir. Ancak Heidegger bir varhkbillm deil de, yalnzca ilerideki evrense! varlkbilime olanak salayacak bir hazrlk olmak zere bir temel varhkbillm*' (Fundamen talontologie) kurmak ister. Varolu (Existenz) de Heideggere gre: nsann varlk sorusunu sormakla dorudan doruya bir balant kur duu kendi varldr. Buna karlk Jaspers, her varlkbilimde, varolusal olann bir katlamas ve yozlamas tehlikesini grr; onun yntemi varoluu ama, aydnla karma (-> varolu aydnlanmas) yntemidir; ama, kendi felsefesinin salt bir varolu felsefesi olduunu ileri srmekle birlikte, kendisi de bilincin tesine geen (transsendens) birfiziktesine yneliiyle varolu felsefesinin dna kar. varolusal [Alm. existenziell] [Fr. existentiel] [ng. existential]: Varolua ili kin. Varolu felsefesinin kavram olarak; yalnz var olmayla aa ka rlan, yalnz var olmada kavranan ve yaanlan ; insann kendi varoluunu kavramasna ilikin (anlay). varolusal zm lem e [Alm. existenziale Analytik]: nsann, kendi varo luunu kurmasna bakarak yorumlanmas. nsan varoluunu kavrama ile ilgili zmleme. varolusal dnm e [Alm. existenzieiles Denken]: Dnen zneye ve onun varoluuna kaytsz kalan her trl dnmenin kart olarak, kendi varoluuyle ilgi iinde olan, ona iten bal olan dnme. varolusalfk [Alm. x/stenzia//tat]: Heideggern kavram: Varoluun

varl (var olmas), nsan varoluunu kuran ve belirleyen temel yap larn balam. varolusal yarg [Alm. Existenzolurteii]: Bir eye yalnzca varolu ykleyen yarg: S varolutadr. (S st existent). Yaln bir forml kullanldnda: S vardr. (S st), burada dr hem koatr, hem de varoluu ne srer. varsaym [Alm. Hypothese] [Fr. hypothse] [ng. hypothesis] [Lat. Supposi-

tio ile eanlaml] [Yun. /ypothesis=aJta konan, temel, ilke, ndayanak, koul, varsaym < hypo = alt, altta; thesis = koyum ] [es.t. faraziye]: 1- (Matematikte ve mantksal karmlarda) Mantksal sonular kar* mak zere ndayanak olarak ne srlen nerme ya da nermeler birlii. 2- (Deneysel bilimlerde) Belli bilgilere olanak salamak, balan tlar anlalr klmak, olaylar aklamak zere geici olarak konmu

180

v ita liz m bilimsel neri; olaylar geici bir aklama biimi; ama ancak deneyle yntemli bir biimde denetlendikten sonra geerlilii kabul edilebilir. 3- Dnmenin temellendirilmesi olarak varsaym: dnmenin, her hangi bir konuda ileri srd bir sav tantlamak zere koyduu ndayanak. (Bu anlamda Yeni Kantlardan Cohen ve Natorpta dnmenin temel ilkesi, temel yntemidir.) veda (Sanskr/te: bilme): Eski Hint kltrnn kutsal yazlar; dinsel metinler ve bunlarla ilgili aklamalar, vicdan bkz. t re l b ilin v ita liz m bkz. d irim s e lc ilik

Y
y a d e rk lik [Alm. Heteronomie] [Fr. htronomie] [ing. heteronomy] [Yun. heteros bakas, nomos yasa] [es.t. itiyar]: Kendisinin dnda, ba kasnn koyduu yasaya bal olma. Kart: bkz. z e rk lik yadsm a [Alm., ng. Negation] [Fr. ngation] [Yun. apophasis] [Lat. negatio] [es.t. nefiy]: ne srlen bir sav tanmama. y a ln ( n e rm e ) [Alm. assertorisch] [Fr. ossertorique] [ing. ossertoric] [Lat. asserere den = salamlatrmak, gven vermek] [es.t. vakiiye]: Yaln olarak gerei dile getiren, doru olan ama zorunlu olmayan (ner me). (Forml: S P dir; S P deildir.) 1 y a n lm a [Alm. Irrtum] [Fr. erreur] [ing. error] [Lat. error] [es.t. hata]: Yanl olan doru olarak kabul etme ya da tersi. y a n lm a l tasm [Alm. Fehlschluss, Parohgismus] [Fr. paralogisme] [ng. paralogism] [Yun. parahgismos] [es.t. kyas- fasit]: Yanlmaya dayanan tasm. // Kastl olarak yaplan yanltmacadan ayrlr. Yanllk, tasmn kendisinde olabilir; ya da ncllerin yanllndan gelebilir. y an lsam a [Alm. Illusion, Tuschung] [F r . , ng. illusion] [Lat. illusion yanlma, aldanma, kuruntu] [es.t. vehim]: 1- Duyu yanlmas, yanl alglama. (Sanr = hallucinationdan ayrl; alglanan eyin gerekten var olma sdr.) 2- Yanl tasarm ve umut; kuruntu. 3- Bize gerek dnyay bir sre iin de olsa unutturan, sanat yoluyla yaratlm grnt. (K. Lange sanatn kkenini insann yanlsamaya duyduu gereksinme ile aklamaya alr. Das Wesen der Kunst , 1911.) y a n ltm a ca [Alm. Trugschluss, Fangschluss] [Fr. soph/sme] [ng. sophism, fo//ocy][Yun. sophisma] [Lat. failacia][es.t. safsata]: Doru gibi grnen, gerekte ise bakasn aldatmak ya da kstrmak iin bile bile doru olmayarak yaplan karm. yanl [Alm. falsch] [Fr. faux] [ing. wrong] [Lat. falsus] [es.t. hatal]: 1- Doru olmayan, biimsel dnme yasalarna uymayan. 2- Dnlen eyle uyumayan. Kart bkz. doru 1,2

182

y ap salclk

yap n t [Alm. Fiktion] [Fr., ng. fict/onj [Lat. ficitio] [es.t. tasni]: 1- (Genel anlamda) Kuruntu; u/duruk; uydurma. Gerekle elitiini, gerek lie uymadn bile bile, tasarlanan ey. 2- (Bilgi kuramnda ve varikbilimde) Geree uymayan, ancak belirli bir kuramsal ya da klgl ama iin kullanlmas sakncasz otan tasarm. // Dil bakmndan yapnt sanki biiminde dile gelir. Yapnty varsaymdan ayran, varsaymn doru olma ya da doru olmama sorununu ak brakmasna karlk varsaymda her kisi de olabilir- yapntnn doru olmamasnn bilerek kabul edilmesidir. 3- Geree uymadn bile bile mantk ya da sanat asndan kurulan yap. y a p n tc lk [Alm. F/ktiona//smus]: Duyumlar yoluyle gsterilmeyen ve gsterilemeyen her eyin birer yapnt olduunu; ancak bu yapntlarn, felsefe gr. gerek olmasalar da dnme ve yaamada gerekli olduunu ne sren, Vaihingerin gelitirdii

y a p sa lclk [Alm. Struktura/ismus] [Fr. structura/isme] [ng. structura/ism] [Lat. structura = yap]: Son yllarda zellikle Fransada gelien, temel bir gereklik olarak yapya dayanan, yap zerine kurulan bilim kuram. Ya p, eleri birbirine ve kendisine bal olan, ama elerinin toplamndan daha fazla bir ey oluturan bir btndr. k noktasn dilbilimden alan yapsalclk, bu etki ile, insanbilimlerinin yntemi olmutur; gerek liin yapsn kavramada dili rnek alr, dil rnei insan davranlarnn tm alanna, zellikle de toplumsal olaylara, belli bir ynteme uyularak, uygulanr. Yapsalc yntem ele ald konuyu, btnletii yap iine koyarak, sonra da daha geni kapsaml yaplar iine koyarak aydnlat maya alr. Bugne dek Yapsalcln balca bir yapsalc felsefe olmamtr, ama yapsal Dilbilimde: Saussure, Jakobson; cla ynelmi toplumbilim, ruhbilim, insanbilim aratrmalar vardr. temsilcileri: budunbillmde: Lvi-Strauss; ruhsal zmlemede: J.Lacon; felsefede: M. Foucault; Marks kuramda: L. Althusserdir. Yapsalclk, yapya (btne) yneli olarak ilkin 19. yzyln sonu ile 20. yzyln balarnda Ehrenfels, Wertheimer, Khler ve Koffka nn gelitirdikleri biim-kuram (Gestalttheore)nda kendini gsterir. Biim (Getalt) grde verilmi olan btn demektir; rnein alg bir btn dr, bir btnselliktir; elere ayrlm olan alg birlii elerin top lamndan daha fazla bir eydir, bundan dolay zel bir btnsellik nitelii vardr, rnein bir melodi, notalarn toplamndan daha fazla bir eydir ve kendine zg bir btn oluturur.

183

Y a r a d a n c lk

Y a ra d a n c lk [Alm. Deismus] [Fr. de/sme] [ng. de/sm] [Lat. deus = Tanr]: Tanr ya inanmakla birlikte, belli bir dinin dogmalarn ve ilkelerini benimsemeyen; Tanrnn evreni yarattktan sonra onu, kendi yasasna gre ilemek zere kendi bana braktn ne sren reti. // Yara danclk XV I. yzylda > Tanrtanmazln kart olarak ortaya k mtr. Sonradan, Aydnlanma dneminde kilise retisini eletirerek us dinini savunanlarn retisi olmutur. Belli bal savunucular: Jean Bodin, Herbert of Cherbury, John Toland, Shaftesbury, Voltaire, J. J. Rousseau. y a ra r c lk [Alm. Utilitarismus] [Fr. utilitansme] [ng. utilitarism] [Lat. utiHs = fayda, yarar] [es.t. nef/jre]: 1- Yararn yaam ilkesi yaplmas. 2Ahlksal eylem ve davranlarda yararn ilke yaplmas: Yararl olan iyidir: a. tek kiinin, ya da b. toplumun yarar gz nnde bulundurulur. 3- zellikle Bentham ve J.S. Millin ahlk ve siyasa retisi, temel ilkesi: Olabildiince ok sayda insann olabildiince ok mutluluu. yarg [Alm. Uneil] [Fr. jugement] [ing. judgement] [Yun. apophasis] [Lat. iudkium ] [es.t. hkm]: Bir eyin ya da iki ey arasndaki bantnn gerekliini evetleyen ya da deilleyen dnsel edim; dille anlatm nermedir. Temel forml: S P dir. Yargnn yaps: Yargda (nermede) a. kendisi iin bir ey sylenen = konu (subjectum), b. bu konu zerine sylenen = yklem (praedikatum), bu k o ^ T le yklemi birbirine ba layan = koaj_ (copula) vardr. Yarg biimleri (Aristotelesten gelen gelenekle, Ortaada ve sonra yeniden Kant'ta) drt bekte toplanr: a. Niceliine gre: Tmel, tikel, tekil yarglar, b. Niteliine gre: Evetleyici ya da olumlu yarglar, deilleyici ya da olumsuz yarglar, s nrlayc yarglar, c. Bantlarna gre: K oulsuz (kategorik), koullu (hipotetik), ayrkl (disjunktif) yarglar; d. Kipliine gre: Belkili (prob lematik) yarglar, gereklik yarglar ya da yaln yarglar (assertorik), zorunlu (apodiktik) yarglar. Kant yarglar bir de zmleyici ve bire imse! olarak ayrmtr: a. zmleyici (analitik) ya da aklayc yarglar: yklemi konuda zaten verilmi olan yarglar, ( r. Btn cisimler yer kaplar. ) b. Bireimli (sentetik) ya da geniletici yarglar: konuya ko nuda dnlmemi olan baka bir yklem veren, konunun dna kp onu baka kavramlarla birletiren, aralarnda ba kuran yarglar. (r. Cisimler ardr. ) y arg sz lk [Yun. epokhi, ep-ekhein = durmak, kendinde kalmak]: 1- (Ge

nellikle) Yarg vermeme tutumu. 2- (Kukucularda) Kesin hi bir ey bilinemeyecei iin genellikle bilgiden vazgeme ilkesi. 3- (Gnmz

184

y a a m a a tlm grngbilimde) Bak salt olarak ze evirebilmek iin gereklik zeri ne yarg vermeme, yasa [Alm. Gesetz] [Fr. loi] [ng. !aw] [Yun. nomos] [Lat. /ex] [es.t. kanun]: 1olduunu Olaylar arasnda dzenli bir banty saptayan ve bir eyin zorunlu dile getiren genel nerme. Olaylarn gidiinde olaandna deimezlik Ye zorunluluk gsteren kural (doa ya

yer vermeyen,

sas). 2- Deimezlik ve zorunluluk nitelii tamayan, ancak bir ykm ll eren, zgr bir stence dayal kural (gereklilik yasas). //Bu tr yasa: a- Hukukta: Toplumda bireyler aras ilikileri dzenlemek amacyle devlete konmu ynerge ve kurallar, b- Ahlkta: Trelerle lgili davranlar dzenleyici buyruklar ve ynergeler; bir davrann nasl olmas gerektiini, ne yapmak gerektiini gsteren kurallar. 3Dncenin mantksa! bir deeri olmas iin uyulmas zorunlu olan temel belitler; mantk kurallar (dnme yasalar), yaam [Alm. Leben] [Fr. vie] [ng. J/fe] [Yun. bios] [Lat. Wta] [es.t. hayat]: Cansz zdekten de, tinsel varlktan da ayr olarak canllarn (organiz malarn) varlk biimi ve varlk alan; canllarn teme! zellii. Belir tileri: kendi kendine devinim, beslenme, oalma, reme, etki ve tepki gsterme. Ancak, canl ile cansz arasndaki kesin snr gstermek iin henz bilimse! aralar tam yeterli deil. rnein, virslerin en aa basamaktaki canl varlklar m, yoksa kimyasal bir zdek mi olduu henz aratrma konusu; gnmzde canl sorunu Aristotelesin entelek heia kavram ile ya da dirimsel etken (dirimselcilik) aracl ile zl meye uralyor. 2- lmn kart: Varlklarn doularndan lm lerine dek uzanan her trden (zellikle beslenme, oalma) olaylarn btn. 3- (Fiziktesi bir ilke olarak:) a. Tini, dnceyi de iine alan tmyle doal varlklar, b. Doa ve tin ilkesi olarak, her ikisinin kk, c. Doaya da egemen olan tinsel g ya da doay da yaratan tanrsal g olarak evrense! dirimlik ilkesi. 4- zel olarak insan yaay iin de kullanlan terim: a. Belli bir zaman snr iinde yaanm olan beden sel, ruhsal, tinse! olaylarn birlii, b. Biim kazanm yaantlarn tm, c. Deerleri gerekletiren, insann varoluuna anlam veren ilke. d. nsann tinsel, tarihsel eylemlerinin tm (Diltheyde). . yaam a a tlm [Fr. lan vital] [es.t. hayat ham/esi]: (Bergsonda) Yaam ileri gtren i g; yaamn her trl yaratc gelimesinde kendini belirten, yaratmadan yaratmaya sramay salayan g, evrenin ana, temel gc. // Bergson bu terimi "Yaratc Evrim adl yaptnda kul lanmtr.

