You are on page 1of 4

Sp i noz a ve Ak n Diyale kt ii

UlusBaker
Psikanalist Jacques Lacan Seminer'inin IV No'lu kitabnda "akn yce anndan" bahsetmiti (le moment sublime de l'amour). Bu yce an "akn iade edildii" andr... Sevgi her zaman karln aynyla bekleyen bir duygu olarak grnr burada... Bir karlkllk beklentisi --ve ok basitletirirsek, birini seviyorsam karlnda onun da beni sevmesini isterim... Ve sevgi iade edildiinde "dnyalar benim olur"... Oysa psikanalizin en ilerlemi kavray bile byle bir "karlkllk" momentinde duruveriyor. Baka bir deyile aka dair binlerce yllk sohbetin tesine pek geemiyor: ak sevilenle bir btnleme arzusudur diyordu Platon diyaloglar... Tek gerek sevginin tensel deil tinsel, dnyevi deil tanrsal olabileceini sylyordu Aziz Agustinos... Ve bu temalara, gndelik hayatmzdaki --ne kadar kaldysa geriye-- idealler asndan halen tanz yeterince... Spinoza bu karlkllk ilkesini yine duygular ve tutkular stne tartmasnn merkezine alyor gibi... Ama bambaka bir biimde ve duygular (stelik en tehlikeli grnen ak duygusunu bile) tanmlamaktan asla ekinmeyerek... E3: nerme. 40, Sonu 1'de ortaya ilk bata herkese pek tuhaf gelecek bir nerme atyor: "Sevdii birinin kendisinden nefret ediyor olduunu kavrayan bir kimse nefret ile sevgi arasnda beynamaz kalr. nk bir nefretin hedefi olduunu dndke, karlnda dmanndan nefret etmeye ynlendirilmitir; ancak varsaymmz icab, onu yine de seviyordur. Dolaysyla bu kii sevgiyle nefret arasnda gidip gelecektir... Gstermek istediimiz de zaten buydu..." Spinoza'nn Etika'sna herhangi bir noktasndan balamak mmkn --nk her nerme defalarca teki nermelere, varsaymlara ve tanmlara gnderip duruyor... Ama yukarda andmz ruhsal dalgalanmann (fluctuatio animi) yaratt bir belirsizlik var --ve bu iin iinden kolay kolay klamaz gibi grnyor... Ancak varsayalm ki Spinoza'nn eserinin iinde "melodramatik" bir vaziyetin de tahlili var --ve bu tahlil bize hem akn doasnn nemli bir ynn, hem de malodramn doasn aklayabilir... Biraz daha dikkatli okuduumuzda, Spinoza'nn daha da ilgin bir nermesiyle karlayoruz ayn blmde: "Eer biri baka biri tarafndan sevildiini dnrse ve byle bir sevgi iin ona hibir neden sunmu olduuna inanmyorsa, onu zorunlu olarak sevecektir..." (E3, nerme 41) Bu gerekten tuhaf bir nermedir ve sevgiyi tanmlamadnzda bundan hibir ey anlayamazsnz. Bu nermeyi bir ncekiyle birlikte okumak gerekir nce: "Eer biri, baka birinin kendisinden nefret ettiini dnyorsa ve ona bunun iin herhangi bir neden sunmam olduuna inanyorsa, karlnda ondan zorunlu olarak nefret edecektir..." (E3, nerme 40). Bu noktada gnlk yaantmzdan bir eyleri yeniden hissetmemiz --sevgi ve nefret duygularmzla yaadklarmzdan bir eyleri belli belirsiz de olsa hatrlamamz gerekiyor: Birinin benden nefret ettiini kavryorum; oysa ona bu nefrete neden olacak herhangi bir ey yaptma inanmyorum --ona hibir ktlk etmedim, zarar vermedim, nefretinin nedeni olacak hibir ey yapmadm ona (byle dnyorum)... Peki bu dnceden ondan "zorunlu olarak" (ne demek bu?) nefret etmeme nasl geiyoruz? lk soru bu... Ya da, birinin beni sevdiini dnyorum, ama bunun iin ona herhangi bir neden sunmu olduuma inanmyorum... Ve karlnda onu "zorunlu olarak" seviyorum... Bu da ne demek? Dnk derste Ersan'n hatrlatt gibi felsefe bir "rgdr"... ve Spinoza felsefesini sonsuz bir incelik dzeyinde rebilmi bir filozoftu... Hemen hissediyoruz ki Spinoza'nn sisteminde "zgr irade" denen ve zellikle Protestan teologlarn n plana kardklar bir fikre hibir yer olmadndan, bu nermeleri yalnzca bir "zorunluluk" fikri erevesinde kabul edebiliriz. Baka bir deyile Spinoza asla birisi benden nefret ediyor, o halde ben de ondan nefret etmeye balyorum, biri beni seviyor, o halde ben de onu sevmeye balyorum demiyor. Btn syledii, birinin benden nefret ettiine inandmda bende zaten uyanm olan kederin nedenini kendimde bulamazsam benden nefret ettiini sandm kiide bulacamdr... Ayn ekilde, beni sevdiine inandm birinin bende uyandrd hazzn nedenini kendimde bulamazsam (zengin deilim, ona bir iyiliim dokunmad, gzel, yakkl filan bile deilim, vesaire...) onda bulacam demektir bu...

