You are on page 1of 3

Haksz Dergisi - Say: 26 - Mays 93 Tarih Deerlendirmeleri

Drt Halife Zamannda tihadn Boyutlar ve Ekonomik Sonular


Mikail Bayram

slam Hukuku (fkh) usulcleri, hakknda ak ve sahih nass (ayet ya da sahih snnet) bulunan hususlarda ictihadda bulunmann, yani gr beyan etmenin doru (caiz) olmadn belirtmilerdir. Bunu da bir dstur telakki etmilerdir. Bu hkmn Hz. Peygamber ile sahabi Muaz b. Cebel arasnda geen muhavereye dayandnda phe yoktur. nk bilindii gibi bu muhaverede Muaz b. Cebel, karsna kacak problemlerin Kur'an ve Snnette zmlerini bulamad takdirde onlar kendi gr ve kanaati (re'y) istikametinde halledeceini bildirince Hz. Peygamber, tedbirini beenmilerdi. Bylece slam hukukular bu tedbirin doruluunda birlemiler ve bunu umumiletirmilerdir. Bu hukuki prensip mehur "Mecelle-i Ahkam- Adliyece "Mevrid-i nassda itihada mesa yoktur" eklinde ifade edilmitir. Burada bu temel kaidenin boyutu, isabetli bir tesbit, amaz bir hccet olup olmad, slam'n zne uygunluk derecesi, tarih boyunca yarar ve zararlar dile getirilecektir. Konuya girmeden nce unu hemen belirtelim ki, baz mslmanlarda -ii mslmanlar kastediyorum- ictihad dinin (slam'n) kaynaklarndan sayld iin her hal karda itihatta bulunmak zaruridir. iilere gre slam'n hayatiyeti itihat ile kaimdir. Ancak, ii mslmanlar iin de itihadn boyutlar nemli bir hukuki meseledir. Bu bakmdan bu yazda ele alnan konu ii slami anlay da ilgilendirmektedir. Evvela bu hkmn Asr- Saadette, Hulefa-i Raidin devrinde geerli olmadn gryoruz. Emir'l-mminin'in (Halifenin) hakknda ayet olan hususlarda bile (imani konular hari) itihatta bulunduklar, itihatlarn uyguladklarna dair pek ok rnek vardr. Mesela "mellefet'l-kulub"a (kalpleri sndrlmlar) beyt'l-mal'dan (devlet hazinesi) maa verilmesi hakknda ayet vardr (Tevbe Suresi, 60). Bu ayetin hkmne binaen Hz. Peygamberin baz nfuzlu kiilerin kalplerini slam'a sndrmak, siyasi glerinden yararlanmak iin onlara maa balad, birinci halife Hz. Ebu Bekir'in de halifelii sresince bu kiilere maalarn vermeye devam ettii tarihen sabit olduu halde Hz. mer bir takm gerekelere dayanarak bu gibi kimselere Beyt'l-mal'dan maa verilmesinin durdurulmas istikametinde itihatta bulunmu ve uygulamtr. phesiz Hz. mer'in bu itihad nassn hkmn ortadan kaldrm deildir. Hkmn konuluundaki illet ortadan kalkt iin veya Hz. mer bu hkmn illetinin ortadan kalktna inandndan byle bir itihatta bulunmutur. Klenin bulunmad u zamanda kle azat etmeyi emir ve tevik eden kle hukukuna dair ayetler uygulama alan bulamad gibi, mellefet'l-kulub'a maa verilmesini gerektiren haller ortadan kalknca onlara maa vermeyi durduran ictihad da konu ile ilgili hkm -o zaman iin- yrrlkten kaldrm olmaktadr. Hz. Ebu Bekr zamannda btn Arabistan yarmadasn saran irtidat olaylar olmasayd Hz. Ebu Bekr de bu tedbiri dnebilirdi. Fakat Hz. mer Arab yarmadasnda otoritenin tam olarak salanm olduuna, Mellefet'l-kulub'dan olan kiilerin siyasi g ve nfuzuna gerek kalmadna inanarak byle bir uygulamay uygun grmtr. Keza zekatn devlet eliyle toplatlp (Zekat toplayan memurlar vastasyla) gerekli yerlere datlmas da ayet hkmdr. (Tevbe Suresi, 60). Hz. Peygamber zamannda, Hz. Ebu Bekr ve Hz. mer devrinde uygulama byle idi. Yani belli yrelere memurlar gnderilir, bu memurlar zekatlar toplar, gerekli yerlere datmn yapar, hesabn tutar, kendileri de topladklar zekattan maalarn alrlard. Hz. Osman zamannda slam Devleti'nin hudutlar geniledii iin geni lkelerde zekatlar ve zekat memurlarn takip ve kontrol etmek zorlatndan halife mslmanlarn zekatlarn diledikleri yerde ve diledikleri kimselere vermekte serbest braklmalar eklinde ictihadda bulunmu, o gnden bu zamana kadar bu tarz uygulama devam etmitir. Hakknda snnet bulunan hususlarda da Hulefa-i Raidin'in pek ok itihatlar vardr. Fakat ekonomik tedbir niteliinde olan sunduumuz iki rnek gerekli artlar ve sebepler tahakkuk edince mevrid-i nass'da itihadn vuku bulabileceini ve bulunduunu gstermektedir.