-V* J -

185

y a a m a felsefesi

yaam a felsefesi [Alm. Lebenspbilosophie] [Fr. philosophie de la vie] [ng. philosophy of life] [es.t. hayat felsefesi]: - Usuluun ve olguculuun usa stnlk veren dorultularna karlk, doal verilmilii ve tarihsellii iinde somut yaamn aratrlmasna arlk veren, insan yaam nn anlam, deeri, erei ve doru yaama biimi zerine retiler. Dnyorum."un yerini Yayorum.", genel olarak bilin"in yerini gerek bilin alyor bu retilerde. Yaama felsefesi u biimlerde karmza kar: 1- Dirimbitimsel yaamay deerli sayan ve tini, dn ceyi ruhun kart bir ey olarak deerden dren doalc yaama felsefesi (Darwin, Haeckel ve Nietzsche). 2 - Tinsel yaamay her eyin stnde bir g diye tanyan idealist yaama felsefesi (Dilthey, Bergson, Croce, Ortega y Gasset). yaam a gc [Alm. Lebenskraft] [Fr. force vitale] [es.t. kuvve-i hayatiye]: 1- Dirimselci retilerce yaam srdrmenin en temelli nedeni olarak kabul edilen ilke (Drieschde entelekhia). 2- Canllk. yaant [Alm. Erlebnis] [Fr. exprience vcue1 [ng. experience]: 1- Kiilii zenginletirdii kabul edilen, bir anlam olan btn yaanm deneyler. 2- Kendileri araclyle benin bir eyin bilincine vard btn ruhsal olaylar. 3 Bir kezlik olan, bir daha yinelenemeyen ruh olaylar. Fel sefede: 1- (Geni anlamnda) a. Dorudan doruya olan 'bilin ierii, b. Bilin olay, bilin edimi (Husserlin ynelmilik yaants - in tentionales Erlebnis ). c. Bir eye ynelmi duygu. 2- Soyut dnce ve kurama kar, benin dnya ile dorudan doruya karlamas; gereklikle dolaysz balant kurmas. yazg clk [Alm. Fatalismus] [Fr. fatalisme] [ing. fatalism] [es.t. cebriye]: Her eyin alnyazsna gre nceden belirlenmi olduuna, insann bu nceden belirlenmi olan alnyazsn deitiremeyeceine inanan dnya gr. yeni d irim se lcilik [Alm. Neuvitalismus] [Fr. no-vitalisme] [ing. neo-vitalism]: Dirimselciliin modern biimi. 19. yzyln sonunda doa bilimleri aratrmalarna dayanarak dirimselciliin yenilenmesi: Nedensellik ilkesinin ve doa bilimlerindeki yasa ilkesinin tannmas yannda yaa mn mekanikst olan kendine zg bir yasall da bulunduunu kabul eden grler. Temsilcileri: Uexkll, Reinke, Driesch. yeni g erekilik [Alm. Neurealismus] [Fr. no-ralisme] [ing. new realism]: amzda Cambridge'de doan ngiliz felsefe akm; kurucusu: G. E. Moore. // Yeni gerekilik her eyi tinle aklayan idealist fiziktesinin

186

Y en i P Jato n cu lu k

geni etkisine kar yeniden bir tepki ile balam, zellikle Yeni Hegelcilikle, savamtr. Doay temel olarak gren yeni gerekiler, felsefe so runlarn doa bilimlerinin yntemi olan zmleme le incelemek ister ler. Felsefe dizgeleri bir yana braklr; mantk, bilgi retisi, dirimbilm ve f i z i k , fe ls e f e n in b a lc a konular olur. Temsilcllri: G . E . Moore, B . Russell, Whitehead, S. Alexander, Broad, C. L. Morgan. Yeni olgucu lua yakn olan bir baka yeni gerekiler beinin nderliini de A. J. Ayer yrtyor. Y eni H e g e lc ilik [Alm. Neuhegelianismus] [Fr. no-hglianisme] [ing. NeoHegelianism]: 20 yzylda Hegel felsefesini yeniden canlandran, Hegelin eytiimsel yntemine ve fiziktesine dayanarak kltr ve tarih felse fesine yeni bir yn vermeye ve doa bilimleri karsnda yeniden tinsel bilimleri glendirmeye alan akm. // zellikle Almanya da, ayrca Fransa, talya, ngiltere, Rusya, skandinavya ve Amerikada gelimi bir akmdr. Temsilcileri; Freyer, Glockner, Lltt, Bosanquet, Bradley, Croce, Gentille vb. yeni idealizm [Alm. Neuidealismus] [Fr. no-idalisme] [ng. neo-idealism]: 19. yzyln kinci yarsndan sonra zdekilik, olguculuk ve doalcln egemenlii karsnda dealizmi yeniden canlandrmaya alan akm lar. Bu ad ilkin talyada > Yeni-Hegelciler (Croce, Gentille) kullan mlardr. Balca temsilcileri: Lotze, Eucken. Dilthey, Yeni Kantlar ve Yeni Hegelciler. Y eni K a n tlk [Alm. Neukantianismus] [Fr. no-kantisme] [ing. Neo-Kantian/sm]: 19. yzylda felsefeyi kten kurtarmak zere zellikle bilgi eletirisi ve bilgi kuram asndan Kanta ynelen almalar; en yksek noktasna 20. yzylda eriir. // eitli Yeni Kant okullar: Marburg Okulu (Cohen, Natorp, Cassirer), Gney-Bat-Almanya Okulu (W in delband, Rickert, Lask); ayrca: Alois Riehl, H. Vaihinger ve Fransada: Renouvier yeni olguculuk [Alm. Neupositivismus] [Fr. no-positivisme] [ing. neo-posi tivism]: 20. Yzylda Avusturyada M. Schllckin rencilerinin kurduu Viyana Okulu" (W iener Kreis)nda domu olan felsefe akm. (Ksa srede Avrupa ve Amerikaya yaylm ve gelimitir.) Lojistiin mate matiksel dnme yntemleriyle felsefeye gvenilir yeni bir temel sa lama abasndadr. Balca temsilcileri: Schlick, Carnap, W it tg e n s t e in , Reichenbach. Y eni Plato nculuk [Alm. Neuplatonismus] [Fr. no-platonisme] [ing. Neo Platonism] [es.t. Nev Eflatuniye]: Platon'dan baka A r is to te le s e, sto-

187

y e te r n ed en ilk esi

ahlara, Pitagoraslara da dayanan, ayrca dou dinlerinden ve Hris tiyanlktan da etkilenmi olan, btn bunlar kendi iinde kartrp eriten felsefe okulu. // i. S. 2-6. yzyllar arasnda trl biimlerde orta ya kmtr. Kurucusu Ammonias Sakkas saylr, bu okulun dizgesel temellendiriliini onun rencisi Plotinos yapmtr. y e te r neden ilkesi [Fr. raison suffisant] [Lat. principium rationis sufficientis] [es.t. sebeb-i kfi]: Leibnizin, dnmenin ana ilkesi olarak eli mezlik ilkesinin yanna koyduu ilke. En genel biimi: Her eyin yeter bir nedeni vardr. Mantk ilkesi olarak: Her yargnn, doru olmas iin, yeter bir nedene gereksinmesi vardr. y e ti [Alm. Vermgen] [Fr. facult] [ing. faculty] [Lat. facultas] [es.t. me/efee]: insanda bulunan bir eyi yapabilme gc (bilgi yetisi, isteme yetisi, d nme yetisi). yn [Alm., Fr. Mosse] [ing. mass] [Lat. massa] [es.t. kt/e]: Toplumsal ruhbilim kavram olarak: 1- Kendi iinde ayrmlamam, ya gelip geici duygulanmlarla (ayn trden itki, duygu ve heyecanlar yoluyle), ya da bir d gcn etkisiyle bir btn oluturan insan kalabal. 2- Yalnzca dtan bir rgtlenme ile bir araya gelmi, kiiliklerinden syrlm insan lar topluluu. y o ru m [Alm., ing. Interprtation] [Fr. interprtation] [Lat. interpretare = yo rumlamak] [es.t. tefsir]: Bir metnin anlam zerine yaplan aklama, bkz. yo ru m sam a yoru m sam a [Alm. Hermeneutik] [Fr. hermneutique] [ng. hermeneutics]

[Yun. hermeneutike < hermeneuein = yorumlamak, tekhn = sanat]: 1- Aklama, yorumlama sanat. 2- Bir metni anlamaya ynelen, metin yorumlamasn konu olarak alan reti. 3- Yorumlayc bilimler olarak tarihsel-tinsel bilimlerin yntem retisi. 4- Gnmzde bir felsefe kav ram olarak: a. insann tarihsellisi iinde felsefe asndan kendini anla mas. (Anlama yntemi. Dilthey) b. insann, varoluuna ynelerek felsefe yoluyle aklanmas ve yorumlanmas yntemi. (r. Heideggerin varolu felsefesinde.) y n elim [Alm., Fr., ing. intention] [Lat. intentio] : Bir eye ynelme; bir

eyi erek edinme. Skolastik felsefede: Dnmenin bir bilgi konusuna ynelmesi. (Ynelinen konunun gerekte var olmas gerekmez; tasar lanan bir eye de ynelinebilir.) Brentano ile bu kavram yeniden felse fe alanna kmtr; Bilin olaynn z bu ynelimdedir. Bilin olaylar hep bir ey zerinde bilin tirler; bir ey i grmeden gremem",

188

y n te m b ilim

bir eyi" dnmeden, "dnemem1; her bilin her zaman bir ko nu (nesne) bilinci dir. yn elim sel [Alm. intentional] :
b. G r n g b ilim d e

kullanlan terim, / / a. Bir

eye ynelmi olan, rnein: ynelimsel edimler (intentionale Akte) Ynelmen (Intendiert), rnein: ynelimsel nesne (intentionalar okluuna kar bir anlamn zde ierii. Husserl szck Bedeutungsintention), b. Erfllungsin Gegenstand), dnlm olan nesne, c. Ynelimsel birlik: Ynelimsel edimlerin lerin anlamn aklamasnda l bir anlam zmlemesi yapar: a. Ynelinen anlam (intendierender Sinn = Doldurulan, gerekletirilen anlam (Erfllende Sinn =

tention). c. Ynelimsel anlam (intentionale Sinn): anlama ynelimle, gerekletirilen ynelimin rtmesi. rnein, pencerenin nnde otu ran biri bana Arkadan Ahmet geiyor. dese, benim dncem belli bir yne evrilecek ve bende bir tasarm belirecek; ancak bu tasarm, caddeyi grmediim iin, bir gr ile doldurulmamtr, a. Bu ynelinen anlam henz bo bir ynelim dir, b. Caddeye bakar Ahmed i gr rm, bo ynelim bir gr ile doldurulmu olur. c. Ynelimsel anlam, bu a n l a m a ynelimle doldurulmu olan ynelimi (Ahmed'i tasarlamamla, Ahmedi grmemi) ikisinin kastettii konuda (nesnede) rttrr. Bilgi de ancak bo ynelimin gr ile doldurulmasnda ve bunlarn rt . meinde ortaya kar, bkz. ap aklk intentionalit]: Bilincin bir konuya yneliini, bir eyle iliki kurmasn dile getiren grngbilim terimi. // Brentanonun skolastik felsefeden alp kulland bu terimi sonradan Husserl gelitirmitir. Duyuyorum. , Dnyorum. , yaantlarn Seviyorum, Bir gibi bilin edimlerini dile getiren szlerin bir anlam kazanmas iin bu bir eye balanmas, bir eyle iliki kurmas gerekir: eyi seviyorum." Bir eyi dnyorum. vb. Burada nemli olan, bilin edimi ile bilin konusu arasndaki ilikidir. Fizik alanda bir ynelmilik yoktur; bir kaya paras bir eyle balant kurmadan olaylardr. yn tem [Alm. Methode] [Fr. mthode] [ing. method] [Lat. methodus] [Yun. methodos] [es.t. usu/]: Bir eree erimek iin izlenen, tutulan yol. Bilim lerde belli bir sonuca erimek zere bir plana gre gidilen yol. (r. tmdengelimli, tmevarml yntemler.) y n te m b ilim [Alm. Methodologie, Methodenlehre] [Fr. mthodologie] [ing. methodo/ogy] [es.t. usu/iya!]: zellikle felsefe ve bilim alannda yntem kendi iinde varln srdrr. - ynelimsel yaantlar ise ruhsal olaylardr, bilin y n e lm ilik [Alm. Intentionalitt] [Fr.