Bylece yava yava Spinoza'nn daha nceden yapt ama imdi artk dinamizm kazanan Sevgi ve Nefret tanmlarn kavramaya yaklayoruz: Spinoza'ya gre btn duygular temel duyguya indirgenebilirler ve onlarn kombinasyonlarndan ibarettirler... Varolma ve eyleme gcm (arzu), bu gcn art (sevin) ve azal (keder). Bu son derecede bedensel bir durumdur nk Spinoza duygulanlarn hem bedeni hem de ruhu ifade ettiklerine inanyordu. Ve btn dier duygular bu temel duygulardan tretilebilirler: bylece sevgi "d bir nedenin fikri eliinde yaanan sevin", nefret ise "d bir nedenin fikri eliinde yaanan keder" oluyor. Bu, yukardaki tuhaf nermelerin anlamn kavramamz salamaktadr: eer birinin beni sevdiine inanrsam ve kendimde bunun iin bir neden bulamyorsam, onun sevgisine inanmamn bende uyandrd sevincin nedenini kendimde deil baka bir yerde, yani onda bulabileceim anlamna gelir bu. Sevgisinin nedenini kendimde bulduumda ise (gencim, gzelim, ona ok iyilikler yaptm), karlnda onu "zoraki" sevmem, sevsem sevsem dolayl olarak severim: ya onun sevgisini de ekleyerek kendime duyduum zsevgiyi arttrrm (onun sevgisiyle kendimi severim) ya da, yaklak ayn anlama gelmek zere, onu severim, ama ancak kendimi sevmeme destek olduu lde... Bu durum nefret duygusunda daha rahat anlalr --burada durum ok daha karmak ve belirsiz olsa da: benden nefret ediyor, bu bende keder uyandrr, ama bu kederimin nedenini kendimde bulmaya genellikle pek yatkn deilim, yoksa hemen kendimden nefret etmeye balamam gerekir... Ama bu ok byk bir kederdir ve varlmz srdrme gdmze, yani dier temel duygu olan arzumuza terstir. Dolaysyla biz sevgiyi iade etmekten ok nefreti iade etmeye ok daha yatknzdr. Birileri bizden nefret ediyor diye kolay kolay kendimizden nefret etmeye girimeyiz... Ve unutmayalm ki Spinoza duygular (affectii) meselesini daha alglar ve bedensel etkileimler dzleminde kuatmakla ie balamtr (Etika'nn 2. kitab)... Bu --bizi ok ilgilendiriyor-- bir "imajlar" retisidir: kendi vcudumu ancak baka cisimler tarafndan etkilendiinde anlamaya balarm. Baka bir deyile bende beni etkileyen cisimlerin, okadm salarn ya da kpein, okuduum bir iirin ya da stan gne nn, tatl bir meltemin, ya da bir frtnann, bir kpein beni srnn bende saklanan "imaj" yoluyla. Bunlar etkilenme fikirleridirler Spinoza'ya gre ve sebeplerin bilgisini vermezler... Isrlmsam ve baka zelliklerini tanmyorsam, kpein imaj bende havlayp saldran, sran bir varln imaj olarak kalr... Ta ki tatl bir kpei bir gn okayaym... Bylece sigaray ancak kanser olunca brakrm, ancak yumurta kapya dayandnda olumlu ya da olumsuz bir karar veririm vesaire... Ve her eyden nce kendi vcuduma dair oluturmu olduum imajlarn baland bir armlar silsilesi sz konusudur: bir sinek ezildiinde bir kpek ezildiinden daha az ac duyarm; nk kpein imaj benim kendi vcuduma dair sahip olduum imaja bir sineinkinden daha yakndr --daha benzerdir (scak kanl, memeli, analk eden, efkatli, arsz, vesaire...) Bu yzden bir kpein ektii eziyetin (onun kederinin) imaj benim kendi vcudumun eziyet ektii bir hayali imajla bir sineinkine oranla daha fazla "uzlar"... Bir insannki ise elbette daha da fazla... Bylece insan zihniyle vcudunun ortak mimarisini kavrayabiliyoruz: d cisimlerin bedenimiz zerindeki etkisi (affectiones), yani bedensel karmlar; bunlarn bizde korunmas (imajlar ve hafza); bunlarn bizim eyleme gcmz arttrp azaltmalar (sevinler ve kederler), ve