Gerek Hz. mer'in, mellefet'l-kulub ile, gerek Hz. Osman'n zekatlarn toplanmas ile ilgili ictihadlar ve uygulamalar ondrt asrdr devam etmekte ve bu tarz uygulama hakknda icma vuku bulmu telakki edilerek, hi bir devirde ne "Mellefet'l-kulub" messesesi iletilmi, ne de zekat messesesi kurularak zekatlarn verili ve datl kontrol edilmitir. Oysa bugn slam aleminin bu iki iktisadi ve politik messeseye de ne kadar ok muhta olduu izahtan varestedir. Bu aklamadan karacamz sonu udur: Hakknda ak nass bulunan hususlarda itihatta bulunmak, emir'l-mminin'in (ulu'l-emr) yetkisindedir. Baka bir deyile emir'l-mmini mevrid-i nass'da itihada yetkilidir. Hz. mer ve Hz. Osman'n yukarda sunulan ictihatlar buna rnek tekil eder. Nass'n vurud sebeb ve illetini, hikmet-i er'iyyesini takdir etmek, uygulan biim ve muln takip etmek ve btn bunlarla ilgili konularda ictihad yetkisi sadece devlet bakanna ait olmaldr. Snnet olaynn kahraman Rasulullah hayatta olduu bir zamanda Muaz b. Cebel'in arzettii tedbir elbette isabetlidir. nk Muaz devlet bakan deildi. O sadece bir yre yneticisi idi. Tabii ki ncelikle Kur'an ve Snnet'i kendine rehber klmas art ve zaruri idi. Bir yre yneticisi (vali vs.) de hakknda nass olan bir mes'elede ictihad yetkisine sahip bulunsa yreler arasnda kkl uygulama farkllklar ortaya kacaktr. Ynetim ve uygulamann farkll adalet tevziinin farkll, yani insanlara (teb'aya) farkl muamelede bulunmak ve eitliin bozulmas demek olacandan, adaletin tevziini mlkn (iktidarn) temeli sayan slam'n byle bir uygulamay caiz grmesi dnlemez. Ancak yre yneticilerinin takdirine bal olarak yrelerin zel tabiatna ve artlarna uygun olan bir takm snrl ictihadlar lsndeki farkl uygulamalar caiz grlebilir. Hakknda nass olan (mevrid-i nass) hususlardaki uygulamalar tek merkezden ve btn yrelere amil olarak yrtlebilir. Bu ise emir'l-rnminin'in takdir ve inisiyatifine varestedir. Mevrid-i nassda umumi bir ictihad yasann konmu olmasnn slam dnyasna pek fayda salad veya yanl gelimeleri nlemi olduunu iddia etmek herhalde zordur. nk zaten snni slam dnyasnda hicri beinci asrdan itibaren ictihad kapsnn kapal olduu telakkisi yerlemeye balam, gitgide durgunluk ve eskiyi tekrar ile yetinme dnemine girilmitir. Bunun sonucu olarak ictihad fikri zayflam, yok denecek kadar silinmitir. Bu bakmdan mevrid-i nassda itihada mesa olmu veya olmam pek nemli dstur olmamtr. nk ictihad zaten ortadan kalkmtr. Asl nemli olan husus: Hakknda nass olan konularda icma yasann konmam olmasdr. Byle bir dsturun konmam olmasnn slam dnyasna ve mslmanlara ok eyler kaybettirmi olduu kanaatindeyiz. Yukarda szn etiimiz Hz. mer ve Hz. Osman'n ictihadlar icma hviyeti kazanm telakki edilerek adeta Kur'an- Kerim'in bu ictihadlarla ilgili hkmleri yrrlkten kaldrlmtr. Bugn artk Kur'an'n "mellefet'l-kukib" ve "el-amiline aleyha" (zekat toplayan memurlar) gibi ekonomik hkmleri mslmanlara, slam alemine klasik manalar dnda hi bir ey ifade etmemektedir. Halbuki gemite de, bugn de slam dnyasnn bu iki Kur'ani messeseye muhta olduu ve bu ihtiyacn sona ermeyecei gayet tabiidir. O halde "mevrid-i nass'da itihada mesa yoktur" yerine "mevrid-i nass'da icmaa mesa yoktur" eklinde bir umumi prensip konmu olsayd mslmanlarn hayrna bir i yaplm olurdu. Nitekim Ahi Evren diye bilinen eyh Nasir'd-Din Mahmud el-Hoyi (659/1261) adl Trkmen feylesof Anadolu Seluklu Sultan II. zz'd-Din Keykavus'a sunduu "Letaif-i Hikmet" adl eserinde (Paris, Bibliotheque Nationale, nr. 99, yp. 160b) mellefet'l-kulub'dan olan kimselere verilmek zere belli bir mebla ayrmasn, bu parann baz Rum taifeleri slamlatrmada kullanlmasnn ok fayda salayacan bildirmektedir. Fakat bu Trk filozofun bu gzel arzularnn uygulanm olduunu tahmin etmiyoruz. Fakat byle bir mali organizasyona o zaman da ihtiya duyulduunu gryoruz. u da bir gerektir ki, gerek mellefet'l-kulub fonunun kurulup iletilmesinin gerek zekatn devlet tarafndan toplanmasnn gemite baz uygulama zorluklar vard. Fakat zamanmzn ulam ve haberleme imkanlar, dier teknik vastalar gemiteki zorluklar ve imkanszlklar ortadan kaldrmtr. Bu bakmdan gnmz mslmanlarnn bu iki Kur'ani ve slami messeseye kavumalar ve nimetlerinden yararlanmalar gerekir. Ancak bu ekilde zekatn toplanp kontrol edilmesi ile slam dnyasnda blgeleraras