189

yce

aratrmak ve yeni yntemler yaratmak zere ilkeler gelitiren bilim.// Bilim olarak, ancak yeniada ortaya kmtr, yce [Alm. erhaben] [Fr., ing. sublime] [Lat. sublimis] [es.t. ulvi]: Genel likle insanca lleri aan, bundan dolay ok byk olan. Sanat, ahlk, din, dnce alannda stn bulunan, kendisinde stnlk grlen ey. I I Kantn estetiinin iki ana kavramndan biri: Kant gzelin yanna yceyi de temel bir estetik kavram olarak koyar. Ancak, ona gre her trl lnn dna kan, ezici byklkte olan ey duyular aar. Bu da yceyi duyular ile kavranan dnyann stne ykseltip onu ahlk alanna kaydrr. y k le m [Alm. Prdikat] [Fr. prdicat] [ng. predicate] [Lat. praedicatum] yklenen ey.

[Yun. kategorema] [es.t. mahmul]: Bir nerme yada yargda zne zeri ne sylenen, onu evetleyen ya da deilleyen; zneye Mantkta forml P ile gsterilir.

190

z
zam an [Aim. Ze/t] [Fr. temps] [ng. t/mej [Lat. tempus] [Yun. khronos]: Fel sefe kavram olarak: olu, gelip gei, deime ve sreklilik biimi; dn olmayan br dorultuda birbiri ardndan gitme. // Zaman, srp giden doru bir izgi olarak dnlebilir; geriye doru sonsuza dein uzanr (gemi), ayn zamanda ileriye doru (gelecee) akp gider. Nesnel (objektif) zaman: llebilen zaman, ama kendi iinde deil, cisimlerin devinimiyle llebilir. Uzaydaki devinimlerin sralanmas, zamann da zaman kesimlerine blnmesini salar. Modern fizik nesnel zamann olmadn ileri srer, bkz. g rellik k u ra m . znel zaman: Zaman bilincine dayanr, yaantlara baldr; nesnel olarak llemez; duruma gre, yaanlan zaman ksa ya da uzun grnebilir, zek bkz. an lak z in cirle m e tasm [Aim. Kettensch/uss] [Fr. sorite] [ng. sorites] [Yun. sorites] [es.t. kfyas- mselsel]: Her birinin sonucu sonrakinin ncl olan tasmlar zinciri. Birinci nermenin yklemi sonra gelenin znesi olan ve bylece, birincinin znesi ile sonuncunun ykleminin birletii sonu ca dein srp giden karmlar (tasmlar) zinciri. r. Her A ,B dir; Her B,C dir; Her C,D dir; Her D,E dir. yleyse Her A,E dir. zorunlu ( nerm e) [Aim. opodiktiscb] [Fr. apodictique] [ng. apodictic] [Yun. opode/kt/kos] [es.t. zaruriye-i mutlaka]: Zorunluluu dile getiren (ner me) - Yaln ve belkili nermelerin karsnda yer alr. r. gen zorunlu olarak kelidir. Forml: S zorunlu olarak P dir. // Bu terim Kantn, yargnn modalitelerin e blmesiyle yaygnlk ka zanmtr. zorunlu koul [Lat. conditio sine qua non = onsuz olunamayan koul]: Braklamayan, vazgeilemeyen koul. Forml: A olmazsa B de olmaz. z o ru n lu lu k [Aim. Notwendigkeit] [Fr. nces$/t] [ng. necessity] [Lat. necessitas] [es. t. zaruret]: Olduundan baka olamama durumu. 1- Mantk-

191

sal-matematiksel zorunluluk: Kavramlarn ve nermelerin mantksal balantsnda ve karmlarnda bulunur; dnce bakmndan zorunlu dorular -> elimezlik ilkesine dayanan dorulardr; eliii dnlemeyen dorulardr; bu anlamda zorunlu, elimeye dmeden baka trl dnlemez olan ey. 2- Fiziksel zorunluluk: Neden-etki balan tsndaki zorunluluk (doa yasalar). 3- Ahlksal zorunluluk = Bir toplumda yrrlkte olan ahlk yasalarna uyma zorunluluu. Burada doa] bir zorunluluk deil, gereklilik sz konusu olduundan ahlksal zorunluluk ykmllk biiminde kendini gsterir.

192

KAYNAKA
A P E L - L U D Z : philosophisches Wrterbuch von Dr. Max Apel, Fnfte, vllig neubearbeitete Auflage von Dr. Peter Ludz, Berlin 1958, Gruyter. BR U G G ER , W A L T E R : Philosophisches Wrterbuch, 13. berarbeitete und erweiterte Auflage, Freiburg 1967, Herder. EiSLER, R U D O LF: Wrterbuch der philosophischen Begriffe, 3 Bde., 4. vllig neu bearbeitete Auflage, Berlin 1927-1930. FO U LQ U i P A U L - S A IN T - JE A N , R A YM O N D : taires de France. HOFFMEiSTER, JO H A N N ES (H ER A U SG EBER ): Wrterbuch der philosophisc hen Begriffe, 2. Aufl., Hamburg 1955, Felix Meiner. LA LA N D E, A N D R : Vocabulaire
te c h n iq u e

Dictionnaire de la langue

philosophique, 2 d. revue et augmente, Paris 1969, Presses Universi

et critique de la philosophie, 9 . d.

Paris 1962, Presses Universitaires de France. METZKE, E R W iN : Handlexikon der Philosophie, 2. Aufl., Heidelberg 1949, F.H. Kerle. N EU H A EU SLER , ANTON: Grundbegriffe der philosophischen Sprache, Mnchen 1963. RUN ES, D A G O BER T D: Dictionary of Philosophy (Ancient-Medieval-Modern), reprinted 1956, U.S.A., Littlefild, Adams. SCHMiDT - SCHSCHKO FF: Philosophisches Wrterbuch, begrndet von Heinrich Schmidt, 18. Aufl., neu bearbeitet von Professor Dr. Georgi Schischkoff, Stuttgart 1969, Alfred Krner.

ASTER, ERN ST V O N : Bilgi Teorisi ve Mantk (ev. M. Gkberk), 2. bask, st. 1972, Ed. F. Y. BA T U H A N - G R N B E R G : Modern Mantk, 2. bask, st. 1971, M. E. B.

BRH iER, Ml'LE: Histoire de la Philosophie l-ll, Paris 1950-57,Presses Univer sitaires de France. E U C K EN , R U D O LF: Geschichte der philosophischen Terminologie, Hildesheim 1964, Olms. G K BER K , MACT: Felsefe Tarihi, Geniletilmi 2. basm, Ankara 1967, Bilgi Yay. R EC H EN BA C H , H A N S: Lojistik (ev. H. Vehbi Eralp), st. 1939, Ed. F. Yay. U E B ER W EG - H E N Z E : Grundriss der Geschichte der Philosophie Bde. I-V, 14. Aufl., Basel-Stuttgart 1958. U Y G U R , N ER M : Edmund Husserlde Bakasnn Beni st. 1972, Ed. F. Yay. Problemi, 2. bask,

194

A L M A N C A D Z N

A A b h n g ig k eit bamllk absolut saltk A bsolutism us saltklk ab stra k t soyut A b stra k tio n soyutlama absurd sama A ch tun g sayg adquat upuygun A ffe k t duygulanm A ffe k tio n duygulanm a ffirm a tiv evetieyici Agens etmen Agnosie bilisizlik Agnostizism us bilinemezcilik h n lic h k e it benzerlik A hnung sezgi A k a d e m ie akademi A k t edim A k tio n eylem a k tiv etkin A k tivism u s eylemcilik A k t iv it t etkinlik A k tu a lisie ru n g edimselletirme A k tu a lism u s etkincilik ak tu e ll edimsel, gncel akz id e n tell iiineksel A kz id en z ilinek allgem ein genel A lte rn a tiv e seenek

A ltru ism u s zgecilik analog benzeen A n a lo g ie benzeim A n a lyse zmleme A n a ly tik analitik an alytische M e th o d e zmsel yntem analytisches U r t e i l zmsel yarg A nam nese anmsama angeboren doutan angeborene Ideen doutan fikirler A ng st idaralmas A n im ism u s canlclk Anschauung gr, sezgi an sich kendinde A n te ce d e n t ncel A n th ro p o lo g ie insanbilim A n th ro p o m o rp h ism u s insanbiimcilik A n th ro p o ze n trsm u s insaniincilik A n tin o m ie atk A p a th ie duyumsamazlk apodiktisch zorunlu (nerme) A p o rie kmaz ap o sterio ri sonsal A p p e rce p tio n tamalg Apprehen sio n kavray a p rio ri nsel q uipo llen t egeerli q u ivale n t edeer quivalenz edeerlilik

195

q uivo k esesli A rch e ty p ilkrnek A rg u m e n t kamt A ristoteH sm u s Aristotelesilik A r t tr A skese ilecilik A s k e tik ilecilik assertorisch yaln (nerme) A ssoziation arm s th e tik estetik A ta ra x ie sarslmazlk A theism us Tanrtanmazlk A to m atom A to m ism u s atomculuk A t t r ib u t znitelik A u fk lru n g aydnlanma A ugustinism us Augustinusuluk Ausdehnung uzam A usd ru ck davurum, anlatm A u ssen w elt ddnya A u to n o m ie zerklik A x io lo g ie deer retisi A x io m belit A x io m a tik belitsel dizge B Bedeutung anlam Bedingung koul B e g riff kavram begrnden temellendirmek Begrndung temellendirim Behauptung leri srme bejahend evetleyici Bejahung evetleme Beobachtung gzlem Beschaffenheit nitelik Beschreibung betimleme B esond ere zel Bestim m un g belirlenim Bewegung devinim B ew eis tant

Bewusstsein bilin Beziehung bant B ild imge Bildung oluum Biologism us dirimbilimcilik Bse kt Burid an s Esel Buridann eei C Cartesian ism us Dekartlk Chaos kaos C h a ra k te r karakter D D arw in ism us Darvincilik D asein varolu D au er sre D eduktion tmdengelim d ed uk tiv tmdengelimli D e fin itio n tanm D egeneration soysuzlama D eism us Yaradanclk D e m o k ra tie halkerki D em on stratio n tantlama Denken dnme D enkfo rm dnme biimi D e n k freih eit dnme zgrl D enkgesetze dnme yasalar D ontologie deontoloji D eszendenztheorie dnmclk D eterm in ism u s belirlenimcilik D ia le k tik eytiim D ia le k tisc h e r M a te ria lism u s ey tiimsel zdekilik D id a k tik retim bilgisi D ifferenz ayrm D ile m m a ikilem D ing ey D ing an sich kendinde ey D isjunktion ayrklk d isju n k tive r Schluss ayrk karm d isjunktives U r t e il ayrk yarg d isk on tin uierlich kesikli

196

disk ursiv gidimll D ogm a dogma D o gm atik dogmatik dogm atisch dogmatik Dogm atism us dogmaclk Doxographen reti dzenleyicileri D ualism us ikicilik dynam isch devimsel D ynam ism us devimselcilik E Effekt etki Egoismus bencillik Egozentrism us beniincilik E id e tik zbilim, ze ynelik Eigenschaft zglk Einbildung dlem, dlemgc, ku runtu Einb ild un gskraft imgelem eindeutig tekanlaml Ein d e u tig k eit tekanlamllk E in d ru ck izlenim Einfhlung zdeleyim E infhlungstheorie zdeleyim ku ram E in h e it birlik Einschliessung iinde bulunma E in te ilu n g blme Eklektizism u s semecilik Ekstase esrime E le ate n Eleallar Eieatism us Eleaclk E le m e n t e E m an atio n trm Em o tio n heyecan E m o tio n ales Denken duygusal d nme em pfindlich duyua! E m p fin d lich k e it duygululuk em pfindsam duygusal Em p fin d sam keit duygusallk