btn bunlara dair oluturduumuz fikirler (idea)... (hatrlataym, byle bir konuda film yapyorsanz ekeceiniz eyler bizde zaten bulunan imajlar deil, "idealar", yani fikirler --yani fikirlerin imajlar-- olabilir ancak)... Bylece sevgi bir inantr. nan d bir nesnenin fikrini gerektirir ve ierir. Baka bir deyile, en ilkel duygular olan sevin ile kederi d bir nesnenin etkisiyle yaarm, ama bu nesneye dair bir fikrim olmadnda yine de yaayabilirim. Ama insanlk durumu bunu illa ki bir d nesneye atfetmeye yatkndr. Gcmn arttn, salkl ve gl olduumu hissettiimde ou zaman derim ki "bunun nedeni ben olamam, mutlaka ilahi bir kudret..." Bu, hatrlarsanz Nietzsche'nin de 19. yzylda dinin kkenine dair temel aklamasdr... Peki ak cinsellik banyosuna soktuumuzda, yani bedensel tutkular nezdinde ele aldmzda ne olur? Spinoza bu konuda ok aktr: der ki "sevgi ar olabilir". Bu ne demek? Basite u: her sevgi ncelikle bir bedenler karm, etki-tepki vaziyetidir. Ama bu etki-tepki ve karm bireyin vcudunun btnn de etkileyebilir, yalnzca bir ksmn da... Mesela keder de bedenseldir... Ama bedenin tmn etkilediinde Spinoza buna "lm" der; zihnin btnn etkilerse de "melankoli"... ki bu da lme yaklama tarzlarndan biridir... Ama tutkular ou zaman vcudun belli bir parasn etkilerler... Gz, kula, cinsel organlar vesaire... Tad duyularmz ihtiva eden paralar etkilediklerinde bu tutkulara "lezzet" diyoruz; cinsel organlarmz etkilediklerinde ise "fiziki ak" ya

da "erotizm"... Bunlar vcudun tmne yaylmayan, ksmi etkilerdir... Organizmamzn belli bir yeriyle snrl kalrlar ve gcmzn byk bir ksm oraya yatrlr... Bu durum pekala baka baka etkilenmelere yatrlacak glerimizin tek bir yerde odaklanm olmaktan dolay engellendii anlamna gelebilir. Spinoza iin bir tutkunun, bir duygunun --sevgi gibi olumlu da olsa-- "ar" olabilecei manasna gelir bu... Spinoza Amor'dan, yani sevgiden bahsediyordu --cinsellikten bamsz olarak; tpk sevin ile kahkahann ayn ey olmadklar gibi, sevgi de cinsellikten ayr dnlebilecei bir boyuta yerletirilmek zorunda... Bu bir Platonizmi asla gerektirmiyor, nk Platonik Ak denen ey bir "btnleme" mantna dayanyordu ve Spinoza'nn aka syledii gibi, sevginin yalnzca bir sonucuydu, nedeni deil... Spinoza sevginin kiileraras doasnn olduka farkndayd... Zaten onu tanmlamaya girimek cretini de bu yzden gstermiti. Baka bir deyile sevginizi hi deilse sevdiiniz, ama esasnda kendiniz iin "tanmlamak" zorundasnz... nk bu tek kiilik bir duygu deil, "d bir nedenin imaj eliinde" yaanan bir duygudur ve btn insan toplumsallnn kaynanda yer alr. Bu yzden sevgiyi ayn zamanda bir keder tipinin beliriinden ayrdetmek gerekiyor 'kskanlk' ya da 'sevginin karlnn verilmemi olmasndan doan keder (fluctuatio animi)' Spinoza bu tr duygularn engellenemez olduunun farknda olduunu en batan belli eder: duygularmz ve tutkularmz zerinde asla irade sahibi deiliz. Yani isteyerek sevip, isteyerek nefret edemeyiz. Ama mesela bilebiliriz ki nefret bizim bir acmzdr; ve bu nefretin nedenini kavrarsak nefret duygusu otomatik olarak kaybolur. Ama unutmayalm ki nefret bizim bir kederimizdir. Sevgi ise d bir neden dolaysyla yaadmz sevintir. O halde nefreti baladmz imajlar pekala varolu gcmz ykselten sevgiye balama ansmz vardr (zordur ama vardr)... Bylece sevgi bir 'emek' ve 'zen' olarak karmza kar. Neden bir emek peki? lk bakta ak diye olaan bir klie vardr ve Walter Benjamin bunun