ekonomik dengesizlikleri gidermek, yoksul slam beldelerindeki mslmanlara yardm salamak, hatta retim arttrc teknik hizmetleri gelitirmek, bilimsel faaliyetleri destekleyip yaygnlatrmak mmkn olabilir. Hasl slam'n ve mslmanlarn yararna ok byk mali mkanlar elde edebilirler. Drt Halife zamannda bu ictihadlarn o gnk artlarda fayda veya zarar elbette mnakaa konusu edilebilir. Mctehid isabetli bir ictihadda bulunmu ve faydal sonular vermise, gzel bir telakkiye gre on sevab, aksi olmusa yani bu ictihad isabetsiz ve faydasz olmusa bir sevab alr. Bu itibarla benim burada yaptm gibi ictihadlarn neticelerini tartmay o ictihadda bulunan kk drmek, beenmemek gibi manalandrmamak gerekir. Burada esas nemli olan ve zerinde durulmas gereken husus ilk slam devleti yneticilerinin zellikle ekonomik tedbirler almada ne kadar geni yetkileri bulunduudur. Toplumun yararn ve menfaatini gzetmede ok geni yetkilerle donatlmlardr. Tabii ki bu tedbirlerde esas olan devleti ve mslmanlarn menfaatini gzetmek ve insani deerleri muhafaza etmektir. Mellefet'l-kulub'a maa balanmas, zekatn toplanmas slam'n temel prensibidir. Drt halife zamannda yneticileri ve devlet icraatn balayc hkmler olmakla birlikte bu hkmlerin konulu illeti ve hikmet-i er'iyyeleri gz nnde bulundurularak uyguland gibi dier ekonomi ile ilgili slami hkmlerde de byle dnlmesi ve uygulamaya gidilmesi gerekir. Netice olarak: Hz. mer ve Hz. Osman'n szn ettiimiz ictihadlar mellefet'l-kulub fonunun kurulmasna veya zekatn devlet eliyle toplanmasna mani deildir. Bugn dnya mslmanlar bu iki Kur'ani messeseye iddetle muhta bulunuyorlar. Anayasalarn szde Kur'an'a gre belirtiyorlar. Arab devletlerinin petrolden kaynaklanan ekonomik glerini bu yolda kullanmadklarn esefle mahade etmekteyiz. Bunun yannda pek ok slam beldelerinde a ve yoksul durumda bulunan mslmanlar din kardelerinin yardmna iddetle muhta bulunuyorlar.