Em pfindung duyum E m p irism u s deneycilik Endursache ereksel neden Endzw eck son erek En erg ie erke Energiesatz erkenin korunmas ya sas Enneaden dokuzlu klar En ta rtu n g soysuzlama En te e ch ie entelekheia Enthusiasm us coku En th y m em rtk tasm Entscheidung karar En tw icklu n g evrim En zyklopd ie ansiklopedi Ep iku reism us Epikurosuluk Ep istem o log ie epistemoloji Epoche yargszlk eq u irok esesli Erfahru ng deney Erfahrungsstze deney nermeleri Erfa h ru n g su rteile deney yarglar Erfahrungsw issenschaften deney bilimleri Erfo lg seth ik baar ahlk Erhaben yce E rin n e ru n g an E ris tik didiim Erk e n n tn is bilgi Erken ntnisg ru nd bilgi nedeni E rk e n n tn isle h re bilgi retisi Erke n n tn isp ro b le m bilgi sorunu Erken ntnisp sych olog ie bilgi ruh bilimi Erken ntnisso ziolo g ie bilgi toplum bilimi Erk e n n tn isth e o rie bilgi kuram E rk l ru n g aklama Erle b n is yaant Erscheinung grng Erzieh un g eitim

197

Erziehungswissenschaft

eitimbibilgisi

falsch yanl Fangschluss yanltmaca Fatalism us yazgclk Fehlschluss yanimal tasm Fetischism us tapncaklk F ik tio n yapnt Fiktio n alism u s yapntclk Finalism u s erekilik F in a lit t ereklilik fix e Idee saplant Fo rm biim fo rm al biimsel Fo rm alism u s biimcilik fo rm e ll biimsel F o r t s c h r it t lerleme fre ie w ille zgr isten F re ih e it zgrlk Fu nd am ent temel Fu nktio n grev G G a ttu n g cins G edan ke dnce G ed chtn is bellek G efh l duygu G ef h lsm oral duygu ahlk G egensatz karolum G egenstand nesne G e h e im n is gizem G e is t tin G eistesw issenschaften limler G e ltu n g geerlilik G e m ein sch aft ortaklaahk, topluluk G em ein sin n ortakduyu G e m t gnl G e n e ralisatio n genelletirme G e n e ra tio n kuak G enesis olu genetisch treyimsel G e n ia lit t kelik tinsel bi

lim
Eschato log ie br dnya E s o te rik e r irekiler esoterisch irek Essen tia z E tatism u s devletilik E th ik ethik Eudaim o nism u s mutuluk Eu hem ersm us Euhemerosuluk e x a k t san exakte W issenschaften bilimler E xisten z varolu E x isten zerh ellu ng lanmas existen zial varolua existen ziale A n a ly tik zmleme varolusal varolu aydn san

E x iste n zlalie n varolu biimleri Ex isten zialism u s varoluuluk E x is te n z ia lit t varolusallk E x iste n z ia lu rte il varolusal yarg existen ziell varolusal existen zielles dnme D enken varolusal

Ex isten zp hilosop hie varoluuluk e x k lu sive su rte il tekelci (nerme) e xo terisch drak . E x o te rik e r draklar Ex p e rim e n t deney, deneyim E x p lik a tio n aklama e x p liz it belirtik Expressionism us davurumculuk E x te n tio n kapsam E vid e n z apaklk E vo lu tio n evrim Evo lu tio n ism u s evrimcilik E w ig k e it ncesizlik-sonraszlk F F a k to r etken Fa ktu m olgu

198

G e n ie ke G e re c h tig k e it tze G esch ichte tarih G e sch ic h tlich k e it tarihsellik G esch ichtsp hilosop hie trih fel sefesi geschichtliches Bew usstsein ta rihsel bilin G esch m ack beeni G esellschaft toplum G esetz yasa G esinnung dn G esin nu ng seth ik dn gesunder V e rs ta n d

H a rm o n ie Hass nefret

uyum

H sslich irkin H edonism us hazclk Hegelianism us HegelcHik heilig kutsal H e ra k litis m u s Herakleitosuluk H e rm e n e u tik yorumsama H e rre n m o ra l efendi ahlk heterogen ayrk H e te ro n o m ie yaderklik H e u ris tik bulgulama bulgusal

ahlk

heuristisch

saduyu

G ew issen trel bilin G e w isse n sfre ih e it trel bilin z grl G e w issh eit kesinlik G e w o h n h e it alkanlk G la u b e inan, nan G le ic h h e it eitlik G l c k mutluluk G nad e kayra G noseologie gnoseoloji G n o s tik e r gnostikler (bilinirciler) G no stizism u s gnostisizm (bilinircilik) G o t t Tanr G re n z b e g riff G re n z e snr G re n z situ atio n snr-kavram smr-durum

H ie ra rc h ie aama dzeni H isto ris ch e S ch u le tarihsel okul historisches Bew usstsein tarih bi linci h istorisch er M a te ria lism u s tarih sel zdekilik H isto rism u s tarihselcilik homogen badak hom onym eadl hchste G u t (das) en yksek iyi H um anism u s insanclk H u m a n it t insanlk H ylem o rp h ism u s zdekbiimcilik H ylozo ism us canl zdekilik H ypn ose uyutum H ypostase dayant H ypo these varsaym hyp oth etischer Im p e ra tiv koul

G ru n d neden, sebep, temel G run db eg riffe temel kavramlar G ru n d lag e temel G run dw issenschaft G ru p p e bek G u t iyi G u t (das) deerli nesne G te rle h re deerli nesneler retisi H H a n d e ln eylemek H an d lu ng eylem temel bilim

lu buyruk hypothetisches U r t e il koullu yarg I leh ben Idea idea deal dncel, lk, lksel Idealism us idealizm Id e a lit t dncellik ldeatio n deletirme

199

Ideeieru ng ideletirme ideell dncel identisch zde Id e n tit t zdelik Id entittsp hiloso p hie zdelik fel sefesi Id e n tit tsp rin z ip zdelik ilkesi Ideologe ideologlar Ideologie ideoloji Idol idola Illu sio n yanlsama im m a n e n t ikin Im m a te ria lism u s zdeksizcilik im m o ra l tretanmaz m m o ra lism u s tretanmazlk Im p e ra tiv buyruk Im p lik a tio n erme Im p liz ite rtk Im pressionism us izlenimcilik Im pu ls itki in d e fin it belirsiz Ind ete rm in ism u s belirlenmezcilik Ind ifferenz aldrmazlk in d ivid u alisie ren bireyselletirmek In d ivid u alisieru n g bireyselletirme Ind ivid ualism us bireycilik In d ivid u alist bireyci In d iv id u a lit t bireysellik In d ivid u atio n bireyleme in d ivid u ell bireysel In d ivid u u m In fo rm atio n In h a lt ilem Inh renz Inklusio n birey bilii In d u k tio n tmevarm

In te lle k t anlk In te lle k tu alism u s anlklk Inte llig e n z intelligentia In te lIig ib le W e lt dnlr dnya In te n tio n ynelim in te n tio n al ynelimsel yorum In te n tio n a lit t ynelmilik In te rp re ta tio n In tu itio n ism u s sezgicilik in tu itiv sezgisel Iro n ie alaysilama irra tio n a l usd usdclk Irra tio n a lis m u s Irrtu m yanlma K K ab b ala kabala Kanon kanon K antianism u s Kantlk K a te g o rie kategori kategorisch koulsuz K a te g o risch e r Im p e ra tiv koulsuz buyruk kategorisches U r t e il koulsuz yar g K a th arsis armma K a u s a lit t nedensellik K ettenschluss zincirleme karm k la r und d eu tlich ak ve seik Klasse snf K lassifik a tio n snflandrma K o h re n z balam K o m m u n ism u s komnizm K o m p rehensio n anlay Konfuzianism us Konfyslk k o n ju n k tiv bititirici (yarg) k o n k re t somut Konsequent tutarl, ardl Konsequenz varg K o n tin g e n t olumsal K o n tin gen z olumsallk

ayrlmazlk iinde bulunma

inkonsequent tutarsz In n en w e lt idnya in n e re r S in n iduyu In stin k t igd In stru m e n talism u s aralk

200

ko ntinu ierlich srekli K o n tin u it t sreklilik ko n tra d ik to risch eliik K o n trap o sitio n tersevirme k o n tr r kart Ko n ven tion uzlam Ko n ven tion alism us uzlamclk konven tion ell uzlamsa! K o n versio n evirme K o nzeptualism us kavramclk K o o rd in ate n K o o rd in atio n K o rre la tio n dzenleik dzenleim ballam

L ib e ralism u s Lie b e sevgi

erkincilik

Lo g ik mantk Logism us mantklk Lo g istik lojistik Logizsm us mantklatrclk Lu st haz M M ach iavellism u s M a ch t erk M a ie u tik dourtma M a io r byk nerme M anichism us Maniheizm M a rb u rg e r S ch u le Marburg Okulu M arxism u s Markslk M asse yn m a te ria le w e rte th ik ieriksel Makyavelizm

k o rre la tiv ballak Kosm ogonie evrendoum K osm ologie Kosm os K rp e r cisim K r a ft g K rite riu m lt K r it ik eletiri K ritiz ism u s eletiricilik k u ltu r kltr K u ltu ran th ro p o lo g ie kltr nsan bilimi K u ltu rk re is kltr evresi K u ltu rp h ilo so p h ie kltr felsefesv K u nst sanat K u nstp hilosop hie sanat felsefesi evrenbilim evren

deerler ahlk M a te ria lism u s zdekilik M a te rie zdek M a te rie ll zdeksel M a x im e maksim M echanism us mekanikilik Mensch insan M en sch heit insanlk M enschenw rd e onur M etap h ysik fiziktesi M eth ex is methe*is (payalma) M eth od e yntem M eth o d e n le h re yntembilim M eth od o lo g ie M ilie u evre M ilie u th e o rie M itte ! evre M itte lb e g riff orta terim M o d a lit t Modus kip kiplik yntembilim evre retisi

K y b e rn e tik gdmbilim K ynism us Kynikler Okulu K y re n a ik e r Kyrene Okulu L L am arck ism u s Lamarcklk Leben yaam Leb en sk raft yaama gc Lebensphilosophie yaam felsefesi L e ib beden Leidenschaft tutku

M in r kk nerme

M o n ade monad

201

M o n arch ie tekerklik M on ism u s tekilik M o n oth eism u s tektanrclk M o ra l ahlk m o ralisch ahlkl, ahlksal m o ralisch e G efh le ahlk duygusu m o ralisch er S in n ahlk duygusu M o ralism u s ahlklk M o ra lis t ahlk M o ra lit t ahlkllk biimbilm gdlenim M o ra lp rin z ip ahlk ilkesi M o rp ho log ie M o tiv gd M o tiv a tio n

N ic h ts

hilik

N ih ilism u s hiilik N o m in alism u s adlk N o rm dzg N o tw e n d ig k e it zorunluluk O O b e rb e g riff byk terim O b e rsa tz byk nerme nesnelleme O b je k t nesne o b je k tiv nesnel O b je k tiv a tio n O b je k tiv ie ru n g nesnelletirme O b je k t iv it t nesnellik O kkasion alism u s aranedencilik O lig a rc h ie takmerki O n to lo g ie varlkbillm O p p o sitio n karolum O p tim ism u s iyimserlik O rd n u n g dzen P Pantheism u s tmtanrclk yknme Pa ra lle lism u s koutluk Paralog ism u s yanlmal tasm p a rtik u la r tikel passiv edilgin P e rip a te tik e r Peripatetikler Person kii personal kiisel Person alism u s kiiselcilik p ersnlich kiisel P e rs o n a lit t kiilik Pe rs n lich k e it kiilik Pessim ism us ktmserlik P flic h t dev Phnom en grng Ph n om enalism us grngclk Ph n om en olo g ie grngbilim Ph an tasie dlem gc Ph ilo so ph ie felsefe

M g lic h k e it olanak M y s te riu m gizem m ystisch gizemsel M ystizism u s gizemcilik M y th o lo g ie sylencebilim M ytho s sylence N N ach ah m u n g yknme

N ach ah m u n g sth eorie kuram N a t u r doa N a tu ra lism u s

doalclk doa bilim

N atu rp h ilo s o p h ie doa felsefesi N aturw issenschaften leri

N atu rz u stan d doal durum N e g a tio n deilleme, yadsma negativ deilleyici, olumsuz N eigung eilim N euheg elianism us Yeni Hegelcilik N euid ealism us yeni idealizm N eu kan tia n ism u s Yeni Kantlk N eu p lato n ism u s Yeni Platonculuk N eu p o sitivism u s yeni olguculuk N e u re alism u s yeni gerekilik N e u vita lism u s yeni dirimselcilik

202

Plato n ism u s

Platonculuk

re in e Anseshauung salt gr re in e V e rn u n ft salt us R e la tio n bant re la tiv greli R e la tivism u s grecilik R e la tiv it t grelilik R e la tiv it ts th e o rie grelilik kuram Religionsphilosophie R e vo lu tio n devrim R e z e p tiv it t alrlk re z ip ro k karlkl rich tig doru R ich tig k e it doruluk S S a tz nerme Schluss karm Schlusssatz sonu S ch o lastik skolastik Scientism us schn gzel See le ruh Sein varlk S e m a n tik anlambilim S e m io tik imbilim sensibel duyulur S e n s ib ilit t duyarlk sen sitiv duyusal Sensualism us duyumculuk se n tim e n ta l duygusal S e n tim e n ta lit t duygusallk S in g u l r tekil Sin n anlam, duyu S in n lich k e it duyarlk S it t e tre Sitte n g e se tz ahlk yasas S itte n le h re ahlk retisi S ittlic h ahlkl, ahiksal S ittlic h k e it S itu a tio n ahlkllk durum din felsefesi