karsna "son bakta ak" mefhumuyla kmt. Yani bir ak olma emeinin iledii bir alann tanmlanabileceini dnyordu. lk bakta ak Spinoza'ya, benim yorumlayabildiim kadaryla, bir "arm" olarak grnyor. Beni kederlendiren bir durumdan beni kurtaran severim. Ya da sevdiim kiiyi hep yanmda, orada tutmak, varetmek isterim. Ya da, yine ve esas olarak, sevdiim bir varlkla birarada grdm her eyi sevmeye meylederim. Nefret ettiim biriyle badatrdm her eyden de nefret etmeye meyilliyim. Her ey, btn bu duygularn dzlendii, dolaysyla 'armlarn' kurulabilecei hayali bir plana, dzleme iaret etmektedir: Spinoza buna "yksz duygular" diye tercme edebileceimiz "gerek anlamyla duygu olmayan durumlar" diyor --bunlardan birisi "hayranlk" (admiratio), zdd ise "horgrme" (contemptus)... Bunlar "emeksiz" beliren duygular ve btn dier duygulara bir zemin hazrlyorlar. Hayranlk ya da merak belki "ilk bakta ak" dediimiz eyden pek farkl bir ey deil: herhangi bir ey var hayalinizde ama bunu herhangi baka bir kavramla biraraya getiremiyorsunuz ve zihniniz duruveriyor; dnemiyorsunuz -- orada her ey yepyeni ve hibir eye balayamyorsunuz; ta ki baka eyler sizi baka baka eyleri dnmeye zorlayana dek... Horgrme ise bu durumun zdd. Bir ey sizi o kadar az ilgilendiriyor ki, en az ilgilendiiniz teki eyler kadar deeri olduunu asla dnemiyorsunuz? Btn sorun sevginin, sevgiye karlk verme emeinin, ilk veya son bakta akn zemininde bu tr bir algnn zorunlu olarak bulunduudur. Sinemaya bavurduunda Deleuze, Spinozac gerekelerle bu "admiratio" duygusunu tahlil eder: "baka bir dnyann zarafeti" lk bakta ak diye algladmz ey, aslnda sevgi deil bir meraktr --sonradan sevgiye dnebilir ama anlalabilecei gibi epeyce krlgandr (ve bunu hissetmek iin Proust okumanz gerekir). Biz genellikle hafiften sarsak, sanki baka bir dnyadan inmi gibi grnen, yle ya da byle bir beceriksizlikle hareket ettiine ahit olduumuz, ama henz bir 'acma' duygusuyla bakamadmz varlklara dikkat ederiz. Hayranlk bir tapnma deil, daha ok bir 'dikkat celbidir'. Hissederiz ki karada yryemeyen o yenge, kyda rpnan bir balk kendi dnyasnda, suda mthi bir zerafetle yzmekteydi. Her akn balangc byle bir 'baka dnyann zerafeti' algsdr... Bunu en iyi kadnlar anlyorlar ve bir tr 'efkat' duygusu gelitiriyorlar. efkat bir duygu ya da tutku deildir, bir ilgi, bir admiratio'dur. Olmadnda bu duruma horgr, ya da basitce ve ntr bir dille "ilgisizlik" diyoruz... Anlamamz gerek ey, bu "ntr" dzlemin bir duygu ya da tutku iermemekle birlikte, algsal temas oluturduu lde son derecede gl bir tutkular potansiyeli taddr. En basitinden "imajlarn" olutuu algsal dzlemdir bu. Ve galiba sinema ak bu durumla kartrma gafletine pek erkenden

dm bir sanattr. Erken dnem 'hareket-imaj' filmlerinde hep bir bakta ak olunur ve akn bu olduu zannedilir... Ya da ayn dzlem zerinde kskanln, l ilikilerin temelleri atlverir. Ak artk pek ciddiye almayan, onu hemen bir ailevi dzene, 'zgr ak' sanlan bir savurganla, giderek bir ideolojiye dntrmeye ok elverili bir ada yayoruz. Spinoza, yz yldan daha uzun bir sre nce, cinsel ak hangi anlamda ciddiye alabileceimizi bence Freud'dan bile daha kesin bir ekilde ortaya koymutu oysa: vcudun ve zihnin baka etkileimlerine ket vurmayan, arya varmayan bir efkat ilikisi... efkati anala, burjuva aile deerlerine ykleyip yokeden bir dnem Spinoza felsefesini unutturdu. imdi yeniden aramaya bu yzden balyoruz...