P lu ra l oul Plu ra lism u s okuluk Po lyth eism us oktanrclk p ositiv olumlu P o sitiv ism u s olguculuk Po stu la t konut Po tenz gizilg P r d ik a t yklem Pra g m atism u s pragmaclk P ra k tisch klgl praktisch e V e rn u n ft klgl us P r m isse ncller p rim itiv ilkel P rin z ip ilke Pro b ab ilism u s olasclk Pro b le m sorun p rob lem atisch bel kili Pro b le m a tisch e s U r t e il yarg belkili

(felsefe)

Sch o ttisch e Sch u le skoya Okulu bilimcilik

Prozess sre Psychoanalyse ruhsa! zmleme Psychologie ruhbitim PSychologism us ruhbilimcilik Py rrh o n ism u s Pironculuk Pythago reism u s Pitagoraslk Q Q u a lit t nitelik Q u a n tit t nicelik Q u ie tism u s dingincilik R R ad ik alism u s kktencilik R atio n alism u s R au m uzay usuluk

real gerek R ealism us gerekilik R echtsphilosophie hukuk felsefesi R ed u ktio n indirgeme Regel kural re in salt

203

Skeptizism us

kukuculuk

T Tuschung yanlsama Tau tolo gie esz T ech nik teknik Teleo log ie erekbilim Theism us Tanrclk Theologie Tanrbilim T h e o rie kuram theoretisch These sav Thess sav kuramsal

Sk la ve n m o ral kle ahlk Solipsism us tekbencilik Sophisten sofistler Sozialism us toplumculuk Sozialphilosophie toplum felsefesi Soziologie toplumbilim ' Spinozism us Spinozactlk S p iritu alism u s tinselcilik Sp o n tan e it t kendiliindenlik Sprachphilosophie dil felsefesi Stoizism us stoaclk S tru k tu ralism u s subaltern altk S ub altern ation S u b je kt zne su bjektiv znel S ub jektivism us znelcilik su bko ntrr altkart Sub ord inatio n altasralama subsistenz kalclk Substantialism us tzclk Substanz tz S u b strat dayanak subsumption altakoyma Syllogism us tasm S ym b o l simge S ym b o lik simgebilim sym bolisch simgesel sym bolische Logik simgesel mantk Sym bolism us simgecilik Sym p ath ie duygudalk synthese bireim Synthesis bireim synthetische M ethode bireimse! yntem synthetisches yarg S ystem dizge U r t e il bireimsel yapsalclk altklk

Thom ism us Tomaslk T o le ra n z hogr Totem ism u s totemcilik T rad itio nalism u s gelenekilik T ran sfo rm ation sth eo rie dnnmclk transzendent akn transzendental T rie b itki transsendental

Trugschluss yanltmaca Tugend erdem U U m fang kapsam

U m w lzu n g devrim unbestim m t belirsiz unendlich sonsuz universel tmel unsittlich ahlksz, tretanmaz U n te rb e g riff kk terim U n tero rd n u n g altasralama U n te rs a tz kk nerme U rsa ch e neden U r t e il yarg U tilita ris m u s yararclk bel kt b erind ivid vell bireyst

204

b ernatrlich bersinnlich

doast duyust V

W e rte th ik deer ahlk W ertg ef hl deer duygusu W e rto b je k tivism u s deer nesnel cilii W ertp h ilo sop h ie deer felsefesi

V e lle it t gelge istek V e ra n tw o rtu n g sorumluluk verbalism us boszclk V e rh alte n davran V e rifik a tio n dorulama ve rifizie re n dorulamak Verm g en yeti V e rn u n ft us Vernunftschluss V erstand anlk V ersteh en anlama V e rtra g szleme V ita lism u s dirimselcilik V o lun tarism us istenilik V o rstellun g imge, tasarm V o ru rte il nyarg W W a h r doru W ah rh aftig k e it doruculuk W a h r h e it doruluk W ahrnehm u ng alg W ah rsch ein lich keit olaslk W echselseitig keit karlkl olu W e ish e it bilgelik W e lt dnya W eltanschauung dnya gr W erd en olu W e r t deer usavurma

W ertp sych o lo g ie deer ruhbilimi W e rtre la tivism u s deer grecilii W e rtu rte il deer yargs W esen z W id ersprechend eliik

W id ersp ruch elime W ille isten, irade W ille n sfre ih e it zgr isten W ille zur M a ch t erk istenci w irk lich gerek W irk lic h k e it gereklik W irk u n g etki W issen bilme W issenschaft bilim W rd e onur _ Z Z ah l say Zeichen im Z e it zaman Z irk e lb e w e is ksr dng Z ivilis a tio n uygarlk Z u fall rastlant Zurechnungsfaehigkeit sorumluluk Zusam m enhang Z w e ck erek balam ahlksa!

205

F R A N S IZ C A D Z N

A
absolu saltk absolutism e saltlk ab stractio n soyutlama ab stra it soyut absurde sama acadm ie akademi accident ilinek accidentel ilineksel acte edim a c tif etkin actio n eylem activism e eylemcilik a c tiv it etkinlik actualisation edimselletirme actualism e etkincilik actuel edimsel, gncei adquat upuygun affection d uygu lan m a ffirm a tif evetleyici a ffirm a tio n evetleme agent etmen ag ir eylemek agnosie bilisizlik agnosticism e bilinemezcilik a ire de civilisa tio n kltr evresi a lte rn a tiv e seenek a ltru ism e zgecilik m e ruh a m o u r sevgi

analogie benzeim analogue benzeen analyse zmleme an alytiqu e analitik angoisse idaralmas an im ism e canlclk antcdent ncel an thro po cen trism e insaniincilik an thro po lo gie insanbilim anthro po m o rp hism e insanbiimcilik a n tin o m ie atk ap athie ap o rie duyumsamazlk kmaz apodictique zorunlu (nerme) a p oste rio ri sonsal a p rio ri nsel apperception tamalg apprhension kavray archtyp e lkrnek arg u m ent kant a risto t lism e a r t sanat asctism e ilecilik asserto riqu e yaln nerme assertion ier srme association arm atara x ie sarslmazlk ath ism e Tanrtanmazlk Aristotelesilik

206

ato m e atom ato m ism e atomculuk a ttrib u t znitelik augustinism e Augustinusculuk au ton o m ie zerklik axiologe deer retisi ax iom atiq ue belitse! dizge ax iom e belit B beau gzel bien yi biologism e b onheur dirimbilimcilik

com prhension com p rend re

anlay,

ilem

anlama

concept kavram concepts fondam entaux temel kavramlar conceptualism e kavramclk conclusion sonu co n cret somut condition koul condradiction elime confucianism e Konfyslk con ju nctif bititirici (yarg) connaissance bilgi conscience bilin conscience histo riqu e tarih bilinci conscience m o rale trel bilin consquence varg consquent ardl, tutarl contingence contingent olumsallk olumsal

mutluluk

bon sens saduyu

C
cabale kabala

canon kanon ca ract re karakter cartsianism e Dekartlk catgorie kategori catgorique koulsuz catharsis arnma causalit nedensellik cause neden cause fin a le ereksel neden cercle vicieux ksr dng ce rtitu d e kesinlik chaos kaos chose ey chose en soi kendinde ey civilisa tio n uygarlk c la ir e t d istin ct ak ve seik classe sntf classification snflandrma

continu srekli co n tin u it sreklilik con tradictio n elime co n trad ic to ire eliik c o n tra ire kart co n trapo sition tersevirme c o n tra ri t kartlk co n tra t szleme co n tra t social toplum szlemesi convention uzlam co n ventionnalism e uzlamchk conventionnel uzlamsal conversion evirme co o rd in ation dzenleim coordonn dzenleik corps beden, cisim co rr la tif ballak co rr la tio n ballam cosmogonie evrendoum cosm ologie evrenbilim cosmos evren

cohrence balam concidence rtme com m unaut ortaklaalk, topluluk co m m unism e komnizm co m p o rte m e n t davran

207

c r it re lt c rit riu m lt critiq u e eletiri c riticism e eletiricilik croyance inan cu ltu re kltr cyberntiqu e gdmbilim cynique Kyniklcr Okulu cynism e Kynikier Okulu cyrn aism e Kyrene Okulu D d arw in ism e Darvincilik dcision karar d d uctif tmdengelimli dduction tmdengelim d fin itio n tanm dgnrescence soysuzlama dism e Yaradanclk d m o cratie halkerki dm o n stration tantlama dontologie deontoloji dependence bamllk description betimleme d term inatio n belirlenim d term in ism e d eve n ir olu belirlenimcilik

dualism e ikicilik d ure sre d ynam ism e dinamizm E e clectism e semecilik cole de M arbo urg Marburg Okulu cole cossaise skoya Okulu cole h isto riq u e tarihsel okul ducation eitim effet etki g alit eitlik egocentrism e beniincilik goism e bencillik eidtiq ue ze ynelik lan v ita l yaama atlm e latism e Eleaclk lm en t e m anation trm m o tio n heyecan e m p irism e deneycilik encyclopdie ansiklopedi nergie erke en soi kendinde entlchie entelekheia entendem ent anlk enthousiasm e coku e nth ym m e rtk tasm picurism e Epkurosuluk pistm ologie epistemoloji equipollent egeerli equiroque esesl quivalence edeerlilik q u ivalen t edeer ristiq u e ddiim e rre u r yanlma eschatologie br dnya bilgisi sotrique irek sotriques irekiler. espace uzay espce tr ~

d e vo ir dev d ialectiq ue eytiim didactique retim bilgisi D ieu Tanr diffrence ayrm dignit onur d ile m m e ikilem discontinu kesikli discursif gldimli (dnme) disjonction ayrklk division blme dogm atique dogmatik dogm atism e dogmaclk dogme dogma

208

e sp rit tin essence z esthtique estetik ta t de nature doal durum tatism e devletilik tendue uzam t rn it ncesizlik-sonraszlk thiqu e ethik tre varlk eudm onism e mutuluk euhm rism e Euhemerosuluk vidence apaklk vo lu tio n evrim vo lu tio n ism e evrimcilik exact san exclusive proposition tekelci

ftichism e fin erek fin a lism e

tapmcaklk

fictio n yapnt erekilik

fin a lit ereklilik fin d ern ire snerek fin u ltim e snerek foi inan fonction grev fondem ent temel,

temellendirim

fonder temellendirmek fonder en raison temellendirmek force g force v ita le yaama gc fo rm atio n oluum fo rm e biim fo rm el biimsel fo rm alism e biimcilik fondem ent temel gnral genel gnralisation genelletirme gnration kuak g nialite kelik gnie ke g enre cins gnosologie gnoseoloji gnosticism e gnostisizm (bilinircilik) gnostiques gnostikler (bilinirciler) got beeni grce kayra groupe bek H

nerme existence varolu existen tial varolua existen tialism e varoluuluk existentiel varolusal xo triqu e drak xotriques draklar exprience deney exprience vcue yaant exp rim e n tatio n deneyim exp lication aklama e xp licite belirtik expression anlatm, davurum expressionism e davurumculuk extase esrime exten tion kapsam, uzam e xten t uzam F facte u r etken facult yeti fa it olgu fantaisie dlem, dlem gc fatalism e yazgclk faux yanl

habitude alkanlk haine nefret harm o nie uyum hasard raslanti hdonisme hazclk hegelianism e Hegelcilik herm neutique yorumsama

209

htrogne ayrk h tro n o m ie yaderklk heu ristiq ue bulgulama heu ristiq ue bulgusal h i rarch ie aama dzeni h isto ire tarih h isto ricit tarihsellik histo rism e tarihselcilik ho m m e insan hom ogne badak ho m o nym e eadl hum anism e insanclk hu m an it insanlk h ylm orph ism e zdekbiimcilik hylozoism e zdekilik hypnose uyutum hypostase dayant hypothse varsaym idal dncel, lk, lksel id alism e idealizm id alit dncellik idation ideletirme ide idea ide fix e saplant ides innes doutan ideler identique zde id e n tit zdelik idologie ideoloji idologues deologlar idole idola illusion yanlsama im age imge im agination imgelem im ita tio n yknme im m an en t kin im m a t ria lism e zdeksizcilik im m o ra l ahlksz, tretanmaz im m o ra lism e tretanmazlk im p ra tif buyruk im p ra tif catgorique koulsuz buyruk

im p ra tif hypothtique buyruk im p licatio n ierme im p lic ite rtk im pression izlenim im pressionism e izlenimcilik im pulsion itki inclinatio n eilim inclusion inde bulunma inconsquent tutarsz indfini belirsiz

koullu

in d te rm in ism e belirlenmezcilik indiffrence aldrmazlk ind ivid u birey in d ivid u alisatio n bireyselletirme ind ivid ualiser bireyselletirmek ind ivid ualism e bireycilik ind ivid ualiste bireyci in d ivid u alit bireysellik ind ivid uation bireyleme individuel bireysel induction tmevarm infrence karm infini sonsuz in fo rm atio n bilii inhrence ayrlmazlk inn doutan instinct igd in stru m en talism e aralk in te lle c t anlk in te lle ctu alism e anlklk intellig ence anlak, ntelligenta intentio n ynelim in te n tio n n alit ynelmilik intentionn el ynelimse! n te rp re ta ito n yorum in tu itif sezgisel in tu itio n gr, sezgi in tu itio n pure salt gr n tu itio n ism e sezgicilik iro n ie alayslama

210

irra tio n a lism e usdctlk irra tio n n e l usd

J
jug em ent yarg jugem ent an alytiqu e zmsel yar g jugem ent catgorique yarg jugem ent koulsuz koullu

m al kt m anichism e Maniheizm m arx ism e Markslk masse yn m a t rialism e zdekilik m a t rialism e d ialectiq u e eytiim sel zdekilik m a t rialism e histo riqu e tarihsel zdekilik m at rie l zdeksel m ati re zdek m ax im e maksim m chanism e mekanikilik m m o ire bellek m taphysique fiziktesi m thode yntem m thode an alytiq u e zmsel yn tem m thode synth tiq ue birleimse! yntem m thodologie yntembilim m ilieu evre m ineu r kk terim m ineu re kk nerme m o d alit kiplik m ode kip m oeurs tre m oi ben m onade monad m onarchie tekerklik m onde dnya monde e x t rie u r d'dnya m onde in te rn e idnya m onde intellig ib le dnlr dnya m onism e tekilik m onothism e tektanrclk m oral ahlkl, ahlksal m o rale ahlk m o rale du se n tim e n t duygu ahlk m o ralism e ahlklk m o raliste ahlk

hypothtique

yarg jugem ent de vale u r deer yargs jugem ent justice tze L laid irkin lam arckism e (p rop osition) synth tiq u e bireimse! yarg

Lamarckilik

le souverain bien en yksek iyi lib ralism e erkincilik lib e rt zgrlk lib e rt de conscience trel bilin zgrl lib e rt de pensee grl lib re a rb itre zgr isten lim ite snr logicism e mant klatrclk logique mantk logique sym bolique simgesel mantk logistique lojistik loi yasa loi m o rale ahlk yasas lois de le sp rit dnme yasalar lu m i re n a tu re lle doal k M m achiavlism e Makyavelizm m aje u r byk terim m ajeu re byk nerme dnme z

211

m o ra lit ahlkllk m o rph o lo g ie biimbiiim m o tif gd m o tiva tio n gdlenim m o u vem en t devinim m oyen te rm e orta terim m yst re gizem m ysticism e gizemcilik m ystiq ue gizemsel m y th e sylence m ytho lo g ie sylencebilim N na tu ralism e doalclk nature doa nant hilik ncessit zorunluluk ng atif deilleyci, olumsuz ngation deilleme, yadsma no-hglianism e Yeni Hegelcilik no-idealism e yeni idealizm no-kantism e Yeni Kantlk no-platonism e Yeni Piatonculuk no-p ositivism e yeni olguculuk no-ralism e yeni gerekilik no -vitalism e yeni dirimselcilik nih ilism e hiilik n o m b re say nom inalism e adclk no rm e dzg notion kavram

o nto lo g ie varlkbilim opposition karolum o p tim ism e iyimserlik o rd re dzen P p anth ism e tmtanrcik p aralllism e koutluk paralo gism e yanlmal tasm p a rtic u lie r tikel passif edilgen passion tutku pense dnce, dnme pense e x iste n tie lle varolusal d nme perceptio n alg p rip at ticie n Peripatetikier p erso n alit kiilik p ersonnalism e kiilselcilik personne kii personne! kiisel pessim ism e ktmserlik phnom nalism e grngclk phnom ne grng phnom nism e grngclk p hnom nologie grngbilim philosophie felsefe philosophie felsefesi philosophie de la relig io n felsefesi philosophie de l a r t sanat felsefesi din de la n a tu re doa

O
o b je t nesne o b je ctif nesnel o b je ctivatio n nesnelleme, nesnel letirme o b je c tiv it nesnellik o bservatio n gzlem occasionalism e aranedendlik o lig arc h ie takmerki

p hilosophie de la v ie yaama fel sefesi philosophie de l h isto ire lid e n tit tarih zde

felsefesi philosophie de

lik felsefesi philosophie du d ro it

hukuk fel

sefesi philosophie social toplum felsefesi

212

p la isir haz p lato n ism e Platonculuk plu ral oul p lu ralis m e okuluk polythism e oktanrclk p o sitif olumlu p o sitivism e olguculuk p ossib ilit olanak p ostu lat konut p otentiel gizilg p o u vo ir erk p rag m atism e pragmaclk p ratiq u e klgl p rd icat yklem prjug nyarg prm isses ncller p ressentim ent nsezi p reu ve tant p r im it if ilkel p rin cip e ilke p ricip e did e n tit zdelik ilkesi p rin cip e de la conservation de l nerg ie erkenin korunmas yasas p rin cip e m o ral ahlk ilkesi p ro b ab ilism e olasclk p ro b a b ilit olaslk p ro b lm a tiq u e belkili p rob lm e sorun processus sre progrs ilerleme

puissance erk pur salt p yrrh o n ism e Pironculuk p yth ag orism e Pitagoraslk Q q u a lit nitelik q u an tit nicelik q uitism e dingincilik

R
rad icalism e kktencilik raison neden, us raiso nn em ent usavurma raiso nn em ent d isjo n ctif ayrk karm raison p ratiq u e klgl us raison p ure sait us ratio n alism e usuluk r alism e gerekilik r a lit gereklik r c e p tiv it alrlk r cip ro c it karlkl olu r cip ro q u e karlkl rduction indirgeme rel gerek rgie kural r e la t if greli re latio n bant re la tiv is m e grecik re la tiv it grelilik rm iniscen ce anmsama re p rsen tatio n tasarm respect sayg resp onsab ilit sorumluluk resp on sab ilit m o ra le ahlksal sorumluluk ressem blance benzerlik r vo lu tio n devrim S sagesse bilgelik

'

prop o sitio n nerme p rop osition d isjo n ctive ayrk yarg p rop osition p ro b lm a tiq u e beiki li yarg prop o sitio n un ive rse lle tmel nerme p ro p ri t zglk psychanalyse ruhsal zmleme psychologie ruhbilim psychologism e ruhblimcilik

sain t kutsa! sa v o ir bilme scepticism e kukuculuk science bilim science de l' d u ca tio n eitimbilim science fondam entale temel bilim sciences exactes san bilimler sciences exprim entales deney bilimleri sciences m orales tinse! bilimler sciences naturelles doa bilimleri scientism e bilimcilik scolastique skolastik sm antique anlambiiim sm iotique imbilim sens anlam, duyu sens com m un ortakduyu sensation duyum sensibilit duyarlk, duygusallk sensible duyulur duygululuk,

spinozism e Spinozaclk sp iritu alism e tinselcilik spontanit kendi Iiinden lik stoicism e stoaclk stru ctu ralism e yapsalclk subalternation altiklik su baiterm e altk su bcon traire altkart subjectif znel subjectivism e znelcilik sublim e yce subordination altasiralama subsistance kalclk subsom ption altakoyma substance tz substantialism e tzclk su bstrat dayanak subsum ption altakoyma sujet zne su rnatu ral doast syllogism e tasm sym bole simge sym bolique simgesel, simgebilim sym bolism e simgecilik sym pathie duygudalk synthse bireim systm e dizge T tau tolo gie esz technique teknik telo log ie erekbilim tem ps zaman thism e Tanrclk thologie Tannbilim th o retiq u e kuramsal th o rie kuram th o rie de la connaissance bil gi kuram th o rie de la re la tiv it grelilik kuram

sens in te rn e iduyu sensitif duyusal sens m o ral ahlk duygusu sensualism e duyumculuk sen tim ent duygu sentim ental duygusal se n tim e n ta lit duygusallk sicles des lum ires aydnlanma signification anlam singulier tekil situatio n durum socialism e toplumculuk socit toplum sociologie toplumbilim solipsism e tekbencilik sophism e yanltmaca sophistes sofistler so rite zincirleme tasm so uvenir an spcial zel

214

tho rie

de

l'im ita tio n

yknme

univoque tekanlaml u tilita ris m e yararclk V valeu r deer ve ll it gelge istek v racit doruculuk verb alism e boszclk v rificatio n dorulama v rifie r dorulamak v rit doruluk ve rtu erdem v ie yaam vitalism e dirimselcilik volon tarism e istenilik volont isten volont de puissance vrai doru erk istenci

kuram thorique kuramsal thse sav thom ism e Tomaslk tolrance hogr totm ism e totemcilik trad itio n alism e gelenekilik transcendant akn transcendental transsendental transform ism e dnmclk U unit birlik universal tmel univocaton tekanlamhhk univocit tekanlamllk

215

N G L Z C E D Z N
A analysis zmleme an alytic analitik anguish idaralmas an im ism canlclk antecedent ncel an thro po cen trism insaniincilik an thropology insanbilim anthropom orphism insanbiimcilik an tin o m y atk ap athy duyumsamazlk ap odictic zorunlu ap o ria kmaz a p osterio ri sonsal appearance grng apperception tamalg apprehension kavray a p rio ri nsel archetyp ilkrnek arg u m ent kant A risto te lia n ism a r t sanat Aristotelesilik

absolute saltk absolutism saltklk ab stract soyut ab straction soyutlama absurd sama acad em y akademi accident ilinek accidental ilineksel act edim ac t eylemek eylem etkin eylemcilik etkinlik, eylem action a c tive activism a c tiv ity

actual edimsel, gncel actualism etkincilik actualizing edimselletirme adequat upuygun aesthetics estetik affection duygulanm a ffirm a tio n evetleme a ffirm a tiv e evetleyici agent etmen agnosia bilisizlik agnosticism bilinemezcilik a lte rn a tiv e seenek a ltru ism zgecilik analogous benzeen analogy benzeim

ascetism ilecilik assertion ileri srme asserto ric yaln nerme association arm aesthetic estetik a ta ra x ia sarslmazlk A th e ism Tanrtanmazlk ato m atom ato m ism atomculuk

216

a ttrib u te zniteiik Augustinism Augustinusuluk autonom y zerklik axiology deer retisi axiom belit ax tom atics belitse! dizge B beautiful gze! becom ing olu behaviour davran being varlk belief inan body beden, cisim C cabala kabala canon kanon C artesian ism Dekartlk

co m m u n ity ortaklaalk, topluluk com prehension anlay, ilem conception kavram conceptualism kavramclk conclusion sonu con crete somut condition koul con ju nctive bitltirici (yarg) conscience trel bilin consciousness bilin consciousness of resp on sibility ahlksal sorumluluk consequence varg consequent ardl, tutarl consistancy balam contingency olumsallk co ntingent olumsal co n tin u ity sreklilik continuous srekli co n tract szleme co n tradictio n elime co n trad ic to ry eliik co n trapo sition tersevirme co n tra ry kart convention uzlam conventional uzlamsa! conventionalism uzlamclk conversion evirme coordinates dzenleik co ord in ation dzen lei m co rre la tio n ballam c o rre la tiv ballak cosm ology evrenbilim cosmogony evrendoum cosmos evren c rite rio n lt criticism eletiricilik c ritica l eletiri cu ltu re kltr custom s tre cybernetics gdmbilim

categorical koulsuz cateo rical judgm ent koulsuz yarg categ o ry kategori catharsis arnma causality nedensellik cause neden cause final ereksel neden c e rta in ty kesinlik c e rtitu d e kesinlik chance ratslant chaos kaos ch a ra cte r karakter civiliz a tio n uygarlk class snf classification snfandrma cle a r and d istin ct ak ve seik cognition bilgi coherence balam coincidence rtme com m on sense ortak duygu, sa duyu com m unism komnizm

217

Cynics Kynikler Okulu C ynism Kynikler Okulu C yrenalcs Kyrene Okulu D D arw in ism Darvincilik decision karar deduction tmdengelim deductive tmdengelimii d efinition tanm degeneration soysuzlama deism Yaradanclk d em ocracy halkerki d em onstration tantlama deontology deontoloji dependence bamllk description betimleme d eterm inatio n belirlenim d eterm inism belirlenimcilik dialectic eytiim d iale ctical m ate rialism eytiimsel zdekilik didactics retim bilgisi difference ayrm d ig n ity onur d ile m m a kilem discontunuous kesikli discursive gidimi! (dnme) disjunction ayrklk division blme dogm a dogma dogm atic dogmatik dogm atism dogmaclk dualism ikicilik duratio n sre duty dev dynam ism devimselcilik E eclecticism semecilik ecstasy esrime education eitim

effect etki egocentrism beniincilik egoism bencillik Eleatism Eieaclk elem en t e em anation trm em otion heyecan em piricism deneycilik encyclopedia ansiklopedi end erek energy erke englightm ent aydnlanma entelechy entelekheia enthusiasm coku enth ym em e rtk tasm Epicurism Epikurosuluk epistem ology epistemoloji e q u ality eitlik equipollent esgeerli equivalency edeerlilik e q u ivalen t edeer equivocal esesli e ristic didiim e rro r yanlma eschatology br dnya bilgisi esoteric irek essence z e te rn ity ncesizlik-sonraszlk ethics ethik eudaem ism mutuluk Euhem erism Euhemerosuluk evidence apaklk evil kt evolution evrim evolutionism evrimcilik exact san exact sciences san bilimler exclusive (proposition) tekelci nerme existence varaolu existential varolusal

218

existentialism

varoluuluk

genetic treyimsel genius ke genus cins gnosiology gnoseoloji gnostic gnostisizm (bilinlrcilik) gnostics gnostikler (bilinirciler) God Tanr good sense saduyu good iyi grace kayra ground temellendirmek group bek H habit alkanlk happiness mutluluk harm ony uyum hasard rastlant hate nefret hedonism hazclk Hegelianism Hegelcilik herm eneutics yorumsama heterogeneous ayrk heteronom y yaderklik heuristic bulgusal hierarchy aama dzeni historical m ate rialism tarihsel z dekilik historical consciousness tarih bi linci historical school tarihsel okul history tarih holy kutsal homogeneous badak hum anism insanclk hu m an ity insanlk hylem orphism zdekbiimciiik hylozoizm zdekilik hypnosis uyutum hypostasis dayant hypothesis varsaym

exoteric drak, draklar experience deney, yaant experim ent deney, deneyim explication aklama e x p licit belirtik expression anlatm, davurum expressionism davurumculuk extension kaplam, uzam extent uzam extention kapsam external w o rld ddnya F fact olgu factor etken faculty yeti faith inan fallacy yanltmaca fantastic dlem, dlem gc fatalism yazgclk feeling duygusallk fetichism tapncaklk fiction yapnt finalism erekilik fin a lity ereklilik fixed idea saplant form biim form al biimse! form alism biimcilik fo rm atio n oluum found temellendirmek foundation temel, temellendirim freedom zgrlk free w ill zgr isten function grev G general genel generalization genelletirme

generation kuak genesis olu

219

hypothetical buyruk hypothetical yarg

im p e ra tiv judgem ent

koullu koullu

individuation

bireyleme

idea idea ideal dncel, lk, lksel idealism idealizm id e ality dncellik ideation ideletirme identical zde id e n tity zdelik identity-philosophy sefesi ideology ideoloji idol idola illatio n karm illusion yanlsama im age imge im agination imgelem im ita tio n yknme im m anen t ikin im m a te ria lism zdeksizcilik im m o ral ahlksz, tretanmaz im m oralism tretanmazlk im p e ra tive buyruk im plicatio n ierme im p licit rtk im pression zlenim im pressionism izlenimcilik im pulse itki inclination eilim inclusion iinde bulunma inconsistent tutarsz ind efin ite belirsiz ind eterm in ism belirlenmezcilik indifference aldrmazlk indivudual birey, bireysel individualism bireycilik ind ivid ualist bireyci in d ivid u ality bireysellik zdelik fel

individualization bireyselletirme induction tmevarm inference karm in fin ite sonsuz inform ation bilii inherence ayrlamazlk in-tself kendinde innate doutan inn ate ideas doutan ideler instinct igd instrum entalism in te lle c t anlk in tellectu alism aralk anlklk

intelligence anlak, intelligentia in tellig ib le w orld dnlr dnya intentio n ynelim in te n tio n ality ynelmilik in te rp reta tio n yorum in tu itio n gr, sezgi intu ition alism sezgicilik intu ition ism sezgicilik in tu itive sezgisel iro n y alayslama irra tio n a l usd irratio n alism usdclk itse lf kendinde

J
judgem ent yarg justice tze

K
know ing bilme knowledge bilgi L Lam arckism Lamarkclk law yasa law of id en tity zdelik ilkesi laws of thought dnme yasalar lib eralism erkincilik lib e rty zgrlk

220

life yaam likeness benzerlik lim it snr logic mantk logicism mantklatrclk logistic lojistik love sevgi M M achiavellism Makyavelizm m aieutics dourtma m ajo r (prem iss) byk nerme m ajo r (te rm ) byk terim man nsan M anichaeism M arxism Maniheizm

m oral law ahlk yasas m oral sciences tinsel bilimler m oral sense ahlk duygusu m orphology biimbilim m otion devinim m o tiva tio n gdlenim m o tive gd m ove devinim m o vem ent devinim m yself ben m ystery gizem m ystic gizemsel m ystical gizemsel m ysticism gizemcilik m ythe sylence m ythology sylencebilim N naturalism doalclk natural sciences doa bilimleri nature doa necessity zorunluluk negation deilleme, yadsma negative deilleyici, olumsuz Neo-H egelianism Yeni Hegelcilik neo-idealism yeni idealizm N eo-Kantianism Yeni Kanthk N eo-Platonism Yeni Platonculuk neo-positivism yeni olguculuk neo-realism yeni gerekilik neo-vitalism yeni dirimselcilik nihilism hiilik nom inalism adclk non-being hilik norm e dzg notion kavram num ber say O object nesne o bjectivation letirme nesnelleme, nesnel

Markslk

mass yn m ate rial zdekse! m aterialism zdekilik m a tte r zdek m axim maksim m eaning anlam mechanism mekanikilik m e m o ry bellek m etaphysics fiziktesi method yntem m ethodology yntembilim m iddle (te rm ) orta terim m in o r (prem iss) kk nerme m in o r (te rm ) kk terim m o d a lity kiplik mode kip monade monad m onarchy tekerklik m onism tekilik mood kip m onotheism tektanrclk m oral ahlkl, ahlaksal m o ralism ahlklk m o ralis t ahlk m o ra lity ahlkllk

221

o b je ctive nesnel o b je ctiv ity nesnellik o bservatio n gzlem occasionalism aranedencilik o lig archy takmerki o ntology varlkbilim o p e rate eylemek opposition karolum o p tim ism iyimserlik o rd e r dzen o w n ership zglk P pantheism tmtanrclk p arallelism koutluk paralogism yanlmals tasm p a rtic u la r tikel passion tutku passive edilgin percepion alg Pe rip a te tic s Peripatetikler person kii personel kiisei personalism kiiselcilik p erson ality kiilik pessim ism ktmserlik phantasy dlem, dlem gc p henom enalism grngclk phenom enologie grng bilim phenom enon grng philosophy felsefe philosophy of a r t sanat felsefesi philosophy of histo ry fesi philosophy sefesi philosophy sefesi of life tarih felse yaama doa fel fel

p olytheism oktanrcltk p ositive olumlu p ositivism olguculuk p ossib ility olanak postulate konut p o te n tia lity gizilg p o w e r g, erk p ractica l klgl practical reasan klgl us p rag m atism pragmaclk p red icate yklem p rejud ice nyarg prem iss ncller p ressentim ent nsezi p rim itiv e ilkel p rin ciple ilke p rob ab ilism olasclk p ro b a b ility olaslk prob lem sorun p ro b le m a tic belkili p ro b lem a tic proposition belkili yarg process sre progress lerleme p roof tant p ro p e rty zglk p rop osition nerme p ro p rie ty zglk psychoanalysis ruhsal zmleme psychologism ruhbilimcilik p ure salt psychology ruhbilim pur in tu itio n salt gr purpose erek Py rrh o n ism Pironculuk Pytah go rean ism Pitagorashk Q q u a lity nitelik q u a n tity nicelik q uietism dingincilik

of na tu re

Plato n ism Platonculuk pleasure haz plural oul p lu ralism okuluk

222

R radicalism kktencilik ratio n alism usuluk real gerek realism gerekilik re a lity gereklik reason us, neden reasoning usavurma re c e p tiv ity alrlk reci procal kar 1 1kh re c ip ro c ity karlkl olu redu ctio n indirgeme re la tio n bant re la tiv e greli re la tiv ism grecilik r e la tiv ity grelilik re m em b rance an rem iniscen ce anmsama re p resen tation tasarm respect sayg resp on sab ility sorumluluk ressem blance benzerlik re vo lu tio n devrim ru le kural S sain t kutsal scepticism kukuculuk scholastic skolastik science bilim Sco ttish philosophy skoya Okulu sem antics an lam bilim se m io tic imbilim sensation duyum sense anlam, duyu sen sib ility duyarlk, duygululuk sensible duyulur sen sitive duyusal sensitiveness duygululuk sensualism duyumculuk

sen tim e n t duygu sen tim ental duygusal sign im signification anlam s im ila rity benzerlik singular tekil situ atio n durum socialism toplumculuk social philosophy toplum felsefesi so ciety toplum sociology toplumbilim solipsism tekbencilik sophism yanltmaca sophists sofistler sorites zincirleme tasm soul ruh space uzay special zel species tr Spinozism Spinozaclk s p irit tin sp iritu alism tinselcilik sp on tan eity kendiliindenlik state of nature doal durum Sto icism Stoaclk s tru ctu ralism yapsalclk subaltern altk su balternatio n altkhk su bcon trary altkart subject zne subjective znel subjectivism znelcilik su blim e yce su bord ination altasralama subsistence kalclk duygusallk, substance tz substantialism tzclk substratum dayanak subsum ption altakoyma supern atural doast syllogism tasm

223

sym bol simge sym bo lic simgesel sym bo lic logic simgesel mantk sym bolics simgebilim sym bolism simgecilik sym pathy duygudalk synthesis bireim syn th etic judgm ent bireimse! yar g system dizge T taste beeni tau tolo g y esz technics teknik teleo log y erekbilim Th e ism Tanrclk T heo log y Tanr bili m th e o re tic kuramsal th e o ry kuram th e o ry of know ledge bilgi kuram th e o ry of r e la tiv ity ram thesis sav thin g sey thin g in itse lf kendinde ey T h o m i sm Tomaslk thou gh t dnce, dnme tim e zaman to le ra n ce hogr grelilik ku

to te m ism

totemcilik gelenekilik

tra d itio n a lis m

tran scen d en t akn tran scen den tal transsendental tran sfo rm ism tru e doru tru th doruluk ugly irkin understanding anlk, anlama u n ity birlik un iversal tmel univocal tekanlaml univocation tekanlamilk u tilita ria n is m yararclk V valu e deer ve lle ity gelge istek v e ra c ity doruculuk ve rb alism boszclk v e rifica tio n dorulama v e rify dorulamak v ir t u e erdem v ita lism dirimselcilik vo lu n ta ris m stenilik W w ill isten wisdom bilgelik w o rth deer w ron g kt, yanl dnmclk 1

224

ESK TER M LER D Z N


abes sama ad ale t tze adem hilik adem-i irtib a t ayrklk ad em iyun ad et say afak nesnel afakilem e nesnelleme afa k ile tirm e nesnelletirme afa k lik nesnellik ahenk uyum ah l k ahlksal, ahlkl ah l k kanun ahlk yasas ah l k m esu liyet ahlksal sorumlu luk a h l k iya t ahlk retisi ah l k iye ahlklk a h l k iy e t ahlkllk a h l k szlk m ezhebi ak l us akis evirme ak liy e usuluk aks- m rek kep tersevirme le m dnya A lla h Tanr am el edim a m e l klgl am e l ak l klgl us m il etken immoralizm m ezhebi hiilik an aneviye gelenekilik ara z ilinek a ra z ilineksel A rs te ta lis iy e Aristotelesilik ak sevgi ay n zde a y n iy e t zdelik a y n iy e t felsefesi zdelik felsefesi a y n iy e t prensibi zdelik ilkesi B bad sonsal bahs gidimli (dnce) b tn irek, irekiler bedahet apaklk bedbinlik ktmserlik b ed iiyat estetik b ee riyat nsanbilim b ee riye t insanlk b ilfiil edimsel b iz atih i kendinde b iz atih ey kendinde ey brhan tantlama byk had byk terim C c e b riye yazgclk cedel eytiim ce m a at ortaklaalk, topluluk cem i oul ce m iy e t toplum ce m iy e t felsefesi toplum felsefesi 225

ah lk um desi ahlk ilkesi

cevh er tz cevh e riye tzclk cez riye kktencilik cih et kip cmle-i em riye-yi art ye koullu buyruk cz tikel cz-i ferd iye atomculuk cz-i fe rt atom D dhi ke dahil bulunm a iinde bulunma dahil Irekiler d ahil lem idnya d hilik kelik D arve n iye Darvincilik delil kant devr-i batl ksr dng di erkm Ik zgeciIik E Eflatu n iye Platonculuk e m ir buyruk ene ben eneiye tekbencilik enfsi zne! enfsiye znelcilik enmuzec-i evvel ilkrnek E p ik u riye Epikurosuluk ervah iye canlclk esas temel, temellendirim esas ilim temel bilim esas kaziye temel nerme esas m efhum lar temel kavramlar esbab- adiye mezhebi aranedencilik eser etki ezeliyet-ebedyet ncesizlik- son raszlk

F faal etkin faa liye t etkinlik faif zne fa iliy e t etkinlik faraziye varsaym fasl ayrm fasit d aire ksr dng fasl- karip ayrm fayd aclk yararclk fehm anlama felsefe-i d in iye din felsefesi felsefe-i Elya viy e Eleaclk felsefe-i sanat sanat felsefesi felsefe- ta rih iy e tarih felsefesi fenn-i m nazara eytiim fenn-i ta lim tedris retim bil gisi ferd bireysel fe rd ile tirm e bireyselletirme fe rd ile tirm e k bireyselletirmek ferd iye bireycilik fe rd iye t bireysellik ferd iyeti bireyci fe rt birey fevk-at-tabia doast fkdan- hassasiyet duyumsamazlk fkdan- m arifet-i hissiye bilisizlik f t r doutan ftr fik ir le r doutan deler f iil edim,eylem f iil edimsel, gncel fiily e eylemcilik fik ir dnce, dnme fik ir kanunlar dnme yasalar fikr-i sabit saplant Fisagoriye Pitagoraslk G gai ille t ereksel neden gaiye erekilik

garize gd gaye erek gaye-i aksa son erek gayr-i ah lk ahlksz, tretanmaz gayr-i ah lkiye tretanmazlk gayr-i ak l usd kmaz gayr-i kabil-i hal mesele,

hayyiz uzam h ikm et bilgelik his duygu his ahlk duygu ahlk hisbaniye kukuculuk hiss duygusal, duyusal hissikablelvuku nsezi hcss-i m terek ortakduyu hodkm lk bencillik hudut snr husus zel hkm yarg hkmet-' am m e halkerki h rriy e t zgrlk iade-i m ana esz icab evetleyici icabiye belirlenimcilik cap evetleme tim a iy a t toplumbilim idd ia ileri srme idra altakoyma idrak alg, anlama drak-i d akik tamaig ifade anlatm, davurum iftik r dncel iftik riye idealizm iftik riy e t dncelik i tiy a r yaderklik ihsas duyum ihsasiye duyumculuk ih tib a riy e deneycilik ih tim a l belkili ih tim ali hkm belkili yarg ih tim a liy e t olaslk h tira bulgu ih tira bulgusal ih tiras tutku ik tid a r erk ik tita fiy e semecilik

gayr-i m addiye zdeksizcilik gayr-i m uayyen belirsiz gayr-i m tecanis ayrk H had snr hadise grng hads gr, sezgi haf irekiler hafza bellek hakikat doruluk hakik gerek hakikiye gerekilik hal kip hareket devinim haric drak haric lem ddnya hars kltr hasisa karakter hassa zglk hassasiyet duyarlk, duygululuk hasse duyu hasse- selim e saduyu hata yanlma hatal yanl h a tra an hayal imge hayat yaam hayat felsefesi yaama felsefesi hayatiye dirimselcilik hayat hamlesi yaama atlm hayr- l en yksek iyi h ayr iyi haysiyet onur

227

la h iy a t Tanrbilim l h iy e Tanrclk ilc a itki ih a t Tanrtanmazlk ilim bilim ilim c ilik bilimcilik ille t neden illiy e t nedensellik ilm-i ah lk ethik ilm-i cedel eytiim ilm-i e s a tir sylencebilim ilm-i h ila f cedel eytiim lm-i suver-i a k liy e ideoloji ilm-i te rb iy e eitimbilim ilm-i ve z a if deontoloji ilm -l-ahiret br dnya bilgisi im an inan im kn olanak, olumsallk in a y e t kayra infisai ayrklk in k r deilleme in k r deilleyici in k l p devrim insa n iye t insanlk insicam balam insicam l tutarl insicam sz tutarsz insiyak igd in tib a izlenim in tik a d iy e eletiricilik ip tid a ilkel ira d e sten irade-i c ziye zgr isten irade-i k u d re t erk istenci irade-i zaife gelge istek ira d iy e istenilik irca indirgeme irfan iyan gnostikler (bilinirciler) irfa n iy e gnostisizm (bilinircilik) sko ya M e k te b i Iskoya Okulu sm iy e adclk

ispat tant isp a tiye olguculuk istd ll karm is tid l l gidimli (dnce) istih a liy e dnmclk istih z a alayslama is tik ra tmevarm is til t dourtma istisadiye mutuluk iare t im i tira k iy im m ezhebi toplumculuk it ib a r uzlam it ib a r uzlamsal it ik a t inan itikad- b tla nyarg it iy a t alkanlk itm inan-] nefs sarsimazlk izafet bant iza fi greli iz a fiye grecilik iz a fiy e t grelilik iz a fiy e t nazariyesi grelilik kura m K k ab iliyet*! ahz alrlk kab l nsel kaid e duzg, kural kaide-i k lliye maksim k in a t evren kam us ansiklopedi kanun kanon, yasa K a y re v a n iy e Kyrene Okulu kaz iye nerme kaziye-i hasra tekelci nerme K e lb iy e Kynikler Okulu kemai-i evvel entelekheia k e m iy e t nicelik kesret-i ilh meslei cik k e sre tiy e okuluk oktanr

228

k e v n iy a t evrenbilim k e y fiy e t nitelik kstas lt kyas tasm kyas- fas it yanlmal tasm kyas- m a tvi rtk tasm kyas- m ukassim ikilem kyas- mselsei zincirleme tasm k y m e t deer k y m e t hkm deer yargs k y m e t n azariyesi deer retisi k iy a n iy a t evrendoum ku d re t erk, erke kutsi kutsa! kuvve-i h a ya tiy e yaama gc

m ah iy e t z m ah m ul yklem mahsus duyulur m ahz salt m akul le m dnlr dnya m aku le m a lu m a t kategori bilgi

m alz e m e gere m an a anlam m an ev ilim le r tinsel m anzum e dizge m a rife t bilgi m a rife t nazariyesi bilgi kuram bilimler

m ebde ilke mebhas-i g ayat erekbilim mebhas-i v cu t varlkbilim mebhas-l-ekl biimbilim m e d e n iy e t uygarlk m efhum kavram m e fh u m iye t kavramclk m e fk u re lk m e fk re v lksel, ideal m e fk re cilik lkclk, idealizm m ekn uzay m e k tu m irekiler m e lek e yeti m enfi deilleyici, olumsuz mesel m eslek M eaiyun maksim dizge Peripatetikler mesele sorun m e su liyet sorumluluk m e vcu d iye t varlk, varolu m e vsu kiye t kesinlik m eyeln m evzua eilim konut m evzu zne mezheb-i skn dingincilik m sdak lt m ih a n ik iy e mekanikilik

kuvve-i m ekn iye gizilg k u vve t g k u vviye devimselcilik k b ra byk nerme kk had kk terim k ll tmel k ll k az iye tmel nerme k tle yn L l e d riy e bilinemezcilik lafziye boszclk l icab iye belirlenmezcilik lkayd i aldrmazlk lzm- gayr-i m fa rik ayriamazhk le z z e tiye hazclk li-l-beeriye insaniincilik li-l-eneiye beniincilik M mabad-et-tabiiye fiziktesi m adde zdek m add zdeksel m ad diye zdekilik mahib-l-kvam dayanak

m isal

idea

m iy a r lt m u adelet edeerlilik m uadil edeer, egeerli m ucibe evetleyici m uhakem e usavurma m uhalefet karolum m u hayyile imgelem m u h it evre m u h ta riy e t zerklik m u h te va ierik m ukaddem ncel m u kadd em at ncller mukaddes kutsal m u kavele szleme m unfasl kesitli m u ta b k upuygun m u tavasst had orta terim m u tla k saltk m u tlak e m ir koulsuz buyruk m u tlak hkm koulsuz yarg m u tla k y e t saltklk m u ttasl bititirici m ce rre t soyut m ddea sav m ddet sre m d rike aclk m fre t tekil m m asil benzeen m m kn olumsa! m nasebet ballam m nd em i ikin m nfail edilgin m ntesik dzenleik m sam aha hogr m savat eitlik m spet olumlu benzerlik m abehet

m ebbihe insanbiimcilik m teal akn m te a rife belit m tecanis badak m ted ah il altk m te ka b il karlkl m te k a b iliy e t karlkl olu m te ka b il izafet ballam m te k a tti kesikli m tem adi srekli m ten akz eliik m tenasip ballak m te n az r ballak m vazat koutluk m vecceh iyet kiplik N nam tenahi sonsuz nass dogma nass dogmatik nassiye dogmaclk nazar kuramsal n az ariye kuram n efiy deilleme, yadsma nefiye yararclk nesil kuak netice sonu, varg N e v Efla tu n iye Yeni Platonculuk nevi tr nevm-i snai uyutum n ik b in lik yimserlik nim ta h a tt r anmsama nizam dzen num une dzg nur-i ta b i doal k

rf tre P P iro n y e Pironculuk p u tp e re stlik tapncaklk

magabe didiim mahede gzlem mahhas somut

230

R re m z re m z simge simgesel stoaclk

ahsiye m ezhebi kiiselcilik ahsiyet a rt koul art hkm koullu yarg artl e m ir koullu buyruk ekliye eniyet biimcilik gereklik kiilik

re vak iy e ruh tin

re yb iye kukuculuk ru h iya t ruhbilim ru h iy a t lk ruh bilimcilik ru hiye tinselcilik

er kt ey nesne ey nesnel e yilik nesnellik k seenek uur bilin m ul kapsam T ta b ia t doa

S
saadet mutluluk saf salt safsata yan t maca sahih san saik gd sanem idola sarih belirtik say ru re sre, olu sebeb-i kfi yeter neden ilkesi sebep neden seciye karakter selb deilleme selb deilleyici serb estiye erkincilik se vk tab ii igd sdk doruculuk sfat znitelik sfat- z a tiye znitelik s r giz, gizem srf salt silsile-i m e ra tip aama dzeni sofstaiye sofistler sudur trUm sugra kk nerme su re t biim su r biimsel snaiye ikicilik ahs kii ahs kiisel

ta b ia t felsefesi doa felsefesi ta b ia t ilim le ri doa bilimleri ta b i ilim le r doa bilimleri ta b iiy e ta h k ik ta h lil ta h lil tahlil-i doalclk dorulama zmleme hkm zmsel yarg ruhi ruhsal zmleme ta b iy e t altasralama

ta h lil usul zmsel yntem taht- m te z ar alt kart ta k lit yknme taksim blme ta li kaziye ardl t a lil tmdengelim t a lil tmdengelimi! ta m im genelletirme tan z im dzenleim t a r if tanm t a r ih ilik tarihsellik ta rih m ad d ecilik tarihsel zdek ilik ta rih m ektep tarihsel okul ta rih uur tarihsel bilin

231

/ ta rih uuru tarih bilinci tasavv u f gizemcilik t asavvuf? gizemsel ta sa vvu r tasarm tasavvur- saze kavray tasni yapnt ta sn if snflandrma ta s v ir betimleme ta v r kip ta v iy e t kendliindenlik ta vsif betimleme tay in belirlenim tazam m u n ierme, ilem tecazp duygudalk te c rip deneyim te c r it soyutlama tecr b e deney tecr b ! ilim le r deney bilimleri tedahl altktk tedai arm teessr duygulanm tefehhm anlay te fe k k r dnme te fe k k r h rriy e ti _ grl t e fk ir ideletirme te fr it bireyleme te fsir yorum tehadds gr, sezgi tehaddsiye sezgicilik tekab l karolum te km l evrim te k m liy e evrimcilik tekevvn olu te k m an allk tekanlamllk te kif bulgulama te k if te k if te k if te m ad i bulgusal fara z iye bulgusal varsaym usul bulgusal yntem sreklilik fule grev sture sylence V vah daniye tektanrctlk te m sil benzeim t enakuz elime_ te n e vv r aydnlanma te n k id iy e eletiricilik te n k it eletiri te ra k k i ilerleme te rb iy e eitim t e rd it seenek tered d i soysuzlama te rk ib i hkm bireimsel yarg te rk ib i usul bireimsel yntem te rk ip te rtip bireim dzenleim

tesadf raslant tesam h hogr tesav-i nakizeyn atk , te s ir etki, eylem teabh benzerlik teekkl oluum teekkl-i lem evrendoum f t etabuk rtsme te z at karolum, kartlk U uknum dayant ulum-i ahiha sar}, bilimler u lv yce um de lke. f u m u m genel unsur e usul yntem u suliyat yntembilim

dnme z-

te m ay l eilim

vah det birlik vah d etiye tekilik

232

vahid-l-mana v ak a olgu vak i gerek

tekanlaml

vcudye tmtanrclk vcut varolu

Y
yakn kesinlik ak ve

v a k iiy e yaln (nerme) vazh ve m tem eyyiz seik vazife ^rev, dev v a z iy e t durum ve cit coku , esrime f vehb doutan

Z
z ah iriy e grngclk z a if irad e jelek istek z aru re t zorunluluk zaruriye-i m u tla k a (nerme) z at z zek anlak zevk beeni z d d iyet kartlk z m n i rtk z t kart zihniye anlklk zhdiye ilecilik t

zorunlu

vehb f ik ir le r doutan ideler j vehim v e tir e vicdan vicdan yanlsama sre trel bilin h rriy e ti trel bilin z<

grl vu kuf bilme vcub olumlu

233

TERM S Z L K L E R

AALER TERMLER SZL


Nazm anvar 3 lira

ASALAKBLM TERMLER SZL


Mehmet Turan Yarar 10 lira

AYDINLATMA TERMLER SZL


az Sirel 7 lira

BUDUNBLM TERMLER SZL


Sedat Veyis rnek 7 lira

CEZA YARGILAMA YNTEM YASASI SZL


Ahmet Erdodu 5 lira

TERMLER

DLBLGS TERMLER SZL


Vecihe Hatibolu 10 lira

234

DEM TERMLER SZL


Cavit Sdal 3 lira

ETM TERMLER SZL


Dr. A. Ferhan Ouzkan 15 lira

GKBLM TERMLER SZL


Abdullah Kzlrmak 10 lira

KTAPLIKBLM TERMLER SZL


Do. Dr. Berin U. Yurdado 8 lira

METALBLM

LEM TERMLER
Erdoan Tekin 15 lira

SZL

RUHBLM TERMLER SZL


Mithat En 15 lira

SNEMA TERMLER SZL


N ija t zn 2 0 lira

235

TARH TERMLER SZL


Prof. Dr. Bekir Stk Ba/kal 15 lira

YAPIM

YEL

TERMLER

SZL

Muzaffer Uyguner 8 lira

YAPIT HAKLAR! TERMLER SZL


Muzaffer Uyguner 4 lira

YAZIN TERMLER SZL


Tahir Nejat Gencan Haydar Ediskun Baha Drder Enver Naci Gken 15 lira

YERBLM TERMLER SZL


H.N. Pamir . ztunah 6 lira